<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 21 Aug 2026 22:54:11 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Samsun’da Hekim Dursun Bektaş’tan Acı Haber: Ölüm Nedeni Araştırılıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/samsunda-hekim-dursun-bektastan-aci-haber-olum-nedeni-arastiriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/samsunda-hekim-dursun-bektastan-aci-haber-olum-nedeni-arastiriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun SGK’da görev yapan 46 yaşındaki hekim Dursun Bektaş’ın işe gelmemesi üzerine başlayan endişeli bekleyiş, Atakum’daki evinde hayatını kaybettiğinin belirlenmesiyle son buldu. Bektaş’ın kesin ölüm nedeni adli incelemeyle açıklığa kavuşacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Samsun sağlık camiası, hekim Dursun Bektaş’tan gelen acı haberle sarsıldı. Sosyal Güvenlik Kurumunda görev yapan 46 yaşındaki Bektaş, Atakum ilçesindeki evinde hayatını kaybetmiş halde bulundu.</p>

<p>Bektaş’ın işe gelmemesi ve kendisine ulaşılamaması üzerine endişelenen mesai arkadaşları, durumu kontrol etmek amacıyla Cumhuriyet Mahallesi’ndeki adresine gitti. Evden herhangi bir karşılık alınamayınca güvenlik birimlerine haber verildi.</p>

<p>İhbarın ardından adrese polis, itfaiye ve sağlık ekipleri yönlendirildi. Eve giren ekipler, Bektaş’ı yatak odasında hareketsiz halde buldu. Sağlık görevlilerinin yaptığı kontrolde hekimin yaşamını yitirdiği belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kesin ölüm nedeni henüz bilinmiyor</p>

<p>Dursun Bektaş’ın ölümüyle ilgili olay yerinde adli inceleme gerçekleştirildi. Kesin ölüm nedeninin mevcut bulgularla belirlenememesi üzerine cenazesi, otopsi işlemleri için Adli Tıp Kurumu Samsun Grup Başkanlığına götürüldü.</p>

<p>Polis ekiplerinin olayın bütün yönleriyle aydınlatılması amacıyla başlattığı inceleme sürüyor. Otopsi raporu açıklanmadan ölümün sebebine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmaması gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Kan bağışı çalışmalarında uzun yıllar görev aldı</p>

<p>Yerel basın arşivlerinde yer alan bilgilere göre Dursun Bektaş, geçmiş yıllarda Türk Kızılay’ın Samsun ve çevre illerde yürüttüğü kan bağışı faaliyetlerinde hekim olarak görev yaptı.</p>

<p>Samsun’un yanı sıra Amasya, Tokat, Ordu ve Sinop’taki çeşitli kampanyalara katılan Bektaş, özellikle kan stoklarının azaldığı dönemlerde vatandaşlara bağış çağrısında bulunmuştu. Daha sonraki dönemde ise Samsun SGK bünyesinde mesleğini sürdürüyordu.</p>

<p>Bektaş’ın vefatı, birlikte görev yaptığı meslektaşları ve kendisini kan bağışı çalışmalarından tanıyanlar arasında üzüntüye neden oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/samsunda-hekim-dursun-bektastan-aci-haber-olum-nedeni-arastiriliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 22:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8768.jpeg" type="image/jpeg" length="94548"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ton Balığı mı Sardalya mı? Konserve Balık Seçerken Cıva ve Tuz Ayrıntısı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ton-baligi-mi-sardalya-mi-konserve-balik-secerken-civa-ve-tuz-ayrintisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ton-baligi-mi-sardalya-mi-konserve-balik-secerken-civa-ve-tuz-ayrintisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ton balığı ve sardalya pratik protein kaynaklarıdır; ancak balığın türü cıva düzeyini, salamura ve sos ise tuz yükünü değiştirebilir. Hamileler ve çocuklar için seçim neden daha önemlidir?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Market rafında yan yana duran ton balığı ve sardalya konserveleri ilk bakışta birbirine yakın seçenekler gibi görünebilir. İkisi de uzun süre saklanabilir, pişirme gerektirmez ve öğüne kolayca protein ekler. Ancak cıva, tuz, omega-3, kalsiyum ve enerji miktarı bakımından aynı değildir.<br />
Kısa cevap şu: Cıva düzeyini düşük tutmak öncelikliyse sardalya genellikle daha avantajlıdır. Ton balığında ise yalnızca “ton balığı” yazısına bakmak yeterli değildir; kullanılan tür önemlidir. Tuz açısından kazananı ise balığın adı değil, çoğu zaman ürünün etiketi belirler.<br />
Cıva açısından sardalya neden öne çıkıyor?<br />
Cıva, çevrede bulunan ve deniz canlılarında birikebilen bir elementtir. Balıktaki en önemli biçimi metilcıvadır. Bu madde özellikle gelişmekte olan sinir sistemi açısından önem taşır. Bu nedenle gebeler, emzirenler, gebelik planlayanlar ve küçük çocuklar balık türü seçiminde daha dikkatli olmalıdır.<br />
Balık büyüdükçe, daha uzun yaşadıkça ve başka balıklarla beslendikçe vücudunda daha fazla cıva birikebilir. Sardalya küçük, kısa ömürlü ve besin zincirinin daha alt basamaklarında bulunan bir balıktır. Ton balıkları ise türüne bağlı olarak daha iri, daha uzun yaşayan ve daha üst basamakta beslenen balıklardır.<br />
ABD Gıda ve İlaç Dairesinin izleme verilerinde ortalama cıva yoğunluğu sardalyada milyonda 0,013 birim, konserve açık renk ton balığında 0,126 birim ve konserve albakor ton balığında 0,350 birim olarak bildirilmiştir.<br />
Bu ortalamalar, Türkiye’de satılan belirli bir markanın veya her konserve kutusunun cıva miktarını göstermez. Ürünün türüne, balığın büyüklüğüne, yaşına ve avlandığı bölgeye göre farklılık görülebilir. Ancak veriler, sardalya ile farklı ton balığı türleri arasındaki genel cıva farkını ortaya koymaktadır.<br />
Her ton balığı aynı değil<br />
Konserve ton balığının cıva düzeyini değerlendirirken tür bilgisi önemlidir. Etikette bulunuyorsa balığın yaygın adına veya bilimsel adına bakılabilir:<br />
Skipjack veya yazılı orkinos: Konserve açık renk ton balığında sık kullanılan, görece küçük bir türdür. Cıva düzeyi genellikle albakordan daha düşüktür.<br />
Albakor veya beyaz ton balığı: Daha iri ve uzun yaşayan bir türdür. Ortalama cıva düzeyi açık renk ton balığından yaklaşık üç kat daha yüksek olabilir.<br />
Sarı yüzgeçli ton balığı: Cıva düzeyi skipjack türünden genellikle daha yüksektir.<br />
Büyük gözlü ton balığı: Yüksek cıva düzeyi nedeniyle özellikle gebeler ve çocuklar için kaçınılması önerilen türler arasındadır.<br />
Bu nedenle yalnızca “ton balığı” ifadesine bakarak bütün ürünleri aynı kabul etmek doğru değildir. Tür belirtilmiyorsa cıva düzeyi konusunda ayrıntılı değerlendirme yapmak güçleşir. Düzenli tüketimde sardalya, somon, hamsi ve daha küçük ton balığı türleri arasında çeşitlilik sağlamak daha dengeli bir yaklaşımdır.<br />
Konserve işlemi cıvayı ortadan kaldırır mı?<br />
Pişirme, konserveleme, yağını süzme veya balığı yıkama cıvayı güvenilir biçimde ortadan kaldırmaz. Çünkü cıva yalnızca konserve sıvısında değil, balığın dokusunda bulunur.<br />
Yağı veya salamurayı süzmek ürünün enerji ve tuz miktarını kısmen değiştirebilir; fakat cıva açısından çözüm değildir. Cıva maruziyetini azaltmanın temel yolu, cıvası daha düşük balık türlerini seçmek ve sürekli aynı balığı tüketmek yerine çeşitlilik sağlamaktır.<br />
Tuz açısından hangisi daha iyi?<br />
Tuz bakımından ton balığı ile sardalya arasında değişmez bir kazanan yoktur. Aynı balığın iki farklı markası arasında bile belirgin fark bulunabilir. Salamura, sos, üretim yöntemi ve ilave edilen tuz miktarı sonucu etkiler.<br />
Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinlerin günlük tuz tüketiminin 5 gramın altında tutulmasını öneriyor. Bu miktara yalnızca sofrada eklenen tuz değil, ekmekten peynire ve konservelere kadar gün içinde tüketilen bütün gıdalardaki tuz dahildir.<br />
Türkiye’de hazır ambalajlı ürünlerin beslenme bildiriminde tuz miktarı çoğunlukla 100 gram üzerinden verilir. İki ürünü karşılaştırırken aynı ölçüyü kullanmak gerekir.<br />
Örneğin 100 gramında 1,2 gram tuz bulunan bir konserve, tek başına yetişkinler için önerilen günlük üst sınırın yaklaşık dörtte birini karşılar. Yanında tuzlu peynir, zeytin, ekmek, turşu veya hazır sos tüketilmesi toplam miktarı daha da yükseltebilir.<br />
Etiketteki tuz miktarı nasıl hesaplanır?<br />
Konservenin bir öğünde sağlayacağı tuzu yaklaşık olarak bulmak için şu yöntem kullanılabilir:<br />
Etikette yazan 100 gramdaki tuz miktarı × tüketilen gram ÷ 100<br />
Örneğin ürünün 100 gramında 1 gram tuz bulunuyorsa ve 80 gram tüketiliyorsa, bu porsiyon yaklaşık 0,8 gram tuz sağlar.<br />
Karşılaştırma yaparken değerin konservenin tamamı, süzülmüş ürün veya belirli bir porsiyon için verilip verilmediğine de dikkat edilmelidir. Net miktar ile süzme ağırlığı aynı değildir. Balıkla birlikte konserve sıvısı da tüketiliyorsa alınan tuz miktarı artabilir.<br />
Konserve balığı yıkamak tuzu azaltır mı?<br />
Konserve sıvısını süzmek ve balığı kısa süre sudan geçirmek tuzun bir bölümünü uzaklaştırabilir.<br />
Küçük ve eski bir laboratuvar çalışmasında, konserve ton balığının üç dakika su altında yıkanmasıyla sodyum miktarında yüzde 80’e varan azalma bildirilmiştir. Ancak günümüzdeki bütün ürünlerde aynı sonucun alınacağı söylenemez. Konservelerin üretim biçimi, balığın dokusu ve tuzun ürüne nasıl eklendiği değişebilir.<br />
Bu nedenle en güvenilir yöntem, baştan 100 gramdaki tuz miktarı daha düşük olan ürünü seçmektir. Yıkama işlemi balığın tadını ve bazı minerallerin miktarını da azaltabilir. Ayrıca balığı yıkamak cıva miktarını anlamlı biçimde düşürmez.<br />
Suda mı, yağda mı tercih edilmeli?<br />
Konservenin suda veya yağda olması cıva düzeyini belirleyen temel unsur değildir. Cıva açısından asıl belirleyici balığın türü, büyüklüğü ve yaşam süresidir.<br />
Suda veya kendi suyunda konserve: Genellikle daha düşük enerji içerir. Kilo kontrolü açısından daha kolay bir seçenek olabilir.<br />
Yağda konserve: Kullanılan yağa ve süzme düzeyine bağlı olarak daha fazla enerji içerir.<br />
Soslu konserve: Domates sosu, acı sos veya farklı çeşniler ilave tuz ve bazen şeker içerebilir. İçindekiler listesi ile beslenme tablosu birlikte okunmalıdır.<br />
Zeytinyağlı ürünlerin yağ asidi bileşimi farklı olabilir; ancak toplam enerji miktarı suda konserve edilen ürünlerden genellikle daha yüksektir. Seçim, kişinin toplam beslenmesine ve enerji ihtiyacına göre yapılmalıdır. Zeytinyağı kullanılması ürünü cıvasız veya tuzsuz hâle getirmez.<br />
Yağlı ürünün sıvısını süzmek alınan enerjiyi azaltabilir. Ancak etiketteki değerlerin süzülmüş ürüne mi, yoksa satışa sunulan haliyle ürüne mi ait olduğu kontrol edilmelidir.<br />
Besin değeri açısından hangisi daha güçlü?<br />
Her iki balık da kaliteli protein, B12 vitamini ve selenyum sağlayabilir. Bununla birlikte besin profilleri farklıdır.<br />
Sardalyanın güçlü yönleri<br />
Sardalya yağlı bir balıktır ve genellikle omega-3 yağ asitleri bakımından iyi bir kaynaktır. Kılçıklarıyla birlikte yenilen konserve sardalya önemli miktarda kalsiyum sağlayabilir. D vitamini ve B12 vitamini açısından da değerli olabilir.<br />
Konserveleme sırasında kılçıkların yumuşaması, çoğu kişinin balığı bütünüyle tüketebilmesini sağlar. Ancak yalnızca fileto şeklinde satılan veya kılçıkları çıkarılmış ürünlerde kalsiyum avantajı azalabilir.<br />
Ton balığının güçlü yönleri<br />
Ton balığı yüksek protein içeriği ve daha nötr tadı nedeniyle salata, sandviç ve ana öğünlerde kolay kullanılabilir. Suda konserve edilmiş çeşitler genellikle daha düşük yağ ve enerji içerir.<br />
Omega-3 miktarı ton balığının türüne ve ürünün hazırlanma biçimine göre değişir. Bu nedenle “bütün ton balıkları sardalyadan daha az omega-3 içerir” şeklinde kesin bir genelleme yapmak doğru olmaz. Bununla birlikte sardalya çoğu üründe daha yağlı bir balık olarak öne çıkar.<br />
Hamileler ve çocuklar hangisini tercih etmeli?<br />
Gebelik ve çocukluk döneminde amaç balığı tamamen bırakmak değil, cıvası düşük türleri seçerek balığın besleyici özelliklerinden yararlanmaktır.<br />
FDA ve EPA rehberinde sardalya ile konserve açık renk ton balığı, cıva açısından “en iyi seçenekler” grubunda yer alır. Albakor ve sarı yüzgeçli ton balığı ise daha yüksek cıva nedeniyle daha seyrek tüketilmesi önerilen gruptadır. Büyük gözlü ton balığı en yüksek cıva grubunda değerlendirilir.<br />
FDA ve EPA rehberine göre gebeler ile emzirenler, cıvası düşük “en iyi seçenekler” grubundan haftada iki-üç porsiyon tüketebilir. Albakor veya sarı yüzgeçli ton balığı gibi “iyi seçenekler” grubundan bir porsiyon yenildiğinde ise aynı hafta başka balık tüketilmemesi önerilir.<br />
Çocuklar için cıvası düşük gruptan haftada iki porsiyon önerilir; ancak porsiyon miktarı yaşa göre yetişkin porsiyonundan daha küçük tutulur.<br />
Bu öneriler özellikle gebeler, emzirenler, gebelik planlayanlar ve küçük çocuklar için hazırlanmıştır. Ülkelerin ulusal beslenme önerileri farklılık gösterebilir. Özellikle haftada birkaç kez ton balığı tüketen gebelerin ve küçük çocukların balık türlerini çeşitlendirmesi önemlidir.<br />
Kimler tuz konusunda daha dikkatli olmalı?<br />
Hipertansiyonu, kalp yetersizliği veya böbrek hastalığı bulunan kişiler için konserve balıktaki tuz daha önemli hâle gelebilir. Bu kişilerde yalnızca balığın değil, öğünün tamamının tuz miktarı hesaba katılmalıdır.<br />
Düşük tuzlu veya ilave tuz içermeyen ürünler tercih edilebilir. Ancak “ilave tuz içermez” ifadesi ürünün tamamen tuzsuz olduğu anlamına gelmeyebilir. Balığın veya diğer bileşenlerin doğal sodyumu etiketteki tuz değerine yansıyabilir.<br />
Ürik asidi yüksek veya gut hastalığı bulunan kişiler de ton balığı ve sardalya dahil balıkların pürin içerdiğini bilmelidir. Tüketim miktarı ve sıklığı kişinin hastalığına, kullandığı ilaçlara ve toplam beslenmesine göre değerlendirilmelidir.<br />
Konserve balık alırken 5 adımlı seçim<br />
Balığın türünü kontrol edin: Cıvayı azaltmak için sardalya veya skipjack gibi daha küçük türler öne çıkar.<br />
Tuzu 100 gram üzerinden karşılaştırın: Marka ve ürünler arasındaki farkı anlamanın en pratik yolu budur.<br />
Süzme ağırlığına bakın: Konservenin toplam ağırlığı ile gerçekten tüketilecek balık miktarı farklı olabilir.<br />
Saklama ortamını amacınıza göre seçin: Enerjiyi sınırlamak isteyenler suda, yağ tadını isteyenler yağda konserve edilmiş ürünü tercih edebilir.<br />
Kutunun bütünlüğünü inceleyin: Şişmiş, sızdıran, dikiş yerinden ezilmiş, delinmiş veya ileri derecede paslanmış konserveler tüketilmemelidir.<br />
Açılan konserve oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemeli, balık kutudan çıkarılarak üzeri kapalı bir kaba alınmalı ve buzdolabında saklanmalıdır. Açılan konserve balığın üç-dört gün içinde tüketilmesi önerilir.<br />
Sonuç: Hangisini sepete koymalı?<br />
Cıva açısından bakıldığında sardalya çoğu tüketici için daha düşük cıvalı seçenektir. Üstelik kılçıklarıyla yenildiğinde kalsiyum, yağlı yapısı sayesinde de omega-3 bakımından önemli bir avantaj sağlayabilir.<br />
Ton balığı da besleyici ve pratik bir seçenektir; ancak tür bilgisi önemlidir. Düzenli tüketim için açık renk, çoğunlukla skipjack içeren ton balıkları; albakor ve sarı yüzgeçli çeşitlere göre daha uygun olabilir.<br />
Tuz bakımından ise karar balığın adına göre verilmemelidir. Etiketteki 100 gramda tuz değerini karşılaştırmak, sosu ve konserve sıvısını değerlendirmek gerekir.<br />
En dengeli yaklaşım, tek bir ürünü her gün tüketmek yerine sardalya, ton balığı, somon, hamsi ve diğer cıvası düşük balıkları dönüşümlü olarak beslenmeye eklemektir. Hiçbir konserve balık tek başına mucizevi bir besin değildir; önemli olan toplam beslenme düzeni, porsiyon ve çeşitliliktir.<br />
KAYNAKLAR<br />
ABD Gıda ve İlaç Dairesi ve ABD Çevre Koruma Ajansı – Advice About Eating Fish – Ekim 2021 revizyonu<br />
ABD Gıda ve İlaç Dairesi – Mercury Levels in Commercial Fish and Shellfish, 1990–2012 – İzleme verileri ve 2014 teknik güncellemesi<br />
EFSA Journal – Scientific Opinion on the Risk for Public Health Related to the Presence of Mercury and Methylmercury in Food – EFSA Gıda Zincirindeki Bulaşanlar Paneli – 2012 – DOI: 10.2903/j.efsa.2012.2985<br />
EFSA Journal – Statement on the Benefits of Fish and Seafood Consumption Compared to the Risks of Methylmercury in Fish and Seafood – EFSA Bilimsel Komitesi – 2015 – DOI: 10.2903/j.efsa.2015.3982<br />
Dünya Sağlık Örgütü – Guideline: Sodium Intake for Adults and Children – 2012<br />
Tarım ve Orman Bakanlığı – Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği – 26 Ocak 2017 – Resmî Gazete Sayısı: 29960 Mükerrer<br />
Journal of the American Dietetic Association – Effect of Water Rinsing on Sodium Content of Selected Foods – Vermeulen, Sedor ve Kimm – 1983 – Cilt 82, Sayı 4, Sayfa 394–396<br />
ABD Gıda ve İlaç Dairesi – How to Cut Food Waste and Maintain Food Safety – Konserve deniz ürünlerinin açıldıktan sonra saklanmasına ilişkin gıda güvenliği rehberi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ton-baligi-mi-sardalya-mi-konserve-balik-secerken-civa-ve-tuz-ayrintisi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 22:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/ton-baligi-mi-sardalya-mi-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="37166"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankara’da Acı Olay: Tasmasız Köpekten Korkan Berat Yücel Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ankarada-aci-olay-tasmasiz-kopekten-korkan-berat-yucel-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ankarada-aci-olay-tasmasiz-kopekten-korkan-berat-yucel-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde tasmasız köpeğin üzerine doğru koşmasıyla paniğe kapılan 15 yaşındaki Berat Yücel, kaçarken fenalaşarak beton zemine düştü. Başını sert şekilde çarpan Berat, hastanede yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara’nın Yenimahalle ilçesinde tasmasız bir köpekten kaçarken fenalaşarak yere düşen 15 yaşındaki Berat Yücel, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Çocuğun ölümüne ilişkin köpeğin sahibi hakkında soruşturma başlatıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olay, 15 Ağustos günü saat 09.00 sıralarında İvedik Organize Sanayi Bölgesi Mahallesi’nde meydana geldi. Yaz tatilinde sanayide çalışan amcasına yardım eden Berat Yücel, başka bir iş yerinden malzeme almak amacıyla dışarı çıktı.</p>

<p>İddiaya göre yakındaki bir firmaya ait tasmasız Alman kurdu cinsi köpek, havlayarak Berat’ın üzerine doğru koştu. Büyük korku yaşayan çocuk, köpekten uzaklaşmak için koşmaya başladı.</p>

<p>Beton zemine düşerek başını çarptı</p>

<p>Bir süre sonra durup soluklanmaya çalışan Berat, aniden fenalaşarak sırtüstü yere düştü. Başını beton zemine sert şekilde çarpan çocuğun yardımına çevredeki esnaf ve vatandaşlar koştu.</p>

<p>İhbar üzerine bölgeye sevk edilen sağlık ekiplerince hastaneye kaldırılan Berat Yücel, doktorların bütün müdahalelerine rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>Olay anı çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına da yansıdı. Görüntülerde tasmasız köpeğin sokakta dolaştığı, Berat’ın kaçtığı ve kısa süre sonra yere düştüğü görüldü.</p>

<p>Köpeğin sahibi hakkında soruşturma</p>

<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında köpeğin sahibi Ü.Y. gözaltına alındı. Şüpheli hakkında “taksirle ölüme neden olma” ve “hayvanı tehlike yaratacak şekilde serbest bırakma” suçlamaları kapsamında işlem yapıldı.</p>

<p>Tutuklanması talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilen şüpheli hakkında konutu terk etmeme, kamuoyunda bilinen adıyla ev hapsi şeklinde adli kontrol uygulandığı bildirildi.</p>

<p>Olayda adı geçen köpek ise ilgili ekipler tarafından alınarak barınağa teslim edildi. Berat Yücel’in ölümüne ilişkin adli soruşturma devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ankarada-aci-olay-tasmasiz-kopekten-korkan-berat-yucel-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 20:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/genel/asayis-acil-ambulans-hastane.jpg" type="image/jpeg" length="11437"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’ın Ismaïla Sarr Transferine İngiltere’den Net Yanıt: “Onu Tutacağız”]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/galatasarayin-ismaila-sarr-transferine-ingiltereden-net-yanit-onu-tutacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/galatasarayin-ismaila-sarr-transferine-ingiltereden-net-yanit-onu-tutacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın transfer gündemine giren Ismaïla Sarr için İngiltere’den dikkat çeken bir açıklama geldi. Crystal Palace Teknik Direktörü Pierre Sage, Senegalli yıldızın geleceği konusunda konuşarak kulübün oyuncuyu bırakmak istemediğini açıkça ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’ın Sarr Girişiminde Yeni Gelişme</p>

<p>Galatasaray’ın hücum hattını güçlendirmek amacıyla gündemine aldığı Ismaïla Sarr konusunda transferin seyrini etkileyebilecek yeni bir gelişme yaşandı.</p>

<p>Crystal Palace Teknik Direktörü Pierre Sage, 28 yaşındaki Senegalli kanat oyuncusunun geleceğine ilişkin açıklamada bulundu. Galatasaray’ın Sarr’a yönelik ilgisinin gündemde olduğu dönemde gelen açıklama, İngiliz kulübünün mevcut pozisyonunu ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sage, Sarr’ı takımda tutmak istediklerini net biçimde ifade etti.</p>

<p>Pierre Sage: “Onu Tutacağız”</p>

<p>Sarr’ın geleceğiyle ilgili konuşan Pierre Sage, oyuncunun Crystal Palace açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek ayrılık ihtimaline kapıyı kapatan bir mesaj verdi.</p>

<p>Sage, “Onu tutacağız” ifadelerini kullanırken Senegalli futbolcunun takım için önemli bir oyuncu olduğunu belirtti.</p>

<p>Teknik direktörün açıklaması, transfer döneminde oyuncu hakkında doğrudan kulübün sportif cephesinden gelen en güçlü mesajlardan biri oldu.</p>

<p>Bu açıklama Crystal Palace’ın mevcut şartlarda Sarr’ı göndermeye sıcak bakmadığını gösterse de transfer dönemlerinde kulüplerin tutumunun gelecek tekliflerin koşullarına göre değişebileceği unutulmamalı.</p>

<p>Galatasaray’ın İlgisi Gündeme Gelmişti</p>

<p>Galatasaray’ın Ismaïla Sarr için harekete geçtiğine ilişkin haberler daha önce Avrupa ve Senegal basınında yer almıştı.</p>

<p>Senegal kaynaklarında sarı-kırmızılıların Crystal Palace’a oyuncu için teklif sunduğu ve Sarr’ın Türkiye seçeneğine tamamen kapalı olmadığı ileri sürülmüştü.</p>

<p>Ancak Crystal Palace cephesinden gelen son açıklama, Galatasaray’ın olası transfer operasyonunun kolay olmayacağını gösteriyor.</p>

<p>İngiliz ekibinin oyuncuyu kadro planlamasının önemli parçalarından biri olarak gördüğü anlaşılıyor.</p>

<p>Transfer Kapısı Tamamen Kapandı mı?</p>

<p>Pierre Sage’in açıklaması oldukça net olsa da bu aşamada “transfer kesin olarak bitti” demek doğru değil.</p>

<p>Teknik direktörün sözleri Crystal Palace’ın mevcut tutumunu ortaya koyuyor. Galatasaray’ın yeni bir teklif yapıp yapmayacağı, İngiliz kulübünün olası tekliflere nasıl yaklaşacağı ve Sarr’ın kariyer planlaması transfer dosyasının sonraki aşamalarını belirleyecek.</p>

<p>Bu nedenle Galatasaray açısından Sarr dosyasında gözler artık Crystal Palace yönetiminin atacağı adımlara çevrilmiş durumda.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Crystal Palace Teknik Direktörü Pierre Sage’in açıklamaları</li>
 <li>Foot Mercato</li>
 <li>Wiwsport</li>
 <li>Dsports Senegal</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/galatasarayin-ismaila-sarr-transferine-ingiltereden-net-yanit-onu-tutacagiz</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 20:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8764.jpeg" type="image/jpeg" length="69764"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’ın Noa Lang Planında Yeni Gelişme: Atalanta Öne Geçti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/galatasarayin-noa-lang-planinda-yeni-gelisme-atalanta-one-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/galatasarayin-noa-lang-planinda-yeni-gelisme-atalanta-one-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın yeniden kadrosuna katmak istediği Noa Lang için İtalya’dan yeni haber geldi. Ajax transfer yarışından çekilirken Atalanta, Napoli ile yürütülen süreçte en somut seçenek haline geldi. Galatasaray ise transfer konusunda yeniden değerlendirme yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Noa Lang Transferinde Dengeler Değişti</p>

<p>Galatasaray’ın transfer gündemindeki Noa Lang için İtalya’dan dikkat çeken yeni bir gelişme geldi.</p>

<p>Geçen sezonun ikinci yarısını sarı-kırmızılı takımda kiralık geçiren Hollandalı kanat oyuncusunun geleceği konusunda son birkaç gün içinde transfer tablosu değişti.</p>

<p>Gianluca Di Marzio’nun 21 Ağustos tarihli haberine göre Ajax, Noa Lang transferi için yürüttüğü süreçten çekildi. Atalanta ise Napoli’den ayrılması gündemde olan 27 yaşındaki futbolcu için şu anda en somut seçenek konumuna geldi. (<a href="https://www.gianlucadimarzio.com/calciomercato/napoli-noa-lang-calciomercato-news-496133?utm_source=chatgpt.com" rel="nofollow">Gianluca Di Marzio</a>⁠)</p>

<p>Galatasaray Cephesinde Yeni Değerlendirme</p>

<p>İtalyan kaynağın verdiği bilginin Galatasaray açısından en dikkat çekici bölümü ise sarı-kırmızılıların pozisyonundaki değişiklik oldu.</p>

<p>Di Marzio, Galatasaray’ın Noa Lang konusunda şu anda “başka değerlendirmeler yaptığını” aktardı. Bu ifade, transferden tamamen vazgeçildiği anlamına gelmiyor ancak sarı-kırmızılıların birkaç gün önceki konumuna göre daha temkinli hareket ettiğini gösteriyor. (<a href="https://www.gianlucadimarzio.com/calciomercato/napoli-noa-lang-calciomercato-news-496133?utm_source=chatgpt.com" rel="nofollow">Gianluca Di Marzio</a>⁠)</p>

<p>Çünkü 18 Ağustos’ta yine Di Marzio tarafından yayımlanan haberde Galatasaray ve Ajax’ın Noa Lang yarışında favori iki kulüp olduğu belirtilmişti.</p>

<p>Her iki kulübün de Napoli’den oyuncuyu satın alma opsiyonuyla kiralamak istediği ve temasların sürdüğü aktarılmıştı. (<a href="https://www.gianlucadimarzio.com/calciomercato/lang-galatasaray-ajax-calciomercato-news-496019?utm_source=chatgpt.com" rel="nofollow">Gianluca Di Marzio</a>⁠)</p>

<p>Aradan geçen üç günün ardından Ajax yarıştan çekilirken Atalanta’nın öne geçmesi, Lang dosyasındaki dengelerin hızla değiştiğini ortaya koydu.</p>

<p>Atalanta Daha Önce Napoli’nin Kapısını Çalmıştı</p>

<p>Atalanta’nın ilgisi ise yeni değil.</p>

<p>İtalyan ekibinin 13 Ağustos’ta Napoli ile temasa geçerek Noa Lang’ın durumunu sorduğu bildirilmişti. Atalanta’nın ilk düşüncesinin kiralama formülü olduğu ancak Napoli’nin o aşamada bu seçeneğe sıcak bakmadığı belirtilmişti. (<a href="https://www.gianlucadimarzio.com/calciomercato/atalanta-vuole-noa-lang-napoli-apre-prestito-495834?utm_source=chatgpt.com" rel="nofollow">Gianluca Di Marzio</a>⁠)</p>

<p>Son gelişmelerle birlikte Bergamo temsilcisinin transfer yarışındaki konumu güçlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bununla birlikte Atalanta ile Napoli arasında transferin tamamlandığına ilişkin herhangi bir açıklama bulunmuyor. Dolayısıyla Noa Lang dosyası henüz kapanmış değil.</p>

<p>Galatasaray İçin Kapı Tamamen Kapanmadı</p>

<p>Galatasaray’ın Noa Lang transferinden kesin olarak çekildiğini söylemek için de henüz erken.</p>

<p>İtalyan kaynakta sarı-kırmızılıların transferden vazgeçtiği değil, oyuncu konusunda yeniden değerlendirme yaptığı belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle önümüzdeki günlerde Galatasaray’ın yeniden Napoli ile masaya oturması ihtimali devam ediyor.</p>

<p>Ancak 21 Ağustos itibarıyla transfer yarışındaki en önemli değişiklik net: Birkaç gün önce Galatasaray ve Ajax önde görünürken, Ajax’ın çekilmesinin ardından Atalanta Noa Lang için en somut seçenek haline geldi.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Gianluca Di Marzio / Sky Sport Italia</li>
 <li>PSV Inside</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/galatasarayin-noa-lang-planinda-yeni-gelisme-atalanta-one-gecti</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 19:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8761.jpeg" type="image/jpeg" length="18099"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuklarda Miyopi Neden İlerliyor? Özel Gözlük Camları İki Yılda Fark Yarattı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cocuklarda-miyopi-neden-ilerliyor-ozel-gozluk-camlari-iki-yilda-fark-yaratti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cocuklarda-miyopi-neden-ilerliyor-ozel-gozluk-camlari-iki-yilda-fark-yaratti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocukluk çağında miyopi özellikle küçük yaşlarda hızla ilerleyebiliyor. İki yıllık randomize çalışma, özel tasarımlı camların göz numarası ve gözün uzamasındaki artışı yavaşlatabildiğini gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çocuğunuz televizyona yaklaşmaya, sınıfta tahtayı görebilmek için gözlerini kısmaya veya her kontrolde daha yüksek numaralı gözlük kullanmaya başladıysa sorun yalnızca uzağı net görememek olmayabilir. Çocukluk çağındaki miyopi, göz büyümeyi sürdürürken ilerleyebilir. Özellikle küçük yaşta başlayan miyopide, ilerleyen yıllarda daha yüksek göz numaralarına ulaşma ihtimali artabilir.</p>

<p>JAMA Ophthalmology’de yayımlanan iki yıllık randomize klinik araştırma, yüksek asferik mercekçikler içeren özel gözlük camlarının çocuklarda hem göz numarasındaki artışı hem de gözün ön-arka yönde uzamasını standart gözlük camlarına kıyasla belirgin ölçüde yavaşlattığını gösterdi. Bilimsel literatürde HAL olarak kısaltılan bu tasarım, miyopi kontrol camları arasında yer alıyor.</p>

<p>Bulgular, miyopinin tamamen durdurulduğu veya ortadan kaldırıldığı anlamına gelmiyor. Ancak çocukluk dönemindeki ilerlemenin yavaşlatılması, erişkinlikte ulaşılacak toplam miyopi derecesini azaltma açısından önemli olabilir.</p>

<h2>Miyopi yalnızca uzağı bulanık görmek değildir</h2>

<p>Miyopi, uzaktaki görüntülerin net seçilemediği bir görme kusurudur. Çoğu çocukta temel neden, gözün ön-arka uzunluğunun gereğinden fazla artmasıdır. Böyle olduğunda ışık, gözün arkasındaki görme tabakası olan retinanın üzerine değil, önüne odaklanır.</p>

<p>Standart gözlük camları bu odaklanma hatasını düzelterek çocuğun net görmesini sağlar. Ancak normal tek odaklı camlar, gözün uzamasını yavaşlatmak için özel bir optik sinyal oluşturmaz.</p>

<p>Miyopi kontrol camlarının amacı ise hem net görüş sağlamak hem de gözün büyüme hızını etkileyebilecek farklı bir odaklanma düzeni oluşturmaktır.</p>

<h2>Miyopinin ilerlemesini yavaşlatmak neden önemli?</h2>

<p>Çocuğun gözlük numarasının yükselmesi, yalnızca daha kalın veya daha güçlü bir cama ihtiyaç duyulması anlamına gelmez. Miyopi derecesi arttıkça ileriki yaşamda retina dekolmanı, miyopik makula hastalığı, glokom ve bazı katarakt türleri gibi göz hastalıklarının görülme riski de artabilir.</p>

<p>Bu komplikasyonlar her miyop çocukta gelişmez. Miyopisi bulunan kişilerin büyük bölümü yaşamları boyunca bu ciddi sorunlarla karşılaşmaz. Ancak riskin miyopi derecesiyle birlikte yükselmesi, çocukluk dönemindeki ilerlemeyi mümkün olduğunca yavaşlatmayı önemli hale getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Henüz miyopi kontrol tedavisinin ileriki yaşlardaki bu hastalıkları kesin olarak önlediği gösterilmiş değil. Temel hedef, çocuğun erişkinlikte ulaşacağı toplam miyopi derecesini azaltarak uzun dönemli riski düşürme ihtimalini artırmaktır.</p>

<h2>Çocuklarda miyopi neden ilerler?</h2>

<p>Miyopinin ilerlemesi tek bir nedene bağlanamaz. Genetik yatkınlık ile çocuğun yaşadığı görsel çevre birlikte etkili olabilir.</p>

<p>En önemli etkenlerden biri miyopinin başladığı yaştır. Miyopi ne kadar erken yaşta ortaya çıkarsa gözün büyümeye devam edeceği süre de o kadar uzun olabilir. Araştırmalar, küçük yaşta başlayan miyopinin ilerleyen çocukluk döneminde yüksek miyopi gelişme ihtimaliyle bağlantılı olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Anne veya babada miyopi bulunması da riski artırabilir. Her iki ebeveynin miyop olması, çocuğun daha yakından izlenmesini gerektiren bir durumdur. Ancak aile öyküsü bulunması, çocuğun mutlaka yüksek miyop olacağı anlamına gelmez.</p>

<p>Gün ışığında açık havada geçirilen zamanın az olması, eğitim yoğunluğu ve uzun süre kesintisiz yakın çalışma da miyopiyle ilişkilendiriliyor. Kitabı, telefonu veya tableti göze çok yakın tutmak ve uzun süre ara vermeden çalışmak görsel yükü artırabilir.</p>

<h2>Ekran tek başına suçlu mu?</h2>

<p>Telefon, tablet ve bilgisayar kullanımı sıklıkla çocukluk miyopisindeki artışın tek nedeni olarak gösteriliyor. Bilimsel tablo ise daha karmaşık.</p>

<p>Yüz binlerce kişinin verilerini içeren bir sistematik derlemede, ekran süresi arttıkça miyopi görülme olasılığının da yükseldiği saptandı. Ancak araştırmaların çoğu gözlemseldi ve kanıtın kesinlik düzeyi düşüktü. Bu nedenle ekran kullanımının tek başına miyopiye neden olduğu söylenemez.</p>

<p>Ekranların etkisi; cihazın yakından kullanılması, uzun süre kesintisiz odaklanma ve açık havada geçirilecek zamanın azalmasıyla bağlantılı olabilir. Üstelik miyopi salgını, akıllı telefonların yaygınlaşmasından önce de bazı toplumlarda görülüyordu.</p>

<p>Bu nedenle asıl hedef yalnızca ekranı yasaklamak değil; yakın çalışma süresini düzenlemek, uygun mesafeyi korumak, ara vermek ve açık hava zamanını artırmak olmalıdır.</p>

<h2>İki yıllık araştırma nasıl yapıldı?</h2>

<p>Çift maskeli randomize klinik araştırma, ABD’deki dokuz merkezde yürütüldü. Çalışmaya 6 ile 12 yaş arasında, miyopi derecesi yaklaşık eksi 0,75 ile eksi 4,50 diyoptri arasında değişen 159 çocuk alındı.</p>

<p>Diyoptri, halk arasında “göz numarası” olarak bilinen kırma kusurunu gösteren ölçü birimidir. Miyopide değerin giderek daha fazla eksiye gitmesi, ilerleme anlamına gelir.</p>

<p>Çocukların 77’sine miyopi kontrol camları, 82’sine ise standart tek odaklı gözlük camları verildi. İki yıllık değerlendirmeyi 135 çocuk tamamladı.</p>

<p>Göz numaraları, gözün odaklanma kasını geçici olarak dinlendiren damlalar kullanılarak ölçüldü. Ayrıca gözün ön-arka uzunluğundaki değişim takip edildi. Bu ölçüm önemlidir; çünkü göz numarası farklı etkenlerden etkilenebilirken gözün uzaması miyopi ilerlemesinin yapısal göstergelerinden biridir.</p>

<p>Araştırmanın asıl sonlanım noktası 36 ay olarak planlandı. Yayımlanan iki yıllık sonuçlar, düzenleyici değerlendirme amacıyla önceden planlanmış 24 aylık ara analize dayanıyor. Bu nedenle araştırmanın uzun dönemli sonuçlarını değerlendirmek için 36 aylık verilerin de görülmesi gerekiyor.</p>

<h2>Özel cam kullanan çocuklarda ne kadar fark görüldü?</h2>

<p>İki yılın sonunda, istatistiksel modelle düzeltilmiş ortalama göz numarası değişimi miyopi kontrol camlarını kullanan grupta eksi 0,25 diyoptri oldu. Standart cam kullanan grupta ise düzeltilmiş ortalama ilerleme eksi 0,90 diyoptri olarak ölçüldü.</p>

<p>İki grup arasındaki modelle hesaplanan fark 0,64 diyoptriydi. Araştırmacılar bunu miyopi ilerlemesinde yüzde 71’lik göreceli azalma olarak hesapladı.</p>

<p>Gözün ön-arka uzunluğundaki artış da özel cam grubunda daha düşüktü. Düzeltilmiş ortalama uzama, miyopi kontrol camı kullananlarda 0,21 milimetre, standart cam kullananlarda 0,45 milimetreydi. Aradaki 0,24 milimetrelik fark, gözün uzamasında yüzde 53’lük göreceli azalmaya karşılık geldi.</p>

<p>İki grubun gözlükle elde edilen en iyi görme keskinliği benzerdi. Çalışmada miyopi kontrol camlarıyla ilişkili ciddi bir yan etki bildirilmedi.</p>

<h2>Yüzde 71 azalma ne anlama geliyor?</h2>

<p>Bu oran, çocukların yüzde 71’inde miyopinin tamamen durduğu veya göz numarasının küçüldüğü anlamına gelmiyor. İki grubun ortalama ilerleme hızlarının karşılaştırılmasından elde edilen göreceli bir ölçüdür.</p>

<p>Miyopi kontrol camı grubunda da göz numarası ve göz uzunluğu belirli ölçüde arttı. Dolayısıyla bu camlar miyopiyi ortadan kaldıran veya gözü eski yapısına döndüren bir tedavi değil; ilerlemeyi yavaşlatmayı amaçlayan bir seçenektir.</p>

<p>Her çocuk aynı yanıtı vermeyebilir. Yaş, başlangıçtaki miyopi derecesi, genetik yatkınlık, günlük kullanım süresi ve bireysel göz yapısı sonucu etkileyebilir.</p>

<h2>Miyopi kontrol camları nasıl çalışıyor?</h2>

<p>Araştırmada kullanılan camların merkez bölümü, standart gözlük camı gibi kırma kusurunu düzelterek net görüş sağlıyor. Çevresindeki halkalarda ise binden fazla küçük asferik mercekçik bulunuyor.</p>

<p>Bu mercekçikler, ışığın bir bölümünü retinanın önünde belirli bir hacme dağıtacak şekilde tasarlanıyor. “Miyopik odak kayması” olarak açıklanan bu optik sinyalin, gözün gereğinden fazla uzamasını yavaşlatabileceği düşünülüyor.</p>

<p>Her “özel” gözlük camı miyopi kontrol camı değildir. Mavi ışık filtresi, yansıma önleyici kaplama, güneşte koyulaşan cam veya inceltilmiş cam bulunması, o ürünün miyopi ilerlemesini yavaşlattığı anlamına gelmez. Kullanılacak tasarımın çocuklarda yapılmış güvenilir klinik araştırmalarla desteklenmesi gerekir.</p>

<h2>Camın düzenli kullanılması önemli mi?</h2>

<p>Araştırmaya katılan çocuklara gözlüklerini haftada en az altı gün ve günde en az 10 saat kullanmaları söylendi. Bildirilen ortalama günlük kullanım süresi her iki grupta da 12 saatin üzerindeydi.</p>

<p>Bu nedenle sonuçlar, gözlüğün yalnızca okulda veya birkaç saat kullanılmasıyla aynı etkinin elde edileceğini göstermiyor. Camın doğru merkezlenmesi, uygun çerçeveye takılması ve önerilen süre boyunca düzenli kullanılması tedavinin başarısını etkileyebilir.</p>

<p>Bununla birlikte günlük kullanım süresi, her çocuk için göz muayenesini yapan uzman tarafından belirlenmelidir.</p>

<h2>Her miyop çocuk bu camları kullanmalı mı?</h2>

<p>Her çocuk için tek bir doğru seçenek bulunmuyor. Miyopinin başlangıç yaşı, son bir yıldaki ilerleme miktarı, gözün uzunluğu, aile öyküsü, çocuğun günlük yaşamı ve camı düzenli kullanabilme durumu birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Karar verilmeden önce damlalı göz numarası ölçümünü de içeren kapsamlı bir göz muayenesi yapılması önemlidir. İmkân varsa gözün ön-arka uzunluğunun ölçülmesi, ilerlemenin yalnızca reçete değişimiyle değil yapısal olarak da takip edilmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Özellikle küçük yaşta miyopi başlayan, göz numarası kısa aralıklarla yükselen veya anne ve babasında miyopi bulunan çocuklarda miyopi kontrol seçeneklerinin erken dönemde değerlendirilmesi yararlı olabilir.</p>

<h2>Miyopi kontrolünde başka seçenekler var mı?</h2>

<p>Çocukluk miyopisinin ilerlemesini yavaşlatmak amacıyla özel gözlük camlarının yanı sıra farklı yöntemler de kullanılabiliyor:</p>

<ul>
 <li>Miyopi kontrolü için geliştirilmiş yumuşak kontakt lensler</li>
 <li>Gece takılan ve korneayı geçici olarak şekillendiren ortokeratoloji lensleri</li>
 <li>Uzman değerlendirmesiyle kullanılan düşük konsantrasyonlu atropin göz damlaları</li>
 <li>Uygun çocuklarda birden fazla yöntemin birlikte uygulanması</li>
</ul>

<p>Bu seçeneklerin etkinlik düzeyleri, yan etkileri, kullanım güçlükleri ve uygun oldukları yaş grupları farklıdır. Kontakt lenslerde temizlik kurallarına uyulmaması enfeksiyon riskini artırabilir. Atropin bazı çocuklarda ışık hassasiyeti veya yakını görmede güçlük oluşturabilir. Ortokeratoloji ise dikkatli lens bakımı ve düzenli takip gerektirir.</p>

<p>Bu nedenle tedavi, başka bir çocukta işe yaradığı için seçilmemeli; göz hastalıkları uzmanının değerlendirmesine göre kişiselleştirilmelidir. Lazerle göz ameliyatı ise çocukluk miyopisinin ilerlemesini kontrol etmek için kullanılan bir yöntem değildir.</p>

<h2>Aileler evde neler yapabilir?</h2>

<p>Çocuğun gündüz saatlerinde açık havada zaman geçirmesi desteklenmelidir. Uluslararası uzman raporlarında günde yaklaşık iki saat açık hava zamanı öneriliyor. Açık havanın koruyucu etkisine ilişkin kanıtlar, miyopi başlamadan önce daha güçlüdür. Miyopi geliştikten sonra ilerlemeyi ne ölçüde yavaşlattığı ise kesin değildir.</p>

<p>Yakın çalışma sırasında kitap, telefon veya tablet gözlere çok yaklaştırılmamalı ve uzun süre kesintisiz çalışılmamalıdır. Düzenli olarak uzağa bakmak, yakın odaklanmaya ara verilmesini sağlayarak gözlerdeki rahatsızlık ve yorgunluğu azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Sık kullanılan 20-20-20 kuralı, her 20 dakikada bir yaklaşık 20 saniye uzağa bakmayı önerir. Bu yaklaşım gözleri dinlendirebilir ancak tek başına miyopinin ilerlemesini durdurduğu kanıtlanmış bir tedavi değildir.</p>

<p>Telefon yerine daha uzakta kullanılabilen büyük bir ekranın tercih edilmesi, cihazın yüze çok yakın tutulmasını azaltabilir. Ancak büyük ekran kullanımının veya belirli bir ekran mesafesinin miyopiyi yavaşlattığı kanıtlanmış değildir. Bu önlemler, miyopi tedavisinden çok yakın çalışma düzeninin iyileştirilmesine yönelik ergonomik uygulamalardır.</p>

<p>Ortamın yeterince aydınlatılması ve çocuğun cihazı yüzüne çok yakın kullanmasının önlenmesi de önemlidir.</p>

<p>Gözlük numarasını bilerek düşük tutmak veya çocuğa gözlük kullandırmamak miyopiyi tedavi etmez. Eksik düzeltmenin ilerlemeyi güvenilir biçimde yavaşlattığı gösterilmemiştir.</p>

<p>Ayrıca belirli bir yiyecek, vitamin veya takviyenin gözün uzamasını durdurduğu yönünde güvenilir kanıt bulunmuyor. Dengeli beslenme genel göz sağlığı için değerlidir ancak miyopi kontrol tedavisinin yerine geçmez.</p>

<h2>Hangi belirtilerde göz muayenesi gerekir?</h2>

<p>Çocuklar bulanık görmeyi her zaman fark etmeyebilir veya bunu ifade edemeyebilir. Aşağıdaki durumlar göz muayenesini gerektirebilir:</p>

<ul>
 <li>Tahtayı veya uzaktaki yazıları görememe</li>
 <li>Televizyona yaklaşma</li>
 <li>Uzağa bakarken gözleri kısma</li>
 <li>Kitap ve ekranı yüze çok yakın tutma</li>
 <li>Bir gözünü kapatarak bakma</li>
 <li>Sık baş ağrısı veya göz yorgunluğu</li>
 <li>Okul başarısında açıklanamayan düşüş</li>
 <li>Gözlük reçetesinin kısa aralıklarla değişmesi</li>
</ul>

<p>Miyopi tanısı konmuş çocuklarda takip sıklığı kişisel duruma göre belirlenir. İlerleyen miyopide çoğu zaman altı aylık kontroller gerekebilir; ancak bu süre çocuğun yaşı ve uygulanan tedaviye göre değişebilir.</p>

<p>Ani görme kaybı, ışık çakmaları, birden ortaya çıkan çok sayıda uçuşma veya görme alanında perde benzeri gölge gelişmesi durumunda gecikmeden göz değerlendirmesi yapılmalıdır.</p>

<h2>Araştırmanın güçlü yönleri ve sınırlılıkları neler?</h2>

<p>Çalışmanın randomize, çift maskeli ve çok merkezli olması; göz numarasının yanı sıra gözün uzunluğunun da ölçülmesi bulguların güvenilirliğini artırıyor. Farklı etnik kökenlerden çocukların araştırmaya alınmış olması da önemli bir güçlü yön.</p>

<p>Bununla birlikte iki yıllık takip, çocukluk miyopisi tedavisinin tamamını değerlendirmek için kısa olabilir. Yayımlanan sonuçlar, 36 aylık çalışmanın önceden planlanmış ara analizine dayanıyor. Tedavi bırakıldığında etkinin sürüp sürmeyeceği ve erişkinlikteki göz hastalıkları riskini azaltıp azaltmayacağı henüz bilinmiyor.</p>

<p>Araştırmaya 6 ile 12 yaş arasındaki ve belirli numara aralığındaki çocuklar alındı. Sonuçlar daha küçük çocuklara, yüksek miyopisi bulunanlara veya daha önce başka miyopi kontrol tedavisi kullanmış olanlara doğrudan genellenemez.</p>

<p>Günlük kullanım süresi çocukların ve ailelerin bildirimlerine dayanıyordu. Ayrıca iki yıllık değerlendirmeyi 159 çocuğun 135’i tamamladı.</p>

<p>Camlar normal bakışta birbirine benzese de asferik mercekçik halkalarının belirli açılardan, bu tasarımı tanıyan kişiler tarafından fark edilmesi mümkündü. Bu nedenle bazı katılımcıların veya araştırmacıların hangi camın kullanıldığını istemeden anlamış olma ihtimali tamamen dışlanamıyor.</p>

<p>Çalışma, araştırılan camın üreticisi tarafından finanse edildi. Sponsor; araştırmanın tasarımı, verilerin değerlendirilmesi, makalenin hazırlanması ve yayımlanma kararında rol aldı. Bazı yazarların üretici veya araştırma kuruluşuyla çalışma ilişkisi, bir yazarın da ilgili patent bildirimleri bulunuyordu. Bu durum sonuçları geçersiz kılmaz ancak bağımsız ve uzun süreli araştırmaların önemini artırır.</p>

<h2>Ebeveynler bu araştırmadan ne anlamalı?</h2>

<p>Çocukluk miyopisi yalnızca daha güçlü bir gözlük ihtiyacı olarak görülmemeli. Erken başlayan ve hızla ilerleyen miyopide amaç, çocuğun mevcut göz numarasını sıfırlamak değil, ilerlemeyi mümkün olduğunca yavaşlatarak erişkinlikte ulaşacağı toplam miyopi derecesini azaltmaktır.</p>

<p>İki yıllık randomize araştırma, yüksek asferik mercekçikli özel gözlük camlarının bu amaçla etkili ve iyi tolere edilen bir seçenek olabileceğini gösteriyor. Ancak sonuçlar bütün özel camlara genellenemez ve seçim yalnızca ürün adına bakılarak yapılmamalıdır.</p>

<p>En doğru yaklaşım; miyopiyi erken fark etmek, çocuğun göz numarası ile göz uzunluğundaki değişimi düzenli izlemek, açık hava ve yakın çalışma alışkanlıklarını düzenlemek ve gerekiyorsa kanıta dayalı miyopi kontrol seçeneklerinden çocuğa en uygun olanını belirlemektir.</p>

<h2>KAYNAKLAR</h2>

<ol>
 <li>
 <p>JAMA Ophthalmology – Spectacle Lenses With Highly Aspherical Lenslets for Myopia Control: A Randomized Clinical Trial – Shen J, Hunt C, Young G, Drobe B – 2026 – DOI: 10.1001/jamaophthalmol.2026.3288</p>
 </li>
 <li>
 <p>Investigative Ophthalmology &amp; Visual Science – IMI—Interventions for Controlling Myopia Onset and Progression 2025 – Bullimore MA, Saunders KJ, Baraas RC ve ark. – 2025 – DOI: 10.1167/iovs.66.12.39</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cochrane Database of Systematic Reviews – Interventions for Myopia Control in Children: A Living Systematic Review and Network Meta-analysis – Lawrenson JG, Huntjens B, Virgili G ve ark. – 2025 – DOI: 10.1002/14651858.CD014758.pub3</p>
 </li>
 <li>
 <p>Investigative Ophthalmology &amp; Visual Science – IMI Risk Factors for Myopia – Morgan IG, Wu PC, Ostrin LA ve ark. – 2021 – DOI: 10.1167/iovs.62.5.3</p>
 </li>
 <li>
 <p>JAMA Network Open – Digital Screen Time and Myopia: A Systematic Review and Dose-Response Meta-Analysis – Ha A, Lee YJ, Lee M, Shim SR, Kim YK – 2025 – DOI: 10.1001/jamanetworkopen.2024.60026</p>
 </li>
 <li>
 <p>JAMA – Effect of Time Spent Outdoors at School on the Development of Myopia Among Children in China: A Randomized Clinical Trial – He M, Xiang F, Zeng Y ve ark. – 2015 – DOI: 10.1001/jama.2015.10803</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ophthalmic &amp; Physiological Optics – Age of Onset of Myopia Predicts Risk of High Myopia in Later Childhood in Myopic Singapore Children – Chua SYL, Sabanayagam C, Cheung YB ve ark. – 2016 – DOI: 10.1111/opo.12305</p>
 </li>
 <li>
 <p>Investigative Ophthalmology &amp; Visual Science – The Complications of Myopia: A Review and Meta-Analysis – Haarman AEG, Enthoven CA, Tideman JWL ve ark. – 2020 – DOI: 10.1167/iovs.61.4.49</p>
 </li>
 <li>
 <p>JAMA Ophthalmology – Spectacle Lenses With Aspherical Lenslets for Myopia Control vs Single-Vision Spectacle Lenses: A Randomized Clinical Trial – Bao J, Huang Y, Li X ve ark. – 2022 .0401</p>
 </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cocuklarda-miyopi-neden-ilerliyor-ozel-gozluk-camlari-iki-yilda-fark-yaratti</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 19:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/cocuklarda-miyopi-ozel-gozluk-camlari-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="65457"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Her Gün Merdiven Çıkmak Kalbi Korur mu? Büyük Araştırma Ne Söylüyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/her-gun-merdiven-cikmak-kalbi-korur-mu-buyuk-arastirma-ne-soyluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/her-gun-merdiven-cikmak-kalbi-korur-mu-buyuk-arastirma-ne-soyluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dokuz gözlemsel çalışmayı ve 480 binden fazla kişiyi birleştiren analiz, merdiven çıkmayı daha düşük kalp-damar ve genel ölüm riskiyle ilişkilendirdi. Peki kaç kat yeterli, kimler dikkat etmeli?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir ya da iki kat çıkmak için asansör beklemek mi, merdivene yönelmek mi? Gün içinde önemsiz görünen bu tercih, kalbin, akciğerlerin ve bacak kaslarının kısa süreli de olsa daha fazla çalışmasını sağlayabiliyor.<br />
Yaklaşık yarım milyon kişinin verilerini bir araya getiren kapsamlı bir bilimsel değerlendirme de düzenli merdiven kullanımı ile kalp-damar sağlığı ve yaşam süresi arasında dikkat çekici bir ilişki bulunduğunu gösterdi. Ancak sonuçlar, “Merdiven çıkan herkes daha uzun yaşar” anlamına gelmiyor.<br />
480 bin kişilik analiz ne gösterdi?<br />
American Journal of Cardiovascular Drugs’ta yayımlanan sistematik derleme ve meta-analiz, University of East Anglia ile Norfolk and Norwich University Hospital araştırmacıları tarafından hazırlandı.<br />
Araştırmacılar, merdiven çıkma alışkanlığı veya merdiven çıkabilme kapasitesi ile kalp-damar sonuçlarını inceleyen dokuz gözlemsel çalışmayı değerlendirdi. Analiz toplam 480 bin 479 kişiyi kapsadı. Katılımcılar 35 ile 84 yaş arasındaydı ve yüzde 53’ü kadındı. Çalışmalarda sağlıklı kişilerle daha önce kalp krizi veya özellikle bacak damarlarında daralmaya yol açabilen periferik damar hastalığı geçirmiş kişiler birlikte yer aldı.<br />
Burada önemli bir ayrıntı var: Çalışmada asansör kullanmanın sağlık üzerindeki etkisi doğrudan test edilmedi. Başlıktaki “merdiven mi asansör mü?” sorusu gündelik tercihi anlatırken bilimsel karşılaştırma, merdiven kullanan veya merdiven çıkma kapasitesi daha iyi olan kişilerle diğer gruplar arasında yapıldı.<br />
Ölüm sonuçlarının birleştirilebildiği beş çalışmada 455 bin 619 katılımcı bulunuyordu. Merdiven çıkan gruplarda, merdiven çıkmayan veya çıkmakta daha fazla zorlanan gruplara kıyasla:<br />
Kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riski yüzde 39 daha düşük bulundu.<br />
Herhangi bir nedene bağlı ölüm riski yüzde 24 daha düşük bulundu.<br />
Bazı çalışmalarda merdiven kullanımı; kalp krizi, iskemik inme ve kalp yetersizliği riskinin daha düşük olmasıyla da ilişkilendirildi. Ancak ölçüm yöntemleri ve incelenen sonuçlar birbirinden farklı olduğu için bu hastalıklar açısından tek bir ortak risk oranı hesaplanamadı.<br />
Yüzde 39 daha düşük risk ne anlama geliyor?<br />
Bu oran göreceli riski ifade ediyor. “Merdiven çıkan her 100 kişiden 39’u kalp hastalığından kurtuluyor” şeklinde yorumlanamaz.<br />
Bir kişinin gerçek riski; yaşı, sigara kullanımı, tansiyonu, kolesterolü, diyabeti, kilosu, mevcut hastalıkları ve toplam hareket düzeyi gibi birçok etkene bağlıdır. Araştırmadaki yüzdeler, farklı grupların uzun dönemli risklerinin karşılaştırılmasından elde edildi.<br />
Bu nedenle sonuçlar bireysel bir garanti değil, toplum düzeyinde görülen bir ilişki olarak değerlendirilmelidir.<br />
Çalışma merdivenin ömrü uzattığını kanıtlıyor mu?<br />
Hayır. Değerlendirmeye alınan dokuz araştırmanın tamamı gözlemsel kohort çalışmasıydı. İnsanlar rastgele “merdiven” ve “asansör” gruplarına ayrılmadı.<br />
Ayrıca merdiven kullanımı çalışmaların çoğunda kişilerin kendi beyanlarıyla ölçüldü. Bazı araştırmalar kaç kat çıkıldığını sorarken bazıları merdiven çıkabilme kapasitesini değerlendirdi. Bu iki ölçüm aynı şeyi göstermiyor.<br />
Merdiven kullanan kişiler genel olarak daha hareketli olabilir, daha az sigara içebilir veya başlangıçta daha sağlıklı olabilir. Kalp, akciğer, eklem ya da denge sorunu bulunan kişilerin ise zaten asansörü tercih etme olasılığı daha yüksektir. Bu durum, sağlık durumunun merdiven tercihini belirlemesi anlamına gelen ters nedensellik ihtimalini doğurur.<br />
Üstelik birleştirilen çalışmaların sonuçları arasında belirgin farklılıklar vardı. Araştırmacılar çeşitli değişkenler için düzeltme yapsa da yaşam tarzı ve başlangıçtaki sağlık durumunun etkisini tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil.<br />
Dolayısıyla bilimsel olarak en doğru ifade şudur: Düzenli merdiven çıkmak, daha düşük kalp-damar ve genel ölüm riskiyle ilişkili bulundu; doğrudan neden-sonuç ilişkisi kanıtlanmadı.<br />
Günde kaç kat merdiven çıkmak gerekir?<br />
Yeni meta-analiz, herkes için geçerli kesin bir kat veya basamak hedefi belirlemedi. Çünkü çalışmalarda merdiven çıkma miktarı, hızı ve sıklığı aynı yöntemle ölçülmedi.<br />
Yaklaşık 459 bin kişiyi kapsayan ayrı bir UK Biobank araştırmasında, günde beş kattan fazla merdiven çıkmak; damarlarda yağlı plak birikmesiyle gelişen ve kalp krizi ile inme riskini artıran aterosklerotik kalp-damar hastalığı riskinin yaklaşık yüzde 20 daha düşük olmasıyla ilişkilendirildi.<br />
Başka bir UK Biobank çalışmasında ise günde 6 ile 10 kat çıkanlarda herhangi bir nedene bağlı ölüm riski yüzde 9 daha düşük bulundu. Buna karşılık aynı çalışmada kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm açısından anlamlı bir düşüş gösterilemedi ve araştırmacılar sonuçların başka yaşam tarzı etkenlerinden etkilenmiş olabileceğini belirtti.<br />
Bu nedenle “Günde altı kat çıkan daha uzun yaşar” gibi kesin bir reçete oluşturulamaz. Ayrıca bir merdiven kolundaki basamak sayısı her binada aynı değildir.<br />
En uygulanabilir yaklaşım, kişinin mevcut kapasitesine uygun olarak günlük hareketini yavaş yavaş artırmasıdır.<br />
Merdiven çıkmak vücudu nasıl çalıştırıyor?<br />
Merdiven çıkarken vücut ağırlığı yer çekimine karşı yukarı taşınır. Bu sırada kalça, uyluk ve baldır kasları çalışır; kalp hızı ve solunum ihtiyacı yükselir. Bu nedenle merdiven çıkmak, aynı sürede düz zeminde yürümekten daha yoğun bir fiziksel yük oluşturabilir.<br />
Toplam 31 hareketsiz kadını kapsayan küçük deneysel çalışmalarda, altı hafta boyunca uygulanan kısa ve yoğun merdiven çıkışlarının kalp-akciğer uygunluğunu geliştirebildiği görüldü. Vücudun egzersiz sırasında kullanabildiği en yüksek oksijen miktarı yüzde 7 ile yüzde 12 arasında arttı.<br />
Bu küçük çalışmalar merdiven çıkmanın fiziksel uygunluğu geliştirebileceğini destekliyor. Ancak katılımcı sayıları azdı ve sonuçlar doğrudan daha uzun yaşam anlamına gelmiyor.<br />
Merdiven çıkmak yürüyüşün yerini tutar mı?<br />
Merdiven çıkmak günlük harekete değerli bir katkı sağlayabilir; ancak yürüyüşün, düzenli egzersizin, kas güçlendirme çalışmalarının ve denge egzersizlerinin tamamının yerine geçmez.<br />
Dünya Sağlık Örgütü yetişkinlerin haftada 150-300 dakika orta yoğunlukta veya 75-150 dakika yüksek yoğunlukta aerobik fiziksel aktivite yapmasını öneriyor. Orta ve yüksek yoğunluktaki hareketler birlikte de tamamlanabilir. Büyük kas gruplarını çalıştıran güçlendirme hareketlerinin ise haftada en az iki gün yapılması tavsiye ediliyor.<br />
Merdivenin hangi yoğunlukta sayılacağı kişinin kondisyonuna ve çıkış hızına bağlıdır. Düzenli egzersiz yapan biri için birkaç kat orta yoğunlukta kalabilirken, hareketsiz bir kişi için aynı çıkış oldukça zorlayıcı olabilir.<br />
Merdivene güvenli biçimde nasıl başlanabilir?<br />
Uzun süredir hareketsiz olan birinin ilk günden hızlı ve aralıksız biçimde çok sayıda kat çıkması gerekmez.<br />
Başlangıçta bir katı rahat tempoda çıkmak yeterli olabilir.<br />
Gerekirse kat sahanlığında dinlenilebilir.<br />
Önce günlük çıkış sıklığı, ardından kat sayısı veya tempo artırılabilir.<br />
Kat sayısı, hız ve sıklığın hepsi aynı anda artırılmamalıdır.<br />
Korkuluk kullanılmalı, merdiven iyi aydınlatılmış olmalı ve kaymayan ayakkabılar tercih edilmelidir.<br />
Merdivende telefon ekranına bakılmamalı ve acele edilmemelidir.<br />
Tekrarlanan hızlı çıkışlardan önce birkaç dakikalık rahat yürüyüşle ısınmak yararlı olabilir.<br />
Diz ağrısı bulunan kişilerde özellikle merdiven inişi yakınmaları artırabilir. Böyle bir durumda merdivenle çıkıp asansörle inmek veya daha az kat kullanmak daha uygun olabilir.<br />
Kimlerin daha dikkatli olması gerekir?<br />
Merdiven çıkmak herkes için aynı ölçüde güvenli ve uygun olmayabilir. Aşağıdaki durumlarda tekrarlanan veya hızlı merdiven çıkışlarına başlamadan önce kişisel değerlendirme gerekebilir:<br />
Bilinen kalp veya ciddi akciğer hastalığı<br />
Yakın zamanda geçirilmiş kalp krizi, ameliyat veya ciddi hastalık<br />
Kontrol altında olmayan yüksek tansiyon<br />
Düşük eforla ortaya çıkan göğüs baskısı veya belirgin nefes darlığı<br />
İleri diz veya kalça kireçlenmesi<br />
Yeni gelişen kas, bağ veya eklem yaralanması<br />
Denge bozukluğu ya da tekrarlayan düşme öyküsü<br />
Hareketi önemli ölçüde kısıtlayan nörolojik veya ortopedik hastalık<br />
Kronik bir hastalığın bulunması fiziksel aktivitenin tamamen bırakılması gerektiği anlamına gelmez. Ancak hareketin türü, süresi ve yoğunluğu kişinin durumuna göre düzenlenmelidir.<br />
Merdiven çıkarken nefes nefese kalmak normal mi?<br />
Merdiven çıkarken kalbin hızlanması ve solunumun artması çoğu kişide beklenen bir durumdur. Özellikle hareketsiz kişiler birkaç katta hızla nefes nefese kalabilir.<br />
Ancak daha önce olmayan göğüs ağrısı veya baskı, olağandışı derecede şiddetli nefes darlığı, bayılma, belirgin baş dönmesi, soğuk terleme ya da düzensiz ve rahatsız edici çarpıntı normal egzersiz yanıtı olarak görülmemelidir.<br />
Bu belirtiler ortaya çıktığında aktivite durdurulmalı; şiddetli, kalıcı veya hızla kötüleşen belirtilerde gecikmeden acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.<br />
Asansörü tamamen bırakmak gerekiyor mu?<br />
Araştırmanın mesajı, herkesin her koşulda asansörden vazgeçmesi değildir. Ağrı, denge sorunu, aşırı yorgunluk, ağır yük taşıma veya sağlık sorunu bulunduğunda asansör kullanmak daha güvenli olabilir.<br />
Buna karşılık merdiven çıkmaya engeli olmayan kişiler için bir ya da iki katlık güvenli çıkışları günlük yaşama eklemek, ayrı bir egzersiz zamanı ayırmadan hareket miktarını artırmanın pratik yollarından biridir.<br />
Merdiven çıkmak; sigarayı bırakmanın, tansiyon ve kolesterol kontrolünün, dengeli beslenmenin, düzenli egzersizin veya gerekli tedavilerin yerine geçmez. Ancak günlük hayatta sık tekrarlanan küçük hareket fırsatlarından biri olarak kalp sağlığını destekleyebilir.<br />
KAYNAKLAR<br />
American Journal of Cardiovascular Drugs – Evaluating the Impact of Stair Climbing on Cardiovascular Risk Reduction: A Systematic Review and Meta-analysis – Sophie Paddock, Rathna Veerni, U. Bhalraam ve arkadaşları – 2026 – DOI: 10.1007/s40256-026-00811-x<br />
Atherosclerosis – Daily Stair Climbing, Disease Susceptibility, and Risk of Atherosclerotic Cardiovascular Disease: A Prospective Cohort Study – Zimin Song, Li Wan, Wenxiu Wang ve arkadaşları – 2023 – DOI: 10.1016/j.atherosclerosis.2023.117300<br />
Journal of Cachexia, Sarcopenia and Muscle – Stair Climbing and Mortality: A Prospective Cohort Study from the UK Biobank – Miguel A. Sanchez-Lastra, Ding Ding, Knut-Eirik Dalene ve arkadaşları – 2021 – DOI: 10.1002/jcsm.12679<br />
Medicine &amp; Science in Sports &amp; Exercise – Brief Intense Stair Climbing Improves Cardiorespiratory Fitness – Mary K. Allison, Jessica H. Baglole, Brian J. Martin ve arkadaşları – 2017 – DOI: 10.1249/MSS.0000000000001188<br />
Dünya Sağlık Örgütü – WHO Guidelines on Physical Activity and Sedentary Behaviour – 2020 – ISBN: 978-92-4-001512-8</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/her-gun-merdiven-cikmak-kalbi-korur-mu-buyuk-arastirma-ne-soyluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 19:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/merdiven-mi-asansor-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="47306"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu Duyurdu: Trabzon’da Yaralı Kadın Yayladan Helikopterle Hastaneye Taşındı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bakan-memisoglu-duyurdu-trabzonda-yarali-kadin-yayladan-helikopterle-hastaneye-tasindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bakan-memisoglu-duyurdu-trabzonda-yarali-kadin-yayladan-helikopterle-hastaneye-tasindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Eğrisu Yaylası’nda düşerek yaralanan 78 yaşındaki kadın, zorlu arazi ve ulaşım koşulları nedeniyle bölgeye yönlendirilen helikopter ambulansla alınarak Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ulaştırıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eğrisu Yaylası’nda zorlu kurtarma operasyonu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Eğrisu Yaylası’nda düşme sonucu yaralanan 78 yaşındaki kadın için sağlık ekipleri harekete geçti.</p>

<p>Yüksek rakımlı yayladaki zorlu arazi ve ulaşım koşulları dikkate alınarak bölgeye helikopter ambulans yönlendirildi. Sağlık ekipleri tarafından bulunduğu yerden alınan yaralı kadın, helikopter ambulansla Trabzon’daki Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.</p>

<p>Bakan Memişoğlu duyurdu</p>

<p>Operasyona ilişkin açıklama Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’ndan geldi. Memişoğlu, yaralı hastanın güvenli şekilde hastaneye ulaştırıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Trabzon Çaykara’nın Eğrisu Yaylası’nda düşme sonucu yaralanan 78 yaşındaki kadın hastamız, helikopter ambulansımızla alınarak Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ulaştırıldı.”</p>

<p>Sağlık ekiplerine teşekkür</p>

<p>Yaralı kadına acil şifalar dileyen Bakan Memişoğlu, zorlu şartlarda görev yapan sağlık ekiplerine de teşekkür etti.</p>

<p>Memişoğlu paylaşımını, “En zor şartlarda, en kritik anlarda; insan, önce insan” sözleriyle tamamladı.</p>

<p>Hastanede tedavi altına alınan kadının yaralanmasının niteliği ve güncel sağlık durumu hakkında henüz ayrıntılı bir açıklama yapılmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bakan-memisoglu-duyurdu-trabzonda-yarali-kadin-yayladan-helikopterle-hastaneye-tasindi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 18:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8757.jpeg" type="image/jpeg" length="51715"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Amedspor’un Tribün Emekçisi Muhittin Kaya Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/amedsporun-tribun-emekcisi-muhittin-kaya-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/amedsporun-tribun-emekcisi-muhittin-kaya-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amedspor Azadî Taraftar Grubu Sözcüsü Muhittin Kaya’nın Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesindeki evinde hayatını kaybettiği belirlendi. Tribünlerin tanınan isimlerinden 35 yaşındaki Kaya’nın kesin ölüm nedeni, yapılacak adli incelemenin ardından netleşecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Amedspor camiası, tribünlerin yakından tanıdığı isimlerden Muhittin Kaya’nın vefat haberiyle sarsıldı. Azadî Taraftar Grubu’nun uzun süredir sözcülüğünü yürüten 35 yaşındaki Kaya, Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesindeki evinde hayatını kaybetmiş halde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre Kaya’dan haber alamayan yakınları durumdan endişelenerek kontrol sağladı. Eve gelen ekiplerin yaptığı incelemede Kaya’nın yaşamını yitirdiği belirlendi.</p>

<p>Tribünlerin tanınan isimlerindendi</p>

<p>Amedspor’un karşılaşmalarında tribündeki yerini alan Muhittin Kaya, taraftar organizasyonları ve maçlar öncesindeki çağrılarıyla biliniyordu. Uzun süredir Azadî Taraftar Grubu adına yürüttüğü çalışmalar nedeniyle Amedspor taraftarları arasında tanınan Kaya’nın ani vefatı, kulüp camiasında ve sevenleri arasında büyük üzüntüye yol açtı.</p>

<p>Acı haberin duyulmasının ardından çok sayıda taraftar grubu ve spor camiasından isim, Kaya’nın ailesine ve yakınlarına başsağlığı mesajı yayımladı. Amedspor yöneticilerinin de gelişmeler üzerine Adli Tıp Kurumu’na gittiği bildirildi.</p>

<p>Kesin ölüm nedeni araştırılıyor</p>

<p>Kaya’nın kalp krizi sonucu hayatını kaybetmiş olabileceği yönünde değerlendirmeler bulunmakla birlikte, bu konuda henüz kesinleşmiş resmî bir sonuç açıklanmadı.</p>

<p>Muhittin Kaya’nın cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı. Ölüm nedeninin yapılacak inceleme ve otopsi işlemlerinin ardından netlik kazanması bekleniyor.</p>

<p>Cenaze törenine ilişkin bilgilerin ise adli işlemlerin tamamlanmasının ardından ailesi ve yakınları tarafından paylaşılması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/amedsporun-tribun-emekcisi-muhittin-kaya-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 18:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8754.jpeg" type="image/jpeg" length="68536"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Andes Hantavirüsü İnsandan İnsana Bulaşır mı? Belirtileri Neler?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/andes-hantavirusu-insandan-insana-bulasir-mi-belirtileri-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/andes-hantavirusu-insandan-insana-bulasir-mi-belirtileri-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Arjantin’den gelen bir yolcuda Andes hantavirüsü saptanması, Fransa ve İspanya’da temaslı incelemesini başlattı. Virüs nadiren kişiden kişiye geçiyor; genel Avrupa riski ise çok düşük.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Güney Amerika’dan döndükten sonra başlayan ateş, kas ağrısı veya solunum sıkıntısı sıradan bir grip gibi görünebilir. Ancak yakın zamanda kemirgenlerle temas edilmişse ya da Andes hantavirüsü taşıyan belirtili bir kişiyle uzun süre yakın ortamda bulunulmuşsa bu ayrıntılar önem kazanabilir.<br />
Fransız halk sağlığı yetkilileri, Arjantin’den gelen bir yolcuda 6 Ağustos 2026’da Andes hantavirüsü enfeksiyonu doğrulandığını bildirdi. Yolcu, 19 Temmuz ile 2 Ağustos arasında Fransa’da kaldı; 23 Temmuz’da hafif belirtilerle sağlık kuruluşuna başvurdu ancak hastaneye yatırılmadı. Kişinin 28 Temmuz’dan bu yana belirtisiz olduğu açıklandı.<br />
Hasta daha sonra İspanya’ya geçti. Tanı konduğu sırada İspanya’da bulunması üzerine iki ülkedeki sağlık yetkilileri, bulaştırıcılık döneminde yakın temas yaşanmış olabilecek kişileri belirleme ve izleme çalışması başlattı.<br />
Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi, 20 Ağustos’ta yayımladığı değerlendirmede enfeksiyonun büyük olasılıkla Arjantin’de edinildiğini ve Avrupa Birliği ile Avrupa Ekonomik Alanı genel nüfusu için riskin çok düşük olduğunu bildirdi.<br />
Andes hantavirüsü nedir?<br />
Hantavirüsler, doğal olarak bazı kemirgenlerde bulunan bir virüs grubudur. Virüsü taşıyan kemirgenler hasta görünmeyebilir ancak idrarları, dışkıları ve salyaları yoluyla çevreye virüs bırakabilir.<br />
Andes virüsü ise özellikle Arjantin ve Şili’nin bazı bölgelerindeki yabani kemirgenlerle ilişkilidir. İnsanlarda hantavirüs kardiyopulmoner sendromu adı verilen, akciğerleri ve dolaşım sistemini etkileyebilen ciddi bir hastalığa yol açabilir.<br />
Hastalığın ağırlaşması durumunda akciğerlerde sıvı birikmesi, tansiyon düşmesi ve dolaşım bozukluğu gelişebilir. Bununla birlikte virüsle karşılaşan herkesin aynı şiddette hastalanacağı söylenemez.<br />
İnsandan insana bulaşma neden dikkat çekiyor?<br />
Hantavirüs enfeksiyonlarının temel bulaş yolu insanlardan değil, kemirgenlerden kaynaklanır. İnsanlar virüsü çoğunlukla kemirgen idrarı, dışkısı veya salyasıyla kirlenmiş tozları soluyarak alır.<br />
Andes virüsü, insandan insana bulaştığı bilimsel olarak belgelenmiş tek hantavirüs olarak biliniyor. Ancak bu bulaş nadir görülüyor ve genellikle belirtileri bulunan bir hastayla yakın ve uzun süreli temasın ardından ortaya çıkıyor.<br />
Aynı evde yaşamak, öpüşmek, cinsel temas, içecek ve yemek gereçlerini paylaşmak veya hastanın vücut sıvılarıyla korunmasız biçimde temas etmek riski artırabilir. Bulaştırıcılığın çoğunlukla belirtilerin bulunduğu dönemde ortaya çıktığı düşünülüyor.<br />
Bu nedenle kısa süreli, gündelik karşılaşmaların yüksek riskli temas gibi değerlendirilmesi doğru değil. Temasın yakınlığı, süresi, kapalı ortamda gerçekleşip gerçekleşmediği ve kişinin o sırada belirti gösterip göstermediği birlikte ele alınıyor.<br />
Belirtiler ne zaman ortaya çıkıyor?<br />
Andes virüsüne bağlı belirtiler, temastan 4 ile 42 gün sonra başlayabilir. İlk dönem bulguları grip, COVID-19 veya başka viral enfeksiyonlarla kolayca karıştırılabilir.<br />
Erken dönemde şu belirtiler görülebilir:<br />
Ateş<br />
Belirgin yorgunluk<br />
Kas ağrıları<br />
Baş ağrısı<br />
Baş dönmesi ve titreme<br />
Bulantı ve kusma<br />
İshal veya karın ağrısı<br />
Bazı hastalarda birkaç gün sonra öksürük, göğüste sıkışma ve nefes darlığı gelişebilir. Solunum yakınmalarının ortaya çıkması, hastalığın daha ciddi aşamaya ilerlediğinin işareti olabilir.<br />
Hangi durumda sağlık kuruluşuna başvurulmalı?<br />
Güney Amerika’nın riskli bölgelerine yakın zamanda seyahat eden, kemirgenlerin bulunduğu kapalı alanlarda çalışan veya Andes virüsü tanısı alan belirtili biriyle yakın teması bulunan kişiler; ateş, kas ağrısı ya da mide-bağırsak yakınmaları gelişirse temas öyküsünü sağlık görevlisine açıkça anlatmalı.<br />
Yeni başlayan veya hızla artan nefes darlığı, göğüste sıkışma, dudaklarda morarma, bayılma ya da bilinç değişikliği ise acil değerlendirme gerektirir. Hastalık bazı kişilerde kısa sürede ağırlaşabildiği için solunum belirtilerinin geçmesi beklenmemeli.<br />
Temaslı kabul edilmek, kişinin mutlaka enfekte olduğu anlamına gelmez. Halk sağlığı birimleri riskli temasları çoğunlukla son temastan itibaren 42 gün boyunca belirti gelişimi açısından izler.<br />
Tanı nasıl konuluyor?<br />
Erken belirtiler birçok hastalıkla benzer olduğu için yalnızca şikâyetlere bakılarak Andes virüsü tanısı konulamaz. Seyahat geçmişi, kemirgen teması ve doğrulanmış bir hastayla yakın temas bilgisi tanı açısından önemlidir.<br />
Tanının doğrulanmasında kanda virüse karşı oluşan IgM ve IgG adlı antikorlar araştırılabilir. Hastalığın erken döneminde RT-PCR olarak adlandırılan moleküler testle virüsün genetik materyali de aranabilir.<br />
Tedavisi veya aşısı var mı?<br />
Andes virüsünü doğrudan ortadan kaldırdığı kanıtlanmış ve ruhsatlandırılmış özel bir antiviral tedavi bulunmuyor. Hastaya sıvı dengesi, solunum ve dolaşım desteği gibi belirtilere yönelik tedaviler uygulanıyor.<br />
Hastalık ağırlaşırsa yoğun bakım, oksijen desteği veya ileri solunum desteği gerekebilir. Erken tanı ve hastanın yakından izlenmesi, gelişebilecek solunum ve dolaşım sorunlarına zamanında müdahale edilmesini sağlar.<br />
Andes virüsüne karşı genel kullanıma sunulmuş ruhsatlı bir aşı da bulunmuyor. Bu nedenle korunmada kemirgenlerle teması azaltmak ve şüpheli vakaların temaslılarını zamanında belirlemek önem taşıyor.<br />
Kemirgenlerden bulaşma nasıl önlenebilir?<br />
Özellikle kırsal alanlarda, depolarda, kulübelerde ve uzun süre kapalı kalmış yapılarda kemirgen dışkısının kuru biçimde süpürülmesi veya elektrikli süpürgeyle temizlenmesi önerilmez. Bu işlemler virüs içerebilecek küçük parçacıkların havaya karışmasına neden olabilir.<br />
Temizlikten önce ortam havalandırılmalı, kirlenmiş alan uygun bir dezenfektanla ıslatılmalı ve eldiven kullanılmalıdır. Ev ve iş yerlerindeki kemirgen girişleri kapatılmalı, yiyecekler kapalı kaplarda saklanmalı ve çöpler açıkta bırakılmamalıdır.<br />
Güney Amerika’daki riskli bölgelere seyahat edenlerin kemirgen bulunan barınaklarda kalmaması, yiyecekleri korunaklı tutması ve kemirgen izleri görülen kapalı alanlarda dikkatli davranması gerekir.<br />
Avrupa ve Türkiye için gerçek risk ne?<br />
ECDC’ye göre Andes virüsünü doğal olarak taşıyan kemirgen türü Avrupa’da bulunmuyor. Bu nedenle virüsün Avrupa’da kemirgenlere yerleşerek sürekli bir hayvan-insan bulaş zinciri oluşturması beklenmiyor.<br />
Kurumun çok düşük risk değerlendirmesi Avrupa Birliği ve Avrupa Ekonomik Alanı genel nüfusunu kapsıyor. Bu değerlendirme Türkiye için verilmiş ayrı bir resmî risk derecesi değil. Bununla birlikte Türkiye’de gündelik yaşamda Andes virüsü riskinin arttığını gösteren bir veri bulunmuyor.<br />
İthal vakanın ardından yürütülen çalışma, Avrupa’da yaygın bir salgın başladığı anlamına gelmiyor. Asıl amaç, belirtili kişiyle riskli temas yaşamış olabilecek sınırlı sayıdaki kişiyi belirlemek ve olası yeni vakaları erken yakalamak. Değerlendirme tek bir ithal vakaya ve mevcut temaslı incelemesine dayanıyor; yeni veriler ortaya çıkarsa risk değerlendirmesi de güncellenebilir.<br />
KAYNAKLAR<br />
Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi – Epidemiological Update – 11 August 2026: Imported Case of Andes Hantavirus in the EU/EEA – 20 Ağustos 2026<br />
Dünya Sağlık Örgütü – Hantavirus Fact Sheet – 6 Mayıs 2026<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri – About Andes Virus – 29 Mayıs 2026<br />
Pan Amerikan Sağlık Örgütü – Infection Prevention and Control of Hantavirus Infection, Including Andes Virus Disease: Interim Regional Guidance for Suspected or Confirmed Cases – 22 Mayıs 2026<br />
Emerging Infectious Diseases – Person-to-Person Household and Nosocomial Transmission of Andes Hantavirus, Southern Chile, 2011 – Constanza Martinez-Valdebenito ve diğerleri – 2014 – DOI: 10.3201/eid2010.140353</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/andes-hantavirusu-insandan-insana-bulasir-mi-belirtileri-neler</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 18:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/andes-hantavirusu-haber-gorseli-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="96367"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kadın Doğum Camiasının Acı Kaybı: Op. Dr. Hüseyin Güner Orbay Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kadin-dogum-camiasinin-aci-kaybi-op-dr-huseyin-guner-orbay-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kadin-dogum-camiasinin-aci-kaybi-op-dr-huseyin-guner-orbay-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın hastalıkları ve doğum alanının deneyimli isimlerinden Op. Dr. Hüseyin Güner Orbay hayatını kaybetti. Uzun yıllar Ankara Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Hastanesinde görev yapan Orbay’ın vefatı, ailesi ve Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği tarafından duyuruldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kadın hastalıkları ve doğum camiasının deneyimli hekimlerinden Op. Dr. Hüseyin Güner Orbay hayatını kaybetti.</p>

<p>Acı haberi ailesi ile Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği duyurdu. Ailesi tarafından yapılan paylaşımda, “Kıymetli babamız Doktor Hüseyin Güner Orbay’ı kaybettik. Mekânı cennet olsun, nurlar içinde uyusun” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği de yayımladığı başsağlığı mesajında, Orbay’ın vefatından duyulan üzüntüyü dile getirerek ailesine, yakınlarına ve tıp camiasına başsağlığı diledi.</p>

<p>Zekai Tahir Burak Hastanesinde görev yaptı</p>

<p>Akademik kayıtlara göre Op. Dr. Hüseyin Güner Orbay, mesleki yaşamının önemli bir bölümünü Ankara Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Hastanesinde geçirdi.</p>

<p>Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olan Orbay; yüksek riskli gebelikler, doğum öncesi tanı, fetal anomaliler ve gebeliğe bağlı sağlık sorunları üzerine yürütülen çalışmalarda yer aldı.</p>

<p>Orbay’ın yalnızca klinik hizmetleriyle değil, hekim yetiştirilmesine sunduğu katkılarla da kadın doğum camiasında iz bıraktığı görülüyor. YÖK ve akademik özgeçmiş kayıtlarında, 1980’li yıllarda hazırlanan kadın hastalıkları ve doğum uzmanlık tezlerinde danışman olarak görev yaptığı bilgisi bulunuyor.</p>

<p>Bilimsel çalışmalara katkıda bulundu</p>

<p>Hüseyin Güner Orbay’ın imzası, gebelik ve fetal tıp alanındaki çeşitli bilimsel çalışmalarda da yer aldı.</p>

<p>Orbay, 1993 yılında preeklampside plazma fibronektin düzeylerini inceleyen araştırmanın yazarları arasında bulundu. Ayrıca 1994 yılında Perinatoloji Dergisi’nde yayımlanan, Meckel-Gruber sendromu ve Dandy-Walker malformasyonunu ele alan bilimsel çalışmaya katkı sundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu çalışmadaki kurum bilgileri, Orbay’ın Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Hastanesi Yüksek Riskli Gebelik Ünitesinde görev yaptığını gösteriyor.</p>

<p>Ölüm nedeni açıklanmadı</p>

<p>Op. Dr. Hüseyin Güner Orbay’ın ölüm nedenine ilişkin ailesi veya ilgili meslek kuruluşu tarafından herhangi bir açıklama yapılmadı. Cenaze programı ve defin yeri konusunda da henüz bilgi paylaşılmadı.</p>

<p>Orbay’ın vefatı, ailesi ve sevenlerinin yanı sıra kadın hastalıkları ve doğum camiasında büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Merhum Op. Dr. Hüseyin Güner Orbay’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tıp camiasına başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kadin-dogum-camiasinin-aci-kaybi-op-dr-huseyin-guner-orbay-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 18:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8750.jpeg" type="image/jpeg" length="25449"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Jelatin Gerçekten “Doğal Ozempic” mi? Bilim Ne Söylüyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/jelatin-gercekten-dogal-ozempic-mi-bilim-ne-soyluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/jelatin-gercekten-dogal-ozempic-mi-bilim-ne-soyluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yemekten önce tüketilen jelatinin iştahı baskılayarak kilo verdirdiği öne sürülüyor. Küçük araştırmalar kısa süreli tokluğa işaret etse de “doğal Ozempic” benzetmesi bilimsel olarak yanıltıcı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sosyal medyada yayılan yeni zayıflama yöntemleri, çoğu zaman mutfakta bulunan basit bir malzemeyi “mucize çözüme” dönüştürüyor. Son dönemde bu listenin başına jelatin yerleşti. Ilık suyla karıştırılıp yemekten önce tüketilen jelatinin iştahı kapattığı, kan şekerini dengelediği ve kilo kaybını hızlandırdığı iddia ediliyor.</p>

<p>Hatta bu karışım bazı paylaşımlarda “doğal Ozempic” olarak tanıtılıyor. Ancak jelatin ile semaglutid içeren reçeteli ilaçların etkileri, kanıt düzeyleri ve kullanım amaçları birbirinden çok farklı.</p>

<p>Jelatin bazı kişilerde kısa süreli tokluk hissine katkıda bulunabilir. Fakat mevcut bilimsel veriler, tek başına jelatin tüketmenin ilaçlara benzer veya kalıcı bir kilo kaybı sağladığını göstermiyor.</p>

<p>Jelatin nedir?</p>

<p>Jelatin; hayvanların deri, kemik ve bağ dokularında bulunan kolajenin işlenmesiyle elde edilen bir protein ürünüdür. Renksiz ve aromasız çeşitleri sıcak sıvıda çözünür, soğudukça jel kıvamı alır.</p>

<p>Gıda endüstrisinde tatlılardan yoğurtlara, şekerlemelerden bazı kapsüllere kadar birçok üründe kıvam verici olarak kullanılır. Kolajen peptitleriyle aynı kaynaktan gelse de tamamen aynı ürün değildir. Jelatin sıvıyı koyulaştırıp jelleşebilirken hidrolize kolajen genellikle sıvı içinde çözünmüş halde kalır.</p>

<p>Jelatinin önemli bir bölümü proteinden oluşur. Bu nedenle tüketildiğinde diğer proteinli besinler gibi tokluk hissine bir ölçüde katkıda bulunması mümkündür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Jelatin hilesi” nasıl ortaya çıktı?</p>

<p>Sosyal medyada farklı tarifler bulunmakla birlikte yöntem genellikle aromasız jelatinin sıcak veya ılık suyla karıştırılarak yemek öncesinde tüketilmesine dayanıyor. Bazı tariflere limon suyu, bitki çayı, sirke, tatlandırıcı veya çeşitli takviyeler de ekleniyor.</p>

<p>İddianın temelinde iki düşünce bulunuyor: Jelatinin midede yer kaplayarak daha erken doygunluk oluşturması ve içerdiği proteinin bağırsaklardan salgılanan tokluk hormonlarını harekete geçirmesi.</p>

<p>Bu açıklama ilk bakışta makul görünse de bir besinin doğal sindirim sürecinde oluşturduğu geçici hormon yanıtı ile belirli bir reseptörü uzun süre etkileyen reçeteli bir ilaç aynı şey değildir.</p>

<p>Jelatin GLP-1 hormonunu artırıyor mu?</p>

<p>GLP-1, yemek yedikten sonra bağırsaklardan salgılanan ve kan şekeri kontrolüyle iştahın düzenlenmesinde rol oynayan doğal bir hormondur. Karbonhidrat, yağ ve protein içeren öğünler bu hormonun salgılanmasını farklı ölçülerde uyarabilir.</p>

<p>Küçük bir insan araştırmasında hidrolize jelatin içeren tek bir öğünün ardından GLP-1 düzeyinde yükselme görüldü. İnsülin düzeyi de yükseldi. Ancak bu araştırma, jelatinin uzun süreli kilo kaybı sağladığını değerlendirmedi. Yalnızca tek bir öğünden sonraki kısa süreli hormon değişimleri incelendi.</p>

<p>Dolayısıyla “Jelatin GLP-1 salgısını etkileyebilir” ifadesi ile “Jelatin GLP-1 ilacı gibi çalışır” iddiası birbirinden ayrılmalıdır. Birincisi sınırlı deneysel bulgularla desteklenebilirken ikincisi kanıtlanmış değildir.</p>

<p>Jelatin neden Ozempic gibi çalışmaz?</p>

<p>Ozempic’in etkin maddesi semaglutiddir. Bu ilaç, vücuttaki GLP-1 hormonunun etkisini taklit edecek ve GLP-1 reseptörlerini uzun süre uyaracak şekilde geliştirilmiştir. Kan şekeri kontrolüne yardımcı olur, mide boşalmasını yavaşlatabilir ve beyindeki iştah merkezlerini etkileyebilir.</p>

<p>Ozempic esas olarak tip 2 diyabet tedavisi için kullanılan reçeteli bir ilaçtır. Semaglutidin obezite tedavisi için geliştirilmiş ve farklı ticari adla kullanılan bir formu da bulunmaktadır. Bu ilaçların kimin için uygun olduğuna, olası yararları ve riskleri değerlendirilerek hekim tarafından karar verilir.</p>

<p>Jelatin ise sindirilen sıradan bir besin proteinidir. İlaç gibi belirli bir reseptörü uzun süre uyarması, kontrollü bir doz sağlaması veya klinik araştırmalarda semaglutide benzer kilo kaybı oluşturması gösterilmemiştir.</p>

<p>Bu nedenle “doğal Ozempic” ifadesi yalnızca abartılı değil, iki farklı etkiyi aynıymış gibi gösterdiği için yanıltıcıdır.</p>

<p>Araştırmalar jelatin ve tokluk hakkında ne gösteriyor?</p>

<p>Bazı kısa süreli araştırmalarda jelatin içeren öğünlerin açlık hissini belirli protein türlerinden daha fazla azaltabildiği veya bir sonraki öğünde tüketilen enerji miktarını düşürebildiği bildirildi.</p>

<p>Ancak bu araştırmaların önemli sınırlılıkları bulunuyor. Çalışmaların bir bölümü az sayıda katılımcıyla, kontrollü laboratuvar koşullarında ve günlük beslenme düzenini tam olarak yansıtmayan özel öğünlerle gerçekleştirildi.</p>

<p>Sekiz haftalık kontrollü bir araştırmaya fazla kilolu 72 yetişkin katıldı. Jelatin ve süt proteini içeren beslenme modeli, yalnızca süt proteini içeren modellerle karşılaştırıldı. Tüm gruplarda enerji alımı azaltıldığında kilo kaybı görüldü; ancak jelatin eklenmesi daha fazla kilo kaybı veya vücut bileşiminde belirgin bir üstünlük sağlamadı.</p>

<p>Başka bir araştırmada, kilo kaybı sonrasında jelatin ve süt proteini içeren beslenmenin dört aylık kilo koruma döneminde yalnızca süt proteini içeren beslenmeye üstün olmadığı sonucuna ulaşıldı.</p>

<p>Bulguların bütünü, jelatinin kısa süreli tokluğu etkileyebileceğini ancak bunun uzun vadede fazladan ve kalıcı kilo kaybına dönüştüğünün gösterilemediğini düşündürüyor.</p>

<p>Jelatin tek başına yağ yakar mı?</p>

<p>Jelatinin yağ hücrelerini parçaladığı, metabolizmayı olağanüstü ölçüde hızlandırdığı veya karın yağlarını hedef aldığı gösterilmemiştir.</p>

<p>Bir kişi jelatinli bir içecek sayesinde öğünde daha az yemek yiyorsa günlük enerji alımı azalabilir. Zaman içinde kilo değişikliğine yol açabilecek olan jelatinin kendisi değil, oluşan toplam enerji açığıdır.</p>

<p>Üstelik karışıma şeker, bal, şekerli meyve suyu veya yüksek kalorili başka malzemeler eklenmesi amaçlanan enerji azaltımını tersine çevirebilir. Hazır jöle ürünleri de aromasız saf jelatinden farklı olarak önemli miktarda şeker içerebilir.</p>

<p>Jelatin iyi bir protein kaynağı mı?</p>

<p>Jelatin protein içerir ancak “tam protein” değildir. Vücudun besinlerden almak zorunda olduğu temel aminoasitlerin tamamını yeterli ve dengeli biçimde sağlamaz. Özellikle triptofan içermez; bazı diğer temel aminoasitler bakımından da sınırlıdır.</p>

<p>Bu nedenle et, balık, yumurta, süt ürünleri, soya veya uygun biçimde bir araya getirilen baklagil ve tahıl kaynaklarının yerine geçemez. Jelatinin öğün yerine kullanılması, özellikle uzun süre devam edildiğinde dengeli beslenmeyi ve kas kütlesinin korunmasını olumsuz etkileyebilir.</p>

<p>Kilo verme sürecinde yalnızca tartıdaki sayının azalması değil, kas kaybının mümkün olduğunca önlenmesi de önemlidir. Bu nedenle günlük proteinin tamamını jelatinden karşılamaya çalışmak doğru bir yaklaşım değildir.</p>

<p>Jelatin tüketmenin sakıncaları olabilir mi?</p>

<p>Gıdalarda kullanılan jelatin çoğu sağlıklı yetişkin tarafından tüketilebilir. Bununla birlikte bazı kişilerde şişkinlik, mide rahatsızlığı, kötü tat hissi veya alerjik reaksiyon görülebilir.</p>

<p>Jelatin genellikle sığır, domuz veya balık kaynaklıdır. Alerjisi bulunanların yanı sıra dini, etik veya vejetaryen beslenme tercihleri olan kişilerin ürünün kaynağını ve etiketini kontrol etmesi gerekir.</p>

<p>Kuru jelatin tozunu doğrudan yutmaya çalışmak boğulma tehlikesi oluşturabilir. Ürün hazırlanacaksa ambalajdaki güvenli hazırlama talimatlarına uyulmalıdır. Yutma güçlüğü bulunan kişilerin jelleşen ürünler konusunda ayrıca dikkatli olması gerekir.</p>

<p>Diyabet, böbrek hastalığı veya başka bir kronik hastalığı bulunanlar; hamileler, emzirenler ve düzenli ilaç kullananlar, zayıflama amacıyla yoğun veya düzenli bir uygulamaya başlamadan önce sağlık profesyoneliyle görüşmelidir.</p>

<p>Kilo vermek isteyenler bu iddiadan ne anlamalı?</p>

<p>Jelatin, dengeli beslenmenin küçük bir parçası olabilir. Şekerli ve yüksek kalorili bir atıştırmalığın yerine aromasız veya şekersiz bir seçenek kullanılması bazı kişilerde toplam enerji alımını azaltabilir. Protein içeriği de kısa süreli tokluğa katkıda bulunabilir.</p>

<p>Ancak kilo kontrolünde sonucu belirleyen tek bir karışım değildir. Sebze, meyve, tam tahıl, baklagil ve yeterli kalitede protein içeren sürdürülebilir bir beslenme düzeni; düzenli hareket, yeterli uyku ve davranış değişiklikleri çok daha güçlü bir temele sahiptir.</p>

<p>Obezite yalnızca irade eksikliği olarak görülemez. Genetik yapı, hormonlar, kullanılan ilaçlar, uyku, ruh sağlığı ve çevresel koşullar kilo üzerinde etkili olabilir. Bu nedenle önemli miktarda kilo vermesi gereken veya kilo bağlantılı sağlık sorunu bulunan kişiler için profesyonel değerlendirme, sosyal medyadaki hızlı çözümlerden daha güvenli bir başlangıçtır.</p>

<p>Sonuç olarak jelatin, bazı kişilerde kısa süreli doygunluk sağlayabilecek sıradan bir besin ürünüdür. Fakat “doğal Ozempic” değildir; reçeteli tedavilerin yerine geçmez ve tek başına kalıcı kilo kaybı sağladığına dair güçlü kanıt bulunmaz.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Eating and Weight Disorders – Oral ingestion of a hydrolyzed gelatin meal in subjects with normal weight and in obese patients: Postprandial effect on circulating gut peptides, glucose and insulin – Rubio IGS, Castro G, Zanini AC ve arkadaşları – 2008 – DOI: 10.1007/BF03327784</li>
 <li>The Journal of Nutrition – Single-protein casein and gelatin diets affect energy expenditure similarly but substrate balance and appetite differently in adults – Hochstenbach-Waelen A, Westerterp-Plantenga MS, Veldhorst MAB, Westerterp KR – 2009 – DOI: 10.3945/jn.109.110403</li>
 <li>Physiology &amp; Behavior – No long-term weight maintenance effects of gelatin in a supra-sustained protein diet – Hochstenbach-Waelen A, Westerterp KR, Soenen S, Westerterp-Plantenga MS – 2010 – DOI: 10.1016/j.physbeh.2010.05.005</li>
 <li>British Journal of Nutrition – Effects of a supra-sustained gelatin–milk protein diet compared with sustained and supra-sustained milk protein diets on body-weight loss – Hochstenbach-Waelen A, Soenen S, Westerterp KR, Westerterp-Plantenga MS – 2011 – DOI: 10.1017/S0007114510005106</li>
 <li>New England Journal of Medicine – Once-Weekly Semaglutide in Adults with Overweight or Obesity – Wilding JPH, Batterham RL, Calanna S ve arkadaşları – 2021 – DOI: 10.1056/NEJMoa2032183</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/jelatin-gercekten-dogal-ozempic-mi-bilim-ne-soyluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 17:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8743.jpeg" type="image/jpeg" length="10680"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tabağınızdaki Renkler Tesadüf Değil: Antioksidan Zengini Besinler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tabaginizdaki-renkler-tesaduf-degil-antioksidan-zengini-besinler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tabaginizdaki-renkler-tesaduf-degil-antioksidan-zengini-besinler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meyve, sebze, baklagil ve kuruyemişlerde bulunan antioksidanlar hücrelerin korunmasına katkı sağlıyor. Ancak bu faydayı yüksek doz takviyelerden beklemek, sanıldığı kadar güvenli olmayabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir avuç yaban mersini, domatesli bir salata, birkaç ceviz veya bir fincan çay… Gün içinde tükettiğimiz pek çok yiyecek, “antioksidan” olarak adlandırılan farklı bileşikler içeriyor. Bu maddeler çoğu zaman yaşlanmayı durduran, bağışıklığı güçlendiren veya hastalıkları önleyen mucize koruyucular gibi tanıtılıyor.</p>

<p>Bilimsel tablo ise bundan daha ölçülü. Antioksidanlar vücudun doğal savunma sisteminin önemli parçalarıdır; fakat tek başlarına hastalıkları önleyen ya da mevcut bir hastalığı tedavi eden sihirli maddeler değildir. Üstelik besinlerden alınmaları ile yüksek doz takviye şeklinde kullanılmaları aynı anlama gelmez.</p>

<p>Antioksidan nedir?</p>

<p>Vücut, enerji üretirken ve çevresel etkenlerle karşılaşırken “serbest radikal” adı verilen kararsız moleküller oluşturur. Serbest radikaller yalnızca zararlı atıklar değildir; bağışıklık yanıtı ve hücreler arasındaki iletişim gibi normal süreçlerde de görev alabilir.</p>

<p>Ancak üretimleri vücudun onları dengeleme kapasitesini aştığında “oksidatif stres” ortaya çıkabilir. Bu durum hücre zarlarına, proteinlere ve genetik materyale zarar verebilir. Uzun süreli oksidatif stres; yaşlanma süreci ile kalp-damar hastalıkları, bazı kanserler, diyabet ve nörolojik hastalıklar arasında incelenen mekanizmalardan biridir.</p>

<p>Antioksidanlar, serbest radikallerin oluşturabileceği zincirleme hasarı sınırlamaya yardımcı olan maddelerdir. Vücut bunların bir bölümünü kendisi üretir; bir bölümünü ise besinlerden alır.</p>

<p>Her antioksidan aynı işi yapmıyor</p>

<p>Antioksidan tek bir maddeyi değil, farklı özelliklere sahip geniş bir bileşik grubunu ifade eder. Beslenmede öne çıkanlar şunlardır:</p>

<ul>
 <li>C vitamini: Turunçgiller, kivi, çilek, biber, domates ve brokoli gibi besinlerde bulunur.</li>
 <li>E vitamini: Badem, fındık, ay çekirdeği, bitkisel yağlar ve avokado önemli kaynaklarıdır.</li>
 <li>Karotenoidler: Havuç, kabak, tatlı patates ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunan beta-karoten ile domatesteki likopen bu gruptadır.</li>
 <li>Polifenoller: Çay, kahve, kakao, üzüm, elma, zeytin, kırmızı-mor meyveler ve çeşitli baharatlarda yer alır.</li>
 <li>Selenyum: Doğrudan bir antioksidan gibi davranmaktan çok, vücuttaki bazı antioksidan enzimlerin çalışmasına katkı sağlayan bir mineraldir.</li>
</ul>

<p>Bu maddelerin etkileri birbirinin aynısı değildir. Bazıları yağlı ortamlarda, bazıları sulu ortamlarda görev yapar. Bu nedenle yalnızca bir ürünü “en güçlü antioksidan” ilan etmek yerine farklı besin gruplarını birlikte tüketmek daha anlamlıdır.</p>

<p>Antioksidan bakımından öne çıkan besinler</p>

<p>Kırmızı, mor ve mavi meyveler</p>

<p>Yaban mersini, böğürtlen, ahududu, çilek, kiraz, vişne, erik ve üzüm; antosiyanin başta olmak üzere çeşitli polifenoller içerir. Bu meyvelerin rengi, içerdikleri bitkisel bileşikler hakkında ipucu verebilir.</p>

<p>Ancak donmuş meyveleri değersiz saymak doğru değildir. Uygun koşullarda dondurulan meyveler, besin değerlerinin önemli bölümünü koruyabilir. Şeker eklenmiş meyve ürünleriyle sade ve bütün meyveler ise aynı değildir.</p>

<p>Domates ve kırmızı renkli besinler</p>

<p>Domates, karpuz ve pembe greyfurt likopen içerir. Domatesteki likopenin vücut tarafından kullanılabilirliği pişirme ve parçalama sonrasında artabilir. Domatesin zeytinyağı gibi sağlıklı bir yağla birlikte tüketilmesi de yağda çözünen karotenoidlerin emilimini destekleyebilir.</p>

<p>Bu durum “çiğ sebze her zaman daha faydalıdır” düşüncesinin doğru olmadığını gösterir. Bazı besin maddeleri çiğ tüketimde, bazıları ise pişirildiğinde daha kolay kullanılabilir.</p>

<p>Turuncu ve koyu yeşil sebzeler</p>

<p>Havuç, balkabağı, tatlı patates, ıspanak, pazı ve kara lahana beta-karoten, lutein ve diğer karotenoidleri sağlayabilir. Beta-karoten vücutta ihtiyaç doğrultusunda A vitaminine dönüştürülebilir.</p>

<p>Koyu yeşil sebzelerin yalnızca C vitamini kaynağı olmadığı; folat, lif, K vitamini ve farklı bitkisel bileşikler de içerdiği unutulmamalıdır.</p>

<p>Turunçgiller, biber ve kivi</p>

<p>Portakal, mandalina, limon, greyfurt, kivi ve özellikle kırmızı-yeşil biber C vitamini bakımından zengindir. C vitamini aynı zamanda kolajen üretimi, yara iyileşmesi, bağışıklık sistemi ve bitkisel kaynaklı demirin emilimi için gereklidir.</p>

<p>Suda çözünen ve ısıya duyarlı olan C vitamininin bir bölümü uzun süreli pişirme sırasında kaybolabilir. Sebzeleri kısa süre pişirmek, buharda hazırlamak veya uygun olanları çiğ tüketmek kaybı azaltabilir.</p>

<p>Kuruyemişler ve tohumlar</p>

<p>Badem, fındık, ceviz, ay çekirdeği ve diğer tohumlar E vitamini ile çeşitli bitkisel bileşikler içerir. Aynı zamanda doymamış yağ, lif ve mineral sağlarlar.</p>

<p>Enerji yoğun oldukları için porsiyonun kontrol edilmesi önemlidir. Tuzlanmış veya şekerle kaplanmış ürünler yerine sade olanların tercih edilmesi daha uygundur.</p>

<p>Baklagiller ve tam tahıllar</p>

<p>Fasulye, mercimek, nohut ve bezelye yalnızca protein ve lif sağlamaz; farklı polifenoller de içerir. Yulaf, bulgur ve diğer tam tahıllar da rafine edilmiş tahıllara göre lif ve bitkisel bileşikler bakımından daha zengindir.</p>

<p>Sağlıklı beslenmede antioksidan kaynakları denildiğinde yalnızca pahalı veya egzotik meyvelerin düşünülmesi bu nedenle yanıltıcıdır. Kuru fasulye, mercimek, soğan, elma ve mevsim sebzeleri de dengeli bir beslenmenin değerli parçalarıdır.</p>

<p>Çay, kahve ve kakao</p>

<p>Çay, kahve ve kakao çeşitli polifenoller içerir. Ancak bir içecekte antioksidan bulunması, onun sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmez. Fazla şeker, krema veya şurup eklenmesi içeceğin genel beslenme değerini değiştirebilir.</p>

<p>Kafeine duyarlı kişiler, gebeler, bazı ritim bozukluğu bulunanlar ve belirli ilaçları kullananlar tüketim miktarı konusunda daha dikkatli olmalıdır.</p>

<p>Renkli beslenmek neden önemli?</p>

<p>Sebze ve meyvelerin renkleri, içerdikleri bazı bitkisel bileşiklerle ilişkilidir. Kırmızı domates likopen, turuncu havuç beta-karoten, mor meyveler antosiyanin, koyu yeşil sebzeler ise lutein ve farklı karotenoidler sağlayabilir.</p>

<p>Buradan çıkarılması gereken sonuç, her öğünde gökkuşağının bütün renklerini tüketmek zorunda olduğumuz değildir. Hafta boyunca farklı renk ve türlerde sebze, meyve, baklagil, tam tahıl ve kuruyemişe yer vermek yeterince güçlü ve uygulanabilir bir yaklaşımdır.</p>

<p>Çeşitlilik, tek bir antioksidana yoğunlaşmak yerine farklı vitaminlerin, minerallerin, liflerin ve bitkisel bileşiklerin birlikte alınmasını sağlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Besinlerden alınan antioksidan ile takviye aynı mı?</p>

<p>Antioksidan içeren bir besin yalnızca tek bir molekülden oluşmaz. Örneğin bir portakal C vitamininin yanında lif, folat, su ve yüzlerce farklı bitkisel bileşik sunar. Bu maddeler vücutta birlikte ve karmaşık biçimde etkileşir.</p>

<p>Takviyelerde ise çoğunlukla bir veya birkaç madde, besinlerle alınabilecek miktarın çok üzerinde bulunabilir. Bu nedenle sebze ve meyve tüketimiyle ilişkilendirilen sağlık yararlarının, yüksek doz vitamin haplarıyla elde edileceği varsayılamaz.</p>

<p>Yaklaşık 297 bin katılımcının yer aldığı 78 randomize çalışmayı değerlendiren Cochrane incelemesi, antioksidan takviyelerin genel olarak yaşam süresini uzattığına dair kanıt bulamadı. Bazı analizlerde beta-karoten, E vitamini ve yüksek doz A vitaminiyle olası zarar sinyalleri görüldü. İncelemede farklı toplumların, dozların ve ürünlerin bir arada değerlendirilmesi önemli bir sınırlılıktı; buna rağmen sonuçlar “ne kadar çok antioksidan, o kadar iyi” düşüncesini desteklemiyor.</p>

<p>Yüksek doz takviyeler neden riskli olabilir?</p>

<p>Antioksidanlar vücudun hassas dengesinin bir parçasıdır. Serbest radikallerin tamamını ortadan kaldırmaya çalışmak, normal hücresel iletişime ve savunma mekanizmalarına müdahale edebilir. Bir maddenin besinlerde yararlı olması, yoğunlaştırılmış yüksek dozunun da güvenli olacağı anlamına gelmez.</p>

<p>Büyük klinik araştırmalarda bunun dikkat çekici örnekleri görüldü:</p>

<ul>
 <li>Sigara içen erkeklerde yapılan ATBC çalışmasında beta-karoten takviyesi akciğer kanserini önlemedi; beta-karoten verilen grupta akciğer kanseri daha fazla görüldü.</li>
 <li>Sigara öyküsü veya asbest maruziyeti nedeniyle yüksek risk taşıyan 18 bin 314 kişiyle yürütülen CARET çalışması, beta-karoten ve A vitamini kombinasyonunda zarar olasılığı görülmesi üzerine erken sonlandırıldı.</li>
 <li>35 bin 533 erkeğin katıldığı SELECT çalışmasında tek başına E vitamini kullanan grupta prostat kanseri riski plaseboya göre yüzde 17 daha yüksek bulundu.</li>
</ul>

<p>Bu sonuçlar, sebze ve meyvelerde doğal olarak bulunan beta-karoten veya E vitamininden kaçınılması gerektiğini göstermez. Bulgular yüksek doz ve yoğunlaştırılmış takviyelere ilişkindir.</p>

<p>Antioksidan takviyeleri kimler için özellikle önemli bir konu?</p>

<p>Takviyeler bazı eksikliklerin tedavisinde, emilim bozukluklarında, gebelik gibi özel dönemlerde veya belirli klinik durumlarda gerekli olabilir. Buradaki amaç genel bir “antioksidan desteği” sağlamak değil, saptanmış ihtiyacı karşılamaktır.</p>

<p>Buna karşılık şu kişiler gelişigüzel yüksek doz kullanmamalıdır:</p>

<ul>
 <li>Sigara içen veya geçmişte uzun süre sigara içmiş kişiler</li>
 <li>Kan sulandırıcı ya da pıhtılaşmayı etkileyen ilaç kullananlar</li>
 <li>Kanser tedavisi görenler</li>
 <li>Böbrek veya karaciğer hastalığı bulunanlar</li>
 <li>Demir birikimine yol açan hastalığı olanlar</li>
 <li>Ameliyat hazırlığındaki hastalar</li>
 <li>Birden fazla vitamin ve bitkisel ürün kullananlar</li>
</ul>

<p>Yüksek doz E vitamini kanama riskini etkileyebilir. Fazla C vitamini mide-bağırsak yakınmalarına yol açabilir ve bazı kişilerde böbrek taşı açısından sorun oluşturabilir. Antioksidan takviyeler kemoterapi ve radyoterapinin etkileriyle de etkileşebileceğinden, kanser tedavisi sırasında kullanılan bütün ürünler sağlık ekibine bildirilmelidir.</p>

<p>“Antioksidan değeri en yüksek besin” listeleri güvenilir mi?</p>

<p>Besinlerin laboratuvar ortamında serbest radikalleri etkisizleştirme gücünü ölçen testler, internette sıkça sıralama yapmak için kullanılıyor. Fakat bir besinin deney tüpündeki yüksek antioksidan kapasitesi, insan vücudunda aynı ölçüde etki göstereceğini kanıtlamaz.</p>

<p>Sindirim, emilim, bağırsak bakterileri, karaciğerdeki dönüşüm ve tüketilen miktar sonucu değiştirebilir. Bu nedenle tek bir sayıya bakarak bir yiyeceği “en güçlü” veya “mucize” ilan etmek bilimsel açıdan doğru değildir.</p>

<p>Günlük hayatta nasıl uygulanabilir?</p>

<p>Antioksidanlardan yararlanmanın en güvenilir yolu, tek bir ürüne yüklenmek yerine beslenmenin genel kalitesini yükseltmektir:</p>

<ul>
 <li>Ana öğünlerde tabağın önemli bölümünü farklı renklerde sebzelere ayırın.</li>
 <li>Mevsimine göre çeşitli meyveler tüketin; yalnızca meyve suyuna güvenmeyin.</li>
 <li>Haftanın farklı günlerinde mercimek, nohut ve fasulyeye yer verin.</li>
 <li>Beyaz ekmek ve rafine tahılların bir bölümünü tam tahıllarla değiştirin.</li>
 <li>Sade kuruyemiş ve tohumları ölçülü porsiyonlarda tüketin.</li>
 <li>Sebzeleri sürekli aynı yöntemle hazırlamak yerine çiğ, buharda, fırında veya kısa süreli pişirilmiş seçenekleri dönüşümlü kullanın.</li>
 <li>Takviyeyi sağlıklı beslenmenin yerine koymayın.</li>
</ul>

<p>Önemli olan tek bir “süper besin” değil, uzun süre sürdürülebilen çeşitli bir beslenme düzenidir. Antioksidanlar bu düzenin yalnızca bir parçasıdır; lif, sağlıklı yağlar, yeterli protein, fiziksel hareket, uyku ve sigaradan uzak durmak da genel sağlık üzerinde belirleyicidir.</p>

<p>Sonuç: Mucize kapsülde değil, beslenme düzeninde</p>

<p>Antioksidanlar vücudun doğal savunmasında önemli görevler üstlenir. Ancak daha fazla antioksidan almanın otomatik olarak daha fazla koruma sağlayacağı düşüncesi bilimsel kanıtlarla örtüşmüyor.</p>

<p>Farklı renkte sebze ve meyveler, baklagiller, tam tahıllar, kuruyemişler ve tohumlardan oluşan çeşitli bir beslenme; antioksidanların yanı sıra lif, vitamin, mineral ve çok sayıda bitkisel bileşiği birlikte sağlar. Yüksek doz takviyeler ise hastalıkları önleyen masum kapsüller değildir ve bazı kişilerde beklenenin tersine zarar verebilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>WebMD – High-Antioxidant Foods to Try – WebMD Editorial Contributors – 2023</li>
 <li>ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri Besin Takviyeleri Ofisi – Vitamin C Fact Sheet for Health Professionals – Güncel bilgi notu</li>
 <li>ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri Besin Takviyeleri Ofisi – Vitamin E Fact Sheet for Health Professionals – Güncel bilgi notu</li>
 <li>ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri Besin Takviyeleri Ofisi – Vitamin A and Carotenoids Fact Sheet for Health Professionals – Güncel bilgi notu</li>
 <li>Cochrane Database of Systematic Reviews – Antioxidant Supplements for Prevention of Mortality in Healthy Participants and Patients with Various Diseases – Bjelakovic ve arkadaşları – 2012 – DOI: 10.1002/14651858.CD007176.pub2</li>
 <li>New England Journal of Medicine – The Effect of Vitamin E and Beta Carotene on the Incidence of Lung Cancer and Other Cancers in Male Smokers – Alpha-Tocopherol, Beta Carotene Cancer Prevention Study Group – 1994 – DOI: 10.1056/NEJM199404143301501</li>
 <li>New England Journal of Medicine – Effects of a Combination of Beta Carotene and Vitamin A on Lung Cancer and Cardiovascular Disease – Omenn ve arkadaşları – 1996 – DOI: 10.1056/NEJM199605023341802</li>
 <li>JAMA – Vitamin E and the Risk of Prostate Cancer: The Selenium and Vitamin E Cancer Prevention Trial – Klein ve arkadaşları – 2011 – DOI: 10.1001/jama.2011.1437</li>
 <li>ABD Ulusal Kanser Enstitüsü – Antioxidants and Cancer Prevention – Bilgilendirme metni – 2017</li>
 <li>Dünya Kanser Araştırma Fonu – Do Not Use Supplements for Cancer Prevention – Kanserden korunma önerisi</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tabaginizdaki-renkler-tesaduf-degil-antioksidan-zengini-besinler</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 17:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8741.jpeg" type="image/jpeg" length="37005"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Saça Zeytinyağı Sürmek Gerçekten İşe Yarıyor mu? Bilim Ne Diyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saca-zeytinyagi-surmek-gercekten-ise-yariyor-mu-bilim-ne-diyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saca-zeytinyagi-surmek-gercekten-ise-yariyor-mu-bilim-ne-diyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zeytinyağı kuru saçları yumuşatıp elektriklenmeyi azaltabilir; ancak yeni saç çıkardığını gösteren güçlü insan çalışmaları bulunmuyor. Üstelik her saç ve saç derisi için uygun olmayabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mutfaktaki zeytinyağını saç uçlarına sürmek, nesillerdir uygulanan ev tipi bakım yöntemlerinden biri. Saçların daha parlak, yumuşak ve dolgun görünmesi ise zaman zaman “zeytinyağı saç uzatıyor” şeklinde yorumlanabiliyor.</p>

<p>Oysa saç telinin daha bakımlı görünmesiyle saç kökünden yeni saç çıkması aynı şey değil. Zeytinyağı, özellikle kuru ve kalın saç tellerinin yüzeyini kaplayarak nem kaybını yavaşlatabilir. Sürtünmeyi ve kırılmayı azaltması da saçların zamanla daha uzun veya daha yoğun görünmesine katkı sağlayabilir. Ancak mevcut bilimsel kanıtlar, zeytinyağının insanlarda saç köklerini uyararak yeni saç çıkardığını göstermiyor.</p>

<p>Zeytinyağı saça ne yapabilir?</p>

<p>Saç telinin en dışında, kütikül adı verilen koruyucu ve pulsu bir tabaka bulunur. Isıyla şekillendirme, boya, açıcı işlemler, güneş, sık yıkama ve sert tarama bu tabakayı yıpratabilir. Yüzeyi bozulan saç daha kuru, mat, sert ve elektriklenmeye yatkın hale gelir.</p>

<p>Zeytinyağı saç tellerinin çevresinde ince bir tabaka oluşturarak şu kozmetik yararları sağlayabilir:</p>

<ul>
 <li>Kuru saç tellerinin daha yumuşak hissedilmesine yardımcı olabilir.</li>
 <li>Saç yüzeyini düzleştirerek elektriklenme ve kabarmayı azaltabilir.</li>
 <li>Daha düzgün bir yüzey oluşturduğu için saçın parlak görünmesini sağlayabilir.</li>
 <li>Tarama sırasında teller arasındaki sürtünmeyi azaltabilir.</li>
 <li>Saçın esnekliğini korumasına ve kırılmanın azalmasına katkıda bulunabilir.</li>
</ul>

<p>Bunlar saç telinin görünümü ve yönetilebilirliğiyle ilgili olası yararlardır. Zeytinyağı kırılmış saç telini biyolojik olarak onaramaz, çatallaşmış uçları yeniden birleştiremez ve ölü saç dokusunu eski haline döndüremez.</p>

<p>Zeytinyağı saç uzatır mı?</p>

<p>Zeytinyağının insanlarda saç büyümesini hızlandırdığını veya dökülen saçların yerine yenisini çıkardığını kanıtlayan güçlü klinik çalışmalar bulunmuyor.</p>

<p>Zeytin ağacında bulunan bazı bileşenlerin saç büyümesi üzerindeki etkileri hayvan deneylerinde incelendi. Ancak belirli bir bileşenin farelerde oluşturduğu sonuç, mutfakta kullanılan zeytinyağının insan saç derisine sürüldüğünde aynı etkiyi göstereceği anlamına gelmez.</p>

<p>Saçların uygulama sonrasında daha uzun veya dolgun görünmesinin daha gerçekçi açıklaması kırılmanın azalmasıdır. Daha az kırılan teller uzunluğunu koruyabilir. Bu durum saçın daha hızlı uzadığı izlenimini verebilir, fakat saç köklerinin üretim hızının arttığını kanıtlamaz.</p>

<p>Belirgin saç seyrelmesi, açılma veya yoğun dökülme varsa zeytinyağını tedavi gibi görmek doğru değildir. Saç dökülmesinin genetik yatkınlık, tiroit hastalıkları, demir eksikliği, bazı ilaçlar, yoğun stres, hızlı kilo kaybı ve saç derisi hastalıkları gibi çok farklı nedenleri olabilir.</p>

<p>En çok hangi saç tiplerinde işe yarayabilir?</p>

<p>Zeytinyağının ağır ve yoğun yapısı nedeniyle herkes aynı sonucu alamaz. En fazla faydayı genellikle şu saç tipleri görebilir:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Kalın telli saçlar</li>
 <li>Kuru ve sert saçlar</li>
 <li>Kıvırcık veya yoğun dalgalı saçlar</li>
 <li>Sık ısı işlemi gören saçlar</li>
 <li>Boya ya da açıcı nedeniyle yıpranmış saç uçları</li>
</ul>

<p>İnce telli, düz veya doğal olarak yağlı saçlarda ise az miktar bile saçın ağırlaşmasına, sönük görünmesine ve daha çabuk yağlanmış hissedilmesine yol açabilir.</p>

<p>Saça zeytinyağı nasıl uygulanabilir?</p>

<p>İlk denemede fazla miktarda kullanmak yerine birkaç damlayla başlamak daha uygun olabilir. Yağ avuç içinde dağıtıldıktan sonra nemli saçın özellikle orta bölümüne ve kuru uçlarına uygulanabilir. Tarakla nazikçe dağıtılması, yağın belirli bir bölgede birikmesini önleyebilir.</p>

<p>Saçın tamamını yağa doyurmak gerekli değildir. Fazla kullanım, birkaç kez şampuanlama ihtiyacı doğurabilir. Bu da özellikle kuru saçlarda beklenen bakım etkisinin tersine dönmesine neden olabilir.</p>

<p>Gece boyunca saçta bekletilen yoğun yağ uygulamalarının daha üstün sonuç verdiğini gösteren güvenilir bir süre standardı bulunmuyor. Denemek isteyenlerin yastığı koruması, yağı düzenli biçimde arındırması ve saç derisinde tahriş gelişip gelişmediğini izlemesi önem taşıyor.</p>

<p>Kullanılacak yağın sade, katkısız ve bozulmamış olması gerekir. Kötü veya acılaşmış kokusu bulunan yağ kullanılmamalıdır. Aroma, parfüm ya da farklı bitki özleri eklenmiş mutfak yağları hassas ciltlerde tahrişe yol açabilir.</p>

<p>Önce küçük bir bölgede denemek neden önemli?</p>

<p>Zeytinyağı genellikle güvenli kabul edilse de doğal olması alerji veya tahriş oluşturmayacağı anlamına gelmez. İlk kullanımdan önce az miktarın küçük bir cilt alanında denenmesi yararlı olabilir.</p>

<p>Uygulama sonrasında kaşıntı, yanma, belirgin kızarıklık, kabarma veya döküntü gelişirse ürün temizlenmeli ve tekrar kullanılmamalıdır. Yüzde, göz çevresinde ya da dudaklarda şişme ve nefes almada güçlük gibi ciddi alerji belirtilerinde ise acil değerlendirme gerekir.</p>

<p>Kepekli ve yağlı saç derisinde dikkat</p>

<p>Zeytinyağını saç tellerine uygulamakla doğrudan saç derisine yoğun biçimde sürmek aynı değildir. Saç derisi zaten kendi yağını üretir ve üzerinde doğal olarak farklı mikroorganizmalar yaşar.</p>

<p>Özellikle kepek, yağlı egzama olarak da bilinen seboreik dermatit, sivilcelenme veya tekrarlayan saç derisi iltihabı bulunan kişilerde uzun süreli ve yoğun yağ uygulaması yakınmaları artırabilir. Bazı uzmanlar, saç derisinde yaşayan Malassezia adlı mayanın belirli yağ bileşenlerinden yararlanabileceğine ve bunun hassas kişilerde tabloyu kötüleştirebileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Bu nedenle kepekli ve yağlı saç derisine kontrolsüz yağ maskeleri uygulamak yerine sorunun nedeninin belirlenmesi daha doğru olur. Saç derisinde geçmeyen kızarıklık, kalın kabuklanma, yara, akıntı, ağrı veya bölgesel saç kaybı varsa dermatoloji değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>Zeytinyağı ısıya karşı koruyucu yerine geçer mi?</p>

<p>Zeytinyağının saçı yumuşatması, onu otomatik olarak güvenilir bir ısı koruyucu ürüne dönüştürmez. Düzleştirici, maşa veya çok sıcak fön öncesinde mutfak yağını saça sürmek uygun bir ısı kontrol yöntemi değildir.</p>

<p>Isıyla şekillendirme yapılacaksa bu amaçla formüle edilmiş ürünlerin kullanılması, cihaz sıcaklığının düşürülmesi ve aynı bölgeye tekrar tekrar yüksek ısı uygulanmaması daha güvenli bir yaklaşımdır.</p>

<p>Saç dökülmesinde ne zaman değerlendirme gerekir?</p>

<p>Günde dökülen birkaç saç teli tek başına hastalık anlamına gelmez. Ancak aşağıdaki değişiklikler varsa yalnızca kozmetik bakım ürünlerine güvenilmemelidir:</p>

<ul>
 <li>Dökülmenin belirgin biçimde artması</li>
 <li>Saç ayrım çizgisinin giderek genişlemesi</li>
 <li>Yuvarlak veya keskin sınırlı açıklıkların oluşması</li>
 <li>Saçlı deride kaşıntı, kızarıklık, ağrı ya da kabuklanma bulunması</li>
 <li>Kaş ve kirpiklerde de dökülme başlaması</li>
 <li>Dökülmenin yeni bir ilaç, hastalık, doğum veya hızlı kilo kaybı sonrasında ortaya çıkması</li>
 <li>Saç tellerinin kökten değil, sürekli kırılarak kısalması</li>
</ul>

<p>Erken değerlendirme, dökülmenin nedenini belirlemeyi ve uygun tedavinin gecikmemesini sağlayabilir.</p>

<p>Zeytinyağından gerçekçi olarak ne beklenmeli?</p>

<p>Zeytinyağı kuru ve kalın saçlarda ekonomik bir yumuşatıcı bakım seçeneği olabilir. Saç telini kaplayarak parlaklık sağlayabilir, kabarmayı yatıştırabilir ve kırılmaya karşı dolaylı destek sunabilir.</p>

<p>Buna karşılık saç köklerini canlandırdığı, genetik dökülmeyi durdurduğu veya yeni saç çıkardığı söylenemez. En doğru beklenti, saçın daha bakımlı görünmesi ve daha kolay taranmasıdır. Sonuç saç tipine, kullanılan miktara ve saç derisinin durumuna göre değişebilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Cleveland Clinic Health Essentials – Is Olive Oil Good for Your Hair? – Amy Kassouf – 2026</li>
 <li>Journal of Cosmetic Science – Investigation of Penetration Abilities of Various Oils into Human Hair Fibers – Keis, Persaud, Kamath ve Rele – 2005</li>
 <li>International Journal of Trichology – Hair Oils: Indigenous Knowledge Revisited – Mysore ve çalışma arkadaşları – 2022 – DOI: 10.4103/ijt.ijt_189_20</li>
 <li>International Journal of Trichology – Hair Cosmetics: An Overview – Maria Fernanda Reis Gavazzoni Dias – 2015 – DOI: 10.4103/0974-7753.153450</li>
 <li>Skin Appendage Disorders – Hair Oils May Worsen Seborrheic Dermatitis in Black Patients – Mayo ve çalışma arkadaşları – 2023 – DOI: 10.1159/000529858</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saca-zeytinyagi-surmek-gercekten-ise-yariyor-mu-bilim-ne-diyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8739.jpeg" type="image/jpeg" length="51340"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İktisat Dünyasının Acı Kaybı: Prof. Dr. Gülten Kazgan Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/iktisat-dunyasinin-aci-kaybi-prof-dr-gulten-kazgan-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/iktisat-dunyasinin-aci-kaybi-prof-dr-gulten-kazgan-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de iktisat biliminin öncü isimlerinden, akademisyen ve yazar Prof. Dr. Gülten Kazgan, 99 yaşında hayatını kaybetti. “Hocaların hocası” olarak anılan Kazgan, yetiştirdiği öğrenciler ve eserleriyle derin bir iz bıraktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’nin önde gelen iktisatçılarından Prof. Dr. Gülten Kazgan’dan acı haber geldi. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinin duayen akademisyenlerinden Kazgan, 99 yaşında hayatını kaybetti.</p>

<p>Vefat haberini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti duyurdu. Açıklamada, Kazgan’ın bilimsel birikimi ve eğitim dünyasına yaptığı katkılar hatırlatılarak yaşanan kayıptan duyulan üzüntü dile getirildi.</p>

<p>İktisat eğitimine adanan bir ömür</p>

<p>5 Haziran 1927’de İstanbul’da dünyaya gelen Gülten Kazgan, Amerikan Kız Kolejindeki eğitiminin ardından İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesine girdi. Fakülteden 1950 yılında mezun olan Kazgan, bir süre bankacılık sektöründe çalıştıktan sonra akademik hayata yöneldi.</p>

<p>Doktorasını İstanbul Üniversitesi bünyesinde tamamlayan Kazgan, Rockefeller bursuyla ABD’ye giderek Chicago Üniversitesinde tarım ekonomisi alanının önde gelen isimlerinden Theodore W. Schultz ile çalışma fırsatı buldu.</p>

<p>Türkiye’ye döndükten sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesindeki akademik çalışmalarını sürdüren Kazgan, 1961 yılında doçent oldu; ilerleyen yıllarda profesörlük unvanını aldı.</p>

<p>“Hocaların hocası” olarak anılıyordu</p>

<p>Prof. Dr. Gülten Kazgan; tarım ekonomisi, kalkınma, Türkiye ekonomisi, iktisadi düşünce, küreselleşme ve ekonomi politikaları üzerine yürüttüğü çalışmalarla tanınıyordu.</p>

<p>Uzun yıllar İstanbul Üniversitesinde görev yapan Kazgan, 1994 yılında emekliye ayrıldı. Daha sonra İstanbul Bilgi Üniversitesinin kuruluş sürecinde sorumluluk üstlendi ve üniversitenin kurucu rektörü olarak görev yaptı. Kazgan’a 2010 yılında “Emeritus Profesör” unvanı verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çok sayıda öğrenci yetiştiren, araştırma ve kitaplarıyla Türkiye’de iktisat düşüncesinin gelişimine katkı sağlayan Kazgan, akademi dünyasında “hocaların hocası” ve “iktisadın duayeni” ifadeleriyle anılıyordu.</p>

<p>Eserleriyle kuşaklara ulaştı</p>

<p>Kazgan’ın kaleme aldığı İktisadi Düşünce veya Politik İktisadın Evrimi, Tarım ve Gelişme, Tanzimat’tan 21. Yüzyıla Türkiye Ekonomisi, Küreselleşme ve Ulus-Devlet ile Türkiye Ekonomisinde Krizler başta olmak üzere çok sayıda eseri, iktisat eğitiminin temel kaynakları arasında yer aldı.</p>

<p>Prof. Dr. Gülten Kazgan’ın vefatı, öğrencileri, meslektaşları ve iktisat camiasında büyük üzüntüye neden oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/iktisat-dunyasinin-aci-kaybi-prof-dr-gulten-kazgan-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8735.jpeg" type="image/jpeg" length="20285"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şanlıurfa’da “Sofi Ahmet” Kararı Tepki Çekti: Gücünüz Bu Garibana mı Yetti?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sanliurfada-sofi-ahmet-karari-tepki-cekti-gucunuz-bu-garibana-mi-yetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sanliurfada-sofi-ahmet-karari-tepki-cekti-gucunuz-bu-garibana-mi-yetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şanlıurfa’da “Sofi Ahmet” olarak tanınan Erhan Uysal’ın, yüksek sesle ilahi dinlettiği gerekçesiyle yapılan şikâyetlerin ardından zabıta ekiplerince otobüse bindirilerek Batman’a gönderildiği iddiası sosyal medyada tartışma yarattı. Olayın ardından en çok sorulan soru ise şu oldu: Gürültü sorununu çözmenin yolu gerçekten bu muydu?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şanlıurfa sokaklarında uzun süredir “Sofi Ahmet” adıyla tanınan Erhan Uysal hakkında sosyal medyada paylaşılan görüntü ve bilgiler yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.</p>

<p>Uysal’ın yanında taşıdığı ses sistemiyle cadde ve sokaklarda dolaşarak yüksek sesle ilahiler dinlettiği, bu nedenle çevredeki bazı vatandaşların şikâyette bulunduğu öne sürüldü.</p>

<p>Paylaşılan bilgilere göre şikâyetler üzerine Şanlıurfa’da zabıta ekipleri devreye girdi. Daha önce de yüksek ses konusunda uyarıldığı ileri sürülen Uysal’ın bu kez otobüse bindirilerek memleketi Batman’a gönderildiği iddia edildi.</p>

<p>Gücünüz Bu Garibana mı Yetti?</p>

<p>Elbette şehir yaşamında herkesin huzurunu korumak gerekiyor. Gürültü konusunda yapılan şikâyetler varsa yetkililerin gerekli uyarıları yapması ve mevzuat çerçevesinde işlem uygulaması da doğal.</p>

<p>Ancak burada tartışılması gereken başka bir nokta var:</p>

<p>Bir insanı otobüse bindirip başka bir şehre göndermek gerçekten çözüm mü?</p>

<p>“Sofi Ahmet” olarak tanınan Erhan Uysal’ın davranışları çevreyi rahatsız ediyorsa bunun yolu belli. Uyarılır, gerekiyorsa ses sistemi konusunda işlem yapılır ve mevzuat neyi gerektiriyorsa o uygulanır.</p>

<p>Fakat sosyal medyaya yansıdığı şekliyle bir insanın bulunduğu şehirden gönderilmesi, kamuoyunda haklı olarak farklı soruları beraberinde getiriyor.</p>

<p>Gücünüz bu garibana mı yetti?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kentin gürültüden trafik sorunlarına, kaldırım işgallerinden çevre düzenine kadar çözüm bekleyen onlarca meselesi bulunurken, toplumun kenarında yaşayan ve kendine özgü haliyle sokaklarda dolaşan bir insanın otobüse bindirilip başka bir şehre gönderilmesi “çözüm” olarak sunulmamalı.</p>

<p>Şikâyet Varsa İşlem Yapılır, Ama Hukuk İçinde</p>

<p>Burada mesele Erhan Uysal’ın yüksek sesle müzik veya ilahi dinletmesinin doğru olup olmadığı değil.</p>

<p>Vatandaş rahatsız oluyorsa elbette şikâyet edebilir. Kamu görevlileri de şikâyeti değerlendirir. Ancak yapılacak işlemin ölçülü, hukuka uygun ve insan onurunu gözeten bir yöntemle gerçekleştirilmesi gerekir.</p>

<p>Bir şehir, sorunlarını insanları başka şehirlere göndererek çözemez.</p>

<p>Bugün “Sofi Ahmet” gider, yarın başka biri gelir. Asıl mesele, kamusal düzeni korurken toplumun en savunmasız insanlarına nasıl davranıldığıdır.</p>

<p>Yetkililerin olayın ayrıntılarını ve Uysal’ın hangi hukuki veya idari gerekçeyle Batman’a gönderildiğini kamuoyuna açıklaması, tartışmaların sağlıklı biçimde değerlendirilmesi açısından önem taşıyor.</p>

<p>Çünkü bazen bir şehrin büyüklüğü meydanlarından, binalarından ya da yollarından değil, en gariban insanına nasıl davrandığından anlaşılır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sanliurfada-sofi-ahmet-karari-tepki-cekti-gucunuz-bu-garibana-mi-yetti</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8726.jpeg" type="image/jpeg" length="65512"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’ın Rafael Leao Transferinde Kritik Gün: Cardinale Devreye Girdi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/galatasarayin-rafael-leao-transferinde-kritik-gun-cardinale-devreye-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/galatasarayin-rafael-leao-transferinde-kritik-gun-cardinale-devreye-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın transfer gündemindeki Rafael Leao için İtalya’da kritik bir gün yaşanıyor. Milan sahibi Gerry Cardinale’nin Portekizli yıldızla Milanello’da bire bir görüşerek geleceğini masaya yatırması bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rafael Leao Transferinde Yeni Aşama</p>

<p>Galatasaray’ın uzun süredir kadrosuna katmak için girişimlerde bulunduğu Rafael Leao konusunda İtalya’dan dikkat çeken yeni bir gelişme geldi.</p>

<p>Milan’da geleceği belirsizliğini koruyan Portekizli yıldız için kulübün sahibi Gerry Cardinale doğrudan devreye girdi. İtalyan basınındaki son bilgilere göre Cardinale, 21 Ağustos Cuma günü Milanello’da takım ve teknik heyetle yapacağı görüşmeler kapsamında Leao ile de bire bir görüşecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu görüşmenin ana gündem maddelerinden birinin 27 yaşındaki futbolcunun Milan’daki geleceği olması bekleniyor.</p>

<p>Cardinale ile Leao Yüz Yüze</p>

<p>La Gazzetta dello Sport’un Milan muhabiri Alessandra Gozzini’nin aktardığı bilgilere göre Cardinale, Milanello’da futbolcularla bireysel görüşmeler gerçekleştirecek.</p>

<p>Bu görüşmeler arasında en fazla dikkat çekeni ise Rafael Leao ile yapılacak toplantı olacak.</p>

<p>Leao’nun geleceği bir süredir Milan’ın transfer gündeminin önemli başlıklarından biri. Galatasaray’ın ilgisi devam ederken Portekizli yıldızın Premier Lig’den gelebilecek seçeneklere de açık olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Milan cephesinde ise oyuncunun uygun şartların oluşması halinde satılmasına kapı tamamen kapatılmış değil.</p>

<p>Mendes ile 6 Saatlik Transfer Zirvesi</p>

<p>Cardinale-Leao görüşmesinden hemen önce dikkat çeken bir başka gelişme daha yaşandı.</p>

<p>Leao’nun temsilcisi Jorge Mendes, Casa Milan’da yaklaşık altı saat süren kapsamlı bir toplantı gerçekleştirdi. Görüşmelerde Milan’ın transfer operasyonlarının yanı sıra Rafael Leao’nun geleceğinin de masaya yatırıldığı belirtildi.</p>

<p>Cardinale’nin de Mendes ile Leao dosyasını görüştüğü aktarıldı.</p>

<p>Bu gelişmenin hemen ardından Milan sahibinin doğrudan futbolcuyla görüşecek olması, transfer sürecinde kritik bir aşamaya gelindiğine işaret ediyor.</p>

<p>Galatasaray Masadaki Seçeneklerden Biri</p>

<p>Galatasaray’ın Leao’ya ilgisi yeni değil. Sarı-kırmızılı yönetimin Portekizli yıldız için Milan’ın kapısını daha önce de çaldığı İtalyan basını tarafından birçok kez gündeme getirildi.</p>

<p>Ancak Milan’ın talep ettiği bonservis bedeli ile Galatasaray’ın çıkmayı düşündüğü rakam arasındaki fark görüşmelerin ilerlemesini zorlaştırdı.</p>

<p>Son dönemde İtalya’dan gelen haberler Milan’ın Leao konusunda önceki haftalara göre daha esnek davranabileceğine işaret ederken, oyuncunun vereceği karar transferin en önemli belirleyicilerinden biri olmaya devam ediyor.</p>

<p>Gözler Kritik Görüşmeden Çıkacak Kararda</p>

<p>Bu nedenle Cardinale ile Leao arasında yapılacak yüz yüze görüşme Galatasaray açısından da yakından takip edilecek.</p>

<p>Toplantının ardından Leao’nun Milan’da kalmaya mı yöneleceği, yoksa ayrılık seçeneğinin mi ağırlık kazanacağı daha net hale gelebilir.</p>

<p>Şu aşamada Galatasaray ile Milan arasında transferin tamamlandığını gösteren bir anlaşma bulunmuyor. Ancak Milan sahibinin doğrudan Leao ile masaya oturması, Portekizli yıldızın geleceği açısından transfer sürecinin en kritik görüşmelerinden biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>La Gazzetta dello Sport – Alessandra Gozzini</li>
 <li>Football Italia</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/galatasarayin-rafael-leao-transferinde-kritik-gun-cardinale-devreye-girdi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 13:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8725.jpeg" type="image/jpeg" length="79291"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pankreas Kistlerinde Hangi Bulgular Önemli? Risk Yüzde 2’den Yüzde 18’e Çıkabiliyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/pankreas-kistlerinde-hangi-bulgular-onemli-risk-yuzde-2den-yuzde-18e-cikabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/pankreas-kistlerinde-hangi-bulgular-onemli-risk-yuzde-2den-yuzde-18e-cikabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pankreas kistlerinin büyük bölümü kansere dönüşmüyor. Ancak yeni araştırma, görüntülemede saptanan bazı özelliklerin sayısı arttıkça üç yıllık kanser veya ileri kanser öncüsü değişiklik riskinin belirgin biçimde yükselebileceğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Karın ağrısı, böbrek taşı ya da tamamen başka bir nedenle çekilen ultrason, tomografi veya MR sonucunda raporda beklenmedik bir ifade görülebiliyor: “Pankreasta kistik lezyon.”</p>

<p>Bu bulgu doğal olarak kaygı yaratabiliyor. Çünkü pankreas denildiğinde akla gelen ilk hastalıklardan biri pankreas kanseri. Ancak pankreasta kist görülmesi, kişinin kanser olduğu ya da mutlaka kanser geliştireceği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Asıl önemli soru şu: Hangi kistler yalnızca izlenebilir, hangileri daha yakından değerlendirilmelidir?</p>

<p>Mayo Clinic araştırmacılarının Gastroenterology’de yayımlanan ileriye dönük çalışması, bu soruya daha somut rakamlarla yanıt vermeye çalıştı. Araştırmaya göre kistte bulunan “endişe verici” özelliklerin sayısı arttıkça üç yıl içinde pankreas kanseri veya ileri dereceli kanser öncüsü değişiklik gelişme olasılığı da yükseldi.</p>

<p>Tek bir özellik ile birden fazla özellik aynı riski taşımıyor</p>

<p>Araştırmada endişe verici veya yüksek riskli özelliklere sahip pankreas kistleri bulunan 230 kişi takip edildi.</p>

<p>Katılımcıların 32’si araştırmaya alındıktan sonraki ilk üç ay içinde ameliyat olurken, 198 kişi klinik izleme alındı. İzlenen grubun 185’inde endişe verici özellikler, 13’ünde ise yüksek riskli özellikler bulunuyordu.</p>

<p>Araştırmanın dikkat çekici sonucu, riskin yalnızca “kist var mı, yok mu?” sorusuyla açıklanamayacağını göstermesiydi.</p>

<p>Üç yıl içinde pankreas kanseri veya ileri dereceli kanser öncüsü değişiklik gelişme olasılığı:</p>

<ul>
 <li>Tek endişe verici özellik bulunanlarda yaklaşık yüzde 2</li>
 <li>İki endişe verici özellik bulunanlarda yaklaşık yüzde 4</li>
 <li>Üç veya daha fazla endişe verici özellik bulunanlarda yaklaşık yüzde 18 olarak hesaplandı.</li>
</ul>

<p>Bu rakamlar her hastanın bireysel riskinin kesin olarak bu oranlarda olduğu anlamına gelmiyor. Yaş, kistin tipi ve yapısı, pankreas kanalındaki değişiklikler, aile öyküsü, belirtiler ve diğer klinik özellikler de değerlendirmeyi etkileyebiliyor.</p>

<p>Pankreas kisti nedir?</p>

<p>Pankreas, midenin arkasında bulunan ve hem sindirim enzimleri hem de kan şekerinin düzenlenmesinde görev alan hormonlar üreten bir organdır.</p>

<p>Pankreas kisti ise en basit anlatımla pankreasın içinde veya üzerinde gelişen, içi sıvı içerebilen yapılara verilen genel isimdir.</p>

<p>Ancak “pankreas kisti” tek bir hastalığın adı değildir.</p>

<p>Bazı kistler tamamen iyi huyludur ve kansere dönüşme potansiyeli taşımaz. Bazı kistik oluşumlar ise zaman içinde kanser öncüsü değişiklikler geliştirebilir. Bu nedenle kistin türünü ve taşıdığı özellikleri belirlemek önemlidir.</p>

<p>Üstelik pankreas kistlerinin önemli bir bölümü herhangi bir belirti oluşturmaz. Başka bir nedenle yapılan karın görüntülemesinde tesadüfen fark edilebilir.</p>

<p>Doktorlar kistin hangi özelliklerine bakıyor?</p>

<p>Pankreas kisti değerlendirilirken yalnızca çapına bakılmaz. Görüntüleme yöntemleriyle kistin yapısı ve pankreas kanalıyla ilişkisi de incelenir.</p>

<p>Uluslararası klinik yaklaşımlarda daha yakından değerlendirmeyi gerektirebilen özellikler arasında kistin yaklaşık 3 santimetre veya daha büyük olması, kist duvarında kalınlaşma veya kontrast tutulumu, kist içinde küçük nodüler yapılar, ana pankreas kanalında genişleme, pankreas kanalında ani çap değişikliği, bazı durumlarda pankreatit gelişmesi, lenf düğümlerinde büyüme, kistin hızlı büyümesi ve bazı laboratuvar değişiklikleri yer alabilir.</p>

<p>Bunların varlığı tek başına “kanser var” anlamına gelmez.</p>

<p>Bu özellikler daha çok hekime şu mesajı verir: Bu kistin daha ayrıntılı değerlendirilmesi veya daha yakından takip edilmesi gerekebilir.</p>

<p>Daha yüksek riskli bulgular da var</p>

<p>Bazı bulgular ise kanser veya ileri dereceli kanser öncüsü değişiklik açısından daha ciddi kabul edilir.</p>

<p>Örneğin pankreas başındaki bir kistle birlikte safra kanalının tıkanmasına bağlı sarılık gelişmesi, kist içinde belirgin kontrastlanan nodül veya solid yapı görülmesi ya da ana pankreas kanalının belirgin derecede genişlemesi yüksek risk değerlendirmesinde önem taşıyabilir.</p>

<p>Böyle durumlarda yalnızca rutin görüntüleme takibi yerine ileri inceleme ve uygun hastalarda cerrahi seçeneği gündeme gelebilir.</p>

<p>Ancak pankreas ameliyatları büyük cerrahi girişimlerdir. Bu nedenle yalnızca bir kistin bulunması ameliyat kararı verilmesi için yeterli değildir.</p>

<p>MR, tomografi ve endoskopik ultrason neden kullanılıyor?</p>

<p>Pankreas kistlerinin değerlendirilmesinde farklı görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilir.</p>

<p>MR ve özellikle pankreas ile safra yollarını ayrıntılı gösteren MRCP, kistin yapısını ve pankreas kanalıyla bağlantısını değerlendirmeye yardımcı olabilir.</p>

<p>Bilgisayarlı tomografi de kistin büyüklüğü, yapısı ve çevre dokularla ilişkisi konusunda önemli bilgiler sağlayabilir.</p>

<p>Bazı hastalarda ise endoskopik ultrason gerekebilir. Bu yöntemde ağızdan ilerletilen ince ve esnek bir cihazla mide ve ince bağırsak üzerinden pankreas çok yakından görüntülenir.</p>

<p>Gerekli görülürse kistten sıvı veya hücre örneği alınarak laboratuvar incelemesi yapılabilir.</p>

<p>Hangi yöntemin kullanılacağı kistin özelliklerine ve kişinin genel risk profiline göre belirlenir.</p>

<p>“Kist bulundu” ile “kanser bulundu” aynı şey değil</p>

<p>Pankreas kistleri konusunda en önemli ayrımlardan biri bu.</p>

<p>Kist saptanan bir kişinin raporunu yalnızca “pankreasta kist var” şeklinde değerlendirmek yanıltıcı olabilir. Kistin türü, büyüklüğü, zaman içindeki değişimi ve eşlik eden diğer bulgular birlikte ele alınmalıdır.</p>

<p>Yeni araştırmada da tek bir endişe verici özelliği bulunan kişilerde üç yıllık ileri neoplazi riski yaklaşık yüzde 2 düzeyindeyken, üç veya daha fazla özelliği bulunanlarda yaklaşık yüzde 18’e yükseliyordu.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, risk siyah-beyaz değil; kistin taşıdığı özelliklerle birlikte değişen bir spektrum oluşturuyor.</p>

<p>Bu ayrım gereksiz ameliyatların önlenmesi açısından da önemli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Takip edilen hastalarda kanser erken yakalanabildi</p>

<p>Araştırmanın dikkat çeken başka bir sonucu da izlem sırasında ortaya çıkan pankreas kanserlerinin çok erken evrede saptanmış olmasıydı.</p>

<p>Bu bulgu, uygun şekilde risk sınıflandırması yapılmış bazı hastalarda hemen ameliyat yerine düzenli ve dikkatli izlemin makul bir yaklaşım olabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Ancak bu sonuç, “pankreas kistleri takip edilmese de olur” anlamına gelmiyor.</p>

<p>Tam tersine, izlem kararı verilen hastalarda kontrol programına uyulması önem taşıyor. Kistin büyümesi veya yeni risk özelliklerinin ortaya çıkması tedavi yaklaşımını değiştirebilir.</p>

<p>CA 19-9 tek başına yeterli mi?</p>

<p>Pankreas hastalıklarının değerlendirilmesinde adı sık duyulan kan testlerinden biri CA 19-9’dur.</p>

<p>Ancak bu değer tek başına pankreas kanseri tanısı koyamaz.</p>

<p>Mayo Clinic araştırmacılarının ayrı bir çalışmasında da yüksek CA 19-9 değerinin tek başına, pankreas kisti bulunan hangi hastaların kanser geliştireceğini güvenilir biçimde öngöremediği bildirildi.</p>

<p>CA 19-9 başka iyi huylu hastalıklarda da yükselebilir. Ayrıca bazı kişilerde pankreas kanseri bulunmasına rağmen değer normal olabilir.</p>

<p>Bu nedenle kan testleri, görüntüleme bulguları ve kişinin klinik özellikleriyle birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Pankreas kisti bulunan herkes ameliyat olmalı mı?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Pankreas cerrahisi ciddi bir ameliyattır ve komplikasyon riski taşır. Bu nedenle düşük riskli bir kisti gereksiz yere ameliyat etmek de hastaya zarar verebilir.</p>

<p>Diğer taraftan gerçekten yüksek risk taşıyan bir kisti yalnızca izlemek de doğru olmayabilir.</p>

<p>Modern yaklaşımın temel amacı bu iki uç arasında doğru hastayı seçmektir:</p>

<p>Düşük riskli hastayı gereksiz müdahaleden korumak, yüksek riskli hastada ise kanser gelişmeden veya çok erken evrede müdahale fırsatını kaçırmamak.</p>

<p>Yeni üç yıllık risk verilerinin önemi de burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Pankreas kisti bulunan kişi ne yapmalı?</p>

<p>Bir görüntüleme raporunda pankreas kisti görülmesi durumunda ilk yapılması gereken, yalnızca kistin varlığına bakarak kanser sonucuna varmamak.</p>

<p>Kistin boyutu, tipi, pankreas kanalıyla ilişkisi, duvar yapısı, nodül bulunup bulunmadığı, önceki görüntülerle karşılaştırıldığında büyüyüp büyümediği ve kişinin aile öyküsü birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Bazı küçük ve düşük riskli kistler yalnızca belirli aralıklarla görüntüleme gerektirebilirken, başka kistler endoskopik ultrason veya daha ileri değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Yüksek riskli özelliklerin bulunduğu seçilmiş hastalarda ise cerrahi değerlendirme gündeme gelebilir.</p>

<p>Takip aralığı da herkeste aynı değildir.</p>

<p>Hangi belirtiler önemsenmeli?</p>

<p>Pankreas kistlerinin çoğu belirti vermese de bazı durumlarda yeni gelişen şikâyetlerin değerlendirilmesi önemlidir.</p>

<p>Özellikle açıklanamayan sarılık, devam eden veya şiddetlenen üst karın ağrısı, tekrarlayan pankreatit atakları, açıklanamayan kilo kaybı veya daha önce bilinen bir pankreas kistiyle birlikte ortaya çıkan yeni ve belirgin yakınmalar sağlık değerlendirmesini gerektirir.</p>

<p>Bu belirtiler mutlaka pankreas kanseri anlamına gelmez. Ancak özellikle bilinen bir pankreas kisti bulunan kişilerde göz ardı edilmemelidir.</p>

<p>Yeni araştırmadan çıkarılacak en önemli sonuç ne?</p>

<p>Mayo Clinic çalışmasının verdiği mesaj, “pankreas kisti kansere dönüşür” değil.</p>

<p>Tam tersine, çalışma pankreas kistlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>Tek bir endişe verici özelliği bulunan bir kistle, birden fazla risk özelliğini aynı anda taşıyan kistin gelecekteki davranışı aynı olmayabilir.</p>

<p>Araştırma ayrıca ileriye dönük tasarımıyla önemli olsa da 230 kişiyle sınırlıydı. Bu nedenle üç yıllık oranların her hastaya doğrudan uygulanabilecek kesin kişisel tahminler olarak görülmemesi gerekiyor. Daha geniş gruplarda yapılacak çalışmalar, risk hesaplamalarını daha da hassaslaştırabilir.</p>

<p>Bugünkü yaklaşımın temelinde ise basit ama önemli bir fikir var:</p>

<p>Pankreasta kist görülmesi tek başına kanser anlamına gelmez. Önemli olan kistin hangi özellikleri taşıdığı ve zaman içinde nasıl davrandığıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Gastroenterology – Mayo Clinic araştırma grubu tarafından pankreas kistlerinde endişe verici ve yüksek riskli özelliklerin üç yıllık ileri neoplazi riskini değerlendiren prospektif çalışma – Shounak Majumder ve çalışma arkadaşları – 2026.</li>
 <li>Mayo Clinic – Mayo Clinic Study Estimates Cancer Risk in Patients with Pancreatic Cysts, Advancing Early Detection – Araştırma sonuç duyurusu – 2026.</li>
 <li>JAMA – Types of Pancreatic Cysts – Anne Marie Lennon, Michael G. Goggins – 2016 – DOI: 10.1001/jama.2016.11189</li>
 <li>Clinical Gastroenterology and Hepatology – Risk of Pancreatic Cancer in Patients With Pancreatic Cysts and Family History of Pancreatic Cancer – Suresh T. Chari ve çalışma arkadaşları – 2018 – DOI: 10.1016/j.cgh.2018.01.049</li>
 <li>United European Gastroenterology Journal – Multidisciplinary Team Approach for Managing Pancreatic Cysts: Impact, Bias, and Opportunities for Improvement – Tom Konikoff, Shounak Majumder – 2026 – DOI: 10.1002/ueg2.70243</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/pankreas-kistlerinde-hangi-bulgular-onemli-risk-yuzde-2den-yuzde-18e-cikabiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8715-1.jpeg" type="image/jpeg" length="18433"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mamak Devlet Hastanesi Hekimi Dr. Süleyman Taşkın Elim Bir Kaza Sonucu Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mamak-devlet-hastanesi-hekimi-dr-suleyman-taskin-elim-bir-kaza-sonucu-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mamak-devlet-hastanesi-hekimi-dr-suleyman-taskin-elim-bir-kaza-sonucu-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Mamak Devlet Hastanesi’nde görev yapan Dr. Süleyman Taşkın, Ankara’da meydana gelen elim bir kaza sonucu hayatını kaybetti. Genç hekimin vefatı sağlık camiasında büyük üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara sağlık camiası Dr. Süleyman Taşkın’ın vefatıyla sarsıldı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre Mamak Devlet Hastanesi’nde görev yapan Dr. Süleyman Taşkın, 17 Ağustos Pazartesi günü Ankara Sincan’daki Lale Tren İstasyonu’nda meydana gelen elim bir kaza sonucu yaşamını yitirdi.</p>

<p>Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuydu</p>

<p>Dr. Süleyman Taşkın’ın Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olduğu öğrenildi. Meslek hayatını Mamak Devlet Hastanesi’nde sürdüren Taşkın’ın vefatının ardından mezunu olduğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından da taziye mesajı yayımlandı.</p>

<p>Fakültenin açıklamasında, Mamak Devlet Hastanesi’nde görev yapan ve fakülte mezunu olan Dr. Süleyman Taşkın’ın vefat ettiği belirtilerek ailesine ve yakınlarına başsağlığı dilekleri iletildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık camiasını yasa boğan kayıp</p>

<p>Dr. Süleyman Taşkın’ın genç yaşta hayatını kaybetmesi ailesi, yakınları ve meslektaşları arasında büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Taşkın’ın vefatının ardından sağlık camiasından çok sayıda başsağlığı mesajı paylaşıldı.</p>

<p>Dr. Süleyman Taşkın’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sağlık camiasına başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mamak-devlet-hastanesi-hekimi-dr-suleyman-taskin-elim-bir-kaza-sonucu-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/doktor-vefat.jpg" type="image/jpeg" length="89850"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[19 Yaşındaki Hukuk Öğrencisinin Ölümünde Zayıflama İlacı Detayı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/19-yasindaki-hukuk-ogrencisinin-olumunde-zayiflama-ilaci-detayi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/19-yasindaki-hukuk-ogrencisinin-olumunde-zayiflama-ilaci-detayi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Londra’da üniversite yurdundaki odasında hayatını kaybeden 19 yaşındaki hukuk öğrencisi Josephine Nasr’ın ölümüne ilişkin adli soruşturmada dikkat çekici ayrıntılar ortaya çıktı. Tirzepatide kullanan genç öğrencide daha önce teşhis edilmemiş doğuştan kalp anomalisi de tespit edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Londra’da eğitim gören 19 yaşındaki ABD’li hukuk öğrencisi Josephine Nasr’ın ölümü, zayıflama tedavisinde kullanılan tirzepatide etken maddeli ilaçların güvenliği ve hasta takibini yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Kaliforniya’nın Corona kentinden İngiltere’ye üniversite eğitimi için gelen Nasr, University of East London’da ikinci sınıf hukuk öğrencisiydi. Genç öğrenci, 23 Eylül 2025’te üniversite konaklama birimindeki odasında hayatını kaybetti.</p>

<p>Aylar sonra tamamlanan adli soruşturma ise ölümün arkasındaki tıbbi tabloya ilişkin önemli ayrıntıları ortaya çıkardı.</p>

<p>Ölümünden saatler önce bulantı ve kusma yaşadı</p>

<p>Mahkemeye yansıyan bilgilere göre Nasr, hayatını kaybettiği akşam saat 20.30 sıralarında ailesiyle görüştü. Genç öğrenci, ailesine kendisini iyi hissetmediğini, bulantı ve kusma yaşadığını söyledi.</p>

<p>Kusma nedeniyle sıvı kaybı yaşayabileceğinden endişelenen kız kardeşi, Nasr’a damar yoluyla sıvı desteği verilmesi için özel bir sağlık hizmeti ayarladı.</p>

<p>Ancak bir süre sonra genç kadına telefonla ulaşılamadı.</p>

<p>Bunun üzerine üniversitenin güvenlik görevlilerine haber verildi. Odaya giren görevliler Nasr’ı banyoda hareketsiz halde buldu. Sağlık ekiplerinin müdahalesine rağmen 19 yaşındaki öğrenci olay yerinde hayatını kaybetmiş olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Odada yapılan incelemede boş bir tirzepatide flakonu da bulundu.</p>

<p>Tirzepatide ABD’de reçete edilmişti</p>

<p>Adli soruşturmada Nasr’ın tirzepatide tedavisine 2025 yazında başladığı belirtildi.</p>

<p>İlacın genç öğrenciye Kaliforniya’daki doktoru tarafından reçete edildiği, Nasr’ın vücut kitle indeksinin fazla kilolu kategorisinde bulunduğu ancak obezite sınırında olmadığı mahkemeye aktarıldı.</p>

<p>Tirzepatide, kan şekeri ve iştahın düzenlenmesinde rol oynayan GIP ve GLP-1 reseptörleri üzerinden etki gösteriyor. Etken madde diyabet tedavisinin yanı sıra uygun hastalarda kilo yönetiminde de kullanılıyor.</p>

<p>Bulantı, kusma, ishal ve iştah azalması ise tedavi sırasında görülebilen yan etkiler arasında bulunuyor.</p>

<p>Otopsiden beklenmedik kalp bulgusu çıktı</p>

<p>Nasr’ın ölümünü yalnızca kullandığı ilaca bağlamak ise adli soruşturmanın ortaya koyduğu tabloyu tam olarak yansıtmıyor.</p>

<p>Yapılan otopside genç öğrencide daha önce teşhis edilmemiş “miyokardiyal köprüleşme” (myocardial bridging) adı verilen doğuştan bir kalp anomalisi tespit edildi.</p>

<p>Bu durumda kalbi besleyen koroner damarın bir bölümü kalp kasının içerisinden geçiyor. Çoğu kişide herhangi bir belirtiye yol açmayabilen bu anatomik farklılık, bazı durumlarda kalp ritmi ve kanlanması açısından klinik önem taşıyabiliyor.</p>

<p>Nasr’ın hayattayken bu kalp anomalisi nedeniyle tanı aldığına ilişkin bir bilgi bulunmadığı belirtildi.</p>

<p>Ölümcül ritim bozukluğu gelişti</p>

<p>Adli incelemede ölüm nedeni kardiyak aritmi, yani ölümcül kalp ritmi bozukluğu olarak değerlendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ortaya çıkan tıbbi tabloya göre tirzepatide kullanımıyla ilişkili bulantı ve kusmanın ardından gelişen metabolik değişikliklerin, genç öğrencinin daha önce bilinmeyen kalp anomalisiyle birleşerek ölümcül ritim bozukluğuna zemin hazırlamış olabileceği değerlendirildi.</p>

<p>Patolog Alan Bates, kusma ve buna eşlik eden hipoglisemi ile elektrolit dengesizliğinin aritmi riskini artırabileceğini, Nasr’daki doğuştan kalp anomalinin de bu süreçte rol oynayabileceğini bildirdi.</p>

<p>Adli makamların değerlendirmesi böylece tek bir nedenden çok, birbirini etkileyen birden fazla faktöre işaret etti.</p>

<p>“Zayıflama ilacı öldürdü” demek tabloyu eksik bırakıyor</p>

<p>Vaka, özellikle sosyal medyada hızla yayılan “zayıflama ilacı kullandı ve öldü” şeklindeki ifadeler açısından önemli bir ayrıntı taşıyor.</p>

<p>Adli bulgular tirzepatide kullanımının ölüm sürecinde rol oynadığını ortaya koyarken, genç öğrencide bulunan ve daha önce bilinmeyen doğuştan kalp anomalisi de ölümcül aritminin gelişmesinde etkili faktörlerden biri olarak değerlendirildi.</p>

<p>Bu nedenle vaka, tirzepatide kullanan herkes için aynı riskin söz konusu olduğu veya ilacın tek başına doğrudan ölüme neden olduğu şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<p>Bununla birlikte olay, güçlü metabolik etkileri bulunan ilaçların uygun hasta seçimi, hekim değerlendirmesi, doğru dozlama ve yan etkilerin yakından izlenmesi altında kullanılmasının önemini bir kez daha gündeme getirdi.</p>

<p>Özellikle tedavi sırasında şiddetli veya devam eden kusma, sıvı kaybı belirtileri, bayılma, belirgin çarpıntı ya da ciddi halsizlik gelişmesi durumunda tıbbi değerlendirme geciktirilmemeli.</p>

<p>Olay 2025’te, adli sonuç 2026’da</p>

<p>Vakayla ilgili dikkat edilmesi gereken bir başka ayrıntı da tarih.</p>

<p>Josephine Nasr 23 Eylül 2025’te hayatını kaybetti. Olayın Ağustos 2026’da yeniden uluslararası basının gündemine gelmesinin nedeni ise East London Coroner’s Court’ta yürütülen adli soruşturmanın sonuçlarının kamuoyuna yansıması oldu.</p>

<p>19 yaşındaki öğrencinin ölümü, son yıllarda kullanımı hızla yaygınlaşan kilo yönetimi ilaçlarında reçete öncesi değerlendirme ve tedavi sırasındaki tıbbi takibin önemini gösteren çarpıcı vakalardan biri olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>East London Coroner’s Court adli soruşturmasına ilişkin kayıt ve açıklamalar</li>
 <li>The Independent</li>
 <li>The Times</li>
 <li>PEOPLE</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/19-yasindaki-hukuk-ogrencisinin-olumunde-zayiflama-ilaci-detayi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8711.jpeg" type="image/jpeg" length="17581"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="68681"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="17534"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="17599"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="97804"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="45129"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="19090"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
