<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 22 Aug 2026 16:55:24 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray Ismaila Sarr’la Anlaştı: Şimdi Gözler Crystal Palace’ta]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/galatasaray-ismaila-sarrla-anlasti-simdi-gozler-crystal-palaceta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/galatasaray-ismaila-sarrla-anlasti-simdi-gozler-crystal-palaceta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Ismaila Sarr ile kişisel şartlarda anlaşmaya vardığı öne sürüldü. Senegal yıldızın transfer için baskı yaptığı, ancak Crystal Palace’ın henüz sarı-kırmızılıların teklifini kabul etmediği belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>GALATASARAY ISMAILA SARR’LA ANLAŞTI: TRANSFERDE GÖZLER CRYSTAL PALACE’TA</p>

<p>Galatasaray’ın kanat transferi için gündemine aldığı Ismaila Sarr konusunda dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Sarı-kırmızılıların Senegal Milli Takımı’nın yıldızıyla kişisel şartlarda anlaşmaya vardığı ileri sürüldü.</p>

<p>Transfer gelişmesini duyuran Fabrizio Romano, Ismaila Sarr’ın Crystal Palace’ın maç kadrosundan çıkarıldığını bildirdi. Habere göre 28 yaşındaki oyuncu, Galatasaray’a transfer olmak istiyor ve İngiliz kulübünden ayrılmasına izin verilmesi için baskısını sürdürüyor.</p>

<p>KULÜPLER ARASINDA ANLAŞMA SAĞLANAMADI</p>

<p>Galatasaray ile Ismaila Sarr cephesindeki görüşmelerde önemli mesafe alınmasına rağmen transfer henüz sonuçlanmadı. Crystal Palace ile sarı-kırmızılı yönetim arasında bonservis bedeli konusunda anlaşma sağlanamadığı belirtildi.</p>

<p>İngiliz ekibinin daha önce Galatasaray tarafından sunulan ilk teklifi geri çevirdiği ve takımın önemli oyuncularından biri olarak gördüğü Sarr’ı kadroda tutmak istediği aktarılmıştı. Crystal Palace’ın yalnızca beklentisini karşılayacak yüksek bir teklif gelmesi durumunda satışa izin verebileceği öne sürülüyor.</p>

<p>SARR TRANSFER İÇİN BASKI YAPIYOR</p>

<p>Son gelişmeyle birlikte transfer sürecinde oyuncunun tavrı öne çıktı. Galatasaray’a katılmaya sıcak bakan Sarr’ın kişisel şartları kabul ettiği ve kulüplerin anlaşmasını beklediği kaydedildi.</p>

<p>Senegalli futbolcunun kadro dışında bırakılması ise ayrılık ihtimalini güçlendiren bir gelişme olarak yorumlandı. Crystal Palace Teknik Direktörü Pierre Sage’in daha önce Sarr’ın cuma günü oynanacak karşılaşmada görev alacağını açıklamasına rağmen oyuncunun kadroya alınmadığı ileri sürüldü.</p>

<p>GALATASARAY’DAN YENİ TEKLİF BEKLENİYOR</p>

<p>Galatasaray yönetiminin, oyuncunun ayrılma isteğini de pazarlıklarda kullanarak Crystal Palace ile yeniden masaya oturması bekleniyor. Taraflar arasındaki bonservis farkının kapanması durumunda transfer süreci hız kazanabilir.</p>

<p>Bununla birlikte kulüpler arasında resmî anlaşma sağlanmadığı için Ismaila Sarr’ın Galatasaray’a transferi henüz kesinleşmiş değil. Sarı-kırmızılıların İngiliz ekibine sunacağı muhtemel yeni teklif, görüşmelerin seyrini belirleyecek.</p>

<p>ISMAILA SARR KİMDİR?</p>

<p>25 Şubat 1998 tarihinde Senegal’de dünyaya gelen Ismaila Sarr, hücum hattının iki kanadında ve forvet pozisyonunda görev yapabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Profesyonel kariyerinde Metz, Rennes, Watford ve Marsilya formaları giyen Sarr, 2024 yılında Crystal Palace’a transfer oldu. Hızı, savunma arkasına yaptığı koşular ve doğrudan kaleye yönelen oyunuyla tanınan tecrübeli futbolcu, Senegal Milli Takımı’nın da önemli isimleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. Fabrizio Romano<br />
2. Crystal Palace Football Club<br />
3. The Guardian<br />
4. Reuters </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/galatasaray-ismaila-sarrla-anlasti-simdi-gozler-crystal-palaceta</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 16:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8797-1.jpeg" type="image/jpeg" length="36987"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Duş İçin En İyi Saat Hangisi? Uyku ve Cilt Açısından Fark Var mı?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dus-icin-en-iyi-saat-hangisi-uyku-ve-cilt-acisindan-fark-var-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dus-icin-en-iyi-saat-hangisi-uyku-ve-cilt-acisindan-fark-var-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabah duşu güne hazırlanmayı kolaylaştırabilir; yatmadan önce alınan ılık duşun ise uyku açısından farklı bir etkisi olabilir. Cilt sağlığında asıl belirleyici saat değil, duşu nasıl aldığınız.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kimi insan güne duş almadan başlayamadığını söyler, kimi ise yatağa girmeden önce duş almayı tercih eder. Peki sağlık açısından gerçekten doğru bir duş saati var mı?<br />
Bilimsel veriler, herkes için “sabah duşu daha sağlıklıdır” ya da “akşam duşu mutlaka daha iyidir” şeklinde tek bir kural olmadığını gösteriyor. Duşun zamanı, hangi amaçla alındığına göre önem kazanıyor.<br />
Uyku söz konusu olduğunda akşam alınan ılık-sıcak bir duşun bazı avantajları olabilir. Cilt sağlığı açısından ise sabah ile akşam arasında belirgin bir üstünlük gösteren güçlü kanıt bulunmuyor. Burada asıl önemli olan suyun sıcaklığı, duşun süresi, kullanılan temizleyici ve duş sonrasında cildin nasıl nemlendirildiği.<br />
Kısacası, “sabah mı akşam mı?” sorusunun yanıtı kişiye ve amaca göre değişiyor.<br />
Akşam duşu uykuya geçişi kolaylaştırabilir<br />
Uykuya yaklaşırken vücudun sıcaklık düzeni doğal olarak değişiyor. Gece yaklaştıkça vücudun iç sıcaklığında hafif bir düşüş meydana geliyor ve bu değişim biyolojik saatin uykuya hazırlanmasının parçalarından biri kabul ediliyor.<br />
Sleep Medicine Reviews dergisinde yayımlanan sistematik derleme ve meta-analiz, yatmadan önce ılık-sıcak suyla duş veya banyo yapmanın uykuya geçişi kolaylaştırabileceğine işaret etti.<br />
Araştırmalar, yaklaşık 40–42,5 derece arasındaki ılık-sıcak suyla yatmadan yaklaşık 1–2 saat önce yapılan kısa duş veya banyoların bazı kişilerde uykuya dalma süresini kısaltabileceğini ve algılanan uyku kalitesini artırabileceğini gösteriyor.<br />
Ancak burada önemli bir ayrıntı var: En uygun sıcaklık ve zamanlamayı değerlendiren çalışmaların sayısı sınırlı. Bu nedenle bu değerleri herkes için geçerli kesin bir “uyku reçetesi” gibi görmek doğru değil.<br />
Ilık duş neden uykuyu destekleyebilir?<br />
İlk bakışta sıcak bir duşun vücut sıcaklığını yükselterek uykuyu zorlaştıracağı düşünülebilir. Ancak süreç bundan biraz farklı işliyor.<br />
Ilık-sıcak su özellikle el ve ayaklardaki yüzeysel damarların genişlemesine yardımcı olabiliyor. Duştan çıktıktan sonra vücudun çevreye ısı vermesi kolaylaşıyor.<br />
Bu durum, gece saatlerinde doğal olarak gerçekleşen vücut iç sıcaklığındaki düşüşü destekleyebiliyor.<br />
Başka bir ifadeyle, duşun uykuya katkısı yalnızca “gevşetici” hissettirmesinden kaynaklanmıyor olabilir; vücudun doğal sıcaklık döngüsüyle de ilişkili olabilir.<br />
Ancak ılık duş, uykusuzluk için tek başına bir tedavi değildir. Uykusuzluğun stres, uyku apnesi, düzensiz uyku saatleri, ilaçlar ve başka birçok nedeni bulunabilir.<br />
Duşu ne zaman almak daha uygun?<br />
Uyku açısından araştırmalarda en sık öne çıkan zamanlama, yatmadan yaklaşık 1–2 saat önce alınan kısa ve ılık-sıcak duş.<br />
Bunun nedeni, duştan sonra vücudun bir miktar ısı kaybetmesine zaman tanınması.<br />
Ancak herkesin uyku düzeni, sıcaklığa verdiği yanıt ve günlük yaşamı farklıdır. Bu nedenle kişi kendisini rahat hissettiği zamanlamayı günlük düzenine göre ayarlayabilir.<br />
Sabah duşunun avantajı ne?<br />
Sabah duşuyla ilgili bilimsel kanıtlar, akşam duşunun uyku üzerindeki etkisini inceleyen araştırmalar kadar güçlü değil.<br />
Bununla birlikte sabah duşu günlük yaşam açısından bazı kişiler için daha kullanışlı olabilir.<br />
Gece terleyenler, sabah egzersiz yapanlar veya güne duş alarak başlamayı tercih eden kişiler kendilerini daha temiz ve daha uyanık hissedebilir.<br />
Soğuk veya serin su da kısa süreli uyanıklık hissini artırabilir. Çünkü ani soğuk uyaran vücutta belirgin bir fizyolojik yanıt oluşturur.<br />
Ancak buradan “sabah soğuk duş almak daha sağlıklıdır” sonucu çıkarılamaz.<br />
Soğuk duş bağışıklığı gerçekten güçlendiriyor mu?<br />
Soğuk duş son yıllarda sosyal medyada bağışıklığı artırdığı, metabolizmayı hızlandırdığı, ruh halini belirgin biçimde düzelttiği veya hormonları yükselttiği iddialarıyla sıkça gündeme geliyor.<br />
Soğuk suyun vücutta güçlü fizyolojik etkiler oluşturduğu doğru. Ancak bu etkilerin tamamını uzun dönem sağlık yararı olarak yorumlamak için yeterli kanıt yok.<br />
2016 yılında yapılan geniş randomize kontrollü bir çalışmada soğuk duş uygulayanlarda hastalık nedeniyle işe devamsızlık daha düşük bulundu. Buna karşılık katılımcıların kendilerini hasta hissettikleri günlerin sayısında anlamlı bir azalma gösterilemedi.<br />
Daha yeni sistematik değerlendirmeler de soğuk su uygulamalarının stres, ruh hali, inflamasyon ve bağışıklık gibi alanlarda bazı etkiler gösterebileceğini, ancak mevcut kanıtların sınırlı ve birbirinden farklı olduğunu ortaya koyuyor.<br />
Bu nedenle soğuk duşu hastalıklardan korunmanın kanıtlanmış bir yöntemi gibi görmek doğru değil.<br />
Cilt açısından sabah mı akşam mı daha iyi?<br />
Cilt açısından sabah duşunu akşam duşuyla doğrudan karşılaştıran güçlü bilimsel araştırmalar bulunmuyor.<br />
Dermatoloji önerilerinde saatten çok şu dört konu öne çıkıyor:<br />
Suyun sıcaklığı, duşun süresi, kullanılan temizleyici ve duş sonrası nemlendirme.<br />
Çok sıcak su, cildin yüzeyindeki doğal yağların daha fazla uzaklaşmasına neden olabilir. Bunun sonucunda kuruluk, gerginlik ve kaşıntı artabilir.<br />
Özellikle kuru cildi, egzaması veya hassas cildi bulunan kişiler bu etkileri daha belirgin yaşayabilir.<br />
Bu nedenle çok sıcak su yerine ılık su tercih etmek genellikle daha iyi bir seçenek.<br />
Uzun duş daha temiz olmak anlamına gelmiyor<br />
Duşta uzun süre kalmak rahatlatıcı olabilir ancak cilt açısından her zaman avantaj sağlamaz.<br />
Amerikan Dermatoloji Akademisi, özellikle kuru cilde eğilimli kişilerde duş veya banyonun yaklaşık 5–10 dakika ile sınırlandırılmasını öneriyor.<br />
Uzun süre suya ve temizleyici ürünlere maruz kalmak, cildin koruyucu yağ tabakasının daha fazla uzaklaşmasına katkıda bulunabilir.<br />
Cilt üzerine yapılan araştırmalar da duş veya banyo sonrasında cildin su içeriğinin kısa süreli arttığını, buna karşılık cildin yüzeyinden çevreye su kaybının da geçici olarak yükselebildiğini gösteriyor.<br />
Bu nedenle duştan çıkar çıkmaz cildin nemli hissedilmesi, cildin uzun süre nemli kalacağı anlamına gelmiyor.<br />
Duştan sonra nemlendirici neden önemli?<br />
Özellikle kuru cilt sorunu yaşayanlarda duştan sonraki birkaç dakika önem taşıyor.<br />
Cildi havluyla sertçe ovalamak yerine nazikçe kurulamak ve cilt hâlâ hafif nemliyken uygun bir nemlendirici sürmek, suyun ciltte tutulmasına yardımcı olabilir.<br />
Kuru veya hassas cildi olan kişilerde krem ya da merhem yapısındaki ürünler, çok ince losyonlara göre daha etkili olabilir.<br />
Ayrıca her duşta tüm vücudu güçlü sabunlarla yoğun biçimde köpürtmek gerekli değildir.<br />
Koltuk altı, kasık ve belirgin kirlenen bölgelerin nazikçe temizlenmesi çoğu kişi için yeterli olabilir. Sert sabunlar, yoğun parfümlü ürünler, kese ve sert liflerle aşırı sürtünme cilt bariyerini tahriş edebilir.<br />
Her gün duş almak zararlı mı?<br />
Herkes için geçerli tek bir duş sıklığı yok.<br />
Duş ihtiyacı;<br />
iklime,<br />
terleme miktarına,<br />
yapılan işe,<br />
fiziksel aktiviteye,<br />
cilt tipine,<br />
yaşa<br />
göre değişebilir.<br />
Sıcak havada çalışan veya yoğun egzersiz yapan biri ile daha az terleyen ve kuru cildi bulunan bir kişinin ihtiyacı aynı olmayabilir.<br />
Bu nedenle “herkes her gün duş almalıdır” ya da “her gün duş almak kesinlikle zararlıdır” şeklindeki iki uç yaklaşım da doğru değil.<br />
Cilt açısından sorun çoğu zaman duşun sayısından çok çok sıcak su, uzun duş, sert temizleyiciler ve duş sonrası nemlendirme yapılmamasıyla ilişkili.<br />
Akşam duşunun pratik bir hijyen avantajı olabilir<br />
Akşam duşunun uyku dışında pratik bir avantajı da bulunabilir.<br />
Gün boyunca ter, kir veya polene maruz kalan kişiler bunları yatağa taşımadan önce duş almayı tercih edebilir.<br />
Özellikle dış ortamda uzun zaman geçiren veya polene duyarlılığı bulunan kişiler için akşam duşu bu açıdan kullanışlı olabilir.<br />
Sabah duşu ise gece boyunca terleyen veya güne egzersizle başlayan kişiler için daha anlamlı olabilir.<br />
Yani hijyen açısından da tek bir doğru saat yok; kişinin günlük yaşamı belirleyici.<br />
Çok sıcak duş cildi neden yorabilir?<br />
Özellikle soğuk havalarda uzun ve çok sıcak duş rahatlatıcı gelebilir.<br />
Ancak cilt açısından en sık yapılan hatalardan biri de bu olabilir.<br />
Çok sıcak su cildin doğal koruyucu yağlarını azaltarak kuruluğu ve kaşıntıyı artırabilir.<br />
Duştan sonra cildinizde sürekli gerginlik, kaşıntı veya pullanma oluşuyorsa ilk gözden geçirilecek alışkanlıklardan biri suyun sıcaklığı ve duşun süresidir.<br />
Ilık su çoğu kişi için daha dengeli bir tercih.<br />
Soğuk duş herkes için uygun olmayabilir<br />
Soğuk suya aniden maruz kalmak nefes alıp vermede hızlanma, kalp hızında artış ve kan basıncında değişiklik gibi güçlü fizyolojik tepkilere yol açabilir.<br />
Bu nedenle özellikle kalp-damar hastalığı bulunan veya çok soğuk suya alışık olmayan kişilerde aşırı soğuk duşu sıradan bir sağlık uygulaması gibi görmek doğru değil.<br />
Sabah daha uyanık hissetmek amacıyla serin duş tercih etmek ayrı bir konu; sağlıklı olabilmek için mutlaka soğuk duş almak gerektiği düşüncesi ise bilimsel olarak desteklenmiyor.<br />
Sabah mı akşam mı? Kısa cevap<br />
Temel amacınız uykuya hazırlanmaksa, yatmadan yaklaşık 1–2 saat önce alınan kısa ve ılık-sıcak bir duş bazı kişilerde uykuya geçişi kolaylaştırabilir.<br />
Eğer duş sizi güne hazırlıyor, gece terini temizliyor veya sabah egzersizinden sonra ihtiyaç duyuyorsanız, sabah duşu da son derece uygun bir tercih olabilir.<br />
Cilt açısından ise sabah ve akşam arasındaki farktan çok duşun nasıl alındığı önem taşıyor.<br />
Çoğu kişi için temel yaklaşım; çok sıcak olmayan su, gereksiz yere uzatılmayan duş, nazik temizleyici ve özellikle kuru ciltte duş sonrası nemlendirici kullanımı.<br />
Dolayısıyla tek bir “doğru duş saati” yok. Uyku için akşam duşunun bazı bilimsel avantajları olabilir; cilt sağlığında ise saatten çok sıcaklık, süre ve bakım alışkanlıkları belirleyici.<br />
KAYNAKLAR<br />
Sleep Medicine Reviews – Before-bedtime passive body heating by warm shower or bath to improve sleep: A systematic review and meta-analysis – Haghayegh S, Khoshnevis S, Smolensky MH, Diller KR, Castriotta RJ – 2019;46:124-135 – DOI: 10.1016/j.smrv.2019.04.008<br />
Skin Research and Technology – Skin hydration and transepidermal water loss after bathing compared between immersion and showering – Nitiyarom R, Anuntarumporn L, Wisuthsarewong W – 2021;27(5):896-903 – DOI: 10.1111/srt.13039<br />
PLOS ONE – The Effect of Cold Showering on Health and Work: A Randomized Controlled Trial – Buijze GA, Sierevelt IN, van der Heijden BCJM, Dijkgraaf MG, Frings-Dresen MHW – 2016;11(9):e0161749 – DOI: 10.1371/journal.pone.0161749<br />
PLOS ONE – Effects of cold-water immersion on health and wellbeing: A systematic review and meta-analysis – Cain T, Brinsley J, Bennett H, Nelson M, Maher C, Singh B – 2025;20(1):e0317615 – DOI: 10.1371/journal.pone.0317615<br />
American Academy of Dermatology – Dermatologists’ top tips for relieving dry skin – Hasta bilgilendirme önerileri</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dus-icin-en-iyi-saat-hangisi-uyku-ve-cilt-acisindan-fark-var-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 16:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/sabah-mi-aksam-mi-dus-1200x750-1.webp" type="image/jpeg" length="49985"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Op. Dr. Özlem Gültekin Soruşturmasında Gözler Toksikoloji Raporunda]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/op-dr-ozlem-gultekin-sorusturmasinda-gozler-toksikoloji-raporunda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/op-dr-ozlem-gultekin-sorusturmasinda-gozler-toksikoloji-raporunda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’de yaşamını yitiren Op. Dr. Özlem Gültekin’in ölümüne ilişkin adli inceleme sürerken, eşi Erhan Çelik’in ilaçların temin edildiğini öne sürdüğü kişiler hakkında suç duyurusunda bulunduğu bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ÖZLEM GÜLTEKİN’İN ÖLÜMÜNDE YENİ GELİŞME: SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSU</p>

<p>İzmir’deki kliniğinde yaşamını yitiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Özlem Gültekin’in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada yeni iddialar gündeme geldi. Gültekin’in boşanma sürecindeki eşi, gazeteci Erhan Çelik’in bazı kişiler hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğu bildirildi.</p>

<p>48 yaşındaki Gültekin’in vefatı 14 Ağustos 2026’da kamuoyuna duyurulmuş, ilk haberlerde ölümün kalp krizi nedeniyle gerçekleştiği ileri sürülmüştü. Ancak kesin ölüm nedenine ilişkin resmî ve ayrıntılı bir rapor henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.</p>

<p>Kesin ölüm nedeni araştırılıyor</p>

<p>Basına yansıyan bilgilere göre Gültekin’in ölümüyle ilgili adli inceleme başlatıldı ve kesin nedenin belirlenebilmesi amacıyla toksikolojik analiz yapılmasına karar verildi. Soruşturmanın sonucunda otopsi bulguları, toksikoloji incelemesi ve toplanan diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi bekleniyor.</p>

<p>Soruşturmayla ilgili haberlerde, ev ve klinikte yeşil reçeteye tabi bazı ilaçların bulunduğu ileri sürüldü. Bununla birlikte Gültekin ve Çelik’in avukatları tarafından daha önce yapılan ortak açıklamada, ilaç bulunduğu yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığı savunulmuştu. Bu nedenle söz konusu bilgi, resmî makamlarca doğrulanmış kesin bir bulgu olarak değerlendirilemiyor.</p>

<p>Erhan Çelik bazı kişilerin araştırılmasını istedi</p>

<p>Gazeteci Birsen Altuntaş’ın haberine göre Erhan Çelik, Gültekin’e anestezide kullanılan bağımlılık riski taşıyan ilaçları yasa dışı yollarla temin ettiğini, uyguladığını veya teminine aracılık ettiğini düşündüğü kişiler hakkında suç duyurusunda bulundu.</p>

<p>Çelik’in başvurusunda, isim ve iletişim bilgilerinin yanı sıra bazı telefon kayıtları ile diğer belgelerin de savcılığa sunulduğu aktarıldı. Telefon görüşmeleri, mesajlar, banka hareketleri ve klinikteki güvenlik kamerası kayıtlarının incelenmesi de talep edildi.</p>

<p>Enjektör ve kamera kayıtlarına ilişkin iddialar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başvuruda, Gültekin’in ölü bulunduğu yerde bulunan boş enjektörler ile ilaç kutularının bir kişi tarafından toplanıp çöpe atıldığı öne sürüldü. Olay yeri inceleme ekiplerinin bu materyalleri çöp kutusundan çıkardığı da Çelik’in dilekçesinde yer alan iddialar arasında gösterildi.</p>

<p>Çelik ayrıca klinikte güvenlik kameraları bulunmasına rağmen olay tarihinde kayıt alınmadığının kendisine söylendiğini belirterek kameraların neden çalışmadığının araştırılmasını istedi.</p>

<p>Mahkemenin test kararı da başvuruda yer aldı</p>

<p>Haberde, çiftin boşanma davasına bakan İstanbul 13. Aile Mahkemesinin Gültekin’i yaklaşık iki ay önce test verilmesi amacıyla İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevk ettiği ancak test işleminin gerçekleşmediğinin kayıtlara geçtiği ileri sürüldü.</p>

<p>Çelik’in daha önce kamuoyuna yansıyan şiddet görüntülerine ilişkin açıklaması da dilekçede yer aldı. Çelik, görüntülerde eşine şiddet uygulamadığını; çantada bulunduğunu iddia ettiği ilaç ve enjektörleri kayıt altına almaya çalışırken taraflar arasında arbede yaşandığını savundu.</p>

<p>İddialar henüz adli makamlarca doğrulanmadı</p>

<p>Başvuruda adı geçen kişiler, ilaç temini, enjektörler ve kamera kayıtları hakkındaki anlatımların tamamı şu aşamada Erhan Çelik’in soruşturulmasını istediği iddialardan oluşuyor. Bu iddiaların doğruluğuna veya herhangi bir kişinin cezai sorumluluğuna ilişkin kesinleşmiş bir adli karar bulunmuyor.</p>

<p>Gültekin’in ölüm nedeninin kalp krizi, ilaç etkisi veya başka bir tıbbi durum olup olmadığı da henüz kesinleşmedi. Dosyanın yönünü, Adli Tıp Kurumunun otopsi ve toksikoloji sonuçları ile savcılığın dijital kayıtlar ve diğer deliller üzerindeki incelemesi belirleyecek.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/op-dr-ozlem-gultekin-sorusturmasinda-gozler-toksikoloji-raporunda</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 16:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8795-1.jpeg" type="image/jpeg" length="21648"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Roma-Oosterwolde Görüşmelerinde Yeni Aşama: Fenerbahçe’nin Yanıtı Bekleniyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/roma-oosterwolde-gorusmelerinde-yeni-asama-fenerbahcenin-yaniti-bekleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/roma-oosterwolde-gorusmelerinde-yeni-asama-fenerbahcenin-yaniti-bekleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Roma’nın Jayden Oosterwolde için Fenerbahçe ile görüşmeleri sürerken İtalya’dan yeni bir iddia geldi. Hollandalı savunmacının iki teklifi geri çevirerek Roma’yı tercih ettiği öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fenerbahçe’de Jayden Oosterwolde’nun geleceğine ilişkin transfer trafiği hızlandı. Roma’nın Hollandalı savunmacı için yaptığı girişimin ardından İtalya’dan, oyuncunun tercihine ilişkin dikkat çekici yeni bir bilgi geldi.</p>

<p>İtalyan transfer gazetecisi Alfredo Pedullà’nın aktardığı bilgilere göre Oosterwolde, kendisine gelen iki farklı teklifi geri çevirdi. Oyuncunun önceliğinin Roma olduğu ve kariyerine İtalya’da devam etmek istediği ileri sürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Transfer henüz resmî olarak sonuçlanmış değil. Fenerbahçe veya Roma tarafından Oosterwolde’nun transferinin tamamlandığına ilişkin bir açıklama yapılmadı.</p>

<p>OOSTERWOLDE ROMA’YI İSTİYOR İDDİASI</p>

<p>Dosyadaki yeni ayrıntı, Roma’nın ilgisinden çok Oosterwolde’nun kendi tercihine ilişkin.</p>

<p>İtalyan basınına yansıyan bilgilere göre 25 yaşındaki futbolcu, son dönemde önüne gelen iki farklı seçeneğe olumlu yanıt vermedi. Oosterwolde’nun Roma’ya transfer olmayı istediği ve Fenerbahçe’den sürecin ilerlemesi için kolaylık beklediği öne sürülüyor.</p>

<p>Bu bilgi henüz oyuncu veya temsilcisi tarafından kamuoyuna açık biçimde doğrulanmış değil.</p>

<p>ROMA-FENERBAHÇE GÖRÜŞMELERİ İLERLİYOR</p>

<p>Roma’nın ilgisinin yalnızca oyuncu cephesindeki bir kulisten ibaret olmadığına ilişkin İtalya’dan bir başka güçlü bilgi de geldi.</p>

<p>Sky Sport Italia transfer muhabiri Gianluca Di Marzio, Roma’nın Oosterwolde için Fenerbahçe’ye teklif sunduğunu ve görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini bildirdi.</p>

<p>Di Marzio’nun 22 Ağustos tarihli haberine göre Roma yönetimi transferi kısa süre içerisinde sonuçlandırmak amacıyla temaslarını sürdürüyor.</p>

<p>İtalyan ekibinin gündeminde farklı isimler bulunmasına rağmen Oosterwolde seçeneğinin somut biçimde ilerlediği aktarılıyor.</p>

<p>MASADAKİ TRANSFER FORMÜLÜ</p>

<p>İtalyan kaynaklarında Roma’nın transferi doğrudan bonservis ödeyerek değil, kiralama ve satın alma maddesini içeren bir formülle gerçekleştirmek istediği belirtiliyor.</p>

<p>Basına yansıyan bilgilerde yaklaşık 1 milyon euroluk kiralama bedelinden söz edilirken satın alma bedeline ilişkin rakamlar kaynaklara göre küçük farklılıklar gösteriyor.</p>

<p>İtalya’daki haberlerde 15-17 milyon euro bandında bir satın alma maddesi gündeme geliyor. Bu nedenle kulüpler tarafından doğrulanmamış rakamları kesin bonservis bedeli olarak değerlendirmemek gerekiyor.</p>

<p>Satın alma maddesinin belirli şartların gerçekleşmesi durumunda zorunlu hâle gelebileceği de aktarılan bilgiler arasında.</p>

<p>FENERBAHÇE’NİN KARARI BELİRLEYİCİ</p>

<p>Oosterwolde cephesinden Roma’ya olumlu yaklaşım bulunduğu yönündeki haberler güçlenirken transferin tamamlanabilmesi için Fenerbahçe’nin şartları kabul etmesi gerekiyor.</p>

<p>Tarafların özellikle satın alma maddesinin niteliği ve ekonomik koşullar üzerinde anlaşması sürecin belirleyici noktası olacak.</p>

<p>Roma’nın teklif yaptığı ve görüşmelerin ilerlediği bilgisi birden fazla İtalyan kaynak tarafından aktarılmış durumda. Buna karşılık transferin tamamlandığını gösteren resmî bir açıklama henüz bulunmuyor.</p>

<p>OOSTERWOLDE’NUN İTALYA GEÇMİŞİ VAR</p>

<p>Hollandalı savunmacı açısından Serie A yabancı bir lig değil.</p>

<p>Oosterwolde, Fenerbahçe’ye transfer olmadan önce İtalya’da Parma forması giymişti. Sarı-lacivertli kulüp oyuncuyu 2023 yılının ocak ayında kadrosuna kattı.</p>

<p>Savunmanın solunda ve merkezinde görev yapabilmesi, Oosterwolde’yu farklı dizilişlerde kullanılabilecek bir oyuncu hâline getiriyor.</p>

<p>Roma’nın ilgisinin arkasındaki önemli unsurlardan biri de futbolcunun bu çok yönlülüğü olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>ŞİMDİ GÖZLER KULÜPLERDE</p>

<p>Transfer dosyasında şu aşamada üç önemli bilgi öne çıkıyor: Roma’nın somut girişimi, kulüpler arasındaki görüşmelerin ilerlemesi ve Oosterwolde’nun İtalya’ya dönmeye olumlu yaklaşması.</p>

<p>Pedullà’nın oyuncunun iki başka teklifi geri çevirdiği yönündeki bilgisi ise sürecin en yeni ayrıntısı.</p>

<p>Buna rağmen Fenerbahçe ve Roma’dan resmî açıklama gelmeden Oosterwolde transferini tamamlanmış bir işlem olarak değerlendirmek mümkün değil.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Alfredo Pedullà – Oosterwolde ve Roma transfer sürecine ilişkin haber – 21-22 Ağustos 2026<br />
2. Gianluca Di Marzio – Roma’nın Oosterwolde transferinde ilerleme kaydettiğine ilişkin haber – 22 Ağustos 2026<br />
3. Gianluca Di Marzio – Roma’nın Oosterwolde için Fenerbahçe’ye teklif sunduğuna ilişkin haber – 21 Ağustos 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/roma-oosterwolde-gorusmelerinde-yeni-asama-fenerbahcenin-yaniti-bekleniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8792-1.jpeg" type="image/jpeg" length="56023"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Güne Tok Tutan Bir Öğünle Başlamak İsteyenlere Kahvaltı Tarifi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gune-tok-tutan-bir-ogunle-baslamak-isteyenlere-kahvalti-tarifi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gune-tok-tutan-bir-ogunle-baslamak-isteyenlere-kahvalti-tarifi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yumurta, ıspanak ve kırmızı biberli badem sosunu buluşturan bu kahvaltı; protein, lif ve sağlıklı yağ içeriğiyle tokluk hissinin daha uzun sürmesine yardımcı olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>UZUN SÜRE TOKLUK HİSSİNİ DESTEKLEYEN KAHVALTI</p>

<p>Yumurta, ıspanak, közlenmiş kırmızı biber ve badem aynı tabakta buluşuyor. Protein, lif ve sağlıklı yağları bir araya getiren bu kahvaltı, klasik yumurta tabağına hem renkli hem de doyurucu bir alternatif sunuyor.</p>

<p>Cleveland Clinic tarafından paylaşılan dört kişilik tarifte, her porsiyona iki yumurta düşüyor. Verilen beslenme bilgilerine göre bir porsiyon yaklaşık 235 kalori, 18 gram protein, 15 gram yağ, 8 gram karbonhidrat ve 3 gram lif içeriyor.</p>

<p>Besin değerleri; yumurtaların büyüklüğüne, kullanılan peynirin türüne, malzeme miktarına ve hazırlama şekline göre değişebilir.</p>

<p>Tokluk Hissini Destekleyen Malzemeler Bir Arada</p>

<p>Yumurta, vücudun ihtiyaç duyduğu temel aminoasitleri içeren nitelikli protein kaynaklarından biri. Protein içeren öğünler, midenin daha geç boşalmasına ve yemek sonrasında tokluk hissinin daha uzun sürmesine katkı sağlayabilir.</p>

<p>Ispanaktaki lif ile bademdeki yağ ve protein de öğünün doyuruculuğunu artırabilir. Ancak hiçbir kahvaltı herkesi aynı süre boyunca tok tutmaz. Kişinin yaşı, günlük hareket düzeyi, enerji ihtiyacı ve günün diğer öğünleri sonucu etkiler.</p>

<p>Yumurta aynı zamanda B12 ve A vitaminleri ile kolin içerir. Kolin; hücrelerin, sinir sisteminin ve karaciğerin normal çalışması için gerekli bir besin ögesidir.</p>

<p>Ispanak; lif, folat ve K vitamini sağlarken kırmızı biber C vitamini ve bitkisel renk maddeleri bakımından zengindir. Badem ise doymamış yağlar, E vitamini ve bir miktar protein içerir.</p>

<p>Dört Kişilik Kahvaltı İçin Gerekenler</p>

<p>Tarif için şu malzemeler kullanılıyor:</p>

<p>Bir kırmızı kapya biber</p>

<p>Bir küçük diş sarımsak</p>

<p>Yaklaşık 28 gram kavrulmuş badem</p>

<p>İki yemek kaşığı rendelenmiş sert peynir</p>

<p>Yaklaşık 280 gram bebek ıspanak</p>

<p>Sekiz büyük yumurta</p>

<p>İki çay kaşığı sirke</p>

<p>İki taze soğan</p>

<p>Çeyrek çay kaşığı tuz</p>

<p>Çeyrek çay kaşığı karabiber</p>

<p>Kırmızı Biberli Badem Sosu Nasıl Hazırlanır?</p>

<p>Kırmızı kapya biber, ocak ateşinde veya fırının üst ızgarasında kabuğu her taraftan koyulaşıncaya kadar çevrilerek közlenir. Ardından kapalı bir kapta yaklaşık 15 dakika dinlendirilir.</p>

<p>Yumuşayan biberin kabuğu soyulur; sapı ve çekirdekleri çıkarılır. Közlenmiş biber, sarımsak, badem, rendelenmiş peynir, az miktarda tuz ve karabiberle mutfak robotundan geçirilir. Böylece yoğun kıvamlı kırmızı biberli badem sosu elde edilir.</p>

<p>Koyu bulunan sos, çok az sıcak su eklenerek inceltilebilir. Fazladan yağ eklenmesi, tarifin enerji değerini yükselteceği için miktar kontrollü tutulmalıdır.</p>

<p>Ispanak Fazla Pişirilmemeli</p>

<p>Yıkanan ıspanak, yapraklarında kalan suyla birlikte kapaklı bir tencereye alınır. Orta ateşte yaklaşık iki dakika tutulması yaprakların yumuşaması için yeterlidir.</p>

<p>Ispanağın uzun süre pişirilmesi hem dokusunun tamamen kaybolmasına hem de tabağın fazla sulanmasına yol açabilir. Yapraklar hacmini kaybettiğinde ocaktan alınmalıdır.</p>

<p>Yumurta Kabuksuz Olarak Suda Nasıl Pişirilir?</p>

<p>Geniş bir tavaya veya sığ tencereye su doldurulur. Su kaynamaya başladığında ateş azaltılır. Pişirme sırasında suyun şiddetle kaynamaması, yalnızca hafifçe hareket etmesi gerekir.</p>

<p>Suya iki çay kaşığı sirke eklenir. Yumurta önce küçük bir kâseye kırılır. Ardından kâse suyun yüzeyine yaklaştırılarak yumurta yavaşça suya bırakılır.</p>

<p>Yumurta beyazı tamamen toparlanıncaya kadar yaklaşık üç ila beş dakika pişirilir. Delikli bir kaşıkla sudan çıkarılan yumurta, fazla suyunun alınması için kısa süre temiz bir kâğıt havlu üzerinde bekletilir.</p>

<p>Servis sırasında pişmiş ıspanak tabağın tabanına yerleştirilir. Üzerine iki yumurta ve kırmızı biberli badem sosu eklenir. Son olarak ince doğranmış taze soğan serpilir.</p>

<p>Yumurta Sarısının Yumuşak Kalması Herkes İçin Uygun Değil</p>

<p>Bu pişirme yönteminde yumurtanın sarısı yumuşak bırakılabilir. Ancak az pişmiş yumurta, bağırsak enfeksiyonuna neden olabilen Salmonella bakterisini taşıma ihtimali nedeniyle bazı kişiler açısından risk oluşturabilir.</p>

<p>Hamilelerin, küçük çocukların, ileri yaştakilerin ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerin yumurtayı beyazı ve sarısı tamamen katılaşıncaya kadar pişirmesi önerilir. Bu kişiler için mikroplardan arındırma işleminden geçirilmiş yumurta kullanılması da daha güvenli bir seçenek olabilir.</p>

<p>Yumurtalar buzdolabında saklanmalı, kabuğu çatlamış ürünler kullanılmamalı ve çiğ yumurtayla temas eden eller ile mutfak gereçleri iyice temizlenmelidir.</p>

<p>Kolesterolü Yüksek Olanlar Porsiyonu Değerlendirmeli</p>

<p>Tarifin bir porsiyonunda iki büyük yumurta bulunuyor. Cleveland Clinic tarafından açıklanan beslenme değerlerine göre bir porsiyon yaklaşık 388 miligram kolesterol içeriyor.</p>

<p>Yiyeceklerle alınan kolesterolün kandaki kolesterol üzerindeki etkisi herkeste aynı değildir. Kalıtsal özellikler, doymuş yağ tüketimi, vücut ağırlığı, hareket düzeyi ve beslenmenin bütünü de kan yağlarını etkiler.</p>

<p>LDL olarak bilinen zararlı kolesterolü yüksek olanlar, ailesel kolesterol yüksekliği bulunanlar, diyabeti veya kalp-damar hastalığı olanlar iki yumurtalık porsiyonun kendileri için uygun olup olmadığını hekimlerine ya da diyetisyenlerine danışabilir.</p>

<p>Tarif tek yumurtayla hazırlanabilir. Yumurtalardan birinin yerine yalnızca yumurta akı kullanılması da protein miktarını büyük ölçüde korurken kolesterol alımını azaltabilir.</p>

<p>Kan Sulandırıcı İlaç Kullananlar Ispanağa Dikkat Etmeli</p>

<p>Ispanak K vitamini bakımından zengindir. Varfarin gibi K vitamininden etkilenen kan sulandırıcı ilaçları kullananların ıspanağı tamamen bırakması genellikle gerekmez. Önemli olan, tüketilen miktarın bir günden diğerine büyük ölçüde değişmemesidir.</p>

<p>Bu ilaçları kullanan kişiler, ıspanak ve diğer koyu yeşil yapraklı sebzelerin tüketim miktarını hekimlerinden habersiz artırmamalı veya azaltmamalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Badem alerjisi ya da süt ürünlerine karşı alerjisi bulunanlar açısından tarif uygun olmayabilir. Belirli böbrek taşı türlerine yatkın kişilerin ve böbrek hastalığı nedeniyle potasyum kısıtlaması uygulayanların da porsiyon miktarını sağlık uzmanıyla değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>Her Öğün Herkese Aynı Ölçüde Yetmeyebilir</p>

<p>Bu kahvaltı protein ve sebze açısından güçlü, karbonhidrat açısından ise sınırlı bir öğündür. Enerji ihtiyacı yüksek olanlar, çocuklar veya sabah egzersiz yapanlar tabağın yanına bir dilim tam tahıllı ekmek ekleyebilir.</p>

<p>Kilo vermek isteyenler için yalnızca öğünün kalori değeri değil, porsiyon büyüklüğü ve gün boyunca alınan toplam enerji de önemlidir. Tek bir tarif doğrudan kilo verdirmez veya sağlık sorunlarını önlemez.</p>

<p>Yumurta, ıspanak, kırmızı biber ve bademin aynı tabakta buluşması besleyici ve tok tutmaya yardımcı bir kahvaltı oluşturabilir. Kalıcı fayda ise tek bir öğünden değil, dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme düzeninden gelir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Cleveland Clinic Health Essentials – Recipe: Poached Eggs With Spinach and Red Pepper Pesto – Cleveland Clinic Wellness ve Sara Quessenberry – 2024<br />
2. Dünya Sağlık Örgütü – Healthy Diet – 2026<br />
3. ABD Gıda ve İlaç Dairesi – What You Need To Know About Egg Safety – 2025<br />
4. ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri Besin Takviyeleri Ofisi – Vitamin K Fact Sheet for Consumers – 2021<br />
5. Circulation – Dietary Cholesterol and Cardiovascular Risk: A Science Advisory From the American Heart Association – Carson ve arkadaşları – 2020 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000000743</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gune-tok-tutan-bir-ogunle-baslamak-isteyenlere-kahvalti-tarifi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 15:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8791.jpeg" type="image/jpeg" length="99401"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bilal El Khannouss Galatasaray’a Gelecek mi? Transferde Son Durum]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bilal-el-khannouss-galatasaraya-gelecek-mi-transferde-son-durum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bilal-el-khannouss-galatasaraya-gelecek-mi-transferde-son-durum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Bilal El Khannouss için Stuttgart’a bonuslar hariç 22 milyon euro teklif ettiği öne sürüldü. Fransız basını teklifin reddedildiğini yazarken Almanya’dan farklı bir bilgi geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’ın Bilal El Khannouss’a yönelik ilgisi Avrupa basınında yeniden gündemde. Foot Mercato, sarı-kırmızılıların Stuttgart’a 22 yaşındaki Faslı futbolcu için bonuslar hariç 22 milyon euro teklif ettiğini ve Alman kulübünün bu rakamı yetersiz bularak geri çevirdiğini bildirdi.</p>

<p>Ancak transfer dosyasının dikkatle değerlendirilmesini gerektiren önemli bir ayrıntı bulunuyor. Almanya’dan BILD, Galatasaray’ın El Khannouss için Stuttgart’a teklif yaptığı yönündeki haberlerin kendi bilgilerine göre doğru olmadığını yazdı.</p>

<p>Bu nedenle 22 milyon euroluk teklif ve teklifin reddedildiği bilgisi, kulüplerden resmî doğrulama gelmediği sürece transfer kulisi olarak değerlendirilmeli.</p>

<p>22 MİLYON EUROLUK TEKLİF İDDİASI</p>

<p>Foot Mercato’nun aktardığı bilgilere göre Galatasaray, El Khannouss için Stuttgart’ın kapısını çaldı ve bonuslar hariç 22 milyon euroluk bir öneri sundu.</p>

<p>Fransız yayın, Stuttgart’ın bu rakamı beklentisinin oldukça altında bulduğunu ve ilk girişimi kabul etmediğini bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aynı haberde Alman ekibinin oyuncunun ayrılığına ancak çok daha yüksek bir bonservis bedeli karşılığında yaklaşabileceği öne sürüldü.</p>

<p>Taraflardan 22 milyon euroluk rakamı doğrulayan resmî bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle söz konusu tutarı kesinleşmiş teklif bedeli olarak değerlendirmek mümkün değil.</p>

<p>ALMANYA’DAN ÇELİŞKİLİ BİLGİ</p>

<p>Dosyayı daha ilginç hale getiren gelişme ise Stuttgart cephesinden haber yapan Alman basınındaki farklı bilgiler.</p>

<p>BILD, Galatasaray’ın El Khannouss için teklif yaptığı yönündeki haberlerin kendi kaynaklarına göre gerçeği yansıtmadığını ve Stuttgart’a oyuncu için somut bir teklif ulaşmadığını bildirdi.</p>

<p>Böylece transfer kulisinde iki farklı tablo ortaya çıktı.</p>

<p>Fransa’dan Foot Mercato 22 milyon euroluk bir teklifin yapıldığını ve reddedildiğini öne sürerken, Almanya’dan BILD Stuttgart’a somut teklif gelmediğini yazdı.</p>

<p>Kulüplerden veya oyuncu cephesinden bu çelişkiyi ortadan kaldıracak resmî bir açıklama yapılmış değil.</p>

<p>GALATASARAY İLGİSİ TÜRKİYE’DE DE GÜNDEME GELDİ</p>

<p>Bilal El Khannouss'un Galatasaray'la anılması yalnızca Fransız basınındaki son haberle başlamadı.</p>

<p>HT Spor, 19 Ağustos'ta Galatasaray'ın oyuncu için görüşmelerde bulunduğunu bildirdi. Haberde Stuttgart'ın müzakerelere tamamen kapalı olmadığı ancak oyuncunun Türkiye seçeneğine yaklaşımının olumlu olmadığı öne sürüldü.</p>

<p>Bu bilgi de taraflarca resmen doğrulanmadı.</p>

<p>Dolayısıyla şu aşamada Galatasaray-El Khannouss dosyasında doğrulanmış bir anlaşmadan veya ileri aşamaya ulaşmış transfer görüşmesinden söz etmek mümkün görünmüyor.</p>

<p>BİLAL EL KHANNOUSS KİMDİR?</p>

<p>Fas Milli Takımı'nda da forma giyen Bilal El Khannouss, hücum hattının arkasında ve merkez orta sahada görev yapabilen teknik özellikleri yüksek bir futbolcu.</p>

<p>Genk altyapısından yetişen El Khannouss, Belçika'daki performansının ardından Leicester City'ye transfer oldu. Daha sonra kariyerini Stuttgart'ta sürdürmeye başladı.</p>

<p>Topla hareketliliği, dar alan bağlantıları ve hücum ile orta saha arasındaki pas trafiğine katkısıyla öne çıkan oyuncu, klasik bir ceza sahası golcüsünden ziyade oyunun kurulmasına ve hücum organizasyonlarına katılan bir orta saha profili çiziyor.</p>

<p>GALATASARAY AÇISINDAN NASIL BİR PROFİL?</p>

<p>El Khannouss'un adı Galatasaray açısından değerlendirildiğinde transferin yalnızca bir oyuncu değişikliği olarak görülmemesi gerekiyor.</p>

<p>Faslı futbolcu, farklı orta saha rollerinde kullanılabilmesi nedeniyle kadro içinde teknik çeşitlilik sağlayabilecek bir profil. Özellikle topa sahip olunan oyunlarda merkez ile hücum hattı arasında bağlantı kurabilmesi, oyuncunun öne çıkan özelliklerinden biri.</p>

<p>Bununla birlikte transferin gerçekleşmesi halinde hangi rolde kullanılacağı, mevcut kadro planlaması ve teknik ekibin tercihleriyle doğrudan bağlantılı olacak.</p>

<p>TRANSFERDE ŞİMDİ NE BEKLENİYOR?</p>

<p>Bilal El Khannouss dosyasındaki en önemli soru, Galatasaray'ın Stuttgart'a gerçekten resmî bir teklif gönderip göndermediği.</p>

<p>Foot Mercato'nun 22 milyon euro ve ret bilgisine karşılık BILD'in somut teklif bulunmadığını bildirmesi, transfer haberlerinde kaynak ayrımının önemini ortaya koyuyor.</p>

<p>Galatasaray veya Stuttgart'tan gelecek resmî bir açıklama ya da iki ülkeden bağımsız ve güçlü kaynakların aynı bilgiyi doğrulaması halinde transferin hangi aşamada olduğu daha net anlaşılabilecek.</p>

<p>Mevcut tabloya göre El Khannouss, Galatasaray'ın adıyla anılan transfer seçeneklerinden biri. Ancak 22 milyon euroluk teklif ve Stuttgart'ın bu teklifi reddettiği bilgisi şimdilik Fransız basını kaynaklı bir iddia olarak kayda geçirilmeli.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Foot Mercato – Stuttgart’ın Galatasaray’ın Bilal El Khannouss için yaptığı 22 milyon euroluk teklifi reddettiği iddiası – 22 Ağustos 2026<br />
2. BILD – Galatasaray’dan Bilal El Khannouss için somut teklif bulunmadığı bilgisi – 20 Ağustos 2026<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bilal-el-khannouss-galatasaraya-gelecek-mi-transferde-son-durum</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 15:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8790.jpeg" type="image/jpeg" length="80072"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fabrizio Romano Açıkladı: Trabzonspor Lucca İçin Teklif Yaptı, İki Engel Çıktı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fabrizio-romano-acikladi-trabzonspor-lucca-icin-teklif-yapti-iki-engel-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fabrizio-romano-acikladi-trabzonspor-lucca-icin-teklif-yapti-iki-engel-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un Napoli forması giyen Lorenzo Lucca için girişimde bulunduğu İtalya’dan gelen yeni bilgilerle doğrulandı. Fabrizio Romano, bordo-mavililerin teklif seviyesinin Napoli’nin beklentisinin oldukça altında kaldığını, ayrıca İtalyan golcünün şu aşamada Türkiye seçeneğine sıcak bakmadığını aktardı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fabrizio Romano Açıkladı: Trabzonspor Lucca İçin Teklif Yaptı, İki Engel Çıktı</p>

<p>Trabzonspor’un santrfor arayışında gündeme gelen Lorenzo Lucca dosyasında İtalya’dan dikkat çekici yeni bilgiler geldi.</p>

<p>Transfer gazetecisi Fabrizio Romano, bordo-mavililerin Napoli ile temas kurduğunu doğrularken görüşmelerin mevcut durumda neden ilerlemediğine ilişkin iki önemli ayrıntı paylaştı.</p>

<p>Romano’nun aktardığı bilgilere göre Trabzonspor’un Napoli’ye yaptığı yaklaşım ekonomik açıdan İtalyan kulübünün beklentilerini karşılamadı. İki kulüp arasındaki rakamsal mesafenin oldukça yüksek olduğu belirtilirken, transferin önündeki diğer engelin ise Lucca’nın tercihi olduğu ifade edildi.</p>

<p>Trabzonspor’un yaklaşımı doğrulandı</p>

<p>Lorenzo Lucca’nın Trabzonspor’un gündemine geldiğine ilişkin haberler bir süredir hem Türkiye hem de İtalya’da yer alıyordu.</p>

<p>Son açıklama ise bordo-mavililerin ilgisinin yalnızca bir transfer söylentisinden ibaret olmadığını göstermesi açısından önem taşıyor.</p>

<p>Fabrizio Romano, Trabzonspor’un Napoli’ye Lucca için gerçekten bir yaklaşımda bulunduğunu belirtirken, yapılan girişimin mevcut şartlarda anlaşma zemini oluşturmadığını aktardı.</p>

<p>Romano’ya göre Trabzonspor’un ortaya koyduğu ekonomik şartlar ile Napoli’nin beklentileri arasında ciddi bir fark bulunuyor.</p>

<p>İkinci engel Lorenzo Lucca’nın tercihi</p>

<p>Transferin önündeki tek sorun bonservis pazarlığı değil.</p>

<p>Romano’nun verdiği bilgiye göre Lorenzo Lucca da şu aşamada Türkiye’ye transfer olmaya sıcak bakmıyor.</p>

<p>İtalyan santrforun mevcut durumda Napoli’de kalmaya, takımdan ayrılmaya kıyasla daha yakın olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Bu ayrıntı, Trabzonspor açısından transfer operasyonunu daha da zorlaştırıyor. Bordo-mavililerin yalnızca Napoli ile ekonomik şartlarda anlaşması değil, oyuncuyu da Türkiye seçeneğine ikna etmesi gerekiyor.</p>

<p>İtalya’dan peş peşe olumsuz sinyaller</p>

<p>Lucca dosyasında son günlerde İtalya’dan gelen bilgiler aynı noktada birleşmeye başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Transfer gazetecisi Nicolò Schira da oyuncunun Trabzonspor seçeneğine şu aşamada ilgi göstermediğini ve Napoli’de kalmak istediğini aktarmıştı.</p>

<p>Matteo Moretto ise Trabzonspor-Lucca hattının çeşitli faktörler nedeniyle mevcut şartlarda ilerlemeye uygun görünmediğini belirtmişti.</p>

<p>Fabrizio Romano’nun son açıklaması ise tabloya önemli bir ayrıntı daha ekledi: Trabzonspor’un Napoli ile temasının bulunduğu ancak taraflar arasında ekonomik açıdan ciddi bir mesafe olduğu bilgisi.</p>

<p>Böylece transferin önünde hem kulüpler arasındaki şartlar hem de oyuncunun tercihi olmak üzere iki ayrı engel bulunduğu ortaya çıkmış oldu.</p>

<p>Lucca transferi bitti mi?</p>

<p>Mevcut bilgiler transferin gerçekleşme ihtimalinin düşük olduğunu gösterse de dosyanın tamamen kapandığını söylemek için henüz erken.</p>

<p>Transfer döneminde tekliflerin yenilenmesi, Napoli’nin beklentilerinin değişmesi veya oyuncunun kariyer planlamasında farklı bir karar alması ihtimalleri bulunuyor.</p>

<p>Ancak 22 Ağustos itibarıyla İtalya’dan gelen güçlü kaynakların ortak tablosu Trabzonspor açısından olumlu değil.</p>

<p>Bordo-mavililerin Lorenzo Lucca transferinde ilerleme sağlayabilmesi için hem Napoli ile arasındaki ekonomik farkı azaltması hem de 25 yaşındaki İtalyan santrforu Türkiye seçeneğine ikna etmesi gerekecek.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Fabrizio Romano</li>
 <li>Napoli Magazine</li>
 <li>Nicolò Schira</li>
 <li>Matteo Moretto</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fabrizio-romano-acikladi-trabzonspor-lucca-icin-teklif-yapti-iki-engel-cikti</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 15:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8788.jpeg" type="image/jpeg" length="12404"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Keratokonus Lensleri: Hangi Lens Kimler İçin Uygun?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/keratokonus-lensleri-hangi-lens-kimler-icin-uygun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/keratokonus-lensleri-hangi-lens-kimler-icin-uygun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Keratokonusta standart gözlükler her zaman yeterli netliği sağlayamayabilir. Özel kontakt lensler görüşü belirgin biçimde iyileştirebilir; doğru seçim ise korneanın yapısına ve kişinin ihtiyaçlarına göre yapılır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Keratokonusu olan bir kişi gözlüğünün numarası yenilendiği hâlde gölgeli harfler, ışıkların çevresinde uzamalar veya çift görmeye benzeyen görüntüler yaşamaya devam edebilir. Bunun nedeni çoğu zaman yalnızca göz numarası değildir. Gözün önündeki saydam tabaka olan korneanın biçimi düzensizleştiği için ışık, göz içinde tek bir noktada toplanamaz.</p>

<p>Keratokonus lensleri bu düzensiz yüzeyin oluşturduğu görüntü bozukluğunu azaltmak amacıyla kullanılır. Standart yumuşak lenslerden farklı tasarımlara sahip olabilen bu lensler, korneanın önünde daha düzenli bir optik yüzey oluşturarak görüş kalitesini artırabilir.</p>

<p>Ancak önemli bir ayrım var: Kontakt lensler keratokonusu ortadan kaldırmaz ve hastalığın ilerlemesini tek başına durdurmaz. Görevleri esas olarak görmeyi düzeltmektir. İlerleme saptanan kişilerde korneayı güçlendirmeyi amaçlayan çapraz bağlama tedavisi ayrıca değerlendirilebilir.</p>

<p>Keratokonusta gözlük neden yetersiz kalabilir?</p>

<p>Keratokonus, korneanın incelerek öne doğru sivrileşmesiyle seyreden bir göz hastalığıdır. Bu değişim, düzenli astigmatizmden farklı olarak kornea yüzeyinde düzensiz bir kırma kusuru oluşturabilir.</p>

<p>Erken ve hafif olgularda gözlük ya da standart yumuşak kontakt lens yeterli görüş sağlayabilir. Kornea biçimi daha düzensiz hâle geldiğinde ise gözlük camı görüntüdeki gölgelenmeyi, ışık saçılmasını ve çarpılmayı tam olarak düzeltemeyebilir. Bu aşamada keratokonusa özel lens seçenekleri gündeme gelir.</p>

<p>Her keratokonus hastasının sert lens kullanması gerekmez. Seçim; korneanın haritasına, hastalığın düzeyine, gözyaşı yapısına, göz yüzeyinin durumuna, kişinin görme ihtiyacına ve lensi kullanabilme becerisine göre yapılır.</p>

<p>Keratokonus lenslerinin çeşitleri nelerdir?</p>

<p>Keratokonusta tek bir lens türü bulunmaz. Aynı hastalığa sahip iki kişinin kornea biçimleri farklı olabileceği için uygun lens tasarımı da değişebilir.</p>

<p>Özel tasarımlı yumuşak lensler</p>

<p>Hafif veya bazı orta düzey keratokonus olgularında kullanılabilir. Standart yumuşak lenslere göre daha kalın ve farklı optik özelliklere sahip olabilir. Göze alışılması genellikle daha kolaydır; ancak ileri derecedeki kornea düzensizliğinde sert lensler kadar net görüş sağlamayabilir.</p>

<p>Sert gaz geçirgen lensler</p>

<p>RGP veya korneal sert lens olarak da adlandırılır. Korneanın üzerinde duran küçük çaplı lenslerdir. Lens ile kornea arasındaki gözyaşı tabakası, düzensiz yüzeyin optik etkisini azaltır. Bu sayede gözlükle düzeltilemeyen görüntü bozukluklarında daha net görüş elde edilebilir.</p>

<p>İlk günlerde gözde yabancı cisim hissi oluşturabilir. Lensin kenarının hissedilmesi, gözün sulanması ve takma süresinin kısa olması alışma döneminde görülebilir. Uyum süresi kişiden kişiye değişir.</p>

<p>Hibrit lensler</p>

<p>Merkezinde sert, çevresinde yumuşak bölüm bulunan lenslerdir. Sert merkezin sağladığı görüntü kalitesiyle yumuşak kenarın konforunu bir araya getirmeyi amaçlar. Her göz yapısına uygun olmayabilir ve düzenli kontrol gerektirir.</p>

<p>Piggyback sistemi</p>

<p>Sert gaz geçirgen lensin altına ince bir yumuşak lens yerleştirilir. Amaç, sert lensin oluşturduğu rahatsızlığı azaltmak veya kornea yüzeyini korumaktır. İki lensin birlikte kullanılması bakım sürecini zorlaştırabileceğinden yalnızca uzman değerlendirmesiyle uygulanmalıdır.</p>

<p>Skleral ve mini skleral lensler</p>

<p>Skleral lensler korneaya temas etmek yerine korneanın üzerinden kubbe gibi geçer ve gözün beyaz kısmı olan sklera üzerine oturur. Lens ile kornea arasındaki boşluk, koruyucu içermeyen steril sıvıyla doldurulur.</p>

<p>Geniş çapları sayesinde gözde daha kararlı durabilir, düzensiz korneada iyi bir optik yüzey oluşturabilir ve bazı kişilerde korneal sert lenslerden daha rahat olabilir. İleri keratokonus, kornea yüzeyinde hassasiyet veya diğer lenslerle yeterli görüş sağlanamaması durumunda değerlendirilebilir.</p>

<p>Buna karşılık skleral lenslerin takılıp çıkarılması, sıvıyla doldurulması ve temizlenmesi belirli bir eğitim gerektirir. Gün içinde sıvı haznesinde bulanıklık oluşabilir. Lensin yeniden çıkarılıp temizlenmesi ve uygun sıvıyla doldurulması gerekebilir.</p>

<p>En iyi keratokonus lensi hangisidir?</p>

<p>Herkes için en iyi kabul edilen tek bir keratokonus lensi yoktur. Bir kişide çok net ve rahat görüş sağlayan tasarım, başka bir kişide hareket edebilir, baskı oluşturabilir veya yeterli netliği vermeyebilir.</p>

<p>Lens seçiminde yalnızca görme testindeki harfleri okuyabilmek değerlendirilmez. Lensin korneaya ve çevre dokulara nasıl oturduğu, gözyaşı dolaşımı, hareketi, merkezlenmesi, kullanım süresince oluşan kızarıklık ve kişinin günlük yaşamındaki konforu da incelenir.</p>

<p>Skleral lenslerde kornea ile lens arasında yeterli boşluk bulunması gerekir. Fazla veya yetersiz boşluk, lensin kenar yapısı ve gözün beyaz kısmına yaptığı baskı uzman tarafından kontrol edilir. Bu nedenle internetten ölçüye göre lens almak ya da başka bir kişiye ait lensi denemek güvenli değildir.</p>

<p>İlk denemede kusursuz uyum sağlanamayabilir</p>

<p>Keratokonus lenslerinin uygulanması çoğu zaman birkaç aşamalı bir süreçtir. Deneme lensleriyle yapılan değerlendirmeden sonra kişiye özel ölçüler belirlenir. Lens teslim edildiğinde görüş ve uyum yeniden kontrol edilir.</p>

<p>İlk günlerde kullanım süresi kademeli olarak artırılabilir. Lensin göz üzerinde bekledikçe oturuşu değişebileceği için kontrol yalnızca takıldığı ilk dakikalarda yapılmaz. Bazı kişilerde daha iyi görüş veya konfor için lens ölçülerinin yeniden düzenlenmesi gerekebilir.</p>

<p>Zaman içinde korneanın biçimi, göz yüzeyi veya göz numarası değişebilir. Daha önce rahat kullanılan bir lensin batmaya başlaması, sık düşmesi, merkezden kayması ya da görüşün bozulması yeni bir değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Lens görüşü düzeltir, ilerlemeyi takip etmez</p>

<p>Lensle net görmek, keratokonusun ilerlemediği anlamına gelmez. Hastalığın seyri; kornea topografisi veya tomografisi adı verilen ayrıntılı haritalama yöntemleri, kornea kalınlığı ölçümleri, görme muayenesi ve numara değişiklikleriyle takip edilir.</p>

<p>Özellikle çocuklarda, ergenlerde ve genç erişkinlerde ilerleme daha hızlı olabilir. Sık numara değişmesi, astigmatizmanın artması veya kornea ölçümlerinin bozulması durumunda takip aralıkları hekim tarafından yeniden belirlenir.</p>

<p>İlerleme doğrulanırsa korneal çapraz bağlama adı verilen tedavi gündeme gelebilir. Bu işlem korneanın dayanıklılığını artırarak hastalığın ilerlemesini yavaşlatmayı veya durdurmayı amaçlar. Çapraz bağlama görme kusurunu bütünüyle düzeltmeyebilir; işlem sonrasında da gözlük veya kontakt lens gerekebilir.</p>

<p>Temizlikte musluk suyu kullanılmamalı</p>

<p>Keratokonus lensleri tıbbi cihazdır. Yanlış temizlik ve kullanım, kornea enfeksiyonu ve görme kaybına kadar ilerleyebilen sorunlara yol açabilir.</p>

<p>Lense dokunmadan önce eller sabunla yıkanmalı ve tüy bırakmayan temiz bir havluyla kurulanmalıdır. Lensler yalnızca önerilen bakım solüsyonlarıyla temizlenmeli ve saklanmalıdır. Musluk suyu, içme suyu, ev yapımı tuzlu su veya tükürük lens temizliğinde kullanılmamalıdır.</p>

<p>Skleral lensin göze takılmadan önce doldurulmasında, hekimin önerdiği koruyucu içermeyen steril ürün kullanılmalıdır. Temizlik solüsyonu ile lensi doldurmak için kullanılan sıvı aynı ürün olmayabilir.</p>

<p>Lens kabı düzenli olarak temizlenmeli, kurutulmalı ve belirlenen aralıklarla değiştirilmelidir. Solüsyonun üzerine yeni solüsyon eklemek yerine kaptaki eski sıvı dökülmelidir. Lensle duş almak, yüzmek veya havuza girmek enfeksiyon riskini artırabilir.</p>

<p>Hekim özellikle önermedikçe keratokonus lensleriyle uyunmamalıdır. Kullanım ve yenileme süresi, lensin türüne ve gözün durumuna göre belirlenmelidir.</p>

<p>Gün içinde bulanıklaşma neden olabilir?</p>

<p>Lens takıldıktan sonraki ilk saatlerde net olan görüşün ilerleyen saatlerde bulanıklaşmasının birden fazla nedeni bulunabilir. Lens yüzeyinde gözyaşı, yağ veya protein birikmesi; lensin merkezden kayması; göz kuruluğu ya da lens altında parçacık birikmesi bunlar arasındadır.</p>

<p>Skleral lens kullanıcılarında lensin altındaki sıvının sisli görünmesi “gün ortası bulanıklığı” olarak tanımlanabilir. Lensin uyumu, göz yüzeyindeki iltihaplanma, gözyaşı yapısı veya doldurma tekniği bu duruma katkıda bulunabilir. Sorun sık tekrarlıyorsa yalnızca lensi daha uzun süre kullanmaya çalışmak yerine kontrol muayenesi yapılmalıdır.</p>

<p>Göz alerjisi de konforu bozabilir. Keratokonusla göz ovuşturma arasında güçlü bir ilişki bulunduğundan kaşıntının nedeni değerlendirilmeli ve gözleri ovuşturmaktan kaçınılmalıdır.</p>

<p>Ne zaman lens çıkarılmalı ve doktora başvurulmalı?</p>

<p>Lens kullanırken belirgin ağrı, giderek artan kızarıklık, ışığa bakamama, akıntı, korneada beyaz bir nokta veya ani görme azalması gelişirse lens hemen çıkarılmalı ve gecikmeden göz hekimine başvurulmalıdır. Bu belirtiler kornea enfeksiyonu veya başka bir göz yüzeyi sorununa işaret edebilir.</p>

<p>Lens çıkarıldıktan sonra geçmeyen batma, sürekli sulanma, lensin göze yapışması, çıkarılamaması, tekrarlayan sislenme veya kullanım süresinin giderek kısalması da değerlendirme gerektirir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çıkarılan lens kontrol için saklanabilir; ancak hekim değerlendirmesi olmadan yeniden takılmamalıdır. Şiddetli ağrı veya ani görme kaybında aynı gün göz acil birimine başvurulmalıdır.</p>

<p>Düzenli takip lens kadar önemlidir</p>

<p>Doğru seçilmiş bir keratokonus lensi, kişinin eğitim, çalışma, araç kullanma ve günlük yaşam performansını belirgin biçimde iyileştirebilir. Başarı yalnızca lens türüne bağlı değildir. Uygun ölçüm, doğru takma ve çıkarma tekniği, titiz hijyen ve düzenli göz muayenesi sürecin ayrılmaz parçalarıdır.</p>

<p>Lens kullanıcısı iyi gördüğü için kontrollerini ertelememelidir. Muayenelerde hem lensin göz üzerindeki etkisi hem de keratokonusun seyri değerlendirilir. Böylece görüşü iyileştiren lens kullanımı ile hastalığın ilerlemesini izleyen tıbbi takip birbirine karıştırılmadan sürdürülebilir.</p>

<p>KAYNAKLAR<br />
1. Cornea – Global Consensus on Keratoconus and Ectatic Diseases—Edition 2 – Gomes JAP, Hafezi F, Ambrósio R Jr. ve çalışma grubu – 2026 – DOI: 10.1097/ICO.0000000000004170<br />
2. Contact Lens and Anterior Eye – Keratoconus: An Updated Review – Santodomingo-Rubido J, Carracedo G, Suzaki A ve arkadaşları – 2022 – DOI: 10.1016/j.clae.2021.101559<br />
3. Contact Lens and Anterior Eye – Keratoconus: A Review – Romero-Jiménez M, Santodomingo-Rubido J, Wolffsohn JS – 2010 – DOI: 10.1016/j.clae.2010.04.006<br />
4. Indian Journal of Ophthalmology – Contact Lens in Keratoconus – Rathi VM, Mandathara PS, Dumpati S – 2013 – DOI: 10.4103/0301-4738.116066<br />
5. Clinical Optometry – Scleral Lens for Keratoconus: Technology Update – Rathi VM, Mandathara PS, Taneja M, Dumpati S, Sangwan VS – 2015 – DOI: 10.2147/OPTH.S52483</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/keratokonus-lensleri-hangi-lens-kimler-icin-uygun</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8786.jpeg" type="image/jpeg" length="52435"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bağırsakları Rahatlatmak İçin Günlük Hayatta Neler Değiştirilebilir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bagirsaklari-rahatlatmak-icin-gunluk-hayatta-neler-degistirilebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bagirsaklari-rahatlatmak-icin-gunluk-hayatta-neler-degistirilebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kabızlık yalnızca tuvalete seyrek çıkmak değildir. Sert dışkı, ıkınma ve tam boşalamama hissiyle de ortaya çıkabilir. Beslenmeden ilaçlara kadar pek çok etken bağırsak düzenini bozabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>KABIZLIK YALNIZCA TUVALETE ÇIKAMAMAK DEĞİL: BELİRTİLERİ, NEDENLERİ VE ÇÖZÜM YOLLARI</p>

<p>Tuvalete çıkıldığı hâlde bağırsakların tamamen boşalmadığı hissi, küçük ve sert parçalar hâlinde dışkılama ya da uzun süre ıkınmak zorunda kalma… Bunların tamamı kabızlığın farklı yüzleri olabilir.</p>

<p>Kabızlık yalnızca haftada kaç kez tuvalete çıkıldığıyla değerlendirilmez. Dışkının kıvamı, çıkarma güçlüğü, ıkınma ihtiyacı ve kişinin alışılmış bağırsak düzenindeki değişiklik de önemlidir. Bu nedenle her gün dışkılayan bir kişi bile kabızlık yaşayabilir.</p>

<p>KABIZLIK NEDİR?</p>

<p>Kabızlık genel olarak dışkının sert, kuru veya parçalı olması; dışkılama sırasında zorlanma; haftada üçten az tuvalete çıkma ya da bağırsakların tamamen boşalmadığı hissiyle tanımlanır.</p>

<p>Herkesin bağırsak düzeni aynı değildir. Bazı kişiler günde birkaç kez, bazıları ise haftada birkaç kez tuvalete çıkabilir. Asıl dikkat edilmesi gereken, kişinin normal düzeninin değişmesi ve dışkılamanın giderek zorlaşmasıdır.</p>

<p>Bristol Dışkı Formu Ölçeği, dışkıyı görünümüne göre yedi gruba ayırır. Ayrı ve sert parçalar hâlindeki tip 1 ile topaklı, sosis biçimindeki tip 2 genellikle kabızlıkla ilişkilendirilir. Yumuşak, şekilli ve kolay çıkarılabilen tip 3 ile tip 4 ise çoğu kişide daha rahat bağırsak hareketini gösterir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>DIŞKI NEDEN SERTLEŞİR?</p>

<p>Besin artıkları kalın bağırsakta ilerlerken içlerindeki suyun bir bölümü vücut tarafından geri emilir. Bağırsak hareketleri yavaşladığında dışkı kalın bağırsakta daha uzun süre kalır. Bu sırada daha fazla su kaybederek kuru, sert ve çıkarılması güç bir hâle gelebilir.</p>

<p>Kabızlığın tek bir nedeni olmayabilir. Beslenme düzeni, günlük hareket miktarı, kullanılan ilaçlar, tuvalet alışkanlıkları ve bazı hastalıklar aynı anda etkili olabilir.</p>

<p>LİF EKSİKLİĞİ KABIZLIĞI KOLAYLAŞTIRABİLİR</p>

<p>Sebze, meyve, kuru baklagil ve tam tahılların az tüketildiği bir beslenme düzeninde dışkının hacmi ve yumuşaklığı azalabilir. İşlenmiş gıdaların ağırlık kazanması da günlük lif alımını düşürebilir.</p>

<p>Yetişkinler için önerilen günlük lif miktarı yaşa ve cinsiyete göre değişmekle birlikte genel olarak 22–34 gram aralığındadır. Bu ihtiyacın farklı besinlerden karşılanması bağırsak düzenini destekleyebilir.</p>

<p>Lif miktarını birden yükseltmek ise gaz, karın ağrısı ve şişkinliğe yol açabilir. Çok az lif tüketen kişilerin artışı kademeli yapması daha uygun olabilir. Lif tüketimi artırılırken kişinin sağlık durumuna uygun miktarda sıvı alınması da gerekir.</p>

<p>DAHA FAZLA SU İÇMEK HER ZAMAN TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL</p>

<p>Yetersiz sıvı alımı, özellikle vücudunda sıvı kaybı bulunan kişilerde dışkının sertleşmesini kolaylaştırabilir. Ancak kabızlık yaşayan herkese aynı miktarda su önermek veya yalnızca su tüketimini artırmak sorunu her zaman çözmez.</p>

<p>Günlük sıvı ihtiyacı yaşa, hava sıcaklığına, fiziksel etkinliğe, beslenmeye, kullanılan ilaçlara ve kişinin sağlık durumuna göre değişir. Kalp ya da böbrek hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması bulunan kişiler, tüketim miktarını hekimlerine danışmadan değiştirmemelidir.</p>

<p>HAREKETSİZLİK VE TUVALETİ ERTELEMEK BAĞIRSAKLARI ETKİLEYEBİLİR</p>

<p>Uzun süre oturmak veya yatağa bağımlı olmak bağırsak hareketlerini yavaşlatabilir. Düzenli fiziksel etkinlik, kişinin sağlık durumu elverdiği ölçüde bağırsakların çalışmasını destekleyebilir.</p>

<p>Dışkılama isteğini sürekli ertelemek de dışkının bağırsakta daha uzun süre kalmasına ve sertleşmesine zemin hazırlayabilir. Yoğun iş temposu, uygun tuvalet bulunamaması, seyahat, uyku düzeninin değişmesi ve farklı beslenme alışkanlıkları geçici kabızlığa neden olabilir.</p>

<p>KABIZLIK YAPABİLEN İLAÇLAR</p>

<p>Bazı reçeteli ve reçetesiz ilaçlar bağırsak hareketlerini yavaşlatabilir veya vücudun sıvı dengesini etkileyebilir. Opioid türü güçlü ağrı kesiciler kabızlığın iyi bilinen nedenleri arasındadır.</p>

<p>Bazı antidepresanlar, antikolinerjik ilaçlar, epilepsi tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, kimi tansiyon ilaçları, idrar söktürücüler ve alüminyum ya da kalsiyum içeren mide ilaçları da kabızlığa yol açabilir.</p>

<p>Demir ve kalsiyum takviyeleri bazı kişilerde dışkıyı sertleştirebilir. Bir ilaca başladıktan sonra bağırsak düzeni değişmişse bu durum hekim veya eczacıyla paylaşılmalıdır. Reçeteli ilaçlar kabızlık yaptığı düşüncesiyle kendiliğinden bırakılmamalı, dozu azaltılmamalı veya artırılmamalıdır.</p>

<p>BAZI HASTALIKLAR KABIZLIĞIN ARKASINDA OLABİLİR</p>

<p>Tekrarlayan veya uzun süren kabızlık bazı sindirim sistemi sorunlarıyla bağlantılı olabilir. İrritabl bağırsak sendromu, pelvik taban kaslarının dışkılama sırasında uyumlu çalışmaması ve kalın bağırsağın yavaş hareket etmesi bunlar arasındadır.</p>

<p>Tiroit bezinin yavaş çalışması, diyabet, Parkinson hastalığı, multipl skleroz, omurilik yaralanmaları ve sinir sistemini etkileyen bazı hastalıklar da bağırsak hareketlerini bozabilir.</p>

<p>Gebelikte hormon değişiklikleri, bağırsaklara uygulanan basınç ve demir takviyeleri nedeniyle kabızlık görülebilir. İleri yaşta ise hareketin azalması, kullanılan ilaçların çoğalması ve bazı kronik hastalıklar riski yükseltebilir.</p>

<p>Her kabızlık ciddi bir hastalığa işaret etmez. Buna karşılık yeni başlayan, giderek ağırlaşan veya uzun süren bağırsak alışkanlığı değişiklikleri yalnızca beslenmeye bağlanmamalıdır.</p>

<p>KABIZLIĞA NE İYİ GELEBİLİR?</p>

<p>Sebze, meyve, kuru baklagil, yulaf ve diğer tam tahıllar gibi lif kaynaklarını beslenmeye kademeli biçimde eklemek dışkının hacmini ve yumuşaklığını artırabilir. Kuru erik, armut, kivi ve kayısı gibi bazı meyveler de dengeli beslenmenin parçası olarak bağırsak hareketlerini destekleyebilir.</p>

<p>Dışkılama isteğini ertelememek, her gün benzer saatlerde tuvalete zaman ayırmak ve mümkünse düzenli hareket etmek yararlı olabilir. Özellikle kahvaltıdan sonra bağırsak hareketleri doğal biçimde artabildiği için bu dönem tuvalet alışkanlığı oluşturmak açısından uygun olabilir.</p>

<p>Tuvalette ayakları küçük bir yükselti üzerine koymak, dizleri kalça seviyesinin biraz üzerinde tutmak ve hafifçe öne eğilmek dışkılamayı kolaylaştırabilir. Uzun süre oturmak ve kuvvetle ıkınmak ise önerilmez.</p>

<p>LİF HER KABIZLIKTA DOĞRU SEÇENEK OLMAYABİLİR</p>

<p>Lif birçok kişide yararlı olsa da bağırsak tıkanıklığı, dışkı sıkışması veya bağırsakta darlık şüphesi bulunanlarda kontrolsüz biçimde artırılmamalıdır. Şiddetli karın ağrısı, belirgin şişkinlik, kusma, gaz çıkaramama ve dışkılayamama varsa evde lif takviyesi denenmemeli, tıbbi yardım alınmalıdır.</p>

<p>Pelvik taban kaslarının uyumsuz çalışmasına bağlı kabızlıkta yalnızca daha fazla lif tüketmek yeterli olmayabilir. Bu kişilerde hekim değerlendirmesinin ardından bağırsak ve pelvik taban kaslarının yeniden eğitilmesini amaçlayan tedaviler gündeme gelebilir.</p>

<p>MÜSHİLLERİN HEPSİ AYNI ŞEKİLDE ÇALIŞMAZ</p>

<p>Beslenme ve yaşam düzenindeki değişiklikler yeterli olmadığında sağlık profesyoneli uygun bir kabızlık ilacı önerebilir. Lif içeren ürünler, bağırsakta su tutan ozmotik ilaçlar, dışkıyı yumuşatan ürünler ve uyarıcı müshiller farklı mekanizmalarla etki gösterir.</p>

<p>Hangi seçeneğin kullanılacağı kabızlığın nedenine, süresine, kişinin yaşına, diğer hastalıklarına ve kullandığı ilaçlara göre değişir. Uzun süren kabızlıkta reçeteli tedaviler de değerlendirilebilir.</p>

<p>Magnezyum içeren ürünler özellikle böbrek işlevleri azalmış kişiler için risk oluşturabilir. Bitkisel olarak satılan müshiller de bilinçsiz ve uzun süreli kullanılmamalıdır. Gebeler, ileri yaştakiler, kronik hastalığı veya düzenli ilaç kullanımı bulunanlar reçetesiz ürünlere başlamadan önce sağlık profesyoneline danışmalıdır.</p>

<p>KABIZLIK SONRASI SULU DIŞKI NE ANLAMA GELİR?</p>

<p>Sert dışkının kalın bağırsağın son bölümünde büyük bir kitle hâlinde birikmesine dışkı sıkışması denir. Bu durum ileri yaştaki, yatağa bağımlı, nörolojik hastalığı bulunan veya opioid ağrı kesici kullanan kişilerde daha sık görülebilir.</p>

<p>Uzun süren kabızlığın ardından az miktarda sulu dışkı gelmesi her zaman bağırsakların açıldığı anlamına gelmez. Sıvı dışkı, içeride sıkışmış sert kitlenin çevresinden sızabilir. Buna karın ağrısı, şişkinlik, dışkı kaçırma ve tam boşalamama hissi eşlik edebilir.</p>

<p>Dışkı sıkışmasından şüpheleniliyorsa elle çıkarmaya veya evde kontrolsüz lavman uygulamaya çalışılmamalıdır. Tedavi yöntemine sağlık profesyoneli karar vermelidir.</p>

<p>UZUN SÜRE IKINMAK HANGİ SORUNLARA YOL AÇABİLİR?</p>

<p>Sert dışkıyı çıkarabilmek için sık ve kuvvetli biçimde ıkınmak hemoroid oluşumuna veya mevcut hemoroid yakınmalarının artmasına yol açabilir.</p>

<p>Makat girişinde oluşan küçük yırtıklar, yani anal fissürler de dışkılama sırasında keskin ağrı ve açık kırmızı kanamaya neden olabilir. Ağrı korkusuyla tuvaletin ertelenmesi, dışkının daha da sertleştiği bir döngü yaratabilir.</p>

<p>Daha ileri vakalarda rektumun bir bölümü makattan dışarı sarkabilir. Dışkılama sırasında ortaya çıkan ağrı, kanama veya sarkma şikâyetleri hekim tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI?</p>

<p>Kabızlık beslenme ve günlük alışkanlıklardaki değişikliklere rağmen düzelmiyorsa, sık tekrarlıyorsa veya günlük yaşamı etkiliyorsa hekime başvurulmalıdır.</p>

<p>Yeni başlayan ve kalıcı hâle gelen bağırsak alışkanlığı değişiklikleri, özellikle ileri yaşta daha dikkatli değerlendirilir. Dışkıda kan, makattan kanama, açıklanamayan kilo kaybı, kansızlık, ateş, sürekli karın ağrısı veya dışkı çapında kalıcı incelme tıbbi değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Ailesinde kalın bağırsak veya rektum kanseri bulunan kişilerin de yeni gelişen kabızlığı ve dışkılama değişikliklerini hekimleriyle paylaşması gerekir.</p>

<p>Şiddetli veya sürekli karın ağrısı, belirgin karın şişliği, kusma, gaz çıkaramama ve dışkılayamama birlikte görülüyorsa bağırsak tıkanıklığı ihtimali nedeniyle gecikmeden acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Gastroenterology – Mechanisms, Evaluation, and Management of Chronic Constipation – Adil E. Bharucha ve Brian E. Lacy – 2020 – DOI: 10.1053/j.gastro.2019.12.034</p>

<p>2. Gastroenterology – American Gastroenterological Association–American College of Gastroenterology Clinical Practice Guideline: Pharmacological Management of Chronic Idiopathic Constipation – Lin Chang, William D. Chey, Ayesha Imdad ve çalışma grubu – 2023 – DOI: 10.1053/j.gastro.2023.03.214</p>

<p>3. Scandinavian Journal of Gastroenterology – Stool Form Scale as a Useful Guide to Intestinal Transit Time – Stephen J. Lewis ve Kenneth W. Heaton – 1997 – DOI: 10.3109/00365529709011203</p>

<p>4. World Gastroenterology Organisation – A Global Cascade Approach to Diagnosis and Management of Chronic Constipation – 2025</p>

<p>5. National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases – Constipation: Definition, Symptoms, Causes, Diagnosis and Treatment – Güncel hasta bilgilendirme kaynağı</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bagirsaklari-rahatlatmak-icin-gunluk-hayatta-neler-degistirilebilir</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8785.jpeg" type="image/jpeg" length="39565"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ismaïla Sarr Transferinde Yeni Kriz: Galatasaray İçin Ayrılık Baskısı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ismaila-sarr-transferinde-yeni-kriz-galatasaray-icin-ayrilik-baskisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ismaila-sarr-transferinde-yeni-kriz-galatasaray-icin-ayrilik-baskisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın transfer gündemindeki Ismaïla Sarr için Fransa’dan dikkat çeken yeni bir iddia geldi. Senegalli yıldızın Crystal Palace’tan ayrılarak Galatasaray’a gitmek istediğini yönetime ilettiği ve Everton karşılaşmasının kadrosunda yer almasının beklenmediği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’ın Sarr Transferinde Yeni Perde</p>

<p>Galatasaray’ın kanat transferi için gündemine aldığı Ismaïla Sarr dosyasında hareketlilik artıyor.</p>

<p>Crystal Palace’ın oyuncuyu bırakmak istemediğine yönelik açıklamaların ardından bu kez Sarr cephesinden transferin seyrini değiştirebilecek bir gelişme gündeme geldi.</p>

<p>Foot Mercato’nun 22 Ağustos sabahı yayımladığı özel habere göre Senegalli futbolcu, Crystal Palace’tan ayrılmak ve Galatasaray’a transfer olmak istediğini kulüp içerisinde açık biçimde ortaya koyuyor.</p>

<p>Haberde Sarr ile Crystal Palace arasında transfer konusunda bir güç mücadelesinin sürdüğü ifade edildi.</p>

<p>Everton Maçının Kadrosunda Olması Beklenmiyor</p>

<p>Dosyadaki en dikkat çekici ayrıntılardan biri ise Crystal Palace’ın Everton deplasmanı öncesinde geldi.</p>

<p>Foot Mercato’nun kendi bilgilerine dayandırdığı habere göre Sarr’ın Everton karşılaşması için oluşturulacak Crystal Palace kadrosunda yer alması beklenmiyor.</p>

<p>Ancak bu aşamada kadronun resmi olarak açıklanmadığını ve Sarr’ın yokluğunun transfer talebi nedeniyle gerçekleştiğinin kulüp tarafından doğrulanmadığını özellikle belirtmek gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle gelişme, Crystal Palace’ın resmi maç kadrosunun açıklanmasının ardından daha net hale gelecek.</p>

<p>Sarr Galatasaray’a Gitmek İstiyor</p>

<p>Fransız kaynağın aktardığı bilgilere göre Sarr yalnızca ayrılık talebinde bulunmuyor, kariyerine Galatasaray’da devam etmeye de sıcak bakıyor.</p>

<p>Senegalli futbolcunun Galatasaray ile sözleşme şartlarında anlaşmaya yaklaşmayı sürdürdüğü ve sarı-kırmızılı formayı giymek istediğini açık biçimde ortaya koyduğu ileri sürüldü.</p>

<p>Bu bilgi, Galatasaray açısından transfer görüşmelerinde önemli bir avantaj oluşturabilir.</p>

<p>Ancak oyuncunun isteği tek başına transferin gerçekleşmesi için yeterli değil. Sarr’ın Crystal Palace ile devam eden sözleşmesi nedeniyle kulüplerin bonservis konusunda anlaşması gerekiyor.</p>

<p>Galatasaray’ın İlk Teklifi Kabul Edilmedi</p>

<p>Sarr dosyasındaki temel anlaşmazlığın bonservis bedeli olduğu görülüyor.</p>

<p>Foot Mercato, Galatasaray’ın Crystal Palace’a daha önce yaptığı ilk teklifin İngiliz kulübü tarafından reddedildiğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İngiliz basınındaki son haberler de Crystal Palace’ın Sarr’ı kolaylıkla bırakmaya niyetli olmadığını gösteriyor. The Guardian, Galatasaray’dan Sarr için 26 milyon sterlinlik bir teklif geldiğini ancak Palace’ın oyuncuyu satmasının beklenmediğini bildirdi.</p>

<p>Dolayısıyla transferde oyuncunun isteği ile Crystal Palace yönetiminin mevcut tutumu arasında belirgin bir görüş ayrılığı bulunuyor.</p>

<p>Galatasaray Yeniden Masaya Dönebilir</p>

<p>Foot Mercato’ya göre Galatasaray gelişmeleri yakından takip ediyor ve ortaya çıkan yeni tabloyu kullanarak Crystal Palace’ın kapısını yeniden çalabilir.</p>

<p>Sarr’ın ayrılmak istemesi ve Everton kadrosunda yer almamasının beklenmesi, sarı-kırmızılıların pazarlık masasındaki konumunu güçlendirebilecek gelişmeler olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Bununla birlikte transferin tamamlandığını veya Crystal Palace’ın satışa onay verdiğini gösteren herhangi bir resmi açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Sarr dosyasında bundan sonraki iki önemli eşik, Everton karşılaşmasının resmi maç kadrosu ve Galatasaray’ın Crystal Palace’a yeni bir teklif sunup sunmayacağı olacak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Foot Mercato – El-Hadji Loum, 22 Ağustos 2026</li>
 <li>The Guardian, 21 Ağustos 2026</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ismaila-sarr-transferinde-yeni-kriz-galatasaray-icin-ayrilik-baskisi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 11:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8784-1.jpeg" type="image/jpeg" length="92670"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ordu’da Fındık Hasadında Bir Acı Daha: Patpat Kazasında İki Ölü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/orduda-findik-hasadinda-bir-aci-daha-patpat-kazasinda-iki-olu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/orduda-findik-hasadinda-bir-aci-daha-patpat-kazasinda-iki-olu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ordu’nun İkizce ilçesinde “patpat” olarak bilinen tarım aracının karıştığı kazada iki kişi yaşamını yitirdi. Acı olayın ardından can kayıplarıyla gündeme gelen patpatların trafikte ve insan taşımacılığında kullanılmasının yasaklanması istendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Edinilen ilk bilgilere göre kaza, sabah saatlerinde ilçeye bağlı Başönü Mahallesi’nde meydana geldi. Halk arasında “patpat” olarak bilinen tarım aracının karıştığı kazada iki kişi hayatını kaybetti.</p>

<p>Yaşamını yitirenlerden birinin 64 yaşındaki R.Ö. olduğu öğrenildi. Kazada ölen diğer kişinin ise fındık hasadı için bölgeye gelen kadın mevsimlik tarım işçisi olduğu bildirildi.</p>

<p>Kadının kimliğinin belirlenmesine yönelik çalışmaların sürdüğü belirtildi. Kazanın nasıl meydana geldiği ve araçta başka kişilerin bulunup bulunmadığı konusunda henüz ayrıntılı bir resmî açıklama yapılmadı.</p>

<p>“Patpatlar yasaklansın” çağrısı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karadeniz’de özellikle fındık hasadı döneminde yoğun biçimde kullanılan patpatlar, art arda yaşanan ölümlü kazalar nedeniyle yeniden tartışma konusu oldu.</p>

<p>Esasen tarımsal faaliyetlerde kullanılmak üzere üretilen bu araçların yolcu taşımacılığında ve kara yollarında kullanılması ciddi güvenlik riski oluşturuyor. Standart bir otomobilde bulunan emniyet kemeri, koruyucu gövde ve diğer güvenlik donanımlarını taşımayan patpatlar; eğimli arazi, yüksek yük ve kontrol kaybı gibi durumlarda ölümcül kazalara neden olabiliyor.</p>

<p>İkizce’deki facianın ardından vatandaşlar, patpatların insan taşımak amacıyla kullanılmasının kesin olarak yasaklanmasını, kara yollarına çıkışlarının engellenmesini ve denetimlerin artırılmasını istedi.</p>

<p>Ordu’da bilanço ağırlaşıyor</p>

<p>Ordu Valisi Muammer Erol’un ağustos ayı başında açıkladığı verilere göre, kentte 2026’nın ilk sekiz ayında 106 patpat kazası meydana geldi. Bu kazalarda 159 kişi yaralanırken 6 kişi yaşamını yitirdi.</p>

<p>İkizce’de bildirilen son iki can kaybının resmî kayıtlara eklenmesi hâlinde, patpat kazalarında yılbaşından bu yana hayatını kaybedenlerin sayısı 8’e yükselecek.</p>

<p>Yetkililerin kazayla ilgili incelemesi sürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/orduda-findik-hasadinda-bir-aci-daha-patpat-kazasinda-iki-olu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8782.jpeg" type="image/jpeg" length="21487"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akciğer Dostu Sofra: Yeşilliklerden Kuruyemişlere Öne Çıkan Besinler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/akciger-dostu-sofra-yesilliklerden-kuruyemislere-one-cikan-besinler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/akciger-dostu-sofra-yesilliklerden-kuruyemislere-one-cikan-besinler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sebze, meyve, baklagil, tam tahıl ve kuruyemiş ağırlıklı bir sofra akciğer sağlığını destekleyebilir. Ancak hiçbir besin sigaranın zararını silmiyor veya akciğer hastalığını tek başına tedavi etmiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Akciğerler yalnızca sigara dumanıyla değil, gün boyunca solunan kirli hava, toz ve çeşitli kimyasal parçacıklarla da karşılaşıyor. Vücut bu yükle mücadele ederken beslenmeden aldığı vitaminleri, mineralleri, sağlıklı yağları ve bitkisel bileşikleri kullanıyor.</p>

<p>Bu nedenle akciğer sağlığı konuşulurken sofradaki seçimler de giderek daha fazla ilgi görüyor. Araştırmalar; sebze, meyve, baklagil, tam tahıl ve kuruyemiş bakımından zengin beslenme modelleriyle daha iyi solunum ölçümleri ve bazı akciğer hastalıklarının daha düşük görülme olasılığı arasında bağlantılar bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>Buradaki sözcük “bağlantı”. Mevcut çalışmalar, belirli bir yiyeceğin akciğeri temizlediğini veya oluşmuş hasarı onardığını kanıtlamıyor. Beslenme, akciğerleri koruyan büyük tablonun yalnızca bir parçası.</p>

<p>Bitki ağırlıklı beslenme ne anlama geliyor?</p>

<p>Bitki ağırlıklı beslenmek, mutlaka bütün hayvansal ürünleri bırakmak demek değil. Sebze, meyve, mercimek, nohut, kuru fasulye, tam tahıllar, kuruyemişler ve tohumların öğünlerde daha fazla yer tutması anlamına geliyor.</p>

<p>Bu modelin değeri yalnızca tek tek vitaminlerden kaynaklanmıyor. Bitkisel besinler; lif, mineraller ve farklı antioksidan bileşiklerin birlikte alınmasını sağlıyor. Antioksidanlar, hücrelere zarar verebilen kararsız moleküllere karşı vücudun savunmasına katkıda bulunan maddeler olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Akciğer dokusu, dış ortamla sürekli temas ettiği için bu tür hücresel hasara karşı hassas. Bununla birlikte, antioksidan içeren bir yiyeceğin laboratuvarda gösterdiği etki ile insanda bir hastalığı önlemesi aynı şey değil. Bu nedenle tek bir besine olağanüstü anlam yüklemek yerine genel beslenme düzenine bakmak gerekiyor.</p>

<p>Akciğer dostu sofrada hangi besinler öne çıkıyor?</p>

<p>Koyu yeşil yapraklı sebzeler, çeşitli vitaminler ve karotenoid adı verilen bitkisel renk maddeleri içeriyor. Ispanak, pazı, roka ve brokoli bu gruba eklenebilir. Çeşitlilik, sürekli aynı sebzeyi tüketmekten daha geniş bir besin bileşimi sağlar.</p>

<p>Çilek, böğürtlen, yaban mersini, vişne ve benzeri renkli meyveler farklı polifenoller içerir. Portakal, mandalina, kivi, biber ve maydanoz ise C vitamini kaynakları arasındadır. C vitamini bağışıklık sisteminin normal işleyişine katkıda bulunur; fakat solunum yolu enfeksiyonlarını kesin olarak önleyen bir kalkan değildir.</p>

<p>Ceviz, badem, fındık, keten tohumu ve chia tohumu sağlıklı yağlar, E vitamini, lif ve çeşitli mineraller sağlayabilir. Ceviz ile keten tohumunda bitkisel omega-3 yağ asidi bulunur. Bunun astım veya KOAH tedavisinin yerine geçeceği düşünülmemelidir.</p>

<p>Yulaf, bulgur, tam buğday ve esmer pirinç gibi tam tahıllar da lif alımını artırır. Nohut, mercimek, fasulye ve bezelye ise lifin yanında bitkisel protein sunar. Bu gıdalar, işlenme düzeyi yüksek ürünlerin yerine geçtiğinde beslenmenin genel kalitesini yükseltebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lif ile akciğer arasında nasıl bir ilişki var?</p>

<p>Lif doğrudan akciğere ulaşmaz. Etkisinin bağırsaklar üzerinden gerçekleşebileceği düşünülüyor. Bağırsaktaki yararlı mikroorganizmalar bazı lifleri parçalayarak bağışıklık yanıtını ve iltihaplanma süreçlerini etkileyebilen maddeler üretir.</p>

<p>Bu mekanizma “bağırsak-akciğer ekseni” olarak adlandırılıyor. Alan umut verici olsa da hangi lif türünün hangi akciğer hastalığında ne ölçüde yarar sağlayacağı henüz kesinleşmiş değil. Sebze, meyve, baklagil ve tam tahılları birlikte tüketmek, tek bir lif takviyesine bel bağlamaktan daha dengeli bir yaklaşım.</p>

<p>Araştırmalar ne söylüyor?</p>

<p>Gözlemsel çalışmalarda sebze ve meyve tüketimi yüksek kişilerin bazı solunum testlerinde daha iyi değerlere sahip olduğu görüldü. Akdeniz tipi beslenmeye daha fazla uyan kişilerde de akciğer fonksiyon bozukluğu olasılığının daha düşük olabileceğini düşündüren sonuçlar elde edildi.</p>

<p>Buna karşılık işlenmiş etlerin ve Batı tipi beslenme düzeninin daha fazla tüketilmesi, bazı çalışmalarda daha düşük akciğer fonksiyonuyla ilişkilendirildi. Batı tipi beslenme; işlenmiş et, kızartma, rafine tahıl, şekerli içecek ve yoğun biçimde işlenmiş ürünlerin öne çıktığı modeli anlatıyor.</p>

<p>Bu bulgular neden-sonuç ilişkisini tek başına kanıtlamaz. Daha sağlıklı beslenen kişiler daha fazla hareket ediyor, daha az sigara içiyor veya sağlık kontrollerini daha düzenli yaptırıyor olabilir. Araştırmacılar bu farklılıkları hesaba katmaya çalışsa da etkilerini tamamen ayırmak her zaman mümkün değildir.</p>

<p>Vegan etiketi tek başına yeterli değil</p>

<p>Bir ürünün bitkisel olması, otomatik olarak sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Şekerli içecekler, bazı paketli atıştırmalıklar, yüksek tuz içeren hazır yemekler ve fazla işlenmiş bitkisel ürünler de vegan olabilir.</p>

<p>Akciğer açısından asıl belirleyici, “bitkisel” etiketinden çok beslenmenin bütünüdür. Taze veya az işlenmiş besinlere dayanan bir düzen ile yoğun şeker, tuz ve rafine yağ içeren bir vegan beslenme aynı sağlık etkisini göstermez.</p>

<p>Tamamen vegan beslenenlerde B12 vitamini desteği gereklidir. Demir, iyot, kalsiyum, D vitamini, çinko, protein ve omega-3 alımının da planlanması gerekir. Hamileler, çocuklar, ileri yaştakiler ve kronik hastalığı bulunanlar bu geçişi bir hekim veya diyetisyenle değerlendirmelidir.</p>

<p>Süt ürünleri balgamı artırır mı?</p>

<p>Sütün vücutta daha fazla balgam ürettiğine ilişkin yaygın inanış güçlü bilimsel kanıtlarla desteklenmiyor. Sütün ağızda bıraktığı yoğunluk, bazı kişilerde salgılar artmış gibi bir his oluşturabilir.</p>

<p>Süt alerjisi bulunanlarda ise solunumla ilgili belirtiler gelişebilir ve bu ayrı bir durumdur. Astım veya nefes darlığı yaşayan kişinin, tıbbi gerekçe olmadan geniş bir besin grubunu tamamen çıkarması besin eksikliklerine yol açabilir.</p>

<p>Takviye almak aynı etkiyi sağlar mı?</p>

<p>Sebze ve meyveden alınan beta-karoten ile yüksek doz beta-karoten takviyesi aynı kabul edilmemeli. Büyük klinik araştırmalarda yüksek doz beta-karoten takviyesinin sigara içenlerde ve asbeste maruz kalanlarda akciğer kanseri riskini artırabildiği görüldü.</p>

<p>Bu bulgu, “antioksidan ne kadar çok olursa o kadar iyi” düşüncesinin doğru olmadığını gösteriyor. Vitamin ve mineral takviyeleri, eksiklik saptanması veya hekim tarafından uygun görülmesi dışında akciğeri korumak amacıyla gelişigüzel kullanılmamalı.</p>

<p>Greyfurt da bazı ilaçların kandaki düzeyini değiştirebilir. Düzenli ilaç kullananların greyfurt tüketimini artırmadan önce hekimlerine veya eczacılarına danışmaları uygun olur.</p>

<p>Akciğer sağlığında ilk sırada ne var?</p>

<p>Beslenme düzenini iyileştirmek yararlı olabilir; ancak sigarayı bırakmanın yerini tutmaz. Akciğer sağlığını korumak için en güçlü adım sigara, elektronik sigara ve diğer tütün ürünlerinden uzak durmaktır.</p>

<p>Hareket etmek, uygun kiloyu korumak, hava kirliliğinin yoğun olduğu saatlerde maruziyeti azaltmak, iş ortamındaki koruyucu önlemlere uymak ve gerekli aşıları yaptırmak da önemlidir. Astım veya KOAH ilacı kullanan kişiler, yalnızca beslenmelerini değiştirdikleri için tedavilerini bırakmamalıdır.</p>

<p>Pratik başlangıç için tabağın önemli bir bölümünü sebzelere ayırmak, haftada birkaç öğünde baklagil tüketmek, beyaz ekmek ve pirinç yerine tam tahılları seçmek, ara öğünlerde tuzsuz kuruyemişe yer vermek düşünülebilir. Şekerli içecekleri ve işlenmiş etleri daha seyrek tüketmek de genel beslenme kalitesini artırır.</p>

<p>Nefes darlığı yalnızca beslenmeyle açıklanamaz</p>

<p>Yeni başlayan veya giderek artan nefes darlığı; astım, KOAH, enfeksiyon, kansızlık, kalp hastalığı ve başka sağlık sorunlarıyla ilişkili olabilir. Üç haftadan uzun süren öksürük, tekrarlayan hırıltı, günlük işleri kısıtlayan nefes darlığı, açıklanamayan kilo kaybı veya kanlı balgam varsa hekim değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>Aniden gelişen şiddetli nefes darlığına göğüs ağrısı, bayılma, bilinç bulanıklığı ya da dudaklarda morarma eşlik ediyorsa gecikmeden acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.</p>

<p>Bitki ağırlıklı ve az işlenmiş besinlere dayanan bir sofra akciğer sağlığına katkı sağlayabilir. Fakat akciğeri “temizleyen” tek bir yiyecek yok. Koruyucu yaklaşım; tütünden uzak durma, hareket, temiz hava, uygun tıbbi takip ve dengeli beslenmenin birlikte sürdürülmesine dayanıyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>European Respiratory Journal – Processed Meat Consumption and Lung Function: Modification by Antioxidants and Smoking – Hitomi Okubo ve Hertfordshire Cohort Study Group – 2014 – DOI: 10.1183/09031936.00109513</li>
 <li>Nutrients – Mediterranean Diet and Lung Function in Adults Current Smokers: A Cross-Sectional Analysis in the MEDISTAR Project – Roxana-Elena Catalin ve arkadaşları – 2023 – DOI: 10.3390/nu15051272</li>
 <li>Nutrients – Effects of Mediterranean Diet and Physical Activity on Pulmonary Function: A Cross-Sectional Analysis in the ILERVAS Project – Jordi Franch-Parella ve arkadaşları – 2019 – DOI: 10.3390/nu11020329</li>
 <li>Nutrition Reviews – Adherence to the Mediterranean Diet and the Risk of Lung Cancer: A Systematic Review and Dose-Response Meta-Analysis – Yong Zhang ve arkadaşları – 2022 – DOI: 10.1093/nutrit/nuab117</li>
 <li>European Respiratory Journal – Fruits and Vegetables and Lung Cancer Risk: A Systematic Review and Meta-Analysis – Ana Rita Vieira ve arkadaşları – 2016 – DOI: 10.1183/13993003.01512-2014</li>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü – Healthy Diet – 2026</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/akciger-dostu-sofra-yesilliklerden-kuruyemislere-one-cikan-besinler</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 08:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8779.jpeg" type="image/jpeg" length="68448"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TSEDAD’dan Yükseköğretimde Kalite ve Akreditasyon Toplantısı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tsedaddan-yuksekogretimde-kalite-ve-akreditasyon-toplantisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tsedaddan-yuksekogretimde-kalite-ve-akreditasyon-toplantisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tıp ve Sağlık Eğitimi Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği, yükseköğretimde değişim, kalite güvencesi ve akreditasyon süreçlerini Prof. Dr. Muzaffer Elmas’ın katılımıyla ele alacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tıp ve Sağlık Eğitimi Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (TSEDAD), yükseköğretimde kalite güvencesi ve akreditasyon alanındaki güncel gelişmelerin değerlendirileceği bir bilgilendirme toplantısı düzenleyecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Yükseköğretimde Değişim, Kalite ve Akreditasyon” başlığıyla gerçekleştirilecek toplantının konuşmacısı, Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas olacak.</p>

<p>Prof. Dr. Elmas’ın programda yükseköğretimde yaşanan değişimi, kalite güvencesinin kurumsal gelişimdeki yerini ve akreditasyon süreçlerine ilişkin güncel yaklaşımları ele alması bekleniyor. Toplantıda ayrıca üniversitelerin kalite odaklı dönüşümü ile eğitim standartlarının geliştirilmesine yönelik görüş ve deneyimler paylaşılacak.</p>

<p>TSEDAD üyelerinin davet edildiği toplantı, 1 Eylül 2026 Salı günü saat 10.00’da TSEDAD Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Programa çevrim içi katılım seçeneği de sunulacak.</p>

<p>Tıp ve sağlık eğitiminin niteliğini geliştirmeyi ve akreditasyon kültürünün yaygınlaşmasını desteklemeyi amaçlayan TSEDAD, düzenleyeceği toplantıyla yükseköğretimde kalite güvencesine yönelik değerlendirmelere ortak bir zemin oluşturacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧪 Bilimsel Etkinlikler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tsedaddan-yuksekogretimde-kalite-ve-akreditasyon-toplantisi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 07:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8778.jpeg" type="image/jpeg" length="31612"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çarpıntıdan Uyuşmaya: Magnezyum Eksikliğinde Ortaya Çıkabilecek İşaretler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/carpintidan-uyusmaya-magnezyum-eksikliginde-ortaya-cikabilecek-isaretler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/carpintidan-uyusmaya-magnezyum-eksikliginde-ortaya-cikabilecek-isaretler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kas krampları, yorgunluk, iştahsızlık ve uyuşma magnezyum düşüklüğünde görülebilir. Ancak bu yakınmalar tek başına tanı koydurmaz; eksikliğin nedeni ve kişinin kullandığı ilaçlar birlikte değerlendirilmelidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gece uykudan uyandıran bir baldır krampı, gün boyu süren halsizlik ya da parmak uçlarında beliren karıncalanma… Bu yakınmaların ardından akla gelen ilk seçeneklerden biri magnezyum takviyesi oluyor. Oysa benzer belirtiler çok sayıda sağlık sorununda ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Magnezyum eksikliği yalnızca beslenmeyle ilgili bir mesele de değil. Bağırsaklardan emilimin bozulması, böbreklerden fazla mineral kaybedilmesi, uzun süren ishal ve bazı ilaçlar kandaki magnezyum düzeyini düşürebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle belirtilerden yola çıkarak kendi kendine tanı koymak veya gelişigüzel takviye kullanmak yerine, yakınmaların bütünüyle değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Magnezyum vücutta ne işe yarıyor?</p>

<p>Magnezyum; kasların kasılıp gevşemesi, sinirlerin ileti göndermesi, kalp ritminin düzenlenmesi, enerji üretimi, kemik yapısının korunması ve kan şekeri kontrolü gibi yüzlerce biyolojik süreçte görev alıyor.</p>

<p>Vücuttaki magnezyumun büyük bölümü kemiklerde ve hücrelerin içinde bulunuyor. Kanda dolaşan miktarı ise toplam magnezyumun küçük bir bölümünü oluşturuyor. Bu durum, magnezyum durumunu yalnızca tek bir kan testiyle değerlendirmenin neden her zaman kolay olmadığını açıklıyor.</p>

<p>Sağlıklı kişilerde yalnızca besinlerden az magnezyum alınmasına bağlı belirgin eksiklik sık görülmüyor. Böbrekler, magnezyum azaldığında idrarla kaybı azaltarak dengeyi korumaya çalışıyor. Hastalıklar, ilaçlar veya uzun süren kayıplar devreye girdiğinde bu koruma yetersiz kalabiliyor.</p>

<p>Erken dönemde görülebilen belirtiler</p>

<p>Magnezyum düşüklüğü hafif düzeydeyken hiçbir belirti vermeyebilir. Belirti ortaya çıktığında ilk yakınmalar çoğu zaman magnezyum eksikliğine özgü değildir.</p>

<p>Erken dönemde görülebilecek işaretler şunlardır:</p>

<ul>
 <li>İştah azalması</li>
 <li>Bulantı veya kusma</li>
 <li>Sürekli yorgunluk hissi</li>
 <li>Genel güçsüzlük</li>
 <li>Kaslarda seğirme veya kramp</li>
 <li>Ellerde ve ayaklarda uyuşma ya da karıncalanma</li>
</ul>

<p>Bu belirtilerin bulunması mutlaka magnezyum eksikliği olduğu anlamına gelmez. Kansızlık, tiroit bozuklukları, uyku sorunları, yoğun stres, susuzluk, B12 vitamini eksikliği, dolaşım problemleri ve bazı nörolojik hastalıklar da benzer yakınmalara yol açabilir.</p>

<p>Baş ağrısı, huzursuzluk ve uykusuzluk ne kadar anlamlı?</p>

<p>Baş ağrısı, huzursuzluk, sinirlilik ve uyku kalitesinde bozulma, düşük magnezyum alımıyla ilişkilendirilen yakınmalar arasında sayılıyor. Ancak bunlar tek başına güvenilir eksiklik göstergeleri değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Örneğin baş ağrısının susuzluk, düzensiz uyku, görme kusurları, migren veya yüksek tansiyon gibi birçok nedeni bulunuyor. Uyku bozukluğu da magnezyum eksikliğinden çok daha sık olarak stres, kafein tüketimi, uyku apnesi ve düzensiz yaşam alışkanlıklarıyla bağlantılı olabiliyor.</p>

<p>Bu tür yakınmalar sürekli hale geldiyse çözümü doğrudan takviye kutusunda aramak, asıl nedenin belirlenmesini geciktirebilir.</p>

<p>Kas krampları her zaman magnezyum eksikliği değildir</p>

<p>Magnezyum sinir ve kas işlevlerine katıldığı için eksikliğinde seğirme, kasılma ve kramplar gelişebilir. Özellikle başka belirtilerle birlikte tekrarlayan kramplar değerlendirmeye değer olabilir.</p>

<p>Bununla birlikte gece krampları; kasların fazla kullanılması, uzun süre hareketsiz kalma, sıvı kaybı, dolaşım sorunları, gebelik, bazı ilaçlar ve diğer mineral dengesizlikleri nedeniyle de görülebilir.</p>

<p>Araştırmalar, magnezyum takviyesinin nedeni belirlenmemiş her kas krampını düzelttiğini göstermiyor. Bu nedenle yalnızca kramp varlığına dayanarak takviye başlanması doğru bir yaklaşım değil.</p>

<p>İleri eksiklikte daha ciddi bulgular gelişebilir</p>

<p>Magnezyum düzeyi belirgin biçimde düştüğünde sinir sistemi, kaslar ve kalbin elektriksel düzeni etkilenebilir. İleri eksiklikte şu bulgular görülebilir:</p>

<ul>
 <li>Belirgin kas spazmları</li>
 <li>Titreme</li>
 <li>Davranış veya bilinç değişiklikleri</li>
 <li>Şiddetli güçsüzlük</li>
 <li>Nöbet</li>
 <li>Kalp ritminde bozulma</li>
</ul>

<p>Şiddetli magnezyum eksikliğine kandaki potasyum veya kalsiyum düşüklüğü de eşlik edebilir. Böyle bir durumda yakınmalar daha ağır seyredebilir ve hastanede tedavi gerekebilir.</p>

<p>Yeni başlayan veya uzun süren çarpıntıya göğüs ağrısı, bayılma, belirgin baş dönmesi ya da nefes darlığı eşlik ediyorsa gecikmeden acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır. Nöbet ve bilinç değişikliği de acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Kimlerde magnezyum düşüklüğü daha sık görülür?</p>

<p>Bazı kişilerde magnezyumun yetersiz alınmasından çok, emilim veya kayıp sorunu ön plandadır. Riskin arttığı başlıca durumlar arasında şunlar bulunur:</p>

<ul>
 <li>Crohn hastalığı veya çölyak gibi emilimi etkileyen bağırsak hastalıkları</li>
 <li>Uzun süren veya tekrarlayan ishal</li>
 <li>Bağırsakların bir bölümünün ameliyatla çıkarılması</li>
 <li>Kontrolsüz tip 2 diyabet</li>
 <li>Uzun süreli yoğun alkol kullanımı</li>
 <li>İleri yaş</li>
 <li>Yetersiz ve tek yönlü beslenme</li>
 <li>Böbreklerden magnezyum kaybını artıran bazı hastalıklar</li>
 <li>Bazı kanser tedavileri ve bağışıklık sistemini etkileyen ilaçlar</li>
</ul>

<p>İdrar söktürücü ilaçlar ile mide asidini azaltan proton pompası inhibitörlerinin uzun süreli kullanımı da bazı kişilerde magnezyum düşüklüğüne katkıda bulunabilir. Reçeteli bir ilaç bu ihtimal nedeniyle doktora danışılmadan bırakılmamalıdır.</p>

<p>Magnezyum eksikliği nasıl anlaşılır?</p>

<p>Değerlendirmede kişinin yakınmaları, beslenme düzeni, geçirdiği hastalıklar ve kullandığı ilaçlar birlikte ele alınır. En sık başvurulan inceleme serum magnezyum testidir.</p>

<p>Kullanılan laboratuvara göre referans aralıklarında küçük farklılıklar olabilir. Ayrıca kan magnezyumunun normal bulunması, vücudun bütün magnezyum depolarının eksiksiz olduğunu her zaman göstermez. Çünkü mineralin büyük bölümü kanda değil, hücrelerde ve kemiklerde bulunur.</p>

<p>Gerekli görüldüğünde potasyum, kalsiyum, böbrek fonksiyonları ve kan şekeri de incelenebilir. Çarpıntı varsa kalbin elektriksel faaliyetini değerlendiren EKG çekilebilir. Bazı hastalarda idrarla atılan magnezyumun ölçülmesi, kaybın böbreklerden kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlamaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Günlük magnezyum ihtiyacı ne kadar?</p>

<p>Yetişkinlerde önerilen günlük magnezyum miktarı yaşa, cinsiyete, gebelik ve emzirme durumuna göre değişiyor. Genel olarak yetişkin kadınlarda günlük gereksinim yaklaşık 310–320 miligram, erkeklerde ise 400–420 miligram düzeyinde.</p>

<p>Bu rakamlar sağlıklı kişiler için oluşturulan genel beslenme hedefleridir. Eksiklik tedavisinde kullanılacak miktarla aynı değildir. Hastalık, ilaç kullanımı ve böbrek fonksiyonları kişisel ihtiyacı değiştirebilir.</p>

<p>Magnezyumu doğal yoldan artıran besinler</p>

<p>Çoğu kişi için ilk adım, magnezyumdan zengin besinleri düzenli olarak sofraya eklemektir. İyi kaynaklar arasında şunlar yer alır:</p>

<ul>
 <li>Kabak çekirdeği ve chia tohumu</li>
 <li>Badem, kaju ve yer fıstığı</li>
 <li>Ispanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler</li>
 <li>Mercimek, nohut, kuru fasulye ve diğer baklagiller</li>
 <li>Tam tahıllar</li>
 <li>Yulaf</li>
 <li>Avokado</li>
 <li>Patates</li>
 <li>Yoğurt ve süt</li>
 <li>Bazı balık türleri</li>
</ul>

<p>Tek bir besine yüklenmek yerine bu yiyecekleri dengeli bir beslenme düzeni içinde çeşitlendirmek daha uygun olur. Tam tahılların yoğun biçimde işlenmesi, tahılın magnezyumdan zengin bölümlerinin uzaklaşmasına neden olabilir.</p>

<p>Herkes magnezyum takviyesi kullanmalı mı?</p>

<p>Hayır. Belirti bulunması, takviye kullanmak için tek başına yeterli gerekçe değildir. Özellikle böbrek hastalığı olan kişiler fazla magnezyumu vücuttan atmakta zorlanabilir. Bu durum kandaki magnezyumun tehlikeli düzeylere çıkmasına yol açabilir.</p>

<p>Magnezyum içeren takviyeler ve bazı müshiller yüksek miktarlarda alındığında ishal, bulantı ve karın krampları yapabilir. Çok yüksek alımlar tansiyon düşüklüğü, kas güçsüzlüğü, solunum sorunları ve kalp ritmi bozukluklarıyla sonuçlanabilir.</p>

<p>Magnezyum ayrıca bazı antibiyotiklerin ve kemik erimesi ilaçlarının emilimini etkileyebilir. Bu nedenle düzenli ilaç kullananların, hamilelerin, böbrek hastalarının ve kronik rahatsızlığı bulunanların takviyeye başlamadan önce hekim veya eczacıya danışması gerekir.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Tekrarlayan kas krampları, açıklanamayan güçsüzlük, devam eden bulantı, iştah kaybı, uyuşma veya karıncalanma varsa değerlendirme alınmalıdır. Özellikle bağırsak hastalığı, diyabet, uzun süreli ishal ya da magnezyum kaybına yol açabilecek ilaç kullanımı bulunuyorsa bu belirtiler daha dikkatli ele alınmalıdır.</p>

<p>Magnezyum eksikliği tedavi edilebilir. Ancak doğru yaklaşım yalnızca eksilen minerali yerine koymak değil, düşüklüğe yol açan nedeni de belirlemektir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri Besin Takviyeleri Ofisi – Magnesium: Fact Sheet for Health Professionals – Güncelleme 2026.</li>
 <li>Merck Manual Professional Edition – Hypomagnesemia – James L. Lewis III – Güncelleme 2025.</li>
 <li>Nutrients – Magnesium: Biochemistry, Nutrition, Detection, and Social Impact of Diseases Linked to Its Deficiency – Fiorentini D, Cappadone C, Farruggia G, Prata C – 2021 – DOI: 10.3390/nu13041136.</li>
 <li>Nutrients – The Integral Role of Magnesium in Muscle Integrity and Aging: A Comprehensive Review – Souza ACR, Vasconcelos AR, Dias DD ve arkadaşları – 2023 – DOI: 10.3390/nu15245127.</li>
 <li>Nutrients – Magnesium Metabolism in Chronic Alcohol-Use Disorder: Meta-Analysis and Systematic Review – Vanoni FO, Milani GP, Agostoni C ve arkadaşları – 2021 – DOI: 10.3390/nu13061959.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Vitamin &amp; Mineraller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/carpintidan-uyusmaya-magnezyum-eksikliginde-ortaya-cikabilecek-isaretler</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 07:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8775.jpeg" type="image/jpeg" length="75509"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Parkinson Hastalığı Kimlerde Daha Sık Görülüyor? Değiştirilebilen ve Değiştirilemeyen Riskler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/parkinson-hastaligi-kimlerde-daha-sik-goruluyor-degistirilebilen-ve-degistirilemeyen-riskler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/parkinson-hastaligi-kimlerde-daha-sik-goruluyor-degistirilebilen-ve-degistirilemeyen-riskler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Parkinson hastalığı tek bir nedene bağlanamıyor. İleri yaş ve genetik yatkınlığın yanı sıra bazı pestisitler, çözücüler, hava kirliliği ve tekrarlayan kafa travmaları da araştırmaların odağında.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir çiftçinin yıllarca kullandığı tarım ilacı, sanayi çalışanının soluduğu çözücü veya gençlikte geçirilen ciddi bir kafa travması… Bunların hiçbiri tek başına “Parkinson olacaksınız” anlamına gelmiyor. Ancak bilim insanları, hastalığın neden bazı kişilerde ortaya çıktığını anlamaya çalışırken geçmişteki çevresel maruziyetleri de giderek daha dikkatli inceliyor.</p>

<p>Parkinson hastalığı; hareketlerin yavaşlaması, kaslarda sertlik, istirahat hâlinde titreme ve denge sorunlarıyla tanınan, ilerleyici bir sinir sistemi hastalığıdır. Beyinde hareketlerin düzenlenmesine yardım eden dopamini üreten hücrelerin zamanla kaybedilmesiyle gelişir.</p>

<p>Bu hücre kaybını başlatan süreç ise çoğu hastada tam olarak bilinmez. Eldeki veriler, Parkinson’un genetik yatkınlık, yaşlanma, çevresel maruziyetler ve yaşam boyunca biriken biyolojik etkilerin kesiştiği karmaşık bir hastalık olduğunu gösteriyor.</p>

<p>En güçlü risk etkeni ileri yaş</p>

<p>Parkinson her yaşta görülebilse de hastalığın ortaya çıkma ihtimali yaşla birlikte yükselir. Tanıların büyük bölümü 60 yaşından sonra konur. Bununla birlikte ileri yaş, hastalığın kaçınılmaz olduğu anlamına gelmez; yaşlı nüfusun çoğunda Parkinson gelişmez.</p>

<p>Erkeklerde Parkinson hastalığı kadınlara göre daha sık görülür. Bu farkın hormonlar, genetik özellikler, mesleki maruziyetler ve yaşam tarzıyla ne ölçüde ilişkili olduğu hâlâ araştırılıyor.</p>

<p>Ailede Parkinson bulunması da riski artırabilir. Ancak hastaların çoğunda hastalığı doğrudan açıklayabilecek tek bir kalıtsal değişiklik saptanmaz. Aile öyküsü olmayan bir kişide de Parkinson gelişebilir.</p>

<p>Bazı pestisitlerle bağlantı neden araştırılıyor?</p>

<p>Tarım ilaçları Parkinson araştırmalarının en fazla dikkat çeken başlıklarından biri. Özellikle tarım alanlarında çalışan, pestisitleri hazırlayan veya uygulayan kişilerde uzun süreli ve yoğun maruziyet üzerinde duruluyor.</p>

<p>Araştırmalarda belirli pestisitlere maruz kalma ile Parkinson arasında istatistiksel ilişki bulundu. Bazı kimyasalların, laboratuvar ortamında dopamin üreten sinir hücrelerine zarar verebildiği de gösterildi. Hücrenin enerji üretim merkezleri olan mitokondrilerin bozulması, oksidatif hasar ve iltihabi süreçler olası açıklamalar arasında.</p>

<p>Bununla birlikte bütün pestisitler aynı değildir. “Tarım ilacı Parkinson’a neden olur” biçimindeki geniş ve kesin bir cümle, mevcut kanıtların sınırlarını aşar. Maruz kalınan kimyasalın türü, yoğunluğu, kullanım süresi, koruyucu ekipman ve kişinin genetik yatkınlığı birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Mesleği gereği pestisit kullananların ürün etiketindeki güvenlik talimatlarına uyması; eldiven, maske ve uygun koruyucu giysi kullanması; ilaçlama sırasında yemek yememesi ve kimyasalları yaşam alanlarından uzakta saklaması gerekir. Boş ambalajlar başka amaçlarla kullanılmamalıdır.</p>

<p>Kuru temizleme ve sanayide kullanılan çözücüler</p>

<p>Parkinson riskiyle ilişkisi araştırılan maddeler arasında klorlu organik çözücüler de bulunuyor. Bunlardan trikloroetilen, geçmişte metal parçaların yağdan arındırılması ve bazı kuru temizleme işlemleri gibi farklı alanlarda kullanıldı.</p>

<p>Bu maddelerle ilgili bulgular özellikle yüksek düzeyde ve uzun süreli mesleki maruziyet yaşayan gruplardan geliyor. Bir kişinin geçmişte kuru temizlemeci yakınında yaşamış olması veya kısa süreli bir kimyasal kokuya maruz kalması, tek başına hastalık geliştireceği anlamına gelmez.</p>

<p>Çalışma ortamında çözücü kullanılıyorsa iyi havalandırma, kapalı sistemler, uygun kişisel koruyucular ve iş sağlığı denetimleri bireysel önlemlerden çok daha etkilidir. Çalışanların hangi kimyasallara maruz kaldıklarını bilmeleri ve işyeri hekimine bu bilgiyi aktarmaları da önem taşır.</p>

<p>Hava kirliliği ile Parkinson arasında bağ var mı?</p>

<p>Trafik kaynaklı azot dioksit ve ince parçacıklar yalnızca akciğer ve kalp sağlığı açısından değil, sinir sistemi üzerindeki olası etkileri nedeniyle de araştırılıyor.</p>

<p>Bazı geniş nüfus çalışmalarında, azot dioksit düzeyi daha yüksek bölgelerde yaşayan kişilerde Parkinson tanısının daha sık görüldüğü bildirildi. Fakat hava kirliliğinin bileşimi şehirden şehre değişir. Birlikte bulunan trafik yoğunluğu, meslek, ekonomik koşullar ve başka çevresel etkenler de sonuçları etkileyebilir.</p>

<p>Bu nedenle araştırmalar bir ilişkiye işaret etse de her kirleticinin Parkinson’a doğrudan neden olduğu söylenemez. Hava kirliliğinin azaltılması ise Parkinson’dan bağımsız olarak kalp, akciğer ve genel toplum sağlığı için güçlü bir koruyucu adımdır.</p>

<p>Yoğun trafik saatlerinde açık havada ağır egzersiz yapmamak, mümkünse ana yollar yerine daha sakin güzergâhları seçmek ve kapalı alanları hava kalitesinin daha iyi olduğu saatlerde havalandırmak maruziyeti azaltabilir. Asıl kalıcı çözüm, temiz hava politikaları ve toplumsal ölçekte emisyonların düşürülmesidir.</p>

<p>Tekrarlayan kafa travmaları riski etkileyebilir</p>

<p>Bilinç kaybına yol açan ciddi kafa travmaları ve tekrarlayan darbeler de Parkinson riskinin araştırıldığı alanlardan biri. Özellikle temas sporları, düşmeler, trafik kazaları ve bazı mesleklerde meydana gelen kafa yaralanmaları üzerinde duruluyor.</p>

<p>Kafa travmasının beyinde uzun süre devam eden iltihabi süreçleri tetikleyebileceği ve Parkinson’da biriken alfa-sinüklein adlı proteinin davranışını etkileyebileceği düşünülüyor. Ancak kafa travması geçiren kişilerin büyük çoğunluğunda Parkinson gelişmez.</p>

<p>Buradaki en uygulanabilir yaklaşım travmayı önlemektir. Araçta emniyet kemeri, bisiklet ve uygun spor dallarında kask kullanmak; çocukların spor etkinliklerinde güvenlik kurallarına uymak; ileri yaşta düşmeye yol açabilecek ev içi tehlikeleri azaltmak önemlidir.</p>

<p>Başını çarpan bir kişide bilinç kaybı, tekrarlayan kusma, şiddetlenen baş ağrısı, konuşma bozukluğu, güç kaybı, nöbet, belirgin uyku hâli veya davranış değişikliği varsa gecikmeden acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.</p>

<p>Risk faktörü hastalık nedeni demek değildir</p>

<p>Parkinson araştırmalarındaki en sık yanlış anlama, “ilişki” ile “kesin neden” kavramlarının birbirine karıştırılmasıdır.</p>

<p>Bir etkene daha fazla maruz kalan grupta hastalığın daha sık görülmesi, o etkenin her kişide hastalığa yol açtığını kanıtlamaz. Genetik özellikler, yaş, başka kimyasallara maruziyet, beslenme, hareket düzeyi ve araştırmanın nasıl tasarlandığı sonuçları etkileyebilir.</p>

<p>Risk artışı da çoğu zaman mutlak tehlikeyi göstermez. Başlangıçtaki olasılık düşükse göreceli bir artışın kişisel karşılığı yine düşük kalabilir. Bu yüzden tek bir araştırmaya bakarak kişinin Parkinson’a yakalanma ihtimalini hesaplamak mümkün değildir.</p>

<p>Parkinson tamamen önlenebilir mi?</p>

<p>Parkinson hastalığını kesin olarak önlediği kanıtlanmış bir ilaç, besin veya yaşam tarzı programı bulunmuyor. Buna karşılık düzenli fiziksel aktivitenin daha düşük Parkinson riskiyle ilişkili olduğunu gösteren çok sayıda çalışma var.</p>

<p>Egzersiz yalnızca olası Parkinson riski açısından değil; kalp-damar sağlığı, kas gücü, denge, uyku ve zihinsel iyilik hâli açısından da yarar sağlar. Sağlık durumu elverdiği ölçüde tempolu yürüyüş, bisiklet, yüzme, kuvvet ve denge çalışmaları birlikte uygulanabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sebze, meyve, baklagil, tam tahıl, balık ve zeytinyağının ağırlıkta olduğu dengeli beslenme de genel beyin ve damar sağlığını destekler. Ancak belirli bir yiyeceği tüketmenin Parkinson’u önlediği söylenemez.</p>

<p>Kahve ve çay tüketimi bazı araştırmalarda daha düşük Parkinson görülme sıklığıyla ilişkilendirilmiştir. Bu bulgu, Parkinson’dan korunmak amacıyla herkese kafein başlanması gerektiği anlamına gelmez. Çarpıntısı, ritim bozukluğu, reflüsü, uykusuzluğu veya gebeliği bulunan kişilerde kafein tüketimi ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p>Sigara kullanımı da gözlemsel çalışmalarda daha düşük Parkinson sıklığıyla ilişkilendirilmiştir. Buna rağmen sigara; kanser, kalp krizi, inme ve kronik akciğer hastalığının başlıca nedenleri arasındadır. Parkinson’dan korunmak için sigaraya başlamak ya da sigarayı sürdürmek kesinlikle güvenli bir seçenek değildir.</p>

<p>Hangi belirtilerde nörolojiye başvurulmalı?</p>

<p>Parkinson yalnızca el titremesinden ibaret değildir. Üstelik her titreme de Parkinson anlamına gelmez. Aşağıdaki değişiklikler kalıcı hâle geldiyse nöroloji değerlendirmesi uygun olabilir:</p>

<ul>
 <li>Dinlenirken ortaya çıkan ve çoğunlukla bir tarafta başlayan titreme</li>
 <li>Hareketlerde belirgin yavaşlama</li>
 <li>Kol veya bacaklarda açıklanamayan sertlik</li>
 <li>Yürürken bir kolun eskisine göre daha az sallanması</li>
 <li>Küçülen ve sıkışan el yazısı</li>
 <li>Adımların giderek kısalması veya ayakların yere takılması</li>
 <li>Yüz ifadesinin azalması ve sesin kısılması</li>
 <li>Koku duyusunda belirgin azalma</li>
 <li>Uykuda bağırma, konuşma veya rüyadaki hareketleri yapma</li>
 <li>Uzun süren kabızlıkla birlikte hareket belirtilerinin bulunması</li>
</ul>

<p>Koku kaybı, kabızlık veya uyku bozukluğu toplumda oldukça yaygındır. Bunların tek başına bulunması Parkinson tanısı koydurmaz. Tanı; kişinin öyküsü, nörolojik muayenesi ve gerektiğinde başka hastalıkları dışlamak için yapılan incelemelerle konur.</p>

<p>Çevresel bir etkene maruz kaldığını düşünen ancak hiçbir belirtisi bulunmayan kişiye rutin olarak Parkinson taraması yapılmasını sağlayan, herkese uygun tek bir kan testi veya görüntüleme yöntemi de bulunmuyor. En doğru adım, maruziyetin niteliğini aile hekimi, işyeri hekimi veya nöroloji uzmanıyla paylaşmaktır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Brain &amp; Life – Factors That May Increase the Risk of Parkinson’s Disease – American Academy of Neurology – 2024.</li>
 <li>Nature Communications – A pesticide and iPSC dopaminergic neuron screen identifies and classifies Parkinson-relevant pesticides – Paul KC ve çalışma arkadaşları – 2023 – DOI: 10.1038/s41467-023-38215-z.</li>
 <li>JAMA Neurology – Association of NO2 and Other Air Pollution Exposures With the Risk of Parkinson Disease – Jo S ve çalışma arkadaşları – 2021 – DOI: 10.1001/jamaneurol.2021.1335.</li>
 <li>Acta Neuropathologica Communications – Biological Links Between Traumatic Brain Injury and Parkinson’s Disease – Delic V, Beck KD, Pang KCH ve çalışma arkadaşları – 2020 – DOI: 10.1186/s40478-020-00924-7.</li>
 <li>Current Neurology and Neuroscience Reports – Update: Protective and Risk Factors for Parkinson Disease – Grotewold A, Albina M – 2024 – DOI: 10.1007/s11910-024-01352-z.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/parkinson-hastaligi-kimlerde-daha-sik-goruluyor-degistirilebilen-ve-degistirilemeyen-riskler</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 07:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8774.jpeg" type="image/jpeg" length="47443"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnme Sonrası İyileşmede Moral Ne Kadar Etkili? Bilim Ne Söylüyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/inme-sonrasi-iyilesmede-moral-ne-kadar-etkili-bilim-ne-soyluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/inme-sonrasi-iyilesmede-moral-ne-kadar-etkili-bilim-ne-soyluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnme sonrası iyileşme aylar, bazen yıllar sürebiliyor. Umut ve küçük hedefler rehabilitasyona katılımı destekleyebilir; ancak hastaya “olumlu düşün” demek tek başına çözüm değil.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İnme sonrası iyileşmede hastanın ruh hâli, tedaviden bağımsız bir ayrıntı değildir. Umut, motivasyon ve ulaşılabilir hedefler rehabilitasyona katılımı destekleyebilir. Ancak olumlu düşünmek, hasar gören beyin dokusunu tek başına iyileştiren bir tedavi olarak görülmemelidir.</p>

<p>Toparlanmanın temelinde erken ve kişiye özel rehabilitasyon bulunur. Fizyoterapi, konuşma terapisi, günlük yaşam becerilerine yönelik çalışmalar, tıbbi takip ve ruh sağlığı desteği aynı sürecin parçalarıdır. Olumlu yaklaşım ise kişinin bu uzun ve zaman zaman yorucu programa devam etmesini kolaylaştırabilir.</p>

<p>İnme sonrası iyileşme neden zaman alıyor?</p>

<p>İnme, beynin bir bölümüne giden kan akımının kesilmesi veya bir beyin damarının kanaması sonucunda meydana gelir. Etkilenen bölgeye göre kas gücü, denge, konuşma, yutma, görme, hafıza, dikkat ve duygular değişebilir.</p>

<p>Beyin, inmeden sonra bir ölçüde yeniden yapılanma yeteneğine sahiptir. Nöroplastisite denilen bu özellik, sağlam sinir ağlarının yeni bağlantılar kurabilmesini ve bazı görevleri yeniden öğrenebilmesini ifade eder. Rehabilitasyonda hareketlerin düzenli ve amaca uygun biçimde tekrarlanması bu nedenle önemlidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İyileşme herkeste aynı hızda ilerlemez. İnmenin türü ve büyüklüğü, etkilenen beyin bölgesi, kişinin yaşı, diğer hastalıkları, rehabilitasyona başlama zamanı ve sosyal desteği süreci etkileyebilir.</p>

<p>İlk haftalarda hızlı bir gelişme görülüp daha sonra ilerleme yavaşlayabilir. Bu durum, artık hiçbir kazanım sağlanamayacağı anlamına gelmez.</p>

<p>Olumlu düşünmek gerçekten iyileştirir mi?</p>

<p>“Pozitif olursan iyileşirsin” sözü, tıbbi gerçeği fazlasıyla basitleştirir. Olumlu düşünmenin felç, konuşma bozukluğu veya denge kaybını doğrudan ortadan kaldırdığına ilişkin bir kanıt yoktur.</p>

<p>Buna karşılık umutlu ve gerçekçi bir yaklaşım, kişinin egzersizlere katılmasını ve tedaviye devam etmesini destekleyebilir. Bir hareketin önce yardımla, ardından daha az destekle yapılabildiğini görmek devam etme isteğini artırabilir.</p>

<p>Olumlu yaklaşım, yaşanan güçlükleri yok saymak değildir. Hasta yorulabilir, öfkelenebilir, üzülebilir veya geleceği konusunda kaygılanabilir. Bu duyguların dile getirilmesine izin vermeden yalnızca “moralini yüksek tut” demek yararlı olmayabilir.</p>

<p>Küçük hedefler neden daha etkili olabilir?</p>

<p>“Tamamen eski hâlime dönmeliyim” düşüncesi, belirsiz ve ağır bir yük oluşturabilir. Bunun yerine rehabilitasyon ekibiyle birlikte somut ve ölçülebilir hedefler belirlenebilir.</p>

<p>Yataktan güvenli biçimde kalkmak, birkaç adım yürümek, bir kelimeyi daha anlaşılır söylemek, kaşık kullanmak veya yardımla giyinmek kişiye özel hedeflerden bazılarıdır.</p>

<p>İlerleme yalnızca yürüme mesafesiyle ölçülmez. Daha az yorulmak, günlük bir işi daha güvenli tamamlamak, iletişim kurmak veya sevilen bir uğraşa yeniden katılmak da anlamlı kazanımlardır.</p>

<p>Hedefler zaman içinde yeniden değerlendirilmelidir. Çok kolay hedefler gelişimi sınırlayabilir; gerçekçi olmayan beklentiler ise başarısızlık ve yetersizlik duygusunu artırabilir.</p>

<p>İnme sonrası depresyon sanıldığından daha yaygın</p>

<p>İnme yalnızca hareketleri veya konuşmayı etkilemez. Beyindeki hasar, bağımsızlığın azalması ve yaşamın aniden değişmesi duygusal sorunlara da yol açabilir.</p>

<p>Bilimsel değerlendirmelere göre inme geçiren kişilerin yaklaşık üçte birinde iyileşmenin herhangi bir döneminde depresyon belirtileri görülebilir. Depresyon yalnızca üzgün görünmek değildir.</p>

<p>İsteksizlik, içe kapanma, uyku veya iştah değişikliği, sürekli yorgunluk, değersizlik düşünceleri ve rehabilitasyona katılmakta zorlanma da belirtiler arasında bulunabilir.</p>

<p>Konuşma güçlüğü yaşayan bir kişinin duygularını anlatamaması, depresyon olmadığı anlamına gelmez. Değerlendirme, iletişim sorunu bulunan hastalara uygun yöntemlerle yapılmalıdır.</p>

<p>“Biraz olumlu düşün” demek neden yeterli değil?</p>

<p>İnme sonrası depresyon, irade eksikliği veya zayıf karakter belirtisi değildir. Hastaya sürekli güçlü görünmesi gerektiğini söylemek, yaşadığı sıkıntıları gizlemesine neden olabilir.</p>

<p>“Daha kötüsü de olabilirdi”, “üzülme” veya “yeterince istersen başarırsın” gibi sözler iyi niyetli olsa da hastada suçluluk duygusu yaratabilir. İyileşmenin yavaşlaması, kişinin yeterince olumlu düşünmediği anlamına gelmez.</p>

<p>Daha yararlı yaklaşım, hastayı dinlemek ve hangi konuda desteğe ihtiyaç duyduğunu sormaktır. Aile üyeleri rehabilitasyon hedeflerini öğrenebilir, güvenli çalışmalara eşlik edebilir ve küçük ilerlemeleri fark edebilir.</p>

<p>Ruh sağlığı rehabilitasyonun bir parçasıdır</p>

<p>İnme sonrası depresyon ve kaygı tedavi edilebilir. Klinik rehberler, hastaların iyileşmenin farklı aşamalarında depresyon açısından değerlendirilmesini öneriyor. Çünkü belirtiler hastanede, rehabilitasyon döneminde veya eve döndükten aylar sonra ortaya çıkabilir.</p>

<p>Tedavi kişiye göre psikolojik destek, uygun biçimde planlanan egzersiz, sosyal destek ve gerektiğinde hekim tarafından reçete edilen ilaçları içerebilir.</p>

<p>Antidepresanlar her hastaya otomatik olarak başlanmaz. Kişinin diğer hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve olası yan etkiler birlikte değerlendirilmelidir. İlaca kendi kendine başlamak, dozunu değiştirmek veya tedaviyi aniden bırakmak güvenli değildir.</p>

<p>Yakınları nasıl destek olabilir?</p>

<p>Hasta adına her işi yapmak, kısa vadede kolay görünse de kişinin bağımsızlık kazanmasını zorlaştırabilir. Yapabildiği işleri güvenli sınırlar içinde kendisinin tamamlamasına fırsat verilmelidir.</p>

<p>Aile ve bakım verenler şu noktalara dikkat edebilir:</p>

<ul>
 <li>İlerlemeyi başka hastalarla karşılaştırmamak</li>
 <li>Konuşması için yeterli süre tanımak</li>
 <li>Yorulduğunda dinlenmesine izin vermek</li>
 <li>Rehabilitasyon ekibinin belirlediği programa uymak</li>
 <li>Küçük kazanımları fark etmek</li>
 <li>İçe kapanma ve umutsuzluk belirtilerini sağlık ekibiyle paylaşmak</li>
</ul>

<p>Bakım veren kişinin ruhsal ve fiziksel sağlığı da korunmalıdır. Uzun süreli bakım sorumluluğu yorgunluk, kaygı ve depresyona neden olabilir.</p>

<p>Ev egzersizleri kişiye özel hazırlanmalı</p>

<p>Başka bir inme hastasının yaptığı denge veya direnç egzersizlerini aynen uygulamak düşme ve yaralanma riski doğurabilir. Kas gücü, denge, kalp-damar durumu ve inmeden etkilenen bölge herkeste farklıdır.</p>

<p>Ev programı fizyoterapist veya rehabilitasyon ekibi tarafından hazırlanmalıdır. Egzersiz sırasında yeni gelişen göğüs ağrısı, belirgin nefes darlığı, bayılma hissi, şiddetli baş ağrısı ya da alışılmadık bir güçsüzlük oluşursa çalışma durdurulmalı ve tıbbi yardım alınmalıdır.</p>

<p>Yeniden inme belirtilerinde beklenmemeli</p>

<p>Yüzün bir tarafında ani kayma, bir kol veya bacakta aniden başlayan güçsüzlük, konuşmanın bozulması, söylenenleri anlayamama, ani görme kaybı, dengesizlik ya da nedeni bilinmeyen çok şiddetli baş ağrısı yeni bir inmenin belirtisi olabilir.</p>

<p>Belirtiler birkaç dakika içinde düzelse bile beklenmemeli ve derhâl 112 aranmalıdır.</p>

<p>Umut, her şeyin eskisi gibi olacağı sözü değildir</p>

<p>İnme sonrası bazı işlevler tamamen geri dönebilir, bazı güçlüklerse uzun süre devam edebilir. İyileşmenin dalgalı ilerlemesi olağandır. İyi bir günün ardından daha zor bir gün yaşanması, elde edilen bütün kazanımların kaybedildiğini göstermez.</p>

<p>Gerçekçi umut; tedaviyi sürdürmek, küçük ilerlemeleri fark etmek, gerektiğinde yardım istemek ve ruhsal belirtileri saklamamaktır. Olumlu bakış rehabilitasyonun yerini alamaz, fakat kişinin bu zorlu süreci sürdürebilmesine destek olabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Brain &amp; Life – Accentuate the Positive – Phil Pomeroy – 2024.</li>
 <li>Stroke – Guidelines for Adult Stroke Rehabilitation and Recovery: A Guideline for Healthcare Professionals From the American Heart Association/American Stroke Association – Carolee J. Winstein ve çalışma grubu – 2016 – DOI: 10.1161/STR.0000000000000098.</li>
 <li>Stroke – Poststroke Depression: A Scientific Statement for Healthcare Professionals From the American Heart Association/American Stroke Association – Amytis Towfighi ve çalışma grubu – 2017 – DOI: 10.1161/STR.0000000000000113.</li>
 <li>Heart and Stroke Foundation of Canada – Canadian Stroke Best Practice Recommendations: Mood and Depression – 2025 güncellemesi.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/inme-sonrasi-iyilesmede-moral-ne-kadar-etkili-bilim-ne-soyluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 06:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8773.jpeg" type="image/jpeg" length="13333"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rahat ve güvenli bir ayakkabı seçerken nelere bakılmalı?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/rahat-ve-guvenli-bir-ayakkabi-secerken-nelere-bakilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rahat-ve-guvenli-bir-ayakkabi-secerken-nelere-bakilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabah rahat görünen bir ayakkabı, günün ilerleyen saatlerinde ayak tabanında yanmaya, topuk ağrısına veya yürürken dengesizlik hissine yol açabilir. Bazen bu yakınmalara diz, kalça ya da bel bölgesindeki rahatsızlık da eşlik eder. Bu durumda akla gelen sorulardan biri şudur: Ayakkabı gerçekten omurgayı etkileyebilir mi?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ayakkabı; ayağın yere temasını, adım uzunluğunu, dengeyi ve yükün ayak tabanında nasıl dağıldığını değiştirebilir. Bu değişiklikler bacakların ve gövdenin hareket biçimine kadar uzanabilir. Ancak mevcut bilimsel kanıtlar, desteksiz veya eskimiş bir ayakkabının herkeste omurga bozukluğuna ya da bel ağrısına yol açtığını göstermiyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle ayakkabı, bazı kişilerde ağrıya katkıda bulunan etkenlerden biri olabilir; fakat bel ağrısının tek ve değişmez nedeni değildir.</p>

<p>Ayakkabı yürüyüş biçimini nasıl etkiler?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yürürken ayak, vücut ile zemin arasındaki ilk temas noktasıdır. Tabanın kalınlığı, sertliği, esnekliği, topuk yüksekliği ve ayakkabının ayağı ne kadar iyi kavradığı adım sırasında oluşan hareketleri etkileyebilir.</p>

<p>Çok gevşek bir ayakkabı ayağın içeride kaymasına, dar bir ayakkabı ise parmakların sıkışmasına neden olabilir. Ayağa uygun olmayan taban yapısı, bazı kişilerde adım biçimini değiştirebilir veya zaten var olan ayak ağrısını artırabilir.</p>

<p>Bununla birlikte yürüyüşte görülen her küçük değişiklik zararlı değildir. İnsan vücudu farklı zeminlere ve ayakkabılara belli ölçüde uyum sağlayabilir. Bu nedenle yalnızca ayakkabının görünümüne bakarak kişinin omurgasının zarar göreceğini söylemek mümkün değildir.</p>

<p>Yastıklama ve kemer desteği herkes için gerekli mi?</p>

<p>Yastıklama, ayağın yere temasında hissedilen sertliği azaltabilir ve özellikle uzun süre ayakta kalan kişilerde rahatlık sağlayabilir. Ayak kemeri desteği de düz tabanlık, ayak tabanı ağrısı veya belirli mekanik sorunları bulunan bazı kişilerde yararlı olabilir.</p>

<p>Ancak “ne kadar yumuşak, o kadar sağlıklı” düşüncesi doğru değildir. Aşırı yumuşak ve dengesiz bir taban bazı kişilerde güven hissini azaltabilir. Çok sert bir ayakkabı ise ayağın doğal hareketini sınırlayabilir veya basıncı belirli noktalarda yoğunlaştırabilir.</p>

<p>Bilimsel değerlendirmeler, yastıklama ve kemer desteği gibi ayakkabı özelliklerinin sağlıklı bireylerin tamamında sakatlanmayı veya bel ağrısını önlediğini gösteren güçlü kanıt bulunmadığını ortaya koyuyor. İhtiyaç; kişinin ayak yapısına, yaptığı işe, yürüdüğü zemine, sağlık durumuna ve kullanım amacına göre değişiyor.</p>

<p>Yanlış ayakkabı beli doğrudan bozar mı?</p>

<p>Ayakkabının yürüyüş mekaniğini değiştirebildiği biliniyor. Fakat buradan hareketle “desteksiz ayakkabı omurganın hizasını bozar” şeklinde kesin bir sonuç çıkarmak bilimsel olarak doğru değil.</p>

<p>Bel ağrısı çoğu zaman tek bir nedene bağlanamaz. Kasların zorlanması, uzun süre hareketsiz kalmak, alışılmadık fiziksel yüklenme, uyku sorunları, stres, yaşla ilişkili değişiklikler, fazla kilo ve bazı hastalıklar ağrının ortaya çıkmasında rol oynayabilir.</p>

<p>Ayakkabı değiştirildiğinde ağrının azalması, eski ayakkabının tek başına bel ağrısına neden olduğunu da kanıtlamaz. Daha rahat hareket etmek, günlük aktivitenin değişmesi ve ağrının doğal seyri de sonucu etkileyebilir.</p>

<p>Kronik bel ağrısı bulunan 115 kişiyle yapılan randomize bir araştırmada, kavisli tabanlı ayakkabılar ile düz tabanlı ayakkabılar karşılaştırıldı. Bir yılın sonunda kavisli tabanlı ayakkabıların ağrı ve işlev kaybı açısından üstün olmadığı görüldü. Bu bulgu, özel taban biçimlerinin bel ağrısını otomatik olarak iyileştirmediğini gösteriyor.</p>

<p>Ayakkabı tabanlıklarını inceleyen sistematik bir değerlendirmede de tabanlıkların bel ağrısını önlediğini veya tedavi ettiğini gösterecek yeterince güçlü kanıt bulunamadı. Bununla birlikte belirli ayak yapısına ya da klinik soruna sahip kişiler, bireysel değerlendirmeden fayda görebilir.</p>

<p>Günlük ayakkabı seçerken nelere bakılmalı?</p>

<p>Tek bir ayakkabı modeli herkes için uygun değildir. Marka veya fiyat yerine ayağa uyum, kullanım amacı ve kişinin ayakkabının içindeki hissi daha önemlidir.</p>

<p>Ayakkabı seçerken şu özellikler değerlendirilebilir:</p>

<ul>
 <li>Parmaklar sıkışmadan hareket edebilmeli; ayakkabının ön bölümü ayağın doğal genişliğine uygun olmalıdır.</li>
 <li>Topuk ayakkabının içinde sürekli yukarı kalkmamalı, ancak sert biçimde sıkıştırılmamalıdır.</li>
 <li>Ayakkabı ayağın orta bölümünü güvenli biçimde kavramalıdır.</li>
 <li>Taban, yapılan etkinliğe ve kullanılan zemine uygun tutuş sağlamalıdır.</li>
 <li>Ayakkabı yürürken ağrıya, uyuşmaya, sürtünmeye veya belirgin basınç hissine neden olmamalıdır.</li>
 <li>Ayakkabı yalnızca oturarak değil, ayağa kalkıp birkaç dakika yürüyerek denenmelidir.</li>
 <li>İki ayak arasında büyüklük farkı varsa seçim daha büyük ayağa göre yapılmalıdır.</li>
 <li>Günlük yürüyüş, koşu, iş ortamı ve kuvvet antrenmanı için gereken ayakkabı özelliklerinin farklı olabileceği unutulmamalıdır.</li>
</ul>

<p>Yeni bir ayakkabının zamanla açılarak rahatlayacağını düşünmek yanıltıcı olabilir. Ayakkabı ilk denemede belirgin biçimde sıkıyor veya ağrı oluşturuyorsa uygun numara ya da kalıp olmayabilir.</p>

<p>Yüksek topuklu ayakkabılar bel ağrısına neden olur mu?</p>

<p>Yüksek topuk, ağırlığın ayağın ön bölümüne taşınmasına ve ayak bileği ile diz hareketlerinin değişmesine neden olabilir. Vücut dengesini korumak için kalça ve gövde duruşunda da geçici değişiklikler ortaya çıkabilir.</p>

<p>Buna rağmen yüksek topuklu ayakkabı ile bel ağrısı arasındaki ilişki her kişide aynı değildir. Kullanım süresi, topuk yüksekliği, kişinin alışkanlığı, kas gücü ve mevcut ayak sorunları sonucu etkileyebilir.</p>

<p>Uzun süre yüksek topuk üzerinde kalındığında ayak önünde ağrı, nasır, denge sorunu veya baldır gerginliği gelişiyorsa kullanım süresini azaltmak ve farklı ayakkabılar arasında geçiş yapmak daha rahat olabilir.</p>

<p>Ayakkabının eskidiği nasıl anlaşılır?</p>

<p>Ayakkabının yalnızca dış görünümüne bakmak yeterli değildir. Üst kısmı sağlam görünse bile orta taban zaman içinde esnekliğini ve ilk günkü yapısını kaybedebilir.</p>

<p>Şu değişiklikler ayakkabının değerlendirilmesi gerektiğini düşündürebilir:</p>

<ul>
 <li>Tabanın bir tarafında belirgin aşınma oluşması</li>
 <li>Ayakkabının düz zeminde yana doğru eğilmesi</li>
 <li>Topuğu çevreleyen bölümün şeklini kaybetmesi</li>
 <li>Tabanın sıkışmış, kırışmış veya sertleşmiş görünmesi</li>
 <li>Ayakkabı içinde ayağın eskisine göre daha fazla kayması</li>
 <li>Aynı kullanım sırasında yeni başlayan ayak veya bacak rahatsızlığı</li>
 <li>Tabanın zeminde yeterli tutuş sağlamaması</li>
</ul>

<p>Ayakkabıların değiştirilmesi için herkese uyan kesin bir ay veya kilometre sınırı yoktur. Kişinin kilosu, yürüdüğü zemin, kullanım sıklığı, ayakkabının malzemesi ve yapılan etkinlik aşınma hızını değiştirir. Bu nedenle takvimden çok ayakkabının yapısına ve kullanım sırasında verdiği hisse bakılmalıdır.</p>

<p>Özel tabanlık ne zaman düşünülebilir?</p>

<p>Her ayak ağrısında özel tabanlık gerekmez. Hazır veya kişiye özel tabanlıklar bazı ayak hastalıklarında basıncın yeniden dağıtılmasına ve ağrının azaltılmasına yardımcı olabilir. Ancak tabanlık, nedeni belirlenmemiş diz, kalça veya bel ağrısı için tek başına çözüm olarak görülmemelidir.</p>

<p>Ağrı belirli bir ayakkabıyla artıyorsa farklı ve rahat bir model denemek makul olabilir. Yakınmalar devam ediyorsa ayak yapısı, eklem hareketleri, kas gücü, sinir sistemi ve bel bölgesi birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Diyabet nedeniyle ayakta his kaybı bulunanlar, dolaşım bozukluğu yaşayanlar, ayakta şekil değişikliği olanlar veya tekrarlayan yaralarla karşılaşanlar ayakkabı ve tabanlık seçiminde daha dikkatli olmalıdır. Bu kişilerde küçük bir sürtünme bile fark edilmeden yaraya dönüşebilir.</p>

<p>Bel ağrısında ne zaman değerlendirme gerekir?</p>

<p>Ayakkabı değişikliğine rağmen devam eden veya günlük yaşamı belirgin biçimde kısıtlayan bel ağrısı yalnızca ayakkabıya bağlanmamalıdır. Ağrının birkaç hafta içinde azalmaması, sürekli tekrarlaması, bacağa yayılması, uyuşma veya güç kaybıyla birlikte olması sağlık değerlendirmesini gerektirebilir.</p>

<p>Bel ağrısıyla birlikte idrar ya da dışkı kontrolünün kaybedilmesi, kasık ve oturma bölgesinde uyuşma, bacaklarda hızla ilerleyen güçsüzlük, ateş, ciddi travma veya açıklanamayan kilo kaybı bulunması halinde gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>En önemli ölçüt rahatlık ve uygunluktur</p>

<p>Ayakkabı yürüyüş biçimini ve ayakta oluşan basıncı etkileyebilir. Bu nedenle ayağa uymayan, kaygan, aşırı dar veya yapısını kaybetmiş ayakkabıları uzun süre kullanmak bazı kişilerde rahatsızlığı artırabilir.</p>

<p>Bununla birlikte belirli bir taban türünün herkesi bel, kalça veya diz ağrısından koruduğu gösterilmiş değildir. Günlük kullanımda en makul yaklaşım; ayağa iyi oturan, yapılan etkinliğe uygun, güvenli tutuş sağlayan ve yürürken rahatsızlık oluşturmayan ayakkabıyı tercih etmektir.</p>

<p>Ayakkabı seçimi ağrının yalnızca bir parçasıdır. Düzenli hareket etmek, uzun süre aynı pozisyonda kalmamak, kas gücünü korumak ve süregelen ağrının nedenini doğru değerlendirmek de en az ayakkabı kadar önem taşır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Healthcare – Footwear Choice and Locomotor Health Throughout the Life Course: A Critical Review – Kristiaan D’Août, Omar Elnaggar, Lyndon Mason, Adam Rowlatt ve Catherine Willems – 2025 – DOI: 10.3390/healthcare13050527</li>
 <li>BMC Musculoskeletal Disorders – The Effectiveness of Shoe Insoles for the Prevention and Treatment of Low Back Pain: A Systematic Review and Meta-analysis of Randomised Controlled Trials – Vivienne Chuter ve çalışma arkadaşları – 2014 – DOI: 10.1186/1471-2474-15-140</li>
 <li>Spine – Effectiveness of Rocker Sole Shoes in the Management of Chronic Low Back Pain: A Randomized Clinical Trial – Catharine Siân MacRae ve çalışma arkadaşları – 2013 – DOI: 10.1097/BRS.0b013e3182a69956</li>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü – Low Back Pain – Bilgilendirme Belgesi – 2023</li>
 <li>Amerikan Ortopedik Ayak ve Ayak Bileği Derneği – 10 Points of Proper Shoe Fit – Ayakkabı Uygunluğu Rehberi</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/rahat-ve-guvenli-bir-ayakkabi-secerken-nelere-bakilmali</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 06:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8772.jpeg" type="image/jpeg" length="55737"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Günde Ne Kadar Lif Almalıyız? 30 Gram Lif Tabağa Nasıl Konur?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gunde-ne-kadar-lif-almaliyiz-30-gram-lif-tabaga-nasil-konur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gunde-ne-kadar-lif-almaliyiz-30-gram-lif-tabaga-nasil-konur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yetişkinler için günlük lif hedefi çoğu rehberde 25-30 gram arasında. Bu miktara yalnızca salatayla ulaşmak zor; baklagil, tam tahıl, sebze, meyve ve kuruyemişleri gün içine yaymak gerekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kahvaltıda beyaz ekmek, öğle yemeğinde az miktarda salata, akşam ise çoğunlukla et ve pilav tüketen biri, sebze yediğini düşünse bile günlük lif ihtiyacının oldukça altında kalabilir.</p>

<p>Lif yalnızca kabızlık yaşayanların dikkat etmesi gereken bir beslenme unsuru değil. Bağırsakların düzenli çalışmasından kan şekerinin daha yavaş yükselmesine, tokluk hissinden kolesterol kontrolüne kadar birçok işlevle ilişkili.</p>

<p>Peki yetişkinlerin günde kaç gram lif alması gerekiyor? Sıkça belirtilen 30 gramlık hedefe hangi besinlerle ulaşılabilir ve lif tüketimini birden artırmak neden rahatsızlık verebilir?</p>

<h2>Günlük lif ihtiyacı gerçekten 30 gram mı?</h2>

<p>Günlük lif hedefi, kullanılan rehbere ve hesaplama yöntemine göre küçük farklılıklar gösterebiliyor.</p>

<p>Türkiye Beslenme Rehberi yetişkin kadın ve erkekler için günlük 25 gram lif alımını yeterli kabul ediyor. Dünya Sağlık Örgütü de yetişkinlerin doğal besinlerden günde en az 25 gram lif almasını öneriyor.</p>

<p>Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi, bağırsakların normal çalışması için yetişkinlerde günlük 25 gramı yeterli alım düzeyi olarak belirtiyor. Birleşik Krallık Bilimsel Beslenme Danışma Komitesi ise yetişkinler için günlük yaklaşık 30 gram hedefini kullanıyor.</p>

<p>Rehberlerdeki 25 ve 30 gramlık hedefler, kullanılan lif tanımı ve analiz yöntemleri farklı olabildiği için her zaman birebir karşılaştırılamaz.</p>

<p>Bu nedenle 30 gram, herkes için değişmez ve kişisel bir reçete değil; günlük beslenmenin lif açısından yeterliliğini değerlendirmede kullanılabilecek pratik bir hedeftir. Kişinin yaşı, enerji ihtiyacı, hastalıkları ve özel beslenme gereksinimleri uygun miktarı değiştirebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Lif nedir ve vücutta ne yapar?</h2>

<p>Besin lifi veya posa, bitkisel besinlerde bulunan ve ince bağırsakta tamamen sindirilip emilemeyen çeşitli bileşenleri kapsar.</p>

<p>Lifin tamamı vücutta aynı biçimde davranmaz. Bazı lifler suyla birleşerek jel benzeri bir yapı oluşturur. Bu özellik, mide ve bağırsaklardan geçişi yavaşlatabilir; öğün sonrasında kan şekerinin daha kontrollü yükselmesine ve bazı kişilerde halk arasında “kötü kolesterol” olarak bilinen LDL kolesterolün düşürülmesine katkı sağlayabilir.</p>

<p>Bazı lifler dışkının hacmini artırarak bağırsak hareketlerini destekler. Fermente edilebilen liflerin bir bölümü ise kalın bağırsaktaki mikroorganizmalar tarafından kullanılır. Bu sırada bağırsak hücreleri için önem taşıyan kısa zincirli yağ asitleri oluşabilir.</p>

<p>Lifli besinler genellikle daha uzun çiğnendiği ve daha hacimli olduğu için tokluk hissini de destekleyebilir. Ancak yalnızca lif miktarını artırmak, tek başına kilo kaybını garanti etmez.</p>

<h2>Bilimsel araştırmalar ne gösteriyor?</h2>

<p>The Lancet’te yayımlanan kapsamlı bir bilimsel değerlendirme, 185 ileriye dönük gözlemsel araştırma ile 58 klinik çalışmanın sonuçlarını bir araya getirdi.</p>

<p>Bulgular, daha yüksek lif tüketiminin kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, kalın bağırsak kanseri ve herhangi bir nedene bağlı erken ölüm riskinin daha düşük olmasıyla ilişkili olduğunu gösterdi. Risk açısından en belirgin farkların günlük 25-29 gram civarında görüldüğü, bazı kişilerde daha yüksek alımların ek yarar sağlayabileceği bildirildi.</p>

<p>Ancak bu sonuçlar “Günde 30 gram lif alan kişi bu hastalıklara yakalanmaz” anlamına gelmiyor. Uzun dönemli hastalık sonuçlarını inceleyen verilerin önemli bir bölümü gözlemsel araştırmalardan geliyor. Lif tüketimi yüksek kişiler genel olarak daha fazla sebze, meyve, baklagil ve tam tahıl tüketiyor; daha hareketli veya başka açılardan daha sağlıklı bir yaşam sürüyor olabilir.</p>

<p>Klinik araştırmalar lifin bağırsak işlevi, kan şekeri ve kolesterol gibi bazı ara sağlık göstergeleri üzerindeki etkilerini desteklese de tek bir besin öğesi bütün yaşam tarzından ayrı değerlendirilemez.</p>

<h2>En çok lif hangi besinlerde bulunur?</h2>

<p>Lifin temel kaynakları bitkisel besinlerdir:</p>

<ul>
 <li>Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bezelye</li>
 <li>Bulgur, yulaf, arpa ve tam tahıllı ekmek</li>
 <li>Sebzeler</li>
 <li>Kabuklarıyla yenebilen meyveler</li>
 <li>Badem, ceviz ve fındık</li>
 <li>Chia ve keten tohumu gibi tohumlar</li>
</ul>

<p>Et, balık, yumurta, süt ve peynir doğal olarak lif içermez. Bu besinler dengeli beslenmenin farklı öğelerini sağlasa da günlük lif hesabına katkıda bulunmaz.</p>

<h2>Hangi besinde yaklaşık kaç gram lif var?</h2>

<p>Besinlerin lif miktarı çeşidine, porsiyonuna, pişirme yöntemine ve kullanılan veri tabanına göre değişebilir. Evde kullanılan bardakların büyüklüğü de standart ölçü kaplarıyla tam olarak örtüşmeyebilir.</p>

<p>Bu nedenle aşağıdaki miktarlar yaklaşık değerler olarak değerlendirilmelidir:</p>

<ul>
 <li>Yaklaşık 200 gram pişmiş mercimek: 15-16 gram lif</li>
 <li>Yaklaşık 80-85 gram pişmiş nohut: 6 gram civarında lif</li>
 <li>Yaklaşık 180 gram pişmiş bulgur: 8 gram civarında lif</li>
 <li>Yaklaşık 150-160 gram pişmiş brokoli: 5 gram civarında lif</li>
 <li>Kabuklu orta boy armut: 5-6 gram lif</li>
 <li>Kabuklu orta boy elma: 4-5 gram lif</li>
 <li>Yaklaşık 40 gram yulaf: 4 gram civarında lif</li>
 <li>Yaklaşık 30 gram badem: 3-4 gram lif</li>
 <li>Bir dilim tam tahıllı ekmek: Ürüne göre yaklaşık 2-3 gram lif</li>
</ul>

<p>Ambalajlı ürünlerde yalnızca ürünün rengine veya “tahıllı” ifadesine güvenilmemeli. Besin değerleri tablosundaki lif miktarı ve belirtilen porsiyon büyüklüğü birlikte incelenmeli.</p>

<h2>30 gram lif gün içine nasıl yayılabilir?</h2>

<p>Günlük lif hedefinin tek bir öğünde tamamlanması gerekmez. Hatta lifi gün boyunca farklı besinlerden almak, hem besin çeşitliliğini artırabilir hem de sindirim sistemi tarafından daha kolay tolere edilebilir.</p>

<p>Yaklaşık bir günlük örnek şöyle oluşturulabilir:</p>

<h3>Kahvaltı</h3>

<ul>
 <li>40 gram yulaf: Yaklaşık 4 gram lif</li>
 <li>Kabuklu orta boy armut: Yaklaşık 5-6 gram lif</li>
</ul>

<p>Kahvaltı toplamı: Yaklaşık 9-10 gram</p>

<h3>Öğle yemeği</h3>

<ul>
 <li>Yaklaşık 100 gram pişmiş mercimek: Yaklaşık 7-8 gram lif</li>
 <li>Yaklaşık 150-160 gram pişmiş brokoli veya benzer miktarda lifli sebze: Yaklaşık 5 gram lif</li>
</ul>

<p>Öğle yemeği toplamı: Yaklaşık 12-13 gram</p>

<h3>Akşam yemeği</h3>

<ul>
 <li>Yaklaşık 90 gram pişmiş bulgur: Yaklaşık 4 gram lif</li>
 <li>Havuç, lahana, yeşillik ve domates içeren büyük bir salata: İçeriğine göre yaklaşık 2-4 gram lif</li>
</ul>

<p>Akşam yemeği toplamı: Yaklaşık 6-8 gram</p>

<h3>Ara öğün</h3>

<ul>
 <li>Yaklaşık 30 gram badem: 3-4 gram lif</li>
</ul>

<p>Bu örnekle günlük toplam yaklaşık 30-35 grama ulaşabilir. Besinlerin çeşidi, hazırlanma biçimi ve gerçek porsiyon büyüklüğü toplam lif miktarını değiştirebilir.</p>

<p>Verilen liste kişiye özel bir diyet planı değildir. Porsiyonların kişinin enerji ihtiyacına, sağlık durumuna ve beslenme düzenine göre ayarlanması gerekir.</p>

<h2>Yalnızca salata yemek yeterli mi?</h2>

<p>Salata, günlük lif alımına katkı sağlar; ancak içeriği çoğunlukla marul ve salatalıktan oluşan küçük bir tabak, düşünüldüğü kadar yüksek miktarda lif sağlamayabilir.</p>

<p>Salatanın lif içeriği kullanılan sebzelere ve miktarlarına göre önemli ölçüde değişir. Havuç, lahana, brokoli ve benzeri sebzeler lif miktarını artırabilir. Nohut, mercimek, kuru fasulye, bulgur, ceviz veya tohumların eklenmesiyle salata daha yüksek lifli bir öğüne dönüştürülebilir.</p>

<p>Buradaki amaç her salatayı çok sayıda malzemeyle doldurmak değil, günlük lif yükünü yalnızca birkaç yaprak sebzeye bırakmamaktır. Baklagiller ve tam tahıllar, 25-30 gramlık hedefe ulaşmada önemli rol oynar.</p>

<h2>Meyve suyu meyvenin yerini tutar mı?</h2>

<p>Meyvenin kendisi ile meyve suyu lif açısından aynı değildir. Meyve suyu hazırlanırken posa büyük ölçüde ayrılabilir. Bu nedenle meyvenin kendisini tüketmek, hem lif almak hem de daha uzun süre tok kalmak açısından genellikle daha güçlü bir seçenektir.</p>

<p>Kabukları yenebilen elma, armut ve benzeri meyveler iyi yıkandıktan sonra kabuklarıyla tüketildiğinde daha fazla lif sağlayabilir. Ancak çiğneme veya sindirim sorunu bulunan kişilerde meyvenin hazırlanma biçimi kişiye göre değiştirilmelidir.</p>

<h2>Lif neden yavaş artırılmalı?</h2>

<p>Uzun süredir düşük lifli beslenen birinin birden çok miktarda baklagil, kepek, sebze ve tohum tüketmeye başlaması şu yakınmalara yol açabilir:</p>

<ul>
 <li>Gaz</li>
 <li>Karında şişkinlik</li>
 <li>Kramp</li>
 <li>Dışkılama sıklığında değişiklik</li>
 <li>Bazı kişilerde ishal</li>
 <li>Yeterli sıvı alınmıyorsa kabızlığın artması</li>
</ul>

<p>Bağırsakların yeni düzene uyum sağlayabilmesi için lif miktarını kademeli biçimde artırmak daha uygun olur. Önce beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek seçmek, ardından öğünlere baklagil ve sebze eklemek gibi küçük değişiklikler yapılabilir.</p>

<p>Lif artırılırken gün boyunca yeterli sıvı alınması da önemlidir. Ancak kalp veya böbrek hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması uygulanan kişiler genel su önerilerini kendi başlarına artırmamalıdır.</p>

<h2>Lif takviyesi kullanmak gerekir mi?</h2>

<p>Çoğu kişi için öncelik, lifin sebze, meyve, baklagil, tam tahıl, kuruyemiş ve tohumlardan alınmasıdır. Bu besinler lifin yanında vitamin, mineral ve farklı bitkisel bileşikler de sağlar.</p>

<p>Bazı lif takviyeleri kabızlık, kan şekeri veya kolesterol gibi belirli amaçlarla kullanılabilir. Ancak bütün lif takviyeleri aynı özellikte değildir. Çözünürlük, su tutma ve bağırsakta fermente edilme özellikleri üründen ürüne değişir.</p>

<p>Takviyeler yeterli sıvı olmadan kullanıldığında yutma veya bağırsak sorunlarına yol açabilir. Ayrıca bazı ilaçların emilimini etkileyebilir. Düzenli ilaç kullananların, bağırsak hastalığı bulunanların veya daha önce bağırsak ameliyatı geçirenlerin rastgele lif takviyesi kullanmaması gerekir.</p>

<h2>Kabızlık varsa daha fazla lif her zaman çözüm mü?</h2>

<p>Lif, birçok kişide dışkının hacmini ve kıvamını düzenleyerek kabızlığı azaltabilir. Ancak her kabızlık yalnızca lif eksikliğinden kaynaklanmaz.</p>

<p>Bazı kişilerde bağırsak hareketlerinin yavaşlaması, kullanılan ilaçlar, tiroit hastalıkları, pelvik taban sorunları veya bağırsakta daralma gibi farklı nedenler bulunabilir. Bu durumlarda kontrolsüz biçimde daha fazla lif tüketmek yakınmaları çözmeyebilir, hatta şişkinliği artırabilir.</p>

<p>Yeni başlayan ve uzun süren kabızlık; dışkıda kan, açıklanamayan kilo kaybı, kansızlık, şiddetli karın ağrısı veya ailede kalın bağırsak kanseri öyküsüyle birlikteyse sağlık değerlendirmesi gerekir.</p>

<h2>Kimler lif tüketimini artırırken dikkatli olmalı?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda genel lif önerileri kişiye göre düzenlenmelidir:</p>

<ul>
 <li>Bağırsakta daralma veya tıkanma riski</li>
 <li>Yakın zamanda geçirilmiş mide veya bağırsak ameliyatı</li>
 <li>Hekim tarafından verilmiş düşük posalı beslenme planı</li>
 <li>Şiddetli mide boşalma bozukluğu</li>
 <li>Alevlenme dönemindeki bazı bağırsak hastalıkları</li>
 <li>Belirgin yutma güçlüğü</li>
 <li>Sık tekrarlayan şiddetli karın şişliği ve ağrısı</li>
</ul>

<p>Şiddetli karın ağrısı, devam eden kusma, giderek artan karın şişliği ve gaz ya da dışkı çıkaramama bağırsak tıkanıklığının belirtileri olabilir. Böyle bir durumda lif takviyesi almak yerine gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<h2>Günlük lif hedefi için beş pratik adım</h2>

<ul>
 <li>Haftanın farklı günlerinde mercimek, nohut ve kuru fasulyeye yer verin.</li>
 <li>Beyaz ekmek ve pirincin bir bölümünü tam tahıllı ekmek, bulgur, yulaf veya arpayla değiştirin.</li>
 <li>Meyve suyundan çok meyvenin kendisini tercih edin.</li>
 <li>Ana öğünlerde sebzeyi küçük bir garnitür değil, öğünün belirgin bir parçası hâline getirin.</li>
 <li>Lifi birden değil, sindirim sisteminizin toleransına göre aşamalı artırın.</li>
</ul>

<p>Günlük 25-30 gram lif hedefi tek bir “süper besinle” değil, farklı bitkisel besinlerin gün içine dağıtılmasıyla daha kolay karşılanabilir. Önemli olan yalnızca toplam gram değil; lifin baklagiller, tam tahıllar, sebzeler, meyveler, kuruyemişler ve tohumlar gibi farklı kaynaklardan gelmesidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>
 <p>T.C. Sağlık Bakanlığı – Türkiye Beslenme Rehberi TÜBER 2022 – 2022</p>
 </li>
 <li>
 <p>Dünya Sağlık Örgütü – Carbohydrate Intake for Adults and Children: WHO Guideline – 2023 – ISBN: 978-92-4-007359-3</p>
 </li>
 <li>
 <p>EFSA Journal – Scientific Opinion on Dietary Reference Values for Carbohydrates and Dietary Fibre – EFSA Panel on Dietetic Products, Nutrition and Allergies – 2010 – DOI: 10.2903/j.efsa.2010.1462</p>
 </li>
 <li>
 <p>The Lancet – Carbohydrate Quality and Human Health: A Series of Systematic Reviews and Meta-analyses – Andrew Reynolds, Jim Mann, John H. Cummings ve arkadaşları – 2019 – DOI: 10.1016/S0140-6736(18)31809-9</p>
 </li>
 <li>
 <p>The American Journal of Clinical Nutrition – Dietary Fiber and Health Outcomes: An Umbrella Review of Systematic Reviews and Meta-analyses – Nicola Veronese, Marco Solmi, Maria Gabriella Caruso ve arkadaşları – 2018 – DOI: 10.1093/ajcn/nqx082</p>
 </li>
 <li>
 <p>Journal of the Academy of Nutrition and Dietetics – Understanding the Physics of Functional Fibers in the Gastrointestinal Tract: An Evidence-Based Approach to Resolving Enduring Misconceptions About Insoluble and Soluble Fiber – Johnson W. McRorie Jr. ve Nicola M. McKeown – 2017 – DOI: 10.1016/j.jand.2016.09.021</p>
 </li>
 <li>
 <p>Birleşik Krallık Bilimsel Beslenme Danışma Komitesi – Carbohydrates and Health – 2015 – ISBN: 978-0-11-708284-7</p>
 </li>
 <li>
 <p>ABD Tarım Bakanlığı Tarımsal Araştırma Servisi – FoodData Central – Sürüm 14.3 – 2026</p>
 </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gunde-ne-kadar-lif-almaliyiz-30-gram-lif-tabaga-nasil-konur</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 22:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/lif-30-gram-haber-gorseli-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="90295"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Samsun’da Hekim Dursun Bektaş’tan Acı Haber: Ölüm Nedeni Araştırılıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/samsunda-hekim-dursun-bektastan-aci-haber-olum-nedeni-arastiriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/samsunda-hekim-dursun-bektastan-aci-haber-olum-nedeni-arastiriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun SGK’da görev yapan 46 yaşındaki hekim Dursun Bektaş’ın işe gelmemesi üzerine başlayan endişeli bekleyiş, Atakum’daki evinde hayatını kaybettiğinin belirlenmesiyle son buldu. Bektaş’ın kesin ölüm nedeni adli incelemeyle açıklığa kavuşacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Samsun sağlık camiası, hekim Dursun Bektaş’tan gelen acı haberle sarsıldı. Sosyal Güvenlik Kurumunda görev yapan 46 yaşındaki Bektaş, Atakum ilçesindeki evinde hayatını kaybetmiş halde bulundu.</p>

<p>Bektaş’ın işe gelmemesi ve kendisine ulaşılamaması üzerine endişelenen mesai arkadaşları, durumu kontrol etmek amacıyla Cumhuriyet Mahallesi’ndeki adresine gitti. Evden herhangi bir karşılık alınamayınca güvenlik birimlerine haber verildi.</p>

<p>İhbarın ardından adrese polis, itfaiye ve sağlık ekipleri yönlendirildi. Eve giren ekipler, Bektaş’ı yatak odasında hareketsiz halde buldu. Sağlık görevlilerinin yaptığı kontrolde hekimin yaşamını yitirdiği belirlendi.</p>

<p>Kesin ölüm nedeni henüz bilinmiyor</p>

<p>Dursun Bektaş’ın ölümüyle ilgili olay yerinde adli inceleme gerçekleştirildi. Kesin ölüm nedeninin mevcut bulgularla belirlenememesi üzerine cenazesi, otopsi işlemleri için Adli Tıp Kurumu Samsun Grup Başkanlığına götürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Polis ekiplerinin olayın bütün yönleriyle aydınlatılması amacıyla başlattığı inceleme sürüyor. Otopsi raporu açıklanmadan ölümün sebebine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmaması gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Kan bağışı çalışmalarında uzun yıllar görev aldı</p>

<p>Yerel basın arşivlerinde yer alan bilgilere göre Dursun Bektaş, geçmiş yıllarda Türk Kızılay’ın Samsun ve çevre illerde yürüttüğü kan bağışı faaliyetlerinde hekim olarak görev yaptı.</p>

<p>Samsun’un yanı sıra Amasya, Tokat, Ordu ve Sinop’taki çeşitli kampanyalara katılan Bektaş, özellikle kan stoklarının azaldığı dönemlerde vatandaşlara bağış çağrısında bulunmuştu. Daha sonraki dönemde ise Samsun SGK bünyesinde mesleğini sürdürüyordu.</p>

<p>Bektaş’ın vefatı, birlikte görev yaptığı meslektaşları ve kendisini kan bağışı çalışmalarından tanıyanlar arasında üzüntüye neden oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/samsunda-hekim-dursun-bektastan-aci-haber-olum-nedeni-arastiriliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 22:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8768.jpeg" type="image/jpeg" length="61910"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ton Balığı mı Sardalya mı? Konserve Balık Seçerken Cıva ve Tuz Ayrıntısı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ton-baligi-mi-sardalya-mi-konserve-balik-secerken-civa-ve-tuz-ayrintisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ton-baligi-mi-sardalya-mi-konserve-balik-secerken-civa-ve-tuz-ayrintisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ton balığı ve sardalya pratik protein kaynaklarıdır; ancak balığın türü cıva düzeyini, salamura ve sos ise tuz yükünü değiştirebilir. Hamileler ve çocuklar için seçim neden daha önemlidir?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Market rafında yan yana duran ton balığı ve sardalya konserveleri ilk bakışta birbirine yakın seçenekler gibi görünebilir. İkisi de uzun süre saklanabilir, pişirme gerektirmez ve öğüne kolayca protein ekler. Ancak cıva, tuz, omega-3, kalsiyum ve enerji miktarı bakımından aynı değildir.<br />
Kısa cevap şu: Cıva düzeyini düşük tutmak öncelikliyse sardalya genellikle daha avantajlıdır. Ton balığında ise yalnızca “ton balığı” yazısına bakmak yeterli değildir; kullanılan tür önemlidir. Tuz açısından kazananı ise balığın adı değil, çoğu zaman ürünün etiketi belirler.<br />
Cıva açısından sardalya neden öne çıkıyor?<br />
Cıva, çevrede bulunan ve deniz canlılarında birikebilen bir elementtir. Balıktaki en önemli biçimi metilcıvadır. Bu madde özellikle gelişmekte olan sinir sistemi açısından önem taşır. Bu nedenle gebeler, emzirenler, gebelik planlayanlar ve küçük çocuklar balık türü seçiminde daha dikkatli olmalıdır.<br />
Balık büyüdükçe, daha uzun yaşadıkça ve başka balıklarla beslendikçe vücudunda daha fazla cıva birikebilir. Sardalya küçük, kısa ömürlü ve besin zincirinin daha alt basamaklarında bulunan bir balıktır. Ton balıkları ise türüne bağlı olarak daha iri, daha uzun yaşayan ve daha üst basamakta beslenen balıklardır.<br />
ABD Gıda ve İlaç Dairesinin izleme verilerinde ortalama cıva yoğunluğu sardalyada milyonda 0,013 birim, konserve açık renk ton balığında 0,126 birim ve konserve albakor ton balığında 0,350 birim olarak bildirilmiştir.<br />
Bu ortalamalar, Türkiye’de satılan belirli bir markanın veya her konserve kutusunun cıva miktarını göstermez. Ürünün türüne, balığın büyüklüğüne, yaşına ve avlandığı bölgeye göre farklılık görülebilir. Ancak veriler, sardalya ile farklı ton balığı türleri arasındaki genel cıva farkını ortaya koymaktadır.<br />
Her ton balığı aynı değil<br />
Konserve ton balığının cıva düzeyini değerlendirirken tür bilgisi önemlidir. Etikette bulunuyorsa balığın yaygın adına veya bilimsel adına bakılabilir:<br />
Skipjack veya yazılı orkinos: Konserve açık renk ton balığında sık kullanılan, görece küçük bir türdür. Cıva düzeyi genellikle albakordan daha düşüktür.<br />
Albakor veya beyaz ton balığı: Daha iri ve uzun yaşayan bir türdür. Ortalama cıva düzeyi açık renk ton balığından yaklaşık üç kat daha yüksek olabilir.<br />
Sarı yüzgeçli ton balığı: Cıva düzeyi skipjack türünden genellikle daha yüksektir.<br />
Büyük gözlü ton balığı: Yüksek cıva düzeyi nedeniyle özellikle gebeler ve çocuklar için kaçınılması önerilen türler arasındadır.<br />
Bu nedenle yalnızca “ton balığı” ifadesine bakarak bütün ürünleri aynı kabul etmek doğru değildir. Tür belirtilmiyorsa cıva düzeyi konusunda ayrıntılı değerlendirme yapmak güçleşir. Düzenli tüketimde sardalya, somon, hamsi ve daha küçük ton balığı türleri arasında çeşitlilik sağlamak daha dengeli bir yaklaşımdır.<br />
Konserve işlemi cıvayı ortadan kaldırır mı?<br />
Pişirme, konserveleme, yağını süzme veya balığı yıkama cıvayı güvenilir biçimde ortadan kaldırmaz. Çünkü cıva yalnızca konserve sıvısında değil, balığın dokusunda bulunur.<br />
Yağı veya salamurayı süzmek ürünün enerji ve tuz miktarını kısmen değiştirebilir; fakat cıva açısından çözüm değildir. Cıva maruziyetini azaltmanın temel yolu, cıvası daha düşük balık türlerini seçmek ve sürekli aynı balığı tüketmek yerine çeşitlilik sağlamaktır.<br />
Tuz açısından hangisi daha iyi?<br />
Tuz bakımından ton balığı ile sardalya arasında değişmez bir kazanan yoktur. Aynı balığın iki farklı markası arasında bile belirgin fark bulunabilir. Salamura, sos, üretim yöntemi ve ilave edilen tuz miktarı sonucu etkiler.<br />
Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinlerin günlük tuz tüketiminin 5 gramın altında tutulmasını öneriyor. Bu miktara yalnızca sofrada eklenen tuz değil, ekmekten peynire ve konservelere kadar gün içinde tüketilen bütün gıdalardaki tuz dahildir.<br />
Türkiye’de hazır ambalajlı ürünlerin beslenme bildiriminde tuz miktarı çoğunlukla 100 gram üzerinden verilir. İki ürünü karşılaştırırken aynı ölçüyü kullanmak gerekir.<br />
Örneğin 100 gramında 1,2 gram tuz bulunan bir konserve, tek başına yetişkinler için önerilen günlük üst sınırın yaklaşık dörtte birini karşılar. Yanında tuzlu peynir, zeytin, ekmek, turşu veya hazır sos tüketilmesi toplam miktarı daha da yükseltebilir.<br />
Etiketteki tuz miktarı nasıl hesaplanır?<br />
Konservenin bir öğünde sağlayacağı tuzu yaklaşık olarak bulmak için şu yöntem kullanılabilir:<br />
Etikette yazan 100 gramdaki tuz miktarı × tüketilen gram ÷ 100<br />
Örneğin ürünün 100 gramında 1 gram tuz bulunuyorsa ve 80 gram tüketiliyorsa, bu porsiyon yaklaşık 0,8 gram tuz sağlar.<br />
Karşılaştırma yaparken değerin konservenin tamamı, süzülmüş ürün veya belirli bir porsiyon için verilip verilmediğine de dikkat edilmelidir. Net miktar ile süzme ağırlığı aynı değildir. Balıkla birlikte konserve sıvısı da tüketiliyorsa alınan tuz miktarı artabilir.<br />
Konserve balığı yıkamak tuzu azaltır mı?<br />
Konserve sıvısını süzmek ve balığı kısa süre sudan geçirmek tuzun bir bölümünü uzaklaştırabilir.<br />
Küçük ve eski bir laboratuvar çalışmasında, konserve ton balığının üç dakika su altında yıkanmasıyla sodyum miktarında yüzde 80’e varan azalma bildirilmiştir. Ancak günümüzdeki bütün ürünlerde aynı sonucun alınacağı söylenemez. Konservelerin üretim biçimi, balığın dokusu ve tuzun ürüne nasıl eklendiği değişebilir.<br />
Bu nedenle en güvenilir yöntem, baştan 100 gramdaki tuz miktarı daha düşük olan ürünü seçmektir. Yıkama işlemi balığın tadını ve bazı minerallerin miktarını da azaltabilir. Ayrıca balığı yıkamak cıva miktarını anlamlı biçimde düşürmez.<br />
Suda mı, yağda mı tercih edilmeli?<br />
Konservenin suda veya yağda olması cıva düzeyini belirleyen temel unsur değildir. Cıva açısından asıl belirleyici balığın türü, büyüklüğü ve yaşam süresidir.<br />
Suda veya kendi suyunda konserve: Genellikle daha düşük enerji içerir. Kilo kontrolü açısından daha kolay bir seçenek olabilir.<br />
Yağda konserve: Kullanılan yağa ve süzme düzeyine bağlı olarak daha fazla enerji içerir.<br />
Soslu konserve: Domates sosu, acı sos veya farklı çeşniler ilave tuz ve bazen şeker içerebilir. İçindekiler listesi ile beslenme tablosu birlikte okunmalıdır.<br />
Zeytinyağlı ürünlerin yağ asidi bileşimi farklı olabilir; ancak toplam enerji miktarı suda konserve edilen ürünlerden genellikle daha yüksektir. Seçim, kişinin toplam beslenmesine ve enerji ihtiyacına göre yapılmalıdır. Zeytinyağı kullanılması ürünü cıvasız veya tuzsuz hâle getirmez.<br />
Yağlı ürünün sıvısını süzmek alınan enerjiyi azaltabilir. Ancak etiketteki değerlerin süzülmüş ürüne mi, yoksa satışa sunulan haliyle ürüne mi ait olduğu kontrol edilmelidir.<br />
Besin değeri açısından hangisi daha güçlü?<br />
Her iki balık da kaliteli protein, B12 vitamini ve selenyum sağlayabilir. Bununla birlikte besin profilleri farklıdır.<br />
Sardalyanın güçlü yönleri<br />
Sardalya yağlı bir balıktır ve genellikle omega-3 yağ asitleri bakımından iyi bir kaynaktır. Kılçıklarıyla birlikte yenilen konserve sardalya önemli miktarda kalsiyum sağlayabilir. D vitamini ve B12 vitamini açısından da değerli olabilir.<br />
Konserveleme sırasında kılçıkların yumuşaması, çoğu kişinin balığı bütünüyle tüketebilmesini sağlar. Ancak yalnızca fileto şeklinde satılan veya kılçıkları çıkarılmış ürünlerde kalsiyum avantajı azalabilir.<br />
Ton balığının güçlü yönleri<br />
Ton balığı yüksek protein içeriği ve daha nötr tadı nedeniyle salata, sandviç ve ana öğünlerde kolay kullanılabilir. Suda konserve edilmiş çeşitler genellikle daha düşük yağ ve enerji içerir.<br />
Omega-3 miktarı ton balığının türüne ve ürünün hazırlanma biçimine göre değişir. Bu nedenle “bütün ton balıkları sardalyadan daha az omega-3 içerir” şeklinde kesin bir genelleme yapmak doğru olmaz. Bununla birlikte sardalya çoğu üründe daha yağlı bir balık olarak öne çıkar.<br />
Hamileler ve çocuklar hangisini tercih etmeli?<br />
Gebelik ve çocukluk döneminde amaç balığı tamamen bırakmak değil, cıvası düşük türleri seçerek balığın besleyici özelliklerinden yararlanmaktır.<br />
FDA ve EPA rehberinde sardalya ile konserve açık renk ton balığı, cıva açısından “en iyi seçenekler” grubunda yer alır. Albakor ve sarı yüzgeçli ton balığı ise daha yüksek cıva nedeniyle daha seyrek tüketilmesi önerilen gruptadır. Büyük gözlü ton balığı en yüksek cıva grubunda değerlendirilir.<br />
FDA ve EPA rehberine göre gebeler ile emzirenler, cıvası düşük “en iyi seçenekler” grubundan haftada iki-üç porsiyon tüketebilir. Albakor veya sarı yüzgeçli ton balığı gibi “iyi seçenekler” grubundan bir porsiyon yenildiğinde ise aynı hafta başka balık tüketilmemesi önerilir.<br />
Çocuklar için cıvası düşük gruptan haftada iki porsiyon önerilir; ancak porsiyon miktarı yaşa göre yetişkin porsiyonundan daha küçük tutulur.<br />
Bu öneriler özellikle gebeler, emzirenler, gebelik planlayanlar ve küçük çocuklar için hazırlanmıştır. Ülkelerin ulusal beslenme önerileri farklılık gösterebilir. Özellikle haftada birkaç kez ton balığı tüketen gebelerin ve küçük çocukların balık türlerini çeşitlendirmesi önemlidir.<br />
Kimler tuz konusunda daha dikkatli olmalı?<br />
Hipertansiyonu, kalp yetersizliği veya böbrek hastalığı bulunan kişiler için konserve balıktaki tuz daha önemli hâle gelebilir. Bu kişilerde yalnızca balığın değil, öğünün tamamının tuz miktarı hesaba katılmalıdır.<br />
Düşük tuzlu veya ilave tuz içermeyen ürünler tercih edilebilir. Ancak “ilave tuz içermez” ifadesi ürünün tamamen tuzsuz olduğu anlamına gelmeyebilir. Balığın veya diğer bileşenlerin doğal sodyumu etiketteki tuz değerine yansıyabilir.<br />
Ürik asidi yüksek veya gut hastalığı bulunan kişiler de ton balığı ve sardalya dahil balıkların pürin içerdiğini bilmelidir. Tüketim miktarı ve sıklığı kişinin hastalığına, kullandığı ilaçlara ve toplam beslenmesine göre değerlendirilmelidir.<br />
Konserve balık alırken 5 adımlı seçim<br />
Balığın türünü kontrol edin: Cıvayı azaltmak için sardalya veya skipjack gibi daha küçük türler öne çıkar.<br />
Tuzu 100 gram üzerinden karşılaştırın: Marka ve ürünler arasındaki farkı anlamanın en pratik yolu budur.<br />
Süzme ağırlığına bakın: Konservenin toplam ağırlığı ile gerçekten tüketilecek balık miktarı farklı olabilir.<br />
Saklama ortamını amacınıza göre seçin: Enerjiyi sınırlamak isteyenler suda, yağ tadını isteyenler yağda konserve edilmiş ürünü tercih edebilir.<br />
Kutunun bütünlüğünü inceleyin: Şişmiş, sızdıran, dikiş yerinden ezilmiş, delinmiş veya ileri derecede paslanmış konserveler tüketilmemelidir.<br />
Açılan konserve oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemeli, balık kutudan çıkarılarak üzeri kapalı bir kaba alınmalı ve buzdolabında saklanmalıdır. Açılan konserve balığın üç-dört gün içinde tüketilmesi önerilir.<br />
Sonuç: Hangisini sepete koymalı?<br />
Cıva açısından bakıldığında sardalya çoğu tüketici için daha düşük cıvalı seçenektir. Üstelik kılçıklarıyla yenildiğinde kalsiyum, yağlı yapısı sayesinde de omega-3 bakımından önemli bir avantaj sağlayabilir.<br />
Ton balığı da besleyici ve pratik bir seçenektir; ancak tür bilgisi önemlidir. Düzenli tüketim için açık renk, çoğunlukla skipjack içeren ton balıkları; albakor ve sarı yüzgeçli çeşitlere göre daha uygun olabilir.<br />
Tuz bakımından ise karar balığın adına göre verilmemelidir. Etiketteki 100 gramda tuz değerini karşılaştırmak, sosu ve konserve sıvısını değerlendirmek gerekir.<br />
En dengeli yaklaşım, tek bir ürünü her gün tüketmek yerine sardalya, ton balığı, somon, hamsi ve diğer cıvası düşük balıkları dönüşümlü olarak beslenmeye eklemektir. Hiçbir konserve balık tek başına mucizevi bir besin değildir; önemli olan toplam beslenme düzeni, porsiyon ve çeşitliliktir.<br />
KAYNAKLAR<br />
ABD Gıda ve İlaç Dairesi ve ABD Çevre Koruma Ajansı – Advice About Eating Fish – Ekim 2021 revizyonu<br />
ABD Gıda ve İlaç Dairesi – Mercury Levels in Commercial Fish and Shellfish, 1990–2012 – İzleme verileri ve 2014 teknik güncellemesi<br />
EFSA Journal – Scientific Opinion on the Risk for Public Health Related to the Presence of Mercury and Methylmercury in Food – EFSA Gıda Zincirindeki Bulaşanlar Paneli – 2012 – DOI: 10.2903/j.efsa.2012.2985<br />
EFSA Journal – Statement on the Benefits of Fish and Seafood Consumption Compared to the Risks of Methylmercury in Fish and Seafood – EFSA Bilimsel Komitesi – 2015 – DOI: 10.2903/j.efsa.2015.3982<br />
Dünya Sağlık Örgütü – Guideline: Sodium Intake for Adults and Children – 2012<br />
Tarım ve Orman Bakanlığı – Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği – 26 Ocak 2017 – Resmî Gazete Sayısı: 29960 Mükerrer<br />
Journal of the American Dietetic Association – Effect of Water Rinsing on Sodium Content of Selected Foods – Vermeulen, Sedor ve Kimm – 1983 – Cilt 82, Sayı 4, Sayfa 394–396<br />
ABD Gıda ve İlaç Dairesi – How to Cut Food Waste and Maintain Food Safety – Konserve deniz ürünlerinin açıldıktan sonra saklanmasına ilişkin gıda güvenliği rehberi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ton-baligi-mi-sardalya-mi-konserve-balik-secerken-civa-ve-tuz-ayrintisi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 22:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/ton-baligi-mi-sardalya-mi-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="56557"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="32025"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="24464"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="14458"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="80138"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="98851"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="31710"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
