<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 19 Sep 2026 11:55:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[19 Eylül Gaziler Günü Mesajları 2026: En Güzel, Kısa ve Anlamlı 25 Mesaj]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/19-eylul-gaziler-gunu-mesajlari-2026-en-guzel-kisa-ve-anlamli-25-mesaj</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/19-eylul-gaziler-gunu-mesajlari-2026-en-guzel-kisa-ve-anlamli-25-mesaj" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19 Eylül Gaziler Günü için paylaşabileceğiniz en güzel mesajları derledik. İşte gazilere minnet ve şükranı ifade eden kısa, anlamlı ve kurumsal 25 Gaziler Günü mesajı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>En Güzel 19 Eylül Gaziler Günü Mesajları</p>

<ol>
 <li>Vatan uğruna gösterdikleri cesaret ve fedakârlıkla milletimizin gönlünde ebedî yer edinen kahraman gazilerimizin 19 Eylül Gaziler Günü kutlu olsun.</li>
 <li>Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatanımız için mücadele eden tüm kahraman gazilerimizi saygı, minnet ve şükranla anıyoruz.</li>
 <li>Gazilik; cesaretin, fedakârlığın ve vatan sevgisinin taşıdığı en büyük şereflerden biridir. Gaziler Günü kutlu olsun.</li>
 <li>Bu toprakları bize vatan kılan şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla anıyoruz.</li>
 <li>Vatan sevgisini fedakârlıklarıyla gösteren gazilerimize minnettarız. 19 Eylül Gaziler Günü kutlu olsun.</li>
 <li>Ay yıldızlı bayrağımız uğruna mücadele eden tüm gazilerimize saygı ve şükranlarımızı sunuyoruz.</li>
 <li>Gazilerimizin cesareti geçmişimizin gururu, bugünümüzün emaneti, geleceğimizin ilhamıdır.</li>
 <li>Vatan uğruna göğsünü siper eden kahraman gazilerimizin fedakârlıklarını hiçbir zaman unutmayacağız.</li>
 <li>Bağımsızlığımızın yaşayan şahitleri, milletimizin gururu kahraman gazilerimize sonsuz minnetle…</li>
 <li>Gazilik bir unvandan öte, milletimizin gönlünde taşınan ebedî bir şeref nişanesidir.</li>
 <li>Vatanın bağımsızlığı ve milletin huzuru için mücadele eden kahraman gazilerimizin Gaziler Günü kutlu olsun.</li>
 <li>Cesaretleriyle tarih yazan, fedakârlıklarıyla milletimizin gönlünde yer edinen tüm gazilerimizi saygıyla selamlıyoruz.</li>
 <li>Üzerinde özgürce yaşadığımız bu topraklar için bedel ödeyen kahraman gazilerimize minnet borçluyuz.</li>
 <li>Gazilerimiz, milletimizin bağımsızlık iradesinin ve vatan sevgisinin yaşayan temsilcileridir.</li>
 <li>Vatan size minnettar, milletimiz fedakârlıklarınızı daima şükranla hatırlayacaktır. Gaziler Günü kutlu olsun.</li>
 <li>Kahramanlıklarıyla tarihimize iz bırakan gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.</li>
 <li>Şehitlerimizin aziz hatırası, gazilerimizin fedakârlığı milletimizin ortak ve kıymetli emanetidir.</li>
 <li>Vatan uğruna verilen mücadelenin yaşayan kahramanları olan gazilerimize sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz.</li>
 <li>Milletimizin istiklali ve istikbali uğruna fedakârlık gösteren bütün gazilerimizin 19 Eylül Gaziler Günü kutlu olsun.</li>
 <li>Gazilerimizin taşıdığı şeref milletimizin onuru, gösterdikleri fedakârlık ise gelecek nesillere bırakılan büyük bir emanettir.</li>
 <li>Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, ebediyete irtihal eden gazilerimizi rahmetle, hayatta olan gazilerimizi şükranla anıyoruz.</li>
 <li>Vatan sevgisinin en büyük nişanelerinden biri olan gazilik makamını taşıyan tüm kahramanlarımızı saygıyla selamlıyoruz.</li>
 <li>Canını vatanına emanet eden gazilerimize duyduğumuz minnet, nesilden nesile yaşamaya devam edecektir.</li>
 <li>Fedakârlığınız unutulmayacak, cesaretiniz daima yolumuzu aydınlatacaktır. Kahraman gazilerimize minnet ve şükranla…</li>
 <li>Vatanın her karışında emeği, cesareti ve fedakârlığı bulunan kahraman gazilerimizin 19 Eylül Gaziler Günü kutlu olsun. </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/19-eylul-gaziler-gunu-mesajlari-2026-en-guzel-kisa-ve-anlamli-25-mesaj</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0880.jpeg" type="image/jpeg" length="55247"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Lokman Hekim Sağlık Vakfı 2026-2027 Tıp Öğrenci Bursu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/lokman-hekim-saglik-vakfi-2026-2027-tip-ogrenci-bursu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/lokman-hekim-saglik-vakfi-2026-2027-tip-ogrenci-bursu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lokman Hekim Sağlık Vakfı’nın tıp fakültesi öğrencilerine yönelik Geleceğin Hekimleri Bursu için başvurular 21 Eylül’de başlayacak. Devlet üniversitelerinde veya vakıf ve özel üniversitelerde yüzde 100 burslu tıp eğitimi gören, maddi desteğe ihtiyaç duyan öğrenciler 4 Ekim’e kadar başvurabilecek. Karşılıksız burs ekim-haziran döneminde 9 ay ödenecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Tıp Öğrencilerine 9 Ay Karşılıksız Burs: Başvurular Başlıyor</p>

<p>Tıp fakültesi öğrencilerine yönelik 2026-2027 eğitim öğretim yılı burs programlarına bir yenisi daha ekleniyor.</p>

<p>Lokman Hekim Sağlık Vakfı’nın Geleceğin Hekimleri Bursu için yeni dönem başvuruları 21 Eylül 2026 tarihinde başlayacak.</p>

<p>Başvurular 4 Ekim 2026 tarihine kadar devam edecek.</p>

<p>Program, maddi desteğe ihtiyaç duyan tıp fakültesi öğrencilerinin eğitimlerini sürdürebilmelerine destek olmayı amaçlıyor.</p>

<p>Kimler başvurabilir?</p>

<p>Geleceğin Hekimleri Bursu doğrudan tıp fakültesi öğrencilerine yönelik.</p>

<p>Başvuru yapacak öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin maddi desteğe ihtiyaç duyması ve akademik açıdan başarılı olması temel koşullar arasında bulunuyor.</p>

<p>Devlet üniversitesindeki tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Türkiye’deki devlet üniversitelerinin tıp fakültelerinde öğrenim gören öğrenciler, diğer başvuru koşullarını sağlamaları halinde Geleceğin Hekimleri Bursuna başvurabiliyor.</p>

<p>Vakıf üniversitesindeki tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet, ancak önemli bir şart bulunuyor.</p>

<p>Vakıf veya özel üniversitelerin tıp fakültelerinde öğrenim gören öğrencilerin yüzde 100 burslu olması gerekiyor.</p>

<p>Ücretli veya kısmi burslu olarak tıp eğitimi gören öğrenciler programın bu koşulunu karşılamıyor.</p>

<p>Not ortalaması kaç olmalı?</p>

<p>Ara sınıflardaki tıp öğrencilerinin genel not ortalamasının 4 üzerinden en az 2,50 olması gerekiyor.</p>

<p>Akademik başarının bursiyerlik sürecinde de korunması bekleniyor.</p>

<p>Üniversiteye yeni başlayanlar başvurabilir mi?</p>

<p>Geleceğin Hekimleri Bursu yalnızca ara sınıflardaki öğrencilerle sınırlı değil.</p>

<p>Tıp fakültesine yeni yerleşen öğrenciler de diğer başvuru koşullarını karşılamaları halinde değerlendirmeye alınabiliyor.</p>

<p>Yeni öğrencilerde henüz üniversite not ortalaması bulunmadığından akademik değerlendirmede üniversiteye giriş ve yerleşme bilgileri dikkate alınabiliyor.</p>

<p>Başka burs alan öğrenciler başvurabilir mi?</p>

<p>Geleceğin Hekimleri Bursunda başka kurumlardan düzenli burs alma konusunda sınırlama bulunuyor.</p>

<p>Öğrencinin KYK dışında başka bir kurumdan düzenli burs almaması gerekiyor.</p>

<p>Dolayısıyla başka bir vakıf, dernek veya özel kuruluştan düzenli burs alan öğrencilerin bu koşula dikkat etmesi gerekiyor.</p>

<p>KYK bursu alanlar başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Lokman Hekim Sağlık Vakfı’nın burs koşullarında KYK desteği başka burs almama kuralının dışında tutuluyor.</p>

<p>Bu nedenle KYK bursu veya öğrenim kredisi almak tek başına Geleceğin Hekimleri Bursuna başvurmaya engel oluşturmuyor.</p>

<p>Burs geri ödemeli mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Geleceğin Hekimleri Bursu karşılıksız olarak veriliyor.</p>

<p>Öğrenciden mezuniyet sonrasında aldığı bursu kredi gibi geri ödemesi istenmiyor.</p>

<p>Burs kaç ay ödeniyor?</p>

<p>Lokman Hekim Sağlık Vakfı bursları bir eğitim öğretim yılında toplam 9 ay ödeniyor.</p>

<p>Ödemeler ekim ayında başlıyor ve haziran ayında sona eriyor.</p>

<p>Temmuz, ağustos ve eylül aylarında burs ödemesi yapılmıyor.</p>

<p>Burs miktarı ne kadar?</p>

<p>Lokman Hekim Sağlık Vakfı’nın 2026-2027 burs başvuru duyurusunda yeni dönem için öğrencilere ödenecek aylık burs miktarı henüz açıklanmış değil.</p>

<p>Bu nedenle geçmiş dönemlerde ödenen tutarların 2026-2027 burs miktarı olarak kullanılmaması gerekiyor.</p>

<p>Güncel burs tutarı konusunda Vakfın yeni dönem için yapacağı açıklama esas alınmalı.</p>

<p>Başvuru nasıl yapılacak?</p>

<p>Geleceğin Hekimleri Bursu başvuruları çevrim içi gerçekleştirilecek.</p>

<p>Başvuru ekranının 21 Eylül 2026 tarihinde açılması planlanıyor.</p>

<p>Öğrencilerin Lokman Hekim Sağlık Vakfı’nın resmi internet sitesindeki burs başvuru bölümünden formu doldurarak işlemlerini tamamlaması gerekiyor.</p>

<p>Hangi belgeler isteniyor?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başvuru sırasında öğrencinin eğitim ve ekonomik durumunu gösteren belgeler talep ediliyor.</p>

<p>Öğrenci belgesi ve ara sınıflardaki öğrenciler için akademik başarı durumunu gösteren transkript temel belgeler arasında.</p>

<p>Vakıf veya özel üniversitede öğrenim gören öğrencilerin yüzde 100 burslu olduklarını gösteren belgeyi de sunmaları gerekiyor.</p>

<p>Ailenin ekonomik durumunun değerlendirilebilmesi için gelir belgeleri ve Vakıf tarafından başvuru ekranında belirtilen diğer evraklar da talep edilebiliyor.</p>

<p>Başvurular nasıl değerlendiriliyor?</p>

<p>Başvurular öğrencilerin akademik başarıları ve maddi ihtiyaç durumları dikkate alınarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Başvuru formunda verilen bilgilerin ve belgelerin doğru ve eksiksiz olması gerekiyor.</p>

<p>Burs kontenjanı doğrultusunda uygun bulunan adaylar değerlendirme sürecinin ardından bursiyer olarak belirleniyor.</p>

<p>Burs desteği mezuniyete kadar devam edebilir mi?</p>

<p>Geleceğin Hekimleri Bursu yalnızca tek eğitim yılıyla sınırlı bir destek olarak uygulanmıyor.</p>

<p>Öğrencinin bursiyerlik koşullarını koruması ve akademik başarısını sürdürmesi halinde burs desteğinin sonraki eğitim dönemlerinde de devam etmesi mümkün.</p>

<p>Bu nedenle bursiyerlerin her yıl Vakıf tarafından istenen güncel öğrenci ve başarı belgelerini sunmaları gerekiyor.</p>

<p>Başvurular 21 Eylül’de başlayacak</p>

<p>Lokman Hekim Sağlık Vakfı Geleceğin Hekimleri Bursu için 2026-2027 başvuruları 21 Eylül’de başlayacak.</p>

<p>Son başvuru tarihi 4 Ekim 2026.</p>

<p>Türkiye’deki devlet üniversitelerinde veya vakıf ve özel üniversitelerde yüzde 100 burslu olarak tıp eğitimi gören ve diğer koşulları sağlayan öğrenciler çevrim içi başvuruda bulunabilecek.</p>

<p>Karşılıksız burs ekim-haziran döneminde toplam 9 ay boyunca ödenecek.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Burslar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/lokman-hekim-saglik-vakfi-2026-2027-tip-ogrenci-bursu</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="70352"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nazalı Vakfı 2026-2027 Bursu: 200 Öğrenciye Aylık 5 Bin TL]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/nazali-vakfi-2026-2027-bursu-200-ogrenciye-aylik-5-bin-tl</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/nazali-vakfi-2026-2027-bursu-200-ogrenciye-aylik-5-bin-tl" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nazalı Vakfı, 2026-2027 döneminde 200 üniversite öğrencisine aylık 5 bin TL karşılıksız burs verecek. Ekim-haziran döneminde 9 ay ödenecek burs için ayrılan kontenjanın en az yüzde 50’si tıp ve hukuk fakültesi öğrencilerine ayrılacak. İlk kez burs başvurusu yapacak öğrenciler için başvurular 24 Eylül’e kadar devam edecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>200 Öğrenciye Aylık 5 Bin TL Burs: Yarısı Tıp ve Hukuka</p>

<p>Üniversite öğrencilerine yönelik 2026-2027 burs programlarından birinde tıp öğrencilerine özel kontenjan ayrıldı.</p>

<p>Nazalı Vakfı, yeni eğitim öğretim döneminde toplam 200 üniversite öğrencisine aylık 5 bin TL karşılıksız burs verecek.</p>

<p>Bursiyer kontenjanının en az yüzde 50’si Tıp ve Hukuk fakültelerinde öğrenim gören öğrencilere ayrılacak.</p>

<p>İlk kez Nazalı Vakfı bursuna başvuracak öğrenciler için başvuru dönemi 10 Eylül’de başladı. Başvurular 24 Eylül 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>Burs aylık 5 bin TL</p>

<p>Nazalı Vakfı’nın 2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs miktarı aylık 5 bin TL olarak belirlendi.</p>

<p>Ödemeler ekim-haziran döneminde toplam 9 ay gerçekleştirilecek.</p>

<p>Böylece bir bursiyere bir eğitim öğretim döneminde toplam 45 bin TL karşılıksız eğitim desteği sağlanacak.</p>

<p>200 öğrenci burs alacak</p>

<p>Nazalı Vakfı, 2026-2027 eğitim öğretim döneminde toplam 200 öğrenciye burs sağlamayı planlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu sayı mevcut bursiyerler ile ilk kez burs almaya hak kazanacak öğrencileri kapsıyor.</p>

<p>Programın sağlık öğrencileri açısından en dikkat çekici özelliği ise kontenjan dağılımı.</p>

<p>Toplam bursiyer kontenjanının en az yüzde 50’si Tıp ve Hukuk fakültesi öğrencilerine ayrılacak.</p>

<p>Bu düzenleme tıp öğrencilerine burs programında önemli bir kontenjan avantajı sağlıyor.</p>

<p>Tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Tıp fakültesi öğrencileri yalnızca programa başvurabilmekle kalmıyor, aynı zamanda burs kontenjanında özel olarak önceliklendirilen iki öğrenci grubundan birini oluşturuyor.</p>

<p>Nazalı Vakfı, toplam kontenjanın en az yarısını Tıp ve Hukuk fakültesi öğrencilerine ayıracağını belirtiyor.</p>

<p>Üniversiteyi yeni kazanan tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>2026 yılında tıp fakültesine yerleşen öğrenciler diğer koşulları sağlamaları halinde NAZALI İlk Burs programına başvurabiliyor.</p>

<p>Üniversiteye yeni yerleşen öğrenciler için YKS başarı sıralaması kriteri uygulanıyor.</p>

<p>Tıp fakültesi SAY puan türüyle öğrenci aldığı için sayısal başarı sıralaması koşulu dikkate alınıyor.</p>

<p>Sayısalda ilk 30 bin şartı</p>

<p>Üniversiteye yeni yerleşen ve sayısal puan türündeki bir programa kayıt yaptıran öğrencinin Türkiye başarı sıralamasında ilk 30 bin içerisinde bulunması gerekiyor.</p>

<p>Dolayısıyla yeni kayıt yaptıran tıp öğrencilerinde de ilk 30 bin koşulu uygulanıyor.</p>

<p>Diğer puan türlerinde ise Eşit Ağırlık, Sözel ve Yabancı Dil için ilk 10 bin başarı sıralaması şartı bulunuyor.</p>

<p>Ara sınıftaki tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Tıp fakültesinin ara sınıflarında öğrenim gören öğrenciler de ilk kez Nazalı Vakfı bursuna başvurabiliyor.</p>

<p>Ancak ara sınıf öğrencilerinde akademik başarı koşulları daha ayrıntılı.</p>

<p>Öğrencinin önceki yarıyıllardan başarısız dersinin bulunmaması gerekiyor.</p>

<p>Not ortalaması kaç olmalı?</p>

<p>Ara sınıfta ilk kez burs başvurusu yapacak öğrencinin ağırlıklı genel not ortalamasının 4 üzerinden en az 3,00 veya 100 üzerinden en az 75 olması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin bir üst yıl veya yarıyıla geçiş hakkı kazanmış olması da şart.</p>

<p>Ayrıca öğrenciliğinin aktif olarak devam etmesi ve disiplin cezasının bulunmaması gerekiyor.</p>

<p>Diş hekimliği öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Nazalı Vakfı burs programı yalnızca Tıp ve Hukuk fakülteleriyle sınırlı değil.</p>

<p>Burs programı gerekli koşulları karşılayan örgün lisans öğrencilerine yönelik.</p>

<p>Bu nedenle diş hekimliği öğrencileri de ilgili sayısal başarı sıralaması ve diğer burs kriterlerini karşılamaları halinde başvurabilir.</p>

<p>Ancak yüzde 50’lik özel kontenjan Tıp ve Hukuk öğrencileri için geçerli.</p>

<p>Eczacılık ve hemşirelik öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Bursun genel lisans koşullarında Eczacılık veya Hemşirelik öğrencilerini kapsam dışında bırakan bir bölüm sınırlaması bulunmuyor.</p>

<p>Bu programlarda örgün lisans öğrenimi gören öğrenciler de akademik ve diğer koşulları sağlamaları halinde başvuru yapabilir.</p>

<p>Ancak Tıp ve Hukuk öğrencilerine ayrılan özel kontenjan bu bölümlere uygulanmıyor.</p>

<p>Burs geri ödemeli mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Nazalı Vakfı bursları karşılıksız olarak veriliyor.</p>

<p>Bursiyerlerden mezuniyet sonrasında aldıkları bursu kredi gibi geri ödemeleri istenmiyor.</p>

<p>İstisnai burs imkânı da bulunuyor</p>

<p>Nazalı Vakfı’nın burs sisteminde akademik başarı kriterlerini karşılayamayan ancak ciddi maddi imkânsızlık içerisinde olduğu tespit edilen öğrenciler için İstisnai Burs uygulaması da bulunuyor.</p>

<p>Bu burs türünde akademik başarı kriteri dışında burs yönetmeliğindeki genel şartların karşılanması gerekiyor.</p>

<p>İstisnai burs verilmesine ilişkin karar Vakıf Yönetim Kurulu tarafından alınıyor.</p>

<p>Başvuru nasıl yapılacak?</p>

<p>NAZALI İlk Burs başvuruları çevrim içi gerçekleştiriliyor.</p>

<p>İlk kez burs başvurusu yapacak öğrencilerin Nazalı Vakfı’nın bursiyer başvuru sistemi üzerinden hesap oluşturarak işlemlerini tamamlaması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin başvuru formundaki kişisel ve akademik bilgilerini eksiksiz ve doğru şekilde doldurması önem taşıyor.</p>

<p>Son başvuru 24 Eylül</p>

<p>İlk kez Nazalı Vakfı bursuna başvuracak öğrenciler için 2026-2027 NAZALI İlk Burs başvuruları 10 Eylül’de başladı ve 24 Eylül’de sona erecek.</p>

<p>Burs almaya hak kazanan öğrencilere aylık 5 bin TL olmak üzere ekim-haziran döneminde 9 ay boyunca toplam 45 bin TL destek sağlanacak.</p>

<p>Toplam 200 bursiyer için ayrılan kontenjanın en az yüzde 50’sinin Tıp ve Hukuk fakültesi öğrencilerine ayrılması, programı özellikle tıp öğrencileri açısından 2026-2027 döneminin dikkat çeken burslarından biri haline getiriyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Burslar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/nazali-vakfi-2026-2027-bursu-200-ogrenciye-aylik-5-bin-tl</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="98439"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tıp Öğrencilerine 31 Bin 500 TL Burs: Son Gün Yarın]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tip-ogrencilerine-31-bin-500-tl-burs-son-gun-yarin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tip-ogrencilerine-31-bin-500-tl-burs-son-gun-yarin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[EMDATE’nin 2026-2027 tıp fakültesi öğrenci bursunda başvurular 20 Eylül saat 23.59’da sona erecek. Devlet üniversitelerinde Dönem 1-5’te aktif öğrenim gören ve belirlenen ekonomik koşulları sağlayan tıp öğrencilerine aylık 3.500 TL olmak üzere 9 ayda toplam 31.500 TL burs verilmesi planlanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Tıp Öğrencilerine 31 Bin 500 TL Burs: Son Gün Yarın</p>

<p>Tıp fakültesi öğrencilerine yönelik 2026-2027 burs programlarından birinde başvurular sona eriyor.</p>

<p>EMDATE tarafından devlet üniversitelerinin tıp fakültelerinde öğrenim gören öğrencilere yönelik yürütülen burs programında son başvuru tarihi 20 Eylül 2026.</p>

<p>Başvuru sistemi 20 Eylül saat 23.59’da kapanacak.</p>

<p>Burs aylık 3.500 TL</p>

<p>2026-2027 dönemi için planlanan burs miktarı aylık 3.500 TL.</p>

<p>Burs ödemelerinin bir eğitim döneminde toplam 9 ay yapılması planlanıyor.</p>

<p>Buna göre bursiyer olmaya hak kazanan bir tıp öğrencisine toplam 31 bin 500 TL destek sağlanacak.</p>

<p>Kimler başvurabilir?</p>

<p>EMDATE bursu doğrudan tıp fakültesi öğrencilerine yönelik.</p>

<p>Başvuru yapacak öğrencinin Türkiye’deki bir devlet üniversitesinin tıp fakültesinde aktif olarak öğrenim görüyor olması gerekiyor.</p>

<p>Burs programı Dönem 1, Dönem 2, Dönem 3, Dönem 4 ve Dönem 5 öğrencilerini kapsıyor.</p>

<p>İntörnler başvurabilir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Tıp fakültesinin 6. sınıfında bulunan intörn öğrenciler burs programının kapsamı dışında tutuluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dolayısıyla burs yalnızca Dönem 1-5 öğrencilerine açık.</p>

<p>Vakıf üniversitesindeki tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>EMDATE’nin açıkladığı koşullara göre öğrencinin devlet üniversitesinin tıp fakültesinde öğrenim görüyor olması gerekiyor.</p>

<p>Vakıf veya özel üniversitelerin tıp fakültelerinde okuyan öğrenciler program kapsamında değil.</p>

<p>Ekonomik koşullar ayrıntılı değerlendiriliyor</p>

<p>EMDATE bursunda öğrencinin maddi ihtiyaç durumu için oldukça ayrıntılı kriterler uygulanıyor.</p>

<p>Başvuru koşullarına göre öğrencinin kendisi, annesi veya babası adına kayıtlı ev, arsa veya başka bir taşınmaz bulunmaması gerekiyor.</p>

<p>Aile bireylerinin ekonomik durumları başvuru değerlendirmesinde dikkate alınıyor.</p>

<p>Araç için model yılı şartı var</p>

<p>Ailenin sahip olduğu araç da burs değerlendirmesinde kriter olarak kullanılıyor.</p>

<p>Başvuru koşullarına göre ailede 2020 model veya daha yeni bir aracın bulunmaması gerekiyor.</p>

<p>Dolayısıyla öğrencilerin başvuru yapmadan önce ekonomik koşullara ilişkin tüm kriterleri dikkatle incelemesi gerekiyor.</p>

<p>Çalışan abi veya abla şartı etkiliyor</p>

<p>Burs programında ailede çalışan kardeş bulunması da değerlendiriliyor.</p>

<p>Başvuru kriterlerine göre öğrencinin çalışan abi veya ablasının bulunmaması gerekiyor.</p>

<p>Bu koşul da bursun ekonomik desteğe daha fazla ihtiyaç duyan öğrencilere yönlendirilmesi amacıyla kullanılıyor.</p>

<p>Kimlere öncelik verilecek?</p>

<p>EMDATE bursiyer seçiminde bazı sosyal ve ekonomik durumlara öncelik tanıyor.</p>

<p>Anne veya babasını kaybetmiş öğrenciler değerlendirmede öncelikli gruplar arasında.</p>

<p>Deprem nedeniyle ailesinin evi yıkılmış öğrenciler de öncelikli olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Aile gelirinin düşük olması ve öğrencinin eğitimini sürdürürken yaşadığı ekonomik güçlükler de bursiyer seçiminde dikkate alınıyor.</p>

<p>Burs geri ödemeli mi?</p>

<p>Program tıp öğrencilerine eğitim bursu olarak sağlanıyor.</p>

<p>Bursiyerlerin başvuru sırasında ilan edilen güncel bursiyerlik koşullarını ve taahhüt hükümlerini incelemeleri gerekiyor.</p>

<p>Başvuru nasıl yapılacak?</p>

<p>EMDATE tıp öğrenci bursu başvuruları çevrim içi gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Öğrencilerin EMDATE’nin bursiyer adayları için oluşturduğu internet başvuru sistemine girerek formu doldurması gerekiyor.</p>

<p>Başvuru sırasında öğrencinin kişisel, akademik, ailevi ve ekonomik durumuna ilişkin bilgiler isteniyor.</p>

<p>Başvurular değerlendirilecek</p>

<p>Başvuru döneminin sona ermesinin ardından öğrencilerin verdiği bilgiler burs kriterlerine göre değerlendirilecek.</p>

<p>Burs programında ekonomik ihtiyaç önemli bir belirleyici olduğundan adayların başvuru formundaki bilgileri doğru ve eksiksiz beyan etmesi gerekiyor.</p>

<p>Başvurunun yapılması tek başına burs hakkı kazanıldığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Son gün 20 Eylül</p>

<p>EMDATE 2026-2027 Tıp Fakültesi Öğrenci Bursuna başvurular 20 Eylül 2026 saat 23.59’da sona erecek.</p>

<p>Devlet üniversitelerinin tıp fakültelerinde Dönem 1-5 arasında aktif öğrenim gören ve ekonomik kriterleri karşılayan öğrenciler çevrim içi sistem üzerinden başvuru yapabilecek.</p>

<p>Bursiyer olmaya hak kazanan öğrencilere aylık 3.500 TL olmak üzere 9 ayda toplam 31 bin 500 TL burs verilmesi planlanıyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>EMDATE<br />
EMDATE Tıp Fakültesi Öğrenci Bursu<br />
EMDATE 2026-2027 Burs Başvuru Sistemi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Burslar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tip-ogrencilerine-31-bin-500-tl-burs-son-gun-yarin</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="16919"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Total Kolesterol Nedir, Kaç Olmalı? Yüksekliği Ne Anlama Gelir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/total-kolesterol-nedir-kac-olmali-yuksekligi-ne-anlama-gelir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/total-kolesterol-nedir-kac-olmali-yuksekligi-ne-anlama-gelir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Total kolesterol 200, 240, 250 veya 300 mg/dL ne anlama gelir? Total kolesterolün normal ve yüksek değerleri; LDL, HDL ve trigliserit sonuçlarıyla birlikte değerlendirilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Total kolesterol, lipid panelinde en sık karşılaşılan değerlerden biridir. Sonucun 200, 240 veya 300 mg/dL çıkması endişe yaratabilir ancak total kolesterol tek başına “iyi” veya “kötü” kolesterolün ne kadar olduğunu söylemez.</p>

<p>Aynı total kolesterol değerine sahip iki kişinin kalp-damar riski oldukça farklı olabilir. Bunun nedeni total kolesterolün LDL, HDL ve diğer lipoproteinlerde taşınan kolesterolü birlikte yansıtmasıdır.</p>

<p>Bu nedenle güncel değerlendirmede “total kolesterolüm kaç?” sorusunun yanında “LDL, HDL, trigliserit, non-HDL kolesterol ve toplam kalp-damar riskim nasıl?” soruları da önemlidir.</p>

<p>Total kolesterol nedir?</p>

<p>Kolesterol, hücre zarlarının yapısı, hormon üretimi ve safra asitlerinin sentezi için gerekli yağ benzeri bir maddedir.</p>

<p>Kanda serbest halde dolaşmaz; lipoprotein adı verilen parçacıklarla taşınır.</p>

<p>Total kolesterol, kandaki farklı lipoproteinlerde bulunan kolesterolün toplamını yansıtan laboratuvar ölçümüdür.</p>

<p>LDL ve HDL bunun en çok bilinen bileşenleridir. VLDL gibi trigliseritten zengin lipoproteinler de toplam değere katkıda bulunur.</p>

<p>Bu nedenle total kolesterolü tek başına “kötü kolesterol” olarak adlandırmak doğru değildir.</p>

<p>Total kolesterol kaç olmalı?</p>

<p>Yetişkinlerde yaygın kullanılan sınıflandırma şöyledir:</p>

<p>200 mg/dL'nin altı: İstenen düzey</p>

<p>200-239 mg/dL: Sınırda yüksek</p>

<p>240 mg/dL ve üzeri: Yüksek</p>

<p>Ancak bu sınıflandırma tek başına kişinin kalp krizi veya inme riskini belirlemez.</p>

<p>Örneğin total kolesterolü 210 mg/dL olan bir kişinin HDL'si yüksek olabilir. Başka bir kişinin total kolesterolü aynı olduğu halde LDL ve ApoB gibi aterojenik göstergeleri yüksek olabilir.</p>

<p>Bu iki kişinin risk profili aynı değildir.</p>

<p>Total kolesterol 200 ne anlama gelir?</p>

<p>200 mg/dL, geleneksel sınıflandırmada sınırda yüksek kategorisinin başlangıcıdır.</p>

<p>Ancak 200 rakamı bir hastalık sınırı değildir.</p>

<p>Total kolesterolün hangi lipoproteinlerden kaynaklandığına bakmak gerekir.</p>

<p>Örneğin HDL'nin yüksek olması total kolesterolü yukarı çekebilir. Bu durumda yalnızca total kolesterol rakamına bakarak “kolesterolüm yüksek, damarlarım risk altında” sonucuna varmak doğru olmaz.</p>

<p>Buna karşılık total kolesterol 190 mg/dL olduğu halde LDL veya ApoB açısından riskli bir profil bulunması da mümkündür.</p>

<p>Total kolesterol 240 veya 250 ne demek?</p>

<p>240 mg/dL ve üzerindeki total kolesterol yüksek kabul edilir.</p>

<p>250 mg/dL de bu kategoriye girer.</p>

<p>Ancak bu rakamlar tek başına tedavi kararı verdirmez.</p>

<p>Öncelikle LDL kolesterol, HDL kolesterol ve trigliserit incelenir. Kişinin yaşı, tansiyonu, diyabet durumu, sigara kullanımı, böbrek hastalığı ve daha önce kalp-damar hastalığı geçirip geçirmediği de değerlendirilir.</p>

<p>Özellikle LDL belirgin yüksekse total kolesterol yüksekliğinin klinik önemi artabilir.</p>

<p>Total kolesterol 300 çıkarsa ne anlama gelir?</p>

<p>300 mg/dL belirgin total kolesterol yüksekliğidir ve lipid profilinin ayrıntılı değerlendirilmesini gerektirir.</p>

<p>Bu düzey özellikle LDL'nin çok yüksek olması nedeniyle oluşuyorsa ciddi hiperkolesterolemi ve ailesel hiperkolesterolemi olasılığı gündeme gelebilir.</p>

<p>Ancak yine total kolesterol 300 = ailesel hiperkolesterolemi şeklinde doğrudan bir eşleştirme yapılamaz.</p>

<p>LDL'nin gerçek düzeyi, ailede erken yaşta kalp krizi veya inme öyküsü, kişinin önceki kolesterol sonuçları ve diğer klinik bulgular önemlidir.</p>

<p>Total kolesterol neden yükselir?</p>

<p>Yüksekliğin nedeni hangi lipid bileşeninin arttığına göre değişebilir.</p>

<p>Sık veya önemli nedenler arasında şunlar bulunur:</p>

<p>- LDL kolesterol yüksekliği<br />
- Genetik yatkınlık ve ailesel hiperkolesterolemi<br />
- Doymuş ve trans yağlardan zengin beslenme<br />
- Hipotiroidi<br />
- Bazı böbrek hastalıkları<br />
- Bazı karaciğer ve safra yolu hastalıkları<br />
- Bazı ilaçlar<br />
- Fazla kilo ve metabolik bozukluklar</p>

<p>HDL'nin yüksek olması da total kolesterol rakamını artırabilir. Bu nedenle neden araştırılırken total kolesterolün bileşenlerine ayrılması gerekir.</p>

<p>HDL yüksekse total kolesterol de yüksek çıkar mı?</p>

<p>Evet.</p>

<p>HDL total kolesterolün bileşenlerinden biridir. Bu nedenle HDL yüksek olduğunda total kolesterol de daha yüksek görünebilir.</p>

<p>Örneğin total kolesterolü 220 mg/dL olan iki kişinin birinde HDL 80 mg/dL, diğerinde HDL 35 mg/dL olabilir.</p>

<p>Bu sonuçlar aynı metabolik tabloyu göstermez.</p>

<p>Ancak yüksek HDL'nin de yüksek LDL'nin oluşturduğu riski ortadan kaldırmadığı bilinmelidir.</p>

<p>LDL 190 mg/dL iken HDL'nin yüksek olması ciddi LDL yüksekliğini önemsiz hale getirmez.</p>

<p>Total kolesterol normal ama LDL yüksek olabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Total kolesterol farklı lipoproteinlerin toplam etkisini yansıttığı için tek başına bütün lipid profilini göstermez.</p>

<p>Örneğin düşük HDL bulunan bir kişide total kolesterol çok yüksek görünmeden LDL yüksek olabilir.</p>

<p>Ayrıca aynı LDL kolesterol düzeyine sahip iki kişinin aterojenik parçacık sayısı farklı olabilir.</p>

<p>Bu nedenle bazı kişilerde ApoB veya non-HDL kolesterol ek bilgi sağlayabilir.</p>

<p>Bu, güncel lipid değerlendirmesinin önemli ayrımlarından biridir: “Toplam kolesterol normal” sonucu tek başına bütün aterojenik riski dışlamaz.</p>

<p>Non-HDL kolesterol nedir ve neden önemli?</p>

<p>Non-HDL kolesterol basit bir hesaplamadır:</p>

<p>Total kolesterol - HDL kolesterol = Non-HDL kolesterol</p>

<p>Örneğin total kolesterol 220 mg/dL, HDL 50 mg/dL ise non-HDL kolesterol 170 mg/dL'dir.</p>

<p>Non-HDL kolesterol yalnızca LDL'yi değil, VLDL ve diğer aterojenik lipoproteinlerde taşınan kolesterolü de kapsar.</p>

<p>Özellikle trigliseriti yüksek kişilerde total kolesterolden daha anlamlı ek risk bilgisi sağlayabilir.</p>

<p>ApoB neden total kolesterolden farklıdır?</p>

<p>Total kolesterol lipoproteinlerin taşıdığı kolesterol miktarını gösterirken ApoB aterojenik parçacıkların sayısı hakkında bilgi sağlar.</p>

<p>Her LDL, VLDL kalıntısı ve diğer önemli aterojenik parçacıkların üzerinde bir ApoB molekülü bulunur.</p>

<p>Bu nedenle özellikle diyabet, yüksek trigliserit veya metabolik sendrom bulunan kişilerde LDL ve total kolesterol beklenenden iyi görünürken ApoB yüksek olabilir.</p>

<p>Bu durum damarların maruz kaldığı aterojenik parçacık sayısının kolesterol miktarından daha yüksek olabileceğini düşündürebilir.</p>

<p>Lipoprotein(a) total kolesterolde görülür mü?</p>

<p>Lipoprotein(a), yani Lp(a), genetik olarak büyük ölçüde belirlenen ayrı bir aterojenik lipoproteindir.</p>

<p>Standart lipid panelindeki total kolesterol veya LDL sonucu Lp(a)'nın oluşturduğu ek riski her zaman açık biçimde ortaya koymaz.</p>

<p>Bu nedenle güncel kardiyovasküler risk değerlendirmesinde Lp(a)'nın yaşam boyunca en az bir kez ölçülmesi giderek daha fazla öne çıkmaktadır.</p>

<p>Özellikle ailede erken kalp krizi veya inme bulunan kişilerde Lp(a) ayrıca önem kazanabilir.</p>

<p>Total kolesterol yüksekliği belirti verir mi?</p>

<p>Çoğu zaman hayır.</p>

<p>Yüksek kolesterol yıllarca hiçbir belirti oluşturmadan ateroskleroz gelişimine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle baş ağrısı, baş dönmesi veya halsizlik gibi genel belirtilerden kolesterol düzeyini tahmin etmek mümkün değildir.</p>

<p>Çok ciddi genetik lipid bozukluklarında tendonlarda veya ciltte kolesterol birikimleri görülebilir ancak bunların bulunmaması yüksek kolesterolü dışlamaz.</p>

<p>Total kolesterol testi için aç olmak gerekir mi?</p>

<p>Günümüzde rutin lipid profili birçok kişide açlık gerektirmeden ölçülebilir.</p>

<p>Total kolesterol ve HDL öğünden trigliserit kadar güçlü etkilenmez.</p>

<p>Ancak trigliserit yüksekliği araştırılıyorsa, çok yüksek trigliserit saptanmışsa veya belirli klinik durumlarda daha doğru değerlendirme gerekiyorsa açlık lipid profili istenebilir.</p>

<p>Bu nedenle testin açlıkta yapılıp yapılmayacağı kişinin durumuna göre belirlenebilir.</p>

<p>Total kolesterol nasıl düşürülür?</p>

<p>Öncelikle total kolesterolün hangi bileşen nedeniyle yüksek olduğu belirlenmelidir.</p>

<p>Asıl sorun LDL yüksekliğiyse tedavinin temel hedefi LDL ve aterojenik lipoproteinleri azaltmaktır.</p>

<p>Doymuş yağların azaltılması ve zeytinyağı, kuruyemiş, tohumlar ve balık gibi doymamış yağ kaynaklarının tercih edilmesi LDL'nin düşmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Yulaf, arpa, baklagiller, sebze ve meyvelerdeki çözünür lif de kolesterol kontrolüne katkıda bulunabilir.</p>

<p>Fazla kilo varsa kilo kaybı ve düzenli fiziksel aktivite genel lipid profilini iyileştirebilir.</p>

<p>Kalp-damar riski yüksek veya LDL'si belirgin yüksek kişilerde yaşam tarzına ek olarak statinler ve gerektiğinde ezetimib, PCSK9 hedefli tedaviler veya diğer lipid düşürücü ilaçlar kullanılabilir.</p>

<p>Amaç yalnızca total kolesterol rakamını 200'ün altına indirmek değildir. Asıl hedef kişinin aterosklerotik kalp-damar riskini azaltmaktır.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>Total kolesterol 200 yüksek mi?</p>

<p>200 mg/dL sınırda yüksek kategorisinin başlangıcıdır ancak tek başına hastalık veya yüksek kalp krizi riski anlamına gelmez. LDL, HDL, trigliserit ve toplam risk birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Total kolesterol 250 tehlikeli mi?</p>

<p>250 mg/dL yüksek total kolesteroldür ve lipid profilinin ayrıntılı değerlendirilmesini gerektirir. Riskin derecesini özellikle LDL ve diğer kalp-damar risk faktörleri belirler.</p>

<p>Total kolesterol normal olduğu halde damar riski yüksek olabilir mi?</p>

<p>Evet. LDL, ApoB veya Lipoprotein(a) yüksekliği gibi riskler total kolesterol tek başına normal görünürken de bulunabilir. Bu nedenle lipid değerlendirmesi yalnızca toplam değere indirgenmemelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. American Heart Association. Cholesterol and Cardiovascular Risk. American Heart Association.</p>

<p>2. Grundy SM, Stone NJ, Bailey AL, et al. Guideline on the Management of Blood Cholesterol. Circulation, 2019.</p>

<p>3. Mach F, Baigent C, Catapano AL, et al. ESC/EAS Guidelines for the Management of Dyslipidaemias. European Heart Journal, 2020.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>4. National Heart, Lung, and Blood Institute. Blood Cholesterol. National Institutes of Health. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/total-kolesterol-nedir-kac-olmali-yuksekligi-ne-anlama-gelir</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 06:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/genel/i-m-g-7337.jpeg" type="image/jpeg" length="44896"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HDL 30, 40, 50 ve 60 Ne Demek? Düşük ve Yüksek HDL]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hdl-30-40-50-ve-60-ne-demek-dusuk-ve-yuksek-hdl</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hdl-30-40-50-ve-60-ne-demek-dusuk-ve-yuksek-hdl" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HDL, kolesterolün dokulardan karaciğere taşınmasına katkıda bulunan ve halk arasında “iyi kolesterol” olarak bilinen lipoproteindir. Düşük HDL kalp-damar riskiyle ilişkilidir; ancak çok yüksek HDL de her zaman daha fazla koruma anlamına gelmez.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Kan tahlilinde HDL’nin düşük çıkması kalp-damar riski değerlendirmesinde dikkate alınan bulgulardan biridir. Ancak HDL konusunda önemli bir değişim yaşandı: Artık yalnızca “HDL ne kadar yüksekse o kadar iyi” yaklaşımıyla değerlendirme yapılmıyor.</p>

<p>Düşük HDL kalp-damar hastalıklarıyla ilişkilidir. Buna karşılık HDL’yi yalnızca ilaçla yükseltmenin kalp krizi ve inmeyi mutlaka azalttığı gösterilememiştir. Üstelik çok yüksek HDL düzeylerinin de her durumda daha fazla koruma sağlamadığına ilişkin güçlü veriler bulunmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle güncel yaklaşım HDL rakamını tek başına değiştirmek yerine LDL, trigliserit, ApoB ve kişinin toplam kalp-damar riskini birlikte değerlendirmeye odaklanır.</p>

<p>HDL kolesterol nedir?</p>

<p>HDL, “high-density lipoprotein” yani yüksek yoğunluklu lipoproteindir.</p>

<p>Kolesterolün dokulardan ve damar duvarındaki bazı hücrelerden karaciğere taşınmasına katkıda bulunur. Bu süreç ters kolesterol taşınması olarak adlandırılır.</p>

<p>Bu özelliği nedeniyle HDL uzun yıllardır “iyi kolesterol” olarak tanımlanmıştır.</p>

<p>Ancak HDL yalnızca içinde kolesterol taşıyan tek tip bir parçacık değildir. HDL parçacıklarının büyüklüğü, yapısı ve biyolojik işlevleri değişebilir.</p>

<p>Bu nedenle kandaki HDL kolesterol miktarı ile HDL’nin ne kadar iyi çalıştığı aynı şey değildir.</p>

<p>HDL kaç olmalı?</p>

<p>HDL değerlendirilirken biyolojik cinsiyet önemlidir.</p>

<p>Yaygın kullanılan sınırlar şöyledir:</p>

<ul>
 <li>Erkeklerde 40 mg/dL’nin altı düşük</li>
 <li>Kadınlarda 50 mg/dL’nin altı düşük</li>
 <li>60 mg/dL ve üzeri geleneksel olarak daha olumlu kabul edilen düzey</li>
</ul>

<p>Ancak 60 mg/dL üzerindeki HDL için “ne kadar yükselirse o kadar iyi” şeklinde sınırsız bir koruyuculuk varsayılmamalıdır.</p>

<p>HDL kişinin toplam kalp-damar riskini belirleyen parçalardan yalnızca biridir.</p>

<p>HDL 30 çıkarsa ne anlama gelir?</p>

<p>HDL 30 mg/dL hem erkeklerde hem kadınlarda düşük bir değerdir.</p>

<p>Düşük HDL özellikle:</p>

<ul>
 <li>Yüksek trigliserit</li>
 <li>İnsülin direnci</li>
 <li>Tip 2 diyabet</li>
 <li>Fazla kilo</li>
 <li>Abdominal obezite</li>
 <li>Sigara kullanımı</li>
 <li>Fiziksel hareketsizlik</li>
</ul>

<p>gibi metabolik ve yaşam tarzı faktörleriyle birlikte görülebilir.</p>

<p>Ancak HDL 30 olması kişinin mutlaka kalp-damar hastalığı bulunduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Bu sonuç kişinin LDL, trigliserit, kan basıncı, diyabet durumu, sigara kullanımı ve diğer risk faktörleriyle birlikte değerlendirilir.</p>

<p>HDL 40 çıkarsa ne demek?</p>

<p>Erkeklerde HDL 40 mg/dL düşük HDL sınırının hemen üzerindedir.</p>

<p>Kadınlarda ise 40 mg/dL düşük kabul edilir.</p>

<p>Bu nedenle aynı HDL rakamının yorumu biyolojik cinsiyete göre farklılaşabilir.</p>

<p>HDL 40 görüldüğünde yalnızca HDL’yi yükseltmeye odaklanmak yerine trigliserit, LDL, non-HDL kolesterol ve kişinin genel metabolik durumuna bakmak daha anlamlıdır.</p>

<p>HDL 50 ne anlama gelir?</p>

<p>HDL 50 mg/dL erkeklerde genellikle düşük kabul edilmez.</p>

<p>Kadınlarda ise düşük HDL için kullanılan 50 mg/dL sınırına karşılık gelir.</p>

<p>Ancak HDL 50’nin “ideal kalp sağlığı garantisi” olduğu düşünülmemelidir.</p>

<p>Örneğin HDL 55 olan ancak LDL’si 190 mg/dL bulunan bir kişinin yüksek LDL’si hâlâ ciddi önem taşır.</p>

<p>HDL’nin makul düzeyde olması yüksek LDL’nin oluşturduğu riski ortadan kaldırmaz.</p>

<p>HDL 60 iyi midir?</p>

<p>HDL 60 mg/dL geleneksel olarak olumlu bir düzey kabul edilmiştir.</p>

<p>Düşük HDL’ye kıyasla daha yüksek HDL düzeyleri birçok toplum çalışmasında daha düşük kalp-damar riskiyle ilişkili bulunmuştur.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrım vardır.</p>

<p>Bu ilişki, HDL’nin ilaçla mümkün olduğunca yükseltilmesinin aynı oranda kalp-damar koruması sağlayacağı anlamına gelmez.</p>

<p>HDL’yi yükselten bazı ilaçlarla yapılan büyük çalışmalar, HDL rakamı artmasına rağmen beklenen kalp-damar yararını göstermemiştir.</p>

<p>Bu bulgular HDL’nin yalnızca miktarının değil, metabolik bağlamının ve işlevinin de önemli olduğunu düşündürmektedir.</p>

<p>Çok yüksek HDL her zaman iyi midir?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Son yıllardaki büyük gözlemsel çalışmalarda HDL ile ölüm ve bazı kalp-damar sonuçları arasındaki ilişkinin her zaman doğrusal olmadığı görüldü.</p>

<p>Bazı araştırmalarda özellikle aşırı yüksek HDL düzeylerinde riskin yeniden arttığı U veya J şeklinde ilişkiler bildirildi.</p>

<p>Bu durum çok yüksek HDL’nin doğrudan zararlı olduğunu tek başına kanıtlamaz. Genetik özellikler, alkol kullanımı, karaciğer hastalıkları veya HDL parçacıklarının işlevindeki farklılıklar ilişkiye katkıda bulunabilir.</p>

<p>Ancak artık çok yüksek HDL’nin otomatik olarak “mükemmel kalp sağlığı” anlamına gelmediği kabul edilmektedir.</p>

<p>Özellikle beklenmedik derecede yüksek HDL sonucunda bütün lipid profili ve klinik bağlam değerlendirilmelidir.</p>

<p>HDL düşüklüğü neden olur?</p>

<p>Düşük HDL’nin birçok nedeni olabilir.</p>

<p>Sık görülenler arasında:</p>

<ul>
 <li>İnsülin direnci</li>
 <li>Yüksek trigliserit</li>
 <li>Fazla kilo ve abdominal obezite</li>
 <li>Tip 2 diyabet</li>
 <li>Sigara kullanımı</li>
 <li>Fiziksel hareketsizlik</li>
 <li>Bazı genetik özellikler</li>
 <li>Bazı ilaçlar</li>
</ul>

<p>bulunur.</p>

<p>HDL ve trigliserit metabolizması birbirine yakından bağlıdır.</p>

<p>Bu nedenle yüksek trigliserit ve düşük HDL özellikle insülin direnciyle ilişkili metabolik tablolarda birlikte görülebilir.</p>

<p>HDL düşük, trigliserit yüksekse ne anlama gelir?</p>

<p>Yüksek trigliserit ile düşük HDL’nin birlikte görülmesi insülin direnci ve metabolik sendromla sık ilişkilidir.</p>

<p>Özellikle bel çevresinde artış, yüksek tansiyon ve yüksek açlık şekeri de varsa metabolik risk daha belirgin olabilir.</p>

<p>Bu durumda yalnızca HDL’yi yükseltmeye çalışmak yerine trigliserit, kilo, glukoz metabolizması ve kan basıncını birlikte iyileştirmek daha anlamlıdır.</p>

<p>ApoB veya non-HDL kolesterol gibi aterojenik parçacık yükünü daha iyi yansıtabilecek göstergeler bazı kişilerde ek bilgi sağlayabilir.</p>

<p>HDL nasıl yükselir?</p>

<p>HDL’yi artırabilecek yaşam tarzı değişikliklerinin bir bölümü aynı zamanda genel kalp-damar sağlığını da iyileştirir.</p>

<p>Düzenli fiziksel aktivite HDL’de mütevazı artış sağlayabilir.</p>

<p>Fazla kilo bulunan kişilerde kilo kaybı, özellikle yüksek trigliseritle birlikte düşük HDL varsa lipid profilini iyileştirebilir.</p>

<p>Sigaranın bırakılması HDL üzerinde olumlu etki sağlayabilir ve daha önemlisi kalp-damar riskini belirgin biçimde azaltır.</p>

<p>Beslenmede trans yağlardan kaçınmak, doymamış yağ kaynaklarını tercih etmek ve genel beslenme kalitesini artırmak da kardiyometabolik sağlık açısından yararlıdır.</p>

<p>Ancak hedef yalnızca HDL rakamını yükseltmek değildir.</p>

<p>HDL yükseltmek için alkol kullanılır mı?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Alkol bazı kişilerde HDL düzeyini yükseltebilir ancak bu durum alkolün kalp sağlığı için başlanması gerektiği anlamına gelmez.</p>

<p>Alkol kanser, karaciğer hastalıkları, yüksek tansiyon, ritim bozuklukları ve başka sağlık riskleriyle ilişkilidir.</p>

<p>Ayrıca alkol trigliseriti belirgin biçimde yükseltebilir.</p>

<p>Bu nedenle düşük HDL’yi yükseltmek amacıyla alkol tüketimine başlanması önerilmez.</p>

<p>HDL’yi yükselten ilaçlar kalp krizini azaltır mı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>HDL konusunda en önemli klinik ayrımlardan biri budur.</p>

<p>Niasin gibi bazı ilaçlar HDL’yi belirgin şekilde yükseltebilir. CETP inhibitörleriyle yapılan çalışmalar da HDL’de çok büyük artışlar sağlayabilmiştir.</p>

<p>Ancak yalnızca HDL düzeyini yükseltmek, kalp-damar olaylarını otomatik olarak azaltmamıştır.</p>

<p>Bazı HDL yükseltici tedavilerin başarısızlığı, HDL’nin yalnızca bir laboratuvar rakamından ibaret olmadığını gösteren önemli kanıtlardan biridir.</p>

<p>Bu nedenle güncel lipid tedavisinin temel hedefi HDL’yi ilaçla yükseltmek değil; özellikle LDL ve diğer aterojenik lipoproteinlerin azaltılmasıdır.</p>

<p>HDL yüksekse LDL’nin önemi azalır mı?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Yüksek HDL, yüksek LDL’nin oluşturduğu aterosklerotik riski “silmez”.</p>

<p>Örneğin HDL 70 mg/dL olduğu halde LDL 190 mg/dL olan bir kişinin ciddi LDL yüksekliği hâlâ değerlendirilmelidir.</p>

<p>Benzer şekilde yüksek Lipoprotein(a) veya ApoB gibi başka risk faktörleri de yüksek HDL tarafından etkisiz hale getirilmez.</p>

<p>Bu nedenle lipid paneli tek bir “iyi” değere bakılarak yorumlanmamalıdır.</p>

<p>HDL için ilaç kullanılır mı?</p>

<p>Sırf düşük HDL değerini yükseltmek amacıyla rutin olarak ilaç başlanması güncel yaklaşımın temel hedefi değildir.</p>

<p>Tedavide öncelik kişinin toplam aterosklerotik riskini azaltmaktır.</p>

<p>LDL’nin düşürülmesi, kan basıncının kontrolü, sigaranın bırakılması, diyabetin yönetimi, fiziksel aktivite ve uygun beslenme gibi müdahalelerin kalp-damar olaylarını azaltmadaki kanıtları çok daha güçlüdür.</p>

<p>Bu nedenle HDL 35 mg/dL olan bir kişide asıl soru yalnızca “HDL’yi nasıl 50 yaparım?” değil, “Toplam kalp-damar riskimi nasıl azaltırım?” olmalıdır.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>HDL 40 düşük mü?</p>

<p>Erkeklerde 40 mg/dL düşük sınırına yakınken kadınlarda düşük kabul edilir. Ancak HDL tek başına değerlendirilmez; LDL, trigliserit ve toplam kalp-damar riski de önemlidir.</p>

<p>HDL 60’ın üzerinde olması çok iyi midir?</p>

<p>HDL 60 mg/dL geleneksel olarak olumlu kabul edilir ancak daha yüksek değerlerin sınırsız koruma sağladığı söylenemez. Aşırı yüksek HDL her zaman daha düşük risk anlamına gelmez.</p>

<p>HDL nasıl yükseltilir?</p>

<p>Düzenli fiziksel aktivite, fazla kilo varsa kilo kaybı ve sigaranın bırakılması HDL’yi artırabilir. Ancak tedavinin temel amacı HDL rakamını yükseltmek değil toplam kalp-damar riskini azaltmaktır.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>American Heart Association. HDL (Good), LDL (Bad) Cholesterol and Triglycerides. American Heart Association.</li>
 <li>Grundy SM, Stone NJ, Bailey AL, et al. Guideline on the Management of Blood Cholesterol. Circulation, 2019.</li>
 <li>Voight BF, Peloso GM, Orho-Melander M, et al. Plasma HDL Cholesterol and Risk of Myocardial Infarction: A Mendelian Randomisation Study. The Lancet, 2012.</li>
 <li>Madsen CM, Varbo A, Nordestgaard BG. Extreme High High-Density Lipoprotein Cholesterol Is Paradoxically Associated with High Mortality in Men and Women. European Heart Journal, 2017. </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hdl-30-40-50-ve-60-ne-demek-dusuk-ve-yuksek-hdl</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 06:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/genel/i-m-g-7337.jpeg" type="image/jpeg" length="62200"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[FDA, Ataksi-Telenjiektazi İçin İlk Tedaviyi Onayladı: Aqneursa]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fda-ataksi-telenjiektazi-icin-ilk-tedaviyi-onayladi-aqneursa</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fda-ataksi-telenjiektazi-icin-ilk-tedaviyi-onayladi-aqneursa" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[FDA, nadir görülen kalıtsal hastalık ataksi-telenjiektazide ataksinin tedavisi için Aqneursa’yı onayladı. Karar, hastalığın nörolojik belirtilerine yönelik FDA onaylı ilk tedaviyi getirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), nadir görülen kalıtsal bir nörodejeneratif hastalık olan ataksi-telenjiektazide önemli bir tedaviye onay verdi.</p>

<p>FDA, Aqneursa (levacetylleucine) oral süspansiyonunun, en az 15 kilogram ağırlığındaki çocuk ve yetişkin ataksi-telenjiektazi hastalarında ataksinin tedavisinde kullanılmasını onayladı.</p>

<p>Kararla birlikte Aqneursa, ataksi-telenjiektazili hastalarda ataksinin tedavisi için FDA tarafından onaylanan ilk tedavi oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>HASTALIK ÇOCUKLUKTA BAŞLAYABİLİYOR</p>

<p>Ataksi-telenjiektazi, ATM genindeki mutasyonların yol açtığı nadir ve kalıtsal bir nörodejeneratif hastalık.</p>

<p>Hastalık özellikle sinir sistemini etkiliyor. Kas kontrolü ve koordinasyonda ilerleyici kayıp olarak ortaya çıkan ataksi çoğunlukla erken çocukluk döneminde başlıyor.</p>

<p>Hastalarda ayrıca telenjiektaziler olarak adlandırılan küçük genişlemiş kan damarları, bağışıklık sistemi yetersizlikleri ve kanser riskinde artış görülebiliyor.</p>

<p>Ataksi-telenjiektazinin halen kesin bir tedavisi bulunmuyor. Özellikle hastalığın nörolojik belirtilerine yönelik tedavi seçenekleri oldukça sınırlı.</p>

<p>73 HASTALIK ÇALIŞMA ONAYA DAYANAK OLDU</p>

<p>Aqneursa’nın etkinliği, ataksi-telenjiektazi tanısı doğrulanmış 4 yaş ve üzerindeki 73 hastanın katıldığı randomize, çift kör, plasebo kontrollü ve iki dönemli çapraz bir klinik çalışmada değerlendirildi.</p>

<p>Çalışmaya 26 yetişkin ve 47 çocuk hasta katıldı. Hastaların ortanca yaşı 13 olurken yaş aralığı 4 ile 50 arasında değişti.</p>

<p>Katılımcılar, bir dönemde Aqneursa diğer dönemde plasebo alacak şekilde gruplandırıldı. Her tedavi dönemi 12 hafta sürdü. Toplam 70 hasta çalışmayı tamamladı.</p>

<p>YÜRÜME, OTURMA, DURUŞ VE KONUŞMA DEĞERLENDİRİLDİ</p>

<p>Tedavinin etkinliğini belirlemek amacıyla fonksiyonel Ataksi Değerlendirme ve Derecelendirme Ölçeği (fSARA) kullanıldı.</p>

<p>Bu değerlendirme; yürüme, oturma, ayakta duruş ve konuşma bozukluğu gibi nörolojik işlevleri ölçüyor.</p>

<p>FDA’nın açıklamasına göre hastalar Aqneursa kullandıkları dönemde, plasebo kullandıkları döneme kıyasla fSARA değerlendirmesinde daha iyi sonuçlar gösterdi. Bulgular nörolojik fonksiyonlarda anlamlı iyileşmeye işaret etti.</p>

<p>İLAÇ DAHA ÖNCE BAŞKA BİR NADİR HASTALIK İÇİN ONAYLANMIŞTI</p>

<p>Aqneursa yeni bir ilaç değil. İlaç, 2024 yılında Niemann-Pick hastalığı tip C’nin nörolojik belirtilerinin tedavisi için FDA onayı almıştı.</p>

<p>Yeni karar ise ilacın kullanım alanını ataksi-telenjiektaziye genişletti ve bu hastalıkta ataksi için ilk FDA onaylı tedavinin önünü açtı.</p>

<p>YAN ETKİLER DE AÇIKLANDI</p>

<p>FDA’ya göre ataksi-telenjiektazili hastalarda en sık bildirilen advers reaksiyonlar düşme, ciltte yırtılma ve idrar yolu enfeksiyonu oldu.</p>

<p>İlacın hayvan çalışmalarından elde edilen verilere göre fetüse zarar verme potansiyeli bulunduğu da bildirildi.</p>

<p>Aqneursa ile N-asetil-DL-lösinin birlikte kullanılmaması gerekiyor. P-glikoprotein substratı olan ilaçları kullanan hastaların ise olası advers reaksiyonlar açısından daha yakından takip edilmesi öneriliyor.</p>

<p>ÖNCELİKLİ İNCELEME ALDI</p>

<p>Aqneursa, ataksi-telenjiektazi endikasyonu için Yetim İlaç statüsü ve FDA’nın Öncelikli İnceleme programına alınmıştı.</p>

<p>Onay IntraBio Inc. şirketine verildi.</p>

<p>Yeni onay, hastalığın kesin tedavisi anlamına gelmiyor. Ancak ilerleyici denge ve koordinasyon bozukluğunun hastaların günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyebildiği ataksi-telenjiektazide, nörolojik belirtilere yönelik ilk FDA onaylı tedavinin kullanıma girmesi açısından önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İlaçların kullanımı, değiştirilmesi veya bırakılması konusunda karar mutlaka hekim tarafından hastanın klinik durumuna göre verilmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>U.S. Food and Drug Administration (FDA)<br />
FDA – Aqneursa Ataxia-Telangiectasia Approval<br />
ClinicalTrials.gov – NCT06673056 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fda-ataksi-telenjiektazi-icin-ilk-tedaviyi-onayladi-aqneursa</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 06:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-5876.jpeg" type="image/jpeg" length="77097"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Grip Sezonu Yaklaşıyor: Belirtiler, Korunma ve Grip Aşısı Rehberi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/grip-sezonu-yaklasiyor-belirtiler-korunma-ve-grip-asisi-rehberi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/grip-sezonu-yaklasiyor-belirtiler-korunma-ve-grip-asisi-rehberi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonbaharla birlikte grip ve diğer solunum yolu enfeksiyonları yeniden gündeme geliyor. Grip genellikle ani ateş, öksürük, kas ağrısı ve halsizlikle başlıyor; ancak başka virüslerle karışabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>GRİP SEZONU YAKLAŞIYOR: BELİRTİLER, KORUNMA VE GRİP AŞISI REHBERİ</p>

<p>Sonbaharın başlaması, okulların açılması ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artmasıyla solunum yolu enfeksiyonları yeniden gündeme geliyor. Bunların başında da mevsimsel grip geliyor.</p>

<p>Grip, influenza virüslerinin neden olduğu bulaşıcı bir solunum yolu hastalığı. Ancak burun akıntısı, öksürük veya boğaz ağrısı yaşayan herkes grip olmuş sayılmıyor. Soğuk algınlığı, COVID-19, RSV ve diğer solunum yolu virüsleri de benzer yakınmalara yol açabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca belirtilere bakarak hangi virüsün hastalığa neden olduğunu kesin olarak söylemek her zaman mümkün değil.</p>

<p>GRİP SEZONU NE ZAMAN BAŞLAR?</p>

<p>Mevsimsel influenza yıl boyunca görülebilse de kuzey yarım kürenin ılıman bölgelerinde vakalar özellikle sonbahar ve kış aylarında yoğunlaşıyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütüne göre mevsimsel influenza salgınları kuzey yarım kürede ağırlıklı olarak ekim-mart döneminde ortaya çıkıyor.</p>

<p>Eylül ayı bu nedenle grip sezonuna hazırlık açısından önemli bir dönem.</p>

<p>Ancak takvimde sonbaharın başlaması, Türkiye'de influenza salgınının başladığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Ülkedeki gerçek influenza aktivitesinin değerlendirilmesinde laboratuvar sonuçları ve ulusal sürveyans verileri esas alınmalı.</p>

<p>GRİP BELİRTİLERİ NELERDİR?</p>

<p>Grip çoğu zaman ani başlıyor.</p>

<p>Yaygın belirtiler arasında ateş, kuru öksürük, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, belirgin halsizlik, boğaz ağrısı ve burun akıntısı bulunuyor.</p>

<p>Bazı kişilerde ateş görülmeyebilir.</p>

<p>Öksürük ise diğer yakınmalar geçtikten sonra da devam edebilir.</p>

<p>Çoğu kişi yaklaşık bir hafta içerisinde toparlanırken öksürük iki hafta veya daha uzun sürebilir.</p>

<p>GRİP İLE SOĞUK ALGINLIĞI AYNI ŞEY Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Soğuk algınlığına farklı solunum yolu virüsleri neden olabilir.</p>

<p>Soğuk algınlığında burun tıkanıklığı, burun akıntısı, hapşırma ve boğaz ağrısı daha belirgin olabilir.</p>

<p>Gripte ise hastalık sıklıkla daha ani başlar.</p>

<p>Ateş, yoğun halsizlik, kas-eklem ağrıları ve baş ağrısı daha belirgin görülebilir.</p>

<p>Ancak belirtiler önemli ölçüde örtüşebildiği için bu ayrım her kişide kolay değildir.</p>

<p>GRİP İLE COVID-19 NASIL AYRILIR?</p>

<p>İnfluenza ve COVID-19 farklı virüslerin neden olduğu hastalıklar olsa da belirtileri birbirine benzeyebilir.</p>

<p>Her ikisinde de ateş, öksürük, halsizlik, baş ağrısı ve kas ağrıları görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle özellikle virüslerin aynı dönemde dolaştığı zamanlarda yalnızca belirtilere bakarak kesin ayrım yapmak mümkün olmayabilir.</p>

<p>Klinik durum gerektiriyorsa test kullanılabilir.</p>

<p>OKULLARIN AÇILMASI NEDEN ÖNEMLİ?</p>

<p>Okullar çocukların uzun süre aynı kapalı ortamlarda bulunduğu yerler.</p>

<p>Sınıflar, servisler, yemekhaneler ve diğer ortak alanlarda yakın temas solunum yolu virüslerinin kişiden kişiye yayılmasını kolaylaştırabilir.</p>

<p>Çocuklar enfeksiyonu eve de taşıyabilir.</p>

<p>Bu durum özellikle evde ileri yaştaki kişiler, gebeler, küçük çocuklar veya kronik hastalığı bulunan aile bireyleri varsa daha önemli hale geliyor.</p>

<p>GRİP NASIL BULAŞIR?</p>

<p>İnfluenza virüsleri enfekte kişinin öksürmesi, hapşırması veya konuşması sırasında çevreye yayılan solunum parçacıkları aracılığıyla bulaşabilir.</p>

<p>Yakın temas bulaş ihtimalini artırabilir.</p>

<p>Bu nedenle hasta kişilerin öksürürken ve hapşırırken ağız-burnunu uygun biçimde kapatması, el hijyenine dikkat etmesi ve özellikle hastalığın akut döneminde başkalarıyla yakın teması azaltması önem taşıyor.</p>

<p>GRİP OLAN ÇOCUK OKULA GİTMELİ Mİ?</p>

<p>Ateşi bulunan ve kendisini günlük aktivitelerini sürdüremeyecek kadar hasta hisseden çocuğun okulda bulunması uygun değildir.</p>

<p>Çocuğun evde dinlenmesi hem iyileşmesine yardımcı olur hem de enfeksiyonun sınıftaki diğer çocuklara yayılmasını azaltabilir.</p>

<p>Okula dönüşte yalnızca takvim değil çocuğun genel durumu değerlendirilmelidir.</p>

<p>Ateş düşürücü kullanmadan en az 24 saat ateşsiz olmak, birçok halk sağlığı rehberinde okula dönüş için kullanılan temel ölçütlerden biridir.</p>

<p>GRİP KİMLERDE DAHA AĞIR SEYREDEBİLİR?</p>

<p>Grip çoğu sağlıklı kişide kendiliğinden iyileşiyor.</p>

<p>Ancak bazı gruplarda ciddi hastalık ve komplikasyon riski daha yüksek.</p>

<p>Bunlar arasında ileri yaştaki kişiler, küçük çocuklar, gebeler, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ve belirli kronik hastalıkları bulunanlar yer alıyor.</p>

<p>Kalp, akciğer ve metabolik hastalıkları bulunan kişilerde de komplikasyon riski artabilir.</p>

<p>Sağlık çalışanları ise hem influenza virüsüne daha sık maruz kalabilmeleri hem de enfeksiyonu savunmasız hastalara taşıyabilmeleri nedeniyle ayrıca önem taşıyor.</p>

<p>GRİP ZATÜRREYE DÖNÜŞEBİLİR Mİ?</p>

<p>Grip bazı kişilerde komplikasyonlara yol açabilir.</p>

<p>Bunların en önemlilerinden biri zatürre.</p>

<p>Zatürre doğrudan influenza virüsünün etkisiyle veya sonradan gelişen bakteriyel enfeksiyon nedeniyle ortaya çıkabilir.</p>

<p>Özellikle risk grubundaki kişilerde solunum sıkıntısı, göğüs ağrısı, iyileşirken yeniden kötüleşme veya ateşin tekrar yükselmesi değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>GRİPTE ANTİBİYOTİK KULLANILIR MI?</p>

<p>Grip virüs kaynaklı bir hastalık olduğu için antibiyotik influenza virüsünü öldürmez.</p>

<p>Bakteriyel enfeksiyon kanıtı olmadan antibiyotik kullanılması gribin daha hızlı geçmesini sağlamaz.</p>

<p>Gereksiz antibiyotik kullanımı ayrıca antibiyotik direncinin gelişmesine katkıda bulunur.</p>

<p>Bakteriyel komplikasyon gelişmesi durumunda ise antibiyotik gerekip gerekmediğine hekim karar verir.</p>

<p>GRİP İÇİN ANTİVİRAL İLAÇ VAR MI?</p>

<p>Evet.</p>

<p>İnfluenzaya karşı kullanılan antiviral ilaçlar bulunuyor.</p>

<p>Bunlar özellikle ağır hastalık gelişen veya komplikasyon açısından yüksek risk taşıyan kişilerde değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Antiviral ilaçların etkisi tedaviye erken başlandığında daha belirgin olabildiğinden yüksek riskli kişilerin belirtiler başladıktan sonra sağlık profesyoneline zamanında başvurması önemli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Antiviral ilaçların herkes tarafından kendi kendine başlanması uygun değil.</p>

<p>GRİP AŞISI NE ZAMAN YAPILMALI?</p>

<p>Grip virüsleri zaman içerisinde değiştiği için influenza aşılarının içeriği her sezon yeniden değerlendiriliyor.</p>

<p>Bağışıklık yanıtının aşıdan hemen sonra oluşmaması nedeniyle aşının influenza dolaşımının yoğunlaşmasından önce yapılması avantaj sağlayabilir.</p>

<p>Sonbahar başlangıcı bu nedenle grip aşısının gündeme geldiği dönem.</p>

<p>Ancak kişi aşı sezonunun başında aşılanmamışsa, influenza dolaşımı devam ettiği sürece daha sonraki aşılama da yarar sağlayabilir.</p>

<p>GRİP AŞISI KİMLER İÇİN ÖZELLİKLE ÖNEMLİ?</p>

<p>Grip aşısı özellikle ciddi influenza ve komplikasyon riski yüksek kişiler açısından önem taşıyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü gebeler, küçük çocuklar, ileri yaştaki kişiler, kronik hastalığı bulunanlar ve sağlık çalışanları gibi gruplara öncelik verilmesini öneriyor.</p>

<p>Türkiye'de aşının geri ödeme ve uygulama koşulları kişinin yaşı ve hastalıklarına göre değişebildiğinden güncel Sağlık Bakanlığı ve SGK kriterlerinin kontrol edilmesi gerekiyor.</p>

<p>GRİP AŞISI GRİP YAPAR MI?</p>

<p>Grip aşısının kişiyi influenza hastası yaptığı düşüncesi yaygın yanlış inanışlardan biri.</p>

<p>Aşı sonrasında enjeksiyon yerinde ağrı, halsizlik veya kısa süreli bazı sistemik yakınmalar görülebilir.</p>

<p>Bunlar influenza hastalığıyla aynı şey değildir.</p>

<p>Aşı olmak da kişinin o sezon hiçbir solunum yolu enfeksiyonu geçirmeyeceği anlamına gelmez.</p>

<p>İnfluenza dışında çok sayıda virüs aynı dönemde dolaşabilir.</p>

<p>GRİP AŞISI YÜZDE 100 KORUR MU?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Hiçbir grip aşısı influenza enfeksiyonuna karşı yüzde 100 koruma sağlamaz.</p>

<p>Koruyuculuk yaş, kişinin bağışıklık sistemi ve o sezon dolaşan virüslerle aşının içeriğinin ne ölçüde eşleştiği gibi faktörlere bağlı olarak değişebilir.</p>

<p>Aşının önemli amaçlarından biri özellikle risk gruplarında ağır hastalık ve komplikasyon ihtimalini azaltmaktır.</p>

<p>GRİPTE EVDE NE YAPILABİLİR?</p>

<p>Hafif seyreden gripte yeterli dinlenme ve sıvı tüketimi önemlidir.</p>

<p>Ateş ve ağrı için kullanılabilecek ilaçlar kişinin yaşı, hastalıkları ve kullandığı diğer ilaçlara göre değişebilir.</p>

<p>Özellikle çocuklarda ilaç seçimi konusunda dikkatli olunmalı ve hekime danışılmadan uygun olmayan ilaçlar kullanılmamalıdır.</p>

<p>Bol miktarda vitamin veya takviye tüketmenin gribi hızla iyileştirdiğini gösteren güçlü kanıt bulunmuyor.</p>

<p>GRİPTE NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI?</p>

<p>Çoğu sağlıklı yetişkin grip belirtilerini evde takip edebilir.</p>

<p>Ancak nefes darlığı, solunum güçlüğü, göğüs ağrısı, bilinç değişikliği, ciddi sıvı kaybı, belirgin genel durum bozukluğu veya iyileşmenin ardından yeniden kötüleşme tıbbi değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Küçük çocuklarda nefes almakta zorlanma, sıvı alamama, belirgin uykuya eğilim veya genel durum bozukluğu özellikle önemlidir.</p>

<p>Risk grubundaki kişilerin ağır belirtilerin ortaya çıkmasını beklemeden sağlık profesyoneliyle iletişime geçmesi uygun olabilir.</p>

<p>GRİPTEN KORUNMAK İÇİN NE YAPILABİLİR?</p>

<p>Gripten korunmada tek bir yöntem yok.</p>

<p>Mevsimsel aşılama, el hijyeni, hasta olduğunda evde kalma, öksürük-hapşırık hijyeni ve kalabalık kapalı ortamlarda bulaş riskinin farkında olmak birlikte önem taşıyor.</p>

<p>Kapalı alanların havalandırılması da solunum yolu enfeksiyonlarının yayılmasını azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Sonbaharın başlamasıyla birlikte yapılabilecek en önemli şey paniğe kapılmak değil; grip ile diğer solunum yolu enfeksiyonlarının belirtilerini bilmek, risk grubundakileri korumak ve gerektiğinde zamanında sağlık hizmetine başvurmak.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı veya kişisel tedavi önerisi değildir. Nefes darlığı, göğüs ağrısı, bilinç değişikliği veya belirgin genel durum bozukluğunda tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO)<br />
T.C. Sağlık Bakanlığı<br />
Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC)<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri (CDC) </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/grip-sezonu-yaklasiyor-belirtiler-korunma-ve-grip-asisi-rehberi</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 06:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/i-m-g-9003.jpeg" type="image/jpeg" length="34546"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bu Ağrı Kesicileri Kullanıyorsanız Böbrek Riskini Bilin]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bu-agri-kesicileri-kullaniyorsaniz-bobrek-riskini-bilin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bu-agri-kesicileri-kullaniyorsaniz-bobrek-riskini-bilin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İbuprofen ve naproksen gibi NSAİİ ağrı kesiciler böbreklere giden kan akımını azaltabilir. Kusma, ishal, ateş veya yoğun terlemeye bağlı susuzluk varsa akut böbrek hasarı riski artabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Baş ağrısı, ateş veya kas ağrısı için sık kullanılan ibuprofen, naproksen ve benzeri bazı ağrı kesiciler normal koşullarda doğru dozda kullanılabilse de kişi susuz kaldığında böbrekler açısından daha riskli hale gelebilir.</p>

<p>Özellikle kusma, ishal, yüksek ateş, yeterince sıvı alamama veya yoğun sıvı kaybı böbreklere giden kan miktarını azaltabilir. NSAİİ olarak adlandırılan ağrı kesiciler de böbreğin bu koşullara uyum sağlamasına yardımcı olan mekanizmayı baskılayabildiğinden, iki durum bir araya geldiğinde akut böbrek hasarı gelişme olasılığı artabilir.</p>

<p>Hangi ağrı kesicilerden söz ediyoruz?</p>

<p>Buradaki uyarı bütün ağrı kesiciler için aynı değil.</p>

<p>Risk özellikle nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar, kısaca NSAİİ olarak bilinen grupta önem taşıyor.</p>

<p>Bu grupta yaygın kullanılan ilaçlar arasında:</p>

<p>İbuprofen</p>

<p>Naproksen</p>

<p>Diklofenak</p>

<p>bulunuyor.</p>

<p>Bazı NSAİİ'ler reçetesiz de alınabildiği için kullanıcı bunları sıradan bir ağrı kesici olarak görebiliyor. Ancak reçetesiz satılması, her koşulda risksiz olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Susuzluk böbrekleri neden daha hassas hale getiriyor?</p>

<p>Böbreklerin kanı süzebilmesi için yeterli kan akımına ihtiyacı var.</p>

<p>Kusma, ishal, ateş, aşırı terleme veya yeterince sıvı içememe sonucunda vücuttaki sıvı hacmi azalabilir. Tansiyon da düşerse böbreklere ulaşan kan miktarı daha da azalabilir.</p>

<p>Böbrekler böyle durumlarda kan akımını koruyabilmek için prostaglandin adı verilen maddelerin de rol aldığı çeşitli mekanizmaları kullanır.</p>

<p>NSAİİ'ler siklooksijenaz enzimlerini baskılayarak prostaglandin üretimini azaltır. Bu etki ağrı ve iltihabın azalmasına yardımcı olurken böbrek damarlarının düşük kan akımına verdiği koruyucu yanıtı da zayıflatabilir.</p>

<p>ABD Ulusal Diyabet ve Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü, NSAİİ'lerin uzun süre kullanıldığında böbreklere zarar verebileceğini; ayrıca kişi susuz kaldığında veya tansiyonu düşükken kullanıldığında akut böbrek hasarına yol açabileceğini açıkça belirtiyor.</p>

<p>Akut böbrek hasarı nedir?</p>

<p>Akut böbrek hasarı, böbrek fonksiyonunun saatler veya günler içinde aniden azalmasıdır.</p>

<p>Her vaka belirgin şikâyet oluşturmaz. Hafif akut böbrek hasarı bazen yalnızca kan testinde kreatinin düzeyindeki yükselme nedeniyle fark edilir.</p>

<p>Belirti geliştiğinde şunlar görülebilir:</p>

<p>Normalden belirgin şekilde daha az idrara çıkma</p>

<p>Aşırı susama</p>

<p>Bulantı veya kusma</p>

<p>Ayaklarda veya bacaklarda şişme</p>

<p>Halsizlik</p>

<p>Baş dönmesi</p>

<p>Sersemlik veya bilinç bulanıklığı</p>

<p>Nefes darlığı</p>

<p>Bu belirtilerin başka birçok nedeni olabilir. Özellikle belirgin idrar azalması veya genel durumda kötüleşme varsa tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>İshal ve kusma sırasında neden daha önemli?</p>

<p>Mide-bağırsak enfeksiyonu geçiren kişilerde aynı anda birkaç risk bir araya gelebilir.</p>

<p>İshal ve kusmayla sıvı kaybedilir. Ateş ve terleme bu kaybı artırabilir. Kişi bulantı nedeniyle yeterince su içemeyebilir.</p>

<p>Aynı kişi ateş, baş ağrısı veya kas ağrıları nedeniyle ibuprofen gibi bir NSAİİ kullanırsa böbreklerin zaten azalmış kan akımına uyum sağlama kapasitesi daha da zorlanabilir.</p>

<p>NIDDK bu nedenle ishal, bulantı veya kusma gibi susuzluğa yol açabilecek hastalıklar sırasında kullanılan ilaçların önceden doktor veya eczacıyla değerlendirilmesini öneriyor.</p>

<p>Kimlerde risk daha yüksek?</p>

<p>Akut böbrek hasarı herkeste gelişebilir ancak bazı kişiler daha hassastır.</p>

<p>Özellikle:</p>

<p>Kronik böbrek hastalığı bulunanlar</p>

<p>İleri yaştaki kişiler</p>

<p>Kalp hastalığı olanlar</p>

<p>Diyabeti bulunanlar</p>

<p>Yüksek tansiyonu olanlar</p>

<p>Daha önce akut böbrek hasarı geçirenler</p>

<p>Diüretik kullananlar</p>

<p>Bazı tansiyon ilaçlarını kullananlar</p>

<p>daha dikkatli değerlendirilmelidir.</p>

<p>NICE akut böbrek hasarı kılavuzu da özellikle böbrek hasarı riski yüksek kişilerde ishal ve kusma gibi susuzluğa neden olan durumlarla reçetesiz NSAİİ kullanımının birlikte değerlendirilmesini öneriyor.</p>

<p>Tansiyon ilacı ve idrar söktürücü kullanıyorsanız</p>

<p>NSAİİ'lerle ilgili böbrek riski bazı ilaç kombinasyonlarında daha da önem kazanabilir.</p>

<p>ACE inhibitörleri veya anjiyotensin reseptör blokerleri olarak bilinen bazı tansiyon ilaçları ve diüretikler, kişinin sıvı kaybettiği koşullarda böbrek kan akımı ve filtrasyonunu etkileyebilir.</p>

<p>Bunlara bir NSAİİ eklendiğinde akut böbrek hasarı riski artabilir.</p>

<p>Ancak bu bilgi, kişinin tansiyon veya kalp ilaçlarını hastalandığında kendi kendine kesmesi gerektiği anlamına gelmez. Hangi ilaçların geçici olarak değiştirilmesi veya durdurulması gerektiği kişiye göre değerlendirilmelidir.</p>

<p>Think Kidneys programı da genel ve otomatik bir “hastalık gününde ilaçları bırakma” yaklaşımından ziyade, akut böbrek hasarı riski yüksek kişilerde bireysel değerlendirmeye dayalı plan yapılmasını savunuyor.</p>

<p>Sağlıklı böbrekleri olanlarda da risk sıfır değil</p>

<p>NSAİİ kaynaklı böbrek sorunları yalnızca daha önceden böbrek hastalığı bulunan kişilerde görülmez.</p>

<p>Sağlıklı böbrekler kısa süreli değişiklikleri çoğu zaman tolere edebilir. Ancak ciddi sıvı kaybı, düşük tansiyon, yüksek NSAİİ dozu veya başka risk faktörlerinin bir araya gelmesi böbreklerin koruyucu kapasitesini aşabilir.</p>

<p>Bu nedenle “böbreklerim sağlam, istediğim koşulda kullanabilirim” yaklaşımı doğru değildir.</p>

<p>Çok terledikten sonra da aynı durum geçerli mi?</p>

<p>Yoğun egzersiz veya sıcak hava önemli miktarda sıvı kaybına neden olabilir.</p>

<p>Kişi yeterince sıvı yerine koymamışsa NSAİİ kullanımı böbrek kan akımı açısından ek yük oluşturabilir. Özellikle uzun süreli dayanıklılık sporlarında susuzluk ve NSAİİ kullanımının birlikte değerlendirilmesi önemlidir.</p>

<p>Her egzersiz sonrası ibuprofen kullanmak da iyi bir rutin değildir. Tekrarlayan ağrının nedeni araştırılmadan ağrı kesiciyi düzenli kullanmak başka sorunları da gizleyebilir.</p>

<p>İbuprofen yerine başka ağrı kesici alınabilir mi?</p>

<p>Bu sorunun tek bir yanıtı yok.</p>

<p>Parasetamol böbrekler üzerindeki etkisi bakımından NSAİİ'lerden farklıdır ve önerilen dozlarda genellikle böbrek açısından daha güvenli kabul edilir. Ancak yüksek doz parasetamol ciddi karaciğer hasarına yol açabilir ve bazı kişiler için uygun olmayabilir.</p>

<p>Bu nedenle “NSAİİ kullanmayın, yerine şu ilacı alın” şeklinde herkese uygulanabilecek bir öneri doğru olmaz.</p>

<p>Özellikle böbrek, karaciğer, kalp hastalığı bulunanlar veya düzenli reçeteli ilaç kullananlar ağrı kesici seçimini sağlık profesyoneliyle değerlendirmelidir.</p>

<p>En düşük etkili doz, en kısa süre</p>

<p>NSAİİ kullanılması gerekiyorsa genel güvenlik yaklaşımı ilacı önerilen en düşük etkili dozda ve gereken en kısa süre boyunca kullanmaktır.</p>

<p>Kutu üzerindeki doz sınırının aşılmaması ve aynı anda farklı isimlerle satılan birden fazla NSAİİ'nin farkında olmadan birlikte kullanılmaması gerekir.</p>

<p>Soğuk algınlığı ve grip ilaçlarının bazılarında da ağrı kesici etken maddeler bulunabilir. Bu nedenle birden fazla reçetesiz ürün kullanırken etken madde listesini kontrol etmek önemlidir.</p>

<p>Ne zaman tıbbi değerlendirme gerekir?</p>

<p>Kusma veya ishal nedeniyle sıvı alamıyorsanız, idrar miktarınız belirgin şekilde azaldıysa, ciddi halsizlik, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, şişlik veya nefes darlığı geliştiyse tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Böbrek hastalığınız varsa veya daha önce akut böbrek hasarı geçirdiyseniz NSAİİ kullanımını doktor ya da eczacınızla değerlendirmek daha güvenlidir.</p>

<p>Ağrı kesiciler günlük hayatın en sıradan ilaçlarından olabilir. Fakat vücudun susuz kaldığı koşullarda aynı ilacın risk dengesi değişebilir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Reçeteli ilaçlarınızı veya düzenli kullandığınız tedavileri kendi kendinize kesmeyin. Kusma, ishal veya ciddi sıvı kaybı sırasında ağrı kesici kullanmanız gerekiyorsa, özellikle böbrek hastalığınız veya düzenli ilaç kullanımınız varsa doktor ya da eczacıya danışın.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases — Keeping Kidneys Safe: Smart Choices about Medicines</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases — Managing Chronic Kidney Disease</p>

<p>National Kidney Foundation — Pain Medicines and Kidney Disease</p>

<p>National Institute for Health and Care Excellence — Acute Kidney Injury: Prevention, Detection and Management</p>

<p>National Health Service — Acute Kidney Injury</p>

<p>National Health Service — Non-Steroidal Anti-Inflammatory Drugs</p>

<p>European Journal of Internal Medicine — Acute Kidney Injury Associated With Non-Steroidal Anti-Inflammatory Drugs </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bu-agri-kesicileri-kullaniyorsaniz-bobrek-riskini-bilin</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 06:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0876.jpeg" type="image/jpeg" length="94923"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[LDL 100, 130, 160 ve 190 Ne Demek? Hedef Değer Kaç Olmalı?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ldl-100-130-160-ve-190-ne-demek-hedef-deger-kac-olmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ldl-100-130-160-ve-190-ne-demek-hedef-deger-kac-olmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[LDL kolesterol damar duvarında kolesterol birikimine ve ateroskleroza katkıda bulunan temel lipoproteinlerden biridir. LDL için herkese uyan tek hedef yoktur; kalp-damar riski arttıkça hedef 70 hatta 55 mg/dL’nin altına kadar inebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>LDL kolesterol yüksekliği kalp krizi ve inmenin temel nedenlerinden biri olan aterosklerotik damar hastalığıyla doğrudan ilişkilidir. Ancak “LDL kaç olmalı?” sorusunun artık herkese verilecek tek bir cevabı yoktur.</p>

<p>Sağlıklı ve düşük riskli bir kişiyle daha önce kalp krizi geçirmiş çok yüksek riskli bir kişinin LDL hedefi aynı değildir. Güncel yaklaşım kişinin toplam kalp-damar riskini değerlendirir ve risk yükseldikçe daha düşük LDL hedefler.</p>

<p>2026’da yayımlanan güncel Amerikan dislipidemi kılavuzu da LDL hedeflerini yeniden öne çıkardı. Çok yüksek riskli aterosklerotik kalp-damar hastalarında LDL hedefi 55 mg/dL’nin altına kadar iniyor.</p>

<p>LDL kolesterol nedir?</p>

<p>LDL, “low-density lipoprotein” yani düşük yoğunluklu lipoproteindir.</p>

<p>Kolesterolün karaciğerden vücudun farklı bölgelerine taşınmasını sağlar. Kandaki LDL parçacıkları fazla olduğunda damar duvarına girerek aterosklerotik plak gelişimine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle halk arasında “kötü kolesterol” olarak bilinir.</p>

<p>Ancak LDL’nin kendisi vücuda yabancı veya gereksiz bir madde değildir. Sorun, aterojenik LDL parçacıklarına uzun süre yüksek düzeyde maruz kalınmasıdır.</p>

<p>Bu ayrım önemlidir: Kalp-damar riski yalnızca bugün ölçülen LDL rakamıyla değil, kişinin yıllar boyunca ne kadar LDL’ye maruz kaldığıyla da ilişkilidir.</p>

<p>LDL kaç olmalı?</p>

<p>LDL için tek bir evrensel hedef yoktur.</p>

<p>2026 kılavuzunda LDL hedefleri kişinin aterosklerotik kalp-damar hastalığı riskine göre yeniden vurgulanmıştır.</p>

<p>Genel olarak 100 mg/dL’nin altındaki LDL birçok düşük riskli kişide uygun kabul edilebilir. Ancak yüksek riskli kişilerde hedef daha düşüktür.</p>

<p>Örneğin yüksek riskli birincil korunmada LDL hedefi 70 mg/dL’nin altına kadar inebilir.</p>

<p>Daha önce kalp krizi, inme veya başka aterosklerotik damar hastalığı bulunan çok yüksek riskli kişilerde ise güncel hedef 55 mg/dL’nin altıdır.</p>

<p>Bu nedenle e-Nabız sonucunda LDL’nin laboratuvar tarafından “normal” işaretlenmesi, kişinin kendi kalp-damar riskine göre hedefinde olduğu anlamına gelmeyebilir.</p>

<p>LDL 100 veya 130 ne anlama gelir?</p>

<p>LDL 100 mg/dL birçok kişi için sınırların içinde veya hedefe yakın görünebilir.</p>

<p>Ancak daha önce kalp krizi geçirmiş çok yüksek riskli bir kişide 100 mg/dL hedefin oldukça üzerinde olabilir.</p>

<p>LDL 130 mg/dL ise birçok yetişkinde idealin üzerinde kabul edilir. Fakat tedavi gerekip gerekmediği yalnızca bu rakama göre belirlenmez.</p>

<p>Yaş, tansiyon, diyabet, kronik böbrek hastalığı, sigara kullanımı, aile öyküsü ve başka risk faktörleri hesaba katılır.</p>

<p>Güncel yaklaşımın önemli değişikliklerinden biri de budur: “LDL normal mi?” sorusundan çok “Bu kişinin LDL hedefi kaç?” sorusu önem kazanmıştır.</p>

<p>LDL 160 çıkarsa ne demek?</p>

<p>LDL 160 mg/dL belirgin bir yüksekliktir.</p>

<p>Özellikle genç yetişkinlerde uzun süre bu düzeylere maruz kalmak yaşam boyu aterosklerotik kalp-damar riskini artırabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2026 Amerikan kılavuzu genç erişkinlerde LDL’nin 160 mg/dL veya üzerinde olması ya da erken yaşta kalp-damar hastalığına ilişkin güçlü aile öyküsü bulunması durumunda daha erken ilaç tedavisinin değerlendirilmesini öne çıkarıyor.</p>

<p>Bu nedenle 30’lu yaşlarda LDL 165 mg/dL görülmesi “genç, şimdilik önemli değil” şeklinde otomatik olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<p>LDL 190 neden özellikle önemli?</p>

<p>LDL’nin 190 mg/dL veya üzerinde olması ciddi hiperkolesterolemi olarak değerlendirilir.</p>

<p>Bu düzeyde LDL, kişinin kısa vadeli risk hesaplaması düşük görünse bile yaşam boyu yüksek kolesterol maruziyeti açısından önemlidir.</p>

<p>Ayrıca LDL 190 mg/dL ve üzerindeki değerlerde ailesel hiperkolesterolemi olasılığı gündeme gelir.</p>

<p>Ailede genç yaşta kalp krizi veya inme, çok yüksek kolesterol ya da benzer LDL değerleri bulunması bu olasılığı güçlendirebilir.</p>

<p>Güncel yaklaşımda LDL 190 mg/dL veya üzerindeyse yalnızca yaşam tarzı önerileriyle yetinilmeyebilir ve ilaç tedavisi değerlendirilir.</p>

<p>LDL 200 çıkarsa ne anlama gelir?</p>

<p>LDL 200 mg/dL ciddi yüksekliktir ve 190 mg/dL üzerindeki ciddi hiperkolesterolemi grubuna girer.</p>

<p>Bu sonuç tek başına kişinin damarlarının tıkalı olduğunu veya kalp krizi geçireceğini göstermez.</p>

<p>Ancak uzun dönem aterosklerotik risk açısından önemlidir ve özellikle ailesel hiperkolesterolemi açısından değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Bu düzeyde tiroid hastalıkları, bazı böbrek hastalıkları ve ilaçlar gibi LDL’yi yükseltebilecek ikincil nedenler de araştırılabilir.</p>

<p>LDL yüksekliği neden olur?</p>

<p>LDL yüksekliğinde genetik ve yaşam tarzı faktörleri birlikte rol oynayabilir.</p>

<p>Olası nedenler arasında:</p>

<ul>
 <li>Genetik yatkınlık</li>
 <li>Ailesel hiperkolesterolemi</li>
 <li>Doymuş ve trans yağlardan zengin beslenme</li>
 <li>Fazla kilo</li>
 <li>Hipotiroidi</li>
 <li>Nefrotik sendrom gibi bazı böbrek hastalıkları</li>
 <li>Bazı karaciğer ve safra hastalıkları</li>
 <li>Bazı ilaçlar</li>
</ul>

<p>bulunabilir.</p>

<p>Çok yüksek LDL’nin yalnızca “yanlış beslenmekten” kaynaklandığını düşünmek özellikle ailesel hiperkolesterolemili kişilerde hatalıdır.</p>

<p>LDL yüksekliği belirti verir mi?</p>

<p>Çoğu zaman hayır.</p>

<p>Yüksek LDL yıllarca hiçbir belirti vermeden damar duvarında ateroskleroz gelişimine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle kişinin kendisini iyi hissetmesi LDL’nin güvenli olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Ailesel hiperkolesteroleminin ağır formlarında tendonlarda kolesterol birikimleri veya göz çevresinde bazı bulgular görülebilir; ancak bunların olmaması hastalığı dışlamaz.</p>

<p>LDL yüksekliği kalp krizi yapar mı?</p>

<p>Yüksek LDL aterosklerotik kalp-damar hastalığının nedensel risk faktörlerinden biridir.</p>

<p>LDL içeren aterojenik parçacıkların damar duvarında uzun süre birikmesi aterosklerotik plak oluşumuna katkıda bulunur.</p>

<p>LDL’nin düşürülmesi ise kalp krizi ve inme gibi aterosklerotik olayların riskini azaltır.</p>

<p>Risk yalnızca LDL rakamından oluşmaz. Sigara, yüksek tansiyon, diyabet, böbrek hastalığı ve yaş gibi faktörler toplam riski değiştirir.</p>

<p>Trigliserit yüksekse LDL sonucu doğru mu?</p>

<p>LDL birçok laboratuvarda doğrudan ölçülmez; total kolesterol, HDL ve trigliseritten matematiksel olarak hesaplanır.</p>

<p>Trigliserit yükseldikçe bazı klasik LDL hesaplama yöntemlerinin doğruluğu azalabilir.</p>

<p>Özellikle çok yüksek trigliseritte laboratuvar LDL sonucunu hesaplamayabilir veya doğrudan LDL ölçümü gerekebilir.</p>

<p>Günümüzde daha yeni LDL hesaplama yöntemleri yüksek trigliseritlerde klasik Friedewald formülüne göre daha doğru sonuç verebilir.</p>

<p>Trigliseriti yüksek kişilerde non-HDL kolesterol ve ApoB gibi ölçümler de kalan aterojenik parçacık yükünü değerlendirmeye yardımcı olabilir.</p>

<p>ApoB neden LDL ile birlikte gündeme geliyor?</p>

<p>LDL kolesterol, LDL parçacıklarının içinde taşınan kolesterol miktarını ölçer.</p>

<p>ApoB ise LDL dahil aterojenik lipoprotein parçacıklarının sayısı hakkında daha doğrudan bilgi sağlayabilir.</p>

<p>Özellikle trigliseriti 200 mg/dL’nin üzerinde olan, diyabeti bulunan veya LDL’si tedaviyle çok düşük düzeylere ulaşmış kişilerde ApoB ölçümü kalan riskin değerlendirilmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Bu nedenle LDL ve ApoB her zaman aynı bilgiyi vermez.</p>

<p>Lipoprotein(a) neden bir kez ölçülmeli?</p>

<p>Lipoprotein(a), yani Lp(a), büyük ölçüde genetik olarak belirlenen ayrı bir aterojenik lipoproteindir.</p>

<p>2026 kılavuzu yetişkinlerde Lp(a)’nın yaşam boyunca en az bir kez ölçülmesini öneriyor.</p>

<p>Lp(a) yüksekliği varsa kişinin toplam aterosklerotik riski artabilir ve LDL’nin daha yoğun biçimde düşürülmesi gündeme gelebilir.</p>

<p>Beslenme ve egzersiz Lp(a)’yı LDL kadar güçlü biçimde değiştirmez.</p>

<p>Bu nedenle “kolesterol panelim normal” sonucuna rağmen bazı kişilerde Lp(a) ek risk bilgisi sağlayabilir.</p>

<p>LDL beslenmeyle nasıl düşer?</p>

<p>Beslenme LDL kontrolünün temel parçalarından biridir.</p>

<p>Özellikle doymuş yağların azaltılması önemlidir. Yağlı etler, işlenmiş et ürünleri, tereyağı ve doymuş yağ oranı yüksek bazı gıdaların yerine zeytinyağı, kuruyemiş, tohum, balık ve doymamış yağ kaynaklarının tercih edilmesi LDL’nin düşmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Yulaf, arpa, baklagiller, sebze ve meyvelerde bulunan çözünür lif de bağırsaktan kolesterol emilimini azaltmaya yardımcı olur.</p>

<p>Fazla kilo bulunan kişilerde kilo kaybı genel kardiyometabolik profili iyileştirebilir.</p>

<p>Ancak genetik olarak çok yüksek LDL’si bulunan bir kişinin yalnızca beslenmeyle hedef düzeye ulaşması mümkün olmayabilir.</p>

<p>LDL ilaçla nasıl düşürülür?</p>

<p>Statinler LDL düşürmede ve kalp-damar olaylarını azaltmada temel ilaç grubudur.</p>

<p>Yeterli düşüş sağlanamazsa veya kişinin riski daha yoğun tedavi gerektiriyorsa farklı ilaçlar eklenebilir.</p>

<p>Ezetimib bağırsaktan kolesterol emilimini azaltır.</p>

<p>PCSK9 monoklonal antikorları olan evolokumab ve alirokumab, karaciğerin kandaki LDL’yi daha etkili temizlemesini sağlar.</p>

<p>Bempedoik asit karaciğerde kolesterol sentez yolunun farklı bir basamağını hedefleyen ağızdan kullanılan bir seçenektir.</p>

<p>Inclisiran ise PCSK9 üretimini RNA düzeyinde azaltan ve seyrek aralıklarla uygulanan enjeksiyon tedavisidir.</p>

<p>2026 kılavuzu statinlerle yeterli LDL düşüşü sağlanamayan uygun hastalarda ezetimib, bempedoik asit ve PCSK9 hedefli tedaviler gibi statin dışı seçeneklerin kişisel risk durumuna göre kullanılmasını destekliyor.</p>

<p>Yeni nesil LDL tedavilerinde ne değişiyor?</p>

<p>LDL tedavisindeki en önemli değişim yalnızca yeni ilaçların bulunması değil, farklı biyolojik yolların hedeflenebilmesidir.</p>

<p>PCSK9 inhibitörleri çok güçlü LDL düşüşleri sağlayabilir.</p>

<p>Inclisiranın önemli farkı PCSK9 proteinini dolaşımda bağlamak yerine karaciğerde üretimini azaltması ve idame döneminde seyrek enjeksiyon gerektirmesidir.</p>

<p>Ancak önemli bir ayrım vardır: Inclisiranın LDL’yi güçlü biçimde düşürdüğü gösterilmiş olsa da kalp krizi ve inme gibi klinik sonuçları azaltıp azaltmadığını değerlendiren sonuç çalışmaları sürmektedir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca LDL’deki yüzdesel düşüş ile klinik olayları azalttığı kanıtlanmış tedavileri birbirinden ayırmak gerekir.</p>

<p>LDL ne kadar düşerse o kadar iyi mi?</p>

<p>Yüksek kalp-damar riski bulunan kişilerde daha düşük LDL düzeylerinin daha düşük aterosklerotik olay riskiyle ilişkili olduğuna dair güçlü kanıt vardır.</p>

<p>Ancak tedavi hedefi kişinin riskine göre belirlenir.</p>

<p>Düşük riskli genç bir kişi ile birden fazla kalp krizi geçirmiş kişinin aynı LDL hedefini kullanması doğru değildir.</p>

<p>2026 kılavuzunda çok yüksek riskli, bilinen aterosklerotik kalp-damar hastalığı bulunan kişiler için LDL hedefi 55 mg/dL’nin altındadır.</p>

<p>Yüksek riskli birincil korunmada ise hedef 70 mg/dL’nin altına kadar düşebilir.</p>

<p>Dolayısıyla “LDL 90 normal mi?” sorusunun cevabı kişiye göre değişebilir.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>LDL 190 çok mu yüksek?</p>

<p>Evet. LDL 190 mg/dL ve üzeri ciddi hiperkolesterolemi olarak değerlendirilir. Ailesel hiperkolesterolemi ve ikincil nedenler açısından değerlendirme yapılması ve çoğu yetişkinde ilaç tedavisinin gündeme gelmesi beklenir.</p>

<p>LDL 100 normal midir?</p>

<p>Kişiye göre değişir. Düşük riskli bazı kişiler için uygun olabilirken daha önce kalp krizi veya inme geçirmiş çok yüksek riskli bir kişide hedef 55 mg/dL’nin altında olabilir.</p>

<p>LDL yalnızca beslenmeyle düşürülebilir mi?</p>

<p>Bazı kişilerde yaşam tarzı değişiklikleri anlamlı düşüş sağlayabilir. Ancak başlangıç LDL’si çok yüksek, ailesel hiperkolesterolemisi veya yüksek kalp-damar riski bulunan kişilerde hedefe ulaşmak için ilaç tedavisi gerekebilir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Blumenthal RS, Morris PB, Gaudino M, et al. 2026 ACC/AHA/AACVPR/ABC/ACPM/ADA/AGS/APhA/ASPC/NLA/PCNA Guideline on the Management of Dyslipidemia. Circulation, 2026.</li>
 <li>American College of Cardiology. 2026 Guideline on the Management of Dyslipidemia. American College of Cardiology, 2026.</li>
 <li>American Heart Association. Cholesterol-Lowering Medications. American Heart Association.</li>
 <li>Ference BA, Ginsberg HN, Graham I, et al. Low-Density Lipoproteins Cause Atherosclerotic Cardiovascular Disease. European Heart Journal, 2017. </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ldl-100-130-160-ve-190-ne-demek-hedef-deger-kac-olmali</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 00:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/genel/i-m-g-7337.jpeg" type="image/jpeg" length="15392"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fırında Tavuk Patates Tarifi: Tam Ölçülü ve Kolay]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/firinda-tavuk-patates-tarifi-tam-olculu-ve-kolay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/firinda-tavuk-patates-tarifi-tam-olculu-ve-kolay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fırında tavuk patates tarifi; tavuk, patates, biber, soğan ve sarımsağı ölçülü zeytinyağıyla tek tepside buluşturan pratik bir akşam yemeği.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fırında Tavuk Patates Tarifi: Tam Ölçülü ve Kolay</p>

<p>Fırında tavuk patates, tek tepside hazırlanabilmesi ve kolay bulunan malzemeler kullanması nedeniyle ev yemeklerinin en pratik klasiklerinden biri. Tavuk parçaları; patates, biber, soğan ve sarımsakla aynı tepsiye giriyor, domatesli-baharatlı sosla fırında pişiyor.</p>

<p>İyi bir fırında tavuk patateste iki farklı malzemenin pişme süresini dengelemek gerekiyor. Patates geç pişerken özellikle tavuk göğsü uzun süre yüksek ısıda kaldığında kuruyabilir.</p>

<p>Bu tarifte patateslerin çok büyük kesilmemesi, tavuk parçalarının eşit büyüklükte hazırlanması ve ilk aşamada tepsinin kapalı pişirilmesi bu sorunu azaltıyor. Son bölümde üzeri açılarak tavuk ve patateslerin renk alması sağlanıyor.</p>

<p>Sağlıklı beslenme açısından neden öne çıkıyor?</p>

<p>Derisiz tavuk eti protein açısından zengin bir besindir. Patates temel olarak karbonhidrat sağlarken biber, soğan, domates ve sarımsak yemeğin sebze çeşitliliğini artırır.</p>

<p>Tarifte patatesler yağda kızartılmıyor. Zeytinyağının ölçülerek kullanılması ilave yağ miktarının kontrol edilmesini kolaylaştırır.</p>

<p>Bununla birlikte fırında pişirilen her yemek otomatik olarak düşük kalorili değildir. Patates, tavuk, yağ ve gerçek porsiyon büyüklüğü toplam enerji miktarını belirler.</p>

<p>Tarif bilgileri</p>

<p>Hazırlama süresi: 20 dakika<br />
Pişirme süresi: 45-55 dakika<br />
Toplam süre: Yaklaşık 1 saat 15 dakika<br />
Kaç kişilik: 6 kişilik<br />
Yaklaşık porsiyon büyüklüğü: 150-170 gram tavuk ve sebzeler<br />
Zorluk: Kolay<br />
Öğün: Akşam yemeği / ana yemek<br />
Kategori: Sağlıklı Tarifler</p>

<p>Yaklaşık besin değerleri</p>

<p>1 porsiyon için yaklaşık:</p>

<p>Kalori: 430 kcal<br />
Protein: 38 g<br />
Karbonhidrat: 38 g<br />
Yağ: 14 g<br />
Lif: 5 g</p>

<p>Değerler yaklaşık 1 kilogram derisiz tavuk eti, 1 kilogram patates, 30 ml zeytinyağı ve sebzeler üzerinden altı porsiyon dikkate alınarak yaklaşık hesaplanmıştır.</p>

<p>Kullanılan tavuk parçası, patates miktarı, yağ ve gerçek porsiyon büyüklüğü değerleri değiştirebilir.</p>

<p>Malzemeler</p>

<p>1 kilogram derisiz tavuk eti<br />
1 kilogram patates<br />
2 orta boy kuru soğan<br />
1 kırmızı kapya biber<br />
2 yeşil biber<br />
2 orta boy domates<br />
5 diş sarımsak<br />
2 yemek kaşığı zeytinyağı, yaklaşık 30 ml<br />
1 yemek kaşığı domates salçası<br />
200 ml sıcak su<br />
1 tatlı kaşığı kekik<br />
1 çay kaşığı tatlı kırmızı toz biber<br />
Yarım çay kaşığı kimyon<br />
Yarım çay kaşığı karabiber<br />
Kontrollü miktarda tuz</p>

<p>Fırında tavuk patates nasıl yapılır?</p>

<p>1. Fırını 200 derece alt-üst ayarda önceden ısıtın.</p>

<p>2. Tavukları yaklaşık eşit büyüklükte parçalar halinde hazırlayın. Kemikli tavuk kullanılıyorsa parçaların büyüklüğünün birbirine yakın olmasına dikkat edin.</p>

<p>3. Çiğ tavukla temas eden bıçak, kesme tahtası ve diğer yüzeyleri sebzeler için kullanmadan önce uygun şekilde temizleyin. Çiğ tavuğu yıkamak yerine doğrudan hazırlamak mutfakta sıçrama yoluyla çapraz bulaşma riskini azaltır.</p>

<p>4. Patatesleri soyun veya kabukları kullanılacaksa çok iyi yıkayın.</p>

<p>5. Patatesleri yaklaşık 2,5-3 santimetrelik eşit parçalar halinde kesin. Çok büyük parçalar tavuğa göre geç pişebilir.</p>

<p>6. Soğanları iri dilimler halinde kesin.</p>

<p>7. Kapya ve yeşil biberleri iri parçalar halinde doğrayın.</p>

<p>8. Domatesleri dörde veya altıya bölün.</p>

<p>9. Sarımsakları soyun. Büyük dişleri ikiye bölebilirsiniz.</p>

<p>10. Patates, soğan ve biberleri geniş bir fırın tepsisine alın.</p>

<p>11. Zeytinyağının yaklaşık yarısını sebzelerin üzerine gezdirin.</p>

<p>12. Kekik, kırmızı toz biber, kimyon ve karabiberin yarısını ekleyip sebzeleri karıştırın.</p>

<p>13. Tavuk parçalarını sebzelerin arasına tek kat halinde yerleştirin.</p>

<p>14. Kalan zeytinyağını tavukların üzerine ince biçimde sürün.</p>

<p>15. Kalan baharatları tavukların üzerine serpin.</p>

<p>16. Domatesleri ve sarımsakları tepsiye dağıtın.</p>

<p>17. Domates salçasını 200 ml sıcak suyla tamamen açın.</p>

<p>18. Tuz miktarını kontrollü biçimde ayarlayıp salçalı suyu tepsinin kenarından dökün. Sosu doğrudan tavukların üzerine dökmek yüzeylerinin kızarmasını azaltabilir.</p>

<p>19. Tepsinin üzerini önce pişirme kağıdı, ardından folyo ile kapatın.</p>

<p>20. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında yaklaşık 30 dakika kapalı şekilde pişirin.</p>

<p>21. Sürenin sonunda tepsiyi dikkatlice çıkarın ve üzerindeki folyoyu ve pişirme kağıdını kaldırın.</p>

<p>22. Patateslerden birini ince bir bıçakla kontrol edin. Ortası hâlâ çok sertse tepsiyi 5-10 dakika daha kapalı pişirin.</p>

<p>23. Patatesler yumuşamaya başladığında tepsiyi açık biçimde tekrar fırına yerleştirin.</p>

<p>24. Yaklaşık 15-20 dakika daha, tavukların ve patateslerin yüzeyi kızarana kadar pişirin.</p>

<p>25. Pişirme sırasında tavuk parçalarını gereksiz yere sürekli çevirmeyin. Ancak patateslerin bir bölümü sosun dışında kalıyorsa bir kez nazikçe karıştırabilirsiniz.</p>

<p>26. Tavuğun pişmişliğini yalnızca dış renginden değerlendirmeyin. En kalın parçanın merkezinde çiğ veya pembe bölüm kalmamalıdır.</p>

<p>27. Mutfak termometresi kullanılıyorsa tavuk etinin en kalın bölümünde, kemiğe değmeden ölçülen iç sıcaklığın en az 74 dereceye ulaşması güvenli pişirme açısından temel referanstır.</p>

<p>28. Tavuk tamamen pişmiş ancak patateslerin daha fazla süreye ihtiyacı varsa tavuk parçalarını temiz bir tabağa alıp patatesleri birkaç dakika daha fırında tutabilirsiniz. Böylece tavukların kuruması önlenebilir.</p>

<p>29. Tepsiyi fırından çıkardıktan sonra yaklaşık 5-10 dakika dinlendirin.</p>

<p>30. Tavuk, patates ve sebzeleri tepside oluşan sostan az miktarda üzerlerine gezdirerek sıcak servis edin.</p>

<p>Şefin püf noktası</p>

<p>Patatesleri iri iri kesmek bu tarifte yapılan en yaygın hatalardan biridir. Tavuk piştiği halde patatesin içinin sert kalmasına neden olabilir. Yaklaşık 2,5-3 santimetrelik parçalar daha dengeli pişer.</p>

<p>Tavuk göğsü kullanılıyorsa pişme süresini özellikle dikkatli takip edin. Göğüs eti, but etine kıyasla fazla pişirildiğinde daha kolay kurur.</p>

<p>İlk aşamada tepsiyi kapalı tutmak patateslerin buhar ve sos yardımıyla yumuşamasını sağlar. Son aşamada kapağın açılması ise yüzeylerin kızarmasına yardımcı olur.</p>

<p>Tepsiyi gereğinden fazla doldurmayın. Malzemeler birkaç kat üst üste yığılırsa kızarmak yerine daha çok buharda pişer.</p>

<p>Daha sağlıklı hale nasıl getirilebilir?</p>

<p>Patatesleri önceden yağda kızartmayın. Fırında doğrudan pişirmek ilave yağ kullanımını belirgin biçimde azaltabilir.</p>

<p>Tavukta deri kullanmamak toplam yağ ve doymuş yağ miktarını azaltmaya yardımcı olur.</p>

<p>Zeytinyağını göz kararı dökmek yerine ölçmek porsiyon başına enerji miktarının kontrolünü kolaylaştırır.</p>

<p>Patates miktarının bir bölümü kabak, biber veya başka uygun sebzelerle değiştirilebilir. Ancak sebzelerin pişme sürelerinin farklı olabileceği dikkate alınmalıdır.</p>

<p>Kimler için uygun?</p>

<p>Fırında tavuk patates, protein içeren doyurucu bir ana öğün isteyenler için uygundur.</p>

<p>Tarifin temel malzemelerinde gluten içeren tahıl bulunmaz. Ancak çölyak hastalığı bulunan kişiler salça, baharat ve diğer paketli ürünlerin etiketlerini ve çapraz bulaşma riskini kontrol etmelidir.</p>

<p>Standart tarif yumurta ve süt ürünü içermez.</p>

<p>Fırında tavuk patates kaç kaloridir?</p>

<p>Verilen ölçüler altı eşit porsiyona ayrıldığında bir porsiyon yaklaşık 430 kalori sağlayabilir.</p>

<p>Kullanılan tavuk parçasının yağ oranı, patates ve zeytinyağı miktarı ile porsiyon büyüklüğü toplam enerji değerini değiştirebilir.</p>

<p>Fırında tavuk patates kaç derecede pişer?</p>

<p>Bu tarif 200 derece alt-üst fırında hazırlanıyor. İlk yaklaşık 30 dakika tepsi kapalı, ardından tavuk ve patatesler kızarana kadar yaklaşık 15-20 dakika açık pişiriliyor.</p>

<p>Gerçek süre tavuk parçalarının büyüklüğüne, patateslerin kesimine ve fırının performansına göre değişebilir.</p>

<p>Fırında tavuk patates kaç dakikada pişer?</p>

<p>Orta büyüklükte parçalarla toplam yaklaşık 45-55 dakika gerekebilir.</p>

<p>Süre tek başına yeterli değildir. Patateslerin tamamen yumuşaması ve tavukların güvenli iç sıcaklığa ulaşması kontrol edilmelidir.</p>

<p>Fırında tavuk neden kuru olur?</p>

<p>En önemli neden gereğinden uzun süre pişirmektir. Özellikle tavuk göğsü yüksek sıcaklıkta uzun süre kaldığında nem kaybedebilir.</p>

<p>Patatesleri küçük ve eşit kesmek, ilk aşamada tepsiyi kapalı pişirmek ve tavuk piştiğinde fırından çıkarmak kuruma riskini azaltır.</p>

<p>Fırında tavuk patatesin yanına ne gider?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Büyük bir mevsim salatası, cacık veya sade yoğurt iyi eşlikçiler arasındadır.</p>

<p>Yemeğin içinde zaten patates bulunduğu için yanında ayrıca büyük porsiyon pilav veya makarna servis etmek zorunlu değildir.</p>

<p>Saklama ve servis</p>

<p>Pişmiş tavuk oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemelidir. Artan yemek uygun şekilde soğutulduktan sonra kapalı bir saklama kabında buzdolabına kaldırılmalıdır.</p>

<p>Yeniden ısıtılırken yalnızca patateslerin değil tavuk parçalarının merkezinin de tamamen ısındığından emin olun.</p>

<p>Aynı yemeği tekrar tekrar soğutup yeniden ısıtmaktan kaçının.</p>

<p>Fırında tavuk patates, az sayıda temel malzemeyle tek tepside hazırlanabilen ve geniş sofralara kolayca uyarlanabilen klasik bir akşam yemeği.</p>

<p>Tarifin iyi sonuç vermesi için karmaşık tekniklerden çok üç noktaya dikkat etmek yeterli: patatesleri eşit ve çok büyük olmayacak şekilde kesmek, ilk aşamada tepsiyi kapalı pişirmek ve tavuk tamamen piştiğinde gereksiz yere fırında tutmamak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı – Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER 2022)<br />
USDA – FoodData Central<br />
USDA – Food Safety and Inspection Service </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlıklı Tarifler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/firinda-tavuk-patates-tarifi-tam-olculu-ve-kolay</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 00:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0874.jpeg" type="image/jpeg" length="19896"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çalışma Saatleri Değişecek mi? Mehmet Şimşek’ten Esnek Çalışma Mesajı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/calisma-saatleri-degisecek-mi-mehmet-simsekten-esnek-calisma-mesaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/calisma-saatleri-degisecek-mi-mehmet-simsekten-esnek-calisma-mesaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de çalışma saatlerinin değişip değişmeyeceği yeniden gündemde. Mehmet Şimşek esnek çalışma modellerine ilişkin mesaj verirken, çalışanların merak ettiği 40 ve 45 saat tartışması da yeniden öne çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Türkiye’de çalışma saatleri değişecek mi, haftalık çalışma süresi 40 saate düşecek mi? Milyonlarca çalışanın merak ettiği sorular, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in esnek çalışma modeline ilişkin açıklamalarının ardından yeniden gündeme geldi.</p>

<p>Ancak mevcut durumda çalışanların tamamını kapsayan ve haftalık çalışma süresini 45 saatten 40 saate indiren yeni bir düzenleme yürürlüğe girmiş değil. Şimşek’in açıklamasında özellikle 15-29 yaş arasında eğitimde veya istihdamda olmayan gençlerin çalışma hayatına katılımı öne çıktı.</p>

<p>Şimşek’ten “esnek çalışma” mesajı</p>

<p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı televizyon programında genç nüfusun istihdama katılımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde 15-29 yaş grubunda eğitimde ve istihdamda olmayan gençlere yönelik güçlü programların planlandığını belirten Şimşek, bu gruplar açısından daha esnek çalışma modellerinin Türkiye’nin yararına olacağını ifade etti.</p>

<p>Açıklama, esnek çalışma modellerinin önümüzdeki dönemin reform gündemlerinden biri olabileceğine işaret etti.</p>

<p>Çalışma saatleri değişecek mi?</p>

<p>Çalışanların en fazla merak ettiği konu ise açıklamanın mevcut mesai saatlerini hemen değiştirip değiştirmeyeceği.</p>

<p>Şu aşamada 09.00-18.00 çalışma düzenini tüm çalışanlar için ortadan kaldıran veya özel sektörde haftalık yasal çalışma süresini genel olarak 40 saate düşüren yürürlüğe girmiş yeni bir düzenleme bulunmuyor.</p>

<p>4857 sayılı İş Kanunu kapsamında genel bakımdan haftalık çalışma süresi en çok 45 saat olarak uygulanıyor. İş sözleşmeleriyle bu sürenin daha düşük belirlenmesi ise mümkün.</p>

<p>40 saatlik çalışma haftası geldi mi?</p>

<p>Hayır. Mevcut yasal düzenlemede özel sektör çalışanları açısından genel haftalık çalışma süresinin üst sınırı 45 saat olmaya devam ediyor.</p>

<p>Bu nedenle “çalışma süresi 40 saate düştü” şeklindeki bir değerlendirme mevcut durum açısından doğru değil.</p>

<p>Öte yandan çalışma sürelerinin azaltılması ve daha esnek modellerin uygulanması uzun süredir çalışma hayatının gündemindeki konular arasında bulunuyor.</p>

<p>Memurlar haftada kaç saat çalışıyor?</p>

<p>Özel sektör ile kamu çalışanlarının çalışma süreleri de birbirinden ayrılıyor.</p>

<p>657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında devlet memurlarının haftalık çalışma süresi genel olarak 40 saat olarak düzenleniyor. Özel sektörde ise İş Kanunu kapsamındaki genel üst sınır haftalık 45 saat.</p>

<p>Dolayısıyla gündemdeki “40 saat” tartışmasında memurlar ile İş Kanunu’na tabi çalışanların mevcut çalışma sürelerini birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>

<p>Esnek çalışma ne anlama geliyor?</p>

<p>Esnek çalışma yalnızca toplam çalışma süresinin azaltılması anlamına gelmiyor.</p>

<p>İşe başlama ve bitiş saatlerinin belirli sınırlar içinde değiştirilebilmesi, uzaktan veya hibrit çalışma, kısmi süreli çalışma ve belirli saatlerde işyerinde bulunmayı esas alan modeller esnek çalışma başlığı altında değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle olası bir düzenlemede kritik nokta yalnızca “kaç saat çalışılacağı” değil, çalışma süresinin gün ve hafta içine nasıl dağıtılacağı olacak.</p>

<p>09.00-18.00 mesaisi kalkacak mı?</p>

<p>Şu anda Türkiye genelinde bütün çalışanlar için 09.00-18.00 düzenini kaldıran kesinleşmiş bir karar bulunmuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mehmet Şimşek’in açıklaması esnek çalışma modellerinin reform gündeminde bulunduğunu gösteriyor ancak yeni sistemin hangi çalışanları kapsayacağı, çalışma sürelerinin değişip değişmeyeceği ve uygulamanın ne zaman başlayacağı konusunda kapsamlı bir yasal düzenleme henüz açıklanmış değil.</p>

<p>Bu nedenle mevcut çalışma düzeni açısından belirleyici olan yürürlükteki mevzuat olmaya devam ediyor.</p>

<p>Çalışanlar açısından ne değişebilir?</p>

<p>Hazırlanabilecek yeni modeller özellikle işe giriş ve çıkış saatlerinde daha fazla esneklik, gençlerin işgücüne katılımını kolaylaştıracak çalışma biçimleri ve iş-yaşam dengesini dikkate alan yeni uygulamalar üzerinde yoğunlaşabilir.</p>

<p>Ancak bunların çalışanların tamamına uygulanıp uygulanmayacağı yapılacak düzenlemenin kapsamıyla belli olacak.</p>

<p>Çalışma saatlerinde son durum</p>

<p>Özetle, Türkiye’de çalışma saatlerinin değiştirilmesine ve esnek çalışma modellerinin yaygınlaştırılmasına yönelik tartışmalar yeniden gündemde.</p>

<p>Mehmet Şimşek’in son açıklaması özellikle genç nüfusa yönelik esnek çalışma seçeneklerinin ekonomi yönetiminin reform gündeminde bulunduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Bununla birlikte özel sektörde haftalık genel çalışma süresinin 45 saatten 40 saate indirildiğine veya 09.00-18.00 mesaisinin kaldırıldığına ilişkin yürürlüğe girmiş genel bir düzenleme bulunmuyor.</p>

<p>Yeni modelin çalışanların günlük ve haftalık çalışma düzenini nasıl etkileyeceği, hazırlanacak düzenlemelerin ayrıntılarının açıklanmasıyla netleşecek. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/calisma-saatleri-degisecek-mi-mehmet-simsekten-esnek-calisma-mesaji</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0869.jpeg" type="image/jpeg" length="11559"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bağımlılıktan Kurtulmanın 5 Aşaması: İyileşme Süreci Nasıl İlerler?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bagimliliktan-kurtulmanin-5-asamasi-iyilesme-sureci-nasil-ilerler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bagimliliktan-kurtulmanin-5-asamasi-iyilesme-sureci-nasil-ilerler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bağımlılıktan kurtulma genellikle farkındalık, düşünme, hazırlık, eylem ve sürdürme aşamalarıyla açıklanır. Ancak iyileşme doğrusal değildir; kişi aşamalar arasında ileri veya geri hareket edebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bağımlılıktan Kurtulmanın 5 Aşaması: İyileşme Süreci Nasıl İlerler?</p>

<p>Bağımlılıktan kurtulma, yalnızca madde kullanımını bırakılan tek bir güne indirgenebilecek bir süreç değildir. İyileşme; kişinin sorunu fark etmesinden değişimi düşünmesine, tedaviye yönelmesinden uzun vadede kazanımlarını korumasına kadar uzanan bir değişim sürecidir.</p>

<p>Bu süreç çoğu zaman beş aşamalı değişim modeliyle açıklanır: ön düşünme, düşünme, hazırlık, eylem ve sürdürme. Ancak bu aşamalar kesin bir takvim değildir. Kişi bazı basamakları atlayabilir, önceki bir aşamaya dönebilir veya farklı dönemlerde farklı düzeylerde değişime hazır olabilir.</p>

<p>Bağımlılıktan kurtulmanın 5 aşaması nedir?</p>

<p>Cleveland Clinic, bağımlılıktan iyileşme sürecini açıklarken davranış değişikliği alanında kullanılan aşamalı değişim yaklaşımını beş temel bölüm üzerinden ele alıyor.</p>

<p>1. Ön düşünme: “Bir sorunum yok”</p>

<p>Bu aşamada kişi madde kullanımının yaşamındaki etkilerini henüz bir sorun olarak görmeyebilir.</p>

<p>Sağlık sorunları, aile içi çatışmalar, iş veya okul yaşamındaki güçlükler ortaya çıkmış olsa bile bunlarla madde kullanımı arasındaki bağlantı yeterince fark edilmeyebilir.</p>

<p>Bu nedenle çevreden gelen “bırakmalısın” mesajları her zaman değişimle sonuçlanmaz. Kişinin değişime hazır oluş düzeyi önemlidir.</p>

<p>2. Düşünme: “Belki bir şeyleri değiştirmeliyim”</p>

<p>İkinci aşamada kişi madde kullanımının olumsuz sonuçlarını daha fazla fark etmeye başlar.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ikilem vardır.</p>

<p>Kişi bir yandan bırakmayı düşünürken diğer yandan maddenin kaygıyı azalttığını, uyumasına yardımcı olduğunu veya sosyal yaşamının bir parçası olduğunu düşünebilir.</p>

<p>Bu kararsızlık, değişim sürecinin önemli parçalarından biridir. Kişi artık sorunu tamamen reddetmiyordur ancak henüz harekete geçmeye de hazır olmayabilir.</p>

<p>3. Hazırlık: Değişim somutlaşmaya başlıyor</p>

<p>Olumsuz sonuçların ağırlığı arttıkça kişi değişim için gerçek adımlar atmaya başlayabilir.</p>

<p>Bir sağlık profesyoneliyle görüşmek, tedavi seçeneklerini araştırmak, destek grupları hakkında bilgi almak veya güvendiği bir kişiye yaşadıklarını anlatmak bu dönemde görülebilecek adımlar arasındadır.</p>

<p>Bu aşamanın önemli farkı, değişimin yalnızca düşüncede kalmamasıdır.</p>

<p>Plan ortaya çıkmaya başlar.</p>

<p>4. Eylem: Tedavi ve değişim başlıyor</p>

<p>Eylem aşamasında kişi madde kullanımını bırakmak veya kontrol altına almak için aktif girişimlerde bulunur.</p>

<p>Profesyonel tedavi programına başlamak, psikoterapi almak, uygun durumlarda ilaç tedavisi kullanmak ve iyileşmeyi destekleyen yeni günlük düzenler oluşturmak bu dönemin parçaları olabilir.</p>

<p>Ancak bağımlılık tedavisi herkeste aynı değildir.</p>

<p>Kullanılan madde, bağımlılığın şiddeti, eşlik eden ruhsal veya fiziksel hastalıklar, önceki tedaviler ve kişinin sosyal koşulları tedavi planını değiştirebilir.</p>

<p>Bazı bağımlılıklarda ilaç tedavisi önemli</p>

<p>Bağımlılık tedavisinin yalnızca “iradeyle bırakmak” veya yalnızca psikoterapi görmek anlamına geldiği düşünülmemeli.</p>

<p>Örneğin opioid kullanım bozukluğunda buprenorfin, metadon ve naltrekson gibi kanıta dayalı ilaç seçenekleri bulunuyor.</p>

<p>Alkol kullanım bozukluğunda da uygun hastalarda naltrekson, akamprosat veya disülfiram gibi ilaçlardan yararlanılabiliyor.</p>

<p>Hangi tedavinin uygun olduğuna kişinin klinik değerlendirmesi sonucunda sağlık profesyoneli karar verir.</p>

<p>Özellikle alkol, benzodiazepinler ve bazı diğer maddelerin yoğun veya uzun süreli kullanımından sonra kişinin kendi başına aniden bırakmaya çalışması güvenli olmayabilir. Yoksunluk bazı durumlarda ciddi, hatta yaşamı tehdit edici komplikasyonlara yol açabilir.</p>

<p>5. Sürdürme: Asıl hedef kazanımları korumak</p>

<p>Madde kullanımının bırakılması iyileşme sürecinin bittiği anlamına gelmez.</p>

<p>Sürdürme döneminde amaç, elde edilen değişiklikleri korumak ve yeniden kullanıma yol açabilecek durumları yönetebilmektir.</p>

<p>Kişinin tetikleyicilerini tanıması, destek sistemini koruması, gerektiğinde tedaviye devam etmesi ve günlük yaşamını yeniden yapılandırması önem taşıyabilir.</p>

<p>Bu nedenle iyileşme bazı kişiler için uzun süreli bir süreçtir.</p>

<p>Bağımlılıktan kurtulma neden doğrusal değildir?</p>

<p>Beş aşama, birbirinden kesin çizgilerle ayrılmış basamaklar olarak düşünülmemeli.</p>

<p>Bir kişi değişimi planlarken yeniden kararsız hale gelebilir. Tedaviye başladıktan sonra zorlanabilir. Uzun bir iyileşme döneminin ardından tekrar madde kullanabilir.</p>

<p>Bu durum kişinin en başa döndüğü veya tedavinin bütünüyle başarısız olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Madde kullanımına dönüş, tedavi planının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösterebilir. Tetikleyicilerin belirlenmesi, tedavi yoğunluğunun değiştirilmesi veya ek psikososyal ve tıbbi desteğin devreye alınması gerekebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İyileşme yalnızca maddeyi bırakmak değildir</p>

<p>Güncel bağımlılık yaklaşımında “iyileşme” daha geniş bir kavramdır.</p>

<p>SAMHSA iyileşmeyi, kişinin sağlık ve iyilik halini geliştirdiği, kendi yaşamını yönlendirdiği ve potansiyeline ulaşmaya çalıştığı bir değişim süreci olarak tanımlıyor.</p>

<p>Bu yaklaşım dört önemli alanı öne çıkarıyor:</p>

<p>Sağlık: Fiziksel ve ruhsal sağlığın korunması ve bağımlılığın yönetilmesi.</p>

<p>Güvenli yaşam alanı: İstikrarlı ve güvenli bir yerde yaşayabilmek.</p>

<p>Amaç: İş, eğitim, aile sorumlulukları veya başka anlamlı faaliyetlerle günlük yaşamı yeniden kurabilmek.</p>

<p>Topluluk: Destekleyici ilişkiler ve sosyal bağlar geliştirebilmek.</p>

<p>Dolayısıyla başarılı iyileşme yalnızca “kaç gündür kullanmıyor?” sorusuyla değerlendirilmez.</p>

<p>Kişinin yaşamının yeniden kurulması da sürecin önemli parçasıdır.</p>

<p>Yakınınız bağımlılıkla mücadele ediyorsa ne yapabilirsiniz?</p>

<p>Yakınınızdaki kişinin değişimin hangi aşamasında olduğunu anlamaya çalışmak yararlı olabilir.</p>

<p>Henüz madde kullanımını sorun olarak görmeyen bir kişiye sürekli tedavi programları sunmakla, tedavi aramaya başlamış bir kişiye seçenekleri araştırmasında yardımcı olmak aynı etkiyi yaratmayabilir.</p>

<p>Destek vermek, her davranışı kabul etmek anlamına da gelmez.</p>

<p>Aile üyeleri ve yakınlar kendi güvenliklerini ve ruhsal sağlıklarını koruyacak sınırlar koyabilir. Gerektiğinde kendileri de profesyonel destek alabilir.</p>

<p>Bağımlılık tedavisi kişiye özel olmalı</p>

<p>Madde kullanım bozuklukları tedavi edilebilir sağlık sorunlarıdır.</p>

<p>Tedavi; psikososyal müdahaleler, davranışçı terapiler, uygun durumlarda ilaçlar, eşlik eden ruhsal hastalıkların tedavisi, sosyal destek ve uzun dönem takip gibi farklı bileşenlerden oluşabilir.</p>

<p>Tek bir yöntemin herkes için doğru olması beklenmez.</p>

<p>En önemli noktalardan biri de değişime hazır oluşun sabit olmadığıdır.</p>

<p>Bugün tedaviyi reddeden bir kişi daha sonra yardım arayabilir. Tedaviye başlayan biri zorlanabilir. İyileşme yıllarca sürdükten sonra bile yeni desteğe ihtiyaç duyulabilir.</p>

<p>Bu nedenle bağımlılıktan kurtulmayı tek bir “bırakma anı” yerine, zaman içinde değişebilen ve profesyonel destekle güçlendirilebilen bir iyileşme süreci olarak görmek daha doğru bir çerçeve sunar.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır ve kişisel tanı veya tedavi önerisi değildir. Alkol, benzodiazepin veya başka maddelerin düzenli/yoğun kullanımının aniden kesilmesi bazı kişilerde tehlikeli yoksunluğa yol açabilir. Bırakma ve tedavi planı için sağlık profesyoneline başvurulmalıdır. Bilinç kaybı, nöbet, ciddi solunum güçlüğü veya aşırı doz şüphesinde acil tıbbi yardım alınmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Cleveland Clinic Health Essentials — The 5 Stages of Addiction Recovery, 18 Eylül 2026</p>

<p>Substance Abuse and Mental Health Services Administration (SAMHSA) — Recovery and Recovery Support</p>

<p>Substance Abuse and Mental Health Services Administration (SAMHSA) — Substance Use Disorder Treatment Options</p>

<p>National Institute on Drug Abuse (NIDA) — Substance Use Disorder Treatment Resources</p>

<p>American Society of Addiction Medicine (ASAM) — Clinical Guidelines </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bagimliliktan-kurtulmanin-5-asamasi-iyilesme-sureci-nasil-ilerler</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 18:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0867.jpeg" type="image/jpeg" length="94553"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Newsweek 2026 Listesi: Türkiye’nin En İyi 35 Hastanesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/newsweek-2026-listesi-turkiyenin-en-iyi-35-hastanesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/newsweek-2026-listesi-turkiyenin-en-iyi-35-hastanesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[World’s Best Hospitals 2026” değerlendirmesi, Newsweek ve Statista iş birliğiyle bu yıl dünya çapında 2.500’den fazla hastanenin performansını analiz etti. Türkiye bu yıl ilk kez listede yer alan ülkeler arasına girdi ve ülke genelinden birçok hastane sıralamaya dahil oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası yayın organı Newsweek tarafından açıklanan “Dünyanın En İyi Hastaneleri 2026” listesinde Türkiye’den 35 sağlık kurumu yer aldı. İşte sıralama ve puanları, hastane isimleri Türkçe karşılıklarıyla:<br />
1. Koç Üniversitesi Hastanesi – %91,80 – İstanbul<br />
2. Hacettepe Üniversitesi Hastanesi – %83,54 – Ankara<br />
3. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi – %82,10 – Gebze<br />
4. Medipol Mega Üniversite Hastanesi Kompleksi – %82,02 – İstanbul<br />
5. Acıbadem International Hastanesi (Uluslararası Hastane) – %79,66 – İstanbul<br />
6. Acıbadem Altunizade Hastanesi – %79,19 – İstanbul<br />
7. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi – %79,13 – İstanbul<br />
8. Amerikan Hastanesi – %78,54 – İstanbul<br />
9. Liv Hospital (İstanbul) – %77,97 – İstanbul<br />
10. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi – %77,79 – İstanbul<br />
11. Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi – %77,25 – İstanbul<br />
12. Acıbadem Maslak Hastanesi – %76,46 – İstanbul<br />
13. Altınbaş Üniversitesi Medical Park Bahçelievler Hastanesi – %76,42 – İstanbul<br />
14. Acıbadem Kadıköy Hastanesi – %75,94 – İstanbul<br />
15. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi – %75,87 – İzmir<br />
16. Memorial Şişli Hastanesi – %75,37 – İstanbul<br />
17. Liv Hospital Ankara – %75,32 – Ankara<br />
18. Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi – %75,11 – İstanbul<br />
19. Memorial Ankara Hastanesi – %74,77 – Ankara<br />
20. Başkent Üniversitesi Hastanesi – %73,95 – Ankara<br />
21. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi – %73,43 – İstanbul<br />
22. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi – %73,17 – Ankara<br />
23. Medical Park Ankara Hastanesi – %73,14 – Ankara<br />
24. Memorial Bahçelievler Hastanesi – %72,25 – İstanbul<br />
25. Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi – %72,21 – İstanbul<br />
26. Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi – %71,73 – İzmir<br />
27. Gayrettepe Florence Nightingale Hastanesi – %71,71 – İstanbul<br />
28. Medipol İstanbul Hastanesi – %70,64 – İstanbul<br />
29. Acıbadem Bakırköy Hastanesi – %70,08 – İstanbul<br />
30. Medicana International Ankara Hastanesi – %69,81 – Ankara<br />
31. İstinye Üniversitesi Bahçeşehir Liv Hastanesi – %69,73 – İstanbul<br />
32. Acıbadem Ankara Hastanesi – %69,72 – Ankara<br />
33. Bahçeşehir Üniversitesi Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi – %69,57 – İstanbul<br />
34. Acıbadem Fulya Hastanesi – %69,53 – İstanbul<br />
35. Medical Park Gaziosmanpaşa Hastanesi – %69,50 – İstanbul</p>

<p>İstanbul Zirvede, Ankara ve İzmir Takipte</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Listede İstanbul merkezli hastaneler ağırlıkta yer alırken, Ankara ve İzmir’den de önemli üniversite ve şehir hastaneleri sıralamaya girdi. Özellikle Koç Üniversitesi Hastanesi’nin %91,80 ile zirvede yer alması dikkat çekti.</p>

<p>Değerlendirmeler dört veri kaynağına dayanmaktadır:</p>

<p>1. Hastane Kalite Ölçütleri : Çoğu ülke için çeşitli kamu kaynaklarından kalite ölçütleri toplandı. Kalite ölçütleri ülkeler arasında farklılık göstermektedir. Dahil edilen verilere örnek olarak, belirli tedaviler için bakım kalitesi, hijyen önlemleri ve doktor veya hemşire başına düşen hasta sayısı gibi ölçütler verilebilir.</p>

<p>2. Meslektaşlardan hastane önerileri : Newsweek ve Statista, 32 ülkeden on binlerce tıp uzmanını (doktorlar, hastane yöneticileri ve sağlık çalışanları) çevrimiçi bir ankete katılmaya davet etti. Katılımcılardan kendi ülkelerindeki ve diğer ülkelerdeki hastaneleri önermeleri istendi. Kendi işverenleri/hastaneleri için öneride bulunmalarına izin verilmedi.</p>

<p>3. Hasta Deneyimi : Hasta deneyimi anketlerinden elde edilen sonuçlar puanlama modeline dahil edildi. Hasta deneyimini analiz etmek için mevcut hasta anketlerinden elde edilen kamuya açık veriler kullanıldı. Hasta anketleri genellikle sigorta şirketleri tarafından hastaneden taburcu olduktan sonra hastalar arasında yapılır. Anket konularına örnek olarak hastaneden genel memnuniyet, hastanenin tavsiyesi ve tıbbi bakımdan memnuniyet verilebilir.</p>

<p>4. PROMs Uygulama Anketi : 2025 sonbahar ve kışında Newsweek ve Statista, hastanelerle iletişime geçerek PROMs'in uygulanması ve kullanımı hakkında bir anket gerçekleştirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/newsweek-2026-listesi-turkiyenin-en-iyi-35-hastanesi</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 14:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/02/i-m-g-2343.jpeg" type="image/jpeg" length="90869"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trigliserit Nasıl Düşürülür? Beslenmeden Yeni Tedavilere Güncel Rehber]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trigliserit-nasil-dusurulur-beslenmeden-yeni-tedavilere-guncel-rehber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trigliserit-nasil-dusurulur-beslenmeden-yeni-tedavilere-guncel-rehber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yüksek trigliseritte en etkili yaklaşım değerin neden yükseldiğine ve ne kadar yüksek olduğuna göre değişiyor. Yeni 2026 kılavuzu kilo kaybı, şeker ve alkol kontrolünü öne çıkarırken, çok yüksek genetik trigliseritte APOC3’ü hedefleyen yeni ilaçlar tedavide yeni bir dönem açıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Trigliseriti düşürmenin tek bir yöntemi yok. Çünkü 180 mg/dL trigliseriti olan bir kişiyle 1200 mg/dL sonucu bulunan bir kişinin öncelikleri aynı değil.</p>

<p>Güncel yaklaşımda 150-499 mg/dL aralığında kalp-damar riskinin azaltılması öne çıkarken, 500 mg/dL’nin üzerinde pankreatit riski giderek daha fazla önem kazanıyor. 1000 mg/dL ve üzerindeki değerlerde ise trigliseritin hızlı ve güvenli biçimde kontrol altına alınması temel hedeflerden biri haline geliyor.</p>

<p>2026 dislipidemi kılavuzu bu ayrımı daha belirgin hale getiriyor. Bir başka önemli gelişme ise özellikle nadir genetik hipertrigliseridemi hastalarında APOC3 adlı proteini hedefleyen yeni ilaçların ortaya çıkması.</p>

<p>Trigliseriti düşürmenin ilk adımı: Neden yükseldi?</p>

<p>Trigliserit yüksekliğinde yalnızca “ne yememeliyim?” sorusuna odaklanmak eksik kalabilir.</p>

<p>Önce yüksekliğe katkıda bulunan nedenler değerlendirilir:</p>

<ul>
 <li>Fazla kilo ve abdominal obezite</li>
 <li>Kontrolsüz diyabet</li>
 <li>İnsülin direnci</li>
 <li>Fazla alkol tüketimi</li>
 <li>İlave şeker ve rafine karbonhidrat tüketimi</li>
 <li>Hipotiroidi</li>
 <li>Bazı böbrek ve karaciğer hastalıkları</li>
 <li>Bazı ilaçlar</li>
 <li>Gebelik</li>
 <li>Genetik trigliserit bozuklukları</li>
</ul>

<p>Örneğin kontrolsüz diyabet nedeniyle trigliseriti çok yükselmiş bir kişide yalnızca yağ tüketimini azaltmak yeterli olmayabilir. Kan şekerinin kontrol altına alınması trigliseritte belirgin düşüş sağlayabilir.</p>

<p>1. Fazla kilo varsa yüzde 5-10 kayıp bile etkili olabilir</p>

<p>2026 ACC/AHA dislipidemi kılavuzunun güçlü biçimde vurguladığı yöntemlerden biri kilo yönetimi.</p>

<p>Fazla kilolu veya obez kişilerde vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 5-10’unun kaybedilmesi trigliserit düzeyinde yaklaşık yüzde 20-30 azalmayla sonuçlanabilir.</p>

<p>Burada hedef hızlı ve sürdürülemeyen diyetler değil.</p>

<p>Kalıcı kilo kaybı; karaciğerde trigliserit üretiminin azalmasına, insülin duyarlılığının iyileşmesine ve metabolik risklerin birlikte düzelmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>2. Sadece yağı değil, ilave şekeri de azaltmak gerekiyor</p>

<p>Trigliseritle ilgili en sık yapılan hatalardan biri yalnızca yağlı yiyeceklere odaklanmak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vücut fazla karbonhidratı, özellikle fazla enerji alımıyla birlikte, trigliseride dönüştürebilir.</p>

<p>Bu nedenle özellikle:</p>

<ul>
 <li>Şekerli içecekler</li>
 <li>İlave şeker içeren ürünler</li>
 <li>Tatlılar</li>
 <li>Rafine tahıllar</li>
 <li>Aşırı işlenmiş karbonhidrat kaynakları</li>
</ul>

<p>yüksek trigliseritte önem kazanır.</p>

<p>2026 kılavuzu 150-499 mg/dL trigliseriti bulunan yetişkinlerde ilave şeker, rafine karbonhidrat ve doymuş yağdan düşük bir beslenme düzenini öneriyor.</p>

<p>3. Alkol bazı kişilerde düşündüğünüzden daha güçlü olabilir</p>

<p>Alkol karaciğerde trigliserit üretimini artırabilir.</p>

<p>Etkisi özellikle trigliseriti zaten yüksek olan kişilerde çok daha belirgin hale gelebilir.</p>

<p>Güncel yaklaşım burada trigliserit seviyesine göre değişiyor.</p>

<p>150-499 mg/dL aralığında alkolün en aza indirilmesi öneriliyor.</p>

<p>500-999 mg/dL düzeyinde alkolün bırakılması öne çıkıyor.</p>

<p>1000 mg/dL ve üzerindeki ciddi hipertrigliseridemide ise alkolün tamamen ortadan kaldırılması pankreatit riskini azaltmaya yönelik yaklaşımın bir parçası.</p>

<p>4. Trigliserit 1000’in üzerindeyse beslenme yaklaşımı değişiyor</p>

<p>Bu önemli bir ayrım.</p>

<p>Orta derecede trigliserit yüksekliği bulunan bir kişiye verilen genel “sağlıklı beslenme” önerileri, trigliseriti 1500 mg/dL olan bir kişi için yeterli olmayabilir.</p>

<p>1000 mg/dL ve üzerindeki ciddi hipertrigliseridemide güncel kılavuz çok düşük yağ içeren beslenme düzenini, rafine karbonhidratların ciddi şekilde azaltılmasını, ilave şeker ve alkolün ortadan kaldırılmasını öne çıkarıyor.</p>

<p>Amaç yalnızca uzun dönemli kalp-damar riskini azaltmak değildir.</p>

<p>Bu düzeylerde akut pankreatit riskini azaltmak öncelik kazanır.</p>

<p>5. Egzersiz neden işe yarıyor?</p>

<p>Düzenli fiziksel aktivite kasların enerji kullanımını artırır, insülin duyarlılığını iyileştirir ve trigliserit metabolizmasına olumlu katkı sağlayabilir.</p>

<p>Aerobik egzersiz ile direnç egzersizinin birlikte kullanılması metabolik sağlık açısından yararlı olabilir.</p>

<p>Ancak egzersizin etkisi beslenme, kilo kaybı ve diyabet kontrolünden bağımsız düşünülmemelidir.</p>

<p>En güçlü sonuç genellikle bu faktörlerin birlikte düzeltilmesiyle elde edilir.</p>

<p>6. Statin trigliseriti düşürür mü?</p>

<p>Evet, ancak statinlerin asıl kullanım amacı trigliserit rakamını mümkün olduğunca aşağı çekmek değildir.</p>

<p>Statinler LDL kolesterolü düşürür ve uygun hastalarda kalp krizi ve inme gibi aterosklerotik kalp-damar olaylarının riskini azaltır. Trigliseritte de genellikle bir miktar düşüş sağlayabilir.</p>

<p>150-499 mg/dL arasında trigliseriti bulunan kişilerde tedavinin önemli sorularından biri kişinin toplam kalp-damar riskidir.</p>

<p>Bu nedenle “trigliseritim yüksek, bana hangi trigliserit ilacı lazım?” sorusundan önce LDL, non-HDL kolesterol, apoB, diyabet ve toplam kardiyovasküler risk değerlendirilir.</p>

<p>7. Fibratlar ne zaman gündeme geliyor?</p>

<p>Fenofibrat gibi fibrik asit türevleri trigliseriti belirgin şekilde düşürebilir.</p>

<p>Özellikle kalıcı trigliserit düzeyi 500-999 mg/dL olan ve daha da önemlisi 1000 mg/dL’ye ulaşan kişilerde pankreatit riskini azaltmak amacıyla ilaç tedavisinin bir parçası olabilir.</p>

<p>Ancak önemli bir ayrım var:</p>

<p>Fibratların statine eklenmesinin herkeste ilave kalp-damar koruması sağladığı gösterilmiş değildir.</p>

<p>Bu nedenle “trigliserit yüksekse herkese fibrat” yaklaşımı doğru değildir.</p>

<p>8. Omega-3’te balık yağı ile reçeteli tedavi aynı şey değil</p>

<p>Omega-3 yağ asitleri trigliseriti düşürebilir.</p>

<p>Ancak marketten veya internetten alınan standart balık yağı takviyesi ile belirli doz ve içerikte kullanılan reçeteli omega-3 ürünleri aynı kabul edilmemelidir.</p>

<p>Ciddi hipertrigliseridemide reçeteli omega-3 preparatları trigliseriti azaltmak amacıyla kullanılabilir.</p>

<p>İkosapent etil ise daha farklı bir konuma sahip.</p>

<p>Kalp-damar hastalığı bulunan veya belirli yüksek risk özelliklerine sahip bazı kişilerde statin tedavisine rağmen trigliserit 150-499 mg/dL arasında kalıyorsa ikosapent etil kalp-damar riskini azaltmak amacıyla değerlendirilebilir.</p>

<p>Burada amaç yalnızca trigliserit sayısını değiştirmek değildir.</p>

<p>9. Yeni dönem: APOC3 hedefleniyor</p>

<p>Trigliserit tedavisindeki en dikkat çekici bilimsel gelişmelerden biri APOC3 adlı proteinin hedeflenmesi.</p>

<p>APOC3, trigliseritten zengin lipoproteinlerin metabolizmasını düzenleyen önemli proteinlerden biridir.</p>

<p>Bu proteinin üretimini azaltan yeni ilaçlar özellikle trigliseritin binlerce mg/dL’ye çıkabildiği nadir genetik hastalıklarda çok güçlü düşüşler sağlayabiliyor.</p>

<p>Bu alan artık yalnızca deneysel değil.</p>

<p>Olezarsen: Yeni mekanizmayla ilk onay</p>

<p>Olezarsen, APOC3 üretimini azaltan antisens oligonükleotid sınıfında bir ilaç.</p>

<p>ABD’de ailesel şilomikronemi sendromu bulunan yetişkinlerde, diyete ek olarak trigliseriti düşürmek amacıyla onaylandı.</p>

<p>Ailesel şilomikronemi sendromu son derece nadir genetik bir hastalık. Hastaların trigliserit değerleri binlerce mg/dL’ye ulaşabiliyor ve tekrarlayan akut pankreatit gelişebiliyor.</p>

<p>Olezarsen bu nedenle sıradan 200-300 mg/dL trigliserit yüksekliği için geliştirilmiş genel bir ilaç olarak görülmemeli.</p>

<p>Yeni mekanizmanın klinik kullanıma ulaşmış olması ise trigliserit tedavisinin geleceği açısından önemli.</p>

<p>Plozasiran: Faz III çalışmasında yaklaşık yüzde 80 düşüş</p>

<p>Bir diğer dikkat çekici ilaç plozasiran.</p>

<p>Bu tedavi küçük girişimci RNA, yani siRNA teknolojisi kullanarak karaciğerde APOC3 üretimini azaltıyor.</p>

<p>Faz III PALISADE çalışmasında kalıcı şilomikronemisi bulunan 75 hasta incelendi.</p>

<p>Başlangıçta ortanca trigliserit yaklaşık 2044 mg/dL idi.</p>

<p>Onuncu ayda trigliseritteki ortanca değişim 25 mg plozasiran grubunda yaklaşık yüzde 80, 50 mg grubunda yüzde 78 azalma olurken plasebo grubunda yüzde 17 azalma görüldü.</p>

<p>Daha önemlisi çalışmada akut pankreatit olaylarında da azalma bildirildi.</p>

<p>Bu sonuçlar umut verici.</p>

<p>Ancak burada yüzde 80 rakamının genel trigliserit yüksekliği bulunan herkese uygulanamayacağının altını çizmek gerekiyor. Çalışma çok yüksek trigliseritle seyreden kalıcı şilomikronemi hastalarında yapıldı.</p>

<p>Gelecekte sıradan trigliserit yüksekliğinde de kullanılabilir mi?</p>

<p>Bilim dünyasının asıl ilgilendiği sorulardan biri bu.</p>

<p>APOC3 ve ANGPTL3 gibi trigliserit metabolizmasının merkezindeki proteinlerin genetik ve farmakolojik olarak hedeflenmesi, yalnızca nadir genetik hastalıklar için değil daha geniş hipertrigliseridemi grupları için de araştırılıyor.</p>

<p>Ancak yeni bir ilacın trigliseriti yüzde 50-80 düşürmesi tek başına yeterli değil.</p>

<p>Daha geniş hasta gruplarında kalp krizi, inme, pankreatit ve ölüm gibi klinik sonuçları gerçekten azaltıp azaltmadığının ve uzun dönem güvenliğinin gösterilmesi gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle yeni ilaçların heyecan verici laboratuvar sonuçlarını bugünün standart tedavilerinin yerine koymak için henüz erken olabilir.</p>

<p>Trigliseriti en hızlı ne düşürür?</p>

<p>Bunun tek bir cevabı yok.</p>

<p>Trigliseriti 220 mg/dL olan fazla kilolu ve insülin dirençli bir kişide kilo kaybı, şeker ve rafine karbonhidratların azaltılması, fiziksel aktivite ve alkol kontrolü temel yaklaşım olabilir.</p>

<p>Trigliseriti 700 mg/dL olan kişide pankreatit riskinin azaltılması daha fazla önem kazanır ve ilaç tedavisi değerlendirilebilir.</p>

<p>Trigliseriti 1500 mg/dL olan bir kişide ise çok düşük yağlı beslenme, alkol ve ilave şekerin bırakılması, diyabet varsa hızla kontrol altına alınması ve uygun ilaç tedavisi çok daha acil bir klinik hedef haline gelir.</p>

<p>Genetik ailesel şilomikronemide ise yeni APOC3 hedefli tedaviler bambaşka bir seçenek oluşturabilir.</p>

<p>Yani trigliseriti düşürmenin en etkili yöntemi, önce “neden yüksek?” ve “ne kadar yüksek?” sorularını doğru yanıtlamaktan geçiyor.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>Trigliseriti en çok ne yükseltir?</p>

<p>Tek bir neden yoktur. Fazla kilo, kontrolsüz diyabet, insülin direnci, fazla alkol, ilave şeker ve rafine karbonhidrat tüketimi, bazı ilaçlar ve genetik bozukluklar önemli nedenler arasındadır.</p>

<p>Trigliserit 500’ün üzerindeyse yalnızca diyet yeterli mi?</p>

<p>Her zaman değil. 500 mg/dL ve özellikle 1000 mg/dL üzerindeki kalıcı değerlerde pankreatit riskini azaltmak amacıyla yaşam tarzının yanında fibrat veya reçeteli omega-3 gibi ilaç tedavileri değerlendirilebilir.</p>

<p>Yeni ilaçlar trigliseriti yüzde 80 düşürebiliyor mu?</p>

<p>Belirli çok yüksek riskli hasta gruplarında evet. Plozasiranın Faz III çalışmasında kalıcı şilomikronemisi bulunan hastalarda yaklaşık yüzde 80’e ulaşan ortanca düşüşler bildirildi. Bu sonuç sıradan trigliserit yüksekliği bulunan bütün hastalara genellenemez.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>American College of Cardiology/American Heart Association Joint Committee on Clinical Practice Guidelines. Guideline on the Management of Dyslipidemia. Journal of the American College of Cardiology, 2026.</li>
 <li>U.S. Food and Drug Administration. FDA Approves Drug to Reduce Triglycerides in Adult Patients with Familial Chylomicronemia Syndrome, 2024.</li>
 <li>Watts GF, Rosenson RS, Hegele RA, et al. Plozasiran for Managing Persistent Chylomicronemia and Pancreatitis Risk. New England Journal of Medicine, 2025.</li>
 <li>American Diabetes Association Professional Practice Committee. Cardiovascular Disease and Risk Management: Standards of Care in Diabetes. Diabetes Care, 2025. </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trigliserit-nasil-dusurulur-beslenmeden-yeni-tedavilere-guncel-rehber</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0854.jpeg" type="image/jpeg" length="66258"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trigliserit Nedir, Kaç Olmalı? Yüksekliği Neden Olur?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trigliserid-kac-olmali-normal-degerler-ve-riskler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trigliserid-kac-olmali-normal-degerler-ve-riskler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trigliserit, kanda taşınan yağ türlerinden biridir. Yüksekliği kalp-damar riskiyle ilişkiliyken özellikle 500 mg/dL ve üzerindeki değerlerde pankreatit riski önem kazanır; 1000 mg/dL üzerindeki düzeylerde risk daha da artabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Kan tahlilinde trigliserit yüksekliği yalnızca “kolesterol yüksekliği” olarak düşünülmemelidir. Trigliserit, kolesterolden farklı bir yağ türüdür ve özellikle çok yüksek değerlere ulaştığında kalp-damar riskinin yanı sıra akut pankreatit açısından da önem kazanır.</p>

<p>Trigliserit sonucu son yenilen öğünden, alkol tüketiminden, kan şekeri kontrolünden, vücut ağırlığından ve bazı ilaçlardan etkilenebilir. Bu nedenle 160 mg/dL ile 1000 mg/dL aynı klinik anlamı taşımaz.</p>

<p>Trigliserit nedir?</p>

<p>Trigliseritler vücudun enerji depolamak için kullandığı başlıca yağ türlerinden biridir.</p>

<p>Yemeklerle alınan fazla enerji trigliseritlere dönüştürülebilir ve yağ dokusunda depolanabilir. Karaciğer de trigliserit üretir.</p>

<p>Kanda trigliseritler lipoproteinler içinde taşınır.</p>

<p>Trigliserit yüksekliği sıklıkla obezite, insülin direnci, Tip 2 diyabet ve diğer metabolik sorunlarla birlikte görülür.</p>

<p>Trigliserit kaç olmalı?</p>

<p>Yetişkinlerde trigliserit için yaygın kullanılan sınıflandırma şöyledir:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Trigliserit</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Genel değerlendirme</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>150 mg/dL’nin altı</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Normal</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>150-199 mg/dL</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sınırda yüksek</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>200-499 mg/dL</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Yüksek</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>500 mg/dL ve üzeri</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Çok yüksek</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Bu sınıflandırma klinik değerlendirmeyi kolaylaştırır ancak kişinin toplam kalp-damar riski yalnızca trigliserit rakamına göre belirlenmez.</p>

<p>LDL kolesterol, HDL kolesterol, diyabet, tansiyon, sigara kullanımı ve başka risk faktörleri de önemlidir.</p>

<p>Trigliserit 150 veya 200 çıkarsa ne demek?</p>

<p>150 mg/dL trigliserit, geleneksel sınıflandırmada normal aralığın üst sınırına ulaşılması anlamına gelir.</p>

<p>150-199 mg/dL aralığı sınırda yüksek kabul edilir.</p>

<p>200 mg/dL ve üzerindeki değerler ise yüksek trigliserit kategorisine girer.</p>

<p>Bu düzeylerde temel konu genellikle pankreatit değil, kişinin metabolik ve kalp-damar riskinin değerlendirilmesidir.</p>

<p>Özellikle yüksek trigliseritle birlikte bel çevresi artışı, düşük HDL, yüksek kan şekeri veya yüksek tansiyon bulunması metabolik risk açısından önemlidir.</p>

<p>Trigliserit 300 veya 400 çıkarsa ne anlama gelir?</p>

<p>300 veya 400 mg/dL belirgin trigliserit yüksekliğidir.</p>

<p>Bu değerlerde Tip 2 diyabet veya kötü glukoz kontrolü, fazla kilo, beslenme, alkol kullanımı, hipotiroidi ve bazı ilaçlar gibi ikincil nedenler araştırılabilir.</p>

<p>Pankreatit riski trigliserit yükseldikçe artmaya başlasa da klinik açıdan özellikle 500 mg/dL ve üzerindeki değerlerde bu konu daha fazla önem kazanır.</p>

<p>Bu nedenle 300-400 mg/dL sonuçları “biraz yüksek” denilerek göz ardı edilmemelidir; ancak 1000 mg/dL ile aynı risk düzeyinde de değerlendirilmemelidir.</p>

<p>Trigliserit 500 çıkarsa ne olur?</p>

<p>Trigliseritin 500 mg/dL veya üzerinde olması ciddi hipertrigliseridemi olarak değerlendirilir ve pankreatit riskinin önlenmesi tedavide önemli hedeflerden biri haline gelir.</p>

<p>Değer daha da yükseldikçe risk artar.</p>

<p>Bu düzeyde alkol kullanımı, kontrolsüz diyabet, beslenme, kullanılan ilaçlar ve genetik lipid bozuklukları gibi nedenler özellikle değerlendirilir.</p>

<p>Trigliserit yüksekliğinin nedeni yalnızca “yağlı yemek” olmayabilir.</p>

<p>Trigliserit 1000 çıkarsa ne anlama gelir?</p>

<p>1000 mg/dL ve üzerindeki trigliserit düzeylerinde akut pankreatit riski belirgin şekilde artar.</p>

<p>Bu kadar yüksek sonuçlar ciddi metabolik bozukluk, kontrolsüz diyabet, alkol, bazı ilaçlar veya genetik hipertrigliseridemi tablolarıyla ilişkili olabilir.</p>

<p>Ancak trigliserit 1000 olması kişinin mutlaka pankreatit geçireceği anlamına gelmez.</p>

<p>Şiddetli ve sürekli üst karın ağrısı, özellikle sırta yayılan ağrı, bulantı ve kusma gelişirse akut pankreatit açısından hızlı değerlendirme gerekir.</p>

<p>Buradaki önemli klinik ayrım şudur: Trigliserit yalnızca kalp-damar riskini ilgilendiren bir kan yağı değildir. Çok yüksek seviyelerde doğrudan pankreatit riski de gündeme gelir.</p>

<p>Trigliserit neden yükselir?</p>

<p>Trigliserit yüksekliğinin sık veya önemli nedenleri arasında:</p>

<ul>
 <li>Fazla kilo ve obezite</li>
 <li>İnsülin direnci</li>
 <li>Kontrolsüz Tip 2 diyabet</li>
 <li>Fazla alkol tüketimi</li>
 <li>Fazla enerji ve rafine karbonhidrat tüketimi</li>
 <li>Hipotiroidi</li>
 <li>Kronik böbrek hastalığı</li>
 <li>Bazı karaciğer hastalıkları</li>
 <li>Gebelik</li>
 <li>Bazı ilaçlar</li>
 <li>Genetik lipid bozuklukları</li>
</ul>

<p>bulunabilir.</p>

<p>Özellikle beklenmedik derecede yüksek trigliseritte ikincil nedenlerin araştırılması önemlidir.</p>

<p>Şeker trigliseriti yükseltir mi?</p>

<p>Evet. Trigliserit yalnızca yenilen yağlardan etkilenmez.</p>

<p>Fazla enerji ve özellikle yüksek miktarda rafine karbonhidrat ile ilave şeker tüketimi karaciğerde trigliserit üretimini artırabilir.</p>

<p>Kontrolsüz diyabette insülin etkisinin yetersizliği de trigliserit metabolizmasını bozabilir ve değerlerin çok yükselmesine yol açabilir.</p>

<p>Bu nedenle yüksek trigliseritte yalnızca “yağı azaltmak” yeterli bir yaklaşım olmayabilir. Kan şekeri kontrolü ve genel beslenme düzeni de değerlendirilir.</p>

<p>Alkol trigliseriti yükseltir mi?</p>

<p>Evet. Alkol bazı kişilerde trigliseriti belirgin biçimde artırabilir.</p>

<p>Özellikle zaten yüksek trigliseriti bulunan veya genetik yatkınlığı olan kişilerde etkisi daha belirgin olabilir.</p>

<p>Ciddi hipertrigliseridemide alkol pankreatit riskini artırabilecek ek bir faktör haline gelebilir.</p>

<p>Bu nedenle çok yüksek trigliserit değerlendirilirken alkol tüketimi mutlaka dikkate alınır.</p>

<p>Trigliserit yüksek ama kolesterol normal olabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Total kolesterol, LDL, HDL ve trigliserit birbirinden farklı lipid ölçümleridir.</p>

<p>Bir kişinin total kolesterolü veya LDL’si laboratuvar sınırlarında görünürken trigliseriti yüksek olabilir.</p>

<p>Özellikle insülin direnci ve Tip 2 diyabetle ilişkili lipid bozukluklarında yüksek trigliserit ile düşük HDL birlikte görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle lipid panelindeki tek bir değere bakmak yeterli değildir.</p>

<p>Trigliserit yüksekken LDL sonucu doğru çıkar mı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çok yüksek trigliserit LDL hesaplamasını etkileyebilir.</p>

<p>LDL birçok laboratuvarda doğrudan ölçülmek yerine total kolesterol, HDL ve trigliserit kullanılarak matematiksel olarak hesaplanır.</p>

<p>Özellikle trigliserit çok yükseldiğinde bazı klasik LDL hesaplama yöntemlerinin doğruluğu azalabilir veya laboratuvar LDL’yi hesaplamayabilir.</p>

<p>Böyle durumlarda doğrudan LDL ölçümü veya farklı hesaplama yöntemleri kullanılabilir.</p>

<p>Bu nedenle ciddi hipertrigliseridemide “LDL normal görünüyor” sonucu tek başına yeterli olmayabilir.</p>

<p>Trigliserit testi aç mı tok mu yapılır?</p>

<p>Lipid profili birçok durumda açlık gerektirmeden ölçülebilir.</p>

<p>Ancak trigliserit yemekten diğer lipid değerlerine göre daha fazla etkilenir.</p>

<p>Özellikle yüksek veya çok yüksek trigliserit saptandığında, pankreatit riskinin değerlendirilmesi gerektiğinde veya önceki sonucun yorumlanmasında belirsizlik varsa açlık lipid profili istenebilir.</p>

<p>Açlık ölçümü gerekiyorsa genellikle 8-12 saatlik açlık uygulanır. Testin hangi koşulda yapılacağı laboratuvar veya sağlık profesyonelinin talimatına göre belirlenmelidir.</p>

<p>Trigliserit yüksekliği belirti verir mi?</p>

<p>Hafif ve orta trigliserit yüksekliği çoğu zaman belirti vermez.</p>

<p>Çok yüksek düzeylerde bazı kişilerde deri veya göz çevresinde yağ birikimleri görülebilir.</p>

<p>Asıl önemli akut belirti pankreatitle ilişkili olabilir.</p>

<p>Çok yüksek trigliseriti bulunan bir kişide şiddetli üst karın ağrısı, sırta yayılan ağrı, bulantı ve kusma gelişmesi pankreatit açısından önemlidir.</p>

<p>Trigliserit nasıl düşer?</p>

<p>Yaklaşım yüksekliğin derecesine ve nedenine göre değişir.</p>

<p>Fazla kilo bulunan kişilerde kilo kaybı trigliseriti azaltabilir. Düzenli fiziksel aktivite, ilave şeker ve rafine karbonhidratların azaltılması ve alkolün sınırlandırılması veya ciddi hipertrigliseridemide bırakılması önemli olabilir.</p>

<p>Kontrolsüz diyabet varsa kan şekerinin düzeltilmesi trigliseritte belirgin düşüş sağlayabilir.</p>

<p>500 mg/dL ve üzerindeki ciddi hipertrigliseridemide pankreatit riskini azaltmak amacıyla yaşam tarzının yanında ilaç tedavisi de gündeme gelebilir.</p>

<p>Tedavinin amacı yalnızca laboratuvar rakamını düşürmek değil, pankreatit ve kalp-damar riskini azaltmaktır.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>Trigliserit 200 çok mu yüksek?</p>

<p>200 mg/dL yüksek trigliserit kategorisinin başlangıcıdır. Genellikle acil bir durum değildir ancak metabolik ve kalp-damar riskleri açısından nedeninin ve diğer lipid değerlerinin değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Trigliserit 500 olunca pankreatit olur mu?</p>

<p>Mutlaka olmaz. Ancak 500 mg/dL ve üzerindeki değerlerde pankreatit riski önem kazanmaya başlar ve trigliseritin daha fazla yükselmesinin önlenmesi tedavinin önemli hedeflerinden biridir.</p>

<p>Trigliserit 1000 tehlikeli midir?</p>

<p>1000 mg/dL ciddi hipertrigliseridemidir ve akut pankreatit riski belirgin şekilde artar. Özellikle şiddetli üst karın ağrısı, bulantı veya kusma varsa hızlı tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Virani SS, Morris PB, Agarwala A, et al. 2021 ACC Expert Consensus Decision Pathway on the Management of ASCVD Risk Reduction in Patients With Persistent Hypertriglyceridemia. Journal of the American College of Cardiology, 2021.</li>
 <li>Grundy SM, Stone NJ, Bailey AL, et al. Guideline on the Management of Blood Cholesterol. Circulation, 2019.</li>
 <li>Berglund L, Brunzell JD, Goldberg AC, et al. Evaluation and Treatment of Hypertriglyceridemia: An Endocrine Society Clinical Practice Guideline. Journal of Clinical Endocrinology &amp; Metabolism, 2012.</li>
 <li>U.S. National Library of Medicine. Triglycerides. MedlinePlus Medical Test. </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trigliserid-kac-olmali-normal-degerler-ve-riskler</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/02/i-m-g-1660.jpeg" type="image/jpeg" length="15699"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağız Kokusu Nasıl Önlenir? Günlük Hayatta Uygulanabilecek Etkili Yöntemler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/agiz-kokusu-nasil-onlenir-gunluk-hayatta-uygulanabilecek-etkili-yontemler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/agiz-kokusu-nasil-onlenir-gunluk-hayatta-uygulanabilecek-etkili-yontemler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ağız kokusunun en sık kaynakları ağız içindeki bakteriler, dil tabakası, diş ve diş eti sorunları ile ağız kuruluğudur. Gargara kokuyu azaltabilir ancak altta yatan nedeni her zaman ortadan kaldırmaz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ağız kokusu neden olur?</p>

<p>Tıbbi adı halitozis olan ağız kokusunun kaynağı çoğu zaman ağız içidir. Dil yüzeyinde biriken bakteriler, diş plağı, diş eti hastalıkları, çürükler, yetersiz ağız hijyeni ve ağız kuruluğu en önemli nedenler arasındadır.</p>

<p>Bu nedenle sürekli ağız kokusunu yalnızca naneli şeker veya gargara ile bastırmaya çalışmak sorunun kaynağını çözmeyebilir. Özellikle haftalarca devam eden ağız kokusunda ağız ve diş sağlığının değerlendirilmesi önemlidir.</p>

<p>Ağız kokusu neden olur?</p>

<p>Ağız kokusuna yol açabilecek tek bir neden yoktur. Yiyecek parçacıklarının parçalanması, dişler üzerinde biriken plak ve özellikle dil yüzeyindeki bakteriler kötü kokulu bileşiklerin oluşmasına katkıda bulunabilir.</p>

<p>Ağızdaki bakterilerin ürettiği uçucu kükürt bileşikleri ağız kaynaklı kötü kokunun önemli bileşenlerindendir.</p>

<p>Sarımsak, soğan ve bazı baharatlar geçici ağız kokusu oluşturabilir. Sigara kullanımı da hem doğrudan ağız kokusuna hem de diş eti hastalıklarına katkıda bulunabilir.</p>

<p>Dişlerinizi fırçaladığınız halde koku neden geçmeyebilir?</p>

<p>Diş fırçalamak ağız hijyeninin temelidir ancak tek başına her bölgeyi temizleyemez.</p>

<p>Diş aralarında kalan plak ve yiyecek artıkları için diş ipi veya uygun ara yüz temizleyicileri gerekebilir. Dil yüzeyi de önemli bir noktadır. Dilin girintili yapısı bakteriler, hücre artıkları ve yiyecek kalıntıları için uygun bir ortam oluşturabilir.</p>

<p>Özellikle dilin arka bölümündeki birikimler ağız kokusuna katkıda bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle düzenli diş fırçalamanın yanında diş aralarının ve dilin uygun biçimde temizlenmesi de ağız hijyeninin bir parçasıdır.</p>

<p>Ağız kuruluğu neden kötü nefese yol açabilir?</p>

<p>Tükürük ağız sağlığında önemli bir savunma mekanizmasıdır. Ağızdaki yiyecek parçacıklarının uzaklaştırılmasına yardımcı olur ve ağız ortamının korunmasına katkıda bulunur.</p>

<p>Tükürük azaldığında ağız kuruluğu gelişebilir ve ağız kokusu belirginleşebilir.</p>

<p>Sabahları görülen ağız kokusunun nedenlerinden biri de uyku sırasında tükürük üretiminin azalmasıdır. Ağzı açık uyumak ve ağızdan nefes almak kuruluğu daha da artırabilir.</p>

<p>Bazı ilaçlar da ağız kuruluğuna yol açabilir. Sürekli ağız kuruluğu yaşayan kişilerin kullandıkları ilaçları kendi kendilerine bırakmak yerine hekim veya diş hekimiyle görüşmeleri gerekir.</p>

<p>Gargara ağız kokusunu geçirir mi?</p>

<p>Burada önemli bir ayrım var: Her gargara aynı değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Amerikan Diş Hekimleri Birliği, ağız gargaralarını genel olarak kozmetik ve terapötik ürünler şeklinde ayırıyor. Kozmetik gargaralar kötü kokuyu geçici olarak maskeleyebilir ve ağızda ferah bir tat bırakabilir; ancak kötü kokuya neden olan bakteriler veya uçucu kükürt bileşikleri üzerinde mutlaka etkili değildir.</p>

<p>Bazı terapötik gargaralarda ise kötü kokuyla ilişkili bakterileri veya bileşikleri kontrol etmeye yönelik aktif maddeler bulunabilir.</p>

<p>Dolayısıyla “gargara ağız kokusunu geçirir” şeklinde bütün ürünleri kapsayan bir sonuç doğru değildir.</p>

<p>Gargara ağız kokusunu daha kötü yapabilir mi?</p>

<p>Daily Mail haberinde öne çıkarılan “gargara ağız kokusunu kötüleştirebilir” iddiası önemli bir ayrımla değerlendirilmelidir.</p>

<p>Gargaraların tamamının ağız kokusunu artırdığı söylenemez. Aksine uygun terapötik ürünler ağız kokusunun kontrolüne yardımcı olabilir.</p>

<p>Ancak ağız kuruluğu bulunan kişilerde alkol içeren ağız gargaraları kuruluğu ve tahrişi artırabilir. Mayo Clinic ve NHS, ağız kuruluğu yaşayan kişilere alkol içermeyen gargara seçeneklerini önermektedir.</p>

<p>Bu nedenle sorun gargarayı bütünüyle kötü ilan etmek değil; kişinin ağız sağlığına ve ürünün içeriğine uygun seçimi yapmaktır.</p>

<p>Ağız kokusu diş eti hastalığından kaynaklanabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Diş eti hastalıklarında diş ile diş eti arasında bakterilerin birikebildiği cepler oluşabilir. Bu durum kalıcı ağız kokusuna katkıda bulunabilir.</p>

<p>Bilimsel çalışmalar da periodontitis ile halitozis arasında ilişki bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>Ağız kokusuna kanayan veya şişmiş diş etleri, sallanan dişler ya da diş ağrısı eşlik ediyorsa diş hekimi değerlendirmesi özellikle önemlidir.</p>

<p>Ağız kokusu mideden mi gelir?</p>

<p>Toplumda ağız kokusunun çoğunlukla “mideden geldiği” düşünülse de ağız içindeki nedenler çok daha önemlidir.</p>

<p>Bununla birlikte ağız dışındaki sorunlar da ağız kokusuna katkıda bulunabilir. Bademcik taşları, burun ve sinüs sorunları, geniz akıntısı ve gastroözofageal reflü bunlardan bazılarıdır.</p>

<p>Diş hekimi ağız kaynaklı bir neden bulamazsa kişinin belirtilerine göre başka tıbbi nedenlerin değerlendirilmesi gerekebilir.</p>

<p>Ağız kokusunu azaltmak için ne yapılabilir?</p>

<p>Temel yaklaşım kokuyu parfümlemek değil, nedenini azaltmaktır.</p>

<p>Dişlerin florürlü diş macunuyla düzenli olarak fırçalanması, diş aralarının temizlenmesi ve dilin nazikçe temizlenmesi ağız hijyeninin temelini oluşturur.</p>

<p>Yeterli sıvı tüketmek ağız kuruluğunun azaltılmasına yardımcı olabilir. Şekersiz sakız çiğnemek de bazı kişilerde tükürük üretimini artırabilir.</p>

<p>Sigara kullanımı ağız kokusunu ve ağız-diş sağlığı sorunlarını artırabileceğinden bırakılması önemlidir.</p>

<p>Gargara ise diş fırçalama ve diş arası temizliğinin yerine geçmemelidir.</p>

<p>Ağız kokusu ne zaman ciddiye alınmalı?</p>

<p>Yiyeceklere veya sabah ağız kuruluğuna bağlı geçici kötü nefes oldukça yaygındır.</p>

<p>Ancak iyi ağız hijyenine rağmen ağız kokusu birkaç hafta boyunca devam ediyorsa diş hekimine başvurmak uygun olur.</p>

<p>Özellikle diş eti kanaması veya şişliği, diş ağrısı, sallanan dişler ya da belirgin ağız kuruluğu eşlik ediyorsa değerlendirme ertelenmemelidir.</p>

<p>Kalıcı ağız kokusunda amaç yalnızca kokuyu gidermek değil, kokuyu oluşturan nedeni belirlemektir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve tanı veya tedavi önerisi değildir. Sürekli ağız kokusu, ağız kuruluğu, diş eti kanaması, ağrı veya başka belirtiler varsa diş hekimi ya da hekime başvurulmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>American Dental Association (ADA) – Mouthrinse (Mouthwash)</p>

<p>Mayo Clinic – Bad Breath: Symptoms and Causes</p>

<p>Mayo Clinic – Bad Breath: Diagnosis and Treatment</p>

<p>Mayo Clinic – Dry Mouth: Symptoms and Causes</p>

<p>NHS – Bad Breath</p>

<p>NHS – Dry Mouth</p>

<p>Clinical Oral Investigations – The Association Between Halitosis and Periodontitis: A Systematic Review and Meta-analysis</p>

<p>PubMed – Perspectives on Tongue Coating: Etiology, Clinical Management, and Associated Diseases  </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/agiz-kokusu-nasil-onlenir-gunluk-hayatta-uygulanabilecek-etkili-yontemler</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 13:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0853.jpeg" type="image/jpeg" length="33204"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Hocaların Hocası” Prof. Dr. Uğur Ersoy Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hocalarin-hocasi-prof-dr-ugur-ersoy-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hocalarin-hocasi-prof-dr-ugur-ersoy-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk yapı ve deprem mühendisliğinin önde gelen akademisyenlerinden Prof. Dr. Uğur Ersoy hayatını kaybetti. 1932 doğumlu Ersoy, ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi’ndeki çalışmalarıyla kuşaklar boyunca mühendis yetiştirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’nin inşaat mühendisliği ve akademi dünyasının önemli isimlerinden Prof. Dr. Uğur Ersoy hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO), Ersoy’un vefatını 18 Eylül 2026 tarihinde duyurdu. İMO tarafından yayımlanan mesajda Ersoy, mesleğin “duayen ismi” ve “hocaların hocası” olarak anıldı. Ersoy’un Odanın çok sayıda bilimsel etkinliğinde görev aldığı, kongre ve sempozyumların düzenleme kurullarında bulunduğu, mesleki rapor ve görüşlere önemli katkılar sunduğu belirtildi.</p>

<p>Uğur Ersoy kimdir?</p>

<p>Prof. Dr. Uğur Ersoy, 1932 yılında Mersin’de doğdu. Ortaokul ve lise eğitimini Tarsus Amerikan Koleji’nde tamamladı. 1955 yılında Robert Kolej İnşaat Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Ardından lisansüstü eğitimi için ABD’ye gitti.</p>

<p>University of Texas at Austin kayıtlarına göre Ersoy, yüksek lisans derecesini 1956’da, doktorasını ise 1965’te aldı. Üniversite, Ersoy’u Türkiye’de deprem mühendisliğinin gelişimine öncülük eden isimlerden biri olarak tanımlıyor.</p>

<p>47 yıl ODTÜ’de görev yaptı</p>

<p>Ersoy, 1959 yılında ODTÜ’ye katıldı. Üniversitedeki akademik yaşamı 2006 yılına kadar devam etti.</p>

<p>Bu dönemde yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetleri yürütmedi; üniversite yönetiminde de çeşitli sorumluluklar üstlendi. İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanlığı, rektör yardımcılığı ve ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsünde yöneticilik görevlerinde bulundu.</p>

<p>University of Texas at Austin’in biyografisine göre Ersoy, ODTÜ’de Türkiye’nin ilk yapı araştırma laboratuvarını kurdu ve deneysel yapı mühendisliği araştırmalarının gelişmesinde önemli rol oynadı. Akademik yaşamı boyunca yaklaşık 5 bin inşaat mühendisinin eğitimine katkı sağladı.</p>

<p>Deprem mühendisliğine önemli katkılar</p>

<p>Uğur Ersoy’un bilimsel çalışmalarının merkezinde betonarme yapılar, yapı mühendisliği ve deprem davranışı bulunuyordu.</p>

<p>Özellikle betonarme ve prefabrik yapıların deprem davranışı ile deprem açısından yetersiz binaların güçlendirilmesine yönelik deneysel araştırmalar yürüttü. Ersoy ve çalışma arkadaşlarının geliştirdiği bazı güçlendirme yöntemleri, Türkiye’de depremden zarar gören yüzlerce yapının rehabilitasyonunda kullanıldı.</p>

<p>Ersoy ayrıca Türkiye ve Avrupa’daki betonarme ve deprem tasarım kurallarının geliştirilmesine yönelik çalışmalara katkıda bulundu.</p>

<p>Toronto ve Boğaziçi Üniversitelerinde ders verdi</p>

<p>Prof. Dr. Ersoy’un akademik çalışmaları ODTÜ ile sınırlı kalmadı.</p>

<p>Toronto Üniversitesinde 1980-1981 yıllarında, Boğaziçi Üniversitesinde ise 1992-1994 yılları arasında konuk profesör olarak görev yaptı. 2006 yılında ODTÜ’deki uzun akademik döneminin ardından Boğaziçi Üniversitesinde görev yapmaya başladı.</p>

<p>Uluslararası ödüllere layık görüldü</p>

<p>Ersoy’un yapı ve betonarme mühendisliğindeki çalışmaları çeşitli ödüllerle karşılık buldu.</p>

<p>1969 yılında American Concrete Institute tarafından Wason Medal for Research ödülüne layık görüldü. 1985’te ODTÜ Parlar Vakfı Fen Ödülü’nü aldı. Daha sonraki yıllarda Türk Prefabrik Birliği ve İnşaat Mühendisleri Odası tarafından da ödüllendirildi.</p>

<p>2005 yılında University of Texas at Austin’in Academy of Distinguished Alumni topluluğuna kabul edildi.</p>

<p>Mühendisliğin yanında edebiyatla da ilgilendi</p>

<p>Uğur Ersoy yalnızca teknik çalışmalarıyla tanınmıyordu. Mesleki kitaplarının yanı sıra anı, anlatı ve öykü türlerinde eserler kaleme aldı. İnşaat Mühendisleri Odası, Ersoy’un mühendislik ile tarih, edebiyat ve kültürü bir araya getiren yönüne de dikkat çekiyordu.</p>

<p>Ersoy’un son dönem çalışmalarından biri de “Belleğimden Silinmeyenler” oldu. Kitap, İnşaat Mühendisleri Odası tarafından Şubat 2026’da yayımlandı.</p>

<p>Prof. Dr. Uğur Ersoy; yaklaşık yedi on yıla yayılan meslek yaşamı, yetiştirdiği mühendisler, deprem ve yapı mühendisliği alanındaki araştırmaları ve eserleriyle Türkiye mühendislik tarihinin önemli akademisyenleri arasında yer aldı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hocalarin-hocasi-prof-dr-ugur-ersoy-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 12:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0851.jpeg" type="image/jpeg" length="45565"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karahanlılarda Tıp: 1066’da Semerkant’ta Hastane, Maaşlı Hekim ve Vakıfla Sağlık Hizmeti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/karahanlilarda-tip-1066da-semerkantta-hastane-maasli-hekim-ve-vakifla-saglik-hizmeti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/karahanlilarda-tip-1066da-semerkantta-hastane-maasli-hekim-ve-vakifla-saglik-hizmeti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaklaşık bin yıl önce Semerkant’ta hastaların tedavi edildiği, hekime ücret ayrıldığı, ilaçların satın alındığı, hastaların yemeklerinin karşılandığı ve bütün bu giderlerin vakıf gelirleriyle finanse edildiği bir sağlık kurumu bulunuyordu. 1066 tarihli vakfiye, Karahanlıların sağlık tarihine dair şaşırtıcı ayrıntılar taşıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Karahanlılar denildiğinde çoğunlukla Satuk Buğra Han, İslamiyet’in kabulü, Yusuf Has Hacib’in <i>Kutadgu Bilig</i>’i ve Kaşgarlı Mahmud’un <i>Divânü Lügati’t-Türk</i>’ü hatırlanır.</p>

<p>Oysa Karahanlı çağının daha az bilinen bir başka yüzü vardır:</p>

<p><strong>Hastaneler, hekimler, ilaçlar, sağlık hizmetleri ve tıp bilgisi.</strong></p>

<p>Özellikle Semerkant’tan günümüze ulaşan 11. yüzyıla ait bir vakıf belgesi, dönemin sağlık anlayışını tahminlerin ötesine taşıyor.</p>

<p>Çünkü bu belgede yalnızca bir hastaneden söz edilmiyor.</p>

<p>Hekimin ücretinden hastanın yemeğine, ilaç alımından yakacağa, temizlikten aydınlatmaya kadar sağlık kurumunun giderleri tek tek düşünülüyor.</p>

<h2>7 Haziran 1066: Semerkant’taki hastanenin belgesi</h2>

<p>Karahanlı tıp tarihinin en önemli kaynaklarından biri, <strong>10 Receb 458 / 7 Haziran 1066</strong> tarihli vakfiyedir.</p>

<p>Belge, Batı Karahanlı hükümdarı Tamgaç Han İbrahim b. Nasr döneminde Semerkant’ta oluşturulan sağlık kurumunun nasıl işletileceğine ilişkin ayrıntılar içerir.</p>

<p>Kaynaklarda kurum <strong>Dârü’l-Merdâ</strong>, yani kabaca “Hastalar Evi” adıyla anılmaktadır.</p>

<p>Karşımızda yalnızca bir tarihçinin yüzyıllar sonra aktardığı “hükümdar hastane yaptırdı” şeklinde kısa bir bilgi yoktur.</p>

<p>Hastanenin gelir kaynakları, giderleri ve görevlilerine ayrılacak payların düzenlendiği bir vakıf belgesi vardır.</p>

<p>Bu nedenle Semerkant Dârü’l-Merdâ’sı, Karahanlı sağlık tarihini anlamamız açısından olağanüstü değer taşır.</p>

<h2>Hekime ücret ayrılmıştı</h2>

<p>Vakfiyenin en dikkat çekici bölümlerinden biri sağlık çalışanlarına ayrılan paylardır.</p>

<p>Hastaları sürekli tedavi etmekle görevli <strong>hekime vakıf gelirinden belirli bir pay ayrılmıştı.</strong></p>

<p>Dönemin yaygın tedavi uygulamalarından biri olan kan alma işlemini gerçekleştiren görevli için de ayrıca kaynak öngörülüyordu.</p>

<p>Burada önemli bir ayrıntı vardır:</p>

<p>1066 tarihli belge, hastanede bir hekimin görev yaptığını açıkça göstermesine rağmen <strong>hekimin adını bize söylemez.</strong></p>

<p>Dolayısıyla elimizde Karahanlı hastanesinde görev yapan kişinin mesleği ve finansmanı hakkında bilgi vardır; fakat kimliği konusunda kesin bir kayıt yoktur.</p>

<p>Bu tarihsel sınırı korumak gerekir.</p>

<h2>Hastanın yalnız hastalığı değil, yemeği de düşünülüyordu</h2>

<p>Vakfiyede yalnız tedavi masrafları yer almıyordu.</p>

<p>Hastaların yiyecekleri için de kaynak ayrılmıştı.</p>

<p>Yemeklerde kullanılacak et, yakacak, aşçı, temizlik ve aydınlatma gibi kalemlerin giderleri vakıf sistemi içinde planlanmıştı.</p>

<p>Bu durum dönemin sağlık anlayışına ilişkin önemli bir ipucu verir:</p>

<p><strong>Hasta yalnızca ilaç verilerek gönderilecek biri olarak görülmüyordu.</strong></p>

<p>Tedavi sürecinde barınması, beslenmesi ve bakımının devam edebilmesi de kurumun görevleri arasındaydı.</p>

<p>Bugünün hastane hizmetleriyle doğrudan karşılaştırmak elbette doğru olmaz.</p>

<p>Ancak yaklaşık bin yıl önce sağlık hizmetinin yalnız hekim-hasta ilişkisinden ibaret görülmediği açıktır.</p>

<h2>İlaçlar önceden alınıp saklanıyordu</h2>

<p>Vakfiyenin belki de en çarpıcı ayrıntılarından biri ilaçlarla ilgilidir.</p>

<p>Gelirlerden artan paranın bir bölümünün <strong>sık kullanılan ilaç ve merhemlerin satın alınarak hazır bulundurulmasına</strong> ayrılması öngörülüyordu.</p>

<p>Belgelerde bunun için bir defada <strong>1000 dirheme kadar</strong> kaynak kullanılabileceği belirtilmektedir.</p>

<p>Bu ayrıntı küçümsenmemelidir.</p>

<p>Çünkü hastane yalnızca hekimi bulunan bir yapı değildir.</p>

<p>Tedavide kullanılacak ilaçların tedarik edilmesi ve stoklanması da düşünülmüştür.</p>

<p>Başka bir ifadeyle sağlık kurumunun devamlılığı yalnız personele değil, <strong>ilaç teminine de bağlanmıştır.</strong></p>

<h2>Hastaneden kimler yararlanıyordu?</h2>

<p>Vakfiye ve belgeyi inceleyen çalışmalar, hastanenin özellikle toplumun yardıma muhtaç kesimlerine yönelik bir hayır kurumu niteliği taşıdığını göstermektedir.</p>

<p>Yoksullar, kimsesizler, yabancılar, güçsüzler ve bakıma ihtiyaç duyan hastalar bu hizmetin merkezindeydi.</p>

<p>Ancak dönemin belgelerinden hareketle günümüz sağlık sistemindeki gibi herkesi kapsayan standart ve merkezi bir hasta kabul sistemi bulunduğunu söylemek doğru değildir.</p>

<p>Bu nedenle Karahanlılardaki uygulamayı bugünkü anlamda “genel sağlık sigortası” veya “devlet hastanesi sistemi” olarak tanımlamak tarihsel açıdan yanıltıcı olur.</p>

<p>Daha doğru ifade şudur:</p>

<p><strong>Vakıf gelirleriyle finanse edilen, özellikle muhtaç hastalara tedavi ve bakım sağlamayı amaçlayan kurumsal bir sağlık hizmeti bulunuyordu.</strong></p>

<h2>Karahanlılarda bir sağlık sistemi var mıydı?</h2>

<p>Bugünkü anlamıyla Sağlık Bakanlığına benzeyen merkezi bir teşkilattan söz etmek için yeterli kanıt bulunmamaktadır.</p>

<p>Karahanlı şehirlerindeki sağlık hizmetleri daha çok hükümdarların, yöneticilerin ve vakıfların oluşturduğu kurumlar üzerinden yürüyordu.</p>

<p>Semerkant örneğinin önemi de burada ortaya çıkar.</p>

<p>Hastanenin devamlılığı yalnız hükümdarın kişisel hazinesine bırakılmamıştı.</p>

<p>Gelir getiren mallar vakfedilmiş, böylece sağlık kurumunun masraflarının sürekliliği sağlanmaya çalışılmıştı.</p>

<p>Hükümdar değişse bile kurumun gelir üretmeye devam etmesi hedefleniyordu.</p>

<p>Bu, İslam dünyasının sağlık tarihinde önemli bir yere sahip olacak <strong>hastane-vakıf ilişkisinin Orta Asya’daki dikkat çekici örneklerinden biridir.</strong></p>

<h2>Peki tıp eğitimi nasıl yapılıyordu?</h2>

<p>Karahanlılarda tıp eğitimi konusunda hastane kadar ayrıntılı belgelere sahip değiliz.</p>

<p>Bu nedenle 11. yüzyıl Semerkant’ında modern anlamda bir “tıp fakültesi” bulunduğunu kesin bir ifadeyle söylemek doğru olmaz.</p>

<p>Tamgaç Han’ın Semerkant’ta medrese ve hastane yaptırdığı bilinmektedir.</p>

<p>Bazı araştırmacılar hastane çevresindeki eğitim faaliyetlerini <strong>“tıp okulu niteliğinde”</strong> değerlendirmiş ve tıp öğretiminin hastane ortamıyla ilişkili olabileceğini öne sürmüştür.</p>

<p>Ancak elimizde ders programını, öğrencilerin eğitim süresini, sınav sistemini veya hangi tıp kitaplarının hangi sırayla okutulduğunu ayrıntılarıyla gösteren bir tıp fakültesi müfredatı bulunmamaktadır.</p>

<p>Bu nedenle en güvenli değerlendirme şudur:</p>

<p><strong>Semerkant’taki hastane çevresinde hekimlik bilgisinin aktarılmasına ve uygulamalı tıp eğitimine imkân veren bir bilim ortamının bulunmuş olması güçlü bir ihtimaldir; ancak modern anlamdaki bağımsız bir tıp fakültesinden söz etmek için kanıtlarımız sınırlıdır.</strong></p>

<p>İslam tıp geleneğinde hekim adaylarının kitaplardan teorik bilgiler edinmesi ve tecrübeli hekimlerin yanında hastaları gözlemlemesi önemli bir eğitim yöntemiydi.</p>

<p>Semerkant’ın da dönemin önemli bilim merkezlerinden biri olması, tıbbi bilginin burada aktarılmasını kolaylaştırmış olmalıdır.</p>

<h2>Karahanlı Türkçesinde hastalık, hekim ve ilaç</h2>

<p>Karahanlı döneminin tıp tarihini yalnız hastanelerden okumak eksik olur.</p>

<p>Dönemin iki büyük eseri, Türkçenin sağlık ve tıp alanındaki zenginliğini de göstermektedir.</p>

<p>Bunlardan ilki Yusuf Has Hacib’in 1069-1070 yıllarında tamamladığı <strong>Kutadgu Bilig</strong>’dir.</p>

<p>Eserde insan sağlığı, beslenme, beden dengesi, hastalık ve yaşam düzenine ilişkin çok sayıda değerlendirme bulunur.</p>

<p>Dönemin İslam tıbbında yaygın olan dört hılt teorisinin de eserde izleri görülmektedir.</p>

<p>Kan, balgam, sarı safra ve kara safra üzerinden açıklanan bu yaklaşım, yüzyıllar boyunca İslam ve Avrupa tıbbını etkileyen temel teorilerden biriydi.</p>

<p>Bugün bilimsel geçerliliğini yitirmiş olsa da dönemin tıp düşüncesini anlamamız bakımından önemlidir.</p>

<p>Kaşgarlı Mahmud’un <strong>Divânü Lügati’t-Türk</strong> adlı eseri ise Karahanlı dünyasındaki sağlık dilini görmemizi sağlar.</p>

<p>Dönemin Türkçesinde:</p>

<p><strong>“em”</strong> ilaç,</p>

<p><strong>“emçi”</strong> tedaviyle uğraşan kişi,</p>

<p><strong>“otaçı”</strong> hekim veya tedavi eden kişi,</p>

<p><strong>“ig”</strong> ise hastalık</p>

<p>gibi anlamlarda kullanılabiliyordu.</p>

<p>Kaynaklarda hastalıklar, tedaviler ve ilaçlara ilişkin başka birçok Türkçe kelimeyle de karşılaşılır.</p>

<p>Bu durum önemli bir gerçeği gösterir:</p>

<p>Karahanlı dünyasında sağlık bilgisi yalnız Arapça veya Farsça bilim dilinin içinde yaşamıyordu.</p>

<p><strong>Türkçe de hastalığı, tedaviyi ve ilacı anlatabilecek güçlü bir sağlık söz varlığına sahipti.</strong></p>

<h2>Karahanlıların ünlü hekimleri kimlerdi?</h2>

<p>Bu soruya cevap verirken dikkatli olmak gerekir.</p>

<p>Karahanlı döneminde yaşamış veya Semerkant-Buhara bilim çevresiyle ilişkili her hekimi doğrudan “Karahanlı hekimi” olarak tanımlamak doğru değildir.</p>

<h3>Bedreddin el-Kalânisî es-Semerkandî</h3>

<p>Karahanlı çağının sonlarına doğru Semerkant tıp çevresiyle ilişkilendirilebilecek önemli isimlerden biri <strong>Bedreddin Muhammed b. Behrâm el-Kalânisî es-Semerkandî</strong>’dir.</p>

<ol start="12">
 <li>yüzyılın sonlarında yaşamış olan Kalânisî, özellikle hekimlik ve eczacılık alanında tanınmıştır.</li>
</ol>

<p>Yaklaşık 1194 civarında kaleme aldığı düşünülen farmakoloji eseri, bileşik ilaçların hazırlanması ve kullanılmasına ilişkin geniş bilgiler içerir.</p>

<p>Ancak onu Semerkant’taki 1066 tarihli Dârü’l-Merdâ’nın hekimi veya doğrudan Karahanlı saray hekimi olarak gösterecek bir belge bulunmamaktadır.</p>

<p>Bu nedenle onu <strong>Karahanlı çağının sonlarında Semerkant’ın tıp ve eczacılık geleneğinin temsilcilerinden biri</strong> olarak değerlendirmek daha doğrudur.</p>

<h3>İbn Sînâ Karahanlı hekimi miydi?</h3>

<p>Hayır.</p>

<p>İbn Sînâ’nın adı Karahanlı tıp tarihi anlatılırken coğrafi yakınlık nedeniyle sıkça gündeme gelir.</p>

<p>Buhara yakınlarında doğmuş, gençliğini bölgede geçirmiş ve tıp tarihinin en büyük eserlerinden bazılarını vermiştir.</p>

<p>Ancak İbn Sînâ’nın eğitim hayatı ve ilk hekimlik yılları <strong>Sâmânîler dönemine</strong> aittir.</p>

<p>Karahanlılar 999 yılında Buhara’yı ele geçirip Sâmânî Devleti’ne son verdikten sonraki süreçte İbn Sînâ bölgeden ayrılmıştır.</p>

<p>Dolayısıyla onu <strong>“Karahanlı hekimi”</strong> olarak tanımlamak doğru değildir.</p>

<p>Bununla birlikte aynı Orta Asya bilim havzasının dünya tıp tarihine kazandırdığı en büyük isimlerden biri olduğu açıktır.</p>

<h3>Necîbüddin es-Semerkandî</h3>

<p>Semerkant tıp geleneğinin bir diğer büyük ismi <strong>Necîbüddin es-Semerkandî</strong>’dir.</p>

<p>Ancak onun ölüm tarihi 1221-1222 civarındadır.</p>

<p>Karahanlı Devleti’nin Semerkant’taki hâkimiyeti ise 1212 yılında sona ermiştir.</p>

<p>Bu nedenle Necîbüddin es-Semerkandî’yi doğrudan “Karahanlı hekimi” olarak sınıflandırmak doğru olmaz.</p>

<p>Onu, <strong>Karahanlılar döneminde gelişen Semerkant bilim ve tıp geleneğinin sonraki önemli temsilcilerinden biri</strong> olarak değerlendirmek daha isabetlidir.</p>

<h2>Belge var, hekimin adı yok</h2>

<p>Burada tıp tarihi açısından ilginç bir durum ortaya çıkmaktadır.</p>

<p>Bugün Karahanlı Semerkant’ındaki hastanenin nasıl finanse edildiğini, hekime ne şekilde kaynak ayrıldığını, ilaçların nasıl satın alınacağını ve hastaların yemeklerinin nasıl karşılanacağını biliyoruz.</p>

<p>Ama 1066 yılında o hastanede çalışan hekimin adını bilmiyoruz.</p>

<p>Tarih bazen böyledir.</p>

<p>Bir insanın adını kaybeder ama yaptığı işin izlerini korur.</p>

<p>Yaklaşık bin yıl sonra elimizde kalan vakfiye, ismini bilmediğimiz bir hekimin Semerkant’ta hastaları tedavi ettiğini bize hâlâ anlatmaktadır.</p>

<h2>Bin yıl önce Semerkant’ta ne vardı?</h2>

<p>Bugünün kavramlarını geçmişe taşımadan baktığımızda bile ortaya oldukça çarpıcı bir tablo çıkmaktadır.</p>

<p>1066 yılında Semerkant’ta:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaların tedavi edildiği bir kurum vardı.</p>

<p>Hekim görev yapıyordu.</p>

<p>Hekimin ücreti için kaynak ayrılıyordu.</p>

<p>Kan alma işlemi yapan görevli bulunuyordu.</p>

<p>Hastalara yemek hazırlanıyordu.</p>

<p>İlaç ve merhem satın alınıp saklanıyordu.</p>

<p>Yakacak, temizlik ve aydınlatma giderleri düşünülüyordu.</p>

<p>Ve bütün bunların devam edebilmesi için gelir getiren mallar vakfedilmişti.</p>

<p>Karahanlı tıp tarihinin önemini “ilk hastane” gibi kanıtlanması zor bir iddiada aramaya gerek yok.</p>

<p>Asıl dikkat çekici nokta zaten önümüzde duruyor:</p>

<p><strong>Yaklaşık bin yıl önce Semerkant’ta hekimi, ilacı, hastanın yemeğini ve hastanenin günlük giderlerini aynı vakıf düzeni içinde finanse eden kurumsal bir sağlık anlayışı oluşturulmuştu.</strong></p>

<p>Bugünkü anlamıyla sosyal devlet değildi.</p>

<p>Modern bir sağlık sigortası sistemi değildi.</p>

<p>Bugünün üniversite hastanesi de değildi.</p>

<p>Ama hasta tedavisinin sürekliliğini sağlayabilmek için insanı, hekimi, ilacı ve finansmanı aynı yapı içerisinde düşünmeye çalışan önemli bir sağlık kurumuydu.</p>

<p>Ve belki de Karahanlıların tıp tarihindeki en önemli mirası tam olarak buydu.</p>

<h2>Tarihsel doğruluk notu</h2>

<p>Semerkant Dârü’l-Merdâ’sının varlığı ve vakıf sistemiyle finanse edilmesi yazılı tarihî belgelere dayanmaktadır. Bununla birlikte “tıp fakültesi”, “modern hastane”, “sağlık bakanlığı” veya günümüzde kullanılan bazı sağlık meslekleri gibi kavramların 11. yüzyıla aynen aktarılması anakronizme yol açabilir. Bu nedenle dönemin sağlık kurumları kendi tarihsel şartları içerisinde değerlendirilmelidir.</p>

<h2>Tıbbi uyarı</h2>

<p>Yazıda geçen kan alma, dört hılt teorisi ve tarihsel ilaç uygulamaları yalnızca tıp tarihi bağlamında aktarılmıştır. Günümüzde hastalıkların tanı veya tedavisine yönelik öneri olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>Mohamed Khadr, <i>Deux actes de waqf d’un Qarahanide d’Asie Centrale</i>, Journal Asiatique, 1967.</p>

<p>Saffet Bilhan, <i>Tıp Okulu Niteliğinde, 10 Yüzyıllık Türk Hastanesi: Vakıf Belgesi II</i>, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 1982.</p>

<p>Kamil Şahin, <i>Karahanlılar Dönemi Dâru'l-Merdâ Hastanesi, Vakfiyesi</i>, Vakıflar Dergisi, 2008.</p>

<p>Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, <strong>Karahanlılar, Tamgaç Han, Kutadgu Bilig ve Divânü Lügati’t-Türk</strong> maddeleri.</p>

<p>UNESCO, <i>Samarkand – Crossroads of Cultures</i> belgeleri.</p>

<p>U.S. National Library of Medicine, İslam tıbbı ve Necîbüddin es-Semerkandî kayıtları.</p>

<p>British Library koleksiyonları, Bedreddin el-Kalânisî es-Semerkandî kayıtları.</p>

<p>Encyclopaedia Iranica, <strong>Avicenna</strong> maddesi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/karahanlilarda-tip-1066da-semerkantta-hastane-maasli-hekim-ve-vakifla-saglik-hizmeti</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/karahanlilarda-tip-ve-saglik-sistemi.jpg" type="image/jpeg" length="30471"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kan Tahlillerindeki Değişim Kanser Riskinin Değerlendirilmesine Yardımcı Olabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kan-tahlillerindeki-degisim-kanser-riskinin-degerlendirilmesine-yardimci-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kan-tahlillerindeki-degisim-kanser-riskinin-degerlendirilmesine-yardimci-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Oxford Üniversitesi araştırmacılarının İngiltere'deki birinci basamak sağlık kayıtları üzerinde yürüttüğü geniş kapsamlı çalışma, açıklanamayan kilo kaybı bulunan 275 binden fazla kişinin rutin kan testlerini inceledi. Bulgular, bazı kan değerlerinin yalnızca tek bir ölçümde normal veya anormal olmasının değil, zaman içinde gösterdiği değişimin de kanser riskinin değerlendirilmesinde ek bilgi sağlayabileceğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Açıklanamayan kilo kaybıyla sağlık kuruluşuna başvuran kişilerde kanser riskinin daha doğru belirlenmesine yönelik yeni bir araştırma, rutin kan testlerinin geçmiş sonuçlarının da klinik değerlendirmede yararlı olabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>Oxford Üniversitesi araştırmacıları, İngiltere'de birinci basamak sağlık hizmetlerine başvuran 275 bin 234 kişinin elektronik sağlık kayıtlarını değerlendirdi. Çalışma, tek bir kan testinin kanseri teşhis edip edemeyeceğini değil, tekrarlanan testlerdeki değişimlerin mevcut değerlendirmeye ek bilgi sağlayıp sağlayamayacağını araştırdı.</p>

<h3>Tek sonuç yerine zaman içindeki değişim incelendi</h3>

<p>Hekimler rutin kan testlerini değerlendirirken sonucun laboratuvarın referans aralığının içinde veya dışında bulunmasını dikkate alıyor. Yeni araştırmada ise farklı bir yöntem kullanıldı.</p>

<p>Araştırmacılar 26 rutin kan testinin geçmiş sonuçlarını inceleyerek değerlerin zaman içindeki değişimini hesapladı. Ardından bu yaklaşımın kanser riskini ayırt etme performansı, test sonucunun yalnızca normal veya anormal kabul edildiği yöntemle karşılaştırıldı.</p>

<p>Çalışmada 26 testin 20'sinde, yani yaklaşık yüzde 77'sinde, zaman içindeki değişimin kullanıldığı yaklaşımın kanser riskini ayırt etme performansının tek bir normal-anormal değerlendirmesinden daha yüksek olduğu belirlendi.</p>

<p>Bu sonuç, kişinin geçmiş laboratuvar verilerinin bazı durumlarda mevcut test sonucuna ek bilgi sağlayabileceğini düşündürüyor.</p>

<h3>CRP değerindeki değişim öne çıktı</h3>

<p>Araştırmada incelenen göstergeler arasında C-reaktif protein de yer aldı. CRP, vücutta iltihabi süreçlerin değerlendirilmesinde kullanılan ve birçok farklı durumda değişebilen bir kan değeridir.</p>

<p>CRP'nin zaman içindeki değişimi kullanıldığında kanser için pozitif öngörü değeri yüzde 11,9 olarak hesaplandı. Yalnızca yüksek CRP sonucunun dikkate alındığı değerlendirmede ise bu oran yüzde 8,2 oldu.</p>

<p>Bu bulgu, yüksek CRP'nin kanser anlamına geldiğini göstermiyor. Enfeksiyonlar ve iltihabi hastalıklar başta olmak üzere çok sayıda durum CRP düzeyini etkileyebilir. Araştırmada incelenen konu, açıklanamayan kilo kaybı bulunan kişilerde CRP'nin zaman içindeki seyrinin risk değerlendirmesine ek katkısıydı.</p>

<h3>Bazı kan değerlerinde kanser türlerine göre farklılık görüldü</h3>

<p>Araştırmacılar genel kanser riskinin yanı sıra belirli kanser türleriyle ilişkili kan testi eğilimlerini de değerlendirdi.</p>

<p>Beyaz kan hücresi ve nötrofil değerlerindeki değişimlerin akciğer kanseri açısından ek bilgi sağlayabildiği; kırmızı kan hücreleri, hematokrit ve trombosit-lenfosit oranındaki değişimlerin ise prostat kanseriyle ilişkili risk değerlendirmesinde öne çıktığı bildirildi.</p>

<p>Bu ilişkiler tanı anlamına gelmiyor. Kan değerlerindeki değişikliklerin kanser dışında çok sayıda nedeni bulunuyor.</p>

<h3>Normal aralıktaki sonuç da geçmiş değerlerle birlikte değerlendirilebilir</h3>

<p>Çalışmanın klinik açıdan öne çıkan yönlerinden biri, bir laboratuvar değerinin yalnızca belirlenen referans sınırlarını geçip geçmediğine odaklanmaması.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir kişinin test sonucu laboratuvarın normal kabul ettiği sınırlar içerisinde kalabilirken önceki değerlerine göre belirgin biçimde değişmiş olabilir.</p>

<p>Araştırma, özellikle açıklanamayan kilo kaybı gibi kanser açısından araştırılması gerekebilen bir belirti bulunduğunda bu değişim eğiliminin ek bilgi taşıyabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Ancak çalışma, referans aralığındaki her değişikliğin hastalık belirtisi olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<h3>Kan testi tek başına kanser tanısı koymuyor</h3>

<p>Araştırmanın sonuçları rutin kan testlerinin tek başına kanser tanısında kullanılabileceği şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<p>Çalışma gözlemsel sağlık kayıtlarına dayanıyor ve kan testlerindeki değişimlerle daha sonra belirlenen kanser riski arasındaki ilişkileri inceliyor. Bulgular neden-sonuç ilişkisini kanıtlamıyor.</p>

<p>Açıklanamayan kilo kaybının da kanser dışında çok sayıda nedeni bulunuyor. Tiroid hastalıkları, sindirim sistemi sorunları, enfeksiyonlar, kronik hastalıklar, bazı ilaçlar ve ruhsal durumlar istemsiz kilo kaybıyla ilişkili olabiliyor.</p>

<p>Araştırmanın klinik açıdan asıl mesajı, açıklanamayan kilo kaybı bulunan kişilerde mevcut kan sonucunun geçmiş sonuçlarla birlikte değerlendirilmesinin risk sınıflandırmasını geliştirme potansiyeli taşıması.</p>

<p>Bu yaklaşımın günlük sağlık hizmetlerinde nasıl kullanılabileceğinin ve kanser tanısında gecikmeyi azaltıp azaltamayacağının belirlenmesi için ek araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p><strong>Tıbbi uyarı:</strong> Kan testlerindeki değişiklikler tek başına kanser tanısı koydurmaz ve birçok farklı sağlık durumundan kaynaklanabilir. Açıklanamayan, istem dışı veya devam eden kilo kaybı yaşayan kişilerin kendi laboratuvar sonuçlarından hastalık çıkarımı yapmak yerine sağlık profesyoneline başvurması gerekir.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>• PLOS Medicine – açıklanamayan kilo kaybı bulunan hastalarda rutin kan testlerinin zaman içindeki değişimleri ve kanser riskine ilişkin araştırma</p>

<p>• Oxford Üniversitesi Nuffield Birinci Basamak Sağlık Bilimleri Bölümü – kan testi eğilimleri ve kanser riskinin belirlenmesine yönelik araştırma</p>

<p>• İngiltere Klinik Uygulama Araştırma Veri Bağlantısı – birinci basamak elektronik sağlık kayıtları</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kan-tahlillerindeki-degisim-kanser-riskinin-degerlendirilmesine-yardimci-olabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/275-bin-kisilik-kanser-arastirmasi.jpg" type="image/jpeg" length="56463"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="41549"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="13657"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="60904"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="17361"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="47602"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="46319"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
