<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 28 Sep 2026 18:59:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Milas’ın Acı Kaybı: Diş Hekimi Şahin Koca Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/milasin-aci-kaybi-dis-hekimi-sahin-koca-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/milasin-aci-kaybi-dis-hekimi-sahin-koca-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milas Devlet Hastanesi’nde 2012’den bu yana görev yapan diş hekimi Şahin Koca, 58 yaşında hayatını kaybetti. İstanbul’da tedavi gören Koca’nın vefatı, meslektaşları ve hastaları arasında üzüntü yarattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Muğla’nın Milas ilçesinde uzun yıllar görev yapan diş hekimi Şahin Koca hayatını kaybetti. 58 yaşındaki Koca’nın vefatı, ailesinin yanı sıra birlikte çalıştığı sağlık çalışanlarını ve hastalarını üzdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yerel basına yansıyan bilgilere göre Koca, İstanbul’da tedavi gördüğü özel bir hastanede yaşamını yitirdi. Meslek hayatının önemli bir bölümünü Milas Devlet Hastanesi’nde geçiren Koca’nın ardından başsağlığı mesajları paylaşıldı.</p>

<p>ŞAHİN KOCA KİMDİR?</p>

<p>Şahin Koca, 3 Şubat 1968’de Afyonkarahisar’da doğdu. İlkokul ve lise eğitimini İstanbul’da tamamladı. 1991 yılında İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun oldu.</p>

<p>1993’te Malatya’da yedek subay olarak askerlik görevini tamamlayan Koca, meslek yaşamının ilk döneminde özel sektörde çalıştı. Diş hekimliğinin yanı sıra yöneticilik görevleri de üstlendi.</p>

<p>ÖZEL SEKTÖRDEN KAMU HASTANELERİNE</p>

<p>2007 yılına kadar özel sektörde çalışan Koca, aynı yıl İstanbul Sağlık Müdürlüğü’nde, ardından Tuzla Devlet Hastanesi’nde görev aldı.</p>

<p>2012’de Bodrum Devlet Hastanesi’nde çalışan Koca’nın meslek yolculuğu, aynı yıl Milas Devlet Hastanesi’ne uzandı. Bu tarihten itibaren Milas’ta diş hekimliği hizmeti veren Koca, ilçede çok sayıda hastanın tedavisinde görev yaptı.</p>

<p>Uzun yıllar hizmet verdiği Milas’ta vefatı üzüntüyle karşılanan Şahin Koca, meslektaşlarının ve hastalarının paylaştığı taziye mesajlarıyla anıldı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/milasin-aci-kaybi-dis-hekimi-sahin-koca-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 18:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1508-1.jpeg" type="image/jpeg" length="86997"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gece Terlemesi Neden Olur? Belirtileri, Nedenleri ve Ne Zaman Önemli Olduğu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gece-terlemesi-neden-olur-belirtileri-nedenleri-ve-ne-zaman-onemli-oldugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gece-terlemesi-neden-olur-belirtileri-nedenleri-ve-ne-zaman-onemli-oldugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Oda sıcak olmadığı halde pijamaları veya çarşafları ıslatacak kadar gece terlemek araştırılabilir. Menopoz, bazı ilaçlar, düşük kan şekeri ve farklı sağlık sorunları olası nedenler arasındadır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>GECE TERLEMESİ NEDİR?</p>

<p>Sıcak bir odada veya kalın bir yorgan altında terlemek normal bir vücut tepkisidir. Tıbbi açıdan dikkat çeken gece terlemesi ise uyku ortamı serin olmasına rağmen kişinin gece kıyafetlerini veya çarşaflarını belirgin biçimde ıslatacak kadar terlemesiyle tarif edilir.</p>

<p>Gece terlemesinin tek bir nedeni yoktur. Menopoz ve perimenopoz, bazı ilaçlar, anksiyete, düşük kan şekeri, aşırı terleme bozukluğu ve alkol kullanımı sık karşılaşılan nedenler arasındadır. Enfeksiyonlar, tiroit hastalıkları ve daha seyrek olarak bazı ciddi hastalıklar da değerlendirmeye girebilir.</p>

<p>HER GECE TERLEMEK HASTALIK BELİRTİSİ Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Gece terlemesi tek başına belirli bir hastalığın göstergesi değildir. Amerikan Aile Hekimleri Akademisi'nin değerlendirmesine göre, birinci basamakta kalıcı gece terlemesi bildiren kişilerin büyük bölümünde ciddi bir altta yatan hastalık saptanmaz.</p>

<p>Öncelikle yatak odasının sıcaklığı, kullanılan yorgan ve kıyafetler değerlendirilmelidir. Ortam koşulları terlemeyi açıklamıyorsa eşlik eden belirtiler önem kazanır.</p>

<p>MENOPoz GECE TERLEMESİNİN YAYGIN NEDENLERİNDEN</p>

<p>Perimenopoz ve menopoz sırasında hormon düzeylerindeki değişiklikler sıcak basmalarına yol açabilir. Sıcak basması gece ortaya çıktığında yoğun terleme ve uykudan uyanmayla sonuçlanabilir.</p>

<p>Gece terlemesine adet düzeninde değişiklik, gündüz sıcak basmaları, uyku güçlüğü, çarpıntı veya başka menopoz belirtileri eşlik edebilir.</p>

<p>Menopoz dönemindeki gece terlemeleri bazen uykuyu ciddi biçimde bozabilir. Tekrarlayan uyanmalar da ertesi gün yorgunluk ve konsantrasyon güçlüğüne katkıda bulunabilir.</p>

<p>İLAÇLAR GECE TERLEMESİ YAPABİLİR Mİ?</p>

<p>Evet. Bazı ilaçların yan etkileri arasında terleme bulunabilir.</p>

<p>NHS, bazı antidepresanları, steroidleri ve ağrı kesicileri gece terlemesiyle ilişkili olabilecek ilaçlar arasında sayıyor.</p>

<p>İlaç başladıktan veya dozu değiştirildikten sonra gece terlemesi ortaya çıktıysa zaman ilişkisi sağlık profesyoneline bildirilmelidir.</p>

<p>Ancak reçeteli bir ilacı yalnızca terlemeye neden olduğu düşüncesiyle kendi kendine bırakmak veya dozunu değiştirmek doğru değildir.</p>

<p>KAN ŞEKERİ DÜŞMESİ GECE TERLETEBİLİR</p>

<p>Hipoglisemi, yani kan şekerinin normalden fazla düşmesi, terlemeye neden olabilir.</p>

<p>Bu durum özellikle insülin veya kan şekerini düşüren bazı diyabet ilaçlarını kullanan kişiler açısından önemlidir.</p>

<p>Gece terlemesine titreme, çarpıntı, açlık, baş dönmesi, huzursuzluk veya sabah baş ağrısı gibi belirtiler eşlik edebilir.</p>

<p>Diyabet tedavisi alan bir kişide tekrarlayan gece terlemelerinin hipoglisemiyle ilişkili olabileceği düşünülüyorsa tedavi planı sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilmelidir. İlaç veya insülin dozu kişinin kendi kararıyla değiştirilmemelidir.</p>

<p>TİROİT FAZLA ÇALIŞIRSA TERLEME ARTABİLİR</p>

<p>Tiroid bezinin aşırı hormon üretmesi, yani hipertiroidi, ısıya tahammülsüzlük ve aşırı terlemeye yol açabilir.</p>

<p>Terlemenin yanında çarpıntı, ellerde titreme, kilo kaybı, sinirlilik, uyku sorunları, sık dışkılama veya sıcak havaya karşı belirgin hassasiyet gibi belirtiler bulunabilir.</p>

<p>Bu belirtiler tek başına hipertiroidi tanısı koydurmaz. Şüphe halinde tiroit fonksiyonları kan testleriyle değerlendirilebilir.</p>

<p>ENFEKSİYONLAR GECE TERLEMESİ YAPABİLİR Mİ?</p>

<p>Bazı enfeksiyonlar gece terlemesine neden olabilir.</p>

<p>Özellikle ateş, titreme, uzun süren öksürük veya kişinin genel durumunda bozulma gibi başka belirtiler varsa enfeksiyon olasılığı değerlendirilir.</p>

<p>Tüberküloz, gece terlemesiyle klasik olarak ilişkilendirilen enfeksiyonlardan biridir. Ancak yalnızca gece terlemesi olması kişinin tüberküloz olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Risk değerlendirmesinde kişinin temas öyküsü, seyahatleri, bağışıklık sistemi, öksürük ve ateş gibi diğer bulguları dikkate alınır.</p>

<p>GECE TERLEMESİ KANSER BELİRTİSİ Mİ?</p>

<p>Gece terlemesi denildiğinde en fazla kaygı yaratan konulardan biri kanserdir. Ancak gece terlemesinin tek başına bulunması kanser olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Bazı lenfoma ve lösemi türlerinde gece terlemesi görülebilir. Bu durumlarda çoğunlukla yalnızca terleme değil, başka klinik bulgular da değerlendirmeye yön verir.</p>

<p>Açıklanamayan kilo kaybı, objektif ateş ve büyümüş lenf düğümleri gibi bulgular varsa daha ayrıntılı değerlendirme gerekir.</p>

<p>Amerikan Aile Hekimleri Akademisi'nin değerlendirmesinde de kalıcı gece terlemesi yaşayan birinci basamak hastalarının çoğunda ciddi bir hastalık bulunmadığı özellikle belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle gece terlemesini doğrudan kansere bağlamak gereksiz korkuya yol açabilir; eşlik eden belirtiler ve kişinin genel risk profili birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>UYKU APNESİYLE İLİŞKİLİ OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Gece terlemesi bazı uyku bozukluklarıyla da ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Obstrüktif uyku apnesi bulunan kişilerde gece terlemesinin daha sık bildirildiğini gösteren gözlemsel çalışmalar bulunuyor.</p>

<p>Yüksek sesle horlama, uykuda nefesin durduğunun fark edilmesi, boğulur gibi uyanma, sabah baş ağrısı veya gündüz aşırı uyku hali varsa uyku apnesi açısından değerlendirme düşünülebilir.</p>

<p>Bu ilişki, gece terleyen herkesin uyku apnesi olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>ANKSİYETE VE STRES DE TERLEMEYİ ARTIRABİLİR</p>

<p>Terleme vücudun otonom sinir sistemi tarafından kontrol edilir. Anksiyete ve panik atak gibi durumlarda terleme artabilir.</p>

<p>Kabuslar, yoğun stres ve uykunun sık bölünmesi de kişinin gece terlediğini daha fazla fark etmesine yol açabilir.</p>

<p>Ancak tekrarlayan gece terlemelerini otomatik olarak “stresten” kabul etmek de doğru değildir. Yeni başlayan veya devam eden belirtilerde diğer olası nedenler değerlendirilmelidir.</p>

<p>GECE TERLEMESİNDE HANGİ TESTLER YAPILIR?</p>

<p>Gece terleyen herkese uygulanacak tek bir standart test paketi yoktur.</p>

<p>Değerlendirme önce kişinin öyküsü ve fizik muayenesiyle başlar. Terlemenin ne zamandır sürdüğü, ateş, kilo kaybı, öksürük, kullanılan ilaçlar, menopoz belirtileri, alkol kullanımı ve başka yakınmalar sorgulanabilir.</p>

<p>Belirgin bir neden bulunamaz ve terleme devam ederse kişinin klinik durumuna göre tam kan sayımı, tiroit testleri, inflamasyon göstergeleri veya enfeksiyonlara yönelik incelemeler gündeme gelebilir.</p>

<p>Testlerin seçimi kişiye göre yapılmalıdır. Yalnızca gece terlediği için herkese geniş kapsamlı tetkik yapılması gerekmez.</p>

<p>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI?</p>

<p>NHS, düzenli olarak uykudan uyandıran veya kişiyi endişelendiren gece terlemelerinde tıbbi değerlendirme öneriyor.</p>

<p>Gece terlemesine açıklanamayan kilo kaybı, yüksek ateş veya ateş-titreme hissi, uzun süren öksürük ya da ishal eşlik ediyorsa değerlendirme özellikle önemlidir.</p>

<p>Boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde kalıcı lenf bezi büyümesi gibi yeni bulgular da sağlık profesyoneline bildirilmelidir.</p>

<p>Terleme yeni başladıysa kullanılan ilaçların ve yakın zamanda yapılan doz değişikliklerinin gözden geçirilmesi de yararlı olabilir.</p>

<p>HER GECE TERLEMEK İÇİN TEDAVİ GEREKİR Mİ?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavi gece terlemesinin kendisinden çok nedenine göre belirlenir.</p>

<p>Odanın veya yatağın aşırı sıcak olması gibi çevresel bir neden varsa uyku ortamının düzenlenmesi yeterli olabilir. Menopoz, hipertiroidi, hipoglisemi veya başka bir sağlık sorunu saptanırsa yaklaşım bu nedene göre planlanır.</p>

<p>İlaçla ilişkili olduğundan şüpheleniliyorsa tedavinin değiştirilip değiştirilmeyeceğine sağlık profesyoneli karar vermelidir.</p>

<p>Gece terlemesinin nedenini bilmeden rastgele vitamin, bitkisel ürün veya ilaç kullanmak doğru değildir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır ve kişisel tanı veya tedavi yerine geçmez. Düzenli, yoğun veya açıklanamayan gece terlemeniz varsa; özellikle ateş, açıklanamayan kilo kaybı veya başka kalıcı belirtiler eşlik ediyorsa sağlık profesyoneline başvurun. İlaçlarınızı hekime danışmadan bırakmayın veya dozunu değiştirmeyin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>NHS — Night Sweats</p>

<p>NHS — Symptoms of Menopause and Perimenopause, 2026</p>

<p>American Family Physician — Persistent Night Sweats: Diagnostic Evaluation, 2020</p>

<p>MedlinePlus — Menopause</p>

<p>MedlinePlus Medical Encyclopedia — Hyperhidrosis </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gece-terlemesi-neden-olur-belirtileri-nedenleri-ve-ne-zaman-onemli-oldugu</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1505.jpeg" type="image/jpeg" length="74057"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uşak Üniversitesi Öğrencisi Faruk Enes Er Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/usak-universitesi-ogrencisi-faruk-enes-er-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/usak-universitesi-ogrencisi-faruk-enes-er-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uşak Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü öğrencisi Faruk Enes Er’in genç yaşta hayatını kaybetmesi, ailesini ve üniversite camiasını yasa boğdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uşak Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi öğrencisi Faruk Enes Er hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şehir ve Bölge Planlama Bölümünde eğitim gören Faruk Enes Er’in vefatı; ailesi, yakınları, arkadaşları ve akademisyenler arasında büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>UŞAK ÜNİVERSİTESİNDEN TAZİYE MESAJI</p>

<p>Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Demir tarafından yayımlanan taziye mesajında, genç öğrencinin kaybının üniversite ailesini derinden sarstığı belirtildi.</p>

<p>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Mimarlık ve Tasarım Fakültemiz Şehir ve Bölge Planlama Bölümü öğrencisi Faruk Enes Er’in vefatını büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Genç yaşta aramızdan ayrılan öğrencimizin acı kaybı, Uşak Üniversitesi ailemizi derinden sarsmıştır. Merhuma Allah’tan rahmet; kederli ailesine, yakınlarına, arkadaşlarına ve tüm üniversite camiamıza başsağlığı diliyoruz.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/usak-universitesi-ogrencisi-faruk-enes-er-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 18:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1506.jpeg" type="image/jpeg" length="55092"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boğazda Gri Tabaka, Ateş ve Boyunda Şişlik: Difteri İşareti Olabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bogazda-gri-tabaka-ates-ve-boyunda-sislik-difteri-isareti-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bogazda-gri-tabaka-ates-ve-boyunda-sislik-difteri-isareti-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Difteri, özellikle boğazı etkileyebilen ve ciddi komplikasyonlara yol açabilen bakteriyel bir enfeksiyondur. Boğazda gri zar, ateş ve boyunda şişlik önemli belirtiler arasındadır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Difteri, toksin üretebilen Corynebacterium diphtheriae bakterisinin neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. En sık burun ve boğaz gibi üst solunum yollarını etkiler. Hastalık sırasında boğazda kalın gri bir tabaka oluşabilir; bakterinin ürettiği toksin ise kalp ve sinir sistemi başta olmak üzere vücudun başka bölgelerine zarar verebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aşılamanın yaygınlaşmasıyla birçok ülkede çok seyrek görülmeye başlayan difteri tamamen ortadan kalkmış değildir. Dünya Sağlık Örgütü, aşılama oranlarının düştüğü toplumlarda vakaların ve salgınların yeniden ortaya çıkabildiğine dikkat çekiyor. Hastalıktan korunmanın temel yolu, difteri içeren aşıların önerilen dozlarda tamamlanmasıdır.</p>

<p>Difteri nedir?</p>

<p>Difteri, bakteriyel bir enfeksiyondur. Hastalığın ciddi seyretmesinde yalnızca bakterinin kendisi değil, bazı türlerinin ürettiği difteri toksini önemli rol oynar.</p>

<p>Solunum yolu difterisinde hastalık çoğunlukla boğazı, bademcikleri ve burnu etkiler. Daha seyrek olarak ciltte yaralarla seyreden deri difterisi görülebilir.</p>

<p>Boğaz difterisinde ölü hücreler, bakteriler ve diğer maddelerin birikmesi sonucunda bademcikler ve boğaz üzerinde kalın, gri veya grimsi beyaz bir zar gelişebilir. Bu zar solunum ve yutmayı güçleştirebilir.</p>

<p>Difteri neden olur?</p>

<p>Difteri esas olarak toksin üreten Corynebacterium diphtheriae bakterisinin bulaşmasıyla gelişir.</p>

<p>Bakteri çoğunlukla hasta veya bakteriyi taşıyan kişinin:</p>

<p>- Öksürmesi,<br />
- Hapşırması,<br />
- Solunum salgılarıyla yakın temas kurulması</p>

<p>sonucunda kişiden kişiye geçebilir.</p>

<p>Enfekte cilt yaralarıyla yakın temas da bulaşmaya neden olabilir.</p>

<p>Aşısız veya difteri aşıları eksik olan kişiler hastalık açısından daha yüksek risk taşır. Aşı kapsayıcılığının düşük olduğu toplumlarda bakterinin dolaşımı kolaylaşabilir ve salgınlar ortaya çıkabilir.</p>

<p>Difteri belirtileri nelerdir?</p>

<p>Belirtiler çoğunlukla bakteriyle karşılaşılmasından birkaç gün sonra başlar.</p>

<p>En sık görülebilen belirtiler şunlardır:</p>

<p>- Boğaz ağrısı<br />
- Hafif veya orta dereceli ateş<br />
- Halsizlik<br />
- Yutma güçlüğü<br />
- Boyundaki lenf bezlerinde şişme<br />
- Burun akıntısı<br />
- Ses değişikliği veya ses kısıklığı</p>

<p>Solunum yolu difterisinin dikkat çekici bulgularından biri boğaz, bademcikler veya burun bölgesinde oluşabilen kalın gri zardır.</p>

<p>Boyundaki belirgin şişlik bazı ağır vakalarda dışarıdan fark edilecek düzeye ulaşabilir.</p>

<p>Her boğaz ağrısı veya bademcik üzerindeki beyazlık difteri anlamına gelmez. Streptokok enfeksiyonları ve başka boğaz hastalıkları da benzer yakınmalara neden olabilir.</p>

<p>Difteri neden tehlikelidir?</p>

<p>Difteri bakterisinin ürettiği toksin kana karışarak farklı organlara ulaşabilir.</p>

<p>Ciddi komplikasyonlardan biri miyokardittir. Miyokardit, kalp kasının iltihaplanmasıdır ve kalbin ritmini veya pompalama gücünü etkileyebilir.</p>

<p>Toksin ayrıca sinirlerde hasara yol açabilir. Bunun sonucunda yutma güçlüğü, kas güçsüzlüğü veya başka nörolojik sorunlar gelişebilir.</p>

<p>Boğazdaki kalın zarın hava yolunu daraltması ise solunum sıkıntısına neden olabilir.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, özellikle aşısız ve yeterli tedavi almayan kişilerde hastalığın ciddi ve ölümcül seyredebildiğini bildiriyor.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Difteri şüphesi sıradan bir boğaz enfeksiyonu gibi değerlendirilmemelidir.</p>

<p>Özellikle:</p>

<p>- Boğazda kalın gri veya grimsi bir zar,<br />
- Boyunda belirgin şişme,<br />
- Ateşle birlikte ciddi boğaz ağrısı,<br />
- Yutma güçlüğü,<br />
- Difteri tanısı almış biriyle yakın temas</p>

<p>varsa sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir.</p>

<p>Nefes almakta güçlük, hızla artan boyun şişliği, morarma veya bilinç değişikliği gibi belirtilerde gecikmeden acil sağlık hizmeti alınmalıdır.</p>

<p>Difteri bulaşıcı olduğu için şüpheli vakaların sağlık kuruluşları tarafından enfeksiyon kontrolü ve halk sağlığı açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Difteri nasıl teşhis edilir?</p>

<p>Hekimler difteriden öncelikle kişinin belirtileri ve boğaz muayenesindeki karakteristik bulgular nedeniyle şüphelenebilir.</p>

<p>Boğaz ve burundan örnek alınarak bakterinin laboratuvarda araştırılması mümkündür. Gerekirse bakterinin difteri toksini üretip üretmediğini belirleyen ileri testler yapılır.</p>

<p>Ancak ciddi solunum yolu difterisi düşünülüyorsa laboratuvar sonucunun çıkması beklenmeden tedavinin başlanması gerekebilir. Bunun nedeni difteri antitoksininin dolaşımdaki toksini etkisizleştirebilmesi, ancak dokulara bağlanmış toksinin oluşturduğu hasarı geri çevirememesidir.</p>

<p>Difteri nasıl tedavi edilir?</p>

<p>Solunum yolu difterisinin tedavisinde iki temel yaklaşım bulunur:</p>

<p>Difteri antitoksini</p>

<p>Antitoksin, bakterinin ürettiği ve henüz dokulara bağlanmamış toksini etkisizleştirmek amacıyla kullanılır.</p>

<p>Bu nedenle tedavinin erken başlanması önemlidir. Antitoksin mevcut hasarı her zaman geri çeviremez ancak toksinin daha fazla zarar vermesini sınırlayabilir.</p>

<p>Antibiyotikler</p>

<p>Antibiyotik tedavisi bakteriyi ortadan kaldırmayı, yeni toksin üretimini durdurmayı ve hastalığın başkalarına bulaşma riskini azaltmayı amaçlar.</p>

<p>Uluslararası kılavuzlarda eritromisin ve penisilin tedavide kullanılan temel antibiyotikler arasında yer alır. Bununla birlikte bazı bölgelerde antibiyotik direnci bildirilmiştir. Antibiyotik seçimi hastanın durumu ve yerel direnç verilerine göre sağlık profesyonelleri tarafından yapılmalıdır.</p>

<p>Ağır hastalarda solunum yolunun açık tutulması, solunum desteği ve kalp ritminin yakından izlenmesi gerekebilir. Sinir sistemi komplikasyonları açısından da takip yapılır.</p>

<p>Deri difterisinde tedavi yaklaşımı farklı olabilir ve çoğu vakada antibiyotik tedavisi yeterli kabul edilir. Antitoksin solunum yolu difterisinde daha önemli bir yere sahiptir.</p>

<p>Difteri geçiren kişi tekrar hastalanabilir mi?</p>

<p>Evet. Difteri geçirmek her zaman yeterli ve kalıcı bağışıklık oluşturmayabilir.</p>

<p>Bu nedenle hastalığı geçiren kişilerin aşı durumları iyileşme döneminde yeniden değerlendirilir. Eksik dozları bulunanların difteri içeren aşılarla bağışıklamasının tamamlanması önerilir.</p>

<p>Yakın temaslılara ne yapılır?</p>

<p>Difteri tanısı konan veya güçlü biçimde şüphelenilen kişinin yakın temaslıları halk sağlığı açısından değerlendirilir.</p>

<p>Yakın temaslılarda:</p>

<p>- Belirti takibi,<br />
- Boğaz ve burun kültürü,<br />
- Koruyucu antibiyotik tedavisi,<br />
- Aşı durumunun kontrol edilmesi</p>

<p>gündeme gelebilir.</p>

<p>Eksik aşıları bulunan kişilerin aşıları tamamlanır. Temas yönetimi ülkelerin halk sağlığı protokollerine göre yürütülür.</p>

<p>Difteri aşısı korur mu?</p>

<p>Difteri aşıyla önlenebilir hastalıklar arasındadır. Aşı doğrudan bakteriyi değil, bakterinin oluşturduğu toksine karşı bağışıklık gelişmesini sağlar.</p>

<p>Uzun süreli korunma için tek doz yeterli değildir. Çocukluk döneminde temel aşı serisinin ve daha sonraki pekiştirme dozlarının tamamlanması gerekir.</p>

<p>Türkiye'de difteri aşısı Ulusal Çocukluk Dönemi Aşılama Takvimi içinde yer alıyor.</p>

<p>Türkiye'de 14 Nisan 2025'ten itibaren çocukluk döneminde kullanılan beş bileşenli karma aşı yerine altı bileşenli karma aşı uygulamasına geçildi. Bu aşı difteriyle birlikte tetanos, boğmaca, çocuk felci, Haemophilus influenzae tip b ve hepatit B'ye karşı koruma sağlıyor.</p>

<p>Difteri aşılarının zamanında ve eksiksiz yapılması yalnızca bireysel korunma açısından değil, bakterinin toplumda dolaşmasını azaltmak açısından da önemlidir.</p>

<p>En güncel tedavi yöntemleri</p>

<p>2026 itibarıyla solunum yolu difterisinde temel tedavi yaklaşımını değiştiren yeni bir ilaç sınıfı veya yaygın kullanıma girmiş yeni bir hedefe yönelik tedavi bulunmuyor.</p>

<p>Güncel uluslararası yaklaşım hâlâ erken difteri antitoksini, uygun antibiyotik tedavisi, hastanın izolasyonu ve gerektiğinde solunum ile kalp desteğine dayanıyor.</p>

<p>CDC'nin Temmuz 2026'da güncellenen klinik rehberi de solunum yolu difterisinde antitoksin ve antibiyotik tedavisinin geciktirilmemesini vurguluyor.</p>

<p>Son yıllardaki önemli klinik sorunlardan biri bazı Corynebacterium diphtheriae suşlarında antibiyotik direncinin bildirilmesi. Bu nedenle direnç verilerinin takip edilmesi ve tedavinin yerel mikrobiyolojik verilere göre düzenlenmesi giderek daha önemli hale geliyor.</p>

<p>Umut vaat eden çalışmalar</p>

<p>Difteri alanındaki araştırmaların önemli bölümü yeni bir tedavi molekülünden çok daha hızlı tanı, bakterinin toksin üretiminin belirlenmesi, antimikrobiyal direnç izlemi ve aşılama açıklarının kapatılması üzerinde yoğunlaşıyor.</p>

<p>Günümüzde antitoksinin yerini almış veya rutin klinik kullanım için onaylanmış yeni bir biyolojik tedavi bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle difteride yakın dönemde hastalık yükünü azaltma açısından en güçlü araç hâlâ yüksek aşılama oranlarının sürdürülmesi, vakaların erken tanınması, temaslıların hızla belirlenmesi ve antitoksinin gerektiğinde gecikmeden uygulanmasıdır.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'nün 2026 verilerine göre 2025 yılında dünya genelindeki bebeklerin yaklaşık yüzde 85'i difteri içeren aşının önerilen üç temel dozunu aldı. Buna karşın yaklaşık beş çocuktan biri aşısız veya eksik aşılı kalabildi. Aşılama boşluklarının devam etmesi difteri salgınları açısından önemli bir halk sağlığı sorunu oluşturuyor.</p>

<p>Sık sorulan diğer sorular</p>

<p>Difteri sadece çocuklarda mı görülür?</p>

<p>Hayır. Bağışıklığı olmayan veya aşı koruması yetersiz her yaştaki kişi difteriye yakalanabilir. Tarihsel olarak çocukluk hastalığı olarak bilinmesine rağmen erişkinlerde de görülebilir.</p>

<p>Difteri havadan bulaşır mı?</p>

<p>En önemli bulaş yollarından biri enfekte kişinin öksürmesi veya hapşırması sırasında yayılan solunum damlacıklarıdır. Yakın ve uzun süreli temas riski artırabilir.</p>

<p>Difteri ile bademcik iltihabı aynı şey midir?</p>

<p>Hayır. İki hastalık boğaz ağrısı ve bademciklerde değişiklik yapabilse de difteri farklı bir bakterinin neden olduğu, toksin üretebilen ve ciddi sistemik komplikasyonlara yol açabilen bir hastalıktır.</p>

<p>Boğazdaki difteri zarı kazınmalı mı?</p>

<p>Hayır. Şüpheli gri zarın kişi tarafından çıkarılmaya çalışılması uygun değildir. Böyle bir bulgu sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>Difteri aşısı olduktan sonra hastalık kesinlikle görülmez mi?</p>

<p>Hiçbir aşı yüzde 100 koruma garantisi vermez. Ancak difteri içeren aşılar hastalıktan korunmada temel ve son derece etkili yöntemdir. Korumanın sürmesi için önerilen temel ve pekiştirme dozlarının tamamlanması önemlidir.</p>

<p>Difteri Türkiye'de aşı takviminde var mı?</p>

<p>Evet. Difteri, Türkiye Ulusal Aşılama Programı kapsamında aşıyla korunulan hastalıklar arasında yer almaktadır.</p>

<p>Tıbbi Uyarı</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır ve kişisel tanı veya tedavi önerisi değildir. Difteri şüphesinde gecikmeden sağlık profesyoneli değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Diphtheria Fact Sheet, güncelleme 15 Temmuz 2026.<br />
2. U.S. Centers for Disease Control and Prevention (CDC), Clinical Guidance for Diphtheria, güncelleme 31 Temmuz 2026.<br />
3. T.C. Sağlık Bakanlığı, Ulusal Çocukluk Dönemi Aşılama Takvimi ve Altı Bileşenli Karma Aşı Uygulaması, 2025-2026. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıbbiye Kütüphanesi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bogazda-gri-tabaka-ates-ve-boyunda-sislik-difteri-isareti-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 18:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1503.jpeg" type="image/jpeg" length="46303"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[LDH Kaç Olmalı? 250, 300, 500 ve 1000 Ne Demek?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ldh-kac-olmali-250-300-500-ve-1000-ne-demek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ldh-kac-olmali-250-300-500-ve-1000-ne-demek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[LDH, birçok dokuda bulunan ve hücre hasarında kana geçebilen bir enzimdir. Yetişkinlerde referans aralığı laboratuvara göre değişir; 250, 300, 500 ve 1000 U/L sonuçları tek başına kanser veya organ hastalığı tanısı koydurmaz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>LDH NEDİR?</p>

<p>LDH, “laktat dehidrogenaz” adlı enzimin kısaltmasıdır. Kaslar, karaciğer, böbrekler, akciğerler ve kan hücreleri dahil vücudun çok sayıda dokusunda bulunur.</p>

<p>Hücreler hasar gördüğünde LDH kana salınabilir. Bu nedenle yüksek LDH genellikle vücutta bir yerde doku hasarı veya hücre yıkımı olduğunu düşündürür; ancak hasarın nerede olduğunu veya nedenini tek başına göstermez.</p>

<p>LDH KAÇ OLMALI?</p>

<p>LDH için tek bir evrensel normal aralık yoktur.</p>

<p>Örneğin Mayo Clinic Laboratories 18 yaş ve üzerindeki kişiler için 122–222 U/L referans aralığını kullanır. MedlinePlus ise bazı laboratuvarlarda yaklaşık 125–220 U/L aralığının kullanılabileceğini belirtir.</p>

<p>Bu nedenle kişinin kendi laboratuvar raporundaki referans aralığı esas alınmalıdır.</p>

<p>LDH 250 NE DEMEK?</p>

<p>Üst sınırı yaklaşık 220 U/L olan bir laboratuvarda LDH 250 hafif yüksek kabul edilebilir.</p>

<p>Yakın zamanda yoğun egzersiz yapılması, kan örneğinde hemoliz oluşması veya geçici doku hasarı gibi nedenler sonucu hafif yükseltebilir.</p>

<p>Tek başına LDH 250 ciddi bir hastalık anlamına gelmez.</p>

<p>LDH 300 NE DEMEK?</p>

<p>LDH 300 U/L birçok yetişkin laboratuvar aralığında yüksek bir sonuçtur.</p>

<p>Karaciğer hastalıkları, hemoliz, kas hasarı, enfeksiyonlar veya başka doku hasarlarıyla ilişkili olabilir.</p>

<p>Sonucun anlamı ALT, AST, CK, hemoglobin ve diğer klinik testlere göre değişir.</p>

<p>LDH 500 NE DEMEK?</p>

<p>LDH 500 U/L belirgin yüksek bir değerdir ve nedeninin açıklanması gerekir.</p>

<p>Hemolitik anemi, karaciğer hastalıkları, kas hasarı, bazı ciddi enfeksiyonlar, doku oksijensizliği ve bazı kanserlerde görülebilir.</p>

<p>Ancak “LDH 500 = kanser” şeklinde bir yorum kesinlikle doğru değildir.</p>

<p>LDH 1000 NE DEMEK?</p>

<p>LDH 1000 U/L çoğu yetişkin referans aralığının birkaç kat üzerindedir ve belirgin hücre veya doku hasarını düşündürebilir.</p>

<p>Megaloblastik veya hemolitik anemi, ciddi doku hasarı, şok, hipoksi, bazı kan hastalıkları ve malignitelerde çok yüksek değerler görülebilir.</p>

<p>Ancak sonuç tek başına hangi hastalığın bulunduğunu belirlemez.</p>

<p>LDH YÜKSEKLİĞİ NEDEN OLUR?</p>

<p>LDH vücudun çok sayıda dokusunda bulunduğu için yüksekliğin nedenleri oldukça geniştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başlıca nedenler arasında:</p>

<p>Hemolitik anemi</p>

<p>B12 veya folat eksikliğine bağlı megaloblastik anemi</p>

<p>Karaciğer hastalıkları</p>

<p>Kas hasarı</p>

<p>Böbrek hastalıkları</p>

<p>Akciğer hasarı veya pulmoner emboli</p>

<p>Bazı ciddi enfeksiyonlar</p>

<p>Doku oksijensizliği</p>

<p>Bazı hematolojik hastalıklar</p>

<p>Bazı kanserler</p>

<p>yer alabilir.</p>

<p>LDH YÜKSEKLİĞİ KANSER Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>LDH bazı kanserlerde yükselebilir ancak kanser taraması için özgül bir test değildir.</p>

<p>Lenfoma, lösemi, multipl miyelom, testis kanseri ve bazı diğer malignitelerde hastalığın yükü veya tedavi yanıtının değerlendirilmesinde kullanılabilir.</p>

<p>Bununla birlikte aynı LDH yüksekliği hemoliz, karaciğer hastalığı, kas hasarı ve enfeksiyon gibi çok sayıda kanser dışı nedenle de ortaya çıkabilir.</p>

<p>LDH 1000 KANSER Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>LDH 1000 belirgin yüksek bir sonuçtur ancak rakamın büyüklüğü tek başına hastalığın kanser olduğunu göstermez.</p>

<p>Örneğin ciddi hemoliz veya B12 eksikliğine bağlı megaloblastik anemide de çok yüksek LDH görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle tanı diğer kan testleri, muayene ve gerektiğinde görüntüleme yöntemlerine dayanır.</p>

<p>KAN ALINIRKEN HEMOLİZ LDH'Yİ YÜKSELTİR Mİ?</p>

<p>Evet ve bu LDH yorumunda özellikle önemlidir.</p>

<p>Kırmızı kan hücrelerinde LDH yoğun olarak bulunur. Kan örneği alınırken veya taşınırken hücreler parçalanırsa LDH tüpün içine salınır ve sonuç yanlış biçimde yüksek çıkabilir.</p>

<p>Mayo Clinic Laboratories hemolizli örneklerin LDH ölçümü için uygun olmadığını belirtmektedir.</p>

<p>Bu nedenle beklenmedik tek yüksek LDH sonucunda örnek hemolizi de dikkate alınabilir.</p>

<p>LDH YÜKSEK, ALT VE AST NORMAL OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Evet.</p>

<p>LDH yalnızca karaciğerden gelmez. Kan hücreleri, kas, akciğer, böbrek ve diğer dokulardaki hasarlarda da yükselebilir.</p>

<p>ALT ve AST normal olduğu halde LDH yüksekse karaciğer dışındaki nedenler, hemoliz veya örnek sorunu klinik duruma göre değerlendirilir.</p>

<p>LDH YÜKSEK, CK NORMAL OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Evet.</p>

<p>CK daha çok kas hasarıyla ilişkili bir enzimdir. LDH ise çok daha geniş bir doku dağılımına sahiptir.</p>

<p>LDH yüksek ancak CK normalse sonuç kas dışındaki bir kaynaktan geliyor olabilir.</p>

<p>LDH YÜKSEKLİĞİ B12 EKSİKLİĞİNDEN OLUR MU?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Şiddetli B12 eksikliğine bağlı megaloblastik anemide kemik iliğindeki anormal kırmızı kan hücresi öncüllerinin parçalanması nedeniyle LDH çok belirgin yükselebilir.</p>

<p>Bu durumda hemoglobin, MCV, B12, folat ve bilirubin gibi testler de değerlendirilir.</p>

<p>LDH İZOENZİMLERİ NEDİR?</p>

<p>LDH'nin beş farklı izoenzimi vardır.</p>

<p>LDH-1 özellikle kalp ve kırmızı kan hücrelerinde, LDH-5 ise karaciğer ve iskelet kasında daha yoğun bulunur.</p>

<p>İzoenzim testleri LDH yüksekliğinin hangi dokudan kaynaklanabileceğine dair ek bilgi verebilir. Ancak günümüzde birçok durumda daha özgül testler tercih edilmektedir.</p>

<p>LDH KALP KRİZİNİ GÖSTERİR Mİ?</p>

<p>Eskiden kalp krizi değerlendirmesinde LDH kullanılıyordu.</p>

<p>Günümüzde kalp kası hasarı için troponin çok daha özgül olduğu için LDH büyük ölçüde bu amaçla kullanılmamaktadır.</p>

<p>LDH DÜŞÜKLÜĞÜ NEDEN OLUR?</p>

<p>Düşük LDH değeri genellikle yüksekliği kadar klinik önem taşımaz.</p>

<p>Yüksek doz C veya E vitamini kullanımı ve çok nadir genetik LDH eksiklikleri düşük sonuçlarla ilişkili olabilir.</p>

<p>Tek başına hafif düşük LDH çoğu durumda sağlık problemi anlamına gelmez.</p>

<p>LDH NASIL DÜŞÜRÜLÜR?</p>

<p>Amaç LDH rakamını doğrudan düşürmek değildir.</p>

<p>Hemoliz varsa hemolizin, karaciğer hastalığı varsa karaciğer probleminin, kas hasarı varsa kas hasarının veya enfeksiyon varsa enfeksiyonun nedeni ele alınır.</p>

<p>Altta yatan durum düzeldiğinde LDH de düşebilir.</p>

<p>LDH NE ZAMAN DAHA FAZLA ÖNEM TAŞIR?</p>

<p>LDH'nin birkaç kat yükselmesi, giderek artması veya beraberinde ciddi anemi, sarılık, belirgin halsizlik, nefes darlığı, açıklanamayan kilo kaybı ya da başka anormal laboratuvar sonuçları bulunması değerlendirmeyi daha önemli hale getirir.</p>

<p>Tek başına LDH sonucu üzerinden hastalık tanısı konulmamalıdır.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>LDH 250 yüksek mi?</p>

<p>Laboratuvarın üst sınırına bağlıdır. Üst sınır yaklaşık 220 U/L ise hafif yüksek kabul edilebilir.</p>

<p>LDH 500 tehlikeli mi?</p>

<p>Belirgin yüksektir ancak tek başına tehlikenin derecesini veya nedeni göstermez. Hemoliz, karaciğer, kas, kan ve diğer hastalıklarla birlikte değerlendirilir.</p>

<p>LDH 1000 kanser mi?</p>

<p>Hayır. Kanserde görülebilir ancak hemolitik veya megaloblastik anemi ve ciddi doku hasarı gibi kanser dışı nedenlerle de ortaya çıkabilir.</p>

<p>LDH yüksek ama diğer tahliller normalse ne olur?</p>

<p>Öncelikle laboratuvar referansı, örnek hemolizi ve kişinin klinik durumu değerlendirilir. Gerektiğinde test tekrar edilebilir veya daha özgül testler istenebilir.</p>

<p>LDH yüksekliği tek başına hastalık tanısı koydurur mu?</p>

<p>Hayır. LDH doku hasarının özgül olmayan bir göstergesidir ve nedenini belirlemek için diğer testlere ihtiyaç vardır.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>LDH yüksekliği tek başına kanser, karaciğer hastalığı veya başka bir ciddi hastalık tanısı değildir. Çok yüksek veya giderek artan sonuçlara belirgin anemi, sarılık, nefes darlığı, şiddetli halsizlik ya da başka ciddi belirtiler eşlik ediyorsa tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Mayo Clinic Laboratories — Lactate Dehydrogenase (LDH), Serum</p>

<p>MedlinePlus — Lactate Dehydrogenase (LDH) Test </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ldh-kac-olmali-250-300-500-ve-1000-ne-demek</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 17:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2025/12/genel/kan-tahlilleri.jpg" type="image/jpeg" length="59765"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ALP Kaç Olmalı? 150, 200, 300 ve 500 Ne Demek?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/alp-alkalen-fosfataz-yuksekligi-ve-dusuklugu-ne-anlama-gelir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/alp-alkalen-fosfataz-yuksekligi-ve-dusuklugu-ne-anlama-gelir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ALP, özellikle karaciğer-safra yolları ve kemiklerden kaynaklanan bir enzimdir. Normal sınır yaş ve cinsiyete göre değişir; 150, 200, 300 ve 500 U/L sonuçları GGT ve diğer testlerle birlikte yorumlanır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ALP NEDİR?</p>

<p>ALP, “alkalen fosfataz” adlı enzimin kısaltmasıdır. En önemli kaynakları karaciğer, safra yolları ve kemiklerdir; daha az miktarda bağırsak ve plasentadan da kaynaklanabilir.</p>

<p>ALP yüksekliği tek başına karaciğer hastalığı anlamına gelmez. Safra yolu sorunlarının yanı sıra kemik yapımının arttığı durumlarda da yükselebilir. Bu nedenle özellikle GGT ve diğer karaciğer testleriyle birlikte değerlendirilir.</p>

<p>ALP KAÇ OLMALI?</p>

<p>ALP için tek bir evrensel normal aralık yoktur. Yaş, cinsiyet ve laboratuvar yöntemine göre önemli farklılıklar bulunur.</p>

<p>Örneğin Mayo Clinic Laboratories yetişkin erkeklerde 40–129 U/L, yetişkin kadınlarda 35–104 U/L referans aralığını kullanır.</p>

<p>Başka laboratuvarlarda farklı sınırlar bulunabilir. Bu nedenle kişinin kendi tahlil raporundaki referans aralığı esas alınmalıdır.</p>

<p>Çocuk ve ergenlerde kemik büyümesi nedeniyle ALP yetişkinlerden çok daha yüksek olabilir. Gebelikte de plasenta kaynaklı ALP artışı görülebilir.</p>

<p>ALP 150 NE DEMEK?</p>

<p>ALP 150 U/L, birçok yetişkin laboratuvar aralığında hafif yüksek bir sonuçtur.</p>

<p>Ancak çocuklarda, ergenlerde ve bazı gebelerde aynı değer normal fizyolojik değişimin parçası olabilir.</p>

<p>Yetişkinde kalıcı ALP 150 sonucu varsa GGT, ALT, AST, bilirubin, kalsiyum, fosfor ve klinik duruma göre diğer testlerle kaynağı araştırılabilir.</p>

<p>ALP 200 NE DEMEK?</p>

<p>ALP 200 U/L çoğu yetişkin referans aralığının üzerindedir.</p>

<p>Bu sonuç safra yolları veya karaciğer kaynaklı olabileceği gibi kemik yapımının arttığı durumlarda da görülebilir.</p>

<p>GGT'nin de yüksek olması karaciğer-safra yolları kaynaklı bir yükselmeyi desteklerken GGT'nin normal kalması kemik kaynağını daha olası hale getirebilir.</p>

<p>ALP 300 NE DEMEK?</p>

<p>ALP 300 U/L yetişkinlerde belirgin yüksek bir sonuçtur ve nedeninin açıklanması gerekir.</p>

<p>Safra yolu tıkanıklığı ve diğer kolestatik karaciğer hastalıklarında görülebileceği gibi Paget hastalığı, osteomalazi, iyileşmekte olan kırıklar veya kemik yapımının arttığı başka durumlarda da yükselebilir.</p>

<p>Tek başına 300 sonucu hangi organın sorumlu olduğunu göstermez.</p>

<p>ALP 500 NE DEMEK?</p>

<p>ALP 500 U/L yetişkinlerde çoğu laboratuvarın normal aralığının oldukça üzerindedir.</p>

<p>Ancak yaş burada kritik öneme sahiptir. Çocuklar ve ergenlerde hızlı büyüme dönemlerinde kemik kaynaklı ALP çok yüksek olabilir ve bazı kaynaklarda büyüme ataklarında yaklaşık 500 U/L düzeylerine ulaşabileceği belirtilmektedir.</p>

<p>Yetişkinde ALP 500 saptandığında karaciğer-safra yolları ve kemik kaynakları klinik olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>ALP YÜKSEKLİĞİ NEDEN OLUR?</p>

<p>ALP yüksekliğinin iki temel kaynağı karaciğer-safra yolları ve kemiktir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karaciğer ve safra yollarıyla ilişkili nedenler arasında:</p>

<p>Safra yolu tıkanıklığı</p>

<p>Safra taşları</p>

<p>Kolestaz</p>

<p>Bazı hepatit ve karaciğer hastalıkları</p>

<p>Safra yolu darlıkları</p>

<p>İlaçlara bağlı karaciğer hasarı</p>

<p>yer alabilir.</p>

<p>Kemik kaynaklı nedenler arasında ise:</p>

<p>Çocukluk ve ergenlik döneminde büyüme</p>

<p>İyileşmekte olan kırık</p>

<p>Paget kemik hastalığı</p>

<p>Osteomalazi ve bazı D vitamini bozuklukları</p>

<p>Kemik yapımının arttığı bazı hastalıklar</p>

<p>bulunabilir.</p>

<p>ALP YÜKSEK AMA GGT NORMAL NE DEMEK?</p>

<p>Bu önemli bir klinik ayrımdır.</p>

<p>ALP yüksekken GGT normal bulunuyorsa yükseliğin kemik kaynaklı olma ihtimali artar. Çünkü kemik hastalıkları ALP'yi yükseltebilirken genellikle GGT'yi yükseltmez.</p>

<p>Ancak bu kesin bir kural değildir. Kaynağın netleşmediği durumlarda ALP izoenzimleri veya başka testler kullanılabilir.</p>

<p>ALP VE GGT İKİSİ DE YÜKSEKSE NE DEMEK?</p>

<p>ALP ile GGT'nin birlikte yükselmesi karaciğer veya safra yolları kaynaklı bir durum ihtimalini güçlendirir.</p>

<p>Özellikle bilirubin de yüksekse veya sarılık, koyu idrar, açık renk dışkı ve kaşıntı gibi belirtiler bulunuyorsa safra akımını engelleyen durumlar değerlendirilir.</p>

<p>Yine de yalnızca iki laboratuvar testiyle kesin tanı konulmaz.</p>

<p>ALT VE AST NORMAL AMA ALP YÜKSEK OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Safra yollarını ağırlıklı etkileyen bazı hastalıklarda ALP yükselirken ALT ve AST daha az etkilenebilir veya normal kalabilir.</p>

<p>Ayrıca ALP kemikten kaynaklanıyorsa ALT ve AST'nin normal olması beklenebilir.</p>

<p>Bu durumda GGT, bilirubin ve gerektiğinde ALP izoenzimleri kaynak konusunda yardımcı olabilir.</p>

<p>ALP YÜKSEKLİĞİ SAFRA TAŞINDAN OLUR MU?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Safra taşı ana safra kanalında tıkanmaya neden olursa safra akımı bozulabilir ve ALP belirgin yükselebilir.</p>

<p>Sarılık, sağ üst karın ağrısı, koyu idrar veya açık renk dışkı gibi belirtiler eşlik edebilir.</p>

<p>Ateş ve titremeyle birlikte safra yolu tıkanıklığı belirtileri varsa hızlı değerlendirme gerekir.</p>

<p>ALP YÜKSEKLİĞİ KEMİKTEN OLUR MU?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Kemik yapan osteoblast hücrelerinin aktivitesi arttığında ALP yükselir.</p>

<p>Bu nedenle büyüme dönemindeki çocuklarda, kırık iyileşirken, Paget hastalığında ve osteomalazi gibi kemik metabolizması bozukluklarında yüksek ALP görülebilir.</p>

<p>ALP yüksekliğine GGT'nin normal olması kemik kaynağı ihtimalini destekleyebilir.</p>

<p>D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ ALP'Yİ YÜKSELTİR Mİ?</p>

<p>Şiddetli D vitamini eksikliğine bağlı osteomalazi veya çocuklarda raşitizm geliştiğinde kemik yapım-yıkım döngüsü artabilir ve ALP yükselebilir.</p>

<p>Ancak her D vitamini eksikliğinde mutlaka ALP yüksekliği görülmez.</p>

<p>D vitamini, kalsiyum, fosfor ve parathormon sonuçları gerektiğinde birlikte değerlendirilir.</p>

<p>ÇOCUKLARDA ALP YÜKSEKLİĞİ NORMAL Mİ?</p>

<p>Evet, belirli ölçüde normal olabilir.</p>

<p>Kemikler hızla büyüdüğü için çocuk ve ergenlerde ALP değerleri yetişkinlerden doğal olarak yüksektir. Puberte döneminde belirgin artışlar görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle bir çocuğun ALP sonucu yetişkin referans aralığıyla değerlendirilmemelidir.</p>

<p>GEBELİKTE ALP YÜKSELİR Mİ?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Gebelik sırasında plasentanın ürettiği ALP nedeniyle özellikle ilerleyen dönemlerde total ALP yükselebilir.</p>

<p>Bu nedenle gebe bir kişinin sonucu gebelik dışındaki yetişkin referanslarıyla tek başına yorumlanmamalıdır.</p>

<p>ALP DÜŞÜKLÜĞÜ NEDEN OLUR?</p>

<p>Düşük ALP daha az sık görülür ancak bazı durumlarda klinik önem taşıyabilir.</p>

<p>Yetersiz beslenme, protein veya çinko eksikliği, hipotiroidi ve nadir bir kalıtsal hastalık olan hipofosfatazya düşük ALP ile ilişkili olabilir.</p>

<p>Tek bir hafif düşük sonuç üzerinden bu hastalıkların tanısı konulmaz.</p>

<p>ALP İZOENZİM TESTİ NEDİR?</p>

<p>Total ALP yüksekliğinin hangi dokudan kaynaklandığı her zaman anlaşılmayabilir.</p>

<p>ALP izoenzim testi enzimin karaciğer, kemik veya diğer kaynaklardan gelip gelmediğini ayırt etmeye yardımcı olabilir.</p>

<p>Özellikle GGT ve diğer testlerle kaynak belirlenemiyorsa kullanılabilir.</p>

<p>ALP NASIL DÜŞÜRÜLÜR?</p>

<p>Amaç ALP rakamını doğrudan düşürmek değildir.</p>

<p>Safra yolu tıkanıklığı varsa tıkanıklığın, kemik metabolizması sorunu varsa kemik hastalığının, vitamin-mineral bozukluğu varsa ilgili eksikliğin tedavisi gerekir.</p>

<p>Neden bilinmeden yalnızca ALP'yi düşürmek amacıyla ilaç veya takviye kullanılmamalıdır.</p>

<p>ALP NE ZAMAN HIZLI DEĞERLENDİRİLMELİ?</p>

<p>Tek başına yüksek ALP değeri çoğu durumda acil durum değildir.</p>

<p>Ancak ALP yüksekliğine sarılık, ateş, titreme, şiddetli sağ üst karın ağrısı, koyu idrar, çok açık renk dışkı veya belirgin genel durum bozukluğu eşlik ediyorsa safra yolu tıkanıklığı veya enfeksiyonu açısından hızlı değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>ALP 150 yüksek mi?</p>

<p>Yetişkinlerde birçok laboratuvara göre hafif yüksek olabilir. Ancak yaş, cinsiyet ve laboratuvar referansı mutlaka dikkate alınmalıdır.</p>

<p>ALP 200 tehlikeli mi?</p>

<p>Tek başına tehlikeli değer olarak kabul edilmez. Karaciğer, safra yolları veya kemikten kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırılır.</p>

<p>ALP 300 ne demek?</p>

<p>Yetişkinlerde belirgin yüksektir. GGT, bilirubin, ALT-AST ve gerekirse kemik metabolizması testleriyle birlikte değerlendirilir.</p>

<p>ALP 500 kanser mi?</p>

<p>Hayır. ALP 500 tek başına kanser anlamına gelmez. Safra yolu hastalıkları, kemik hastalıkları ve çocuklarda büyüme dahil çok farklı nedenlerle görülebilir.</p>

<p>ALP yüksek GGT normal ne demek?</p>

<p>Kemik kaynaklı ALP yüksekliği olasılığını artırır. Ancak kesin kaynağı belirlemek için klinik durum ve gerektiğinde ek testler değerlendirilir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>ALP yüksekliği tek başına karaciğer, kemik hastalığı veya kanser tanısı değildir. Yüksek ALP'ye sarılık, ateş, titreme veya şiddetli sağ üst karın ağrısı eşlik ediyorsa safra yolu tıkanıklığı ya da enfeksiyonu açısından hızlı tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Mayo Clinic Laboratories — Alkaline Phosphatase, Serum</p>

<p>Merck Manual Professional Edition — Laboratory Tests of the Liver and Gallbladder</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/alp-alkalen-fosfataz-yuksekligi-ve-dusuklugu-ne-anlama-gelir</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 17:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2025/12/genel/kan-tahlilleri.jpg" type="image/jpeg" length="23713"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aynı Yaşta Olsak da Aynı Yaşlanmıyoruz: 335 Kadının Moleküler Takibinden Çarpıcı Sonuç]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ayni-yasta-olsak-da-ayni-yaslanmiyoruz-335-kadinin-molekuler-takibinden-carpici-sonuc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ayni-yasta-olsak-da-ayni-yaslanmiyoruz-335-kadinin-molekuler-takibinden-carpici-sonuc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Science dergisinde yayımlanan araştırmada 335 kadının kanındaki yaklaşık 16 bin gen ile yüzlerce metabolit yıllar boyunca takip edildi. Bulgular, aynı yaştaki insanların moleküler düzeyde birbirinden oldukça farklı biçimlerde yaşlanabildiğini gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Aynı doğum tarihine sahip iki insanın yaşlanma süreci birbirinden tamamen farklı ilerleyebilir. Science dergisinde yayımlanan kapsamlı araştırma, yaşlanmanın herkes için geçerli tek bir moleküler senaryoya göre gerçekleşmediğini ortaya koydu.</p>

<p>King’s College London öncülüğündeki araştırmada, TwinsUK çalışmasına katılan 32 ile 80 yaş arasındaki 335 kadın incelendi. Araştırmacılar, 2009 ile 2017 yılları arasında alınan kan örneklerinde yaklaşık 16 bin genin etkinliğini ve 915 metabolitin düzeyini takip etti.</p>

<p>Her katılımcı en az üç kez değerlendirildi. Böylece yalnızca farklı yaş gruplarının tek bir zamandaki değerleri karşılaştırılmadı; aynı kişide yıllar içinde meydana gelen moleküler değişimler de izlendi.</p>

<p>5 BİNDEN FAZLA GENDE DEĞİŞİM BELİRLENDİ</p>

<p>Araştırmada 5 bin 61 genin ve 181 metabolitin zaman içinde anlamlı biçimde değiştiği belirlendi. Genlerin büyük bir bölümü toplum genelinde ortak bir artış veya azalış eğilimi gösterdi.</p>

<p>Ancak ortalama sonuçlar bütün hikâyeyi anlatmadı. Bazı katılımcılarda belirli genlerin etkinliği artarken aynı genler başka katılımcılarda azalabildi. Metabolitlerdeki değişimler ise kişiler arasında daha belirgin farklılıklar gösterdi.</p>

<p>Bir kadında zamanla yükselen bir metabolit, başka bir kadında düşebildi veya neredeyse hiç değişmeyebildi. Araştırmacılar bu sonuçların, yaşlanmanın kişiden kişiye değişen dinamik bir süreç olduğunu gösterdiğini bildirdi.</p>

<p>AYNI YAŞ, FARKLI MOLEKÜLER ROTA</p>

<p>Çalışmanın en dikkat çekici sonucu, aynı takvim yaşındaki sağlıklı insanların moleküler açıdan farklı yaşlanma yolları izleyebilmesi oldu.</p>

<p>Araştırmacılar, kalp yaşlanmasıyla ilişkilendirilen CXCL9 geninin etkinliğinin katılımcılar arasında farklı yönlerde değişebildiğini gördü. Bazı kişilerde tümör baskılayıcı TP53 geninin etkinliğinde de zaman içinde azalma belirlendi.</p>

<p>Ancak bu değişikliklerin tek başına kalp hastalığı veya kanser gelişeceği anlamına gelmediği vurgulandı. Bulgular, yalnızca bazı kişilerin hastalıklarla ilişkili moleküler değişimleri farklı biçimlerde yaşayabileceğini gösteriyor.</p>

<p>GENETİK ÖNEMLİ AMA TEK BELİRLEYİCİ DEĞİL</p>

<p>Tek yumurta ikizlerinin gen etkinliği değişimleri, çift yumurta ikizlerine kıyasla daha fazla benzerlik gösterdi. Bu bulgu, genetik yapının moleküler yaşlanmada önemli bir rol oynadığını destekledi.</p>

<p>Bununla birlikte yaşlanma rotasını yalnızca genlerin belirlemediği görüldü. Kan örneğinin alındığı saat, mevsim, bağışıklık hücrelerinin dağılımı ve çevresel maruziyetler de ölçülen moleküler değerleri etkileyebildi.</p>

<p>İncelenen gen ve metabolitlerin yaklaşık dörtte birinde mevsimlerle bağlantılı değişimler tespit edildi. Metabolitlerin yüzde 40’a varan bölümünün ise vücudun 24 saatlik biyolojik ritmine göre farklılık gösterebildiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“SONSUZ KİMYASALLAR” DA İNCELENDİ</p>

<p>Araştırmacılar, PFAS olarak bilinen ve doğada uzun süre kalabildikleri için “sonsuz kimyasallar” adı verilen maddelerin kandaki düzeylerini de değerlendirdi.</p>

<p>Bazı PFAS türlerinin kan düzeylerinde yıllar içinde azalma görüldü. Araştırmacılar bu düşüşün, söz konusu kimyasalların kullanımını azaltmaya yönelik düzenlemelerle bağlantılı olabileceğini değerlendirdi.</p>

<p>PFAS düzeyleriyle bazı gen ve metabolit değişimleri arasında ilişki bulundu. Ancak gözlemsel çalışma, bu kimyasalların moleküler değişimlere doğrudan neden olduğunu kanıtlamadı.</p>

<p>BİYOLOJİK YAŞ TEK BİR SAYIYA SIĞMAYABİLİR</p>

<p>Bulgular, insanın yaşlanma durumunu tek bir “biyolojik yaş” puanıyla açıklamanın yetersiz kalabileceğine işaret ediyor. Çünkü bağışıklık sistemi, metabolizma, kalp-damar sistemi ve diğer biyolojik yapılar aynı kişide bile farklı hızlarda değişebiliyor.</p>

<p>Araştırmacılara göre kişisel moleküler rotaların anlaşılması, gelecekte sağlıklı yaşlanmayla hastalığın erken döneminde ortaya çıkan değişikliklerin birbirinden ayrılmasına yardımcı olabilir. Bu yaklaşım, kişiye özel hastalık riski değerlendirmelerinin ve daha erken müdahalelerin önünü açabilir.</p>

<p>PROF. DR. KAAN YILANCIOĞLU: YAŞLANMAYI TEK BİR DEĞERE İNDİRGEMEK DOĞRU DEĞİL</p>

<p>Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, yaşlanmanın kişiden kişiye değişen çok yönlü bir süreç olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. Yılancıoğlu, “Bu araştırma, yaşlanmanın herkeste aynı hızda ve aynı biyolojik yollar üzerinden ilerlemediğini güçlü biçimde ortaya koyuyor. Aynı takvim yaşındaki iki kişinin gen etkinliği, metabolizması ve çevresel etkilere verdiği yanıt birbirinden oldukça farklı olabilir. Bu nedenle yaşlanmayı yalnızca doğum tarihine veya tek bir ‘biyolojik yaş’ değerine indirgemek doğru değildir” dedi.</p>

<p>Gelecekte sağlıklı yaşlanma çalışmalarının daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşacağını belirten Yılancıoğlu, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Geleceğin sağlıklı yaşlanma yaklaşımı; kişinin genetik yapısını, metabolik durumunu, yaşam biçimini ve çevresel maruziyetlerini birlikte değerlendiren kişiselleştirilmiş modellere dayanacaktır. Ancak bu bulgular bugün için yaşlanmanın kesin olarak ölçülebildiği ya da tersine çevrilebildiği anlamına gelmiyor. Çalışmanın asıl önemi, hastalık ortaya çıkmadan önce kişiye özgü moleküler değişimlerin izlenebilmesine yönelik güçlü bir bilimsel zemin oluşturmasıdır.”</p>

<p>ÇALIŞMANIN SINIRLILIKLARI VAR</p>

<p>Araştırma yalnızca kadınları kapsadı ve moleküler değişimler kan örnekleri üzerinden incelendi. Çalışmanın toplam veri toplama dönemi sekiz yıl olsa da her katılımcı sekiz yıl boyunca kesintisiz takip edilmedi. İlk ve son ölçüm arasındaki ortanca süre yaklaşık altı yıl olarak bildirildi.</p>

<p>Sonuçlar, yaşlanmayı durduran bir yöntem bulunduğunu, insanların yaşam süresinin tahmin edilebildiğini veya tek bir kan testiyle kesin biyolojik yaşın belirlenebileceğini göstermiyor.</p>

<p>Araştırmanın temel mesajı ise açık: İnsanlar aynı yaşta olsalar bile genleri, metabolizmaları ve çevresel etkilenimleri aynı yönde ilerlemiyor. Başka bir ifadeyle yaşlanmanın herkes için geçerli tek bir moleküler yol haritası bulunmuyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Science — Longitudinal Dynamics of Gene Expression and Metabolomics in an Aging Population Cohort</li>
 <li>King’s College London — Healthy Ageing Shaped by More Varied Biology Than Previously Thought </li>
</ol>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ayni-yasta-olsak-da-ayni-yaslanmiyoruz-335-kadinin-molekuler-takibinden-carpici-sonuc</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 14:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1495.jpeg" type="image/jpeg" length="43046"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Susuz Kalınca Böbreklerde Ne Olur? İlk Değişiklik İdrarda Görülebilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/susuz-kalinca-bobreklerde-ne-olur-ilk-degisiklik-idrarda-gorulebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/susuz-kalinca-bobreklerde-ne-olur-ilk-degisiklik-idrarda-gorulebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Susuz kalmak böbreklere giden kanı azaltır, idrarı yoğunlaştırır ve ağırlaştığında akut böbrek hasarına yol açabilir. Risk; kusma, ishal, sıcak hava, ileri yaş ve bazı ilaçlarla daha da artar.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Susuz kalındığında vücuttaki dolaşan sıvı miktarı azalır ve böbreklere ulaşan kan akımı düşebilir. Böbrekler suyu korumak için idrar miktarını azaltıp idrarı yoğunlaştırır. Sıvı kaybı şiddetli veya uzun süreliyse böbreklerin süzme işlevi bozulabilir ve akut böbrek hasarı gelişebilir.</p>

<p>Kısa süreli ve hafif susuzluk sağlıklı kişilerde çoğunlukla sıvı açığının giderilmesiyle düzelir. Ancak kusma, ishal, yüksek ateş, yoğun terleme, ileri yaş, diyabet, mevcut böbrek hastalığı ve bazı ilaçlar riski yükseltir.</p>

<p>Susuzluk böbreklere giden kanı neden azaltır?</p>

<p>Vücut su kaybettiğinde kan hacmi ve kan basıncı düşebilir. Böbrekler hayati dolaşımı korumak amacıyla daha fazla su ve sodyum tutar. Bunun sonucunda idrar miktarı azalırken rengi koyulaşabilir.</p>

<p>Sıvı kaybı ilerler ve böbreklere yeterli kan ulaşmazsa atık maddelerin süzülmesi yavaşlar. Bu durum zamanında düzeltilmezse böbrek hücrelerinde hasar oluşabilir.</p>

<p>Koyu idrar her zaman böbrek hastalığı anlamına gelir mi?</p>

<p>Koyu sarı ve az miktarda idrar, susuzluğun yaygın işaretlerinden biridir. Ağız kuruluğu, yoğun susama, baş ağrısı, yorgunluk ve ayağa kalkınca baş dönmesi de sıvı kaybına eşlik edebilir.</p>

<p>Ancak idrar rengi tek başına tanı koydurmaz. Bazı vitaminler, ilaçlar, besinler, karaciğer hastalıkları, idrar yolu enfeksiyonları ve idrarda kan bulunması da renk değişikliğine neden olabilir. Kırmızı, kahverengi veya çay rengindeki idrar değerlendirilmelidir.</p>

<p>Şiddetli susuzluk akut böbrek hasarına yol açabilir</p>

<p>Akut böbrek hasarı, böbrek işlevlerinin saatler veya günler içinde aniden bozulmasıdır. Şiddetli sıvı kaybı böbreklere giden kanı kritik düzeyde azaltarak bu tabloyu başlatabilir.</p>

<p>Normalden belirgin şekilde az idrara çıkma, hiç idrar yapamama, ayaklarda şişme, bulantı, nefes darlığı, aşırı halsizlik, sersemlik veya bilinç bulanıklığı önemli belirtilerdir. Akut böbrek hasarı yalnızca su içilerek evde tedavi edilmeye çalışılmamalıdır.</p>

<p>Susuzluk böbrek taşı riskini artırır mı?</p>

<p>Yetersiz sıvı tüketildiğinde idrarın hacmi azalır ve taş oluşturabilen mineraller daha yoğun hâle gelir. Bu ortam, kristallerin birleşerek böbrek taşı oluşturmasını kolaylaştırabilir.</p>

<p>Yeterli sıvı tüketimi idrarı seyreltir ve özellikle daha önce böbrek taşı geçiren kişilerde korunmanın temel parçalarından biridir. Ancak herkese uygun tek bir su miktarı yoktur. Taşın türü, kullanılan ilaçlar ve eşlik eden hastalıklar kişisel hedefi değiştirebilir.</p>

<p>Az su içmek idrar yolu enfeksiyonuna neden olur mu?</p>

<p>Susuzluk tek başına idrar yolu enfeksiyonunun doğrudan nedeni değildir. Enfeksiyon genellikle bakterilerin idrar yollarına yerleşip çoğalmasıyla gelişir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bununla birlikte az sıvı almak idrar miktarını ve idrara çıkma sıklığını azaltabilir. Bu durum bazı kişilerde bakterilerin idrar yollarından uzaklaştırılmasını zorlaştırabilir. Su içmek destekleyici olsa da başlamış bir enfeksiyonun tıbbi tedavisinin yerine geçmez.</p>

<p>Susuzken ağrı kesici kullanmak neden riskli olabilir?</p>

<p>İbuprofen ve naproksen gibi steroid olmayan iltihap giderici ağrı kesiciler, böbreğin kendi kan akımını koruyan mekanizmalarını baskılayabilir. Bu ilaçların belirgin sıvı kaybı sırasında kullanılması akut böbrek hasarı riskini yükseltebilir.</p>

<p>Tansiyon ilaçları ve idrar söktürücüler de kusma, ishal veya ciddi sıvı kaybı sırasında özel değerlendirme gerektirebilir. Ancak hiçbir ilaç doktora danışılmadan bırakılmamalı veya dozu değiştirilmemelidir. Böyle bir hastalık döneminde hekimden ya da eczacıdan kişiye özel bilgi alınmalıdır.</p>

<p>Günde ne kadar su içilmeli?</p>

<p>Her yetişkin için geçerli sabit bir su miktarı bulunmaz. İhtiyaç; yaşa, vücut büyüklüğüne, hava sıcaklığına, fiziksel etkinliğe, gebeliğe, emzirmeye, beslenmeye ve mevcut hastalıklara göre değişir. Çorba, süt, sebze ve meyveler de toplam sıvı alımına katkıda bulunur.</p>

<p>Çoğu sağlıklı kişide gün boyunca düzenli idrara çıkmak ve idrarın açık saman sarısı olması pratik bir yol gösterici olabilir. Çok kısa sürede aşırı miktarda su içmek ise kandaki sodyumun tehlikeli biçimde düşmesine neden olabilir.</p>

<p>İleri evre kronik böbrek hastalığı, böbrek yetmezliği veya kalp yetmezliği bulunan kişilerde fazla sıvı; ödem, nefes darlığı ve kalbin iş yükünde artış oluşturabilir. Bu hastalar sıvı miktarını kendi başlarına artırmamalı, sağlık ekibinin belirlediği sınıra uymalıdır.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Kusma veya ishal nedeniyle sıvı tutamama, çok az ya da hiç idrar yapamama, bayılma, bilinç bulanıklığı, nefes darlığı, belirgin şişlik veya şiddetli halsizlik varsa gecikmeden tıbbi değerlendirme gerekir. Böbrek ya da kalp hastalığınız varsa sıvı tüketimini doktorunuza danışmadan belirgin biçimde değiştirmeyin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. National Kidney Foundation — Healthy Hydration and Your Kidneys — 15 Ocak 2024<br />
2. National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases — Keeping Kidneys Safe: Smart Choices about Medicines — Haziran 2018<br />
3. National Health Service — Acute Kidney Injury — 11 Mart 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/susuz-kalinca-bobreklerde-ne-olur-ilk-degisiklik-idrarda-gorulebilir</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1494.jpeg" type="image/jpeg" length="32444"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Polisliğe Engel mi? POMEM ve PMYO Sağlık Şartları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/epilepsi-polislige-engel-mi-pomem-ve-pmyo-saglik-sartlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/epilepsi-polislige-engel-mi-pomem-ve-pmyo-saglik-sartlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi polisliğe engel mi? POMEM ve PMYO adaylarında çocuklukta havale, tek nöbet, EEG bozukluğu, epilepsi tanısı ve ilaç kullanımının nasıl değerlendirildiğini inceledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Epilepsi Polisliğe Engel mi? POMEM ve PMYO Sağlık Şartları</p>

<p>Polis olmak isteyen adayların nöroloji sağlık şartlarında en fazla araştırdığı konulardan biri epilepsi.</p>

<p>“Epilepsi polisliğe engel mi?”, “Çocukken havale geçiren polis olabilir mi?”, “Bir kez nöbet geçirmek POMEM’e engel mi?”, “EEG bozukluğu polisliğe engel mi?” ve “Epilepsi ilacı kullanan PMYO’ya girebilir mi?” soruları adayların sık araştırdığı başlıklar arasında.</p>

<p>Ancak nöbet konusunda en önemli nokta şu:</p>

<p>Her nöbet epilepsi değildir.</p>

<p>Çocukluk dönemindeki ateşli havale, bayılma, tek seferlik nöbet benzeri olay ve epilepsi hastalığı birbirinden farklı tıbbi durumlardır.</p>

<p>POMEM VE PMYO’DA EPİLEPSİ POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Polis eğitim kurumlarına alınacak öğrenci adaylarının Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğindeki A dilimi sağlık şartlarını taşıması gerekiyor.</p>

<p>Epilepsi ise yönetmeliğin nöroloji bölümünde ayrıca değerlendirilen hastalıklardan biri.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle doğrulanmış epilepsi tanısı polis öğrenci adaylığı açısından önemli bir sağlık kriteridir.</p>

<p>Ancak adayın yalnızca geçmiş sağlık kayıtlarında “nöbet” veya benzeri bir ifade bulunması üzerinden otomatik olarak epilepsi hastası olduğu sonucuna ulaşılmamalıdır.</p>

<p>Epilepsi tıbbi bir tanıdır.</p>

<p>ÇOCUKLUKTA HAVALE GEÇİRMEK POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Bu soru özellikle önemli.</p>

<p>Çocukluk döneminde yüksek ateş sırasında ortaya çıkan febril konvülsiyon, halk arasındaki adıyla ateşli havale, epilepsi ile aynı şey değildir.</p>

<p>Febril nöbetler genellikle küçük çocuklarda ateşli hastalık sırasında ortaya çıkar.</p>

<p>Bir kişinin çocukluk döneminde ateşli havale geçirmiş olması, yetişkinlik döneminde epilepsi hastası olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Bu nedenle “Çocukken havale geçirdim, kesin polis olamam” şeklinde bir sonuç doğru değildir.</p>

<p>Ancak geçmiş olayın gerçekten febril konvülsiyon mu yoksa epileptik nöbet mi olduğunun tıbbi kayıtlardan anlaşılması önemlidir.</p>

<p>BİR KEZ NÖBET GEÇİRMEK POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Tek bir nöbet ile epilepsi tanısı aynı şey değildir.</p>

<p>Nöbet;</p>

<p>yüksek ateş,</p>

<p>metabolik bozukluk,</p>

<p>kan şekeri düşüklüğü,</p>

<p>bazı ilaçlar veya maddeler,</p>

<p>akut hastalıklar,</p>

<p>uykusuzlukla ilişkili bazı durumlar</p>

<p>gibi farklı nedenlerle ortaya çıkabilir.</p>

<p>Epilepsi tanısında kişinin klinik öyküsü, nöbetin özellikleri, nöroloji muayenesi ve gerekli tetkikler birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Dolayısıyla sağlık sisteminde yalnızca “bir kez nöbet geçirdi” kaydı bulunması ile tanılı epilepsi aynı şekilde yorumlanmamalıdır.</p>

<p>EEG BOZUKLUĞU POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>EEG, yani elektroensefalografi, beynin elektriksel aktivitesini kaydeden bir testtir.</p>

<p>Epilepsi şüphesi bulunan kişilerde sık kullanılır.</p>

<p>Ancak EEG sonucu tek başına her zaman epilepsi tanısı koydurmaz.</p>

<p>Epilepsisi bulunan bazı kişilerin rutin EEG’si normal olabilir.</p>

<p>Buna karşılık epilepsi hastalığı bulunmayan bazı kişilerde de EEG’de çeşitli farklılıklar görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca “EEG’m bozuk çıktı” ifadesinden kişisel polislik uygunluğu sonucu çıkarılması doğru değildir.</p>

<p>Nöroloji uzmanının klinik değerlendirmesi önemlidir.</p>

<p>EEG NORMAL ÇIKARSA EPİLEPSİ KAYDI ORTADAN KALKAR MI?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Normal EEG tek başına daha önce konulmuş epilepsi tanısını otomatik olarak ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Epilepsi tanısı yalnızca EEG sonucuna dayanmaz.</p>

<p>Nöbet öyküsü, klinik özellikler, görüntüleme ve diğer değerlendirmeler önemlidir.</p>

<p>Bu nedenle geçmişte epilepsi tanısı bulunan adayın tek bir normal EEG sonucuna dayanarak “artık epilepsim yok” sonucuna ulaşması doğru değildir.</p>

<p>EPİLEPSİ İLACI KULLANMAK POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Antiepileptik ilaç kullanımı adayın sağlık geçmişinin önemli bir parçasıdır.</p>

<p>Ancak yalnızca ilaç adına bakılarak da kesin sonuç verilmemelidir.</p>

<p>Bazı antiepileptik ilaçlar epilepsi dışında migren, nöropatik ağrı veya bazı psikiyatrik hastalıkların tedavisinde de kullanılabilir.</p>

<p>Bu nedenle önemli olan ilacın hangi tanı nedeniyle reçete edildiğidir.</p>

<p>Gerçek epilepsi tanısı nedeniyle düzenli antiepileptik tedavi alan adayın durumu yönetmeliğin epilepsi hükümleri kapsamında değerlendirilir.</p>

<p>ÇOCUKKEN EPİLEPSİ İLACI KULLANMAK POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Çocukluk döneminde ilaç kullanmış adaylarda öncelikle gerçek tanının ne olduğu öğrenilmelidir.</p>

<p>İlaç ateşli havale sonrasında mı verildi?</p>

<p>Epilepsi tanısı mı konuldu?</p>

<p>Kaç nöbet yaşandı?</p>

<p>Tedavi ne kadar sürdü?</p>

<p>İlaç ne zaman kesildi?</p>

<p>Daha sonra nöbet tekrar etti mi?</p>

<p>Bu bilgiler adayın nörolojik sağlık geçmişini anlamak açısından önemlidir.</p>

<p>Yalnızca yıllar önce kullanılan ilacın adına bakarak sonuç çıkarmak doğru değildir.</p>

<p>BAYILMA POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Bayılma, yani senkop, epileptik nöbetle aynı şey değildir.</p>

<p>Senkop sırasında beyne giden kan akımının geçici azalması nedeniyle kısa süreli bilinç kaybı oluşabilir.</p>

<p>Kalp ritim bozuklukları, tansiyon değişiklikleri, vazovagal senkop ve başka nedenler bayılmaya yol açabilir.</p>

<p>Bu nedenle geçmişte bayılmış bir adayın otomatik olarak epilepsi hastası kabul edilmesi doğru değildir.</p>

<p>Tekrarlayan veya nedeni açıklanamayan bilinç kayıpları ise tıbbi değerlendirme gerektirir.</p>

<p>EPİLEPSİ TANISI E-NABIZ’DA VARSA NE YAPILMALI?</p>

<p>Aday geçmiş sağlık kayıtlarında epilepsi tanısı görüyorsa bunu gizlemeye çalışmak yerine tanının hangi koşullarda konulduğunu öğrenmelidir.</p>

<p>Varsa eski nöroloji epikrizleri incelenebilir.</p>

<p>Nöbet öyküsü öğrenilebilir.</p>

<p>EEG ve görüntüleme sonuçları bulunabilir.</p>

<p>Kullanılan ilaçların hangi nedenle verildiği belirlenebilir.</p>

<p>Özellikle çocukluk döneminden kalan eski kayıtların gerçek klinik anlamını ortaya koymak önemlidir.</p>

<p>EPİLEPSİ KAYDINI SİLDİRMEK ÇÖZÜM MÜ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Sağlık değerlendirmesinin amacı yalnızca elektronik sistemde hangi tanının göründüğünü kontrol etmek değildir.</p>

<p>Adayın gerçek sağlık geçmişi ve mevcut nörolojik durumu değerlendirilir.</p>

<p>Bu nedenle sağlık kaydını gizlemeye veya gerçeğe aykırı beyanda bulunmaya çalışmak yerine geçmiş tıbbi belgelerin doğru şekilde ortaya konulması gerekir.</p>

<p>NÖBET GEÇİRMEYELİ YILLAR OLDUYSA POLİS OLUNABİLİR Mİ?</p>

<p>Burada yalnızca geçen süre üzerinden kesin cevap vermek doğru değildir.</p>

<p>Önemli olan kişinin gerçek tanısıdır.</p>

<p>Çocuklukta ateşli havale geçirmiş ve sonrasında epilepsi tanısı almamış biri ile epilepsi tanısı konmuş, uzun süre antiepileptik ilaç kullanmış ve yıllardır nöbet geçirmeyen kişi aynı tıbbi geçmişe sahip değildir.</p>

<p>Sağlık kurulunun değerlendirmesinde hastalığın yönetmelikteki karşılığı esas alınır.</p>

<p>POMEM NÖROLOJİ MUAYENESİNDE SADECE EPİLEPSİYE Mİ BAKILIYOR?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Epilepsi nörolojik değerlendirmenin yalnızca bir parçasıdır.</p>

<p>Sinir sistemi hastalıkları, hareket bozuklukları, kas hastalıkları, geçirilmiş nörolojik hastalıklar ve başka durumlar da yönetmeliğin ilgili hükümleri kapsamında değerlendirilebilir.</p>

<p>Dolayısıyla epilepsi bulunmaması bütün nöroloji muayenesinin otomatik olarak uygun olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>EPİLEPSİ ŞÜPHESİ BULUNAN ADAY NE YAPMALI?</p>

<p>Aday geçmişte nöbet, bilinç kaybı veya epilepsi tanısı yaşamışsa önce gerçek tıbbi geçmişini öğrenmelidir.</p>

<p>Eski epikrizlerini ve nöroloji raporlarını bulabilir.</p>

<p>EEG sonuçlarını inceletebilir.</p>

<p>Kullandığı ilaçların hangi nedenle reçete edildiğini öğrenebilir.</p>

<p>Gerekli görülürse nöroloji uzmanına başvurabilir.</p>

<p>Ancak yalnızca POMEM sağlık muayenesinden geçmek amacıyla doktor önerisi olmadan ilaç bırakmak veya sağlık geçmişini gizlemek doğru değildir.</p>

<p>ADAYLARIN EN ÇOK KARIŞTIRDIĞI 4 DURUM</p>

<p>Ateşli havale epilepsiyle aynı şey değildir.</p>

<p>Bayılma epileptik nöbetle aynı şey değildir.</p>

<p>Tek bir nöbet her zaman epilepsi anlamına gelmez.</p>

<p>Tek başına EEG sonucu da epilepsi tanısının tamamı değildir.</p>

<p>Bu nedenle adayın önce gerçek tanısını bilmesi gerekir.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>Epilepsi polisliğe engel mi?</p>

<p>Epilepsi yönetmeliğin nöroloji hükümlerinde ayrıca değerlendirilen bir hastalıktır. Polis eğitim kurumlarına girişte A dilimi sağlık şartları arandığından doğrulanmış epilepsi tanısı aday açısından önemlidir.</p>

<p>Çocukken havale geçirmek polisliğe engel mi?</p>

<p>Ateşli havale epilepsi ile aynı değildir. Çocukluk dönemindeki olayın niteliği ve daha sonra epilepsi gelişip gelişmediği değerlendirilmelidir.</p>

<p>Bir kez nöbet geçiren polis olabilir mi?</p>

<p>Tek bir nöbet otomatik olarak epilepsi tanısı anlamına gelmez. Nöbetin nedeni ve nöroloji değerlendirmesi önemlidir.</p>

<p>EEG bozukluğu polisliğe engel mi?</p>

<p>EEG tek başına epilepsi tanısı koydurmaz. Klinik öykü ve nöroloji değerlendirmesiyle birlikte yorumlanmalıdır.</p>

<p>EEG normal çıkarsa polis olunur mu?</p>

<p>Normal EEG tek başına geçmiş epilepsi tanısını ortadan kaldırmaz. Nihai değerlendirmede gerçek tanı ve mevcut nörolojik durum esas alınır.</p>

<p>Epilepsi ilacı kullanmış olmak polisliğe engel mi?</p>

<p>İlacın hangi nedenle kullanıldığı önemlidir. Antiepileptik ilaçlar başka hastalıklarda da kullanılabilir. Epilepsi tanısı varsa yönetmeliğin ilgili hükümleri kapsamında değerlendirilir.</p>

<p>TIBBİ VE HUKUKİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel sağlık uygunluğu kararı değildir. Nöbet veya epilepsi geçmişi bulunan POMEM ve PMYO adaylarında yürürlükteki Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği, resmi nöroloji muayenesi, gerekli tetkikler ve yetkili sağlık kurulu/sağlık komisyonunun kararı esas alınmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği EK-3 – Sinir Sistemi Hastalıkları</p>

<p>Polis Akademisi Başkanlığı </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Aday Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/epilepsi-polislige-engel-mi-pomem-ve-pmyo-saglik-sartlari</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 13:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-1089.jpeg" type="image/jpeg" length="52209"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Osteoporoz yalnızca kadınlarda görülmüyor: Erkeklerde risk altında]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/osteoporoz-yalnizca-kadinlarda-gorulmuyor-erkeklerde-risk-a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/osteoporoz-yalnizca-kadinlarda-gorulmuyor-erkeklerde-risk-a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kemik erimesi, kırık oluşana kadar belirti vermeyebilir. Kemik ölçümünün anlamı, boy kısalmasının önemi, ilaç seçenekleri ve yeni araştırmalar, osteoporozu anlamak için bu rehberde.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kemik erimesi, tıbbi adıyla osteoporoz, kemiklerin dayanıklılığının azalması ve daha kolay kırılabilir hâle gelmesidir. Çoğu zaman kırık oluşana kadar belirgin yakınmaya yol açmaz. Bu nedenle ağrı olmaması, kemiklerin mutlaka sağlıklı olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Değerlendirmede yalnızca kemik yoğunluğu ölçümüne bakılmaz. Yaş, kullanılan ilaçlar, düşme olasılığı ve daha önce küçük bir düşmeyle oluşan kırıklar da önemlidir. Tedavinin temel amacı, ölçüm raporundaki sayıyı düzeltmenin yanında kırıkları önlemek ve kişinin hareket bağımsızlığını korumaktır.</p>

<p>Kemik erimesinde kemikte ne değişir?</p>

<p>Kemik, yaşam boyunca yenilenen canlı bir dokudur. Eski kemik dokusu yıkılırken yerine yenisi yapılır. Bu denge bozulduğunda kemik miktarı ve iç yapısının dayanıklılığı azalabilir.</p>

<p>Osteoporozda özellikle omurga, kalça ve el bileği kırıkları önem taşır. Ayakta durma yüksekliğinden düşmek gibi normalde sağlam kemiği kırması beklenmeyen bir olayla oluşan kırığa “kırılganlık kırığı” denir.</p>

<p>Kemik yoğunluğunun normalden düşük olduğu, fakat ölçümün osteoporoz sınırına ulaşmadığı durum için “osteopeni” ifadesi kullanılır. Bu iki kavram aynı anlama gelmez; tedavi kararı kişinin toplam kırık riskine göre verilir.</p>

<p>Kemik erimesi neden olur, kimlerde daha sık görülür?</p>

<p>Yaş ilerledikçe kemik kaybı artabilir. Kadınlarda menopozla birlikte östrojen hormonunun azalması bu süreci hızlandırabilir. Erkeklerde de osteoporoz gelişebilir; düşük testosteron düzeyi bazı hastalarda etkili olabilir.</p>

<p>Düşük vücut ağırlığı, ailede kalça kırığı öyküsü, sigara ve fazla alkol tüketimi riskle ilişkilidir. Yetersiz beslenme ve uzun süre hareketsiz kalma da kemik sağlığını olumsuz etkileyebilir.</p>

<p>Bazı kişilerde başka bir hastalık veya tedavi kemik kaybına katkıda bulunur. Besinlerin bağırsaktan yeterince emilememesi, bazı hormon bozuklukları ve uzun süre kullanılan kortizon türü ilaçlar buna örnektir.</p>

<p>Bu etkenlerden birinin bulunması mutlaka osteoporoz gelişeceğini göstermez. Ancak risk değerlendirmesi için gerekçe oluşturabilir. Özellikle uzun süreli kortizon tedavisinde kemik sağlığı, tedaviyi düzenleyen hekimle birlikte ele alınmalıdır.</p>

<p>Kemik erimesi belirtileri nelerdir?</p>

<p>Osteoporozun kendisi çoğu kişide fark edilir bir belirti oluşturmaz. Kırık geliştiğinde veya omurlarda çökme olduğunda şu bulgular ortaya çıkabilir:</p>

<p>- Yeni başlayan sırt veya bel ağrısı.<br />
- Zaman içinde belirgin boy kısalması.<br />
- Sırtta kamburlaşmanın artması.<br />
- Küçük bir düşme veya hafif zorlanmayla kırık oluşması.</p>

<p>Bazı omurga kırıkları belirgin ağrı yapmadan da gelişebilir. Öte yandan her sırt ağrısı kemik erimesinden kaynaklanmaz; kas, eklem ve disk sorunları da benzer yakınmalara yol açabilir. Belirtiler tek başına tanı koydurmaz.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Küçük bir düşmeyle kırık oluştuysa, boyda belirgin kısalma fark ediliyorsa veya duruşta yeni bir kamburlaşma geliştiyse değerlendirme gerekir. Osteoporoz riski bulunan bir kişide aniden başlayan sırt ağrısı da omurga kırığı açısından geciktirilmeden incelenmelidir.</p>

<p>Aile hekimi ilk değerlendirmeyi yapabilir. Fiziksel tıp ve rehabilitasyon, endokrinoloji veya ilgili diğer uzmanlıklar tanı ve tedaviyi planlayabilir. Kırık şüphesinde ortopedi değerlendirmesi gerekebilir.</p>

<p>Düşme sonrasında şiddetli kalça ya da kasık ağrısı varsa ve kişi ayağa kalkamıyor veya bacağına yük veremiyorsa kalça kırığı düşünülmelidir. Kişiyi yürümeye zorlamadan 112’den yardım istenmelidir.</p>

<p>Daha önce kırık geçirenlerde yeni kırık riski artabildiği için yalnızca kırığın iyileşmesiyle yetinilmemeli, kemik sağlığı da değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kemik erimesi nasıl teşhis edilir?</p>

<p>Hekim önce geçirilmiş kırıkları, düşmeleri, aile öyküsünü, beslenmeyi ve kullanılan ilaçları sorgular. Boy ölçümü ve muayene, fark edilmemiş omurga sorunlarına ilişkin ipucu verebilir.</p>

<p>Kemik mineral yoğunluğu genellikle DXA adı verilen, düşük miktarda X ışını kullanan bir yöntemle ölçülür. En sık bel omurgası ve kalça değerlendirilir. İşlem ağrısızdır; ölçüm sonucu kemik yoğunluğunun referans değerlerle karşılaştırılmasını sağlar.</p>

<p>Menopoz sonrası kadınlarda ve 50 yaş ve üzerindeki erkeklerde uygun bölgelerde T skorunun −2,5 veya daha düşük olması osteoporozun ölçüme dayalı tanı ölçütlerinden biridir. Daha genç kişilerde değerlendirme farklıdır; yaş grubuyla karşılaştırmayı sağlayan Z skoru önem kazanır.</p>

<p>Rapor tek başına tedavi reçetesi değildir. Örneğin kalça veya omurgada kırılganlık kırığı bulunan bir kişinin tedavi ihtiyacı, T skoru bu sınırın üzerinde olsa da gündeme gelebilir.</p>

<p>FRAX gibi araçlar belirli bilgilerden yararlanarak gelecek 10 yıldaki kırık olasılığını tahmin eder. Bunlar kesin olarak kimin kırık yaşayacağını söylemez.</p>

<p>Gerektiğinde omurga görüntülemesi ve kemik kaybına yol açabilecek nedenleri araştıran kan testleri yapılır. Böbrek işlevi, kalsiyum ve D vitamini gibi değerlerin değerlendirilmesi tedavi güvenliği açısından da yararlı olabilir. Her test her hastaya gerekli değildir.</p>

<p>Kemik erimesi nasıl tedavi edilir?</p>

<p>Tedavi; kırık riski, geçirilmiş kırıklar, yaş, böbrek işlevi, diğer hastalıklar ve kişinin tercihleri dikkate alınarak planlanır. Her hastaya aynı ilaç veya aynı uygulama aralığı uygun değildir.</p>

<p>Beslenme, hareket ve düşmelerin önlenmesi</p>

<p>Yeterli protein ve kalsiyum alımı, D vitamini eksikliğinin değerlendirilmesi ve kişiye uygun hareket tedaviyi destekler. Süt ürünleri, uygun yeşil sebzeler ve kalsiyumla zenginleştirilmiş besinler beslenme planında yer alabilir. Gereksinim beslenmeyle karşılanamıyorsa destek değerlendirilebilir.</p>

<p>Kalsiyum veya D vitamini kullanmak, yüksek kırık riski bulunan bir kişide gerekli osteoporoz ilacının yerini tutmaz. Gereksiz yüksek miktarda destek kullanmak da ek yarar garantisi sağlamaz.</p>

<p>Kas gücünü ve dengeyi geliştiren egzersizler önemlidir. Omurga kırığı veya belirgin hareket kısıtlılığı bulunanlarda program kişiye uyarlanmalıdır. Kaygan halılar, yetersiz aydınlatma, görme sorunları ve baş dönmesine katkıda bulunan ilaçlar düşme riski açısından gözden geçirilir.</p>

<p>Kemik kaybını azaltan ilaçlar</p>

<p>Alendronat ve risedronat gibi ağızdan alınan bisfosfonatlar ile damar yoluyla uygulanan zoledronat sık kullanılan seçeneklerdir. Bu ilaçlar kemik yıkımını azaltır. Mide ve yemek borusu sorunları, böbrek işlevi ve uygulama biçimi ilaç seçiminde önemlidir.</p>

<p>Denosumab da kemik yıkımını azaltan, enjeksiyonla uygulanan bir seçenektir. Ancak tedavinin devamı ve gerektiğinde başka ilaca geçiş baştan planlanmalıdır. Plansız bırakılması veya geciktirilmesi omurga kırığı riskini artırabilir.</p>

<p>Kemik yapımını destekleyen tedaviler</p>

<p>Çok yüksek kırık riski bulunan bazı hastalarda teriparatid gibi kemik yapımını artıran tedaviler değerlendirilebilir. Özellikle omurga kırıkları olan kişilerde ilaçların hangi sırayla kullanılacağı önem taşır. Bu tedavilerin ardından kazanımı korumak için başka bir osteoporoz ilacı gerekebilir.</p>

<p>Kırık gelişmişse ağrı kontrolü, gerektiğinde cerrahi ve rehabilitasyon tedaviye eklenir. Osteoporoz ilaçları mevcut kırığı anında onarmaz; sonraki kırıkların riskini azaltmayı hedefler.</p>

<p>Güncel tedavi gelişmesi: Biyobenzer onayı ne anlama geliyor?</p>

<p>FDA, 28 Şubat 2025’te ABD’de denosumabın biyobenzeri olan Stoboclo’yu onayladı. Kullanım alanları arasında kırık riski yüksek, osteoporozu bulunan menopoz sonrası kadınlar ve belirli diğer hasta grupları yer alıyor.</p>

<p>Biyobenzer, referans biyolojik ilaca yüksek ölçüde benzeyen ve güvenlilik ile etkinlik açısından klinik olarak anlamlı fark göstermeyen üründür. Bu onay, yeni bir kemik yapım mekanizması keşfedildiği veya ürünün mevcut denosumabdan daha güçlü olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Denosumab ürünlerinde özellikle ileri kronik böbrek hastalığı olan kişilerde ciddi kan kalsiyumu düşüklüğü riski önemlidir. Bu nedenle hasta seçimi ve takip gereklidir.</p>

<p>Bu ürünün Türkiye’de ruhsat, erişim ve geri ödeme durumu bu haber kapsamında resmî bir kaynaktan doğrulanamadı. ABD onayı Türkiye’de aynı koşullarla kullanılabileceğini veya karşılanacağını göstermez.</p>

<p>Umut vaat eden araştırma: Daha uzun aralıklı uygulama kimlerde incelendi?</p>

<p>16 Ocak 2025’te New England Journal of Medicine’da yayımlanan araştırma, mevcut bir ilaç olan zoledronatın daha seyrek uygulanmasını değerlendirdi. Yeni bir molekülü değil, kırığı önlemeye yönelik farklı bir uygulama stratejisini inceledi.</p>

<p>Çift kör, rastgele gruplandırılmış Faz IV çalışmaya 50–60 yaşlarında, menopoz sonrası 1.054 kadın katıldı. Katılımcıların kemik yoğunluğu genç yetişkin ortalamasının altındaydı; ancak T skorları osteoporozun ölçüm sınırı olan −2,5’in üzerindeydi.</p>

<p>Başlangıçta ve beşinci yılda zoledronat verilen grupta, 10 yıllık dönemde görüntülemeyle saptanan yeni omurga kırığı oranı yüzde 6,3 oldu. Her iki uygulamada da etkisiz karşılaştırma ürünü verilen grupta oran yüzde 11,1’di. Mutlak fark 10 yılda 4,8 yüzde puandı.</p>

<p>Burada ölçülen sonuç, her zaman ağrı oluşturmayan omurga şekil değişikliklerini de kapsıyordu. Bulgular erkeklere, ileri yaştaki kişilere veya ağır osteoporozu bulunan herkese doğrudan genellenemez. Çalışma, mevcut tedavinin uygulama aralığını kişinin kendi kendine değiştirmesi için dayanak değildir.</p>

<p>Sık sorulan diğer sorular</p>

<p>Osteopeni mutlaka osteoporoza dönüşür mü?</p>

<p>Hayır. Kemik yoğunluğunun seyri kişiden kişiye değişir. Takip ve tedavi ihtiyacı; yaş, kırık geçmişi ve diğer risk etkenleriyle birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Kan kalsiyumum normalse kemik erimesi dışlanır mı?</p>

<p>Hayır. Kan kalsiyumu ölçümü kemik yoğunluğunu göstermez. Osteoporoz değerlendirmesinde bu testin görevi, kemik ölçümünün yerini almak değildir.</p>

<p>Kemik ölçümü her yıl tekrarlanmalı mı?</p>

<p>Herkes için zorunlu bir yıllık takvim yoktur. Tekrar zamanı başlangıç ölçümüne, kullanılan tedaviye ve kemik kaybını hızlandırabilecek durumlara göre belirlenir. Küçük değişiklikler ölçüm farklılığından da kaynaklanabilir.</p>

<p>Kemik erimesi ilacı kullanırken diş çektirilebilir mi?</p>

<p>Çoğu kişide gerekli diş tedavisi yapılabilir; ancak diş hekimi kullanılan ilaçları bilmelidir. Bazı osteoporoz ilaçlarıyla nadiren çene kemiğinde iyileşme sorunu görülebilir. İşlem ve ilaç planı ilgili hekimlerle birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Tedavi sırasında “ilaç tatili” yapılabilir mi?</p>

<p>Bazı bisfosfonat kullanıcılarında, yıllar süren tedaviden sonra kırık riski yeniden değerlendirilerek planlı ara düşünülebilir. Bu yaklaşım bütün osteoporoz ilaçlarına uygulanamaz. Ara verme kararı ve takip planı hekim tarafından belirlenir.</p>

<p>Tıbbi uyarı</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Kişisel tanı, ilaç seçimi ve tedavi takibi sağlık profesyoneli değerlendirmesi gerektirir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. ABD Ulusal Artrit, Kas-İskelet ve Deri Hastalıkları Enstitüsü (NIAMS). Osteoporosis; Osteoporosis: Diagnosis, Treatment, and Steps to Take. Erişim: 28 Eylül 2026.</p>

<p>2. International Society for Clinical Densitometry (ISCD). Official Adult Positions, 2023. Kemik yoğunluğu ölçümü, T ve Z skorları ve takip ilkeleri.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>3. National Osteoporosis Guideline Group (NOGG). Clinical guideline for the prevention and treatment of osteoporosis, 2024 güncellemesi. Kırık riski değerlendirmesi, ilaç seçenekleri ve uzun dönem yönetim bölümleri.</p>

<p>4. NHS. Osteoporosis; Osteoporosis: Treatment; Broken hip. Kalça kırığı sayfası gözden geçirme tarihi: 29 Temmuz 2026. Erişim: 28 Eylül 2026.</p>

<p>5. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA). Purple Book: Stoboclo, denosumab-bmwo, BLA 761404. İlk onay: 28 Şubat 2025. Stoboclo reçeteleme bilgileri, 2025.</p>

<p>6. Bolland MJ ve arkadaşları. Fracture Prevention with Infrequent Zoledronate in Women 50 to 60 Years of Age. New England Journal of Medicine, 2025;392:239–248. Yayın tarihi: 16 Ocak 2025. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıbbiye Kütüphanesi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/osteoporoz-yalnizca-kadinlarda-gorulmuyor-erkeklerde-risk-a</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 13:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1492.jpeg" type="image/jpeg" length="41875"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Meliha Ercan Vakfı Bursu: Kız Öğrencilere Aylık 7 Bin TL]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/meliha-ercan-vakfi-bursu-kiz-ogrencilere-aylik-7-bin-tl</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/meliha-ercan-vakfi-bursu-kiz-ogrencilere-aylik-7-bin-tl" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meliha Ercan Vakfı'nın üniversiteli kız öğrencilere yönelik burs başvurularında son günlere girildi. Devlet üniversitelerinde veya vakıf üniversitelerinde yüzde 100 burslu lisans eğitimi gören öğrenciler 30 Eylül'e kadar başvurabilecek. Burs 9 ay boyunca ödenecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kız Üniversite Öğrencilerine Aylık 7 Bin TL Burs</p>

<p>Üniversite öğrencilerine yönelik burs başvurularında eylül ayının son günlerine girilirken kız öğrencilere özel burs programlarından birinde başvurular devam ediyor.</p>

<p>Meliha Ercan Vakfı, maddi desteğe ihtiyaç duyan başarılı kız üniversite öğrencilerine eğitim bursu sağlıyor.</p>

<p>Başvurular 30 Eylül tarihinde sona erecek.</p>

<p>Burs programı Türkiye genelindeki lisans öğrencilerini kapsıyor.</p>

<p>Kimler başvurabilir?</p>

<p>Meliha Ercan Vakfı bursuna Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kız öğrenciler başvurabiliyor.</p>

<p>Öğrencinin maddi desteğe ihtiyaç duyması ve tam zamanlı lisans öğrencisi olması gerekiyor.</p>

<p>Devlet üniversitelerinde öğrenim gören öğrenciler başvuru yapabiliyor.</p>

<p>Vakıf üniversitesinde okuyan öğrenciler ise yalnızca yüzde 100 burslu olmaları halinde programa başvurabiliyor.</p>

<p>Tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Meliha Ercan Vakfı bursunda belirli bir fakülte veya bölüm sınırlaması bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle devlet üniversitelerinde veya vakıf üniversitelerinde yüzde 100 burslu olarak tıp eğitimi gören kız öğrenciler diğer koşulları sağlamaları halinde başvurabiliyor.</p>

<p>Diş hekimliği öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Diş hekimliği fakültesinde lisans eğitimi gören kız öğrenciler de genel burs koşullarını karşılamaları halinde başvuru yapabiliyor.</p>

<p>Eczacılık öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Eczacılık Fakültesi öğrencilerini kapsam dışında bırakan bir bölüm sınırlaması bulunmuyor.</p>

<p>Hemşirelik ve sağlık bilimleri öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Hemşirelik ve diğer dört yıllık sağlık bilimleri lisans programlarında okuyan kız öğrenciler de burs programına başvurabiliyor.</p>

<p>Hazırlık öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Burs programı yalnızca ara sınıflardaki öğrencilerle sınırlı değil.</p>

<p>Üniversitelerin lisans programlarında hazırlık sınıfında öğrenim gören öğrenciler de başvurabiliyor.</p>

<p>1. sınıftan son sınıfa kadar lisans öğrencilerinin başvuru yapması mümkün.</p>

<p>Ön lisans öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>İki yıllık ön lisans programları burs kapsamında değil.</p>

<p>Açıköğretim ve uzaktan eğitim programlarında öğrenim gören öğrenciler de başvuramıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yüksek lisans öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Meliha Ercan Vakfı burs programı lisans öğrencilerine yönelik.</p>

<p>Yüksek lisans ve doktora öğrencileri bu program kapsamında değerlendirilmiyor.</p>

<p>Ara sınıflarda not ortalaması kaç olmalı?</p>

<p>Ara sınıftaki öğrencilerin yıllık genel başarı ortalamasının 4 üzerinden en az 3,00 olması gerekiyor.</p>

<p>Bursiyerliğin devamında da öğrencinin akademik başarısını koruması bekleniyor.</p>

<p>Not ortalamasının 3,00'ın altına düşmesi bursun kesilmesine neden olabiliyor.</p>

<p>Başka burs alanlar başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Meliha Ercan Vakfı'nın dikkat çeken özelliklerinden biri başka burslara izin vermesi.</p>

<p>Başka bir vakıf, kurum veya kuruluştan burs alan öğrenciler de Meliha Ercan Vakfı bursuna başvurabiliyor.</p>

<p>Burs miktarı ne kadar?</p>

<p>Yeni dönem bursuna ilişkin güncel duyurularda öğrencilere aylık 7 bin TL eğitim desteği sağlanacağı belirtiliyor.</p>

<p>Burs ödemeleri 9 ay boyunca gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Burslar ocak-haziran ve ekim-aralık dönemlerini kapsıyor.</p>

<p>Ödemeler her ayın 15'inde bursiyerin kendi adına açılmış banka hesabına yatırılıyor.</p>

<p>Burs geri ödemeli mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Meliha Ercan Vakfı bursu karşılıksız.</p>

<p>Mezuniyet sonrasında geri ödeme veya mecburi hizmet şartı bulunmuyor.</p>

<p>Başvurular nasıl değerlendiriliyor?</p>

<p>Bursiyer seçiminde öğrencinin akademik başarısı ve ailesinin ekonomik durumu birlikte değerlendiriliyor.</p>

<p>Çevrim içi başvuruların ardından uygun bulunan adaylar için mülakat listeleri oluşturuluyor.</p>

<p>Mülakata çağrılan öğrenciler öncelikle e-posta, gerektiğinde telefon yoluyla bilgilendiriliyor.</p>

<p>Nihai bursiyerler Vakfın Burs Komisyonunun değerlendirmesi sonucunda belirleniyor.</p>

<p>Başvuru nasıl yapılacak?</p>

<p>Başvurular tamamen çevrim içi gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Öğrenciler Meliha Ercan Vakfı'nın Burs Başvuru Platformu veya mobil uygulaması üzerinden başvuru formunu doldurabiliyor.</p>

<p>Formda öğrencinin üniversitesi, fakültesi, bölümü, sınıfı, akademik durumu, barınma koşulları ve ailesinin gelir durumuna ilişkin ayrıntılı bilgiler isteniyor.</p>

<p>Başka kurumdan alınan bursların da formda beyan edilmesi gerekiyor.</p>

<p>Sonuçlar ne zaman açıklanacak?</p>

<p>Vakfın açıklamasına göre burs sonuçları ekim ayı içerisinde duyurulacak.</p>

<p>Burs almaya hak kazanan öğrencilerden gerekli belgeleri Vakfa ulaştırmaları istenecek.</p>

<p>Son başvuru 30 Eylül</p>

<p>Meliha Ercan Vakfı burs başvuruları 30 Eylül tarihinde sona erecek.</p>

<p>Türkiye'deki devlet üniversitelerinde veya vakıf üniversitelerinde yüzde 100 burslu olarak lisans eğitimi gören, maddi desteğe ihtiyaç duyan kız öğrencilerin başvurularını çevrim içi sistem üzerinden tamamlamaları gerekiyor.</p>

<p>Tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve sağlık bilimleri öğrencileri de genel koşulları karşılamaları halinde burs programına başvurabiliyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Meliha Ercan Vakfı<br />
Meliha Ercan Vakfı Burs Programı<br />
Meliha Ercan Vakfı Burs Başvuru Koşulları </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Burslar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/meliha-ercan-vakfi-bursu-kiz-ogrencilere-aylik-7-bin-tl</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="89840"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yaşayan Safai Bursu 2026-2027: Gerontoloji Öğrencilerine 4.500 TL]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yasayan-safai-bursu-2026-2027-gerontoloji-ogrencilerine-4500-tl</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yasayan-safai-bursu-2026-2027-gerontoloji-ogrencilerine-4500-tl" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[EGET Vakfı, Sağlık Bilimleri Fakültelerinin Gerontoloji bölümlerinde okuyan öğrencilere aylık 4 bin 500 TL karşılıksız burs verecek. Dokuz ay sürecek burs için başvurular 12 Ekim'de başlayacak, 27 Ekim'de sona erecek. Ara sınıflarda en az 3,00/4,00 ortalama şartı aranıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gerontoloji Öğrencilerine Aylık 4.500 TL Karşılıksız Burs</p>

<p>Sağlık bilimleri öğrencilerine yönelik 2026-2027 burs programlarına Gerontoloji öğrencileri için özel bir destek eklendi.</p>

<p>EGET Vakfı tarafından yürütülen Yaşayan Safai Lisans Bursu kapsamında Sağlık Bilimleri Fakültelerinin Gerontoloji bölümlerinde öğrenim gören öğrencilere aylık 4 bin 500 TL karşılıksız burs verilecek.</p>

<p>Burs bir akademik yılda 9 ay boyunca ödenecek.</p>

<p>Böylece burs almaya hak kazanan bir Gerontoloji öğrencisine toplam 40 bin 500 TL eğitim desteği sağlanacak.</p>

<p>Başvurular 12 Ekim 2026 tarihinde başlayacak ve 27 Ekim'de sona erecek.</p>

<p>Gerontoloji öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Fakültelerine bağlı Gerontoloji bölümleri Yaşayan Safai Bursunun kapsamına açıkça dahil edilmiş durumda.</p>

<p>Program ayrıca devlet üniversitelerinin Güzel Sanatlar ve Ziraat fakültelerindeki belirlenen lisans programlarında öğrenim gören öğrencilere de açık.</p>

<p>Ancak sağlık alanında bursun doğrudan kapsadığı bölüm Gerontoloji.</p>

<p>Devlet üniversitesi şartı var</p>

<p>Yaşayan Safai Bursuna Türkiye'deki devlet üniversitelerinde belirtilen programlarda öğrenim gören öğrenciler başvurabiliyor.</p>

<p>Vakıf üniversitelerinde öğrenim gören öğrenciler program kapsamında değil.</p>

<p>Açıköğretim ve uzaktan eğitim öğrencileri de burs başvurusu yapamıyor.</p>

<p>Yeni üniversiteye başlayanlar başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Gerontoloji bölümünü yeni kazanan öğrenciler de burs programına başvurabiliyor.</p>

<p>Yeni yerleşen öğrenciler için YKS başarı şartı bulunuyor.</p>

<p>Öğrencinin YKS'den en az 300 puan almış olması gerekiyor.</p>

<p>Ara sınıflarda ortalama kaç olmalı?</p>

<p>Gerontoloji bölümünde öğrenimine devam eden ara sınıf öğrencilerinin genel not ortalamasının 4 üzerinden en az 3,00 olması gerekiyor.</p>

<p>Dolayısıyla program akademik başarı kriteri görece yüksek burslardan biri.</p>

<p>Burs miktarı ne kadar?</p>

<p>2026-2027 Yaşayan Safai Lisans Bursu aylık 4 bin 500 TL olarak açıklandı.</p>

<p>Burs 9 ay boyunca ödenecek.</p>

<p>Bir öğrencinin bir akademik yılda alabileceği toplam destek 40 bin 500 TL olacak.</p>

<p>Burs geri ödemeli mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Yaşayan Safai Bursu geri ödemesiz olarak veriliyor.</p>

<p>Öğrenciden mezuniyet sonrasında aldığı bursu geri ödemesi istenmiyor.</p>

<p>Bu özellik önemli. Çünkü EGET Vakfının genel lisans bursunda mezuniyet ve işe giriş sonrasında başka bir öğrencinin desteklenmesini sağlayan geri ödeme modeli uygulanıyor.</p>

<p>Yaşayan Safai Bursunda ise böyle bir geri ödeme yükümlülüğü bulunmuyor.</p>

<p>Sosyal sorumluluk şartı var</p>

<p>Bursiyerlerin yalnızca akademik başarılarını sürdürmeleri yeterli değil.</p>

<p>Yaşayan Safai Bursundan yararlanan öğrencilerin burs aldıkları akademik yıl içerisinde EGET Vakfı bünyesinde 10 gün süreyle sosyal sorumluluk projesi gerçekleştirmeleri gerekiyor.</p>

<p>Başvuru nasıl yapılacak?</p>

<p>Burs başvuruları çevrim içi gerçekleştirilecek.</p>

<p>Öğrenciler EGET Vakfının internet sitesindeki burs başvuru sistemi üzerinden veya Vakfın mobil uygulamasından başvurabilecek.</p>

<p>Başvuru sürecinin ilk aşaması dijital ortamda yürütülecek.</p>

<p>Başvurular nasıl değerlendirilecek?</p>

<p>Başvuru koşullarını sağlayan adaylar Vakfın değerlendirme sistemi üzerinden incelenecek.</p>

<p>Ön değerlendirmeyi geçen öğrencilerden durumlarını doğrulayan belgeler istenecek.</p>

<p>Akademik başarı yanında öğrencinin ve ailesinin ekonomik durumu da değerlendirmede dikkate alınacak.</p>

<p>Başvurular 12 Ekim'de başlayacak</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaşayan Safai Lisans Bursu için başvuru ekranı 12 Ekim 2026 tarihinde açılacak.</p>

<p>Öğrencilerin 27 Ekim'e kadar başvurularını tamamlaması gerekiyor.</p>

<p>Değerlendirme süreci 30 Ekim'de başlayacak ve 9 Aralık'ta tamamlanacak.</p>

<p>Sonuçların 12 Aralık 2026 tarihinde açıklanması planlanıyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Fakültelerinin Gerontoloji bölümlerinde öğrenim gören öğrenciler açısından programın en önemli avantajlarından biri, 4 bin 500 TL'lik aylık bursun 9 ay boyunca ve geri ödeme yükümlülüğü olmadan sağlanması.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>EGET Vakfı<br />
Yaşayan Safai Lisans Bursu<br />
EGET Vakfı 2026-2027 Burs Takvimi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Burslar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yasayan-safai-bursu-2026-2027-gerontoloji-ogrencilerine-4500-tl</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="24376"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TSEDAD Program Değerlendiricisi Başvuru Süresini Uzattı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tsedad-program-degerlendiricisi-basvuru-suresini-uzatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tsedad-program-degerlendiricisi-basvuru-suresini-uzatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tıp ve Sağlık Eğitimi Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği, Program Değerlendiricisi Alımı ve Değerlendirici Temel Eğitim Programı için başvuru süresini yoğun talep üzerine 1 Ekim 2026 saat 23.59’a kadar uzattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tıp ve sağlık eğitimi alanındaki değerlendirme ve akreditasyon çalışmalarını yürüten TSEDAD, Program Değerlendiricisi Alımı ve Değerlendirici Temel Eğitim Programı için başvuru takviminde değişikliğe gitti.</p>

<p>Tıp ve Sağlık Eğitimi Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği tarafından yapılan açıklamada, programa yönelik yoğun başvuru talebi nedeniyle sürenin uzatıldığı bildirildi.</p>

<p>SON BAŞVURU TARİHİ 1 EKİM 2026</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni takvime göre adaylar, başvurularını 1 Ekim 2026 Perşembe günü saat 23.59’a kadar tamamlayabilecek.</p>

<p>Başvurular, daha önce yayımlanan ilanda belirtilen koşullar ve gerekli belgeler doğrultusunda aynı başvuru sistemi üzerinden alınmaya devam edecek. Program değerlendiricisi olmak isteyen adayların işlemlerini son saate bırakmadan tamamlamaları önem taşıyor.</p>

<p>YENİDEN BAŞVURU YAPILMASI GEREKMİYOR</p>

<p>TSEDAD, daha önce başvurusunu eksiksiz şekilde tamamlayan adayların yeniden başvuru yapmasına gerek bulunmadığını da açıkladı.</p>

<p>Program Değerlendiricisi Alımı ve Değerlendirici Temel Eğitim Programı; tıp ve sağlık eğitimi programlarının belirlenen standartlar doğrultusunda incelenmesi, değerlendirilmesi ve kalite güvencesi çalışmalarının geliştirilmesi açısından önem taşıyor. <br />
Başvurmak için <a href="https://tsedad.org.tr/degerlendirici-basvuru" rel="nofollow">TIKLAYINIZ </a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tsedad-program-degerlendiricisi-basvuru-suresini-uzatti</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 12:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1489.jpeg" type="image/jpeg" length="57686"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[371 Bin Kişilik Araştırma: Meyveyi Daha Seyrek Tüketenlerde Kalp Sorunları Daha Yaygın]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/371-bin-kisilik-arastirma-meyveyi-daha-seyrek-tuketenlerde-kalp-sorunlari-daha-yaygin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/371-bin-kisilik-arastirma-meyveyi-daha-seyrek-tuketenlerde-kalp-sorunlari-daha-yaygin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de 371 binden fazla yetişkinin verilerini inceleyen geniş araştırmada, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, kalp krizi ve koroner kalp hastalığı bildiren kişilerin meyvenin kendisini daha seyrek tükettiği görüldü. Ancak araştırma, az meyve tüketmenin kalp hastalığına yol açtığını kanıtlamıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çalışmanın dikkat çeken yönlerinden biri, meyvenin kendisi ile yüzde 100 meyve suyunu ayrı ayrı değerlendirmesi oldu. Sonuçlar, bu iki tüketim biçiminin kalp-damar sağlığı açısından aynı tabloyu göstermediğine işaret etti.</p>

<p>371 Bin Yetişkinin Meyve Tüketimi İncelendi</p>

<p>Araştırmacılar, ABD’de 2019 yılında yürütülen Behavioral Risk Factor Surveillance System verilerini analiz etti. Çalışmaya toplam 371.038 yetişkin dahil edildi.</p>

<p>Katılımcılara taze, dondurulmuş, kurutulmuş veya konserve biçimde meyveyi ne sıklıkla yedikleri ve yüzde 100 meyve suyunu ne sıklıkla içtikleri soruldu.</p>

<p>Ayrıca katılımcıların yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, kalp krizi, anjina veya koroner kalp hastalığı ve inme öyküleri değerlendirildi.</p>

<p>Buradaki önemli ayrım şu: Araştırma kişilerin günde kaç gram ya da kaç porsiyon meyve yediğini ölçmedi. Yalnızca ne sıklıkta meyve tükettiklerini değerlendirdi.</p>

<p>Kalp-Damar Sorunu Olanlar Meyveyi Daha Seyrek Tüketti</p>

<p>Araştırmanın temel bulgusu, kalp-damar sağlığı daha olumsuz olan gruplarda meyvenin kendisini tüketme sıklığının daha düşük olmasıydı.</p>

<p>Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, kalp krizi ve koroner kalp hastalığı bildiren yetişkinler, bu sorunları bildirmeyenlere göre meyveyi daha seyrek tüketiyordu.</p>

<p>Araştırmada yaş, eğitim, gelir ve sigara kullanımı gibi sonuçları etkileyebilecek bazı faktörler de istatistiksel olarak dikkate alındı. Genel ilişki bu analizlerden sonra da büyük ölçüde devam etti.</p>

<p>Bununla birlikte gruplar arasındaki farkların büyüklüğü sınırlıydı. Bu nedenle sonuçları “çok meyve yiyenlerin kalbi korunuyor” şeklinde yorumlamak doğru değil.</p>

<p>Meyve Suyunda Sonuçlar Daha Karışıktı</p>

<p>Araştırmada yüzde 100 meyve suyu tüketiminde aynı derecede belirgin ve tutarlı bir ilişki ortaya çıkmadı.</p>

<p>Bazı kalp-damar sorunları bulunan kişilerde meyve suyu tüketim sıklığı daha yüksek görünürken bazı gruplarda daha düşük bulundu. Yaş, gelir, eğitim ve diğer değişkenler hesaba katıldığında bu ilişkilerin önemli bölümü zayıfladı.</p>

<p>Bu nedenle çalışma, “meyve suyu kalbe zararlıdır” veya “meyve suyu kalbi korur” şeklinde bir sonuç ortaya koymuyor.</p>

<p>Asıl dikkat çeken bulgu, meyvenin kendisini tüketme sıklığındaki daha tutarlı farklılık oldu.</p>

<p>Meyvenin Kendisi ile Meyve Suyu Neden Aynı Değil?</p>

<p>Elma, portakal, armut, çilek gibi meyveler doğal halleriyle tüketildiğinde posa, vitamin, mineral ve farklı biyolojik bileşenleri birlikte sağlar.</p>

<p>Meyve suyu ise meyvede bulunan bazı vitamin ve mineralleri içerse de posa miktarı ve gıdanın yapısı açısından meyvenin kendisinden farklıdır.</p>

<p>Bu nedenle beslenme rehberlerinde meyve ihtiyacının önemli bölümünün meyvenin kendisinden karşılanması tercih edilir.</p>

<p>Ancak bu fark, yeni araştırmada görülen kalp-damar ilişkilerinin nedenini tek başına açıklamıyor.</p>

<p>Araştırma “Az Meyve Yemek Kalp Hastalığı Yapar” Demiyor</p>

<p>Çalışmanın en önemli sınırlaması burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Araştırma kesitsel olarak tasarlandı. Yani katılımcıların mevcut sağlık durumları ile o dönemde bildirdikleri beslenme alışkanlıkları aynı veri setinde karşılaştırıldı.</p>

<p>Bu nedenle hangi durumun önce ortaya çıktığını belirlemek mümkün değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Örneğin kalp krizi geçiren veya yüksek tansiyon tanısı alan bir kişi, doktor önerisiyle daha sonra beslenmesini değiştirmiş olabilir. Tersine, yıllardır düşük meyve tüketiyor da olabilir.</p>

<p>Araştırma bu iki olasılığı birbirinden ayıramıyor.</p>

<p>Bu nedenle bulunan ilişki önemli olsa da neden-sonuç ilişkisi olarak yorumlanamaz.</p>

<p>Çalışmanın Başka Sınırlamaları da Var</p>

<p>Beslenme bilgileri katılımcıların kendi beyanlarına dayanıyor. İnsanların ne yediğini veya ne sıklıkla tükettiğini hatırlamasında hata olması mümkün.</p>

<p>Araştırma ayrıca meyvenin porsiyon büyüklüğünü veya toplam tüketim miktarını ölçmedi.</p>

<p>Fiziksel aktivite, vücut ağırlığı, sebze tüketimi, tam tahıl tüketimi ve genel beslenme kalitesi gibi kalp sağlığını etkileyebilecek bütün yaşam tarzı faktörleri de analizde kapsamlı biçimde değerlendirilemedi.</p>

<p>Bu nedenle tek başına bu çalışmadan kişisel kalp hastalığı riski hesaplamak mümkün değil.</p>

<p>Meyve Tüketimi ve Kalp Sağlığı İçin Sonuç Ne?</p>

<p>Araştırmanın verdiği en net mesaj, kalp-damar hastalığı veya önemli risk faktörleri bildiren yetişkinlerin meyvenin kendisini genel olarak daha seyrek tükettiği.</p>

<p>Bu bulgu, sebze, meyve, tam tahıl ve baklagillerden zengin dengeli beslenme modellerinin kalp-damar sağlığıyla ilişkilendirildiği daha geniş bilimsel literatürle de uyum gösteriyor.</p>

<p>Ancak tek bir araştırma, meyve tüketimini artırmanın kalp krizi veya diğer kalp-damar hastalıklarını tek başına önleyeceğini gösteremez.</p>

<p>Araştırmacılar, insanların meyve tüketimini yıllar boyunca takip eden çalışmaların bu ilişkinin yönünü ve olası nedenlerini daha iyi ortaya koyabileceğini belirtiyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol veya kalp-damar hastalığı bulunan kişiler beslenme düzenlerini yalnızca tek bir araştırmanın sonucuna göre değiştirmemelidir. Kişisel beslenme planı mevcut hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve genel sağlık durumu dikkate alınarak sağlık profesyoneliyle birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Current Developments in Nutrition — ABD’li yetişkinlerde meyve ve yüzde 100 meyve suyu tüketim sıklığının kalp-damar hastalıkları ve risk faktörleriyle ilişkisini inceleyen çalışma — 2026</li>
 <li>Behavioral Risk Factor Surveillance System — 2019 yetişkin sağlık ve davranış verileri</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/371-bin-kisilik-arastirma-meyveyi-daha-seyrek-tuketenlerde-kalp-sorunlari-daha-yaygin</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1485.jpeg" type="image/jpeg" length="45424"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[7 Sağlıklı Tohum: Hangisi Lif, Protein ve Omega-3 Açısından Öne Çıkıyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/7-saglikli-tohum-hangisi-lif-protein-ve-omega-3-acisindan-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/7-saglikli-tohum-hangisi-lif-protein-ve-omega-3-acisindan-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Keten ve chia başta olmak üzere bazı tohumlar lif, bitkisel omega-3, protein ve mineraller sağlar. Ancak kalp, kilo ve uzun yaşam üzerindeki etkiler tohumdan tohuma değişir; mucize besin yoktur.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Keten tohumu, chia, kabak çekirdeği, susam, kenevir tohumu, ayçiçeği çekirdeği ve haşhaş; küçük hacimlerine rağmen lif, doymamış yağlar, bitkisel protein, vitaminler ve mineraller açısından yoğun besinlerdir. Ancak “hangi tohum daha sağlıklı?” sorusunun tek bir cevabı yok. Her birinin besin profili farklı olduğu gibi, sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin bilimsel kanıt da aynı güçte değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle keten ve chia tohumu hakkında randomize kontrollü çalışmalar ve meta-analizler bulunuyor. Diğer bazı tohumlarda ise sağlık faydasına ilişkin iddialar, doğrudan hastalık sonuçlarından çok besin bileşimi ve daha sınırlı insan çalışmalarına dayanıyor. Bu nedenle tohumları bir tedavi gibi değil, kaliteli bir beslenme düzeninin parçalarından biri olarak görmek daha doğru.</p>

<p>Tohumlar gerçekten sağlıklı mı?</p>

<p>Genel olarak evet. Tohumların önemli bölümü doymamış yağ asitleri, lif, protein ve çeşitli mikro besinler içeriyor. Geniş kapsamlı araştırmalar da kuruyemiş ve tohumların yer aldığı beslenme modellerini daha iyi kardiyometabolik sağlık göstergeleriyle ilişkilendiriyor.</p>

<p>Ancak burada kritik nokta tek bir besine olağanüstü özellik yüklememek. Bir kaşık chia, keten veya susam; sebze, meyve, tam tahıl ve diğer kaliteli besinlerden fakir bir beslenmenin etkisini tek başına ortadan kaldırmaz.</p>

<ol>
 <li>Keten tohumu: Kalp sağlığı için kanıtı en güçlü seçeneklerden</li>
</ol>

<p>Keten tohumu özellikle alfa-linolenik asit adı verilen bitkisel omega-3 yağ asidi, lif ve lignanlar açısından dikkat çekiyor.</p>

<p>Randomize kontrollü çalışmaların meta-analizleri, keten tohumu tüketiminin özellikle hipertansiyonu veya kardiyovasküler risk faktörleri bulunan bazı kişilerde sistolik ve diyastolik kan basıncında mütevazı düşüşlerle ilişkili olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Keten tohumu üzerine kolesterol ve diğer kan yağlarını inceleyen çalışmalar da olumlu sonuçlar bildirmiş durumda. Bununla birlikte bu etkilerin büyüklüğü kişinin başlangıç değerlerine, tüketilen miktara, kullanılan keten ürünü biçimine ve çalışma süresine göre değişebiliyor.</p>

<p>Pratik açıdan öğütülmüş keten tohumu, bütün tohuma göre daha kullanışlı olabilir. Bütün keten tohumlarının bir kısmı sindirilmeden bağırsaktan geçebilir.</p>

<p>“Hormonları dengeler” veya hormonla ilişkili kanserleri önler şeklindeki kesin ifadeler ise mevcut insan kanıtının önüne geçiyor. Lignanlar bilimsel açıdan ilgi çekici olsa da keten tohumu bu amaçlarla bir tedavi olarak görülmemeli.</p>

<ol start="2">
 <li>Chia tohumu: Lif ve bitkisel omega-3 açısından öne çıkıyor</li>
</ol>

<p>Chia tohumu özellikle lif içeriği nedeniyle öne çıkıyor. Suyla temas ettiğinde jel benzeri bir yapı oluşturması, onu yoğurt, yulaf veya benzeri yiyeceklere eklemeyi kolaylaştırıyor.</p>

<p>Chia ayrıca bitkisel omega-3 kaynağı olan alfa-linolenik asit içeriyor.</p>

<p>Son yıllarda yayımlanan randomize kontrollü çalışmaların meta-analizlerinde chia tüketiminin kan basıncı ve bel çevresi gibi bazı göstergelerde iyileşmeyle ilişkili olabileceği bildirildi. Bazı analizlerde trigliserit ve yüksek miktarlarda tüketimde LDL kolesterol açısından da olumlu sonuçlar görüldü.</p>

<p>Ancak sonuçlar bütün çalışmalar arasında tutarlı değil. Vücut ağırlığı, kan şekeri ve kan yağlarının tümünde aynı ölçüde yarar gösterilmiş değil. Bu nedenle chia tohumu “zayıflatan” veya metabolik hastalıkları tedavi eden bir besin olarak sunulmamalı.</p>

<p>Kuru chia tohumunun çok miktarda sıvı çekebildiği de unutulmamalı. Özellikle yutma güçlüğü bulunan kişilerin chia tohumunu kuru halde kaşıkla tüketmesi uygun değildir.</p>

<ol start="3">
 <li>Kabak çekirdeği: Magnezyum, çinko ve protein deposu</li>
</ol>

<p>Kabak çekirdeği protein, doymamış yağlar, magnezyum, çinko, demir ve çeşitli bitkisel bileşikler içeren yoğun bir besindir.</p>

<p>Magnezyum normal kas ve sinir fonksiyonu, enerji metabolizması ve birçok enzim sistemi için gereklidir. Çinko ise bağışıklık sistemi dahil çok sayıda biyolojik süreçte görev alır.</p>

<p>Bu özellikler kabak çekirdeğini besleyici bir atıştırmalık haline getiriyor ancak “magnezyum eksikliğini tedavi eder” veya “bağışıklığı güçlendirir” gibi kesin sonuçlar çıkarmak doğru değil.</p>

<p>Kabak çekirdeği yağıyla erkek tipi saç dökülmesi üzerine yapılmış küçük insan çalışmaları da bulunuyor. Ancak kabak çekirdeği yemenin saçları yeniden çıkardığını gösterecek yeterli klinik kanıt yok.</p>

<ol start="4">
 <li>Susam ve tahin: Doymamış yağlar ve lignanlar öne çıkıyor</li>
</ol>

<p>Susam; doymamış yağlar, protein ve sesamin başta olmak üzere lignan adı verilen bitkisel bileşikler içeriyor. Tahin de öğütülmüş susam olduğu için bu besinlerin önemli bölümünü taşıyor.</p>

<p>Susam tüketimini kan basıncı, kolesterol, trigliserit ve vücut ağırlığıyla ilişkilendiren randomize kontrollü çalışmalar mevcut.</p>

<p>Bununla birlikte susam araştırmalarında önemli bir sınırlama var: Çalışmalar çoğunlukla küçük ve birbirinden oldukça farklı. Daha yeni değerlendirmeler bazı olumlu sonuçlara rağmen kanıt kesinliğinin düşük olabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Dolayısıyla susam ve tahin besleyici gıdalardır ancak hipertansiyon veya yüksek kolesterol tedavisinin yerine geçmez.</p>

<ol start="5">
 <li>Kenevir tohumu: Bitkisel protein arayanlar için seçenek</li>
</ol>

<p>Kabuksuz kenevir tohumu yüksek miktarda protein ve doymamış yağ içerir. Temel amino asitlerin tamamını içerdiği için bitki ağırlıklı beslenen kişiler açısından kullanışlı bir protein katkısı olabilir.</p>

<p>Ancak bu durum kenevir proteinini bütün protein kaynaklarıyla beslenme açısından eşdeğer yapmaz. Protein sindirilebilirliği ve bazı amino asitlerin miktarı farklılık gösterebilir; özellikle lizin sınırlayıcı amino asitlerden biridir.</p>

<p>Kenevir tohumundaki bazı bileşikların beyin ve sinir sistemi üzerindeki olası etkilerini inceleyen araştırmalar da var. Fakat bu çalışmaların önemli bölümü laboratuvar veya hayvan araştırması düzeyinde. Kenevir tohumu tüketmenin Alzheimer veya Parkinson hastalığını önlediğini söylemek için insanlarda yeterli kanıt bulunmuyor.</p>

<ol start="6">
 <li>Ayçiçeği çekirdeği: E vitamini açısından güçlü</li>
</ol>

<p>Ayçiçeği çekirdeğinin en belirgin beslenme avantajlarından biri E vitamini içeriğidir. E vitamini hücreleri oksidatif hasara karşı koruyan antioksidan sistemlerde rol oynayan yağda çözünen bir vitamindir.</p>

<p>Ayçiçeği çekirdeği ayrıca doymamış yağlar, protein ve çeşitli mineraller içerir.</p>

<p>Burada ürün seçimi önem kazanıyor. Çok tuzlu ayçiçeği çekirdeği tüketmek, özellikle sodyumu sınırlandırması gereken kişilerde tohumun beslenme açısından avantajını azaltabilir. Tuzsuz veya az tuzlu seçenekler bu açıdan daha uygun olabilir.</p>

<ol start="7">
 <li>Haşhaş tohumu: Besleyici ama “özel tedavi” kanıtı yok</li>
</ol>

<p>Haşhaş tohumu da doymamış yağlar, mineraller ve bitkisel protein içeren bir gıdadır. Ancak diğer bazı popüler tohumlarla karşılaştırıldığında belirli hastalıkların önlenmesi veya tedavisi konusunda insanlarda güçlü klinik kanıt daha sınırlıdır.</p>

<p>Bu nedenle haşhaşın faydasını mucizevi sağlık etkilerinden çok, çeşitli ve dengeli beslenmeye katkı sağlayabilecek bir tohum olması üzerinden değerlendirmek daha doğru.</p>

<p>Hangi tohumu seçmeli?</p>

<p>Amaç lif miktarını artırmaksa chia ve öğütülmüş keten öne çıkar.</p>

<p>Bitkisel omega-3 açısından keten ve chia önemli seçeneklerdir.</p>

<p>Protein ağırlıklı bir katkı isteniyorsa kenevir tohumu ve kabak çekirdeği düşünülebilir.</p>

<p>E vitamini açısından ayçiçeği çekirdeği dikkat çeker.</p>

<p>Susam ve tahin ise doymamış yağlar ve lignanları günlük beslenmeye eklemenin pratik yollarından biridir.</p>

<p>Bunlardan yalnızca birini “en sağlıklı tohum” ilan etmek yerine farklı tohumları dönüşümlü tüketmek besin çeşitliliğini artırabilir.</p>

<p>Tohumları günlük beslenmeye nasıl ekleyebilirsiniz?</p>

<p>Öğütülmüş keten tohumu yoğurt, kefir veya yulafa karıştırılabilir.</p>

<p>Chia sıvıyla bekletilerek yoğurt, süt veya yulafla tüketilebilir.</p>

<p>Kabak ve ayçiçeği çekirdeği salatalara veya ara öğünlere eklenebilir.</p>

<p>Susam yemeklerin üzerine serpilebilir; tahin sos veya kahvaltılık olarak kullanılabilir.</p>

<p>Kabuksuz kenevir tohumu yoğurt, salata veya kahvaltılık karışımlara eklenebilir.</p>

<p>Burada amaç çok miktarda tüketmek değil, beslenme düzeninde çeşitlilik oluşturmaktır. Tohumlar besin açısından yoğun oldukları gibi enerji açısından da yoğundur.</p>

<p>Asıl önemli olan tek bir tohum değil, beslenmenin bütünü</p>

<p>Bilimsel verilerin verdiği temel mesaj, sosyal medyada sık görülen “tek besinle sağlık” yaklaşımından farklı.</p>

<p>Keten veya chia gibi bazı tohumların belirli kardiyometabolik göstergeler üzerindeki etkisini destekleyen insan çalışmaları bulunuyor. Ancak hiçbir tohum tek başına uzun yaşam sağlamıyor, kalp hastalığını önlemiyor veya kilo vermeyi garanti etmiyor.</p>

<p>Sebze, meyve, baklagiller, tam tahıllar, kuruyemişler, tohumlar ve kaliteli yağ kaynaklarından zengin genel beslenme düzeni çok daha önemli. Tohumların gerçek avantajı da böyle bir beslenme modeline küçük miktarlarda lif, protein, doymamış yağ ve mikro besin ekleyebilmeleri.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Tohumlar alerjiye neden olabilir; susam önemli besin alerjenlerinden biridir. Yutma güçlüğü bulunan kişiler kuru chia tüketmemelidir. Kronik hastalığı bulunan veya özel diyet uygulayan kişiler beslenmesinde önemli değişiklik yapmadan önce sağlık profesyoneline danışmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Food &amp; Nutrition Research — Nuts and seeds consumption and risk of cardiovascular disease, type 2 diabetes and their risk factors: a systematic review and meta-analysis — 2023</li>
 <li>Clinical Nutrition Research — Flaxseed Lowers Blood Pressure in Hypertensive Subjects: A Meta-Analysis of Randomized Controlled Trials — 2024</li>
 <li>Clinical Therapeutics — The Effects of Chia Seed Consumption on Blood Pressure and Body Composition in Adults: A Systematic Review and Meta-analysis of Randomized Controlled Trials — 2025</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/7-saglikli-tohum-hangisi-lif-protein-ve-omega-3-acisindan-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1486.jpeg" type="image/jpeg" length="80713"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sedimantasyon (ESR) Kaç Olmalı? 20, 30, 50 ve 100 Ne Demek?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sedimantasyon-esr-kac-olmali-20-30-50-ve-100-ne-demek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sedimantasyon-esr-kac-olmali-20-30-50-ve-100-ne-demek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sedimantasyon (ESR), vücuttaki inflamasyonu dolaylı gösteren kan testidir. Normal sınır yaş ve cinsiyete göre değişir; 20, 30, 50 veya 100 mm/saat sonuçları tek başına enfeksiyon, romatizma ya da kanser tanısı koydurmaz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>SEDİMANTASYON (ESR) NEDİR?</p>

<p>Sedimantasyon, diğer adıyla eritrosit sedimentasyon hızı (ESR veya ESH), kırmızı kan hücrelerinin bir saat içinde tüpün dibine ne kadar hızlı çöktüğünü ölçer.</p>

<p>Vücutta inflamasyon olduğunda bazı kan proteinleri eritrositlerin birbirine yapışmasını kolaylaştırabilir ve hücreler daha hızlı çöker. Bu nedenle ESR yükselir.</p>

<p>Ancak sedimantasyon özgül bir test değildir. Yüksek çıkması tek başına enfeksiyon, romatizma veya kanser tanısı koydurmaz.</p>

<p>SEDİMANTASYON KAÇ OLMALI?</p>

<p>Normal değer yaşa, cinsiyete ve kullanılan yönteme göre değişebilir.</p>

<p>Westergren yönteminde örnek referanslar:</p>

<p>50 yaş altı erkek: 15 mm/saatten düşük</p>

<p>50 yaş üstü erkek: 20 mm/saatten düşük</p>

<p>50 yaş altı kadın: 20 mm/saatten düşük</p>

<p>50 yaş üstü kadın: 30 mm/saatten düşük</p>

<p>Bunlar evrensel sınırlar değildir. Kişinin kendi laboratuvar raporundaki referans aralığı esas alınmalıdır.</p>

<p>SEDİMANTASYON 20 NE DEMEK?</p>

<p>20 mm/saat sonucunun normal olup olmadığı yaş ve cinsiyete göre değişir.</p>

<p>Örneğin genç bir erkekte laboratuvar üst sınırının üzerinde olabilirken, 50 yaş üzerindeki bir erkekte veya bazı kadınlarda normal sınırlar içerisinde bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle ESR 20 tek başına “yüksek” olarak etiketlenmemelidir.</p>

<p>SEDİMANTASYON 30 NE DEMEK?</p>

<p>30 mm/saat bazı kişilerde hafif yüksek, bazı yaş ve cinsiyet gruplarında ise üst sınıra yakın bir sonuç olabilir.</p>

<p>Yakın zamanda geçirilen enfeksiyon, anemi, gebelik, inflamatuvar hastalıklar ve yaş gibi faktörler sonucu etkileyebilir.</p>

<p>SEDİMANTASYON 50 NE DEMEK?</p>

<p>50 mm/saat çoğu yetişkin referans aralığının üzerindedir ve belirgin ESR yüksekliği olarak değerlendirilebilir.</p>

<p>Ancak rakam nedenini göstermez.</p>

<p>Enfeksiyonlar, romatolojik hastalıklar, inflamatuvar bağırsak hastalıkları, böbrek hastalıkları ve başka inflamatuvar durumlarda görülebilir.</p>

<p>SEDİMANTASYON 100 NE DEMEK?</p>

<p>100 mm/saat çok belirgin sedimantasyon yüksekliğidir ve genellikle nedeninin açıklanması gerekir.</p>

<p>Ciddi enfeksiyonlar, sistemik inflamatuvar veya otoimmün hastalıklar, dev hücreli arterit, polimiyalji romatika ve bazı hematolojik ya da diğer hastalıklarda çok yüksek ESR görülebilir.</p>

<p>Ancak “ESR 100 = kanser” veya “ESR 100 = kesin enfeksiyon” şeklinde bir yorum doğru değildir.</p>

<p>SEDİMANTASYON YÜKSEKLİĞİ NEDEN OLUR?</p>

<p>ESR çok farklı nedenlerle yükselebilir.</p>

<p>Bunlar arasında:</p>

<p>Enfeksiyonlar</p>

<p>Romatoid artrit ve diğer otoimmün hastalıklar</p>

<p>Vaskülitler</p>

<p>Polimiyalji romatika</p>

<p>Dev hücreli arterit</p>

<p>İnflamatuvar bağırsak hastalıkları</p>

<p>Böbrek hastalıkları</p>

<p>Anemi</p>

<p>Gebelik</p>

<p>Bazı hematolojik ve diğer kanserler</p>

<p>yer alabilir.</p>

<p>Bu nedenle yüksek sedimantasyonun nedeni belirtiler ve diğer laboratuvar testleriyle birlikte araştırılır.</p>

<p>SEDİMANTASYON YÜKSEKLİĞİ KANSER Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Bazı kanserlerde ESR yükselebilir ancak sedimantasyon bir kanser testi değildir.</p>

<p>Enfeksiyon, otoimmün hastalık, anemi ve çok sayıda başka durum çok daha benzer bir yüksekliğe yol açabilir.</p>

<p>Yalnızca ESR sonucuyla kanser tanısı veya kanser şüphesi oluşturmak doğru değildir.</p>

<p>SEDİMANTASYON YÜKSEKLİĞİ ROMATİZMA MI?</p>

<p>Her zaman değil.</p>

<p>Romatoid artrit, polimiyalji romatika ve bazı vaskülitlerde ESR yükselebilir. Ancak aynı sonuç enfeksiyon veya başka inflamatuvar hastalıklarda da görülebilir.</p>

<p>Romatolojik hastalık değerlendirmesinde belirtiler, muayene ve hastalığa göre CRP, RF, Anti-CCP, ANA gibi diğer testler birlikte kullanılabilir.</p>

<p>CRP NORMAL AMA SEDİMANTASYON YÜKSEK OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Evet.</p>

<p>ESR ve CRP aynı şeyi ölçmez ve aynı hızda değişmez.</p>

<p>Sedimantasyon yaş, anemi, gebelik ve kırmızı kan hücrelerinin özellikleri gibi faktörlerden daha fazla etkilenebilir. Ayrıca inflamasyon düzeldikten sonra ESR'nin normale dönmesi CRP'ye göre daha yavaş olabilir.</p>

<p>Bu nedenle CRP normal olduğu halde ESR yüksek bulunabilir.</p>

<p>CRP İLE SEDİMANTASYON ARASINDAKİ FARK NEDİR?</p>

<p>CRP, karaciğer tarafından inflamasyona yanıt olarak üretilen bir proteinin düzeyini ölçer.</p>

<p>Sedimantasyon ise kırmızı kan hücrelerinin tüpte ne kadar hızlı çöktüğünü ölçer ve inflamasyonu dolaylı olarak gösterir.</p>

<p>CRP genellikle akut inflamasyondaki değişikliklere daha hızlı yanıt verir. ESR ise daha yavaş değişebilir ve yaş, anemi gibi faktörlerden daha fazla etkilenebilir.</p>

<p>ANEMİ SEDİMANTASYONU YÜKSELTİR Mİ?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Anemi ESR'nin yükselmesine katkıda bulunabilir. Bu nedenle yüksek sedimantasyon sonucunu değerlendirirken hemoglobin ve tam kan sayımı da önemli olabilir.</p>

<p>Yalnızca yüksek ESR nedeniyle inflamatuvar hastalık tanısı konulmamalıdır.</p>

<p>YAŞ İLERLEDİKÇE SEDİMANTASYON YÜKSELİR Mİ?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Sedimantasyon değerleri yaşla birlikte doğal olarak yükselebilir. Kadınlarda da referans sınırları genellikle erkeklere göre biraz daha yüksektir.</p>

<p>Bu nedenle 70 yaşındaki bir kişinin sonucu ile 25 yaşındaki bir kişinin sonucu aynı sınırlarla değerlendirilmemelidir.</p>

<p>SEDİMANTASYON DÜŞÜKLÜĞÜ NEDEN OLUR?</p>

<p>Düşük sedimantasyon çoğu zaman yüksek ESR kadar klinik önem taşımaz.</p>

<p>Polisitemi yani kırmızı kan hücrelerinin fazla olması, orak hücre hastalığı, çok yüksek beyaz kan hücresi sayısı ve bazı kan veya protein bozukluklarında ESR düşük bulunabilir.</p>

<p>Tek başına düşük ESR sonucu genellikle belirli bir hastalığı göstermez.</p>

<p>SEDİMANTASYON NASIL DÜŞER?</p>

<p>Amaç sedimantasyon rakamını doğrudan düşürmek değildir.</p>

<p>Enfeksiyon varsa enfeksiyon, otoimmün hastalık varsa inflamatuvar hastalık, anemi varsa aneminin nedeni tedavi edilir.</p>

<p>Altta yatan durum düzeldiğinde ESR zamanla düşebilir. Sedimantasyonu düşürmek amacıyla kendi kendine ilaç kullanılmamalıdır.</p>

<p>SEDİMANTASYON NE ZAMAN ÖNEMLİDİR?</p>

<p>Belirgin veya tekrarlayan ESR yüksekliği özellikle açıklanamayan ateş, kilo kaybı, gece terlemesi, kalıcı eklem şişliği veya başka sistemik belirtilerle birlikteyse değerlendirilmelidir.</p>

<p>50 yaş üzerindeki bir kişide yeni başlayan şiddetli baş ağrısı, saçlı deride hassasiyet, çene ağrısı veya görme değişikliği varsa dev hücreli arterit açısından hızlı değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>Sedimantasyon 20 yüksek mi?</p>

<p>Yaş ve cinsiyete göre değişir. Bazı kişilerde normal, bazılarında hafif yüksek olabilir.</p>

<p>Sedimantasyon 50 tehlikeli mi?</p>

<p>Belirgin yüksek bir sonuçtur ancak tek başına tehlikenin derecesini veya nedeni göstermez. Klinik bulgularla birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Sedimantasyon 100 kanser mi?</p>

<p>Hayır. Çok yüksek ESR ciddi enfeksiyon ve inflamatuvar hastalıklar dahil birçok nedenle görülebilir. Kanser tanısı koydurmaz.</p>

<p>CRP normal sedimantasyon yüksek olabilir mi?</p>

<p>Evet. ESR yaş, anemi ve gebelik gibi faktörlerden etkilenebilir ve inflamasyon sonrasında CRP'den daha yavaş normale dönebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sedimantasyon yüksek ama hiçbir şikâyet yoksa ne olur?</p>

<p>Tek sonuç üzerinden hastalık tanısı konulmaz. Yüksekliğin derecesi, kalıcı olup olmadığı, yaş, tam kan sayımı ve diğer klinik bulgular değerlendirilir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Sedimantasyon yüksekliği tek başına enfeksiyon, romatolojik hastalık veya kanser tanısı değildir. Çok yüksek veya tekrarlayan sonuçlara açıklanamayan ateş, kilo kaybı, kalıcı eklem şişliği ya da yeni görme sorunları gibi belirtiler eşlik ediyorsa tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>MedlinePlus Medical Encyclopedia — ESR</p>

<p>Mayo Clinic — Sed Rate (Erythrocyte Sedimentation Rate) </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sedimantasyon-esr-kac-olmali-20-30-50-ve-100-ne-demek</guid>
      <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 06:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/biyokimya-kan.jpg" type="image/jpeg" length="47917"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zayıflama İlaçları Gençleştirir mi? Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu’ndan Önemli Ayrım]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclari-genclestirir-mi-prof-dr-kaan-yilancioglundan-onemli-ayrim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclari-genclestirir-mi-prof-dr-kaan-yilancioglundan-onemli-ayrim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Semaglutid, HIV ile ilişkili lipohipertrofisi bulunan 84 kişide bazı epigenetik yaşlanma göstergelerini yavaşlattı. Bulgular umut verici; ancak ilacın ömrü uzattığını veya sağlıklı insanları gençleştirdiğini göstermiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Semaglutid, HIV ile ilişkili lipohipertrofisi bulunan yetişkinlerde bazı epigenetik yaşlanma göstergelerini plaseboya kıyasla yavaşlattı. DunedinPACE adı verilen ölçümde biyolojik yaşlanma hızının yaklaşık yüzde 9 daha düşük olduğu hesaplandı.</p>

<p>Ancak bu sonuç, semaglutidin insanları gençleştirdiğini, yaşlanmayı durdurduğunu veya yaşam süresini uzattığını kanıtlamıyor. Bulgular, 84 katılımcının kan örnekleri üzerinde yapılan kısa süreli ve önceden planlanmamış keşifsel bir analize dayanıyor.</p>

<p>Semaglutid araştırmasında kimler incelendi?</p>

<p>Nature Communications’ta yayımlanan çalışma, daha önce tamamlanan randomize, çift kör ve plasebo kontrollü Faz 2b araştırmasının verilerini yeniden değerlendirdi.</p>

<p>Ana araştırmaya HIV enfeksiyonu ilaçlarla kontrol altında bulunan ve karın bölgesinde anormal yağ birikimiyle seyreden lipohipertrofisi olan 108 yetişkin alınmıştı. Katılımcılarda diyabet veya aktif kalp-damar hastalığı bulunmuyordu.</p>

<p>Epigenetik yaş analizinde başlangıç ve 32’nci haftaya ait uygun kan örnekleri bulunan 84 kişi incelendi. Bunların 45’i haftada bir semaglutid, 39’u ise plasebo almıştı. Katılımcıların ortalama yaşı 49, ortanca vücut kitle indeksi ise 32,9’du.</p>

<p>“Yüzde 9 daha yavaş yaşlanma” ne anlama geliyor?</p>

<p>Araştırmacılar, kandaki DNA metilasyonu örüntülerini inceleyen 17 farklı epigenetik saat kullandı. Epigenetik saatler, DNA üzerindeki kimyasal işaretlerden yararlanarak yaşlanmayla bağlantılı moleküler değişimleri tahmin eden modeller olarak tanımlanıyor.</p>

<p>DunedinPACE ölçümünde semaglutid grubunun biyolojik yaşlanma hızı plasebo grubundan yaklaşık yüzde 9 daha düşük bulundu. PhenoAge, GrimAge, OMICmAge ve RetroAge gibi bazı diğer ölçümlerde de semaglutid lehine sonuçlar elde edildi.</p>

<p>Yüzde 9’luk değer, kişinin takvim yaşının yüzde 9 azaldığı anlamına gelmiyor. Bir insanın daha genç göründüğünü, dokuz yıl kazandığını veya ömrünün yüzde 9 uzadığını da göstermiyor. Bu oran yalnızca belirli bir epigenetik modelin hesapladığı yaşlanma hızındaki gruplar arası farkı ifade ediyor.</p>

<p>“Biyolojik yaş 4,9 yıl azaldı” yorumu doğru mu?</p>

<p>Çalışmada PhenoAge ölçümünde yıllıklandırılmış fark 4,9 yıl olarak hesaplandı. Fakat bu sonuç, katılımcıların 32 haftada biyolojik olarak 4,9 yıl gençleştiği şeklinde yorumlanamaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, 32 haftalık değişimi yıllık bir hız biçiminde modelledi. Dolayısıyla elde edilen sayılar doğrudan kazanılmış yaşam yılı veya tersine çevrilmiş takvim yaşı değildir. Bunlar, farklı epigenetik saatlerin ürettiği istatistiksel tahminlerdir.</p>

<p>Kalp, beyin ve karaciğer gerçekten gençleşti mi?</p>

<p>Semaglutid grubunda inflamasyon, beyin, metabolizma, kan, kalp, böbrek ve karaciğerle ilişkilendirilen sistem saatlerinde daha düşük epigenetik yaşlanma değerleri görüldü. En büyük farklar inflamasyon, beyin ve metabolizma göstergelerinde kaydedildi.</p>

<p>Bununla birlikte bu sonuçlar organlardan alınmış doku örneklerine dayanmıyor. Bütün ölçümler kandaki DNA metilasyonu üzerinden hesaplandı. Bu nedenle semaglutidin beyni, kalbi, böbrekleri veya karaciğeri doğrudan gençleştirdiği söylenemez.</p>

<p>Akciğer, kas-iskelet, bağışıklık ve hormon sistemleriyle ilişkilendirilen saatlerde görülen farklar ise istatistiksel anlamlılık düzeyine ulaşmadı. Fiziksel ve zihinsel dayanıklılığı tahmin etmeyi amaçlayan “içsel kapasite” göstergesinde de anlamlı değişiklik bulunmadı.</p>

<p>Etki kilo kaybından mı kaynaklanıyor?</p>

<p>Semaglutid; iştah, kan şekeri, insülin direnci ve vücut yağ dağılımı üzerinde etkili olan bir GLP-1 reseptör agonistidir. Ana Faz 2b çalışmasında karın içi yağ dokusunda yaklaşık yüzde 30,6 azalma görülmüştü. İnflamasyonla bağlantılı bazı kan göstergeleri de düşmüştü.</p>

<p>Visseral yağlanmanın ve kronik inflamasyonun azalması, epigenetik saatlerdeki değişimin olası açıklamalarından biri olabilir. Metabolik yükün hafiflemesi, hücrelerin maruz kaldığı inflamatuvar ve oksidatif baskıyı azaltmış olabilir.</p>

<p>Fakat mevcut analiz, gözlenen farkın kilo kaybından mı, inflamasyonun azalmasından mı, insülin duyarlılığındaki iyileşmeden mi yoksa semaglutidin başka bir etkisinden mi kaynaklandığını kesin biçimde ayıramıyor.</p>

<p>İkinci araştırma bulguları destekliyor mu?</p>

<p>HIV ve metabolik işlev bozukluğuyla ilişkili yağlı karaciğer hastalığı bulunan 41 kişinin katıldığı ayrı bir pilot çalışmada, semaglutid kullanan bazı katılımcıların epigenetik yaşlanma göstergelerinde iyileşme görüldü. Yaşlanma hızı azalan kişilerde karaciğer yağındaki düşüş daha belirgindi.</p>

<p>Ancak bu araştırmada plasebo grubu yoktu. Grubun tamamında yaşlanma hızının düştüğünü gösteren tutarlı bir sonuç da elde edilmedi. Bu nedenle pilot çalışma, semaglutidin yaşlanmayı yavaşlattığını tek başına kanıtlamıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu: Mucize ilaç algısına karşı temkinli olunmalı</p>

<p>Moleküler biyoloji, genetik ve longevity uzmanı Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, bu tür bilimsel gelişmelerin son derece kıymetli olduğunu ancak sonuçların “mucize ilaç” algısına dönüştürülmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Semaglutid gibi moleküllerin kronik enflamasyonu, diğer adıyla yangıyı azaltma ve metabolik stresi düşürme potansiyeline dikkat çeken Yılancıoğlu, epigenetik saatlerde görülen değişimin önemli bir bilimsel sinyal olduğunu belirtti.</p>

<p>“Laboratuvarda veya genetik testlerde biyolojik yaş göstergelerinin, yani epigenetik saatlerin gerilemesi heyecan verici bir bulgudur. Ancak bu testlerdeki düzelmeler, tek başına yaşam süresinin kesin olarak uzadığı anlamına gelmez. Asıl önemli olan, bu hücresel iyileşmenin kaliteli, hastalıksız ve dinç bir ömre, yani healthspan’e ne ölçüde dönüştüğüdür.”</p>

<p>Yılancıoğlu’nun dikkat çektiği ayrım, longevity araştırmalarının temel tartışma alanlarından birini oluşturuyor. Biyolojik yaş göstergelerindeki düzelme, hücresel süreçlerin olumlu yönde değişebildiğini düşündürebilir. Fakat bunun daha az hastalık, daha yüksek yaşam kalitesi, korunmuş zihinsel ve fiziksel kapasite ya da daha uzun yaşam olarak karşılık bulup bulmayacağı ancak uzun süreli klinik takiplerle anlaşılabilir.</p>

<p>Epigenetik saatlerin önemli araştırma araçları olduğunu belirten yaklaşım, bu testlerin kişinin gelecekte kaç yıl yaşayacağını kesin biçimde gösteren ölçümler olmadığının da altını çiziyor. Farklı epigenetik saatler, yaşlanmanın farklı yönlerini ölçüyor ve aynı kişide birbirinden farklı sonuçlar üretebiliyor.</p>

<p>Yılancıoğlu’na göre asıl hedef yalnızca yaşam süresini uzatmak değil; kişinin ileri yaşlarını bağımsız, üretken, bilişsel açıdan güçlü ve kronik hastalıklardan mümkün olduğunca uzak geçirmesini sağlamak olmalı. Bu nedenle moleküler göstergelerdeki olumlu değişimin gerçek hayattaki karşılığı; kalp-damar hastalıkları, kanser, nörodejeneratif hastalıklar, kırılganlık ve işlev kaybı gibi sonuçlar üzerinden değerlendirilmelidir.</p>

<p>Uzun ve sağlıklı yaşamın tek bir ilaçla sağlanamayacağını vurgulayan Prof. Dr. Yılancıoğlu, genetik altyapıyla yaşam tarzının birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti:</p>

<p>“Uzun yaşam; genetik altyapı, doğru beslenme, kaliteli uyku, düzenli egzersiz ve hücresel düzeyde stres yönetiminin bir bütünüdür. Semaglutid gibi modern tıbbın sunduğu araçlar metabolik sağlığı düzeltmede güçlü birer yardımcı olabilir. Fakat hiçbir tıbbi müdahale, kötü bir yaşam tarzının vücutta oluşturduğu tahribatı tek başına ortadan kaldırmaya yetmez.”</p>

<p>Bu değerlendirme, semaglutid araştırmasının sonuçlarıyla yaşam tarzı önerilerinin birbirinin alternatifi olmadığını ortaya koyuyor. İlaçlar uygun hastalarda metabolik riskleri azaltabilir; ancak hareket, beslenme, uyku, kas kütlesinin korunması ve stres yönetimi sağlıklı yaşlanmanın temel bileşenleri olmaya devam ediyor.</p>

<p>Semaglutid yaşlanma karşıtı bir ilaç mı?</p>

<p>Hayır. Semaglutid şu aşamada yaşlanmayı geciktiren, insanları gençleştiren veya ömrü uzatan bir tedavi olarak kabul edilemez. Araştırma doğrudan yaşam süresini, yaşa bağlı hastalıkların gelişmesini, bilişsel performansı veya günlük işlevleri değerlendirmedi.</p>

<p>Epigenetik analiz ana araştırmanın önceden belirlenmiş amacı değildi. Çalışmanın tek merkezli olması, yalnızca 84 kişinin değerlendirilmesi, izlem süresinin 32 haftayla sınırlı kalması ve çoklu karşılaştırmalar için istatistiksel düzeltme yapılmaması sonuçların gücünü azaltıyor.</p>

<p>Katılımcıların tamamının HIV ile yaşayan ve lipohipertrofisi bulunan kişilerden oluşması da bulguların sağlıklı yetişkinlere, ileri yaştaki kişilere veya yalnızca obezitesi bulunanlara doğrudan uygulanmasını engelliyor.</p>

<p>Araştırmanın gerçek önemi ne?</p>

<p>Çalışma, semaglutidin kilo ve kan şekeri üzerindeki bilinen etkilerinin ötesinde, yaşlanmayla bağlantılı bazı moleküler göstergeleri değiştirebileceğine ilişkin erken bir insan verisi sunuyor. Randomize ve plasebo kontrollü bir araştırmanın örneklerinden yararlanılması önemli bir avantaj oluşturuyor.</p>

<p>Buna rağmen epigenetik saatler klinik sonuç değil, dolaylı biyolojik göstergelerdir. Bulguların doğrulanabilmesi için daha geniş ve çeşitli gruplarda yapılacak, yaşlanma ölçümlerinin başlangıçta belirlendiği ve katılımcıların yıllar boyunca izlendiği araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>Gelecekteki çalışmaların yalnızca epigenetik saatleri değil; hastalıksız geçirilen yaşam süresini, fiziksel dayanıklılığı, bilişsel işlevleri, yaşa bağlı hastalıkların görülme sıklığını ve ölüm oranlarını da değerlendirmesi gerekiyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Semaglutid yalnızca hekim değerlendirmesiyle ve uygun tıbbi endikasyon için kullanılmalıdır. Bu araştırma, ilacın gençleşme veya uzun ömür amacıyla kullanılmasını desteklemez. İlaç başlanması, bırakılması ya da dozunun değiştirilmesi için doktora danışılmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Nature Communications — Semaglutide slows epigenetic aging in a randomized trial of HIV-associated lipohypertrophy — 19 Mayıs 2026<br />
2. The Lancet Diabetes &amp; Endocrinology — Once-weekly semaglutide in people with HIV-associated lipohypertrophy: a randomised, double-blind, placebo-controlled phase 2b single-centre clinical trial — 2024<br />
3. npj Aging — Pilot study of epigenetic aging and treatment response to semaglutide in the SLIM LIVER study — 21 Nisan 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclari-genclestirir-mi-prof-dr-kaan-yilancioglundan-onemli-ayrim</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 21:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1483.jpeg" type="image/jpeg" length="18820"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kozinoğlu Soruşturmasında Gözaltına Alınan Doktor Turgay Tamer Ölü Bulundu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kozinoglu-sorusturmasinda-gozaltina-alinan-doktor-turgay-tamer-olu-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kozinoglu-sorusturmasinda-gozaltina-alinan-doktor-turgay-tamer-olu-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınıp adli kontrolle serbest bırakılan doktor Turgay Tamer, Büyükçekmece’deki evinde ölü bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>KOZİNOĞLU SORUŞTURMASINDA GÖZALTINA ALINAN DOKTOR ÖLÜ BULUNDU</p>

<p>Eski Millî İstihbarat Teşkilatı görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan doktor Turgay Tamer, İstanbul Büyükçekmece’deki evinde ölü bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre birkaç günlüğüne yurt dışına çıkan Tamer’in eşi, eve döndüğünde eşini salonda hareketsiz halde buldu. Yapılan ihbarın ardından adrese sağlık ve güvenlik ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Ekiplerin yaptığı kontrolde Turgay Tamer’in hayatını kaybettiği belirlendi. Evde gerçekleştirilen ilk incelemede olayı şüpheli hale getiren herhangi bir bulguya rastlanmadığı aktarıldı.</p>

<p>CENAZESİ ADLİ TIP KURUMUNA GÖNDERİLDİ</p>

<p>Turgay Tamer’in cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenebilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Tamer’in ölüm sebebi, yapılacak otopsi ve incelemelerin ardından kesinlik kazanacak.</p>

<p>Bazı haberlerde Tamer’in diyabet hastası olduğu belirtildi. Ancak bu bilginin ölümle bağlantılı olup olmadığına ilişkin resmî bir tespit bulunmuyor. Bu nedenle ölüm nedenine ilişkin değerlendirmelerin otopsi raporundan sonra yapılması bekleniyor.</p>

<p>GÖZALTINA ALINIP SERBEST BIRAKILMIŞTI</p>

<p>Turgay Tamer’in adı, eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde yaşamını yitirmesine ilişkin yeniden açılan soruşturmada gündeme gelmişti.</p>

<p>Olay tarihinde cezaevi kampüsünde doktor olarak görev yaptığı bildirilen Tamer, soruşturmanın ikinci dalgasında diğer sağlık çalışanlarıyla birlikte gözaltına alınmıştı. Savcılık ve hâkimlik işlemlerinin ardından Tamer hakkında adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakılmasına karar verilmişti.</p>

<p>KOZİNOĞLU’NUN ÖLÜMÜ YENİDEN ARAŞTIRILIYOR</p>

<p>Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki ölümünün ardından yürütülen ilk soruşturmada 2012 yılında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti. Dosyanın yeniden incelenmesinin ardından bu karar kaldırılarak 2026 yılında yeni bir soruşturma başlatıldı.</p>

<p>Soruşturma kapsamında olay tarihinde cezaevinde görev yapan personelin ifadelerine başvuruldu; tıbbi belgeler ve kamera kayıtları yeniden incelemeye alındı. Kozinoğlu’nun kesin ölüm nedeninin ve üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının araştırılması amacıyla mezarı da açıldı.</p>

<p>Turgay Tamer’in ölümüyle ilgili inceleme sürerken olayın Kozinoğlu soruşturmasıyla bağlantılı olduğuna dair açıklanmış resmî bir tespit bulunmuyor. Kesin ölüm nedeninin Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanacak otopsi raporuyla ortaya çıkması bekleniyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kozinoglu-sorusturmasinda-gozaltina-alinan-doktor-turgay-tamer-olu-bulundu</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 18:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/adli-tip-1.jpg" type="image/jpeg" length="15962"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Haydarpaşa’s Silent Witnesses: The Untold Story of a Cemetery Holding 6,000 War Dead]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/haydarpasas-silent-witnesses-the-untold-story-of-a-cemetery-holding-6000-war-dead</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/haydarpasas-silent-witnesses-the-untold-story-of-a-cemetery-holding-6000-war-dead" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haydarpaşa British Cemetery preserves the memory of around 6,000 Crimean War dead, Florence Nightingale’s years in Üsküdar and a forgotten diplomatic crisis in 1923.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ahmet Balcı<br />
Researcher and Author</p>

<p>Hidden among the trees behind Istanbul’s Haydarpaşa railway district lies one of the city’s least-known historic sites. At first glance, Haydarpaşa British Cemetery resembles a quiet landscaped park. Beneath its lawns, however, lies a history stretching from war and epidemic disease to modern nursing and international diplomacy.</p>

<p>This is not simply a burial ground for British soldiers. It is a shared place of memory for thousands who died during the Crimean War, Ottoman officers of foreign origin, British diplomats, Levantine families and Commonwealth servicemen from both world wars.</p>

<p>DISEASE KILLED MORE THAN BULLETS</p>

<p>The cemetery’s story begins with the Crimean War of 1853–1856, when the Ottoman Empire, Britain and France fought together against Russia.</p>

<p>Thousands of sick and wounded British soldiers were transported from Crimea to Istanbul. Selimiye Barracks, Haydarpaşa Military Hospital, Kuleli and several buildings in Tarabya were converted into military hospitals.</p>

<p>The facilities soon became overwhelmed. Shortages of clean water, proper sanitation, ventilation, beds and medical supplies created a major health disaster. Many soldiers died not from battlefield wounds but from cholera, dysentery, typhus and infections spreading through overcrowded wards.</p>

<p>As the number of deaths rose, the slopes of Haydarpaşa were selected as a burial ground because of their proximity to the military hospitals.</p>

<p>The Commonwealth War Graves Commission states that the cemetery contains around 6,000 Crimean War burials. Most of those graves are unmarked, however, and the exact number remains uncertain because many soldiers were placed in collective burial areas.</p>

<p>LAND GRANTED BY SULTAN ABDULMEJID</p>

<p>The cemetery land was granted to Britain by Sultan Abdulmejid I in 1855. The first burials were made on two separate plots, which were later connected through an additional land grant in 1867.</p>

<p>Covering approximately 30 dönüms, the site gradually acquired the appearance of a Victorian garden cemetery, with tree-lined paths, lawns, monuments and sculptural gravestones.</p>

<p>From 1867 onwards, it was also opened to the burial of British civilians living in Istanbul.</p>

<p>FLORENCE NIGHTINGALE’S ÜSKÜDAR YEARS</p>

<p>Florence Nightingale is closely associated with the cemetery, although she is not buried there.</p>

<p>She arrived in Üsküdar on 5 November 1854 with a group of 38 nurses. At Selimiye Barracks, she confronted overcrowded wards, dirty laundry, inadequate sanitation and the rapid spread of infectious diseases.</p>

<p>Nightingale worked to improve cleanliness, organise nursing services and separate infectious patients. Her nightly rounds through the wards with a lamp earned her the enduring title “The Lady with the Lamp.”</p>

<p>The fall in mortality at Scutari should not be attributed to Nightingale alone. The work of the British Sanitary Commission, which repaired drains and improved ventilation and water systems, also played a decisive role.</p>

<p>In 1954, a bronze plaque honouring Nightingale’s work was placed on the Crimean War Memorial inside the cemetery.</p>

<p>QUEEN VICTORIA’S 28-METRE MONUMENT</p>

<p>The cemetery’s most recognisable structure is the approximately 28-metre-high Crimean War Memorial, erected in 1857 in the name of Queen Victoria and the British people.</p>

<p>Designed by French-born sculptor Baron Carlo Marochetti in the Neo-Egyptian style, the monument features an angel at each of its four corners. It is therefore also known as the “Monument of the Angels.”</p>

<p>The angels hold laurel wreaths and quills, symbolising remembrance, sacrifice and the recording of the dead in history. Inscriptions on the monument appear in English, French, Italian and Ottoman Turkish written in Arabic script.</p>

<p>A model of the memorial was displayed at the Crystal Palace Peace Fête in London in May 1856, marking the end of the Crimean War. The completed monument was erected in Haydarpaşa the following year.</p>

<p>SEVENTEEN GRAVES DAMAGED IN 1923</p>

<p>The cemetery also became the focus of an unusual diplomatic dispute during the founding days of the Republic of Türkiye.</p>

<p>On 5 and 6 October 1923, as crowds celebrated the entry of Turkish troops into Istanbul, a group of porters entered the cemetery to collect laurel branches for the festivities. Seventeen graves were partially damaged.</p>

<p>Britain responded strongly, while the Turkish government stressed that the incident was neither planned nor officially sanctioned. Efforts were made to repair the damage and prevent the dispute from escalating.</p>

<p>Archival research shows that the episode reflected the fragile state of Turkish–British relations immediately after the Treaty of Lausanne.</p>

<p>TRACES OF TWO WORLD WARS</p>

<p>Haydarpaşa continued to receive burials long after the Crimean War.</p>

<p>During the First World War, Commonwealth prisoners of war who died in Ottoman territory were buried there. Further burials were made during the Allied occupation of Istanbul between 1918 and 1923.</p>

<p>Official records list 407 Commonwealth burials from the First World War, 60 of them unidentified. The cemetery also contains 39 burials from the Second World War, including 14 unidentified servicemen.</p>

<p>Türkiye remained neutral for most of the Second World War. Some of those buried at Haydarpaşa had been captured during operations in the Aegean, died while attempting to escape detention or were found on the Turkish coast.</p>

<p>A MEMORIAL TO 122 INDIAN SOLDIERS</p>

<p>One of the cemetery’s most distinctive sections commemorates members of the Indian Army.</p>

<p>The Haydar Pasha Cremation Memorial honours 122 Hindu and Sikh soldiers who died in 1919 and 1920. They had originally been commemorated at the Mashlak and Osmaniye Indian cemeteries.</p>

<p>When those sites could no longer be maintained, soil containing their cremated remains was transferred to Haydarpaşa in 1961. The remains of Muslim soldiers buried at the same locations were reinterred at the cemetery.</p>

<p>As a result, Islamic gravestones bearing the word “Bismillah” can be seen alongside crosses and other Christian memorials.</p>

<p>OTTOMAN PASHAS AND DIPLOMATS</p>

<p>The cemetery is also the resting place of foreign-born officers who served the Ottoman Empire, as well as diplomats and prominent members of Istanbul’s Levantine community.</p>

<p>Augustus Charles Hobart-Hampden, known as Hobart Pasha, entered Ottoman naval service after serving in the British Navy. He rose to the rank of marshal and, following his death in Milan in 1886, was brought to Istanbul and buried at Haydarpaşa in accordance with his wishes.</p>

<p>General Richard Guyon, a British-born commander associated with the Hungarian Revolution of 1848 who later entered Ottoman service, is also buried there.</p>

<p>The cemetery’s largest mausoleum belongs to Sir Nicholas O’Conor, the British ambassador to the Ottoman Empire from 1898 until his death in 1908.</p>

<p>The civilian section also contains the graves of Byzantine historian and Robert College professor Alexander van Millingen, along with members of well-known Levantine families including the Whittalls, La Fontaines and van Millingens.</p>

<p>A TOMBSTONE FROM THE 1590s</p>

<p>One of the oldest historical objects preserved at the cemetery is the tombstone of Edward Barton, Queen Elizabeth I’s ambassador to the Ottoman court.</p>

<p>Barton accompanied the Ottoman army during the Eger campaign and later died on Heybeliada after attempting to escape an epidemic in Istanbul. He was initially buried in the courtyard of a church on the island.</p>

<p>His Latin-inscribed tombstone disappeared after being moved several times but was rediscovered in the 1990s and transferred to Haydarpaşa for protection.</p>

<p>It should not be assumed that Barton’s remains were also moved. The available historical evidence clearly documents the transfer of the tombstone, but not necessarily his body.</p>

<p>GRAVESTONES SHIPPED FROM BRITAIN</p>

<p>Small makers’ marks discovered at the bases of several monuments have revealed another remarkable part of the cemetery’s history.</p>

<p>Many of the sculptural gravestones in the civilian section were commissioned from workshops in Britain and shipped to Istanbul. Others were produced by local stone carvers.</p>

<p>The stones display influences from Ancient Greek, Roman, Gothic, Celtic and Neo-Egyptian design, giving parts of the cemetery the appearance of an open-air sculpture gallery.</p>

<p>The landscape itself also reflects a cultural exchange. Victorian garden cemeteries were partly influenced by Western travellers’ descriptions of Istanbul’s spacious, cypress-filled Ottoman burial grounds. At Haydarpaşa, Victorian funerary art and Ottoman landscape traditions came together once again.</p>

<p>ISTANBUL’S SILENT HISTORICAL ARCHIVE</p>

<p>Haydarpaşa British Cemetery was born not from a military victory but from a public-health catastrophe. Thousands of soldiers brought from Crimea died from epidemics and inadequate hospital conditions rather than enemy fire.</p>

<p>Over time, they were joined by diplomats, Ottoman officers, educators, Levantine families, prisoners of war and Indian soldiers of different faiths.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Today, the four stone angels rising above Haydarpaşa commemorate more than the dead of one war. They stand as witnesses to the Ottoman–British alliance, the development of modern nursing, Istanbul’s cosmopolitan past and the human cost of conflict.</p>

<p>SOURCES</p>

<p>1. Commonwealth War Graves Commission — Haidar Pasha Cemetery records.<br />
2. Mustafa Kaan Sağ and Mustafa Çağhan Keskin — The Gravestone Sculptors and the Maker’s Marks at the Haydarpaşa British Cemetery.<br />
3. Feyza Kurnaz Şahin — The Issue of the Damage to Haydarpaşa British Cemetery After the Treaty of Lausanne.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/haydarpasas-silent-witnesses-the-untold-story-of-a-cemetery-holding-6000-war-dead</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 18:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1479.jpeg" type="image/jpeg" length="19423"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cephede Değil Hastanede Öldüler: Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı’nın Hüzünlü Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cephede-degil-hastanede-olduler-haydarpasa-ingiliz-mezarliginin-huzunlu-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cephede-degil-hastanede-olduler-haydarpasa-ingiliz-mezarliginin-huzunlu-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haydarpaşa’daki İngiliz Mezarlığı; Kırım Savaşı’nda ölen yaklaşık 6 bin askerin, Florence Nightingale’in Üsküdar yıllarının ve 1923’te yaşanan diplomatik krizin izlerini taşıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ahmet Balcı</p>

<p>Araştırmacı/Yazar</p>

<p>Haydarpaşa Garı’nın gerisindeki ağaçların arasında, İstanbul’un en az bilinen tarih alanlarından biri bulunuyor. Dışarıdan bakıldığında sessiz bir parkı andıran Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı’nın toprağı altında; savaşlardan salgınlara, modern hemşireliğin doğuşundan diplomatik krizlere uzanan yaklaşık 170 yıllık bir geçmiş yatıyor.</p>

<p>Burası yalnızca İngiliz askerlerinin gömüldüğü bir mezarlık değil. Kırım Savaşı sırasında hastanelerde hayatını kaybeden binlerce askerin, Osmanlı hizmetine giren yabancı paşaların, Britanyalı diplomatların, İstanbul’un Levanten ailelerinin ve iki dünya savaşında ölen Commonwealth askerlerinin ortak hafıza alanı.</p>

<p>CEPHEDEKİ MERMİDEN ÇOK HASTALIK ÖLDÜRDÜ</p>

<p>Mezarlığın hikâyesi 1853’te başlayan Kırım Savaşı’na dayanıyor. Osmanlı Devleti, İngiltere ve Fransa ile birlikte Rusya’ya karşı savaşırken Kırım cephesinde yaralanan ve hastalanan binlerce İngiliz askeri gemilerle İstanbul’a getirildi.</p>

<p>Selimiye Kışlası, Haydarpaşa Askerî Hastanesi, Kuleli ve Tarabya’daki bazı yapılar geçici hastanelere dönüştürüldü. Ancak hastaneler kısa sürede kapasitelerinin çok üzerine çıktı. Temiz su, kanalizasyon, havalandırma, yatak ve ilaç yetersizliği büyük bir sağlık felaketine yol açtı.</p>

<p>Askerlerin önemli bir bölümü cephede aldıkları yaralardan değil; kolera, dizanteri, tifüs ve hastane enfeksiyonlarından öldü. Ölümlerin hızla artması üzerine hastanelere yakın olan Haydarpaşa sırtları defin alanı olarak kullanılmaya başlandı.</p>

<p>Commonwealth War Graves Commission kayıtlarında mezarlıkta yaklaşık 6 bin Kırım Savaşı defni bulunduğu belirtiliyor. Ancak bunların çoğunun isimsiz ve toplu mezarlarda bulunması nedeniyle kesin sayı bilinmiyor. Bugün görülen mezar taşları, burada yatanların yalnızca küçük bir bölümünü temsil ediyor.</p>

<p>SULTAN ABDÜLMECİD ARAZİYİ TAHSİS ETTİ</p>

<p>Mezarlığın bulunduğu alan 1855’te Sultan Abdülmecid tarafından Britanya’ya tahsis edildi. İlk yıllarda definler birbirinden ayrı iki arazi parçasına yapılıyordu. Bu iki bölüm, 1867’de verilen ek araziyle birbirine bağlandı.</p>

<p>Yaklaşık 30 dönümlük alan, zaman içinde ağaçlı yolları, çimenleri, anıtları ve heykelsi mezar taşlarıyla Viktoryen bir bahçe mezarlığı görünümü kazandı. Aynı yıl mezarlık, İstanbul’da yaşayan Britanyalı sivillerin definlerine de açıldı.</p>

<p>FLORENCE NIGHTINGALE’İN ÜSKÜDAR YILLARI</p>

<p>Mezarlığın dünyaca bilinen ismi Florence Nightingale burada gömülü değil. Ancak mezarlığın doğmasına neden olan büyük sağlık krizinin tam merkezinde onun Üsküdar’daki çalışmaları bulunuyor.</p>

<p>Nightingale, 38 kişilik hemşire grubuyla 5 Kasım 1854’te Üsküdar’a geldi. Selimiye Kışlası’ndaki ağır koşullarla karşılaşınca koğuşların temizlenmesi, çamaşırların yıkanması, hastaların ayrılması ve temel hijyen kurallarının uygulanması için çalıştı.</p>

<p>Geceleri elindeki lambayla koğuşları dolaşması nedeniyle askerler ona “Lambalı Kadın” adını verdi. Ancak hastanelerdeki ölüm oranlarının düşmesinde Nightingale’in hemşirelik düzenlemelerinin yanı sıra kanalizasyon ve havalandırma sistemlerini yenileyen sıhhiye ekiplerinin çalışmaları da belirleyici oldu.</p>

<p>Florence Nightingale’in bölgedeki hizmetlerinin yüzüncü yılı dolayısıyla 1954’te mezarlıktaki Kırım Savaşı Anıtı’na bronz bir hatıra levhası yerleştirildi.</p>

<p>KRALİÇE VICTORIA’DAN İSTANBUL’A 28 METRELİK ANIT</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mezarlığın simgesi, Kraliçe Victoria ve Britanya halkı adına 1857’de yaptırılan yaklaşık 28 metre yüksekliğindeki Kırım Savaşı Anıtı.</p>

<p>Fransız asıllı heykeltıraş Baron Carlo Marochetti tarafından Neo-Mısır üslubunda tasarlanan anıtın dört köşesinde melek figürleri bulunuyor. Bu nedenle yapı, “Melekler Anıtı” olarak da biliniyor.</p>

<p>Meleklerin ellerindeki defne tacı zaferi ve hatırayı, kalem ise hayatını kaybedenlerin isimlerinin tarihe yazılmasını simgeliyor. Anıtın dört cephesinde İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve Arap harfli Osmanlı Türkçesiyle yazılmış kitabeler yer alıyor.</p>

<p>Anıtın tasarım modeli, Kırım Savaşı’nın bitişi dolayısıyla Mayıs 1856’da Londra’daki Crystal Palace’ta düzenlenen barış etkinliğinde sergilendi. Eser bir yıl sonra Haydarpaşa’ya dikildi.</p>

<p>1923’TE 17 MEZAR ZARAR GÖRDÜ</p>

<p>Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı, Cumhuriyet’in kuruluş günlerinde Türk–İngiliz ilişkilerini etkileyen sıra dışı bir diplomatik krize de sahne oldu.</p>

<p>Türk ordusunun İstanbul’a girişinin kutlandığı 5–6 Ekim 1923’te bir grup bohça hamalı, kutlamalarda kullanmak üzere mezarlıktan defne dalları koparmak için alana girdi. Bu sırada 17 mezar kısmen zarar gördü.</p>

<p>İngiltere olaya sert tepki gösterirken Türk hükümeti, yaşananların planlı veya resmî bir saldırı olmadığını bildirdi ve hasarın giderilmesi için girişimlerde bulundu. Arşiv belgelerine yansıyan olay, Lozan Antlaşması’nın hemen ardından iki ülke arasındaki ilişkilerin ne kadar hassas olduğunu gösteren örneklerden biri oldu.</p>

<p>DÜNYA SAVAŞLARININ İZLERİ DE BURADA</p>

<p>Mezarlık, Kırım Savaşı’nın ardından da kullanılmaya devam etti. Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı topraklarında hayatını kaybeden Commonwealth savaş esirleri buraya gömüldü. İstanbul’un işgal altında bulunduğu 1918–1923 döneminde de yeni definler yapıldı.</p>

<p>Resmî kayıtlara göre mezarlıkta Birinci Dünya Savaşı’ndan 407 Commonwealth askeri bulunuyor. Bunların 60’ının kimliği bilinmiyor. İkinci Dünya Savaşı’na ait 39 mezarın ise 14’ü kimliği belirlenemeyen askerlere ait.</p>

<p>İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye savaş dışında kalmasına rağmen Ege’deki operasyonlarda esir düşen, kaçmaya çalışırken hayatını kaybeden veya cesetleri Türkiye kıyılarına vuran askerler Haydarpaşa’ya defnedildi.</p>

<p>122 HİNT ASKERİ İÇİN AYRI ANIT</p>

<p>Mezarlığın en dikkat çekici bölümlerinden biri de Hint Ordusu mensuplarına ayrılmış durumda.</p>

<p>1919 ve 1920’de hayatını kaybeden 122 Hindu ve Sih asker başlangıçta Maslak ve Osmaniye’deki Hint mezarlıklarında anılıyordu. Bu alanların bakımının sürdürülememesi üzerine askerlerin küllerinin bulunduğu topraklar 1961’de Haydarpaşa’ya getirildi.</p>

<p>Aynı bölgelerde gömülü Müslüman askerlerin kalıntıları da Haydarpaşa’da yeniden defnedildi. Bu nedenle mezarlıkta haçların yanında üzerinde “Bismillah” yazılı Müslüman asker mezarlarına da rastlanıyor.</p>

<p>OSMANLI HİZMETİNDEKİ PAŞALAR DA BURADA</p>

<p>Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı’nda yalnızca savaş askerleri bulunmuyor. Mezarlık, Osmanlı Devleti’nde görev yapan yabancı subaylar ve diplomatlar açısından da önemli bir tarih arşivi niteliğinde.</p>

<p>İngiliz deniz subayıyken Osmanlı donanmasının hizmetine giren ve müşirliğe kadar yükselen Hobart Paşa, vasiyeti üzerine 1886’da Haydarpaşa’ya defnedildi.</p>

<p>1848 Macar ayaklanmasının ardından Osmanlı Devleti’ne sığınan İngiliz asıllı General Richard Guyon’un mezarı da burada bulunuyor. Britanya Büyükelçisi Sir Nicholas O’Conor için yapılan tapınak biçimindeki mozole ise mezarlığın en büyük mezar yapısı olarak dikkat çekiyor.</p>

<p>Bizans tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınan Robert Kolej öğretim üyesi Alexander van Millingen ile İstanbul’un tanınmış Whittall, La Fontaine ve van Millingen ailelerinin mezarları da sivil bölümde yer alıyor.</p>

<p>1590’LARDAN KALAN MEZAR TAŞI</p>

<p>Mezarlıkta korunan en eski tarihî eserlerden biri, Kraliçe I. Elizabeth döneminde İstanbul’da görev yapan İngiliz elçi Edward Barton’a ait mezar taşı.</p>

<p>Barton, Osmanlı ordusuyla Eğri Seferi’ne katıldıktan sonra İstanbul’a döndü ve salgın hastalıktan korunmak amacıyla gittiği Heybeliada’da hayatını kaybetti. İlk olarak adadaki bir kilisenin avlusuna gömüldü.</p>

<p>Yüzyıllar içinde yeri değişen ve bir dönem kaybolduğu düşünülen Latince kitabeli mezar taşı, 1990’larda yeniden bulunarak Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı’na getirildi. Ancak Barton’un naaşının da taşındığına ilişkin kesin bir belge bulunmuyor.</p>

<p>MEZAR TAŞLARI İNGİLTERE’DEN GEMİYLE GETİRİLDİ</p>

<p>Mezarlıktaki heykelsi taşların kaidelerinde bulunan küçük üretici damgaları, dikkat çekici bir gerçeği ortaya çıkardı. Sivil bölümdeki birçok mezar taşı Britanya’daki atölyelerde sipariş üzerine hazırlanmış ve gemilerle İstanbul’a getirilmişti.</p>

<p>Bazı taşlar ise İstanbul’daki yerli heykeltıraşlar tarafından üretildi. Antik Yunan, Roma, Gotik, Kelt ve Neo-Mısır üsluplarını taşıyan eserler, mezarlığı açık hava heykel galerisine dönüştürüyor.</p>

<p>Mezarlığın parkı andıran tasarımında Osmanlı mezarlık kültürünün de etkisi bulunuyor. Dönemin İngiliz mimar ve gezginleri, İstanbul’un servi ağaçlı ve manzaralı mezarlıklarından etkilenmişti. Böylece Haydarpaşa’da Osmanlı peyzaj anlayışıyla Viktoryen mezar sanatı aynı alanda buluştu.</p>

<p>İSTANBUL’UN SESSİZ TARİH ARŞİVİ</p>

<p>Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı’nın başlangıç noktası bir zafer hikâyesi değil, büyük bir sağlık felaketiydi. Kırım’dan getirilen binlerce asker, cephedeki kurşunlardan çok salgınlar ve kötü hastane koşulları nedeniyle öldü.</p>

<p>Zamanla askerlerin yanına diplomatlar, paşalar, eğitimciler, Levanten aileler, savaş esirleri ve farklı inançlardan Hint askerleri eklendi.</p>

<p>Bugün Haydarpaşa’nın ağaçları arasında yükselen dört melek, yalnızca ölen askerleri değil; Osmanlı–Britanya ittifakını, modern hemşireliğin gelişimini, İstanbul’un kozmopolit yapısını ve savaşların geride bıraktığı insani bedeli de hatırlatıyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Commonwealth War Graves Commission — Haidar Pasha Cemetery kayıtları.<br />
2. Mustafa Kaan Sağ ve Mustafa Çağhan Keskin — Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı’nda Mezar Taşı Heykeltıraşları ve Damgaları, Sanat Tarihi Dergisi.<br />
3. Feyza Kurnaz Şahin — Lozan Antlaşması Sonrasında Haydarpaşa İngiliz Mezarlığının Tahribi Meselesi, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cephede-degil-hastanede-olduler-haydarpasa-ingiliz-mezarliginin-huzunlu-hikayesi</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 18:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1478.jpeg" type="image/jpeg" length="37872"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="81325"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="78426"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="32709"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="42293"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="51399"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="13589"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
