<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 01 Sep 2026 19:08:34 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Makarnayı Pişirip Soğuttuktan Sonra Yemek Kan Şekerini Gerçekten Daha Az mı Yükseltiyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/makarnayi-pisirip-soguttuktan-sonra-yemek-kan-sekerini-gercekten-daha-az-mi-yukseltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/makarnayi-pisirip-soguttuktan-sonra-yemek-kan-sekerini-gercekten-daha-az-mi-yukseltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[32 Tip 1 diyabetli yetişkinle yapılan yeni araştırmada, 24 saat buzdolabında soğutulup yeniden ısıtılan makarnanın dirençli nişasta miktarı yaklaşık yüzde 60 arttı ve yemek sonrası glukoz yükselişi taze pişmiş makarnaya göre daha düşük gerçekleşti. Peki bu sonuç herkes için geçerli mi?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir tabak makarnanın kan şekeri üzerindeki etkisini yalnızca ne kadar yediğimiz değil, <strong>onu nasıl hazırladığımız da değiştirebilir mi?</strong></p>

<p>2026 yılında yayımlanan yeni bir araştırma bu soruya dikkat çekici bir yanıt veriyor.</p>

<p>Makarnayı pişirdikten sonra hemen tüketmek yerine 24 saat buzdolabında soğutup yeniden ısıtmak, nişastanın yapısında değişikliğe yol açabiliyor. Soğuma sırasında nişastanın bir bölümü sindirim enzimlerine karşı daha dirençli bir yapıya dönüşüyor.</p>

<p>Araştırmaya göre bu değişim, yemek sonrasında glukoz düzeyinin ne kadar yükseldiğini etkileyebilir.</p>

<p>Ancak önemli bir ayrıntı var: Çalışma genel toplumda değil, <strong>Tip 1 diyabetli ve insülin pompası kullanan 32 yetişkinde</strong> gerçekleştirildi. Bu nedenle sonuçları sağlıklı bireylere, prediyabeti veya Tip 2 diyabeti olan kişilere doğrudan genellemek mümkün değil.</p>

<h2>Araştırmacılar iki farklı makarna öğününü karşılaştırdı</h2>

<p>Nutrients dergisinde 3 Nisan 2026'da yayımlanan araştırma, <strong>randomize, tek kör ve çapraz tasarımlı</strong> olarak gerçekleştirildi.</p>

<p>Çalışmaya Tip 1 diyabetli 32 yetişkin katıldı. Katılımcıların tamamı sürekli deri altı insülin infüzyonu, yani insülin pompası kullanıyordu.</p>

<p>Her katılımcı farklı günlerde iki standart öğün tüketti.</p>

<p>Bir öğünde makarna pişirildikten hemen sonra servis edildi. Diğerinde aynı tür makarna pişirildikten sonra <strong>24 saat boyunca 4 °C'de soğutuldu</strong> ve tüketilmeden önce yeniden ısıtıldı.</p>

<p>Test öğünleri <strong>50 gram kullanılabilir karbonhidrat içerecek şekilde standardize edildi</strong>. Öğünde 200 gram pişmiş buğday makarnası ile 125 gram domates sosu kullanıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Katılımcıların glukoz düzeyleri yemek sonrasındaki üç saat boyunca sürekli glukoz izleme sistemiyle takip edildi.</p>

<h2>Glukozdaki yükseliş daha düşük gerçekleşti</h2>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonucu yemek sonrası glukoz değerlerinde görüldü.</p>

<p>Taze pişmiş makarna tüketildiğinde ulaşılan maksimum glukoz düzeyi medyan olarak <strong>12,6 mmol/L</strong> iken, soğutulup yeniden ısıtılan makarnada bu değer <strong>10,7 mmol/L</strong> olarak ölçüldü.</p>

<p>Yemek öncesindeki değere göre maksimum glukoz artışı ise taze makarnada <strong>4,7 mmol/L</strong>, soğutulup yeniden ısıtılmış makarnada <strong>2,8 mmol/L</strong> oldu.</p>

<p>Üç saatlik toplam yemek sonrası glukoz yanıtını gösteren artımsal eğri altındaki alan da soğutulup yeniden ısıtılan makarnada daha düşüktü.</p>

<p>Araştırmacılar, iki öğün arasında uygulanan insülin dozları açısından anlamlı bir fark olmadığını bildirdi.</p>

<p>Bu sonuç, aynı test koşullarında <strong>hazırlama ve saklama biçiminin yemek sonrası glukoz yanıtını değiştirebileceğini</strong> düşündürüyor.</p>

<h2>Makarnaya buzdolabında ne oluyor?</h2>

<p>Bu farklılığın arkasındaki temel mekanizmalardan biri <strong>dirençli nişasta</strong> olabilir.</p>

<p>Makarna, pirinç, patates ve ekmek gibi besinlerde bulunan nişasta, pişirme sırasında su ve ısının etkisiyle yapısal değişime uğruyor.</p>

<p>Pişmiş nişastalı besin soğutulduğunda ise <strong>retrogradasyon</strong> adı verilen başka bir süreç başlıyor.</p>

<p>Soğuma sırasında özellikle amiloz moleküllerinin bir bölümü yeniden düzenleniyor ve sindirim enzimlerinin daha zor parçalayabildiği yapılar oluşabiliyor.</p>

<p>Bu şekilde meydana gelen nişastanın bir bölümü <strong>Tip 3 dirençli nişasta, yani RS3</strong> olarak adlandırılıyor.</p>

<p>Dirençli nişasta ince bağırsakta normal nişasta kadar hızlı sindirilmediği için glukozun dolaşıma geçiş hızını ve yemek sonrası metabolik yanıtı etkileyebiliyor.</p>

<h2>Dirençli nişasta yaklaşık yüzde 60 arttı</h2>

<p>Araştırmanın önemli yönlerinden biri, yalnızca katılımcıların glukoz değerlerinin değil, makarnanın dirençli nişasta içeriğinin de laboratuvarda incelenmesi oldu.</p>

<p>Taze pişmiş makarnada 100 gram başına <strong>8,03 gram</strong> dirençli nişasta ölçüldü.</p>

<p>24 saat soğutulup yeniden ısıtılan makarnada ise bu miktar <strong>12,88 grama</strong> yükseldi.</p>

<p>Bu değer yaklaşık <strong>yüzde 60'lık artışa</strong> karşılık geliyor.</p>

<p>Böylece araştırmacılar, makarnanın nişasta yapısındaki değişiklik ile yemek sonrası glukoz yanıtındaki farklılığı aynı çalışma içinde değerlendirmiş oldu.</p>

<h2>Yeniden ısıtmak dirençli nişastayı tamamen ortadan kaldırmıyor mu?</h2>

<p>Soğutmayla oluşan dirençli nişastanın tamamı yeniden ısıtıldığında eski yapısına dönmüyor.</p>

<p>Ancak bu etkinin her besinde ve her hazırlama yönteminde aynı büyüklükte ortaya çıktığını söylemek mümkün değil.</p>

<p>Nişastanın amiloz ve amilopektin içeriği, besinin yapısı, pişirme süresi, soğutma sıcaklığı, soğutmanın ne kadar sürdüğü ve yeniden ısıtma yöntemi sonucu etkileyebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle <strong>“bütün nişastalı yiyecekleri soğutmak kan şekerini aynı ölçüde azaltır”</strong> şeklinde bir genelleme bilimsel olarak doğru değil.</p>

<h2>Sağlıklı bireylerde de araştırılmıştı</h2>

<p>Soğutulmuş makarnanın glukoz yanıtını değiştirebileceği fikri tamamen yeni değil.</p>

<p>European Journal of Clinical Nutrition'da yayımlanan daha önceki küçük bir pilot çalışmada 10 sağlıklı yetişkin; taze pişmiş, soğutulmuş ve soğutulduktan sonra yeniden ısıtılmış makarna öğünlerini farklı günlerde tüketmişti.</p>

<p>Araştırmada makarnanın hazırlanma biçiminin yemek sonrası glukoz yanıtını etkileyebildiği ve dikkat çekici farklardan birinin taze makarna ile soğutulup yeniden ısıtılan makarna arasında ortaya çıktığı bildirilmişti.</p>

<p>Ancak yalnızca 10 kişinin katıldığı bu çalışma küçük bir pilot araştırmaydı.</p>

<p>2026 tarihli yeni araştırma ise aynı soruyu Tip 1 diyabetli kişilerde, sürekli glukoz izlemi kullanarak daha kontrollü biçimde ele aldı.</p>

<h2>“Soğutulmuş makarna kan şekerini düşürüyor” demek doğru değil</h2>

<p>Araştırmanın yorumlanmasındaki en önemli noktalardan biri burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Çalışma, soğutulmuş makarnanın <strong>kan şekerini düşürdüğünü</strong> göstermedi.</p>

<p>Gösterilen bulgu, soğutulup yeniden ısıtılan makarnanın ardından meydana gelen <strong>yemek sonrası glukoz yükselişinin taze pişmiş makarnaya kıyasla daha düşük olmasıydı.</strong></p>

<p>Bu iki ifade aynı şeyi anlatmıyor.</p>

<p>Araştırma ayrıca yalnızca tek bir öğünün ardından yaklaşık üç saatlik metabolik yanıtı inceledi.</p>

<p>Bu şekilde makarna tüketmenin haftalar veya aylar boyunca HbA1c, vücut ağırlığı, toplam insülin ihtiyacı ya da diyabet komplikasyonları üzerinde nasıl bir etkisi olacağını bu çalışmadan çıkarmak mümkün değil.</p>

<h2>Tip 1 diyabetliler insülin dozunu kendileri değiştirmemeli</h2>

<p>Çalışmanın özellikle Tip 1 diyabet açısından dikkatle yorumlanması gerekiyor.</p>

<p>Yemekle alınan karbonhidrat miktarı ile insülinin dozu ve zamanlaması arasındaki denge, Tip 1 diyabette kritik önem taşıyor.</p>

<p>Aynı araştırma grubunun daha önce 32 Tip 1 diyabetli kişi üzerinde yaptığı soğutulmuş pirinç çalışmasında, pişirilip 24 saat soğutulduktan sonra yeniden ısıtılan pirincin yemek sonrası glukoz yükselişini azalttığı; ancak standart insülin dozu kullanıldığında hipoglisemi ataklarının arttığı bildirilmişti.</p>

<p>Yeni makarna araştırmasında ise erken dönemde hipoglisemi açısından anlamlı bir artış saptanmadı. Taze makarna sonrasında bir, soğutulup yeniden ısıtılmış makarna sonrasında iki kişide hipoglisemi görüldü ve fark istatistiksel olarak anlamlı değildi.</p>

<p>Bu durum, etkinin kullanılan besinin yapısına göre değişebileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Bu nedenle Tip 1 diyabetli kişilerin “soğutulmuş makarna daha az yükseltiyor” düşüncesiyle <strong>insülin dozunu sağlık profesyoneline danışmadan değiştirmesi doğru değil.</strong></p>

<h2>Soğutmak makarnayı sınırsız yenebilecek bir besin hâline getirmez</h2>

<p>Dirençli nişastanın artması makarnanın toplam porsiyonunu, enerji içeriğini veya üzerine eklenen sosların beslenme değerini ortadan kaldırmıyor.</p>

<p>Porsiyon büyüklüğü, makarnanın türü, yanında tüketilen besinler ve kullanılan soslar öğünün toplam metabolik etkisini değiştirebilir.</p>

<p>Bu nedenle araştırmadan çıkarılabilecek temel sonuç, “soğutulmuş makarna istediğiniz kadar yenebilir” değil.</p>

<p>Daha doğru mesaj şu:</p>

<p><strong>Bir besinin metabolik etkisini yalnızca içeriği değil, nasıl hazırlandığı ve saklandığı da etkileyebilir.</strong></p>

<h2>Soğutulmuş makarnada gıda güvenliği önemli</h2>

<p>Makarnayı soğutarak saklamak söz konusu olduğunda gıda güvenliği ihmal edilmemeli.</p>

<p>Pişmiş ve kolay bozulabilir yemeklerin oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemesi gerekiyor.</p>

<p>ABD Tarım Bakanlığının gıda güvenliği önerilerine göre artık yemekler genel olarak <strong>iki saat içinde buzdolabına kaldırılmalı</strong>. Ortam sıcaklığı yaklaşık 32 °C'nin üzerindeyse bu süre <strong>bir saate</strong> düşüyor.</p>

<p>Buzdolabının yaklaşık <strong>4 °C veya altında</strong> tutulması ve yiyeceklerin hızlı soğuyabilmesi için uygun, sığ kaplarda saklanması öneriliyor.</p>

<p>Artan yemekler yeniden ısıtıldığında iç sıcaklığın <strong>74 °C'ye ulaşması</strong> tavsiye ediliyor.</p>

<p>Dolayısıyla araştırmada uygulanan “24 saat soğutma” yöntemi, pişmiş makarnanın uzun süre mutfak tezgâhında bırakılması anlamına gelmiyor.</p>

<h2>Araştırmanın sınırlılıkları neler?</h2>

<p>Sonuçlar dikkat çekici olsa da çalışmanın önemli sınırlılıkları bulunuyor.</p>

<p>Araştırmaya yalnızca <strong>32 kişi</strong> katıldı ve tüm katılımcılar Tip 1 diyabetli, insülin pompası kullanan yetişkinlerdi.</p>

<p>Çalışma <strong>tek merkezli ve keşif amaçlıydı</strong>.</p>

<p>Önceden formal örneklem büyüklüğü hesabı yapılmadı ve araştırma prospektif olarak bir klinik araştırma veri tabanına kaydedilmedi.</p>

<p>Yalnızca tek bir makarna çeşidi ve belirli bir pişirme-soğutma-yeniden ısıtma protokolü incelendi.</p>

<p>Glukoz yanıtı yalnızca <strong>180 dakika</strong> takip edildi.</p>

<p>Çalışma gerçek yaşam koşullarından ziyade standardize edilmiş deney koşullarında gerçekleştirildi.</p>

<p>Bu nedenle araştırma; sağlıklı bireylerde, prediyabeti veya Tip 2 diyabeti olan kişilerde aynı büyüklükte bir etkinin ortaya çıkacağını kanıtlamıyor.</p>

<p>Uzun dönem kilo kontrolü, HbA1c veya kardiyovasküler risk açısından da bu çalışmadan sonuç çıkarmak mümkün değil.</p>

<h2>Sonuç: Aynı makarna, hazırlanışına göre aynı metabolik etkiyi göstermeyebilir</h2>

<p>Makarnanın metabolik öyküsü yalnızca tabağa konulduğu anda başlamıyor.</p>

<p>Pişirme, soğutma ve yeniden ısıtma sırasında nişastanın yapısı değişebiliyor.</p>

<p>2026 tarihli çalışma, 24 saat soğutulup yeniden ısıtılan makarnada dirençli nişasta miktarının yaklaşık yüzde 60 arttığını ve Tip 1 diyabetli yetişkinlerde yemek sonrası glukoz yükselişinin taze pişmiş makarnaya göre daha düşük gerçekleştiğini gösterdi.</p>

<p>Ancak bulgu küçük, tek merkezli ve kısa süreli bir araştırmaya dayanıyor.</p>

<p>Dolayısıyla makarnayı soğutmak onu “kan şekerini yükseltmeyen” veya sınırsız tüketilebilecek bir besine dönüştürmüyor.</p>

<p>Araştırmanın ortaya koyduğu daha ilginç mesaj ise başka:</p>

<p><strong>Ne yediğimiz kadar, bazı yiyecekleri nasıl pişirdiğimiz, soğuttuğumuz ve yeniden ısıttığımız da vücudumuzun o yiyeceğe verdiği metabolik yanıtı değiştirebilir.</strong></p>

<hr />
<h2>Kaynaklar</h2>

<p><strong>Rogowicz-Frontczak A. ve arkadaşları.</strong> <i>Does Resistant Starch Formed by Cooling Pasta Decrease the Postprandial Glycemic Response in Type 1 Diabetes? A Randomized Single-Blind Crossover Study.</i> Nutrients. 2026;18(7):1152.</p>

<p><strong>Robertson TM. ve arkadaşları.</strong> <i>The cumulative effects of chilling and reheating a carbohydrate-based pasta meal on the postprandial glycaemic response: a pilot study.</i> European Journal of Clinical Nutrition.</p>

<p><strong>Influence of resistant starch resulting from the cooling of rice on postprandial glycemia in type 1 diabetes.</strong></p>

<p><strong>USDA Food Safety and Inspection Service.</strong> Leftovers and Food Safety.</p>

<h3></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/makarnayi-pisirip-soguttuktan-sonra-yemek-kan-sekerini-gercekten-daha-az-mi-yukseltiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 18:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/sogutulmus-makarna.jpg" type="image/jpeg" length="26978"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemoterapi Alan Hastalar İçin Mide Bulantısını Hafifleten Öneriler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kemoterapi-alan-hastalar-icin-mide-bulantisini-hafifleten-oneriler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kemoterapi-alan-hastalar-icin-mide-bulantisini-hafifleten-oneriler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kemoterapi sonrası mide bulantısı çoğu hastada kontrol altına alınabilir. İlaç saatine uymak, az ve sık beslenmek, kokusu hafif yiyecekler seçmek ve sıvıyı doğru zamanda almak süreci kolaylaştırır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kemoterapi Sonrası Mide Bulantısı İçin Sağlık ve Beslenme Önerileri</p>

<p>Kemoterapi sonrası mide bulantısı, tedavinin en sık görülen yan etkilerinden biridir. Çoğu hastada doğru ilaç kullanımı, uygun sıvı alımı ve küçük beslenme değişiklikleriyle belirgin şekilde hafifletilebilir.</p>

<p>İlk kural, bulantı ilacını kusma başladıktan sonra değil, onkoloji ekibinin önerdiği saatte almaktır. Çünkü kemoterapiye bağlı bulantı bazen tedaviden hemen sonra, bazen de 24 saatten sonra başlayabilir.</p>

<p>Kemoterapi ilaçlarının bulantı yapma olasılığı birbirinden farklıdır. Bu nedenle her hastaya aynı ilaç, aynı öğün düzeni veya aynı beslenme önerisi uygun olmayabilir. Tedavi protokolü, yaş, eşlik eden hastalıklar, kabızlık, reflü ve kullanılan diğer ilaçlar tabloyu değiştirebilir.</p>

<p>Bulantı döneminde mideyi tamamen boş bırakmak çoğu kişide şikayeti artırabilir. Bunun yerine 2-3 saatte bir küçük porsiyonlar tercih edilebilir. Birkaç lokmalık kuru ekmek, kraker, haşlanmış patates, pirinç lapası, yoğurt, çorba veya sade makarna bazı hastalarda daha rahat tolere edilir.</p>

<p>Sıcak yemek kokusu bulantıyı artırıyorsa yiyecekler ılık, oda sıcaklığında veya soğuk tüketilebilir. Yağlı, kızartılmış, çok baharatlı ve ağır kokulu yemeklerden uzak durmak mideyi rahatlatabilir. Yemek sırasında mutfağın havalandırılması, parfüm ve yoğun oda kokularından kaçınılması da işe yarayabilir.</p>

<p>Sıvı alımı bulantı yönetiminde ayrı bir başlıktır. Çok miktarda suyu bir anda içmek yerine gün içine yayılmış küçük yudumlar daha iyi tolere edilebilir. Su, açık çay, ayran, çorba suyu veya hekimin uygun gördüğü elektrolit içecekleri kullanılabilir.</p>

<p>Bazı hastalarda sıvıyı yemekle birlikte almak mide dolgunluğunu artırabilir. Bu nedenle sıvıların çoğunu öğün aralarında içmek daha rahat olabilir. Ancak ağız kuruluğu, koyu renkli idrar, baş dönmesi veya halsizlik varsa sıvı kaybı açısından onkoloji ekibine haber verilmelidir.</p>

<p>Bulantı varken protein alımı tamamen bırakılmamalıdır. İyi pişmiş yumurta, yoğurt, kefir, peynir, iyi pişmiş tavuk, balık, çorba veya mercimek gibi seçenekler küçük porsiyonlarla denenebilir. Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda çiğ yumurta, iyi yıkanmamış sebze ve meyve, pastörize edilmemiş ürünler ve az pişmiş etlerden kaçınılmalıdır.</p>

<p>Zencefil bazı kişilerde bulantıyı hafifletebilir; ancak herkes için uygun değildir. Kan sulandırıcı ilaç kullananlar, kanama riski olanlar, ameliyat sürecindeki hastalar ve mide hassasiyeti belirgin olanlar bitkisel ürünleri mutlaka hekimine danışmalıdır.</p>

<p>Bulantıyı artıran bir diğer neden kabızlıktır. Kemoterapi, hareketsizlik, bazı ağrı kesiciler ve bulantı ilaçları bağırsak hareketlerini yavaşlatabilir. Karında şişlik, gaz çıkaramama, dışkılayamama veya kramp tarzı ağrı varsa bu durum sıradan mide bulantısı gibi değerlendirilmemelidir.</p>

<p>Ağız tadında bozulma da iştahı azaltabilir. Metalik tat hisseden hastalarda metal çatal kaşık yerine farklı malzeme kullanmak, ağız bakımını aksatmamak ve çok sıcak yiyeceklerden kaçınmak yardımcı olabilir. Ağız yarası varsa asitli, sert ve acı yiyecekler tahrişi artırabilir.</p>

<p>Kusma sık tekrarlıyorsa hasta kendi kendine ilaç artırmamalı, farklı bulantı ilacı eklememeli ve bitkisel karışımlara yönelmemelidir. Onkoloji ekibi kullanılan kemoterapiye göre ilaç saatini, doz aralığını veya ek tedaviyi yeniden düzenleyebilir.</p>

<p>Şu belirtilerde gecikmeden sağlık ekibiyle iletişime geçilmelidir: 24 saatten uzun süre sıvı tutamama, sık kusma, kanlı ya da kahve telvesi görünümünde kusma, ateş, şiddetli karın ağrısı, bilinç bulanıklığı, çok az idrar yapma, belirgin baş dönmesi, gaz ve dışkı çıkaramama.</p>

<p>Kemoterapi sonrası mide bulantısı hastanın su içmesini, beslenmesini ve tedaviye uyumunu etkileyebilir. Bu nedenle şikayet hafif görünse bile düzenli takip edilmeli, her kürde ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü ve hangi yiyeceklerle arttığı not edilmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KAYNAKLAR<br />
1. National Cancer Institute, Nausea and Vomiting and Cancer<br />
2. National Cancer Institute, Nutrition in Cancer Care<br />
3. American Society of Clinical Oncology, Antiemetics Guideline Update<br />
4. MASCC and ESMO, Guideline Update for Prevention of Treatment Induced Nausea and Vomiting<br />
5. MD Anderson Cancer Center, Managing Nausea Caused by Cancer Treatment </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kemoterapi-alan-hastalar-icin-mide-bulantisini-hafifleten-oneriler</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9563.jpeg" type="image/jpeg" length="26070"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor, Fatih Tekke ile Yollarını Ayırdı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspor-fatih-tekke-ile-yollarini-ayirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonspor-fatih-tekke-ile-yollarini-ayirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’da teknik direktör Fatih Tekke dönemi sona erdi. Bordo-mavili kulüp, deneyimli teknik adamla yollarını ayırma kararı aldı. Kararın ardından Trabzonspor’da yeni teknik direktör süreci başlarken, camiada gözler yönetimin atacağı adımlara çevrildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’da Fatih Tekke dönemi sona erdi. Bordo-mavili kulüp, teknik direktör Fatih Tekke ile yollarını ayırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sezonun kritik döneminde alınan ayrılık kararı, Trabzonspor camiasında geniş yankı uyandırdı. Bordo-mavili takımda hem futbolculuk geçmişi hem de teknik adamlık göreviyle özel bir yere sahip olan Fatih Tekke’nin ayrılığı sonrası yönetimin yeni teknik direktör planlamasına yöneldiği öğrenildi.</p>

<p>Trabzonspor’da son dönemde alınan saha sonuçları ve takımın genel performansı teknik heyet üzerindeki baskıyı artırmıştı. Yönetimin yaptığı değerlendirmelerin ardından Fatih Tekke ile devam edilmeme kararı alındı.</p>

<p>Bordo-mavili taraftarlar gelişmeyi sosyal medyada yoğun şekilde tartışırken, kulübün kısa süre içinde teknik direktörlük görevi için yeni yol haritasını netleştirmesi bekleniyor.</p>

<p>Fatih Tekke’nin ayrılığıyla birlikte Trabzonspor’da yeni bir dönem başlarken, takımın ligdeki hedefleri doğrultusunda teknik heyet tercihi büyük önem taşıyacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspor-fatih-tekke-ile-yollarini-ayirdi</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 17:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9560.jpeg" type="image/jpeg" length="24002"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akademisyen ve Siyasetçi Prof. Dr. Arif Ersoy Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/akademisyen-ve-siyasetci-prof-dr-arif-ersoy-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/akademisyen-ve-siyasetci-prof-dr-arif-ersoy-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İktisat profesörü, akademisyen ve siyasetçi Prof. Dr. Arif Ersoy, 1 Eylül 2020’de Ankara’da tedavi gördüğü hastanede 72 yaşında hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çorum doğumlu Ersoy; Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Konya Yüksek İslam Enstitüsü, Leeds Üniversitesi ve Ege Üniversitesi’ndeki eğitim sürecinin ardından akademik kariyerini iktisat alanında sürdürdü. Dokuz Eylül Üniversitesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ve İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi gibi kurumlarda görev yapan Ersoy, iki dönem Çorum Belediye Başkanlığı yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İktisat profesörü, akademisyen ve siyasetçi Prof. Dr. Arif Ersoy, 1 Eylül 2020 tarihinde Ankara’da hayatını kaybetti. 1948 yılında Çorum’da doğan Ersoy, vefat ettiğinde 72 yaşındaydı.</p>

<p>Akademik çalışmaları, iktisat alanındaki eserleri ve yerel yönetim görevleriyle tanınan Ersoy, özellikle Çorum Belediye Başkanlığı yaptığı dönem ve İslam ekonomisi üzerine yürüttüğü çalışmalarla biliniyordu.</p>

<p>Kurumsal Taziye</p>

<p>Türkiye Yazarlar Birliği, Prof. Dr. Arif Ersoy’un vefatının ardından yayımladığı mesajda, Ersoy’un Felsefe ve Ahlak Şuralarına katılarak bildiriler sunduğunu belirtti. Mesajda, ailesine, yakınlarına ve bilim dünyasına başsağlığı dileğinde bulunuldu.</p>

<p>Cenaze Programı</p>

<p>Prof. Dr. Arif Ersoy’un cenazesi, 2 Eylül 2020’de Çorum’da Hıdırlık Mezarlığı’nda toprağa verildi.</p>

<p>Prof. Dr. Arif Ersoy Kimdir?</p>

<p>Prof. Dr. Arif Ersoy, 1 Ocak 1948’de Çorum’da dünyaya geldi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset ve İdare Bölümü’nden 1973 yılında mezun oldu. Aynı zamanda Konya Yüksek İslam Enstitüsü’nü bitirdi.</p>

<p>Yurt dışındaki akademik eğitimini İngiltere’de sürdüren Ersoy, Leeds Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde iktisadi kalkınma alanında yüksek lisans yaptı. Türkiye’ye döndükten sonra Ege Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde doktora eğitimini tamamladı.</p>

<p>Kısa Biyografi Kartı</p>

<p>* Adı Soyadı: Prof. Dr. Arif Ersoy<br />
* Doğum Tarihi: 1 Ocak 1948<br />
* Doğum Yeri: Çorum<br />
* Vefat Tarihi: 1 Eylül 2020<br />
* Vefat Yeri: Ankara<br />
* Yaşı: 72<br />
* Alanı: İktisat<br />
* Mesleği: Akademisyen, siyasetçi<br />
* Görevi: Eski Çorum Belediye Başkanı<br />
* Belediye Başkanlığı: İki dönem</p>

<p>Eğitim ve Akademik Kariyeri</p>

<p>Ersoy, 1973 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Konya Yüksek İslam Enstitüsü’nü tamamladı. 1976’da Leeds Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı. 1979’da Ege Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı.</p>

<p>Akademik kariyerinde 1982’de yardımcı doçent, 1986’da doçent, 1992’de profesör unvanını aldı. Ege Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nde çeşitli görevlerde bulunan Ersoy, 1990 yılında Çin’in Pekin kentindeki Renmin Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak görev yaptı.</p>

<p>Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümü Başkanlığı görevinden 2016 yılında emekli olan Ersoy, daha sonra İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde İktisat Bölümü Başkanlığı ve Uluslararası İslam Ekonomisi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğü görevlerinde bulundu.</p>

<p>Çorum Belediye Başkanlığı</p>

<p>Prof. Dr. Arif Ersoy, 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde Çorum Belediye Başkanı seçildi. İlk döneminin ardından 18 Nisan 1999 seçimlerinde yeniden göreve geldi. Belediye başkanlığı görevini 8 Ağustos 2002’ye kadar sürdürdü.</p>

<p>Ersoy, böylece Çorum Belediye Başkanlığı görevini iki dönem yürütmüş oldu. Belediye başkanlığı döneminde ayrıca Avrupa Konseyi Mahalli İdareler Meclisi Üyeliği yaptı.</p>

<p>Eserleri</p>

<p>Prof. Dr. Arif Ersoy’un bilinen eserleri arasında şunlar yer alıyor:</p>

<p>* İktisadi Teoriler ve Düşüncelerin Gelişme Tarihi<br />
* İktisadi Müesseseleşme Tarihi<br />
* Silm Sosyal Yapılanma Modeli<br />
* Faizsiz Yeni Bir Banka Modeli<br />
* İktisadi Düşünceler Tarihi</p>

<p>Ersoy’un çalışmaları, iktisadi düşünce tarihi, ekonomik kurumlar, kalkınma modelleri, İslam ekonomisi ve faizsiz finans başlıklarında yoğunlaştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/akademisyen-ve-siyasetci-prof-dr-arif-ersoy-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 16:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9557.jpeg" type="image/jpeg" length="33406"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kapıkule’de Yakalanmıştı: Arif Kocabıyık İçin Tutuklama Kararı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kapikulede-yakalanmisti-arif-kocabiyik-icin-tutuklama-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kapikulede-yakalanmisti-arif-kocabiyik-icin-tutuklama-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sokak röportajlarıyla tanınan İlave TV sahibi Arif Kocabıyık’ın, hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlaması kapsamında verilen yurt dışına çıkış yasağı tedbirini ihlal ettiği gerekçesiyle tutuklandığı bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sokak röportajlarıyla tanınan İlave TV sahibi Arif Kocabıyık hakkında yürütülen adli süreçte yeni bir gelişme yaşandı. Kocabıyık’ın, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlaması kapsamında verilen yurt dışına çıkış yasağı tedbirini ihlal ettiği gerekçesiyle tutuklandığı duyuruldu.</p>

<p>Kocabıyık, 31 Ağustos’ta Edirne’deki Kapıkule Gümrük Sahası’nda Bulgaristan’a çıkış yapmak üzere olan bir TIR’da yapılan kontrol sırasında yakalanmıştı. Gümrük Muhafaza ekiplerinin aramasında, aracın dorsesinin altında gizlenen iki kişi tespit edilmiş; bu kişilerden birinin Arif Kocabıyık olduğu belirlenmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapılan sorgulamada Kocabıyık hakkında Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından Türk Ceza Kanunu’nun 299/1. maddesi kapsamında yurt dışına çıkış yasağı bulunduğu kaydedildi. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla Kocabıyık ve TIR sürücüsü gözaltına alınırken, araçta tespit edilen yabancı uyruklu kişinin ise İl Göç İdaresi’ne teslim edildiği bildirildi.</p>

<p>Gözaltı işlemlerinin ardından Edirne Adliyesi’ne sevk edilen Kocabıyık hakkında, adli kontrol tedbirinin ihlali gerekçesiyle tutuklama kararı verildiği aktarıldı.</p>

<p>Soruşturma kapsamında TIR sürücüsünün durumuna ilişkin adli işlemlerin de sürdüğü öğrenildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kapikulede-yakalanmisti-arif-kocabiyik-icin-tutuklama-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 16:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/02/i-m-g-2275.jpeg" type="image/jpeg" length="95613"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[8 Saat Uyusanız da Yorgun Uyanıyorsanız Sirkadiyen Ritminiz Bozulmuş Olabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/8-saat-uyusaniz-da-yorgun-uyaniyorsaniz-sirkadiyen-ritminiz-bozulmus-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/8-saat-uyusaniz-da-yorgun-uyaniyorsaniz-sirkadiyen-ritminiz-bozulmus-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[8 saat uyuyup yorgun uyanmak çoğu zaman uyku süresinden değil, biyolojik saatin yanlış zamanda çalışmasından kaynaklanır. Işık, ekran, düzensiz saat ve kafein bu döngüyü şaşırtabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sirkadiyen Ritim Hatası: 8 Saat Uykuya Rağmen Neden Yorgun Uyanırsınız?</p>

<p>8 saat uyuduğu halde sabah bitkin kalkan birçok kişide sorun yalnızca uyku süresi değildir. Uyku, vücudun biyolojik saatiyle uyumlu olmayan bir zamana kaydığında kişi yatakta yeterince kalmış olsa bile dinlenmiş hissetmeyebilir.</p>

<p>Sirkadiyen ritim, vücudun yaklaşık 24 saatlik iç zamanlama sistemidir. Beynin ışık, karanlık, yemek saati, hareket ve sosyal düzen gibi işaretlerle ayarladığı bu saat; ne zaman uyanık, ne zaman uykulu, ne zaman daha enerjik hissedeceğimizi etkiler.</p>

<p>Bu nedenle “8 saat uyudum ama neden yorgunum?” sorusunun yanıtı bazen şudur: Uyku süresi doğru, uyku zamanı yanlıştır. Vücut gece boyunca tamir ve toparlanma evresine girmeye çalışırken, iç saat geçe kaymış ya da sık sık değişen bir düzene maruz kalmış olabilir.</p>

<p>Sirkadiyen ritim neden bozulur?</p>

<p>En sık nedenlerden biri düzensiz yatış ve kalkış saatleridir. Hafta içi erken kalkıp hafta sonu öğlene kadar uyumak, vücuda her hafta küçük bir zaman farkı yaşatır. Buna “sosyal jet lag” denir; yani seyahat etmeden biyolojik saatin şaşması.</p>

<p>Gece parlak ışığa ve ekrana uzun süre bakmak da bu ritmi geciktirebilir. Özellikle akşam saatlerinde yoğun ışık, beynin karanlık sinyalini geç algılamasına yol açar. Bu durumda melatonin adı verilen uykuya hazırlık hormonu daha geç yükselir.</p>

<p>Kafein de tabloyu ağırlaştırabilir. Kahve, çay, enerji içeceği veya bazı soğuk içeceklerdeki kafein öğleden sonra alındığında, kişiye fark ettirmeden uykuya dalmayı ve derin uykuya geçişi zorlaştırabilir.</p>

<p>8 saat uyku neden dinlendirmeyebilir?</p>

<p>Uyku yalnızca saat hesabı değildir; zamanlama, süreklilik ve kalite birlikte değerlendirilir. Geç saatte uyuyup sabah zorunlu olarak erken kalkmak, vücudu doğal uyanma penceresinden önce kaldırabilir. Bu durumda kişi yeterli süre uyumuş gibi görünse de sabah sersemliği yaşayabilir.</p>

<p>Bir diğer neden “uyku ataleti”dir. Bu, uykudan uyandıktan sonra beynin tam olarak açılmasının zaman almasıdır. Derin uyku evresinden aniden uyanmak, ilk saatlerde ağır yorgunluk ve zihinsel bulanıklık hissi oluşturabilir.</p>

<p>Aynı durum vardiyalı çalışanlarda, gece çalışanlarda, sık seyahat edenlerde, öğrencilerde ve gece ekran başında uzun süre kalan kişilerde daha belirgin görülür. Çünkü vücut her gün farklı bir saate uyum sağlamaya çalışır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sirkadiyen ritim hatasının belirtileri nelerdir?</p>

<p>Sabahları zor uyanmak, çalar saati defalarca ertelemek, günün ilk saatlerinde zihinsel bulanıklık yaşamak ve akşam geç saatlerde açılmak sık görülen işaretlerdir. Kişi gündüz yorgun hissederken gece yatağa girdiğinde uykusu kaçabilir.</p>

<p>Bazı kişilerde iştah saatleri değişir, gece atıştırma artar, sabah kahvaltı isteği azalır. Dikkat dağınıklığı, sinirlilik, düşük motivasyon ve hafta başı belirgin yorgunluk da tabloya eşlik edebilir.</p>

<p>Bu belirtiler tek başına ciddi bir hastalık anlamına gelmez. Ancak haftalarca sürüyorsa, günlük işi ve güvenliği etkiliyorsa ya da araç kullanırken uyuklama oluyorsa tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Biyolojik saat nasıl yeniden ayarlanır?</p>

<p>En etkili adım, her gün benzer saatte uyanmaktır. Yatış saati ilk günlerde değişken olabilir; ancak kalkış saatinin sabitlenmesi, vücudun yeni ritmi öğrenmesini kolaylaştırır. Hafta sonu farkı mümkünse 1 saati aşmamalıdır.</p>

<p>Sabah ilk saatlerde gün ışığı almak güçlü bir ayar sinyalidir. Açık havada kısa bir yürüyüş, balkonda geçirilen zaman veya parlak doğal ışık, biyolojik saate “gün başladı” mesajı verir.</p>

<p>Akşam saatlerinde ışığı azaltmak gerekir. Yatmadan önceki son 1-2 saatte parlak ekranı kısmak, loş ışığa geçmek ve yatağı telefonla uzun süre geçirilen bir alana çevirmemek uykuya hazırlığı kolaylaştırabilir.</p>

<p>Kafein için kişisel duyarlılık farklıdır; ancak öğleden sonra alımı birçok kişide gece uykusunu etkileyebilir. Alkol ise uykuya dalmayı kolaylaştırıyor gibi görünse de gece bölünmelerini ve sabah yorgunluğunu artırabilir.</p>

<p>Kısa gündüz uykuları bazı kişilerde işe yarar, fakat geç saatte ve uzun yapılan uyuklamalar gece uykusunu kaydırabilir. Dinlenme gerekiyorsa öğleden önce veya erken öğleden sonra kısa tutulması daha uygundur.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Yorgun uyanmaya yüksek sesli horlama, uykuda nefes durması, sabah baş ağrısı, gün içinde istemsiz uyuklama, çarpıntı, huzursuz bacak hissi veya uzun süren çökkünlük eşlik ediyorsa yalnızca ritim bozukluğu düşünülmemelidir.</p>

<p>Uyku apnesi, kansızlık, tiroit hastalıkları, depresyon, bazı ilaçlar ve kronik ağrı da sabah yorgunluğuna neden olabilir. Bu yüzden sorun düzenli uyku alışkanlıklarına rağmen devam ediyorsa aile hekimi, nöroloji, göğüs hastalıkları veya uyku tıbbı alanında değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>Sirkadiyen ritim, çoğu zaman küçük ama düzenli adımlarla toparlanabilir. Ana hedef daha uzun uyumak değil; vücudun uyku, ışık ve uyanma saatlerini yeniden aynı çizgiye getirmektir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. National Heart, Lung, and Blood Institute, Sleep-Wake Cycle, 2022<br />
2. Centers for Disease Control and Prevention, About Sleep, 2024<br />
3. American Academy of Sleep Medicine, Healthy Sleep Habits, 2021<br />
4. American Academy of Sleep Medicine, Delayed Sleep-Wake Phase, 2021<br />
5. Blume C., Garbazza C., Spitschan M., Effects of Light on Human Circadian Rhythms, Sleep and Mood, 2019<br />
6. Potter G. D. M. ve ark., Circadian Rhythm and Sleep Disruption: Causes and Metabolic Consequences, 2016</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/8-saat-uyusaniz-da-yorgun-uyaniyorsaniz-sirkadiyen-ritminiz-bozulmus-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9554.jpeg" type="image/jpeg" length="39524"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Her Gece Melatonin Almak Güvenli mi? Uzun Süre Kullananlar İçin Kalp Sağlığı Uyarısı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/her-gece-melatonin-almak-guvenli-mi-uzun-sure-kullananlar-icin-kalp-sagligi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/her-gece-melatonin-almak-guvenli-mi-uzun-sure-kullananlar-icin-kalp-sagligi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Melatonin kullananlarda kalp yetersizliği riskinin daha yüksek görüldüğü yeni ön çalışma, kesin neden-sonuç göstermiyor. Uzmanlar özellikle uzun ve kontrolsüz kullanıma dikkat çekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Melatonin Kalp Sağlığını Etkiler mi? Uzun Kullanım İçin Yeni Uyarı</p>

<p>Uykuya dalmayı kolaylaştırmak için kullanılan melatonin, birçok kişi tarafından “doğal” ve zararsız bir destek gibi görülüyor. Ancak 130 binden fazla yetişkinin sağlık kayıtlarını inceleyen yeni bir ön çalışma, uzun süreli melatonin kullanımı ile kalp yetersizliği tanısı arasında dikkat çeken bir ilişki bildirdi.</p>

<p>Araştırmada asıl mesaj şu: Melatoninin kalp yetersizliğine yol açtığı kanıtlanmış değil. Fakat özellikle kronik uykusuzluğu olan ve bir yıl ya da daha uzun süre melatonin kullanan kişilerde kalp sağlığı açısından daha dikkatli değerlendirme yapılması gerekebilir.</p>

<p>Melatonin nedir?</p>

<p>Melatonin, beyinde salgılanan ve uyku-uyanıklık döngüsünü düzenleyen bir hormondur. Karanlıkla birlikte düzeyi artar, gün ışığıyla azalır. Takviye formu ise jet lag, uykuya dalma güçlüğü ve bazı uyku ritmi sorunlarında tercih edilebilir.</p>

<p>Sorun, melatoninin kısa süreli ve uygun dozda kullanımından çok, her gece ve uzun aylar boyunca hekim değerlendirmesi olmadan alınmasıdır. Çünkü uyku sorunu bazen stres, depresyon, anksiyete, uyku apnesi, tiroit hastalığı, kalp hastalığı veya kullanılan ilaçlarla ilişkili olabilir.</p>

<p>Yeni çalışma ne buldu?</p>

<p>Amerikan Kalp Derneği’nin bilimsel toplantısında sunulan ön çalışmada, kronik uykusuzluk tanısı olan 130 bin 828 yetişkinin beş yıllık sağlık kayıtları incelendi. Katılımcıların yarısı en az bir yıl melatonin kullananlardan, diğer yarısı ise melatonin kaydı olmayan benzer kişilerden oluştu.</p>

<p>Beş yıl içinde kalp yetersizliği tanısı, melatonin grubunda yüzde 4,6; kontrol grubunda yüzde 2,7 olarak bildirildi. Bu, göreceli olarak yaklaşık yüzde 90 daha yüksek risk anlamına geliyor.</p>

<p>Kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatış oranı da melatonin grubunda daha yüksek bulundu. Araştırmacılar, ölüm oranlarında da melatonin kullanan grupta artış görüldüğünü aktardı.</p>

<p>Bu bulgu melatonin kalbe zarar verir demek mi?</p>

<p>Hayır. Çalışma gözlemsel nitelikte olduğu için “melatonin kalp yetersizliği yapar” şeklinde kesin bir hüküm verilemez. Bu tür çalışmalar iki durumun birlikte görülüp görülmediğini gösterir; tek başına neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.</p>

<p>Üstelik araştırma henüz tam hakemli makale olarak yayımlanmış değil. Bu nedenle sonuçlar ön veri olarak değerlendirilmeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Neden dikkatli yorumlanmalı?</p>

<p>Melatonin kullanan kişilerde uykusuzluk daha ağır olabilir. Kronik uykusuzluk, depresyon, anksiyete, obezite, yüksek tansiyon, diyabet, hareketsizlik ve uyku apnesi gibi durumlar da kalp sağlığını etkileyebilir.</p>

<p>Araştırmada bu faktörlerin önemli bir bölümü dengelenmeye çalışılsa da tüm etkileri tamamen ayırmak kolay değildir. Ayrıca bazı ülkelerde melatonin reçeteyle, bazı ülkelerde reçetesiz satıldığı için kayıtların eksik olma ihtimali de vardır.</p>

<p>Kimler daha dikkatli olmalı?</p>

<p>Kalp yetersizliği, ritim bozukluğu, kontrolsüz tansiyon, diyabet, böbrek hastalığı, uyku apnesi veya çoklu ilaç kullanımı olan kişiler melatonini düzenli kullanmadan önce hekimle görüşmelidir.</p>

<p>Kan sulandırıcı, tansiyon ilacı, diyabet ilacı, sakinleştirici veya uyku ilacı kullananlarda da etkileşim ihtimali göz ardı edilmemelidir. Hamileler, emzirenler, çocuklar ve ileri yaştaki kişilerde takviye kullanımı ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p>Melatonin nasıl daha güvenli kullanılabilir?</p>

<p>Uzman yaklaşımı, melatoninin mümkünse kısa süreli, en düşük etkili dozda ve doğru zamanda kullanılması yönündedir. Her gece aylarca kullanmak yerine, uyku sorununun nedeni araştırılmalıdır.</p>

<p>Uykuya dalma güçlüğü yaşayan kişilerde düzenli uyku saati, akşam parlak ekran ışığını azaltma, geç saat kafeinden kaçınma, yatak odasını karanlık ve serin tutma, gündüz hareketi artırma ve alkolü sınırlama çoğu zaman ilk basamak önerilerdir.</p>

<p>Kronik uykusuzlukta bilişsel davranışçı terapi, ilaç veya takviyeden önce ya da onlarla birlikte değerlendirilebilen etkili bir yöntem olarak kabul edilir. Bu terapi, uykuya dair yanlış koşullanmayı ve uykuyu bozan alışkanlıkları hedefler.</p>

<p>Okur için net mesaj</p>

<p>Melatonin kısa süreli kullanımda birçok kişi için güvenli kabul edilse de, yeni veriler uzun süreli ve kontrolsüz kullanımın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Özellikle her gece melatonin alan kişiler, bunu kalıcı bir alışkanlık haline getirmeden önce hekimlerine danışmalıdır.</p>

<p>Bu çalışma panik nedeni değil; uyku takviyelerini “doğal olduğu için sınırsız güvenli” saymamak gerektiğini hatırlatan güçlü bir uyarıdır.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. Amerikan Kalp Derneği Bilimsel Oturumları 2025, MP2306 araştırma özeti<br />
2. American College of Cardiology, melatonin ve kalp yetersizliği değerlendirmesi<br />
3. Health, Julia Ries Wexler imzalı sağlık haberi, Temmuz 2026 güncellemesi<br />
4. Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi, kronik uykusuzlukta davranışsal tedavi kılavuzu </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/her-gece-melatonin-almak-guvenli-mi-uzun-sure-kullananlar-icin-kalp-sagligi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9553.jpeg" type="image/jpeg" length="35914"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Emniyetinde Kapsamlı Görev Değişimi: 18 İlçeye Yeni Müdür]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-emniyetinde-kapsamli-gorev-degisimi-18-ilceye-yeni-mudur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/istanbul-emniyetinde-kapsamli-gorev-degisimi-18-ilceye-yeni-mudur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde 2026 yılı il içi atama süreci kapsamında çok sayıda birimde görev değişikliği yapıldı. Atamalarla birlikte 18 ilçenin emniyet müdürü değişirken, 9 şube müdürlüğünde de yeni görevlendirmeler gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde il içi atama süreci tamamlandı. Yeni görev dağılımı kapsamında 27 şube ve ilçe emniyet müdürü için görevlendirme yapılırken, kent genelinde 18 ilçe emniyet müdürlüğünde değişikliğe gidildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Atama listesine göre Adalar İlçe Emniyet Müdürlüğüne Alpaslan Şahin, Arnavutköy İlçe Emniyet Müdürlüğüne Tolga Öztürk, Ataşehir İlçe Emniyet Müdürlüğüne Muhammet Ahmet Katipoğlu, Bahçelievler İlçe Emniyet Müdürlüğüne Kıvanç Taşçı, Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğüne Kürşat Mesut Özmen getirildi.</p>

<p>Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğüne Oktay Çelik, Çatalca İlçe Emniyet Müdürlüğüne Lütfü Doğan, Çekmeköy İlçe Emniyet Müdürlüğüne Nadir Öztürk, Eyüpsultan İlçe Emniyet Müdürlüğüne Can Coşkun, Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğüne ise Özgür Yılmaz atandı.</p>

<p>Yeni görevlendirmeler kapsamında Kağıthane İlçe Emniyet Müdürlüğüne Ömer Faruk Günay, Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğüne Fatih Tilki, Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğüne İlyas Kayış, Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürlüğüne Yunus Gezer, Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğüne Hakan Alpaslan Kırbaş görevlendirildi.</p>

<p>Sultanbeyli İlçe Emniyet Müdürlüğüne Ahmet Serkan Tulum, Sultangazi İlçe Emniyet Müdürlüğüne Arınç Çevik, Tuzla İlçe Emniyet Müdürlüğüne ise Abdulkadir Bilen getirildi.</p>

<p>İlçe emniyet müdürlüklerinin yanı sıra bazı şube müdürlüklerinde de görev değişimi yapıldı. Baltalimanı Polis Evi Şube Müdürlüğüne Ozak Koç, Çocuk Şube Müdürlüğüne Mehmet Tanrıkulu, Boğaziçi Köprüleri Koruma Şube Müdürlüğüne Halil İbrahim Başlı, Koruma Şube Müdürlüğüne Muhsin Dumlupınar, Hassas Bölgeleri Koruma Şube Müdürlüğüne Emrah Ata, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı Şube Müdürlüğüne ise Gökhan Karagül atandı.</p>

<p>Ayrıca Dış İlişkiler Şube Müdürü Esma Yavaşca’nın İnterpol/Europol Şube Müdürlüğü ile Strateji Geliştirme Şube Müdürlüğünü vekaleten yürüteceği, İnşaat Emlak Şube Müdürü Azmi İlker Çiftci’nin de Destek Hizmetleri Şube Müdürlüğüne vekaleten görevlendirildiği bildirildi.</p>

<p>Yeni görevlendirmelerin, İstanbul genelindeki güvenlik, asayiş ve idari koordinasyon çalışmalarında yeni bir görev dağılımı oluşturduğu değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-emniyetinde-kapsamli-gorev-degisimi-18-ilceye-yeni-mudur</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9552.jpeg" type="image/jpeg" length="87467"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekli Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ahmet Çörekçi Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/emekli-hava-kuvvetleri-komutani-orgeneral-ahmet-corekci-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/emekli-hava-kuvvetleri-komutani-orgeneral-ahmet-corekci-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emekli Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ahmet Çörekçi, 94 yaşında hayatını kaybetti. Osmancık doğumlu Çörekçi’nin cenazesi 2 Eylül’de Zincirlikuyu Camii’nde kılınacak namazın ardından defnedilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Emekli Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ahmet Çörekçi, 94 yaşında hayatını kaybetti. Çorum’un Osmancık ilçesi nüfusuna kayıtlı olan Çörekçi’nin vefatı, ailesi, yakınları ve sevenleri arasında üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Ahmet Çörekçi’nin cenazesinin 2 Eylül 2026 Çarşamba günü İstanbul Zincirlikuyu Camii’nde öğle namazının ardından kılınacak cenaze namazı sonrası Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verileceği bildirildi.</p>

<p>Çörekçi’nin vefat nedeni hakkında kamuoyuna yansıyan ayrıntılı bir açıklama bulunmazken, eski komutanın 94 yaşında hayatını kaybettiği açıklandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ahmet Çörekçi Kimdir?</p>

<p>Ahmet Çörekçi, 10 Haziran 1932’de Çorum’un Osmancık ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğreniminin ardından Işıklar Askerî Lisesi’ne girdi. 1955 yılında Hava Harp Okulu’ndan asteğmen rütbesiyle mezun olarak Türk Hava Kuvvetleri saflarında görev hayatına başladı.</p>

<p>1955-1957 yılları arasında Kanada’da pilotaj ve av pilotluğu eğitimi alan Çörekçi, eğitiminin ardından Merzifon 4. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda av pilotu olarak görev yaptı. Daha sonra 1. Ana Jet Üs Komutanlığı’na atandı.</p>

<p>1966 yılında Hava Harp Akademisi’ne giren Çörekçi, 1968’de akademiden mezun oldu. Hava Kuvvetleri Harekât Başkanlığı’nda Hava Harekât Subayı olarak görev yaptı. 6. Ana Jet Üs Harekât Subaylığı ve 162. Filo Komutanlığı, askerî kariyerindeki önemli görevler arasında yer aldı.</p>

<p>Çörekçi, 1972-1974 yılları arasında Napoli’deki NATO Airsouth Karargâhı’nda Plan Şube Müdürlüğü yaptı. Ardından Hava Kuvvetleri bünyesinde çeşitli komuta ve eğitim görevlerinde bulundu.</p>

<p>1978 yılında tuğgeneral rütbesine yükselen Ahmet Çörekçi, 4. Ana Jet Üs Komutanlığı’na atandı. 1982’de tümgeneral, 1986’da ise korgeneral oldu. Bu dönemde Hava Harp Okulu Komutanlığı, 6. NATO ATAF Komutanlığı, 2. Taktik Hava Kuvveti Komutanlığı ve Hava Eğitim Komutanlığı görevlerinde bulundu.</p>

<p>1992 yılında orgeneral rütbesine terfi eden Çörekçi, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği görevine getirildi. 1993 yılında Genelkurmay II. Başkanlığı görevini üstlendi. 18 Ağustos 1995’te Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na atanan Çörekçi, 1997 yılında emekliye ayrıldı.</p>

<p>Ahmet Çörekçi, Türk Silahlı Kuvvetleri Üstün Hizmet Madalyası ve Pakistan Askerî İmtiyaz Nişanı sahibiydi. İngilizce bilen Çörekçi, evli ve iki çocuk babasıydı. Emeklilik döneminde resim sanatıyla da ilgilendiği, karma ve kişisel sergilere katıldığı biliniyordu.</p>

<p>Yakın dönem Türkiye siyasi ve askerî tarihinde adı 28 Şubat süreciyle de anılan Çörekçi, bu kapsamda yargılandı. 2018’de verilen müebbet hapis cezası 2021’de Yargıtay tarafından onandı. 2023 yılında ise kalan cezası, Adli Tıp Kurumu’nun “kocama hali” raporu gerekçesiyle Cumhurbaşkanı kararıyla kaldırıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/emekli-hava-kuvvetleri-komutani-orgeneral-ahmet-corekci-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9551.jpeg" type="image/jpeg" length="92589"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Amedspor’dan Oumar Diakité İçin Yeni Hamle: Türkiye Seçeneği Öne Çıktı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/amedspordan-oumar-diakite-icin-yeni-hamle-turkiye-secenegi-one-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/amedspordan-oumar-diakite-icin-yeni-hamle-turkiye-secenegi-one-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amedspor’un Stade de Reims forması giyen Oumar Diakité için transfer girişimi yabancı kaynaklara da yansıdı. Afrika futbol piyasasını yakından takip eden kaynaklar, Amedspor’un teklifini yükselttiğini ve Türkiye seçeneğinin transfer yarışında öne geçtiğini bildiriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Amedspor’un forvet transferinde gündeminde bulunan Oumar Diakité için yabancı kaynaklardan dikkat çeken bilgiler geldi.</p>

<p>Afrika futbolundaki transfer gelişmelerini takip eden Africafoot, 26 Ağustos tarihli haberinde Fildişi Sahilli santrforun Stade de Reims’ten ayrılmaya yaklaştığını ve Amedspor’un oyuncu için iyileştirilmiş yeni bir teklif sunduğunu aktardı. Haberde Türkiye seçeneğinin hem oyuncu hem de Reims açısından daha cazip hale geldiği belirtildi.</p>

<p>Amedspor teklifini yükseltti</p>

<p>Africafoot’un 225foot’a dayandırdığı bilgiye göre Amedspor, Oumar Diakité için daha önce yaptığı girişimin ardından şartları yukarı çekti.</p>

<p>Yeni teklifin mali açıdan daha güçlü olduğu ve bu nedenle transfer yarışındaki dengelerin Amedspor lehine değişmeye başladığı ifade edildi.</p>

<p>Bu gelişme özellikle İngiltere Championship kulüplerinin de oyuncuyla ilgilendiği bir dönemde geldi. Africafoot, Diakité için birden fazla İngiliz kulübünün devrede olduğunu ancak Amedspor’un son hamlesinin Türkiye seçeneğini öne çıkardığını bildirdi.</p>

<p>Reims ayrılığa açık</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Oumar Diakité’nin Stade de Reims’teki geleceği de transfer ihtimalini güçlendiren unsurlardan biri.</p>

<p>Africafoot daha önce yayımladığı haberlerde Reims yönetiminin Diakité’nin ayrılığına kapıyı kapatmadığını ve oyuncunun transferi için gelecek teklifleri değerlendirdiğini aktarmıştı.</p>

<p>Fildişi Sahilli futbolcu, geçtiğimiz sezonu Cercle Brugge’de kiralık geçirdikten sonra Reims’e döndü. Oyuncunun Fransız ekibindeki mevcut konumu nedeniyle yeni bir takıma transfer olmasının güçlü bir ihtimal olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Amedspor-Reims anlaşması daha önce de gündeme geldi</p>

<p>Amedspor’un Diakité ilgisi yabancı basına ilk kez yansımıyor.</p>

<p>Fildişi Sahili merkezli 225foot, 9 Ağustos’ta yayımladığı haberinde Amedspor’un Stade de Reims ile transfer konusunda anlaşmaya vardığını ve oyuncu tarafıyla görüşmelerin sürdüğünü yazdı. Ancak bu haber Ekrem Konur’un bilgilerine dayandırılmıştı.</p>

<p>Bu nedenle söz konusu bilgi, doğrudan Reims kaynaklı bağımsız bir doğrulama olarak değerlendirilmiyor.</p>

<p>Buna karşılık 26 Ağustos’ta yayımlanan son yabancı kaynaklı haber, Amedspor’un transferden vazgeçmediğini ve oyuncu için teklifini yükselttiğini gösteriyor.</p>

<p>İngiliz kulüpleri de devrede</p>

<p>Diakité transferinin önündeki en önemli engellerden biri İngiltere’den gelen ilgi.</p>

<p>Africafoot’un Oumar Diakité transfer dosyasındaki son haberlerine göre Championship ekipleri de 22 yaşındaki santrforun durumunu takip ediyor. Hatta transfer yarışının bir dönem İngiltere’ye doğru yöneldiği belirtilmişti.</p>

<p>Ancak Amedspor’un mali şartları iyileştirmesinin ardından Türkiye seçeneğinin yeniden öne geçtiği bildiriliyor.</p>

<p>Transfer henüz tamamlanmış değil</p>

<p>Yabancı kaynaklardan gelen bilgiler Amedspor’un Oumar Diakité transferinde ciddi biçimde masada olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bununla birlikte Stade de Reims tarafından Amedspor ile kesin anlaşmaya varıldığına veya transferin tamamlandığına ilişkin güncel resmî açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle mevcut tablo, “Amedspor transferi bitirdi” şeklinde değil, “Amedspor teklifini yükseltti ve Türkiye seçeneği yarışta öne çıktı” şeklinde değerlendirilmeli.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Africafoot</li>
 <li>225foot</li>
 <li>Foot Africa</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/amedspordan-oumar-diakite-icin-yeni-hamle-turkiye-secenegi-one-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 14:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9549.jpeg" type="image/jpeg" length="88280"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Richard Ríos Beşiktaş’a mı Geliyor? Portekiz’den Yeni Haber]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/richard-rios-besiktasa-mi-geliyor-portekizden-yeni-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/richard-rios-besiktasa-mi-geliyor-portekizden-yeni-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın orta saha transferindeki Richard Ríos girişiminde Portekiz’den dikkat çeken bir gelişme geldi. Record, siyah-beyazlıların Kolombiyalı futbolcuya şu anda en fazla ilgi gösteren kulüp olduğunu ve Benfica yönetiminin Beşiktaş’tan gelecek yeni hamleyi beklediğini bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’ta Richard Ríos Hareketliliği</p>

<p>Transfer döneminin son bölümünde orta saha kadrosunu güçlendirmek isteyen Beşiktaş’ın, Benfica forması giyen Richard Ríos için girişimleri sürüyor.</p>

<p>Portekiz basınının önde gelen spor gazetelerinden Record’un aktardığı bilgilere göre Beşiktaş, mevcut durumda Kolombiyalı orta saha oyuncusunun transferine en fazla ilgi gösteren kulüp konumunda bulunuyor.</p>

<p>Haberde siyah-beyazlıların Ríos’un durumunu yakından takip ettiği ve kısa süre içerisinde yeni bir teklif sunabileceği belirtildi.</p>

<p>Bu noktada Portekiz’den gelen haber ile Türkiye’de dolaşıma giren bazı transfer iddiaları arasında önemli bir ayrıntı bulunuyor. Record, Beşiktaş’ın yeni bir resmî teklif sunduğunu kesin bir ifadeyle yazmak yerine, siyah-beyazlıların teklif yapmasının beklendiğini bildiriyor.</p>

<p>Benfica Beşiktaş’tan Gelecek Hamleyi Bekliyor</p>

<p>Benfica cephesindeki transfer planlaması da Richard Ríos’un geleceğini önemli hale getiriyor.</p>

<p>Record’a göre Portekiz ekibinin yönetimi, Kolombiyalı futbolcuyu transfer döneminin sona ermesinden önce elden çıkarmayı hedefliyor. Benfica yönetiminin beklentisi, Beşiktaş’ın ilgisinin somut bir teklife dönüşmesi yönünde.</p>

<p>Beşiktaş’tan gelecek teklifin Benfica tarafından kabul edilmesi durumunda Portekiz kulübünün kendi transfer operasyonlarından birinin de önü açılacak.</p>

<p>Benfica’nın Racing Santander forması giyen Gustavo Puerta ile anlaşma sağladığı ancak bu transferin tamamlanabilmesi için Richard Ríos’un takımdan ayrılmasının beklendiği bildirildi.</p>

<p>Bu nedenle Ríos transferi yalnızca Beşiktaş açısından değil, Benfica’nın transfer planlaması bakımından da önem taşıyor.</p>

<p>Galatasaray ve Napoli Daha Geride</p>

<p>Richard Ríos’a daha önce Galatasaray ve Napoli’nin de ilgi gösterdiği belirtilmişti.</p>

<p>Ancak Portekiz’den gelen son bilgiye göre iki kulüp şu anda transfer yarışında Beşiktaş’ın gerisinde bulunuyor.</p>

<p>Record, Ríos için en ciddi ilgiyi gösteren takımın mevcut durumda Beşiktaş olduğunu özellikle vurguladı.</p>

<p>Bu durum siyah-beyazlıların transferdeki konumunu güçlendiren önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Richard Ríos Ayrılığa Sıcak Bakıyor</p>

<p>Transferde dikkat çeken bir başka ayrıntı ise oyuncunun Benfica’daki geleceğine ilişkin tutumu.</p>

<p>Portekiz basını, Ríos’un Benfica’dan ayrılma ihtimaline olumlu yaklaştığını bildiriyor. Bununla birlikte Kolombiyalı orta saha oyuncusunun Türkiye’ye transfer olmaya nasıl baktığının henüz netleşmediği kaydediliyor.</p>

<p>Dolayısıyla transferin önündeki başlıklardan biri de Beşiktaş ile oyuncu tarafı arasında şartların oluşması olacak.</p>

<p>Benfica’da ilk 11’in değişmez isimlerinden biri olmayan Ríos’un takım içindeki konumu da ayrılık ihtimalini güçlendiren unsurlar arasında gösteriliyor.</p>

<p>Transferde Kritik Günler</p>

<p>Beşiktaş’ın Richard Ríos için atacağı yeni adım transferin seyrini belirleyebilir.</p>

<p>Portekiz cephesindeki son tabloya göre Benfica oyuncunun ayrılığına kapıyı açık tutarken, Beşiktaş yarışın önündeki kulüp durumunda. Ancak taraflar arasında transferi tamamlayan kesin bir anlaşmanın bulunduğuna ilişkin güçlü bir doğrulama henüz yok.</p>

<p>Bu nedenle önümüzdeki süreçte özellikle Beşiktaş’ın Benfica’ya sunacağı teklifin yapısı ve Ríos’un Türkiye seçeneğine vereceği yanıt belirleyici olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Record</li>
 <li>Gianluigi Longari</li>
 <li>Sport TV Portugal</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/richard-rios-besiktasa-mi-geliyor-portekizden-yeni-haber</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9548.jpeg" type="image/jpeg" length="13822"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yazın İshal Vakaları Neden Artıyor? Sofradan Suya Uzanan Riskler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yazin-ishal-vakalari-neden-artiyor-sofradan-suya-uzanan-riskler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yazin-ishal-vakalari-neden-artiyor-sofradan-suya-uzanan-riskler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de konuşulan ishal artışı tek bir nedene bağlanamaz. Viral gastroenterit, bozulmuş gıdalar, kirli su ve parazitler farklı tablolar oluşturur; tedavide ilk hedef sıvı kaybını önlemektir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de İshal Vakaları Neden Artıyor? Olası Nedenler, Tanı ve Tedavi</p>

<p>Türkiye’de son günlerde ishal, kusma, mide bulantısı ve karın ağrısı şikâyetlerinde artış olduğu yönündeki paylaşımlar dikkat çekiyor. Ancak ülke genelinde resmen ilan edilmiş tek merkezli bir salgın açıklaması olmadan, her ishal tablosunu aynı nedene bağlamak doğru değildir.</p>

<p>Akut ishal; virüsler, bakteriler, parazitler, bozulmuş gıdalar veya güvenli olmayan suyla ilişkili olabilir. Tedavide en temel yaklaşım, vücudun kaybettiği su ve tuzu yerine koymak; riskli belirtiler varsa gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurmaktır.</p>

<p>En sık nedenlerden biri viral gastroenterittir. Bu tablo halk arasında “mide bağırsak enfeksiyonu” diye bilinir. Norovirüs, rotavirüs ve adenovirüs gibi virüsler özellikle kapalı alanlarda, okul ve kreşlerde, aile içinde ve toplu yaşam yerlerinde hızla yayılabilir.</p>

<p>Norovirüs genellikle bulaştan 12-48 saat sonra bulantı, kusma, sulu ishal, karın krampları ve hafif ateşle başlar. Çoğu kişi birkaç gün içinde toparlar; fakat hastalık bittikten sonra da bir süre bulaştırıcılık devam edebilir.</p>

<p>Yaz aylarında gıda kaynaklı ishaller de daha sık görülür. Açıkta bekleyen yemekler, iyi yıkanmamış salatalar, uygun saklanmayan sütlü ürünler, az pişmiş et ve tavuk ürünleri bakteri üremesi için uygun ortam oluşturabilir.</p>

<p>Bakteriyel ishallerde tablo daha ağır olabilir. Yüksek ateş, şiddetli karın ağrısı, kanlı veya mukuslu dışkı, dışkılama sayısında belirgin artış ve genel durumda bozulma bakteriyel enfeksiyon olasılığını artırır.</p>

<p>Paraziter ishaller ise bazen daha sinsi ilerler. Uzayan ishal, karında şişkinlik, kötü kokulu dışkı, kilo kaybı, aralıklı karın ağrısı ve seyahat ya da hijyen sorunu öyküsü parazit araştırmasını gündeme getirebilir.</p>

<p>Kirli su kaynaklı salgınlarda genellikle aynı suyu kullanan çok sayıda kişide kısa sürede benzer şikâyetler ortaya çıkar. Bu nedenle bir mahalle, yurt, otel, okul ya da iş yerinde çok sayıda kişinin aynı anda hastalanması durumunda halk sağlığı birimlerinin değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>Tanıda ilk adım hastanın öyküsüdür. Şikâyetin ne zaman başladığı, dışkının kanlı olup olmadığı, ateş, kusma, son günlerde tüketilen gıdalar, aynı evde hasta kişi olup olmadığı, seyahat ve su kaynağı bilgisi hekime yol gösterir.</p>

<p>Her ishal vakasında dışkı testi gerekmez. Hafif seyreden, kan içermeyen ve birkaç gün içinde toparlayan ishalde çoğu zaman destek tedavisi yeterlidir. Ancak kanlı ishal, yüksek ateş, ağır sıvı kaybı, bağışıklık sistemi zayıflığı, yaşlılık, bebeklik, gebelik veya toplu salgın şüphesi varsa dışkı incelemesi, kültür veya moleküler testler istenebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavinin merkezi sıvı desteğidir. Eczanelerde bulunan oral rehidrasyon sıvıları, su ve tuz kaybını dengelemek için en doğru seçeneklerden biridir. Kusma varsa sıvı bir anda değil, küçük yudumlarla ve sık aralıklarla alınmalıdır.</p>

<p>Çocuklarda anne sütü kesilmemelidir. Bebek ve küçük çocuklarda ağız kuruluğu, gözlerde çökme, idrar azalması, ağlarken gözyaşının gelmemesi, halsizlik veya dalgınlık varsa beklenmemelidir.</p>

<p>Beslenmede pirinç, patates, yoğurt, muz, çorba, haşlanmış sebze ve hafif gıdalar tercih edilebilir. Çok yağlı yiyecekler, alkol, aşırı şekerli içecekler ve gazlı içecekler ishali artırabilir.</p>

<p>Antibiyotik her ishalde kullanılmaz. Viral ishallerde antibiyotik fayda sağlamaz. Hatta gereksiz antibiyotik kullanımı bağırsak florasını bozabilir ve direnç gelişimine katkı sağlayabilir. Antibiyotik kararı, bakteriyel enfeksiyon şüphesi veya kanıtı olduğunda hekim tarafından verilmelidir.</p>

<p>İshal kesici ilaçlar da dikkatli kullanılmalıdır. Erişkinlerde bazı hafif vakalarda kısa süreli kullanılabilir; ancak kanlı ishal, yüksek ateş, şiddetli karın ağrısı veya çocuk hastalarda hekim önerisi olmadan kullanılmamalıdır.</p>

<p>Acil değerlendirme gerektiren belirtiler şunlardır: Kanlı dışkı, siyaha yakın dışkı, 39 dereceye yaklaşan ateş, sürekli kusma nedeniyle sıvı alamama, belirgin halsizlik, bayılma hissi, idrarın çok azalması, şiddetli karın ağrısı, ense sertliği, bilinç bulanıklığı ve üç günden uzun süren ağır ishal.</p>

<p>Korunmada en güçlü adım el yıkamadır. Eller tuvalet sonrası, yemek hazırlamadan önce, bebek bezi değiştirdikten sonra ve dışarıdan eve gelince en az 20 saniye sabun ve suyla yıkanmalıdır. El antiseptikleri yardımcı olabilir; ancak özellikle norovirüste sabun ve suyun yerini tam olarak tutmaz.</p>

<p>Hasta kişilerin yemek hazırlamaması, ortak havlu kullanmaması, yüzeylerin düzenli temizlenmesi ve belirtiler geçtikten sonra en az 48 saat evde kalması bulaş zincirini azaltır. Okul, kreş, yurt ve bakım evlerinde bu süre daha da dikkatli uygulanmalıdır.</p>

<p>Gıdalar buzdolabında uygun sıcaklıkta saklanmalı, pişmiş yemekler uzun süre oda sıcaklığında bekletilmemeli, çiğ ve pişmiş ürünler aynı kesme tahtasında hazırlanılmamalıdır. Sebze ve meyveler bol suyla yıkanmalı, güvenilir olmayan sulardan buz yapılmamalıdır.</p>

<p>İshal vakalarında paniğe kapılmak yerine tabloyu doğru okumak gerekir. Aynı evde veya aynı toplu ortamda çok sayıda kişi kısa sürede hastalandıysa, özellikle su ve ortak gıda öyküsü varsa sağlık birimlerine başvurmak ve numune incelemesi yapılmasını sağlamak en doğru yoldur.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, Akut Bağırsak Enfeksiyonları Bilgilendirmesi<br />
2. Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Norovirüs Bilgilendirmesi<br />
3. Dünya Sağlık Örgütü, İshal Hastalıkları Bilgi Notu<br />
4. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, Norovirüs Klinik Bilgilendirmesi<br />
5. Enfeksiyon Hastalıkları Uzman Görüşleri ve Güncel Klinik Değerlendirmeler </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yazin-ishal-vakalari-neden-artiyor-sofradan-suya-uzanan-riskler</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9547.jpeg" type="image/jpeg" length="43940"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[RSV Aşısında Gerçek Yaşam Verisi: Huzurevlerinde Hastaneye Yatışa Karşı Yüzde 73 Etkililik]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/rsv-asisinda-gercek-yasam-verisi-huzurevlerinde-hastaneye-yatisa-karsi-yuzde-73-etkililik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rsv-asisinda-gercek-yasam-verisi-huzurevlerinde-hastaneye-yatisa-karsi-yuzde-73-etkililik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de huzurevlerinde yaşayan 65 yaş ve üzerindeki 597 bin 430 Medicare yararlanıcısının verilerini inceleyen yeni araştırmada, RSV aşılamasının RSV ile ilişkili hastaneye yatışa karşı tahmini etkililiği yüzde 73 olarak hesaplandı. Aşılamanın RSV ile ilişkili ölüm, ciddi klinik sonuçlar ve tromboembolik olaylara karşı tahmini etkililiği sırasıyla yüzde 56, yüzde 59 ve yüzde 66 bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ancak <i>JAMA Internal Medicine</i>’da 31 Ağustos 2026’da yayımlanan çalışma randomize bir klinik araştırma değil, Medicare idari sağlık talep verilerine dayanan retrospektif bir kohort çalışmasıydı.</p>

<h2>Yaşlılarda RSV neden önemli?</h2>

<p>Solunum sinsityal virüsü, daha çok bebeklerde oluşturduğu solunum yolu enfeksiyonlarıyla bilinse de ileri yaştaki yetişkinlerde de ciddi klinik sonuçlara yol açabiliyor.</p>

<p>Yaş ilerledikçe bağışıklık sistemindeki değişiklikler ve kalp, akciğer veya metabolik hastalıklar gibi eşlik eden sağlık sorunları, ağır RSV enfeksiyonu riskini artırabiliyor.</p>

<p>Huzurevleri ise ileri yaş, kronik hastalık yükü ve ortak yaşam koşulları nedeniyle RSV açısından özellikle hassas ortamlardan biri.</p>

<p>Bu nedenle RSV aşılamasının klinik araştırmaların dışında, gerçek yaşam koşullarında ne ölçüde etkili olduğu önem taşıyor.</p>

<p>31 Ağustos 2026’da <i>JAMA Internal Medicine</i>’da yayımlanan yeni çalışma, bu soruyu çok geniş bir huzurevi popülasyonunda değerlendirdi.</p>

<h2>597 bin 430 kişinin verileri incelendi</h2>

<p>Araştırmacılar ABD’de Medicare hizmet başına ödeme sistemine kayıtlı, <strong>65 yaş ve üzerindeki 597 bin 430 huzurevi sakininin</strong> Medicare idari sağlık talep verilerini değerlendirdi.</p>

<p>Katılımcıların medyan yaşı <strong>82</strong> idi ve yaklaşık üçte ikisi kadındı.</p>

<p>Araştırma dönemi 10 Eylül 2023 ile 30 Mart 2024 arasını kapsadı. Bu dönem, RSV aşılarının bu grupta kullanıma sunulduğu ilk sezondu.</p>

<p>Araştırmacılar aşılanmış ve aşılanmamış kişilerde RSV ile ilişkili klinik sonuçların görülme hızını karşılaştırdı ve çok sayıda ölçülebilir değişken için istatistiksel düzeltme yaptı.</p>

<h2>Hastaneye yatışa karşı tahmini etkililik yüzde 73</h2>

<p>Çalışmanın en dikkat çekici sonucu RSV ile ilişkili hastaneye yatışlarda görüldü.</p>

<p>RSV aşılamasının RSV ile ilişkili hastaneye yatışa karşı tahmini etkililiği:</p>

<p><strong>yüzde 73</strong></p>

<p>olarak hesaplandı.</p>

<p>Yüzde 95 güven aralığı ise yüzde 65 ile yüzde 79 arasındaydı.</p>

<p>Buradaki “yüzde 73 etkililik” ifadesinin doğru anlaşılması önemli.</p>

<p>Bu sonuç, aşılanan her 100 kişiden 73’ünün hastaneye yatmayacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Çalışmada aşı etkililiği, aşılanan ve aşılanmayan gruplardaki olay hızları arasındaki göreli fark üzerinden hesaplandı.</p>

<h2>75 yaş ve üzerindeki grupta yüzde 75</h2>

<p>Araştırmacılar bazı alt grupları da ayrı ayrı değerlendirdi.</p>

<p>65–74 yaş grubunda RSV ile ilişkili hastaneye yatışa karşı tahmini aşı etkililiği <strong>yüzde 60</strong> olarak hesaplandı.</p>

<p>75 yaş ve üzerindekilerde ise bu oran <strong>yüzde 75</strong> bulundu.</p>

<p>Huzurevinde 100 günden az kalanlarda tahmini etkililik yüzde 67, 100 gün veya daha uzun kalanlarda ise yüzde 80 olarak hesaplandı.</p>

<p>Ancak bu alt grup sonuçları doğrudan birbirleriyle karşılaştırılarak aşının bir grupta kesin olarak daha etkili olduğu şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<h2>Ciddi klinik sonuçlarda da dikkat çekici veriler</h2>

<p>Araştırmada yalnızca hastaneye yatış değerlendirilmedi.</p>

<p>RSV ile ilişkili ölüm, yoğun bakım veya kritik bakım gereksinimi, mekanik ventilasyon ve tromboembolik olaylar da incelendi.</p>

<p>Tahmini aşı etkililiği;</p>

<p><strong>RSV ile ilişkili ölüm için yüzde 56,</strong></p>

<p><strong>ciddi RSV ile ilişkili sonuçlar için yüzde 59,</strong></p>

<p><strong>RSV ile ilişkili tromboembolik olaylar için yüzde 66</strong></p>

<p>olarak hesaplandı.</p>

<p>Ciddi sonuç tanımı; yoğun bakım veya kritik bakım ünitesine yatış, mekanik ventilasyon ya da RSV ile ilişkili ölümü kapsıyordu.</p>

<p>Bu bulgular, RSV aşılamasının huzurevlerinde daha ağır klinik sonuçların daha düşük görülmesiyle ilişkili olabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Ancak özellikle ölüm ve ağır sonuçlarla ilgili veriler yorumlanırken çalışmanın gözlemsel yapısı göz önünde bulundurulmalı.</p>

<h2>Çalışma neden önemli?</h2>

<p>RSV aşılarının ruhsatlandırılmasına temel oluşturan klinik araştırmalar kontrollü koşullarda yürütülüyor.</p>

<p>Gerçek yaşam araştırmaları ise aşının günlük klinik uygulamada, daha kırılgan ve çok sayıda kronik hastalığı bulunan gruplarda nasıl performans gösterdiğini değerlendirmeye yardımcı oluyor.</p>

<p>Huzurevlerinde yaşayan ileri yaştaki bireyler bu açıdan özellikle önemli.</p>

<p>Klinik araştırmalarda çok kırılgan, birden fazla hastalığı bulunan veya uzun süreli bakım kurumlarında yaşayan kişilerin gerçek yaşamdaki oranlarıyla temsil edilmemesi mümkün olabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle yaklaşık <strong>600 bin kişilik</strong> bir huzurevi popülasyonuna dayanan çalışma, ileri yaş grubunda RSV aşılamasının gerçek yaşam etkisine ilişkin güçlü bir gözlemsel veri seti sunuyor.</p>

<h2>Ancak bu randomize bir klinik çalışma değil</h2>

<p>Çalışmanın en önemli sınırlılığı, randomize kontrollü bir klinik araştırma olmaması.</p>

<p>Araştırmacılar daha önce gerçekleşmiş aşılamaları ve sağlık sonuçlarını Medicare kayıtlarından geriye dönük olarak değerlendirdi.</p>

<p>Aşılanan ve aşılanmayan kişiler arasında araştırmacıların tamamen ölçemediği farklılıklar bulunabilir.</p>

<p>Örneğin sağlık hizmetine erişim, kırılganlık düzeyi, genel sağlık davranışları veya başka klinik özellikler hem aşılanma olasılığını hem de hastaneye yatış riskini etkileyebilir.</p>

<p>İstatistiksel modellerle çok sayıda değişken için düzeltme yapılmış olsa da gözlemsel çalışmalarda <strong>artık karıştırıcılık</strong> tamamen ortadan kaldırılamaz.</p>

<p>Bu nedenle sonuçları:</p>

<p><strong>“RSV aşısı ölümü yüzde 56 azalttı”</strong></p>

<p>şeklinde kesin nedensel bir ifadeyle aktarmak doğru olmaz.</p>

<p>Daha uygun ifade:</p>

<p><strong>“RSV aşılamasının RSV ile ilişkili ölüme karşı tahmini etkililiği yüzde 56 olarak hesaplandı.”</strong></p>

<p>şeklinde olmalı.</p>

<h2>RSV tanısı nasıl belirlendi?</h2>

<p>Araştırmada RSV tanıları ve ilişkili klinik sonuçlar Medicare sağlık taleplerindeki <strong>ICD-10 tanı kodları</strong> üzerinden belirlendi.</p>

<p>Aşı dozları ise Medicare Part D kayıtları ve ulusal ilaç kodları kullanılarak tespit edildi.</p>

<p>Dolayısıyla bu çalışma, her katılımcının RSV tanısının araştırmacılar tarafından laboratuvar testleriyle bağımsız olarak doğrulandığı prospektif bir araştırma değildi.</p>

<p>Medicare idari sağlık talep verileri çok büyük popülasyonların incelenmesini sağlarken, tanı kodlarının doğruluğuna ve kayıt sistemlerine bağımlı olması önemli bir sınırlılık oluşturuyor.</p>

<h2>Sonuçlar herkese genellenebilir mi?</h2>

<p>Hayır.</p>

<p>Araştırma özellikle:</p>

<ul>
 <li>ABD’de yaşayan,</li>
 <li>65 yaş ve üzerindeki,</li>
 <li>Medicare hizmet başına ödeme sistemine kayıtlı,</li>
 <li>huzurevlerinde kalan</li>
</ul>

<p>kişileri değerlendirdi.</p>

<p>Bu nedenle yüzde 73’lük tahmini etkililik oranının tüm yetişkinlere, gençlere veya farklı ülkelerdeki nüfuslara aynen uygulanması doğru olmaz.</p>

<p>Aynı şekilde çalışma tek bir RSV sezonunu değerlendirdi.</p>

<p>Aşı performansı; dolaşımdaki virüs, aşıdan sonra geçen süre, bağışıklığın zaman içindeki değişimi ve toplumun özellikleri gibi faktörlere göre farklılık gösterebilir.</p>

<h2>Bu sonuçlar Türkiye’ye doğrudan genellenebilir mi?</h2>

<p>Çalışma ABD Medicare sistemi ve huzurevi popülasyonunda gerçekleştirildiği için sonuçların Türkiye’deki yaşlı nüfusa doğrudan aktarılması uygun değil.</p>

<p>Bununla birlikte araştırma, ileri yaştaki ve uzun süreli bakım ortamlarında yaşayan bireylerde RSV’nin önemli bir klinik yük oluşturabileceğini ve koruyucu stratejilerin gerçek yaşam verileriyle değerlendirilmesinin önemini ortaya koyuyor.</p>

<p>Türkiye açısından bu çalışma, doğrudan bir aşı politikası önerisi sunmaktan çok, yaşlılarda RSV’nin hastalık yükünün ve korunma seçeneklerinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin uluslararası bir veri olarak görülmeli.</p>

<h2>Yüzde 73 bize ne söylüyor?</h2>

<p>Çalışmanın en önemli mesajı yalnızca yüzde 73 rakamı değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Asıl dikkat çekici nokta, RSV aşılamasının ileri yaştaki ve kırılgan huzurevi sakinlerinde, gerçek yaşam koşullarında RSV ile ilişkili hastaneye yatış ve diğer ciddi sonuçların daha düşük görülmesiyle ilişkili bulunması.</p>

<p>Ancak bilimsel mesaj şu sınırlar içinde tutulmalı:</p>

<p><strong>Aşılanma, daha düşük RSV ile ilişkili hastaneye yatış ve ağır sonuç riskiyle ilişkili bulundu; çalışma tek başına nedenselliği kanıtlamıyor.</strong></p>

<h2>Sonuç</h2>

<p>Yaklaşık 600 bin huzurevi sakininin verilerinden elde edilen bulgular, RSV aşılamasının bu yüksek riskli grupta RSV ile ilişkili hastaneye yatış ve ağır klinik sonuçların daha düşük görülmesiyle ilişkili olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>En güçlü sonuç, RSV ile ilişkili hastaneye yatışa karşı hesaplanan <strong>yüzde 73’lük tahmini aşı etkililiği</strong> oldu.</p>

<p>Bununla birlikte araştırma randomize kontrollü olmadığı için bu oran “kesin koruma oranı” olarak değerlendirilmemeli.</p>

<p>Çalışmanın asıl değeri, RSV aşılamasının klinik araştırmaların ötesinde, <strong>ileri yaştaki ve kırılgan bir huzurevi nüfusunda gerçek yaşam koşullarında nasıl performans gösterdiğine ilişkin geniş ölçekli veri sunması.</strong></p>

<h1>Kaynaklar</h1>

<p><i>JAMA Internal Medicine</i> — <i>Respiratory Syncytial Virus Vaccine Effectiveness in Medicare Beneficiaries Residing in Nursing Homes</i> — Original Investigation, 31 Ağustos 2026</p>

<p><i>JAMA Internal Medicine</i> — <i>Protecting Nursing Home Residents From Respiratory Syncytial Virus</i> — Invited Commentary, 31 Ağustos 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧬 Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/rsv-asisinda-gercek-yasam-verisi-huzurevlerinde-hastaneye-yatisa-karsi-yuzde-73-etkililik</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/rsv-asisi-sonuclari.webp" type="image/jpeg" length="54314"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kara Ölüm’den 8 Yıl Önce Kırgızistan’da Ne Oldu? 700 Yıllık DNA Sırrı Çözdü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kara-olumden-8-yil-once-kirgizistanda-ne-oldu-700-yillik-dna-sirri-cozdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kara-olumden-8-yil-once-kirgizistanda-ne-oldu-700-yillik-dna-sirri-cozdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa’da milyonlarca insanın ölümüne yol açan Kara Ölüm’ün kökeni yüzyıllardır tartışılıyor. Bugünkü Kırgızistan’da 1338–1339 yıllarına tarihlenen mezar taşları, bazı insanların gizemli bir “salgın” sırasında öldüğünü söylüyordu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yaklaşık 700 yıl sonra dişlerden elde edilen antik DNA, bu ölümlerden bazılarının ardında <strong>Yersinia pestis</strong>, yani veba bakterisinin bulunduğunu gösterdi. 2022’de yayımlanan genetik analizler, Kara Ölüm’le bağlantılı veba soylarının erken tarihinin Orta Asya’daki Tian Shan bölgesine uzanabileceğine ilişkin güçlü kanıt ortaya koydu. Ancak araştırmalar, pandeminin ilk insan vakasının kesin olarak bu bölgede ortaya çıktığını kanıtlamıyor.</p>

<p>Yıl <strong>1338</strong>.</p>

<p>Avrupa, birkaç yıl sonra tarihinin en büyük salgın felaketlerinden biriyle karşılaşacağından habersizdi.</p>

<p>Bugünkü Kırgızistan’ın kuzeyinde, Tian Shan dağlarının çevresindeki Çüy Vadisi’nde yaşayan bir toplulukta olağan dışı sayıda insan hayatını kaybetmeye başlamıştı.</p>

<p>Ölenler toprağa veriliyor, mezarlarının üzerine taşlar dikiliyordu.</p>

<p>Bu taşların bazılarında dikkat çekici bir ifade vardı:</p>

<p><strong>“Mawtānā.”</strong></p>

<p>Süryanice bu sözcük, salgın, kıran ya da pestilence anlamında kullanılıyordu.</p>

<p>1338 yılına tarihlenen mezar taşlarından biri, Sanmaq adlı kişinin de bu salgın sırasında öldüğünü bildiriyordu.</p>

<p>Fakat o yıllarda ne bu insanların neden öldüğünü kesin olarak belirlemek mümkündü ne de mezar taşlarında yazan birkaç kelimenin, yaklaşık yedi yüzyıl sonra tıp tarihinin en büyük salgınlarından birinin köken tartışmasında merkezi bir yere oturacağı tahmin edilebilirdi.</p>

<h2>Kara Ölüm tarih kayıtlarına girmeden yaklaşık sekiz yıl önce</h2>

<p>Kara Ölüm’ün Batı Avrasya’daki büyük salgın dalgasının başlangıcı genellikle <strong>1346 dolaylarında Karadeniz çevresinde görülen salgınlarla</strong> ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Kırgızistan’daki Kara-Djigach ve çevresindeki olağan dışı ölüm artışı ise <strong>1338–1339</strong> yıllarına tarihleniyor.</p>

<p>Arada yaklaşık sekiz yıl bulunuyor.</p>

<p>Bu kronolojik yakınlık tarihçilerin uzun süredir dikkatini çekiyordu.</p>

<p>Çünkü eğer Kırgızistan’daki bu insanların ölümüne gerçekten veba neden olmuşsa, Kara Ölüm’ün tarih kayıtlarında belirginleşmesinden hemen önce Orta Asya’da önemli bir <strong>Yersinia pestis</strong> salgını yaşanmış demekti.</p>

<p>Fakat yalnızca mezar taşlarındaki “salgın” sözcüğü bunun kanıtı olamazdı.</p>

<p>Cevap için yaklaşık 700 yıl beklemek gerekecekti.</p>

<h2>Mezarlıklar 19. yüzyılda kazıldı</h2>

<p>Kara-Djigach ve Burana mezarlıkları <strong>1885–1892 yılları arasında</strong> kazıldı.</p>

<p>Araştırmacılar daha o dönemde olağan dışı bir durumla karşılaştı.</p>

<p>1248–1345 yılları arasına tarihlendirilebilen toplam <strong>467 mezar taşının 118’i yalnızca 1338–1339 yıllarına</strong> aitti.</p>

<p>Başka bir ifadeyle yaklaşık bir yüzyıla yayılan tarihlendirilebilir mezar taşlarının yaklaşık dörtte biri sadece iki yıllık bir dönemde yoğunlaşıyordu.</p>

<p>Daha da dikkat çekici olanı, bu 118 mezar taşından <strong>10’unda toplam 11 kişinin ölümünün “mawtānā” olarak tanımlanan salgınla ilişkili olduğunun belirtilmesiydi.</strong></p>

<p>Ortada ciddi bir ölüm olayı olduğu açıktı.</p>

<p>Ancak asıl soru cevapsızdı:</p>

<p><strong>Bu salgın gerçekten veba mıydı?</strong></p>

<h2>Cevap mezar taşlarında değil, dişlerin içindeydi</h2>

<p>Modern paleogenetik teknolojileri bu soruyu cevaplamayı mümkün hâle getirdi.</p>

<p>Uluslararası bir araştırma ekibi, Kara-Djigach ve Burana mezarlıklarından çıkarılmış <strong>yedi kişiye ait diş örneklerinden antik DNA</strong> elde etti.</p>

<p>Örneklerin beşi Kara-Djigach, ikisi Burana mezarlığından geliyordu.</p>

<p>Araştırmacılar bu örneklerde geçmişte insanları enfekte etmiş olabilecek patojenlere ait genetik izleri aradı.</p>

<p>Sonuç çarpıcıydı.</p>

<p>Kara-Djigach’tan üç kişiye ait örneklerde <strong>Yersinia pestis DNA’sına ilişkin kanıt</strong> bulundu.</p>

<p>İki kişiden ise bakterinin genomunun önemli bölümleri yeniden oluşturulabildi.</p>

<p>Genetik veriler, bu iki kişinin birbirine son derece yakın Y. pestis suşlarıyla enfekte olduğunu gösteriyordu.</p>

<p>Böylece 1338–1339 yıllarında mezar taşlarında söz edilen salgın sırasında en azından bazı insanların <strong>vebadan öldüğü moleküler olarak doğrulanmış oldu.</strong></p>

<p>Ancak araştırmanın tıp tarihi açısından en dikkat çekici sonucu bundan sonra ortaya çıktı.</p>

<h2>Bakterinin soy ağacı çıkarıldığında ne görüldü?</h2>

<p>Bir bakterinin antik genomunu elde etmek yalnızca hangi mikroorganizmanın hastalığa yol açtığını belirlemeye yardımcı olmaz.</p>

<p>Aynı zamanda bakterinin geçmişteki ve günümüzdeki diğer soylarla nasıl akraba olduğunu da araştırmayı mümkün kılar.</p>

<p>2022’de <i>Nature</i> dergisinde yayımlanan çalışmada Kara-Djigach’tan elde edilen Y. pestis genomları, daha önce tanımlanan antik ve modern veba genomlarıyla karşılaştırıldı.</p>

<p>Araştırmanın filogenetik analizinde Kara-Djigach genomları, Kara Ölüm döneminde büyük ölçüde çeşitlenen Y. pestis soylarının <strong>evrimsel ağacında son derece erken ve kritik bir konuma</strong> yerleştirildi.</p>

<p>Bu sonuç, araştırmacıları İkinci Veba Pandemisi ile bağlantılı önemli bir bakteriyel çeşitlenmenin kökeninin <strong>Orta Avrasya’ya, özellikle geniş Tian Shan bölgesine uzanabileceği</strong> sonucuna götürdü.</p>

<p>Ancak burada önemli bir bilimsel ayrıntı bulunuyor.</p>

<p>Daha sonraki araştırmalar ve metodolojik değerlendirmeler, Y. pestis’in evrimsel soy ağacındaki bazı dallanmaların tarihlendirilmesinin kullanılan filogenetik yöntemlere ve moleküler saat modellerine duyarlı olabileceğini gösterdi.</p>

<p>Bu nedenle Kara-Djigach genomlarının Kara Ölüm soylarının “kesin ve doğrudan atası” olduğu şeklinde bir ifade kullanmak doğru değil.</p>

<p>Bilimsel olarak daha güvenli sonuç şu:</p>

<p><strong>Kara-Djigach genomları, Kara Ölüm ve İkinci Veba Pandemisi’nin erken tarihini anlamada bugüne kadar bulunan en önemli antik Yersinia pestis örnekleri arasında yer alıyor.</strong></p>

<h2>Tian Shan neden bu kadar önemli?</h2>

<p>Araştırmacıların cevaplamaya çalıştığı diğer soru şuydu:</p>

<p><strong>Bu bakteri Kırgızistan’a başka bir bölgeden mi ulaşmıştı, yoksa geniş Tian Shan coğrafyasındaki doğal veba odaklarından mı ortaya çıkmıştı?</strong></p>

<p>Bilim insanları bunun için antik bakterinin genetik özelliklerini günümüzde bilinen Y. pestis soylarıyla karşılaştırdı.</p>

<p>Kara-Djigach genomlarına genetik olarak yakın bazı veba soylarının doğal odaklarının bugün <strong>Kırgızistan, Kazakistan ve Çin’in kuzeybatısındaki Tian Shan çevresinde</strong> bulunması dikkat çekiciydi.</p>

<p>Bu durum, 14. yüzyılın başlarında dolaşan bakterinin geniş Tian Shan bölgesindeki doğal veba rezervuarlarıyla ilişkili olabileceği görüşünü destekliyor.</p>

<p>Çünkü Yersinia pestis yalnızca insanlar arasında dolaşan bir bakteri değil.</p>

<p>Doğada özellikle yabani kemirgen popülasyonları ve onların pireleri arasında uzun süre varlığını sürdürebiliyor.</p>

<p>Kırgızistan’daki Tian Shan doğal veba odaklarından alınan bakteriler üzerinde 2024’te yayımlanan genom çalışmaları da bölgenin Y. pestis’in uzun dönemli evrimsel çeşitliliği açısından önemini gösteriyor.</p>

<p>Ancak bu araştırmaların <strong>Kara Ölüm’ün kesin olarak Tian Shan’da başladığını kanıtladığı söylenemez.</strong></p>

<p>Daha doğru ifade şu:</p>

<p><strong>Tian Shan, Yersinia pestis’in tarihsel ve güncel doğal odaklarının anlaşılması açısından olağanüstü önemli bir bölge.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>İpek Yolu vebanın yayılmasında rol oynadı mı?</h2>

<p>Çüy Vadisi izole bir coğrafya değildi.</p>

<p>Orta Çağ’da buradaki topluluklar, Orta Asya’nın büyük ticaret ağlarıyla bağlantılıydı.</p>

<p>Arkeolojik buluntular, mezar yazıtları ve bölgedeki ticaret ilişkileri, Kara-Djigach çevresinde farklı coğrafyalarla temas hâlinde yaşayan toplulukların bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle vebanın insan toplulukları arasında yayılmasında <strong>İpek Yolu ve diğer Avrasya ticaret ağlarının rol oynamış olması güçlü bir olasılık.</strong></p>

<p>Tüccarlar, kervanlar, hayvanlar, yükler ve bunlarla birlikte taşınabilecek kemirgenler ile pireler, hastalıkların uzun mesafelere yayılmasını kolaylaştırmış olabilir.</p>

<p>Ancak mevcut antik DNA bulguları bize bakterinin:</p>

<p>Kırgızistan’dan hangi şehirlerden geçtiğini,</p>

<p>hangi kervan yollarını izlediğini,</p>

<p>hangi tarihte Karadeniz çevresine ulaştığını</p>

<p>kesin olarak göstermiyor.</p>

<p>Dolayısıyla:</p>

<p><strong>“Kara Ölüm İpek Yolu üzerinden Kırgızistan’dan Avrupa’ya taşındı”</strong></p>

<p>şeklindeki kesin bir cümle mevcut kanıtların ötesine geçer.</p>

<p>Daha doğru ifade:</p>

<p><strong>İpek Yolu ve Avrasya ticaret ağları, olası yayılım mekanizmalarından biri olarak değerlendiriliyor.</strong></p>

<h2>Peki Kara Ölüm gerçekten Kırgızistan’da mı başladı?</h2>

<p>İşte araştırmanın en fazla yanlış anlaşılabilecek noktası burada.</p>

<p>Mevcut bulgular bize güçlü biçimde şunları söylüyor:</p>

<p>1338–1339 yıllarında Kara-Djigach çevresinde <strong>Yersinia pestis kaynaklı bir salgın yaşandı.</strong></p>

<p>Buradan elde edilen bakteriyel genomlar, Kara Ölüm ve İkinci Veba Pandemisi ile ilişkili Y. pestis soylarının erken evrimsel tarihinin anlaşılmasında <strong>son derece önemli bir konuma sahip.</strong></p>

<p>Genetik ve ekolojik veriler, geniş Tian Shan bölgesinin bu bakterinin tarihsel evriminde önemli rol oynadığı ihtimalini destekliyor.</p>

<p>Ancak mevcut kanıtlar şunu söylememize yetmiyor:</p>

<p><strong>“Kara Ölüm’ün dünyadaki ilk vakası kesin olarak Kırgızistan’da görüldü.”</strong></p>

<p>Kara-Djigach’ta ölen insanlar, bu bakteri soyuyla enfekte olmuş ilk insanlar olmak zorunda değil.</p>

<p>Daha eski örnekler başka bölgelerde henüz bulunmamış olabilir.</p>

<p>Bakterinin geçmişteki coğrafi dağılımı da günümüzdeki doğal odaklardan farklı olabilir.</p>

<p>Bu nedenle bilimsel açıdan en güvenli sonuç:</p>

<p><strong>Kara Ölüm ve İkinci Veba Pandemisi’nin kökenine ilişkin en güçlü antik DNA kanıtlarından biri Orta Asya’daki Tian Shan bölgesinden geliyor.</strong></p>

<h2>Veba insan vücudunda ne yapıyor?</h2>

<p>Yersinia pestis esas olarak küçük memeliler ve pirelerle ilişkili zoonotik bir bakteridir.</p>

<p>Bubonik vebada enfekte bir pirenin ısırmasıyla vücuda giren bakteri lenf sistemine ulaşabilir.</p>

<p>Yakındaki lenf düğümlerinde çoğalarak son derece ağrılı ve şişmiş lenf düğümlerine yol açabilir.</p>

<p>Bu şişlikler tarihsel olarak <strong>“bubo”</strong> olarak adlandırılır.</p>

<p>Enfeksiyon kan dolaşımına yayıldığında <strong>septisemik veba</strong>, akciğerleri etkilediğinde ise <strong>pnömonik veba</strong> gelişebilir.</p>

<p>Özellikle pnömonik veba, solunum yoluyla insandan insana bulaşabilmesi nedeniyle ciddi halk sağlığı riski oluşturabilir.</p>

<p>Orta Çağ’da antibiyotikler, mikrobiyolojik tanı yöntemleri, modern yoğun bakım ve etkili enfeksiyon kontrolü bulunmuyordu.</p>

<p>Bugün ise veba hâlâ doğada varlığını sürdürmesine rağmen erken tanı ve uygun antibiyotik tedavisiyle tedavi edilebilen bir enfeksiyon.</p>

<h2>Kara Ölüm yalnızca Avrupa’nın hikâyesi değildi</h2>

<p>Kara Ölüm denildiğinde çoğu kişinin zihninde Floransa, Londra, Venedik ya da Paris canlanıyor.</p>

<p>Çünkü salgının tarihsel anlatısı uzun süre büyük ölçüde Avrupa’daki ölümler üzerinden kuruldu.</p>

<p>Ancak Yersinia pestis’in tarihi Avrupa sınırlarının çok ötesine uzanıyor.</p>

<p>Orta Asya’dan elde edilen antik DNA bulguları, Kara Ölüm’ün tarihini anlamak için yalnızca Avrupa’daki toplu mezarlara bakmanın yeterli olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Tıp tarihinin en büyük pandemilerinden birinin kökenini araştıran bilim insanları, cevaplardan bazılarını Avrupa’dan binlerce kilometre uzakta, bugünkü <strong>Kırgızistan’da bulunan küçük bir Orta Çağ mezarlığında</strong> buldu.</p>

<p>Ve onları oraya götüren şey yalnızca modern genetik değildi.</p>

<p>Önce bir mezar taşı vardı.</p>

<p>Üzerinde tek bir kelime:</p>

<p><strong>Mawtānā.</strong></p>

<p>Sonra yaklaşık 700 yıl sonra bir insan dişinin içinde korunmuş bakteriyel DNA ortaya çıktı.</p>

<p>Tarih ile modern tıp bilimi böylece aynı noktada buluştu.</p>

<h2>Yaklaşık 140 yıllık bir bilimsel bilmece</h2>

<p>Kara-Djigach ve Burana mezarlıkları 19. yüzyılın sonunda kazıldığında araştırmacıların elinde antik DNA teknolojisi yoktu.</p>

<p>Mezar taşları bir salgının yaşandığını gösterebiliyordu.</p>

<p>Ama insanları hangi mikroorganizmanın öldürdüğünü söyleyemiyordu.</p>

<p>Aradan yaklaşık <strong>140 yıl</strong> geçti.</p>

<p>Arkeoloji, tarih, dilbilim, epidemiyoloji ve genom bilimi aynı sorunun etrafında birleşti.</p>

<p>Ve birkaç milimetrelik diş dokusu, yedi yüzyıldır cevaplanamayan sorulardan birine yeni bir pencere açtı.</p>

<p>Tıp tarihinin belki de en etkileyici yanı tam olarak burada:</p>

<p><strong>Geçmiş yalnızca kitaplarda ve arşivlerde değil, insan bedeninin biyolojik kalıntılarında da saklı olabilir.</strong></p>

<p>Bugün bilim insanları birkaç DNA parçasından yalnızca geçmişte hangi hastalığın yaşandığını değil, o hastalığa yol açan bakterinin yüzlerce yıl boyunca nasıl değiştiğini de araştırabiliyor.</p>

<p>Kara-Djigach mezarları bunun dünya tıp tarihindeki en çarpıcı örneklerinden biri.</p>

<hr />
<h2>Bilimsel Kanıt Kutusu</h2>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <th>Soru</th>
   <th>Kanıtın durumu</th>
  </tr>
  <tr>
   <td>1338–1339’da Kara-Djigach çevresinde salgın yaşandı mı?</td>
   <td>Çok güçlü tarihsel kanıt var</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Salgın sırasında Yersinia pestis mevcut muydu?</td>
   <td>Antik DNA ile doğrulandı</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Kara-Djigach bakterileri Kara Ölüm soylarıyla ilişkili mi?</td>
   <td>Evet, güçlü genomik ilişki var</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Tian Shan Y. pestis’in tarihsel evriminde önemli mi?</td>
   <td>Genetik ve ekolojik veriler destekliyor</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Kara-Djigach genomları Kara Ölüm soylarının kesin doğrudan atası mı?</td>
   <td>Kesin olarak söylenemez</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Kara Ölüm’ün ilk insan vakası Kırgızistan’da mıydı?</td>
   <td>Kanıtlanmış değil</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Kırgızistan’dan Avrupa’ya kesin yayılım rotası biliniyor mu?</td>
   <td>Hayır</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>İpek Yolu rol oynamış olabilir mi?</td>
   <td>Evet, olası; ancak kesin rota gösterilmiş değil</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<hr />
<h2>Neden Önemli?</h2>

<p>Kara-Djigach araştırması yalnızca vebanın tarihine ışık tutmuyor.</p>

<p>Aynı zamanda modern <strong>paleogenetiğin tıp tarihini nasıl değiştirdiğini</strong> gösteriyor.</p>

<p>Geçmişte tarihçiler salgınları kronikler, mezar kayıtları, iskeletler ve tarihsel belgeler üzerinden anlamaya çalışıyordu.</p>

<p>Bugün bunların yanına patojenlerin <strong>antik DNA’sı</strong> da eklendi.</p>

<p>Artık bilim insanları yalnızca:</p>

<p><strong>“Bu insanlar neden öldü?”</strong></p>

<p>sorusunu değil,</p>

<p><strong>“Onları öldüren mikroorganizma hangi genetik soydandı, başka salgınlardaki bakterilerle nasıl akrabaydı ve zaman içinde nasıl değişti?”</strong></p>

<p>sorularını da araştırabiliyor.</p>

<p>Kırgızistan’daki 1338–1339 mezarları bu yeni tıp tarihi anlayışının en çarpıcı örneklerinden biri hâline geldi.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<ul>
 <li>Spyrou MA ve ark. <i>The source of the Black Death in fourteenth-century central Eurasia</i>. Nature, 2022.</li>
 <li>Max Planck Institute for Evolutionary Anthropology. <i>Origins of the Black Death identified</i>, 2022.</li>
 <li>Green MH, Fancy H. <i>Plague history, Mongol history and the processes of focalisation leading up to the Black Death</i>. Medical History, 2024.</li>
 <li>Hansen DW, DeWitte SN, Slavin P. Kara-Djigach topluluğundaki ölüm örüntülerine ilişkin biyolojik antropoloji çalışması, 2024.</li>
 <li>World Health Organization. <i>Plague – Fact Sheet</i>.</li>
 <li>U.S. Centers for Disease Control and Prevention. <i>About Plague</i>.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kara-olumden-8-yil-once-kirgizistanda-ne-oldu-700-yillik-dna-sirri-cozdu</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/kara-olum-kirgizistan.jpg" type="image/jpeg" length="41281"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Her Unutkanlık Alzheimer Değil: Günlük Yaşamı Bozan Değişiklikler Önemli]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/her-unutkanlik-alzheimer-degil-gunluk-yasami-bozan-degisiklikler-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/her-unutkanlik-alzheimer-degil-gunluk-yasami-bozan-degisiklikler-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1 Eylül itibarıyla Dünya Alzheimer Ayı başladı. Alzheimer’s Disease International, 2026 kampanyasını “Ne kadar erken bilirseniz, o kadar çok şey yapabilirsiniz: Demans tanısı önemlidir” temasıyla yürütürken Türkiye’de Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşları da farkındalık çalışmalarını sürdürüyor. Her unutkanlık Alzheimer anlamına gelmiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Asıl uyarı, hafıza ve düşünme sorunlarının yeni ortaya çıkması, zaman içinde ilerlemesi ve kişinin daha önce bağımsız yaptığı günlük işleri etkilemeye başlaması.</p>

<h2>Dünya Alzheimer Ayı başladı: Erken tanıda günlük yaşamdaki değişiklikler öne çıkıyor</h2>

<p>Dünya Alzheimer Ayı, 1 Eylül 2026 itibarıyla erken tanı ve zamanında değerlendirme mesajıyla başladı. Alzheimer’s Disease International tarafından yürütülen küresel kampanyanın bu yılki teması, demans belirtilerinin göz ardı edilmemesi ve tanının geciktirilmemesi üzerine kuruldu.</p>

<p>Türkiye’de Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşları da Dünya Alzheimer Ayı kapsamında farkındalık içerikleri yayımlamaya başladı. <strong>21 Eylül ise Dünya Alzheimer Günü</strong> olarak anılıyor.</p>

<p>Kampanyanın gündeme taşıdığı en önemli sorulardan biri şu ayrımda düğümleniyor: Yaş ilerledikçe görülebilen sıradan unutkanlık nerede bitiyor, değerlendirilmesi gereken bilişsel değişiklik nerede başlıyor?</p>

<p>Uluslararası sağlık otoritelerinin üzerinde durduğu temel ölçüt, tek başına unutkanlığın varlığından çok <strong>değişikliğin kişinin önceki durumuna göre yeni olması, giderek artması ve günlük yaşamını etkilemeye başlaması.</strong></p>

<h3>Her unutkanlık Alzheimer anlamına gelmiyor</h3>

<p>Telefonun nereye bırakıldığını zaman zaman unutmak, bir kişinin adını hemen hatırlayamamak veya bir randevuyu unutup daha sonra hatırlamak tek başına Alzheimer hastalığına işaret etmiyor.</p>

<p>Yaş ilerledikçe yeni bilgileri öğrenmek veya hatırlamak daha fazla zaman alabiliyor.</p>

<p>Daha dikkatle değerlendirilmesi gereken tablo ise farklı.</p>

<p>Yıllardır kendi parasını yöneten bir kişinin faturaları karıştırmaya başlaması, birkaç dakika önce konuşulanları sürekli unutması, aynı soruyu kısa aralıklarla tekrar tekrar sorması veya çok iyi bildiği bir yerde yolunu bulamaması sıradan yaşa bağlı unutkanlıktan farklı değerlendiriliyor.</p>

<p>Burada önemli bir bilimsel sınır da bulunuyor:</p>

<p><strong>Bu belirtiler Alzheimer hastalığına özgü değil.</strong></p>

<p>Diğer demans türleri ve bazı tedavi edilebilir sağlık sorunları da benzer bilişsel değişikliklere neden olabiliyor.</p>

<h3>Alzheimer ile demans aynı şey değil</h3>

<p>Demans tek bir hastalığın adı değil.</p>

<p>Hafıza, düşünme, muhakeme, dil ve diğer bilişsel işlevlerdeki bozulmanın günlük yaşamı etkileyecek düzeye ulaştığı tablolar için kullanılan genel bir kavram.</p>

<p>Alzheimer hastalığı ise demansa yol açan hastalıkların en yaygını.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel verilerine göre 2021 yılında dünya genelinde yaklaşık <strong>57 milyon kişi demansla yaşıyordu</strong> ve her yıl yaklaşık <strong>10 milyon yeni vaka</strong> ortaya çıkıyor.</p>

<p>Alzheimer hastalığının tüm demans vakalarının yaklaşık <strong>yüzde 60–70’ini</strong> oluşturduğu tahmin ediliyor.</p>

<p>Yaş demans için en önemli risk faktörlerinden biri olsa da <strong>demans yaşlanmanın normal ve kaçınılmaz sonucu değil.</strong></p>

<h3>Yakın zamanda öğrenilen bilgilerin sürekli unutulması</h3>

<p>Alzheimer hastalığının erken dönemindeki yaygın değişikliklerden biri, yeni öğrenilen bilgilerin hatırlanmasındaki bozulma olabiliyor.</p>

<p>Kişi yıllar önce yaşadığı olayları ayrıntılı biçimde anlatabildiği halde kısa süre önce yapılan bir konuşmayı unutabiliyor.</p>

<p>Aynı sorunun tekrar tekrar sorulması, yeni yapılan planların sürekli unutulması veya kısa süre önce konuşulan bir konunun hiç yaşanmamış gibi yeniden gündeme getirilmesi değerlendirilmesi gereken değişiklikler arasında.</p>

<p>Bir kez unutmak yerine <strong>tekrarlayan bir örüntünün oluşması</strong> daha fazla önem taşıyor.</p>

<h3>Tanıdık yerlerde kaybolma</h3>

<p>İlk kez gidilen bir yerde yönünü şaşırmak herkesin başına gelebilir.</p>

<p>Ancak kişinin yıllardır yaşadığı mahallede eve dönüş yolunu bulamaması veya sürekli gittiği bir yerden nasıl döneceğini hatırlayamaması farklı değerlendiriliyor.</p>

<p>Tanıdık yerlerde kaybolma, Alzheimer ve diğer demans türlerinde görülebilen önemli bilişsel değişikliklerden biri.</p>

<h3>Günlük işlerin giderek zorlaşması</h3>

<p>Alzheimer yalnızca hafızayı etkilemiyor.</p>

<p>Planlama, problem çözme, karar verme ve bir işi doğru sırayla yerine getirme becerileri de bozulabiliyor.</p>

<p>Daha önce kolaylıkla yemek yapan bir kişinin aşamaları karıştırması, uzun yıllardır kendi bankacılık işlemlerini yapan birinin ödemeleri yönetememesi veya alışılmış günlük görevleri yerine getirmesinin giderek zorlaşması değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında yer alıyor.</p>

<p>Temel ölçüt yine aynı:</p>

<p><strong>Kişinin daha önce yapabildiği bir işte yeni ve ilerleyici güçlük ortaya çıkması.</strong></p>

<h3>Zaman ve yer kavramındaki değişiklikler</h3>

<p>Zaman zaman haftanın hangi günü olduğunu karıştırıp daha sonra hatırlamak yaşla birlikte görülebilen bir durum olabilir.</p>

<p>Ancak kişinin bulunduğu zamanı, mevsimi veya yeri sık sık karıştırması ve oraya nasıl geldiğini hatırlamakta zorlanması daha ayrıntılı değerlendirme gerektiriyor.</p>

<p>Bu bulgular Alzheimer’da görülebilse de yalnızca Alzheimer’a özgü kabul edilmiyor.</p>

<h3>Dil ve konuşmadaki değişiklikler</h3>

<p>Zaman zaman doğru kelimeyi bulmakta zorlanmak tek başına demans belirtisi değil.</p>

<p>Daha dikkat çekici olan, kişinin konuşma sırasında giderek daha sık kelime bulamaması, konuşmanın ortasında ne anlatacağını unutması veya başkalarının anlattıklarını takip etmekte belirgin biçimde zorlanması.</p>

<p>Alzheimer bazı kişilerde hafıza dışında <strong>dil, görsel-mekânsal beceriler, planlama ve muhakeme</strong> sorunlarıyla da kendini gösterebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle Alzheimer’ın ilk belirtisinin herkeste mutlaka unutkanlık olması gerekmiyor.</p>

<h3>Davranış değişiklikleri de görülebiliyor</h3>

<p>Demans yalnız bilişsel testlerde ortaya çıkan bir sorun değil.</p>

<p>Bazı kişilerde daha önce bulunmayan belirgin içe kapanma, ilgisizlik, kuşkuculuk veya davranış değişiklikleri görülebiliyor.</p>

<p>Ancak davranış değişiklikleri de Alzheimer’a özgü değil.</p>

<p>Özellikle bazı diğer demans türlerinde davranışsal belirtiler hafıza bozukluğundan önce bile ön plana çıkabiliyor.</p>

<h3>Unutkanlığın tedavi edilebilir nedenleri de var</h3>

<p>Hafıza sorunu yaşayan herkes Alzheimer hastası değil.</p>

<p>Unutkanlık ve düşünme güçlüğüne yol açabilecek nedenler arasında:</p>

<ul>
 <li>uyku bozuklukları,</li>
 <li>depresyon ve anksiyete,</li>
 <li>bazı ilaçların yan etkileri,</li>
 <li>tiroid bozuklukları,</li>
 <li>B12 vitamini eksikliği,</li>
 <li>alkol veya madde kullanımı,</li>
 <li>bazı enfeksiyonlar,</li>
 <li>metabolik hastalıklar,</li>
 <li>başka nörolojik hastalıklar</li>
</ul>

<p>yer alabiliyor.</p>

<p>Bu nedenlerin bazılarında uygun tedaviyle bilişsel yakınmalar azalabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle kişiye yalnızca <strong>“yaşlandın, normal”</strong> demek de <strong>“bu kesin Alzheimer”</strong> demek de doğru değil.</p>

<p>Amaç, değişikliğin altında yatan nedeni belirlemek.</p>

<h3>Hafif bilişsel bozukluk demansla aynı değil</h3>

<p>Normal yaşlanma ile demans arasında <strong>hafif bilişsel bozukluk</strong>, tıptaki kısaltmasıyla MCI olarak adlandırılan bir tablo bulunuyor.</p>

<p>Bu kişiler yaşıtlarına göre daha belirgin hafıza veya düşünme sorunları yaşayabiliyor ancak günlük yaşamlarını büyük ölçüde bağımsız sürdürebiliyor.</p>

<p>MCI bulunan herkes ilerleyen yıllarda Alzheimer hastalığı geliştirmiyor.</p>

<p>Bazı kişilerde durum sabit kalabiliyor, bazılarında düzelebiliyor, bazılarında ise zaman içerisinde demansa ilerleyebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle tek bir değerlendirmeden çok değişikliğin <strong>zaman içindeki seyri</strong> önem taşıyor.</p>

<h3>Ani başlayan kafa karışıklığı ayrı değerlendirilmeli</h3>

<p>Alzheimer hastalığı genellikle <strong>yavaş başlayan ve zaman içinde ilerleyen</strong> bir hastalık.</p>

<p>Saatler veya birkaç gün içinde aniden gelişen ağır kafa karışıklığı, bilinç düzeyinde değişiklik, aşırı uyku hali veya belirgin davranış değişikliği yalnız Alzheimer üzerinden değerlendirilmemeli.</p>

<p>Enfeksiyonlar, ilaç etkileri, metabolik bozukluklar, inme ve <strong>deliryum</strong> gibi durumlar akut bilişsel değişikliklere neden olabiliyor.</p>

<p>National Institute for Health and Care Excellence, demans ile deliryumun birbirinden ayırt edilemediği akut durumlarda öncelikle deliryumun değerlendirilmesini öneriyor.</p>

<p>Bu nedenle <strong>aniden ortaya çıkan belirgin kafa karışıklığı “Alzheimer başladı” diye beklenmemeli ve tıbbi değerlendirme geciktirilmemeli.</strong></p>

<h3>Alzheimer tanısı tek bir testle konulmuyor</h3>

<p>Alzheimer için kişinin kendi kendine uygulayabileceği tek ve kesin bir test bulunmuyor.</p>

<p>Değerlendirmede kişinin ve yakınlarının anlattığı değişiklikler, günlük yaşam becerileri, fizik ve nörolojik muayene, bilişsel testler ve gerekli laboratuvar incelemeleri birlikte ele alınıyor.</p>

<p>Gerekli hastalarda beyin görüntüleme yöntemlerinden yararlanılıyor.</p>

<p>Seçilmiş hastalarda Alzheimer hastalığıyla ilişkili biyolojik süreçleri değerlendirmek için beyin omurilik sıvısı, görüntüleme veya farklı biyobelirteç yöntemleri de kullanılabiliyor.</p>

<p>Tek bir bilişsel testten normal sonuç alınması da demansı her durumda tek başına dışlamıyor.</p>

<h3>İnternetteki hafıza testleri tanı koymuyor</h3>

<p>Çevrim içi bilişsel testler kişinin bazı güçlüklerini fark etmesine yardımcı olabilir ancak Alzheimer tanısı koyamaz.</p>

<p>Birkaç sorunun yanlış yanıtlanması Alzheimer olduğu anlamına gelmediği gibi yüksek puan almak da hastalığı kesin biçimde dışlamıyor.</p>

<p>Bilişsel testler, hekim değerlendirmesinin yalnızca bir parçasını oluşturuyor.</p>

<h3>Erken tanının önemi tedaviyle sınırlı değil</h3>

<p>2026 Dünya Alzheimer Ayı kampanyasının merkezindeki konulardan biri erken tanı.</p>

<p>Erken değerlendirme öncelikle bilişsel sorunların Alzheimer dışındaki ve bazen tedavi edilebilir nedenlerinin bulunmasını sağlayabiliyor.</p>

<p>Demans tanısı konulduğunda ise kişi ve ailesi mevcut tedavi ve destek seçeneklerini daha erken değerlendirebiliyor.</p>

<p>Güvenlik, günlük yaşam, bakım ihtiyaçları ve gelecekteki finansal veya hukuki kararlar için daha fazla zaman kazanılabiliyor.</p>

<p>Uygun hastalar hastalığın evresine göre mevcut tedavilere veya klinik araştırmalara yönlendirilebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle 2026 kampanyasının mesajı yalnızca hastalığa erken isim koymak değil, <strong>kişiye ve ailesine daha erken hareket etme olanağı sağlamak.</strong></p>

<h3>Demans riskinin bir bölümü değiştirilebilir</h3>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, Temmuz 2026’da bilişsel gerileme ve demans riskinin azaltılmasına ilişkin güncel kılavuzunu yayımladı.</p>

<p>DSÖ’ye göre <strong>demans riskinin yüzde 45’e kadar olan bölümü değiştirilebilir risk faktörleriyle ilişkili olabilir</strong> ve bu faktörlerin azaltılması bazı demans vakalarının önlenmesine veya geciktirilmesine katkı sağlayabilir.</p>

<p>Bu oran yalnız Alzheimer hastalığını değil, <strong>genel demans riskini</strong> ifade ediyor.</p>

<p>Risk azaltma yaklaşımında fiziksel aktivite, tütün kullanımının bırakılması, zararlı alkol kullanımının azaltılması ve sağlıklı beslenme öne çıkıyor.</p>

<p>Hipertansiyon, diyabet ve yüksek kolesterol gibi kardiyometabolik risklerin kontrolü; sosyal ve bilişsel aktivitenin sürdürülmesi, işitme kaybının uygun biçimde ele alınması ve hava kirliliği maruziyetinin azaltılması da değerlendirilen alanlar arasında.</p>

<p>Ancak risk faktörlerini azaltmak, kişinin kesinlikle demans geliştirmeyeceği anlamına gelmiyor.</p>

<h3>Vitamin takviyeleri demansı önlemek için rutin çözüm değil</h3>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel yaklaşımında takviyeler konusunda da önemli bir sınır bulunuyor.</p>

<p>Tanılanmış bir eksiklik veya başka tıbbi gereklilik yoksa <strong>B vitaminleri, E vitamini, omega-3 yağ asitleri veya multivitaminlerin yalnızca demansı önlemek amacıyla rutin kullanımını destekleyen yeterli kanıt bulunmuyor.</strong></p>

<p>Bu durum, eksiklik saptanan kişinin tedavi edilmemesi gerektiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Örneğin B12 eksikliği bilişsel yakınmalara yol açabileceği için tanı konulduğunda uygun biçimde tedavi edilmeli.</p>

<h3>Normal yaşlanma ile değerlendirilmesi gereken değişiklik arasındaki çizgi</h3>

<p>Dünya Alzheimer Ayı’nın 2026 mesajı, insanları her unutkanlıkta hastalık endişesine sürüklemek yerine <strong>yeni, ilerleyici ve günlük yaşamı etkileyen değişikliklerin fark edilmesini</strong> hedefliyor.</p>

<p>Bir ismi unutup daha sonra hatırlamakla yakın zamanda konuşulanları sürekli unutmak aynı şey değil.</p>

<p>Anahtarı zaman zaman nereye koyduğunu unutmakla eşyaları sürekli uygunsuz yerlere koyup nasıl oraya geldiğini hatırlayamamak aynı şey değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir faturayı unutmakla yıllardır yönetilen para işlerini artık sürdürememek de aynı şekilde değerlendirilmiyor.</p>

<p>Yeni bir yerde yönünü şaşırmak ile yıllardır bilinen bir yerde kaybolmak arasındaki fark da önemli.</p>

<p>Kişinin aynı soruları sürekli tekrarlaması, tanıdık yerlerde kaybolması, günlük işlerini yönetmekte giderek zorlanması veya ailesinin fark ettiği belirgin bilişsel değişiklikler göstermesi durumunda profesyonel değerlendirme geciktirilmemeli.</p>

<p><strong>Erken fark etmek, kişiye Alzheimer etiketi koymak için değil; değişikliğin nedenini zamanında anlayabilmek için önemli.</strong></p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<ul>
 <li>Alzheimer’s Disease International — World Alzheimer’s Month 2026 ve 2026 Campaign Toolkit</li>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü — Dementia Fact Sheet, 2026</li>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü — Bilişsel gerileme ve demans riskinin azaltılmasına ilişkin güncel kılavuz, 2026</li>
 <li>ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü — Hafıza sorunları, yaşlanma ve Alzheimer hastalığına ilişkin klinik bilgilendirmeler</li>
 <li>ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü — Hafif bilişsel bozukluk bilgilendirmesi</li>
 <li>National Institute for Health and Care Excellence — Demans değerlendirme, yönetim ve destek kılavuzu</li>
 <li>Alzheimer’s Association — Alzheimer hastalığının erken uyarı işaretleri</li>
 <li>T.C. Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşları — 1–30 Eylül Dünya Alzheimer Ayı farkındalık duyuruları</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/her-unutkanlik-alzheimer-degil-gunluk-yasami-bozan-degisiklikler-onemli</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/normal-yaslanma-mi-alzheimer-mi.webp" type="image/jpeg" length="55177"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gözde Batma, Yanma ve Ağrı: Hangi Belirti Ne Söyler?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gozde-batma-yanma-ve-agri-hangi-belirti-ne-soyler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gozde-batma-yanma-ve-agri-hangi-belirti-ne-soyler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz ağrısı çoğu zaman kuruluk, enfeksiyon, yabancı cisim veya ekran yorgunluğuyla ilişkili olabilir. Ancak görme kaybı, şiddetli kızarıklık, ışık hassasiyeti ve bulantı acil uyarıdır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Göz Ağrısı Neden Olur? Hangi Belirtiler Acil Uyarıdır?</p>

<p>Göz ağrısı; göz yüzeyinde batma, yanma, kum kaçmış hissi ya da gözün içinde derin bir sızı şeklinde ortaya çıkabilir. Çoğu neden basit olsa da ani başlayan şiddetli ağrı, görme bulanıklığı, ışığa hassasiyet, bulantı, kusma, göz çevresinde şişlik veya ışıkların etrafında halka görme acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Özellikle kontakt lens kullananlarda göz ağrısı daha dikkatli ele alınmalıdır. Lensle birlikte kızarıklık, akıntı, ışık hassasiyeti veya görme azalması varsa kornea enfeksiyonu riski nedeniyle beklemek doğru değildir.</p>

<p>Göz ağrısının en sık nedenlerinden biri göz kuruluğudur. Göz kuruluğu, gözyaşının miktarının ya da kalitesinin yetersiz kalmasıyla gelişir; yanma, batma, sulanma ve bulanık görme yapabilir. Uzun ekran kullanımı, kuru hava, bazı ilaçlar ve yaşla birlikte göz kuruluğu artabilir.</p>

<p>Göze toz, kirpik, makyaj kalıntısı veya küçük bir yabancı cisim kaçması da ağrıya yol açabilir. Korneada, yani gözün önündeki saydam tabakada çizik oluşursa batma hissi belirginleşir, göz sulanır ve ışığa bakmak zorlaşabilir.</p>

<p>Konjonktivit, halk arasında göz iltihabı olarak bilinen tablonun sık nedenlerinden biridir. Viral, bakteriyel veya alerjik olabilir. Kızarıklık, sulanma, çapaklanma, kaşıntı ve yanma eşlik edebilir. Kalın akıntı, tek gözde belirgin ağrı veya görme azalması varsa muayene geciktirilmemelidir.</p>

<p>Arpacık ve şalazyon da göz kapağında ağrılı ya da hassas şişlik yapabilir. Arpacık genellikle kirpik diplerindeki bezlerin iltihaplanmasıyla oluşur. Şalazyon ise yağ bezinin tıkanmasıyla gelişir ve bazen daha yavaş büyüyen bir kapak şişliği şeklinde fark edilir.</p>

<p>Gözün daha derin dokularını etkileyen üveit, sklerit ve optik nörit gibi durumlar daha ciddi nedenler arasındadır. Üveit, gözün orta tabakasındaki iltihaplanmadır; ağrı, kızarıklık, ışığa hassasiyet ve bulanık görme yapabilir. Optik nörit ise görme sinirinin iltihaplanmasıdır ve özellikle göz hareketleriyle artan ağrı ve görme değişikliğiyle gündeme gelebilir.</p>

<p>Glokomun bazı türleri sessiz ilerlerken, akut açı kapanması glokomu ani ve şiddetli tabloya neden olabilir. Göz ağrısına baş ağrısı, bulantı, kusma, bulanık görme ve ışıkların etrafında renkli halkalar eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>Gözün arkasında hissedilen ağrı bazen migren, küme tipi baş ağrısı, sinüzit veya göz kaslarını zorlayan uzun süreli odaklanmayla ilişkili olabilir. Ancak ağrı tek taraflı, yeni başlamış, çok şiddetli veya nörolojik belirtilerle birlikteyse başka hastalıkların dışlanması gerekir.</p>

<p>Evde yapılabilecek ilk adımlar, yalnızca hafif ve kısa süreli şikayetler için düşünülmelidir. Gözü ovuşturmamak, kontakt lensi çıkarmak, ekran molası vermek, suni gözyaşı kullanmak ve temiz hijyen sağlamak rahatlatıcı olabilir. Kimyasal temas varsa göz bol temiz suyla yıkanmalı ve acil yardım alınmalıdır.</p>

<p>Gözde saplanmış yabancı cisim varsa kişi bunu çıkarmaya çalışmamalıdır. Travma, kimyasal temas, kanama, irinli akıntı, ani görme kaybı, çift görme, göz hareketinde kısıtlılık veya son haftalarda geçirilmiş göz ameliyatı varsa durum acil kabul edilmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göz ağrısında tedavi, nedenin ne olduğuna göre değişir. Enfeksiyonda uygun damla veya ilaçlar, kurulukta gözyaşı desteği, alerjide tetikleyiciden uzak durma ve gerekli tedaviler, glokom gibi basınç artışlarında ise hızlı uzman müdahalesi gerekebilir. Antibiyotik, kortizonlu damla veya uyuşturucu damlalar hekim önerisi olmadan kullanılmamalıdır.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. WebMD, Eye Pain: Causes and Treatment<br />
2. Mayo Clinic, Eye Pain<br />
3. NHS, Eye Pain<br />
4. Cleveland Clinic, Eye Pain<br />
5. American Academy of Ophthalmology, Pain in Eye<br />
6. Jacobs DS, Diagnosis and Treatment of Ocular Pain: The Ophthalmologist’s Perspective, Current Ophthalmology Reports, 2017 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gozde-batma-yanma-ve-agri-hangi-belirti-ne-soyler</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9542.jpeg" type="image/jpeg" length="12917"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özbekistan Bağımsızlığının 35. Yılında: Sağlıkta 35 Yılda Ne Değişti?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ozbekistan-bagimsizliginin-35-yilinda-saglikta-35-yilda-ne-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ozbekistan-bagimsizliginin-35-yilinda-saglikta-35-yilda-ne-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugün 1 Eylül, Özbekistan’ın Bağımsızlık Günü. Bundan 35 yıl önce kendi geleceğini belirleme iradesini dünyaya ilan eden ülkede sağlık göstergeleri de önemli ölçüde değişti. Bağımsızlıktan bu yana beş yaş altı çocuk ölüm hızının yaklaşık yüzde 81 azalması dönüşümün en çarpıcı göstergelerinden biri.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bugün ise aile hekimliği, devlet sağlık sigortası, dijital sağlık, kalite ve akreditasyon reformları yeni dönemin merkezinde. Buna karşılık kronik hastalıklar, cepten sağlık harcamaları ve sağlık hizmetlerindeki bölgesel eşitsizlikler önemli sınamalar olmaya devam ediyor.</p>

<h2>1 Eylül: Özbek halkı için bir bayramdan daha fazlası</h2>

<p>Bugün Özbekistan’da yalnızca bir millî bayram kutlanmıyor.</p>

<p>1 Eylül, milyonlarca Özbek için <strong>kendi geleceğini belirleyebilmenin, ulusal egemenliğin ve bağımsız bir devlet olarak yolunu çizebilmenin simgesi.</strong></p>

<p>31 Ağustos 1991’de Özbekistan’ın devlet bağımsızlığı ilan edildi. 1 Eylül ise ülkenin Bağımsızlık Günü olarak kabul edildi.</p>

<p>Semerkant’tan Buhara’ya, Taşkent’ten Fergana Vadisi’ne uzanan ve yüzyıllar boyunca bilim, tıp, ticaret ve kültürün önemli merkezlerinden biri olan bu coğrafya, 1991’de tarihinde yeni bir döneme girdi.</p>

<p>Bugün Özbekistan bağımsızlığının <strong>35. yılını</strong> kutluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2026 yılı kutlamaları ülke genelinde <strong>“Tek Vatan, Tek Halk — Birlikte Yeni Bir Hayat ve Gelecek Yaratıyoruz”</strong> ana düşüncesi etrafında gerçekleştiriliyor. Özbekistan’ın resmî kurumları Bağımsızlık Günü’nü ulusal gurur, barış ve ilerlemenin sembolü olarak tanımlıyor.</p>

<p>Ancak bir ülkenin bağımsızlık dönemindeki gelişimini yalnız ekonomik büyüklüğü, yolları veya şehirleri göstermez.</p>

<p>Bir bebeğin hayatta kalabilmesi, bir annenin güvenli doğuma ulaşması, insanların ne kadar yaşadığı ve hastalandıklarında nitelikli sağlık hizmeti alabilmesi de kalkınmanın temel göstergeleri arasında yer alır.</p>

<p>Özbekistan’ın son 35 yılına sağlık penceresinden bakıldığında önemli bir değişim görülüyor.</p>

<h1>En çarpıcı değişim çocukların hayatta kalmasında</h1>

<p>Sağlık sistemlerinin gelişimini gösteren en hassas göstergelerden biri beş yaş altı çocuk ölüm hızıdır.</p>

<p>UNICEF’in uluslararası karşılaştırılabilir verilerine göre Özbekistan’ın bağımsızlığını kazandığı <strong>1991 yılında her 1000 canlı doğumda 69,3 çocuk beş yaşına ulaşamadan hayatını kaybediyordu.</strong></p>

<p>2024’te bu oran <strong>13,4’e</strong> geriledi.</p>

<p>Bu, yaklaşık <strong>yüzde 81’lik bir azalma</strong> anlamına geliyor.</p>

<p>Bu gelişmeyi tek bir sağlık politikasıyla açıklamak mümkün değil.</p>

<p>Anne ve çocuk sağlığı hizmetlerinin gelişmesi, doğum öncesi takip, yenidoğan bakımındaki ilerlemeler, aşılama programları, enfeksiyonların kontrolü, beslenme koşulları, temiz su ve sanitasyon gibi birçok faktör uzun dönemli değişime katkıda bulundu.</p>

<p>Ortaya çıkan tablo, bağımsızlığın ilk yıllarıyla karşılaştırıldığında Özbek çocuklarının yaşamın ilk beş yılını geçirme şansının belirgin biçimde arttığını gösteriyor.</p>

<h1>Anne sağlığında ilerleme var</h1>

<p>Bir sağlık sisteminin niteliğini değerlendirmede anne ölüm oranı da temel göstergeler arasında.</p>

<p>Dünya Bankası’nın uluslararası ortak tahminlerine göre Özbekistan’da <strong>2023 yılı anne ölüm oranı 100 bin canlı doğumda 26</strong> olarak hesaplandı.</p>

<p>Burada önemli bir bilimsel ayrım bulunuyor.</p>

<p>Bu sayı doğrudan tek bir hastane kayıt sisteminden elde edilen ham veri değil; ülkeler arasında karşılaştırılabilirlik amacıyla oluşturulan <strong>modellenmiş uluslararası tahmin</strong>.</p>

<p>Anne ölümlerini daha da azaltabilmek için riskli gebeliklerin erken belirlenmesi, obstetrik acillere zamanında erişim, kan ürünlerinin bulunabilirliği, etkin sevk zinciri ve özellikle kırsal bölgelerde nitelikli doğum hizmetlerinin güçlendirilmesi önemini koruyor.</p>

<h1>Ortalama yaşam süresi yaklaşık 72 yıl</h1>

<p>Dünya Bankası’nın erişilebilir en güncel karşılaştırılabilir verilerine göre Özbekistan’da doğuşta beklenen yaşam süresi <strong>2023 yılında yaklaşık 72 yıl</strong> düzeyinde.</p>

<p>Ancak insanların daha uzun yaşaması sağlık sisteminin yükünü ortadan kaldırmıyor; hastalıkların niteliğini değiştiriyor.</p>

<p>Özbekistan’da sağlık gündeminin önemli bölümü artık kronik hastalıklardan oluşuyor.</p>

<h1>Yeni büyük mücadele: Kalp hastalıkları ve diğer kronik hastalıklar</h1>

<p>WHO Avrupa Sağlık Sistemleri Gözlemevi’nin değerlendirmesine göre bulaşıcı olmayan hastalıklar Özbekistan’daki hastalık ve ölüm yükünün temel bölümünü oluşturuyor.</p>

<p>Kalp-damar hastalıkları başlıca ölüm nedenleri arasında öne çıkarken hipertansiyon, sağlıksız beslenme, tütün kullanımı ve hava kirliliği de önemli risk faktörleri arasında değerlendiriliyor.</p>

<p>Bu tablo, ülkenin sağlık politikasını hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi etmekten daha fazla <strong>erken tanı ve korunmaya</strong> yöneltiyor.</p>

<h1>Kalp krizi ve inmeye karşı yeni program</h1>

<p>Bu yaklaşımın en güncel örneklerinden biri 2026’da açıklanan ulusal kalp krizi ve inme programı.</p>

<p>20 Ocak 2026’da duyurulan resmî plana göre uluslararası <strong>“Stent for Life”</strong> ve <strong>“Action Plan for Stroke”</strong> modellerinden yararlanılarak hazırlanan programın 1 Mayıs 2026’dan itibaren Taşkent şehri ve Semerkant bölgesinde uygulanması öngörüldü.</p>

<p>Programın 1 Ekim 2026’dan itibaren Andican, Namangan ve Fergana bölgelerine, 2027’den itibaren ise ülkenin diğer bölgelerine yaygınlaştırılması planlandı.</p>

<p>Program kapsamında 30 yaş üzerindeki nüfusun düzenli risk değerlendirmesine alınması, yüksek risk taşıyan kişilerin hedefli incelemelere yönlendirilmesi ve akut kalp krizi ile inmede müdahale süresinin kısaltılması amaçlanıyor.</p>

<p>Ambulansların telemetrik EKG ve monitörlü defibrilatörlerle desteklenmesi, EKG sonuçlarının yapay zekâ yardımıyla değerlendirilmesi ve inme tanısında dijital teknolojilerin kullanılması da planın bileşenleri arasında.</p>

<p>Ancak program yeni olduğu için <strong>1 Eylül 2026 itibarıyla ölüm, komplikasyon veya uzun dönemli klinik sonuçları ne ölçüde değiştirdiğini gösterecek yeterli izlem verisi bulunmuyor.</strong></p>

<p>Bu nedenle programın nihai başarısı konusunda şimdiden hüküm vermek doğru değil.</p>

<h1>Aile hekimliği yeni sistemin merkezine yerleşiyor</h1>

<p>Özbekistan’daki en önemli yapısal değişikliklerden biri birinci basamak sağlık hizmetlerinde yaşanıyor.</p>

<p>Syrdarya bölgesinde 2021’den itibaren stratejik sağlık hizmeti satın alma ve daha kapsamlı birinci basamak hizmetlerine dayalı bir model pilot olarak uygulanmaya başladı. WHO Avrupa Sağlık Sistemleri Gözlemevi bu uygulamayı sağlık reformlarının önemli bileşenlerinden biri olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Yeni modelin daha sonra diğer bölgelere yaygınlaştırılması yönünde adımlar atıldı.</p>

<p>2025’te alınan kararlarla modelin <strong>1 Ocak 2026’dan itibaren Semerkant bölgesinin ilçe ve şehirlerinde uygulanması</strong> öngörüldü.</p>

<p>Mart 2026 tarihli resmî veriler ise Semerkant’ın Pakhtachi ilçesinde yeni birinci basamak modelinin <strong>19 sağlık kuruluşunda fiilen uygulamaya alındığını</strong> gösteriyor.</p>

<p>Yeni yaklaşımda aile hekimliği ve koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Bu dönüşüm başarılı biçimde yaygınlaştırılabilirse sağlık sisteminin ağırlığı hastane merkezli yapıdan daha güçlü bir birinci basamak modeline doğru kayabilir.</p>

<h1>Devlet sağlık sigortasında yeni dönem</h1>

<p>Özbekistan’ın 2026 sağlık reformlarının dikkat çeken başlıklarından biri devlet sağlık sigortası.</p>

<p>5 Mayıs 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla <strong>1 Temmuz 2026’dan itibaren özel sağlık kuruluşlarının da lisansları kapsamındaki alanlarda devlet sağlık sigortası sistemi üzerinden kamu bütçesiyle finanse edilen sağlık hizmetleri sunabilmesine izin verildi.</strong></p>

<p>Tedavi giderlerinin kamu ve özel sağlık kuruluşları için ortak temel fiyatlar üzerinden karşılanması öngörüldü.</p>

<p>Aynı düzenlemede özel sektörün sağlık hizmetlerindeki payının <strong>2030’a kadar yüzde 30’a çıkarılması</strong> hedeflendi.</p>

<p>Bu reformun önemini artıran temel nedenlerden biri ise vatandaşların doğrudan yaptığı sağlık harcamaları.</p>

<h1>Cepten sağlık harcamaları hâlâ önemli bir sorun</h1>

<p>WHO Avrupa Sağlık Sistemleri Gözlemevi’nin 2024 değerlendirmesine göre Özbekistan’da kamu tarafından finanse edilen temel bir sağlık paketi bulunuyor ancak bu paket bütün temel hizmetleri ve ilaçları kapsamıyor.</p>

<p>2021’de kişi başına kamu sağlık harcaması satın alma gücü paritesine göre <strong>673 dolar</strong> düzeyindeydi.</p>

<p>Raporda cepten sağlık harcamalarının yüksek olmasının özellikle daha düşük gelirli grupların sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştırabildiği belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle devlet sağlık sigortası reformunun başarısı yalnız sisteme kaç sağlık kuruluşunun katıldığıyla değil, <strong>vatandaşların sağlık nedeniyle karşılaştığı ekonomik yükün ne kadar azaltıldığıyla</strong> ölçülecek.</p>

<h1>Aşılama güçlü alanlardan biri</h1>

<p>Özbekistan’ın dikkat çeken sağlık başarılarından biri çocukluk çağı aşılama programı.</p>

<p>UNICEF verilerine göre 2024 yılında bir yaşından küçük çocukların <strong>yüzde 96,8’i difteri, tetanoz ve boğmacaya karşı üç doz aşı</strong>, yüzde <strong>98,9’u ise kızamık aşısı</strong> aldı.</p>

<p>Özbekistan HPV aşılamasında da bölgede dikkat çeken örneklerden biri oldu.</p>

<p>HPV aşısı 2019’da ulusal aşılama programına alındı. WHO’nun 2022’de yayımladığı verilere göre 12–14 yaşındaki kızların <strong>yüzde 94’ü HPV aşısının ilk dozunu</strong> almıştı.</p>

<p>Bu yüzde 94’lük oran <strong>2022 yılına ait ilk doz verisi</strong> olduğundan güncel 2026 aşılama oranı olarak yorumlanmamalı.</p>

<h1>Dijital sağlıkta yaklaşık 38 milyon kişilik sistem</h1>

<p>Özbekistan’ın son yıllardaki en hızlı dönüşümlerinden biri sağlık hizmetlerinin dijitalleştirilmesinde yaşandı.</p>

<p>Sağlık Bakanı Asilbek Khudayarov’un Ocak 2026 tarihli açıklamasında <strong>37,7 milyon kişinin DMED sistemine bağlandığı ve elektronik sağlık kayıtlarının oluşturulduğu</strong> bildirildi.</p>

<p>Daha güncel, Haziran 2026 tarihli resmî bir açıklamada ise DMED platformunun <strong>yaklaşık 38 milyon kişiyi kapsadığı</strong>, sisteme 8 binden fazla özel klinik ile yaklaşık 6 bin eczanenin bağlandığı belirtildi.</p>

<p>Bu nedenle 1 Eylül 2026 itibarıyla dijital sağlık sisteminin kapsamını <strong>yaklaşık 38 milyon kişi</strong> olarak ifade etmek daha güncel.</p>

<p>Elektronik reçete sistemi de dijital dönüşümün önemli parçalarından biri.</p>

<p>Resmî açıklamalarda elektronik reçete uygulaması sonrasında gereksiz ilaç yazımı olarak değerlendirilen vakalarda yüzde 40 azalma bildirildi. Bu sayı resmî operasyonel veri niteliğinde olduğundan bağımsız akademik etki araştırmasıyla aynı kanıt düzeyinde değerlendirilmemeli.</p>

<p>2026’da alınan yeni kararlarla sağlık kuruluşlarının bilgi sistemlerinin ortak <strong>Dijital Sağlık Platformu</strong> ile bütünleştirilmesi de hedeflendi.</p>

<p>Bundan sonraki sınav; sistemlerin birbirleriyle uyumu, veri güvenliği, hasta mahremiyeti ve dijitalleşmenin sağlık çalışanlarının iş yükü ile hizmet kalitesine gerçek etkisi olacak.</p>

<h1>Kalite ve akreditasyonda yeni standartlar</h1>

<p>5 Mayıs 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla Özbekistan sağlık sisteminde kalite denetimi açısından önemli hedefler belirlendi.</p>

<p>Buna göre <strong>2030’a kadar 3 binden fazla kamu sağlık kuruluşunun lisanslama gerekliliklerine uygun hâle getirilmesi</strong> ve sağlık hizmetlerinde <strong>en az 75 ulusal akreditasyon standardının uygulanması</strong> amaçlanıyor.</p>

<p>Kamu ve özel sağlık kuruluşları için ortak gereklilikler oluşturulması ve hizmet kalitesinin elektronik sistemler üzerinden izlenmesi de kararın hedefleri arasında.</p>

<p>Ayrıca 1 Temmuz 2026’dan itibaren tıbbi faaliyetlerin lisanslanmasına ilişkin işlevlerin Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Tıbbi Kuruluşları Lisanslama ve Akreditasyon Merkezinde toplanması kararlaştırıldı.</p>

<p>Bunun gerçek etkisi ancak önümüzdeki yıllardaki kalite ve hasta güvenliği göstergeleriyle değerlendirilebilecek.</p>

<h1>Özel sağlık sektörü hızla büyüyor</h1>

<p>Özbekistan sağlık sisteminde özel sektörün kapasitesi de son yıllarda belirgin biçimde arttı.</p>

<p>Mayıs 2026’daki resmî değerlendirmede ülkedeki özel klinik sayısının 2016’da yaklaşık <strong>3 bin 200</strong> olduğu, bu sayının <strong>2026 sonunda 8 bin 700’e ulaşmasının beklendiği</strong> bildirildi.</p>

<p>Aynı açıklamada özel sektörde sunulan tıbbi hizmet alanlarının 39’dan 116’ya, yatak kapasitesinin ise 16 binden 57 bine yükseldiği belirtildi.</p>

<p>Buradaki <strong>8 bin 700 rakamı kesin mevcut sayı değil, 2026 sonuna ilişkin resmî beklenti</strong>.</p>

<p>Özel sağlık sektörünün genişlemesi kapasite ve hizmet çeşitliliğini artırabilir. Ancak devlet sağlık sigortası kaynaklarının özel kuruluşlarda da kullanılmaya başlanması; kalite denetimi, akreditasyon ve hasta güvenliğini daha da kritik hâle getiriyor.</p>

<h1>Özbekistan’ın önündeki sağlık sınavı değişti</h1>

<p>Bağımsızlığın ilk yıllarında anne ve çocuk sağlığı ile bulaşıcı hastalıkların kontrolü ön plandayken bugün Özbekistan çok daha karmaşık bir sağlık yüküyle karşı karşıya.</p>

<p>Kalp-damar hastalıkları ve diğer kronik hastalıklar giderek daha önemli hâle gelirken cepten sağlık harcamaları, sağlık çalışanlarının bölgeler arasındaki dağılımı, ilaçlara erişim ve hizmet kalitesindeki farklılıklar çözülmesi gereken başlıklar arasında bulunuyor.</p>

<p>WHO değerlendirmeleri çok ilaca dirençli tüberkülozun da ülkede önemini koruduğunu gösteriyor.</p>

<p>Dolayısıyla önümüzdeki dönemde başarı yalnız daha fazla hastane veya daha fazla teknolojiyle ölçülmeyecek.</p>

<p>Asıl ölçüt, bu reformların <strong>insanların daha sağlıklı yaşamasını, hastalandığında zamanında sağlık hizmetine ulaşmasını ve sağlık harcamaları nedeniyle ekonomik güçlük yaşamamasını sağlayıp sağlamadığı</strong> olacak.</p>

<h1>35 yıl sonra</h1>

<p>1 Eylül 1991’de başlayan bağımsızlık dönemi, Özbekistan’a kendi kurumlarını ve sağlık politikalarını şekillendirme imkânı verdi.</p>

<p>Aradan geçen 35 yılda çocukların hayatta kalma ihtimalinden aşılama programlarına kadar pek çok temel göstergede önemli ilerlemeler kaydedildi.</p>

<p>Bugün ise yeni bir dönem başlıyor.</p>

<p><strong>Özbekistan’ın bundan sonraki sağlık hikâyesini, insanların yalnız ne kadar uzun yaşadığı değil; o yılları ne kadar sağlıklı, güvenli ve sağlık hizmetine eşit biçimde erişerek geçirdiği belirleyecek.</strong></p>

<hr />
<h1>BİLİMSEL VERİ KUTUSU</h1>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <th>Gösterge</th>
   <th>En güncel doğrulanmış veri</th>
  </tr>
  <tr>
   <td>Bağımsızlığın ilanı</td>
   <td><strong>31 Ağustos 1991</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Bağımsızlık Günü</td>
   <td><strong>1 Eylül</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>2026</td>
   <td><strong>Bağımsızlığın 35. yılı</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Beş yaş altı ölüm hızı, 1991</td>
   <td><strong>69,3 / 1000 canlı doğum</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Beş yaş altı ölüm hızı, 2024</td>
   <td><strong>13,4 / 1000 canlı doğum</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>1991–2024 değişimi</td>
   <td><strong>Yaklaşık %81 azalma</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Doğuşta beklenen yaşam süresi</td>
   <td><strong>72 yıl — 2023</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Anne ölüm oranı</td>
   <td><strong>26 / 100.000 canlı doğum — 2023 modellenmiş tahmin</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>DTP3 aşılama</td>
   <td><strong>%96,8 — 2024</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Kızamık aşılama</td>
   <td><strong>%98,9 — 2024</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>DMED dijital sağlık sistemi</td>
   <td><strong>Yaklaşık 38 milyon kişi — Haziran 2026 resmî açıklama</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Lisanslama hedefi</td>
   <td><strong>2030’a kadar 3.000’den fazla kamu sağlık kuruluşu</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Akreditasyon hedefi</td>
   <td><strong>En az 75 ulusal standart</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Özel sektör hedefi</td>
   <td><strong>2030’a kadar sağlık hizmetlerinin %30’u</strong></td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h2>Metodolojik not</h2>

<p>Sağlık göstergeleri aynı takvim yılında yayımlanmadığı için 1 Eylül 2026 itibarıyla erişilebilen en güncel uluslararası karşılaştırılabilir veriler farklı yıllara ait olabilir.</p>

<p>Bu nedenle 2023 ve 2024 göstergeleri <strong>“2026 yılı sağlık sonuçları” olarak değil, 1 Eylül 2026 itibarıyla erişilebilen en güncel doğrulanmış uluslararası veriler</strong> olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>2026’da başlayan veya genişletilen reformların ölüm, hastalık yükü, mali koruma ve sağlık hizmeti kalitesi üzerindeki uzun dönemli etkilerini değerlendirmek için ise henüz yeterli izlem süresi bulunmuyor.</p>

<h1>Kaynaklar</h1>

<ul>
 <li>Özbekistan Cumhuriyeti resmî devlet kurumları — 35. Bağımsızlık Günü ve 2026 kutlamaları</li>
 <li>UNICEF Data — Özbekistan çocuk ölüm göstergeleri</li>
 <li>UNICEF Uzbekistan — Ulusal Bağışıklama Programı</li>
 <li>Dünya Bankası — Yaşam beklentisi ve anne ölüm göstergeleri</li>
 <li>WHO / European Observatory on Health Systems and Policies — <i>Health Systems in Action 2024: Uzbekistan</i></li>
 <li>WHO Europe — HPV aşılama verileri</li>
 <li>Özbekistan Cumhurbaşkanlığı — 2026 sağlık reformları, devlet sağlık sigortası, özel sektör, lisanslama ve akreditasyon kararları</li>
 <li>Özbekistan Sağlık Bakanlığı — Birinci basamak ve dijital sağlık verileri</li>
 <li>Özbekistan Cumhurbaşkanlığı — Kalp krizi ve inme programı</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ozbekistan-bagimsizliginin-35-yilinda-saglikta-35-yilda-ne-degisti</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/ozbekistan-bagimsizlik-saglik.webp" type="image/jpeg" length="77731"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kırık Kalp Sendromu Kalp Krizinden Nasıl Ayırt Edilir? Yeni BioTAK Skoru Dikkat Çekti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kirik-kalp-sendromu-kalp-krizinden-nasil-ayirt-edilir-yeni-biotak-skoru-dikkat-cekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kirik-kalp-sendromu-kalp-krizinden-nasil-ayirt-edilir-yeni-biotak-skoru-dikkat-cekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ani göğüs ağrısı, nefes darlığı, EKG değişiklikleri ve yükselen troponin… Takotsubo, halk arasındaki adıyla “kırık kalp sendromu”, ilk saatlerde kalp krizinden ayırt edilmesi güç bir tablo oluşturabiliyor. European Heart Journal’da yayımlanan 3 bin 615 hastalık araştırmada geliştirilen BioTAK skoru, dört kan biyobelirteci ile cinsiyeti bir araya getirerek Takotsubo olasılığını koroner anjiyografi öncesinde tahmin etmeyi amaçlıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Skor bağımsız doğrulama grubunda güçlü ayırt etme performansı gösterdi; ancak henüz kalp krizini tek başına dışlayan bir test değil ve gerekli acil koroner değerlendirmenin yerini almıyor.</p>

<p>Şiddetli bir üzüntü, sevilen bir kişinin kaybı, büyük bir korku, ameliyat veya ağır bir fiziksel hastalık…</p>

<p>Ardından aniden başlayan göğüs ağrısı ve nefes darlığı.</p>

<p>Acil serviste çekilen EKG’de değişiklikler var. Kalp kası hasarını gösteren troponin yükselmiş.</p>

<p>İlk akla gelen doğal olarak kalp krizi.</p>

<p>Ancak bazı hastalarda koroner damarlar incelendiğinde tabloyu açıklayacak kritik bir damar tıkanıklığı bulunmuyor. Buna karşılık kalbin pompalama işlevinde belirgin fakat çoğu zaman geçici bir bozulma görülüyor.</p>

<p>Bu tablo <strong>Takotsubo sendromu</strong>, halk arasındaki adıyla <strong>“kırık kalp sendromu”</strong> olabilir.</p>

<p>Sorun şu ki Takotsubo ile akut koroner sendrom ilk saatlerde birbirine son derece benzeyebiliyor.</p>

<p>31 Ağustos 2026’da <i>European Heart Journal</i>’da yayımlanan yeni araştırma, bu ayrımı daha erken ve daha objektif yapmaya yardımcı olabilecek <strong>BioTAK</strong> adlı biyobelirteç temelli skoru gündeme taşıdı.</p>

<h2>Kırık kalp sendromu nedir?</h2>

<p>Takotsubo sendromu, kalbin özellikle sol karıncığında aniden ortaya çıkan ve çoğu hastada zaman içinde gerileyen kasılma bozukluğuyla karakterize akut bir kalp hastalığı.</p>

<p>Tipik formunda kalbin belirli bölgelerinin kasılması ciddi biçimde azalırken başka bölgelerde daha güçlü kasılma görülebiliyor.</p>

<p>Ortaya çıkan karakteristik görüntü, Japon balıkçıların ahtapot yakalamak için kullandıkları “takotsubo” adlı kaba benzetildiği için hastalık bu isimle anılıyor.</p>

<p>Sendrom özellikle <strong>menopoz sonrası kadınlarda</strong> daha sık görülüyor.</p>

<p>Ancak her hastada belirgin bir stres faktörü bulunmuyor.</p>

<h2>Sadece üzüntüden mi ortaya çıkıyor?</h2>

<p>Hayır.</p>

<p>“Kırık kalp sendromu” adı, hastalığın yalnızca ağır duygusal travmalardan sonra geliştiği izlenimini verebiliyor.</p>

<p>Oysa Takotsubo;</p>

<ul>
 <li>sevilen bir kişinin kaybı,</li>
 <li>yoğun korku veya öfke,</li>
 <li>ciddi psikolojik stres,</li>
 <li>ameliyat,</li>
 <li>ağır enfeksiyon,</li>
 <li>ciddi ağrı,</li>
 <li>nörolojik hastalıklar,</li>
 <li>solunum sistemi hastalıkları</li>
</ul>

<p>gibi hem duygusal hem de fiziksel streslerden sonra ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Bazı hastalarda ise öncesinde belirgin bir tetikleyici saptanamıyor.</p>

<p>Dolayısıyla kişinin “son günlerde üzülmedim” demesi Takotsubo olasılığını ortadan kaldırmıyor.</p>

<h2>Kalp krizine neden bu kadar benziyor?</h2>

<p>Çünkü iki tablo ilk başvuruda aynı alarm işaretlerinin birçoğunu oluşturabiliyor.</p>

<p>Takotsubo hastalarında:</p>

<p><strong>göğüs ağrısı,</strong></p>

<p><strong>nefes darlığı,</strong></p>

<p><strong>EKG değişiklikleri</strong></p>

<p>ve</p>

<p><strong>troponin gibi kalp hasarı belirteçlerinde yükselme</strong></p>

<p>görülebiliyor.</p>

<p>Bunların tamamı akut kalp krizinde de ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca belirtilere veya tek bir kan testine bakarak:</p>

<p><strong>“Bu kalp krizi değil, kırık kalp sendromu”</strong></p>

<p>demek güvenli değil.</p>

<h2>En temel fark nedir?</h2>

<p>Klasik kalp krizinde çoğunlukla koroner damarlardan birindeki ani tıkanma nedeniyle kalp kasının bir bölümüne yeterli kan ulaşmıyor.</p>

<p>Takotsubo’da ise kalp kasında karakteristik bir hareket ve pompalama bozukluğu bulunmasına rağmen tabloyu açıklayacak <strong>sorumlu koroner damar tıkanıklığı genellikle saptanmıyor.</strong></p>

<p>Ayrıca Takotsubo’daki duvar hareket bozukluğu çoğu zaman tek bir koroner damarın beslediği anatomik alanla sınırlı kalmıyor.</p>

<p>Ancak bu farkları kişinin kendi belirtilerinden anlaması mümkün değil.</p>

<h2>Kalp krizi ile Takotsubo evde ayırt edilebilir mi?</h2>

<p><strong>Hayır.</strong></p>

<p>Ani başlayan göğüs ağrısı, baskı veya sıkışma hissi, nefes darlığı, soğuk terleme, bayılma ya da ciddi fenalaşma yaşayan bir kişinin:</p>

<p><strong>“Çok stres yaşadım, muhtemelen kırık kalp sendromudur”</strong></p>

<p>diyerek beklemesi tehlikeli olabilir.</p>

<p>Gerçek bir kalp krizinde tıkalı damarın mümkün olduğunca erken açılması kalp kasının korunması açısından kritik.</p>

<p>Bu nedenle kalp krizi olasılığı güvenli biçimde dışlanana kadar tablo <strong>acil kardiyolojik değerlendirme</strong> gerektirir.</p>

<h2>Bugün nasıl ayırt ediliyor?</h2>

<p>Takotsubo tanısı tek bir testle konulmuyor.</p>

<p>Hekimler klinik tabloyu, EKG’yi, kan testlerini ve görüntüleme yöntemlerini birlikte değerlendiriyor.</p>

<h3>EKG</h3>

<p>Takotsubo’da ST segmenti ve T dalgası değişiklikleri ile QT uzaması görülebiliyor.</p>

<p>Ancak bu bulgular Takotsubo’ya özgü değil.</p>

<h3>Troponin</h3>

<p>Troponin Takotsubo’da da yükselebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle:</p>

<p><strong>“Troponin yüksekse kesin kalp krizidir”</strong></p>

<p>demek doğru değil.</p>

<h3>Ekokardiyografi</h3>

<p>Kalbin hangi bölümlerinin ne ölçüde kasıldığını gösteriyor.</p>

<p>Takotsubo’ya özgü olabilecek karakteristik duvar hareket bozuklukları önemli ipuçları sağlayabiliyor.</p>

<h3>Koroner anjiyografi</h3>

<p>Özellikle kalp krizinin hızla dışlanması gereken akut tablolarda kritik önem taşıyor.</p>

<p>ST yükselmeli akut tabloda gerekli koroner değerlendirmeyi geciktirmemek gerekiyor.</p>

<h3>Kardiyak MR</h3>

<p>Kalp kasındaki ödemi ve doku özelliklerini değerlendirmeye, ayrıca miyokardit gibi Takotsubo’yu taklit edebilecek diğer hastalıkları ayırt etmeye yardımcı olabiliyor.</p>

<h2>Yeni BioTAK skoru neyi amaçlıyor?</h2>

<p>Yeni araştırmanın temel amacı, Takotsubo ile akut koroner sendromu <strong>koroner anjiyografi öncesinde birbirinden ayırmaya yardımcı olabilecek objektif bir risk skoru</strong> geliştirmekti.</p>

<p>Araştırmada toplam <strong>3 bin 615 hasta</strong> değerlendirildi.</p>

<p>Bunların:</p>

<p><strong>1.823’ü BioTAK’ın geliştirildiği kohortta,</strong></p>

<p><strong>1.792’si bağımsız doğrulama kohortunda</strong></p>

<p>yer aldı.</p>

<p>Geliştirme grubunda <strong>69</strong>, bağımsız doğrulama grubunda ise <strong>77 Takotsubo hastası</strong> vardı.</p>

<p>Dolayısıyla toplam 3 bin 615 katılımcının <strong>146’sında Takotsubo</strong>, geri kalan büyük bölümünde ise akut koroner sendrom bulunuyordu.</p>

<p>Bu dağılım, sonuçları yorumlarken dikkate alınması gereken önemli bir nokta.</p>

<h2>BioTAK hangi değerleri kullanıyor?</h2>

<p>BioTAK tek bir “kan testi” değil.</p>

<p>Skor dört biyobelirteç ile <strong>cinsiyeti</strong> bir araya getiriyor:</p>

<p><strong>NT-proBNP,</strong></p>

<p><strong>PAM,</strong></p>

<p><strong>sLOX-1,</strong></p>

<p><strong>LDL kolesterol</strong></p>

<p>ve</p>

<p><strong>cinsiyet.</strong></p>

<p>NT-proBNP, kalbin duvar gerilimi ve hemodinamik stresle ilişkili yaygın bir biyobelirteç.</p>

<p>PAM ve sLOX-1 ise rutin acil servis laboratuvarlarında NT-proBNP veya troponin kadar yaygın ölçülen testler değil.</p>

<p>Bu değişkenlerden <strong>0–60 puanlık BioTAK skoru</strong> oluşturuldu.</p>

<h2>Skor ne kadar başarılı oldu?</h2>

<p>BioTAK, Takotsubo ile akut koroner sendromu birbirinden ayırmada güçlü istatistiksel performans gösterdi.</p>

<p>Ayırt etme kapasitesini gösteren AUC değeri:</p>

<p><strong>geliştirme kohortunda 0,97,</strong></p>

<p><strong>bağımsız doğrulama kohortunda ise 0,93</strong></p>

<p>olarak bulundu.</p>

<p>AUC değerinin 1’e yaklaşması, modelin iki grubu birbirinden ayırma performansının yüksek olduğuna işaret ediyor.</p>

<p>Ancak bu sonuç:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“BioTAK yüzde 93 doğru tanı koyuyor”</strong></p>

<p>anlamına gelmiyor.</p>

<p>AUC, genel ayırt etme performansını gösteren istatistiksel bir ölçüt.</p>

<h2>“Yaklaşık yüzde 90 doğruluk” demek neden yanlış?</h2>

<p>Araştırmanın en kolay yanlış aktarılabilecek bölümlerinden biri bu.</p>

<p>BioTAK’ın geliştirildiği <strong>1.823 kişilik kohortta</strong> hastaların:</p>

<ul>
 <li>yüzde 86,8’i düşük olasılık,</li>
 <li>yüzde 10,8’i ara olasılık,</li>
 <li>yüzde 2,4’ü yüksek olasılık</li>
</ul>

<p>grubuna yerleştirildi.</p>

<p>Böylece hastaların <strong>yüzde 89,2’si ara kategoride kalmadan düşük veya yüksek Takotsubo olasılığı grubuna ayrılabildi.</strong></p>

<p>Ancak bu:</p>

<p><strong>“Hastaların yüzde 89,2’sine doğru tanı konuldu”</strong></p>

<p>anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bu nedenle BioTAK için “yüzde 90 doğruluk sağlayan test” ifadesi bilimsel olarak kullanılmamalı.</p>

<h2>Düşük skor ne kadar güven veriyor?</h2>

<p>BioTAK’ın dikkat çeken özelliklerinden biri düşük olasılık grubundaki performansı.</p>

<p>Çalışmada düşük skor eşiğinde <strong>negatif öngörü değerinin yaklaşık yüzde 99,8’e</strong> ulaştığı bildirildi.</p>

<p>Bu, düşük skor alan hastalarda Takotsubo bulunmama olasılığının çalışmanın incelenen popülasyonunda çok yüksek olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Ancak negatif öngörü değeri hastalığın toplumdaki veya testin uygulandığı hasta grubundaki sıklığından da etkilenir.</p>

<p>Dolayısıyla bu oran farklı hasta popülasyonlarında aynı olmak zorunda değil.</p>

<h2>Yüksek skor Takotsubo tanısını kesinleştiriyor mu?</h2>

<p>Hayır.</p>

<p>Yüksek olasılık eşiği olan <strong>33 puan ve üzerinde</strong> özgüllük yaklaşık yüzde 99’a çıkmasına rağmen pozitif öngörü değeri yaklaşık <strong>yüzde 59,1</strong> idi.</p>

<p>Başka bir ifadeyle yüksek skor çok güçlü bir uyarı sinyali oluştursa da:</p>

<p><strong>“BioTAK yüksek çıktı, kesin Takotsubo”</strong></p>

<p>demek mümkün değil.</p>

<p>Daha yüksek bir eşik olan <strong>36 puan ve üzerinde</strong> pozitif öngörü değeri yaklaşık yüzde 88,9’a yükseldi; ancak doğal olarak bu gruba giren hasta sayısı daha azdı.</p>

<p>Bu sonuçlar BioTAK’ın özellikle <strong>erken risk sınıflandırmasında ve düşük olasılığın belirlenmesinde</strong> yararlı olabileceğini düşündürüyor.</p>

<h2>Eski InterTAK skorundan farkı ne?</h2>

<p>Takotsubo için daha önce geliştirilmiş <strong>InterTAK Diagnostic Score</strong> da bulunuyor.</p>

<p>InterTAK;</p>

<ul>
 <li>kadın cinsiyeti,</li>
 <li>duygusal tetikleyici,</li>
 <li>fiziksel tetikleyici,</li>
 <li>bazı EKG özellikleri,</li>
 <li>psikiyatrik hastalık öyküsü,</li>
 <li>nörolojik hastalık öyküsü</li>
</ul>

<p>gibi klinik değişkenleri kullanıyor.</p>

<p>BioTAK ise daha fazla <strong>biyobelirteç temelli objektif veri</strong> kullanmayı amaçlıyor.</p>

<p>Yeni çalışmada BioTAK, mevcut InterTAK Diagnostic Score’a kıyasla ayırt etme performansı açısından <strong>aşağı kalmadı.</strong></p>

<p>Ancak bu durum BioTAK’ın InterTAK’tan kesin olarak üstün olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<h2>BioTAK bugün hastanelerde rutin kullanılabilir mi?</h2>

<p>Henüz bunu söylemek için erken.</p>

<p>Skor büyük bir genel örneklemde geliştirilmiş ve bağımsız bir kohortta doğrulanmış olsa da Takotsubo hastalarının toplam sayısı <strong>146</strong> idi.</p>

<p>Bu nedenle özellikle yüksek skorların pozitif öngörü değerinin farklı ülkelerde ve farklı klinik popülasyonlarda yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Ayrıca PAM ve sLOX-1 gibi bazı biyobelirteçlerin birçok acil serviste hızlı ve rutin biçimde ölçülebilir olmaması, günlük klinik uygulama açısından önemli bir sınırlılık.</p>

<p>BioTAK bugün için:</p>

<p><strong>koroner anjiyografinin yerini alan bir test</strong></p>

<p>değil;</p>

<p><strong>erken tanısal değerlendirmeyi desteklemeyi amaçlayan yeni bir risk skoru.</strong></p>

<h2>BioTAK anjiyografiyi gereksiz hale getirebilir mi?</h2>

<p>Şimdilik hayır.</p>

<p>Bu çok önemli.</p>

<p>Özellikle akut koroner sendromun güçlü biçimde düşünüldüğü veya ST yükselmesi bulunan hastalarda koroner damar tıkanıklığının hızla değerlendirilmesi hayati önem taşıyor.</p>

<p>BioTAK’ın gelecekte seçilmiş hastalarda gereksiz invaziv işlemleri azaltmaya yardımcı olup olmayacağı ayrıca araştırılabilir.</p>

<p>Ancak mevcut çalışma:</p>

<p><strong>“BioTAK yapılırsa anjiyografiye gerek kalmaz”</strong></p>

<p>sonucunu desteklemiyor.</p>

<h2>Takotsubo zararsız bir hastalık mı?</h2>

<p>Hayır.</p>

<p>“Kırık kalp sendromu” adı bazen hastalığın geçici ve önemsiz olduğu izlenimini oluşturabiliyor.</p>

<p>Kalbin kasılma işlevi birçok hastada zaman içinde düzelmesine rağmen akut dönemde ciddi komplikasyonlar gelişebiliyor.</p>

<p>Bunlar arasında:</p>

<ul>
 <li>akut kalp yetersizliği,</li>
 <li>akciğer ödemi,</li>
 <li>ciddi ritim bozuklukları,</li>
 <li>kardiyojenik şok,</li>
 <li>kalp içinde pıhtı oluşması</li>
</ul>

<p>yer alabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle Takotsubo, yalnızca stresin yarattığı geçici bir rahatsızlık olarak görülmemeli.</p>

<h2>Kalp tamamen düzeliyor mu?</h2>

<p>Takotsubo’nun karakteristik özelliklerinden biri kalbin pompalama fonksiyonundaki bozukluğun çoğu hastada zaman içinde gerilemesi.</p>

<p>Kalp kasının hareketleri günler veya haftalar içinde belirgin biçimde düzelebiliyor.</p>

<p>Ancak:</p>

<p><strong>“Kalp sonra düzeliyor, o halde hastalık önemli değil”</strong></p>

<p>sonucu çıkarılmamalı.</p>

<p>Akut dönemde ciddi komplikasyonlar gelişebildiği gibi bazı hastalarda belirtiler veya fonksiyonel sorunlar daha uzun süre devam edebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle kardiyoloji takibi önem taşıyor.</p>

<h2>Tekrarlar mı?</h2>

<p>Takotsubo tekrarlayabilir.</p>

<p>Bununla birlikte hastaların büyük bölümünde yeni bir atak gelişmiyor.</p>

<p>Daha önce Takotsubo geçiren bazı kişilerde ilerleyen yıllarda tekrar görülebiliyor.</p>

<p>Tekrarlamayı kesin biçimde önlediği kanıtlanmış özel bir ilaç tedavisi ise henüz bulunmuyor.</p>

<p>Tedavi; kalp fonksiyonu, tansiyon, ritim, eşlik eden hastalıklar ve gelişen komplikasyonlara göre kişiselleştiriliyor.</p>

<h2>Kadınlarda neden daha sık görülüyor?</h2>

<p>Takotsubo olgularının büyük bölümü kadınlarda ve özellikle menopoz sonrası dönemde görülüyor.</p>

<p>Olası açıklamalar arasında:</p>

<p><strong>hormonal değişiklikler,</strong></p>

<p><strong>sempatik sinir sistemi yanıtları,</strong></p>

<p><strong>katekolaminlere duyarlılık,</strong></p>

<p><strong>koroner mikro dolaşımdaki değişiklikler</strong></p>

<p>ve</p>

<p><strong>beyin-kalp ekseni</strong></p>

<p>üzerinde duruluyor.</p>

<p>Ancak neden bazı kişilerin yoğun stres sonrasında Takotsubo geliştirdiği, bazılarının geliştirmediği henüz tamamen açıklanmış değil.</p>

<p>Dolayısıyla hastalığı:</p>

<p><strong>“Aşırı duygusal insanların hastalığı”</strong></p>

<p>şeklinde yorumlamak bilimsel olarak yanlış.</p>

<h2>Göğüs ağrısı yaşayan kişi ne yapmalı?</h2>

<p>Haberin en önemli mesajlarından biri bu.</p>

<p>Ani başlayan veya şiddetli:</p>

<p><strong>göğüs ağrısı,</strong></p>

<p><strong>göğüste baskı veya sıkışma,</strong></p>

<p><strong>nefes darlığı,</strong></p>

<p><strong>soğuk terleme,</strong></p>

<p><strong>bayılma</strong></p>

<p>ya da ciddi fenalaşma varsa kişinin bunun kalp krizi mi Takotsubo mu olduğunu kendi başına ayırmaya çalışmaması gerekir.</p>

<p>Özellikle kalp krizi olasılığı acil olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Yeni BioTAK skoru gelecekte hekimlerin bu ayrımı daha erken yapmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Ancak bugün için:</p>

<p><strong>göğüs ağrısını yalnızca “stresten” diyerek beklemek güvenli değil.</strong></p>

<h2>Yeni çalışma bize ne söylüyor?</h2>

<p>Takotsubo sendromu ile akut koroner sendrom arasındaki en önemli sorunlardan biri, hastaların ilk saatlerde birbirine çok benzemesi.</p>

<p>Yeni BioTAK araştırması bu tanısal boşluğu azaltmaya yönelik önemli bir adım.</p>

<p>Toplam <strong>3 bin 615 hastanın</strong> değerlendirildiği çalışmada dört kan biyobelirteci ile cinsiyeti birleştiren skor, bağımsız doğrulama kohortunda <strong>AUC 0,93</strong> düzeyinde ayırt etme performansı gösterdi.</p>

<p>BioTAK’ın geliştirildiği <strong>1.823 kişilik kohortta hastaların yüzde 89,2’si ara kategoride kalmadan düşük veya yüksek Takotsubo olasılığı grubuna yerleştirilebildi.</strong></p>

<p>Ancak toplam örneklem içindeki Takotsubo hasta sayısı yalnızca <strong>146</strong> idi ve yüksek skor tek başına kesin tanı anlamına gelmedi.</p>

<p>Bu nedenle araştırmanın mesajı:</p>

<p><strong>“Artık anjiyografiye gerek yok”</strong></p>

<p>değil.</p>

<p>Daha doğru sonuç:</p>

<p><strong>BioTAK, Takotsubo olasılığını erken değerlendirmede umut veren biyobelirteç temelli bir destek aracı. Kalp krizini güvenli biçimde dışlayan bağımsız bir test olarak kullanılabilmesi için ise farklı klinik popülasyonlarda daha fazla doğrulamaya ihtiyaç var.</strong></p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<ul>
 <li>European Heart Journal — <i>Takotsubo syndrome diagnosis: the biomarker-based BioTAK score</i>, 31 Ağustos 2026</li>
 <li>European Society of Cardiology — ESC Congress 2026</li>
 <li>University Hospital Zurich — BioTAK araştırmasına ilişkin bilimsel açıklama</li>
 <li>European Heart Journal — International Expert Consensus Document on Takotsubo Syndrome</li>
 <li>The American Journal of Cardiology — Takotsubo sendromunun tanı ve yönetimine ilişkin 2026 değerlendirmesi</li>
 <li>International Takotsubo Registry</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kirik-kalp-sendromu-kalp-krizinden-nasil-ayirt-edilir-yeni-biotak-skoru-dikkat-cekti</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/kirik-kalp-sendromu.webp" type="image/jpeg" length="20740"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’ın Joe Willock Transferinde İngiltere’den Ters Haber]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-joe-willock-transferinde-ingiltereden-ters-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-joe-willock-transferinde-ingiltereden-ters-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın transfer gündemindeki Joe Willock konusunda Newcastle United’ın planı değişiyor. İngiltere’den gelen son bilgilere göre Newcastle, ayrılığı gündemde olan orta saha oyuncusunu takımda tutarak yeni sözleşme görüşmelerine başlamayı değerlendiriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’ın orta saha transferi için uzun süredir gündeminde bulunan Joe Willock dosyasında İngiltere’den siyah-beyazlıların planlarını etkileyebilecek yeni bir gelişme geldi.</p>

<p>Newcastle United’ın daha önce ayrılığına sıcak bakabileceği belirtilen 27 yaşındaki İngiliz futbolcu konusunda teknik heyetin görüşünün değiştiği öne sürüldü.</p>

<p>Newcastle’ı yakından takip eden İngiliz gazeteci Craig Hope’un aktardığı son bilgilere göre teknik direktör Matthias Jaissle, Willock’un son dönemdeki performansından memnun ve oyuncunun takımda kalmasını istiyor.</p>

<p>İngiliz ekibinin bununla da yetinmeyerek Willock ile yeni sözleşme görüşmelerine yönelmesi bekleniyor.</p>

<p>Newcastle’ın Willock planı değişti</p>

<p>Joe Willock’un geleceği yaz transfer döneminin önemli belirsizliklerinden biri olmuştu.</p>

<p>Orta saha oyuncusunun Newcastle’dan ayrılabileceği yönündeki haberlerin ardından Beşiktaş’ın İngiliz futbolcu için devreye girdiği ve transfer şartlarını araştırdığı belirtilmişti.</p>

<p>Ancak İngiltere’den gelen son haberler Newcastle cephesindeki yaklaşımın değişmeye başladığını gösteriyor.</p>

<p>Craig Hope’un haberine göre Jaissle, Willock’un son haftalardaki performansıyla birlikte oyuncuyu yeniden planlarının önemli bir parçası olarak görüyor.</p>

<p>Bu nedenle Newcastle’ın transfer döneminin son bölümünde satış yerine oyuncuyu kadroda tutma seçeneğine ağırlık verdiği bildiriliyor.</p>

<p>Jaissle daha önce sinyali vermişti</p>

<p>Newcastle teknik direktörünün Willock hakkındaki yaklaşımı aslında birkaç gün önce yaptığı açıklamayla ortaya çıkmıştı.</p>

<p>Jaissle’a İngiliz futbolcunun takımda kalmasını bekleyip beklemediği sorulduğunda Alman teknik adam doğrudan olumlu yanıt vermişti.</p>

<p>Bu açıklamanın ardından ortaya çıkan yeni sözleşme haberi, Newcastle’ın Willock konusundaki tutumunun geçici olmadığını düşündürüyor.</p>

<p>Kulüp cephesinden henüz yeni kontrata ilişkin resmi açıklama yapılmadığı için görüşmelerin tamamlandığını söylemek mümkün değil.</p>

<p>Ancak oyuncunun satılması veya kiralanması ihtimalinin birkaç hafta öncesine göre daha düşük olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Beşiktaş transferini doğrudan etkileyebilir</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Newcastle’ın Willock’u takımda tutmaya karar vermesi halinde bundan en fazla etkilenecek kulüplerden biri Beşiktaş olacak.</p>

<p>Siyah-beyazlıların oyuncunun durumunu yakından takip ettiği ve Newcastle ile transfer şartları konusunda temas kurduğu yönünde daha önce çok sayıda haber yayımlanmıştı.</p>

<p>Willock’un sözleşme durumunun da Beşiktaş açısından fırsat oluşturabileceği değerlendirilmişti.</p>

<p>Ancak Newcastle’ın yeni kontrat hazırlığına başlaması halinde bu avantaj ortadan kalkabilir.</p>

<p>İngiliz kulübünün böyle bir hamlesi yalnızca oyuncunun takımda tutulmak istendiğini göstermeyecek, aynı zamanda olası transfer görüşmelerinde Newcastle’ın elini de güçlendirecek.</p>

<p>Beşiktaş için transfer neden zorlaştı?</p>

<p>Willock transferinin önündeki temel sorun artık yalnızca ekonomik şartlar değil.</p>

<p>Teknik direktör Jaissle’ın oyuncuyu kadrosunda görmek istemesi transfer denklemindeki en önemli değişiklik olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Bir futbolcunun satışına sıcak bakan kulüple pazarlık yapmak ile teknik direktörün özellikle kadroda tutulmasını istediği bir oyuncu için görüşmek arasında ciddi fark bulunuyor.</p>

<p>Newcastle yönetiminin Jaissle’ın talebini kabul ederek yeni sözleşme görüşmelerini ilerletmesi durumunda Beşiktaş’ın Willock operasyonunun sonuçlanması oldukça zorlaşabilir.</p>

<p>Willock dosyası tamamen kapanmış değil</p>

<p>İngiltere’den gelen son bilgiler güçlü bir yön değişikliğine işaret etse de Willock’un Beşiktaş transferinin tamamen kapandığını söylemek için henüz erken.</p>

<p>Newcastle ile oyuncu arasında yeni sözleşmenin imzalandığına ilişkin resmi açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Kontrat görüşmelerinde anlaşmazlık yaşanması veya transfer döneminin son saatlerinde Newcastle’ın önemli bir teklif alması halinde tablo yeniden değişebilir.</p>

<p>Bu nedenle mevcut gelişmenin “Beşiktaş transferi kaybetti” şeklinde değil, “Newcastle’ın Willock’u takımda tutma kararı transferi zorlaştırdı” şeklinde değerlendirilmesi daha doğru.</p>

<p>Gözler Newcastle’dan gelecek kararda</p>

<p>Beşiktaş’ın orta saha transferindeki planlaması açısından İngiltere’den gelecek yeni bilgiler kritik önem taşıyor.</p>

<p>Newcastle yeni sözleşme görüşmelerini resmileştirirse siyah-beyazlıların alternatif isimlere ağırlık vermesi beklenebilir.</p>

<p>Şimdilik transfer dosyasındaki en önemli yeni gelişme, Willock’un Newcastle’daki geleceğine ilişkin havanın değişmesi.</p>

<p>Yaz döneminde ayrılığı ciddi şekilde konuşulan İngiliz orta saha için şimdi masadaki güçlü senaryo Newcastle’da kalması ve sözleşmesinin yenilenmesi.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Craig Hope<br />
Daily Mail<br />
Newcastle United yerel basını<br />
İngiliz spor basını</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-joe-willock-transferinde-ingiltereden-ters-haber</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9541.jpeg" type="image/jpeg" length="58327"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CİMER’e Asılsız Şikâyet Suç mu? İftira ve Hakaret Riski]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cimere-asilsiz-sikayet-suc-mu-iftira-ve-hakaret-riski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cimere-asilsiz-sikayet-suc-mu-iftira-ve-hakaret-riski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CİMER’e başvuru yapmak vatandaşın anayasal ve yasal hak arama yollarından biri olarak kabul ediliyor. Ancak bir kişi hakkında bilerek gerçek dışı suç, usulsüzlük veya yaptırım gerektiren fiil isnat edilmesi halinde iftira suçu gündeme gelebiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CİMER üzerinden öğretmenleri hakkında şikâyette bulunan bir öğrencinin iddialarının gerçeği yansıtmadığı tespit edilince mahkeme, öğrenciye 1 yıl 15 gün hapis cezası verdi. Karar, CİMER başvurularında şikâyet hakkı ile iftira suçu arasındaki hukuki sınırı yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>CİMER’e Asılsız Şikâyet Suç mu? Öğrenciye Hapis Cezası Verildi</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne yapılan başvurular, vatandaşların kamu kurumlarına şikâyet, talep, bilgi edinme, görüş ve önerilerini iletebildiği resmi hak arama yolları arasında yer alıyor. Ancak bu başvuru yolunun, gerçek dışı iddialar veya kişileri hedef alan asılsız suçlamalar için kullanılması ciddi hukuki sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<p>Bu konuda dikkat çeken bir karar, CİMER üzerinden öğretmenleri hakkında şikâyette bulunan bir öğrenciyle ilgili davada verildi. Edinilen bilgilere göre olay, bir öğrencinin iki öğretmeni hakkında CİMER’e başvuruda bulunmasıyla başladı. Başvuruda yer alan iddialar üzerine öğretmenler hukuki süreç başlattı ve konuyu yargıya taşıdı.</p>

<p>Mahkeme sürecinde yapılan incelemeler, toplanan deliller ve taraf beyanları doğrultusunda öğrencinin öğretmenlerine yönelik iddialarının gerçeği yansıtmadığı değerlendirildi. Yargılama sonucunda mahkeme, başvuruda yer alan ifadelerin iftira niteliği taşıdığı kanaatine vardı.</p>

<p>Karar doğrultusunda öğrenci hakkında 1 yıl 15 gün hapis cezasına hükmedildi. Ayrıca yargılama sürecine ilişkin 45 bin TL tutarındaki mahkeme masraflarının da öğrenci tarafından karşılanmasına karar verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu karar, CİMER başvurularının hukuki sınırını yeniden tartışmaya açtı. Uzmanlara göre CİMER’e başvuru yapmak tek başına suç değil; aksine vatandaşların idareye ulaşmasını sağlayan önemli bir hak arama mekanizması. Ancak bir kişi hakkında bilerek gerçek dışı suç, usulsüzlük veya disiplin yaptırımı gerektiren fiil isnat edilmesi halinde Türk Ceza Kanunu’ndaki iftira suçu gündeme gelebiliyor.</p>

<p>TCK 267’ye göre iftira suçu, bir kişinin işlemediği bilinen hukuka aykırı bir fiilin yetkili makamlara ihbar veya şikâyet yoluyla isnat edilmesi ve bu yolla hakkında soruşturma, kovuşturma ya da idari yaptırım uygulanmasının amaçlanması halinde oluşuyor. Bu nedenle yalnızca adli suç isnatları değil, disiplin veya idari yaptırım doğurabilecek gerçek dışı beyanlar da hukuki sorumluluk doğurabiliyor.</p>

<p>Hukukçular, idari makamlara yapılan başvurularda kişilere yönelik somut isnatlarda bulunulmasının bazı şartlarda iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında değerlendirilebileceğini belirtiyor. Ancak bunun için ifadelerin gerçek ve somut olaylara dayanması, başvuru konusuyla bağlantılı olması ve kişilik haklarını hedef alan karalama amacı taşımaması gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle CİMER’e yapılan başvurularda, kesin suçlayıcı ifadeler yerine olayın tarihini, yerini, varsa belge ve tanıklarıyla birlikte anlatılması; “incelenmesini arz ederim” şeklinde ölçülü bir başvuru dili kullanılması öneriliyor.</p>

<p>Karar, kamu görevlilerine ya da başka kişilere yönelik asılsız ihbar ve şikâyetlerin yalnızca idari bir başvuru olarak kalmayabileceğini, şartları oluştuğunda ceza davasına ve maddi yükümlülüklere dönüşebileceğini gösteren örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Türk Ceza Kanunu, Madde 267</li>
 <li>Türk Ceza Kanunu, Madde 128</li>
 <li>3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun</li>
 <li>Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi başvuru esasları</li>
 <li>Tıbbiye Bülteni arşiv haberi </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cimere-asilsiz-sikayet-suc-mu-iftira-ve-hakaret-riski</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9540.jpeg" type="image/jpeg" length="45057"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="15033"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="56862"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="44223"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="63527"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="37429"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="46925"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
