<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 12 Sep 2026 17:40:36 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yapay Zekâ Hasta Oldu: Türkiye’den Dikkat Çeken Tıp Eğitimi Araştırması]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yapay-zeka-hasta-oldu-turkiyeden-dikkat-ceken-tip-egitimi-arastirmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yapay-zeka-hasta-oldu-turkiyeden-dikkat-ceken-tip-egitimi-arastirmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’den dikkat çekici bir tıp eğitimi araştırması yayımlandı. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde 277 üçüncü sınıf tıp öğrencisi, HIV ile yaşayan bir hastayı canlandıran ChatGPT-4o ile standardize klinik görüşme gerçekleştirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çalışma, yapay zekânın yalnızca tıbbi bilgi öğretmek için değil; empati, damgalamadan kaçınma ve hasta merkezli iletişimin çalışılabileceği güvenli bir simülasyon ortamı oluşturmak için de kullanılabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Yapay zekânın tıp eğitimindeki rolü hızla değişiyor.</p>

<p>Bir süre öncesine kadar öğrencilerin tıbbi sorularına yanıt veren veya karmaşık konuları açıklayan bir yardımcı olarak tartışılan üretken yapay zekâ, artık klinik eğitimin farklı bir alanında deneniyor: Hasta rolünde.</p>

<p>Türkiye’den yayımlanan yeni bir çalışma bunun dikkat çekici örneklerinden birini ortaya koydu.</p>

<p>Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi Anabilim Dalı araştırmacıları, ChatGPT-4o’yu HIV ile yaşayan standardize bir hasta olarak yapılandırdı ve tıp öğrencilerinin bu sanal hastayla gerçekleştirdiği görüşmeleri değerlendirdi.</p>

<p>Araştırma 8 Eylül 2026’da uluslararası hakemli AIDS Care dergisinde yayımlandı.</p>

<p>277 tıp öğrencisi AI hastayla görüştü</p>

<p>Çalışmaya üçüncü sınıfta eğitim gören tıp öğrencileri katıldı.</p>

<p>Toplam 277 öğrenci, HIV ile yaşayan bir kişiyi temsil edecek şekilde yapılandırılan yapay zekâ destekli hasta ile metin tabanlı klinik görüşme gerçekleştirdi.</p>

<p>Bunlardan 260 öğrencinin verileri nicel değerlendirmeye dahil edildi. Ayrıca 30 öğrencinin katıldığı iki odak grup görüşmesi gerçekleştirildi.</p>

<p>Amaç yalnızca öğrencilerin HIV hakkındaki tıbbi bilgisini ölçmek değildi.</p>

<p>Araştırmacılar öğrencilerin hasta merkezli iletişim kurabilme, yargılayıcı olmayan bir yaklaşım gösterebilme, hastanın kaygılarına yanıt verebilme ve stigma konusunda duyarlı bir görüşme yürütebilme becerilerini de değerlendirdi.</p>

<p>Yapay zekâ bu kez soruları yanıtlamadı, hasta oldu</p>

<p>Çalışmayı klasik ChatGPT kullanımından ayıran temel nokta burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Öğrenci yapay zekâya “HIV nedir?” veya “Tedavisi nasıl yapılır?” diye sormuyor.</p>

<p>Bu kez roller değişiyor.</p>

<p>Yapay zekâ HIV ile yaşayan hastayı temsil ederken tıp öğrencisi hekim rolünü üstleniyor.</p>

<p>Öğrencinin doğru soruyu bulması, hastanın kaygılarını anlaması, tıbbi bilgiyi uygun biçimde aktarması ve görüşmeyi damgalayıcı olmayan bir dille yürütmesi gerekiyor.</p>

<p>Böylece yapay zekâ bir bilgi kaynağından ziyade klinik iletişimin prova edilebildiği simülasyon aracına dönüşüyor.</p>

<p>En güçlü alanlardan biri yargılamadan iletişim</p>

<p>Araştırmanın sonuçları öğrencilerin bazı iletişim alanlarında diğerlerinden daha güçlü olduğunu gösterdi.</p>

<p>Öğrenciler özellikle destekleyici ve yargılayıcı olmayan iletişim ile hastanın endişelerine uygun yanıt verme alanlarında daha yüksek performans gösterdi.</p>

<p>Buna karşılık HIV hakkında doğru bilgi aktarma ve açık uçlu sorular kullanma konusunda daha düşük performans saptandı.</p>

<p>Bu ayrım tıp eğitimi açısından önemli.</p>

<p>Çünkü iyi bir hasta görüşmesi yalnızca doğru tıbbi bilgiye sahip olmayı değil, o bilgiyi hastanın anlayabileceği ve kendisini güvende hissedebileceği biçimde aktarabilmeyi de gerektiriyor.</p>

<p>Öğrencinin kendisini değerlendirmesi yeterli olmayabilir</p>

<p>Çalışmanın dikkat çekici bulgularından biri de öğrencilerin kendi performansları hakkındaki değerlendirmeleriyle eğiticilerin değerlendirmeleri arasındaki fark oldu.</p>

<p>Öğrencilerin kendilerine verdikleri puanlarla eğitici değerlendirmeleri arasındaki ilişki oldukça zayıf bulundu.</p>

<p>Bu sonuç, klinik iletişim eğitiminde yalnızca “Nasıl yaptığınızı düşünüyorsunuz?” sorusunun yeterli olmayabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Öğrenci görüşmenin başarılı geçtiğini düşünebilir ancak deneyimli bir eğitici; kullanılmayan açık uçlu soruları, eksik bilgilendirmeyi veya iletişim sırasında gözden kaçan başka noktaları fark edebilir.</p>

<p>Bu nedenle yapay zekâ destekli simülasyonların gelecekteki önemli kullanım alanlarından biri, öğrencinin kendi performansını yapılandırılmış dış geri bildirimle karşılaştırmasına yardımcı olmak olabilir.</p>

<p>Empati ve etik duyarlılık da gündeme geldi</p>

<p>Araştırmanın odak grup görüşmeleri, öğrencilerin deneyimine daha yakından bakılmasını sağladı.</p>

<p>Bu görüşmelerde empati, etik duyarlılık ve doğru soruları oluşturma konusunda yaşanan güçlükler öne çıktı.</p>

<p>HIV bunun için özellikle önemli bir klinik örnek.</p>

<p>HIV ile yaşayan kişiler yalnızca hastalığın tıbbi sonuçlarıyla değil, damgalanma ve ayrımcılıkla da karşılaşabiliyor.</p>

<p>Hekimin kullandığı dil, soruları nasıl yönelttiği ve hastaya yaklaşımı bu nedenle klinik görüşmenin önemli bir parçasını oluşturuyor.</p>

<p>Öğrencinin bu tür hassas görüşmeleri gerçek hastayla karşılaşmadan önce kontrollü bir ortamda çalışabilmesi, simülasyon temelli eğitimin önemli kullanım alanlarından biri olabilir.</p>

<p>Gerçek hastanın yerini alması amaçlanmıyor</p>

<p>Bununla birlikte araştırmanın sonuçlarını “yapay zekâ gerçek hastanın veya standardize hastanın yerini alıyor” şeklinde yorumlamak doğru değil.</p>

<p>Çalışma tek merkezde gerçekleştirildi ve kontrol grubu içermeyen kesitsel karma yöntemli bir araştırmaydı. Dolayısıyla bu verilerden AI destekli simülasyonun geleneksel eğitime üstün olduğu sonucu çıkarılamaz.</p>

<p>Metin tabanlı yapay zekâ görüşmelerinin bir başka önemli sınırı da gerçek klinik iletişimin tamamını yansıtamaması.</p>

<p>Yüz ifadesi, ses tonu, göz teması, beden dili ve görüşme sırasında oluşan insani etkileşimin birçok unsuru metin tabanlı bir ortamda sınırlı kalıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle yapay zekâ destekli hastaların en gerçekçi kullanım alanlarından biri, gerçek hasta ve standardize hasta eğitimlerinin yerine geçmekten çok öğrencilerin daha fazla tekrar yapmasını sağlayan tamamlayıcı bir basamak olabilir.</p>

<p>Türkiye’den tıp eğitiminde dikkat çekici örnek</p>

<p>Araştırmanın Türkiye açısından bir başka önemi de yapay zekânın tıp eğitimindeki kullanımına ilişkin yerli bir uygulamayı ortaya koyması.</p>

<p>Aynı araştırma grubu daha önce ChatGPT-4o’nun intörn hekimlerin klinik vaka yönetimi eğitiminde standardize hasta olarak kullanılmasını da incelemişti.</p>

<p>Yeni çalışma ise yaklaşımı üçüncü sınıf tıp öğrencilerine ve iletişimin özellikle hassas olduğu HIV alanına taşıyor.</p>

<p>Böylece tartışma yalnızca “Tıp öğrencileri yapay zekâyı kullanmalı mı?” sorusunun ötesine geçiyor.</p>

<p>Asıl soru giderek değişiyor:</p>

<p>Yapay zekâ, öğrencinin gerçek hastanın karşısına çıkmadan önce zor görüşmeleri tekrar tekrar çalışabileceği güvenli bir eğitim ortamına dönüştürülebilir mi?</p>

<p>Bu sorunun kesin yanıtı için kontrollü ve çok merkezli yeni araştırmalara ihtiyaç var.</p>

<p>Ancak Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nden yayımlanan çalışma, yapay zekânın geleceğin tıp eğitiminde yalnızca bilgi veren bir araç olarak değil, zaman zaman öğrencinin karşısına “hasta” olarak çıkan bir eğitim teknolojisi şeklinde de yer alabileceğini gösteren Türkiye’den dikkat çekici bir örnek oluşturuyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>AIDS Care — Stigma-sensitive communication in medical students: an AI-supported simulation of a patient living with HIV, 2026.</p>

<p>Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıp Eğitimi Anabilim Dalı.</p>

<p>BMC Medical Education — ChatGPT-4o’nun intörn hekimlerin klinik vaka yönetimi eğitiminde standardize hasta olarak kullanımını inceleyen çalışma, 2025.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yapay-zeka-hasta-oldu-turkiyeden-dikkat-ceken-tip-egitimi-arastirmasi</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 17:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0364.jpeg" type="image/jpeg" length="68160"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prostat Kanseri Hakkında Her Erkeğin Bilmesi Gerekenler: Belirti, PSA ve Risk]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prostat-kanseri-hakkinda-her-erkegin-bilmesi-gerekenler-belirti-psa-ve-risk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prostat-kanseri-hakkinda-her-erkegin-bilmesi-gerekenler-belirti-psa-ve-risk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prostat kanseri çoğu zaman erken evrede sessizdir. PSA testi tek başına tanı koymaz; yaş, aile öyküsü, kişisel risk ve gerektiğinde MR gibi incelemeler birlikte değerlendirilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Prostat kanseri, özellikle erken evrede hiçbir belirti vermeden gelişebilir. Bu nedenle “idrarla ilgili şikâyetim yok, prostatımda sorun olamaz” düşüncesi güvenilir değildir. İdrar yakınmalarının bulunması da tek başına kanser anlamına gelmez; iyi huylu prostat büyümesi gibi çok daha yaygın durumlar benzer şikâyetlere yol açabilir.</p>

<p>Erken değerlendirmede en çok bilinen araçlardan biri PSA adı verilen kan testidir. Ancak PSA tek başına prostat kanseri tanısı koyan bir test değildir. Yüksek çıkması kanser bulunduğunu kesin olarak göstermez; sonuç kişinin yaşı, önceki ölçümleri, prostatın özellikleri, aile öyküsü ve diğer risk faktörleriyle birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Prostat kanseri neden sessiz kalabilir?</p>

<p>Prostat kanserinin erken dönemlerinde kişinin kendisini tamamen sağlıklı hissetmesi mümkündür. Tümör idrar akışını etkileyecek büyüklüğe veya konuma ulaşmadığında belirgin bir yakınma ortaya çıkmayabilir.</p>

<p>Hastalık ilerlediğinde veya prostat ve çevresindeki yapıları etkilemeye başladığında idrarı başlatmada güçlük, zayıf ya da kesintili idrar akımı, daha sık idrara çıkma ve gece idrara kalkma gibi yakınmalar görülebilir.</p>

<p>İdrarda veya menide kan, ereksiyon sorunları ya da açıklanamayan ve kalıcı kemik ağrısı gibi yakınmalar da tıbbi değerlendirme gerektirir. Ancak bunların hiçbiri tek başına prostat kanseri tanısı anlamına gelmez.</p>

<p>PSA yüksekliği kanser demek değildir</p>

<p>PSA, prostat hücreleri tarafından üretilen bir proteindir ve kandaki düzeyi ölçülebilir.</p>

<p>Prostat kanseri PSA’yı yükseltebilir. Fakat iyi huylu prostat büyümesi, prostat iltihabı ve başka prostat sorunlarında da değer yükselebilir. Bazı geçici durumlar da ölçümü etkileyebilir.</p>

<p>Bu yüzden tek bir PSA sonucuna bakarak “kanser var” ya da “kanser yok” denmesi doğru değildir.</p>

<p>Önceki PSA değerleri, kişinin yaşı, prostat büyüklüğü, aile öyküsü, muayene bulguları ve gerektiğinde görüntüleme sonuçları birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Tek bir yüksek PSA hemen biyopsi anlamına gelmeyebilir</p>

<p>Prostat kanseri tanısındaki yaklaşım son yıllarda daha seçici hale geldi. Özellikle orta düzeyde PSA yüksekliği bulunan ve belirti göstermeyen bazı erkeklerde, daha ileri incelemeye geçmeden önce PSA ölçümünün tekrarlanması gündeme gelebilir.</p>

<p>Yüksekliğin devam etmesi halinde kişisel risk değerlendirmesi ve prostat MR’ı gibi yöntemlerden yararlanılabilir.</p>

<p>MR, prostat içerisindeki şüpheli bölgelerin belirlenmesine yardımcı olabilir. Böylece biyopsi gerekip gerekmediği ve biyopsi yapılacaksa hangi alanların özellikle örneklenmesi gerektiği daha doğru değerlendirilebilir.</p>

<p>Biyopsi ise prostat dokusundan örnek alınarak patolojik inceleme yapılmasını sağlar ve prostat kanserinin kesin tanısında temel basamaklardan biridir.</p>

<p>PSA testi hangi yaşta konuşulmalı?</p>

<p>Burada herkes için geçerli tek bir yaş sınırından söz etmek doğru olmaz. PSA ile erken tanının olası yararları kadar aşırı tanı ve gereksiz tedavi riski de hesaba katılmalıdır. Bu yüzden kararın kişinin risk profiline göre verilmesi giderek daha fazla öne çıkıyor.</p>

<p>European Association of Urology, yeterli yaşam beklentisi bulunan ve erken tanı konusunda bilgilendirilmiş erkeklerde riske göre uyarlanmış yaklaşımı öneriyor.</p>

<p>Ortalama risk taşıyan erkeklerde PSA değerlendirmesi 50 yaşından itibaren gündeme gelebilir.</p>

<p>Ailesinde prostat kanseri bulunan erkeklerde ve Afrika kökenli erkeklerde değerlendirme 45 yaşından itibaren konuşulabilir.</p>

<p>BRCA2 gen değişikliği taşıdığı bilinen erkeklerde ise daha erken, 40 yaşından itibaren PSA değerlendirmesi gündeme gelebilir.</p>

<p>Bu yaşlar “her erkek mutlaka bu yaşta PSA yaptırmalıdır” şeklinde yorumlanmamalıdır. Kişinin genel sağlık durumu, yaşam beklentisi, aile öyküsü ve kişisel tercihleri kararın parçasıdır.</p>

<p>Aile öyküsü neden önemli?</p>

<p>Baba veya erkek kardeşte prostat kanseri bulunması kişisel risk değerlendirmesinde dikkate alınan önemli bilgilerden biridir.</p>

<p>Ailede birden fazla kişinin etkilenmesi veya prostat kanserinin genç yaşlarda ortaya çıkması kalıtsal yatkınlık olasılığını daha önemli hale getirebilir.</p>

<p>BRCA2 gibi bazı kalıtsal gen değişiklikleri de prostat kanseri riskinin değerlendirilmesinde önem taşır. Bu gen yalnızca kadınlarda meme ve yumurtalık kanseriyle ilişkili değildir; erkeklerde prostat kanseri açısından da klinik anlam taşıyabilir.</p>

<p>Ailede prostat kanseri ve bazı başka kanserlerin belirgin biçimde kümelenmesi durumunda hekim genetik danışmanlık gerekip gerekmediğini değerlendirebilir.</p>

<p>İdrar şikâyeti varsa prostat kanseri mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Yaş ilerledikçe oldukça sık görülen iyi huylu prostat büyümesi; idrar akımının zayıflaması, sık idrara çıkma, gece tuvalete kalkma, idrarı başlatmakta zorlanma ve mesanenin tam boşalmadığı hissi gibi yakınmalara neden olabilir.</p>

<p>Prostat kanseri de bazı kişilerde benzer şikâyetler oluşturabildiğinden, özellikle yeni başlayan veya giderek belirginleşen yakınmaların değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>İki yanlış düşünceden de kaçınmak gerekiyor: “İdrar sorunum varsa kanserim” demek de “Hiçbir şikâyetim yoksa kanser olamam” demek de doğru değildir.</p>

<p>Prostat kanseri tanısı her zaman ameliyat anlamına gelmez</p>

<p>Prostat kanseri tek tip davranan bir hastalık değildir.</p>

<p>Bazı prostat kanserleri daha hızlı ilerleme ve yayılma potansiyeline sahipken, bazı düşük riskli tümörler oldukça yavaş seyredebilir. Bu farklılık tedavi kararının merkezindedir.</p>

<p>Uygun düşük riskli hastalarda “aktif izlem” seçeneklerden biri olabilir.</p>

<p>Aktif izlem, kanseri tedavisiz bırakıp unutmak anlamına gelmez. Hasta PSA ölçümleri, klinik değerlendirmeler, görüntüleme ve gerektiğinde tekrarlanan biyopsilerle takip edilir. Kanserin davranışında değişiklik saptanırsa kür sağlamayı amaçlayan tedavi gündeme alınabilir.</p>

<p>Böylece düşük riskli hastalığı bulunan bazı erkeklerin ameliyat veya radyoterapinin idrar kontrolü ve cinsel işlev üzerindeki olası yan etkilerine gereksiz yere maruz kalmasının önüne geçilmesi amaçlanır.</p>

<p>Daha yüksek riskli veya yayılma potansiyeli taşıyan prostat kanserlerinde ise cerrahi, radyoterapi, hormon tedavileri ve hastalığın özelliklerine göre başka sistemik tedaviler kullanılabilir.</p>

<p>Her erkeğin bilmesi gereken temel gerçekler</p>

<p>Erken prostat kanseri hiçbir belirti vermeyebilir.</p>

<p>İdrar yakınmalarının olması mutlaka prostat kanseri anlamına gelmez.</p>

<p>PSA yüksekliği tek başına kanser tanısı değildir.</p>

<p>PSA sonucunun kişinin toplam risk profili içinde değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Ailede prostat kanseri bulunması erken değerlendirme kararını değiştirebilir.</p>

<p>BRCA2 gibi bazı kalıtsal gen değişiklikleri prostat kanseri riski açısından önemlidir.</p>

<p>Yüksek PSA sonrasında her hastada doğrudan biyopsiye geçilmesi gerekmeyebilir; tekrar PSA ölçümü ve prostat MR’ı gibi basamaklardan yararlanılabilir.</p>

<p>Prostat kanseri tanısı konması da her hastanın hemen ameliyat edilmesi gerektiği anlamına gelmez.</p>

<p>Prostat kanseri cerrahı Prof. Prabhakar Rajan’ın erkeklere yönelik değerlendirmelerinin temel mesajı da erken hastalığın sessiz olabileceği ve erkeklerin kendi risklerini bilmeleri gerektiği üzerinde yoğunlaşıyor.</p>

<p>Güncel yaklaşım, yalnızca “belirti var mı?” sorusuna bakmak yerine yaş, aile öyküsü, genetik yatkınlık, PSA ve gerektiğinde MR gibi bilgileri birlikte değerlendirerek kişiselleştirilmiş bir risk hesabı yapılması yönünde.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır ve kişisel tıbbi değerlendirme yerine geçmez. PSA sonucunuz, aile öykünüz veya prostatla ilişkili yakınmalarınız varsa uygun değerlendirme için hekime başvurun.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>European Association of Urology — Prostate Cancer Guidelines 2026, Diagnostic Evaluation</p>

<p>European Association of Urology — Prostate Cancer Guidelines 2026, Treatment</p>

<p>National Cancer Institute — Prostate-Specific Antigen Test</p>

<p>American Cancer Society — Recommendations for Prostate Cancer Early Detection</p>

<p>American Cancer Society — Prostate Cancer Signs and Symptoms</p>

<p>NHS — Prostate Cancer</p>

<p>The Telegraph — As a Prostate Cancer Surgeon, This Is What I Wish Every Man Knew About the Disease </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prostat-kanseri-hakkinda-her-erkegin-bilmesi-gerekenler-belirti-psa-ve-risk</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 17:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0363.jpeg" type="image/jpeg" length="16322"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pekmez Kanserojen mi? Prof. Dr. Nevra Koç’tan Bilimsel Açıklama]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/pekmez-kanserojen-mi-prof-dr-nevra-koctan-bilimsel-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/pekmez-kanserojen-mi-prof-dr-nevra-koctan-bilimsel-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nevra Koç, pekmezin HMF içerdiği gerekçesiyle “kanserojen” ilan edilmesinin bilimsel kanıtlarla desteklenmediğini belirterek tartışmaya açıklık getirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>“PEKMEZ KANSEROJENDİR” DEMEK BİLİMSEL OLARAK DOĞRU MU?</p>

<p>Geleneksel beslenmenin önemli ürünlerinden pekmez, sosyal medyada dile getirilen “kanser riskini artırıyor” iddiasıyla tartışmanın merkezine yerleşti.</p>

<p>Pekmezin uzun süre kaynatılması sırasında 5-hidroksimetilfurfural (HMF) oluşabildiği ve bu nedenle özellikle geleneksel yöntemlerle hazırlanan köy pekmezlerinin kanserojen olabileceği ileri sürülüyor.</p>

<p>Ancak Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nevra Koç, konunun tek bir kimyasal bileşik üzerinden değerlendirilmesinin doğru olmadığına dikkat çekiyor.</p>

<p>Bilimsel açıdan kritik ayrım şu: Bir gıdada HMF bulunması ile o gıdanın insanlarda kansere neden olduğunun gösterilmesi aynı şey değil.</p>

<p>HMF NEDİR?</p>

<p>5-hidroksimetilfurfural, kısaca HMF, yalnızca pekmeze özgü bir bileşik değildir.</p>

<p>Şeker içeren gıdaların işlenmesi, ısıtılması ve depolanması sırasında çeşitli kimyasal reaksiyonlar sonucunda oluşabilir. Kahve, ekmek ve farklı ısıl işlem görmüş gıdalarda da HMF bulunabilir.</p>

<p>Pekmezde oluşan HMF miktarını ise yalnızca “ev yapımı” veya “fabrika üretimi” ayrımıyla açıklamak mümkün değildir.</p>

<p>Üretim sıcaklığı, ısıl işlemin süresi, ürünün asitliği, şeker yapısı, yoğunlaştırma yöntemi ve depolama koşulları HMF oluşumunu etkileyebilir.</p>

<p>Bu nedenle yüksek sıcaklıkta ve uzun süre kaynatılan geleneksel pekmezlerde de HMF miktarı artabilir. Endüstriyel üretimde ise kontrollü prosesler ve özellikle vakum altında daha düşük sıcaklıklarda yoğunlaştırma gibi yöntemler HMF oluşumunun sınırlandırılmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>“PEKMEZDE HMF VARSA KANSEROJENDİR” DENİLEMEZ</p>

<p>Tartışmanın en önemli noktası burada başlıyor.</p>

<p>Bir maddede potansiyel toksikolojik özelliklerin araştırılmış olması, o maddeyi içeren her gıdanın normal tüketim koşullarında insanlarda kansere neden olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>HMF’nin ve vücutta oluşabilen bazı metabolitlerinin biyolojik etkileri deneysel araştırmalarda incelenmiştir. Ancak mevcut bilimsel kanıtlar, pekmez tüketiminin içerdiği HMF nedeniyle insanlarda kansere yol açtığını ortaya koymuş değildir.</p>

<p>Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın (IARC) HMF ile ilgili değerlendirme materyallerinde de insanlarda HMF maruziyeti ile kanser arasındaki ilişkiyi doğrudan ortaya koyan epidemiyolojik verilerin yetersizliği dikkat çekmektedir.</p>

<p>Dolayısıyla;</p>

<p>“Pekmezde HMF bulunabilir. HMF’nin bazı etkileri deneysel olarak araştırılmıştır. O halde pekmez kanser yapar.”</p>

<p>şeklinde bir sonuç çıkarmak bilimsel kanıtların izin verdiğinden daha ileri bir yorum olur.</p>

<p>PROF. DR. NEVRA KOÇ: TEK BİR BİLEŞEN ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRMEK DOĞRU DEĞİL</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nevra Koç, pekmez tartışmasının yalnızca HMF üzerinden yürütülmesinin yanıltıcı olabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Gıda güvenliğinde temel yaklaşım, yalnızca bir maddenin üründe bulunup bulunmadığına bakmak değildir.</p>

<p>Maddenin hangi miktarda bulunduğu, kişinin bu maddeye ne düzeyde maruz kaldığı, tüketim sıklığı ve insan çalışmalarında söz konusu maruziyet düzeylerinde bir sağlık sonucunun gösterilip gösterilmediği birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Bu nedenle pekmezin yalnızca HMF içerebilmesi gerekçe gösterilerek doğrudan “kanserojen gıda” şeklinde tanımlanması bilimsel açıdan doğru bir yaklaşım değildir.</p>

<p>HMF AYNI ZAMANDA BİR ÜRETİM VE KALİTE GÖSTERGESİ</p>

<p>Bu durum HMF’nin önemsiz olduğu anlamına da gelmiyor.</p>

<p>HMF, pekmez gibi ürünlerde uygulanan ısıl işlemin ve ürünün işleme-depolama geçmişinin değerlendirilmesinde kullanılan önemli kalite göstergelerinden biridir.</p>

<p>Gereğinden yüksek sıcaklıkta veya uzun süre gerçekleştirilen ısıl işlemler HMF miktarının artmasına yol açabilir.</p>

<p>Dolayısıyla bilimsel yaklaşım “HMF tamamen zararsızdır” demek değildir.</p>

<p>Amaç, uygun üretim teknikleri kullanılarak gereksiz HMF oluşumunun mümkün olduğunca azaltılması ve ürünlerin belirlenen kalite ve güvenlik kriterlerine uygun biçimde üretilmesidir.</p>

<p>EV YAPIMI PEKMEZ OTOMATİK OLARAK DAHA GÜVENLİ Mİ?</p>

<p>Pekmez tartışmalarında sık yapılan hatalardan biri de “ev yapımı güvenlidir, fabrikada üretilen zararlıdır” şeklindeki kesin ayrımdır.</p>

<p>Bilimsel olarak böyle bir genelleme yapılamaz.</p>

<p>Evde veya geleneksel yöntemlerle hazırlanan pekmez de çok yüksek sıcaklıklarda ve gereğinden uzun süre kaynatılırsa HMF oluşumu artabilir.</p>

<p>Benzer şekilde fabrikada üretilen her pekmezin yüksek HMF içerdiğini söylemek de doğru değildir.</p>

<p>Modern üretimde kullanılan vakumlu yoğunlaştırma sistemleri, suyun daha düşük sıcaklıklarda uzaklaştırılmasına olanak sağlayabilir. Kontrollü sıcaklık ve süre uygulamaları da HMF oluşumunun azaltılmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Dolayısıyla belirleyici olan yalnızca ürünün nerede üretildiği değil, nasıl üretildiğidir.</p>

<p>PEKMEZİ “KANSER GIDASI” GİBİ SUNMAK DOĞRU DEĞİL</p>

<p>Pekmez; üzüm, dut ve keçiboynuzu gibi doğal olarak şeker içeren hammaddelerin yoğunlaştırılmasıyla elde edilen geleneksel bir besindir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak geleneksel veya doğal olması, sınırsız miktarda tüketilebileceği anlamına gelmez.</p>

<p>Pekmez yoğun şeker içeriğine sahip bir gıdadır. Bu nedenle tüketilen miktar özellikle diyabeti bulunan, kan şekeri kontrolünde sorun yaşayan veya enerji alımını sınırlandırması gereken kişiler açısından önem taşır.</p>

<p>Bilimsel açıdan doğru yaklaşım, pekmezi ne “mucizevi bir besin” olarak göstermek ne de tek bir kimyasal bileşen üzerinden “kanserojen gıda” ilan etmektir.</p>

<p>RİSKİ BELİRLEYEN SADECE BİR MADDENİN VARLIĞI DEĞİLDİR</p>

<p>Modern toksikoloji ve gıda güvenliğinde temel mesele yalnızca bir kimyasalın bulunup bulunmadığı değildir.</p>

<p>Miktar ve maruziyet önemlidir.</p>

<p>Bir maddenin deneysel koşullarda belirli biyolojik etkiler göstermesi ile insanların günlük yaşamda gıdalardan aldığı miktarlarda aynı sağlık sonucunun ortaya çıktığının kanıtlanması birbirinden farklıdır.</p>

<p>Bugünkü bilimsel kanıtlar üzerinden “pekmez tüketmek, içerdiği HMF nedeniyle insanlarda kanser riskini artırır” şeklinde kesin bir hüküm vermek mümkün değildir.</p>

<p>Buna karşılık pekmez üretiminde gereksiz yüksek sıcaklıklardan ve uzun süreli ısıl işlemlerden kaçınılması, uygun üretim standartlarının uygulanması ve HMF düzeylerinin kontrol altında tutulması gıda güvenliği açısından doğru yaklaşımdır.</p>

<p>Kısacası tartışmanın bilimsel özeti şu:</p>

<p>HMF’yi görmezden gelmek doğru değildir; ancak HMF üzerinden pekmezi “kanserojen” ilan etmek de mevcut kanıtların ötesine geçmektedir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Pekmez yüksek miktarda doğal şeker içeren yoğun bir gıdadır. Diyabeti, insülin direnci veya kan şekeri kontrolüyle ilgili sağlık sorunu bulunan kişilerin tüketim miktarını kendi sağlık durumlarına göre değerlendirmeleri ve gerektiğinde hekim veya diyetisyenlerine danışmaları gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>International Agency for Research on Cancer (IARC)</p>

<p>Journal of Food Quality and Hazards Control</p>

<p>International Journal of Food Engineering</p>

<p>Grasas y Aceites</p>

<p>Food Science &amp; Nutrition</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/pekmez-kanserojen-mi-prof-dr-nevra-koctan-bilimsel-aciklama</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 17:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0362.jpeg" type="image/jpeg" length="22086"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekli Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Halil Kıracı Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/emekli-genel-cerrahi-uzmani-op-dr-halil-kiraci-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/emekli-genel-cerrahi-uzmani-op-dr-halil-kiraci-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık camiası, emekli Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Halil Kıracı’nın vefat haberiyle sarsıldı. Gaziantep’te uzun yıllar hekimlik yapan Kıracı’nın kaybı meslektaşları ve sevenlerini üzdü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık camiasından acı haber geldi. Emekli Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Halil Kıracı hayatını kaybetti.</p>

<p>Uzun yıllar genel cerrahi alanında görev yapan Kıracı, meslek hayatının önemli bölümünde Gaziantep’te sağlık hizmeti sundu. Mesleki geçmişinde Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesi’nde görev yaptığı bilinen Kıracı, daha sonra emekliye ayrıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Op. Dr. Halil Kıracı’nın vefat haberi ailesi, yakınları, meslektaşları ve sağlık camiasında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Yıllar boyunca hekimlik mesleğini sürdüren Kıracı, genel cerrahi alanında çok sayıda hastanın tedavi sürecine katkıda bulundu.</p>

<p>Kıracı’nın vefat nedeni ile cenaze ve defin programına ilişkin ayrıntılar konusunda kamuoyuna yansıyan doğrulanmış kapsamlı bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Tıbbiye Bülteni olarak merhum Op. Dr. Halil Kıracı’ya Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, meslektaşlarına ve sağlık camiasına başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/emekli-genel-cerrahi-uzmani-op-dr-halil-kiraci-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0360.jpeg" type="image/jpeg" length="38959"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Van’dan Uluslararası Donma Araştırması: Amputasyon Riskini Öngören İki Kritik Bulguyu Belirlediler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/vandan-uluslararasi-donma-arastirmasi-amputasyon-riskini-ongoren-iki-kritik-bulguyu-belirlediler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/vandan-uluslararasi-donma-arastirmasi-amputasyon-riskini-ongoren-iki-kritik-bulguyu-belirlediler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van’da 2020–2025 yılları arasında tedavi edilen 128 donma hastasının incelendiği yeni araştırmada, yaralanmanın derinliği ve etkilenen vücut yüzey alanının amputasyon riskini erken dönemde öngörmede öne çıktığı belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Van’da yıllardır tedavi edilen ağır donma vakalarından elde edilen klinik deneyim, uluslararası bilim literatürüne taşındı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden araştırmacıların yürüttüğü yeni çalışma, donma yaralanmalarında hangi hastaların uzuv kaybı açısından daha yüksek risk altında olduğunun erken dönemde belirlenmesine ışık tutuyor.</p>

<p>Scandinavian Journal of Trauma, Resuscitation and Emergency Medicine dergisinde 11 Eylül 2026’da yayımlanan araştırmada, Ocak 2020 ile Aralık 2025 arasında hastaneye yatırılan 128 donma hastasının verileri geriye dönük olarak değerlendirildi.</p>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonucu amputasyon oranında ortaya çıktı.</p>

<p>128 hastanın 54’ünde amputasyon gerekti</p>

<p>Çalışmaya alınan 128 hastanın 54’ünde amputasyon uygulandı. Bu, araştırma grubunun yüzde 42,2’sine karşılık geliyor.</p>

<p>Hastaların 126’sının, yani yüzde 98,4’ünün yabancı uyruklu olması da araştırmanın dikkat çeken bulguları arasında yer aldı.</p>

<p>Van ve çevresinin yüksek rakımı, sert kış koşulları ve sınır güzergâhındaki coğrafi özellikleri nedeniyle bölgede özellikle uzun süre soğuğa maruz kalan kişilerde ağır donma yaralanmaları görülebiliyor.</p>

<p>Ancak araştırmacılar yalnızca vakaların sayısını incelemekle kalmadı. Çalışmanın temel sorusu, hastaneye başvuru sırasında hangi klinik bulguların ileride amputasyon gerekip gerekmeyeceği konusunda hekimlere yol gösterebileceğiydi.</p>

<p>Üçüncü derece donmada risk belirgin biçimde yükseldi</p>

<p>Sonuçlar, donma yaralanmasının derinliğinin en güçlü erken göstergelerden biri olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Üçüncü derece donma saptanan 65 hastanın 53’ünde amputasyon gerekti. Buna karşılık birinci veya ikinci derece donması bulunan 63 hastanın yalnızca birinde amputasyon uygulandı.</p>

<p>Bu büyük fark, donma yaralanmasının başlangıçtaki klinik derecesinin hastanın sonraki seyri açısından ne kadar önemli olabileceğini gösterdi.</p>

<p>Araştırmacıların öne çıkardığı ikinci önemli gösterge ise donmadan etkilenen toplam vücut yüzey alanıydı.</p>

<p>İki bulgu birlikte daha güçlü sonuç verdi</p>

<p>Araştırmada yaralanmanın derinliği ile donmadan etkilenen vücut yüzey alanı birlikte değerlendirildiğinde amputasyon riskini öngörme performansının daha da yükseldiği görüldü.</p>

<p>Çalışmada bu iki klinik değişkenin birlikte kullanıldığı modelin AUC değerinin 0,948 olduğu bildirildi.</p>

<p>Bu sonuç özellikle ileri görüntüleme yöntemlerine erişimin sınırlı olduğu sağlık merkezleri açısından önem taşıyor. Çünkü araştırmanın işaret ettiği temel risk göstergeleri, hastanın ilk değerlendirmesi sırasında klinik olarak belirlenebilecek özelliklerden oluşuyor.</p>

<p>Araştırmacılar CRP, nötrofil/lenfosit oranı, albümin ve Prognostik Nütrisyonel İndeks gibi laboratuvar göstergelerini de değerlendirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu değerlerin bazıları amputasyon uygulanan ve uygulanmayan hastalar arasında farklılık gösterse de yaralanmanın şiddeti hesaba katıldığında bağımsız öngördürücü olarak öne çıkmadılar.</p>

<p>Başka bir ifadeyle araştırma, karmaşık biyobelirteçlerden önce hastanın donma yaralanmasının ne kadar derin ve ne kadar geniş olduğuna dikkat edilmesi gerektiğine işaret ediyor.</p>

<p>Van’ın donma deneyimi bilimsel veriye dönüşüyor</p>

<p>Van’daki ekip için bu çalışma konuyla ilgili ilk bilimsel yayın değil.</p>

<p>Prof. Dr. Sebahattin Çelik, Servet Elçin Alpat, Selin Bulut ve Hakan Köksal tarafından hazırlanan daha önceki araştırma, 2022 yılında Eastern Journal of Medicine’de yayımlanmıştı.</p>

<p>Bu çalışmada 26 Ocak–25 Şubat 2020 arasındaki kısa bir dönemde başvuran 38 hasta değerlendirilmiş ve hastaların yüzde 74’ünde üçüncü veya dördüncü derece donma yaralanması bulunduğu bildirilmişti.</p>

<p>Yeni araştırma ise gözlem dönemini 2020–2025 yıllarına genişletiyor ve 128 hastalık daha büyük bir hasta grubunda özellikle amputasyon riskinin erken tahminine odaklanıyor.</p>

<p>Araştırmanın başında Dr. İbrahim Doğan bulunuyor</p>

<p>2026 tarihli araştırmanın ilk yazarı Dr. İbrahim Doğan. Çalışmanın yazarları arasında Ali Rıza Karayıl, Serpil Sevimli Deniz, Sıdkı Arşad Narçin, Berk Topaloğlu, Serdar Çoban, Ezgi Sönmez, Mehmet Kadir Bartın, Meltem Ceylan Delice ve Prof. Dr. Sebahattin Çelik de bulunuyor.</p>

<p>Araştırmacılar sonuçların özellikle kaynakların sınırlı olduğu acil sağlık ortamlarında ve göçle ilişkili soğuk yaralanmalarının sık görüldüğü bölgelerde yüksek riskli hastaların daha erken belirlenmesine yardımcı olabileceğini değerlendiriyor.</p>

<p>Çalışma aynı zamanda bir bölge hastanesinde yıllar boyunca biriken klinik tecrübenin bilimsel araştırmaya dönüştürülmesinin önemini de gösteriyor.</p>

<p>Van’da ağır kış şartları ve bölgenin coğrafi özellikleri nedeniyle karşılaşılan donma vakaları, böylece yalnızca tedavi edilen klinik olgular olarak kalmıyor; gelecekte benzer hastaların değerlendirilmesine katkı sağlayabilecek uluslararası bilimsel veriye dönüşüyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/vandan-uluslararasi-donma-arastirmasi-amputasyon-riskini-ongoren-iki-kritik-bulguyu-belirlediler</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0348.jpeg" type="image/jpeg" length="84100"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Belediye İşçilerine ve Taşeronlara Kadro Gelecek mi? 2026 Son Durum]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/belediye-iscilerine-ve-taseronlara-kadro-gelecek-mi-2026-son-durum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/belediye-iscilerine-ve-taseronlara-kadro-gelecek-mi-2026-son-durum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belediye şirketleri, iktisadi işletmeler, KİT’ler ve kamuda taşeron olarak çalışan binlerce işçinin gözü yeniden TBMM’ye çevrildi. Meclis’te bulunan teklif kadro beklentisini güçlendirdi ancak henüz yasalaşmış bir düzenleme bulunmuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Belediye İşçilerine ve Taşeronlara Kadro Gelecek mi? Gözler Meclis’te</p>

<p>Kamuda taşeron çalışma ve belediye şirketlerinde çalışan işçilerin kadro beklentisi 2026 yılında yeniden çalışma hayatının önemli gündemlerinden biri haline geldi.</p>

<p>Özellikle belediye şirketlerinde, belediyelere bağlı yapılarda, kamu iktisadi teşebbüslerinde (KİT) ve çeşitli kamu kurumlarında çalışan işçiler, yapılabilecek yeni düzenlemenin kapsamını merak ediyor.</p>

<p>Son günlerde kamuoyunda “100 bin taşerona kadro geliyor” şeklindeki haberlerin artması da beklentiyi yükseltti.</p>

<p>Ancak mevcut hukuki durum ile beklentileri birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>

<p>KADRO ÇIKTI MI?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>12 Eylül 2026 itibarıyla belediye şirket işçilerini, belediye iktisadi işletmelerindeki çalışanları veya kapsam dışında kalan taşeronların tamamını sürekli işçi kadrosuna geçiren yeni ve yürürlüğe girmiş genel bir düzenleme bulunmuyor.</p>

<p>Dolayısıyla bugün için “kadro çıktı” veya “başvurular başladı” demek doğru değil.</p>

<p>Buna karşılık TBMM’de doğrudan bu konuyu ele alan önemli bir kanun teklifi bulunuyor.</p>

<p>TBMM kayıtlarında 2/3217 esas numarasıyla yer alan “Taşeron Çalışma İlişkisinin Kaldırılması ve Taşeron İşçilerin Sürekli İşçi Kadrosuna Alınması Hakkında Kanun Teklifi” 17 Temmuz 2025 tarihinde Meclis Başkanlığına sunuldu.</p>

<p>Teklif halen Plan ve Bütçe Komisyonunda bulunuyor.</p>

<p>TEKLİFTE BELEDİYELER DE VAR</p>

<p>Teklifin kapsamı açısından en dikkat çekici noktalardan biri belediyelerin açık biçimde zikredilmesi.</p>

<p>TBMM’de yayımlanan resmi özete göre teklif ile;</p>

<p>belediyeler,</p>

<p>il özel idareleri,</p>

<p>mahalli idare birlikleri,</p>

<p>bunlara bağlı kuruluşlar ve şirketler,</p>

<p>kamu iktisadi teşebbüsleri,</p>

<p>diğer kamu kurum ve kuruluşlarında</p>

<p>taşeron işçi çalıştırılması uygulamasının kaldırılması ve taşeron işçilerin sürekli işçi kadrolarına geçirilmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Bu ifade belediye çalışanları açısından önemli.</p>

<p>Ancak teklifin verilmiş olması, düzenlemenin yasalaştığı anlamına gelmiyor. Teklifin komisyondan geçmesi, yasama sürecinde ilerlemesi ve nihai metnin kabul edilmesi gerekiyor.</p>

<p>BELEDİYE ŞİRKET İŞÇİLERİNİN TALEBİ NEDEN FARKLI?</p>

<p>Konunun önemli bir ayağını belediye şirketlerinde çalışan işçiler oluşturuyor.</p>

<p>2018’de uygulanan düzenlemeler sonucunda belediyelerde alt işveren yanında çalışan çok sayıda işçi belediye şirketlerine geçirildi.</p>

<p>Fakat bu çalışanların önemli bir bölümü yıllardır “belediye şirket işçisi olmak ile belediyenin sürekli işçi kadrosunda bulunmanın aynı şey olmadığı” gerekçesiyle yeni bir düzenleme talep ediyor.</p>

<p>Tartışmanın merkezinde yalnızca iş güvencesi bulunmuyor.</p>

<p>Ücretler, ilave tediye, tayin ve nakil imkanları, çalışma süreleri, sosyal haklar ve kadrolu belediye işçileriyle ortaya çıkan statü farklılıkları da talepler arasında yer alıyor.</p>

<p>TBMM Genel Kurulunda da geçmiş yıllarda belediye şirket işçilerinin “asıl kadro” talebi birçok kez gündeme getirildi.</p>

<p>İKTİSADİ İŞLETMEDE ÇALIŞANLAR İÇİN DURUM DAHA DİKKATLİ OKUNMALI</p>

<p>Kadro tartışmasının en kritik noktalarından biri de belediye iktisadi işletmelerinde çalışanların durumu.</p>

<p>Burada yalnızca “belediyede çalışıyorum” demek hukuki statüyü belirlemek için yeterli değil.</p>

<p>Çalışanın iş sözleşmesinin hangi tüzel kişilikle yapıldığı, ücretinin hangi yapı tarafından ödendiği, belediye şirketi çalışanı mı, doğrudan belediye işçisi mi yoksa hizmet alımı kapsamında çalışan bir taşeron işçi mi olduğu önem taşıyor.</p>

<p>Bu nedenle gelecekte bir kadro düzenlemesi çıkması halinde belediye iktisadi işletmelerinde çalışanların otomatik olarak kapsamda olacağını bugünden söylemek mümkün değil.</p>

<p>Nihai kanun metninde kullanılacak tanımlar belirleyici olacak.</p>

<p>KİT TAŞERONLARI DA YILLARDIR KADRO BEKLİYOR</p>

<p>Bir diğer önemli grup Kamu İktisadi Teşebbüslerinde çalışan taşeron işçiler.</p>

<p>TBMM’de KİT’lerde çalışan taşeron işçilerin bir defaya mahsus sürekli işçi kadrolarına geçirilmesini amaçlayan ayrı kanun teklifleri de bulunuyor.</p>

<p>Bu durum, 2018 sonrasında kapsam dışında kaldığını düşünen çalışan gruplarının kadro talebinin Meclis gündeminden tamamen düşmediğini gösteriyor.</p>

<p>MUHALEFETTEN “TÜM TAŞERONLARA KADRO” ÇAĞRISI</p>

<p>Kadro konusunda siyasi görüşler de giderek daha görünür hale geliyor.</p>

<p>CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 13 Ocak 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulundaki konuşmasında, 696 sayılı KHK sonrasında kadro alamayan çalışanların bulunduğunu belirterek kapsamlı bir düzenleme yapılmasını istedi.</p>

<p>Gürer, belediyelerde şirket işçisi olarak çalışanların da dahil olduğu taşeron çalışanların doğrudan çalıştıkları kurumların kadrosuna alınması gerektiğini savundu.</p>

<p>Bu yaklaşım muhalefetin bir bölümünün talebinin yalnızca klasik taşeron çalışanlarla sınırlı olmadığını; belediye şirket işçilerinin de doğrudan kadroya geçirilmesini istediğini gösteriyor.</p>

<p>SENDİKALARDAN “GERÇEK KADRO” TALEBİ</p>

<p>Çalışan örgütlerinden de benzer açıklamalar geliyor.</p>

<p>Lider Büro-Sen Genel Başkanı Fatih Demirel, Temmuz 2026’da yaptığı açıklamada belediye şirket işçilerinin “gerçek kadro” beklentisinin devam ettiğini söyledi.</p>

<p>Demirel, aynı kurumda benzer işleri yapan çalışanlar arasında ücret ve özlük hakları bakımından farklılıklar bulunduğunu savunarak “eşit işe eşit hak” ilkesinin uygulanmasını istedi.</p>

<p>İşçi kesimindeki temel görüşlerden biri, belediye şirketine geçirilmiş olmanın tek başına doğrudan belediye kadrosuna geçirilmek anlamına gelmediği yönünde.</p>

<p>SAHADA DA KADRO TALEBİ DEVAM EDİYOR</p>

<p>Kadro tartışması yalnızca Meclis ile sınırlı değil.</p>

<p>Eylül 2026’da İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde taşeron olarak çalışan bir grup işçinin kadro ve iş güvencesi talebiyle eylemlerini sürdürmesi, konunun sahadaki karşılığını da ortaya koyuyor.</p>

<p>İşçilerin temel taleplerinden biri hizmetlerin taşeron şirketler üzerinden değil, doğrudan ve güvenceli istihdam modeliyle yürütülmesi.</p>

<p>PEKİ HÜKÜMET CEPHESİNDE DURUM NE?</p>

<p>Burada çalışanların beklentileri ile hukuken kesinleşmiş gelişmeleri birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>

<p>Kamuoyunda “100 bin taşerona kadro” başlığıyla çok sayıda haber yayımlanıyor. KİT çalışanları, belediye şirket işçileri ve farklı taşeron grupları bu haberlerde olası kapsam içerisinde gösteriliyor.</p>

<p>Ancak mevcut aşamada tüm bu çalışanları kapsayan ve yürürlüğe girmiş yeni bir kadro kanunu bulunmuyor.</p>

<p>Ayrıca TBMM’ye milletvekilleri tarafından sunulan bir kanun teklifinin varlığı, hükümet tarafından aynı kapsamda bir düzenlemenin kesin olarak hayata geçirileceği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bu nedenle resmi düzenleme yayımlanmadan çalışanların hangi gruplarının kadroya alınacağını kesin bir liste halinde açıklamak mümkün değil.</p>

<p>EN KRİTİK SORU: KİMLER KAPSAMA GİRECEK?</p>

<p>Olası bir düzenleme hazırlanırsa tartışmanın en önemli konusu kapsam olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Belediye şirket işçileri, KİT taşeronları, belediye iktisadi işletmelerinde çalışanlar, hizmet alımı kapsamında çalışan taşeronlar ve daha önceki düzenlemelerde kapsam dışında kalan diğer çalışanların hukuki statüleri birbirinden farklı olabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle çalışanlar açısından yalnızca “kadro düzenlemesi geliyor mu?” sorusu değil, “hangi statüdekiler kapsama alınacak?” sorusu çok daha önemli.</p>

<p>Özellikle belediye iktisadi işletmelerinde çalışanlar açısından düzenlemenin nihai metnindeki “bağlı kuruluş”, “şirket”, “iştirak”, “iktisadi işletme” ve “alt işveren işçisi” tanımları yakından takip edilmeli.</p>

<p>SONUÇ: BEKLENTİ GÜÇLÜ, ANCAK KADRO HENÜZ KESİNLEŞMEDİ</p>

<p>2026 yılında taşeron ve belediye işçilerinin kadro talebinin hem TBMM’de hem çalışan örgütlerinin açıklamalarında yeniden güçlü biçimde gündeme geldiği görülüyor.</p>

<p>Üstelik TBMM’de belediyeleri, bağlı kuruluşları ve şirketleri de kapsayan somut bir kanun teklifi bulunuyor.</p>

<p>Ancak kritik ayrım burada başlıyor:</p>

<p>Kanun teklifinin bulunması başka, teklifin yasalaşması başka.</p>

<p>12 Eylül 2026 itibarıyla belediye şirket işçileri, belediye iktisadi işletmelerinde çalışanlar veya diğer taşeron çalışanlar için yeni ve genel bir kadro düzenlemesi yürürlüğe girmiş değil.</p>

<p>Bu nedenle çalışanların sosyal medyada veya bazı haberlerde kullanılan “kadro kesinleşti”, “100 bin işçiye kadro çıktı” ve “başvurular başlıyor” gibi ifadeleri ihtiyatla değerlendirmesi gerekiyor.</p>

<p>Asıl belirleyici gelişme, hükümetin konuya ilişkin resmi bir düzenleme hazırlaması veya TBMM’deki tekliflerden birinin yasama sürecinde ilerleyerek kabul edilmesi olacak.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/belediye-iscilerine-ve-taseronlara-kadro-gelecek-mi-2026-son-durum</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 13:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0346.jpeg" type="image/jpeg" length="33005"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kalabalık Davetler İçin 100 Kişilik Mercimek Çorbası Tarifi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kalabalik-davetler-icin-100-kisilik-mercimek-corbasi-tarifi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kalabalik-davetler-icin-100-kisilik-mercimek-corbasi-tarifi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[100 kişilik mercimek çorbası tarifi; kırmızı mercimekten büyük kazanda hazırlanabilecek, yaklaşık 25-30 litre veren ölçülü ve uygulanabilir bir tarif.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>100 Kişilik Mercimek Çorbası Tarifi: Tam Ölçülü Büyük Kazan</p>

<p>100 kişilik mercimek çorbası hazırlarken ev tipi tarifi yalnızca 20-25 katına çıkarmak her zaman iyi sonuç vermez. Büyük kazanda mercimeğin su çekme miktarı, sebzelerin hacmi, kaynama süresi ve çorbanın servis sırasında koyulaşması ayrıca hesaba katılmalıdır.</p>

<p>Bu tarif; düğün, mevlit, toplu yemek, öğrenci yurdu, iş yeri, dernek etkinliği ve kalabalık davetlerde kullanılabilecek şekilde yaklaşık 100 porsiyon üzerinden düzenlendi.</p>

<p>Porsiyon büyüklüğü yaklaşık 250-300 ml kabul edildi. Son kıvam ayarıyla yaklaşık 25-30 litre çorba hedefleniyor. Servis kaseleri daha büyükse veya çorba ana öğünün önemli bir parçası olacaksa miktarın yüzde 10-15 artırılması güvenli olur.</p>

<p>Sağlıklı beslenme açısından neden öne çıkıyor?</p>

<p>Kırmızı mercimek kuru baklagiller grubunda yer alır. Bitkisel protein, kompleks karbonhidrat ve lif içermesi mercimek çorbasını besleyici bir başlangıç haline getirir.</p>

<p>Bu tarifte lezzet için çok yüksek miktarda tereyağı kullanmak yerine zeytinyağı tercih edildi. Havuç, soğan ve patates ise çorbanın kıvamına ve lezzetine katkı sağlıyor.</p>

<p>Toplu yemeklerde özellikle tuz miktarı önemlidir. Tuzun tamamını başlangıçta eklemek yerine çorba piştikten ve son su miktarı belirlendikten sonra kontrollü biçimde ayarlamak daha iyi sonuç verir.</p>

<p>Tarif bilgileri</p>

<p>Hazırlama süresi: 35-45 dakika<br />
Pişirme süresi: 60-75 dakika<br />
Toplam süre: Yaklaşık 2 saat<br />
Kaç kişilik: 100 kişi<br />
Yaklaşık porsiyon büyüklüğü: 250-300 ml<br />
Tahmini son miktar: 25-30 litre<br />
Gerekli kazan: En az 40 litre, tercihen 45-50 litre<br />
Zorluk: Orta<br />
Öğün: Çorba / başlangıç<br />
Kategori: Sağlıklı Tarifler</p>

<p>Yaklaşık besin değerleri</p>

<p>Bir porsiyon için yaklaşık:</p>

<p>Kalori: 260-300 kcal<br />
Protein: 13-15 g<br />
Karbonhidrat: 38-42 g<br />
Yağ: 6-8 g<br />
Lif: 7-9 g</p>

<p>Değerler porsiyon büyüklüğüne, kullanılan yağ miktarına, mercimeğin gramajına ve son çorba hacmine göre değişebilir. Büyük kazan tariflerinde porsiyonlama farklılıkları nedeniyle besin değerlerinin yaklaşık olduğu unutulmamalıdır.</p>

<p>100 kişilik mercimek çorbası için malzemeler</p>

<p>5 kilogram kırmızı mercimek<br />
3 kilogram kuru soğan<br />
2 kilogram havuç<br />
2 kilogram patates<br />
750 gram un<br />
1 litre zeytinyağı<br />
500 gram domates salçası<br />
250 gram biber salçası, isteğe bağlı<br />
Yaklaşık 23 litre sıcak su veya tuzu kontrol edilmiş sebze suyu<br />
Son kıvam ayarı için 3-5 litre ilave sıcak su<br />
80-100 gram kimyon<br />
50-60 gram karabiber<br />
50 gram tatlı kırmızı toz biber<br />
Tuz, son hacme ve kullanılan salçanın tuz oranına göre kontrollü miktarda</p>

<p>Servis için</p>

<p>15-20 adet limon<br />
İsteğe göre kuru nane<br />
İsteğe göre kırmızı pul biber</p>

<p>100 kişilik mercimek çorbası nasıl yapılır?</p>

<p>1. En az 40 litre hacimli, tercihen 45-50 litrelik kalın tabanlı bir kazan hazırlayın. Kazanın tamamını doldurmayın; karıştırma ve güvenli kaynama için üst bölümde boşluk bırakılması gerekir.</p>

<p>2. Mercimekleri geniş kaplarda birkaç parti halinde ayıklayın. Soğuk suyla, çıkan su büyük ölçüde berraklaşana kadar birkaç kez yıkayın ve süzün.</p>

<p>3. Soğanları iri küpler halinde doğrayın. Havuç ve patatesleri de yaklaşık aynı büyüklükte doğrayın. Çorba sonunda blenderdan geçirileceği için çok küçük doğramaya gerek yoktur.</p>

<p>4. Kazanı orta ateşte ısıtın. Zeytinyağının yaklaşık üçte ikisini ekleyin.</p>

<p>5. Soğanları kazana alın. Büyük ve sağlam bir kazan kepçesiyle karıştırarak yaklaşık 10-12 dakika yumuşatın. Soğanların yanmasına izin vermeyin.</p>

<p>6. Havuçları ekleyin ve yaklaşık 5 dakika daha kavurun.</p>

<p>7. Unu kontrollü biçimde ekleyin. Sürekli karıştırarak yaklaşık 3-4 dakika kavurun. Unun topaklanmaması ve kazanın dibine yapışmaması önemlidir.</p>

<p>8. Domates salçası ve kullanacaksanız biber salçasını ekleyin. Salçanın çiğ kokusu hafifçe kaybolana kadar 2-3 dakika karıştırın.</p>

<p>9. Yıkanmış mercimekleri ve doğranmış patatesleri kazana ekleyin.</p>

<p>10. Yaklaşık 23 litre sıcak suyu tek seferde boşaltmak yerine birkaç aşamada ekleyin. Her eklemede kazanın dibini güçlü biçimde karıştırın. Bu yöntem unun topaklanmasını azaltır.</p>

<p>11. Karışım kaynamaya başlayana kadar orta-yüksek ateşte kontrollü biçimde ısıtın. Büyük kazanlarda dip tutma riski yüksek olduğundan özellikle ilk kaynama aşamasında sık sık karıştırın.</p>

<p>12. Kaynama başladıktan sonra ateşi orta-kısık seviyeye düşürün.</p>

<p>13. Mercimek, havuç ve patates tamamen yumuşayana kadar yaklaşık 45-60 dakika pişirin. Kazanın büyüklüğü ve ocağın gücüne göre süre değişebilir.</p>

<p>14. Pişirme boyunca kazanın dibini düzenli aralıklarla kontrol edin. Mercimek çöktükçe tabana yapışabileceğinden yalnızca yüzeyi değil dipten yukarı doğru karıştırın.</p>

<p>15. Bütün malzemeler tamamen yumuşadığında kazan tipi el blenderı veya profesyonel çorba blenderı kullanarak çorbayı pürüzsüz hale getirin.</p>

<p>16. Blender kullanırken sıcak sıvının sıçramasına karşı dikkatli olun. Ev tipi küçük blenderlar büyük miktardaki kaynar çorba için uygun olmayabilir.</p>

<p>17. Çorbanın kıvamını kontrol edin. Büyük kazan mercimek çorbası bekledikçe koyulaşacağı için servis öncesindeki kıvam, nihai istenen kıvamdan bir miktar daha akışkan olabilir.</p>

<p>18. Gerektikçe 3-5 litre sıcak suyu azar azar ekleyin. Her eklemeden sonra iyice karıştırıp yeniden kaynama noktasına getirin.</p>

<p>19. Kimyon, karabiber ve kırmızı toz biberi ekleyin.</p>

<p>20. Tuz miktarını ancak son hacim belli olduktan sonra ayarlayın. Salçanın ve varsa kullanılan hazır sebze suyunun tuz miktarını dikkate alın.</p>

<p>21. Kalan zeytinyağını isteğe göre son aşamada ekleyip karıştırın.</p>

<p>22. Çorbayı son kez yaklaşık 5-10 dakika hafifçe kaynatın ve kıvamını kontrol edin.</p>

<p>23. Servisten hemen önce bir kepçeyle porsiyon kontrolü yapın. Kullanılan çorba kasesinin 250-300 ml alıp almadığını ölçmek, 100 kişilik serviste miktar sürprizlerini önler.</p>

<p>Şefin püf noktası</p>

<p>100 kişilik mercimek çorbasında en önemli konu suyu kontrollü kullanmaktır. Başlangıçta gereğinden fazla su eklendiğinde çorbayı sonradan toparlamak zordur. Bu nedenle ana su miktarını önce ekleyip son 3-5 litreyi kıvam ayarı için saklamak daha güvenli sonuç verir.</p>

<p>Mercimek çorbası bekledikçe belirgin biçimde koyulaşır. Öğlen hazırlanıp akşam servis edilecek çorbanın ilk anda tam servis kıvamında bırakılması, birkaç saat sonra gereğinden koyu hale gelmesine neden olabilir.</p>

<p>Büyük kazanda dip tutma riski ev tenceresine göre çok daha önemlidir. Özellikle mercimek yumuşadıktan sonra karıştırma sıklığını artırın.</p>

<p>Un kullanmak şart mı?</p>

<p>Hayır. Mercimek, patates ve sebzeler zaten çorbaya doğal kıvam kazandırır. Daha hafif veya glutensiz bir tarif isteniyorsa un tamamen çıkarılabilir.</p>

<p>Un çıkarıldığında başlangıçtaki suyu yaklaşık 1-2 litre azaltarak başlayın ve blender işleminden sonra kıvamı sıcak suyla ayarlayın.</p>

<p>100 kişilik mercimek çorbasına kaç kilo mercimek gider?</p>

<p>Porsiyon büyüklüğüne ve çorbanın kıvamına göre miktar değişir. Bu tarifte 100 kişilik, yaklaşık 250-300 ml porsiyon için 5 kilogram kuru kırmızı mercimek kullanılıyor.</p>

<p>Daha küçük başlangıç porsiyonları verilecekse miktar azaltılabilir. Çok büyük kaselerde servis yapılacaksa toplam tarifi yüzde 10-15 artırmak daha güvenlidir.</p>

<p>100 kişilik mercimek çorbasına kaç litre su konur?</p>

<p>Bu tarif yaklaşık 23 litre başlangıç suyu ve kıvam için 3-5 litre ilave sıcak su üzerinden hazırlanmıştır.</p>

<p>Ancak mercimeğin cinsi, patates miktarı, kaynama süresi ve buharlaşma su ihtiyacını değiştirebilir. Bu nedenle toplam suyu baştan tek seferde eklemek yerine son birkaç litreyi kıvam ayarı için ayırmak gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>100 kişilik mercimek çorbası kaç litre olur?</p>

<p>Bu ölçülerle son kıvam ayarına bağlı olarak yaklaşık 25-30 litre çorba elde edilmesi hedeflenir.</p>

<p>250 ml porsiyonla 25 litre çorba teorik olarak 100 porsiyona karşılık gelir. Servis kaybı, kepçelerdeki farklılık ve ikinci porsiyon ihtimali düşünüldüğünde toplu yemeklerde küçük bir güvenlik payı bırakmak yararlı olabilir.</p>

<p>Mercimek çorbası neden çok koyulaşır?</p>

<p>Mercimeğin nişastalı yapısı, patates ve un çorbanın bekledikçe koyulaşmasına neden olur. Çorba fazla koyulaşırsa soğuk su eklemek yerine sıcak suyu azar azar ekleyerek yeniden karıştırın ve güvenli biçimde tekrar ısıtın.</p>

<p>Daha sağlıklı hale nasıl getirilebilir?</p>

<p>Tarifteki unu tamamen çıkarabilirsiniz. Bu durumda mercimek ve sebzelerin doğal kıvamından yararlanılır.</p>

<p>Tuz miktarını azaltmak için kimyon, karabiber, kırmızı biber ve limondan yararlanılabilir.</p>

<p>Serviste tereyağlı sosu zorunlu tutmak yerine pul biber, kuru nane ve limonu ayrı sunmak toplam yağ ve tuz miktarını kişiye göre kontrol etmeyi kolaylaştırır.</p>

<p>Kimler için uygun?</p>

<p>Mercimek çorbası hayvansal ürün kullanılmadan hazırlandığında vegan ve vejetaryen beslenmeye uygundur.</p>

<p>Bu tarifte un kullanıldığı için standart hali glutensiz değildir. Çölyak hastaları için hazırlanacaksa un tamamen çıkarılmalı; salça, baharat ve diğer paketli ürünlerin gluten açısından uygunluğu ve çapraz bulaşma riski ayrıca kontrol edilmelidir.</p>

<p>Toplu yemek üretiminde alerjen bilgilerinin servis öncesinde açık biçimde belirtilmesi önemlidir.</p>

<p>Saklama ve servis</p>

<p>100 kişilik tariflerde gıda güvenliği ev tipi tariflerden daha kritik hale gelir. Büyük miktardaki sıcak çorbayı derin bir kazanın içinde saatlerce oda sıcaklığında soğumaya bırakmak güvenli değildir.</p>

<p>Çorba hemen servis edilmeyecekse uygun sıcaklık kontrolü sağlanmalı; soğutularak saklanacaksa profesyonel toplu yemek uygulamalarına uygun biçimde hızlı soğutulmalıdır.</p>

<p>Servis sırasında çorbanın sıcak tutulması gerekiyorsa uygun sıcak muhafaza ekipmanı kullanılmalıdır.</p>

<p>Limon dilimlerini, kuru naneyi ve pul biberi ayrı servis etmek hem sunumu kolaylaştırır hem de misafirlerin lezzeti kendi tercihlerine göre ayarlamasını sağlar.</p>

<p>100 kişilik mercimek çorbasında başarılı sonucun sırrı yalnızca malzemeleri büyütmek değil; kazan hacmini, su miktarını, koyulaşmayı ve gerçek porsiyon büyüklüğünü birlikte planlamaktır.</p>

<p>5 kilogram kırmızı mercimekle hazırlanan bu büyük kazan tarifi, yaklaşık 25-30 litre son hacim hedefiyle 100 kişilik toplu servis için uygulanabilir bir temel oluşturur. Servis öncesinde gerçek kasenizle bir porsiyon ölçümü yapmak ise miktarı garanti altına almanın en kolay yoludur.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı – Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER 2022)<br />
USDA – FoodData Central<br />
Dünya Sağlık Örgütü – Healthy Diet</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlıklı Tarifler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kalabalik-davetler-icin-100-kisilik-mercimek-corbasi-tarifi</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 13:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0345.jpeg" type="image/jpeg" length="18167"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran’da Eğitim Gören Türk Öğrencilere Yatay Geçiş ve Özel Öğrencilik İmkânı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/iranda-egitim-goren-turk-ogrencilere-yatay-gecis-ve-ozel-ogrencilik-imkani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/iranda-egitim-goren-turk-ogrencilere-yatay-gecis-ve-ozel-ogrencilik-imkani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YÖK, İran’da yaşanan savaş nedeniyle eğitimleri kesintiye uğrayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrenciler için yatay geçiş ve özel öğrencilik düzenlemesini tamamladı. Başvurular 14 Eylül 2026’da başlayacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran’da yaşanan savaş nedeniyle yükseköğretim eğitimleri kesintiye uğrayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerin Türkiye’de öğrenimlerine devam edebilmesine yönelik düzenleme tamamlandı.</p>

<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK), belirlenen şartları sağlayan öğrencilere Türkiye’deki üniversitelere yatay geçiş hakkı tanırken, yatay geçiş koşullarını karşılayamayan öğrencilerin ise özel öğrenci statüsünde eğitimlerini sürdürebilmesine imkân sağladı.</p>

<p>YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar da düzenlemeyi duyurarak, öğrencilerin kendi iradeleri dışında gelişen olağanüstü şartlar nedeniyle eğitim hayatlarında mağduriyet yaşamalarına izin vermeyeceklerini belirtti.</p>

<p>Özvar, “Gençlerimizin emeklerini ve geleceklerini korumak, her koşulda önceliğimizdir” mesajını paylaştı.</p>

<p>KİMLER BAŞVURABİLECEK?</p>

<p>Düzenleme, İran’da YÖK tarafından tanınan bir yükseköğretim kurumunun örgün diploma programına 2026-2027 akademik yılı güz dönemi veya öncesinde kayıt yaptırmış Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencileri kapsıyor.</p>

<p>Hazırlık sınıfında, ara sınıflarda ve son sınıfta öğrenim gören öğrenciler de kapsam dahilinde bulunuyor.</p>

<p>Şartları sağlayan öğrenciler Türkiye’deki üniversitelere yatay geçiş için başvurabilecek. Yatay geçiş şartlarını karşılayamayan veya başvurduğu halde bu imkândan yararlanamayan öğrenciler ise özel öğrenci olarak eğitimlerine devam edebilecek.</p>

<p>YATAY GEÇİŞTE KAYIT TÜRÜNE GÖRE ŞARTLAR</p>

<p>Türkiye’de ÖSYS/YKS puanıyla yerleşmiş öğrenciler açısından, başarı sırası şartı bulunan programlarda öğrencinin kayıt olduğu yıldaki sınavda Türkiye’de ilgili program için aranan asgari başarı sırasını sağlaması gerekecek.</p>

<p>Başarı sırası aranmayan programlarda ise kayıt yılındaki ÖSYS/YKS puanının, Türkiye’deki eşdeğer diploma programının en düşük taban puanına eşit veya daha yüksek olması şartı aranacak.</p>

<p>Özel yetenek programlarında da ilgili yıl için ilan edilen en düşük merkezi sınav puanının sağlanması gerekecek. Üniversiteler ayrıca özel yetenek sınavı uygulayabilecek.</p>

<p>ULUSLARARASI SINAVLA KAYIT YAPTIRANLAR DA BAŞVURABİLECEK</p>

<p>SAT1, ACT, Abitur, Fransız Bakaloryası, GCE A Level, International Baccalaureate (IB), Avusturya Matura veya İtalya Maturità gibi uluslararası sınav veya diploma sonuçlarıyla İran’daki üniversitelere kayıt yaptıran öğrenciler için de yatay geçiş yolu bulunuyor.</p>

<p>Bu öğrencilerin, başvuracakları üniversitenin ilgili yılda kabul ettiği asgari uluslararası sınav puanını sağlamaları gerekecek.</p>

<p>Öğrencinin kayıtlı olduğu üniversitenin uluslararası sıralamalardaki konumu da belirli şartlarda değerlendirmeye alınabilecek.</p>

<p>TIP, DİŞ HEKİMLİĞİ VE ECZACILIKTA BAŞARI SIRASI ÖNEMLİ</p>

<p>Başarı sırası aranan programlar arasında tıp, diş hekimliği, eczacılık, veterinerlik, hemşirelik, klinik uygulaması bulunan diğer sağlık programları, mühendislik, mimarlık, öğretmenlik ve hukuk bulunuyor.</p>

<p>Bu alanlarda öğrencilerin ilgili ÖSYS/YKS taban puanı ve başarı sırası ölçütlerini karşılaması gerekecek.</p>

<p>Ayrıca tıp, diş hekimliği, eczacılık, veterinerlik, hemşirelik ve klinik uygulamalı diğer sağlık programları dahil bazı bölümlerde öğrencilerin teorik ve uygulamalı yeterlilikleri üniversiteler tarafından ayrıca ölçülüp değerlendirilebilecek.</p>

<p>ÖN LİSANS ÖĞRENCİLERİ İÇİN DE İMKÂN VAR</p>

<p>Ön lisans programlarına başvuracak öğrenciler açısından kayıt yılındaki YGS/TYT puanı dikkate alınacak. Öğrencinin puanının Türkiye’de başvuracağı meslek yüksekokulu programının aynı yıldaki taban puanını karşılaması gerekecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hazırlık sınıfında bulunan ön lisans öğrencileri de başvuru yapabilecek.</p>

<p>ÖZEL ÖĞRENCİLİK NEDİR?</p>

<p>Yatay geçiş şartlarını sağlayamayan veya yatay geçişe başvurduğu halde kontenjan nedeniyle bu haktan yararlanamayan öğrenciler özel öğrenci statüsünden faydalanabilecek.</p>

<p>Hazırlık sınıfı öğrencileri de özel öğrencilik imkânından yararlanabilecek. Türkiye’deki açıköğretim programlarında ise açıköğretim öğrencileri özel öğrenci olabilecek.</p>

<p>Ancak özel öğrencilik, öğrencinin eğitim aldığı üniversiteden diploma, unvan veya statü talep etme hakkı vermeyecek.</p>

<p>Dönem sonunda öğrenciye aldığı dersleri, AKTS kredilerini ve sınav sonuçlarını gösteren onaylı belge verilecek.</p>

<p>Özel öğrenci sayısı, her diploma programında sınıf ayrımı yapılmaksızın toplam 40’ı aşamayacak.</p>

<p>BAŞVURU İÇİN HANGİ BELGELER GEREKİYOR?</p>

<p>Öğrenciler başvurularını doğrudan eğitim almak istedikleri yükseköğretim kurumuna yapacak.</p>

<p>Başvuruda öğrenci belgesi, transkript veya not dökümü, pasaport ve İran’dan alınan giriş-çıkış kayıtları öğrenciliği kanıtlayan belgeler arasında yer alıyor.</p>

<p>Olağanüstü şartlar nedeniyle başvuru sırasında temin edilemeyen belgeler ise üniversitelerin belirleyeceği süre içerisinde tamamlanabilecek.</p>

<p>BAŞVURULAR 14 EYLÜL’DE BAŞLAYACAK</p>

<p>Yatay geçiş başvuruları 14-18 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.</p>

<p>Sonuçların 25 Eylül 2026’da ilan edilmesi, asil adayların kayıtlarının 28-29 Eylül’de yapılması planlanıyor.</p>

<p>Yedek adaylar 30 Eylül’de açıklanacak, yedek aday kayıtları ise 1-2 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek.</p>

<p>Özel öğrencilikte yatay geçiş ölçütlerini karşılamayan öğrenciler 14-18 Eylül 2026 tarihlerinde başvurabilecek.</p>

<p>Yatay geçişe başvurmasına rağmen bu imkândan yararlanamayan öğrenciler için özel öğrencilik başvuruları ise 1-2 Ekim 2026 tarihlerinde alınacak.</p>

<p>YÖK’ün düzenlemesiyle İran’daki olağanüstü koşullar nedeniyle yükseköğretim eğitimi kesintiye uğrayan Türk öğrencilerin akademik hayatlarına Türkiye’de devam edebilmeleri için iki ayrı yol oluşturulmuş oldu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/iranda-egitim-goren-turk-ogrencilere-yatay-gecis-ve-ozel-ogrencilik-imkani</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0344.jpeg" type="image/jpeg" length="56621"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anne veya Babasını Kaybeden 100 Üniversite Öğrencisine Burs]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/anne-veya-babasini-kaybeden-100-universite-ogrencisine-burs</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/anne-veya-babasini-kaybeden-100-universite-ogrencisine-burs" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Darüşşafaka Cemiyeti, anne ve/veya baba kaybı yaşamış, maddi imkânları sınırlı ve akademik başarısı yüksek 100 üniversite öğrencisine 2026-2027 döneminde EFE Yükseköğrenim Bursu verecek. En az dört yıllık üniversite programlarında öğrenim gören öğrencilerin başvurabildiği burs 9 ay ödenecek. Son başvuru tarihi 14 Eylül 2026.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anne veya Babasını Kaybeden 100 Üniversite Öğrencisine Burs</p>

<p>Üniversite öğrencilerine yönelik 2026-2027 burs başvuruları devam ederken Darüşşafaka Cemiyeti de Eğitimde Fırsat Eşitliği (EFE) Yükseköğrenim Bursu için başvuruları kabul ediyor.</p>

<p>Program kapsamında anne ve/veya baba kaybı yaşamış, maddi olanakları sınırlı ve akademik başarısı yüksek üniversite öğrencilerine eğitim desteği sağlanıyor.</p>

<p>Darüşşafaka, 2026-2027 akademik yılında gerekli koşulları taşıyan 100 yeni üniversite öğrencisini EFE Bursu kapsamına alacak.</p>

<p>Başvurular 14 Eylül 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>Kimler başvurabilir?</p>

<p>EFE Yükseköğrenim Bursuna başvuracak öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerekiyor.</p>

<p>Programın en önemli koşulu ise öğrencinin anne ve/veya baba kaybı yaşamış olması.</p>

<p>Öğrencinin ayrıca maddi desteğe ihtiyaç duyması gerekiyor.</p>

<p>Darüşşafaka, öğrencinin barınma, ulaşım, yemek ve harçlık gibi yükseköğrenimini sürdürebilmek için gerekli temel giderlerini karşılamakta ekonomik güçlük yaşamasını burs değerlendirmesinde dikkate alıyor.</p>

<p>İlk 100 bin şartı bulunuyor</p>

<p>EFE Bursuna başvuracak öğrenciler için akademik başarı kriteri de bulunuyor.</p>

<p>Öğrencinin üniversiteye yerleştiği puan türündeki ÖSYM başarı sıralamasında ilk 100 bin içerisinde yer alması gerekiyor.</p>

<p>Örneğin öğrencinin SAY puanıyla yerleştiği bir programa kayıt yaptırması halinde değerlendirmede SAY başarı sıralaması esas alınıyor.</p>

<p>Vakıf üniversitesi öğrencilerinde de aynı ilk 100 bin koşulu uygulanıyor.</p>

<p>Tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Darüşşafaka EFE Yükseköğrenim Bursunda belirli bir bölüm sınırlaması bulunmuyor.</p>

<p>Türkiye’de en az dört yıllık eğitim veren bir üniversitenin tıp fakültesinde öğrenim gören öğrenciler, diğer şartları da karşılamaları halinde başvurabilir.</p>

<p>Tıp öğrencisinin de üniversiteye yerleştiği puan türünde ilk 100 bin içerisinde bulunması gerekiyor.</p>

<p>Diş hekimliği öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Diş hekimliği en az dört yıllık yükseköğrenim koşulunu karşıladığından, anne ve/veya baba kaybı bulunan ve diğer şartları sağlayan öğrenciler EFE Bursuna başvurabilir.</p>

<p>Eczacılık öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Eczacılık öğrencileri açısından da programda bölüm kaynaklı bir engel bulunmuyor.</p>

<p>Öğrencinin Türkiye’deki bir üniversitede öğrenim görmesi, ekonomik ihtiyaç ve akademik başarı koşullarını karşılaması gerekiyor.</p>

<p>Hemşirelik ve sağlık bilimleri öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Dört yıllık hemşirelik ve sağlık bilimleri lisans programlarında öğrenim gören öğrenciler de EFE Yükseköğrenim Bursuna başvurabilir.</p>

<p>Ancak programın en az dört yıllık olması gerekiyor.</p>

<p>Ön lisans öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Darüşşafaka’nın açıkladığı koşullara göre öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde en az dört yıllık eğitim veren bir üniversite programına giriş hakkı kazanmış olması gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle iki yıllık ön lisans programları EFE Yükseköğrenim Bursunun kapsamına girmiyor.</p>

<p>Vakıf üniversitesi öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet, ancak yüzde 100 burslu olmaları gerekiyor.</p>

<p>Vakıf üniversitesine ÖSYM yerleştirme sonucuyla yüzde 100 burslu olarak kabul edilen öğrenciler programa başvurabiliyor.</p>

<p>Bu öğrencilerde de yerleşilen puan türünde ilk 100 bin başarı sıralaması koşulu aranıyor.</p>

<p>Kısmi burslu veya ücretli vakıf üniversitesi öğrencileri programın şartlarını karşılamıyor.</p>

<p>Hazırlık öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Darüşşafaka’nın güncel koşullarında hazırlık sınıfından birinci sınıfa geçen öğrenciler için özel bir hüküm bulunuyor.</p>

<p>Bu öğrencilerin hazırlık sınıfını başarıyla tamamlamış olması gerekiyor.</p>

<p>Başka bir kurumdan burs alanlar başvurabilir mi?</p>

<p>Darüşşafaka’nın yayımladığı başvuru koşullarında başka bir kurumdan burs almanın doğrudan başvuru engeli olduğu belirtilmiyor.</p>

<p>Ancak öğrencinin başka kurumlardan aldığı bursları başvuru formunda mutlaka beyan etmesi gerekiyor.</p>

<p>Dolayısıyla başka bir bursun bulunması gizlenmemeli ve başvuru sırasında doğru şekilde bildirilmelidir.</p>

<p>Burs geri ödemeli mi?</p>

<p>EFE Yükseköğrenim Bursu, üniversite öğrencilerinin eğitimlerini sürdürebilmeleri için sağlanan burs desteği niteliğinde.</p>

<p>Öğrencilerden eğitim desteğinin kredi gibi geri ödenmesine yönelik bir koşul açıklanmıyor.</p>

<p>Burs kaç ay ödenecek?</p>

<p>2026-2027 EFE Yükseköğrenim Bursu ekim-haziran döneminde ödenecek.</p>

<p>Öğrenciler bir akademik yılda toplam 9 ay burs desteği alacak.</p>

<p>Koşulların devam etmesi halinde burs desteğinin öğrencinin yükseköğrenim hayatı boyunca sürdürülmesi hedefleniyor.</p>

<p>Burs miktarı ne kadar?</p>

<p>Darüşşafaka Cemiyeti 2026-2027 döneminde kendi mezunlarına verdiği standart Yükseköğrenim Bursunun aylık tutarını 8 bin 775 TL olarak açıklamış durumda.</p>

<p>Ancak EFE Yükseköğrenim Bursu için yayımlanan 2026-2027 başvuru duyurusunda EFE bursiyerlerine ödenecek aylık tutar ayrıca belirtilmiyor.</p>

<p>Bu nedenle Darüşşafaka mezunlarına yönelik 8 bin 775 TL’lik tutarın EFE bursiyerlerine de otomatik olarak uygulanacağı varsayılmamalı.</p>

<p>EFE Bursunun 2026-2027 aylık tutarı için Cemiyetin bursiyerlere yönelik güncel bildirimleri esas alınmalı.</p>

<p>Başvuru nasıl yapılacak?</p>

<p>EFE Yükseköğrenim Bursu başvuruları çevrim içi gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Öğrencilerin Darüşşafaka Cemiyetinin EFE Bursu başvuru sistemindeki formu eksiksiz doldurması gerekiyor.</p>

<p>Başvuru sırasında talep edilen belgelerin de sisteme yüklenmesi gerekiyor.</p>

<p>Eksik başvuru yapılmaması önemli</p>

<p>Darüşşafaka’nın burs koşullarına göre başvuru formunun eksiksiz doldurulması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin anne ve/veya baba kaybı, maddi durumu ve akademik başarı kriterlerini gösteren bilgiler başvuru değerlendirmesinde önem taşıyor.</p>

<p>Başka kurumlardan burs alan öğrencilerin bu destekleri de başvuru formunda belirtmesi gerekiyor.</p>

<p>100 yeni öğrenci burs alacak</p>

<p>Darüşşafaka Cemiyeti EFE Yükseköğrenim Bursunu 2014 yılında hayata geçirdi.</p>

<p>Program kapsamında bugüne kadar 400’e yakın üniversite öğrencisine yükseköğrenim desteği sağlandı.</p>

<p>2026-2027 akademik yılında ise programa 100 yeni üniversite öğrencisinin dahil edilmesi planlanıyor.</p>

<p>Son başvuru 14 Eylül</p>

<p>EFE Yükseköğrenim Bursu için başvurular 2 Eylül 2026 tarihinde başladı.</p>

<p>Başvuru dönemi 14 Eylül 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>Anne ve/veya baba kaybı yaşamış, maddi desteğe ihtiyaç duyan, yerleştiği puan türünde ilk 100 bin içerisinde bulunan ve Türkiye’de en az dört yıllık bir üniversite programında öğrenim gören öğrencilerin başvurularını belirtilen süre içerisinde çevrim içi olarak tamamlamaları gerekiyor.</p>

<p>Bölüm sınırlaması bulunmadığından koşulları sağlayan tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve diğer dört yıllık sağlık bilimleri öğrencileri de burs için başvurabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/anne-veya-babasini-kaybeden-100-universite-ogrencisine-burs</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 12:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="29915"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HİKEV 2026-2027 Burs Başvurusu: Kimler Başvurabilir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hikev-2026-2027-burs-basvurusu-kimler-basvurabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hikev-2026-2027-burs-basvurusu-kimler-basvurabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hacı İsmail Kurt Eğitim Vakfı’nın 2026-2027 burs başvuruları 13 Eylül’de sona eriyor. İstanbul’daki devlet üniversitelerinde öğrenim gören lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin başvurabildiği burs programında bölüm sınırlaması bulunmuyor. Bu nedenle tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve sağlık bilimleri öğrencileri de koşulları sağlamaları halinde başvurabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul’da Okuyan Üniversitelilere Burs: Son Gün 13 Eylül</p>

<p>2026-2027 eğitim öğretim döneminde burs arayan üniversite öğrencileri için başvurusu devam eden programlardan birinde son güne giriliyor.</p>

<p>Hacı İsmail Kurt Eğitim Vakfı’nın (HİKEV) yeni dönem burs başvuruları 13 Eylül 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>Burs programı İstanbul’daki devlet üniversitelerinde öğrenim gören öğrencileri kapsıyor.</p>

<p>HİKEV bursuna kimler başvurabilir?</p>

<p>Hacı İsmail Kurt Eğitim Vakfı’nın burs programına İstanbul’daki devlet üniversitelerinde öğrenim gören öğrenciler başvurabiliyor.</p>

<p>Program yalnızca lisans öğrencileriyle sınırlı değil.</p>

<p>Lisans öğrencilerinin yanı sıra yüksek lisans ve doktora öğrenimine devam eden öğrenciler de burs başvurusunda bulunabiliyor.</p>

<p>Tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>HİKEV’in 2026-2027 burs duyurusunda tıp öğrencilerini kapsam dışında bırakan bir bölüm sınırlaması bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle İstanbul’daki devlet üniversitelerinde tıp fakültesinde öğrenim gören öğrenciler, Vakfın diğer burs koşullarını karşılamaları halinde başvuru yapabiliyor.</p>

<p>Diş hekimliği öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>İstanbul’daki devlet üniversitelerinde diş hekimliği fakültesinde öğrenim gören öğrenciler açısından da bölüm kaynaklı bir başvuru engeli bulunmuyor.</p>

<p>Eczacılık, hemşirelik ve sağlık bilimleri öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Burs programında belirli fakülte veya bölümlere yönelik bir sınırlama açıklanmadığından İstanbul’daki devlet üniversitelerinde eczacılık, hemşirelik ve sağlık bilimleri alanlarında öğrenim gören öğrenciler de diğer koşulları sağlamaları halinde başvurabiliyor.</p>

<p>Vakıf üniversitesi öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>2026-2027 burs programı İstanbul’daki devlet üniversitelerinde öğrenim gören öğrencileri kapsıyor.</p>

<p>Bu nedenle İstanbul’daki bir vakıf üniversitesinde yüzde 100 burslu olarak öğrenim görülmesi de HİKEV’in bu programındaki devlet üniversitesi koşulunu karşılamıyor.</p>

<p>İstanbul dışında okuyanlar başvurabilir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Burs programının temel koşullarından biri öğrencinin İstanbul’daki bir devlet üniversitesinde öğrenim görmesi.</p>

<p>Dolayısıyla İstanbul dışında bulunan devlet üniversitelerindeki öğrenciler bu burs programının kapsamında değil.</p>

<p>Yüksek lisans ve doktora öğrencileri de kapsamda</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>HİKEV bursunun dikkat çeken özelliklerinden biri lisansüstü eğitime de destek vermesi.</p>

<p>İstanbul’daki devlet üniversitelerinde yüksek lisans veya doktora öğrenimine devam eden öğrenciler de belirlenen koşulları sağlamaları halinde başvurabiliyor.</p>

<p>Bu durum özellikle tıp ve sağlık bilimleri alanlarında lisansüstü eğitimini sürdüren öğrenciler açısından burs programını ayrıca önemli hale getiriyor.</p>

<p>Burs miktarı ne kadar?</p>

<p>Hacı İsmail Kurt Eğitim Vakfı’nın 2026-2027 burs başvuru duyurusunda yeni eğitim dönemi için öğrencilere ödenecek aylık burs miktarı açıklanmış değil.</p>

<p>Bu nedenle geçmiş dönemlerde ödenen burs tutarlarının 2026-2027 dönemi için geçerli olduğu varsayılmamalı.</p>

<p>Öğrencilerin burs tutarı konusunda Vakfın yeni dönem için yapacağı güncel açıklamaları esas alması gerekiyor.</p>

<p>Başvuru nasıl yapılacak?</p>

<p>HİKEV burs başvuruları çevrim içi olarak gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Öğrencilerin Hacı İsmail Kurt Eğitim Vakfı’nın resmi internet sitesinde bulunan burs başvuru sistemini kullanarak başvuru işlemlerini tamamlaması gerekiyor.</p>

<p>Başvuruda öğrencinin eğitim ve kişisel bilgilerinin doğru ve eksiksiz olarak bildirilmesi önem taşıyor.</p>

<p>Başvurular 4 Eylül’de başladı</p>

<p>Hacı İsmail Kurt Eğitim Vakfı’nın 2026-2027 eğitim dönemi burs başvuruları 4 Eylül’de başladı.</p>

<p>Öğrencilere başvurularını tamamlamaları için 13 Eylül’e kadar süre verildi.</p>

<p>Son gün 13 Eylül</p>

<p>HİKEV 2026-2027 burs başvuruları 13 Eylül 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>İstanbul’daki devlet üniversitelerinde lisans, yüksek lisans veya doktora öğrenimine devam eden öğrencilerin başvurularını Vakfın resmi internet sitesindeki burs başvuru sistemi üzerinden tamamlamaları gerekiyor.</p>

<p>Bölüm sınırlamasının bulunmaması nedeniyle tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve sağlık bilimleri öğrencileri açısından da takip edilmesi gereken burs programlarından biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hikev-2026-2027-burs-basvurusu-kimler-basvurabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 12:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="86954"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tek Doz Gen Düzenleme LDL’yi Bir Yıl Boyunca Yüzde 52 Düşürdü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tek-doz-gen-duzenleme-ldlyi-bir-yil-boyunca-yuzde-52-dusurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tek-doz-gen-duzenleme-ldlyi-bir-yil-boyunca-yuzde-52-dusurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İlk kez insanlarda denenen CTX310 adlı CRISPR-Cas9 gen düzenleme tedavisinin tek doz uygulanmasından 12 ay sonra, en yüksek doz grubunda LDL kolesterol ortalama yüzde 52,5, trigliserit ise yüzde 47,8 daha düşük bulundu. Ancak çalışma yalnızca 15 kişiyi kapsıyor ve tedavi henüz deneysel aşamada.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kolesterol ilaçlarının önemli bir bölümü her gün tablet alınmasını ya da belirli aralıklarla enjeksiyon uygulanmasını gerektiriyor.<br />
Yeni bir gen düzenleme yaklaşımı ise bu paradigmayı değiştirmeyi hedefliyor.<br />
Cleveland Clinic öncülüğünde yürütülen ilk insan çalışmasında, CTX310 adlı CRISPR-Cas9 gen düzenleme tedavisi yalnızca bir kez damar yoluyla uygulandı.<br />
Araştırmacılar, tedavinin lipid düşürücü etkisinin 12 ay sonra da devam ettiğini bildirdi.<br />
Çalışmanın bir yıllık sonuçları 28 Ağustos 2026’da New England Journal of Medicine’da yayımlandı ve ESC Congress 2026’da geç dönem klinik araştırma olarak sunuldu.<br />
LDL yüzde 52,5 düştü<br />
Çalışmaya kontrol altına alınamayan hiperkolesterolemi, hipertrigliseridemi veya karma dislipidemisi bulunan toplam 15 yetişkin katıldı.<br />
Katılımcılar, tolere edebildikleri en yüksek düzeyde mevcut lipid düşürücü tedavilerini kullanmaya devam etti.<br />
CTX310, farklı dozlarda tek intravenöz infüzyon şeklinde uygulandı.<br />
En yüksek doz olan 0,8 mg/kg verilen grupta, tedaviden 12 ay sonra ortalama olarak:<br />
LDL kolesterol yüzde 52,5<br />
Trigliserit yüzde 47,8<br />
ANGPTL3 düzeyi yüzde 78,6<br />
Apolipoprotein B yüzde 37,2<br />
azaldı.<br />
Araştırmacılar, bu lipid düşüşünün bir yıllık takip boyunca korunduğunu bildirdi.<br />
Hedef PCSK9 değil, ANGPTL3<br />
Bu çalışmanın önemli ayrıntılarından biri, daha önce kolesterol gen tedavilerinde sıkça gündeme gelen PCSK9 değil, ANGPTL3 geninin hedeflenmesi.<br />
ANGPTL3, karaciğerde üretilen ve lipid metabolizmasında rol oynayan bir protein.<br />
Bu proteinin işlev kaybına yol açan doğal genetik varyantlara sahip kişilerde LDL kolesterol ve trigliserit düzeylerinin daha düşük olduğu, aterosklerotik kardiyovasküler hastalık riskinin de daha düşük seyrettiği biliniyor.<br />
CTX310, bu biyolojik durumu gen düzenleme yoluyla taklit etmeyi amaçlıyor.<br />
Tedavi nasıl çalışıyor?<br />
CTX310, CRISPR-Cas9 gen düzenleme bileşenlerini lipid nanopartiküller aracılığıyla karaciğer hücrelerine ulaştırıyor.<br />
Tedavi, karaciğer hücrelerindeki ANGPTL3 geninde işlev kaybı oluşturacak kalıcı bir genetik değişiklik meydana getirmeyi hedefliyor.<br />
ANGPTL3 üretiminin azalmasıyla birlikte LDL kolesterol ve trigliserit düzeylerinin düşürülmesi amaçlanıyor.<br />
Buradaki temel fark şu:<br />
Klasik lipid düşürücü ilaçlar genellikle düzenli ve tekrarlayan kullanım gerektirirken, bu yaklaşım DNA düzeyinde tek seferlik bir müdahale ile uzun süreli etki oluşturmayı amaçlıyor.<br />
Ancak bunun ne kadar süreyle devam edeceği henüz bilinmiyor.<br />
Mevcut insan verileri yalnızca etkinin en az 12 ay sürdüğünü gösteriyor.<br />
Bir kez uygulanması neden önemli?<br />
Yüksek kolesterol tedavisindeki önemli sorunlardan biri tedaviye uzun süre devam edebilmek.<br />
Statinler ve diğer birçok lipid düşürücü ilaç düzenli kullanım gerektiriyor.<br />
Bazı yeni biyolojik tedaviler daha seyrek uygulanabilse de belirli aralıklarla tekrar edilmesi gerekiyor.<br />
CTX310 yaklaşımında ise araştırmacılar, tek uygulamayla uzun süreli lipid düşüşü sağlanıp sağlanamayacağını inceliyor.<br />
Şu an için eldeki insan verileri, etkinin 12 ay boyunca sürdüğünü gösteriyor.<br />
Bunun birkaç yıl veya daha uzun süre devam edip etmeyeceği ise ilerleyen takiplerle anlaşılacak.<br />
Güvenlik açısından ne bulundu?<br />
Çalışmada CTX310 ile ilişkili doz sınırlayıcı toksisite görülmedi.<br />
Uzatılmış takip sırasında da tedaviyle ilişkili yeni ciddi bir güvenlik sinyali bildirilmedi.<br />
Bununla birlikte bazı katılımcılarda infüzyon reaksiyonları ve karaciğer enzimlerinde geçici yükselmeler görüldü.<br />
Çalışmadaki bir katılımcı tedaviden 179 gün sonra ani şekilde yaşamını kaybetti.<br />
Araştırmacılar bu ölümün CTX310 ile ilişkili olmadığını değerlendirdi.<br />
Bu ayrıntı, erken faz bir gen düzenleme çalışmasının güvenlik sonuçları yorumlanırken göz önünde bulundurulması gereken önemli bir bulgu.<br />
Neden 15 yıl takip edilecekler?<br />
Gen düzenleme tedavileri klasik ilaçlardan farklı özellik taşıyor.<br />
CRISPR ile DNA düzeyinde oluşturulan değişiklikler kalıcı olabileceği için uzun dönem güvenlik takibi gerekiyor.<br />
Araştırmaya katılan kişilerin 15 yıl boyunca izlenmesi planlanıyor.<br />
Bu takipte özellikle karaciğer güvenliği, beklenmeyen uzun dönem etkiler ve hedef dışı gen düzenleme olasılıkları değerlendirilecek.<br />
“Kolesterol iğnesi bulundu” demek için erken<br />
Çalışmanın sonuçları dikkat çekici olsa da önemli sınırlılıkları bulunuyor.<br />
En önemlisi, araştırmaya yalnızca 15 kişi katıldı.<br />
Bu bir faz 1a çalışmasıydı.<br />
Dolayısıyla araştırmanın temel amacı, tedavinin geniş toplumdaki klinik etkinliğini göstermek değil; öncelikle güvenlik, tolere edilebilirlik ve doz yanıtını değerlendirmekti.<br />
Ayrıca araştırmada kalp krizi, inme veya kardiyovasküler ölüm gibi klinik sonlanımların azalıp azalmadığı gösterilmedi.<br />
Ölçülen temel sonuçlar lipid düzeylerindeki değişimlerdi.<br />
LDL kolesterolün düşürülmesinin kardiyovasküler riski azalttığı güçlü biçimde bilinse de CTX310’un kalp krizi veya inmeyi gerçekten azaltıp azaltmadığını göstermek için çok daha büyük klinik araştırmalar gerekiyor.<br />
Kalıcı gen düzenleme yeni soruları da beraberinde getiriyor<br />
Tek seferlik tedavi fikri önemli bir avantaj potansiyeli taşısa da CRISPR yaklaşımının farklı bir yönü bulunuyor:<br />
Oluşturulan genetik değişiklik geri döndürülemeyebilir.<br />
Bu nedenle araştırmacılar, özellikle sık görülen metabolik hastalıklarda kalıcı gen düzenlemenin yarar-risk dengesinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.<br />
Uzun dönem karaciğer güvenliği, hedef dışı genetik değişiklikler ve kalıcı biyolojik etkinin sonuçları, bu yaklaşımın geleceğini belirleyecek temel başlıklar arasında.<br />
Sıradaki aşama ne?<br />
CTX310’un bir yıllık sonuçları, tedavinin etkisinin kısa süreli olmadığını gösteren ilk insan verilerini sağladı.<br />
Araştırmanın faz 1b aşaması halen devam ediyor.<br />
Bu aşamada özellikle daha fazla katılımcıda güvenlik, doz yanıtı ve lipid düşürücü etkinin sürekliliği değerlendiriliyor.<br />
Araştırma programının ilerleyen aşamalarında daha büyük hasta gruplarında etkinlik ve güvenliğin değerlendirilmesi gerekecek.<br />
Eğer daha geniş çalışmalar benzer sonuçları doğrularsa, gen düzenleme gelecekte bazı ağır lipid bozukluklarının tedavisinde yeni bir yaklaşım haline gelebilir.<br />
Ancak bugün için CTX310, standart kolesterol tedavilerinin alternatifi değil.<br />
Deneysel bir gen düzenleme tedavisi.<br />
Tıbbiye Bülteni değerlendirmesi<br />
Bu çalışmanın asıl dikkat çekici yönü yalnızca LDL’nin yüzde 52 düşürülmesi değil.<br />
Günümüzde bazı lipid düşürücü tedaviler LDL kolesterolü benzer oranlarda, hatta daha fazla azaltabiliyor.<br />
Asıl bilimsel yenilik, karaciğerde ANGPTL3 geninin tek seferlik CRISPR-Cas9 müdahalesiyle düzenlenmesi ve lipid düşürücü etkinin en az 12 ay boyunca korunması.<br />
Bu yaklaşımın uzun vadede güvenli ve etkili olduğu kanıtlanırsa, kronik lipid bozukluklarında sürekli ilaç kullanımı yerine tek seferlik genetik müdahale kavramını gündeme getirebilir.<br />
Ancak 15 kişilik faz 1a çalışmasından rutin klinik kullanıma ulaşmak için hâlâ uzun ve dikkatli bir bilimsel değerlendirme süreci gerekiyor.<br />
KAYNAKLAR<br />
New England Journal of Medicine<br />
Durability of CRISPR-Cas9 Gene Editing Targeting ANGPTL3 with CTX310. 28 Ağustos 2026.<br />
New England Journal of Medicine<br />
Phase 1 Trial of CRISPR-Cas9 Gene Editing Targeting ANGPTL3.<br />
Cleveland Clinic<br />
First-In-Human Trial of CRISPR Gene-Editing Therapy Shown to Continuously Lower Cholesterol and Triglycerides After One Year.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tek-doz-gen-duzenleme-ldlyi-bir-yil-boyunca-yuzde-52-dusurdu</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/kolesterol-crispr-200kb.jpg" type="image/jpeg" length="65374"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KETEM Verileriyle Geliştirilen Yapay Zekâ Meme Kanseri Taramasına Hazırlanıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ketem-verileriyle-gelistirilen-yapay-zeka-meme-kanseri-taramasina-hazirlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ketem-verileriyle-gelistirilen-yapay-zeka-meme-kanseri-taramasina-hazirlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye genelindeki KETEM’lerden elde edilen mamografi verileri kullanılarak geliştirilen yapay zekâ sistemi, mamografilerde kitleleri belirlemeyi ve BI-RADS sınıflandırmasına destek olmayı hedefliyor. TÜSEB’in son faaliyet raporuna göre proje büyük ölçüde tamamlandı ve web arayüzü geliştirme aşamasına ulaştı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’nin toplum tabanlı meme kanseri tarama altyapısından elde edilen mamografi verileri, yapay zekâ destekli yeni bir karar destek sisteminin geliştirilmesinde kullanılıyor.<br />
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığının (TÜSEB) 2025 Yılı İdare Faaliyet Raporu’nda yer alan bilgilere göre, “Mamografi Görüntülerinden BI-RADS Sınıflandırması Projesi” kapsamında mamografi görüntülerindeki kitle lezyonlarını tespit etmeyi ve görüntülerin BI-RADS kategorilerine göre sınıflandırılmasına yardımcı olmayı amaçlayan yapay zekâ tabanlı bir sistem geliştiriliyor.<br />
Projenin dikkat çeken yönlerinden biri, algoritmanın geliştirilmesinde Türkiye genelindeki Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinden (KETEM) toplanan verilerin kullanılması.<br />
TÜSEB, projenin büyük ölçüde tamamlandığını ve web arayüzü geliştirme aşamasına gelindiğini bildiriyor.<br />
Yapay zekâ ne yapacak?<br />
Mamografi görüntüleri değerlendirilirken radyologlar, meme dokusundaki bulguların standart biçimde sınıflandırılmasını sağlayan BI-RADS sisteminden yararlanıyor.<br />
TÜSEB projesinde geliştirilen yapay zekâ sisteminin iki temel alanda yardımcı olması hedefleniyor:<br />
Mamografi görüntülerindeki kitle lezyonlarının tespit edilmesi ve BI-RADS kategorisinin sınıflandırılması.<br />
Bu nedenle sistem, hekimin yerine bağımsız olarak tanı koyan bir mekanizma olarak değil, görüntü değerlendirmesine yardımcı olabilecek bir klinik karar destek sistemi olarak değerlendirilmelidir.<br />
Türkiye’de milyonlarca mamografi taraması yapıldı<br />
Türkiye, uzun süredir merkezi bir mamografi tarama altyapısına sahip.<br />
Sağlık Bakanlığının MM Tarama sistemi; tarama mamografilerinin raporlanması, görüntülerin ulusal PACS sistemi üzerinden arşivlenmesi, görüntü ve rapor kalitesinin geliştirilmesi ve taramaların merkezi biçimde izlenmesi amacıyla 2016 yılında hayata geçirildi.<br />
Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Nisan 2025’e kadar sistem üzerinden 5 milyon 500 binden fazla mamografi taraması gerçekleştirildi.<br />
Aynı resmî verilere göre 468 sabit ve 56 mobil merkezde günlük 3 binden fazla mamografi taraması yapılıyor.<br />
Bu rakamlar, Türkiye’de toplum tabanlı meme kanseri taramasının ulaştığı ölçeği ortaya koyuyor.<br />
Ancak bu sayıların, yapay zekâ modelinin eğitiminde doğrudan 5,5 milyon mamografi görüntüsünün kullanıldığı anlamına gelmediğinin altını çizmek gerekiyor. TÜSEB’in faaliyet raporu, KETEM verilerinin projede kullanıldığını belirtmekle birlikte, yapay zekâ sisteminin eğitiminde kullanılan veri setinin büyüklüğünü açıklamıyor.<br />
KETEM’de kimlere mamografi taraması yapılıyor?<br />
Türkiye’nin Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında 40–69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografiyle meme kanseri taraması uygulanıyor.<br />
Taramalar KETEM’lerde, ilgili birinci basamak sağlık kuruluşlarında ve mobil kanser tarama araçlarında ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor.<br />
Şüpheli ya da pozitif sonuç saptanan kişiler ise ileri değerlendirme amacıyla ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına yönlendiriliyor.<br />
Yapay zekâ neden önemli olabilir?<br />
Toplum tabanlı tarama programlarında çok büyük miktarda görüntünün uzmanlar tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.<br />
Yapay zekâ tabanlı görüntü analiz sistemleri, gelecekte radyologların dikkatini şüpheli alanlara yönlendirme, görüntülerin ön değerlendirilmesine yardımcı olma ve artan görüntüleme yükünün yönetilmesine katkı sağlama potansiyeli taşıyor.<br />
Ancak araştırma ve geliştirme aşamasında başarılı sonuç veren bir yapay zekâ sisteminin, ulusal tarama programında rutin klinik kullanıma alınması ayrı bir değerlendirme süreci gerektiriyor.<br />
Bu nedenle TÜSEB’in açıkladığı proje, “KETEM’lerde mamografileri artık yapay zekâ değerlendiriyor” şeklinde yorumlanmamalı.<br />
Mevcut resmî bilgiler, KETEM’lerden toplanan mamografi verileriyle geliştirilen yapay zekâ tabanlı BI-RADS karar destek sisteminin büyük ölçüde tamamlandığını ve web arayüzü geliştirme aşamasına ulaştığını gösteriyor.<br />
Türkiye’deki KETEM verileriyle geliştiriliyor<br />
Projenin bilimsel açıdan dikkat çekici yönlerinden biri, geliştirilen sistemde Türkiye’deki gerçek tarama verilerinden yararlanılması.<br />
Mamografi görüntülerinin özellikleri; kullanılan cihazlar, çekim teknikleri, meme dokusunun yapısı ve taranan nüfusun özellikleri gibi birçok değişkenden etkilenebiliyor.<br />
Bu nedenle Türkiye’deki KETEM verileriyle geliştirilen bir karar destek sisteminin, ülkenin mevcut tarama altyapısındaki performansının ayrıca değerlendirilmesi önem taşıyor.<br />
Projenin rutin klinik uygulamaya geçebilmesi için sistemin doğruluk, duyarlılık, özgüllük ve farklı hasta gruplarındaki performansının gerçek klinik koşullarda doğrulanması gerekiyor.<br />
Bundan sonraki kritik aşama ne?<br />
TÜSEB raporu, projenin büyük ölçüde tamamlandığını ve web arayüzü geliştirme aşamasında olduğunu bildiriyor.<br />
Bundan sonraki süreçte sistemin klinik doğrulama sonuçları, radyologlarla birlikte kullanım performansı ve ulusal tarama programına olası entegrasyon koşulları önem taşıyacak.<br />
Şimdilik eldeki resmî bilgiler, yapay zekânın KETEM’lerde rutin olarak kullanılmaya başlandığını göstermiyor.<br />
Ancak Türkiye genelindeki KETEM verilerinin böyle bir sistemin geliştirilmesinde kullanılması, meme kanseri taramalarında yapay zekâ destekli karar sistemlerine yönelik önemli bir araştırma adımı olarak öne çıkıyor.<br />
Kaynaklar<br />
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) — 2025 Yılı İdare Faaliyet Raporu<br />
T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü — MM Tarama Projesi<br />
T.C. Sağlık Bakanlığı — Ulusal Kanser Tarama Programı ve KETEM</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ketem-verileriyle-gelistirilen-yapay-zeka-meme-kanseri-taramasina-hazirlaniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/ketem-yapay-zeka-200kb.jpg" type="image/jpeg" length="57615"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TEV Üstün Başarı Bursu 2026-2027: Aylık 16.000 TL Burs]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tev-ustun-basari-bursu-2026-2027-aylik-16000-tl-burs</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tev-ustun-basari-bursu-2026-2027-aylik-16000-tl-burs" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Eğitim Vakfı’nın 2026-2027 Üstün Başarı Bursu başvuruları 14 Eylül’de başlayacak. YKS’de yerleştiği SAY, SÖZ veya EA puan türünde ilk 5 bine giren ve koşulları sağlayan öğrencilere 9 ay boyunca aylık 16.000 TL burs verilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>YKS’DE İLK 5 BİNE GİRENLERE AYLIK 16 BİN TL BURS</p>

<p>Üniversite öğrencilerinin yeni eğitim döneminde yararlanabileceği burs programlarına bir yenisi daha başvuruya açılıyor.</p>

<p>Türk Eğitim Vakfı’nın 2026-2027 akademik yılı Üstün Başarı Bursu için başvurular 14 Eylül 2026 tarihinde başlayacak.</p>

<p>Burs almaya hak kazanan öğrencilere Ekim-Haziran döneminde 9 ay boyunca aylık 16.000 TL ödeme yapılacak.</p>

<p>Başvurular için son tarih ise 8 Ekim 2026.</p>

<p>TEV ÜSTÜN BAŞARI BURSU NE KADAR?</p>

<p>Türk Eğitim Vakfı, 2026-2027 akademik yılında Üstün Başarı Bursu tutarını aylık 16.000 TL olarak açıkladı.</p>

<p>Ödemeler eğitim döneminde Ekim ayından Haziran ayına kadar toplam 9 ay yapılıyor.</p>

<p>Buna göre bursiyerin devam koşullarını sağlaması halinde bir akademik yıldaki toplam burs desteği 144.000 TL’ye ulaşıyor.</p>

<p>KİMLER TEV ÜSTÜN BAŞARI BURSUNA BAŞVURABİLİR?</p>

<p>TEV’in güncel koşullarına göre Üstün Başarı Bursuna başvurabilmek için YKS’de ilk 5.000 içinde yer almak gerekiyor.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.</p>

<p>TEV, öğrencinin YKS’de SAY, SÖZ veya EA puan türlerinden bölümüne yerleştiği puan türündeki başarı sırasını esas alıyor.</p>

<p>Programa hazırlık sınıfı, 1. sınıf veya 2. sınıfta öğrenim gören öğrenciler başvurabiliyor.</p>

<p>TEV’in sıkça sorulan sorular bölümünde başvuru sahiplerinin T.C. vatandaşı olması gerektiği de belirtiliyor.</p>

<p>TIP ÖĞRENCİLERİ BAŞVURABİLİR Mİ?</p>

<p>Tıp fakültesine SAY puan türüyle yerleşen bir öğrenci, ilgili puan türünde ilk 5.000 içinde bulunuyor ve TEV’in diğer başvuru koşullarını karşılıyorsa Üstün Başarı Bursuna başvurabilir.</p>

<p>Aynı durum diş hekimliği, eczacılık ve sağlık bilimleri alanındaki öğrenciler açısından da program ve öğrencinin YKS başarı sırasına göre değerlendirilebilir.</p>

<p>Dolayısıyla burs yalnızca belirli bir meslek grubuna yönelik değil; temel kriterlerden biri öğrencinin yerleştiği puan türündeki YKS başarı sırası.</p>

<p>ARA SINIF ÖĞRENCİLERİNDE NOT ORTALAMASI ŞARTI VAR</p>

<p>TEV’in güncel sıkça sorulan sorular bölümünde Üstün Başarı Bursu için başvuru not ortalaması şartı en az 3,50/4,00 olarak belirtiliyor.</p>

<p>Bu koşul özellikle üniversite eğitimine devam eden ara sınıf öğrencileri açısından önem taşıyor.</p>

<p>BURSUN DEVAM ETMESİ İÇİN ORTALAMA KAÇ OLMALI?</p>

<p>Bursu kazandıktan sonraki devam koşulu başvuru koşulundan farklı.</p>

<p>TEV’in açıkladığı güncel koşullara göre Üstün Başarı Bursunun devam edebilmesi için genel not ortalamasının en az 3,20/4,00 olması gerekiyor.</p>

<p>Not ortalaması uygun olduğu takdirde öğrencinin alt sınıftan bir başarısız dersine izin veriliyor.</p>

<p>Başarı koşullarını sağlayamayan Üstün Başarı bursiyerlerinin bursu ise her durumda tamamen sona ermiyor.</p>

<p>TEV, devlet üniversitesinde öğrenim görme ve ekonomik durumun uygun bulunması gibi koşulların sağlanması halinde bursun Üniversite Eğitim Bursuna dönüştürülerek devam edebileceğini belirtiyor.</p>

<p>BAŞVURULAR NE ZAMAN?</p>

<p>2026-2027 TEV Üstün Başarı Bursu için takvim şöyle:</p>

<p>Başvuru başlangıcı: 14 Eylül 2026</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son başvuru tarihi: 8 Ekim 2026</p>

<p>Burs ödeme dönemi: Ekim-Haziran</p>

<p>Aylık burs: 16.000 TL</p>

<p>Ödeme süresi: 9 ay</p>

<p>TEV ÜSTÜN BAŞARI BURSU NASIL ALINIR?</p>

<p>Başvuru yapmak bursun otomatik olarak kazanıldığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Öğrencilerin TEV tarafından açıklanan başvuru koşullarını karşılaması, gerekli bilgileri ve belgeleri başvuru sistemi üzerinden sunması ve değerlendirme sürecinden geçmesi gerekiyor.</p>

<p>TEV, 2026-2027 dönemi burs başvurularının çevrim içi gerçekleştirileceğini açıkladı.</p>

<p>Öğrencilerin yalnızca TEV’in resmî kanallarındaki başvuru bilgilerini esas almaları önem taşıyor.</p>

<p>TEV ÜNİVERSİTE BURSUYLA KARIŞTIRILMAMALI</p>

<p>TEV’in Üniversite Eğitim Bursu ile Üstün Başarı Bursu iki ayrı burs programı.</p>

<p>2026-2027 döneminde standart Üniversite Eğitim Bursu aylık 8.000 TL olarak belirlenirken, Üstün Başarı Bursu aylık 16.000 TL.</p>

<p>Her iki program için de başvurular 14 Eylül’de başlayıp 8 Ekim’de sona erecek.</p>

<p>Üstün Başarı Bursunda ise YKS’de ilk 5.000 içinde bulunma kriteri öne çıkıyor.</p>

<p>9 AYDA 144 BİN TL EĞİTİM DESTEĞİ</p>

<p>Aylık 16.000 TL tutarındaki bursun Ekim-Haziran arasında 9 ay ödenmesiyle, devam koşullarını karşılayan bir öğrenci için bir akademik yıldaki destek 144.000 TL’ye ulaşıyor.</p>

<p>Özellikle tıp gibi eğitim süresi uzun programlarda burslar öğrencilerin barınma, ulaşım, kitap, eğitim materyalleri ve günlük yaşam giderlerinin karşılanmasına katkı sağlayabiliyor.</p>

<p>Başvurmayı düşünen öğrencilerin 14 Eylül’den önce gerekli belgelerini hazırlaması ve başvuru başladığında TEV’in güncel koşullarını yeniden kontrol etmesi yararlı olacaktır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tev-ustun-basari-bursu-2026-2027-aylik-16000-tl-burs</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 07:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="48576"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Muzlu Yulaf Kek Tarifi: Airfryer’da Pratik Kahvaltılık]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/muzlu-yulaf-kek-tarifi-airfryerda-pratik-kahvaltilik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/muzlu-yulaf-kek-tarifi-airfryerda-pratik-kahvaltilik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muzlu yulaf kek tarifi; olgun muz, yulaf, yumurta ve yoğurtla hazırlanan, ilave şeker gerektirmeyen ve airfryer’da kısa sürede pişen pratik bir tarif.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Muzlu Yulaf Kek Tarifi: Airfryer'da İlave Şekersiz</p>

<p>Evde kararmaya başlayan olgun muzları değerlendirmenin en lezzetli yollarından biri muzlu yulaf kek. Bu tarifte muzun doğal tatlılığından yararlanılıyor; yulaf, yumurta ve yoğurtla hazırlanan kek hamuru küçük bir kalıba aktarılıp airfryer'da pişiriliyor.</p>

<p>Tarifin en önemli özelliklerinden biri sofra şekeri, bal veya şurup eklemeye gerek bırakmaması. İyice olgunlaşmış muz hem tatlılık sağlıyor hem de kekin iç dokusunun nemli kalmasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Küçük porsiyonda hazırlanması ve klasik büyük fırını çalıştırmayı gerektirmemesi de özellikle bir veya iki kişilik kahvaltılar ve ara öğünler için tarifi pratik hale getiriyor.</p>

<p>Sağlıklı beslenme açısından neden öne çıkıyor?</p>

<p>Yulaf, beta-glukan adı verilen çözünür lif içeren bir tam tahıldır. Yumurta ve yoğurt ise tarifin protein içeriğine katkı sağlar.</p>

<p>Muz kekin doğal tatlılığını sağladığından ilave şeker miktarını sıfırda tutmak mümkün. Ancak muz ve yoğurt doğal olarak şeker içerdiği için bu tarif “şekersiz” değil, “ilave şekersiz” olarak tanımlanmalıdır.</p>

<p>Ceviz kullanılması tarifin doymamış yağ asidi içeriğine ve dokusuna katkıda bulunur. Bununla birlikte kuruyemişler enerji yoğun besinler olduğundan porsiyon miktarının ölçülü tutulması önemlidir.</p>

<p>Tarif bilgileri</p>

<p>Hazırlama süresi: 7 dakika<br />
Pişirme süresi: Yaklaşık 15-18 dakika<br />
Toplam süre: Yaklaşık 25 dakika<br />
Kaç kişilik: 2 kişilik<br />
Yaklaşık porsiyon büyüklüğü: Kişi başı yarım küçük kek<br />
Zorluk: Kolay<br />
Öğün: Kahvaltı / ara öğün<br />
Kategori: Sağlıklı Kahvaltılar</p>

<p>Yaklaşık besin değerleri</p>

<p>1 porsiyon için yaklaşık:</p>

<p>Kalori: 350 kcal<br />
Protein: 14 g<br />
Karbonhidrat: 45 g<br />
Yağ: 13 g<br />
Lif: 6 g</p>

<p>Besin değerleri kullanılan muzun büyüklüğü, yoğurdun yağ oranı, yumurta, yulaf ve ceviz miktarına göre değişebilir.</p>

<p>Malzemeler</p>

<p>1 büyük ve iyice olgunlaşmış muz, yaklaşık 120 gram<br />
80 gram yulaf ezmesi<br />
1 adet büyük yumurta<br />
60 gram sade yoğurt<br />
20 gram ceviz içi<br />
1 çay kaşığı kabartma tozu<br />
Yarım çay kaşığı tarçın<br />
Yarım çay kaşığı doğal vanilya özütü, isteğe bağlı<br />
Bir tutam tuz<br />
Kalıp için çok az zeytinyağı</p>

<p>Airfryer'da muzlu yulaf kek nasıl yapılır?</p>

<p>1. Yulaf ezmesini mutfak robotuna alın ve un kıvamına yaklaşana kadar çekin. Daha dokulu bir kek istiyorsanız tamamen un haline getirmeden biraz iri bırakabilirsiniz.</p>

<p>2. Olgun muzu geniş bir kaseye alın ve çatalla püre haline gelene kadar ezin. Muz ne kadar olgunsa kekin doğal tatlılığı o kadar belirgin olacaktır.</p>

<p>3. Yumurtayı ve yoğurdu muzun üzerine ekleyin. Homojen hale gelene kadar çırpın.</p>

<p>4. Öğütülmüş yulaf, kabartma tozu, tarçın, bir tutam tuz ve kullanıyorsanız vanilyayı ekleyin.</p>

<p>5. Spatulayla kuru malzeme görünümü kaybolana kadar karıştırın. Hamuru gereğinden fazla çırpmayın.</p>

<p>6. Cevizleri iri parçalar halinde doğrayın. Yaklaşık üçte ikisini hamura ekleyin, kalanını kekin üzeri için ayırın.</p>

<p>7. Hamuru 5 dakika dinlendirin. Yulaf bu sürede sıvının bir bölümünü emerek kıvam kazanacaktır.</p>

<p>8. Airfryer sepetine rahatça sığacak yaklaşık 14-15 santimetrelik küçük bir kek kalıbını çok hafif yağlayın. Airfryer kullanımına uygun metal veya silikon kalıp tercih edin.</p>

<p>9. Hamuru kalıba aktarın ve yüzeyini spatulayla düzeltin. Kalan cevizleri üzerine serpiştirin.</p>

<p>10. Airfryer'ı modeliniz gerektiriyorsa 160 derecede birkaç dakika önceden ısıtın.</p>

<p>11. Kalıbı sepete yerleştirin ve 160 derecede yaklaşık 15 dakika pişirin.</p>

<p>12. Sürenin sonunda kekin orta kısmını ince bir kürdanla kontrol edin. Kürdanda sıvı hamur varsa 2-3 dakika daha pişirin.</p>

<p>13. Üst yüzey gereğinden hızlı kızarıyor ancak orta bölüm henüz pişmemiş görünüyorsa kalıbın üzerini airfryer kullanımına uygun şekilde gevşekçe folyo ile kapatıp pişirmeye devam edin. Folyonun sabit olduğundan ve ısıtıcı elemana temas edemeyeceğinden emin olun.</p>

<p>14. Kekin merkezi piştiğinde airfryer'dan çıkarın.</p>

<p>15. Kalıptan çıkarmadan önce yaklaşık 10 dakika dinlendirin. Yulaflı kek sıcak halde daha hassastır; dinlendikçe yapısı toparlanır.</p>

<p>16. Dilimleyerek sade veya yanında bir miktar yoğurt ve taze meyveyle servis edin.</p>

<p>Şefin püf noktası</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu tarifte muz seçimi önemli. Sarı kabuğunda belirgin kahverengi benekler bulunan olgun muzlar daha tatlıdır ve hamura daha kolay karışır. Henüz olgunlaşmamış sert muzlarla aynı lezzet elde edilemeyebilir.</p>

<p>Airfryer'ların gerçek pişirme performansı marka, model ve sepet büyüklüğüne göre değişir. Bu nedenle 15 dakika kesin bir süre olarak görülmemeli; ilk kontrolden sonra kekin merkezindeki pişmişliğe göre süre ayarlanmalıdır.</p>

<p>Kalıp çapı da sonucu doğrudan etkiler. Çok küçük ve derin bir kalıpta kekin ortasının pişmesi uzar. Yaklaşık 14-15 santimetrelik kalıp bu miktardaki hamur için daha dengeli sonuç verir.</p>

<p>Daha sağlıklı hale nasıl getirilebilir?</p>

<p>Tarif zaten olgun muzun doğal tatlılığıyla hazırlandığından ilave şeker, bal veya şurup kullanmak zorunlu değildir.</p>

<p>Üzerine çikolata sosu veya şekerli krema eklemek yerine sade yoğurt, tarçın ve taze meyve tercih edilebilir.</p>

<p>Ceviz miktarı da ölçülerek kullanılmalıdır. Daha fazla ceviz besleyici öğeleri artırsa da tarifin toplam enerji miktarını da yükseltir.</p>

<p>Kimler için uygun?</p>

<p>Muzlu yulaf kek, ilave şeker kullanmadan tatlı lezzette kahvaltı veya ara öğün hazırlamak isteyenler için bir alternatif olabilir.</p>

<p>Yumurta ve süt ürünlerini tüketen vejetaryen beslenme biçimine uygundur.</p>

<p>Yulaf doğal olarak gluten içermese de üretim ve paketleme sırasında buğday, arpa veya çavdarla temas edebilir. Çölyak hastalığı bulunan kişiler yalnızca sertifikalı glutensiz yulaf kullanmalı ve diğer paketli malzemelerin etiketlerini kontrol etmelidir.</p>

<p>Tarif yumurta, süt ürünü ve ceviz içerdiğinden bu besinlere alerjisi bulunan kişiler için standart haliyle uygun değildir.</p>

<p>Muzlu yulaf kek kaç kaloridir?</p>

<p>Verilen malzemelerle hazırlanan kek iki eşit porsiyona bölündüğünde bir porsiyon yaklaşık 350 kalori sağlayabilir. Muzun büyüklüğü, yoğurdun yağ oranı ve ceviz miktarı toplam enerjiyi değiştirebilir.</p>

<p>Airfryer'da kek kaç dakikada pişer?</p>

<p>Bu miktardaki muzlu yulaf kek yaklaşık 14-15 santimetrelik kalıpta ve 160 derecede yaklaşık 15-18 dakikada pişebilir. Airfryer modelleri arasında önemli performans farkları bulunduğundan kürdan kontrolü yapılmalıdır.</p>

<p>Muzlu yulaf keke şeker eklemek gerekir mi?</p>

<p>İyice olgunlaşmış muz kullanıldığında ilave şeker kullanmak zorunlu değildir. Daha tatlı bir sonuç için önce şeker eklemek yerine daha olgun muz tercih edilebilir.</p>

<p>Muzlu yulaf kek neden içi hamur kalır?</p>

<p>Kalıbın fazla küçük ve derin olması, sıcaklığın çok yüksek tutulması veya kekin erken çıkarılması başlıca nedenlerdir. Yüksek sıcaklıkta dış yüzey hızla kızarırken merkez yeterince pişmeyebilir.</p>

<p>Airfryer yoksa fırında yapılabilir mi?</p>

<p>Evet. Aynı hamur küçük bir kek kalıbında klasik fırında da hazırlanabilir. Önceden ısıtılmış yaklaşık 175 derece fırında pişirilebilir; ancak süre airfryer'dan daha uzun olabilir. Kürdan kontrolüyle merkezde sıvı hamur kalmadığından emin olun.</p>

<p>Saklama ve servis</p>

<p>Muzlu yulaf kek en güzel dokusuna piştiği gün sahiptir. Artan kek tamamen soğuduktan sonra kapalı bir saklama kabına alınmalıdır.</p>

<p>Yumurta, yoğurt ve yüksek nem içeren meyveli bir kek olduğu için uzun süre oda sıcaklığında bırakmak yerine buzdolabında saklamak daha güvenli bir yaklaşımdır.</p>

<p>Servis öncesinde kısa süre airfryer veya fırında kontrollü biçimde ısıtılabilir.</p>

<p>Muzlu yulaf kek, kararmaya başlayan olgun muzları değerlendirmek için kolay ve lezzetli bir yöntem. Yulaf, yumurta ve yoğurtla hazırlanan küçük porsiyonlu hamurun airfryer'da kısa sürede pişmesi özellikle hızlı kahvaltı ve ara öğün arayanlar için avantaj sağlıyor.</p>

<p>Tarifin temel yöntemi korunduktan sonra tarçın, ceviz veya farklı baharatlarla küçük değişiklikler yapılabilir. Böylece olgun muzları değerlendiren, tekrar hazırlanabilir ve evergreen bir tarif elde edilir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı – Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER 2022)<br />
USDA – FoodData Central</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlıklı Tarifler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/muzlu-yulaf-kek-tarifi-airfryerda-pratik-kahvaltilik</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 06:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0331.jpeg" type="image/jpeg" length="33220"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Botoks mu Dolgu mu? Aralarındaki Farklar ve Kullanım Alanları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/botoks-mu-dolgu-mu-aralarindaki-farklar-ve-kullanim-alanlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/botoks-mu-dolgu-mu-aralarindaki-farklar-ve-kullanim-alanlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Botoks ve dolgu sık sık aynı işlemmiş gibi düşünülüyor. Oysa biri belirli kasların hareketini geçici olarak azaltırken diğeri hacim kazandırmak veya bazı çizgileri düzeltmek amacıyla kullanılıyor. Peki hangi bölgede hangisi tercih ediliyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Botoks mu Dolgu mu? Yüzünüzde Hangi Sorunda Hangisi Kullanılıyor?</p>

<p>Alındaki çizgiler, göz çevresindeki kaz ayakları, belirginleşen nazolabial oluklar, hacmini kaybeden yanaklar veya daha dolgun görünmesi istenen dudaklar...</p>

<p>Estetik uygulamalar söz konusu olduğunda en sık karşılaşılan iki seçenek botulinum toksini ve dermal dolgular. Günlük kullanımda botulinum toksini uygulamalarının tamamı çoğu zaman “botoks” olarak adlandırılsa da Botox aslında botulinum toksini içeren ürünlerden birinin ticari adıdır.</p>

<p>Botulinum toksini ile dolgu ise aynı şey değildir.</p>

<p>İki uygulamanın çalışma mekanizması, kullanıldığı bölgeler, etkisinin ortaya çıkma biçimi ve taşıdığı riskler birbirinden farklıdır.</p>

<p>En basit ifadeyle:</p>

<p>Botulinum toksini belirli kasların hareketini geçici olarak azaltır.</p>

<p>Dolgu ise uygulandığı dokuda hacim oluşturur veya hacim kaybını gidermek amacıyla kullanılır.</p>

<p>Bu nedenle “Botoks mu daha iyi, dolgu mu?” sorusunun tek bir cevabı yoktur.</p>

<p>Asıl soru şudur:</p>

<p>Yüzde düzeltilmek istenen sorun nedir?</p>

<p>BOTOKS NASIL ÇALIŞIYOR?</p>

<p>Botulinum toksini sinirlerden kaslara iletilen bazı sinyalleri geçici olarak engeller.</p>

<p>Böylece uygulandığı bölgedeki hedef kasın kasılması azalır.</p>

<p>Yüzümüzdeki bazı kırışıklıklar mimiklerimizin tekrarlanması sonucunda belirginleşir.</p>

<p>Kaşlarımızı çattığımızda kaş arasında, şaşırdığımızda alında, güldüğümüzde ise gözlerin dış kenarlarında çizgiler oluşur.</p>

<p>Genç yaşlarda bu çizgiler mimik sona erdiğinde büyük ölçüde kaybolabilir. Zaman içinde ise cilt yapısındaki değişikliklerle birlikte dinlenme halinde de görünür hale gelebilir.</p>

<p>Botulinum toksini özellikle kas hareketiyle ilişkili bu “dinamik kırışıklıkların” görünümünü azaltmak amacıyla kullanılabilir.</p>

<p>BOTOKS EN ÇOK HANGİ BÖLGELERDE KULLANILIYOR?</p>

<p>Kozmetik botulinum toksini uygulamalarında en bilinen bölgeler şunlardır:</p>

<p>Alın çizgileri</p>

<p>Kaş arasındaki çizgiler</p>

<p>Göz çevresindeki kaz ayakları</p>

<p>Uygun hastalarda yüzün başka bölgelerinde de botulinum toksini kullanılabilir. Ancak yüzün alt kısmındaki uygulamalar daha farklı anatomik ve fonksiyonel değerlendirmeler gerektirebilir.</p>

<p>Botulinum toksini yalnızca estetik amacıyla da kullanılmaz.</p>

<p>Kronik migren, aşırı terleme ve bazı kas hastalıkları gibi çeşitli tıbbi durumlarda farklı botulinum toksini ürünlerinin onaylanmış kullanım alanları bulunuyor.</p>

<p>DOLGU NASIL ÇALIŞIYOR?</p>

<p>Dolgunun mantığı farklıdır.</p>

<p>Dermal dolgular cilt altına veya daha derin anatomik planlara enjekte edilen maddelerdir.</p>

<p>Günümüzde estetik amaçlı kullanılan dolguların önemli bir bölümü hyalüronik asit içerir. Bunun yanında kalsiyum hidroksilapatit, poli-L-laktik asit ve farklı özelliklere sahip başka dolgu materyalleri de bulunmaktadır.</p>

<p>Dolgunun amacı seçilen ürüne ve uygulama alanına göre değişebilir.</p>

<p>Hacim kazandırmak, yaşla ortaya çıkan bazı hacim kayıplarını gidermek, belirli yüz konturlarını şekillendirmek veya bazı çizgi ve olukların görünümünü azaltmak için kullanılabilir.</p>

<p>DOLGU EN ÇOK NERELERDE KULLANILIYOR?</p>

<p>Uygun hastalarda dolgu uygulamalarının değerlendirilebildiği bölgeler arasında şunlar bulunabilir:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dudaklar</p>

<p>Yanaklar</p>

<p>Çene</p>

<p>Çene hattı</p>

<p>Nazolabial oluklar</p>

<p>Ağız çevresindeki bazı çizgi ve hacim kayıpları</p>

<p>Bazı yüz bölgelerindeki hacim eksiklikleri</p>

<p>Ancak “her çöküklüğe dolgu yapılır” şeklinde bir yaklaşım doğru değildir.</p>

<p>Özellikle göz çevresi ve burun gibi damar anatomisinin kritik olduğu bölgelerde dolgu uygulamalarının riskleri ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p>HANGİ BÖGEYE BOTOKS, HANGİ BÖLGEYE DOLGU?</p>

<p>Genel olarak şöyle düşünülebilir:</p>

<p>ALIN ÇİZGİLERİ<br />
Çizgiler kas hareketiyle belirginleşiyorsa botulinum toksini ön plandadır.</p>

<p>KAŞ ARASI<br />
Kaş çatmayla oluşan dinamik çizgilerde botulinum toksini yaygın olarak kullanılır.</p>

<p>KAZ AYAĞI<br />
Gülümsemeyle belirginleşen göz çevresi çizgilerinde botulinum toksini kullanılabilir.</p>

<p>DUDAKLAR<br />
Dudak hacmini artırmak isteniyorsa botulinum toksini değil, genellikle uygun bir dermal dolgu değerlendirilir.</p>

<p>“Lip flip” adı verilen uygulama ise farklıdır. Burada dudak dolgusu yapılmadan, üst dudak çevresindeki belirli kaslara küçük miktarlarda botulinum toksini uygulanarak dudağın görünümünde sınırlı bir değişiklik amaçlanabilir. Bu işlem gerçek anlamda dudak hacmi eklemez.</p>

<p>YANAKLAR<br />
Yaşla ilişkili veya yapısal hacim eksikliğinin uygun olduğu durumlarda dolgu değerlendirilebilir.</p>

<p>NAZOLABİAL OLUKLAR<br />
Burun kenarından ağız köşelerine uzanan oluklarda bazı hastalarda dolgu kullanılabilir. Ancak günümüzde değerlendirme yalnızca oluğun kendisine değil, yüzün genel hacim dağılımına ve anatomisine göre yapılır.</p>

<p>ÇENE VE ÇENE HATTI<br />
Uygun kişilerde belirli dolgularla kontur oluşturulabilir.</p>

<p>Dolayısıyla aynı yüzün farklı bölgelerinde farklı yöntemlerin kullanılması gerekebilir.</p>

<p>BOTOKS HER KIRIŞIKLIĞI YOK EDER Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Botulinum toksininin en önemli sınırlamalarından biri de burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Mimik sırasında ortaya çıkan dinamik çizgiler botulinum toksinine daha uygun olabilir.</p>

<p>Ancak yıllar içinde yerleşmiş ve yüz tamamen hareketsizken de görülen derin çizgiler yalnızca kas hareketinden kaynaklanmayabilir.</p>

<p>Ciltteki kollajen kaybı, güneş hasarı, elastikiyet azalması ve yüzün diğer dokularındaki yaşlanma değişiklikleri de rol oynar.</p>

<p>Bu nedenle botulinum toksini uygulandıktan sonra kas hareketi azalsa bile bazı yerleşmiş çizgiler tamamen kaybolmayabilir.</p>

<p>DOLGU YÜZÜ DONDURUR MU?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Doğru uygulanan dermal dolgunun temel çalışma mekanizması kas hareketlerini durdurmak değildir.</p>

<p>Dolgu hacim sağlar.</p>

<p>Botulinum toksini ise hedeflenen kasların aktivitesini geçici olarak azaltır.</p>

<p>Bu iki mekanizmanın karıştırılması, estetik işlemler hakkındaki en yaygın yanlış bilgilerden biridir.</p>

<p>BOTOKS NE KADAR KALICI?</p>

<p>Botulinum toksininin etkisi kalıcı değildir.</p>

<p>Kozmetik uygulamalarda etki genellikle birkaç gün içinde ortaya çıkmaya başlar ve yaklaşık iki hafta içinde daha belirgin hale gelebilir.</p>

<p>Etkisinin süresi kişiden kişiye, kullanılan ürüne, doza ve uygulanan bölgeye göre değişebilir. Kozmetik uygulamalarda çoğunlukla birkaç aylık bir etki söz konusudur.</p>

<p>Zaman içinde sinir-kas iletişimi yeniden oluşur ve kas hareketi geri döner.</p>

<p>DOLGU NE KADAR KALICI?</p>

<p>Bu sorunun tek bir cevabı yoktur.</p>

<p>Dolgunun kalıcılığı kullanılan materyale, ürünün özelliklerine, uygulama bölgesine, miktara ve kişisel faktörlere bağlıdır.</p>

<p>Bazı hyalüronik asit dolgularının etkisi aylar sürerken bazı ürün ve bölgelerde daha uzun süre devam edebilir.</p>

<p>Bu nedenle internette görülen “dolgu tam olarak 6 ayda erir” veya “iki yıl kesin kalır” gibi ifadeler bütün dolgular için geçerli değildir.</p>

<p>BOTOKS BIRAKILIRSA YÜZ DAHA KÖTÜ OLUR MU?</p>

<p>Bu, en sık sorulan sorulardan biri.</p>

<p>Botulinum toksininin etkisi geçtiğinde hedef kasların hareketi zaman içinde geri döner ve mimik çizgileri yeniden belirginleşebilir.</p>

<p>Bu durum yüzün botulinum toksini yapılmadan önce olacağından daha hızlı yaşlandığı anlamına gelmez.</p>

<p>Kişi bir süre daha az belirgin çizgilere alıştığı için etkinin kaybolmasını daha fazla fark edebilir.</p>

<p>DOLGU TAMAMEN ERİYOR MU?</p>

<p>Özellikle hyalüronik asit dolgular hakkında geçmişte “birkaç ay sonra tamamen kaybolur” şeklinde çok basit açıklamalar yapılabiliyordu.</p>

<p>Günümüzde görüntüleme çalışmalarında bazı kişilerde hyalüronik asit dolgu materyalinin beklenenden çok daha uzun süre dokuda saptanabildiğine ilişkin bulgular bulunuyor.</p>

<p>Ancak bu durum her ürünün veya her uygulamanın yıllarca aynı görünümde kalacağı anlamına gelmez.</p>

<p>Dolgunun klinik etkisinin azalması ile dokuda dolgu materyalinden bir miktar bulunması aynı şey değildir.</p>

<p>Bu nedenle tekrar dolgu yapılırken önceki uygulamaların ne zaman, hangi bölgeye ve hangi ürünle yapıldığının bilinmesi önemlidir.</p>

<p>BOTOKSUN RİSKLERİ VAR MI?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Botulinum toksini tıbbi bir uygulamadır ve tamamen risksiz değildir.</p>

<p>Enjeksiyon bölgesinde ağrı, şişlik, morarma veya baş ağrısı gibi geçici etkiler görülebilir.</p>

<p>Uygulama bölgesine göre istenmeyen kas zayıflığı, kaş veya göz kapağında düşüklük ve yüz asimetrisi gibi komplikasyonlar gelişebilir.</p>

<p>Nadir durumlarda toksinin etkisinin uygulama bölgesinin ötesine yayılması ciddi belirtilere neden olabilir.</p>

<p>Bu nedenle ürünün kaynağı, doğru doz, anatomi bilgisi ve uygulayıcının tıbbi yeterliliği önem taşır.</p>

<p>DOLGUNUN EN CİDDİ RİSKİ NEDİR?</p>

<p>Dolgu uygulamalarında da şişlik, hassasiyet ve morarma gibi daha sık görülen yan etkiler bulunur.</p>

<p>Ancak çok daha nadir görülen ve çok daha önemli bir komplikasyon vardır:</p>

<p>Damar tıkanıklığı.</p>

<p>Dolgu materyalinin yanlışlıkla bir damar içine girmesi veya damarı sıkıştırması, ilgili dokunun kanlanmasını bozabilir.</p>

<p>Bunun sonucunda doku hasarı ve nekroz gelişebilir.</p>

<p>Daha da nadir fakat son derece ciddi durumlarda dolgu materyalinin gözün kan dolaşımını etkileyen damarlara ulaşması görme kaybına neden olabilir.</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi, dermal dolguların damar içine istemeden enjekte edilmesinin görme bozukluğu veya körlük, inme ve cilt hasarı gibi ciddi komplikasyonlara yol açabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p>Bu komplikasyonlar nadirdir ancak estetik dolgunun basit bir “güzellik enjeksiyonu” olarak görülmemesi gerektiğini gösterir.</p>

<p>Özellikle burun, alın ve göz çevresi gibi karmaşık damar anatomisine sahip bölgelerde uygulama çok daha dikkatli değerlendirilmelidir.</p>

<p>BOTOKS VE DOLGU AYNI ANDA YAPILABİLİR Mİ?</p>

<p>Bazı kişilerde farklı yaşlanma belirtilerini hedeflemek amacıyla iki yöntem birlikte değerlendirilebilir.</p>

<p>Örneğin kişinin kaş arasındaki dinamik çizgileri için botulinum toksini, yüzün başka bir bölgesindeki hacim kaybı için ise dolgu düşünülebilir.</p>

<p>Ancak herkesin iki işleme de ihtiyacı yoktur.</p>

<p>Estetik uygulamada amaç mümkün olduğunca fazla işlem yapmak değil, kişinin anatomisine ve ihtiyacına uygun en az müdahaleyle doğal ve güvenli bir sonuç elde etmek olmalıdır.</p>

<p>BOTOKS MU DOLGU MU?</p>

<p>En basit ayrım şu:</p>

<p>Kas hareketinin oluşturduğu çizgi → Botulinum toksini düşünülebilir.</p>

<p>Hacim kaybı veya hacim kazandırma ihtiyacı → Dolgu düşünülebilir.</p>

<p>Ancak gerçek hayatta yüz yaşlanması bundan daha karmaşıktır.</p>

<p>Aynı çizginin oluşumunda kas hareketi, cilt kalitesi, güneş hasarı ve hacim kaybı birlikte rol oynayabilir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca aynaya bakarak “buraya botoks, buraya dolgu” kararı vermek doğru değildir.</p>

<p>Özellikle dolgu uygulamalarında yüzün damar anatomisinin iyi bilinmesi güvenlik açısından kritik önem taşır.</p>

<p>Estetik işlem yaptırmayı düşünen kişilerin kullanılan ürünün ne olduğunu, uygulayıcının yetkinliğini, beklenen sonucu, alternatifleri ve olası komplikasyonları işlem öncesinde öğrenmesi gerekir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel tıbbi değerlendirme veya tedavi önerisi değildir. Botulinum toksini ve dermal dolgu uygulamaları tıbbi işlemlerdir. Uygunluk, uygulama bölgesi ve kullanılacak ürün kişiye özel olarak yetkin bir sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>U.S. Food and Drug Administration — Dermal Fillers (Soft Tissue Fillers)</p>

<p>U.S. Food and Drug Administration — Botox Cosmetic Prescribing Information</p>

<p>American Academy of Dermatology Association — Botulinum Toxin Therapy</p>

<p>American Academy of Dermatology Association — Fillers: Overview</p>

<p>American Society of Plastic Surgeons — Botulinum Toxin</p>

<p>American Society of Plastic Surgeons — Dermal Fillers</p>

<p>Plastic and Reconstructive Surgery — Vascular Complications of Facial Fillers</p>

<p>Aesthetic Surgery Journal — Hyaluronic Acid Filler Longevity and Facial Anatomy </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/botoks-mu-dolgu-mu-aralarindaki-farklar-ve-kullanim-alanlari</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 06:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0330.jpeg" type="image/jpeg" length="74372"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[40’tan Sonra Cilt Bakımı: Kollajen, Kuruluk ve Kırışıklıklar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/40tan-sonra-cilt-bakimi-kollajen-kuruluk-ve-kirisikliklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/40tan-sonra-cilt-bakimi-kollajen-kuruluk-ve-kirisikliklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[40’lı yaşlarda birçok kadın cildinin daha kuru, ince veya gevşek olduğunu ve kırışıklıkların belirginleştiğini fark ediyor. Bunun arkasında yalnızca yaş değil; hormonlar, kollajen kaybı ve yılların güneş hasarı da bulunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>40 Yaşından Sonra Cilt Neden Birden Değişiyor? 7 Önemli Neden</p>

<p>“Eskiden cildim böyle değildi.”</p>

<p>40’lı yaşlara giren birçok kadın aynaya baktığında benzer bir değişimi fark edebiliyor. Cilt daha kuru hale gelebiliyor, göz çevresindeki çizgiler belirginleşebiliyor, yanaklar eskisi kadar dolgun görünmeyebiliyor ve yüzün alt bölümünde hafif gevşeme başlayabiliyor.</p>

<p>Bu değişimlerin yalnızca “yaşlanmakla” açıklanması ise eksik kalıyor.</p>

<p>Çünkü kadınlarda 40’lı yaşlar, doğal cilt yaşlanmasının yanı sıra perimenopoz döneminin de başlayabildiği bir zaman dilimi. Hormon seviyelerindeki değişimler cildin neminden kollajen yapısına kadar birçok özelliği etkileyebiliyor.</p>

<p>Özellikle menopozla birlikte östrojen düzeyindeki belirgin düşüş, ciltteki değişimleri hızlandırabiliyor.</p>

<p>Peki 40 yaşından sonra ciltte neler oluyor?</p>

<p>1. KOLLAJEN KAYBI DAHA FAZLA FARK EDİLİYOR</p>

<p>Cildin sıkı ve dolgun görünmesinde kollajen önemli rol oynuyor.</p>

<p>Kollajen üretimi yaşla birlikte zaten azalıyor. Menopoz dönemindeki östrojen kaybı ise bu sürece ek bir etki oluşturuyor.</p>

<p>Amerikan Dermatoloji Akademisi, kadınların menopozun ilk beş yılında cilt kollajeninin yaklaşık yüzde 30’unu kaybedebildiğini belirtiyor. Sonraki yıllarda kayıp daha yavaş devam ediyor.</p>

<p>Bu, her kadının yüzünün aynı hızda değişeceği anlamına gelmiyor. Genetik, güneş maruziyeti, sigara kullanımı ve diğer yaşam tarzı faktörleri görünümü önemli ölçüde etkiliyor.</p>

<p>Ancak kollajen azaldıkça cildin eski sıkılığı azalabiliyor ve çizgiler daha görünür hale gelebiliyor.</p>

<p>2. CİLT DAHA KURU OLABİLİYOR</p>

<p>40’lı yaşlarda sık duyulan şikâyetlerden biri de şudur:</p>

<p>“Eskiden yağlı olan cildim artık sürekli kuru.”</p>

<p>Bu değişimin biyolojik bir karşılığı var.</p>

<p>Östrojen, cildin nem tutma kapasitesi ve bariyer fonksiyonuyla ilişkili. Menopoz dönemindeki hormonal değişikliklerle birlikte ciltte nem kaybı ve kuruluk daha belirgin hale gelebiliyor.</p>

<p>Sonuçta daha önce yeterli gelen bakım ürünleri artık cildi rahatlatmayabilir.</p>

<p>Ciltte gerginlik, pullanma veya hassasiyet ortaya çıkabilir.</p>

<p>Bu nedenle 40’lı ve 50’li yaşlarda bakım rutininin daha nazik temizleme ve düzenli nemlendirme üzerine kurulması gerekebilir.</p>

<p>3. İNCE ÇİZGİLER ARTIK DİNLENİRKEN DE GÖRÜLEBİLİYOR</p>

<p>30’lu yaşlarda yalnızca gülerken fark edilen göz çevresi çizgileri, ilerleyen yıllarda yüz hareketsizken de görünür hale gelebilir.</p>

<p>Bunun tek nedeni kollajen değildir.</p>

<p>Elastikiyet kaybı, ciltteki yapısal değişiklikler ve yıllar boyunca biriken ultraviyole hasarı birlikte rol oynar.</p>

<p>Özellikle alın, kaş arası, göz çevresi ve ağız çevresindeki çizgiler daha belirgin hale gelebilir.</p>

<p>Burada önemli bir ayrım var:</p>

<p>Doğal yaşlanmayı tamamen durdurmak mümkün değildir. Ancak güneşe bağlı erken yaşlanmanın önemli bir bölümü önlenebilir.</p>

<p>Bu nedenle pahalı bir “anti-aging” üründen önce düzenli güneş korumasını düşünmek gerekir.</p>

<p>4. YÜZÜN ESKİ DOLGUNLUĞU AZALABİLİYOR</p>

<p>40 yaşından sonra aynadaki değişim yalnızca cilt yüzeyinde gerçekleşmiyor.</p>

<p>Yüzün yaşlanması çok katmanlı bir süreç.</p>

<p>Cilt, deri altı yağ dokusu ve yüzün diğer destek yapılarında zaman içinde değişiklikler meydana geliyor.</p>

<p>Bu nedenle bazı kadınlarda yanakların daha düz veya çökmüş görünmesi, göz altındaki geçişlerin belirginleşmesi ve yüzün alt bölümünde gevşeme fark edilebiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla “cildim sarktı” diye tarif edilen görüntünün tamamını yalnızca ciltteki kollajen kaybına bağlamak doğru değil.</p>

<p>5. LEKELER DAHA BELİRGİN HALE GELEBİLİYOR</p>

<p>40 yaşında görülen bazı kahverengi lekelerin hikâyesi aslında yıllar önce başlamış olabilir.</p>

<p>Güneş hasarı zaman içinde birikir.</p>

<p>Çocukluk ve gençlik yıllarından itibaren tekrarlanan ultraviyole maruziyeti ilerleyen yaşlarda yüzde, ellerde ve güneşe açık diğer bölgelerde pigment değişiklikleri olarak daha görünür hale gelebilir.</p>

<p>Bu nedenle güneş korumasına 40 yaşından sonra başlamak geç değildir; ancak mümkün olduğunca erken başlamak daha avantajlıdır.</p>

<p>Yeni ortaya çıkan veya şekli, rengi ya da büyüklüğü değişen bir lekeyi ise yalnızca “yaş lekesi” olarak değerlendirmemek gerekir.</p>

<p>Şüpheli değişikliklerin dermatoloji uzmanı tarafından incelenmesi önemlidir.</p>

<p>6. ÇENE HATTI ESKİSİ KADAR KESKİN GÖRÜNMEYEBİLİYOR</p>

<p>Kollajen ve elastikiyet azaldıkça cildin sıkılığı da azalabilir.</p>

<p>Bunun sonucunda çene hattında gevşeme ve yüzün alt kısmında değişiklikler fark edilebilir.</p>

<p>Ancak burada da tek sorumlu cilt değildir.</p>

<p>Yüzün yağ kompartımanlarında ve destek yapılarında yaşla meydana gelen değişiklikler de yüz konturunu etkileyebilir.</p>

<p>Bu nedenle internette görülen tek bir krem, yüz egzersizi veya “kollajen artırıcı” ürünün yüzün bütün yaşlanma mekanizmasını tersine çevireceğini düşünmek gerçekçi değildir.</p>

<p>7. PERİMENOPOZ CİLDİ DE ETKİLEYEBİLİYOR</p>

<p>Menopoz çoğu zaman adetlerin tamamen kesilmesiyle ilişkilendirilse de hormonal değişiklikler bundan daha önce başlayabilir.</p>

<p>Bu geçiş dönemi perimenopoz olarak adlandırılıyor.</p>

<p>Bazı kadınlar bu dönemde ciltlerinin eskisinden daha kuru veya hassas hale geldiğini fark edebilir. Bazılarında ise hormonal dalgalanmalara bağlı olarak akne yeniden ortaya çıkabilir.</p>

<p>2025 yılında yayımlanan kapsamlı bir bilimsel değerlendirme de menopozdaki östrojen azalmasının kollajen üretiminin azalması, elastikiyet kaybı ve nem azalmasıyla ilişkili olduğunu bildiriyor.</p>

<p>Dolayısıyla 40’lı yaşlarda ciltte yaşanan değişimin yalnızca kozmetik ürünlerden kaynaklandığını düşünmemek gerekiyor.</p>

<p>40’TAN SONRA CİLT BAKIMI NASIL OLMALI?</p>

<p>İyi haber şu: Etkili bir cilt bakımının mutlaka onlarca üründen oluşması gerekmiyor.</p>

<p>Temel yaklaşım oldukça basit olabilir:</p>

<p>Cildi tahriş etmeyen nazik bir temizleyici kullanılabilir.</p>

<p>Kuruluk varsa cilt tipine uygun nemlendirici tercih edilebilir.</p>

<p>Gündüzleri geniş spektrumlu en az SPF 30 güneş koruyucu kullanılmalı.</p>

<p>Retinoidler ve retinol gibi içerikler uygun kişilerde ince çizgiler, cilt dokusu ve foto-yaşlanma belirtileri açısından değerlendirilebilir.</p>

<p>Ancak özellikle hassas ciltlerde güçlü aktiflerin kontrolsüz biçimde üst üste kullanılması tahrişe neden olabilir.</p>

<p>Cilt bakımında “daha çok ürün” her zaman “daha genç cilt” anlamına gelmez.</p>

<p>HORMON TEDAVİSİ CİLDİ GENÇLEŞTİRMEK İÇİN KULLANILMALI MI?</p>

<p>Menopoz hormon tedavisi ile cilt arasındaki ilişki özellikle dikkatli değerlendirilmesi gereken bir konu.</p>

<p>Araştırmalar hormon tedavisi alan bazı kadınlarda kollajen, cilt kalınlığı, elastikiyet ve nem gibi parametrelerde iyileşmeler olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak mevcut bilimsel değerlendirmeler hormon tedavisinin yalnızca cildi gençleştirmek veya kırışıklıkları azaltmak amacıyla başlanmasını desteklemiyor.</p>

<p>Menopoz hormon tedavisinin kullanılıp kullanılmayacağı; kişinin menopoz belirtileri, yaşı, tıbbi öyküsü, riskleri ve yararları değerlendirilerek hekimle birlikte kararlaştırılmalı.</p>

<p>40 YAŞINDAN SONRA EN ÖNEMLİ ADIM NE?</p>

<p>Yaşlanmayı tamamen durdurmak mümkün değil.</p>

<p>Ama cildin yaşlanma hızını etkileyen faktörlerin tamamı da kontrolümüz dışında değil.</p>

<p>Özellikle güneşten korunmak, sigara kullanmamak, cilt bariyerini korumak, yeterli uyumak ve dengeli beslenmek uzun vadeli cilt sağlığı açısından pahalı ve karmaşık rutinlerden daha temel adımlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>40’lı yaşlarda amaç 20 yaşındaki cilde geri dönmek değil; değişen cildin ihtiyaçlarını doğru anlamak olmalı.</p>

<p>Çünkü bazen aynada “birden” ortaya çıkmış gibi görünen değişim, aslında yıllardır devam eden doğal yaşlanma, güneş maruziyeti ve hormonal değişimlerin birleşiminden oluşuyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı veya kişisel tedavi önerisi yerine geçmez. Yeni veya hızla değişen cilt lezyonları, iyileşmeyen yaralar, açıklanamayan döküntü veya belirgin cilt değişikliklerinde dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır. Menopoz hormon tedavisi yalnızca cilt görünümünü iyileştirmek amacıyla başlanmamalı; kişisel yarar ve riskler hekim tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>American Academy of Dermatology Association — Caring for Your Skin in Menopause</p>

<p>Journal of Cosmetic Dermatology — Managing Menopausal Skin Changes: A Narrative Review of Skin Quality Changes, Their Aesthetic Impact, and the Actual Role of Hormone Replacement Therapy in Improvement</p>

<p>Maturitas — Revisiting the Effects of Menopause on the Skin: Functional Changes, Clinical Studies, In Vitro Models and Therapeutic Alternatives</p>

<p>Journal of the American Academy of Dermatology — Estrogen and Skin: The Effects of Estrogen, Menopause, and Hormone Replacement Therapy on the Skin</p>

<p>Gynecological Endocrinology — The Effect of Menopause on the Skin and Other Connective Tissues </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/40tan-sonra-cilt-bakimi-kollajen-kuruluk-ve-kirisikliklar</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 06:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0329.jpeg" type="image/jpeg" length="23591"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuk Sağlığının Geleceği İzmir’de Konuşuluyor: 1000 Hekim Buluştu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cocuk-sagliginin-gelecegi-izmirde-konusuluyor-1000-hekim-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cocuk-sagliginin-gelecegi-izmirde-konusuluyor-1000-hekim-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BUCKON 2026 Pediatri Kongresi, yaklaşık 1000 hekimi İzmir’de buluşturdu. Kongrede çocuk sağlığında güncel yaklaşımlar ve iş birliği ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1000 HEKİM ÇOCUK SAĞLIĞI İÇİN İZMİR’DE BİR ARAYA GELDİ</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuk sağlığının bugünü ve geleceği, İzmir’de gerçekleştirilen geniş katılımlı bilimsel buluşmada ele alınıyor. Türkiye’nin farklı şehirlerinden hekimler, akademisyenler ve sağlık profesyonelleri, pediatride güncel bilgileri ve klinik deneyimleri paylaşmak üzere BUCKON 2026’da bir araya geldi.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tıp Fakültesi Pediatri Kongresi, Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ev sahipliğinde 10-12 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştiriliyor.</p>

<p>“Disiplinlerarası İş Birliği ile Çocuk Sağlığında Güçlü Gelecek” temasıyla düzenlenen kongreye yaklaşık 1000 hekimin katıldığı bildirildi.</p>

<p>Kongreye İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, sağlık yöneticileri, akademisyenler ve sağlık çalışanları da katıldı.</p>

<p>PEDİATRİDE GÜNCEL BİLGİ VE DENEYİM AYNI ÇATIDA</p>

<p>Çocuk sağlığı ve hastalıkları, bilimsel gelişmelerin hızla klinik uygulamaya yansıdığı tıp alanlarının başında geliyor. Tanı yöntemlerinden tedavilere, koruyucu sağlık hizmetlerinden kronik hastalıkların takibine kadar yaşanan gelişmeler, hekimlerin mesleki bilgilerini sürekli güncel tutmasını gerekli kılıyor.</p>

<p>BUCKON 2026 da bu ihtiyacı merkeze alan kapsamlı bir bilimsel program sunuyor.</p>

<p>Kongrede bilimsel oturumların yanı sıra uygulamalı kurslar ve simülasyon eğitimleri gerçekleştiriliyor. Pediatri uzmanları, asistan hekimler, aile hekimleri ve farklı disiplinlerden sağlık profesyonellerinin bir araya gelmesiyle çocuk hastaya yaklaşımda ortak bilgi ve deneyimin güçlendirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>PROF. DR. DİLEK ORBATU: ÇOCUK HASTAYA YAKLAŞIM FARKLI BİR BİLGİ GEREKTİRİYOR</p>

<p>Kongrenin bilimsel yaklaşımını değerlendiren Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Dilek Orbatu, BUCKON’un yedi yıldır düzenlenen bir bilimsel buluşma olduğunu belirterek bu yıl disiplinler arası iş birliğini özellikle öne çıkardıklarını ifade etti.</p>

<p>Orbatu, çocukların fizyolojik özelliklerinin erişkinlerden farklı olduğuna dikkat çekti. Çocukluk döneminde hastalıkların değerlendirilmesinden tedavi yaklaşımlarına kadar birçok başlıkta yaşa özgü bilgi ve deneyimin önem taşıdığını vurgulayan Orbatu, pediatri alanındaki bilimsel bilginin sürekli yenilenmesinin hekimler açısından sürekli eğitimi gerekli kıldığına işaret etti.</p>

<p>Kongrenin yalnızca çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlarına yönelik olmadığını belirten Orbatu, çocuk hastayla karşılaşan farklı branşlardan hekimlerin de güncel pediatri bilgisinden yararlanmasının önemini vurguladı.</p>

<p>Bu doğrultuda programda pediatri uzmanlarının yanı sıra asistan hekimleri, aile hekimlerini ve farklı alanlardan sağlık profesyonellerini buluşturan disiplinler arası bir yaklaşım benimsendi.</p>

<p>UYGULAMALI KURSLAR VE SİMÜLASYON EĞİTİMLERİ</p>

<p>Prof. Dr. Dilek Orbatu, bilimsel oturumların yanı sıra uygulamalı kurslar ve simülasyon eğitimlerinin kongrenin önemli parçaları arasında bulunduğunu belirtti.</p>

<p>Bu eğitimlerle güncel bilimsel bilginin yalnızca teorik düzeyde paylaşılması değil, hekimlerin günlük klinik uygulamalarına aktarılabilecek biçimde ele alınması amaçlanıyor.</p>

<p>Çocuk hastaların sağlık sisteminin farklı basamaklarında ve farklı uzmanlık alanlarında hekimlerle karşılaşabildiğine dikkat çekilirken, pediatri bilgisinin yalnızca çocuk hekimleriyle sınırlı kalmamasının önemi kongrenin öne çıkan mesajlarından biri oldu.</p>

<p>Orbatu’nun değerlendirmeleri, BUCKON 2026’nın “Disiplinlerarası İş Birliği ile Çocuk Sağlığında Güçlü Gelecek” temasının da temel yaklaşımını ortaya koydu.</p>

<p>REKTÖR AYDIN: “BİLİM PAYLAŞILDIKÇA ÇOĞALIR”</p>

<p>Kongrede konuşan Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın ise sürekli tıp eğitiminin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Tıp fakültelerinin sorumluluğunun yalnızca öğrencilerin lisans eğitimini tamamlamasıyla sona ermediğini vurgulayan Aydın, uzmanlık eğitiminin ve hekimlerin mesleki bilgilerinin güncel tutulmasının da üniversitelerin önemli görevleri arasında bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Çocuk sağlığında bilimsel gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğine dikkat çeken Aydın, geleceğin teminatı olan çocuklara en iyi sağlık hizmetini sunabilmek için tıptaki hızlı değişimin takip edilmesinin önemini vurguladı.</p>

<p>Yaklaşık 1000 pediatristin üç gün boyunca aynı bilimsel ortamda bilgi ve deneyim paylaşacak olmasına dikkat çeken Prof. Dr. Aydın, “Bilimin paylaşıldıkça çoğalacağına inanıyorum” mesajını verdi.</p>

<p>Aydın ayrıca üniversitelerin eğitim, sağlık hizmeti ve bilimsel araştırma alanlarındaki sorumluluklarına dikkat çekerek kongrelerin sürekli mesleki gelişime sağladığı katkıyı vurguladı.</p>

<p>KÖKLÜ BİR ÇOCUK SAĞLIĞI MİRASI</p>

<p>Kongrenin Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ev sahipliğinde gerçekleştirilmesi organizasyona ayrıca tarihsel bir anlam kazandırıyor.</p>

<p>Türkiye’nin çocuk sağlığı alanındaki köklü sağlık kuruluşlarından biri olan hastane, klinik hizmetlerin yanı sıra uzmanlık eğitimi ve akademik çalışmalar açısından da uzun yıllara dayanan bir birikimi temsil ediyor.</p>

<p>BUCKON 2026, bu kurumsal birikimi Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen hekimlerin bilgi ve deneyimleriyle aynı bilimsel platformda buluşturuyor.</p>

<p>ÇOCUK SAĞLIĞINDA ORTAK HEDEF: GÜÇLÜ GELECEK</p>

<p>Üç gün sürecek kongrede pediatrinin farklı alanlarındaki güncel gelişmeler bilimsel oturumlarda değerlendirilecek; uygulamalı eğitimler ve mesleki bilgi paylaşımıyla farklı disiplinler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine katkı sağlanacak.</p>

<p>Yaklaşık 1000 hekimin İzmir’de aynı amaç etrafında buluşması, çocuk sağlığında sürekli eğitimin ve bilimsel paylaşımın önemini bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p>BUCKON 2026’nın verdiği temel mesaj ise açık: Çocuklara daha nitelikli sağlık hizmeti sunmanın yolu, güncel bilimsel bilgiyi takip etmekten, deneyimi paylaşmaktan ve farklı disiplinlerin birlikte çalışmasından geçiyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Etkinlik</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cocuk-sagliginin-gelecegi-izmirde-konusuluyor-1000-hekim-bulustu</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 05:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0327.jpeg" type="image/jpeg" length="19526"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sürekli Yorgunluk ve Üşüme Tesadüf Olmayabilir: Tiroidin 10 İşareti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/surekli-yorgunluk-ve-usume-tesaduf-olmayabilir-tiroidin-10-isareti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/surekli-yorgunluk-ve-usume-tesaduf-olmayabilir-tiroidin-10-isareti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sürekli yorgunluk, üşüme, kilo artışı, kabızlık, kuru cilt ve saçlarda incelme hipotiroidide görülebiliyor. Ancak belirtiler yavaş gelişebildiği ve başka durumlarla karışabildiği için tanı yalnızca şikâyetlerle konulmuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hipotiroidi Belirtileri Nelerdir? Kadınlarda Görülen 10 İşaret</p>

<p>Günlerdir geçmeyen yorgunluk, eskisinden daha fazla üşüme, kilo vermekte zorlanma veya saçlarda belirgin incelme… Bu şikâyetlerin her biri tek başına oldukça yaygın. Ancak birkaçının birlikte ve kalıcı biçimde ortaya çıkması, tiroid bezinin yeterince hormon üretmediği hipotiroidiyi düşündürebilir.</p>

<p>Hipotiroidi, boynun ön kısmındaki tiroid bezinin vücudun ihtiyacını karşılayacak kadar tiroid hormonu üretememesi durumudur. Tiroid hormonları vücudun enerjiyi nasıl kullandığından kalp hızına kadar pek çok sistemi etkilediğinden, hormon düzeylerinin azalması birbirinden farklı görünen şikâyetlere yol açabilir.</p>

<p>Üstelik belirtiler çoğu zaman yavaş gelişir. Bu nedenle kişi değişiklikleri aylar, hatta bazen yıllar boyunca fark etmeyebilir.</p>

<p>Hipotiroidinin 10 yaygın belirtisi</p>

<p>1. Sürekli yorgunluk</p>

<p>Yeterince uyumanıza rağmen kendinizi sürekli halsiz veya enerjisiz hissetmek hipotiroidide görülebilen belirtilerden biridir.</p>

<p>Ancak yorgunluk son derece yaygın bir şikâyettir. Tek başına yorgunluk yaşamak tiroid hastalığınız olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>2. Normalden daha fazla üşümek</p>

<p>Çevrenizdeki insanlar ortam sıcaklığından rahatsız olmazken sizin sürekli üşümeniz dikkat çekebilir.</p>

<p>Tiroid hormonlarının azalması metabolik süreçlerin yavaşlamasıyla ilişkili olduğundan soğuğa karşı hassasiyet hipotiroidinin klasik belirtileri arasında yer alır.</p>

<p>3. Açıklanamayan kilo artışı veya kilo vermekte zorlanma</p>

<p>Hipotiroidide metabolizmanın yavaşlaması kilo artışına katkıda bulunabilir. Bazı kişiler ise beslenme ve fiziksel aktivitelerine rağmen kilo vermenin eskisine göre zorlaştığını fark edebilir.</p>

<p>Bununla birlikte kilo değişiminin çok sayıda nedeni vardır. Bu nedenle yalnızca kilo artışından yola çıkarak hipotiroidi tanısı konulamaz.</p>

<p>4. Ciltte kuruluk</p>

<p>Cildiniz eskisine göre daha kuru veya pürüzlü hale geldiyse bunun birçok olası nedeni vardır. Hipotiroidi de bunlardan biridir.</p>

<p>Tiroid hormonlarındaki azalma cilt ve saç gibi dokularda fark edilebilen değişikliklere eşlik edebilir.</p>

<p>5. Saçlarda kuruma, incelme veya dökülme</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saçların kuruması, incelmesi veya daha fazla dökülmesi hipotiroidide görülebilir.</p>

<p>Saç dökülmesi demir eksikliği, hormonal değişiklikler, stres, bazı hastalıklar ve çeşitli ilaçlarla da ilişkili olabileceğinden nedeni ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p>6. Kabızlık</p>

<p>Bağırsak hareketlerinin yavaşlaması hipotiroidinin sindirim sistemi üzerindeki belirtilerinden biri olabilir.</p>

<p>Özellikle daha önce olmayan ve uzun süredir devam eden kabızlığa yorgunluk, üşüme veya diğer hipotiroidi belirtileri eşlik ediyorsa hekim değerlendirmesi gerekebilir.</p>

<p>7. Adet dönemlerinde değişiklik</p>

<p>Hipotiroidi kadınlarda ağır veya düzensiz adet dönemleriyle ilişkilendirilebilir. Üreme sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle bazı kadınlarda doğurganlık sorunları da görülebilir.</p>

<p>Adet düzensizliklerinin tiroid dışındaki çok sayıda nedeni bulunduğu için değişikliklerin nedeni yalnızca belirtilere bakılarak belirlenemez.</p>

<p>8. Kas ve eklem ağrıları</p>

<p>Kas ağrısı, kaslarda sertlik veya güçsüzlük ile eklem ağrıları hipotiroidide ortaya çıkabilecek şikâyetler arasındadır.</p>

<p>Özellikle diğer belirtilerle birlikte uzun süredir devam eden kas-iskelet sistemi yakınmalarında tiroid fonksiyonları değerlendirmeye alınabilir.</p>

<p>9. Unutkanlık ve zihinsel yavaşlama hissi</p>

<p>Bazı kişiler hipotiroidi sırasında düşünmekte veya odaklanmakta zorlandığını, unutkanlığının arttığını hissedebilir.</p>

<p>Bu tür bilişsel şikâyetler uyku sorunları, stres, depresyon, menopoz ve başka sağlık durumlarında da görülebilir.</p>

<p>10. Depresif ruh hali</p>

<p>Depresyon veya düşük ruh hali hipotiroidiye eşlik edebilir. Ancak depresyon tek başına tiroid hastalığının göstergesi değildir.</p>

<p>Özellikle depresif belirtilere belirgin yorgunluk, üşüme, kabızlık, kuru cilt veya kilo değişikliği gibi fiziksel belirtiler de eşlik ediyorsa hekim tiroid fonksiyonlarını değerlendirmeyi düşünebilir.</p>

<p>Kadınlarda neden özellikle dikkat çekiyor?</p>

<p>Tiroid hastalıkları kadınlarda erkeklerden daha sık görülür. Yaşın ilerlemesi, ailede tiroid veya otoimmün hastalık bulunması, başka bir otoimmün hastalığa sahip olmak, daha önce tiroid ameliyatı geçirmek veya boyun bölgesine radyasyon tedavisi almak hipotiroidi olasılığını artırabilen faktörler arasındadır.</p>

<p>Gebelik ve doğum sonrası dönem de tiroid fonksiyonları açısından özel değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Hipotiroidi menopozla karışabilir mi?</p>

<p>Evet. Özellikle orta yaş dönemindeki kadınlarda bazı belirtilerin birbirine benzemesi kafa karıştırabilir.</p>

<p>Yorgunluk, ruh hali değişiklikleri, uyku sorunları, adet düzenindeki değişiklikler ve kilo değişimleri hem menopoz döneminde hem de tiroid bozukluklarında görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle belirtilerin yalnızca yaşa veya menopoza bağlanması yerine gerektiğinde tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesi önemlidir.</p>

<p>Belirtiler tanı koymak için yeterli değil</p>

<p>Hipotiroidinin önemli özelliklerinden biri, belirtilerinin hastalığa özgü olmamasıdır.</p>

<p>Yorgunluk, kilo artışı veya saç dökülmesi yaşayan herkesin hipotiroidisi yoktur. Aynı şikâyetler demir eksikliğinden uyku bozukluklarına, menopozdan depresyona kadar birçok farklı durumda görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle hipotiroidi tanısı yalnızca belirtiler üzerinden konulmaz.</p>

<p>Hipotiroidi nasıl anlaşılır?</p>

<p>Değerlendirmede kişinin öyküsü ve muayenesinin yanı sıra kan testleri kullanılır. TSH (tiroid uyarıcı hormon) genellikle tiroid fonksiyonlarını değerlendirmede kullanılan temel testlerden biridir.</p>

<p>Serbest T4 gibi tiroid hormon testleri de klinik duruma göre değerlendirilir. Hashimoto hastalığı gibi otoimmün bir neden düşünülüyorsa tiroid antikorlarının incelenmesi gerekebilir.</p>

<p>Test sonuçlarının yaş, gebelik durumu, kullanılan ilaçlar ve kişinin klinik özellikleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Hipotiroidinin en sık nedenlerinden biri Hashimoto hastalığı</p>

<p>Hipotiroidinin yaygın nedenlerinden biri Hashimoto hastalığıdır. Bu otoimmün hastalıkta bağışıklık sistemi tiroid dokusunu hedef alır ve zaman içinde bezin yeterli hormon üretmesini zorlaştırabilir.</p>

<p>Tiroid iltihabı, tiroid bezinin ameliyatla çıkarılması, tiroid bölgesine uygulanan bazı tedaviler ve bazı ilaçlar da hipotiroidiye yol açabilir. Daha nadir olarak iyot dengesizliği veya hipofiz beziyle ilgili sorunlar neden olabilir.</p>

<p>Hipotiroidi tedavi edilebilir mi?</p>

<p>Hipotiroidinin standart tedavisi eksik olan tiroid hormonunun yerine konulmasıdır. En sık kullanılan ilaç levotiroksindir; vücudun doğal olarak ürettiği T4 hormonunun sentetik formudur.</p>

<p>Gerekli doz kişiden kişiye değişebildiğinden tedavi kan testleri ve klinik değerlendirmeyle takip edilir. Tiroid ilacının dozu hekim değerlendirmesi olmadan değiştirilmemeli veya ilaç bırakılmamalıdır.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurmalı?</p>

<p>Yorgunluk, belirgin üşüme, açıklanamayan kilo değişikliği, kabızlık, saç ve cilt değişiklikleri veya adet düzensizlikleri uzun süredir devam ediyorsa sağlık profesyoneline başvurmak uygun olabilir.</p>

<p>Özellikle birkaç belirtinin birlikte bulunması tanısal değerlendirmeyi daha anlamlı hale getirebilir. Bununla birlikte hipotiroidinin bazen çok az belirtiyle veya belirti olmadan da saptanabileceği unutulmamalıdır.</p>

<p>Gebelik planlayan veya gebe olan ve tiroid hastalığı bulunan kadınların takipleri ayrıca önemlidir. Tedavi edilmeyen hipotiroidi gebelikte anne ve bebek açısından sorunlara yol açabilir; uygun tedaviyle bu risklerin azaltılması mümkündür.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır ve kişisel tıbbi değerlendirme yerine geçmez. Yorgunluk, kilo değişikliği, saç dökülmesi veya adet düzensizliği tek başına hipotiroidi tanısı anlamına gelmez. Tanı için klinik değerlendirme ve uygun laboratuvar testleri gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) — Hypothyroidism (Underactive Thyroid)</p>

<p>American Thyroid Association — Hypothyroidism</p>

<p>WebMD — Hypothyroidism: Symptoms, Causes &amp; Treatment</p>

<p>WebMD — Understanding Thyroid Problems: Symptoms</p>

<p>WebMD — Thyroid Disease and Menopause</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/surekli-yorgunluk-ve-usume-tesaduf-olmayabilir-tiroidin-10-isareti</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 04:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0317.jpeg" type="image/jpeg" length="88628"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yüzü Erken Yaşlandıran 7 Alışkanlık ve Cildi Korumanın Yolları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yuzu-erken-yaslandiran-7-aliskanlik-ve-cildi-korumanin-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yuzu-erken-yaslandiran-7-aliskanlik-ve-cildi-korumanin-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırışıklıkların ve ciltteki yaşlanma belirtilerinin tek nedeni yaş değil. Güneşten korunmamaktan sigaraya, yanlış cilt bakımından yetersiz uykuya kadar bazı günlük alışkanlıklar cildin daha erken yaşlanmasına katkıda bulunabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yüzü Daha Hızlı Yaşlandıran 7 Alışkanlık: Her Gün Yapıyor Olabilirsiniz</p>

<p>Yaş ilerledikçe yüzde ince çizgilerin oluşması, cildin incelmesi, kuruması ve yüzün gençlik dönemindeki dolgunluğunu bir miktar kaybetmesi doğal yaşlanma sürecinin parçalarıdır.</p>

<p>Ancak aynaya baktığımızda gördüğümüz değişikliklerin tamamı yalnızca doğum tarihimizle açıklanmıyor.</p>

<p>Genetik özelliklerin yanı sıra güneş ışınları, sigara, beslenme, uyku ve cilde nasıl davrandığımız da görünüm üzerinde etkili olabiliyor. Dermatolojide çevresel ve yaşam tarzıyla ilişkili bu süreçler “dışsal yaşlanma” kapsamında değerlendiriliyor.</p>

<p>Üstelik bunların önemli bir bölümünü değiştirmek mümkün.</p>

<p>Peki yüzün daha erken yaşlanmasına katkıda bulunabilecek alışkanlıklar hangileri?</p>

<ol>
 <li>GÜNEŞTEN KORUNMAMAK</li>
</ol>

<p>Listenin en önemli maddelerinden biri güneş.</p>

<p>Ultraviyole ışınlarına uzun süre korunmasız maruz kalmak ciltte “foto-yaşlanma” olarak bilinen sürece neden olabiliyor.</p>

<p>Zaman içinde kırışıklıklar, lekeler, cilt tonunda düzensizlik ve elastikiyet kaybı gibi değişiklikler ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle güneş koruması yalnızca yaz tatilinde yapılması gereken bir uygulama olarak görülmemeli.</p>

<p>Amerikan Dermatoloji Akademisi, dışarı çıkarken geniş spektrumlu, suya dayanıklı ve en az SPF 30 güneş koruyucu kullanılmasını; bunun gölge, uygun giysiler, şapka ve güneş gözlüğü gibi diğer korunma yöntemleriyle desteklenmesini öneriyor.</p>

<p>Solaryum da güvenli bir alternatif değil. Bronzlaşmaya neden olan ultraviyole maruziyeti cilt yaşlanmasını hızlandırabiliyor.</p>

<ol start="2">
 <li>SİGARA İÇMEK</li>
</ol>

<p>Sigaranın etkileri yalnızca akciğerlerle sınırlı değil.</p>

<p>Tütün dumanına maruziyet ile erken cilt yaşlanması ve kırışıklıklar arasında ilişki bulunduğunu gösteren araştırmalar bulunuyor.</p>

<p>Uzun süre sigara kullanan kişilerde donuk ve kuru görünüm, elastikiyet kaybı ve özellikle ağız çevresinde belirginleşen çizgiler görülebiliyor.</p>

<p>Araştırmalarda sigara kullanım miktarı arttıkça kırışıklıklarla ilişkinin de güçlendiği gösterildi.</p>

<p>Güneş ve sigaranın birlikte bulunması ise cilt açısından özellikle olumsuz bir kombinasyon oluşturabiliyor.</p>

<ol start="3">
 <li>CİLDİ SÜREKLİ OVMAK VE SERT TEMİZLEMEK</li>
</ol>

<p>“Ne kadar sert temizlersem cildim o kadar temiz olur” düşüncesi doğru değil.</p>

<p>Cildi sürekli ovalamak, sert temizleyiciler kullanmak veya tahrişe neden olan ürünleri üst üste uygulamak cildin koruyucu bariyerini zorlayabilir.</p>

<p>Özellikle yüz yıkandıktan sonra sürekli yanıyor, batıyor, geriliyor veya kızarıyorsa kullanılan ürünlerin ve bakım rutininin yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.</p>

<p>Dermatologlar yüzün ılık su ve nazik bir temizleyiciyle temizlenmesini ve sert biçimde ovalanmamasını öneriyor.</p>

<p>Daha fazla ürün kullanmak da her zaman daha iyi sonuç anlamına gelmez.</p>

<ol start="4">
 <li>CİLDİ SÜREKLİ KURU BIRAKMAK</li>
</ol>

<p>Yaş ilerledikçe cildin kuruması daha belirgin hale gelebilir.</p>

<p>Kuruluk, ince çizgilerin daha görünür olmasına yol açabilir ve cildin daha mat görünmesine neden olabilir.</p>

<p>Nemlendiriciler ciltteki suyun tutulmasına yardımcı olur. Bu nedenle düzenli nemlendirme, özellikle kuru ve olgun ciltlerde basit ama önemli bir bakım adımıdır.</p>

<p>Burada önemli olan pahalı bir ürün kullanmak değil, kişinin cilt tipine uygun ve tahrişe neden olmayan bir bakım rutini oluşturmaktır.</p>

<ol start="5">
 <li>YETERSİZ VE KALİTESİZ UYKU</li>
</ol>

<p>“Güzellik uykusu” ifadesinin tamamen temelsiz olduğu söylenemez.</p>

<p>Son yıllarda yaşam tarzı ile cilt yaşlanmasını inceleyen bilimsel çalışmalar, kötü uyku kalitesinin cilt bariyerinin toparlanması ve görünür yaşlanma belirtileriyle ilişkili olabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Ancak uyku ile kırışıklıklar arasındaki ilişkiyi abartmamak gerekiyor. Tek başına birkaç gece az uyumak yüzü aniden yaşlandırmaz.</p>

<p>Asıl önemli olan uzun dönemde sağlıklı uyku düzeninin genel sağlıkla birlikte cilt sağlığının da parçalarından biri olmasıdır.</p>

<p>Uyku pozisyonu konusunda da ilginç bir ayrıntı var. Yıllarca sürekli yan veya yüzüstü uyumak bazı kişilerde yüzde ve göğüs bölgesinde “uyku çizgilerinin” oluşumuna katkıda bulunabilir. Bununla birlikte yüz yaşlanmasını yalnızca uyku pozisyonuna bağlamak doğru değildir.</p>

<ol start="6">
 <li>ŞEKER VE RAFİNE KARBONHİDRATLARI AŞIRI TÜKETMEK</li>
</ol>

<p>Cildin görünümü ile beslenme arasında da ilişki bulunuyor.</p>

<p>Sebze, meyve, yeterli protein ve sağlıklı yağları içeren dengeli bir beslenme düzeni genel cilt sağlığını destekleyebilir.</p>

<p>Buna karşılık yüksek miktarda şeker ve rafine karbonhidrat içeren beslenme düzenlerinin yaşlanmayla ilişkili biyolojik süreçleri olumsuz etkileyebileceğine dair bulgular bulunuyor.</p>

<p>Ancak buradan “bir dilim tatlı kırışıklık yapar” sonucu çıkarılmamalı.</p>

<p>Cilt sağlığı açısından tek bir yiyeceğe odaklanmak yerine uzun dönemli beslenme düzenine bakmak daha doğru.</p>

<ol start="7">
 <li>HER SORUNU YENİ BİR KOZMETİK ÜRÜNLE ÇÖZMEYE ÇALIŞMAK</li>
</ol>

<p>Retinol, C vitamini, asitler, peelingler, serumlar…</p>

<p>Cilt bakımında seçeneklerin artması bazen gereğinden fazla ürün kullanımına yol açabiliyor.</p>

<p>Özellikle birden fazla aktif içeriğin bilinçsizce bir araya getirilmesi kızarıklık, kuruluk ve tahrişe neden olabilir.</p>

<p>Bir ürünün sürüldüğünde daha fazla yanması, mutlaka daha fazla işe yaradığı anlamına gelmez.</p>

<p>Amerikan Dermatoloji Akademisi de tahriş oluşturan cilt bakım ürünlerinin cildin daha yaşlı görünmesine yol açabileceğine dikkat çekiyor. Reçeteli bazı dermatolojik tedavilerde başlangıçta irritasyon görülebileceği için bunlar ayrı değerlendirilmelidir.</p>

<p>PAHALI KREMDEN ÖNCE TEMEL ALIŞKANLIKLAR</p>

<p>Yaşlanmayı tamamen durdurabilecek bir krem, besin veya estetik işlem bulunmuyor.</p>

<p>Cilt yaşlanmasının bir bölümü genetik ve doğal biyolojik süreçlerden kaynaklanıyor.</p>

<p>Ancak dışsal yaşlanmanın bazı nedenleri değiştirilebilir.</p>

<p>Güneşten düzenli korunmak, sigaradan uzak durmak, cildi tahriş etmeden temizlemek, gerektiğinde nemlendirmek, dengeli beslenmek ve yeterli uyumak çoğu insan için karmaşık “anti-aging” rutinlerinden önce gelen temel adımlar.</p>

<p>Özellikle güneşten korunma burada ayrı bir öneme sahip. Çünkü UV maruziyeti yalnızca kozmetik bir mesele değil; aynı zamanda cilt kanseri riskini de artırıyor.</p>

<p>Ciltte aniden ortaya çıkan renk değişikliği, iyileşmeyen yara, kanayan veya hızla değişen ben, açıklanamayan yoğun kaşıntı ya da başka yeni bir değişiklik varsa bunu “yaşlanma belirtisi” olarak kabul etmek yerine dermatoloji uzmanına başvurmak gerekir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel tıbbi değerlendirme veya tedavi önerisi yerine geçmez. Cilt hastalığı bulunanların ve reçeteli dermatolojik ürün kullananların bakım rutinlerindeki değişiklikleri hekimleriyle değerlendirmeleri uygun olur.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>American Academy of Dermatology Association — 11 Ways to Reduce Premature Skin Aging</p>

<p>American Academy of Dermatology Association — Skin Care in Your 40s and 50s</p>

<p>American Academy of Dermatology Association — How Dermatologists Treat Sun-Damaged Skin</p>

<p>American Academy of Dermatology Association — Wrinkle Remedies</p>

<p>Journal of the American Academy of Dermatology — Aging and Photoaging</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>British Journal of Dermatology — Skin Aging Induced by Ultraviolet Exposure and Tobacco Smoking</p>

<p>Clinical and Experimental Dermatology — Defining Skin Aging and Its Risk Factors: A Systematic Review and Meta-analysis</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yuzu-erken-yaslandiran-7-aliskanlik-ve-cildi-korumanin-yollari</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 00:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0316.jpeg" type="image/jpeg" length="40148"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Spoonful Kaşık Tatlısı Tarifi: Evde Kaşık Tatlısı Nasıl Yapılır?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/spoonful-kasik-tatlisi-tarifi-evde-kasik-tatlisi-nasil-yapilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/spoonful-kasik-tatlisi-tarifi-evde-kasik-tatlisi-nasil-yapilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Spoonful kaşık tatlısı tarifi; kakaolu taban, yoğurtlu krema ve bitter çikolata katmanlarını buluşturan, porsiyonluk hazırlanan pratik bir kaşık tatlısı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Spoonful Tatlısı Tarifi: Evde Kaşık Tatlısı Nasıl Yapılır?</p>

<p>Spoonful, diğer adıyla kaşık tatlısı; kakaolu taban, krema ve çikolata katmanlarının aynı kapta buluştuğu, kaşıkla servis edilen porsiyonluk tatlılardan biri. Katmanlı görüntüsü ve yoğun çikolata lezzeti sayesinde özellikle soğuk servis edilen tatlıları sevenlerin ilgisini çekiyor.</p>

<p>Klasik versiyonlarında kek, bisküvi, şekerli krema, krema ve bol miktarda çikolata kullanılabildiği için Spoonful'u doğrudan “sağlıklı” veya “düşük kalorili” olarak tanımlamak doğru olmaz. Bu tarifte ise tatlının karakteri korunurken porsiyon büyüklüğü kontrol ediliyor; kremada süzme yoğurttan yararlanılıyor ve çikolata miktarı ölçülü tutuluyor.</p>

<p>Ortaya çıkan tarif yine bir tatlı. Ancak evde hazırlanması sayesinde ilave şeker, çikolata ve porsiyon miktarını kontrol etmek daha kolay hale geliyor.</p>

<p>Sağlıklı beslenme açısından nasıl değerlendirilmeli?</p>

<p>Tatlıların dengeli beslenmede değerlendirilmesinde yalnızca tek bir malzemeye odaklanmak yerine porsiyon ve tüketim sıklığı önem taşıyor.</p>

<p>Bu tarifte kremanın temelini süzme yoğurt oluşturuyor. Yoğurt protein ve kalsiyum gibi besin öğelerine katkı sağlarken klasik yoğun kremalara göre farklı bir beslenme profili sunuyor.</p>

<p>Bitter çikolata ve kakao tatlının temel çikolata aromasını oluşturuyor. Ancak kakao oranının yüksek olması çikolatanın enerji içermediği veya sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmez.</p>

<p>Tarifte ilave şeker bulunuyor. Bu nedenle Spoonful'un bu versiyonu “şekersiz” veya “ilave şekersiz” olarak tanımlanmamalıdır.</p>

<p>Tarif bilgileri</p>

<p>Hazırlama süresi: 25 dakika<br />
Pişirme süresi: 10 dakika<br />
Soğutma süresi: En az 2 saat<br />
Toplam süre: Yaklaşık 2 saat 35 dakika<br />
Kaç kişilik: 6 kişilik<br />
Yaklaşık porsiyon büyüklüğü: 1 küçük tatlı kasesi, yaklaşık 150-170 gram<br />
Zorluk: Kolay<br />
Öğün: Tatlı / ara öğün<br />
Kategori: Sağlıklı Tarifler</p>

<p>Yaklaşık besin değerleri</p>

<p>1 porsiyon için yaklaşık:</p>

<p>Kalori: 285 kcal<br />
Protein: 9 g<br />
Karbonhidrat: 31 g<br />
Yağ: 14 g<br />
Lif: 3 g</p>

<p>Değerler kullanılan süzme yoğurt, bitter çikolata, süt, yulaf unu ve diğer malzemelerin ortalama besin değerleri üzerinden yaklaşık olarak değerlendirilmiştir.</p>

<p>Çikolatanın kakao oranı, yoğurdun yağ oranı, kullanılan şeker ve porsiyon büyüklüğü değerleri değiştirebilir.</p>

<p>Malzemeler</p>

<p>Kakaolu taban için:</p>

<p>80 gram yulaf unu<br />
20 gram şekersiz kakao<br />
1 adet orta boy yumurta<br />
100 ml süt<br />
30 gram esmer veya beyaz şeker<br />
20 ml zeytinyağı<br />
1 çay kaşığı kabartma tozu<br />
1 çay kaşığı vanilya özütü, isteğe bağlı</p>

<p>Yoğurtlu krema için:</p>

<p>400 gram koyu kıvamlı sade süzme yoğurt<br />
100 gram labne peyniri<br />
20 gram pudra şekeri<br />
1 çay kaşığı vanilya özütü</p>

<p>Çikolata katmanı için:</p>

<p>80 gram yüzde 70 veya üzeri bitter çikolata<br />
80 ml süt<br />
10 gram kakao</p>

<p>Üzeri için isteğe bağlı:</p>

<p>10 gram ince kıyılmış fındık veya ceviz<br />
Taze çilek, ahududu veya birkaç dilim mevsim meyvesi<br />
Az miktarda kakao</p>

<p>Spoonful tatlısı nasıl yapılır?</p>

<p>1. Fırını 175 derece alt-üst ayarda önceden ısıtın.</p>

<p>2. Yumurtayı ve 30 gram şekeri bir karıştırma kabına alın. Şeker tamamen erimek zorunda değil; yaklaşık 1 dakika çırpmak yeterlidir.</p>

<p>3. Sütü, zeytinyağını ve kullanıyorsanız vanilyayı ekleyip karıştırın.</p>

<p>4. Yulaf unu, kakao ve kabartma tozunu ayrı bir kapta karıştırın.</p>

<p>5. Kuru malzemeleri sıvı karışıma ekleyin. Un görünümü kaybolana kadar spatulayla karıştırın. Gereğinden fazla çırpmayın.</p>

<p>6. Yaklaşık 20 santimetrelik küçük bir fırın kabını pişirme kağıdıyla kaplayın ve karışımı ince bir tabaka halinde yayın.</p>

<p>7. Önceden ısıtılmış 175 derece fırında yaklaşık 9-12 dakika pişirin. Kürdan kontrolünde üzerinde ıslak hamur kalmamalı ancak taban tamamen kurutulmamalıdır.</p>

<p>8. Fırından çıkarın ve tamamen soğumaya bırakın.</p>

<p>9. Yoğurtlu krema için süzme yoğurt, labne, pudra şekeri ve vanilyayı bir kasede pürüzsüz hale gelene kadar karıştırın.</p>

<p>10. Kremayı gereğinden fazla çırpmayın. Özellikle daha sulu bir yoğurt kullanıldığında uzun süre çırpmak karışımın gevşemesine neden olabilir.</p>

<p>11. Çikolata katmanı için sütü küçük bir sos tenceresinde kaynama noktasına getirmeden ısıtın.</p>

<p>12. Tencereyi ocaktan alın. Küçük parçalara ayrılmış bitter çikolatayı sıcak sütün içine ekleyin.</p>

<p>13. Yaklaşık 1 dakika dokunmadan bekleyin. Ardından merkezden dışa doğru karıştırarak pürüzsüz bir çikolata sosu elde edin.</p>

<p>14. Kakaoyu ekleyerek yeniden karıştırın.</p>

<p>15. Çikolata sosunu oda sıcaklığına yaklaşana kadar bekletin. Sıcak sosu doğrudan yoğurtlu kremanın üzerine dökmeyin; aksi halde krema gevşeyebilir.</p>

<p>16. Tamamen soğuyan kakaolu tabanı elinizle veya bıçakla küçük parçalar halinde ufalayın.</p>

<p>17. Altı adet küçük servis kasesinin tabanına kakaolu parçaları eşit biçimde paylaştırın.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>18. Üzerlerine yoğurtlu kremayı ekleyin ve kaşığın arkasıyla hafifçe düzeltin.</p>

<p>19. Ilıklığını tamamen kaybetmiş çikolata sosunu kaselere eşit biçimde paylaştırın.</p>

<p>20. Tatlıları buzdolabına alın ve en az 2 saat dinlendirin.</p>

<p>21. Servis öncesinde isteğe göre kıyılmış ceviz veya fındık, taze meyve ya da çok az kakao ekleyin.</p>

<p>22. Spoonful'u buzdolabından çıktıktan kısa süre sonra soğuk servis edin.</p>

<p>Şefin püf noktası</p>

<p>Spoonful'un iyi sonuç vermesinde sıcaklık kontrolü önemli. Kakaolu taban tamamen soğumadan krema eklenirse yoğurtlu katman gevşeyebilir. Aynı şekilde çikolata sosunun da sıcak halde kremayla buluşmaması gerekir.</p>

<p>Yoğurtlu krema için sulu yoğurt yerine koyu kıvamlı süzme yoğurt kullanın. Normal yoğurt kullanmak istiyorsanız önce suyunu süzmek daha dengeli bir kıvam sağlar.</p>

<p>Çikolata katmanını çok kalın hazırlamayın. Soğukta bitter çikolata sertleştiğinden fazla çikolata kullanılması kaşıkla yenmesi zor, sert bir üst katman oluşturabilir. Sütle hazırlanan daha yumuşak sos bu nedenle Spoonful için daha uygundur.</p>

<p>Daha sağlıklı hale nasıl getirilebilir?</p>

<p>Spoonful bir tatlı olduğu için onu başka bir yiyecekmiş gibi göstermeye çalışmak yerine porsiyonu kontrol etmek en gerçekçi yaklaşımdır.</p>

<p>Klasik tariflerde kullanılan yüksek miktarda krema yerine süzme yoğurt kullanmak mümkün. Bununla birlikte yoğurdun da yağ oranı ürüne göre değişebileceğinden etiket kontrol edilebilir.</p>

<p>Tatlılık ihtiyacına göre yoğurtlu kremadaki pudra şekeri azaltılabilir. Ancak şekeri tamamen çıkarmak tatlının lezzet dengesini değiştirir.</p>

<p>Çikolata miktarını artırmak yerine ince bir çikolata katmanı hazırlamak, karakteristik lezzeti korurken porsiyon başına kullanılan miktarı sınırlamaya yardımcı olur.</p>

<p>Kimler için uygun?</p>

<p>Bu Spoonful tarifi, porsiyon kontrollü ev yapımı bir tatlı arayan ve süt ürünleri ile yumurta tüketen kişiler için uygundur.</p>

<p>Tarifte kullanılan yulaf doğal olarak gluten içermese de üretim sırasında buğday, arpa veya çavdarla çapraz temas gerçekleşebilir. Çölyak hastalığı bulunan kişiler yalnızca sertifikalı glutensiz yulaf unu kullanmalı; çikolata, kakao ve diğer paketli ürünlerin etiketlerini de kontrol etmelidir.</p>

<p>Tarif süt ürünü ve yumurta içerir. Süt veya yumurta alerjisi bulunan kişiler için standart hali uygun değildir.</p>

<p>Üzerinde fındık veya ceviz kullanılacaksa kuruyemiş alerjisi de dikkate alınmalıdır.</p>

<p>Spoonful tatlısı kaç kaloridir?</p>

<p>Bu tarif altı eşit porsiyona ayrıldığında bir porsiyon yaklaşık 285 kalori sağlayabilir. Kullanılan bitter çikolatanın miktarı, yoğurt ve labnenin yağ oranı, şeker miktarı ve porsiyon büyüklüğü toplam enerjiyi değiştirebilir.</p>

<p>Spoonful tatlısı nedir?</p>

<p>Spoonful, kelime anlamıyla “kaşık dolusu” anlamına gelir. Türkiye'de bu isim genellikle kek veya bisküvi tabanı, krema ve çikolata katmanlarının bir kapta buluşturulduğu, kaşıkla yenilen soğuk tatlılar için kullanılmaktadır. Tek bir standart reçetesi bulunmadığından farklı versiyonları hazırlanabilir.</p>

<p>Spoonful tatlısı bir gece önceden yapılır mı?</p>

<p>Evet. Katmanların soğukta dinlenmesi tatlının kıvamının oturmasına yardımcı olduğundan Spoonful bir gece önceden hazırlanabilir. Servis süslemelerini ise meyvenin ve kuruyemişlerin dokusunu korumak için son anda eklemek daha iyi sonuç verir.</p>

<p>Spoonful kreması neden cıvık olur?</p>

<p>Sulu yoğurt kullanmak, kremayı gereğinden fazla çırpmak veya sıcak kakaolu taban ve çikolata sosuyla temas ettirmek kremanın gevşemesine neden olabilir. Koyu kıvamlı süzme yoğurt kullanmak ve bütün katmanları soğutarak birleştirmek önemlidir.</p>

<p>Spoonful hangi çikolatayla yapılır?</p>

<p>Sütlü veya bitter çikolatayla hazırlanabilir. Bu tarifte çikolata aromasını daha belirgin tutmak ve eklenen şeker miktarını sınırlamak amacıyla kakao oranı yüksek bitter çikolata tercih edilmiştir.</p>

<p>Saklama ve servis</p>

<p>Spoonful süt ürünleri içerdiği için oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemelidir. Hazırlandıktan sonra üzeri kapalı biçimde buzdolabında muhafaza edilmelidir.</p>

<p>Taze meyve ve kıyılmış kuruyemişleri mümkünse servis öncesinde ekleyin. Böylece meyveler fazla su bırakmaz, kuruyemişler de kıtır dokusunu daha iyi korur.</p>

<p>Dondurmak tavsiye edilmez. Yoğurt ve labne bazlı krema çözüldüğünde su salabilir ve pürüzsüz dokusunu kaybedebilir.</p>

<p>Spoonful, kakaolu taban, yumuşak krema ve çikolata katmanını aynı kaşıkta buluşturan gösterişli ama evde uygulanabilir bir tatlı. Porsiyonluk hazırlanması servis kolaylığı sağlarken malzemelerin miktarını da kontrol etmeyi kolaylaştırıyor.</p>

<p>Tatlıyı “diyet” veya “şekersiz” gibi gerçekte karşılamadığı etiketlerle tanımlamak yerine, ölçülü porsiyonlarla ve dengeli bir tarif yapısıyla sunmak daha doğru bir yaklaşım.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı – Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER 2022)<br />
USDA – FoodData Central </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlıklı Tarifler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/spoonful-kasik-tatlisi-tarifi-evde-kasik-tatlisi-nasil-yapilir</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 00:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0314.jpeg" type="image/jpeg" length="30332"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="97165"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="25133"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="37990"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="70884"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="92421"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="37709"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
