<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 16 Sep 2026 09:57:39 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Diz Kireçlenmesinde Yeni Dönem: Zayıflama İlaçları Rehbere Girdi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/diz-kireclenmesinde-yeni-donem-zayiflama-ilaclari-rehbere-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/diz-kireclenmesinde-yeni-donem-zayiflama-ilaclari-rehbere-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diz kireçlenmesinde tedavi yaklaşımı güncellendi. ACR, egzersiz ve uygun hastalarda kilo kaybını öne çıkarırken zayıflama ilaçlarını kilo yönetimi amacıyla koşullu seçenekler arasına aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Diz Kireçlenmesinde Yeni Rehber: GLP-1 İlaçları Neden Öneriler Arasına Girdi?</p>

<p>Eklem kireçlenmesi olarak bilinen osteoartritin tedavisinde dikkat çekici bir değişiklik yaşandı. Amerikan Romatoloji Koleji (ACR), 14 Eylül 2026’da açıkladığı güncellenmiş osteoartrit önerilerinde egzersiz, öz yönetim ve uygun hastalarda kilo kaybını tedavinin temel unsurları arasında tutarken, GLP-1 reseptör agonistlerini diz osteoartritinde belirli hastalar için koşullu seçenekler arasına aldı.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrım var: GLP-1 ilaçları doğrudan kıkırdağı onaran veya osteoartriti ortadan kaldıran ilaçlar olarak önerilmiyor. ACR’nin yeni yaklaşımında bu ilaçlar, klinik olarak uygun diz osteoartriti hastalarının optimal kiloya ulaşmasına yardımcı olmak amacıyla değerlendirilebilecek bir seçenek olarak yer alıyor.</p>

<p>Diz kireçlenmesi tedavisinde neler öneriliyor?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni ACR rehberi tek bir ilaç veya girişim yerine kapsamlı ve kişiye göre düzenlenen bir tedavi yaklaşımını öne çıkarıyor.</p>

<p>Güçlü önerilerin temelinde kişinin hastalığını yönetme becerisinin geliştirilmesi, egzersiz ve uygun hastalarda kilo kaybı bulunuyor.</p>

<p>Klinik açıdan uygun hastalarda topikal ve ağızdan kullanılan nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar (NSAİİ) da önemli tedavi seçenekleri arasında.</p>

<p>Eklem içine uygulanan glukokortikoid, yani kortizon enjeksiyonları da tedavi seçenekleri arasındaki yerini koruyor.</p>

<p>Tedavinin; hastanın ağrısı, fonksiyon kaybı, diğer hastalıkları, daha önce aldığı tedaviler, ilaç riskleri ve kişisel tercihleri dikkate alınarak belirlenmesi gerekiyor.</p>

<p>GLP-1 ilaçları neden diz kireçlenmesi rehberine girdi?</p>

<p>Yeni rehberin en dikkat çekici değişikliklerinden biri GLP-1 reseptör agonistlerine ilişkin koşullu öneri.</p>

<p>ACR’ye göre bu ilaçlar, klinik olarak uygun olduğunda diz osteoartriti bulunan kişilerin optimal kiloya ulaşmasına yardımcı olmak amacıyla düşünülebilir.</p>

<p>Bu ayrım önemli. Rehber, GLP-1 ilaçlarını tüm diz kireçlenmesi hastalarının kullanması gereken yeni bir osteoartrit tedavisi olarak tanımlamıyor.</p>

<p>“Koşullu öneri” de güçlü bir tavsiye anlamına gelmiyor. ACR, bu tür kararların beklenen yarar, olası zarar, hastanın diğer hastalıkları, tedavi yükü, maliyet ve erişim gibi faktörler değerlendirilerek hasta ile hekim arasında verilmesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>GLP-1 ilaçları kireçlenmeyi tedavi ediyor mu?</p>

<p>Mevcut rehber açısından bunu söylemek doğru değil.</p>

<p>GLP-1 ilaçlarının öneriye girmesindeki temel nokta kilo yönetimi. Fazla vücut ağırlığı özellikle diz gibi yük taşıyan eklemlerde mekanik yükü artırabilir. Kilo kaybı bu nedenle fazla kilolu veya obezitesi bulunan uygun osteoartrit hastalarında tedavinin önemli parçalarından biri.</p>

<p>Dolayısıyla “GLP-1 kireçlenme ilacı oldu” ifadesi bilimsel açıdan fazla geniş olur. Daha doğru ifade, “GLP-1 ilaçları diz osteoartritinde uygun hastalarda kilo yönetimine yardımcı olmak amacıyla koşullu olarak önerildi” şeklinde.</p>

<p>Egzersiz hâlâ tedavinin merkezinde</p>

<p>Yeni ve dikkat çekici ilaç seçeneklerine rağmen rehberin temel mesajlarından biri değişmedi: Egzersiz osteoartrit yönetiminin merkezindeki güçlü önerilerden biri.</p>

<p>Bu nedenle yeni GLP-1 önerisinin egzersizin yerini aldığı şeklinde yorumlanmaması gerekiyor.</p>

<p>ACR aynı zamanda uygun hastalarda kilo kaybını ve hastanın kendi hastalığını yönetebilmesini sağlayan öz yönetim yaklaşımlarını da güçlü biçimde destekliyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle yeni rehber, osteoartrit tedavisini yalnızca ilaçlardan oluşan bir yaklaşım olarak görmüyor.</p>

<p>Kortizon enjeksiyonları artık önerilmiyor mu?</p>

<p>Hayır. Güncellenmiş ACR açıklamasında eklem içi glukokortikoid enjeksiyonları güçlü öneriler arasında sayılan tedavi yaklaşımlarından biri olmaya devam ediyor.</p>

<p>Ancak bu, her osteoartrit hastasına kortizon enjeksiyonu yapılması gerektiği anlamına gelmiyor. Hangi eklemin etkilendiği, hastanın yakınmaları, eşlik eden hastalıkları ve önceki tedavileri karar üzerinde etkili.</p>

<p>PRP ve kök hücre enjeksiyonlarında önemli nüans</p>

<p>PRP (trombositten zengin plazma) ve kök hücre uygulamalarına ilişkin haberlerde özellikle dikkatli olmak gerekiyor.</p>

<p>ACR’nin 2019/2020 osteoartrit rehberinde PRP tedavisi diz ve kalça osteoartritinde güçlü biçimde önerilmiyordu. Bunun önemli nedenlerinden biri kullanılan PRP preparatları ve uygulama tekniklerindeki standardizasyon eksikliğiydi.</p>

<p>Aynı rehberde kök hücre enjeksiyonları da diz ve kalça osteoartriti için güçlü biçimde önerilmiyordu; burada da kullanılan hücresel ürünler ve yöntemler arasındaki heterojenlik önemli bir sorun olarak gösterilmişti.</p>

<p>14 Eylül 2026 tarihli ACR duyurusu, güncellenen rehberde kanıtların desteklemediği veya zarar, maliyet ve diğer kaygıların beklenen yarardan ağır bastığı çeşitli enjeksiyon ve oral tedavilere karşı güçlü ya da koşullu öneriler bulunduğunu belirtiyor. Ancak yayımlanan basın açıklaması bu tedavilerin tamamını tek tek sıralamıyor.</p>

<p>Bu nedenle yeni rehberin tam öneri tabloları dikkate alınmadan “2026 rehberi PRP ve kök hücreyi ilk kez reddetti” demek doğru olmaz. ACR’nin bu uygulamalara karşı güçlü yaklaşımı zaten önceki rehberde bulunuyordu.</p>

<p>Ayrıca farklı uzmanlık kuruluşlarının PRP gibi uygulamalara ilişkin önerileri birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle tek bir kuruluşun rehberi tüm dünyadaki tıbbi görüş birliği olarak yorumlanmamalı.</p>

<p>Metotreksatta önemli değişiklik: Her el kireçlenmesi için değil</p>

<p>Yeni rehberdeki ikinci önemli değişiklik metotreksatla ilgili.</p>

<p>ACR, metotreksatın eroziv el osteoartriti bulunan kişilerde koşullu olarak değerlendirilebileceğini açıkladı.</p>

<p>Buradaki “eroziv” ifadesi kritik öneme sahip. Öneri bütün el osteoartriti hastalarını kapsamıyor.</p>

<p>Daha da dikkat çekici olan, önceki ACR/Arthritis Foundation rehberinde metotreksatın diz, kalça ve el osteoartritinde güçlü biçimde önerilmemiş olması. Yeni koşullu öneri bu nedenle özellikle eroziv el osteoartriti açısından kayda değer bir değişiklik oluşturuyor.</p>

<p>Bu gelişme “metotreksat artık bütün kireçlenmelerde kullanılabilir” şeklinde yorumlanmamalı. ACR’nin açıkladığı yeni olumlu öneri spesifik olarak eroziv el osteoartritine yönelik.</p>

<p>Osteoartrit tedavisinde neden tek reçete yok?</p>

<p>Osteoartrit yalnızca eklem kıkırdağının aşınmasından ibaret basit bir süreç olarak değerlendirilmiyor. Ağrı, sertlik, şişlik ve hareket kısıtlılığına yol açabilen ve kişinin günlük yaşamını önemli ölçüde etkileyebilen bir eklem hastalığı.</p>

<p>Üstelik diz, kalça ve el osteoartriti aynı şekilde yönetilmeyebilir.</p>

<p>ACR bu nedenle tedavinin hastalığın şiddeti, ağrı ve fonksiyon kaybı, eşlik eden hastalıklar, daha önce geçirilen ameliyatlar, ilaçların riskleri, tedaviye erişim ve hastanın tercihleri dikkate alınarak kişiselleştirilmesini istiyor.</p>

<p>Yeni rehberden çıkarılabilecek temel sonuç ne?</p>

<p>2026 güncellemesinin en önemli mesajı “kireçlenmenin yeni ilacı GLP-1 oldu” değil.</p>

<p>Asıl değişiklik, kilo yönetiminin osteoartrit tedavisindeki öneminin yeni farmakolojik seçeneklerle desteklenmesi ve GLP-1 reseptör agonistlerinin klinik olarak uygun diz osteoartriti hastalarında optimal kiloya ulaşmaya yardımcı olmak amacıyla koşullu seçenek haline gelmesi.</p>

<p>Buna karşılık egzersiz, uygun hastalarda kilo kaybı ve öz yönetim gibi temel yaklaşımlar güçlü konumlarını koruyor.</p>

<p>Eroziv el osteoartritinde metotreksata yönelik yeni koşullu öneri de rehberdeki diğer önemli değişikliklerden biri.</p>

<p>Yeni öneriler, osteoartrit tedavisinin tek bir ilaç veya enjeksiyondan ziyade hastanın özelliklerine göre oluşturulan kapsamlı bir plan olması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişisel tanı veya tedavi önerisi değildir. Osteoartrit tedavisi; etkilenen eklem, hastalığın şiddeti, vücut ağırlığı, eşlik eden hastalıklar ve kullanılan ilaçlara göre değişebilir. GLP-1 ilaçları, metotreksat, NSAİİ veya eklem içi enjeksiyonlar hekim değerlendirmesi olmadan başlanmamalı veya değiştirilmemelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>American College of Rheumatology — American College of Rheumatology Updates Osteoarthritis Guidance, Reinforcing Personalized, Comprehensive Care, 14 Eylül 2026</p>

<p>American College of Rheumatology/Arthritis Foundation — 2019 Guideline for the Management of Osteoarthritis of the Hand, Hip, and Knee, Arthritis &amp; Rheumatology / Arthritis Care &amp; Research, 2020</p>

<p>Kolasinski SL, Neogi T, Hochberg MC ve ark. — 2019 American College of Rheumatology/Arthritis Foundation Guideline for the Management of Osteoarthritis of the Hand, Hip, and Knee </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/diz-kireclenmesinde-yeni-donem-zayiflama-ilaclari-rehbere-girdi</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0699.jpeg" type="image/jpeg" length="31536"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Antalya’da Sağlık Yönetiminde Devam Sinyali: Behzat Özkan İçin Güçlü Kulis]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/antalyada-saglik-yonetiminde-devam-sinyali-behzat-ozkan-icin-guclu-kulis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/antalyada-saglik-yonetiminde-devam-sinyali-behzat-ozkan-icin-guclu-kulis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya sağlık yönetiminde yeni dönem için dikkatler Prof. Dr. Behzat Özkan’a çevrildi. Sağlık camiasından edinilen güçlü kulis bilgilerine göre, yaklaşık iki yıldır Antalya İl Sağlık Müdürlüğü görevini yürüten Özkan’ın yeni dönemde de görevine devam etmesi bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Henüz yeniden atamaya ilişkin resmî bir açıklama yapılmış değil. Ancak sağlık çevrelerinde Prof. Dr. Behzat Özkan ile Antalya’da sağlık yönetiminde devamlılık sağlanacağı yönündeki beklenti güçlenmiş durumda.</p>

<p>Özkan’ın son haftalarda da kent genelinde hastaneler, birinci basamak sağlık kuruluşları ve devam eden yatırımlara yönelik saha çalışmalarını sürdürmesi dikkat çekiyor.</p>

<p>Antalya’da yoğun bir sağlık gündemi</p>

<p>Prof. Dr. Behzat Özkan, 23 Eylül 2024 tarihinde Antalya İl Sağlık Müdürü olarak göreve başladı.</p>

<p>Özkan’ın görev dönemi Antalya açısından yalnızca mevcut sağlık hizmetlerinin yönetildiği değil, aynı zamanda yeni hastane yatırımlarının ve sağlık kapasitesini artırmaya yönelik projelerin gündemde olduğu yoğun bir dönem oldu.</p>

<p>Bunların başında Aksu’da yapımı devam eden 300 yataklı yeni devlet hastanesi geliyor. Projenin tamamlanmasıyla Aksu ve çevresindeki yerleşimlerin sağlık hizmeti kapasitesinin önemli ölçüde artırılması hedefleniyor.</p>

<p>Antalya Atatürk Devlet Hastanesinin yeniden yapılması ve Serik’e yönelik yeni hastane çalışmaları da kentin önümüzdeki dönemdeki önemli sağlık yatırımları arasında bulunuyor.</p>

<p>Özkan, yatırımların yanı sıra ilçelerde sunulan sağlık hizmetlerini de sahada takip ediyor. Eylül 2026’nın ilk günlerinde Elmalı Devlet Hastanesi ile ilçedeki sağlık kuruluşlarında incelemelerde bulunması, sağlık hizmetlerinin yerinde değerlendirilmesine yönelik çalışmaların son dönemde de sürdüğünü gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>112’de dikkat çeken performans</p>

<p>Özkan döneminde Antalya’nın acil sağlık hizmetlerine ilişkin açıklanan veriler de dikkat çekiyor.</p>

<p>2026 yılında açıklanan verilere göre Antalya’da 112 Acil Sağlık ekipleri, ihbarın ardından şehir merkezindeki vakalara en geç 10 dakika, kırsal bölgelerde ise en geç 30 dakika içerisinde ulaşabiliyor.</p>

<p>Prof. Dr. Özkan, Antalya’nın geniş coğrafyası ve dağınık kırsal yerleşim yapısına rağmen ulaşılan bu sürelerin önemine dikkat çekmişti.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından Antalya’ya 15 yeni ambulans kazandırılması da kentin acil sağlık hizmetleri kapasitesini güçlendiren gelişmelerden biri oldu.</p>

<p>Aynı dönemde Antalya Şehir Hastanesine 12 yeni yoğun bakım yatağı kazandırıldığı açıklandı.</p>

<p>Evde sağlıkta 120 bin hastaya hizmet</p>

<p>Antalya’da son dönemde öne çıkan bir diğer alan ise evde sağlık hizmetleri oldu.</p>

<p>2025 yılı içerisinde kent genelinde 120 bin hastaya evde sağlık kapsamında muayene, tahlil, tıbbi bakım, psikolojik ve sosyal destek hizmetleri sunuldu.</p>

<p>Özellikle yatağa bağımlı, ileri yaştaki, engelli ve kronik hastalığı bulunan vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması amacıyla evde sağlık ekiplerinin ilçelere ve kırsal bölgelere kadar ulaşması sağlandı.</p>

<p>Bu model 2026 yılında yeni uygulamalarla da devam etti. Kepez Devlet Hastanesinde yürütülen multidisipliner evde sağlık modelinde hekim, fizyoterapist, psikolog ve diyetisyen gibi farklı sağlık profesyonellerinin aynı sistem içerisinde hastayı takip etmesi öne çıktı.</p>

<p>Hastaneden birinci basamağa geniş saha yönetimi</p>

<p>Özkan’ın Antalya’daki yönetim döneminde yalnız büyük hastane yatırımlarının değil, aile sağlığı merkezleri, KETEM’ler ve ilçe sağlık kuruluşlarının da gündemde tutulması dikkat çekti.</p>

<p>Son dönemde Elmalı’da Antalya Ticaret ve Sanayi Odası, Elmalı Belediyesi ve Antalya İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirilen Eğitim ve Sağlık Merkezi bünyesinde Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) ile Aile Sağlığı Merkezi hizmete kazandırıldı.</p>

<p>Özkan’ın özellikle ilçelerde sağlık hizmetlerini yerinde inceleyen saha yönetimi anlayışı, görev süresinin belirgin özelliklerinden biri oldu.</p>

<p>Akademisyen kimliğiyle sağlık yönetiminde</p>

<p>Prof. Dr. Behzat Özkan, sağlık bürokrasisinin yanı sıra uzun bir akademik geçmişe sahip.</p>

<p>1964 yılında Trabzon’un Sürmene ilçesinde doğan Özkan, 1989 yılında Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu.</p>

<p>1994 yılında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatri Anabilim Dalında çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlığını tamamladı. Ardından Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatri Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalında eğitim aldı.</p>

<p>2000 yılında doçent, 2006 yılında profesör unvanını aldı.</p>

<p>Akademik kariyerinin yanında sağlık yönetiminin farklı kademelerinde de görev yapan Özkan, Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanelerinde başhekim yardımcılığı yaptı.</p>

<p>2012 yılında İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi oldu. Aynı yıl Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu İzmir İli Güney Bölgesi Genel Sekreterliği görevine getirildi ve 2017 yılına kadar bu görevi yürüttü.</p>

<p>Daha sonra Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan Özkan, 2020-2024 yılları arasında hastanenin başhekimliğini yürüttü.</p>

<p>23 Eylül 2024 tarihinde ise Antalya İl Sağlık Müdürü olarak göreve başladı.</p>

<p>Antalya’da sağlık yönetiminde devamlılık beklentisi</p>

<p>Yaklaşık iki yıllık dönemde hastane yatırımlarından 112 Acil Sağlık hizmetlerine, evde sağlıktan birinci basamağa kadar geniş bir alanda çalışmalar yürüten Prof. Dr. Behzat Özkan’ın yeni dönemde de Antalya sağlık yönetiminin başında kalacağı yönündeki beklenti sağlık camiasında güçleniyor.</p>

<p>Özkan’ın yeniden Antalya İl Sağlık Müdürlüğü görevine atanacağı yönünde güçlü kulis bilgileri bulunurken, süreç henüz resmî makamlar tarafından açıklanmış değil.</p>

<p>Bu nedenle gözler şimdi Sağlık Bakanlığından gelecek resmî açıklamaya çevrildi.</p>

<p>Resmî kararın açıklanması halinde Antalya’da sağlık yönetiminde Prof. Dr. Behzat Özkan ile yeni bir dönemin başlaması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/antalyada-saglik-yonetiminde-devam-sinyali-behzat-ozkan-icin-guclu-kulis</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0698.jpeg" type="image/jpeg" length="33495"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şalgam Suyu ve Siyah Havuç Kanser Hücrelerini Azaltır mı? Araştırmalar Ne Gösteriyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/salgam-suyu-ve-siyah-havuc-kanser-hucrelerini-azaltir-mi-arastirmalar-ne-gosteriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/salgam-suyu-ve-siyah-havuc-kanser-hucrelerini-azaltir-mi-arastirmalar-ne-gosteriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siyah havuç antosiyaninleri ve şalgamdan izole edilen bazı bakteriler, kanser hücreleri üzerinde laboratuvarda incelendi. Bulgular dikkat çekici olsa da şalgamın insanlarda kanseri tedavi ettiğini göstermiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>SİYAH HAVUÇ VE ŞALGAM KANSERİ TEDAVİ EDER Mİ?</p>

<p>Siyah havuç ve şalgam suyunun kanseri tedavi ettiği henüz gösterilmiş değil. Son günlerde gündeme gelen sonuçlar, insanlarda yapılmış bir kanser tedavisi çalışmasından değil; belirli bileşik ve bakterilerin laboratuvar ortamındaki kanser hücreleri üzerinde incelendiği deneylerden geliyor.</p>

<p>Erciyes Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü de 14 Eylül 2026 tarihli açıklamasında, siyah havuçtaki antosiyaninler ile şalgam suyundan izole edilen laktik asit bakterilerinin kolon, karaciğer ve bağırsak kanseri hücreleri üzerindeki etkilerinin araştırıldığını doğruladı.</p>

<p>Burada gözden kaçırılmaması gereken önemli bir ayrıntı var: Kamuoyunda tek bir araştırmaymış gibi gündeme gelen bulgular aslında farklı tarihlerde gerçekleştirilen iki ayrı bilimsel çalışma hattına dayanıyor.</p>

<p>SİYAH HAVUÇ ARAŞTIRMASINDA NE YAPILDI?</p>

<p>Araştırmaların ilk ayağı siyah havuca odaklanıyor.</p>

<p>Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Doğan'ın danışmanlığında Dr. Duygu Aslan Türker tarafından yürütülen doktora çalışmasında siyah havuçtan elde edilen antosiyaninlerin biyolojik özellikleri araştırıldı.</p>

<p>Antosiyaninler, siyah havucun karakteristik koyu mor renginden sorumlu doğal pigmentler arasında yer alıyor. Kırmızı, mor ve mavi renkli çok sayıda bitkisel besinde bulunan bu bileşikler antioksidan özellikleri nedeniyle uzun süredir bilimsel araştırmalara konu oluyor.</p>

<p>Araştırmacılar siyah havuçtan elde edilen antosiyaninleri kolon ve karaciğer kanseri hücre hatları üzerinde laboratuvar koşullarında değerlendirdi.</p>

<p>Çalışmada bu bileşiklerin kanser hücrelerinin çoğalması üzerinde baskılayıcı etki gösterdiği bildirildi.</p>

<p>Erciyes Üniversitesi, söz konusu çalışmaların sonuçlarının uluslararası Q1 kategorisindeki bilimsel dergilerde yayımlandığını açıkladı.</p>

<p>Siyah havuç çalışmasının ilgili sonuçları 2022 yılında Food and Bioproducts Processing dergisinde yayımlandı.</p>

<p>ŞALGAM ARAŞTIRMASI AYRI BİR ÇALIŞMA</p>

<p>İkinci araştırma ise doğrudan siyah havucun kendisinden çok, siyah havucun da kullanıldığı fermente bir ürün olan şalgam suyundaki mikroorganizmalara odaklandı.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Yetiman'ın yürütücülüğündeki araştırmada şalgam suyundan laktik asit bakterileri izole edildi.</p>

<p>Prof. Dr. Mahmut Doğan'ın araştırmaya ilişkin açıklamasına göre şalgam suyundan yaklaşık 50–55 farklı laktik asit bakterisi izole edildi.</p>

<p>Araştırmacılar bunların antioksidan özellikleri ve diğer fonksiyonel niteliklerini değerlendirerek ileri deneylerde kullanılacak bakterileri seçti.</p>

<p>Çalışmanın sonuçları 2026 yılında Probiotics and Antimicrobial Proteins dergisinde yayımlandı.</p>

<p>LACTOBACILLUS BREVIS NEDEN İNCELENDİ?</p>

<p>Araştırmada öne çıkan mikroorganizmalardan biri Lactobacillus brevis oldu.</p>

<p>Bu bakteri fermente gıdalarda bulunabilen laktik asit bakterilerinden biri.</p>

<p>Araştırmacılar seçilen bakterinin kanser hücre kültürleri üzerindeki etkisini incelemek için Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi İmmünoloji Bölümü ile iş birliği yaptı.</p>

<p>Deneyler canlı insanlarda değil, laboratuvar ortamındaki hücre kültürlerinde gerçekleştirildi.</p>

<p>İncelenen hücreler arasında bağırsak kanseri hücreleri de bulunuyordu.</p>

<p>YÜZDE 90–95 RAKAMI NEREDEN GELİYOR?</p>

<p>Haberlerin en dikkat çekici bölümü kuşkusuz yüzde 90–95 rakamı.</p>

<p>Prof. Dr. Mahmut Doğan, hücre kültürü çalışmalarında elde edilen bakterinin ince ve kalın bağırsak kanseri hücrelerinde yüzde 90–95 düzeyinde hücreleri bozduğunu ve azalttığını gözlemlediklerini açıkladı.</p>

<p>Ancak bu rakamı doğru yorumlamak kritik önem taşıyor.</p>

<p>Yüzde 90–95, şalgam suyu içen kanser hastalarının yüzde 90–95'inin iyileştiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Kanser riskinin yüzde 90–95 azaldığı anlamına da gelmiyor.</p>

<p>Şalgamın kanseri yüzde 90–95 oranında önlediğini de göstermiyor.</p>

<p>Rakam, belirli laboratuvar koşullarında belirli kanser hücre kültürleri üzerinde gerçekleştirilen deneylerden geliyor.</p>

<p>Hücre kültürü sonuçları ile insan vücudunda elde edilecek klinik sonuçlar birbirinden tamamen farklı olabilir.</p>

<p>"ŞALGAM SUYU KANSER HÜCRELERİNİ YÜZDE 95 YOK EDİYOR" DENEBİLİR Mİ?</p>

<p>Bu ifade bilimsel açıdan fazla genelleyici olur.</p>

<p>Araştırmada marketten alınan bir bardak şalgam suyunun kanser hastalarına verilmesi ve tümörlerin küçülmesinin gözlenmesi gibi bir deney yapılmadı.</p>

<p>Şalgam suyundan izole edilen belirli bakteriler laboratuvar ortamında seçildi ve bunların belirli hücre kültürlerindeki etkileri incelendi.</p>

<p>Bir bakterinin kontrollü laboratuvar koşullarındaki konsantrasyonu ile kişinin şalgam içtikten sonra bağırsaklarında ortaya çıkacak biyolojik durum aynı şey değil.</p>

<p>Bu nedenle araştırmanın sonucu "şalgam içmek kanser hücrelerini yüzde 95 azaltıyor" şeklinde aktarılamaz.</p>

<p>HÜCRE KÜLTÜRÜ ÇALIŞMASI NEDİR?</p>

<p>Hücre kültürü çalışmaları yeni ilaçların, moleküllerin, bakterilerin ve biyolojik maddelerin araştırılmasında bilim insanlarının kullandığı önemli ilk basamaklardan biri.</p>

<p>Belirli insan veya hayvan hücreleri kontrollü laboratuvar ortamında yetiştirilerek araştırılan maddenin hücreler üzerindeki etkisi gözleniyor.</p>

<p>Bu çalışmalar bir maddenin araştırılmaya değer olup olmadığını gösterebilir.</p>

<p>Ancak insan vücudu laboratuvar kabındaki hücrelerden çok daha karmaşık.</p>

<p>Bir maddenin sindirim sisteminden ne kadar emildiği, hangi dokulara ulaştığı, vücutta nasıl metabolize edildiği, güvenli dozu ve diğer hücreler üzerindeki etkileri ancak sonraki araştırma aşamalarında anlaşılabilir.</p>

<p>LABORATUVARDA ETKİLİ OLMAK NEDEN YETERLİ DEĞİL?</p>

<p>Kanser araştırmalarında binlerce molekül ve doğal bileşik laboratuvar ortamında kanser hücreleri üzerinde etkili sonuçlar verebilir.</p>

<p>Bunların yalnızca küçük bir bölümü hayvan çalışmalarına, daha küçük bir bölümü insan araştırmalarına ve çok daha azı güvenli ve etkili bir tedaviye dönüşür.</p>

<p>Bunun önemli nedenlerinden biri laboratuvarda hücrelere doğrudan uygulanabilen konsantrasyonların insan vücudunda aynı biçimde elde edilememesidir.</p>

<p>Ayrıca kanser tek bir hastalık değildir.</p>

<p>Aynı organdaki kanserlerin bile genetik özellikleri, tedaviye verdikleri yanıt ve biyolojik davranışları birbirinden farklı olabilir.</p>

<p>SİYAH HAVUÇ YEMEK KANSERİ ÖNLER Mİ?</p>

<p>Mevcut araştırmalardan böyle bir sonuç çıkarılamaz.</p>

<p>Siyah havuç; lif, çeşitli vitaminler, mineraller ve antosiyaninler dahil bitkisel bileşikler içeren bir sebzedir ve dengeli beslenmenin parçası olabilir.</p>

<p>Ancak belirli bir besini tüketmenin tek başına kanseri önlediği veya mevcut kanseri tedavi ettiği söylenemez.</p>

<p>Siyah havuç antosiyaninlerinin hücre kültüründeki etkilerinin araştırılması, siyah havuç tüketen insanlarda kanser görülmeyeceği anlamına gelmez.</p>

<p>ŞALGAM SUYU İÇMEK KANSERDEN KORUR MU?</p>

<p>Şu anda bunu kanıtlayan klinik veri bulunmuyor.</p>

<p>Fermente gıdalardaki mikroorganizmalar ve bunların metabolitleri bağırsak mikrobiyotası, bağışıklık sistemi ve metabolizma açısından aktif bir araştırma alanı.</p>

<p>Ancak belirli bir fermente içeceğin insanlarda kanseri önlediğini söyleyebilmek için epidemiyolojik çalışmaların ve tercihen kontrollü insan araştırmalarının bunu desteklemesi gerekir.</p>

<p>Şalgam araştırmasındaki mevcut bulgular bu kanıt düzeyinde değil.</p>

<p>ŞALGAMIN TUZ İÇERİĞİ DE UNUTULMAMALI</p>

<p>Bir gıdanın laboratuvarda incelenen potansiyel yararları, günlük tüketimdeki bütün özelliklerinin göz ardı edilmesi anlamına gelmez.</p>

<p>Şalgam suyu üretim yöntemine ve ürüne göre önemli miktarda tuz içerebilir.</p>

<p>Hipertansiyonu, kalp veya böbrek hastalığı bulunan ya da sodyum tüketimini sınırlaması önerilmiş kişilerin yüksek tuzlu içecekleri tüketirken dikkatli olması gerekir.</p>

<p>Bu nedenle "kanser araştırmasında incelendi" diye şalgam tüketimini kontrolsüz biçimde artırmak doğru bir yaklaşım olmaz.</p>

<p>İKİ ÇALIŞMA NEDEN ÖNEMLİ?</p>

<p>Araştırmaların asıl bilimsel değeri, sofradaki bir besini doğrudan "kanser ilacı" ilan etmek değil.</p>

<p>Siyah havuç çalışması bitkisel antosiyaninlerin biyolojik özellikleri konusunda yeni araştırmalara zemin hazırlıyor.</p>

<p>Şalgam çalışması ise geleneksel fermente ürünlerde bulunan mikroorganizmaların potansiyel fonksiyonel özelliklerinin araştırılabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bu tür bulgular gelecekte hangi moleküllerin veya mikroorganizmaların daha ayrıntılı araştırılması gerektiğini belirlemeye yardımcı olabilir.</p>

<p>Bir sonraki bilimsel basamaklardan biri deney hayvanlarında etkinlik ve güvenlilik çalışmalarının yapılması olabilir.</p>

<p>Ancak hayvanlarda başarılı sonuç alınması bile doğrudan insanlarda işe yarayacağı anlamına gelmez.</p>

<p>İnsanlarda etkinlik ve güvenliliğin anlaşılması için ayrıca klinik araştırmalar gerekir.</p>

<p>ARAŞTIRMACILAR DA SONRAKİ AŞAMAYA İŞARET EDİYOR</p>

<p>Prof. Dr. Mahmut Doğan da elde edilen sonuçların ardından çalışmaların ileri aşamalara taşınması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Araştırma hattının hayvan modellerinde ve daha sonra uygun bilimsel koşullar sağlanması halinde insanlarda değerlendirilmesi, laboratuvar bulgularının gerçek klinik öneminin anlaşılması açısından gerekli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dolayısıyla bugün için çıkarılabilecek en doğru sonuç şu:</p>

<p>Siyah havuçtaki belirli antosiyaninler ile şalgam suyundan izole edilen belirli laktik asit bakterileri laboratuvar ortamındaki kanser hücrelerinde dikkat çekici etkiler gösterdi.</p>

<p>Fakat bu bulgular henüz siyah havuç veya şalgam suyunun insanlarda kanseri önlediğini ya da tedavi ettiğini kanıtlamıyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Siyah havuç, şalgam suyu veya başka bir besin kanser tedavisinin yerine kullanılmamalıdır. Kanser tanısı bulunan kişilerin tedavilerini değiştirmeden veya tamamlayıcı ürün kullanmadan önce onkoloji ekipleriyle görüşmeleri gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü</p>

<p>Food and Bioproducts Processing</p>

<p>Probiotics and Antimicrobial Proteins</p>

<p>Anadolu Ajansı </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/salgam-suyu-ve-siyah-havuc-kanser-hucrelerini-azaltir-mi-arastirmalar-ne-gosteriyor</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0695.jpeg" type="image/jpeg" length="41000"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Serebral Küçük Damar Hastalığı ve Depresyon: 40 Bin Kişilik Analiz Ne Gösterdi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/serebral-kucuk-damar-hastaligi-ve-depresyon-40-bin-kisilik-analiz-ne-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/serebral-kucuk-damar-hastaligi-ve-depresyon-40-bin-kisilik-analiz-ne-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Serebral küçük damar hastalığı depresyonla ilişkili bulundu. Yaklaşık 40 bin kişilik yeni analiz, ilişkinin MR’da görülen damar hasarının türüne göre önemli ölçüde değişebildiğini gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Serebral Küçük Damar Hastalığı ve Depresyon: 40 Bin Kişilik Analiz Ne Gösterdi?</p>

<p>Beynin küçük damarlarını etkileyen serebral küçük damar hastalığı (CSVD), depresyonla anlamlı biçimde ilişkili olabilir. Ancak yeni bir sistematik derleme ve meta-analiz, bu ilişkinin beyindeki her damar hasarı bulgusunda aynı güçte olmadığını gösteriyor.</p>

<p>General Hospital Psychiatry dergisinde 8 Eylül 2026'da yayımlanan araştırmada, 2006-2025 yılları arasında yayımlanmış 28 gözlemsel çalışmanın verileri değerlendirildi. Analize yaklaşık 40 bin ileri yaştaki yetişkin dahil edildi.</p>

<p>Araştırmacılar yalnızca “küçük damar hastalığı var mı?” sorusuna bakmadı. Beyaz madde hiperintensiteleri, genişlemiş perivasküler boşluklar, serebral mikrokanamalar ve laküner enfarktlar gibi farklı MR bulgularının depresyonla ilişkisini ayrı ayrı değerlendirdi.</p>

<p>Sonuç dikkat çekiciydi: Küçük damar hastalığının depresyonla ilişkisi, beyindeki hasarın türüne göre belirgin biçimde değişiyordu.</p>

<p>Serebral küçük damar hastalığı depresyonla ne kadar ilişkili?</p>

<p>Meta-analizde serebral küçük damar hastalığı bulunan kişilerde depresyon görülme olasılığı, hastalığı bulunmayanlara kıyasla daha yüksek bulundu.</p>

<p>Birleştirilmiş sonuçta OR 1,66 olarak hesaplandı (yüzde 95 güven aralığı 1,48-1,87).</p>

<p>Bu sonuç günlük dilde sıklıkla “yüzde 66 daha yüksek risk” şeklinde ifade edilebilse de burada ölçülen değer bir odds oranıdır (OR); doğrudan mutlak risk artışı anlamına gelmez.</p>

<p>Daha önemlisi, tek tek MR bulgularına bakıldığında ilişkinin büyüklüğü aynı değildi.</p>

<p>Beyin MR'ındaki hangi bulgular depresyonla ilişkili?</p>

<p>Araştırmada beyaz madde hiperintensiteleri bulunanlarda depresyonla ilişki için OR 1,40 bulundu.</p>

<p>Beyindeki küçük damarların çevresinde bulunan genişlemiş perivasküler boşluklarda bu değer 1,74'tü.</p>

<p>Serebral mikrokanamalarda ise OR 2,06 olarak hesaplandı. Bu, çalışmada incelenen tekil görüntüleme belirteçleri arasında daha güçlü ilişkilerden biriydi.</p>

<p>Birden fazla küçük damar hastalığı bulgusunu birlikte değerlendiren toplam CSVD yükü skorunda ilişki daha da belirgindi ve OR 2,62 olarak bildirildi.</p>

<p>Ancak laküner enfarktlar için aynı tablo görülmedi. Laküner enfarkt ile depresyon arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı değildi (OR 1,25; p=0,344).</p>

<p>Bu ayrım önemli: “Beyindeki her küçük damar hasarı depresyon riskini aynı şekilde artırıyor” sonucuna varmak mevcut verilerle doğru değil.</p>

<p>Beyaz madde hiperintensiteleri nedir?</p>

<p>Beyaz madde hiperintensiteleri, özellikle ileri yaşlarda beyin MR'ında sık görülebilen parlak alanlardır. Küçük damar hastalığının önemli görüntüleme işaretlerinden biri kabul edilir.</p>

<p>Hipertansiyon ve yaşlanma başta olmak üzere çeşitli vasküler faktörlerle ilişkili olabilirler.</p>

<p>Önceki araştırmalarda da daha fazla beyaz madde hiperintensitesinin özellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan depresif belirtilerle ilişkili olabileceğine dair bulgular elde edilmişti.</p>

<p>2020'de yayımlanan ve uzunlamasına kohort çalışmalarını değerlendiren başka bir meta-analizde de başlangıçtaki beyaz madde hiperintensiteleri daha sonra ortaya çıkan depresyonla ilişkili bulunmuştu.</p>

<p>Beyindeki damar hastalığı depresyonu nasıl etkileyebilir?</p>

<p>Bu sorunun kesin yanıtı henüz bilinmiyor.</p>

<p>Öne çıkan açıklamalardan biri “vasküler depresyon” hipotezi.</p>

<p>Beyindeki küçük damarların hasarlanması zamanla beyaz maddenin yapısını ve beynin farklı bölgeleri arasındaki bağlantıları etkileyebilir. Özellikle duygu durumunun düzenlenmesinde görev alan frontal ve subkortikal sinir ağlarındaki bozulmanın depresif belirtilerin ortaya çıkmasına katkıda bulunabileceği düşünülüyor.</p>

<p>Daha önce yapılan difüzyon MR çalışmalarında da küçük damar hastalığı bulunan ve depresif belirtiler yaşayan kişilerde beyaz madde bütünlüğündeki bozulmayla depresif belirtiler arasında bağlantılar gösterildi.</p>

<p>Ancak bu mekanizma henüz neden-sonuç ilişkisi olarak kanıtlanmış değil.</p>

<p>Yeni başlayan depresyonla da bağlantı bulundu</p>

<p>Araştırmacılar depresyonun farklı türlerini ayrıca değerlendirdi.</p>

<p>Serebral küçük damar hastalığı ile daha sonra ortaya çıkan yeni depresyon arasındaki birleştirilmiş ilişki OR 1,44 olarak hesaplandı.</p>

<p>İnme sonrası depresyon için ise OR 2,00 bulundu.</p>

<p>Bu sonuçlar, küçük damar hastalığı ile depresyon arasındaki ilişkinin kişinin klinik durumuna göre de değişebileceğini düşündürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etnik gruplar arasında farklı sonuçlar</p>

<p>Meta-analizin dikkat çeken sonuçlarından biri de popülasyonlar arasındaki farklılıktı.</p>

<p>Asya popülasyonlarında CSVD ile depresyon arasındaki birleştirilmiş OR 2,17 iken, Asya dışındaki popülasyonlarda 1,39 olarak hesaplandı.</p>

<p>Ancak bu sonuç, etnik kökenin tek başına depresyon riskini belirlediği şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<p>Araştırmalar arasındaki yaş, damar hastalığı yükü, sağlık koşulları, depresyonun değerlendirilme yöntemi ve diğer klinik farklılıklar sonuçları etkileyebilir. Bu nedenle araştırmacılar daha standart yöntemlerle yapılacak ileri çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.</p>

<p>MR'da küçük damar hastalığı görülmesi depresyon gelişeceği anlamına gelir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Araştırmanın en önemli sınırı burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>İncelenen çalışmalar gözlemseldi. Bu nedenle küçük damar hastalığının depresyona doğrudan neden olduğu söylenemez.</p>

<p>İki durum ortak risk faktörlerinden etkileniyor olabilir. Ayrıca ilişkinin iki yönlü olabileceği ihtimali de dışlanmış değil.</p>

<p>Dolayısıyla beyin MR'ında beyaz madde hiperintensitesi, genişlemiş perivasküler boşluk veya mikrokanama görülmesi kişinin depresyon geliştireceği anlamına gelmez.</p>

<p>Aynı şekilde depresyon tanısı koymak için beyin MR'ı tek başına kullanılamaz.</p>

<p>Araştırma neden önemli?</p>

<p>Çalışmanın önemli yanı, serebral küçük damar hastalığını tek bir hastalık yükü olarak değerlendirmek yerine farklı görüntüleme belirteçlerini ayrı ayrı karşılaştırması.</p>

<p>Sonuçlar, özellikle ileri yaşlarda beyin damar sağlığı ile ruh sağlığının tamamen birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğine ilişkin mevcut bilimsel kanıtları güçlendiriyor.</p>

<p>Ancak çalışma bir tarama veya tedavi protokolü önermiyor. Bulguların depresyonun önlenmesi ya da tedavisinde MR kullanımını değiştirebilmesi için ileriye dönük ve standartlaştırılmış çalışmalar gerekiyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve tanı veya tedavi önerisi değildir. Beyin MR'ında küçük damar hastalığı bulgusu bulunması depresyon tanısı anlamına gelmez. Depresyon belirtileri veya nörolojik yakınmalar için hekim değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Yang Z, Shi Y, Wu J ve ark. General Hospital Psychiatry, 2026. Imaging marker-specific associations between cerebral small vessel disease and depression: a systematic review and meta-analysis.</p>

<p>Psychiatric News Alert. Cerebral Small Vessel Disease Poses Varied Depression Risks. 15 Eylül 2026.</p>

<p>Fang Y, Qin T, Liu W ve ark. Journal of the American Heart Association, 2020. Cerebral Small-Vessel Disease and Risk of Incidence of Depression: A Meta-Analysis of Longitudinal Cohort Studies.</p>

<p>Brookes RL, Herbert V, Lawrence AJ ve ark. Neurology, 2014. Depression in small-vessel disease relates to white matter ultrastructural damage, not disability. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/serebral-kucuk-damar-hastaligi-ve-depresyon-40-bin-kisilik-analiz-ne-gosterdi</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 08:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0693.jpeg" type="image/jpeg" length="61151"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı 26.673 Personel Alımı 2026: Başvurular Başladı mı, Hangi Kadrolar Var?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglik-bakanligi-26673-personel-alimi-2026-basvurular-basladi-mi-hangi-kadrolar-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglik-bakanligi-26673-personel-alimi-2026-basvurular-basladi-mi-hangi-kadrolar-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’nın 26 bin 673 sözleşmeli sağlık personeli istihdam edeceğine ilişkin haberler yeniden gündemde. Ancak sayı yeni açıklanmış genel bir KPSS alımı değil. 2025’te yayımlanan 4924 kapsamındaki kararda 26.673 pozisyonun 26.635’i tabip ve uzman tabiplere ayrılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>SAĞLIK BAKANLIĞI 26 BİN 673 PERSONEL ALIMINDA GERÇEK TABLO</p>

<p>Sağlık Bakanlığının 26 bin 673 personel alacağına ilişkin haberler yeniden gündeme geldi.</p>

<p>Hemşire, ebe, sağlık teknikeri, diyetisyen ve diğer sağlık mesleklerinden binlerce aday "26 bin 673 personel alımı başladı mı?", "Başvurular ne zaman?" ve "Kaç hemşire alınacak?" sorularına yanıt arıyor.</p>

<p>Ancak gündemdeki 26.673 sayısının neyi ifade ettiğini doğru anlamak gerekiyor.</p>

<p>Bu sayı Eylül 2026'da açıklanan yeni bir genel personel alım kararı değil.</p>

<p>26.673 SAYISI NEREDEN GELİYOR?</p>

<p>Söz konusu sayı, 20 Ekim 2025 tarihli ve 2025/404 sayılı Cumhurbaşkanı Kararına dayanıyor.</p>

<p>Karar 21 Ekim 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı.</p>

<p>Düzenlemeyle 4924 sayılı Kanun kapsamında, eleman temininde güçlük çekilen yerlerde ve hizmet dallarında 2026 yılında sözleşmeli sağlık personeli istihdam edilecek hizmet birimleri ve pozisyon sayıları belirlendi.</p>

<p>Karar 1 Ocak 2026'dan itibaren uygulanmak üzere toplam 26 bin 673 pozisyon öngörüyor.</p>

<p>26 BİN 673 KADRONUN 26 BİN 635'İ HEKİMLERE AYRILDI</p>

<p>Resmî listedeki dağılım, internette oluşan "26 bin sağlık çalışanı alınacak" algısından oldukça farklı.</p>

<p>2026 yılı için belirlenen pozisyonların dağılımı şöyle:</p>

<p>Uzman tabip: 22.983</p>

<p>Tabip: 3.652</p>

<p>Sağlık memuru: 25</p>

<p>Ebe: 9</p>

<p>Hemşire: 2</p>

<p>Diyetisyen: 1</p>

<p>Sağlık teknikeri: 1</p>

<p>Toplam: 26.673</p>

<p>Buna göre uzman tabip ve tabip pozisyonlarının toplamı 26 bin 635.</p>

<p>Başka bir ifadeyle 26.673 pozisyonun yaklaşık yüzde 99,9'u hekimlere ayrılmış durumda.</p>

<p>HEKİM DIŞI POZİSYON SAYISI SADECE 38</p>

<p>Resmî listedeki hekim dışı pozisyonlar toplandığında sayı 38 oluyor.</p>

<p>Bunlar:</p>

<p>25 sağlık memuru,</p>

<p>9 ebe,</p>

<p>2 hemşire,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1 diyetisyen,</p>

<p>1 sağlık teknikeri.</p>

<p>Bu nedenle söz konusu kararı "26 bin 673 hemşire, ebe ve sağlık teknikeri alımı" şeklinde yorumlamak doğru değil.</p>

<p>HEMŞİRE KONTENJANI KAÇ?</p>

<p>2025/404 sayılı kararın ekindeki resmî tabloda hemşire unvanı için toplam 2 pozisyon bulunuyor.</p>

<p>Her iki pozisyon da yataklı tedavi hizmetleri altında gösteriliyor.</p>

<p>Dolayısıyla bu karar kapsamında binlerce hemşire kontenjanı bulunmuyor.</p>

<p>EBE KONTENJANI KAÇ?</p>

<p>Ebe unvanında toplam 9 pozisyon yer alıyor.</p>

<p>Bunların biri ilçe sağlık müdürlüğü/toplum sağlığı merkezi, sekizi ise sağlık evi hizmet birimleri için gösteriliyor.</p>

<p>SAĞLIK TEKNİKERİ VE DİYETİSYEN SAYISI KAÇ?</p>

<p>Kararda sağlık teknikeri için 1, diyetisyen için de 1 pozisyon bulunuyor.</p>

<p>Sağlık teknikeri pozisyonu acil sağlık hizmetleri, diyetisyen pozisyonu ise yataklı tedavi hizmetleri altında yer alıyor.</p>

<p>26.673 PERSONEL ALIMI İÇİN BAŞVURULAR BAŞLADI MI?</p>

<p>Burada "tek seferde 26.673 kişilik yeni bir KPSS tercih başvurusu" beklentisi yanıltıcı olabilir.</p>

<p>2025/404 sayılı karar, 2026 yılında 4924 sayılı Kanun kapsamında kullanılacak sözleşmeli sağlık personeli pozisyonlarını ve hizmet birimlerini belirleyen bir düzenleme.</p>

<p>Bu karar tek başına bütün pozisyonlar için aynı anda ÖSYM üzerinden başvuru açıldığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Nitekim 2026 içerisinde bazı il sağlık müdürlükleri 4924 kapsamındaki boş uzman tabip pozisyonları için dönemsel ilanlar yayımladı.</p>

<p>Örneğin İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, 2026/1. dönem için 4924 sayılı Kanuna tabi sözleşmeli uzman tabip başvuru ilanı yayımladı.</p>

<p>Benzer dönemsel işlemler farklı illerde de gerçekleştirildi.</p>

<p>4924 SAYILI KANUN NEDİR?</p>

<p>4924 sayılı Kanun, eleman temininde güçlük çekilen yerlerde ve hizmet dallarında sağlık hizmetlerinin etkili ve verimli yürütülebilmesi amacıyla sözleşmeli sağlık personeli çalıştırılmasına ilişkin düzenlemeleri içeriyor.</p>

<p>Bu sistem klasik anlamdaki merkezi KPSS sağlık personeli alımıyla birebir aynı süreç değil.</p>

<p>Bu nedenle 4924 kapsamında belirlenen pozisyon sayısını doğrudan yeni bir merkezi KPSS tercih kontenjanı olarak değerlendirmemek gerekiyor.</p>

<p>NEDEN 26.673 SAYISI YENİDEN GÜNDEMDE?</p>

<p>Son günlerde birçok internet sitesinde "Sağlık Bakanlığı 26.673 personel alımı ne zaman?" ve "Başvurular başladı mı?" başlıklı içerikler yeniden yayımlanmaya başladı.</p>

<p>Bu durum, yaklaşık 11 ay önce yayımlanan kararın yeni bir personel alım duyurusu olduğu izlenimini oluşturabiliyor.</p>

<p>Oysa kararın tarihi 20 Ekim 2025.</p>

<p>Karar, 2026 yılında uygulanacak 4924 kapsamındaki pozisyon planlamasını düzenliyor.</p>

<p>YENİ HEKİM DIŞI PERSONEL ALIMI AYRI BİR KONU</p>

<p>Hemşire, ebe, sağlık teknikeri, fizyoterapist, diyetisyen ve diğer sağlık meslek gruplarının beklediği geniş kapsamlı yeni personel alımıyla 26.673 pozisyonluk karar birbirine karıştırılmamalı.</p>

<p>Yeni bir merkezi KPSS personel alımı yapılması halinde;</p>

<p>toplam kontenjan,</p>

<p>branş dağılımı,</p>

<p>KPSS puan türleri,</p>

<p>nitelik kodları,</p>

<p>tercih tarihleri</p>

<p>ve başvuru koşulları ayrıca yayımlanacak resmî duyuru ve tercih kılavuzuyla kesinleşecek.</p>

<p>Dolayısıyla sosyal medyada dolaşan "26 bin 673 yeni hemşire ve sağlık personeli alımı başlıyor" benzeri ifadeler resmî tablonun içeriğini doğru yansıtmıyor.</p>

<p>SAĞLIKÇILAR HANGİ DUYURULARI TAKİP ETMELİ?</p>

<p>Yeni merkezi sağlık personeli alımı bekleyen adayların Sağlık Bakanlığı, ÖSYM ve ilgili resmî kurumların duyurularını esas alması gerekiyor.</p>

<p>Özellikle başvuru tarihi veya branş kontenjanı açıklanmadan yayılan listelere ihtiyatla yaklaşılmalı.</p>

<p>Tıbbiye Bülteni, yeni hekim dışı personel alımına ilişkin resmî tercih kılavuzu veya kadro dağılımı yayımlandığında ayrıntıları ayrıca haberleştirecek.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglik-bakanligi-26673-personel-alimi-2026-basvurular-basladi-mi-hangi-kadrolar-var</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 08:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0692.jpeg" type="image/jpeg" length="34613"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Soğan Dolması Tarifi: Kıymalı Tam Ölçülü Ev Usulü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sogan-dolmasi-tarifi-kiymali-tam-olculu-ev-usulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sogan-dolmasi-tarifi-kiymali-tam-olculu-ev-usulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Soğan dolması tarifi; haşlanmış soğan katlarının kıyma, pirinç, salça ve baharatlı harçla doldurulup tencerede ağır ağır pişirilmesiyle hazırlanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Soğan Dolması Tarifi: Kıymalı Tam Ölçülü Ev Usulü</p>

<p>Soğan dolması, büyük kuru soğanların kısa süre haşlanıp katlarına ayrılması ve bu yaprakların kıymalı-pirinçli iç harçla doldurulmasıyla hazırlanan geleneksel yemeklerden biri. İyi bir soğan dolmasında dış katlar kolay kesilecek kadar yumuşak, iç harç ise sulu fakat pirinci lapa olmayacak kıvamda olmalı.</p>

<p>Tarifin en kritik aşaması soğanı doğru sürede haşlamak. Yeterince yumuşamayan soğan katları sarılırken kırılabilir; fazla haşlananlar ise elinizde parçalanabilir.</p>

<p>İç harcı da soğan katlarına sıkıştırarak doldurmamak gerekiyor. Pirinç pişerken hacim kazandığı için küçük bir genişleme payı bırakılması daha düzgün dolmalar elde edilmesini sağlıyor.</p>

<p>Sağlıklı beslenme açısından neden öne çıkıyor?</p>

<p>Soğan yemeğin sebze temelini oluştururken kıyma protein sağlar. Pirinç ise tarifin temel karbonhidrat kaynağıdır.</p>

<p>Evde hazırlanması kullanılan kıymanın yağ oranı, pirinç, tuz ve ilave yağ miktarının kontrol edilmesine olanak verir.</p>

<p>Bu tarifte lezzeti artırmak için çok miktarda tereyağı yerine ölçülü zeytinyağı, domates salçası, sumak, karabiber, nane ve maydanozdan yararlanılıyor.</p>

<p>Bununla birlikte soğan dolmasını yalnızca içindeki sebze nedeniyle “düşük kalorili” olarak tanımlamak doğru değildir. Kıyma, pirinç, yağ ve gerçek porsiyon büyüklüğü toplam enerji miktarını belirler.</p>

<p>Tarif bilgileri</p>

<p>Hazırlama süresi: 35 dakika<br />
Pişirme süresi: 45-50 dakika<br />
Toplam süre: Yaklaşık 1 saat 25 dakika<br />
Kaç kişilik: 6 kişilik<br />
Yaklaşık porsiyon büyüklüğü: 4-5 orta boy dolma<br />
Zorluk: Orta<br />
Öğün: Öğle / akşam yemeği<br />
Kategori: Sağlıklı Tarifler</p>

<p>Yaklaşık besin değerleri</p>

<p>1 porsiyon için yaklaşık:</p>

<p>Kalori: 370 kcal<br />
Protein: 21 g<br />
Karbonhidrat: 38 g<br />
Yağ: 16 g<br />
Lif: 4-5 g</p>

<p>Değerler yaklaşık 1,2 kilogram kuru soğan, 500 gram orta yağlı dana kıyma, 160 gram kuru pirinç ve 30 ml zeytinyağı üzerinden altı porsiyon dikkate alınarak yaklaşık hesaplanmıştır.</p>

<p>Soğanların gerçek büyüklüğü, kıymanın yağ oranı, kullanılan pirinç ve yağ miktarı ile porsiyonlama değerleri değiştirebilir.</p>

<p>Malzemeler</p>

<p>8 adet büyük kuru soğan, yaklaşık 1,2 kilogram</p>

<p>İç harcı için:</p>

<p>500 gram orta yağlı dana kıyma<br />
160 gram pirinç<br />
1 küçük kuru soğan, yaklaşık 80 gram<br />
1 orta boy domates, yaklaşık 120 gram<br />
1 yemek kaşığı domates salçası<br />
2 yemek kaşığı zeytinyağı, yaklaşık 30 ml<br />
Yarım demet maydanoz<br />
1 tatlı kaşığı kuru nane<br />
1 tatlı kaşığı sumak<br />
Yarım çay kaşığı kimyon<br />
1 çay kaşığı karabiber<br />
Yarım çay kaşığı kırmızı toz biber<br />
Kontrollü miktarda tuz</p>

<p>Pişirme sosu için:</p>

<p>1 yemek kaşığı domates salçası<br />
500 ml sıcak su<br />
1 yemek kaşığı nar ekşisi, isteğe bağlı<br />
1 tatlı kaşığı sumak<br />
1 yemek kaşığı taze limon suyu</p>

<p>Soğan dolması nasıl yapılır?</p>

<p>1. Büyük ve mümkün olduğunca düzgün şekilli kuru soğanlar seçin. Çok küçük soğanların katlarını doldurmak zor olabilir.</p>

<p>2. Soğanların kabuklarını soyun.</p>

<p>3. Kök bölümünü tamamen kesip katları dağıtmak yerine yalnızca kuru kısmını temizleyin.</p>

<p>4. Her soğana dıştan merkeze doğru tek bir dikey kesik atın. Soğanı tamamen iki parçaya ayırmayın. Bu kesik, haşlandıktan sonra katların kolayca ayrılmasını sağlayacaktır.</p>

<p>5. Geniş bir tencerede bol su kaynatın.</p>

<p>6. Soğanları kaynar suya dikkatlice bırakın.</p>

<p>7. Yaklaşık 8-12 dakika kontrollü biçimde haşlayın. Süre soğanların büyüklüğüne göre değişebilir.</p>

<p>8. Soğanın dış katları esnemeye ve birbirinden ayrılmaya başladığında tencereden çıkarın.</p>

<p>9. Soğanları süzgece alıp el yakmayacak sıcaklığa gelene kadar bekletin.</p>

<p>10. Dış katlardan başlayarak soğan yapraklarını dikkatlice birbirinden ayırın.</p>

<p>11. Büyük katları dolma için ayırın. Çok küçük iç bölümleri ise iç harca eklemek üzere ince doğrayabilirsiniz.</p>

<p>12. Pirinci soğuk su altında birkaç kez yıkayın ve iyice süzün.</p>

<p>13. İç harçta kullanacağınız küçük soğanı ve ayırdığınız soğan içlerini ince doğrayın.</p>

<p>14. Domatesi rendeleyin veya çok küçük küpler halinde doğrayın.</p>

<p>15. Geniş bir karıştırma kabına kıyma, çiğ pirinç, doğranmış soğan, domates ve salçayı alın.</p>

<p>16. Zeytinyağı, ince kıyılmış maydanoz, nane, sumak, kimyon, karabiber, kırmızı toz biber ve kontrollü miktarda tuz ekleyin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>17. Harcı bütün malzemeler eşit dağılana kadar karıştırın. Köfte yapar gibi uzun süre yoğurmayın.</p>

<p>18. Bir soğan katını avucunuza veya kesme tahtasına alın.</p>

<p>19. Geniş kenarına yaklaşık 1 tatlı kaşığı veya yaprağın büyüklüğüne göre biraz daha fazla iç harç koyun.</p>

<p>20. Soğan katını kendi doğal kıvrımını takip ederek harcın çevresine sarın.</p>

<p>21. Dolmaları gereğinden sıkı sarmayın. Pirincin pişerken genişleyebilmesi için küçük bir hareket alanı kalmalıdır.</p>

<p>22. Aynı işlemi bütün uygun soğan katları bitene kadar tekrarlayın.</p>

<p>23. Kullanılmayan küçük soğan parçalarını geniş ve kalın tabanlı tencerenin dibine yayın.</p>

<p>24. Hazırlanan dolmaları birleşme noktaları aşağıya gelecek şekilde tencereye yan yana dizin.</p>

<p>25. Dolmaların birbirini hafifçe desteklemesi pişerken açılmalarını azaltabilir.</p>

<p>26. Pişirme sosu için domates salçasını sıcak suyla tamamen açın.</p>

<p>27. Kullanacaksanız nar ekşisi, sumak ve limon suyunu ekleyip karıştırın.</p>

<p>28. Sosu tencerenin kenarından yavaşça dökün. Sıvının dolmaların yaklaşık yarısına ulaşması yeterlidir.</p>

<p>29. Dolmaların üzerine ısıya dayanıklı düz bir tabak kapatın. Bu yöntem kaynama sırasında hareket etmelerini azaltır.</p>

<p>30. Tencerenin kapağını kapatın ve orta ateşte kaynama noktasına getirin.</p>

<p>31. Kaynama başladığında ateşi kısın.</p>

<p>32. Soğan dolmalarını yaklaşık 40-50 dakika kısık ateşte pişirin.</p>

<p>33. Yaklaşık 40. dakikadan itibaren bir dolmayı kontrol edin. Soğan kolay kesilmeli, pirinç tamamen yumuşamış olmalı ve kıymada çiğ bölüm kalmamalıdır.</p>

<p>34. Kıyma içeren harcın tamamen piştiğinden emin olun. Mutfak termometresi kullanılıyorsa kıymalı karışımın merkezinde yaklaşık 71 derece güvenli pişirme açısından temel referanslardan biridir.</p>

<p>35. Pirinç sert kaldığı halde tencerede sıvı azalmışsa kenardan az miktarda sıcak su ekleyin.</p>

<p>36. Dolmalar piştiğinde ocağı kapatın.</p>

<p>37. Kapağı açmadan yaklaşık 10-15 dakika dinlendirin.</p>

<p>38. Sıcak veya ılık servis edin.</p>

<p>Şefin püf noktası</p>

<p>Soğan dolmasının en önemli noktası haşlama süresi. Yaprakların sarılabilecek kadar esnemesi gerekiyor ancak tamamen pişip parçalanmaması lazım.</p>

<p>Soğan katlarını ayırırken zorlanıyorsanız iç kısımları tekrar kaynar suya 2-3 dakika bırakabilirsiniz. Böylece dış katlar gereğinden fazla haşlanmadan iç katları yumuşatabilirsiniz.</p>

<p>Dolmaları çok sıkı sarmayın. Pirincin genişlemesi için yer bırakılmadığında dolmalar açılabilir veya iç harç gereğinden yoğun kalabilir.</p>

<p>Sosu dolmaların üzerine boca etmek yerine tencerenin kenarından dökün. Böylece yeni sarılmış dolmaların açılma riski azalır.</p>

<p>Daha sağlıklı hale nasıl getirilebilir?</p>

<p>Kıymanın yağ oranını kontrol etmek toplam doymuş yağ miktarını azaltmaya yardımcı olabilir. Orta veya daha düşük yağ oranlı kıyma tercih edilebilir.</p>

<p>İlave yağı göz kararı dökmek yerine ölçerek kullanmak porsiyon başına enerji miktarını kontrol etmeyi kolaylaştırır.</p>

<p>Nar ekşisi kullanılacaksa ürün etiketini kontrol edin. Nar ekşili sos adıyla satılan bazı ürünlerde ilave şeker bulunabilir. Saf nar ekşisi kullanılabilir veya tariften tamamen çıkarılabilir.</p>

<p>Tuz miktarını artırmak yerine sumak, nane, karabiber, maydanoz ve limondan yararlanılabilir.</p>

<p>Kimler için uygun?</p>

<p>Kıymalı soğan dolması, et tüketen kişiler için protein, sebze ve tahılı aynı yemekte buluşturan doyurucu bir ana öğündür.</p>

<p>Tarifin temel malzemelerinde gluten içeren tahıl bulunmaz. Ancak çölyak hastalığı bulunan kişilerin pirinç, salça, baharat ve nar ekşisi gibi paketli ürünlerin etiketlerini ve çapraz bulaşma riskini kontrol etmesi gerekir.</p>

<p>Standart tarif yumurta ve süt ürünü içermez.</p>

<p>Soğan dolması kaç kaloridir?</p>

<p>Bu ölçüler altı eşit porsiyona ayrıldığında bir porsiyon yaklaşık 370 kalori sağlayabilir.</p>

<p>Kıymanın yağ oranı, pirinç ve zeytinyağı miktarı, dolmaların büyüklüğü ve gerçek porsiyon sayısı toplam enerji değerini değiştirebilir.</p>

<p>Soğan dolması için soğan kaç dakika haşlanır?</p>

<p>Büyük kuru soğanlar yaklaşık 8-12 dakika haşlanabilir. Ancak kesin süre soğanın büyüklüğüne ve çeşidine bağlıdır.</p>

<p>Dakikadan daha önemli gösterge, katların kırılmadan ayrılabilecek ve sarılabilecek kadar esnek hale gelmesidir.</p>

<p>Soğan dolmasının iç harcı çiğ mi hazırlanır?</p>

<p>Bu tarifte kıyma ve pirinç çiğ olarak kullanılır. İç harç soğan katlarının içinde tencerede tamamen pişer.</p>

<p>Bu nedenle hem pirincin yumuşadığından hem de kıymanın tamamen piştiğinden emin olunmalıdır.</p>

<p>Soğan dolması neden dağılıyor?</p>

<p>Soğan katlarının fazla haşlanması, iç harcın gereğinden fazla doldurulması veya dolmaların tencereye gevşek yerleştirilmesi başlıca nedenlerdir.</p>

<p>Üzerlerine ısıya dayanıklı düz bir tabak kapatmak da kaynama sırasında hareket etmelerini azaltabilir.</p>

<p>Soğan dolmasının yanına ne gider?</p>

<p>Sade veya sarımsaklı yoğurt soğan dolmasının en klasik eşlikçilerinden biridir.</p>

<p>Yanında bol yeşillikli mevsim salatası servis edilebilir. Dolmanın içinde zaten pirinç bulunduğu için ayrıca büyük porsiyon pilav eklemek gerekli değildir.</p>

<p>Saklama ve servis</p>

<p>Kıyma içeren soğan dolması piştikten sonra oda sıcaklığında uzun süre bırakılmamalıdır.</p>

<p>Artan dolmaları uygun şekilde soğuttuktan sonra kapalı bir kapta buzdolabında muhafaza edin.</p>

<p>Yeniden ısıtırken tencereye birkaç yemek kaşığı su ekleyip kapaklı şekilde kısık ateşte ısıtmak soğan katlarının kurumasını azaltabilir.</p>

<p>Yoğurtla servis edilecekse yoğurdu saklama sırasında dolmalardan ayrı tutmak daha uygundur.</p>

<p>Soğan dolması, günlük yemeklerde çoğunlukla doğranarak kullanılan kuru soğanı bu kez yemeğin dış katmanına dönüştüren farklı bir geleneksel tarif.</p>

<p>Başarılı sonuç için üç nokta belirleyici: soğanları yalnızca sarılabilecek kadar haşlamak, kıymalı-pirinçli harcı fazla doldurmamak ve dolmaları kısık ateşte yeterli süre pişirmek.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı – Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER 2022)<br />
USDA – FoodData Central<br />
USDA – Food Safety and Inspection Service </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlıklı Tarifler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sogan-dolmasi-tarifi-kiymali-tam-olculu-ev-usulu</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 06:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0691.jpeg" type="image/jpeg" length="84888"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[87 Klinik Çalışma İncelendi: Tam Tahılda Faydanın Belirginleştiği Miktar Dikkat Çekti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/87-klinik-calisma-incelendi-tam-tahilda-faydanin-belirginlestigi-miktar-dikkat-cekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/87-klinik-calisma-incelendi-tam-tahilda-faydanin-belirginlestigi-miktar-dikkat-cekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[87 randomize klinik çalışmanın meta-analizi, tam tahıl tüketiminin kolesterol, tansiyon, kan şekeri ve vücut ağırlığında küçük iyileşmelerle ilişkili olduğunu; etkinin miktara göre değiştiğini gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tam tahılların kalp sağlığına katkısı uzun süredir gözlemsel araştırmalarla ilişkilendiriliyordu. European Heart Journal’da 15 Eylül 2026’da yayımlanan yeni sistematik derleme ve meta-analiz ise 87 randomize klinik çalışmayı bir araya getirerek tam tahılların kolesterol, kan basıncı, kan şekeri, vücut ağırlığı ve bazı inflamasyon göstergeleri üzerindeki etkilerini değerlendirdi.</p>

<p>Sonuçlar, daha fazla tam tahıl tüketiminin birden fazla kardiyometabolik risk göstergesinde küçük ancak ölçülebilir iyileşmelerle ilişkili olduğunu gösterdi. Bununla birlikte çalışma, “belirli miktarda tam tahıl yemek kalp hastalığını önler” sonucunu doğrudan kanıtlamıyor. Araştırmada kalp krizi veya inme gibi klinik sonlanımlardan çok, bu hastalıklarla ilişkili risk faktörleri incelendi.</p>

<p>87 randomize çalışma ne gösterdi?</p>

<p>Araştırmacılar 101 yayında bildirilen 87 randomize çalışmayı meta-analize dahil etti. Çalışmalar toplam 6 binden fazla katılımcıyı kapsıyordu.</p>

<p>Doz-yanıt analizinde günlük kuru ağırlık olarak her 48 gramlık tam tahıl artışı; yaklaşık 90 gram tüketime veya üç porsiyona karşılık gelecek şekilde değerlendirildi.</p>

<p>Bu miktardaki artış ortalama olarak:</p>

<p>Vücut ağırlığında yaklaşık 0,20 kilogram azalma,</p>

<p>Bel çevresinde yaklaşık 0,22 santimetre azalma,</p>

<p>Toplam kolesterolde 0,10 mmol/L azalma,</p>

<p>LDL kolesterolde 0,07 mmol/L azalma,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trigliseritte 0,04 mmol/L azalma,</p>

<p>Açlık kan şekerinde 0,03 mmol/L azalma,</p>

<p>Sistolik kan basıncında yaklaşık 0,82 mmHg azalma</p>

<p>ile ilişkili bulundu.</p>

<p>İnterlökin-6 gibi bazı inflamasyon göstergelerinde de düşüş saptandı.</p>

<p>Bu değişikliklerin çoğunun bireysel düzeyde küçük olduğu özellikle vurgulanmalı. Çalışmanın önemi, tek bir risk göstergesinde büyük bir değişiklik göstermesinden ziyade birden fazla kardiyometabolik göstergenin aynı yönde değiştiğine ilişkin randomize çalışma kanıtlarını bir araya getirmesi.</p>

<p>Tam tahıl ne kadar tüketilmeli?</p>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri doz-yanıt analizi oldu.</p>

<p>Çoğu kardiyometabolik gösterge açısından en belirgin iyileşmeler günlük yaklaşık 60–100 gram kuru ağırlıktaki tam tahıl tüketiminde görüldü. Araştırmacılar bunun yaklaşık 115–190 gram yenmeye hazır tam tahıllı gıdaya veya yaklaşık 4–6 porsiyona karşılık geldiğini belirtti.</p>

<p>Ancak bu rakamların herkes için kesin bir “ideal doz” olarak değerlendirilmesi doğru değil.</p>

<p>Çünkü farklı sonuçlar için en güçlü ilişkinin görüldüğü miktarlar değişti ve özellikle çok yüksek tüketim düzeylerinde veri sayısı azaldı. Araştırmacılar da kesin bir üst veya optimum eşik belirlemek için daha uzun süreli ve iyi tasarlanmış randomize çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguladı.</p>

<p>Üç porsiyonda da etkiler başlayabilir</p>

<p>Analizde bazı yararlı değişikliklerin daha düşük tüketim düzeylerinde ortaya çıkmaya başladığı görüldü. Genel olarak günlük 30–40 gram kuru ağırlık civarında bazı kardiyometabolik göstergelerde iyileşmeler belirginleşmeye başladı.</p>

<p>CNN’in araştırmayı aktardığı haberde yaklaşık üç porsiyonluk günlük tüketimin iki dilim tam buğday ekmeği ve bir kase yulaf ezmesine yakın olabileceği örneği verildi.</p>

<p>Ancak porsiyon büyüklüğü ürünün türüne, su içeriğine ve nasıl hazırlandığına göre değişebildiği için gram ve porsiyon ifadeleri birebir aynı kabul edilmemeli.</p>

<p>Tam tahıllar neden rafine tahıllardan farklı?</p>

<p>Tam tahıllarda tahıl tanesinin kepek, endosperm ve rüşeym bölümleri korunur. Rafine tahıllarda ise işleme sırasında özellikle kepek ve rüşeymin önemli bölümü uzaklaştırılabilir.</p>

<p>Bu nedenle tam tahıllar genellikle daha fazla lifin yanı sıra vitaminler, mineraller ve çeşitli biyoaktif bileşenler sağlar.</p>

<p>Yulaf, tam buğday, çavdar, bulgur, esmer pirinç, arpa ve benzeri ürünler uygun şekilde hazırlandığında tam tahıl kaynakları arasında yer alabilir.</p>

<p>Yeni meta-analizde de tahıl türüne göre bazı farklılıklar görüldü. Örneğin yulafın lipid göstergelerinde, esmer pirincin lipid ve inflamasyon göstergelerinde, çavdarın ise vücut kompozisyonuyla ilişkili bazı ölçümlerde daha belirgin sonuçlar verdiğine ilişkin sinyaller bulundu. Ancak araştırmacılar bu alt grup bulgularının kesin sonuçlar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Tam tahıllı ekmek seçerken etikete dikkat</p>

<p>Bir ekmeğin koyu renkli olması onun mutlaka tam tahıllı olduğu anlamına gelmez. Benzer şekilde “çok tahıllı” veya “tahıllarla yapılmıştır” gibi ifadeler ürünün ağırlıklı olarak tam tahıldan üretildiğini garanti etmez.</p>

<p>Bu nedenle ürünün içerik listesine bakılması önemlidir. Tam buğday unu veya başka bir tam tahılın içerik listesinin başında bulunması, ürünün tahıl kaynağı hakkında daha yararlı bilgi verir.</p>

<p>Ayrıca ürünün yalnızca tam tahıl içermesine değil; ilave şeker, doymuş yağ ve özellikle ekmek gibi ürünlerde sodyum miktarına da bakılmalıdır.</p>

<p>Tam tahıl eklemek mi, beyaz tahılın yerine koymak mı?</p>

<p>Kalp sağlığı açısından önemli noktalardan biri tam tahılı mevcut beslenmeye fazladan eklemek yerine rafine tahılların yerine tercih etmektir.</p>

<p>Örneğin beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek, beyaz pirinç yerine esmer pirinç veya rafine tahıllı kahvaltılık ürünler yerine yulaf tercih etmek toplam enerji alımını gereksiz yere artırmadan beslenmenin niteliğini değiştirebilir.</p>

<p>Yeni meta-analizin yazarları da tam tahıl miktarının artırıldığı çalışmalarda bunun çoğu zaman başka gıdaların yerini aldığını ve sonuçların yorumlanmasında bu değişimin dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Amerikan Kalp Derneği ne öneriyor?</p>

<p>American Heart Association’ın 2026 beslenme rehberi, kalp sağlığı için rafine tahıllar yerine çoğunlukla tam tahıllardan yapılan gıdaların tercih edilmesini öneriyor.</p>

<p>Ancak rehber tek bir besini veya kesin bir tam tahıl miktarını kalp hastalığını önleyen “sihirli” çözüm olarak görmüyor.</p>

<p>Kalp sağlığını destekleyen beslenme modeli; sebze ve meyvelerin, tam tahılların ve sağlıklı protein kaynaklarının ağırlıkta olduğu; doymuş yağ, ilave şeker, fazla sodyum ve aşırı işlenmiş gıdaların sınırlandırıldığı genel bir beslenme düzenine dayanıyor.</p>

<p>Tam tahıl tek başına kalp hastalığını önler mi?</p>

<p>Hayır. Yeni çalışma böyle bir sonuç göstermiyor.</p>

<p>Araştırmada vücut ağırlığı, bel çevresi, LDL kolesterol, kan basıncı ve kan şekeri gibi kardiyometabolik risk göstergeleri değerlendirildi. Bu göstergelerdeki iyileşmeler kalp-damar sağlığı açısından olumlu kabul edilse de çalışma doğrudan kalp krizi, inme veya kardiyovasküler ölüm riskinin ne kadar azaldığını belirlemek üzere tasarlanmadı.</p>

<p>Bununla birlikte daha önce yayımlanan büyük prospektif çalışmaların meta-analizlerinde daha yüksek tam tahıl tüketimi daha düşük koroner kalp hastalığı ve kardiyovasküler hastalık riskiyle ilişkilendirilmişti.</p>

<p>Yeni çalışma bu gözlemsel bağlantıların altında yatan olası mekanizmalara ilişkin randomize çalışma kanıtlarını güçlendiriyor.</p>

<p>Sonuç: Küçük değişiklikler aynı yönde</p>

<p>87 randomize çalışmanın sonuçları birlikte değerlendirildiğinde tam tahıl tüketimi LDL ve toplam kolesterol, trigliserit, sistolik kan basıncı, açlık kan şekeri, vücut ağırlığı, bel çevresi ve bazı inflamasyon göstergelerinde olumlu yönde değişikliklerle ilişkili bulundu.</p>

<p>Çoğu etki küçük olsa da farklı kardiyometabolik risk faktörlerinin aynı yönde değişmesi dikkat çekiyor.</p>

<p>Araştırmanın günlük yaklaşık 4–6 porsiyon düzeyinde daha belirgin yararlar göstermesi önemli bir bulgu olmakla birlikte, bunu herkes için geçerli kesin bir tüketim hedefi olarak yorumlamak için henüz yeterli kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Pratik yaklaşım ise daha basit: Beslenmeye fazladan karbonhidrat eklemek yerine, tüketilen rafine tahılların bir bölümünü tam tahıllı seçeneklerle değiştirmek.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişisel beslenme veya tedavi önerisi değildir. Diyabet, çölyak hastalığı, böbrek hastalığı veya özel beslenme gerektiren bir sağlık sorunu bulunan kişiler beslenme değişikliklerini sağlık profesyoneliyle değerlendirmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>European Heart Journal — Whole-grain consumption and cardiometabolic risk: a meta-analysis of randomized trials, 2026</p>

<p>American Heart Association — 2026 Dietary Guidance to Improve Cardiovascular Health</p>

<p>The American Journal of Clinical Nutrition — Consumption of whole grains and refined grains and associated risk of cardiovascular disease events and all-cause mortality</p>

<p>CNN Health — Whole grains are good for your heart. How do you know if you’re eating enough?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/87-klinik-calisma-incelendi-tam-tahilda-faydanin-belirginlestigi-miktar-dikkat-cekti</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 04:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0690.jpeg" type="image/jpeg" length="77267"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Haftada 2 Litreyi Aşınca Dikkat: Araştırmada AF Riski Yüzde 20 Daha Yüksek Bulundu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/haftada-2-litreyi-asinca-dikkat-arastirmada-af-riski-yuzde-20-daha-yuksek-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/haftada-2-litreyi-asinca-dikkat-arastirmada-af-riski-yuzde-20-daha-yuksek-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[201.856 yetişkinin yaklaşık 10 yıl izlendiği UK Biobank çalışmasında, haftada 2 litreden fazla yapay tatlandırılmış içecek tüketimi yüzde 20 daha yüksek atriyal fibrilasyon riskiyle ilişkilendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>“Şekersiz” veya “diyet” olarak tercih edilen yapay tatlandırıcılı içeceklerle kalp ritim bozukluklarından atriyal fibrilasyon (AF) arasında dikkat çekici bir ilişki saptandı. UK Biobank verilerine dayanan 201.856 kişilik araştırmada, haftada 2 litreden fazla yapay tatlandırılmış içecek tüketenlerde AF gelişme riski, bu içecekleri tüketmeyenlere göre yaklaşık yüzde 20 daha yüksek bulundu.</p>

<p>Circulation: Arrhythmia and Electrophysiology dergisinde yayımlanan prospektif kohort araştırmasında, başlangıçta atriyal fibrilasyonu bulunmayan yetişkinler değerlendirildi. Katılımcıların beslenme verileri 24 saatlik beslenme anketleriyle toplandı.</p>

<p>Yaklaşık 10 yılda 9.362 AF vakası</p>

<p>Katılımcılar medyan 9,9 yıl boyunca takip edildi. Bu süre içerisinde 9.362 yeni atriyal fibrilasyon vakası kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar içecekleri üç grupta değerlendirdi: şekerle tatlandırılmış içecekler, yapay tatlandırılmış içecekler ve saf meyve suyu.</p>

<p>Haftada 2 litreden fazla yapay tatlandırılmış içecek tüketenlerde, hiç tüketmeyenlere kıyasla atriyal fibrilasyon riski yüzde 20 daha yüksek bulundu (HR: 1,20; %95 GA: 1,10–1,31).</p>

<p>Haftada 2 litreden fazla şekerle tatlandırılmış içecek tüketenlerde ise AF riski yaklaşık yüzde 10 daha yüksekti (HR: 1,10; %95 GA: 1,01–1,20).</p>

<p>2 litre günlük ne kadar içeceğe karşılık geliyor?</p>

<p>Haftada 2 litre, yedi güne bölündüğünde günde yaklaşık 286 mililitreye karşılık geliyor. Bu nedenle tüketim miktarı, kutu boyutuna bağlı olmakla birlikte, kabaca günlük bir küçük kutu içecek düzeyine yakın kabul edilebilir.</p>

<p>Ancak çalışmadaki eşik “2 litreden fazla” olduğu için bulguyu doğrudan “her gün bir kutu içmek riski yüzde 20 artırıyor” şeklinde yorumlamak doğru değil.</p>

<p>Meyve suyunda farklı sonuç</p>

<p>Araştırmada haftada 1 litre veya daha az saf meyve suyu tüketimi, hiç tüketmeyenlere kıyasla yüzde 8 daha düşük AF riskiyle ilişkili bulundu (HR: 0,92; %95 GA: 0,87–0,97).</p>

<p>Bu sonuç da meyve suyunun atriyal fibrilasyondan koruduğu anlamına gelmiyor. Gözlemsel çalışmalar yalnızca değişkenler arasındaki ilişkileri gösterebilir.</p>

<p>Yapay tatlandırıcılar AF’ye neden oluyor mu?</p>

<p>Hayır, bu çalışma böyle bir sonuca ulaşmıyor.</p>

<p>Araştırmanın en önemli noktalarından biri burada. Çalışma gözlemsel olduğu için yapay tatlandırılmış içeceklerin atriyal fibrilasyona doğrudan neden olduğunu kanıtlamıyor.</p>

<p>Araştırmacılar yaş, cinsiyet, yaşam tarzı ve çeşitli sağlık faktörleri dahil olmak üzere olası karıştırıcı değişkenler için istatistiksel düzeltmeler yaptı. Buna rağmen ölçülmemiş faktörlerin sonuçları etkilemiş olması mümkün.</p>

<p>Örneğin fazla kilolu, diyabet riski yüksek veya başka kardiyometabolik sorunları bulunan kişiler şeker tüketimini azaltmak amacıyla diyet içeceklere daha fazla yönelebilir. Bu durum, gözlenen ilişkinin yorumlanmasını zorlaştıran faktörlerden biri olabilir.</p>

<p>Atriyal fibrilasyon nedir?</p>

<p>Atriyal fibrilasyon, kalbin üst odacıklarının düzensiz ve çoğu zaman hızlı elektriksel aktivite göstermesiyle ortaya çıkan yaygın bir kalp ritim bozukluğudur.</p>

<p>Bazı kişilerde belirti görülmezken çarpıntı, nefes darlığı, yorgunluk, baş dönmesi veya göğüste rahatsızlık hissi ortaya çıkabilir. AF ayrıca inme riskinin artmasıyla ilişkilidir.</p>

<p>Araştırmadan çıkarılması gereken sonuç ne?</p>

<p>Çalışmanın bulgusu, “yapay tatlandırıcı AF yapar” şeklinde yorumlanmamalı. Bulgular, yüksek miktarda yapay veya şekerle tatlandırılmış içecek tüketimi ile atriyal fibrilasyon arasında istatistiksel bir ilişki bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>Araştırmacılar da çalışmalarının bu içeceklerin AF riskini değiştirdiğini kanıtlamadığını özellikle belirtiyor. Dolayısıyla sonuçlar, nedenselliği ortaya koyacak yeni çalışmalarla doğrulanmaya ihtiyaç duyuyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel tıbbi değerlendirme veya tedavi önerisi yerine geçmez. Çarpıntı, düzensiz kalp atımı, nefes darlığı, göğüs ağrısı veya bayılma gibi belirtiler yaşayan kişilerin sağlık kuruluşuna başvurması gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Sun Y, Yu B, Yu Y ve ark. Sweetened Beverages, Genetic Susceptibility, and Incident Atrial Fibrillation: A Prospective Cohort Study. Circulation: Arrhythmia and Electrophysiology. 2024;17.</li>
 <li>PubMed — Sweetened Beverages, Genetic Susceptibility, and Incident Atrial Fibrillation: A Prospective Cohort Study.</li>
 <li>Koeth RA, Smith JD, Chung MK. Artificial Sweeteners: A New Dietary Environmental Risk Factor for Atrial Fibrillation? Circulation: Arrhythmia and Electrophysiology. 2024;17:e012761. </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/haftada-2-litreyi-asinca-dikkat-arastirmada-af-riski-yuzde-20-daha-yuksek-bulundu</guid>
      <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 04:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0689.jpeg" type="image/jpeg" length="92582"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bağırsak Mikrobiyotası İçin Ne Yemeli? Yararlı Bakterileri Besleyen Gıdalar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bagirsak-mikrobiyotasi-icin-ne-yemeli-yararli-bakterileri-besleyen-gidalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bagirsak-mikrobiyotasi-icin-ne-yemeli-yararli-bakterileri-besleyen-gidalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bağırsak mikrobiyotasını destekleyen beslenmenin temelinde sebze, meyve, baklagil ve tam tahıllardan gelen çeşitli lifler bulunuyor. Yoğurt ve kefir gibi fermente gıdalar da diyete eklenebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bağırsak Mikrobiyotası İçin Ne Yemeli? Yararlı Bakterileri Besleyen Gıdalar</p>

<p>Bağırsaklarımızda bakteriler, virüsler, mantarlar ve diğer mikroorganizmalarla birlikte son derece karmaşık bir ekosistem yaşıyor. “Bağırsak mikrobiyotası” olarak adlandırılan bu topluluğun yapısını genetik, çevre, kullanılan ilaçlar ve yaşam tarzının yanı sıra beslenme de etkiliyor.</p>

<p>Peki bağırsak mikrobiyotasını desteklemek için ne yemeli?</p>

<p>Mevcut bilimsel veriler tek bir “mucize bağırsak besini” yerine çeşitli bitkisel gıdalardan zengin, yeterli lif sağlayan uzun vadeli bir beslenme düzenini destekliyor. Sebzeler, meyveler, baklagiller, tam tahıllar, kuruyemişler ve tohumlar bu açıdan öne çıkıyor. Yoğurt ve kefir gibi bazı fermente gıdalar da beslenmenin bir parçası olabilir.</p>

<p>Bağırsak bakterileri neden lif seviyor?</p>

<p>İnsan sindirim enzimlerinin parçalayamadığı bazı lifler kalın bağırsağa kadar ulaşabiliyor. Burada bağırsak mikroorganizmaları bu bileşenleri fermente ediyor.</p>

<p>Bu süreç sonucunda asetat, propiyonat ve bütirat gibi kısa zincirli yağ asitleri oluşabiliyor. Bu metabolitler bağırsak ortamı ve bağırsak bariyerinin işlevleriyle ilişkili önemli moleküller arasında yer alıyor.</p>

<p>2025 yılında Nature Reviews Microbiology'de yayımlanan kapsamlı bir değerlendirme de farklı diyet liflerinin bağırsak mikrobiyotasının ekolojisini ve metabolizmasını etkileyebildiğini vurguluyor.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca “probiyotik almak” yerine bağırsakta yaşayan mikroorganizmaların beslenebileceği lif kaynaklarını düzenli olarak tüketmek önemli.</p>

<p>Bağırsak mikrobiyotası için hangi yiyecekler öne çıkıyor?</p>

<p>Günlük beslenmede çeşitlilik sağlayabilecek başlıca gruplar şöyle:</p>

<p>Sebzeler:<br />
Soğan, sarımsak, pırasa, kuşkonmaz ve farklı renklerde sebzeler çeşitli lif ve bitkisel bileşikler sağlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meyveler:<br />
Muz, elma, armut, turunçgiller ve orman meyveleri gibi farklı meyvelerin dönüşümlü tüketilmesi lif çeşitliliğine katkı sağlayabilir.</p>

<p>Baklagiller:<br />
Mercimek, nohut, kuru fasulye ve bezelye önemli lif kaynaklarıdır. Bazıları bağırsak mikroorganizmaları tarafından kullanılabilen dirençli nişasta ve diğer fermente edilebilir karbonhidratları da içerir.</p>

<p>Tam tahıllar:<br />
Yulaf, arpa, tam buğday ve diğer tam tahıllar rafine tahıllara göre daha fazla lif sağlar.</p>

<p>Kuruyemiş ve tohumlar:<br />
Ceviz, badem ve çeşitli tohumlar lifin yanı sıra farklı yağ asitleri ve bitkisel bileşikler sağlayabilir.</p>

<p>Buradaki önemli nokta yalnızca bir besini çok miktarda yemek değil, farklı lif kaynaklarını beslenme düzenine yaymaktır.</p>

<p>Prebiyotik nedir?</p>

<p>Prebiyotikler, belirli bağırsak mikroorganizmaları tarafından seçici biçimde kullanılan ve sağlık açısından yarar sağlayabilen maddelerdir.</p>

<p>İnülin ve bazı oligosakkaritler bu kapsamda en çok bilinen örnekler arasındadır.</p>

<p>Soğan, sarımsak, pırasa, kuşkonmaz ve muz gibi gıdalar prebiyotik özellik gösterebilen bileşenler içerir. Ancak bağırsak sağlığını desteklemek için özel olarak “prebiyotik” etiketi taşıyan ürünler satın almak zorunlu değildir.</p>

<p>Meyve, sebze, baklagil ve tam tahıllardan oluşan çeşitli bir beslenme düzeni doğal olarak birçok farklı lif sağlar.</p>

<p>Fermente gıdalar gerçekten işe yarıyor mu?</p>

<p>Fermente gıdalar mikrobiyota araştırmalarının en ilgi çekici alanlarından biri.</p>

<p>Cell dergisinde yayımlanan randomize bir çalışmada sağlıklı yetişkinler yüksek lifli veya fermente gıdalardan zengin beslenme gruplarına ayrıldı.</p>

<p>Fermente gıda tüketimini artıran grupta mikrobiyota çeşitliliğinin arttığı ve ölçülen bazı inflamatuvar belirteçlerin azaldığı görüldü. Çalışmada yoğurt, kefir, kimchi ve diğer fermente sebzeler gibi gıdalar kullanıldı.</p>

<p>Ancak sonuçları “fermente gıdalar hastalıkları önler” şeklinde yorumlamak doğru değil. Çalışma sınırlı sayıda sağlıklı yetişkinde gerçekleştirildi ve mikrobiyota bilimi hâlâ gelişmekte olan bir alan.</p>

<p>Her fermente gıda probiyotik değildir</p>

<p>Burada sık yapılan önemli bir kavram hatası var.</p>

<p>“Fermente” ve “probiyotik” aynı anlama gelmez.</p>

<p>Bir gıda fermantasyon yoluyla üretilmiş olabilir ancak tüketildiğinde canlı mikroorganizma içermeyebilir. Isıl işlem ve pastörizasyon gibi işlemler mikroorganizmaların canlılığını azaltabilir veya ortadan kaldırabilir.</p>

<p>Ayrıca bir mikroorganizmanın yalnızca canlı olması, onun otomatik olarak “probiyotik” kabul edilmesi için yeterli değildir. Probiyotik terimi belirli miktarda alındığında sağlık yararı gösterilmiş canlı mikroorganizmalar için kullanılır.</p>

<p>Bu nedenle yoğurt, kefir ve diğer fermente ürünleri değerlendirirken ürünün içeriği ve üretim yöntemi önemlidir.</p>

<p>Probiyotik takviyesi gerekli mi?</p>

<p>Sağlıklı insanların bağırsak mikrobiyotasını korumak amacıyla rutin olarak probiyotik takviyesi kullanması gerektiğini gösteren güçlü ve herkese uygulanabilir bir kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Probiyotiklerin etkileri mikroorganizmanın türüne ve hatta suşuna, kullanılan doza ve hedeflenen sağlık durumuna göre değişebilir. Bir probiyotik üzerinde elde edilen sonuç başka bir probiyotik ürününe doğrudan aktarılamaz.</p>

<p>Bu nedenle “ne kadar çok bakteri, o kadar sağlıklı” yaklaşımı bilimsel açıdan doğru değildir.</p>

<p>Genel olarak sağlıklı bireylerde ilk basamak, çeşitli ve liften zengin bir beslenme düzeni oluşturmak olmalıdır. Belirli hastalıklarda probiyotik kullanımı ise hekim veya diyetisyenle değerlendirilmelidir.</p>

<p>Lifi birden artırmayın</p>

<p>Bağırsak sağlığı için lif önemli olsa da daha fazla lif her zaman hemen daha iyi anlamına gelmez.</p>

<p>Özellikle uzun süredir düşük lifle beslenen bir kişinin bir anda çok miktarda baklagil, tam tahıl ve prebiyotik lif tüketmeye başlaması gaz, karında şişkinlik ve rahatsızlığı artırabilir.</p>

<p>Bu nedenle lif miktarının kademeli artırılması ve yeterli sıvı alınması daha iyi tolere edilebilir.</p>

<p>İrritabl bağırsak sendromu (IBS) gibi sindirim sistemi hassasiyeti bulunan kişilerde bazı fermente edilebilir karbonhidratlar yakınmaları artırabileceğinden beslenmenin kişiye göre düzenlenmesi gerekebilir.</p>

<p>Bağırsak mikrobiyotası için örnek bir günlük yaklaşım</p>

<p>Kahvaltıda yulaf, yoğurt ve meyve; öğle veya akşam öğününde mercimek, nohut ya da kuru fasulye; gün içinde farklı sebzeler, meyveler ve bir miktar kuruyemiş tüketmek farklı lif kaynaklarını aynı beslenme düzeninde buluşturmanın basit yollarından biridir.</p>

<p>Yoğurt veya kefir gibi fermente gıdalar da kişinin toleransı ve beslenme tercihlerine göre eklenebilir.</p>

<p>Ama amaç mümkün olduğunca fazla “mikrobiyota ürünü” tüketmek değil; sürdürülebilir ve çeşitli bir beslenme modeli oluşturmaktır.</p>

<p>“Sağlıklı mikrobiyota” tam olarak ne demek?</p>

<p>Mikrobiyota konusunda önemli bir bilimsel sınır da burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Bilim insanları henüz herkese uygulanabilecek tek bir “ideal bağırsak mikrobiyomu” tanımlamış değil. Mikrobiyota kişiden kişiye önemli ölçüde farklılık gösterebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle ticari mikrobiyom testlerinde belirli bakterilerin bulunmasına veya bulunmamasına bakarak kişinin genel sağlığı hakkında kesin sonuçlara ulaşmak her zaman mümkün değil.</p>

<p>Beslenmenin mikrobiyota üzerindeki etkisi güçlü bir araştırma alanı olsa da belirli bir yiyeceğin belirli bir bakteriyi artırmasının otomatik olarak hastalık riskini azalttığını söylemek için çoğu durumda daha fazla klinik araştırmaya ihtiyaç var.</p>

<p>Bağırsak sağlığı için en uygulanabilir mesaj</p>

<p>Bağırsak mikrobiyotasını desteklemek isteyen sağlıklı bir yetişkin için başlangıç noktası pahalı takviyeler olmak zorunda değil.</p>

<p>Sebze, meyve, baklagil, tam tahıl, kuruyemiş ve tohumlardan gelen çeşitli lifleri düzenli tüketmek; uygun olduğunda yoğurt ve kefir gibi fermente gıdalara yer vermek daha kanıta dayalı bir yaklaşım.</p>

<p>Bağırsak bakterileri açısından da önemli olan yalnızca bugün ne yediğiniz değil, uzun vadede nasıl beslendiğiniz.</p>

<p>TIBBİ UYARI<br />
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişisel tıbbi veya beslenme önerisi yerine geçmez. Süregelen karın ağrısı, ishal, kabızlık, dışkıda kan, açıklanamayan kilo kaybı veya başka sindirim sistemi yakınmaları varsa sağlık profesyoneline başvurulmalıdır. IBS, inflamatuvar bağırsak hastalığı veya başka bir gastrointestinal hastalığı bulunan kişiler büyük beslenme değişikliklerini sağlık profesyoneliyle planlamalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR<br />
Harvard T.H. Chan School of Public Health – The Nutrition Source, The Microbiome ve Probiotics for Gut Health<br />
Wastyk HC ve ark. Cell – Gut-microbiota-targeted diets modulate human immune status<br />
Delzenne NM ve ark. Nature Reviews Microbiology – The gut microbiome and dietary fibres: implications in obesity, cardiometabolic diseases and cancer </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bagirsak-mikrobiyotasi-icin-ne-yemeli-yararli-bakterileri-besleyen-gidalar</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 20:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0685.jpeg" type="image/jpeg" length="35308"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin Kayıp Bilim Hazinesi: 11 Bin 821 Örneklik Koleksiyonun İzinde]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mekteb-i-tibbiye-i-sahanenin-kayip-bilim-hazinesi-11-bin-821-orneklik-koleksiyonun-izinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mekteb-i-tibbiye-i-sahanenin-kayip-bilim-hazinesi-11-bin-821-orneklik-koleksiyonun-izinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mekteb-i Tıbbiye yalnız hekim yetiştirmiyordu. 1839’da kurulan Doğa Tarihi Müzesi; fosillerden minerallere, bitkilerden binlerce böceğe uzanan koleksiyonuyla İstanbul’u Avrupa’nın bilim ağına bağlıyordu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin Kayıp Doğa Tarihi Müzesi-1" class="detail-photo img-fluid" height="993" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0681.jpeg" width="1320" />Tıbbiye’nin Kayıp Bilim Hazinesi: Fosillerden Binlerce Böceğe</p>

<p>Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane denildiğinde akla anatomi dersleri, hekimler ve Osmanlı’da modern tıp eğitiminin doğuşu geliyor.</p>

<p>Ancak Tıbbiye’nin bugün çok az bilinen başka bir yüzü daha vardı.</p>

<p>Bu okulun içinde 19. yüzyıl şartları düşünüldüğünde olağanüstü sayılabilecek bir bilim hazinesi oluşturulmuştu.</p>

<p>Mineraller...</p>

<p>Kayaçlar...</p>

<p>Fosiller...</p>

<p>Bitkiler...</p>

<p>Böcekler...</p>

<p>Zoolojik örnekler...</p>

<p>Bilimsel kitaplar...</p>

<p>Ve bunların eğitim amacıyla sınıflandırıldığı bir Doğa Tarihi Müzesi.</p>

<p>Üstelik 1870’lerin başında yalnızca müzenin mineraloji ve jeoloji bölümündeki örneklerin sayısı 11 bin 821’e ulaşmıştı. [1]</p>

<p><img alt="Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin Kayıp Doğa Tarihi Müzesi-1-1" class="detail-photo img-fluid" height="1218" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0682.jpeg" width="1320" /></p>

<p>TÜRKİYE’DEKİ İLK DOĞA TARİHİ MÜZESİ TIBBİYE’DE KURULDU</p>

<p>Bilim tarihçisi Feza Günergun’un araştırmasına göre Türkiye’deki ilk Doğa Tarihi Müzesi 1839 yılında İstanbul’daki Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane bünyesinde kuruldu. [1]</p>

<p>Müzede başlangıçta Avrupa’dan getirilen botanik, mineraloji ve zooloji örnekleri bulunuyordu.</p>

<p>Bu durum aslında dönemin tıp anlayışını da anlatıyor.</p>

<p>19. yüzyılda hekim yetiştirmek yalnız anatomi, cerrahi ve hastalıkları öğretmek anlamına gelmiyordu. Botanik, zooloji, kimya ve doğa bilimleri tıp eğitiminin önemli parçaları arasındaydı.</p>

<p>Tıbbiye bu nedenle yalnız bir tıp mektebi değil, giderek çok disiplinli bir bilim merkezine dönüşüyordu. [1][2]</p>

<p>TIBBİYE’NİN BOTANİK BAHÇESİ VE HERBARYUMU DA VARDI</p>

<p>Doğa tarihi çalışmalarının bir başka önemli ayağını bitkiler oluşturuyordu.</p>

<p>1844 yılında Alman eczacı Friedrich Wilhelm Noë, Mekteb-i Tıbbiye’nin Botanik Bahçesi’nin yönetimine getirildi.</p>

<p>Noë aynı yıl okulun bitki koleksiyonunu barındıran herbaryumunu kurdu. [1]</p>

<p>Herbaryum; bilimsel olarak toplanmış, kurutulmuş, tanımlanmış ve sınıflandırılmış bitki örneklerinden oluşan bir araştırma ve eğitim koleksiyonuydu.</p>

<p>Bu nedenle 1840’ların Tıbbiye öğrencisini yalnız anatomi salonunda düşünmek eksik kalıyor.</p>

<p>Öğrencinin çevresinde bir kütüphane, laboratuvarlar, botanik bahçesi ve doğa tarihi koleksiyonu da bulunuyordu. [1]</p>

<p></p>

<p>11 EKİM 1848: BİLİM HAZİNESİ ALEVLERİN ARASINDA KALDI</p>

<p>Sonra Tıbbiye tarihinin en büyük felaketlerinden biri yaşandı.</p>

<p>11 Ekim 1848’de Beyoğlu’nda çıkan büyük yangın Galatasaray’daki Mekteb-i Tıbbiye binasını da vurdu.</p>

<p>Yangında okul binasının yanı sıra botanik bahçesi, doğa tarihi koleksiyonu, kütüphane ve laboratuvarlar büyük ölçüde harap oldu. [1][3]</p>

<p>Yaklaşık on yılda oluşturulan bilimsel altyapının önemli bölümü böylece ortadan kalktı.</p>

<p>Tıbbiye eğitimine başka binalarda devam etti ancak 1839’dan itibaren oluşturulan ilk büyük doğa tarihi koleksiyonunun önemli kısmı artık yoktu.</p>

<p>MÜZEYİ YENİDEN AYAĞA KALDIRAN ADAM: MACARLI ABDULLAH BEY</p>

<p>Aradan yaklaşık yirmi yıl geçti.</p>

<p>1870 yılında Mekteb-i Tıbbiye’nin zooloji ve jeoloji profesörlüğüne sıra dışı bir bilim insanı getirildi:</p>

<p>Karl Eduard Hammerschmidt.</p>

<p>Osmanlı bilim tarihinde daha çok “Macarlı Abdullah Bey” adıyla tanınacaktı.</p>

<p>1799 doğumlu Hammerschmidt doğa bilimleri, zooloji, jeoloji ve özellikle böcek bilimiyle ilgileniyordu.</p>

<p>1848 Avrupa devrimlerinin ardından Osmanlı topraklarına gelen bilim insanlarından biriydi.</p>

<p>Tıbbiye’de göreve başladıktan sonra kaybolan Doğa Tarihi Müzesi’ni yeniden kurmaya girişti. [1]</p>

<p>VİYANA İLE İSTANBUL ARASINDA BİLİM KÖPRÜSÜ</p>

<p>Abdullah Bey’in en önemli avantajlarından biri Avrupa bilim çevreleriyle kurduğu ilişkilerdi.</p>

<p>Viyana’daki bilim insanları ve kurumlarla bağlantıya geçti.</p>

<p>Sonuçta İstanbul’a yalnız birkaç eğitim materyali değil, binlerce bilimsel örnek gönderildi.</p>

<p>Mineraller, kayaçlar, fosiller, böcek koleksiyonları ve bilimsel kitaplar Viyana’dan İstanbul’daki Tıbbiye’ye ulaştırıldı. [1]</p>

<p>Böylece Tıbbiye’nin kaybolan müzesi yeniden doğmaya başladı.</p>

<p>11 BİN 821 ÖRNEK: AMA BU SAYI MÜZENİN TAMAMI DEĞİLDİ</p>

<p>Tıbbiye’nin bilim koleksiyonunun büyüklüğünü gösteren en çarpıcı rakam 11 bin 821.</p>

<p>Ancak bu sayı çoğu zaman yanlış anlaşılabilecek bir ayrıntı taşıyor.</p>

<p>11 bin 821, Doğa Tarihi Müzesi’ndeki bütün nesnelerin toplamı değildi.</p>

<p>1871’de yapılan sayıma ilişkin kayıtlara göre müzenin mineraloji ve jeoloji koleksiyonu çeşitli bağış ve ilavelerle 11 bin 821 örneğe ulaşmıştı. [1]</p>

<p>Başka bir ifadeyle böcekler ve diğer zoolojik materyaller bu rakamın dışındaydı.</p>

<p>VİYANA’DAN 1.642 BÖCEK GELDİ</p>

<p>Müzenin entomoloji, yani böcek bilimi bölümü de şaşırtıcı derecede büyüktü.</p>

<p>Viyana İmparatorluk Zooloji Müzesi Entomoloji Bölümü yöneticisi Ludwig Redtenbacher çevresindeki bilimsel ağdan Tıbbiye için Coleoptera, Lepidoptera, Diptera gibi farklı böcek gruplarını içeren 1.642 örneklik bir koleksiyon sağlandı. [1]</p>

<p>Bununla da kalınmadı.</p>

<p>Viyana Belediyesi sekreteri Vittorio de Plason ve Viyana Uluslararası Sergisi Genel Sekreteri Marquis Adolph de Plason tarafından çeşitli böcek gruplarından oluşan 3 bin 658 örneklik başka bir koleksiyon bağışlandı. [1]</p>

<p>Başka katkılar ve Abdullah Bey’in Bursa’dan topladığı örneklerle birlikte Tıbbiye’nin Entomoloji Bölümü’ndeki koleksiyon yaklaşık 5 bin 300 örneğe ulaştı. [1]</p>

<p>Bir tıp fakültesinin içinde binlerce böcekten oluşan bilimsel koleksiyon bulunması bugün şaşırtıcı gelebilir.</p>

<p>Ancak 19. yüzyıl bilim dünyasında tıp ile doğa tarihi arasındaki sınırlar bugünkü kadar keskin değildi.</p>

<p>TIBBİYE’NİN FOSİL AVCILARI İSTANBUL BOĞAZI’NDAYDI</p>

<p>Koleksiyonun belki de en heyecan verici bölümü fosillerdi.</p>

<p>Abdullah Bey yalnız Avrupa’dan materyal getirtmedi.</p>

<p>İstanbul ve Anadolu’yu bizzat bir araştırma sahası olarak kullandı.</p>

<p>Dönemin envanterinde Abdullah Bey’in Kanlıca ve Arnavutköy’den topladığı 468 fosil örneği kayıtlıdır. [1]</p>

<p>Baltalimanı’ndan toplanan fosillerin sayısı ise 500 olarak verilir. [1]</p>

<p>Bugün Boğaziçi’nin en yoğun yerleşim bölgeleri arasında bulunan bu semtler, yaklaşık 150 yıl önce Tıbbiye’nin jeolojik araştırmalarının yapıldığı sahalardı.</p>

<p>BOĞAZİÇİ’NDEN 2 BİN DEVONİYEN FOSİLİ</p>

<p>Daha da çarpıcı bir kayıt var.</p>

<p>Abdullah Bey, Viyana Uluslararası Sergisi için 40 tablo içerisinde yaklaşık 2 bin Devoniyen fosil örneğinden oluşan bir “Boğaziçi Faunası” sergisi hazırladı. [1]</p>

<p>Devoniyen, yaklaşık 419 ila 359 milyon yıl öncesini kapsayan jeolojik dönemdir.</p>

<p>Dolayısıyla Tıbbiye’deki araştırmacılar yalnız insanın güncel hastalıklarıyla ilgilenmiyor; İstanbul’un yüz milyonlarca yıllık jeolojik geçmişinin izlerini de topluyordu.</p>

<p>Bu ayrıntı Mekteb-i Tıbbiye’nin bilim tarihindeki konumunu tamamen farklı bir yere taşıyor.</p>

<p>İSTANBUL SADECE AVRUPA’DAN BİLİM ALMIYORDU</p>

<p>Tıbbiye’nin Doğa Tarihi Müzesi hikâyesindeki en önemli ayrıntılardan biri bilimsel alışverişin tek yönlü olmamasıydı.</p>

<p>Viyana’dan İstanbul’a mineraller, fosiller, böcekler ve kitaplar gelirken Abdullah Bey’in Anadolu ve İstanbul’da topladığı örneklerin bazıları da Avrupa’daki bilimsel koleksiyonlara gönderiliyordu. [1]</p>

<p>Bu durum 19. yüzyıl İstanbul’unun yalnız Avrupa’dan bilgi ithal eden pasif bir merkez olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Tıbbiye, Avrupa ile karşılıklı materyal ve bilgi dolaşımının gerçekleştiği uluslararası bir bilim ağının parçasıydı.</p>

<p>1872’DE MÜZENİN KAYDI YAYIMLANDI</p>

<p>Bugün bu kayıp koleksiyon hakkında bu kadar ayrıntılı bilgi sahibi olmamızın çok önemli bir nedeni var.</p>

<p>Abdullah Bey, 1872 yılında İstanbul’da yayımlanan Fransızca Gazette Médicale d’Orient dergisinde Mekteb-i Tıbbiye Doğa Tarihi Müzesi’nin koleksiyonunu anlatan bir çalışma yayımladı. [1][4]</p>

<p>Bu kayıt sayesinde yaklaşık bir buçuk asır sonra müzenin içinde nelerin bulunduğunu kısmen yeniden oluşturabiliyoruz.</p>

<p>Minerallerden kayaçlara, fosillerden böceklere kadar çok geniş bir bilimsel dünyanın Tıbbiye’nin duvarları içinde toplandığı görülüyor.</p>

<p>FOTOĞRAFLARDA GÖRDÜĞÜMÜZ MÜZE AYNI MÜZE Mİ?</p>

<p>Mekteb-i Tıbbiye’ye ait tarihî fotoğraflarda camekânlarla, iskeletlerle, anatomik modellerle ve çeşitli preparatlarla dolu müze salonları görülüyor.</p>

<p>Ancak burada tarihsel açıdan önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.</p>

<p>Bu fotoğrafların bir bölümü kaynaklarda Anatomi Müzesi veya genel olarak Tıbbiye Müzehanesi şeklinde tanımlanıyor.</p>

<p>Bu nedenle günümüze ulaşan her Tıbbiye müze fotoğrafını “11 bin 821 mineraloji ve jeoloji örneğinin bulunduğu Doğa Tarihi Müzesi” olarak sunmak doğru değildir.</p>

<p>Tıbbiye’nin aynı bilimsel ekosistem içinde farklı eğitim koleksiyonlarına sahip olduğu anlaşılıyor.</p>

<p>Bu fotoğraflar yine de bize çok önemli bir şey gösteriyor:</p>

<p>Tıbbiye’de müzecilik, öğrencinin eğitiminde kullanılan gerçek bir öğretim yöntemiydi.</p>

<p>PEKİ 11 BİN 821 ÖRNEĞE NE OLDU?</p>

<p>İşte hikâyenin hâlâ tam olarak cevaplanamayan tarafı bu.</p>

<p>Tıbbiye tarih boyunca yangınlar, taşınmalar ve büyük idarî dönüşümler yaşadı.</p>

<p>1839’da oluşturulan ilk koleksiyonun önemli bölümü 1848 yangınında kaybedildi. [1]</p>

<p>1870’lerde Abdullah Bey tarafından yeniden kurulan koleksiyon ise sonraki yıllarda çeşitli kurumlara dağıldı, kayıplara uğradı ve bütünlüğünü koruyamadı.</p>

<p>Bugün 1871 envanterinde kayıtlı binlerce örneğin tamamını tek bir müze salonunda görmek mümkün değil.</p>

<p>Fakat Abdullah Bey’in 1872’de bıraktığı kayıtlar sayesinde kaybolmuş koleksiyonun bilimsel hafızası hâlâ yaşıyor. [1][4]</p>

<p>BİR TIP OKULUNDAN ÇOK DAHA FAZLASI</p>

<p>Mekteb-i Tıbbiye’nin Doğa Tarihi Müzesi, Osmanlı tıp tarihine farklı bir gözle bakmamızı sağlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Burada doktor adayları yalnız hastalık ezberlemiyordu.</p>

<p>İnsan bedenini inceliyor, bitkileri sınıflandırıyor, mineralleri tanıyor, fosilleri değerlendiriyor ve zoolojik örnekleri görüyordu.</p>

<p>Bir yandan Viyana’dan bilimsel materyal geliyor, diğer yandan Boğaziçi’nden toplanan yüz milyonlarca yıllık fosiller Avrupa’daki bilim dünyasına taşınıyordu.</p>

<p>1839’da başlayan, 1848’de alevlerin arasında büyük ölçüde kaybolan ve 1870’lerde Abdullah Bey’in çabalarıyla yeniden doğan bu müze, Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin yalnız modern Türk tıbbının değil, Türkiye’de doğa bilimleri ve bilimsel müzeciliğin gelişiminde de önemli merkezlerden biri olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bugün koleksiyonun büyük bölümü ortada değil.</p>

<p>Ama 11 bin 821 mineraloji-jeoloji örneği, yaklaşık 5 bin 300 böcek, Boğaziçi’nden yüzlerce fosil ve Avrupa ile İstanbul arasında dolaşan binlerce bilimsel materyalin kayıtları bize aynı şeyi söylüyor:</p>

<p>Mekteb-i Tıbbiye, yalnız bir tıp okulu değildi.</p>

<p>19. yüzyıl Osmanlısının büyük bilim laboratuvarlarından biriydi.</p>

<p><br />
KAYNAKLAR</p>

<p>[1] Feza Günergun, “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin 1870’li Yılların Başındaki Doğa Tarihi Koleksiyonu”, Osmanlı Bilimi Araştırmaları, Cilt 11, Sayı 1, 2010, s. 337–344. Çalışma, Abdullah Bey’in 1872 tarihli Fransızca makalesinin çevirisini ve koleksiyon envanterini içermektedir.</p>

<p>[2] Türk Maarif Ansiklopedisi, “Tıp Eğitimi”; Osmanlı döneminde Mekteb-i Tıbbiye’nin eğitim programı ve bilimsel yapılanmasına ilişkin tarihçe.</p>

<p>[3] TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mekteb-i Tıbbiyye”; Galatasaray’daki Mekteb-i Tıbbiye’nin 11 Ekim 1848 yangını ve sonraki kurumsal gelişmelerine ilişkin tarihçe.</p>

<p>[4] Karl Eduard Hammerschmidt (Macarlı Abdullah Bey), Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Doğa Tarihi Müzesi koleksiyonuna ilişkin çalışma, Gazette Médicale d’Orient, İstanbul, 1872.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mekteb-i-tibbiye-i-sahanenin-kayip-bilim-hazinesi-11-bin-821-orneklik-koleksiyonun-izinde</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 20:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0684.jpeg" type="image/jpeg" length="50381"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye’de Kadınların Yüzde 89,7’si Fiziksel Aktivite Yapmıyor: Meme Kanseri İçin Bu Ne Anlama Geliyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/turkiyede-kadinlarin-yuzde-897si-fiziksel-aktivite-yapmiyor-meme-kanseri-icin-bu-ne-anlama-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/turkiyede-kadinlarin-yuzde-897si-fiziksel-aktivite-yapmiyor-meme-kanseri-icin-bu-ne-anlama-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meme kanseri riskini tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil. Ancak sağlıklı kiloyu korumak, fiziksel olarak aktif olmak ve alkolden kaçınmak riski azaltmaya yardımcı olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meme Kanseri Riskini Neler Etkiliyor? Türkiye Verileriyle Değiştirilebilir Riskler</p>

<p>Meme kanserinde yaş, genetik yapı ve aile öyküsü gibi değiştirilemeyen risk faktörleri bulunuyor. Ancak bilimsel kanıtlar, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite ve alkol tüketimi gibi yaşam tarzıyla ilişkili bazı faktörlerin de meme kanseri riskini etkileyebildiğini gösteriyor.</p>

<p>Türkiye açısından konu özellikle önemli. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'nın (IARC) GLOBOCAN 2022 tahminlerine göre Türkiye'de 2022 yılında yaklaşık 25 bin 249 yeni meme kanseri vakası ortaya çıktı. Meme kanseri, kadınlarda yeni kanser vakalarının yüzde 23,5'ini oluşturarak en sık görülen kanser oldu.</p>

<p>Türkiye'nin güncel sağlık göstergeleri ise meme kanseri açısından değiştirilebilir risk faktörlerinden özellikle kilo ve fiziksel aktivitenin önemini artırıyor.</p>

<p>Türkiye'de kadınların yüzde 24,8'i obez</p>

<p>TÜİK Türkiye Sağlık Araştırması 2025 sonuçlarına göre 15 yaş ve üzerindeki kadınların yüzde 24,8'i obez, yüzde 32,2'si ise obez öncesi kategorisinde bulunuyor.</p>

<p>Bu rakamlar her kadının meme kanserine yakalanacağı anlamına gelmiyor. Obezite de tek başına meme kanserinin nedeni değil. Ancak özellikle menopoz sonrası dönemde yüksek vücut yağlılığının meme kanseri riskini artırdığına ilişkin güçlü bilimsel kanıt bulunuyor.</p>

<p>Menopozdan sonra kilo neden daha önemli?</p>

<p>Menopoz öncesi ve sonrası meme kanseri aynı risk örüntüsünü göstermiyor. Menopoz sonrasında yağ dokusu östrojen üretiminin önemli kaynaklarından biri haline geliyor. Fazla yağ dokusu ayrıca insülin ve inflamasyonla ilişkili biyolojik yolları da etkileyebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle sağlıklı vücut ağırlığının korunması, özellikle menopoz sonrası meme kanseri riskini azaltmaya yönelik temel yaşam tarzı önerileri arasında yer alıyor.</p>

<p>Buradaki mesaj hızlı kilo vermek değil. Amaç, yetişkinlik boyunca aşırı kilo artışından mümkün olduğunca kaçınmak ve sürdürülebilir bir sağlıklı yaşam düzeni oluşturmak.</p>

<p>Türkiye'de kadınların yüzde 89,7'si fiziksel aktivite yapmıyor</p>

<p>Türkiye açısından dikkat çeken ikinci gösterge fiziksel aktivite.</p>

<p>TÜİK'in 2025 Türkiye Sağlık Araştırması'nda kadınlarda fiziksel aktivite yapmayanların oranı yüzde 89,7 olarak bildirildi. Bu oran 2022'de yüzde 92,7 idi.</p>

<p>Bu istatistik, meme kanseri açısından doğrudan “yüzde 89,7 risk altında” şeklinde yorumlanamaz. TÜİK'in fiziksel aktivite göstergesi bir kanser risk ölçümü değildir. Ancak toplumdaki hareketsizlik yükünü göstermesi açısından önemlidir.</p>

<p>Çünkü fiziksel aktivite ile meme kanseri arasındaki ilişki konusunda bilimsel kanıt güçlüdür.</p>

<p>Hareket etmek meme kanseri riskini azaltabilir mi?</p>

<p>Evet. Düzenli fiziksel aktivitenin özellikle menopoz sonrası meme kanseri riskinin daha düşük olmasıyla ilişkili olduğuna dair güçlü kanıt bulunuyor. Menopoz öncesi meme kanseri açısından da özellikle daha yoğun fiziksel aktivitenin koruyucu olabileceğini gösteren veriler mevcut.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü yetişkinlerin haftada en az 150 dakika orta şiddette aerobik fiziksel aktivite yapmasını öneriyor.</p>

<p>Bu mutlaka spor salonuna gitmek anlamına gelmiyor. Tempolu yürüyüş, bisiklet, yüzme, aktif ulaşım ve günlük yaşamda hareket miktarının artırılması da fiziksel aktiviteye katkıda bulunuyor.</p>

<p>Üstelik hareketin iki yönlü avantajı var: Fiziksel aktivitenin meme kanseri açısından doğrudan koruyucu etkileri olabileceği gibi, sağlıklı vücut ağırlığının korunmasına yardımcı olarak dolaylı katkısı da bulunuyor.</p>

<p>Alkol için "güvenli miktar" var mı?</p>

<p>Meme kanseri açısından alkol konusunda kanıt oldukça net: Alkol tüketimi meme kanseri riskini artırıyor.</p>

<p>Risk yalnızca yüksek miktarda alkol tüketenlerle sınırlı değil. Dünya Kanser Araştırma Fonu, meme kanseri açısından riskin tüketilen alkol miktarıyla birlikte arttığını ve kanserden korunma açısından alkol kullanmamanın en iyi seçenek olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Dolayısıyla “günde bir kadeh kalbe iyi gelir, o halde zararsızdır” şeklindeki genellemeler meme kanseri açısından doğru bir yaklaşım değil.</p>

<p>Beslenmede tek bir koruyucu yiyecek var mı?</p>

<p>Meme kanserini önlediği kanıtlanmış tek bir yiyecek, içecek veya takviye bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle brokoli, zerdeçal, yeşil çay, keten tohumu veya başka bir besini “meme kanserini önleyen gıda” şeklinde sunmak bilimsel kanıtların ötesine geçer.</p>

<p>Güncel yaklaşım tek tek besinlerden çok genel beslenme ve yaşam tarzı örüntüsüne odaklanıyor.</p>

<p>World Cancer Research Fund'ın 2025 değerlendirmesinde 84 araştırma yayını incelendi. Sonuçlar; sağlıklı vücut ağırlığının korunması, fiziksel aktivite, meyve-sebze ve liften zengin beslenme, alkol ve sigaradan kaçınma gibi davranışların birlikte uygulandığı yaşam tarzı örüntülerinin daha düşük meme kanseri riskiyle ilişkili olduğunu destekledi.</p>

<p>Başka bir ifadeyle önemli olan yalnızca tabağınıza eklediğiniz tek bir yiyecek değil, yıllar boyunca sürdürdüğünüz genel yaşam biçimi.</p>

<p>Emzirmenin etkisi var mı?</p>

<p>Kanıtların güçlü olduğu bir başka alan emzirme.</p>

<p>Emzirmenin anne açısından meme kanseri riskini azaltabildiğine ilişkin güçlü bilimsel kanıt bulunuyor. Bununla birlikte emzirme süresi ve imkânı kişisel, sosyal ve tıbbi birçok koşuldan etkilenebilir; bu bilgi anneler üzerinde baskı veya suçluluk oluşturacak şekilde yorumlanmamalıdır.</p>

<p>Sigara meme kanseri açısından nerede duruyor?</p>

<p>Sigaranın akciğer kanseri başta olmak üzere birçok kanser türüyle ilişkisi tartışmasız. Meme kanseri açısından ilişki daha karmaşık olmakla birlikte, kanserden korunma stratejisinin temel parçalarından biri tütün ürünlerinden uzak durmak.</p>

<p>Sigara kullanmamak yalnızca meme kanseri açısından değil, çok sayıda kanser ile kalp-damar ve solunum sistemi hastalıklarının önlenmesi açısından da önem taşıyor.</p>

<p>Peki kadınlar gerçekten ne yapabilir?</p>

<p>Meme kanseri riskini sıfıra indiren bir yaşam tarzı bulunmuyor. Çok sağlıklı yaşayan bir kadın da meme kanserine yakalanabilir; risk faktörlerine sahip bir kadın ise hiçbir zaman meme kanseri geliştirmeyebilir.</p>

<p>Bu nedenle yaşam tarzı önerileri bir garanti olarak değil, olasılığı azaltmaya yönelik önlemler olarak görülmeli.</p>

<p>Mevcut kanıtların desteklediği temel yaklaşım şöyle özetlenebilir:</p>

<p>Sağlıklı vücut ağırlığını korumaya çalışmak.</p>

<p>Yetişkinlik döneminde aşırı kilo artışından kaçınmak.</p>

<p>Haftada en az 150 dakika orta şiddette fiziksel aktivite hedeflemek.</p>

<p>Günlük yaşamda daha fazla hareket etmek ve uzun süre hareketsiz kalmayı azaltmak.</p>

<p>Sebze, meyve, tam tahıl ve baklagillerden zengin dengeli bir beslenme düzeni oluşturmak.</p>

<p>Alkol tüketmemek veya tüketimi mümkün olduğunca azaltmak.</p>

<p>Tütün ürünlerinden uzak durmak.</p>

<p>Mümkün ve uygun olduğunda emzirmeyi desteklemek.</p>

<p>Yaşam tarzı mamografinin yerine geçmez</p>

<p>En kritik noktalardan biri de bu: Sağlıklı yaşam meme kanseri riskini azaltmaya yardımcı olabilir ancak taramanın veya tıbbi değerlendirmenin alternatifi değildir.</p>

<p>Düzenli egzersiz yapan, sağlıklı kilosunu koruyan ve alkol kullanmayan bir kadında da meme kanseri gelişebilir.</p>

<p>Memede yeni kitle, meme başında içe çekilme, meme derisinde çökme veya portakal kabuğu görünümü, tek taraflı olağan dışı meme başı akıntısı ya da meme ve koltuk altında yeni bir değişiklik fark edildiğinde rutin tarama zamanı beklenmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>Türkiye verileri neden önemli?</p>

<p>GLOBOCAN'ın Türkiye tahminlerinde meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser. Buna karşılık TÜİK'in 2025 verileri kadınların yüzde 24,8'inin obez olduğunu ve yüzde 89,7'sinin fiziksel aktivite yapmadığını gösteriyor.</p>

<p>Bu iki veri seti birbirine bağlanarak “Türkiye'deki meme kanserlerinin nedeni obezite veya hareketsizliktir” sonucu çıkarılamaz. Böyle bir nedensellik bu istatistiklerden hesaplanamaz.</p>

<p>Ancak Türkiye'de değiştirilebilir risk faktörlerinin halk sağlığı açısından neden önemli olduğunu açık biçimde gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meme kanserinde genetik ve yaş değiştirilemez. Fakat hareket etmek, sağlıklı vücut ağırlığını korumak, alkol ve tütünden uzak durmak gibi bazı faktörler değiştirilebilir.</p>

<p>En güçlü mesaj da burada: Tek bir mucize besin veya tek bir davranış yerine, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yaşam tarzı bütünü önem taşıyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI<br />
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişisel meme kanseri risk değerlendirmesi, tanı veya tedavi yerine geçmez. Ailede meme veya yumurtalık kanseri öyküsü, bilinen genetik risk ya da memede yeni bir değişiklik varsa hekime başvurulmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR<br />
International Agency for Research on Cancer – Global Cancer Observatory, GLOBOCAN 2022 Türkiye<br />
Türkiye İstatistik Kurumu – Türkiye Sağlık Araştırması 2025<br />
World Cancer Research Fund International – Global Cancer Update Programme<br />
World Cancer Research Fund – Breast Cancer Prevention Recommendations<br />
T.C. Sağlık Bakanlığı – Meme Kanseri Bilgilendirme Kaynakları </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/turkiyede-kadinlarin-yuzde-897si-fiziksel-aktivite-yapmiyor-meme-kanseri-icin-bu-ne-anlama-geliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 19:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0680.jpeg" type="image/jpeg" length="71575"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[eGFR Nedir? Böbrek Fonksiyonunu Gösteren Değer Ne Anlama Gelir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/egfr-nedir-bobrek-fonksiyonunu-gosteren-deger-ne-anlama-gelir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/egfr-nedir-bobrek-fonksiyonunu-gosteren-deger-ne-anlama-gelir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[eGFR, böbreklerin kanı ne kadar iyi süzdüğünü gösteren en önemli laboratuvar değerlerinden biridir. Kan tahlilinde görülen bu sonuç, özellikle “eGFR nedir, eGFR normal değeri kaç olmalı, eGFR düşüklüğü tehlikeli mi?” sorularıyla sık araştırılır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ancak eGFR sonucu tek başına kesin hastalık tanısı koydurmaz; değer mutlaka kişinin yaşı, şikâyetleri, muayene bulguları, kreatinin düzeyi, idrar testi ve diğer kan sonuçlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>eGFR nedir?</p>

<p>eGFR, “estimated glomerular filtration rate” ifadesinin kısaltmasıdır. Türkçede “tahmini glomerüler filtrasyon hızı” anlamına gelir.</p>

<p>Daha anlaşılır ifadeyle eGFR, böbreklerin bir dakikada ne kadar kanı süzebildiğini tahmini olarak gösterir. Böbreklerdeki küçük filtreleme birimleri olan glomerüller, kandaki atık maddelerin ve fazla sıvının vücuttan uzaklaştırılmasında görev alır. eGFR testi de bu süzme kapasitesi hakkında fikir verir.</p>

<p>Bu nedenle “eGFR kan tahlilinde nedir?” sorusunun en sade cevabı şudur: Böbreklerin çalışma gücünü gösteren önemli bir hesaplama değeridir.</p>

<p>eGFR neyi gösterir?</p>

<p>eGFR, böbreklerin süzme işlevinin yeterli olup olmadığına dair ipucu verir. Genellikle kanda kreatinin düzeyiyle birlikte hesaplanır. Yaş, cinsiyet ve bazı biyolojik özellikler bu hesaplamada dikkate alınabilir.</p>

<p>eGFR sonucunun düşük çıkması, böbreklerin kanı beklenenden daha yavaş süzdüğünü düşündürebilir. Bu durum geçici bir sıvı kaybından, kullanılan ilaçlardan, enfeksiyonlardan ya da böbrek fonksiyonunu etkileyen kronik hastalıklardan kaynaklanabilir.</p>

<p>Burada kritik nokta şudur: Tek bir kan değeriyle kesin hastalık tanısı konulmaz. eGFR sonucu, idrar albümin/kreatinin oranı, kreatinin, üre, elektrolitler, tansiyon, diyabet durumu ve hastanın genel tablosuyla birlikte okunmalıdır.</p>

<p>eGFR normal değeri nedir?</p>

<p>Genel olarak erişkinlerde eGFR değerinin 90 mL/dk/1.73 m² ve üzerinde olması böbrek süzme kapasitesi açısından normal ya da normale yakın kabul edilir. Ancak yaş ilerledikçe eGFR değerinde bir miktar düşüş görülebilir.</p>

<p>Sık kullanılan değerlendirme aralıkları şöyledir:</p>

<p>eGFR 90 ve üzeri: Genellikle normal ya da yüksek kabul edilir. Ancak idrarda protein kaçağı gibi başka bulgular varsa yine takip gerekebilir.</p>

<p>eGFR 60-89 arası: Hafif azalma anlamına gelebilir. Tek başına kronik böbrek hastalığı demek değildir; başka böbrek hasarı bulguları olup olmadığına bakılır.</p>

<p>eGFR 45-59 arası: Böbrek fonksiyonunda hafif-orta düzey azalma açısından dikkat gerektirir.</p>

<p>eGFR 30-44 arası: Orta-ileri düzey azalma olarak değerlendirilir ve daha yakın takip gerekebilir.</p>

<p>eGFR 15-29 arası: Böbrek fonksiyonunda ciddi azalma gösterebilir.</p>

<p>eGFR 15’in altı: Böbrek yetmezliği açısından ciddi bir tabloyu düşündürebilir ve acil uzman değerlendirmesi gerektirebilir. KDIGO sınıflamasında eGFR kategorileri G1’den G5’e kadar bu eşiklerle tanımlanır; kronik böbrek hastalığı değerlendirmesinde süre, neden ve albüminüri de önemlidir.</p>

<p>Referans aralıkları laboratuvara göre değişebilir. Bu nedenle raporda yazan referans değerler ve hekimin yorumu esas alınmalıdır.</p>

<p>eGFR yüksekliği neden olur?</p>

<p>eGFR yüksekliği çoğu zaman tek başına hastalık göstergesi olarak değerlendirilmez. Bazı kişilerde özellikle genç yaşta, gebelikte ya da vücut yapısına bağlı olarak eGFR daha yüksek hesaplanabilir.</p>

<p>Bununla birlikte “eGFR yüksekliği neden olur?” sorusu özellikle diyabet gibi durumlarda önem kazanabilir. Bazı erken dönem böbrek etkilenmelerinde böbrekler başlangıçta normalden fazla süzme eğilimi gösterebilir. Buna hiperfiltrasyon denir. Ancak bu yorum yalnızca laboratuvar sonucuna bakılarak yapılamaz.</p>

<p>eGFR yüksek çıktıysa paniğe kapılmak yerine sonucun kreatinin, idrar testi, kan şekeri, tansiyon ve kişinin genel sağlık durumu ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>eGFR düşüklüğü neden olur?</p>

<p>“eGFR düşüklüğü neden olur?” sorusunun tek bir cevabı yoktur. Çünkü böbreklerin süzme kapasitesini etkileyen birçok durum vardır.</p>

<p>En sık ilişkili nedenler arasında uzun süreli yüksek tansiyon, diyabet, böbrek damarlarını etkileyen hastalıklar, böbrek iltihapları, idrar yollarında tıkanıklık, bazı romatizmal hastalıklar, uzun süreli ağrı kesici kullanımı ve kalp-damar hastalıkları yer alabilir.</p>

<p>Ayrıca susuz kalma, yoğun kusma-ishal, ağır enfeksiyonlar, bazı ilaçlar ve geçici böbrek zorlanmaları da eGFR değerini düşürebilir. Bu yüzden eGFR düşüklüğü görüldüğünde sonuç hemen “kalıcı böbrek yetmezliği” anlamına gelmez. Değerin ne kadar düşük olduğu, ne kadar süredir devam ettiği ve beraberinde idrarda protein kaçağı olup olmadığı önemlidir.</p>

<p>eGFR yüksek olursa hangi belirtiler görülebilir?</p>

<p>eGFR yüksekliği çoğu kişide belirti vermez. Zaten çoğu zaman başka bir nedenle yapılan kan tahlilinde fark edilir.</p>

<p>Eğer yüksek eGFR diyabet, gebelik, yüksek kan şekeri ya da böbrekte hiperfiltrasyonla ilişkili bir tablo içinde değerlendiriliyorsa, asıl belirtiler altta yatan duruma bağlı olabilir. Örneğin sık idrara çıkma, aşırı susama, kan şekeri düzensizliği ya da tansiyon değişiklikleri gibi bulgular tabloya eşlik edebilir.</p>

<p>Ancak yalnızca “eGFR yüksek çıktı” diye belirti aranması doğru değildir. Bu değer, tek başına hastalık adı koyan bir sonuç değildir.</p>

<p>eGFR düşük olursa hangi belirtiler görülebilir?</p>

<p>eGFR düşüklüğü erken dönemde hiçbir belirti vermeyebilir. Böbrek fonksiyonları azalmaya başladığında kişi kendini tamamen normal hissedebilir. Bu nedenle özellikle diyabet, hipertansiyon, kalp hastalığı ya da ailede böbrek hastalığı öyküsü olan kişilerde düzenli kontrol önemlidir.</p>

<p>Daha belirgin düşüşlerde halsizlik, çabuk yorulma, iştahsızlık, bulantı, ayak bileklerinde şişlik, göz çevresinde şişlik, idrar miktarında değişiklik, gece sık idrara çıkma, kaşıntı, nefes darlığı ve tansiyon yüksekliği görülebilir.</p>

<p>Bu belirtiler yalnızca böbrek hastalıklarına özgü değildir. Başka birçok hastalıkta da benzer şikâyetler olabilir. Bu nedenle sonuçlar mutlaka şikâyetler, muayene bulguları ve diğer testlerle birlikte değerlendirilmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>eGFR hangi değerlerde dikkat edilmelidir?</p>

<p>“eGFR kaç olursa tehlikeli?” sorusu en çok merak edilen başlıklardan biridir. Genel yaklaşımda eGFR’nin 60’ın altında olması dikkat gerektirir. Ancak kronik böbrek hastalığından söz edebilmek için bu düşüklüğün genellikle en az 3 ay devam etmesi veya böbrek hasarını gösteren başka bulgularla birlikte olması beklenir.</p>

<p>eGFR 60’ın altındaysa: Sonucun tekrar edilmesi, idrar testiyle birlikte değerlendirilmesi ve altta yatan nedenlerin araştırılması gerekebilir.</p>

<p>eGFR 30’un altındaysa: Böbrek fonksiyonunda ciddi azalma ihtimali nedeniyle daha yakın takip gerekir.</p>

<p>eGFR 15’in altındaysa: Böbrek yetmezliği açısından acil ve uzman değerlendirmesi önemlidir.</p>

<p>Ancak her düşük değer aynı anlama gelmez. Yaşlı bir kişide, kas kütlesi düşük bir hastada, susuz kalmış bir kişide ya da bazı ilaçları kullananlarda sonuç farklı yorumlanabilir.</p>

<p>eGFR sonucu hangi hastalıklarla ilişkili olabilir?</p>

<p>eGFR düşüklüğü; kronik böbrek hastalığı, diyabete bağlı böbrek etkilenmesi, hipertansiyona bağlı böbrek hasarı, glomerülonefritler, polikistik böbrek hastalığı, böbrek damar hastalıkları, idrar yolu tıkanıklıkları ve bazı sistemik hastalıklarla ilişkili olabilir.</p>

<p>Kalp yetmezliği, ağır enfeksiyonlar, sıvı kaybı, bazı antibiyotikler, kontrast madde kullanımı ve uzun süreli kontrolsüz ağrı kesici kullanımı da böbrek fonksiyonlarını etkileyebilir.</p>

<p>Bu noktada “eGFR düşüklüğü hangi hastalıkların belirtisi olabilir?” sorusuna verilecek en doğru yanıt şudur: eGFR düşüklüğü böbrek fonksiyonunda azalma ihtimalini gösterir; ancak hangi hastalıkla ilişkili olduğunu anlamak için ek değerlendirme gerekir.</p>

<p>eGFR sonucu tek başına ne ifade etmez?</p>

<p>eGFR sonucu tek başına “böbrek yetmezliği var” ya da “böbrekler tamamen sağlıklı” dedirtmez. Çünkü bu değer tahmini bir hesaplamadır ve bazı durumlarda yanıltıcı olabilir.</p>

<p>Kas kütlesi çok düşük olanlarda, ileri yaşta, yoğun spor yapanlarda, gebelikte, ciddi beslenme bozukluklarında, ani sıvı kaybında veya bazı ilaç kullanımlarında kreatinin ve eGFR ilişkisi farklı yorumlanabilir.</p>

<p>Ayrıca eGFR normal olsa bile idrarda protein kaçağı, kanama, böbrek görüntüleme bulguları veya tansiyon yüksekliği varsa böbrek sağlığı açısından değerlendirme gerekebilir. Bu nedenle eGFR, tek başına değil; klinik tabloyla birlikte anlam kazanır.</p>

<p>eGFR için hangi durumlarda doktora başvurulmalıdır?</p>

<p>eGFR sonucu 60’ın altında çıktıysa, özellikle bu durum tekrar eden testlerde devam ediyorsa doktora başvurulmalıdır. Değer 30’un altına inmişse, vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi önemlidir.</p>

<p>Ayaklarda şişlik, idrar miktarında belirgin azalma, idrarda köpürme, kanlı idrar, kontrolsüz tansiyon yüksekliği, açıklanamayan halsizlik, bulantı, nefes darlığı ya da diyabetle birlikte böbrek fonksiyonlarında bozulma varsa tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir.</p>

<p>Diyabet, hipertansiyon, kalp hastalığı, ailede böbrek hastalığı öyküsü, ileri yaş veya uzun süreli ilaç kullanımı olan kişilerde eGFR takibi daha büyük önem taşır.</p>

<p>eGFR düşüklüğü tehlikeli mi?</p>

<p>eGFR düşüklüğü her zaman acil ve ağır bir tablo anlamına gelmez; ancak ciddiye alınması gereken bir uyarı işaretidir. Özellikle 60’ın altındaki değerler tekrar ediyorsa, 30’un altına düşüyorsa veya idrar testinde protein kaçağı eşlik ediyorsa böbrek sağlığı açısından ayrıntılı inceleme gerekir.</p>

<p>Erken fark edilen böbrek fonksiyon azalması, altta yatan nedenlerin kontrol altına alınmasıyla daha yakından izlenebilir. Bu yüzden eGFR sonucunu görmezden gelmek de, tek başına sonuca bakıp paniğe kapılmak da doğru değildir.</p>

<p>eGFR değerini etkileyen faktörler nelerdir?</p>

<p>eGFR sonucu; yaş, cinsiyet, kas kütlesi, kreatinin düzeyi, sıvı durumu, beslenme, kullanılan ilaçlar ve bazı akut hastalıklardan etkilenebilir. Ağır egzersiz, susuzluk, enfeksiyon veya yakın zamanda kullanılan bazı ilaçlar da sonucu değiştirebilir.</p>

<p>Bu nedenle “eGFR kaç olmalı?” sorusunun cevabı kişiden kişiye değişebilir. Aynı değer genç bir kişiyle ileri yaştaki bir kişide farklı anlam taşıyabilir. En doğru yorum, kişinin genel sağlık tablosunu bilen hekim tarafından yapılır.</p>

<p>Sonuç: eGFR böbrek sağlığı için önemli ama tek başına yeterli değildir</p>

<p>eGFR, böbreklerin süzme kapasitesini gösteren değerli bir testtir. Düşük eGFR, böbrek fonksiyonlarında azalma ihtimalini gündeme getirir; yüksek eGFR ise çoğu zaman tek başına hastalık anlamına gelmez.</p>

<p>Ancak bu sonuç hiçbir zaman tek başına kesin tanı yerine geçmez. Referans aralıkları laboratuvara göre değişebilir. eGFR mutlaka şikâyetler, muayene bulguları, idrar testi, kreatinin, üre, elektrolitler ve diğer tetkiklerle birlikte değerlendirilmelidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/egfr-nedir-bobrek-fonksiyonunu-gosteren-deger-ne-anlama-gelir</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 19:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2025/12/kan-biyokimya.webp" type="image/jpeg" length="15646"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[eGFR Nedir, Kaç Olmalı? 90, 60, 45, 30 ve 15 Ne Demek?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/egfr-nedir-kac-olmali-90-60-45-30-ve-15-ne-demek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/egfr-nedir-kac-olmali-90-60-45-30-ve-15-ne-demek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[eGFR, böbreklerin kanı ne kadar iyi süzdüğünü tahmin eden hesaplanmış bir değerdir. 60’ın altındaki sonuçlar önemli olabilir ancak tek bir düşük eGFR kronik böbrek hastalığı tanısı koydurmaz; değerin ne kadar süredir düşük olduğu ve idrar albümini gibi bulgular da önemlidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kan tahlilinde eGFR’nin düşük görülmesi böbreklerin süzme kapasitesinde azalma olabileceğini düşündürür. Ancak eGFR doğrudan ölçülen bir madde değildir; çoğunlukla kandaki kreatinin, yaş ve biyolojik cinsiyet gibi bilgiler kullanılarak hesaplanan tahmini bir değerdir.</p>

<p>Bu nedenle tek bir eGFR sonucuna bakarak “böbrek yetmezliğim var” sonucuna varmak doğru değildir. Özellikle kronik böbrek hastalığı değerlendirilirken eGFR’nin zaman içindeki seyri ve idrarda albümin gibi böbrek hasarı göstergeleri birlikte değerlendirilir.</p>

<p>eGFR nedir?</p>

<p>eGFR, “estimated glomerular filtration rate”, Türkçesiyle tahmini glomerüler filtrasyon hızıdır.</p>

<p>Böbreklerdeki glomerüllerin kanı ne kadar iyi süzdüğünü tahmin etmeye yarar. Sonuç genellikle mL/dk/1,73 m² birimiyle raporlanır.</p>

<p>eGFR çoğu laboratuvarda serum kreatinininden otomatik olarak hesaplanır. Güncel denklemler yaş ve biyolojik cinsiyet gibi bilgileri de hesaba katar.</p>

<p>Bu nedenle eGFR ile kreatinin aynı test değildir: kreatinin doğrudan ölçülür, eGFR ise bu değerden yararlanılarak hesaplanır.</p>

<p>eGFR kaç olmalı?</p>

<p>Genç ve sağlıklı yetişkinlerde eGFR çoğunlukla 90 mL/dk/1,73 m² veya üzerindedir. Ancak eGFR yaşla birlikte doğal olarak azalabilir.</p>

<p>Kronik böbrek hastalığının sınıflandırılmasında eGFR şu kategorilere ayrılır:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>eGFR</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>KDIGO kategorisi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Genel ifade</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>90 ve üzeri</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>G1</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Normal veya yüksek</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>60-89</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>G2</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hafif azalmış</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>45-59</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>G3a</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hafif-orta azalmış</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>30-44</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>G3b</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Orta-ileri azalmış</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>15-29</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>G4</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İleri derecede azalmış</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>15’in altı</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>G5</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Böbrek yetmezliği düzeyi</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Buradaki önemli ayrım şudur: G1 veya G2 kategorisinde olmak tek başına kronik böbrek hastalığı anlamına gelmez. Kronik böbrek hastalığı tanısı için böbrek hasarını gösteren başka bulguların bulunması gerekebilir.</p>

<p>eGFR 90 ne anlama gelir?</p>

<p>eGFR’nin 90 veya üzerinde olması genel olarak korunmuş böbrek filtrasyonuyla uyumludur.</p>

<p>Ancak normal eGFR böbrek hastalığını her koşulda dışlamaz.</p>

<p>Örneğin eGFR 95 olan bir kişide idrarda kalıcı yüksek albümin bulunması böbrek hasarının göstergesi olabilir.</p>

<p>Bu nedenle böbrek sağlığının değerlendirilmesi yalnızca eGFR rakamından ibaret değildir.</p>

<p>eGFR 60 ne anlama gelir?</p>

<p>eGFR’nin 60 civarında olması önemli bir karar noktasıdır ancak tek ölçümle kronik böbrek hastalığı tanısı konmaz.</p>

<p>eGFR’nin 60 mL/dk/1,73 m²’nin altında en az üç ay boyunca kalması, kronik böbrek hastalığının tanı kriterlerinden biridir.</p>

<p>Bir kişinin eGFR’si ilk kez 58 çıktıysa bu otomatik olarak “kronik böbrek yetmezliği” anlamına gelmez. Sonucun tekrarlanması, önceki testlere bakılması ve idrar albümini gibi diğer göstergelerin değerlendirilmesi gerekebilir.</p>

<p>eGFR 45 ne anlama gelir?</p>

<p>eGFR 45-59 aralığı G3a kategorisine girer.</p>

<p>Bu düzey kalıcıysa kronik böbrek hastalığı açısından önemlidir. Ancak kişinin gelecekteki böbrek ve kalp-damar riski yalnızca eGFR’ye göre belirlenmez.</p>

<p>İdrar albümin düzeyi bu değerlendirmede önemli bir ikinci eksendir.</p>

<p>Örneğin eGFR’si 50 olan fakat idrar albümini düşük bir kişi ile aynı eGFR’ye sahip ve belirgin albuminürisi bulunan kişinin risk düzeyi aynı olmayabilir.</p>

<p>eGFR 30 ne anlama gelir?</p>

<p>eGFR 30-44 aralığı G3b, 15-29 aralığı ise G4 kategorisidir.</p>

<p>eGFR’nin 30 civarında olması böbrek filtrasyonunda belirgin azalmayı gösterir ve daha yakın takip gerektirebilir.</p>

<p>Bu düzeylerde bazı ilaçların dozlarının böbrek fonksiyonuna göre ayarlanması, kansızlık ve mineral-kemik metabolizması gibi kronik böbrek hastalığıyla ilişkili sorunların değerlendirilmesi gerekebilir.</p>

<p>Ancak eGFR 30 olması kişinin hemen diyalize başlayacağı anlamına gelmez.</p>

<p>eGFR 15 ne anlama gelir?</p>

<p>eGFR’nin 15 mL/dk/1,73 m²’nin altına düşmesi G5 kategorisi, yani böbrek yetmezliği düzeyi olarak sınıflandırılır.</p>

<p>Bu ciddi bir böbrek fonksiyon kaybıdır ancak diyaliz kararı yalnızca eGFR rakamına göre verilmez.</p>

<p>Üremik belirtiler, kontrol edilemeyen sıvı yükü, potasyum ve asit-baz bozuklukları, beslenme durumu ve kişinin genel klinik tablosu böbrek yerine koyma tedavisinin zamanlamasında dikkate alınır.</p>

<p>Dolayısıyla “eGFR 15’in altına düştü, kesin hemen diyaliz gerekir” şeklinde otomatik bir kural yoktur.</p>

<p>eGFR düşüklüğü neden olur?</p>

<p>eGFR’nin düşmesi böbreklerin filtrasyon kapasitesinin azaldığını düşündürür.</p>

<p>Buna yol açabilecek durumlar arasında:</p>

<ul>
 <li>Kronik böbrek hastalığı</li>
 <li>Diyabete bağlı böbrek hasarı</li>
 <li>Yüksek tansiyona bağlı böbrek hasarı</li>
 <li>Glomerüler hastalıklar</li>
 <li>Akut böbrek hasarı</li>
 <li>Ciddi sıvı kaybı</li>
 <li>İdrar yollarında tıkanıklık</li>
 <li>Böbreklere kan akımını etkileyen bazı durumlar</li>
</ul>

<p>bulunabilir.</p>

<p>eGFR kreatinine dayalı hesaplandığı için kas kütlesi ve kreatinin üretimini etkileyen durumlar da tahminin doğruluğunu değiştirebilir.</p>

<p>Kreatinin normal ama eGFR düşük olabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Kreatininin “normal” referans aralığında görünmesi, özellikle ileri yaşta veya kas kütlesi düşük kişilerde böbrek fonksiyonunun tamamen normal olduğu anlamına gelmeyebilir.</p>

<p>eGFR hesaplaması yaş gibi faktörleri de dikkate aldığı için laboratuvarda normal sınıra yakın kreatininle birlikte düşük eGFR görülebilir.</p>

<p>Tersi de mümkündür: Kas kütlesi yüksek bir kişinin kreatinini görece yüksekken gerçek böbrek fonksiyonu beklenenden daha iyi olabilir.</p>

<p>Kreatinine dayalı eGFR’nin güvenilir olmadığı düşünülen durumlarda sistatin C ile doğrulama değerlendirilebilir.</p>

<p>Yaş ilerledikçe eGFR düşer mi?</p>

<p>Evet. eGFR yaş ilerledikçe ortalama olarak azalabilir.</p>

<p>Ancak “yaşlılıkta düşük eGFR tamamen normaldir” demek de doğru değildir.</p>

<p>Özellikle belirgin düşüklük, hızlı gerileme veya idrarda albümin bulunması klinik önem taşır. Değerlendirme kişinin yaşıyla birlikte genel sağlık durumu ve böbrek hasarı göstergeleri dikkate alınarak yapılır.</p>

<p>İdrar albümin/kreatinin oranı neden önemli?</p>

<p>Böbrek değerlendirmesinde eGFR’nin yanında idrar albümin/kreatinin oranı, yani ACR önemli bir testtir.</p>

<p>ACR, böbreklerden idrara normalden fazla albümin geçip geçmediğini gösterir.</p>

<p>KDIGO yaklaşımında kronik böbrek hastalığı riski hem eGFR kategorisi hem albuminüri kategorisi birlikte kullanılarak değerlendirilir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca “eGFR kaç?” sorusu yerine “eGFR ile birlikte idrar albümini nasıl?” sorusu böbrek sağlığı hakkında daha fazla bilgi verebilir.</p>

<p>Tek düşük eGFR sonucu yeterli midir?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Kronik böbrek hastalığı, adından da anlaşılacağı gibi süreklilik gösteren bir durumdur. eGFR’nin 60’ın altında olması veya başka böbrek hasarı göstergelerinin genellikle en az üç ay sürmesi kroniklik açısından önemlidir.</p>

<p>Buna karşılık eGFR’nin kısa sürede belirgin düşmesi akut böbrek hasarını düşündürebilir ve üç ay beklenmez.</p>

<p>Özellikle idrar miktarında belirgin azalma, nefes darlığı, yaygın şişlik, ciddi halsizlik veya hızlı kreatinin yükselişi varsa daha erken değerlendirme gerekir.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>eGFR 60’ın altında olması böbrek yetmezliği midir?</p>

<p>Hayır. Tek bir eGFR sonucunun 60’ın altında olması kronik böbrek hastalığı tanısı için yeterli değildir. Değerin genellikle en az üç ay düşük kalması veya başka böbrek hasarı bulgularının bulunması gerekir.</p>

<p>eGFR 30 olunca diyalize girilir mi?</p>

<p>Hayır. eGFR 30 belirgin böbrek fonksiyon kaybını gösterir ancak tek başına diyaliz başlama kriteri değildir. Diyaliz gereksinimi daha ileri böbrek yetersizliği ve kişinin klinik bulgularıyla birlikte değerlendirilir.</p>

<p>eGFR yükseltilebilir mi?</p>

<p>eGFR’nin değişimi altta yatan nedene bağlıdır. Susuzluk veya akut böbrek hasarının geri döndürülebilir nedenlerinde eGFR düzelebilir; kronik böbrek hastalığında amaç çoğu zaman kaybın ilerlemesini yavaşlatmak ve komplikasyonları önlemektir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Kidney Disease: Improving Global Outcomes. KDIGO 2024 Clinical Practice Guideline for the Evaluation and Management of Chronic Kidney Disease. Kidney International, 2024.</li>
 <li>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases. Your Kidney Test Results. National Institutes of Health.</li>
 <li>National Kidney Foundation. Estimated Glomerular Filtration Rate (eGFR).</li>
 <li>Inker LA, Eneanya ND, Coresh J, et al. New Creatinine- and Cystatin C-Based Equations to Estimate GFR without Race. New England Journal of Medicine, 2021.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/egfr-nedir-kac-olmali-90-60-45-30-ve-15-ne-demek</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 19:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/genel/i-m-g-7337.jpeg" type="image/jpeg" length="68562"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[eGFR Nedir? Düşüklüğü Ne Anlama Gelir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/egfr-nedir-dusuklugu-ne-anlama-gelir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/egfr-nedir-dusuklugu-ne-anlama-gelir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[eGFR, böbreklerin kanı süzme hızını gösteren ve kronik böbrek hastalığının evresini belirlemede kullanılan en temel parametrelerden biri olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, eGFR değerindeki düşüşün böbrek fonksiyonlarında azalmayı gösterebileceği uyarısında bulunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>eGFR nedir?</p>

<p>eGFR (estimated Glomerular Filtration Rate) böbreklerin bir dakikada süzdüğü kan miktarını tahmini olarak hesaplayan değerdir.<br />
Genellikle şu parametrelere dayanarak hesaplanır:<br />
• kreatinin düzeyi<br />
• yaş<br />
• cinsiyet<br />
• bazen ırk ve vücut ağırlığı</p>

<p>Bu değer, kronik böbrek hastalığının tanı ve takibinde altın standart göstergelerden biri olarak kullanılır.</p>

<p>⸻</p>

<p>eGFR düşüklüğü ne anlama gelir?</p>

<p>eGFR’nin düşük olması, böbreklerin süzme fonksiyonunda azalma olduğunu düşündürür. En sık nedenler:<br />
• kronik böbrek hastalığı<br />
• diyabet ve hipertansiyona bağlı böbrek hasarı<br />
• uzun süreli ağrı kesici kullanımı<br />
• glomerülonefrit gibi böbrek iltihapları<br />
• polikistik böbrek hastalığı<br />
• yaşlanmaya bağlı fonksiyon azalması</p>

<p>Akut durumlarda ise:<br />
• susuz kalma<br />
• ağır enfeksiyonlar<br />
• idrar yolu tıkanıklıkları</p>

<p>geçici eGFR düşüşüne yol açabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>eGFR’nin tek ölçümü ile kesin tanı konmaz; değer en az 3 ay boyunca düşük seyrederse kronik böbrek hastalığı düşünülebilir.</p>

<p>⸻</p>

<p>eGFR değerleri nasıl sınıflandırılır?</p>

<p>Genel kabul gören evreleme şu şekildedir:<br />
• ≥ 90 ml/dk: Normal ya da yüksek (diğer bulgularla değerlendirilir)<br />
• 60–89: Hafif azalma<br />
• 45–59: Evre 3A<br />
• 30–44: Evre 3B<br />
• 15–29: Evre 4<br />
• &lt; 15: Evre 5 (son dönem böbrek yetmezliği)</p>

<p>Bu evreleme bireysel hastaya göre yorumlanır; tek başına rakamla karar verilmez.</p>

<p>⸻</p>

<p>eGFR yüksekliği olur mu?</p>

<p>eGFR, esas olarak düşüklük üzerinden değerlendirilir.<br />
Bununla birlikte bazı durumlarda “normalden yüksek” hesaplanmış görünebilir:<br />
• çok düşük kas kütlesi<br />
• gebelik<br />
• yoğun sıvı yüklemesi<br />
• laboratuvar ve formül farklılıkları</p>

<p>Bu nedenle eGFR her zaman kreatinin ve klinik bulgularla birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>⸻</p>

<p>eGFR düşükse neler yapılmalı?</p>

<p>Uzmanların temel önerileri:<br />
• kan basıncı ve kan şekeri kontrolü<br />
• tuz tüketiminin kısıtlanması<br />
• sigaranın bırakılması<br />
• gereksiz ağrı kesici ve bitkisel ürünlerden kaçınma<br />
• düzenli nefroloji/dahiliye takibi<br />
• yeterli sıvı alımı (doktorun önerdiği ölçüde)</p>

<p>Doktor önerisi olmadan diyet ve ilaçlarda radikal değişiklik yapılması önerilmez.</p>

<p>⸻</p>

<p>Hangi belirtiler uyarıcıdır?</p>

<p>Şu belirtiler varsa gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması önerilir:<br />
• bacaklarda ve yüzde şişlik<br />
• idrar miktarında azalma<br />
• köpüklü idrar<br />
• nefes darlığı<br />
• şiddetli yorgunluk ve bulantı<br />
• göğüs ve sırt ağrısı</p>

<p>Bu bulgular böbrek fonksiyonlarında ciddi bozulmaya işaret edebilir.</p>

<p>⸻</p>

<p>Son söz</p>

<p>eGFR, böbrek sağlığı için bir “erken uyarı alarmı” gibi çalışır.<br />
Değerin düzenli takibi, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve zamanında tıbbi destekle böbrek hastalıklarının ilerlemesini yavaşlatmak çoğu zaman mümkündür.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/egfr-nedir-dusuklugu-ne-anlama-gelir</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 19:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2025/12/genel/kan-tahlilleri.jpg" type="image/jpeg" length="51830"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kreatinin Nedir, Kaç Olmalı? Yüksekliği ve Düşüklüğü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/k</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/k" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kreatinin, kasların normal çalışması sırasında oluşan ve büyük ölçüde böbreklerden atılan bir atık maddedir. Yüksek kreatinin böbrek fonksiyonlarında azalmayı düşündürebilir ancak susuzluk, kas kütlesi, yoğun egzersiz, beslenme ve bazı ilaçlar da sonucu etkileyebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kan tahlilinde kreatinin yüksek çıktığında ilk akla gelen konulardan biri böbrek yetmezliğidir. Bunun nedeni kreatininin büyük ölçüde böbrekler tarafından kandan süzülerek atılmasıdır. Böbreklerin süzme kapasitesi azaldığında kandaki kreatinin yükselebilir.</p>

<p>Ancak tek bir yüksek kreatinin sonucu böbrek yetmezliği tanısı değildir. Kişinin önceki değerleri, eGFR sonucu, yaşı, kas kütlesi, sıvı durumu, kullanılan ilaçlar ve idrar testleri birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kreatinin nedir ve neyi gösterir?</p>

<p>Kreatinin, kaslardaki kreatin metabolizması sonucunda sürekli oluşan bir atık maddedir.</p>

<p>Kan dolaşımına geçen kreatinin böbreklerden süzülür ve idrarla vücuttan uzaklaştırılır. Bu nedenle kandaki kreatinin düzeyi böbreklerin süzme fonksiyonunu değerlendirmede uzun yıllardır kullanılan temel laboratuvar göstergelerinden biridir.</p>

<p>Ancak kreatinin doğrudan “böbreğin yüzde kaç çalıştığını” göstermez.</p>

<p>Günümüzde serum kreatinin değeri yaş ve biyolojik cinsiyet gibi bilgilerle birlikte kullanılarak eGFR, yani tahmini glomerüler filtrasyon hızı hesaplanır. Böbrek fonksiyonunu değerlendirirken eGFR çoğu zaman tek başına kreatinin rakamından daha açıklayıcıdır.</p>

<p>Kreatinin kaç olmalı?</p>

<p>Kreatinin için herkese uygulanabilecek tek bir normal değer yoktur.</p>

<p>Yetişkinlerde laboratuvara göre değişmekle birlikte yaklaşık:</p>

<ul>
 <li>Kadınlarda 0,5-0,95 mg/dL</li>
 <li>Erkeklerde 0,7-1,3 mg/dL</li>
</ul>

<p>gibi referans aralıkları görülebilir.</p>

<p>Kas kütlesi yüksek kişilerde kreatinin doğal olarak daha yüksek, kas kütlesi az olan yaşlı veya çok zayıf kişilerde daha düşük olabilir.</p>

<p>Bu nedenle aynı kreatinin değeri iki kişide aynı böbrek fonksiyonunu ifade etmeyebilir.</p>

<p>e-Nabız veya laboratuvar raporunda kişinin kendi referans aralığı dikkate alınmalı ve kreatinin mümkün olduğunda eGFR ile birlikte okunmalıdır.</p>

<p>Kreatinin yüksekliği neden olur?</p>

<p>Kreatinin yüksekliği böbreklerin süzme fonksiyonunun azalmasıyla ilişkili olabilir.</p>

<p>Olası nedenler arasında:</p>

<ul>
 <li>Akut böbrek hasarı</li>
 <li>Kronik böbrek hastalığı</li>
 <li>Ciddi sıvı kaybı ve susuzluk</li>
 <li>İdrar yollarında tıkanıklık</li>
 <li>Böbreklere giden kan akımının azalması</li>
 <li>Bazı ilaçlar</li>
 <li>Yoğun egzersiz ve kas hasarı</li>
 <li>Yüksek kas kütlesi</li>
</ul>

<p>bulunabilir.</p>

<p>Bazı ilaçlar gerçek böbrek hasarı oluşturmadan kreatininin böbrekten atılma biçimini etkileyerek serum kreatininini yükseltebilir.</p>

<p>Bu nedenle yüksek sonuç görüldüğünde “kreatinin yükseldi = böbrekler hasar gördü” şeklinde otomatik yorum yapılmaz.</p>

<p>Kreatinin 1.2 veya 1.5 ne anlama gelir?</p>

<p>Kreatinin 1,2 mg/dL bazı kişilerde normal veya sınıra yakın olabilirken başka bir kişide beklenenden yüksek olabilir.</p>

<p>Örneğin kas kütlesi yüksek genç bir erkekte 1,2 mg/dL ile ileri yaştaki düşük kas kütleli bir kadında 1,2 mg/dL aynı anlamı taşımayabilir.</p>

<p>Kreatinin 1,5 mg/dL birçok yetişkinde referans aralığının üzerindedir ve böbrek fonksiyonunun değerlendirilmesini gerektirebilir.</p>

<p>Ancak tek başına 1,5 değerinden böbrek hastalığının derecesi belirlenemez. eGFR ve önceki kreatinin değerleri önemlidir.</p>

<p>Kreatinin 2, 3 veya 5 çıkarsa ne demek?</p>

<p>Kreatinin 2 mg/dL, çoğu yetişkinde belirgin yüksekliktir ve böbrek süzme fonksiyonunda azalma olasılığını artırır.</p>

<p>Kreatinin 3 veya 5 mg/dL gibi değerler daha ciddi böbrek fonksiyon bozukluğuyla ilişkili olabilir ve klinik değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Ancak rakamın büyüklüğü tek başına hastalığın akut mu kronik mi olduğunu veya kişinin diyalize ihtiyacı olup olmadığını göstermez.</p>

<p>Örneğin birkaç gün içinde 0,8’den 1,5 mg/dL’ye yükselen kreatinin önemli bir akut değişiklik olabilir. Buna karşılık kronik böbrek hastalığı bulunan başka bir kişinin kreatinini uzun süredir daha yüksek seyredebilir.</p>

<p>Bu nedenle değişimin hızı en az rakamın kendisi kadar önemlidir.</p>

<p>Yüksek kreatinin böbrek yetmezliği anlamına gelir mi?</p>

<p>Hayır. Yüksek kreatinin böbrek fonksiyonlarında azalmayı düşündürebilir ancak tek başına böbrek yetmezliği tanısı koydurmaz.</p>

<p>Kronik böbrek hastalığı tanısında böbrek yapısı veya fonksiyonundaki anormalliğin genellikle en az üç ay sürmesi önemlidir.</p>

<p>eGFR’nin kalıcı olarak düşük olması veya idrarda albümin bulunması gibi başka bulgular kronik böbrek hastalığının değerlendirilmesinde kullanılır.</p>

<p>Akut böbrek hasarında ise kreatinin saatler veya günler içinde yükselebilir.</p>

<p>Dolayısıyla tek bir yüksek sonuçta önceki kreatinin değerlerini görmek oldukça değerlidir.</p>

<p>Kreatinin ile eGFR arasındaki fark nedir?</p>

<p>Kreatinin kanda doğrudan ölçülen bir laboratuvar değeridir.</p>

<p>eGFR ise kreatinin başta olmak üzere yaş ve biyolojik cinsiyet gibi bilgiler kullanılarak hesaplanan tahmini böbrek süzme hızıdır.</p>

<p>Bu nedenle iki kişinin kreatinini aynı olsa bile eGFR değerleri farklı olabilir.</p>

<p>eGFR’nin 60 mL/dk/1,73 m²’nin altında bulunması önemlidir; ancak tek ölçüm kronik böbrek hastalığı tanısı için yeterli değildir. Değerin kalıcı olup olmadığı ve idrar albümini gibi diğer böbrek hasarı göstergeleri değerlendirilir.</p>

<p>Susuzluk kreatinini yükseltir mi?</p>

<p>Evet. Ciddi sıvı kaybı böbreklere ulaşan kan akımını azaltabilir ve kreatininin yükselmesine yol açabilir.</p>

<p>Kusma, ishal veya yetersiz sıvı alımı gibi durumlarda geçici kreatinin yükselmesi görülebilir.</p>

<p>Ancak yüksek kreatinin görüldüğünde otomatik olarak “susuz kalmışım” diyerek yalnızca fazla su içmek doğru yaklaşım değildir. Özellikle kalp veya böbrek hastalığı bulunan kişilerde sıvı alımının da kişiye göre düzenlenmesi gerekebilir.</p>

<p>Et yemek, egzersiz ve kreatin takviyesi sonucu etkiler mi?</p>

<p>Evet, bazı durumlarda etkileyebilir.</p>

<p>Pişmiş et içeren yoğun bir öğün kan kreatininini geçici olarak artırabilir. Yoğun egzersiz ve kas hasarı da kreatinin düzeyini yükseltebilir.</p>

<p>Kreatin içeren spor takviyeleri de kreatinin sonucunu etkileyebilir.</p>

<p>Bu nedenle beklenmedik bir kreatinin sonucunda yakın zamanda yapılan yoğun egzersiz, beslenme ve kullanılan takviyeler değerlendirmeye dahil edilebilir.</p>

<p>Kreatinin düşüklüğü ne anlama gelir?</p>

<p>Düşük kreatinin çoğu zaman yüksek kreatinin kadar klinik önem taşımaz.</p>

<p>Kas kütlesinin az olması, ileri yaş, düşük vücut ağırlığı ve bazı beslenme durumlarında kreatinin düşük bulunabilir.</p>

<p>Gebelikte böbrek kan akımı ve filtrasyon arttığı için kreatinin gebe olmayan yetişkinlere göre daha düşük seyredebilir.</p>

<p>Çok düşük kas kütlesi bulunan kişilerde kreatinine dayalı eGFR böbrek fonksiyonunu olduğundan daha iyi gösterebilir. Böyle durumlarda sistatin C gibi ek belirteçlerden yararlanılabilir.</p>

<p>Kreatinin nasıl düşer?</p>

<p>Kreatinini doğrudan düşürmeye çalışmak yerine yüksekliğin nedeni belirlenmelidir.</p>

<p>Susuzluğa bağlı yükselme sıvı dengesi düzeldiğinde gerileyebilir. İlaca bağlı değişikliklerde kullanılan ilaçlar değerlendirilir. İdrar yolu tıkanıklığı, akut böbrek hasarı veya kronik böbrek hastalığında ise yaklaşım tamamen farklıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yalnızca kreatinin rakamını düşürmek amacıyla kontrolsüz su tüketmek, bitkisel ürün veya takviye kullanmak uygun değildir.</p>

<p>Özellikle kreatinin hızla yükseliyorsa, idrar miktarında belirgin azalma, şişlik, nefes darlığı, sürekli kusma veya belirgin genel durum bozukluğu varsa tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>Kreatinin 1.5 olması böbrek yetmezliği midir?</p>

<p>Hayır. 1,5 mg/dL birçok yetişkinde yüksek olabilir ancak tek başına böbrek yetmezliği tanısı değildir. eGFR, önceki kreatinin değerleri, idrar testleri ve kişinin klinik durumu birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Kreatinin yüksekse çok su içmek düşürür mü?</p>

<p>Susuzluğa bağlı yükselmede sıvı dengesinin düzelmesi kreatinini azaltabilir; ancak her yüksek kreatinin susuzluktan kaynaklanmaz. Özellikle kalp veya böbrek hastalığında kontrolsüz aşırı su tüketimi uygun olmayabilir.</p>

<p>Kreatinin yüksekliğinde hangi doktora gidilir?</p>

<p>İlk değerlendirme aile hekimi veya iç hastalıkları tarafından yapılabilir. Kreatinin yüksekliği kalıcıysa, eGFR düşükse, idrarda protein/albümin varsa veya böbrek hastalığından şüpheleniliyorsa nefroloji değerlendirmesi gerekebilir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Kidney Disease: Improving Global Outcomes. KDIGO 2024 Clinical Practice Guideline for the Evaluation and Management of Chronic Kidney Disease. Kidney International, 2024.</li>
 <li>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases. Your Kidney Test Results. National Institutes of Health.</li>
 <li>U.S. National Library of Medicine. Creatinine Test. MedlinePlus Medical Test.</li>
 <li>Inker LA, Eneanya ND, Coresh J, et al. New Creatinine- and Cystatin C-Based Equations to Estimate GFR without Race. New England Journal of Medicine, 2021.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/k</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 19:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2025/12/genel/kan-tahlilleri.jpg" type="image/jpeg" length="84815"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HbA1c 5.7, 6.5, 7 veya 8 Çıkarsa Ne Anlama Gelir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hba1c-nedir-hba1c-yuksekligi-ve-hba1c-dusuklugu-ne-anlama-gelir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hba1c-nedir-hba1c-yuksekligi-ve-hba1c-dusuklugu-ne-anlama-gelir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HbA1c, kan şekerinin son yaklaşık 2-3 aylık seyrini yansıtan bir testtir. Diyabet tanısı olmayan kişilerde yüzde 5,7-6,4 prediyabet, yüzde 6,5 ve üzeri ise uygun koşullarda diyabet açısından değerlendirilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kan tahlilinde HbA1c, yalnızca kanın alındığı andaki şekeri değil, önceki haftalardaki ortalama kan şekeri düzeyleri hakkında bilgi verir. Bu nedenle açlık kan şekerinden farklıdır ve prediyabet ile diyabetin tanısında kullanılan temel testlerden biridir.</p>

<p>Ancak HbA1c sonucunu yorumlarken önemli bir ayrım vardır: Diyabet tanısı koymak için kullanılan eşikler ile daha önce diyabet tanısı almış bir kişinin tedavi hedefi aynı şey değildir. Ayrıca anemi, gebelik, kan kaybı ve bazı hemoglobin hastalıkları HbA1c sonucunun güvenilirliğini etkileyebilir.</p>

<p>HbA1c nedir ve neyi gösterir?</p>

<p>HbA1c, glikozun kırmızı kan hücrelerindeki hemoglobine bağlanmasıyla oluşan glikozillenmiş hemoglobinin oranını ölçer.</p>

<p>Kırmızı kan hücreleri yaklaşık 120 gün yaşadığı için HbA1c son 2-3 aylık kan şekeri düzeyleri hakkında fikir verir. Ancak yakın haftalardaki kan şekeri değişiklikleri sonucu daha fazla etkileyebilir.</p>

<p>Bu nedenle “HbA1c son 3 ayın tam matematiksel şeker ortalamasıdır” demek yerine, son birkaç aylık glisemik durumu yansıttığını söylemek daha doğrudur.</p>

<p>HbA1c kaç olmalı?</p>

<p>Diyabet tanısı bulunmayan yetişkinlerde yaygın kullanılan tanısal sınıflandırma şöyledir:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>HbA1c</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Genel değerlendirme</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>%5,7’nin altı</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Diyabet açısından normal aralık</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>%5,7-6,4</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Prediyabet aralığı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>%6,5 ve üzeri</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Diyabet tanı kriterlerinden biri</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Bu değerler tanı amacıyla kullanılan klinik karar sınırlarıdır; laboratuvarın sıradan “referans aralığı” kavramıyla karıştırılmamalıdır.</p>

<p>Belirgin hiperglisemi belirtileri veya hiperglisemik kriz bulunmayan bir kişide diyabet tanısının genellikle başka bir günde tekrarlanan test veya ikinci bir anormal glukoz testiyle doğrulanması gerekir.</p>

<p>HbA1c 5.7, 6.0 veya 6.4 ne anlama gelir?</p>

<p>HbA1c’nin yüzde 5,7’ye ulaşması prediyabet aralığının başlangıcıdır.</p>

<p>Yüzde 6,0 da prediyabet aralığındadır. Değer yükseldikçe gelecekte tip 2 diyabet gelişme riski artabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yüzde 6,4 prediyabet aralığının üst ucudur ancak tek başına diyabet tanı eşiği değildir.</p>

<p>Prediyabet “kesin diyabet olacaksınız” anlamına gelmez. Kilo yönetimi, beslenme, fiziksel aktivite ve diğer risk faktörlerinin kontrolü tip 2 diyabet gelişme riskini azaltabilir.</p>

<p>HbA1c 6.5 ne demek?</p>

<p>HbA1c yüzde 6,5 veya üzerinde olduğunda sonuç diyabet için kullanılan tanı kriterlerinden birini karşılar.</p>

<p>Ancak herhangi bir belirgin hiperglisemi belirtisi bulunmayan kişide tek bir yüzde 6,5 sonucu çoğu durumda tanının doğrulanmasını gerektirir.</p>

<p>Açlık plazma glukozu veya oral glukoz tolerans testi gibi diğer yöntemler de diyabet tanısında kullanılabilir.</p>

<p>Bu nedenle “HbA1c 6,5 çıktı, kesin diyabetim” şeklinde tek laboratuvar sonucuyla karar verilmemelidir.</p>

<p>HbA1c 7 ne anlama gelir?</p>

<p>Daha önce diyabet tanısı olmayan bir kişide yüzde 7 HbA1c diyabet aralığındadır ve uygun şekilde değerlendirilmelidir.</p>

<p>Diyabet tanısı bulunan bir kişide ise yüzde 7 farklı bir anlam taşır. Birçok gebe olmayan yetişkinde HbA1c’nin yüzde 7’nin altında tutulması yaygın kullanılan tedavi hedeflerinden biridir.</p>

<p>Ancak hedef herkeste aynı değildir.</p>

<p>Yaş, hipoglisemi riski, diyabet süresi, kullanılan ilaçlar, kalp-damar ve böbrek hastalıkları, kişinin genel sağlık durumu ve yaşam beklentisi hedefi değiştirebilir.</p>

<p>Bu nedenle “her diyabetlinin HbA1c’si mutlaka 7’nin altında olmalı” şeklinde evrensel bir kural doğru değildir.</p>

<p>HbA1c 8 veya 9 çıkarsa ne anlama gelir?</p>

<p>Yüzde 8 veya 9 HbA1c, kan şekerinin son aylarda çoğu kişi için hedeflenen düzeylerin üzerinde seyrettiğini düşündürür.</p>

<p>Diyabet tanısı olmayan bir kişide bu değerler diyabet aralığındadır.</p>

<p>Daha önce diyabet tanısı bulunan bir kişide ise tedavi planı, ilaç kullanımı, beslenme, hipoglisemi riski ve eşlik eden hastalıklar yeniden değerlendirilebilir.</p>

<p>Ancak HbA1c 8 veya 9 olması tek başına acil durum anlamına gelmez. Akut tehlike değerlendirmesinde mevcut kan şekeri, ketonlar, sıvı kaybı ve kişinin belirtileri daha önemlidir.</p>

<p>HbA1c ile ortalama kan şekeri arasındaki ilişki nedir?</p>

<p>HbA1c’den tahmini ortalama glukoz, yani eAG hesaplanabilir.</p>

<p>Yaklaşık olarak:</p>

<ul>
 <li>HbA1c %6 → 126 mg/dL</li>
 <li>HbA1c %7 → 154 mg/dL</li>
 <li>HbA1c %8 → 183 mg/dL</li>
 <li>HbA1c %9 → 212 mg/dL</li>
</ul>

<p>tahmini ortalama glukoza karşılık gelir.</p>

<p>Bunlar hesaplanmış yaklaşık değerlerdir. Gün içindeki şeker dalgalanmalarını veya hipoglisemi ataklarını göstermez.</p>

<p>İki kişinin HbA1c değeri aynı olduğu halde günlük glukoz profilleri oldukça farklı olabilir.</p>

<p>Açlık şekeri normal olduğu halde HbA1c yüksek olabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Açlık şekeri yalnızca kanın alındığı andaki glukoz düzeyini gösterir. HbA1c ise daha uzun bir dönemi yansıtır.</p>

<p>Bir kişinin sabah açlık şekeri normal olabilir ancak özellikle yemeklerden sonra kan şekeri sık yükseliyorsa HbA1c daha yüksek çıkabilir.</p>

<p>Bunun yanında HbA1c’yi etkileyen kan hastalıkları da iki test arasında uyumsuzluğa neden olabilir.</p>

<p>Belirgin uyumsuzluk varsa sonucun nedeninin araştırılması gerekir.</p>

<p>HbA1c sonucunu neler yanlış etkileyebilir?</p>

<p>HbA1c kırmızı kan hücrelerinin yaşam süresinden etkilendiği için eritrositleri değiştiren durumlar sonucu yanıltabilir.</p>

<p>Örneğin:</p>

<ul>
 <li>Demir eksikliği anemisi</li>
 <li>Yakın zamanda ciddi kan kaybı</li>
 <li>Kan transfüzyonu</li>
 <li>Hemolitik anemi</li>
 <li>Bazı hemoglobin varyantları ve hemoglobin hastalıkları</li>
 <li>Gebelik</li>
 <li>Böbrek yetmezliği gibi bazı klinik durumlar</li>
</ul>

<p>HbA1c’nin gerçek kan şekeri ortalamasını doğru yansıtmamasına yol açabilir.</p>

<p>Bu nedenle HbA1c ile ölçülen glukoz değerleri belirgin biçimde uyuşmuyorsa yalnızca HbA1c’ye göre karar verilmemelidir.</p>

<p>HbA1c testi için aç olmak gerekir mi?</p>

<p>Hayır. HbA1c testi için aç olmak gerekmez.</p>

<p>Bu özelliği açlık plazma glukozuna göre pratik avantajlarından biridir. Test günün herhangi bir saatinde yapılabilir.</p>

<p>Ancak aynı kan örneğinde açlık gerektiren başka testler istenmişse onların hazırlık koşulları uygulanmalıdır.</p>

<p>HbA1c ne kadar sürede değişir?</p>

<p>HbA1c son birkaç aylık glisemik durumu yansıttığı için bir veya iki günlük beslenme değişikliğiyle anlamlı biçimde değişmez.</p>

<p>Tedavi veya yaşam tarzı değişikliğinin etkisini değerlendirmek için çoğu durumda yaklaşık üç aylık dönem anlamlıdır. Hedefinde ve tedavisi stabil kişilerde daha seyrek ölçüm yeterli olabilir.</p>

<p>Bu nedenle birkaç gün arayla HbA1c ölçerek tedavi başarısını değerlendirmek genellikle anlamlı değildir.</p>

<p>HbA1c nasıl düşer?</p>

<p>HbA1c’yi düşürmenin yolu kan şekerinin zaman içindeki kontrolünü iyileştirmektir.</p>

<p>Kişinin durumuna göre:</p>

<ul>
 <li>Beslenme düzeninin iyileştirilmesi</li>
 <li>Düzenli fiziksel aktivite</li>
 <li>Fazla kilo varsa kilo kaybı</li>
 <li>Reçete edilen diyabet ilaçlarının düzenli kullanılması</li>
 <li>Gerektiğinde tedavinin hekim tarafından yeniden düzenlenmesi</li>
</ul>

<p>HbA1c’nin düşmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Amaç yalnızca laboratuvardaki sayıyı düşürmek değildir. Hipoglisemi oluşturmadan kişinin yaşına, hastalıklarına ve tedavisine uygun güvenli glukoz kontrolü sağlanmalıdır.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>HbA1c 6.5 çıkarsa kesin diyabet midir?</p>

<p>Yüzde 6,5 diyabet için kullanılan tanı eşiklerinden biridir. Ancak belirgin hiperglisemi bulunmayan bir kişide tanının genellikle tekrar test veya başka bir anormal glukoz testiyle doğrulanması gerekir.</p>

<p>HbA1c 7 yüksek midir?</p>

<p>Diyabet tanısı olmayan bir kişide yüzde 7 diyabet aralığındadır. Diyabet tanısı bulunan birçok yetişkinde ise yüzde 7 civarı tedavi hedefi olarak kullanılabilir; kişisel hedef yaşa, hipoglisemi riskine ve diğer hastalıklara göre değişir.</p>

<p>HbA1c testi aç karnına mı yapılır?</p>

<p>Hayır. HbA1c ölçümü için açlık gerekmez. Ancak aynı kan örneğinde açlık gerektiren başka tetkikler yapılacaksa onların hazırlık talimatlarına uyulmalıdır.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>American Diabetes Association Professional Practice Committee. Diagnosis and Classification of Diabetes: Standards of Care in Diabetes—2026. Diabetes Care, 2026.</li>
 <li>American Diabetes Association Professional Practice Committee. Glycemic Goals and Hypoglycemia: Standards of Care in Diabetes—2026. Diabetes Care, 2026.</li>
 <li>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases. The A1C Test &amp; Diabetes. National Institutes of Health.</li>
 <li>U.S. National Library of Medicine. Hemoglobin A1C (HbA1c) Test. MedlinePlus Medical Test.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hba1c-nedir-hba1c-yuksekligi-ve-hba1c-dusuklugu-ne-anlama-gelir</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 19:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/biyokimya-kan.jpg" type="image/jpeg" length="12711"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HbA1c Yüksek Ama Açlık Şekeri Normal: Bu Ne Anlama Gelir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hba1c-yuksek-ama-aclik-sekeri-normal-bu-ne-anlama-gelir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hba1c-yuksek-ama-aclik-sekeri-normal-bu-ne-anlama-gelir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Açlık kan şekeri normal olduğu halde HbA1c yüksek çıkabilir. Çünkü iki test kan şekerinin farklı yönlerini ölçer. Ancak belirgin uyumsuzluk varsa demir eksikliğinden hemoglobin sorunlarına kadar sonucu etkileyebilecek nedenlerin değerlendirilmesi gerekebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>HbA1c YÜKSEK AMA AÇLIK KAN ŞEKERİ NORMAL OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Kan tahlilinde sık karşılaşılan kafa karıştırıcı sonuçlardan biri şudur:</p>

<p>Açlık kan şekeri normaldir ancak HbA1c yüksek çıkar.</p>

<p>İlk bakışta iki testin birbiriyle çeliştiği düşünülebilir. Oysa bu durum mümkün.</p>

<p>Çünkü açlık kan şekeri ile HbA1c aynı şeyi ölçmez.</p>

<p>American Diabetes Association’ın (ADA) 2026 standartlarında da HbA1c, açlık plazma glukozu ve oral glukoz tolerans testinin diyabet ve prediyabet tanısında kullanılabileceği ancak bu testlerin her zaman aynı kişileri saptamadığı belirtiliyor.</p>

<p>AÇLIK KAN ŞEKERİ İLE HbA1c ARASINDAKİ FARK NEDİR?</p>

<p>Açlık kan şekeri, en az 8 saat kalori alınmadıktan sonra ölçülen kandaki glukoz düzeyidir.</p>

<p>Başka bir ifadeyle kan şekerinin belirli bir andaki durumunu gösterir.</p>

<p>HbA1c ise farklı çalışır.</p>

<p>Kandaki glukoz zaman içerisinde kırmızı kan hücrelerindeki hemoglobine bağlanır. HbA1c testi bu glikozillenmiş hemoglobinin oranını ölçerek son yaklaşık 2–3 aylık kan şekeri düzeyleri hakkında bilgi verir.</p>

<p>Bu nedenle sabah ölçülen açlık glukozu normal olduğu halde günün başka saatlerinde, özellikle yemeklerden sonra kan şekeri yükseliyorsa HbA1c daha yüksek bulunabilir.</p>

<p>Ancak sonuçlar arasındaki farkın tek açıklaması bu değildir.</p>

<p>2026 HbA1c DEĞERLERİ NASIL SINIFLANDIRILIYOR?</p>

<p>ADA'nın 2026 kriterlerine göre gebe olmayan yetişkinlerde:</p>

<p>HbA1c:<br />
Normal: %5,7'nin altında<br />
Prediyabet: %5,7–6,4<br />
Diyabet: %6,5 ve üzeri</p>

<p>Açlık plazma glukozu:<br />
Normal: 100 mg/dL'nin altında<br />
Prediyabet: 100–125 mg/dL<br />
Diyabet: 126 mg/dL ve üzeri</p>

<p>75 gram oral glukoz tolerans testinin ikinci saatinde:<br />
Normal: 140 mg/dL'nin altında<br />
Prediyabet: 140–199 mg/dL<br />
Diyabet: 200 mg/dL ve üzeri</p>

<p>Bu eşikler gebe olmayan kişiler için geçerlidir.</p>

<p>Önemli nokta şudur:</p>

<p>Tek bir test sonucunun diyabet tanısı için nasıl kullanılacağı kişinin belirtilerine ve klinik durumuna bağlıdır.</p>

<p>Belirgin hiperglisemi ve klasik belirtiler bulunmuyorsa diyabet tanısının doğrulayıcı testle teyit edilmesi gerekir.</p>

<p>HbA1c YÜKSEK, AÇLIK ŞEKERİ NORMAL İSE DİYABET VAR MIDIR?</p>

<p>Mutlaka değil.</p>

<p>Ancak sonuç görmezden de gelinmemelidir.</p>

<p>Örneğin açlık glukozu 95 mg/dL olduğu halde HbA1c %6,0 çıkabilir.</p>

<p>Bu durumda açlık şekeri normal aralıkta olmasına rağmen HbA1c prediyabet aralığındadır.</p>

<p>ADA, farklı testlerin sonuçları tanı eşikleri açısından birbiriyle uyuşmadığında, eşik üzerinde bulunan testin zamanında tekrarlanmasını ve sonucu etkileyebilecek faktörlerin değerlendirilmesini öneriyor.</p>

<p>Daha önemli bir örnek de verilebilir.</p>

<p>Bir kişinin HbA1c değeri iki ayrı doğrulayıcı ölçümde %6,5 veya üzerinde bulunurken açlık şekeri 126 mg/dL'nin altında kalabilir.</p>

<p>ADA 2026 standartlarına göre uygun koşullarda tekrarlanan HbA1c değerinin diyabet eşiğini doğrulaması durumunda açlık şekerinin normal olması diyabet tanısını tek başına dışlamaz.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca “açlık şekerim normal, diyabet olamam” yaklaşımı doğru değildir.</p>

<p>YEMEK SONRASI ŞEKER YÜKSELMELERİ GÖZDEN KAÇABİLİR</p>

<p>Açlık glukozunun normal olması gün boyunca kan şekerinin hiçbir zaman yükselmediğini göstermez.</p>

<p>Bazı kişilerde ilk metabolik bozukluklardan biri yemeklerden sonraki glukoz yükselmeleri olabilir.</p>

<p>Sabah açlık ölçümü bu yükselmeleri yakalamayabilir.</p>

<p>HbA1c ise daha uzun dönem glukoz maruziyetinden etkilendiği için farklı bir tablo gösterebilir.</p>

<p>Bu nedenle bazı kişilerde hekim oral glukoz tolerans testi gibi başka değerlendirmeler isteyebilir.</p>

<p>ADA ayrıca 75 gram OGTT'nin ikinci saat glukoz ölçümünün bazı kişilerde prediyabet ve diyabeti açlık glukozu veya HbA1c'den daha fazla saptayabildiğini belirtiyor.</p>

<p>HbA1c HER ZAMAN GERÇEK KAN ŞEKERİNİ GÖSTERİR Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>HbA1c son derece yararlı bir test olmakla birlikte bazı durumlarda gerçek glukoz düzeyiyle uyumsuz sonuç verebilir.</p>

<p>Bunun nedeni HbA1c'nin yalnızca kandaki glukozdan değil, kırmızı kan hücrelerinin ve hemoglobinin özelliklerinden de etkilenebilmesidir.</p>

<p>DEMİR EKSİKLİĞİ HbA1c'Yİ ETKİLEYEBİLİR Mİ?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Özellikle demir eksikliği anemisinde HbA1c gerçek kan şekeri düzeyinden daha yüksek ölçülebilir.</p>

<p>Bu nedenle açlık ve diğer glukoz ölçümleri normal olduğu halde HbA1c beklenmedik biçimde yüksekse kişinin kan sayımı ve demir durumu da klinik değerlendirmede dikkate alınabilir.</p>

<p>Ancak yüksek HbA1c görülen herkesin demir eksikliği olduğu sonucuna varılmamalıdır.</p>

<p>KAN KAYBI VE KAN TRANSFÜZYONU DA SONUCU DEĞİŞTİREBİLİR</p>

<p>Kırmızı kan hücrelerinin yaşam süresini değiştiren durumlar HbA1c sonucunu etkileyebilir.</p>

<p>Yakın zamanda önemli kan kaybı yaşanması, kan transfüzyonu yapılması, bazı anemi türleri, hemoliz, eritropoietin tedavisi ve hemodiyaliz bunlar arasında yer alabilir.</p>

<p>Bu durumlarda HbA1c gerçek glukoz maruziyetini doğru biçimde yansıtmayabilir.</p>

<p>HEMOGLOBİN VARYANTLARI NEDEN ÖNEMLİ?</p>

<p>Bazı kalıtsal hemoglobin farklılıkları kullanılan laboratuvar yöntemine bağlı olarak HbA1c ölçümünü etkileyebilir.</p>

<p>Talasemi ve orak hücre hastalığıyla ilişkili bazı hemoglobin varyantları buna örnektir.</p>

<p>ADA, HbA1c ile kan glukozu arasında sürekli ve belirgin bir uyumsuzluk olduğunda testlerden birinde analitik sorun veya biyolojik etkileşim bulunup bulunmadığının araştırılmasını öneriyor.</p>

<p>GEBELİKTE AYNI EŞİKLER KULLANILIR MI?</p>

<p>Gebelikte diyabet değerlendirmesi farklıdır.</p>

<p>Özellikle gebeliğin ikinci ve üçüncü trimesterinde HbA1c ile gerçek glukoz arasındaki ilişki değişebileceğinden standart HbA1c eşiklerini tek başına kullanmak doğru değildir.</p>

<p>Gebelik diyabeti için özel tarama ve tanı yöntemleri uygulanır.</p>

<p>BÖBREK VE KARACİĞER HASTALIKLARI HbA1c'Yİ ETKİLEYEBİLİR Mİ?</p>

<p>Bazı ileri böbrek ve karaciğer hastalıkları HbA1c'nin yorumunu güçleştirebilir.</p>

<p>Özellikle böbrek yetmezliği, hemodiyaliz, anemi veya eritropoietin kullanımı birlikte bulunduğunda HbA1c gerçek kan şekeriyle uyumsuz olabilir.</p>

<p>Bu nedenle sonuç her zaman kişinin genel klinik durumu içinde değerlendirilmelidir.</p>

<p>HbA1c YÜKSEK ÇIKTIĞINDA NE YAPILIR?</p>

<p>İlk adım kendi kendine diyabet tanısı koymak veya yalnızca internetten bulunan değerlere bakarak tedaviye başlamak değildir.</p>

<p>Hekim sonuçları kişinin yaşı, belirtileri, diyabet risk faktörleri, kullanılan ilaçlar ve diğer laboratuvar sonuçlarıyla birlikte değerlendirir.</p>

<p>Gerekirse:</p>

<p>HbA1c tekrarlanabilir.</p>

<p>Açlık plazma glukozu yeniden ölçülebilir.</p>

<p>75 gram oral glukoz tolerans testi yapılabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kan sayımı ve demir parametreleri değerlendirilebilir.</p>

<p>HbA1c'yi etkileyebilecek hemoglobin veya kırmızı kan hücresi sorunları araştırılabilir.</p>

<p>Belirli durumlarda fruktozamin veya glike albümin gibi alternatif göstergeler düşünülebilir.</p>

<p>Hangi testin gerekli olduğu kişiden kişiye değişir.</p>

<p>EVDE ŞEKER ÖLÇÜMÜ DİYABET TANISI KOYDURUR MU?</p>

<p>Ev tipi glukometreler özellikle diyabetli kişilerin günlük glukoz takibinde yararlı olabilir.</p>

<p>Ancak diyabet tanısı yalnızca evde yapılan parmak ucu ölçümlerine dayanarak konulmamalıdır.</p>

<p>Tanıda standardize edilmiş laboratuvar testleri ve klinik değerlendirme kullanılmalıdır.</p>

<p>Benzer şekilde sürekli glukoz ölçüm sistemleri de yararlı bilgiler sağlayabilse de ADA 2026, CGM'nin prediyabet veya diyabet taraması ve tanısında kullanılmasını desteklemek için şu anda yeterli kanıt bulunmadığını belirtiyor.</p>

<p>HANGİ BELİRTİLER VARSA DEĞERLENDİRME GECİKTİRİLMEMELİ?</p>

<p>Sık idrara çıkma, aşırı susama, açıklanamayan kilo kaybı, belirgin halsizlik veya yüksek kan şekeriyle uyumlu başka belirtiler varsa sağlık profesyoneline başvurulmalıdır.</p>

<p>Özellikle çok yüksek kan şekeriyle birlikte kusma, karın ağrısı, hızlı veya derin solunum, bilinç değişikliği gibi ciddi belirtiler acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>SONUÇ: İKİ TEST BİRBİRİNİN AYNI DEĞİL</p>

<p>HbA1c ile açlık kan şekeri farklı zaman aralıklarını ve glukoz metabolizmasının farklı yönlerini gösterir.</p>

<p>Bu nedenle birinin normal, diğerinin yüksek olması mümkündür.</p>

<p>Ancak belirgin uyumsuzluk yalnızca “testler farklı ölçüyor” denilerek geçiştirilmemelidir.</p>

<p>Yemek sonrası glukoz yükselmelerinden demir eksikliğine, hemoglobin varyantlarından kırmızı kan hücresi yaşam süresini etkileyen durumlara kadar farklı nedenler araştırılabilir.</p>

<p>Özellikle diyabet sınırına ulaşan bir HbA1c sonucu varsa tanı, uygun doğrulama ve klinik değerlendirme ile netleştirilmelidir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel tanı veya tedavi önerisi değildir. HbA1c veya kan şekeri sonuçlarınızı kullanılan laboratuvar yöntemi, tıbbi geçmişiniz ve diğer tetkiklerinizle birlikte hekiminiz değerlendirmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>American Diabetes Association. Standards of Care in Diabetes—2026. Diagnosis and Classification of Diabetes. Diabetes Care. 2026;49(Suppl 1):S27 ve devamı. DOI: 10.2337/dc26-S002.</p>

<p>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK). The A1C Test &amp; Diabetes.</p>

<p>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK). Diabetes &amp; Prediabetes Tests.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hba1c-yuksek-ama-aclik-sekeri-normal-bu-ne-anlama-gelir</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 19:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/genel/i-m-g-7337.jpeg" type="image/jpeg" length="68351"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MCV Düşüklüğü Ne Demek? 70, 75, 100 ve 110 Nasıl Yorumlanır?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mcv-nedir-kac-olmali-dusuklugu-ve-yuksekligi-ne-anlama-gelir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mcv-nedir-kac-olmali-dusuklugu-ve-yuksekligi-ne-anlama-gelir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MCV, kırmızı kan hücrelerinin ortalama büyüklüğünü gösteren hemogram değeridir. Düşük MCV demir eksikliği veya talasemiyle, yüksek MCV ise B12-folat eksikliği ve başka durumlarla ilişkili olabilir; tek başına tanı koydurmaz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Kan tahlilinde MCV, kırmızı kan hücrelerinin yani eritrositlerin ortalama büyüklüğünü gösterir. Düşük MCV hücrelerin normalden küçük, yüksek MCV ise normalden büyük olduğunu ifade eder.</p>

<p>MCV özellikle aneminin nedenini araştırırken kullanılır. Ancak tek başına “demir eksikliği var”, “B12 eksikliği var” veya “talasemi var” dedirtmez. Hemoglobin, ferritin, RDW, RBC ve gerektiğinde B12, folat ve hemoglobin elektroforezi gibi sonuçlarla birlikte yorumlanır.</p>

<p>MCV nedir ve kaç olmalı?</p>

<p>MCV, “Mean Corpuscular Volume” yani ortalama eritrosit hacminin kısaltmasıdır.</p>

<p>Yetişkinlerde yaygın kullanılan referans aralığı yaklaşık 80-100 fL’dir. Laboratuvarlar arasında küçük farklılıklar olabilir; bu nedenle e-Nabız veya laboratuvar raporundaki referans aralığı esas alınmalıdır.</p>

<p>Genel olarak:</p>

<ul>
 <li>MCV 80 fL’nin altındaysa mikrositoz</li>
 <li>MCV 80-100 fL arasındaysa normositoz</li>
 <li>MCV 100 fL’nin üzerindeyse makrositoz</li>
</ul>

<p>ifadeleri kullanılır.</p>

<p>Çocuklarda normal MCV yaşa göre değiştiğinden yetişkin sınırları doğrudan uygulanmamalıdır.</p>

<p>MCV düşüklüğü ne anlama gelir?</p>

<p>Düşük MCV, alyuvarların ortalama olarak normalden küçük olduğunu gösterir.</p>

<p>En sık düşünülen nedenler arasında:</p>

<ul>
 <li>Demir eksikliği</li>
 <li>Talasemi taşıyıcılığı ve talasemiler</li>
 <li>Bazı kronik inflamatuvar hastalıklarla ilişkili anemiler</li>
 <li>Daha nadiren sideroblastik anemiler</li>
 <li>Kurşun maruziyeti</li>
</ul>

<p>bulunur.</p>

<p>Düşük MCV’nin nedeni yalnızca rakama bakılarak belirlenemez.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle demir eksikliği araştırılırken ferritin önemli bir testtir. Ferritin düşük bulunursa demir eksikliği olasılığı güçlenir.</p>

<p>MCV 70 veya 75 çıkarsa ne demek?</p>

<p>Yetişkin bir kişide MCV 70 veya 75 fL belirgin mikrositoz anlamına gelir.</p>

<p>Demir eksikliği bu tablonun sık nedenlerinden biridir ancak talasemi taşıyıcılığında da MCV oldukça düşük olabilir.</p>

<p>Bu nedenle “MCV 70 = kesin demir eksikliği” şeklinde yorum yapmak doğru değildir.</p>

<p>Ferritin, hemoglobin, RBC ve RDW gibi değerler ayrımda yardımcı olur. Demir depoları normal olduğu halde MCV sürekli düşükse talasemi taşıyıcılığı gibi nedenler değerlendirmeye alınabilir.</p>

<p>MCV düşük ama hemoglobin normalse ne anlama gelir?</p>

<p>MCV’nin düşük olması için hemoglobinin mutlaka düşük olması gerekmez.</p>

<p>Demir eksikliğinin erken döneminde alyuvarların boyutu değişmeye başlayabilirken hemoglobin henüz normal sınırlar içinde kalabilir.</p>

<p>Talasemi taşıyıcılığında da belirgin mikrositoza rağmen hemoglobin yalnızca hafif düşük veya bazı kişilerde normal sınırlara yakın olabilir.</p>

<p>Bu nedenle normal HGB, düşük MCV’nin önemsiz olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Düşük MCV demir eksikliği mi, talasemi mi?</p>

<p>Her ikisi de düşük MCV’ye yol açabilir.</p>

<p>Demir eksikliğinde ferritin genellikle düşer. RDW sıklıkla yükselirken RBC sayısı düşük veya normal olabilir.</p>

<p>Talasemi taşıyıcılığında ise ferritin normal olabilir ve MCV düşük olmasına rağmen RBC sayısı görece yüksek kalabilir.</p>

<p>Bu bulgular tanı koydurmaz ancak hangi yöne araştırma yapılacağını gösterebilir.</p>

<p>Talasemi şüphesinde hemoglobin elektroforezi gibi ek testler gerekebilir. Alfa talasemi taşıyıcılığında elektroforezin normal olabileceği de unutulmamalıdır.</p>

<p>Demir eksikliği doğrulanmadan yalnızca düşük MCV nedeniyle demir takviyesi başlanması doğru değildir.</p>

<p>MCV yüksekliği ne anlama gelir?</p>

<p>MCV’nin 100 fL’nin üzerinde olması makrositoz olarak adlandırılır.</p>

<p>Olası nedenler arasında:</p>

<ul>
 <li>Vitamin B12 eksikliği</li>
 <li>Folat eksikliği</li>
 <li>Alkol kullanımı</li>
 <li>Karaciğer hastalıkları</li>
 <li>Hipotiroidi</li>
 <li>Bazı ilaçlar</li>
 <li>Kemik iliğini etkileyen bazı hastalıklar</li>
 <li>Kırmızı kan hücresi üretiminin hızlandığı bazı durumlar</li>
</ul>

<p>bulunabilir.</p>

<p>B12 veya folat eksikliği yüksek MCV’nin önemli nedenlerinden olsa da her yüksek MCV vitamin eksikliği anlamına gelmez.</p>

<p>MCV 100 veya 110 çıkarsa ne demek?</p>

<p>MCV’nin 100 fL’nin üzerine çıkması yetişkinlerde makrositoz olarak değerlendirilir.</p>

<p>MCV 100-110 fL arasında olduğunda B12 veya folat eksikliği yanında alkol, karaciğer hastalığı, hipotiroidi ve bazı ilaçlar gibi nedenler düşünülebilir.</p>

<p>MCV 110 fL daha belirgin bir makrositozdur ancak tek başına belirli bir hastalığın tanısı değildir.</p>

<p>MCV yükseldikçe nedenin araştırılması önem kazanır; hemoglobin, periferik yayma, B12, folat, retikülosit ve klinik duruma göre diğer testler değerlendirilebilir.</p>

<p>MCV yüksekliği kanser veya lösemi belirtisi mi?</p>

<p>MCV yüksekliği tek başına kanser veya lösemi belirtisi değildir.</p>

<p>B12 ve folat eksiklikleri, alkol kullanımı, karaciğer hastalıkları, hipotiroidi ve ilaçlar gibi kanser dışı nedenler çok daha sık gündeme gelebilir.</p>

<p>Bazı kemik iliği hastalıklarında makrositoz görülebilir. Özellikle açıklanamayan ve kalıcı yüksek MCV’ye hemoglobin, WBC veya trombosit bozuklukları da eşlik ediyorsa daha ayrıntılı hematolojik değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>Tek bir yüksek MCV sonucundan lösemi veya kanser tanısı çıkarılamaz.</p>

<p>MCV normal olduğu halde anemi olabilir mi?</p>

<p>Evet. MCV’nin normal olması anemi olmadığı anlamına gelmez.</p>

<p>Akut kan kaybı, kronik böbrek hastalığı ve bazı kronik hastalıklarla ilişkili anemiler normal MCV ile görülebilir.</p>

<p>Ayrıca aynı kişide hem MCV’yi düşüren hem yükselten iki durum birlikte bulunursa ortalama MCV normal görünebilir.</p>

<p>Bu nedenle anemi değerlendirmesinde hemoglobin ve diğer hemogram parametreleri MCV ile birlikte incelenir.</p>

<p>MCV sonucu nasıl normale döner?</p>

<p>MCV’yi doğrudan düşüren veya yükselten tek bir tedavi yoktur. Değişikliğe neden olan durum tedavi edildiğinde MCV zaman içinde normale yaklaşabilir.</p>

<p>Demir eksikliğinde demir eksikliğinin nedeni bulunup uygun şekilde tedavi edilir. B12 veya folat eksikliğinde eksikliğin nedeni ve derecesine göre yaklaşım belirlenir. Talasemi taşıyıcılığında ise düşük MCV kişinin genetik özelliğinin bir parçası olabilir ve sırf MCV’yi yükseltmek için tedavi uygulanmaz.</p>

<p>MCV testinin kendisi için genellikle açlık gerekmez. Aynı kan örneğinde başka testler yapılacaksa onların hazırlık koşulları uygulanır.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>MCV düşükse kesin demir eksikliği midir?</p>

<p>Hayır. Demir eksikliği düşük MCV’nin en sık nedenlerinden biridir ancak talasemi taşıyıcılığı ve başka durumlar da mikrositoza yol açabilir. Ferritin ve diğer kan değerleri ayrımda önemlidir.</p>

<p>MCV düşük ama ferritin normalse ne olabilir?</p>

<p>Ferritin normalken kalıcı düşük MCV varsa talasemi taşıyıcılığı başta olmak üzere demir eksikliği dışındaki nedenler değerlendirilebilir. Ferritin inflamasyonda yükselebileceği için sonuç yine klinik bağlamla yorumlanmalıdır.</p>

<p>MCV yüksekse B12 eksikliği kesin midir?</p>

<p>Hayır. B12 eksikliği yüksek MCV’nin önemli nedenlerinden biridir ancak folat eksikliği, alkol, karaciğer hastalıkları, hipotiroidi ve bazı ilaçlar da MCV’yi yükseltebilir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>U.S. National Library of Medicine. MCV (Mean Corpuscular Volume). MedlinePlus Medical Test.</li>
 <li>U.S. National Library of Medicine. Complete Blood Count. MedlinePlus Medical Encyclopedia.</li>
 <li>Van Vranken M. Evaluation of Microcytosis. American Family Physician, 2010.</li>
 <li>Baird DC, Batten SH, Sparks SK. Alpha- and Beta-thalassemia: Rapid Evidence Review. American Family Physician, 2022. </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mcv-nedir-kac-olmali-dusuklugu-ve-yuksekligi-ne-anlama-gelir</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 19:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/genel/i-m-g-7337.jpeg" type="image/jpeg" length="38664"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fırında Mücver Tarifi: Kabaklı, Hafif ve Kolay]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/firinda-mucver-tarifi-kabakli-hafif-ve-kolay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/firinda-mucver-tarifi-kabakli-hafif-ve-kolay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fırında mücver tarifi; kabak, yumurta, lor peyniri, yulaf ve bol yeşillikle hazırlanan, yağda kızartma gerektirmeyen pratik bir kabak tarifi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fırında Mücver Tarifi: Kabaklı, Hafif ve Kolay</p>

<p>Mücver denildiğinde ilk akla gelen yöntem yağda kızartma olsa da kabak mücverini fırında da dışı kızarmış, içi yumuşak kalacak şekilde hazırlamak mümkün. Bu tarifte rendelenmiş kabak; yumurta, lor peyniri, yulaf, dereotu ve taze soğanla birleştiriliyor.</p>

<p>Fırında mücverin başarısını belirleyen en önemli aşama kabağın suyunu iyi sıkmak. Kabak yüksek miktarda su içerdiğinden bu işlem yapılmadığında mücverin ortası ıslak kalabilir ve dilimler dağılabilir.</p>

<p>Tarifte klasik beyaz un yerine öğütülmüş yulaf kullanılıyor. Lor peyniri ise hem lezzete hem de protein miktarına katkıda bulunuyor. Yanında sarımsaklı yoğurtla servis edildiğinde hafif bir akşam öğünü veya sıcak başlangıç olarak değerlendirilebilir.</p>

<p>Sağlıklı beslenme açısından neden öne çıkıyor?</p>

<p>Kabak, sebze tüketimine katkı sağlayan ve enerji yoğunluğu görece düşük bir besindir. Dereotu, maydanoz ve taze soğan kullanılması tarifteki sebze ve yeşillik çeşitliliğini artırır.</p>

<p>Yumurta ve lor peyniri protein sağlarken yulaf tarifin bağlanmasına yardımcı olur ve lif içeriğine katkıda bulunur.</p>

<p>Mücverin yağda kızartılmak yerine fırında hazırlanması kullanılan ilave yağ miktarının daha kolay kontrol edilmesini sağlar.</p>

<p>Ancak “fırında” olması tek başına sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmez. Peynir, yumurta, yulaf, yağ ve servis edilen sos toplam enerji miktarını etkiler.</p>

<p>Tarif bilgileri</p>

<p>Hazırlama süresi: 20 dakika<br />
Pişirme süresi: 30-35 dakika<br />
Toplam süre: Yaklaşık 55 dakika<br />
Kaç kişilik: 4 kişilik<br />
Yaklaşık porsiyon büyüklüğü: 3-4 parça mücver ve yoğurt sosu<br />
Zorluk: Kolay<br />
Öğün: Akşam yemeği / ara öğün / sıcak başlangıç<br />
Kategori: Düşük Kalorili Tarifler</p>

<p>Yaklaşık besin değerleri</p>

<p>1 porsiyon için yaklaşık:</p>

<p>Kalori: 260 kcal<br />
Protein: 17 g<br />
Karbonhidrat: 22 g<br />
Yağ: 12 g<br />
Lif: 4 g</p>

<p>Değerler yaklaşık 800 gram kabak, 3 yumurta, 150 gram lor peyniri, 100 gram yulaf, 20 gram zeytinyağı ve yoğurt sosu üzerinden dört porsiyon dikkate alınarak yaklaşık hesaplanmıştır.</p>

<p>Kabakların büyüklüğü, lor ve yoğurdun yağ oranı, yulaf ve zeytinyağı miktarı gerçek değerleri değiştirebilir.</p>

<p>Malzemeler</p>

<p>4 orta boy kabak, yaklaşık 800 gram<br />
3 adet büyük yumurta<br />
150 gram lor peyniri<br />
100 gram yulaf ezmesi<br />
4 adet taze soğan<br />
Yarım demet dereotu<br />
Yarım demet maydanoz<br />
2 yemek kaşığı zeytinyağı, yaklaşık 20 ml<br />
1 çay kaşığı kabartma tozu<br />
Yarım çay kaşığı karabiber<br />
Yarım çay kaşığı kırmızı toz biber<br />
Kontrollü miktarda tuz</p>

<p>Yoğurt sosu için:</p>

<p>200 gram sade yoğurt<br />
1 küçük diş sarımsak<br />
1 yemek kaşığı ince kıyılmış dereotu<br />
Bir tutam karabiber</p>

<p>Fırında mücver nasıl yapılır?</p>

<p>1. Kabakları bol suyla yıkayın ve uçlarını kesin.</p>

<p>2. Kabakları kabuklarını soymadan rendenin iri tarafıyla rendeleyin.</p>

<p>3. Rendelenmiş kabağı geniş bir süzgece alın ve üzerine çok az tuz serpin.</p>

<p>4. Yaklaşık 10 dakika bekletin. Bu sırada kabak suyunun bir bölümünü bırakacaktır.</p>

<p>5. Kabakları temiz bir mutfak bezi veya tülbent içine alın ve mümkün olduğunca güçlü şekilde sıkarak fazla suyunu çıkarın.</p>

<p>6. Bu aşamayı atlamayın. Fırında mücverin sulu ve dağınık olmasının en yaygın nedenlerinden biri kabağın suyunun yeterince alınmamasıdır.</p>

<p>7. Yulaf ezmesini mutfak robotunda iri un kıvamına gelene kadar çekin.</p>

<p>8. Taze soğan, dereotu ve maydanozu ince biçimde doğrayın.</p>

<p>9. Suyu sıkılmış kabağı geniş bir karıştırma kabına alın.</p>

<p>10. Yumurtaları ekleyin ve karıştırın.</p>

<p>11. Lor peynirini elinizle ufalayarak karışıma ekleyin.</p>

<p>12. Öğütülmüş yulafı, taze soğanı, dereotunu ve maydanozu ilave edin.</p>

<p>13. Kabartma tozu, karabiber ve kırmızı toz biberi ekleyin.</p>

<p>14. Lor peynirinin tuz oranını dikkate alarak gerekiyorsa az miktarda tuz ekleyin.</p>

<p>15. Bütün malzemeleri spatulayla homojen hale gelene kadar karıştırın.</p>

<p>16. Harcı yaklaşık 5-10 dakika dinlendirin. Yulaf kalan nemin bir bölümünü emerek karışımın toparlanmasına yardımcı olacaktır.</p>

<p>17. Fırını 200 derece alt-üst ayarda önceden ısıtın.</p>

<p>18. Yaklaşık 25 x 35 santimetrelik fırın kabına pişirme kağıdı serin.</p>

<p>19. Zeytinyağının yaklaşık yarısını kağıdın üzerine ince bir tabaka halinde sürün.</p>

<p>20. Mücver harcını tepsiye aktarın.</p>

<p>21. Spatulayla yaklaşık 1,5-2 santimetre kalınlığında eşit biçimde yayın. Harcı gereğinden kalın bırakmak orta kısmın ıslak kalmasına neden olabilir.</p>

<p>22. Kalan zeytinyağını yüzeye fırça yardımıyla ince biçimde sürün.</p>

<p>23. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında yaklaşık 25 dakika pişirin.</p>

<p>24. Yüzeyin kızarmasını kontrol edin. Kenarlar altın rengini almaya başlamalı ve orta bölüm belirgin biçimde toparlanmış olmalıdır.</p>

<p>25. Daha kızarmış bir yüzey isteniyorsa son 5 dakika fırının fan veya üst ısıtıcı özelliği kontrollü şekilde kullanılabilir. Yanmasını önlemek için başından ayrılmayın.</p>

<p>26. Toplam yaklaşık 30-35 dakika sonunda mücveri fırından çıkarın.</p>

<p>27. Hemen dilimlemeyin. Yaklaşık 10 dakika tepside dinlendirin.</p>

<p>28. Dinlenen mücveri kare veya dikdörtgen parçalar halinde kesin.</p>

<p>29. Yoğurt sosu için yoğurt, ezilmiş sarımsak, dereotu ve karabiberi karıştırın.</p>

<p>30. Fırında mücveri ılık olarak yoğurt sosuyla servis edin.</p>

<p>Şefin püf noktası</p>

<p>Kabağın suyunu sıkmak bu tarifte malzeme ölçüsü kadar önemli. Sulu kabak harcını toparlamak için sürekli yulaf veya un eklemek mücveri kuru ve hamurumsu hale getirebilir.</p>

<p>Harcı fırın kabına çok kalın yaymayın. İnce ve eşit bir tabaka, yüzeyin daha iyi kızarmasına ve ortanın aynı sürede pişmesine yardımcı olur.</p>

<p>Mücveri fırından çıkarır çıkarmaz kesmek yerine 10 dakika bekletin. Yumurta ve peynir içeren yapı soğudukça toparlanır ve daha düzgün dilimler elde edilir.</p>

<p>Daha sağlıklı hale nasıl getirilebilir?</p>

<p>Tarif zaten kızartma yapılmadan ve ölçülü zeytinyağıyla hazırlanıyor. Bu nedenle sırf daha “sağlıklı” görünmesi için yağı tamamen çıkarmak gerekmez; az miktardaki yağ yüzeyin kızarmasına da yardımcı olur.</p>

<p>Lor peynirinin tuzlu olduğu durumlarda ayrıca tuz eklenmeyebilir.</p>

<p>Yoğurt sosuna mayonez veya hazır sos eklemek yerine sarımsak, dereotu, nane veya limon kabuğu gibi aromalardan yararlanılabilir.</p>

<p>Kimler için uygun?</p>

<p>Fırında kabak mücveri, yumurta ve süt ürünlerini tüketen vejetaryen beslenme biçimine uygundur.</p>

<p>Tarifte kullanılan yulaf doğal olarak gluten içermese de üretim sırasında buğday, arpa veya çavdarla temas edebilir. Çölyak hastalığı bulunan kişiler yalnızca sertifikalı glutensiz yulaf kullanmalı ve diğer paketli malzemeleri kontrol etmelidir.</p>

<p>Yumurta veya süt proteini alerjisi bulunan kişiler için standart tarif uygun değildir.</p>

<p>Fırında mücver kaç kaloridir?</p>

<p>Verilen ölçüler dört eşit porsiyona ayrıldığında yoğurt sosuyla birlikte bir porsiyon yaklaşık 260 kalori sağlayabilir.</p>

<p>Kullanılan lor ve yoğurdun yağ oranı, zeytinyağı miktarı ve porsiyon büyüklüğü toplam enerjiyi değiştirebilir.</p>

<p>Fırında mücver kaç derecede pişer?</p>

<p>Bu tarif 200 derece alt-üst fırında yaklaşık 30-35 dakikada pişirilir. Fırınların gerçek sıcaklıkları değişebildiği için yalnızca süreye değil yüzeyin kızarmasına ve orta bölümün toparlanmasına da bakılmalıdır.</p>

<p>Fırında mücver neden sulu olur?</p>

<p>En yaygın neden rendelenmiş kabağın suyunun yeterince sıkılmamasıdır.</p>

<p>Harcın çok kalın yayılması, gereğinden fazla kabak kullanılması veya mücverin yeterince pişirilmemesi de orta kısmın ıslak kalmasına neden olabilir.</p>

<p>Mücvere un yerine ne konur?</p>

<p>Bu tarifte beyaz un yerine öğütülmüş yulaf kullanılıyor. Yulaf fazla nemi emerek yumurtayla birlikte harcın bağlanmasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Yulaf miktarını başlangıçta gereğinden fazla artırmamak önemlidir. Harç dinlendikçe koyulaşacaktır.</p>

<p>Fırında mücver airfryer'da yapılır mı?</p>

<p>Evet. Harç airfryer'a uygun küçük bir kalıba ince tabaka halinde yerleştirilebilir.</p>

<p>Cihazların kapasitesi ve ısı performansı önemli ölçüde değiştiğinden süre modele göre ayarlanmalıdır. Orta bölüm tamamen pişmiş ve yüzey kızarmış olmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fırında mücverin yanına ne gider?</p>

<p>Sarımsaklı yoğurt en klasik eşlikçilerden biridir. Büyük bir domates-salatalık salatası veya mevsim yeşillikleriyle birlikte hafif bir akşam öğününe dönüştürülebilir.</p>

<p>Saklama ve servis</p>

<p>Fırında mücver en iyi dokusuna piştiği gün sahiptir.</p>

<p>Artan mücver tamamen soğutulduktan sonra kapalı bir saklama kabında buzdolabında muhafaza edilmelidir. Yoğurt sosunu ayrı tutmak mücverin yüzeyinin yumuşamasını azaltır.</p>

<p>Yeniden servis ederken fırın veya airfryer'da kısa süre ısıtmak dış yüzeyin yeniden toparlanmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Fırında mücver, kabağı klasik kızartma yönteminden farklı biçimde değerlendirmek isteyenler için pratik bir tarif. Yağda kızartma işlemi olmadan hazırlanması mutfakta işi kolaylaştırırken kullanılan yağ miktarının da daha kontrollü tutulmasını sağlıyor.</p>

<p>İyi bir sonuç için asıl sır ekstra un veya peynir eklemek değil; kabağın suyunu çok iyi sıkmak, harcı ince yaymak ve fırından çıktıktan sonra dinlendirmek. Bu üç adım uygulandığında dışı kızarmış, içi yumuşak ve kolay dilimlenen bir kabak mücveri hazırlanabilir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı – Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER 2022)<br />
USDA – FoodData Central </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlıklı Tarifler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/firinda-mucver-tarifi-kabakli-hafif-ve-kolay</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 19:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0679.jpeg" type="image/jpeg" length="14546"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doktor, Pilot, CEO, Yapay Zekâ Uzmanı: 2026’da Hangi Meslek Daha Çok Kazanıyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/doktor-pilot-ceo-yapay-zeka-uzmani-2026da-hangi-meslek-daha-cok-kazaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/doktor-pilot-ceo-yapay-zeka-uzmani-2026da-hangi-meslek-daha-cok-kazaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de yüksek gelir sağlayan mesleklerin dengesi değişiyor. Pilotluk, uzman hekimlik, üst düzey yöneticilik ve teknoloji alanındaki uzmanlıklar 2026’da yüksek kazanç potansiyeliyle öne çıkıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Türkiye’de hangi meslekler en çok kazandırıyor?</p>

<p>Bu sorunun 2026 yılında tek bir cevabı yok. Çünkü bazı mesleklerde sabit maaş belirleyiciyken bazı mesleklerde prim, uçuş tazminatı, performans ödemesi, nöbet, serbest çalışma, şirket büyüklüğü ve hatta döviz bazlı gelir toplam kazancı tamamen değiştirebiliyor.</p>

<p>Güncel kamu ücretleri, sektör maaş araştırmaları, toplu sözleşmeler ve mesleki ücret tarifeleri birlikte değerlendirildiğinde ise Türkiye’nin yüksek gelir liginde belirgin bir grup öne çıkıyor.</p>

<p>2026’DA GELİR POTANSİYELİ EN YÜKSEK MESLEKLER</p>

<p>Kesin bir maaş sıralaması olarak değil, ulaşılabilen güncel veriler ve gelir potansiyeli açısından değerlendirildiğinde öne çıkan meslekler şöyle:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ol>
 <li>Kaptan pilot ve deneyimli pilot</li>
 <li>Uzman hekim ve cerrah</li>
 <li>CEO ve genel müdür</li>
 <li>Yapay zekâ mühendisi ve yapay zekâ uzmanı</li>
 <li>Diş hekimi ve uzman diş hekimi</li>
 <li>Yazılım mimarı ve kıdemli yazılım mühendisi</li>
 <li>CFO ve üst düzey finans yöneticisi</li>
 <li>Veri mühendisi ve veri bilimci</li>
 <li>Siber güvenlik ve bulut güvenliği uzmanı</li>
 <li>Teknik ürün yöneticisi</li>
 <li>Kurumsal hukuk alanında çalışan kıdemli avukat</li>
 <li>Fintech uzmanı ve yöneticisi</li>
 <li>DevOps ve bulut bilişim mühendisi</li>
 <li>Petrol ve enerji sektöründeki uzman mühendisler</li>
 <li>Savunma ve havacılık sektöründeki uzman mühendisler</li>
 <li>Aktüer ve ileri düzey risk uzmanı</li>
 <li>Yatırım bankacılığı ve portföy yönetimi profesyonelleri</li>
 <li>Satış direktörü ve ticari direktör</li>
 <li>Özel sektörde deneyimli uzman hekim yöneticiler</li>
 <li>Teknoloji şirketlerinde üst düzey mühendislik yöneticileri</li>
</ol>

<p>PİLOTLAR YÜKSEK GELİR LİGİNDE</p>

<p>Pilotluk, 2026’da Türkiye’deki en yüksek ücret potansiyeline sahip profesyonel mesleklerden biri olmayı sürdürüyor.</p>

<p>Piyasa ücret araştırmalarında pilotlar için yaklaşık 350 bin TL düzeyinde medyan net aylık ücret bildirilirken deneyimli ve özellikle kaptan pilotlarda kazanç bunun oldukça üzerine çıkabiliyor.</p>

<p>Ancak pilot gelirinde havayolu şirketi, uçak tipi, kıdem, görev, uçuş saati ve ek ödemeler büyük farklılık yaratıyor. Bu nedenle tüm pilotların aynı miktarı kazandığını söylemek mümkün değil.</p>

<p>Türk Hava Yolları ile Hava-İş arasında imzalanan ve 2026-2027 dönemini kapsayan toplu iş sözleşmesi de havacılık sektöründeki ücretlerin 2026 yılında yeniden güncellendiğini gösteriyor.</p>

<p>UZMAN HEKİMLER YÜKSEK GELİRLİ MESLEKLER ARASINDA</p>

<p>Hekimlikte gelir hesabı daha karmaşık.</p>

<p>Temmuz-Aralık 2026 döneminde kamuda 1/4 derecedeki uzman doktor için hesaplanan net görev aylığı 170 bin 730 TL düzeyinde.</p>

<p>Üstelik bu hesaplamaya döner sermaye ödemesi, nöbet, bölgesel ödemeler ve bazı diğer ilave gelirler dahil değil.</p>

<p>Hekimlerde uzmanlık dalı da geliri ciddi şekilde değiştirebiliyor.</p>

<p>Cerrahi branşlar, girişimsel işlemlerin yoğun olduğu uzmanlıklar ve özel sektörde çalışan deneyimli hekimlerde toplam kazanç kamu maaşının çok üzerine çıkabiliyor. Muayenehanesi bulunan hekimlerde ise artık “maaştan” değil mesleki gelirden söz etmek gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle “bir uzman doktor ayda şu kadar kazanıyor” şeklinde tek rakam vermek yanıltıcı olabiliyor.</p>

<p>YAPAY ZEKÂ MAAŞ DENGESİNİ DEĞİŞTİRİYOR</p>

<p>Listenin en dikkat çekici değişimi teknoloji tarafında yaşanıyor.</p>

<p>Yapay zekâ mühendisi, makine öğrenmesi uzmanı, veri mühendisi, bulut bilişim uzmanı, siber güvenlik uzmanı ve yazılım mimarı gibi pozisyonlar klasik mühendislik mesleklerinden ayrışmaya başladı.</p>

<p>2026’nın ilk çeyreğine ilişkin bir ücret araştırmasında beyaz yakalı çalışanların medyan net maaşı 92 bin TL olarak hesaplanırken yazılım mühendisi, veri mühendisi ve DevOps mühendislerinde medyan ücret 120-124 bin TL bandına çıkıyor.</p>

<p>Ancak kıdemli uzmanlar, yöneticiler ve özellikle yabancı şirketlere uzaktan çalışan teknoloji profesyonellerinde gelir çok daha yüksek seviyelere ulaşabiliyor.</p>

<p>Bu durum, mesleğin kendisi kadar çalışılan pazarın da geliri belirlediğini gösteriyor.</p>

<p>CEO VE ÜST DÜZEY YÖNETİCİLERDE MAKAS ÇOK AÇIK</p>

<p>CEO, genel müdür, CFO ve diğer C-level yöneticiler de Türkiye’nin yüksek gelir grubunda.</p>

<p>Ancak bu pozisyonlarda ortalama maaş kavramı daha da yanıltıcı hale geliyor.</p>

<p>Şirketin cirosu, sektör, çalışan sayısı, kişinin sorumluluk alanı, prim, hisse ve uzun vadeli teşvik paketleri toplam geliri değiştirebiliyor.</p>

<p>2026 piyasa verilerinde CFO için yaklaşık 132 bin TL ortalama aylık ücret görülürken üst seviyelerde 200 bin TL’nin üzerinde rakamlara çıkılabiliyor. Büyük şirketlerdeki C-level ücret paketleri ise standart çalışan maaş araştırmalarının çok dışında kalabiliyor.</p>

<p>AVUKATLIKTA MAAŞ İLE MESLEKİ GELİR AYRILMALI</p>

<p>Avukatlık da gelir farkının en fazla olduğu mesleklerden.</p>

<p>Kamuda çalışan bir avukatın ücreti ile büyük bir şirketin hukuk yöneticisinin veya kendi bürosunda çalışan deneyimli bir avukatın kazancı karşılaştırılabilir değil.</p>

<p>2025-2026 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde yalnızca Asliye Mahkemelerinde takip edilen davalar için maktu ücret 45 bin TL, Ağır Ceza ve Çocuk Ağır Ceza Mahkemelerindeki işler için 65 bin TL olarak belirlendi.</p>

<p>Bunlar avukatın aylık maaşı değil, hukuki hizmetler için belirlenen asgari tarife tutarları.</p>

<p>DİŞ HEKİMLİĞİNDE ÖZEL SEKTÖR FARKI</p>

<p>Diş hekimliği de gelir potansiyeli yüksek ancak kazanç dağılımı son derece geniş mesleklerden biri.</p>

<p>Kamuda çalışan diş hekimi, özel hastanede ücretli çalışan diş hekimi ve kendi kliniğini işleten bir diş hekiminin gelir yapıları birbirinden tamamen farklı.</p>

<p>Özellikle implantoloji, ortodonti, protetik diş tedavisi ve estetik diş hekimliği gibi alanlarda özel çalışma gelir potansiyelini yükseltebiliyor.</p>

<p>“EN ÇOK KAZANDIRAN MESLEK” NASIL BELİRLENİR?</p>

<p>Türkiye’de bütün meslekleri kapsayan ve 2026 yılı için her mesleğin gerçek net aylık gelirini aynı yöntemle ölçerek sıralayan resmî bir veri seti bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle internette yayımlanan “en çok kazandıran 10 meslek” listelerinde yer alan rakamlara temkinli yaklaşmak gerekiyor.</p>

<p>Maaş ile gelir de birbirinden ayrılmalı.</p>

<p>Bir pilotun bordro ücreti, kamudaki uzman hekimin görev aylığı, muayenehanesi bulunan cerrahın geliri, şirket ortağı bir avukatın kazancı ve CEO’nun prim-hisse dahil toplam ücret paketi aynı ölçü değildir.</p>

<p>TÜİK’in meslek gruplarına ilişkin en kapsamlı kazanç araştırması da üst düzey yöneticilerin ve profesyonel meslek mensuplarının genel çalışan nüfusuna kıyasla yüksek kazanç grubunda bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>2026’NIN YÜKSELEN MESLEKLERİ TEKNOLOJİDE</p>

<p>Listenin geleceğe ilişkin en dikkat çekici bölümü ise teknoloji.</p>

<p>Yapay zekâ, veri mühendisliği, siber güvenlik, bulut bilişim ve ileri yazılım geliştirme alanları hem Türkiye’de hem uluslararası iş piyasasında yüksek nitelikli çalışan rekabetinin yaşandığı alanlara dönüşüyor.</p>

<p>Üstelik bu mesleklerde Türkiye’de yaşayıp yabancı bir şirket için çalışabilme olanağı, klasik Türkiye maaş istatistiklerini giderek daha az açıklayıcı hale getiriyor.</p>

<p>Sonuç olarak 2026’nın kazanç tablosunda pilotlar, uzman hekimler, üst düzey yöneticiler ve teknoloji profesyonelleri öne çıkıyor. Ancak yüksek gelir yalnızca meslek seçimiyle garanti edilmiyor. Kıdem, uzmanlık, sektör, yabancı dil, şirket ölçeği, serbest çalışma ve uluslararası pazara erişim aynı meslekte çalışan iki kişinin kazancı arasında birkaç kat fark oluşturabiliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/doktor-pilot-ceo-yapay-zeka-uzmani-2026da-hangi-meslek-daha-cok-kazaniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 16:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0672.jpeg" type="image/jpeg" length="75492"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="12354"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="11200"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="79996"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="12733"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="47600"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="54655"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
