<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 17 Aug 2026 00:56:22 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kirpiklerden Saç Derisine: İnsan Vücudunda Yaşayabilen Küçük Canlılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kirpiklerden-sac-derisine-insan-vucudunda-yasayabilen-kucuk-canlilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kirpiklerden-sac-derisine-insan-vucudunda-yasayabilen-kucuk-canlilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsan derisi yalnızca bize ait bir yüzey değil; mikroskobik canlılardan parazitlere kadar pek çok organizmayla temas halinde. Çoğu sorun çıkarmazken bazıları kaşıntı, döküntü ve enfeksiyona yol açabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yüzünüzü yıkadınız, saçınızı taradınız ve yatağınıza girdiniz. Dışarıdan bakıldığında cildinizde hiçbir şey görünmüyor olabilir. Oysa insan derisi, saç kökleri ve çevremiz gözle seçilemeyecek kadar küçük canlılarla sürekli temas halinde.</p>

<p>Bu durum ilk duyulduğunda ürkütücü gelebilir. Fakat önemli bir ayrım var: Vücudumuzda veya cildimizin üzerinde bulunan her canlı hastalık anlamına gelmez.</p>

<p>İnsan derisi bakteriler, mantarlar, virüsler ve bazı mikroskobik akarlarla birlikte yaşayan karmaşık bir biyolojik ortamdır. Bunların önemli bir bölümü normal deri yaşamının parçasıdır. Buna karşılık uyuz akarı ve bit gibi bazı canlılar gerçek bir parazit enfestasyonuna yol açabilir. Tahtakurusu, pire ve kene gibi canlılar ise genellikle sürekli insan vücudunda yaşamaz; beslenmek amacıyla insanla temas eder.</p>

<p>Bu nedenle kaşıntının kaynağını doğru ayırt etmek önemlidir.</p>

<p>Yüzümüzde mikroskobik akarlar bulunabilir</p>

<p>İnsan cildinin en ilginç sakinlerinden biri Demodex adı verilen mikroskobik akarlardır.</p>

<p>Özellikle yüz bölgesindeki kıl kökleri ve yağ bezleri çevresinde bulunabilen Demodex folliculorum ve Demodex brevis, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçüktür. Burun, alın, yanaklar ve kirpik çevresi sık bulundukları bölgeler arasındadır.</p>

<p>Buradaki kritik nokta şu:</p>

<p>Demodex bulunması tek başına hastalık demek değildir.</p>

<p>Bu akarlar birçok kişide herhangi bir belirti oluşturmadan bulunabilir. Bilimsel bilgiler, deri üzerindeki mikroorganizmaların ve bazı akarların sağlıklı cilt ortamının bir parçası olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bazı durumlarda Demodex yoğunluğunun artması belirli deri veya göz kapağı sorunlarıyla ilişkilendirilebilir. Ancak yalnızca kaşıntı veya yüzde kızarıklık bulunması, kişinin Demodex sorunu yaşadığı anlamına gelmez.</p>

<p>Uyuz akarı ise farklı: Derinin üst tabakasına yerleşiyor</p>

<p>Demodex ile uyuz birbirine karıştırılmamalıdır.</p>

<p>Uyuz, Sarcoptes scabiei var. hominis adı verilen mikroskobik akarın yol açtığı bulaşıcı bir deri hastalığıdır. Dişi akar derinin en üst tabakasına tüneller açarak yerleşir.</p>

<p>En karakteristik yakınmalardan biri özellikle geceleri şiddetlenen kaşıntıdır.</p>

<p>Küçük kabarıklıklar ve döküntüler görülebilir. Parmak araları, el bilekleri, koltuk altları, bel çevresi, kalça ve genital bölge sık etkilenen alanlar arasındadır.</p>

<p>İlk kez uyuz geçiren bir kişide belirtilerin ortaya çıkması haftalar sürebilir. Bu süre içerisinde kişi henüz belirgin yakınması olmasa bile enfestasyonu başkalarına aktarabilir.</p>

<p>Uyuzun temel bulaş yolu genellikle uzun süreli yakın ten temasıdır. Daha seyrek olarak giysi, havlu ve yatak takımı gibi eşyalar üzerinden de bulaş gerçekleşebilir.</p>

<p>“Temiz insan uyuz olmaz” düşüncesi doğru değil</p>

<p>Uyuz konusunda en yaygın yanlış inanışlardan biri hastalığın yalnızca kişisel temizliği yetersiz kişilerde ortaya çıktığı düşüncesidir.</p>

<p>Bu doğru değildir.</p>

<p>Uyuz her yaştan ve farklı yaşam koşullarından insanı etkileyebilir. Yakın ve uzun süreli fiziksel temas bulaş açısından kişisel temizlikten çok daha belirleyicidir.</p>

<p>Aynı evde yaşayanlarda veya yakın temaslı kişilerde benzer kaşıntıların başlaması bu nedenle önemli bir ipucu olabilir.</p>

<p>Tanı konulduğunda yalnızca belirtileri olan kişinin değil, yakın temaslıların da değerlendirilmesi yeniden bulaşmanın önlenmesi açısından önem taşır.</p>

<p>Bitler insan üzerinde yaşayabilen gerçek parazitler arasında</p>

<p>İnsanlarda farklı bit türleri görülebilir. Baş biti saçlı deride, vücut biti daha çok giysilerin dikiş bölgelerinde yaşayıp beslenmek için cilde gelir; kasık biti ise çoğunlukla daha kalın kılların bulunduğu bölgeleri tutar.</p>

<p>Baş bitinde en sık yakınmalardan biri saçlı deride kaşıntıdır.</p>

<p>Saç tellerine sıkıca tutunmuş yumurtalar, yani sirkeler görülebilir. Kepekten farklı olarak bunların saç telinden kolayca ayrılmaması dikkat çekicidir.</p>

<p>Bitlenme de yalnızca “temizlik sorunu” olarak görülmemelidir. Özellikle baş biti yakın temasın yoğun olduğu ortamlarda kolaylıkla yayılabilir.</p>

<p>Yoğun kaşıma ise derinin tahriş olmasına ve ikincil bakteriyel enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir.</p>

<p>Tahtakurusu vücudunuzda yaşamaz</p>

<p>Sabah uyandığınızda kolunuzda veya bacağınızda yan yana ya da çizgi şeklinde kaşıntılı kabarıklıklar görmek tahtakurusunu akla getirebilir.</p>

<p>Ancak önemli bir ayrıntı var:</p>

<p>Tahtakuruları bit veya uyuz akarı gibi insan vücudunda sürekli yaşamaz.</p>

<p>Genellikle yatak, baza, mobilya çatlakları ve benzeri saklanma alanlarında bulunur; çoğunlukla gece ortaya çıkarak kanla beslenir ve ardından saklandığı yere döner.</p>

<p>Isırıklar kaşıntılı kabarıklıklara neden olabilir. Bazı kişilerde belirgin bir reaksiyon oluşurken bazılarında çok az iz görülebilir.</p>

<p>Üstelik yalnızca ısırıkların görüntüsüne bakarak tahtakurusu tanısı koymak güvenilir değildir. Sivrisinek, pire ve bazı deri hastalıkları benzer görünümler oluşturabilir.</p>

<p>Yatak veya mobilyada canlı böcekler, yumurtalar, küçük kan lekeleri ya da diğer enfestasyon belirtilerinin araştırılması gerekebilir.</p>

<p>Pireler de genellikle insan vücuduna yerleşmez</p>

<p>Pireler insanı ısırabilir ancak çoğu durumda insan vücudunda kalıcı olarak yaşamaz.</p>

<p>Evcil hayvanlar ve yaşam ortamı önemli kaynaklar olabilir. Isırıklar özellikle ayak bilekleri ve alt bacaklarda küçük, kaşıntılı kırmızı kabarıklıklar oluşturabilir.</p>

<p>Fakat görünüş tek başına yeterli değildir. Çünkü farklı böcek ısırıkları birbirine oldukça benzeyebilir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca derideki kabarıklığın biçiminden hangi canlının sorumlu olduğunu kesin olarak söylemek her zaman mümkün değildir.</p>

<p>Keneler cilde tutunabilir ancak kalıcı sakinlerimiz değildir</p>

<p>Kene de “vücutta yaşayan canlılar” ifadesi kullanılırken dikkatle ayrılması gereken örneklerden biridir.</p>

<p>Keneler insan derisine tutunarak kanla beslenebilir ancak normalde insan üzerinde sürekli yaşayan canlılar değildir.</p>

<p>Önemleri yalnızca ısırığın oluşturduğu deri reaksiyonundan kaynaklanmaz. Bazı kene türleri yaşanılan coğrafyaya bağlı olarak çeşitli enfeksiyon etkenlerini taşıyabilir.</p>

<p>Türkiye açısından kene temasının ayrıca önem taşımasının nedenlerinden biri Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi riskidir.</p>

<p>Vücuda tutunmuş bir kene fark edildiğinde ezmek, üzerine kimyasal madde dökmek veya yakmaya çalışmak yerine uygun biçimde çıkarılması ve kişinin risk durumuna göre sağlık kuruluşunca değerlendirilmesi önemlidir.</p>

<p>Her kaşıntıyı parazite bağlamak da yanlış</p>

<p>Kaşıntı oldukça yaygın bir belirtidir ve nedenleri yalnızca parazitler değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Egzama, kuru cilt, alerjik reaksiyonlar, ürtiker, mantar enfeksiyonları, bazı ilaçlar ve çeşitli sistemik hastalıklar da kaşıntıya yol açabilir.</p>

<p>Örneğin gece kaşıntısının artması uyuz açısından dikkat çekici olsa da tek başına uyuz tanısı koydurmaz.</p>

<p>Benzer şekilde birkaç kırmızı kabarıklık görmek de mutlaka tahtakurusu veya pire bulunduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Tanıda döküntünün dağılımı, kaşıntının zamanı, evde başka kişilerin etkilenip etkilenmediği, yakın temas öyküsü, seyahat ve yaşam ortamı birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Cildimizin görünmeyen dünyasının büyük kısmı düşman değil</p>

<p>“Vücudumuzda canlılar yaşıyor” ifadesi kolaylıkla ürkütücü bir manşete dönüşebilir. Bilimsel tablo ise bundan çok daha dengelidir.</p>

<p>Sağlıklı insan derisi steril değildir.</p>

<p>Bakteriler, mantarlar, virüsler ve bazı mikroskobik canlılardan oluşan deri mikrobiyotası cildin doğal biyolojik ortamının parçasıdır. Araştırmalar bu topluluğun cilt bariyeri ve bağışıklık sistemiyle karmaşık bir ilişki içinde olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle ciltte mikroorganizma bulunmasıyla parazit enfestasyonu aynı şey değildir.</p>

<p>Demodex gibi bazı akarlar belirti vermeden bulunabilirken, uyuz akarı veya bit varlığı değerlendirme ve uygun tedavi gerektirir. Tahtakurusu ve pire gibi canlılarda ise kişinin yanı sıra yaşadığı çevrenin kontrolü de önem kazanır.</p>

<p>Aşırı temizlik çözüm olmayabilir</p>

<p>Vücudumuzdaki mikroskobik yaşamı öğrenince ilk düşünce cildi mümkün olduğunca “steril” hale getirmek olabilir.</p>

<p>Ancak insan cildinin steril olması gerekmez.</p>

<p>Gereksiz antiseptik kullanımı, sert temizleyicilerle sık yıkama veya deriyi sürekli ovalamak cilt bariyerini bozarak kuruluk ve tahrişi artırabilir.</p>

<p>Özellikle nedeni bilinmeyen kaşıntıda rastgele böcek ilacı, parazit ilacı veya güçlü kimyasal ürünlerin cilde uygulanması doğru değildir.</p>

<p>Önce sorunun gerçekten bir parazitten kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesi gerekir.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurmak gerekir?</p>

<p>Gece belirgin şekilde artan ve günlerce devam eden yoğun kaşıntı, parmak aralarında veya bileklerde çizgi şeklinde döküntüler, aynı evde birden fazla kişide benzer yakınmalar ya da saçta canlı bit ve saç tellerine sıkıca yapışmış sirkeler fark edilmesi değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Döküntünün hızla yayılması, yoğun kaşıma sonrasında irin, artan kızarıklık, sıcaklık veya ağrı gelişmesi ikincil enfeksiyon ihtimalini düşündürebilir.</p>

<p>Böcek ısırığı sonrasında nefes almada güçlük, dil veya boğazda şişme ya da yaygın ve ağır alerjik reaksiyon belirtileri gelişirse acil tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>En önemli ayrım: Her küçük canlı zararlı değildir</p>

<p>İnsan vücudu, düşündüğümüzden çok daha hareketli bir mikroskobik dünyaya ev sahipliği yapıyor.</p>

<p>Bazı canlılar hayatımız boyunca bizimle birlikte bulunabilir ve hiçbir sorun oluşturmayabilir. Bazıları geçici ziyaretçilerdir. Bazıları ise gerçek bir parazit olarak hastalığa neden olabilir.</p>

<p>Bu nedenle mesele vücudumuzda başka canlıların bulunup bulunmaması değil, hangi canlının nerede bulunduğu ve sağlığımızı etkileyip etkilemediğidir.</p>

<p>Kaşıntı ve döküntünün kaynağını doğru belirlemek, hem gereksiz tedavilerden kaçınmanın hem de gerçekten tedavi edilmesi gereken uyuz veya bit gibi durumları gözden kaçırmamanın en güvenli yoludur.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. JAMA – Scabies, Bedbug, and Body Lice Infestations: A Review – Cristina Thomas, Herbert Castillo Valladares, Timothy G. Berger, Aileen Y. Chang – 2024 – DOI: 10.1001/jama.2024.13896<br />
2. Journal of the American Academy of Dermatology – Ectoparasites: Scabies – Cristina Thomas, Sarah J. Coates, Daniel Engelman, Olivier Chosidow, Aileen Y. Chang – 2020 – DOI: 10.1016/j.jaad.2019.05.109<br />
3. Journal of the American Academy of Dermatology – The Human Skin Microbiome in Health – Margaret A. MacGibeny ve arkadaşları – 2025 – DOI: 10.1016/j.jaad.2024.07.1498<br />
4. Clinical Microbiology Reviews – Laboratory Identification of Arthropod Ectoparasites – Blaine A. Mathison, Bobbi S. Pritt – 2014 – DOI: 10.1128/CMR.00008-13<br />
5. American Academy of Dermatology – Scabies: Overview, Signs and Symptoms, Diagnosis and Treatment<br />
6. American Academy of Dermatology – Bedbugs: Signs and Symptoms, Diagnosis and Treatment<br />
7. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri – Scabies: Clinical and Laboratory Information</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kirpiklerden-sac-derisine-insan-vucudunda-yasayabilen-kucuk-canlilar</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 00:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8350.jpeg" type="image/jpeg" length="42796"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mobbing İddiasını Belgelemek İçin Ses Kaydı Alan Doktor Hakkında Yargıtay Kararı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mobbing-iddiasini-belgelemek-icin-ses-kaydi-alan-doktor-hakkinda-yargitay-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mobbing-iddiasini-belgelemek-icin-ses-kaydi-alan-doktor-hakkinda-yargitay-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bir devlet hastanesinde görev yapan uzman doktorun, mobbing iddialarını belgelemek amacıyla başhekim yardımcısıyla yaptığı yüz yüze görüşmeyi gizlice kaydetmesi nedeniyle yargılandığı davada verilen beraat kararını oybirliğiyle onadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kararda, doktorun bizzat tarafı olduğu konuşmayı kaydetmesi ve görüşmenin özel yaşam kapsamında olmaması belirleyici oldu.</p>

<p>Bir devlet hastanesinde görev yapan uzman doktorun işyerinde psikolojik taciz ve mobbing iddialarını delillendirmek amacıyla aldığı ses kaydı, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin dikkat çeken bir kararına konu oldu.</p>

<p>Yargıtay, doktor hakkında verilen beraat hükmünü onarken, somut olayda ses kaydının Türk Ceza Kanunu’nun 133/1. maddesinde düzenlenen suçun yasal unsurlarını oluşturmadığına hükmetti.</p>

<p>UZMAN DOKTOR BAŞHEKİM YARDIMCISIYLA GÖRÜŞMESİNİ KAYDETTİ</p>

<p>Karara konu olay bir devlet hastanesinde yaşandı.</p>

<p>Kulak burun boğaz uzmanı olarak görev yapan doktor ile hastanenin başhekim yardımcısı arasında idari görevlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar ve adli mercilere de yansıyan bir husumet bulunuyordu.</p>

<p>Uzman doktor, hastane yönetimi ve başhekim yardımcısı tarafından kendisine psikolojik taciz ve mobbing uygulandığı yönündeki iddialarını delillendirmek amacıyla başhekim yardımcısının makam odasında yaptıkları görüşmeyi gizlice ses kaydına aldı.</p>

<p>Doktor hakkında daha sonra “kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları bir aletle dinleme veya ses alma cihazıyla kaydetme” suçlamasıyla dava açıldı.</p>

<p>YEREL MAHKEMEDEN BERAAT</p>

<p>Yargılama sonucunda yerel mahkeme, doktorun üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı sonucuna vararak beraat kararı verdi.</p>

<p>Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin önüne geldi.</p>

<p>YARGITAY: DOKTOR KONUŞMANIN TARAFIYDI</p>

<p>Yargıtay değerlendirmesinde önemli bir ayrım yaptı.</p>

<p>Dosyadaki ses kaydının çözümüne ilişkin tutanak ve diğer deliller incelendiğinde, kaydedilen yüz yüze görüşmenin yalnızca doktor ile başhekim yardımcısı arasında gerçekleştiği belirlendi.</p>

<p>Yüksek Mahkeme, doktorun üçüncü kişiler arasındaki bir konuşmayı gizlice dinleyip kaydetmediğine, bizzat tarafı olduğu konuşmayı kaydettiğine dikkat çekti.</p>

<p>Bu nedenle somut olay bakımından TCK’nın 133/1. maddesinde düzenlenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı sonucuna varıldı.</p>

<p>KONUŞMALAR ÖZEL HAYAT KAPSAMINDA BULUNMADI</p>

<p>Kararın bir başka önemli noktası ise konuşmaların içeriğine ilişkin değerlendirme oldu.</p>

<p>Yargıtay, doktor ile başhekim yardımcısı arasındaki uyuşmazlıklarla ilgili konuşmaların başhekim yardımcısının özel yaşam alanına dahil olmadığı ve özel hayatın gizliliğini ihlal edecek nitelik taşımadığı sonucuna vardı.</p>

<p>Bu değerlendirmeler doğrultusunda yerel mahkemenin beraat kararında hukuka aykırılık bulunmadı.</p>

<p>BERAAT KARARI OYBİRLİĞİYLE ONANDI</p>

<p>Yargıtay 12. Ceza Dairesi, katılanın mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine yönelik temyiz itirazlarını reddetti.</p>

<p>Doktor hakkında verilen beraat hükmü 5 Ekim 2022 tarihinde oybirliğiyle onandı.</p>

<p>Karar, Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2020/1058 Esas, 2022/6239 Karar numarasıyla kayıtlara geçti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karar Her Gizli Ses Kaydını Hukuka Uygun Hale Getirmiyor</p>

<p>Kararın, “mobbing iddiası bulunan herkes gizlice ses kaydı alabilir” şeklinde yorumlanmaması gerekiyor.</p>

<p>Yargıtay’ın değerlendirmesi somut olayın özelliklerine dayanıyor. Kaydı yapan kişinin konuşmanın bizzat tarafı olması ve kaydedilen konuşmaların karşı tarafın özel yaşam alanına ilişkin bulunmaması kararda özellikle vurgulandı.</p>

<p>Bu nedenle farklı koşullarda yapılan gizli ses kayıtlarının ceza hukuku ve delil hukuku bakımından sonucu farklı olabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mobbing-iddiasini-belgelemek-icin-ses-kaydi-alan-doktor-hakkinda-yargitay-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 23:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8349.jpeg" type="image/jpeg" length="70982"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Amedspor’dan Süper Lig’e tarihi başlangıç: Erzurumspor’u 3-0 mağlup etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/amedspordan-super-lige-tarihi-baslangic-erzurumsporu-3-0-maglup-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/amedspordan-super-lige-tarihi-baslangic-erzurumsporu-3-0-maglup-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amedspor, tarihinde ilk kez mücadele ettiği Süper Lig’de sezona görkemli başladı. Diyarbakır’da Erzurumspor FK’yı 3-0 mağlup eden yeşil-kırmızılılarda Dia Saba iki golle yıldızlaşırken, diğer gol Gökhan Gül’den geldi. Erzurumspor’un 3. dakikada bulduğu gol ise VAR incelemesinin ardından iptal edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Amedspor, Erzurumspor FK’yı 3-0 mağlup etti</p>

<p>Trendyol Süper Lig 2026-2027 sezonunun ilk haftasında Amed Sportif Faaliyetler ile Erzurumspor FK, Diyarbakır Stadyumu’nda karşı karşıya geldi.</p>

<p>Tarihinde ilk kez Süper Lig’de mücadele eden Amedspor, ilk yarısı golsüz tamamlanan karşılaşmada ikinci yarıda oyunun kontrolünü ele aldı. Dia Saba’nın iki golü ve Gökhan Gül’ün kaydettiği golle sahadan 3-0 galip ayrılan Amedspor, Süper Lig serüvenine üç puanla başladı.</p>

<p>Karşılaşmayı hakem Halil Umut Meler yönetti.</p>

<p>Erzurumspor’un golü 3. dakikada VAR’dan döndü</p>

<p>Mücadele oldukça hareketli başladı. Erzurumspor FK henüz 3. dakikada Fernando Andrade ile topu ağlara gönderdi.</p>

<p>Konuk ekip erken golün sevincini yaşarken pozisyon VAR incelemesine taşındı. Yapılan incelemenin ardından elle oynama gerekçesiyle gol geçerli sayılmadı ve skor 0-0 olarak kaldı.</p>

<p>Bu pozisyonun ardından iki takım da ilk yarıda gol bulamadı. Devre arasına 0-0 eşitlikle girildi.</p>

<p>Amedspor’un Süper Lig’deki ilk golü Dia Saba’dan</p>

<p>Karşılaşmanın düğümü ikinci yarının başlarında çözüldü.</p>

<p>Dakikalar 53’ü gösterdiğinde, Lumbardh Dellova’nın asistinde topla buluşan Dia Saba, Erzurumspor filelerini havalandırarak Amedspor’u 1-0 öne geçirdi.</p>

<p>Bu gol aynı zamanda kulüp tarihine geçti. Dia Saba, Amedspor’un Süper Lig tarihindeki ilk golünü atan futbolcu oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dia Saba 9 dakika sonra bir kez daha sahnede</p>

<p>İlk golün ardından hücumdaki etkinliğini sürdüren Amedspor, farkı artırmak için fazla beklemedi.</p>

<p>62. dakikada Gift Orban’ın pasıyla gelişen atakta bir kez daha Dia Saba sahneye çıktı. Tecrübeli futbolcu topu ağlara göndererek kendisinin ve takımının ikinci golünü kaydetti: 2-0.</p>

<p>Böylece Dia Saba, Amedspor’un Süper Lig tarihindeki ilk iki golüne birden imza attı.</p>

<p>Geçen sezon Amedspor formasıyla 38 karşılaşmada 9 gol ve 10 asistlik performans ortaya koyan Saba, yeni sezonun ilk haftasında da takımının hücumdaki belirleyici isimlerinden biri oldu.</p>

<p>Gökhan Gül oyuna girdi, golünü attı</p>

<p>Amedspor Teknik Direktörü Besnik Hasi, 64. dakikada iki değişikliğe gitti. Cem Üstündağ’ın yerine Gökhan Gül, Mbaye Diagne’nin yerine ise Samuel Ballet oyuna dahil oldu.</p>

<p>Bu değişiklikler yalnızca altı dakika sonra skora doğrudan yansıdı.</p>

<p>70. dakikada Samuel Ballet’nin asistinde Gökhan Gül, topu Erzurumspor ağlarına göndererek farkı üçe çıkardı: 3-0.</p>

<p>Böylece oyuna sonradan giren iki futbolcu üçüncü golde buluştu; Ballet asist yaparken Gökhan Gül golü kaydetti.</p>

<p>Goller</p>

<p>53’ | Amedspor 1-0 Erzurumspor FK: Dia Saba<br />
Asist: Lumbardh Dellova</p>

<p>62’ | Amedspor 2-0 Erzurumspor FK: Dia Saba<br />
Asist: Gift Orban</p>

<p>70’ | Amedspor 3-0 Erzurumspor FK: Gökhan Gül<br />
Asist: Samuel Ballet</p>

<p>3’ | Erzurumspor FK: Fernando Andrade’nin golü VAR incelemesinin ardından elle oynama gerekçesiyle iptal edildi.</p>

<p>Amedspor’un ilk 11’i</p>

<p>Amedspor karşılaşmaya Alban Lafont, Lumbardh Dellova, David Bates, Mehmet Yeşil, Yira Sor, Cem Üstündağ, Rayan Raveloson, Ermal Krasniqi, Gift Orban, Dia Saba ve Mbaye Diagne ilk 11’iyle başladı.</p>

<p>Erzurumspor FK ise Orbanic, Orhan, Amar, Yakup, Nihad, Brandon, Martin, Sefa, Fernando, Fettah ve Eren ile sahaya çıktı.</p>

<p>Süper Lig’de ilk maç, ilk galibiyet</p>

<p>Karşılaşmanın Amedspor açısından en dikkat çekici yönü ise sonucun kulüp tarihindeki yeri oldu.</p>

<p>2025-2026 sezonunda Trendyol 1. Lig’i ikinci sırada tamamlayarak Süper Lig’e yükselen Diyarbakır temsilcisi, kulüp tarihindeki ilk Süper Lig karşılaşmasını 3-0’lık galibiyetle tamamladı.</p>

<p>Amedspor böylece Süper Lig’de çıktığı ilk maçta hem ilk golünü hem de ilk galibiyetini kayıtlara geçirdi.</p>

<p>Dia Saba ise iki golle gecenin öne çıkan futbolcusu olurken, Amedspor’un Süper Lig tarihindeki ilk golünün de sahibi oldu.</p>

<p>Diyarbakır’da tarihi gece</p>

<p>Diyarbakır Stadyumu’nda oynanan karşılaşmaya taraftarlar yoğun ilgi gösterdi. Mücadeleyi İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ve çok sayıda davetli de tribünden takip etti.</p>

<p>Amedspor ile Erzurumspor FK geçen sezon Trendyol 1. Lig’den Süper Lig’e yükselmişti. Erzurumspor FK ligi şampiyon tamamlarken Amedspor ikinci sırayı alarak doğrudan Süper Lig biletini elde etmişti.</p>

<p>İki takımın Süper Lig’deki ilk randevusunda kazanan taraf, ikinci yarıda bulduğu üç golle Amedspor oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/amedspordan-super-lige-tarihi-baslangic-erzurumsporu-3-0-maglup-etti</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 23:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8344.jpeg" type="image/jpeg" length="68008"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Düzce’nin 20 yıllık doktoruna son veda: Dr. Erkut Karaca toprağa verildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/duzcenin-20-yillik-doktoruna-son-veda-dr-erkut-karaca-topraga-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/duzcenin-20-yillik-doktoruna-son-veda-dr-erkut-karaca-topraga-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düzce’de uzun yıllardır Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı olarak görev yapan Dr. Erkut Karaca, 52 yaşında hayatını kaybetti. Nazilli’de başlayan yaşamını tıp eğitimine ve hekimliğe adayan Karaca, yaklaşık 20 yıl Düzce’de sağlık hizmeti verdi. Karaca’nın cenazesi, Şehitlik Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Şehir Mezarlığı’nda toprağa verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Düzce sağlık camiasını üzen kayıp</p>

<p>Düzce’de uzun yıllardır hekimlik yapan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Erkut Karaca’nın 52 yaşında hayatını kaybetmesi ailesi, yakınları, meslektaşları ve hastaları arasında büyük üzüntüye yol açtı.</p>

<p>Meslek yaşamının önemli bölümünü Düzce’de geçiren Karaca, kamu hastanesindeki uzun yıllara dayanan görevinin ardından özel sağlık kuruluşunda çalışmalarını sürdürüyordu.</p>

<p>Dr. Karaca için 16 Ağustos 2026 tarihinde Düzce Şehitlik Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi. Ailesi ve yakınları cenaze namazı öncesinde taziyeleri kabul ederken törene meslektaşları ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>

<p>Cenaze namazını imam olan kuzeni kıldırdı</p>

<p>Dr. Erkut Karaca’nın cenaze namazını kuzeni, Kayseri Melikgazi Müftülüğü Güllük Camisi İmamı Hasan Navruz kıldırdı.</p>

<p>Cenaze namazının ardından Karaca’nın naaşı Düzce Şehir Mezarlığı’na götürüldü. Dr. Karaca, burada ailesi, yakınları ve sevenlerinin duaları eşliğinde toprağa verildi.</p>

<p>Dr. Erkut Karaca kimdi?</p>

<p>Dr. Erkut Karaca, 1974 yılında Aydın’ın Nazilli ilçesinde dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini de Nazilli’de tamamladı.</p>

<p>Hekimlik yolculuğunun ilk önemli adımını 1991 yılında Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesine girerek attı. Altı yıllık tıp eğitiminin ardından 1997 yılında mezun oldu.</p>

<p>Mezuniyetinin ardından Sağlık Bakanlığı bünyesinde Burdur’un Söğüt beldesinde yaklaşık iki yıl pratisyen hekim olarak görev yaptı.</p>

<p>Karaca’nın mesleki hayatının Düzce ile kesişmesi ise 1999 yılında gerçekleşti.</p>

<p>Uzmanlık eğitimine Düzce’de başladı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Karaca, 1999 yılında Abant İzzet Baysal Üniversitesi Düzce Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalında uzmanlık eğitimine başladı.</p>

<p>Bir yıl sonra kariyerinin yönünü belirleyecek adımı attı ve aynı tıp fakültesinin Ortopedi ve Travmatoloji bölümüne geçti.</p>

<p>Ortopedi ve Travmatoloji alanındaki uzmanlık eğitimini 2004 yılında tamamlayarak uzman hekim oldu.</p>

<p>Böylece 1999 yılında eğitim amacıyla geldiği Düzce, ilerleyen yıllarda Karaca’nın meslek hayatının merkezi haline geldi.</p>

<p>Erzurum ve Ağrı’da görev yaptı</p>

<p>Uzmanlığını aldıktan sonra bir süre Erzurum Numune Hastanesinde Ortopedi Uzmanı olarak çalışan Karaca, 2004 yılında Ağrı’daki 200 yataklı Asker Hastanesinde askerlik görevini tamamladı.</p>

<p>Ardından yeniden Düzce’ye döndü.</p>

<p>2005 yılında Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Düzce Atatürk Devlet Hastanesine atanan Karaca, uzun yıllar burada Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı olarak hastalarına hizmet verdi.</p>

<p>Daha sonraki dönemde Düzce’de özel sağlık sektöründe görev yapmaya devam etti. Son dönemde Özel Fizema Tıp Merkezinde hasta kabul ettiği görülüyor.</p>

<p>Yaklaşık 20 yıl Düzce’de hekimlik yaptı</p>

<p>Dr. Erkut Karaca’nın mesleki özgeçmişi dikkate alındığında Düzce ile bağının yalnızca çalıştığı bir şehir olmanın çok ötesine geçtiği görülüyor.</p>

<p>1999 yılında uzmanlık eğitimi için geldiği kentte, aradaki kısa süreli Erzurum ve Ağrı görevlerinin ardından 2005’ten itibaren yeniden çalışmaya başlayan Karaca, yaklaşık 20 yıl boyunca Düzce’de sağlık hizmeti verdi.</p>

<p>Ortopedi ve Travmatoloji alanında özellikle kırık cerrahisi, diz ve kalça cerrahisi, eklem protezleri, artroskopik girişimler ve kas-iskelet sistemi hastalıklarının tedavisi gibi alanlarda hastalarla ilgilendi.</p>

<p>Karaca’nın mesleki profillerinde çocuk ortopedisi, mikrocerrahi, kırıklar, protez uygulamaları ve çeşitli ortopedik hastalıkların da çalışma alanları arasında gösterildiği görülüyor.</p>

<p>Bilimsel çalışmalarda da yer aldı</p>

<p>Dr. Karaca’nın hekimlik kariyerinin akademik çalışmalara uzanan bir yönü de bulunuyor.</p>

<p>2005 yılında Acta Orthopaedica et Traumatologica Turcica’da yayımlanan, karpal tünelin endoskopik cerrahi tedavisinde lokal anestezi kullanımını inceleyen bilimsel çalışmanın araştırmacıları arasında Erkut Karaca’nın da adı yer aldı.</p>

<p>Çalışmada Düzce’deki Ortopedi ve Travmatoloji kliniğinden araştırmacılarla birlikte görev yapan Karaca’nın adı bilimsel literatüre de girmiş oldu.</p>

<p>Hastaları için bilgilendirici içerikler hazırladı</p>

<p>Dr. Erkut Karaca’nın yalnızca klinik uygulamalarla sınırlı kalmadığı, hastaların ortopedik hastalıklar konusunda bilinçlendirilmesine yönelik içerikler de hazırladığı görülüyor.</p>

<p>Kendi adına yayımlanan sağlık içeriklerinde omuz ağrısı ve güçsüzlüğü, el bileği kırıkları, protez ameliyatları ve kemik kırıklarının tedavisi gibi toplumda sık karşılaşılan ortopedik sorunları ele aldı.</p>

<p>Bu içerikler, Karaca’nın mesleki bilgisini hasta bilgilendirmesine de taşımaya çalıştığını gösteriyor.</p>

<p>Anadolu Otoyolu’ndaki viyadük yakınında bulundu</p>

<p>Dr. Erkut Karaca’nın ölümüyle ilgili ilk haberler 15 Ağustos’ta kamuoyuna yansıdı.</p>

<p>Haber kaynaklarına göre Karaca’ya ait otomobil, Anadolu Otoyolu’nun Düzce geçişindeki 1. viyadükler mevkisinde park halinde bulundu. Yapılan arama ve incelemeler sırasında Karaca’nın cansız bedenine viyadük altında ulaşıldı.</p>

<p>Olay yerine sağlık ve güvenlik ekipleri sevk edilirken Dr. Karaca’nın hayatını kaybettiği belirlendi.</p>

<p>Bazı yayın organlarında ölümün nasıl gerçekleştiğine ilişkin çeşitli iddialara yer verildi. Ancak olayın adli boyutuna ilişkin yetkili makamlarca açıklanmış kesin sonuç bulunmadığı sürece ölüm şekli konusunda kesin hüküm kurulmaması gerekiyor.</p>

<p>Karaca’nın cansız bedeninin inceleme işlemleri için Düzce Üniversitesi Hastanesi morguna götürüldüğü bildirildi.</p>

<p>Son yolculuğuna meslektaşları da eşlik etti</p>

<p>Dr. Erkut Karaca’nın ani ölümü, yıllardır görev yaptığı Düzce’de geniş bir çevrede üzüntü yarattı.</p>

<p>Şehitlik Camisi’ndeki cenaze töreninde ailesi ve yakınlarının yanı sıra meslektaşları ile Karaca’yı tanıyan vatandaşlar da hazır bulundu.</p>

<p>52 yıllık yaşamının önemli bir bölümünü hekimliğe ayıran Dr. Erkut Karaca, cenaze namazının ardından Düzce Şehir Mezarlığı’nda toprağa verildi.</p>

<p>Nazilli’de başlayan ve Düzce’de uzun yıllar süren hekimlik yolculuğu, 52 yaşında sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/duzcenin-20-yillik-doktoruna-son-veda-dr-erkut-karaca-topraga-verildi</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 22:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8337.jpeg" type="image/jpeg" length="93465"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’da Aleksey Batrakov transferinde kritik eşik: Lokomotiv’den 25 milyon euroya onay]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/galatasarayda-aleksey-batrakov-transferinde-kritik-esik-lokomotivden-25-milyon-euroya-onay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/galatasarayda-aleksey-batrakov-transferinde-kritik-esik-lokomotivden-25-milyon-euroya-onay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Aleksey Batrakov transferinde Rusya’dan kritik haber geldi. Rus basınına göre Lokomotiv Moskova üzerinde belirleyici konumdaki Rusya Demiryolları Başkanı Oleg Belozerov, 25 milyon euroluk teklife satış için onay verdi. Moskova ekibinin temel şartının ise Galatasaray’ın önerdiği uzun vadeli ödeme planının kısaltılması olduğu belirtiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’da Batrakov operasyonunda sona doğru</p>

<p>Galatasaray’ın 10 numara transferi için gündeminin ilk sıralarında bulunan Aleksey Batrakov konusunda pazarlığın seyri değişti. Rusya’dan gelen son bilgiler, Lokomotiv Moskova cephesinin 21 yaşındaki futbolcunun satışına artık daha sıcak baktığını gösteriyor.</p>

<p>Rus basınından Championat’ın kulübe yakın bir kaynağa dayandırdığı haberine göre Rusya Demiryolları Başkanı Oleg Belozerov, Batrakov’un Galatasaray’a transferine onay verdi.</p>

<p>Ancak bu onayın önemli bir şartı bulunuyor: ödeme takviminin kısaltılması.</p>

<p>25 milyon euro masada</p>

<p>Galatasaray’ın Lokomotiv Moskova’ya 25 milyon euroluk bir teklif sunduğu ve bu bedeli uzun vadeli bir ödeme programıyla karşılamayı planladığı belirtilmişti.</p>

<p>Championat daha önce sarı-kırmızılıların 25 milyon euroyu beş yıla yayılmış şekilde, yılda 5 milyon euro ödemeyi önerdiğini duyurmuştu.</p>

<p>Son gelişmeye göre Lokomotiv cephesinde artık transfer bedelinden çok paranın hangi vadede ödeneceği üzerinde duruluyor. Belozerov’un satışa olumlu yaklaşırken daha kısa bir ödeme planı talep ettiği bildirildi.</p>

<p>Bu durum, taraflar arasındaki pazarlığın bonservis rakamından ödeme koşullarına kaydığına işaret ediyor.</p>

<p>Rusya’dan satış için yeşil ışık</p>

<p>Batrakov dosyasında Rusya Demiryolları yönetiminin tavrı kritik önem taşıyordu. Championat, 14 Ağustos’ta Belozerov’un Lokomotiv tesislerine giderek transfer konusunda yapılacak görüşmeye katılacağını ve nihai kararda Rusya Demiryolları yönetiminin belirleyici olacağını bildirmişti.</p>

<p>Bir gün sonra gelen haberde ise Belozerov’un transferi, ödeme vadesinin azaltılması şartıyla onayladığı aktarıldı.</p>

<p>Böylece Galatasaray’ın önündeki en önemli engellerden biri büyük ölçüde aşılmış görünüyor.</p>

<p>Batrakov ile anlaşma iddiası</p>

<p>Transferin oyuncu tarafında da önemli mesafe kaydedildiği belirtiliyor.</p>

<p>Rus basınında yer alan ve Türkiye kaynaklarına dayandırılan haberlerde Galatasaray’ın Batrakov ile kişisel şartlarda anlaşmaya vardığı öne sürüldü.</p>

<p>16 Ağustos sabahı Championat’ın aktardığı bir başka haberde ise Fotomaç ve A Spor Genel Yayın Yönetmeni Zeki Uzundurukan’ın, Galatasaray ile Lokomotiv Moskova arasında 25 milyon euro karşılığında anlaşmaya varıldığını duyurduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aynı iddiaya göre Batrakov’a bonuslarla birlikte yıllık 3,5 milyon euro ödenecek ve futbolcuyla 4 yıllık sözleşme yapılacak.</p>

<p>Ancak transfer henüz kulüpler tarafından resmi olarak açıklanmış değil.</p>

<p>Resmi açıklama bekleniyor</p>

<p>Gelinen noktada farklı kaynaklardan gelen haberler Galatasaray’ın Batrakov transferinde ciddi ilerleme sağladığını gösteriyor.</p>

<p>Bununla birlikte resmi imzalar açıklanmadan “transfer tamamlandı” değerlendirmesi yapmak için erken.</p>

<p>Rusya’dan gelen son bilgiler ışığında dosyadaki kritik başlığın artık 25 milyon euroluk bonservis bedelinden çok ödemenin kaç yılda tamamlanacağı olduğu görülüyor.</p>

<p>Galatasaray ödeme planını Lokomotiv’in istediği seviyeye çekerse transferde son pürüzün de ortadan kalkması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/galatasarayda-aleksey-batrakov-transferinde-kritik-esik-lokomotivden-25-milyon-euroya-onay</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 22:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8334.jpeg" type="image/jpeg" length="68660"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erzurumspor’dan Fransa’ya transfer çıkarması: Romain Del Castillo için resmi teklif]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/erzurumspordan-fransaya-transfer-cikarmasi-romain-del-castillo-icin-resmi-teklif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/erzurumspordan-fransaya-transfer-cikarmasi-romain-del-castillo-icin-resmi-teklif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig’de kadrosunu güçlendirmeyi sürdüren Erzurumspor FK, transferde dikkat çekici bir ismin peşine düştü. Mavi-beyazlıların Brest forması giyen Fransız kanat oyuncusu Romain Del Castillo için resmi teklif yaptığı, taraflar arasındaki görüşmelerin ilerlediği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Erzurumspor FK, transfer döneminin ses getirebilecek hamlelerinden biri için Fransa’ya yöneldi.</p>

<p>Mavi-beyazlıların Ligue 1 ekiplerinden Brest’in 30 yaşındaki kanat oyuncusu Romain Del Castillo için resmi teklif yaptığı bildirildi.</p>

<p>Ajansspor’un Salim Manav imzalı haberinde Erzurumspor’un Brest’e teklifini ilettiği belirtildi. Fransız futbol kamuoyuna yansıyan bilgiler ise dosyanın yalnızca ilk temas aşamasında olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Fransız Foot Mercato, Ouest-France’a dayandırdığı haberinde Del Castillo ile Erzurumspor arasındaki görüşmelerin ilerlediğini ve Türkiye seçeneğinin oyuncu için mevcut alternatifler arasında öne çıktığını aktardı. Bir İngiliz kulübünün de oyuncuyla ilgilendiği belirtiliyor.</p>

<p>Del Castillo ayrılığa sıcak bakıyor</p>

<p>Transferi Erzurumspor açısından daha dikkat çekici hale getiren noktalardan biri, Fransız futbolcunun Brest’ten ayrılma ihtimali.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fransız basınına yansıyan bilgilere göre Del Castillo yeni bir maceraya sıcak bakıyor ve temsilcilerinden transfer seçeneklerini değerlendirmelerini istedi. Erzurumspor ile yürütülen temasların da bu süreçte ciddi bir noktaya ulaştığı ifade ediliyor.</p>

<p>Geçen sezon 9 gol, 4 asist</p>

<p>29 Mart 1996 doğumlu Romain Del Castillo, ağırlıklı olarak sağ kanatta görev yapıyor. Sol ayağını kullanan Fransız oyuncu hücum hattının farklı bölgelerinde de değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Del Castillo, geride kalan sezonda Brest formasıyla tüm kulvarlarda 33 karşılaşmaya çıktı, 9 gol attı ve 4 asist yaptı. Lyon altyapısından yetişen oyuncu kariyerinde Nîmes ve Rennes formalarını da giydi.</p>

<p>Sözleşmesi 2027’ye kadar</p>

<p>Del Castillo’nun Brest ile sözleşmesi 30 Haziran 2027’ye kadar devam ediyor. Oyuncunun güncel piyasa değeri ise Transfermarkt verilerinde yaklaşık 7 milyon euro seviyesinde gösteriliyor.</p>

<p>Bu nedenle transferin gerçekleşmesi halinde Del Castillo, Erzurumspor’un kadro yapılanmasındaki en dikkat çekici isimlerden biri olacak.</p>

<p>Gözler Brest ile yapılacak görüşmelerde</p>

<p>Şu aşamada transferin tamamlandığına veya tarafların kesin anlaşmaya vardığına ilişkin güvenilir bir doğrulama bulunmuyor. Buna karşılık Erzurumspor’un resmi teklif yaptığı ve Fransız kaynakların da görüşmelerin ilerlediğini bildirmesi, Del Castillo dosyasını sıradan bir transfer söylentisinin ötesine taşıyor.</p>

<p>Transferde bundan sonraki kritik başlık, Erzurumspor ile Brest arasında şartların ne ölçüde yakınlaşacağı olacak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Ajansspor – Salim Manav</li>
 <li>Ouest-France</li>
 <li>Foot Mercato</li>
 <li>Transfermarkt</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/erzurumspordan-fransaya-transfer-cikarmasi-romain-del-castillo-icin-resmi-teklif</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 22:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8333.jpeg" type="image/jpeg" length="33178"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Osimhen için sürpriz gelişme: Arsenal ile Galatasaray arasında temas]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/osimhen-icin-surpriz-gelisme-arsenal-ile-galatasaray-arasinda-temas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/osimhen-icin-surpriz-gelisme-arsenal-ile-galatasaray-arasinda-temas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın yıldızı Victor Osimhen için İngiltere’den dikkat çeken bir transfer gelişmesi geldi. İngiliz basınına dayandırılan haberlerde Arsenal ile Galatasaray arasındaki görüşmeler sırasında Nijeryalı golcünün durumunun da gündeme geldiği belirtiliyor. Sarı-kırmızılıların ise yıldız futbolcuyu bırakmaya sıcak bakmadığı aktarılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Arsenal’den Galatasaray’a Osimhen hamlesi: Transfer görüşmesinde yıldız golcünün adı gündeme geldi</p>

<p>Galatasaray’ın dünya çapındaki yıldızı Victor Osimhen, Avrupa transfer piyasasının yeniden merkezine yerleşti. İngiltere’den gelen son haberler, Premier Lig devi Arsenal’in Nijeryalı santrfor için Galatasaray’ın kapısını çaldığını ortaya koydu.</p>

<p>ESPN’in transfer haberinde aktardığı bilgilere göre Arsenal ile Galatasaray arasında gerçekleştirilen temaslarda Osimhen’in olası transferi de konuşuldu. Gelişmenin çıkış noktasında ise iki kulüp arasında başka oyuncular üzerinden yürütülen görüşmeler bulunuyor.</p>

<p>Martinelli görüşmesi Osimhen’e uzandı</p>

<p>Transfer trafiğinin dikkat çekici tarafı, temasların Galatasaray’ın Arsenal kadrosundaki oyunculara ilgisi sırasında gelişmesi.</p>

<p>İngiliz basınındaki haberlerde Galatasaray’ın Gabriel Martinelli için yaklaşık 45 milyon avroluk teklif yaptığı belirtilirken, görüşmeler sırasında Arsenal cephesinin Osimhen’in durumunu gündeme getirdiği bildirildi. Martinelli’nin ise şu aşamada Türkiye’ye transfer konusunda istekli olmadığı aktarılıyor.</p>

<p>Böylece transfer masasındaki roller ilginç biçimde değişti. Galatasaray Arsenal’den yıldız oyuncu almaya çalışırken, İngiliz kulübü de sarı-kırmızılıların en önemli hücum silahını gündemine taşıdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Osimhen cephesinden dikkat çeken açıklama</p>

<p>Transfer iddialarını daha da hareketlendiren gelişme ise Osimhen’in geleceği konusunda kapıyı tamamen kapatmaması oldu.</p>

<p>16 Ağustos tarihli haberlerde Nijeryalı golcünün Arsenal bağlantılı transfer söylentileri sorulduğunda Galatasaray’dan ayrılmayacağını kesin biçimde söylemediği aktarılıyor. Bununla birlikte bu açıklama, oyuncunun Arsenal ile anlaştığı veya ayrılık kararı aldığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Galatasaray’ın tavrı kritik</p>

<p>İngiltere’den gelen haberlerde Galatasaray’ın Osimhen’i kolaylıkla bırakmaya niyetli olmadığı belirtiliyor. İngiliz basınında sarı-kırmızılı yönetimin yıldız santrfor konusunda güçlü bir pozisyon aldığı yönünde bilgiler bulunuyor.</p>

<p>Osimhen, Galatasaray hücumunun yalnızca gol yükünü taşıyan isimlerden biri değil, aynı zamanda kulübün Avrupa hedeflerinin merkezindeki oyunculardan biri konumunda. Bu nedenle Arsenal’in ilgisinin somut bir transfere dönüşmesi halinde görüşmelerin oldukça yüksek rakamlara ulaşması beklenebilir.</p>

<p>Henüz resmi teklif doğrulanmadı</p>

<p>Dosyada en önemli ayrıntı ise burada.</p>

<p>Mevcut güvenilir haber zinciri, Arsenal ile Galatasaray arasındaki görüşmeler sırasında Osimhen’in adının gündeme geldiğini destekliyor. Ancak şu aşamada Arsenal’in Osimhen için Galatasaray’a resmi ve kabul edilebilir bir bonservis teklifi sunduğunu doğrulayan yeterince güçlü bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Dolayısıyla “Osimhen Arsenal’e gidiyor” ya da “transfer için anlaşma sağlandı” şeklindeki ifadeler için henüz erken.</p>

<p>Buna karşılık İngiltere’den peş peşe gelen haberler, Victor Osimhen dosyasının Avrupa transfer piyasasında yeniden açıldığını gösteriyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>ESPN</li>
 <li>The Telegraph</li>
 <li>The Guardian</li>
 <li>GOAL</li>
 <li>Daily Mirror</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/osimhen-icin-surpriz-gelisme-arsenal-ile-galatasaray-arasinda-temas</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 21:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8332.jpeg" type="image/jpeg" length="28471"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kahve Dünyası’nın Kurucusu Birol Altınkılıç Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kahve-dunyasinin-kurucusu-birol-altinkilic-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kahve-dunyasinin-kurucusu-birol-altinkilic-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin gıda ve perakende sektörünün önemli isimlerinden, Altınmarka Grubu ve Kahve Dünyası’nın kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Birol Altınkılıç, 66 yaşında hayatını kaybetti. Altınkılıç’ın kalp krizi sonucu yaşamını yitirdiği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye iş dünyasının tanınmış isimlerinden Birol Altınkılıç, 66 yaşında hayatını kaybetti.</p>

<p>Kahve Dünyası ile Altınmarka Grubu’nun kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı olan Altınkılıç’ın kalp krizi sonucu yaşamını yitirdiği bildirildi.</p>

<p>Gıda sektörünün önemli isimlerinden biriydi</p>

<p>Birol Altınkılıç, özellikle kakao ve çikolata üretimi alanındaki yatırımlarıyla Türkiye gıda sanayisinin öne çıkan iş insanları arasında yer aldı.</p>

<p>1992 yılında İstanbul’da kurulan Altınmarka, yıllar içinde kakao ve çikolata üretiminde büyüyerek uluslararası pazarlara açıldı. Altınkılıç, sanayi alanındaki faaliyetlerinin yanı sıra Kahve Dünyası markasının büyümesinde de önemli rol oynadı.</p>

<p>Kahve Dünyası Türkiye’nin tanınan markalarından biri oldu</p>

<p>2000’li yıllarda perakende kahve sektörüne giren Kahve Dünyası, İstanbul’da başlayan yolculuğunun ardından Türkiye’nin farklı şehirlerine ve yurt dışına yayıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Altınkılıç ailesinin yönettiği grup; kahve, kakao ve çikolata başta olmak üzere gıda sektörünün farklı alanlarında faaliyet gösterdi.</p>

<p>Birol Altınkılıç, iş dünyasındaki çalışmalarıyla çeşitli dönemlerde girişimcilik ödüllerine de layık görüldü. Ekonomist dergisinin geleneksel araştırmasında 2011 yılının “Erkek Girişimcisi” seçilmişti.</p>

<p>Birol Altınkılıç kimdir?</p>

<p>Birol Altınkılıç, Altınmarka Grubu’nun kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanıydı. Kakao ve çikolata üretiminden perakende kahveciliğe uzanan yatırımlarıyla tanınan Altınkılıç, Kahve Dünyası markasının gelişiminde önemli rol üstlendi.</p>

<p>Altınkılıç’ın vefatı, iş ve gıda sektöründe üzüntüyle karşılandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kahve-dunyasinin-kurucusu-birol-altinkilic-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 21:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8330-1.jpeg" type="image/jpeg" length="98205"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dang Virüsü Nedir? Sivrisinek Isırığı Sonrası Ortaya Çıkabilen Belirtiler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dang-virusu-nedir-sivrisinek-isirigi-sonrasi-ortaya-cikabilen-belirtiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dang-virusu-nedir-sivrisinek-isirigi-sonrasi-ortaya-cikabilen-belirtiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dang humması, özellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde sivrisinekler aracılığıyla yayılan ve bazı hastalarda ağır seyredebildiği için dikkatle izlenmesi gereken viral bir enfeksiyondur. Yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, göz arkasında ağrı, kas-eklem ağrıları ve döküntüyle ortaya çıkabilen hastalıkta tedavinin temelini destekleyici bakım ve ağırlaşma belirtilerinin erken fark edilmesi oluşturuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yüksek ateş, baş ağrısı ve bütün vücudu saran yoğun ağrılar ilk bakışta sıradan bir viral enfeksiyonu düşündürebilir. Ancak dang hummasının görüldüğü bir bölgede yaşayan veya yakın zamanda böyle bir bölgeye seyahat eden kişilerde bu tablo farklı değerlendirilmelidir. Hastalığı taşıyan sivrisineğin ısırmasından günler sonra başlayan belirtiler çoğu kişide kendiliğinden düzelirken, küçük bir grupta ciddi damar geçirgenliği, kanama ve dolaşım bozukluklarının eşlik edebildiği ağır dang gelişebilir.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının dang riski altında bulunduğunu ve her yıl tahminen 100 ila 400 milyon enfeksiyon meydana geldiğini bildiriyor. Hastalık açısından en önemli noktalardan biri ise ağırlaşma belirtilerinin bazen ateş düşmeye başladıktan sonra ortaya çıkabilmesi.</p>

<p>Dang Humması Nedir?</p>

<p>Dang humması, DENV olarak adlandırılan dang virüsünün yol açtığı sivrisinek kaynaklı viral bir enfeksiyondur. Virüsün DENV-1, DENV-2, DENV-3 ve DENV-4 olmak üzere dört temel serotipi bulunur.</p>

<p>Hastalık insanlara başlıca enfekte Aedes aegypti sivrisineklerinin, bazı bölgelerde ise Aedes albopictus sivrisineklerinin ısırmasıyla geçer. Bu sivrisinekler özellikle tropikal ve subtropikal iklimlerde yaygındır ve gündüz saatlerinde de aktif biçimde ısırabilir.</p>

<p>Dang enfeksiyonlarının önemli bir bölümü belirti vermeden veya hafif belirtilerle geçirilebilir. Belirti gelişen kişilerin çoğu yaklaşık bir ila iki hafta içinde iyileşir. Bununla birlikte bazı hastalarda hastanede tedavi gerektiren ağır dang tablosu ortaya çıkabilir.</p>

<p>Dang Virüsü Neden Olur ve Nasıl Bulaşır?</p>

<p>Hastalığın nedeni dang virüsüdür. En önemli bulaş yolu, virüsü taşıyan dişi Aedes sivrisineğinin insanı ısırmasıdır.</p>

<p>Sivrisinek, virüsü taşıyan bir kişiden kan emerken enfekte olabilir. Daha sonra başka bir insanı ısırdığında virüsü aktarabilir. Bu nedenle hastalığın yayılmasında insan-sivrisinek-insan döngüsü önemli rol oynar.</p>

<p>Dang, grip veya COVID-19 gibi günlük sosyal temasla insandan insana kolayca yayılan bir enfeksiyon değildir. Nadir görülen farklı bulaş yolları bildirilmiş olsa da toplumdaki yayılımın temel motoru enfekte sivrisineklerdir.</p>

<p>Sıcaklık, yağış, nem, kentleşme, su birikintileri ve sivrisineklerin çoğalabileceği uygun ortamların artması hastalığın yayılımını etkileyebilir.</p>

<p>Dang Humması Belirtileri Nelerdir?</p>

<p>Belirtiler enfekte sivrisineğin ısırmasından genellikle 4 ila 10 gün sonra ortaya çıkar ve çoğunlukla 2 ila 7 gün sürer.</p>

<p>İlk ve Erken Belirtiler</p>

<p>Hastalık çoğu zaman ani başlayan yüksek ateşle kendini gösterebilir. Ateşe şiddetli baş ağrısı ve belirgin halsizlik eşlik edebilir.</p>

<p>Bazı hastalarda gözlerin arkasında hissedilen ağrı dikkat çekicidir. Kas, kemik ve eklem ağrılarının belirgin olması nedeniyle dang geçmişte “kırık kemik ateşi” olarak da adlandırılmıştır.</p>

<p>Sık Görülen Belirtiler</p>

<ul>
 <li>Yüksek ateş</li>
 <li>Şiddetli baş ağrısı</li>
 <li>Gözlerin arkasında ağrı</li>
 <li>Kas ve eklem ağrıları</li>
 <li>Bulantı</li>
 <li>Kusma</li>
 <li>Deri döküntüsü</li>
 <li>Lenf bezlerinde şişme</li>
 <li>Belirgin halsizlik</li>
</ul>

<p>Bu belirtilerin hiçbiri tek başına dang tanısı koydurmaz. Benzer yakınmalar başka viral ve bakteriyel enfeksiyonlarda da görülebilir.</p>

<p>Ağır Dang Belirtileri</p>

<p>Dang enfeksiyonundaki kritik noktalardan biri, ciddi belirtilerin ateş gerilemeye başladıktan sonra gelişebilmesidir. Ateşin düşmesi bu nedenle her zaman hastalığın tamamen geçtiği anlamına gelmez.</p>

<p>Şiddetli karın ağrısı, sürekli kusma, hızlı solunum, burun veya diş eti kanaması, kanlı kusma veya dışkı, belirgin huzursuzluk, aşırı halsizlik, yoğun susama, soluk ve soğuk cilt ağır hastalığın uyarıcı belirtileri arasında yer alır.</p>

<p>Bu bulgular ortaya çıktığında acil tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Dang Humması Nasıl Teşhis Edilir?</p>

<p>Tanıda hastanın belirtileri kadar seyahat ve yaşadığı bölge öyküsü de önem taşır. Hekim, dangın görüldüğü bir bölgeye yakın zamanda seyahat edilip edilmediğini ve sivrisinek maruziyeti olasılığını değerlendirir.</p>

<p>Tanıyı desteklemek veya doğrulamak için hastalığın dönemine göre virüsün genetik materyalini araştıran moleküler testler, NS1 antijen testi veya dang virüsüne karşı gelişen antikorları araştıran serolojik testler kullanılabilir.</p>

<p>Kan sayımı da hastalığın takibinde önemlidir. Trombositlerde azalma ve hematokrit değerindeki değişiklikler klinik tabloyla birlikte değerlendirilebilir.</p>

<p>Testin türü hastalığın kaçıncı gününde olunduğuna göre önem kazandığından, sonuçların hekim tarafından belirtiler ve diğer laboratuvar bulgularıyla birlikte yorumlanması gerekir.</p>

<p>Dang Humması Tedavisi Nasıl Yapılır?</p>

<p>Dang virüsünü doğrudan ortadan kaldıran, rutin kullanımda hastalığa özgü bir antiviral tedavi bulunmamaktadır. Tedavinin temel amacı sıvı dengesinin korunması, belirtilerin kontrol edilmesi ve ağır dang gelişiminin erken fark edilmesidir.</p>

<p>Hafif vakalarda dinlenme, yeterli sıvı alınması ve klinik takip önem taşır. Ateş ve ağrının kontrolünde uygun ilaç seçimi hekim veya sağlık profesyonelinin önerisine göre yapılmalıdır.</p>

<p>Dang şüphesi bulunan kişilerde aspirin ve ibuprofen gibi bazı nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar kanama riskini artırabileceğinden özellikle dikkat gerektirir. Kişinin kendi kendine ilaç başlamaması en güvenli yaklaşımdır.</p>

<p>Ağır dang gelişen hastalarda hastane izlemi gerekebilir. Damar yoluyla sıvı tedavisi ve hastanın dolaşım, kanama ve organ fonksiyonları açısından yakından takip edilmesi yaşamsal önem taşıyabilir.</p>

<p>Tedavi hastanın yaşı, hastalığın şiddeti, gebelik durumu, eşlik eden hastalıkları ve klinik bulgularına göre kişiselleştirilir.</p>

<p>Güncel Bilimsel Gelişmeler</p>

<p>Dang hastalığında son yıllardaki önemli gelişmelerden biri aşılama alanında yaşandı. WHO, TAK-003 olarak bilinen canlı zayıflatılmış dang aşısını yüksek dang bulaş yoğunluğunun bulunduğu bölgelerde 6-16 yaş arasındaki çocuklar için öneriyor.</p>

<p>WHO yaklaşımında aşılama tek başına yeterli bir mücadele yöntemi olarak kabul edilmiyor. Sivrisinek kontrolü, erken tanı, uygun hasta yönetimi ve toplumun korunma yöntemleri konusunda bilinçlendirilmesi birlikte yürütülmesi gereken temel uygulamalar arasında bulunuyor.</p>

<p>Dang aşılarının kullanımı yaşa, kişinin sağlık durumuna, daha önce dang geçirip geçirmediğine, ülkenin ruhsatlandırma koşullarına ve bölgesel hastalık yüküne göre değişebildiğinden aşı kararı bireysel olarak sağlık profesyoneliyle değerlendirilmelidir.</p>

<p>Yeni aşı adayları, antiviral tedaviler, sivrisinek popülasyonunun kontrolüne yönelik biyolojik yöntemler ve daha hızlı tanı teknolojileri üzerindeki araştırmalar da devam ediyor. Araştırma aşamasındaki yöntemlerin tümü henüz rutin klinik uygulamanın parçası değildir.</p>

<p>Dang Hummasından Nasıl Korunulur?</p>

<p>Dangdan korunmada en önemli adım sivrisinek ısırıklarını azaltmaktır. Hastalığı taşıyan Aedes sivrisineklerinin gündüzleri de aktif olabilmesi nedeniyle korunma yalnızca gece saatleriyle sınırlı tutulmamalıdır.</p>

<p>Uzun kollu giysiler ve vücudu daha fazla örten kıyafetler tercih edilebilir. Uygun sivrisinek kovucuların ürün talimatlarına göre kullanılması, pencere ve kapılarda sineklik bulunması ve gerektiğinde cibinlik kullanılması riski azaltabilir.</p>

<p>Sivrisineklerin üreyebildiği durgun suların ortadan kaldırılması da önemlidir. Saksı altlıkları, açık su kapları, kovalar, kullanılmayan lastikler ve yağmur suyunun birikebildiği küçük alanlar bile sivrisineklerin üremesi için uygun ortam oluşturabilir.</p>

<p>Dang Humması ile Yaşam</p>

<p>Akut enfeksiyon sırasında vücudun sıvı ihtiyacının karşılanması ve dinlenme önemlidir. Kusma nedeniyle yeterli sıvı alamayan, idrar miktarı belirgin azalan veya genel durumu kötüleşen kişilerin tıbbi değerlendirmesi geciktirilmemelidir.</p>

<p>Hastalık geçtikten sonra bazı kişilerde halsizlik birkaç hafta devam edebilir. Günlük aktivitelere dönüş kişinin toparlanmasına göre kademeli biçimde yapılabilir.</p>

<p>Dang geçiren kişinin özellikle hastalığın ilk dönemlerinde yeni sivrisinek ısırıklarından korunması da önemlidir. Böylece sivrisineğin enfekte kişiden virüsü alıp başka insanlara taşıma ihtimalinin azaltılmasına katkı sağlanabilir.</p>

<p>Halk Arasında Doğru Bilinen Yanlışlar</p>

<p>Yanlış: Dang yalnızca gece ısıran sivrisineklerden bulaşır.</p>

<p>Doğru: Dangın başlıca taşıyıcıları olan Aedes sivrisinekleri gündüz saatlerinde de aktiftir.</p>

<p>Yanlış: Dang insandan insana grip gibi kolayca bulaşır.</p>

<p>Doğru: Toplumdaki temel bulaş yolu enfekte sivrisineklerin insanları ısırmasıdır.</p>

<p>Yanlış: Ateş düştüyse tehlike tamamen geçmiştir.</p>

<p>Doğru: Ağır dangın uyarıcı belirtileri bazı hastalarda tam da ateşin düşmeye başladığı dönemde ortaya çıkabilir.</p>

<p>Yanlış: Dang geçiren kişi bir daha dang olmaz.</p>

<p>Doğru: Virüsün dört farklı serotipi vardır. Bir serotipe karşı gelişen bağışıklık diğer serotiplere karşı kalıcı ve tam koruma sağlamaz.</p>

<p>Yanlış: İkinci dang enfeksiyonu mutlaka ağır geçer.</p>

<p>Doğru: İkinci enfeksiyonda ağır dang riski artabilir ancak her ikinci enfeksiyonun ağır seyredeceği söylenemez.</p>

<p>Yanlış: Her ateşli sivrisinek ısırığı dang anlamına gelir.</p>

<p>Doğru: Dang belirtileri birçok hastalıkla karışabilir. Tanı, klinik değerlendirme ve gerektiğinde laboratuvar testleriyle konulur.</p>

<p>Tedavi Edilmezse Ne Olur?</p>

<p>Çoğu dang enfeksiyonu hafif seyrederek iyileşir. Ancak ağır hastalık gelişen kişilerde damar geçirgenliğinin artması, ciddi kanama, dolaşım bozukluğu ve şok ortaya çıkabilir.</p>

<p>Bazı ağır vakalarda karaciğer, kalp, beyin veya diğer organlar etkilenebilir. Erken tanı ve uygun sıvı yönetimi ağır dangda komplikasyon ve ölüm riskinin azaltılmasında kritik öneme sahiptir.</p>

<p>Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?</p>

<p>Dangın görüldüğü bir bölgede yaşayan veya yakın zamanda böyle bir bölgeden dönen kişide yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, göz arkasında ağrı, belirgin kas-eklem ağrıları, döküntü, bulantı veya kusma gelişirse sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>Özellikle çocuklar, ileri yaştaki kişiler, gebeler ve önemli kronik hastalığı bulunan kişilerde değerlendirme daha dikkatli yapılmalıdır.</p>

<p>Dang Humması İçin Hangi Doktora Gidilir?</p>

<p>İlk değerlendirme aile hekimi, iç hastalıkları veya enfeksiyon hastalıkları uzmanı tarafından yapılabilir. Çocuklarda çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurulabilir.</p>

<p>Ağır hastalık bulguları bulunan kişilerin ise poliklinik randevusu beklemek yerine acil serviste değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Acil Müdahale Gerektiren Durumlar</p>

<p>Aşağıdaki belirtilerden biri gelişirse acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır:</p>

<ul>
 <li>Şiddetli veya giderek artan karın ağrısı</li>
 <li>Sürekli kusma</li>
 <li>Kanlı kusma veya dışkı</li>
 <li>Burun veya diş etlerinden belirgin kanama</li>
 <li>Hızlı solunum veya nefes almakta zorlanma</li>
 <li>Aşırı halsizlik</li>
 <li>Belirgin huzursuzluk veya bilinç durumunda değişiklik</li>
 <li>Soğuk, soluk veya nemli cilt</li>
 <li>İdrar miktarında belirgin azalma</li>
 <li>Genel durumun hızla kötüleşmesi</li>
</ul>

<p>Ateşin düşmesi sırasında bu belirtilerin ortaya çıkması özellikle önemlidir.</p>

<p>GOOGLE’DA EN ÇOK ARANAN 8 SORU</p>

<p>1. Dang virüsü nedir?</p>

<p>Dang virüsü, insanlara çoğunlukla enfekte Aedes sivrisineklerinin ısırmasıyla bulaşan bir virüstür. Dört temel serotipi bulunur ve dang hummasına yol açabilir.</p>

<p>2. Dang virüsü insandan insana bulaşır mı?</p>

<p>Dang günlük temas, öksürme veya aynı ortamda bulunma yoluyla grip gibi yayılmaz. Temel bulaş yolu, enfekte sivrisineğin insanı ısırmasıdır.</p>

<p>3. Dang virüsü belirtileri kaç günde ortaya çıkar?</p>

<p>Belirtiler genellikle enfekte sivrisinek ısırığından 4-10 gün sonra başlar. Hastalık çoğu kişide birkaç gün içinde gerilemeye başlar ve genellikle 1-2 hafta içinde iyileşir.</p>

<p>4. Dang humması tehlikeli midir?</p>

<p>Çoğu vaka hafif veya orta şiddette seyreder ancak bazı kişilerde ağır dang gelişebilir. Şiddetli karın ağrısı, sürekli kusma, kanama ve dolaşım bozukluğu belirtileri acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>5. Dang hummasının tedavisi var mı?</p>

<p>Dang virüsünü hedefleyen rutin ve hastalığa özgü bir antiviral tedavi bulunmamaktadır. Tedavi sıvı dengesinin korunması, belirtilerin kontrolü ve komplikasyonların erken yönetilmesine dayanır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>6. Dang humması kaç günde geçer?</p>

<p>Belirti gösteren kişilerin çoğu yaklaşık 1-2 hafta içinde iyileşir. Bununla birlikte halsizlik bazı kişilerde iyileşmeden sonra birkaç hafta devam edebilir.</p>

<p>7. Dang humması ikinci kez geçirilir mi?</p>

<p>Evet. Dang virüsünün dört serotipi bulunduğundan kişi farklı bir serotiple yeniden enfekte olabilir ve sonraki enfeksiyonlarda ağır hastalık riski artabilir.</p>

<p>8. Dang hummasından nasıl korunulur?</p>

<p>En etkili yöntem sivrisinek ısırıklarından korunmak ve sivrisineklerin üreyebileceği durgun su alanlarını azaltmaktır. Uygun kovucular, koruyucu giysiler, sineklik ve çevresel sivrisinek kontrolü birlikte kullanılabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) – Dengue and Severe Dengue</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) – Dengue Vaccines and Immunization</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) – Dengue Vaccine Position Paper</p>

<p>Centers for Disease Control and Prevention (CDC) – Dengue</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dang-virusu-nedir-sivrisinek-isirigi-sonrasi-ortaya-cikabilen-belirtiler</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 20:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8327.jpeg" type="image/jpeg" length="93634"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Egzama tedavisinde dikkat çeken bulgu: Derinin bakteri dengesi değişti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/egzama-tedavisinde-dikkat-ceken-bulgu-derinin-bakteri-dengesi-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/egzama-tedavisinde-dikkat-ceken-bulgu-derinin-bakteri-dengesi-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mount Sinai Icahn Tıp Fakültesi öncülüğündeki JADE MOA verilerinin analizinde, orta ve şiddetli atopik dermatiti bulunan yetişkinlerde abrositinib tedavisinin deri mikrobiyomundaki bozulmayı kısmen tersine çevirebildiği görüldü. 200 mg dozda mikrobiyal çeşitlilik artarken, egzama lezyonlarında Staphylococcus aureus yoğunluğu azaldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Orta ve şiddetli atopik dermatitin tedavisinde kullanılan JAK1 inhibitörü abrositinibin, hastalığın belirtilerini azaltmanın yanı sıra deride yaşayan mikroorganizmaların dengesini de değiştirebileceğine ilişkin dikkat çekici veriler ortaya çıktı.</p>

<p>Mount Sinai Icahn Tıp Fakültesi ve Pfizer araştırmacılarının yer aldığı çalışma, daha önce gerçekleştirilen randomize ve plasebo kontrollü Faz 2a JADE MOA araştırmasının verileri üzerinden yapıldı. Analizde orta ve şiddetli atopik dermatiti bulunan 45 yetişkinden alınan toplam 312 deri sürüntüsü incelendi.</p>

<p>Bulgular, özellikle günde 200 mg abrositinib alan hastalarda 12 haftanın sonunda derideki mikrobiyal çeşitliliğin arttığını gösterdi. Egzamalı deri bölgelerinde Staphylococcus aureus adı verilen bakterinin miktarında da anlamlı azalma saptandı.</p>

<p>Egzamada deri bakterileri neden önemli?</p>

<p>Atopik dermatit yalnızca ciltte kızarıklık, kuruluk ve yoğun kaşıntıyla seyreden bir hastalık değil. Hastaların derisinde yaşayan mikroorganizmaların oluşturduğu doğal denge de bozulabiliyor.</p>

<p>Özellikle Staphylococcus aureus bakterisinin egzamalı bölgelerde artması, daha şiddetli hastalık ve alevlenmelerle ilişkilendiriliyor. Bu bakteri, deri bariyerinin daha fazla bozulmasına ve iltihabi süreçlerin güçlenmesine katkıda bulunabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle araştırmacılar, tedavinin yalnızca gözle görülen deri lezyonlarını ve kaşıntıyı değil, derinin mikrobiyal yapısını değiştirip değiştirmediğini de araştırdı.</p>

<p>45 hastadan 312 deri örneği incelendi</p>

<p>Analize alınan hastaların 14’ü günde 200 mg, 16’sı günde 100 mg abrositinib kullanırken 15 hastaya plasebo verildi.</p>

<p>Tedavi 12 hafta sürdü.</p>

<p>Egzama lezyonlarının bulunduğu bölgelerden başlangıçta ve tedavinin 2, 4 ve 12. haftalarında örnekler alındı. Lezyon bulunmayan deriden ise başlangıçta, 4. haftada ve 12. haftada örnek toplandı.</p>

<p>Araştırmacılar bakterileri, mikroorganizmaların genetik izlerini belirlemeye yarayan 16S ribozomal RNA gen dizileme yöntemiyle analiz etti.</p>

<p>Derideki mikrobiyal çeşitlilik arttı</p>

<p>En dikkat çekici sonuçlardan biri, 200 mg abrositinib kullanan grupta ortaya çıktı.</p>

<p>On ikinci haftada hem egzama lezyonlarının bulunduğu bölgelerde hem de görünürde sağlam deride mikrobiyal çeşitlilikte istatistiksel olarak anlamlı artış saptandı.</p>

<p>Bu bulgu önemli görülüyor. Çünkü atopik dermatitte deri mikrobiyomunun çeşitliliğinin azalması ve belirli bakterilerin baskın hale gelmesi, hastalığın bilinen özellikleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Araştırmada tedavi gruplarının deri mikrobiyomu yapılarında zaman içinde birbirinden ayrışan değişiklikler de belirlendi.</p>

<p>Staphylococcus aureus miktarı azaldı</p>

<p>Araştırmanın bir diğer önemli sonucu egzamalı deri bölgelerindeki Staphylococcus aureus miktarında görüldü.</p>

<p>Günde 200 mg abrositinib kullanan hastalarda 12. haftada hem genel Staphylococcus bakterilerinin hem de özellikle S. aureus miktarının başlangıca ve plaseboya kıyasla anlamlı biçimde azaldığı belirlendi.</p>

<p>Daha da önemlisi, bazı mikrobiyom değişiklikleri hastalığın klinik olarak düzelmesiyle ilişkili bulundu.</p>

<p>Örneğin 200 mg grubunda egzamalı deride S. aureus miktarındaki değişiklikler; egzamanın yaygınlığı ve şiddetini değerlendiren ölçümlerdeki iyileşmeyle bağlantılıydı.</p>

<p>Abrositinib kullanan hastalarda deri belirtileri ve kaşıntıdaki iyileşmenin ikinci haftadan itibaren görüldüğü ve 12. haftaya kadar sürdüğü bildirildi. Klinik yanıtın doza bağlı olarak daha belirgin hale geldiği de gözlendi.</p>

<p>İlaç bakterileri doğrudan mı öldürüyor?</p>

<p>Araştırma bu soruya doğrudan yanıt vermiyor.</p>

<p>Abrositinib bir antibiyotik değil. JAK1 adı verilen hücresel sinyal yolunu baskılayarak atopik dermatitte rol oynayan iltihabi süreçleri azaltan ağızdan kullanılan bir ilaç.</p>

<p>Bu nedenle ortaya çıkan mikrobiyom değişikliğinin, ilacın bakterileri doğrudan ortadan kaldırmasından ziyade deri iltihabının azalması ve deri bariyerinin düzelmesiyle bağlantılı olabileceği düşünülüyor.</p>

<p>Ancak mevcut çalışma bu mekanizmayı kesin olarak kanıtlamıyor.</p>

<p>Abrositinib zaten onaylı bir tedavi</p>

<p>Araştırmadaki bulguların yeni bir ilaç onayı anlamına gelmediğinin altı çizilmeli.</p>

<p>Abrositinib, orta ve şiddetli atopik dermatitin sistemik tedavisinde halihazırda kullanılan reçeteli bir JAK1 inhibitörü. Avrupa İlaç Ajansı tarafından yetişkinler ve 12 yaşından büyük ergenlerde belirli koşullarda kullanım için ruhsatlandırılmış durumda. ABD’de de atopik dermatit için onaylı bir tedavi olarak kullanılıyor.</p>

<p>Yeni analiz, ilacın bilinen klinik etkisinin arkasında deri mikrobiyomundaki değişikliklerin de bulunabileceğine ilişkin mekanistik bir ipucu sunuyor.</p>

<p>Çalışmanın önemli sınırlılıkları var</p>

<p>Sonuçların temkinli değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Mikrobiyom analizi yalnızca 45 hastayı kapsadı. Araştırmacılar da örneklem büyüklüğünün küçük olması nedeniyle grupların başlangıç özelliklerinin tamamen dengeli olmadığını belirtti.</p>

<p>Ayrıca mikrobiyom ile hastalığın düzelmesi arasında bulunan ilişkiler, mikrobiyom değişikliğinin klinik iyileşmenin doğrudan nedeni olduğunu kanıtlamıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazı korelasyon analizlerinde çoklu karşılaştırmalar için istatistiksel düzeltme yapılmamış olması da bulgular yorumlanırken dikkate alınması gereken bir başka nokta.</p>

<p>Bu nedenle daha büyük ve bağımsız çalışmalar, abrositinib tedavisi sırasında deri mikrobiyomunda meydana gelen değişikliklerin hastalığın iyileşmesinde doğrudan rol oynayıp oynamadığını ortaya koymak açısından önem taşıyor.</p>

<p>Buna karşın mevcut sonuçlar, atopik dermatit tedavisinin yalnızca bağışıklık sistemindeki iltihabi sinyalleri değil, hastalık sırasında bozulan deri mikroçevresini de etkileyebileceğini düşündürüyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ul>
 <li>Icahn School of Medicine at Mount Sinai</li>
 <li>European Academy of Dermatology and Venereology (EADV)</li>
 <li>JADE MOA Faz 2a Klinik Araştırması</li>
 <li>Allergy</li>
 <li>European Medicines Agency (EMA)</li>
 <li>U.S. Food and Drug Administration (FDA)</li>
 <li>Medscape Medical News</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/egzama-tedavisinde-dikkat-ceken-bulgu-derinin-bakteri-dengesi-degisti</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 19:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8326.jpeg" type="image/jpeg" length="68750"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnmeden Migrene, Demanstan Epilepsiye: Beyni Etkileyen Başlıca Hastalıklar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/inmeden-migrene-demanstan-epilepsiye-beyni-etkileyen-baslica-hastaliklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/inmeden-migrene-demanstan-epilepsiye-beyni-etkileyen-baslica-hastaliklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü verileri, nörolojik hastalıkların dünya genelinde 3 milyardan fazla insanı etkilediğini ortaya koyuyor. İnme, migren, demans, epilepsi ve sinir sistemi hastalıkları küresel ölçekte hastalık ve engelliliğin en önemli nedenleri arasında bulunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin ve sinir sistemini etkileyen hastalıklar, dünya genelindeki en büyük sağlık sorunlarından biri haline geldi. WebMD’nin beyni etkileyen farklı hastalıklara dikkat çeken sağlık içeriğinin yanı sıra Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel verileri, nörolojik hastalıkların yalnızca ileri yaşlarda görülen sorunlardan ibaret olmadığını gösteriyor.</p>

<p>DSÖ’nün küresel değerlendirmesine göre nörolojik hastalıklar 3 milyardan fazla insanı etkiliyor. Dünya genelinde hastalık ve engellilik yükünün başlıca nedenleri arasında yer alan bu geniş hastalık grubunda inme, migren, demans, epilepsi, menenjit ve Parkinson hastalığı gibi birbirinden farklı tablolar bulunuyor.</p>

<p>Beyni etkileyen hastalıklar aynı şekilde ortaya çıkmıyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beyin, vücudun hareketten hafızaya, konuşmadan duyulara kadar çok sayıda işlevini yönettiği için bu organı veya sinir sistemini etkileyen hastalıkların belirtileri de büyük farklılık gösterebiliyor.</p>

<p>Bazı hastalıklar aniden ortaya çıkarken bazıları aylar veya yıllar içinde yavaş biçimde ilerleyebiliyor.</p>

<p>İnmede beynin bir bölümüne giden kan akımı kesilebiliyor veya beyinde kanama meydana gelebiliyor. Alzheimer hastalığında ise sinir hücreleri arasındaki bağlantılar ve hücrelerin kendisi zaman içerisinde zarar görüyor.</p>

<p>Epilepside beyindeki anormal elektriksel aktivite nöbetlere yol açabilirken, Parkinson hastalığı özellikle hareketlerin kontrolünü etkileyen ilerleyici bir nörolojik hastalık olarak biliniyor.</p>

<p>Multipl sklerozda ise bağışıklık sisteminin merkezi sinir sistemindeki yapılara zarar vermesi sonucunda görme, hareket, denge ve duyuyla ilgili farklı sorunlar gelişebiliyor.</p>

<p>İnme küresel yükün başında geliyor</p>

<p>DSÖ’nün aktardığı küresel hastalık yükü analizinde en fazla sağlık kaybına yol açan nörolojik tablolar arasında inme ilk sıralarda bulunuyor.</p>

<p>Migren, demans, diyabete bağlı sinir hasarı, menenjit, epilepsi ve sinir sistemi kanserleri de önemli hastalık yükü oluşturan durumlar arasında yer alıyor. 2021 verilerine dayanan değerlendirmede 3 milyardan fazla kişinin en az bir nörolojik durumla yaşadığı bildirildi.</p>

<p>Bu tablo önemli bir noktayı ortaya koyuyor: “Beyin hastalığı” tek bir hastalığı ifade etmiyor. Damar hastalıklarından enfeksiyonlara, bağışıklık sistemi bozukluklarından nörodejeneratif hastalıklara ve tümörlere kadar çok geniş bir hastalık grubu bu başlık altında değerlendiriliyor.</p>

<p>Alzheimer belirtilerden yıllar önce başlayabiliyor</p>

<p>Beyni etkileyen hastalıkların en dikkat çekici özelliklerinden biri, bazı hastalıklarda biyolojik değişikliklerin belirtilerden çok daha önce başlayabilmesi.</p>

<p>ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü’ne göre Alzheimer hastalığıyla bağlantılı karmaşık beyin değişiklikleri, hafıza ve düşünme sorunları ortaya çıkmadan on yıl veya daha uzun süre önce başlayabiliyor.</p>

<p>Hastalığın erken dönemlerinde özellikle yeni anıların oluşturulmasında görev alan beyin bölgeleri etkilenebiliyor. Hastalık ilerledikçe sinir hücrelerinin kaybı daha geniş alanlara yayılabiliyor.</p>

<p>Her unutkanlığın Alzheimer anlamına gelmediğinin de altı çiziliyor. Yaşla ilişkili olağan değişikliklerle hastalığa bağlı bilişsel kaybın birbirinden ayrılması gerekiyor.</p>

<p>Demans yaşlanmanın kaçınılmaz sonucu değil</p>

<p>DSÖ’nün Temmuz 2026’da güncellediği verilere göre 2021 yılında dünya genelinde yaklaşık 57 milyon kişi demansla yaşıyordu ve her yıl yaklaşık 10 milyon yeni vaka ortaya çıkıyor.</p>

<p>Alzheimer hastalığı, demans vakalarının yaklaşık yüzde 60-70’inden sorumlu tutuluyor.</p>

<p>DSÖ özellikle önemli bir yanlış algıya da dikkat çekiyor: Demans ileri yaşlarda daha sık görülmesine rağmen normal yaşlanmanın kaçınılmaz bir parçası değil.</p>

<p>Belirtilerin niteliği önemli</p>

<p>Beyin ve sinir sistemi hastalıklarının belirtileri hastalığa göre değişiyor. Yeni başlayan konuşma bozukluğu, yüzde veya vücudun bir tarafında güçsüzlük, bilinç değişikliği, nöbet, giderek artan hafıza sorunları, hareketlerde belirgin yavaşlama veya günlük yaşamı etkileyen denge ve koordinasyon sorunları farklı nörolojik tabloların işareti olabiliyor.</p>

<p>Özellikle aniden gelişen nörolojik belirtilerde zaman kritik önem taşıyor. İnme gibi acil durumlarda erken tıbbi değerlendirme, tedavi seçeneklerini ve hastalığın sonucunu doğrudan etkileyebiliyor.</p>

<p>Bununla birlikte tek bir belirti üzerinden hastalık tanısı koymak mümkün değil. Benzer yakınmalar farklı ve bazen daha basit nedenlerden kaynaklanabileceği için tanının hekim değerlendirmesiyle konulması gerekiyor.</p>

<p>Beyin sağlığı artık küresel halk sağlığı gündeminde</p>

<p>DSÖ’nün 2026’da yayımladığı nöroloji durum değerlendirmesi, beyin ve sinir sistemi hastalıklarının yalnızca bireysel bir sağlık meselesi olmadığını ortaya koyuyor.</p>

<p>Kurum, nörolojik hastalıkların dünya genelinde hastalık ve engelliliğin önde gelen nedenleri arasında olduğunu, sağlık hizmetlerine erişimde ise ülkeler arasında ciddi farklılıklar bulunduğunu bildiriyor.</p>

<p>Bu nedenle beyin sağlığına yönelik yaklaşım yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra tedaviyle sınırlı görülmüyor. İnme riskinin azaltılması, enfeksiyonların önlenmesi, diyabet ve yüksek tansiyon gibi kronik hastalıkların kontrolü, erken tanı ve rehabilitasyona erişim de küresel mücadelenin önemli parçaları arasında bulunuyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ul>
 <li>WebMD</li>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü (WHO)</li>
 <li>WHO Global Status Report on Neurology</li>
 <li>National Institute on Aging</li>
 <li>Global Burden of Disease 2021 / The Lancet Neurology</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/inmeden-migrene-demanstan-epilepsiye-beyni-etkileyen-baslica-hastaliklar</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 19:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8325-1.jpeg" type="image/jpeg" length="71559"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Horlama, Sabah Baş Ağrısı, Gündüz Uyuklama: Uyku Apnesini Ele Veren Belirtiler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/horlama-sabah-bas-agrisi-gunduz-uyuklama-uyku-apnesini-ele-veren-belirtiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/horlama-sabah-bas-agrisi-gunduz-uyuklama-uyku-apnesini-ele-veren-belirtiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yüksek sesle horlama, uykuda nefesin kesilmesi ve sabah dinlenemeden uyanma uyku apnesinin habercisi olabilir. CPAP en güçlü seçeneklerden biri olsa da artık tedavi bununla sınırlı değil.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gece boyunca yeterince uyuduğunuzu düşünüyorsunuz ama sabah yatağın içinden çıkmak bile güç geliyor. Gün içinde gözler kapanıyor, dikkat dağılıyor, sabahları baş ağrısı oluyor. Yanınızda uyuyan kişi ise horladığınızı, hatta zaman zaman nefesinizin kesildiğini söylüyor.</p>

<p>Bu tablo yalnızca kötü uyku alışkanlığından kaynaklanmayabilir. Özellikle obstrüktif uyku apnesi, kişinin farkına varmadan yıllarca yaşayabileceği önemli bir uyku bozukluğudur.</p>

<p>Uyku apnesinin tedavisi denildiğinde akla çoğunlukla CPAP cihazı geliyor. CPAP hâlâ özellikle orta ve ağır obstrüktif uyku apnesinde temel tedavi seçeneklerinden biri. Ancak ağız içi aparatlardan kilo yönetimine, seçilmiş hastalarda cerrahi yöntemlerden sinir uyarımına ve belirli hasta gruplarında ilaç tedavisine kadar seçenekler genişliyor.</p>

<p>Uyku apnesi nedir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Obstrüktif uyku apnesinde uyku sırasında üst solunum yolu tekrarlayan biçimde daralıyor veya kapanıyor. Hava akımı azalabiliyor ya da kısa süreliğine tamamen durabiliyor.</p>

<p>Vücut nefes alabilmek için uyku sırasında tekrar tekrar kısa uyanıklıklar yaşayabiliyor. Kişi bunların çoğunu sabah hatırlamayabilir.</p>

<p>Bu nedenle uyku süresi kâğıt üzerinde yeterli görünse bile uyku parçalanabilir ve dinlendirici özelliğini kaybedebilir.</p>

<p>Horlayan herkes uyku apnesi midir?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Horlama oldukça yaygındır ve tek başına uyku apnesi tanısı anlamına gelmez. Ancak özellikle yüksek sesli ve düzenli horlamaya uykuda nefes durmaları, boğulur gibi uyanma veya belirgin gündüz uykululuğu eşlik ediyorsa uyku apnesi açısından değerlendirme önem kazanır.</p>

<p>Sabah baş ağrıları, ağız kuruluğu, konsantrasyon güçlüğü, huzursuz uyku, gece sık uyanma ve gün içinde olağan dışı yorgunluk da görülebilir.</p>

<p>Önemli noktalardan biri de şudur: Uyku apnesi yalnızca fazla kilosu olan kişilerde görülmez. Fazla kilo önemli bir risk faktörü olmakla birlikte çene ve üst solunum yolu anatomisi, yaş, genetik yatkınlık ve başka faktörler de rol oynayabilir.</p>

<p>Uyku apnesinin şiddeti nasıl belirleniyor?</p>

<p>Uyku değerlendirmesinde kullanılan ölçütlerden biri apne-hipopne indeksidir. Kısaca AHI olarak adlandırılan bu değer, uyku sırasında bir saatte meydana gelen solunum durması veya belirgin solunum azalması olaylarının ortalama sayısını gösterir.</p>

<p>Erişkinlerde genel sınıflamada AHI değerinin 5 ile 15’in altında olması hafif, 15 ile 30’un altında olması orta, 30 ve üzerinde olması ağır obstrüktif uyku apnesiyle uyumludur.</p>

<p>Ancak yalnızca tek bir sayı üzerinden tedavi seçilmez. Belirtiler, kandaki oksijen düşüşleri, eşlik eden hastalıklar, kişinin anatomisi ve uyku testindeki diğer bulgular da değerlendirilir.</p>

<p>CPAP neden hâlâ bu kadar önemli?</p>

<p>CPAP, uyku sırasında maske aracılığıyla sürekli pozitif hava yolu basıncı sağlayarak üst solunum yolunun kapanmasını önlemeye çalışır.</p>

<p>Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi’nin klinik rehberinde özellikle aşırı gündüz uykululuğu bulunan erişkin obstrüktif uyku apnesi hastalarında pozitif hava yolu basıncı tedavisi güçlü biçimde öneriliyor.</p>

<p>CPAP ve otomatik basınç ayarlayabilen APAP, erişkinlerde devam tedavisinde kullanılan başlıca seçenekler arasında bulunuyor.</p>

<p>Sorun çoğu zaman tedavinin etkisizliğinden değil, cihazla uyumanın bazı kişiler için zor olmasından kaynaklanıyor.</p>

<p>Maske rahatsızlığı, hava kaçağı, burun kuruluğu veya tıkanıklığı, basınç hissi ve kapalı kalma duygusu tedaviye uyumu güçleştirebilir.</p>

<p>Bu noktada cihazı tamamen terk etmek yerine maske tipi, uyum, nemlendirme ve basınç ayarları gibi sorunların sağlık ekibi tarafından yeniden değerlendirilmesi yararlı olabilir.</p>

<p>CPAP kullanamayanların başka seçenekleri var mı?</p>

<p>Evet. Fakat “CPAP yerine herkese uygun tek bir alternatif” bulunmuyor.</p>

<p>Tedavi, uyku apnesinin şiddetine ve nedenlerine göre kişiselleştiriliyor.</p>

<p>Ağız içi aparatlar: Alt çeneyi uyku sırasında bir miktar öne taşıyan kişiye özel cihazlar bazı hastalarda solunum yolunun açık kalmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi ile Amerikan Dental Uyku Tıbbı Akademisi’nin rehberi, CPAP’ı tolere edemeyen veya alternatif tedaviyi tercih eden erişkin obstrüktif uyku apnesi hastalarında ağız içi aparatların değerlendirilebileceğini belirtiyor.</p>

<p>Hazır ve standart ürünler yerine uygun hastalarda kişiye özel, ayarlanabilir cihazlar tercih ediliyor. Bu tedavinin diş ve çene yapısı üzerindeki olası etkileri nedeniyle düzenli takip de önem taşıyor.</p>

<p>Kilo vermek uyku apnesini düzeltebilir mi?</p>

<p>Fazla kilo ve obezite, obstrüktif uyku apnesinin en önemli değiştirilebilir risk faktörleri arasında.</p>

<p>Bu nedenle uygun hastalarda kilo kaybı tedavinin önemli parçalarından biri olabilir. Kilo kaybıyla uyku apnesinin şiddeti azalabilir.</p>

<p>Ancak burada sık yapılan bir hata var: Kilo vermek her hastada uyku apnesinin tamamen ortadan kalkacağı anlamına gelmez.</p>

<p>Zayıf kişilerde de uyku apnesi görülebildiği gibi, önemli miktarda kilo kaybeden bazı hastalarda hastalık devam edebilir. Bu nedenle mevcut tedavinin yalnızca kilo verildiği gerekçesiyle kontrolsüz biçimde bırakılması doğru değildir.</p>

<p>Uyku apnesi için ilaç tedavisi var mı?</p>

<p>Bu alanda son yıllardaki en dikkat çekici gelişmelerden biri tirzepatid oldu.</p>

<p>New England Journal of Medicine’da yayımlanan iki faz 3 randomize kontrollü çalışmada, obezitesi ve orta-ağır obstrüktif uyku apnesi bulunan erişkinlerde tirzepatid tedavisi araştırıldı. Çalışmalarda uyku sırasında meydana gelen solunum olaylarında ve bazı diğer ölçümlerde anlamlı iyileşmeler saptandı.</p>

<p>Bu sonuçların ardından ABD Gıda ve İlaç Dairesi, 2024 yılında tirzepatidi obezitesi bulunan erişkinlerde orta-ağır obstrüktif uyku apnesinin tedavisinde, azaltılmış kalorili beslenme ve artırılmış fiziksel aktiviteyle birlikte kullanılmak üzere onayladı.</p>

<p>Ancak bu gelişme “uyku apnesinin iğnesi bulundu” şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<p>Tedavi belirli bir hasta grubuna yönelik ve reçeteli bir ilaç söz konusu. Kişinin bu tedaviye uygunluğu, olası yan etkiler ve diğer sağlık sorunları birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Sinir uyarımı nasıl çalışıyor?</p>

<p>Bazı hastalarda hipoglossal sinir uyarımı adı verilen cerrahi olarak yerleştirilen sistemler kullanılabiliyor.</p>

<p>Bu yaklaşım, uyku sırasında dil hareketlerini kontrol eden sinirin uyarılması yoluyla üst solunum yolunun açık tutulmasına yardımcı olmayı amaçlıyor.</p>

<p>Ancak bu yöntem her uyku apnesi hastasına uygun değil. Hastalığın tipi ve şiddeti, vücut yapısı, solunum yolunun anatomisi ve diğer klinik özellikler aday seçiminde önem taşıyor.</p>

<p>Dolayısıyla implant tedavileri CPAP’ın basit bir teknolojik alternatifi olarak görülmemeli.</p>

<p>Ameliyat ne zaman gündeme geliyor?</p>

<p>Uyku apnesinde cerrahi yaklaşım da tek bir ameliyattan ibaret değil.</p>

<p>Burun, yumuşak damak, bademcikler, dil kökü veya çene yapısıyla ilişkili sorunlara yönelik farklı girişimler bulunuyor. Obezitesi bulunan bazı hastalarda bariatrik cerrahi de ayrıca değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi’nin cerrahi değerlendirmeye ilişkin rehberi, pozitif hava yolu basıncı tedavisini kullanmakta güçlük yaşayan uygun erişkinlerde cerrahi konsültasyonun gündeme gelebileceğini belirtiyor.</p>

<p>Buradaki anahtar kelime “uygun hasta”.</p>

<p>Cerrahinin olası yararı kişinin anatomisine, hastalığının nedenine ve uygulanacak yönteme göre önemli ölçüde değişebiliyor.</p>

<p>Uyku pozisyonu ve alkol gerçekten önemli mi?</p>

<p>Bazı kişilerde uyku apnesi sırtüstü yatarken belirgin biçimde ağırlaşabilir. Böyle hastalarda pozisyon tedavisi yararlı olabilir.</p>

<p>Alkol ise özellikle yatmaya yakın saatlerde üst solunum yolundaki kasların gevşemesini artırarak horlama ve solunum yolu tıkanıklığını kötüleştirebilir.</p>

<p>Bazı sakinleştirici ilaçlar da uyku sırasında solunum üzerinde etkili olabilir. Reçeteli ilaçlar bu nedenle kişinin kendi kararıyla kesilmemeli; olası etkiler klinik değerlendirme sırasında ele alınmalıdır.</p>

<p>Akıllı saat uyku apnesi tanısı koyabilir mi?</p>

<p>Tüketici tipi giyilebilir cihazların uyku ve solunum özelliklerini takip etme kapasitesi hızla gelişiyor. Bazı cihazlar uyku apnesi olasılığı konusunda kullanıcıyı uyarabiliyor.</p>

<p>Fakat bir saat veya uygulamadan gelen uyarı, tek başına kesin uyku apnesi tanısı anlamına gelmez.</p>

<p>Tanıda kişinin klinik değerlendirmesiyle birlikte uygun hastalarda evde uyku testi veya uyku laboratuvarında polisomnografi kullanılabilir.</p>

<p>Benzer şekilde, akıllı cihazın “sorun yok” göstermesi de belirgin belirtileri bulunan bir kişide hastalığı kesin olarak dışlamaz.</p>

<p>Uyku apnesi tedavi edilmezse ne olur?</p>

<p>Tedavi edilmeyen obstrüktif uyku apnesi yalnızca horlama veya kötü uyuma sorunu değildir.</p>

<p>Hastalık gündüz uykululuğu, dikkat ve konsantrasyon sorunları, yaşam kalitesinde azalma ve trafik ya da iş kazası riskinin artmasıyla ilişkilidir.</p>

<p>Ayrıca hipertansiyon ve çeşitli kalp-damar ve metabolik sorunlarla da bağlantılıdır.</p>

<p>Burada önemli bir bilimsel ayrım yapılmalı: Uyku apnesi ile birçok kronik hastalık arasında güçlü ilişkiler bulunması, her hastada tek başına uyku apnesinin bu hastalıkların doğrudan nedeni olduğu anlamına gelmez. Yaş, obezite ve başka risk faktörleri de tabloya eşlik edebilir.</p>

<p>Ne zaman değerlendirme gerekir?</p>

<p>Özellikle düzenli ve yüksek sesli horlama ile birlikte uykuda nefesin durduğunun fark edilmesi önemli bir işarettir.</p>

<p>Boğulur gibi uyanma, sabahları sürekli baş ağrısı, yeterince uyunmasına rağmen dinlenememe, gün içinde kontrol edilmesi güç uyku hali ve dikkat sorunları da değerlendirmeyi gerektirebilir.</p>

<p>Direksiyon başında uyuklama ise özellikle ciddiye alınmalıdır. Belirgin gündüz uykululuğu bulunan kişilerin güvenli sürüş konusunda dikkatli olması gerekir.</p>

<p>Uyku apnesinde asıl hedef yalnızca horlamayı susturmak değildir. Amaç, uyku sırasında solunum yolunun açık kalmasını sağlamak, parçalanan uykuyu düzeltmek ve hastalığın günlük yaşam ile uzun vadeli sağlık üzerindeki yükünü azaltmaktır.</p>

<p>CPAP hâlâ tedavinin merkezindeki güçlü araçlardan biri. Fakat günümüzde tedavi haritası tek yoldan oluşmuyor. Ağız içi aparatlar, kilo yönetimi, belirli hastalarda ilaç tedavisi, sinir uyarımı ve cerrahi seçenekler bu haritanın farklı yollarını oluşturuyor.</p>

<p>En uygun yol ise uyku apnesinin yalnızca var olup olmadığına değil, neden oluştuğuna, ne kadar ağır olduğuna ve hastanın hangi tedaviyi sürdürebildiğine bağlı.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Journal of Clinical Sleep Medicine – Treatment of Adult Obstructive Sleep Apnea with Positive Airway Pressure: An American Academy of Sleep Medicine Clinical Practice Guideline – Patil SP, Ayappa IA, Caples SM, Kimoff RJ, Patel SR, Harrod CG – 2019 – DOI: 10.5664/jcsm.7640<br />
2. Journal of Clinical Sleep Medicine – Clinical Practice Guideline for the Treatment of Obstructive Sleep Apnea and Snoring with Oral Appliance Therapy: An Update for 2015 – Ramar K, Dort LC, Katz SG ve diğerleri – 2015 – DOI: 10.5664/jcsm.4858<br />
3. Journal of Clinical Sleep Medicine – Referral of Adults with Obstructive Sleep Apnea for Surgical Consultation: An American Academy of Sleep Medicine Clinical Practice Guideline – Kent D, Stanley J, Aurora RN ve diğerleri – 2021 – DOI: 10.5664/jcsm.9592<br />
4. New England Journal of Medicine – Tirzepatide for the Treatment of Obstructive Sleep Apnea and Obesity – Malhotra A, Grunstein RR, Fietze I ve SURMOUNT-OSA Investigators – 2024 – DOI: 10.1056/NEJMoa2404881<br />
5. ABD Gıda ve İlaç Dairesi – Obstrüktif Uyku Apnesinde Tirzepatid Onayı – 2024 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/horlama-sabah-bas-agrisi-gunduz-uyuklama-uyku-apnesini-ele-veren-belirtiler</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8315.jpeg" type="image/jpeg" length="50670"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanımız Yaşlandığımızı Haber Veriyor mu? CHIP’in Sessiz Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kanimiz-yaslandigimizi-haber-veriyor-mu-chipin-sessiz-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kanimiz-yaslandigimizi-haber-veriyor-mu-chipin-sessiz-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaş ilerledikçe kemik iliğindeki bazı kan kök hücreleri genetik değişiklikler kazanarak diğer hücrelerden daha fazla çoğalabiliyor. Çoğu insanın hiçbir belirti hissetmediği bu süreç, kan kanserlerinin yanı sıra kalp-damar hastalıkları ve kronik inflamasyonla bağlantısı nedeniyle sağlıklı yaşlanma araştırmalarının dikkat çeken alanlarından biri hâline geliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kan hücrelerimizin büyük bölümü kemik iliğinde bulunan hematopoietik kök hücrelerden, yani yaşam boyunca yeni kan hücreleri üretebilen ana hücrelerden oluşuyor.</p>

<p>Bu hücreler yıllar boyunca defalarca bölünüyor. Her hücre bölünmesinde olduğu gibi zamanla DNA’da bazı somatik mutasyonlar, yani doğuştan gelmeyen ve yaşam sırasında kazanılan genetik değişiklikler ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Bu değişikliklerin çoğu önemli bir sonuç yaratmıyor. Ancak bazı mutasyonlar bir kök hücreye diğerlerine göre çoğalma avantajı sağlayabiliyor.</p>

<p>Böyle bir hücre daha fazla çoğaldığında, zaman içinde kandaki hücrelerin giderek büyüyen bir bölümü aynı kök hücrenin soyundan gelmeye başlıyor.</p>

<p>Bu duruma genel olarak <strong>klonal hematopoez (CH)</strong> adı veriliyor.</p>

<h2>CH ile CHIP aynı şey değil</h2>

<p>Klonal hematopoez geniş bir kavram. CHIP ise bunun daha özel bir biçimini tanımlıyor.</p>

<p>CHIP, İngilizce “clonal hematopoiesis of indeterminate potential” ifadesinin kısaltması. Türkçeye “belirsiz potansiyelli klonal hematopoez” olarak çevrilebilir.</p>

<p>Klasik araştırma tanımında kan kanserlerinde rol oynayabilen belirli genlerden birinde edinilmiş mutasyon bulunması, mutant hücrelerin ölçülebilir büyüklükte bir klon oluşturması ve kişide belirgin bir hematolojik kanser bulunmaması gerekiyor. Çalışmalarda uzun yıllardır sıklıkla kullanılan eşik, varyant alel frekansının en az yüzde 2 olması; başka bir ifadeyle incelenen DNA’nın yaklaşık yüzde 2 veya daha fazlasında söz konusu genetik değişikliğin saptanması. [2]</p>

<p>Ancak günümüzde çok daha hassas DNA dizileme yöntemleri yüzde 2’nin altındaki küçük klonları da gösterebiliyor. Bu nedenle bilimsel çalışmalarda bildirilen klonal hematopoez oranları kullanılan testin hassasiyetine göre değişebiliyor.</p>

<p>En önemli ayrım ise şu:</p>

<p><strong>CHIP kanser değildir.</strong></p>

<p>Bir kişide CHIP bulunması, o kişinin mutlaka lösemi veya başka bir kan kanseri geliştireceği anlamına gelmez.</p>

<h2>Yaş ilerledikçe daha sık görülüyor</h2>

<p>CHIP ve diğer klonal hematopoez biçimlerinin en belirgin özelliklerinden biri yaşla ilişkili olmaları.</p>

<p>New England Journal of Medicine’da 2014 yılında yayımlanan büyük bir insan çalışmasında 17.182 kişinin kan DNA’sı incelendi. Araştırmacılar yaşa bağlı klonal hematopoezin ileri yaşlarda çok daha sık görüldüğünü ve hematolojik kanser gelişimiyle ilişkili olduğunu gösterdi. [3]</p>

<p>Aynı yıl yayımlanan başka bir New England Journal of Medicine çalışmasında 12.380 kişinin kan DNA’sı değerlendirildi. Sürücü mutasyonlarla veya bilinmeyen sürücülerle ilişkili klonal hematopoez, 50 yaşın altındakilerin yaklaşık yüzde 0,9’unda görülürken 65 yaşın üzerindekilerde oran yüzde 10,4’e çıktı. [4]</p>

<p>Bu nedenle klonal hematopoez için “50 yaşında başlayan” kesin bir sınırdan söz etmek doğru değil.</p>

<p>Daha genç kişilerde de görülebiliyor ancak yaş ilerledikçe görülme olasılığı belirgin biçimde artıyor.</p>

<h2>Her CHIP aynı riski taşımıyor</h2>

<p>Kanda böyle bir klon bulunması tek başına gelecekte ne olacağını söylemeye yetmiyor.</p>

<p>Hangi genin değiştiği, klonun ne kadar büyük olduğu, zaman içinde büyüyüp büyümediği ve aynı kişide birden fazla mutasyon bulunup bulunmadığı önem taşıyor.</p>

<p>CHIP çalışmalarında en sık karşılaşılan genler arasında DNMT3A, TET2 ve ASXL1 bulunuyor. Bunların yanında JAK2, TP53 ve bazı RNA işleme genlerindeki değişiklikler de görülebiliyor.</p>

<p>ARIC kohortunun 21 yıllık takibinde de klonların davranışlarının birbirinden farklı olduğu görüldü. Bazı genetik değişiklikleri taşıyan klonlar yıllar içinde daha hızlı büyürken bazıları daha yavaş ilerledi. [1]</p>

<p>Bu nedenle CHIP’i tek bir hastalık veya herkeste aynı sonucu doğuran tek bir biyolojik durum gibi değerlendirmek doğru değil.</p>

<h2>Kan kanseri riski artıyor ama çoğu kişi kanser olmuyor</h2>

<p>CHIP’in ilk dikkat çektiği alan kan kanserleriydi.</p>

<p>Araştırmalar, CHIP bulunan kişilerde bazı hematolojik kanserlerin görülme olasılığının CHIP bulunmayanlara göre daha yüksek olduğunu gösteriyor. Ancak burada “göreceli risk artışı” ile kişinin gerçek yaşamındaki “mutlak riskini” birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>

<p>Blood dergisinde yayımlanan temel değerlendirmelerden birinde CHIP’in hematolojik kansere ilerleme hızının genel olarak yılda yaklaşık yüzde 0,5 ile yüzde 1 arasında olduğu bildirildi. [2]</p>

<p>Bunu günlük dille anlatmak gerekirse, CHIP taşıyan 100 kişinin büyük çoğunluğu bir yıl içinde kan kanseri geliştirmiyor.</p>

<p>Üstelik risk herkeste aynı değil. Klonun büyüklüğü ve taşıdığı mutasyon bu olasılığı önemli ölçüde değiştirebiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla CHIP “kanser olacaksınız” anlamına gelen bir sonuç değil; gelecekteki hastalık olasılığını değerlendirmeye yardımcı olabilecek biyolojik bir risk işareti.</p>

<h2>Bilim insanlarını şaşırtan bağlantı kalpte ortaya çıktı</h2>

<p>CHIP araştırmalarının yönünü değiştiren gelişmelerden biri, bu sürecin yalnızca kan kanserleriyle bağlantılı olmadığının fark edilmesiydi.</p>

<p>New England Journal of Medicine’da 2017 yılında yayımlanan çalışmada 4.726 koroner kalp hastası ile 3.529 kontrolün de dahil olduğu farklı insan grupları incelendi. Araştırmacılar klonal hematopoez ile aterosklerotik kalp-damar hastalıkları arasında güçlü bir ilişki saptadı. [5]</p>

<p>İleriye dönük iki kohortun analizinde CHIP taşıyan kişilerde koroner kalp hastalığı riski yaklaşık 1,9 kat daha yüksekti. Erken yaşta miyokard enfarktüsü, yani kalp krizi geçirenlerin değerlendirildiği ayrı analizlerde ilişki daha da güçlü bulundu. [5]</p>

<p>Bu sonuç önemli bir soruyu gündeme getirdi:</p>

<p>Kemik iliğindeki bir kök hücrenin kazandığı mutasyon, kalp damarlarını nasıl etkileyebilirdi?</p>

<h2>Olası bağlantı kronik inflamasyon</h2>

<p>Araştırmalar bu sorunun yanıtlarından birinin inflamasyon, yani vücudun bağışıklık ve iltihabi yanıtları olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Özellikle TET2 gibi bazı genlerdeki değişiklikleri taşıyan hücrelerin bağışıklık sisteminin çalışma şeklini etkileyebileceğine dair güçlü deneysel kanıtlar bulunuyor.</p>

<p>Science dergisinde yayımlanan hayvan deneylerinde TET2 işlevinin azalmasına bağlı klonal hematopoezin damar sertliği gelişimini hızlandırabildiği gösterildi. Araştırmacılar bu etkinin inflamasyonu artıran bağışıklık hücreleri ve sinyal yollarıyla ilişkili olduğunu bildirdi. [6]</p>

<p>Bu bulgular, yaşla birlikte vücutta görülebilen düşük düzeyli ve uzun süreli inflamasyonu anlatmak için kullanılan “inflammaging” kavramıyla da örtüşüyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle yaşlanan kan hücreleri yalnızca kanda dolaşmıyor olabilir; bazı durumlarda damar duvarındaki biyolojik ortamı da etkileyebilir.</p>

<p>Ancak hayvan deneylerinden elde edilen mekanizmaların insanlarda aynı ölçüde gerçekleştiğini varsaymak doğru değil. Bu nedenle insanlarda uzun süreli takip çalışmaları özellikle önemli.</p>

<h2>Sağlıklı orta yaşlı insanların damarları yıllarca izlendi</h2>

<p>Bu noktada başka bir soru ortaya çıktı.</p>

<p>Klonal hematopoez mi damar sertliğini artırıyordu, yoksa mevcut damar sertliği ve inflamasyon mu mutant kan hücrelerinin çoğalmasına yardımcı oluyordu?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İspanya’daki Centro Nacional de Investigaciones Cardiovasculares araştırmacıları PESA çalışmasında bu ilişkiyi sağlıklı orta yaşlı kişilerde inceledi.</p>

<p>Nature Medicine’da 2024 yılında yayımlanan araştırmada yüksek duyarlılıklı DNA dizilemesi ile damar görüntüleme yöntemleri birlikte kullanıldı. Başlangıçta femoral arterlerinde, yani bacakların büyük atardamarlarında plak bulunmayan 2.347 kişinin yaklaşık üç yıllık; 2.214 kişinin ise yaklaşık altı yıllık takip verileri değerlendirildi. [7]</p>

<p>Burada önemli bir terminoloji ayrımı bulunuyor: Araştırma yalnızca klasik CHIP tanımına giren kişilerle sınırlı değildi; <strong>klonal hematopoezle ilişkili mutasyonları</strong> değerlendirdi.</p>

<p>Bu mutasyonlardan birini taşıyan kişilerde takip sırasında yeni femoral ateroskleroz, yani yeni damar plağı gelişme olasılığının daha yüksek olduğu görüldü. [7]</p>

<p>Araştırmacılar yaş, sigara kullanımı, kan basıncı, LDL kolesterol, kan şekeri ve vücut kitle indeksi gibi bilinen kalp-damar risk faktörlerini hesaba kattıklarında da ilişki devam etti.</p>

<p>Buna karşılık başlangıçta mevcut olan aterosklerozun sonraki yıllarda mutant kan hücrelerinin genişlemesini hızlandırdığına dair aynı çalışma döneminde güçlü kanıt bulunmadı. [7]</p>

<p>Bu sonuçlar klonal hematopoezin damar hastalığının yalnızca bir sonucu olmayabileceği ihtimalini güçlendiriyor.</p>

<p>Ancak gözlemsel bir insan çalışması tek başına kesin neden-sonuç ilişkisini kanıtlayamaz.</p>

<h2>CHIP biyolojik yaş testi olarak kullanılabilir mi?</h2>

<p>CHIP’in longevity, yani sağlıklı ve uzun yaşam araştırmalarında ilgi görmesinin temel nedenlerinden biri burada yatıyor.</p>

<p>Aynı takvim yaşındaki iki kişinin biyolojik yaşlanma hızı birbirinden oldukça farklı olabiliyor. Araştırmacılar bu farkı gösterebilecek hücresel ve moleküler işaretleri uzun süredir araştırıyor.</p>

<p>CHIP de yaşla birlikte biriken genetik değişiklikleri, kök hücrelerin seçilimini ve bazı kronik hastalık risklerini aynı noktada buluşturduğu için ilgi çekici.</p>

<p>Ancak bugün için CHIP, insanların “biyolojik yaşını” söyleyen onaylanmış bir test değil.</p>

<p>Sağlıklı kişilerin rutin olarak CHIP taramasından geçirilmesinin kalp krizlerini, kanserleri veya ölümleri azalttığını gösteren yeterli klinik kanıt bulunmuyor.</p>

<p>2026 yılında npj Cardiovascular Health dergisinde yayımlanan kapsamlı değerlendirme de klonal hematopoez ile kalp-damar hastalıkları arasındaki ilişkinin giderek güçlenen kanıtlara dayandığını, ancak riskin mutasyon türüne ve klon büyüklüğüne göre önemli ölçüde değiştiğini vurguluyor. Araştırmacılar ayrıca yaş, sigara ve diğer ortak risk faktörlerinin sonuçların yorumlanmasında dikkate alınması gerektiğini belirtiyor. [8]</p>

<h2>Bir testte CHIP çıkarsa ne anlama geliyor?</h2>

<p>CHIP bazen başka bir nedenle yapılan ileri genetik incelemelerde tesadüfen saptanabiliyor.</p>

<p>Böyle bir sonuç tek başına hastalık tanısı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Klinik değerlendirmede mutasyonun hangi gende bulunduğu, mutant hücrelerin kandaki oranı, kişinin kan sayımında anormallik olup olmadığı ve klonun zaman içinde değişip değişmediği gibi bilgiler birlikte değerlendiriliyor.</p>

<p>Bazı yüksek riskli genetik değişiklikler veya büyüyen klonlar daha yakından takip gerektirebilirken küçük ve düşük riskli klonların anlamı farklı olabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle bilim insanlarının bugün yanıtlamaya çalıştığı asıl soru artık yalnızca “CHIP var mı?” değil.</p>

<p>Daha önemli soru, <strong>hangi CHIP’in kim için gerçekten önemli olduğu.</strong></p>

<h2>Yaşlanmanın yeni işaretlerinden biri olabilir</h2>

<p>Klonal hematopoez, yaşlanmanın yalnızca saçın beyazlaması, kas kütlesinin azalması veya cildin değişmesi gibi dışarıdan görülebilen bir süreç olmadığını çarpıcı biçimde gösteriyor.</p>

<p>Yaş ilerlerken kemik iliğinin içinde de hücreler arasında görünmez bir seçilim yaşanabiliyor. Bazı kök hücreler genetik değişiklikler kazanıyor, zaman içinde çoğalıyor ve kanda giderek daha fazla yer kaplıyor.</p>

<p>Bu değişimin bazı kişilerde hiçbir klinik sonucu olmayabilirken bazılarında kan kanserleri veya kalp-damar hastalıklarıyla bağlantılı risklerin bir parçasına dönüşmesi mümkün.</p>

<p>Bilimin geldiği noktada CHIP henüz “kanınız size kaç yıl ömrünüz kaldığını söylüyor” şeklinde yorumlanabilecek bir longevity testi değil.</p>

<p>Fakat kanın yaşlanma sürecine ilişkin yıllar boyunca bilgi taşıdığı giderek daha açık hâle geliyor. Bundan sonraki önemli adım, bu sessiz hücresel değişiklikleri yalnızca saptamak değil; hangi kişilerin gerçekten risk altında olduğunu ve bu bilgiyi kullanmanın hastalıkları önleyip önleyemeyeceğini göstermek olacak.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>[1] Uddin MM, Saadatagah S, Niroula A ve ark. Long-term longitudinal analysis of 4,187 participants reveals insights into determinants of clonal hematopoiesis. Nature Communications. 2024;15:7858. DOI: 10.1038/s41467-024-52302-9.</p>

<p>[2] Steensma DP, Bejar R, Jaiswal S ve ark. Clonal hematopoiesis of indeterminate potential and its distinction from myelodysplastic syndromes. Blood. 2015;126:9-16. DOI: 10.1182/blood-2015-03-631747.</p>

<p>[3] Jaiswal S, Fontanillas P, Flannick J ve ark. Age-Related Clonal Hematopoiesis Associated with Adverse Outcomes. New England Journal of Medicine. 2014;371:2488-2498. DOI: 10.1056/NEJMoa1408617.</p>

<p>[4] Genovese G, Kähler AK, Handsaker RE ve ark. Clonal Hematopoiesis and Blood-Cancer Risk Inferred from Blood DNA Sequence. New England Journal of Medicine. 2014;371:2477-2487. DOI: 10.1056/NEJMoa1409405.</p>

<p>[5] Jaiswal S, Natarajan P, Silver AJ ve ark. Clonal Hematopoiesis and Risk of Atherosclerotic Cardiovascular Disease. New England Journal of Medicine. 2017;377:111-121. DOI: 10.1056/NEJMoa1701719.</p>

<p>[6] Fuster JJ, MacLauchlan S, Zuriaga MA ve ark. Clonal hematopoiesis associated with TET2 deficiency accelerates atherosclerosis development in mice. Science. 2017;355:842-847. DOI: 10.1126/science.aag1381.</p>

<p>[7] Díez-Díez M, Ramos-Neble BL, de la Barrera J ve ark. Unidirectional association of clonal hematopoiesis with atherosclerosis development. Nature Medicine. 2024;30:2857-2866. DOI: 10.1038/s41591-024-03213-1.</p>

<p>[8] Morley AP, Carter P, Hargreaves R ve ark. Clonal haematopoiesis and cardiovascular disease, defining risk, filling gaps, and framing the future. npj Cardiovascular Health. 2026;3:30. DOI: 10.1038/s44325-026-00127-4.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧬 Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kanimiz-yaslandigimizi-haber-veriyor-mu-chipin-sessiz-hikayesi</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 15:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/chip-haber-gorseli-1200x750-1.webp" type="image/jpeg" length="62634"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Morte di Ruggero D’Angerio a Istanbul: aperta un’indagine]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/morte-di-ruggero-dangerio-a-istanbul-aperta-unindagine</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/morte-di-ruggero-dangerio-a-istanbul-aperta-unindagine" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[55enne italiano Ruggero D’Angerio è stato trovato morto nella sua abitazione nel quartiere di Beyoğlu, a Istanbul. Secondo le prime informazioni, sul corpo non sarebbero stati riscontrati segni evidenti di percosse né ferite provocate da armi da taglio. La salma è stata trasferita all’Istituto di Medicina Legale per determinare con precisione la causa della morte.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Il professore italiano Ruggero D’Angerio trovato morto nella sua abitazione a Istanbul</p>

<p>ISTANBUL – Ruggero D’Angerio, italiano di 55 anni attivo nel mondo dell’istruzione, è stato trovato morto nella sua abitazione nel distretto di Beyoğlu, a Istanbul. Sono in corso accertamenti per stabilire le circostanze e la causa esatta del decesso.</p>

<p>Secondo le informazioni riportate dai media turchi, il fatto risale a mercoledì 5 agosto 2026 ed è avvenuto nel quartiere Hacıahmet, in Sahancı Sokak.</p>

<p>L’allarme dopo l’impossibilità di contattarlo</p>

<p>Non riuscendo a mettersi in contatto con D’Angerio, un agente immobiliare si è recato nell’abitazione per verificare la situazione.</p>

<p>D’Angerio è stato trovato immobile nel letto. Dopo la segnalazione, sul posto sono intervenuti i servizi sanitari e le forze di polizia. Il personale medico ha constatato il decesso del 55enne.</p>

<p>Nessun evidente segno di violenza nel primo esame</p>

<p>Secondo quanto emerso dalle prime verifiche effettuate sul posto, sul corpo di D’Angerio non sarebbero stati individuati evidenti segni di percosse né ferite riconducibili ad armi da taglio o oggetti perforanti.</p>

<p>Dopo i rilievi effettuati nell’abitazione, la salma è stata trasferita all’Istituto di Medicina Legale per ulteriori esami.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>La causa della morte sarà stabilita dagli esami medico-legali</p>

<p>Al momento non è stata resa nota una causa definitiva del decesso. Saranno l’autopsia e gli accertamenti medico-legali a chiarire le cause della morte di Ruggero D’Angerio.</p>

<p>Secondo le informazioni diffuse dai media locali, le autorità hanno avviato un’indagine nell’ambito di una procedura per morte sospetta. Questo, allo stato attuale, non implica necessariamente l’ipotesi di un atto criminale.</p>

<p>Chi era Ruggero D’Angerio?</p>

<p>Ruggero D’Angerio era un cittadino italiano residente in Turchia e attivo nel settore dell’istruzione. Documenti scolastici consultabili pubblicamente riportano come data di nascita l’8 ottobre 1970, dato compatibile con l’età di 55 anni indicata nelle notizie sulla sua morte.</p>

<p>Il suo nome compare inoltre in documentazione relativa ad attività accademiche e formative in Turchia.</p>

<p>Gli accertamenti sulla morte proseguono. Ulteriori elementi sulle cause del decesso potranno emergere dopo il completamento degli esami dell’Istituto di Medicina Legale.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/morte-di-ruggero-dangerio-a-istanbul-aperta-unindagine</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 14:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8314.jpeg" type="image/jpeg" length="23199"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul’da İtalyan Profesör Ruggero D’Angerio’dan Acı Haber]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/istanbulda-italyan-profesor-ruggero-dangeriodan-aci-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/istanbulda-italyan-profesor-ruggero-dangeriodan-aci-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Beyoğlu’nda yaşayan 55 yaşındaki İtalyan eğitimci Ruggero D’Angerio, kendisinden haber alınamaması üzerine kontrol edilen evinde ölü bulundu. İlk incelemelerde vücudunda darp, kesici veya delici alet izine rastlanmadığı belirtilirken, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için cenazesi Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İtalyan Profesör Ruggero D’Angerio Beyoğlu’ndaki Evinde Ölü Bulundu</p>

<p>İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde yaşayan İtalyan eğitimci Ruggero D’Angerio evinde ölü bulundu. 55 yaşındaki D’Angerio’nun ölüm nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre olay, 5 Ağustos 2026 Çarşamba günü Beyoğlu Hacıahmet Mahallesi Sahancı Sokak’ta meydana geldi.</p>

<p>Kendisinden haber alınamayınca eve gidildi</p>

<p>Bir süredir D’Angerio’dan haber alamayan emlakçı Ethem İ., durumu kontrol etmek amacıyla eve gitti. D’Angerio’yu yatağında hareketsiz halde bulan Ethem İ., durumu yetkililere bildirdi.</p>

<p>İhbar üzerine adrese sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde D’Angerio’nun yaşamını yitirdiği belirlendi.</p>

<p>İlk incelemede darp izine rastlanmadı</p>

<p>Olay yerinde yapılan ilk incelemelerde D’Angerio’nun vücudunda darp ile kesici veya delici alet izine rastlanmadığı bildirildi.</p>

<p>Polis ekiplerinin evde yaptığı incelemelerin ardından D’Angerio’nun cenazesi, kesin ölüm nedeninin tespit edilebilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu Morgu’na kaldırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kesin ölüm nedeni Adli Tıp incelemesiyle belirlenecek</p>

<p>D’Angerio’nun neden hayatını kaybettiğine ilişkin henüz kesin bir açıklama yapılmadı. Kesin ölüm nedeninin yapılacak otopsi ve incelemelerin ardından ortaya çıkması bekleniyor.</p>

<p>Olayla ilgili şüpheli ölüm kapsamında soruşturma başlatıldığı bildirildi.</p>

<p>Ruggero D’Angerio kimdir?</p>

<p>Ruggero D’Angerio, Türkiye’de yaşayan İtalyan bir eğitimciydi. Ulaşılan eğitim kayıtlarında D’Angerio’nun doğum tarihinin 8 Ekim 1970 olduğu görülüyor. Türkiye’de eğitim ve akademik çalışmalarla bağlantılı kayıtlarda da adına rastlanıyor.</p>

<p>D’Angerio’nun ölümüyle ilgili soruşturma sürerken, ölüm nedenine ilişkin kesin sonucun Adli Tıp incelemesinin ardından netleşmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/istanbulda-italyan-profesor-ruggero-dangeriodan-aci-haber</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8313.jpeg" type="image/jpeg" length="55851"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor Orta Sahaya Serie A’dan Takviye Peşinde: Yunus Musah İddiası]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspor-orta-sahaya-serie-adan-takviye-pesinde-yunus-musah-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonspor-orta-sahaya-serie-adan-takviye-pesinde-yunus-musah-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un orta saha arayışında dikkat çekici bir isim gündeme geldi. İtalya’dan gelen son haberlerde bordo-mavililerin Milan’ın ABD’li orta saha oyuncusu Yunus Musah’la ilgilendiği öne sürülürken, İtalyan kulübünün transfer için 15-20 milyon euro aralığında bir bedel istediği belirtiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’dan Milan’a Transfer Çıkarması: Yunus Musah Gündemde</p>

<p>Trabzonspor’da transfer çalışmaları sürerken bordo-mavili ekibin orta saha için rotasını İtalya’ya çevirdiği ileri sürüldü. Milan kadrosunda bulunan Yunus Musah, Karadeniz ekibiyle anılan son isim oldu.</p>

<p>İtalyan futbolunu yakından takip eden SempreMilan’ın 12 Ağustos tarihli haberine göre Trabzonspor, 23 yaşındaki ABD’li orta saha oyuncusunu transfer gündemine aldı. Haberde Milan’ın Musah’ın bonservisi için 15 ila 20 milyon euro arasında bir rakam talep ettiği belirtildi.</p>

<p>Atalanta sonrası Milan’a döndü</p>

<p>Musah, geçtiğimiz sezonu Milan’dan kiralık olarak Atalanta’da geçirdi. Ancak Atalanta’nın satın alma opsiyonunu kullanmamasının ardından oyuncu Milan’a geri döndü.</p>

<p>İtalyan basınındaki değerlendirmelerde Musah’ın geleceğinin transfer döneminin kalan bölümünde netleşebileceği belirtiliyor. Milan cephesinin oyuncuyu kesin olarak elden çıkaracağı yönünde henüz resmi bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle Trabzonspor açısından dosyanın şu aşamada “ilgi ve transfer ihtimali” düzeyinde değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Milan’ın beklentisi 15-20 milyon euro</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Transferin önündeki en önemli başlıklardan biri bonservis bedeli. İtalya kaynaklı son haberde Milan’ın 23 yaşındaki futbolcu için 15-20 milyon euro bandında bir gelir hedeflediği ifade edildi.</p>

<p>Musah’ın çok yönlü yapısı ise transferde dikkat çeken ayrıntılardan biri. Merkez orta sahanın yanı sıra farklı orta saha rollerinde görev yapabilen ABD’li oyuncunun durumu Milan teknik heyetinin kadro planlamasına göre de değişebilir.</p>

<p>Arsenal altyapısından Valencia ve Milan’a</p>

<p>New York doğumlu Yunus Musah, futbol eğitimini Arsenal altyapısında aldıktan sonra Valencia’ya geçti. İspanya’da A takım seviyesine yükselen genç futbolcu, 2023 yazında yaklaşık 18 milyon euro ve bonuslar karşılığında Milan’a transfer edildi.</p>

<p>ABD Milli Takımı formasını da giyen Musah; atletizmi, top taşıma becerisi ve orta sahadaki farklı pozisyonlarda görev yapabilmesiyle tanınıyor.</p>

<p>Henüz anlaşma haberi yok</p>

<p>Trabzonspor açısından önemli ayrıntı ise transferin mevcut aşaması.</p>

<p>İtalyan kaynaklarda Trabzonspor’un oyuncuyla anlaşmaya vardığına veya Milan’a resmi teklif sunduğuna ilişkin güçlü bir doğrulama bulunmuyor. Güncel bilgiler bordo-mavililerin Musah’a ilgi gösterdiği ve Milan’ın olası satış için belirlediği fiyat aralığı üzerinde yoğunlaşıyor.</p>

<p>Bu nedenle “Trabzonspor Yunus Musah’ı bitirdi” şeklindeki kesin ifadeler için henüz erken. Transfer döneminin kalan bölümünde Milan’ın kadro planlaması ve Trabzonspor’un mali şartlara yaklaşımı dosyanın seyrini belirleyebilir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>SempreMilan</li>
 <li>MilanNews</li>
 <li>La Gazzetta dello Sport</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspor-orta-sahaya-serie-adan-takviye-pesinde-yunus-musah-iddiasi</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 14:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8307.jpeg" type="image/jpeg" length="38399"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[100 Yaşını Aşanların Bağırsakları İncelendi: Uzun Yaşama Dair Dikkat Çeken İpuçları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/100-yasini-asanlarin-bagirsaklari-incelendi-uzun-yasama-dair-dikkat-ceken-ipuclari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/100-yasini-asanlarin-bagirsaklari-incelendi-uzun-yasama-dair-dikkat-ceken-ipuclari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bilimsel derleme, bağırsak mikrobiyotasının yaşlanmayla birlikte değişebildiğini; beyin, kalp, karaciğer, kas, akciğer ve böbreklerle kurulan biyolojik iletişimin sağlıklı yaşlanmada rol oynayabileceğini ortaya koyuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yaşlanmayı düşündüğümüzde akla önce kırışıklıklar, kas kaybı, hafızanın zayıflaması veya kalp ve damar sağlığı geliyor. Ancak bilim insanlarının giderek daha fazla üzerinde durduğu başka bir alan var: bağırsaklar ve burada yaşayan trilyonlarca mikroorganizma.</p>

<p>Cellular and Molecular Life Sciences dergisinde 2026 yılında yayımlanan kapsamlı bilimsel derleme, bağırsakları yalnızca besinlerin sindirildiği bir organ olarak değil, vücudun farklı organları arasındaki iletişim ağının önemli merkezlerinden biri olarak ele alıyor.</p>

<p>Araştırmacıların değerlendirdiği mevcut bilimsel bulgulara göre bağırsak mikrobiyotası, yani bağırsaklarımızda yaşayan mikroorganizmaların oluşturduğu ekosistem; bağışıklık sistemi, metabolizma ve mikroorganizmaların ürettiği çeşitli maddeler aracılığıyla beynin, kasların, kalbin, karaciğerin, akciğerlerin ve böbreklerin işleyişiyle bağlantılı olabilir.</p>

<p>Bu tablo önemli bir soruyu gündeme getiriyor:</p>

<p>Sağlıklı yaşlanmanın yollarından biri bağırsak sağlığını korumaktan geçebilir mi?</p>

<p>Bilimsel veriler dikkat çekici bağlantılar gösteriyor. Ancak bağırsak mikrobiyotasını değiştirerek insanlarda yaşlanmayı yavaşlatmanın veya yaşam süresini uzatmanın kanıtlanmış bir yöntemi henüz bulunmuyor.</p>

<p>Bağırsak mikrobiyotası nedir?</p>

<p>İnsan bağırsağı çok büyük ve karmaşık bir mikroorganizma topluluğuna ev sahipliği yapıyor.</p>

<p>Bakteriler başta olmak üzere çeşitli mikroorganizmaların oluşturduğu bu topluluğa bağırsak mikrobiyotası adı veriliyor. Mikrobiyom ise daha geniş anlamıyla bu mikroorganizmaların genetik materyalini ve oluşturdukları biyolojik sistemi ifade ediyor.</p>

<p>Bu mikroorganizmalar bağırsakta yalnızca pasif biçimde yaşamıyor. Besinlerin parçalanmasına katkıda bulunabiliyor, bazı vitaminlerin üretiminde rol oynayabiliyor, bağışıklık sistemiyle iletişim kurabiliyor ve vücudun kullanabildiği çeşitli maddeler üretebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle bağırsaklar ile vücudun geri kalanı arasında görünmez fakat oldukça hareketli bir biyolojik iletişim ağı bulunuyor.</p>

<p>Yaş ilerledikçe bağırsaklar da değişiyor</p>

<p>Bağırsak mikrobiyotası hayat boyunca aynı kalmıyor.</p>

<p>Doğumdan itibaren şekillenmeye başlayan bu ekosistem; beslenme, çevre, yaşam biçimi, kullanılan ilaçlar, geçirilen hastalıklar ve yaş gibi çok sayıda faktörden etkileniyor.</p>

<p>İleri yaşlarda bazı kişilerde bağırsak mikrobiyotasının çeşitliliğinde ve mikroorganizmaların dağılımında değişiklikler görülebiliyor.</p>

<p>Ancak kritik nokta şu:</p>

<p>Her insanın bağırsak mikrobiyotası yaşlanmayla aynı biçimde değişmiyor.</p>

<p>Beslenme düzeni, fiziksel aktivite, hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve kişinin yaşadığı çevre önemli farklılıklar oluşturabiliyor. Bu nedenle bilim insanları yalnızca takvim yaşına değil, kişinin genel sağlık durumu ile mikrobiyotasının birlikte nasıl değiştiğine bakıyor.</p>

<p>100 yaşını aşan insanların bağırsaklarında ne farklı?</p>

<p>Uzun yaşayan insanların bağırsak mikrobiyotası bilim dünyasının özellikle ilgisini çekiyor.</p>

<p>Bazı araştırmalarda 90 ve 100 yaş üzerindeki sağlıklı bireylerin bağırsaklarında kendilerine özgü mikrobiyal özellikler saptandı. Belirli mikroorganizma topluluklarının sağlıklı ve çok uzun yaşayan kişilerde farklılık gösterebildiği bildirildi.</p>

<p>Ancak bu sonuçların dikkatli yorumlanması gerekiyor.</p>

<p>Belirli bir bakterinin fazla bulunması kişinin uzun yaşayacağı anlamına gelmiyor. Uzun yaşamın genetik yapıdan beslenmeye, fiziksel aktiviteden çevresel koşullara kadar çok sayıda belirleyicisi bulunuyor.</p>

<p>Dolayısıyla bağırsak mikrobiyotası uzun yaşamın tek nedeni olarak değil, sağlıklı yaşlanma tablosunun olası parçalarından biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>9 binden fazla kişilik araştırmadan önemli ipucu</p>

<p>Bağırsak mikrobiyotası ile sağlıklı yaşlanma arasındaki dikkat çekici insan çalışmalarından biri Nature Metabolism’de yayımlandı.</p>

<p>Üç farklı gruptan 9 binden fazla yetişkinin verilerinin değerlendirildiği araştırmada, orta ve ileri yaşlardan itibaren bağırsak mikrobiyotasının kişiden kişiye giderek daha özgün bir yapı gösterebildiği bildirildi.</p>

<p>Özellikle ileri yaşlarda sağlıklı kalan kişilerde bu mikrobiyal özgünleşmenin dikkat çektiği görüldü.</p>

<p>Araştırmada belirlenen bazı mikrobiyota özellikleri, kanda ölçülen mikrobiyal metabolitler ve sağkalımla da ilişkili bulundu.</p>

<p>Ancak çalışma gözlemsel nitelikteydi. Dolayısıyla belirli bir bağırsak mikrobiyotasının insanları doğrudan daha uzun yaşattığını kanıtlamıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu: “Bağırsak artık yalnızca sindirim organı olarak görülmüyor”</p>

<p>Araştırmayı değerlendiren Türkiye’de psikogenetik, biyoteknoloji ve longevity alanlarının öncü isimlerinden, Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, bağırsak mikrobiyotasının yaşlanma araştırmalarında giderek daha merkezi bir konuma geldiğine dikkat çekti.</p>

<p>Yılancıoğlu, “Bağırsakları yalnızca sindirim sisteminin bir parçası olarak değerlendiren eski bakış açısı hızla değişiyor. Bugün bağırsak mikrobiyotasının bağışıklık sistemi, metabolizma ve mikroorganizmaların ürettiği çeşitli maddeler aracılığıyla beyin, karaciğer, kalp ve kas dokusu gibi birçok sistemle karşılıklı iletişim içinde olduğunu biliyoruz. Yaş ilerledikçe bu ekosistemde meydana gelen değişikliklerin sağlıklı yaşlanmayla nasıl ilişkili olduğu ise araştırmaların en dikkat çekici alanlarından biri” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Bağırsak mikrobiyotasının tek başına uzun yaşamın anahtarı gibi sunulmaması gerektiğini vurgulayan Yılancıoğlu, şöyle devam etti:</p>

<p>“Burada önemli olan, bilimsel bulguları bir ‘gençlik formülü’ şeklinde yorumlamamak. Henüz belirli bir bakteri, probiyotik veya beslenme modeliyle insanlarda yaşlanmanın durdurulabileceğini ya da yaşam süresinin uzatılabileceğini söyleyemeyiz. Buna karşılık liften ve bitkisel çeşitlilikten zengin dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, yeterli uyku ve gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınma gibi genel sağlığı destekleyen alışkanlıkların bağırsak ekosistemi açısından da önemli olduğunu biliyoruz.”</p>

<p>Yılancıoğlu, gelecekte kişiye özgü mikrobiyota yaklaşımlarının sağlıklı yaşlanma araştırmalarında daha fazla gündeme gelebileceğine işaret ederek, “Asıl heyecan verici soru bağırsak mikrobiyotasının yaşlanmayla ilişkili olup olmadığı değil, bu sistemi güvenli biçimde değiştirdiğimizde yaşa bağlı hastalıkların seyrini veya sağlıklı geçirilen yaşam süresini etkileyip etkileyemeyeceğimiz. Bunun cevabı için güçlü insan çalışmalarına ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bağırsak ile beyin gerçekten konuşuyor mu?</p>

<p>Bilimsel olarak bu iletişim bağırsak-beyin ekseni olarak adlandırılıyor.</p>

<p>Bağırsaklar ve beyin arasında sinir sistemi, bağışıklık sistemi, hormonlar ve mikroorganizmaların ürettiği maddeler üzerinden çift yönlü bir iletişim bulunuyor.</p>

<p>Yaşlanmayla birlikte bağırsak bariyerinin yapısında, bağışıklık sisteminde ve mikrobiyal dengede meydana gelen değişikliklerin bu iletişimi etkileyebileceği düşünülüyor.</p>

<p>Bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler bilişsel gerileme ve bazı nörodejeneratif hastalıklarla da araştırılıyor. Ancak bağırsak bakterilerini değiştirmenin demans veya diğer nörodejeneratif hastalıkları önlediğini söylemek için mevcut kanıtlar yeterli değil.</p>

<p>Kalp ve damarlar da bu iletişim ağının içinde</p>

<p>Bağırsak mikroorganizmaları tükettiğimiz besinleri işlerken çeşitli metabolitler üretiyor.</p>

<p>Bu maddelerin bazıları kana geçerek uzak organlara ulaşabiliyor. Bilim insanları özellikle bağırsak mikroorganizmalarının oluşturduğu veya değiştirdiği bazı metabolitlerin damar sağlığı, iltihabi süreçler ve metabolizma üzerindeki etkilerini araştırıyor.</p>

<p>Bu nedenle bağırsak-kalp bağlantısı son yıllarda mikrobiyom araştırmalarının önemli alanlarından biri haline geldi.</p>

<p>Fakat tek bir bakteri veya metaboliti kalp hastalıklarının nedeni olarak göstermek bilimsel açıdan doğru değil.</p>

<p>Karaciğer, kaslar, böbrekler ve akciğerler de araştırılıyor</p>

<p>Bağırsak ile karaciğer anatomik olarak da yakın ilişki içinde. Bağırsaktan emilen çok sayıda madde önce karaciğere ulaşıyor. Bu nedenle bağırsak bariyerinde ve mikrobiyal dengede meydana gelen değişikliklerin karaciğer metabolizmasını etkileyebilecek mekanizmalar oluşturabileceği düşünülüyor.</p>

<p>Benzer şekilde yaşla birlikte görülebilen kas kütlesi ve güç kaybında da bağırsak-kas ekseni araştırılıyor. Mikrobiyal metabolitlerin iltihabi süreçleri, enerji metabolizmasını ve kas fonksiyonlarını dolaylı biçimde etkileyebileceği üzerinde duruluyor.</p>

<p>Bağırsak-böbrek ve bağırsak-akciğer bağlantıları da bilimsel araştırmaların gündeminde.</p>

<p>Ancak bu mekanizmaların önemli bir bölümü hâlâ araştırma aşamasında. Kas sağlığını korumada yeterli beslenme ve kişinin durumuna uygun düzenli fiziksel aktivite gibi kanıtı daha güçlü yaklaşımların yerini mikrobiyota temelli iddialarla doldurmak doğru değil.</p>

<p>Yaşlanmadaki “sessiz iltihap” neden önemli?</p>

<p>Yaş ilerledikçe bazı insanlarda vücutta düşük düzeyli fakat uzun süre devam eden iltihabi bir ortam oluşabiliyor.</p>

<p>Bilimsel literatürde buna “inflammaging”, yani yaşlanmayla ilişkili kronik düşük düzeyli inflamasyon adı veriliyor.</p>

<p>Bağırsak bariyerinin yapısındaki değişiklikler ve mikrobiyota dengesindeki bozulmalar bu sürece katkıda bulunabilecek faktörler arasında araştırılıyor.</p>

<p>Ancak yaşlanmayla ilişkili inflamasyonun tek kaynağı bağırsaklar değil. Hücresel yaşlanma, metabolik hastalıklar, bağışıklık sistemindeki değişiklikler ve başka birçok mekanizma da sürece katkıda bulunabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bağırsak bakterileri uzaktaki organları nasıl etkileyebilir?</p>

<p>Bağırsak bakterilerinin başka bir organı etkileyebilmesi için o organa ulaşması gerekmiyor.</p>

<p>Mikroorganizmalar besinleri işlerken çok sayıda küçük molekül üretiyor. Kısa zincirli yağ asitleri, safra asidi türevleri ve triptofan metabolitleri bunların arasında yer alıyor.</p>

<p>Bu maddelerin bir bölümü bağırsak hücreleri ve bağışıklık sistemiyle etkileşime girerken bazıları dolaşıma katılarak vücudun farklı bölgelerindeki biyolojik süreçlerle bağlantı kurabiliyor.</p>

<p>Yeni bilimsel yaklaşımın dikkat çekici tarafı tam da burada ortaya çıkıyor:</p>

<p>Bağırsak yalnızca sindirim sisteminin bir parçası değil, vücudun geri kalanıyla sürekli mesaj alışverişi yapan biyolojik bir kavşak olabilir.</p>

<p>Bağırsak mikrobiyotası nasıl korunabilir?</p>

<p>Bilimin mevcut durumu “şu bakteriyi artırın ve daha yavaş yaşlanın” şeklinde basit bir reçete sunmuyor.</p>

<p>Üstelik herkes için geçerli tek bir “mükemmel bağırsak mikrobiyotası” da tanımlanmış değil.</p>

<p>Buna karşılık genel sağlık açısından güçlü kanıtlara sahip bazı yaşam tarzı alışkanlıklarının bağırsak mikrobiyotasını da etkileyebildiği biliniyor.</p>

<p>Sebze, meyve, baklagiller, tam tahıllar, kuruyemişler ve diğer lif kaynakları açısından çeşitli bir beslenme düzeni bağırsak mikroorganizmalarına farklı besin kaynakları sağlayabilir.</p>

<p>Düzenli fiziksel aktivite, yeterli uyku, sigaradan uzak durmak ve gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak da genel sağlık açısından önem taşıyor.</p>

<p>Antibiyotikler gerektiğinde hayat kurtarıcı ilaçlardır. Ancak gereksiz veya kontrolsüz kullanımları bağırsak mikrobiyotasını önemli ölçüde değiştirebilir.</p>

<p>Probiyotik kullanmak yaşlanmayı yavaşlatır mı?</p>

<p>Bugünkü bilimsel kanıtlarla böyle bir sonuç çıkarmak mümkün değil.</p>

<p>Probiyotikler belirli mikroorganizmaları içeren ürünlerdir ve bazı özel sağlık durumlarında belirli türlerin yararına ilişkin kanıtlar bulunabilir.</p>

<p>Ancak “probiyotik kullanmak yaşlanmayı yavaşlatır” veya “ömrü uzatır” şeklindeki genel iddialar kanıtlanmış değil.</p>

<p>Probiyotiklerin etkisi kullanılan mikroorganizma türüne, kişinin sağlık durumuna ve kullanım amacına göre değişebiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla üzerinde “bağırsak dostu” yazan herhangi bir ürünü uzun yaşamın anahtarı olarak görmek bilimsel gerçeklerle örtüşmüyor.</p>

<p>Mikrobiyota nakli bir gençleşme yöntemi değil</p>

<p>Mikrobiyota araştırmalarında dikkat çeken alanlardan biri de dışkı mikrobiyota nakli.</p>

<p>Bu yöntemde bağırsak mikroorganizmalarının oluşturduğu topluluk belirli tıbbi amaçlarla başka bir kişiye aktarılabiliyor.</p>

<p>Yaşlanma araştırmalarındaki hayvan deneylerinden ilgi çekici sonuçlar elde edilmiş olsa da bunların doğrudan insanlara uygulanması mümkün değil.</p>

<p>Dışkı mikrobiyota nakli kanıtlanmış bir gençleşme veya ömür uzatma tedavisi değildir.</p>

<p>Bu nedenle deneysel longevity uygulamalarıyla tıbbi olarak kabul edilmiş kullanım alanlarının birbirinden ayrılması gerekiyor.</p>

<p>Evde yapılan mikrobiyom testleri yaşlanma hızını gösterir mi?</p>

<p>Tüketiciye sunulan bağırsak mikrobiyomu testleri giderek yaygınlaşıyor. Ancak tek bir dışkı örneğinden kişinin ne kadar hızlı yaşlandığını, hangi hastalığa yakalanacağını veya kaç yıl yaşayacağını güvenilir biçimde hesaplamak mümkün değil.</p>

<p>Bağırsak mikrobiyotası kişiden kişiye büyük farklılık gösteriyor ve beslenme, ilaçlar, çevre ve sağlık durumu gibi birçok etkene göre değişebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle mikrobiyom analizleri bilimsel araştırmalarda son derece değerli olsa da sonuçları kişisel bir “uzun yaşam karnesi” olarak yorumlamak için henüz erken.</p>

<p>Bağırsaklar önemli ama yaşlanmanın tek düğmesi değil</p>

<p>Cellular and Molecular Life Sciences’ta yayımlanan 2026 tarihli çalışma yeni bir klinik deney değil, mevcut bilimsel araştırmaları bir araya getiren kapsamlı bir derleme.</p>

<p>Dolayısıyla çalışma belirli bir besinin, bakterinin, probiyotiğin veya tedavinin insan ömrünü uzattığını kanıtlamıyor.</p>

<p>Asıl dikkat çekici mesaj farklı:</p>

<p>Bağırsak mikrobiyotası, bağışıklık sistemi ve mikroorganizmaların ürettiği metabolitler üzerinden vücudun birçok organıyla bağlantı kuruyor. Bu nedenle bağırsak sağlığındaki değişiklikler yalnızca sindirim sistemini ilgilendiren bir mesele olmayabilir.</p>

<p>Bilimin önündeki önemli sorulardan biri artık bu ilişkinin ne ölçüde değiştirilebilir olduğu ve bağırsak mikrobiyotasına yönelik güvenli müdahalelerin insanların daha sağlıklı yaşlanmasına gerçekten katkı sağlayıp sağlayamayacağı.</p>

<p>Şimdilik uzun yaşam için tek bir bakteri, takviye veya “mikrobiyom diyeti” yok.</p>

<p>Ancak bağırsakların yaşlanma biyolojisinin kenarında duran sıradan bir sindirim organı olmadığı, vücudun farklı sistemlerini birbirine bağlayan önemli biyolojik merkezlerden biri olabileceği yönündeki bilimsel kanıtlar giderek artıyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Cellular and Molecular Life Sciences – The gut as a central hub for multi-organ crosstalk in aging – Xianhong Zhang, Rongqing Li, Yue Gao, Wenjia Zhang, Ting Ni, Yongbin Liu – 2026 – DOI: 10.1007/s00018-026-06129-w<br />
2. Nature Metabolism – Gut microbiome pattern reflects healthy ageing and predicts survival in humans – Tomasz Wilmanski ve arkadaşları – 2021 – DOI: 10.1038/s42255-021-00348-0<br />
3. Annual Review of Medicine – Healthy and Unhealthy Aging and the Human Microbiome – Kseniya Y. Simbirtseva, Paul W. O’Toole – 2025 – DOI: 10.1146/annurev-med-042423-042542<br />
4. Annual Review of Food Science and Technology – How Diet and Lifestyle Can Fine-Tune Gut Microbiomes for Healthy Aging – M. Tamayo ve arkadaşları – 2024 – DOI: 10.1146/annurev-food-072023-034458</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧬 Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/100-yasini-asanlarin-bagirsaklari-incelendi-uzun-yasama-dair-dikkat-ceken-ipuclari</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 13:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8306.jpeg" type="image/jpeg" length="82110"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sarıkamış’ın Ardından Tifüs: Şehit Hekimlerin Sessiz Mücadelesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/d-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/d-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sarıkamış Harekâtı'nın ardından Erzurum ve çevresinde büyüyen tifüs salgını, yalnızca askerleri değil onları hayatta tutmaya çalışan hekimleri de vurdu. Dönemin kayıtları, bir aşamada Erzurum'da 20 doktorun hayatını kaybettiğini, 30 doktorun ise hastalandığını gösteriyor. Kafkas Cephesi'ndeki tifüs mücadelesinde yaşamını yitiren 125 hekim, Türk tıp tarihinin sağlık şehitleri arasında anılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Erzurum, 1915. Tevfik Salim Bey hastanenin subay koğuşunda dolaşırken yataklardan birinden güçlükle yükselen bir ses duydu. Seslenen kişi, İstanbul Cerrahi Kliniğinin genç asistanlarından Dr. Emin Bey'di.<br />
Fakat karşısındaki genç hekimi tanımakta zorlandı.<br />
Dr. Emin artık hastaların başında duran doktor değildi. Tifüsün yüksek ateşi altında yatağa düşmüş bir hastaydı. Uzun süre aynı pozisyonda yatmaktan sırtında büyük bir bası yarası, halk arasında bilinen adıyla yatak yarası oluşmuştu. Üstelik yarasının pansumanını düzenli yapacak sağlık çalışanı bile bulunamıyordu. [1]<br />
Sarıkamış'ın ardından yaşanan sağlık felaketinin belki de en çarpıcı görüntülerinden biri buydu:<br />
Hastalara şifa vermek için cepheye gelen bir hekim, birkaç hafta sonra kendisine bakacak insan bulunamayan bir hastaya dönüşmüştü.<br />
Sarıkamış'ta çatışmalar bitti, ölüm devam etti<br />
22 Aralık 1914'te başlayan Sarıkamış Harekâtı, Ocak 1915'in ilk günlerinde Osmanlı 3. Ordusu açısından ağır kayıplarla sonuçlandı.<br />
Askerlerin karşısında yalnızca Rus birlikleri yoktu.<br />
Dondurucu soğuk, açlık, yorgunluk, yetersiz beslenme, barınma sorunları ve ulaşım güçlükleri askerlerin direncini ciddi biçimde azaltmıştı.<br />
Harekâtın ardından hasta, yaralı ve bitkin askerler Erzurum ve çevresindeki hastanelere taşındı. 8 Şubat 1915 tarihli kayıtlarda hastanelerde 15 bin 808 hasta ve yaralı bulunduğu belirtiliyordu. [2]<br />
Ancak giderek büyüyen başka bir tehlike vardı.<br />
Tifüs.<br />
Ve kısa süre içinde hastalığın hedefinde yalnızca askerler değil, onları tedavi eden sağlık çalışanları da yer aldı.<br />
Erzurum'da doktorlar da yatağa düşüyordu<br />
Erzurum Valiliğinin döneme ilişkin bildirimleri, sağlık sisteminin karşı karşıya kaldığı tabloyu açık biçimde ortaya koyuyordu.<br />
Kayıtlara göre ordu içinde yaklaşık 20 bin kişi hastaydı. Tifüs ve diğer ateşli hastalıklar yalnızca askerî birliklerde değil, çevredeki yerleşimlerde de ölümlere neden oluyordu.<br />
Daha çarpıcı olan ise hekimlerin durumuydu.<br />
Dönemin kayıtlarında 20 doktorun hayatını kaybettiği, 30 doktorun ise hasta olduğu bildiriliyordu. [1]<br />
Bir doktorun hastalanması yalnızca bir kişinin daha tedaviye ihtiyaç duyması anlamına gelmiyordu.<br />
Aynı zamanda onlarca, hatta yüzlerce hastaya bakabilecek bir hekimin görev dışı kalması demekti.<br />
Bu nedenle tifüs, sağlık teşkilatını adeta içeriden tüketen bir salgına dönüştü.<br />
Hastalarını yaşatmaya çalışırken şehit oldular<br />
Cephedeki hekimlerin görevi yalnızca kurşun veya şarapnel yaralarını tedavi etmek değildi.<br />
Tifüs, dizanteri ve diğer bulaşıcı hastalıklarla da mücadele ediyorlardı.<br />
Üstelik bugünkü anlamda etkili antibiyotikler, modern yoğun bakım olanakları, tek kullanımlık koruyucu ekipmanlar ve gelişmiş enfeksiyon kontrol sistemleri henüz yoktu.<br />
Hekimler hastalarının yanına giriyor, onları muayene ediyor, ateşlerini takip ediyor ve çoğu zaman bitlerle dolu kıyafetlerle doğrudan temas ediyordu.<br />
Bu nedenle bazı hekimler birkaç gün önce tedavi ettikleri hastalar gibi yüksek ateşle yatağa düştü.<br />
Bazıları iyileşti.<br />
Bazıları görevine dönemedi.<br />
Bazıları ise hayatını kaybetti.<br />
Kafkas Cephesi'nde tifüsle mücadele sırasında yaşamını yitiren hekimler, Türk tıp tarihinin sağlık şehitleri arasında yer aldı.<br />
Dr. Emin Bey'in yatağı salgının sembolü gibiydi<br />
Tevfik Salim Bey'in yıllar sonra aktardığı Dr. Emin Bey sahnesi, dönemin dramını rakamlardan çok daha güçlü anlatıyor.<br />
Genç doktor cepheye hasta olmak için gelmemişti.<br />
Görevi başkalarını iyileştirmekti.<br />
Ancak tifüs hekim ile hasta arasındaki çizgiyi birkaç gün içinde silebiliyordu.<br />
Tevfik Salim Bey, Dr. Emin'i gördüğünde onu tanımakta güçlük çektiğini aktarır. Genç hekimin durumu ağırdı ve sırtındaki bası yarasının bakımı dahi gerektiği gibi yapılamamıştı. [1]<br />
Bu tablo yalnızca bir hastanın kötü bakım gördüğünü göstermiyordu.<br />
Asıl sorun çok daha büyüktü.<br />
Hastaya bakması gereken insanların bir bölümü de artık hasta yataklarındaydı.<br />
Tifüs nasıl bulaşıyordu?<br />
Salgın tifüsü, Rickettsia prowazekii adlı bakterinin neden olduğu ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır.<br />
Hastalığın yayılmasında insan vücut biti temel rol oynar.<br />
Bit, tifüslü bir kişinin kanını emerek mikrobu alabilir. Daha sonra başka bir insan üzerinde beslenirken bıraktığı enfekte dışkı, kaşınma sırasında oluşan küçük deri yaralarından vücuda girebilir.<br />
Hastalık yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, halsizlik, bilinç değişiklikleri ve deri döküntüleriyle seyredebilir.<br />
1915'in cephe şartları ise bitlerin yayılması için son derece elverişliydi.<br />
Binlerce asker kalabalık alanlarda yaşıyor, kıyafetlerini uzun süre değiştiremiyor ve yeterince yıkanamıyordu.<br />
Bu nedenle tifüs yalnızca bir mikrobun neden olduğu hastalık değildi.<br />
Savaşın yarattığı yoksulluk, kalabalık, temizlik sorunu ve insan bedeninin tükenmesi salgının büyümesine zemin hazırlıyordu. [1]<br />
Bazen en önemli silah sıcak buhardı<br />
Tifüsle mücadelede en önemli hedeflerden biri bitleri ortadan kaldırmaktı.<br />
Fakat savaş şartlarında binlerce askerin düzenli olarak yıkanması ve kıyafetlerinin temizlenmesi son derece güçtü.<br />
Hamamlar ve temizleme merkezleri oluşturuldu. Kıyafetlerin yüksek sıcaklık ve buhar yardımıyla bitlerden arındırılmasına çalışıldı. Çeşitli dezenfeksiyon yöntemleri kullanıldı. [1]<br />
Cephede bazen bir askerin hayatını kurtaran şey silah değil, temizlenmiş bir gömlek olabiliyordu.<br />
Çünkü bit ortadan kaldırılmadan tifüs zincirini kırmak son derece zordu.<br />
32 yaşındaki Tevfik Salim ağır görevin başına geçti<br />
14 Mart 1915'te Tevfik Salim Bey, 3. Ordu Sıhhiye Reisliğine, yani ordunun sağlık hizmetlerinin yönetimine getirildi. [1]<br />
Henüz 32 yaşındaydı.<br />
Önünde devasa bir sorun vardı.<br />
Hastanelerin yeniden düzenlenmesi, hasta askerlerin ayrılması, temizlik koşullarının iyileştirilmesi, bitlerle mücadele edilmesi ve giderek azalan sağlık personelinin korunması gerekiyordu.<br />
Üstelik tifüsü bugünkü anlamda etkili antibiyotiklerle tedavi etmek mümkün değildi.<br />
Bu nedenle salgına yakalanmamak, tedavinin kendisi kadar önemliydi.<br />
1915 yazına doğru alınan tedbirlerle salgının şiddeti azaltıldı. Ancak savaş devam ettiği için tifüs tehlikesi tamamen ortadan kalkmadı. [1]<br />
Ordunun komutanı bile tifüsten kurtulamadı<br />
Tifüs rütbe ayırmıyordu.<br />
Sarıkamış Harekâtı sonrasında 3. Ordu Komutanlığı görevini üstlenen Hafız Hakkı Paşa da hastalığa yakalandı.<br />
Erzurum'da tedavi edilen Hafız Hakkı Paşa, Şubat 1915'te hayatını kaybetti. [2]<br />
Bir ordunun en üst düzey komutanlarından birinin bile tifüsten korunamaması salgının ulaştığı boyutu gösteriyordu.<br />
Ancak hastalarla sürekli ve yakın temas hâlinde bulunan sağlık çalışanlarının riski daha da büyüktü.<br />
125 şehit hekim: Rakamın doğru anlamı ne?<br />
Türk tıp tarihi kaynaklarında Kafkas Cephesi'ndeki tifüs salgını anlatılırken dikkat çeken rakamlardan biri 125 hekim kaybıdır.<br />
Ancak bu sayının doğru yorumlanması gerekir.<br />
125 hekimin tamamının Sarıkamış Harekâtı sırasında veya birkaç hafta içinde hayatını kaybettiğini söylemek doğru değildir.<br />
Mustafa Karatepe'nin tarihsel araştırmasına göre Birinci Dünya Savaşı yıllarında Kafkas Cephesi ve çevresindeki tifüs mücadelesi sırasında hastalığa yakalanarak yaşamını yitiren 164 sağlık subayının 125'i hekimdi. Kayıplar arasında eczacılar, cerrahlar, bir diş hekimi ve tıp öğrencileri de bulunuyordu. [3]<br />
Dolayısıyla 125 hekim, yalnızca Sarıkamış'ın birkaç haftalık bilançosu değil; daha geniş Kafkas Cephesi tifüs mücadelesinin ağır kaybıdır.<br />
Ancak Sarıkamış'ın ardından ortaya çıkan sağlık krizi, bu büyük salgının en çarpıcı dönemlerinden birini oluşturdu.<br />
Bu hekimleri yalnızca sayı olarak anmak eksik kalır.<br />
Onlar, savaşın sağlık cephesinde görevlerini yaparken hayatlarını kaybeden tıp şehitleriydi.<br />
Hekimler tifüse karşı aşı geliştirmeye çalıştı<br />
Salgının büyümesi Türk hekimlerini yalnızca hastaları tedavi etmeye değil, hastalığı önleyecek yöntemler aramaya da yöneltti.<br />
28 Mart 1915'te Tevfik Salim Bey tarafından hazırlanan tifüs aşısı 5'i hekim olmak üzere toplam 9 subaya uygulandı. Daha sonraki dönemde Erzurum, Hasankale, Erzincan ve Bayburt gibi merkezlerde benzer uygulamalar gerçekleştirildi. [1]<br />
Bu girişimleri bugünkü aşılarla aynı koşullarda değerlendirmek doğru değildir.<br />
Modern klinik araştırma sistemleri, ayrıntılı güvenlik aşamaları ve bugünün laboratuvar teknolojisi o yıllarda mevcut değildi.<br />
Dönemin hekimleri, tifüslü hastalardan alınan kanı belirli işlemlerden geçirerek koruyucu bir uygulama geliştirmeye çalışıyordu.<br />
Buna rağmen bu çalışmalar Türk tıp tarihinde tifüse karşı gerçekleştirilen erken bağışıklama girişimleri arasında yer aldı. [3]<br />
Buradaki amaç yalnızca askerleri korumak değildi.<br />
Hekimlerin de hayatta kalması gerekiyordu.<br />
Çünkü cephede bir hekimin kaybı, onun tedavi edebileceği yüzlerce hastanın da sağlık hizmetinden mahrum kalması anlamına geliyordu.<br />
Sarıkamış'ın karların altında kalan sağlık şehitleri<br />
Sarıkamış denildiğinde karların üzerinde kalan askerler hatırlanıyor.<br />
Bu hafıza haklıdır.<br />
Ancak hikâyenin başka bir cephesi daha vardır.<br />
Cephe gerisindeki hastanelerde ateşler içindeki askerlerin başından ayrılmayan doktorlar da vardı.<br />
Kimi birkaç gün sonra aynı hastalığa yakalandı.<br />
Kimi iyileşip yeniden görevine döndü.<br />
Kimi ise bir daha hastane yatağından kalkamadı.<br />
Bazılarının adı tıp tarihine geçti.<br />
Bazılarının adı yalnızca askerî kayıtların satırlarında kaldı.<br />
Fakat hepsinin ortak bir yönü vardı:<br />
Hastalarını yaşatmaya çalışırken kendi hayatlarını da ortaya koydular.<br />
Kafkas Cephesi'ndeki tifüs salgınları sırasında yaşamlarını yitiren 125 hekim, Türk tıp tarihinin sağlık şehitleri arasında hatırlanmayı hak ediyor.<br />
Çünkü savaşın yalnızca silahla yürütülen bir cephesi yoktu.<br />
Bir de hastanelerin, salgın koğuşlarının ve ateşler içindeki hastaların başında verilen mücadele vardı.<br />
Sarıkamış'ın tıp tarihine bıraktığı en ağır derslerden biri de budur:<br />
Bazen şehitlik, cephede silahla savaşırken değil; bir hastanın hayatını kurtarmak için onun başında kalırken yazılır.<br />
Kaynaklar<br />
[1] Özer S. I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nde Tifüs (Lekeli Humma) Salgını. Belleten. 2016;80(287):219-260. DOI: 10.37879/belleten.2016.219.<br />
[2] Özcan A. Sarıkamış Harekâtı. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.<br />
[3] Karatepe M. I. Dünya Savaşı Yıllarında Tifüs Aşısının Uygulanmasında Türk Hekimlerinin Rolü. Mikrobiyoloji Bülteni. 2008;42(2):301-313.<br />
[4] Sağlam T. Büyük Harpte 3. Orduda Sıhhî Hizmet. İstanbul: Askerî Matbaa; 1941.<br />
[5] Unat EK. Birinci Dünya Harbinde Türk Ordusunda Tifüs Savaşı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dergisi. 1989;20(2):255-263.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/d-1</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 13:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/sarikamis-sehit-hekimler-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="58492"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sigarayı Bırakmak İsteyenler İçin Bilimsel Yol Haritası: Hangi Yöntemler Gerçekten İşe Yarıyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sigarayi-birakmak-isteyenler-icin-bilimsel-yol-haritasi-hangi-yontemler-gercekten-ise-yariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sigarayi-birakmak-isteyenler-icin-bilimsel-yol-haritasi-hangi-yontemler-gercekten-ise-yariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigarayı bırakmak yalnızca irade meselesi değil. Bilimsel veriler, davranışsal destek ile uygun tedavilerin birlikte kullanılmasının bırakma başarısını artırabildiğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sigarayı bırakmaya karar vermek kolay, bu kararı haftalar ve aylar boyunca sürdürebilmek ise çok daha zor olabilir. Sabah kahvesi, yemek sonrası, stresli bir telefon görüşmesi ya da arkadaş ortamı, sigara içme isteğini yeniden tetikleyebilir.</p>

<p>Bu durum çoğu zaman kişinin “iradesinin zayıf” olduğu anlamına gelmez. Tütün bağımlılığında nikotin, beynin ödül ve alışkanlık sistemlerini etkiler. Üstelik bağımlılığın yalnızca biyolojik değil, davranışsal ve sosyal bir yönü de vardır.</p>

<p>New England Journal of Medicine’da yayımlanan kapsamlı değerlendirme, özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde tütün bırakma tedavilerinin nasıl daha etkili ve erişilebilir hale getirilebileceğini ele alıyor. Bilimsel tablo, önemli bir noktaya işaret ediyor: Sigarayı bırakmaya çalışan kişiye yalnızca “bırakmalısın” demek yeterli değil. Etkili yöntemlere erişim de gerekiyor.</p>

<p>Sigarayı bırakmak neden bu kadar zor?</p>

<p>Sigara dumanıyla alınan nikotin kısa sürede beyne ulaşır ve ödül sistemi üzerinde etkili olur. Düzenli kullanım sürdükçe beyin nikotine uyum sağlar ve bağımlılık gelişebilir.</p>

<p>Kişi sigarayı bıraktığında nikotin yoksunluğuna bağlı olarak sigara içme isteği, huzursuzluk, sinirlilik, odaklanma güçlüğü, uyku sorunları, kaygı hissi ve iştah değişiklikleri ortaya çıkabilir.</p>

<p>Bu belirtiler bırakma sürecinin başarısız olduğu anlamına gelmez. Nikotin yoksunluğunun beklenen parçaları olabilir ve zaman içerisinde hafifleme eğilimindedir.</p>

<p>Bağımlılığın ikinci ayağı ise alışkanlıklardır. Kahve içerken, araba kullanırken, mola verirken veya stres yaşarken sigara içmeye alışmış bir kişinin beyni bu durumlarla sigara arasında güçlü bağlantılar kurabilir.</p>

<p>Bu nedenle sigarayı bırakmak hem nikotin bağımlılığıyla hem de yıllar içinde yerleşmiş davranış kalıplarıyla mücadele etmeyi gerektirebilir.</p>

<p>Sigarayı bırakmak için yalnızca irade yeterli mi?</p>

<p>İrade ve kararlılık elbette önemlidir. Ancak tütün bağımlılığını yalnızca irade sorunu olarak görmek bilimsel açıdan eksik bir yaklaşım olur.</p>

<p>Tütün bağımlılığı tedavi edilebilir bir bağımlılıktır.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, sağlık çalışanlarının tütün kullanan kişilere rutin olarak bırakma önerisinde bulunmasını tavsiye ediyor. Kısa bir sağlık çalışanı görüşmesi bile bırakma sürecinin kapısını açabilir.</p>

<p>Daha yoğun davranışsal destek ise yüz yüze bireysel görüşme, grup desteği veya telefon danışmanlığı şeklinde uygulanabilir.</p>

<p>Bilimsel kanıtların güçlü olduğu noktalardan biri, uygun kişilerde davranışsal desteğin ilaç tedavisiyle birleştirilmesidir.</p>

<p>Sigarayı bırakmada hangi yöntemlerin bilimsel kanıtı var?</p>

<p>Sigarayı bırakma konusunda yıllar içerisinde çok sayıda yöntem ortaya atıldı. Ancak hepsinin arkasındaki bilimsel kanıt aynı güçte değil.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü yetişkinlerde tütün bırakma tedavisinde davranışsal desteğin yanı sıra nikotin replasman tedavileri, vareniklin, bupropion ve sitizini etkili farmakolojik seçenekler arasında değerlendiriyor.</p>

<p>Bunların kullanılabilirliği ve ruhsat durumu ülkeden ülkeye değişebilir.</p>

<p>İlaç seçimi ise kişinin sağlık durumu, kullandığı diğer ilaçlar, nikotin bağımlılığının düzeyi, daha önceki bırakma girişimleri ve olası yan etkiler dikkate alınarak yapılmalıdır.</p>

<p>Nikotin replasman tedavisi nedir?</p>

<p>Nikotin replasman tedavisi, sigara dumanındaki katran ve yanma sonucu oluşan çok sayıdaki zararlı madde olmadan kontrollü miktarda nikotin sağlayarak yoksunluk belirtilerini azaltmayı amaçlar.</p>

<p>Nikotin bandı, sakız ve pastil gibi farklı formları bulunabilir.</p>

<p>Buradaki amaç sigaranın yerine yeni bir sürekli alışkanlık oluşturmak değil, bırakma sürecinde nikotin yoksunluğunu yönetmeye yardımcı olmaktır.</p>

<p>Bilimsel değerlendirmeler nikotin replasman tedavisinin sigarayı uzun süreli bırakma olasılığını artırabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Ayrıca uzun etkili bir nikotin bandının sakız veya pastil gibi daha kısa etkili bir ürünle birlikte kullanılması, bazı kişilerde tek bir nikotin replasman yöntemine göre daha etkili olabilir.</p>

<p>Vareniklin nasıl çalışıyor?</p>

<p>Vareniklin, beyindeki nikotinle ilişkili belirli reseptörleri etkileyen reçeteli bir ilaçtır. Hem sigara içme isteğinin ve yoksunluk belirtilerinin azaltılmasına hem de sigaradan alınan ödül hissinin zayıflamasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün değerlendirdiği bilimsel kanıtlarda vareniklin, sigarayı bırakmada etkili seçeneklerden biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Ancak bulantı, uyku sorunları, sıra dışı rüyalar ve baş ağrısı gibi yan etkiler görülebilir. Kullanım kararı kişinin klinik özellikleri dikkate alınarak verilmelidir.</p>

<p>Bupropion sigarayı bırakmada kullanılabilir mi?</p>

<p>Bupropion başlangıçta depresyon tedavisinde kullanılan bir ilaç olarak geliştirilmiş olsa da nikotin bağımlılığının tedavisinde de kullanılabilmektedir.</p>

<p>Araştırmalar, uygun kişilerde bupropionun ilaç kullanılmamasına kıyasla uzun süreli sigara bırakma başarısını artırabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak herkes için uygun değildir ve bazı kişilerde uykusuzluk, huzursuzluk veya başka yan etkiler görülebilir. Özellikle kişinin mevcut hastalıkları ve kullandığı diğer ilaçlar değerlendirilmelidir.</p>

<p>Sitizin nedir?</p>

<p>Sitizin, nikotin reseptörleri üzerinde etkili olan ve varenikline benzer bir mekanizmaya sahip başka bir seçenektir.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, mevcut kanıtları değerlendirerek sitizini de tütün bırakmada etkili farmakolojik seçenekler arasında sayıyor.</p>

<p>Bununla birlikte sitizinin ruhsatlandırılması, bulunabilirliği ve kullanım biçimleri ülkeler arasında farklılık gösterebilir. Bu nedenle başka bir ülkedeki uygulamanın doğrudan kişisel tedavi planına dönüştürülmesi doğru değildir.</p>

<p>İlaç mı, psikolojik ve davranışsal destek mi?</p>

<p>Bu sorunun cevabı her zaman “ya biri ya diğeri” değildir.</p>

<p>Bilimsel kanıtlar, uygun kişilerde ilaç tedavisinin davranışsal destekle birleştirilmesinin bırakma başarısını artırabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Davranışsal desteğin amacı yalnızca kişiye sigaranın zararlarını anlatmak değildir. Asıl hedef, sigarayı tetikleyen durumları tanımak, yoğun içme isteğiyle başa çıkabilecek yöntemler geliştirmek, günlük alışkanlıkları değiştirmek ve yeniden sigaraya başlanması halinde süreci tamamen terk etmemektir.</p>

<p>Bir başka ifadeyle tedavi nikotin bağımlılığının biyolojik tarafıyla ilgilenirken, davranışsal destek bağımlılığın günlük hayatta bıraktığı izlerle mücadele eder.</p>

<p>Telefon ve dijital destek işe yarayabilir mi?</p>

<p>Sigarayı bırakma hizmetlerinin yalnızca hastanelerde verilmesi gerekmiyor.</p>

<p>Telefonla danışmanlık, kısa mesaj programları ve bazı dijital müdahaleler bırakma desteğinin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayabilir.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü dijital müdahalelerin, kapsamlı tütün bırakma desteğine yardımcı araçlar olarak kullanılabileceğini belirtiyor. Ancak dijital yöntemlerin tamamının arkasındaki kanıt düzeyi aynı değil.</p>

<p>Özellikle sağlık uygulamaları ve yapay zekâ temelli sistemler hızla geliştiği için bu alandaki kanıtların düzenli olarak yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>“Elektronik sigaraya geçmek bırakmak demek mi?”</p>

<p>Elektronik sigaralar konusunda tablo daha karmaşık.</p>

<p>Bazı araştırmalar elektronik sigaraların yanıcı sigarayı bırakmaya yardımcı olabileceğini düşündürse de bu ürünler risksiz değildir ve nikotin bağımlılığını sürdürebilir.</p>

<p>Ülkelerin elektronik sigaralara yönelik düzenlemeleri de büyük farklılık gösteriyor. Özellikle hiç tütün kullanmayan kişilerin ve gençlerin elektronik sigaraya başlaması ayrı bir halk sağlığı sorunu oluşturuyor.</p>

<p>Bu nedenle elektronik sigaraya geçmek ile nikotin ve tütün bağımlılığından tamamen kurtulmak aynı şey olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<p>Bir kez başarısız olmak bırakmanın mümkün olmadığı anlamına gelmez</p>

<p>Sigarayı bıraktıktan sonra yeniden başlamak sık görülebilir.</p>

<p>Bu durum kişinin bir daha bırakamayacağını göstermez. Tütün bağımlılığında birden fazla bırakma girişiminin gerekebilmesi şaşırtıcı değildir.</p>

<p>Önemli olan yeniden başlamaya yol açan durumun anlaşılmasıdır.</p>

<p>Stres mi etkili oldu?</p>

<p>Alkol kullanımı mı sigarayı tetikledi?</p>

<p>Arkadaş ortamı mı etkiledi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yoksunluk belirtileri mi ağır geldi?</p>

<p>Kullanılan yöntemin desteği yetersiz mi kaldı?</p>

<p>Bu soruların yanıtları bir sonraki bırakma girişiminin daha iyi planlanmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Sigarayı bırakınca vücutta ne değişir?</p>

<p>Sigarayı bırakmanın sağlık açısından yararı yalnızca yıllar sonra ortaya çıkmaz. Vücut tütün dumanına maruziyet sona erdiğinde toparlanma sürecine girer.</p>

<p>Uzun vadede sigarayı bırakmak kalp ve damar hastalıkları, kronik akciğer hastalıkları ve çok sayıda kanserle ilişkili risklerin azaltılması açısından son derece önemlidir.</p>

<p>Ne kadar uzun süre sigara içilmiş olursa olsun bırakmak sağlık açısından anlamlı yararlar sağlayabilir. Bu nedenle “Artık çok geç” düşüncesi, sigarayı bırakmanın önündeki en yanıltıcı engellerden biridir.</p>

<p>Sigarayı bırakmaya hazırlanırken ne yapılabilir?</p>

<p>İlk adım, sigaranın hangi anlarda ve hangi duygularla birlikte içildiğini fark etmek olabilir.</p>

<p>Gün içerisinde sigara içme isteğini tetikleyen durumların belirlenmesi, bırakma döneminde bu anlara karşı önceden hazırlık yapılmasını kolaylaştırabilir.</p>

<p>Evde ve araçta sigara bulundurmamak, sigarayla güçlü biçimde eşleşmiş rutinleri değiştirmek, yakın çevreden destek istemek ve bırakma girişimini sağlık desteğiyle planlamak yararlı olabilir.</p>

<p>Özellikle yoğun nikotin bağımlılığı bulunan, daha önce birçok kez bırakmayı deneyen veya bırakma döneminde ciddi yoksunluk yaşayan kişiler profesyonel destekten daha fazla yarar görebilir.</p>

<p>Asıl sorun etkili yöntemlerin bilinmemesi değil, herkese ulaşmaması</p>

<p>New England Journal of Medicine’daki değerlendirme özellikle düşük ve orta gelirli ülkeler açısından önemli bir soruna dikkat çekiyor.</p>

<p>Bilim dünyası sigarayı bırakmaya yardımcı olabilecek yöntemlerin önemli bölümünü zaten biliyor. Buna karşılık bu yöntemlere erişim her ülkede ve her toplum kesiminde eşit değil.</p>

<p>İlaçların maliyeti ve bulunabilirliği, bırakma danışmanlığı hizmetlerinin yetersizliği, sağlık çalışanlarının eğitimindeki farklılıklar, tütün kullanımına ilişkin kültürel özellikler ve sağlık sistemlerinin kapasitesi tedaviye ulaşmayı etkileyebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle tütün bağımlılığıyla mücadele yalnızca kişinin omuzlarına bırakılabilecek bir mesele değil. Sağlık sisteminin de tütün kullanan kişiyi belirlemesi, bırakmayı teşvik etmesi ve bilimsel olarak etkili desteğe erişimini kolaylaştırması gerekiyor.</p>

<p>Sigarayı bırakmak isteyen kişi bundan ne anlamalı?</p>

<p>En önemli mesaj şu: Sigarayı bırakamamak, bırakmanın imkânsız olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Nikotin bağımlılığı güçlü olabilir ve tek başına mücadele etmek zorunda değilsiniz. Bilimsel kanıtlar davranışsal destek, uygun farmakolojik tedaviler ve düzenli takibin bırakma olasılığını artırabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Herkes için tek bir “en iyi” yöntem bulunmadığından tedavi kişinin nikotin bağımlılığı, sağlık durumu, önceki bırakma deneyimleri ve tercihlerine göre şekillendirilmelidir.</p>

<p>Sigarayı bırakmak tek bir karardan çok bir süreçtir. Bu süreçte başarının anahtarı yalnızca irade değil, doğru yönteme ve doğru desteğe ulaşabilmektir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>New England Journal of Medicine – Evidence-Based Tobacco-Cessation Strategies for Low- and Middle-Income Countries – Donna Shelley, Nancy A. Rigotti, Pratima Murthy, Vu Minh Hoang, Kamran Siddiqi – 2026 – DOI: 10.1056/NEJMra2507061</li>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü – WHO Clinical Treatment Guideline for Tobacco Cessation in Adults – 2024</li>
 <li>New England Journal of Medicine – Integrating Pharmacotherapy into Tobacco Control in Low- and Middle-Income Countries: A Critical Need – Nancy A. Rigotti, Natalie Walker, Amer Siddiq Amer Nordin – 2025 – DOI: 10.1056/NEJMp2500685</li>
 <li>Nicotine &amp; Tobacco Research – Behavioral Interventions for Tobacco Cessation in Low and Middle-Income Countries: A Systematic Review and Meta-analysis – Abhijit Nadkarni ve arkadaşları – 2025 – DOI: 10.1093/ntr/ntae259</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sigarayi-birakmak-isteyenler-icin-bilimsel-yol-haritasi-hangi-yontemler-gercekten-ise-yariyor</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8302.jpeg" type="image/jpeg" length="25456"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BMJ’de Yayımlandı: Bipolar Tedavilerinde Hangi Yöntemler Öne Çıkıyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bmjde-yayimlandi-bipolar-tedavilerinde-hangi-yontemler-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bmjde-yayimlandi-bipolar-tedavilerinde-hangi-yontemler-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BMJ’de yayımlanan geniş kapsamlı araştırmada bipolar bozukluğun farklı dönemlerinde kullanılan ilaçlardan beyin uyarımına kadar 116 farklı tedavi yaklaşımı değerlendirildi. 77 bilimsel çalışma ve 2.510 meta-analizin incelendiği araştırma, hangi tedavilerin etkinlik ve güvenlik açısından daha güçlü bilimsel kanıtlara sahip olduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bipolar bozukluğun tedavisinde kullanılan yöntemlere ilişkin bugüne kadarki geniş kapsamlı kanıtları bir araya getiren yeni bir araştırma BMJ’de yayımlandı. Bilim insanları, farklı yaş gruplarında ve hastalığın farklı dönemlerinde kullanılan tedavilerin etkinliği ile güvenliğine ilişkin mevcut bilimsel verileri sistematik biçimde değerlendirdi.</p>

<p>Araştırma tek bir yeni ilacın klinik denemesi değil. Çalışma, daha önce yapılmış sistematik derlemeleri ve meta-analizleri bir araya getiren geniş kapsamlı bir “şemsiye derleme” niteliğinde.</p>

<p>Bu nedenle sonuçlar, bipolar bozukluğu olan herkes için tek bir ilacın veya yöntemin “en iyi tedavi” olduğu anlamına gelmiyor. Araştırmanın dikkat çekici yanı, çok sayıda tedavi seçeneğinin kanıt gücünü aynı çatı altında karşılaştırması.</p>

<p>77 çalışma, 116 farklı tedavi yaklaşımı</p>

<p>Araştırmacılar bilimsel veri tabanlarını başlangıçlarından 19 Kasım 2024’e kadar taradı.</p>

<p>Belirlenen kriterleri karşılayan toplam 77 çalışma değerlendirmeye alındı. Bunların 21’i ağ meta-analizi, 56’sı ise doğrudan karşılaştırmaları içeren meta-analizlerden oluştu.</p>

<p>İncelemede toplam 116 farklı tedavi yaklaşımı yer aldı.</p>

<p>Bunların:</p>

<ul>
 <li>74’ü ilaç tedavisi,</li>
 <li>18’i beyin uyarım yöntemi,</li>
 <li>13’ü besin veya takviye temelli yaklaşım,</li>
 <li>8’i psikososyal tedavi,</li>
 <li>3’ü biyolojik saat ve günlük ritimlere yönelik tedavilerden oluştu.</li>
</ul>

<p>Tedaviler tek başına kullanımın yanı sıra mevcut tedaviye ekleme veya birden fazla yöntemin birlikte uygulanması açısından da incelendi.</p>

<p>2.510 meta-analiz üzerinden kanıt gücü değerlendirildi</p>

<p>Çalışmanın büyüklüğünü gösteren önemli rakamlardan biri de değerlendirilen sonuçların sayısı oldu.</p>

<p>Araştırmacılar 45 etkinlik ve 88 güvenlik ölçütü olmak üzere toplam 133 farklı sonucu değerlendirdi.</p>

<p>Bunların sonucunda toplam 2.510 meta-analiz incelendi.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca elde edilen bilimsel kanıtların ne kadar güvenilir olduğunu uluslararası GRADE sistemiyle derecelendirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2.510 değerlendirmenin 236’sında kanıtların güvenilirliği yüksek, 827’sinde orta, 986’sında düşük ve 461’inde çok düşük olarak sınıflandırıldı.</p>

<p>Bu tablo, bipolar bozuklukta çok sayıda tedavi seçeneği bulunmasına rağmen bütün tedaviler hakkındaki bilimsel kanıtların aynı güçte olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Bipolar depresyonda bazı ilaçlar öne çıktı</p>

<p>Araştırmanın yetişkinlerde bipolar depresyon bölümünde etkili bulunan tedaviler arasında kariprazin, divalproeks veya valproat, fluoksetin, ek tedavi olarak ketamin, lamotrijin, lumateperon, lurasidon, olanzapin, olanzapin-fluoksetin kombinasyonu ve ketiapin yer aldı.</p>

<p>Çocuk ve ergenlerde ise bipolar depresyon açısından lurasidon ile olanzapin-fluoksetin kombinasyonunun etkili olduğuna ilişkin bulgular bildirildi.</p>

<p>Ancak bu sonuçlar ilaçların herkes için uygun olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bipolar bozuklukta tedavi seçimi hastalığın hangi döneminde bulunulduğuna, kişinin yaşına, daha önce kullanılan tedavilere, eşlik eden hastalıklara, olası yan etkilere ve bireysel özelliklere göre değişebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle araştırmadaki ilaç listelerinin kişisel tedavi önerisi olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.</p>

<p>Tek bir “en iyi bipolar ilacı” sonucu çıkmadı</p>

<p>Araştırmanın önemli mesajlarından biri, bipolar bozukluğun farklı dönemlerinin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiği oldu.</p>

<p>Bipolar depresyon, mani veya karma dönemler ile hastalığın yeniden ortaya çıkmasını önlemeye yönelik koruyucu tedavi aynı klinik tabloyu ifade etmiyor. Bir dönemde etkili olan tedavi başka bir dönemde aynı yararı göstermeyebiliyor.</p>

<p>Araştırmacılar bu nedenle etkinlik sonuçlarının yaş grubuna ve hastalığın dönemine göre değiştiğini bildirdi.</p>

<p>Bu durum, bipolar bozuklukta tedavinin neden kişiye ve hastalığın o andaki durumuna göre planlandığını da ortaya koyuyor.</p>

<p>Etkinliğin yanında güvenlik de incelendi</p>

<p>Çalışma yalnızca tedavilerin belirtileri azaltıp azaltmadığına odaklanmadı.</p>

<p>Toplam 88 güvenlik sonucu da değerlendirmeye dahil edildi. Böylece bir tedavinin olası yararı ile istenmeyen etkilerinin birlikte değerlendirilmesi amaçlandı.</p>

<p>Araştırmacılar, mevcut bilimsel kanıtların hekim ve hastanın birlikte karar vermesini kolaylaştırması amacıyla Evidence Based Interventions for Bipolar Disorder adlı açık erişimli bir platform da geliştirdi.</p>

<p>Platformda tedavilerin etkinlik ve güvenliğine ilişkin kanıtların karşılaştırılabilmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Yaklaşık 40 milyon kişiyi etkiliyor</p>

<p>Araştırmada aktarılan küresel verilere göre bipolar bozukluk dünya genelinde yaklaşık 39,5 milyon kişiyi etkiliyor.</p>

<p>Hastalık yalnızca kişinin ruh hali üzerinde etkili olmayabiliyor. Bipolar bozukluğu olan kişilerde çeşitli fiziksel ve nörolojik sağlık sorunlarının da daha sık görülebildiği bildiriliyor.</p>

<p>Bu nedenle doğru tedavinin seçilmesi ve tedaviye devam edilmesi uzun dönemli sağlık açısından önem taşıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, bipolar bozukluğu olan kişilerin yaklaşık yarısının reçete edilen tedavilere düzenli biçimde devam etmediğine ilişkin önceki araştırmalara da dikkat çekti.</p>

<p>Bulgular ne anlama geliyor?</p>

<p>Yeni araştırma bipolar bozukluk için yeni bir “mucize tedavi” bulunduğunu göstermiyor.</p>

<p>Bunun yerine çalışma, yıllar içinde biriken çok büyük miktardaki bilimsel veriyi tek bir kanıt haritasında toplamayı amaçlıyor.</p>

<p>En önemli sonuçlardan biri de bilimsel kanıtların kalitesindeki büyük farklılık. Değerlendirilen 2.510 meta-analizin yalnızca 236’sında kanıt düzeyi yüksek olarak sınıflandırıldı.</p>

<p>Dolayısıyla bazı tedaviler için güçlü bilimsel veriler bulunurken, bazı yöntemlerde sonuçların daha kaliteli araştırmalarla doğrulanmasına ihtiyaç devam ediyor.</p>

<p>Araştırmanın yaşayan bir kanıt değerlendirmesi şeklinde tasarlanması da önem taşıyor. Yeni bilimsel çalışmalar yayımlandıkça kanıt tabanının güncellenmesi hedefleniyor.</p>

<p>Böylece bipolar bozuklukta tedavi kararlarının yalnızca bir ilacın etkisine değil; hastalığın dönemine, yaşa, etkinliğe, güvenliğe ve hastanın tercihlerine birlikte bakılarak verilmesi amaçlanıyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ul>
 <li>The BMJ</li>
 <li>U-REACH Project</li>
 <li>Evidence Based Interventions for Bipolar Disorder (EBI-BD)</li>
 <li>Cochrane Library</li>
 <li>University of Ottawa</li>
 <li>University of Barcelona / IDIBAPS</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bmjde-yayimlandi-bipolar-tedavilerinde-hangi-yontemler-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 13:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8301-1.jpeg" type="image/jpeg" length="54163"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="51527"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="53444"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="19987"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="65775"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="36960"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="67956"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
