<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 10 Sep 2026 16:32:58 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pamukkale Üniversitesi YÖKAK’tan Tam Akreditasyon Aldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/pamukkale-universitesi-yokaktan-tam-akreditasyon-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/pamukkale-universitesi-yokaktan-tam-akreditasyon-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pamukkale Üniversitesi, YÖKAK tarafından yürütülen kurumsal değerlendirme sürecinin ardından “Tam Akreditasyon” almaya hak kazandı. Rektör Prof. Dr. Mahmud Güngör, kararın üniversitenin kalite yolculuğunda önemli bir aşama olduğunu belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pamukkale Üniversitesi YÖKAK’tan Tam Akreditasyon Aldı</p>

<p>Pamukkale Üniversitesi (PAÜ), Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından gerçekleştirilen değerlendirme sürecinin ardından “Tam Akreditasyon” almaya hak kazandı.</p>

<p>Üniversite tarafından 8 Eylül 2026 tarihinde duyurulan gelişme, PAÜ’nün kurumsal kalite güvence sistemi açısından önemli bir aşama olarak değerlendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>PAÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör de tam akreditasyon kararına ilişkin yaptığı açıklamada, elde edilen sonucun üniversitenin uzun süredir devam eden kalite çalışmalarının bir ürünü olduğunu belirtti.</p>

<p>EĞİTİMDEN ARAŞTIRMAYA KAPSAMLI DEĞERLENDİRME</p>

<p>YÖKAK’ın kurumsal akreditasyon süreci yalnızca üniversitedeki belirli bir bölüm veya programın değerlendirilmesi anlamına gelmiyor.</p>

<p>Kurumsal düzeyde yürütülen süreçte üniversitelerin eğitim ve öğretim, araştırma ve geliştirme, toplumsal katkı, liderlik, yönetişim ve kalite güvence sistemleri bütüncül bir yaklaşımla değerlendiriliyor.</p>

<p>Pamukkale Üniversitesi de gerçekleştirilen değerlendirme sürecinin ardından “Tam Akreditasyon” almaya hak kazandı.</p>

<p>Üniversitenin açıklamasına göre Rektör Prof. Dr. Mahmud Güngör, kararın PAÜ’nün eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme, toplumsal katkı ve yönetim alanlarında geliştirdiği kalite kültürünün önemli bir göstergesi olduğunu ifade etti.</p>

<p>GÜNGÖR: ORTAK EMEĞİN SONUCU</p>

<p>Rektör Güngör, elde edilen başarıda üniversitenin farklı bileşenlerinin katkısına dikkat çekti.</p>

<p>Senato üyeleri, akademik ve idari personel, Kalite ve Veri Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (KAVDEM), Kalite Komisyonu, öğrenciler, mezunlar ve üniversitenin dış paydaşlarının sürece katkı sunduğunu belirten Güngör, tam akreditasyonun ortak çalışma kültürünün bir sonucu olduğunu vurguladı.</p>

<p>PAÜ yönetimi, alınan kararın yalnızca mevcut kalite çalışmalarının değerlendirilmesi açısından değil, üniversitenin bundan sonraki hedefleri bakımından da önemli olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>YENİ HEDEFLER BELİRLENDİ</p>

<p>Pamukkale Üniversitesi, tam akreditasyon sonrasında kalite çalışmalarını sürdürmeyi hedefliyor.</p>

<p>Rektör Güngör’ün açıklamasına göre üniversitenin önümüzdeki dönemdeki öncelikleri arasında eğitim ve araştırmada niteliğin daha da yükseltilmesi, uluslararası akademik görünürlüğün güçlendirilmesi ve bilimsel üretimin toplumsal faydaya dönüştürülmesi bulunuyor.</p>

<p>Üniversite yönetimi ayrıca daha güçlü bilimsel üretim, daha yüksek toplumsal katkı ve uluslararası akademik iş birliklerinin geliştirilmesini kalite yolculuğunun sonraki aşamaları arasında gösteriyor.</p>

<p>“TAM AKREDİTASYON” NE ANLAMA GELİYOR?</p>

<p>Burada önemli bir ayrım bulunuyor.</p>

<p>Pamukkale Üniversitesi’nin aldığı YÖKAK Tam Akreditasyonu, üniversitedeki bütün fakülte ve bölümlerin ayrı ayrı program akreditasyonu aldığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Program akreditasyonu ile kurumsal akreditasyon farklı değerlendirme süreçlerini ifade ediyor.</p>

<p>YÖKAK’ın kurumsal akreditasyon yaklaşımında yükseköğretim kurumunun kalite güvence mekanizmaları ve temel faaliyet alanları kurum bütününde değerlendiriliyor.</p>

<p>Dolayısıyla PAÜ açısından açıklanan karar, üniversitenin kurumsal akreditasyon sürecinin “Tam Akreditasyon” kararıyla sonuçlandığını gösteriyor.</p>

<p>PAÜ’DE PROGRAM AKREDİTASYONLARI DA SÜRÜYOR</p>

<p>Pamukkale Üniversitesi’nde kurumsal akreditasyon çalışmalarının yanı sıra program düzeyindeki akreditasyon süreçleri de yürütülüyor.</p>

<p>Üniversitenin Ocak 2026’da yaptığı açıklamaya göre dört meslek yüksekokulundaki yedi program daha Mesleki Eğitim Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (MEDEK) tarafından akreditasyon belgesi almaya hak kazanmıştı.</p>

<p>Bu gelişmeyle PAÜ’de akredite program sayısının 18’e yükseldiği açıklanmıştı.</p>

<p>Kurumsal akreditasyon kararının ise program bazındaki bu akreditasyonlardan ayrı olarak, Pamukkale Üniversitesinin kurum bütünündeki kalite güvence sistemine ilişkin YÖKAK değerlendirmesini ifade ettiği belirtiliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/pamukkale-universitesi-yokaktan-tam-akreditasyon-aldi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0213.jpeg" type="image/jpeg" length="42353"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi Askeri Bölümlerinde Elenen Adaylar Başka Bölüme Yerleşebilir mi? İşte YKS Kuralı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglik-bilimleri-universitesi-askeri-bolumlerinde-elenenler-baska-bolume-yerlesebilir-mi-yks-kilavuzu-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglik-bilimleri-universitesi-askeri-bolumlerinde-elenenler-baska-bolume-yerlesebilir-mi-yks-kilavuzu-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin MSB ve İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına öğrenci alan programlarına yerleşen adaylar için seçim sürecinde elenmek her durumda üniversite hakkının kaybedilmesi anlamına gelmiyor. Sağlık, mülakat, güvenlik soruşturması veya intibak gibi bazı aşamalarda elenen adaylar için ÖSYM üzerinden başka bir programa yerleştirme yolu bulunuyor. Ancak boy-kilo gibi önceden bilinebilen şartlarda önemli bir istisna var.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık raporu, güvenlik soruşturması veya mülakat gibi nedenlerle kaydı yapılamayan adaylar, belirli şartları taşımaları halinde alt tercihlerine yerleştirilebiliyor.</p>

<p>YKS Kılavuzu Hangi Durumları Kapsıyor?</p>

<p>YKS Kılavuzu’nun 4.3 maddesine göre, merkezi yerleştirme ile bir programa yerleşen adayın kayıt yaptıramaması halinde durumun nedeni önem taşıyor.</p>

<p>Tercih aşamasında önceden bilinmesi mümkün olmayan;</p>

<ul>
 <li>Sağlık kurulu raporunun olumsuz çıkması,</li>
 <li>Güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması,</li>
 <li>Arşiv araştırmasının olumsuz olması,</li>
 <li>Mülakatta başarısız olunması,</li>
 <li>İntibak eğitiminin olumsuz sonuçlanması,</li>
 <li>Sonradan tespit edilen bedensel yetersizlikler</li>
</ul>

<p>gibi nedenlerle kaydı yapılamayan adayların durumu ÖSYM tarafından yeniden değerlendiriliyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Askeri Bölümlerinde Elenenler Nasıl Başvuru Yapacak?</p>

<p>Kılavuza göre adayların, kayıt süresinin bitimini takip eden 15 gün içinde gerekli resmi belgeler ve dilekçeyle ÖSYM’ye başvurması gerekiyor.</p>

<p>Başvuru sonrasında adayın tercih listesi yeniden inceleniyor. Puanının yettiği ilk alt tercihe, gerekli şartları sağlaması halinde kontenjan harici yerleştirme yapılabiliyor.</p>

<p>Alt Tercihlere Yerleştirme Nasıl Yapılıyor?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ÖSYM, adayın yerleştiği programdan sonraki tercihlerini tek tek inceliyor. Adayın puanının yeterli olduğu ilk programa yerleştirme işlemi gerçekleştiriliyor. Böylece askeri programa kayıt yaptıramayan adayın yükseköğretim hakkını tamamen kaybetmesinin önüne geçilebiliyor.</p>

<p>Boy ve Kilo Şartını Taşımayanlar Bu Haktan Yararlanamıyor</p>

<p>YKS Kılavuzu önemli bir istisnaya da dikkat çekiyor. Boy, kilo ve benzeri tercih aşamasında aday tarafından bilinebilecek şartları taşımadığı halde tercih yapanlar, alt tercihlere yerleştirme uygulamasından yararlanamıyor.</p>

<p>Bu nedenle Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin MSB ve İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına öğrenci alan programlarını tercih edecek adayların, yalnızca başarı sıralarını değil, başvuru şartlarını da ayrıntılı şekilde incelemeleri öneriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglik-bilimleri-universitesi-askeri-bolumlerinde-elenenler-baska-bolume-yerlesebilir-mi-yks-kilavuzu-acikladi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 15:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0210.jpeg" type="image/jpeg" length="12790"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[D Vitamini ve K2 Birlikte Alınmalı mı? Güncel Kanıtlar Ne Söylüyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/d-vitamini-ve-k2-birlikte-alinmali-mi-guncel-kanitlar-ne-soyluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/d-vitamini-ve-k2-birlikte-alinmali-mi-guncel-kanitlar-ne-soyluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[D vitamini kalsiyum emilimini desteklerken K vitamini kemik ve pıhtılaşma proteinlerinin çalışmasında görev alır. Birlikte kullanılabilirler; ancak herkes için K2 takviyesi gerektiğini gösteren kesin kanıt yok.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>D vitamini ve K vitamini aynı anda alınabilir. İki vitamin arasında bilinen, sağlıklı kişilerde birlikte kullanılmalarını engelleyen doğrudan bir etkileşim bulunmuyor. Ancak son yıllarda yaygınlaşan “D vitamini kullanıyorsanız mutlaka K2 de almalısınız” önerisi, mevcut klinik kanıtların söylediğinden daha kesin bir ifade.</p>

<p>D vitamini bağırsaklardan kalsiyum emilimini artırır ve kemik mineralizasyonunun sürdürülmesine katkıda bulunur. K vitamini ise normal kan pıhtılaşmasında görev yapan proteinlerin yanı sıra osteokalsin gibi kemikle ilişkili bazı proteinlerin etkinleşmesi için gereklidir.</p>

<p>D vitamini ile K vitamini neden birlikte anılıyor?</p>

<p>Bu iki vitaminin birlikte konuşulmasının temelinde kalsiyum metabolizması bulunuyor.</p>

<p>D vitamini, vücudun kalsiyumu bağırsaklardan emmesine yardımcı olur. K vitamini ise kemik dokusunda bulunan osteokalsin ve damar duvarlarında bulunan matrix Gla proteini gibi bazı proteinlerin çalışabilmesi için gereklidir.</p>

<p>Bu biyolojik ilişki, özellikle K2 vitamini içeren takviyelerin D vitaminiyle birlikte kullanılmasının kemik sağlığına ek fayda sağlayabileceği fikrini doğurdu.</p>

<p>Mekanizma bilimsel açıdan makul olsa da bir mekanizmanın varlığı tek başına takviyenin herkeste klinik yarar sağlayacağını göstermez.</p>

<p>D vitamini alırken K2 almak zorunlu mu?</p>

<p>Mevcut veriler sağlıklı bir kişinin yalnızca D vitamini kullandığı için rutin olarak K2 takviyesi almak zorunda olduğunu göstermiyor.</p>

<p>Randomize çalışmaların değerlendirildiği bazı meta-analizlerde D vitamini ile K vitamininin birlikte kullanılmasının bazı kemik mineral yoğunluğu ölçümlerini iyileştirebildiği bildirildi. Bununla birlikte çalışmalar kullanılan K vitamini formu, dozları, katılımcı özellikleri ve tedavi süreleri açısından oldukça farklı.</p>

<p>K2 üzerine yapılan çalışmaların önemli bir bölümü ayrıca osteoporozu bulunan veya menopoz sonrası dönemdeki kadınlar gibi seçilmiş gruplarda gerçekleştirildi. Bu nedenle sonuçları sağlıklı toplumun tamamına doğrudan uygulamak doğru değil.</p>

<p>K2 kemik kırıklarını önlüyor mu?</p>

<p>K2 takviyesinin kemik metabolizması üzerinde biyolojik etkileri gösterilmiş durumda. Özellikle osteokalsinin karboksilasyonu adı verilen süreç üzerinde belirgin etkisi bulunuyor.</p>

<p>Bazı araştırmalarda bel omurgası kemik mineral yoğunluğunda iyileşme rapor edildi. Buna karşılık kırık riskinin gerçekten azalıp azalmadığı konusunda çalışmalar daha tutarsız.</p>

<p>Bu nedenle K2 takviyesini osteoporozun standart tedavilerinin yerine koymak veya yalnızca K2 kullanarak kırıkların önlenebileceğini söylemek mevcut kanıtların ötesine geçer.</p>

<p>K2 damarları kireçlenmeden korur mu?</p>

<p>K2 ile ilgili en çok ilgi çeken iddialardan biri damar kireçlenmesini azaltabileceği yönünde.</p>

<p>Matrix Gla proteini adı verilen K vitaminine bağımlı bir proteinin damar kalsifikasyonunda görev alabileceği biliniyor. Bu nedenle K vitamininin damar duvarında kalsiyum birikimini sınırlayabileceği araştırılıyor.</p>

<p>Randomize kontrollü çalışmaların değerlendirildiği bazı meta-analizler K vitamini takviyesinin belirli damar kalsifikasyonu ölçümlerinde olumlu sonuç verebileceğini düşündürdü. Ancak kronik böbrek hastalığı gibi özel gruplardaki çalışmalar dahil edildiğinde radyolojik kalsifikasyon sonuçlarının her zaman iyileşmediği görülüyor.</p>

<p>K2 takviyesinin kalp krizi veya felci önlediği şeklinde kesin bir klinik sonuç henüz ortaya konmuş değil.</p>

<p>D vitamini herkese yüksek dozda gerekli mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Endocrine Society’nin 2024 klinik kılavuzu, belirli bir eksiklik veya başka tıbbi gereklilik bulunmayan sağlıklı yetişkinlerde önerilen günlük miktarların üzerinde rutin D vitamini kullanımını desteklemiyor.</p>

<p>Genel beslenme referanslarına göre 19–70 yaş arasındaki yetişkinler için günlük D vitamini gereksinimi yaklaşık 600 IU, 70 yaş üzerindekiler için ise 800 IU düzeyindedir.</p>

<p>D vitamini eksikliği bulunan kişilerde tedavi dozları farklı olabilir. Bu dozlar kişinin kan değerleri, yaşı, hastalıkları ve kullanılan ilaçlara göre hekim tarafından belirlenebilir.</p>

<p>Fazla D vitamini zararlı olabilir mi?</p>

<p>D vitamini yağda çözünen bir vitamindir ve çok yüksek dozlarda uzun süre kullanılması toksisiteye yol açabilir.</p>

<p>Aşırı D vitamini kandaki kalsiyumun yükselmesine neden olabilir. Bulantı, kusma, kabızlık, aşırı susama, sık idrara çıkma, kas güçsüzlüğü ve böbrek taşı görülebilir. Ağır vakalarda böbrek hasarı ve kalp ritmi sorunları gelişebilir.</p>

<p>Yetişkinler için günlük tolere edilebilir üst alım düzeyi genel olarak 4.000 IU olarak kabul edilir. Bu sınır, hekim tarafından eksiklik tedavisi amacıyla geçici süre verilen daha yüksek dozlarla karıştırılmamalıdır.</p>

<p>K vitamini ne kadar alınmalı?</p>

<p>Yetişkin erkekler için günlük yeterli K vitamini alımı yaklaşık 120 mikrogram, yetişkin kadınlar için ise yaklaşık 90 mikrogramdır.</p>

<p>Bu değer toplam K vitamini alımını ifade eder. Sağlıklı insanların önemli bir bölümü gereksinimini besinlerden karşılayabilir.</p>

<p>K1 vitamini özellikle ıspanak, pazı, kara lahana, brokoli ve diğer yeşil yapraklı sebzelerde bulunur.</p>

<p>K2 ise çeşitli menaquinonlardan oluşur ve bazı fermente gıdalarda, peynirlerde ve hayvansal ürünlerde değişen miktarlarda bulunabilir.</p>

<p>D3 ile K2 aynı öğünde alınabilir mi?</p>

<p>Her iki vitamin de yağda çözünen vitaminlerdir. Bu nedenle yağ içeren bir öğünle birlikte alınmaları emilim açısından uygun olabilir.</p>

<p>Ancak “D3 ve K2 mutlaka aynı kapsülde veya aynı saatte alınmalıdır” şeklinde kanıtlanmış bir zorunluluk bulunmuyor.</p>

<p>Takviyenin gerekli olup olmadığı, dozu ve kullanım süresi ürünün içeriğinden daha önemlidir.</p>

<p>En önemli uyarı: Warfarin kullananlar</p>

<p>K vitamini özellikle warfarin kullanan kişiler için önem taşır.</p>

<p>Warfarin K vitamininin pıhtılaşma sistemi üzerindeki etkisini hedefleyen bir ilaçtır. K vitamini alımında ani artış veya azalma ilacın etkisini değiştirebilir.</p>

<p>Bu nedenle warfarin kullanan kişiler hekime danışmadan K1 veya K2 takviyesi başlamamalıdır. Amaç çoğu zaman K vitamini içeren gıdaları tamamen bırakmak değil, günlük alımı mümkün olduğunca istikrarlı tutmaktır.</p>

<p>Başka hangi durumlarda dikkat edilmeli?</p>

<p>D vitamini yüksek dozlarda kullanıldığında özellikle bazı tiazid grubu idrar söktürücü ilaçlarla birlikte kandaki kalsiyumun yükselme riskini artırabilir.</p>

<p>Yağ emilimini azaltan bazı ilaçlar ve sindirim sistemi hastalıkları ise hem D hem de K vitaminlerinin emilimini etkileyebilir.</p>

<p>Kronik böbrek hastalığı, paratiroid hastalıkları, hiperkalsemi öyküsü, böbrek taşı veya ciddi emilim bozukluğu bulunan kişilerin yüksek doz takviyeleri kendi kendine başlamaması gerekir.</p>

<p>D vitamini ve K2 konusunda pratik yaklaşım ne olmalı?</p>

<p>D ve K vitaminlerinin vücutta birbirini tamamlayan biyolojik işlevleri vardır. Bu durum, D vitamini alan herkesin otomatik olarak K2 takviyesi kullanması gerektiği anlamına gelmez.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beslenmesi yeterli olan sağlıklı kişiler K vitaminini çoğunlukla gıdalardan karşılayabilir. D vitamini desteğinin gerekliliği ise yaş, beslenme, güneş maruziyeti, mevcut hastalıklar ve eksiklik riski gibi etkenlere göre değişir.</p>

<p>Özellikle yüksek doz D vitamini veya K2 kullanmayı düşünenlerin “daha fazla vitamin daha fazla fayda sağlar” yaklaşımından kaçınması gerekir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Vitamin takviyesinin gerekliliği ve dozu kişiye göre değişebilir. Özellikle warfarin kullananlar K vitamini içeren takviyeleri hekime danışmadan başlatmamalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>National Institutes of Health, Office of Dietary Supplements — Vitamin D Fact Sheet for Health Professionals</p>

<p>National Institutes of Health, Office of Dietary Supplements — Vitamin K Fact Sheet for Health Professionals</p>

<p>Endocrine Society — Vitamin D for the Prevention of Disease: Clinical Practice Guideline, 2024</p>

<p>Kuang X ve arkadaşları — The Combination Effect of Vitamin K and Vitamin D on Human Bone Quality: A Meta-analysis of Randomized Controlled Trials, 2020</p>

<p>Ma ML ve arkadaşları — Efficacy of Vitamin K2 in the Prevention and Treatment of Postmenopausal Osteoporosis: Systematic Review and Meta-analysis, 2022</p>

<p>Li T, Wang Y, Tu WP — Vitamin K Supplementation and Vascular Calcification: Systematic Review and Meta-analysis of Randomized Controlled Trials, 2023</p>

<p>DOI: 10.3389/fnut.2023.1115069 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/d-vitamini-ve-k2-birlikte-alinmali-mi-guncel-kanitlar-ne-soyluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 14:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0207.jpeg" type="image/jpeg" length="87030"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üniversitelerde Akreditasyon Değişiyor mu? Yapay Zekâ Masada]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/universitelerde-akreditasyon-degisiyor-mu-yapay-zeka-masada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/universitelerde-akreditasyon-degisiyor-mu-yapay-zeka-masada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay zekânın yükseköğretimdeki rolü ders ve sınavların ötesine taşınıyor. YÖKAK’ın İstanbul’da düzenleyeceği uluslararası konferansta dijital dönüşüm, yapay zekâ ve kalite güvence sistemleri dünyanın önde gelen yükseköğretim uzmanlarının katılımıyla ele alınacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üniversitelerde yapay zekâ tartışmasının yeni bir aşaması başlıyor.</p>

<p>Bugüne kadar öğrencilerin üretken yapay zekâ kullanımı, akademik etik, sınavlar, ödevler ve yapay zekâ destekli eğitim araçları daha fazla konuşuluyordu.</p>

<p>Şimdi gündeme daha kapsamlı bir soru geliyor:</p>

<p>Yapay zekâ üniversitelerin eğitim kalitesinin değerlendirilmesini ve kalite güvence sistemlerini nasıl değiştirecek?</p>

<p>Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK), 14–15 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek 2. Uluslararası Kalite Güvencesi ve Akreditasyon Konferansı’nın ana temasını “Dijital Dönüşüm Sürecinde Kalite Güvence Sistemleri ve Yapay Zekâ” olarak belirledi.</p>

<p>Konferans, yükseköğretimde yapay zekânın yalnızca bir eğitim aracı olarak değil, kalite güvence sistemlerinin geleceği açısından da tartışılacağı önemli uluslararası buluşmalardan biri olacak.</p>

<p>DÜNYADAN KALİTE VE AKREDİTASYON UZMANLARI İSTANBUL’A GELİYOR</p>

<p>YÖKAK’ın açıklamasına göre konferansa Türkiye’nin yanı sıra farklı ülkelerden yükseköğretim ve kalite güvencesi uzmanları katılacak.</p>

<p>Avrupa Yükseköğretimde Kalite Güvencesi Birliği (ENQA), Avrupa Yükseköğretim Kalite Güvencesi Kayıt Kuruluşu (EQAR) ve ABD Yükseköğretim Akreditasyon Konseyi (CHEA) gibi uluslararası kuruluşların temsilcilerinin de programda yer alması planlanıyor.</p>

<p>Konferansın paydaşları arasında TÜSEB de bulunuyor.</p>

<p>Etkinlikte yapay zekâ, dijital dönüşüm ve yükseköğretimde kalite güvence sistemlerinin geleceği farklı boyutlarıyla değerlendirilecek.</p>

<p>316 BİLDİRİ BAŞVURUSU YAPILDI</p>

<p>YÖKAK’ın verdiği bilgilere göre konferansa 316 bildiri başvurusu gerçekleştirildi.</p>

<p>Bunların 259’u sözlü sunum için kabul edildi.</p>

<p>Etkinliğe 600’ün üzerinde katılımcının gelmesi bekleniyor.</p>

<p>Program kapsamında panellerin yanı sıra iyi uygulama örnekleri ve akademik çalışmalar da paylaşılacak.</p>

<p>YAPAY ZEKÂ SADECE DERSLERİ DEĞİŞTİRMİYOR</p>

<p>Üretken yapay zekânın üniversitelerde yaygınlaşması başlangıçta büyük ölçüde öğrencilerin bu araçları ödevlerde ve akademik çalışmalarda kullanıp kullanamayacağı üzerinden tartışıldı.</p>

<p>Ancak konu giderek daha geniş bir alana yayılıyor.</p>

<p>Yapay zekâ sistemleri öğrenci performansının izlenmesi, eğitim verilerinin analizi, kişiselleştirilmiş öğrenme, geri bildirim sistemleri ve kurumsal performans göstergelerinin değerlendirilmesi gibi alanlarda potansiyel kullanım alanlarına sahip.</p>

<p>Bu gelişme beraberinde yeni soruları da getiriyor.</p>

<p>Bir üniversitenin eğitim kalitesinin değerlendirilmesinde yapay zekâ kullanılabilir mi?</p>

<p>Öğrenci başarısına ilişkin büyük veri setleri yapay zekâyla analiz edilebilir mi?</p>

<p>Eğitim programlarındaki zayıf noktalar algoritmalar tarafından belirlenebilir mi?</p>

<p>Ve belki de en önemlisi, yapay zekânın verdiği bir kalite değerlendirmesinin güvenilir olduğu nasıl doğrulanacak?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TIP FAKÜLTELERİNİ DE YAKINDAN İLGİLENDİRİYOR</p>

<p>Bu tartışma sağlık eğitimi açısından ayrıca önem taşıyor.</p>

<p>Tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve diğer sağlık bilimleri programlarında kalite değerlendirmesi yalnızca ders içeriklerinden oluşmuyor.</p>

<p>Öğrencilerin klinik yeterlilikları, uygulamalı eğitimleri, simülasyon performansları, ölçme ve değerlendirme yöntemleri, hasta güvenliği kültürü ve eğitim çıktıları da kalite güvence sistemlerinin önemli parçaları.</p>

<p>Son yıllarda tıp eğitiminde yapay zekâ destekli sanal hastalar, otomatik geri bildirim sistemleri, dijital simülasyonlar ve yapay zekâ destekli öğrenme araçları giderek daha fazla araştırılıyor.</p>

<p>Bu teknolojilerin müfredata girmesi, gelecekte programların nasıl değerlendirileceği konusunda da yeni standartlara ihtiyaç doğurabilir.</p>

<p>AKREDİTASYONDA YAPAY ZEKÂ DÖNEMİ BAŞLADI MI?</p>

<p>Henüz böyle bir sonuç çıkarmak için erken.</p>

<p>Konferans öncesinde açıklanmış yeni bir ulusal akreditasyon standardı veya üniversiteler açısından bağlayıcı bir yapay zekâ düzenlemesi bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle gelişmeyi “Türkiye’de akreditasyon sistemi değişti” veya “üniversiteler artık yapay zekâyla değerlendirilecek” şeklinde yorumlamak doğru değil.</p>

<p>Şu aşamada önemli olan, yapay zekânın yükseköğretimde kalite güvencesinin geleceğine ilişkin uluslararası tartışmanın ana başlıklarından biri haline gelmesi.</p>

<p>Asıl haber değeri ise konferans tamamlandıktan sonra ortaya çıkabilir.</p>

<p>14–15 Eylül’de yapılacak toplantılarda sunulacak iyi uygulamalar, öneriler ve uluslararası kuruluşların mesajları, Türkiye’de yükseköğretim kalite sistemlerinin geleceğine ilişkin daha somut ipuçları verebilir.</p>

<p>TIBBİYE BÜLTENİ NOTU</p>

<p>Tıp ve sağlık bilimleri eğitimi açısından özellikle üç konu yakından izlenmeli:</p>

<p>Yapay zekâ destekli öğrenci değerlendirmesinin güvenilirliği,</p>

<p>sanal hasta ve simülasyon verilerinin eğitim kalitesinin ölçülmesinde kullanılması,</p>

<p>yapay zekâ çağında tıp fakültelerinin akreditasyon standartlarının nasıl güncelleneceği.</p>

<p>Konferansın ardından bu alanlarda açıklanacak somut öneriler, Türkiye’de tıp eğitimi açısından ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/universitelerde-akreditasyon-degisiyor-mu-yapay-zeka-masada</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 14:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0205.jpeg" type="image/jpeg" length="92610"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ressam ve Akademisyen Prof. Dr. Özdemir Altan Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ressam-ve-akademisyen-prof-dr-ozdemir-altan-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ressam-ve-akademisyen-prof-dr-ozdemir-altan-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çağdaş Türk resminin önemli temsilcilerinden, ressam ve akademisyen Prof. Dr. Özdemir Altan 95 yaşında hayatını kaybetti. Altan, 11 Eylül Cuma günü Bozcaada’da son yolculuğuna uğurlanacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Çağdaş Türk resminin önemli isimlerinden, ressam ve akademisyen Prof. Dr. Özdemir Altan 95 yaşında hayatını kaybetti.</p>

<p>Uzun yıllar akademide görev yapan, sanat üretiminin yanı sıra yetiştirdiği öğrencilerle de Türk sanatına katkıda bulunan Altan’ın vefatının ardından Bozcaada Belediyesi de taziye mesajı yayımladı.</p>

<p>CENAZESİ BOZCAADA’DA TOPRAĞA VERİLECEK</p>

<p>Prof. Dr. Özdemir Altan’ın cenazesi 11 Eylül 2026 Cuma günü Bozcaada’da son yolculuğuna uğurlanacak.</p>

<p>Alaybey Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından Altan’ın cenazesi Bozcaada’da toprağa verilecek.</p>

<p>PROF. DR. ÖZDEMİR ALTAN KİMDİR?</p>

<p>Özdemir Altan, 1931 yılında doğdu. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde eğitim gördü ve Zeki Faik İzer’in öğrencisi olarak 1956 yılında mezun oldu.</p>

<p>Mezuniyetinin ardından sanat çalışmalarını sürdüren Altan, 1962 yılında eğitim aldığı akademiye asistan olarak döndü. Akademik kariyerini aynı kurumda sürdüren Altan; sanatta yeterlik derecesini, doçentlik ve profesörlük unvanlarını burada aldı.</p>

<p>Uzun yıllar öğretim üyeliği yapan Altan, akademik yaşamı boyunca çok sayıda sanatçının yetişmesine katkıda bulundu.</p>

<p>SANAT YAŞAMINDA ÖZGÜN BİR ÇİZGİ</p>

<p>Özdemir Altan, 1960’lı yıllardan itibaren Türkiye’de çağdaş sanatın farklı yönelimleriyle ilişki kuran çalışmalarıyla tanındı. 1963 ve 1965 Paris Bienallerinin de aralarında bulunduğu ulusal ve uluslararası sanat etkinliklerine katıldı.</p>

<p>Resimden kolaja, üç boyutlu çalışmalardan dokuma ve duvar halılarına uzanan farklı üretim biçimleri üzerinde çalışan Altan’ın sanatında zaman içinde farklı dönemler ve anlatım biçimleri öne çıktı.</p>

<p>Sanatçının akademik ve sanatsal yaklaşımında modernizm, avangard sanat, Pop Art ve sonraki çağdaş sanat tartışmaları önemli yer tuttu. Altan, yalnızca eserleriyle değil, sanat eğitimi ve düşüncesi üzerine çalışmalarıyla da farklı kuşaklardan sanatçılar üzerinde etkili oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KISA BİLGİ KARTI</p>

<p>Adı Soyadı: Özdemir Altan<br />
Doğum Yılı: 1931<br />
Mesleği: Ressam ve akademisyen<br />
Eğitim: İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü<br />
Akademik Alanı: Resim<br />
Akademik Unvanı: Profesör<br />
Başlıca Akademik Kurumu: İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi / Mimar Sinan Üniversitesi<br />
Vefat Yaşı: 95<br />
Defin Yeri: Bozcaada</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ressam-ve-akademisyen-prof-dr-ozdemir-altan-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0204.jpeg" type="image/jpeg" length="71905"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TCMB Faiz Kararını Açıkladı: Politika Faizi Yüzde 37’de Sabit Kaldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tcmb-faiz-kararini-acikladi-politika-faizi-yuzde-37de-sabit-kaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tcmb-faiz-kararini-acikladi-politika-faizi-yuzde-37de-sabit-kaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 10 Eylül 2026 tarihli faiz kararı gündemin ilk sırasına yerleşti. İlk bilgilere göre politika faizi yüzde 37 seviyesinde sabit tutuldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TCMB FAİZ KARARINI AÇIKLADI: POLİTİKA FAİZİ YÜZDE 37’DE SABİT KALDI</p>

<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) merakla beklenen faiz kararı açıklandı. Para Politikası Kurulu’nun 10 Eylül 2026 tarihli toplantısının ardından politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit tutulduğu bildirildi.</p>

<p>Böylece Merkez Bankası, politika faizinde değişikliğe gitmeyerek mevcut sıkı para politikası duruşunu sürdürmüş oldu.</p>

<p>POLİTİKA FAİZİ YÜZDE 37</p>

<p>TCMB’nin temel politika aracı olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 37 seviyesinde kaldı.</p>

<p>Merkez Bankası, politika faizini Ocak 2026 toplantısında yüzde 38’den yüzde 37’ye indirmişti. Mart, nisan, haziran ve temmuz toplantılarında ise faiz oranını değiştirmemişti.</p>

<p>10 Eylül toplantısında da faiz oranının yüzde 37’de tutulmasıyla birlikte politika faizinde üst üste sabit tutma kararları devam etmiş oldu.</p>

<p>PİYASALARIN GÖZÜ TCMB’DEYDİ</p>

<p>10 Eylül toplantısı, finans piyasaları açısından haftanın en önemli gündem maddelerinden biri olarak takip ediliyordu. Faiz kararının yanı sıra Merkez Bankası’nın enflasyon görünümü, iç talep ve para politikasının geleceğine ilişkin vereceği mesajlar da yakından izleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TCMB, önceki kararlarında para politikası adımlarının enflasyon gerçekleşmeleri, enflasyonun ana eğilimi ve beklentiler dikkate alınarak toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirleneceğini vurgulamıştı.</p>

<p>TEMMUZ AYINDA DA FAİZ DEĞİŞMEMİŞTİ</p>

<p>Merkez Bankası, 23 Temmuz 2026 tarihindeki bir önceki Para Politikası Kurulu toplantısında da politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutmuştu.</p>

<p>Aynı toplantıda gecelik vadede borç verme faiz oranı yüzde 40, gecelik vadede borçlanma faiz oranı ise yüzde 35,5 seviyesinde bırakılmıştı.</p>

<p>TCMB’nin 2026 yılındaki faiz kararları şöyle gerçekleşti:</p>

<p>22 Ocak: Yüzde 38’den yüzde 37’ye indirildi.<br />
12 Mart: Yüzde 37’de sabit tutuldu.<br />
22 Nisan: Yüzde 37’de sabit tutuldu.<br />
11 Haziran: Yüzde 37’de sabit tutuldu.<br />
23 Temmuz: Yüzde 37’de sabit tutuldu.<br />
10 Eylül: Yüzde 37’de sabit tutuldu.</p>

<p>BİR SONRAKİ FAİZ KARARI NE ZAMAN?</p>

<p>TCMB’nin yayımladığı 2026 Para Politikası Kurulu takvimine göre bir sonraki faiz kararı 22 Ekim 2026 tarihinde açıklanacak. Eylül toplantısının özetinin ise 17 Eylül 2026 tarihinde yayımlanması planlanıyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB)<br />
TCMB Para Politikası Kurulu Toplantı Takvimi<br />
TCMB 23 Temmuz 2026 Faiz Oranlarına İlişkin Basın Duyurusu</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tcmb-faiz-kararini-acikladi-politika-faizi-yuzde-37de-sabit-kaldi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0200.jpeg" type="image/jpeg" length="23972"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Engelli Üniversite Öğrencilerine 9 Ay Karşılıksız Burs]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/engelli-universite-ogrencilerine-9-ay-karsiliksiz-burs</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/engelli-universite-ogrencilerine-9-ay-karsiliksiz-burs" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TESYEV’in 2026-2027 üniversite bursu başvuruları devam ediyor. Engel oranı yüzde 40 ve üzerinde olan, devlet üniversitelerinde örgün ön lisans, lisans veya lisansüstü eğitim gören öğrencilerin yararlanabildiği karşılıksız burs 9 ay boyunca ödeniyor. Başvurular 28 Ekim 2026’ya kadar öğrencilerin kendi üniversitelerindeki burs birimlerine yapılacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Engelli Üniversite Öğrencilerine 9 Ay Karşılıksız Burs</p>

<p>2026-2027 eğitim öğretim döneminde üniversite öğrencilerine yönelik burs başvuruları devam ediyor. Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı (TESYEV), engelli üniversite öğrencileri için yeni dönem burs başvurularını kabul ediyor.</p>

<p>Burs programı devlet üniversitelerinde örgün eğitim gören ve belirlenen koşulları taşıyan engelli öğrencileri kapsıyor.</p>

<p>Başvurular için son tarih 28 Ekim 2026.</p>

<p>TESYEV bursuna kimler başvurabilir?</p>

<p>TESYEV bursuna başvuracak öğrencinin engel durumunun yüzde 40 veya üzerinde olması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması, ailesinin gelir ve mal varlığı açısından maddi desteğe ihtiyaç duyması da temel koşullar arasında.</p>

<p>Başvuru sahibinin 30 yaşın üzerinde veya evli olmaması gerekiyor.</p>

<p>Ayrıca öğrencinin kazanç getiren herhangi bir işte çalışmaması ve gelir sağlayan bir mal varlığının bulunmaması şartı aranıyor.</p>

<p>Hangi üniversite öğrencileri başvurabilir?</p>

<p>TESYEV yükseköğrenim bursu devlet üniversitelerinde öğrenim gören öğrencileri kapsıyor.</p>

<p>Devlet üniversitelerinin fakülte, enstitü, yüksekokul, konservatuvar veya meslek yüksekokullarında ön lisans, lisans veya lisansüstü eğitim gören öğrenciler gerekli diğer koşulları sağlamaları halinde başvurabiliyor.</p>

<p>Öğrencinin örgün eğitim programına devam ediyor olması gerekiyor.</p>

<p>Tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>TESYEV bursunda tıp öğrencilerini dışarıda bırakan bir bölüm sınırlaması bulunmuyor.</p>

<p>Devlet üniversitesinde tıp fakültesinde örgün eğitim gören, yüzde 40 veya üzerinde engel oranına sahip olan ve diğer burs koşullarını sağlayan öğrenciler başvurabilir.</p>

<p>Ancak ara sınıftan başvuru yapan öğrencinin son sınıfta olmaması gerekiyor.</p>

<p>Diş hekimliği ve eczacılık öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Devlet üniversitelerinde diş hekimliği veya eczacılık eğitimi gören öğrenciler de aynı koşullara tabi olarak TESYEV bursuna başvurabilir.</p>

<p>Son sınıfta bulunan ara sınıf başvuru sahiplerine ilişkin kısıtlama bu öğrenciler açısından da dikkate alınmalı.</p>

<p>Hemşirelik ve sağlık bilimleri öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Devlet üniversitelerindeki hemşirelik ve diğer sağlık bilimleri lisans programlarında öğrenim gören öğrenciler için bölüm kaynaklı bir başvuru engeli bulunmuyor.</p>

<p>Öğrencinin yüzde 40 ve üzeri engel oranı dahil TESYEV’in genel burs koşullarını karşılaması gerekiyor.</p>

<p>Vakıf üniversitesi öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Vakıf ve özel üniversitelerde öğrenim gören öğrenciler TESYEV’in bu burs programının dışında tutuluyor.</p>

<p>Öğrencinin yüzde 100 burslu olarak vakıf üniversitesinde öğrenim görmesi de bu durumu değiştirmiyor.</p>

<p>Açık öğretim ve uzaktan eğitim öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Uzaktan eğitim, açık öğretim, dışarıdan eğitim ve yaygın eğitim programlarındaki öğrencilerin başvuruları değerlendirmeye alınmıyor.</p>

<p>Burs geri ödemeli mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>TESYEV bursu karşılıksız olarak veriliyor.</p>

<p>Ancak burs başvurusunda gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunun veya burs almaya engel bir durumun gizlendiğinin belirlenmesi halinde ödenmiş bursların yasal faiziyle geri alınması söz konusu olabiliyor.</p>

<p>Burs kaç ay ödeniyor?</p>

<p>TESYEV bursu her eğitim döneminde ekim ayından haziran ayı sonuna kadar ödeniyor.</p>

<p>Böylece öğrencilere bir eğitim yılında toplam 9 ay burs desteği sağlanıyor.</p>

<p>Temmuz, ağustos ve eylül aylarında burs ödemesi yapılmıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Burs mezuniyete kadar devam edebilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Öğrencinin akademik başarısızlık yaşaması veya maddi durumunun burs ihtiyacını ortadan kaldıracak ölçüde iyileşmesi gibi bursun kesilmesini gerektiren bir durum ortaya çıkmadığı sürece destek mezuniyete kadar devam ettirilebiliyor.</p>

<p>Başka kurumdan burs alanlar başvurabilir mi?</p>

<p>TESYEV bursiyerinin başka bir kurumdan burs almaması gerekiyor.</p>

<p>Bununla birlikte Kredi ve Yurtlar Kurumundan alınan geri ödemeli öğrenim kredisi istisna olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Dolayısıyla KYK öğrenim kredisi almak TESYEV bursuna tek başına engel değil.</p>

<p>Başvuru nereye yapılacak?</p>

<p>TESYEV bursunda en önemli noktalardan biri başvurunun doğrudan Vakfa yapılmaması.</p>

<p>Öğrencinin başvurusunu öğrenim gördüğü üniversitenin bünyesinde bulunan burs komisyonu veya ilgili burs bürosu aracılığıyla yapması gerekiyor.</p>

<p>Doğrudan TESYEV’e yapılan kişisel başvurular geçersiz kabul ediliyor.</p>

<p>Başvuru formu TESYEV’in resmi internet sitesinden veya öğrencinin üniversitesinden temin edilebiliyor.</p>

<p>Hangi belgeler isteniyor?</p>

<p>Üniversiteye yeni kayıt yaptıran öğrencilerden YKS sonuç belgesi ve öğrenci belgesi isteniyor.</p>

<p>Ara sınıf öğrencilerinin ise transkript ve öğrenci belgesini başvurusuna eklemesi gerekiyor.</p>

<p>Bunların yanı sıra vukuatlı nüfus kayıt örneği, yerleşim yeri belgesi, kimlik fotokopisi, fotoğraf, adli sicil kaydı ve engel oranını gösteren devlet hastanesinden alınmış sağlık raporu talep ediliyor.</p>

<p>Ailenin ekonomik durumunun değerlendirilmesi amacıyla anne, baba ve öğrenciye ait taşınmaz ve araç bilgileri ile gelir durumunu gösteren belgeler de isteniyor.</p>

<p>Çalışan anne ve babalar için maaş veya ücret bordrosu, çalışmayanlar için SGK kaydı bulunmadığını gösteren belge, emekliler için emekli aylığını gösteren belge sunulması gerekiyor.</p>

<p>Öğrenim gören kardeş bulunması halinde kardeşin öğrenci belgesi de başvuru dosyasına ekleniyor.</p>

<p>Başvurular nasıl değerlendiriliyor?</p>

<p>TESYEV bursiyer seçiminde yalnızca engel oranını dikkate almıyor.</p>

<p>Ailenin ekonomik durumu, kardeş sayısı, eğitim gören kardeşler, öğrencinin barınma koşulları ve benzeri maddi göstergeler değerlendirmeye dahil ediliyor.</p>

<p>Öğrencinin üniversitesi, sınıfı, üniversiteye giriş puanı, aldığı dersler, notları ve genel not ortalaması gibi akademik göstergeler de bursiyer seçiminde dikkate alınıyor.</p>

<p>Son başvuru 28 Ekim 2026</p>

<p>TESYEV 2026-2027 yükseköğrenim bursuna başvurmak isteyen öğrencilerin başvuru formu ve gerekli belgelerini 28 Ekim 2026 tarihine kadar kendi üniversitelerindeki ilgili burs bürosuna teslim etmesi gerekiyor.</p>

<p>Bölüm sınırlaması bulunmadığından devlet üniversitelerinde öğrenim gören tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve sağlık bilimleri öğrencileri de yüzde 40 ve üzeri engel oranı ve diğer koşulları sağlamaları halinde programa başvurabiliyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı<br />
TESYEV 2026-2027 Yükseköğrenim Öğrencileri Burs Duyurusu<br />
TESYEV Üniversite Başvuru Formu ve Taahhütnamesi<br />
TESYEV Burs Başvuru Koşulları </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/engelli-universite-ogrencilerine-9-ay-karsiliksiz-burs</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 13:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="81257"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SACDD 2026-2027 Bursu: Tıp ve Diş Hekimliği Öğrencilerine 4 Bin TL]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sacdd-2026-2027-bursu-tip-ve-dis-hekimligi-ogrencilerine-4-bin-tl</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sacdd-2026-2027-bursu-tip-ve-dis-hekimligi-ogrencilerine-4-bin-tl" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süreyya Ağaoğlu Çocuk Dostları Derneği’nin 2026-2027 lisans bursu başvuruları devam ediyor. İstanbul, Ankara ve İzmir’deki belirlenen bölümlerde öğrenim gören öğrencilerin başvurabildiği programda aylık 4 bin TL karşılıksız burs, 10 ay boyunca ödenecek. Tıp ve diş hekimliği öğrencilerinin de kapsama alındığı burs için son başvuru tarihi 20 Eylül 2026.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Tıp ve Diş Hekimliği Öğrencilerine Aylık 4 Bin TL Burs</p>

<p>2026-2027 eğitim öğretim yılında üniversite öğrencilerine yönelik burs başvuruları devam ediyor. Sağlık alanındaki öğrencilerin başvurabileceği programlardan biri de Süreyya Ağaoğlu Çocuk Dostları Derneği tarafından yürütülüyor.</p>

<p>Derneğin lisans bursu kapsamında tıp ve diş hekimliği öğrencileri de desteklenecek.</p>

<p>Burs miktarı aylık 4 bin TL olarak açıklandı. Ödemeler ekim 2026 ile temmuz 2027 arasında toplam 10 ay yapılacak.</p>

<p>Böylece bir öğrencinin bir eğitim döneminde alabileceği toplam destek 40 bin TL’ye ulaşacak.</p>

<p>Başvurular için son tarih 20 Eylül 2026.</p>

<p>Kimler başvurabilir?</p>

<p>SACDD lisans bursuna Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrenciler başvurabiliyor.</p>

<p>Öğrencinin İstanbul, Ankara veya İzmir’de bulunan bir devlet üniversitesinde ya da bu üç şehirdeki bir vakıf üniversitesinde yüzde 100 burslu olarak öğrenim görmesi gerekiyor.</p>

<p>Burs yalnızca lisans programlarının 2. ve daha üst sınıflarında öğrenim gören öğrencilere açık.</p>

<p>Hazırlık ve 1. sınıf öğrencileri başvuramıyor.</p>

<p>Tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Tıp, 2026-2027 döneminde SACDD lisans bursuna başvurabilecek bölümler arasında açıkça bulunuyor.</p>

<p>İstanbul, Ankara veya İzmir’deki uygun üniversitelerde tıp fakültesinin 2, 3, 4 veya 5. sınıfında öğrenim gören ve diğer koşulları sağlayan öğrenciler başvurabiliyor.</p>

<p>Ancak tıp fakültesinin 6. sınıfındaki öğrenciler başvuru kapsamının dışında tutuluyor.</p>

<p>Diş hekimliği öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Diş Hekimliği de 2026-2027 döneminde burs verilecek bölümler arasında.</p>

<p>Ancak diş hekimliği fakültesinin 5. sınıfındaki öğrenciler programa başvuramıyor.</p>

<p>Dolayısıyla diğer koşulları karşılayan 2, 3 ve 4. sınıf diş hekimliği öğrencileri burs için değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Eczacılık ve hemşirelik öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>2026-2027 dönemi için yayımlanan lisans bursu bölüm listesinde Eczacılık ve Hemşirelik yer almıyor.</p>

<p>Bu nedenle bu iki bölümdeki öğrenciler SACDD’nin mevcut lisans bursu kapsamında başvuru yapamıyor.</p>

<p>Sağlık alanıyla ilişkili hangi bölümler var?</p>

<p>Tıp ve Diş Hekimliğinin yanı sıra Moleküler Biyoloji ve Genetik, Genetik ve Biyomühendislik ile Moleküler Biyoteknoloji gibi sağlık ve yaşam bilimleriyle ilişkili programlar da 2026-2027 burs kapsamındaki bölümler arasında bulunuyor.</p>

<p>Not ortalaması kaç olmalı?</p>

<p>Burs programında akademik başarı koşulu bulunuyor.</p>

<p>Öğrencinin 2025-2026 akademik yılı sonundaki genel ağırlıklı not ortalamasının 4 üzerinden en az 3,00 olması gerekiyor.</p>

<p>100’lük sistem kullanan üniversitelerde ise alt sınır 76,66.</p>

<p>Bu başarı seviyesinin altında kalan öğrencilerin başvuruları değerlendirmeye alınmıyor.</p>

<p>Vakıf üniversitesi öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet, ancak yüzde 100 burslu olma şartı bulunuyor.</p>

<p>İstanbul, Ankara veya İzmir’deki vakıf üniversitelerinde yüzde 100 burslu öğrenim gören ve açıklanan bölümlerden birinde bulunan öğrenciler diğer koşulları da sağlamaları halinde başvurabiliyor.</p>

<p>Kısmi burslu veya ücretli öğrenciler bu kapsamda değil.</p>

<p>Açık ve uzaktan öğretim öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Açık öğretim ve uzaktan öğretim programlarında öğrenim gören öğrencilerin başvuruları kabul edilmiyor.</p>

<p>Burs geri ödemeli mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Süreyya Ağaoğlu Çocuk Dostları Derneği tarafından verilen burslar karşılıksız.</p>

<p>Bursiyerin mezuniyet sonrasında aldığı burs tutarlarını geri ödemesi gerekmiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Burs ne kadar?</p>

<p>2026-2027 eğitim öğretim yılı için normal lisans bursu aylık 4 bin TL olarak belirlendi.</p>

<p>Burs ödemeleri ekim-temmuz döneminde toplam 10 ay boyunca gerçekleştirilecek.</p>

<p>Ödemeler bursiyerin kendi adına açılmış Ziraat Bankası hesabına her ayın 1’i ile 5’i arasında yapılıyor.</p>

<p>Başarı düzeyi yüksek öğrencilere daha fazla burs</p>

<p>Programda ayrıca Üstün Başarı Lisans Bursu bulunuyor.</p>

<p>Normal lisans bursuna başvuran ve bursiyer olmaya hak kazanan öğrencilerden genel ağırlıklı not ortalaması 4 üzerinden en az 3,80 olanlar Üstün Başarı Lisans Bursundan yararlanabiliyor.</p>

<p>Bu burs için ayrıca başvuru yapılmıyor.</p>

<p>2026-2027 döneminde Üstün Başarı Lisans Bursu aylık 5 bin 250 TL olarak uygulanıyor.</p>

<p>Başvuru nereye yapılacak?</p>

<p>Başvurular yalnızca Süreyya Ağaoğlu Çocuk Dostları Derneği’nin resmi internet sitesindeki Burs Başvuru Sistemi üzerinden çevrim içi olarak yapılıyor.</p>

<p>Posta, kargo, e-posta veya şahsen yapılan başvurular kabul edilmiyor.</p>

<p>Öğrencilerin başvuru sistemindeki formu doldurması ve istenen güncel belgeleri sisteme yüklemesi gerekiyor.</p>

<p>Başvurular nasıl değerlendirilecek?</p>

<p>2026-2027 dönemi burs başvuruları 1-20 Eylül arasında alınıyor.</p>

<p>Başvuruların ön değerlendirmesi 21-30 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek.</p>

<p>Ön değerlendirmeyi geçen adayların mülakatları 3-23 Ekim arasında yapılacak.</p>

<p>Burs sonuçlarının ise 26 Ekim 2026 tarihinde açıklanması planlanıyor.</p>

<p>Son başvuru 20 Eylül</p>

<p>Tıp ve diş hekimliği dahil belirlenen bölümlerde öğrenim gören öğrencilerin SACDD 2026-2027 lisans bursuna başvurmak için 20 Eylül’e kadar işlemlerini tamamlaması gerekiyor.</p>

<p>Aylık 4 bin TL olan burs 10 ay boyunca ödenecek. Akademik başarısı daha yüksek olan ve Üstün Başarı Lisans Bursu kriterlerini karşılayan bursiyerlerde ise aylık destek 5 bin 250 TL’ye çıkabilecek.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sacdd-2026-2027-bursu-tip-ve-dis-hekimligi-ogrencilerine-4-bin-tl</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="53679"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Başınızı Sıkan Bir Bant Gibi Ağrıyorsa Nedeni Bu Olabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/basinizi-sikan-bir-bant-gibi-agriyorsa-nedeni-bu-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/basinizi-sikan-bir-bant-gibi-agriyorsa-nedeni-bu-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gerilim tipi baş ağrısı çoğunlukla iki taraflı, sıkıştırıcı ve hafif-orta şiddette olur. Stres, uyku düzensizliği ve kas hassasiyeti yakınmaları artırabilir; bazı belirtiler ise değerlendirme gerektirir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Gerilim tipi baş ağrısı, başın çevresine sıkı bir bant geçirilmiş gibi hissedilebilen, genellikle baskı veya sıkışma karakterindeki bir baş ağrısıdır. Çoğu kişide ağrı başın iki tarafını etkiler, hafif ya da orta şiddettedir ve merdiven çıkmak veya yürümek gibi günlük fiziksel hareketlerle belirgin biçimde kötüleşmez. (<a href="https://ichd-3.org/2-tension-type-headache/2-2-frequent-episodic-tension-type-headache/?utm_source=chatgpt.com" rel="nofollow">ICHD-3</a>)</p>

<p>Migrenin aksine klasik gerilim tipi baş ağrısında bulantı ve kusma beklenmez. Işık veya sese karşı hassasiyet görülebilir ancak tipik olarak ikisi birden belirgin değildir. Ağrının özellikleri kişiden kişiye değişebildiği için özellikle ilk kez ortaya çıkan veya alışılmış düzeninden farklılaşan baş ağrılarının yalnızca bu belirtilere bakılarak teşhis edilmesi doğru değildir.</p>

<p>Gerilim tipi baş ağrısı nasıl hissedilir?</p>

<p>Uluslararası Baş Ağrısı Bozuklukları Sınıflandırması’na göre tipik özellikler arasında başın iki tarafında ağrı, zonklamadan çok baskı veya sıkışma hissi, hafif-orta şiddet ve günlük fiziksel aktiviteyle belirgin kötüleşmeme bulunur.</p>

<p>Episodik ataklar yaklaşık 30 dakika ile 7 gün arasında sürebilir. Bazı kişilerde alın, şakaklar, ense, kafa derisi veya boyun çevresinde hassasiyet de eşlik edebilir. (<a href="https://ichd-3.org/wp-content/uploads/2018/01/The-International-Classification-of-Headache-Disorders-3rd-Edition-2018?utm_source=chatgpt.com" rel="nofollow">ICHD-3</a>)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gerilim tipi baş ağrısı neden olur?</p>

<p>Gerilim tipi baş ağrısının tek ve kesin bir nedeni gösterilmiş değildir. Güncel sınıflandırmada özellikle baş, boyun ve çevresindeki dokuların ağrı hassasiyeti ile sinir sisteminin ağrıyı işleme biçiminin rol oynayabileceği belirtiliyor. Kronikleşen vakalarda merkezi ağrı mekanizmalarının daha belirgin hale gelebileceği düşünülüyor. (<a href="https://ichd-3.org/2-tension-type-headache/?utm_source=chatgpt.com" rel="nofollow">ICHD-3</a>)</p>

<p>Stres, yetersiz veya düzensiz uyku, uzun süre aynı pozisyonda çalışma, çene sıkma ve baş-boyun kaslarındaki gerginlik bazı kişilerde baş ağrısının ortaya çıkmasıyla ilişkilendirilebilir. Ancak her gerilim tipi baş ağrısını yalnızca “stresten” kaynaklanıyor şeklinde açıklamak doğru değildir.</p>

<p>Gerilim tipi baş ağrısı ile migren arasındaki fark nedir?</p>

<p>Gerilim tipi baş ağrısında ağrı daha çok sıkıştırıcı veya baskı şeklindedir ve sıklıkla iki taraflıdır. Günlük hareketlerle belirgin kötüleşmemesi de ayırt edici özelliklerden biridir.</p>

<p>Migrende ise ağrı daha sık zonklayıcı olabilir, orta veya şiddetli seyredebilir ve fiziksel hareketle artabilir. Bulantı, kusma, belirgin ışık ve ses hassasiyeti de migreni düşündürebilir.</p>

<p>Aynı kişide hem migren hem de gerilim tipi baş ağrısı bulunabileceğinden tekrarlayan baş ağrılarında baş ağrısı günlüğü tutulması tanıyı kolaylaştırabilir. (<a href="https://ichd-3.org/2-tension-type-headache/2-2-frequent-episodic-tension-type-headache/?utm_source=chatgpt.com" rel="nofollow">ICHD-3</a>)</p>

<p>Ne kadar sık görülürse kronik kabul edilir?</p>

<p>Gerilim tipi baş ağrısı görülme sıklığına göre alt gruplara ayrılır.</p>

<p>Ayda 1 günden az ortaya çıkan ataklar seyrek episodik, ayda 1–14 gün görülenler sık episodik gerilim tipi baş ağrısı olarak sınıflandırılabilir.</p>

<p>Baş ağrısının üç aydan uzun süre boyunca ayda 15 gün veya daha fazla görülmesi ise kronik gerilim tipi baş ağrısı kriterlerinden biridir. Kronik formda ağrı saatler veya günler sürebilir, hatta devamlı hale gelebilir. (<a href="https://ichd-3.org/2-tension-type-headache/2-3-chronic-tension-type-headache/?utm_source=chatgpt.com" rel="nofollow">ICHD-3</a>)</p>

<p>Gerilim tipi baş ağrısına ne iyi gelebilir?</p>

<p>Hafif ve seyrek ataklarda dinlenme, uyku düzeninin korunması, düzenli öğünler, yeterli sıvı alınması ve uzun süre sabit pozisyonda kalmaktan kaçınılması bazı kişilerde yararlı olabilir.</p>

<p>Boyun ve omuz bölgesine ılık uygulama, hafif esneme hareketleri ve gevşeme yöntemleri de kas gerginliği eşlik eden kişilerde rahatlama sağlayabilir.</p>

<p>Akut gerilim tipi baş ağrısında parasetamol, aspirin veya nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar bazı yetişkinlerde kullanılabilen seçenekler arasındadır. Hangi ilacın uygun olduğu kişinin diğer hastalıklarına, kullandığı ilaçlara ve yan etki risklerine göre değişir. NICE, gerilim tipi baş ağrısında opioid ağrı kesicilerin kullanılmasını önermiyor. (<a href="https://www.nice.org.uk/guidance/cg150/chapter/recommendations" rel="nofollow">Nice</a>)</p>

<p>Ağrı kesicilerin sık kullanılması neden sorun olabilir?</p>

<p>Baş ağrısı sıklaştıkça ağrı kesici kullanımını artırmak ters etki yaratabilir. Uzun süre çok sık kullanılan akut baş ağrısı ilaçları, “ilaç aşırı kullanım baş ağrısı” olarak adlandırılan ayrı bir soruna yol açabilir.</p>

<p>NICE, parasetamol, aspirin veya nonsteroid antiinflamatuvarların üç ay veya daha uzun süre ayda 15 gün ya da daha fazla kullanılması halinde ilaç aşırı kullanım baş ağrısı olasılığına dikkat edilmesini öneriyor. Triptanlar, opioidler ve bazı kombine ağrı kesiciler için eşik ayda 10 gündür. (<a href="https://www.nice.org.uk/guidance/cg150/chapter/recommendations" rel="nofollow">Nice</a>)</p>

<p>Bu sınırlar kişiye özel ilaç kullanım talimatı değildir. Sık ağrı kesici ihtiyacı oluşuyorsa baş ağrısının nedeni ve koruyucu tedavi gereksinimi hekim tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>Baş ağrısı günlüğü işe yarar mı?</p>

<p>Tekrarlayan baş ağrılarında gün, saat, ağrının süresi, şiddeti, eşlik eden belirtiler ve kullanılan ilaçların kaydedilmesi yararlı olabilir.</p>

<p>Bu kayıtlar migren ile gerilim tipi baş ağrısının ayrılmasına, tetikleyicilerin fark edilmesine ve ilaç kullanım sıklığının görülmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Baş ağrısı giderek sıklaşıyor, günlük yaşamı etkiliyor, karakter değiştiriyor veya düzenli olarak ağrı kesici kullanma ihtiyacı doğuruyorsa tıbbi değerlendirme uygun olur.</p>

<p>Özellikle ani başlayan ve saniyeler-dakikalar içinde çok şiddetlenen baş ağrısı; konuşma bozukluğu, kol veya bacakta güçsüzlük ya da uyuşma, bilinç değişikliği, yeni görme problemi veya ciddi nörolojik belirtilerle birlikteyse acil değerlendirme gerekir.</p>

<p>Baş travması sonrasında başlayan, ateş ve belirgin genel durum bozukluğuyla seyreden veya kişinin daha önce yaşadığı baş ağrılarından belirgin biçimde farklı olan ağrılar da değerlendirilmelidir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel sağlık bilgisi verir ve kişisel tanı ya da tedavinin yerini tutmaz. Tekrarlayan, giderek artan veya alışılmışın dışında seyreden baş ağrılarında sağlık profesyoneline başvurun. İlaçları hekime danışmadan sıklaştırmayın veya tedavinizi değiştirmeyin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>International Headache Society — International Classification of Headache Disorders, 3rd Edition, 2018</p>

<p>National Institute for Health and Care Excellence — Headaches in over 12s: diagnosis and management</p>

<p>WebMD — Tension Headaches: Causes and Relief, tıbbi değerlendirme güncellemesi 2024</p>

<p>Xie R ve ark. — Episodik gerilim tipi baş ağrısında basit analjeziklerin etkinliği ve güvenliği üzerine ağ meta-analizi, 2024. DOI: 10.1080/07853890.2024.2357235</p>

<p>Qin L ve ark. — Gerilim tipi baş ağrısında tamamlayıcı tedaviler üzerine sistematik derleme ve ağ meta-analizi, 2024. DOI: 10.1007/s40122-024-00600-x </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/basinizi-sikan-bir-bant-gibi-agriyorsa-nedeni-bu-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0198.jpeg" type="image/jpeg" length="24195"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı AK Parti’ye mi Geçiyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foca-belediye-baskani-saniye-bora-fici-ak-partiye-mi-geciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foca-belediye-baskani-saniye-bora-fici-ak-partiye-mi-geciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı’nın AK Parti’ye katılacağı iddiası İzmir siyasetinin gündemine oturdu. AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, Fıçı ile görüşmeler bulunduğunu doğrularken 10 Eylül için katılım iddiasına ilişkin dikkat çeken bir açıklama yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>FOÇA BELEDİYE BAŞKANI SANİYE BORA FIÇI AK PARTİ’YE Mİ GEÇİYOR?</p>

<p>Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı’nın AK Parti’ye katılacağı iddiası İzmir siyasetinin en çok konuşulan başlıklarından biri haline geldi.</p>

<p>Gazeteci İsmail Saymaz tarafından gündeme getirilen iddianın ardından gözler hem Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı’ya hem de AK Parti cephesinden yapılacak açıklamalara çevrildi.</p>

<p>AK PARTİ CEPHESİNDEN GÖRÜŞME AÇIKLAMASI</p>

<p>Fıçı’nın AK Parti’ye katılacağı yönündeki iddialar kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, AK Parti cephesinden yapılan açıklamalar da siyasi kulisleri hareketlendirdi.</p>

<p>Fıçı ile görüşmeler gerçekleştirildiğinin ifade edilmesi, olası parti değişikliğine ilişkin tartışmaları daha da güçlendirdi. Ancak haberin hazırlandığı saat itibarıyla Saniye Bora Fıçı’nın AK Parti’ye resmen katıldığına ilişkin kesinleşmiş bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle Fıçı’nın siyasi geleceğine ilişkin gözler taraflardan gelecek resmi açıklamalara çevrilmiş durumda.</p>

<p>SANİYE BORA FIÇI KİMDİR?</p>

<p>Siyasi gündemin merkezine yerleşen Saniye Bora Fıçı’nın hayatı ve kariyeri de merak edilmeye başlandı.</p>

<p>Saniye Bora Fıçı, 1967 yılında İzmir’in Foça ilçesinde dünyaya geldi. Eğitim hayatına Foça’da başlayan Fıçı, daha sonra Menemen Kız Meslek Lisesi’nde öğrenim gördü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışma hayatına 1987 yılında Halk Eğitim Merkezi’nde başladı. Fıçı, 2000 yılında özel eğitim ve rehabilitasyon alanında faaliyet gösteren kendi merkezini kurdu.</p>

<p>İZMİR TİCARET ODASI’NDA GÖREV YAPTI</p>

<p>İş dünyası ve sivil toplum çalışmalarında da yer alan Saniye Bora Fıçı, 2009 yılında İzmir Ticaret Odası Meclis Üyeliği’ne seçildi.</p>

<p>Fıçı ayrıca İzmir Ekonomi Üniversitesi Mütevelli Heyeti’nde de görev aldı.</p>

<p>SİYASETE 2004 YILINDA CHP’DE BAŞLADI</p>

<p>Saniye Bora Fıçı’nın CHP’deki siyasi geçmişi yaklaşık 20 yıl öncesine uzanıyor.</p>

<p>2004 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’ne katılan Fıçı, partinin farklı kademelerinde görev aldı. 2020-2023 yılları arasında CHP İzmir İl Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü.</p>

<p>2024’TE FOÇA BELEDİYE BAŞKANI SEÇİLDİ</p>

<p>31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde CHP tarafından Foça Belediye Başkanlığına aday gösterilen Saniye Bora Fıçı, seçimi 10 bin 193 oy ve yüzde 49,60 oy oranıyla birinci sırada tamamlayarak Foça Belediye Başkanı seçildi.</p>

<p>Böylece uzun yıllar CHP teşkilatında görev yapan Fıçı, siyasi kariyerini belediye başkanlığına taşıdı.</p>

<p>SANİYE BORA FIÇI KAÇ YAŞINDA, NERELİ?</p>

<p>1967 yılında Foça’da doğan Saniye Bora Fıçı, 2026 yılı itibarıyla doğum gününe bağlı olarak 58 veya 59 yaşındadır.</p>

<p>Fıçı evli ve iki çocuk annesidir.</p>

<p>GÖZLER ŞİMDİ VERECEĞİ KARARDA</p>

<p>Fıçı’nın uzun yıllara dayanan CHP geçmişi, olası parti değişikliğine ilişkin haberlerin İzmir siyasetinde daha fazla dikkat çekmesine neden oluyor.</p>

<p>AK Parti ile görüşmeler yapıldığı yönündeki açıklamaların ardından bundan sonraki süreçte Fıçı’nın CHP’de devam edip etmeyeceği ve AK Parti’ye katılıp katılmayacağı merak ediliyor.</p>

<p>Haberin hazırlandığı saat itibarıyla parti değişikliğinin kesinleştiğini gösteren resmi bir açıklama bulunmuyor. Yeni bir açıklama yapılması halinde siyasi tablonun netleşmesi bekleniyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foca-belediye-baskani-saniye-bora-fici-ak-partiye-mi-geciyor</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0196.jpeg" type="image/jpeg" length="54198"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ordu Üniversitesi Öğrencisi Derya Erol Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ordu-universitesi-ogrencisi-derya-erol-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ordu-universitesi-ogrencisi-derya-erol-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ordu Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu öğrencisi Derya Erol’un hayatını kaybettiği bildirildi. Genç öğrencinin kesin ölüm nedenine ilişkin resmi sonuç henüz açıklanmadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ordu Üniversitesi Öğrencisi Derya Erol Hayatını Kaybetti</p>

<p>Ordu Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu öğrencisi Derya Erol’dan acı haber geldi. Genç yaşta hayatını kaybeden Erol’un vefatı ailesi, yakınları, arkadaşları ve üniversite camiasında büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Amasya’nın Merzifon ilçesinde ikamet eden Derya Erol’un Gümüşhacıköy ilçesine bağlı Dumanlı Köyü’nden olduğu öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Derya Erol son yolculuğuna uğurlandı</p>

<p>Derya Erol’un cenazesi Merzifon Devlet Hastanesi’nden alınarak Gümüşhacıköy’e bağlı Dumanlı Köyü’ne götürüldü. Genç öğrenci, öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası Dumanlı Köyü’nde son yolculuğuna uğurlandı.</p>

<p>Genç öğrencinin vefatı üzüntü yarattı</p>

<p>Eğitim hayatını Ordu Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu’nda sürdüren Derya Erol’un genç yaşta hayatını kaybetmesi sevenlerini yasa boğdu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ordu-universitesi-ogrencisi-derya-erol-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0193.jpeg" type="image/jpeg" length="20911"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gece Sık Tuvalete Kalkıyorsanız: Her Zaman Fazla Su İçmekten Olmayabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gece-tuvalete-kalkiyorsaniz-her-zaman-fazla-su-icmekten-olmayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gece-tuvalete-kalkiyorsaniz-her-zaman-fazla-su-icmekten-olmayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gece idrara çıkmak yaşla birlikte daha sık görülebilir. Ancak uykuyu sürekli bölen noktürinin arkasında sıvı tüketiminden diyabete, prostat ve mesane sorunlarından uyku apnesine kadar farklı nedenler bulunabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>GECE TUVALETE KALKMAK NORMAL Mİ?</p>

<p>Gece uykudan uyanıp idrar yapma ihtiyacına tıpta “noktüri” denir. Gece bir kez tuvalete kalkmak yetişkinlerde görülebilir ve yaş ilerledikçe gece idrara çıkma sıklığı artabilir. Oxford Health NHS, yetişkinlerde gece bir kez idrara çıkmanın normal olabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Ancak kişinin gece tekrar tekrar uyanması, uykusunun belirgin şekilde bölünmesi veya daha önce olmayan gece idrara çıkma ihtiyacının ortaya çıkması araştırılmaya değer olabilir. Çünkü noktüri tek bir hastalık değildir ve yalnızca “fazla su içmek” veya erkeklerde “prostat” ile açıklanamaz.</p>

<p>NOKTÜRİ NEDİR?</p>

<p>Noktüri, kişinin gece uyuduktan sonra idrar yapmak için uyanmasını ifade eder.</p>

<p>Burada önemli bir ayrıntı var: Bazen kişiyi uyandıran mesane değildir. Ağrı, stres, insomnia veya başka bir uyku sorunu nedeniyle uyanan kişi, zaten uyanmışken tuvalete gidebilir. Bu durum gerçek nedeni anlamayı zorlaştırabilir.</p>

<p>Noktürinin değerlendirilmesinde bu nedenle yalnızca “gecede kaç kez tuvalete gidiyorsunuz?” sorusu yeterli olmayabilir.</p>

<p>GECE KAÇ KEZ TUVALETE KALKMAK NORMAL?</p>

<p>Herkes için geçerli kesin bir sayı vermek doğru değildir. Yaş, uyku süresi, sıvı tüketimi, kullanılan ilaçlar ve kişinin sağlık durumu gece idrar sıklığını etkiler.</p>

<p>Oxford Health NHS'nin hasta bilgilendirmesine göre yetişkinlerde gece bir kez idrara çıkmak normal kabul edilebilir ve bu sayı yaşla birlikte artabilir. İleri yaşlarda gecede birden fazla kez idrara çıkma daha sık görülür.</p>

<p>Bununla birlikte “normal” değerlendirmesinde sayı kadar kişinin yaşam kalitesi önemlidir. Gece idrara çıkma uykuyu sürekli bölüyor, gündüz yorgunluğuna yol açıyor veya giderek sıklaşıyorsa değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>YATMADAN ÖNCE İÇTİKLERİNİZ ETKİLEYEBİLİR</p>

<p>En basit nedenlerden biri akşam saatlerinde fazla sıvı tüketmektir.</p>

<p>Özellikle yatmaya yakın dönemde çok miktarda sıvı alınması gece üretilen idrar miktarını artırabilir. Kafeinli ve alkollü içecekler de bazı kişilerde sorunu ağırlaştırabilir.</p>

<p>Ancak noktürisi olan herkesin sıvıyı aşırı kısıtlaması doğru değildir. Günlük sıvı ihtiyacı kişiye, sağlık durumuna, kullanılan ilaçlara ve çevresel koşullara göre değişebilir.</p>

<p>GECE VÜCUT DAHA FAZLA İDRAR ÜRETİYOR OLABİLİR</p>

<p>Bazı kişilerde sorun mesanenin kapasitesinden çok gece boyunca üretilen idrar miktarıdır. Buna “gece poliürisi” veya “noktürnal poliüri” denir.</p>

<p>Yaşla birlikte idrar üretiminin gece-gündüz dağılımında değişiklikler görülebilir.</p>

<p>Gün içinde ayak ve bacaklarda biriken sıvının kişi uzandığında dolaşıma geri dönmesi de böbreklerin gece daha fazla idrar üretmesine katkıda bulunabilir. Özellikle bacak veya ayak bileklerinde şişlik bulunan kişilerde bu durum değerlendirmede önem kazanır.</p>

<p>DİYABET GECE İDRARA ÇIKMAYI ARTIRABİLİR</p>

<p>Sık idrara çıkma diyabetin bilinen belirtilerinden biridir.</p>

<p>ABD Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü; artmış idrara çıkma, aşırı susama, açlık, bulanık görme, yorgunluk ve sık enfeksiyonları diyabette görülebilen belirtiler arasında sıralıyor.</p>

<p>Kan şekeri yüksek olduğunda idrar miktarı artabilir. Diyabet ayrıca zaman içinde idrar yollarını kontrol eden sinirleri etkileyerek mesane sorunlarına katkıda bulunabilir.</p>

<p>Gece idrara çıkmanın yanında belirgin susama, gündüz de sık idrara çıkma, açıklanamayan kilo kaybı veya bulanık görme gibi yakınmalar varsa kan şekeri açısından değerlendirme uygun olabilir.</p>

<p>Bu belirtilerin bulunması tek başına diyabet tanısı anlamına gelmez.</p>

<p>ERKEKLERDE HER ŞEY PROSTAT DEĞİL</p>

<p>Prostat bezinin iyi huylu büyümesi erkeklerde alt idrar yolu belirtilerinin önemli nedenlerinden biridir.</p>

<p>Büyüyen prostat idrar kanalına baskı yaparak mesanenin tam boşalmasını zorlaştırabilir. Gece ve gündüz sık idrara çıkmanın yanında idrar akımında zayıflama, idrara başlamada güçlük, kesik kesik idrar yapma, tam boşaltamama hissi veya idrar sonrasında damlama görülebilir.</p>

<p>Ancak gece tuvalete kalkan her erkekte neden prostat değildir. Gece fazla idrar üretimi, diyabet, aşırı aktif mesane, uyku bozuklukları ve kullanılan bazı ilaçlar da değerlendirilmelidir.</p>

<p>AŞIRI AKTİF MESANE DE GECE UYANDIRABİLİR</p>

<p>Aşırı aktif mesanede kişi aniden ve güçlü biçimde idrar yapma ihtiyacı hissedebilir.</p>

<p>Gündüz sık idrara çıkma, ani sıkışma, bazen idrar kaçırma ve geceleri idrar yapmak için uyanma birlikte görülebilir.</p>

<p>Kingston and Richmond NHS Foundation Trust'ın Ağustos 2026'da güncellenen hasta bilgilendirmesinde de gece birden fazla kez idrara çıkma aşırı aktif mesanenin görülebilen belirtileri arasında yer alıyor.</p>

<p>İDRAR YOLU ENFEKSİYONU NASIL AYIRT EDİLEBİLİR?</p>

<p>İdrar yolu enfeksiyonları mesaneyi irrite ederek daha sık idrara çıkma ihtiyacına neden olabilir.</p>

<p>Sık idrara çıkmanın yanında idrar yaparken yanma veya ağrı, ani sıkışma ve alt karın bölgesinde rahatsızlık gibi belirtiler bulunabilir.</p>

<p>Ateş, titreme veya sırt-yan bölgesinde ağrı gibi belirtilerin eşlik etmesi daha hızlı tıbbi değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>UYKU APNESİ İLE GECE İDRARA ÇIKMA ARASINDA BAĞLANTI VAR</p>

<p>Gece sık idrara çıkmanın daha az bilinen nedenlerinden biri uyku bozukluklarıdır.</p>

<p>Urology Care Foundation, insomnia ve uyku apnesini noktüriyle ilişkili olabilecek durumlar arasında gösteriyor.</p>

<p>Özellikle yüksek sesle horlama, uykuda nefesin durduğunun fark edilmesi, boğulur gibi uyanma, sabah baş ağrısı veya gündüz aşırı uykululuk gibi yakınmalar da varsa uyku kalitesinin değerlendirilmesi gerekebilir.</p>

<p>Bazı kişilerde ise süreç ters yönde işler: Kişi insomnia, ağrı veya başka bir nedenle uyanır ve uyanmışken mesanesini boşaltır. Bu nedenle “tuvalet ihtiyacı mı uyandırdı, yoksa uyandıktan sonra mı tuvalete gidildi?” sorusu değerlendirmede yararlı olabilir.</p>

<p>KULLANILAN İLAÇLAR DA ÖNEMLİ</p>

<p>Bazı ilaçlar idrar üretimini veya mesane işlevlerini etkileyebilir.</p>

<p>Özellikle “idrar söktürücü” olarak bilinen diüretik ilaçların kullanım zamanı gece idrara çıkmayı etkileyebilir. Bununla birlikte reçeteli ilaçların saatini veya dozunu kişi kendi başına değiştirmemelidir.</p>

<p>Noktürinin bir ilaca başladıktan sonra ortaya çıktığı düşünülüyorsa hekime veya eczacıya danışılması uygun olur.</p>

<p>MESANE GÜNLÜĞÜ NEDEN İŞE YARAYABİLİR?</p>

<p>Noktürinin nedenini araştırırken basit ama yararlı araçlardan biri mesane günlüğüdür.</p>

<p>Birkaç gün boyunca ne zaman ve ne kadar sıvı tüketildiği, idrara çıkma zamanları ve mümkünse idrar miktarlarının kaydedilmesi; sorunun gece fazla idrar üretiminden mi, küçük mesane kapasitesinden mi veya başka bir örüntüden mi kaynaklanabileceği konusunda sağlık profesyoneline bilgi sağlayabilir.</p>

<p>Değerlendirmede kişinin diğer idrar yakınmaları, kullandığı ilaçlar, sıvı tüketimi, uyku düzeni ve mevcut hastalıkları da sorgulanabilir. Gerektiğinde idrar testi, mesanenin boşalmasının değerlendirilmesi veya olası nedene yönelik başka tetkikler yapılabilir.</p>

<p>GECE TUVALETE KALKMAYI AZALTMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?</p>

<p>Nedene göre yaklaşım değişir. Bazı kişilerde akşam saatlerinde aşırı sıvı tüketiminden kaçınmak ve yatmaya yakın kafein veya alkol tüketimini azaltmak yardımcı olabilir.</p>

<p>Gün içinde bacaklarda şişlik oluşuyorsa bunun nedeninin değerlendirilmesi gerekir. Bazı hastalarda bacakların gün içinde uygun şekilde yükseltilmesi gibi önlemler gece sıvı hareketini azaltmaya yardımcı olabilir; ancak belirgin veya yeni başlayan bacak şişliği tıbbi değerlendirme gerektirir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sıvıyı gelişigüzel ve aşırı biçimde azaltmak doğru değildir. Özellikle böbrek, kalp veya başka kronik hastalıkları bulunan kişiler sıvı tüketimlerini sağlık profesyonelinin önerilerine göre düzenlemelidir.</p>

<p>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI?</p>

<p>Gece idrara çıkma yeni başladıysa, giderek sıklaşıyorsa, uykuyu ciddi biçimde bozuyorsa veya gündüz yaşamını etkiliyorsa değerlendirme uygun olur.</p>

<p>İdrarda kan görülmesi, idrar yaparken belirgin ağrı veya yanma, idrarı yapamama, ateş, yan-sırt ağrısı, aşırı susama veya açıklanamayan kilo kaybı gibi başka belirtilerin bulunması da altta yatan nedenin araştırılmasını gerektirir.</p>

<p>Özellikle idrar yapamama, ciddi genel durum bozukluğu veya hızla kötüleşen belirtilerde gecikmeden tıbbi yardım alınmalıdır.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır ve kişisel tanı veya tedavinin yerine geçmez. Gece idrara çıkma sıklaşıyor veya başka belirtiler eşlik ediyorsa sağlık profesyoneline başvurun. İlaçlarınızın dozunu veya kullanım saatini hekime danışmadan değiştirmeyin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Urology Care Foundation — Nocturia: Symptoms, Diagnosis &amp; Treatment</p>

<p>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases — Symptoms &amp; Causes of Diabetes</p>

<p>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases — Diabetes, Sexual &amp; Bladder Problems</p>

<p>Oxford Health NHS Foundation Trust — Understanding Nocturia, 2025</p>

<p>Kingston and Richmond NHS Foundation Trust — Treatments for Overactive Bladder, 2026</p>

<p>University Hospitals Sussex NHS Foundation Trust — Lower Urinary Tract Symptoms</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gece-tuvalete-kalkiyorsaniz-her-zaman-fazla-su-icmekten-olmayabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0194.jpeg" type="image/jpeg" length="59616"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Saç Dökülmesi, Yorgunluk ve Kırılan Tırnaklar: Olası Nedenler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sac-dokulmesi-yorgunluk-ve-kirilan-tirnaklar-olasi-nedenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sac-dokulmesi-yorgunluk-ve-kirilan-tirnaklar-olasi-nedenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Saç dökülmesi, sürekli yorgunluk ve kırılgan tırnaklar bazen aynı dönemde görülebilir. Demir eksikliği ve tiroit sorunları olası nedenler arasındadır; ancak tek açıklama bunlar değildir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Saç dökülmesi, yorgunluk ve tırnakların kolay kırılması aynı dönemde ortaya çıktığında akla vitamin veya mineral eksiklikleri gelebilir. Özellikle demir eksikliği bu tabloya katkıda bulunabilir; tiroit hastalıkları da yorgunluk ve saçlarda incelmeyle seyredebilir. Ancak bu belirtilerin üçü de tek başına belirli bir hastalığın tanısını koydurmaz.</p>

<p>Saç dökülmesinin genetik yatkınlıktan hormonal değişikliklere, hastalık veya ameliyat sonrası geçici dökülmeden bazı besin öğelerinin yetersizliğine kadar çok sayıda nedeni vardır. Bu nedenle yalnızca belirtilere bakıp demir, B12, biotin veya başka bir takviyeye başlamak yerine nedenin belirlenmesi daha doğru bir yaklaşımdır.</p>

<p>DEMİR EKSİKLİĞİ YORGUNLUĞA NEDEN OLABİLİR</p>

<p>Demir, hemoglobinin yapımı için gereklidir. Demir depolarının azalması ilerlediğinde demir eksikliği anemisi gelişebilir ve kanın dokulara oksijen taşıma kapasitesi etkilenebilir.</p>

<p>ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri Besin Takviyeleri Ofisi, demir eksikliği anemisinin yorgunluk, güçsüzlük, enerji azalması ve konsantrasyon sorunlarıyla seyredebildiğini belirtiyor.</p>

<p>Demir eksikliğinde tırnaklarda incelme, kırılganlık veya bazı vakalarda kaşık biçimini alan tırnak değişiklikleri de görülebilir.</p>

<p>Özellikle yoğun adet görenler, gebeler, sık kan bağışlayanlar ve demirin emilimini etkileyen bazı sindirim sistemi hastalıkları bulunan kişiler demir eksikliği açısından daha yüksek risk taşıyabilir.</p>

<p>SAÇ DÖKÜLMESİ DE DEMİR EKSİKLİĞİYLE İLİŞKİLİ OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Olabilir; ancak her saç dökülmesinin nedeni demir eksikliği değildir.</p>

<p>Amerikan Dermatoloji Akademisi, demir, protein veya çinko gibi bazı besin öğelerinin yetersiz alınmasının belirgin saç kaybına katkıda bulunabileceğini bildiriyor. Saç dökülmesinin altında bir hastalık, besin eksikliği, hormonal dengesizlik veya enfeksiyon şüphesi varsa değerlendirmede kan testlerinden yararlanılabiliyor.</p>

<p>Buradaki ayrım önemli: Saç dökülmesi yaşayan herkese demir takviyesi verilmesi gerektiği anlamına gelmez.</p>

<p>Demir eksikliği saptanırsa yalnızca eksikliğin giderilmesi değil, neden geliştiğinin belirlenmesi de gerekir. Kan kaybı, yetersiz alım veya emilim bozuklukları olası nedenler arasındadır.</p>

<p>TİROİT SAÇLARI VE ENERJİYİ ETKİLEYEBİLİR</p>

<p>Tiroid bezinin yeterince hormon üretemediği hipotiroidide yorgunluk sık görülen belirtilerden biridir. Kuru cilt ve kuru ya da incelen saçlar da tabloya eşlik edebilir.</p>

<p>Kilo alma, soğuğa tahammülsüzlük, kabızlık, kas ve eklem ağrıları, adet düzensizlikleri ve kalp hızında yavaşlama gibi başka belirtiler de görülebilir.</p>

<p>Ancak yorgunluk veya saçlarda incelme tek başına tiroit hastalığı olduğu anlamına gelmez. ABD Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü de hipotiroidi tanısının yalnızca belirtilere dayanamayacağını; tanıda tıbbi öykü, muayene ve kan testlerinin kullanıldığını belirtiyor.</p>

<p>B12 EKSİKLİĞİ YORGUNLUK YAPABİLİR</p>

<p>Vitamin B12, sağlıklı kan ve sinir hücreleri için gereklidir. Eksikliği megaloblastik anemiye yol açabilir ve yorgunluk ile güçsüzlük görülebilir.</p>

<p>B12 eksikliğinde ayrıca solukluk, çarpıntı, iştah kaybı ve bazı kişilerde ellerde veya ayaklarda uyuşma-karıncalanma gibi nörolojik belirtiler ortaya çıkabilir.</p>

<p>B12 eksikliği bu nedenle özellikle yorgunluk açısından değerlendirmeye girebilir. Ancak saç dökülmesi ve kırılgan tırnakların birlikte bulunmasını otomatik olarak B12 eksikliğine bağlamak bilimsel açıdan doğru değildir.</p>

<p>FOLAT EKSİKLİĞİNDE DE HALSİZLİK GÖRÜLEBİLİR</p>

<p>Folat eksikliği de megaloblastik anemiye yol açabilir. Halsizlik, yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, baş ağrısı, çarpıntı ve nefes darlığı görülebilen belirtiler arasındadır.</p>

<p>Folat eksikliği tek başına sık görülmeyebilir ve yetersiz beslenme veya emilim sorunları gibi durumlarda başka besin öğesi eksiklikleriyle birlikte bulunabilir.</p>

<p>SAÇ DÖKÜLMESİNİN ÇOK SAYIDA BAŞKA NEDENİ VAR</p>

<p>Saç kaybını yalnızca vitamin eksikliklerine indirgemek en sık yapılan hatalardan biridir.</p>

<p>Kalıtsal saç dökülmesi, alopesi areata, bazı tiroit hastalıkları, doğum sonrası hormonal değişiklikler, ciddi hastalık veya ameliyat sonrası gelişen telogen effluvium, hızlı kilo kaybı, bazı ilaçlar ve saçı sürekli geren saç modelleri farklı saç kaybı tiplerine yol açabilir.</p>

<p>Hızlı ve belirgin kilo kaybı veya çok düşük kalorili beslenme de saç dökülmesini tetikleyebilir.</p>

<p>TIRNAKLAR NEDEN KIRILIR?</p>

<p>Kırılgan tırnakların da tek bir nedeni yoktur.</p>

<p>Tırnağın sık ıslanıp kuruması, temizlik kimyasalları, travma, yaşla ortaya çıkan değişiklikler ve bazı cilt hastalıkları tırnak yapısını etkileyebilir. Demir eksikliği gibi sistemik nedenler de değerlendirmede dikkate alınabilir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca tırnakların kırılmasına bakarak vitamin veya mineral eksikliği tanısı konulamaz.</p>

<p>SAÇ İÇİN BİOTİN KULLANMAK DOĞRU MU?</p>

<p>Saç ve tırnak ürünlerinin önemli bir bölümü biotin içerir. Ancak saç dökülmesi yaşayan herkesin biotin eksikliği olduğu düşünülmemelidir.</p>

<p>Amerikan Dermatoloji Akademisi, biotin, demir veya çinko gibi takviyelerin eksiklik saptandığında kullanılmasını öneriyor. Gereksiz takviye kullanımı fayda sağlamayabileceği gibi bazı besin öğelerinin aşırı alınması zarar verebilir.</p>

<p>Ayrıca yüksek doz biotin bazı laboratuvar testlerinin sonuçlarını etkileyebilir. Kullanılan takviyelerin kan testi öncesinde sağlık profesyoneline bildirilmesi gerekir.</p>

<p>HANGİ TESTLER İSTENEBİLİR?</p>

<p>Saç dökülmesi, yorgunluk ve tırnak değişiklikleri için herkese uygulanacak tek bir kan testi paketi yoktur.</p>

<p>Hekim belirtilerin süresi, saç dökülmesinin tipi, beslenme alışkanlıkları, kullanılan ilaçlar, adet kanamaları, yakın zamanda geçirilen hastalıklar, gebelik veya doğum öyküsü ve kilo değişiklikleri gibi bilgileri değerlendirir.</p>

<p>Kişinin öyküsüne göre tam kan sayımı, demir durumunu değerlendiren testler, tiroit fonksiyon testleri veya B12 ve folat gibi besin öğelerine yönelik incelemeler gündeme gelebilir.</p>

<p>Her testi herkese istemek yerine olası nedene göre inceleme yapılması daha anlamlıdır.</p>

<p>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI?</p>

<p>Saç dökülmesi aniden başladıysa, belirgin biçimde arttıysa, bölgesel saçsız alanlar oluşuyorsa veya saçlı deride ağrı, kızarıklık, kabuklanma gibi değişiklikler varsa dermatolojik değerlendirme uygun olur.</p>

<p>Yorgunluğun haftalarca sürmesi, günlük yaşamı belirgin şekilde etkilemesi veya nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi, açıklanamayan kilo değişimi, yoğun adet kanaması ya da başka kalıcı belirtilerle birlikte olması da tıbbi değerlendirmeyi gerektirir.</p>

<p>Göğüs ağrısı, ciddi nefes darlığı, bayılma veya hızla kötüleşen ciddi belirtilerde acil tıbbi yardım alınmalıdır.</p>

<p>TAKVİYEYE DEĞİL NEDENE ODAKLANMAK GEREKİYOR</p>

<p>Saç dökülmesi, yorgunluk ve kırılgan tırnakların aynı dönemde ortaya çıkması demir eksikliği gibi ortak bir nedeni düşündürebilir. Yine de bu belirtilerin her biri farklı nedenlerden kaynaklanabilir ve aynı kişide birden fazla etken bulunabilir.</p>

<p>Özellikle internetten alınan “saç vitamini” veya demir takviyelerini kanıtlanmış eksiklik olmadan kullanmak yerine saç dökülmesinin tipi ve eşlik eden belirtilerin değerlendirilmesi daha güvenlidir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır ve kişisel tıbbi değerlendirme yerine geçmez. Saç dökülmesi, yorgunluk veya tırnak değişiklikleri devam ediyorsa sağlık profesyoneline başvurun. Demir, B12, biotin veya diğer takviyeleri yalnızca belirtilere bakarak yüksek dozda kullanmayın.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>National Institutes of Health, Office of Dietary Supplements — Iron Fact Sheet for Health Professionals, 2025</p>

<p>National Institutes of Health, Office of Dietary Supplements — Vitamin B12 Fact Sheet for Health Professionals, 2025</p>

<p>National Institutes of Health, Office of Dietary Supplements — Folate Fact Sheet for Health Professionals</p>

<p>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases — Hypothyroidism</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>American Academy of Dermatology Association — Hair Loss: Causes</p>

<p>American Academy of Dermatology Association — Hair Loss: Diagnosis and Treatment </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sac-dokulmesi-yorgunluk-ve-kirilan-tirnaklar-olasi-nedenler</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0188.jpeg" type="image/jpeg" length="91842"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Düşük AST ve ALT, 45 Yaş Altı Kolorektal Kanserle İlişkilendirildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dusuk-ast-ve-alt-45-yas-alti-kolorektal-kanserle-iliskilendirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dusuk-ast-ve-alt-45-yas-alti-kolorektal-kanserle-iliskilendirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rutin kan testlerindeki düşük AST ve ALT düzeyleri, 45 yaş altındaki yetişkinlerde kolorektal kanser tanısıyla ilişkilendirildi. Araştırmacılar bunun tek başına tarama gerekçesi olmadığını vurguluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rutin kan tahlillerinde sık görülen AST ve ALT değerleri, genç yaşta gelişen kolorektal kanserle ilgili beklenmedik bir araştırmanın merkezinde yer aldı. ABD’de 18–44 yaşındaki 11.469 yetişkinin sağlık kayıtlarının incelendiği analizde, AST veya ALT düzeyi 14 U/L’nin altında olan kişilerde erken başlangıçlı kolorektal kanser tanısı alma olasılığı daha yüksek bulundu.</p>

<p>AST değeri 14 U/L’nin altında olanlarda kolorektal kanser tanısı olasılığı, AST değeri 14–29 U/L aralığında olanlara göre yüzde 65 daha yüksekti. ALT için de benzer bir ilişki görüldü: ALT değeri 14 U/L’nin altında olanlarda tanı olasılığı yüzde 68 daha yüksekti.</p>

<p>Ancak araştırmanın verdiği mesaj “AST veya ALT düşükse kanser vardır” değil. Veriler yalnızca istatistiksel bir ilişki gösteriyor. Düşük AST ve ALT’nin kolorektal kansere neden olduğu gösterilmiş değil ve bu değerler mevcut durumda kolorektal kanser tarama testi olarak kullanılmıyor.</p>

<p>11 binden fazla yetişkinin sağlık kayıtları incelendi</p>

<p>Epic Research tarafından 9 Eylül 2026’da yayımlanan analizde, Ocak 2017 ile Mart 2025 arasında ilk kolorektal kanser taramasını yaptıran 18–44 yaşındaki 11.469 ABD’li yetişkin değerlendirildi.</p>

<p>Araştırmaya alınan kişilerin taramadan önceki üç yıl içinde en az bir AST veya ALT sonucu bulunuyordu. Daha önce kanser tanısı bulunanlar, inflamatuvar bağırsak hastalığı veya Lynch sendromu bulunanlar ile belirlenen dönemde gebe olan kişiler çalışma dışında bırakıldı.</p>

<p>Kolorektal kanser taramasından sonraki bir yıl içerisinde kanser tanısı alan hastalar, kanser tanısı almayan kişilerle yaş, cinsiyet, tarama yılı ve laboratuvar testlerinin zamanlaması açısından karşılaştırıldı.</p>

<p>AST ve ALT nedir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AST, yani aspartat aminotransferaz, karaciğerin yanı sıra kas ve başka dokularda da bulunan bir enzimdir. ALT, yani alanin aminotransferaz ise karaciğerle daha yakından ilişkili bir enzim olarak değerlendirilir.</p>

<p>Klinik uygulamada hekimler çoğunlukla AST ve ALT yüksekliğine odaklanır. Çünkü yüksek değerler karaciğer hücre hasarı başta olmak üzere çeşitli durumlarda görülebilir.</p>

<p>Bu araştırmada dikkat çeken taraf ise ilişkinin ters yönde bulunması oldu.</p>

<p>AST 14 U/L’nin altındaysa yüzde 65 daha yüksek olasılık</p>

<p>Araştırmacılar AST ve ALT değerlerini üç grupta değerlendirdi: 14 U/L’nin altı, 14–29 U/L ve 30 U/L veya üzeri.</p>

<p>AST düzeyi 14 U/L’nin altında olan yetişkinlerde erken başlangıçlı kolorektal kanser tanısı olasılığı, 14–29 U/L grubuna göre yüzde 65 daha yüksek bulundu.</p>

<p>ALT düzeyi 14 U/L’nin altında olanlarda ise tanı olasılığı yüzde 68 daha yüksekti.</p>

<p>Buradaki yüzdeler mutlak kanser riskini ifade etmiyor. Bir kişinin kanser olma ihtimalinin yüzde 65 veya yüzde 68 olduğu anlamına da gelmiyor. Bunlar araştırmadaki referans grupla karşılaştırılan göreceli tanı olasılıkları.</p>

<p>Yüksek AST ve ALT’de ters yönde ilişki görüldü</p>

<p>Analizde AST’nin 30 U/L veya üzerinde olması, 14–29 U/L aralığına kıyasla yüzde 22 daha düşük kolorektal kanser tanısı olasılığıyla ilişkilendirildi.</p>

<p>ALT’nin 30 U/L veya üzerinde olması ise yüzde 29 daha düşük olasılıkla ilişkiliydi.</p>

<p>Bu bulgunun “AST ve ALT’yi yükseltmek koruyucudur” şeklinde yorumlanması yanlış olur. Çalışma böyle bir neden-sonuç ilişkisini göstermiyor ve karaciğer enzimlerini yükseltmeye çalışmanın herhangi bir koruyucu etkisine ilişkin kanıt sunmuyor.</p>

<p>Üç yıllık değişim de araştırıldı</p>

<p>Araştırmacılar yalnızca tek bir laboratuvar değerine değil, AST ve ALT’nin önceki üç yıldaki değişimine de baktı.</p>

<p>AST’nin üç yıllık dönemde yükselmesi, sabit kalan değerlere kıyasla yüzde 27 daha düşük kolorektal kanser tanısı olasılığıyla ilişkilendirildi. ALT yükseliğinde bu oran yüzde 26 olarak bulundu.</p>

<p>Buna karşılık AST veya ALT’nin zaman içinde düşmesi ile kolorektal kanser arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı.</p>

<p>Bu ayrıntı önemli. Araştırma, “AST veya ALT zamanla düşüyorsa kanser gelişiyor” şeklinde yorumlanabilecek bir bulgu ortaya koymadı.</p>

<p>Diğer metabolik kan testlerinde aynı ilişki görülmedi</p>

<p>Analizde trigliserid, HDL kolesterol ve trigliserid/HDL oranı da incelendi. Araştırmacılar bu parametrelerin düzeyleri veya zaman içindeki değişimleriyle erken başlangıçlı kolorektal kanser arasında anlamlı bir ilişki saptamadı.</p>

<p>Karşılaştırma amacıyla değerlendirilen serum potasyumu da kolorektal kanserle ilişkili bulunmadı.</p>

<p>Düşük AST ve ALT neden kolorektal kanserle ilişkili olabilir?</p>

<p>Bunun cevabı henüz bilinmiyor.</p>

<p>AST yalnızca karaciğerde bulunmadığı için düşük değerlerin kas kütlesiyle ilişkili olabileceği biliniyor. Düşük AST ve ALT düzeyleri bazı kişilerde düşük kas kütlesi, beslenme durumu veya genel sağlık durumuyla bağlantılı olabilir.</p>

<p>Bu nedenle araştırmacılar, kolorektal kanserle görülen ilişkinin doğrudan AST veya ALT’den kaynaklanmak zorunda olmadığını belirtiyor. Enzimleri düşük tutan başka bir biyolojik veya metabolik durum aynı zamanda kanser olasılığıyla ilişkili olabilir.</p>

<p>Araştırmada vücut kitle indeksi, kilo değişimi, sigara kullanımı, alkol kullanım bozukluğu, diyabet, hipertansiyon, yağlı karaciğer hastalığı, yetersiz beslenme ile insülin ve statin kullanımı gibi çok sayıda değişken hesaba katıldı.</p>

<p>Buna rağmen gözlemsel araştırmalarda ölçülemeyen veya kayıtlara tam olarak yansımayan faktörlerin etkisini tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil.</p>

<p>AST veya ALT düşükse kolonoskopi yaptırmak gerekir mi?</p>

<p>Tek başına düşük AST veya ALT sonucu nedeniyle kolonoskopi yaptırılması gerektiğine dair bir öneri bulunmuyor.</p>

<p>Araştırma, bu iki enzimin kolorektal kanser taramasında kullanılabilecek bağımsız bir test olduğunu göstermedi. Bulguların önce başka hasta gruplarında ve tercihen ileriye dönük çalışmalarla doğrulanması gerekiyor.</p>

<p>ABD’de American Cancer Society’nin 2026 kılavuzu, ortalama risk taşıyan yetişkinlerde düzenli kolorektal kanser taramasına 45 yaşında başlanmasını öneriyor.</p>

<p>Ailesinde kolorektal kanser veya bazı polip türleri bulunanlar, Lynch sendromu gibi kalıtsal sendromlara sahip kişiler veya inflamatuar bağırsak hastalığı gibi yüksek risk oluşturan durumları bulunanlarda taramaya daha erken başlanması gerekebilir. Bu kişiler için zamanlama bireysel risk durumuna göre belirlenir.</p>

<p>45 yaşından küçükseniz belirtiler yine de önemli</p>

<p>Rutin taramanın belli bir yaşta başlaması, daha genç kişilerde belirtilerin bekletilmesi gerektiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Erken başlangıçlı kolorektal kanser üzerine yapılan sistematik incelemelerde rektal kanama, karın ağrısı ve bağırsak alışkanlığındaki değişiklikler sık bildirilen yakınmalar arasında. Demir eksikliği anemisi de değerlendirilmesi gereken bulgulardan biri.</p>

<p>Dışkıda kan veya makattan kanama, açıklanamayan ve devam eden bağırsak alışkanlığı değişikliği, uzun süren karın ağrısı, nedeni açıklanamayan demir eksikliği anemisi veya istemsiz kilo kaybı varsa yaş nedeniyle belirtileri önemsiz kabul etmemek gerekir.</p>

<p>Araştırmanın önemli sınırlılıkları var</p>

<p>Epic Research analizi hakemli bir bilimsel dergide yayımlanmış çalışma değil. Elektronik sağlık kayıtlarından elde edilen veriler kullanılarak yapılan gözlemsel bir analiz.</p>

<p>Çalışmaya yalnızca kolorektal kanser taraması yaptırmış ve daha önce AST veya ALT testi yapılmış kişiler dahil edildi. Bu nedenle sonuçların genel 18–44 yaş nüfusuna aynı şekilde uygulanıp uygulanamayacağı bilinmiyor.</p>

<p>AST ve ALT değerleri ilaçlar, akut hastalıklar ve farklı fizyolojik koşullardan etkilenebilir. Araştırmacılar çok sayıda olası karıştırıcı faktör için istatistiksel düzeltme yapsa da bunların tamamının kontrol edilmesi mümkün değil.</p>

<p>En kritik nokta ise şu: araştırma bir ilişki saptadı, nedensellik göstermedi. AST veya ALT düşüklüğünün kolorektal kanserin erken belirtisi, nedeni ya da güvenilir bir biyobelirteci olduğu henüz kanıtlanmış değil.</p>

<p>Rutin kan tahlilleri gelecekte risk modellerine girebilir mi?</p>

<p>Çalışmanın bilimsel açıdan ilgi çekici tarafı burada yatıyor. Hastaların yıllar içinde zaten yaptırdığı rutin kan testlerinden elde edilen bilgiler, ileride yaş, aile öyküsü, belirtiler ve başka sağlık verileriyle birlikte risk tahmin modellerinin parçası olabilir.</p>

<p>Ancak bunun klinik uygulamaya geçebilmesi için AST ve ALT bulgusunun bağımsız araştırma gruplarında tekrarlanması, gerçek mutlak riskin belirlenmesi ve böyle bir modelin mevcut tarama yöntemlerinden ne kadar ek fayda sağladığının gösterilmesi gerekiyor.</p>

<p>Şimdilik düşük AST veya ALT sonucu tek başına kolorektal kanser göstergesi olarak kabul edilmiyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel sağlık bilgilendirmesi amacı taşır. AST veya ALT sonucunu tek başına kanser göstergesi olarak değerlendirmeyin. Süregelen bağırsak yakınmaları, kanama, demir eksikliği anemisi veya kişisel/ailevi risk faktörleri varsa hekime başvurun.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Epic Research — Low AST and ALT Levels Are Associated with Higher Likelihood of Early-Onset Colorectal Cancer in Adults Under 45, 2026</p>

<p>American Cancer Society — Colorectal Cancer Screening Guideline Update, 2026</p>

<p>Wolf AMD ve arkadaşları — Colorectal cancer screening: An update to the American Cancer Society guideline, CA: A Cancer Journal for Clinicians, 2026. DOI: 10.3322/caac.70083</p>

<p>JAMA Network Open — Red Flag Signs and Symptoms for Patients With Early-Onset Colorectal Cancer: A Systematic Review and Meta-Analysis, 2024</p>

<p>National Cancer Institute — Colorectal Cancer Screening and Early-Onset Colorectal Cancer kaynakları</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dusuk-ast-ve-alt-45-yas-alti-kolorektal-kanserle-iliskilendirildi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0186.jpeg" type="image/jpeg" length="89905"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gece Işığı Kalp Sağlığını Etkileyebilir mi? Araştırma Ne Gösteriyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gece-isigi-kalp-sagligini-etkileyebilir-mi-arastirma-ne-gosteriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gece-isigi-kalp-sagligini-etkileyebilir-mi-arastirma-ne-gosteriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gece uyurken maruz kalınan ışık, kalbin yapısı ve işlevindeki olumsuz değişikliklerle ilişkilendirildi. Bulgular güçlü olsa da çalışma gözlemsel; ışığın doğrudan kalp hastalığına yol açtığını kanıtlamıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gece uyurken maruz kalınan ışığın yalnızca uyku kalitesiyle değil, kalbin yapısı ve uzun vadeli kalp-damar sağlığıyla da ilişkili olabileceğine dair kanıtlar güçleniyor. European Heart Journal’da yayımlanan geniş kapsamlı bir çalışma, gece ışık maruziyeti yüksek olan kişilerde bazı olumsuz kalp yapısı ve işlev değişikliklerinin daha sık görüldüğünü bildirdi.</p>

<p>Araştırma ayrıca daha fazla gece ışığına maruz kalan kişilerde kalp yetmezliği, kalp krizi, atriyal fibrilasyon, inme ve kalp-damar kaynaklı ölüm risklerinin daha yüksek olduğunu gösterdi. Ancak bu sonuçlar bir neden-sonuç ilişkisini kanıtlamıyor; çalışma gözlemsel olduğu için gece ışığının tek başına kalp hastalığına yol açtığı söylenemez.</p>

<p>Gece ışığı ve kalp arasındaki bağlantı nasıl araştırıldı?</p>

<p>Araştırmacılar UK Biobank verilerini kullandı. Katılımcılar 2013–2015 yılları arasında ışık sensörü bulunan bileklikleri yedi gün boyunca taşıdı.</p>

<p>Gece döneminde 3 lüksün üzerindeki ışık maruziyeti hesaplandı. Üç yıl kadar sonra kalp MR’ı yapılan 11.071 katılımcıda kalbin yapısı ve pompalama özellikleri ayrıntılı olarak değerlendirildi.</p>

<p>Kalp-damar hastalıkları ve ölüm sonuçlarına ilişkin analiz ise 73.286 kişiyi kapsadı. Katılımcılar yaklaşık 8–10 yıl boyunca takip edildi.</p>

<p>Kalp MR’larında hangi değişiklikler görüldü?</p>

<p>Gece ışığına yüksek düzeyde maruz kalan kişilerde, hiç maruz kalmayanlara kıyasla sol karıncık kas kütlesinin boya göre düzeltilmiş ölçümünde yüzde 2,4 artış görüldü.</p>

<p>Ortalama kalp duvarı kalınlığı yüzde 1,5 daha fazlaydı. Kalbin kasılma performansını yansıtan miyokardiyal kontraksiyon fraksiyonu ise yüzde 1,9 daha düşüktü.</p>

<p>Araştırmacılar sağ karıncık ve sol kulakçıkta da bazı yapısal ve işlevsel farklılıklar saptadı. Bu değişiklikler klinik olarak belirgin kalp hastalığı ortaya çıkmadan önce görülebilen “subklinik” değişimler olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Kalp hastalıklarıyla ilişkili risk ne kadar arttı?</p>

<p>Yüksek gece ışığı maruziyeti, hiç maruziyet olmayan grupla karşılaştırıldığında şu sonuçlarla ilişkilendirildi:</p>

<p>Kalp yetmezliği riskinde yüzde 29 artış</p>

<p>Atriyal fibrilasyon riskinde yüzde 15 artış</p>

<p>Kalp krizi riskinde yüzde 24 artış</p>

<p>İnme riskinde yüzde 33 artış</p>

<p>Kalp-damar kaynaklı ölüm riskinde yüzde 26 artış</p>

<p>Bu oranlar göreceli risk artışlarını ifade ediyor. Çalışmada her kişinin başlangıçtaki mutlak riskinin ne olduğu bu yüzdelerle doğrudan anlatılmadığı için “gece ışığı kalp krizi riskini yüzde 24 artırır” şeklinde kişisel bir tahmin yapmak doğru olmaz.</p>

<p>Uyku süresi bağlantının bir bölümünü açıklıyor olabilir</p>

<p>Araştırmacılar gece ışığı ile kalp yapısındaki değişiklikler arasındaki ilişkinin yaklaşık yüzde 24 ila yüzde 49’unun daha kısa uyku süresiyle istatistiksel olarak açıklanabildiğini bildirdi.</p>

<p>Gece ışığının biyolojik saati etkileyebildiği, melatonin salgısını baskılayabildiği ve uyku düzenini bozabildiği daha önceki deneysel çalışmalarla da biliniyor. Yeni çalışma, bu mekanizmaların uzun vadede kalp yapısına yansıyabileceği ihtimalini destekliyor.</p>

<p>Neden 3 lüks sınırı kullanıldı?</p>

<p>Araştırmada gece ışığı için 3 lüksün üzerindeki maruziyet dikkate alındı. Araştırmacılar bu eşiğin, düşük düzeylerdeki gece ışığının bile bazı kişilerde melatonin salgısını etkileyebildiğini gösteren önceki insan çalışmalarına dayandığını belirtti.</p>

<p>Ancak 3 lüks, “bu seviyenin altı tamamen güvenlidir, üstü zararlıdır” anlamına gelen klinik bir sınır değildir. Işığa biyolojik duyarlılık kişiden kişiye değişebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Daha önceki çalışmalar da benzer bir bağlantı bulmuştu</p>

<p>2025 yılında JAMA Network Open’da yayımlanan başka bir UK Biobank araştırmasında yaklaşık 88.905 yetişkin incelenmişti.</p>

<p>En parlak gecelere maruz kalan grupta, en karanlık gecelerde bulunan gruba göre koroner arter hastalığı, kalp krizi, kalp yetmezliği, atriyal fibrilasyon ve inme riskleri daha yüksek bulunmuştu.</p>

<p>2026 yılında ABD’de 7.607 yetişkini inceleyen ayrı bir çalışma da gün içindeki parlak ışık ile gece karanlığı arasındaki fark arttıkça kalp-damar kaynaklı ölüm riskinin daha düşük olduğunu bildirdi.</p>

<p>Gece ışığını azaltmak mantıklı mı?</p>

<p>Mevcut kanıtlar yatak odasını olabildiğince karanlık tutmanın uyku açısından makul bir yaklaşım olduğunu destekliyor.</p>

<p>Uyku sırasında gerekli olmayan ışıkları kapatmak, güçlü gece lambalarından kaçınmak, dışarıdan gelen ışığı perdeyle azaltmak ve telefon ekranını uyku boyunca açık bırakmamak uygulanabilecek basit önlemler arasında.</p>

<p>Gece tuvalete kalkmak gibi güvenlik gerektiren durumlarda ise tamamen karanlık ortam herkes için uygun olmayabilir. Özellikle düşme riski bulunan kişilerde güvenli hareket etmeyi sağlayacak düşük düzeyli aydınlatma daha önemli olabilir.</p>

<p>Çalışmanın önemli sınırlılıkları var</p>

<p>Araştırmanın en önemli sınırlılığı gözlemsel olması. Bu nedenle ışığın doğrudan kalpteki değişikliklere veya kalp hastalığına neden olduğu kanıtlanmış değil.</p>

<p>Işık maruziyeti yalnızca yedi gün boyunca ölçüldü. Araştırmacılar daha küçük bir UK Biobank grubunda ışık alışkanlıklarının yıllar içinde görece kararlı olduğunu belirtse de bir haftalık ölçüm herkesin uzun vadeli alışkanlığını tam olarak yansıtmayabilir.</p>

<p>Bileklik sensörleri ışığın dalga boyunu da ölçmedi. Bu nedenle özellikle biyolojik saati etkileyebilen mavi ışığın ayrı etkisi değerlendirilemedi.</p>

<p>UK Biobank katılımcılarının genel nüfusa göre daha sağlıklı ve büyük ölçüde beyaz kökenli olması da sonuçların bütün toplumlara doğrudan genellenmesini sınırlıyor. Vardiyalı çalışanlar ana analizden çıkarıldığı için sonuçlar düzensiz çalışma saatlerine sahip kişiler için de aynı ölçüde geçerli olmayabilir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel sağlık bilgisi amacıyla hazırlanmıştır. Gece ışığı kalp hastalığının tek nedeni değildir ve bu araştırma kişisel risk tahmini yapmaz. Kalp-damar hastalığı riskinizle ilgili değerlendirme için sağlık profesyoneline başvurun.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>European Heart Journal — Dai J, Dai W ve arkadaşları. Nighttime light exposure and cardiac structure and function, 2026. DOI: 10.1093/eurheartj/ehag563</p>

<p>JAMA Network Open — Windred DP, Burns AC, Rutter MK ve arkadaşları. Light Exposure at Night and Cardiovascular Disease Incidence, 2025. DOI: 10.1001/jamanetworkopen.2025.39031</p>

<p>European Journal of Preventive Cardiology — Dai J, Dai W ve arkadaşları. Objectively Measured Individual-Level Daytime Versus Nighttime Light Exposure and Cardiovascular Disease Mortality in U.S. Adults, 2026. DOI: 10.1093/eurjpc/zwag303</p>

<p>UK Biobank — Light Exposure at Night and Cardiovascular Disease Incidence </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gece-isigi-kalp-sagligini-etkileyebilir-mi-arastirma-ne-gosteriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0185.jpeg" type="image/jpeg" length="82520"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eylül Üzümleriyle 10 Dakikada Hazırlayın: Cevizli Yoğurt Bark Tarifi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/eylul-uzumleriyle-10-dakikada-hazirlayin-cevizli-yogurt-bark-tarifi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/eylul-uzumleriyle-10-dakikada-hazirlayin-cevizli-yogurt-bark-tarifi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üzümlü yoğurt bark tarifi; süzme yoğurt, taze üzüm ve cevizle hazırlanan, dondurucuda kolayca kıvam alan serin ve pratik bir atıştırmalık.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üzümlü Yoğurt Bark Tarifi: Cevizli ve Pratik Atıştırmalık</p>

<p>Yoğurt bark, yoğurdun ince bir tabaka halinde dondurulup parçalara ayrılmasıyla hazırlanan pratik bir atıştırmalık. Bu tarifte süzme yoğurt; taze üzüm, ceviz ve tarçınla buluşuyor. Özellikle üzümün bol olduğu yaz sonu ve sonbahar başında mevsim meyvesini farklı şekilde değerlendirmek isteyenler için kolay bir seçenek sunuyor.</p>

<p>Aktif hazırlama süresi yaklaşık 10 dakika. Asıl bekleme süresi dondurucuda geçiyor. Akşamdan hazırlanıp ertesi gün tüketilebilmesi de tarifi önceden hazırlanan atıştırmalıklar arasına taşıyor.</p>

<p>Olgun üzüm doğal tatlılık sağladığı için tarife şeker eklemek zorunlu değil. Ancak üzüm ve yoğurdun doğal olarak şeker içerdiğini unutmamak gerekiyor. Bu nedenle tarif için “ilave şekersiz” ifadesi, “şekersiz” ifadesinden daha doğru bir tanımlama.</p>

<p>Sağlıklı beslenme açısından neden öne çıkıyor?</p>

<p>Sade süzme yoğurt tarifin temelini oluşturuyor ve protein ile kalsiyum gibi besin öğelerine katkı sağlıyor. Yoğurdun protein miktarı ürüne göre önemli ölçüde değişebildiğinden satın alırken besin etiketinin kontrol edilmesi yararlı olabilir.</p>

<p>Üzüm tarife doğal tatlılık kazandırırken meyve tüketimine katkı sağlıyor. Ceviz ise doymamış yağ asitleri içeren kuruyemişlerden biri ve yoğurt barkın daha kıtır bir doku kazanmasını sağlıyor.</p>

<p>Bu malzemelerin hiçbiri tek başına belirli bir sağlık sonucu sağlamaz. Tarif; porsiyon miktarı kişinin gereksinimine göre ayarlandığında çeşitli ve dengeli bir beslenme düzeninin parçası olabilir.</p>

<p>Tarif bilgileri</p>

<p>Hazırlama süresi: 10 dakika<br />
Dondurma süresi: 3-4 saat<br />
Toplam süre: Yaklaşık 3 saat 10 dakika<br />
Kaç kişilik: 4 kişilik<br />
Yaklaşık porsiyon büyüklüğü: 3-4 küçük bark parçası<br />
Zorluk: Çok kolay<br />
Öğün: Ara öğün / atıştırmalık<br />
Kategori: Sağlıklı Atıştırmalıklar</p>

<p>Yaklaşık besin değerleri</p>

<p>1 porsiyon için yaklaşık:</p>

<p>Kalori: 170 kcal<br />
Protein: 10 g<br />
Karbonhidrat: 15 g<br />
Yağ: 8 g<br />
Lif: 1-2 g</p>

<p>Bu değerler yaklaşık değerlerdir. Kullanılan yoğurdun yağ ve protein oranı, üzüm çeşidi, ceviz miktarı ve porsiyon büyüklüğü sonuçları değiştirebilir.</p>

<p>Malzemeler</p>

<p>400 gram sade süzme yoğurt<br />
160 gram çekirdeksiz taze üzüm<br />
40 gram ceviz içi<br />
Yarım çay kaşığı tarçın<br />
Yarım çay kaşığı doğal vanilya özütü, isteğe bağlı</p>

<p>Üzümlü yoğurt bark nasıl yapılır?</p>

<p>1. Üzümleri bol suyla yıkayın ve tamamen kurulayın. Üzerlerinde fazla su kalması dondurulduğunda buz kristallerinin artmasına neden olabilir.</p>

<p>2. Üzümleri uzunlamasına ikiye kesin. Küçük çocuklara servis edilecekse üzümü bütün halde kullanmayın; yaşa uygun şekilde daha küçük parçalara ayırın.</p>

<p>3. Süzme yoğurdu bir kaseye alın. Tarçın ve kullanacaksanız vanilyayı ekleyip karıştırın.</p>

<p>4. Yaklaşık 20 x 25 santimetrelik düz bir tepsi veya kabın üzerine pişirme kağıdı serin.</p>

<p>5. Yoğurdu kağıdın üzerine aktarın ve spatulayla yaklaşık 7-8 milimetre kalınlığında eşit bir tabaka halinde yayın. Çok ince yaymak barkın kolay kırılmasına, çok kalın bırakmak ise donma süresinin uzamasına neden olabilir.</p>

<p>6. İkiye kesilmiş üzümleri yoğurdun üzerine dağıtın ve hafifçe bastırın.</p>

<p>7. Cevizleri bıçakla iri parçalar halinde doğrayarak yüzeye serpiştirin.</p>

<p>8. Tepsiyi düz biçimde dondurucuya yerleştirin.</p>

<p>9. En az 3-4 saat veya yoğurt tamamen sertleşene kadar dondurun. Dondurucunun sıcaklığına ve yoğurdun kalınlığına göre süre değişebilir.</p>

<p>10. Tamamen donan yoğurdu pişirme kağıdından ayırın ve elinizle düzensiz, lokmalık parçalara kırın.</p>

<p>11. Bekletmeden servis edin veya tekrar dondurucuya kaldırın.</p>

<p>Şefin püf noktası</p>

<p>Sulu yoğurt yerine koyu kıvamlı süzme yoğurt kullanmak barkın daha yoğun ve kremsi bir yapıya sahip olmasını sağlar. Normal yoğurt kullanılacaksa fazla suyunun önceden süzülmesi daha iyi sonuç verir.</p>

<p>Üzümleri yıkadıktan sonra mutlaka kurulayın. Meyvenin yüzeyindeki su dondurucuda büyük buz kristallerine dönüşerek dokuyu olumsuz etkileyebilir.</p>

<p>Yoğurdu tepsiye mümkün olduğunca eşit kalınlıkta yayın. Böylece barkın bir bölümü taş gibi sertleşirken başka bir bölümünün yumuşak kalması önlenir.</p>

<p>Daha sağlıklı hale nasıl getirilebilir?</p>

<p>Tarif olgun üzüm kullanıldığında bal, şeker veya şurup eklenmeden hazırlanabilir. Böylece meyvenin doğal tatlılığından yararlanılır.</p>

<p>Hazır aromalı yoğurtlar yerine sade yoğurt kullanılması ilave şeker miktarını kontrol etmeyi kolaylaştırır.</p>

<p>Ceviz besleyici ancak enerji yoğun bir besindir. Bu nedenle miktarını göz kararı artırmak yerine ölçerek kullanmak porsiyon kontrolüne yardımcı olabilir.</p>

<p>Kimler için uygun?</p>

<p>Üzümlü yoğurt bark, yumurta içermeyen ve yumurta tüketmeyen kişiler için uygun bir atıştırmalıktır. Yumurta ve et tüketmeyen ancak süt ürünlerini tüketen vejetaryen beslenme biçimine de uygundur.</p>

<p>Tarifin temel malzemelerinde gluten bulunmaz. Ancak çölyak hastalığı bulunan kişilerin yoğurt, baharat ve kullanılan diğer paketli ürünlerde çapraz bulaşma riskini ve ürün etiketlerini kontrol etmesi gerekir.</p>

<p>Süt proteini alerjisi bulunan kişiler standart tarifi tüketmemelidir. Vegan versiyon hazırlanacaksa koyu kıvamlı, ilave şekersiz bitkisel yoğurt kullanılabilir; ancak bunun besin değerleri standart tariften farklı olacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üzümlü yoğurt bark kaç kaloridir?</p>

<p>Tarif dört eşit porsiyona ayrıldığında bir porsiyon yaklaşık 170 kalori sağlayabilir. Kullanılan yoğurdun yağ oranı, üzüm miktarı ve özellikle ceviz porsiyonu toplam enerji değerini değiştirir.</p>

<p>Yoğurt bark kaç saatte donar?</p>

<p>Yaklaşık 7-8 milimetre kalınlığında hazırlanan yoğurt barkın çoğu ev tipi dondurucuda tamamen sertleşmesi için yaklaşık 3-4 saat gerekir. Tepsinin kalınlığı ve dondurucu sıcaklığı süreyi değiştirebilir.</p>

<p>Yoğurt bark normal yoğurtla yapılır mı?</p>

<p>Yapılabilir. Ancak normal yoğurdun su oranı süzme yoğurttan daha yüksek olduğu için donduğunda daha buzlu bir doku oluşabilir. Normal yoğurdu önceden süzmek sonucu iyileştirebilir.</p>

<p>Yoğurt barka hangi meyveler eklenebilir?</p>

<p>Çilek, yaban mersini, böğürtlen, şeftali ve küçük doğranmış incir gibi meyveler kullanılabilir. Meyve seçerken çok fazla su bırakmayan ve dondurulduğunda yenmesi kolay seçeneklere öncelik vermek iyi sonuç verir.</p>

<p>Yoğurt bark neden buzlanır?</p>

<p>Yoğurdun su oranının yüksek olması, meyvelerin ıslak eklenmesi veya barkın dondurucuda açık şekilde uzun süre saklanması buz kristallerinin artmasına neden olabilir.</p>

<p>Saklama ve servis</p>

<p>Yoğurt bark oda sıcaklığında hızla yumuşamaya başlar. Bu nedenle yalnızca tüketilecek miktarı dondurucudan çıkarmak en iyi sonucu verir.</p>

<p>Tamamen donduktan sonra parçaları pişirme kağıdından ayırıp dondurucuya uygun, hava geçirmeyen bir saklama kabına aktarabilirsiniz. Parçaların birbirine yapışmasını azaltmak için katların arasına pişirme kağıdı yerleştirilebilir.</p>

<p>Servisten hemen önce çıkarıldığında daha kıtır bir dokuya sahip olur. Birkaç dakika bekletildiğinde ise daha yumuşak ve kremsi hale gelir.</p>

<p>Üzümlü cevizli yoğurt bark, mevsim meyvesini klasik yoğurt kasesinden farklı biçimde değerlendirmek isteyenler için kolay bir tarif. Aktif hazırlama süresinin kısa olması ve önceden hazırlanabilmesi günlük atıştırmalık planlamasını kolaylaştırıyor.</p>

<p>Üzüm mevsimi sona erdiğinde temel yoğurt karışımı korunarak farklı mevsim meyveleriyle yeni versiyonlar hazırlanabilir. Böylece tarif yıl boyunca farklı malzemelerle kullanılabilir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı – Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER 2022)<br />
USDA – FoodData Central </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlıklı Tarifler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/eylul-uzumleriyle-10-dakikada-hazirlayin-cevizli-yogurt-bark-tarifi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0184.jpeg" type="image/jpeg" length="39366"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sürekli Yorgunluk Neden Olur? Uykudan Kansızlığa Olası Nedenler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/surekli-yorgunluk-neden-olur-uykudan-kansizliga-olasi-nedenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/surekli-yorgunluk-neden-olur-uykudan-kansizliga-olasi-nedenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sürekli yorgunluk yalnızca az uyumaktan kaynaklanmayabilir. Kansızlık, tiroit sorunları, uyku bozuklukları, diyabet, bazı ilaçlar ve ruhsal etkenler de halsizliğe yol açabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>SÜREKLİ YORGUNLUK NEDEN OLUR?</p>

<p>Yoğun bir günün ardından yorulmak olağandır. Ancak yeterince uyunmasına rağmen haftalar boyunca devam eden, günlük işleri zorlaştıran veya başka belirtilerle birlikte görülen yorgunluk farklı nedenlerin araştırılmasını gerektirebilir.</p>

<p>Yorgunluk tek başına bir hastalık değildir; çok sayıda durumun ortak belirtisidir. Uykusuzluk ve yoğun stres gibi günlük yaşamla ilişkili nedenlerin yanı sıra demir eksikliği ve anemi, tiroit hastalıkları, uyku apnesi, diyabet, enfeksiyonlar, kronik hastalıklar ve bazı ilaçlar da sürekli halsizliğe yol açabilir.</p>

<p>YORGUNLUK İLE UYKULULUK AYNI ŞEY Mİ?</p>

<p>Yorgunluk ve uykululuk sık karıştırılır.</p>

<p>Uykululuk, kişinin gün içinde uyuma ihtiyacı hissetmesi veya istemeden uyuklamaya eğilimli olmasıdır. Yorgunluk ise daha çok enerji, dayanıklılık ve motivasyon azalması şeklinde tarif edilir.</p>

<p>Bir kişi sekiz saat uyuduğunu söylediği halde sabah dinlenmemiş kalkabilir. Burada yalnızca uyku süresine değil, uykunun kalitesine de bakmak gerekir.</p>

<p>UYKU KALİTESİ BOZUKSA SABAH YORGUN UYANILABİLİR</p>

<p>Yetişkinlerin çoğu için gecelik yaklaşık 7–9 saat uyku genel bir referans aralığıdır. Ancak yeterli süre yatakta kalmak kaliteli uyku anlamına gelmez.</p>

<p>Uykunun sık bölünmesi, insomnia veya uyku sırasında solunumun tekrarlayan biçimde bozulduğu uyku apnesi kişinin sabah dinlenmemiş uyanmasına ve gündüz yorgun hissetmesine yol açabilir.</p>

<p>Özellikle yüksek sesle horlama, uykuda nefesin durduğunun fark edilmesi, boğulur gibi uyanma ve belirgin gündüz uykululuğu varsa uyku apnesi açısından değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>DEMİR EKSİKLİĞİ VE ANEMİ YORGUNLUK YAPABİLİR</p>

<p>Sürekli halsizlik araştırılırken sık karşılaşılan nedenlerden biri anemidir. Anemide kanın dokulara yeterli oksijeni taşıma kapasitesi azalabilir.</p>

<p>Demir eksikliği anemisinde yorgunluğa güçsüzlük, baş dönmesi, baş ağrısı, solukluk, çarpıntı veya eforla nefes darlığı eşlik edebilir.</p>

<p>Yoğun adet kanamaları, gebelik, yetersiz demir alımı veya sindirim sisteminden kan kaybı gibi farklı nedenler demir eksikliğine yol açabilir. Bu yüzden yalnızca belirtilere bakarak demir takviyesi başlamak doğru değildir; eksikliğin ve altta yatan nedenin değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>B12 VE FOLAT DA KAN YAPIMINDA GÖREVLİ</p>

<p>Vitamin B12 ve folat, sağlıklı kırmızı kan hücrelerinin oluşturulmasında görev alan besin öğeleridir. Eksiklikleri bazı anemi türlerine ve buna bağlı halsizliğe neden olabilir.</p>

<p>B12 eksikliğinde bazı kişilerde uyuşma, karıncalanma veya nörolojik yakınmalar da görülebilir.</p>

<p>Ancak yorgunluk yaşayan herkeste vitamin eksikliği bulunduğu söylenemez. Gereksiz ve yüksek doz takviye yerine değerlendirmeyi klinik bulgular ve gerektiğinde laboratuvar sonuçları yönlendirmelidir.</p>

<p>TİROİT YAVAŞ ÇALIŞIYOR OLABİLİR</p>

<p>Tiroid bezinin yeterince hormon üretemediği hipotiroidi de sürekli yorgunluğun olası nedenleri arasındadır.</p>

<p>Yorgunluğun yanı sıra soğuğa karşı hassasiyet, kilo alma, kabızlık, kuru cilt, saçlarda incelme, kas ve eklem yakınmaları veya kalp hızında yavaşlama görülebilir.</p>

<p>Bu belirtilerin herhangi biri tek başına hipotiroidi tanısı koydurmaz. Benzer şikâyetler pek çok farklı durumda ortaya çıkabileceğinden tanı için tıbbi değerlendirme ve uygun laboratuvar testleri gerekir.</p>

<p>ÇOK SUSAMA VE SIK İDRARA ÇIKMA VARSA</p>

<p>Diyabet de yorgunluğa neden olabilecek hastalıklar arasındadır.</p>

<p>Yorgunluğa normalden fazla susama, sık idrara çıkma, bulanık görme, açıklanamayan kilo kaybı veya tekrarlayan enfeksiyonlar eşlik ediyorsa kan şekeri açısından değerlendirme düşünülebilir.</p>

<p>Tip 2 diyabetin her zaman belirgin belirtiler vermediği de unutulmamalıdır. Risk faktörlerine göre tarama kararı sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>STRES, DEPRESYON VE ANKSİYETE DE ETKİLEYEBİLİR</p>

<p>Yorgunluğun nedeni yalnızca fiziksel hastalıklar değildir. Uzun süren stres, depresyon, anksiyete, yas ve yaşam koşullarındaki zorluklar kişinin enerjisini ve uyku kalitesini etkileyebilir.</p>

<p>Bu tür durumlarda yorgunluk; uyku değişiklikleri, isteksizlik, konsantrasyon güçlüğü veya günlük faaliyetlerden alınan keyfin azalması gibi başka yakınmalarla birlikte bulunabilir.</p>

<p>Ruhsal nedenlerin değerlendirilmesi, fiziksel nedenlerin önemsenmemesi anlamına gelmez. Bazı kişilerde birden fazla etken aynı anda bulunabilir.</p>

<p>BAZI İLAÇLAR YORGUNLUK YAPABİLİR</p>

<p>Bazı antihistaminikler, uyku ilaçları, bazı antidepresanlar, ağrı kesiciler ve farklı ilaç grupları kişide uykululuk veya halsizlik oluşturabilir.</p>

<p>Yorgunluğun bir ilaca başladıktan veya doz değişikliğinden sonra belirginleşmesi halinde bunu hekime veya eczacıya bildirmek uygun olur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Reçeteli bir ilacı yalnızca yorgunluk yaptığı düşüncesiyle kendi kendine bırakmak veya dozunu değiştirmek güvenli değildir.</p>

<p>YORGUNLUĞUN DAHA AZ SIK GÖRÜLEN NEDENLERİ DE VAR</p>

<p>Uzun süren enfeksiyonlar, böbrek ve karaciğer hastalıkları, kalp yetmezliği, bazı otoimmün hastalıklar, kronik ağrı durumları ve başka birçok sağlık sorunu yorgunlukla seyredebilir.</p>

<p>Bu durumların büyük bölümü yalnızca yorgunluk belirtisine bakılarak düşünülemez. Eşlik eden belirtiler, tıbbi öykü ve muayene hangi incelemelerin gerekli olduğunu belirler.</p>

<p>HER YORGUNLUKTA ÇOK SAYIDA KAN TESTİ GEREKİR Mİ?</p>

<p>Hayır. Yorgunluk için herkese uygulanabilecek tek bir standart test paketi yoktur.</p>

<p>Hekim genellikle yorgunluğun ne zaman başladığını, uyku düzenini, beslenmeyi, kullanılan ilaçları, adet ve kanama öyküsünü, kilo değişikliklerini ve eşlik eden diğer belirtileri değerlendirir.</p>

<p>Gerekli görülürse anemi, kan şekeri, tiroit fonksiyonları, böbrek ve karaciğer fonksiyonları veya başka olası nedenlere yönelik kan ve idrar testleri istenebilir. Test seçiminin kişinin öyküsüne göre yapılması gereksiz incelemelerin önüne geçebilir.</p>

<p>YORGUNLUĞU AZALTMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?</p>

<p>Belirgin bir tıbbi neden bulunmayan veya yaşam biçimiyle ilişkili yorgunlukta bazı temel alışkanlıklar yardımcı olabilir:</p>

<p>Düzenli uyku ve uyanma saatleri oluşturmak</p>

<p>Yeterli ve dengeli beslenmek</p>

<p>Gün içinde yeterli sıvı almak</p>

<p>Düzenli fiziksel aktivite yapmak</p>

<p>Aşırı alkol tüketiminden kaçınmak</p>

<p>Özellikle geç saatlerde fazla kafein tüketmemek</p>

<p>Uzun süren stres kaynaklarını mümkün olduğunca yönetmek</p>

<p>Ancak bunlar nedeni bilinmeyen ve devam eden yorgunluğun tıbbi değerlendirmesinin yerine geçmez.</p>

<p>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI?</p>

<p>Yorgunluk birkaç haftadır sürüyorsa, yeterli dinlenmeye rağmen düzelmiyorsa veya günlük yaşamı belirgin biçimde etkiliyorsa sağlık profesyoneline başvurmak uygun olur.</p>

<p>Açıklanamayan kilo kaybı, belirgin nefes darlığı, sürekli çarpıntı, tekrarlayan ateş, alışılmadık kanama veya başka yeni ve kalıcı belirtilerin eşlik etmesi de değerlendirmeyi gerektirir.</p>

<p>Göğüs ağrısı, ciddi nefes darlığı, bayılma, ani bilinç değişikliği veya hızla kötüleşen ciddi belirtilerde rutin randevu beklemek yerine acil tıbbi yardım alınmalıdır.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel sağlık bilgisi sunar; kişisel tanı veya tedavi yerine geçmez. Uzun süren veya günlük yaşamınızı etkileyen yorgunlukta sağlık profesyoneline başvurun. İlaç veya takviyeleri kendi kendinize başlatmayın, bırakmayın ya da dozunu değiştirmeyin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>U.S. National Library of Medicine, MedlinePlus — Fatigue, tıbbi içerik güncellemesi 2025</p>

<p>U.S. National Library of Medicine, MedlinePlus — Anemia</p>

<p>U.S. National Library of Medicine, MedlinePlus — Hypothyroidism</p>

<p>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases — Symptoms &amp; Causes of Diabetes</p>

<p>U.S. National Library of Medicine, MedlinePlus — Sleep Disorders</p>

<p>NHS — Tiredness and Fatigue </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/surekli-yorgunluk-neden-olur-uykudan-kansizliga-olasi-nedenler</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0178.jpeg" type="image/jpeg" length="34552"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ailede Bir Kişide Kanser Olması Yüksek Risk Anlamına Gelir mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ailede-bir-kiside-kanser-olmasi-yuksek-risk-anlamina-gelir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ailede-bir-kiside-kanser-olmasi-yuksek-risk-anlamina-gelir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ailede kanser görülmesi kişisel riski artırabilir ancak her aile öyküsü kalıtsal kanser anlamına gelmez. Kanserin türü, akrabalık derecesi, tanı yaşı ve ailede kaç kişide görüldüğü önemlidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ailede kanser olması büyük risk mi?</p>

<p>Ailede bir kişide kanser görülmesi, sizin de kanser olacağınız anlamına gelmez. Aile öyküsü bazı kanserlerde kişisel riski artırabilir; ancak riskin büyüklüğü kanserin türüne, hangi akrabada görüldüğüne, tanı yaşına ve ailede benzer kanserlerin ne sıklıkta tekrarlandığına göre değişir.</p>

<p>Kanserlerin büyük çoğunluğu doğrudan anne veya babadan geçen tek bir zararlı gen değişikliğinden kaynaklanmaz. National Cancer Institute'a göre tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 5–10'unun kalıtsal zararlı gen değişiklikleriyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle “ailemde kanser var, benim de olma ihtimalim çok yüksek” şeklinde genel bir çıkarım yapmak doğru değildir.</p>

<p>Ailede kanser neden yine de önemli?</p>

<p>Aile sağlık geçmişi, kişinin ortalama toplum riskinden farklı bir grupta olup olmadığını anlamaya yardımcı olabilir. Çünkü aile bireyleri yalnızca genleri değil; sigara kullanımı, beslenme alışkanlıkları, çevresel maruziyetler ve benzeri bazı ortak risk faktörlerini de paylaşabilir.</p>

<p>Bazı ailelerde ise BRCA1, BRCA2, APC veya DNA onarımında görev alan Lynch sendromuyla ilişkili genlerdeki kalıtsal değişiklikler gibi belirli genetik özellikler kanser yatkınlığını artırabilir.</p>

<p>Bu iki durum birbirinden farklıdır. Bir ailede birkaç kanser vakasının bulunması mutlaka kalıtsal kanser sendromu olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>En önemli soru: Kanser kimde ve kaç yaşında görüldü?</p>

<p>Aile öyküsü değerlendirilirken yalnızca “ailemde kanser var” bilgisi yeterli değildir. Hangi kanserin kimde görüldüğü ve kişinin kaç yaşında tanı aldığı çok daha değerlidir.</p>

<p>Örneğin anne, baba, kardeş veya çocuk gibi birinci derece akrabalardaki kanser öyküsü genellikle daha yakından değerlendirilir. Teyze, hala, amca, dayı ve büyükanne-büyükbaba gibi diğer akrabaların öyküsü de ailedeki genel örüntünün anlaşılmasına katkı sağlar.</p>

<p>Özellikle beklenenden daha genç yaşta ortaya çıkan kanserler kalıtsal yatkınlık açısından daha fazla dikkat çekebilir.</p>

<p>Kalıtsal kanseri düşündürebilen aile örüntüleri</p>

<p>American Cancer Society ve National Cancer Institute, ailede belirli örüntülerin kalıtsal kanser yatkınlığını düşündürebileceğini belirtiyor.</p>

<p>Bunlar arasında şunlar bulunabilir:</p>

<p>Aynı veya birbiriyle ilişkili kanserlerin birkaç yakın akrabada görülmesi</p>

<p>Kanserin alışılmıştan daha genç yaşlarda ortaya çıkması</p>

<p>Aynı kişide birden fazla ayrı primer kanser gelişmesi</p>

<p>Nadir görülen bazı kanserlerin aile içinde ortaya çıkması</p>

<p>Kanser vakalarının birkaç nesilde görülmesi</p>

<p>Erkekte meme kanseri gibi olağan dışı bir kanser örüntüsünün bulunması</p>

<p>Ailede daha önce hastalıkla ilişkili kalıtsal bir gen değişikliğinin saptanmış olması</p>

<p>Bu özelliklerden birinin bulunması tek başına kalıtsal sendrom tanısı koydurmaz. Birkaç özelliğin bir araya gelmesi genetik değerlendirme ihtiyacını daha anlamlı hale getirebilir.</p>

<p>Birinci derece akrabada kanser varsa risk kesin olarak iki kat mı?</p>

<p>Hayır. “Birinci derece akrabada kanser varsa risk iki katına çıkar” şeklinde bütün kanserler için geçerli tek bir kural yoktur.</p>

<p>Aile öyküsünün etkisi kanser türüne göre değişir. Meme, yumurtalık, prostat, pankreas ve kolorektal kanser gibi bazı kanserlerde aile geçmişi risk değerlendirmesinde özellikle önem taşırken, her kanser için aynı risk oranı kullanılamaz.</p>

<p>Ayrıca bir akrabanın ileri yaşta sık görülen bir kansere yakalanması ile aynı kanserin birkaç aile üyesinde genç yaşlarda ortaya çıkması aynı risk profili değildir.</p>

<p>Anne tarafı mı baba tarafı mı daha önemli?</p>

<p>Her ikisi de önemlidir.</p>

<p>Kalıtsal kanser yatkınlığına yol açabilen gen değişiklikleri yalnızca anne tarafından geçmez. Baba tarafından gelen aile öyküsü de risk değerlendirmesine dahil edilmelidir.</p>

<p>Bu nedenle aile geçmişi alınırken hem anne hem baba tarafındaki kanserlerin türünün ve tanı yaşlarının kaydedilmesi gerekir.</p>

<p>Genetik test herkese gerekli mi?</p>

<p>Hayır. Ailesinde kanser bulunan herkesin doğrudan genetik test yaptırması önerilmez.</p>

<p>Genetik testten önce aile öyküsünün değerlendirilmesi ve gerektiğinde genetik danışmanlık alınması daha doğru bir yaklaşımdır. Çünkü hangi genlerin araştırılacağı, testin gerçekten gerekli olup olmadığı ve çıkan sonucun nasıl yorumlanacağı kişinin aile öyküsüne göre değişebilir.</p>

<p>Ailede kalıtsal kanserden şüpheleniliyorsa ve mümkünse genetik incelemeye önce kanser tanısı almış aile bireyinden başlanması daha bilgilendirici olabilir. Hasta akrabada belirli bir patojenik gen değişikliği saptanırsa diğer aile üyeleri daha hedefli biçimde değerlendirilebilir.</p>

<p>Evde yapılan genetik testler yeterli mi?</p>

<p>Tüketiciye doğrudan satılan sınırlı genetik testler, kalıtsal kanser riskinin tamamını değerlendiremeyebilir. Negatif bir sonuç da kişinin tüm kalıtsal kanser yatkınlıklarının dışlandığı anlamına gelmez.</p>

<p>Güçlü bir aile öyküsü söz konusuysa test seçiminin ve sonucunun klinik genetik veya bu konuda eğitimli bir sağlık profesyoneliyle değerlendirilmesi daha güvenlidir.</p>

<p>Ailede kanser varsa ne yapmak gerekir?</p>

<p>İlk adım, mümkün olduğunca doğru bir aile sağlık öyküsü oluşturmaktır.</p>

<p>Anne ve baba tarafında;</p>

<p>Kimde kanser olduğu</p>

<p>Kanserin hangi organda başladığı</p>

<p>Tanının kaç yaşında konduğu</p>

<p>Bir kişide birden fazla primer kanser bulunup bulunmadığı</p>

<p>Varsa genetik test sonucunun ne olduğu</p>

<p>gibi bilgiler kaydedilebilir.</p>

<p>Bu bilgiler hekimin kişinin standart kanser tarama programına mı devam edeceğine, bazı taramaların daha erken veya farklı sıklıkta yapılmasının gerekip gerekmediğine ya da genetik danışmanlığın uygun olup olmadığına karar vermesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Ailede tek bir kanser vakası ne kadar kaygı verici?</p>

<p>Tek bir aile bireyinde, özellikle toplumda sık görülen bir kanserin ileri yaşta ortaya çıkması tek başına kalıtsal kanser sendromunu göstermez.</p>

<p>Buna karşılık aynı veya ilişkili kanserlerin birden fazla akrabada ortaya çıkması, genç yaşta tanı, bir kişide birden fazla primer kanser veya bilinen kalıtsal bir gen değişikliği daha ayrıntılı değerlendirmeyi gerektirebilir.</p>

<p>Aile öyküsü tarama planını değiştirebilir mi?</p>

<p>Evet. Bazı kanserlerde güçlü aile öyküsü kişinin ne zaman ve hangi yöntemle taranacağına ilişkin önerileri değiştirebilir.</p>

<p>Ancak taramaya kaç yaşında başlanacağı konusunda bütün kanserlere uygulanabilecek tek bir “ailede kanser varsa şu kadar yıl erken başlayın” kuralı bulunmaz. Uygun program; kanser türü, aile öyküsü, yaş, cinsiyet, kişisel sağlık geçmişi ve varsa genetik test sonuçlarına göre belirlenir.</p>

<p>Kanser aileden geçer mi?</p>

<p>Doğrudan kanserin kendisi anne veya babadan çocuğa geçmez. Kalıtsal olabilen şey, belirli kanserlere yakalanma olasılığını artıran bazı gen değişiklikleridir.</p>

<p>Böyle bir gen değişikliğini taşımak da kişinin mutlaka kansere yakalanacağı anlamına gelmez. Genetik değişikliğin hangi gende olduğu ve o genin kanser geliştirme olasılığını ne ölçüde artırdığı önemlidir.</p>

<p>Bu nedenle ailede kanser öyküsünü ne küçümsemek ne de otomatik olarak “yüksek kanser riski” şeklinde yorumlamak gerekir. Ailenin tamamındaki kanser örüntüsü, tek bir vakadan daha fazla bilgi verir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel sağlık bilgisi vermek amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel kanser risk değerlendirmesinin yerine geçmez. Ailenizde genç yaşta veya birden fazla kişide kanser öyküsü varsa hekiminizle veya genetik danışmanlık konusunda yetkin bir sağlık profesyoneliyle görüşün.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>National Cancer Institute — The Genetics of Cancer</p>

<p>National Cancer Institute — Genetic Testing for Inherited Cancer Risk</p>

<p>American Cancer Society — Family Cancer Syndromes</p>

<p>Centers for Disease Control and Prevention — Family Health History and Cancer</p>

<p>Centers for Disease Control and Prevention — Genetic Counseling</p>

<p>Centers for Disease Control and Prevention — Hereditary Breast and Ovarian Cancer</p>

<p>U.S. Preventive Services Task Force — BRCA-Related Cancer: Risk Assessment, Genetic Counseling, and Genetic Testing</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ailede-bir-kiside-kanser-olmasi-yuksek-risk-anlamina-gelir-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 09:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0175.jpeg" type="image/jpeg" length="70566"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DSÖ Açıkladı: Sigara İçen Kadınlarda Kısırlık Riski Yüzde 40 Daha Yüksek]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dso-acikladi-sigara-icen-kadinlarda-kisirlik-riski-yuzde-40-daha-yuksek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dso-acikladi-sigara-icen-kadinlarda-kisirlik-riski-yuzde-40-daha-yuksek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[WHO’nun güncel kanıt özeti, sigaranın kadınlarda infertilite riskini artırabildiğini; erkeklerde sperm kalitesi ve cinsel işlev üzerinde olumsuz etkilerle ilişkili olduğunu gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün 8 Eylül 2026’da yayımladığı “Tobacco and infertility” başlıklı kanıt özeti, sigara ve diğer tütün ürünlerinin üreme sağlığı üzerindeki etkilerini yeniden gündeme taşıdı. En dikkat çekici bulgulardan biri, halen tütün kullanan kadınlarda infertilite riskinin sigara içmeyen kadınlara göre yaklaşık yüzde 40 daha yüksek bulunması oldu.</p>

<p>Bu sayı, sigara içen her kadının infertil olacağı anlamına gelmiyor. Bulgular, topluluk düzeyinde sigara kullanımı ile hamile kalmakta güçlük arasında daha yüksek risk bulunduğunu gösteriyor. İnfertilitenin yaş, yumurtlama bozuklukları, tüplerle ilgili sorunlar, sperm faktörleri, genetik ve farklı sağlık sorunları dahil çok sayıda nedeni bulunabiliyor.</p>

<p>Sigara kadınlarda doğurganlığı nasıl etkileyebilir?</p>

<p>WHO’nun değerlendirmesine göre, 2000–2026 yılları arasındaki çalışmaları inceleyen sistematik derlemede halen sigara içen kadınlarda infertilite riski sigara içmeyenlere göre yaklaşık yüzde 40 daha yüksek bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sigara dumanındaki nikotin ve çok sayıdaki toksik madde; yumurtalık dokusu, yumurta hücreleri, hormonal işleyiş ve üreme sisteminin farklı basamaklarını etkileyebilir. Amerikan Üreme Tıbbı Derneği de sigara kullanımını kadınlarda azalmış doğurganlıkla ilişkilendirilen değiştirilebilir risk faktörlerinden biri olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Araştırmalar sigara içen kadınlarda gebeliğe ulaşma süresinin uzayabildiğini gösteriyor. Bazı çalışmalarda günlük içilen sigara sayısı arttıkça etkinin daha belirgin hale gelebildiği bildirilmiş durumda.</p>

<p>Yumurtalık rezervini ve menopoz yaşını etkileyebilir mi?</p>

<p>Sigara kullanımının yumurtalık fonksiyonlarının daha hızlı azalmasıyla ilişkili olabileceğine dair uzun süredir biriken kanıtlar bulunuyor.</p>

<p>Amerikan Üreme Tıbbı Derneği’nin 2024 tarihli komite görüşüne göre sigara içen kadınlarda menopoz, sigara içmeyenlere kıyasla ortalama 1–4 yıl daha erken görülebiliyor. Bazı araştırmalarda yumurtalık rezervini değerlendirmede kullanılan AMH düzeylerinin de aktif sigara kullanıcılarında daha düşük olduğu saptandı.</p>

<p>Bu bulgular tek başına bir kişinin yumurtalık rezervi veya doğurganlığı hakkında kesin tahmin yapmak için kullanılamaz. Yaş başta olmak üzere birçok faktör bireysel sonucu etkiler.</p>

<p>Erkeklerde sperm kalitesi de etkilenebilir</p>

<p>Sigaranın üreme sağlığı üzerindeki etkileri yalnızca kadınlarla sınırlı değil.</p>

<p>WHO’nun aktardığı güncel değerlendirmelerden biri, 60 binden fazla erkeği kapsayan 44 çalışmayı ele aldı. Sigara kullanımı; sperm hareketliliğinde azalma, sperm şekil bozuklukları, bazı semen anormallikleri, erektil disfonksiyon ve boşalma sorunları gibi üreme sistemi sorunlarıyla ilişkilendirildi.</p>

<p>Bununla birlikte erkeklerde “sigara doğrudan infertiliteye yol açar” şeklinde kesin bir nedensellik kurmak daha güç. Amerikan Üreme Tıbbı Derneği, sigara içen erkeklerde sperm yoğunluğu, hareketliliği ve morfolojisinin daha düşük olabildiğini ancak değerlerin bazı erkeklerde yine de normal referans aralıklarında kalabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Bu nedenle sperm testi normal çıkan bir kişinin sigaranın üreme sağlığı üzerindeki etkilerinden tamamen korunmuş olduğu söylenemez; aynı şekilde anormal bir semen analizinin nedeni de otomatik olarak sigara olarak kabul edilemez.</p>

<p>Tüp bebek başarısını da etkileyebilir</p>

<p>Sigara kullanımı doğal yolla gebelik dışında yardımcı üreme tedavilerinin başarısıyla da ilişkilendiriliyor.</p>

<p>WHO’nun değerlendirmesinde yer verilen 21 çalışmalık önceki araştırmalar, sigara kullanımının tüp bebek ve diğer yardımcı üreme yöntemlerinden sonra daha az gebelik ve canlı doğumla ilişkili olduğunu gösterdi. Bazı analizlerde başarılı sonuç olasılığının sigara içenlerde yaklaşık yarıya kadar düşebileceği bildirildi.</p>

<p>Bu oran, her tüp bebek hastasında başarının tam olarak yüzde 50 azalacağı anlamına gelmez. Yaş, embriyo özellikleri, infertilite nedeni, yumurtalık rezervi, tedavi protokolü ve sigara miktarı gibi pek çok değişken sonucu etkileyebilir.</p>

<p>Pasif içicilik de önemli</p>

<p>Sigara içmeyen kişinin çevresel tütün dumanına maruz kalması da üreme sağlığı açısından tamamen risksiz kabul edilmiyor.</p>

<p>WHO, pasif sigara dumanına maruz kalan kadınlarda infertilite riskinin artabileceğini ve her adet döngüsünde gebe kalma olasılığının azalabileceğini bildiriyor. ASRM’nin değerlendirmeleri de yoğun pasif duman maruziyetinin bazı üreme sonuçlarında aktif sigara kullanımına yaklaşan olumsuzluklarla ilişkili olabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Gebelik planlayan çiftlerde yalnızca kişinin kendisinin sigara içmemesi değil, ev ve araç gibi kapalı ortamlarda tütün dumanından korunması da önem taşıyor.</p>

<p>Sigarayı bırakmak fark yaratabilir mi?</p>

<p>WHO’nun yayımladığı özette, geçmişte sigara içmiş ancak artık kullanmayan kadınlarda infertilite riskinin sigaraya devam eden kadınlara göre yaklaşık yüzde 25 daha düşük bulunduğu belirtiliyor.</p>

<p>Bu veri sigarayı bıraktıktan sonra doğurganlığın belirli bir sürede tamamen normale döneceği anlamına gelmiyor. Ancak sigarayı bırakmanın üreme sağlığı açısından da olumlu olabileceğini destekleyen önemli bir bulgu olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>ASRM de sigaraya bağlı azalmış doğurganlığın en azından bir bölümünün bırakma sonrasında düzelebileceğini belirtiyor.</p>

<p>Elektronik sigara daha güvenli mi?</p>

<p>Elektronik sigara ve benzeri nikotin ürünleri söz konusu olduğunda kanıtlar klasik sigaraya göre daha sınırlı.</p>

<p>WHO, elektronik sigara, nargile ve dumansız tütün ürünlerinin doğurganlığa etkisine ilişkin araştırmaların devam ettiğini belirtiyor. Mevcut kanıtların en güçlü olduğu ürün yanmalı sigara olsa da diğer nikotin ve tütün ürünlerinin üreme sağlığı açısından güvenli olduğu sonucuna varmak mümkün değil.</p>

<p>ASRM de elektronik nikotin sistemlerinin geleneksel sigaraya güvenli bir üreme sağlığı alternatifi olarak kabul edilmesini destekleyecek yeterli veri bulunmadığını bildiriyor.</p>

<p>İnfertilite ne zaman değerlendirilir?</p>

<p>WHO infertiliteyi, düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen 12 ay veya daha uzun sürede gebelik elde edilememesi olarak tanımlıyor. Dünya genelinde üreme çağındaki yaklaşık her 6 kişiden biri yaşamının bir döneminde infertilite yaşayabiliyor.</p>

<p>Yaşa ve tıbbi geçmişe göre değerlendirmeye daha erken başlanması gerekebilir. Özellikle bilinen üreme sistemi hastalığı, düzensiz veya olmayan adetler, geçirilmiş bazı ameliyatlar, ciddi sperm problemi veya hekimin önemli gördüğü başka riskler varsa standart 12 aylık süre beklenmeyebilir.</p>

<p>İnfertilite yalnızca kadınlara ait bir sorun değildir. Değerlendirmede gerektiğinde her iki partnerin de ele alınması gerekir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel sağlık bilgilendirmesi amacı taşır ve kişisel infertilite değerlendirmesinin yerine geçmez. Gebelik planı, infertilite veya sigarayı bırakma konusunda size uygun yaklaşım için sağlık profesyoneline başvurun.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü — Tobacco and infertility, Tobacco Knowledge Summary, 2026</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü — Tobacco smoking may be harming your chances of having a baby, 8 Eylül 2026</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü — Infertility Fact Sheet, 2025</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü — Guideline for the prevention, diagnosis and treatment of infertility, 2025</p>

<p>American Society for Reproductive Medicine Practice Committee — Tobacco or marijuana use and infertility: a committee opinion, Fertility and Sterility, 2024</p>

<p>DOI: 10.1016/j.fertnstert.2023.12.029 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dso-acikladi-sigara-icen-kadinlarda-kisirlik-riski-yuzde-40-daha-yuksek</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 07:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0170.jpeg" type="image/jpeg" length="84324"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CA 15-3 Nedir, Kaç Olmalı? Yüksekliği Meme Kanseri Belirtisi mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ca-15-3-nedir-kac-olmali-yuksekligi-meme-kanseri-belirtisi-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ca-15-3-nedir-kac-olmali-yuksekligi-meme-kanseri-belirtisi-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CA 15-3, özellikle ileri evre meme kanserinde tedavinin seyrini değerlendirmeye yardımcı olabilen bir tümör belirtecidir. Ancak yüksek CA 15-3 tek başına meme kanseri tanısı koydurmaz; sonuç diğer klinik bulgular ve incelemelerle birlikte değerlendirilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Kan tahlilinde CA 15-3 değerinin yüksek görülmesi, testin meme kanseriyle ilişkilendirilmesi nedeniyle endişeye yol açabilir. Ancak CA 15-3 bir “meme kanseri var-yok testi” değildir. Yüksek bir sonuç tek başına kanser tanısı koydurmadığı gibi normal bir değer de meme kanserini kesin olarak dışlamaz.</p>

<p>CA 15-3’ün en önemli kullanım alanlarından biri, özellikle metastatik meme kanseri bulunan bazı hastalarda tedavinin seyrinin değerlendirilmesine yardımcı olmaktır. Böyle bir durumda tek ölçümden çok değerin zaman içindeki değişimi anlam kazanabilir.</p>

<p>Kısaca CA 15-3</p>

<p>CA 15-3, MUC1 adlı proteinle ilişkili ve kanda ölçülebilen bir tümör belirtecidir.</p>

<p>En çok meme kanseriyle ilişkilendirilir. Ancak temel kullanım alanı sağlıklı kişilerde meme kanseri aramak değil, belirli hastalarda tedavi ve hastalık seyrinin değerlendirilmesine yardımcı olmaktır.</p>

<p>Yüksek CA 15-3 kanser tanısı değildir. Normal CA 15-3 de kanseri kesin olarak dışlamaz.</p>

<p>CA 15-3 nedir?</p>

<p>CA 15-3, bazı epitel hücrelerinin yüzeyinde bulunan MUC1 adlı büyük proteinin bir parçasıyla ilişkili antijendir.</p>

<p>Bazı meme kanseri hücreleri MUC1 ile ilişkili maddeleri daha fazla üretebilir ve bunların kandaki düzeyi CA 15-3 testiyle ölçülebilir.</p>

<p>Bu nedenle CA 15-3 “tümör belirteci” olarak adlandırılır.</p>

<p>Ancak tümör belirteci ifadesi, maddenin yalnızca kanser hücrelerinde bulunduğu veya yüksekliğinin mutlaka kanser anlamına geldiği şeklinde yorumlanmamalıdır.</p>

<p>CA 15-3 neyi gösterir?</p>

<p>CA 15-3 özellikle meme kanseri tanısı bulunan bazı hastalarda hastalığın ve tedaviye yanıtın izlenmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Metastatik meme kanseri tedavisi sırasında seri ölçümler yapılması halinde CA 15-3’ün zaman içindeki değişimi ek bilgi sağlayabilir.</p>

<p>Ancak tedavinin değiştirilmesi veya sonlandırılması gibi önemli kararlar yalnızca CA 15-3 sonucuna dayanılarak verilmez.</p>

<p>Hastanın şikâyetleri, muayenesi, görüntüleme sonuçları ve diğer klinik bilgiler temel değerlendirmeyi oluşturur.</p>

<p>CA 15-3 testi neden istenir?</p>

<p>CA 15-3 testi klinik duruma göre şu amaçlarla istenebilir:</p>

<ul>
 <li>İleri veya metastatik meme kanseri bulunan bazı hastalarda tedavi yanıtının değerlendirilmesine yardımcı olmak</li>
 <li>Başlangıçta CA 15-3 yüksek olan uygun hastalarda değerin zaman içindeki değişimini takip etmek</li>
 <li>Meme kanserinin seyri hakkında diğer klinik değerlendirmelere ek bilgi sağlamak</li>
 <li>Bazı hastalarda hastalığın ilerlemesi veya tekrarlaması şüphesinde diğer incelemelere yardımcı olmak</li>
</ul>

<p>CA 15-3’ün hangi hastada ve hangi sıklıkta kullanılacağı hastalığın evresine, tedavi planına ve hekimin klinik değerlendirmesine bağlıdır.</p>

<p>CA 15-3 normal değeri nedir?</p>

<p>CA 15-3 için tek ve bütün laboratuvarlarda geçerli evrensel bir referans üst sınırı yoktur.</p>

<p>Örneğin bazı laboratuvar yöntemlerinde 30 U/mL’nin altındaki sonuçlar referans aralığında kabul edilirken başka yöntemlerde üst sınır 25 U/mL civarında olabilir.</p>

<p>Bu fark önemlidir.</p>

<p>CA 15-3 farklı ölçüm yöntemleriyle çalışılabilir ve laboratuvarlar arasında sonuçlar ile referans aralıkları değişebilir. Bu nedenle kişinin kendi raporunda belirtilen referans aralığı esas alınmalıdır.</p>

<p>Özellikle seri takip yapılan hastalarda sonuçların mümkün olduğunca aynı yöntemle karşılaştırılması önem taşır.</p>

<p>CA 15-3 sonucu nasıl yorumlanır ve e-Nabız raporu nasıl okunur?</p>

<p>e-Nabız veya laboratuvar raporunda CA 15-3 sonucunun yanında H işareti görülmesi, değerin o laboratuvarın referans üst sınırının üzerinde olduğunu gösterir.</p>

<p>H işareti “meme kanseri pozitif” anlamına gelmez.</p>

<p>CA 15-3 sonucu değerlendirilirken testin neden istendiği özellikle önemlidir. Daha önce meme kanseri tanısı almamış bir kişiyle metastatik meme kanseri tedavisi gören bir hastadaki aynı rakamın klinik anlamı aynı değildir.</p>

<p>Takip amacıyla kullanılan CA 15-3’te tek bir değerden çok seri sonuçların seyri dikkate alınabilir.</p>

<p>Ayrıca kullanılan test yönteminin değişmesi sonuçların doğrudan karşılaştırılmasını güçleştirebilir.</p>

<p>CA 15-3 yüksekliği neden olur?</p>

<p>CA 15-3 en çok meme kanseriyle ilişkilendirilir ancak yalnızca meme kanserinde yükselmez.</p>

<p>Yüksek CA 15-3 bazı:</p>

<ul>
 <li>Meme kanserlerinde</li>
 <li>Akciğer kanserlerinde</li>
 <li>Kolorektal kanserlerde</li>
 <li>Pankreas kanserlerinde</li>
 <li>Karaciğer kanserlerinde</li>
 <li>Yumurtalık kanserlerinde</li>
 <li>Rahim ağzı ve endometrium kanserlerinde</li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Kanser dışı bazı hastalık ve fizyolojik durumlarda da CA 15-3 artışı bildirilmiştir. Bu nedenle yüksek sonuç tek başına kanserin varlığını veya hangi organdan kaynaklandığını belirleyemez.</p>

<p>CA 15-3 yüksekliği her zaman meme kanseri mi?</p>

<p>Hayır. CA 15-3 yüksekliği her zaman meme kanseri anlamına gelmez.</p>

<p>Testin meme kanseriyle güçlü biçimde ilişkilendirilmesi bu yanlış anlaşılmaya yol açabilir. Oysa CA 15-3’ün özgüllüğü ve duyarlılığı, tek başına meme kanseri tanısı koymak için yeterli değildir.</p>

<p>Meme kanseri bulunmayan kişilerde yüksek sonuç görülebilir. Meme kanseri bulunan bazı kişilerde ise CA 15-3 hiç yükselmeyebilir.</p>

<p>Dolayısıyla yüksek CA 15-3 meme kanserini doğrulamaz; normal CA 15-3 de meme kanserini dışlamaz.</p>

<p>CA 15-3 başka kanserlerde yükselir mi?</p>

<p>Evet. CA 15-3 meme kanseri dışında bazı başka kanserlerde de yükselebilir.</p>

<p>Akciğer, kolon, pankreas, karaciğer, yumurtalık, rahim ağzı ve endometrium kanserlerinde yüksek CA 15-3 sonuçları bildirilmiştir.</p>

<p>Ancak yüksek sonuca bakılarak kanserin hangi organdan kaynaklandığı söylenemez.</p>

<p>Bu nedenle CA 15-3, “vücudun neresinde kanser var?” sorusunu yanıtlayan bir test değildir.</p>

<p>CA 15-3 meme kanserini gösterir mi?</p>

<p>CA 15-3 bazı meme kanserlerinde yükselir ancak tek başına meme kanserini göstermez.</p>

<p>Özellikle erken evre meme kanserlerinin önemli bir bölümünde CA 15-3 yüksek olmayabilir. Bu nedenle test, mamografi veya diğer kabul edilmiş meme değerlendirme yöntemlerinin yerine kullanılamaz.</p>

<p>Meme kanseri tanısı şüpheli görüntüleme bulguları ve gerektiğinde biyopsi gibi yöntemlerle konur.</p>

<p>CA 15-3’ün asıl değeri, uygun seçilmiş ve daha önce tanı almış hastalarda takip sürecine yardımcı olabilmesidir.</p>

<p>CA 15-3 meme kanseri tarama testi midir?</p>

<p>Hayır. CA 15-3 sağlıklı kişilerde meme kanseri taraması yapmak için uygun bir test değildir.</p>

<p>Testin normal olması meme kanserini dışlamadığı gibi yüksek olması da meme kanserini doğrulamaz.</p>

<p>Bu nedenle “kanser var mı?” sorusuna cevap almak amacıyla tek başına CA 15-3 ölçümü yapılması doğru bir tarama yaklaşımı değildir.</p>

<p>Meme kanseri taramasında yaş ve bireysel risk durumuna göre önerilen görüntüleme yöntemleri kullanılır.</p>

<p>Meme kanseri tedavisi bittikten sonra CA 15-3 rutin takipte kullanılır mı?</p>

<p>Her meme kanseri hastasında rutin CA 15-3 takibi yapılması gerekli değildir.</p>

<p>Özellikle erken evre meme kanseri için küratif tedavisini tamamlamış, herhangi bir belirti veya muayene bulgusu olmayan kişilerde yalnızca nüksü daha erken yakalamak amacıyla rutin tümör belirteci ölçümü standart takip yaklaşımının temelini oluşturmaz.</p>

<p>Güncel takip yaklaşımında öykü, fizik muayene ve uygun mamografik takip öne çıkar.</p>

<p>Buna karşılık ileri veya metastatik meme kanserinde CA 15-3, bazı hastalarda diğer değerlendirmelere ek bir belirteç olarak kullanılabilir.</p>

<p>CA 15-3 sonucu tek başına ne ifade etmez?</p>

<p>Tek bir CA 15-3 sonucu:</p>

<ul>
 <li>Meme kanseri tanısı koydurmaz</li>
 <li>Kanserin hangi organda bulunduğunu göstermez</li>
 <li>Kanserin evresini tek başına belirlemez</li>
 <li>Metastaz bulunduğunu tek başına kanıtlamaz</li>
 <li>Tedavinin başarısız olduğunu tek başına göstermez</li>
 <li>Normal olduğunda meme kanserini dışlamaz</li>
</ul>

<p>CA 15-3 diğer klinik ve görüntüleme bulgularına yardımcı bir test olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>CA 15-3 kaç olursa tehlikeli?</p>

<p>CA 15-3 için herkese uygulanabilecek tek bir “tehlikeli değer” yoktur.</p>

<p>Laboratuvarın referans üst sınırının aşılması ile kanser tanısı veya acil tıbbi tehlike aynı kavram değildir.</p>

<p>CA 15-3 değeri belirgin şekilde yükselmiş olsa bile tek başına kanserin varlığı, yaygınlığı veya hastalığın ilerlediği sonucuna varılamaz.</p>

<p>Özellikle bilinen meme kanseri nedeniyle takip edilen hastalarda değerin zaman içindeki değişimi, görüntüleme ve klinik durumla birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Bu nedenle “CA 15-3 şu rakamın üzerindeyse kesin kanserdir” şeklinde evrensel bir eşik yoktur.</p>

<p>CA 15-3 düşmesi ne anlama gelir?</p>

<p>Metastatik meme kanseri nedeniyle tedavi gören ve başlangıçta CA 15-3 değeri yüksek olan bir hastada seviyenin zaman içinde düşmesi hastalığın gerilemesi veya tedavi yanıtıyla uyumlu olabilir.</p>

<p>Ancak CA 15-3 düşüşü tek başına tedavinin başarılı olduğunu kanıtlamaz.</p>

<p>Tedavi yanıtı hastanın klinik durumu ve görüntüleme sonuçlarıyla birlikte değerlendirilir.</p>

<p>CA 15-3 yükselmeye devam ederse ne anlama gelir?</p>

<p>Takip edilen bir hastada seri CA 15-3 ölçümlerinin yükselmesi hastalığın ilerlemesi açısından ek değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Ancak yalnızca tümör belirtecinin yükselmesine dayanarak tedaviyi değiştirmek doğru değildir.</p>

<p>Metastatik meme kanserinde tedavi değişikliği; klinik değerlendirme, hastalığın görüntülemedeki seyri, hastanın genel durumu ve tedavi hedefleriyle birlikte planlanır.</p>

<p>CA 15-3 nasıl düşer?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CA 15-3’ü doğrudan düşürmek için kullanılan özel bir diyet, vitamin veya takviye yoktur.</p>

<p>Amaç laboratuvar rakamını düşürmek değil, yüksekliğin nedenini belirlemektir.</p>

<p>Meme kanseri nedeniyle yüksek CA 15-3 bulunan uygun hastalarda değerin seyri uygulanan kanser tedavisi sırasında izlenebilir.</p>

<p>Sadece CA 15-3 değerini düşürmek amacıyla doktor önerisi olmadan ilaç, bitkisel ürün veya takviye kullanılmamalıdır.</p>

<p>Biotin CA 15-3 testini etkiler mi?</p>

<p>Evet, bazı CA 15-3 ölçüm yöntemlerinde yüksek doz biotin içeren takviyeler test sonucunu etkileyebilir.</p>

<p>Özellikle saç, cilt ve tırnak için pazarlanan bazı multivitamin veya takviyelerde yüksek miktarda biotin bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle kullanılan vitamin ve takviyeler test öncesinde hekime veya laboratuvara bildirilmelidir. Takviyeyi ne kadar süre bırakmak gerektiği kullanılan laboratuvar yöntemine göre değişebileceğinden kendi kendine karar verilmemelidir.</p>

<p>CA 15-3 testi için hangi doktora gidilir?</p>

<p>Bilinen meme kanseri nedeniyle CA 15-3 takibi yapılıyorsa sonuçlar hastayı takip eden tıbbi onkoloji ekibi tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>Daha önce kanser tanısı olmayan bir kişide tesadüfen yüksek CA 15-3 saptanmışsa tek başına bu test üzerinden kanser sonucuna varılmamalıdır. Testi isteyen hekim kişinin öyküsü ve bulgularına göre gerekli değerlendirmeyi planlayabilir.</p>

<p>Meme ile ilgili yeni bir kitle, meme başından kanlı akıntı, ciltte çekilme veya başka kalıcı değişiklikler varsa tümör belirteci sonucundan bağımsız olarak klinik değerlendirme gerekir.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>CA 15-3 yüksek çıktı, meme kanseri miyim?</p>

<p>Hayır. Yüksek CA 15-3 tek başına meme kanseri tanısı koydurmaz. Kanser dışı durumlarda ve başka kanser türlerinde de yükselebilir; meme kanseri bulunan bazı kişilerde ise normal kalabilir.</p>

<p>CA 15-3 normal çıkarsa meme kanseri olmadığı kesin midir?</p>

<p>Hayır. Normal CA 15-3 meme kanserini dışlamaz. Bu nedenle CA 15-3 mamografi, klinik muayene veya gerektiğinde biyopsinin yerine geçen bir test değildir.</p>

<p>CA 15-3 testi için aç olmak gerekir mi?</p>

<p>CA 15-3 için genel olarak açlık temel bir gereklilik değildir. Ancak kullanılan test yöntemine ve aynı anda istenen diğer testlere göre laboratuvarın hazırlık talimatları uygulanmalıdır.</p>

<p>CA 15-3 ile meme kanseri taraması yapılır mı?</p>

<p>Hayır. CA 15-3 sağlıklı kişilerde rutin meme kanseri tarama testi olarak kullanılmaz. Temel kullanım alanlarından biri ileri meme kanserinde tedavinin seyrini değerlendirmeye yardımcı olmaktır.</p>

<p>CA 15-3 yükselmesi tedavinin işe yaramadığı anlamına mı gelir?</p>

<p>Tek başına hayır. Seri ölçümlerde yükselme hastalığın ilerlemesi açısından değerlendirme gerektirebilir, ancak tedaviyi değiştirme kararı yalnızca CA 15-3 sonucuna dayanılarak verilmez.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>National Cancer Institute. CA 15-3. NCI Dictionary of Cancer Terms.</li>
 <li>National Cancer Institute. Tumor Marker Tests in Common Use. CA 15-3/CA 27.29.</li>
 <li>U.S. National Library of Medicine. Tumor Marker Tests. MedlinePlus Medical Test.</li>
 <li>Mayo Clinic </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ca-15-3-nedir-kac-olmali-yuksekligi-meme-kanseri-belirtisi-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 06:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/genel/i-m-g-7337.jpeg" type="image/jpeg" length="77077"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="85193"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="80474"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="53262"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="87468"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="71610"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="74752"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
