<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni | Sağlık Haberleri</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni, sağlık ve tıp alanındaki güncel gelişmeleri bilimsel doğruluk temelinde okuyucularına ulaştıran bağımsız sağlık haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 31 May 2026 14:07:31 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SDÜ’yü Yasa Boğan Kaza: Prof. Dr. İsmail Kır Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sduyu-yasa-bogan-kaza-prof-dr-ismail-kir-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sduyu-yasa-bogan-kaza-prof-dr-ismail-kir-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Kır, Burdur’un Bucak ilçesinde meydana gelen zincirleme trafik kazasında yaşamını yitirdi. Aynı kazada üç kişi daha hayatını kaybederken, 11 kişinin yaralandığı bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Edinilen bilgilere göre kaza, Isparta-Antalya karayolunun Bucak ilçesine bağlı Elsazı köyü mevkisinde meydana geldi. Dört aracın karıştığı zincirleme trafik kazasının ardından bölgeye çok sayıda sağlık, itfaiye, jandarma ve UMKE ekibi sevk edildi. Ekiplerin olay yerindeki incelemelerinde Prof. Dr. İsmail Kır ile birlikte üç kişinin daha hayatını kaybettiği belirlendi. Yaralanan 11 kişi ise çevredeki hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. Yaralılardan bazılarının durumunun ağır olduğu öğrenildi.</p>

<p>Bayram Ziyareti Dönüşünde Kaza</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>57 yaşındaki Prof. Dr. İsmail Kır’ın Kurban Bayramı dolayısıyla memleketi Antalya’nın Serik ilçesine gittiği, akraba ziyaretlerinin ardından Isparta’ya dönüş yolunda kazaya yakalandığı belirtildi.</p>

<p>Kazada yaşamını yitiren Kır’ın uzun yıllardır Süleyman Demirel Üniversitesi’nde akademik çalışmalar yürüttüğü ve özellikle öğrencileri ile meslektaşları tarafından sevilen bir isim olduğu ifade edildi. Acı haberin üniversite camiasında büyük üzüntüye neden olduğu öğrenildi.</p>

<p>Akademi Dünyasında Büyük Üzüntü</p>

<p>Prof. Dr. İsmail Kır’ın vefatı sonrası çok sayıda öğrenci, akademisyen ve vatandaş sosyal medya üzerinden taziye mesajları paylaştı. SDÜ camiasını derinden sarsan olayın ardından cenazenin Isparta’da toprağa verileceği belirtildi. Kazanın kesin nedeninin belirlenmesi için geniş çaplı soruşturma başlatıldı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sduyu-yasa-bogan-kaza-prof-dr-ismail-kir-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-1286.jpeg" type="image/jpeg" length="41645"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Toker Ergüder’den 31 Mayıs İçin Yeni Çağrı: Dünya Tütünsüz ve Nikotinsiz Günü Olmalı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-toker-erguderden-31-mayis-icin-yeni-cagri-dunya-tutunsuz-ve-nikotinsiz-gunu-olmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-toker-erguderden-31-mayis-icin-yeni-cagri-dunya-tutunsuz-ve-nikotinsiz-gunu-olmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar ve Risk Faktörlerinin Önlenmesi, Kontrolü ve Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Toker Ergüder, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, küresel tütün kontrolü yaklaşımının yeni nikotin ürünleri karşısında güncellenmesi gerektiğini belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Prof. Dr. Ergüder, klasik sigara kullanımının yanı sıra elektronik sigara, ısıtılmış tütün ürünleri, nikotin poşetleri ve aromalı nikotin ürünlerinin özellikle çocuklar ve gençler için yeni bir bağımlılık kapısı oluşturduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Ergüder, “Artık yalnızca tütünsüz bir dünya hedefi yeterli değildir. Hedefimiz tütünsüz ve nikotinsiz bir gelecek olmalıdır. Bu nedenle 31 Mayıs’ın ‘Dünya Tütünsüz ve Nikotinsiz Günü’ olarak ele alınması gerektiğine inanıyorum” dedi.</p>

<p>“Nikotin Bağımlılığı Yeni Ürünlerle Yeniden Pazarlanıyor”</p>

<p>Tütün endüstrisinin yıllardır sigarayı farklı ambalajlar, aromalar ve pazarlama stratejileriyle cazip göstermeye çalıştığını belirten Prof. Dr. Ergüder, benzer taktiklerin bugün yeni nesil nikotin ürünlerinde daha sofistike yöntemlerle sürdürüldüğünü ifade etti.</p>

<p>Ergüder, “Gençlere masum, teknolojik, zararsız veya sosyal bir ürün gibi sunulan birçok yeni nikotin ürünü aslında bağımlılığı yeniden üretmektedir. Tatlandırılmış aromalar, renkli ambalajlar, dijital reklamlar ve sosyal medya etkisiyle nikotin bağımlılığı çocukların hayatına sessizce sokulmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>“Tütünsüz Gelecek Yetmez, Nikotinsiz Gelecek Gerekir”</p>

<p>Prof. Dr. Ergüder, tütün kontrolü politikalarının yalnızca geleneksel sigara ve tütün ürünleriyle sınırlı kalmasının yeni dönemin risklerini karşılamada yetersiz olabileceğini vurguladı.</p>

<p>“Bugün karşımızda yalnızca sigara yok. Nikotin bağımlılığını farklı formlarla sürdüren küresel bir pazar var. Bu nedenle halk sağlığı bakış açısı da genişlemelidir. Tütünsüzlük hedefi nikotinsizlik hedefiyle tamamlanmalıdır” diyen Ergüder, yeni kuşakların nikotin bağımlılığından korunmasının toplum sağlığı açısından stratejik önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>“Çocukları ve Gençleri Hedef Alan Her Ürün Halk Sağlığı Meselesidir”</p>

<p>Yeni tütün ve nikotin ürünlerinin özellikle çocuklar, ergenler ve genç yetişkinler üzerinde kalıcı bağımlılık riski oluşturduğuna işaret eden Ergüder, nikotinin beyin gelişimi üzerindeki etkileri nedeniyle genç yaşta başlayan kullanımın uzun vadeli sağlık sorunlarına kapı aralayabileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ergüder, “Bir ürünün duman çıkarmaması, renkli ambalajda satılması ya da farklı aromalarla pazarlanması onu zararsız yapmaz. Çocukları ve gençleri hedef alan her nikotin ürünü ciddi bir halk sağlığı tehdididir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>“31 Mayıs Küresel Bir Farkındalık Eşiğine Dönüşmeli”</p>

<p>Prof. Dr. Ergüder, 31 Mayıs’ın dünyada tütünle mücadele açısından önemli bir farkındalık günü olduğunu, ancak yeni dönemde bu farkındalığın nikotin bağımlılığına karşı da genişletilmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Ergüder, “Dünya Tütünsüz Günü artık yeni gerçekliği kapsayacak şekilde yeniden düşünülmelidir. Bugünün adı ve mesajı, çocukları ve gençleri kuşatan yeni bağımlılık ürünlerini de açık biçimde hedef almalıdır. 31 Mayıs, ‘Dünya Tütünsüz ve Nikotinsiz Günü’ olarak küresel ölçekte daha güçlü bir çağrıya dönüşmelidir” dedi.</p>

<p>“Gelecek Nesiller İçin Koruyucu Politikalar Güçlendirilmeli”</p>

<p>Prof. Dr. Ergüder, tütün ve nikotin ürünlerine karşı mücadelenin yalnızca bireysel farkındalıkla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek; güçlü mevzuat, etkin denetim, reklam ve sponsorluk yasakları, aromalı ürünlere yönelik kısıtlamalar, dijital pazarlamanın izlenmesi ve gençleri hedef alan tanıtım stratejilerine karşı kararlı adımlar atılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Ergüder, “Çocuklarımızı bağımlılık endüstrisinin hedef kitlesi olmaktan çıkarmak zorundayız. Tütünsüz ve nikotinsiz bir gelecek, yalnızca sağlık politikası değil; aynı zamanda nesilleri koruma sorumluluğudur” ifadelerini kullandı.</p>

<p>“Yeni Hedef: Nikotinsiz Nesiller”</p>

<p>31 Mayıs’ın yeni bir vizyonla ele alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Toker Ergüder, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Bugün yapılması gereken, tütün kontrolünü nikotin kontrolüyle güçlendirmektir. Dünya artık sadece sigarayı değil, bağımlılığı pazarlayan bütün nikotin ürünlerini konuşmalıdır. 31 Mayıs, tütünsüz ve nikotinsiz nesiller için ortak bir küresel çağrının günü olmalıdır.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ÖZEL HABER, SAĞLIK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-toker-erguderden-31-mayis-icin-yeni-cagri-dunya-tutunsuz-ve-nikotinsiz-gunu-olmali</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-1283.jpeg" type="image/jpeg" length="41890"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkan Biçer’in Ölümünde Yeni Görüntüler Dosyada: Ankara’daki Şüpheli Ölüm Yeniden Gündemde]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/turkan-bicerin-olumunde-yeni-goruntuler-dosyada-ankaradaki-supheli-olum-yeniden-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/turkan-bicerin-olumunde-yeni-goruntuler-dosyada-ankaradaki-supheli-olum-yeniden-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara’da 7’nci kattaki evin balkonundan düşerek yaşamını yitiren Türkan Biçer’in ölümüyle ilgili soruşturmada yeni kamera kayıtları gündem oldu. Olay gecesine ilişkin görüntüler, dosyanın seyrine dair merakı artırırken aile, ölümün tüm yönleriyle aydınlatılmasını istiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara’da mart ayında yaşanan şüpheli ölüm dosyası, ortaya çıkan yeni kamera kayıtlarıyla yeniden kamuoyunun gündemine taşındı. Türkan Biçer’in yaşamını yitirdiği geceye ait olduğu belirtilen görüntüler, olaydan önce ve sonra apartmanda yaşanan hareketliliği göstermesi bakımından soruşturmanın en dikkat çeken başlıklarından biri haline geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olay, Ankara’nın Eryaman bölgesinde meydana geldi. Türkan Biçer, nişanlısı F.Ö. ile birlikte yaşadığı belirtilen apartmanın 7’nci katından düşerek hayatını kaybetti. İlk andan itibaren “Ankara’da Türkan Biçer’e ne oldu?” sorusu hem aile yakınları hem de kamuoyu tarafından yanıt bekleyen başlıklar arasında yer aldı.</p>

<p>Türkan Biçer’in Ölümü Neden Gündem Oldu?</p>

<p>Dosyayı gündeme taşıyan temel unsur, ölümün olağan bir düşme vakası olarak görülmemesi yönündeki şüpheler oldu. Ailenin olayın aydınlatılması talebi, komşuların anlatımları ve son olarak güvenlik kameralarına yansıdığı belirtilen görüntüler, soruşturmanın yakından takip edilmesine neden oldu.</p>

<p>Ortaya çıkan kayıtlarda, Türkan Biçer ile F.Ö. arasında olay gecesi apartman içinde tartışma ve arbede yaşandığı ileri sürülüyor. Görüntülerde ayrıca F.Ö.’nün olay sonrasında elindeki çarşafla dışarı çıktığı anların yer aldığı belirtiliyor. Bu kayıtların soruşturma dosyasına girdiği ve adli sürecin delil değerlendirmesi kapsamında inceleneceği ifade ediliyor.</p>

<p>Şüpheli Nişanlı Tutuklandı</p>

<p>Olayın ardından gözaltına alınan F.Ö., çıkarıldığı süreç sonrası tutuklandı. Ancak dosyadaki nihai değerlendirme, savcılık soruşturması, bilirkişi incelemeleri, adli tıp raporu ve kamera kayıtlarının birlikte ele alınmasıyla netleşecek.</p>

<p>Bu nedenle haberde adı geçen kişi hakkında kesin hüküm kurulamaz. Soruşturma tamamlanana ve yargı süreci kesinleşene kadar F.Ö. “şüpheli” sıfatıyla anılmalıdır.</p>

<p>Aile Ne İstiyor?</p>

<p>Türkan Biçer’in ailesi, ölümün intihar ya da kaza olarak kapatılmaması gerektiğini savunuyor. Aile yakınları, olay gecesindeki tüm görüntülerin, tanık beyanlarının ve adli raporların titizlikle incelenmesini talep ediyor.</p>

<p>Bu talep, sosyal medyada da geniş yankı buldu. “Türkan Biçer kimdir?”, “Ankara’daki şüpheli ölümde ne oldu?”, “Son kamera görüntülerinde ne var?” gibi aramalar, dosyaya yönelik kamuoyu ilgisinin arttığını gösteriyor.</p>

<p>Bundan Sonra Süreç Nasıl İlerleyecek?</p>

<p>Soruşturmada bundan sonraki kritik aşama, kamera kayıtlarının teknik incelemesi ve adli tıp bulgularının dosyaya etkisi olacak. Savcılığın değerlendirmesiyle birlikte olayın kaza, intihar ya da başka bir suç kapsamında ele alınıp alınmayacağı daha belirgin hale gelecek.</p>

<p>Türkan Biçer’in ölümü, yalnızca bir adli vaka olarak değil, kadın ölümlerinde delillerin eksiksiz toplanması ve şüpheli durumların titizlikle araştırılması gerekliliği açısından da kamuoyunun dikkatle izlediği dosyalardan biri haline geldi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/turkan-bicerin-olumunde-yeni-goruntuler-dosyada-ankaradaki-supheli-olum-yeniden-gundemde</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-1280.jpeg" type="image/jpeg" length="52716"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akaryakıtta Büyük İndirim Beklentisi: Benzin ve Motorinde Tabela Değişebilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/akaryakitta-buyuk-indirim-beklentisi-benzin-ve-motorinde-tabela-degisebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/akaryakitta-buyuk-indirim-beklentisi-benzin-ve-motorinde-tabela-degisebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akaryakıt fiyatlarını yakından takip eden milyonlarca araç sahibi için yeni hafta indirim beklentisiyle başlıyor. Sektör kaynaklarına yansıyan bilgilere göre benzinde ve motorinde gece yarısından sonra pompada düşüş yaşanabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pompada indirim beklentisi güçlendi</p>

<p>Türkiye’de akaryakıt fiyatları, brent petrol, döviz kuru ve vergi kalemlerindeki hareketlilik nedeniyle sık sık değişiyor. Bu nedenle “benzine indirim var mı?”, “motorin fiyatı düşecek mi?” ve “akaryakıt indirimi ne zaman başlayacak?” soruları son saatlerde yeniden gündeme taşındı.</p>

<p>Son beklentiye göre 1 Haziran Pazartesi günü gece yarısından itibaren benzinin litre fiyatında 1 lira 38 kuruş, motorinin litre fiyatında ise 7 lira 25 kuruş indirim yapılması bekleniyor.</p>

<p>Motorindeki düşüş neden daha fazla olacak?</p>

<p>Beklenen indirimin en dikkat çeken tarafı motorin tarafındaki yüksek düşüş oldu. Motorin fiyatları, taşımacılık, lojistik, şehirler arası ulaşım, tarım ve ticari araç kullanımı nedeniyle yalnızca bireysel sürücüleri değil, geniş bir ekonomik alanı doğrudan ilgilendiriyor.</p>

<p>Bu nedenle motorinde yaşanacak her düşüş, akaryakıt istasyonları kadar nakliye maliyetleri ve raf fiyatları açısından da yakından izleniyor.</p>

<p>Güncel akaryakıt fiyatları ne kadar?</p>

<p>31 Mayıs 2026 itibarıyla büyük şehirlerde akaryakıt fiyatları şehir, bayi ve dağıtım şirketine göre küçük farklılıklar gösterebiliyor.</p>

<p>İstanbul Avrupa Yakası’nda benzinin litresi 64 lira 32 kuruş, motorin 67 lira 05 kuruş, LPG ise 33 lira 89 kuruş seviyesinde bulunuyor.</p>

<p>İstanbul Anadolu Yakası’nda benzin 64 lira 18 kuruş, motorin 66 lira 91 kuruş, LPG ise 33 lira 29 kuruş civarında satılıyor.</p>

<p>Ankara’da benzinin litresi 65 lira 29 kuruş, motorin 68 lira 16 kuruş, LPG 33 lira 87 kuruş seviyesinde.</p>

<p>İzmir’de ise benzin 65 lira 57 kuruş, motorin 68 lira 43 kuruş, LPG 33 lira 69 kuruş bandında yer alıyor.</p>

<p>Akaryakıt indirimi ne zaman pompaya yansır?</p>

<p>Beklenen fiyat değişikliklerinin gece yarısından sonra tabelalara yansıması öngörülüyor. Ancak akaryakıt fiyatlarında nihai rakamlar il, ilçe, bayi marjı ve dağıtım şirketlerine göre değişebildiği için sürücülerin kendi bulundukları bölgedeki istasyon fiyatlarını ayrıca kontrol etmesi gerekiyor.</p>

<p>Özellikle uzun yola çıkacak sürücüler, yakıt alımını indirim beklentisine göre planlamaya çalışıyor. Bu durum da “akaryakıt indirimi bu gece mi?”, “motorin kaç TL düşecek?” ve “benzinde indirim pompaya ne zaman gelir?” aramalarını artırıyor.</p>

<p>Fiyatlar neden sürekli değişiyor?</p>

<p>Türkiye’de akaryakıt fiyatlarının yönünü belirleyen temel unsurlar arasında uluslararası petrol fiyatları, döviz kuru, rafineri çıkış fiyatı, vergi yükü ve dağıtım maliyetleri yer alıyor.</p>

<p>Bu nedenle küresel piyasalardaki dalgalanma iç piyasada kısa sürede pompaya yansıyabiliyor. Son dönemde özellikle petrol fiyatlarındaki hareketlilik ve kurdaki değişim, benzin ve motorin tabelalarının daha sık güncellenmesine yol açıyor.</p>

<p>Araç sahipleri yeni haftaya indirim beklentisiyle giriyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akaryakıtta beklenen indirim gerçekleşirse, özellikle motorin kullanan sürücüler için pompada belirgin bir rahatlama oluşacak. Ancak fiyatların kalıcı olarak hangi yönde ilerleyeceği, petrol piyasası ve döviz kurundaki seyre bağlı olacak.</p>

<p>Yeni haftada gözler hem akaryakıt istasyonlarındaki tabelalarda hem de sektör kaynaklarından gelecek yeni fiyat güncellemelerinde olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/akaryakitta-buyuk-indirim-beklentisi-benzin-ve-motorinde-tabela-degisebilir</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7596.jpeg" type="image/jpeg" length="70839"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İTÜ’lü Öğrenci Seher Uzun Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/itulu-ogrenci-seher-uzun-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/itulu-ogrenci-seher-uzun-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Müzikoloji Bölümü öğrencisi Seher Uzun’un vefatı üniversite camiasında büyük üzüntü yarattı. Acı haberi İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal sosyal medya hesabından duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Müzikoloji Bölümü öğrencisi Seher Uzun’un yaşamını yitirdiği bildirildi. Vefat haberi, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal tarafından yapılan taziye mesajıyla kamuoyuna duyuruldu.</p>

<p>Prof. Dr. Hasan Mandal paylaşımında, Seher Uzun’un hem anne hem de öğrenci kimliğiyle gösterdiği özveri ve öğrenme azmiyle çevresinde sevilen bir isim olduğunu belirtti.</p>

<p>Mandal mesajında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Müzikoloji Bölümü öğrencimiz Seher Uzun’un vefatını derin bir teessürle öğrendim. Hem bir anne hem de bir öğrenci olarak özverisi ve öğrenme azmiyle hocalarımızın ve arkadaşlarının gönlünde özel bir yer edinen kıymetli öğrencimiz Seher Uzun’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve İTÜ Ailemize başsağlığı diliyorum.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üniversite camiasında derin üzüntüye neden olan vefat haberinin ardından öğrenciler ve mezunlar da sosyal medya üzerinden taziye mesajları paylaşmaya başladı.</p>

<p>Seher Uzun’un cenaze programına ilişkin resmi bir açıklama ise henüz yapılmadı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/itulu-ogrenci-seher-uzun-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-1278.jpeg" type="image/jpeg" length="70258"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay’dan Emsal Karar: Hastayı Görmeden Reçete Yazmak Sahtecilik Değil, Görevi Kötüye Kullanma]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yargitaydan-emsal-karar-hastayi-gormeden-recete-yazmak-sahtecilik-degil-gorevi-kotuye-kullanma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yargitaydan-emsal-karar-hastayi-gormeden-recete-yazmak-sahtecilik-degil-gorevi-kotuye-kullanma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 11. Ceza Dairesi, doktorların hastayı fiilen görmeden yalnızca beyana dayanarak muayene işlemi yapması ve reçete düzenlemesiyle ilgili dikkat çeken bir karara imza attı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kararda, söz konusu eylemin “sahtecilik” değil, Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde düzenlenen “görevi kötüye kullanma” suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p>Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin E. 2016/6461 ve K. 2019/4350 sayılı kararında, bir doktorun hastayı bizzat muayene etmeden, yalnızca hasta veya yakınlarının beyanına dayanarak muayene kaydı oluşturması ve reçete düzenlemesi hukuki açıdan değerlendirildi.</p>

<p>Kararda, bu tür işlemlerin gerçeğe aykırı belge düzenleme anlamına gelmediği, dolayısıyla “resmi belgede sahtecilik” suçunu oluşturmadığı ifade edildi. Ancak hekimin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi nedeniyle eylemin “görevi kötüye kullanma” kapsamında ele alınması gerektiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Muayene Yükümlülüğüne Vurgu</p>

<p>Yargıtay’ın değerlendirmesinde, hekimin tanı ve tedavi sürecini tıbbi kurallara uygun yürütme yükümlülüğü bulunduğuna dikkat çekildi. Hastanın görülmeden sistem üzerinden muayene edilmiş gibi işlem yapılmasının, kamu görevinin gereklerine aykırı bir davranış olduğu belirtildi.</p>

<p>Karar, özellikle sağlık hizmetlerinde kayıt işlemleri, reçete düzenlenmesi ve uzaktan değerlendirme süreçleri açısından önemli bir emsal niteliği taşıyor.</p>

<p>Hukuki Ayrım Dikkat Çekti</p>

<p>Kararda öne çıkan nokta, eylemin niteliğine ilişkin yapılan hukuki ayrım oldu. Yargıtay, doktorun yaptığı işlemin sahte bir belge üretmekten ziyade, görevin gereklerine aykırı hareket etme kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti.</p>

<p>Bu nedenle söz konusu fiilin, Türk Ceza Kanunu’nun 204. maddesindeki resmi belgede sahtecilik suçundan değil, TCK 257 kapsamında görevi kötüye kullanma suçundan değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.</p>

<p>Sağlık Çalışanları İçin Önemli Bir Hatırlatma</p>

<p>Uzmanlar, kararın özellikle elektronik reçete sistemleri ve sağlık bilişim altyapılarının yaygınlaştığı günümüzde hekimlerin mesleki sorumlulukları açısından önemli bir referans oluşturduğunu belirtiyor. Hastanın yeterli şekilde değerlendirilmeden muayene kaydı oluşturulması veya reçete düzenlenmesi halinde hem idari hem de cezai sorumluluk doğabileceğine dikkat çekiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>HUKUK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yargitaydan-emsal-karar-hastayi-gormeden-recete-yazmak-sahtecilik-degil-gorevi-kotuye-kullanma</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6495.jpeg" type="image/jpeg" length="87183"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Yasemin Açık, Tütün ve Nikotin Ürünleri Gençlere ‘Masum’ Gösteriliyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-yasemin-acik-tutun-ve-nikotin-urunleri-genclere-masum-gosteriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-yasemin-acik-tutun-ve-nikotin-urunleri-genclere-masum-gosteriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlığı Geliştirme ve Sigara ile Mücadele Derneği Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, tütün ve yeni nesil nikotin ürünlerinin gençler için giderek daha büyük bir tehdit haline geldiğini belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Prof. Dr. Açık, özellikle elektronik sigara, aromalı ürünler, dikkat çekici ambalajlar ve sosyal medya içerikleriyle nikotin bağımlılığının gençlere “zararsız” ya da “masum” gibi gösterildiğine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Gençleri Suçlamadan, Doğru Bilgiyle Güçlendirmeliyiz”</p>

<p>Tütün ve nikotin endüstrisinin gençleri hedef alan pazarlama stratejilerine karşı uyarıda bulunan Prof. Dr. Açık, gençlerin suçlanması yerine doğru bilgiyle güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Açık, “Bugün gençlerin karşısına yalnızca klasik sigara çıkmıyor. Elektronik sigara, aromalar, dikkat çekici ambalajlar ve sosyal medya içerikleriyle bu ürünler çoğu zaman daha hafif, masum ya da kabul edilebilir gösteriliyor. Oysa tehlike değişmiyor” dedi.</p>

<p>DSÖ Verileri Tehlikenin Boyutunu Gösteriyor</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde 13-15 yaş aralığındaki yaklaşık 40 milyon çocuk tütün, 15 milyon çocuk ise elektronik sigara kullanıyor. Bu yaş grubunda elektronik sigara kullanma olasılığının yetişkinlere göre ortalama dokuz kat daha yüksek olması, tehlikenin gençler açısından ne kadar büyüdüğünü ortaya koyuyor.</p>

<p>DSÖ, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü’nün bu yılki temasını “Çekiciliğin maskesini düşürmek: Tütün ve nikotin bağımlılığıyla mücadele” olarak belirledi.</p>

<p>Elazığ’da Tütün Kontrolü Kongresi Düzenlenecek</p>

<p>Prof. Dr. Yasemin Açık, 3-7 Haziran tarihlerinde Elazığ’da Uluslararası Katılımlı Ulusal Tütün Kontrolü Kongresi düzenleneceğini de açıkladı.</p>

<p>Kongrede tütünle mücadelede gelinen nokta, yeni nesil nikotin ürünleri, gençler arasında artan kullanım, dijital pazarlama yöntemleri ve politika önerileri bilimsel veriler ışığında ele alınacak.</p>

<p>“Tütünle Mücadelede Güçlü Bir Bilimsel Platforma İhtiyaç Var”</p>

<p>Her yıl yaklaşık 8 milyon insanın tütün ve nikotin ürünleri nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Prof. Dr. Açık, tütünle mücadelenin yalnızca sağlık alanının değil, kamu, akademi, sivil toplum ve politika yapıcıların ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti.</p>

<p>Açık, “Ürünlerdeki çeşitlenme, agresif pazarlama stratejileri, çocuklar ve gençler arasında artan kullanım ve uygulamada yaşanan zafiyetler, güçlü bir bilimsel platformun yeniden oluşturulmasını zorunlu kılıyor” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-yasemin-acik-tutun-ve-nikotin-urunleri-genclere-masum-gosteriliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-1272-1.jpeg" type="image/jpeg" length="49248"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenilketonüri nedir, nasıl anlaşılır?     Topuk kanı erken tanıda kritik]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fenilketonuri-nedir-nasil-anlasilir-topuk-kani-erken-tanida-kritik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fenilketonuri-nedir-nasil-anlasilir-topuk-kani-erken-tanida-kritik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenilketonüri, bebeklik döneminde belirti vermeden ilerleyebilen kalıtsal bir metabolizma hastalığıdır. Erken teşhis ve düzenli tedaviyle çocukların sağlıklı gelişimi desteklenebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Günlük hayatta sıradan görünen beslenme, fenilketonüri hastaları için hayati önem taşır. Çünkü bu hastalıkta proteinli gıdalardan alınan fenilalanin adlı madde vücutta birikebilir. Erken farkındalık, özellikle bebeklerde zihinsel ve nörolojik gelişimi korumak açısından kritik rol oynar.</p>

<p>Fenilketonüri nedir?</p>

<p>Fenilketonüri, kısaca PKU olarak da bilinen kalıtsal bir metabolizma hastalığıdır. Hastalıkta vücut, proteinli besinlerde bulunan fenilalanin adlı amino asidi yeterince parçalayamaz.</p>

<p>Fenilalanin kanda yükseldiğinde özellikle beyin gelişimi üzerinde olumsuz etki oluşturabilir. Bu nedenle fenilketonüri, doğumdan sonra erken dönemde tespit edilmesi gereken hastalıklar arasında yer alır.</p>

<p>Fenilketonüri neden olur?</p>

<p>Fenilketonüri genetik geçişli bir hastalıktır. Genellikle anne ve babanın taşıyıcı olduğu durumlarda çocukta ortaya çıkar.</p>

<p>Hastalık, fenilalanin hidroksilaz adlı enzimin yeterli çalışmamasıyla ilişkilidir. Bu enzim görevini yapamadığında fenilalanin vücutta birikir ve tedavi edilmezse ciddi gelişim sorunlarına yol açabilir.</p>

<p>Fenilketonüri nasıl anlaşılır?</p>

<p>Fenilketonüri çoğu bebekte doğumdan hemen sonra dışarıdan fark edilemeyebilir. Bu nedenle hastalığın anlaşılmasında yenidoğan taraması büyük önem taşır.</p>

<p>Tedavi edilmeyen vakalarda zamanla gelişme geriliği, nöbet, davranış sorunları, öğrenme güçlüğü, ciltte ve saçta açıklık, kusma, huzursuzluk ve küf benzeri farklı bir koku görülebilir. Ancak bu belirtiler başka hastalıklarla da karışabilir. Tanı yalnızca belirtilere bakılarak konulamaz.</p>

<p>Kimlerde daha sık görülür?</p>

<p>Fenilketonüri, ailesinde hastalık veya taşıyıcılık öyküsü bulunan bebeklerde daha yüksek risk taşır. Akraba evliliği de kalıtsal hastalıkların görülme ihtimalini artırabilir.</p>

<p>Ancak ailede bilinen bir hastalık öyküsü olmasa bile bebekte fenilketonüri görülebilir. Bu nedenle her yenidoğanın tarama testlerinden geçmesi önemlidir.</p>

<p>Ne zaman doktora gidilmeli?</p>

<p>Yenidoğan tarama testinde fenilketonüri açısından şüpheli sonuç çıkarsa ailelerin vakit kaybetmeden ilgili merkeze başvurması gerekir.</p>

<p>Bebekte gelişim geriliği, nöbet, beslenme sorunları, açıklanamayan kusma, davranış değişikliği veya öğrenme güçlüğü varsa çocuk doktoru tarafından değerlendirme yapılmalıdır. Geciken başvuru tabloyu ağırlaştırabilir.</p>

<p>Fenilketonüri için hangi doktora gidilir?</p>

<p>Fenilketonüri şüphesinde ilk başvuru çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına yapılabilir. Tanı ve takip sürecinde çocuk metabolizma hastalıkları uzmanı önemli rol oynar.</p>

<p>Beslenme tedavisi için metabolizma alanında deneyimli diyetisyen desteği de gerekir. Tedavi planı hastanın yaşına, kan fenilalanin düzeyine, büyüme durumuna ve klinik bulgularına göre belirlenir.</p>

<p>Fenilketonüri nasıl teşhis edilir?</p>

<p>Fenilketonüri teşhisinde en önemli basamak yenidoğan döneminde yapılan topuk kanı taramasıdır. Şüpheli sonuçlarda ileri kan testleri, fenilalanin düzeyi ölçümü ve gerekli durumlarda genetik inceleme yapılabilir.</p>

<p>Tarama testi tanı için yol göstericidir ancak kesin değerlendirme uzman hekim tarafından yapılmalıdır. Sonuçların düzenli takip edilmesi, tedavinin başarısı açısından büyük önem taşır.</p>

<p>Fenilketonüri tedavisi var mı?</p>

<p>Fenilketonüri tedavisinin temelini fenilalaninden kısıtlı özel beslenme planı oluşturur. Bu plan, normal büyüme ve gelişimi desteklerken kandaki fenilalanin düzeyini güvenli aralıkta tutmayı hedefler.</p>

<p>Bazı hastalarda sapropterin gibi ilaç tedavileri uygun olabilir. Bazı erişkin hastalarda ise enzim yerine koyma tedavisi seçenekleri gündeme gelebilir. Ancak bu tedaviler her hasta için uygun değildir; uzman değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>Fenilketonüri ölümcül müdür?</p>

<p>Fenilketonüri erken tanı ve düzenli tedaviyle yönetilebilen bir hastalıktır. Asıl risk, hastalığın geç fark edilmesi veya tedavinin aksatılmasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavi edilmeyen fenilketonüri, kalıcı zihinsel ve nörolojik sorunlara yol açabilir. Bu nedenle hastalık ciddiye alınmalı, yaşam boyu takip ihmal edilmemelidir.</p>

<p>Fenilketonüri kendiliğinden geçer mi?</p>

<p>Fenilketonüri kendiliğinden geçen bir hastalık değildir. Genetik temelli olduğu için yaşam boyu takip gerektirir.</p>

<p>Beslenme düzeni, kan değerleri ve gelişim süreci düzenli aralıklarla kontrol edilmelidir. Tedavinin bırakılması veya kontrolsüz protein alımı, fenilalanin düzeyinin yükselmesine neden olabilir.</p>

<p>Fenilketonüri nasıl önlenir?</p>

<p>Fenilketonürinin ortaya çıkması tamamen önlenemeyebilir; çünkü hastalık genetik geçişlidir. Ancak erken tanı ile hastalığın ağır sonuçları büyük ölçüde önlenebilir.</p>

<p>Bu nedenle yenidoğan taraması hayati önemdedir. Ailesinde fenilketonüri bulunan çiftlerin gebelik öncesinde genetik danışmanlık alması da risklerin anlaşılmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Fenilketonüri tedavisinde güncel gelişmeler neler?</p>

<p>Fenilketonüri tedavisinde en temel yaklaşım hâlâ erken tanı, düşük fenilalaninli beslenme, özel tıbbi ürünler ve düzenli kan takibidir. Güncel rehberler, fenilalanin kontrolünün çocuklukla sınırlı kalmaması, yaşam boyu sürdürülmesi gerektiğini vurgulamaktadır.</p>

<p>İlaç tedavileri arasında sapropterin, belirli hasta gruplarında fenilalanin düzeyini düşürmeye yardımcı olabilir. Pegvaliase ise özellikle fenilalanin düzeyi kontrol altına alınamayan bazı hastalarda kullanılan enzim tedavisi seçeneğidir. Son yıllarda bu tedavilerin yaş grubu ve kullanım alanlarıyla ilgili yeni onay ve çalışma verileri gündeme gelmiştir.</p>

<p>Ayrıca gen tedavisi ve yeni moleküller üzerinde araştırmalar sürmektedir. Ancak araştırma aşamasındaki yöntemler, onaylı standart tedavilerin yerine geçmiş değildir. Hangi tedavinin uygun olduğu hastanın genetik yapısına, fenilalanin düzeyine, yaşına, yan etki riskine ve uzman değerlendirmesine göre belirlenmelidir.</p>

<p>Kısa soru-cevap</p>

<p>Fenilketonüri kendiliğinden geçer mi?<br />
Hayır. Fenilketonüri yaşam boyu takip gerektiren kalıtsal bir metabolizma hastalığıdır.</p>

<p>Fenilketonüri belirtileri başka hastalıklarla karışır mı?<br />
Evet. Gelişim geriliği, nöbet, kusma veya davranış sorunları farklı hastalıklarda da görülebilir. Tanı için uzman değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>Fenilketonüri tedavisi gecikirse ne olur?<br />
Tedavi gecikirse fenilalanin birikimi beyin gelişimini olumsuz etkileyebilir ve kalıcı sorunlara yol açabilir.</p>

<p>Fenilketonüri bulaşıcı mı?<br />
Hayır. Fenilketonüri bulaşıcı değildir; genetik geçişli bir hastalıktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fenilketonuri-nedir-nasil-anlasilir-topuk-kani-erken-tanida-kritik</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 09:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-1268.jpeg" type="image/jpeg" length="95509"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kulak Temizliğinde Oksijenli Su Uyarısı: Herkes İçin Güvenli Değil]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kulak-temizliginde-oksijenli-su-uyarisi-herkes-icin-guvenli-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kulak-temizliginde-oksijenli-su-uyarisi-herkes-icin-guvenli-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak kiri temizlemek için oksijenli su (hidrojen peroksit) kullananların sayısı giderek artıyor. Ancak uzmanlar, bu yöntemin her durumda güvenli olmadığını ve bazı kişilerde ciddi sorunlara yol açabileceğini belirtiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kulak kanalında biriken kir (serumen), aslında kulağın doğal savunma sisteminin bir parçası. Toz, bakteri ve yabancı maddeleri tutarak kulağı koruyan bu madde çoğu zaman kendiliğinden dışarı atılıyor. Ancak bazı kişilerde aşırı birikim işitme azalması, dolgunluk hissi ve rahatsızlığa neden olabiliyor.</p>

<p>Oksijenli Su Kulak Kirini Nasıl Temizliyor?</p>

<p>Uzmanlara göre düşük konsantrasyonlu hidrojen peroksit, kulak kirini yumuşatıp parçalayarak temizlenmesini kolaylaştırabiliyor. Kulak içine damlatıldığında oluşan kabarcıklar, kirin gevşemesine yardımcı oluyor. Bu nedenle hidrojen peroksit içeren bazı kulak damlaları eczanelerde reçetesiz olarak satılıyor.</p>

<p>Herkes Kullanamaz</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her ne kadar yaygın olarak kullanılsa da uzmanlar bazı durumlarda hidrojen peroksitin kesinlikle kullanılmaması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Aşağıdaki durumlarda kulak içine oksijenli su damlatılması önerilmiyor:</p>

<ul>
 <li>Kulak zarı delikse,</li>
 <li>Kulakta tüp varsa,</li>
 <li>Yakın zamanda kulak ameliyatı geçirildiyse,</li>
 <li>Aktif kulak enfeksiyonu bulunuyorsa,</li>
 <li>Şiddetli kulak ağrısı varsa,</li>
 <li>Diyabet veya bağışıklık sistemini etkileyen bazı hastalıklar mevcutsa.</li>
</ul>

<p>Hangi Yan Etkilere Yol Açabilir?</p>

<p>Yanlış kullanım veya aşırı uygulama durumunda bazı kişilerde:</p>

<ul>
 <li>Kulak kanalında tahriş,</li>
 <li>Yanma hissi,</li>
 <li>Geçici işitme azalması,</li>
 <li>Baş dönmesi,</li>
 <li>Çınlama,</li>
 <li>Kulakta dolgunluk hissi</li>
</ul>

<p>görülebiliyor. Uzmanlar özellikle yüksek konsantrasyonlu veya seyreltilmemiş hidrojen peroksitin kulak dokusuna zarar verebileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p>Pamuklu Çubuklardan Daha Güvenli Mi?</p>

<p>Kulak burun boğaz uzmanları, pamuklu çubuk kullanımının çoğu zaman kulak kirini dışarı çıkarmak yerine daha derine ittiğini belirtiyor. Bu nedenle kulak kiri şikâyeti yaşayan kişilerin rastgele müdahaleler yerine hekim değerlendirmesine başvurması öneriliyor.</p>

<p>Uzmanlar Ne Öneriyor?</p>

<p>Uzmanlara göre çoğu insanın kulaklarını düzenli olarak temizlemesine gerek yok. Kulaklar doğal olarak kendi kendini temizleyebiliyor. İşitme kaybı, dolgunluk hissi, ağrı veya sık tekrarlayan kulak kiri problemi yaşayan kişilerin ise kulak burun boğaz uzmanına başvurması tavsiye ediliyor.</p>

<p>Sonuç</p>

<p>Hidrojen peroksit bazı kişilerde kulak kiri temizliğinde etkili olabilir. Ancak uzmanlar, kulak zarı problemi, enfeksiyon veya ameliyat öyküsü bulunan kişilerde ciddi riskler oluşturabileceğini belirtiyor. Bu nedenle kulak içine herhangi bir sıvı uygulamadan önce uzman görüşü almak önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kulak-temizliginde-oksijenli-su-uyarisi-herkes-icin-guvenli-degil</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-1267.jpeg" type="image/jpeg" length="29072"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Depresyon Ölüm Riskini İki Katına Çıkarıyor: 268 Çalışmanın Dev Analizi Çarpıcı Sonuçlar Ortaya Koydu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/depresyon-olum-riskini-iki-katina-cikariyor-268-calismanin-dev-analizi-carpici-sonuclar-ortaya-koydu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/depresyon-olum-riskini-iki-katina-cikariyor-268-calismanin-dev-analizi-carpici-sonuclar-ortaya-koydu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın farklı ülkelerinden milyonlarca kişinin verilerini kapsayan yeni bir meta-analiz, depresyonun yalnızca ruh sağlığını değil yaşam süresini de ciddi şekilde etkilediğini ortaya koydu. Araştırmaya göre depresyonu olan bireylerde tüm nedenlere bağlı ölüm riski yaklaşık iki kat artıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ruh sağlığı alanında yayımlanan kapsamlı bir araştırma, depresyonun sanılandan çok daha ağır sonuçlara yol açabileceğini gösterdi. World Psychiatry dergisinde yayımlanan sistematik derleme ve meta-analiz çalışmasında, depresyonun hem tüm nedenlere bağlı ölümler hem de belirli ölüm nedenleri üzerindeki etkisi incelendi.</p>

<p>Araştırmacılar, 268 farklı çalışmadan elde edilen verileri bir araya getirerek bugüne kadar yapılmış en kapsamlı analizlerden birini gerçekleştirdi.</p>

<p>28 Milyondan Fazla Kişinin Verisi İncelendi</p>

<p>Çalışmada toplam 28,3 milyondan fazla kişinin verileri değerlendirildi. Bunların yaklaşık 1,8 milyonunda depresyon bulunuyordu.</p>

<p>Araştırmanın sonuçlarına göre depresyonu olan bireylerde:</p>

<ul>
 <li>Tüm nedenlere bağlı ölüm riski yaklaşık 2,1 kat arttı.</li>
 <li>İntihar nedeniyle ölüm riski yaklaşık 9 kat yükseldi.</li>
 <li>Doğal nedenlere bağlı ölüm riski de belirgin şekilde arttı.</li>
</ul>

<p>Araştırmacılar, depresyonun yalnızca psikolojik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini, fiziksel sağlık üzerinde de ciddi etkiler oluşturduğunu vurguladı.</p>

<p>İntihar Riski En Çarpıcı Bulgulardan Biri Oldu</p>

<p>Analizde en dikkat çekici sonuçlardan biri intihar kaynaklı ölümler oldu.</p>

<p>Depresyon tanısı bulunan kişilerde intihar nedeniyle ölüm riski, depresyonu olmayan bireylere göre yaklaşık 9 kat daha yüksek bulundu.</p>

<p>Uzmanlar, bu sonucun depresyonun erken tanı ve etkin tedavisinin hayati önem taşıdığını gösterdiğini belirtti.</p>

<p>Psikotik ve Tedaviye Dirençli Depresyonda Risk Daha Da Yüksek</p>

<p>Araştırmada depresyonun her türünün aynı risk düzeyine sahip olmadığı da ortaya çıktı.</p>

<p>Özellikle:</p>

<ul>
 <li>Psikotik belirtiler eşlik eden depresyon,</li>
 <li>Tedaviye dirençli depresyon,</li>
</ul>

<p>gruplarında ölüm riskinin daha da arttığı görüldü.</p>

<p>Araştırmacılar, bu hastaların daha yakın takip edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Antidepresan Tedavisi Ölüm Riskini Azaltabilir</p>

<p>Çalışmanın dikkat çeken bir diğer bulgusu ise tedavinin etkisi oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmaya göre antidepresan kullanan depresyon hastalarında ölüm riski, kullanmayanlara kıyasla anlamlı derecede daha düşük bulundu.</p>

<p>Benzer şekilde elektrokonvülsif tedavi (EKT) uygulanan kişilerde de ölüm riskinin azaldığı görüldü.</p>

<p>Araştırmacılar, bu sonuçların depresyon tedavisinin yalnızca semptomları azaltmakla kalmayıp yaşam süresi üzerinde de olumlu etkiler oluşturabileceğine işaret ettiğini belirtti.</p>

<p>Uzmanlar Ne Diyor?</p>

<p>Araştırmacılar, depresyonun küresel ölçekte önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu ve yalnızca ruh sağlığı hizmetleriyle değil fiziksel sağlık takibiyle de ele alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Çalışma ekibine göre:</p>

<p>“Depresyonla ilişkili ölüm farkını azaltmak için fiziksel sağlığın iyileştirilmesi, intihar riskinin azaltılması, antidepresan tedavisinin optimize edilmesi ve yüksek riskli hastaların erken dönemde belirlenmesi büyük önem taşıyor.”</p>

<p>Bu Sonuç Ne Anlama Geliyor?</p>

<p>Araştırma, depresyonun sadece kişinin ruh halini etkileyen bir hastalık olmadığını, yaşam süresi üzerinde de önemli sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Uzmanlar, uzun süren mutsuzluk, ilgi kaybı, umutsuzluk, uyku ve iştah değişiklikleri gibi belirtiler yaşayan kişilerin profesyonel destek almalarının önemine dikkat çekiyor.</p>

<p></p>

<p>Kaynak</p>

<p>Çalışma Adı: All-cause and cause-specific mortality in people with depression: a large-scale systematic review and meta-analysis of relative risk and aggravating or attenuating factors, including antidepressant treatment<br />
Dergi: World Psychiatry<br />
Yayın Tarihi: 2025<br />
Araştırma Türü: Sistematik derleme ve meta-analiz<br />
Kapsam: 268 çalışma, 28,3 milyondan fazla katılımcı</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>RUH SAĞLIĞI</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/depresyon-olum-riskini-iki-katina-cikariyor-268-calismanin-dev-analizi-carpici-sonuclar-ortaya-koydu</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 09:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-1265.jpeg" type="image/jpeg" length="18714"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe’de Serhou Guirassy kulisi: Büyük hamle masada mı?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-serhou-guirassy-kulisi-buyuk-hamle-masada-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-serhou-guirassy-kulisi-buyuk-hamle-masada-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Borussia Dortmund’un yıldız golcüsü Serhou Guirassy, yabancı basında yeniden Fenerbahçe ile anılıyor. Son günlerde çıkan haberlerde sarı lacivertlilerin dosyayı tamamen kapatmadığı, oyuncunun durumunun ise Avrupa’daki büyük kulüplerin hamlelerine göre şekillenebileceği aktarılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fenerbahçe’de yaz transfer döneminin en ses getiren kulislerinden biri Serhou Guirassy başlığı olmaya devam ediyor. Yabancı basında yer alan son haberler, bu dosyanın sıradan bir söylenti olmaktan çıkıp dikkatle izlenen bir transfer kulisine dönüştüğünü gösteriyor. Ancak şu aşamada ortada resmi bir anlaşma ya da kulüpler arasında sonuçlanmış bir süreç olduğuna dair güçlü bir doğrulama bulunmuyor.</p>

<p>Yabancı basın ne yazdı?</p>

<p>Foot Africa’da yayımlanan haberde, Fenerbahçe’nin Guirassy için “sansasyonel” bir hamle planladığı ve Aziz Yıldırım cephesinin oyuncuyla anlaşma sağladığı öne sürüldü. Aynı haberde bu girişimin yaz döneminin büyük dosyalarından biri olabileceği vurgulandı.</p>

<p>Goal’un Borussia Dortmund odaklı transfer dosyasında ise tablo biraz daha temkinli çizildi. Haberde, Guirassy’nin ayrılığa açık olduğu yönündeki söylemler aktarılırken Fenerbahçe’nin Borussia Dortmund ile temas başlattığı, oyuncu temsilcilerinin de Alman kulübünün bonservis beklentisinde esneme olabileceği yönünde sinyal verdiği belirtildi. Bu detay, kulisin tamamen masa dışı olmadığını gösterse de işin henüz sonuç aşamasına gelmediğine işaret ediyor.</p>

<p>Guirassy cephesinde tablo ne?</p>

<p>Yabancı basındaki bir başka ortak nokta, Guirassy’nin Borussia Dortmund’dan ayrılık ihtimalinin ciddi biçimde konuşuluyor olması. Goal’un 12 Mayıs tarihli haberinde oyuncunun yaz döneminde ayrılmak istediği aktarılırken, farklı kaynaklarda da futbolcunun yeni bir maceraya sıcak baktığı yazıldı. Foot Africa’nın daha önceki haberlerinde ise oyuncunun sözleşmesindeki serbest kalma maddesinin transfer piyasasını hareketlendirdiği öne sürüldü.</p>

<p>Bu tablo Fenerbahçe açısından önemli. Çünkü dosyanın canlı kalmasının ana sebebi yalnızca sarı lacivertlilerin ilgisi değil, oyuncunun geleceğinin gerçekten belirsiz olması. Başka bir deyişle bu kulis, tek taraflı bir “ilgi” haberi gibi durmuyor. Oyuncu cephesindeki hareketlilik de dosyayı ayakta tutuyor.</p>

<p>Transfer neden zor görünüyor?</p>

<p>Guirassy adı büyük olduğu kadar zor bir dosya izlenimi de veriyor. Yabancı basında oyuncuyla Premier League ve Serie A kulüplerinin de ilgilendiği, ayrıca daha üst seviye Avrupa seçeneklerinin devreye girme ihtimalinin bulunduğu aktarılıyor. Goal’da yer alan haberde Real Madrid, Manchester City, Tottenham ve Milan gibi kulüplerin de çevrede olduğu belirtilirken, henüz üst düzey bir kulübün resmi adımı atmadığı kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle Fenerbahçe cephesindeki kulis güçlü görünse de dosyanın önünde ciddi rekabet engeli var. Transferin gerçekleşmesi için yalnızca oyuncuyla temas yetmeyebilir; bonservis şartları, maaş dengesi ve Avrupa’dan gelecek diğer hamleler belirleyici olabilir. Bu noktada kulis var, ateş var; ama dumanın içinden henüz net bir imza görünmüyor.</p>

<p>Fenerbahçe için ne anlama geliyor?</p>

<p>Fenerbahçe’nin Guirassy ile anılması, kulübün forvet hattında büyük profile yöneldiğini gösteriyor. Bu kulis gerçekleşirse yalnızca bir santrfor transferi değil, doğrudan vitrini büyüten bir hamle olur. Ancak mevcut verilerle bakıldığında dosya hâlâ “yüksek profilli ama sisli” kategorisinde duruyor. En net cümle şu: Fenerbahçe ilgisi yabancı basında canlı, fakat transferin bittiğini söylemek için erken.</p>

<p>Sonuç ne söylüyor?</p>

<p>Serhou Guirassy dosyası, Fenerbahçe’nin bu yaz en çok konuşulacak kulislerinden biri olmaya aday. Yabancı basında çıkan haberler, sarı lacivertlilerin bu ismi ciddi biçimde yokladığını düşündürüyor. Buna karşın şu aşamada resmi teklif, kulüpler arası mutabakat ya da imza aşamasını doğrulayan güçlü ve bağımsız bir zincir oluşmuş değil. Bu yüzden dosyayı “çok büyük ama henüz netleşmemiş transfer kulisi” olarak okumak daha doğru görünüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-serhou-guirassy-kulisi-buyuk-hamle-masada-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 06:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/genel/i-m-g-0551.jpeg" type="image/jpeg" length="85154"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor’da Sidny Cabral dosyası ısınıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonsporda-sidny-cabral-dosyasi-isiniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonsporda-sidny-cabral-dosyasi-isiniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor, Sidny Lopes Cabral transferinde yabancı basına göre önemli mesafe aldı. Portekiz’den gelen son haberlerde Benfica ile yürütülen görüşmelerin ileri aşamaya geldiği belirtiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>A Bola’nın haberine göre Sidny’nin Trabzonspor’a transferi “oldukça iyi yolda” ve yaklaşık 10 milyon euro seviyesinde bir çerçeve üzerinde ilerleniyor. Aynı yayın grubundaki önceki haberlerde de bordo mavili kulübün bu transferi bir an önce bitirmek istediği vurgulanmıştı. Bu nedenle Sidny dosyası, artık sıradan bir ilgi haberinden çıkıp “yakın izlenmesi gereken” başlıklardan biri haline geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>23 yaşındaki oyuncunun kanat bek özellikleri ve Benfica bağlantısı, transferin profilini büyütüyor. Yine de resmi açıklama gelmeden kesin ifade kullanmak için erken. Ama şu net: Trabzonspor’da dış basına yansıyan en sıcak savunma kulislerinden biri şu an Sidny Cabral. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonsporda-sidny-cabral-dosyasi-isiniyor</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 05:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-1256.jpeg" type="image/jpeg" length="42056"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Denizli-Aydın Otoyolu’nda Otobüs Faciası: Hayatını Kaybedenlerin İsimleri Belli Oldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/denizlide-yolcu-otobusu-alev-aldi-cok-sayida-olu-ve-yarali-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/denizlide-yolcu-otobusu-alev-aldi-cok-sayida-olu-ve-yarali-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli-Aydın Otoyolu’nda yolcu otobüsünün bariyerlere çarptıktan sonra alev alması sonucu meydana gelen feci kazada hayatını kaybedenlerin isimleri belli oldu. Kurban Bayramı tatilinin son gününde yaşanan kazada 8 kişi hayatını kaybetti, 32 kişi yaralandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kaza, Aydın’dan Denizli istikametine seyir halinde olan yolcu otobüsünün Sarayköy çıkışı yakınlarında kontrolden çıkmasıyla meydana geldi. İçinde yaklaşık 45 yolcunun bulunduğu belirtilen otobüs, henüz belirlenemeyen bir nedenle bariyerlere çarptı. Çarpmanın ardından araçta yangın çıktı.</p>

<p>Hayatını Kaybedenlerin İsimleri Açıklandı</p>

<p>Kazada yaşamını yitirenlerin cenazeleri, Denizli Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığı morguna kaldırıldı. İlk belirlemelere göre hayatını kaybedenlerin kaptan şoför Mustafa Fevzi Mertun, Merve Erik, Hayriye Arıkan, Civan Şen, 9 aylık Eyüp Miraç Şen, Zehra Eyiol, Fatma Kartal ve Kırgız uyruklu Gültilay Biğa olduğu belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazanın en küçük kurbanı olan 9 aylık Eyüp Miraç Şen’in babasının kucağında hayatını kaybettiği öğrenildi.</p>

<p>Otobüs Alev Topuna Döndü</p>

<p>Çarpmanın ardından kısa sürede alevlere teslim olan otobüste büyük panik yaşandı. Yolcular araçtan çıkmaya çalışırken, ihbar üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye, sağlık, polis ve jandarma ekibi sevk edildi.</p>

<p>İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle yangın kontrol altına alındı. Tamamen yanan otobüs kullanılamaz hale gelirken, yaralılar ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı.</p>

<p>Soruşturma Devam Ediyor</p>

<p>Kaza nedeniyle otoyolda trafik bir süre kontrollü olarak sağlandı. Olay yerinde yapılan ilk incelemelerin ardından kazanın kesin nedeninin belirlenmesi için geniş çaplı soruşturma başlatıldı.</p>

<p>Yetkililerin teknik ve adli incelemesinin ardından kazaya ilişkin yeni detayların kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/denizlide-yolcu-otobusu-alev-aldi-cok-sayida-olu-ve-yarali-var</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 05:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-1255.jpeg" type="image/jpeg" length="89226"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Polatlı’nın Sevilen Hekimi Dr. Süleyman Uysal Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/polatlinin-sevilen-hekimi-dr-suleyman-uysal-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/polatlinin-sevilen-hekimi-dr-suleyman-uysal-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Polatlı’da uzun yıllar hekimlik yaparak binlerce hastaya şifa olan Dr. Süleyman Uysal’ın vefatı, ilçede büyük üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meslek yaşamı boyunca sağlık alanındaki hizmetleriyle tanınan Uysal, Polatlı’nın sevilen ve saygı duyulan isimleri arasında yer alıyordu. Bir dönem aktif siyasette de görev alan Dr. Uysal’ın, Anavatan Partisi’nden Polatlı Belediye Başkan Adayı olduğu öğrenildi.</p>

<p>İki çocuk babası olan Dr. Süleyman Uysal’ın, Polatlı’nın tanınmış hekimlerinden Dr. Gül Uysal’ın eşi olduğu belirtildi. Uysal’ın vefat haberi ailesi, yakınları, meslektaşları ve kendisini tanıyan çok sayıda vatandaş tarafından derin üzüntüyle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Süleyman Uysal’ın cenazesinin, pazar günü ikindi namazına müteakip Antalya Kurşunlu Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlanacağı bildirildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/polatlinin-sevilen-hekimi-dr-suleyman-uysal-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 05:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-1248.jpeg" type="image/jpeg" length="93349"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nikotinsiz Vape Masum Değil: Akciğerden Kalbe Uzanan Riskler Araştırmalarda Görüldü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/nikotinsiz-vape-masum-degil-akcigerden-kalbe-uzanan-riskler-arastirmalarda-goruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/nikotinsiz-vape-masum-degil-akcigerden-kalbe-uzanan-riskler-arastirmalarda-goruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Nikotinsiz” etiketiyle pazarlanan elektronik sigaralar, zararsız buhar algısıyla yaygınlaşıyor. Ancak klinik veriler, toksikoloji çalışmaları ve sağlık otoritelerinin uyarıları, nikotin içermeyen vape ürünlerinin de solunum yolları, akciğer dokusu ve kalp-damar sistemi üzerinde risk oluşturabileceğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Elektronik sigara kullanımında en sık duyulan savunmalardan biri, “Bunda nikotin yok” ifadesi. Fakat uzmanlara göre vape ürünlerinde risk yalnızca nikotinle sınırlı değil. Cihazda ısıtılan sıvılar, aroma vericiler, propilen glikol, bitkisel gliserin, uçucu organik bileşikler, aldehitler ve bazı cihaz kaynaklı metal parçacıkları solunum yoluyla doğrudan vücuda alınabiliyor.</p>

<p>Cleveland Clinic’in değerlendirmesine göre nikotinsiz vape ürünleri bile akciğer dokusuna zarar verebilecek ve kana karışabilecek uçucu organik bileşikler içerebiliyor. Bu nedenle “nikotinsiz” ifadesi, “güvenli” anlamına gelmiyor.</p>

<p>Nikotinsiz Vape Neden Riskli?</p>

<p>Elektronik sigara sıvılarında genellikle taşıyıcı madde olarak propilen glikol ve bitkisel gliserin kullanılıyor. Bunlara farklı aroma kimyasalları ekleniyor. Bu maddelerin bazıları gıda ürünlerinde kullanılabiliyor. Ancak uzmanların altını çizdiği temel nokta şu: Bir maddenin yenilebilir olması, solunmasının güvenli olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Vape cihazları sıvıyı ısıtarak aerosol hâline getiriyor. Bu süreçte formaldehit, asetaldehit ve akrolein gibi solunum yolları açısından zararlı bileşikler oluşabiliyor. Bu maddeler akciğer dokusunda tahriş, iltihabi yanıt ve oksidatif stresle ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Bu yüzden nikotin bulunmasa bile kullanıcı yalnızca “su buharı” solumuyor. Solunan şey, kimyasal içerikli bir aerosol.</p>

<p>“Nikotinsiz” Etiketi Her Zaman Güvenilir mi?</p>

<p>Uzmanlara göre bu konuda da soru işaretleri var. Nikotinsiz olarak pazarlanan bazı ürünlerde üretim hatası, yanlış etiketleme ya da çapraz bulaşma nedeniyle nikotin bulunabileceği belirtiliyor. Bu durum özellikle gençler ve sigarayı bırakmaya çalışan kişiler açısından önemli bir risk oluşturuyor.</p>

<p>Kullanıcı nikotinden uzak durduğunu düşünürken farkında olmadan bağımlılık yapıcı maddeye maruz kalabiliyor. Bu nedenle yalnızca ürün etiketine bakarak güvenlik değerlendirmesi yapmak yeterli görülmüyor.</p>

<p>Klinik Tablo: EVALI Nedir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vape kullanımıyla ilişkilendirilen en ciddi klinik tablolardan biri EVALI olarak biliniyor. Bu ifade, “elektronik sigara veya vaping ürünü kullanımıyla ilişkili akciğer hasarı” anlamına geliyor.</p>

<p>EVALI tablosunda hastalarda nefes darlığı, öksürük, göğüs ağrısı, ateş, halsizlik, bulantı, kusma ve ishal gibi belirtiler görülebiliyor. Bazı vakalarda tablo ağırlaşarak hastaneye yatış gerektirebiliyor.</p>

<p>ABD’de 2019-2020 döneminde EVALI salgını sırasında binlerce hastaneye yatış ve çok sayıda ölüm bildirilmişti. Bu vakaların önemli bölümü THC içeren ürünlerle ilişkilendirilse de olay, vape aerosolünün akciğerler üzerinde ciddi hasar oluşturabileceğini gösteren en çarpıcı halk sağlığı uyarılarından biri oldu.</p>

<p>Araştırmalar Nikotinsiz Buharda Ne Buldu?</p>

<p>Nikotinsiz e-sigara buharı üzerine yapılan laboratuvar çalışmalarında, insan hava yolu hücrelerinde inflamasyonla ilişkili yanıtların arttığı bildirildi. Bazı çalışmalarda nikotinsiz e-buhara maruz kalan hücrelerde IL-6 gibi iltihabi belirteçlerin yükseldiği, mukus üretimiyle ilişkili mekanizmaların uyarılabildiği gösterildi.</p>

<p>Bu bulgular, zararın yalnızca nikotine bağlanamayacağını ortaya koyuyor. Yani nikotin çıkarılsa bile ısıtılmış kimyasal karışımın akciğer hücreleri üzerinde biyolojik etkileri devam edebiliyor.</p>

<p>Kalp-Damar Sistemi de Etkilenebilir</p>

<p>Vape ürünleri çoğunlukla akciğer sağlığı üzerinden tartışılsa da kalp-damar sistemi açısından da soru işaretleri bulunuyor. Son yıllarda yapılan değerlendirmelerde elektronik sigara aerosolünün damar fonksiyonları, inflamasyon, oksidatif stres ve ritim bozukluğu potansiyeli üzerinden kardiyovasküler etkiler oluşturabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Nikotinsiz ürünler için uzun dönemli insan verileri hâlâ sınırlı. Ancak mevcut bulgular, “nikotin yoksa kalbe etkisi de yoktur” düşüncesinin güvenli bir varsayım olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Aroma Kimyasalları Masum Görünse de Risk Taşıyabilir</p>

<p>Vape ürünlerini cazip hâle getiren en önemli unsurlardan biri aromalar. Meyve, nane, tatlı, vanilya ve mentol aromaları özellikle genç kullanıcılar için ürünü daha çekici hâle getiriyor.</p>

<p>Ancak aroma maddelerinin solunum yoluyla alınması ayrı bir risk alanı. Gıdada kullanılan bir aroma maddesi sindirim sistemi için değerlendirilmiş olabilir; fakat aynı kimyasalın akciğer dokusuna doğrudan çekilmesi farklı sonuçlar doğurabilir.</p>

<p>Bazı araştırmalar, aromalı e-sigara aerosollerinin inflamasyon ve oksidatif stres mekanizmalarını artırabileceğine işaret ediyor. Bu nedenle “doğal aroma” ya da “nikotinsiz aroma” ifadeleri güvenlik garantisi olarak görülmemeli.</p>

<p>Gençler İçin Tehlike Daha Büyük</p>

<p>Elektronik sigara ve vape ürünleri özellikle gençler açısından ayrı bir halk sağlığı sorunu hâline geldi. Renkli ambalajlar, aromalı seçenekler ve sosyal medyadaki “zararsız buhar” algısı, bu ürünlerin daha kolay normalleşmesine yol açıyor.</p>

<p>Oysa sağlık otoriteleri, gençler ve genç yetişkinler için elektronik sigara kullanımının güvenli olmadığını vurguluyor. Nikotin içeren ürünlerde bağımlılık, beyin gelişimi, dikkat ve öğrenme süreçleri açısından riskler öne çıkarken; nikotinsiz ürünlerde de solunum yolları ve kimyasal maruziyet açısından endişeler devam ediyor.</p>

<p>Astım ve KOAH Hastaları Daha Dikkatli Olmalı</p>

<p>Astım, KOAH, kronik bronşit veya alerjik hava yolu hastalığı bulunan kişiler için vape aerosolü daha belirgin sorunlara yol açabilir. Solunum yolları zaten hassas olan bireylerde bu kimyasal aerosol öksürük, nefes darlığı, hırıltı ve göğüs sıkışması gibi belirtileri artırabilir.</p>

<p>Uzmanlara göre kronik solunum hastalığı olan bireylerin “nikotinsiz” olsa bile vape ürünlerinden uzak durması daha güvenli bir yaklaşım.</p>

<p>Sigarayı Bırakmak İçin Güvenli Bir Yöntem mi?</p>

<p>Bazı yetişkin sigara kullanıcıları elektronik sigarayı sigarayı bırakmak için geçiş aracı olarak görüyor. Ancak sağlık otoriteleri, bu noktada dikkatli bir ayrım yapılması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Elektronik sigaralar, sigara içen yetişkinlerde tamamen sigaradan uzaklaşma sağlandığında bazı zararlı maruziyetleri azaltabilir. Fakat bu, ürünlerin risksiz olduğu anlamına gelmez. Ayrıca nikotinsiz vape ürünlerinin sigarayı bırakmada etkili ve güvenli bir yöntem olduğuna dair güçlü bir bilimsel kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Sigarayı bırakmak isteyen kişilerin hekim desteğiyle, kanıta dayalı yöntemlere yönelmesi öneriliyor.</p>

<p>Uzmanların Ortak Mesajı: Güvenli Vape Yok</p>

<p>Bugüne kadar elde edilen veriler, nikotinsiz vape ürünlerinin güvenli olduğunu göstermiyor. Tam tersine, nikotin içermeyen ürünlerde bile akciğerleri tahriş edebilecek, inflamasyonu artırabilecek ve vücutta kimyasal maruziyete yol açabilecek bileşenler bulunabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle uzmanların mesajı net:</p>

<p>Nikotinsiz olması, zararsız olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Sonuç: Etiket Değil, Solunan Kimyasal Önemli</p>

<p>Nikotinsiz vape ürünleri, pazarlama dilinde “hafif”, “temiz”, “doğal” veya “zararsız” gibi algılanabiliyor. Ancak bilimsel veriler, bu ürünlerin akciğer sağlığı açısından güvenli kabul edilemeyeceğini gösteriyor.</p>

<p>Solunan şey basit bir buhar değil; ısıtılmış kimyasallardan oluşan bir aerosol. Bu aerosol akciğer hücreleriyle doğrudan temas ediyor, hava yollarını tahriş edebiliyor ve bazı bileşenleri kana karışabiliyor.</p>

<p>Özellikle gençler, hamileler, astım ve KOAH hastaları, kalp-damar hastalığı olanlar ve sigara kullanmayan bireyler için nikotinsiz vape ürünleri ciddi bir risk kapısı olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kaynak</p>

<p>Cleveland Clinic Health Essentials, “Nicotine-Free Vaping: What You Should Know”, 2026.<br />
CDC, “Health Effects of Vaping”, 2025.<br />
FDA, “E-Cigarettes, Vapes, and Other Electronic Nicotine Delivery Systems”, 2026.<br />
CDC, EVALI salgını klinik verileri.<br />
Gellatly ve ark., “Nicotine-Free e-Cigarette Vapor Exposure Stimulates IL6 and Mucin Production in Human Small Airway Epithelial Cells”, 2020.<br />
Kassem ve ark., e-sigara içeriklerinin toksisitesine ilişkin derleme, 2024. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/nikotinsiz-vape-masum-degil-akcigerden-kalbe-uzanan-riskler-arastirmalarda-goruldu</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 01:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-1243.jpeg" type="image/jpeg" length="12074"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Böbrek Hastalarında Umut Veren Tansiyon İlacı: Kan Basıncını Düşürdü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bobrek-hastalarinda-umut-veren-tansiyon-ilaci-kan-basincini-dusurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bobrek-hastalarinda-umut-veren-tansiyon-ilaci-kan-basincini-dusurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kronik böbrek hastalığı ve kontrol altına alınamayan yüksek tansiyonla mücadele eden milyonlarca hasta için dikkat çekici bir gelişme yaşandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mineralys Therapeutics tarafından geliştirilen deneysel ilaç lorundrostat, yeni açıklanan faz 3 çalışma verilerinde hem tansiyonu düşürdü hem de böbrek hasarıyla ilişkili bazı göstergelerde iyileşme sinyali verdi.</p>

<p>Yüksek tansiyon, kronik böbrek hastalığının hem nedeni hem de sonucu olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, tansiyon kontrolünün sağlanamamasının kalp-damar hastalıkları, böbrek yetmezliği ve erken ölüm riskini artırdığına dikkat çekiyor. Bu nedenle yeni tedavi seçenekleri tıp dünyasında yakından takip ediliyor.</p>

<p>Araştırmada Ne Bulundu?</p>

<p>Avrupa Hipertansiyon ve Kardiyovasküler Koruma Toplantısı’nda (ESH 2026) sunulan verilere göre, günde tek doz kullanılan lorundrostat isimli deneysel ilaç, kronik böbrek hastalığı bulunan hipertansiyon hastalarında anlamlı düzeyde kan basıncı düşüşü sağladı.</p>

<p>800 kişinin yer aldığı faz 3 Launch-HTN çalışmasının analizinde, kronik böbrek hastalığı bulunan 192 hastada ilacın 12 hafta sonunda sistolik kan basıncında plaseboya göre 9,6 mmHg’lik düşüş sağladığı bildirildi. Böbrek hastalığı bulunmayan grupta ise bu düşüş 12,2 mmHg olarak ölçüldü.</p>

<p>Böbrek Hasarı Göstergelerinde de Azalma Görüldü</p>

<p>Araştırmacılar, kronik böbrek hastalarında böbrek hasarının önemli göstergelerinden biri olan idrarda albümin düzeylerinde de dikkat çekici düşüşler gözlemledi.</p>

<p>Özellikle başlangıçta yüksek albümin düzeyine sahip hastalarda, lorundrostat kullanımının idrardaki albümin/kreatinin oranını yarıdan fazla azalttığı bildirildi. Bu bulgu, ilacın yalnızca tansiyon kontrolüne değil, böbrek korunmasına da katkı sağlayabileceği ihtimalini gündeme taşıdı.</p>

<p>Hastaların Büyük Bölümü Birden Fazla İlaç Kullanıyordu</p>

<p>Çalışmaya katılan kronik böbrek hastalarının yaklaşık yüzde 71’inin başlangıçta üç veya daha fazla tansiyon ilacı kullandığı belirtildi. Buna rağmen tansiyonlarının kontrol altına alınamadığı ifade edildi.</p>

<p>Bu durum, dirençli hipertansiyon tedavisinde yeni mekanizmalara sahip ilaçlara neden ihtiyaç duyulduğunu bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p>İlaç Nasıl Etki Ediyor?</p>

<p>Lorundrostat, tansiyonun yükselmesine neden olabilen aldosteron adlı hormonun üretimini baskılayan yeni nesil bir ilaç sınıfında yer alıyor.</p>

<p>Bu yaklaşım, klasik tansiyon ilaçlarından farklı olarak doğrudan hormonal mekanizmayı hedefliyor. Aynı alanda geliştirilen ve yakın zamanda ABD’de onay alan AstraZeneca’nın Baxfendy (baxdrostat) isimli ilacı da benzer şekilde aldosteron üretimini engelliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>FDA Kararı Bekleniyor</p>

<p>Mineralys Therapeutics, daha önceki çalışmalarda da lorundrostatın dirençli hipertansiyon hastalarında anlamlı kan basıncı düşüşü sağladığını açıklamıştı. Şirketin ilacı şu anda ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından değerlendiriliyor ve kararın Aralık 2026’ya kadar verilmesi bekleniyor.</p>

<p>Bu Sonuç Neden Önemli?</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne göre hipertansiyon yaklaşık 1,4 milyar insanı etkiliyor ve erken ölümlerin en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Kronik böbrek hastalarında ise tansiyon kontrolü çoğu zaman çok daha zor hale geliyor.</p>

<p>Bu nedenle hem tansiyonu düşüren hem de böbrek hasarı göstergelerinde iyileşme sağlayabilecek yeni tedaviler, nefroloji ve kardiyoloji alanında büyük önem taşıyor.</p>

<p>Çalışmanın Sınırları Neler?</p>

<p>Sunulan veriler umut verici olsa da sonuçlar henüz bilimsel toplantıda açıklanan analizlere dayanıyor. İlacın uzun dönem etkileri, gerçek yaşam sonuçları ve olası yan etkileriyle ilgili daha geniş değerlendirmelerin tamamlanması gerekiyor. Ayrıca ilacın henüz rutin klinik kullanım için FDA onayı almadığı da unutulmamalı.</p>

<p>Kaynak</p>

<p>Çalışma: Phase 3 Launch-HTN Trial Lorundrostat Analizi<br />
Sunum: European Meeting on Hypertension and Cardiovascular Protection (ESH 2026)<br />
Şirket: Mineralys Therapeutics<br />
Tarih: 30 Mayıs 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bobrek-hastalarinda-umut-veren-tansiyon-ilaci-kan-basincini-dusurdu</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 01:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-1242.jpeg" type="image/jpeg" length="13285"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Terminal Dönem Nedir? İnsan Ölüm Yaklaştığında Ne Yaşar, Ne Hisseder?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/terminal-donem-nedir-insan-olum-yaklastiginda-ne-yasar-ne-hisseder</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/terminal-donem-nedir-insan-olum-yaklastiginda-ne-yasar-ne-hisseder" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terminal dönem, tıbbi olarak hastalığın artık iyileştirici tedavilerle geri döndürülemediği, yaşamın son evresine girildiği dönemdir. Bu süre bazı hastalarda aylarla, bazılarında haftalarla, bazılarında ise günlerle sınırlı olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Terminal dönem yalnızca bedenin zayıfladığı bir süreç değildir; aynı zamanda insanın hayatı, sevdikleri, pişmanlıkları, inancı, korkuları ve umutlarıyla yeniden yüzleştiği derin bir geçiş dönemidir.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne göre palyatif bakım, yaşamı tehdit eden hastalıklarla karşı karşıya kalan hasta ve ailelerin yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan; ağrı, fiziksel belirtiler, psikososyal sorunlar ve manevi ihtiyaçları birlikte ele alan bir yaklaşımdır. Bu nedenle terminal dönem yalnızca “ölümü bekleme” hali değildir. Aksine, hastanın acısını azaltmak, onurunu korumak, korkularını hafifletmek ve kalan zamanı mümkün olduğunca anlamlı kılmak için özel bir bakım dönemidir. (Dünya Sağlık Örgütü)</p>

<p>Terminal Dönemde Bedende Neler Olur?</p>

<p>Terminal dönemde vücut yavaş yavaş enerjisini koruma moduna geçer. Hasta daha çabuk yorulur, daha fazla uyumak ister, yemek yeme ve su içme isteği azalabilir. Bu durum çoğu zaman yakınları endişelendirse de yaşamın son evresinde metabolizmanın doğal yavaşlamasının bir parçası olabilir.</p>

<p>Son günlere yaklaşıldığında halsizlik, uyku hali, iştahsızlık, nefes darlığı, ağrı, mide bulantısı, yutma güçlüğü, idrar miktarında azalma, ellerde ve ayaklarda soğuma, bilinçte dalgalanma ve iletişim kurma isteğinde azalma görülebilir. Ulusal Kanser Enstitüsü’nün hasta bilgilendirme kaynaklarında da yaşamın son günlerinde yorgunluk, idrar azalması, soğuk veya morumsu el ve ayaklar, düzensiz kalp atımı, tansiyon düşüklüğü ve solunum düzeninde değişiklikler görülebileceği belirtilmektedir. (Kanser.gov)</p>

<p>Bilimsel çalışmalar, ölüm yaklaştıkça bazı belirtilerin belirginleştiğini göstermektedir. Son haftalarda nefes darlığı, ağrı, solunum sekresyonları, bilinç bulanıklığı ve yorgunluk sık görülen klinik bulgular arasındadır. Ancak her hasta aynı belirtileri aynı sırayla yaşamaz. Terminal dönem, cetvelle ölçülen mekanik bir süreç değil; hastalığın türüne, yaşa, kullanılan ilaçlara, bakım koşullarına ve kişinin genel sağlık durumuna göre değişen bireysel bir yolculuktur. (PMC)</p>

<p>Kişi Ruhsal Olarak Ne Hisseder?</p>

<p>Terminal dönemde insanın ruh hali çoğu zaman dalgalıdır. Bir gün konuşmak, anlatmak ve sevdikleriyle vakit geçirmek isterken; başka bir gün sessizlik, yalnızlık ve içe çekilme ihtiyacı duyabilir. Bu durum her zaman depresyon anlamına gelmez. Bazen kişi enerjisini korumak, düşüncelerini toparlamak veya yaklaşan sona zihinsel olarak hazırlanmak ister.</p>

<p>Bu dönemde sık görülen duygular arasında korku, kaygı, hüzün, öfke, çaresizlik, pişmanlık, özlem, kabullenme, teslimiyet ve huzur yer alır. Özellikle “Ailem benden sonra ne yapacak?”, “Hayatımı nasıl yaşadım?”, “Eksik bıraktığım şeyler var mı?”, “Affedildim mi?”, “Hazır mıyım?” gibi sorular zihni meşgul edebilir.</p>

<p>Palyatif bakım literatürü, terminal dönemde psikolojik bakımın yalnızca depresyon veya kaygıyı tedavi etmekten ibaret olmadığını vurgular. Bu evrede hasta, varoluşsal sorularla karşılaşır. Hayatının anlamını, geride bıraktıklarını, sevdikleriyle ilişkisini ve ölüm fikrini yeniden değerlendirir. Bu nedenle uzmanlar, terminal dönemdeki hastayla konuşurken yalnızca tıbbi belirtilere değil, kişinin korkularına, umutlarına, değerlerine ve manevi ihtiyaçlarına da dikkat edilmesi gerektiğini belirtir. (PMC)</p>

<p>Ölüm Korkusu Her Hastada Aynı mı Yaşanır?</p>

<p>Hayır. Terminal dönemde her insan aynı yoğunlukta ölüm korkusu yaşamaz. Bazı hastalar ölüm fikriyle sert bir mücadele içine girerken, bazıları zaman içinde kabullenme geliştirir. Bazıları “Daha erken, daha yapacaklarım vardı” derken, bazıları “Yoruldum, artık huzur istiyorum” noktasına gelebilir.</p>

<p>Korkunun şiddetini belirleyen birçok unsur vardır: Ağrının kontrol altında olup olmaması, hastanın yalnız kalıp kalmaması, ailesiyle ilişkileri, inanç dünyası, geçmiş travmaları, ekonomik kaygıları, bakım koşulları ve sağlık ekibiyle kurduğu güven ilişkisi bu süreçte büyük rol oynar.</p>

<p>Ağrısı giderilen, nefes darlığı kontrol altına alınan, yalnız bırakılmayan, doğru bilgilendirilen ve manevi desteğe erişebilen hastalarda kaygı daha yönetilebilir hale gelebilir. Buna karşılık ağrı, nefes darlığı, belirsizlik, yalnızlık ve iletişimsizlik hastanın korkusunu büyütebilir.</p>

<p>İnkâr, Öfke, Pazarlık, Hüzün ve Kabullenme</p>

<p>Terminal dönem denildiğinde akla sıkça Elisabeth Kübler-Ross’un “inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme” modeli gelir. Bu model, ölümle yüzleşen insanların yaşayabileceği bazı duygusal tepkileri görünür kılması bakımından önemlidir. Ancak günümüzde bu modelin katı ve sırayla işleyen bir merdiven gibi anlaşılmaması gerektiği özellikle vurgulanmaktadır.</p>

<p>Yani her hasta önce inkâr eder, sonra öfkelenir, ardından pazarlık yapar ve en sonunda mutlaka kabullenir demek doğru değildir. Bazı hastalar bu duyguların birkaçını aynı anda yaşayabilir. Bazıları hiç öfke göstermeyebilir. Bazıları kabullenmiş görünürken bir anda korkuya geri dönebilir. Yas ve ölümle yüzleşme, düz bir çizgi değil; dalgalı bir denizdir. Bu nedenle modern psikoloji, terminal dönemdeki ruh halini tek bir şablona hapsetmek yerine kişiye özel değerlendirmeyi öne çıkarır. Kübler-Ross modeli bugün daha çok ortak duyguları anlamak için kullanılan açıklayıcı bir çerçeve olarak kabul edilir; kesin bir klinik kural değildir. (PMC)</p>

<p>Kişi Neden İçe Çekilir?</p>

<p>Terminal dönemde sık görülen durumlardan biri de kişinin dış dünyadan yavaş yavaş uzaklaşmasıdır. Hasta daha az konuşabilir, ziyaretçi istemeyebilir, uzun cevaplar vermekten kaçınabilir veya sadece belirli kişileri yanında görmek isteyebilir.</p>

<p>Bu tablo yakınlar tarafından bazen “Bizi istemiyor mu?” şeklinde yorumlanabilir. Oysa çoğu zaman mesele sevgisizlik değil, enerjinin azalmasıdır. İnsan bedeni sona yaklaşırken fiziksel güç kadar sosyal enerji de azalır. Konuşmak, dinlemek, karar vermek, hatta duygusal tepkileri taşımak bile yorucu hale gelebilir.</p>

<p>Bu içe çekilme, bazı hastalarda ruhsal hazırlığın da parçasıdır. Kişi geçmişini düşünür, ilişkilerini tartar, hayatında iz bırakan anları zihninde yeniden dolaşır. Günlük hayatın gürültüsü geri çekildikçe insanın iç sesi daha belirgin hale gelir.</p>

<p>Pişmanlık, Helalleşme ve Tamamlanma İhtiyacı</p>

<p>Terminal dönemde en güçlü duygulardan biri “tamamlanma” ihtiyacıdır. Hasta bazen açıkça konuşur, bazen ima eder. Kırgın olduğu biriyle barışmak, evlatlarına son sözlerini söylemek, eşine teşekkür etmek, birinden özür dilemek, vasiyetini anlatmak veya sadece “Hakkını helal et” demek isteyebilir.</p>

<p>Bu ihtiyaç tıbbi bir belirti değil, insan olmanın en çıplak hallerinden biridir. Ölüm yaklaşırken insan çoğu zaman sahip olduklarından çok ilişkilerini düşünür. Kimin kalbini kırdığını, kime yeterince sarılamadığını, hangi sevgiyi eksik söylediğini, hangi vedayı geciktirdiğini hatırlayabilir.</p>

<p>Bu nedenle terminal dönemde yakınların en büyük görevi yalnızca ilaç saatlerini takip etmek değildir. Bazen en büyük bakım, hastanın söylemek istediği sözü kesmeden dinlemek, ağlamasına izin vermek, susmasına saygı göstermek ve vedayı aceleye getirmemektir.</p>

<p>Umut Biter mi?</p>

<p>Terminal dönem, her zaman umudun bittiği dönem değildir; fakat umudun biçim değiştirdiği dönemdir. Başlangıçta umut “iyileşmek” olabilir. Hastalık ilerledikçe umut “ağrısız bir gün geçirmek”, “torununu son kez görmek”, “evinde kalabilmek”, “dua edebilmek”, “sevdikleriyle barışmak” veya “huzurla ölmek” haline gelebilir.</p>

<p>Palyatif bakım yaklaşımı da tam burada önem kazanır. Palyatif bakım ölümü hızlandırmayı ya da geciktirmeyi amaçlamaz; yaşamın kalan kısmında acıyı azaltmayı, hastanın onurunu korumayı ve ailesine destek olmayı hedefler. Dünya Sağlık Örgütü, palyatif bakımın ağrı ve diğer sıkıntı verici belirtileri hafiflettiğini, yaşamı desteklediğini ve ölümü doğal bir süreç olarak gördüğünü belirtir. (ScienceDirect)</p>

<p>Bu bakımdan terminal dönemde umut, tıbbın “kür” vaat etmediği yerde bile tamamen kaybolmaz. Sadece daha sade, daha insani ve daha derin bir şekle bürünür.</p>

<p>Deliryum, Bilinç Bulanıklığı ve Ruhsal Durum Karıştırılmamalı</p>

<p>Terminal dönemde bazı hastalarda bilinç bulanıklığı, ajitasyon, halüsinasyon, yer ve zaman karışıklığı görülebilir. Bu durum tıbbi olarak deliryum şeklinde değerlendirilebilir. Enfeksiyonlar, ilaçlar, böbrek veya karaciğer yetmezliği, oksijen düşüklüğü, sıvı-elektrolit dengesizlikleri ve hastalığın ilerlemesi deliryuma yol açabilir.</p>

<p>Ancak her sessizlik, her içe kapanma, her farklı konuşma ya da her manevi ifade deliryum değildir. Bu ayrım önemlidir. Çünkü terminal dönemde kişi bazen son derece bilinçli şekilde hayatını değerlendirir, vedalaşmak ister veya ölüm hakkında konuşur. Yakınların bunu hemen “kafası karıştı” diye bastırması hastanın yalnızlık hissini artırabilir.</p>

<p>Sağlık ekibinin görevi, tıbbi açıdan tedavi edilebilir bilinç bozukluklarını fark etmek; aynı zamanda hastanın varoluşsal ve manevi ifadelerini de saygıyla karşılamaktır.</p>

<p>Manevi Boyut: İnsan Son Eşiğe Yaklaşırken Neye Tutunur?</p>

<p>Terminal dönem, insanın manevi yönünün en fazla görünür hale geldiği dönemlerden biridir. Dindar olsun veya olmasın, birçok insan ölüm yaklaşırken anlam, bağışlanma, huzur, aidiyet ve devamlılık arayışına yönelir.</p>

<p>İslam düşüncesinde ölüm yok oluş değil, fani hayattan ebedî hayata geçiştir. “Her nefis ölümü tadacaktır” hakikati, ölümü hayatın dışında değil, hayatın kaçınılmaz bir parçası olarak konumlandırır. Bu bakış, terminal dönemdeki kişi için bazen korkuyu hafifleten bir teslimiyet duygusu doğurabilir.</p>

<p>Bu dönemde dua etmek, Kur’an dinlemek, helalleşmek, kelime-i şehadet getirmek, sevdiklerinden razılık istemek veya sadece sessiz bir huzur ortamında bulunmak hastaya iyi gelebilir. Ancak manevi destek hastaya baskı kurarak değil, onun ihtiyacına ve isteğine göre sunulmalıdır. Ölüm döşeğindeki insana nasihat yüklemek değil; ona eşlik etmek gerekir.</p>

<p>Teolojik açıdan terminal dönem, insanın acziyetini ve faniliğini en derin biçimde idrak ettiği zamandır. Bilim bu süreci bedensel, psikolojik ve sosyal yönleriyle açıklar; inanç ise bu sürece anlam, sabır ve teslimiyet boyutu katar. İkisi çatışmak zorunda değildir. İyi bir son dönem bakımı, hem morfin pompasını hem de duayı; hem solunum rahatlığını hem de helalleşmeyi; hem klinik izlemeyi hem de insan onurunu birlikte düşünmelidir.</p>

<p>Aileler Ne Yapmalı?</p>

<p>Terminal dönemde hasta yakınlarının en sık yaptığı hatalardan biri, hastayı korumak adına onunla ölüm hakkında hiç konuşmamaktır. Elbette her hasta ölüm hakkında konuşmak istemeyebilir. Ancak konuşmak isteyen hastanın sözü kesilmemeli, konu değiştirilmemeli, “Öyle şeyler söyleme” denilerek yalnız bırakılmamalıdır.</p>

<p>Bazen hasta aslında ölümden değil, geride kalacakların halinden korkar. Bazen “Ben ölürsem çocuklar ne olacak?” sorusu, ağrıdan daha büyük bir yük haline gelir. Bu nedenle ailelerin sakin, açık, şefkatli ve güven verici bir iletişim kurması önemlidir.</p>

<p>Hastaya şu cümleler iyi gelebilir:</p>

<p>“Yanındayız.”</p>

<p>“Seni duyuyoruz.”</p>

<p>“Yalnız değilsin.”</p>

<p>“Söylemek istediğin bir şey varsa dinlemek isteriz.”</p>

<p>“Hakkımız helal olsun.”</p>

<p>“Senin için elimizden geleni yapıyoruz.”</p>

<p>Buna karşılık “Böyle konuşma”, “Sen iyileşeceksin”, “Ağlama”, “Korkacak bir şey yok” gibi cümleler her zaman iyi gelmeyebilir. Çünkü hasta çoğu zaman gerçeğin farkındadır. Gerçeğin inkâr edilmesi, onu rahatlatmak yerine yalnızlaştırabilir.</p>

<p>Terminal Dönemde Asıl İhtiyaç: Onurlu ve Huzurlu Bakım</p>

<p>Terminal dönemde insanın ihtiyacı yalnızca ilaç değildir. Ağrının giderilmesi elbette çok önemlidir; fakat tek başına yeterli değildir. Hasta temiz, güvenli, sakin ve mahrem bir ortam ister. Sevdiklerinin yanında olmasını ister. Gereksiz işlemlerle yıpratılmamak, acısının ciddiye alınması, korkularının küçümsenmemesi ve insan onurunun korunması ister.</p>

<p>Modern palyatif bakımın temel hedefi de budur: Hastalığı yenmek mümkün olmadığında bile acıyı azaltmak, yalnızlığı hafifletmek ve insanı son anına kadar insan olarak görmek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle terminal dönem, tıbbın başarısızlığı gibi görülmemelidir. Aksine, tıbbın en insani yüzünün ortaya çıktığı dönemdir. Çünkü bazen hekimlik iyileştirmek değil, acıyı dindirmek; bazen tedavi etmek değil, eşlik etmek; bazen ömrü uzatmak değil, kalan zamanı onurlu kılmaktır.</p>

<p>Sonuç</p>

<p>Terminal dönem, insanın bedenen zayıfladığı ama çoğu zaman ruhen en derin muhasebesini yaptığı dönemdir. Bu süreçte kişi korkabilir, öfkelenebilir, susabilir, ağlayabilir, geçmişe dönebilir, helalleşmek isteyebilir veya huzurlu bir kabullenme yaşayabilir. Bunların hiçbiri tek başına anormal değildir.</p>

<p>Bilimsel açıdan terminal dönem; ağrı, nefes darlığı, yorgunluk, iştahsızlık, bilinç değişiklikleri ve psikolojik dalgalanmaların görülebildiği hassas bir klinik süreçtir. Psikolojik açıdan hayatın anlamı, ilişkiler, pişmanlıklar ve vedalaşma öne çıkar. Teolojik açıdan ise insanın fanilikten ebediyete yöneldiği, teslimiyet ve umut aradığı son eşiktir.</p>

<p>Bu nedenle ölüm yaklaşırken sorulması gereken soru yalnızca “Ne kadar zamanı kaldı?” değildir.</p>

<p>Asıl soru şudur:</p>

<p>“Kalan zamanı nasıl daha az acılı, daha huzurlu, daha onurlu ve daha anlamlı kılabiliriz?”</p>

<p>Terminal dönemin en insani cevabı da burada saklıdır: Hastayı yalnız bırakmamak, acısını hafifletmek, sözünü dinlemek, vedasına saygı göstermek ve insan onurunu son nefese kadar korumak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/terminal-donem-nedir-insan-olum-yaklastiginda-ne-yasar-ne-hisseder</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 00:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-1240.jpeg" type="image/jpeg" length="29705"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Crohn Hastaları İçin Yaşamı Kolaylaştıran 13 Öneri]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/crohn-hastalari-icin-yasami-kolaylastiran-13-oneri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/crohn-hastalari-icin-yasami-kolaylastiran-13-oneri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Crohn hastalığı yalnızca bağırsakları değil, günlük yaşamı da etkileyen kronik bir inflamatuvar bağırsak hastalığıdır. WebMD’nin derlediği öneriler, hastaların atak dönemlerini daha iyi yönetmesi ve yaşam kalitesini artırması için pratik başlıklara dikkat çekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Crohn hastalığında en sık görülen belirtiler arasında ishal, karın ağrısı, kramp ve kilo kaybı yer alıyor. Hastalığın şiddeti ve etkilediği bağırsak bölgesi kişiden kişiye değişebiliyor. (Diyabet ve Sindirim Enstitüsü)</p>

<p>Günlük Hayatta Hazırlıklı Olmak Önemli</p>

<p>WebMD’ye göre Crohn hastaları için en kritik adımlardan biri, ani bağırsak hareketleri ve karın kramplarına karşı hazırlıklı olmak. Dışarı çıkarken tuvalet erişimini önceden planlamak, yedek kıyafet taşımak ve tetikleyici gıdaları not etmek günlük yaşamı kolaylaştırabiliyor. (WebMD)</p>

<p>Beslenmede Tek Tip Liste Yok</p>

<p>Crohn hastalığında herkes için geçerli tek bir “yasaklı gıda listesi” bulunmuyor. Uzmanlar, hastaların hangi yiyeceklerin şikâyetlerini artırdığını gözlemlemesini ve beslenme değişikliklerini hekim ya da diyetisyenle birlikte planlamasını öneriyor.</p>

<p>Atak dönemlerinde bazı hastalarda lifli, yağlı veya baharatlı gıdalar şikâyetleri artırabilirken, remisyon döneminde daha dengeli ve kişiye özel beslenme planı gerekebiliyor.</p>

<p>Stres, Uyku ve Egzersiz Göz Ardı Edilmemeli</p>

<p>Crohn hastalığında stres hastalığın nedeni olarak gösterilmese de belirtileri ağırlaştırabiliyor. NIDDK, Crohn hastalarında stres, depresyon ve kaygının sık bildirildiğini; stresin bağırsak mikrobiyotasını etkileyerek semptomları kötüleştirebileceğini belirtiyor. (Diyabet ve Sindirim Enstitüsü)</p>

<p>Düzenli ve kişiye uygun egzersiz de genel sağlık, kemik gücü, enerji düzeyi ve psikolojik iyilik hâli açısından destekleyici görülüyor. Crohn’s &amp; Colitis Foundation, egzersizin doktor onayıyla yapılmasını öneriyor. (crohnscolitisfoundation.org)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sigara Crohn Hastalığında Riski Artırıyor</p>

<p>Crohn hastalığında en önemli yaşam tarzı uyarılarından biri sigara kullanımı. Harvard Health, sigaranın Crohn hastalığı ve komplikasyonları için risk faktörü olduğunu bildiriyor. (Harvard Health)</p>

<p>Bu nedenle Crohn hastalarının sigarayı bırakma konusunda tıbbi destek alması, hastalığın seyri açısından önemli bir başlık olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Gebelik ve İlaç Kullanımı Hekimle Planlanmalı</p>

<p>Crohn hastaları için gebelik planı, ilaç düzeni ve atak yönetimi mutlaka hekim kontrolünde yapılmalı. Hastalığın aktif olduğu dönemlerde gebelik riskleri artabileceğinden, uzmanlar gebelik öncesi gastroenteroloji ve kadın doğum takibini öneriyor.</p>

<p>Sonuç: Crohn ile Yaşamda Planlama Tedavinin Parçası</p>

<p>Crohn hastalığı kronik bir süreçtir; ancak doğru tedavi, düzenli takip, kişiye özel beslenme, stres yönetimi, sigaradan uzak durma ve günlük yaşam planlamasıyla hastaların yaşam kalitesi artırılabilir.</p>

<p>Uzmanlar, karın ağrısı, kanlı dışkılama, uzun süren ishal, hızlı kilo kaybı, ateş veya ciddi halsizlik gibi belirtilerde gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguluyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/crohn-hastalari-icin-yasami-kolaylastiran-13-oneri</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 23:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-1238.jpeg" type="image/jpeg" length="23068"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Ferit Pehlivan Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-ferit-pehlivan-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-ferit-pehlivan-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de biyofizik ve biyoistatistik alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Ferit Pehlivan hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Akademik yaşamı boyunca sağlık bilimleri eğitimine önemli katkılar sunan Pehlivan, özellikle tıp, diş hekimliği, eczacılık ve sağlık bilimleri alanlarında kullanılan kaynak eserleriyle çok sayıda öğrencinin eğitim yolculuğunda iz bıraktı.</p>

<p>Son olarak Ankara’daki Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı’nda görev yapan Prof. Dr. Pehlivan’ın vefatı, akademi ve sağlık camiasında üzüntüyle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Sağlık Eğitiminin Kaynak İsimlerindendi</h2>

<p>Prof. Dr. Ferit Pehlivan, biyofizik alanında kaleme aldığı eserlerle Türkiye’de sağlık eğitiminin temel kaynak yazarları arasında gösteriliyordu. Özellikle “Biyofizik” adlı kitabı, farklı sağlık disiplinlerinde uzun yıllar başvuru kaynağı olarak kullanıldı.</p>

<p>Yetiştirdiği öğrenciler, akademik çalışmaları ve ders kitaplarıyla sağlık bilimleri alanında kalıcı bir miras bırakan Pehlivan, bilimsel üretkenliği ve eğitimci kimliğiyle tanınıyordu.</p>

<h2>Cenaze Programı Belli Oldu</h2>

<p>Prof. Dr. Ferit Pehlivan için 2 Haziran 2026 tarihinde Ufuk Üniversitesi’nde tören düzenlenecek. Üniversitedeki törenin ardından cenazesi, ikindi namazına müteakip Ankara Gölbaşı Mezarlığı Camii’ne götürülecek.</p>

<p>Kılınacak cenaze namazının ardından Prof. Dr. Pehlivan’ın naaşı Gölbaşı Mezarlığı’nda toprağa verilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-ferit-pehlivan-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 21:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-1232.jpeg" type="image/jpeg" length="25940"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ercan Zengin ve Nurgül Aslan Hayatını Kaybetti: Söke’de Kanlı Saldırı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ercan-zengin-ve-nurgul-aslan-hayatini-kaybetti-sokede-kanli-saldiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ercan-zengin-ve-nurgul-aslan-hayatini-kaybetti-sokede-kanli-saldiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın’ın Söke ilçesinde pazar yerinde düzenlenen silahlı saldırıda bilanço ağırlaştı. Olay yerinde yaşamını yitiren Ercan Zengin’in ardından ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan 25 yaşındaki Nurgül Aslan da tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Genç kadının hamile olduğu öğrenildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Aydın’ın Söke ilçesinde meydana gelen silahlı saldırı, ikinci ölüm haberiyle daha da trajik bir boyut kazandı. Yenicami Mahallesi’ndeki Çarşamba Pazarı alanında yaşanan olayda, park halindeki bir otomobile yönelik açılan ateş sonucu iki kişi yaşamını yitirdi.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre saldırı, öğle saatlerinde pazar alanında gerçekleşti. Kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişiler tarafından otomobile silahlı saldırı düzenlendi. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi.</p>

<p>İlk Kayıp Olay Yerinde Yaşandı</p>

<p>Sağlık ekiplerinin yaptığı incelemede araçta bulunan Ercan Zengin’in olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Ağır yaralanan Nurgül Aslan ise ilk müdahalenin ardından Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.</p>

<p>Hastanede Yaşam Mücadelesini Kaybetti</p>

<p>Durumunun ciddiyeti nedeniyle daha sonra Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edilen 25 yaşındaki Aslan, doktorların yoğun çabasına rağmen kurtarılamadı. Genç kadının hamile olduğu bilgisi de olayın ardından ortaya çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Soruşturma Sürüyor</p>

<p>Çifte ölümle sonuçlanan saldırının ardından polis ekipleri olay yerinde geniş çaplı inceleme başlattı. Saldırıyı gerçekleştiren kişi veya kişilerin yakalanması için çalışmaların sürdüğü öğrenildi.</p>

<p>Olayın nedeni ve faillerin kimlikleriyle ilgili soruşturma devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ercan-zengin-ve-nurgul-aslan-hayatini-kaybetti-sokede-kanli-saldiri</guid>
      <pubDate>Sat, 30 May 2026 21:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/i-m-g-8126.jpeg" type="image/jpeg" length="63264"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="94391"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="78985"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="88518"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="65869"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="18882"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="49566"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
