<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2026 13:37:30 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Öğle Uykusu Kaç Dakika Olmalı? Fazlası Neden Sersemletebilir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ogle-uykusu-kac-dakika-olmali-fazlasi-neden-sersemletebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ogle-uykusu-kac-dakika-olmali-fazlasi-neden-sersemletebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kısa bir öğle uykusu dikkati ve enerjiyi artırabilir; ancak derin uykunun ortasında uyanmak sersemlik yaratabilir. Doğru süre, zamanlama ve gece uykusunun kalitesi birlikte değerlendirilmeli.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Öğle yemeğinden sonra göz kapakları ağırlaşıyor, dikkat dağılıyor ve birkaç dakika uzanma isteği doğuyorsa bu durum yalnızca yemekle ilgili olmayabilir. Vücudun iç saati, öğleden sonra uyanıklık düzeyinde doğal bir düşüş oluşturabilir. Kısa ve doğru zamanlanmış bir uyku, bu dönemde zihinsel toparlanma sağlayabilir.<br />
Ancak bazen dinlenmek için uzanan kişi, alarm çaldığında kendisini daha yorgun ve dalgın hisseder. Bunun temel nedenlerinden biri, uykunun süresinin uzaması ve beynin daha derin bir uyku evresindeyken uyandırılmasıdır.<br />
Çoğu yetişkin için 10-20 dakika yeterli olabilir<br />
Tek bir süre herkes için ideal değildir. Yaş, gece uykusunun uzunluğu, uyku eksikliği, çalışma düzeni ve kişinin uykuya ne kadar hızlı daldığı sonucu değiştirebilir.<br />
Bununla birlikte, sağlıklı yetişkinler için yaklaşık 10-20 dakikalık kısa bir öğle uykusu genellikle en uygulanabilir seçenektir. Bu süre, kişinin daha derin uykuya geçme olasılığını azaltırken uyanıklık ve dikkat üzerinde yarar sağlayabilir.<br />
Sleep dergisinde yayımlanan küçük bir laboratuvar araştırmasında, gece uykusu kısıtlanan 24 sağlıklı genç yetişkin üzerinde 5, 10, 20 ve 30 dakikalık uykular karşılaştırıldı. On dakikalık uyku, dikkatte ve zihinsel performansta hızlı iyileşme sağladı. Yirmi dakikalık uykunun yararı biraz daha geç ortaya çıkarken 30 dakikalık uykudan hemen sonra geçici performans düşüşü görüldü.<br />
Bu sonuç, herkesin tam 10 dakika uyuması gerektiği anlamına gelmiyor. Araştırmanın küçük olması ve yalnızca genç, sağlıklı kişilerle yürütülmesi önemli bir sınırlılık. Daha geniş araştırmalar kısa öğle uykularının özellikle uyanıklık açısından yararlı olabileceğini desteklese de uygun süre kişiden kişiye değişiyor.<br />
Yatakta geçirilen süre ile gerçek uyku süresi aynı değil<br />
“Yirmi dakikalık uyku” denildiğinde bunun çoğu zaman gerçek uyku süresini ifade ettiği gözden kaçırılıyor. Bir kişinin uykuya dalması 5-10 dakika sürebilir. Bu nedenle alarmı 20 dakikaya kuran kişi gerçekte yalnızca 10-15 dakika uyuyabilir.<br />
Uykuya çok hızlı dalan ve önceki gece yeterince uyumayan bir kişi ise kısa sürede derin uykuya geçebilir. Böyle bir durumda 20 dakikalık bir uyku bile uyanırken belirgin sersemlik yaratabilir.<br />
Başlangıçta alarm, uykuya dalmak için gereken süre de düşünülerek yaklaşık 20-25 dakika sonrasına kurulabilir. Kişi uyanınca uzun süre dalgınlık yaşıyorsa dinlenme aralığını birkaç dakika kısaltabilir.<br />
Uyanınca yaşanan sersemlik neden olur?<br />
Uykudan kalktıktan sonra görülen geçici dalgınlık, yavaş düşünme ve hareket etmekte zorlanma durumuna “uyku ataleti” adı verilir. Beyin uyanmış görünse de dikkat ve karar verme sistemlerinin bütünüyle çalışma düzeyine dönmesi zaman alabilir.<br />
Uyku ataleti şu durumlarda daha belirgin olabilir:<br />
Uyku 30 dakikayı aştığında<br />
Kişi derin uykunun ortasında uyandırıldığında<br />
Önceki gece yeterince uyunmadığında<br />
Öğle uykusu alışılmadık bir saatte yapıldığında<br />
Uyandıktan hemen sonra araç kullanmak veya karmaşık bir iş yapmak gerektiğinde<br />
Derin uyku, bedenin ve beynin toparlanması açısından değerlidir. Sorun derin uykunun kendisi değil, beynin bu evrenin ortasında aniden uyandırılmasıdır.<br />
Sersemlik çoğu kişide birkaç dakika içinde azalabilir. Ancak uyku eksikliği belirginse veya kişi derin uykudan uyandırılmışsa 15-30 dakika, bazen daha uzun sürebilir.<br />
Otuz dakikadan uzun uyku neden daha ağır gelebilir?<br />
Uyku uzadıkça beynin yavaş dalgalı derin uykuya geçme ihtimali artar. Alarm bu sırada çalarsa gözleri açmak mümkün olsa bile dikkat, tepki süresi ve karar verme becerisi hemen eski düzeyine dönmeyebilir.<br />
Gece vardiyasını taklit eden randomize bir araştırmada 30 dakikalık uyku, 10 dakikalık uykuya göre daha fazla uyku ataleti oluşturdu. Katılımcıların kendilerini iyi hissettiklerini düşünmeleri ise nesnel performans ölçümleriyle her zaman örtüşmedi.<br />
Bu nedenle uyanır uyanmaz otomobil kullanmak, makine çalıştırmak, ilaç hazırlamak veya önemli bir karar vermek gerekiyorsa kısa uyku sonrasında bile bir geçiş süresi bırakılmalı.<br />
Doksan dakikalık uyku bir “tam döngü” garantisi değildir<br />
İnternette sıkça, 20 dakika veya tam 90 dakika uyumanın en iyi seçenek olduğu ileri sürülüyor. Bu önerinin dayanağı, yaklaşık 90 dakikanın bir uyku döngüsüne karşılık gelebilmesi. Ancak uyku döngülerinin uzunluğu herkeste ve her uykuda tam 90 dakika değildir.<br />
Kişinin uykuya dalma süresi, gece ne kadar uyuduğu, yaşı ve günün saati döngüleri değiştirebilir. Bu nedenle alarmı 90 dakikaya kurmak, kişinin mutlaka hafif bir uyku evresinde uyanacağını garanti etmez.<br />
Uzun uyku; gece vardiyası, hastalık sonrası toparlanma veya ciddi uyku eksikliği gibi özel durumlarda yararlı olabilir. Fakat düzenli gündüz programı bulunan çoğu yetişkin için günlük 90 dakikalık öğle uykusu, kısa bir dinlenmeden farklı değerlendirilmelidir. Gece uykusunu geciktirebilir ve altta yatan gündüz uykululuğunu gizleyebilir.<br />
Öğle uykusu için en uygun saat hangisi?<br />
Çoğu kişi için erken öğleden sonra, yaklaşık 13.00-15.00 aralığı daha uygundur. Bu saatlerde vücudun biyolojik ritmine bağlı olarak uyanıklıkta doğal bir azalma görülebilir.<br />
Saat 15.00’ten sonra ve özellikle akşama yakın yapılan uzun uykular, gece için biriken uyku ihtiyacını azaltabilir. Bunun sonucunda kişi yatağa girdiğinde uyuyamayabilir veya normalden daha geç uykuya dalabilir.<br />
Vardiyalı çalışanların durumu farklıdır. Gece çalışan bir kişi için planlı uyku, yorgunlukla mücadelede güvenlik önlemlerinden biri olabilir. Bu kişilerde zamanlama ve süre, gündüz çalışanlara verilen genel önerilerden farklı planlanabilir.<br />
Kısa öğle uykusundan daha iyi yararlanmak mümkün<br />
Öğle uykusunun dinlendirici olması için uzun süre uyumak gerekmiyor. Küçük düzenlemeler uyanmayı kolaylaştırabilir:<br />
Alarmı uykuya dalma süresini hesaba katarak kurun.<br />
Uykuyu mümkünse erken öğleden sonraya yerleştirin.<br />
Sessiz, serin ve loş bir ortam seçin.<br />
Uyandıktan sonra perdeyi açın veya aydınlık bir ortama geçin.<br />
Birkaç dakika yürüyün ve yüzünüzü yıkayın.<br />
Dikkat isteyen işe başlamadan önce kendinize toparlanma süresi tanıyın.<br />
Gece uykuya dalmak zorlaşıyorsa öğle uykusunu kısaltın veya bir süre ara verin.<br />
Kısa uyku için yatağa girildiğinde mutlaka uykuya dalmak da gerekmez. Sessiz bir ortamda gözleri kapatarak dinlenmek, bazı kişilerde gerginliği ve yorgunluk hissini azaltabilir.<br />
Uzun öğle uykusu sağlığa zararlı mı?<br />
Bazı gözlemsel araştırmalarda bir saat veya daha uzun gündüz uykuları; diyabet, kalp-damar hastalıkları ve çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkili bulundu. Ancak bu çalışmalar uzun uykunun doğrudan hastalığa neden olduğunu kanıtlamıyor.<br />
Tersine bir ilişki de mümkün: Gece uykusu bozulan, kronik hastalığı bulunan, depresyon yaşayan veya uyku apnesi olan kişiler gündüzleri daha fazla uyuma ihtiyacı duyabilir. Bu durumda uzun öğle uykusu hastalığın nedeni değil, gözden kaçan bir sorunun işareti olabilir.<br />
Sleep Medicine Reviews’da yayımlanan kapsamlı değerlendirme, uzun gündüz uykularına ilişkin olumsuz bağlantıların bulunduğunu ancak kanıtların büyük ölçüde zayıf veya düşündürücü düzeyde kaldığını bildirdi. Kısa öğle uykuları genç ve orta yaşlı yetişkinlerde çoğu kalp-damar sonucuyla olumsuz ilişkilendirilmedi.<br />
Öğle uykusu gece uykusunun yerini tutmaz<br />
Kısa bir öğle uykusu geçici olarak dikkati artırabilir ancak düzenli gece uykusu eksikliğini kapatamaz. Sağlıklı yetişkinlerin çoğunun her gece düzenli olarak en az yedi saat uyuması öneriliyor.<br />
Her gece beş saat uyuyup gündüz 20 dakika dinlenmek, yeterli gece uykusuna eşdeğer değildir. Sürekli uyku eksikliği dikkat, duygu durumu, metabolizma ve kalp-damar sağlığı üzerinde birikebilen etkiler oluşturabilir.<br />
Gece yeterince uyuduğu hâlde gündüz istemsiz biçimde uyuyakalan kişinin sorunu yalnızca öğle uykusunun süresi olmayabilir.<br />
Sürekli uyuma ihtiyacı ne zaman araştırılmalı?<br />
Ara sıra yorucu bir günün ardından uyumak olağan olabilir. Buna karşılık aşağıdaki durumlar sağlık değerlendirmesini gerektirebilir:<br />
Gündüz uykusuna karşı koyamamak<br />
Her gün bir saatten uzun uyuma ihtiyacı duymak<br />
Direksiyon başında veya konuşurken uyuklamak<br />
Yeterli gece uykusuna rağmen dinlenememek<br />
Yüksek sesle horlamak veya uykuda nefesin durduğunun söylenmesi<br />
Sabah baş ağrısı ve ağız kuruluğuyla uyanmak<br />
Öğle uykusu ihtiyacının kısa sürede belirgin biçimde artması<br />
Uykululuğa unutkanlık, isteksizlik veya kilo değişikliğinin eşlik etmesi<br />
Bu belirtilerin arkasında uyku apnesi, kansızlık, tiroit sorunları, depresyon, kullanılan ilaçlar veya başka sağlık problemleri bulunabilir. Direksiyon başında uyuklama ortaya çıkıyorsa araç kullanmaya devam etmek güvenli değildir.<br />
Öğle uykusunun amacı, gece uykusunun yerini almak değil günün doğal enerji düşüşünü kısa bir dinlenmeyle yönetmektir. Çoğu yetişkin için erken öğleden sonra yapılan yaklaşık 10-20 dakikalık uyku iyi bir başlangıç noktasıdır. Uyanınca uzun süren sersemlik veya gece uyuyamama ortaya çıkıyorsa süre ve zamanlama yeniden düzenlenmelidir.<br />
KAYNAKLAR<br />
Sleep – A Brief Afternoon Nap Following Nocturnal Sleep Restriction: Which Nap Duration Is Most Recuperative? – Amber Brooks ve Leon Lack – 2006 – DOI: 10.1093/sleep/29.6.831<br />
Sleep – A 30-Minute, but Not a 10-Minute Nighttime Nap Is Associated With Sleep Inertia – Cassie J. Hilditch, Stephanie A. Centofanti, Jillian Dorrian ve Siobhan Banks – 2016 – DOI: 10.5665/sleep.5550<br />
Sleep Medicine Reviews – Sleep Inertia – Patricia Tassi ve Alain Muzet – 2000 – DOI: 10.1053/smrv.2000.0098<br />
International Journal of Environmental Research and Public Health – Effects of a Short Daytime Nap on the Cognitive Performance: A Systematic Review and Meta-Analysis – Frédéric Dutheil ve çalışma arkadaşları – 2021 – DOI: 10.3390/ijerph181910212<br />
Sleep Medicine Reviews – Daytime Napping and Cardiovascular Risk Factors, Cardiovascular Disease, and Mortality: A Systematic Review – Jiahong Sun ve çalışma arkadaşları – 2022 – DOI: 10.1016/j.smrv.2022.101682<br />
Journal of Clinical Sleep Medicine – Recommended Amount of Sleep for a Healthy Adult: A Joint Consensus Recommendation of the American Academy of Sleep Medicine and Sleep Research Society – Nathaniel F. Watson ve çalışma arkadaşları – 2015 – DOI: 10.5664/jcsm.4758<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü – NIOSH Training for Nurses on Shift Work and Long Work Hours: Nap Duration – 2020</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ogle-uykusu-kac-dakika-olmali-fazlasi-neden-sersemletebilir</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/ogle-uykusu-kac-dakika-olmali-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="77346"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’nin İlk Tıp Dergisi 1849’da Nasıl Doğdu? Vakayi-i Tıbbiye’nin Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/turkiyenin-ilk-tip-dergisi-1849da-nasil-dogdu-vakayi-i-tibbiyenin-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/turkiyenin-ilk-tip-dergisi-1849da-nasil-dogdu-vakayi-i-tibbiyenin-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vakayi-i Tıbbiye, 25 Mart 1849’da Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de yayımlanmaya başladı. İlk Türkçe tıp dergisi, hekimlik bilgisini matbaadan topluma taşıyarak yeni bir dönemin kapısını açtı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Takvimler 25 Mart 1849’u gösteriyordu. Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin matbaasında taş baskıyla hazırlanan sayfalarda hastalıklar, tedaviler, ilginç vakalar ve Avrupa’daki tıbbi gelişmeler anlatılıyordu.<br />
Ortaya çıkan yayın yalnızca hekimlere haber ulaştıracak yeni bir dergi değildi. Türkçe tıp yayıncılığının başlangıç noktalarından biriydi.<br />
Adı Vakayi-i Tıbbiye’ydi. Günümüz Türkçesine yaklaşık olarak “Tıbbi Olaylar” şeklinde çevrilebilecek bu dergi, Türkiye’de yayımlanan ilk Türkçe tıp dergisi kabul ediliyor.<br />
Derginin adı Latin harflerine aktarılırken farklı yazımlarla karşılaşılabiliyor. Akademik çalışmalarda Vakayi-i Tıbbiye’nin yanı sıra Vekayi-i Tıbbiye, Vakay-ı Tıbbiye ve Vekay-i Tıbbiye biçimleri de kullanılıyor. Bu haberde yakın tarihli akademik araştırmalarda tercih edilen Vakayi-i Tıbbiye yazımı esas alındı.<br />
Tıp bilgisinin Türkçe anlatılmaya başladığı dönem<br />
Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, Osmanlı’da modern tıp eğitiminin en önemli kurumlarından biriydi. Ancak okulda uzun yıllar Fransızca eğitim verilmesi, Türkçe tıp kaynaklarının yetersizliği ve Avrupa’daki bilimsel gelişmelere erişim güçlüğü önemli sorunlar oluşturuyordu.<br />
Vakayi-i Tıbbiye böyle bir ortamda doğdu. Dergi, yabancı dildeki tıp bilgisinin çevrilerek Türkçe okura ulaştırılmasına katkı sağladı. Tıbbi kavramların Türkçe ifade edilmesi ve hekimler arasında ortak bir bilim dilinin gelişmesi bakımından da önemli bir basamak oluşturdu.<br />
Aynı dönemde Mekteb-i Tıbbiye çevresinde Gazette Médicale de Constantinople adlı Fransızca bir tıp yayını da çıkarıldı. Böylece İstanbul’daki tıp çevresi bir yandan Avrupa’da yayımlanan bilimsel bilgiyi izlerken diğer yandan kendi gözlem ve çalışmalarını farklı dillerde paylaşma imkânı buldu.<br />
Vakayi-i Tıbbiye’nin sayfalarında neler vardı?<br />
Vakayi-i Tıbbiye yalnızca hastalıkların tanı ve tedavisini anlatan akademik bir yayın değildi. Sayfalarında farklı nitelikte içeriklere yer veriliyordu:<br />
Hekimlerin karşılaştığı ilginç vakalar<br />
Hastalıkların tanı ve tedavisine ilişkin yazılar<br />
Avrupa’daki tıbbi gelişmelerden çeviriler<br />
Halk sağlığına yönelik bilgilendirmeler<br />
Yeni tıbbi araç ve malzemelerin tanıtımları<br />
İlaçların hazırlanmasına ilişkin terkipler<br />
Sağlık kurumlarıyla ilgili düzenlemeler<br />
Şehirlerin sağlık koşullarını inceleyen yazılar<br />
Hekim ve eczacılara yönelik mesleki haberler<br />
Derginin farklı dönemlerine ait sayılar üzerinde yapılan araştırmalarda akciğer hastalıkları, kas ve eklem sorunları, enfeksiyonlar, çocuk hastalıkları, gebelik, doğum, emzirme ve beslenme gibi çok sayıda başlığın ele alındığı görülüyor.<br />
Bugünün ölçütleriyle bakıldığında bu yazılardaki bazı tedavi önerileri eskimiş veya geçerliliğini kaybetmiş olabilir. Bu nedenle Vakayi-i Tıbbiye’nin sayfaları güncel sağlık tavsiyesi olarak değil, döneminin tıp bilgisini gösteren tarihsel belgeler olarak değerlendirilmeli.<br />
Anne ve çocuk sağlığına geniş yer ayrıldı<br />
Vakayi-i Tıbbiye’nin yüzlerce nüshasını inceleyen yakın tarihli bir araştırma, dergide anne ve çocuk sağlığına ilişkin oldukça geniş bir içerik bulunduğunu gösterdi.<br />
Gebelik öncesi ve sonrası bakım, emzirme, sütten kesme, çocuk beslenmesi, yenidoğanın ilk bakımı, bebeklerin tartılması ve çocuk ölümlerinin önlenmesi gibi konular derginin sayfalarına taşındı.<br />
Yenidoğanın göbek bağının bakımı, giydirilmesi, muayenesi ve soğuk havada dışarı çıkarılıp çıkarılmaması bile tartışılan başlıklar arasındaydı. Bebeklerin kilo değişimleri, emzirme sorunları, kusma, göz iltihapları, solunum problemleri ve çocukluk çağı hastalıkları hakkında bilgiler veriliyordu.<br />
Bu içeriklerin önemli bölümü Avrupa’daki hekimlerin gözlemleri ve yabancı yayınlardan yapılan çevirilerden oluşuyordu. Dolayısıyla dergi, Osmanlı toplumundaki uygulamaların eksiksiz bir kaydı değildi. Ancak Avrupa’da gelişen anne ve çocuk sağlığı bilgisinin Osmanlı tıp dünyasına nasıl aktarıldığını gösteren önemli bir kaynak niteliğindeydi.<br />
Dergi yalnız hekimlere mi hitap ediyordu?<br />
Vakayi-i Tıbbiye’nin temel okuyucu kitlesini hekimler, eczacılar ve tıp öğrencileri oluşturuyordu. Bununla birlikte halk sağlığına yönelik bilgilendirmelere de yer verilmesi, derginin tıp bilgisini meslek çevresinin dışına taşıma amacı bulunduğunu gösteriyor.<br />
İlk döneme ait kapaklarda derginin nereden temin edilebileceği de yazılıydı. Mekteb-i Tıbbiye’nin yanı sıra Bahçekapı, Perşembe Pazarı ve Beyoğlu’ndaki bazı eczaneler satış ve dağıtım noktaları arasındaydı.<br />
Bu ayrıntı, dönemin eczanelerinin yalnızca ilaç hazırlanan ve satılan yerler olmadığını; aynı zamanda sağlık bilgisinin dolaşıma girdiği merkezlerden biri olarak kullanıldığını düşündürüyor.<br />
Şehirlerin sağlık haritası dergiye taşındı<br />
Vakayi-i Tıbbiye’nin dikkat çekici yönlerinden biri de “tıbbi topoğrafya” adı verilen yazılara yer vermesiydi. Tıbbi topoğrafya, bir şehrin iklimini, su kaynaklarını, coğrafi özelliklerini, nüfus yapısını, yaşam koşullarını ve yaygın hastalıklarını birlikte inceleyen bir yaklaşım olarak kullanılıyordu.<br />
Dergide Bayburt ve Kırşehir gibi farklı bölgelerin sağlık koşullarını ele alan yazılar yayımlandı. Belediye hekimleri, görev yaptıkları yerlerde gördükleri hastalıkları, çevresel koşulları ve halkın sağlık durumunu kayda geçiriyordu.<br />
Bu yazılar yalnızca hastalıkları sıralamıyordu. Temiz su, iklim, beslenme, barınma, coğrafya ve sağlık arasındaki bağlantıyı anlamaya çalışıyordu. Bu yönüyle tıbbi topoğrafya yazıları, toplum ve çevre sağlığına ilişkin araştırmaların erken örnekleri arasında değerlendirilebilir.<br />
Aynı zamanda bugün şehirlerin sağlık geçmişini araştıran tarihçiler için önemli birer birincil kaynak niteliği taşıyor.<br />
Vakayi-i Tıbbiye iki ayrı dönemde yayımlandı<br />
Vakayi-i Tıbbiye’nin ilk yayın dönemine ait sayı bilgileri akademik kaynaklarda farklı biçimlerde aktarılıyor. Bazı araştırmalarda 15, bazılarında 21 veya 28 sayıdan söz ediliyor.<br />
Yakın tarihli kapsamlı bir belge incelemesinde, 25 Mart 1849’da başlayan ilk yayın dönemine ait 21 nüshaya ulaşıldığı bildirildi. Başka çalışmalarda ise farklı sayılar verilmesi, günümüze ulaşan koleksiyonların ve katalog kayıtlarının bütünüyle örtüşmediğini gösteriyor.<br />
Bu farklılığın kesin nedenini ortaya koyan ortak bir değerlendirme bulunmadığı için ilk dönemde yayımlanan toplam sayı hakkında tek ve tartışmasız bir rakam vermek güç. Kesin olan, derginin 1849’da yayın hayatına başladığı ve sınırlı bir yayın döneminin ardından kesintiye uğradığıdır.<br />
Vakayi-i Tıbbiye, 18 Mart 1880’de bu kez Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye-i Şahane bünyesinde yeniden yayımlanmaya başladı. Araştırmacılar ikinci döneme ait ulaşılabilen son nüshanın 22 Haziran 1906 tarihini taşıdığını belirtiyor.<br />
Bu nedenle tıp tarihçileri genellikle 1849’da başlayan yayını Birinci Vakayi-i Tıbbiye, 1880’de yeniden çıkarılan dergiyi ise İkinci Vakayi-i Tıbbiye olarak adlandırıyor.<br />
Vakayi-i Tıbbiye neden bir dönüm noktasıydı?<br />
Vakayi-i Tıbbiye’nin önemi yalnızca “ilk” olmasından kaynaklanmıyor. Dergi, tıp bilgisinin üretilme, kaydedilme ve paylaşılma biçiminde önemli bir değişimi temsil ediyordu.<br />
Bir hekimin karşılaştığı ilginç vaka artık yalnızca hastane koridorlarında anlatılmıyor, yazıya geçirilerek başka hekimlere ulaştırılıyordu. Yurt dışında yayımlanan bir tıbbi gelişme çevrilerek İstanbul’daki okuyuculara aktarılabiliyordu. Taşrada çalışan hekim, görev yaptığı şehrin sağlık koşullarını merkezdeki meslek çevresiyle paylaşabiliyordu.<br />
Böylece kişisel gözlem, ortak mesleki hafızanın bir parçasına dönüşüyordu.<br />
Dergi ayrıca Türkçe tıp yazımının gelişmesine, hekimler arasında bilimsel iletişimin güçlenmesine ve sağlık sorunlarının kamuoyu önünde tartışılmasına katkı sağladı.<br />
Tıp dergileri neden tarih için önemli?<br />
Eski tıp dergileri yalnızca hastalık ve tedavi tarihini anlatmaz. Bir toplumun sağlığı nasıl tanımladığını, hangi hastalıklardan kaygı duyduğunu ve kimlerin sağlık hizmetine erişebildiğini de gösterir.<br />
Bu yayınlarda salgınlar, çocuk ölümleri, çevre koşulları, hastaneler, ilaçlar, sağlık çalışanları ve gündelik hayat yan yana bulunabilir. Bu nedenle bir tıp dergisi aynı zamanda sosyal tarih, şehir tarihi ve bilim tarihi kaynağıdır.<br />
Ancak tek bir dergi dönemin tamamını temsil etmez. Vakayi-i Tıbbiye’nin yazarları, yayın politikası ve ulaşabildiği bilgiler belirli bir kurumsal çevreyle sınırlıydı. Sayfalarında yer almayan hastalar, uygulamalar ve sağlık sorunları da vardı.<br />
Tarihsel bir yayını değerlendirirken hem anlattıklarına hem de anlatmadıklarına bakmak gerekir.<br />
1849’dan günümüze değişmeyen ihtiyaç<br />
Vakayi-i Tıbbiye’nin ilk sayısından bu yana tıp bilgisi, yayıncılık ve iletişim araçları bütünüyle değişti. Taş baskının yerini dijital platformlar, aylar süren bilgi dolaşımının yerini saniyeler içinde yapılan yayınlar aldı.<br />
Ancak temel ihtiyaç değişmedi: Yeni tıbbi bilginin doğru anlaşılması, güvenilir biçimde aktarılması ve toplumun yararına sunulması.<br />
Vakayi-i Tıbbiye’nin tarihsel mirası da burada yatıyor. Dergi, yalnızca ilk Türkçe tıp yayınlarından biri değil; tıp bilgisini kaydetme, paylaşma ve anlaşılır bir dile dönüştürme çabasının güçlü bir simgesidir.<br />
KAYNAKLAR<br />
Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Lokman Hekim Tıp Tarihi ve Folklorik Tıp Dergisi – Osmanlı Tıp Literatüründe Anne ve Çocuk Sağlığı: İlk Türkçe Tıp Dergisi Özelinde Bir Analiz – Zeynep Salman ve İbrahim Topçu – 2025 – DOI: 10.31020/mutftd.1685398<br />
KÜLLİYAT Osmanlı Araştırmaları Dergisi – Vakayi-i Tıbbiye Mecmualarında Bayburt Sancağı’nın Topoğrafyası – Zeynep Salman ve İbrahim Topçu – 2024 – DOI: 10.51592/kulliyat.1402941<br />
Ahi Evran Medical Journal – Kırşehir Belediye Tabibi Şakir Abdullah’ın Vakayi-i Tıbbiye Mecmuasındaki 1898 Tarihli “Kırşehri Sancağı’nın Topoğrafya-yı Tıbbîsidir” Başlıklı Yazı Dizisine Göre Kırşehir’de Tıp ve Sağlık – Arif Hüdai Köken, Zeynep Salman, Raşit Gündoğdu ve İbrahim Topçu – 2024 – DOI: 10.46332/aemj.1497236<br />
Nöropsikiyatri Arşivi – İstanbul Seririyatı 1919–1952: Tıbbi Süreli Yayın Dijitalleştirme, Dizin ve Açık Erişim Projesi – Cem Hakan Başaran ve Fatih Artvinli – 2025 – DOI: 10.29399/npa.29035<br />
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi – Vakayi-i Tıbbiye Dergisinin 1884/100, 1897/24, 1897/5, 1897/12 ve 1897/13 Sayılarının Değerlendirilmesi – Fevzi Sefa Dereköy – Yüksek lisans tezi – 2016</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/turkiyenin-ilk-tip-dergisi-1849da-nasil-dogdu-vakayi-i-tibbiyenin-hikayesi</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/vakayi-i-tibbiye-ilk-tip-dergisi-1200x750-1.webp" type="image/jpeg" length="34656"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[20 Yıllık Araştırma: İşlenmiş Et Ürünlerinde Kullanılan Nitrit Erkeklerde Kolorektal Kanserle İlişkilendirildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/20-yillik-arastirma-islenmis-et-urunlerinde-nitrit-erkeklerde-kolorektal-kanserle-iliskilendirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/20-yillik-arastirma-islenmis-et-urunlerinde-nitrit-erkeklerde-kolorektal-kanserle-iliskilendirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sucuk, salam ve sosis gibi işlenmiş etlerde koruyucu olarak kullanılabilen nitrit mercek altına alındı. İsveç’te 82 bin 9 kişiyle yürütülen çalışma, yüksek nitrit alımını erkeklerde yüzde 23 daha yüksek kolorektal kanser riskiyle ilişkilendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sucuk, salam ve sosis gibi işlenmiş et ürünlerinde mikroorganizmaların çoğalmasını önlemek, raf ömrünü uzatmak ve ürün rengini korumak amacıyla kullanılabilen nitrit, yeni bir kanser araştırmasına konu oldu. İsveç’te 82 bin 9 kişinin yaklaşık 20 yıllık verilerini inceleyen bilim insanları, yüksek nitrit alımı ile erkeklerde kolorektal kanser riski arasında ilişki belirledi.</p>

<p>Karolinska Institutet araştırmacıları tarafından yürütülen çalışma, 5 Ağustos 2026’da Journal of the National Cancer Institute dergisinde çevrim içi yayımlandı. Kadınlarda aynı bağlantıya rastlanmazken, nitrat tüketimi iki cinsiyette de artmış kolorektal kanser riskiyle ilişkilendirilmedi.</p>

<p>Nitrit nedir, hangi ürünlerde bulunur?</p>

<p>Nitrit, azot ve oksijenden oluşan kimyasal bir bileşiktir. Doğada bulunabilmesinin yanı sıra bazı işlenmiş et ürünlerinde bakteri gelişimini sınırlamak ve özellikle botulizm adı verilen ciddi gıda zehirlenmesine karşı koruma sağlamak amacıyla katkı maddesi olarak kullanılabilir.</p>

<p>Gıda etiketlerinde sodyum nitrit E250, potasyum nitrit ise E249 koduyla görülebilir. Bu maddeler sucuk, salam, sosis ve benzeri kürlenmiş et ürünlerinde belirlenen yasal sınırlar içinde kullanılabilir.</p>

<p>Nitrit ile nitrat aynı madde değildir. Nitrat; sebzelerde, suda ve toprakta doğal olarak bulunur. Yeşil yapraklı sebzeler başlıca nitrat kaynakları arasındadır. Vücuda alınan nitratın küçük bir bölümü ağızdaki bakteriler aracılığıyla nitrite dönüşebilir.</p>

<p>Araştırmada nitrit ve nitrat ayrı ayrı değerlendirildi. Çalışma başlangıcında katılımcıların nitrat alımının büyük bölümü sebzelerden geliyordu. Tahmin edilen nitrit alımının yaklaşık yarısı et ürünlerinden, yaklaşık dörtte biri ise işlenmiş etlerden kaynaklanıyordu.</p>

<p>Yaklaşık 20 yılda 3 bin 170 vaka belirlendi</p>

<p>Araştırmada İsveç Mamografi Kohortu ile İsveçli Erkekler Kohortu’na katılan orta ve ileri yaştaki bireylerin verileri kullanıldı.</p>

<p>Katılımcıların beslenme alışkanlıkları 1997’de anketlerle kaydedildi; bilgiler 2009 ve 2019’da güncellendi. Araştırmacılar, gıda ve içme suyu veri tabanlarını bu anketlerle eşleştirerek kişilerin uzun dönemli nitrat ve nitrit alımını tahmin etti.</p>

<p>Yeni kolorektal kanser vakaları, İsveç Kanser Kayıt Sistemi üzerinden 1998 ile 2022 yılları arasında takip edildi. Ortalama 20 yıllık izlem süresinde 3 bin 170 kolorektal kanser vakası saptandı. Vakaların bin 882’si erkeklerde, bin 288’i kadınlarda görüldü.</p>

<p>Erkeklerde yüzde 23’lük göreceli risk farkı</p>

<p>Erkekler nitrit tüketim düzeylerine göre beş gruba ayrıldı. En yüksek nitrit alımına sahip gruptaki erkeklerde kolorektal kanser görülme riskinin, en düşük tüketim grubundakilere göre yüzde 23 daha yüksek olduğu hesaplandı.</p>

<p>Bu bulgu göreceli risk farkını ifade ediyor. Yüksek nitrit tüketen her erkeğin kansere yakalanacağı veya bir kişinin mutlak kanser riskinin doğrudan yüzde 23 artacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>En güçlü ilişki, kalın bağırsağın rektuma yakın kısmı olan distal kolonda görüldü. Nitrit tüketiminin en yüksek olduğu erkeklerde bu bölgedeki kanser riskinin en düşük gruba kıyasla yüzde 50 daha yüksek olduğu belirlendi.</p>

<p>Kalın bağırsağın başlangıç bölümündeki kanserler ve rektum kanseri için de sayısal artışlar görüldü. Ancak bu sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Kadınlarda nitrit alımı ile kolorektal kanser veya incelenen bağırsak bölgeleri arasında bağlantı saptanmadı.</p>

<p>Nitrat tüketiminde aynı ilişki görülmedi</p>

<p>Çalışmada yüksek nitrat alımı ile kolorektal kanser arasında ne araştırma grubunun tamamında ne de kadınlar ve erkekler ayrı incelendiğinde anlamlı bir ilişki bulundu.</p>

<p>Bu ayrım, bulguların doğru değerlendirilmesi açısından önem taşıyor. Çalışmanın sonuçları, nitrat içeren ıspanak, marul ve benzeri sebzelerin kolorektal kanser riskini artırdığı biçiminde yorumlanamaz.</p>

<p>Sebzeler nitratın yanında lif, vitamin ve antioksidanlar da içeriyor. İşlenmiş et ürünleri ise kullanılan katkı maddelerinin yanı sıra tuz, doymuş yağ ve işleme sırasında oluşabilen farklı bileşikler bakımından sebzelerden tamamen farklı bir besin yapısına sahip.</p>

<p>Nitrit neden araştırılıyor?</p>

<p>Nitrit, vücuttaki belirli koşullar altında N-nitrozo bileşikleri olarak adlandırılan maddelerin oluşumuna katkıda bulunabilir. Bu bileşiklerin bazılarının deney hayvanlarında kanserojen etki gösterdiği biliniyor.</p>

<p>Hemin demiri gibi kırmızı ette bulunan bazı bileşenlerin bu oluşumu kolaylaştırabileceği; meyve ve sebzelerdeki antioksidanların ise sınırlayabileceği düşünülüyor. Yeni araştırmada vitamin C veya hemin demirinin sonuçları belirgin biçimde değiştirdiğine ilişkin kanıt elde edilmedi.</p>

<p>Erkeklerde görülen ilişkinin biyolojik nedeni henüz açıklanamadı. Araştırmacılar oksidatif stres, bağırsak mikrobiyotasındaki farklılıklar ve kalın bağırsağın farklı bölümlerinin biyolojik özellikleri üzerinde duruyor. Çalışma bu ihtimallerden hiçbirini kanıtlamadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Neden-sonuç ilişkisi kanıtlanmadı</p>

<p>Araştırma gözlemsel olarak tasarlandı. Bu nedenle nitrit tüketiminin kolorektal kansere doğrudan neden olduğunu gösteremiyor; yalnızca iki durum arasında istatistiksel bir ilişki ortaya koyuyor.</p>

<p>Katılımcıların beslenme alışkanlıkları anketlere dayanıyordu. Nitrit miktarı kişilerin kanında veya tükettiği her üründe doğrudan ölçülmedi; gıda veri tabanları üzerinden tahmin edildi.</p>

<p>Her ürün için yerel nitrit ölçümlerinin bulunmaması, saklama ve pişirme yöntemlerinin hesaba katılamaması ve beslenmeyle bağlantılı başka etkenlerin sonuçları etkileme ihtimali çalışmanın sınırlılıkları arasında yer aldı.</p>

<p>Önceki araştırmalar nitrit ile kolorektal kanser arasındaki bağlantı konusunda tutarlı sonuçlar vermedi. Bu nedenle bulguların farklı ülkelerde ve daha çeşitli toplum gruplarında doğrulanması gerekiyor.</p>

<p>Yeni çalışma mevcut kanser tarama programlarını veya beslenme önerilerini tek başına değiştirmiyor. Bulgular, yasal sınırlar içindeki tek bir katkı maddesinin kesin biçimde kansere yol açtığını da göstermiyor. Araştırma, uzun süreli ve yüksek nitrit alımının özellikle erkekler üzerindeki olası etkilerinin daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğine işaret ediyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ul>
 <li>Journal of the National Cancer Institute – Nitrate and Nitrite Intake and Risk of Colorectal Cancer: A Population-based Cohort Study – 5 Ağustos 2026</li>
 <li>Karolinska Institutet Çevresel Tıp Enstitüsü</li>
 <li>Swedish Infrastructure for Medical Population-based Life-course and Environmental Research</li>
 <li>İsveç Kanser Kayıt Sistemi</li>
 <li>Medscape Medical News – 20-Year Study Ties Nitrites to Colon Cancer, in Men Only – Ağustos 2026</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/20-yillik-arastirma-islenmis-et-urunlerinde-nitrit-erkeklerde-kolorektal-kanserle-iliskilendirildi</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 05:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8846.jpeg" type="image/jpeg" length="48467"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okullar açılmadan uyku düzeni nasıl kurulmalı? Aileler için adım adım plan]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/okullar-acilmadan-uyku-duzeni-nasil-kurulmali-aileler-icin-adim-adim-plan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/okullar-acilmadan-uyku-duzeni-nasil-kurulmali-aileler-icin-adim-adim-plan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geç yatılan yaz akşamlarından erken başlayan okul sabahlarına bir gecede geçmek kolay değil. Uyku saatini kademeli değiştirmek, çocukların yeni döneme daha dinç başlamasına yardım edebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz tatilinde uzayan akşamlar, geç saatlere kayan ekran kullanımı ve sabahları alarm kurmadan uyanmak çocukların uyku saatini değiştirebiliyor. Okulların açılması yaklaşırken aynı düzeni bir gecede tersine çevirmeye çalışmak ise yatakta uzun süre uyanık kalmaya ve sabah gerginliğine yol açabiliyor.</p>

<p>Okula dönüş hazırlığı yalnızca çanta, forma ve kırtasiye alışverişinden ibaret değil. Çocuğun biyolojik saatinin okul sabahlarına uyum sağlaması da bu hazırlığın bir parçası. Bunun için en uygulanabilir yol, uyku ve uyanma saatlerini okul başlamadan önce kademeli biçimde değiştirmek.</p>

<p>Uyku düzenini son geceye bırakmayın</p>

<p>Çocuğunuz tatilde okul dönemine göre çok daha geç yatıp kalkıyorsa değişime birkaç gün önceden başlamak yeterli olmayabilir. Amerikan Uyku Tıbbı Akademisinin ailelere yönelik önerisinde, uyku programının okul açılmadan yaklaşık iki hafta önce ele alınması tavsiye ediliyor.</p>

<p>Yatma ve kalkma saatleri her birkaç günde bir yaklaşık 15 dakika erkene çekilebilir. Değişimin küçük adımlarla yapılması, çocuğun yeni saate uyumunu kolaylaştırabilir. Ne kadar erken başlanması gerektiği ise tatil düzeni ile okul düzeni arasındaki farkın büyüklüğüne bağlıdır.</p>

<p>Asıl belirleyici yalnızca yatağa giriş saati değildir. Sabah aynı saatte kalkmak, gün ışığı almak ve kahvaltıyı okul günlerine yakın bir düzende yapmak da vücuda gündüzün başladığını anlatır.</p>

<p>Çocukların uyku ihtiyacı yaşa göre değişiyor</p>

<p>Uyku süresi her çocukta aynı değildir. Bununla birlikte uzmanlık kuruluşlarının sağlıklı çocuklar için önerdiği genel aralıklar bulunuyor.</p>

<p>Okul çağındaki 6–12 yaş grubu çocukların 24 saat içinde düzenli olarak 9–12 saat, 13–18 yaş arasındaki gençlerin ise 8–10 saat uyuması öneriliyor. Bu süre yalnızca yatakta geçirilen zamanı değil, gerçek uyku süresini ifade ediyor.</p>

<p>Yatma saatini hesaplarken sabah kalkış saatinden geriye doğru gidilebilir. Örneğin saat 07.00’de uyanması gereken 10 yaşındaki bir çocuğun uykuya dalma süresi de hesaba katılarak yeterince erken yatağa geçmesi gerekir.</p>

<p>Bazı çocuklar önerilen aralığın alt sınırında dinç hissederken bazıları daha uzun uykuya ihtiyaç duyabilir. Sabah güçlükle uyanma, gün içinde uyuklama, derste dikkatini sürdürememe ve hafta sonları çok uzun uyuma ihtiyacı, gece uykusunun yetersiz kaldığını düşündürebilir.</p>

<p>Ekranlar yatak odasının dışında kalmalı</p>

<p>Telefon, tablet, bilgisayar ve oyun konsolları yatma saatini fark ettirmeden geciktirebilir. Gelen bildirimler, oyunların uyarıcı etkisi ve parlak ekran ışığı uykuya geçişi zorlaştırabilir.</p>

<p>Elektronik cihazların yatmadan en az 30 dakika önce kapatılması yararlı olabilir. Bazı çocuklar ve gençler için bu sürenin daha uzun tutulması gerekebilir. Telefonun sessize alınması tek başına yeterli olmayabilir; cihazın yatak odası dışında şarj edilmesi gece kontrol etme alışkanlığını azaltabilir.</p>

<p>Kuralların yalnızca çocuğa uygulanması çatışma çıkarabilir. Akşam belirli bir saatten sonra ailece ekran kullanımının azaltılması, çocuğun bunu bir ceza olarak görmesini önleyebilir.</p>

<p>Her akşam tekrarlanan kısa bir rutin oluşturun</p>

<p>Uyku öncesindeki son yarım saat hareketli oyunlar, ödev tartışmaları veya sosyal medya yerine daha sakin etkinliklere ayrılabilir. Ilık duş, diş fırçalama, ertesi günün kıyafetlerini hazırlama ve yaşına uygun bir kitap okuma gibi tekrar eden adımlar, uyku zamanının yaklaştığını hatırlatan işaretlere dönüşebilir.</p>

<p>Rutin çok uzun ya da karmaşık olmak zorunda değil. Önemli olan aynı sıranın çoğu akşam sürdürülebilmesidir. Hafta sonlarında yatış ve kalkış saatlerinin okul günlerinden büyük ölçüde uzaklaşmaması da pazartesi sabahlarını kolaylaştırabilir.</p>

<p>Yatak odasının sessiz, karanlık ve rahat bir sıcaklıkta olması uykuya geçişi destekler. Yatakta ders çalışmak, video izlemek veya uzun süre oyun oynamak ise yatağın uykuyla kurduğu bağlantıyı zayıflatabilir.</p>

<p>Akşam kafeinine dikkat</p>

<p>Kahve çocukların tükettiği tek kafein kaynağı değildir. Çay, kola, enerji içecekleri, bazı soğuk kahveler ve çikolatalı ürünler de farklı miktarlarda kafein içerebilir. Özellikle öğleden sonra ve akşam alınan kafein, uykuya dalmayı geciktirebilir ve uykunun niteliğini bozabilir.</p>

<p>Enerji içecekleri çocuklar ve ergenler için uygun kabul edilmez. Gençlerin sınav veya ders çalışma gerekçesiyle kafeine yönelmesi kısa süreli uyanıklık sağlasa da geç yatma ve ertesi gün yeniden kafein kullanma döngüsüne dönüşebilir.</p>

<p>Akşam yemeğinin uyku saatine çok yakın ve aşırı ağır olması da rahatsızlık yaratabilir. Buna karşılık aç yatmakta zorlanan çocuklara yaşına ve sağlık durumuna uygun küçük bir ara öğün verilebilir.</p>

<p>Sabah ışığı ve hareket uyumu kolaylaştırabilir</p>

<p>Sabah perdeleri açmak ve mümkünse gün ışığına çıkmak, biyolojik saatin daha erken bir düzene geçmesine yardım edebilir. Gün içinde yapılan yaşa uygun fiziksel hareket de gece uykusunu destekler. Ancak yoğun egzersizin yatma saatinin hemen öncesine bırakılması bazı çocuklarda uyanıklığı artırabilir.</p>

<p>Uzun ve geç saatlerde yapılan gündüz uykuları gece uykuya dalmayı güçleştirebilir. Özellikle ergenlerde okul sonrasında saatler süren uyku, gece geç yatıp sabah uyanamama döngüsünü sürdürebilir.</p>

<p>Uyum sağlayamayan çocuğa baskı kurmayın</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni düzene geçilen ilk günlerde çocuğun hemen uyuyamaması mümkündür. Sürekli saate bakmak, “Yarın kalkamayacaksın” demek veya uyuması için baskı kurmak kaygıyı artırabilir.</p>

<p>Çocuk yaklaşık 20–30 dakika içinde uyuyamıyorsa loş ışıkta sakin bir etkinlikle kısa süre oyalanıp uykusu geldiğinde yeniden yatağa dönebilir. Bu sırada parlak ekranlardan ve hareketli içeriklerden uzak durulması gerekir.</p>

<p>Uyku saatini erkene çekmek için hekime danışılmadan melatonin ya da uyku verici ürün kullanılmamalıdır. Melatonin her uyku sorunu için uygun değildir; kullanım zamanı, ürün içeriği ve çocuğun sağlık durumu değerlendirilmelidir.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Yeterli süre uyumasına rağmen sabah dinlenmemiş uyanan, gün içinde belirgin biçimde uyuklayan veya okulda dikkatini sürdürmekte zorlanan çocukların durumu değerlendirilmelidir.</p>

<p>Yüksek sesle ve düzenli horlama, uykuda nefesin durur gibi olması, nefes nefese uyanma, sürekli ağızdan soluma, sabah baş ağrısı, bacaklarda rahatsızlık hissi ya da haftalarca devam eden uykuya dalamama bir çocuk hekimiyle görüşmeyi gerektirebilir.</p>

<p>Sabah uyanma güçlüğü her zaman isteksizlik ya da disiplinsizlik anlamına gelmez. Yetersiz uyku, ergenlik döneminde biyolojik saatin doğal olarak geçe kayması, kaygı, kullanılan bazı ilaçlar veya bir uyku bozukluğu bu tablonun arkasında bulunabilir.</p>

<p>Okul hazırlığında hedef, çocuğu yalnızca daha erken yatağa göndermek değil; yeterli uyuyabileceği, sürdürülebilir bir aile düzeni kurmaktır. Küçük saat değişiklikleri, sabah ışığı, sakin bir akşam rutini ve yatak odasından uzaklaştırılan ekranlar bu geçişi daha yönetilebilir hâle getirebilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Sleep Education – Back to School Sleep Tips Every Parent Should Know – American Academy of Sleep Medicine – 2025<br />
2. Journal of Clinical Sleep Medicine – Recommended Amount of Sleep for Pediatric Populations: A Consensus Statement of the American Academy of Sleep Medicine – Paruthi ve arkadaşları – 2016 – DOI: 10.5664/jcsm.5866<br />
3. Centers for Disease Control and Prevention – Sleep and Health – 2024<br />
4. Centers for Disease Control and Prevention – About Sleep – 2024<br />
5. Preventing Chronic Disease – Parental Perspectives of Sleep in the Home: A Qualitative Study – Reidy ve arkadaşları – 2023 – DOI: 10.5888/pcd20.220395</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/okullar-acilmadan-uyku-duzeni-nasil-kurulmali-aileler-icin-adim-adim-plan</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 01:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8844.jpeg" type="image/jpeg" length="96898"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trabzonspor’a Lucca şoku: İtalyan golcünün tercihi belli oldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspora-lucca-soku-italyan-golcunun-tercihi-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonspora-lucca-soku-italyan-golcunun-tercihi-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un Lorenzo Lucca için yürüttüğü transfer girişiminde kritik bir gelişme yaşandı. İtalya’dan gelen bilgilere göre Napoli görüşmelere kapıyı kapatmazken, Lucca Türkiye seçeneğine sıcak bakmıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni sezon öncesinde hücum hattını güçlendirmek isteyen Trabzonspor’un gündemine gelen Lorenzo Lucca transferinde İtalya’dan dikkat çeken yeni bilgiler geldi.</p>

<p>Bordo-mavili kulübün Napoli forması giyen İtalyan santrfor için temas kurduğu belirtilirken, transferin önündeki en önemli engelin oyuncunun tercihi olduğu öne sürüldü.</p>

<p>Lucca Trabzonspor’a sıcak bakmıyor</p>

<p>İtalyan transfer gazetecisi Nicolò Schira’nın aktardığı bilgiye göre Lorenzo Lucca, mevcut durumda Trabzonspor’a transfer olmaya sıcak bakmıyor.</p>

<p>Lucca’nın kariyerine Napoli’de devam etmeyi veya önüne çıkabilecek farklı seçenekleri değerlendirmeyi tercih ettiği belirtiliyor.</p>

<p>Bu gelişme, Trabzonspor açısından transfer görüşmelerinin seyrini değiştirebilecek önemli bir ayrıntı olarak öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Romano da Trabzonspor’un girişimini doğruladı</p>

<p>Transfer piyasasının önde gelen isimlerinden Fabrizio Romano da Trabzonspor’un Lorenzo Lucca için girişimde bulunduğunu aktardı.</p>

<p>Romano’nun verdiği bilgilere göre taraflar arasındaki ekonomik beklentiler arasında önemli bir fark bulunuyor. Bunun yanında oyuncu cephesinden de Trabzonspor seçeneğine yönelik olumlu bir yaklaşım gelmiş değil.</p>

<p>Böylece transfer dosyasında yalnızca kulüpler arasındaki mali şartların değil, Lucca’nın kariyer tercihinin de belirleyici olduğu ortaya çıktı.</p>

<p>Napoli cephesinde kapı tamamen kapanmış değil</p>

<p>İtalya’dan gelen haberlerde Napoli’nin olası bir ayrılık konusunda görüşme ihtimalini tamamen ortadan kaldırmadığı belirtiliyor.</p>

<p>Ancak kulübün transfere izin vermesi tek başına yeterli olmayacak. Trabzonspor’un anlaşmaya ulaşabilmesi için hem Napoli ile ekonomik şartlarda ortak noktayı bulması hem de 25 yaşındaki santrforu Türkiye’ye gelmeye ikna etmesi gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle Lucca transferinin mevcut şartlarda Trabzonspor açısından kolay görünmediği değerlendiriliyor.</p>

<p>Transferde dengeler değişebilir</p>

<p>Transfer dönemlerinde oyuncuların tercihleri ve kulüpler arasındaki pazarlık şartları kısa sürede değişebiliyor. Bu nedenle Lucca dosyasının tamamen kapandığını söylemek için henüz erken.</p>

<p>Ancak son bilgiler, Trabzonspor açısından transferin önünde ciddi iki engel bulunduğunu gösteriyor: Napoli ile ekonomik şartlar ve oyuncunun Türkiye’ye transfer konusundaki mevcut yaklaşımı.</p>

<p>Bordo-mavili yönetimin Lucca için şartları zorlamaya devam edip etmeyeceği veya alternatif santrfor adaylarına yönelip yönelmeyeceği önümüzdeki süreçte netleşecek.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Nicolò Schira</li>
 <li>Fabrizio Romano</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspora-lucca-soku-italyan-golcunun-tercihi-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 00:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8842.jpeg" type="image/jpeg" length="58734"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göz Yorgunluğuna Karşı 20-20-20 Kuralı Nasıl Uygulanır?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/goz-yorgunluguna-karsi-20-20-20-kurali-nasil-uygulanir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/goz-yorgunluguna-karsi-20-20-20-kurali-nasil-uygulanir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzun süre ekrana bakmak gözlerde kuruluk, yanma ve bulanıklığa yol açabiliyor. Çocuklarda ise ekran süresi, yakın çalışma ve açık havada geçirilen zaman miyopi açısından birlikte değerlendiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Telefon ekranındaki küçük yazılar, bilgisayar başında tamamlanan işler ve tablet üzerinden izlenen videolar… Gözler günün büyük bölümünde yakın mesafeye odaklanıyor. Bu yoğunluk, akşam saatlerinde yanma, batma, kuruluk, baş ağrısı veya geçici bulanık görme şeklinde kendini gösterebiliyor.</p>

<p>Ekran kullanımına ilişkin tartışma yalnızca göz yorgunluğuyla sınırlı değil. Özellikle çocuklarda uzun ekran süresi ile miyopi, yani uzağı net görememe, arasındaki bağlantı da araştırılıyor. Bilimsel veriler bir ilişkiye işaret etse de ekranın tek başına ve doğrudan miyopiye neden olduğunu söylemek mümkün değil.</p>

<p>Ekran Gözleri Kalıcı Olarak Bozar mı?</p>

<p>Bilgisayar, telefon veya tablet kullanımı çoğu kişide gözün yapısını bir anda bozmaz. Ekran karşısında ortaya çıkan yakınmaların önemli bir bölümü “dijital göz yorgunluğu” olarak adlandırılan durumla ilişkilidir.</p>

<p>Dijital göz yorgunluğunda şu şikâyetler görülebilir:</p>

<p>Gözlerde kuruluk, yanma veya batma</p>

<p>Göz çevresinde ağırlık ve yorgunluk hissi</p>

<p>Geçici bulanık ya da çift görme</p>

<p>Odaklanmada zorlanma</p>

<p>Işığa karşı hassasiyet</p>

<p>Baş, boyun veya omuz ağrısı</p>

<p>Bu yakınmalar ekran kapatıldıktan ve gözler dinlendirildikten sonra genellikle azalır. Ancak uzun süre devam eden bulanıklığı yalnızca ekran yorgunluğuna bağlamak doğru değildir. Düzeltilmemiş gözlük ihtiyacı, kuru göz hastalığı, gözlerin birlikte çalışmasını etkileyen sorunlar veya başka bir göz rahatsızlığı da benzer belirtilere neden olabilir.</p>

<p>Ekrana Bakarken Neden Gözler Kuruyor?</p>

<p>Ekrana yoğun biçimde odaklanan kişi, farkında olmadan daha seyrek veya eksik göz kırpabilir. Oysa her göz kırpma, gözyaşını göz yüzeyine dağıtarak koruyucu tabakanın yenilenmesini sağlar. Göz kırpmanın azalmasıyla gözyaşı daha hızlı buharlaşabilir; yanma, batma ve kumlanma hissi ortaya çıkabilir.</p>

<p>Kuru veya klimalı ortam, ekrandaki yansıma, uygun olmayan parlaklık, küçük yazılar ve ekranın göze çok yakın tutulması yakınmaları artırabilir. Kontakt lens kullanımı ve önceden var olan kuru göz sorunu da kişiyi daha hassas hale getirebilir.</p>

<p>Çocuklarda Ekran Süresi ile Miyopi Arasında Bağlantı Var mı?</p>

<p>Miyopide uzaktaki görüntüler bulanık, yakındaki nesneler ise daha net görülür. Çocukluk döneminde başlayan miyopi çoğunlukla göz küresinin önden arkaya doğru normalden fazla uzamasıyla ilişkilidir.</p>

<p>JAMA Network Open’da yayımlanan kapsamlı bir sistematik derleme ve doz-yanıt meta-analizi, 45 araştırmadaki 335 binden fazla kişinin verisini değerlendirdi. Analizde günlük ekran süresi arttıkça miyopi görülme olasılığının da yükseldiği belirlendi. Her bir saatlik artış, ortalama yüzde 21 daha yüksek miyopi olasılığıyla ilişkili bulundu.</p>

<p>Bu rakam, ekranda geçirilen her ilave saatin bir çocuğun kesinlikle miyop olacağı anlamına gelmez. İncelenen çalışmaların önemli bir kısmı gözlemseldi. Bu nedenle ekran süresinin tek başına neden olduğu söylenemez. Ekran kullanan çocukların daha fazla yakın çalışma yapması, daha az dışarı çıkması veya başka yaşam biçimi özelliklerine sahip olması sonucu etkileyebilir.</p>

<p>Miyopi Tek Bir Nedene Bağlanamaz</p>

<p>Çocuklarda miyopi gelişimini genetik ve çevresel etkenler birlikte şekillendirir. Anne veya babasında miyopi bulunan çocuklarda yatkınlık daha fazla olabilir. Yoğun eğitim ve uzun süreli yakın çalışma da araştırmalarda miyopiyle ilişkilendirilen etkenler arasındadır.</p>

<p>Telefon ve tabletlerin miyopi tartışmasındaki yeri, yalnızca “ekran ışığı” üzerinden değerlendirilmemelidir. Cihazın yakından tutulması, aralıksız kullanım ve ekran başında geçirilen zamanın açık hava etkinliklerinin yerini alması da önemlidir. Basılı bir kitabı uzun süre çok yakından okumak da yakın çalışma kapsamındadır.</p>

<p>Bilimsel değerlendirmeler, yakın çalışmayla miyopi arasındaki ilişkinin her araştırmada aynı güçte görülmediğini gösteriyor. Buna karşılık çocukların gün ışığında daha fazla dışarıda bulunmasının miyopinin başlamasına karşı koruyucu etkisine ilişkin kanıtlar daha tutarlıdır.</p>

<p>20-20-20 Kuralı Ne İşe Yarar?</p>

<p>20-20-20 kuralı, ekran kullananlara her 20 dakikada bir en az 20 saniye boyunca yaklaşık 20 feet, yani 6 metre uzağa bakmalarını önerir. Amaç, yakına odaklanmayı sağlayan sistemi kısa süreliğine dinlendirmek ve göz kırpmayı hatırlatmaktır.</p>

<p>Bu alışkanlık bazı kişilerde göz yorgunluğu ve kuruluk şikâyetlerinin hafiflemesine yardımcı olabilir. Uygulaması kolaydır ve bilinen ciddi bir riski yoktur. Bununla birlikte 20-20-20 kuralının miyopiyi önlediğini veya ilerlemesini durdurduğunu gösteren güçlü kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Kural, gözleri “sıfırlamaz”, göz küresinin uzunluğunu değiştirmez ve mevcut miyopiyi tedavi etmez. Gözlük ya da kontakt lens ihtiyacını da ortadan kaldırmaz. Bu nedenle bir rahatlama yöntemi ile miyopi tedavisi birbirine karıştırılmamalıdır.</p>

<p>Ekran Kullanırken Gözleri Rahatlatabilecek Düzenlemeler</p>

<p>Ekranın kullanım biçiminde yapılacak küçük değişiklikler yakınmaları azaltabilir. Yazı boyutunu büyütmek, ekran parlaklığını ortam ışığına göre ayarlamak ve rahatsız edici yansımaları azaltmak işe yarayabilir.</p>

<p>Bilgisayar ekranının yaklaşık bir kol mesafesinde bulunması ve ekran merkezinin göz seviyesinin biraz altında kalması daha rahat bir çalışma düzeni sağlayabilir. Telefonu yüze çok yaklaştırmamak, uzun süre kesintisiz kullanmamak ve düzenli aralar vermek de önemlidir.</p>

<p>Mola sırasında yalnızca başka bir yakın ekrana geçmek gözlerin odaklanma mesafesini değiştirmez. Uzağa bakmak, birkaç kez bilinçli biçimde göz kırpmak ve mümkünse ayağa kalkarak hareket etmek daha yararlı bir ara sağlayabilir.</p>

<p>Mavi Işık Gözlüğü Her Sorunu Çözer mi?</p>

<p>Mavi ışık filtreli gözlükler, dijital göz yorgunluğuna karşı sıkça pazarlanıyor. Ancak mevcut sistematik derlemeler, bu gözlüklerin göz yorgunluğunu belirgin biçimde azalttığını gösteren güçlü ve tutarlı kanıt sunmuyor.</p>

<p>Ekran parlaklığının rahatsız edici olması ile mavi ışığın göze kalıcı zarar verdiği iddiası aynı şey değildir. Normal kullanım koşullarındaki ekran ışığının göz dokularını bozduğuna dair ikna edici klinik kanıt bulunmuyor. Akşam saatlerindeki yoğun ekran kullanımı ise uyku düzenini etkileyebilir. Bu konu gözün yapısal olarak zarar görmesinden farklıdır.</p>

<p>Çocukların Açık Havada Geçirdiği Zaman Neden Önemli?</p>

<p>Açık havada geçirilen zamanın miyopinin başlamasını geciktirebileceğine ilişkin veriler, yalnızca gözlemsel araştırmalara dayanmıyor. Okul temelli müdahale çalışmalarında da dışarıda geçirilen sürenin artırılmasıyla yeni miyopi vakalarında azalma gözlendi.</p>

<p>Koruyucu etkinin yalnızca spor yapmaktan değil, dış ortamdaki daha yüksek ışık düzeyinden kaynaklanabileceği düşünülüyor. Kesin mekanizma tam olarak açıklanmış değil. Dışarıda olmak ayrıca sürekli yakına odaklanmaya doğal bir ara veriyor.</p>

<p>Dışarıda geçirilen zaman, miyopisi başlamış bir çocukta gözlük veya hekim tarafından planlanan miyopi kontrol tedavisinin yerine geçmez. Miyopinin başlamasını önleme konusundaki kanıtlar, mevcut miyopinin ilerlemesini yavaşlatma konusundaki kanıtlardan daha güçlüdür.</p>

<p>Ne Zaman Göz Hekimine Başvurulmalı?</p>

<p>Ekran molasına ve çalışma ortamındaki düzenlemelere rağmen göz yorgunluğu sürüyorsa muayene gerekebilir. Çocuğun tahtayı görememesi, televizyona yaklaşması, gözlerini kısarak bakması, sık baş ağrısından yakınması veya okul başarısında açıklanamayan bir değişiklik yaşaması göz kusurunun işareti olabilir.</p>

<p>Kalıcı bulanık görme, göz ağrısı, belirgin kızarıklık, ışık çakmaları, görüş alanında perde hissi, ani görme azalması veya yeni başlayan çok sayıda uçuşma fark edilmesi durumunda gecikmeden göz hekimine başvurulmalıdır. Ani görme kaybı ise acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Düzenli göz muayenesi özellikle çocuklarda önem taşır. Çocuk, bir gözündeki görme eksikliğini fark etmeyebilir veya bunu anlatamayabilir. Erken değerlendirme yalnızca miyopiyi değil, şaşılık ve göz tembelliği gibi çocukluk çağında zamanında ele alınması gereken durumları da ortaya çıkarabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. JAMA Network Open – Digital Screen Time and Myopia: A Systematic Review and Dose-Response Meta-Analysis – Ahnul Ha, Yun Jeong Lee, Marvin Lee, Sung Ryul Shim ve Young Kook Kim – 2025 – DOI: 10.1001/jamanetworkopen.2024.60026</p>

<p>2. The Lancet Digital Health – Association Between Digital Smart Device Use and Myopia: A Systematic Review and Meta-analysis – Joshua Foreman ve çalışma arkadaşları – 2021 – DOI: 10.1016/S2589-7500(21)00135-7</p>

<p>3. PLOS ONE – The Association Between Near Work Activities and Myopia in Children: A Systematic Review and Meta-Analysis – Hsiu-Mei Huang, Dolly Shuo-Teh Chang ve Pei-Chang Wu – 2015 – DOI: 10.1371/journal.pone.0140419</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>4. Ophthalmology – The Association Between Time Spent Outdoors and Myopia in Children and Adolescents: A Systematic Review and Meta-analysis – Jennifer C. Sherwin ve çalışma arkadaşları – 2012 – DOI: 10.1016/j.ophtha.2012.04.020</p>

<p>5. Investigative Ophthalmology &amp; Visual Science – IMI Risk Factors for Myopia – Ian G. Morgan ve çalışma arkadaşları – 2021 – DOI: 10.1167/iovs.62.5.3</p>

<p>6. Cochrane Database of Systematic Reviews – Blue-light Filtering Spectacle Lenses for Visual Performance, Sleep, and Macular Health in Adults – Laura E. Downie ve çalışma arkadaşları – 2023 – DOI: 10.1002/14651858.CD013244.pub2 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/goz-yorgunluguna-karsi-20-20-20-kurali-nasil-uygulanir</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 00:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8838.jpeg" type="image/jpeg" length="53627"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Son Kullanma Tarihi Geçen İlaç Kullanılır mı, Nasıl İmha Edilir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/son-kullanma-tarihi-gecen-ilac-kullanilir-mi-nasil-imha-edilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/son-kullanma-tarihi-gecen-ilac-kullanilir-mi-nasil-imha-edilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dolapta unutulan ilaçları tuvalete dökmek ya da doğrudan çöpe atmak insanlara, hayvanlara ve çevreye zarar verebilir. Güvenli yöntem, ilacın türüne ve yerel toplama uygulamasına göre değişiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Banyo dolabının arkasında kalmış bir antibiyotik, aylar önce açılan göz damlası veya artık kullanılmayan ağrı kesiciler… Evlerde biriken ilaçlar çoğu zaman kutusuyla birlikte çöpe atılıyor ya da lavaboya dökülüyor. Oysa yanlış imha, çocukların ve evcil hayvanların ilaca ulaşmasına, ilacın kötüye kullanılmasına ve etkin maddelerin çevreye karışmasına yol açabilir.</p>

<p>Cleveland Clinic’in yayımladığı sağlık bilgilendirmesinde, kullanılmayan veya son kullanma tarihi geçen ilaçlar için en güvenli seçeneğin yetkili toplama ve geri alma sistemleri olduğu belirtiliyor. Ancak ülkelerin ve hatta şehirlerin uygulamaları farklılık gösterebildiği için Türkiye’de izlenecek yolun eczacıya, belediyeye veya ilgili sağlık birimine sorulması gerekiyor.</p>

<p>Son Kullanma Tarihi Nerede Yazar?</p>

<p>Son kullanma tarihi ilacın dış kutusunda, şişesinde, tüpünde ya da tabletlerin bulunduğu blister ambalajda yer alabilir. “SKT”, “EXP” veya “Son Kullanma Tarihi” gibi ifadeler kullanılabilir. Tarihin nasıl yorumlanacağı konusunda ambalajdaki bilgi esas alınmalıdır.</p>

<p>İlacın görünümünün normal olması güvenli ve etkili kaldığını göstermez. Zamanla etkinliği azalabilir; sıcaklık, nem, ışık ve uygunsuz saklama koşulları bu süreci hızlandırabilir. Özellikle insülin, aşı, bazı göz damlaları ve soğukta tutulması gereken ürünler saklama koşullarına karşı daha hassastır.</p>

<p>Ambalajda yazan tarih henüz geçmemiş olsa bile ilacın önerilen sıcaklığın dışında kalması, kapağının açık bırakılması, renginin veya kokusunun değişmesi kullanım açısından değerlendirme gerektirir. Böyle bir ürün kullanılmadan önce eczacıya danışılmalıdır.</p>

<p>Tarihi Geçen İlaç Kullanılır mı?</p>

<p>Son kullanma tarihi geçen bir ilacın beklenen gücü ve güvenilirliği garanti edilemez. Özellikle ciddi enfeksiyonların, kalp hastalıklarının, epilepsinin, diyabetin veya ağır alerjilerin tedavisinde kullanılan ilaçlarda yetersiz etki önemli sonuçlar doğurabilir.</p>

<p>Kullanılmayan ya da tarihi geçen reçeteli ilaçlar başka bir kişiye verilmemelidir. Belirtiler benzer görünse bile hastalığın nedeni, uygun ilaç ve doz kişiden kişiye değişebilir. Daha önce yazılmış bir antibiyotiği yeni bir hastalıkta kendi kararıyla kullanmak da doğru değildir.</p>

<p>İlk Tercih Yetkili Toplama Noktası Olmalı</p>

<p>Eski ilaçları elden çıkarmanın en güvenli yolu, onları yetkili bir atık ilaç toplama sistemine teslim etmektir. Bazı belediyeler, eczacı odaları ve sağlık kuruluşları belirli dönemlerde veya belirlenmiş noktalarda atık ilaç kabul edebilir.</p>

<p>Ancak her eczane vatandaşlardan ilaç toplamakla yükümlü değildir ve uygulama bölgeden bölgeye değişebilir. İlaçları götürmeden önce yakındaki eczaneden, belediyenin atık yönetimi biriminden, eczacı odasından veya il sağlık müdürlüğünden güncel bilgi alınması uygun olur.</p>

<p>İlaçlar teslim edilene kadar çocukların ve evcil hayvanların ulaşamayacağı, serin ve kuru bir yerde tutulmalı; farklı ilaçlar tek bir şişeye boşaltılmamalıdır. Kontrole tabi ilaçlar, güçlü ağrı kesiciler ve sakinleştiriciler için doğrudan eczacıdan veya sağlık kuruluşundan yönlendirme istenmelidir.</p>

<p>İlaçları Tuvalete veya Lavaboya Dökmeyin</p>

<p>Tabletleri, kapsülleri, şurupları ve damlaları gelişigüzel biçimde tuvalete ya da lavaboya dökmek uygun değildir. Atık su arıtma sistemleri bütün ilaç kalıntılarını tamamen uzaklaştıramayabilir. Bu maddeler su kaynaklarına ve canlılara ulaşabilir.</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi, yalnızca belirli yüksek riskli ilaçlar için ve geri alma seçeneği bulunmadığında özel bir listeye dayalı istisna tanıyor. Bu liste ABD’ye özgüdür ve Türkiye’de bütün ilaçlara uygulanabilecek genel bir imha yöntemi değildir. Ürünün kullanma talimatında açık bir yönlendirme bulunmadıkça ilaç tuvalete veya lavaboya atılmamalıdır.</p>

<p>Toplama İmkânı Bulunamıyorsa Ne Yapılmalı?</p>

<p>Önce eczacıya veya yerel atık yönetimi birimine danışılmalıdır. Yetkili bir toplama seçeneğine ulaşılamıyorsa, ilacın kullanma talimatında yer alan imha bilgisi izlenmelidir. Evsel çöpe atmaya ilişkin yöntemler ülkelerin mevzuatına göre değişebilir.</p>

<p>Yerel yetkililerin evsel atığa izin verdiği durumlarda bazı uluslararası sağlık otoriteleri, tablet ve kapsüllerin ezilmeden toprak, kullanılmış kahve telvesi veya kedi kumu gibi istenmeyen bir maddeyle karıştırılmasını ve sızdırmaz bir kaba kapatılmasını öneriyor. Bu yöntem yetkili toplamanın yerini tutmaz; yalnızca başka seçenek bulunmadığında ve yerel kurallar izin verdiğinde değerlendirilebilir.</p>

<p>İlacın dış ambalajındaki ad, kimlik numarası, reçete bilgisi ve barkod gibi kişisel veriler okunamayacak şekilde silinmelidir. Kutular ancak tamamen boş olduklarında ve yerel geri dönüşüm kuralları uygunsa geri dönüşüme ayrılmalıdır.</p>

<p>İğneler Normal Çöpe Atılmamalı</p>

<p>Enjektörler, insülin iğneleri, lansetler ve kalem iğneleri kesici-delici atık olarak değerlendirilir. Kullanılmış iğnenin kapağını yeniden takmaya çalışmak batma riskini artırabilir. Bu malzemeler delinmeye dayanıklı, kapağı sıkıca kapanan uygun bir atık kabında biriktirilmeli ve sağlık kuruluşunun ya da yerel yönetimin gösterdiği teslim noktasına götürülmelidir.</p>

<p>İğneler gevşek biçimde çöp poşetine, geri dönüşüm kutusuna veya tuvalete atılmamalıdır. Çocukların ulaşamayacağı bir yerde saklanmalı, dolan kap zorlanarak açılmamalı ve içindeki malzemeler başka kaba aktarılmamalıdır.</p>

<p>Spreyler, İnhalerler ve İlaç Bantları Farklıdır</p>

<p>İnhaler ve aerosol kutuları basınçlı olabilir. Delinmeleri, ezilmeleri veya ateşe atılmaları yangın ve patlama tehlikesi doğurabilir. Bu ürünler için ambalajdaki talimat okunmalı; eczacıya ya da belediyenin tehlikeli atık birimine danışılmalıdır.</p>

<p>Cilde yapıştırılan ilaç bantlarında kullanımdan sonra bile etkin madde kalabilir. Bantların imhası ürüne göre değişir. Bazı ürünlerde yapışkan yüzeylerin birbirine kapatılması istenirken bazı güçlü ilaç bantları özel işlem gerektirir. Her ürün için kendi kullanma talimatı izlenmelidir.</p>

<p>Sıvı ilaçlar birbirine karıştırılmamalı, lavaboya boşaltılmamalı ve cam şişeleri kırılmamalıdır. Kemoterapi ilaçları ve bunlarla temas etmiş malzemeler ise evsel atığa verilmemeli; tedavinin yürütüldüğü sağlık kuruluşundan imha bilgisi alınmalıdır.</p>

<p>İlaç Dolabı Nasıl Güvenli Tutulur?</p>

<p>Evdeki ilaçlar belirli aralıklarla gözden geçirilebilir. Son kullanma tarihi geçenler, tedavisi tamamlanan reçeteler ve ambalajı zarar görmüş ürünler ayrılmalıdır. Ancak düzenli kullanılan reçeteli bir ilacın tedavisi, yalnızca dolap düzenlemesi yapıldığı için kesilmemelidir.</p>

<p>İlaçlar çocuk kilidi bulunan, serin ve kuru bir dolapta; kendi ambalajlarında ve kullanma talimatlarıyla birlikte saklanmalıdır. Banyo, nem ve sıcaklık değişimleri nedeniyle her ilaç için uygun bir yer olmayabilir. Buzdolabında tutulması gereken ürünler de dondurucu bölmeden ve yiyeceklere doğrudan temastan korunmalıdır.</p>

<p>Bir çocuk veya yetişkin yanlışlıkla ilaç aldıysa belirti çıkmasını beklemeden 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalı ya da en yakın acil servise başvurulmalıdır. Kişi kusturulmamalı; ilacın kutusu veya ambalajı sağlık ekibine gösterilmek üzere hazır bulundurulmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Cleveland Clinic Health Essentials – How to Properly Dispose of Out-Of-Date Medications – Lauren Wolfe, PharmD – 2025<br />
2. U.S. Food and Drug Administration – Disposal of Unused Medicines: What You Should Know – 2026<br />
3. U.S. Food and Drug Administration – Drug Disposal: Dispose “Non-Flush List” Medicine in Trash – 2025<br />
4. Türk Eczacıları Birliği – Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmelik, ilaçların saklanması ve imhasına ilişkin hükümler – 2014, ilgili hüküm 2016 değişikliği </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/son-kullanma-tarihi-gecen-ilac-kullanilir-mi-nasil-imha-edilir</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8837.jpeg" type="image/jpeg" length="26950"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trabzonspor’dan Fabinho bombası: Anlaşma sağlandı, geliş tarihi belli oldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-fabinho-bombasi-anlasma-saglandi-gelis-tarihi-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-fabinho-bombasi-anlasma-saglandi-gelis-tarihi-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor, Brezilyalı orta saha Fabinho ile sözlü anlaşmaya vardı. Fabrizio Romano, serbest oyuncu durumundaki yıldız için seyahat ve sağlık kontrolü planlamasının yapıldığını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzonspor’dan Fabinho hamlesi: Sözlü anlaşma sağlandı</p>

<p>Trabzonspor, orta saha transferinde dünya futbolunun yakından tanıdığı Fabinho için önemli bir aşamayı geride bıraktı. Transfer haberleriyle tanınan Fabrizio Romano, bordo-mavili kulübün Brezilyalı futbolcuyla sözlü anlaşmaya vardığını bildirdi.</p>

<p>Romano’nun 22 Ağustos’ta paylaştığı bilgiye göre Trabzonspor ile Fabinho arasındaki görüşmeler olumlu sonuçlandı ve transfer süreci son aşamaya taşındı. Romano, gelişmeyi “here we go” ifadesiyle duyurdu.</p>

<p>FABINHO İÇİN SEYAHAT PLANI YAPILDI</p>

<p>Transferdeki en önemli yeni ayrıntılardan biri Fabinho’nun Türkiye’ye gelişiyle ilgili oldu.</p>

<p>Romano’nun aktardığına göre Trabzonspor, Brezilyalı orta saha oyuncusunun önümüzdeki 24 ila 48 saat içerisindeki seyahatini planladı.</p>

<p>Sürecin planlandığı şekilde ilerlemesi halinde Fabinho’nun sağlık kontrolünden geçirilmesi de bekleniyor. Sağlık kontrolünün ardından sözleşmeye ilişkin kalan işlemlerin tamamlanması gündemde.</p>

<p>BONSERVİS BEDELİ ÖDENMEYECEK</p>

<p>32 yaşındaki Fabinho, Suudi Arabistan’daki Al-Ittihad macerasının sona ermesinin ardından serbest oyuncu statüsüne geçti.</p>

<p>Bu nedenle transferin tamamlanması halinde Trabzonspor’un herhangi bir kulübe bonservis bedeli ödemesi gerekmeyecek.</p>

<p>Transfer sürecinde dünyaca ünlü menajer Jorge Mendes’in de aktif rol aldığı belirtiliyor.</p>

<p>LIVERPOOL'DA BÜYÜK BAŞARILAR YAŞADI</p>

<p>Fabinho, Avrupa futbolundaki en önemli dönemini Liverpool formasıyla geçirdi.</p>

<p>2018 yılında Monaco’dan Liverpool’a transfer olan Brezilyalı orta saha, İngiliz ekibinde 219 resmi karşılaşmada görev yaptı. Fabinho, Liverpool kariyerinde Premier League ve UEFA Şampiyonlar Ligi başta olmak üzere çok sayıda önemli kupa kazandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Savunmanın önünde görev yapabilmesinin yanı sıra stoper ve sağ bek pozisyonlarında da oynayabilen Fabinho, özellikle oyun disiplini ve savunma gücüyle tanınıyor.</p>

<p>TRABZONSPOR'DA ORTA SAHAYA TECRÜBE HAMLESİ</p>

<p>Trabzonspor’un Fabinho hamlesi, bordo-mavili ekibin orta saha yapılanmasında tecrübeli bir oyuncuya yöneldiğini ortaya koydu.</p>

<p>Sözlü anlaşmanın ardından gözler artık futbolcunun Türkiye’ye gelişine ve sağlık kontrolüne çevrildi.</p>

<p>Henüz Trabzonspor tarafından resmi transfer açıklaması yapılmadığı için süreç tamamlanmış bir transfer olarak değerlendirilmemeli. Ancak seyahat ve sağlık kontrolü planlamasının yapılması, görüşmelerin ileri aşamaya ulaştığını gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-fabinho-bombasi-anlasma-saglandi-gelis-tarihi-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 23:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8835.jpeg" type="image/jpeg" length="21636"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kulak çınlamasında hangi tedaviler gerçekten işe yarıyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kulak-cinlamasinda-hangi-tedaviler-gercekten-ise-yariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kulak-cinlamasinda-hangi-tedaviler-gercekten-ise-yariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak çınlamasını herkeste susturan kanıtlanmış bir tedavi henüz yok. Buna karşılık doğru değerlendirme, bilişsel davranışçı terapi ve işitme desteği günlük yükü azaltabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak çınlaması kimi zaman ince bir ıslık, kimi zaman uğultu, cızırtı ya da elektrik sesi gibi duyulabilir. Ortam sessizleştiğinde daha baskın hale gelen bu sesin dışarıda gerçek bir kaynağı yoktur. Bazı kişiler çınlamayı yalnızca ara sıra fark ederken bazıları uyumakta, odaklanmakta veya konuşmaları takip etmekte zorlanabilir.</p>

<p>Tıbbi adı tinnitus olan kulak çınlaması tek başına bir hastalık değil, farklı nedenlerle ortaya çıkabilen bir belirtidir. JAMA Neurology’de yayımlanan geniş kapsamlı bir inceleme, yetişkinlerin yaklaşık yüzde 14’ünün yaşamının bir döneminde çınlama yaşadığını; ağır düzeyde etkilenmenin ise yaklaşık yüzde 2 olduğunu gösterdi.</p>

<p>İnternette çınlamayı tamamen ortadan kaldırdığı ileri sürülen çok sayıda damla, takviye, cihaz ve uygulama bulunuyor. Ancak kronik kulak çınlamasını herkeste ve kalıcı biçimde susturduğu kanıtlanmış tek bir tedavi henüz yok. Güncel yaklaşım, önce olası nedeni araştırmaya, ardından sesin uyku, ruh hali, işitme ve günlük yaşam üzerindeki etkisini azaltmaya dayanıyor.</p>

<p>## Kulak çınlamasının arkasında ne olabilir?</p>

<p>Çınlama çoğu zaman yaşa veya yüksek sese maruz kalmaya bağlı işitme kaybıyla birlikte görülür. Kişi günlük konuşmaları iyi duyduğunu düşünse bile bazı ses frekanslarında kayıp bulunabilir. Beynin işitme sisteminden azalan ses bilgisini telafi etmeye çalışmasının, kaynağı dışarıda olmayan bir ses algısına katkıda bulunduğu düşünülüyor.</p>

<p>Kulak kiri, orta veya dış kulak enfeksiyonları, çene eklemi sorunları, baş ve boyun yaralanmaları ile bazı iç kulak hastalıkları da çınlamaya yol açabilir. Daha seyrek olarak damar sorunları veya işitme siniri çevresindeki oluşumlar araştırılır.</p>

<p>Bazı antibiyotikler, kanser tedavisinde kullanılan belirli ilaçlar ve yüksek dozda alınan bazı ağrı kesiciler işitme sistemini etkileyebilir. Bununla birlikte bir ilacı suçlayarak tedaviyi kendi kendine kesmek doğru değildir. Çınlama bir ilaç başladıktan veya dozu değiştirildikten sonra ortaya çıktıysa durum hekimle görüşülmelidir.</p>

<p>## İlk adım doğru değerlendirme</p>

<p>Yeni başlayan, devam eden ya da günlük hayatı etkileyen kulak çınlamasında kulak burun boğaz muayenesi ve işitme değerlendirmesi gerekebilir. Hekim sesin tek kulakta mı, iki kulakta mı duyulduğunu; sürekli mi, aralıklı mı olduğunu ve kalp atışıyla aynı ritmi taşıyıp taşımadığını sorgular.</p>

<p>Kulak kanalında kir veya enfeksiyon gibi düzeltilebilir bir neden saptanırsa bunun tedavisi çınlamayı azaltabilir. İşitme testi, kişinin fark etmediği bir işitme kaybını ortaya çıkarabilir. Her hastaya görüntüleme yapılması gerekmez. Manyetik rezonans veya damar incelemeleri daha çok tek taraflı, nabızla uyumlu ya da nörolojik bulguların eşlik ettiği çınlamalarda gündeme gelir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>## En güçlü kanıt bilişsel davranışçı terapi için</p>

<p>Bilişsel davranışçı terapi, çınlama sesini doğrudan ortadan kaldırmayı değil, kişinin bu sese verdiği yoğun duygusal ve bedensel tepkiyi değiştirmeyi amaçlar. Çınlamanın tehlikeli olduğu düşüncesi, sürekli sesi kontrol etme davranışı, uyku kaygısı ve kaçınma alışkanlıkları terapi sırasında ele alınır.</p>

<p>Cochrane tarafından değerlendirilen çalışmalar, bu terapinin çınlamanın yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkisini azaltabildiğini gösteriyor. Sesin şiddeti her zaman değişmeyebilir; buna rağmen sıkıntı, kaygı ve günlük işlev kaybı hafifleyebilir. Bu ayrım önemlidir: Tedavinin başarısı yalnızca sesin tamamen kaybolmasıyla ölçülmez.</p>

<p>Kabul ve kararlılık terapisi de kişinin bütün dikkatini çınlamaya vermeden günlük yaşamını sürdürebilmesine yardımcı olabilir. Bu yaklaşımda amaç çınlamayı önemsememeye zorlamak değil, sesin kişinin hayatını yönetmesini azaltmaktır.</p>

<p>## İşitme kaybı varsa işitme cihazı yarar sağlayabilir</p>

<p>Çınlamaya işitme kaybı eşlik ediyorsa işitme cihazları çevredeki seslerin yeniden duyulmasını sağlayabilir. Böylece çınlama daha az belirgin hale gelebilir; konuşmaları takip etmek için harcanan çaba da azalabilir. Etki kişiden kişiye değiştiği için cihaz kararı işitme testi ve odyolojik değerlendirme sonrasında verilmelidir.</p>

<p>İleri derecede işitme kaybı bulunan ve uygun koşulları taşıyan bazı kişilerde koklear implantlar da işitmeyi geliştirirken çınlamayı azaltabilir. Bu yöntem yalnızca çınlama için uygulanan sıradan bir tedavi değildir ve ayrıntılı uzman değerlendirmesi gerektirir.</p>

<p>## Beyaz gürültü sesi bastırabilir ama tedavi sayılmaz</p>

<p>Vantilatör sesi, yağmur sesi, düşük düzeyli beyaz gürültü, sakin müzik veya bir sesli kitap özellikle gece çınlamanın daha az fark edilmesini sağlayabilir. Tam sessizlikte dış ses bulunmadığı için dikkat çınlamaya daha kolay yönelir.</p>

<p>Kullanılan sesin çınlamayı tamamen örtecek kadar yüksek olması gerekmez. Yüksek sesle ve uzun süre kulaklık kullanmak işitmeye zarar verebilir. Ses desteği rahatlatıcı bir araçtır; altta yatan nedeni tedavi ettiği veya kronik çınlamayı kalıcı biçimde giderdiği söylenemez.</p>

<p>Çınlama yeniden eğitim terapisi, bilgilendirme ve ses desteğiyle beynin sese alışmasını hedefler. Ancak geniş bir randomize araştırmada özel ses üreteçlerinin standart danışmanlığa belirgin üstünlüğü gösterilemedi. Bu nedenle yöntemin olası yararı, kişiye sunulan eğitim ve destekten bağımsız değerlendirilmemelidir.</p>

<p>## Uyku ve ruh hali tedavinin bir parçası olabilir</p>

<p>Çınlama uykusuzluğu artırabilir; uykusuzluk da sesin daha rahatsız edici algılanmasına yol açabilir. Düzenli uyku saatleri, yatmadan önce sakin bir arka plan sesi ve uyku sorununa yönelik profesyonel destek bu döngünün kırılmasına katkı sağlayabilir.</p>

<p>Kaygı ve depresyon çınlamaya eşlik edebilir veya çınlamanın yükünü ağırlaştırabilir. Antidepresanlar çınlamayı doğrudan susturan ilaçlar değildir. Ancak eşlik eden depresyon ya da kaygı bozukluğunun tedavisinde hekim tarafından gerekli görülürse kullanılabilir.</p>

<p>Çınlamanın kişide dayanılmaz sıkıntıya veya kendine zarar verme düşüncesine yol açması acil psikiyatrik değerlendirme gerektirir. Böyle bir durumda kişi yalnız bırakılmamalı ve gecikmeden acil sağlık desteğine başvurulmalıdır.</p>

<p>## Ginkgo biloba, çinko ve magnezyum için kanıt yetersiz</p>

<p>Ginkgo biloba, çinko, magnezyum ve çeşitli vitamin karışımları çınlama tedavisi adıyla pazarlanabiliyor. Klinik kılavuzlar, vitamin veya mineral eksikliği gösterilmemiş kişilerde bu ürünlerin rutin kullanımını desteklemiyor. Araştırmalar çınlamayı güvenilir ve kalıcı biçimde azalttıklarını ortaya koymuş değil.</p>

<p>Takviyelerin “doğal” olması risksiz oldukları anlamına gelmez. Bazıları kan sulandırıcılarla ve başka ilaçlarla etkileşebilir, yan etkilere yol açabilir veya asıl değerlendirmeyi geciktirebilir.</p>

<p>## Kahve, tuz ve alkolü herkesin bırakması gerekmiyor</p>

<p>Kahve, tuz veya alkolün bütün çınlama hastalarında sesi artırdığını gösteren yeterli kanıt bulunmuyor. Bu nedenle herkese uygulanabilecek katı bir çınlama diyeti yoktur.</p>

<p>Kişi belirli bir içeceğin veya yiyeceğin ardından yakınmasının sürekli değiştiğini fark ediyorsa kısa süreli bir belirti günlüğü tutabilir. Ancak aynı anda çok sayıda besini kesmek, gereksiz kısıtlamalara ve beslenme dengesinin bozulmasına neden olabilir. İç kulakta sıvı basıncıyla seyreden bazı hastalıklarda ise hekim farklı bir beslenme planı önerebilir.</p>

<p>## Yeni cihazlar umut veriyor ancak herkeste aynı sonucu göstermiyor</p>

<p>İki farklı duyuyu aynı anda uyaran bimodal nöromodülasyon cihazları son yıllarda öne çıktı. Bu sistemlerden biri kulaklıkla verilen sesi, dile uygulanan hafif elektriksel uyarıyla birleştiriyor. Amaç, çınlamayla bağlantılı sinir etkinliğini değiştirmek.</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi bu cihazlardan birine 2023 yılında belirli yetişkinlerde kullanılmak üzere pazarlama izni verdi. Bu karar cihazın çınlamayı tamamen iyileştirdiği veya herkeste işe yaradığı anlamına gelmiyor. Araştırmaların önemli bölümünün cihaz geliştiricileriyle bağlantılı ekiplerce yürütülmesi ve bağımsız çalışma sayısının sınırlı kalması nedeniyle yararın büyüklüğü konusunda daha fazla veriye ihtiyaç var.</p>

<p>## Beyin zamanla sesi geri plana atabilir</p>

<p>Alışma, beynin çınlamayı daha seyrek fark etmeye ve fark ettiğinde daha az güçlü tepki vermeye başlamasıdır. Ses tümüyle kaybolmasa bile uyku, çalışma ve sosyal yaşam üzerindeki etkisi azalabilir.</p>

<p>Çınlamayı sürekli ölçmek, sessizliği tekrar tekrar kontrol etmek ve bütün dikkati sese yöneltmek bazı kişilerde yakınmayı daha baskın hale getirebilir. Uygun danışmanlık, işitme desteği, psikolojik tedavi ve günlük yaşam düzenlemeleri bu döngünün gevşemesine yardımcı olabilir.</p>

<p>## Ne zaman gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı?</p>

<p>Çınlamayla birlikte üç gün içinde gelişen ani işitme kaybı varsa aynı gün acil kulak burun boğaz değerlendirmesi gerekir. Erken tedavi, işitmenin geri kazanılma olasılığını etkileyebilir.</p>

<p>Çınlamaya yüzde veya vücudun bir tarafında güçsüzlük, konuşma bozukluğu, şiddetli baş dönmesi ya da başka ani nörolojik belirtiler eşlik ediyorsa acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.</p>

<p>Kalp atışıyla aynı ritimde duyulan çınlama, yalnızca bir kulakta devam eden ses, belirgin işitme farklılığı veya yeni başlayan denge sorunu da hekim değerlendirmesini gerektirir. Bu bulgular her zaman ciddi bir hastalık anlamına gelmez; ancak altta yatan nedenin araştırılması gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR<br />
1. JAMA Neurology – Global Prevalence and Incidence of Tinnitus: A Systematic Review and Meta-analysis – Jarach ve arkadaşları – 2022 – DOI: 10.1001/jamaneurol.2022.2189<br />
2. Cochrane Database of Systematic Reviews – Cognitive Behavioural Therapy for Tinnitus – Fuller, Cima, Langguth, Mazurek, Vlaeyen ve Hoare – 2020 – DOI: 10.1002/14651858.CD012614.pub2<br />
3. Otolaryngology–Head and Neck Surgery – Clinical Practice Guideline: Tinnitus – Tunkel ve arkadaşları – 2014 – DOI: 10.1177/0194599814545325<br />
4. JAMA Otolaryngology–Head &amp; Neck Surgery – Effect of Tinnitus Retraining Therapy vs Standard of Care on Tinnitus-Related Quality of Life: A Randomized Clinical Trial – Tinnitus Retraining Therapy Trial Research Group – 2019 – DOI: 10.1001/jamaoto.2019.0821<br />
5. National Institute for Health and Care Excellence – Tinnitus: Assessment and Management, NICE Guideline NG155 – 2020<br />
6. ABD Gıda ve İlaç Dairesi – Lenire Tinnitus Treatment Device, De Novo Classification Request DEN210033 – 2023 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kulak-cinlamasinda-hangi-tedaviler-gercekten-ise-yariyor</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 22:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8834.jpeg" type="image/jpeg" length="91255"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tavuk Yıkanır mı? Mutfakta Sık Yapılan Hatanın Bilimsel Yanıtı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tavuk-yikanir-mi-mutfakta-sik-yapilan-hatanin-bilimsel-yaniti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tavuk-yikanir-mi-mutfakta-sik-yapilan-hatanin-bilimsel-yaniti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çiğ tavuğu yıkamak temizlik gibi görünse de akan su, bakterileri yok etmek yerine lavaboya, tezgâha ve hazır yiyeceklere taşıyabilir. Peki çapraz bulaşma nasıl önlenir, tavuk nasıl güvenle hazırlanır?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tavuk paketini açıp eti musluğun altında yıkamak, birçok mutfakta kuşaktan kuşağa aktarılan alışkanlıklardan biri. Kimi tavuğun kendine özgü kokusunu azaltmak, kimi yüzeyindeki yapışkanlığı gidermek, kimi de bakterilerden arındırmak için su, sirke veya limon kullanıyor.<br />
Ancak gıda güvenliği kurumları çiğ tavuğun pişirilmeden önce yıkanmasını önermiyor. Çünkü akan su bakterileri güvenilir biçimde ortadan kaldırmıyor; tersine, tavuk üzerindeki mikroorganizmaları su damlacıklarıyla mutfağın farklı noktalarına taşıyabiliyor.<br />
Asıl güvenliği sağlayan işlem tavuğu yıkamak değil, çiğ tavukla diğer yiyeceklerin temasını önlemek ve eti yeterli iç sıcaklığa ulaşıncaya kadar pişirmek.<br />
Çiğ tavukta hangi bakteriler bulunabilir?<br />
Çiğ tavuk, dışarıdan temiz görünse veya kötü kokmasa bile hastalığa yol açabilen mikroorganizmalar taşıyabilir. Bunların başında Salmonella ve Campylobacter gelir. Bazı ürünlerde Clostridium perfringens gibi başka bakteriler de bulunabilir.<br />
Bu mikroorganizmalar yalnızca az pişmiş tavuğun yenmesiyle bulaşmaz. Çiğ tavuk suyu eller, bıçaklar, kesme tahtaları, tabaklar, musluk başlığı veya tezgâh aracılığıyla başka yiyeceklere taşındığında da hastalık riski oluşabilir.<br />
Özellikle salata, ekmek, meyve ve pişmiş yemek gibi yeniden ısıtılmadan tüketilecek besinlere bulaşma önemlidir. Çünkü tavuktaki bakterileri etkisiz hâle getirecek pişirme işlemi bu yiyeceklere uygulanmaz.<br />
Tavuk yıkanınca mutfakta ne oluyor?<br />
Musluktan akan su çiğ tavuğa çarptığında gözle görülebilen büyük damlaların yanı sıra fark edilmesi zor küçük sıçramalar da oluşabilir. Bu damlalar lavabonun çevresine, musluk koluna, tezgâha, yakındaki mutfak araçlarına ve açıkta duran yiyeceklere ulaşabilir.<br />
Bu duruma çapraz bulaşma denir. Çapraz bulaşma, hastalık yapabilecek mikroorganizmaların çiğ bir gıdadan ellere, yüzeylere veya başka yiyeceklere taşınmasıdır.<br />
Kontrollü mutfak araştırması ne gösterdi?<br />
Üç yüz kişinin katıldığı kontrollü bir mutfak araştırmasında tavuk butlarına, bulaşmanın izlenebilmesi amacıyla hastalık yapmayan bir Escherichia coli türü eklendi. Katılımcılardan tavuğu pişirmeleri ve yanında salata hazırlamaları istendi.<br />
ABD Tarım Bakanlığının araştırma raporuna göre çiğ tavuğu yıkayan katılımcıların yüzde 60’ının lavabosunda işlem sonrasında bakteri saptandı. Lavabosunu temizlemeye çalışanların yüzde 14’ünde bakteri kalmaya devam etti. Tavuk yıkayan katılımcıların yüzde 26’sında ise izlenebilir bakteriler salata için hazırlanan marula taşındı.<br />
Ancak hakemli bilimsel dergide yayımlanan ayrıntılı sonuçlar önemli bir başka noktaya daha dikkat çekti: Tavuğu yıkamayan katılımcıların hazırladığı bazı salatalarda da bulaşma görüldü. Araştırmacılar bunun ellerin yeterince yıkanmaması, lavabonun uygun biçimde temizlenmemesi veya kirlenmiş mutfak araçlarıyla ilişkili olabileceğini değerlendirdi.<br />
Dolayısıyla güvenli hazırlık yalnızca tavuğu yıkamamakla sınırlı değil. Eller, lavabo ve kullanılan araçlar da çapraz bulaşma bakımından dikkatle ele alınmalı.<br />
Bilimsel deneyler sıçrama riskini doğruluyor<br />
Physics of Fluids dergisinde yayımlanan deneysel bir çalışmada araştırmacılar, çiğ tavuğun yıkanması sırasında oluşan damlaları yüksek hızlı kameralar ve mikrobiyolojik yöntemlerle inceledi.<br />
Çalışma, canlı bakterilerin tavuk yüzeyinden sıçrayan su damlalarıyla taşınabildiğini gösterdi. Musluk ile tavuk arasındaki yükseklik arttıkça su akışındaki düzensizlik ve sıçrama miktarı da artabildi. Tavuğun yumuşak yüzeyi, suyun çarptığı yerde küçük bir çukur oluşturarak damlaların çevreye fırlamasını kolaylaştırdı.<br />
Araştırmada gıda kaynaklı hastalık yaptığı bilinen belirli bakteri türleri saptanmadı; bazı hastalık yapıcı bakterilerle aynı gruplarda yer alan mikroorganizmaların taşındığı görüldü. Bu nedenle çalışma, her tavuk yıkandığında hastalık oluşacağını değil, canlı bakterilerin su damlalarıyla mutfağa yayılabileceğini gösteriyor.<br />
Su bakterileri temizlemiyor mu?<br />
Tavuğu kısa süre musluğun altında tutmak, yüzeydeki sıvı veya gözle görülen bazı kalıntıları uzaklaştırabilir. Ancak bu işlem eti güvenli hâle getirmez.<br />
Bakteriler tavuğun farklı bölgelerinde bulunabilir. Akan suyun bütün bakterilere ulaştığını ve onları etkisiz hâle getirdiğini düşünmek doğru değildir. Üstelik su, bakterileri öldürmek yerine onları başka yüzeylere taşıyabilir.<br />
Tavuğun güvenli hâle gelmesini sağlayan temel işlem yeterli pişirmedir. Su ile durulamak, uygun iç sıcaklığa ulaşacak şekilde pişirmenin yerini tutmaz.<br />
Sirke ve limonla yıkamak daha güvenli mi?<br />
Sirke, limon suyu veya tuzlu su kullanılması da çiğ tavuğu güvenilir biçimde mikroplardan arındırmaz. Bu karışımlar etin kokusunu, yüzeyini veya lezzetini değiştirebilir; ancak ev koşullarında bütün hastalık yapıcı bakterileri yok ettikleri kabul edilemez.<br />
Tavuğu bu sıvılar içinde yıkamak da sıçrama ve çapraz bulaşma riskini ortadan kaldırmaz. Limon veya sirkeyle temas etmiş tavuk yine çiğ kabul edilmeli; eller, kaplar ve yüzeyler buna göre temizlenmelidir.<br />
Marine etmek bir lezzetlendirme yöntemidir, dezenfeksiyon işlemi değildir. Marine edilen tavuk buzdolabında tutulmalı; çiğ tavukla temas eden marinasyon sıvısı pişirilmeden sos olarak kullanılmamalıdır.<br />
Gözle görülen bir kalıntı varsa ne yapılmalı?<br />
Çiğ tavuğun pişirilmeden önce yıkanması veya kurulanması zorunlu değildir. Üzerinde çıkarılmak istenen küçük bir kalıntı varsa tavuğu musluğun altına tutmak yerine ilgili bölge nemli, tek kullanımlık kâğıt havluyla hafifçe silinebilir.<br />
Kullanılan havlu hemen çöpe atılmalı ve ardından eller sabunla yıkanmalıdır. Bu işlemin bakterileri ortadan kaldırmadığı, yalnızca gözle görülen kalıntıyı uzaklaştırdığı unutulmamalıdır.<br />
Tavuk belirgin biçimde bozulmuşsa, ambalajı şişmişse veya son tüketim tarihi geçmişse yıkayarak kullanılabilir hâle getirilmeye çalışılmamalıdır.<br />
Çiğ tavuk nasıl güvenle hazırlanır?<br />
Çiğ tavuğu hazırlarken birkaç basit önlem bulaşma riskini önemli ölçüde azaltabilir:<br />
Tavuk alışveriş sepetinde ve taşıma çantasında diğer yiyeceklerden ayrı tutulmalı.<br />
Buzdolabında sızdırmaz bir kap içinde, alt rafta saklanmalı.<br />
Salata ve diğer çiğ tüketilecek yiyecekler tavuktan önce hazırlanmalı.<br />
Çiğ tavuk için ayrı bir kesme tahtası kullanılması tercih edilmeli.<br />
Tavuğa dokunduktan sonra eller sabun ve suyla en az 20 saniye yıkanmalı.<br />
Kullanılan bıçak, tahta, tabak ve tezgâh sıcak deterjanlı suyla temizlenmeli.<br />
Çiğ tavuk konulan tabağa pişmiş tavuk geri bırakılmamalı.<br />
Tavuğa temas eden bez veya süngerle mutfağın diğer bölümleri silinmemeli.<br />
Ellerin yalnızca suyla kısa süre durulanması yeterli değildir. Parmak araları, tırnak çevresi ve el sırtları da sabunla temizlenmelidir.<br />
Tavuğun piştiği nasıl anlaşılır?<br />
Tavuğun dışının kızarması veya suyunun berrak görünmesi, her bölümünün güvenli sıcaklığa ulaştığını kesin olarak göstermez. Özellikle bütün tavuklarda, kalın göğüs etinde ve kemik çevresinde dış görünüş yanıltıcı olabilir.<br />
Gıda güvenliği açısından tavuk etinin en kalın bölümünde iç sıcaklığın en az 74 dereceye ulaşması önerilir. Termometre kemiğe değdirilmeden etin en kalın kısmına yerleştirilmelidir. Bütün tavuklarda göğüs ile butun en kalın bölgeleri ayrı ayrı kontrol edilebilir.<br />
Mutfak termometresi, tavuğun güvenli sıcaklığa ulaşıp ulaşmadığını anlamanın en güvenilir yoludur. Termometre bulunmadığında uygun pişirme süresi ve sıcaklığına uyulmalı; iç kısmı çiğ kalmış veya yeterince piştiğinden kuşku duyulan tavuk tüketilmemelidir.<br />
Donmuş tavuk yıkanmalı mı?<br />
Donmuş tavuğun üzerine sıcak su tutmak güvenli bir çözündürme yöntemi değildir. Dış kısım bakterilerin çoğalabileceği sıcaklığa gelirken iç bölüm donmuş kalabilir. Sıçrayan su da çevredeki yüzeylere bulaşabilir.<br />
Tavuk en güvenli biçimde buzdolabında çözdürülür. Daha hızlı çözündürme gerekiyorsa sızdırmaz ambalaj içindeki tavuk soğuk suda bekletilebilir ve su 30 dakikada bir değiştirilir. Soğuk suda veya mikrodalgada çözdürülen tavuk bekletilmeden pişirilmelidir.<br />
Çözündürülmüş tavuktan çıkan sıvı başka gıdalarla temas ettirilmemelidir.<br />
Tavuğu yanlışlıkla yıkadıysanız ne yapmalısınız?<br />
Tavuğu yıkadıysanız paniğe kapılmak gerekmez; ancak olası bulaşmayı azaltmak için lavabo ve çevresi dikkatle temizlenmelidir.<br />
Önce görünür kalıntılar sıcak deterjanlı suyla uzaklaştırılmalı, ardından gıda hazırlama yüzeylerine uygun bir dezenfektan ürün etiketindeki talimata göre kullanılmalıdır. Musluk kolu, lavabo kenarları, tezgâh ve yakın çevredeki tutacaklar unutulmamalıdır.<br />
Temizlik sırasında kullanılan bez veya sünger de kirlenmiş olabilir. Eller son aşamada sabun ve suyla en az 20 saniye yıkanmalıdır. Yakında açıkta bulunan ve pişirilmeden tüketilecek bir yiyeceğe tavuk suyu sıçradığından şüphe ediliyorsa bu yiyecek tüketilmemelidir.<br />
Gıda zehirlenmesi hangi belirtilere yol açabilir?<br />
Çiğ veya yeterince pişmemiş tavuktan bulaşabilen enfeksiyonlarda ishal, karın ağrısı, kramp, ateş, bulantı ve kusma görülebilir. Belirtilerin başlama zamanı mikroorganizmaya göre değişebilir.<br />
Kanlı ishal, üç günden uzun süren ishal, yaklaşık 39 derecenin üzerindeki ateş, sıvı içmeyi engelleyecek kadar sık kusma veya belirgin susuzluk belirtilerinde sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. İdrar miktarında azalma, ağız ve boğaz kuruluğu ya da ayağa kalkınca baş dönmesi susuzluk belirtileri arasında yer alabilir.<br />
Küçük çocuklar, hamileler, ileri yaştaki kişiler ve bağışıklık sistemi zayıflamış bireylerde gıda kaynaklı enfeksiyonlar daha ağır seyredebilir. Bu gruplarda belirtiler geliştiğinde değerlendirme geciktirilmemelidir.<br />
Temiz görünen tavuk her zaman güvenli değildir<br />
Tavuğun rengi, kokusu ve görüntüsü bozulma hakkında ipucu verebilir; ancak hastalık yapabilecek bakterilerin bulunup bulunmadığını göstermez. Normal görünen bir çiğ tavuk da mikroorganizma taşıyabilir.<br />
Bu nedenle güvenlik, tavuğu gözle değerlendirmekten çok hazırlama sürecine bağlıdır: Çiğ ve pişmiş yiyecekleri ayırmak, elleri ve yüzeyleri temizlemek, eti yeterli sıcaklıkta pişirmek ve artan yemeği zamanında soğutmak gerekir.<br />
Kısacası tavuğu yıkamak, mutfak hijyenine ek bir güvenlik sağlamaz. Güvenli sonuç; suyla durulamadan değil, çapraz bulaşmayı önleyen dikkatli hazırlıktan ve yeterli pişirmeden gelir.<br />
KAYNAKLAR<br />
Physics of Fluids – Chickensplash! Exploring the Health Concerns of Washing Raw Chicken – Caitlin D. Carmody, Rebecca C. Mueller, Benjamin M. Grodner, Ondrej Chlumsky, James N. Wilking ve Scott G. McCalla – 2022 – DOI: 10.1063/5.0083979<br />
Journal of Food Protection – Observational Study of the Impact of a Food Safety Intervention on Consumer Poultry Washing – Ellen Thomas Shumaker ve arkadaşları – 2022 – DOI: 10.4315/JFP-21-397<br />
ABD Tarım Bakanlığı Gıda Güvenliği ve Denetim Servisi – Food Safety Consumer Research Project: Meal Preparation Experiment Related to Poultry Washing – 2019<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri – Chicken and Food Poisoning – 2024<br />
Dünya Sağlık Örgütü – Five Keys to Safer Food Manual – 2006</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tavuk-yikanir-mi-mutfakta-sik-yapilan-hatanin-bilimsel-yaniti</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 22:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/tavugu-yikamak-neden-onerilmiyor-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="57994"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahveye eklenen MCT yağı gerçekten karın yağını azaltıyor mu?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kahveye-eklenen-mct-yagi-gercekten-karin-yagini-azaltiyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kahveye-eklenen-mct-yagi-gercekten-karin-yagini-azaltiyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahveye eklenerek tüketilen MCT yağının enerji verdiği ve karın yağını azalttığı ileri sürülüyor. Bilimsel veriler ise olası etkilerin daha sınırlı ve kişiden kişiye değişebildiğini gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyada paylaşılan sabah kahvelerine artık yalnızca süt veya şeker değil, bir kaşık yağ da ekleniyor. Bu alışkanlığın merkezinde bulunan MCT yağı; hızlı enerji, uzun süreli tokluk, zihinsel canlılık ve yağ kaybı vaatleriyle tanıtılıyor. Fakat bu iddiaların tamamı aynı güçte bilimsel kanıta dayanmıyor.</p>

<p>MCT yağı belirli bir yağ türüdür; zayıflama ilacı değildir. Vücutta diğer bazı yağlardan farklı işlenmesi, alınan kalorilerin yok olduğu veya karın bölgesindeki yağların doğrudan yakıldığı anlamına gelmez.</p>

<p>MCT yağı nedir?</p>

<p>MCT, İngilizce “medium-chain triglycerides” ifadesinin kısaltmasıdır. Türkçede orta zincirli trigliseritler olarak adlandırılır. Trigliserit, besinlerde ve vücutta bulunan yağların temel biçimlerinden biridir.</p>

<p>MCT yağı çoğunlukla Hindistan cevizi veya palm çekirdeği yağındaki belirli yağ asitlerinin ayrıştırılıp yoğunlaştırılmasıyla üretilir. Piyasadaki ürünlerde genellikle kaprilik asit olarak bilinen C8 ile kaprik asit olarak bilinen C10 bulunur.</p>

<p>C8 ve C10 ifadelerindeki sayılar, yağ asidinin karbon zincirindeki atom sayısını gösterir. Bu yapı, söz konusu yağların uzun zincirli yağlara göre daha hızlı emilmesine ve karaciğerde daha çabuk işlenmesine yardımcı olur.</p>

<p>Keton üretimini artırabilir</p>

<p>MCT’lerin bir kısmı karaciğerde keton adı verilen maddelere dönüştürülür. Ketonlar, özellikle karbonhidrat alımının düşük olduğu dönemlerde vücudun ve beynin kullanabildiği alternatif enerji kaynaklarıdır.</p>

<p>Bu bilgi bazen “MCT yağının tamamı anında enerjiye dönüşür ve depolanmaz” şeklinde aktarılıyor. Bu doğru değildir. Hızlı işlenmesi, MCT yağının kalorisiz olduğu veya fazla tüketildiğinde vücut yağına katkıda bulunmayacağı anlamına gelmez.</p>

<p>MCT yağının bir yemek kaşığı yaklaşık 115 kalori sağlayabilir. Bu yağ mevcut beslenmedeki başka bir enerji kaynağının yerine değil de günlük tüketime ilave edilirse toplam kalori alımını yükseltebilir.</p>

<p>Karın yağını özel olarak erittiği gösterilmedi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>MCT yağıyla ilgili en dikkat çekici iddia, karın yağını azaltmasıdır. Araştırmaların verdiği mesaj ise daha ölçülüdür.</p>

<p>Randomize kontrollü çalışmaların bir araya getirildiği değerlendirmelerde, uzun zincirli yağların yerine MCT kullanılması vücut ağırlığı ve bel çevresinde küçük düşüşlerle ilişkilendirildi. Fazla kilolu veya obez kişiler üzerinde yapılan daha yeni bir analiz de MCT içeren beslenme düzenlerinin bazı vücut ölçülerinde sınırlı iyileşmeler sağlayabileceğini bildirdi.</p>

<p>Bu çalışmalar MCT yağının tek başına ve beslenmenin geri kalanından bağımsız biçimde zayıflattığını göstermiyor. Araştırmalarda genellikle bir yağ türü diğerinin yerine kullanılıyor. Ürünlerin içeriği, tüketilen miktar, uygulama süresi ve katılımcıların beslenme düzenleri de birbirinden farklı.</p>

<p>MCT yağının yalnızca göbek bölgesindeki yağı seçerek yaktığını gösteren güvenilir bir kanıt bulunmuyor. Vücudun hangi bölgeden yağ kaybedeceği; toplam enerji dengesi, genetik yapı, hormonlar, uyku, fiziksel hareketlilik ve mevcut sağlık durumuyla bağlantılıdır.</p>

<p>Tokluk hissi herkeste aynı olmayabilir</p>

<p>MCT yağının iştahı baskıladığı ve tokluk hormonlarını harekete geçirdiği de sık tekrarlanan iddialardan biri. Bilimsel çalışmalar burada ilginç fakat kesin olmayan bir tablo ortaya koyuyor.</p>

<p>On yedi çalışmayı değerlendiren bir sistematik derlemede, MCT tüketenlerin sonraki öğünde uzun zincirli yağ tüketenlere göre bir miktar daha az enerji aldığı görüldü. Buna karşılık katılımcıların bildirdiği açlık ve tokluk düzeylerinde ya da iştahla bağlantılı hormonlarda belirgin bir değişiklik için güçlü kanıt bulunamadı.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, bazı insanlar sonraki öğünde daha az yiyebilir; ancak MCT yağının herkeste güçlü ve uzun süreli tokluk oluşturacağı söylenemez. Kahveye yağ eklemek ayrıca protein, lif, vitamin ve mineraller içeren dengeli bir kahvaltının karşılığı değildir.</p>

<p>Zihinsel netlik iddiası kesinleşmiş değil</p>

<p>MCT yağı keton düzeyini artırabildiği için beynin kullanabileceği alternatif bir enerji kaynağı sağlayabilir. Bu mekanizma, zihinsel netlik ve odaklanma iddialarının temelini oluşturuyor.</p>

<p>Bilişsel etkileri araştıran çalışmaların önemli bir bölümü Alzheimer hastalığı, hafif bilişsel bozukluk veya beyin glikoz kullanımının etkilenebildiği özel gruplar üzerinde yürütüldü. Bazı araştırmalarda kısa süreli yararlar bildirilirken bazılarında anlamlı bir sonuç görülmedi.</p>

<p>Sağlıklı yetişkinlerin MCT yağı içerek sürekli daha enerjik, dikkatli veya zihinsel açıdan daha güçlü hale geldiğini söylemek için yeterli kanıt yok. MCT yağlı kahvenin ardından hissedilen canlılıkta kahvenin içerdiği kafeinin de payı olabilir.</p>

<p>Hindistan cevizi yağıyla aynı ürün değil</p>

<p>MCT yağı ve Hindistan cevizi yağı aynı kaynaktan üretilebilse de içerikleri aynı değildir. Hindistan cevizi yağında farklı uzunluklarda çok sayıda yağ asidi bulunur. MCT yağı ise çoğunlukla C8 ve C10 gibi belirli orta zincirli yağların yoğunlaştırılmasıyla hazırlanır.</p>

<p>Bu nedenle Hindistan cevizi yağı kullanılan bir araştırmanın sonucu doğrudan saf MCT yağına, MCT yağıyla yürütülen bir çalışmanın sonucu da Hindistan cevizi yağına uygulanamaz.</p>

<p>Ürün etiketinde C8, C10 veya bunların karışımı açık biçimde belirtilmelidir. Kozmetik veya yalnızca haricen kullanım amacıyla satılan yağlar tüketilmemelidir. Türkçe etiket, içerik listesi, üretici bilgileri, parti numarası ve gıda olarak kullanıma uygunluk bilgileri kontrol edilmelidir.</p>

<p>Fazlası mide ve bağırsakları zorlayabilir</p>

<p>MCT yağı özellikle birden fazla kaşıkla veya aç karnına tüketildiğinde bulantı, karın ağrısı, kramp, gaz ve ishal yapabilir. Bu şikâyetler ürünün hızlı emilimi ve sindirim sistemine bir anda ulaşan yağ miktarıyla bağlantılı olabilir.</p>

<p>Kan yağları üzerindeki etkileri inceleyen bir meta-analizde toplam kolesterol, LDL ve HDL değerlerinde genel olarak anlamlı değişiklik görülmezken trigliserit düzeyinde küçük bir artış saptandı. Sonuçların, MCT yağının hangi yağla karşılaştırıldığına göre değişebildiği de bildirildi.</p>

<p>Kalp ve damar hastalığı, yüksek trigliserit, diyabet, karaciğer hastalığı, safra veya pankreas sorunu bulunanlar ile özel tıbbi beslenme uygulayanların düzenli kullanımdan önce hekim veya diyetisyen görüşü alması uygun olur. Hamilelik ve emzirme döneminde de takviye niteliğindeki ürünler sağlık profesyoneline danışılmadan kullanılmamalıdır.</p>

<p>Beslenmeye eklemek yerine başka bir yağın yerini alması önemli</p>

<p>MCT yağının araştırmalarda görülen sınırlı etkileri çoğunlukla uzun zincirli başka yağların yerine kullanıldığı koşullarda ortaya çıktı. Günlük kahveye veya öğünlere fazladan eklenen yağ, toplam enerji tüketimini yükselterek kilo verme hedefini zorlaştırabilir.</p>

<p>Kilo kontrolünde belirleyici olan tek bir ürün değil; sürdürülebilir beslenme düzeni, yeterli protein ve lif alımı, düzenli hareket, uyku ve kişinin sağlık durumuna uygun enerji dengesidir. MCT yağı bu bütünün içinde yer alabilir fakat karın yağını eriten özel bir çözüm olarak görülmemelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Clinical Nutrition – The impact of medium-chain triglycerides on weight loss and metabolic health in individuals with overweight or obesity: A systematic review and meta-analysis – He H, Liu K, Liu M ve çalışma arkadaşları – 2024 – DOI: 10.1016/j.clnu.2024.06.016</p>

<p>2. Journal of the Academy of Nutrition and Dietetics – Effects of medium-chain triglycerides on weight loss and body composition: A meta-analysis of randomized controlled trials – Mumme K, Stonehouse W – 2015 – DOI: 10.1016/j.jand.2014.10.022</p>

<p>3. Critical Reviews in Food Science and Nutrition – A systematic review and meta-analysis of medium-chain triglycerides effects on acute satiety and food intake – Maher T, Clegg ME – 2021 – DOI: 10.1080/10408398.2020.1742654</p>

<p>4. The Journal of Nutrition – Medium-Chain Triglyceride Oil and Blood Lipids: A Systematic Review and Meta-Analysis of Randomized Trials – McKenzie KM, Lee CMY, Mijatovic J, Mosalman Haghighi M, Skilton MR – 2021 – DOI: 10.1093/jn/nxab220</p>

<p>5. Frontiers in Nutrition – The Ketogenic Effect of Medium-Chain Triacylglycerides – Lin TY, Liu HW, Hung TM – 2021 – DOI: 10.3389/fnut.2021.747284 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kahveye-eklenen-mct-yagi-gercekten-karin-yagini-azaltiyor-mu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 22:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8833-1.jpeg" type="image/jpeg" length="78028"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trabzonspor’dan Fabinho Bombası: Sözlü Anlaşma Sağlandı İddiası]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-fabinho-bombasi-sozlu-anlasma-saglandi-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-fabinho-bombasi-sozlu-anlasma-saglandi-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un Brezilyalı orta saha Fabinho ile sözlü anlaşmaya vardığı öne sürüldü. Serbest oyuncu durumundaki yıldız futbolcunun seyahati ve sağlık kontrolü için hazırlık yapıldığı belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzonspor’dan Fabinho Hamlesi: Sözlü Anlaşma İddiası</p>

<p>Trabzonspor’un orta saha transferi için dünya futbolunun yakından tanıdığı Fabinho ile anlaşmaya vardığı ileri sürüldü. Transfer haberleriyle tanınan Fabrizio Romano’ya atfedilen paylaşımda, bordo-mavili kulübün Brezilyalı futbolcuyla sözlü anlaşma sağladığı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İddiaya göre Trabzonspor yönetimi, Fabinho’nun önümüzdeki 24 ila 48 saat içerisinde Türkiye’ye gelmesi için seyahat programı üzerinde çalışıyor. Transfer sürecinin planlandığı şekilde ilerlemesi hâlinde deneyimli oyuncunun sağlık kontrolünden geçirilmesi bekleniyor.</p>

<p>Jorge Mendes’in sürece dahil olduğu öne sürüldü</p>

<p>Haberde, dünyaca ünlü menajer Jorge Mendes’in de transfer görüşmelerinde rol aldığı iddia edildi. Tarafların sözleşmenin son ayrıntıları üzerinde çalıştığı, sağlık kontrolü ve imza aşamasına yönelik hazırlıkların sürdüğü aktarıldı.</p>

<p>Al-Ittihad’dan ayrıldı</p>

<p>Brezilyalı orta saha, 2023 yılında Liverpool’dan Suudi Arabistan temsilcisi Al-Ittihad’a transfer olmuştu. Suudi Arabistan’daki döneminin ardından kulüpten ayrılan Fabinho’nun serbest oyuncu statüsünde bulunduğu belirtiliyor. Bu durum, Trabzonspor’un transferi bonservis bedeli ödemeden tamamlamasına imkân sağlayabilir.</p>

<p>Orta sahada farklı görevler üstlenebiliyor</p>

<p>Kariyerinde Monaco, Liverpool ve Al-Ittihad formaları giyen Fabinho; ön libero, merkez orta saha ve sağ bek bölgelerinde görev yapabiliyor. Oyun disiplini, top kazanma becerisi ve savunma hattının önündeki etkinliğiyle tanınan deneyimli futbolcu, Liverpool ile İngiltere Premier Lig ve UEFA Şampiyonlar Ligi şampiyonlukları yaşadı.</p>

<p>Resmî açıklama henüz gelmedi</p>

<p>Paylaşımda sözlü anlaşmadan söz edilmesine karşın Trabzonspor, Fabinho veya oyuncunun temsilcileri tarafından transferin tamamlandığına ilişkin resmî bir açıklama henüz yapılmadı. Sağlık kontrolü ve sözleşmenin imzalanmasının ardından kulüpten duyuru gelmesi bekleniyor.</p>

<p>Bu nedenle Fabinho’nun Trabzonspor’a transferi, resmî açıklama yapılıncaya kadar güçlü bir transfer iddiası olarak değerlendiriliyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-fabinho-bombasi-sozlu-anlasma-saglandi-iddiasi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 21:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8830.jpeg" type="image/jpeg" length="89626"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hekimlerden Malpraktis Uyarısı: Ağır Tazminatlar Sağlık Hizmetini Tehdit Ediyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hekimlerden-malpraktis-uyarisi-agir-tazminatlar-saglik-hizmetini-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hekimlerden-malpraktis-uyarisi-agir-tazminatlar-saglik-hizmetini-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TTB ve İstanbul Tabip Odası, hekimlere yöneltilen yüksek tazminat talepleri ile ceza süreçlerinin defansif tıbbı artırabileceğini belirterek kamusal mesleki sorumluluk sistemi kurulmasını istedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TTB VE İSTANBUL TABİP ODASINDAN MALPRAKTİS UYARISI: KAMUSAL GÜVENCE ÇAĞRISI</p>

<p>Türk Tabipleri Birliği ile İstanbul Tabip Odası, hekimlere karşı açılan yüksek tutarlı tazminat davaları ve yürütülen ceza yargılamalarına ilişkin ortak açıklama yaptı. Meslek örgütleri, mevcut uygulamaların yalnızca hekimleri değil, hasta güvenliğini ve toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişimini de etkileyebileceğini savundu.</p>

<p>İstanbul Tabip Odasında düzenlenen basın toplantısına İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Talat Kırış, TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Pınar Saip ile yönetim kurulu üyeleri Dr. Nadir Kalfazade ve Dr. Fikret Aydın katıldı. Ortak açıklamayı İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Irmak Saraç okudu.</p>

<p>50 MİLYON DOLARLIK TAZMİNAT TALEBİ GÜNDEMDE</p>

<p>Açıklamada, İstanbul’daki özel bir sağlık kuruluşunda çalışan çocuk hekimine karşı 50 milyon dolar tutarında tazminat talebiyle dava açıldığına ilişkin gelişme hatırlatıldı.</p>

<p>Daha önce bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı hakkında yaklaşık 78 milyon lira, bir kulak burun boğaz uzmanı hakkında ise 109 milyon lira tutarındaki tazminat kararlarının gündeme geldiği belirtildi. Bu örneklerin hekimler açısından öngörülmesi güç hukuki ve ekonomik sonuçlar doğurduğu ileri sürüldü.</p>

<p>Söz konusu davaların içeriği ve hukuki süreçleri birbirinden farklı olabileceği için her olayın kendi dosyası, bilirkişi değerlendirmeleri ve yargı süreci çerçevesinde ele alınması gerekiyor.</p>

<p>“KOMPLİKASYON İLE KUSUR KARIŞTIRILMAMALI”</p>

<p>Ortak açıklamada, tıbbi müdahalelerin doğası gereği belirli riskler taşıdığına dikkat çekildi. Tedavi sonrasında ortaya çıkan her olumsuz sonucun doğrudan hekim kusuru olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı.</p>

<p>Hastanın yaşı, mevcut hastalıkları, başvuru koşulları, sağlık kuruluşunun imkânları, personel yeterliliği, kullanılan teknoloji ve sevk süreci gibi unsurların birlikte incelenmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p>Komplikasyon ile kusurlu tıbbi uygulama arasındaki ayrımın bilimsel, tarafsız ve bağımsız kurullar tarafından yapılması istendi. Değerlendirme kurullarında olayla ilgili uzmanlık alanlarının temsil edilmesinin önem taşıdığı kaydedildi.</p>

<p>YAPISAL SORUNLARA DİKKAT ÇEKİLDİ</p>

<p>TTB ve İstanbul Tabip Odası; eksik personel, artan iş yükü, kısa muayene süreleri, yoğun nöbetler, organizasyon eksiklikleri, tıbbi cihaz ve altyapı sorunları ile sevk zincirindeki aksaklıkların tıbbi sonuçlar üzerinde etkili olabileceğini bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık sisteminin işleyişinden kaynaklanan sorunların yalnızca hekimin bireysel sorumluluğuna indirgenmemesi gerektiği savunuldu. Amaçlarının hasta haklarının veya zararların karşılanmasının önüne geçmek olmadığı özellikle belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, zarar gören hastaların haklarının etkili biçimde korunması, zararların hızlı ve adil şekilde giderilmesi ve benzer olayların tekrarlanmasını önleyecek hasta güvenliği mekanizmalarının kurulması gerektiği ifade edildi.</p>

<p>DEFANSİF TIP ENDİŞESİ</p>

<p>Meslek örgütleri, ağır ceza ve tazminat kaygısının “defansif tıp” olarak adlandırılan uygulamaları artırabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Hekimlerin hukuki riskten kaçınmak amacıyla gereksiz tetkik, konsültasyon veya sevk isteyebileceği; yüksek risk taşıyan hastalara müdahale etmekten çekinebileceği belirtildi. Böyle bir tablonun sağlık hizmetlerinin maliyetini ve iş yükünü artırabileceği değerlendirildi.</p>

<p>Çocuk sağlığı ve hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, genel cerrahi, beyin cerrahisi, çocuk cerrahisi ile kalp ve damar cerrahisi gibi yüksek riskli branşların daha az tercih edilmesinden endişe edildiği bildirildi.</p>

<p>KAMU VE ÖZEL SEKTÖR ARASINDAKİ FARKLILIK VURGULANDI</p>

<p>Açıklamada, 2022 yılında yapılan düzenlemelerle kamu kurumlarında görev yapan hekimlerin mesleki sorumluluk süreçlerinde bazı güvencelere kavuştuğu ancak özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimler açısından aynı ölçüde açık ve öngörülebilir bir mekanizma bulunmadığı savunuldu.</p>

<p>Aynı sağlık hizmetini veren hekimlerin çalıştıkları kurumun kamuya veya özel sektöre ait olmasına göre farklı hukuki güvencelere tabi tutulmaması istendi.</p>

<p>KAMUSAL FON ÖNERİSİ</p>

<p>TTB ve İstanbul Tabip Odası, sağlık hizmetinden kaynaklanan zararların bütüncül biçimde incelenebileceği yeni bir sistem kurulması çağrısında bulundu.</p>

<p>Ceza ve tazminatların belirlenmesinde ölçülülük ilkesinin gözetilmesi, bilirkişi değerlendirmelerinin bağımsız kurullarca yapılması ve zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortasının daha etkili bir güvenceye dönüştürülmesi talep edildi.</p>

<p>Sigorta primlerinin işveren tarafından karşılanması ve hastaların zararlarının hızlı biçimde giderilmesini sağlayacak kamusal bir fon kurulması da öneriler arasında yer aldı.</p>

<p>Meslek örgütleri, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisine çağrıda bulunarak hasta hakları, hekimlerin hukuki güvencesi ve toplumun sağlık hakkını birlikte koruyacak kamusal bir mesleki sorumluluk sisteminin oluşturulmasını istedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hekimlerden-malpraktis-uyarisi-agir-tazminatlar-saglik-hizmetini-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8827.jpeg" type="image/jpeg" length="56213"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşitme Kaybının Arkasında Obezite, Diyabet ve Yüksek Tansiyon Olabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/isitme-kaybinin-arkasinda-obezite-diyabet-ve-yuksek-tansiyon-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/isitme-kaybinin-arkasinda-obezite-diyabet-ve-yuksek-tansiyon-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyabet, obezite, yüksek tansiyon ve kan yağlarındaki bozukluklar işitme sağlığını da etkileyebilir. Yeni bulgular, bazı metabolizma ilaçları için de dikkatli izlem gerektiğini gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalabalık bir ortamda konuşmaları ayırt etmekte zorlanmak, televizyonun sesini eskisinden daha fazla açmak veya telefonda sürekli aynı kulağı kullanmak çoğu zaman yaşa ya da gürültüye bağlanıyor. Oysa işitmedeki değişimin arkasında kan şekeri yüksekliği, insülin direnci, obezite, hipertansiyon ve kan yağlarındaki bozukluklar da bulunabilir.</p>

<p>Bilimsel çalışmalar, metabolik sağlığı bozan bu durumlarla işitme kaybı arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor. Ancak tablo tek yönlü ve basit değil. Yaş, genetik özellikler, gürültü, sigara kullanımı, geçirilmiş hastalıklar ve bazı ilaçlar da işitmeyi etkileyebiliyor.</p>

<p>İç kulak neden metabolik değişimlere duyarlı?</p>

<p>Sesleri algılayabilmemiz için iç kulaktaki salyangoz biçimli koklea ve burada bulunan hassas hücrelerin düzenli kan akımına ihtiyacı vardır. Bu hücreler, ses titreşimlerini beyne iletilecek elektrik sinyallerine dönüştürür.</p>

<p>Uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, küçük damarların ve sinirlerin yapısını bozabilir. Damar iç yüzeyindeki işlev kaybı, iltihabi süreçler ve oksidatif stres olarak adlandırılan hücresel hasar da iç kulağın beslenmesini olumsuz etkileyebilir. Kokleadaki hassas hücreler zarar gördüğünde gelişen kayıp çoğunlukla sensörinöral işitme kaybıdır; başka bir ifadeyle sorun, iç kulak ya da işitme siniri düzeyindedir.</p>

<p>Bu mekanizmalar biyolojik açıdan anlamlı olsa da belirli bir kişideki işitme kaybının yalnızca diyabetten veya tansiyondan kaynaklandığını söylemek her zaman mümkün değildir.</p>

<p>Diyabet ve işitme kaybı arasındaki ilişki ne kadar güçlü?</p>

<p>Yirmi sekiz gözlemsel araştırmayı bir araya getiren bir sistematik derleme ve meta-analiz, işitme kaybının diyabet, obezite, hipertansiyon ve metabolik sendromla ilişkili olduğunu bildirdi. İncelenen çalışmalar arasında belirgin farklılıklar bulunmasına rağmen en güçlü ilişkilerden biri diyabet grubunda görüldü.</p>

<p>Metabolik sendrom ise tek bir hastalığı değil; bel çevresinde yağlanma, yüksek kan şekeri, yüksek tansiyon, yüksek trigliserit ve düşük iyi kolesterol gibi sorunların birlikte bulunmasını anlatır. Bu bileşenlerin sayısı arttıkça damar ve sinir hasarının da ağırlaşabileceği düşünülüyor.</p>

<p>Bununla birlikte bu verilerin önemli bölümü gözlemsel çalışmalardan geliyor. Dolayısıyla metabolik bozuklukların her işitme kaybının doğrudan nedeni olduğu söylenemez. İleri yaş, gürültüye maruz kalma ve sigara gibi ortak risk etkenleri de sonuçları etkileyebilir.</p>

<p>İlk işaret yalnızca sesleri az duymak olmayabilir</p>

<p>İşitme kaybı her zaman çevredeki seslerin birden azalmasıyla başlamaz. Bazı kişiler sessiz bir odada konuşulanları duyabildiği hâlde kalabalıkta sözcükleri ayırt etmekte zorlanır. Bu durum, klasik işitme testinde belirgin kayıp görülmeden de yaşanabilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken değişiklikler arasında şunlar yer alır:</p>

<p>Konuşulanları sık sık tekrar ettirme</p>

<p>Kalabalık ortamlarda sözcükleri seçememe</p>

<p>Televizyon veya telefon sesini giderek yükseltme</p>

<p>İnsanların anlaşılmaz ya da mırıldanarak konuştuğunu düşünme</p>

<p>Kulakta çınlama, uğultu veya dolgunluk hissi</p>

<p>Telefonu sürekli aynı kulakta kullanma ihtiyacı</p>

<p>Seslerin geldiği yönü bulmakta zorlanma</p>

<p>Bu yakınmalar kulak kiri, orta kulakta sıvı, enfeksiyon veya başka kulak hastalıklarında da görülebilir. Nedeni ayırt etmek için kulak muayenesi ve işitme testi gerekir.</p>

<p>Zayıflama ve diyabet ilaçlarıyla ilgili bulgular ne söylüyor?</p>

<p>Metabolik hastalıkların yanı sıra bu hastalıkların tedavisinde kullanılan bazı ilaçların işitme üzerindeki olası etkileri de araştırılıyor. Özellikle GLP-1 reseptör agonistleri ve SGLT2 inhibitörleri hakkında yeni çalışmalar bulunuyor.</p>

<p>Yirmi dokuz randomize klinik araştırmadaki 145 bin 895 katılımcının verilerini inceleyen bir ağ meta-analizinde, liksisenatid ile haftada 6 miligram efpeglenatid kullanılan gruplarda kontrol gruplarına göre daha fazla işitme kaybı olayı bildirildi. İncelenen diğer GLP-1 grubu ilaçlar ve SGLT2 inhibitörleri için anlamlı bir risk artışı saptanmadı.</p>

<p>Bu bulgu, söz konusu iki ilacın kesin olarak işitme kaybına yol açtığını kanıtlamıyor. İşitme kaybı araştırmaların ana hedefi değildi, olay sayıları düşüktü ve sonuçların farklı çalışmalarla doğrulanması gerekiyor. Ayrıca efpeglenatid birçok ülkede rutin kullanımda bulunan bir ilaç değil.</p>

<p>Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gönüllü yan etki bildirimlerini inceleyen ayrı bir araştırmada ise bazı GLP-1 ilaçlarıyla kulak çınlaması ve işitmeyle ilgili bildirimler arasında güvenlik sinyalleri görüldü. Bu tür veri tabanları, bildirimin gerçekten ilaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığını göstermez. Aynı şikâyet hastalığın kendisinden, başka bir ilaçtan veya eşlik eden sağlık sorunlarından doğmuş olabilir.</p>

<p>Hızlı kilo kaybı kulakta farklı bir soruna neden olabilir</p>

<p>Kısa sürede belirgin miktarda kilo verilmesi, orta kulak ile boğaz arasında uzanan Östaki tüpünün çevresindeki yağ dokusunu azaltabilir. Tüp normalden fazla açık kaldığında kişi kendi sesini, nefesini veya nabzını kulak içinde aşırı yüksek ve yankılı duyabilir.</p>

<p>Bu durum doğrudan iç kulak hücrelerinin kaybı anlamına gelmez. Yine de çınlama, tıkanıklık, yankı ya da kişinin kendi sesini olağan dışı yüksek duyması başladığında kulak burun boğaz değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>İlaç kendiliğinden bırakılmamalı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Diyabet veya obezite tedavisi sırasında yeni bir işitme sorunu gelişmesi, ilacın doğrudan sorumlu olduğu anlamına gelmez. Kullanılan bütün ilaçlar, doz değişiklikleri, kilo verme hızı, kan şekeri seyri, gürültü öyküsü ve eşlik eden hastalıklar birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Reçeteli bir ilacı hekim görüşü olmadan kesmek veya dozunu değiştirmek, kan şekerinin yükselmesi ve tedavinin aksaması gibi daha ciddi sonuçlara yol açabilir. Yeni başlayan çınlama, baş dönmesi, kulakta dolgunluk veya işitme azalması tedaviyi düzenleyen hekime bildirilmeli; gerekli görülürse kulak burun boğaz uzmanına başvurulmalıdır.</p>

<p>İşitme sağlığını korumak için neler yapılabilir?</p>

<p>Kan şekeri, tansiyon ve kan yağlarının hedef aralıkta tutulması genel damar ve sinir sağlığını destekler. Bunun işitme kaybını kesin olarak önlediği söylenemese de metabolik risklerin yönetilmesi, iç kulağı etkileyebilecek damar hasarını azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Sigara kullanmamak, yüksek sesli ortamlarda kulak koruyucu kullanmak ve kulaklık sesini güvenli düzeyde tutmak da önemlidir. İşitme güçlüğü fark edildiğinde yıllarca beklemek yerine odyolojik değerlendirme yaptırmak, kaybın derecesinin ve türünün belirlenmesini sağlar.</p>

<p>Diyabeti bulunan kişilerde tek tip bir işitme taraması programı üzerinde tam görüş birliği yoktur. Buna rağmen konuşmaları ayırt etme güçlüğü, çınlama veya sesleri daha az duyma gibi yakınmalar varsa işitme testi geciktirilmemelidir.</p>

<p>Ani işitme kaybında beklenmemeli</p>

<p>Bir kulakta birkaç saat ya da birkaç gün içinde belirgin işitme azalması, özellikle çınlama, kulakta dolgunluk veya baş dönmesiyle birlikteyse acil değerlendirme gerektirir. Kulak kiri varmış gibi hissedilmesi bu olasılığı dışlamaz.</p>

<p>Ani sensörinöral işitme kaybında tedavinin erken başlanması sonucu etkileyebileceğinden, kişinin aynı gün sağlık kuruluşuna başvurması gerekir. Randevu beklemek veya şikâyetin kendiliğinden geçmesini izlemek zaman kaybına yol açabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR<br />
1. Revista Médica de Chile – Association between Metabolic Syndrome and Risk of Hearing Loss: a Systematic Review and Meta-analysis – María Victoria Díaz-Franco ve çalışma arkadaşları – 2023 – DOI: 10.4067/s0034-98872023000901125<br />
2. Pharmaceuticals – Risk of Hearing Loss in Patients Treated with Exendin-4 Derivatives: A Network Meta-Analysis of Glucagon-like Peptide-1 Receptor Agonists and Sodium-Glucose Cotransporter 2 Inhibitors – Jiann-Jy Chen ve çalışma arkadaşları – 2025 – DOI: 10.3390/ph18050735<br />
3. The Laryngoscope – Otolaryngologic Side Effects of GLP-1 Receptor Agonists – Faizaan I. Khan ve çalışma arkadaşları – 2025 – DOI: 10.1002/lary.32061<br />
4. Otolaryngology–Head and Neck Surgery – Clinical Practice Guideline: Sudden Hearing Loss (Update) – Sujana S. Chandrasekhar ve çalışma arkadaşları – 2019 – DOI: 10.1177/0194599819859885<br />
5. Dünya Sağlık Örgütü – World Report on Hearing – 2021 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/isitme-kaybinin-arkasinda-obezite-diyabet-ve-yuksek-tansiyon-olabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 19:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8823-1.jpeg" type="image/jpeg" length="96844"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fazla Tuzdan Uzun Süre Oturmaya: Kalbi Zorlayan Günlük Alışkanlıklar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fazla-tuzdan-uzun-sure-oturmaya-kalbi-zorlayan-gunluk-aliskanliklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fazla-tuzdan-uzun-sure-oturmaya-kalbi-zorlayan-gunluk-aliskanliklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fazla tuz, uzun süre oturmak, geç saatlere kadar telefona bakmak ve sağlık kontrollerini ertelemek… Günlük hayatın sıradan görünen bazı tercihleri kalbin yükünü zamanla artırabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalbi korumak denildiğinde çoğu kişinin aklına yağlı yiyeceklerden uzak durmak gelir. Oysa kalp sağlığı yalnızca sofradaki seçimlerle belirlenmiyor. Gün boyunca ne kadar hareket edildiği, nasıl uyunduğu, sağlık kontrollerinin aksatılıp aksatılmadığı ve belirtilere verilen tepki de uzun vadeli riski etkiliyor.</p>

<p>Üstelik bu hataların birçoğu zararsız görünen günlük rutinlerin içinde saklanıyor. Kalp ve damar hastalıklarından korunmada kusursuz bir yaşam düzeni değil, sürdürülebilir değişiklikler gerekiyor.</p>

<p>Tuz yalnızca sofradaki tuzluktan gelmiyor</p>

<p>Yemeğin tadına bakmadan tuz eklemek bilinen bir sorun. Ancak günlük sodyum alımının önemli bir bölümü ekmek, peynir, işlenmiş et ürünleri, hazır soslar, paketli atıştırmalıklar ve restoran yemekleri gibi kaynaklardan geliyor.</p>

<p>Fazla sodyum tüketimi bazı kişilerde kan basıncını yükseltebilir. Yüksek tansiyon ise çoğu zaman belirti vermeden damarları, kalbi, beyni ve böbrekleri etkileyebilir.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü yetişkinler için günlük sodyum tüketiminin 2 gramın, yani yaklaşık 5 gram tuzun altında tutulmasını öneriyor. Bu miktar, tüm gün tüketilen yiyeceklerdeki tuzu kapsıyor. Hipertansiyonu, böbrek hastalığı veya kalp yetersizliği bulunan kişilerde uygun sınır hekim tarafından ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p>Etiketlerde yalnızca “tuz” değil, “sodyum” miktarına da bakmak; salamura, konserve ve paketli ürünleri daha seyrek tüketmek toplam alımı azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Egzersiz yapmak gün boyu oturmayı tamamen telafi etmeyebilir</p>

<p>Haftada birkaç kez spor yapmak değerli olsa da günün geri kalanını neredeyse hiç hareket etmeden geçirmek ayrı bir sorun oluşturuyor. Masa başında çalışanlar, uzun süre araç kullananlar ve boş zamanının büyük bölümünü ekran karşısında geçirenler bu açıdan daha fazla dikkat etmeli.</p>

<p>Yetişkinler için haftada en az 150 dakika orta şiddette veya 75 dakika yüksek şiddette fiziksel aktivite genel hedef olarak kabul ediliyor. Bunun yanında uzun oturma sürelerini kısa hareket aralarıyla bölmek de önem taşıyor.</p>

<p>Her yarım saatte ya da saatte bir ayağa kalkmak, kısa bir yürüyüş yapmak, telefon görüşmelerini hareket ederek sürdürmek ve mümkün olduğunda merdiven kullanmak gün içindeki hareketsizliği azaltabilir. Kalp hastalığı, ciddi eklem sorunu veya uzun süredir devam eden hareketsizlik varsa egzersiz planı sağlık profesyoneliyle birlikte oluşturulmalıdır.</p>

<p>Yatakta telefon kullanmak uykunun süresini çalabilir</p>

<p>Gece yatağa girdikten sonra sosyal medyada gezinmek birkaç dakika gibi başlar, ancak uyku saatini kolayca geciktirebilir. Ekrandan gelen ışık, uyarıcı içerikler ve bildirimler zihnin sakinleşmesini güçleştirebilir.</p>

<p>Yetersiz veya düzensiz uyku; yüksek tansiyon, kilo artışı, kan şekeri kontrolünde bozulma ve kalp-damar hastalıklarıyla ilişkilidir. Amerikan Kalp Derneği bu nedenle sağlıklı uykuyu temel kalp sağlığı ölçütlerinden biri olarak kabul ediyor. Çoğu yetişkin için hedef gecede 7 ila 9 saat uykudur.</p>

<p>Telefonu yataktan uzak tutmak, bildirimleri kapatmak ve uyumadan önce ekransız bir geçiş süresi oluşturmak işe yarayabilir. Horlama, uykuda nefesin durması, sabah baş ağrısı veya gün içinde belirgin uyuklama varsa uyku apnesi açısından değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>Markette alınan kararlar bütün haftayı etkiliyor</p>

<p>Evde sürekli cips, şekerleme, işlenmiş et ve şekerli içecek bulunması, açlık anında daha sağlıklı bir seçim yapmayı zorlaştırır. Sorun yalnızca irade değildir; ulaşılabilir olan yiyecek çoğu zaman ilk tercih hâline gelir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalp dostu beslenme tek bir yiyeceğe dayanmaz. Sebze ve meyvelerin, tam tahılların, baklagillerin, balığın, tuzsuz kuruyemişlerin ve doymamış yağ kaynaklarının ağırlıkta olduğu genel beslenme düzeni önemlidir. Aşırı işlenmiş ürünlerin, ilave şekerin, fazla sodyumun ve doymuş yağın sınırlandırılması önerilir.</p>

<p>Alışverişe listeyle çıkmak, açken markete gitmemek ve evde kolay ulaşılabilen sağlıklı seçenekler bulundurmak günlük tercihleri kolaylaştırabilir. Özel bir hastalığı bulunanların beslenme düzeni kişisel ihtiyaçlarına göre planlanmalıdır.</p>

<p>Sosyal bağlar kalp sağlığının da parçası</p>

<p>Yalnızlık ve sosyal izolasyon yalnızca ruh hâlini etkilemez. Uzun süreli sosyal kopukluk; stresin artması, uyku bozukluğu, hareketsizlik ve sağlıksız beslenme gibi kalp riskini etkileyebilen davranışlarla iç içe geçebilir.</p>

<p>Aile üyeleriyle düzenli iletişim kurmak, arkadaşlarla yüz yüze görüşmek, topluluk çalışmalarına katılmak veya ortak ilgi alanlarına dayalı etkinliklere yönelmek koruyucu bir sosyal çevrenin oluşmasına yardım edebilir.</p>

<p>Yalnızlık kişinin günlük işlevlerini bozuyor, umutsuzluk veya çökkünlük uzun sürüyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek alınmalıdır.</p>

<p>“Şikâyetim yok” diyerek kontrolleri ertelemek</p>

<p>Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve tip 2 diyabet yıllarca belirgin yakınmaya yol açmadan ilerleyebilir. Bu nedenle yalnızca kendini iyi hissetmek, kalp ve damar riskinin düşük olduğunu göstermez.</p>

<p>Tansiyon ölçümü, kan şekeri ve kolesterol değerlendirmesi; kişinin yaşı, aile öyküsü, kullandığı ilaçlar ve mevcut hastalıkları dikkate alınarak planlanır. Kontrollerin hangi aralıklarla yapılacağı herkes için aynı değildir.</p>

<p>Ailesinde erken yaşta kalp hastalığı bulunanlar, sigara kullananlar, hipertansiyon veya diyabet tanısı olanlar ve gebelikte yüksek tansiyon ya da gebelik şekeri yaşayan kadınlar kişisel risklerini hekimleriyle görüşmelidir.</p>

<p>“Artık çok geç” düşüncesi değişimin önünü kesiyor</p>

<p>Yıllarca hareketsiz yaşamak, sağlıksız beslenmek veya sigara kullanmış olmak, bundan sonra atılacak adımların yararsız olduğu anlamına gelmez. Kalp sağlığını destekleyen değişiklikler her yaşta değer taşıyabilir.</p>

<p>Bir anda her şeyi değiştirmeye çalışmak yerine tek bir ulaşılabilir hedef seçmek daha sürdürülebilir olabilir. Günlük yürüyüşe birkaç dakika eklemek, şekerli içecekleri azaltmak, tansiyonu düzenli ölçmek veya sigarayı bırakmak için profesyonel destek almak başlangıç noktası olabilir.</p>

<p>Reçeteli kalp, tansiyon, kolesterol veya diyabet ilaçları hekime danışılmadan bırakılmamalı ve dozları değiştirilmemelidir. Yaşam tarzı düzenlemeleri gerekli tedavinin yerine geçmez; onu destekler.</p>

<p>Kalp belirtilerini küçümsemek zaman kaybettirebilir</p>

<p>Kalp krizi her zaman çok şiddetli göğüs ağrısıyla başlamaz. Göğüste baskı, sıkışma, ağırlık veya yanma hissi; kola, sırta, boyna, çeneye ya da üst karın bölgesine yayılan rahatsızlık görülebilir. Nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, baş dönmesi ve beklenmedik ölçüde güçsüzlük de tabloya eşlik edebilir.</p>

<p>Kadınlarda, ileri yaştakilerde ve diyabeti bulunanlarda belirtiler daha silik veya alışılmışın dışında olabilir. Yeni başlayan, açıklanamayan ya da giderek artan yakınmaları “gaz”, “yorgunluk” veya “stres” diyerek geçiştirmek doğru değildir.</p>

<p>Ne zaman acil yardım istenmeli?</p>

<p>Göğüste birkaç dakikadan uzun süren veya geçip yeniden başlayan baskı ve sıkışma; ani nefes darlığı, soğuk terleme, bayılma ya da çene, sırt ve kola yayılan ağrıyla birlikteyse acil sağlık hizmeti aranmalıdır.</p>

<p>Kişinin kendi aracıyla hastaneye gitmesi yerine acil yardım istemesi daha güvenlidir. Belirtilerin kalpten kaynaklanıp kaynaklanmadığı evde kesin olarak anlaşılamaz. Şüpheli durumda gecikmemek gerekir.</p>

<p>Kalp sağlığı tek bir alışkanlığın sonucu değildir</p>

<p>Kalbi koruyan yaklaşım; sağlıklı beslenme, düzenli hareket, tütün ve nikotinden uzak durma, yeterli uyku, uygun vücut ağırlığı ile tansiyon, kolesterol ve kan şekerinin izlenmesini birlikte ele alır.</p>

<p>Başlangıç için en doğru adım, kişinin kendi yaşamında en sık tekrarladığı hatayı belirlemesidir. Küçük fakat sürdürülebilir bir değişiklik, kısa süre uygulanan katı bir programdan daha gerçekçi olabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Circulation – Life’s Essential 8: Updating and Enhancing the American Heart Association’s Construct of Cardiovascular Health: A Presidential Advisory From the American Heart Association – Lloyd-Jones ve çalışma grubu – 2022 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000001078<br />
2. Circulation – 2026 Dietary Guidance to Improve Cardiovascular Health: A Scientific Statement From the American Heart Association – Lichtenstein, Khera ve çalışma grubu – 2026 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000001435<br />
3. Circulation – 2021 AHA/ACC/ASE/CHEST/SAEM/SCCT/SCMR Guideline for the Evaluation and Diagnosis of Chest Pain – Gulati ve çalışma grubu – 2021 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000001029<br />
4. Dünya Sağlık Örgütü – Guideline: Sodium Intake for Adults and Children – 2012<br />
5. Amerikan Kalp Derneği – Life’s Essential 8 Sağlıklı Yaşam Ölçütleri – 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fazla-tuzdan-uzun-sure-oturmaya-kalbi-zorlayan-gunluk-aliskanliklar</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 19:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8819.jpeg" type="image/jpeg" length="29823"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ermin Mahmić İçin Transfer Yarışı: Beşiktaş da Devrede]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ermin-mahmic-icin-transfer-yarisi-besiktas-da-devrede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ermin-mahmic-icin-transfer-yarisi-besiktas-da-devrede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın Slovan Liberec forması giyen 21 yaşındaki Bosnalı orta saha Ermin Mahmić’e ilgisi, oyuncunun ailesinden gelen bilgiyle yeniden gündeme geldi. Mahmić’in babasının Beşiktaş’ın kendileriyle temas kuran kulüpler arasında bulunduğunu aktardığı belirtilirken, Celtic’in transfer görüşmelerinde önemli mesafe aldığı bildiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beşiktaş’ın Ermin Mahmić İlgisine Aileden Doğrulama</p>

<p>Beşiktaş’ın transfer gündemine daha önce giren Ermin Mahmić için Avrupa’dan dikkat çekici yeni bilgiler geldi. Slovan Liberec forması giyen Bosnalı futbolcunun çevresinden aktarılan bilgi, siyah-beyazlıların oyuncuya yönelik ilgisinin yalnızca transfer söylentisinden ibaret olmadığını ortaya koydu.</p>

<p>Eski Vojvodina scout şefi Marijan Zivkovic, Mahmić’in babasıyla temas halinde olduğunu belirtirken, oyuncunun babasının son dönemde kendileriyle irtibat kuran önemli kulüpler hakkında kendisine bilgi verdiğini söyledi.</p>

<p>Zivkovic’in açıklamasına göre bu kulüpler arasında Beşiktaş, RB Leipzig ve Red Bull Salzburg bulunuyor. Böylece Beşiktaş’ın Mahmić dosyasındaki ilgisine oyuncunun yakın çevresinden önemli bir doğrulama gelmiş oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beşiktaş’ın karşısında Celtic var</p>

<p>Transferdeki en önemli gelişme ise Celtic cephesinde yaşanıyor.</p>

<p>İskoç ekibinin Slovan Liberec ile Mahmić’in transferi için görüşmelerini ileri bir aşamaya taşıdığı bildiriliyor. Sky Sports’a dayandırılan bilgilere göre görüşmelerde yaklaşık 7 milyon sterlin bonservis ve 1,5 milyon sterline ulaşabilecek bonuslar üzerinden bir paket konuşuluyor.</p>

<p>Tarafların özellikle ödeme ve anlaşma yapısı üzerinde görüşmelerini sürdürdüğü aktarılmıştı.</p>

<p>İskoçya’dan 22 Ağustos’ta gelen daha yeni haberlerde ise Celtic’in Mahmić transferinde geniş çaplı bir anlaşmaya ulaştığı ve oyuncuyu kadrosuna katmaya yaklaştığı ileri sürüldü. Bununla birlikte farklı kaynakların toplam transfer bedeli konusunda 7,5 milyon ile 8,5 milyon sterlin arasında değişen rakamlar vermesi nedeniyle nihai bedel konusunda temkinli olmak gerekiyor.</p>

<p>Mahmić için Avrupa’dan yoğun ilgi</p>

<p>21 yaşındaki futbolcunun talipleri yalnızca Beşiktaş ve Celtic ile sınırlı değil.</p>

<p>RB Leipzig ve Red Bull Salzburg’un da oyuncuyla ilgilendiği aktarılıyor. Daha önce Çekya kaynaklı haberlerde Toulouse’un da Mahmić’i takip eden kulüpler arasında bulunduğu belirtilmişti.</p>

<p>Bu tablo, Beşiktaş açısından transfer yarışının kolay olmayacağını gösteriyor. Siyah-beyazlıların ilgisi oyuncunun çevresinden gelen açıklamayla desteklenmiş olsa da güncel haber akışında somut kulüpler arası görüşmeler bakımından Celtic önde görünüyor.</p>

<p>Bir yılda transfer piyasasının gözdesi oldu</p>

<p>Mahmić’in yükselişi ise oldukça dikkat çekici.</p>

<p>2025 yazında Avusturya ekibi SV Lafnitz’den Slovan Liberec’e geçen genç futbolcu, Çekya’daki performansının ardından değerini hızla artırdı. Bosna Hersek Milli Takımı tercihi ve 2026 Dünya Kupası’ndaki performansı da Avrupa kulüplerinin ilgisini güçlendirdi.</p>

<p>Zivkovic de oyuncunun yalnızca bir yıl önce bonservissiz alınabilecek durumda olduğunu hatırlatarak bugün milyonlarca sterlinlik bir transferin merkezinde bulunmasına dikkat çekti.</p>

<p>Beşiktaş cephesinden şu ana kadar Mahmić için yapılmış resmi bir transfer açıklaması bulunmuyor. Bu nedenle siyah-beyazlıların ilgisini “temas/transfer ilgisi” düzeyinde değerlendirmek gerekiyor. Celtic tarafında ise süreç çok daha ileri bir aşamaya ulaşmış durumda.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>The Scottish Sun</li>
 <li>67 Hail Hail</li>
 <li>Sky Sports</li>
 <li>Yahoo Sports</li>
 <li>inFotbal</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ermin-mahmic-icin-transfer-yarisi-besiktas-da-devrede</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 18:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8818.jpeg" type="image/jpeg" length="33755"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beşiktaş’tan Joe Willock Hamlesi: Newcastle’a Teklif Yapıldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktastan-joe-willock-hamlesi-newcastlea-teklif-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktastan-joe-willock-hamlesi-newcastlea-teklif-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın orta saha transferindeki öncelikli hedefinin Joe Willock olduğu öne sürüldü. Fabrizio Romano, siyah-beyazlıların Newcastle United’a teklif sunduğunu ve kararın İngiliz kulübünde olduğunu bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beşiktaş’tan Joe Willock İçin Teklif: Karar Newcastle’ın</p>

<p>Yeni sezon kadrosunu güçlendirmek için çalışmalarını sürdüren Beşiktaş’ın, orta saha transferinde Joe Willock’u öncelikli hedef olarak belirlediği iddia edildi.</p>

<p>Transfer haberleriyle tanınan İtalyan gazeteci Fabrizio Romano, siyah-beyazlı yönetimin Newcastle United forması giyen İngiliz orta saha oyuncusu için teklif sunduğunu duyurdu. Romano’nun aktardığı bilgilere göre transferin bundan sonraki seyri, Newcastle United’ın vereceği karara bağlı olacak.</p>

<p>Orta sahada Joe Willock önceliği</p>

<p>Beşiktaş’ın orta sahaya dinamizm, fiziksel güç ve hücum katkısı sağlayabilecek bir oyuncu kazandırmak istediği belirtiliyor. Siyah-beyazlıların bu doğrultuda hazırladığı listenin üst sıralarında Joe Willock’un bulunduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Merkez orta saha pozisyonunda görev yapan Willock; top taşıma becerisi, ceza sahasına yaptığı koşular ve yüksek temposuyla öne çıkıyor. İngiliz futbolcu, ihtiyaç hâlinde daha ileri bölgelerde de görev yapabiliyor.</p>

<p>Newcastle’ın cevabı bekleniyor</p>

<p>Beşiktaş’ın teklifini Newcastle United’a iletmesinin ardından gözler İngiliz kulübüne çevrildi. Taraflar arasında henüz tamamlanmış bir anlaşma bulunmadığı gibi transferin mali şartlarına ilişkin resmî bir açıklama da yapılmadı.</p>

<p>Newcastle’ın oyuncunun kadrodaki durumunu, sözleşme süresini ve gelen teklifin koşullarını değerlendirerek karar vermesi bekleniyor. İngiliz ekibinin transfere onay vermesi durumunda Beşiktaş’ın oyuncu cephesiyle görüşmelerini hızlandırabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Arsenal altyapısından yetişti</p>

<p>Arsenal altyapısında yetişen Joe Willock, 2021 yılında Newcastle United’a transfer oldu. Premier Lig deneyimi bulunan İngiliz futbolcu, özellikle merkezden yaptığı dikine koşular ve geçiş oyunundaki etkinliğiyle tanınıyor.</p>

<p>Willock’un Newcastle United ile olan sözleşmesinin 2027 yazında sona ermesi, transfer görüşmelerinde Beşiktaş’ın elini güçlendirebilecek unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Transfer henüz kesinleşmedi</p>

<p>Fabrizio Romano’nun paylaşımı Beşiktaş’ın oyuncuya yönelik ilgisinin teklif aşamasına ulaştığını gösterse de süreç henüz sonuçlanmadı. Newcastle United’ın teklifi kabul etmesi, reddetmesi veya yeni şartlarla pazarlık masasına oturması ihtimaller arasında bulunuyor.</p>

<p>Beşiktaş ve Newcastle United’dan şu ana kadar Joe Willock transferine ilişkin resmî bir açıklama yapılmadı. Bu nedenle oyuncunun siyah-beyazlı takıma katıldığı yönündeki değerlendirmeler için kulüplerden gelecek açıklamaların beklenmesi gerekiyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. Fabrizio Romano<br />
2. Newcastle United<br />
3. Premier League </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktastan-joe-willock-hamlesi-newcastlea-teklif-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 18:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8815-1.jpeg" type="image/jpeg" length="53790"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Brezilya basını duyurdu: Trabzonspor Pedro için harekete geçti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/brezilya-basini-duyurdu-trabzonspor-pedro-icin-harekete-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/brezilya-basini-duyurdu-trabzonspor-pedro-icin-harekete-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un Flamengo’nun golcüsü Pedro’ya ilgisi Brezilya basınına yansıdı. Oyuncuya yüksek bir maaş teklifi bildiriliyor ancak transfer için Flamengo ile sürecin ilerlemesi gerekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzonspor’un santrfor arayışında Brezilya’dan dikkat çeken bir isim gündeme geldi. Flamengo forması giyen Pedro Guilherme için bordo-mavililerin harekete geçtiği ve oyuncuya mevcut kazancının birkaç katına ulaşabilecek bir maaş paketi sunduğu bildirildi.</p>

<p>Brezilya’da Flamengo’yu takip eden gazeteci Diogo Dantas’ın aktardığı bilgiye göre Trabzonspor’un Pedro’ya ilgisi somut durumda. Ancak mevcut bilgiler, transferin tamamlandığını ya da Flamengo ile anlaşmaya varıldığını göstermiyor.</p>

<p>PEDRO’YA MAAŞ TEKLİFİ</p>

<p>Brezilya basınına yansıyan haberlerde Trabzonspor’un 29 yaşındaki santrfora Flamengo’da kazandığı ücretin dört katına kadar çıkabilecek bir teklif sunduğu belirtildi.</p>

<p>Bu aşamada öne çıkan nokta, girişimin öncelikle oyuncunun şartları üzerinden ilerlemesi. Pedro’nun Flamengo ile devam eden sözleşmesi nedeniyle olası transferde Brezilya kulübünün de ikna edilmesi gerekiyor.</p>

<p>Bonservis konusunda ise farklı rakamlar gündeme geldi. Brezilya'daki bazı haberlerde 20 milyon euro garanti ücret ve 5 milyon euroya ulaşabilecek bonuslardan söz ediliyor. Bu rakamlar kulüpler tarafından resmen doğrulanmadığı için kesinleşmiş bir teklif olarak değerlendirilmemeli.</p>

<p>FLAMENGO İLE SÖZLEŞMESİ 2027'YE KADAR</p>

<p>Pedro’nun Flamengo ile sözleşmesi 2027 yılının sonuna kadar devam ediyor. Bu durum, Brezilya temsilcisinin olası transfer görüşmelerindeki konumunu güçlendiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Flamengo cephesinde oyuncunun mevcut ücretinin takımın en yüksek maaşları arasında bulunmadığına ilişkin haberler de transfer sürecinde dikkat çeken başlıklardan biri oldu. Trabzonspor’un önerdiği yüksek ücret paketinin Pedro açısından önemli bir ekonomik fark oluşturabileceği belirtiliyor.</p>

<p>TRABZONSPOR NEDEN PEDRO İLE İLGİLENİYOR?</p>

<p>Pedro, ceza sahası içindeki bitiriciliği ve santrfor özellikleriyle öne çıkan bir oyuncu. Flamengo kariyerinde uzun süredir takımın önemli hücum seçeneklerinden biri olarak görev yapıyor.</p>

<p>Trabzonspor açısından bakıldığında Pedro, doğrudan santrfor pozisyonunda kullanılabilecek ve hücum merkezine gol tehdidi ekleyebilecek bir profil sunuyor.</p>

<p>Bununla birlikte transferin sportif açıdan uygun görülmesi, anlaşmanın gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. Oyuncunun tercihi, Flamengo’nun bonservis beklentisi ve taraflar arasındaki olası pazarlık sürecin belirleyici unsurları olacak.</p>

<p>TRANSFER HENÜZ SONUÇLANMIŞ DEĞİL</p>

<p>Brezilya kaynaklarından gelen mevcut bilgiler Trabzonspor’un Pedro’ya ilgisinin bulunduğunu ve oyuncu tarafına mali şartların iletildiğini gösteriyor.</p>

<p>Buna karşılık Flamengo ile anlaşmanın sağlandığına veya Pedro’nun Trabzonspor’a transferinin kesinleştiğine ilişkin resmî bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle Pedro dosyasındaki gelişme şu aşamada tamamlanmış transfer değil, görüşme ve transfer girişimi olarak değerlendirilmeli.</p>

<p>KAYNAKLAR<br />
1. Diogo Dantas / O Globo – Trabzonspor’un Pedro’ya ilgisi ve oyuncuya yapılan maaş teklifi – 21 Ağustos 2026<br />
2. 365Scores Brasil – Trabzonspor’un Pedro ilgisi ve Flamengo ile sözleşme durumu – 21 Ağustos 2026<br />
3. Jornal dos Sports – Pedro’ya Trabzonspor’dan yapılan maaş teklifine ilişkin haber – 21 Ağustos 2026<br />
4. Alagoas Alerta / O Globo kaynaklı – Pedro için Trabzonspor girişimi ve bonservis iddiası – 22 Ağustos 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/brezilya-basini-duyurdu-trabzonspor-pedro-icin-harekete-gecti</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 17:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8811-1.jpeg" type="image/jpeg" length="35477"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Torul Kalesi’nde Büyük Buluşma: Bilim, Kültür ve Sanat Zirveye Taşınıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/torul-kalesinde-buyuk-bulusma-bilim-kultur-ve-sanat-zirveye-tasiniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/torul-kalesinde-buyuk-bulusma-bilim-kultur-ve-sanat-zirveye-tasiniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim, kültür, sanat ve doğayı aynı çatı altında buluşturan 14. LAMES Bilim, Kültür ve Sanat Şenliği, 23 Ağustos 2026 Pazar günü Torul Kalesi Cam Seyir Terası’nda gerçekleştirilecek. “Türkiye’de İz Bırakan Torullular Buluşuyor” temasıyla düzenlenecek şenlik, Türkiye’nin farklı alanlarında başarılarıyla öne çıkan Torulluları memleketlerinde bir araya getirecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gümüşhane’nin tarihî, doğal ve kültürel zenginlikleri; bilimden sanata, akademiden bürokrasiye, siyasetten iş dünyasına ve spora kadar farklı alanlarda iz bırakan Torulluların katılacağı kapsamlı bir organizasyonla buluşacak.</p>

<p>Zigana Doğa Okulunun kurucusu, LAMES Şenliklerinin başlatılmasına ve yıllardır sürdürülmesine öncülük eden, Torul’un yetiştirdiği değerlerin görünür kılınması için önemli çalışmalar yürüten Savaş Aydın’ın organizasyonuyla hazırlanan şenlik; Zigana Doğa Okulu ile Üçüncüzade Eğitim ve Kültür Vakfı iş birliğinde ve Torul Belediyesinin katkılarıyla düzenlenecek.</p>

<p>Katılımın ücretsiz olacağı etkinlikte bilimsel söyleşilerden çocuk atölyelerine, geleneksel el sanatlarından sergilere, yöresel ürünlerden halk dansları ve konserlere kadar geniş kapsamlı bir program ziyaretçilerle buluşacak.</p>

<p><strong>Şenlik yö</strong><strong>resel pazarla ba</strong><strong>şlayacak</strong></p>

<p>Gün boyu devam edecek program, saat 10.00’da Yöresel Pazarın açılmasıyla başlayacak. Bölge üreticileri tarafından hazırlanan ürünler ziyaretçilere sunulurken Gümüşhane’nin gastronomi kültürü ve geleneksel üretim zenginliği de tanıtılacak.</p>

<p>Şenliğin resmî açılış töreni ise saat 14.00’te protokol üyeleri, davetliler ve vatandaşların katılımıyla gerçekleştirilecek.</p>

<p><strong>Torul</strong><strong>’</strong><strong>un yetiştirdiği değerler bir araya gelecek</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şenliğin bu yılki ana temasını, Türkiye’nin farklı şehirlerinde önemli görevler üstlenen ve çalışmalarıyla iz bırakan Torullular oluşturuyor.</p>

<p>Akademisyenlerden bürokratlara, siyasetçilerden sanatçılara, iş insanlarından sporculara kadar farklı alanlarda başarı gösteren isimlerin memleketlerinde buluşması hedefleniyor.</p>

<p>Organizasyon, bu yönüyle yalnızca bir bilim, kültür ve sanat etkinliği değil; Torul ile ilçenin yetiştirdiği değerler arasındaki bağı güçlendiren, sıla bağlarını ve toplumsal dayanışmayı pekiştiren geniş katılımlı bir memleket buluşması niteliği taşıyor.</p>

<p><strong>Bilim çocuklarla, kültür yeni kuşaklarla buluşacak</strong></p>

<p>Şenlik programında akademik söyleşiler, bilim atölyeleri, halk dansları gösterileri, konserler ve sanat sergileri yer alacak. Geleneksel el sanatları uygulamalı olarak tanıtılırken çocuklar ve gençler için özel bilim ve sanat etkinlikleri düzenlenecek.</p>

<p>Çocukların bilime duyduğu ilgiyi artırmayı hedefleyen atölyelerde öğrenme süreci, eğlenceli ve uygulamalı etkinliklerle desteklenecek. Kültürel çalışmalarla da yöreye ait değerlerin yeni kuşaklar tarafından tanınmasına ve geleceğe aktarılmasına katkı sağlanacak.</p>

<p><strong>Adnan Güngör Üçüncüoğlu unutulmayacak</strong></p>

<p>Şenlik kapsamında araştırmacı gazeteci ve yazar Adnan Güngör Üçüncüoğlu, vefatının ikinci yıl dönümünde özel bir programla anılacak.</p>

<p>Üçüncüoğlu’nun hayatını, eserlerini ve bölgenin kültürel hafızasına yaptığı katkıları anlatan bir sunum gerçekleştirilecek. Onun anısına hazırlanan özel sergi de şenlik boyunca ziyaretçilerin ilgisine sunulacak.</p>

<p><strong>“</strong><strong>Gümüşhane Hazineleri” sergisi açılacak</strong></p>

<p>Zigana Doğa Okulu tarafından hazırlanan “Gümüşhane Hazineleri” sergisi, etkinliğin dikkat çeken bölümlerinden biri olacak.</p>

<p>Sergide Gümüşhane’nin doğal, tarihî ve kültürel değerleri görünür kılınarak bölgenin sahip olduğu zenginliğin ziyaretçilere farklı yönleriyle anlatılması hedefleniyor.</p>

<p><strong>Endemik </strong><strong>çiçekler iğne oyasıyla buluşacak</strong></p>

<p>Şenliğin en özgün sanat çalışmalarından biri de Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı ve el sanatları öğretmeni Halime Çakmak’ın hazırladığı “İğne Oyası Endemik Çiçekler” sergisi olacak.</p>

<p>Türkiye’nin 81 ilini temsilen seçilen endemik bitkilerden ilham alınarak hazırlanan eserler, geleneksel iğne oyası sanatıyla doğanın zenginliğini aynı çalışmada buluşturacak.</p>

<p>Somut olmayan kültürel mirasın yaşatılmasına katkı sağlaması amaçlanan sergi, unutulmaya yüz tutan el sanatlarının çağdaş ve özgün yorumlarla gelecek kuşaklara aktarılabileceğini de gösterecek.</p>

<p><strong>LAMES ad</strong><strong>ı yöresel bir lezzetten geliyor</strong></p>

<p>Şenliğe adını veren “lames” bir kısaltma değil; Zigana yöresinde ıspanaklı olarak hazırlanan geleneksel bir pide çeşidinin adı olarak biliniyor.</p>

<p>Yörenin mutfak kültüründen gelen bu isim, yıllar içinde bilim, kültür, sanat ve doğayı bir araya getiren geleneksel organizasyonun simgesine dönüştü.</p>

<p><strong>Torul turizmine katkı sağlanması hedefleniyor</strong></p>

<p>Şenliğin Torul Kalesi Cam Seyir Terası’nda düzenlenmesiyle ilçenin turizm potansiyelinin daha geniş kitlelere tanıtılması da amaçlanıyor.</p>

<p>Etkileyici manzarasıyla bölgenin önemli turizm noktaları arasında yer alan Cam Seyir Terası; bilimsel, kültürel ve sanatsal etkinliklere ev sahipliği yaparken Torul’un yetiştirdiği insanları, toplumsal hafızasını ve kültürel birikimini de öne çıkaracak.</p>

<p>Organizasyonun yöresel üreticilere yeni tanıtım olanakları sağlaması, kültürel mirasın korunmasına destek vermesi ve oluşturacağı ziyaretçi hareketliliğiyle yerel ekonomiye katkıda bulunması bekleniyor.</p>

<p><strong>Zigana co</strong><strong>ğrafyası için koruma çağrısı</strong></p>

<p>Şenlik programının merkezinde yalnızca eğlence ve kültürel buluşma değil, doğanın korunmasına yönelik güçlü bir farkındalık mesajı da bulunuyor.</p>

<p>Organizatörler, “Zigana coğrafyası korunmaya ve kollanmaya muhtaçtır. Unutmayalım.” çağrısıyla bölgenin doğal varlıklarının korunmasının ortak bir sorumluluk olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>“Bilimle Düşün, Kültürle Yaşa, Sanatla Üret” sloganıyla düzenlenecek 14. LAMES Bilim, Kültür ve Sanat Şenliği, 23 Ağustos 2026 Pazar günü saat 10.00’dan itibaren Torul Kalesi Cam Seyir Terası’nda ziyaretçilerini ağırlayacak.</p>

<p><!--EndFragment--></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🧪 Bilimsel Etkinlikler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/torul-kalesinde-buyuk-bulusma-bilim-kultur-ve-sanat-zirveye-tasiniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 17:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8817.jpeg" type="image/jpeg" length="51496"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Öğütçü Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ankara-haci-bayram-veli-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-hatice-ogutcu-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ankara-haci-bayram-veli-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-hatice-ogutcu-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Polatlı Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Öğütçü’nün vefatı, üniversite camiasında derin üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Polatlı Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Öğütçü hayatını kaybetti.</p>

<p>Üniversitenin resmî sosyal medya hesabından yayımlanan taziye mesajında, Prof. Dr. Hatice Öğütçü’nün vefatından duyulan derin üzüntü dile getirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, “Üniversitemiz Polatlı Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Öğütçü’yü kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Hocamıza Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Prof. Dr. Hatice Öğütçü’nün vefatı; ailesi, yakınları, çalışma arkadaşları ve öğrencileri arasında büyük üzüntüyle karşılandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ankara-haci-bayram-veli-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-hatice-ogutcu-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8805.jpeg" type="image/jpeg" length="73469"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="13831"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="78704"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="83160"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="51466"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="41486"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="93863"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
