<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni | Sağlık Haberleri</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni, sağlık ve tıp alanındaki güncel gelişmeleri bilimsel doğruluk temelinde okuyucularına ulaştıran bağımsız sağlık haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 20 Apr 2026 16:25:18 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Narsisistik-Obsesif Kesişim Nasıl Anlaşılır, Tedavide Hangi Yol İzlenir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/narsisistik-obsesif-kesisim-nasil-anlasilir-tedavide-hangi-yol-izlenir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/narsisistik-obsesif-kesisim-nasil-anlasilir-tedavide-hangi-yol-izlenir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük hayatta “fazla titiz”, “hep haklı olmak isteyen” ya da “kontrolü bırakmayan” diye geçiştirilen bazı davranışlar, sanıldığından daha derin bir ruhsal örüntünün parçası olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kişi dışarıdan yalnızca düzenli, başarılı ya da güçlü görünür; ama ilişkilerde çatışma, yoğun eleştirellik, kırılgan benlik ve zihni yoran tekrarlar tabloya sessizce eşlik edebilir. Basit bir karakter meselesi gibi duran bu alan, işte tam burada daha dikkatli okunmayı gerektiriyor.</p>

<p>Bu tablo tıpta tek başına resmî bir tanı adı olarak kullanılmıyor. Daha çok narsisistik kişilik örüntüsü ile obsesif-kompulsif kişilik özelliklerinin ve bazı olgularda obsesif-kompulsif bozukluk belirtilerinin kesiştiği klinik görünümü tarif etmek için kullanılıyor.</p>

<p>Narsisistik-obsesif tablo nedir?</p>

<p>Uzmanların ayırdığı ilk nokta şu: narsisistik kişilik örüntüsünde öne çıkan başlıklar büyüklenmecilik, yoğun beğenilme ihtiyacı ve empati eksikliğidir. Obsesif-kompulsif kişilik örüntüsünde ise düzen, mükemmeliyetçilik ve kontrol ihtiyacı öne çıkar; bu katılık çoğu zaman işlevselliği bile yavaşlatır. Eğer bunlara bir de kişinin istemediği halde zihnine üşüşen düşünceler ve onları yatıştırmak için yaptığı tekrar davranışları ekleniyorsa, tablo obsesif-kompulsif bozukluk tarafına da yaklaşabilir.</p>

<p>Masum gibi görünse de, bu görünüm yalnızca “zor karakter” meselesi değildir. Çünkü konu, bir huydan çok; düşünme, ilişki kurma, tepki verme ve kendini algılama biçiminin yıllara yayılan, yerleşik bir örüntü haline gelmesiyle ilgilidir. Kişilik bozuklukları da zaten bu tür uzun süreli ve yaygın kalıplarla tanımlanır.</p>

<p>Vücutta nasıl ilerler, kişide nasıl yerleşir?</p>

<p>Bu tür tablolar tek bir organda gelişen hastalıklar gibi ilerlemez. Daha çok benlik algısı, duygu düzenleme, kaygı eşiği, ilişkiler ve davranış kontrolü üzerinden yerleşir; zamanla iş hayatında, aile içinde ve yakın ilişkilerde sertleşen bir örüntüye dönüşebilir. Obsesif-kompulsif bozuklukta ise istenmeyen düşünceler ve onları etkisizleştirme çabası günlük yaşamı işgal edecek kadar zaman alabilir.</p>

<p>Her zaman düşünüldüğü kadar basit olmayabilir. Çünkü kişi kendi katılığını “disiplin”, kendi üstünlük beklentisini “hak edilmiş saygı”, tekrar eden zihinsel yükünü de “dikkatli olmak” diye yorumlayabilir. Bu yüzden yakın çevrenin fark ettiği bozulma, çoğu zaman kişinin kendi farkındalığından daha önce gelir. Bu, özellikle kişilik örüntülerinde sık görülen bir durumdur.</p>

<p>Erken belirtileri nelerdir, hangi işaretler gözden kaçabilir?</p>

<p>Erken dönemde tablo çoğu zaman başarı, titizlik ve yüksek standartların arkasına saklanır. Ancak detaylara aşırı takılma, hata toleransının düşmesi, başkalarının emeğini küçümseme, eleştiriye tahammülsüzlük, kontrol kaybına yoğun öfke, ilişkilerde sürekli kusur bulma ve zihni yoran kuşkular dikkat çekmeye başlar. Eğer buna kapı, düzen, temizlik, simetri ya da hata yapma korkusunu azaltmak için yapılan tekrar eden kontrol davranışları eşlik ediyorsa, yalnızca kişilik özelliğinden değil, OCD belirtilerinden de söz etmek gerekebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşte burada tablo değişiyor. Çünkü obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu ile OCD aynı şey değildir. OCPD’de kişi çoğu zaman düzen ve kontrol ihtiyacını doğru ya da gerekli bulur; OCD’de ise düşünceler istenmeyen, rahatsız edici ve kişiyi zorlayan niteliktedir. Bu ayrım, “nasıl anlaşılır?” sorusunun en kritik yanıtlarından biridir.</p>

<p>Kimlerde daha sık görülür, neden olur?</p>

<p>Bu kesişim tablosu için tek bir neden yok. OCD tarafında genetik yatkınlık, stresli yaşam olayları ve eşlik eden başka ruh sağlığı sorunları riskle ilişkilendiriliyor. OCPD tarafında ise kompulsivite, duygusal kısıtlılık ve mükemmeliyetçilik gibi özelliklerin ailevi eğilim gösterebildiği belirtiliyor. Narsisistik örüntüde de gelişimsel, ilişkisel ve kişilik yapılanmasına ait çok etkenli bir zemin söz konusu.</p>

<p>Bu nedenle “neden olur?” sorusunun tek kelimelik bir cevabı yok. Bazen çocukluk döneminden taşınan ilişki kalıpları, bazen kronik stres, bazen de eşlik eden anksiyete ve depresyon belirtileri tabloyu daha görünür hale getirir. Klinik değerlendirme yapılmadan bunu yalnızca kişilik tipi, yalnızca takıntı ya da yalnızca kibir diye etiketlemek çoğu zaman eksik kalır.</p>

<p>Ne zaman doktora gidilmeli, hangi doktora gidilir?</p>

<p>Belirtiler iş, aile ve ilişki hayatını bozmaya başladıysa; kişi eleştiri, kusur, düzen ya da kontrol etrafında giderek daha sertleşiyorsa; zihne gelen düşünceler tekrarlayıcı hale gelip günlük yaşamı saatlerce meşgul ediyorsa gecikmeden başvurmak gerekir. Özellikle “ben böyleyim” deyip yıllarca ertelemek, en sık yapılan hatalardan biridir.</p>

<p>İlk başvurulacak branş psikiyatri olmalıdır. Psikiyatrist tanı ayrımını yapar, OCD belirtileri eşlik ediyorsa ilaç gereksinimini değerlendirir ve gerekirse klinik psikolog ile psikoterapi sürecini planlar. Şiddetli ilişki sorunları, depresyon, anksiyete, öfke patlamaları ya da işlev kaybı varsa erken başvuru tedavi başarısı açısından daha değerlidir.</p>

<p>Tedavisi var mı, nasıl tedavi edilir?</p>

<p>Tedavi yaklaşımı tek kalıplı değildir; çünkü burada hangi bileşenin baskın olduğu belirleyicidir. Narsisistik kişilik örüntüsünde temel eksen psikoterapidir; Merck ve Mayo Clinic kaynakları, bu alanda özgül bir ilaç tedavisinden çok psikoterapötik yaklaşımın ana yol olduğunu vurgular. Obsesif-kompulsif kişilik örüntüsünde de psikodinamik psikoterapi ve bilişsel davranışçı yaklaşımlar öne çıkar; bazı hastalarda SSRI grubu ilaçlar yarar sağlayabilir.</p>

<p>Eğer tablo OCD belirtileri içeriyorsa klasik tedavinin omurgasını bilişsel davranışçı terapi içinde maruz bırakma ve tepki önleme, yani ERP oluşturur. NIMH, NHS, NICE ve güncel kılavuzlar OCD için ERP ve SSRI’ları birinci basamak seçenekler arasında gösteriyor; orta-ağır olgularda kombinasyon yaklaşımı sık öneriliyor.</p>

<p>İlaç tarafında en önemli denge, fayda kadar yan etkileri de doğru anlatmaktır. SSRI’lar etkili olabilir; ancak mide-bağırsak yakınmaları, uyku değişiklikleri ve cinsel yan etkiler görülebilir. Daha yüksek doz gereksinimi bazı OCD hastalarında etkinliği artırsa da yan etki yükünü de büyütebildiği için bu süreç mutlaka hekim gözetiminde yürütülmelidir.</p>

<p>Yeni tedaviler ve güncel gelişmeler neler?</p>

<p>Bu başlıkta dikkat edilmesi gereken nokta şu: sözünü ettiğimiz “narsisistik-obsesif kesişim” için FDA ya da EMA tarafından onaylanmış, tek başına bu tabloyu hedefleyen biyolojik ajan, immünoterapi ya da hedefe yönelik özel bir ilaç bulunmuyor. Yeni gelişmeler daha çok OCD bileşeni ağır basan hastalarda konuşuluyor.</p>

<p>Bunların başında, tedaviye dirençli OCD’de kullanılan deep TMS geliyor. FDA, 2018’de derin transkraniyal manyetik uyarımı erişkin OCD hastalarında ek tedavi seçeneği olarak pazarlamaya izin verdi. Daha sonraki çalışmalarda gerçek yaşam verileri çoğu hastada yarar görüldüğünü, yanıtın genellikle ilk 20 seans civarında belirginleşmeye başladığını bildirdi. 2021 meta-analizi de rTMS’nin sham uygulamaya üstün olduğunu gösterdi.</p>

<p>Klinik veri tarafında da tablo temkinli bir iyimserlik taşıyor. Deep TMS için yayımlanan bazı verilerde randomize sham kontrollü çalışmada yaklaşık %38 yanıt oranı, sham kolunda ise çok daha düşük oranlar bildirilirken; uluslararası OCD vakıf kaynaklarında tedavi sonrası 1 ay içinde yaklaşık %45 hastada semptom azalması görüldüğü aktarılıyor. Bu, herkes için aynı sonucu vaat etmiyor; ama dirençli vakalarda yeni bir kapı aralıyor.</p>

<p>Dijital tedaviler de sessiz ama önemli bir alan açıyor. 2022’de yayımlanan randomize klinik çalışmada 120 erişkin OCD hastasında hem terapist destekli hem de desteksiz internet tabanlı CBT gruplarında anlamlı düzelme görüldü; ancak yüz yüze CBT’ye karşı non-inferiority kesin olarak gösterilemedi. Yine de erişim sorunu yaşayan hastalar için dijital psikoterapiler giderek daha güçlü bir tamamlayıcı seçenek haline geliyor.</p>

<p>Nasıl önlenir?</p>

<p>Kişilik örüntülerini sıfırdan “önlemek” her zaman mümkün değildir. Ama belirtilerin ağırlaşmasını önlemek mümkündür: kronik stresin ciddiye alınması, ilişkilerde sürekli tekrar eden çatışmaların normalleştirilmemesi, işlevi bozan mükemmeliyetçiliğin başarı göstergesi sanılmaması ve erken ruh sağlığı desteği bu açıdan önem taşır. OCD belirtileri açısından da gecikmeden değerlendirme almak, belirtilerin kökleşmesini önleyebilir.</p>

<p>En sık yapılan hata</p>

<p>En yaygın yanlış, bu tabloyu yalnızca “güçlü karakter”, “yüksek standart”, “titizlik” ya da “ego” diye açıklamaktır. Oysa ilişkiyi, işi ve ruhsal dengeyi bozan her örüntü, sadece kişilik rengi değil; tedavi gerektirebilen bir klinik alana da işaret edebilir.</p>

<p>Kısa soru-cevap</p>

<p>Narsisistik-obsesif tablo resmî bir hastalık adı mı?<br />
Hayır. Bu ifade, narsisistik kişilik örüntüsü ile obsesif-kompulsif kişilik özellikleri ve bazen OCD belirtilerinin birlikte görüldüğü klinik görünümü anlatmak için kullanılır.</p>

<p>Narsisistik kişilik örüntüsü ile OCD aynı şey mi?<br />
Hayır. Narsisistik örüntü daha çok üstünlük, onay ihtiyacı ve empati sorunlarıyla ilişkilidir. OCD ise istem dışı gelen düşünceler ve bunları azaltmak için yapılan yineleyici davranışlarla tanımlanır.</p>

<p>Hangi doktora gidilir?<br />
İlk durak psikiyatri olmalıdır. Gerektiğinde psikoterapi için klinik psikolog desteği de sürece eklenir.</p>

<p>Tedavisi var mı?<br />
Evet, ama tedavi baskın bileşene göre değişir. Psikoterapi merkezîdir; OCD belirtileri varsa ERP ve gerektiğinde SSRI tedavisi eklenebilir.</p>

<p>Yeni tedaviler arasında ne öne çıkıyor?<br />
Kişilik örüntüsünün kendisi için özel onaylı biyolojik ajan yok. Ancak dirençli OCD tarafında deep TMS ve dijital CBT gibi yöntemler giderek daha fazla konuşuluyor.</p>

<p>Bu tablo herkeste aynı görünmez. Ama sürekli kontrol ihtiyacı, ilişkiyi bozan katılık, eleştiriye aşırı hassasiyet ve zihni meşgul eden tekrarlar bir araya geliyorsa bunu yalnızca “karakter” diye geçmek doğru olmayabilir. Belirti varsa gecikmemek, hem kişinin kendisi hem de yakın çevresi için çoğu zaman en akılcı adımdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>RUH SAĞLIĞI</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/narsisistik-obsesif-kesisim-nasil-anlasilir-tedavide-hangi-yol-izlenir</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 13:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7516.jpeg" type="image/jpeg" length="61272"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KTÜ öğrencisi İlayda Zorlu hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ktu-ogrencisi-ilayda-zorlu-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ktu-ogrencisi-ilayda-zorlu-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz Teknik Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencisi İlayda Zorlu’nun vefat ettiğini duyurdu. Üniversite tarafından yapılan paylaşımda, genç öğrencinin “elim bir hadise sonucu” yaşamını yitirdiği belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörlüğü’nün yayımladığı taziye mesajında, İlayda Zorlu’nun kaybından duyulan derin üzüntü ifade edildi. Açıklamada, “Üniversitemiz İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencimiz İlayda Zorlu’yu, elim bir hadise sonucu kaybetmiş olmanın derin üzüntüsünü yaşıyoruz” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>KTÜ’den taziye mesajı</p>

<p>Üniversitenin paylaşımında, merhumeye Allah’tan rahmet; ailesi, yakınları ve sevenlerine başsağlığı ve sabır dileğinde bulunuldu. KTÜ Rektörlüğü imzasıyla yayımlanan mesaj, üniversite camiasında da üzüntüyle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üniversite camiasını yasa boğan kayıp</p>

<p>Genç yaşta hayatını kaybeden İlayda Zorlu’nun vefatı, başta arkadaşları ve akademik çevresi olmak üzere çok sayıda kişiyi yasa boğdu. Resmî açıklamada olayın ayrıntılarına ilişkin bilgi paylaşılmazken, üniversitenin taziye mesajı sosyal medya üzerinden kamuoyuyla paylaşıldı.</p>

<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin paylaşımı sonrası çok sayıda kullanıcı da başsağlığı mesajları yayımladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ktu-ogrencisi-ilayda-zorlu-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 13:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7462.jpeg" type="image/jpeg" length="62200"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akıllı Sentetik Deri Geliştirildi: Isıyla Şekil Değiştirip Gizli Görsel Açıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/akilli-sentetik-deri-gelistirildi-isiyla-sekil-degistirip-gizli-gorsel-aciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/akilli-sentetik-deri-gelistirildi-isiyla-sekil-degistirip-gizli-gorsel-aciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Penn State araştırmacıları, çevresel uyaranlara göre görünümünü, dokusunu ve şeklini değiştirebilen yeni bir “akıllı sentetik deri” geliştirdi. Nature Communications’ta yayımlanan çalışma, aynı materyal içinde hem şekil dönüşümü hem de gizli bilgi saklama gibi işlevlerin bir araya getirilebildiğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bilim insanları, yalnızca biçim değiştiren değil, aynı zamanda bilgi de saklayabilen yeni bir sentetik materyal geliştirdi. Penn State öncülüğünde geliştirilen bu “akıllı sentetik deri”, ısı, sıvı teması ve mekanik gerilme gibi dış uyaranlara tepki vererek görünümünü, yüzey dokusunu ve şeklini değiştirebiliyor. Çalışmanın dikkat çeken yönü ise, materyalin içine gömülen görsellerin ya da desenlerin başlangıçta görünmez kalıp, uygun koşullarda ortaya çıkabilmesi oldu.</p>

<p>Bu yönüyle araştırma, klasik akıllı malzeme çalışmalarından bir adım ayrılıyor. Çünkü burada amaç yalnızca “hareket eden” ya da “şekil alan” bir yüzey üretmek değil; aynı yapı içinde optik görünüm, mekanik davranış, yüzey özellikleri ve bilgi taşıma kapasitesini birlikte yönetebilmek. Araştırmacılar da asıl yeniliğin tam olarak bu çok işlevli yapıdan geldiğini vurguluyor.</p>

<p>Bu gelişme neden önemli?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bugüne kadar geliştirilen birçok akıllı materyal, tek bir işleve odaklanıyordu. Kimi yalnızca şekil değiştiriyor, kimi yalnızca renk ya da yüzey özelliği değiştiriyordu. Bu yeni yaklaşım ise, tek katmanlı bir hidrojel film içinde birden fazla özelliğin aynı anda programlanabildiğini ortaya koyuyor. Bu da gelecekte daha esnek, daha uyarlanabilir ve görev bazlı tasarlanabilen materyallerin önünü açabilir.</p>

<p>Özellikle kamuflaj teknolojileri, veri şifreleme, yumuşak robotik ve adaptif yüzey tasarımları açısından bu tip sistemler önem taşıyor. Bir materyalin hem dış görünüşünü değiştirmesi hem de gerektiğinde saklı bilgiyi açığa çıkarabilmesi, güvenlikten biyomühendisliğe kadar uzanan geniş bir kullanım alanı ihtimalini gündeme getiriyor. Ancak bu ihtimaller, şimdilik laboratuvar düzeyinde gösterilmiş mühendislik kapasitesi olarak değerlendirilmelidir; doğrudan günlük kullanıma geçmiş bir ürün söz konusu değil.</p>

<p>Araştırma nasıl yapıldı?</p>

<p>Çalışmanın temelinde su bazlı, yumuşak bir malzeme olan hidrojel yer alıyor. Ekip, “halftone-encoded 4D printing” olarak tanımlanan bir üretim yöntemi kullandı. Bu teknikte görsel ve yapısal bilgiler, materyalin içine ikili desenler halinde kodlanıyor. Böylece hidrojelin hangi bölümünün dış uyaranlara nasıl tepki vereceği önceden belirlenebiliyor. Araştırmacıların anlatımına göre bu sistem, materyalin adeta içine yazılmış bir komut seti gibi çalışıyor.</p>

<p>Çalışmada kullanılan yaklaşımın doğadaki ilham kaynağı ise ahtapot derisi. Ahtapotlar, çevrelerine uyum sağlamak için deri renklerini ve yüzey yapılarını değiştirebiliyor. Penn State ekibi de bu biyolojik prensibi sentetik, yumuşak bir materyal üzerinde taklit etmeye çalıştı. Sonuçta ortaya, hem optik görünümü hem mekanik cevabı hem de şekil dönüşümünü dış uyarıya göre yeniden düzenleyebilen programlanabilir bir yapı çıktı.</p>

<p>Gizli görüntü saklama özelliği neden öne çıktı?</p>

<p>Araştırmanın kamuoyunda en çok ilgi gören bölümlerinden biri, materyal içine gömülen görüntülerin gerektiğinde görünür hale getirilebilmesi oldu. Ekip, bu özelliği göstermek için hidrojel içine bir görsel kodladı ve bu görselin sıcaklık, gerilme ya da sıvı teması gibi tetikleyicilerle ortaya çıkabildiğini gösterdi. Bu, yalnızca görsel bir numara değil; materyal içine veri gömme ve bunu kontrollü biçimde açığa çıkarma fikrinin pratik bir örneği olarak görülüyor.</p>

<p>Bu nedenle çalışma, “akıllı sentetik deri nedir”, “bilgi saklayan materyal ne işe yarar” ya da “4D baskı ile geliştirilen yeni malzemeler nerede kullanılabilir” gibi sorulara güçlü bir örnek sunuyor. Özellikle savunma, güvenlik doğrulama, akıllı yüzeyler ve bazı biyomedikal cihaz tasarımlarında bu tarz kontrollü tepki veren malzemelere ihtiyaç artıyor. Yine de laboratuvar gösterimi ile saha uygulaması arasındaki mesafenin hâlâ önemli olduğu unutulmamalı.</p>

<p>Kim yaptı, hangi aşamada?</p>

<p>Çalışma, Penn State araştırmacıları Haoqing Yang, Haotian Li, Juchen Zhang, Tengxiao Liu, H. Jerry Qi ve Hongtao Sun tarafından yürütüldü. Araştırma, hakemli bilimsel dergi Nature Communications’ta yayımlandı ve deneysel bir malzeme bilimi çalışması olarak sunuldu. Bu yönüyle haber değeri yüksek olsa da, henüz ticarileşmiş ya da klinik kullanıma geçmiş bir teknoloji değil.</p>

<p>Başka bir deyişle, bu gelişme doğrudan bir tedavi, teşhis aracı ya da hazır ürün haberi değil; gelecekte biyomedikal cihazlar, akıllı implantlar ve yumuşak robotik sistemlerde kullanılabilecek bir mühendislik platformunun erken ama güçlü bir göstergesi. Uygulamaya yaklaşması için dayanıklılık, güvenlik, üretim ölçeklenebilirliği ve gerçek yaşam koşullarındaki performans gibi başlıklarda yeni çalışmalara ihtiyaç duyulacak. Bu da bulgunun umut verici olduğu kadar, henüz erken aşama bir araştırma olarak okunması gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>Temkinli ama güçlü bir eşik</p>

<p>Akıllı sentetik deri çalışması, malzeme bilimi ile biyomühendisliğin kesişiminde dikkat çeken bir adım olarak öne çıkıyor. Tek bir hidrojel film içinde görünüm, doku, şekil ve bilgi saklama gibi işlevlerin birlikte kontrol edilebilmesi, geleceğin adaptif materyalleri için önemli bir araştırma hattı açıyor. Ancak bunun bugünden yarına gündelik yaşamda ya da klinikte kullanılacak bir teknolojiye dönüştüğünü söylemek için erken. Şimdilik elimizde olan şey, doğadan öğrenen ve programlanabilir malzemelerin sınırını biraz daha ileri iten güçlü bir laboratuvar başarısı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/akilli-sentetik-deri-gelistirildi-isiyla-sekil-degistirip-gizli-gorsel-aciyor</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 13:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7513.jpeg" type="image/jpeg" length="61773"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eklem Kireçlenmesinde Umut Veren Gelişme: Tek Enjeksiyonla Onarım Sinyali]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/eklem-kireclenmesinde-umut-veren-gelisme-tek-enjeksiyonla-onarim-sinyali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/eklem-kireclenmesinde-umut-veren-gelisme-tek-enjeksiyonla-onarim-sinyali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Osteoartrit için geliştirilen yeni bir enjeksiyon yaklaşımı, hayvan deneylerinde hasarlı eklem dokusunu haftalar içinde onarma potansiyeli gösterdi. Bulgular dikkat çekici olsa da yöntem henüz erken aşamada ve insanlar için rutin tedavi olmaktan uzak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Osteoartritte tek enjeksiyon iddiası neden dikkat çekti?</p>

<p>Milyonlarca kişiyi etkileyen osteoartrit için geliştirilen yeni bir tedavi yaklaşımı, yalnızca ağrıyı bastırmayı değil, hasarlı eklem dokusunu onarmayı hedeflediği için bilim dünyasında dikkat çekti. ABD’de yürütülen çalışmada araştırmacılar, eklem içine uygulanan tek bir rejeneratif enjeksiyonun hayvan modellerinde birkaç hafta içinde belirgin iyileşme sinyalleri verdiğini bildirdi. Bu nedenle gelişme, “osteoartrit tersine çevrilebilir mi?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Geliştirilen tedavi tam olarak neyi amaçlıyor?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mevcut osteoartrit tedavileri çoğu zaman ağrı kontrolü, hareket kabiliyetini koruma ve ileri vakalarda protez cerrahisine hazırlık üzerine kurulu. Colorado ekibinin üzerinde çalıştığı sistem ise farklı bir yol izliyor: eklem içine verilen özel bir taşıyıcı sistemle, yeniden kullanılan bir ilacın aylar boyunca aralıklı biçimde salınması hedefleniyor. Böylece yalnızca yakınmaları hafifletmek değil, kıkırdak ve kemik dokusunun kendi kendini onarma kapasitesini harekete geçirmek amaçlanıyor.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca, daha belirgin kıkırdak veya kemik lezyonu bulunan hastalar için ikinci bir yaklaşım da geliştirdi. Bu yöntemde, mühendislik ürünü proteinlerden oluşan bir karışım hasarlı bölgeye uygulanıyor ve vücudun kendi öncü hücrelerini o alana çekerek boşluğu kapatması hedefleniyor. Yani söz konusu çalışma tek bir “mucize iğne” anlatısından çok, osteoartritin evresine göre farklı rejeneratif seçenekler üretmeye çalışan daha geniş bir programın parçası.</p>

<p>Çalışmayı kim yaptı, hangi kurumlar yer aldı?</p>

<p>Tedavi yaklaşımı, University of Colorado Boulder, University of Colorado Anschutz ve Colorado State University araştırmacılarının yer aldığı çok disiplinli bir ekip tarafından geliştirildi. Çalışmanın baş araştırmacısı, Colorado Boulder’da kimya ve biyolojik mühendislik profesörü olan Stephanie Bryant. Proje, ABD’nin sağlık alanındaki ileri araştırma kurumu ARPA-H’nin NITRO programı kapsamında destekleniyor ve ekip ilk fazı tamamlayarak bir sonraki aşamaya geçmiş durumda.</p>

<p>Bulgularda ne görüldü?</p>

<p>Üniversitenin paylaştığı verilere göre, enjeksiyon artritli ve yaralanmış eklemlere uygulandığında hayvan modellerinde eklemler 4 ila 8 hafta içinde daha sağlıklı bir duruma döndü. Araştırmacılar, kemik ya da kıkırdakta oluşan boşlukların kapatıldığı modellerde ise “tam rejenerasyon ve onarım” gözlemlediklerini aktardı. Buna ek olarak, eklem protezi ameliyatı geçiren hastalardan elde edilen insan hücrelerinde de tedavinin rejeneratif etki gösterdiği bildirildi.</p>

<p>Bu nokta önemli, çünkü osteoartrit uzun yıllardır esas olarak ilerleyici bir yıpranma hastalığı olarak ele alınıyor. Eğer eklem kıkırdağını ve ilişkili dokuları gerçekten onarabilen bir yaklaşım geliştirilebilirse, bu durum yalnızca ağrı tedavisini değil, hastalığın doğal seyrini değiştirme ihtimalini de gündeme getirir. Özellikle erken evredeki hastalarda cerrahiye giden yolu geciktirebilecek ya da bazı hastalarda o ihtiyacı azaltabilecek bir pencere açılabilir. Bu olasılık şu aşamada teorik olsa da, araştırmanın dikkat çekmesinin temel nedeni tam da burada yatıyor.</p>

<p>İnsanlar için ne anlama geliyor?</p>

<p>Bu gelişme, osteoartrit hastaları açısından “yarın hastanede uygulanacak yeni tedavi” anlamına gelmiyor. Araştırmacıların kendi açıklamasına göre ekip şu anda güvenlik ve toksikoloji verilerini güçlendirecek ikinci aşamaya ilerliyor. Hayvan bulgularının hakemli bir dergide daha sonra yayımlanması bekleniyor; klinik deneylerin ise her şey planlandığı gibi giderse yaklaşık 18 ay içinde başlayabileceği ifade ediliyor. Yani umut var, fakat klinik gerçekliğe giden yol hâlâ uzun ve dikkatli adımlar gerektiriyor.</p>

<p>Burada altı çizilmesi gereken bir başka nokta da şu: Henüz ortada insanlar üzerinde tamamlanmış, etkinliği ve uzun dönem güvenliliği kanıtlanmış bir tedavi yok. Erken aşama biyomedikal araştırmalarda hayvan deneylerinden insan uygulamasına geçiş her zaman aynı başarıyla sonuçlanmayabiliyor. Bu nedenle “osteoartrit kesin olarak tersine çevrildi” gibi bir ifade bilimsel olarak doğru olmaz. Daha doğru ifade, tek enjeksiyonla eklem onarımını hedefleyen yeni yaklaşımın erken bulgularının umut verici olduğudur.</p>

<p>Neden yine de önemli bir gelişme?</p>

<p>Osteoartrit, hem ağrı hem hareket kısıtlılığı hem de yaşam kalitesi kaybı açısından çok büyük bir yük oluşturuyor. Colorado ekibinin açıklamasına göre hastalık dünya genelinde 30 yaş üzerindeki yaklaşık her 6 kişiden 1’ini etkiliyor. Bu yüzden semptom baskılamanın ötesine geçen, doku onarımını hedefleyen her yaklaşım doğal olarak büyük ilgi görüyor. Basit bir enjeksiyonla eklem içi biyolojik tamir fikri, bugünün tedavi boşluklarını doldurabilecek bir ara basamak yaratma potansiyeli taşıyor.</p>

<p>Temkinli ama güçlü sonuç</p>

<p>Özetle, osteoartritte tek enjeksiyonla onarım fikri artık yalnızca teorik bir laboratuvar hayali değil; hayvan çalışmalarında somut sonuç üreten ciddi bir araştırma hattına dönüşmüş durumda. Buna rağmen haberin en kritik cümlesi değişmiyor: Bu yaklaşım henüz erken aşamada. Önümüzdeki dönemde hakemli yayınlar, güvenlik verileri ve insan klinik çalışmaları bu umudun gerçek bir tedaviye dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek. Şimdilik eldeki tablo, abartıya kaçmadan söylenirse, osteoartrit tedavisinde dikkatle izlenmesi gereken güçlü bir bilimsel sinyal veriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/eklem-kireclenmesinde-umut-veren-gelisme-tek-enjeksiyonla-onarim-sinyali</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 12:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7511.jpeg" type="image/jpeg" length="35499"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rojvelat Kızmaz dosyası yeniden gündemde: Gülistan Doku hattında eski şüpheler yeniden büyüdü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/rojvelat-kizmaz-dosyasi-yeniden-gundemde-gulistan-doku-hattinda-eski-supheler-yeniden-buyudu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rojvelat-kizmaz-dosyasi-yeniden-gundemde-gulistan-doku-hattinda-eski-supheler-yeniden-buyudu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batman’ın Hasankeyf ilçesinde 2024 yılında sular altında cansız bedeni bulunan Rojvelat Kızmaz’la ilgili dosya, ailesinin yeniden yaptığı çağrıyla bir kez daha gündeme taşındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kızmaz’ın yakınları, ölümün şüpheli yönlerinin yeterince aydınlatılmadığını savunurken, son günlerde Gülistan Doku soruşturmasında yaşanan yeni gelişmeler de kamuoyunun dikkatini yeniden bu dosyaya çevirdi. Rojvelat Kızmaz’ın, 2020’den bu yana kayıp olan Gülistan Doku’nun yakın çevresinde yer alan isimlerden biri olarak anılması, iki olay arasındaki bağ iddialarını yeniden tartışmaya açtı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rojvelat Kızmaz, 9 Şubat 2024’te Batman’daki evinden ayrıldıktan sonra kayboldu. Üç gün süren aramanın ardından 12 Şubat’ta Hasankeyf’te cansız bedenine ulaşıldı. O dönem bianet ve diğer yayın organlarında yer alan haberlerde, ailenin kayıp başvurusuna rağmen arama sürecinin yeterince hızlı ve etkili yürütülmediği yönündeki itirazlarına yer verildi. Meclis gündemine de taşınan olayda, arama çalışmalarının neden geciktiği ve tüm ihtimallerin araştırılıp araştırılmadığı soruları gündeme geldi.</p>

<p>Dosyanın ilk gününden bu yana en çok tartışılan başlıklardan biri, ölümün yalnızca sıradan bir kayıp vakası olarak değerlendirilip değerlendirilmediği oldu. Aile ve hak savunucuları, olayın başından itibaren daha geniş bir soruşturma yürütülmesi gerektiğini savundu. 2025’te yayımlanan haberlerde de yakınları, Rojvelat Kızmaz’ın ölümüne ilişkin soru işaretlerinin giderilmediğini, özellikle kayıp ihbarı sonrası geçen sürenin kritik olduğunu dile getirdi. Bu değerlendirmeler yargı kararı değil, aile ve kamuoyuna yansıyan itirazlar olarak öne çıktı.</p>

<p>Rojvelat Kızmaz dosyasını bugün yeniden görünür hale getiren asıl kırılma ise Gülistan Doku soruşturmasındaki son gelişmeler oldu. DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Halide Türkoğlu, Meclis’te yaptığı açıklamada Gülistan Doku’nun en yakın arkadaşlarından biri olduğu belirtilen Rojvelat Kızmaz’ın ölümünün de araştırılması gerektiğini söyledi. Bu çağrı, iki dosya arasında doğrudan kurulmuş yargısal bir bağ olduğu anlamına gelmiyor; ancak kamuoyunda uzun süredir konuşulan şüphelerin yeniden yüksek sesle dillendirilmesine yol açtı.</p>

<p>Son açıklamalarla birlikte Rojvelat Kızmaz’ın kardeşi ve annesi de dosyanın yeniden açılması, ölümün tüm yönleriyle incelenmesi ve olayın karanlıkta kalan taraflarının aydınlatılması çağrısını yineledi. Batman’da yapılan son açıklamalarda aile, ihmâl iddialarını ve adalet taleplerini bir kez daha kamuoyu önüne taşıdı. Kadın örgütleri ve hak savunucuları da hem Gülistan Doku hem de Rojvelat Kızmaz dosyalarında etkili soruşturma yürütülmesi gerektiğini savunuyor.</p>

<p>Bugün gelinen noktada, Rojvelat Kızmaz’ın ölümü ile Gülistan Doku’nun kaybolması arasında mahkeme kararıyla kesinleşmiş bir bağlantı bulunmuyor. Ancak hem ailenin ısrarlı itirazları hem de Gülistan Doku soruşturmasında ortaya çıkan yeni gelişmeler, Rojvelat Kızmaz dosyasının da yeniden ve daha kapsamlı biçimde ele alınması yönündeki çağrıları güçlendiriyor. Sorunun ağırlığı artık yalnızca “ne oldu?” başlığında değil; “neden başından beri yeterince aydınlatılamadı?” sorusunda düğümleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/rojvelat-kizmaz-dosyasi-yeniden-gundemde-gulistan-doku-hattinda-eski-supheler-yeniden-buyudu</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 05:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7507.jpeg" type="image/jpeg" length="10148"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İzmir Demokrasi Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne Yeni Dekan: Prof. Dr. Mustafa Berktaş Göreve Başladı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/izmir-demokrasi-universitesi-tip-fakultesine-yeni-dekan-prof-dr-mustafa-berktas-goreve-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/izmir-demokrasi-universitesi-tip-fakultesine-yeni-dekan-prof-dr-mustafa-berktas-goreve-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Demokrasi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde dekanlık görevine Prof. Dr. Mustafa Berktaş atandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üniversiteden yapılan açıklamada, tıp eğitimi, sağlık hizmetleri yönetimi ile kalite ve akreditasyon alanlarında önemli bir akademik ve idari birikime sahip olan Prof. Dr. Mustafa Berktaş’ın, fakültenin kurumsal gelişim hedeflerine katkı sunmasının beklendiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Daha önce İzmir Bakırçay Üniversitesi’nde rektörlük görevini yürüten Prof. Dr. Berktaş’ın, yükseköğretim yönetimi alanındaki tecrübesiyle İzmir Demokrasi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yeni bir dönemin kapısını araladığı ifade edildi.</p>

<p>Açıklamada, Prof. Dr. Berktaş’ın uzun yıllara dayanan akademik ve yönetsel deneyimiyle tıp eğitimi, sağlıkta kalite sistemleri, akreditasyon süreçleri ve sağlık kurumlarının yapılanması alanlarında önemli katkılar sunduğu vurgulandı. Ayrıca Berktaş’ın çok sayıda ulusal ve uluslararası projede aktif rol aldığı kaydedildi.</p>

<p>İzmir Demokrasi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin vizyonu doğrultusunda, bilimsel üretkenliği yüksek, iletişim becerileri güçlü ve uluslararası düzeyde rekabet edebilen hekimler yetiştirme hedefinin bulunduğu belirtilirken, yeni dekanın bu hedeflere önemli katkılar sağlamasının beklendiği ifade edildi.</p>

<p>Üniversite yönetimi, Prof. Dr. Mustafa Berktaş’a yeni görevinde başarı dileklerini iletti.</p>

<p><a href="https://www.tibbiyebulteni.com/biyografi/prof-dr-mustafa-berktas-kimdir">Prof. Dr. Mustafa Berktaş kimdir?</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/izmir-demokrasi-universitesi-tip-fakultesine-yeni-dekan-prof-dr-mustafa-berktas-goreve-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 05:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7503.jpeg" type="image/jpeg" length="83566"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uzmanlar net konuşuyor: HIV artık kontrol altına alınabilen bir hastalık]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/uzmanlar-net-konusuyor-hiv-artik-kontrol-altina-alinabilen-bir-hastalik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/uzmanlar-net-konusuyor-hiv-artik-kontrol-altina-alinabilen-bir-hastalik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HIV için kesin bir tedavi hâlâ yok, ancak modern antiretroviral tedaviler sayesinde virüs birçok hastada baskılanabiliyor ve yaşam süresi belirgin biçimde uzuyor. Uzmanlara göre bugün asıl kırılma noktası, HIV’in ölümcül bir tablo olmaktan çıkıp uzun süreli yönetilebilen kronik bir hastalığa dönüşmesi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>HIV’de en büyük değişim: Ölümcül seyirden kronik yönetime</p>

<p>Bir zamanlar HIV tanısı, birçok kişi için ağır bir belirsizlik ve kısa yaşam beklentisi anlamına geliyordu. Bugün ise tablo kökten değişmiş durumda. Modern antiretroviral tedavi seçenekleri sayesinde HIV, tamamen ortadan kaldırılmasa da çok sayıda hastada baskılanabiliyor; bu da hem bağışıklık sisteminin korunmasına hem de uzun ve sağlıklı bir yaşamın mümkün hale gelmesine katkı sağlıyor.</p>

<p>Bu nedenle bilim dünyasında dikkat çeken asıl gelişme, “HIV tamamen bitti” iddiası değil; hastalığın klinik gidişatının ciddi ölçüde değişmiş olması. Bugün etkili tedaviye erken başlayan ve düzenli izlenen birçok kişi, yıllar boyunca aktif ve üretken bir yaşam sürdürebiliyor. CDC, etkili tedavi altında viral baskılanmaya ulaşan kişilerin sağlıklı kalabildiğini belirtirken; WHO da mevcut tedavilerin HIV’i iyileştirmediğini ama bağışıklık sistemini güçlendirerek enfeksiyonun kontrol altında tutulmasına yardım ettiğini vurguluyor.</p>

<p>Bu gelişme neyi değiştiriyor?</p>

<p>En büyük değişim, HIV’in artık yalnızca ölüm riski üzerinden konuşulan bir hastalık olmaktan çıkması. Güncel yaklaşım, hastalığı erken tanı, hızlı tedavi başlangıcı ve düzenli takip ile uzun vadeli olarak yönetmek üzerine kuruluyor. Bu dönüşüm, hem hekimlik pratiğini hem de toplumdaki HIV algısını etkiliyor.</p>

<p>Özellikle virüs yükünün “saptanamaz” düzeye indirilmesi, yalnızca hastanın sağlığını korumakla kalmıyor; cinsel yolla bulaş riskini de ortadan kaldırabiliyor. CDC’nin aktardığı verilere göre tedavi altında kalıp saptanamaz viral yüke ulaşan kişiler, HIV’i cinsel partnerlerine bulaştırmıyor. Bu bulgu, son yıllarda HIV yönetiminde en önemli halk sağlığı başlıklarından biri haline geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavinin arkasında ne var?</p>

<p>Bu dönüşümün merkezinde antiretroviral tedavi, yani ART yer alıyor. ART, HIV’i vücuttan tamamen temizlemiyor; virüsün çoğalmasını baskılayarak bağışıklık sisteminin zarar görmesini yavaşlatıyor veya önlüyor. WHO, HIV tanısı alan herkes için tedavinin mümkün olan en kısa sürede başlanmasını öneriyor. 2026 başında güncellenen WHO önerileri de ilk tedavi seçenekleri konusunda daha etkili rejimlerin altını çiziyor.</p>

<p>ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri de geçmişte AIDS tanısından sonra yaşam beklentisinin çok daha düşük olduğunu, ancak kombinasyon tedavilerinin gelişmesiyle bu sürenin belirgin şekilde arttığını bildiriyor. NIH’in tarihsel değerlendirmesine göre viral baskılanma sağlanan kişilerde yaşam beklentisi “normale yakın” düzeye ulaşabiliyor.</p>

<p>Araştırmalar ne söylüyor, sınırlar nerede başlıyor?</p>

<p>Burada önemli olan nokta şu: HIV için hâlâ kesin bir kür bulunmuş değil. Virüs vücutta kalmaya devam ediyor ve tedavi çoğu kişi için ömür boyu sürüyor. Bu yüzden “HIV artık tamamen geçti” ya da “kesin çözüm bulundu” gibi ifadeler bilimsel tabloyu yansıtmıyor. WHO ve CDC her iki noktayı da açık biçimde belirtiyor: HIV kontrol altına alınabiliyor, fakat ortadan kaldırılmış değil.</p>

<p>Bununla birlikte, epidemiyolojik ve klinik veriler yaşam süresindeki farkın yıllar içinde daraldığını gösteriyor. 2023 tarihli geniş analizler, antiretroviral tedavi alan HIV pozitif bireylerde yaşam beklentisinin son 25 yılda belirgin şekilde yükseldiğini ortaya koyuyor. Daha eski ama etkili çalışmalarda da başarılı tedavi gören kişilerde yaşam süresinin genel nüfusa oldukça yaklaştığı gösterilmişti. Yine de bu sonuçlar, erken tanı, ilaca erişim, tedaviye uyum ve eşlik eden hastalıkların varlığına göre değişebiliyor.</p>

<p>İnsanlar için ne anlama geliyor?</p>

<p>Bu gelişme, HIV tanısının artık otomatik olarak “ölümcül son” anlamına gelmediğini gösteriyor. Erken tanı alan, düzenli tedavi kullanan ve takibini sürdüren kişiler için daha uzun yaşam, daha düşük komplikasyon riski ve daha güçlü bir sosyal yaşam ihtimali söz konusu. Aynı zamanda bu tablo, damgalamayı azaltma ve HIV’i test, tedavi ve korunma ekseninde daha gerçekçi bir zeminde konuşma fırsatı da veriyor.</p>

<p>Ancak işin öbür yüzü hâlâ canlı: İleri evrede tanı alan, tedaviye geç ulaşan ya da sağlık hizmetine erişimde sorun yaşayan kişilerde HIV ciddi hastalık ve ölüm riski oluşturmaya devam ediyor. WHO, fırsatçı enfeksiyonlar ve ileri HIV hastalığının halen önemli bir küresel sorun olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Umut var, ama adı kür değil</p>

<p>Bugün gelinen noktada en doğru cümle şu: HIV tamamen ortadan kaldırılmış bir hastalık değil, fakat modern tedaviler sayesinde birçok kişi için yönetilebilir bir kronik hastalığa dönüşmüş durumda. Bilimsel gelişmenin değeri de tam burada yatıyor. Haber değeri taşıyan esas kırılma, “mucize tedavi” değil; insanların yaşam süresini, yaşam kalitesini ve bulaş zincirini değiştiren güçlü bir tıbbi ilerleme olması.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/uzmanlar-net-konusuyor-hiv-artik-kontrol-altina-alinabilen-bir-hastalik</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 04:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7498.jpeg" type="image/jpeg" length="28876"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[GLP-1 tedavisinde sadece kilo değil, kas kaybı da takip edilmeli]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/glp-1-tedavisinde-sadece-kilo-degil-kas-kaybi-da-takip-edilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/glp-1-tedavisinde-sadece-kilo-degil-kas-kaybi-da-takip-edilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GLP-1 temelli obezite ilaçları kilo vermede güçlü sonuçlar veriyor, ancak bilim dünyası şimdi başka bir soruya odaklanmış durumda: Ya bu hızlı kayıp kas dokusunu da zorluyorsa? Nature’da yayımlanan yeni değerlendirme, özellikle ileri yaş grubunda sarkopeni ve kırılganlık riskinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Obezite tedavisinde son yılların en çok konuşulan ilaç gruplarından biri olan GLP-1 reseptör agonistleri, güçlü kilo kaybı etkileriyle öne çıkarken, şimdi tartışma başka bir noktaya taşındı. Nature Reviews Endocrinology’de yayımlanan yeni bir değerlendirme, bu ilaçları kullanan bazı kişilerde özellikle kas kütlesi azalması, sarkopeni ve kırılganlık riskinin daha dikkatli izlenmesi gerektiğine işaret etti. Yazının odağında, “kilo verildi ama bunun bedeli ne oldu?” sorusu yer alıyor.</p>

<p>Bilim insanlarına göre mesele yalnızca tartıdaki düşüş değil. GLP-1 temelli tedaviler iştahı azaltıp hızlı ve belirgin kilo kaybı sağlayabiliyor; ancak kilo kaybının hangi dokudan geldiği klinik açıdan en az toplam kayıp kadar önemli. Değerlendirmede, özellikle ileri yaşta olanlar, düşük kas rezervi bulunanlar, çok hızlı kilo verenler ve çoklu hastalığı olan kişiler açısından kas dokusu kaybının hareket kabiliyeti, düşme riski ve genel dayanıklılık üzerinde sonuç doğurabileceği vurgulanıyor.</p>

<p>Çalışmayı Charité-Universitätsmedizin Berlin ile Alman Beslenme ve Gerontoloji çevresinden araştırmacılar kaleme aldı. 14 Nisan 2026’da yayımlanan bu yorum yazısı, GLP-1 ilaçlarının obezite tedavisinde etkili olduğunu teslim ederken, klinik uygulamada “sadece kilo kaybına bakmanın” yetersiz kalabileceğini savunuyor. Yazıda doğrudan yeni bir klinik deneme sonucu sunulmuyor; bunun yerine son dönemde yayımlanan araştırmalar bir araya getirilerek kas dokusu, güç kaybı ve kırılganlık ihtimali açısından daha temkinli bir çerçeve çiziliyor.</p>

<p>Bu tartışmayı önemli kılan nokta, GLP-1 ilaçlarının artık çok daha geniş bir hasta grubunda kullanılması. Obezite yönetiminde bu tedaviler etkili bulunuyor; fakat yaşlı bireylerde istemsiz kas kaybı, genç erişkinlere göre çok daha ağır sonuçlar doğurabiliyor. Yazıda da bu nedenle “aynı kilo kaybı herkes için aynı anlamı taşımaz” yaklaşımı öne çıkıyor. Çünkü genç bir hastada metabolik kazanç sağlayan hızlı zayıflama, kırılgan bir yaşlı hastada fonksiyon kaybına dönüşebilir.</p>

<p>Öte yandan bilimsel tablo tek yönlü değil. Nature’daki değerlendirme yazısının dayandığı güncel çalışmalardan biri, GLP-1 ilaçlarıyla görülen kilo kaybının farelerde ve insanlarda orantısız biçimde kas kaybına yol açmadığını, kaybın ağırlıklı olarak yağ dokusundan geldiğini bildirdi. Cell Reports Medicine’da yayımlanan bu araştırma, kas işlevinin tamamen bozulduğu yönündeki kaygıların her hasta için geçerli olmayabileceğini düşündürüyor. Yani bilim dünyasında şu an tek cümlelik bir hüküm yok: risk var, ama bu riskin kimlerde ve ne ölçüde ortaya çıktığı dikkatle ayrıştırılmak zorunda.</p>

<p>Aynı alanda yayımlanan bir başka dikkat çekici çalışma ise kas korumaya dönük yeni kombinasyonların araştırıldığını gösterdi. Nature Medicine’da yayımlanan faz 2 BELIEVE denemesinde, 507 yetişkin obezite hastasında bimagrumab ve semaglutid tek başına ya da birlikte 48 hafta boyunca değerlendirildi. Yüksek doz kombinasyonun 72. haftada semaglutid 2.4 mg’a göre daha fazla kilo kaybı sağladığı, bunun da yağ kütlesindeki daha büyük azalma ve yağsız kütlenin daha iyi korunmasıyla ilişkili olduğu bildirildi. Bu da klinik tartışmayı daha da netleştiriyor: Gelecekte mesele yalnızca “kaç kilo verildiği” değil, “hangi dokudan kilo verildiği” olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bugün için çıkan sonuç şu: GLP-1 ilaçları obezite tedavisinde etkili araçlar olmaya devam ediyor, ancak özellikle yaşlılar, düşük protein alımı olanlar, hareketsiz bireyler ve başlangıçta kas kütlesi sınırlı olan hastalarda izlem daha akıllı kurulmalı. Uzmanların işaret ettiği çerçeve; sadece kilo, bel çevresi ve kan şekeri takibi değil, gerekirse vücut kompozisyonu, kas gücü, fiziksel performans ve beslenme desteğinin de tedavi planına eklenmesi. Bu nedenle son bilimsel mesaj bir fren değil, daha hassas bir yön tayini: GLP-1 dönemi sürüyor, fakat bundan sonra kası koruyarak kilo vermek yeni eşik olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/glp-1-tedavisinde-sadece-kilo-degil-kas-kaybi-da-takip-edilmeli</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 04:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7497.jpeg" type="image/jpeg" length="51645"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Covid-19’un uzun vadeli etkilerine yeni halka: Akciğer kanseri riski]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/covid-19un-uzun-vadeli-etkilerine-yeni-halka-akciger-kanseri-riski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/covid-19un-uzun-vadeli-etkilerine-yeni-halka-akciger-kanseri-riski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Covid-19’un etkileri yalnızca enfeksiyon dönemiyle sınırlı olmayabilir. Yeni bir çalışma, virüsün akciğerde bıraktığı bazı biyolojik izlerin uzun vadede kanser gelişimiyle ilişkili olabileceğini gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Covid-19’un uzun vadeli sonuçlarına ilişkin tartışmalara yeni bir başlık eklendi. ABD ve İsrail’den araştırmacıların yürüttüğü çalışma, SARS-CoV-2 enfeksiyonunun akciğerde oluşturduğu iltihabi ve fibrotik süreçlerin, bazı kişilerde akciğer kanseri gelişimine zemin hazırlayabilecek biyolojik bir ortam oluşturabileceğini ortaya koydu. Araştırmacılar özellikle bunun kesin bir neden-sonuç hükmü olmadığını, ancak mekanizmanın artık daha görünür hale geldiğini vurguluyor.</p>

<p>Çalışmanın dikkat çeken yönü, yalnızca hasta verilerine bakmakla yetinmemesi oldu. Ekip, geniş ölçekli klinik veri analizi ile hayvan ve hücre modellerinden elde edilen biyolojik bulguları aynı çerçevede birleştirdi. Böylece “Covid-19 akciğer kanseri riskini artırabilir mi?” sorusu sadece istatistikle değil, akciğerde hangi yolakların devreye girdiği üzerinden de incelendi.</p>

<p>Araştırmanın merkezinde, thymidine phosphorylase (TYMP) adlı bir protein yer alıyor. Bulgulara göre SARS-CoV-2’nin spike proteini, akciğerde TYMP ile bağlantılı süreçleri harekete geçirerek iltihaplanmayı, doku hasarını, fibrozisi ve tümör gelişimini destekleyebilecek sinyal yollarını güçlendirebiliyor. Çalışmada ayrıca kanser biyolojisinde iyi bilinen STAT3 sinyal yolunun da bu süreçte belirgin biçimde arttığı bildirildi.</p>

<p>Araştırmacılar insan verilerini TriNetX veri ağı üzerinden inceledi. Propensity score matching yöntemiyle eşleştirilen gruplarda, Covid-19 geçiren kişilerde sonraki dönemde akciğer kanseri riskinin daha yüksek görüldüğü bildirildi. En belirgin artışın halen sigara içenlerde saptandığı, eski içicilerde ve hiç içmeyenlerde de daha düşük düzeylerde benzer bir eğilim görüldüğü aktarıldı. Çalışmanın özetine göre halen sigara içenlerde göreli risk 1.22, hazard oranı ise 1.50 olarak hesaplandı.</p>

<p>Burada altı çizilmesi gereken nokta şu: Bu bulgular, Covid-19’un tek başına “akciğer kanseri yapar” anlamına gelmiyor. Araştırma, daha çok virüsün bazı hastalarda akciğerde kalıcı hasar, bağ dokusu artışı, bağışıklık dengesinde kayma ve tümör lehine bir mikroçevre oluşturabilecek biyolojik etkilerini tarif ediyor. Yani ortaya çıkan tablo, kesin hüküm değil; risk mekanizmasına işaret eden bir erken uyarı niteliği taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmayı Marshall University Joan C. Edwards School of Medicine ile Hebrew University of Jerusalem araştırmacıları birlikte yürüttü. Eser, Frontiers in Immunology dergisinde yayımlandı. Marshall University’den Wei Li, bulguların Covid-19’un yalnızca akut bir enfeksiyon olmayabileceğini, zaman içinde akciğerde kanser riskine katkı sunabilecek biyolojik koşullar da oluşturabileceğini söyledi. Üniversitenin açıklamasında, daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu özellikle vurgulandı.</p>

<p>Hayvan modellerinde elde edilen sonuçlar da dikkat çekici bulundu. Spike protein maruziyetinin akut akciğer hasarı, nötrofil artışı, mikrotrombüs oluşumu ve daha yüksek tümör yükü ile ilişkili olduğu; TYMP eksikliğinde ise bu etkinin belirgin biçimde azaldığı bildirildi. Bu da söz konusu proteinin ileride önleyici ya da hedefe yönelik yaklaşımlar açısından izlenmesi gereken adaylardan biri olabileceğini düşündürüyor. Ancak bu aşamada klinikte kullanılabilir bir tedavi ya da tarama yöntemi ortaya çıkmış değil.</p>

<p>Bulguların halk sağlığı açısından önemi ise iki başlıkta öne çıkıyor. İlki, Covid-19 sonrası akciğer sağlığının sadece kısa dönem yakınmalar üzerinden değil, uzun vadeli sonuçlar açısından da izlenmesi gerekliliği. İkincisi ise özellikle sigara öyküsü olan kişilerde viral enfeksiyonların, zaten kırılgan olan akciğer dokusunda ek risk halkaları oluşturabileceği ihtimali. Bu nedenle uzmanlar, sonucu korku başlığına değil, dikkat başlığına yazıyor.</p>

<p>Sonuç olarak yeni çalışma, Covid-19 ile akciğer kanseri arasında doğrudan ve kesinleşmiş bir bağ ilan etmiyor. Ancak virüsün akciğerde bıraktığı iltihabi izlerin ve bağışıklık değişimlerinin, kanser gelişimine uygun bir zemin hazırlayabileceğine dair güçlü bir biyolojik çerçeve sunuyor. Klinik uygulamaya dönüşmesi için daha uzun süreli insan çalışmaları gerekiyor; yine de bu bulgu, Covid-19’un “geçip giden” bir enfeksiyondan ibaret olmayabileceğini gösteren en dikkat çekici işaretlerden biri olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/covid-19un-uzun-vadeli-etkilerine-yeni-halka-akciger-kanseri-riski</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 04:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/i-m-g-9049.webp" type="image/jpeg" length="11735"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[YÖK 35 sözleşmeli personel alımı yapacak: Başvuru tarihi ve şartları açıklandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yok-35-sozlesmeli-personel-alimi-yapacak-basvuru-tarihi-ve-sartlari-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yok-35-sozlesmeli-personel-alimi-yapacak-basvuru-tarihi-ve-sartlari-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı 35 sözleşmeli personel alımı için ilan yayımladı. Koruma ve güvenlik görevlisi, büro personeli, teknisyen, avukat ve destek personeli kadrolarına başvuru şartları belli oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>YÖK 35 sözleşmeli personel alımı yapacak: Başvuru tarihi ve şartları açıklandı</p>

<p>Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesi kapsamında toplam 35 sözleşmeli personel alımı yapacağını duyurdu. Yayımlanan ilana göre alımlar, 2024 KPSS (B) grubu puan sıralaması esas alınarak gerçekleştirilecek. Başvurular ise 20 Nisan 2026 ile 4 Mayıs 2026 tarihleri arasında alınacak.</p>

<p>Farklı kadrolara açılan personel alımında koruma ve güvenlik görevlisi, destek personeli, şoför, büro personeli, avukat ve teknisyen pozisyonları yer aldı. İlanda hem öğrenim şartları hem de adaylarda aranacak özel nitelikler ayrıntılı şekilde sıralandı.</p>

<p>YÖK hangi kadrolara personel alacak?</p>

<p>İlanda yer alan bilgilere göre YÖK bünyesinde alınacak personel kadroları şöyle:</p>

<ul>
 <li>Koruma ve Güvenlik Görevlisi: 4 kişi</li>
 <li>Destek Personeli: 3 kişi</li>
 <li>Destek Personeli (Şoför): 2 kişi</li>
 <li>Büro Personeli: 22 kişi</li>
 <li>Avukat: 1 kişi</li>
 <li>Teknisyen: 3 kişi</li>
</ul>

<p>Toplamda 35 sözleşmeli personel istihdam edilecek.</p>

<p>YÖK personel alımı başvurusu ne zaman?</p>

<p>Başvuru yapmak isteyen adaylar işlemlerini 20.04.2026-04.05.2026 tarihleri arasında e-Devlet üzerinden Kariyer Kapısı Kamu İşe Alım Platformu aracılığıyla gerçekleştirebilecek.</p>

<p>İlanda yer alan bilgiye göre, başvurunun sistem üzerinden tamamlanmasının ardından adayların, Kariyer Kapısı Platformu’ndaki “Başvurularım” ekranından indirecekleri “Aday Başvuru Bilgileri” belgesini en geç 11 Mayıs 2026 mesai bitimine kadar Başkanlığa posta yoluyla ya da şahsen ulaştırmaları gerekiyor.</p>

<p>Belirtilen süre içinde bu belgeyi teslim etmeyen adayların başvuruları değerlendirmeye alınmayacak.</p>

<p>YÖK personel alımı başvuru şartları neler?</p>

<p>İlanda adaylar için hem genel hem de pozisyona özel şartlar açıklandı. Genel şartlar arasında Türk vatandaşı olmak, kamu haklarından mahrum bulunmamak, görevini devamlı yapmasına engel akıl hastalığı bulunmamak ve güvenlik soruşturması ya da arşiv araştırmasının olumlu sonuçlanması gibi kriterler yer aldı.</p>

<p>Ayrıca erkek adaylar için askerlikle ilişiği bulunmama şartı da arandı. Emeklilik veya yaşlılık aylığı almayan adaylar başvuruda bulunabilecek.</p>

<p>İlanda dikkat çeken bir diğer madde ise adayların yalnızca bir kadroya başvuru yapabilecek olması. Birden fazla pozisyona başvuranların tüm müracaatları geçersiz sayılacak.</p>

<p>KPSS puan türleri nasıl olacak?</p>

<p>Başvurularda kadroya göre farklı KPSS puan türleri esas alınacak. Buna göre:</p>

<ul>
 <li>Lisans mezunları için: 2024 KPSS P3</li>
 <li>Ön lisans mezunları için: 2024 KPSS P93</li>
 <li>Ortaöğretim mezunları için: 2024 KPSS P94</li>
</ul>

<p>İlanda bazı kadrolar için asgari puan şartı da yer aldı. Büro personeli kadrolarının önemli bölümünde en az 70 puan, avukat kadrosunda ise en az 75 puan istendi. Bazı destek personeli, güvenlik ve teknisyen kadrolarında ise en az 60 puan şartı bulunduğu görüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hangi kadrolarda özel şart aranıyor?</p>

<p>YÖK’ün yayımladığı ilanda bazı pozisyonlar için özel kriterler öne çıktı.</p>

<p>Koruma ve Güvenlik Görevlisi kadrosu için adayların silahlı özel güvenlik kimlik kartına sahip olması, boy-kilo şartını karşılaması, vardiyalı ve gece çalışmasına engel durumunun bulunmaması gerekiyor.</p>

<p>Destek Personeli (Şoför) kadrosunda ise en az 1 yıllık şoförlük deneyimi, uygun sürücü belgesi ve sağlık raporuyla belgelendirilecek boy-kilo kriteri isteniyor.</p>

<p>Büro Personeli kadrolarında mezuniyet alanlarına göre farklı bölümler şart koşuldu. Bazı kadrolarda iktisat, işletme, maliye, kamu yönetimi, siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler gibi bölümler öne çıkarken, bazı kadrolarda bilişim ve bilgisayar alanlarından mezun olma şartı arandı.</p>

<p>BP-6 kodlu büro personeli kadrosunda ise bunlara ek olarak YDS/e-YDS’den en az 55 puan veya eşdeğer bir yabancı dil puanı talep edildi.</p>

<p>Avukat kadrosunda hukuk fakültesi mezunu olma, avukatlık ruhsatına sahip bulunma ve en az 1 yıl mesleki tecrübeyi SGK hizmet dökümü ile belgeleme şartı yer aldı.</p>

<p>Teknisyen kadrolarında da bilişim teknolojileri, inşaat teknolojisi ve elektrik-elektronik teknolojisi gibi alanlardan mezuniyet ve en az 1 yıllık deneyim aranıyor.</p>

<p>Başvuruda hangi belgeler istenecek?</p>

<p>İlana göre başvuru sürecinde diploma veya geçici mezuniyet belgesi ile 2024 KPSS sonuç belgesi sistem üzerinden otomatik olarak kaydedilecek. Tecrübe istenen kadrolar için barkodlu SGK hizmet dökümünün sisteme yüklenmesi gerekecek.</p>

<p>Erkek adayların askerlik durumunu gösterir belge de başvuru sırasında e-Devlet üzerinden sisteme yansıtılacak. Ayrıca istenen belgelerin ilan tarihinden önce alınmış olması gerektiği belirtildi.</p>

<p>YÖK personel alımı sonuçları nasıl belirlenecek?</p>

<p>Yerleştirme işlemleri yazılı veya sözlü sınav yapılmaksızın, doğrudan KPSS puan sıralamasına göre gerçekleştirilecek. İlanda belirtilen şartları sağlayan adaylar arasından en yüksek puandan başlanarak asıl adaylar belirlenecek, ayrıca ilan edilen pozisyon sayısının 5 katı kadar yedek aday açıklanacak.</p>

<p>Puanların eşit olması halinde önce mezuniyet tarihi eski olan adaya, eşitliğin sürmesi halinde ise doğum tarihi daha önce olana öncelik verilecek. Bunun da eşit çıkması durumunda kura yöntemi uygulanacak.</p>

<p>YÖK personel alımı sonuçları nereden açıklanacak?</p>

<p>Başvuru sonuçları ve atamaya ilişkin duyurular YÖK’ün resmi internet sitesi ile Kariyer Kapısı Kamu İşe Alım Platformu üzerinden ilan edilecek. Açıklamanın ayrıca tebligat yerine geçeceği vurgulandı.</p>

<p>Atanmaya hak kazanan adayların, sonuçların ilan edilmesinden sonra 10 iş günü içinde istenen evrakları teslim ederek göreve başlama işlemlerini tamamlaması gerekecek.</p>

<p>YÖK personel alımı için dikkat çeken detay</p>

<p>İlanda yer alan hükümlere göre gerçeğe aykırı belge verdiği veya beyanda bulunduğu tespit edilen adayların ataması yapılmayacak. Ataması yapılmış olsa bile işlemler iptal edilecek. Ayrıca göreve başlamaya hak kazanan adaylardan, tam teşekküllü hastanelerden alınmış “Görevini Devamlı Yapmasına Engel Olabilecek Sağlık Durumu Bulunmadığı” yönünde sağlık raporu da istenecek.</p>

<p>İlan, özellikle kamu personeli alımlarını yakından takip eden adaylar için yeni bir başvuru fırsatı sunarken, kadro çeşitliliği ve puanla yapılacak sıralama nedeniyle yoğun ilgi görmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARİYER</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yok-35-sozlesmeli-personel-alimi-yapacak-basvuru-tarihi-ve-sartlari-aciklandi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/kamu-is-ilani-kariyer-meslek-atama-2.jpg" type="image/jpeg" length="88030"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çayeli’nde Arı Sokması Can Aldı: İsmail Aslan Son Yolculuğuna Uğurlanıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/rizede-ari-sokmasi-can-aldi-cayelinde-aci-olay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rizede-ari-sokmasi-can-aldi-cayelinde-aci-olay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize’nin Çayeli ilçesinde arı sokması sonucu hayatını kaybeden İsmail Aslan’ın cenaze programı belli oldu. İlçeye bağlı Küçüktaşhane Mahallesi’nde yaşayan Aslan’ın vefatı, yakınlarını ve mahalle sakinlerini yasa boğdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Edinilen bilgilere göre İsmail Aslan, yeni aldığı arı kovanlarına şerbet vermek için peteklerin bulunduğu alana gitti. Şerbetleme sırasında kovanın kapağını açtığı esnada arıların saldırısına uğrayan Aslan, boynunun birkaç yerinden sokuldu.</p>

<p>Arı sokmalarının ardından fenalaşan Aslan için yakınları durumu sağlık ekiplerine bildirdi. Hastaneye kaldırılan Aslan, Çayeli Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaşanan acı olay, Çayeli’nde büyük üzüntüye neden oldu. Arıcılıkla uğraşan vatandaşlar açısından dikkat çeken olay, arı sokmalarına karşı alınacak önlemleri bir kez daha gündeme taşıdı.</p>

<p>İsmail Aslan’ın cenazesinin, 20 Nisan Pazartesi günü öğle namazına müteakip Çayeli Merkez Eski Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından defnedileceği öğrenildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/rizede-ari-sokmasi-can-aldi-cayelinde-aci-olay</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 23:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7483.jpeg" type="image/jpeg" length="71021"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pankreas Kanserine Karşı mRNA Aşısı: Erken Denemede Güçlü Sinyal]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/pankreas-kanserine-karsi-mrna-asisi-erken-denemede-guclu-sinyal</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/pankreas-kanserine-karsi-mrna-asisi-erken-denemede-guclu-sinyal" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pankreas kanseri gibi tedavisi en güç hastalıklardan birinde geliştirilen kişiselleştirilmiş mRNA aşısı, erken faz klinik çalışmada dikkat çekici sonuçlar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Araştırmanın güncellenen verilerine göre, bağışıklık sistemi aşıya yanıt veren hastaların büyük bölümü yıllar sonra da yaşamını sürdürdü ve önemli bir kısmında hastalık geri dönmedi.</p>

<p>Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi öncülüğünde yürütülen faz 1 çalışmada, pankreas kanseri ameliyatı geçiren 16 hastaya kişiye özel hazırlanan autogene cevumeran adlı mRNA temelli terapötik aşı uygulandı. Hastalar ayrıca immünoterapi ve kemoterapi de aldı. Aşı, her hastanın tümöründeki genetik değişikliklere göre özel olarak tasarlandı.</p>

<p>Araştırmada 16 hastanın 8’inde aşı, tümöre özgü bağışıklık hücrelerini harekete geçirdi. Bu gruptaki hastaların 7’sinin ameliyattan 4 ila 6 yıl sonra hâlâ hayatta olduğu bildirildi. Reuters’ın aktardığı ayrıntılara göre, ortanca 3,2 yıllık takip süresinde bu yanıt veren grubun 8 hastasından 6’sında kanser nüks etmedi. Buna karşılık aşıya yanıt vermeyen grupta 8 hastanın 7’sinde hastalık ameliyattan sonra ortanca 13,4 ay içinde yeniden ortaya çıktı.</p>

<p>Bilim insanları, bu sonucun pankreas kanseri gibi agresif seyreden bir hastalık açısından önemli olduğunu vurguluyor. MSK’nin paylaştığı bilgilere göre pankreas kanserinde 5 yıllık sağkalım oranı yaklaşık yüzde 13 seviyesinde bulunuyor. Aynı merkez, bağışıklık sistemi aşıya yanıt veren hastaların yaklaşık yüzde 90’ının son tedaviden sonra 6 yıla kadar hayatta kaldığını bildirdi.</p>

<p>Uzmanlara göre bu aşı, koruyucu bir aşıdan çok farklı çalışıyor. Amaç, vücudu gelecekteki bir enfeksiyona karşı hazırlamak değil; mevcut kanser hücrelerini tanıyıp onlara karşı uzun süreli bir bağışıklık hafızası oluşturmak. Çalışmada özellikle CD8+ ve CD4+ T hücreleri olarak bilinen bağışıklık hücrelerinin yıllar boyunca aktif kaldığı görüldü. Araştırmacılar, bu durumun hastalığın geri gelmesini geciktirebilecek kritik bir mekanizma olabileceğini düşünüyor.</p>

<p>Bununla birlikte araştırmacılar temkinli. Faz 1 çalışmalarının temel amacı etkinliği kesin olarak kanıtlamak değil, öncelikle güvenlik ve biyolojik yanıtı değerlendirmek. Bu nedenle bilim insanları, aşının nüksü doğrudan önlediğini söylemek için henüz erken olduğunu belirtiyor. Daha geniş kapsamlı faz 2 klinik çalışmanın ise dünya genelinde daha büyük hasta gruplarında sürdüğü ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmanın başındaki isimlerden Dr. Vinod Balachandran, elde edilen verilerin pankreas kanserine karşı kişiselleştirilmiş mRNA aşılarının daha geniş çapta test edilmesini desteklediğini belirtiyor. Bugüne kadar kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve mevcut immünoterapilerin pankreas kanserinde sınırlı başarı göstermesi, bu alandaki her yeni gelişmeyi daha da önemli hâle getiriyor.</p>

<p>Bu erken sonuçlar henüz kesin bir tedavi müjdesi sayılmasa da, pankreas kanserinde yıllardır aralanmayan kapıda ilk güçlü tıklardan biri olarak görülüyor. Kanser tedavisinde “kişiye özel aşı” fikri, laboratuvar masasından klinik gerçekliğe doğru biraz daha yaklaşmış durumda.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/pankreas-kanserine-karsi-mrna-asisi-erken-denemede-guclu-sinyal</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 22:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/pankreas-kanseri.jpg" type="image/jpeg" length="48171"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor 1-1 Başakşehir maç özeti: Bordo mavililer uzatmada yıkıldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspor-1-1-basaksehir-mac-ozeti-bordo-mavililer-uzatmada-yikildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonspor-1-1-basaksehir-mac-ozeti-bordo-mavililer-uzatmada-yikildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor, Trendyol Süper Lig’in 30. haftasında sahasında RAMS Başakşehir’i ağırladı. Papara Park’taki mücadelede bordo mavililer öne geçmesine rağmen üstünlüğünü koruyamadı ve karşılaşma 1-1 sona erdi. Maçın en çarpıcı kırılma anı ise uzatma dakikalarında geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ev sahibi ekip, taraftarı önünde uzun süre galibiyete uzanan taraf gibi göründü. Trabzonspor’un golünü 73. dakikada Felipe Augusto kaydetti. Bu golle birlikte Karadeniz temsilcisi maçın kontrolünü eline aldı ve son bölüme avantajlı girdi.</p>

<p>Başakşehir ise oyundan kopmadı. İstanbul ekibi, 90+3. dakikada bulduğu golle skoru eşitledi ve deplasmandan 1 puan çıkardı. Son anlarda gelen bu gol, Trabzonspor tribünlerinde büyük hayal kırıklığı yarattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mücadele boyunca Trabzonspor özellikle ikinci yarıda daha etkili bir görüntü verirken, Başakşehir sabırlı oyun anlayışıyla son ana kadar fırsat kolladı. Bordo mavililer galibiyeti korumaya çok yaklaşsa da uzatma bölümündeki savunma kırılması tabelayı değiştirdi. Böylece Trabzonspor sahasında 2 puan bırakırken, Başakşehir kritik bir deplasman puanı aldı.</p>

<p>“Trabzonspor Başakşehir maç özeti”, “Trabzonspor Başakşehir kaç kaç bitti” ve “Trabzonspor son dakika golü yedi” aramalarına yanıt veren bu sonuçla birlikte haftanın en dikkat çeken maçlarından biri Papara Park’ta oynandı. Bordo mavili ekip öne geçtiği karşılaşmada sahadan galibiyetle ayrılamadı; Başakşehir ise son nefeste skoru dengeledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspor-1-1-basaksehir-mac-ozeti-bordo-mavililer-uzatmada-yikildi</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 22:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7399.jpeg" type="image/jpeg" length="50867"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Tabip Odası’nda Seçimi Prof. Dr. Talat Kırış Kazandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-tabip-odasinda-secimi-prof-dr-talat-kiris-kazandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/istanbul-tabip-odasinda-secimi-prof-dr-talat-kiris-kazandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Tabip Odası’nda gerçekleştirilen seçimde, beyin cerrahı Prof. Dr. Talat Kırış’ın başkan adayı olduğu Demokratik Katılım Grubu sandıktan birinci çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gün içinde tamamlanan oylamanın ardından oluşan sonuçlara göre Kırış’ın listesi 5 binin üzerinde oy alarak ipi göğüsledi. Basına yansıyan ilk sonuçlarda Demokratik Katılım Grubu’nun 5 bin 99 oya ulaştığı, en yakın rakibinin ise 3 bin 526 oyda kaldığı bildirildi.</p>

<p>Yaklaşık 37 bin üyesi bulunan İstanbul Tabip Odası’nda seçimler bu yıl da yüksek katılımla ve yoğun ilgiyle takip edildi. Seçimde Prof. Dr. Talat Kırış’ın başını çektiği liste, diğer adayların önünde açık farkla birinciliğe yerleşti. Böylece İstanbul Tabip Odası’nın yeni döneminde yönetim sorumluluğu Demokratik Katılım Grubu’nda kaldı.</p>

<p>Seçim sürecinde meslek örgütünün bağımsızlığı, hekim hakları, sağlık ortamındaki sorunlar ve odanın gelecek dönemde üstleneceği rol öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Seçimin ardından yapılan değerlendirmelerde Prof. Dr. Talat Kırış, seçimde yüksek katılımın önemine dikkat çekti ve sürecin olgunluk içinde geçtiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul’daki hekimlerin sandıkta verdiği bu sonuç, meslek örgütü içinde mevcut çizginin güçlü biçimde korunduğunu ortaya koydu. Prof. Dr. Talat Kırış ve ekibinin aldığı sonuç, yeni dönemde İstanbul Tabip Odası’nın yönünü belirleyecek en net mesajlardan biri olarak değerlendirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-tabip-odasinda-secimi-prof-dr-talat-kiris-kazandi</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 21:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7480.jpeg" type="image/jpeg" length="13666"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Teşkilat Yeni Bölüm Ne Zaman? TRT 1’de 178. Bölüm Tarihi Belli Oldu mu?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/teskilat-yeni-bolum-ne-zaman-trt-1de-178-bolum-tarihi-belli-oldu-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/teskilat-yeni-bolum-ne-zaman-trt-1de-178-bolum-tarihi-belli-oldu-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TRT 1’in sevilen dizisi Teşkilat, 19 Nisan 2026 Pazar akşamı ekrana gelmedi. İzleyicinin merak ettiği yeni bölüm tarihi için gözler yayın akışına çevrilirken, 178. bölümün 26 Nisan 2026 Pazar günü yayınlanmasının beklendiği belirtiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pazar akşamlarının dikkat çeken yapımlarından Teşkilat’ın yeni bölümü bu hafta TRT 1 ekranında yer almadı. Dizinin resmi tanıtım sayfasında yapımın her pazar izleyiciyle buluştuğu belirtilirken, 19 Nisan akşamı yayın akışındaki değişiklik nedeniyle yeni bölüm yayınlanmadı. Güncel haberlerde, dizinin 178. bölümünün 26 Nisan 2026 Pazar akşamı izleyiciyle buluşmasının beklendiği aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAGAZİN</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/teskilat-yeni-bolum-ne-zaman-trt-1de-178-bolum-tarihi-belli-oldu-mu</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 21:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7339.jpeg" type="image/jpeg" length="40864"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde Acı Kayıp: Öğretim Görevlisi Aslı Esenkaya Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/aydin-adnan-menderes-universitesinde-aci-kayip-ogretim-gorevlisi-asli-esenkaya-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/aydin-adnan-menderes-universitesinde-aci-kayip-ogretim-gorevlisi-asli-esenkaya-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, eğitim camiasını yasa boğan bir kayıpla sarsıldı. Germencik Yamantürk Meslek Yüksekokulu Mülkiyet Koruma ve Güvenlik Bölümü Özel Güvenlik ve Koruma Programı Öğretim Görevlisi Aslı Esenkaya’nın yaşamını yitirdiği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Edinilen bilgilere göre bir süredir kanser hastalığıyla mücadele eden Aslı Esenkaya, hastalığa yenik düşerek hayatını kaybetti. Acı haber, üniversite çevresinde ve öğrencileri arasında derin üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Akademik çalışmaları ve öğrencileriyle kurduğu yakın iletişimle tanınan Esenkaya’nın vefatı, görev yaptığı kurumda büyük üzüntü oluşturdu. Meslek yüksekokulunda uzun yıllardır emek veren öğretim görevlisinin ardından çok sayıda taziye mesajı paylaşıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üniversite camiasında sevilen isimler arasında yer alan Aslı Esenkaya’nın vefatı, başta ailesi olmak üzere yakınlarını, çalışma arkadaşlarını ve öğrencilerini yasa boğdu.</p>

<p>Aslı Esenkaya için düzenlenecek cenaze törenine ilişkin bilgilendirmenin daha sonra paylaşılması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/aydin-adnan-menderes-universitesinde-aci-kayip-ogretim-gorevlisi-asli-esenkaya-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 20:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7478.jpeg" type="image/jpeg" length="92363"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üsküp’te Eczacılık ve Diş Hekimliği İçin Kritik Adım]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/uskupte-eczacilik-ve-dis-hekimligi-icin-kritik-adim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/uskupte-eczacilik-ve-dis-hekimligi-icin-kritik-adim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi, uluslararası sağlık eğitimi vizyonunda yeni ve stratejik bir eşiğe daha ulaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nin başkenti Üsküp’te Eczacılık ve Diş Hekimliği fakültelerinin kurulmasına yönelik çalışmalar resmen başlatıldı. Bu adım tamamlandığında, Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin sağlık eğitimi faaliyeti yürüttüğü ülke sayısı 10’a çıkacak.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile Üsküp Uluslararası Balkan Üniversitesi arasında imzalanan akademik iş birliği protokolü, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın ile Üsküp Uluslararası Balkan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Lütfi Sunar tarafından imza altına alındı. Söz konusu protokol, iki üniversite arasındaki kurumsal iş birliğini daha ileri bir aşamaya taşırken, sağlık bilimleri alanında yeni akademik yapılanmaların da önünü açtı.</p>

<p>Üsküp’te başlatılan bu çalışma, Saraybosna’nın ardından Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin Balkanlar’daki ikinci yapılanması olması bakımından ayrı bir önem taşıyor. Böylece üniversite, Balkan coğrafyasındaki akademik varlığını daha da güçlendiren yeni bir süreci devreye almış oldu. Planlanan Eczacılık ve Diş Hekimliği fakülteleri, yalnızca yeni eğitim birimleri olarak değil, aynı zamanda Türkiye’nin sağlık eğitimi birikiminin dost ve kardeş coğrafyalara taşınmasının güçlü bir halkası olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, üniversitenin hâlihazırda 9 ülkede sağlık eğitimi faaliyeti yürüttüğünü belirterek, Üsküp’te başlatılan sürecin tamamlanmasıyla birlikte Kuzey Makedonya’nın üniversitenin faaliyet gösterdiği 10’uncu ülke olacağını ifade etti.</p>

<p>Prof. Dr. Kemalettin Aydın, “Sağlık Bilimleri Üniversitesi olarak yalnızca ülkemizin değil, gönül coğrafyamızın da sağlık alanındaki insan kaynağına katkı sunmayı bir görev biliyoruz. Bugün 9 ülkede sürdürdüğümüz sağlık eğitimi faaliyetleri, üniversitemizin uluslararası akademik etkisinin açık bir göstergesidir. Üsküp’te başlatılan bu çalışma tamamlandığında, Kuzey Makedonya da bu büyük eğitim yürüyüşünün 10’uncu halkası olacaktır” dedi.</p>

<p>Balkanlar’ın Türkiye açısından yalnızca bir coğrafya değil, aynı zamanda tarihî hafızanın, kültürel bağların ve medeniyet iddiasının canlı şekilde hissedildiği özel bir havza olduğunu vurgulayan Aydın, “Evladı Fatihan yurdu Balkanlar ile kurduğumuz her temas, geçmişten geleceğe uzanan güçlü bir köprüdür. Saraybosna’nın ardından Üsküp’te attığımız bu adım, Balkanlar’daki ikinci yapılanmamız olarak ayrıca kıymetlidir. İnşallah önümüzdeki süreçte Eczacılık ve Diş Hekimliği fakültelerinin de kurulmasıyla bu iş birliği çok daha güçlü ve kalıcı bir zemine kavuşacaktır” ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İmzalanan protokolün; öğrenci ve akademisyen hareketliliğinden ortak bilimsel projelere, eğitim altyapısının geliştirilmesinden sağlık bilimleri alanındaki kurumsal kapasitenin artırılmasına kadar pek çok başlıkta yeni imkanlar üretmesi bekleniyor. Bu yönüyle Üsküp’te başlayan süreç, yalnızca yeni fakülte hedefiyle sınırlı kalmıyor, aynı zamanda Balkanlar’da kalıcı ve çok boyutlu bir akademik iş birliği modelinin temelini oluşturuyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin son yıllarda güç kazanan uluslararasılaşma hamlesi, klasik temasların ötesine geçerek doğrudan kurumsal yapılanma ve sürdürülebilir eğitim zemini oluşturma hedefiyle ilerliyor. Üsküp’te Eczacılık ve Diş Hekimliği fakültelerine yönelik başlatılan bu çalışma da, üniversitenin küresel ölçekte büyüyen akademik yürüyüşünün yeni ve dikkat çekici adımlarından biri olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/uskupte-eczacilik-ve-dis-hekimligi-icin-kritik-adim</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 20:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7470.jpeg" type="image/jpeg" length="30922"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Manisa’da Ev Yangını: Doktor Nusret Bengi Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/manisada-ev-yangini-doktor-nusret-bengi-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/manisada-ev-yangini-doktor-nusret-bengi-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Manisa’nın merkez ilçesinde çıkan ev yangınında, kentte kendine has yaşam tarzı ve dikkat çeken giyim tarzıyla tanınan Doktor Nusret Bengi hayatını kaybetti. Olay, şehirde büyük üzüntü oluşturdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Manisa’da uzun topuklu ayakkabıları ve simsiyah kıyafetleriyle bilinen Nusret Bengi, yalnızca dış görünüşüyle değil, şahsına münhasır kişiliğiyle de kent hafızasında yer eden isimler arasında gösteriliyordu. Yerel paylaşımlarda, Bengi’nin bugün evinde çıkan yangında yaşamını yitirdiği bilgisi yer aldı.</p>

<p>Öğretmen bir anne ve babanın oğlu olduğu belirtilen Nusret Bengi’nin, Manisa’da geçmişte hükümet tabipliği yaptığı da aktarıldı. Kentte uzun yıllardır tanınan bir isim olan Bengi’nin ölümü, onu tanıyan çevrelerde derin yankı uyandırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yangına ilişkin olay yeri ve nedenine dair ayrıntıların ise yapılacak resmi açıklamalarla netleşmesi bekleniyor. Şimdilik açık kaynaklarda yer alan bilgiler, Manisa’da tanınan Doktor Nusret Bengi’nin ev yangınında hayatını kaybettiği yönünde birleşiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/manisada-ev-yangini-doktor-nusret-bengi-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 20:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/doktor-vefat.jpg" type="image/jpeg" length="15316"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yapay Zekâ Melanoma Riskini Belirti Ortaya Çıkmadan Tahmin Edebiliyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yapay-zeka-melanoma-riskini-belirti-ortaya-cikmadan-tahmin-edebiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yapay-zeka-melanoma-riskini-belirti-ortaya-cikmadan-tahmin-edebiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cilt kanserinde erken tanı çoğu zaman hayatla doğrudan ilişkilidir. Ancak hangi bireyin yüksek risk taşıdığını, ortada henüz görünür bir bulgu yokken saptamak her zaman kolay olmuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsveç merkezli yeni bir araştırma ise bu alanda dikkat çekici bir kapı araladı. Yapay zekâ destekli modellerin, rutin sağlık kayıtlarını kullanarak gelecekte melanoma gelişme riskini önceden tahmin edebildiği ortaya kondu.</p>

<p>University of Gothenburg araştırmacıları tarafından yürütülen çalışma, sağlık sistemlerinde zaten mevcut olan yaş, cinsiyet, tanı geçmişi, ilaç kullanımı ve sosyoekonomik veriler gibi bilgilerden yararlanarak yüksek riskli kişilerin önceden belirlenebileceğini gösterdi. Bulgular, özellikle kaynakların sınırlı olduğu sağlık sistemlerinde daha hedefli tarama programlarının önünü açabilecek nitelikte değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>6 milyondan fazla kişi incelendi</p>

<p>Araştırma, İsveç’teki yetişkin nüfusun neredeyse tamamını kapsayan çok büyük bir veri tabanına dayandı. Çalışmada 6 milyondan fazla birey analiz edildi. Beş yıllık izlem sürecinde 38 bin 582 kişide melanoma gelişti. Bu da genel görülme oranının yüzde 0,64 düzeyinde olduğunu gösterdi.</p>

<p>Bilim insanları, sadece klasik demografik bilgilerle yetinmedi. Yaş ve cinsiyetin yanı sıra bireylerin tıbbi tanıları, kullandıkları ilaçlar ve sosyoekonomik durumlarına ilişkin kayıtlar da modele dahil edildi. Böylece yapay zekâ sisteminin risk değerlendirmesinde çok daha geniş bir çerçevede çalışması sağlandı.</p>

<p>Doğruluk oranı belirgin biçimde arttı</p>

<p>Araştırmada farklı makine öğrenmesi modelleri karşılaştırıldı. Elde edilen sonuçlara göre gelişmiş modelin doğruluk oranı yüzde 73’e ulaştı. Sadece yaş ve cinsiyet verilerinin kullanıldığı daha basit yaklaşımda ise bu oran yüzde 64’te kaldı.</p>

<p>Bu fark, cilt kanseri riskinin yalnızca temel demografik bilgilerle değil, çok boyutlu sağlık verileriyle daha isabetli biçimde öngörülebileceğini ortaya koydu. Başka bir ifadeyle, sağlık sistemlerinde uzun süredir tutulan rutin veriler, doğru analiz edildiğinde hastalık ortaya çıkmadan önce kritik sinyaller verebiliyor.</p>

<p>Küçük bir grupta risk yüzde 33’e kadar çıktı</p>

<p>Çalışmanın en dikkat çekici yanlarından biri, yapay zekânın genel nüfus içinde küçük ama çok yüksek riskli bir grubu ayırt edebilmesi oldu. Araştırmacılar, belirlenen bazı kişilerde beş yıl içinde melanoma gelişme ihtimalinin yüzde 33’e kadar yükselebildiğini bildirdi.</p>

<p>Bu oran, genel toplum riskine göre oldukça çarpıcı bir fark anlamına geliyor. Uzmanlara göre bu tür bir öngörü, herkesi aynı yoğunlukta taramak yerine yüksek riskli kişilere odaklanmayı mümkün kılabilir. Böyle bir yaklaşım hem erken tanı şansını artırabilir hem de gereksiz incelemelerin önüne geçebilir.</p>

<p>Tarama stratejileri değişebilir</p>

<p>Araştırmanın klinik açıdan en güçlü mesajı, cilt kanseri taramasında “herkese aynı yaklaşım” döneminin sorgulanabileceği yönünde oldu. Yapay zekâ destekli risk sınıflandırması sayesinde yüksek riskli küçük grupların önceden belirlenmesi, sağlık hizmetlerinde daha akıllı bir planlama yapılmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Bu da daha erken tanı, daha az gereksiz kontrol ve sağlık kaynaklarının daha verimli kullanılması anlamına geliyor. Özellikle melanoma gibi erken yakalandığında tedavi başarısı belirgin biçimde artan bir hastalık için bu yaklaşımın önemi daha da büyüyor.</p>

<p>Henüz rutin kullanımda değil</p>

<p>Araştırmacılar, geliştirilen sistemin şu aşamada rutin klinik uygulamaya geçmiş bir yöntem olmadığını özellikle vurguluyor. Buna karşın sonuçlar, mevcut sağlık verilerinin yapay zekâ ile işlendiğinde kişiye özel risk haritaları oluşturulabileceğini güçlü biçimde ortaya koyuyor.</p>

<p>Bu tablo, tıpta giderek güçlenen yeni bir anlayışı da yansıtıyor: Hastalığı yalnızca ortaya çıktıktan sonra değil, daha başlamadan önce tahmin etmeye çalışmak. Melanoma gibi sinsi ilerleyebilen ancak erken evrede yakalandığında kontrol altına alınabilen hastalıklarda, bu tür sistemlerin gelecekte tarama politikalarını ciddi biçimde dönüştürmesi bekleniyor.</p>

<p>Kaynak</p>

<p>Martin Gillstedt, Lena Stempfle, John Paoli, Fredrik D. Johansson, Sam Polesie. Predicting Melanoma Impact on the Swedish Healthcare System from the Adult Population Using Machine Learning on Registry Data. Acta Dermato-Venereologica, 2026; 106: adv44610. DOI: 10.2340/actadv.v106.44610</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yapay-zeka-melanoma-riskini-belirti-ortaya-cikmadan-tahmin-edebiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 18:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7466.jpeg" type="image/jpeg" length="73668"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekmek Neden Kilo Aldırır? Yeni Araştırma Kalori Hesabının Ötesine İşaret Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ekmek-neden-kilo-aldirir-yeni-arastirma-kalori-hesabinin-otesine-isaret-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ekmek-neden-kilo-aldirir-yeni-arastirma-kalori-hesabinin-otesine-isaret-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ekmek, pirinç ve benzeri karbonhidratlar yıllardır sofraların değişmezleri arasında yer alıyor. Ancak Japonya’dan gelen yeni bir araştırma, kilo artışının yalnızca “fazla kalori almak” meselesi olmayabileceğini düşündüren dikkat çekici bulgular ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Osaka Metropolitan University araştırmacılarının yürüttüğü çalışmada, karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin farelerde enerji harcamasını düşürerek yağ birikimini artırabildiği bildirildi.</p>

<p>Molecular Nutrition &amp; Food Research dergisinde yayımlanan çalışmada, farelere standart yemle birlikte ekmek, pişmiş buğday unu ve pirinç unu gibi karbonhidrat ağırlıklı seçenekler sunuldu. Araştırmacılar, hayvanların bu besinleri açık biçimde tercih ettiğini ve standart yem tüketimini büyük ölçüde bıraktığını gözlemledi. Buna rağmen toplam kalori alımında belirgin bir sıçrama görülmeden vücut ağırlığı ve yağ kütlesinde artış saptandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmanın en dikkat çekici yönü de burada ortaya çıktı. Kilo artışı, yalnızca daha fazla yemekle açıklanmadı. Araştırmacılar, buğday unu ve benzeri karbonhidrat kaynaklarının metabolizmayı farklı bir hatta sürükleyebileceğini, özellikle de enerji harcamasını azaltarak yağ depolanmasını kolaylaştırabileceğini bildirdi. Makalede, bu etkinin farelerde obeziteyi esas olarak enerji tüketimini düşürerek ve metabolik yolları değiştirerek artırdığı belirtildi.</p>

<p>Karaciğerde yağlanma sinyalleri görüldü</p>

<p>Araştırmada sadece tartıdaki artış değil, biyokimyasal değişiklikler de incelendi. Kan analizlerinde yağ asitlerinde artış, esansiyel amino asitlerde ise azalma izlendi. Karaciğer incelemelerinde yağ birikiminin arttığı, ayrıca yağ üretimi ve taşınmasıyla ilişkili bazı genlerin daha aktif hale geldiği raporlandı. Bu tablo, karbonhidrat tercihinin yalnızca iştah değil, vücudun enerjiyi işleme biçimi üzerinde de etkili olabileceğini düşündürdü.</p>

<p>Araştırmacılar, etkinin yalnızca buğdaya özgü olmadığını da vurguladı. Pirinç unu verilen grupta da benzer biçimde kilo artışı görüldü. Bu nedenle çalışmanın işaret ettiği esas noktanın, tek başına “ekmek” değil, rafine ve karbonhidrat ağırlıklı beslenme düzeninin metabolik sonucu olduğu değerlendiriliyor.</p>

<p>Diyet değişince tablo tersine döndü</p>

<p>Çalışmanın umut veren tarafı ise etkilerin kalıcı görünmemesi oldu. Karbonhidrat ağırlıklı besinler geri çekilip fareler yeniden standart diyete alındığında kilo artışının durduğu ve metabolik bozulmaların hızla düzeldiği gözlendi. Bu bulgu, beslenme düzenindeki değişikliklerin metabolik dengeyi yeniden toparlama potansiyeli taşıdığını ortaya koydu.</p>

<p>Uzmanlar açısından bu çalışma, özellikle rafine karbonhidratların yoğun tüketildiği, protein ve lif dengesinin zayıf kaldığı, fiziksel hareketin ise sınırlı olduğu modern yaşam biçimini yeniden tartışmaya açabilecek nitelikte görülüyor. Yine de araştırmanın fareler üzerinde yapıldığı unutulmamalı. Bulgular önemli olsa da, bunların insanlarda aynı şekilde işleyip işlemediğini netleştirmek için yeni klinik çalışmalara ihtiyaç var. Bu nedenle “ekmek doğrudan kilo aldırır” gibi kesin hükümler vermek yerine, çalışmanın karbonhidrat türü, metabolizma ve enerji harcaması arasındaki ilişkiye yeni bir pencere açtığını söylemek daha doğru olur.</p>

<p>Kaynak notu</p>

<p>Söz konusu çalışma, Shigenobu Matsumura ve çalışma arkadaşları tarafından hazırlandı ve 2026 yılında Molecular Nutrition &amp; Food Research dergisinde “Wheat Flour Intake Promotes Weight Gain and Metabolic Changes in Mice” başlığıyla yayımlandı. DOI numarası 10.1002/mnfr.70394 olarak paylaşıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ekmek-neden-kilo-aldirir-yeni-arastirma-kalori-hesabinin-otesine-isaret-etti</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 18:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7465-1.jpeg" type="image/jpeg" length="31921"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="23588"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="58456"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="81612"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="73241"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="26937"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="85765"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
