<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 15 Aug 2026 13:55:18 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM Kararı Ortada: 4/D İşçilerin Tayin Düzenlemesi İçin Neden 9 Aralık Bekleniyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/aym-karari-ortada-4d-iscilerin-tayin-duzenlemesi-icin-neden-9-aralik-bekleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/aym-karari-ortada-4d-iscilerin-tayin-duzenlemesi-icin-neden-9-aralik-bekleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi, 4/D işçilerin yer değişikliğini kategorik olarak engelleyen düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı buldu. İptal hükmü 9 Aralık 2026’da yürürlüğe girecek. Ancak önümüzdeki dört ayın yalnızca takvim yapraklarının düşmesini bekleyerek geçirilmesi gerekmiyor. Eş durumu, sağlık, engellilik ve diğer haklı mazeretleri kapsayan açık, adil ve uygulanabilir bir yer değişikliği sisteminin şimdiden hazırlanması bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>AYM Kararı Ortada: 4/D İşçilerin Tayin Düzenlemesi İçin Neden 9 Aralık Bekleniyor?</p>

<p>Kamuda yıllardır tartışılan 4/D sürekli işçilerin yer değişikliği meselesinde hukuki tablo artık eskisi gibi değil.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, 696 sayılı KHK sürecinde taşerondan sürekli işçi kadrosuna geçirilen çalışanların görev yaptıkları teşkilat ve birime adeta “çakılı” kalmasına yol açan düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı buldu.</p>

<p>Yüksek Mahkeme kararını verdi.</p>

<p>Gerekçesini ortaya koydu.</p>

<p>Mutlak yer değişikliği yasağının Anayasa ile bağdaşmadığını tespit etti.</p>

<p>Şimdi milyonların değilse bile çok geniş bir kamu işçisi kitlesinin önündeki temel soru şu:</p>

<p>Madem yasak Anayasa’ya aykırı bulundu, yeni sistemin hazırlanması için neden son gün bekleniyor?</p>

<p>AYM’nin iptal ettiği hüküm ne?</p>

<p>Meselenin hukuki düğümü 375 sayılı KHK’nın geçici 23. maddesinde bulunuyor.</p>

<p>696 sayılı KHK ile taşeron işçiler için başlatılan kadroya geçiş sürecinin ardından kanunlaşan düzenlemede, sürekli işçi kadrosuna geçirilenlerin “çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde” istihdam edilmelerini öngören bir hüküm bulunuyordu.</p>

<p>Uygulamada bu ifade, söz konusu çalışanların başka bir il veya bölgeye yer değişikliği taleplerinin önündeki en önemli hukuki engellerden birine dönüştü.</p>

<p>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi önüne gelen bir uyuşmazlıkta konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.</p>

<p>AYM de 26 Kasım 2025 tarihli kararında söz konusu ibareyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti.</p>

<p>Karar 9 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.</p>

<p>AYM çok açık konuştu: Mutlak yasak olmaz</p>

<p>Kararın en önemli tarafı yalnızca birkaç kelimenin kanundan çıkarılması değil.</p>

<p>Mahkemenin gerekçesi çok daha önemli.</p>

<p>AYM, sürekli işçi kadrosuna geçirilen çalışanların hayatları boyunca yer değişikliğini gerektirebilecek çeşitli durumlarla karşılaşabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>İşçinin makul bir gerekçeye dayanan yer değişikliği talebinin, kurumun iş ve kadro durumu da dikkate alınarak değerlendirilmesinin mümkün olması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Başka bir ifadeyle yüksek mahkeme, “Bu çalışan hiçbir şart altında yer değiştiremez” anlayışını Anayasa’ya uygun bulmadı.</p>

<p>İşverenin talebi değerlendirebilmesi, işçiyi gözetme yükümlülüğünün dikkate alınması ve verilen kararın hukuki denetime açık olması gerektiği ortaya konuldu.</p>

<p>AYM, mutlak yasağın devletin çalışanları koruma yükümlülüğüyle bağdaşmadığı sonucuna vardı ve düzenlemeyi Anayasa’nın 49. maddesine aykırı buldu.</p>

<p>Kritik tarih: 9 Aralık 2026</p>

<p>Burada çok önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor.</p>

<p>AYM’nin kararı yayımlandığı gün yürürlüğe girmedi.</p>

<p>Mahkeme, iptal hükmünün Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.</p>

<p>Karar 9 Mart 2026’da yayımlandığı için mevcut düzenlemedeki iptal edilen ibare 9 Aralık 2026 tarihinde hukuk düzeninden çıkacak.</p>

<p>Dolayısıyla bugün itibarıyla “4/D kapsamındaki bütün işçilere tayin hakkı başladı” demek hukuken doğru değil.</p>

<p>Aynı şekilde AYM’nin bütün işçilere otomatik, koşulsuz ve istedikleri ile atanabilecekleri bir hak tanıdığını söylemek de doğru olmaz.</p>

<p>Mahkemenin ortadan kaldırdığı şey, yer değişikliğinin önündeki mutlak ve kategorik yasal engel.</p>

<p>Tam da bu nedenle 9 Aralık sonrası için nasıl bir sistem kurulacağı büyük önem taşıyor.</p>

<p>Dokuz aylık süre “dokuz ay hiçbir şey yapılmasın” anlamına gelmiyor</p>

<p>Asıl tartışılması gereken nokta da burada başlıyor.</p>

<p>AYM’nin yürürlüğü dokuz ay ertelemesi, kamu kurumlarının dokuz ay boyunca hiçbir hazırlık yapmadan beklemesini gerektirmiyor.</p>

<p>Tam tersine bu süre, ortaya çıkabilecek hukuki ve idari boşluğun giderilmesi için bir hazırlık dönemi olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>9 Aralık sabahı geldiğinde kamu kurumlarının önünde cevapsız onlarca soru bulunmamalı.</p>

<p>Kimler yer değişikliği isteyebilecek?</p>

<p>Eş durumu hangi şartlarda kabul edilecek?</p>

<p>Sağlık mazereti nasıl belgelendirilecek?</p>

<p>Engelli çalışanlar için hangi öncelikler uygulanacak?</p>

<p>Can güvenliği gibi olağanüstü durumlar nasıl ele alınacak?</p>

<p>Boş kadro şartı aranacak mı?</p>

<p>İl içi ve iller arası yer değişikliği birbirinden ayrılacak mı?</p>

<p>Başvurular yılda kaç kez alınacak?</p>

<p>Aynı yere birden fazla başvuru yapılması durumunda hangi kriter uygulanacak?</p>

<p>Hizmet süresi veya kıdem dikkate alınacak mı?</p>

<p>Talebi reddedilen işçiye gerekçe bildirilmesi zorunlu olacak mı?</p>

<p>Bunların tamamının 9 Aralık’tan önce belirlenmesi mümkün.</p>

<p>En hassas başlık aile birliği</p>

<p>4/D işçilerin yıllardır dile getirdiği en önemli sorunların başında eş durumu geliyor.</p>

<p>Bir kamu çalışanının Ankara’da, eşinin Samsun’da; birinin İstanbul’da, ailesinin başka bir şehirde yaşadığı örneklerde sorun yalnızca bir “personel hareketliliği” meselesi değil.</p>

<p>Ortada aile hayatını doğrudan etkileyen sosyal bir gerçeklik bulunuyor.</p>

<p>Üstelik AYM’nin gerekçesi de yer değişikliği ihtiyacının hayatın olağan akışı içerisinde ortaya çıkabileceğini kabul ediyor.</p>

<p>Bu nedenle hazırlanacak düzenlemede aile birliği mazeretinin açık ve objektif kriterlerle ele alınması önem taşıyor.</p>

<p>Sağlık mazereti de görmezden gelinemez</p>

<p>Bir başka önemli başlık sağlık.</p>

<p>Çalışanın kendisinin, eşinin, çocuğunun veya bakmakla yükümlü olduğu yakınlarının ciddi sağlık ihtiyaçlarının bulunması halinde, mevcut çalışma yerinin değiştirilememesi son derece ağır sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<p>Benzer şekilde engellilik ve can güvenliği gibi özel durumlar da sıradan isteğe bağlı yer değişikliği başvurularıyla aynı kefeye konulmamalı.</p>

<p>Nitekim Kamu Denetçiliği Kurumu da geçmiş değerlendirmelerinde katı uygulamanın özellikle engellilik ve can güvenliği gibi özel durumlarda mağduriyet yaratabileceğine dikkat çekmişti.</p>

<p>Memurla işçinin statüsü aynı değil ama aile aynı aile</p>

<p>Bu tartışmada sık yapılan bir hata var.</p>

<p>4/D sürekli işçi ile 657 sayılı Kanun’a tabi memurun hukuki statüsü aynı değildir.</p>

<p>Dolayısıyla memurların tayin sisteminin hiçbir değişiklik yapılmadan işçilere uygulanması hukuken zorunlu değildir.</p>

<p>Fakat statünün farklı olması, sosyal gerçekliği ortadan kaldırmıyor.</p>

<p>Memurun eşi de eş, işçinin eşi de.</p>

<p>Memurun çocuğu da çocuk, işçinin çocuğu da.</p>

<p>Sağlık sorunu, engellilik, aile bütünlüğü veya can güvenliği, bordrodaki personel statüsüne göre önem kazanıp kaybetmiyor.</p>

<p>İşte kurulacak yeni sistemin hukuki statü farklılığını korurken insan hayatının bu gerçeklerini de gözetmesi gerekiyor.</p>

<p>AYM “herkesi tayin edin” demedi</p>

<p>Beklentilerin yanlış yönlendirilmemesi açısından bu nokta özellikle vurgulanmalı.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi kararı, her 4/D işçinin istediği zaman istediği şehre atanacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>AYM’nin gerekçesi de iş ve kadro durumuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Dolayısıyla yeni sistemde kamu hizmetinin devamlılığı, personel ihtiyacı, boş pozisyon, meslek veya görev unvanı gibi kriterlerin bulunması mümkün.</p>

<p>Ancak artık tartışmanın merkezindeki temel ilke değişiyor:</p>

<p>Mutlak yasak yerine değerlendirme.</p>

<p>İşçinin talebi daha baştan kapının dışında bırakılmamalı.</p>

<p>Makul bir gerekçesi varsa kurum bunu değerlendirebilmeli; kabul veya ret kararını objektif kriterlere dayandırabilmeli.</p>

<p>9 Aralık’ta mevzuat boşluğu yaşanmamalı</p>

<p>Takvim hızla ilerliyor.</p>

<p>9 Aralık 2026 geldiğinde iptal hükmü yürürlüğe girecek.</p>

<p>O gün kamu kurumlarının önüne binlerce başvurunun gelmesi ihtimal dahilinde.</p>

<p>Bu nedenle merkezi ve kurum bazlı düzenlemelerin son haftalara bırakılması hem çalışanlar hem de idare açısından yeni uyuşmazlıklar doğurabilir.</p>

<p>Hazırlık bugünden yapılırsa başvuru takvimi, mazeretler, öncelikler, kadro kriterleri, değerlendirme komisyonları ve itiraz mekanizmaları önceden belirlenebilir.</p>

<p>Böylece AYM kararının yürürlüğe girdiği gün bir belirsizlik değil, hazır bir sistem karşılanmış olur.</p>

<p>Artık mesele tayin hakkının tartışılması değil, adil sistemin kurulması</p>

<p>AYM kararı sonrasında tartışmanın ekseni değişmiş durumda.</p>

<p>Yıllarca konuşulan “4/D sürekli işçiler yer değiştirebilmeli mi?” sorusunun yerine artık daha somut bir soru var:</p>

<p>Yer değişikliği hangi objektif ve adil kurallarla yapılacak?</p>

<p>Kamu hizmetinin aksamasına izin vermeyen ancak insanı da görev yaptığı binaya mahkûm etmeyen bir sistem kurulabilir.</p>

<p>Eş durumu, sağlık, engellilik ve can güvenliği gibi güçlü mazeretler önceliklendirilebilir.</p>

<p>İsteğe bağlı yer değişikliği için boş kadro, kıdem ve hizmet süresi gibi objektif kriterler getirilebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başvurular elektronik ortamda alınabilir ve boş pozisyonlar çalışanların görebileceği şekilde ilan edilebilir.</p>

<p>Ret kararlarının gerekçeli olması sağlanabilir.</p>

<p>Böyle bir sistem hem idareyi korur hem çalışanı.</p>

<p>Beklemek yerine hazırlanmak gerekiyor</p>

<p>9 Aralık’a yaklaşık dört ay kaldı.</p>

<p>Dört ay kısa bir süre değil.</p>

<p>Mevzuat hazırlamak, kurumların ihtiyaçlarını belirlemek, boş kadroları çıkarmak, başvuru sistemini oluşturmak ve objektif kriterleri belirlemek için kullanılabilecek önemli bir zaman dilimi.</p>

<p>Bu nedenle 4/D sürekli işçilerin beklentisi bugün “bizi koşulsuz tayin edin” şeklinde okunmamalı.</p>

<p>Beklenti daha temel:</p>

<p>Anayasa Mahkemesi’nin ortadan kaldırdığı mutlak yasağın yerine öngörülebilir, adil, insanı ve kamu hizmetini birlikte gözeten bir sistem kurulsun.</p>

<p>Çünkü 9 Aralık bir sürpriz tarih değil.</p>

<p>Aylar öncesinden belli.</p>

<p>Karar belli.</p>

<p>Gerekçe belli.</p>

<p>Sorun belli.</p>

<p>Çözüm için gerekli hazırlık süresi de var.</p>

<p>Şimdi yapılması gereken, takvim yapraklarının 9 Aralık’ı göstermesini beklemek değil; 9 Aralık geldiğinde sistemin hazır olmasını sağlamak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Anayasa Mahkemesi, E.2025/100, K.2025/242, 26 Kasım 2025</li>
 <li>Resmî Gazete, 9 Mart 2026, Sayı 33191</li>
 <li>Anayasa Mahkemesi Norm Denetimi Basın Duyurusu, 9 Mart 2026</li>
 <li>375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Geçici Madde 23</li>
 <li>7079 sayılı Kanun</li>
 <li>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi</li>
 <li>Kamu Denetçiliği Kurumu 2024 Yıllık Raporu</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/aym-karari-ortada-4d-iscilerin-tayin-duzenlemesi-icin-neden-9-aralik-bekleniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8207.jpeg" type="image/jpeg" length="98652"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Sağlıkta Yeni Bir Çağa Taşındı: İşte 2002’den Bugüne Büyük Değişim]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-saglikta-yeni-bir-caga-tasindi-iste-2002den-bugune-buyuk-degisim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/istanbul-saglikta-yeni-bir-caga-tasindi-iste-2002den-bugune-buyuk-degisim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, kentin sağlık altyapısında 2002’den bugüne yaşanan değişimi rakamlarla ortaya koydu. İstanbul’da hasta yatağı sayısı 19 bin 715’ten 46 bin 3’e, 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu sayısı 44’ten 384’e yükselirken; kamudaki uzman hekim ve hemşire sayısında da dikkat çekici artış sağlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul’un sağlık altyapısında büyük dönüşüm</p>

<p>İstanbul’da son 24 yılda sağlık yatırımlarından insan kaynağına, birinci basamak hizmetlerinden acil sağlık kapasitesine kadar birçok alanda önemli bir büyüme yaşandı.</p>

<p>İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hayata geçirilen Sağlıkta Dönüşüm Programı ve Türkiye Yüzyılı vizyonuyla İstanbul’un sağlık altyapısının önemli ölçüde güçlendirildiğini belirtti.</p>

<p>Güner’in paylaştığı verilere göre, İstanbul’da 2002 yılında 19 bin 715 olan hasta yatağı sayısı bugün 46 bin 3’e ulaştı. Mevcut yatak kapasitesinin 30 bin 726’sını nitelikli yataklar oluşturuyor.</p>

<p>Bu artış, yalnızca sayısal kapasitenin büyümesini değil, hastaların daha modern koşullarda sağlık hizmetine ulaşabilmesini sağlayan altyapının gelişimini de ortaya koyuyor.</p>

<p>Aile hekimliği İstanbul’un dört bir yanına yayıldı</p>

<p>Dönüşümün en dikkat çekici alanlarından biri de birinci basamak sağlık hizmetleri oldu.</p>

<p>2002 yılında İstanbul’da 217 sağlık ocağında 762 hekim görev yaparken, bugün 1.121 Aile Sağlığı Merkezinde 5 bin 78 aile hekimi vatandaşlara hizmet veriyor.</p>

<p>Böylece koruyucu sağlık hizmetlerinden kronik hastalıkların takibine, anne ve çocuk sağlığından rutin muayenelere kadar sağlık sisteminin ilk başvuru noktasındaki kapasite önemli ölçüde genişledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>112 istasyonu sayısı yaklaşık 9 katına çıktı</p>

<p>Acil sağlık hizmetlerindeki büyüme de rakamlara yansıdı.</p>

<p>İstanbul’da 2002 yılında 44 olan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu sayısı bugün 384’e yükseldi.</p>

<p>İstasyon ağının genişlemesi, milyonlarca kişinin yaşadığı İstanbul’da acil vakalara müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi açısından kritik önem taşıyor.</p>

<p>Uzman hekim sayısı 11 bini, hemşire sayısı 28 bini geçti</p>

<p>Sağlık altyapısındaki büyümeye sağlık insan gücündeki artış da eşlik etti.</p>

<p>Kamuda görev yapan uzman hekim sayısı 4 bin 141’den 11 bin 688’e yükseldi. Aynı dönemde hemşire sayısı 7 bin 104’ten 28 bin 672’ye ulaştı.</p>

<p>Böylece İstanbul’un yalnızca fiziki sağlık kapasitesi değil, bu kapasiteyi hizmete dönüştüren sağlık insan gücü de önemli ölçüde büyüdü.</p>

<p>Rakamlarla İstanbul’da sağlık dönüşümü</p>

<p>Hasta yatağı<br />
2002: 19.715<br />
Bugün: 46.003</p>

<p>Nitelikli yatak<br />
Bugün: 30.726</p>

<p>Birinci basamak<br />
2002: 217 sağlık ocağı / 762 hekim<br />
Bugün: 1.121 Aile Sağlığı Merkezi / 5.078 aile hekimi</p>

<p>112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu<br />
2002: 44<br />
Bugün: 384</p>

<p>Kamuda uzman hekim<br />
2002: 4.141<br />
Bugün: 11.688</p>

<p>Kamuda hemşire<br />
2002: 7.104<br />
Bugün: 28.672</p>

<p>“Bu dönüşümün merkezinde insanımız var”</p>

<p>İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, ortaya çıkan tablonun yalnızca rakamlardan ibaret olmadığına işaret ederek, artan kapasitenin daha güçlü hastaneler, daha hızlı müdahale ve daha erişilebilir sağlık hizmeti anlamına geldiğini vurguladı.</p>

<p>İstanbul’un modern hastaneleri, gelişen sağlık altyapısı, yetişmiş insan gücü ve ileri teknolojik imkânlarıyla Türkiye’nin sağlık vizyonunun en önemli merkezlerinden biri haline geldiğini belirten Güner, şu mesajı verdi:</p>

<p>“Güçlü sağlık altyapısı, güçlü insan kaynağı ve güçlü Türkiye demektir. Bu büyük dönüşümün merkezinde insanımız var. Daha erişilebilir, daha kaliteli ve daha güçlü bir sağlık sistemi için çalışmaya devam ediyoruz.”</p>

<p>Güner, İstanbul’un sağlık alanında ulaştığı noktayı ise şu ifadeyle özetledi:</p>

<p>“Sağlığın Başkenti, Şifanın Adresi: İstanbul.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-saglikta-yeni-bir-caga-tasindi-iste-2002den-bugune-buyuk-degisim</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 13:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8204.jpeg" type="image/jpeg" length="27567"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TEM Otoyolu’nda Acı Olay: Dr. Erkut Karaca Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tem-otoyolunda-aci-olay-dr-erkut-karaca-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tem-otoyolunda-aci-olay-dr-erkut-karaca-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düzce’de özel bir hastanede görev yaptığı belirtilen Dr. Erkut Karaca, TEM Otoyolu’nun Düzce kesiminde viyadükten düşerek hayatını kaybetti. Olayın intihar olabileceği yönünde iddialar gündeme gelirken, ölümün kesin nedeni yapılacak incelemelerin ardından netlik kazanacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TEM Otoyolu’nun Düzce kesiminde meydana gelen olayda Dr. Erkut Karaca hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen ilk bilgilere göre Karaca, 81 EK 200 plakalı aracını emniyet şeridine çekerek araçtan indi. Bir süre viyadük üzerinde bulunduğu belirtilen Karaca, daha sonra viyadükten düştü.</p>

<p>Olayı gören vatandaşların Düzce 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulunması üzerine bölgeye jandarma, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrollerde Dr. Erkut Karaca’nın hayatını kaybettiği belirlendi.</p>

<p>İNTİHAR İDDİASI ARAŞTIRILIYOR</p>

<p>Olayın ardından Dr. Erkut Karaca’nın yaşamına son vermiş olabileceği yönünde iddialar gündeme geldi. Ancak bu iddia henüz yetkili makamlar tarafından kesin olarak doğrulanmış değil.</p>

<p>Karaca’nın viyadükten nasıl düştüğü, olay öncesinde yaşananlar ve ölümün kesin nedeni yürütülen inceleme kapsamında araştırılıyor. Bu nedenle olayın intihar olduğuna ilişkin kesin bir ifade kullanmak için resmi soruşturmanın sonucunun beklenmesi gerekiyor.</p>

<p>DÜZCE’DE GÖREV YAPIYORDU</p>

<p>Dr. Erkut Karaca’nın Düzce’de özel bir hastanede görev yaptığı öğrenildi. Karaca’nın hayatını kaybetmesi yakınları ve sağlık camiasında büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Olayla ilgili başlatılan inceleme sürüyor. Yetkili makamların yapacağı açıklamalar ve inceleme sonuçlarının ardından ölümün nedeni ile olayın ayrıntılarının netleşmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tem-otoyolunda-aci-olay-dr-erkut-karaca-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8202.jpeg" type="image/jpeg" length="88636"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hücrelerin Demiri Kontrol Eden Yeni Savunması Ortaya Çıktı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hucrelerin-demiri-kontrol-eden-yeni-savunmasi-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hucrelerin-demiri-kontrol-eden-yeni-savunmasi-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cell dergisinde yayımlanan yeni araştırma, hücrelerde doğal olarak bulunan poliaminlerin kimyasal olarak aktif demiri kontrol altında tutan bir tampon sistemi gibi çalıştığını gösterdi. Poliamin düzeyi azaldığında reaktif demir arttı ve hücreler ferroptoz adı verilen demire bağlı hücre ölümüne karşı daha savunmasız hâle geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD’deki Whitehead Institute for Biomedical Research ve Massachusetts Institute of Technology (MIT) öncülüğündeki uluslararası araştırma ekibi, hücrelerin demirin zararlı kimyasal etkilerine karşı nasıl korunduğuna ilişkin yeni bir mekanizma ortaya çıkardı. İnsan hücrelerinde yapılan deneyler, genom çapında genetik taramalar, biyokimyasal çalışmalar ve canlı hücre görüntüleme yöntemleri, poliamin adı verilen küçük moleküllerin hücre içindeki reaktif demiri kontrol altında tutan doğal tamponlardan biri olduğunu gösterdi. Araştırma bir hasta tedavisi denemesi değil, temel ve translasyonel hücre biyolojisi çalışması niteliğinde. [1]<br />
Demir gerekli ama kontrolsüz kaldığında hücreye zarar verebilir<br />
Demir, insan vücudu ve hücrelerin normal çalışması için vazgeçilmez elementlerden biri. Enerji üretiminden bazı enzimlerin çalışmasına kadar çok sayıda biyolojik süreçte görev alıyor.<br />
Ancak hücre içinde kolayca kimyasal reaksiyona girebilen demir miktarı arttığında farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Bilim insanlarının “labile iron” olarak adlandırdığı bu hareketli ve reaktif demir havuzu, zararlı oksidasyon reaksiyonlarını tetikleyebiliyor.<br />
Bu reaksiyonlar özellikle hücre zarındaki yağ moleküllerine zarar verebiliyor. Hasar belirli bir düzeyi aştığında ise hücre, ferroptoz adı verilen özel bir ölüm sürecine girebiliyor. [1]<br />
Yeni çalışma, poliaminlerin bu reaktif demirin erişilebilirliğini sınırlandırarak hücrenin savunmasına katkı sağladığını ortaya koydu.<br />
Poliaminlerin yeni görevi ortaya çıktı<br />
Poliaminler; spermin, spermidin ve putresin gibi hücrelerde doğal olarak bulunan küçük moleküllerden oluşuyor. Bu maddelerin hücre büyümesi, bölünmesi, RNA yapısı ve metabolizma gibi çok sayıda süreçte görev aldığı uzun süredir biliniyor.<br />
Yeni araştırma ise poliaminlere bir görev daha ekledi.<br />
Bulgular, poliaminlerin kimyasal olarak aktif demirin erişilebilirliğini sınırlayan endojen, yani hücrenin kendi ürettiği demir tamponlarından biri olarak görev yaptığını gösterdi. [1]<br />
Başka bir ifadeyle poliaminler, demirin hücre içinde tamamen serbest ve yüksek derecede reaktif hâlde bulunmasını azaltan doğal bir kontrol mekanizmasının parçası olabilir.<br />
CRISPR taramasında GPX4 bağlantısı ortaya çıktı<br />
Araştırmacılar çalışmada genom çapında CRISPR-Cas9 taraması kullandı. Bu yöntem, binlerce genin tek tek etkisini inceleyerek hücrenin belirli bir koşul altında hangi genlere daha fazla ihtiyaç duyduğunu belirlemeye yardımcı oluyor.<br />
Poliamin düzeyi azaltıldığında araştırmacıların karşısına özellikle GPX4 adlı protein çıktı.<br />
GPX4, hücre zarındaki yağların aşırı oksitlenmesini engelleyen önemli savunma proteinlerinden biri. Poliaminler azaldığında hücrelerin yaşamını sürdürebilmek için GPX4’e çok daha fazla bağımlı hâle geldiği görüldü. [1]<br />
Bu sonuç, poliaminler ile ferroptoz arasında doğrudan bir biyolojik bağlantı bulunduğuna işaret etti.<br />
Ferroptoz ne anlama geliyor?<br />
Ferroptoz, demire bağımlı gelişen özel bir hücre ölümü biçimi.<br />
Bu süreçte reaktif demirin tetiklediği kimyasal reaksiyonlar, hücre zarındaki yağların oksitlenmesine neden oluyor. Hücrenin koruyucu sistemleri bu hasarı durduramazsa hücre zarı giderek bozuluyor ve hücre yaşamını sürdüremiyor.<br />
Ferroptoz son yıllarda özellikle kanser, nörodejeneratif hastalıklar ve yaşlanma araştırmalarında yakından inceleniyor.<br />
Yeni çalışmada poliamin miktarının azalmasıyla hücrelerin ferroptoza daha duyarlı hâle gelmesi, poliaminlerin bu ölüm mekanizmasına karşı doğal savunmanın parçalarından biri olduğunu gösterdi. [1]<br />
Canlı hücrelerde reaktif demiri izleyen sensör geliştirildi<br />
Çalışmanın dikkat çekici bölümlerinden biri de araştırmacıların canlı hücrelerin içindeki reaktif demir değişimini takip edebilmek için genetik olarak kodlanmış floresan bir sensör geliştirmesi oldu.<br />
Bu sistem sayesinde araştırmacılar hücre içindeki kolay reaksiyona girebilen demir miktarındaki değişimleri canlı hücrelerde izleyebildi.<br />
Sonuçlar belirgindi: Poliamin düzeyi düştükçe reaktif demir miktarı arttı. [1]<br />
Hücreler buna karşılık demiri daha güvenli biçimde depolayan ferritin sistemini devreye sokmaya çalıştı. Bu sonuçlar, poliaminlerin hücresel demir dengesinin korunmasında doğrudan rol oynadığı görüşünü güçlendirdi. [1]<br />
Kanser araştırmaları açısından neden önemli?<br />
Araştırmanın olası uygulama alanlarından biri kanser biyolojisi.<br />
Birçok kanser hücresinin hızlı büyüme ve çoğalma sırasında poliamin metabolizmasını yoğun biçimde kullandığı biliniyor. Bu nedenle poliamin üretimini veya kullanımını hedefleyen yaklaşımlar uzun süredir kanser araştırmalarında inceleniyor.<br />
Yeni çalışma farklı bir olasılığı gündeme getiriyor. Poliamin düzeyi azaltıldığında hücrelerin GPX4 savunmasına daha fazla bağımlı hâle gelmesi, gelecekte bu iki sistemin birlikte hedeflenmesinin bazı kanser hücrelerini ferroptoza daha duyarlı hâle getirip getirmeyeceğinin araştırılabileceğini düşündürüyor. [1]<br />
Ancak çalışma yeni bir kanser tedavisinin bulunduğunu göstermiyor. İnsan hastalarda tedavi etkinliği veya güvenliği test edilmedi. Bu nedenle laboratuvar bulgularından doğrudan klinik tedavi sonucu çıkarmak mümkün değil.<br />
Parkinson hastalığıyla olası bağlantı araştırılabilir<br />
Bulgular nörodejeneratif hastalıklar açısından da yeni araştırma soruları doğuruyor.<br />
Poliaminlerin hücre içinde taşınmasını etkileyen bazı genetik değişiklikler, nadir görülen erken başlangıçlı Parkinson hastalığı biçimleriyle ilişkilendirilmiş durumda. Parkinson hastalığında beynin bazı bölgelerinde demir birikimi de uzun süredir araştırılıyor.<br />
Poliaminlerin reaktif demiri tamponlayabildiğinin gösterilmesi, bu iki biyolojik olay arasında bir bağlantı bulunup bulunmadığının araştırılmasına yeni bir mekanistik zemin sağlayabilir.<br />
Ancak mevcut çalışma Parkinson hastalarında yapılmadı. Bu nedenle bulgular Parkinson hastalığının nedeni, tanısı veya tedavisi konusunda doğrudan bir sonuç ortaya koymuyor. [1]<br />
Sonuçlar günlük yaşam için ne anlama geliyor?<br />
Araştırmanın sonuçları, insanların poliamin içeren yiyecekleri daha fazla veya daha az tüketmesi gerektiği anlamına gelmiyor.<br />
Çalışma aynı zamanda spermidin veya başka bir poliamin takviyesinin kanserden, Parkinson hastalığından ya da başka bir hastalıktan koruduğunu da göstermiyor.<br />
Cell dergisinde 14 Ağustos 2026’da çevrim içi yayımlanan araştırma, esas olarak hücrelerin demir dengesini nasıl koruduğuna ilişkin temel biyolojiye yeni bir mekanizma ekliyor. Poliaminlerin gelecekte hastalık tedavisinde hedeflenip hedeflenemeyeceğini anlamak için önce hayvan çalışmaları ve ardından iyi tasarlanmış insan araştırmaları gerekiyor. [1]<br />
Kaynaklar<br />
[1] Sharma P, Keys HR, Mansell RP, Stark J, Girard L, Ausler C, ve ark. Polyamines buffer labile iron to suppress ferroptosis. Cell. 2026. DOI: 10.1016/j.cell.2026.07.040.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hucrelerin-demiri-kontrol-eden-yeni-savunmasi-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/hucrelerin-demiri-yeni-savunma-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="25225"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kan Testi Akciğer Kanseri Sinyalini Arıyor: FDA Süreci Hızlandırdı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kan-testi-akciger-kanseri-sinyalini-ariyor-fda-sureci-hizlandirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kan-testi-akciger-kanseri-sinyalini-ariyor-fda-sureci-hizlandirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[FDA, Freenome’un akciğer kanseri için geliştirdiği yapay zekâ destekli SimpleScreen Lung kan testine Breakthrough Device statüsü verdi. DNA metilasyonu ve protein verilerini birleştiren deneysel testin klinik geçerliliği geniş PROACT LUNG çalışmasında araştırılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Akciğer Kanserini Kandan Arayan Yapay Zekâ Testine FDA’dan Kritik Statü</p>

<p>Akciğer kanserinin erken yakalanmasını kolaylaştırabilecek yeni nesil kan testlerinde önemli bir düzenleyici gelişme yaşandı.</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Freenome tarafından geliştirilen SimpleScreen Lung adlı deneysel kan testine Breakthrough Device, yani Çığır Açan Cihaz statüsü verdi.</p>

<p>Yapay zekâ ve çoklu biyolojik veri analizini bir araya getiren test, özellikle akciğer kanseri açısından yüksek risk taşıdığı halde mevcut tarama programlarına katılmayan kişilerin belirlenmesine yardımcı olmak amacıyla geliştiriliyor.</p>

<p>Ancak karar, testin FDA tarafından kullanım için onaylandığı anlamına gelmiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Breakthrough Device statüsü, ciddi hastalıklarda önemli avantaj sağlayabilecek yeni teknolojilerin geliştirme ve değerlendirme sürecinde FDA ile daha yoğun iletişim kurulmasına olanak sağlayan bir düzenleyici mekanizma olarak kullanılıyor.</p>

<p>Tek tüp kandaki farklı kanser sinyallerini birleştiriyor</p>

<p>SimpleScreen Lung’ın temelinde klasik tek biyobelirteç yaklaşımından farklı bir teknoloji bulunuyor.</p>

<p>Test, kandaki DNA metilasyon özelliklerini ve proteinlerden elde edilen biyolojik sinyalleri birlikte değerlendiriyor.</p>

<p>DNA metilasyonu, genlerin çalışma biçimini değiştirebilen kimyasal işaretleri ifade ediyor. Kanser hücrelerinde bu işaretlerin düzeni sağlıklı hücrelerden farklılaşabiliyor.</p>

<p>Freenome’un geliştirdiği sistem bu moleküler bilgileri protein verileriyle bir araya getiriyor.</p>

<p>Ardından yapay zekâ ve makine öğrenmesi tabanlı sınıflandırıcı, elde edilen çok sayıda verinin içinde akciğer kanseriyle ilişkili bir sinyal bulunup bulunmadığını değerlendiriyor.</p>

<p>Bu yaklaşım bilim dünyasında multiomik, yani birden fazla biyolojik veri katmanını aynı analizde birleştiren yöntemler arasında yer alıyor.</p>

<p>Hedef BT’nin yerine geçmek değil</p>

<p>Yeni testle ilgili en önemli ayrıntılardan biri kullanım amacında bulunuyor.</p>

<p>SimpleScreen Lung, mevcut durumda akciğer kanseri taramasında kullanılan düşük doz bilgisayarlı tomografinin yerine geçmek için geliştirilmiyor.</p>

<p>Hedef, akciğer kanseri açısından yüksek risk taşıdığı halde önerilen taramaya katılmayan kişilere daha kolay uygulanabilecek bir ilk değerlendirme sunmak.</p>

<p>Testte kanserle ilişkili sinyal saptanan kişilerin daha sonra düşük doz BT gibi standart görüntüleme yöntemlerine yönlendirilmesi öngörülüyor.</p>

<p>Böylece basit bir kan örneğinin, tarama sistemine girmeyen yüksek riskli kişileri yakalayabilecek bir köprü işlevi görmesi amaçlanıyor.</p>

<p>673 kan örneğinde test edildi</p>

<p>SimpleScreen Lung için açıklanan geliştirme verileri, 2026 Amerikan Kanser Araştırmaları Derneği yıllık toplantısında bilim dünyasıyla paylaşıldı.</p>

<p>Testin performansı 673 plazma örneğinde değerlendirildi.</p>

<p>Bunların 363’ü farklı evrelerde akciğer kanseri bulunan kişilerden, 310’u ise kanser saptanmayan kontrol grubundan elde edildi.</p>

<p>Araştırma popülasyonu, özellikle 50-80 yaş arasındaki ve sigara kullanım öyküsü nedeniyle akciğer kanseri açısından yüksek risk taşıyan tarama grubunu temsil edecek biçimde seçildi.</p>

<p>Yapay zekâ modelinin geliştirilmesinde ise binlerce plazma ve doku örneğinden elde edilen veriler kullanıldı.</p>

<p>Duyarlılık yüzde 90’ın üzerine çıktı</p>

<p>İlk geliştirme verilerinde testin performansı farklı özgüllük eşiklerinde değerlendirildi.</p>

<p>Yüzde 50 özgüllük düzeyinde SimpleScreen Lung’ın akciğer kanserlerini yakalama duyarlılığı yüzde 90,7 olarak bildirildi.</p>

<p>Özgüllük yüzde 75’e yükseltildiğinde duyarlılık yüzde 80,4 düzeyinde gerçekleşti.</p>

<p>Bu sonuçlar testin biyolojik olarak güçlü bir kanser sinyali yakalayabildiğini düşündürüyor.</p>

<p>Ancak rakamların yorumlanmasında önemli bir nokta bulunuyor.</p>

<p>Daha yüksek duyarlılık uğruna özgüllüğün düşürülmesi, kanser olmadığı halde pozitif sonuç alan kişi sayısını artırabilir.</p>

<p>Bir tarama testinin gerçek klinik değerini yalnızca kaç kanseri yakaladığı değil, aynı zamanda ne kadar yanlış pozitif sonuç ürettiği de belirliyor.</p>

<p>Büyük klinik doğrulama sınavı başladı</p>

<p>SimpleScreen Lung’ın FDA tarafından gerçek klinik kullanım için değerlendirilmesinde en kritik aşamalardan biri PROACT LUNG araştırması olacak.</p>

<p>Prospektif ve çok merkezli olarak yürütülen çalışma, kan testinin gerçek tarama koşullarındaki performansını doğrulamayı amaçlıyor.</p>

<p>Araştırmaya akciğer kanseri açısından yüksek risk taşıyan ve standart olarak düşük doz BT taramasına uygun kişiler dahil ediliyor.</p>

<p>Katılımcılardan kan örneği alınırken aynı zamanda mevcut standartlara uygun düşük doz BT taraması gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Böylece kan testinin sonuçları gerçek klinik tarama bulgularıyla karşılaştırılabilecek.</p>

<p>Çalışmaya 20 bine kadar kişinin dahil edilmesi planlanıyor.</p>

<p>FDA statüsü ne anlama geliyor?</p>

<p>Breakthrough Device statüsü özellikle yanlış yorumlanmaması gereken bir düzenleyici karar.</p>

<p>Bu statünün verilmesi, FDA’nın testin etkinliğini kanıtladığı veya piyasaya sürülmesine izin verdiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Program, ciddi veya yaşamı tehdit eden hastalıkların daha etkili tanı ya da tedavisini sağlayabilecek teknolojilerin geliştirme sürecini desteklemek amacıyla kullanılıyor.</p>

<p>Freenome, klinik doğrulama çalışmaları tamamlandıktan sonra gerekli verileri FDA değerlendirmesine sunmak zorunda.</p>

<p>Testin gerçek tarama programlarına girip girmeyeceğini bu sonuçlar belirleyecek.</p>

<p>Akciğer kanserinde en büyük sorunlardan biri geç tanı</p>

<p>Akciğer kanseri dünya genelinde kanser ölümlerinin önde gelen nedenleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Hastalığın erken evrede yakalanması tedavi seçeneklerini ve uzun dönem sağkalım ihtimalini önemli ölçüde artırabiliyor.</p>

<p>Buna rağmen tarama kriterlerini karşılayan kişilerin önemli bir bölümü düşük doz BT taramasına düzenli olarak katılmıyor.</p>

<p>Bu nedenle araştırmacılar yıllardır akciğer kanserinin basit bir kan örneğinden yakalanmasını sağlayabilecek yöntemler üzerinde çalışıyor.</p>

<p>Kan testlerinin kolay uygulanabilmesi, rutin sağlık kontrollerine dahil edilebilmesi ve hastaların erişimini kolaylaştırması bu teknolojilerin en önemli potansiyel avantajları arasında bulunuyor.</p>

<p>Yapay zekâ tek başına tanı koymuyor</p>

<p>SimpleScreen Lung’ın yapay zekâ kullanması, sistemin bağımsız biçimde akciğer kanseri tanısı koyduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Yapay zekânın görevi kandaki çok sayıdaki moleküler sinyali birlikte analiz ederek kanserle ilişkili bir örüntü bulunup bulunmadığını hesaplamak.</p>

<p>Pozitif sonuç alınması halinde kişinin standart klinik değerlendirme ve görüntüleme yöntemlerine yönlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle teknoloji, hekimin ve görüntüleme yöntemlerinin yerini alan bir sistemden çok tarama zincirinin ilk basamaklarından biri olarak tasarlanıyor.</p>

<p>Türkiye açısından neden önemli?</p>

<p>Türkiye açısından gelişmenin önemini artıran temel unsurlardan biri tütün kullanımına bağlı akciğer kanseri yükü.</p>

<p>Kan temelli tarama teknolojilerinin klinik olarak doğrulanması halinde aile hekimliği, göğüs hastalıkları ve kanser tarama merkezleri üzerinden yüksek riskli kişilere ulaşmak için gelecekte yeni modeller geliştirilebilir.</p>

<p>Bununla birlikte böyle bir testin Türkiye’de kullanılabilmesi için yalnızca uluslararası düzenleyici onay yeterli olmayacak.</p>

<p>TİTCK süreçlerinin yanı sıra testin maliyeti, yanlış pozitif sonuçların sağlık sistemine getireceği ek BT ve biyopsi yükü, hangi yaş ve risk grubunda kullanılacağı ve mevcut tarama programlarına sağlayacağı ek yarar değerlendirilmek zorunda.</p>

<p>Asıl sınav henüz önünde</p>

<p>SimpleScreen Lung’ın şimdiye kadarki sonuçları dikkat çekici olsa da mevcut veriler henüz rutin akciğer kanseri taramasını değiştirmek için yeterli değil.</p>

<p>Geliştirme çalışmasında görülen yüksek duyarlılığın prospektif gerçek yaşam popülasyonunda korunup korunmadığı belirleyici olacak.</p>

<p>Özellikle erken evre kanserlerde performans, yanlış pozitif sonuçlar, taramaya katılım üzerindeki etkisi ve kanser kaynaklı ölümleri azaltıp azaltamayacağı gelecekte yanıtlanması gereken temel sorular arasında bulunuyor.</p>

<p>FDA’nın Breakthrough Device statüsü bu nedenle bir son noktadan çok, yapay zekâ destekli kan testinin büyük klinik sınava geçişinde önemli bir düzenleyici eşik olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Tanı veya tedavi önerisi niteliği taşımaz. Akciğer kanseri taraması kişinin yaşı, sigara öyküsü ve bireysel risk faktörleri dikkate alınarak sağlık profesyonelleri tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Freenome</li>
 <li>ABD Gıda ve İlaç Dairesi – Breakthrough Devices Programı</li>
 <li>PROACT LUNG klinik araştırması</li>
 <li>Amerikan Kanser Araştırmaları Derneği</li>
 <li>Patient Care Online </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kan-testi-akciger-kanseri-sinyalini-ariyor-fda-sureci-hizlandirdi</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8199.jpeg" type="image/jpeg" length="20785"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ameliyat Edilemeyen Nadir Eklem Tümörüne Yeni İlaç Onayı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ameliyat-edilemeyen-nadir-eklem-tumorune-yeni-ilac-onayi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ameliyat-edilemeyen-nadir-eklem-tumorune-yeni-ilac-onayi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu, semptomatik tenosinovyal dev hücreli tümörü bulunan ve cerrahiye uygun olmayan yetişkinler için vimseltinibi onayladı. Faz III çalışmada hastaların yüzde 40’ında objektif tümör yanıtı elde edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İngiltere’de nadir görülen ve eklem çevresindeki dokuları etkileyerek ağrı, şişlik, sertlik ve hareket kısıtlılığına yol açabilen tenosinovyal dev hücreli tümörün (TGCT) tedavisinde yeni bir ilaç kullanım için onaylandı.</p>

<p>İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA), 14 Ağustos 2026’da vimseltinib etken maddeli Romvimza’ya pazarlama izni verdi. Karar, semptomları bulunan ve hastalığın hareket kabiliyetini etkilediği ya da cerrahinin uygun olmadığı yetişkin hastaları kapsıyor.</p>

<p>Nadir görülen tümör eklem çevresinde gelişiyor</p>

<p>Tenosinovyal dev hücreli tümör, eklem ve tendonların çevresinde gelişen nadir bir tümör olarak biliniyor. Hastalık çoğunlukla diz ve ayak bileği gibi tek bir eklemi etkiliyor.</p>

<p>TGCT genellikle kanserli olmayan bir tümör olarak sınıflandırılsa da bulunduğu bölgede agresif davranabiliyor. Büyüyen tümör ağrı, şişlik ve sertliğe neden olabiliyor, eklem hareketlerini önemli ölçüde sınırlayabiliyor.</p>

<p>Bazı hastalarda cerrahi temel tedavi seçeneği olurken, tümörün konumu veya yaygınlığı nedeniyle ameliyat ciddi fonksiyon kaybı ve morbidite riski oluşturabiliyor.</p>

<p>Yeni onay özellikle bu hasta grubuna sistemik bir tedavi seçeneği sunması açısından önem taşıyor.</p>

<p>Tümörün büyümesindeki önemli mekanizmayı hedefliyor</p>

<p>Vimseltinib, CSF1R adı verilen reseptörü hedefleyen oral bir tirozin kinaz inhibitörü olarak geliştirildi.</p>

<p>TGCT’de CSF1-CSF1R sinyal yolunun tümör mikroçevresinin oluşmasında önemli rol oynadığı biliniyor. Vimseltinib bu mekanizmayı baskılayarak tümörün büyümesini destekleyen hücresel sürece müdahale etmeyi amaçlıyor.</p>

<p>İlacın dikkat çeken özelliklerinden biri kullanım sıklığı. MHRA’nın verdiği bilgiye göre kapsül formundaki tedavi haftada iki kez uygulanıyor.</p>

<p>Faz III çalışmada yüzde 40 objektif yanıt</p>

<p>Ruhsat kararının arkasındaki temel klinik kanıtlardan biri uluslararası MOTION Faz III çalışması oldu.</p>

<p>Randomize, çift kör ve plasebo kontrollü araştırma, 13 ülkedeki 35 uzman merkezde gerçekleştirildi. Çalışmaya cerrahi girişimin fonksiyon kaybını kötüleştirebileceği veya ciddi morbidite yaratabileceği düşünülen semptomatik TGCT hastaları dahil edildi.</p>

<p>Araştırmada hastalar vimseltinib veya plasebo almak üzere ayrıldı.</p>

<ol start="25">
 <li>haftada RECIST kriterlerine göre objektif yanıt oranı vimseltinib verilen 83 hastada yüzde 40 olarak belirlendi. Plasebo verilen 40 hastanın ise hiçbirinde objektif yanıt görülmedi.</li>
</ol>

<p>Başka bir ifadeyle vimseltinib grubundaki 83 hastanın 33’ünde ölçülebilir objektif tümör yanıtı saptandı.</p>

<p>Yalnızca tümör küçülmesi değil, hareket de değerlendirildi</p>

<p>Araştırmanın klinik açıdan dikkat çeken tarafı yalnızca görüntüleme yöntemleriyle ölçülen tümör yanıtının incelenmemesiydi.</p>

<p>Hastaların aktif eklem hareket açıklığı, fiziksel fonksiyonları, sertlik, ağrı ve genel sağlık durumları da değerlendirildi.</p>

<p>The Lancet’ta yayımlanan sonuçlarda vimseltinibin primer sonlanım noktasının yanı sıra temel ikincil sonlanım noktalarında da plaseboya kıyasla anlamlı ve klinik açıdan önemli iyileşmeler sağladığı bildirildi.</p>

<p>Bu durum TGCT açısından özellikle önem taşıyor. Hastalıkta tedavinin amacı yalnızca tümörü küçültmek değil, hastanın etkilenen eklemini daha rahat kullanabilmesini ve günlük yaşamını sürdürebilmesini sağlamak.</p>

<p>Yan etkiler de yakından izlenecek</p>

<p>Tedavinin yararlarının yanında güvenlilik profili de önem taşıyor.</p>

<p>MHRA’ya göre vimseltinib kullanan hastalarda sık görülebilen yan etkiler arasında yorgunluk, göz çevresi ile ayak ve ayak bileklerinde şişlik, kaşıntı, döküntü ve yüksek tansiyon bulunuyor.</p>

<p>Karaciğer enzimleri, kolesterol ve kreatinin düzeylerinde artış ile nötrofil adı verilen beyaz kan hücrelerinde azalma da bildirilen etkiler arasında.</p>

<p>İlaç ek güvenlilik izlemesine tabi tutulacak ve gebelik döneminde kullanılmaması gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cerrahinin zor olduğu hastalarda yeni seçenek</p>

<p>Vimseltinibin asıl klinik önemi, ameliyatın uygulanamadığı veya cerrahinin hastada ciddi fonksiyon kaybına yol açabileceği TGCT vakalarında ortaya çıkıyor.</p>

<p>Nadir görülmesine rağmen hastalık özellikle genç ve orta yaş grubundaki kişilerde uzun süreli ağrı ve hareket kısıtlılığı oluşturabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle bilim insanlarına göre tümör hacmini azaltmanın yanında ağrı, sertlik ve fiziksel fonksiyonda iyileşme sağlayabilen sistemik tedavilerin geliştirilmesi önemli.</p>

<p>Vimseltinibin İngiltere’de ruhsatlandırılması, bu alandaki tedavi seçeneklerinin genişlediğini gösteren yeni bir düzenleyici adım oldu.</p>

<p>Türkiye açısından neden önemli?</p>

<p>TGCT’nin nadir görülmesi nedeniyle Türkiye’deki kesin hasta sayısını ortaya koyan kapsamlı ulusal veriler sınırlı.</p>

<p>Bununla birlikte yeni tedavi özellikle ortopedi ve travmatoloji, ortopedik onkoloji, medikal onkoloji, radyoloji ve patoloji ekiplerinin birlikte değerlendirdiği ileri merkezler açısından önem taşıyor.</p>

<p>İlacın Türkiye’deki hastalara rutin olarak ulaşabilmesi için TİTCK ruhsatlandırması ve ardından geri ödeme koşullarının ayrıca değerlendirilmesi gerekecek.</p>

<p>İngiltere’deki yeni kararın ardından ilacın farklı ülkelerdeki ruhsat ve geri ödeme süreçleri Türkiye açısından da yakından izlenecek.</p>

<p>Vimseltinib, nadir bir hastalıkta yalnızca tümörü küçültmeye değil, hastanın hareket kabiliyeti ve günlük yaşamını iyileştirmeye odaklanan yeni nesil hedefe yönelik tedavilerin dikkat çekici örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Tanı veya tedavi önerisi niteliği taşımaz. Tedavi kararları hastanın klinik durumuna göre uzman hekim tarafından verilmelidir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ul>
 <li>İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA)</li>
 <li>The Lancet</li>
 <li>MOTION Faz III Araştırması</li>
 <li>ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi</li>
</ul>

<p>DOI: 10.1016/S0140-6736(24)00885-7<br />
PMID: <a href="tel:38843860">38843860</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>💊 İlaç</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ameliyat-edilemeyen-nadir-eklem-tumorune-yeni-ilac-onayi</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 12:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8198.jpeg" type="image/jpeg" length="42489"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anne Sütündeki Bir Protein Erken Yaşam Bağışıklığını Etkileyebilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/anne-sutundeki-bir-protein-erken-yasam-bagisikligini-etkileyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/anne-sutundeki-bir-protein-erken-yasam-bagisikligini-etkileyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cell dergisinde yayımlanan yeni çalışma, anne sütündeki osteopontin adlı proteinin bağırsak mikrobiyotasını değiştirerek akciğer bağışıklığının gelişimini destekleyebileceğini gösterdi. Ancak temel mekanizma insan bebeklerde değil, yenidoğan farelerde ortaya kondu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>QIMR Berghofer Medical Research Institute araştırmacılarının da yer aldığı uluslararası bir ekip, anne sütünde ve özellikle kolostrumda yüksek düzeyde bulunan osteopontin adlı proteinin erken yaşam bağışıklığı üzerindeki etkisini araştırdı. Cell dergisinde yayımlanan çalışmada, süt kaynaklı osteopontinin bulunmadığı yenidoğan farelerin ağır viral ve bakteriyel alt solunum yolu enfeksiyonlarına daha yatkın olduğu görüldü. Araştırmacılar bu etkinin bağırsak bakterileri ile akciğer bağışıklığı arasında uzanan biyolojik bir bağlantıyla ilişkili olduğunu ortaya koydu. [1]<br />
Osteopontin nedir?<br />
Osteopontin, insan vücudunda farklı dokularda bulunan ve bağışıklık sistemi, hücreler arası iletişim ve doku gelişimi gibi birçok süreçte görev alan bir proteindir.<br />
Bu protein anne sütünde de bulunur. Özellikle doğumdan sonraki ilk günlerde salgılanan kolostrumda yüksek düzeyde bulunması, araştırmacıların osteopontinin erken yaşam dönemindeki görevlerine odaklanmasına neden oluyor.<br />
Daha önceki araştırmalar süt osteopontininin bağırsak gelişimi, bağışıklık sistemi ve nörogelişimle ilişkili olabileceğini düşündürmüştü. Yeni çalışma ise bağırsak mikrobiyotası ile akciğer bağışıklığının gelişimi arasında daha ayrıntılı bir deneysel mekanizma ortaya koyuyor. [1][2]<br />
Osteopontin olmayınca enfeksiyon daha ağır seyretti<br />
Araştırmacılar, süt yoluyla osteopontin alamayan yenidoğan farelerde viral ve bakteriyel ağır alt solunum yolu enfeksiyonlarının daha ciddi seyrettiğini belirledi.<br />
Bu tablonun arkasındaki önemli değişikliklerden biri dendritik hücrelerde görüldü.<br />
Dendritik hücreler, bağışıklık sisteminin adeta “erken uyarı ve yönlendirme ekibi” gibi çalışan hücreleridir. Mikroplardan gelen işaretleri algılar ve bağışıklık sisteminin diğer hücrelerinin nasıl yanıt vereceğinin belirlenmesine yardımcı olur.<br />
Çalışmada süt osteopontininin bulunmaması, gelişmekte olan karaciğer ve akciğerde dendritik hücrelerin oluşum sürecinin, yani hematopoezin bozulmasıyla ilişkiliydi. [1]<br />
Bağırsaktaki bakteriler akciğer bağışıklığını etkileyebilir<br />
Çalışmanın dikkat çekici yönlerinden biri, etkinin yalnızca bağırsakta kalmadığını göstermesi oldu.<br />
Farelere ağız yoluyla osteopontin verildiğinde bağırsaklarda Lactobacillaceae ailesine ait bakterilerin miktarı arttı. Aynı zamanda kanda 3-fenillaktik asit, kısaca PLA adı verilen bir mikrobiyal metabolitin düzeyi yükseldi. [1]<br />
Metabolit, bakterilerin veya insan hücrelerinin gerçekleştirdiği kimyasal işlemler sonucunda ortaya çıkan küçük moleküllere verilen genel isimdir.<br />
Araştırmacılar PLA’nın yalnızca birlikte değişen bir gösterge olup olmadığını incelemekle yetinmedi. Bu molekülün bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerini de deneysel olarak sınadı.<br />
Bağırsaktan akciğere uzanan biyolojik zincir<br />
Deneyler sonucunda araştırmacılar osteopontin ile akciğer bağışıklığı arasında birkaç basamaktan oluşan bir mekanizma tanımladı.<br />
Osteopontin bağırsak mikrobiyotasını etkiliyor, Lactobacillaceae bakterilerindeki artış PLA düzeyinin yükselmesiyle birlikte görülüyor ve PLA da PPARγ adı verilen hücresel bir düzenleyici yol üzerinden etkisini gösterebiliyor. [1]<br />
Araştırmacılar ayrıca PLA verilmesinin veya PPARγ yolunun rosiglitazon adlı bir ilaçla uyarılmasının, hava yolu epitelinden kaynaklanan CCL25 adlı sinyal molekülü aracılığıyla lenfoid-miyeloid öncül hücrelerin akciğere çekilmesini desteklediğini gösterdi.<br />
Bu süreç, akciğerde dendritik hücrelerin gelişebileceği daha uygun bir biyolojik ortamın oluşmasına katkıda bulundu. [1]<br />
Başka bir ifadeyle araştırma, anne sütündeki bir proteinin doğrudan yalnızca akciğere etki etmesinden daha karmaşık bir tabloya işaret ediyor: Sütteki osteopontin önce bağırsak mikrobiyotasını etkiliyor, bakterilerin oluşturduğu metabolitler dolaşıma geçiyor ve bu biyolojik sinyaller gelişmekte olan akciğer bağışıklığını şekillendirebiliyor.<br />
Rosiglitazonla elde edilen sonuçlar da bu biyolojik yolun deneysel olarak doğrulanmasına yardımcı oldu. Ancak bu bulgu, ilacın bebeklerde kullanılması gerektiği anlamına gelmiyor; çalışma bu amaçla yapılmış bir insan tedavi araştırması değil. [1]<br />
Amaç mikrobu tamamen yok etmek değil<br />
Araştırmada öne çıkan kavramlardan biri de “hastalık toleransı” oldu.<br />
Bağışıklık sisteminin görevi yalnızca virüs veya bakterileri ortadan kaldırmak değildir. Vücudun enfeksiyon sırasında oluşabilecek doku hasarını sınırlandırabilmesi de önemlidir.<br />
Hastalık toleransı, vücudun mikropla karşılaşmasına rağmen enfeksiyonun oluşturduğu zararı mümkün olduğunca sınırlayabilme yeteneğini ifade eder.<br />
Araştırmacılar süt osteopontininin desteklediği bağırsak-bağışıklık ilişkisinin bu toleransın gelişmesine katkıda bulunabileceğini düşünüyor. [1]<br />
Bulgular anne sütü için ne anlama geliyor?<br />
Çalışma, anne sütünün yalnızca protein, yağ ve karbonhidrat sağlayan bir besin olmadığını bir kez daha gösteriyor. Anne sütünde bebeğin bağırsak mikrobiyotasını ve gelişmekte olan bağışıklık sistemini etkileyebilecek çok sayıda biyolojik olarak aktif madde bulunuyor.<br />
Osteopontin bunlardan yalnızca biri.<br />
Daha önce yayımlanan bilimsel değerlendirmelerde de insan sütünün osteopontin açısından zengin olduğu ve bu proteinin bağırsak gelişimi ile bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde rol oynayabileceği bildirilmişti. [2]<br />
Yeni araştırmanın farkı ise bağırsak bakterileri, bakterilerin oluşturduğu metabolitler ve akciğerdeki bağışıklık hücrelerinin gelişimi arasındaki bağlantıyı deneysel olarak daha ayrıntılı biçimde ortaya koyması.<br />
Sonuçlar insan bebeklere doğrudan uygulanamaz<br />
Araştırmanın en önemli sınırlılığı, haberin yorumlanmasında gözden kaçırılmamalı.<br />
Mekanizmayı ve solunum yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu etkiyi gösteren temel deneyler yenidoğan farelerde gerçekleştirildi. Bu nedenle sonuçlardan “osteopontin takviyesi bebeklerde solunum yolu enfeksiyonlarını önler” şeklinde bir klinik sonuç çıkarmak doğru değil.<br />
Aynı şekilde PLA veya PPARγ yolunu etkileyen ilaçlarla elde edilen sonuçlar da şu aşamada insan bebekler için bir tedavi önerisi anlamına gelmiyor.<br />
Araştırma ayrıca anne sütündeki tek bir bileşenin izole edilerek anne sütünün bütün etkilerini açıklayabileceği anlamına da gelmiyor. Anne sütü; antikorlar, proteinler, yağlar, oligosakkaritler ve çok sayıda başka biyolojik bileşenin birlikte bulunduğu son derece karmaşık bir yapı.<br />
Bununla birlikte Cell’de yayımlanan çalışma, erken yaşamda bağırsak mikrobiyotası ile akciğer bağışıklığının birbirinden bağımsız sistemler olmadığını gösteren önemli deneysel kanıtlar sunuyor. Bundan sonraki kritik soru, farelerde ortaya çıkarılan osteopontin–mikrobiyota–PLA–PPARγ–CCL25 zincirinin insan bebeklerde ne ölçüde geçerli olduğu ve bunun solunum yolu enfeksiyonlarının önlenmesinde klinik bir karşılığının bulunup bulunmadığı olacak.<br />
Kaynaklar<br />
[1] Howard DR, Rashid RB, Ahmed T, Namubiru P, Rana MS, Wilkins T, Morrow J, Creek DJ, Franco RA, Allenby MC, Turner DL, Werder RB, Manna S, Satzke C, Lim Y, Sun J, Dennis PG, Yadav A, Kueh AJ, Chung CK, Forbes-Blom E, Noti M, O’Regan J, Coelho LP, Brown CC, Morrison M, Phipps S. Milk osteopontin alters the infant microbiome to drive DC hematopoiesis and disease tolerance. Cell. 2026. DOI: 10.1016/j.cell.2026.07.022.<br />
[2] Sørensen ES, Christensen B. Milk Osteopontin and Human Health. Nutrients. 2023;15(11):2423. DOI: 10.3390/nu15112423.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/anne-sutundeki-bir-protein-erken-yasam-bagisikligini-etkileyebilir</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/osteopontin-kapali-dekolte-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="13557"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kilo artışının beyinden kaynaklanabileceğini gösteren hekim]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kilo-artisinin-beyinden-kaynaklanabilecegini-gosteren-hekim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kilo-artisinin-beyinden-kaynaklanabilecegini-gosteren-hekim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alfred Fröhlich, 1901’de incelediği genç bir hastada beyin tabanındaki tümör ile hızlı kilo artışı ve ergenlik gecikmesi arasında bağlantı kurdu. Bu vaka, beynin iştahı, enerji kullanımını ve hormonları yönettiğini gösteren nöroendokrinoloji alanının gelişmesine katkı sağladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Avusturyalı nörolog ve farmakolog Alfred Fröhlich, Viyana Üniversitesinde görev yaptığı dönemde 14 yaşındaki bir erkek hastayı inceleyerek hipofiz bezi çevresindeki tümörün kilo artışı, büyüme ve cinsel gelişim üzerindeki etkilerini tanımladı. Tek bir insan vakasına dayanan gözlemler, 1901’de Avusturya’da yayımlanan Wiener Klinische Rundschau adlı tıp dergisinde yer aldı. [1]<br />
Bugün “Fröhlich sendromu” veya “Babinski-Fröhlich sendromu” olarak bilinen tarihî tablo, beyindeki hipotalamus ve hipofiz çevresinde oluşan hasarın vücut ağırlığı ile hormon düzenini değiştirebileceğini gösterdi. Fröhlich’in çalışması, bütün kilo artışlarının aşırı yemekten veya hareketsizlikten kaynaklanmadığını düşündüren erken klinik örneklerden biri oldu.<br />
Beyin iştahı ve enerji tüketimini yönetiyor<br />
Hipotalamus, beynin küçük olmasına rağmen yaşamsal görevler üstlenen bir bölümüdür. Açlık, tokluk, susama, uyku, vücut sıcaklığı ve enerji harcaması gibi süreçlerin düzenlenmesine katkı sağlar.<br />
Hipofiz ise beynin tabanında bulunan, bezelye büyüklüğünde bir hormon bezidir. Büyüme, tiroit, üreme ve stresle ilgili birçok hormonun çalışmasını denetler. Hipotalamus ile hipofiz birbirine çok yakın konumda bulunur ve birlikte çalışan bir kontrol merkezi oluşturur.<br />
Bu bölgedeki bir tümör veya hasar, beynin vücuttan gelen “enerji yeterli” ve “artık yemek gerekmiyor” sinyallerini doğru değerlendirmesini engelleyebilir. Kişinin iştahı artabilir, tokluk hissi gecikebilir ve vücudun dinlenirken harcadığı enerji azalabilir.<br />
Böyle bir durumda kilo artışını yalnızca irade eksikliğiyle açıklamak bilimsel açıdan doğru değildir. Beyindeki kontrol devrelerinin zarar görmesi, kişinin aynı miktarda yemek yese bile daha az enerji harcamasına ve daha kolay kilo almasına yol açabilir.<br />
1901’deki hasta ne gösterdi?<br />
Fröhlich’in izlediği genç hastada alışılmadık yağlanma, büyüme ve ergenlik sorunları ile görme belirtileri bulunuyordu. Beyin tabanında, hipofiz çevresinde gelişen bir tümörden şüphelenildi.<br />
Fröhlich, hastada akromegali olmamasına özellikle dikkat çekti. Akromegali, büyüme hormonunun yetişkinlik döneminde aşırı salgılanması sonucu el, ayak ve yüz kemiklerinde büyümeye yol açan hastalıktır. Hastadaki tablo ise farklıydı: Büyümenin hızlanması yerine ergenlik gelişiminde gecikme ve belirgin kilo artışı görülüyordu. [1]<br />
Bu gözlem yalnızca bir hastaya dayanıyordu. Modern klinik araştırmalardaki kontrol grupları, beyin görüntüleme yöntemleri, hormon testleri ve genetik incelemeler o dönemde bulunmuyordu. Bu nedenle Fröhlich, hipotalamus ile hipofizin görevlerini bugünkü ayrıntılarıyla açıklayamamıştı.<br />
Fransız nörolog Joseph Babinski benzer bir tabloyu 1900’de bildirdi. Fröhlich’in 1901’de yayımladığı ayrıntılı vaka incelemesi ve daha sonra Harvey Cushing’in çalışmaları, beyin tabanındaki yapıların büyüme, üreme ve vücut ağırlığı üzerindeki etkisinin anlaşılmasına katkı sağladı. [2]<br />
Fröhlich sendromu bugün nasıl değerlendiriliyor?<br />
“Adipozogenital distrofi” adı verilen tarihî hastalık tanımı, günümüzde tek ve kesin bir hastalıktan çok, hipotalamus veya hipofiz çevresindeki bozuklukların oluşturduğu belirtiler bütünü olarak değerlendiriliyor. “Adipozogenital”, yağlanma ile üreme sistemindeki gelişim sorunlarının birlikte görülmesini ifade ediyor.<br />
Bu tabloya sahip kişilerde kilo artışının yanında büyüme geriliği, ergenliğin gecikmesi, görme bozukluğu, baş ağrısı, aşırı susama veya sık idrara çıkma gibi belirtiler görülebilir. Belirtiler, hasarın yerine ve hangi hormonların etkilendiğine göre değişir.<br />
Günümüzde benzer bir hızlı ve dirençli kilo artışı “hipotalamik obezite” olarak adlandırılabiliyor. Hipotalamik obezite, iştahı ve enerji harcamasını düzenleyen beyin bölgesinin hasar görmesi sonucu ortaya çıkan kilo artışıdır.<br />
Bu durum özellikle kraniyofarenjiyom adı verilen, hipofiz ve hipotalamusa yakın bölgede gelişen nadir bir beyin tümörüyle ilişkilendiriliyor. Tümörün kendisi, ameliyat veya ışın tedavisi hipotalamustaki kontrol yollarını etkileyebiliyor. Travma, inflamasyon ve bazı genetik hastalıklar da benzer bir tablo oluşturabiliyor. [3]<br />
Her kilo artışı beyin hastalığı anlamına gelmiyor<br />
Fröhlich’in çalışması, fazla kilosu bulunan herkeste beyin tümörü olduğu anlamına gelmez. Toplumdaki kilo artışının büyük bölümü genetik özellikler, beslenme düzeni, fiziksel hareket, uyku, kullanılan ilaçlar, ruhsal durum ve yaşanılan çevrenin ortak etkisiyle ortaya çıkar.<br />
Beyin veya hipofiz kaynaklı nedenler çok daha seyrektir. Buna karşılık kısa sürede açıklanamayan belirgin kilo artışına görme kaybı, şiddetli veya sürekli baş ağrısı, aşırı susama, büyüme geriliği ya da ergenlik gecikmesi eşlik ediyorsa hormon ve sinir sistemi açısından değerlendirme gerekebilir.<br />
Tanıda beyin manyetik rezonans görüntülemesi, yani MR; hormon testleri, büyüme ölçümleri ve görme alanı incelemeleri kullanılabilir. Tek başına tartıdaki değişim, hipotalamik obezite tanısı koymak için yeterli değildir.<br />
Tedavisi neden güç?<br />
Hipotalamik obezitede yalnızca daha az yemek ve daha fazla hareket etmek her zaman yeterli sonuç vermeyebilir. Çünkü sorun yalnızca alınan kalori miktarı değildir; tokluk hissi, enerji harcaması, uyku düzeni ve otonom sinir sistemi de etkilenebilir. Otonom sinir sistemi, kalp atışı ve sindirim gibi istem dışı çalışan vücut işlevlerini yönetir.<br />
Tedavide öncelikle tümör veya başka bir beyin hastalığı varsa bunun yönetilmesi gerekir. Eksik hormonlar uygun şekilde yerine konabilir. Beslenme planı, uyku düzeni, fiziksel hareket ve metabolik risklerin takibi de tedavinin parçalarıdır.<br />
İngiltere’de Sheffield Üniversitesi ve Sheffield Çocuk Hastanesi ile ABD’de Washington Üniversitesi ve Seattle Çocuk Araştırma Enstitüsünden bilim insanlarının hazırladığı güncel bir inceleme, hipotalamik obezitede GLP-1 reseptör agonistleri olarak bilinen ilaçlarla yapılmış araştırmaları değerlendirdi. Journal of the Endocrine Society dergisinde yayımlanan inceleme; yedi vaka bildirimi, beş vaka serisi ve iki klinik çalışmayı kapsadı. [4]<br />
Bazı hastalarda kilo ve metabolik değerlerde iyileşme bildirilse de sonuçlar bütün araştırmalarda aynı değildi. Çalışmaların çoğunda katılımcı sayısı azdı; kullanılan ölçütler ve tedavi süreleri de birbirinden farklıydı. Araştırmacılar, bu ilaçların hipotalamik obezitedeki etkisini belirlemek için daha büyük ve kontrollü çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguladı. [4]<br />
Nöroendokrinolojinin yolunu açtı<br />
Alfred Fröhlich, 15 Ağustos 1871’de Viyana’da doğdu. Nöroloji, farmakoloji ve hormon bilimi üzerinde çalışan Fröhlich, merkezi sinir sistemi ile iç organların çalışmasını düzenleyen sinir yollarını araştırdı.<br />
Yahudi kökenli bir bilim insanı olan Fröhlich, Nazi yönetiminin Avusturya’yı ilhak etmesinin ardından ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı. Araştırmalarını ABD’de Cincinnati’deki Jewish Hospital bünyesinde bulunan May Institute of Medical Research’te sürdürdü. [2]<br />
Fröhlich’in 1901 tarihli yayını, bugünün ölçütleriyle küçük ve tanımlayıcı bir vaka bildirimiydi. Ancak bu tek hasta, beynin yalnızca düşünce ve hareketi değil; açlığı, büyümeyi, üremeyi ve enerji dengesini de yönettiğinin anlaşılmasına yardım etti. Günümüzdeki bilgiler, onun gözlemini genişletirken önemli bir sınırı da ortaya koyuyor: Beyin kaynaklı kilo artışı gerçektir, fakat nadirdir ve yalnızca vücut ağırlığına bakılarak teşhis edilemez.<br />
Kaynaklar<br />
[1] Fröhlich A. Ein Fall von Tumor der Hypophysis Cerebri ohne Akromegalie. Wiener Klinische Rundschau. 1901;15:883-886, 906-908.<br />
[2] Triarhou L. C. The Pioneer Neuropharmacologist Alfred Fröhlich (1871-1953) and the Origins of Neuroendocrinology: A Sesquicentennial Remembrance. The Neuroscientist. 2023;29(1):19-29. DOI: 10.1177/10738584211016777<br />
[3] Kim J. H., Choi J. H. Pathophysiology and Clinical Characteristics of Hypothalamic Obesity in Children and Adolescents. Annals of Pediatric Endocrinology &amp; Metabolism. 2013;18(4):161-167. DOI: 10.6065/apem.2013.18.4.161<br />
[4] Dimitri P., Roth C. L. Treatment of Hypothalamic Obesity With GLP-1 Analogs. Journal of the Endocrine Society. 2025;9(1):bvae200. DOI: 10.1210/jendso/bvae200</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kilo-artisinin-beyinden-kaynaklanabilecegini-gosteren-hekim</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/alfred-frohlich-haber-gorseli-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="96099"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kilo vermeye çalışanlar dikkat: Meyveyi öğünden önce yemek daha fazla tokluk sağlayabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kilo-vermeye-calisanlar-dikkat-meyveyi-ogunden-once-yemek-daha-fazla-tokluk-saglayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kilo-vermeye-calisanlar-dikkat-meyveyi-ogunden-once-yemek-daha-fazla-tokluk-saglayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meyvenin yalnızca türü ve miktarı değil, öğünün hangi aşamasında tüketildiği de kilo kontrolü ve kan şekeri açısından önem taşıyabilir. İnsanlarda yapılan küçük klinik çalışmalar ve daha geniş bilimsel değerlendirmeler, özellikle bütün meyvenin öğünden önce tüketilmesinin tokluğu artırabileceğine ve bazı durumlarda yemek sonrası kan şekeri yükselişini sınırlayabileceğine işaret ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meyve tüketiminde yıllardır “hangi meyve daha sağlıklı?” sorusu öne çıkarken, bilimsel çalışmalar başka bir ayrıntıya daha dikkat çekiyor: Meyvenin ne zaman ve öğünün hangi aşamasında yenildiği.</p>

<p>Beslenme araştırmalarından elde edilen bulgular, özellikle kilo kontrolü hedefleyen kişilerde bütün meyvenin ana öğünden önce tüketilmesinin tokluk hissini artırabileceğini ve ardından yenilen yemek miktarını azaltabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Kan şekeri açısından ise tablo daha ayrıntılı. Meyvenin türü, porsiyonu, bütün veya işlenmiş olması ve yanında tüketilen diğer besinler kan şekerinin ne kadar hızlı yükseleceğini etkileyebiliyor.</p>

<p>Öğünden önce elma tüketenler daha az kalori aldı</p>

<p>Bu konuda dikkat çeken insan çalışmalarından birinde 17 sağlıklı genç erkeğin 120 gram kırmızı elmayı öğünden önce veya sonra tüketmesinin etkileri karşılaştırıldı.</p>

<p>Elmanın yemekten önce tüketildiği durumda katılımcıların tokluk hissinin daha yüksek olduğu belirlendi.</p>

<p>Daha dikkat çekici sonuç ise daha sonra yenilen yemekte ortaya çıktı. Meyveyi öğünden önce tüketen katılımcıların sonraki enerji alımı, meyve tüketilmeyen duruma kıyasla yüzde 18,5, yaklaşık 166 kalori daha düşük bulundu.</p>

<p>Araştırmada kan şekeri açısından gruplar arasında anlamlı bir farklılık saptanmadı. Bu nedenle sonuçlar, “meyveyi yemekten önce tüketmek kan şekerini mutlaka düşürür” şeklinde yorumlanamıyor.</p>

<p>Bununla birlikte çalışma, ana öğünden önce bütün meyve tüketmenin iştah kontrolüne yardımcı olabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Kivi çalışmasında kan şekeri zirvesi dikkat çekti</p>

<p>Meyvenin tüketim zamanını inceleyen başka bir küçük araştırmada ise 20 sağlıklı yetişkin değerlendirildi.</p>

<p>Katılımcılara kivi ve tahıl içeren farklı öğünler verilerek kivinin tahıldan 90 veya 30 dakika önce, aynı anda ya da 30 dakika sonra tüketilmesinin kan şekeri üzerindeki etkisi incelendi.</p>

<p>Kivinin nişastalı besinden yaklaşık 30 dakika önce tüketildiği durumda kan şekerindeki en yüksek yükselişin belirgin biçimde daha düşük olduğu görüldü.</p>

<p>Ancak bu araştırmanın yalnızca 20 kişiyle ve belirli bir meyve-öğün kombinasyonuyla yapılmış olması önemli bir sınırlılık oluşturuyor. Sonucun bütün meyvelere ve herkese doğrudan uygulanması mümkün değil.</p>

<p>Daha geniş inceleme de “yeme sırasına” işaret ediyor</p>

<p>Besinlerin tüketilme sırasını değerlendiren yakın tarihli bir sistematik incelemede de benzer yönde sonuçlar bildirildi.</p>

<p>Toplam 107 sağlıklı yetişkinin yer aldığı altı araştırmayı değerlendiren bilim insanları, sebze, meyve veya protein açısından zengin besinlerin karbonhidrat ağırlıklı yiyeceklerden önce tüketilmesinin yemek sonrası kan şekeri yükselişini azaltabildiğini bildirdi.</p>

<p>Ancak araştırmacılar, mevcut çalışmaların katılımcı sayılarının küçük olduğuna dikkat çekerek daha büyük ve uzun süreli klinik araştırmalara ihtiyaç bulunduğunu vurguladı.</p>

<p>Bu nedenle besin sıralaması umut verici bir yaklaşım olarak görülse de tek başına kan şekeri kontrol yöntemi olarak değerlendirilmemeli.</p>

<p>Diyabeti olanların meyveyi tamamen bırakması gerekmiyor</p>

<p>Meyvenin doğal şeker içermesi, diyabeti olan kişilerin meyveden tamamen uzak durması gerektiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Diyabetli kişilerde yapılan 19 randomize kontrollü araştırmayı ve toplam 888 katılımcıyı kapsayan bir meta-analizde, meyve tüketiminin açlık kan şekerinde düşüşle ilişkili olduğu bildirildi. Buna karşılık uzun dönem kan şekeri kontrolünü gösteren HbA1c değerinde anlamlı bir değişiklik saptanmadı.</p>

<p>Bu sonuç da meyvenin kan şekeri üzerindeki etkisinin “meyve şekerdir, yenmemelidir” şeklinde basit bir yaklaşımla açıklanamayacağını gösteriyor.</p>

<p>Porsiyon büyüklüğü, meyvenin türü ve kişinin kullandığı ilaçlar dahil olmak üzere birçok faktör önem taşıyor.</p>

<p>Bütün meyve tercih etmek neden önemli?</p>

<p>Meyvenin nasıl tüketildiği de zamanlaması kadar önemli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bütün meyvede bulunan lif, sindirim ve emilim sürecini etkiliyor. Meyve suyu haline getirildiğinde ise meyvenin doğal yapısı değişiyor ve kısa sürede daha fazla karbonhidrat tüketmek kolaylaşabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle kilo ve kan şekeri kontrolü açısından genel yaklaşım, meyve suyu yerine mümkün olduğunca bütün meyvenin tercih edilmesi yönünde.</p>

<p>Meyveyi yoğurt, kuruyemiş veya benzeri protein ve yağ içeren besinlerle birlikte tüketmek de öğünün sindirim hızını ve tokluk hissini etkileyebilir.</p>

<p>“Gece meyve yenmez” iddiasını destekleyen güçlü kanıt yok</p>

<p>Meyve tüketimiyle ilgili yaygın inanışlardan biri de akşam veya gece meyve yemenin doğrudan kilo aldırdığı yönünde.</p>

<p>Mevcut bilimsel veriler, belirli bir saatten sonra tüketilen meyvenin tek başına kilo artışına neden olduğunu göstermiyor.</p>

<p>Kilo değişiminde günün tek bir saatinden çok toplam enerji alımı, beslenme düzeninin bütünü, fiziksel aktivite ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları önem taşıyor.</p>

<p>Benzer şekilde meyvenin mutlaka aç karnına ve diğer bütün yiyeceklerden ayrı tüketilmesi gerektiğini gösteren güçlü bilimsel kanıt da bulunmuyor.</p>

<p>En güçlü mesaj: Saatten çok bütün beslenme düzeni önemli</p>

<p>Araştırmaların ortaya koyduğu tablo, meyve tüketiminde herkese uygulanabilecek tek bir “mükemmel saat” bulunmadığını gösteriyor.</p>

<p>Kilo kontrolü hedefleyen kişilerde ana öğünden kısa süre önce bütün meyve tüketmek tokluğu artırarak sonraki öğünde daha az yemek yenmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Kan şekeri kontrolünde ise meyvenin porsiyonu, türü ve öğündeki diğer besinlerle birlikte nasıl tüketildiği daha önemli hale geliyor.</p>

<p>Özellikle diyabet tedavisi gören kişilerin meyve tüketimini yalnızca saat üzerinden planlamak yerine kişisel beslenme programları ve tedavileriyle birlikte değerlendirmeleri gerekiyor.</p>

<p>Bilimsel çalışmaların önemli bölümü küçük katılımcı gruplarıyla gerçekleştirildiğinden, meyvenin tüketim zamanının uzun vadede kilo kaybı veya diyabet kontrolü üzerinde ne ölçüde fark oluşturduğunu belirlemek için daha büyük klinik araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ul>
 <li>International Journal of Environmental Research and Public Health</li>
 <li>Frontiers in Endocrinology</li>
 <li>American Society for Nutrition</li>
 <li>Nutrition Reviews</li>
 <li>Health</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kilo-vermeye-calisanlar-dikkat-meyveyi-ogunden-once-yemek-daha-fazla-tokluk-saglayabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8195.jpeg" type="image/jpeg" length="81546"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[مانشستر سيتي يتوصل إلى اتفاق مع القادسية بشأن انتقال تيجاني ريندرز]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/manshstr-syty-ytosl-al-atfak-maa-alkadsy-bshan-antkal-tygany-ryndrz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/manshstr-syty-ytosl-al-atfak-maa-alkadsy-bshan-antkal-tygany-ryndrz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[توصل مانشستر سيتي إلى اتفاق مع نادي القادسية السعودي بشأن انتقال لاعب الوسط الهولندي تيجاني ريندرز، في صفقة تقترب من مراحلها النهائية بعد تقدم المفاوضات بين الأطراف المعنية.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>توصل نادي مانشستر سيتي الإنجليزي إلى اتفاق مع القادسية السعودي بشأن انتقال لاعب الوسط الهولندي تيجاني ريندرز، في واحدة من أبرز تحركات سوق الانتقالات.</p>

<p>وبحسب التقارير المتداولة في وسائل الإعلام البريطانية، نجح القادسية في التوصل إلى اتفاق مع مانشستر سيتي على الشروط المتعلقة بالصفقة، بينما بات انتقال اللاعب إلى الدوري السعودي قريباً من الاكتمال.</p>

<p>وتشير التقارير إلى أن قيمة الصفقة تدور حول 51 إلى 52 مليون جنيه إسترليني، أي ما يقارب 60 إلى 61 مليون يورو.</p>

<p>كما أفادت المعلومات بأن ريندرز وافق على الانتقال، على أن تستكمل الإجراءات النهائية التي تشمل الفحوصات الطبية وتوقيع العقود والوثائق الرسمية قبل الإعلان عن الصفقة.</p>

<p>ريندرز يقترب من مغادرة مانشستر سيتي</p>

<p>كان تيجاني ريندرز قد انتقل إلى مانشستر سيتي قادماً من ميلان الإيطالي، إلا أن رحلته مع النادي الإنجليزي تتجه الآن نحو نهايتها في ظل الاتفاق الذي تم التوصل إليه مع القادسية.</p>

<p>ويُعد اللاعب الهولندي من لاعبي خط الوسط القادرين على أداء أدوار متعددة، سواء في بناء الهجمات أو التقدم إلى المناطق الهجومية، وهو ما جعله هدفاً مهماً للنادي السعودي.</p>

<p>القادسية يعزز صفوفه</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ويأتي التحرك لضم ريندرز ضمن مساعي القادسية لتعزيز تشكيلته بعناصر دولية ذات خبرة في البطولات الأوروبية الكبرى.</p>

<p>وفي حال استكمال الفحص الطبي والإجراءات التعاقدية دون أي عقبات، من المنتظر أن يصبح ريندرز لاعباً جديداً في صفوف القادسية، لتنتهي بذلك واحدة من أبرز ملفات الانتقالات بين الدوري الإنجليزي والدوري السعودي. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/manshstr-syty-ytosl-al-atfak-maa-alkadsy-bshan-antkal-tygany-ryndrz</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8194.jpeg" type="image/jpeg" length="93777"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Manchester City agree deal for Tijjani Reijnders to join Al-Qadsiah]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/manchester-city-agree-deal-for-tijjani-reijnders-to-join-al-qadsiah</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/manchester-city-agree-deal-for-tijjani-reijnders-to-join-al-qadsiah" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Manchester City have reportedly reached an agreement with Saudi Arabian club Al-Qadsiah over the transfer of Dutch midfielder Tijjani Reijnders.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>The deal is understood to be worth around £51–52 million, with Reijnders also reportedly agreeing personal terms with the Saudi Pro League side.</p>

<p>The 28-year-old midfielder is now expected to undergo a medical before completing the remaining formalities and signing his contract.</p>

<p>The latest developments suggest the move has progressed beyond the initial negotiation stage, although an official announcement from the clubs remains the final confirmation.</p>

<p>Reijnders joined Manchester City from AC Milan and has since attracted interest from Saudi Arabia. Al-Qadsiah’s move for the Netherlands international represents another significant investment as the club continues to strengthen its squad.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>The Dutch midfielder is known for his ability to carry the ball through midfield, contribute in attacking areas and operate in several central roles.</p>

<p>If completed, the transfer would give Al-Qadsiah an experienced midfielder with Premier League, Serie A and international experience.</p>

<p>For Manchester City, the reported fee would also represent a significant return on Reijnders.</p>

<p>With an agreement between the clubs reportedly in place and personal terms understood to have been settled, the medical, final paperwork and official announcement are now expected to determine when the transfer is completed.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/manchester-city-agree-deal-for-tijjani-reijnders-to-join-al-qadsiah</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8193.jpeg" type="image/jpeg" length="20210"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gerty Cori: Vücudun şeker döngüsünü çözen bilim insanı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gerty-cori-vucudun-seker-dongusunu-cozen-bilim-insani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gerty-cori-vucudun-seker-dongusunu-cozen-bilim-insani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gerty Cori, kasların kullandığı şekerin karaciğerde nasıl yeniden üretilebildiğini ortaya koydu. Metabolizma hastalıklarının anlaşılmasına katkı sağlayan çalışmaları, 1947 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü getirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>ABD’de Roswell Park’taki araştırma enstitüsü ile Washington Üniversitesi Tıp Fakültesinde çalışan Gerty Cori ve eşi Carl Cori, kas ile karaciğer arasındaki şeker döngüsünü açıkladı. İnsanlar üzerinde yapılmış bir klinik deney olmayan çalışmalar; deney hayvanları, hayvan dokuları ve laboratuvarda incelenen enzimler üzerinde yürütüldü. Bulgular, bugün “Cori döngüsü” olarak bilinen temel metabolizma sürecinin anlaşılmasını sağladı.<br />
Gerty Cori’nin doğum tarihi konusunda tarihî kaynaklar arasında farklılık bulunuyor. Nobel Foundation kayıtları 15 Ağustos 1896’yı, ABD National Academy of Sciences tarafından yayımlanan biyografi ise 8 Ağustos 1896’yı gösteriyor. Her iki kaynak da Cori’nin dönemin Avusturya-Macaristan İmparatorluğu sınırlarındaki Prag’da doğduğu konusunda birleşiyor. [1] [2]<br />
Tıp eğitimi alan ve araştırmalarını ABD’de sürdüren Cori, 1947’de Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü kazanan ilk kadın oldu. Ödülü eşi Carl Cori ve Arjantinli fizyolog Bernardo Houssay ile paylaştı. [3]<br />
Vücut şekeri nasıl enerjiye çeviriyor?<br />
Besinlerle alınan karbonhidratlar sindirim sırasında büyük ölçüde glikoza, yani vücudun temel yakıtlarından biri olan basit şekere dönüşür. Hemen kullanılmayan glikozun bir bölümü, özellikle karaciğer ve kaslarda glikojen adı verilen depo şekeri biçiminde saklanır.<br />
Hızlı koşmak, ağır kaldırmak veya merdivenleri aceleyle çıkmak gibi yoğun hareketlerde kasların kısa sürede daha fazla enerjiye ihtiyacı olur. Kas hücreleri, glikozu parçalayarak hücrenin kullanabileceği enerji moleküllerini üretir. Enerji ihtiyacının hızla arttığı yoğun egzersiz sırasında laktat üretimi de belirgin biçimde artar.<br />
Laktat yalnızca oksijen yetersizliğinde oluşan zararlı bir atık değildir. Vücut dinlenirken ve yeterli oksijen bulunurken de laktat üretilebilir. Kalp, beyin ve kaslar bu maddeyi yakıt olarak kullanabilir.<br />
Cori döngüsü, kaslarda oluşan laktatın nasıl yeniden değerlendirildiğini açıklar. Laktat kana geçer, karaciğere taşınır ve burada yeniden glikoza çevrilir. Glikoz daha sonra kana verilebilir ve tekrar kaslar tarafından kullanılabilir. Böylece kas ile karaciğer arasında bir enerji geri dönüşüm hattı kurulur. [1]<br />
Bu sistem şehirdeki bir geri dönüşüm ağına benzetilebilir. Kaslar, çalışırken artan laktatın bir bölümünü dolaşıma verir; karaciğer bu maddeyi işler ve yeniden kullanılabilecek şekere dönüştürür. Ancak bu dönüşüm bedelsiz değildir. Karaciğer, laktattan glikoz üretirken enerji harcar.<br />
Keşif tek bir deneyle ortaya çıkmadı<br />
Cori döngüsü, sağlıklı gönüllüler üzerinde yapılan tek bir araştırmanın sonucu değildi. Gerty ve Carl Cori, 1920’li yıllarda ABD’nin Buffalo kentindeki New York Eyaleti Kötücül Hastalıkları Araştırma Enstitüsünde, daha sonra Roswell Park adıyla anılan merkezde çalıştı.<br />
Araştırmacılar, deney hayvanlarına verilen şekerin ve kaslarda depolanan glikojenin vücutta nasıl değiştiğini inceledi. Journal of Biological Chemistry dergisinde 1929’da yayımlanan çalışmalarında, laktatın karaciğerde yeniden glikojen oluşumuna katılabildiğine ilişkin deneysel veriler sundular. [4]<br />
Çalışmalarını ABD’nin St. Louis kentindeki Washington Üniversitesi Tıp Fakültesinde sürdüren çift, glikojenin parçalanması sırasında ortaya çıkan glikoz-1-fosfat adlı ara maddeyi de belirledi. “Cori esteri” olarak da bilinen bu madde, depo şekerinin hücreler tarafından kullanılabilir hâle getirilmesindeki önemli basamaklardan biridir.<br />
Bu bulgular yalnızca vücudun şeker kullanımını açıklamadı. Enzimlerin, yani vücuttaki kimyasal işlemleri hızlandıran proteinlerin metabolizmadaki görevlerini ortaya koyan araştırmalara da temel hazırladı.<br />
Nobel Komitesi, 1947’de verilen ödülün yarısını “glikojenin katalitik dönüşüm sürecini keşfetmeleri” nedeniyle Gerty ve Carl Cori arasında paylaştırdı. Ödülün diğer yarısını, hipofiz bezinin şeker metabolizmasındaki rolünü araştıran Bernardo Houssay aldı. [3]<br />
Bugünkü tıp açısından neden önemli?<br />
Cori döngüsü bugün egzersiz fizyolojisi, yoğun bakım, diyabet ve bazı kalıtsal metabolizma hastalıklarının anlatılmasında kullanılan temel bilgiler arasında yer alıyor. Bununla birlikte keşif, diyabet için tek başına bir ilaç veya doğrudan tedavi anlamına gelmiyordu.<br />
Diyabette kan şekerini düzenleyen sistem bozulur. Cori çiftinin çalışmaları, karaciğerin kan şekerinin korunmasındaki görevini ve hormonların glikoz ile glikojen arasındaki dönüşümü nasıl etkilediğini anlamaya katkı sağladı. Bu temel bilgiler, metabolizma araştırmalarının ilerlemesine yardımcı oldu.<br />
Gerty Cori daha sonraki yıllarda glikojen depo hastalıklarına yöneldi. Bu kalıtsal hastalıklarda glikojeni üreten veya parçalayan enzimlerden biri gerektiği gibi çalışmaz. Sonuç olarak karaciğer ve kas gibi dokularda olağan dışı miktarda veya yapıda glikojen birikebilir.<br />
Cori ve çalışma arkadaşları, bütün glikojen depo hastalıklarının aynı olmadığını; farklı enzim kusurlarının farklı hastalık tablolarına yol açabildiğini gösterdi. Hasta dokularından alınan örneklerin laboratuvarda incelenmesine dayanan bu çalışmalar, hastalıkların moleküler düzeyde sınıflandırılmasına katkıda bulundu. [2]<br />
Laktat kas ağrısının tek nedeni değil<br />
Cori döngüsü anlatılırken laktatın egzersiz sonrasındaki kas ağrısının doğrudan nedeni olduğu sıkça söyleniyor. Ancak bu açıklama güncel bilimsel bilgilerle örtüşmüyor. Egzersiz sırasında artan laktat, hareket sona erdikten sonra büyük ölçüde dokular tarafından kullanılıyor veya başka maddelere dönüştürülüyor.<br />
Yoğun egzersizden bir veya iki gün sonra hissedilen ağrı daha çok kas liflerindeki küçük çaplı hasarla ve buna karşı gelişen inflamasyonla ilişkilendiriliyor. İnflamasyon, vücudun doku hasarına verdiği iltihabi yanıttır.<br />
Bu nedenle egzersiz sırasında ortaya çıkan yanma hissi, ertesi gün başlayan kas ağrısı ve kandaki laktat düzeyi aynı durum olarak değerlendirilmemeli. Laktat, vücudun enerji üretimi ve dokular arasındaki enerji paylaşımı içinde görev alan bir ara maddedir.<br />
Bilimde eşitlik mücadelesinin simgesi oldu<br />
Gerty Cori, Carl Cori ile aynı araştırmalarda çalışmasına rağmen uzun süre daha düşük akademik unvan ve ücretle görev yaptı. Washington Üniversitesine geldiklerinde Carl Cori profesör olurken Gerty Cori’ye araştırma görevlisi düzeyinde bir görev verildi.<br />
Bilimsel üretimine rağmen Gerty Cori, profesörlüğe ancak 1947’de, Nobel Ödülü’nü aldığı yıl yükselebildi. Yaşamı, bilimsel başarının her zaman eşit çalışma koşulları içinde ortaya çıkmadığını gösteren örneklerden biri oldu. [1] [2]<br />
Cori döngüsü insan metabolizmasının tamamını tek başına açıklayan bir model değil. Vücudun enerji kullanımı; hareketin şiddetine, beslenme durumuna, hormonlara, oksijen düzeyine ve hastalıklara göre değişiyor. Yine de 1929’da tanımlanan bu döngü, kas ile karaciğerin ortak bir enerji ağı içinde çalıştığını göstererek modern biyokimyanın temel taşlarından birini oluşturdu.<br />
Kaynaklar<br />
[1] Rubin R. P. Carl and Gerty Cori: A Collaboration That Changed the Face of Biochemistry. Journal of Medical Biography. 2021;29(3):143-148. DOI: 10.1177/0967772019866954<br />
[2] Larner J. Gerty Theresa Cori. Biographical Memoirs, Volume 61. National Academy of Sciences. 1992;110-134. DOI: 10.17226/2037<br />
[3] Nobel Assembly at the Karolinska Institute. The Nobel Prize in Physiology or Medicine 1947: Carl Ferdinand Cori, Gerty Theresa Cori and Bernardo Alberto Houssay. Nobel Foundation. 1947.<br />
[4] Cori C. F., Cori G. T. Glycogen Formation in the Liver from d- and l-Lactic Acid. Journal of Biological Chemistry. 1929;81(2):389-403.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gerty-cori-vucudun-seker-dongusunu-cozen-bilim-insani</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/gerty-cori-haber-gorseli-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="87103"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gözler neden kızarır? Masum tahrişten ciddi hastalıklara 10 neden]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gozler-neden-kizarir-masum-tahristen-ciddi-hastaliklara-10-neden</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gozler-neden-kizarir-masum-tahristen-ciddi-hastaliklara-10-neden" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz kızarıklığı çoğu zaman kuruluk, alerji veya tahrişten kaynaklanıyor. Ancak ağrı, ışığa hassasiyet ve görme değişikliği eşlik ettiğinde daha ciddi göz hastalıklarının işareti olabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gözler neden kızarır? Kırmızı gözün arkasında farklı nedenler olabilir</p>

<p>Sabah aynaya baktığınızda gözünüzün beyaz kısmında belirgin damarlar görmek veya gözün bir bölümünün aniden kıpkırmızı olduğunu fark etmek endişe yaratabilir. İlk akla gelen nedenler çoğu zaman uykusuzluk, yorgunluk veya uzun süre ekrana bakmaktır.</p>

<p>Ancak “kırmızı göz” tek başına bir hastalık değildir. Göz yüzeyindeki küçük damarların genişlemesi, iltihaplanması veya bazen küçük bir damarın çatlaması sonucunda ortaya çıkan bir bulgudur.</p>

<p>Basit bir göz kuruluğu da kızarıklığa neden olabilir, alerji veya enfeksiyon da. Daha seyrek olarak kornea hastalıkları, üveit veya göz içi basıncının hızla yükseldiği akut açı kapanması glokomu gibi daha ciddi durumlar da kırmızı gözle kendini gösterebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle yalnızca “Gözüm neden kırmızı?” sorusunun değil, “Kızarıklığa hangi belirtiler eşlik ediyor?” sorusunun cevabı önem taşıyor.</p>

<p>Göz kızarıklığı neden olur?</p>

<p>Gözün beyaz bölümünü ve göz kapaklarının iç yüzünü örten ince zarın çevresinde çok sayıda küçük kan damarı bulunur. Normal koşullarda fazla dikkat çekmeyen bu damarlar tahriş veya iltihap geliştiğinde genişleyerek daha görünür hale gelir.</p>

<p>Göz kızarıklığının sık karşılaşılan nedenleri arasında şunlar bulunur:</p>

<ul>
 <li>Göz kuruluğu</li>
 <li>Alerjiler</li>
 <li>Viral veya bakteriyel konjonktivit</li>
 <li>Uzun süre ekrana bakma</li>
 <li>Uykusuzluk ve göz yorgunluğu</li>
 <li>Duman, toz, rüzgâr veya hava kirliliği</li>
 <li>Kontakt lens kullanımı</li>
 <li>Göz kapağı iltihabı</li>
 <li>Gözün sık veya sert biçimde ovuşturulması</li>
 <li>Kornea çizilmesi veya göze yabancı cisim kaçması</li>
 <li>Göz yüzeyindeki küçük bir damarın çatlaması</li>
 <li>Üveit</li>
 <li>Kornea enfeksiyonları</li>
 <li>Göz yaralanmaları</li>
 <li>Akut açı kapanması glokomu</li>
</ul>

<p>Kızarıklığın bir gözde mi yoksa iki gözde mi olduğu; kaşıntı, ağrı, akıntı, bulanık görme veya ışığa hassasiyet bulunup bulunmadığı olası neden konusunda önemli ipuçları verebilir.</p>

<p>Kaşıntı ön plandaysa alerji düşünülebilir</p>

<p>İki gözde birden kızarıklıkla birlikte belirgin kaşıntı ve sulanma varsa alerjik konjonktivit olasılığı akla gelebilir.</p>

<p>Polen, ev tozu akarları, küf ve hayvanlardan kaynaklanan alerjenler gözlerde reaksiyona yol açabilir.</p>

<p>Alerjik göz kızarıklığında kaşıntı genellikle dikkat çekici belirtilerden biridir. Burun akıntısı, hapşırma veya burun kaşıntısının eşlik etmesi de alerjik bir nedeni destekleyebilir.</p>

<p>Ancak her kaşıntılı ve kızarık gözün nedeni alerji değildir. Özellikle yakınmalar uzun sürüyor veya giderek şiddetleniyorsa göz muayenesi gerekebilir.</p>

<p>Yanma, batma ve kumlanma hissi göz kuruluğundan olabilir</p>

<p>“Gözüme kum kaçmış gibi” hissi, yanma, batma, kızarıklık ve zaman zaman bulanık görme göz kuruluğunda görülebilir.</p>

<p>Göz kuruluğu yalnızca gözyaşının az üretilmesinden kaynaklanmaz. Gözyaşının çok hızlı buharlaşması veya yapısının göz yüzeyini yeterince koruyamaması da kuruluğa yol açabilir.</p>

<p>Uzun süre ekran karşısında kalmak bazı kişilerde yakınmaları artırabilir. Bunun nedenlerinden biri ekrana yoğunlaşırken göz kırpma davranışının değişmesidir.</p>

<p>Yaşın ilerlemesi, kontakt lens kullanımı, bazı ilaçlar ve bazı romatizmal veya bağışıklık sistemi hastalıkları da göz kuruluğuyla ilişkili olabilir.</p>

<p>Akıntı ve çapaklanma varsa konjonktivit olabilir</p>

<p>Göz kızarıklığına sulanma, yanma, kaşıntı, akıntı veya sabahları kirpiklerin birbirine yapışmasına neden olabilecek çapaklanma eşlik ediyorsa konjonktivit olasılığı gündeme gelir.</p>

<p>Konjonktivit, gözün beyaz bölümünü ve göz kapaklarının iç yüzünü örten ince zarın iltihaplanmasıdır.</p>

<p>Virüsler sık görülen nedenler arasındadır. Bakteriler de konjonktivite yol açabilir. Alerji ve çeşitli tahriş edici maddeler ise bulaşıcı olmayan konjonktivite neden olabilir.</p>

<p>Burada önemli nokta şudur: Her kırmızı göz bakteriyel enfeksiyon değildir ve her konjonktivitte antibiyotik gerekmez.</p>

<p>Özellikle viral konjonktivitlerde antibiyotikler virüslere karşı etkili değildir. Tedavi kızarıklığın gerçek nedenine göre belirlenmelidir.</p>

<p>Gözün beyazında aniden kan lekesi oluşması ne anlama gelir?</p>

<p>Bazen gözün tamamı damar damar kızarmak yerine beyaz kısmında sınırları belirgin, parlak kırmızı bir alan ortaya çıkar.</p>

<p>Bunun nedeni “subkonjonktival kanama” adı verilen, göz yüzeyindeki küçük bir damarın çatlaması olabilir.</p>

<p>Görüntüsü ürkütücü olsa da ağrıya veya görme kaybına yol açmayan basit subkonjonktival kanamalar çoğunlukla ciddi değildir ve genellikle kendiliğinden düzelir.</p>

<p>Şiddetli öksürme, hapşırma, kusma, ıkınma, ağır kaldırma veya gözü sert biçimde ovuşturma sonrasında gelişebilir. Bazen belirgin bir neden de bulunamayabilir.</p>

<p>Ancak kanamanın sık tekrarlaması, vücudun başka bölgelerinde kolay morarma veya kanama bulunması ya da göz travmasının ardından ortaya çıkması durumunda değerlendirme önemlidir. Tekrarlayan vakalarda tansiyon, kullanılan ilaçlar ve kanama-pıhtılaşma sorunları gibi olası nedenler araştırılabilir.</p>

<p>Kontakt lens kullananlar kızarıklığa daha dikkatli yaklaşmalı</p>

<p>Kontakt lens kullanan kişilerde kırmızı göz sıradan bir tahriş olarak görülmemelidir.</p>

<p>Özellikle kızarıklığa ağrı, ışığa hassasiyet, bulanık görme, aşırı sulanma veya akıntı eşlik ediyorsa lensin çıkarılması ve gözün değerlendirilmesi önem taşır.</p>

<p>Çünkü kontakt lens kullanımı bazı kornea enfeksiyonlarının riskini artırabilir. Kornea, gözün önündeki saydam tabakadır ve burada gelişen ciddi enfeksiyonlar görmeyi tehdit edebilir.</p>

<p>Lensle uyumak, lensi önerilenden uzun süre kullanmak veya hijyen kurallarına uymamak riski artırabilir.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Banu Açıkalın: “Her kırmızı göz konjonktivit değildir”</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Banu Açıkalın, göz kızarıklığının tek başına bir hastalık değil, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilen bir bulgu olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Açıkalın’a göre kaşıntının ön planda olması alerjiyi, çapaklanma ve akıntı enfeksiyonu, yanma ve batma hissinin özellikle gün sonunda artması ise göz kuruluğunu düşündürebiliyor. Ancak yalnızca belirtilere bakılarak kesin tanıya varılması doğru değil.</p>

<p>Özellikle kızarıklığa şiddetli ağrı, görmede azalma veya bulanıklık, belirgin ışık hassasiyeti, yabancı cisim hissi, travma ya da kimyasal madde teması eşlik ediyorsa beklenmemesi gerektiğini belirten Açıkalın, bu belirtilerin görmeyi tehdit edebilecek bazı göz hastalıklarında da ortaya çıkabileceğini vurguluyor.</p>

<p>Her kırmızı göz için kan tahlili gerekir mi?</p>

<p>Prof. Dr. Açıkalın, göz kızarıklığında herkese standart biçimde uzun bir kan tahlili listesi yapılmasının gerekli olmadığını, temel değerlendirmede ayrıntılı göz muayenesinin belirleyici olduğunu ifade ediyor.</p>

<p>Görme keskinliğinin ölçülmesi, kornea, konjonktiva ve göz kapaklarının değerlendirilmesi; gerekli durumlarda korneanın özel boya yardımıyla incelenmesi ve göz içi basıncının ölçülmesi kızarıklığın nedeninin belirlenmesine yardımcı olabiliyor.</p>

<p>Göz kuruluğundan şüphelenildiğinde ise gözyaşının miktarı ve göz yüzeyindeki davranışını değerlendiren farklı testlerden yararlanılabiliyor.</p>

<p>Kan tetkikleri ise her hastaya rutin olarak yapılmak yerine, tekrarlayan veya ağır göz kuruluğunda romatolojik ya da başka sistemik bir hastalıktan şüphelenilmesi gibi özel durumlarda kişinin öyküsüne göre planlanabiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla göz kızarıklığında asıl mesele çok sayıda test yaptırmak değil, doğru göz muayenesinin yapılmasıdır.</p>

<p>Ağrılı kırmızı göz neden daha önemlidir?</p>

<p>Göz kızarıklığında en önemli ayrımlardan biri ağrının bulunup bulunmamasıdır.</p>

<p>Hafif tahriş ve kaşıntı başka, belirgin göz ağrısıyla birlikte gelişen yoğun kızarıklık başka bir tablodur.</p>

<p>Ağrı, ışığa bakmakta zorlanma ve bulanık görme; kornea hastalıkları veya üveit gibi daha ciddi sorunlarda görülebilir.</p>

<p>Üveit, gözün iç kısmındaki dokularda gelişen iltihaplanmadır. Kızarıklığın yanı sıra ağrı, ışığa hassasiyet, bulanık görme ve görüş alanında uçuşan noktalar görülebilir.</p>

<p>Tedavi edilmediğinde bazı üveit türleri görmeyi etkileyebildiği için bu belirtiler geciktirilmemelidir.</p>

<p>Kırmızı göz ve şiddetli baş ağrısı birlikteyse dikkat</p>

<p>Kırmızı göze ani ve şiddetli göz ağrısı, bulanık görme, baş ağrısı, bulantı veya kusma eşlik ediyorsa akut açı kapanması glokomu açısından acil değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>Bu durumda göz içindeki sıvının dışarı akışı aniden engellenebilir ve göz içi basıncı hızla yükselebilir.</p>

<p>Akut açı kapanması glokomu görme açısından acil bir durumdur. Böyle bir belirti tablosunda evde göz damlası deneyerek beklemek doğru değildir.</p>

<p>Kızarıklık giderici damlalara dikkat</p>

<p>Gözü kısa sürede daha beyaz gösteren bazı kızarıklık giderici damlalar, göz yüzeyindeki damarları geçici olarak daraltarak etki gösterebilir.</p>

<p>Ancak bu ürünler kızarıklığın altında yatan nedeni ortadan kaldırmaz. Bazı damar daraltıcı damlaların sık kullanılması, etkileri geçtiğinde kızarıklığın yeniden belirginleşmesine yol açabilir.</p>

<p>Prof. Dr. Banu Açıkalın da rastgele kullanılan kızarıklık giderici damlalara karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Daha önemlisi, kızarıklığın görüntüsünü ortadan kaldırmak gerçek nedeni tedavi etmek anlamına gelmez. Sürekli tekrarlayan göz kızarıklığını damlayla gizlemek yerine nedeninin belirlenmesi gerekir.</p>

<p>Göz kızarıklığında evde neler yapılabilir?</p>

<p>Hafif tahriş veya kuruluğa bağlı olduğu düşünülen ve ağrı ya da görme bozukluğu bulunmayan durumlarda gözü dinlendirmek, ovuşturmamak ve tahriş edici etkenlerden uzaklaşmak yardımcı olabilir.</p>

<p>Soğuk kompres bazı alerjik yakınmaları rahatlatabilir. Göz kuruluğunda uygun yapay gözyaşlarından yararlanılabilir.</p>

<p>Uzun süre ekran kullananların düzenli aralar vermesi ve göz kırpmayı hatırlaması da göz yüzeyinin kurumasını azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Klimanın doğrudan yüze gelmesinden kaçınmak ve yeterli uyku da özellikle kuruluğa bağlı yakınmalarda yararlı olabilir.</p>

<p>Ancak nedeni bilinmeyen bir kızarıklıkta rastgele antibiyotikli veya kortizonlu göz damlası kullanmak doğru değildir. Özellikle kortizon içeren göz damlaları hekim değerlendirmesi olmadan kullanılmamalıdır.</p>

<p>Vitaminler göz kızarıklığını geçirir mi?</p>

<p>Göz kızarıklığı için internette vitamin ve takviye önerilerine sıkça rastlanıyor. Ancak kızarık gözü ortadan kaldırdığı kanıtlanmış, herkese uygulanabilecek özel bir vitamin veya takviye reçetesi bulunmuyor.</p>

<p>Prof. Dr. Açıkalın; yeterli sıvı, dengeli protein, sebze, meyve ve omega-3 kaynaklarını içeren genel olarak sağlıklı bir beslenme düzeninin göz sağlığını destekleyebileceğini, ancak bunun göz kızarıklığının nedenini araştırmanın veya gerekli tedavinin yerini tutmadığını vurguluyor.</p>

<p>Göz kızarıklığında ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Göz kızarıklığının görünümünden çok ona eşlik eden belirtiler önem taşır.</p>

<p>Şu durumlarda gecikmeden tıbbi değerlendirme gerekir:</p>

<ul>
 <li>Şiddetli veya yeni başlayan göz ağrısı</li>
 <li>Ani bulanık görme veya görme kaybı</li>
 <li>Işığa bakmakta belirgin güçlük</li>
 <li>Kırmızı gözle birlikte şiddetli baş ağrısı ve bulantı</li>
 <li>Göz bebeğinin diğerinden farklı büyüklükte görünmesi</li>
 <li>Göz yaralanması veya göze yabancı cisim kaçması</li>
 <li>Kimyasal maddenin göze temas etmesi</li>
 <li>Kontakt lens kullanırken ağrılı kırmızı göz gelişmesi</li>
 <li>Kızarıklığın hızla kötüleşmesi</li>
</ul>

<p>Göze kimyasal madde temasında değerlendirmeyi beklemeden gözün bol temiz suyla yıkanması ve acil sağlık hizmetine başvurulması önemlidir.</p>

<p>Kırmızı gözün anahtarı rengi değil, eşlik eden belirtilerdir</p>

<p>Aynı “kırmızı göz” görüntüsünün arkasında birbirinden oldukça farklı durumlar bulunabilir.</p>

<p>Kaşıntı alerjiyi, yanma ve kumlanma kuruluğu, çapaklı akıntı konjonktiviti düşündürebilir. Gözün beyazında ağrısız ve keskin sınırlı kan lekesi ise küçük bir damar çatlamasından kaynaklanabilir.</p>

<p>Fakat ağrı, ışığa hassasiyet veya görme değişikliği tabloya eklendiğinde daha hızlı değerlendirme gerekir.</p>

<p>Prof. Dr. Banu Açıkalın’ın dikkat çektiği temel nokta da burada öne çıkıyor: Göz küçük bir organ olabilir ancak verdiği işaretler küçümsenmemelidir. Kızarıklığa ağrı ve görme değişikliği eklendiğinde mesele artık yalnızca “kırmızı göz” değildir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Cleveland Clinic – Red Eye: Causes, Treatment &amp; Prevention – Tıbbi inceleme</li>
 <li>Cleveland Clinic – Why Are My Eyes Always Red? – 2026</li>
 <li>National Eye Institute – Dry Eye – Hasta bilgilendirme rehberi</li>
 <li>National Eye Institute – Uveitis – Hasta bilgilendirme rehberi</li>
 <li>NHS – Red Eye – Güncelleme 2025</li>
 <li>NHS – Eye Pain – Güncelleme 2025</li>
 <li>Prof. Dr. Banu Açıkalın – Göz Kızarıklığını Hafife Almayın: Bazen Gözün Verdiği İlk Alarmdır – 2026</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gozler-neden-kizarir-masum-tahristen-ciddi-hastaliklara-10-neden</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8191-1.jpeg" type="image/jpeg" length="29368"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kulak çınlamasında (tinnitus) umut diye satılan her şey işe yaramıyor: Kanıtı güçlü yöntemler neler?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kulak-cinlamasinda-tinnitus-umut-diye-satilan-her-sey-ise-yaramiyor-kaniti-guclu-yontemler-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kulak-cinlamasinda-tinnitus-umut-diye-satilan-her-sey-ise-yaramiyor-kaniti-guclu-yontemler-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak çınlamasını (tinnitus) tamamen ortadan kaldırdığı kanıtlanmış tek bir tedavi henüz yok. Ancak bazı yöntemler çınlamanın günlük yaşam, uyku ve ruh hali üzerindeki yükünü belirgin biçimde azaltabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gece yatağa girdiniz. Ev sessiz. Fakat kulağınızda ince bir ıslık, uğultu, vızıltı ya da hiç durmayan tiz bir ses var. Çevrede bu sesi çıkaran hiçbir şey olmadığı halde siz onu duyuyorsunuz.</p>

<p>Bu durum tinnitus, halk arasında bilinen adıyla kulak çınlaması olabilir.</p>

<p>Kulak çınlaması sanıldığından çok daha yaygın. JAMA Neurology’de yayımlanan geniş kapsamlı sistematik derleme ve meta-analiz, dünya genelinde 740 milyondan fazla yetişkinin bir tür tinnitus yaşadığını tahmin ediyor. Araştırmada yetişkinlerde herhangi bir tinnitusun yaygınlığı yüzde 14,4, şiddetli tinnitusun yaygınlığı ise yüzde 2,3 olarak hesaplandı.</p>

<p>Çınlama bazı kişiler için hafif ve zaman zaman fark edilen bir sesken, bazı kişilerde uyku, konsantrasyon, iş yaşamı ve ruh sağlığını ciddi biçimde etkileyebiliyor.</p>

<p>Asıl sorun şu: İnternette kulak çınlamasını geçirdiği öne sürülen takviyelerden ses cihazlarına kadar çok sayıda yöntem bulunuyor.</p>

<p>Bilimsel kanıt ise hepsine aynı şeyi söylemiyor.</p>

<p>Kulak çınlaması aslında nedir?</p>

<p>Tinnitus, dışarıda gerçek bir ses kaynağı olmadığı halde kişinin ses algılamasıdır.</p>

<p>Adında “çınlama” geçse de herkes aynı sesi duymaz. Ses;</p>

<ul>
 <li>zil sesi,</li>
 <li>ıslık,</li>
 <li>uğultu,</li>
 <li>vızıltı,</li>
 <li>tıslama,</li>
 <li>elektrik sesi,</li>
 <li>motor uğultusu</li>
</ul>

<p>şeklinde tarif edilebilir.</p>

<p>Bir veya iki kulakta hissedilebilir. Bazı kişiler sesi başının içinde duyduğunu söyler.</p>

<p>Kısa süreli tinnitus özellikle yüksek sese maruz kaldıktan sonra ortaya çıkabilir ve kaybolabilir. Ancak bazı kişilerde aylarca, hatta yıllarca devam edebilir.</p>

<p>Kulak çınlaması neden olur?</p>

<p>Tinnitus tek başına belirli bir hastalık adı değildir. Farklı durumlarla ilişkili ortaya çıkabilen bir belirtidir.</p>

<p>En önemli ilişkilerden biri işitme kaybıdır.</p>

<p>Yaşa bağlı işitme kaybı ve uzun süre yüksek sese maruz kalmak tinnitusla birlikte görülebilir. İşitme sisteminden beyne ulaşan ses bilgisinin azalması sonrasında beynin bu değişime verdiği yanıtın tinnitus algısının oluşmasında rol oynadığı düşünülüyor.</p>

<p>Ancak her kulak çınlamasının nedeni aynı değildir.</p>

<p>Kulak kiri, kulak enfeksiyonları, iç kulak hastalıkları, baş ve boyun yaralanmaları, çene eklemi sorunları ve bazı damar problemleri de tinnitusla ilişkili olabilir.</p>

<p>Bazı ilaçlar da işitme sistemi üzerinde olumsuz etkiye yol açabilir. Özellikle bazı kemoterapi ilaçları ve aminoglikozid grubu antibiyotikler bu açıdan bilinen örnekler arasındadır.</p>

<p>Bu nedenle yeni başlayan veya devam eden tinnitusun yalnızca “kulak çınlaması işte” denilerek geçiştirilmemesi önemlidir.</p>

<p>Kulak çınlamasının kesin tedavisi var mı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kronik tinnitusun tamamını ortadan kaldırdığı kanıtlanmış, herkes için etkili tek bir tedavi henüz bulunmuyor.</p>

<p>Bu durum “yapılabilecek hiçbir şey yok” anlamına gelmiyor.</p>

<p>Modern tinnitus tedavisinin önemli hedeflerinden biri, kişinin sesi ne kadar yüksek algıladığından çok, bu sesin yaşamını ne ölçüde etkilediğini azaltmak.</p>

<p>Başka bir ifadeyle amaç bazı hastalarda sesi tamamen susturmak değil, beynin sese verdiği dikkat ve rahatsızlık yanıtını azaltmak olabiliyor.</p>

<p>Zaman içinde bazı kişiler tinnituslarını daha az fark etmeye başlayabiliyor. Bu süreç “habituasyon”, yani alışma olarak adlandırılıyor.</p>

<p>Kanıtı en güçlü seçeneklerden biri: Bilişsel davranışçı terapi</p>

<p>Kulak çınlamasına bağlı sıkıntının azaltılmasında bilimsel kanıtı en güçlü yaklaşımlardan biri bilişsel davranışçı terapi, kısa adıyla BDT.</p>

<p>Burada önemli bir ayrım var.</p>

<p>BDT’nin temel amacı kulağın duyduğu sesi fiziksel olarak susturmak değildir. Kişinin tinnitus karşısında geliştirdiği kaygı, korku, sürekli kontrol etme davranışı ve olumsuz düşünce döngüsünü azaltmaya çalışır.</p>

<p>Cochrane tarafından yayımlanan sistematik derleme, BDT’nin tinnitusun yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkisini azaltabileceğini gösteriyor.</p>

<p>İngiltere’deki NICE rehberi de tinnitusun duygusal, sosyal ve günlük yaşam üzerindeki etkisi devam eden yetişkinlerde tinnitus odaklı psikolojik tedavilerin değerlendirilmesini öneriyor.</p>

<p>Dijital BDT, grup terapileri ve bireysel BDT bu yaklaşımlar arasında yer alıyor.</p>

<p>İşitme kaybı varsa işitme cihazı önemli olabilir</p>

<p>Tinnitus ile işitme kaybı sıklıkla birlikte görülüyor.</p>

<p>İşitme kaybı kişinin iletişimini etkiliyorsa işitme cihazları yalnızca konuşmaları daha iyi duymasına yardımcı olmakla kalmayabilir, bazı kişilerde tinnitusun daha az fark edilmesine de katkıda bulunabilir.</p>

<p>NICE, tinnitusla birlikte iletişimi etkileyen işitme kaybı bulunan kişilere işitmeyi güçlendiren cihazların sunulmasını öneriyor.</p>

<p>Ancak işitme kaybı bulunmayan herkese yalnızca tinnitus nedeniyle işitme cihazı verilmesi önerilmiyor.</p>

<p>Bu nedenle tinnitus değerlendirmesinin önemli parçalarından biri işitme testi.</p>

<p>Beyaz gürültü ve doğa sesleri işe yarar mı?</p>

<p>Tinnitus özellikle sessiz ortamlarda daha belirgin hale gelebilir.</p>

<p>Bunun nedeni çevrede dikkati başka yöne çekecek seslerin azalmasıdır.</p>

<p>Düşük düzeyde arka plan sesi, bazı kişilerde tinnitusun daha az fark edilmesini sağlayabilir. Beyaz gürültü, hafif doğa sesleri, sakin müzik veya benzeri sesler özellikle uykuya geçiş sırasında bazı kişilerin rahatlamasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Ancak burada “rahatlatmak” ile “tedavi etmek” arasındaki fark önemli.</p>

<p>Ses terapilerinin tinnitusun kendisini kalıcı olarak ortadan kaldırdığına ilişkin güçlü ve kesin kanıt bulunmuyor. NICE da yalnızca ses terapisi konusunda genel bir uygulama önerisi oluşturmak için mevcut kanıtları yeterli görmüyor.</p>

<p>Tinnitus retraining therapy gerçekten işe yarıyor mu?</p>

<p>Tinnitus retraining therapy, yani tinnitus yeniden eğitim terapisi, danışmanlık ile ses terapisini bir araya getirerek kişinin zamanla tinnitusa alışmasını hedefleyen bir yaklaşım.</p>

<p>Fakat bu yönteme ilişkin sonuçlar sanıldığı kadar net değil.</p>

<p>JAMA Otolaryngology–Head &amp; Neck Surgery’de yayımlanan randomize klinik araştırmada 151 kişi 18 aya kadar takip edildi.</p>

<p>Tinnitusla ilişkili sıkıntı araştırmadaki bütün gruplarda azaldı. Ancak klasik tinnitus yeniden eğitim terapisi, plasebo ses üreteci kullanılan yaklaşım veya standart bakım arasında klinik açıdan anlamlı üstünlük gösterilemedi.</p>

<p>Bu nedenle yöntemin etkisi değerlendirilirken “kesin çözüm” söylemlerine temkinli yaklaşmak gerekiyor.</p>

<p>Dil uyarımı ve ses birlikte kullanılıyor: Yeni cihazlar ne vaat ediyor?</p>

<p>Son yılların dikkat çeken araştırma alanlarından biri bimodal nöromodülasyon.</p>

<p>Bu yöntemde iki farklı duyusal sistem aynı anda uyarılıyor.</p>

<p>Üzerinde en fazla çalışma yapılan cihazlardan biri, kulaklıkla verilen sesleri dil üzerine uygulanan hafif elektriksel uyarıyla birleştiriyor.</p>

<p>Nature Communications’da yayımlanan TENT-A3 çalışmasına 112 kişi katıldı. Araştırmada katılımcılar önce yalnızca ses uyarımı, ardından ses ile dil uyarımının birlikte uygulandığı tedaviyi aldı.</p>

<p>Başlangıçta en az orta derecede tinnitus yükü bulunan grupta, ses ve dil uyarımının birlikte kullanıldığı dönemde klinik yanıt oranı yalnızca ses kullanılan döneme göre daha yüksek bulundu.</p>

<p>Ancak önemli bir sınırlılık var: Araştırma klasik anlamda bağımsız, paralel gruplu ve kör bir randomize çalışma değildi. Katılımcılar kendi kontrolleri olarak değerlendirildi.</p>

<p>Bu nedenle sonuçlar umut verici olsa da yöntemin uzun dönem etkinliğini ve hangi hastaların en fazla yarar göreceğini belirlemek için daha fazla bağımsız araştırmaya ihtiyaç var.</p>

<p>Yeni teknolojiler “kulak çınlamasının kesin tedavisi bulundu” şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<p>Ginkgo biloba, çinko ve diğer takviyeler işe yarıyor mu?</p>

<p>Kulak çınlaması internette takviye ürünlerinin en yoğun pazarlandığı sağlık sorunlarından biri.</p>

<p>Ginkgo biloba, çinko, magnezyum ve farklı vitamin kombinasyonları tinnitus için sıkça öneriliyor.</p>

<p>Ancak mevcut bilimsel kanıtlar bu ürünlerin kronik tinnitusun rutin tedavisinde güvenilir biçimde etkili olduğunu göstermiyor.</p>

<p>Amerikan Kulak Burun Boğaz Baş ve Boyun Cerrahisi Akademisi’nin klinik rehberi, kalıcı ve rahatsız edici tinnitusun tedavisi amacıyla Ginkgo biloba, melatonin, çinko veya diğer besin takviyelerinin rutin olarak önerilmemesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>“Doğal” olması da bir ürünün etkili veya risksiz olduğu anlamına gelmiyor. Bazı takviyeler kullanılan ilaçlarla etkileşime girebilir.</p>

<p>Kahve, tuz veya belirli yiyecekleri kesmek gerekir mi?</p>

<p>Tinnitus yaşayan kişiler bazen kahve, tuz, alkol veya belirli yiyeceklerin çınlamayı artırdığını fark ettiklerini söylüyor.</p>

<p>Kişisel farklılıklar mümkün.</p>

<p>Ancak bütün tinnitus hastalarına uygulanabilecek, belirli bir yiyeceği kesmenin tinnitusun genel olarak düzelmesini sağladığını gösteren güçlü bilimsel kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle gereksiz ve aşırı kısıtlayıcı diyetlere yönelmek yerine kişinin kendi belirtilerindeki değişiklikleri gözlemlemesi daha anlamlı olabilir.</p>

<p>Stres çınlamayı artırabilir mi?</p>

<p>Tinnitus ile stres arasında karmaşık bir ilişki bulunuyor.</p>

<p>Stres ve kaygı kişinin sese daha fazla odaklanmasına ve sesi daha rahatsız edici algılamasına yol açabilir. Tinnitus da uyku bozukluğu, kaygı ve ruhsal sıkıntıyı artırabilir.</p>

<p>Böylece bir döngü oluşabilir.</p>

<p>Meditasyon, gevşeme uygulamaları, yoga veya benzeri yöntemler tinnitusun kaynağını ortadan kaldıran tedaviler olarak görülmemeli.</p>

<p>Ancak kişinin stresini azaltıyor ve uykuya geçişini kolaylaştırıyorsa tinnitusla yaşamayı kolaylaştıran destekleyici yöntemler olabilir.</p>

<p>Kulak çınlamasında ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Her tinnitus aynı anlamı taşımaz.</p>

<p>Özellikle tek kulakta sürekli tinnitus, işitme kaybıyla birlikte çınlama veya kişinin günlük yaşamını ciddi biçimde etkileyen tinnitus değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kalp atışıyla aynı ritimde duyulan nabız şeklindeki tinnitus da farklı nedenlerin araştırılmasını gerektirebilir.</p>

<p>Kulak çınlamasıyla birlikte aniden ortaya çıkan işitme kaybı ise daha önemlidir. Ani işitme kaybı erken değerlendirme ve tedavi gerektirebilen bir durumdur.</p>

<p>Baş dönmesi, belirgin dengesizlik veya nörolojik belirtilerin eşlik ettiği yeni tinnitus da tıbbi değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Her kulak çınlamasında MR gerekir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Kulak çınlaması yaşayan herkese rutin olarak görüntüleme yapılması önerilmiyor.</p>

<p>Değerlendirme tinnitusun tek veya çift taraflı olması, nabızla ilişkisi, işitme kaybının bulunup bulunmaması ve eşlik eden diğer belirtilere göre planlanıyor.</p>

<p>Özellikle iki taraflı, nabızla ilişkili olmayan ve başka şüpheli bulgu bulunmayan tinnitus vakalarında gereksiz görüntülemeden kaçınılabiliyor.</p>

<p>Kulak çınlamasında en önemli hata: “Hiçbir şey yapılamaz” düşüncesi</p>

<p>Kronik tinnitus için herkeste sesi tamamen susturacak bir tedavi bulunmaması, kişinin çaresiz olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Önce tinnitusun altında tedavi edilebilir bir neden bulunup bulunmadığı araştırılmalı. İşitme değerlendirmesi yapılmalı. İşitme kaybı varsa bunun yönetimi planlanmalı.</p>

<p>Tinnitus günlük yaşamı ciddi biçimde etkiliyorsa bilişsel davranışçı terapi gibi kanıtı daha güçlü yaklaşımlar değerlendirilebilir.</p>

<p>Uyku, stres, işitme ve ruhsal durum da tedavinin parçaları olabilir.</p>

<p>Yeni nöromodülasyon teknolojileri umut verici bir araştırma alanı oluşturuyor, ancak bunları henüz herkes için kesin çözüm olarak görmek doğru değil.</p>

<p>Belki de tinnitus tedavisindeki en önemli ayrım burada yatıyor:</p>

<p>Sesi tamamen ortadan kaldırmak her zaman mümkün olmayabilir; fakat o sesin hayat üzerindeki hakimiyetini azaltmak mümkün olabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>JAMA Neurology – Global Prevalence and Incidence of Tinnitus: A Systematic Review and Meta-analysis – Carlotta M. Jarach, Alessandra Lugo, Marco Scala ve arkadaşları – 2022 – DOI: 10.1001/jamaneurol.2022.2189</li>
 <li>Cochrane Database of Systematic Reviews – Cognitive behavioural therapy for tinnitus – Thomas Fuller, Rilana Cima, Berthold Langguth, Birgit Mazurek, Johan W. S. Vlaeyen, Derek J. Hoare – 2020 – DOI: 10.1002/14651858.CD012614.pub2</li>
 <li>National Institute for Health and Care Excellence – Tinnitus: assessment and management – NICE Guideline NG155 – 2020</li>
 <li>Otolaryngology–Head and Neck Surgery – Clinical Practice Guideline: Tinnitus – David E. Tunkel ve arkadaşları – 2014 – DOI: 10.1177/0194599814545325</li>
 <li>JAMA Otolaryngology–Head &amp; Neck Surgery – Effect of Tinnitus Retraining Therapy vs Standard of Care on Tinnitus-Related Quality of Life: A Randomized Clinical Trial – Tinnitus Retraining Therapy Trial Research Group – 2019 – DOI: 10.1001/jamaoto.2019.0821</li>
 <li>Nature Communications – Combining sound with tongue stimulation for the treatment of tinnitus: a multi-site single-arm controlled pivotal trial – Michael Boedts ve arkadaşları – 2024 – DOI: 10.1038/s41467-024-50473-z</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kulak-cinlamasinda-tinnitus-umut-diye-satilan-her-sey-ise-yaramiyor-kaniti-guclu-yontemler-neler</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 07:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8183.jpeg" type="image/jpeg" length="67917"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İBB’de üst düzey atama: Mehmet Yıldız yeni görevine başladı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ibbde-ust-duzey-atama-mehmet-yildiz-yeni-gorevine-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ibbde-ust-duzey-atama-mehmet-yildiz-yeni-gorevine-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde üst düzey bir görevlendirme yapıldı. Eğitim, özel sektör ve yerel yönetim alanlarında uzun yıllara dayanan yöneticilik deneyimine sahip Mehmet Yıldız, İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yönetim kadrosunda yeni bir görevlendirmeye gidildi. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde yaklaşık iki yıldır Genel Sekreter Yardımcılığı görevini yürüten Mehmet Yıldız, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı görevine getirildi.</p>

<p>Yıldız, İBB’de daha önce Taner Çetin’in yürüttüğü görevi devralacak. Yeni göreviyle birlikte belediyenin basın, yayın, kamuoyunu bilgilendirme ve halkla ilişkiler faaliyetlerinin yönetiminde sorumluluk üstlenecek.</p>

<p>Yerel yönetimden İBB’ye</p>

<p>Mehmet Yıldız, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde oluşturulan yeni yönetim kadrosunda Genel Sekreter Yardımcısı olarak görevlendirilmişti.</p>

<p>Bu görev kapsamında sosyal hizmetlerden gençlik ve spor çalışmalarına, kültür ve sosyal işlerden dış ilişkiler ve turizme kadar vatandaşla doğrudan temas eden çeşitli hizmet alanlarının koordinasyonunda görev aldı.</p>

<p>Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin 2024 ve 2025 yıllarında yayımladığı açıklamalarda da Yıldız, Genel Sekreter Yardımcısı sıfatıyla çok sayıda belediye çalışması ve organizasyonunda yer aldı.</p>

<p>Yaklaşık iki yıllık yerel yönetim deneyiminin ardından Yıldız’ın yeni görev adresi İstanbul Büyükşehir Belediyesi oldu.</p>

<p>Mehmet Yıldız kimdir?</p>

<p>Mehmet Yıldız, 1966 yılında doğdu. Üniversite eğitimini Selçuk Üniversitesi Kimya Öğretmenliği bölümünde tamamladı. Daha sonra Bahçeşehir Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans yaptı. Ayrıca yerel yönetimler ve siyaset alanındaki çeşitli akademik sertifika programlarına katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meslek hayatına eğitimci olarak başlayan Yıldız, 1988 yılında Bursa’nın Karacabey ilçesinde kimya öğretmeni olarak görev yaptı. Daha sonra Bursa Atatürk Lisesi’nde kamu görevini sürdürdü.</p>

<p>1995 yılından itibaren eğitim sektöründe öğretmenlik ve yöneticilik görevleri üstlenen Yıldız’ın kariyerinde özellikle eğitim kurumlarının yönetimi önemli bir yer tuttu.</p>

<p>Eğitim sektöründe uzun yıllar yöneticilik yaptı</p>

<p>Yıldız, 2010-2021 yılları arasında Bahçeşehir Üniversitesi ve Bahçeşehir Kolejleri bünyesinde Bursa, Balıkesir, Yalova ve Eskişehir bölgesinde üst düzey yönetici olarak görev yaptı.</p>

<p>Bu dönemde eğitim yatırımlarının geliştirilmesi ve yeni kampüslerin faaliyete geçirilmesi süreçlerinde sorumluluk üstlendi. Marmara Urban Forum’da yayımlanan özgeçmişine göre yalnızca Bursa’da altı eğitim kampüsünün açılması ve yönetilmesinde görev aldı.</p>

<p>Yıldız, eğitim alanındaki çalışmalarının yanı sıra iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarında da çeşitli görevler üstlendi.</p>

<p>Ticaret odaları ve sivil toplum kuruluşlarında görev aldı</p>

<p>Mehmet Yıldız, 2006-2010 yılları arasında Karacabey Ticaret ve Sanayi Odası Eğitim Komitesi’nde, 2010-2014 döneminde ise Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Eğitim Komitesi’nde çeşitli görevlerde bulundu.</p>

<p>2018-2020 yılları arasında TOBB Bursa Eğitim Danışma Kurulu üyeliği yapan Yıldız, 2019-2022 döneminde Bursa Kültür Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi olarak da görev aldı.</p>

<p>Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Danışma Kurulu’nda görev yapan Yıldız, 2021 yılında Bursa Eğitim Platformu’nun kuruluşunda yer aldı. Eğitim politikaları üzerine konferans, panel ve çalıştayların düzenlenmesine yönelik çalışmalar yürüttü.</p>

<p>Yıldız ayrıca Basketbol için Dayanışma ve Eğitim Vakfı Mütevelli Heyeti içerisinde yer aldı ve Türkiye Çevre Eğitim Vakfı dahil çeşitli sivil toplum kuruluşlarında çalışmalar yaptı.</p>

<p>Kariyerinde yeni dönem</p>

<p>Öğretmenlikle başlayan meslek hayatında eğitim yöneticiliği, sivil toplum çalışmaları ve yerel yönetim tecrübesini bir araya getiren Mehmet Yıldız, bundan sonraki görevini Türkiye’nin en büyük yerel yönetimi olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde sürdürecek.</p>

<p>İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı olarak görevlendirilen Yıldız’ın yeni dönemde belediyenin kamuoyuyla iletişim faaliyetlerinin yönetiminde görev alması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ibbde-ust-duzey-atama-mehmet-yildiz-yeni-gorevine-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 06:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8182.jpeg" type="image/jpeg" length="17074"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kalbinizi fark etmeden yoruyor olabilirsiniz: Günlük hayattaki 8 alışkanlığa dikkat]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kalbinizi-fark-etmeden-yoruyor-olabilirsiniz-gunluk-hayattaki-8-aliskanliga-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kalbinizi-fark-etmeden-yoruyor-olabilirsiniz-gunluk-hayattaki-8-aliskanliga-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düzenli egzersiz yapmak önemli, ancak kalbi korumak bununla bitmiyor. Uzun süre oturmaktan beslenmeye, alkolden tansiyon ve kolesterol takibine kadar günlük alışkanlıklar kalp sağlığını etkileyebiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kalbinizi fark etmeden yoruyor olabilirsiniz: Günlük hayattaki 8 alışkanlığa dikkat</p>

<p>Haftada birkaç gün spor yapıyor, sigara içmiyor ve kendinizi sağlıklı hissediyor olabilirsiniz. Peki günün geri kalanında kaç saat oturuyorsunuz? Tansiyonunuzu en son ne zaman ölçtürdünüz? Kolesterol ve kan şekeri değerlerinizi biliyor musunuz?</p>

<p>Kalp ve damar sağlığı yalnızca spor salonunda geçirilen birkaç saatten ibaret değil. Gün boyunca tekrarlanan küçük alışkanlıklar, yıllar içinde kalp-damar hastalıkları riskini etkileyebiliyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik, tütün kullanımı ve zararlı düzeyde alkol tüketimini kalp-damar hastalıklarının başlıca değiştirilebilir risk faktörleri arasında gösteriyor. Bu alışkanlıkların etkileri zamanla yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri, kolesterol bozuklukları, fazla kilo ve obezite gibi sorunlarla kendini gösterebiliyor.</p>

<p>Üstelik bazı risk faktörleri uzun süre hiçbir belirti vermeyebiliyor. İnsan kendisini iyi hissederken tansiyonu veya kolesterolü yüksek olabilir.</p>

<p>Bu nedenle kalp sağlığında asıl mesele tek bir “mucize” alışkanlık değil, günlük yaşamın bütünüdür.</p>

<p>1. Spor yapıp günün geri kalanını oturarak geçirmek</p>

<p>Sabah yürüyüşünüzü yaptınız. Akşam spor salonuna da gittiniz. Fakat günün büyük bölümünü masa başında veya koltukta geçiriyorsanız hareket konusu tamamen kapanmış sayılmıyor.</p>

<p>Uzun süreli hareketsiz yaşam ile kalp-damar hastalıkları ve erken ölüm arasında ilişki olduğunu gösteren çok sayıda gözlemsel çalışma bulunuyor. Amerikan Kalp Derneği de uzun süre oturmanın, düzenli egzersiz yapmaktan ayrı değerlendirilmesi gereken bir davranış olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca “Bugün spor yaptım mı?” sorusu değil, “Gün içinde ne kadar hareket ettim?” sorusu da önemli.</p>

<p>Masa başında çalışanların zaman zaman ayağa kalkması, kısa yürüyüşler yapması ve günlük yaşamda hareket fırsatlarını artırması yararlı bir yaklaşım olabilir.</p>

<p>Yetişkinler için genel hedef haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta veya 75 dakika yüksek yoğunlukta fiziksel aktivitedir. Ancak bu hedef, günün geri kalanını tamamen hareketsiz geçirmek için bir karşılık çeki değildir.</p>

<p>2. “Kalp hastalığı için daha çok gencim” diye düşünmek</p>

<p>Kalp-damar hastalıkları ileri yaşlarda daha sık görülse de kalbi etkileyen süreçler yıllar içinde gelişebilir.</p>

<p>Bu nedenle kalp sağlığına yalnızca yaş ilerlediğinde dikkat etmek önemli bir fırsatın kaçırılması anlamına gelebilir.</p>

<p>Sağlıklı beslenme, düzenli hareket, tütün ve nikotinden uzak durma, yeterli uyku, sağlıklı kilonun korunması, tansiyon, kan şekeri ve kan yağlarının kontrolü yaşamın erken dönemlerinden itibaren önem taşır.</p>

<p>Amerikan Kalp Derneği bu yaklaşımı “Life’s Essential 8” adı verilen sekiz temel kalp-damar sağlığı ölçütüyle tanımlıyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle kalp sağlığı 60’lı yaşlarda başlayan bir proje değildir.</p>

<p>3. Alkolün kalbi koruduğunu düşünerek tüketmek</p>

<p>Kalp sağlığı konusunda yıllardır süren en tartışmalı başlıklardan biri alkol.</p>

<p>Bazı eski gözlemsel araştırmalar düşük veya orta miktarda alkol tüketimi ile bazı kalp-damar sonuçları arasında daha düşük risk ilişkisi bildirmişti. Ancak bu çalışmalar, alkolün doğrudan koruyucu olduğunu kanıtlamıyor.</p>

<p>Daha yeni bilimsel değerlendirmeler özellikle yoğun alkol tüketimi ve kısa sürede fazla miktarda alkol alımının yüksek tansiyon, ritim bozuklukları, koroner kalp hastalığı, inme, kalp kası hastalığı ve kalp yetersizliği gibi sorunlarla bağlantılı olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Amerikan Kalp Derneği, kalbi korumak amacıyla alkol kullanmaya başlanmasını önermiyor.</p>

<p>Dolayısıyla “Her gün biraz alkol kalbe iyidir” cümlesi, günümüzde bilimsel kanıtların taşıyabileceğinden daha kesin bir iddiadır.</p>

<p>4. Kalp dostu beslenmeyi tatsız bir diyet sanmak</p>

<p>Kalp sağlığı için beslenme denildiğinde yalnızca haşlanmış sebzelerden oluşan renksiz bir tabak düşünmeye gerek yok.</p>

<p>Bilimsel veriler tek bir yiyecekten çok genel beslenme düzeninin önemli olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Sebze ve meyvelerin, tam tahılların, kuruyemişlerin, balık ve diğer sağlıklı protein kaynaklarının ağırlıkta olduğu; zeytinyağı gibi doymamış yağ kaynaklarının tercih edildiği beslenme modelleri kalp-damar sağlığı açısından öne çıkıyor.</p>

<p>Buna karşılık fazla tuz, ilave şeker, doymuş ve trans yağlar ile yoğun işlenmiş gıdaların sık tüketilmesi kalp sağlığı açısından olumsuz bir beslenme tablosu oluşturabilir.</p>

<p>Önemli nokta tek bir “kalbi temizleyen” besin aramak değil, sürdürülebilir bir beslenme düzeni kurmaktır.</p>

<p>Bir öğün damarları temizlemez. Bir meyve de kalp hastalığını tek başına önlemez.</p>

<p>5. Tansiyon, kolesterol ve kan şekerini bilmemek</p>

<p>Kalp-damar hastalıklarının en sinsi taraflarından biri burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol uzun süre belirgin yakınmaya yol açmayabilir. Yüksek kan şekeri de bazı kişilerde yıllarca fark edilmeden ilerleyebilir.</p>

<p>Bu nedenle “Kendimi iyi hissediyorum, demek ki değerlerim normal” düşüncesi güvenilir değildir.</p>

<p>Kalp-damar riskinin değerlendirilmesinde özellikle şu başlıklar önem taşır:</p>

<ul>
 <li>Kan basıncı</li>
 <li>LDL ve diğer kan yağları</li>
 <li>Kan şekeri</li>
 <li>Vücut ağırlığı</li>
 <li>Bel çevresi</li>
 <li>Sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanımı</li>
 <li>Fiziksel aktivite düzeyi</li>
 <li>Ailede erken yaşta kalp-damar hastalığı öyküsü</li>
</ul>

<p>Bu değerlerin hangi sıklıkta kontrol edilmesi gerektiği yaşa, kişinin mevcut hastalıklarına, aile öyküsüne ve önceki ölçümlere göre değişebilir.</p>

<p>6. Bel çevresindeki artışı yalnızca görüntü meselesi sanmak</p>

<p>Tartıdaki rakam önemli olabilir ancak vücuttaki yağın nerede biriktiği de dikkate alınır.</p>

<p>Özellikle karın bölgesinde artan yağlanma; insülin direnci, tip 2 diyabet, yüksek tansiyon ve kan yağlarındaki bozukluklar gibi kalp-damar risk faktörleriyle yakından ilişkilidir.</p>

<p>Bu nedenle bel çevresindeki belirgin artışı yalnızca estetik bir mesele olarak değerlendirmemek gerekir.</p>

<p>Bununla birlikte tek başına mezura da kişinin kalp hastalığı riskini belirleyemez. Yaş, cinsiyet, tansiyon, kolesterol, kan şekeri, sigara kullanımı, aile öyküsü ve mevcut hastalıklar birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kilo verilmesi gerekiyorsa çok hızlı ve sürdürülemez yöntemler yerine uzun vadede uygulanabilecek beslenme ve hareket değişiklikleri daha anlamlıdır.</p>

<p>7. Uzun süren çökkünlüğü ve ruhsal sıkıntıları görmezden gelmek</p>

<p>Kalp ile ruh sağlığı birbirinden tamamen bağımsız iki dünya değil.</p>

<p>Depresyon ile kalp-damar hastalıkları arasındaki ilişki uzun süredir araştırılıyor. Depresyon; hareket azalması, sigara kullanımı, uyku bozuklukları, sağlıksız beslenme ve tedaviye uyumun güçleşmesi gibi yollarla kalp sağlığını dolaylı olarak etkileyebilir. Bunun yanında stres yanıtı ve vücuttaki bazı biyolojik süreçlerin de rol oynayabileceği düşünülüyor.</p>

<p>Ancak bu ilişkiyi “üzüntü kalp hastalığı yapar” gibi basit bir neden-sonuç cümlesine indirgemek doğru değildir.</p>

<p>Haftalar boyunca devam eden çökkünlük, isteksizlik, uyku veya iştah değişiklikleri ve günlük yaşamdan belirgin biçimde uzaklaşma yalnızca irade meselesi değildir. Profesyonel değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Sosyal bağlar da önemlidir. Bilimsel değerlendirmelerde sosyal izolasyon ve yalnızlığın daha kötü kalp ve beyin sağlığı sonuçlarıyla ilişkili olabileceği bildiriliyor. Bununla birlikte bu alandaki kanıtların önemli bölümü gözlemseldir.</p>

<p>8. Pasif sigara dumanını önemsiz görmek</p>

<p>“Ben içmiyorum, yanımdaki içiyor” kalp açısından güvenli bir durum değildir.</p>

<p>Sigara dumanına istem dışı maruz kalmak da kalp ve damar sistemi üzerinde zararlı etkilere sahiptir. Ev, otomobil veya kapalı çalışma alanında sigara içilmesi yalnızca sigara kullanan kişiyi etkilemez.</p>

<p>Bu nedenle kalbi korumak yalnızca aktif sigara kullanımından kaçınmak anlamına gelmez. Pasif dumandan korunmak da önemlidir.</p>

<p>Elektronik sigara ve diğer nikotin ürünlerinin de zararsız olduğu düşünülmemelidir. Kalp sağlığı açısından en güvenli yaklaşım tütün ve nikotin maruziyetinden uzak durmaktır.</p>

<p>Kalp sağlığında 8 temel hedef</p>

<p>Kalp sağlığını onlarca farklı yasak üzerinden düşünmek yerine birkaç temel noktaya odaklanmak daha uygulanabilir olabilir.</p>

<p>Amerikan Kalp Derneği’nin güncel yaklaşımında kalp-damar sağlığı sekiz ana başlık üzerinden ele alınıyor:</p>

<p>Sağlıklı beslenme, yeterli fiziksel aktivite, tütün ve nikotinden uzak durma, yeterli uyku, sağlıklı vücut ağırlığı, kan yağlarının kontrolü, kan şekerinin kontrolü ve kan basıncının kontrolü.</p>

<p>Uyku burada özellikle dikkat çekici. Çoğu yetişkin için gecede yaklaşık 7-9 saat uyku hedefleniyor. Uyku süresi ve kalitesi, kalp sağlığının artık ayrı bir bileşeni olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Her şeyi bir günde değiştirmek gerekmiyor</p>

<p>Kalp sağlığını korumak için yaşamın bir gecede baştan aşağı değiştirilmesi gerekmiyor.</p>

<p>Günün içinde daha fazla hareket etmek, sigara dumanından uzaklaşmak, tabağa daha fazla sebze eklemek, aşırı alkol tüketiminden kaçınmak, uyku düzenine dikkat etmek ve tansiyon, kolesterol ile kan şekeri değerlerini takip etmek küçük görünse de birlikte değerlendirildiğinde anlamlı adımlardır.</p>

<p>Üstelik risk yalnızca alışkanlıklardan oluşmaz. Yaş, genetik özellikler, aile öyküsü ve bazı hastalıklar değiştirilemeyen risk faktörleridir. Sağlıklı yaşam tarzı riski azaltabilir ancak sıfırlayamaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu ayrım önemli. Çünkü kalp hastalığı geliştiren herkes “yanlış yaşadığı” için hastalanmış değildir.</p>

<p>Hangi belirtilerde beklenmemeli?</p>

<p>Yaşam tarzı değişiklikleri kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde önemlidir ancak ortaya çıkan acil belirtilerin yerine geçmez.</p>

<p>Yeni başlayan veya şiddetli göğüs ağrısı ya da baskı hissi, belirgin nefes darlığı, bayılma, soğuk terleme ile birlikte göğüs rahatsızlığı veya yüz, kol ya da bacakta ani güçsüzlük ve konuşma bozukluğu gibi belirtiler acil değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Bu tür durumlarda belirtilerin kendiliğinden geçmesini beklemek yerine gecikmeden acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.</p>

<p>Kalp sağlığında en güçlü yaklaşım tek bir mucize besin, takviye veya egzersiz değil; yıllar boyunca sürdürülebilen küçük ama tutarlı alışkanlıkların toplamıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Circulation – Life’s Essential 8: Updating and Enhancing the American Heart Association’s Construct of Cardiovascular Health: A Presidential Advisory From the American Heart Association – Lloyd-Jones DM, Allen NB, Anderson CAM ve çalışma grubu – 2022 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000001078</li>
 <li>Circulation – 2021 Dietary Guidance to Improve Cardiovascular Health: A Scientific Statement From the American Heart Association – Lichtenstein AH, Appel LJ, Vadiveloo M ve çalışma grubu – 2021 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000001031</li>
 <li>Circulation – Sedentary Behavior and Cardiovascular Morbidity and Mortality: A Science Advisory From the American Heart Association – Young DR, Hivert MF, Alhassan S ve çalışma grubu – 2016 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000000440</li>
 <li>Journal of the American Heart Association – Effects of Objective and Perceived Social Isolation on Cardiovascular and Brain Health: A Scientific Statement From the American Heart Association – Cené CW, Beckie TM, Sims M ve çalışma grubu – 2022 – DOI: 10.1161/JAHA.122.026493</li>
 <li>Circulation – Alcohol Use and Cardiovascular Disease: A Scientific Statement From the American Heart Association – Piano MR, Marcus GM ve çalışma grubu – 2025 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000001341</li>
 <li>Circulation – Depression and Coronary Heart Disease: Recommendations for Screening, Referral, and Treatment – Lichtman JH, Bigger JT, Blumenthal JA ve çalışma grubu – 2008 – DOI: 10.1161/CIRCULATIONAHA.108.190769</li>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü – Cardiovascular Diseases – Kalp-damar hastalıkları bilgi ve risk faktörleri değerlendirmesi – 2025</li>
 <li>WebMD – Bad Heart Habits – Tıbbi değerlendirme: Zilpah Sheikh – Güncelleme 2025</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kalbinizi-fark-etmeden-yoruyor-olabilirsiniz-gunluk-hayattaki-8-aliskanliga-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 06:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8180.jpeg" type="image/jpeg" length="61124"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ferran Torres vers le PSG : accord à 50 millions d’euros avec le Barça]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ferran-torres-vers-le-psg-accord-a-50-millions-deuros-avec-le-barca</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ferran-torres-vers-le-psg-accord-a-50-millions-deuros-avec-le-barca" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Le Paris Saint-Germain se rapproche d’un nouveau renfort offensif majeur. Le club parisien et le FC Barcelone auraient trouvé un accord autour de 50 millions d’euros pour le transfert de Ferran Torres. L’attaquant espagnol est désormais attendu pour les dernières formalités avant la finalisation de l’opération.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Le marché des transferts européen pourrait enregistrer prochainement une nouvelle opération importante. Le Paris Saint-Germain avance vers la signature de Ferran Torres, l’attaquant international espagnol du FC Barcelone.</p>

<p>Selon les dernières informations publiées dans la presse sportive européenne, les deux clubs se sont entendus sur les principales conditions financières du transfert. Le montant de l’opération serait d’environ 50 millions d’euros.</p>

<p>Ferran Torres attendu à Paris</p>

<p>La prochaine étape devrait concerner la visite médicale et les dernières formalités contractuelles.</p>

<p>Ferran Torres est attendu à Paris afin de passer ses examens médicaux avant de finaliser son engagement avec le PSG.</p>

<p>Un contrat de longue durée, qui pourrait porter sur cinq saisons, est évoqué pour l’international espagnol.</p>

<p>Un renfort polyvalent pour l’attaque parisienne</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>À 26 ans, Ferran Torres présente un profil particulièrement polyvalent.</p>

<p>L’Espagnol peut évoluer sur les deux ailes mais également dans une position plus axiale. Sa mobilité, ses appels dans la profondeur et sa capacité à attaquer la surface adverse offrent plusieurs possibilités tactiques.</p>

<p>Son arrivée permettrait ainsi au PSG d’élargir considérablement ses solutions offensives pour la nouvelle saison.</p>

<p>Une vente importante pour Barcelone</p>

<p>L’opération représente également un enjeu financier majeur pour le FC Barcelone.</p>

<p>Une indemnité avoisinant les 50 millions d’euros permettrait au club catalan d’améliorer sa marge de manœuvre sur le marché des transferts et dans la gestion de sa masse salariale.</p>

<p>Le départ de Ferran Torres pourrait donc faciliter d’autres opérations du Barça avant la fermeture du mercato.</p>

<p>De Manchester City à Barcelone</p>

<p>Formé en Espagne et révélé sous les couleurs de Valence, Ferran Torres avait ensuite rejoint Manchester City.</p>

<p>Il avait quitté l’Angleterre pour s’engager avec le FC Barcelone en janvier 2022. Depuis son arrivée en Catalogne, l’attaquant espagnol a été utilisé dans plusieurs positions du secteur offensif.</p>

<p>Torres dispose également d’une solide expérience internationale avec la sélection espagnole.</p>

<p>L’annonce officielle désormais attendue</p>

<p>À ce stade, le dossier serait entré dans sa dernière ligne droite.</p>

<p>L’accord entre les clubs est annoncé autour de 50 millions d’euros, mais le transfert ne pourra être considéré comme définitivement conclu qu’après la visite médicale, la signature des documents contractuels et les communiqués officiels des clubs concernés.</p>

<p>Le dossier Ferran Torres dépasse donc désormais le stade de la simple rumeur de mercato : sauf retournement de situation lors des dernières formalités, l’attaquant espagnol se rapproche sérieusement du Paris Saint-Germain.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ferran-torres-vers-le-psg-accord-a-50-millions-deuros-avec-le-barca</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 06:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8179.jpeg" type="image/jpeg" length="76487"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’ın Kristian Thorstvedt transferinde sıcak gelişme: Fiorentina öne geçti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-kristian-thorstvedt-transferinde-sicak-gelisme-fiorentina-one-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-kristian-thorstvedt-transferinde-sicak-gelisme-fiorentina-one-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın orta saha transferi için gündemine aldığı Kristian Thorstvedt konusunda İtalya’dan dikkat çeken bir gelişme geldi. Fiorentina’nın Norveçli futbolcuyla 2031’e kadar sürecek sözleşme konusunda prensip anlaşmasına vardığı öne sürüldü. Sassuolo ile bonservis pazarlığı ise henüz sonuçlanmadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’ın transfer gündeminde yer alan Kristian Thorstvedt için yarış kızıştı. Siyah-beyazlıların orta saha adaylarından biri olarak gösterilen 27 yaşındaki Norveçli futbolcu konusunda Fiorentina’nın önemli mesafe aldığı bildirildi.</p>

<p>İtalya’dan gelen son bilgilere göre Fiorentina, oyuncu cephesindeki görüşmelerini ilerletti. Tarafların 2031 yılına kadar geçerli olacak sözleşmenin şartları konusunda prensip anlaşmasına vardığı ve Thorstvedt’in Floransa ekibine transfer olmaya sıcak baktığı ileri sürüldü.</p>

<p>Fiorentina oyuncuyla anlaştı, Sassuolo ile pazarlık sürüyor</p>

<p>Transferin önündeki asıl engelin ise bonservis pazarlığı olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Thorstvedt’in formasını giydiği Sassuolo ile Fiorentina arasında henüz nihai anlaşma sağlanmadı. İtalyan kulübünün Norveçli orta saha için yaklaşık 12 milyon euro seviyesinde bir bonservis beklentisinin bulunduğu aktarılıyor.</p>

<p>Fiorentina’nın oyuncu cephesinde avantaj elde etmesine rağmen Sassuolo ile anlaşamaması, transfer dosyasının henüz tamamen kapanmadığını gösteriyor.</p>

<p>Beşiktaş için yarış zorlaştı</p>

<p>Beşiktaş cephesinden Thorstvedt konusunda resmi bir açıklama yapılmış değil. Ancak Norveçli futbolcunun siyah-beyazlıların orta saha yapılanması kapsamında takip edilen isimler arasında bulunduğu bir süredir gündemdeydi.</p>

<p>İtalya’dan gelen son haber ise transfer yarışındaki dengeleri değiştirebilecek nitelikte.</p>

<p>Fiorentina’nın oyuncuyla kişisel şartlarda anlaşmaya yaklaşması, Beşiktaş açısından rekabeti zorlaştırırken gözler şimdi Sassuolo’nun vereceği karara çevrildi.</p>

<p>Bonservis konusunda Fiorentina ile Sassuolo arasında anlaşma sağlanamaması halinde transfer yarışının yeniden şekillenmesi mümkün görünüyor.</p>

<p>Kristian Thorstvedt kimdir?</p>

<p>13 Mart 1999 doğumlu Kristian Thorstvedt, orta sahanın merkezinde ve hücuma dönük bölgelerinde görev yapabiliyor.</p>

<p>Norveçli futbolcu kariyerinde Viking ve Genk formalarının ardından İtalya’ya geçerek Sassuolo’ya transfer oldu. Fizik gücü, ceza sahasına yaptığı koşular ve orta sahadan skor katkısı verebilmesiyle öne çıkan Thorstvedt, Norveç Milli Takımı’nda da görev yapıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Transfer dosyasındaki belirleyici aşamanın bundan sonra Fiorentina ile Sassuolo arasındaki bonservis görüşmeleri olması bekleniyor.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
ViolaNews<br />
Tuttomercatoweb</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-kristian-thorstvedt-transferinde-sicak-gelisme-fiorentina-one-gecti</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 05:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8178-1.jpeg" type="image/jpeg" length="25135"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[JAMA araştırması: Gebelikte sağlıklı beslenme ile otizm tanısı arasında dikkat çeken ilişki]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/jama-arastirmasi-gebelikte-saglikli-beslenme-ile-otizm-tanisi-arasinda-dikkat-ceken-iliski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/jama-arastirmasi-gebelikte-saglikli-beslenme-ile-otizm-tanisi-arasinda-dikkat-ceken-iliski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[JAMA Network Open’da yayımlanan, yaklaşık 96 bin anne-çocuk verisini kapsayan geniş araştırmada, gebelik döneminde sağlıklı beslenme düzenine yüksek uyum gösteren annelerin çocuklarında otizm tanısı olasılığının yüzde 22 daha düşük olduğu görüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Araştırmacılar ise bunun neden-sonuç ilişkisi anlamına gelmediğinin özellikle altını çiziyor.</p>

<p>Gebelik dönemindeki beslenmenin çocuğun ilerleyen yıllardaki nörogelişimiyle ilişkili olabileceğine dair dikkat çekici bulgular elde edildi.</p>

<p>JAMA Network Open’da yayımlanan geniş kapsamlı kohort araştırmasında, gebelik sırasında meyve, sebze, balık, kuruyemiş ve tam tahıllardan zengin bir beslenme düzenini daha fazla benimseyen annelerin çocuklarında otizm tanısı alma olasılığının daha düşük olduğu belirlendi.</p>

<p>Araştırmanın en önemli yanı ise örneklem büyüklüğü. Çalışmada Norveç ve İngiltere’den iki büyük doğum kohortunun verileri değerlendirildi. Norveç Anne, Baba ve Çocuk Kohortu’nda 84 bin 548, İngiltere’deki ALSPAC kohortunda ise 11 bin 760 gebelik incelendi.</p>

<p>Otizm tanısı olasılığı yüzde 22 daha düşük bulundu</p>

<p>Araştırmacılar gebelikteki beslenme biçimini düşük, orta ve yüksek düzeyde sağlıklı beslenmeye uyum şeklinde gruplandırdı.</p>

<p>Yaş, eğitim düzeyi, gebelik öncesi vücut kitle indeksi, sigara ve alkol kullanımı, depresyon öyküsü, multivitamin kullanımı, diyabet ve hipertansiyon gibi sonuçları etkileyebilecek çok sayıda faktör hesaba katıldı.</p>

<p>Düzeltilmiş analizlerde, sağlıklı beslenme düzenine en yüksek düzeyde uyan annelerin çocuklarında otizm tanısı olasılığının, uyumu düşük olan gruba göre yüzde 22 daha düşük olduğu görüldü.</p>

<p>Araştırmada ayrıca çocukların sosyal iletişim becerileriyle ilgili dikkat çekici sonuçlar elde edildi.</p>

<p>Sağlıklı beslenmeye yüksek uyum, Norveç kohortunda 3 yaşındaki çocuklarda sosyal iletişim güçlüğü olasılığının yaklaşık yüzde 24 daha düşük olmasıyla ilişkilendirildi. İngiltere kohortunda ise yaklaşık 8 yaşındaki çocuklarda sosyal iletişim güçlüğü olasılığının yüzde 26 daha düşük olduğu hesaplandı.</p>

<p>Buna karşılık otizmle ilişkili diğer özelliklerde, özellikle kısıtlı ve tekrarlayıcı davranışlar açısından sonuçlar tutarlı değildi.</p>

<p>Araştırmadaki “sağlıklı beslenme” ne anlama geliyor?</p>

<p>Çalışmada sağlıklı beslenme tek bir yiyecek, vitamin ya da takviye üzerinden tanımlanmadı.</p>

<p>Sağlıklı beslenme modeli genel olarak daha fazla:</p>

<ul>
 <li>Meyve</li>
 <li>Sebze</li>
 <li>Balık</li>
 <li>Kuruyemiş</li>
 <li>Tam tahıllı gıda</li>
</ul>

<p>tüketimiyle karakterize edildi.</p>

<p>Buna karşılık kırmızı ve işlenmiş et, şekerli içecekler, yağ oranı yüksek yiyecekler ve rafine karbonhidratların daha düşük tüketilmesi bu beslenme modelinin diğer tarafını oluşturdu.</p>

<p>Bu nokta önemli. Araştırma, belirli bir besinin ya da takviyenin otizme karşı koruyucu olduğunu göstermiyor. Bulgular, gebelik boyunca sürdürülen genel beslenme örüntüsüyle ilgili.</p>

<p>“Sağlıklı beslenme otizmi önlüyor” demek doğru değil</p>

<p>Çalışmanın sonuçlarını yorumlarken en kritik ayrım burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Araştırma gözlemsel bir kohort çalışması. Dolayısıyla sağlıklı beslenmenin çocuklarda otizmi doğrudan önlediği veya sağlıksız beslenmenin otizme neden olduğu sonucuna varılamaz.</p>

<p>Araştırmacılar da gözlenen ilişkinin nedensel olup olmadığının henüz bilinmediğini açık biçimde belirtiyor.</p>

<p>Otizm; genetik yapı, biyolojik süreçler ve çevresel faktörlerin karmaşık biçimde etkileşime girdiği nörogelişimsel bir durum. Tek bir yiyecek, beslenme şekli veya gebelik dönemindeki tek bir davranışla açıklanması bilimsel olarak mümkün değil.</p>

<p>Çalışmada beslenme bilgilerinin katılımcıların kendi bildirimlerine dayanması, gebelikte beslenmenin yalnızca belirli bir dönemde değerlendirilmesi ve ölçülemeyen başka faktörlerin sonuçları etkileme ihtimali de araştırmanın sınırlılıkları arasında gösterildi.</p>

<p>Yaklaşık 96 bin gebelikten gelen güçlü veri</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmanın güçlü taraflarından biri iki farklı ülkedeki büyük, ileriye dönük doğum kohortlarının kullanılması.</p>

<p>Norveç grubundaki çocukların otizm tanıları ulusal hasta kayıtları üzerinden takip edildi. Çocukların sosyal iletişim özellikleri ise farklı yaşlarda kullanılan değerlendirme araçlarıyla incelendi.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca sonuçları etkileyebilecek çok sayıda değişken için istatistiksel düzeltme yaptı ve farklı analizlerle bulguların ne ölçüde değiştiğini değerlendirdi.</p>

<p>Buna rağmen araştırmanın yazarları temkinli. Bulguların başka çalışmalarla doğrulanması ve gebelikte beslenmeyle nörogelişim arasındaki ilişkinin farklı araştırma yöntemleri kullanılarak incelenmesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Gebelikte sağlıklı beslenmenin önemi yine güçleniyor</p>

<p>Araştırma, gebelikte dengeli ve çeşitli beslenmenin anne ve bebek sağlığı açısından zaten bilinen önemine yeni bir araştırma alanı daha ekliyor.</p>

<p>Ancak elde edilen veriler hamile kadınlarda kaygıya veya suçluluk duygusuna yol açacak şekilde yorumlanmamalı. Çalışma, annenin beslenme tercihlerinin tek başına çocuğun otizm geliştirip geliştirmeyeceğini belirlediğini göstermiyor.</p>

<p>Bilimsel olarak söylenebilecek en doğru ifade şu:</p>

<p>Gebelikte sağlıklı bir beslenme düzenine daha yüksek uyum, araştırılan büyük kohortlardan birinde çocuklarda daha düşük otizm tanısı olasılığı ve iki kohortta bazı sosyal iletişim güçlüklerinin daha düşük görülmesiyle ilişkili bulundu. Bu ilişkinin nedensel olup olmadığı ise henüz bilinmiyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>JAMA Network Open<br />
Friel C, Leyland AH, Anderson JJ ve arkadaşları<br />
Healthy Prenatal Dietary Pattern and Offspring Autism<br />
JAMA Network Open. 2024;7(7):e2422815.<br />
DOI: 10.1001/</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/jama-arastirmasi-gebelikte-saglikli-beslenme-ile-otizm-tanisi-arasinda-dikkat-ceken-iliski</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 02:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8177.jpeg" type="image/jpeg" length="38534"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TSK’da geniş kapsamlı atama: Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerinde generallerin yeni görevleri belli oldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tskda-genis-kapsamli-atama-kara-deniz-ve-hava-kuvvetlerinde-generallerin-yeni-gorevleri-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tskda-genis-kapsamli-atama-kara-deniz-ve-hava-kuvvetlerinde-generallerin-yeni-gorevleri-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesinde kapsamlı görev değişiklikleri yapıldı. Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Hava Kuvvetleri Komutanlığına ilişkin general ve amiral atama listelerinde çok sayıda üst rütbeli komutanın yeni görev yeri belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Atama listelerinde ordu ve kolordu komutanlıklarından Genelkurmay Başkanlığı karargâhına, kuvvet komutanlıklarından eğitim birliklerine kadar kritik görev değişiklikleri dikkat çekti.</p>

<p>Kara Kuvvetleri’nde korgeneral atamaları</p>

<p>Kara Kuvvetleri Komutanlığı General Atama Listesi’ne göre korgeneral düzeyindeki atamalar şöyle:</p>

<p>Korgeneral Zorlu Topaloğlu, Malatya’daki 2’nci Ordu Komutanlığından İzmir’deki Ege Ordu Komutanlığına atandı.</p>

<p>Korgeneral Gültekin Yaralı, Ankara’daki Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığından Malatya’daki 2’nci Ordu Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Korgeneral Sebahattin Kılınç, KKTC’deki Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığından Genelkurmay Başkanlığı emrine atandı.</p>

<p>Korgeneral Tuncay Altuğ, Erzurum’daki 9’uncu Kolordu Komutanlığından Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Korgeneral Ahmet Kurumahmut, Ankara’daki 4’üncü Kolordu Komutanlığından Adana’daki 6’ncı Kolordu Komutanlığına atandı.</p>

<p>Korgeneral Burhan Aktaş, Milli Savunma Üniversitesi Rektör Yardımcılığı görevinden Erzincan’daki 3’üncü Ordu Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Korgeneral Ertan İnaltekin, Diyarbakır’daki 7’nci Kolordu Komutanlığından KKTC’deki Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığına atandı.</p>

<p>Korgeneral Alparslan Kılınç, İstanbul’daki Personel Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığından Gelibolu’daki 2’nci Kolordu Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Kara Kuvvetleri’nde tümgeneral düzeyindeki dikkat çeken değişiklikler</p>

<p>Tümgeneral Emre Tayanç, Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Eğitim Tümen Komutanlığından Ankara’daki 4’üncü Kolordu Komutanlığına atandı.</p>

<p>Tümgeneral Davut Alâ, Samsun’daki Sahra Sıhhiye Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığından Çorlu’daki 5’inci Kolordu Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Tümgeneral Fethi Oltulu, Hatay’daki 8’inci Hudut Komutanlığından Samsun’daki Sahra Sıhhiye Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığına atandı.</p>

<p>Tümgeneral Mehmet Özeren, Gelibolu’daki 2’nci Kolordu Komutanlığından Genelkurmay Başkanlığı emrine alındı.</p>

<p>Tümgeneral Özkan Ulutaş, Genelkurmay Başkanlığı emrinden Erzincan’daki 3’üncü Ordu Kurmay Başkanlığına atandı.</p>

<p>Tümgeneral Mehmet Cafer Aksoytürk, Çorlu’daki 5’inci Kolordu Komutanlığından Milli Savunma Üniversitesi Rektör Yardımcılığına getirildi.</p>

<p>Tümgeneral Mücahit Zorlutuna, Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Kurmay Başkanlığından İzmir’deki İstihkâm Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığına atandı.</p>

<p>Tümgeneral Hakan Tunç, İstanbul’daki 52’nci Motorlu Piyade Tümen Komutanlığından Şırnak’taki 23’üncü Piyade Tümen Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Tümgeneral İlker Görgülü, KKTC’deki Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığından 28’inci Mekanize Piyade Tümen Komutanlığına atandı.</p>

<p>Tümgeneral Mustafa Köksal, Diyarbakır’daki 7’nci Kolordu Komutan Yardımcılığı görevinden Yüksekova’daki 3’üncü Piyade Tümen Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Tümgeneral Ferat Vural, Yüksekova’daki 3’üncü Piyade Tümen Komutanlığından İstanbul’daki Personel Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığına atandı.</p>

<p>Tümgeneral Ahmet Gülmüş, Elbeyli/Kilis’teki görevinden Genelkurmay Başkanlığı emrine alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tümgeneral Rıfat Dönel, Şırnak’taki 23’üncü Piyade Tümen Komutanlığından Kara Kuvvetleri Denetleme ve Değerlendirme Başkanlığına getirildi.</p>

<p>Tümgeneral İlhan İstanbullu, Ankara’daki Kara Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığından Elbeyli/Kilis’teki birlik komutanlığına atandı.</p>

<p>Tümgeneral Aydın Kılıç, Malatya’daki 2’nci Ordu Kurmay Başkanlığından Diyarbakır’daki 7’nci Kolordu Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Tümgeneral Gökhan Çelik, İzmir’deki Ege Ordu Kurmay Başkanlığından Malatya’daki 2’nci Ordu Kurmay Başkanlığına atandı.</p>

<p>Tümgeneral Cem Kamil Sağcan, İstanbul’daki 1’inci Ordu Kurmay Başkanlığından Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Kurmay Başkanlığına getirildi.</p>

<p>Tümgeneral İlker Ertuğrul, KKTC’deki 28’inci Mekanize Piyade Tümen Komutanlığından Kara Kuvvetleri Eğitim ve Doktrin Eğitim Tümen Komutanlığına atandı.</p>

<p>Tümgeneral Osman Akyıldız, Genelkurmay Denetleme ve Değerlendirme Başkanlığından Erzurum’daki 9’uncu Kolordu Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Tümgeneral Şükrü Bilir, Genelkurmay Cari Harekât Daire Başkanlığından KKTC’deki Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığına atandı.</p>

<p>Tümgeneral Mustafa Büyükköroğlu, Çukurca/Hakkâri’deki 2’nci Hudut Tugay Komutanlığından İstanbul’daki 1’inci Ordu Kurmay Başkanlığına getirildi.</p>

<p>Tümgeneral İsmail Özcan, Özel Kuvvetler Komutanlığı Kurmay Başkanlığından Genelkurmay İstihbarat Başkanlığına atandı.</p>

<p>Tümgeneral Şener Kopal, Kara Kuvvetleri Personel ve Harekât Başkanlığından Milli Savunma Üniversitesi Kara Harp Enstitüsü Müdürlüğüne getirildi.</p>

<p>Tümgeneral Ahmet Aşık, Eğirdir/Isparta’daki Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığındaki görevini sürdürecek.</p>

<p>Kara Kuvvetleri’nde tuğgeneral atamaları</p>

<p>Listede tuğgeneral seviyesinde de geniş çaplı bir rotasyon gerçekleştirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Erhan Yeşil, Bingöl’deki 49’uncu Komando Tugay Komutanlığından İzmir’deki Ege Ordu Kurmay Başkanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Barış Türkeş, İstanbul’daki 1’inci Ordu Harekât Kurmay Yarbaşkanlığı görevinden MSÜ Harp Enstitüleri Müdürlüğüne getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Mustafa Kamancı, Ankara’daki Kara Kuvvetleri Genel Sekreterliği görevinden Bingöl’deki 49’uncu Komando Tugay Komutanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Ahmet Yaşar Dener, Mardin’deki 70’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığından Genelkurmay Genel Sekreterliğine getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Bülent Tarhan, İskenderun/Hatay’daki 39’uncu Mekanize Piyade Tugay Komutanlığından Edremit/Balıkesir’deki 19’uncu Komando Tugay Komutanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Mesut Koçak, Kayseri’deki 1’inci Komando Tugay Komutanlığından Çankırı’daki 28’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Erdoğan Çetin, Genelkurmay Eğitim Daire Başkanlığından Genelkurmay Personel ve Harekât Başkanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Ümit Çelik, 6’ncı Hudut Tugay Komutanlığından Kara Kuvvetleri Personel ve Harekât Daire Başkanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Serkan Aydın, Genelkurmay Başkanlığı emrinden Midyat/Mardin’deki 14’üncü Komando Tugay Komutanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Mustafa Öztürk, Doğubayazıt/Ağrı’daki 1’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığından İstanbul’daki 1’inci Ordu Harekât Kurmay Yarbaşkanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Kadir Çelik, Genelkurmay Strateji Daire Başkanlığından Kars’taki 14’üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Tahir Ekin, Tatvan/Bitlis’teki 10’uncu Komando Tugay Komutanlığından Genelkurmay Başkanlığı emrine alındı.</p>

<p>Tuğgeneral Haluk Erdem, Gelibolu/Çanakkale’deki 18’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığından Şanlıurfa’daki 20’nci Zırhlı Tugay Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Tarık Çetin, Derekcik/Hakkâri’deki 1’inci Hudut Tugay Komutanlığından Kara Kuvvetleri Personel ve Yönetim Daire Başkanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Mert Önen, Diyarbakır’daki 16’ncı Mekanize Piyade Tugay Komutanlığından Gelibolu’daki 18’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Bülent Barış Sarp, Keşan/Edirne’deki 9’uncu Hudut Tugay Komutanlığından Kara Kuvvetleri Eğitim ve Değerlendirme Başkanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Cavit Tütüncü, Iğdır’daki 5’inci Hudut Tugay Komutanlığından Kara Kuvvetleri Eğitim Müşavirliği Başkanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Mehmet Coşar, Siirt’teki 7’nci Komando Tugay Komutanlığından Sivas’taki 5’inci Piyade Eğitim Tugay Komutanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Nail Türe, Kars’taki 14’üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanlığından Genelkurmay Başkanlığı emrine alındı.</p>

<p>Tuğgeneral Nejat Şimşek, Genelkurmay Başkanlığı emrinden Başakşehir/İstanbul’daki 47’nci Komando Tugay Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Ahmet Fatih Oğuz, Genelkurmay Personel Başkanlığından Genelkurmay Denetleme ve Değerlendirme Başkanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Sertaç Öztürk, Kara Kuvvetleri Eğitim Tugayındaki görevinden Kara Kuvvetleri Araştırma Merkezi Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Halil Bulut, İzmir’deki İstihkâm Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığından Milli Savunma Bakanlığı Milli Mayın Faaliyet Merkezi Başkanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Numan Kıral, İzmir’deki Ege Ordu İdari Kurmay Yarbaşkanlığından Afyonkarahisar’daki Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanlığına bağlı göreve getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Erkan Bülbül, Çerkezköy/Tekirdağ’daki 3’üncü Zırhlı Tugay Komutanlığından Genelkurmay Başkanlığı emrine atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Mahmut Sert, Kahramanmaraş’taki 2’nci Zırhlı Tugay Komutanlığından Edirne’deki 54’üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Ersin Özalp, Kilis’teki 11’inci Hudut Tugay Komutanlığından Çukurca/Hakkâri’deki 2’nci Hudut Tugay Komutanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Hasan Çelikcan, Ankara’daki 1’inci Özel Kuvvetler Tugay Komutanlığından Özel Kuvvetler Komutanlığı Kurmay Başkanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Yaşar Karaoğlu, Bozüyük/Bilecik’teki 51’inci Komando Tugay Komutanlığından Söke/Aydın’daki 51’inci Komando Tugay Komutanlığı görevine atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Abdullah Karakoç, Ankara’daki MSB NATO ve AB görevinden Denizli’deki 11’inci Komando Tugay Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Cumhur Yazgan, Çankırı’daki 28’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığından Derecik/Hakkâri’deki 1’inci Hudut Tugay Komutanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Ayhan Tüten, Kara Kuvvetleri Personel ve Harekât Daire Başkanlığından İskenderun/Hatay’daki 39’uncu Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Atama listesinde ayrıca Harun Aydoğdu, Şenol Varol, Mustafa Bülent Baykal, Hasan Atasoy, Ali Karakaş, Murat Temur, Ertan Binay, Mehmet Ali Yağız, Mehmet Savcı, Mehmet Serhat Gündoğan, Halil Özçay, Hakan Kutlu, Günal Budak, Mustafa Volkan Esen, Cumhur Pıçakçı ve Uğur Özyurt için de yeni görevler belirlendi.</p>

<p>Kara Kuvvetleri listesinin devamında Hakan Kan, Ayran Ocak, Sedat Öztürk, Kürşad Cihan Erce, Çetin Kaya, Vedat Er, İsmail Cengiz Ersöz, Enver Kılınç, Ahmet Aydın, Fuat Dönmez, Kenan Koç, Haşim Bildiş, Ersin Yaman, Şengizer Şimşek, Hüseyin Erhan Öztek ve Orhan Demirel de yeni görevlere atandı.</p>

<p>Listenin son bölümünde ise Kubilay Karadeniz, Armağan Özel, Mustafa Cem Tokeşer, Şefa Koruk, Alper Önem Çevlek, Metin Durmaz, Barış Karaca, Cerrah Kemal Dokumacı, Ahmet Durgut, Ferit Yüksel ve Metin Çekmegel için görev değişiklikleri yer aldı.</p>

<p>Deniz Kuvvetleri’nde amiral ve tuğamiral atamaları</p>

<p>Deniz Kuvvetleri Komutanlığında da komuta kademesini ilgilendiren önemli değişiklikler yapıldı.</p>

<p>Koramiral Mustafa Kaya, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığından Donanma Komutan Yardımcılığına atandı.</p>

<p>Koramiral Rafet Oktar, Güney Deniz Saha Komutanlığından Amfibi Kolordu Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Koramiral Ramazan Özgül, Deniz Harp Okulu Komutanlığından Kuzey Deniz Saha Komutanlığına atandı.</p>

<p>Koramiral Erhan Aydın, Milli Savunma Üniversitesi Rektör Yardımcılığından Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanlığına getirildi.</p>

<p>Tümamiral Mehmet Baybars Küçükatay, Harp Filosu Komutanlığından Güney Deniz Saha Komutanlığına atandı.</p>

<p>Tümamiral İsmail Güldoğan, MSB Savunma ve Güvenlik Genel Müdür Yardımcılığından Genelkurmay Genel Plan ve Prensipler Başkanlığına getirildi.</p>

<p>Tümamiral Mehmet Emre Sezenler, Deniz Kuvvetleri Harekât Başkanlığından Milli Savunma Üniversitesi Rektör Yardımcılığına atandı.</p>

<p>Tümamiral Aziz Akgül, Kuzey Deniz Saha Komutanlığından Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığına getirildi.</p>

<p>Tümamiral Timur Yılmaz, Denizaltı Filosu Komutanlığından Deniz Kuvvetleri Lojistik Başkanlığına atandı.</p>

<p>Tümamiral Erhan Akyürek, Genelkurmay Planlama Daire Başkanlığından MSB Savunma ve Güvenlik Genel Müdür Yardımcılığına getirildi.</p>

<p>Tümamiral Yücel Darcan, Deniz Kuvvetleri Personel Başkanlığından Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığına atandı.</p>

<p>Tümamiral Eren Günay, Sualtı Harp ve Kurtarma Komutanlığından aynı göreve intibaken atandı.</p>

<p>Tümamiral Kenan Kaan Türkkan, Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanlığından Harp Filosu Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Deniz Kuvvetleri listesinin tuğamiral bölümünde Koray Vural, Salim Kalender, Erhan Gezginci, Soner Kazankaya, Onur Kapçaklı, Rüştü Sezer, Ahmet İşçi, Ahmet Öztursucu, Osman Çevik, Emin Yılmaz, Birol Orak, Alper Doğukanlı, Cenk Taşlı, İlyas Ergil, Çağlar Mert Erk, Burak Köpük, Göksel Ercenk, Burak Törköz, Adil Tüfekçi, Güvenç Uysal, Volkan Kıvan, Emre Ahmet İnal, Arif Özay, Umut Turhan ve İzzet Emre Afacan için de yeni görevler belirlendi.</p>

<p>Hava Kuvvetleri’nde kritik görev değişiklikleri</p>

<p>Hava Kuvvetleri Komutanlığı General Atama Listesi’nde orgeneral, korgeneral, tümgeneral ve tuğgeneral seviyesinde değişiklikler yer aldı.</p>

<p>Orgeneral Erdoğan Gür, Hava Eğitim Komutanlığından Eskişehir’deki Muharip Hava Kuvveti Komutanlığına atandı.</p>

<p>Korgeneral Yaşar Kadıoğlu, Hava Kuvvetleri Değerlendirme ve Denetleme Başkanlığından Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanlığına getirildi.</p>

<p>Korgeneral Ergin Dinç, Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanlığından Güzelyalı/İzmir’deki Hava Eğitim Komutanlığına atandı.</p>

<p>Korgeneral Kemal Turan, Brüksel/Belçika’daki Türk Askerî Temsil Heyeti Başkanlığındaki görevini intibaken sürdürecek.</p>

<p>Tümgeneral Kadircan Kottaş, Hava Kuvvetleri Savunma Planlama ve Proje Yönetim Başkanlığından Hava Kuvvetleri Değerlendirme ve Denetleme Başkanlığına atandı.</p>

<p>Tümgeneral Ertunç Ertuğrul, Genelkurmay İstihbarat Başkanlığından Eskişehir’deki Hava Savunma Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Tümgeneral Ertan Uzun, Hava Kuvvetleri Harekât Başkanlığından Eskişehir’de Muharip Hava Kuvveti Komutan Yardımcılığı görevine atandı.</p>

<p>Tümgeneral Vedat Öncel, Hava Harp Okulu Komutanlığından Çiğli/İzmir’deki 2’nci Ana Jet Üs ve Uçuş Eğitim Okulu Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Tümgeneral Serkan Gökhan Can, Hava Kuvvetleri Komuta Harekât Planlama ve Yönetim Merkezi görevinden Hava Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığına atandı.</p>

<p>Tümgeneral Cihangir Kemal Yüzçelik, Çiğli’deki 2’nci Ana Jet Üs Komutanlığından İstanbul Yeşilyurt’taki Hava Harp Okulu Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Erol Gökmen, Ankara’daki Hava Kuvvetleri Komuta Muhabere Destek Başkanlığından Eskişehir’deki 1’inci Ana Jet Üs Komutanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Hüseyin Seçkin Sevenç, Eskişehir’deki 1’inci Ana Jet Üs Komutanlığından Muharip Hava Kuvveti Komutanlığı Kurmay Başkanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Serkan Şener, Hava Kuvvetleri Komuta ve Kontrol Değerlendirme ve Denetleme Başkanlığından Hava Kuvvetleri Değerlendirme ve Denetleme Daire Başkanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Halil Uğur Serin, Merzifon/Amasya’daki 5’inci Ana Jet Üs Komutanlığından Dalaman/Muğla’daki 16’ncı Ana Jet Üs Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Serkan Erişir, Güzelyalı/İzmir’deki Hava Eğitim Komutanlığı Kurmay Başkanlığından Batman’daki 14’üncü İnsansız Uçak Sistemleri Üs Komutanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Volkan Ersun Acar, Kayseri’deki görevinden Hava Kuvvetleri Lojistik Başkanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Ramazan Toper, MSB Yönetim Hizmetleri Genel Müdür Yardımcılığından Etimesgut/Ankara’daki Hava Lojistik Komutanlığı Kurmay Başkanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Orhun Atasever, Ankara’daki Hava Kuvvetleri Personel ve Harekât Daire Başkanlığından Bandırma/Balıkesir’deki 6’ncı Ana Jet Üs Komutanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Bülent Çankaya, Hava Kuvvetleri MEBS Başkanlığından Eskişehir’deki Muharip Hava Kuvveti Komutanlığı Elektronik Harp Komutanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Ali Özdilim, Etimesgut/Ankara’daki Hava Lojistik Komutanlığı Kurmay Başkanlığından Eskişehir’deki Hava Savunma Komutanlığı Kurmay Başkanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Türker Altınışık, Konya’daki 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığından Hava Kuvvetleri Personel Harekât Daire Başkanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Şükrü Yılmaz, Ankara’daki görevinden Hava Kuvvetleri Komuta Muhabere Destek Başkanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Metin Admaner, İstanbul’daki Hava Harp Okulu Öğrenci Alay Komutanlığından Eskişehir’deki bilim ve eğitim görevine atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Baha Pakkan, MSÜ Hava Harp Enstitüsü Müdür Yardımcılığından Hava Harp Enstitüsü Müdürlüğüne getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Önder Can, MSB Plan Prensipler ve Koordinasyon Başkanlığından Hava Kuvvetleri Strateji ve Plan Koordinasyon Başkanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Zeki Arslan, Hava Kuvvetleri Harekât Eğitim Denetleme ve Standardizasyon görevinden Genelkurmay Harekât Başkan Yardımcılığına getirildi.</p>

<p>Alper Gezeravcı’ya yeni görev</p>

<p>Hava Kuvvetleri listesindeki dikkat çekici isimlerden biri Türkiye’nin ilk astronotu Tuğgeneral Alper Gezeravcı oldu.</p>

<p>Gezeravcı, Hava Kuvvetleri Personel Yönetim Daire Başkanlığı Uzay Sistemleri Proje Yönetim Şube Müdürlüğündeki görevinden Merzifon/Amasya’daki 5’inci Ana Jet Üs Komutanlığına atandı.</p>

<p>Listede ayrıca Tuğgeneral Akif Ersan Kıvılcım Hava Eğitim Komutanlığı Harekât Eğitim Başkanlığından Genelkurmay Uluslararası Daire Başkanlığına, Tuğgeneral Özlem Karapınar Çiğli’deki görevinden Hava Eğitim Komutanlığı Kurmay Başkanlığına, Tuğgeneral Serkan Coşar Çiğli’deki görevinden Hava Kuvvetleri Eğitim Daire Başkanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Keskin Şenel, Erkilet/Kayseri’deki 12’nci Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığındaki görevini sürdürürken; Tuğgeneral Taşkın Dakkur Ankara’daki görevinden Hava Kuvvetleri Hava Savunma ve Komuta Kontrol Daire Başkanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Bora Çakıroğlu, Hava Kuvvetleri Hava ve Uzay Gücü Geliştirme Merkezi Komutanlığından Genelkurmay Komuta Kontrol ve Hava Füze Savunma Daire Başkanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Alper Gökdere, Hava Kuvvetleri Sistem Daire Başkanlığından Kayseri’deki 2’nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğüne getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Sadık Tuncel, Özdere/İzmir’deki görevinden Hava Kuvvetleri Personel ve Yönetim Daire Başkanlığına atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Fatih Pala, Hava Sınıf Okulları Komutanlığı MEBS Okul Öğretmenliğinden Hava Kuvvetleri MEBS Başkanlığına getirildi.</p>

<p>Tuğgeneral Ercan Bekmez, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Güvenlik İşleri Genel Müdür Yardımcılığı görevine intibaken atandı.</p>

<p>Tuğgeneral Levent Ak ise MSB Uluslararası Antlaşmalar Daire Başkanlığındaki görevine intibaken devam edecek.</p>

<p>TSK’nın komuta yapısında kapsamlı değişim</p>

<p>Atamalarla birlikte Kara Kuvvetleri’nde ordu, kolordu, tümen ve tugay seviyesinde; Deniz Kuvvetleri’nde saha, filo ve karargâh seviyesinde; Hava Kuvvetleri’nde ise ana jet üsleri, eğitim, harekât, lojistik ve karargâh birimlerinde kapsamlı bir görev değişimi gerçekleştirildi.</p>

<p>Özellikle 2’nci Ordu, Ege Ordu, 3’üncü Ordu, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri, Donanma, Kuzey ve Güney Deniz Saha komutanlıkları ile Muharip Hava Kuvveti Komutanlığına yönelik değişiklikler yeni komuta yapılanmasının öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tskda-genis-kapsamli-atama-kara-deniz-ve-hava-kuvvetlerinde-generallerin-yeni-gorevleri-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 01:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-6516.jpeg" type="image/jpeg" length="79083"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="38316"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="61641"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="66102"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="81609"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="27498"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="94112"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
