<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2026 00:59:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor’a Lucca şoku: İtalyan golcünün tercihi belli oldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspora-lucca-soku-italyan-golcunun-tercihi-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonspora-lucca-soku-italyan-golcunun-tercihi-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un Lorenzo Lucca için yürüttüğü transfer girişiminde kritik bir gelişme yaşandı. İtalya’dan gelen bilgilere göre Napoli görüşmelere kapıyı kapatmazken, Lucca Türkiye seçeneğine sıcak bakmıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yeni sezon öncesinde hücum hattını güçlendirmek isteyen Trabzonspor’un gündemine gelen Lorenzo Lucca transferinde İtalya’dan dikkat çeken yeni bilgiler geldi.</p>

<p>Bordo-mavili kulübün Napoli forması giyen İtalyan santrfor için temas kurduğu belirtilirken, transferin önündeki en önemli engelin oyuncunun tercihi olduğu öne sürüldü.</p>

<p>Lucca Trabzonspor’a sıcak bakmıyor</p>

<p>İtalyan transfer gazetecisi Nicolò Schira’nın aktardığı bilgiye göre Lorenzo Lucca, mevcut durumda Trabzonspor’a transfer olmaya sıcak bakmıyor.</p>

<p>Lucca’nın kariyerine Napoli’de devam etmeyi veya önüne çıkabilecek farklı seçenekleri değerlendirmeyi tercih ettiği belirtiliyor.</p>

<p>Bu gelişme, Trabzonspor açısından transfer görüşmelerinin seyrini değiştirebilecek önemli bir ayrıntı olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Romano da Trabzonspor’un girişimini doğruladı</p>

<p>Transfer piyasasının önde gelen isimlerinden Fabrizio Romano da Trabzonspor’un Lorenzo Lucca için girişimde bulunduğunu aktardı.</p>

<p>Romano’nun verdiği bilgilere göre taraflar arasındaki ekonomik beklentiler arasında önemli bir fark bulunuyor. Bunun yanında oyuncu cephesinden de Trabzonspor seçeneğine yönelik olumlu bir yaklaşım gelmiş değil.</p>

<p>Böylece transfer dosyasında yalnızca kulüpler arasındaki mali şartların değil, Lucca’nın kariyer tercihinin de belirleyici olduğu ortaya çıktı.</p>

<p>Napoli cephesinde kapı tamamen kapanmış değil</p>

<p>İtalya’dan gelen haberlerde Napoli’nin olası bir ayrılık konusunda görüşme ihtimalini tamamen ortadan kaldırmadığı belirtiliyor.</p>

<p>Ancak kulübün transfere izin vermesi tek başına yeterli olmayacak. Trabzonspor’un anlaşmaya ulaşabilmesi için hem Napoli ile ekonomik şartlarda ortak noktayı bulması hem de 25 yaşındaki santrforu Türkiye’ye gelmeye ikna etmesi gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle Lucca transferinin mevcut şartlarda Trabzonspor açısından kolay görünmediği değerlendiriliyor.</p>

<p>Transferde dengeler değişebilir</p>

<p>Transfer dönemlerinde oyuncuların tercihleri ve kulüpler arasındaki pazarlık şartları kısa sürede değişebiliyor. Bu nedenle Lucca dosyasının tamamen kapandığını söylemek için henüz erken.</p>

<p>Ancak son bilgiler, Trabzonspor açısından transferin önünde ciddi iki engel bulunduğunu gösteriyor: Napoli ile ekonomik şartlar ve oyuncunun Türkiye’ye transfer konusundaki mevcut yaklaşımı.</p>

<p>Bordo-mavili yönetimin Lucca için şartları zorlamaya devam edip etmeyeceği veya alternatif santrfor adaylarına yönelip yönelmeyeceği önümüzdeki süreçte netleşecek.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Nicolò Schira</li>
 <li>Fabrizio Romano</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspora-lucca-soku-italyan-golcunun-tercihi-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 00:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8842.jpeg" type="image/jpeg" length="73156"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Göz Yorgunluğuna Karşı 20-20-20 Kuralı Nasıl Uygulanır?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/goz-yorgunluguna-karsi-20-20-20-kurali-nasil-uygulanir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/goz-yorgunluguna-karsi-20-20-20-kurali-nasil-uygulanir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzun süre ekrana bakmak gözlerde kuruluk, yanma ve bulanıklığa yol açabiliyor. Çocuklarda ise ekran süresi, yakın çalışma ve açık havada geçirilen zaman miyopi açısından birlikte değerlendiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Telefon ekranındaki küçük yazılar, bilgisayar başında tamamlanan işler ve tablet üzerinden izlenen videolar… Gözler günün büyük bölümünde yakın mesafeye odaklanıyor. Bu yoğunluk, akşam saatlerinde yanma, batma, kuruluk, baş ağrısı veya geçici bulanık görme şeklinde kendini gösterebiliyor.</p>

<p>Ekran kullanımına ilişkin tartışma yalnızca göz yorgunluğuyla sınırlı değil. Özellikle çocuklarda uzun ekran süresi ile miyopi, yani uzağı net görememe, arasındaki bağlantı da araştırılıyor. Bilimsel veriler bir ilişkiye işaret etse de ekranın tek başına ve doğrudan miyopiye neden olduğunu söylemek mümkün değil.</p>

<p>Ekran Gözleri Kalıcı Olarak Bozar mı?</p>

<p>Bilgisayar, telefon veya tablet kullanımı çoğu kişide gözün yapısını bir anda bozmaz. Ekran karşısında ortaya çıkan yakınmaların önemli bir bölümü “dijital göz yorgunluğu” olarak adlandırılan durumla ilişkilidir.</p>

<p>Dijital göz yorgunluğunda şu şikâyetler görülebilir:</p>

<p>Gözlerde kuruluk, yanma veya batma</p>

<p>Göz çevresinde ağırlık ve yorgunluk hissi</p>

<p>Geçici bulanık ya da çift görme</p>

<p>Odaklanmada zorlanma</p>

<p>Işığa karşı hassasiyet</p>

<p>Baş, boyun veya omuz ağrısı</p>

<p>Bu yakınmalar ekran kapatıldıktan ve gözler dinlendirildikten sonra genellikle azalır. Ancak uzun süre devam eden bulanıklığı yalnızca ekran yorgunluğuna bağlamak doğru değildir. Düzeltilmemiş gözlük ihtiyacı, kuru göz hastalığı, gözlerin birlikte çalışmasını etkileyen sorunlar veya başka bir göz rahatsızlığı da benzer belirtilere neden olabilir.</p>

<p>Ekrana Bakarken Neden Gözler Kuruyor?</p>

<p>Ekrana yoğun biçimde odaklanan kişi, farkında olmadan daha seyrek veya eksik göz kırpabilir. Oysa her göz kırpma, gözyaşını göz yüzeyine dağıtarak koruyucu tabakanın yenilenmesini sağlar. Göz kırpmanın azalmasıyla gözyaşı daha hızlı buharlaşabilir; yanma, batma ve kumlanma hissi ortaya çıkabilir.</p>

<p>Kuru veya klimalı ortam, ekrandaki yansıma, uygun olmayan parlaklık, küçük yazılar ve ekranın göze çok yakın tutulması yakınmaları artırabilir. Kontakt lens kullanımı ve önceden var olan kuru göz sorunu da kişiyi daha hassas hale getirebilir.</p>

<p>Çocuklarda Ekran Süresi ile Miyopi Arasında Bağlantı Var mı?</p>

<p>Miyopide uzaktaki görüntüler bulanık, yakındaki nesneler ise daha net görülür. Çocukluk döneminde başlayan miyopi çoğunlukla göz küresinin önden arkaya doğru normalden fazla uzamasıyla ilişkilidir.</p>

<p>JAMA Network Open’da yayımlanan kapsamlı bir sistematik derleme ve doz-yanıt meta-analizi, 45 araştırmadaki 335 binden fazla kişinin verisini değerlendirdi. Analizde günlük ekran süresi arttıkça miyopi görülme olasılığının da yükseldiği belirlendi. Her bir saatlik artış, ortalama yüzde 21 daha yüksek miyopi olasılığıyla ilişkili bulundu.</p>

<p>Bu rakam, ekranda geçirilen her ilave saatin bir çocuğun kesinlikle miyop olacağı anlamına gelmez. İncelenen çalışmaların önemli bir kısmı gözlemseldi. Bu nedenle ekran süresinin tek başına neden olduğu söylenemez. Ekran kullanan çocukların daha fazla yakın çalışma yapması, daha az dışarı çıkması veya başka yaşam biçimi özelliklerine sahip olması sonucu etkileyebilir.</p>

<p>Miyopi Tek Bir Nedene Bağlanamaz</p>

<p>Çocuklarda miyopi gelişimini genetik ve çevresel etkenler birlikte şekillendirir. Anne veya babasında miyopi bulunan çocuklarda yatkınlık daha fazla olabilir. Yoğun eğitim ve uzun süreli yakın çalışma da araştırmalarda miyopiyle ilişkilendirilen etkenler arasındadır.</p>

<p>Telefon ve tabletlerin miyopi tartışmasındaki yeri, yalnızca “ekran ışığı” üzerinden değerlendirilmemelidir. Cihazın yakından tutulması, aralıksız kullanım ve ekran başında geçirilen zamanın açık hava etkinliklerinin yerini alması da önemlidir. Basılı bir kitabı uzun süre çok yakından okumak da yakın çalışma kapsamındadır.</p>

<p>Bilimsel değerlendirmeler, yakın çalışmayla miyopi arasındaki ilişkinin her araştırmada aynı güçte görülmediğini gösteriyor. Buna karşılık çocukların gün ışığında daha fazla dışarıda bulunmasının miyopinin başlamasına karşı koruyucu etkisine ilişkin kanıtlar daha tutarlıdır.</p>

<p>20-20-20 Kuralı Ne İşe Yarar?</p>

<p>20-20-20 kuralı, ekran kullananlara her 20 dakikada bir en az 20 saniye boyunca yaklaşık 20 feet, yani 6 metre uzağa bakmalarını önerir. Amaç, yakına odaklanmayı sağlayan sistemi kısa süreliğine dinlendirmek ve göz kırpmayı hatırlatmaktır.</p>

<p>Bu alışkanlık bazı kişilerde göz yorgunluğu ve kuruluk şikâyetlerinin hafiflemesine yardımcı olabilir. Uygulaması kolaydır ve bilinen ciddi bir riski yoktur. Bununla birlikte 20-20-20 kuralının miyopiyi önlediğini veya ilerlemesini durdurduğunu gösteren güçlü kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Kural, gözleri “sıfırlamaz”, göz küresinin uzunluğunu değiştirmez ve mevcut miyopiyi tedavi etmez. Gözlük ya da kontakt lens ihtiyacını da ortadan kaldırmaz. Bu nedenle bir rahatlama yöntemi ile miyopi tedavisi birbirine karıştırılmamalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekran Kullanırken Gözleri Rahatlatabilecek Düzenlemeler</p>

<p>Ekranın kullanım biçiminde yapılacak küçük değişiklikler yakınmaları azaltabilir. Yazı boyutunu büyütmek, ekran parlaklığını ortam ışığına göre ayarlamak ve rahatsız edici yansımaları azaltmak işe yarayabilir.</p>

<p>Bilgisayar ekranının yaklaşık bir kol mesafesinde bulunması ve ekran merkezinin göz seviyesinin biraz altında kalması daha rahat bir çalışma düzeni sağlayabilir. Telefonu yüze çok yaklaştırmamak, uzun süre kesintisiz kullanmamak ve düzenli aralar vermek de önemlidir.</p>

<p>Mola sırasında yalnızca başka bir yakın ekrana geçmek gözlerin odaklanma mesafesini değiştirmez. Uzağa bakmak, birkaç kez bilinçli biçimde göz kırpmak ve mümkünse ayağa kalkarak hareket etmek daha yararlı bir ara sağlayabilir.</p>

<p>Mavi Işık Gözlüğü Her Sorunu Çözer mi?</p>

<p>Mavi ışık filtreli gözlükler, dijital göz yorgunluğuna karşı sıkça pazarlanıyor. Ancak mevcut sistematik derlemeler, bu gözlüklerin göz yorgunluğunu belirgin biçimde azalttığını gösteren güçlü ve tutarlı kanıt sunmuyor.</p>

<p>Ekran parlaklığının rahatsız edici olması ile mavi ışığın göze kalıcı zarar verdiği iddiası aynı şey değildir. Normal kullanım koşullarındaki ekran ışığının göz dokularını bozduğuna dair ikna edici klinik kanıt bulunmuyor. Akşam saatlerindeki yoğun ekran kullanımı ise uyku düzenini etkileyebilir. Bu konu gözün yapısal olarak zarar görmesinden farklıdır.</p>

<p>Çocukların Açık Havada Geçirdiği Zaman Neden Önemli?</p>

<p>Açık havada geçirilen zamanın miyopinin başlamasını geciktirebileceğine ilişkin veriler, yalnızca gözlemsel araştırmalara dayanmıyor. Okul temelli müdahale çalışmalarında da dışarıda geçirilen sürenin artırılmasıyla yeni miyopi vakalarında azalma gözlendi.</p>

<p>Koruyucu etkinin yalnızca spor yapmaktan değil, dış ortamdaki daha yüksek ışık düzeyinden kaynaklanabileceği düşünülüyor. Kesin mekanizma tam olarak açıklanmış değil. Dışarıda olmak ayrıca sürekli yakına odaklanmaya doğal bir ara veriyor.</p>

<p>Dışarıda geçirilen zaman, miyopisi başlamış bir çocukta gözlük veya hekim tarafından planlanan miyopi kontrol tedavisinin yerine geçmez. Miyopinin başlamasını önleme konusundaki kanıtlar, mevcut miyopinin ilerlemesini yavaşlatma konusundaki kanıtlardan daha güçlüdür.</p>

<p>Ne Zaman Göz Hekimine Başvurulmalı?</p>

<p>Ekran molasına ve çalışma ortamındaki düzenlemelere rağmen göz yorgunluğu sürüyorsa muayene gerekebilir. Çocuğun tahtayı görememesi, televizyona yaklaşması, gözlerini kısarak bakması, sık baş ağrısından yakınması veya okul başarısında açıklanamayan bir değişiklik yaşaması göz kusurunun işareti olabilir.</p>

<p>Kalıcı bulanık görme, göz ağrısı, belirgin kızarıklık, ışık çakmaları, görüş alanında perde hissi, ani görme azalması veya yeni başlayan çok sayıda uçuşma fark edilmesi durumunda gecikmeden göz hekimine başvurulmalıdır. Ani görme kaybı ise acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Düzenli göz muayenesi özellikle çocuklarda önem taşır. Çocuk, bir gözündeki görme eksikliğini fark etmeyebilir veya bunu anlatamayabilir. Erken değerlendirme yalnızca miyopiyi değil, şaşılık ve göz tembelliği gibi çocukluk çağında zamanında ele alınması gereken durumları da ortaya çıkarabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. JAMA Network Open – Digital Screen Time and Myopia: A Systematic Review and Dose-Response Meta-Analysis – Ahnul Ha, Yun Jeong Lee, Marvin Lee, Sung Ryul Shim ve Young Kook Kim – 2025 – DOI: 10.1001/jamanetworkopen.2024.60026</p>

<p>2. The Lancet Digital Health – Association Between Digital Smart Device Use and Myopia: A Systematic Review and Meta-analysis – Joshua Foreman ve çalışma arkadaşları – 2021 – DOI: 10.1016/S2589-7500(21)00135-7</p>

<p>3. PLOS ONE – The Association Between Near Work Activities and Myopia in Children: A Systematic Review and Meta-Analysis – Hsiu-Mei Huang, Dolly Shuo-Teh Chang ve Pei-Chang Wu – 2015 – DOI: 10.1371/journal.pone.0140419</p>

<p>4. Ophthalmology – The Association Between Time Spent Outdoors and Myopia in Children and Adolescents: A Systematic Review and Meta-analysis – Jennifer C. Sherwin ve çalışma arkadaşları – 2012 – DOI: 10.1016/j.ophtha.2012.04.020</p>

<p>5. Investigative Ophthalmology &amp; Visual Science – IMI Risk Factors for Myopia – Ian G. Morgan ve çalışma arkadaşları – 2021 – DOI: 10.1167/iovs.62.5.3</p>

<p>6. Cochrane Database of Systematic Reviews – Blue-light Filtering Spectacle Lenses for Visual Performance, Sleep, and Macular Health in Adults – Laura E. Downie ve çalışma arkadaşları – 2023 – DOI: 10.1002/14651858.CD013244.pub2 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/goz-yorgunluguna-karsi-20-20-20-kurali-nasil-uygulanir</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 00:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8838.jpeg" type="image/jpeg" length="73429"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Kullanma Tarihi Geçen İlaç Kullanılır mı, Nasıl İmha Edilir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/son-kullanma-tarihi-gecen-ilac-kullanilir-mi-nasil-imha-edilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/son-kullanma-tarihi-gecen-ilac-kullanilir-mi-nasil-imha-edilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dolapta unutulan ilaçları tuvalete dökmek ya da doğrudan çöpe atmak insanlara, hayvanlara ve çevreye zarar verebilir. Güvenli yöntem, ilacın türüne ve yerel toplama uygulamasına göre değişiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Banyo dolabının arkasında kalmış bir antibiyotik, aylar önce açılan göz damlası veya artık kullanılmayan ağrı kesiciler… Evlerde biriken ilaçlar çoğu zaman kutusuyla birlikte çöpe atılıyor ya da lavaboya dökülüyor. Oysa yanlış imha, çocukların ve evcil hayvanların ilaca ulaşmasına, ilacın kötüye kullanılmasına ve etkin maddelerin çevreye karışmasına yol açabilir.</p>

<p>Cleveland Clinic’in yayımladığı sağlık bilgilendirmesinde, kullanılmayan veya son kullanma tarihi geçen ilaçlar için en güvenli seçeneğin yetkili toplama ve geri alma sistemleri olduğu belirtiliyor. Ancak ülkelerin ve hatta şehirlerin uygulamaları farklılık gösterebildiği için Türkiye’de izlenecek yolun eczacıya, belediyeye veya ilgili sağlık birimine sorulması gerekiyor.</p>

<p>Son Kullanma Tarihi Nerede Yazar?</p>

<p>Son kullanma tarihi ilacın dış kutusunda, şişesinde, tüpünde ya da tabletlerin bulunduğu blister ambalajda yer alabilir. “SKT”, “EXP” veya “Son Kullanma Tarihi” gibi ifadeler kullanılabilir. Tarihin nasıl yorumlanacağı konusunda ambalajdaki bilgi esas alınmalıdır.</p>

<p>İlacın görünümünün normal olması güvenli ve etkili kaldığını göstermez. Zamanla etkinliği azalabilir; sıcaklık, nem, ışık ve uygunsuz saklama koşulları bu süreci hızlandırabilir. Özellikle insülin, aşı, bazı göz damlaları ve soğukta tutulması gereken ürünler saklama koşullarına karşı daha hassastır.</p>

<p>Ambalajda yazan tarih henüz geçmemiş olsa bile ilacın önerilen sıcaklığın dışında kalması, kapağının açık bırakılması, renginin veya kokusunun değişmesi kullanım açısından değerlendirme gerektirir. Böyle bir ürün kullanılmadan önce eczacıya danışılmalıdır.</p>

<p>Tarihi Geçen İlaç Kullanılır mı?</p>

<p>Son kullanma tarihi geçen bir ilacın beklenen gücü ve güvenilirliği garanti edilemez. Özellikle ciddi enfeksiyonların, kalp hastalıklarının, epilepsinin, diyabetin veya ağır alerjilerin tedavisinde kullanılan ilaçlarda yetersiz etki önemli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p>Kullanılmayan ya da tarihi geçen reçeteli ilaçlar başka bir kişiye verilmemelidir. Belirtiler benzer görünse bile hastalığın nedeni, uygun ilaç ve doz kişiden kişiye değişebilir. Daha önce yazılmış bir antibiyotiği yeni bir hastalıkta kendi kararıyla kullanmak da doğru değildir.</p>

<p>İlk Tercih Yetkili Toplama Noktası Olmalı</p>

<p>Eski ilaçları elden çıkarmanın en güvenli yolu, onları yetkili bir atık ilaç toplama sistemine teslim etmektir. Bazı belediyeler, eczacı odaları ve sağlık kuruluşları belirli dönemlerde veya belirlenmiş noktalarda atık ilaç kabul edebilir.</p>

<p>Ancak her eczane vatandaşlardan ilaç toplamakla yükümlü değildir ve uygulama bölgeden bölgeye değişebilir. İlaçları götürmeden önce yakındaki eczaneden, belediyenin atık yönetimi biriminden, eczacı odasından veya il sağlık müdürlüğünden güncel bilgi alınması uygun olur.</p>

<p>İlaçlar teslim edilene kadar çocukların ve evcil hayvanların ulaşamayacağı, serin ve kuru bir yerde tutulmalı; farklı ilaçlar tek bir şişeye boşaltılmamalıdır. Kontrole tabi ilaçlar, güçlü ağrı kesiciler ve sakinleştiriciler için doğrudan eczacıdan veya sağlık kuruluşundan yönlendirme istenmelidir.</p>

<p>İlaçları Tuvalete veya Lavaboya Dökmeyin</p>

<p>Tabletleri, kapsülleri, şurupları ve damlaları gelişigüzel biçimde tuvalete ya da lavaboya dökmek uygun değildir. Atık su arıtma sistemleri bütün ilaç kalıntılarını tamamen uzaklaştıramayabilir. Bu maddeler su kaynaklarına ve canlılara ulaşabilir.</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi, yalnızca belirli yüksek riskli ilaçlar için ve geri alma seçeneği bulunmadığında özel bir listeye dayalı istisna tanıyor. Bu liste ABD’ye özgüdür ve Türkiye’de bütün ilaçlara uygulanabilecek genel bir imha yöntemi değildir. Ürünün kullanma talimatında açık bir yönlendirme bulunmadıkça ilaç tuvalete veya lavaboya atılmamalıdır.</p>

<p>Toplama İmkânı Bulunamıyorsa Ne Yapılmalı?</p>

<p>Önce eczacıya veya yerel atık yönetimi birimine danışılmalıdır. Yetkili bir toplama seçeneğine ulaşılamıyorsa, ilacın kullanma talimatında yer alan imha bilgisi izlenmelidir. Evsel çöpe atmaya ilişkin yöntemler ülkelerin mevzuatına göre değişebilir.</p>

<p>Yerel yetkililerin evsel atığa izin verdiği durumlarda bazı uluslararası sağlık otoriteleri, tablet ve kapsüllerin ezilmeden toprak, kullanılmış kahve telvesi veya kedi kumu gibi istenmeyen bir maddeyle karıştırılmasını ve sızdırmaz bir kaba kapatılmasını öneriyor. Bu yöntem yetkili toplamanın yerini tutmaz; yalnızca başka seçenek bulunmadığında ve yerel kurallar izin verdiğinde değerlendirilebilir.</p>

<p>İlacın dış ambalajındaki ad, kimlik numarası, reçete bilgisi ve barkod gibi kişisel veriler okunamayacak şekilde silinmelidir. Kutular ancak tamamen boş olduklarında ve yerel geri dönüşüm kuralları uygunsa geri dönüşüme ayrılmalıdır.</p>

<p>İğneler Normal Çöpe Atılmamalı</p>

<p>Enjektörler, insülin iğneleri, lansetler ve kalem iğneleri kesici-delici atık olarak değerlendirilir. Kullanılmış iğnenin kapağını yeniden takmaya çalışmak batma riskini artırabilir. Bu malzemeler delinmeye dayanıklı, kapağı sıkıca kapanan uygun bir atık kabında biriktirilmeli ve sağlık kuruluşunun ya da yerel yönetimin gösterdiği teslim noktasına götürülmelidir.</p>

<p>İğneler gevşek biçimde çöp poşetine, geri dönüşüm kutusuna veya tuvalete atılmamalıdır. Çocukların ulaşamayacağı bir yerde saklanmalı, dolan kap zorlanarak açılmamalı ve içindeki malzemeler başka kaba aktarılmamalıdır.</p>

<p>Spreyler, İnhalerler ve İlaç Bantları Farklıdır</p>

<p>İnhaler ve aerosol kutuları basınçlı olabilir. Delinmeleri, ezilmeleri veya ateşe atılmaları yangın ve patlama tehlikesi doğurabilir. Bu ürünler için ambalajdaki talimat okunmalı; eczacıya ya da belediyenin tehlikeli atık birimine danışılmalıdır.</p>

<p>Cilde yapıştırılan ilaç bantlarında kullanımdan sonra bile etkin madde kalabilir. Bantların imhası ürüne göre değişir. Bazı ürünlerde yapışkan yüzeylerin birbirine kapatılması istenirken bazı güçlü ilaç bantları özel işlem gerektirir. Her ürün için kendi kullanma talimatı izlenmelidir.</p>

<p>Sıvı ilaçlar birbirine karıştırılmamalı, lavaboya boşaltılmamalı ve cam şişeleri kırılmamalıdır. Kemoterapi ilaçları ve bunlarla temas etmiş malzemeler ise evsel atığa verilmemeli; tedavinin yürütüldüğü sağlık kuruluşundan imha bilgisi alınmalıdır.</p>

<p>İlaç Dolabı Nasıl Güvenli Tutulur?</p>

<p>Evdeki ilaçlar belirli aralıklarla gözden geçirilebilir. Son kullanma tarihi geçenler, tedavisi tamamlanan reçeteler ve ambalajı zarar görmüş ürünler ayrılmalıdır. Ancak düzenli kullanılan reçeteli bir ilacın tedavisi, yalnızca dolap düzenlemesi yapıldığı için kesilmemelidir.</p>

<p>İlaçlar çocuk kilidi bulunan, serin ve kuru bir dolapta; kendi ambalajlarında ve kullanma talimatlarıyla birlikte saklanmalıdır. Banyo, nem ve sıcaklık değişimleri nedeniyle her ilaç için uygun bir yer olmayabilir. Buzdolabında tutulması gereken ürünler de dondurucu bölmeden ve yiyeceklere doğrudan temastan korunmalıdır.</p>

<p>Bir çocuk veya yetişkin yanlışlıkla ilaç aldıysa belirti çıkmasını beklemeden 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalı ya da en yakın acil servise başvurulmalıdır. Kişi kusturulmamalı; ilacın kutusu veya ambalajı sağlık ekibine gösterilmek üzere hazır bulundurulmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Cleveland Clinic Health Essentials – How to Properly Dispose of Out-Of-Date Medications – Lauren Wolfe, PharmD – 2025<br />
2. U.S. Food and Drug Administration – Disposal of Unused Medicines: What You Should Know – 2026<br />
3. U.S. Food and Drug Administration – Drug Disposal: Dispose “Non-Flush List” Medicine in Trash – 2025<br />
4. Türk Eczacıları Birliği – Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmelik, ilaçların saklanması ve imhasına ilişkin hükümler – 2014, ilgili hüküm 2016 değişikliği </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/son-kullanma-tarihi-gecen-ilac-kullanilir-mi-nasil-imha-edilir</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8837.jpeg" type="image/jpeg" length="83607"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor’dan Fabinho bombası: Anlaşma sağlandı, geliş tarihi belli oldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-fabinho-bombasi-anlasma-saglandi-gelis-tarihi-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-fabinho-bombasi-anlasma-saglandi-gelis-tarihi-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor, Brezilyalı orta saha Fabinho ile sözlü anlaşmaya vardı. Fabrizio Romano, serbest oyuncu durumundaki yıldız için seyahat ve sağlık kontrolü planlamasının yapıldığını duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’dan Fabinho hamlesi: Sözlü anlaşma sağlandı</p>

<p>Trabzonspor, orta saha transferinde dünya futbolunun yakından tanıdığı Fabinho için önemli bir aşamayı geride bıraktı. Transfer haberleriyle tanınan Fabrizio Romano, bordo-mavili kulübün Brezilyalı futbolcuyla sözlü anlaşmaya vardığını bildirdi.</p>

<p>Romano’nun 22 Ağustos’ta paylaştığı bilgiye göre Trabzonspor ile Fabinho arasındaki görüşmeler olumlu sonuçlandı ve transfer süreci son aşamaya taşındı. Romano, gelişmeyi “here we go” ifadesiyle duyurdu.</p>

<p>FABINHO İÇİN SEYAHAT PLANI YAPILDI</p>

<p>Transferdeki en önemli yeni ayrıntılardan biri Fabinho’nun Türkiye’ye gelişiyle ilgili oldu.</p>

<p>Romano’nun aktardığına göre Trabzonspor, Brezilyalı orta saha oyuncusunun önümüzdeki 24 ila 48 saat içerisindeki seyahatini planladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sürecin planlandığı şekilde ilerlemesi halinde Fabinho’nun sağlık kontrolünden geçirilmesi de bekleniyor. Sağlık kontrolünün ardından sözleşmeye ilişkin kalan işlemlerin tamamlanması gündemde.</p>

<p>BONSERVİS BEDELİ ÖDENMEYECEK</p>

<p>32 yaşındaki Fabinho, Suudi Arabistan’daki Al-Ittihad macerasının sona ermesinin ardından serbest oyuncu statüsüne geçti.</p>

<p>Bu nedenle transferin tamamlanması halinde Trabzonspor’un herhangi bir kulübe bonservis bedeli ödemesi gerekmeyecek.</p>

<p>Transfer sürecinde dünyaca ünlü menajer Jorge Mendes’in de aktif rol aldığı belirtiliyor.</p>

<p>LIVERPOOL'DA BÜYÜK BAŞARILAR YAŞADI</p>

<p>Fabinho, Avrupa futbolundaki en önemli dönemini Liverpool formasıyla geçirdi.</p>

<p>2018 yılında Monaco’dan Liverpool’a transfer olan Brezilyalı orta saha, İngiliz ekibinde 219 resmi karşılaşmada görev yaptı. Fabinho, Liverpool kariyerinde Premier League ve UEFA Şampiyonlar Ligi başta olmak üzere çok sayıda önemli kupa kazandı.</p>

<p>Savunmanın önünde görev yapabilmesinin yanı sıra stoper ve sağ bek pozisyonlarında da oynayabilen Fabinho, özellikle oyun disiplini ve savunma gücüyle tanınıyor.</p>

<p>TRABZONSPOR'DA ORTA SAHAYA TECRÜBE HAMLESİ</p>

<p>Trabzonspor’un Fabinho hamlesi, bordo-mavili ekibin orta saha yapılanmasında tecrübeli bir oyuncuya yöneldiğini ortaya koydu.</p>

<p>Sözlü anlaşmanın ardından gözler artık futbolcunun Türkiye’ye gelişine ve sağlık kontrolüne çevrildi.</p>

<p>Henüz Trabzonspor tarafından resmi transfer açıklaması yapılmadığı için süreç tamamlanmış bir transfer olarak değerlendirilmemeli. Ancak seyahat ve sağlık kontrolü planlamasının yapılması, görüşmelerin ileri aşamaya ulaştığını gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-fabinho-bombasi-anlasma-saglandi-gelis-tarihi-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 23:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8835.jpeg" type="image/jpeg" length="99653"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kulak çınlamasında hangi tedaviler gerçekten işe yarıyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kulak-cinlamasinda-hangi-tedaviler-gercekten-ise-yariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kulak-cinlamasinda-hangi-tedaviler-gercekten-ise-yariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak çınlamasını herkeste susturan kanıtlanmış bir tedavi henüz yok. Buna karşılık doğru değerlendirme, bilişsel davranışçı terapi ve işitme desteği günlük yükü azaltabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kulak çınlaması kimi zaman ince bir ıslık, kimi zaman uğultu, cızırtı ya da elektrik sesi gibi duyulabilir. Ortam sessizleştiğinde daha baskın hale gelen bu sesin dışarıda gerçek bir kaynağı yoktur. Bazı kişiler çınlamayı yalnızca ara sıra fark ederken bazıları uyumakta, odaklanmakta veya konuşmaları takip etmekte zorlanabilir.</p>

<p>Tıbbi adı tinnitus olan kulak çınlaması tek başına bir hastalık değil, farklı nedenlerle ortaya çıkabilen bir belirtidir. JAMA Neurology’de yayımlanan geniş kapsamlı bir inceleme, yetişkinlerin yaklaşık yüzde 14’ünün yaşamının bir döneminde çınlama yaşadığını; ağır düzeyde etkilenmenin ise yaklaşık yüzde 2 olduğunu gösterdi.</p>

<p>İnternette çınlamayı tamamen ortadan kaldırdığı ileri sürülen çok sayıda damla, takviye, cihaz ve uygulama bulunuyor. Ancak kronik kulak çınlamasını herkeste ve kalıcı biçimde susturduğu kanıtlanmış tek bir tedavi henüz yok. Güncel yaklaşım, önce olası nedeni araştırmaya, ardından sesin uyku, ruh hali, işitme ve günlük yaşam üzerindeki etkisini azaltmaya dayanıyor.</p>

<p>## Kulak çınlamasının arkasında ne olabilir?</p>

<p>Çınlama çoğu zaman yaşa veya yüksek sese maruz kalmaya bağlı işitme kaybıyla birlikte görülür. Kişi günlük konuşmaları iyi duyduğunu düşünse bile bazı ses frekanslarında kayıp bulunabilir. Beynin işitme sisteminden azalan ses bilgisini telafi etmeye çalışmasının, kaynağı dışarıda olmayan bir ses algısına katkıda bulunduğu düşünülüyor.</p>

<p>Kulak kiri, orta veya dış kulak enfeksiyonları, çene eklemi sorunları, baş ve boyun yaralanmaları ile bazı iç kulak hastalıkları da çınlamaya yol açabilir. Daha seyrek olarak damar sorunları veya işitme siniri çevresindeki oluşumlar araştırılır.</p>

<p>Bazı antibiyotikler, kanser tedavisinde kullanılan belirli ilaçlar ve yüksek dozda alınan bazı ağrı kesiciler işitme sistemini etkileyebilir. Bununla birlikte bir ilacı suçlayarak tedaviyi kendi kendine kesmek doğru değildir. Çınlama bir ilaç başladıktan veya dozu değiştirildikten sonra ortaya çıktıysa durum hekimle görüşülmelidir.</p>

<p>## İlk adım doğru değerlendirme</p>

<p>Yeni başlayan, devam eden ya da günlük hayatı etkileyen kulak çınlamasında kulak burun boğaz muayenesi ve işitme değerlendirmesi gerekebilir. Hekim sesin tek kulakta mı, iki kulakta mı duyulduğunu; sürekli mi, aralıklı mı olduğunu ve kalp atışıyla aynı ritmi taşıyıp taşımadığını sorgular.</p>

<p>Kulak kanalında kir veya enfeksiyon gibi düzeltilebilir bir neden saptanırsa bunun tedavisi çınlamayı azaltabilir. İşitme testi, kişinin fark etmediği bir işitme kaybını ortaya çıkarabilir. Her hastaya görüntüleme yapılması gerekmez. Manyetik rezonans veya damar incelemeleri daha çok tek taraflı, nabızla uyumlu ya da nörolojik bulguların eşlik ettiği çınlamalarda gündeme gelir.</p>

<p>## En güçlü kanıt bilişsel davranışçı terapi için</p>

<p>Bilişsel davranışçı terapi, çınlama sesini doğrudan ortadan kaldırmayı değil, kişinin bu sese verdiği yoğun duygusal ve bedensel tepkiyi değiştirmeyi amaçlar. Çınlamanın tehlikeli olduğu düşüncesi, sürekli sesi kontrol etme davranışı, uyku kaygısı ve kaçınma alışkanlıkları terapi sırasında ele alınır.</p>

<p>Cochrane tarafından değerlendirilen çalışmalar, bu terapinin çınlamanın yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkisini azaltabildiğini gösteriyor. Sesin şiddeti her zaman değişmeyebilir; buna rağmen sıkıntı, kaygı ve günlük işlev kaybı hafifleyebilir. Bu ayrım önemlidir: Tedavinin başarısı yalnızca sesin tamamen kaybolmasıyla ölçülmez.</p>

<p>Kabul ve kararlılık terapisi de kişinin bütün dikkatini çınlamaya vermeden günlük yaşamını sürdürebilmesine yardımcı olabilir. Bu yaklaşımda amaç çınlamayı önemsememeye zorlamak değil, sesin kişinin hayatını yönetmesini azaltmaktır.</p>

<p>## İşitme kaybı varsa işitme cihazı yarar sağlayabilir</p>

<p>Çınlamaya işitme kaybı eşlik ediyorsa işitme cihazları çevredeki seslerin yeniden duyulmasını sağlayabilir. Böylece çınlama daha az belirgin hale gelebilir; konuşmaları takip etmek için harcanan çaba da azalabilir. Etki kişiden kişiye değiştiği için cihaz kararı işitme testi ve odyolojik değerlendirme sonrasında verilmelidir.</p>

<p>İleri derecede işitme kaybı bulunan ve uygun koşulları taşıyan bazı kişilerde koklear implantlar da işitmeyi geliştirirken çınlamayı azaltabilir. Bu yöntem yalnızca çınlama için uygulanan sıradan bir tedavi değildir ve ayrıntılı uzman değerlendirmesi gerektirir.</p>

<p>## Beyaz gürültü sesi bastırabilir ama tedavi sayılmaz</p>

<p>Vantilatör sesi, yağmur sesi, düşük düzeyli beyaz gürültü, sakin müzik veya bir sesli kitap özellikle gece çınlamanın daha az fark edilmesini sağlayabilir. Tam sessizlikte dış ses bulunmadığı için dikkat çınlamaya daha kolay yönelir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kullanılan sesin çınlamayı tamamen örtecek kadar yüksek olması gerekmez. Yüksek sesle ve uzun süre kulaklık kullanmak işitmeye zarar verebilir. Ses desteği rahatlatıcı bir araçtır; altta yatan nedeni tedavi ettiği veya kronik çınlamayı kalıcı biçimde giderdiği söylenemez.</p>

<p>Çınlama yeniden eğitim terapisi, bilgilendirme ve ses desteğiyle beynin sese alışmasını hedefler. Ancak geniş bir randomize araştırmada özel ses üreteçlerinin standart danışmanlığa belirgin üstünlüğü gösterilemedi. Bu nedenle yöntemin olası yararı, kişiye sunulan eğitim ve destekten bağımsız değerlendirilmemelidir.</p>

<p>## Uyku ve ruh hali tedavinin bir parçası olabilir</p>

<p>Çınlama uykusuzluğu artırabilir; uykusuzluk da sesin daha rahatsız edici algılanmasına yol açabilir. Düzenli uyku saatleri, yatmadan önce sakin bir arka plan sesi ve uyku sorununa yönelik profesyonel destek bu döngünün kırılmasına katkı sağlayabilir.</p>

<p>Kaygı ve depresyon çınlamaya eşlik edebilir veya çınlamanın yükünü ağırlaştırabilir. Antidepresanlar çınlamayı doğrudan susturan ilaçlar değildir. Ancak eşlik eden depresyon ya da kaygı bozukluğunun tedavisinde hekim tarafından gerekli görülürse kullanılabilir.</p>

<p>Çınlamanın kişide dayanılmaz sıkıntıya veya kendine zarar verme düşüncesine yol açması acil psikiyatrik değerlendirme gerektirir. Böyle bir durumda kişi yalnız bırakılmamalı ve gecikmeden acil sağlık desteğine başvurulmalıdır.</p>

<p>## Ginkgo biloba, çinko ve magnezyum için kanıt yetersiz</p>

<p>Ginkgo biloba, çinko, magnezyum ve çeşitli vitamin karışımları çınlama tedavisi adıyla pazarlanabiliyor. Klinik kılavuzlar, vitamin veya mineral eksikliği gösterilmemiş kişilerde bu ürünlerin rutin kullanımını desteklemiyor. Araştırmalar çınlamayı güvenilir ve kalıcı biçimde azalttıklarını ortaya koymuş değil.</p>

<p>Takviyelerin “doğal” olması risksiz oldukları anlamına gelmez. Bazıları kan sulandırıcılarla ve başka ilaçlarla etkileşebilir, yan etkilere yol açabilir veya asıl değerlendirmeyi geciktirebilir.</p>

<p>## Kahve, tuz ve alkolü herkesin bırakması gerekmiyor</p>

<p>Kahve, tuz veya alkolün bütün çınlama hastalarında sesi artırdığını gösteren yeterli kanıt bulunmuyor. Bu nedenle herkese uygulanabilecek katı bir çınlama diyeti yoktur.</p>

<p>Kişi belirli bir içeceğin veya yiyeceğin ardından yakınmasının sürekli değiştiğini fark ediyorsa kısa süreli bir belirti günlüğü tutabilir. Ancak aynı anda çok sayıda besini kesmek, gereksiz kısıtlamalara ve beslenme dengesinin bozulmasına neden olabilir. İç kulakta sıvı basıncıyla seyreden bazı hastalıklarda ise hekim farklı bir beslenme planı önerebilir.</p>

<p>## Yeni cihazlar umut veriyor ancak herkeste aynı sonucu göstermiyor</p>

<p>İki farklı duyuyu aynı anda uyaran bimodal nöromodülasyon cihazları son yıllarda öne çıktı. Bu sistemlerden biri kulaklıkla verilen sesi, dile uygulanan hafif elektriksel uyarıyla birleştiriyor. Amaç, çınlamayla bağlantılı sinir etkinliğini değiştirmek.</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi bu cihazlardan birine 2023 yılında belirli yetişkinlerde kullanılmak üzere pazarlama izni verdi. Bu karar cihazın çınlamayı tamamen iyileştirdiği veya herkeste işe yaradığı anlamına gelmiyor. Araştırmaların önemli bölümünün cihaz geliştiricileriyle bağlantılı ekiplerce yürütülmesi ve bağımsız çalışma sayısının sınırlı kalması nedeniyle yararın büyüklüğü konusunda daha fazla veriye ihtiyaç var.</p>

<p>## Beyin zamanla sesi geri plana atabilir</p>

<p>Alışma, beynin çınlamayı daha seyrek fark etmeye ve fark ettiğinde daha az güçlü tepki vermeye başlamasıdır. Ses tümüyle kaybolmasa bile uyku, çalışma ve sosyal yaşam üzerindeki etkisi azalabilir.</p>

<p>Çınlamayı sürekli ölçmek, sessizliği tekrar tekrar kontrol etmek ve bütün dikkati sese yöneltmek bazı kişilerde yakınmayı daha baskın hale getirebilir. Uygun danışmanlık, işitme desteği, psikolojik tedavi ve günlük yaşam düzenlemeleri bu döngünün gevşemesine yardımcı olabilir.</p>

<p>## Ne zaman gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı?</p>

<p>Çınlamayla birlikte üç gün içinde gelişen ani işitme kaybı varsa aynı gün acil kulak burun boğaz değerlendirmesi gerekir. Erken tedavi, işitmenin geri kazanılma olasılığını etkileyebilir.</p>

<p>Çınlamaya yüzde veya vücudun bir tarafında güçsüzlük, konuşma bozukluğu, şiddetli baş dönmesi ya da başka ani nörolojik belirtiler eşlik ediyorsa acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.</p>

<p>Kalp atışıyla aynı ritimde duyulan çınlama, yalnızca bir kulakta devam eden ses, belirgin işitme farklılığı veya yeni başlayan denge sorunu da hekim değerlendirmesini gerektirir. Bu bulgular her zaman ciddi bir hastalık anlamına gelmez; ancak altta yatan nedenin araştırılması gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR<br />
1. JAMA Neurology – Global Prevalence and Incidence of Tinnitus: A Systematic Review and Meta-analysis – Jarach ve arkadaşları – 2022 – DOI: 10.1001/jamaneurol.2022.2189<br />
2. Cochrane Database of Systematic Reviews – Cognitive Behavioural Therapy for Tinnitus – Fuller, Cima, Langguth, Mazurek, Vlaeyen ve Hoare – 2020 – DOI: 10.1002/14651858.CD012614.pub2<br />
3. Otolaryngology–Head and Neck Surgery – Clinical Practice Guideline: Tinnitus – Tunkel ve arkadaşları – 2014 – DOI: 10.1177/0194599814545325<br />
4. JAMA Otolaryngology–Head &amp; Neck Surgery – Effect of Tinnitus Retraining Therapy vs Standard of Care on Tinnitus-Related Quality of Life: A Randomized Clinical Trial – Tinnitus Retraining Therapy Trial Research Group – 2019 – DOI: 10.1001/jamaoto.2019.0821<br />
5. National Institute for Health and Care Excellence – Tinnitus: Assessment and Management, NICE Guideline NG155 – 2020<br />
6. ABD Gıda ve İlaç Dairesi – Lenire Tinnitus Treatment Device, De Novo Classification Request DEN210033 – 2023 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kulak-cinlamasinda-hangi-tedaviler-gercekten-ise-yariyor</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 22:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8834.jpeg" type="image/jpeg" length="92250"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tavuk Yıkanır mı? Mutfakta Sık Yapılan Hatanın Bilimsel Yanıtı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tavuk-yikanir-mi-mutfakta-sik-yapilan-hatanin-bilimsel-yaniti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tavuk-yikanir-mi-mutfakta-sik-yapilan-hatanin-bilimsel-yaniti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çiğ tavuğu yıkamak temizlik gibi görünse de akan su, bakterileri yok etmek yerine lavaboya, tezgâha ve hazır yiyeceklere taşıyabilir. Peki çapraz bulaşma nasıl önlenir, tavuk nasıl güvenle hazırlanır?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Tavuk paketini açıp eti musluğun altında yıkamak, birçok mutfakta kuşaktan kuşağa aktarılan alışkanlıklardan biri. Kimi tavuğun kendine özgü kokusunu azaltmak, kimi yüzeyindeki yapışkanlığı gidermek, kimi de bakterilerden arındırmak için su, sirke veya limon kullanıyor.<br />
Ancak gıda güvenliği kurumları çiğ tavuğun pişirilmeden önce yıkanmasını önermiyor. Çünkü akan su bakterileri güvenilir biçimde ortadan kaldırmıyor; tersine, tavuk üzerindeki mikroorganizmaları su damlacıklarıyla mutfağın farklı noktalarına taşıyabiliyor.<br />
Asıl güvenliği sağlayan işlem tavuğu yıkamak değil, çiğ tavukla diğer yiyeceklerin temasını önlemek ve eti yeterli iç sıcaklığa ulaşıncaya kadar pişirmek.<br />
Çiğ tavukta hangi bakteriler bulunabilir?<br />
Çiğ tavuk, dışarıdan temiz görünse veya kötü kokmasa bile hastalığa yol açabilen mikroorganizmalar taşıyabilir. Bunların başında Salmonella ve Campylobacter gelir. Bazı ürünlerde Clostridium perfringens gibi başka bakteriler de bulunabilir.<br />
Bu mikroorganizmalar yalnızca az pişmiş tavuğun yenmesiyle bulaşmaz. Çiğ tavuk suyu eller, bıçaklar, kesme tahtaları, tabaklar, musluk başlığı veya tezgâh aracılığıyla başka yiyeceklere taşındığında da hastalık riski oluşabilir.<br />
Özellikle salata, ekmek, meyve ve pişmiş yemek gibi yeniden ısıtılmadan tüketilecek besinlere bulaşma önemlidir. Çünkü tavuktaki bakterileri etkisiz hâle getirecek pişirme işlemi bu yiyeceklere uygulanmaz.<br />
Tavuk yıkanınca mutfakta ne oluyor?<br />
Musluktan akan su çiğ tavuğa çarptığında gözle görülebilen büyük damlaların yanı sıra fark edilmesi zor küçük sıçramalar da oluşabilir. Bu damlalar lavabonun çevresine, musluk koluna, tezgâha, yakındaki mutfak araçlarına ve açıkta duran yiyeceklere ulaşabilir.<br />
Bu duruma çapraz bulaşma denir. Çapraz bulaşma, hastalık yapabilecek mikroorganizmaların çiğ bir gıdadan ellere, yüzeylere veya başka yiyeceklere taşınmasıdır.<br />
Kontrollü mutfak araştırması ne gösterdi?<br />
Üç yüz kişinin katıldığı kontrollü bir mutfak araştırmasında tavuk butlarına, bulaşmanın izlenebilmesi amacıyla hastalık yapmayan bir Escherichia coli türü eklendi. Katılımcılardan tavuğu pişirmeleri ve yanında salata hazırlamaları istendi.<br />
ABD Tarım Bakanlığının araştırma raporuna göre çiğ tavuğu yıkayan katılımcıların yüzde 60’ının lavabosunda işlem sonrasında bakteri saptandı. Lavabosunu temizlemeye çalışanların yüzde 14’ünde bakteri kalmaya devam etti. Tavuk yıkayan katılımcıların yüzde 26’sında ise izlenebilir bakteriler salata için hazırlanan marula taşındı.<br />
Ancak hakemli bilimsel dergide yayımlanan ayrıntılı sonuçlar önemli bir başka noktaya daha dikkat çekti: Tavuğu yıkamayan katılımcıların hazırladığı bazı salatalarda da bulaşma görüldü. Araştırmacılar bunun ellerin yeterince yıkanmaması, lavabonun uygun biçimde temizlenmemesi veya kirlenmiş mutfak araçlarıyla ilişkili olabileceğini değerlendirdi.<br />
Dolayısıyla güvenli hazırlık yalnızca tavuğu yıkamamakla sınırlı değil. Eller, lavabo ve kullanılan araçlar da çapraz bulaşma bakımından dikkatle ele alınmalı.<br />
Bilimsel deneyler sıçrama riskini doğruluyor<br />
Physics of Fluids dergisinde yayımlanan deneysel bir çalışmada araştırmacılar, çiğ tavuğun yıkanması sırasında oluşan damlaları yüksek hızlı kameralar ve mikrobiyolojik yöntemlerle inceledi.<br />
Çalışma, canlı bakterilerin tavuk yüzeyinden sıçrayan su damlalarıyla taşınabildiğini gösterdi. Musluk ile tavuk arasındaki yükseklik arttıkça su akışındaki düzensizlik ve sıçrama miktarı da artabildi. Tavuğun yumuşak yüzeyi, suyun çarptığı yerde küçük bir çukur oluşturarak damlaların çevreye fırlamasını kolaylaştırdı.<br />
Araştırmada gıda kaynaklı hastalık yaptığı bilinen belirli bakteri türleri saptanmadı; bazı hastalık yapıcı bakterilerle aynı gruplarda yer alan mikroorganizmaların taşındığı görüldü. Bu nedenle çalışma, her tavuk yıkandığında hastalık oluşacağını değil, canlı bakterilerin su damlalarıyla mutfağa yayılabileceğini gösteriyor.<br />
Su bakterileri temizlemiyor mu?<br />
Tavuğu kısa süre musluğun altında tutmak, yüzeydeki sıvı veya gözle görülen bazı kalıntıları uzaklaştırabilir. Ancak bu işlem eti güvenli hâle getirmez.<br />
Bakteriler tavuğun farklı bölgelerinde bulunabilir. Akan suyun bütün bakterilere ulaştığını ve onları etkisiz hâle getirdiğini düşünmek doğru değildir. Üstelik su, bakterileri öldürmek yerine onları başka yüzeylere taşıyabilir.<br />
Tavuğun güvenli hâle gelmesini sağlayan temel işlem yeterli pişirmedir. Su ile durulamak, uygun iç sıcaklığa ulaşacak şekilde pişirmenin yerini tutmaz.<br />
Sirke ve limonla yıkamak daha güvenli mi?<br />
Sirke, limon suyu veya tuzlu su kullanılması da çiğ tavuğu güvenilir biçimde mikroplardan arındırmaz. Bu karışımlar etin kokusunu, yüzeyini veya lezzetini değiştirebilir; ancak ev koşullarında bütün hastalık yapıcı bakterileri yok ettikleri kabul edilemez.<br />
Tavuğu bu sıvılar içinde yıkamak da sıçrama ve çapraz bulaşma riskini ortadan kaldırmaz. Limon veya sirkeyle temas etmiş tavuk yine çiğ kabul edilmeli; eller, kaplar ve yüzeyler buna göre temizlenmelidir.<br />
Marine etmek bir lezzetlendirme yöntemidir, dezenfeksiyon işlemi değildir. Marine edilen tavuk buzdolabında tutulmalı; çiğ tavukla temas eden marinasyon sıvısı pişirilmeden sos olarak kullanılmamalıdır.<br />
Gözle görülen bir kalıntı varsa ne yapılmalı?<br />
Çiğ tavuğun pişirilmeden önce yıkanması veya kurulanması zorunlu değildir. Üzerinde çıkarılmak istenen küçük bir kalıntı varsa tavuğu musluğun altına tutmak yerine ilgili bölge nemli, tek kullanımlık kâğıt havluyla hafifçe silinebilir.<br />
Kullanılan havlu hemen çöpe atılmalı ve ardından eller sabunla yıkanmalıdır. Bu işlemin bakterileri ortadan kaldırmadığı, yalnızca gözle görülen kalıntıyı uzaklaştırdığı unutulmamalıdır.<br />
Tavuk belirgin biçimde bozulmuşsa, ambalajı şişmişse veya son tüketim tarihi geçmişse yıkayarak kullanılabilir hâle getirilmeye çalışılmamalıdır.<br />
Çiğ tavuk nasıl güvenle hazırlanır?<br />
Çiğ tavuğu hazırlarken birkaç basit önlem bulaşma riskini önemli ölçüde azaltabilir:<br />
Tavuk alışveriş sepetinde ve taşıma çantasında diğer yiyeceklerden ayrı tutulmalı.<br />
Buzdolabında sızdırmaz bir kap içinde, alt rafta saklanmalı.<br />
Salata ve diğer çiğ tüketilecek yiyecekler tavuktan önce hazırlanmalı.<br />
Çiğ tavuk için ayrı bir kesme tahtası kullanılması tercih edilmeli.<br />
Tavuğa dokunduktan sonra eller sabun ve suyla en az 20 saniye yıkanmalı.<br />
Kullanılan bıçak, tahta, tabak ve tezgâh sıcak deterjanlı suyla temizlenmeli.<br />
Çiğ tavuk konulan tabağa pişmiş tavuk geri bırakılmamalı.<br />
Tavuğa temas eden bez veya süngerle mutfağın diğer bölümleri silinmemeli.<br />
Ellerin yalnızca suyla kısa süre durulanması yeterli değildir. Parmak araları, tırnak çevresi ve el sırtları da sabunla temizlenmelidir.<br />
Tavuğun piştiği nasıl anlaşılır?<br />
Tavuğun dışının kızarması veya suyunun berrak görünmesi, her bölümünün güvenli sıcaklığa ulaştığını kesin olarak göstermez. Özellikle bütün tavuklarda, kalın göğüs etinde ve kemik çevresinde dış görünüş yanıltıcı olabilir.<br />
Gıda güvenliği açısından tavuk etinin en kalın bölümünde iç sıcaklığın en az 74 dereceye ulaşması önerilir. Termometre kemiğe değdirilmeden etin en kalın kısmına yerleştirilmelidir. Bütün tavuklarda göğüs ile butun en kalın bölgeleri ayrı ayrı kontrol edilebilir.<br />
Mutfak termometresi, tavuğun güvenli sıcaklığa ulaşıp ulaşmadığını anlamanın en güvenilir yoludur. Termometre bulunmadığında uygun pişirme süresi ve sıcaklığına uyulmalı; iç kısmı çiğ kalmış veya yeterince piştiğinden kuşku duyulan tavuk tüketilmemelidir.<br />
Donmuş tavuk yıkanmalı mı?<br />
Donmuş tavuğun üzerine sıcak su tutmak güvenli bir çözündürme yöntemi değildir. Dış kısım bakterilerin çoğalabileceği sıcaklığa gelirken iç bölüm donmuş kalabilir. Sıçrayan su da çevredeki yüzeylere bulaşabilir.<br />
Tavuk en güvenli biçimde buzdolabında çözdürülür. Daha hızlı çözündürme gerekiyorsa sızdırmaz ambalaj içindeki tavuk soğuk suda bekletilebilir ve su 30 dakikada bir değiştirilir. Soğuk suda veya mikrodalgada çözdürülen tavuk bekletilmeden pişirilmelidir.<br />
Çözündürülmüş tavuktan çıkan sıvı başka gıdalarla temas ettirilmemelidir.<br />
Tavuğu yanlışlıkla yıkadıysanız ne yapmalısınız?<br />
Tavuğu yıkadıysanız paniğe kapılmak gerekmez; ancak olası bulaşmayı azaltmak için lavabo ve çevresi dikkatle temizlenmelidir.<br />
Önce görünür kalıntılar sıcak deterjanlı suyla uzaklaştırılmalı, ardından gıda hazırlama yüzeylerine uygun bir dezenfektan ürün etiketindeki talimata göre kullanılmalıdır. Musluk kolu, lavabo kenarları, tezgâh ve yakın çevredeki tutacaklar unutulmamalıdır.<br />
Temizlik sırasında kullanılan bez veya sünger de kirlenmiş olabilir. Eller son aşamada sabun ve suyla en az 20 saniye yıkanmalıdır. Yakında açıkta bulunan ve pişirilmeden tüketilecek bir yiyeceğe tavuk suyu sıçradığından şüphe ediliyorsa bu yiyecek tüketilmemelidir.<br />
Gıda zehirlenmesi hangi belirtilere yol açabilir?<br />
Çiğ veya yeterince pişmemiş tavuktan bulaşabilen enfeksiyonlarda ishal, karın ağrısı, kramp, ateş, bulantı ve kusma görülebilir. Belirtilerin başlama zamanı mikroorganizmaya göre değişebilir.<br />
Kanlı ishal, üç günden uzun süren ishal, yaklaşık 39 derecenin üzerindeki ateş, sıvı içmeyi engelleyecek kadar sık kusma veya belirgin susuzluk belirtilerinde sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. İdrar miktarında azalma, ağız ve boğaz kuruluğu ya da ayağa kalkınca baş dönmesi susuzluk belirtileri arasında yer alabilir.<br />
Küçük çocuklar, hamileler, ileri yaştaki kişiler ve bağışıklık sistemi zayıflamış bireylerde gıda kaynaklı enfeksiyonlar daha ağır seyredebilir. Bu gruplarda belirtiler geliştiğinde değerlendirme geciktirilmemelidir.<br />
Temiz görünen tavuk her zaman güvenli değildir<br />
Tavuğun rengi, kokusu ve görüntüsü bozulma hakkında ipucu verebilir; ancak hastalık yapabilecek bakterilerin bulunup bulunmadığını göstermez. Normal görünen bir çiğ tavuk da mikroorganizma taşıyabilir.<br />
Bu nedenle güvenlik, tavuğu gözle değerlendirmekten çok hazırlama sürecine bağlıdır: Çiğ ve pişmiş yiyecekleri ayırmak, elleri ve yüzeyleri temizlemek, eti yeterli sıcaklıkta pişirmek ve artan yemeği zamanında soğutmak gerekir.<br />
Kısacası tavuğu yıkamak, mutfak hijyenine ek bir güvenlik sağlamaz. Güvenli sonuç; suyla durulamadan değil, çapraz bulaşmayı önleyen dikkatli hazırlıktan ve yeterli pişirmeden gelir.<br />
KAYNAKLAR<br />
Physics of Fluids – Chickensplash! Exploring the Health Concerns of Washing Raw Chicken – Caitlin D. Carmody, Rebecca C. Mueller, Benjamin M. Grodner, Ondrej Chlumsky, James N. Wilking ve Scott G. McCalla – 2022 – DOI: 10.1063/5.0083979<br />
Journal of Food Protection – Observational Study of the Impact of a Food Safety Intervention on Consumer Poultry Washing – Ellen Thomas Shumaker ve arkadaşları – 2022 – DOI: 10.4315/JFP-21-397<br />
ABD Tarım Bakanlığı Gıda Güvenliği ve Denetim Servisi – Food Safety Consumer Research Project: Meal Preparation Experiment Related to Poultry Washing – 2019<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri – Chicken and Food Poisoning – 2024<br />
Dünya Sağlık Örgütü – Five Keys to Safer Food Manual – 2006</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tavuk-yikanir-mi-mutfakta-sik-yapilan-hatanin-bilimsel-yaniti</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 22:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/tavugu-yikamak-neden-onerilmiyor-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="36859"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kahveye eklenen MCT yağı gerçekten karın yağını azaltıyor mu?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kahveye-eklenen-mct-yagi-gercekten-karin-yagini-azaltiyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kahveye-eklenen-mct-yagi-gercekten-karin-yagini-azaltiyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahveye eklenerek tüketilen MCT yağının enerji verdiği ve karın yağını azalttığı ileri sürülüyor. Bilimsel veriler ise olası etkilerin daha sınırlı ve kişiden kişiye değişebildiğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sosyal medyada paylaşılan sabah kahvelerine artık yalnızca süt veya şeker değil, bir kaşık yağ da ekleniyor. Bu alışkanlığın merkezinde bulunan MCT yağı; hızlı enerji, uzun süreli tokluk, zihinsel canlılık ve yağ kaybı vaatleriyle tanıtılıyor. Fakat bu iddiaların tamamı aynı güçte bilimsel kanıta dayanmıyor.</p>

<p>MCT yağı belirli bir yağ türüdür; zayıflama ilacı değildir. Vücutta diğer bazı yağlardan farklı işlenmesi, alınan kalorilerin yok olduğu veya karın bölgesindeki yağların doğrudan yakıldığı anlamına gelmez.</p>

<p>MCT yağı nedir?</p>

<p>MCT, İngilizce “medium-chain triglycerides” ifadesinin kısaltmasıdır. Türkçede orta zincirli trigliseritler olarak adlandırılır. Trigliserit, besinlerde ve vücutta bulunan yağların temel biçimlerinden biridir.</p>

<p>MCT yağı çoğunlukla Hindistan cevizi veya palm çekirdeği yağındaki belirli yağ asitlerinin ayrıştırılıp yoğunlaştırılmasıyla üretilir. Piyasadaki ürünlerde genellikle kaprilik asit olarak bilinen C8 ile kaprik asit olarak bilinen C10 bulunur.</p>

<p>C8 ve C10 ifadelerindeki sayılar, yağ asidinin karbon zincirindeki atom sayısını gösterir. Bu yapı, söz konusu yağların uzun zincirli yağlara göre daha hızlı emilmesine ve karaciğerde daha çabuk işlenmesine yardımcı olur.</p>

<p>Keton üretimini artırabilir</p>

<p>MCT’lerin bir kısmı karaciğerde keton adı verilen maddelere dönüştürülür. Ketonlar, özellikle karbonhidrat alımının düşük olduğu dönemlerde vücudun ve beynin kullanabildiği alternatif enerji kaynaklarıdır.</p>

<p>Bu bilgi bazen “MCT yağının tamamı anında enerjiye dönüşür ve depolanmaz” şeklinde aktarılıyor. Bu doğru değildir. Hızlı işlenmesi, MCT yağının kalorisiz olduğu veya fazla tüketildiğinde vücut yağına katkıda bulunmayacağı anlamına gelmez.</p>

<p>MCT yağının bir yemek kaşığı yaklaşık 115 kalori sağlayabilir. Bu yağ mevcut beslenmedeki başka bir enerji kaynağının yerine değil de günlük tüketime ilave edilirse toplam kalori alımını yükseltebilir.</p>

<p>Karın yağını özel olarak erittiği gösterilmedi</p>

<p>MCT yağıyla ilgili en dikkat çekici iddia, karın yağını azaltmasıdır. Araştırmaların verdiği mesaj ise daha ölçülüdür.</p>

<p>Randomize kontrollü çalışmaların bir araya getirildiği değerlendirmelerde, uzun zincirli yağların yerine MCT kullanılması vücut ağırlığı ve bel çevresinde küçük düşüşlerle ilişkilendirildi. Fazla kilolu veya obez kişiler üzerinde yapılan daha yeni bir analiz de MCT içeren beslenme düzenlerinin bazı vücut ölçülerinde sınırlı iyileşmeler sağlayabileceğini bildirdi.</p>

<p>Bu çalışmalar MCT yağının tek başına ve beslenmenin geri kalanından bağımsız biçimde zayıflattığını göstermiyor. Araştırmalarda genellikle bir yağ türü diğerinin yerine kullanılıyor. Ürünlerin içeriği, tüketilen miktar, uygulama süresi ve katılımcıların beslenme düzenleri de birbirinden farklı.</p>

<p>MCT yağının yalnızca göbek bölgesindeki yağı seçerek yaktığını gösteren güvenilir bir kanıt bulunmuyor. Vücudun hangi bölgeden yağ kaybedeceği; toplam enerji dengesi, genetik yapı, hormonlar, uyku, fiziksel hareketlilik ve mevcut sağlık durumuyla bağlantılıdır.</p>

<p>Tokluk hissi herkeste aynı olmayabilir</p>

<p>MCT yağının iştahı baskıladığı ve tokluk hormonlarını harekete geçirdiği de sık tekrarlanan iddialardan biri. Bilimsel çalışmalar burada ilginç fakat kesin olmayan bir tablo ortaya koyuyor.</p>

<p>On yedi çalışmayı değerlendiren bir sistematik derlemede, MCT tüketenlerin sonraki öğünde uzun zincirli yağ tüketenlere göre bir miktar daha az enerji aldığı görüldü. Buna karşılık katılımcıların bildirdiği açlık ve tokluk düzeylerinde ya da iştahla bağlantılı hormonlarda belirgin bir değişiklik için güçlü kanıt bulunamadı.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, bazı insanlar sonraki öğünde daha az yiyebilir; ancak MCT yağının herkeste güçlü ve uzun süreli tokluk oluşturacağı söylenemez. Kahveye yağ eklemek ayrıca protein, lif, vitamin ve mineraller içeren dengeli bir kahvaltının karşılığı değildir.</p>

<p>Zihinsel netlik iddiası kesinleşmiş değil</p>

<p>MCT yağı keton düzeyini artırabildiği için beynin kullanabileceği alternatif bir enerji kaynağı sağlayabilir. Bu mekanizma, zihinsel netlik ve odaklanma iddialarının temelini oluşturuyor.</p>

<p>Bilişsel etkileri araştıran çalışmaların önemli bir bölümü Alzheimer hastalığı, hafif bilişsel bozukluk veya beyin glikoz kullanımının etkilenebildiği özel gruplar üzerinde yürütüldü. Bazı araştırmalarda kısa süreli yararlar bildirilirken bazılarında anlamlı bir sonuç görülmedi.</p>

<p>Sağlıklı yetişkinlerin MCT yağı içerek sürekli daha enerjik, dikkatli veya zihinsel açıdan daha güçlü hale geldiğini söylemek için yeterli kanıt yok. MCT yağlı kahvenin ardından hissedilen canlılıkta kahvenin içerdiği kafeinin de payı olabilir.</p>

<p>Hindistan cevizi yağıyla aynı ürün değil</p>

<p>MCT yağı ve Hindistan cevizi yağı aynı kaynaktan üretilebilse de içerikleri aynı değildir. Hindistan cevizi yağında farklı uzunluklarda çok sayıda yağ asidi bulunur. MCT yağı ise çoğunlukla C8 ve C10 gibi belirli orta zincirli yağların yoğunlaştırılmasıyla hazırlanır.</p>

<p>Bu nedenle Hindistan cevizi yağı kullanılan bir araştırmanın sonucu doğrudan saf MCT yağına, MCT yağıyla yürütülen bir çalışmanın sonucu da Hindistan cevizi yağına uygulanamaz.</p>

<p>Ürün etiketinde C8, C10 veya bunların karışımı açık biçimde belirtilmelidir. Kozmetik veya yalnızca haricen kullanım amacıyla satılan yağlar tüketilmemelidir. Türkçe etiket, içerik listesi, üretici bilgileri, parti numarası ve gıda olarak kullanıma uygunluk bilgileri kontrol edilmelidir.</p>

<p>Fazlası mide ve bağırsakları zorlayabilir</p>

<p>MCT yağı özellikle birden fazla kaşıkla veya aç karnına tüketildiğinde bulantı, karın ağrısı, kramp, gaz ve ishal yapabilir. Bu şikâyetler ürünün hızlı emilimi ve sindirim sistemine bir anda ulaşan yağ miktarıyla bağlantılı olabilir.</p>

<p>Kan yağları üzerindeki etkileri inceleyen bir meta-analizde toplam kolesterol, LDL ve HDL değerlerinde genel olarak anlamlı değişiklik görülmezken trigliserit düzeyinde küçük bir artış saptandı. Sonuçların, MCT yağının hangi yağla karşılaştırıldığına göre değişebildiği de bildirildi.</p>

<p>Kalp ve damar hastalığı, yüksek trigliserit, diyabet, karaciğer hastalığı, safra veya pankreas sorunu bulunanlar ile özel tıbbi beslenme uygulayanların düzenli kullanımdan önce hekim veya diyetisyen görüşü alması uygun olur. Hamilelik ve emzirme döneminde de takviye niteliğindeki ürünler sağlık profesyoneline danışılmadan kullanılmamalıdır.</p>

<p>Beslenmeye eklemek yerine başka bir yağın yerini alması önemli</p>

<p>MCT yağının araştırmalarda görülen sınırlı etkileri çoğunlukla uzun zincirli başka yağların yerine kullanıldığı koşullarda ortaya çıktı. Günlük kahveye veya öğünlere fazladan eklenen yağ, toplam enerji tüketimini yükselterek kilo verme hedefini zorlaştırabilir.</p>

<p>Kilo kontrolünde belirleyici olan tek bir ürün değil; sürdürülebilir beslenme düzeni, yeterli protein ve lif alımı, düzenli hareket, uyku ve kişinin sağlık durumuna uygun enerji dengesidir. MCT yağı bu bütünün içinde yer alabilir fakat karın yağını eriten özel bir çözüm olarak görülmemelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Clinical Nutrition – The impact of medium-chain triglycerides on weight loss and metabolic health in individuals with overweight or obesity: A systematic review and meta-analysis – He H, Liu K, Liu M ve çalışma arkadaşları – 2024 – DOI: 10.1016/j.clnu.2024.06.016</p>

<p>2. Journal of the Academy of Nutrition and Dietetics – Effects of medium-chain triglycerides on weight loss and body composition: A meta-analysis of randomized controlled trials – Mumme K, Stonehouse W – 2015 – DOI: 10.1016/j.jand.2014.10.022</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>3. Critical Reviews in Food Science and Nutrition – A systematic review and meta-analysis of medium-chain triglycerides effects on acute satiety and food intake – Maher T, Clegg ME – 2021 – DOI: 10.1080/10408398.2020.1742654</p>

<p>4. The Journal of Nutrition – Medium-Chain Triglyceride Oil and Blood Lipids: A Systematic Review and Meta-Analysis of Randomized Trials – McKenzie KM, Lee CMY, Mijatovic J, Mosalman Haghighi M, Skilton MR – 2021 – DOI: 10.1093/jn/nxab220</p>

<p>5. Frontiers in Nutrition – The Ketogenic Effect of Medium-Chain Triacylglycerides – Lin TY, Liu HW, Hung TM – 2021 – DOI: 10.3389/fnut.2021.747284 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kahveye-eklenen-mct-yagi-gercekten-karin-yagini-azaltiyor-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 22:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8833-1.jpeg" type="image/jpeg" length="34019"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor’dan Fabinho Bombası: Sözlü Anlaşma Sağlandı İddiası]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-fabinho-bombasi-sozlu-anlasma-saglandi-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-fabinho-bombasi-sozlu-anlasma-saglandi-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un Brezilyalı orta saha Fabinho ile sözlü anlaşmaya vardığı öne sürüldü. Serbest oyuncu durumundaki yıldız futbolcunun seyahati ve sağlık kontrolü için hazırlık yapıldığı belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’dan Fabinho Hamlesi: Sözlü Anlaşma İddiası</p>

<p>Trabzonspor’un orta saha transferi için dünya futbolunun yakından tanıdığı Fabinho ile anlaşmaya vardığı ileri sürüldü. Transfer haberleriyle tanınan Fabrizio Romano’ya atfedilen paylaşımda, bordo-mavili kulübün Brezilyalı futbolcuyla sözlü anlaşma sağladığı belirtildi.</p>

<p>İddiaya göre Trabzonspor yönetimi, Fabinho’nun önümüzdeki 24 ila 48 saat içerisinde Türkiye’ye gelmesi için seyahat programı üzerinde çalışıyor. Transfer sürecinin planlandığı şekilde ilerlemesi hâlinde deneyimli oyuncunun sağlık kontrolünden geçirilmesi bekleniyor.</p>

<p>Jorge Mendes’in sürece dahil olduğu öne sürüldü</p>

<p>Haberde, dünyaca ünlü menajer Jorge Mendes’in de transfer görüşmelerinde rol aldığı iddia edildi. Tarafların sözleşmenin son ayrıntıları üzerinde çalıştığı, sağlık kontrolü ve imza aşamasına yönelik hazırlıkların sürdüğü aktarıldı.</p>

<p>Al-Ittihad’dan ayrıldı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Brezilyalı orta saha, 2023 yılında Liverpool’dan Suudi Arabistan temsilcisi Al-Ittihad’a transfer olmuştu. Suudi Arabistan’daki döneminin ardından kulüpten ayrılan Fabinho’nun serbest oyuncu statüsünde bulunduğu belirtiliyor. Bu durum, Trabzonspor’un transferi bonservis bedeli ödemeden tamamlamasına imkân sağlayabilir.</p>

<p>Orta sahada farklı görevler üstlenebiliyor</p>

<p>Kariyerinde Monaco, Liverpool ve Al-Ittihad formaları giyen Fabinho; ön libero, merkez orta saha ve sağ bek bölgelerinde görev yapabiliyor. Oyun disiplini, top kazanma becerisi ve savunma hattının önündeki etkinliğiyle tanınan deneyimli futbolcu, Liverpool ile İngiltere Premier Lig ve UEFA Şampiyonlar Ligi şampiyonlukları yaşadı.</p>

<p>Resmî açıklama henüz gelmedi</p>

<p>Paylaşımda sözlü anlaşmadan söz edilmesine karşın Trabzonspor, Fabinho veya oyuncunun temsilcileri tarafından transferin tamamlandığına ilişkin resmî bir açıklama henüz yapılmadı. Sağlık kontrolü ve sözleşmenin imzalanmasının ardından kulüpten duyuru gelmesi bekleniyor.</p>

<p>Bu nedenle Fabinho’nun Trabzonspor’a transferi, resmî açıklama yapılıncaya kadar güçlü bir transfer iddiası olarak değerlendiriliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-fabinho-bombasi-sozlu-anlasma-saglandi-iddiasi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 21:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8830.jpeg" type="image/jpeg" length="83861"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hekimlerden Malpraktis Uyarısı: Ağır Tazminatlar Sağlık Hizmetini Tehdit Ediyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hekimlerden-malpraktis-uyarisi-agir-tazminatlar-saglik-hizmetini-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hekimlerden-malpraktis-uyarisi-agir-tazminatlar-saglik-hizmetini-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TTB ve İstanbul Tabip Odası, hekimlere yöneltilen yüksek tazminat talepleri ile ceza süreçlerinin defansif tıbbı artırabileceğini belirterek kamusal mesleki sorumluluk sistemi kurulmasını istedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TTB VE İSTANBUL TABİP ODASINDAN MALPRAKTİS UYARISI: KAMUSAL GÜVENCE ÇAĞRISI</p>

<p>Türk Tabipleri Birliği ile İstanbul Tabip Odası, hekimlere karşı açılan yüksek tutarlı tazminat davaları ve yürütülen ceza yargılamalarına ilişkin ortak açıklama yaptı. Meslek örgütleri, mevcut uygulamaların yalnızca hekimleri değil, hasta güvenliğini ve toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişimini de etkileyebileceğini savundu.</p>

<p>İstanbul Tabip Odasında düzenlenen basın toplantısına İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Talat Kırış, TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Pınar Saip ile yönetim kurulu üyeleri Dr. Nadir Kalfazade ve Dr. Fikret Aydın katıldı. Ortak açıklamayı İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Irmak Saraç okudu.</p>

<p>50 MİLYON DOLARLIK TAZMİNAT TALEBİ GÜNDEMDE</p>

<p>Açıklamada, İstanbul’daki özel bir sağlık kuruluşunda çalışan çocuk hekimine karşı 50 milyon dolar tutarında tazminat talebiyle dava açıldığına ilişkin gelişme hatırlatıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Daha önce bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı hakkında yaklaşık 78 milyon lira, bir kulak burun boğaz uzmanı hakkında ise 109 milyon lira tutarındaki tazminat kararlarının gündeme geldiği belirtildi. Bu örneklerin hekimler açısından öngörülmesi güç hukuki ve ekonomik sonuçlar doğurduğu ileri sürüldü.</p>

<p>Söz konusu davaların içeriği ve hukuki süreçleri birbirinden farklı olabileceği için her olayın kendi dosyası, bilirkişi değerlendirmeleri ve yargı süreci çerçevesinde ele alınması gerekiyor.</p>

<p>“KOMPLİKASYON İLE KUSUR KARIŞTIRILMAMALI”</p>

<p>Ortak açıklamada, tıbbi müdahalelerin doğası gereği belirli riskler taşıdığına dikkat çekildi. Tedavi sonrasında ortaya çıkan her olumsuz sonucun doğrudan hekim kusuru olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı.</p>

<p>Hastanın yaşı, mevcut hastalıkları, başvuru koşulları, sağlık kuruluşunun imkânları, personel yeterliliği, kullanılan teknoloji ve sevk süreci gibi unsurların birlikte incelenmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p>Komplikasyon ile kusurlu tıbbi uygulama arasındaki ayrımın bilimsel, tarafsız ve bağımsız kurullar tarafından yapılması istendi. Değerlendirme kurullarında olayla ilgili uzmanlık alanlarının temsil edilmesinin önem taşıdığı kaydedildi.</p>

<p>YAPISAL SORUNLARA DİKKAT ÇEKİLDİ</p>

<p>TTB ve İstanbul Tabip Odası; eksik personel, artan iş yükü, kısa muayene süreleri, yoğun nöbetler, organizasyon eksiklikleri, tıbbi cihaz ve altyapı sorunları ile sevk zincirindeki aksaklıkların tıbbi sonuçlar üzerinde etkili olabileceğini bildirdi.</p>

<p>Sağlık sisteminin işleyişinden kaynaklanan sorunların yalnızca hekimin bireysel sorumluluğuna indirgenmemesi gerektiği savunuldu. Amaçlarının hasta haklarının veya zararların karşılanmasının önüne geçmek olmadığı özellikle belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, zarar gören hastaların haklarının etkili biçimde korunması, zararların hızlı ve adil şekilde giderilmesi ve benzer olayların tekrarlanmasını önleyecek hasta güvenliği mekanizmalarının kurulması gerektiği ifade edildi.</p>

<p>DEFANSİF TIP ENDİŞESİ</p>

<p>Meslek örgütleri, ağır ceza ve tazminat kaygısının “defansif tıp” olarak adlandırılan uygulamaları artırabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Hekimlerin hukuki riskten kaçınmak amacıyla gereksiz tetkik, konsültasyon veya sevk isteyebileceği; yüksek risk taşıyan hastalara müdahale etmekten çekinebileceği belirtildi. Böyle bir tablonun sağlık hizmetlerinin maliyetini ve iş yükünü artırabileceği değerlendirildi.</p>

<p>Çocuk sağlığı ve hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, genel cerrahi, beyin cerrahisi, çocuk cerrahisi ile kalp ve damar cerrahisi gibi yüksek riskli branşların daha az tercih edilmesinden endişe edildiği bildirildi.</p>

<p>KAMU VE ÖZEL SEKTÖR ARASINDAKİ FARKLILIK VURGULANDI</p>

<p>Açıklamada, 2022 yılında yapılan düzenlemelerle kamu kurumlarında görev yapan hekimlerin mesleki sorumluluk süreçlerinde bazı güvencelere kavuştuğu ancak özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimler açısından aynı ölçüde açık ve öngörülebilir bir mekanizma bulunmadığı savunuldu.</p>

<p>Aynı sağlık hizmetini veren hekimlerin çalıştıkları kurumun kamuya veya özel sektöre ait olmasına göre farklı hukuki güvencelere tabi tutulmaması istendi.</p>

<p>KAMUSAL FON ÖNERİSİ</p>

<p>TTB ve İstanbul Tabip Odası, sağlık hizmetinden kaynaklanan zararların bütüncül biçimde incelenebileceği yeni bir sistem kurulması çağrısında bulundu.</p>

<p>Ceza ve tazminatların belirlenmesinde ölçülülük ilkesinin gözetilmesi, bilirkişi değerlendirmelerinin bağımsız kurullarca yapılması ve zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortasının daha etkili bir güvenceye dönüştürülmesi talep edildi.</p>

<p>Sigorta primlerinin işveren tarafından karşılanması ve hastaların zararlarının hızlı biçimde giderilmesini sağlayacak kamusal bir fon kurulması da öneriler arasında yer aldı.</p>

<p>Meslek örgütleri, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisine çağrıda bulunarak hasta hakları, hekimlerin hukuki güvencesi ve toplumun sağlık hakkını birlikte koruyacak kamusal bir mesleki sorumluluk sisteminin oluşturulmasını istedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hekimlerden-malpraktis-uyarisi-agir-tazminatlar-saglik-hizmetini-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8827.jpeg" type="image/jpeg" length="23005"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşitme Kaybının Arkasında Obezite, Diyabet ve Yüksek Tansiyon Olabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/isitme-kaybinin-arkasinda-obezite-diyabet-ve-yuksek-tansiyon-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/isitme-kaybinin-arkasinda-obezite-diyabet-ve-yuksek-tansiyon-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyabet, obezite, yüksek tansiyon ve kan yağlarındaki bozukluklar işitme sağlığını da etkileyebilir. Yeni bulgular, bazı metabolizma ilaçları için de dikkatli izlem gerektiğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kalabalık bir ortamda konuşmaları ayırt etmekte zorlanmak, televizyonun sesini eskisinden daha fazla açmak veya telefonda sürekli aynı kulağı kullanmak çoğu zaman yaşa ya da gürültüye bağlanıyor. Oysa işitmedeki değişimin arkasında kan şekeri yüksekliği, insülin direnci, obezite, hipertansiyon ve kan yağlarındaki bozukluklar da bulunabilir.</p>

<p>Bilimsel çalışmalar, metabolik sağlığı bozan bu durumlarla işitme kaybı arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor. Ancak tablo tek yönlü ve basit değil. Yaş, genetik özellikler, gürültü, sigara kullanımı, geçirilmiş hastalıklar ve bazı ilaçlar da işitmeyi etkileyebiliyor.</p>

<p>İç kulak neden metabolik değişimlere duyarlı?</p>

<p>Sesleri algılayabilmemiz için iç kulaktaki salyangoz biçimli koklea ve burada bulunan hassas hücrelerin düzenli kan akımına ihtiyacı vardır. Bu hücreler, ses titreşimlerini beyne iletilecek elektrik sinyallerine dönüştürür.</p>

<p>Uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, küçük damarların ve sinirlerin yapısını bozabilir. Damar iç yüzeyindeki işlev kaybı, iltihabi süreçler ve oksidatif stres olarak adlandırılan hücresel hasar da iç kulağın beslenmesini olumsuz etkileyebilir. Kokleadaki hassas hücreler zarar gördüğünde gelişen kayıp çoğunlukla sensörinöral işitme kaybıdır; başka bir ifadeyle sorun, iç kulak ya da işitme siniri düzeyindedir.</p>

<p>Bu mekanizmalar biyolojik açıdan anlamlı olsa da belirli bir kişideki işitme kaybının yalnızca diyabetten veya tansiyondan kaynaklandığını söylemek her zaman mümkün değildir.</p>

<p>Diyabet ve işitme kaybı arasındaki ilişki ne kadar güçlü?</p>

<p>Yirmi sekiz gözlemsel araştırmayı bir araya getiren bir sistematik derleme ve meta-analiz, işitme kaybının diyabet, obezite, hipertansiyon ve metabolik sendromla ilişkili olduğunu bildirdi. İncelenen çalışmalar arasında belirgin farklılıklar bulunmasına rağmen en güçlü ilişkilerden biri diyabet grubunda görüldü.</p>

<p>Metabolik sendrom ise tek bir hastalığı değil; bel çevresinde yağlanma, yüksek kan şekeri, yüksek tansiyon, yüksek trigliserit ve düşük iyi kolesterol gibi sorunların birlikte bulunmasını anlatır. Bu bileşenlerin sayısı arttıkça damar ve sinir hasarının da ağırlaşabileceği düşünülüyor.</p>

<p>Bununla birlikte bu verilerin önemli bölümü gözlemsel çalışmalardan geliyor. Dolayısıyla metabolik bozuklukların her işitme kaybının doğrudan nedeni olduğu söylenemez. İleri yaş, gürültüye maruz kalma ve sigara gibi ortak risk etkenleri de sonuçları etkileyebilir.</p>

<p>İlk işaret yalnızca sesleri az duymak olmayabilir</p>

<p>İşitme kaybı her zaman çevredeki seslerin birden azalmasıyla başlamaz. Bazı kişiler sessiz bir odada konuşulanları duyabildiği hâlde kalabalıkta sözcükleri ayırt etmekte zorlanır. Bu durum, klasik işitme testinde belirgin kayıp görülmeden de yaşanabilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken değişiklikler arasında şunlar yer alır:</p>

<p>Konuşulanları sık sık tekrar ettirme</p>

<p>Kalabalık ortamlarda sözcükleri seçememe</p>

<p>Televizyon veya telefon sesini giderek yükseltme</p>

<p>İnsanların anlaşılmaz ya da mırıldanarak konuştuğunu düşünme</p>

<p>Kulakta çınlama, uğultu veya dolgunluk hissi</p>

<p>Telefonu sürekli aynı kulakta kullanma ihtiyacı</p>

<p>Seslerin geldiği yönü bulmakta zorlanma</p>

<p>Bu yakınmalar kulak kiri, orta kulakta sıvı, enfeksiyon veya başka kulak hastalıklarında da görülebilir. Nedeni ayırt etmek için kulak muayenesi ve işitme testi gerekir.</p>

<p>Zayıflama ve diyabet ilaçlarıyla ilgili bulgular ne söylüyor?</p>

<p>Metabolik hastalıkların yanı sıra bu hastalıkların tedavisinde kullanılan bazı ilaçların işitme üzerindeki olası etkileri de araştırılıyor. Özellikle GLP-1 reseptör agonistleri ve SGLT2 inhibitörleri hakkında yeni çalışmalar bulunuyor.</p>

<p>Yirmi dokuz randomize klinik araştırmadaki 145 bin 895 katılımcının verilerini inceleyen bir ağ meta-analizinde, liksisenatid ile haftada 6 miligram efpeglenatid kullanılan gruplarda kontrol gruplarına göre daha fazla işitme kaybı olayı bildirildi. İncelenen diğer GLP-1 grubu ilaçlar ve SGLT2 inhibitörleri için anlamlı bir risk artışı saptanmadı.</p>

<p>Bu bulgu, söz konusu iki ilacın kesin olarak işitme kaybına yol açtığını kanıtlamıyor. İşitme kaybı araştırmaların ana hedefi değildi, olay sayıları düşüktü ve sonuçların farklı çalışmalarla doğrulanması gerekiyor. Ayrıca efpeglenatid birçok ülkede rutin kullanımda bulunan bir ilaç değil.</p>

<p>Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gönüllü yan etki bildirimlerini inceleyen ayrı bir araştırmada ise bazı GLP-1 ilaçlarıyla kulak çınlaması ve işitmeyle ilgili bildirimler arasında güvenlik sinyalleri görüldü. Bu tür veri tabanları, bildirimin gerçekten ilaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığını göstermez. Aynı şikâyet hastalığın kendisinden, başka bir ilaçtan veya eşlik eden sağlık sorunlarından doğmuş olabilir.</p>

<p>Hızlı kilo kaybı kulakta farklı bir soruna neden olabilir</p>

<p>Kısa sürede belirgin miktarda kilo verilmesi, orta kulak ile boğaz arasında uzanan Östaki tüpünün çevresindeki yağ dokusunu azaltabilir. Tüp normalden fazla açık kaldığında kişi kendi sesini, nefesini veya nabzını kulak içinde aşırı yüksek ve yankılı duyabilir.</p>

<p>Bu durum doğrudan iç kulak hücrelerinin kaybı anlamına gelmez. Yine de çınlama, tıkanıklık, yankı ya da kişinin kendi sesini olağan dışı yüksek duyması başladığında kulak burun boğaz değerlendirmesi gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlaç kendiliğinden bırakılmamalı</p>

<p>Diyabet veya obezite tedavisi sırasında yeni bir işitme sorunu gelişmesi, ilacın doğrudan sorumlu olduğu anlamına gelmez. Kullanılan bütün ilaçlar, doz değişiklikleri, kilo verme hızı, kan şekeri seyri, gürültü öyküsü ve eşlik eden hastalıklar birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Reçeteli bir ilacı hekim görüşü olmadan kesmek veya dozunu değiştirmek, kan şekerinin yükselmesi ve tedavinin aksaması gibi daha ciddi sonuçlara yol açabilir. Yeni başlayan çınlama, baş dönmesi, kulakta dolgunluk veya işitme azalması tedaviyi düzenleyen hekime bildirilmeli; gerekli görülürse kulak burun boğaz uzmanına başvurulmalıdır.</p>

<p>İşitme sağlığını korumak için neler yapılabilir?</p>

<p>Kan şekeri, tansiyon ve kan yağlarının hedef aralıkta tutulması genel damar ve sinir sağlığını destekler. Bunun işitme kaybını kesin olarak önlediği söylenemese de metabolik risklerin yönetilmesi, iç kulağı etkileyebilecek damar hasarını azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Sigara kullanmamak, yüksek sesli ortamlarda kulak koruyucu kullanmak ve kulaklık sesini güvenli düzeyde tutmak da önemlidir. İşitme güçlüğü fark edildiğinde yıllarca beklemek yerine odyolojik değerlendirme yaptırmak, kaybın derecesinin ve türünün belirlenmesini sağlar.</p>

<p>Diyabeti bulunan kişilerde tek tip bir işitme taraması programı üzerinde tam görüş birliği yoktur. Buna rağmen konuşmaları ayırt etme güçlüğü, çınlama veya sesleri daha az duyma gibi yakınmalar varsa işitme testi geciktirilmemelidir.</p>

<p>Ani işitme kaybında beklenmemeli</p>

<p>Bir kulakta birkaç saat ya da birkaç gün içinde belirgin işitme azalması, özellikle çınlama, kulakta dolgunluk veya baş dönmesiyle birlikteyse acil değerlendirme gerektirir. Kulak kiri varmış gibi hissedilmesi bu olasılığı dışlamaz.</p>

<p>Ani sensörinöral işitme kaybında tedavinin erken başlanması sonucu etkileyebileceğinden, kişinin aynı gün sağlık kuruluşuna başvurması gerekir. Randevu beklemek veya şikâyetin kendiliğinden geçmesini izlemek zaman kaybına yol açabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR<br />
1. Revista Médica de Chile – Association between Metabolic Syndrome and Risk of Hearing Loss: a Systematic Review and Meta-analysis – María Victoria Díaz-Franco ve çalışma arkadaşları – 2023 – DOI: 10.4067/s0034-98872023000901125<br />
2. Pharmaceuticals – Risk of Hearing Loss in Patients Treated with Exendin-4 Derivatives: A Network Meta-Analysis of Glucagon-like Peptide-1 Receptor Agonists and Sodium-Glucose Cotransporter 2 Inhibitors – Jiann-Jy Chen ve çalışma arkadaşları – 2025 – DOI: 10.3390/ph18050735<br />
3. The Laryngoscope – Otolaryngologic Side Effects of GLP-1 Receptor Agonists – Faizaan I. Khan ve çalışma arkadaşları – 2025 – DOI: 10.1002/lary.32061<br />
4. Otolaryngology–Head and Neck Surgery – Clinical Practice Guideline: Sudden Hearing Loss (Update) – Sujana S. Chandrasekhar ve çalışma arkadaşları – 2019 – DOI: 10.1177/0194599819859885<br />
5. Dünya Sağlık Örgütü – World Report on Hearing – 2021 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/isitme-kaybinin-arkasinda-obezite-diyabet-ve-yuksek-tansiyon-olabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 19:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8823-1.jpeg" type="image/jpeg" length="34006"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fazla Tuzdan Uzun Süre Oturmaya: Kalbi Zorlayan Günlük Alışkanlıklar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fazla-tuzdan-uzun-sure-oturmaya-kalbi-zorlayan-gunluk-aliskanliklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fazla-tuzdan-uzun-sure-oturmaya-kalbi-zorlayan-gunluk-aliskanliklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fazla tuz, uzun süre oturmak, geç saatlere kadar telefona bakmak ve sağlık kontrollerini ertelemek… Günlük hayatın sıradan görünen bazı tercihleri kalbin yükünü zamanla artırabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kalbi korumak denildiğinde çoğu kişinin aklına yağlı yiyeceklerden uzak durmak gelir. Oysa kalp sağlığı yalnızca sofradaki seçimlerle belirlenmiyor. Gün boyunca ne kadar hareket edildiği, nasıl uyunduğu, sağlık kontrollerinin aksatılıp aksatılmadığı ve belirtilere verilen tepki de uzun vadeli riski etkiliyor.</p>

<p>Üstelik bu hataların birçoğu zararsız görünen günlük rutinlerin içinde saklanıyor. Kalp ve damar hastalıklarından korunmada kusursuz bir yaşam düzeni değil, sürdürülebilir değişiklikler gerekiyor.</p>

<p>Tuz yalnızca sofradaki tuzluktan gelmiyor</p>

<p>Yemeğin tadına bakmadan tuz eklemek bilinen bir sorun. Ancak günlük sodyum alımının önemli bir bölümü ekmek, peynir, işlenmiş et ürünleri, hazır soslar, paketli atıştırmalıklar ve restoran yemekleri gibi kaynaklardan geliyor.</p>

<p>Fazla sodyum tüketimi bazı kişilerde kan basıncını yükseltebilir. Yüksek tansiyon ise çoğu zaman belirti vermeden damarları, kalbi, beyni ve böbrekleri etkileyebilir.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü yetişkinler için günlük sodyum tüketiminin 2 gramın, yani yaklaşık 5 gram tuzun altında tutulmasını öneriyor. Bu miktar, tüm gün tüketilen yiyeceklerdeki tuzu kapsıyor. Hipertansiyonu, böbrek hastalığı veya kalp yetersizliği bulunan kişilerde uygun sınır hekim tarafından ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p>Etiketlerde yalnızca “tuz” değil, “sodyum” miktarına da bakmak; salamura, konserve ve paketli ürünleri daha seyrek tüketmek toplam alımı azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Egzersiz yapmak gün boyu oturmayı tamamen telafi etmeyebilir</p>

<p>Haftada birkaç kez spor yapmak değerli olsa da günün geri kalanını neredeyse hiç hareket etmeden geçirmek ayrı bir sorun oluşturuyor. Masa başında çalışanlar, uzun süre araç kullananlar ve boş zamanının büyük bölümünü ekran karşısında geçirenler bu açıdan daha fazla dikkat etmeli.</p>

<p>Yetişkinler için haftada en az 150 dakika orta şiddette veya 75 dakika yüksek şiddette fiziksel aktivite genel hedef olarak kabul ediliyor. Bunun yanında uzun oturma sürelerini kısa hareket aralarıyla bölmek de önem taşıyor.</p>

<p>Her yarım saatte ya da saatte bir ayağa kalkmak, kısa bir yürüyüş yapmak, telefon görüşmelerini hareket ederek sürdürmek ve mümkün olduğunda merdiven kullanmak gün içindeki hareketsizliği azaltabilir. Kalp hastalığı, ciddi eklem sorunu veya uzun süredir devam eden hareketsizlik varsa egzersiz planı sağlık profesyoneliyle birlikte oluşturulmalıdır.</p>

<p>Yatakta telefon kullanmak uykunun süresini çalabilir</p>

<p>Gece yatağa girdikten sonra sosyal medyada gezinmek birkaç dakika gibi başlar, ancak uyku saatini kolayca geciktirebilir. Ekrandan gelen ışık, uyarıcı içerikler ve bildirimler zihnin sakinleşmesini güçleştirebilir.</p>

<p>Yetersiz veya düzensiz uyku; yüksek tansiyon, kilo artışı, kan şekeri kontrolünde bozulma ve kalp-damar hastalıklarıyla ilişkilidir. Amerikan Kalp Derneği bu nedenle sağlıklı uykuyu temel kalp sağlığı ölçütlerinden biri olarak kabul ediyor. Çoğu yetişkin için hedef gecede 7 ila 9 saat uykudur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Telefonu yataktan uzak tutmak, bildirimleri kapatmak ve uyumadan önce ekransız bir geçiş süresi oluşturmak işe yarayabilir. Horlama, uykuda nefesin durması, sabah baş ağrısı veya gün içinde belirgin uyuklama varsa uyku apnesi açısından değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>Markette alınan kararlar bütün haftayı etkiliyor</p>

<p>Evde sürekli cips, şekerleme, işlenmiş et ve şekerli içecek bulunması, açlık anında daha sağlıklı bir seçim yapmayı zorlaştırır. Sorun yalnızca irade değildir; ulaşılabilir olan yiyecek çoğu zaman ilk tercih hâline gelir.</p>

<p>Kalp dostu beslenme tek bir yiyeceğe dayanmaz. Sebze ve meyvelerin, tam tahılların, baklagillerin, balığın, tuzsuz kuruyemişlerin ve doymamış yağ kaynaklarının ağırlıkta olduğu genel beslenme düzeni önemlidir. Aşırı işlenmiş ürünlerin, ilave şekerin, fazla sodyumun ve doymuş yağın sınırlandırılması önerilir.</p>

<p>Alışverişe listeyle çıkmak, açken markete gitmemek ve evde kolay ulaşılabilen sağlıklı seçenekler bulundurmak günlük tercihleri kolaylaştırabilir. Özel bir hastalığı bulunanların beslenme düzeni kişisel ihtiyaçlarına göre planlanmalıdır.</p>

<p>Sosyal bağlar kalp sağlığının da parçası</p>

<p>Yalnızlık ve sosyal izolasyon yalnızca ruh hâlini etkilemez. Uzun süreli sosyal kopukluk; stresin artması, uyku bozukluğu, hareketsizlik ve sağlıksız beslenme gibi kalp riskini etkileyebilen davranışlarla iç içe geçebilir.</p>

<p>Aile üyeleriyle düzenli iletişim kurmak, arkadaşlarla yüz yüze görüşmek, topluluk çalışmalarına katılmak veya ortak ilgi alanlarına dayalı etkinliklere yönelmek koruyucu bir sosyal çevrenin oluşmasına yardım edebilir.</p>

<p>Yalnızlık kişinin günlük işlevlerini bozuyor, umutsuzluk veya çökkünlük uzun sürüyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek alınmalıdır.</p>

<p>“Şikâyetim yok” diyerek kontrolleri ertelemek</p>

<p>Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve tip 2 diyabet yıllarca belirgin yakınmaya yol açmadan ilerleyebilir. Bu nedenle yalnızca kendini iyi hissetmek, kalp ve damar riskinin düşük olduğunu göstermez.</p>

<p>Tansiyon ölçümü, kan şekeri ve kolesterol değerlendirmesi; kişinin yaşı, aile öyküsü, kullandığı ilaçlar ve mevcut hastalıkları dikkate alınarak planlanır. Kontrollerin hangi aralıklarla yapılacağı herkes için aynı değildir.</p>

<p>Ailesinde erken yaşta kalp hastalığı bulunanlar, sigara kullananlar, hipertansiyon veya diyabet tanısı olanlar ve gebelikte yüksek tansiyon ya da gebelik şekeri yaşayan kadınlar kişisel risklerini hekimleriyle görüşmelidir.</p>

<p>“Artık çok geç” düşüncesi değişimin önünü kesiyor</p>

<p>Yıllarca hareketsiz yaşamak, sağlıksız beslenmek veya sigara kullanmış olmak, bundan sonra atılacak adımların yararsız olduğu anlamına gelmez. Kalp sağlığını destekleyen değişiklikler her yaşta değer taşıyabilir.</p>

<p>Bir anda her şeyi değiştirmeye çalışmak yerine tek bir ulaşılabilir hedef seçmek daha sürdürülebilir olabilir. Günlük yürüyüşe birkaç dakika eklemek, şekerli içecekleri azaltmak, tansiyonu düzenli ölçmek veya sigarayı bırakmak için profesyonel destek almak başlangıç noktası olabilir.</p>

<p>Reçeteli kalp, tansiyon, kolesterol veya diyabet ilaçları hekime danışılmadan bırakılmamalı ve dozları değiştirilmemelidir. Yaşam tarzı düzenlemeleri gerekli tedavinin yerine geçmez; onu destekler.</p>

<p>Kalp belirtilerini küçümsemek zaman kaybettirebilir</p>

<p>Kalp krizi her zaman çok şiddetli göğüs ağrısıyla başlamaz. Göğüste baskı, sıkışma, ağırlık veya yanma hissi; kola, sırta, boyna, çeneye ya da üst karın bölgesine yayılan rahatsızlık görülebilir. Nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, baş dönmesi ve beklenmedik ölçüde güçsüzlük de tabloya eşlik edebilir.</p>

<p>Kadınlarda, ileri yaştakilerde ve diyabeti bulunanlarda belirtiler daha silik veya alışılmışın dışında olabilir. Yeni başlayan, açıklanamayan ya da giderek artan yakınmaları “gaz”, “yorgunluk” veya “stres” diyerek geçiştirmek doğru değildir.</p>

<p>Ne zaman acil yardım istenmeli?</p>

<p>Göğüste birkaç dakikadan uzun süren veya geçip yeniden başlayan baskı ve sıkışma; ani nefes darlığı, soğuk terleme, bayılma ya da çene, sırt ve kola yayılan ağrıyla birlikteyse acil sağlık hizmeti aranmalıdır.</p>

<p>Kişinin kendi aracıyla hastaneye gitmesi yerine acil yardım istemesi daha güvenlidir. Belirtilerin kalpten kaynaklanıp kaynaklanmadığı evde kesin olarak anlaşılamaz. Şüpheli durumda gecikmemek gerekir.</p>

<p>Kalp sağlığı tek bir alışkanlığın sonucu değildir</p>

<p>Kalbi koruyan yaklaşım; sağlıklı beslenme, düzenli hareket, tütün ve nikotinden uzak durma, yeterli uyku, uygun vücut ağırlığı ile tansiyon, kolesterol ve kan şekerinin izlenmesini birlikte ele alır.</p>

<p>Başlangıç için en doğru adım, kişinin kendi yaşamında en sık tekrarladığı hatayı belirlemesidir. Küçük fakat sürdürülebilir bir değişiklik, kısa süre uygulanan katı bir programdan daha gerçekçi olabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Circulation – Life’s Essential 8: Updating and Enhancing the American Heart Association’s Construct of Cardiovascular Health: A Presidential Advisory From the American Heart Association – Lloyd-Jones ve çalışma grubu – 2022 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000001078<br />
2. Circulation – 2026 Dietary Guidance to Improve Cardiovascular Health: A Scientific Statement From the American Heart Association – Lichtenstein, Khera ve çalışma grubu – 2026 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000001435<br />
3. Circulation – 2021 AHA/ACC/ASE/CHEST/SAEM/SCCT/SCMR Guideline for the Evaluation and Diagnosis of Chest Pain – Gulati ve çalışma grubu – 2021 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000001029<br />
4. Dünya Sağlık Örgütü – Guideline: Sodium Intake for Adults and Children – 2012<br />
5. Amerikan Kalp Derneği – Life’s Essential 8 Sağlıklı Yaşam Ölçütleri – 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fazla-tuzdan-uzun-sure-oturmaya-kalbi-zorlayan-gunluk-aliskanliklar</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 19:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8819.jpeg" type="image/jpeg" length="71331"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ermin Mahmić İçin Transfer Yarışı: Beşiktaş da Devrede]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ermin-mahmic-icin-transfer-yarisi-besiktas-da-devrede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ermin-mahmic-icin-transfer-yarisi-besiktas-da-devrede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın Slovan Liberec forması giyen 21 yaşındaki Bosnalı orta saha Ermin Mahmić’e ilgisi, oyuncunun ailesinden gelen bilgiyle yeniden gündeme geldi. Mahmić’in babasının Beşiktaş’ın kendileriyle temas kuran kulüpler arasında bulunduğunu aktardığı belirtilirken, Celtic’in transfer görüşmelerinde önemli mesafe aldığı bildiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’ın Ermin Mahmić İlgisine Aileden Doğrulama</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beşiktaş’ın transfer gündemine daha önce giren Ermin Mahmić için Avrupa’dan dikkat çekici yeni bilgiler geldi. Slovan Liberec forması giyen Bosnalı futbolcunun çevresinden aktarılan bilgi, siyah-beyazlıların oyuncuya yönelik ilgisinin yalnızca transfer söylentisinden ibaret olmadığını ortaya koydu.</p>

<p>Eski Vojvodina scout şefi Marijan Zivkovic, Mahmić’in babasıyla temas halinde olduğunu belirtirken, oyuncunun babasının son dönemde kendileriyle irtibat kuran önemli kulüpler hakkında kendisine bilgi verdiğini söyledi.</p>

<p>Zivkovic’in açıklamasına göre bu kulüpler arasında Beşiktaş, RB Leipzig ve Red Bull Salzburg bulunuyor. Böylece Beşiktaş’ın Mahmić dosyasındaki ilgisine oyuncunun yakın çevresinden önemli bir doğrulama gelmiş oldu.</p>

<p>Beşiktaş’ın karşısında Celtic var</p>

<p>Transferdeki en önemli gelişme ise Celtic cephesinde yaşanıyor.</p>

<p>İskoç ekibinin Slovan Liberec ile Mahmić’in transferi için görüşmelerini ileri bir aşamaya taşıdığı bildiriliyor. Sky Sports’a dayandırılan bilgilere göre görüşmelerde yaklaşık 7 milyon sterlin bonservis ve 1,5 milyon sterline ulaşabilecek bonuslar üzerinden bir paket konuşuluyor.</p>

<p>Tarafların özellikle ödeme ve anlaşma yapısı üzerinde görüşmelerini sürdürdüğü aktarılmıştı.</p>

<p>İskoçya’dan 22 Ağustos’ta gelen daha yeni haberlerde ise Celtic’in Mahmić transferinde geniş çaplı bir anlaşmaya ulaştığı ve oyuncuyu kadrosuna katmaya yaklaştığı ileri sürüldü. Bununla birlikte farklı kaynakların toplam transfer bedeli konusunda 7,5 milyon ile 8,5 milyon sterlin arasında değişen rakamlar vermesi nedeniyle nihai bedel konusunda temkinli olmak gerekiyor.</p>

<p>Mahmić için Avrupa’dan yoğun ilgi</p>

<p>21 yaşındaki futbolcunun talipleri yalnızca Beşiktaş ve Celtic ile sınırlı değil.</p>

<p>RB Leipzig ve Red Bull Salzburg’un da oyuncuyla ilgilendiği aktarılıyor. Daha önce Çekya kaynaklı haberlerde Toulouse’un da Mahmić’i takip eden kulüpler arasında bulunduğu belirtilmişti.</p>

<p>Bu tablo, Beşiktaş açısından transfer yarışının kolay olmayacağını gösteriyor. Siyah-beyazlıların ilgisi oyuncunun çevresinden gelen açıklamayla desteklenmiş olsa da güncel haber akışında somut kulüpler arası görüşmeler bakımından Celtic önde görünüyor.</p>

<p>Bir yılda transfer piyasasının gözdesi oldu</p>

<p>Mahmić’in yükselişi ise oldukça dikkat çekici.</p>

<p>2025 yazında Avusturya ekibi SV Lafnitz’den Slovan Liberec’e geçen genç futbolcu, Çekya’daki performansının ardından değerini hızla artırdı. Bosna Hersek Milli Takımı tercihi ve 2026 Dünya Kupası’ndaki performansı da Avrupa kulüplerinin ilgisini güçlendirdi.</p>

<p>Zivkovic de oyuncunun yalnızca bir yıl önce bonservissiz alınabilecek durumda olduğunu hatırlatarak bugün milyonlarca sterlinlik bir transferin merkezinde bulunmasına dikkat çekti.</p>

<p>Beşiktaş cephesinden şu ana kadar Mahmić için yapılmış resmi bir transfer açıklaması bulunmuyor. Bu nedenle siyah-beyazlıların ilgisini “temas/transfer ilgisi” düzeyinde değerlendirmek gerekiyor. Celtic tarafında ise süreç çok daha ileri bir aşamaya ulaşmış durumda.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>The Scottish Sun</li>
 <li>67 Hail Hail</li>
 <li>Sky Sports</li>
 <li>Yahoo Sports</li>
 <li>inFotbal</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ermin-mahmic-icin-transfer-yarisi-besiktas-da-devrede</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 18:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8818.jpeg" type="image/jpeg" length="54576"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’tan Joe Willock Hamlesi: Newcastle’a Teklif Yapıldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktastan-joe-willock-hamlesi-newcastlea-teklif-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktastan-joe-willock-hamlesi-newcastlea-teklif-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın orta saha transferindeki öncelikli hedefinin Joe Willock olduğu öne sürüldü. Fabrizio Romano, siyah-beyazlıların Newcastle United’a teklif sunduğunu ve kararın İngiliz kulübünde olduğunu bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’tan Joe Willock İçin Teklif: Karar Newcastle’ın</p>

<p>Yeni sezon kadrosunu güçlendirmek için çalışmalarını sürdüren Beşiktaş’ın, orta saha transferinde Joe Willock’u öncelikli hedef olarak belirlediği iddia edildi.</p>

<p>Transfer haberleriyle tanınan İtalyan gazeteci Fabrizio Romano, siyah-beyazlı yönetimin Newcastle United forması giyen İngiliz orta saha oyuncusu için teklif sunduğunu duyurdu. Romano’nun aktardığı bilgilere göre transferin bundan sonraki seyri, Newcastle United’ın vereceği karara bağlı olacak.</p>

<p>Orta sahada Joe Willock önceliği</p>

<p>Beşiktaş’ın orta sahaya dinamizm, fiziksel güç ve hücum katkısı sağlayabilecek bir oyuncu kazandırmak istediği belirtiliyor. Siyah-beyazlıların bu doğrultuda hazırladığı listenin üst sıralarında Joe Willock’un bulunduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Merkez orta saha pozisyonunda görev yapan Willock; top taşıma becerisi, ceza sahasına yaptığı koşular ve yüksek temposuyla öne çıkıyor. İngiliz futbolcu, ihtiyaç hâlinde daha ileri bölgelerde de görev yapabiliyor.</p>

<p>Newcastle’ın cevabı bekleniyor</p>

<p>Beşiktaş’ın teklifini Newcastle United’a iletmesinin ardından gözler İngiliz kulübüne çevrildi. Taraflar arasında henüz tamamlanmış bir anlaşma bulunmadığı gibi transferin mali şartlarına ilişkin resmî bir açıklama da yapılmadı.</p>

<p>Newcastle’ın oyuncunun kadrodaki durumunu, sözleşme süresini ve gelen teklifin koşullarını değerlendirerek karar vermesi bekleniyor. İngiliz ekibinin transfere onay vermesi durumunda Beşiktaş’ın oyuncu cephesiyle görüşmelerini hızlandırabileceği belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Arsenal altyapısından yetişti</p>

<p>Arsenal altyapısında yetişen Joe Willock, 2021 yılında Newcastle United’a transfer oldu. Premier Lig deneyimi bulunan İngiliz futbolcu, özellikle merkezden yaptığı dikine koşular ve geçiş oyunundaki etkinliğiyle tanınıyor.</p>

<p>Willock’un Newcastle United ile olan sözleşmesinin 2027 yazında sona ermesi, transfer görüşmelerinde Beşiktaş’ın elini güçlendirebilecek unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Transfer henüz kesinleşmedi</p>

<p>Fabrizio Romano’nun paylaşımı Beşiktaş’ın oyuncuya yönelik ilgisinin teklif aşamasına ulaştığını gösterse de süreç henüz sonuçlanmadı. Newcastle United’ın teklifi kabul etmesi, reddetmesi veya yeni şartlarla pazarlık masasına oturması ihtimaller arasında bulunuyor.</p>

<p>Beşiktaş ve Newcastle United’dan şu ana kadar Joe Willock transferine ilişkin resmî bir açıklama yapılmadı. Bu nedenle oyuncunun siyah-beyazlı takıma katıldığı yönündeki değerlendirmeler için kulüplerden gelecek açıklamaların beklenmesi gerekiyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. Fabrizio Romano<br />
2. Newcastle United<br />
3. Premier League </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktastan-joe-willock-hamlesi-newcastlea-teklif-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 18:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8815-1.jpeg" type="image/jpeg" length="80252"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Brezilya basını duyurdu: Trabzonspor Pedro için harekete geçti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/brezilya-basini-duyurdu-trabzonspor-pedro-icin-harekete-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/brezilya-basini-duyurdu-trabzonspor-pedro-icin-harekete-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un Flamengo’nun golcüsü Pedro’ya ilgisi Brezilya basınına yansıdı. Oyuncuya yüksek bir maaş teklifi bildiriliyor ancak transfer için Flamengo ile sürecin ilerlemesi gerekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’un santrfor arayışında Brezilya’dan dikkat çeken bir isim gündeme geldi. Flamengo forması giyen Pedro Guilherme için bordo-mavililerin harekete geçtiği ve oyuncuya mevcut kazancının birkaç katına ulaşabilecek bir maaş paketi sunduğu bildirildi.</p>

<p>Brezilya’da Flamengo’yu takip eden gazeteci Diogo Dantas’ın aktardığı bilgiye göre Trabzonspor’un Pedro’ya ilgisi somut durumda. Ancak mevcut bilgiler, transferin tamamlandığını ya da Flamengo ile anlaşmaya varıldığını göstermiyor.</p>

<p>PEDRO’YA MAAŞ TEKLİFİ</p>

<p>Brezilya basınına yansıyan haberlerde Trabzonspor’un 29 yaşındaki santrfora Flamengo’da kazandığı ücretin dört katına kadar çıkabilecek bir teklif sunduğu belirtildi.</p>

<p>Bu aşamada öne çıkan nokta, girişimin öncelikle oyuncunun şartları üzerinden ilerlemesi. Pedro’nun Flamengo ile devam eden sözleşmesi nedeniyle olası transferde Brezilya kulübünün de ikna edilmesi gerekiyor.</p>

<p>Bonservis konusunda ise farklı rakamlar gündeme geldi. Brezilya'daki bazı haberlerde 20 milyon euro garanti ücret ve 5 milyon euroya ulaşabilecek bonuslardan söz ediliyor. Bu rakamlar kulüpler tarafından resmen doğrulanmadığı için kesinleşmiş bir teklif olarak değerlendirilmemeli.</p>

<p>FLAMENGO İLE SÖZLEŞMESİ 2027'YE KADAR</p>

<p>Pedro’nun Flamengo ile sözleşmesi 2027 yılının sonuna kadar devam ediyor. Bu durum, Brezilya temsilcisinin olası transfer görüşmelerindeki konumunu güçlendiriyor.</p>

<p>Flamengo cephesinde oyuncunun mevcut ücretinin takımın en yüksek maaşları arasında bulunmadığına ilişkin haberler de transfer sürecinde dikkat çeken başlıklardan biri oldu. Trabzonspor’un önerdiği yüksek ücret paketinin Pedro açısından önemli bir ekonomik fark oluşturabileceği belirtiliyor.</p>

<p>TRABZONSPOR NEDEN PEDRO İLE İLGİLENİYOR?</p>

<p>Pedro, ceza sahası içindeki bitiriciliği ve santrfor özellikleriyle öne çıkan bir oyuncu. Flamengo kariyerinde uzun süredir takımın önemli hücum seçeneklerinden biri olarak görev yapıyor.</p>

<p>Trabzonspor açısından bakıldığında Pedro, doğrudan santrfor pozisyonunda kullanılabilecek ve hücum merkezine gol tehdidi ekleyebilecek bir profil sunuyor.</p>

<p>Bununla birlikte transferin sportif açıdan uygun görülmesi, anlaşmanın gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. Oyuncunun tercihi, Flamengo’nun bonservis beklentisi ve taraflar arasındaki olası pazarlık sürecin belirleyici unsurları olacak.</p>

<p>TRANSFER HENÜZ SONUÇLANMIŞ DEĞİL</p>

<p>Brezilya kaynaklarından gelen mevcut bilgiler Trabzonspor’un Pedro’ya ilgisinin bulunduğunu ve oyuncu tarafına mali şartların iletildiğini gösteriyor.</p>

<p>Buna karşılık Flamengo ile anlaşmanın sağlandığına veya Pedro’nun Trabzonspor’a transferinin kesinleştiğine ilişkin resmî bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle Pedro dosyasındaki gelişme şu aşamada tamamlanmış transfer değil, görüşme ve transfer girişimi olarak değerlendirilmeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KAYNAKLAR<br />
1. Diogo Dantas / O Globo – Trabzonspor’un Pedro’ya ilgisi ve oyuncuya yapılan maaş teklifi – 21 Ağustos 2026<br />
2. 365Scores Brasil – Trabzonspor’un Pedro ilgisi ve Flamengo ile sözleşme durumu – 21 Ağustos 2026<br />
3. Jornal dos Sports – Pedro’ya Trabzonspor’dan yapılan maaş teklifine ilişkin haber – 21 Ağustos 2026<br />
4. Alagoas Alerta / O Globo kaynaklı – Pedro için Trabzonspor girişimi ve bonservis iddiası – 22 Ağustos 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/brezilya-basini-duyurdu-trabzonspor-pedro-icin-harekete-gecti</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 17:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8811-1.jpeg" type="image/jpeg" length="59877"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Torul Kalesi’nde Büyük Buluşma: Bilim, Kültür ve Sanat Zirveye Taşınıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/torul-kalesinde-buyuk-bulusma-bilim-kultur-ve-sanat-zirveye-tasiniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/torul-kalesinde-buyuk-bulusma-bilim-kultur-ve-sanat-zirveye-tasiniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim, kültür, sanat ve doğayı aynı çatı altında buluşturan 14. LAMES Bilim, Kültür ve Sanat Şenliği, 23 Ağustos 2026 Pazar günü Torul Kalesi Cam Seyir Terası’nda gerçekleştirilecek. “Türkiye’de İz Bırakan Torullular Buluşuyor” temasıyla düzenlenecek şenlik, Türkiye’nin farklı alanlarında başarılarıyla öne çıkan Torulluları memleketlerinde bir araya getirecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gümüşhane’nin tarihî, doğal ve kültürel zenginlikleri; bilimden sanata, akademiden bürokrasiye, siyasetten iş dünyasına ve spora kadar farklı alanlarda iz bırakan Torulluların katılacağı kapsamlı bir organizasyonla buluşacak.</p>

<p>Zigana Doğa Okulunun kurucusu, LAMES Şenliklerinin başlatılmasına ve yıllardır sürdürülmesine öncülük eden, Torul’un yetiştirdiği değerlerin görünür kılınması için önemli çalışmalar yürüten Savaş Aydın’ın organizasyonuyla hazırlanan şenlik; Zigana Doğa Okulu ile Üçüncüzade Eğitim ve Kültür Vakfı iş birliğinde ve Torul Belediyesinin katkılarıyla düzenlenecek.</p>

<p>Katılımın ücretsiz olacağı etkinlikte bilimsel söyleşilerden çocuk atölyelerine, geleneksel el sanatlarından sergilere, yöresel ürünlerden halk dansları ve konserlere kadar geniş kapsamlı bir program ziyaretçilerle buluşacak.</p>

<p><strong>Şenlik yö</strong><strong>resel pazarla ba</strong><strong>şlayacak</strong></p>

<p>Gün boyu devam edecek program, saat 10.00’da Yöresel Pazarın açılmasıyla başlayacak. Bölge üreticileri tarafından hazırlanan ürünler ziyaretçilere sunulurken Gümüşhane’nin gastronomi kültürü ve geleneksel üretim zenginliği de tanıtılacak.</p>

<p>Şenliğin resmî açılış töreni ise saat 14.00’te protokol üyeleri, davetliler ve vatandaşların katılımıyla gerçekleştirilecek.</p>

<p><strong>Torul</strong><strong>’</strong><strong>un yetiştirdiği değerler bir araya gelecek</strong></p>

<p>Şenliğin bu yılki ana temasını, Türkiye’nin farklı şehirlerinde önemli görevler üstlenen ve çalışmalarıyla iz bırakan Torullular oluşturuyor.</p>

<p>Akademisyenlerden bürokratlara, siyasetçilerden sanatçılara, iş insanlarından sporculara kadar farklı alanlarda başarı gösteren isimlerin memleketlerinde buluşması hedefleniyor.</p>

<p>Organizasyon, bu yönüyle yalnızca bir bilim, kültür ve sanat etkinliği değil; Torul ile ilçenin yetiştirdiği değerler arasındaki bağı güçlendiren, sıla bağlarını ve toplumsal dayanışmayı pekiştiren geniş katılımlı bir memleket buluşması niteliği taşıyor.</p>

<p><strong>Bilim çocuklarla, kültür yeni kuşaklarla buluşacak</strong></p>

<p>Şenlik programında akademik söyleşiler, bilim atölyeleri, halk dansları gösterileri, konserler ve sanat sergileri yer alacak. Geleneksel el sanatları uygulamalı olarak tanıtılırken çocuklar ve gençler için özel bilim ve sanat etkinlikleri düzenlenecek.</p>

<p>Çocukların bilime duyduğu ilgiyi artırmayı hedefleyen atölyelerde öğrenme süreci, eğlenceli ve uygulamalı etkinliklerle desteklenecek. Kültürel çalışmalarla da yöreye ait değerlerin yeni kuşaklar tarafından tanınmasına ve geleceğe aktarılmasına katkı sağlanacak.</p>

<p><strong>Adnan Güngör Üçüncüoğlu unutulmayacak</strong></p>

<p>Şenlik kapsamında araştırmacı gazeteci ve yazar Adnan Güngör Üçüncüoğlu, vefatının ikinci yıl dönümünde özel bir programla anılacak.</p>

<p>Üçüncüoğlu’nun hayatını, eserlerini ve bölgenin kültürel hafızasına yaptığı katkıları anlatan bir sunum gerçekleştirilecek. Onun anısına hazırlanan özel sergi de şenlik boyunca ziyaretçilerin ilgisine sunulacak.</p>

<p><strong>“</strong><strong>Gümüşhane Hazineleri” sergisi açılacak</strong></p>

<p>Zigana Doğa Okulu tarafından hazırlanan “Gümüşhane Hazineleri” sergisi, etkinliğin dikkat çeken bölümlerinden biri olacak.</p>

<p>Sergide Gümüşhane’nin doğal, tarihî ve kültürel değerleri görünür kılınarak bölgenin sahip olduğu zenginliğin ziyaretçilere farklı yönleriyle anlatılması hedefleniyor.</p>

<p><strong>Endemik </strong><strong>çiçekler iğne oyasıyla buluşacak</strong></p>

<p>Şenliğin en özgün sanat çalışmalarından biri de Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı ve el sanatları öğretmeni Halime Çakmak’ın hazırladığı “İğne Oyası Endemik Çiçekler” sergisi olacak.</p>

<p>Türkiye’nin 81 ilini temsilen seçilen endemik bitkilerden ilham alınarak hazırlanan eserler, geleneksel iğne oyası sanatıyla doğanın zenginliğini aynı çalışmada buluşturacak.</p>

<p>Somut olmayan kültürel mirasın yaşatılmasına katkı sağlaması amaçlanan sergi, unutulmaya yüz tutan el sanatlarının çağdaş ve özgün yorumlarla gelecek kuşaklara aktarılabileceğini de gösterecek.</p>

<p><strong>LAMES ad</strong><strong>ı yöresel bir lezzetten geliyor</strong></p>

<p>Şenliğe adını veren “lames” bir kısaltma değil; Zigana yöresinde ıspanaklı olarak hazırlanan geleneksel bir pide çeşidinin adı olarak biliniyor.</p>

<p>Yörenin mutfak kültüründen gelen bu isim, yıllar içinde bilim, kültür, sanat ve doğayı bir araya getiren geleneksel organizasyonun simgesine dönüştü.</p>

<p><strong>Torul turizmine katkı sağlanması hedefleniyor</strong></p>

<p>Şenliğin Torul Kalesi Cam Seyir Terası’nda düzenlenmesiyle ilçenin turizm potansiyelinin daha geniş kitlelere tanıtılması da amaçlanıyor.</p>

<p>Etkileyici manzarasıyla bölgenin önemli turizm noktaları arasında yer alan Cam Seyir Terası; bilimsel, kültürel ve sanatsal etkinliklere ev sahipliği yaparken Torul’un yetiştirdiği insanları, toplumsal hafızasını ve kültürel birikimini de öne çıkaracak.</p>

<p>Organizasyonun yöresel üreticilere yeni tanıtım olanakları sağlaması, kültürel mirasın korunmasına destek vermesi ve oluşturacağı ziyaretçi hareketliliğiyle yerel ekonomiye katkıda bulunması bekleniyor.</p>

<p><strong>Zigana co</strong><strong>ğrafyası için koruma çağrısı</strong></p>

<p>Şenlik programının merkezinde yalnızca eğlence ve kültürel buluşma değil, doğanın korunmasına yönelik güçlü bir farkındalık mesajı da bulunuyor.</p>

<p>Organizatörler, “Zigana coğrafyası korunmaya ve kollanmaya muhtaçtır. Unutmayalım.” çağrısıyla bölgenin doğal varlıklarının korunmasının ortak bir sorumluluk olduğuna dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Bilimle Düşün, Kültürle Yaşa, Sanatla Üret” sloganıyla düzenlenecek 14. LAMES Bilim, Kültür ve Sanat Şenliği, 23 Ağustos 2026 Pazar günü saat 10.00’dan itibaren Torul Kalesi Cam Seyir Terası’nda ziyaretçilerini ağırlayacak.</p>

<p><!--EndFragment--></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧪 Bilimsel Etkinlikler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/torul-kalesinde-buyuk-bulusma-bilim-kultur-ve-sanat-zirveye-tasiniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 17:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8817.jpeg" type="image/jpeg" length="18721"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Öğütçü Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ankara-haci-bayram-veli-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-hatice-ogutcu-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ankara-haci-bayram-veli-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-hatice-ogutcu-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Polatlı Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Öğütçü’nün vefatı, üniversite camiasında derin üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Polatlı Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Öğütçü hayatını kaybetti.</p>

<p>Üniversitenin resmî sosyal medya hesabından yayımlanan taziye mesajında, Prof. Dr. Hatice Öğütçü’nün vefatından duyulan derin üzüntü dile getirildi.</p>

<p>Açıklamada, “Üniversitemiz Polatlı Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Öğütçü’yü kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Hocamıza Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Prof. Dr. Hatice Öğütçü’nün vefatı; ailesi, yakınları, çalışma arkadaşları ve öğrencileri arasında büyük üzüntüyle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ankara-haci-bayram-veli-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-hatice-ogutcu-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8805.jpeg" type="image/jpeg" length="87087"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Al Ahli’de Enzo Millot kararı: Galatasaray transfer için pozisyon aldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/al-ahlide-enzo-millot-karari-galatasaray-transfer-icin-pozisyon-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/al-ahlide-enzo-millot-karari-galatasaray-transfer-icin-pozisyon-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Enzo Millot için devreye girdiği öne sürüldü. Al Ahli’nin kadro planlamasında ayrılığı gündeme gelen Fransız orta saha, daha önce Al Diriyah seçeneğine sıcak bakmamıştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’ın orta saha arayışında Suudi Arabistan’dan dikkat çekici bir isim gündeme geldi. Fransız basınından Foot Mercato, sarı-kırmızılıların Al Ahli forması giyen Enzo Millot için pozisyon aldığını bildirdi. Henüz kulüpler tarafından doğrulanmış bir teklif veya anlaşma bulunmuyor.</p>

<p>Galatasaray Bağlantısı Fransa’dan Geldi</p>

<p>Foot Mercato’nun 22 Ağustos 2026 tarihli haberine göre Galatasaray, Enzo Millot dosyasında devreye giren kulüpler arasında bulunuyor.</p>

<p>24 yaşındaki Fransız orta saha, Ağustos 2025’te Stuttgart’tan Al Ahli’ye transfer olmuştu. Millot, Suudi Arabistan’daki ilk sezonunda düzenli forma şansı bulmasına rağmen yeni sezon öncesindeki kadro yapılanması nedeniyle ayrılık ihtimalleri arasında gösteriliyor.</p>

<p>Millot Dosyasında Suudi Arabistan Ayrıntısı</p>

<p>Transferin dikkat çeken taraflarından biri, Millot’nun Al Ahli’deki geleceğinin Galatasaray iddiasından önce de tartışılıyor olması.</p>

<p>Suudi Arabistan basınında daha önce yayımlanan haberlerde Al Diriyah’ın Millot’yu kiralamak için Al Ahli ile anlaşmaya vardığı, ancak Fransız futbolcunun bu seçeneğe sıcak bakmadığı belirtilmişti.</p>

<p>Al Yaum’a dayandırılan bilgilerde Millot’nun Al Diriyah’a geçme düşüncesini kabul etmediği aktarılırken, Al Riyadiyah kaynaklı haberlerde iki kulüp arasında kiralama konusunda anlaşma bulunduğu bildirilmişti.</p>

<p>Bu tablo, transferin yalnızca Galatasaray’ın ilgisine bağlı olmadığını gösteriyor. Al Ahli’nin oyuncu için nasıl bir ayrılık formülü belirleyeceği ve Millot’nun kariyer tercihi sürecin yönünü belirleyecek başlıca unsurlar arasında.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Enzo Millot Kimdir?</p>

<p>17 Temmuz 2002 doğumlu Enzo Millot, Fransa’nın Lucé kentinde dünyaya geldi. Sol ayağını kullanan 1,75 metre boyundaki futbolcunun ana mevkisi ofansif orta saha.</p>

<p>Merkez orta sahada ve hücum hattının sağında da görev yapabilmesi, Millot’nun farklı oyun düzenlerinde kullanılabilmesine imkân veriyor.</p>

<p>Monaco altyapısından yetişen Fransız oyuncu, 2021’de Stuttgart’a transfer oldu. Almanya’da gösterdiği performansın ardından Ağustos 2025’te Al Ahli’ye geçti.</p>

<p>Foot Mercato’nun aktardığı verilere göre Millot, Al Ahli’deki ilk sezonunda tüm kulvarlarda 40 karşılaşmaya çıkarken 9 gol ve 6 asist üretti.</p>

<p>Sözleşmesi 2028’e Kadar</p>

<p>Millot’nun Al Ahli ile mevcut sözleşmesi 30 Haziran 2028’e kadar devam ediyor. Bu nedenle Galatasaray açısından olası transferde Al Ahli ile anlaşılması gerekiyor.</p>

<p>Oyuncunun uzun süreli kontratı bulunması, bonservis veya kiralama şartlarını transferin en önemli başlıklarından biri haline getiriyor.</p>

<p>Millot’nun Al Ahli’ye Stuttgart’tan transferi sırasında yaklaşık 30 milyon avroluk bedel ödendiği Fransız basınında yer almıştı. Ancak Galatasaray için gündeme gelebilecek olası bonservis veya kiralama rakamına ilişkin doğrulanmış bir bilgi henüz bulunmuyor.</p>

<p>Galatasaray’a Ne Katabilir?</p>

<p>Millot klasik bir savunma orta sahasından çok, hücum bağlantısını kurabilen ve farklı orta saha rollerinde kullanılabilen bir oyuncu profiline sahip.</p>

<p>Sol ayağını etkili kullanması, merkezden hücuma geçişlerde görev alabilmesi ve gerektiğinde sağ tarafta oynayabilmesi teknik heyete farklı seçenekler sağlayabilir.</p>

<p>Bununla birlikte Galatasaray’ın oyuncuyu hangi rol için değerlendirdiğine ilişkin kulüpten yapılmış bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle olası taktik rolü konusunda kesin bir değerlendirme yapmak için henüz erken.</p>

<p>Transferde Şimdi Ne Bekleniyor?</p>

<p>Dosyanın mevcut aşamasında en önemli bilgi, Galatasaray’ın Millot için pozisyon aldığı yönündeki Fransız basını kaynaklı iddia.</p>

<p>Suudi Arabistan tarafındaki daha önceki gelişmeler ise Al Ahli’nin oyuncunun ayrılığına kapıyı tamamen kapatmadığını gösteriyor. Buna karşılık Millot’nun Al Diriyah seçeneğini kabul etmemesi, oyuncunun kendi kariyer planının transferde belirleyici olacağını ortaya koyuyor.</p>

<p>Galatasaray ile Al Ahli arasında resmî teklif, bonservis pazarlığı veya anlaşma yapıldığına ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle Enzo Millot dosyası şu aşamada kesinleşmiş transfer değil, güvenilir dış kaynaklara dayanan transfer kulisi olarak değerlendirilmeli.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Foot Mercato – Galatasaray’ın Enzo Millot için pozisyon aldığına ilişkin özel haber – 22 Ağustos 2026<br />
2. Al Yaum – Enzo Millot’nun Al Diriyah seçeneğine yaklaşımına ilişkin haber – Ağustos 2026<br />
3. Al Riyadiyah – Al Ahli ile Al Diriyah arasındaki Enzo Millot kiralama sürecine ilişkin haber – Ağustos 2026<br />
4. Transfermarkt – Enzo Millot oyuncu p rofili ve sözleşme kaydı – 22 Ağustos 2026<br />
5. Sofascore – Enzo Millot oyuncu profili ve kariyer bilgileri – 22 Ağustos 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/al-ahlide-enzo-millot-karari-galatasaray-transfer-icin-pozisyon-aldi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 17:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8803.jpeg" type="image/jpeg" length="54556"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Osmanlı’da Kayda Geçen İlk Adli Otopsi: Başına Sırık Düşen İşçinin Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/osmanlida-kayda-gecen-ilk-adli-otopsi-basina-sirik-dusen-iscinin-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/osmanlida-kayda-gecen-ilk-adli-otopsi-basina-sirik-dusen-iscinin-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1843’te İstanbul’da başına sırık düşmesi sonucu ölen bir işçiye yapılan ve tıp öğrencilerinin de izlediği otopsi, Osmanlı’da modern adli tıp ve uygulamalı tıp eğitiminin dönüm noktalarından biri oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Osmanlı’da Kayda Geçen İlk Adli Otopsi: Başına Sırık Düşen İşçinin Hikâyesi<br />
İstanbul, 1843.<br />
Bir işçi, başına büyük bir sırık düşmesi sonucu hayatını kaybetti. Günlük hayatın içinde yaşanan bu ölümün, Osmanlı tıp tarihinin en dikkat çekici olaylarından biri olarak kayıtlara geçeceğini o sırada kimse bilemezdi.<br />
Dönemin kayıtlarını aktaran tıp tarihi çalışmalarına göre yaşamını kaybeden kişi Hırvat bir işçiydi. Hayrullah Efendi’nin aktardığı anlatıda işçinin bir binanın altında yonga toplarken başına sırık düşmesi sonucu öldüğü belirtiliyor.<br />
İşçinin bedeni, Dr. Charles Ambroise Bernard tarafından İstanbul’daki Avusturya Hastanesi’nde incelendi.<br />
Tıp öğrencileri de otopsiyi izledi.<br />
Türk tıp tarihi ve adli tıp literatüründe bu olay, Osmanlı’da kayda geçmiş ilk adli otopsi olarak kabul edilen örneklerden biri olarak aktarılıyor.<br />
Bugün birkaç cümleyle anlatılabilen bu olayın arkasında ise çok daha büyük bir değişim vardı: Hekimlerin insan bedenini yalnız kitaplardan, çizimlerden ve modellerden değil, doğrudan gözlemleyerek öğrenmeye başlaması.<br />
Başına sırık düşerek yaşamını yitiren bu işçinin adı tıp tarihinin büyük isimleri arasında yer almıyor. Ancak ölümü, Osmanlı tıp eğitiminin gözleme ve uygulamaya dayalı modern tıbba yöneldiği dönemin simgelerinden biri haline geldi.<br />
Otopsi neden bu kadar önemliydi?<br />
Bugün otopsi denildiğinde çoğu kişinin aklına şüpheli ölümlerin nedenini belirlemek için yapılan inceleme geliyor.<br />
Kelimenin kökenindeki anlam ise oldukça dikkat çekicidir: “Kendi gözüyle görmek.”<br />
Tıp açısından da temel düşünce budur.<br />
Bir insanın neden hayatını kaybettiğini yalnız dışarıdan bakarak anlamak her zaman mümkün değildir. Hastalıkların organlarda oluşturduğu değişiklikler, travmanın gerçek etkisi, iç kanamalar veya başka bulgular ancak bedenin ayrıntılı biçimde incelenmesiyle ortaya çıkarılabilir.<br />
Bu nedenle otopsi yalnız adli tıp açısından değil, hastalıkların anlaşılması ve tıp bilgisinin gelişmesi açısından da yüzyıllar boyunca önemli bir yöntem oldu.<br />
1843’teki olayın önemi de yalnız bir ölümün nedeninin araştırılmasından kaynaklanmıyordu.<br />
Asıl değişim, insan bedeninin bilimsel incelemesinin tıp eğitiminin doğrudan bir parçası haline gelmeye başlamasıydı.<br />
Önce tıp eğitiminin değişmesi gerekiyordu<br />
yüzyılın ilk yarısında Osmanlı Devleti tıp eğitiminde büyük bir dönüşüm geçiriyordu.<br />
1827’de Tıbhâne-i Âmire kurulmuş, cerrahi eğitim veren kurumlarla başlayan yapılanma ilerleyen yıllarda yeniden düzenlenmişti. Tıp okulu 1839’da Galatasaray’a taşındı ve Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane adıyla modern tıp eğitiminin önemli merkezlerinden biri haline geldi.<br />
Ancak önemli bir sorun vardı.<br />
Öğrenciler insan anatomisini büyük ölçüde kitaplardan, çizimlerden ve modellerden öğreniyordu.<br />
Bir cerrahın insan vücudundaki yapıların gerçek konumunu, büyüklüğünü ve birbirleriyle ilişkisini yalnız bir resme bakarak öğrenmesi yeterli değildi.<br />
Avrupa’daki tıp okullarında kadavra üzerinde anatomi eğitimi giderek önem kazanırken Osmanlı tıbbında da benzer bir uygulamaya geçilmesini savunan hekimler bulunuyordu.<br />
Bu isimlerin başında Charles Ambroise Bernard ile anatomist Dr. Sigmund Spitzer geliyordu.<br />
Charles Ambroise Bernard kimdi?<br />
1808’de Prag’da doğan Charles Ambroise Bernard, Viyana tıp geleneğinde yetişmiş bir hekimdi.<br />
Osmanlı Devleti’nde tıp eğitiminin geliştirilmesi amacıyla İstanbul’a davet edildi ve Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane’nin yeniden yapılanmasında etkili isimlerden biri oldu.<br />
Bernard’ın eğitim anlayışında uygulama önemli bir yer tutuyordu.<br />
Hekim adaylarının yalnız teorik bilgi edinmesini yeterli görmüyor; hastayı muayene etmeyi, klinik bulguları değerlendirmeyi ve insan anatomisini doğrudan gözlemlemeyi öğrenmeleri gerektiğini düşünüyordu.<br />
İstanbul’da bulunduğu kısa süre içinde klinik eğitime katkıda bulundu, çeşitli tıp eserleri hazırladı ve adli tıp eğitiminin gelişmesinde rol oynadı.<br />
1841’de “Tıbb-ı Kanuni” adıyla verilen adli tıp dersleri, tıp ile hukukun kesiştiği alanın Osmanlı tıp eğitiminde kurumsallaşmaya başladığını gösteriyordu.<br />
1841 yılı neden dönüm noktasıydı?<br />
1843’teki otopsinin yapılabilmesi için bundan iki yıl önce önemli bir engelin aşılması gerekiyordu.<br />
İnsan bedeninin ölümden sonra açılarak incelenmesi yalnız tıbbi değil; toplumsal, kültürel ve dinî hassasiyetleri de bulunan bir konuydu.<br />
Tıp tarihi araştırmalarına göre Bernard ve anatomist Dr. Sigmund Spitzer’in ısrarları ile Hekimbaşı İsmail Efendi’nin girişimleri sonucunda Sultan Abdülmecid döneminde 1841’de kadavra diseksiyonunun önü açıldı.<br />
Kaynaklarda, bu dönemde kadavra diseksiyonuna ve Hristiyan ölülerinin otopsisine izin verildiği aktarılıyor.<br />
Diseksiyon, insan bedenindeki yapıların eğitim amacıyla açılarak ve sistemli biçimde incelenmesi anlamına gelir.<br />
Bu izin, tıp öğrencilerinin gerçek insan anatomisini doğrudan gözlemleyebilmesinin önünü açtı.<br />
İlk diseksiyon uygulamalarında Dr. Sigmund Spitzer’in de önemli rol oynadığı belirtiliyor.<br />
Dolayısıyla 1843’teki otopsi bir anda ortaya çıkan tekil bir olay değildi. Öncesinde tıp eğitiminin yöntemini değiştiren bir hazırlık dönemi bulunuyordu.<br />
Diseksiyon ile otopsi aynı şey değil<br />
Tıp tarihinde bu iki kavram zaman zaman birbirine karıştırılıyor.<br />
Diseksiyon, insan veya hayvan bedenindeki anatomik yapıların öğrenilmesi amacıyla sistemli biçimde açılması ve incelenmesidir.<br />
Otopsi ise ölümden sonra yapılan incelemedir. Amaç ölüm nedenini, hastalığı, travmayı veya adli açıdan önem taşıyan diğer bulguları ortaya çıkarmaktır.<br />
Bir işlem daha çok anatomi eğitimi amacı taşıyabilirken diğeri belirli bir ölümün nedenini araştırmaya yöneliktir.<br />
1841’de kadavra diseksiyonunun önünün açılması, 1843’te kayıtlara geçen adli otopsinin gerçekleşmesini mümkün kılan bilimsel ortamı hazırladı.<br />
1843’te ne oldu?<br />
Türk adli tıp ve tıp tarihi literatüründe aktarılan olaya göre bir işçi başına sırık düşmesi sonucu hayatını kaybetti.<br />
Hayrullah Efendi’nin döneme ilişkin anlatımını kullanan tarih araştırmalarında bu kişinin Hırvat bir işçi olduğu ve bir binanın altında yonga toplarken kazanın meydana geldiği belirtiliyor.<br />
Dr. Charles Ambroise Bernard, İstanbul’daki Avusturya Hastanesi’nde işçinin bedenine otopsi yaptı.<br />
Daha da önemlisi, Mekteb-i Tıbbiye öğrencileri işlemi izledi.<br />
Bu ayrıntı olayın tıp eğitimi açısından değerini artırıyor.<br />
Çünkü öğrenciler artık ölümün ardından insan bedeninde meydana gelen değişiklikleri yalnız ders kitabından okumuyor, doğrudan gözlemleyebiliyordu.<br />
Dönemin hekimlerinden Hayrullah Efendi’nin Makâlât-ı Tıbbiye adlı eserinde Bernard’ın gerçekleştirdiği bu incelemelerden söz edilmesi, olayın sonraki kuşaklara aktarılmasını sağlayan önemli tarihsel kayıtlar arasında yer aldı.<br />
Neden özellikle bu işçinin ölümü tarihe geçti?<br />
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.<br />
Bir işçinin bedenine yapılan tek bir otopsinin Osmanlı tıbbını bir gecede değiştirdiğini söylemek doğru olmaz.<br />
Asıl dönüşüm çok daha genişti.<br />
Tıp eğitiminde gözleme ve uygulamaya daha fazla yer verilmesi, anatomi çalışmalarının kadavra üzerinde yapılmaya başlanması, adli tıp derslerinin programa girmesi ve ölüm nedenlerinin bilimsel yöntemlerle araştırılması aynı modernleşme sürecinin parçalarıydı.<br />
1843’teki otopsi ise bütün bu değişimin görünür simgelerinden biri haline geldi.<br />
Başka bir ifadeyle tarihi değiştiren tek başına bu otopsi değildi.<br />
Onu mümkün hale getiren bilimsel ve eğitimsel zihniyet değişimiydi.<br />
Tıp öğrencilerinin otopsiyi izlemesi neden önemliydi?<br />
yüzyıl tıbbında hastalıkların nasıl geliştiğini anlamanın en önemli yollarından biri, yaşam sırasında görülen belirtiler ile ölümden sonra organlarda saptanan değişiklikleri karşılaştırmaktı.<br />
Hasta hayattayken ateş, öksürük, ağrı veya başka belirtiler gösterebilirdi.<br />
Otopsi sırasında akciğerde, kalpte, beyinde veya başka bir organda görülen yapısal değişiklikler, hekimlere bu belirtilerin altında hangi hastalıkların bulunduğunu anlamada yardımcı oluyordu.<br />
Bu yaklaşım modern patolojinin gelişmesinde temel rol oynadı.<br />
Dolayısıyla bir tıp öğrencisinin otopsiyi izlemesi yalnız anatomi öğrenmesi anlamına gelmiyordu.<br />
Öğrenci, hastalık ile organ değişiklikleri arasındaki ilişkiyi de görmeye başlıyordu.<br />
Bu, modern klinik düşüncenin temel taşlarından biriydi.<br />
Osmanlı’da adli tıp nasıl kurumsallaştı?<br />
1843’teki otopsi tek başına kalmadı.<br />
yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı yönetimi ölüm nedenlerinin araştırılması, şüpheli ölümlerin değerlendirilmesi ve hekimlerin adli olaylardaki görevleri konusunda giderek daha ayrıntılı bir kurumsal yapı oluşturmaya başladı.<br />
1857’de Meclis-i Umur-ı Tıbbiye bünyesinde Tıbbî ve Adlî Komisyon kuruldu.<br />
Bu yapı, tıbbi konularla adli meselelerin birlikte değerlendirilmesi açısından önemli bir aşamaydı.<br />
Sonraki yıllarda ceza muhakemesine ilişkin düzenlemelerle hekimlerin şüpheli ölümlerde ve adli incelemelerdeki rolü daha belirgin hale geldi.<br />
22 Nisan 1917 tarihli düzenlemeyle Meclis-i Tıbb-ı Adlî ve Müessesesi oluşturuldu.<br />
Böylece adli tıp, yaklaşık üç çeyrek yüzyılda daha belirgin ve bağımsız bir kurumsal yapıya kavuştu.<br />
Otopsi bugün neden hâlâ önemli?<br />
Tıp görüntüleme yöntemleri, laboratuvar testleri ve genetik incelemeler geçmişle karşılaştırılamayacak ölçüde gelişmiş durumda.<br />
Buna rağmen otopsi bilimsel ve adli önemini tamamen kaybetmiş değil.<br />
Adli otopsi;<br />
ölüm nedeninin belirlenmesine,<br />
ölümün hastalık, kaza veya başka bir nedenle meydana gelip gelmediğinin değerlendirilmesine,<br />
travma ve yaralanmaların ortaya konmasına,<br />
zehirlenme şüphesinin araştırılmasına,<br />
kimliği veya ölüm koşulları belirsiz vakaların aydınlatılmasına<br />
yardımcı olabilir.<br />
Tıbbi otopsiler ise bazı durumlarda yaşam sırasında fark edilmeyen hastalıkları veya tanıda gözden kaçan bulguları ortaya çıkarabilir.<br />
Bu nedenle otopsi, ölümün ardından yapılan bir işlem olmanın ötesinde, hastalıkların ve ölüm nedenlerinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayan önemli bilimsel yöntemlerden biri olmayı sürdürüyor.<br />
Bir beden, bir sınıf ve değişen tıp anlayışı<br />
1843’te İstanbul’da yaşanan sahneyi bugünün gözleriyle düşünmek kolay değil.<br />
Bir yanda yaşamını bir iş kazasında kaybetmiş bir insan.<br />
Diğer yanda onun bedenini inceleyen bir hekim ve çevresinde bu uygulamayı izleyen tıp öğrencileri.<br />
O öğrencilerin önünde yalnızca insan anatomisi açılmıyordu.<br />
Osmanlı tıbbında yeni bir öğrenme biçiminin kapısı da açılıyordu.<br />
Kitapta yazanı ezberlemek yerine görmek, gözlemlemek ve bulgudan sonuca ulaşmak…<br />
Modern tıbbın temelinde bulunan bu yaklaşım, Osmanlı tıp eğitiminde 19. yüzyıl boyunca giderek daha fazla yer edinmeye başladı.<br />
Başına sırık düşmesi sonucu hayatını kaybeden o işçinin adı tıp tarihinin büyük hekimleri arasında yer almıyor.<br />
Ancak onun bedeninde gerçekleştirilen ve tıp öğrencilerinin izlediği otopsi, Türkiye’de modern adli tıp ve uygulamalı tıp eğitiminin tarihini anlatırken hâlâ hatırlanan olaylardan biri.<br />
Bu nedenle 1843’teki otopsiyi tek başına “tıp tarihini değiştiren olay” olarak değil, Osmanlı tıbbında gözleme, uygulamaya ve bilimsel incelemeye dayalı anlayışın güçlenmesinin simgelerinden biri olarak değerlendirmek daha doğru görünüyor.<br />
KAYNAKLAR<br />
Belleten – Osmanlılarda Otopsi – Ahmet Yüksel – 2013 – DOI: 10.37879/belleten.2013.875<br />
Lokman Hekim Dergisi – Ülkemizde Adli Otopsinin Tarihçesi – Nursel Gamsız Bilgin, Oya Ögenler, Tamer Akça – 2011; 1(1): 8–12<br />
Adnan Menderes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi – Dr. Charles Ambroise Bernard: Türkiye’de Adli Otopsinin Başlangıcı – Yusuf Atan, İlhan Bahşi, Zekeriya Tataroğlu, Mustafa Orhan, Murat Çetkin – 2018<br />
Adli Tıp Bülteni – Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane’nin Kurucusu Charles Ambroisse Bernard’ın Eserleri ve Osmanlı’ya Etkileri Üzerine Bir Değerlendirme – Hülya Öztürk, Cezmi Karasu – 2014 – DOI: 10.17986/blm.2014193852<br />
Black Sea Journal of Health Science – Türkiye’de İlk Kadavra Temini ve Disseksiyon Çalışmaları ile Günümüze Yansımaları – Ozan Turamanlar – 2024 – DOI: 10.19127/bshealthscience.1380512</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/osmanlida-kayda-gecen-ilk-adli-otopsi-basina-sirik-dusen-iscinin-hikayesi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 17:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/osmanlida-ilk-adli-otopsi-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="19906"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sümela Ayini Öncesi Dikkat Çeken Karar: Gazeteciler Alınmayacak]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sumela-ayini-oncesi-dikkat-ceken-karar-gazeteciler-alinmayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sumela-ayini-oncesi-dikkat-ceken-karar-gazeteciler-alinmayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Maçka ilçesindeki Sümela Manastırı’nda 23 Ağustos’ta düzenlenecek geleneksel Ortodoks ayininin ilk kez basına kapalı yapılacağı bildirildi. Kararın gerekçesi henüz açıklanmadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Maçka ilçesinde, Altındere Vadisi’ne hâkim sarp kayalıklar üzerinde bulunan Sümela Manastırı’nda 23 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirilecek geleneksel Ortodoks ayini öncesinde dikkat çeken bir karar alındı.</p>

<p>Fener Rum Patrikhanesi tarafından düzenlenmesi planlanan ayinin bu yıl basın mensuplarına kapalı olacağı bildirildi. Yerel basına yansıyan bilgilere göre gazeteciler ayinin gerçekleştirileceği alana alınmayacak.</p>

<p>Sümela Manastırı’nda 2010 yılından itibaren düzenlenen ayinler, geçmiş yıllarda yerli ve yabancı basın kuruluşları tarafından takip edilerek ulusal ve uluslararası kamuoyuna aktarılıyordu. Bu nedenle basının alana alınmaması, önceki uygulamalardan ayrılan önemli bir değişiklik olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Kararın gerekçesi açıklanmadı</p>

<p>Ayinin neden basına kapalı gerçekleştirileceğine ilişkin yetkili makamlardan henüz ayrıntılı bir açıklama yapılmadı. Basın kısıtlamasının güvenlik, katılımcı sayısı veya organizasyon düzenlemesiyle bağlantılı olup olmadığı konusunda da resmî bir bilgi paylaşılmadı.</p>

<p>Bu nedenle “basına kapalı ayin” kararı, mevcut aşamada yerel kaynaklara yansıyan bilgilere dayanıyor. Kararın kapsamı ve uygulama biçimine ilişkin resmî açıklama yapılması bekleniyor.</p>

<p>Ziyaretler ayinin ardından başlayacak</p>

<p>Ayin nedeniyle Sümela Manastırı’na sabah saatlerinde yalnızca dinî etkinliğe katılacak kişilerin kabul edilmesi bekleniyor. Manastırın ayin programının tamamlanmasının ardından saat 14.00’ten itibaren yerli ve yabancı ziyaretçilere yeniden açılacağı bildirildi.</p>

<p>Ayin neden 23 Ağustos’ta yapılacak?</p>

<p>Ortodoks Hristiyanlar tarafından Meryem Ana’nın ölümü ve göğe alınışının anıldığı yortu geleneksel olarak 15 Ağustos’ta kutlanıyor. Fener Rum Patrikhanesinin Sümela Manastırı’nda 15 Ağustos 2026 tarihinde ayin yapılması yönündeki başvurusuna izin verilmediği, dinî program için 23 Ağustos tarihinin uygun görüldüğü basına yansımıştı.</p>

<p>Bu nedenle Sümela’daki ayin, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da geleneksel tarihinden sekiz gün sonra gerçekleştirilecek.</p>

<p>Yaklaşık 1.600 yıllık tarih</p>

<p>Sümela Manastırı’nın kuruluşuna ilişkin bilgiler tarihsel kayıtlarla rivayetlerin iç içe geçtiği bir geçmişe dayanıyor. Geleneksel anlatıya göre manastırın temelleri, Atinalı rahipler Barnabas ve Sophronios tarafından milattan sonra 4. yüzyılda atıldı.</p>

<p>Bununla birlikte yapının günümüzdeki biçimiyle varlığını 13. yüzyıldan itibaren sürdürdüğü kabul ediliyor. Manastır, 1204’te kurulan Trabzon Komnenos Devleti döneminde büyüdü. Özellikle İmparator III. Aleksios döneminde önemi arttı; verilen fermanlar ve sağlanan gelirlerle dinî ve ekonomik açıdan güçlendi.</p>

<p>Trabzon’un 1461’de Osmanlı hâkimiyetine girmesinin ardından da manastırın bazı hak ve ayrıcalıkları korundu. Osmanlı döneminde onarılan yapı, 18. yüzyılda yeni fresklerle süslendi. Büyük yapıların eklendiği 19. yüzyıl ise Sümela’nın en parlak dönemlerinden biri oldu.</p>

<p>1923’ten sonra boşaltıldı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trabzon’un 1916-1918 yılları arasındaki Rus işgali sırasında manastıra el konuldu. Nüfus mübadelesinin ardından 1923 yılında tamamen boşaltılan yapı, zaman içinde doğal koşullar, yangınlar, kaçak kazılar ve tahribat nedeniyle zarar gördü.</p>

<p>Cumhuriyet döneminde kültür varlığı olarak koruma altına alınan Sümela Manastırı’nda farklı tarihlerde kapsamlı restorasyon ve çevre güvenliği çalışmaları yürütüldü. Özellikle kayalıklardan düşme riski taşıyan büyük kaya parçaları temizlendi, yamaçlara çelik ağlar ve koruyucu bariyerler yerleştirildi.</p>

<p>Manastır yalnızca bir kiliseden oluşmuyor</p>

<p>Vadiden yaklaşık 300 metre, deniz seviyesinden ise yaklaşık 1.150 metre yüksekte bulunan Sümela, kayalıklara uyum sağlayan çok katmanlı mimarisiyle dikkati çekiyor.</p>

<p>Manastır kompleksinde ana kaya kilisesinin yanı sıra şapeller, öğrenci odaları, keşiş hücreleri, mutfak, misafirhane, kütüphane, su kemeri ve kutsal kabul edilen ayazma bulunuyor. Kaya kilisesinin iç ve dış duvarlarındaki fresklerde İncil’den sahneler ile Meryem Ana ve İsa tasvirleri yer alıyor.</p>

<p>Ortodoks dünyası açısından önemi</p>

<p>Tam adı “Panagia Sumela” olan manastır, Meryem Ana’ya adanmış en önemli tarihî Ortodoks yapılarından biri kabul ediliyor. Yüzyıllar boyunca Karadeniz bölgesindeki Rum Ortodoks topluluklarının başlıca ibadet, eğitim ve hac merkezleri arasında yer aldı.</p>

<p>Sümela’yı farklı kılan yalnızca dinî geçmişi değil; sarp bir yamaca kurulan özgün mimarisi, freskleri ve Altındere Vadisi’yle bütünleşen konumu. Bu özellikleri manastırı Türkiye’nin hem inanç turizmi hem de kültür turizmi açısından en tanınmış eserlerinden biri hâline getiriyor.</p>

<p>88 yıl sonra yeniden ayin yapılmıştı</p>

<p>Manastırda uzun bir aradan sonra ilk ayin, 15 Ağustos 2010 tarihinde Fener Rum Patriği Bartholomeos’un yönetiminde gerçekleştirildi. Böylece Sümela, 88 yıl sonra yeniden bir Ortodoks ayinine ev sahipliği yaptı.</p>

<p>Restorasyon çalışmaları nedeniyle bazı yıllarda ara verilen ayinler daha sonra yeniden başladı. Dünyanın farklı ülkelerinden din adamları ve ziyaretçilerin katıldığı program, dinî niteliğinin yanında kültürler arası temas ve Türkiye’nin çok katmanlı tarihî mirasının korunması açısından da sembolik önem taşıyor.</p>

<p>UNESCO Geçici Listesi’nde</p>

<p>Sümela Manastırı, mimarisi, tarihî geçmişi ve doğal çevreyle kurduğu sıra dışı ilişki nedeniyle 2000 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunuyor.</p>

<p>Manastır henüz UNESCO Dünya Mirası’nın asıl listesine alınmış değil. Ancak Geçici Liste’de yer alması, yapının evrensel kültürel değer taşıyan bir miras adayı olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bu yönleriyle Sümela’da yapılacak ayin yalnızca dinî bir tören değil; Trabzon’un uluslararası görünürlüğünü etkileyen, kültür mirası ve inanç turizmi açısından geniş yankı uyandıran bir etkinlik niteliği taşıyor. Bu yıl programın basına kapalı gerçekleştirilmesi ise hem kamuoyunun etkinlik hakkında bilgi edinmesi hem de Sümela’nın uluslararası tanıtımı bakımından tartışılabilecek yeni bir uygulama olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sumela-ayini-oncesi-dikkat-ceken-karar-gazeteciler-alinmayacak</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 16:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8802.jpeg" type="image/jpeg" length="22818"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray Ismaila Sarr’la Anlaştı: Şimdi Gözler Crystal Palace’ta]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/galatasaray-ismaila-sarrla-anlasti-simdi-gozler-crystal-palaceta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/galatasaray-ismaila-sarrla-anlasti-simdi-gozler-crystal-palaceta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Ismaila Sarr ile kişisel şartlarda anlaşmaya vardığı öne sürüldü. Senegal yıldızın transfer için baskı yaptığı, ancak Crystal Palace’ın henüz sarı-kırmızılıların teklifini kabul etmediği belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>GALATASARAY ISMAILA SARR’LA ANLAŞTI: TRANSFERDE GÖZLER CRYSTAL PALACE’TA</p>

<p>Galatasaray’ın kanat transferi için gündemine aldığı Ismaila Sarr konusunda dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Sarı-kırmızılıların Senegal Milli Takımı’nın yıldızıyla kişisel şartlarda anlaşmaya vardığı ileri sürüldü.</p>

<p>Transfer gelişmesini duyuran Fabrizio Romano, Ismaila Sarr’ın Crystal Palace’ın maç kadrosundan çıkarıldığını bildirdi. Habere göre 28 yaşındaki oyuncu, Galatasaray’a transfer olmak istiyor ve İngiliz kulübünden ayrılmasına izin verilmesi için baskısını sürdürüyor.</p>

<p>KULÜPLER ARASINDA ANLAŞMA SAĞLANAMADI</p>

<p>Galatasaray ile Ismaila Sarr cephesindeki görüşmelerde önemli mesafe alınmasına rağmen transfer henüz sonuçlanmadı. Crystal Palace ile sarı-kırmızılı yönetim arasında bonservis bedeli konusunda anlaşma sağlanamadığı belirtildi.</p>

<p>İngiliz ekibinin daha önce Galatasaray tarafından sunulan ilk teklifi geri çevirdiği ve takımın önemli oyuncularından biri olarak gördüğü Sarr’ı kadroda tutmak istediği aktarılmıştı. Crystal Palace’ın yalnızca beklentisini karşılayacak yüksek bir teklif gelmesi durumunda satışa izin verebileceği öne sürülüyor.</p>

<p>SARR TRANSFER İÇİN BASKI YAPIYOR</p>

<p>Son gelişmeyle birlikte transfer sürecinde oyuncunun tavrı öne çıktı. Galatasaray’a katılmaya sıcak bakan Sarr’ın kişisel şartları kabul ettiği ve kulüplerin anlaşmasını beklediği kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Senegalli futbolcunun kadro dışında bırakılması ise ayrılık ihtimalini güçlendiren bir gelişme olarak yorumlandı. Crystal Palace Teknik Direktörü Pierre Sage’in daha önce Sarr’ın cuma günü oynanacak karşılaşmada görev alacağını açıklamasına rağmen oyuncunun kadroya alınmadığı ileri sürüldü.</p>

<p>GALATASARAY’DAN YENİ TEKLİF BEKLENİYOR</p>

<p>Galatasaray yönetiminin, oyuncunun ayrılma isteğini de pazarlıklarda kullanarak Crystal Palace ile yeniden masaya oturması bekleniyor. Taraflar arasındaki bonservis farkının kapanması durumunda transfer süreci hız kazanabilir.</p>

<p>Bununla birlikte kulüpler arasında resmî anlaşma sağlanmadığı için Ismaila Sarr’ın Galatasaray’a transferi henüz kesinleşmiş değil. Sarı-kırmızılıların İngiliz ekibine sunacağı muhtemel yeni teklif, görüşmelerin seyrini belirleyecek.</p>

<p>ISMAILA SARR KİMDİR?</p>

<p>25 Şubat 1998 tarihinde Senegal’de dünyaya gelen Ismaila Sarr, hücum hattının iki kanadında ve forvet pozisyonunda görev yapabiliyor.</p>

<p>Profesyonel kariyerinde Metz, Rennes, Watford ve Marsilya formaları giyen Sarr, 2024 yılında Crystal Palace’a transfer oldu. Hızı, savunma arkasına yaptığı koşular ve doğrudan kaleye yönelen oyunuyla tanınan tecrübeli futbolcu, Senegal Milli Takımı’nın da önemli isimleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. Fabrizio Romano<br />
2. Crystal Palace Football Club<br />
3. The Guardian<br />
4. Reuters </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/galatasaray-ismaila-sarrla-anlasti-simdi-gozler-crystal-palaceta</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 16:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8797-1.jpeg" type="image/jpeg" length="33196"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="44790"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="15504"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="72530"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="22795"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="77013"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="35349"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
