<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 22 Aug 2026 21:47:41 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hekimlerden Malpraktis Uyarısı: Ağır Tazminatlar Sağlık Hizmetini Tehdit Ediyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hekimlerden-malpraktis-uyarisi-agir-tazminatlar-saglik-hizmetini-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hekimlerden-malpraktis-uyarisi-agir-tazminatlar-saglik-hizmetini-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TTB ve İstanbul Tabip Odası, hekimlere yöneltilen yüksek tazminat talepleri ile ceza süreçlerinin defansif tıbbı artırabileceğini belirterek kamusal mesleki sorumluluk sistemi kurulmasını istedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TTB VE İSTANBUL TABİP ODASINDAN MALPRAKTİS UYARISI: KAMUSAL GÜVENCE ÇAĞRISI</p>

<p>Türk Tabipleri Birliği ile İstanbul Tabip Odası, hekimlere karşı açılan yüksek tutarlı tazminat davaları ve yürütülen ceza yargılamalarına ilişkin ortak açıklama yaptı. Meslek örgütleri, mevcut uygulamaların yalnızca hekimleri değil, hasta güvenliğini ve toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişimini de etkileyebileceğini savundu.</p>

<p>İstanbul Tabip Odasında düzenlenen basın toplantısına İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Talat Kırış, TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Pınar Saip ile yönetim kurulu üyeleri Dr. Nadir Kalfazade ve Dr. Fikret Aydın katıldı. Ortak açıklamayı İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Irmak Saraç okudu.</p>

<p>50 MİLYON DOLARLIK TAZMİNAT TALEBİ GÜNDEMDE</p>

<p>Açıklamada, İstanbul’daki özel bir sağlık kuruluşunda çalışan çocuk hekimine karşı 50 milyon dolar tutarında tazminat talebiyle dava açıldığına ilişkin gelişme hatırlatıldı.</p>

<p>Daha önce bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı hakkında yaklaşık 78 milyon lira, bir kulak burun boğaz uzmanı hakkında ise 109 milyon lira tutarındaki tazminat kararlarının gündeme geldiği belirtildi. Bu örneklerin hekimler açısından öngörülmesi güç hukuki ve ekonomik sonuçlar doğurduğu ileri sürüldü.</p>

<p>Söz konusu davaların içeriği ve hukuki süreçleri birbirinden farklı olabileceği için her olayın kendi dosyası, bilirkişi değerlendirmeleri ve yargı süreci çerçevesinde ele alınması gerekiyor.</p>

<p>“KOMPLİKASYON İLE KUSUR KARIŞTIRILMAMALI”</p>

<p>Ortak açıklamada, tıbbi müdahalelerin doğası gereği belirli riskler taşıdığına dikkat çekildi. Tedavi sonrasında ortaya çıkan her olumsuz sonucun doğrudan hekim kusuru olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı.</p>

<p>Hastanın yaşı, mevcut hastalıkları, başvuru koşulları, sağlık kuruluşunun imkânları, personel yeterliliği, kullanılan teknoloji ve sevk süreci gibi unsurların birlikte incelenmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p>Komplikasyon ile kusurlu tıbbi uygulama arasındaki ayrımın bilimsel, tarafsız ve bağımsız kurullar tarafından yapılması istendi. Değerlendirme kurullarında olayla ilgili uzmanlık alanlarının temsil edilmesinin önem taşıdığı kaydedildi.</p>

<p>YAPISAL SORUNLARA DİKKAT ÇEKİLDİ</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TTB ve İstanbul Tabip Odası; eksik personel, artan iş yükü, kısa muayene süreleri, yoğun nöbetler, organizasyon eksiklikleri, tıbbi cihaz ve altyapı sorunları ile sevk zincirindeki aksaklıkların tıbbi sonuçlar üzerinde etkili olabileceğini bildirdi.</p>

<p>Sağlık sisteminin işleyişinden kaynaklanan sorunların yalnızca hekimin bireysel sorumluluğuna indirgenmemesi gerektiği savunuldu. Amaçlarının hasta haklarının veya zararların karşılanmasının önüne geçmek olmadığı özellikle belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, zarar gören hastaların haklarının etkili biçimde korunması, zararların hızlı ve adil şekilde giderilmesi ve benzer olayların tekrarlanmasını önleyecek hasta güvenliği mekanizmalarının kurulması gerektiği ifade edildi.</p>

<p>DEFANSİF TIP ENDİŞESİ</p>

<p>Meslek örgütleri, ağır ceza ve tazminat kaygısının “defansif tıp” olarak adlandırılan uygulamaları artırabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p>Hekimlerin hukuki riskten kaçınmak amacıyla gereksiz tetkik, konsültasyon veya sevk isteyebileceği; yüksek risk taşıyan hastalara müdahale etmekten çekinebileceği belirtildi. Böyle bir tablonun sağlık hizmetlerinin maliyetini ve iş yükünü artırabileceği değerlendirildi.</p>

<p>Çocuk sağlığı ve hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, genel cerrahi, beyin cerrahisi, çocuk cerrahisi ile kalp ve damar cerrahisi gibi yüksek riskli branşların daha az tercih edilmesinden endişe edildiği bildirildi.</p>

<p>KAMU VE ÖZEL SEKTÖR ARASINDAKİ FARKLILIK VURGULANDI</p>

<p>Açıklamada, 2022 yılında yapılan düzenlemelerle kamu kurumlarında görev yapan hekimlerin mesleki sorumluluk süreçlerinde bazı güvencelere kavuştuğu ancak özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimler açısından aynı ölçüde açık ve öngörülebilir bir mekanizma bulunmadığı savunuldu.</p>

<p>Aynı sağlık hizmetini veren hekimlerin çalıştıkları kurumun kamuya veya özel sektöre ait olmasına göre farklı hukuki güvencelere tabi tutulmaması istendi.</p>

<p>KAMUSAL FON ÖNERİSİ</p>

<p>TTB ve İstanbul Tabip Odası, sağlık hizmetinden kaynaklanan zararların bütüncül biçimde incelenebileceği yeni bir sistem kurulması çağrısında bulundu.</p>

<p>Ceza ve tazminatların belirlenmesinde ölçülülük ilkesinin gözetilmesi, bilirkişi değerlendirmelerinin bağımsız kurullarca yapılması ve zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortasının daha etkili bir güvenceye dönüştürülmesi talep edildi.</p>

<p>Sigorta primlerinin işveren tarafından karşılanması ve hastaların zararlarının hızlı biçimde giderilmesini sağlayacak kamusal bir fon kurulması da öneriler arasında yer aldı.</p>

<p>Meslek örgütleri, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisine çağrıda bulunarak hasta hakları, hekimlerin hukuki güvencesi ve toplumun sağlık hakkını birlikte koruyacak kamusal bir mesleki sorumluluk sisteminin oluşturulmasını istedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hekimlerden-malpraktis-uyarisi-agir-tazminatlar-saglik-hizmetini-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8827.jpeg" type="image/jpeg" length="34992"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşitme Kaybının Arkasında Obezite, Diyabet ve Yüksek Tansiyon Olabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/isitme-kaybinin-arkasinda-obezite-diyabet-ve-yuksek-tansiyon-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/isitme-kaybinin-arkasinda-obezite-diyabet-ve-yuksek-tansiyon-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyabet, obezite, yüksek tansiyon ve kan yağlarındaki bozukluklar işitme sağlığını da etkileyebilir. Yeni bulgular, bazı metabolizma ilaçları için de dikkatli izlem gerektiğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kalabalık bir ortamda konuşmaları ayırt etmekte zorlanmak, televizyonun sesini eskisinden daha fazla açmak veya telefonda sürekli aynı kulağı kullanmak çoğu zaman yaşa ya da gürültüye bağlanıyor. Oysa işitmedeki değişimin arkasında kan şekeri yüksekliği, insülin direnci, obezite, hipertansiyon ve kan yağlarındaki bozukluklar da bulunabilir.</p>

<p>Bilimsel çalışmalar, metabolik sağlığı bozan bu durumlarla işitme kaybı arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor. Ancak tablo tek yönlü ve basit değil. Yaş, genetik özellikler, gürültü, sigara kullanımı, geçirilmiş hastalıklar ve bazı ilaçlar da işitmeyi etkileyebiliyor.</p>

<p>İç kulak neden metabolik değişimlere duyarlı?</p>

<p>Sesleri algılayabilmemiz için iç kulaktaki salyangoz biçimli koklea ve burada bulunan hassas hücrelerin düzenli kan akımına ihtiyacı vardır. Bu hücreler, ses titreşimlerini beyne iletilecek elektrik sinyallerine dönüştürür.</p>

<p>Uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, küçük damarların ve sinirlerin yapısını bozabilir. Damar iç yüzeyindeki işlev kaybı, iltihabi süreçler ve oksidatif stres olarak adlandırılan hücresel hasar da iç kulağın beslenmesini olumsuz etkileyebilir. Kokleadaki hassas hücreler zarar gördüğünde gelişen kayıp çoğunlukla sensörinöral işitme kaybıdır; başka bir ifadeyle sorun, iç kulak ya da işitme siniri düzeyindedir.</p>

<p>Bu mekanizmalar biyolojik açıdan anlamlı olsa da belirli bir kişideki işitme kaybının yalnızca diyabetten veya tansiyondan kaynaklandığını söylemek her zaman mümkün değildir.</p>

<p>Diyabet ve işitme kaybı arasındaki ilişki ne kadar güçlü?</p>

<p>Yirmi sekiz gözlemsel araştırmayı bir araya getiren bir sistematik derleme ve meta-analiz, işitme kaybının diyabet, obezite, hipertansiyon ve metabolik sendromla ilişkili olduğunu bildirdi. İncelenen çalışmalar arasında belirgin farklılıklar bulunmasına rağmen en güçlü ilişkilerden biri diyabet grubunda görüldü.</p>

<p>Metabolik sendrom ise tek bir hastalığı değil; bel çevresinde yağlanma, yüksek kan şekeri, yüksek tansiyon, yüksek trigliserit ve düşük iyi kolesterol gibi sorunların birlikte bulunmasını anlatır. Bu bileşenlerin sayısı arttıkça damar ve sinir hasarının da ağırlaşabileceği düşünülüyor.</p>

<p>Bununla birlikte bu verilerin önemli bölümü gözlemsel çalışmalardan geliyor. Dolayısıyla metabolik bozuklukların her işitme kaybının doğrudan nedeni olduğu söylenemez. İleri yaş, gürültüye maruz kalma ve sigara gibi ortak risk etkenleri de sonuçları etkileyebilir.</p>

<p>İlk işaret yalnızca sesleri az duymak olmayabilir</p>

<p>İşitme kaybı her zaman çevredeki seslerin birden azalmasıyla başlamaz. Bazı kişiler sessiz bir odada konuşulanları duyabildiği hâlde kalabalıkta sözcükleri ayırt etmekte zorlanır. Bu durum, klasik işitme testinde belirgin kayıp görülmeden de yaşanabilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken değişiklikler arasında şunlar yer alır:</p>

<p>Konuşulanları sık sık tekrar ettirme</p>

<p>Kalabalık ortamlarda sözcükleri seçememe</p>

<p>Televizyon veya telefon sesini giderek yükseltme</p>

<p>İnsanların anlaşılmaz ya da mırıldanarak konuştuğunu düşünme</p>

<p>Kulakta çınlama, uğultu veya dolgunluk hissi</p>

<p>Telefonu sürekli aynı kulakta kullanma ihtiyacı</p>

<p>Seslerin geldiği yönü bulmakta zorlanma</p>

<p>Bu yakınmalar kulak kiri, orta kulakta sıvı, enfeksiyon veya başka kulak hastalıklarında da görülebilir. Nedeni ayırt etmek için kulak muayenesi ve işitme testi gerekir.</p>

<p>Zayıflama ve diyabet ilaçlarıyla ilgili bulgular ne söylüyor?</p>

<p>Metabolik hastalıkların yanı sıra bu hastalıkların tedavisinde kullanılan bazı ilaçların işitme üzerindeki olası etkileri de araştırılıyor. Özellikle GLP-1 reseptör agonistleri ve SGLT2 inhibitörleri hakkında yeni çalışmalar bulunuyor.</p>

<p>Yirmi dokuz randomize klinik araştırmadaki 145 bin 895 katılımcının verilerini inceleyen bir ağ meta-analizinde, liksisenatid ile haftada 6 miligram efpeglenatid kullanılan gruplarda kontrol gruplarına göre daha fazla işitme kaybı olayı bildirildi. İncelenen diğer GLP-1 grubu ilaçlar ve SGLT2 inhibitörleri için anlamlı bir risk artışı saptanmadı.</p>

<p>Bu bulgu, söz konusu iki ilacın kesin olarak işitme kaybına yol açtığını kanıtlamıyor. İşitme kaybı araştırmaların ana hedefi değildi, olay sayıları düşüktü ve sonuçların farklı çalışmalarla doğrulanması gerekiyor. Ayrıca efpeglenatid birçok ülkede rutin kullanımda bulunan bir ilaç değil.</p>

<p>Amerika Birleşik Devletleri’ndeki gönüllü yan etki bildirimlerini inceleyen ayrı bir araştırmada ise bazı GLP-1 ilaçlarıyla kulak çınlaması ve işitmeyle ilgili bildirimler arasında güvenlik sinyalleri görüldü. Bu tür veri tabanları, bildirimin gerçekten ilaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığını göstermez. Aynı şikâyet hastalığın kendisinden, başka bir ilaçtan veya eşlik eden sağlık sorunlarından doğmuş olabilir.</p>

<p>Hızlı kilo kaybı kulakta farklı bir soruna neden olabilir</p>

<p>Kısa sürede belirgin miktarda kilo verilmesi, orta kulak ile boğaz arasında uzanan Östaki tüpünün çevresindeki yağ dokusunu azaltabilir. Tüp normalden fazla açık kaldığında kişi kendi sesini, nefesini veya nabzını kulak içinde aşırı yüksek ve yankılı duyabilir.</p>

<p>Bu durum doğrudan iç kulak hücrelerinin kaybı anlamına gelmez. Yine de çınlama, tıkanıklık, yankı ya da kişinin kendi sesini olağan dışı yüksek duyması başladığında kulak burun boğaz değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>İlaç kendiliğinden bırakılmamalı</p>

<p>Diyabet veya obezite tedavisi sırasında yeni bir işitme sorunu gelişmesi, ilacın doğrudan sorumlu olduğu anlamına gelmez. Kullanılan bütün ilaçlar, doz değişiklikleri, kilo verme hızı, kan şekeri seyri, gürültü öyküsü ve eşlik eden hastalıklar birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Reçeteli bir ilacı hekim görüşü olmadan kesmek veya dozunu değiştirmek, kan şekerinin yükselmesi ve tedavinin aksaması gibi daha ciddi sonuçlara yol açabilir. Yeni başlayan çınlama, baş dönmesi, kulakta dolgunluk veya işitme azalması tedaviyi düzenleyen hekime bildirilmeli; gerekli görülürse kulak burun boğaz uzmanına başvurulmalıdır.</p>

<p>İşitme sağlığını korumak için neler yapılabilir?</p>

<p>Kan şekeri, tansiyon ve kan yağlarının hedef aralıkta tutulması genel damar ve sinir sağlığını destekler. Bunun işitme kaybını kesin olarak önlediği söylenemese de metabolik risklerin yönetilmesi, iç kulağı etkileyebilecek damar hasarını azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Sigara kullanmamak, yüksek sesli ortamlarda kulak koruyucu kullanmak ve kulaklık sesini güvenli düzeyde tutmak da önemlidir. İşitme güçlüğü fark edildiğinde yıllarca beklemek yerine odyolojik değerlendirme yaptırmak, kaybın derecesinin ve türünün belirlenmesini sağlar.</p>

<p>Diyabeti bulunan kişilerde tek tip bir işitme taraması programı üzerinde tam görüş birliği yoktur. Buna rağmen konuşmaları ayırt etme güçlüğü, çınlama veya sesleri daha az duyma gibi yakınmalar varsa işitme testi geciktirilmemelidir.</p>

<p>Ani işitme kaybında beklenmemeli</p>

<p>Bir kulakta birkaç saat ya da birkaç gün içinde belirgin işitme azalması, özellikle çınlama, kulakta dolgunluk veya baş dönmesiyle birlikteyse acil değerlendirme gerektirir. Kulak kiri varmış gibi hissedilmesi bu olasılığı dışlamaz.</p>

<p>Ani sensörinöral işitme kaybında tedavinin erken başlanması sonucu etkileyebileceğinden, kişinin aynı gün sağlık kuruluşuna başvurması gerekir. Randevu beklemek veya şikâyetin kendiliğinden geçmesini izlemek zaman kaybına yol açabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KAYNAKLAR<br />
1. Revista Médica de Chile – Association between Metabolic Syndrome and Risk of Hearing Loss: a Systematic Review and Meta-analysis – María Victoria Díaz-Franco ve çalışma arkadaşları – 2023 – DOI: 10.4067/s0034-98872023000901125<br />
2. Pharmaceuticals – Risk of Hearing Loss in Patients Treated with Exendin-4 Derivatives: A Network Meta-Analysis of Glucagon-like Peptide-1 Receptor Agonists and Sodium-Glucose Cotransporter 2 Inhibitors – Jiann-Jy Chen ve çalışma arkadaşları – 2025 – DOI: 10.3390/ph18050735<br />
3. The Laryngoscope – Otolaryngologic Side Effects of GLP-1 Receptor Agonists – Faizaan I. Khan ve çalışma arkadaşları – 2025 – DOI: 10.1002/lary.32061<br />
4. Otolaryngology–Head and Neck Surgery – Clinical Practice Guideline: Sudden Hearing Loss (Update) – Sujana S. Chandrasekhar ve çalışma arkadaşları – 2019 – DOI: 10.1177/0194599819859885<br />
5. Dünya Sağlık Örgütü – World Report on Hearing – 2021 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/isitme-kaybinin-arkasinda-obezite-diyabet-ve-yuksek-tansiyon-olabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 19:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8823-1.jpeg" type="image/jpeg" length="47215"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fazla Tuzdan Uzun Süre Oturmaya: Kalbi Zorlayan Günlük Alışkanlıklar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fazla-tuzdan-uzun-sure-oturmaya-kalbi-zorlayan-gunluk-aliskanliklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fazla-tuzdan-uzun-sure-oturmaya-kalbi-zorlayan-gunluk-aliskanliklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fazla tuz, uzun süre oturmak, geç saatlere kadar telefona bakmak ve sağlık kontrollerini ertelemek… Günlük hayatın sıradan görünen bazı tercihleri kalbin yükünü zamanla artırabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kalbi korumak denildiğinde çoğu kişinin aklına yağlı yiyeceklerden uzak durmak gelir. Oysa kalp sağlığı yalnızca sofradaki seçimlerle belirlenmiyor. Gün boyunca ne kadar hareket edildiği, nasıl uyunduğu, sağlık kontrollerinin aksatılıp aksatılmadığı ve belirtilere verilen tepki de uzun vadeli riski etkiliyor.</p>

<p>Üstelik bu hataların birçoğu zararsız görünen günlük rutinlerin içinde saklanıyor. Kalp ve damar hastalıklarından korunmada kusursuz bir yaşam düzeni değil, sürdürülebilir değişiklikler gerekiyor.</p>

<p>Tuz yalnızca sofradaki tuzluktan gelmiyor</p>

<p>Yemeğin tadına bakmadan tuz eklemek bilinen bir sorun. Ancak günlük sodyum alımının önemli bir bölümü ekmek, peynir, işlenmiş et ürünleri, hazır soslar, paketli atıştırmalıklar ve restoran yemekleri gibi kaynaklardan geliyor.</p>

<p>Fazla sodyum tüketimi bazı kişilerde kan basıncını yükseltebilir. Yüksek tansiyon ise çoğu zaman belirti vermeden damarları, kalbi, beyni ve böbrekleri etkileyebilir.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü yetişkinler için günlük sodyum tüketiminin 2 gramın, yani yaklaşık 5 gram tuzun altında tutulmasını öneriyor. Bu miktar, tüm gün tüketilen yiyeceklerdeki tuzu kapsıyor. Hipertansiyonu, böbrek hastalığı veya kalp yetersizliği bulunan kişilerde uygun sınır hekim tarafından ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p>Etiketlerde yalnızca “tuz” değil, “sodyum” miktarına da bakmak; salamura, konserve ve paketli ürünleri daha seyrek tüketmek toplam alımı azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Egzersiz yapmak gün boyu oturmayı tamamen telafi etmeyebilir</p>

<p>Haftada birkaç kez spor yapmak değerli olsa da günün geri kalanını neredeyse hiç hareket etmeden geçirmek ayrı bir sorun oluşturuyor. Masa başında çalışanlar, uzun süre araç kullananlar ve boş zamanının büyük bölümünü ekran karşısında geçirenler bu açıdan daha fazla dikkat etmeli.</p>

<p>Yetişkinler için haftada en az 150 dakika orta şiddette veya 75 dakika yüksek şiddette fiziksel aktivite genel hedef olarak kabul ediliyor. Bunun yanında uzun oturma sürelerini kısa hareket aralarıyla bölmek de önem taşıyor.</p>

<p>Her yarım saatte ya da saatte bir ayağa kalkmak, kısa bir yürüyüş yapmak, telefon görüşmelerini hareket ederek sürdürmek ve mümkün olduğunda merdiven kullanmak gün içindeki hareketsizliği azaltabilir. Kalp hastalığı, ciddi eklem sorunu veya uzun süredir devam eden hareketsizlik varsa egzersiz planı sağlık profesyoneliyle birlikte oluşturulmalıdır.</p>

<p>Yatakta telefon kullanmak uykunun süresini çalabilir</p>

<p>Gece yatağa girdikten sonra sosyal medyada gezinmek birkaç dakika gibi başlar, ancak uyku saatini kolayca geciktirebilir. Ekrandan gelen ışık, uyarıcı içerikler ve bildirimler zihnin sakinleşmesini güçleştirebilir.</p>

<p>Yetersiz veya düzensiz uyku; yüksek tansiyon, kilo artışı, kan şekeri kontrolünde bozulma ve kalp-damar hastalıklarıyla ilişkilidir. Amerikan Kalp Derneği bu nedenle sağlıklı uykuyu temel kalp sağlığı ölçütlerinden biri olarak kabul ediyor. Çoğu yetişkin için hedef gecede 7 ila 9 saat uykudur.</p>

<p>Telefonu yataktan uzak tutmak, bildirimleri kapatmak ve uyumadan önce ekransız bir geçiş süresi oluşturmak işe yarayabilir. Horlama, uykuda nefesin durması, sabah baş ağrısı veya gün içinde belirgin uyuklama varsa uyku apnesi açısından değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>Markette alınan kararlar bütün haftayı etkiliyor</p>

<p>Evde sürekli cips, şekerleme, işlenmiş et ve şekerli içecek bulunması, açlık anında daha sağlıklı bir seçim yapmayı zorlaştırır. Sorun yalnızca irade değildir; ulaşılabilir olan yiyecek çoğu zaman ilk tercih hâline gelir.</p>

<p>Kalp dostu beslenme tek bir yiyeceğe dayanmaz. Sebze ve meyvelerin, tam tahılların, baklagillerin, balığın, tuzsuz kuruyemişlerin ve doymamış yağ kaynaklarının ağırlıkta olduğu genel beslenme düzeni önemlidir. Aşırı işlenmiş ürünlerin, ilave şekerin, fazla sodyumun ve doymuş yağın sınırlandırılması önerilir.</p>

<p>Alışverişe listeyle çıkmak, açken markete gitmemek ve evde kolay ulaşılabilen sağlıklı seçenekler bulundurmak günlük tercihleri kolaylaştırabilir. Özel bir hastalığı bulunanların beslenme düzeni kişisel ihtiyaçlarına göre planlanmalıdır.</p>

<p>Sosyal bağlar kalp sağlığının da parçası</p>

<p>Yalnızlık ve sosyal izolasyon yalnızca ruh hâlini etkilemez. Uzun süreli sosyal kopukluk; stresin artması, uyku bozukluğu, hareketsizlik ve sağlıksız beslenme gibi kalp riskini etkileyebilen davranışlarla iç içe geçebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aile üyeleriyle düzenli iletişim kurmak, arkadaşlarla yüz yüze görüşmek, topluluk çalışmalarına katılmak veya ortak ilgi alanlarına dayalı etkinliklere yönelmek koruyucu bir sosyal çevrenin oluşmasına yardım edebilir.</p>

<p>Yalnızlık kişinin günlük işlevlerini bozuyor, umutsuzluk veya çökkünlük uzun sürüyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek alınmalıdır.</p>

<p>“Şikâyetim yok” diyerek kontrolleri ertelemek</p>

<p>Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve tip 2 diyabet yıllarca belirgin yakınmaya yol açmadan ilerleyebilir. Bu nedenle yalnızca kendini iyi hissetmek, kalp ve damar riskinin düşük olduğunu göstermez.</p>

<p>Tansiyon ölçümü, kan şekeri ve kolesterol değerlendirmesi; kişinin yaşı, aile öyküsü, kullandığı ilaçlar ve mevcut hastalıkları dikkate alınarak planlanır. Kontrollerin hangi aralıklarla yapılacağı herkes için aynı değildir.</p>

<p>Ailesinde erken yaşta kalp hastalığı bulunanlar, sigara kullananlar, hipertansiyon veya diyabet tanısı olanlar ve gebelikte yüksek tansiyon ya da gebelik şekeri yaşayan kadınlar kişisel risklerini hekimleriyle görüşmelidir.</p>

<p>“Artık çok geç” düşüncesi değişimin önünü kesiyor</p>

<p>Yıllarca hareketsiz yaşamak, sağlıksız beslenmek veya sigara kullanmış olmak, bundan sonra atılacak adımların yararsız olduğu anlamına gelmez. Kalp sağlığını destekleyen değişiklikler her yaşta değer taşıyabilir.</p>

<p>Bir anda her şeyi değiştirmeye çalışmak yerine tek bir ulaşılabilir hedef seçmek daha sürdürülebilir olabilir. Günlük yürüyüşe birkaç dakika eklemek, şekerli içecekleri azaltmak, tansiyonu düzenli ölçmek veya sigarayı bırakmak için profesyonel destek almak başlangıç noktası olabilir.</p>

<p>Reçeteli kalp, tansiyon, kolesterol veya diyabet ilaçları hekime danışılmadan bırakılmamalı ve dozları değiştirilmemelidir. Yaşam tarzı düzenlemeleri gerekli tedavinin yerine geçmez; onu destekler.</p>

<p>Kalp belirtilerini küçümsemek zaman kaybettirebilir</p>

<p>Kalp krizi her zaman çok şiddetli göğüs ağrısıyla başlamaz. Göğüste baskı, sıkışma, ağırlık veya yanma hissi; kola, sırta, boyna, çeneye ya da üst karın bölgesine yayılan rahatsızlık görülebilir. Nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, baş dönmesi ve beklenmedik ölçüde güçsüzlük de tabloya eşlik edebilir.</p>

<p>Kadınlarda, ileri yaştakilerde ve diyabeti bulunanlarda belirtiler daha silik veya alışılmışın dışında olabilir. Yeni başlayan, açıklanamayan ya da giderek artan yakınmaları “gaz”, “yorgunluk” veya “stres” diyerek geçiştirmek doğru değildir.</p>

<p>Ne zaman acil yardım istenmeli?</p>

<p>Göğüste birkaç dakikadan uzun süren veya geçip yeniden başlayan baskı ve sıkışma; ani nefes darlığı, soğuk terleme, bayılma ya da çene, sırt ve kola yayılan ağrıyla birlikteyse acil sağlık hizmeti aranmalıdır.</p>

<p>Kişinin kendi aracıyla hastaneye gitmesi yerine acil yardım istemesi daha güvenlidir. Belirtilerin kalpten kaynaklanıp kaynaklanmadığı evde kesin olarak anlaşılamaz. Şüpheli durumda gecikmemek gerekir.</p>

<p>Kalp sağlığı tek bir alışkanlığın sonucu değildir</p>

<p>Kalbi koruyan yaklaşım; sağlıklı beslenme, düzenli hareket, tütün ve nikotinden uzak durma, yeterli uyku, uygun vücut ağırlığı ile tansiyon, kolesterol ve kan şekerinin izlenmesini birlikte ele alır.</p>

<p>Başlangıç için en doğru adım, kişinin kendi yaşamında en sık tekrarladığı hatayı belirlemesidir. Küçük fakat sürdürülebilir bir değişiklik, kısa süre uygulanan katı bir programdan daha gerçekçi olabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Circulation – Life’s Essential 8: Updating and Enhancing the American Heart Association’s Construct of Cardiovascular Health: A Presidential Advisory From the American Heart Association – Lloyd-Jones ve çalışma grubu – 2022 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000001078<br />
2. Circulation – 2026 Dietary Guidance to Improve Cardiovascular Health: A Scientific Statement From the American Heart Association – Lichtenstein, Khera ve çalışma grubu – 2026 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000001435<br />
3. Circulation – 2021 AHA/ACC/ASE/CHEST/SAEM/SCCT/SCMR Guideline for the Evaluation and Diagnosis of Chest Pain – Gulati ve çalışma grubu – 2021 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000001029<br />
4. Dünya Sağlık Örgütü – Guideline: Sodium Intake for Adults and Children – 2012<br />
5. Amerikan Kalp Derneği – Life’s Essential 8 Sağlıklı Yaşam Ölçütleri – 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fazla-tuzdan-uzun-sure-oturmaya-kalbi-zorlayan-gunluk-aliskanliklar</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 19:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8819.jpeg" type="image/jpeg" length="99072"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ermin Mahmić İçin Transfer Yarışı: Beşiktaş da Devrede]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ermin-mahmic-icin-transfer-yarisi-besiktas-da-devrede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ermin-mahmic-icin-transfer-yarisi-besiktas-da-devrede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın Slovan Liberec forması giyen 21 yaşındaki Bosnalı orta saha Ermin Mahmić’e ilgisi, oyuncunun ailesinden gelen bilgiyle yeniden gündeme geldi. Mahmić’in babasının Beşiktaş’ın kendileriyle temas kuran kulüpler arasında bulunduğunu aktardığı belirtilirken, Celtic’in transfer görüşmelerinde önemli mesafe aldığı bildiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’ın Ermin Mahmić İlgisine Aileden Doğrulama</p>

<p>Beşiktaş’ın transfer gündemine daha önce giren Ermin Mahmić için Avrupa’dan dikkat çekici yeni bilgiler geldi. Slovan Liberec forması giyen Bosnalı futbolcunun çevresinden aktarılan bilgi, siyah-beyazlıların oyuncuya yönelik ilgisinin yalnızca transfer söylentisinden ibaret olmadığını ortaya koydu.</p>

<p>Eski Vojvodina scout şefi Marijan Zivkovic, Mahmić’in babasıyla temas halinde olduğunu belirtirken, oyuncunun babasının son dönemde kendileriyle irtibat kuran önemli kulüpler hakkında kendisine bilgi verdiğini söyledi.</p>

<p>Zivkovic’in açıklamasına göre bu kulüpler arasında Beşiktaş, RB Leipzig ve Red Bull Salzburg bulunuyor. Böylece Beşiktaş’ın Mahmić dosyasındaki ilgisine oyuncunun yakın çevresinden önemli bir doğrulama gelmiş oldu.</p>

<p>Beşiktaş’ın karşısında Celtic var</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Transferdeki en önemli gelişme ise Celtic cephesinde yaşanıyor.</p>

<p>İskoç ekibinin Slovan Liberec ile Mahmić’in transferi için görüşmelerini ileri bir aşamaya taşıdığı bildiriliyor. Sky Sports’a dayandırılan bilgilere göre görüşmelerde yaklaşık 7 milyon sterlin bonservis ve 1,5 milyon sterline ulaşabilecek bonuslar üzerinden bir paket konuşuluyor.</p>

<p>Tarafların özellikle ödeme ve anlaşma yapısı üzerinde görüşmelerini sürdürdüğü aktarılmıştı.</p>

<p>İskoçya’dan 22 Ağustos’ta gelen daha yeni haberlerde ise Celtic’in Mahmić transferinde geniş çaplı bir anlaşmaya ulaştığı ve oyuncuyu kadrosuna katmaya yaklaştığı ileri sürüldü. Bununla birlikte farklı kaynakların toplam transfer bedeli konusunda 7,5 milyon ile 8,5 milyon sterlin arasında değişen rakamlar vermesi nedeniyle nihai bedel konusunda temkinli olmak gerekiyor.</p>

<p>Mahmić için Avrupa’dan yoğun ilgi</p>

<p>21 yaşındaki futbolcunun talipleri yalnızca Beşiktaş ve Celtic ile sınırlı değil.</p>

<p>RB Leipzig ve Red Bull Salzburg’un da oyuncuyla ilgilendiği aktarılıyor. Daha önce Çekya kaynaklı haberlerde Toulouse’un da Mahmić’i takip eden kulüpler arasında bulunduğu belirtilmişti.</p>

<p>Bu tablo, Beşiktaş açısından transfer yarışının kolay olmayacağını gösteriyor. Siyah-beyazlıların ilgisi oyuncunun çevresinden gelen açıklamayla desteklenmiş olsa da güncel haber akışında somut kulüpler arası görüşmeler bakımından Celtic önde görünüyor.</p>

<p>Bir yılda transfer piyasasının gözdesi oldu</p>

<p>Mahmić’in yükselişi ise oldukça dikkat çekici.</p>

<p>2025 yazında Avusturya ekibi SV Lafnitz’den Slovan Liberec’e geçen genç futbolcu, Çekya’daki performansının ardından değerini hızla artırdı. Bosna Hersek Milli Takımı tercihi ve 2026 Dünya Kupası’ndaki performansı da Avrupa kulüplerinin ilgisini güçlendirdi.</p>

<p>Zivkovic de oyuncunun yalnızca bir yıl önce bonservissiz alınabilecek durumda olduğunu hatırlatarak bugün milyonlarca sterlinlik bir transferin merkezinde bulunmasına dikkat çekti.</p>

<p>Beşiktaş cephesinden şu ana kadar Mahmić için yapılmış resmi bir transfer açıklaması bulunmuyor. Bu nedenle siyah-beyazlıların ilgisini “temas/transfer ilgisi” düzeyinde değerlendirmek gerekiyor. Celtic tarafında ise süreç çok daha ileri bir aşamaya ulaşmış durumda.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>The Scottish Sun</li>
 <li>67 Hail Hail</li>
 <li>Sky Sports</li>
 <li>Yahoo Sports</li>
 <li>inFotbal</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ermin-mahmic-icin-transfer-yarisi-besiktas-da-devrede</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 18:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8818.jpeg" type="image/jpeg" length="62275"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’tan Joe Willock Hamlesi: Newcastle’a Teklif Yapıldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktastan-joe-willock-hamlesi-newcastlea-teklif-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktastan-joe-willock-hamlesi-newcastlea-teklif-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın orta saha transferindeki öncelikli hedefinin Joe Willock olduğu öne sürüldü. Fabrizio Romano, siyah-beyazlıların Newcastle United’a teklif sunduğunu ve kararın İngiliz kulübünde olduğunu bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’tan Joe Willock İçin Teklif: Karar Newcastle’ın</p>

<p>Yeni sezon kadrosunu güçlendirmek için çalışmalarını sürdüren Beşiktaş’ın, orta saha transferinde Joe Willock’u öncelikli hedef olarak belirlediği iddia edildi.</p>

<p>Transfer haberleriyle tanınan İtalyan gazeteci Fabrizio Romano, siyah-beyazlı yönetimin Newcastle United forması giyen İngiliz orta saha oyuncusu için teklif sunduğunu duyurdu. Romano’nun aktardığı bilgilere göre transferin bundan sonraki seyri, Newcastle United’ın vereceği karara bağlı olacak.</p>

<p>Orta sahada Joe Willock önceliği</p>

<p>Beşiktaş’ın orta sahaya dinamizm, fiziksel güç ve hücum katkısı sağlayabilecek bir oyuncu kazandırmak istediği belirtiliyor. Siyah-beyazlıların bu doğrultuda hazırladığı listenin üst sıralarında Joe Willock’un bulunduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Merkez orta saha pozisyonunda görev yapan Willock; top taşıma becerisi, ceza sahasına yaptığı koşular ve yüksek temposuyla öne çıkıyor. İngiliz futbolcu, ihtiyaç hâlinde daha ileri bölgelerde de görev yapabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Newcastle’ın cevabı bekleniyor</p>

<p>Beşiktaş’ın teklifini Newcastle United’a iletmesinin ardından gözler İngiliz kulübüne çevrildi. Taraflar arasında henüz tamamlanmış bir anlaşma bulunmadığı gibi transferin mali şartlarına ilişkin resmî bir açıklama da yapılmadı.</p>

<p>Newcastle’ın oyuncunun kadrodaki durumunu, sözleşme süresini ve gelen teklifin koşullarını değerlendirerek karar vermesi bekleniyor. İngiliz ekibinin transfere onay vermesi durumunda Beşiktaş’ın oyuncu cephesiyle görüşmelerini hızlandırabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Arsenal altyapısından yetişti</p>

<p>Arsenal altyapısında yetişen Joe Willock, 2021 yılında Newcastle United’a transfer oldu. Premier Lig deneyimi bulunan İngiliz futbolcu, özellikle merkezden yaptığı dikine koşular ve geçiş oyunundaki etkinliğiyle tanınıyor.</p>

<p>Willock’un Newcastle United ile olan sözleşmesinin 2027 yazında sona ermesi, transfer görüşmelerinde Beşiktaş’ın elini güçlendirebilecek unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Transfer henüz kesinleşmedi</p>

<p>Fabrizio Romano’nun paylaşımı Beşiktaş’ın oyuncuya yönelik ilgisinin teklif aşamasına ulaştığını gösterse de süreç henüz sonuçlanmadı. Newcastle United’ın teklifi kabul etmesi, reddetmesi veya yeni şartlarla pazarlık masasına oturması ihtimaller arasında bulunuyor.</p>

<p>Beşiktaş ve Newcastle United’dan şu ana kadar Joe Willock transferine ilişkin resmî bir açıklama yapılmadı. Bu nedenle oyuncunun siyah-beyazlı takıma katıldığı yönündeki değerlendirmeler için kulüplerden gelecek açıklamaların beklenmesi gerekiyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. Fabrizio Romano<br />
2. Newcastle United<br />
3. Premier League </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktastan-joe-willock-hamlesi-newcastlea-teklif-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 18:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8815-1.jpeg" type="image/jpeg" length="31019"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Brezilya basını duyurdu: Trabzonspor Pedro için harekete geçti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/brezilya-basini-duyurdu-trabzonspor-pedro-icin-harekete-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/brezilya-basini-duyurdu-trabzonspor-pedro-icin-harekete-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un Flamengo’nun golcüsü Pedro’ya ilgisi Brezilya basınına yansıdı. Oyuncuya yüksek bir maaş teklifi bildiriliyor ancak transfer için Flamengo ile sürecin ilerlemesi gerekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’un santrfor arayışında Brezilya’dan dikkat çeken bir isim gündeme geldi. Flamengo forması giyen Pedro Guilherme için bordo-mavililerin harekete geçtiği ve oyuncuya mevcut kazancının birkaç katına ulaşabilecek bir maaş paketi sunduğu bildirildi.</p>

<p>Brezilya’da Flamengo’yu takip eden gazeteci Diogo Dantas’ın aktardığı bilgiye göre Trabzonspor’un Pedro’ya ilgisi somut durumda. Ancak mevcut bilgiler, transferin tamamlandığını ya da Flamengo ile anlaşmaya varıldığını göstermiyor.</p>

<p>PEDRO’YA MAAŞ TEKLİFİ</p>

<p>Brezilya basınına yansıyan haberlerde Trabzonspor’un 29 yaşındaki santrfora Flamengo’da kazandığı ücretin dört katına kadar çıkabilecek bir teklif sunduğu belirtildi.</p>

<p>Bu aşamada öne çıkan nokta, girişimin öncelikle oyuncunun şartları üzerinden ilerlemesi. Pedro’nun Flamengo ile devam eden sözleşmesi nedeniyle olası transferde Brezilya kulübünün de ikna edilmesi gerekiyor.</p>

<p>Bonservis konusunda ise farklı rakamlar gündeme geldi. Brezilya'daki bazı haberlerde 20 milyon euro garanti ücret ve 5 milyon euroya ulaşabilecek bonuslardan söz ediliyor. Bu rakamlar kulüpler tarafından resmen doğrulanmadığı için kesinleşmiş bir teklif olarak değerlendirilmemeli.</p>

<p>FLAMENGO İLE SÖZLEŞMESİ 2027'YE KADAR</p>

<p>Pedro’nun Flamengo ile sözleşmesi 2027 yılının sonuna kadar devam ediyor. Bu durum, Brezilya temsilcisinin olası transfer görüşmelerindeki konumunu güçlendiriyor.</p>

<p>Flamengo cephesinde oyuncunun mevcut ücretinin takımın en yüksek maaşları arasında bulunmadığına ilişkin haberler de transfer sürecinde dikkat çeken başlıklardan biri oldu. Trabzonspor’un önerdiği yüksek ücret paketinin Pedro açısından önemli bir ekonomik fark oluşturabileceği belirtiliyor.</p>

<p>TRABZONSPOR NEDEN PEDRO İLE İLGİLENİYOR?</p>

<p>Pedro, ceza sahası içindeki bitiriciliği ve santrfor özellikleriyle öne çıkan bir oyuncu. Flamengo kariyerinde uzun süredir takımın önemli hücum seçeneklerinden biri olarak görev yapıyor.</p>

<p>Trabzonspor açısından bakıldığında Pedro, doğrudan santrfor pozisyonunda kullanılabilecek ve hücum merkezine gol tehdidi ekleyebilecek bir profil sunuyor.</p>

<p>Bununla birlikte transferin sportif açıdan uygun görülmesi, anlaşmanın gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. Oyuncunun tercihi, Flamengo’nun bonservis beklentisi ve taraflar arasındaki olası pazarlık sürecin belirleyici unsurları olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TRANSFER HENÜZ SONUÇLANMIŞ DEĞİL</p>

<p>Brezilya kaynaklarından gelen mevcut bilgiler Trabzonspor’un Pedro’ya ilgisinin bulunduğunu ve oyuncu tarafına mali şartların iletildiğini gösteriyor.</p>

<p>Buna karşılık Flamengo ile anlaşmanın sağlandığına veya Pedro’nun Trabzonspor’a transferinin kesinleştiğine ilişkin resmî bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle Pedro dosyasındaki gelişme şu aşamada tamamlanmış transfer değil, görüşme ve transfer girişimi olarak değerlendirilmeli.</p>

<p>KAYNAKLAR<br />
1. Diogo Dantas / O Globo – Trabzonspor’un Pedro’ya ilgisi ve oyuncuya yapılan maaş teklifi – 21 Ağustos 2026<br />
2. 365Scores Brasil – Trabzonspor’un Pedro ilgisi ve Flamengo ile sözleşme durumu – 21 Ağustos 2026<br />
3. Jornal dos Sports – Pedro’ya Trabzonspor’dan yapılan maaş teklifine ilişkin haber – 21 Ağustos 2026<br />
4. Alagoas Alerta / O Globo kaynaklı – Pedro için Trabzonspor girişimi ve bonservis iddiası – 22 Ağustos 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/brezilya-basini-duyurdu-trabzonspor-pedro-icin-harekete-gecti</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 17:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8811-1.jpeg" type="image/jpeg" length="81384"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Torul Kalesi’nde Büyük Buluşma: Bilim, Kültür ve Sanat Zirveye Taşınıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/torul-kalesinde-buyuk-bulusma-bilim-kultur-ve-sanat-zirveye-tasiniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/torul-kalesinde-buyuk-bulusma-bilim-kultur-ve-sanat-zirveye-tasiniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim, kültür, sanat ve doğayı aynı çatı altında buluşturan 14. LAMES Bilim, Kültür ve Sanat Şenliği, 23 Ağustos 2026 Pazar günü Torul Kalesi Cam Seyir Terası’nda gerçekleştirilecek. “Türkiye’de İz Bırakan Torullular Buluşuyor” temasıyla düzenlenecek şenlik, Türkiye’nin farklı alanlarında başarılarıyla öne çıkan Torulluları memleketlerinde bir araya getirecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gümüşhane’nin tarihî, doğal ve kültürel zenginlikleri; bilimden sanata, akademiden bürokrasiye, siyasetten iş dünyasına ve spora kadar farklı alanlarda iz bırakan Torulluların katılacağı kapsamlı bir organizasyonla buluşacak.</p>

<p>Zigana Doğa Okulunun kurucusu, LAMES Şenliklerinin başlatılmasına ve yıllardır sürdürülmesine öncülük eden, Torul’un yetiştirdiği değerlerin görünür kılınması için önemli çalışmalar yürüten Savaş Aydın’ın organizasyonuyla hazırlanan şenlik; Zigana Doğa Okulu ile Üçüncüzade Eğitim ve Kültür Vakfı iş birliğinde ve Torul Belediyesinin katkılarıyla düzenlenecek.</p>

<p>Katılımın ücretsiz olacağı etkinlikte bilimsel söyleşilerden çocuk atölyelerine, geleneksel el sanatlarından sergilere, yöresel ürünlerden halk dansları ve konserlere kadar geniş kapsamlı bir program ziyaretçilerle buluşacak.</p>

<p><strong>Şenlik yö</strong><strong>resel pazarla ba</strong><strong>şlayacak</strong></p>

<p>Gün boyu devam edecek program, saat 10.00’da Yöresel Pazarın açılmasıyla başlayacak. Bölge üreticileri tarafından hazırlanan ürünler ziyaretçilere sunulurken Gümüşhane’nin gastronomi kültürü ve geleneksel üretim zenginliği de tanıtılacak.</p>

<p>Şenliğin resmî açılış töreni ise saat 14.00’te protokol üyeleri, davetliler ve vatandaşların katılımıyla gerçekleştirilecek.</p>

<p><strong>Torul</strong><strong>’</strong><strong>un yetiştirdiği değerler bir araya gelecek</strong></p>

<p>Şenliğin bu yılki ana temasını, Türkiye’nin farklı şehirlerinde önemli görevler üstlenen ve çalışmalarıyla iz bırakan Torullular oluşturuyor.</p>

<p>Akademisyenlerden bürokratlara, siyasetçilerden sanatçılara, iş insanlarından sporculara kadar farklı alanlarda başarı gösteren isimlerin memleketlerinde buluşması hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Organizasyon, bu yönüyle yalnızca bir bilim, kültür ve sanat etkinliği değil; Torul ile ilçenin yetiştirdiği değerler arasındaki bağı güçlendiren, sıla bağlarını ve toplumsal dayanışmayı pekiştiren geniş katılımlı bir memleket buluşması niteliği taşıyor.</p>

<p><strong>Bilim çocuklarla, kültür yeni kuşaklarla buluşacak</strong></p>

<p>Şenlik programında akademik söyleşiler, bilim atölyeleri, halk dansları gösterileri, konserler ve sanat sergileri yer alacak. Geleneksel el sanatları uygulamalı olarak tanıtılırken çocuklar ve gençler için özel bilim ve sanat etkinlikleri düzenlenecek.</p>

<p>Çocukların bilime duyduğu ilgiyi artırmayı hedefleyen atölyelerde öğrenme süreci, eğlenceli ve uygulamalı etkinliklerle desteklenecek. Kültürel çalışmalarla da yöreye ait değerlerin yeni kuşaklar tarafından tanınmasına ve geleceğe aktarılmasına katkı sağlanacak.</p>

<p><strong>Adnan Güngör Üçüncüoğlu unutulmayacak</strong></p>

<p>Şenlik kapsamında araştırmacı gazeteci ve yazar Adnan Güngör Üçüncüoğlu, vefatının ikinci yıl dönümünde özel bir programla anılacak.</p>

<p>Üçüncüoğlu’nun hayatını, eserlerini ve bölgenin kültürel hafızasına yaptığı katkıları anlatan bir sunum gerçekleştirilecek. Onun anısına hazırlanan özel sergi de şenlik boyunca ziyaretçilerin ilgisine sunulacak.</p>

<p><strong>“</strong><strong>Gümüşhane Hazineleri” sergisi açılacak</strong></p>

<p>Zigana Doğa Okulu tarafından hazırlanan “Gümüşhane Hazineleri” sergisi, etkinliğin dikkat çeken bölümlerinden biri olacak.</p>

<p>Sergide Gümüşhane’nin doğal, tarihî ve kültürel değerleri görünür kılınarak bölgenin sahip olduğu zenginliğin ziyaretçilere farklı yönleriyle anlatılması hedefleniyor.</p>

<p><strong>Endemik </strong><strong>çiçekler iğne oyasıyla buluşacak</strong></p>

<p>Şenliğin en özgün sanat çalışmalarından biri de Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı ve el sanatları öğretmeni Halime Çakmak’ın hazırladığı “İğne Oyası Endemik Çiçekler” sergisi olacak.</p>

<p>Türkiye’nin 81 ilini temsilen seçilen endemik bitkilerden ilham alınarak hazırlanan eserler, geleneksel iğne oyası sanatıyla doğanın zenginliğini aynı çalışmada buluşturacak.</p>

<p>Somut olmayan kültürel mirasın yaşatılmasına katkı sağlaması amaçlanan sergi, unutulmaya yüz tutan el sanatlarının çağdaş ve özgün yorumlarla gelecek kuşaklara aktarılabileceğini de gösterecek.</p>

<p><strong>LAMES ad</strong><strong>ı yöresel bir lezzetten geliyor</strong></p>

<p>Şenliğe adını veren “lames” bir kısaltma değil; Zigana yöresinde ıspanaklı olarak hazırlanan geleneksel bir pide çeşidinin adı olarak biliniyor.</p>

<p>Yörenin mutfak kültüründen gelen bu isim, yıllar içinde bilim, kültür, sanat ve doğayı bir araya getiren geleneksel organizasyonun simgesine dönüştü.</p>

<p><strong>Torul turizmine katkı sağlanması hedefleniyor</strong></p>

<p>Şenliğin Torul Kalesi Cam Seyir Terası’nda düzenlenmesiyle ilçenin turizm potansiyelinin daha geniş kitlelere tanıtılması da amaçlanıyor.</p>

<p>Etkileyici manzarasıyla bölgenin önemli turizm noktaları arasında yer alan Cam Seyir Terası; bilimsel, kültürel ve sanatsal etkinliklere ev sahipliği yaparken Torul’un yetiştirdiği insanları, toplumsal hafızasını ve kültürel birikimini de öne çıkaracak.</p>

<p>Organizasyonun yöresel üreticilere yeni tanıtım olanakları sağlaması, kültürel mirasın korunmasına destek vermesi ve oluşturacağı ziyaretçi hareketliliğiyle yerel ekonomiye katkıda bulunması bekleniyor.</p>

<p><strong>Zigana co</strong><strong>ğrafyası için koruma çağrısı</strong></p>

<p>Şenlik programının merkezinde yalnızca eğlence ve kültürel buluşma değil, doğanın korunmasına yönelik güçlü bir farkındalık mesajı da bulunuyor.</p>

<p>Organizatörler, “Zigana coğrafyası korunmaya ve kollanmaya muhtaçtır. Unutmayalım.” çağrısıyla bölgenin doğal varlıklarının korunmasının ortak bir sorumluluk olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>“Bilimle Düşün, Kültürle Yaşa, Sanatla Üret” sloganıyla düzenlenecek 14. LAMES Bilim, Kültür ve Sanat Şenliği, 23 Ağustos 2026 Pazar günü saat 10.00’dan itibaren Torul Kalesi Cam Seyir Terası’nda ziyaretçilerini ağırlayacak.</p>

<p><!--EndFragment--></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧪 Bilimsel Etkinlikler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/torul-kalesinde-buyuk-bulusma-bilim-kultur-ve-sanat-zirveye-tasiniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 17:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8817.jpeg" type="image/jpeg" length="81471"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Öğütçü Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ankara-haci-bayram-veli-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-hatice-ogutcu-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ankara-haci-bayram-veli-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-hatice-ogutcu-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Polatlı Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Öğütçü’nün vefatı, üniversite camiasında derin üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Polatlı Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Öğütçü hayatını kaybetti.</p>

<p>Üniversitenin resmî sosyal medya hesabından yayımlanan taziye mesajında, Prof. Dr. Hatice Öğütçü’nün vefatından duyulan derin üzüntü dile getirildi.</p>

<p>Açıklamada, “Üniversitemiz Polatlı Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Öğütçü’yü kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Hocamıza Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Prof. Dr. Hatice Öğütçü’nün vefatı; ailesi, yakınları, çalışma arkadaşları ve öğrencileri arasında büyük üzüntüyle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ankara-haci-bayram-veli-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-hatice-ogutcu-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8805.jpeg" type="image/jpeg" length="45487"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Al Ahli’de Enzo Millot kararı: Galatasaray transfer için pozisyon aldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/al-ahlide-enzo-millot-karari-galatasaray-transfer-icin-pozisyon-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/al-ahlide-enzo-millot-karari-galatasaray-transfer-icin-pozisyon-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Enzo Millot için devreye girdiği öne sürüldü. Al Ahli’nin kadro planlamasında ayrılığı gündeme gelen Fransız orta saha, daha önce Al Diriyah seçeneğine sıcak bakmamıştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’ın orta saha arayışında Suudi Arabistan’dan dikkat çekici bir isim gündeme geldi. Fransız basınından Foot Mercato, sarı-kırmızılıların Al Ahli forması giyen Enzo Millot için pozisyon aldığını bildirdi. Henüz kulüpler tarafından doğrulanmış bir teklif veya anlaşma bulunmuyor.</p>

<p>Galatasaray Bağlantısı Fransa’dan Geldi</p>

<p>Foot Mercato’nun 22 Ağustos 2026 tarihli haberine göre Galatasaray, Enzo Millot dosyasında devreye giren kulüpler arasında bulunuyor.</p>

<p>24 yaşındaki Fransız orta saha, Ağustos 2025’te Stuttgart’tan Al Ahli’ye transfer olmuştu. Millot, Suudi Arabistan’daki ilk sezonunda düzenli forma şansı bulmasına rağmen yeni sezon öncesindeki kadro yapılanması nedeniyle ayrılık ihtimalleri arasında gösteriliyor.</p>

<p>Millot Dosyasında Suudi Arabistan Ayrıntısı</p>

<p>Transferin dikkat çeken taraflarından biri, Millot’nun Al Ahli’deki geleceğinin Galatasaray iddiasından önce de tartışılıyor olması.</p>

<p>Suudi Arabistan basınında daha önce yayımlanan haberlerde Al Diriyah’ın Millot’yu kiralamak için Al Ahli ile anlaşmaya vardığı, ancak Fransız futbolcunun bu seçeneğe sıcak bakmadığı belirtilmişti.</p>

<p>Al Yaum’a dayandırılan bilgilerde Millot’nun Al Diriyah’a geçme düşüncesini kabul etmediği aktarılırken, Al Riyadiyah kaynaklı haberlerde iki kulüp arasında kiralama konusunda anlaşma bulunduğu bildirilmişti.</p>

<p>Bu tablo, transferin yalnızca Galatasaray’ın ilgisine bağlı olmadığını gösteriyor. Al Ahli’nin oyuncu için nasıl bir ayrılık formülü belirleyeceği ve Millot’nun kariyer tercihi sürecin yönünü belirleyecek başlıca unsurlar arasında.</p>

<p>Enzo Millot Kimdir?</p>

<p>17 Temmuz 2002 doğumlu Enzo Millot, Fransa’nın Lucé kentinde dünyaya geldi. Sol ayağını kullanan 1,75 metre boyundaki futbolcunun ana mevkisi ofansif orta saha.</p>

<p>Merkez orta sahada ve hücum hattının sağında da görev yapabilmesi, Millot’nun farklı oyun düzenlerinde kullanılabilmesine imkân veriyor.</p>

<p>Monaco altyapısından yetişen Fransız oyuncu, 2021’de Stuttgart’a transfer oldu. Almanya’da gösterdiği performansın ardından Ağustos 2025’te Al Ahli’ye geçti.</p>

<p>Foot Mercato’nun aktardığı verilere göre Millot, Al Ahli’deki ilk sezonunda tüm kulvarlarda 40 karşılaşmaya çıkarken 9 gol ve 6 asist üretti.</p>

<p>Sözleşmesi 2028’e Kadar</p>

<p>Millot’nun Al Ahli ile mevcut sözleşmesi 30 Haziran 2028’e kadar devam ediyor. Bu nedenle Galatasaray açısından olası transferde Al Ahli ile anlaşılması gerekiyor.</p>

<p>Oyuncunun uzun süreli kontratı bulunması, bonservis veya kiralama şartlarını transferin en önemli başlıklarından biri haline getiriyor.</p>

<p>Millot’nun Al Ahli’ye Stuttgart’tan transferi sırasında yaklaşık 30 milyon avroluk bedel ödendiği Fransız basınında yer almıştı. Ancak Galatasaray için gündeme gelebilecek olası bonservis veya kiralama rakamına ilişkin doğrulanmış bir bilgi henüz bulunmuyor.</p>

<p>Galatasaray’a Ne Katabilir?</p>

<p>Millot klasik bir savunma orta sahasından çok, hücum bağlantısını kurabilen ve farklı orta saha rollerinde kullanılabilen bir oyuncu profiline sahip.</p>

<p>Sol ayağını etkili kullanması, merkezden hücuma geçişlerde görev alabilmesi ve gerektiğinde sağ tarafta oynayabilmesi teknik heyete farklı seçenekler sağlayabilir.</p>

<p>Bununla birlikte Galatasaray’ın oyuncuyu hangi rol için değerlendirdiğine ilişkin kulüpten yapılmış bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle olası taktik rolü konusunda kesin bir değerlendirme yapmak için henüz erken.</p>

<p>Transferde Şimdi Ne Bekleniyor?</p>

<p>Dosyanın mevcut aşamasında en önemli bilgi, Galatasaray’ın Millot için pozisyon aldığı yönündeki Fransız basını kaynaklı iddia.</p>

<p>Suudi Arabistan tarafındaki daha önceki gelişmeler ise Al Ahli’nin oyuncunun ayrılığına kapıyı tamamen kapatmadığını gösteriyor. Buna karşılık Millot’nun Al Diriyah seçeneğini kabul etmemesi, oyuncunun kendi kariyer planının transferde belirleyici olacağını ortaya koyuyor.</p>

<p>Galatasaray ile Al Ahli arasında resmî teklif, bonservis pazarlığı veya anlaşma yapıldığına ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle Enzo Millot dosyası şu aşamada kesinleşmiş transfer değil, güvenilir dış kaynaklara dayanan transfer kulisi olarak değerlendirilmeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Foot Mercato – Galatasaray’ın Enzo Millot için pozisyon aldığına ilişkin özel haber – 22 Ağustos 2026<br />
2. Al Yaum – Enzo Millot’nun Al Diriyah seçeneğine yaklaşımına ilişkin haber – Ağustos 2026<br />
3. Al Riyadiyah – Al Ahli ile Al Diriyah arasındaki Enzo Millot kiralama sürecine ilişkin haber – Ağustos 2026<br />
4. Transfermarkt – Enzo Millot oyuncu p rofili ve sözleşme kaydı – 22 Ağustos 2026<br />
5. Sofascore – Enzo Millot oyuncu profili ve kariyer bilgileri – 22 Ağustos 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/al-ahlide-enzo-millot-karari-galatasaray-transfer-icin-pozisyon-aldi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 17:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8803.jpeg" type="image/jpeg" length="45593"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Osmanlı’da Kayda Geçen İlk Adli Otopsi: Başına Sırık Düşen İşçinin Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/osmanlida-kayda-gecen-ilk-adli-otopsi-basina-sirik-dusen-iscinin-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/osmanlida-kayda-gecen-ilk-adli-otopsi-basina-sirik-dusen-iscinin-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1843’te İstanbul’da başına sırık düşmesi sonucu ölen bir işçiye yapılan ve tıp öğrencilerinin de izlediği otopsi, Osmanlı’da modern adli tıp ve uygulamalı tıp eğitiminin dönüm noktalarından biri oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Osmanlı’da Kayda Geçen İlk Adli Otopsi: Başına Sırık Düşen İşçinin Hikâyesi<br />
İstanbul, 1843.<br />
Bir işçi, başına büyük bir sırık düşmesi sonucu hayatını kaybetti. Günlük hayatın içinde yaşanan bu ölümün, Osmanlı tıp tarihinin en dikkat çekici olaylarından biri olarak kayıtlara geçeceğini o sırada kimse bilemezdi.<br />
Dönemin kayıtlarını aktaran tıp tarihi çalışmalarına göre yaşamını kaybeden kişi Hırvat bir işçiydi. Hayrullah Efendi’nin aktardığı anlatıda işçinin bir binanın altında yonga toplarken başına sırık düşmesi sonucu öldüğü belirtiliyor.<br />
İşçinin bedeni, Dr. Charles Ambroise Bernard tarafından İstanbul’daki Avusturya Hastanesi’nde incelendi.<br />
Tıp öğrencileri de otopsiyi izledi.<br />
Türk tıp tarihi ve adli tıp literatüründe bu olay, Osmanlı’da kayda geçmiş ilk adli otopsi olarak kabul edilen örneklerden biri olarak aktarılıyor.<br />
Bugün birkaç cümleyle anlatılabilen bu olayın arkasında ise çok daha büyük bir değişim vardı: Hekimlerin insan bedenini yalnız kitaplardan, çizimlerden ve modellerden değil, doğrudan gözlemleyerek öğrenmeye başlaması.<br />
Başına sırık düşerek yaşamını yitiren bu işçinin adı tıp tarihinin büyük isimleri arasında yer almıyor. Ancak ölümü, Osmanlı tıp eğitiminin gözleme ve uygulamaya dayalı modern tıbba yöneldiği dönemin simgelerinden biri haline geldi.<br />
Otopsi neden bu kadar önemliydi?<br />
Bugün otopsi denildiğinde çoğu kişinin aklına şüpheli ölümlerin nedenini belirlemek için yapılan inceleme geliyor.<br />
Kelimenin kökenindeki anlam ise oldukça dikkat çekicidir: “Kendi gözüyle görmek.”<br />
Tıp açısından da temel düşünce budur.<br />
Bir insanın neden hayatını kaybettiğini yalnız dışarıdan bakarak anlamak her zaman mümkün değildir. Hastalıkların organlarda oluşturduğu değişiklikler, travmanın gerçek etkisi, iç kanamalar veya başka bulgular ancak bedenin ayrıntılı biçimde incelenmesiyle ortaya çıkarılabilir.<br />
Bu nedenle otopsi yalnız adli tıp açısından değil, hastalıkların anlaşılması ve tıp bilgisinin gelişmesi açısından da yüzyıllar boyunca önemli bir yöntem oldu.<br />
1843’teki olayın önemi de yalnız bir ölümün nedeninin araştırılmasından kaynaklanmıyordu.<br />
Asıl değişim, insan bedeninin bilimsel incelemesinin tıp eğitiminin doğrudan bir parçası haline gelmeye başlamasıydı.<br />
Önce tıp eğitiminin değişmesi gerekiyordu<br />
yüzyılın ilk yarısında Osmanlı Devleti tıp eğitiminde büyük bir dönüşüm geçiriyordu.<br />
1827’de Tıbhâne-i Âmire kurulmuş, cerrahi eğitim veren kurumlarla başlayan yapılanma ilerleyen yıllarda yeniden düzenlenmişti. Tıp okulu 1839’da Galatasaray’a taşındı ve Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane adıyla modern tıp eğitiminin önemli merkezlerinden biri haline geldi.<br />
Ancak önemli bir sorun vardı.<br />
Öğrenciler insan anatomisini büyük ölçüde kitaplardan, çizimlerden ve modellerden öğreniyordu.<br />
Bir cerrahın insan vücudundaki yapıların gerçek konumunu, büyüklüğünü ve birbirleriyle ilişkisini yalnız bir resme bakarak öğrenmesi yeterli değildi.<br />
Avrupa’daki tıp okullarında kadavra üzerinde anatomi eğitimi giderek önem kazanırken Osmanlı tıbbında da benzer bir uygulamaya geçilmesini savunan hekimler bulunuyordu.<br />
Bu isimlerin başında Charles Ambroise Bernard ile anatomist Dr. Sigmund Spitzer geliyordu.<br />
Charles Ambroise Bernard kimdi?<br />
1808’de Prag’da doğan Charles Ambroise Bernard, Viyana tıp geleneğinde yetişmiş bir hekimdi.<br />
Osmanlı Devleti’nde tıp eğitiminin geliştirilmesi amacıyla İstanbul’a davet edildi ve Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane’nin yeniden yapılanmasında etkili isimlerden biri oldu.<br />
Bernard’ın eğitim anlayışında uygulama önemli bir yer tutuyordu.<br />
Hekim adaylarının yalnız teorik bilgi edinmesini yeterli görmüyor; hastayı muayene etmeyi, klinik bulguları değerlendirmeyi ve insan anatomisini doğrudan gözlemlemeyi öğrenmeleri gerektiğini düşünüyordu.<br />
İstanbul’da bulunduğu kısa süre içinde klinik eğitime katkıda bulundu, çeşitli tıp eserleri hazırladı ve adli tıp eğitiminin gelişmesinde rol oynadı.<br />
1841’de “Tıbb-ı Kanuni” adıyla verilen adli tıp dersleri, tıp ile hukukun kesiştiği alanın Osmanlı tıp eğitiminde kurumsallaşmaya başladığını gösteriyordu.<br />
1841 yılı neden dönüm noktasıydı?<br />
1843’teki otopsinin yapılabilmesi için bundan iki yıl önce önemli bir engelin aşılması gerekiyordu.<br />
İnsan bedeninin ölümden sonra açılarak incelenmesi yalnız tıbbi değil; toplumsal, kültürel ve dinî hassasiyetleri de bulunan bir konuydu.<br />
Tıp tarihi araştırmalarına göre Bernard ve anatomist Dr. Sigmund Spitzer’in ısrarları ile Hekimbaşı İsmail Efendi’nin girişimleri sonucunda Sultan Abdülmecid döneminde 1841’de kadavra diseksiyonunun önü açıldı.<br />
Kaynaklarda, bu dönemde kadavra diseksiyonuna ve Hristiyan ölülerinin otopsisine izin verildiği aktarılıyor.<br />
Diseksiyon, insan bedenindeki yapıların eğitim amacıyla açılarak ve sistemli biçimde incelenmesi anlamına gelir.<br />
Bu izin, tıp öğrencilerinin gerçek insan anatomisini doğrudan gözlemleyebilmesinin önünü açtı.<br />
İlk diseksiyon uygulamalarında Dr. Sigmund Spitzer’in de önemli rol oynadığı belirtiliyor.<br />
Dolayısıyla 1843’teki otopsi bir anda ortaya çıkan tekil bir olay değildi. Öncesinde tıp eğitiminin yöntemini değiştiren bir hazırlık dönemi bulunuyordu.<br />
Diseksiyon ile otopsi aynı şey değil<br />
Tıp tarihinde bu iki kavram zaman zaman birbirine karıştırılıyor.<br />
Diseksiyon, insan veya hayvan bedenindeki anatomik yapıların öğrenilmesi amacıyla sistemli biçimde açılması ve incelenmesidir.<br />
Otopsi ise ölümden sonra yapılan incelemedir. Amaç ölüm nedenini, hastalığı, travmayı veya adli açıdan önem taşıyan diğer bulguları ortaya çıkarmaktır.<br />
Bir işlem daha çok anatomi eğitimi amacı taşıyabilirken diğeri belirli bir ölümün nedenini araştırmaya yöneliktir.<br />
1841’de kadavra diseksiyonunun önünün açılması, 1843’te kayıtlara geçen adli otopsinin gerçekleşmesini mümkün kılan bilimsel ortamı hazırladı.<br />
1843’te ne oldu?<br />
Türk adli tıp ve tıp tarihi literatüründe aktarılan olaya göre bir işçi başına sırık düşmesi sonucu hayatını kaybetti.<br />
Hayrullah Efendi’nin döneme ilişkin anlatımını kullanan tarih araştırmalarında bu kişinin Hırvat bir işçi olduğu ve bir binanın altında yonga toplarken kazanın meydana geldiği belirtiliyor.<br />
Dr. Charles Ambroise Bernard, İstanbul’daki Avusturya Hastanesi’nde işçinin bedenine otopsi yaptı.<br />
Daha da önemlisi, Mekteb-i Tıbbiye öğrencileri işlemi izledi.<br />
Bu ayrıntı olayın tıp eğitimi açısından değerini artırıyor.<br />
Çünkü öğrenciler artık ölümün ardından insan bedeninde meydana gelen değişiklikleri yalnız ders kitabından okumuyor, doğrudan gözlemleyebiliyordu.<br />
Dönemin hekimlerinden Hayrullah Efendi’nin Makâlât-ı Tıbbiye adlı eserinde Bernard’ın gerçekleştirdiği bu incelemelerden söz edilmesi, olayın sonraki kuşaklara aktarılmasını sağlayan önemli tarihsel kayıtlar arasında yer aldı.<br />
Neden özellikle bu işçinin ölümü tarihe geçti?<br />
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.<br />
Bir işçinin bedenine yapılan tek bir otopsinin Osmanlı tıbbını bir gecede değiştirdiğini söylemek doğru olmaz.<br />
Asıl dönüşüm çok daha genişti.<br />
Tıp eğitiminde gözleme ve uygulamaya daha fazla yer verilmesi, anatomi çalışmalarının kadavra üzerinde yapılmaya başlanması, adli tıp derslerinin programa girmesi ve ölüm nedenlerinin bilimsel yöntemlerle araştırılması aynı modernleşme sürecinin parçalarıydı.<br />
1843’teki otopsi ise bütün bu değişimin görünür simgelerinden biri haline geldi.<br />
Başka bir ifadeyle tarihi değiştiren tek başına bu otopsi değildi.<br />
Onu mümkün hale getiren bilimsel ve eğitimsel zihniyet değişimiydi.<br />
Tıp öğrencilerinin otopsiyi izlemesi neden önemliydi?<br />
yüzyıl tıbbında hastalıkların nasıl geliştiğini anlamanın en önemli yollarından biri, yaşam sırasında görülen belirtiler ile ölümden sonra organlarda saptanan değişiklikleri karşılaştırmaktı.<br />
Hasta hayattayken ateş, öksürük, ağrı veya başka belirtiler gösterebilirdi.<br />
Otopsi sırasında akciğerde, kalpte, beyinde veya başka bir organda görülen yapısal değişiklikler, hekimlere bu belirtilerin altında hangi hastalıkların bulunduğunu anlamada yardımcı oluyordu.<br />
Bu yaklaşım modern patolojinin gelişmesinde temel rol oynadı.<br />
Dolayısıyla bir tıp öğrencisinin otopsiyi izlemesi yalnız anatomi öğrenmesi anlamına gelmiyordu.<br />
Öğrenci, hastalık ile organ değişiklikleri arasındaki ilişkiyi de görmeye başlıyordu.<br />
Bu, modern klinik düşüncenin temel taşlarından biriydi.<br />
Osmanlı’da adli tıp nasıl kurumsallaştı?<br />
1843’teki otopsi tek başına kalmadı.<br />
yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı yönetimi ölüm nedenlerinin araştırılması, şüpheli ölümlerin değerlendirilmesi ve hekimlerin adli olaylardaki görevleri konusunda giderek daha ayrıntılı bir kurumsal yapı oluşturmaya başladı.<br />
1857’de Meclis-i Umur-ı Tıbbiye bünyesinde Tıbbî ve Adlî Komisyon kuruldu.<br />
Bu yapı, tıbbi konularla adli meselelerin birlikte değerlendirilmesi açısından önemli bir aşamaydı.<br />
Sonraki yıllarda ceza muhakemesine ilişkin düzenlemelerle hekimlerin şüpheli ölümlerde ve adli incelemelerdeki rolü daha belirgin hale geldi.<br />
22 Nisan 1917 tarihli düzenlemeyle Meclis-i Tıbb-ı Adlî ve Müessesesi oluşturuldu.<br />
Böylece adli tıp, yaklaşık üç çeyrek yüzyılda daha belirgin ve bağımsız bir kurumsal yapıya kavuştu.<br />
Otopsi bugün neden hâlâ önemli?<br />
Tıp görüntüleme yöntemleri, laboratuvar testleri ve genetik incelemeler geçmişle karşılaştırılamayacak ölçüde gelişmiş durumda.<br />
Buna rağmen otopsi bilimsel ve adli önemini tamamen kaybetmiş değil.<br />
Adli otopsi;<br />
ölüm nedeninin belirlenmesine,<br />
ölümün hastalık, kaza veya başka bir nedenle meydana gelip gelmediğinin değerlendirilmesine,<br />
travma ve yaralanmaların ortaya konmasına,<br />
zehirlenme şüphesinin araştırılmasına,<br />
kimliği veya ölüm koşulları belirsiz vakaların aydınlatılmasına<br />
yardımcı olabilir.<br />
Tıbbi otopsiler ise bazı durumlarda yaşam sırasında fark edilmeyen hastalıkları veya tanıda gözden kaçan bulguları ortaya çıkarabilir.<br />
Bu nedenle otopsi, ölümün ardından yapılan bir işlem olmanın ötesinde, hastalıkların ve ölüm nedenlerinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayan önemli bilimsel yöntemlerden biri olmayı sürdürüyor.<br />
Bir beden, bir sınıf ve değişen tıp anlayışı<br />
1843’te İstanbul’da yaşanan sahneyi bugünün gözleriyle düşünmek kolay değil.<br />
Bir yanda yaşamını bir iş kazasında kaybetmiş bir insan.<br />
Diğer yanda onun bedenini inceleyen bir hekim ve çevresinde bu uygulamayı izleyen tıp öğrencileri.<br />
O öğrencilerin önünde yalnızca insan anatomisi açılmıyordu.<br />
Osmanlı tıbbında yeni bir öğrenme biçiminin kapısı da açılıyordu.<br />
Kitapta yazanı ezberlemek yerine görmek, gözlemlemek ve bulgudan sonuca ulaşmak…<br />
Modern tıbbın temelinde bulunan bu yaklaşım, Osmanlı tıp eğitiminde 19. yüzyıl boyunca giderek daha fazla yer edinmeye başladı.<br />
Başına sırık düşmesi sonucu hayatını kaybeden o işçinin adı tıp tarihinin büyük hekimleri arasında yer almıyor.<br />
Ancak onun bedeninde gerçekleştirilen ve tıp öğrencilerinin izlediği otopsi, Türkiye’de modern adli tıp ve uygulamalı tıp eğitiminin tarihini anlatırken hâlâ hatırlanan olaylardan biri.<br />
Bu nedenle 1843’teki otopsiyi tek başına “tıp tarihini değiştiren olay” olarak değil, Osmanlı tıbbında gözleme, uygulamaya ve bilimsel incelemeye dayalı anlayışın güçlenmesinin simgelerinden biri olarak değerlendirmek daha doğru görünüyor.<br />
KAYNAKLAR<br />
Belleten – Osmanlılarda Otopsi – Ahmet Yüksel – 2013 – DOI: 10.37879/belleten.2013.875<br />
Lokman Hekim Dergisi – Ülkemizde Adli Otopsinin Tarihçesi – Nursel Gamsız Bilgin, Oya Ögenler, Tamer Akça – 2011; 1(1): 8–12<br />
Adnan Menderes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dergisi – Dr. Charles Ambroise Bernard: Türkiye’de Adli Otopsinin Başlangıcı – Yusuf Atan, İlhan Bahşi, Zekeriya Tataroğlu, Mustafa Orhan, Murat Çetkin – 2018<br />
Adli Tıp Bülteni – Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane’nin Kurucusu Charles Ambroisse Bernard’ın Eserleri ve Osmanlı’ya Etkileri Üzerine Bir Değerlendirme – Hülya Öztürk, Cezmi Karasu – 2014 – DOI: 10.17986/blm.2014193852<br />
Black Sea Journal of Health Science – Türkiye’de İlk Kadavra Temini ve Disseksiyon Çalışmaları ile Günümüze Yansımaları – Ozan Turamanlar – 2024 – DOI: 10.19127/bshealthscience.1380512</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/osmanlida-kayda-gecen-ilk-adli-otopsi-basina-sirik-dusen-iscinin-hikayesi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 17:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/osmanlida-ilk-adli-otopsi-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="77620"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sümela Ayini Öncesi Dikkat Çeken Karar: Gazeteciler Alınmayacak]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sumela-ayini-oncesi-dikkat-ceken-karar-gazeteciler-alinmayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sumela-ayini-oncesi-dikkat-ceken-karar-gazeteciler-alinmayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Maçka ilçesindeki Sümela Manastırı’nda 23 Ağustos’ta düzenlenecek geleneksel Ortodoks ayininin ilk kez basına kapalı yapılacağı bildirildi. Kararın gerekçesi henüz açıklanmadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Maçka ilçesinde, Altındere Vadisi’ne hâkim sarp kayalıklar üzerinde bulunan Sümela Manastırı’nda 23 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirilecek geleneksel Ortodoks ayini öncesinde dikkat çeken bir karar alındı.</p>

<p>Fener Rum Patrikhanesi tarafından düzenlenmesi planlanan ayinin bu yıl basın mensuplarına kapalı olacağı bildirildi. Yerel basına yansıyan bilgilere göre gazeteciler ayinin gerçekleştirileceği alana alınmayacak.</p>

<p>Sümela Manastırı’nda 2010 yılından itibaren düzenlenen ayinler, geçmiş yıllarda yerli ve yabancı basın kuruluşları tarafından takip edilerek ulusal ve uluslararası kamuoyuna aktarılıyordu. Bu nedenle basının alana alınmaması, önceki uygulamalardan ayrılan önemli bir değişiklik olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Kararın gerekçesi açıklanmadı</p>

<p>Ayinin neden basına kapalı gerçekleştirileceğine ilişkin yetkili makamlardan henüz ayrıntılı bir açıklama yapılmadı. Basın kısıtlamasının güvenlik, katılımcı sayısı veya organizasyon düzenlemesiyle bağlantılı olup olmadığı konusunda da resmî bir bilgi paylaşılmadı.</p>

<p>Bu nedenle “basına kapalı ayin” kararı, mevcut aşamada yerel kaynaklara yansıyan bilgilere dayanıyor. Kararın kapsamı ve uygulama biçimine ilişkin resmî açıklama yapılması bekleniyor.</p>

<p>Ziyaretler ayinin ardından başlayacak</p>

<p>Ayin nedeniyle Sümela Manastırı’na sabah saatlerinde yalnızca dinî etkinliğe katılacak kişilerin kabul edilmesi bekleniyor. Manastırın ayin programının tamamlanmasının ardından saat 14.00’ten itibaren yerli ve yabancı ziyaretçilere yeniden açılacağı bildirildi.</p>

<p>Ayin neden 23 Ağustos’ta yapılacak?</p>

<p>Ortodoks Hristiyanlar tarafından Meryem Ana’nın ölümü ve göğe alınışının anıldığı yortu geleneksel olarak 15 Ağustos’ta kutlanıyor. Fener Rum Patrikhanesinin Sümela Manastırı’nda 15 Ağustos 2026 tarihinde ayin yapılması yönündeki başvurusuna izin verilmediği, dinî program için 23 Ağustos tarihinin uygun görüldüğü basına yansımıştı.</p>

<p>Bu nedenle Sümela’daki ayin, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da geleneksel tarihinden sekiz gün sonra gerçekleştirilecek.</p>

<p>Yaklaşık 1.600 yıllık tarih</p>

<p>Sümela Manastırı’nın kuruluşuna ilişkin bilgiler tarihsel kayıtlarla rivayetlerin iç içe geçtiği bir geçmişe dayanıyor. Geleneksel anlatıya göre manastırın temelleri, Atinalı rahipler Barnabas ve Sophronios tarafından milattan sonra 4. yüzyılda atıldı.</p>

<p>Bununla birlikte yapının günümüzdeki biçimiyle varlığını 13. yüzyıldan itibaren sürdürdüğü kabul ediliyor. Manastır, 1204’te kurulan Trabzon Komnenos Devleti döneminde büyüdü. Özellikle İmparator III. Aleksios döneminde önemi arttı; verilen fermanlar ve sağlanan gelirlerle dinî ve ekonomik açıdan güçlendi.</p>

<p>Trabzon’un 1461’de Osmanlı hâkimiyetine girmesinin ardından da manastırın bazı hak ve ayrıcalıkları korundu. Osmanlı döneminde onarılan yapı, 18. yüzyılda yeni fresklerle süslendi. Büyük yapıların eklendiği 19. yüzyıl ise Sümela’nın en parlak dönemlerinden biri oldu.</p>

<p>1923’ten sonra boşaltıldı</p>

<p>Trabzon’un 1916-1918 yılları arasındaki Rus işgali sırasında manastıra el konuldu. Nüfus mübadelesinin ardından 1923 yılında tamamen boşaltılan yapı, zaman içinde doğal koşullar, yangınlar, kaçak kazılar ve tahribat nedeniyle zarar gördü.</p>

<p>Cumhuriyet döneminde kültür varlığı olarak koruma altına alınan Sümela Manastırı’nda farklı tarihlerde kapsamlı restorasyon ve çevre güvenliği çalışmaları yürütüldü. Özellikle kayalıklardan düşme riski taşıyan büyük kaya parçaları temizlendi, yamaçlara çelik ağlar ve koruyucu bariyerler yerleştirildi.</p>

<p>Manastır yalnızca bir kiliseden oluşmuyor</p>

<p>Vadiden yaklaşık 300 metre, deniz seviyesinden ise yaklaşık 1.150 metre yüksekte bulunan Sümela, kayalıklara uyum sağlayan çok katmanlı mimarisiyle dikkati çekiyor.</p>

<p>Manastır kompleksinde ana kaya kilisesinin yanı sıra şapeller, öğrenci odaları, keşiş hücreleri, mutfak, misafirhane, kütüphane, su kemeri ve kutsal kabul edilen ayazma bulunuyor. Kaya kilisesinin iç ve dış duvarlarındaki fresklerde İncil’den sahneler ile Meryem Ana ve İsa tasvirleri yer alıyor.</p>

<p>Ortodoks dünyası açısından önemi</p>

<p>Tam adı “Panagia Sumela” olan manastır, Meryem Ana’ya adanmış en önemli tarihî Ortodoks yapılarından biri kabul ediliyor. Yüzyıllar boyunca Karadeniz bölgesindeki Rum Ortodoks topluluklarının başlıca ibadet, eğitim ve hac merkezleri arasında yer aldı.</p>

<p>Sümela’yı farklı kılan yalnızca dinî geçmişi değil; sarp bir yamaca kurulan özgün mimarisi, freskleri ve Altındere Vadisi’yle bütünleşen konumu. Bu özellikleri manastırı Türkiye’nin hem inanç turizmi hem de kültür turizmi açısından en tanınmış eserlerinden biri hâline getiriyor.</p>

<p>88 yıl sonra yeniden ayin yapılmıştı</p>

<p>Manastırda uzun bir aradan sonra ilk ayin, 15 Ağustos 2010 tarihinde Fener Rum Patriği Bartholomeos’un yönetiminde gerçekleştirildi. Böylece Sümela, 88 yıl sonra yeniden bir Ortodoks ayinine ev sahipliği yaptı.</p>

<p>Restorasyon çalışmaları nedeniyle bazı yıllarda ara verilen ayinler daha sonra yeniden başladı. Dünyanın farklı ülkelerinden din adamları ve ziyaretçilerin katıldığı program, dinî niteliğinin yanında kültürler arası temas ve Türkiye’nin çok katmanlı tarihî mirasının korunması açısından da sembolik önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>UNESCO Geçici Listesi’nde</p>

<p>Sümela Manastırı, mimarisi, tarihî geçmişi ve doğal çevreyle kurduğu sıra dışı ilişki nedeniyle 2000 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunuyor.</p>

<p>Manastır henüz UNESCO Dünya Mirası’nın asıl listesine alınmış değil. Ancak Geçici Liste’de yer alması, yapının evrensel kültürel değer taşıyan bir miras adayı olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bu yönleriyle Sümela’da yapılacak ayin yalnızca dinî bir tören değil; Trabzon’un uluslararası görünürlüğünü etkileyen, kültür mirası ve inanç turizmi açısından geniş yankı uyandıran bir etkinlik niteliği taşıyor. Bu yıl programın basına kapalı gerçekleştirilmesi ise hem kamuoyunun etkinlik hakkında bilgi edinmesi hem de Sümela’nın uluslararası tanıtımı bakımından tartışılabilecek yeni bir uygulama olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sumela-ayini-oncesi-dikkat-ceken-karar-gazeteciler-alinmayacak</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 16:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8802.jpeg" type="image/jpeg" length="25529"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray Ismaila Sarr’la Anlaştı: Şimdi Gözler Crystal Palace’ta]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/galatasaray-ismaila-sarrla-anlasti-simdi-gozler-crystal-palaceta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/galatasaray-ismaila-sarrla-anlasti-simdi-gozler-crystal-palaceta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Ismaila Sarr ile kişisel şartlarda anlaşmaya vardığı öne sürüldü. Senegal yıldızın transfer için baskı yaptığı, ancak Crystal Palace’ın henüz sarı-kırmızılıların teklifini kabul etmediği belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>GALATASARAY ISMAILA SARR’LA ANLAŞTI: TRANSFERDE GÖZLER CRYSTAL PALACE’TA</p>

<p>Galatasaray’ın kanat transferi için gündemine aldığı Ismaila Sarr konusunda dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Sarı-kırmızılıların Senegal Milli Takımı’nın yıldızıyla kişisel şartlarda anlaşmaya vardığı ileri sürüldü.</p>

<p>Transfer gelişmesini duyuran Fabrizio Romano, Ismaila Sarr’ın Crystal Palace’ın maç kadrosundan çıkarıldığını bildirdi. Habere göre 28 yaşındaki oyuncu, Galatasaray’a transfer olmak istiyor ve İngiliz kulübünden ayrılmasına izin verilmesi için baskısını sürdürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KULÜPLER ARASINDA ANLAŞMA SAĞLANAMADI</p>

<p>Galatasaray ile Ismaila Sarr cephesindeki görüşmelerde önemli mesafe alınmasına rağmen transfer henüz sonuçlanmadı. Crystal Palace ile sarı-kırmızılı yönetim arasında bonservis bedeli konusunda anlaşma sağlanamadığı belirtildi.</p>

<p>İngiliz ekibinin daha önce Galatasaray tarafından sunulan ilk teklifi geri çevirdiği ve takımın önemli oyuncularından biri olarak gördüğü Sarr’ı kadroda tutmak istediği aktarılmıştı. Crystal Palace’ın yalnızca beklentisini karşılayacak yüksek bir teklif gelmesi durumunda satışa izin verebileceği öne sürülüyor.</p>

<p>SARR TRANSFER İÇİN BASKI YAPIYOR</p>

<p>Son gelişmeyle birlikte transfer sürecinde oyuncunun tavrı öne çıktı. Galatasaray’a katılmaya sıcak bakan Sarr’ın kişisel şartları kabul ettiği ve kulüplerin anlaşmasını beklediği kaydedildi.</p>

<p>Senegalli futbolcunun kadro dışında bırakılması ise ayrılık ihtimalini güçlendiren bir gelişme olarak yorumlandı. Crystal Palace Teknik Direktörü Pierre Sage’in daha önce Sarr’ın cuma günü oynanacak karşılaşmada görev alacağını açıklamasına rağmen oyuncunun kadroya alınmadığı ileri sürüldü.</p>

<p>GALATASARAY’DAN YENİ TEKLİF BEKLENİYOR</p>

<p>Galatasaray yönetiminin, oyuncunun ayrılma isteğini de pazarlıklarda kullanarak Crystal Palace ile yeniden masaya oturması bekleniyor. Taraflar arasındaki bonservis farkının kapanması durumunda transfer süreci hız kazanabilir.</p>

<p>Bununla birlikte kulüpler arasında resmî anlaşma sağlanmadığı için Ismaila Sarr’ın Galatasaray’a transferi henüz kesinleşmiş değil. Sarı-kırmızılıların İngiliz ekibine sunacağı muhtemel yeni teklif, görüşmelerin seyrini belirleyecek.</p>

<p>ISMAILA SARR KİMDİR?</p>

<p>25 Şubat 1998 tarihinde Senegal’de dünyaya gelen Ismaila Sarr, hücum hattının iki kanadında ve forvet pozisyonunda görev yapabiliyor.</p>

<p>Profesyonel kariyerinde Metz, Rennes, Watford ve Marsilya formaları giyen Sarr, 2024 yılında Crystal Palace’a transfer oldu. Hızı, savunma arkasına yaptığı koşular ve doğrudan kaleye yönelen oyunuyla tanınan tecrübeli futbolcu, Senegal Milli Takımı’nın da önemli isimleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. Fabrizio Romano<br />
2. Crystal Palace Football Club<br />
3. The Guardian<br />
4. Reuters </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/galatasaray-ismaila-sarrla-anlasti-simdi-gozler-crystal-palaceta</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 16:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8797-1.jpeg" type="image/jpeg" length="50673"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Duş İçin En İyi Saat Hangisi? Uyku ve Cilt Açısından Fark Var mı?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dus-icin-en-iyi-saat-hangisi-uyku-ve-cilt-acisindan-fark-var-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dus-icin-en-iyi-saat-hangisi-uyku-ve-cilt-acisindan-fark-var-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabah duşu güne hazırlanmayı kolaylaştırabilir; yatmadan önce alınan ılık duşun ise uyku açısından farklı bir etkisi olabilir. Cilt sağlığında asıl belirleyici saat değil, duşu nasıl aldığınız.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kimi insan güne duş almadan başlayamadığını söyler, kimi ise yatağa girmeden önce duş almayı tercih eder. Peki sağlık açısından gerçekten doğru bir duş saati var mı?<br />
Bilimsel veriler, herkes için “sabah duşu daha sağlıklıdır” ya da “akşam duşu mutlaka daha iyidir” şeklinde tek bir kural olmadığını gösteriyor. Duşun zamanı, hangi amaçla alındığına göre önem kazanıyor.<br />
Uyku söz konusu olduğunda akşam alınan ılık-sıcak bir duşun bazı avantajları olabilir. Cilt sağlığı açısından ise sabah ile akşam arasında belirgin bir üstünlük gösteren güçlü kanıt bulunmuyor. Burada asıl önemli olan suyun sıcaklığı, duşun süresi, kullanılan temizleyici ve duş sonrasında cildin nasıl nemlendirildiği.<br />
Kısacası, “sabah mı akşam mı?” sorusunun yanıtı kişiye ve amaca göre değişiyor.<br />
Akşam duşu uykuya geçişi kolaylaştırabilir<br />
Uykuya yaklaşırken vücudun sıcaklık düzeni doğal olarak değişiyor. Gece yaklaştıkça vücudun iç sıcaklığında hafif bir düşüş meydana geliyor ve bu değişim biyolojik saatin uykuya hazırlanmasının parçalarından biri kabul ediliyor.<br />
Sleep Medicine Reviews dergisinde yayımlanan sistematik derleme ve meta-analiz, yatmadan önce ılık-sıcak suyla duş veya banyo yapmanın uykuya geçişi kolaylaştırabileceğine işaret etti.<br />
Araştırmalar, yaklaşık 40–42,5 derece arasındaki ılık-sıcak suyla yatmadan yaklaşık 1–2 saat önce yapılan kısa duş veya banyoların bazı kişilerde uykuya dalma süresini kısaltabileceğini ve algılanan uyku kalitesini artırabileceğini gösteriyor.<br />
Ancak burada önemli bir ayrıntı var: En uygun sıcaklık ve zamanlamayı değerlendiren çalışmaların sayısı sınırlı. Bu nedenle bu değerleri herkes için geçerli kesin bir “uyku reçetesi” gibi görmek doğru değil.<br />
Ilık duş neden uykuyu destekleyebilir?<br />
İlk bakışta sıcak bir duşun vücut sıcaklığını yükselterek uykuyu zorlaştıracağı düşünülebilir. Ancak süreç bundan biraz farklı işliyor.<br />
Ilık-sıcak su özellikle el ve ayaklardaki yüzeysel damarların genişlemesine yardımcı olabiliyor. Duştan çıktıktan sonra vücudun çevreye ısı vermesi kolaylaşıyor.<br />
Bu durum, gece saatlerinde doğal olarak gerçekleşen vücut iç sıcaklığındaki düşüşü destekleyebiliyor.<br />
Başka bir ifadeyle, duşun uykuya katkısı yalnızca “gevşetici” hissettirmesinden kaynaklanmıyor olabilir; vücudun doğal sıcaklık döngüsüyle de ilişkili olabilir.<br />
Ancak ılık duş, uykusuzluk için tek başına bir tedavi değildir. Uykusuzluğun stres, uyku apnesi, düzensiz uyku saatleri, ilaçlar ve başka birçok nedeni bulunabilir.<br />
Duşu ne zaman almak daha uygun?<br />
Uyku açısından araştırmalarda en sık öne çıkan zamanlama, yatmadan yaklaşık 1–2 saat önce alınan kısa ve ılık-sıcak duş.<br />
Bunun nedeni, duştan sonra vücudun bir miktar ısı kaybetmesine zaman tanınması.<br />
Ancak herkesin uyku düzeni, sıcaklığa verdiği yanıt ve günlük yaşamı farklıdır. Bu nedenle kişi kendisini rahat hissettiği zamanlamayı günlük düzenine göre ayarlayabilir.<br />
Sabah duşunun avantajı ne?<br />
Sabah duşuyla ilgili bilimsel kanıtlar, akşam duşunun uyku üzerindeki etkisini inceleyen araştırmalar kadar güçlü değil.<br />
Bununla birlikte sabah duşu günlük yaşam açısından bazı kişiler için daha kullanışlı olabilir.<br />
Gece terleyenler, sabah egzersiz yapanlar veya güne duş alarak başlamayı tercih eden kişiler kendilerini daha temiz ve daha uyanık hissedebilir.<br />
Soğuk veya serin su da kısa süreli uyanıklık hissini artırabilir. Çünkü ani soğuk uyaran vücutta belirgin bir fizyolojik yanıt oluşturur.<br />
Ancak buradan “sabah soğuk duş almak daha sağlıklıdır” sonucu çıkarılamaz.<br />
Soğuk duş bağışıklığı gerçekten güçlendiriyor mu?<br />
Soğuk duş son yıllarda sosyal medyada bağışıklığı artırdığı, metabolizmayı hızlandırdığı, ruh halini belirgin biçimde düzelttiği veya hormonları yükselttiği iddialarıyla sıkça gündeme geliyor.<br />
Soğuk suyun vücutta güçlü fizyolojik etkiler oluşturduğu doğru. Ancak bu etkilerin tamamını uzun dönem sağlık yararı olarak yorumlamak için yeterli kanıt yok.<br />
2016 yılında yapılan geniş randomize kontrollü bir çalışmada soğuk duş uygulayanlarda hastalık nedeniyle işe devamsızlık daha düşük bulundu. Buna karşılık katılımcıların kendilerini hasta hissettikleri günlerin sayısında anlamlı bir azalma gösterilemedi.<br />
Daha yeni sistematik değerlendirmeler de soğuk su uygulamalarının stres, ruh hali, inflamasyon ve bağışıklık gibi alanlarda bazı etkiler gösterebileceğini, ancak mevcut kanıtların sınırlı ve birbirinden farklı olduğunu ortaya koyuyor.<br />
Bu nedenle soğuk duşu hastalıklardan korunmanın kanıtlanmış bir yöntemi gibi görmek doğru değil.<br />
Cilt açısından sabah mı akşam mı daha iyi?<br />
Cilt açısından sabah duşunu akşam duşuyla doğrudan karşılaştıran güçlü bilimsel araştırmalar bulunmuyor.<br />
Dermatoloji önerilerinde saatten çok şu dört konu öne çıkıyor:<br />
Suyun sıcaklığı, duşun süresi, kullanılan temizleyici ve duş sonrası nemlendirme.<br />
Çok sıcak su, cildin yüzeyindeki doğal yağların daha fazla uzaklaşmasına neden olabilir. Bunun sonucunda kuruluk, gerginlik ve kaşıntı artabilir.<br />
Özellikle kuru cildi, egzaması veya hassas cildi bulunan kişiler bu etkileri daha belirgin yaşayabilir.<br />
Bu nedenle çok sıcak su yerine ılık su tercih etmek genellikle daha iyi bir seçenek.<br />
Uzun duş daha temiz olmak anlamına gelmiyor<br />
Duşta uzun süre kalmak rahatlatıcı olabilir ancak cilt açısından her zaman avantaj sağlamaz.<br />
Amerikan Dermatoloji Akademisi, özellikle kuru cilde eğilimli kişilerde duş veya banyonun yaklaşık 5–10 dakika ile sınırlandırılmasını öneriyor.<br />
Uzun süre suya ve temizleyici ürünlere maruz kalmak, cildin koruyucu yağ tabakasının daha fazla uzaklaşmasına katkıda bulunabilir.<br />
Cilt üzerine yapılan araştırmalar da duş veya banyo sonrasında cildin su içeriğinin kısa süreli arttığını, buna karşılık cildin yüzeyinden çevreye su kaybının da geçici olarak yükselebildiğini gösteriyor.<br />
Bu nedenle duştan çıkar çıkmaz cildin nemli hissedilmesi, cildin uzun süre nemli kalacağı anlamına gelmiyor.<br />
Duştan sonra nemlendirici neden önemli?<br />
Özellikle kuru cilt sorunu yaşayanlarda duştan sonraki birkaç dakika önem taşıyor.<br />
Cildi havluyla sertçe ovalamak yerine nazikçe kurulamak ve cilt hâlâ hafif nemliyken uygun bir nemlendirici sürmek, suyun ciltte tutulmasına yardımcı olabilir.<br />
Kuru veya hassas cildi olan kişilerde krem ya da merhem yapısındaki ürünler, çok ince losyonlara göre daha etkili olabilir.<br />
Ayrıca her duşta tüm vücudu güçlü sabunlarla yoğun biçimde köpürtmek gerekli değildir.<br />
Koltuk altı, kasık ve belirgin kirlenen bölgelerin nazikçe temizlenmesi çoğu kişi için yeterli olabilir. Sert sabunlar, yoğun parfümlü ürünler, kese ve sert liflerle aşırı sürtünme cilt bariyerini tahriş edebilir.<br />
Her gün duş almak zararlı mı?<br />
Herkes için geçerli tek bir duş sıklığı yok.<br />
Duş ihtiyacı;<br />
iklime,<br />
terleme miktarına,<br />
yapılan işe,<br />
fiziksel aktiviteye,<br />
cilt tipine,<br />
yaşa<br />
göre değişebilir.<br />
Sıcak havada çalışan veya yoğun egzersiz yapan biri ile daha az terleyen ve kuru cildi bulunan bir kişinin ihtiyacı aynı olmayabilir.<br />
Bu nedenle “herkes her gün duş almalıdır” ya da “her gün duş almak kesinlikle zararlıdır” şeklindeki iki uç yaklaşım da doğru değil.<br />
Cilt açısından sorun çoğu zaman duşun sayısından çok çok sıcak su, uzun duş, sert temizleyiciler ve duş sonrası nemlendirme yapılmamasıyla ilişkili.<br />
Akşam duşunun pratik bir hijyen avantajı olabilir<br />
Akşam duşunun uyku dışında pratik bir avantajı da bulunabilir.<br />
Gün boyunca ter, kir veya polene maruz kalan kişiler bunları yatağa taşımadan önce duş almayı tercih edebilir.<br />
Özellikle dış ortamda uzun zaman geçiren veya polene duyarlılığı bulunan kişiler için akşam duşu bu açıdan kullanışlı olabilir.<br />
Sabah duşu ise gece boyunca terleyen veya güne egzersizle başlayan kişiler için daha anlamlı olabilir.<br />
Yani hijyen açısından da tek bir doğru saat yok; kişinin günlük yaşamı belirleyici.<br />
Çok sıcak duş cildi neden yorabilir?<br />
Özellikle soğuk havalarda uzun ve çok sıcak duş rahatlatıcı gelebilir.<br />
Ancak cilt açısından en sık yapılan hatalardan biri de bu olabilir.<br />
Çok sıcak su cildin doğal koruyucu yağlarını azaltarak kuruluğu ve kaşıntıyı artırabilir.<br />
Duştan sonra cildinizde sürekli gerginlik, kaşıntı veya pullanma oluşuyorsa ilk gözden geçirilecek alışkanlıklardan biri suyun sıcaklığı ve duşun süresidir.<br />
Ilık su çoğu kişi için daha dengeli bir tercih.<br />
Soğuk duş herkes için uygun olmayabilir<br />
Soğuk suya aniden maruz kalmak nefes alıp vermede hızlanma, kalp hızında artış ve kan basıncında değişiklik gibi güçlü fizyolojik tepkilere yol açabilir.<br />
Bu nedenle özellikle kalp-damar hastalığı bulunan veya çok soğuk suya alışık olmayan kişilerde aşırı soğuk duşu sıradan bir sağlık uygulaması gibi görmek doğru değil.<br />
Sabah daha uyanık hissetmek amacıyla serin duş tercih etmek ayrı bir konu; sağlıklı olabilmek için mutlaka soğuk duş almak gerektiği düşüncesi ise bilimsel olarak desteklenmiyor.<br />
Sabah mı akşam mı? Kısa cevap<br />
Temel amacınız uykuya hazırlanmaksa, yatmadan yaklaşık 1–2 saat önce alınan kısa ve ılık-sıcak bir duş bazı kişilerde uykuya geçişi kolaylaştırabilir.<br />
Eğer duş sizi güne hazırlıyor, gece terini temizliyor veya sabah egzersizinden sonra ihtiyaç duyuyorsanız, sabah duşu da son derece uygun bir tercih olabilir.<br />
Cilt açısından ise sabah ve akşam arasındaki farktan çok duşun nasıl alındığı önem taşıyor.<br />
Çoğu kişi için temel yaklaşım; çok sıcak olmayan su, gereksiz yere uzatılmayan duş, nazik temizleyici ve özellikle kuru ciltte duş sonrası nemlendirici kullanımı.<br />
Dolayısıyla tek bir “doğru duş saati” yok. Uyku için akşam duşunun bazı bilimsel avantajları olabilir; cilt sağlığında ise saatten çok sıcaklık, süre ve bakım alışkanlıkları belirleyici.<br />
KAYNAKLAR<br />
Sleep Medicine Reviews – Before-bedtime passive body heating by warm shower or bath to improve sleep: A systematic review and meta-analysis – Haghayegh S, Khoshnevis S, Smolensky MH, Diller KR, Castriotta RJ – 2019;46:124-135 – DOI: 10.1016/j.smrv.2019.04.008<br />
Skin Research and Technology – Skin hydration and transepidermal water loss after bathing compared between immersion and showering – Nitiyarom R, Anuntarumporn L, Wisuthsarewong W – 2021;27(5):896-903 – DOI: 10.1111/srt.13039<br />
PLOS ONE – The Effect of Cold Showering on Health and Work: A Randomized Controlled Trial – Buijze GA, Sierevelt IN, van der Heijden BCJM, Dijkgraaf MG, Frings-Dresen MHW – 2016;11(9):e0161749 – DOI: 10.1371/journal.pone.0161749<br />
PLOS ONE – Effects of cold-water immersion on health and wellbeing: A systematic review and meta-analysis – Cain T, Brinsley J, Bennett H, Nelson M, Maher C, Singh B – 2025;20(1):e0317615 – DOI: 10.1371/journal.pone.0317615<br />
American Academy of Dermatology – Dermatologists’ top tips for relieving dry skin – Hasta bilgilendirme önerileri</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dus-icin-en-iyi-saat-hangisi-uyku-ve-cilt-acisindan-fark-var-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 16:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/sabah-mi-aksam-mi-dus-1200x750-1.webp" type="image/jpeg" length="77970"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Op. Dr. Özlem Gültekin Soruşturmasında Gözler Toksikoloji Raporunda]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/op-dr-ozlem-gultekin-sorusturmasinda-gozler-toksikoloji-raporunda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/op-dr-ozlem-gultekin-sorusturmasinda-gozler-toksikoloji-raporunda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’de yaşamını yitiren Op. Dr. Özlem Gültekin’in ölümüne ilişkin adli inceleme sürerken, eşi Erhan Çelik’in ilaçların temin edildiğini öne sürdüğü kişiler hakkında suç duyurusunda bulunduğu bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ÖZLEM GÜLTEKİN’İN ÖLÜMÜNDE YENİ GELİŞME: SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSU</p>

<p>İzmir’deki kliniğinde yaşamını yitiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Özlem Gültekin’in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada yeni iddialar gündeme geldi. Gültekin’in boşanma sürecindeki eşi, gazeteci Erhan Çelik’in bazı kişiler hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğu bildirildi.</p>

<p>48 yaşındaki Gültekin’in vefatı 14 Ağustos 2026’da kamuoyuna duyurulmuş, ilk haberlerde ölümün kalp krizi nedeniyle gerçekleştiği ileri sürülmüştü. Ancak kesin ölüm nedenine ilişkin resmî ve ayrıntılı bir rapor henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.</p>

<p>Kesin ölüm nedeni araştırılıyor</p>

<p>Basına yansıyan bilgilere göre Gültekin’in ölümüyle ilgili adli inceleme başlatıldı ve kesin nedenin belirlenebilmesi amacıyla toksikolojik analiz yapılmasına karar verildi. Soruşturmanın sonucunda otopsi bulguları, toksikoloji incelemesi ve toplanan diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi bekleniyor.</p>

<p>Soruşturmayla ilgili haberlerde, ev ve klinikte yeşil reçeteye tabi bazı ilaçların bulunduğu ileri sürüldü. Bununla birlikte Gültekin ve Çelik’in avukatları tarafından daha önce yapılan ortak açıklamada, ilaç bulunduğu yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığı savunulmuştu. Bu nedenle söz konusu bilgi, resmî makamlarca doğrulanmış kesin bir bulgu olarak değerlendirilemiyor.</p>

<p>Erhan Çelik bazı kişilerin araştırılmasını istedi</p>

<p>Gazeteci Birsen Altuntaş’ın haberine göre Erhan Çelik, Gültekin’e anestezide kullanılan bağımlılık riski taşıyan ilaçları yasa dışı yollarla temin ettiğini, uyguladığını veya teminine aracılık ettiğini düşündüğü kişiler hakkında suç duyurusunda bulundu.</p>

<p>Çelik’in başvurusunda, isim ve iletişim bilgilerinin yanı sıra bazı telefon kayıtları ile diğer belgelerin de savcılığa sunulduğu aktarıldı. Telefon görüşmeleri, mesajlar, banka hareketleri ve klinikteki güvenlik kamerası kayıtlarının incelenmesi de talep edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Enjektör ve kamera kayıtlarına ilişkin iddialar</p>

<p>Başvuruda, Gültekin’in ölü bulunduğu yerde bulunan boş enjektörler ile ilaç kutularının bir kişi tarafından toplanıp çöpe atıldığı öne sürüldü. Olay yeri inceleme ekiplerinin bu materyalleri çöp kutusundan çıkardığı da Çelik’in dilekçesinde yer alan iddialar arasında gösterildi.</p>

<p>Çelik ayrıca klinikte güvenlik kameraları bulunmasına rağmen olay tarihinde kayıt alınmadığının kendisine söylendiğini belirterek kameraların neden çalışmadığının araştırılmasını istedi.</p>

<p>Mahkemenin test kararı da başvuruda yer aldı</p>

<p>Haberde, çiftin boşanma davasına bakan İstanbul 13. Aile Mahkemesinin Gültekin’i yaklaşık iki ay önce test verilmesi amacıyla İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevk ettiği ancak test işleminin gerçekleşmediğinin kayıtlara geçtiği ileri sürüldü.</p>

<p>Çelik’in daha önce kamuoyuna yansıyan şiddet görüntülerine ilişkin açıklaması da dilekçede yer aldı. Çelik, görüntülerde eşine şiddet uygulamadığını; çantada bulunduğunu iddia ettiği ilaç ve enjektörleri kayıt altına almaya çalışırken taraflar arasında arbede yaşandığını savundu.</p>

<p>İddialar henüz adli makamlarca doğrulanmadı</p>

<p>Başvuruda adı geçen kişiler, ilaç temini, enjektörler ve kamera kayıtları hakkındaki anlatımların tamamı şu aşamada Erhan Çelik’in soruşturulmasını istediği iddialardan oluşuyor. Bu iddiaların doğruluğuna veya herhangi bir kişinin cezai sorumluluğuna ilişkin kesinleşmiş bir adli karar bulunmuyor.</p>

<p>Gültekin’in ölüm nedeninin kalp krizi, ilaç etkisi veya başka bir tıbbi durum olup olmadığı da henüz kesinleşmedi. Dosyanın yönünü, Adli Tıp Kurumunun otopsi ve toksikoloji sonuçları ile savcılığın dijital kayıtlar ve diğer deliller üzerindeki incelemesi belirleyecek.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/op-dr-ozlem-gultekin-sorusturmasinda-gozler-toksikoloji-raporunda</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 16:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8795-1.jpeg" type="image/jpeg" length="71180"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Roma-Oosterwolde Görüşmelerinde Yeni Aşama: Fenerbahçe’nin Yanıtı Bekleniyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/roma-oosterwolde-gorusmelerinde-yeni-asama-fenerbahcenin-yaniti-bekleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/roma-oosterwolde-gorusmelerinde-yeni-asama-fenerbahcenin-yaniti-bekleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Roma’nın Jayden Oosterwolde için Fenerbahçe ile görüşmeleri sürerken İtalya’dan yeni bir iddia geldi. Hollandalı savunmacının iki teklifi geri çevirerek Roma’yı tercih ettiği öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fenerbahçe’de Jayden Oosterwolde’nun geleceğine ilişkin transfer trafiği hızlandı. Roma’nın Hollandalı savunmacı için yaptığı girişimin ardından İtalya’dan, oyuncunun tercihine ilişkin dikkat çekici yeni bir bilgi geldi.</p>

<p>İtalyan transfer gazetecisi Alfredo Pedullà’nın aktardığı bilgilere göre Oosterwolde, kendisine gelen iki farklı teklifi geri çevirdi. Oyuncunun önceliğinin Roma olduğu ve kariyerine İtalya’da devam etmek istediği ileri sürüldü.</p>

<p>Transfer henüz resmî olarak sonuçlanmış değil. Fenerbahçe veya Roma tarafından Oosterwolde’nun transferinin tamamlandığına ilişkin bir açıklama yapılmadı.</p>

<p>OOSTERWOLDE ROMA’YI İSTİYOR İDDİASI</p>

<p>Dosyadaki yeni ayrıntı, Roma’nın ilgisinden çok Oosterwolde’nun kendi tercihine ilişkin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İtalyan basınına yansıyan bilgilere göre 25 yaşındaki futbolcu, son dönemde önüne gelen iki farklı seçeneğe olumlu yanıt vermedi. Oosterwolde’nun Roma’ya transfer olmayı istediği ve Fenerbahçe’den sürecin ilerlemesi için kolaylık beklediği öne sürülüyor.</p>

<p>Bu bilgi henüz oyuncu veya temsilcisi tarafından kamuoyuna açık biçimde doğrulanmış değil.</p>

<p>ROMA-FENERBAHÇE GÖRÜŞMELERİ İLERLİYOR</p>

<p>Roma’nın ilgisinin yalnızca oyuncu cephesindeki bir kulisten ibaret olmadığına ilişkin İtalya’dan bir başka güçlü bilgi de geldi.</p>

<p>Sky Sport Italia transfer muhabiri Gianluca Di Marzio, Roma’nın Oosterwolde için Fenerbahçe’ye teklif sunduğunu ve görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini bildirdi.</p>

<p>Di Marzio’nun 22 Ağustos tarihli haberine göre Roma yönetimi transferi kısa süre içerisinde sonuçlandırmak amacıyla temaslarını sürdürüyor.</p>

<p>İtalyan ekibinin gündeminde farklı isimler bulunmasına rağmen Oosterwolde seçeneğinin somut biçimde ilerlediği aktarılıyor.</p>

<p>MASADAKİ TRANSFER FORMÜLÜ</p>

<p>İtalyan kaynaklarında Roma’nın transferi doğrudan bonservis ödeyerek değil, kiralama ve satın alma maddesini içeren bir formülle gerçekleştirmek istediği belirtiliyor.</p>

<p>Basına yansıyan bilgilerde yaklaşık 1 milyon euroluk kiralama bedelinden söz edilirken satın alma bedeline ilişkin rakamlar kaynaklara göre küçük farklılıklar gösteriyor.</p>

<p>İtalya’daki haberlerde 15-17 milyon euro bandında bir satın alma maddesi gündeme geliyor. Bu nedenle kulüpler tarafından doğrulanmamış rakamları kesin bonservis bedeli olarak değerlendirmemek gerekiyor.</p>

<p>Satın alma maddesinin belirli şartların gerçekleşmesi durumunda zorunlu hâle gelebileceği de aktarılan bilgiler arasında.</p>

<p>FENERBAHÇE’NİN KARARI BELİRLEYİCİ</p>

<p>Oosterwolde cephesinden Roma’ya olumlu yaklaşım bulunduğu yönündeki haberler güçlenirken transferin tamamlanabilmesi için Fenerbahçe’nin şartları kabul etmesi gerekiyor.</p>

<p>Tarafların özellikle satın alma maddesinin niteliği ve ekonomik koşullar üzerinde anlaşması sürecin belirleyici noktası olacak.</p>

<p>Roma’nın teklif yaptığı ve görüşmelerin ilerlediği bilgisi birden fazla İtalyan kaynak tarafından aktarılmış durumda. Buna karşılık transferin tamamlandığını gösteren resmî bir açıklama henüz bulunmuyor.</p>

<p>OOSTERWOLDE’NUN İTALYA GEÇMİŞİ VAR</p>

<p>Hollandalı savunmacı açısından Serie A yabancı bir lig değil.</p>

<p>Oosterwolde, Fenerbahçe’ye transfer olmadan önce İtalya’da Parma forması giymişti. Sarı-lacivertli kulüp oyuncuyu 2023 yılının ocak ayında kadrosuna kattı.</p>

<p>Savunmanın solunda ve merkezinde görev yapabilmesi, Oosterwolde’yu farklı dizilişlerde kullanılabilecek bir oyuncu hâline getiriyor.</p>

<p>Roma’nın ilgisinin arkasındaki önemli unsurlardan biri de futbolcunun bu çok yönlülüğü olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>ŞİMDİ GÖZLER KULÜPLERDE</p>

<p>Transfer dosyasında şu aşamada üç önemli bilgi öne çıkıyor: Roma’nın somut girişimi, kulüpler arasındaki görüşmelerin ilerlemesi ve Oosterwolde’nun İtalya’ya dönmeye olumlu yaklaşması.</p>

<p>Pedullà’nın oyuncunun iki başka teklifi geri çevirdiği yönündeki bilgisi ise sürecin en yeni ayrıntısı.</p>

<p>Buna rağmen Fenerbahçe ve Roma’dan resmî açıklama gelmeden Oosterwolde transferini tamamlanmış bir işlem olarak değerlendirmek mümkün değil.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Alfredo Pedullà – Oosterwolde ve Roma transfer sürecine ilişkin haber – 21-22 Ağustos 2026<br />
2. Gianluca Di Marzio – Roma’nın Oosterwolde transferinde ilerleme kaydettiğine ilişkin haber – 22 Ağustos 2026<br />
3. Gianluca Di Marzio – Roma’nın Oosterwolde için Fenerbahçe’ye teklif sunduğuna ilişkin haber – 21 Ağustos 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/roma-oosterwolde-gorusmelerinde-yeni-asama-fenerbahcenin-yaniti-bekleniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8792-1.jpeg" type="image/jpeg" length="14961"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Güne Tok Tutan Bir Öğünle Başlamak İsteyenlere Kahvaltı Tarifi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gune-tok-tutan-bir-ogunle-baslamak-isteyenlere-kahvalti-tarifi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gune-tok-tutan-bir-ogunle-baslamak-isteyenlere-kahvalti-tarifi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yumurta, ıspanak ve kırmızı biberli badem sosunu buluşturan bu kahvaltı; protein, lif ve sağlıklı yağ içeriğiyle tokluk hissinin daha uzun sürmesine yardımcı olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>UZUN SÜRE TOKLUK HİSSİNİ DESTEKLEYEN KAHVALTI</p>

<p>Yumurta, ıspanak, közlenmiş kırmızı biber ve badem aynı tabakta buluşuyor. Protein, lif ve sağlıklı yağları bir araya getiren bu kahvaltı, klasik yumurta tabağına hem renkli hem de doyurucu bir alternatif sunuyor.</p>

<p>Cleveland Clinic tarafından paylaşılan dört kişilik tarifte, her porsiyona iki yumurta düşüyor. Verilen beslenme bilgilerine göre bir porsiyon yaklaşık 235 kalori, 18 gram protein, 15 gram yağ, 8 gram karbonhidrat ve 3 gram lif içeriyor.</p>

<p>Besin değerleri; yumurtaların büyüklüğüne, kullanılan peynirin türüne, malzeme miktarına ve hazırlama şekline göre değişebilir.</p>

<p>Tokluk Hissini Destekleyen Malzemeler Bir Arada</p>

<p>Yumurta, vücudun ihtiyaç duyduğu temel aminoasitleri içeren nitelikli protein kaynaklarından biri. Protein içeren öğünler, midenin daha geç boşalmasına ve yemek sonrasında tokluk hissinin daha uzun sürmesine katkı sağlayabilir.</p>

<p>Ispanaktaki lif ile bademdeki yağ ve protein de öğünün doyuruculuğunu artırabilir. Ancak hiçbir kahvaltı herkesi aynı süre boyunca tok tutmaz. Kişinin yaşı, günlük hareket düzeyi, enerji ihtiyacı ve günün diğer öğünleri sonucu etkiler.</p>

<p>Yumurta aynı zamanda B12 ve A vitaminleri ile kolin içerir. Kolin; hücrelerin, sinir sisteminin ve karaciğerin normal çalışması için gerekli bir besin ögesidir.</p>

<p>Ispanak; lif, folat ve K vitamini sağlarken kırmızı biber C vitamini ve bitkisel renk maddeleri bakımından zengindir. Badem ise doymamış yağlar, E vitamini ve bir miktar protein içerir.</p>

<p>Dört Kişilik Kahvaltı İçin Gerekenler</p>

<p>Tarif için şu malzemeler kullanılıyor:</p>

<p>Bir kırmızı kapya biber</p>

<p>Bir küçük diş sarımsak</p>

<p>Yaklaşık 28 gram kavrulmuş badem</p>

<p>İki yemek kaşığı rendelenmiş sert peynir</p>

<p>Yaklaşık 280 gram bebek ıspanak</p>

<p>Sekiz büyük yumurta</p>

<p>İki çay kaşığı sirke</p>

<p>İki taze soğan</p>

<p>Çeyrek çay kaşığı tuz</p>

<p>Çeyrek çay kaşığı karabiber</p>

<p>Kırmızı Biberli Badem Sosu Nasıl Hazırlanır?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kırmızı kapya biber, ocak ateşinde veya fırının üst ızgarasında kabuğu her taraftan koyulaşıncaya kadar çevrilerek közlenir. Ardından kapalı bir kapta yaklaşık 15 dakika dinlendirilir.</p>

<p>Yumuşayan biberin kabuğu soyulur; sapı ve çekirdekleri çıkarılır. Közlenmiş biber, sarımsak, badem, rendelenmiş peynir, az miktarda tuz ve karabiberle mutfak robotundan geçirilir. Böylece yoğun kıvamlı kırmızı biberli badem sosu elde edilir.</p>

<p>Koyu bulunan sos, çok az sıcak su eklenerek inceltilebilir. Fazladan yağ eklenmesi, tarifin enerji değerini yükselteceği için miktar kontrollü tutulmalıdır.</p>

<p>Ispanak Fazla Pişirilmemeli</p>

<p>Yıkanan ıspanak, yapraklarında kalan suyla birlikte kapaklı bir tencereye alınır. Orta ateşte yaklaşık iki dakika tutulması yaprakların yumuşaması için yeterlidir.</p>

<p>Ispanağın uzun süre pişirilmesi hem dokusunun tamamen kaybolmasına hem de tabağın fazla sulanmasına yol açabilir. Yapraklar hacmini kaybettiğinde ocaktan alınmalıdır.</p>

<p>Yumurta Kabuksuz Olarak Suda Nasıl Pişirilir?</p>

<p>Geniş bir tavaya veya sığ tencereye su doldurulur. Su kaynamaya başladığında ateş azaltılır. Pişirme sırasında suyun şiddetle kaynamaması, yalnızca hafifçe hareket etmesi gerekir.</p>

<p>Suya iki çay kaşığı sirke eklenir. Yumurta önce küçük bir kâseye kırılır. Ardından kâse suyun yüzeyine yaklaştırılarak yumurta yavaşça suya bırakılır.</p>

<p>Yumurta beyazı tamamen toparlanıncaya kadar yaklaşık üç ila beş dakika pişirilir. Delikli bir kaşıkla sudan çıkarılan yumurta, fazla suyunun alınması için kısa süre temiz bir kâğıt havlu üzerinde bekletilir.</p>

<p>Servis sırasında pişmiş ıspanak tabağın tabanına yerleştirilir. Üzerine iki yumurta ve kırmızı biberli badem sosu eklenir. Son olarak ince doğranmış taze soğan serpilir.</p>

<p>Yumurta Sarısının Yumuşak Kalması Herkes İçin Uygun Değil</p>

<p>Bu pişirme yönteminde yumurtanın sarısı yumuşak bırakılabilir. Ancak az pişmiş yumurta, bağırsak enfeksiyonuna neden olabilen Salmonella bakterisini taşıma ihtimali nedeniyle bazı kişiler açısından risk oluşturabilir.</p>

<p>Hamilelerin, küçük çocukların, ileri yaştakilerin ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerin yumurtayı beyazı ve sarısı tamamen katılaşıncaya kadar pişirmesi önerilir. Bu kişiler için mikroplardan arındırma işleminden geçirilmiş yumurta kullanılması da daha güvenli bir seçenek olabilir.</p>

<p>Yumurtalar buzdolabında saklanmalı, kabuğu çatlamış ürünler kullanılmamalı ve çiğ yumurtayla temas eden eller ile mutfak gereçleri iyice temizlenmelidir.</p>

<p>Kolesterolü Yüksek Olanlar Porsiyonu Değerlendirmeli</p>

<p>Tarifin bir porsiyonunda iki büyük yumurta bulunuyor. Cleveland Clinic tarafından açıklanan beslenme değerlerine göre bir porsiyon yaklaşık 388 miligram kolesterol içeriyor.</p>

<p>Yiyeceklerle alınan kolesterolün kandaki kolesterol üzerindeki etkisi herkeste aynı değildir. Kalıtsal özellikler, doymuş yağ tüketimi, vücut ağırlığı, hareket düzeyi ve beslenmenin bütünü de kan yağlarını etkiler.</p>

<p>LDL olarak bilinen zararlı kolesterolü yüksek olanlar, ailesel kolesterol yüksekliği bulunanlar, diyabeti veya kalp-damar hastalığı olanlar iki yumurtalık porsiyonun kendileri için uygun olup olmadığını hekimlerine ya da diyetisyenlerine danışabilir.</p>

<p>Tarif tek yumurtayla hazırlanabilir. Yumurtalardan birinin yerine yalnızca yumurta akı kullanılması da protein miktarını büyük ölçüde korurken kolesterol alımını azaltabilir.</p>

<p>Kan Sulandırıcı İlaç Kullananlar Ispanağa Dikkat Etmeli</p>

<p>Ispanak K vitamini bakımından zengindir. Varfarin gibi K vitamininden etkilenen kan sulandırıcı ilaçları kullananların ıspanağı tamamen bırakması genellikle gerekmez. Önemli olan, tüketilen miktarın bir günden diğerine büyük ölçüde değişmemesidir.</p>

<p>Bu ilaçları kullanan kişiler, ıspanak ve diğer koyu yeşil yapraklı sebzelerin tüketim miktarını hekimlerinden habersiz artırmamalı veya azaltmamalıdır.</p>

<p>Badem alerjisi ya da süt ürünlerine karşı alerjisi bulunanlar açısından tarif uygun olmayabilir. Belirli böbrek taşı türlerine yatkın kişilerin ve böbrek hastalığı nedeniyle potasyum kısıtlaması uygulayanların da porsiyon miktarını sağlık uzmanıyla değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>Her Öğün Herkese Aynı Ölçüde Yetmeyebilir</p>

<p>Bu kahvaltı protein ve sebze açısından güçlü, karbonhidrat açısından ise sınırlı bir öğündür. Enerji ihtiyacı yüksek olanlar, çocuklar veya sabah egzersiz yapanlar tabağın yanına bir dilim tam tahıllı ekmek ekleyebilir.</p>

<p>Kilo vermek isteyenler için yalnızca öğünün kalori değeri değil, porsiyon büyüklüğü ve gün boyunca alınan toplam enerji de önemlidir. Tek bir tarif doğrudan kilo verdirmez veya sağlık sorunlarını önlemez.</p>

<p>Yumurta, ıspanak, kırmızı biber ve bademin aynı tabakta buluşması besleyici ve tok tutmaya yardımcı bir kahvaltı oluşturabilir. Kalıcı fayda ise tek bir öğünden değil, dengeli ve sürdürülebilir bir beslenme düzeninden gelir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Cleveland Clinic Health Essentials – Recipe: Poached Eggs With Spinach and Red Pepper Pesto – Cleveland Clinic Wellness ve Sara Quessenberry – 2024<br />
2. Dünya Sağlık Örgütü – Healthy Diet – 2026<br />
3. ABD Gıda ve İlaç Dairesi – What You Need To Know About Egg Safety – 2025<br />
4. ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri Besin Takviyeleri Ofisi – Vitamin K Fact Sheet for Consumers – 2021<br />
5. Circulation – Dietary Cholesterol and Cardiovascular Risk: A Science Advisory From the American Heart Association – Carson ve arkadaşları – 2020 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000000743</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gune-tok-tutan-bir-ogunle-baslamak-isteyenlere-kahvalti-tarifi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 15:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8791.jpeg" type="image/jpeg" length="11590"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bilal El Khannouss Galatasaray’a Gelecek mi? Transferde Son Durum]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bilal-el-khannouss-galatasaraya-gelecek-mi-transferde-son-durum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bilal-el-khannouss-galatasaraya-gelecek-mi-transferde-son-durum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Bilal El Khannouss için Stuttgart’a bonuslar hariç 22 milyon euro teklif ettiği öne sürüldü. Fransız basını teklifin reddedildiğini yazarken Almanya’dan farklı bir bilgi geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’ın Bilal El Khannouss’a yönelik ilgisi Avrupa basınında yeniden gündemde. Foot Mercato, sarı-kırmızılıların Stuttgart’a 22 yaşındaki Faslı futbolcu için bonuslar hariç 22 milyon euro teklif ettiğini ve Alman kulübünün bu rakamı yetersiz bularak geri çevirdiğini bildirdi.</p>

<p>Ancak transfer dosyasının dikkatle değerlendirilmesini gerektiren önemli bir ayrıntı bulunuyor. Almanya’dan BILD, Galatasaray’ın El Khannouss için Stuttgart’a teklif yaptığı yönündeki haberlerin kendi bilgilerine göre doğru olmadığını yazdı.</p>

<p>Bu nedenle 22 milyon euroluk teklif ve teklifin reddedildiği bilgisi, kulüplerden resmî doğrulama gelmediği sürece transfer kulisi olarak değerlendirilmeli.</p>

<p>22 MİLYON EUROLUK TEKLİF İDDİASI</p>

<p>Foot Mercato’nun aktardığı bilgilere göre Galatasaray, El Khannouss için Stuttgart’ın kapısını çaldı ve bonuslar hariç 22 milyon euroluk bir öneri sundu.</p>

<p>Fransız yayın, Stuttgart’ın bu rakamı beklentisinin oldukça altında bulduğunu ve ilk girişimi kabul etmediğini bildirdi.</p>

<p>Aynı haberde Alman ekibinin oyuncunun ayrılığına ancak çok daha yüksek bir bonservis bedeli karşılığında yaklaşabileceği öne sürüldü.</p>

<p>Taraflardan 22 milyon euroluk rakamı doğrulayan resmî bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle söz konusu tutarı kesinleşmiş teklif bedeli olarak değerlendirmek mümkün değil.</p>

<p>ALMANYA’DAN ÇELİŞKİLİ BİLGİ</p>

<p>Dosyayı daha ilginç hale getiren gelişme ise Stuttgart cephesinden haber yapan Alman basınındaki farklı bilgiler.</p>

<p>BILD, Galatasaray’ın El Khannouss için teklif yaptığı yönündeki haberlerin kendi kaynaklarına göre gerçeği yansıtmadığını ve Stuttgart’a oyuncu için somut bir teklif ulaşmadığını bildirdi.</p>

<p>Böylece transfer kulisinde iki farklı tablo ortaya çıktı.</p>

<p>Fransa’dan Foot Mercato 22 milyon euroluk bir teklifin yapıldığını ve reddedildiğini öne sürerken, Almanya’dan BILD Stuttgart’a somut teklif gelmediğini yazdı.</p>

<p>Kulüplerden veya oyuncu cephesinden bu çelişkiyi ortadan kaldıracak resmî bir açıklama yapılmış değil.</p>

<p>GALATASARAY İLGİSİ TÜRKİYE’DE DE GÜNDEME GELDİ</p>

<p>Bilal El Khannouss'un Galatasaray'la anılması yalnızca Fransız basınındaki son haberle başlamadı.</p>

<p>HT Spor, 19 Ağustos'ta Galatasaray'ın oyuncu için görüşmelerde bulunduğunu bildirdi. Haberde Stuttgart'ın müzakerelere tamamen kapalı olmadığı ancak oyuncunun Türkiye seçeneğine yaklaşımının olumlu olmadığı öne sürüldü.</p>

<p>Bu bilgi de taraflarca resmen doğrulanmadı.</p>

<p>Dolayısıyla şu aşamada Galatasaray-El Khannouss dosyasında doğrulanmış bir anlaşmadan veya ileri aşamaya ulaşmış transfer görüşmesinden söz etmek mümkün görünmüyor.</p>

<p>BİLAL EL KHANNOUSS KİMDİR?</p>

<p>Fas Milli Takımı'nda da forma giyen Bilal El Khannouss, hücum hattının arkasında ve merkez orta sahada görev yapabilen teknik özellikleri yüksek bir futbolcu.</p>

<p>Genk altyapısından yetişen El Khannouss, Belçika'daki performansının ardından Leicester City'ye transfer oldu. Daha sonra kariyerini Stuttgart'ta sürdürmeye başladı.</p>

<p>Topla hareketliliği, dar alan bağlantıları ve hücum ile orta saha arasındaki pas trafiğine katkısıyla öne çıkan oyuncu, klasik bir ceza sahası golcüsünden ziyade oyunun kurulmasına ve hücum organizasyonlarına katılan bir orta saha profili çiziyor.</p>

<p>GALATASARAY AÇISINDAN NASIL BİR PROFİL?</p>

<p>El Khannouss'un adı Galatasaray açısından değerlendirildiğinde transferin yalnızca bir oyuncu değişikliği olarak görülmemesi gerekiyor.</p>

<p>Faslı futbolcu, farklı orta saha rollerinde kullanılabilmesi nedeniyle kadro içinde teknik çeşitlilik sağlayabilecek bir profil. Özellikle topa sahip olunan oyunlarda merkez ile hücum hattı arasında bağlantı kurabilmesi, oyuncunun öne çıkan özelliklerinden biri.</p>

<p>Bununla birlikte transferin gerçekleşmesi halinde hangi rolde kullanılacağı, mevcut kadro planlaması ve teknik ekibin tercihleriyle doğrudan bağlantılı olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TRANSFERDE ŞİMDİ NE BEKLENİYOR?</p>

<p>Bilal El Khannouss dosyasındaki en önemli soru, Galatasaray'ın Stuttgart'a gerçekten resmî bir teklif gönderip göndermediği.</p>

<p>Foot Mercato'nun 22 milyon euro ve ret bilgisine karşılık BILD'in somut teklif bulunmadığını bildirmesi, transfer haberlerinde kaynak ayrımının önemini ortaya koyuyor.</p>

<p>Galatasaray veya Stuttgart'tan gelecek resmî bir açıklama ya da iki ülkeden bağımsız ve güçlü kaynakların aynı bilgiyi doğrulaması halinde transferin hangi aşamada olduğu daha net anlaşılabilecek.</p>

<p>Mevcut tabloya göre El Khannouss, Galatasaray'ın adıyla anılan transfer seçeneklerinden biri. Ancak 22 milyon euroluk teklif ve Stuttgart'ın bu teklifi reddettiği bilgisi şimdilik Fransız basını kaynaklı bir iddia olarak kayda geçirilmeli.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Foot Mercato – Stuttgart’ın Galatasaray’ın Bilal El Khannouss için yaptığı 22 milyon euroluk teklifi reddettiği iddiası – 22 Ağustos 2026<br />
2. BILD – Galatasaray’dan Bilal El Khannouss için somut teklif bulunmadığı bilgisi – 20 Ağustos 2026<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bilal-el-khannouss-galatasaraya-gelecek-mi-transferde-son-durum</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 15:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8790.jpeg" type="image/jpeg" length="65723"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fabrizio Romano Açıkladı: Trabzonspor Lucca İçin Teklif Yaptı, İki Engel Çıktı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fabrizio-romano-acikladi-trabzonspor-lucca-icin-teklif-yapti-iki-engel-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fabrizio-romano-acikladi-trabzonspor-lucca-icin-teklif-yapti-iki-engel-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un Napoli forması giyen Lorenzo Lucca için girişimde bulunduğu İtalya’dan gelen yeni bilgilerle doğrulandı. Fabrizio Romano, bordo-mavililerin teklif seviyesinin Napoli’nin beklentisinin oldukça altında kaldığını, ayrıca İtalyan golcünün şu aşamada Türkiye seçeneğine sıcak bakmadığını aktardı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fabrizio Romano Açıkladı: Trabzonspor Lucca İçin Teklif Yaptı, İki Engel Çıktı</p>

<p>Trabzonspor’un santrfor arayışında gündeme gelen Lorenzo Lucca dosyasında İtalya’dan dikkat çekici yeni bilgiler geldi.</p>

<p>Transfer gazetecisi Fabrizio Romano, bordo-mavililerin Napoli ile temas kurduğunu doğrularken görüşmelerin mevcut durumda neden ilerlemediğine ilişkin iki önemli ayrıntı paylaştı.</p>

<p>Romano’nun aktardığı bilgilere göre Trabzonspor’un Napoli’ye yaptığı yaklaşım ekonomik açıdan İtalyan kulübünün beklentilerini karşılamadı. İki kulüp arasındaki rakamsal mesafenin oldukça yüksek olduğu belirtilirken, transferin önündeki diğer engelin ise Lucca’nın tercihi olduğu ifade edildi.</p>

<p>Trabzonspor’un yaklaşımı doğrulandı</p>

<p>Lorenzo Lucca’nın Trabzonspor’un gündemine geldiğine ilişkin haberler bir süredir hem Türkiye hem de İtalya’da yer alıyordu.</p>

<p>Son açıklama ise bordo-mavililerin ilgisinin yalnızca bir transfer söylentisinden ibaret olmadığını göstermesi açısından önem taşıyor.</p>

<p>Fabrizio Romano, Trabzonspor’un Napoli’ye Lucca için gerçekten bir yaklaşımda bulunduğunu belirtirken, yapılan girişimin mevcut şartlarda anlaşma zemini oluşturmadığını aktardı.</p>

<p>Romano’ya göre Trabzonspor’un ortaya koyduğu ekonomik şartlar ile Napoli’nin beklentileri arasında ciddi bir fark bulunuyor.</p>

<p>İkinci engel Lorenzo Lucca’nın tercihi</p>

<p>Transferin önündeki tek sorun bonservis pazarlığı değil.</p>

<p>Romano’nun verdiği bilgiye göre Lorenzo Lucca da şu aşamada Türkiye’ye transfer olmaya sıcak bakmıyor.</p>

<p>İtalyan santrforun mevcut durumda Napoli’de kalmaya, takımdan ayrılmaya kıyasla daha yakın olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Bu ayrıntı, Trabzonspor açısından transfer operasyonunu daha da zorlaştırıyor. Bordo-mavililerin yalnızca Napoli ile ekonomik şartlarda anlaşması değil, oyuncuyu da Türkiye seçeneğine ikna etmesi gerekiyor.</p>

<p>İtalya’dan peş peşe olumsuz sinyaller</p>

<p>Lucca dosyasında son günlerde İtalya’dan gelen bilgiler aynı noktada birleşmeye başladı.</p>

<p>Transfer gazetecisi Nicolò Schira da oyuncunun Trabzonspor seçeneğine şu aşamada ilgi göstermediğini ve Napoli’de kalmak istediğini aktarmıştı.</p>

<p>Matteo Moretto ise Trabzonspor-Lucca hattının çeşitli faktörler nedeniyle mevcut şartlarda ilerlemeye uygun görünmediğini belirtmişti.</p>

<p>Fabrizio Romano’nun son açıklaması ise tabloya önemli bir ayrıntı daha ekledi: Trabzonspor’un Napoli ile temasının bulunduğu ancak taraflar arasında ekonomik açıdan ciddi bir mesafe olduğu bilgisi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Böylece transferin önünde hem kulüpler arasındaki şartlar hem de oyuncunun tercihi olmak üzere iki ayrı engel bulunduğu ortaya çıkmış oldu.</p>

<p>Lucca transferi bitti mi?</p>

<p>Mevcut bilgiler transferin gerçekleşme ihtimalinin düşük olduğunu gösterse de dosyanın tamamen kapandığını söylemek için henüz erken.</p>

<p>Transfer döneminde tekliflerin yenilenmesi, Napoli’nin beklentilerinin değişmesi veya oyuncunun kariyer planlamasında farklı bir karar alması ihtimalleri bulunuyor.</p>

<p>Ancak 22 Ağustos itibarıyla İtalya’dan gelen güçlü kaynakların ortak tablosu Trabzonspor açısından olumlu değil.</p>

<p>Bordo-mavililerin Lorenzo Lucca transferinde ilerleme sağlayabilmesi için hem Napoli ile arasındaki ekonomik farkı azaltması hem de 25 yaşındaki İtalyan santrforu Türkiye seçeneğine ikna etmesi gerekecek.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Fabrizio Romano</li>
 <li>Napoli Magazine</li>
 <li>Nicolò Schira</li>
 <li>Matteo Moretto</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fabrizio-romano-acikladi-trabzonspor-lucca-icin-teklif-yapti-iki-engel-cikti</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 15:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8788.jpeg" type="image/jpeg" length="60592"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Keratokonus Lensleri: Hangi Lens Kimler İçin Uygun?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/keratokonus-lensleri-hangi-lens-kimler-icin-uygun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/keratokonus-lensleri-hangi-lens-kimler-icin-uygun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Keratokonusta standart gözlükler her zaman yeterli netliği sağlayamayabilir. Özel kontakt lensler görüşü belirgin biçimde iyileştirebilir; doğru seçim ise korneanın yapısına ve kişinin ihtiyaçlarına göre yapılır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Keratokonusu olan bir kişi gözlüğünün numarası yenilendiği hâlde gölgeli harfler, ışıkların çevresinde uzamalar veya çift görmeye benzeyen görüntüler yaşamaya devam edebilir. Bunun nedeni çoğu zaman yalnızca göz numarası değildir. Gözün önündeki saydam tabaka olan korneanın biçimi düzensizleştiği için ışık, göz içinde tek bir noktada toplanamaz.</p>

<p>Keratokonus lensleri bu düzensiz yüzeyin oluşturduğu görüntü bozukluğunu azaltmak amacıyla kullanılır. Standart yumuşak lenslerden farklı tasarımlara sahip olabilen bu lensler, korneanın önünde daha düzenli bir optik yüzey oluşturarak görüş kalitesini artırabilir.</p>

<p>Ancak önemli bir ayrım var: Kontakt lensler keratokonusu ortadan kaldırmaz ve hastalığın ilerlemesini tek başına durdurmaz. Görevleri esas olarak görmeyi düzeltmektir. İlerleme saptanan kişilerde korneayı güçlendirmeyi amaçlayan çapraz bağlama tedavisi ayrıca değerlendirilebilir.</p>

<p>Keratokonusta gözlük neden yetersiz kalabilir?</p>

<p>Keratokonus, korneanın incelerek öne doğru sivrileşmesiyle seyreden bir göz hastalığıdır. Bu değişim, düzenli astigmatizmden farklı olarak kornea yüzeyinde düzensiz bir kırma kusuru oluşturabilir.</p>

<p>Erken ve hafif olgularda gözlük ya da standart yumuşak kontakt lens yeterli görüş sağlayabilir. Kornea biçimi daha düzensiz hâle geldiğinde ise gözlük camı görüntüdeki gölgelenmeyi, ışık saçılmasını ve çarpılmayı tam olarak düzeltemeyebilir. Bu aşamada keratokonusa özel lens seçenekleri gündeme gelir.</p>

<p>Her keratokonus hastasının sert lens kullanması gerekmez. Seçim; korneanın haritasına, hastalığın düzeyine, gözyaşı yapısına, göz yüzeyinin durumuna, kişinin görme ihtiyacına ve lensi kullanabilme becerisine göre yapılır.</p>

<p>Keratokonus lenslerinin çeşitleri nelerdir?</p>

<p>Keratokonusta tek bir lens türü bulunmaz. Aynı hastalığa sahip iki kişinin kornea biçimleri farklı olabileceği için uygun lens tasarımı da değişebilir.</p>

<p>Özel tasarımlı yumuşak lensler</p>

<p>Hafif veya bazı orta düzey keratokonus olgularında kullanılabilir. Standart yumuşak lenslere göre daha kalın ve farklı optik özelliklere sahip olabilir. Göze alışılması genellikle daha kolaydır; ancak ileri derecedeki kornea düzensizliğinde sert lensler kadar net görüş sağlamayabilir.</p>

<p>Sert gaz geçirgen lensler</p>

<p>RGP veya korneal sert lens olarak da adlandırılır. Korneanın üzerinde duran küçük çaplı lenslerdir. Lens ile kornea arasındaki gözyaşı tabakası, düzensiz yüzeyin optik etkisini azaltır. Bu sayede gözlükle düzeltilemeyen görüntü bozukluklarında daha net görüş elde edilebilir.</p>

<p>İlk günlerde gözde yabancı cisim hissi oluşturabilir. Lensin kenarının hissedilmesi, gözün sulanması ve takma süresinin kısa olması alışma döneminde görülebilir. Uyum süresi kişiden kişiye değişir.</p>

<p>Hibrit lensler</p>

<p>Merkezinde sert, çevresinde yumuşak bölüm bulunan lenslerdir. Sert merkezin sağladığı görüntü kalitesiyle yumuşak kenarın konforunu bir araya getirmeyi amaçlar. Her göz yapısına uygun olmayabilir ve düzenli kontrol gerektirir.</p>

<p>Piggyback sistemi</p>

<p>Sert gaz geçirgen lensin altına ince bir yumuşak lens yerleştirilir. Amaç, sert lensin oluşturduğu rahatsızlığı azaltmak veya kornea yüzeyini korumaktır. İki lensin birlikte kullanılması bakım sürecini zorlaştırabileceğinden yalnızca uzman değerlendirmesiyle uygulanmalıdır.</p>

<p>Skleral ve mini skleral lensler</p>

<p>Skleral lensler korneaya temas etmek yerine korneanın üzerinden kubbe gibi geçer ve gözün beyaz kısmı olan sklera üzerine oturur. Lens ile kornea arasındaki boşluk, koruyucu içermeyen steril sıvıyla doldurulur.</p>

<p>Geniş çapları sayesinde gözde daha kararlı durabilir, düzensiz korneada iyi bir optik yüzey oluşturabilir ve bazı kişilerde korneal sert lenslerden daha rahat olabilir. İleri keratokonus, kornea yüzeyinde hassasiyet veya diğer lenslerle yeterli görüş sağlanamaması durumunda değerlendirilebilir.</p>

<p>Buna karşılık skleral lenslerin takılıp çıkarılması, sıvıyla doldurulması ve temizlenmesi belirli bir eğitim gerektirir. Gün içinde sıvı haznesinde bulanıklık oluşabilir. Lensin yeniden çıkarılıp temizlenmesi ve uygun sıvıyla doldurulması gerekebilir.</p>

<p>En iyi keratokonus lensi hangisidir?</p>

<p>Herkes için en iyi kabul edilen tek bir keratokonus lensi yoktur. Bir kişide çok net ve rahat görüş sağlayan tasarım, başka bir kişide hareket edebilir, baskı oluşturabilir veya yeterli netliği vermeyebilir.</p>

<p>Lens seçiminde yalnızca görme testindeki harfleri okuyabilmek değerlendirilmez. Lensin korneaya ve çevre dokulara nasıl oturduğu, gözyaşı dolaşımı, hareketi, merkezlenmesi, kullanım süresince oluşan kızarıklık ve kişinin günlük yaşamındaki konforu da incelenir.</p>

<p>Skleral lenslerde kornea ile lens arasında yeterli boşluk bulunması gerekir. Fazla veya yetersiz boşluk, lensin kenar yapısı ve gözün beyaz kısmına yaptığı baskı uzman tarafından kontrol edilir. Bu nedenle internetten ölçüye göre lens almak ya da başka bir kişiye ait lensi denemek güvenli değildir.</p>

<p>İlk denemede kusursuz uyum sağlanamayabilir</p>

<p>Keratokonus lenslerinin uygulanması çoğu zaman birkaç aşamalı bir süreçtir. Deneme lensleriyle yapılan değerlendirmeden sonra kişiye özel ölçüler belirlenir. Lens teslim edildiğinde görüş ve uyum yeniden kontrol edilir.</p>

<p>İlk günlerde kullanım süresi kademeli olarak artırılabilir. Lensin göz üzerinde bekledikçe oturuşu değişebileceği için kontrol yalnızca takıldığı ilk dakikalarda yapılmaz. Bazı kişilerde daha iyi görüş veya konfor için lens ölçülerinin yeniden düzenlenmesi gerekebilir.</p>

<p>Zaman içinde korneanın biçimi, göz yüzeyi veya göz numarası değişebilir. Daha önce rahat kullanılan bir lensin batmaya başlaması, sık düşmesi, merkezden kayması ya da görüşün bozulması yeni bir değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Lens görüşü düzeltir, ilerlemeyi takip etmez</p>

<p>Lensle net görmek, keratokonusun ilerlemediği anlamına gelmez. Hastalığın seyri; kornea topografisi veya tomografisi adı verilen ayrıntılı haritalama yöntemleri, kornea kalınlığı ölçümleri, görme muayenesi ve numara değişiklikleriyle takip edilir.</p>

<p>Özellikle çocuklarda, ergenlerde ve genç erişkinlerde ilerleme daha hızlı olabilir. Sık numara değişmesi, astigmatizmanın artması veya kornea ölçümlerinin bozulması durumunda takip aralıkları hekim tarafından yeniden belirlenir.</p>

<p>İlerleme doğrulanırsa korneal çapraz bağlama adı verilen tedavi gündeme gelebilir. Bu işlem korneanın dayanıklılığını artırarak hastalığın ilerlemesini yavaşlatmayı veya durdurmayı amaçlar. Çapraz bağlama görme kusurunu bütünüyle düzeltmeyebilir; işlem sonrasında da gözlük veya kontakt lens gerekebilir.</p>

<p>Temizlikte musluk suyu kullanılmamalı</p>

<p>Keratokonus lensleri tıbbi cihazdır. Yanlış temizlik ve kullanım, kornea enfeksiyonu ve görme kaybına kadar ilerleyebilen sorunlara yol açabilir.</p>

<p>Lense dokunmadan önce eller sabunla yıkanmalı ve tüy bırakmayan temiz bir havluyla kurulanmalıdır. Lensler yalnızca önerilen bakım solüsyonlarıyla temizlenmeli ve saklanmalıdır. Musluk suyu, içme suyu, ev yapımı tuzlu su veya tükürük lens temizliğinde kullanılmamalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Skleral lensin göze takılmadan önce doldurulmasında, hekimin önerdiği koruyucu içermeyen steril ürün kullanılmalıdır. Temizlik solüsyonu ile lensi doldurmak için kullanılan sıvı aynı ürün olmayabilir.</p>

<p>Lens kabı düzenli olarak temizlenmeli, kurutulmalı ve belirlenen aralıklarla değiştirilmelidir. Solüsyonun üzerine yeni solüsyon eklemek yerine kaptaki eski sıvı dökülmelidir. Lensle duş almak, yüzmek veya havuza girmek enfeksiyon riskini artırabilir.</p>

<p>Hekim özellikle önermedikçe keratokonus lensleriyle uyunmamalıdır. Kullanım ve yenileme süresi, lensin türüne ve gözün durumuna göre belirlenmelidir.</p>

<p>Gün içinde bulanıklaşma neden olabilir?</p>

<p>Lens takıldıktan sonraki ilk saatlerde net olan görüşün ilerleyen saatlerde bulanıklaşmasının birden fazla nedeni bulunabilir. Lens yüzeyinde gözyaşı, yağ veya protein birikmesi; lensin merkezden kayması; göz kuruluğu ya da lens altında parçacık birikmesi bunlar arasındadır.</p>

<p>Skleral lens kullanıcılarında lensin altındaki sıvının sisli görünmesi “gün ortası bulanıklığı” olarak tanımlanabilir. Lensin uyumu, göz yüzeyindeki iltihaplanma, gözyaşı yapısı veya doldurma tekniği bu duruma katkıda bulunabilir. Sorun sık tekrarlıyorsa yalnızca lensi daha uzun süre kullanmaya çalışmak yerine kontrol muayenesi yapılmalıdır.</p>

<p>Göz alerjisi de konforu bozabilir. Keratokonusla göz ovuşturma arasında güçlü bir ilişki bulunduğundan kaşıntının nedeni değerlendirilmeli ve gözleri ovuşturmaktan kaçınılmalıdır.</p>

<p>Ne zaman lens çıkarılmalı ve doktora başvurulmalı?</p>

<p>Lens kullanırken belirgin ağrı, giderek artan kızarıklık, ışığa bakamama, akıntı, korneada beyaz bir nokta veya ani görme azalması gelişirse lens hemen çıkarılmalı ve gecikmeden göz hekimine başvurulmalıdır. Bu belirtiler kornea enfeksiyonu veya başka bir göz yüzeyi sorununa işaret edebilir.</p>

<p>Lens çıkarıldıktan sonra geçmeyen batma, sürekli sulanma, lensin göze yapışması, çıkarılamaması, tekrarlayan sislenme veya kullanım süresinin giderek kısalması da değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Çıkarılan lens kontrol için saklanabilir; ancak hekim değerlendirmesi olmadan yeniden takılmamalıdır. Şiddetli ağrı veya ani görme kaybında aynı gün göz acil birimine başvurulmalıdır.</p>

<p>Düzenli takip lens kadar önemlidir</p>

<p>Doğru seçilmiş bir keratokonus lensi, kişinin eğitim, çalışma, araç kullanma ve günlük yaşam performansını belirgin biçimde iyileştirebilir. Başarı yalnızca lens türüne bağlı değildir. Uygun ölçüm, doğru takma ve çıkarma tekniği, titiz hijyen ve düzenli göz muayenesi sürecin ayrılmaz parçalarıdır.</p>

<p>Lens kullanıcısı iyi gördüğü için kontrollerini ertelememelidir. Muayenelerde hem lensin göz üzerindeki etkisi hem de keratokonusun seyri değerlendirilir. Böylece görüşü iyileştiren lens kullanımı ile hastalığın ilerlemesini izleyen tıbbi takip birbirine karıştırılmadan sürdürülebilir.</p>

<p>KAYNAKLAR<br />
1. Cornea – Global Consensus on Keratoconus and Ectatic Diseases—Edition 2 – Gomes JAP, Hafezi F, Ambrósio R Jr. ve çalışma grubu – 2026 – DOI: 10.1097/ICO.0000000000004170<br />
2. Contact Lens and Anterior Eye – Keratoconus: An Updated Review – Santodomingo-Rubido J, Carracedo G, Suzaki A ve arkadaşları – 2022 – DOI: 10.1016/j.clae.2021.101559<br />
3. Contact Lens and Anterior Eye – Keratoconus: A Review – Romero-Jiménez M, Santodomingo-Rubido J, Wolffsohn JS – 2010 – DOI: 10.1016/j.clae.2010.04.006<br />
4. Indian Journal of Ophthalmology – Contact Lens in Keratoconus – Rathi VM, Mandathara PS, Dumpati S – 2013 – DOI: 10.4103/0301-4738.116066<br />
5. Clinical Optometry – Scleral Lens for Keratoconus: Technology Update – Rathi VM, Mandathara PS, Taneja M, Dumpati S, Sangwan VS – 2015 – DOI: 10.2147/OPTH.S52483</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/keratokonus-lensleri-hangi-lens-kimler-icin-uygun</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8786.jpeg" type="image/jpeg" length="39431"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bağırsakları Rahatlatmak İçin Günlük Hayatta Neler Değiştirilebilir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bagirsaklari-rahatlatmak-icin-gunluk-hayatta-neler-degistirilebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bagirsaklari-rahatlatmak-icin-gunluk-hayatta-neler-degistirilebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kabızlık yalnızca tuvalete seyrek çıkmak değildir. Sert dışkı, ıkınma ve tam boşalamama hissiyle de ortaya çıkabilir. Beslenmeden ilaçlara kadar pek çok etken bağırsak düzenini bozabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>KABIZLIK YALNIZCA TUVALETE ÇIKAMAMAK DEĞİL: BELİRTİLERİ, NEDENLERİ VE ÇÖZÜM YOLLARI</p>

<p>Tuvalete çıkıldığı hâlde bağırsakların tamamen boşalmadığı hissi, küçük ve sert parçalar hâlinde dışkılama ya da uzun süre ıkınmak zorunda kalma… Bunların tamamı kabızlığın farklı yüzleri olabilir.</p>

<p>Kabızlık yalnızca haftada kaç kez tuvalete çıkıldığıyla değerlendirilmez. Dışkının kıvamı, çıkarma güçlüğü, ıkınma ihtiyacı ve kişinin alışılmış bağırsak düzenindeki değişiklik de önemlidir. Bu nedenle her gün dışkılayan bir kişi bile kabızlık yaşayabilir.</p>

<p>KABIZLIK NEDİR?</p>

<p>Kabızlık genel olarak dışkının sert, kuru veya parçalı olması; dışkılama sırasında zorlanma; haftada üçten az tuvalete çıkma ya da bağırsakların tamamen boşalmadığı hissiyle tanımlanır.</p>

<p>Herkesin bağırsak düzeni aynı değildir. Bazı kişiler günde birkaç kez, bazıları ise haftada birkaç kez tuvalete çıkabilir. Asıl dikkat edilmesi gereken, kişinin normal düzeninin değişmesi ve dışkılamanın giderek zorlaşmasıdır.</p>

<p>Bristol Dışkı Formu Ölçeği, dışkıyı görünümüne göre yedi gruba ayırır. Ayrı ve sert parçalar hâlindeki tip 1 ile topaklı, sosis biçimindeki tip 2 genellikle kabızlıkla ilişkilendirilir. Yumuşak, şekilli ve kolay çıkarılabilen tip 3 ile tip 4 ise çoğu kişide daha rahat bağırsak hareketini gösterir.</p>

<p>DIŞKI NEDEN SERTLEŞİR?</p>

<p>Besin artıkları kalın bağırsakta ilerlerken içlerindeki suyun bir bölümü vücut tarafından geri emilir. Bağırsak hareketleri yavaşladığında dışkı kalın bağırsakta daha uzun süre kalır. Bu sırada daha fazla su kaybederek kuru, sert ve çıkarılması güç bir hâle gelebilir.</p>

<p>Kabızlığın tek bir nedeni olmayabilir. Beslenme düzeni, günlük hareket miktarı, kullanılan ilaçlar, tuvalet alışkanlıkları ve bazı hastalıklar aynı anda etkili olabilir.</p>

<p>LİF EKSİKLİĞİ KABIZLIĞI KOLAYLAŞTIRABİLİR</p>

<p>Sebze, meyve, kuru baklagil ve tam tahılların az tüketildiği bir beslenme düzeninde dışkının hacmi ve yumuşaklığı azalabilir. İşlenmiş gıdaların ağırlık kazanması da günlük lif alımını düşürebilir.</p>

<p>Yetişkinler için önerilen günlük lif miktarı yaşa ve cinsiyete göre değişmekle birlikte genel olarak 22–34 gram aralığındadır. Bu ihtiyacın farklı besinlerden karşılanması bağırsak düzenini destekleyebilir.</p>

<p>Lif miktarını birden yükseltmek ise gaz, karın ağrısı ve şişkinliğe yol açabilir. Çok az lif tüketen kişilerin artışı kademeli yapması daha uygun olabilir. Lif tüketimi artırılırken kişinin sağlık durumuna uygun miktarda sıvı alınması da gerekir.</p>

<p>DAHA FAZLA SU İÇMEK HER ZAMAN TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL</p>

<p>Yetersiz sıvı alımı, özellikle vücudunda sıvı kaybı bulunan kişilerde dışkının sertleşmesini kolaylaştırabilir. Ancak kabızlık yaşayan herkese aynı miktarda su önermek veya yalnızca su tüketimini artırmak sorunu her zaman çözmez.</p>

<p>Günlük sıvı ihtiyacı yaşa, hava sıcaklığına, fiziksel etkinliğe, beslenmeye, kullanılan ilaçlara ve kişinin sağlık durumuna göre değişir. Kalp ya da böbrek hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması bulunan kişiler, tüketim miktarını hekimlerine danışmadan değiştirmemelidir.</p>

<p>HAREKETSİZLİK VE TUVALETİ ERTELEMEK BAĞIRSAKLARI ETKİLEYEBİLİR</p>

<p>Uzun süre oturmak veya yatağa bağımlı olmak bağırsak hareketlerini yavaşlatabilir. Düzenli fiziksel etkinlik, kişinin sağlık durumu elverdiği ölçüde bağırsakların çalışmasını destekleyebilir.</p>

<p>Dışkılama isteğini sürekli ertelemek de dışkının bağırsakta daha uzun süre kalmasına ve sertleşmesine zemin hazırlayabilir. Yoğun iş temposu, uygun tuvalet bulunamaması, seyahat, uyku düzeninin değişmesi ve farklı beslenme alışkanlıkları geçici kabızlığa neden olabilir.</p>

<p>KABIZLIK YAPABİLEN İLAÇLAR</p>

<p>Bazı reçeteli ve reçetesiz ilaçlar bağırsak hareketlerini yavaşlatabilir veya vücudun sıvı dengesini etkileyebilir. Opioid türü güçlü ağrı kesiciler kabızlığın iyi bilinen nedenleri arasındadır.</p>

<p>Bazı antidepresanlar, antikolinerjik ilaçlar, epilepsi tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar, kimi tansiyon ilaçları, idrar söktürücüler ve alüminyum ya da kalsiyum içeren mide ilaçları da kabızlığa yol açabilir.</p>

<p>Demir ve kalsiyum takviyeleri bazı kişilerde dışkıyı sertleştirebilir. Bir ilaca başladıktan sonra bağırsak düzeni değişmişse bu durum hekim veya eczacıyla paylaşılmalıdır. Reçeteli ilaçlar kabızlık yaptığı düşüncesiyle kendiliğinden bırakılmamalı, dozu azaltılmamalı veya artırılmamalıdır.</p>

<p>BAZI HASTALIKLAR KABIZLIĞIN ARKASINDA OLABİLİR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tekrarlayan veya uzun süren kabızlık bazı sindirim sistemi sorunlarıyla bağlantılı olabilir. İrritabl bağırsak sendromu, pelvik taban kaslarının dışkılama sırasında uyumlu çalışmaması ve kalın bağırsağın yavaş hareket etmesi bunlar arasındadır.</p>

<p>Tiroit bezinin yavaş çalışması, diyabet, Parkinson hastalığı, multipl skleroz, omurilik yaralanmaları ve sinir sistemini etkileyen bazı hastalıklar da bağırsak hareketlerini bozabilir.</p>

<p>Gebelikte hormon değişiklikleri, bağırsaklara uygulanan basınç ve demir takviyeleri nedeniyle kabızlık görülebilir. İleri yaşta ise hareketin azalması, kullanılan ilaçların çoğalması ve bazı kronik hastalıklar riski yükseltebilir.</p>

<p>Her kabızlık ciddi bir hastalığa işaret etmez. Buna karşılık yeni başlayan, giderek ağırlaşan veya uzun süren bağırsak alışkanlığı değişiklikleri yalnızca beslenmeye bağlanmamalıdır.</p>

<p>KABIZLIĞA NE İYİ GELEBİLİR?</p>

<p>Sebze, meyve, kuru baklagil, yulaf ve diğer tam tahıllar gibi lif kaynaklarını beslenmeye kademeli biçimde eklemek dışkının hacmini ve yumuşaklığını artırabilir. Kuru erik, armut, kivi ve kayısı gibi bazı meyveler de dengeli beslenmenin parçası olarak bağırsak hareketlerini destekleyebilir.</p>

<p>Dışkılama isteğini ertelememek, her gün benzer saatlerde tuvalete zaman ayırmak ve mümkünse düzenli hareket etmek yararlı olabilir. Özellikle kahvaltıdan sonra bağırsak hareketleri doğal biçimde artabildiği için bu dönem tuvalet alışkanlığı oluşturmak açısından uygun olabilir.</p>

<p>Tuvalette ayakları küçük bir yükselti üzerine koymak, dizleri kalça seviyesinin biraz üzerinde tutmak ve hafifçe öne eğilmek dışkılamayı kolaylaştırabilir. Uzun süre oturmak ve kuvvetle ıkınmak ise önerilmez.</p>

<p>LİF HER KABIZLIKTA DOĞRU SEÇENEK OLMAYABİLİR</p>

<p>Lif birçok kişide yararlı olsa da bağırsak tıkanıklığı, dışkı sıkışması veya bağırsakta darlık şüphesi bulunanlarda kontrolsüz biçimde artırılmamalıdır. Şiddetli karın ağrısı, belirgin şişkinlik, kusma, gaz çıkaramama ve dışkılayamama varsa evde lif takviyesi denenmemeli, tıbbi yardım alınmalıdır.</p>

<p>Pelvik taban kaslarının uyumsuz çalışmasına bağlı kabızlıkta yalnızca daha fazla lif tüketmek yeterli olmayabilir. Bu kişilerde hekim değerlendirmesinin ardından bağırsak ve pelvik taban kaslarının yeniden eğitilmesini amaçlayan tedaviler gündeme gelebilir.</p>

<p>MÜSHİLLERİN HEPSİ AYNI ŞEKİLDE ÇALIŞMAZ</p>

<p>Beslenme ve yaşam düzenindeki değişiklikler yeterli olmadığında sağlık profesyoneli uygun bir kabızlık ilacı önerebilir. Lif içeren ürünler, bağırsakta su tutan ozmotik ilaçlar, dışkıyı yumuşatan ürünler ve uyarıcı müshiller farklı mekanizmalarla etki gösterir.</p>

<p>Hangi seçeneğin kullanılacağı kabızlığın nedenine, süresine, kişinin yaşına, diğer hastalıklarına ve kullandığı ilaçlara göre değişir. Uzun süren kabızlıkta reçeteli tedaviler de değerlendirilebilir.</p>

<p>Magnezyum içeren ürünler özellikle böbrek işlevleri azalmış kişiler için risk oluşturabilir. Bitkisel olarak satılan müshiller de bilinçsiz ve uzun süreli kullanılmamalıdır. Gebeler, ileri yaştakiler, kronik hastalığı veya düzenli ilaç kullanımı bulunanlar reçetesiz ürünlere başlamadan önce sağlık profesyoneline danışmalıdır.</p>

<p>KABIZLIK SONRASI SULU DIŞKI NE ANLAMA GELİR?</p>

<p>Sert dışkının kalın bağırsağın son bölümünde büyük bir kitle hâlinde birikmesine dışkı sıkışması denir. Bu durum ileri yaştaki, yatağa bağımlı, nörolojik hastalığı bulunan veya opioid ağrı kesici kullanan kişilerde daha sık görülebilir.</p>

<p>Uzun süren kabızlığın ardından az miktarda sulu dışkı gelmesi her zaman bağırsakların açıldığı anlamına gelmez. Sıvı dışkı, içeride sıkışmış sert kitlenin çevresinden sızabilir. Buna karın ağrısı, şişkinlik, dışkı kaçırma ve tam boşalamama hissi eşlik edebilir.</p>

<p>Dışkı sıkışmasından şüpheleniliyorsa elle çıkarmaya veya evde kontrolsüz lavman uygulamaya çalışılmamalıdır. Tedavi yöntemine sağlık profesyoneli karar vermelidir.</p>

<p>UZUN SÜRE IKINMAK HANGİ SORUNLARA YOL AÇABİLİR?</p>

<p>Sert dışkıyı çıkarabilmek için sık ve kuvvetli biçimde ıkınmak hemoroid oluşumuna veya mevcut hemoroid yakınmalarının artmasına yol açabilir.</p>

<p>Makat girişinde oluşan küçük yırtıklar, yani anal fissürler de dışkılama sırasında keskin ağrı ve açık kırmızı kanamaya neden olabilir. Ağrı korkusuyla tuvaletin ertelenmesi, dışkının daha da sertleştiği bir döngü yaratabilir.</p>

<p>Daha ileri vakalarda rektumun bir bölümü makattan dışarı sarkabilir. Dışkılama sırasında ortaya çıkan ağrı, kanama veya sarkma şikâyetleri hekim tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI?</p>

<p>Kabızlık beslenme ve günlük alışkanlıklardaki değişikliklere rağmen düzelmiyorsa, sık tekrarlıyorsa veya günlük yaşamı etkiliyorsa hekime başvurulmalıdır.</p>

<p>Yeni başlayan ve kalıcı hâle gelen bağırsak alışkanlığı değişiklikleri, özellikle ileri yaşta daha dikkatli değerlendirilir. Dışkıda kan, makattan kanama, açıklanamayan kilo kaybı, kansızlık, ateş, sürekli karın ağrısı veya dışkı çapında kalıcı incelme tıbbi değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Ailesinde kalın bağırsak veya rektum kanseri bulunan kişilerin de yeni gelişen kabızlığı ve dışkılama değişikliklerini hekimleriyle paylaşması gerekir.</p>

<p>Şiddetli veya sürekli karın ağrısı, belirgin karın şişliği, kusma, gaz çıkaramama ve dışkılayamama birlikte görülüyorsa bağırsak tıkanıklığı ihtimali nedeniyle gecikmeden acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Gastroenterology – Mechanisms, Evaluation, and Management of Chronic Constipation – Adil E. Bharucha ve Brian E. Lacy – 2020 – DOI: 10.1053/j.gastro.2019.12.034</p>

<p>2. Gastroenterology – American Gastroenterological Association–American College of Gastroenterology Clinical Practice Guideline: Pharmacological Management of Chronic Idiopathic Constipation – Lin Chang, William D. Chey, Ayesha Imdad ve çalışma grubu – 2023 – DOI: 10.1053/j.gastro.2023.03.214</p>

<p>3. Scandinavian Journal of Gastroenterology – Stool Form Scale as a Useful Guide to Intestinal Transit Time – Stephen J. Lewis ve Kenneth W. Heaton – 1997 – DOI: 10.3109/00365529709011203</p>

<p>4. World Gastroenterology Organisation – A Global Cascade Approach to Diagnosis and Management of Chronic Constipation – 2025</p>

<p>5. National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases – Constipation: Definition, Symptoms, Causes, Diagnosis and Treatment – Güncel hasta bilgilendirme kaynağı</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bagirsaklari-rahatlatmak-icin-gunluk-hayatta-neler-degistirilebilir</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8785.jpeg" type="image/jpeg" length="87332"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="75216"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="88113"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="59927"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="81819"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="92352"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="63274"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
