<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 31 Aug 2026 23:17:27 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor’un Gündemindeki Claudio Braga’dan Transfer Açıklaması]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonsporun-gundemindeki-claudio-bragadan-transfer-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonsporun-gundemindeki-claudio-bragadan-transfer-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un golcü adayları arasında gösterilen Hearts’ın Portekizli yıldızı Claudio Braga, geleceğiyle ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Braga ayrılığı zorlamayacağını belirtirken Hearts’ın bonservis beklentisi de netleşti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’da transfer döneminin son bölümünde golcü arayışları sürerken İskoçya’dan Claudio Braga konusunda yeni bilgiler geldi.</p>

<p>Hearts forması giyen 26 yaşındaki Portekizli hücum oyuncusu, geleceğine ilişkin yaptığı son açıklamada transfer ihtimaline kapıyı tamamen kapatmadı. Ancak kulübünden ayrılmak için baskı yapmayacağını özellikle vurguladı.</p>

<p>İskoçya’dan gelen son haberlerde Trabzonspor’un Braga’ya yönelik ilgisinin devam ettiği de belirtiliyor.</p>

<p>Braga’dan transfer mesajı</p>

<p>Transfer döneminin dikkat çeken isimlerinden biri haline gelen Claudio Braga, Hearts’tan ayrılma ihtimali konusunda temkinli konuştu.</p>

<p>Portekizli futbolcu, olası bir transferin yalnızca kendisi açısından değil Hearts açısından da doğru şartları taşıması gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Braga’nın yaklaşımı, transfer için kulübüne baskı yapan bir oyuncu görüntüsü vermediğini ancak kariyeri açısından uygun bir proje ortaya çıkması halinde ayrılığı değerlendirebileceğini gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Oyuncunun daha önce yaptığı açıklamalarda da benzer şekilde menajerlerinin gelen ilgileri değerlendirdiğini ve doğru proje ortaya çıkması halinde transferin mümkün olabileceğini ifade ettiği biliniyor.</p>

<p>Trabzonspor’un ilgisi İskoçya’da yeniden gündemde</p>

<p>Braga’nın açıklamalarını Trabzonspor açısından önemli hale getiren gelişme ise Edinburgh yerel basınından geldi.</p>

<p>Hearts’ı yakından takip eden gazeteci Barry Anderson’ın 31 Ağustos tarihli haberinde, Portekizli futbolcunun Avrupa’nın farklı ülkelerinden ilgi gördüğü ve Trabzonspor ile Lyon’un oyuncuyu takip eden kulüpler arasında bulunduğu belirtildi.</p>

<p>İngiltere’den bazı kulüplerin de Hearts yönetimiyle Braga konusunda temas kurduğu ifade edildi.</p>

<p>Böylece Trabzonspor-Braga bağlantısı yalnızca daha önceki transfer haberleriyle sınırlı kalmadı; transfer döneminin kapanış bölümünde İskoçya’da yeniden gündeme taşındı.</p>

<p>Hearts’ın istediği rakam ortaya çıktı</p>

<p>Trabzonspor açısından dosyanın en önemli noktalarından biri bonservis bedeli.</p>

<p>Edinburgh kaynaklarına göre Hearts, Braga’yı kolay bırakmayı düşünmüyor ve oyuncunun değerini yaklaşık 8 ila 10 milyon sterlin aralığında görüyor.</p>

<p>İskoç ekibinin Braga’yı geçtiğimiz yıl Norveç’in Aalesunds takımından yaklaşık 430 bin sterlin karşılığında kadrosuna kattığı belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle Braga’nın olası satışı Hearts açısından önemli bir ekonomik kazanca dönüşebilir.</p>

<p>Geçen sezon 17 gol attı</p>

<p>Claudio Braga, Hearts formasıyla gösterdiği performansla İskoç futbolunun dikkat çeken hücum oyuncularından biri haline geldi.</p>

<p>Portekizli futbolcu 2025-2026 sezonunda çıktığı 44 karşılaşmada 17 gol ve 6 asist üretti.</p>

<p>Braga yeni sezona da etkili başladı. Edinburgh basınının aktardığı verilere göre hücum oyuncusu bu sezon çıktığı ilk 10 karşılaşmada 2 gol ve 3 asistlik katkı verdi.</p>

<p>Hearts’ın resmi oyuncu profilinde ise Braga’nın kulüpteki toplam performansı 54 maç ve 19 gol olarak yer alıyor.</p>

<p>Trabzonspor için şartlar kolay değil</p>

<p>Braga’nın ayrılığa kapıyı tamamen kapatmaması Trabzonspor açısından olumlu bir ayrıntı olsa da transferin önünde iki önemli engel bulunuyor.</p>

<p>Bunlardan ilki Hearts’ın yüksek bonservis beklentisi. İkincisi ise oyuncuya Avrupa’nın farklı liglerinden gelen ilgi.</p>

<p>Özellikle Lyon’un yanı sıra İngiliz kulüplerinin de süreci takip etmesi Braga için rekabeti artırıyor.</p>

<p>Trabzonspor’un oyuncu için resmi teklif verip vermediğine ilişkin ise şu aşamada güçlü kaynaklarla doğrulanmış yeni bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle mevcut tabloyu “Trabzonspor transfer görüşmelerinde anlaşmaya yaklaştı” şeklinde değerlendirmek için henüz erken.</p>

<p>Braga dosyasında gözler son günlerde</p>

<p>Trabzonspor’un hücum hattına yapacağı son dokunuşlar merak edilirken Braga cephesinden gelen açıklama transfer ihtimalinin tamamen kapanmadığını ortaya koyuyor.</p>

<p>Hearts’ın da doğru ekonomik şartların oluşması halinde oyuncusunun ayrılığına izin verebileceği anlaşılıyor.</p>

<p>Transfer döneminin kapanış bölümünde bordo-mavililerin Braga için somut bir adım atıp atmayacağı ve Hearts’ın 8-10 milyon sterlinlik beklentisinin aşağı çekilip çekilmeyeceği dosyanın kaderini belirleyecek.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Edinburgh Evening News<br />
Daily Record<br />
Scottish Football Social Club<br />
Premier Sports<br />
Heart of Midlothian FC<br />
A Bola</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonsporun-gundemindeki-claudio-bragadan-transfer-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 22:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9527.jpeg" type="image/jpeg" length="50349"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tıp Camiasının Acı Kaybı: Opr. Dr. İlhami İnalpolat Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tip-camiasinin-aci-kaybi-opr-dr-ilhami-inalpolat-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tip-camiasinin-aci-kaybi-opr-dr-ilhami-inalpolat-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin farklı bölge ve hastanelerinde uzun yıllar hekimlik hizmeti veren Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. İlhami İnalpolat yaşamını yitirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kariyeri Boyunca Önemli Kurumlarda Görev Yaptı</p>

<p>Meslek hayatı boyunca binlerce hastaya şifa dağıtan ve görev yaptığı her kurumda iz bırakan Opr. Dr. İlhami İnalpolat, kamu ve özel sağlık sektöründe geniş bir tecrübeye sahipti. İnalpolat, kariyeri boyunca şu kurumlarda cerrah olarak görev üstlendi:</p>

<p>Kastamonu Devlet Hastanesi: Uzun yıllar Genel Cerrahi biriminde görev alarak bölgedeki en bilinen hekimlerden biri oldu.</p>

<p>Özel Kurtköy Ersoy Hastanesi (İstanbul / Pendik): İstanbul’daki hekimlik sürecinde özel sağlık bünyesinde hastalarına hizmet vermeyi sürdürdü.</p>

<p>Kamu ve Özel Sağlık Kuruluşları: Kariyeri süresince İstanbul (Pendik ve çevresi) ile Anadolu'nun çeşitli bölgelerindeki hastanelerde cerrahi uzmanı olarak hizmet sundu.</p>

<p>Hasta odaklı yaklaşımı, mesleki disiplini ve gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla tanınan İnalpolat’ın vefatı ailesini, meslektaşlarını ve sevenlerini yasa boğdu.</p>

<p>Son Yolculuğuna İstanbul’da Uğurlanacak</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Merhum Opr. Dr. İlhami İnalpolat’ın cenaze programı da netleşti. İnalpolat’ın cenazesi, 1 Eylül 2026 Salı günü Ataşehir Mimar Sinan Camii’nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Küçükyalı Mezarlığı’nda toprağa verilecek.</p>

<p>Merhuma Allah’tan rahmet; kederli ailesine, yakınlarına ve tüm sağlık camiasına başsağlığı dileriz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tip-camiasinin-aci-kaybi-opr-dr-ilhami-inalpolat-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 21:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9526.jpeg" type="image/jpeg" length="62567"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Demiroğlu Bilim Üniversitesi Sağlık Yönetimi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Çetin Yiğit Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/demiroglu-bilim-universitesi-saglik-yonetimi-bolum-baskani-dr-ogr-uyesi-abdullah-cetin-yigit-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/demiroglu-bilim-universitesi-saglik-yonetimi-bolum-baskani-dr-ogr-uyesi-abdullah-cetin-yigit-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Demiroğlu Bilim Üniversitesi Sağlık Yönetimi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Çetin Yiğit'in vefat ettiği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üniversite yönetimi tarafından yayımlanan taziye mesajında, Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Çetin Yiğit’in vefatının akademi camiasında ve üniversitede büyük üzüntüyle karşılandığı ifade edildi. Açıklamada, "Üniversitemizin Sağlık Yönetimi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Çetin Yiğit’in vefatı hepimizi derinden üzmüştür. Merhum hocamıza Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve sevdiklerine başsağlığı dileriz" ifadelerine yer verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akademik çalışmaları ve sağlık yönetimi alanındaki katkılarıyla tanınan merhum akademisyenin vefat haberi sevenlerini ve öğrencilerini yasa boğdu. Cenaze merasimi ve defin programına ilişkin detayların üniversite ve ailesi tarafından paylaşılması bekleniyor</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/demiroglu-bilim-universitesi-saglik-yonetimi-bolum-baskani-dr-ogr-uyesi-abdullah-cetin-yigit-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 20:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9522.jpeg" type="image/jpeg" length="51734"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mersin Sağlık Camiasını Yasa Boğan Acı Kayıp: Gülcan Gürel Akdeniz’deki Gemi Faciasında Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mersin-saglik-camiasini-yasa-bogan-aci-kayip-gulcan-gurel-akdenizdeki-gemi-faciasinda-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mersin-saglik-camiasini-yasa-bogan-aci-kayip-gulcan-gurel-akdenizdeki-gemi-faciasinda-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin Şehir Hastanesi personeli Gülcan Gürel’in, Akdeniz'de Girne açıklarında alabora olarak batan gemide yaşamını yitirdiği öğrenildi. Acı haber, Mersin sağlık topluluğunu ve mesai arkadaşlarını derin bir yasa boğdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Deniz Faciasında Yaşamını Yitirdi</p>

<p>Kıbrıs açıklarında batan teknede hayatını kaybedenler arasında yer alan Gülcan Gürel’in vefatı, ailesini ve mesai arkadaşlarını hüzne boğdu. Mersin İl Ambulans Servisi Başhekimliği çalışanlarından Zahide Payam’ın da kızı olan Gürel için sağlık camiası taziye mesajları yayımladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İl Sağlık Müdürlüğünden Taziye Mesajı<br />
Mersin İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yayımlanan taziye mesajında şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>"Müdürlüğümüz İl Ambulans Servisi Başhekimliğimizin çalışanı Zahide Payam’ın kızı, Mersin Şehir Hastanesi çalışma arkadaşımız Gülcan Gürel’in Kıbrıs’ta geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybettiğini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhumeye Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sağlık camiamıza sabır ve başsağlığı dileriz."</p>

<p>Merhumenin cenaze detaylarının ailesi tarafından açıklanması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mersin-saglik-camiasini-yasa-bogan-aci-kayip-gulcan-gurel-akdenizdeki-gemi-faciasinda-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 19:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9520.jpeg" type="image/jpeg" length="77501"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[El Titremesinin En Sık Nedenleri: Kahve, Stres, İlaçlar ve Daha Fazlası]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/el-titremesinin-en-sik-nedenleri-kahve-stres-ilaclar-ve-daha-fazlasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/el-titremesinin-en-sik-nedenleri-kahve-stres-ilaclar-ve-daha-fazlasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[El titremesi her zaman Parkinson belirtisi değildir. Stres, kafein, uykusuzluk, bazı ilaçlar, tiroit hastalıkları ve esansiyel tremor gibi birçok neden ellerde titremeye yol açabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eller Neden Titrer? Her El Titremesi Parkinson Belirtisi Değildir</p>

<p>Ellerin titremesi çoğu zaman tek bir nedene bağlı değildir. Stres, yorgunluk, fazla kafein, bazı ilaçlar, düşük kan şekeri, tiroit bezinin fazla çalışması ve esansiyel tremor gibi durumlar el titremesine yol açabilir.</p>

<p>Parkinson hastalığı da el titremesinin nedenlerinden biridir; ancak her titreme Parkinson anlamına gelmez. Titremenin istirahatte mi, hareket sırasında mı ortaya çıktığı; tek elde mi, iki elde mi görüldüğü ve başka belirtilerin eşlik edip etmediği ayırıcı değerlendirme için önemlidir.</p>

<p>El Titremesi Nedir?</p>

<p>Tremor, kasların istemsiz ve ritmik biçimde kasılmasıyla ortaya çıkan titreme hareketidir. En sık ellerde fark edilir; ancak baş, ses, çene, bacaklar veya gövdede de görülebilir.</p>

<p>Herkeste çok hafif düzeyde fizyolojik titreme bulunabilir. Bu titreme normalde fark edilmez; fakat stres, uykusuzluk, açlık, yoğun kafein tüketimi veya bazı ilaçlarla belirginleşebilir.</p>

<p>Kafein, Stres ve Uykusuzluk Titremeyi Artırabilir</p>

<p>Fazla kahve, enerji içeceği, yoğun çay tüketimi ve nikotin bazı kişilerde ellerde ince titremeyi artırabilir. Özellikle aç karnına kafein almak, kalp çarpıntısı ve huzursuzlukla birlikte titreme hissini güçlendirebilir.</p>

<p>Stres ve kaygı da vücudun adrenalin yanıtını artırır. Bu durumda ellerde geçici titreme, terleme, çarpıntı ve kas gerginliği görülebilir.</p>

<p>Uykusuzluk ve fiziksel yorgunluk sinir sistemi üzerindeki yükü artırabilir. Dinlenince geçen hafif titremeler çoğu zaman ciddi bir hastalık belirtisi olmayabilir; ancak sık tekrar ediyorsa değerlendirilmelidir.</p>

<p>Bazı İlaçlar El Titremesi Yapabilir</p>

<p>Astım ilaçları, bazı antidepresanlar, tiroit ilaçları, uyarıcı etkili ilaçlar ve bazı nörolojik ilaçlar titremeyi artırabilir. Bu nedenle yeni başlayan el titremesinde kullanılan ilaçlar mutlaka gözden geçirilmelidir.</p>

<p>İlaç kaynaklı titreme şüphesinde kişi ilacını kendi başına bırakmamalıdır. Doz değişikliği veya alternatif tedavi kararı hekim tarafından verilmelidir.</p>

<p>Düşük Kan Şekeri ve Tiroit Hastalıkları</p>

<p>Kan şekeri düştüğünde ellerde titreme, soğuk terleme, açlık hissi, çarpıntı ve halsizlik görülebilir. Diyabet tedavisi alan kişilerde bu belirti daha dikkatli izlenmelidir.</p>

<p>Tiroit bezinin fazla çalışması da el titremesine neden olabilir. Kilo kaybı, çarpıntı, sıcak basması, sinirlilik, terleme ve bağırsak hareketlerinde artış gibi belirtiler eşlik ediyorsa tiroit testleri gerekebilir.</p>

<p>Esansiyel Tremor Nedir?</p>

<p>Esansiyel tremor, el titremesinin en sık görülen nörolojik nedenlerinden biridir. Genellikle kişi bir şey tutarken, yazı yazarken, bardak kaldırırken veya ince iş yaparken belirginleşir.</p>

<p>Bu titreme Parkinson hastalığından farklı olarak çoğunlukla hareket sırasında ortaya çıkar. Ailede benzer titreme öyküsü bulunabilir ve yaşla birlikte daha belirgin hale gelebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Esansiyel tremor genellikle hayatı tehdit eden bir tablo değildir. Ancak yazı yazma, yemek yeme, bardak tutma ve günlük işleri yapma becerisini zorlaştırabilir.</p>

<p>Parkinson Titremesi Nasıl Farklılaşır?</p>

<p>Parkinson hastalığında titreme çoğu zaman el dinlenme halindeyken daha belirgindir. Kişi elini kullanmaya başladığında titreme azalabilir.</p>

<p>Parkinsonda titremeye hareketlerde yavaşlama, kas sertliği, küçük adımlarla yürüme, duruşta öne eğilme ve mimiklerde azalma gibi bulgular eşlik edebilir. Belirtiler çoğu zaman başlangıçta vücudun bir tarafında daha baskındır.</p>

<p>Bu ayrım her zaman evde net yapılamaz. Bu nedenle istirahatte başlayan, tek elde belirgin olan veya günlük yaşamı etkileyen titremelerde nöroloji değerlendirmesi önemlidir.</p>

<p>Alkol, Madde Yoksunluğu ve Diğer Nedenler</p>

<p>Alkol yoksunluğu ellerde belirgin titreme, terleme, huzursuzluk ve çarpıntı yapabilir. Bu durum bazı kişilerde ciddi seyredebileceği için tıbbi destek gerektirebilir.</p>

<p>B12 eksikliği, karaciğer ve böbrek hastalıkları, bazı zehirlenmeler, sinir sistemi hastalıkları ve nadiren inme gibi durumlar da titremeyle ilişkili olabilir. Titreme ani başladıysa veya başka nörolojik belirtiler varsa gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>Ne Zaman Doktora Başvurmalı?</p>

<p>El titremesi yeni başladıysa, giderek artıyorsa, tek elde belirginse veya günlük işleri zorlaştırıyorsa doktora başvurmak gerekir. Titremeye güçsüzlük, konuşma bozukluğu, yüz kayması, dengesizlik, bilinç bulanıklığı veya şiddetli baş ağrısı eşlik ediyorsa acil değerlendirme gerekir.</p>

<p>Titremenin ne zaman başladığını, hangi durumlarda arttığını, kafein ve ilaç kullanımını, ailede benzer durum olup olmadığını not etmek tanıya yardımcı olur. Hekim gerekirse kan şekeri, tiroit testleri, vitamin düzeyleri ve nörolojik muayene ile nedeni araştırır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. WebMD sağlık rehberi: El titremesinin yaygın nedenleri<br />
2. National Institute of Neurological Disorders and Stroke: Tremor bilgi notu<br />
3. Mayo Clinic: Esansiyel tremor belirtileri ve tedavi yaklaşımı<br />
4. Parkinson’s Foundation: Parkinson hastalığında tremor değerlendirmesi<br />
5. Puschmann A. Diagnosis and Treatment of Common Forms of Tremor </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/el-titremesinin-en-sik-nedenleri-kahve-stres-ilaclar-ve-daha-fazlasi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 17:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9513.jpeg" type="image/jpeg" length="46319"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Girne Açıklarında Gemi Faciası: 8 Kişi Hayatını Kaybetti, 20 Kişi Aranıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/girne-aciklarinda-gemi-faciasi-8-kisi-hayatini-kaybetti-20-kisi-araniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/girne-aciklarinda-gemi-faciasi-8-kisi-hayatini-kaybetti-20-kisi-araniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KKTC’nin Girne Limanı’ndan Mersin Taşucu Limanı’na gitmek üzere hareket eden Filo Jet isimli yolcu gemisinin alabora olup batmasıyla ilgili son resmi açıklamada, gemideki 239 kişiye sağ ulaşıldığı, 8 kişinin hayatını kaybettiği, 20 kişinin ise halen kayıp olduğu bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Başbakan Ünal Üstel, daha önce kurtarıldığı değerlendirilen 2 kişinin de kayıp olduğunun tespit edildiğini açıkladı.</p>

<p>Girne Açıklarında Gemi Faciası: 8 Kişi Hayatını Kaybetti, 20 Kişi Aranıyor</p>

<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Girne açıklarında meydana gelen yolcu gemisi faciasında acı bilanço netleşmeye başladı. Girne Limanı’ndan Mersin’in Taşucu Limanı’na gitmek üzere ayrılan Filo Jet isimli katamaran tipi yolcu gemisi, limandan ayrıldıktan kısa süre sonra su almaya başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İhbar üzerine bölgeye sahil güvenlik, deniz polisi, arama kurtarma ekipleri ve hava unsurları sevk edildi. İlk saatlerde çok sayıda yolcu denizden sağ olarak çıkarılırken, ilerleyen incelemelerde kayıp ve ölü sayısına ilişkin tablo güncellendi.</p>

<p>KKTC Başbakanı Ünal Üstel, yapılan son kontroller sonucunda gemideki 239 kişiye sağ olarak ulaşıldığını, 8 kişinin hayatını kaybettiğini ve 20 kişinin halen kayıp olduğunu açıkladı. Üstel, daha önce kurtarıldığı değerlendirilen 2 kişinin kayıp olduğunun tespit edilmesiyle kayıp sayısının 20’ye yükseldiğini bildirdi.</p>

<p>Facianın ardından arama kurtarma çalışmaları havadan, denizden ve su altından sürdürülüyor. Geminin derin sulara battığı belirtilirken, kayıp kişilere ulaşılması için teknik ekiplerin bölgede çalışmalarını aralıksız devam ettirdiği aktarıldı.</p>

<p>Hayatını Kaybedenlerin İsimleri Açıklandı</p>

<p>Başbakan Ünal Üstel’in açıkladığı listeye göre olayda hayatını kaybeden 8 kişinin isimleri şöyle:</p>

<p>Nihat Balyemez<br />
Hüseyin Özdemir<br />
Nuray Zeytun<br />
Fahri Ateş<br />
Gülcan Gürel<br />
Reyhan Verim<br />
Nisa Torer<br />
Nurcan Hilaloğlu</p>

<p>Kayıp Olarak Aranan 20 Kişi</p>

<p>Son açıklamaya göre kayıp olarak aranan kişilerin isimleri ise şöyle:</p>

<p>Ferdi Törer<br />
Mustafa Demir<br />
Mahmut Demir<br />
Özgür Gönül<br />
Anni Asel Hilaloğlu<br />
Şerif Özdemir<br />
Süleyman Erdoğan<br />
Saliha Miray Biçer<br />
Mehmet Asaf Biçer<br />
Orhan Bekret<br />
Nazmiye Özbolat<br />
Elmas Demir<br />
İsmail Kurt<br />
Yulia Özcan<br />
Ayhan Özcan<br />
Elife Bayır<br />
Nihat Pancar<br />
Mustafa Kemal Yaralı<br />
Mehmet Bayhan<br />
Mehmet Nuri Ayran</p>

<p>Soruşturma Sürüyor</p>

<p>Faciayla ilgili adli ve idari soruşturma da devam ediyor. İlk açıklamalarda gemi kaptanı ve bazı görevlilerin gözaltına alındığı duyurulmuştu. Son bilgilere göre olayla bağlantılı gözaltı ve tutuklama süreçleri kapsamında soruşturma derinleştirilirken, geminin neden su aldığı, sefer öncesi teknik kontrollerin yapılıp yapılmadığı ve ihmal iddiaları araştırılıyor.</p>

<p>Yetkililer, arama kurtarma çalışmalarının kayıplara ulaşılana kadar devam edeceğini bildirirken, faciada yakınlarını kaybeden aileler ve kayıp yakınları Girne’de gelecek haberleri bekliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/girne-aciklarinda-gemi-faciasi-8-kisi-hayatini-kaybetti-20-kisi-araniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 17:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9512.jpeg" type="image/jpeg" length="88212"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Radyoloji Uzmanı Dr. Yakup Efe Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/radyoloji-uzmani-dr-yakup-efe-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/radyoloji-uzmani-dr-yakup-efe-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa sağlık camiası, Radyoloji Uzmanı Dr. Yakup Efe’nin vefat haberiyle yasa boğuldu. Bursa Tabip Odası tarafından yapılan duyuruda, Dr. Efe’nin hayatını kaybettiği bildirildi. Cenazesinin 1 Eylül 2026 Salı günü öğle namazının ardından Fatih Sultan Mehmet Camii’nden kaldırılacağı açıklandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bursa’da sağlık camiasını üzen bir vefat haberi geldi. Radyoloji Uzmanı Dr. Yakup Efe’nin hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p>Dr. Yakup Efe’nin vefatını Bursa Tabip Odası duyurdu. Oda tarafından yayımlanan taziye mesajında, Dr. Efe’nin yaşamını yitirdiği belirtilerek ailesine ve sağlık camiasına başsağlığı dilekleri iletildi.</p>

<p>Cenazesi Fatih Sultan Mehmet Camii’nden Kaldırılacak</p>

<p>Yapılan duyuruya göre Dr. Yakup Efe’nin cenazesi, 1 Eylül 2026 Salı günü öğle namazının ardından Fatih Sultan Mehmet Camii’nden kaldırılacak.</p>

<p>Bursa’da uzun yıllardır hekimlik mesleğiyle anılan Dr. Yakup Efe’nin radyoloji alanında görev yaptığı, çeşitli hekim rehberi kayıtlarında Bursa Devlet Hastanesi ve Bursa’daki sağlık kuruluşlarıyla ilişkilendirildiği görülüyor.</p>

<p>Dr. Efe’nin vefatı, meslektaşları ve sağlık camiasında üzüntüyle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bursa Tabip Odası mesajında, “Ailesine ve tüm sağlık camiasına başsağlığı dileriz” ifadelerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/radyoloji-uzmani-dr-yakup-efe-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 16:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9508.jpeg" type="image/jpeg" length="44721"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sakızdaki Ksilitol Kalp Krizi Riskini Artırıyor mu? 17 Bin Kişilik Araştırma Ne Gösterdi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sakizdaki-ksilitol-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-17-bin-kisilik-arastirma-ne-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sakizdaki-ksilitol-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-17-bin-kisilik-arastirma-ne-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şekersiz sakızlardan bazı tatlılara ve ağız bakım ürünlerine kadar pek çok üründe kullanılan ksilitol yeniden tartışma konusu oldu. ESC Congress 2026’da sunulan ve toplam 17 bin 710 kişiyi kapsayan iki büyük gözlemsel kohortun analizinde, kanındaki ksilitol düzeyi en yüksek olan kişilerde kalp krizi, inme veya ölümden oluşan büyük kardiyovasküler olayların daha sık görüldüğü bildirildi. Ancak araştırma ksilitol tüketiminin kalp krizine neden olduğunu kanıtlamıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kandaki ksilitol düzeyi ile tüketilen ksilitol miktarı aynı şey değil ve yeni 2026 sonuçları henüz tam hakemli bilimsel makale olarak yayımlanmış değil.</p>

<p></p>

<p>“Şekersiz” etiketi yıllardır birçok tüketici için daha sağlıklı bir ürün çağrışımı yapıyor.</p>

<p>Şekersiz sakızlarda, bazı şekerlemelerde, düşük şekerli ürünlerde ve ağız bakım ürünlerinde kullanılan <strong>ksilitol</strong> de bu nedenle sık karşılaşılan tatlandırıcılardan biri.</p>

<p>Ancak Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin 2026 kongresinde sunulan yeni uzun dönem veriler, ksilitol konusunda önemli bir soruyu yeniden gündeme taşıdı:</p>

<p><strong>Kanında daha yüksek ksilitol bulunan kişilerde kalp krizi ve inme riski gerçekten daha mı fazla?</strong></p>

<p>İki büyük toplum kohortundan toplam <strong>17 bin 710 kişinin</strong> değerlendirildiği çalışmada, kanındaki ksilitol düzeyi en yüksek grupta bulunan kişilerde büyük kardiyovasküler olayların, en düşük düzeye sahip gruba kıyasla daha sık görüldüğü bildirildi.</p>

<p>Ancak bu sonuçtan:</p>

<p><strong>“Ksilitollü sakız kalp krizi yapıyor”</strong></p>

<p>sonucu çıkarmak bilimsel olarak doğru değil.</p>

<p>Çünkü araştırma gözlemsel ve doğrudan tüketilen ksilitol miktarını kalp krizi nedeni olarak test etmedi.</p>

<h2>Ksilitol nedir?</h2>

<p>Ksilitol, <strong>şeker alkolleri ya da polioller</strong> olarak adlandırılan karbonhidrat grubunda yer alan tatlı bir madde.</p>

<p>İnsan vücudu da metabolizma sırasında düşük miktarlarda ksilitol üretebiliyor. Ayrıca bazı meyve ve sebzelerde doğal olarak bulunuyor.</p>

<p>Bunun yanında ksilitol, şeker yerine tat vermek amacıyla daha yüksek miktarlarda bazı işlenmiş ürünlere eklenebiliyor.</p>

<p>Özellikle:</p>

<ul>
 <li>şekersiz sakızlarda,</li>
 <li>şekersiz şekerlemelerde,</li>
 <li>bazı düşük şekerli tatlılarda,</li>
 <li>bazı unlu mamullerde,</li>
 <li>bazı reçel ve benzeri ürünlerde,</li>
 <li>diş macunlarında ve çeşitli ağız bakım ürünlerinde</li>
</ul>

<p>karşımıza çıkabiliyor.</p>

<p>Ksilitolün sofra şekerinden farklı metabolik özelliklere sahip olması, uzun yıllardır şeker alternatifi olarak kullanılmasının nedenlerinden biri.</p>

<h2>Yeni çalışmada 17 bin 710 kişi incelendi</h2>

<p>Yeni araştırma iki büyük prospektif gözlemsel kohortun verilerine dayanıyor:</p>

<p><strong>Canadian Longitudinal Study on Aging — CLSA</strong></p>

<p>ve</p>

<p><strong>EPIC-Norfolk.</strong></p>

<p>Toplam <strong>17 bin 710 katılımcının</strong> kanındaki ksilitol düzeyleri ile ilerleyen yıllardaki kardiyovasküler olaylar arasındaki ilişki değerlendirildi.</p>

<p>Araştırmacılar katılımcıları kan ksilitol düzeylerine göre gruplara ayırdı ve en yüksek düzeye sahip dörtte birlik kesim ile en düşük dörtte birlik kesimi karşılaştırdı.</p>

<p>Büyük kardiyovasküler olaylar çalışmada ölüm, miyokard enfarktüsü yani kalp krizi ve inme gibi sonuçları kapsıyordu.</p>

<h2>Altı yıllık takipte yüzde 57 daha yüksek risk</h2>

<p>Kanada’daki CLSA kohortunda katılımcılar yaklaşık altı yıl boyunca takip edildi.</p>

<p>Kanındaki ksilitol düzeyi en yüksek dörtte birlik grupta bulunan kişilerde büyük kardiyovasküler olay riski, en düşük gruba göre <strong>yüzde 57 daha yüksek</strong> bulundu.</p>

<p>Araştırmacılar yaş, cinsiyet, sigara kullanımı, lipid düzeyleri, diyabet ve yüksek tansiyon gibi bilinen kardiyovasküler risk faktörlerini hesaba kattıktan sonra da ilişkinin sürdüğünü bildirdi.</p>

<p>Buradaki yüzde 57’nin anlamını doğru okumak önemli.</p>

<p>Bu oran:</p>

<p><strong>“Ksilitol kullanan her 100 kişinin 57’si kalp krizi geçirecek”</strong></p>

<p>anlamına gelmiyor.</p>

<p>Yüzde 57, çalışmadaki en yüksek ve en düşük kan ksilitol grupları arasındaki <strong>göreli risk farkını</strong> ifade ediyor.</p>

<h2>30 yıllık takipte de ilişki görüldü</h2>

<p>Araştırmacılar aynı ilişkiyi İngiltere’deki EPIC-Norfolk kohortunda da değerlendirdi.</p>

<p>Bu grupta takip süresi 30 yıla kadar uzandı.</p>

<p>Kan ksilitol düzeyi en yüksek grupta büyük kardiyovasküler olay riski, en düşük gruba kıyasla <strong>yüzde 18 daha yüksek</strong> bulundu.</p>

<p>İki kohortun takip süreleri, yaş dağılımları ve diğer özellikleri birbirinden farklı olduğu için yüzde 57 ile yüzde 18’i doğrudan karşılaştırmak doğru değil.</p>

<p>Asıl dikkat çekici nokta, birbirinden farklı iki büyük toplum grubunda ilişkinin aynı yönde görülmesi.</p>

<h2>Kan ksilitol düzeyi arttıkça olay oranı da arttı</h2>

<p>Araştırmacılar yalnızca en yüksek ve en düşük grupları karşılaştırmadı.</p>

<p>Ara gruplar da değerlendirildiğinde, <strong>kan ksilitol düzeyi yükseldikçe kardiyovasküler olay oranının da arttığı kademeli bir ilişki</strong> görüldü.</p>

<p>İlişkinin yaş ve cinsiyet gibi temel özelliklerden bağımsız olarak benzer yönde seyrettiği; vücut kitle indeksi, hipertansiyon, diyabet ve lipid düzeyleri hesaba katıldıktan sonra da devam ettiği bildirildi.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrım var.</p>

<p>Bu sonuç:</p>

<p><strong>“Daha fazla ksilitol tükettikçe risk artıyor”</strong></p>

<p>anlamına gelmiyor.</p>

<p>Çünkü çalışmada tüketilen ksilitol miktarı değil, <strong>kandaki ksilitol konsantrasyonu</strong> ölçüldü.</p>

<h2>Peki ksilitol kalp krizi yapıyor mu?</h2>

<p>Şu anki kanıtlarla:</p>

<p><strong>Bunu söyleyemeyiz.</strong></p>

<p>Yeni çalışma gözlemsel.</p>

<p>Araştırmacılar insanların ne kadar ksilitol tükettiğini belirleyip onları rastgele gruplara ayırarak kalp krizi gelişimini karşılaştırmadı.</p>

<p>Bunun yerine kandaki ksilitol düzeyi ile yıllar sonraki kardiyovasküler olaylar arasındaki ilişkiye baktı.</p>

<p>Dolayısıyla bilimsel olarak en doğru sonuç:</p>

<p><strong>“Yüksek kan ksilitol düzeyi, daha yüksek kardiyovasküler olay riskiyle ilişkili bulundu.”</strong></p>

<p>şeklinde ifade edilmeli.</p>

<p><strong>“Ksilitol kalp krizine neden oldu”</strong> denmemeli.</p>

<h2>Kandaki ksilitol yüksekse çok fazla ksilitol tüketilmiş olmak zorunda mı?</h2>

<p>Hayır.</p>

<p>Araştırmanın yorumlanmasındaki en kritik noktalardan biri bu.</p>

<p>Ksilitol yalnızca yiyeceklerden alınan bir madde değil. İnsan vücudu da kendi metabolizması sırasında ksilitol üretebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle kandaki ksilitol düzeyi:</p>

<p><strong>“Bu kişi ne kadar ksilitollü sakız veya ürün tüketti?”</strong></p>

<p>sorusunun doğrudan cevabı değil.</p>

<p>Yüksek kan ksilitolünün bir kısmının metabolik durumla bağlantılı olması da mümkün.</p>

<p>Bu nedenle:</p>

<p><strong>yüksek kan ksilitolü = yüksek ksilitol tüketimi</strong></p>

<p>şeklinde basit bir denklem kurulamaz.</p>

<h2>2024 çalışması neden önemli?</h2>

<p>Ksilitol ile kalp-damar sistemi arasındaki tartışma 2026’da başlamadı.</p>

<p>2024 yılında <i>European Heart Journal</i>’da yayımlanan önceki araştırmada, kardiyovasküler açıdan daha yüksek risk taşıyan <strong>3 binden fazla kişinin</strong> verileri incelendi.</p>

<p>Bu çalışmada da yüksek kan ksilitol düzeyleri, üç yıllık dönemde büyük kardiyovasküler olayların daha sık görülmesiyle ilişkili bulundu.</p>

<p>Bağımsız doğrulama kohortunda en yüksek ksilitol grubunda riskin, en düşük gruba kıyasla düzeltilmiş analizlerde yaklaşık <strong>yüzde 57 daha yüksek</strong> olduğu bildirildi.</p>

<p>Yeni 2026 araştırmasının önemi ise benzer ilişkinin bu kez <strong>17 bin 710 kişilik daha büyük ve toplum temelli kohortlarda, çok daha uzun takip sürelerinde</strong> araştırılmış olması.</p>

<h2>Ksilitol trombositleri etkileyebilir mi?</h2>

<p>2024 araştırmasında yalnızca gözlemsel verilere bakılmadı.</p>

<p>Araştırmacılar insan trombositleri, kan örnekleri ve deneysel modeller üzerinde de ksilitolün etkilerini inceledi.</p>

<p>Bulgular, ksilitolün belirli deney koşullarında <strong>trombositlerin uyarılabilirliğini artırabildiğini ve trombüs oluşumunu kolaylaştırabilecek etkiler gösterebildiğini</strong> düşündürdü.</p>

<p>Trombositler damar yaralandığında kanamanın durdurulmasına yardımcı olan kan hücreleri.</p>

<p>Ancak aşırı veya uygunsuz şekilde aktive olduklarında damar içinde pıhtı oluşumuna katkıda bulunabiliyorlar.</p>

<p>Kalp damarını tıkayan bir pıhtı kalp krizine, beyin damarını tıkayan bir pıhtı ise inmeye yol açabilir.</p>

<p>Bu nedenle mekanistik bulgular, gözlemsel ilişki için biyolojik olarak olası bir açıklama sunuyor.</p>

<h2>10 sağlıklı gönüllüye 30 gram ksilitol verildi</h2>

<p>2024 araştırmasının küçük insan deneyinde <strong>10 sağlıklı gönüllü</strong> değerlendirildi.</p>

<p>Katılımcılara suda çözünmüş <strong>30 gram ksilitol</strong> verildi.</p>

<p>Kan ksilitol düzeyinin yaklaşık 30 dakika içinde çok büyük ölçüde yükseldiği ve aynı dönemde trombositlerin bazı uyarıcılara verdiği yanıtın arttığı bildirildi.</p>

<p>Ancak deney yalnızca <strong>10 kişiyle</strong> gerçekleştirildi.</p>

<p>Ayrıca bu bölümde kalp krizi veya inme gibi klinik sonuçlar araştırılmadı.</p>

<p>Dolayısıyla çalışma:</p>

<p><strong>“30 gram ksilitol kalp krizine neden olur”</strong></p>

<p>sonucunu göstermiyor.</p>

<p>Yalnızca kısa süreli metabolik ve trombosit yanıtları değerlendirildi.</p>

<h2>2024 çalışmasının yorumlanması tartışıldı</h2>

<p>Bu mekanistik bulgular bilimsel açıdan ilgi çekici olsa da çalışmanın yorumlanmasına yönelik eleştiriler de yayımlandı.</p>

<p><i>European Heart Journal</i>’da yer alan bilimsel değerlendirmelerde, oral ksilitol deneyinin yalnızca <strong>10 kişiyle yapılması</strong>, plasebo kontrol grubunun bulunmaması ve trombosit yanıtının sınırlı zaman noktalarında değerlendirilmesi önemli sınırlılıklar arasında gösterildi.</p>

<p>Ayrıca açlık kanındaki ksilitol düzeylerinin yalnızca tüketimi değil, <strong>vücudun kendi ksilitol üretimini ve altta yatan metabolik süreçleri de yansıtabileceği</strong> vurgulandı.</p>

<p>Bu nedenle mevcut kanıtlarla:</p>

<p><strong>“Ksilitol tüketimi doğrudan kalp krizi ve inmeye neden olur”</strong></p>

<p>şeklinde bir nedensellik ilişkisi kurulamaz.</p>

<h2>Ksilitol kandan hızla temizleniyor</h2>

<p>2024 çalışmasında 30 gram ksilitol tüketiminin ardından kandaki düzeyler hızla yükseldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak daha sonra belirgin şekilde azaldı ve birkaç saat içinde başlangıca yakın değerlere geriledi.</p>

<p>Bu durum önemli bir soruyu gündeme getiriyor:</p>

<p>Uzun süreli açlık kan örneklerinde ölçülen ksilitol düzeylerinin ne kadarı beslenmeyle, ne kadarı vücudun kendi metabolik üretimiyle açıklanıyor?</p>

<p>Bu sorunun kesin yanıtı henüz bilinmiyor.</p>

<p>Dolayısıyla uzun dönem gözlemsel çalışmalardaki kan ksilitol düzeylerini doğrudan günlük sakız veya tatlandırıcı tüketiminin göstergesi olarak yorumlamak doğru değil.</p>

<h2>Sakız çiğnemeyi bırakmalı mıyız?</h2>

<p>Mevcut veriler böyle kesin bir öneriyi desteklemiyor.</p>

<p>Yeni araştırma belirli bir miktarda ksilitollü sakız tüketmenin kalp krizi veya inmeye yol açtığını göstermedi.</p>

<p>Ürünlerde bulunan ksilitol miktarı da önemli ölçüde değişebiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla:</p>

<p><strong>“Ksilitollü sakız tehlikelidir”</strong></p>

<p>şeklinde genel bir sonuca varmak için yeterli kanıt yok.</p>

<p>Bununla birlikte yeni uzun dönem sonuçlar ve önceki mekanistik çalışmalar, özellikle <strong>yüksek miktarlarda gıda katkısı olarak kullanılan ksilitolün uzun dönem kardiyovasküler güvenliğinin daha ayrıntılı araştırılması gerektiğini</strong> gösteriyor.</p>

<h2>Peki diş macunundaki ksilitol?</h2>

<p>Ksilitol bazı diş macunları ve ağız bakım ürünlerinde de bulunuyor.</p>

<p>Ancak diş macununun kullanım biçimiyle gram düzeyinde ksilitol içeren yiyecek veya içeceklerin tüketilmesi aynı maruziyet değil.</p>

<p>Ağız bakım ürünleri genellikle yutulmak amacıyla kullanılmıyor ve alınan sistemik miktar çok daha düşük olabilir.</p>

<p>Bu nedenle mevcut araştırmalar:</p>

<p><strong>“Ksilitol içeren diş macunlarını kullanmayın”</strong></p>

<p>şeklinde bir öneriyi desteklemiyor.</p>

<h2>“Şekersiz” etiketi otomatik olarak “daha sağlıklı” anlamına gelir mi?</h2>

<p>Hayır.</p>

<p>Bir ürünün şekersiz olması, o ürünün genel olarak sağlıklı olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Ürünün sağlık açısından değerlendirilmesinde:</p>

<ul>
 <li>toplam besin içeriği,</li>
 <li>kullanılan tatlandırıcının türü,</li>
 <li>porsiyon miktarı,</li>
 <li>enerji içeriği,</li>
 <li>yağ miktarı,</li>
 <li>lif miktarı,</li>
 <li>işlenme derecesi</li>
</ul>

<p>gibi birçok unsur birlikte değerlendirilmeli.</p>

<p>Aynı şekilde ksilitolle ilgili yeni bulgular:</p>

<p><strong>“O halde normal şeker daha sağlıklı”</strong></p>

<p>şeklinde de yorumlanmamalı.</p>

<p>Yüksek miktarda serbest şeker tüketiminin obezite, diş çürüğü ve çeşitli metabolik sorunlarla ilişkili olduğuna dair güçlü kanıtlar bulunuyor.</p>

<p>Bilimsel soru birini diğerinin otomatik olarak “iyi” alternatifi ilan etmekten çok, farklı tatlandırıcıların uzun dönem sağlık etkilerini ayrı ayrı belirlemek.</p>

<h2>Eritritol de daha önce gündeme gelmişti</h2>

<p>Ksilitol tek başına araştırılan bir şeker alkolü değil.</p>

<p>Aynı araştırma grubu daha önce <strong>eritritol</strong> adı verilen başka bir şeker alkolünün yüksek kan düzeyleri ile kardiyovasküler olaylar arasında ilişki gösterdiğini bildirmişti.</p>

<p>Bu çalışmalar, özellikle yüksek miktarlarda kullanılan şeker alkollerinin uzun dönem kardiyovasküler güvenliğine ilişkin bilimsel ilgiyi artırdı.</p>

<p>Ancak ksilitol ve eritritol aynı madde değil.</p>

<p>Birine ilişkin bulgular diğerine otomatik olarak genellenemez.</p>

<h2>Yeni çalışmanın en büyük sınırlaması ne?</h2>

<p>2026 verilerinin en önemli sınırlaması araştırmanın <strong>gözlemsel</strong> olması.</p>

<p>Bu nedenle başka faktörlerin hem kandaki ksilitol düzeyini hem de kalp-damar riskini etkiliyor olması mümkün.</p>

<p>Araştırmacılar çok sayıda bilinen kardiyovasküler risk faktörünü istatistiksel olarak hesaba katmış olsa da gözlemsel çalışmalarda ölçülmeyen veya bilinmeyen karıştırıcı faktörlerin tamamen ortadan kaldırılması mümkün değil.</p>

<p>Ayrıca çalışmada ölçülen değer <strong>kan ksilitol düzeyi</strong>.</p>

<p>Katılımcıların ksilitollü sakız, yiyecek veya içeceklerden ne kadar ksilitol tükettiği doğrudan ölçülerek klinik sonuçlarla karşılaştırılmadı.</p>

<p>Bir diğer önemli nokta da yeni sonuçların <strong>ESC Congress 2026’da sunulmuş kongre verileri</strong> olması.</p>

<p>Tam yöntem ve sonuçların hakem değerlendirmesinden geçmiş bilimsel makale olarak yayımlanması, bulguların gücünün daha ayrıntılı değerlendirilmesi açısından önemli olacak.</p>

<h2>Araştırmanın en önemli mesajı ne?</h2>

<p>Bugünkü kanıtlarla söylenebilecek en güvenli sonuç şu:</p>

<p><strong>Kanında daha yüksek ksilitol düzeyi bulunan kişilerde büyük kardiyovasküler olayların daha sık görüldüğüne ilişkin yeni uzun dönem gözlemsel veriler bulunuyor. Önceki deneysel çalışmalar da ksilitolün belirli koşullarda trombosit aktivitesini artırabileceğine ilişkin biyolojik bir mekanizma ortaya koyuyor.</strong></p>

<p>Ancak mevcut araştırmalar:</p>

<p><strong>ksilitollü sakızın kalp krizine neden olduğunu kanıtlamıyor,</strong></p>

<p><strong>yüksek kan ksilitolünün mutlaka yüksek ksilitol tüketimi anlamına geldiğini göstermiyor,</strong></p>

<p><strong>ksilitol tüketimi arttıkça kalp krizi riskinin belirli oranda arttığını kanıtlamıyor,</strong></p>

<p><strong>normal şekerin daha sağlıklı olduğunu göstermiyor,</strong></p>

<p><strong>ksilitol içeren diş macunlarının bırakılması gerektiğini göstermiyor.</strong></p>

<p>Yeni bulguların asıl mesajı, yaygın kullanılan bu şeker alkolünün ve kandaki yüksek ksilitol düzeylerinin <strong>kardiyovasküler sağlık açısından daha ayrıntılı araştırılması gerektiği.</strong></p>

<h1>Kaynaklar</h1>

<ul>
 <li>European Society of Cardiology — ESC Congress 2026, ksilitol ve kardiyovasküler olaylar araştırması</li>
 <li>ESC 365 — CLSA ve EPIC-Norfolk kohortlarında ksilitol ve kardiyovasküler olaylar analizi</li>
 <li>European Heart Journal — Ksilitol, trombosit aktivitesi ve kardiyovasküler risk araştırması, 2024</li>
 <li>European Heart Journal — Ksilitol araştırmasının metodolojisi ve yorumuna ilişkin bilimsel değerlendirme</li>
 <li>Cleveland Clinic — Ksilitol ve kardiyovasküler risk araştırmasına ilişkin açıklama</li>
 <li>Canadian Longitudinal Study on Aging</li>
 <li>EPIC-Norfolk Study</li>
</ul>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sakizdaki-ksilitol-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-17-bin-kisilik-arastirma-ne-gosterdi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/ksilitol-kalp-krizi.webp" type="image/jpeg" length="61590"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir Portakal Yemekle Suyunu İçmek Aynı Şey mi? Bilim Ne Gösteriyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bir-portakal-yemekle-suyunu-icmek-ayni-sey-mi-bilim-ne-gosteriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bir-portakal-yemekle-suyunu-icmek-ayni-sey-mi-bilim-ne-gosteriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir portakalı yemekle suyunu içmek, aynı meyveyi tüketmenin iki farklı yolu gibi görünebilir. Ancak meyvenin fiziksel yapısının değişmesi, lif miktarının azalabilmesi ve sıvı halde daha hızlı ve daha fazla tüketilebilmesi; özellikle tokluk ve toplam enerji alımı açısından önemli farklar oluşturabiliyor. Bilimsel araştırmalar günlük beslenmede bütün meyveyi öne çıkarırken, yüzde 100 meyve suyunun şeker eklenmiş meyveli içeceklerle aynı kabul edilmemesi gerektiğini de gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2>Bir portakal yemekle suyunu içmek aynı şey mi?</h2>

<p>Kahvaltı sofralarının en tanıdık görüntülerinden biri bir bardak portakal suyu.</p>

<p>Peki birkaç portakalın suyunu sıkıp içmek ile bir portakalı bütün olarak yemek beslenme açısından gerçekten aynı sonucu mu oluşturuyor?</p>

<p>Her ikisi de meyveden geliyor. Vitaminler, doğal şekerler ve çeşitli bitkisel bileşikler içeriyor.</p>

<p>Ancak beslenme biliminde yalnızca bir gıdanın <strong>hangi maddeleri içerdiği</strong> değil, o gıdanın <strong>hangi fiziksel biçimde tüketildiği</strong> de önem taşıyor.</p>

<p>Meyveyi bütün halde yemek; çiğneme, lifli yapı, tüketim süresi ve tokluk açısından meyve suyundan farklı bir deneyim oluşturuyor.</p>

<p>Bu nedenle mevcut bilimsel kanıtların genel yönü günlük beslenmede <strong>bütün meyvenin öncelikli tercih edilmesi</strong> yönünde.</p>

<h2>Meyvenin önemli avantajlarından biri lifli yapısı</h2>

<p>Elma, armut, portakal veya şeftali gibi meyveler bütün olarak tüketildiğinde meyvenin lifli yapısının önemli bölümü korunuyor.</p>

<p>Meyve suyu hazırlanırken ise kullanılan yönteme bağlı olarak meyvenin posasının ve lifinin önemli bir bölümü ayrılabiliyor.</p>

<p>Bu fark yalnızca bağırsak sağlığı açısından önemli değil.</p>

<p>Meyvenin bütün halde tüketilmesi daha fazla çiğneme gerektiriyor, tüketim süresini uzatıyor ve bazı araştırmalarda daha yüksek tokluk hissiyle ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Bir başka önemli fark da miktar.</p>

<p>Bir kişinin kısa sürede üç veya dört portakal yemesi zor olabilirken aynı miktardaki meyvenin suyunu birkaç dakika içinde içmek çok daha kolay olabilir.</p>

<p>Bu durum özellikle büyük porsiyonlarda toplam enerji alımının fark edilmeden artmasını kolaylaştırabilir.</p>

<h2>Bütün elma daha fazla tokluk sağladı</h2>

<p>Meyvenin fiziksel biçiminin tokluk üzerindeki etkisini araştıran kontrollü deneylerden birinde <strong>58 yetişkin</strong> incelendi.</p>

<p>Katılımcılara farklı zamanlarda bütün elma, elma püresi veya elma suyu verildi ve ardından yedikleri öğün değerlendirildi.</p>

<p>Araştırmada bütün elmanın, meyve suyuna göre daha yüksek tokluk hissi oluşturduğu görüldü.</p>

<p>Öğünden önce bütün elma tüketildiğinde toplam öğün enerji alımı, kontrol koşuluna göre yaklaşık <strong>yüzde 15 daha düşük</strong> bulundu.</p>

<p>Bu sonuç, aynı meyvenin benzer enerji içeriğiyle farklı biçimlerde tüketilmesinin bile tokluk üzerinde aynı sonucu oluşturmayabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak çalışma kısa süreli ve sınırlı sayıda katılımcıyla gerçekleştirildi.</p>

<p>Dolayısıyla bu deneyden “bütün meyve yemek uzun vadede kesin olarak kilo verdirir” sonucu çıkarılamaz.</p>

<h2>Büyük araştırmalar diyabet açısından da farklı bir tablo gösteriyor</h2>

<p>Bütün meyve ve meyve suyu tüketimi ile tip 2 diyabet arasındaki ilişki büyük prospektif çalışmalarla da incelendi.</p>

<p><i>The BMJ</i>'de yayımlanan geniş kapsamlı araştırmada yaklaşık <strong>187 bin kişinin</strong> uzun dönemli verileri değerlendirildi.</p>

<p>Takip süresince 12 binden fazla kişide tip 2 diyabet gelişti.</p>

<p>Araştırmada daha fazla bütün meyve tüketimi genel olarak daha düşük tip 2 diyabet riskiyle ilişkili bulunurken, daha fazla meyve suyu tüketimi daha yüksek riskle ilişkilendirildi.</p>

<p>Ancak bu çalışma gözlemsel nitelikteydi.</p>

<p>Dolayısıyla sonuç:</p>

<p><strong>“Meyve suyu diyabete neden olur”</strong></p>

<p>şeklinde yorumlanamaz.</p>

<p>Beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite, vücut ağırlığı ve yaşam tarzının diğer unsurları sonuçları etkileyebilir.</p>

<p>Ayrıca söz konusu araştırmanın yayımlanmasının ardından bazı hesaplamaları etkileyen bir kodlama hatası için düzeltme yayımlandı. Araştırmanın temel sonucu değişmese de bu nedenle tek tek yüzdelik risk değerlerinden ziyade genel ilişkiyi dikkate almak daha güvenli.</p>

<h2>Yüzde 100 meyve suyu ile meyveli içecek aynı değil</h2>

<p>Meyve suyu konusunda en önemli ayrımlardan biri ürünün gerçekten <strong>yüzde 100 meyve suyu</strong> olup olmadığı.</p>

<p>2025 yılında yayımlanan prospektif kohort çalışmalarının meta-analizinde yüzde 100 meyve suyu ile yüzde 100 olmayan meyve suyu ve meyveli içecekler ayrı değerlendirildi.</p>

<p>Analizde <strong>yüzde 100 meyve suyu tüketimi ile tip 2 diyabet riski arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı.</strong></p>

<p>Buna karşılık yüzde 100 olmayan meyve suları ve meyveli içeceklerin daha fazla tüketimi daha yüksek tip 2 diyabet riskiyle ilişkili bulundu.</p>

<p>Bu sonuç önemli bir ayrımı ortaya koyuyor:</p>

<p><strong>Yüzde 100 meyve suyu ile ilave şeker içerebilen meyveli içecekler bilimsel olarak aynı kategoride değerlendirilmemeli.</strong></p>

<p>Ancak yüzde 100 meyve suyunda anlamlı risk artışı bulunmaması, meyve suyunun bütün meyveyle beslenme açısından tamamen eşdeğer olduğu anlamına da gelmiyor.</p>

<h2>Meyve suyu kan şekerini mutlaka daha fazla mı yükseltiyor?</h2>

<p>Meyve suyu hakkındaki en yaygın iddialardan biri kan şekerini bütün meyveye göre mutlaka çok daha fazla yükselttiği.</p>

<p>Bilimsel veriler ise bu konuda daha temkinli olunması gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>2025 yılında yayımlanan küçük bir randomize çapraz çalışmada iyi kontrollü tip 2 diyabeti bulunan <strong>15 kişi</strong> incelendi.</p>

<p>Katılımcılar standart bir kahvaltının yanında farklı günlerde yüzde 100 portakal suyu, benzer miktarda şeker içeren bütün portakal parçaları veya şekerle tatlandırılmış portakal aromalı içecek tüketti.</p>

<p>Dört saatlik takipte gruplar arasında toplam kan şekeri ve insülin yanıtlarında anlamlı farklılık görülmedi.</p>

<p>Bu sonuç:</p>

<p><strong>“Meyve suyu her durumda bütün meyveden çok daha yüksek kan şekeri oluşturur”</strong></p>

<p>şeklindeki kesin bir genellemeyi desteklemiyor.</p>

<p>Ancak çalışma yalnızca 15 kişiyle gerçekleştirildi ve tek bir öğün sonrasındaki kısa süreli metabolik yanıtı değerlendirdi.</p>

<p>Dolayısıyla uzun dönemli sağlık sonuçlarını göstermiyor.</p>

<h2>Kilo açısından durum nasıl?</h2>

<p>Meyve suyu tüketiminin vücut ağırlığıyla ilişkisi de kapsamlı araştırmaların konusu oldu.</p>

<p><i>JAMA Pediatrics</i>'te yayımlanan sistematik derleme ve meta-analizde toplam <strong>42 çalışma</strong> değerlendirildi.</p>

<p>Analize <strong>45 binden fazla çocuk</strong> ve yaklaşık <strong>268 bin yetişkinin</strong> verileri dahil edildi.</p>

<p>Çocuklarda günde her ek bir porsiyon yüzde 100 meyve suyu tüketimi, zaman içerisinde <strong>çok küçük ancak istatistiksel olarak anlamlı bir beden kitle indeksi artışıyla</strong> ilişkili bulundu.</p>

<p>Yetişkinlerde ise sonuç daha karmaşıktı.</p>

<p>Gözlemsel araştırmalardaki ilişki toplam enerji alımının hesaba katılıp katılmamasına göre değişti.</p>

<p>Yetişkinlerde gerçekleştirilen randomize çalışmalar bir arada değerlendirildiğinde ise yüzde 100 meyve suyunun vücut ağırlığını anlamlı biçimde artırdığı gösterilemedi.</p>

<p>Bu nedenle bilimsel sonuç:</p>

<p><strong>“Meyve suyu içen herkes kilo alır”</strong></p>

<p>değil.</p>

<p>Daha doğru mesaj, özellikle büyük ve sık tüketilen porsiyonların günlük toplam enerji alımına katkısının göz önünde bulundurulması gerektiği.</p>

<h2>Meyve suyu besin değeri açısından tamamen değersiz mi?</h2>

<p>Hayır.</p>

<p>Yüzde 100 meyve suyu; C vitamini, potasyum, karotenoidler, polifenoller ve meyvenin türüne göre farklı biyoaktif bileşikler sağlayabilir.</p>

<p>Bu nedenle yüzde 100 meyve suyunu şeker eklenmiş gazlı veya meyveli içeceklerle birebir aynı kabul etmek doğru değil.</p>

<p>Ayrıca 2017 yılında yayımlanan ve <strong>18 randomize kontrollü araştırmayı</strong> değerlendiren bir meta-analizde yüzde 100 meyve suyu tüketiminin açlık glukozu, açlık insülini, insülin direnci göstergeleri veya HbA1c üzerinde anlamlı olumsuz etki oluşturduğu gösterilemedi.</p>

<p>Dolayısıyla bilimsel tartışmanın merkezindeki soru:</p>

<p><strong>“Meyve suyu zararlı mı?”</strong></p>

<p>olmamalı.</p>

<p>Daha anlamlı soru:</p>

<p><strong>“Günlük beslenmede bütün meyvenin yerine meyve suyu koymak doğru mu?”</strong></p>

<p>Mevcut kanıtların genel yönü bu soruya <strong>bütün meyve lehine</strong> yanıt veriyor.</p>

<h2>Taze sıkılmış olması farkı ortadan kaldırıyor mu?</h2>

<p>Evde taze sıkılan meyve suyunda ilave şeker veya bazı paketli ürünlerde bulunabilecek başka bileşenler olmayabilir.</p>

<p>Ancak taze sıkılmış olması meyvenin fiziksel yapısının değişmediği anlamına gelmez.</p>

<p>Üç portakalı bütün halde yemek ile üç portakalın suyunu birkaç dakika içinde içmek aynı tüketim biçimi değildir.</p>

<p>Bütün meyve daha fazla çiğneme gerektirir ve lifli yapının daha büyük bölümünü korur.</p>

<p>Bu nedenle:</p>

<p><strong>“Evde sıktım, o halde meyvenin kendisiyle tamamen aynı”</strong></p>

<p>düşüncesi beslenme açısından doğru değildir.</p>

<h2>Smoothie ile meyve suyu aynı şey mi?</h2>

<p>Tam olarak değil.</p>

<p>Blenderda bütün meyve kullanılarak ve posası atılmadan hazırlanan smoothie'de meyvenin lifinin daha büyük bölümü içeceğin içinde kalabilir.</p>

<p>Ancak meyvenin fiziksel yapısı yine parçalanır ve sıvı veya yarı sıvı hale geldiğinde daha büyük miktarlarda tüketilmesi kolaylaşabilir.</p>

<p>Ayrıca smoothie'ye bal, şurup, meyve suyu veya başka enerji içeren malzemeler eklenmesi toplam kalori miktarını önemli ölçüde artırabilir.</p>

<p>Bu nedenle bir ürünün “smoothie” olarak adlandırılması tek başına sağlıklı olduğu anlamına gelmez.</p>

<h2>Çocuklarda neden daha dikkatli olunmalı?</h2>

<p>Meyve suyu tüketiminde özellikle dikkat edilmesi gereken gruplardan biri çocuklar.</p>

<p>Bir bardak meyve suyunun sağladığı enerji, küçük bir çocuğun günlük enerji ihtiyacının yetişkinlere kıyasla daha büyük bir bölümünü oluşturabilir.</p>

<p><i>JAMA Pediatrics</i> meta-analizinde de yüzde 100 meyve suyu tüketimi ile beden kitle indeksi arasındaki küçük ilişkinin özellikle çocuklarda dikkate alınması gerektiği görüldü.</p>

<p>Bu nedenle çocukların meyveyi mümkün olduğunca bütün haliyle tüketmeye alışması önemli.</p>

<p>Meyve suyu, suyun veya bütün meyvenin rutin alternatifi haline getirilmemeli.</p>

<h2>Peki hangisini tercih etmeli?</h2>

<p>Mevcut bilimsel kanıtların bütünü değerlendirildiğinde günlük beslenmede öncelikli tercih <strong>bütün meyve</strong> olmalı.</p>

<p>Bunun nedeni meyve suyunun mutlaka zararlı olması değil.</p>

<p>Bütün meyve;</p>

<ul>
 <li>lifli yapısını daha fazla korur,</li>
 <li>daha fazla çiğneme gerektirir,</li>
 <li>bazı çalışmalarda daha yüksek tokluk sağlar,</li>
 <li>tek seferde çok miktarda tüketilmesi daha zordur.</li>
</ul>

<p>Yüzde 100 meyve suyu ise dengeli bir beslenmenin parçası olabilir.</p>

<p>Ancak bütün meyvenin birebir karşılığı olarak görülmemeli ve tüketilen miktar göz ardı edilmemeli.</p>

<h2>Sonuç: Meyvenin yalnız içeriği değil, tüketim biçimi de önemli</h2>

<p>Bir elma ile elma suyu veya bir portakal ile portakal suyu benzer vitamin ve bitkisel bileşikler sağlayabilir.</p>

<p>Ancak bütün meyvenin lifli yapısı, çiğneme gerektirmesi, tüketim hızı ve tokluk üzerindeki etkileri nedeniyle iki tüketim biçiminin beslenme açısından tamamen eşdeğer kabul edilmesi doğru değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Günlük yaşam için bilimsel kanıtlarla en uyumlu mesaj şu:</p>

<p><strong>Meyveyi mümkün olduğunca bütün haliyle tüketmek daha avantajlı bir tercih.</strong></p>

<p>Bununla birlikte mevcut araştırmalar yüzde 100 meyve suyunu “zararlı içecek” olarak tanımlamayı veya tek başına diyabet ve kilo artışının nedeni olarak göstermeyi desteklemiyor.</p>

<p>Asıl belirleyici unsurlar; <strong>miktar, tüketim sıklığı, ürünün yüzde 100 meyve suyu olup olmadığı ve kişinin genel beslenme düzeni.</strong></p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<p><i>Appetite</i> — <i>The Effect of Fruit in Different Forms on Energy Intake and Satiety at a Meal</i></p>

<p><i>The BMJ</i> — <i>Fruit Consumption and Risk of Type 2 Diabetes: Results From Three Prospective Longitudinal Cohort Studies</i></p>

<p><i>The American Journal of Medicine</i> — <i>Consumption of Fruit Juice and Risk of Type 2 Diabetes Mellitus: A Systematic Review and Meta-Analysis of Prospective Cohort Studies</i></p>

<p><i>European Journal of Clinical Nutrition</i> — <i>Acute Glycaemic Response of Orange Juice Consumption With Breakfast in Individuals With Type 2 Diabetes: A Randomized Cross-Over Trial</i></p>

<p><i>JAMA Pediatrics</i> — <i>Consumption of 100% Fruit Juice and Body Weight in Children and Adults: A Systematic Review and Meta-Analysis</i></p>

<p><i>Journal of Nutritional Science</i> — <i>100% Fruit Juice and Measures of Glucose Control and Insulin Sensitivity: A Systematic Review and Meta-Analysis of Randomised Controlled Trials</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bir-portakal-yemekle-suyunu-icmek-ayni-sey-mi-bilim-ne-gosteriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/meyve-mi-suyu-mu.webp" type="image/jpeg" length="64368"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Güneşe Çıkarken Göz Sağlığını Korumak İçin Alınması Gereken Önlemler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gunese-cikarken-goz-sagligini-korumak-icin-alinmasi-gereken-onlemler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gunese-cikarken-goz-sagligini-korumak-icin-alinmasi-gereken-onlemler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[UV ışınları yalnızca cildi değil, gözleri de etkileyebilir. Uzun süreli maruziyet; kornea tahrişi, katarakt riski ve retinada hasar gibi sorunlarla ilişkilendiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>UV Işınları Göze Zarar Verir mi? Güneşte En Çok Atlanan Risk</p>

<p>Ultraviyole ışınları, yani güneşten gelen görünmez yüksek enerjili ışık, göz dokularına zarar verebilir. Kısa süreli yoğun maruziyet korneada yanık benzeri tahrişe yol açarken, yıllar içinde biriken UV etkisi katarakt ve bazı retina sorunlarıyla ilişkilendirilmektedir.</p>

<p>Gözler güneşe doğrudan bakılmasa bile UV ışınlarından etkilenebilir. Su, kum, kar, beton ve açık renkli yüzeyler ışınları yansıtarak göze ulaşan dozu artırabilir.</p>

<p>UV Işığı Gözde Ne Yapar?</p>

<p>UV ışınları gözün en ön tabakası olan korneayı, göz merceğini ve bazı durumlarda retinayı etkileyebilir. Kornea, gözün saydam dış penceresi gibi çalışır; yoğun UV maruziyetinde burada ağrı, batma, sulanma ve ışığa hassasiyet gelişebilir.</p>

<p>Bu tablo halk arasında “göz yanığı” gibi tarif edilir. Tıpta fotokeratit adı verilen bu durum, özellikle deniz, kayak, yüksek rakım ve açık alanda uzun süre kalma sonrası görülebilir.</p>

<p>Katarakt Riski Neden Artar?</p>

<p>Katarakt, göz merceğinin saydamlığını kaybetmesiyle oluşur. Yaşlanma en önemli etkendir; ancak uzun yıllar korunmasız UV maruziyeti, mercekteki hasar birikimini artırabilen çevresel faktörlerden biri kabul edilir.</p>

<p>Bu nedenle güneş gözlüğü yalnızca konfor için değil, uzun vadeli göz sağlığı için de önemlidir. Koruyucu gözlük kullanımının düzenli olması, özellikle açık havada çalışanlar ve sık güneşe çıkanlar için daha belirgin değer taşır.</p>

<p>Güneş Gözlüğünde Nelere Bakılmalı?</p>

<p>Güneş gözlüğünün koyu renkli olması tek başına yeterli değildir. Asıl önemli nokta, camın UV-A ve UV-B ışınlarına karşı koruma sağlamasıdır. UV-A daha derine ulaşabilen, UV-B ise yüzey dokularda daha güçlü etki gösterebilen ultraviyole türleri olarak bilinir.</p>

<p>Üzerinde tam UV koruması belirtilen gözlükler tercih edilmelidir. Büyük camlı ve yüzü yandan da örten modeller, çevreden gelen yansımaya karşı daha iyi koruma sağlayabilir.</p>

<p>Çocukların Gözleri Daha Hassas Olabilir</p>

<p>Çocuklar açık havada daha uzun zaman geçirebilir ve göz mercekleri bazı UV ışınlarını yetişkinlere göre daha fazla geçirebilir. Bu nedenle çocuklarda siperlikli şapka ve UV korumalı güneş gözlüğü birlikte düşünülmelidir.</p>

<p>Koruma alışkanlığının erken yaşta kazanılması, ilerleyen yıllarda göz sağlığı açısından yararlı bir davranış haline gelir.</p>

<p>Hangi Belirtilerde Dikkat Edilmeli?</p>

<p>Güneş sonrası gözde şiddetli ağrı, batma, kızarıklık, bulanık görme, ışığa bakamama veya yoğun sulanma varsa göz hekimine başvurmak gerekir. Bu belirtiler kornea tahrişi, enfeksiyon ya da başka bir göz hastalığıyla karışabilir.</p>

<p>Güneşe ya da tutulma gibi güçlü ışık kaynaklarına doğrudan bakmak ise retina açısından ciddi risk oluşturabilir. Retina, gözün arka kısmında görüntüyü algılayan hassas tabakadır ve burada oluşan hasar bazen kalıcı görme sorunlarına neden olabilir.</p>

<p>Gözleri Korumak İçin Basit Önlemler</p>

<p>UV korumalı güneş gözlüğü kullanmak, geniş siperlikli şapka takmak, güneşin dik geldiği saatlerde gölgede kalmak ve çocukların gözlerini korumak en temel önlemler arasında yer alır.</p>

<p>Kontakt lens kullanan kişilerde bazı lensler UV filtresi içerse de bu koruma tüm gözü kaplamaz. Bu nedenle lens kullananların da güneş gözlüğü kullanması önerilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1. Cleveland Clinic Health Essentials, UV ışığı ve göz sağlığı bilgilendirmesi<br />
2. American Academy of Ophthalmology, ultraviyole ışınları ve göz hastalıkları rehberi<br />
3. World Health Organization, ultraviyole radyasyon ve sağlık etkileri değerlendirmesi<br />
4. National Eye Institute, katarakt ve göz koruma bilgilendirmesi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gunese-cikarken-goz-sagligini-korumak-icin-alinmasi-gereken-onlemler</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 15:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9502.jpeg" type="image/jpeg" length="26857"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İzmir’de Görev Yapan Dr. Selçuk Sönmez Kukul Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/izmirde-gorev-yapan-dr-selcuk-sonmez-kukul-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/izmirde-gorev-yapan-dr-selcuk-sonmez-kukul-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Konak 28 Nolu Göztepe Aile Sağlığı Merkezi’nde görev yapan Dr. Selçuk Sönmez Kukul hayatını kaybetti. Trabzon’un Beşikdüzü ilçesine bağlı Vardallı Mahallesi’nden olduğu bildirilen Kukul’un vefatı, ailesi, meslektaşları ve sağlık camiasında üzüntüyle karşılandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>İzmir Konak 28 Nolu Göztepe Aile Sağlığı Merkezi’nde görev yapan Dr. Selçuk Sönmez Kukul’un vefatı, ailesi, meslektaşları, hastaları ve sevenleri tarafından üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Trabzon’un Beşikdüzü ilçesine bağlı Vardallı Mahallesi’nden olduğu bildirilen Kukul’un, emekli öğretmen Yusuf Kukul’un oğlu olduğu öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Selçuk Sönmez Kukul için cenaze namazının 31 Ağustos 2026 Pazartesi günü ikindi namazına müteakip Beşikdüzü Merkez Eski Camii önünde kılınacağı duyuruldu.</p>

<p>Cenaze namazının ardından Kukul’un son yolculuğuna uğurlanması bekleniyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/izmirde-gorev-yapan-dr-selcuk-sonmez-kukul-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 13:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9495.jpeg" type="image/jpeg" length="19956"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’a İtalya’dan Sürpriz Takas Formülü: Torreira’ya Karşılık Gudmundsson]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/galatasaraya-italyadan-surpriz-takas-formulu-torreiraya-karsilik-gudmundsson</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/galatasaraya-italyadan-surpriz-takas-formulu-torreiraya-karsilik-gudmundsson" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray ile Fiorentina arasındaki Lucas Torreira görüşmelerinde sürpriz bir formül gündeme geldi. İtalyan basını, Albert Gudmundsson’un sarı-kırmızılılara gidebileceği karşılıklı kiralama seçeneğinin değerlendirildiğini yazdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’da transfer döneminin son saatlerine girilirken Lucas Torreira dosyasında İtalya’dan dikkat çekici bir gelişme geldi.</p>

<p>Fiorentina’nın eski futbolcusunu yeniden kadrosuna katmak için temaslarını sürdürdüğü bilinirken, görüşmelerde bu kez Albert Gudmundsson ismi gündeme geldi.</p>

<p>İtalyan transfer sitesi TuttomercatoWeb’in edindiği bilgiye göre tarafların değerlendirdiği seçeneklerden biri, Torreira ile Gudmundsson’un karşılıklı olarak kiralanması.</p>

<p>Torreira’ya karşılık Gudmundsson formülü</p>

<p>Fiorentina, daha önce 2021-2022 sezonunda formasını giyen Torreira’yı yeniden Floransa’ya götürmek istiyor.</p>

<p>Transferin ilk aşamalarında satın alma opsiyonlu kiralama formülü üzerinde durulurken son saatlerde masaya farklı bir ihtimal geldi.</p>

<p>TuttomercatoWeb’e göre Fiorentina ile Galatasaray arasında Torreira-Gudmundsson takasını içeren karşılıklı kiralama modeli değerlendiriliyor. Fiorentina’ya yakın LaViola ve FirenzeViola da yeni formülü İtalya’daki transfer akışına taşıdı.</p>

<p>Gudmundsson Galatasaray’a gelebilir</p>

<p>Bu formül gerçekleşirse Torreira Fiorentina’ya dönerken, İzlandalı hücum oyuncusu Albert Gudmundsson İstanbul’un yolunu tutacak.</p>

<p>28 yaşındaki futbolcu hücum hattında farklı pozisyonlarda görev yapabilmesi nedeniyle dikkat çekiyor.</p>

<p>Galatasaray açısından Gudmundsson ihtimalini daha önemli hale getiren nokta ise oyuncuya yönelik sarı-kırmızılı ilginin yalnızca takas haberinde ortaya çıkmamış olması.</p>

<p>İtalyan gazeteci Orazio Accomando da Galatasaray’ın son saatlerde Gudmundsson için güçlü şekilde devreye girdiğini bildirdi.</p>

<p>Galatasaray, Lazio’ya rakip oldu</p>

<p>Gudmundsson için Galatasaray’ın karşısındaki en önemli rakiplerden biri Lazio.</p>

<p>İtalyan ekibinin Fiorentina ile oyuncunun transferi konusunda görüşmeler yürüttüğü ve bir dönem anlaşmaya oldukça yaklaştığı belirtiliyordu.</p>

<p>Ancak İtalya’dan gelen son haberlerde Galatasaray’ın devreye girmesinin ardından Lazio cephesindeki sürecin yavaşladığı öne sürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu tablo, Gudmundsson’un Galatasaray’a önerilen rastgele bir takas oyuncusu olmaktan ziyade sarı-kırmızılıların ayrıca değerlendirdiği bir isim olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Torreira Floransa’ya dönmeye sıcak</p>

<p>Torreira cephesinde ise Fiorentina seçeneğinin oyuncu açısından cazip olduğu belirtiliyor.</p>

<p>La Gazzetta dello Sport kaynaklı son haberlerde Uruguaylı futbolcunun Floransa’ya dönmeye olumlu yaklaştığı ve Fiorentina’nın transferi gerçekleştirme konusunda umutlu olduğu aktarıldı.</p>

<p>Fiorentina ile Galatasaray arasındaki temasların hâlen canlı olduğu bilgisi de İtalya’dan gelen farklı haberlerle destekleniyor.</p>

<p>Takas henüz anlaşma anlamına gelmiyor</p>

<p>Transferde kritik ayrım ise burada bulunuyor.</p>

<p>Torreira ile Gudmundsson’un karşılıklı kiralanması şu aşamada üzerinde çalışılan bir transfer formülü. Tarafların bu model üzerinde kesin anlaşmaya vardığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Dolayısıyla “Torreira Fiorentina’ya, Gudmundsson Galatasaray’a transfer oldu” demek için henüz erken.</p>

<p>Ancak transfer döneminin son saatlerinde Fiorentina’nın Torreira ısrarı ile Galatasaray’ın Gudmundsson ilgisinin aynı masada buluşması, iki ayrı transfer dosyasını tek bir operasyona dönüştürebilecek dikkat çekici bir seçenek ortaya çıkarmış durumda.</p>

<p>Gözler Galatasaray ile Fiorentina arasında</p>

<p>Bundan sonraki süreçte Galatasaray’ın Torreira’nın ayrılığına izin verip vermeyeceği ve Gudmundsson’u kadrosuna katma konusunda Fiorentina ile hangi şartlarda anlaşabileceği belirleyici olacak.</p>

<p>Özellikle kiralama bedelleri, satın alma opsiyonlarının bulunup bulunmayacağı ve oyuncuların sözleşme şartları operasyonun ekonomik boyutunu belirleyecek.</p>

<p>Transfer döneminin kapanmasına kısa süre kala Torreira-Gudmundsson hattı, Galatasaray cephesinde takip edilmesi gereken en dikkat çekici dosyalardan biri haline geldi.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>TuttomercatoWeb<br />
La Gazzetta dello Sport<br />
LaViola<br />
FirenzeViola<br />
Orazio Accomando</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/galatasaraya-italyadan-surpriz-takas-formulu-torreiraya-karsilik-gudmundsson</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 13:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9490.jpeg" type="image/jpeg" length="88167"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çorum FK’dan Ses Getiren Transfer Hamlesi: Moukoko İçin Anlaşma İddiası]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/corum-fkdan-ses-getiren-transfer-hamlesi-moukoko-icin-anlasma-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/corum-fkdan-ses-getiren-transfer-hamlesi-moukoko-icin-anlasma-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorum FK’nın, FC Kopenhag forması giyen eski Borussia Dortmund santrforu Youssoufa Moukoko’nun transferi için anlaşmaya vardığı öne sürüldü. İtalyan gazeteci Fabrizio Romano’nun aktardığı bilgiye göre genç golcü transfere onay verdi ve sağlık kontrolleri için Türkiye’ye gelecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trendyol 1. Lig ekiplerinden Çorum FK’nın transfer döneminin en dikkat çeken hamlelerinden birine imza atmaya hazırlandığı iddia edildi. Avrupa futbolunun yakından tanıdığı genç golcü Youssoufa Moukoko’nun Çorum FK’ya transferi için anlaşma sağlandığı öne sürüldü.</p>

<p>Transfer haberleriyle tanınan Fabrizio Romano’nun paylaşımına göre Çorum FK, FC Kopenhag forması giyen Youssoufa Moukoko’nun transferi konusunda anlaşmaya vardı. Haberde, oyuncunun da Çorum FK’ya gitmeyi kabul ettiği ve sağlık kontrollerinden geçmek üzere Türkiye’ye geleceği belirtildi.</p>

<p>Romano, gelişmeyi “here we go” ifadesiyle duyururken, transfer sürecine ilişkin bilgiyi Yağız Sabuncuoğlu’nun aktardığını kaydetti. Bu gelişme, kısa sürede sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eski Dortmundlu Golcü</p>

<p>Youssoufa Moukoko, Borussia Dortmund altyapısından yetişen ve genç yaşta Avrupa futbolunun en çok konuşulan isimlerinden biri haline gelen santrforlar arasında yer alıyor. Almanya Milli Takımı’nda da forma giyen Moukoko, kariyerinde Dortmund’un ardından Nice ve FC Kopenhag süreçleriyle gündeme gelmişti.</p>

<p>Çorum FK’nın bu transferi resmileştirmesi halinde, 1. Lig’de sezonun en dikkat çekici imzalarından biri atılmış olacak. Kulüpten henüz resmi açıklama yapılmazken, transferin sağlık kontrolü ve imza sürecinin ardından netlik kazanması bekleniyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Fabrizio Romano sosyal medya paylaşımı</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/corum-fkdan-ses-getiren-transfer-hamlesi-moukoko-icin-anlasma-iddiasi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 12:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9488.jpeg" type="image/jpeg" length="37249"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’ın Fofana Transferinde Oyuncu Engeli]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-fofana-transferinde-oyuncu-engeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-fofana-transferinde-oyuncu-engeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın Milan forması giyen Youssouf Fofana için devreye girdiği ancak Fransız orta sahanın siyah-beyazlı seçeneğe sıcak bakmadığı bildirildi. Oyuncunun Galatasaray ihtimaline ise daha açık olduğu öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’ın orta saha transferi için gündemine aldığı Youssouf Fofana konusunda İtalya’dan dikkat çekici bir gelişme geldi.</p>

<p>Milan forması giyen Fransız futbolcu için siyah-beyazlıların girişimde bulunduğu belirtilirken, oyuncu cephesindeki tavrın Beşiktaş açısından işleri zorlaştırdığı ifade edildi.</p>

<p>Fabrizio Romano’nun son transfer güncellemesine göre Fofana, Beşiktaş’a transfer olma konusunda ikna olmuş değil.</p>

<p>Beşiktaş devreye girdi</p>

<p>Beşiktaş’ın orta sahada fizik gücü yüksek ve iki yönlü oynayabilen bir isim aradığı süreçte Fofana’nın adı gündeme geldi.</p>

<p>Siyah-beyazlıların Milan cephesiyle temas kurduğu ve oyuncunun şartlarını araştırdığı yönündeki haberler daha önce de Türkiye’de yer almıştı.</p>

<p>Ancak son bilgi, transferin yalnızca kulüpler arasındaki şartlara bağlı olmadığını ortaya koydu.</p>

<p>Oyuncu Beşiktaş’a sıcak bakmıyor</p>

<p>Romano kaynaklı son gelişmeye göre Fofana, Beşiktaş seçeneğine şu aşamada sıcak yaklaşmıyor.</p>

<p>Bu durum transferde en önemli engelin oyuncu tarafında olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Kulüpler arasında uygun bir formül bulunması halinde bile Fofana’nın ikna edilmesi gerekecek.</p>

<p>Mevcut tabloda bu konuda önemli bir mesafe kaydedildiğine ilişkin güçlü bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Galatasaray seçeneğine daha açık</p>

<p>Aynı güncellemede dikkat çeken bir başka ayrıntı ise Fofana’nın Galatasaray ihtimaline daha olumlu yaklaşması oldu.</p>

<p>Bu durum, Fransız orta saha için Türkiye içindeki transfer yarışının seyrini de değiştirebilir.</p>

<p>Galatasaray’ın oyuncu tarafında daha avantajlı bir konumda olduğu iddia edilirken, Beşiktaş’ın transferi sonuçlandırabilmesi için yalnızca Milan’ı değil Fofana’yı da ikna etmesi gerekecek.</p>

<p>Milan’ın kararı belirleyici</p>

<p>Fofana’nın Milan ile devam eden sözleşmesi nedeniyle transferde İtalyan kulübünün tavrı da kritik önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Milan’ın bonservis beklentisi, kiralama ihtimaline yaklaşımı ve kadro planlaması görüşmelerin yönünü belirleyecek.</p>

<p>Şu aşamada Beşiktaş ile Milan arasında tamamlanmış bir anlaşma bulunduğuna ilişkin doğrulanmış bilgi yok.</p>

<p>Transfer bitmiş değil</p>

<p>Fofana’nın Beşiktaş’a sıcak bakmaması, transfer dosyasının tamamen kapandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Oyuncunun fikrinin değişmesi, Milan ile farklı bir transfer formülünün ortaya çıkması veya Beşiktaş’ın şartları iyileştirmesi halinde süreç yeniden hareketlenebilir.</p>

<p>Ancak mevcut bilgiler ışığında Beşiktaş açısından en ciddi sorun Fofana’nın tercihi olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Transfer döneminin son bölümünde siyah-beyazlıların orta saha için alternatif isimlere yönelip yönelmeyeceği de yakından takip edilecek.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Fabrizio Romano<br />
MilanNews</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-fofana-transferinde-oyuncu-engeli</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9487.jpeg" type="image/jpeg" length="17680"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[500 Yataklık Hastaneyle 4 Ay Yol Gittiler: Büyük Taarruz’un Az Bilinen Sağlık Hikâyesi — 10/10]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/500-yataklik-hastaneyle-4-ay-yol-gittiler-buyuk-taarruzun-az-bilinen-saglik-hikayesi-1010</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/500-yataklik-hastaneyle-4-ay-yol-gittiler-buyuk-taarruzun-az-bilinen-saglik-hikayesi-1010" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1922 kışında Ağrı Dağı eteklerinden yola çıkan askerî hekim Mehmet Derviş Kuntman ve küçük sağlık ekibi, 500 yataklık bir askerî hastanenin malzeme ve teşkilatını Anadolu’nun güç yollarından geçirerek Batı Cephesi’ne ulaştırdı. Karyola bulamadıklarında kerpiçten yatak yaptılar, 30 evlik bir köyde yüzlerce yaralı için hastane kurdular. 26 Ağustos’ta Büyük Taarruz başladığında ise cepheden gelen ilk yaralıların taşıdığı haber iki kelimeydi: “Düşmanı bozduk.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2>Cepheye yalnız askerler yürümüyordu</h2>

<p>1922 yılının kışı…</p>

<p>Ağrı Dağı’nın etekleri kar altındaydı.</p>

<p>Anadolu yıllardır savaşın yorgunluğunu taşıyordu. Balkan Harbi, Birinci Dünya Savaşı ve işgal yıllarının ardından millet, şimdi kendi vatanında var olup olmama mücadelesi veriyordu.</p>

<p>Batı Cephesi’nde büyük hesaplaşmaya doğru gidilirken Anadolu’nun doğusunda sessiz fakat olağanüstü bir hazırlık başladı.</p>

<p>Askerî hekim <strong>Mehmet Derviş Kuntman’a</strong> Batı Cephesi’ne hareket emri verilmişti.</p>

<p>Ancak onun yolculuğu sıradan bir askerî intikal olmayacaktı.</p>

<p>Çünkü yanında yalnızca doktor çantası yoktu.</p>

<p>Onunla birlikte bir askerî hastanenin sağlık teşkilatı da Anadolu’yu baştan başa geçecekti.</p>

<p>Taşınan bir hastane binası değildi.</p>

<p><strong>Yataklar, battaniyeler, ilaçlar, pansuman malzemeleri, tıbbi araçlar ve onları kullanacak sağlık personeliydi.</strong></p>

<p>Kuntman ve beraberindeki küçük ekip, <strong>500 yataklık bir askerî hastanenin malzeme ve teçhizatını</strong> Ağrı Dağı eteklerinden Batı Cephesi’ne ulaştırmakla görevlendirildi.</p>

<p>Ekibin imkânları sınırlıydı.</p>

<p>İki doktor, bir eczacı, birkaç görevli ve yaklaşık 50 asker…</p>

<p>Ama önlerinde yüzlerce kilometrelik Anadolu vardı.</p>

<p>Ve bekleyen bir vatan.</p>

<hr />
<h2>Öküz arabalarıyla başlayan dört aylık yolculuk</h2>

<p>Hazırlıklar Şubat 1922’de başladı.</p>

<p>Nakliye araçlarının önemli bölümünü öküz arabaları oluşturuyordu.</p>

<p>Arabaların tekerlekleri kontrol edildi.</p>

<p>Boyundurukları onarıldı.</p>

<p>Malzemeler tartıldı, ayrıldı ve yüklendi.</p>

<p>Çünkü yolda kaybedilecek her ilaç, her sargı bezi ve her battaniye, birkaç ay sonra cephede bir Mehmetçiğin hayatı anlamına gelebilirdi.</p>

<p>20 Şubat 1922 civarında Iğdır’dan başlayan yolculuk Sarıkamış’a, Erzurum’a, Erzincan’a, Sivas’a ve Anadolu’nun içlerine doğru uzandı.</p>

<p>Kar vardı.</p>

<p>Çamur vardı.</p>

<p>Bozuk yollar vardı.</p>

<p>Kimi zaman günlerce süren ağır ilerleyiş vardı.</p>

<p>Fakat dönüş yoktu.</p>

<p>Kafile yaklaşık <strong>dört ay boyunca</strong> Anadolu’yu geçti.</p>

<p>Bir tarafta cepheye giden askerler, diğer tarafta onların yaralarını saracak doktorlar ve sıhhiyeciler…</p>

<p>Aslında aynı savaşın iki ayrı koluydular.</p>

<p>Biri vatan toprağını savunacak, diğeri o toprağın üzerinde yaralanan insanı hayatta tutmaya çalışacaktı.</p>

<p>Haziran 1922’nin sonunda Kuntman ve beraberindekiler nihayet Batı Cephesi bölgesine ulaştı.</p>

<p>Fakat gerçek mücadele şimdi başlıyordu.</p>

<hr />
<h1>30 evlik köyde yüzlerce yaralı için hastane</h1>

<p>Kuntman’a Akşehir yakınlarındaki <strong>Mevlütlü köyünde</strong> bir hastane hazırlama görevi verildi.</p>

<p>Plan büyük, imkânlar küçüktü.</p>

<p>Yaklaşan taarruzda yüzlerce yaralının gelebileceği düşünülüyordu.</p>

<p>Burada <strong>500 yataklık bir sağlık kapasitesinin oluşturulması</strong>, ayrıca yaklaşık <strong>1000 yaralının geçici olarak toplanabileceği alanların hazırlanması</strong> gerekiyordu.</p>

<p>Fakat Mevlütlü, büyük bir kasaba değildi.</p>

<p>Kuntman’ın anlatımına göre burası yaklaşık <strong>30 evlik bir Yörük köyüydü.</strong></p>

<p>Ne geniş hastane binaları vardı ne de yüzlerce hastayı yatırabilecek hazır koğuşlar.</p>

<p>Üstelik Şark Cephesi’nden getirilen malzemeler arasında yatak, yorgan, yastık kılıfı ve battaniyeler bulunmasına rağmen yeterli <strong>karyola yoktu.</strong></p>

<p>İşte Millî Mücadele’nin sağlık cephesini anlatan en çarpıcı sahnelerden biri burada yaşandı.</p>

<h2>Karyola yoktu, kerpiçten yatak yaptılar</h2>

<p>Sağlık çalışanları “imkân yok” deyip beklemedi.</p>

<p>Çare üretildi.</p>

<p>Taş, kerpiç ve çamur kullanılarak sabit yatak yerleri yapıldı.</p>

<p>Yakındaki Beylikhan’da bulunan bir hanın ahır bölümü temizlendi.</p>

<p>Duvarları sıvandı.</p>

<p>Bir zamanlar hayvanların kaldığı bölüm hasta koğuşuna dönüştürüldü.</p>

<p>Akşehir Gölü çevresinden saz ve ağaç getirildi.</p>

<p>Fazla yaralıların güneşten korunabilmesi için gölgelikler hazırlandı.</p>

<p>Çünkü savaşın ne zaman başlayacağı bilinmese de bir şey biliniyordu:</p>

<p><strong>Yaralılar gelecekti.</strong></p>

<p>Ve geldiklerinde onlara “yerimiz yok” denemezdi.</p>

<p>Bir milletin istiklâl mücadelesinde sağlık çalışanlarının görevi tam da buydu.</p>

<p>Ellerinde ne varsa onunla hayatı savunmak.</p>

<hr />
<h2>Büyük Taarruz yaklaşırken yeni emir geldi</h2>

<p>1922 yazı ilerledikçe Batı Cephesi’nde sessizlik ağırlaşıyordu.</p>

<p>Ordunun büyük bir harekâta hazırlandığı artık sağlık teşkilatına verilen emirlerden de anlaşılıyordu.</p>

<p>1 Ağustos 1922 tarihli emirde <strong>Mevlütlü’de bulunan 300 yataklı hastanenin</strong> ve Kumrallı’daki mevki hastanesinin 1. Ordu emrine verilmesi istendi.</p>

<p>Mevlütlü Hastanesi’nin 15 Ağustos’a kadar Kumrallı bölgesinde hazır bulunması gerekiyordu.</p>

<p>Buradaki “300 yatak” ifadesi, daha önce Mevlütlü’de kurulması planlanan 500 yataklık kapasiteden farklı olarak yeni askerî emirde belirtilen fiilî hastane gücünü ifade ediyordu.</p>

<p>Bir kez daha malzemeler toplanacaktı.</p>

<p>Bir kez daha hastane hareket edecekti.</p>

<p>Çünkü cephe nereye gidiyorsa sağlık hizmeti de oraya gitmeliydi.</p>

<p>Yaralı asker cepheden kilometrelerce uzağa kendi başına gelemezdi.</p>

<p>Doktorun ve sıhhiyecinin ona yaklaşması gerekiyordu.</p>

<hr />
<h1>26 Ağustos 1922</h1>

<p>Sonunda beklenen gün geldi.</p>

<p><strong>26 Ağustos 1922 sabahı Büyük Taarruz başladı.</strong></p>

<p>Top sesleri Afyon hattında yankılanırken Türk ordusu düşman mevzilerine doğru ilerliyordu.</p>

<p>Kumrallı’daki hastanede ise başka bir bekleyiş vardı.</p>

<p>Doktorlar hazırdı.</p>

<p>Sıhhiyeciler hazırdı.</p>

<p>Yataklar hazırlanmıştı.</p>

<p>Sargı malzemeleri yerindeydi.</p>

<p>Fakat cepheden henüz kimse gelmiyordu.</p>

<p>İlk gün geçti.</p>

<p>Beklediler.</p>

<p>Çünkü savaşın hastaneye ulaşması, yaralıların görünmesiyle başlayacaktı.</p>

<p>Ertesi gün uzakta ilk askerler belirdi.</p>

<p>Bazıları yürüyebiliyordu.</p>

<p>Bazıları arabalar üzerinde taşınıyordu.</p>

<p>Üzerlerinde savaşın tozu, yorgunluğu ve yaraları vardı.</p>

<p>Fakat beraberlerinde cepheden bir haber getirmişlerdi.</p>

<p>Kuntman’ın hatıralarına göre sağlık çalışanlarının duyduğu ilk sözlerden biri şuydu:</p>

<h2>“Düşmanı bozduk.”</h2>

<p>İki kelime…</p>

<p>Aylarca yapılan hazırlığın, yıllarca çekilen acının ve bağımsızlık için verilen büyük mücadelenin içinden gelen iki kelime.</p>

<p>Hastanedeki sağlık çalışanları sevindi.</p>

<p>Fakat sevinmeye ayrılacak zaman çok azdı.</p>

<p>Çünkü önlerinde yaralı Mehmetçikler vardı.</p>

<p>Doktorlar ve sıhhiyeciler hemen çalışmaya başladı.</p>

<p>Yaralar açıldı.</p>

<p>Pansumanlar yapıldı.</p>

<p>Hastalar yatırıldı.</p>

<p>Bir tarafta Türk ordusu düşman hatlarını yarıyor, diğer tarafta sağlık çalışanları ölümle yaşam arasındaki ince çizgide mücadele ediyordu.</p>

<p>Büyük Taarruz’un görünmeyen cephesi işte buydu.</p>

<hr />
<h1>Büyük Taarruz’a 35 bin yataklık sağlık hazırlığı</h1>

<p>Kuntman’ın hastanesi yalnız değildi.</p>

<p>Büyük Taarruz öncesinde Türk ordusunun sağlık teşkilatı aylar süren ciddi bir hazırlık yürüttü.</p>

<p>Dönemin kaynaklarına göre yaralıların tedavisi amacıyla toplam sağlık kapasitesi yaklaşık <strong>35 bin yatağa</strong> çıkarılmıştı.</p>

<p>26 Ağustos 1922’de taarruz başladığında sahada <strong>18 sıhhiye bölüğü</strong> bulunuyordu.</p>

<p>Tümenler seyyar hastanelerle destekleniyordu.</p>

<p>Amaç yalnızca yaralı askeri savaş alanından çıkarmak değildi.</p>

<p>Önce ilk müdahale yapılmalıydı.</p>

<p>Sonra sargı yerine götürülmeli, durumu değerlendirilmeliydi.</p>

<p>Ardından ihtiyaç halinde seyyar hastaneye veya cephe gerisindeki daha büyük sağlık kuruluşlarına sevk edilmeliydi.</p>

<p>Bu, Anadolu’nun bütün imkânsızlıklarına rağmen kurulmuş büyük bir sağlık zinciriydi.</p>

<p>Çünkü Büyük Taarruz yalnızca cephane ve asker hesabıyla hazırlanmadı.</p>

<p><strong>Kaç kişinin yaralanabileceği, yaralıların nerede toplanacağı, kimlerin ameliyat edileceği ve hastaların hangi güzergâhtan geriye taşınacağı da hesaplandı.</strong></p>

<p>Zaferin arkasında görünmeyen böyle bir matematik de vardı.</p>

<hr />
<h1>Ordu ilerledi, sağlıkçılar peşinden yürüdü</h1>

<p>Türk ordusu Afyon hattını yardıktan sonra savaşın seyri büyük bir hızla değişmeye başladı.</p>

<p>Artık cephe her gün biraz daha batıya gidiyordu.</p>

<p>Bu durum sağlık teşkilatı için yeni bir sorun doğurdu.</p>

<p>Dün doğru yerde bulunan bir hastane, ertesi gün cepheden çok uzakta kalabiliyordu.</p>

<p>Çözüm belliydi:</p>

<p><strong>Hastaneler de ilerleyecekti.</strong></p>

<p>Kuntman ve arkadaşları bir kez daha yola çıktı.</p>

<p>Düzağaç’a ulaştıklarında karşılaştıkları manzara savaşın bütün ağırlığını gösteriyordu.</p>

<p>Bir caminin içerisinde yaklaşık <strong>70-80 ağır yaralı</strong> bulunuyordu.</p>

<p>Savaşın hızlı ilerleyişi içinde bakıma ihtiyaç duyan bu askerler sağlık ekibinin önündeydi.</p>

<p>Belki birkaç saat önce vatan için savaşmışlardı.</p>

<p>Şimdi ise aynı vatanın doktorlarına ve sıhhiyecilerine emanetti.</p>

<p>Sağlık çalışanının savaşı burada başlıyordu.</p>

<p>Kurşun sıkmıyordu.</p>

<p>Mevziye hücum etmiyordu.</p>

<p>Ama bir insanı hayatta tutabilmek için ölümle aynı kararlılıkla mücadele ediyordu.</p>

<hr />
<h1>Afyon’dan Uşak’a, Uşak’tan Salihli’ye</h1>

<p>Türk ordusu batıya yürüdükçe Kuntman’ın sağlık yolculuğu da devam etti.</p>

<p>Afyon…</p>

<p>Uşak…</p>

<p>Salihli…</p>

<p>Ardından Soma ve Edremit…</p>

<p>Harita üzerinde birkaç şehir adı gibi görünen bu güzergâh, gerçekte yüzlerce kilometrelik bir savaş ve sağlık koridoruydu.</p>

<p>Her yeni şehir yeni yaralılar demekti.</p>

<p>Yeni pansumanlar.</p>

<p>Yeni ameliyatlar.</p>

<p>Yeni kayıplar.</p>

<p>Ve yeniden ayağa kaldırılmaya çalışılan insanlar…</p>

<p>Kuntman’ın Iğdır’da başlayan yolculuğu artık Ege’ye kadar ulaşmıştı.</p>

<p>Aylar önce Ağrı Dağı’nın eteklerinde yüklenen hastane malzemeleri, Büyük Taarruz’un ardından Anadolu’nun batısında yaralı askerlerin tedavisinde kullanılıyordu.</p>

<p>Bu yolculuğun kendisi, Millî Mücadele’nin ne kadar büyük bir lojistik seferberlik olduğunu anlatmaya yetiyordu.</p>

<hr />
<h1>Sağlıkçıların düşmanı yalnızca kurşun değildi</h1>

<p>Millî Mücadele yıllarında doktorların, eczacıların, sıhhiyecilerin ve hastabakıcıların karşısında yalnızca savaş yaraları bulunmuyordu.</p>

<p>Sıtma…</p>

<p>Tifüs…</p>

<p>Verem…</p>

<p>Frengi…</p>

<p>Ve savaş koşullarında hızla yayılabilen başka bulaşıcı hastalıklar…</p>

<p>Anadolu zaten yoksuldu.</p>

<p>İlaç azdı.</p>

<p>Hekim azdı.</p>

<p>Sağlık personeli azdı.</p>

<p>Ulaşım güçtü.</p>

<p>Buna rağmen bir tarafta askerî sağlık teşkilatı, diğer tarafta yeni kurulan Sıhhat ve Muavenet-i İçtimaiye Vekâleti ile Hilâl-i Ahmer’in çalışmaları devam ediyordu.</p>

<p>Millî Mücadele’nin sağlık cephesi yalnızca ameliyat masalarından ibaret değildi.</p>

<p>Aşı üretmekten salgınla mücadeleye, ilaç temininden yaralı nakline kadar büyük bir seferberlik yürütülüyordu.</p>

<p>Çünkü vatan savunması yalnız sınır çizgisinde yapılmıyordu.</p>

<p>Bazen bir hastane çadırında,</p>

<p>bazen bir köy odasında,</p>

<p>bazen bir ahırdan dönüştürülen koğuşta,</p>

<p>bazen de bir yaralının başucunda sürüyordu.</p>

<hr />
<h1>Bir hastaneyi taşımak ne demekti?</h1>

<p>Bugün “500 yataklık hastane” dediğimizde zihnimizde büyük bir bina canlanıyor.</p>

<p>1922 Anadolu’sunda ise hastane çoğu zaman bir bina değil, hareket edebilen bir sağlık teşkilatıydı.</p>

<p>Yataklar…</p>

<p>Battaniyeler…</p>

<p>İlaç sandıkları…</p>

<p>Pansuman malzemeleri…</p>

<p>Tıbbi araçlar…</p>

<p>Doktorlar…</p>

<p>Eczacılar…</p>

<p>Sıhhiyeciler…</p>

<p>Hastabakıcılar…</p>

<p>Ve bütün bunları cepheye ulaştıran askerler ve nakliye görevlileri…</p>

<p>Bir köyde kuruluyor, yaralıları tedavi ediyor, emir geldiğinde toplanıyor ve yeniden yola çıkıyordu.</p>

<p>Bu yüzden Kuntman’ın hikâyesindeki “hastanenin taşınması”, duvarların ve çatının taşınması değildi.</p>

<p><strong>Bir sağlık sisteminin bütün unsurlarıyla cepheye doğru yürütülmesiydi.</strong></p>

<hr />
<h1>Zafer yalnız savaş meydanında kazanılmadı</h1>

<p>Kurtuluş Savaşı’nı anlatırken çoğunlukla cepheleri hatırlarız.</p>

<p>Sakarya’yı…</p>

<p>Dumlupınar’ı…</p>

<p>Afyon’u…</p>

<p>Büyük Taarruz’u…</p>

<p>Ve haklı olarak o cephelerde savaşan Mehmetçiği.</p>

<p>Fakat savaş meydanının birkaç kilometre gerisinde başka insanlar da vardı.</p>

<p>Bir asker vurulduğunda ona ilk ulaşanlar…</p>

<p>Onu sedyeye yatıranlar…</p>

<p>Kanamasını durdurmaya çalışanlar…</p>

<p>Yarasını temizleyenler…</p>

<p>Ameliyat edenler…</p>

<p>Ateşini düşürmeye çalışanlar…</p>

<p>Gecenin karanlığında başında bekleyenler…</p>

<p>Onlar da Millî Mücadele’nin neferleriydi.</p>

<p>Üzerlerinde beyaz önlük veya askerî sağlık üniforması vardı.</p>

<p>Silahları neşter, sargı bezi ve ilaçtı.</p>

<p>Ama savundukları şey yine aynıydı:</p>

<p><strong>İnsan ve vatan.</strong></p>

<hr />
<h1>“Düşmanı bozduk”</h1>

<p>Belki de bütün hikâyeyi iki kelime özetliyor.</p>

<p>26 Ağustos sabahı doktorlar hastanede bekledi.</p>

<p>Top sesleri uzaktan geliyordu.</p>

<p>Ertesi gün yaralı askerler görünmeye başladı.</p>

<p>Biri yürüyerek geldi.</p>

<p>Diğeri arabada.</p>

<p>Birinin kolu sarılıydı.</p>

<p>Bir başkası ayağa kalkamayacak kadar ağır yaralıydı.</p>

<p>Ama cepheden getirdikleri haber aynıydı:</p>

<p><strong>“Düşmanı bozduk.”</strong></p>

<p>Sonra doktorlar eğilip yaralarını sardı.</p>

<p>Çünkü zafer henüz tamamlanmamıştı.</p>

<p>Bir millet düşmanı topraklarından çıkarırken, sağlık çalışanları da o zafer uğruna yaralanmış insanları hayata döndürmeye çalışıyordu.</p>

<p>Ve belki Millî Mücadele’nin bize bıraktığı en büyük derslerden biri de burada saklıdır:</p>

<p><strong>Vatan yalnız cephede savaşanlarla değil, düşenleri kaldıranlarla da kurtulur.</strong></p>

<p>Mehmet Derviş Kuntman’ın Ağrı Dağı eteklerinden başlayıp Büyük Taarruz’a uzanan yolculuğu, o görünmeyen kahramanların hikâyesidir.</p>

<p>İsimleri tarih kitaplarının büyük başlıklarında her zaman yer almasa da onlar Anadolu’nun en zor günlerinde görevlerinin başındaydı.</p>

<p>Karyola bulamadılar, kerpiçten yatak yaptılar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastane bulamadılar, ahırı koğuşa çevirdiler.</p>

<p>Yol bulamadılar, öküz arabalarıyla aylarca yürüdüler.</p>

<p>Ve yaralı Mehmetçik geldiğinde tek bir şey söylediler:</p>

<p><strong>Buradayız.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/500-yataklik-hastaneyle-4-ay-yol-gittiler-buyuk-taarruzun-az-bilinen-saglik-hikayesi-1010</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 12:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/kurtulus-savasi-saglik-calisanlari.webp" type="image/jpeg" length="56886"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor Mohamed Toure İçin Teklifi Yükseltmeye Hazırlanıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspor-mohamed-toure-icin-teklifi-yukseltmeye-hazirlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonspor-mohamed-toure-icin-teklifi-yukseltmeye-hazirlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un Norwich City forması giyen Mohamed Toure için bugün iyileştirilmiş teklif sunmaya hazırlandığı öne sürüldü. İngiliz kulübünün ise genç forvet için ancak çok güçlü bir teklif gelmesi halinde ayrılığa sıcak bakabileceği belirtiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’da hücum hattına takviye çalışmaları sürerken, bordo-mavili kulübün gündemine gelen isimlerden biri de Norwich City’nin genç forveti Mohamed Toure oldu.</p>

<p>Transfer piyasasına yakın kaynaklardan Rudy Galetti’nin aktardığı bilgiye göre Trabzonspor, Mohamed Toure için Norwich City’ye bugün iyileştirilmiş bir teklif sunmaya hazırlanıyor. Bordo-mavili yönetimin, oyuncuyu kadroya katmak için şartları zorladığı ifade edildi.</p>

<p>Ancak transferin kolay görünmediği belirtiliyor. Haberde, Norwich City’nin Mohamed Toure konusundaki tutumunun net olduğu ve İngiliz ekibinin ancak “reddedilemeyecek” seviyede bir teklif gelmesi halinde oyuncunun ayrılığına izin verebileceği kaydedildi.</p>

<p>Bu nedenle görüşmelerde bonservis beklentisi ve teklifin yapısı belirleyici olacak. Trabzonspor’un oyuncu için piyasa değerinin üzerine çıkıp çıkmayacağı, transfer sürecinin seyrini doğrudan etkileyecek.</p>

<p>Mohamed Toure’nin genç yaşı, fizik gücü ve hücumdaki hareketliliği nedeniyle Trabzonspor teknik heyetinin ilgisini çektiği ifade ediliyor. Bordo-mavililer, transfer döneminin son bölümünde hücum rotasyonunu güçlendirmek için alternatifleri değerlendirmeyi sürdürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şu aşamada taraflar arasında kesinleşmiş bir anlaşma bulunmuyor. Trabzonspor’un sunacağı yeni teklifin ardından Norwich City’nin vereceği yanıt, transferin kaderini belirleyecek.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Rudy Galetti’nin sosyal medya paylaşımı</li>
 <li>İngiltere merkezli transfer haberleri</li>
 <li>TransferFeed transfer verileri</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspor-mohamed-toure-icin-teklifi-yukseltmeye-hazirlaniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9485.jpeg" type="image/jpeg" length="91780"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sancaktepe’de Acı Olay: Milli Antrenör Funda Bakış Öldürüldü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sancaktepede-aci-olay-milli-antrenor-funda-bakis-olduruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sancaktepede-aci-olay-milli-antrenor-funda-bakis-olduruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Sancaktepe’de milli antrenör Funda Bakış, eski çalışanı olduğu belirtilen Z.G. ile yaşadığı iddia edilen tartışmanın ardından bıçaklı saldırıya uğradı. Ağır yaralanan Bakış, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayla ilgili 3 şüpheli gözaltına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul’un Sancaktepe ilçesinde meydana gelen olayda, milli antrenör Funda Bakış hayatını kaybetti. Edinilen bilgilere göre olay, Abdurrahmangazi Mahallesi Sevenler Caddesi’nde yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İddiaya göre 39 yaşındaki Funda Bakış ile daha önce kendisine ait spor salonunda çalıştığı öğrenilen 21 yaşındaki Z.G. arasında alacak-verecek meselesi nedeniyle tartışma çıktı. Tartışmanın kısa sürede büyümesi üzerine Z.G.’nin Bakış’ı göğsünden bıçakladığı öne sürüldü.</p>

<p>Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralanan milli antrenör Funda Bakış, sağlık ekiplerinin müdahalesine rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi.</p>

<p>Olayın ardından çalışma başlatan polis ekipleri, şüpheli Z.G.’yi yakalayarak gözaltına aldı. Soruşturma kapsamında olaya karıştığı değerlendirilen A.H.U. ve E.Ş. isimli iki kişinin daha yakalandığı, böylece gözaltı sayısının 3’e yükseldiği bildirildi.</p>

<p>Polis ekiplerinin ilk tespitlerine göre, şüpheli Z.G.’nin Funda Bakış’ın spor salonunda çalıştığı dönemde kredi çekerek Bakış’a para verdiği ve taraflar arasında bu nedenle alacak-verecek anlaşmazlığı bulunduğu belirlendi.</p>

<p>Şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili soruşturma devam ediyor.</p>

<p>Funda Bakış’ın ölümü, spor camiasında ve öğrencileri arasında büyük üzüntüye neden oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sancaktepede-aci-olay-milli-antrenor-funda-bakis-olduruldu</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9481.jpeg" type="image/jpeg" length="59074"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aydın’da görev yapan Dr. Kürşad Durgun hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/aydinda-gorev-yapan-dr-kursad-durgun-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/aydinda-gorev-yapan-dr-kursad-durgun-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın’ın Efeler ilçesinde görev yapan Dr. Kürşad Durgun’un vefatı, kentteki sağlık camiasında üzüntüye neden oldu. Efeler 3 No’lu Aile Sağlığı Merkezi hekimlerinden olduğu belirtilen Durgun için Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul taziye mesajı yayımladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Efeler 3 No’lu Aile Sağlığı Merkezi hekimlerinden Dr. Kürşad Durgun’un vefat haberi, Aydın sağlık camiasında üzüntüyle karşılandı. Kentte uzun süredir sağlık hizmeti sunduğu belirtilen Durgun’un vefatı dolayısıyla meslektaşları ve sevenleri başsağlığı mesajları paylaştı.</p>

<p>Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul da Dr. Kürşad Durgun için taziye mesajı yayımladı. Şenkul, mesajında Durgun’un vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendiğini belirterek ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve sağlık camiasına başsağlığı diledi.</p>

<p>Şenkul’un mesajında şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Merhuma Allah’tan rahmet; başta kıymetli ailesi olmak üzere, sevenlerine ve sağlık camiamıza başsağlığı ve sabır diliyorum.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Kürşad Durgun’un görev yaptığı sağlık çevresinde hastalarıyla kurduğu iletişim ve mesleki çalışmalarıyla tanındığı ifade edildi. Vefat haberinin duyulmasının ardından Aydın’daki sağlık çalışanları ve vatandaşlar, Durgun’un ailesi için taziye dileklerini iletti.</p>

<p>Dr. Durgun’un cenaze programına ilişkin doğrulanmış ayrıntılı bilgiye ulaşılamadı. Cenaze töreni ve defin bilgilerine dair resmi açıklama yapılması halinde haberin güncellenmesi bekleniyor.</p>

<p>Dr. Kürşad Durgun’un vefatı, Aydın’da sağlık camiası başta olmak üzere görev yaptığı çevrede üzüntüyle karşılandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/aydinda-gorev-yapan-dr-kursad-durgun-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9478.jpeg" type="image/jpeg" length="90445"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gaz Lambasının Işığında Geliştirdi, Kala-Azar’ın Kaderini Değiştirdi: Brahmachari’nin Unutulan Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gaz-lambasinin-isiginda-gelistirdi-kala-azarin-kaderini-degistirdi-brahmacharinin-unutulan-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gaz-lambasinin-isiginda-gelistirdi-kala-azarin-kaderini-degistirdi-brahmacharinin-unutulan-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[20. yüzyılın başlarında kala-azar, Hindistan’ın doğusunda ağır salgınlara yol açıyordu. Kalküta’daki mütevazı bir hastane odasında çalışan hekim ve kimyager Upendranath Brahmachari, 1920’de urea stibamine’i geliştirdi. Tedavi kısa sürede kala-azarla mücadelenin önemli araçlarından birine dönüştü. Brahmachari daha sonra 1929 ve 1942 yıllarında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’ne aday gösterildi ancak ödülü alamadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2>Hindistan’ın Bir Bölgesini Yıllarca Korkutan Hastalık: Kala-Azar</h2>

<p>Uzun süren ateş, giderek artan halsizlik, kilo kaybı, kansızlık ve belirgin biçimde büyüyen dalak...</p>

<ol start="20">
 <li>yüzyılın başlarında Hindistan’ın özellikle doğu bölgelerinde bu belirtilerin adı büyük bir korkuyla birlikte anılıyordu:</li>
</ol>

<p><strong>Kala-azar.</strong></p>

<p>Bugün visseral leishmaniasis olarak bilinen hastalık, <i>Leishmania donovani</i> adlı parazitin neden olduğu sistemik bir enfeksiyon.</p>

<p>İnsanlara enfekte dişi kum sineklerinin ısırmasıyla bulaşıyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütüne göre tedavi edilmeyen visseral leishmaniasis vakalarının yüzde 95’ten fazlası ölümcül olabiliyor.</p>

<p>Hastalığın başlıca belirtileri arasında uzun süren düzensiz ateş, kilo kaybı, anemi ile dalak ve karaciğer büyümesi bulunuyor.</p>

<p>Kala-azarın Güney Asya’daki tarihi ise çok daha eskiye uzanıyor.</p>

<p>Tarihsel kayıtlarda kala-azarla ilişkilendirilen erken büyük salgınlardan biri, 1824’te bugünkü Bangladeş sınırları içerisindeki Jessore çevresinde ortaya çıktı.</p>

<p>Hastalık sonraki yıllarda Bengal, Bihar ve Assam gibi bölgelerde ağır bir halk sağlığı sorununa dönüştü.</p>

<p>İşte Upendranath Brahmachari’nin hikâyesi bu tablonun içinde başladı.</p>

<h2>Doktorluğun Yanına Kimyayı da Koydu</h2>

<p>Upendranath Brahmachari 1873 yılında dünyaya geldi.</p>

<p>Gençliğinde matematik ve kimya eğitimi aldı.</p>

<p>1894’te Kalküta’daki Presidency College’dan kimya alanında yüksek lisans derecesi aldıktan sonra tıp eğitimine yöneldi.</p>

<p>1900 yılında tıp diplomasını, ardından 1902’de MD derecesini aldı.</p>

<p>Fizyoloji alanında da akademik çalışma yürüttü.</p>

<p>Bu eğitim geçmişi daha sonra yapacağı keşif açısından belirleyici olacaktı.</p>

<p>Çünkü Brahmachari hastalara yalnızca bir klinisyen gözüyle bakmıyordu.</p>

<p>Aynı zamanda ilaçların kimyasal yapısıyla ilgilenen bir araştırmacıydı.</p>

<h2>O Dönemde Tedavi Vardı Ama Bedeli Ağırdı</h2>

<p>Kala-azar için Brahmachari’den önce de bazı tedaviler deneniyordu.</p>

<p>Özellikle antimon içeren <strong>tartar emetik</strong> adlı bileşik kullanılmaya başlanmıştı.</p>

<p>Ancak sorun yalnızca etkinlik değildi.</p>

<p>İlacın toksisitesi önemliydi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavi uzun sürebiliyor ve ciddi yan etkiler ortaya çıkabiliyordu.</p>

<p>Tarihsel kaynaklarda özellikle kalp ve karaciğer üzerindeki toksik etkilerden söz ediliyor.</p>

<p>Brahmachari’nin aradığı şey bu nedenle yalnızca yeni bir ilaç değildi.</p>

<p><strong>Daha etkili, daha güvenli ve uygulanması daha kolay bir antimon bileşiğine ihtiyaç vardı.</strong></p>

<h2>Bir Alman İlacı Ona Fikir Verdi</h2>

<p>Brahmachari’nin araştırmaları, dönemin gelişmekte olan kemoterapi anlayışından da etkilenmişti.</p>

<p>Paul Ehrlich ve diğer araştırmacıların arsenik içeren bileşikler üzerindeki çalışmaları, belirli mikroorganizmalara karşı kimyasal maddelerin kullanılabileceğini gösteriyordu.</p>

<p>Brahmachari bu yaklaşımı farklı bir yönden ele aldı.</p>

<p>Arsenik yerine antimon içeren organik bileşiklerin kala-azara karşı daha etkili ve daha güvenli hale getirilip getirilemeyeceğini araştırmaya başladı.</p>

<p>Önce farklı antimon bileşikleri üzerinde çalıştı.</p>

<p>Fakat aradığı özelliklerin tamamını bir araya getiren preparatı henüz elde edememişti.</p>

<h2>Büyük Keşif Modern Bir Laboratuvarda Yapılmadı</h2>

<p>Hikâyenin en dikkat çekici bölümü burada başlıyor.</p>

<p>Brahmachari çalışmalarını Kalküta’daki Campbell Hospital’da yürütüyordu.</p>

<p>Daha sonraki anlatımlarında araştırma yaptığı odanın imkânlarının ne kadar sınırlı olduğunu aktardı.</p>

<p>Modern laboratuvar cihazları yoktu.</p>

<p>Odada gaz hattı ve su musluğu bulunmadığını, geceleri çalışmalarını eski bir <strong>gazyağı lambasının ışığında</strong> sürdürdüğünü anlattı.</p>

<p>Ve 1920 yılında bu mütevazı ortamda yeni bir bileşik geliştirdi:</p>

<h2><strong>Urea stibamine</strong></h2>

<p>Bileşik organik bir pentavalan antimon preparatıydı.</p>

<p>Brahmachari’nin daha sonraki yayınlarıyla urea stibamine’in kala-azar tedavisindeki sonuçları bilim dünyasına sunuldu.</p>

<h2>Kala-Azar Tedavisinde Dönüm Noktası</h2>

<p>Sonuçlar dönemin koşullarında son derece dikkat çekiciydi.</p>

<p>Brahmachari ve onu izleyen klinisyenlerin bildirdiği serilerde urea stibamine ile tedavi edilen hastalarda yüksek iyileşme oranları görüldü.</p>

<p>Tarihsel tıp incelemelerinde tedaviyle yüzde 90’ın üzerinde kür oranları bildirildiği ve preparatın önceki bazı antimon tedavilerine göre daha güvenli kabul edildiği aktarılıyor.</p>

<p>Brahmachari’nin geliştirdiği urea stibamine, daha güvenli pentavalan antimon tedavilerinin erken ve önemli örneklerinden biri haline geldi.</p>

<p>Bu ilaç sınıfı sonraki yıllarda leishmaniasis tedavisinde uzun süre önemli yer tuttu.</p>

<p>Dolayısıyla Brahmachari’nin keşfi yalnızca yeni bir molekülün sentezi değildi.</p>

<p>Kala-azar kemoterapisinin gelişiminde önemli bir aşamaydı.</p>

<h2>328 Binden Fazla Hastanın Tedavisinde Kullanıldı</h2>

<p>Urea stibamine kısa sürede laboratuvar sınırlarının dışına çıktı.</p>

<p>Özellikle kala-azarın ağır yük oluşturduğu Assam’da geniş çaplı tedavi programlarında kullanılmaya başlandı.</p>

<p>Tarihsel halk sağlığı kayıtlarını inceleyen araştırmalarda, 1930’ların başına gelindiğinde <strong>328 binden fazla hastanın</strong> urea stibamine ile tedavi edildiği aktarılıyor.</p>

<p>Bu ölçekte kullanım, Brahmachari’nin geliştirdiği preparatın yalnızca deneysel bir ilaç olarak kalmadığını gösteriyor.</p>

<p>Tedavi doğrudan geniş bir halk sağlığı programının parçasına dönüşmüştü.</p>

<p>Ancak burada önemli bir tarihsel ayrım bulunuyor.</p>

<p>Brahmachari için zaman zaman kullanılan:</p>

<p><strong>“Milyonlarca insanın hayatını kurtardı”</strong></p>

<p>ifadesini kesin bir epidemiyolojik sayı gibi kullanmak mümkün değil.</p>

<p>Buna karşılık urea stibamine’in yüz binlerce hastanın tedavisinde kullanıldığına ve kala-azarla mücadelede önemli bir rol oynadığına ilişkin tarihsel kanıt oldukça güçlü.</p>

<h2>Hastalık Geçtikten Sonra Deride Yeni Bir Tablo Fark Etti</h2>

<p>Brahmachari’nin kala-azar tarihindeki rolü urea stibamine ile sınırlı kalmadı.</p>

<p>Bazı hastalarda kala-azardan sonra deri üzerinde farklı lezyonlar ortaya çıkıyordu.</p>

<p>Yüzde, kollarda ve vücudun başka bölgelerinde açık veya koyu renkli lekeler, papüller ve nodüller görülebiliyordu.</p>

<p>Brahmachari bu tablonun önemini fark etti.</p>

<p>1922 yılında yayımladığı çalışmasında Hindistan’daki bu durumu:</p>

<p><strong>“Dermal leishmanoid”</strong></p>

<p>adıyla ayrıntılı biçimde tanımladı.</p>

<p>Brahmachari’nin çalışması, bugün <strong>post-kala-azar dermal leishmaniasis — PKDL</strong> olarak bilinen tablonun ayrı bir klinik durum olarak anlaşılmasına yapılan temel tarihsel katkılardan biri oldu.</p>

<p>Benzer deri tabloları başka bölgelerde daha önce de bildirilmişti.</p>

<p>Bu nedenle Brahmachari’yi PKDL’yi dünyada ilk keşfeden kişi olarak tanımlamak yerine, <strong>Hindistan’daki tabloyu sistematik biçimde tanımlayan ve klinik öneminin anlaşılmasına büyük katkı yapan araştırmacılardan biri</strong> olarak ifade etmek daha doğru.</p>

<p>“Post-kala-azar dermal leishmaniasis” adı ise birkaç yıl sonra literatürde yerleşmeye başladı.</p>

<h2>Brahmachari’nin Bir Asır Önce Çalıştığı Hastalık Bugün Hâlâ Önemli</h2>

<p>PKDL yalnızca dermatolojik bir sorun değil.</p>

<p>Visseral leishmaniasis geçiren bazı hastalarda aylar veya yıllar sonra gelişebiliyor.</p>

<p>Bu kişilerde parazit deride varlığını sürdürebildiği için hastalığın toplumdaki bulaş zincirinin devamında rol oynayabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle PKDL, kala-azarın eliminasyonuna yönelik halk sağlığı programlarında günümüzde de önem taşıyor.</p>

<p>Üstelik bu tarihsel bağlantı 2026 yılında yeniden gündeme geldi.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, <strong>28 Temmuz 2026’da</strong> Güneydoğu Asya ve Doğu Afrika’da visseral leishmaniasis ve PKDL tedavisine yönelik güncellenmiş öneriler yayımladı.</p>

<p>Böylece Brahmachari’nin bir asırdan uzun süre önce üzerinde çalıştığı iki başlık — kala-azar ve hastalık sonrasında gelişebilen deri tablosu — modern tropikal tıbbın gündeminde yaşamaya devam ediyor.</p>

<h2>Nobel Arşivinde Brahmachari’nin Adı</h2>

<p>Brahmachari’nin bilimsel çalışmalarının uluslararası düzeyde gördüğü karşılığın önemli göstergelerinden biri Nobel adaylıklarıydı.</p>

<p>Nobel Ödülü’nün resmi adaylık kayıtlarında Upendranath Brahmachari’nin <strong>1929 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’ne aday gösterildiği</strong> görülüyor.</p>

<p>O yıl ödül Christiaan Eijkman ile Frederick Gowland Hopkins’e verildi.</p>

<p>Ancak Brahmachari’nin Nobel hikâyesi burada bitmedi.</p>

<h2>1942’de Beş Ayrı Adaylık Kaydı</h2>

<p>Aradan 13 yıl geçti.</p>

<p>1942’de Brahmachari’nin adı yeniden Nobel adayları arasındaydı.</p>

<p>Nobel adaylık kayıtlarında Brahmachari için o yıl <strong>beş ayrı adaylık kaydı</strong> bulunuyor.</p>

<p>Adaylık gerekçelerinde özellikle urea stibamine’in geliştirilmesi ile kala-azar sonrasında görülen dermal tablonun araştırılması öne çıkıyordu.</p>

<p>Bu nedenle Brahmachari’nin Nobel geçmişini:</p>

<p><strong>“İki kez Nobel’e aday gösterildi”</strong></p>

<p>şeklinde ifade etmek teknik olarak eksik kalabiliyor.</p>

<p>Daha doğru anlatım şu:</p>

<p><strong>Brahmachari 1929 ve 1942 olmak üzere iki ayrı yılda Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü için aday gösterildi; bu iki yıl için Nobel adaylık arşivinde toplam altı adaylık kaydı bulunuyor.</strong></p>

<h2>1942’nin İlginç Bir Ayrıntısı Daha Var</h2>

<p>Brahmachari 1942’de Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü alamadı.</p>

<p>Ancak bunun nedeni başka bir bilim insanının ödülü kazanması değildi.</p>

<p>Çünkü <strong>1942 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü hiç verilmedi.</strong></p>

<p>İkinci Dünya Savaşı yıllarında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü 1940, 1941 ve 1942’de verilmedi.</p>

<p>Bu nedenle Brahmachari’nin neden Nobel kazanamadığı konusunda “sömürge yönetimi nedeniyle engellendi”, “Hintli olduğu için dışlandı” veya benzeri iddiaları tarihsel gerçek gibi sunmak doğru değil.</p>

<p>Böyle bir sonucu ortaya koyan güvenilir Nobel belgesi bulunmuyor.</p>

<p>Bilinen gerçek daha somut:</p>

<p><strong>Çalışmaları Nobel sisteminde aday gösterilecek kadar önemli bulundu ancak hiçbir zaman Nobel ödüllüsü olmadı.</strong></p>

<h2>Nobel’i Alamadı Ama Bilimsel İtibarı Büyüdü</h2>

<p>Brahmachari’nin çalışmaları kendi döneminde tamamen görmezden gelinmiş değildi.</p>

<p>Çeşitli bilimsel ve devlet nişanlarıyla ödüllendirildi.</p>

<p>1924’te <strong>Kaisar-i-Hind Gold Medal</strong> aldı.</p>

<p>Daha sonra şövalyelik unvanıyla onurlandırıldı ve çeşitli bilimsel kurumlarda önemli görevler üstlendi.</p>

<p>Kala-azar dışında sıtma, filaryaz, lepra ve başka hastalıklar üzerine de çalışmalar yaptı.</p>

<p>Bununla birlikte bugün adı Louis Pasteur, Robert Koch veya Alexander Fleming kadar geniş kitleler tarafından bilinmiyor.</p>

<p>Bu nedenle Brahmachari’nin hikâyesi tıp tarihinin az bilinen fakat dikkat çekici bilimsel öykülerinden biri olmaya devam ediyor.</p>

<h2>Urea Stibamine Bugün Kullanılıyor mu?</h2>

<p>Brahmachari’nin geliştirdiği urea stibamine tarihsel açıdan önemli olsa da modern kala-azar tedavisi artık aynı noktada değil.</p>

<p>Antimon bileşiklerine karşı direnç, ilaç toksisitesi ve yeni tedavilerin geliştirilmesi zaman içerisinde klinik uygulamayı değiştirdi.</p>

<p>Günümüzde visseral leishmaniasis tedavisinde bölgeye ve hastanın klinik durumuna göre liposomal amphotericin B, miltefosine, paromomycin ve bazı pentavalan antimon preparatları gibi farklı seçenekler kullanılabiliyor.</p>

<p>DSÖ’nün 2026’da güncellediği önerilerde de tedavi; bölge, hastalık biçimi, hasta grubu ve önceki tedaviler dikkate alınarak farklılaştırılıyor.</p>

<p>Dolayısıyla urea stibamine’i günümüzde kullanılan standart kala-azar ilacı gibi göstermek doğru değil.</p>

<p>Onun önemi bugün kullanılan bir ilaç olmasından çok, <strong>kala-azar kemoterapisinin gelişimindeki tarihsel rolünden</strong> kaynaklanıyor.</p>

<h2>Bir Gaz Lambasının Altından Tıp Tarihine</h2>

<p>Brahmachari’nin hikâyesini çarpıcı yapan yalnızca Nobel adaylığı değil.</p>

<p>Bir tarafta tedavi edilmediğinde insanların büyük bölümünün yaşamını tehdit eden ciddi bir parazit hastalığı vardı.</p>

<p>Diğer tarafta modern laboratuvar olanaklarından oldukça uzak koşullarda çalışan bir hekim-kimyager.</p>

<p>Ve sonunda küçük bir hastane odasında başlayan araştırma, yüz binlerce hastanın tedavisinde kullanılan bir preparata dönüştü.</p>

<p>Brahmachari ayrıca kala-azar sonrasında ortaya çıkabilen deri tablosunu ayrıntılı biçimde tanımlayarak hastalığın klinik olarak anlaşılmasına ikinci önemli katkısını yaptı.</p>

<p>Aradan bir asırdan fazla zaman geçti.</p>

<p>İlaçlar değişti.</p>

<p>Tedavi protokolleri değişti.</p>

<p>Kala-azarla mücadele yöntemleri değişti.</p>

<p>Ancak <strong>Upendranath Brahmachari’nin gazyağı lambasının ışığında başlayan araştırmasının tıp tarihindeki yeri değişmedi.</strong></p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<ul>
 <li>Saha P, Chaudhury A, Maji AK. <i>Sir U.N. Brahmachari and His Battle Against Kala-Azar.</i> Tropical Parasitology. 2021.</li>
 <li>Brahmachari UN. <i>Chemotherapy of Antimonial Compounds in Kala-Azar Infection.</i> Indian Journal of Medical Research. 1922.</li>
 <li>Brahmachari UN. <i>A New Form of Cutaneous Leishmaniasis—Dermal Leishmanoid.</i> Indian Medical Gazette. 1922;57:125–127.</li>
 <li>World Health Organization. <i>Leishmaniasis – Fact Sheet.</i></li>
 <li>World Health Organization. <i>Kala-Azar in India – Progress and Challenges Towards its Elimination as a Public Health Problem.</i> Weekly Epidemiological Record.</li>
 <li>World Health Organization. <i>Guidelines on the Treatment of Visceral Leishmaniasis and Post-kala-azar Dermal Leishmaniasis in Eastern Africa and South-East Asia.</i> 2026.</li>
 <li>Nobel Prize Nomination Archive. <i>Upendranath Brahmachari – Physiology or Medicine, 1929 and 1942.</i></li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gaz-lambasinin-isiginda-gelistirdi-kala-azarin-kaderini-degistirdi-brahmacharinin-unutulan-hikayesi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/brahmachari-kala-azar.webp" type="image/jpeg" length="13256"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Obezite Beynin Yüksek Kan Şekerine Verdiği Yanıtı Bozuyor mu? Yeni Çalışmadan Bulgular]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/obezite-beynin-yuksek-kan-sekerine-verdigi-yaniti-bozuyor-mu-yeni-calismadan-bulgular</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/obezite-beynin-yuksek-kan-sekerine-verdigi-yaniti-bozuyor-mu-yeni-calismadan-bulgular" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nature Communications’ta yayımlanan yeni araştırmada, yüksek yağlı diyetle beslenen farelerin beyninde kan şekeri yükseldiğinde normalde ortaya çıkan bazı hücresel ve transkripsiyonel yanıtların büyük ölçüde kaybolduğu veya tersine döndüğü görüldü. Araştırmacılar 75 binden fazla hücreyi tek çekirdek düzeyinde analiz etti. Bulgular, yüksek yağlı diyet koşullarında beynin hiperglisemiye verdiği normal metabolik yanıtların bozulabileceğini düşündürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ancak çalışma farelerde yapıldı; sonuçların insanlardaki obezitenin bütün biçimlerine doğrudan genellenmesi mümkün değil.</p>

<p>Kan şekeri yükseldiğinde yalnızca pankreas ve karaciğer devreye girmiyor.</p>

<p>Beyin de kandaki glikoz düzeyindeki değişiklikleri algılayan ve enerji dengesiyle kan şekeri kontrolüne katkıda bulunan önemli organlardan biri.</p>

<p>Peki yüksek yağlı beslenmeyle gelişen metabolik değişiklikler, beynin kan şekeri yükselmesine verdiği yanıtı bozabilir mi?</p>

<p>31 Ağustos 2026’da <i>Nature Communications</i> dergisinde yayımlanan yeni çalışma bu soruya dikkat çekici verilerle yaklaşıyor.</p>

<p>Araştırmacılar yüksek yağlı diyetle beslenen erkek farelerde, kan şekerinin yükselmesine karşı beynin bazı bölgelerinde normalde görülen hücresel ve gen aktivitesine ilişkin yanıtların önemli ölçüde değiştiğini gösterdi.</p>

<p>Çalışmada hipotalamus ve beyin sapındaki toplam <strong>75 bin 787 hücre tek çekirdek düzeyinde</strong> analiz edildi.</p>

<h2>Beyin kan şekerini gerçekten algılıyor mu?</h2>

<p>Evet.</p>

<p>Beyin yalnızca düşünme, hafıza ve hareket gibi işlevleri yöneten bir organ değil.</p>

<p>Özellikle hipotalamus ve beyin sapının bazı bölgeleri, vücudun enerji durumuyla ilgili çok sayıda sinyali sürekli olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Bu bölgeler; kan şekeri, insülin, leptin, açlık-tokluk sinyalleri ve enerji depolarının durumu gibi bilgilerin işlenmesine katkıda bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle beynin glikoz değişikliklerine verdiği yanıtların bozulması teorik olarak yalnızca iştahı değil, bütün vücudun metabolik kontrolünü de etkileyebilir.</p>

<p>Ancak yeni çalışma doğrudan “beynin şekeri algılamayı bıraktığını” göstermiyor.</p>

<p>Araştırmacıların ölçtüğü temel özellik, <strong>kan şekeri yükseldiğinde farklı beyin hücrelerinde ortaya çıkan transkripsiyonel, yani gen aktivitesine ilişkin yanıtlar</strong> oldu.</p>

<h2>Araştırmada hangi beyin bölgeleri incelendi?</h2>

<p>Çalışmada metabolik kontrol açısından önemli üç bölge değerlendirildi:</p>

<p><strong>Arkuat çekirdek, ventromedial hipotalamus ve dorsal vagal kompleks.</strong></p>

<p>Bu bölgelerin tümü besin alımı, enerji dengesi ve glikoz metabolizmasının sinirsel kontrolünde rol oynuyor.</p>

<p>Araştırmacılar <strong>kontrol diyetiyle</strong> ve yüksek yağlı diyetle beslenen erkek farelerin beyinlerinden örnekler aldı.</p>

<p>Daha sonra hayvanlara damar yoluyla glikoz veya kontrol amacıyla tuzlu su verildi.</p>

<p>Araştırmanın amacı, kan şekeri yükseldiğinde farklı beyin hücrelerinin gen aktivitesinin nasıl değiştiğini belirlemekti.</p>

<h2>75 bin 787 hücre tek çekirdek düzeyinde incelendi</h2>

<p>Çalışmanın dikkat çekici yönlerinden biri kullanılan yöntemdi.</p>

<p>Araştırmacılar <strong>tek çekirdek RNA dizilemesi</strong> olarak bilinen yöntemle toplam 75 bin 787 hücreyi değerlendirdi.</p>

<p>Bu teknoloji, beyin dokusunu tek bir bütün olarak incelemek yerine farklı hücre türlerinin değişikliklere nasıl yanıt verdiğini ayrı ayrı değerlendirmeye olanak sağlıyor.</p>

<p>Böylece araştırmacılar yalnızca “beyinde bir değişiklik oldu” demek yerine hangi hücre tiplerinin hiperglisemiye yanıt verdiğini inceleyebildi.</p>

<h2>Kontrol diyetiyle beslenen farelerde belirgin yanıt görüldü</h2>

<p>Kontrol diyetiyle beslenen farelerde kan şekeri yükseltildiğinde bazı beyin hücrelerinde belirgin gen aktivitesi değişiklikleri ortaya çıktı.</p>

<p>Özellikle astrositler ve oligodendrositler olarak bilinen destek hücrelerinde farklı beyin bölgelerinde ortak transkripsiyonel yanıtlar görüldü.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca <strong>Ghrh nöronlarının</strong> da yüksek kan şekerine yanıt verdiğini tespit etti.</p>

<p>Bu nöronlarda görülen gen aktivitesi değişikliklerinin, nöronal aktivitenin azalmasıyla uyumlu olduğu değerlendirildi.</p>

<p>Ancak bu bulgu, nöronal aktivitenin doğrudan ve kesin biçimde azaldığının gösterildiği anlamına gelmiyor.</p>

<h2>Yüksek yağlı diyetle beslenen farelerde yanıt değişti</h2>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonucu yüksek yağlı diyet grubunda ortaya çıktı.</p>

<p>Yüksek yağlı diyet, beyin hücrelerinin gen aktivitesinde geniş çaplı değişikliklerle ilişkiliydi.</p>

<p>Daha önemlisi, kontrol diyetiyle beslenen farelerde hiperglisemi sonrasında görülen bazı hücresel ve transkripsiyonel yanıtların yüksek yağlı diyetle beslenen farelerde <strong>büyük ölçüde kaybolduğu veya tersine döndüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Bu nedenle araştırmacılar, yüksek yağlı diyet koşullarında beynin kan şekeri yükselmesine verdiği normal hücresel yanıtların bozulabileceğini düşünüyor.</p>

<p>Burada önemli bir ayrım bulunuyor.</p>

<p>Çalışma:</p>

<p><strong>“Beyin artık kan şekerini algılayamıyor”</strong></p>

<p>sonucunu göstermiyor.</p>

<p>Daha doğru bilimsel ifade:</p>

<p><strong>Beynin hiperglisemiye verdiği normal hücresel ve transkripsiyonel yanıtların yüksek yağlı diyet koşullarında önemli ölçüde değiştiği.</strong></p>

<h2>Hangi nöronlarda değişiklik görüldü?</h2>

<p>Yüksek yağlı diyetin etkileri tek bir hücre grubuyla sınırlı kalmadı.</p>

<p>Araştırmada özellikle bazı:</p>

<p><strong>Agrp, Ghrh, Trh/Cxcl12 ve Th/Slc6a3 nöronlarında</strong></p>

<p>gen aktivitesi farklılıkları bildirildi.</p>

<p>Bu hücre gruplarının bir bölümü iştah, enerji dengesi, hormonal düzenleme ve metabolik kontrolle bağlantılı.</p>

<p>Bu bulgular, yüksek yağlı diyetin beyin metabolizmasını tek bir yol üzerinden değil, birden fazla hücresel sistem üzerinden etkileyebileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Ancak bu mekanizmaların insanlarda aynı biçimde çalışıp çalışmadığı henüz bilinmiyor.</p>

<h2>Bulgular tip 2 diyabeti açıklıyor mu?</h2>

<p>Henüz hayır.</p>

<p>Obezite ile tip 2 diyabet arasında güçlü bir ilişki bulunuyor.</p>

<p>Beynin glikoz değişikliklerine verdiği yanıtların bozulması bu ilişkinin olası mekanizmalarından biri olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak yeni çalışma:</p>

<p><strong>“Beyindeki glikoz algısının bozulması tip 2 diyabete neden olur”</strong></p>

<p>sonucunu kanıtlamıyor.</p>

<p>Tip 2 diyabetin gelişiminde insülin direnci, pankreas beta hücrelerinin işlevi, karaciğer, kas dokusu, yağ dokusu, genetik yatkınlık, beslenme ve fiziksel aktivite dahil çok sayıda faktör rol oynuyor.</p>

<p>Yeni araştırma bu karmaşık sistemin yalnızca beyinle ilgili bir bölümüne ışık tutuyor.</p>

<h2>Daha önce de benzer bulgular elde edilmişti</h2>

<p>Beyindeki glikoz algısının obezite koşullarında değişebileceği düşüncesi tamamen yeni değil.</p>

<p>Daha önce yapılan hayvan çalışmalarında hipotalamustaki <strong>POMC nöronlarının glikoza verdiği yanıtın obezite koşullarında bozulabildiğine</strong> ilişkin bulgular elde edilmişti.</p>

<p>Yeni araştırmanın önemli farklarından biri yalnızca tek bir nöron grubuna odaklanmaması.</p>

<p>Araştırmacılar on binlerce hücreyi aynı anda inceleyerek glikoz yanıtının farklı hücre tipleri ve farklı beyin bölgelerinde nasıl değiştiğini değerlendirdi.</p>

<p>Bu nedenle çalışma, beynin metabolik yanıt sistemine ilişkin daha geniş bir hücresel harita sunuyor.</p>

<h2>İnsan genetiğiyle de bağlantı araştırıldı</h2>

<p>Araştırmacılar farelerden elde ettikleri sonuçları insanlarla ilgili genetik verilerle de karşılaştırdı.</p>

<p>Çalışmada, <strong>fare ve insan GHRH nöronlarında zenginleşen bazı genlerin insanlardaki glisemik özelliklerle ilişkilendirilmiş genetik bölgelerde bulunduğu</strong> gösterildi.</p>

<p>Bu bağlantı, araştırılan mekanizmanın insan metabolizması açısından da önemli olabileceğine yönelik bir ipucu sunuyor.</p>

<p>Ancak bu sonuç:</p>

<p><strong>“İnsanlarda da aynı mekanizma kanıtlandı”</strong></p>

<p>anlamına gelmiyor.</p>

<p>Genetik bağlantılar, mekanizmanın insanlarda daha ayrıntılı araştırılması gerektiğini gösteriyor.</p>

<h2>Çalışma insanlarda mı yapıldı?</h2>

<p>Hayır.</p>

<p>Araştırmanın en önemli sınırlamalarından biri bu.</p>

<p>Deneyler <strong>erkek farelerde</strong> gerçekleştirildi.</p>

<p>Bu nedenle sonuçların kadın farelere veya insanlara doğrudan genellenmesi mümkün değil.</p>

<p>Ayrıca araştırmada kullanılan yüksek yağlı diyet modeli, insanlarda görülen obezitenin bütün nedenlerini temsil etmiyor.</p>

<p>İnsanlarda obezite; genetik, çevresel, hormonal, davranışsal ve sosyal çok sayıda faktörün etkileşimi sonucunda gelişebiliyor.</p>

<p><strong>Bu nedenle sonuçlar, insanlarda beslenmeyle ilişkili veya diğer nedenlerle gelişen obezite biçimlerinin tamamına doğrudan genellenemez.</strong></p>

<p>İnsan beynindeki glikoz yanıtlarının benzer şekilde etkilenip etkilenmediğini gösterecek ek araştırmalara ihtiyaç var.</p>

<h2>“Yağlı yemek beynin şeker sensörünü kapatıyor” demek doğru mu?</h2>

<p>Hayır.</p>

<p>Bu çalışma tek bir yağlı öğünün veya belirli bir yiyeceğin beynin kan şekeri yanıtını bozduğunu göstermedi.</p>

<p>Araştırma, belirli süre boyunca yüksek yağlı diyetle beslenen deney hayvanlarını değerlendirdi.</p>

<p>Bu nedenle bulgular:</p>

<p><strong>“Yağlı yemek beynin şeker algısını bozar”</strong></p>

<p>şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<p>Daha doğru ifade:</p>

<p><strong>Yüksek yağlı diyet koşullarında beynin kan şekeri yükselmesine verdiği bazı hücresel ve transkripsiyonel yanıtların önemli ölçüde değiştiği görüldü.</strong></p>

<h2>Kilo verilirse bu sistem düzelir mi?</h2>

<p>Bu araştırma bu soruya yanıt vermiyor.</p>

<p>Çalışmada kilo kaybının, egzersizin, beslenme değişikliğinin veya obezite tedavilerinin beyindeki değişen glikoz yanıtlarını eski haline getirip getirmediği test edilmedi.</p>

<p>Dolayısıyla:</p>

<p><strong>“Kilo verildiğinde beynin şeker algısı düzelir”</strong></p>

<p>şeklinde bir sonuç çıkarmak için yeterli kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Bu soru gelecekte yapılacak araştırmalar açısından önemli başlıklardan biri.</p>

<h2>Obezite yalnızca fazla kilo değil</h2>

<p>Yeni çalışma, obezite araştırmalarında giderek önem kazanan daha geniş bir bakış açısını da destekliyor.</p>

<p>Vücudun metabolik kontrolünde yağ dokusu, karaciğer, kas, pankreas, bağırsak ve beyin arasında sürekli bir iletişim bulunuyor.</p>

<p>Hormonlar, besin sinyalleri ve sinir sistemi üzerinden yürüyen bu iletişim enerji dengesinin ve kan şekeri kontrolünün sürdürülmesine katkıda bulunuyor.</p>

<p>Bu ağdaki bozulmalar insülin direnci ve diğer metabolik değişikliklerle ilişkili olabilir.</p>

<p>Yeni araştırma, beynin de bu metabolik sistemin aktif parçalarından biri olduğunu gösteren deneysel verilere yenilerini ekliyor.</p>

<h2>Araştırmanın finansmanı ve çıkar çatışmaları açıklandı</h2>

<p>Araştırmacılar makalede finansman kaynaklarını ve olası çıkar çatışmalarını da beyan etti.</p>

<p>Araştırma ekibinde <strong>Novo Nordisk ile kurumsal veya araştırma bağlantıları bulunan bazı isimlerin yer aldığı</strong> bildirildi. Çalışmanın yürütüldüğü araştırma merkezinin de Novo Nordisk Foundation tarafından sağlanan koşulsuz destekten yararlandığı belirtildi.</p>

<p>Bu bağlantılar çalışmanın sonuçlarını tek başına geçersiz kılmıyor.</p>

<p>Ayrıca araştırmada <strong>herhangi bir obezite ilacı, ticari ürün veya tedavi test edilmedi.</strong></p>

<p>Bu nedenle çalışma, belirli bir ilacın etkinliğini veya güvenliğini değerlendiren bir klinik araştırma niteliği taşımıyor.</p>

<h2>Araştırmanın en önemli mesajı ne?</h2>

<p>Çalışma, beynin kan şekeri yükselmesine hücresel ve genetik düzeyde yanıt verdiğini ve bu yanıtların yüksek yağlı diyet koşullarında önemli ölçüde değişebildiğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak araştırma:</p>

<p><strong>insanlarda yapılmadı,</strong></p>

<p><strong>obezitenin tip 2 diyabete bu mekanizmayla neden olduğunu kanıtlamadı,</strong></p>

<p><strong>tek bir yağlı öğünün bu değişikliklere yol açtığını göstermedi,</strong></p>

<p><strong>kilo kaybının veya herhangi bir tedavinin sistemi düzelttiğini test etmedi.</strong></p>

<p>Bu nedenle araştırmanın en güvenli bilimsel mesajı şöyle özetlenebilir:</p>

<p><strong>Yüksek yağlı diyetle beslenen erkek farelerde, beynin kan şekeri yükselmesine verdiği normal hücresel ve transkripsiyonel yanıtlar önemli ölçüde değişti. Bu mekanizmanın insan metabolizmasındaki klinik önemini belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.</strong></p>

<h1>Kaynaklar</h1>

<ul>
 <li>Nature Communications — Beynin glikoz yanıtlarının yüksek yağlı diyet koşullarında değişimine ilişkin araştırma, 31 Ağustos 2026</li>
 <li>Nature — POMC nöronları, glikoz algısı ve obeziteye ilişkin deneysel çalışma</li>
 <li>University of Copenhagen — Novo Nordisk Foundation Center for Basic Metabolic Research</li>
</ul>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/obezite-beynin-yuksek-kan-sekerine-verdigi-yaniti-bozuyor-mu-yeni-calismadan-bulgular</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/obezite-beyin-seker-yaniti.webp" type="image/jpeg" length="13345"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="88815"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="60934"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="92938"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="67521"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="27685"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="21003"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
