<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 01 Sep 2026 09:00:14 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Çalışanları Hastane Kıyafetiyle Eve Gitmeli mi? Bilim ve Bakanlık Ne Diyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglik-calisanlari-hastane-kiyafetiyle-eve-gitmeli-mi-bilim-ve-bakanlik-ne-diyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglik-calisanlari-hastane-kiyafetiyle-eve-gitmeli-mi-bilim-ve-bakanlik-ne-diyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hastanede giyilen forma, scrub veya beyaz önlükle eve gitmek; ardından aynı kıyafetle yeniden işe gelmek ne kadar hijyenik? Araştırmalar sağlık çalışanlarının kıyafetlerinin vardiya sırasında mikroorganizmalarla kontamine olabildiğini gösteriyor. Ancak kıyafette bakteri bulunması ile bu bakterinin hastaya ya da eve taşınarak enfeksiyona yol açması aynı şey değil. Türkiye'de ise özellikle ameliyathane kıyafetleri konusunda Sağlık Bakanlığının 2026 tarihli açık bir kuralı bulunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hastane çıkışında formasını değiştirmeden otobüse binen bir hemşire, scrublarıyla otomobiline geçen bir hekim ya da iş kıyafetiyle markete uğrayan bir sağlık çalışanı...</p>

<p>Gündelik yaşamda karşılaşılabilen bu görüntüler uzun süredir aynı soruyu gündeme getiriyor:</p>

<p><strong>Hastanede kullanılan iş kıyafetleri hastane dışına çıkarılmalı mı?</strong></p>

<p>Sorunun bir de ters yönü var.</p>

<p>Sağlık çalışanının formasını evinde giyip toplu taşıma, otomobil veya dış ortamdan geçerek aynı kıyafetle hastaneye gelmesi ne kadar doğru?</p>

<p>Bilimsel literatüre bakıldığında yanıt basit bir “evet” veya “hayır” değil. Çünkü konuyu değerlendirebilmek için üç kavramı birbirinden ayırmak gerekiyor:</p>

<p><strong>Kontaminasyon, bulaşma ve enfeksiyon.</strong></p>

<hr />
<h1>Hastane kıyafetlerinde gerçekten mikroorganizma bulunuyor mu?</h1>

<p>Evet.</p>

<p>Bu konuda bilimsel kanıt oldukça güçlü.</p>

<p>Sağlık çalışanlarının beyaz önlükleri, scrubları ve diğer iş kıyafetleri; hastalar, hasta çevresi, yataklar, tıbbi cihazlar ve çeşitli yüzeylerle temas nedeniyle çalışma sırasında mikroorganizmalarla kontamine olabiliyor.</p>

<p>2019 yılında <i>American Journal of Infection Control</i> dergisinde yayımlanan sistematik incelemede 22 araştırma değerlendirildi. Çalışmalar sağlık çalışanı kıyafetlerinin çoklu ilaca dirençli mikroorganizmalar dahil çeşitli bakterilerle kontamine olabildiğini gösterdi. Bununla birlikte araştırmacılar, sağlık çalışanı kıyafetleri ile sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyonlar arasında <strong>doğrudan nedensel bağlantıyı doğrulayan verilerin sınırlı olduğunu</strong> özellikle vurguladı.</p>

<p>2021 tarihli başka bir sistematik derleme 23 çalışmayı değerlendirdi ve sağlık çalışanlarının kıyafetlerinde MRSA kontaminasyonunun birçok araştırmada gösterildiğini bildirdi. Sonuçlar özellikle uzun kollu beyaz önlüklerin kontaminasyon açısından dikkat çekebildiğini ortaya koydu. Ancak çalışmalar arasında kıyafet türü, örnekleme yöntemi ve yıkama uygulamaları açısından önemli farklılıklar bulunuyordu.</p>

<p>2022'de yayımlanan bir <strong>kapsam belirleme derlemesinde</strong> ise 18 çalışma incelendi. Çalışmaların tamamında beyaz önlüklerde mikrobiyal kolonizasyon bildirilirken, sekiz çalışmada MRSA veya diğer çoklu dirençli mikroorganizmalar tespit edildi. Araştırmacılar buna karşılık beyaz önlük kontaminasyonunun doğrudan sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyona yol açıp açmadığı konusunda önemli bir bilgi boşluğunun sürdüğünü belirtti.</p>

<p>Dolayısıyla ilk sonuç oldukça net:</p>

<p><strong>Hastane kıyafetleri steril değildir ve çalışma sırasında mikroorganizmalarla kontamine olabilir.</strong></p>

<hr />
<h1>Kıyafette bakteri bulunması hastalık bulaştırdığı anlamına gelmiyor</h1>

<p>Konunun bilimsel açıdan en kritik noktası bu.</p>

<p>Bir mikroorganizmanın forma veya önlük üzerinde bulunması <strong>kontaminasyon</strong> anlamına gelir.</p>

<p>Mikroorganizmanın buradan bir kişinin eline, başka bir yüzeye veya başka bir insana geçmesi <strong>bulaşma</strong> aşamasıdır.</p>

<p>Bulaşan mikroorganizmanın duyarlı kişide hastalık oluşturması ise <strong>enfeksiyondur</strong>.</p>

<p>Başka bir ifadeyle:</p>

<h3>Kontaminasyon ≠ bulaşma ≠ enfeksiyon</h3>

<p>2016 yılında yayımlanan sistematik incelemede beyaz önlükler, kravatlar, stetoskoplar ve mobil elektronik cihazlarla ilgili 72 çalışma değerlendirildi. MRSA, Gram-negatif bakteriler ve enterokoklar dahil çeşitli mikroorganizmalar bu eşyalarda gösterildi.</p>

<p>Ancak kıyafet veya cihazlardaki mikroorganizmalar ile hastalardan elde edilen klinik izolatlar arasındaki olası bağlantıyı araştıran çalışmalarda tartışmasız ve doğrudan bir bulaş zinciri gösterilemedi.</p>

<p>Bu nedenle:</p>

<p><strong>“Hastane formalarında mikroorganizma bulunabilir” demek bilimsel olarak güçlü bir ifadedir.</strong></p>

<p>Ancak:</p>

<p><strong>“Hastane formasıyla eve giden sağlık çalışanı ailesine hastane enfeksiyonu bulaştırır”</strong></p>

<p>şeklindeki kesin bir genelleme mevcut bilimsel kanıtın ötesine geçer.</p>

<hr />
<h1>Temiz forma birkaç saat içinde yeniden kontamine olabilir</h1>

<p>Sağlık çalışanı kıyafetlerinin kontamine olabilmesi için günlerce kullanılması gerekmiyor.</p>

<p>2011 yılında 100 hekimle yapılan randomize kontrollü araştırmada yeni yıkanmış kısa kollu üniformalarla beyaz önlükler karşılaştırıldı.</p>

<p>Yeni yıkanmış üniformalardaki bakteri koloni sayısı başlangıçta neredeyse sıfırken, <strong>yalnızca üç saatlik kullanımın ardından sekizinci saatin sonunda ölçülen düzeyin yaklaşık yarısına ulaştı.</strong></p>

<p>Araştırma, temiz kıyafetlerin klinik çalışma ortamında birkaç saat içinde yeniden bakterilerle kontamine olabileceğini gösterdi.</p>

<p>Bu sonuç önemli:</p>

<p><strong>Kıyafet hijyenini yalnızca “kaç günde bir yıkanıyor?” sorusuyla değerlendirmek yeterli değil.</strong></p>

<p>Kıyafetin hangi klinik ortamda kullanıldığı, hangi yüzeylere temas ettiği ve vardiya sonunda nasıl yönetildiği de önem taşıyor.</p>

<hr />
<h1>Hastane forması eve mikrop taşıyabilir mi?</h1>

<p>Mikrobiyolojik açıdan mümkündür.</p>

<p>Bir kıyafet üzerinde canlılığını sürdüren mikroorganizma fiziksel olarak hastane dışına taşınabilir.</p>

<p>Ancak asıl soru bunun ne sıklıkta başka bir kişiye aktarılıp enfeksiyon oluşturduğudur.</p>

<p>Bugünkü bilimsel literatürde bu zinciri doğrudan gösteren klinik kanıt oldukça sınırlıdır.</p>

<p>CDC de sağlık hizmetlerinde kullanılan tekstillerin mikroorganizmalarla kontamine olabileceğini kabul ederken, uygun toplama ve yıkama uygulandığında tekstillere atfedilen enfeksiyon bulaşının seyrek olduğunu belirtiyor.</p>

<p>CDC'nin halen erişimde olan yaklaşımında, görünür kan veya vücut sıvısı kontaminasyonu bulunmayan rutin üniforma ve scrubların evde yıkanmasının genel olarak yeterli olmasının beklendiği ifade ediliyor.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor:</p>

<p><strong>CDC sayfası güncel olarak erişilebilir olsa da bu bölümün temel bilimsel ve rehberlik çerçevesi büyük ölçüde 2003 tarihli Environmental Infection Control rehberine dayanıyor.</strong></p>

<p>Bu nedenle son yıllardaki yeni çamaşır makineleri ve düşük sıcaklıklı enerji tasarruf programları üzerine yapılan çalışmalar, eski yaklaşımın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gündeme getiriyor.</p>

<p>Dolayısıyla bilimsel olarak en doğru ifade şu:</p>

<p><strong>Hastane kıyafetleri mikroorganizmaları hastane dışına taşıyabilir; ancak bunun ev içi enfeksiyona ne sıklıkta dönüştüğünü gösteren güçlü klinik kanıt bulunmuyor.</strong></p>

<hr />
<h1>Peki aynı forma evden hastaneye giyilerek gelirse?</h1>

<p>Tartışmanın diğer yönü de önemli.</p>

<p>Sağlık çalışanı formasını evinde giyiyor, toplu taşımaya veya otomobile biniyor, dış ortamla temas ediyor ve ardından aynı kıyafetle klinik alana giriyor.</p>

<p>Teorik olarak mikroorganizmaların dış çevreden hastaneye taşınması mümkündür.</p>

<p>Ancak bunun sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyon oranlarını anlamlı biçimde artırdığını gösteren güçlü doğrudan kanıt bulunmuyor.</p>

<p>NHS England'ın üniforma ve iş kıyafeti rehberi bu noktada dengeli bir yaklaşım benimsiyor.</p>

<p>Rehber, üniformayla işe gidip gelmenin enfeksiyon riskini artırdığına ilişkin kesin kanıt bulunmadığını belirtirken; toplumdaki hijyen algısı da dikkate alınarak çalışanların mümkün olduğunda <strong>iş yerinde kıyafet değiştirmesini veya seyahat sırasında üniformasını tamamen örtmesini iyi uygulama</strong> olarak değerlendiriyor.</p>

<p>2025 tarihli NHS sağlık hizmeti temizlik standartlarında ise çalışanların her vardiyaya temiz üniformayla başlaması, kıyafet görünür biçimde kirlenirse mümkün olan en kısa sürede değiştirilmesi ve yerel kurum politikası farklı bir hüküm getirmiyorsa üniformanın <strong>yalnızca görev sırasında kullanılması</strong> öneriliyor.</p>

<hr />
<h1>2025 araştırması evde çamaşır yıkama tartışmasını yeniden gündeme getirdi</h1>

<p>Konuyla ilgili en dikkat çekici güncel çalışmalardan biri 30 Nisan 2025 tarihinde <i>PLOS ONE</i> dergisinde yayımlandı.</p>

<p>De Montfort Üniversitesinden Caroline Cayrou ve arkadaşları altı farklı ev tipi çamaşır makinesinin sağlık çalışanı tekstillerinin dekontaminasyonundaki performansını değerlendirdi.</p>

<p>Araştırmacılar <i>Enterococcus faecium</i> içeren biyolojik göstergeler kullandı.</p>

<p>Çalışmada 60 °C tam program uygulanan altı makinenin yalnızca <strong>üçünde hedeflenen en az 5-log mikrobiyal azalma düzeyine ulaşıldı.</strong></p>

<p>Hızlı programların performansı da makineler arasında değişiklik gösterdi.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca makinelerin mikrobiyomunda <i>Pseudomonas</i>, <i>Acinetobacter</i> ve <i>Mycobacterium</i> cinslerinden potansiyel olarak patojen bakteriler ile çeşitli antibiyotik direnç genleri saptadı.</p>

<p>Ancak bu çalışmadan:</p>

<p><strong>“Evde yıkama güvenli değildir”</strong></p>

<p>sonucunu çıkarmak bilimsel açıdan doğru olmaz.</p>

<p>Çünkü çalışma yalnızca <strong>altı çamaşır makinesini</strong> değerlendirdi.</p>

<p>Daha da önemlisi:</p>

<h3>Araştırma klinik enfeksiyon oranlarını ölçmedi.</h3>

<p>Çalışmanın incelediği temel konu çamaşır makinelerinin <strong>mikrobiyolojik dekontaminasyon performansıydı.</strong></p>

<p>Dolayısıyla araştırmanın gerçek mesajı, evde yıkamanın enfeksiyona neden olduğunun kanıtlanması değil; çamaşır makinesinde seçilen nominal sıcaklığın her durumda aynı mikrobiyolojik etkiyi garanti etmeyebileceğinin gösterilmesidir.</p>

<hr />
<h1>“60 derece” yazması tek başına yeterli olmayabilir</h1>

<p>Çamaşır hijyeni yalnızca sıcaklıktan oluşmuyor.</p>

<p>2023 yılında yayımlanan sistematik literatür incelemesi; su sıcaklığı, yıkama süresi, mekanik hareket, kullanılan deterjan veya dezenfeksiyon sistemi ve kurutma ısısının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi.</p>

<p>Dolayısıyla:</p>

<p><strong>Sıcaklık + süre + mekanik hareket + deterjan/dezenfeksiyon + kurutma</strong></p>

<p>birlikte çalışan bir dekontaminasyon sistemi oluşturuyor.</p>

<p>Bu nedenle çamaşır makinesinin ekranında “60 °C” yazması tek başına sağlık tekstilinin yeterli biçimde dekontamine edildiğini garanti etmeyebilir.</p>

<hr />
<h1>CDC ile 2025 araştırması birbirine ters mi düşüyor?</h1>

<p>Tam olarak değil.</p>

<p>CDC'nin halen erişimde olan ancak temel kanıt çerçevesi daha eski rehberlere dayanan yaklaşımı, kan veya vücut sıvısıyla kontamine olmayan rutin sağlık çalışanı üniformalarının evde yıkanmasının genellikle yeterli olmasının beklendiğini belirtiyor.</p>

<p>Bununla birlikte sağlık kuruluşu üniforma kullanımını zorunlu tutuyorsa, kurumun çalışanlara uygun yıkama sistemi veya enfeksiyon kontrolüne ilişkin açık talimat sağlaması da öneriliyor.</p>

<p>2025 tarihli <i>PLOS ONE</i> araştırması ise bazı modern ev tipi makinelerde 60 °C olarak seçilen programların bile hedeflenen mikrobiyolojik azaltmayı sağlayamayabileceğini gösterdi.</p>

<p>Bu iki kaynak birlikte değerlendirildiğinde çıkarılabilecek en doğru sonuç şu:</p>

<p><strong>Evde yıkamanın kesin olarak tehlikeli olduğu gösterilmiş değil; ancak modern ev tipi makinelerin gerçek dekontaminasyon performansı konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu ortaya çıkıyor.</strong></p>

<hr />
<h1>Kan veya vücut sıvısıyla kirlenmiş kıyafet aynı şekilde değerlendirilemez</h1>

<p>Bütün hastane kıyafetlerinin risk düzeyi aynı değil.</p>

<p>Görünür biçimde kan, vücut sıvısı veya diğer potansiyel enfeksiyöz materyallerle kontamine olmuş kıyafet ile rutin çalışma sonrasında görünür biçimde temiz kalan üniforma aynı kategoride değerlendirilemez.</p>

<p>CDC, kan veya diğer potansiyel enfeksiyöz materyalle kirlenen kıyafetlerde daha kontrollü işlemler gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>AORN'un güncel cerrahi kıyafet rehberlerinde de kan veya vücut sıvısının nüfuz ettiği cerrahi kıyafetin mümkün olan en kısa sürede çıkarılması; görünür kan veya vücut sıvısıyla kontamine kıyafetin <strong>sağlık kuruluşunda bırakılarak uygun şekilde yıkanması</strong> öneriliyor.</p>

<p>Bu nedenle görünür biçimde biyolojik materyalle kirlenmiş hastane kıyafetinin eve götürülmesi, normal üniforma kullanımından ayrı değerlendirilmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h1>Ameliyathane kıyafetleri neden farklı?</h1>

<p>Ameliyathane sıradan bir çalışma alanı değildir.</p>

<p>Cerrahi alan enfeksiyonlarının önlenebilmesi için ortam, insan trafiği, kıyafet, hasta transferi ve sterilite süreçleri daha kontrollü biçimde yönetilir.</p>

<p>AORN'un güncel rehberleri de ameliyathane ve girişimsel alanlarda kullanılan scrub kıyafetlerini genel iş kıyafetlerinden daha sıkı enfeksiyon kontrol prensipleri içinde değerlendiriyor.</p>

<p>AORN'un 2024–2025 dönemindeki güncel açıklama ve rehberlerinde scrub kıyafetlerinin sağlık hizmetleri için uygun standartları sağlayan çamaşırhanelerde veya ilgili düzenlemelere uygun sistemlerle yıkanması öneriliyor.</p>

<p>Bununla birlikte AORN, çalışan ameliyathane bölümünden ya da binadan kısa süreliğine ayrılıp geri döndüğünde <strong>her durumda kıyafet değiştirmesinin klinik enfeksiyonları azalttığını gösterecek yeterli kanıt bulunmadığını</strong> da belirtiyor.</p>

<p>Bu nedenle bu tür durumlarda kurumların disiplinler arası risk değerlendirmesiyle politika geliştirmesi öneriliyor.</p>

<p>Bu nüans önemli:</p>

<p><strong>Cerrahi kıyafetlerin kontaminasyonunu azaltmaya yönelik güçlü önlemler öneriliyor; ancak her kıyafet hareketinin klinik enfeksiyona yol açtığını gösteren bilimsel kanıt bulunmuyor.</strong></p>

<hr />
<h1>Türkiye'de Sağlık Bakanlığı 2026'da ameliyathane kıyafeti için sınırı açıkça çizdi</h1>

<p>Türkiye açısından haberin en önemli bölümü burada.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, <strong>4 Mart 2026 tarihli ve E-83913885-449-306839898 sayılı “Ameliyathane Giriş Çıkış Kuralları Hakkında” yazıyla</strong> ameliyathanelerde uygulanacak kuralları güncelledi.</p>

<p>Üst yazıda kuralların cerrahi alan enfeksiyonlarının önlenmesi ve kontrolü amacıyla yeniden gözden geçirildiği ve bünyesinde ameliyathane bulunan sağlık tesislerinde gerekli düzenlemelerin yapılmasının istendiği belirtiliyor.</p>

<p>Yazının <strong>81 İl Valiliğine/İl Sağlık Müdürlüğüne ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına “gereği” için</strong> gönderildiği görülüyor.</p>

<p>Düzenlemenin ekinde ise hüküm açık:</p>

<blockquote>
<p><strong>“Ameliyathanede giyilen formalar ameliyathane dışında giyilmemelidir.”</strong></p>
</blockquote>

<p>Aynı düzenlemede ameliyathane çalışanlarının ameliyathane içinde kullanılan forma, boks önlüğü, terlik, bone ve maskeyle ameliyathane dışına, <strong>yemek amacıyla dahi çıkmaması</strong> isteniyor.</p>

<p>Ameliyathaneye özgü terlik ve ayakkabıların da ameliyathane dışında kullanılmaması gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Bakanlık ayrıca formaların <strong>günde en az bir kez değiştirilmesini</strong>; forma üzerine kan veya vücut sıvısı sıçraması ya da enfekte veya kolonize hastayla temas sonrasında kıyafetin değiştirilmesini istiyor.</p>

<p>Burada hukuken en doğru ifade şudur:</p>

<h3>Sağlık Bakanlığı, ameliyathanede kullanılan formaların ameliyathane dışında giyilmemesi kuralını getirmiştir.</h3>

<p>Bu hüküm açık olmakla birlikte bunu:</p>

<p><strong>“Türkiye'de bütün sağlık çalışanlarının hastane kıyafetiyle dışarı çıkması yasaktır”</strong></p>

<p>şeklinde genellemek doğru değildir.</p>

<hr />
<h1>Servis, poliklinik veya acil servis formasıyla dışarı çıkmak genel olarak yasak mı?</h1>

<p>Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.</p>

<p>Taradığımız güncel ulusal düzenlemelerde <strong>servis, poliklinik, acil servis ve diğer tüm kliniklerde çalışan bütün sağlık personelinin her tür iş kıyafetiyle hastane dışına çıkmasını ülke çapında aynı açıklıkla engelleyen genel bir hüküm tespit edilmedi.</strong></p>

<p>Bu nedenle:</p>

<p><strong>“Türkiye'de sağlık çalışanlarının formayla hastaneden çıkması yasaktır”</strong></p>

<p>şeklindeki genel bir ifade kullanılmamalıdır.</p>

<p>Doğru çerçeve şudur:</p>

<p><strong>Ameliyathane kıyafetleri açısından Sağlık Bakanlığının 2026 tarihli açık bir “ameliyathane dışında giyilmemelidir” kuralı bulunmaktadır. Diğer klinik kıyafetlerde ise ulusal mevzuatın yanı sıra sağlık kuruluşunun kendi enfeksiyon kontrol ve kıyafet politikaları önem taşımaktadır.</strong></p>

<hr />
<h1>Hastanelerin Enfeksiyon Kontrol Komiteleri bu konuda kural belirleyebilir mi?</h1>

<p>Türkiye'deki bir başka önemli düzenleme <strong>18 Aralık 2025 tarihli Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği.</strong></p>

<p>Yönetmelik kamu kuruluşlarına, üniversitelere, gerçek kişilere ve özel hukuk tüzel kişilerine ait yataklı tedavi kurumları ile bu kurumlarda görev yapan personeli kapsıyor.</p>

<p>Yönetmeliğin 6'ncı maddesine göre Enfeksiyon Kontrol Komitesi; bilimsel esaslara dayalı bir enfeksiyon kontrol programı oluşturmak, güncel ulusal ve uluslararası rehberleri dikkate alarak kurumda uygulanacak enfeksiyon önleme ve kontrol standartlarını yazılı hâle getirmek ve uygulamaları denetlemekle görevli.</p>

<p>Aynı maddede hastane temizliği, havalandırma ve su sistemleri, <strong>çamaşırhane</strong>, mutfak ve atık yönetimi gibi destek hizmetlerinde enfeksiyon kontrolüne yönelik faaliyetler de komitenin görev alanında sayılıyor.</p>

<p>Yönetmeliğin 8'inci maddesinde ise <strong>Enfeksiyon Kontrol Komitesi kararlarının bağlayıcı olduğu ve yönetimin bu kararların uygulanması için gerekli tedbirleri alacağı</strong> hükme bağlanıyor.</p>

<p>Ancak burada önemli bir hukuki sınır var.</p>

<p>Yönetmelik:</p>

<p><strong>“Hastane formaları mutlaka kurumda giyilip çıkarılacaktır”</strong></p>

<p>şeklinde doğrudan ve özel bir hüküm içermiyor.</p>

<p>Bunun yerine Enfeksiyon Kontrol Komitesine kurumun özelliklerine göre enfeksiyon kontrol standartlarını oluşturma yetkisi veriyor.</p>

<p>Dolayısıyla hukuken daha doğru yorum şu:</p>

<p><strong>Yönetmelik forma kullanımını ayrıca isim vererek düzenlemese de Enfeksiyon Kontrol Komitesine kurumun enfeksiyon önleme ve kontrol standartlarını belirleme yetkisi tanıyor. Bu kapsamda bilimsel risk değerlendirmesine dayalı iş kıyafeti ve yıkama standartlarının oluşturulması mümkün görünüyor. Usulüne uygun biçimde alınan Enfeksiyon Kontrol Komitesi kararları ise Yönetmeliğin 8'inci maddesi uyarınca bağlayıcıdır.</strong></p>

<p>Bu ayrım, mevzuatın doğrudan söylediği ile mevzuattan çıkarılabilecek idari sonucu birbirine karıştırmamak açısından önemlidir.</p>

<hr />
<h1>Sağlık Bakanlığı pandemi döneminde daha geniş bir uygulama istemişti</h1>

<p>Türkiye'de sağlık çalışanlarının iş kıyafetlerinin kurumda bırakılmasına ilişkin daha geniş kapsamlı bir örnek COVID-19 döneminde görülmüştü.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulunun 9 Mart 2021 tarihli <strong>COVID-19 Pandemisinde Sağlık Kurumlarında Çalışma Rehberi ve Enfeksiyon Kontrol Önlemleri</strong> belgesinde sağlık çalışanlarının iş kıyafetleri ve üniformalarının iş yerinde bırakılması ve günlük değiştirilmesi isteniyordu.</p>

<p>Ancak bu düzenleme COVID-19 pandemisinin özel enfeksiyon kontrol koşulları için hazırlanmış bir rehberin parçasıydı.</p>

<p>Dolayısıyla bu hükmü:</p>

<p><strong>“2026 yılında bütün sağlık çalışanlarının iş kıyafetlerini hastanede bırakması zorunludur”</strong></p>

<p>şeklinde yorumlamak doğru olmaz.</p>

<p>Bunun yerine bu belge, Bakanlığın yüksek enfeksiyon riski bulunan dönemlerde <strong>iş kıyafeti ile günlük kıyafetin birbirinden ayrılmasını bir enfeksiyon kontrol tedbiri olarak daha önce de benimsediğini gösteren tarihsel bir örnek</strong> olarak değerlendirilmelidir.</p>

<hr />
<h1>Sağlık Bakanlığı 2026'da yeni kurumsal forma uygulamasını da başlattı</h1>

<p>Sağlık Bakanlığına bağlı çeşitli sağlık tesislerinin resmî duyurularına göre yeni kurumsal forma uygulaması <strong>1 Haziran 2026 itibarıyla</strong> uygulanmaya başladı.</p>

<p>Duyurularda yeni kıyafetlerin sağlık çalışanlarının görev alanları, meslek grupları ve çalışma koşulları dikkate alınarak planlandığı; daha standart ve kurumsal bir görünüm oluşturulmasının amaçlandığı belirtiliyor.</p>

<p>Ancak burada da önemli bir sınır bulunuyor:</p>

<p><strong>İncelenen resmî yeni forma duyurularında, bu formaların bütün sağlık çalışanları tarafından sağlık tesisi dışında kullanılmasını genel olarak engelleyen bir hüküm yer almıyor.</strong></p>

<p>Dolayısıyla yeni kurumsal forma uygulaması tek başına:</p>

<p><strong>“Hastane dışında forma giyme yasağı getirildi”</strong></p>

<p>şeklinde yorumlanamaz.</p>

<p>Buna karşılık Mart 2026 tarihli ameliyathane düzenlemesi, ameliyathane formaları açısından açık ve ayrı bir hüküm içeriyor.</p>

<hr />
<h1>Sağlık çalışanını suçlamak yerine sistemi tartışmak gerekiyor</h1>

<p>Konu yalnızca:</p>

<p><strong>“Sağlık çalışanı neden formasını değiştirmiyor?”</strong></p>

<p>sorusuna indirgenmemeli.</p>

<p>Bir sağlık kuruluşu çalışanından iş kıyafetini hastanede giyip çıkarmasını bekliyorsa bunu mümkün kılacak altyapıyı da sağlamalıdır.</p>

<p>Uygun soyunma odaları,</p>

<p>yeterli kişisel dolaplar,</p>

<p>temiz ve kirli tekstil için ayrı alanlar,</p>

<p>her çalışan için yeterli sayıda üniforma,</p>

<p>kirli kıyafetlerin güvenli biçimde toplanması</p>

<p>ve gerektiğinde kontrollü çamaşırhane hizmeti bu sistemin parçalarıdır.</p>

<p>Nitekim 2025 tarihli Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği çamaşırhane hizmetlerini enfeksiyon kontrolünün dışında bırakmıyor; aksine çamaşırhane dahil destek hizmetlerinde enfeksiyon önleme faaliyetlerinin yürütülmesini Enfeksiyon Kontrol Komitesinin görevleri arasında sayıyor.</p>

<p>Bu nedenle forma hijyeni yalnızca çalışanın kişisel tercihi veya sorumluluğu olarak görülmemeli.</p>

<p><strong>Bu aynı zamanda sağlık kuruluşunun organizasyon, altyapı ve enfeksiyon kontrol politikası meselesidir.</strong></p>

<hr />
<h1>Evde bağışıklığı baskılanmış biri varsa ne yapılmalı?</h1>

<p>Sağlık çalışanlarının üniformalarından evdeki aile bireylerine enfeksiyon geçişini doğrudan ölçen güçlü klinik çalışmalar sınırlıdır.</p>

<p>Bu nedenle:</p>

<p><strong>“Hastane forması eve getirildiğinde çocuklara veya aile bireylerine enfeksiyon bulaştırır”</strong></p>

<p>şeklinde kesin bir ifade kullanmak bilimsel değildir.</p>

<p>Bununla birlikte yenidoğanların, ağır bağışıklık baskılanması bulunan kişilerin veya enfeksiyonlara karşı özellikle kırılgan bireylerin yaşadığı evlerde <strong>ihtiyatlı yaklaşım</strong> tercih edilebilir.</p>

<p>İş kıyafetinin evin yaşam alanlarına sokulmaması veya kurumda değiştirilmesi, güçlü doğrudan klinik kanıt bulunmasa bile gereksiz mikrobiyal taşınmayı azaltmayı amaçlayan koruyucu bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.</p>

<hr />
<h1>Cep telefonu, stetoskop ve kimlik kartları da unutulmamalı</h1>

<p>Enfeksiyon kontrolünün yalnızca forma üzerinden tartışılması başka potansiyel taşıyıcı yüzeyleri gözden kaçırabilir.</p>

<p>Bilimsel çalışmalar sağlık çalışanlarının;</p>

<p>cep telefonları,</p>

<p>stetoskopları,</p>

<p>kimlik kartları,</p>

<p>tabletleri</p>

<p>ve diğer kişisel cihazlarının da çeşitli mikroorganizmalarla kontamine olabildiğini gösteriyor.</p>

<p>AORN'un güncel rehberlerinde cep telefonu, tablet, stetoskop, kimlik kartı ve kişisel cihazların temizliği de cerrahi ortam enfeksiyon kontrolünün bir parçası olarak ele alınıyor.</p>

<p>Bu nedenle formayı değiştirirken sürekli kullanılan cep telefonunun veya stetoskopun temizliğini ihmal etmek bütüncül bir enfeksiyon kontrol yaklaşımı değildir.</p>

<hr />
<h1>En güçlü korunma araçlarından biri hâlâ el hijyeni</h1>

<p>Forma temizliği önemlidir.</p>

<p>Ancak sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyonların önlenmesi yalnızca kıyafet politikalarıyla sağlanamaz.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütünün <strong>“El Hijyeninin Beş Anı”</strong> yaklaşımı;</p>

<p>hasta temasından önce,</p>

<p>aseptik işlemden önce,</p>

<p>vücut sıvısına maruziyet riskinden sonra,</p>

<p>hasta temasından sonra</p>

<p>ve hasta çevresine temas sonrasında</p>

<p>el hijyenini sağlık hizmetlerinde enfeksiyonların önlenmesinin temel uygulamalarından biri olarak tanımlıyor.</p>

<p>Dolayısıyla el hijyeni, uygun kişisel koruyucu ekipman kullanımı, çevresel temizlik, tıbbi cihaz dezenfeksiyonu, izolasyon önlemleri ve güvenli tekstil yönetimi birlikte çalışan bir enfeksiyon kontrol sistemi oluşturur.</p>

<p>Kıyafet politikası bunların yerine geçmez.</p>

<p><strong>Tamamlayıcısıdır.</strong></p>

<hr />
<h1>Peki en ideal sistem ne olabilir?</h1>

<p>Mevcut bilimsel çalışmalar, Türkiye'deki güncel düzenlemeler ve uluslararası rehberler birlikte değerlendirildiğinde ihtiyatlı ve uygulanabilir model şu şekilde özetlenebilir:</p>

<p>Sağlık çalışanının mümkün olduğunda işe günlük kıyafetiyle gelmesi, temiz iş kıyafetini sağlık kuruluşunda giymesi, her vardiyaya temiz üniformayla başlaması ve görünür kirlenme olduğunda kıyafeti gecikmeden değiştirmesi uygun bir enfeksiyon kontrol yaklaşımıdır.</p>

<p>Kan veya vücut sıvısıyla kontamine olmuş kıyafetlerin rutin ev çamaşırı gibi değerlendirilmemesi gerekir.</p>

<p>Ameliyathane kıyafetlerinde ise Türkiye'deki durum daha nettir:</p>

<p><strong>Sağlık Bakanlığının Mart 2026 tarihli düzenlemesine göre ameliyathane forması ve ameliyathaneye özgü terlik veya ayakkabılar ameliyathane dışında kullanılmamalıdır.</strong></p>

<p>Diğer klinik alanlarda kurumlar kendi risk değerlendirmelerini yapmalı; Enfeksiyon Kontrol Komitesi, çalışan sağlığı birimleri ve hastane yönetimi birlikte uygulanabilir bir kıyafet ve yıkama politikası oluşturmalıdır.</p>

<p>Bu politika hazırlanırken çalışana yalnızca yükümlülük getirmek yerine gerekli soyunma alanı, dolap, yeterli forma ve çamaşır altyapısı da sağlanmalıdır.</p>

<hr />
<h1>Sonuç: Hastane kıyafetiyle eve gitmek gerçekten riskli mi?</h1>

<p>Bilim bugün birkaç noktada oldukça açık.</p>

<p><strong>Sağlık çalışanlarının kıyafetleri çalışma sırasında bakteriler ve bazı antibiyotik dirençli mikroorganizmalarla kontamine olabilir.</strong></p>

<p><strong>Temiz bir üniforma birkaç saat içinde yeniden kontamine olabilir.</strong></p>

<p>Ancak:</p>

<p><strong>Kıyafette mikroorganizma bulunması, o kıyafetin hastaya veya evdeki bir kişiye enfeksiyon bulaştırdığının kanıtı değildir.</strong></p>

<p>Sağlık çalışanı kıyafetleri ile sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyonlar arasındaki doğrudan nedensel ilişkiyi gösteren kanıt hâlâ sınırlıdır.</p>

<p>Evde yıkamanın kesin olarak güvensiz olduğu da gösterilmiş değildir.</p>

<p>Buna karşılık 2025 tarihli deneysel çalışma, bazı ev tipi makinelerin 60 °C programlarda dahi beklenen mikrobiyolojik dekontaminasyonu sağlayamayabileceğini ortaya koyarak mevcut uygulamaların yeniden araştırılması gerektiğini göstermiştir.</p>

<p>Çalışmanın yalnızca altı makineyi incelediği ve klinik enfeksiyon sonuçlarını değil <strong>dekontaminasyon performansını</strong> ölçtüğü unutulmamalıdır.</p>

<p>Türkiye'de ise önemli bir hukuki ve idari ayrım bulunmaktadır.</p>

<h3>Sağlık Bakanlığının 4 Mart 2026 tarihli düzenlemesine göre ameliyathanede kullanılan formalar ameliyathane dışında giyilmemelidir.</h3>

<p>Buna karşılık taranan güncel ulusal düzenlemelerde servis, poliklinik, acil servis ve diğer bütün sağlık çalışanı üniformalarını aynı şekilde kapsayan genel bir ülke çapı hüküm tespit edilmemiştir.</p>

<p>2025 tarihli Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği ise kurumların bilimsel esaslara dayalı enfeksiyon kontrol standartları geliştirmesine güçlü bir idari ve hukuki zemin oluşturmakta; Enfeksiyon Kontrol Komitesinin usulüne uygun kararlarını bağlayıcı kabul etmektedir.</p>

<p>Bu nedenle tartışmanın doğru sorusu yalnızca:</p>

<p><strong>“Sağlık çalışanı formayla eve gitmeli mi?”</strong></p>

<p>olmamalı.</p>

<p>Daha geniş soru şudur:</p>

<h3>“Sağlık kuruluşları, çalışanlarının klinik kıyafetlerini kontrollü biçimde giyip çıkarabilecekleri, temiz ve kirli tekstili birbirinden ayırabilecekleri ve gerekli durumlarda güvenli şekilde yıkatabilecekleri standart bir sistem oluşturmalı mı?”</h3>

<p>Mevcut bilimsel ve idari çerçeve birlikte değerlendirildiğinde bunun yanıtı güçlü biçimde:</p>

<p><strong>Evet.</strong></p>

<p>Bu yaklaşım sağlık çalışanını “mikrop taşıyan kişi” olarak damgalamadan; hasta güvenliğini, çalışan güvenliğini, enfeksiyon kontrolünü ve toplumun sağlık hizmetlerine duyduğu güveni aynı çerçevede ele alan daha doğru bir modeldir.</p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>T.C. Sağlık Bakanlığı, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü.</strong> <i>Ameliyathane Giriş Çıkış Kuralları Hakkında.</i> 4 Mart 2026; E-83913885-449-306839898.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>T.C. Sağlık Bakanlığı.</strong> <i>Ameliyathanelere Giriş Çıkış Kuralları.</i> 2026.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>T.C. Sağlık Bakanlığı.</strong> <i>Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği.</i> Resmî Gazete, 18 Aralık 2025; Sayı: 33111.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>T.C. Sağlık Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulu.</strong> <i>COVID-19 Pandemisinde Sağlık Kurumlarında Çalışma Rehberi ve Enfeksiyon Kontrol Önlemleri.</i> 9 Mart 2021.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Goyal S, Khot SC, Ramachandran V, Shah KP, Musher DM.</strong> Bacterial contamination of medical providers' white coats and surgical scrubs: A systematic review. <i>American Journal of Infection Control.</i> 2019;47(8):994-1001.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Haun N, Hooper-Lane C, Safdar N.</strong> Healthcare Personnel Attire and Devices as Fomites: A Systematic Review. <i>Infection Control &amp; Hospital Epidemiology.</i> 2016;37(11):1367-1373.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sajdeya R, et al.</strong> What's Up Your Sleeve? A Scoping Review of White Coat Contamination and Horizontal Microbial Transmission. <i>Southern Medical Journal.</i> 2022;115(6).</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Lena P, Ishak A, Karageorgos SA, Tsioutis C.</strong> Presence of Methicillin-Resistant <i>Staphylococcus aureus</i> on Healthcare Workers' Attire: A Systematic Review. <i>Tropical Medicine and Infectious Disease.</i> 2021;6(2):42.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Burden M, Cervantes L, Weed D, et al.</strong> Newly cleaned physician uniforms and infrequently washed white coats have similar rates of bacterial contamination after an 8-hour workday: a randomized controlled trial. <i>Journal of Hospital Medicine.</i> 2011;6(4):177-182.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Cayrou C, Silver K, Owen L, Dunlop J, Laird K.</strong> Domestic laundering of healthcare textiles: Disinfection efficacy and risks of antibiotic resistance transmission. <i>PLOS ONE.</i> 2025;20(4).</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Horn-Lodewyk J, Wainwright T, Lessing K-C, Otto D, Fourie JH.</strong> Optimal home and hospital laundering of reusable surgical scrubs: Systematic literature review. <i>Health SA.</i> 2023;28:2097.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Centers for Disease Control and Prevention — CDC.</strong> <i>Laundry and Bedding — Guidelines for Environmental Infection Control in Health-Care Facilities.</i> Temel rehber çerçevesi: 2003; güncel CDC web sunumu.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Association of periOperative Registered Nurses — AORN.</strong> <i>Guideline for Surgical Attire</i> ve 2024–2025 güncel rehber/açıklamaları.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>NHS England.</strong> <i>Uniforms and Workwear: Guidance for NHS Employers.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>NHS England.</strong> <i>National Standards of Healthcare Cleanliness 2025.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>World Health Organization — WHO.</strong> <i>Five Moments for Hand Hygiene.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>T.C. Sağlık Bakanlığına bağlı çeşitli sağlık tesisleri.</strong> Sağlık çalışanlarına yönelik yeni kurumsal forma uygulaması hakkında 1 Haziran 2026 tarihli resmî duyurular.</p>
 </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglik-calisanlari-hastane-kiyafetiyle-eve-gitmeli-mi-bilim-ve-bakanlik-ne-diyor</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 08:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/saglik-calisanlari-hastane-kiyafeti-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="84522"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zayıflama İlaçlarında Doz Düşürmek Güvenli mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclarinda-doz-dusurmek-guvenli-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclarinda-doz-dusurmek-guvenli-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GLP-1 ilaçları artık yalnız kilo kaybıyla değil, kan şekeri, kalp ve böbrek etkileriyle de tartışılıyor. Mikrodoz yaklaşımı ise umut verse de henüz standart tedavi kabul edilmiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>GLP-1 İlaçlarında Mikrodoz Tartışması: Fayda Korunur mu?</p>

<p>Kilo verme ilaçları olarak bilinen GLP-1 temelli tedaviler, artık yalnız tartıdaki değişimle konuşulmuyor. Yeni derlemeler, bu ilaçların kan şekeri, iştah kontrolü, kalp-damar sağlığı ve böbrek sonuçları gibi alanlarda da etkileri olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak gündeme gelen “mikrodoz” yaklaşımı için aynı kesinlikten söz etmek mümkün değil. Daha düşük ya da bölünmüş dozların yan etkileri azaltıp bazı faydaları koruyup korumadığı henüz geniş ve doğrudan klinik çalışmalarla kanıtlanmış değil.</p>

<p>GLP-1, bağırsaklardan salgılanan ve yemekten sonra insülin yanıtını destekleyen doğal bir hormondur. GLP-1 reseptör agonisti denilen ilaçlar bu hormonun etkisini taklit eder; tokluk hissini artırabilir, mide boşalmasını yavaşlatabilir ve kan şekeri kontrolünü iyileştirebilir.</p>

<p>Semaglutid, liraglutid ve dulaglutid bu grupta yer alan ilaçlar arasında sayılır. Tirzepatid ise GLP-1 etkisine ek olarak GIP adı verilen başka bir metabolik yolu da hedefleyen çift etkili bir tedavi olarak kullanılır.</p>

<p>Bu ilaçların popülerleşmesinin temel nedeni kilo kaybı olsa da bilimsel ilgi artık daha geniş bir alana yayılmış durumda. Kalp-damar hastalığı riski yüksek bazı hasta gruplarında büyük kalp olayları, ölüm riski ve böbrek sonuçları üzerine olumlu etkiler bildiren çalışmalar bulunuyor.</p>

<p>Yine de bu bulgular “her kullanıcı aynı faydayı görür” anlamına gelmez. Etki; kişinin diyabet durumu, kilosu, kalp-damar riski, böbrek fonksiyonu, kullandığı diğer ilaçlar ve doz planına göre değişebilir.</p>

<p>Mikrodoz ise ilacın standart tedavi dozundan daha düşük miktarlarda kullanılması anlamına geliyor. Bu yaklaşım bazı hastalarda bulantı, kusma, kabızlık, ishal ve karın rahatsızlığı gibi yan etkileri azaltma beklentisiyle gündeme geliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, özellikle standart doza hassas yanıt veren veya yan etki nedeniyle tedaviyi bırakma noktasına gelen kişilerde daha esnek doz planlarının tartışılabileceğini belirtiyor. Fakat bu, kişinin kendi kendine enjeksiyon miktarını değiştirmesi gerektiği anlamına gelmez.</p>

<p>Mevcut veriler daha çok dolaylı kanıt niteliğinde. Düşük doz tirzepatid kullanılan bazı gözlemsel çalışmalarda vücut ağırlığı, beden kitle indeksi, trigliserid, HbA1c ve LDL kolesterol gibi ölçümlerde iyileşme bildirilmiştir. HbA1c, kan şekerinin son birkaç aylık ortalamasını yansıtan bir testtir.</p>

<p>Semaglutid çalışmalarında da zamanla mide-bağırsak yan etkilerine toleransın artabildiği görülmüştür. Buna rağmen bu veriler, mikrodozun standart dozlarla aynı kalp, böbrek veya metabolik faydayı koruduğunu göstermeye yetmez.</p>

<p>Uzmanların özellikle vurguladığı nokta güvenliktir. Enjeksiyon cihazlarının planlanan kullanım şekli dışında bölünmesi, doz hatası ve sterilite sorunu gibi riskler doğurabilir. Ayrıca safra kesesi sorunları, mide boşalmasında gecikme ve nadir ciddi sindirim sistemi etkileri açısından dikkatli olunmalıdır.</p>

<p>Bu nedenle GLP-1 tedavisi alan kişilerin doz azaltma, ara verme, yeniden başlama veya mikrodoz deneme kararını hekimle birlikte vermesi gerekir. Özellikle diyabet, böbrek hastalığı, safra kesesi hastalığı, pankreas iltihabı öyküsü veya çoklu ilaç kullanımı olan kişilerde bireysel değerlendirme gerekir.</p>

<p>Bugünkü tablo şunu gösteriyor: GLP-1 ilaçları kilo kaybının ötesinde önemli bilimsel soruların merkezinde yer alıyor. Mikrodoz yaklaşımı ise yan etkiyi azaltma ve tedavi sürekliliğini destekleme fikriyle dikkat çekiyor; fakat henüz kanıta dayalı standart bir uygulama olarak görülmemelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Panlilio M.A., Piserchio N., Hennessey M., Torres K., Khan S., Choy L. Multisystem Benefits of GLP-1 Microdosing: A Narrative Review. Cureus Journal of Medical Science, 2026; 18(7): e113635. DOI: 10.7759/cureus.113635<br />
2. Tarun Sai Lomte. GLP-1 drugs have benefits beyond weight loss. Could microdoses preserve them? News Medical, 1 Eylül 2026.<br />
3. Dünya Sağlık Örgütü. GLP-1 tedavilerinin erişkin obezitesinde kullanımı ve endikasyonlarına ilişkin kılavuz, JAMA, 2026.<br />
4. Nauck M.A., Quast D.R., Wefers J., Meier J.J. GLP-1 receptor agonists in the treatment of type 2 diabetes, state of the art. Molecular Metabolism, 2021. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclarinda-doz-dusurmek-guvenli-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 07:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/i-m-g-2688.webp" type="image/jpeg" length="56372"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Migren, Uyku ve Bağırsak Arasında Yeni Beslenme Bulgusu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/migren-uyku-ve-bagirsak-arasinda-yeni-beslenme-bulgusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/migren-uyku-ve-bagirsak-arasinda-yeni-beslenme-bulgusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Migrenli yetişkinlerde yapılan 12 haftalık pilot çalışmada, kişiye özel eliminasyon diyeti bağırsak mikrobiyotasını değiştirdi; zonulin düzeyi düştü, bazı migren ve uyku göstergeleriyle ilişki saptandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Migren ve bağırsak sağlığı arasındaki bağlantıya ilişkin yeni bir pilot klinik çalışma, kişiye özel beslenme düzenlemelerinin yalnızca baş ağrısı günleriyle değil, bağırsak mikrobiyotası ve geçirgenlik belirteçleriyle de ilişkili olabileceğini gösterdi.</p>

<p>Frontiers in Nutrition’da yayımlanan araştırmada, migren tanısı olan yetişkinlerde gıdaya özgü IgG sonuçlarına göre hazırlanan 12 haftalık eliminasyon diyeti incelendi. Çalışmada gerçek eliminasyon diyeti uygulayan grupta bağırsak bakteri yapısında değişim, serum zonulin düzeylerinde ise anlamlı düşüş bildirildi.</p>

<p>Araştırma, Harbin Tıp Üniversitesi Birinci Bağlı Hastanesi ve Harbin Tıp Üniversitesi Dördüncü Bağlı Hastanesi araştırmacıları tarafından yürütüldü. İlk aşamada 129 migren hastası değerlendirildi; gıdaya özgü IgG pozitifliği bulunan 98 kişi çalışmaya randomize edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Katılımcıların 52’si IgG pozitif çıkan gıdaları diyetinden çıkaran gerçek diyet grubuna, 46’sı ise IgG negatif gıdaların çıkarıldığı sahte diyet grubuna alındı. Çalışmanın sonunda 84 kişi anket, kan ve dışkı örnekleriyle takip değerlendirmesini tamamladı.</p>

<p>Araştırmacılar dışkı örneklerinde 16S rRNA dizileme yöntemiyle bağırsak mikrobiyotasını analiz etti. Kan örneklerinde zonulin, IL-6, TNF-alfa ve CGRP gibi migren ve inflamasyonla ilişkilendirilen biyobelirteçler ELISA yöntemiyle ölçüldü.</p>

<p>Gerçek eliminasyon diyeti uygulanan grupta 12 hafta sonunda mikrobiyota kompozisyonunda değişim izlendi. Bifidobacterium, Butyricicoccus ve Ruminococcus gibi bazı bakteri gruplarında artış; Prevotella düzeyinde ise azalma bildirildi.</p>

<p>Zonulin düzeyindeki değişim de çalışmanın öne çıkan bulguları arasında yer aldı. Gerçek diyet grubunda ortalama serum zonulin düzeyi 399,5 pg/mL’den 253,3 pg/mL’ye geriledi. Sahte diyet grubunda benzer düzeyde anlamlı bir düşüş saptanmadı.</p>

<p>Zonulin, bağırsak bariyeri ve geçirgenliğiyle ilişkili bir belirteç olarak değerlendiriliyor. Araştırmacılar, bu düşüşün migren, bağırsak bariyeri ve inflamasyon arasındaki olası bağlantıları anlamak açısından yeni hipotezler doğurduğunu belirtti.</p>

<p>Çalışmada Bifidobacterium artışı ile CGRP azalması ve migrene özgü yaşam kalitesi skorlarındaki değişimler arasında ilişki bulundu. CGRP, migren fizyolojisinde yakından izlenen bir nöropeptit olarak biliniyor.</p>

<p>Aynı araştırma grubunun daha önce aynı kohorttan yayımladığı analizlerde, IgG temelli eliminasyon diyetinin IL-6, TNF-alfa ve CGRP düzeylerinde azalma ve bazı migren belirtilerinde iyileşme ile ilişkili olduğu bildirilmişti. Yeni yayın, bu bulgulara mikrobiyota ve zonulin verilerini ekledi.</p>

<p>Bulgular, migren tedavisinde “herkes için aynı diyet” yaklaşımından çok kişisel tetikleyicilerin ve biyolojik yanıtların izlenmesi gerektiğini düşündürüyor. Yine de çalışma, gıda kesmenin tek başına tedavi gibi sunulamayacağını özellikle gösteriyor.</p>

<p>Araştırmacılar sonuçların keşif niteliğinde olduğunu vurguladı. Örneklem sayısının sınırlı olması, başlangıç mikrobiyota farkları, orta düzey korelasyonlar ve çoklu karşılaştırma düzeltmesinin olmaması nedeniyle bulguların daha büyük çalışmalarla doğrulanması gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle migreni olan kişilerin hekim veya diyetisyen değerlendirmesi olmadan geniş kapsamlı eliminasyon diyetlerine başlamaması öneriliyor. Özellikle uzun süreli ve kontrolsüz gıda kısıtlamaları beslenme yetersizliği riskini artırabilir.</p>

<p>[1] Zhao Z-M, Wan F-J, Yang M-M, Ning B-L, Song T, Fu J - IgG positive food elimination diet altered gut microbiota, decreased zonulin in migraine adults: a pilot dietary intervention trial - Frontiers in Nutrition, 2026 - DOI: 10.3389/fnut.2026.1878772 [2] Zhao Z, Yang M, Wan F, Ning B, Song T, Fu J ve ark. - Food-specific IgG-based elimination diet decreased IL-6, TNF-α, and CGRP and improved symptoms in adults with migraine - Frontiers in Nutrition, 2025 - DOI: 10.3389/fnut.2025.1720389 [3] Hugo Francisco de Souza - A personalized elimination diet changed the gut microbiome in people with migraine - News-Medical, 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/migren-uyku-ve-bagirsak-arasinda-yeni-beslenme-bulgusu</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 06:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9534.jpeg" type="image/jpeg" length="98177"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çatlayan Topuklara Ne İyi Gelir? Evde Bakımda Doğru Adımlar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/catlayan-topuklara-ne-iyi-gelir-evde-bakimda-dogru-adimlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/catlayan-topuklara-ne-iyi-gelir-evde-bakimda-dogru-adimlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Topuk çatlakları çoğu zaman kuruluk, basınç ve sürtünmeyle ortaya çıkar. Düzenli nemlendirme işe yarayabilir; ancak ağrı, kanama, kızarıklık veya diyabet varsa ihmal edilmemelidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Topuklarda çatlak, genellikle derinin kuruması ve esnekliğini kaybetmesiyle oluşur. Basınç altında kalan topuk derisi zamanla kalınlaşır, sertleşir ve derin çizgiler halinde ayrılabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu durum çoğu kişide basit cilt kuruluğuyla ilişkilidir. Ancak çatlak derinleşirse ağrıya, kanamaya ve mikrop girişine açık küçük yaralara dönüşebilir.</p>

<p>Topuk bölgesi vücudun ağırlığını taşıdığı için gün boyunca sürekli baskı altındadır. Uzun süre ayakta kalmak, arkası açık terlik ya da sandalet giymek, çıplak ayakla dolaşmak ve sert zeminlerde yürümek çatlakları artırabilir.</p>

<p>Sıcak suyla uzun süre duş almak, sert sabun kullanmak ve ayakları nemlendirmeden bırakmak da derinin koruyucu yağ tabakasını azaltır. Bu nedenle topuk derisi daha kuru, daha sert ve çatlamaya daha yatkın hale gelir.</p>

<p>Evde bakımın temel adımı düzenli nemlendirmedir. Üre, laktik asit, salisilik asit veya alfa hidroksi asit içeren topuk kremleri kalınlaşmış derinin yumuşamasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Banyo sonrası ayaklar nazikçe kurulanmalı ve topuklara yoğun nemlendirici uygulanmalıdır. Gece yatmadan önce vazelin benzeri bariyer ürün sürüp pamuklu çorap giymek, nemin ciltte daha uzun süre kalmasını sağlayabilir.</p>

<p>Topuk törpüsü kullanılacaksa işlem nazik yapılmalıdır. Jiletle deri kesmek, çatlağı koparmak veya sert şekilde kazımak ciltte yaralanmaya ve enfeksiyon riskinin artmasına neden olabilir.</p>

<p>Ayakkabı seçimi de önemlidir. Topuğu destekleyen, sürtünmeyi azaltan ve ayağı sıkmayan ayakkabılar çatlakların ilerlemesini önleyebilir. Arkası açık ayakkabılar ise topuk kenarındaki deriyi daha fazla zorlayabilir.</p>

<p>Diyabet hastalarında topuk çatlakları daha dikkatli izlenmelidir. Diyabete bağlı sinir etkilenmesi ayaktaki küçük yaraların fark edilmesini zorlaştırabilir; dolaşım sorunları da iyileşmeyi geciktirebilir.</p>

<p>Topukta kanama, akıntı, kötü koku, kızarıklık, şişlik, ısı artışı, şiddetli ağrı veya yürümeyi zorlaştıran çatlak varsa dermatoloji ya da ayak sağlığı alanında uzman değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>Evde düzenli bakıma rağmen geçmeyen çatlaklarda mantar enfeksiyonu, egzama, sedef hastalığı, tiroit bozuklukları veya başka deri sorunları da araştırılabilir. Özellikle tekrarlayan ve derinleşen çatlaklar yalnızca kozmetik bir sorun gibi görülmemelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. American Academy of Dermatology Association<br />
2. Mayo Clinic<br />
3. American Diabetes Association<br />
4. NHS Inform<br />
5. Oxford Health Podiatry Clinical Guidance </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/catlayan-topuklara-ne-iyi-gelir-evde-bakimda-dogru-adimlar</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 06:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9533.jpeg" type="image/jpeg" length="26626"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanser Geç Yakalanmasın: Hangi Taramalar Hangi Yaşta Başlıyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kanser-gec-yakalanmasin-hangi-taramalar-hangi-yasta-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kanser-gec-yakalanmasin-hangi-taramalar-hangi-yasta-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bazı kanserler belirti vermeden ilerleyebilir. Uzmanlara göre taramaları zamanında yaptırmak, aile öyküsünü hekime anlatmak ve iki haftayı aşan değişiklikleri ciddiye almak erken tanı şansını artırır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser Geç Yakalanmasın: Hangi Tarama Ne Zaman Yapılmalı?</p>

<p>Kanserde erken tanı için en güçlü adım, kişinin yaşına, cinsiyetine, aile öyküsüne ve sigara geçmişine uygun taramaları aksatmamasıdır. Uzmanlar, özellikle kolon, meme, rahim ağzı, akciğer ve prostat kanserlerinde tarama takviminin hekimle birlikte belirlenmesini öneriyor.</p>

<p>Her kanser için herkese uygulanabilecek tek bir tarama yoktur. Bu nedenle “hiç şikâyetim yok” düşüncesi kadar, “her testi yaptırayım” yaklaşımı da doğru değildir. En sağlıklı yol, kişisel riskin birinci basamak hekimi veya ilgili uzman tarafından değerlendirilmesidir.</p>

<p>Son yıllarda kanser ölümlerinde tedavi ve erken tanı sayesinde düşüş görülse de bazı kanser türlerinde genç erişkinlerde artış dikkati çekiyor. Araştırmalar, geç evrede tanı alan hastalarda tedavinin daha zorlaştığını; buna karşılık erken yakalanan birçok kanserde başarı şansının belirgin biçimde yükseldiğini gösteriyor.</p>

<p>Kolon ve rektum kanseri için ortalama risk grubunda tarama genellikle 45 yaşında başlar. Dışkıda gizli kan testleri, dışkı temelli başka testler veya kolonoskopi gibi yöntemler kullanılabilir. Ailede erken yaşta kolon kanseri, iltihaplı bağırsak hastalığı veya kalıtsal risk varsa tarama daha erken gündeme gelebilir.</p>

<p>Meme kanseri taramasında yaş, aile öyküsü, meme yoğunluğu ve önceki bulgular dikkate alınır. Birçok uluslararası öneride 40’lı yaşlardan itibaren mamografi planı hekimle konuşulur. Bazı rehberlerde 45-54 yaş arasında yıllık, daha ileri yaşlarda ise bir veya iki yılda bir tarama öne çıkar.</p>

<p>Rahim ağzı kanserinde HPV ve Pap testleri erken tanı açısından güçlü araçlardır. HPV, rahim ağzı kanserlerinin büyük bölümüyle ilişkili bir virüstür. Taramanın hangi yaşta başlayacağı ve hangi aralıkla yapılacağı kullanılan teste, kişinin riskine ve izlenen rehbere göre değişebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akciğer kanseri taraması herkes için önerilmez. Özellikle 50-80 yaş aralığında, belirgin sigara yükü olan ve halen sigara içen ya da son 15 yıl içinde bırakmış kişilerde düşük doz bilgisayarlı tomografi gündeme gelir. Paket-yıl hesabı, günde içilen sigara miktarı ile içilen yıl sayısına göre yapılır.</p>

<p>Prostat kanseri için PSA adı verilen kan testi kullanılabilir; ancak bu test her erkekte otomatik tarama anlamına gelmez. Yanlış pozitiflik, gereksiz biyopsi ve aşırı tedavi riski nedeniyle kararın hekimle birlikte verilmesi gerekir. Ortalama riskte konuşma çoğu zaman 50 yaş civarında, aile öyküsü veya yüksek risk varsa daha erken yapılır.</p>

<p>Taramalar kadar yıllık muayene de değerlidir. Kan sayımı, fizik muayene, ağız ve diş değerlendirmesi, ciltteki benlerin gözlenmesi ve kişinin yeni şikâyetlerini anlatması bazı sessiz bulguların fark edilmesini sağlayabilir.</p>

<p>Vücuttaki her değişiklik kanser anlamına gelmez. Ancak iki haftadan uzun süren, açıklanamayan veya giderek artan belirtiler bekletilmemelidir. Dışkıda kan, idrarda kan, yutma güçlüğü, kalıcı öksürük, istemsiz kilo kaybı, memede kitle, iyileşmeyen yara, ağız içinde geçmeyen lezyon, benlerde şekil veya renk değişikliği ve menopoz sonrası kanama hekime başvuru nedenidir.</p>

<p>Kanser riskini azaltmada sigaradan uzak durmak, alkolü sınırlamak, sağlıklı kiloyu korumak, düzenli fiziksel aktivite yapmak, liften zengin beslenmek, ultra işlenmiş gıdaları azaltmak, güneşten korunmak ve HPV ile hepatit B aşılarını hekim önerisiyle değerlendirmek öne çıkar.</p>

<p>En doğru tarama listesi, tek başına yaşa göre değil kişisel risk tablosuna göre hazırlanır. Ailede kanser öyküsü, daha önce saptanan polipler, yoğun sigara geçmişi, bağışıklık sistemi sorunları veya kalıtsal sendrom şüphesi varsa kişi standart takvimden daha erken değerlendirmeye alınabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. The Washington Post, sağlık haberi, 31 Ağustos 2026.<br />
2. American Cancer Society, kanser erken tanı ve tarama kılavuzları, 2026.<br />
3. U.S. Preventive Services Task Force, kanser taraması önerileri.<br />
4. Centers for Disease Control and Prevention, kanser tarama bilgileri.<br />
5. American Association for Cancer Research, geç evre kanser tanısı araştırması. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kanser-gec-yakalanmasin-hangi-taramalar-hangi-yasta-basliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 06:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9532.jpeg" type="image/jpeg" length="91746"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’ın Marc Casadó Transferine Oyuncu Freni]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-marc-casado-transferine-oyuncu-freni</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-marc-casado-transferine-oyuncu-freni" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın Barcelona’dan Marc Casadó için satın alma opsiyonlu kiralama girişiminde bulunduğu bildirilirken İspanya’dan transferin önündeki en önemli engelin oyuncunun tercihi olduğuna yönelik haber geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’ın orta saha transferi için gündemine aldığı Marc Casadó dosyasında İspanya’dan dikkat çekici bir gelişme geldi.</p>

<p>Siyah-beyazlıların Barcelona’nın 22 yaşındaki orta saha oyuncusu için satın alma opsiyonlu kiralama formülü üzerinde çalıştığı Türkiye’de gündeme gelirken, İspanyol basınındaki son bilgiler transferin oyuncu tarafında henüz karşılık bulmadığına işaret ediyor.</p>

<p>Barcelona’ya yakın İspanyol basınında yer alan haberlere göre Casadó, Beşiktaş seçeneğini şu aşamada kariyeri açısından öncelikli seçenek olarak değerlendirmiyor.</p>

<p>Beşiktaş Barcelona’nın kapısını çaldı</p>

<p>Beşiktaş’ın Casadó için girişimde bulunduğu bilgisi Türkiye’de 31 Ağustos sabahı gündeme geldi.</p>

<p>Siyah-beyazlıların Barcelona’ya satın alma opsiyonlu kiralama teklifi sunduğu belirtilirken, Katalan ekibinin transfer döneminin son bölümünde oyuncunun geleceğini değerlendirmeye açık olduğu öne sürüldü.</p>

<p>Barcelona’nın daha önce Casadó için 20-25 milyon euro seviyelerinde bir değer biçtiği, ancak transfer penceresinin kapanmasına yaklaşılmasıyla farklı formüllerin de değerlendirilebileceği iddia edildi.</p>

<p>İspanya’dan oyuncu cephesine ilişkin yeni bilgi</p>

<p>Transferde asıl dikkat çekici gelişme ise İspanya’dan geldi.</p>

<p>Barcelona’yı yakından takip eden SPORT kaynaklı bilgilere göre Casadó, Türkiye’ye transfer seçeneğini şu aşamada kariyer planlamasında güçlü bir alternatif olarak görmüyor.</p>

<p>Genç orta sahanın Avrupa’nın önde gelen liglerinden gelebilecek seçenekleri değerlendirmek istediği ve bu nedenle Beşiktaş ihtimaline henüz ikna olmadığı belirtiliyor.</p>

<p>Bu tablo, Beşiktaş açısından Barcelona ile yapılacak pazarlığın yanı sıra oyuncunun ikna edilmesini de transferin temel şartlarından biri haline getiriyor.</p>

<p>“Reddetti” demek için erken</p>

<p>Casadó cephesinden gelen bilgiler transferin tamamen kapandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Oyuncunun Beşiktaş’a resmi olarak kesin bir ret verdiğine ilişkin kulüpler veya futbolcu tarafından yapılmış bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle mevcut gelişmeyi “Casadó Beşiktaş’ı reddetti” şeklinde değerlendirmek yerine, oyuncunun şu aşamada siyah-beyazlı seçeneğe ikna olmadığı şeklinde okumak daha doğru.</p>

<p>Transfer döneminin son bölümünde şartların değişmesi veya Beşiktaş’ın oyuncuya sunacağı sportif projenin etkili olması halinde görüşmelerin farklı bir noktaya taşınması mümkün.</p>

<p>Casadó nasıl bir oyuncu?</p>

<p>Barcelona altyapısında yetişen Marc Casadó, özellikle savunmanın önünde görev yapan 6 numara pozisyonunda öne çıkıyor.</p>

<p>Pas bağlantılarındaki etkinliği, top kazanma becerisi ve Barcelona’nın oyun sistemine uygun teknik özellikleri nedeniyle genç yaşta A takım seviyesine yükselen İspanyol futbolcu, merkez orta sahada da görev yapabiliyor.</p>

<p>Beşiktaş’ın Casadó’ya yönelmesinin arkasında da orta sahaya oyun kurulumuna katkı sağlayabilecek dinamik bir 6 numara ekleme isteğinin bulunduğu değerlendiriliyor.</p>

<p>Beşiktaş alternatiflerini de hazır tutuyor</p>

<p>Siyah-beyazlı yönetimin Casadó dosyasının yanında farklı orta saha seçenekleri üzerinde çalıştığı da belirtiliyor.</p>

<p>Türkiye’deki son haberlerde Ilaix Moriba ve Richard Ríos isimlerinin alternatifler arasında bulunduğu öne sürüldü.</p>

<p>Celta Vigo forması giyen Moriba için mali şartların araştırıldığı, Benfica’dan Richard Ríos’un da transfer listesindeki oyunculardan biri olduğu bildiriliyor.</p>

<p>Bu durum Beşiktaş’ın Casadó transferindeki belirsizlik nedeniyle tek bir oyuncuya bağlı kalmak istemediğini gösteriyor.</p>

<p>Transferde kritik nokta Casadó’nun kararı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mevcut tabloya göre Beşiktaş’ın önünde iki ayrı aşama bulunuyor.</p>

<p>İlk olarak Barcelona ile ekonomik şartlarda uygun bir transfer modeli oluşturulması gerekiyor. Ardından Casadó’nun Beşiktaş projesine ikna edilmesi gerekecek.</p>

<p>İspanya’dan gelen son bilgiler ikinci aşamanın şu anda daha zor göründüğünü ortaya koyuyor.</p>

<p>Transfer döneminin kapanış bölümünde Casadó’nun tutumunun değişip değişmeyeceği ve Beşiktaş’ın alternatif isimlerden birine yönelip yönelmeyeceği dosyanın kaderini belirleyecek.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Diario SPORT<br />
Jordi Gil<br />
Sözcü<br />
İspanyol spor basını</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-marc-casado-transferine-oyuncu-freni</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 06:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9531.jpeg" type="image/jpeg" length="76754"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’ın El Khannouss Transferinde Almanya’dan Yeni Haber]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/galatasarayin-el-khannouss-transferinde-almanyadan-yeni-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/galatasarayin-el-khannouss-transferinde-almanyadan-yeni-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın transfer gündemine gelen Bilal El Khannouss için Almanya’dan yeni bilgiler geldi. Stuttgart’ın yüksek bonservis beklentisinin ardından Faslı yıldızın takımda kalma ihtimali güçlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’ın orta saha transferi için gündemine aldığı Bilal El Khannouss dosyasında Almanya’dan dikkat çekici bir gelişme geldi.</p>

<p>Stuttgart’ın 22 yaşındaki Faslı futbolcusu için Premier League’den beklenen somut hamlelerin gelmediği ve transfer döneminin son bölümünde oyuncunun Alman ekibinde kalma ihtimalinin güçlendiği bildirildi.</p>

<p>Kicker kaynaklı son bilgilere göre El Khannouss, İngiltere’ye dönme seçeneğine açık olmasına rağmen Newcastle United dahil olmak üzere ilgilenen kulüplerle transferi sonuçlandıracak bir anlaşmaya ulaşılamadı.</p>

<p>El Khannouss için Stuttgart’ta kalma ihtimali güçlendi</p>

<p>Transfer döneminin son haftalarında El Khannouss’un geleceği Avrupa futbolunun dikkat çeken dosyalarından biri haline geldi.</p>

<p>Newcastle United, Everton ve Suudi Arabistan’dan bazı kulüplerin Faslı futbolcunun durumuyla ilgilendiği bildirilmişti.</p>

<p>Sky Almanya’nın 27 Ağustos tarihli haberinde de Newcastle ile henüz somut görüşmelerin başlamadığı ve El Khannouss için olası transferlerin hiçbirinin final aşamasına ulaşmadığı belirtilmişti.</p>

<p>Son gelişmeler ise bu tablonun Stuttgart lehine dönmeye başladığını gösteriyor.</p>

<p>Kicker kaynaklı 31 Ağustos tarihli bilgilere göre Newcastle seçeneğinde anlaşma sağlanamadı. Transfer döneminin son bölümünde büyük bir sürpriz yaşanmaması halinde Faslı futbolcunun kariyerine Stuttgart’ta devam etmesi bekleniyor.</p>

<p>Galatasaray daha önce devreye girmişti</p>

<p>El Khannouss’un adı Galatasaray ile ağustos ayının ikinci yarısında ciddi şekilde anılmıştı.</p>

<p>Fransız basını, sarı-kırmızılıların oyuncu için Stuttgart’ın kapısını çaldığını ve görüşmeler başlattığını duyurmuştu.</p>

<p>Foot Mercato daha sonra Galatasaray’ın bonuslar hariç 22 milyon euroluk teklif yaptığı ve Stuttgart’ın bu rakamı yetersiz bulduğu iddiasını gündeme getirdi.</p>

<p>Ancak transfer dosyasında kaynaklar arasında önemli bir görüş ayrılığı da ortaya çıkmıştı.</p>

<p>Alman basınında yer alan farklı bilgilerde Galatasaray’dan Stuttgart’a somut teklif ulaşmadığı öne sürülürken, Sky Almanya kaynaklı haberlerde Stuttgart’ın oyuncu için yaklaşık 50 milyon euro seviyesinde beklentisinin bulunduğu aktarılmıştı.</p>

<p>Bu nedenle 22 milyon euroluk teklif rakamını kesinleşmiş bir kulüp bilgisi olarak değerlendirmek mümkün değil.</p>

<p>Stuttgart yüksek bonservis bekliyor</p>

<p>Galatasaray açısından transferin önündeki en önemli sorunlardan biri Stuttgart’ın El Khannouss’a biçtiği değer oldu.</p>

<p>Alman kulübü, Leicester City’den kiraladığı Faslı futbolcunun transferini mayıs ayında kalıcı hale getirdi.</p>

<p>Stuttgart’ın resmi açıklamasına göre El Khannouss kulüple uzun süreli sözleşme imzaladı. Bu durum Alman ekibinin transfer görüşmelerindeki pazarlık gücünü artırdı.</p>

<p>Sky Almanya ise Stuttgart’ın uygun teklif gelmesi halinde oyuncunun ayrılığına tamamen kapalı olmadığını ancak beklentinin 50-60 milyon euro bandında bulunduğunu bildirdi.</p>

<p>Oyuncunun tercihi de belirleyici</p>

<p>Transferin ekonomik tarafının yanında El Khannouss’un kariyer planlaması da sürecin önemli parçalarından biri.</p>

<p>Faslı futbolcunun Premier League’e dönme ihtimaline açık olduğu ancak Stuttgart’tan ayrılması halinde kariyerinde sportif açıdan ileri adım olarak değerlendirdiği bir projeyi tercih etmek istediği belirtiliyor.</p>

<p>Daha önce Fransız basınında çıkan haberlerde de oyuncunun Stuttgart’ta kalmaya sıcak baktığı ve Şampiyonlar Ligi faktörünü önemsediği aktarılmıştı.</p>

<p>Bu tablo Galatasaray açısından transferi zorlaştıran ikinci unsur olarak öne çıktı.</p>

<p>Galatasaray dosyası kapanmış değil ancak şartlar zor</p>

<p>Son bilgiler El Khannouss’un kesin olarak Stuttgart’ta kalacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Transfer döneminin kapanmasına kadar yüksek bir teklif gelmesi halinde Alman kulübünün tutumunun değişebileceği belirtiliyor.</p>

<p>Ancak mevcut tabloda hem Stuttgart’ın yüksek bonservis beklentisi hem de oyuncunun tercihleri nedeniyle Galatasaray açısından transfer şartlarının oldukça zorlaştığı görülüyor.</p>

<p>Bu nedenle “Galatasaray transferden vazgeçti” veya “El Khannouss Galatasaray’ı reddetti” şeklinde kesin bir değerlendirme yapmak için yeterli doğrulanmış bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Son saatlerde yeni bir teklif veya farklı bir transfer formülü ortaya çıkmaması halinde El Khannouss’un Stuttgart’ta kalması şu anda en güçlü ihtimal olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Kaynaklar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kicker<br />
Sky Sport Almanya<br />
VfB Stuttgart<br />
Foot Mercato<br />
El Botola</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/galatasarayin-el-khannouss-transferinde-almanyadan-yeni-haber</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 06:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9530.jpeg" type="image/jpeg" length="12810"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Amedspor 2-1 Trabzonspor: Son Sözü Gift Orban Söyledi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/amedspor-2-1-trabzonspor-son-sozu-gift-orban-soyledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/amedspor-2-1-trabzonspor-son-sozu-gift-orban-soyledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trendyol Süper Lig’in 3. haftasında Amed Sportif Faaliyetler, sahasında Trabzonspor’u 2-1 mağlup etti. Bordo-mavililer Mohamed Salah’ın golüyle öne geçerken, Amedspor Yira Sor ve Gift Orban’ın golleriyle maçı çevirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trendyol Süper Lig’in 3. haftasında Amed Sportif Faaliyetler ile Trabzonspor Diyarbakır’da karşı karşıya geldi. Mücadeleye etkili başlayan taraf Trabzonspor oldu. Bordo-mavililer, 11. dakikada Mohamed Salah’ın golüyle deplasmanda 1-0 öne geçti.</p>

<p>Erken gelen golün ardından Trabzonspor oyunu kontrol altında tutmaya çalışırken, ev sahibi Amedspor özellikle kanat organizasyonları ve hızlı hücumlarla beraberlik golünü aradı. İlk yarının son bölümünde baskısını artıran Diyarbakır temsilcisi, 45+5. dakikada Yira Sor’un golüyle skoru 1-1’e getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İkinci yarıda iki takım da oyunun temposunu düşürmeden gol aradı. Trabzonspor yeniden öne geçmek için rakip kalede pozisyon üretmeye çalışırken, Amedspor sahasında aldığı destekle hücumdaki direncini korudu.</p>

<p>Karşılaşmanın kader anı 90. dakikada yaşandı. Amedspor’da Gift Orban sahneye çıkarak takımını 2-1 öne geçiren golü kaydetti. Kalan bölümde Trabzonspor beraberlik için yüklense de sonuç değişmedi.</p>

<p>Bu skorla Amed Sportif Faaliyetler puanını 6’ya yükseltti. Trabzonspor ise 4 puanda kaldı. Amedspor gelecek hafta Kasımpaşa deplasmanına çıkacak. Trabzonspor ise sahasında Gençlerbirliği’ni konuk edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/amedspor-2-1-trabzonspor-son-sozu-gift-orban-soyledi</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 00:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9528.jpeg" type="image/jpeg" length="47386"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor’un Gündemindeki Claudio Braga’dan Transfer Açıklaması]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonsporun-gundemindeki-claudio-bragadan-transfer-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonsporun-gundemindeki-claudio-bragadan-transfer-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un golcü adayları arasında gösterilen Hearts’ın Portekizli yıldızı Claudio Braga, geleceğiyle ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Braga ayrılığı zorlamayacağını belirtirken Hearts’ın bonservis beklentisi de netleşti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’da transfer döneminin son bölümünde golcü arayışları sürerken İskoçya’dan Claudio Braga konusunda yeni bilgiler geldi.</p>

<p>Hearts forması giyen 26 yaşındaki Portekizli hücum oyuncusu, geleceğine ilişkin yaptığı son açıklamada transfer ihtimaline kapıyı tamamen kapatmadı. Ancak kulübünden ayrılmak için baskı yapmayacağını özellikle vurguladı.</p>

<p>İskoçya’dan gelen son haberlerde Trabzonspor’un Braga’ya yönelik ilgisinin devam ettiği de belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Braga’dan transfer mesajı</p>

<p>Transfer döneminin dikkat çeken isimlerinden biri haline gelen Claudio Braga, Hearts’tan ayrılma ihtimali konusunda temkinli konuştu.</p>

<p>Portekizli futbolcu, olası bir transferin yalnızca kendisi açısından değil Hearts açısından da doğru şartları taşıması gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Braga’nın yaklaşımı, transfer için kulübüne baskı yapan bir oyuncu görüntüsü vermediğini ancak kariyeri açısından uygun bir proje ortaya çıkması halinde ayrılığı değerlendirebileceğini gösteriyor.</p>

<p>Oyuncunun daha önce yaptığı açıklamalarda da benzer şekilde menajerlerinin gelen ilgileri değerlendirdiğini ve doğru proje ortaya çıkması halinde transferin mümkün olabileceğini ifade ettiği biliniyor.</p>

<p>Trabzonspor’un ilgisi İskoçya’da yeniden gündemde</p>

<p>Braga’nın açıklamalarını Trabzonspor açısından önemli hale getiren gelişme ise Edinburgh yerel basınından geldi.</p>

<p>Hearts’ı yakından takip eden gazeteci Barry Anderson’ın 31 Ağustos tarihli haberinde, Portekizli futbolcunun Avrupa’nın farklı ülkelerinden ilgi gördüğü ve Trabzonspor ile Lyon’un oyuncuyu takip eden kulüpler arasında bulunduğu belirtildi.</p>

<p>İngiltere’den bazı kulüplerin de Hearts yönetimiyle Braga konusunda temas kurduğu ifade edildi.</p>

<p>Böylece Trabzonspor-Braga bağlantısı yalnızca daha önceki transfer haberleriyle sınırlı kalmadı; transfer döneminin kapanış bölümünde İskoçya’da yeniden gündeme taşındı.</p>

<p>Hearts’ın istediği rakam ortaya çıktı</p>

<p>Trabzonspor açısından dosyanın en önemli noktalarından biri bonservis bedeli.</p>

<p>Edinburgh kaynaklarına göre Hearts, Braga’yı kolay bırakmayı düşünmüyor ve oyuncunun değerini yaklaşık 8 ila 10 milyon sterlin aralığında görüyor.</p>

<p>İskoç ekibinin Braga’yı geçtiğimiz yıl Norveç’in Aalesunds takımından yaklaşık 430 bin sterlin karşılığında kadrosuna kattığı belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle Braga’nın olası satışı Hearts açısından önemli bir ekonomik kazanca dönüşebilir.</p>

<p>Geçen sezon 17 gol attı</p>

<p>Claudio Braga, Hearts formasıyla gösterdiği performansla İskoç futbolunun dikkat çeken hücum oyuncularından biri haline geldi.</p>

<p>Portekizli futbolcu 2025-2026 sezonunda çıktığı 44 karşılaşmada 17 gol ve 6 asist üretti.</p>

<p>Braga yeni sezona da etkili başladı. Edinburgh basınının aktardığı verilere göre hücum oyuncusu bu sezon çıktığı ilk 10 karşılaşmada 2 gol ve 3 asistlik katkı verdi.</p>

<p>Hearts’ın resmi oyuncu profilinde ise Braga’nın kulüpteki toplam performansı 54 maç ve 19 gol olarak yer alıyor.</p>

<p>Trabzonspor için şartlar kolay değil</p>

<p>Braga’nın ayrılığa kapıyı tamamen kapatmaması Trabzonspor açısından olumlu bir ayrıntı olsa da transferin önünde iki önemli engel bulunuyor.</p>

<p>Bunlardan ilki Hearts’ın yüksek bonservis beklentisi. İkincisi ise oyuncuya Avrupa’nın farklı liglerinden gelen ilgi.</p>

<p>Özellikle Lyon’un yanı sıra İngiliz kulüplerinin de süreci takip etmesi Braga için rekabeti artırıyor.</p>

<p>Trabzonspor’un oyuncu için resmi teklif verip vermediğine ilişkin ise şu aşamada güçlü kaynaklarla doğrulanmış yeni bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle mevcut tabloyu “Trabzonspor transfer görüşmelerinde anlaşmaya yaklaştı” şeklinde değerlendirmek için henüz erken.</p>

<p>Braga dosyasında gözler son günlerde</p>

<p>Trabzonspor’un hücum hattına yapacağı son dokunuşlar merak edilirken Braga cephesinden gelen açıklama transfer ihtimalinin tamamen kapanmadığını ortaya koyuyor.</p>

<p>Hearts’ın da doğru ekonomik şartların oluşması halinde oyuncusunun ayrılığına izin verebileceği anlaşılıyor.</p>

<p>Transfer döneminin kapanış bölümünde bordo-mavililerin Braga için somut bir adım atıp atmayacağı ve Hearts’ın 8-10 milyon sterlinlik beklentisinin aşağı çekilip çekilmeyeceği dosyanın kaderini belirleyecek.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Edinburgh Evening News<br />
Daily Record<br />
Scottish Football Social Club<br />
Premier Sports<br />
Heart of Midlothian FC<br />
A Bola</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonsporun-gundemindeki-claudio-bragadan-transfer-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 22:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9527.jpeg" type="image/jpeg" length="14825"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tıp Camiasının Acı Kaybı: Opr. Dr. İlhami İnalpolat Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tip-camiasinin-aci-kaybi-opr-dr-ilhami-inalpolat-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tip-camiasinin-aci-kaybi-opr-dr-ilhami-inalpolat-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin farklı bölge ve hastanelerinde uzun yıllar hekimlik hizmeti veren Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. İlhami İnalpolat yaşamını yitirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kariyeri Boyunca Önemli Kurumlarda Görev Yaptı</p>

<p>Meslek hayatı boyunca binlerce hastaya şifa dağıtan ve görev yaptığı her kurumda iz bırakan Opr. Dr. İlhami İnalpolat, kamu ve özel sağlık sektöründe geniş bir tecrübeye sahipti. İnalpolat, kariyeri boyunca şu kurumlarda cerrah olarak görev üstlendi:</p>

<p>Kastamonu Devlet Hastanesi: Uzun yıllar Genel Cerrahi biriminde görev alarak bölgedeki en bilinen hekimlerden biri oldu.</p>

<p>Özel Kurtköy Ersoy Hastanesi (İstanbul / Pendik): İstanbul’daki hekimlik sürecinde özel sağlık bünyesinde hastalarına hizmet vermeyi sürdürdü.</p>

<p>Kamu ve Özel Sağlık Kuruluşları: Kariyeri süresince İstanbul (Pendik ve çevresi) ile Anadolu'nun çeşitli bölgelerindeki hastanelerde cerrahi uzmanı olarak hizmet sundu.</p>

<p>Hasta odaklı yaklaşımı, mesleki disiplini ve gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla tanınan İnalpolat’ın vefatı ailesini, meslektaşlarını ve sevenlerini yasa boğdu.</p>

<p>Son Yolculuğuna İstanbul’da Uğurlanacak</p>

<p>Merhum Opr. Dr. İlhami İnalpolat’ın cenaze programı da netleşti. İnalpolat’ın cenazesi, 1 Eylül 2026 Salı günü Ataşehir Mimar Sinan Camii’nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Küçükyalı Mezarlığı’nda toprağa verilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Merhuma Allah’tan rahmet; kederli ailesine, yakınlarına ve tüm sağlık camiasına başsağlığı dileriz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tip-camiasinin-aci-kaybi-opr-dr-ilhami-inalpolat-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 21:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9526.jpeg" type="image/jpeg" length="31167"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Demiroğlu Bilim Üniversitesi Sağlık Yönetimi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Çetin Yiğit Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/demiroglu-bilim-universitesi-saglik-yonetimi-bolum-baskani-dr-ogr-uyesi-abdullah-cetin-yigit-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/demiroglu-bilim-universitesi-saglik-yonetimi-bolum-baskani-dr-ogr-uyesi-abdullah-cetin-yigit-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Demiroğlu Bilim Üniversitesi Sağlık Yönetimi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Çetin Yiğit'in vefat ettiği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üniversite yönetimi tarafından yayımlanan taziye mesajında, Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Çetin Yiğit’in vefatının akademi camiasında ve üniversitede büyük üzüntüyle karşılandığı ifade edildi. Açıklamada, "Üniversitemizin Sağlık Yönetimi Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Çetin Yiğit’in vefatı hepimizi derinden üzmüştür. Merhum hocamıza Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve sevdiklerine başsağlığı dileriz" ifadelerine yer verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akademik çalışmaları ve sağlık yönetimi alanındaki katkılarıyla tanınan merhum akademisyenin vefat haberi sevenlerini ve öğrencilerini yasa boğdu. Cenaze merasimi ve defin programına ilişkin detayların üniversite ve ailesi tarafından paylaşılması bekleniyor</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/demiroglu-bilim-universitesi-saglik-yonetimi-bolum-baskani-dr-ogr-uyesi-abdullah-cetin-yigit-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 20:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9522.jpeg" type="image/jpeg" length="92237"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mersin Sağlık Camiasını Yasa Boğan Acı Kayıp: Gülcan Gürel Akdeniz’deki Gemi Faciasında Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mersin-saglik-camiasini-yasa-bogan-aci-kayip-gulcan-gurel-akdenizdeki-gemi-faciasinda-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mersin-saglik-camiasini-yasa-bogan-aci-kayip-gulcan-gurel-akdenizdeki-gemi-faciasinda-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin Şehir Hastanesi personeli Gülcan Gürel’in, Akdeniz'de Girne açıklarında alabora olarak batan gemide yaşamını yitirdiği öğrenildi. Acı haber, Mersin sağlık topluluğunu ve mesai arkadaşlarını derin bir yasa boğdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Deniz Faciasında Yaşamını Yitirdi</p>

<p>Kıbrıs açıklarında batan teknede hayatını kaybedenler arasında yer alan Gülcan Gürel’in vefatı, ailesini ve mesai arkadaşlarını hüzne boğdu. Mersin İl Ambulans Servisi Başhekimliği çalışanlarından Zahide Payam’ın da kızı olan Gürel için sağlık camiası taziye mesajları yayımladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İl Sağlık Müdürlüğünden Taziye Mesajı<br />
Mersin İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yayımlanan taziye mesajında şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>"Müdürlüğümüz İl Ambulans Servisi Başhekimliğimizin çalışanı Zahide Payam’ın kızı, Mersin Şehir Hastanesi çalışma arkadaşımız Gülcan Gürel’in Kıbrıs’ta geçirdiği kaza sonucu hayatını kaybettiğini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhumeye Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sağlık camiamıza sabır ve başsağlığı dileriz."</p>

<p>Merhumenin cenaze detaylarının ailesi tarafından açıklanması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mersin-saglik-camiasini-yasa-bogan-aci-kayip-gulcan-gurel-akdenizdeki-gemi-faciasinda-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 19:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9520.jpeg" type="image/jpeg" length="30301"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[El Titremesinin En Sık Nedenleri: Kahve, Stres, İlaçlar ve Daha Fazlası]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/el-titremesinin-en-sik-nedenleri-kahve-stres-ilaclar-ve-daha-fazlasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/el-titremesinin-en-sik-nedenleri-kahve-stres-ilaclar-ve-daha-fazlasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[El titremesi her zaman Parkinson belirtisi değildir. Stres, kafein, uykusuzluk, bazı ilaçlar, tiroit hastalıkları ve esansiyel tremor gibi birçok neden ellerde titremeye yol açabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eller Neden Titrer? Her El Titremesi Parkinson Belirtisi Değildir</p>

<p>Ellerin titremesi çoğu zaman tek bir nedene bağlı değildir. Stres, yorgunluk, fazla kafein, bazı ilaçlar, düşük kan şekeri, tiroit bezinin fazla çalışması ve esansiyel tremor gibi durumlar el titremesine yol açabilir.</p>

<p>Parkinson hastalığı da el titremesinin nedenlerinden biridir; ancak her titreme Parkinson anlamına gelmez. Titremenin istirahatte mi, hareket sırasında mı ortaya çıktığı; tek elde mi, iki elde mi görüldüğü ve başka belirtilerin eşlik edip etmediği ayırıcı değerlendirme için önemlidir.</p>

<p>El Titremesi Nedir?</p>

<p>Tremor, kasların istemsiz ve ritmik biçimde kasılmasıyla ortaya çıkan titreme hareketidir. En sık ellerde fark edilir; ancak baş, ses, çene, bacaklar veya gövdede de görülebilir.</p>

<p>Herkeste çok hafif düzeyde fizyolojik titreme bulunabilir. Bu titreme normalde fark edilmez; fakat stres, uykusuzluk, açlık, yoğun kafein tüketimi veya bazı ilaçlarla belirginleşebilir.</p>

<p>Kafein, Stres ve Uykusuzluk Titremeyi Artırabilir</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fazla kahve, enerji içeceği, yoğun çay tüketimi ve nikotin bazı kişilerde ellerde ince titremeyi artırabilir. Özellikle aç karnına kafein almak, kalp çarpıntısı ve huzursuzlukla birlikte titreme hissini güçlendirebilir.</p>

<p>Stres ve kaygı da vücudun adrenalin yanıtını artırır. Bu durumda ellerde geçici titreme, terleme, çarpıntı ve kas gerginliği görülebilir.</p>

<p>Uykusuzluk ve fiziksel yorgunluk sinir sistemi üzerindeki yükü artırabilir. Dinlenince geçen hafif titremeler çoğu zaman ciddi bir hastalık belirtisi olmayabilir; ancak sık tekrar ediyorsa değerlendirilmelidir.</p>

<p>Bazı İlaçlar El Titremesi Yapabilir</p>

<p>Astım ilaçları, bazı antidepresanlar, tiroit ilaçları, uyarıcı etkili ilaçlar ve bazı nörolojik ilaçlar titremeyi artırabilir. Bu nedenle yeni başlayan el titremesinde kullanılan ilaçlar mutlaka gözden geçirilmelidir.</p>

<p>İlaç kaynaklı titreme şüphesinde kişi ilacını kendi başına bırakmamalıdır. Doz değişikliği veya alternatif tedavi kararı hekim tarafından verilmelidir.</p>

<p>Düşük Kan Şekeri ve Tiroit Hastalıkları</p>

<p>Kan şekeri düştüğünde ellerde titreme, soğuk terleme, açlık hissi, çarpıntı ve halsizlik görülebilir. Diyabet tedavisi alan kişilerde bu belirti daha dikkatli izlenmelidir.</p>

<p>Tiroit bezinin fazla çalışması da el titremesine neden olabilir. Kilo kaybı, çarpıntı, sıcak basması, sinirlilik, terleme ve bağırsak hareketlerinde artış gibi belirtiler eşlik ediyorsa tiroit testleri gerekebilir.</p>

<p>Esansiyel Tremor Nedir?</p>

<p>Esansiyel tremor, el titremesinin en sık görülen nörolojik nedenlerinden biridir. Genellikle kişi bir şey tutarken, yazı yazarken, bardak kaldırırken veya ince iş yaparken belirginleşir.</p>

<p>Bu titreme Parkinson hastalığından farklı olarak çoğunlukla hareket sırasında ortaya çıkar. Ailede benzer titreme öyküsü bulunabilir ve yaşla birlikte daha belirgin hale gelebilir.</p>

<p>Esansiyel tremor genellikle hayatı tehdit eden bir tablo değildir. Ancak yazı yazma, yemek yeme, bardak tutma ve günlük işleri yapma becerisini zorlaştırabilir.</p>

<p>Parkinson Titremesi Nasıl Farklılaşır?</p>

<p>Parkinson hastalığında titreme çoğu zaman el dinlenme halindeyken daha belirgindir. Kişi elini kullanmaya başladığında titreme azalabilir.</p>

<p>Parkinsonda titremeye hareketlerde yavaşlama, kas sertliği, küçük adımlarla yürüme, duruşta öne eğilme ve mimiklerde azalma gibi bulgular eşlik edebilir. Belirtiler çoğu zaman başlangıçta vücudun bir tarafında daha baskındır.</p>

<p>Bu ayrım her zaman evde net yapılamaz. Bu nedenle istirahatte başlayan, tek elde belirgin olan veya günlük yaşamı etkileyen titremelerde nöroloji değerlendirmesi önemlidir.</p>

<p>Alkol, Madde Yoksunluğu ve Diğer Nedenler</p>

<p>Alkol yoksunluğu ellerde belirgin titreme, terleme, huzursuzluk ve çarpıntı yapabilir. Bu durum bazı kişilerde ciddi seyredebileceği için tıbbi destek gerektirebilir.</p>

<p>B12 eksikliği, karaciğer ve böbrek hastalıkları, bazı zehirlenmeler, sinir sistemi hastalıkları ve nadiren inme gibi durumlar da titremeyle ilişkili olabilir. Titreme ani başladıysa veya başka nörolojik belirtiler varsa gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>Ne Zaman Doktora Başvurmalı?</p>

<p>El titremesi yeni başladıysa, giderek artıyorsa, tek elde belirginse veya günlük işleri zorlaştırıyorsa doktora başvurmak gerekir. Titremeye güçsüzlük, konuşma bozukluğu, yüz kayması, dengesizlik, bilinç bulanıklığı veya şiddetli baş ağrısı eşlik ediyorsa acil değerlendirme gerekir.</p>

<p>Titremenin ne zaman başladığını, hangi durumlarda arttığını, kafein ve ilaç kullanımını, ailede benzer durum olup olmadığını not etmek tanıya yardımcı olur. Hekim gerekirse kan şekeri, tiroit testleri, vitamin düzeyleri ve nörolojik muayene ile nedeni araştırır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. WebMD sağlık rehberi: El titremesinin yaygın nedenleri<br />
2. National Institute of Neurological Disorders and Stroke: Tremor bilgi notu<br />
3. Mayo Clinic: Esansiyel tremor belirtileri ve tedavi yaklaşımı<br />
4. Parkinson’s Foundation: Parkinson hastalığında tremor değerlendirmesi<br />
5. Puschmann A. Diagnosis and Treatment of Common Forms of Tremor </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/el-titremesinin-en-sik-nedenleri-kahve-stres-ilaclar-ve-daha-fazlasi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 17:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9513.jpeg" type="image/jpeg" length="66824"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Girne Açıklarında Gemi Faciası: 8 Kişi Hayatını Kaybetti, 20 Kişi Aranıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/girne-aciklarinda-gemi-faciasi-8-kisi-hayatini-kaybetti-20-kisi-araniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/girne-aciklarinda-gemi-faciasi-8-kisi-hayatini-kaybetti-20-kisi-araniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KKTC’nin Girne Limanı’ndan Mersin Taşucu Limanı’na gitmek üzere hareket eden Filo Jet isimli yolcu gemisinin alabora olup batmasıyla ilgili son resmi açıklamada, gemideki 239 kişiye sağ ulaşıldığı, 8 kişinin hayatını kaybettiği, 20 kişinin ise halen kayıp olduğu bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Başbakan Ünal Üstel, daha önce kurtarıldığı değerlendirilen 2 kişinin de kayıp olduğunun tespit edildiğini açıkladı.</p>

<p>Girne Açıklarında Gemi Faciası: 8 Kişi Hayatını Kaybetti, 20 Kişi Aranıyor</p>

<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Girne açıklarında meydana gelen yolcu gemisi faciasında acı bilanço netleşmeye başladı. Girne Limanı’ndan Mersin’in Taşucu Limanı’na gitmek üzere ayrılan Filo Jet isimli katamaran tipi yolcu gemisi, limandan ayrıldıktan kısa süre sonra su almaya başladı.</p>

<p>İhbar üzerine bölgeye sahil güvenlik, deniz polisi, arama kurtarma ekipleri ve hava unsurları sevk edildi. İlk saatlerde çok sayıda yolcu denizden sağ olarak çıkarılırken, ilerleyen incelemelerde kayıp ve ölü sayısına ilişkin tablo güncellendi.</p>

<p>KKTC Başbakanı Ünal Üstel, yapılan son kontroller sonucunda gemideki 239 kişiye sağ olarak ulaşıldığını, 8 kişinin hayatını kaybettiğini ve 20 kişinin halen kayıp olduğunu açıkladı. Üstel, daha önce kurtarıldığı değerlendirilen 2 kişinin kayıp olduğunun tespit edilmesiyle kayıp sayısının 20’ye yükseldiğini bildirdi.</p>

<p>Facianın ardından arama kurtarma çalışmaları havadan, denizden ve su altından sürdürülüyor. Geminin derin sulara battığı belirtilirken, kayıp kişilere ulaşılması için teknik ekiplerin bölgede çalışmalarını aralıksız devam ettirdiği aktarıldı.</p>

<p>Hayatını Kaybedenlerin İsimleri Açıklandı</p>

<p>Başbakan Ünal Üstel’in açıkladığı listeye göre olayda hayatını kaybeden 8 kişinin isimleri şöyle:</p>

<p>Nihat Balyemez<br />
Hüseyin Özdemir<br />
Nuray Zeytun<br />
Fahri Ateş<br />
Gülcan Gürel<br />
Reyhan Verim<br />
Nisa Torer<br />
Nurcan Hilaloğlu</p>

<p>Kayıp Olarak Aranan 20 Kişi</p>

<p>Son açıklamaya göre kayıp olarak aranan kişilerin isimleri ise şöyle:</p>

<p>Ferdi Törer<br />
Mustafa Demir<br />
Mahmut Demir<br />
Özgür Gönül<br />
Anni Asel Hilaloğlu<br />
Şerif Özdemir<br />
Süleyman Erdoğan<br />
Saliha Miray Biçer<br />
Mehmet Asaf Biçer<br />
Orhan Bekret<br />
Nazmiye Özbolat<br />
Elmas Demir<br />
İsmail Kurt<br />
Yulia Özcan<br />
Ayhan Özcan<br />
Elife Bayır<br />
Nihat Pancar<br />
Mustafa Kemal Yaralı<br />
Mehmet Bayhan<br />
Mehmet Nuri Ayran</p>

<p>Soruşturma Sürüyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Faciayla ilgili adli ve idari soruşturma da devam ediyor. İlk açıklamalarda gemi kaptanı ve bazı görevlilerin gözaltına alındığı duyurulmuştu. Son bilgilere göre olayla bağlantılı gözaltı ve tutuklama süreçleri kapsamında soruşturma derinleştirilirken, geminin neden su aldığı, sefer öncesi teknik kontrollerin yapılıp yapılmadığı ve ihmal iddiaları araştırılıyor.</p>

<p>Yetkililer, arama kurtarma çalışmalarının kayıplara ulaşılana kadar devam edeceğini bildirirken, faciada yakınlarını kaybeden aileler ve kayıp yakınları Girne’de gelecek haberleri bekliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/girne-aciklarinda-gemi-faciasi-8-kisi-hayatini-kaybetti-20-kisi-araniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 17:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9512.jpeg" type="image/jpeg" length="73578"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Radyoloji Uzmanı Dr. Yakup Efe Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/radyoloji-uzmani-dr-yakup-efe-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/radyoloji-uzmani-dr-yakup-efe-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa sağlık camiası, Radyoloji Uzmanı Dr. Yakup Efe’nin vefat haberiyle yasa boğuldu. Bursa Tabip Odası tarafından yapılan duyuruda, Dr. Efe’nin hayatını kaybettiği bildirildi. Cenazesinin 1 Eylül 2026 Salı günü öğle namazının ardından Fatih Sultan Mehmet Camii’nden kaldırılacağı açıklandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bursa’da sağlık camiasını üzen bir vefat haberi geldi. Radyoloji Uzmanı Dr. Yakup Efe’nin hayatını kaybettiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Yakup Efe’nin vefatını Bursa Tabip Odası duyurdu. Oda tarafından yayımlanan taziye mesajında, Dr. Efe’nin yaşamını yitirdiği belirtilerek ailesine ve sağlık camiasına başsağlığı dilekleri iletildi.</p>

<p>Cenazesi Fatih Sultan Mehmet Camii’nden Kaldırılacak</p>

<p>Yapılan duyuruya göre Dr. Yakup Efe’nin cenazesi, 1 Eylül 2026 Salı günü öğle namazının ardından Fatih Sultan Mehmet Camii’nden kaldırılacak.</p>

<p>Bursa’da uzun yıllardır hekimlik mesleğiyle anılan Dr. Yakup Efe’nin radyoloji alanında görev yaptığı, çeşitli hekim rehberi kayıtlarında Bursa Devlet Hastanesi ve Bursa’daki sağlık kuruluşlarıyla ilişkilendirildiği görülüyor.</p>

<p>Dr. Efe’nin vefatı, meslektaşları ve sağlık camiasında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Bursa Tabip Odası mesajında, “Ailesine ve tüm sağlık camiasına başsağlığı dileriz” ifadelerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/radyoloji-uzmani-dr-yakup-efe-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 16:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9508.jpeg" type="image/jpeg" length="61504"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sakızdaki Ksilitol Kalp Krizi Riskini Artırıyor mu? 17 Bin Kişilik Araştırma Ne Gösterdi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sakizdaki-ksilitol-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-17-bin-kisilik-arastirma-ne-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sakizdaki-ksilitol-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-17-bin-kisilik-arastirma-ne-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şekersiz sakızlardan bazı tatlılara ve ağız bakım ürünlerine kadar pek çok üründe kullanılan ksilitol yeniden tartışma konusu oldu. ESC Congress 2026’da sunulan ve toplam 17 bin 710 kişiyi kapsayan iki büyük gözlemsel kohortun analizinde, kanındaki ksilitol düzeyi en yüksek olan kişilerde kalp krizi, inme veya ölümden oluşan büyük kardiyovasküler olayların daha sık görüldüğü bildirildi. Ancak araştırma ksilitol tüketiminin kalp krizine neden olduğunu kanıtlamıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kandaki ksilitol düzeyi ile tüketilen ksilitol miktarı aynı şey değil ve yeni 2026 sonuçları henüz tam hakemli bilimsel makale olarak yayımlanmış değil.</p>

<p></p>

<p>“Şekersiz” etiketi yıllardır birçok tüketici için daha sağlıklı bir ürün çağrışımı yapıyor.</p>

<p>Şekersiz sakızlarda, bazı şekerlemelerde, düşük şekerli ürünlerde ve ağız bakım ürünlerinde kullanılan <strong>ksilitol</strong> de bu nedenle sık karşılaşılan tatlandırıcılardan biri.</p>

<p>Ancak Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin 2026 kongresinde sunulan yeni uzun dönem veriler, ksilitol konusunda önemli bir soruyu yeniden gündeme taşıdı:</p>

<p><strong>Kanında daha yüksek ksilitol bulunan kişilerde kalp krizi ve inme riski gerçekten daha mı fazla?</strong></p>

<p>İki büyük toplum kohortundan toplam <strong>17 bin 710 kişinin</strong> değerlendirildiği çalışmada, kanındaki ksilitol düzeyi en yüksek grupta bulunan kişilerde büyük kardiyovasküler olayların, en düşük düzeye sahip gruba kıyasla daha sık görüldüğü bildirildi.</p>

<p>Ancak bu sonuçtan:</p>

<p><strong>“Ksilitollü sakız kalp krizi yapıyor”</strong></p>

<p>sonucu çıkarmak bilimsel olarak doğru değil.</p>

<p>Çünkü araştırma gözlemsel ve doğrudan tüketilen ksilitol miktarını kalp krizi nedeni olarak test etmedi.</p>

<h2>Ksilitol nedir?</h2>

<p>Ksilitol, <strong>şeker alkolleri ya da polioller</strong> olarak adlandırılan karbonhidrat grubunda yer alan tatlı bir madde.</p>

<p>İnsan vücudu da metabolizma sırasında düşük miktarlarda ksilitol üretebiliyor. Ayrıca bazı meyve ve sebzelerde doğal olarak bulunuyor.</p>

<p>Bunun yanında ksilitol, şeker yerine tat vermek amacıyla daha yüksek miktarlarda bazı işlenmiş ürünlere eklenebiliyor.</p>

<p>Özellikle:</p>

<ul>
 <li>şekersiz sakızlarda,</li>
 <li>şekersiz şekerlemelerde,</li>
 <li>bazı düşük şekerli tatlılarda,</li>
 <li>bazı unlu mamullerde,</li>
 <li>bazı reçel ve benzeri ürünlerde,</li>
 <li>diş macunlarında ve çeşitli ağız bakım ürünlerinde</li>
</ul>

<p>karşımıza çıkabiliyor.</p>

<p>Ksilitolün sofra şekerinden farklı metabolik özelliklere sahip olması, uzun yıllardır şeker alternatifi olarak kullanılmasının nedenlerinden biri.</p>

<h2>Yeni çalışmada 17 bin 710 kişi incelendi</h2>

<p>Yeni araştırma iki büyük prospektif gözlemsel kohortun verilerine dayanıyor:</p>

<p><strong>Canadian Longitudinal Study on Aging — CLSA</strong></p>

<p>ve</p>

<p><strong>EPIC-Norfolk.</strong></p>

<p>Toplam <strong>17 bin 710 katılımcının</strong> kanındaki ksilitol düzeyleri ile ilerleyen yıllardaki kardiyovasküler olaylar arasındaki ilişki değerlendirildi.</p>

<p>Araştırmacılar katılımcıları kan ksilitol düzeylerine göre gruplara ayırdı ve en yüksek düzeye sahip dörtte birlik kesim ile en düşük dörtte birlik kesimi karşılaştırdı.</p>

<p>Büyük kardiyovasküler olaylar çalışmada ölüm, miyokard enfarktüsü yani kalp krizi ve inme gibi sonuçları kapsıyordu.</p>

<h2>Altı yıllık takipte yüzde 57 daha yüksek risk</h2>

<p>Kanada’daki CLSA kohortunda katılımcılar yaklaşık altı yıl boyunca takip edildi.</p>

<p>Kanındaki ksilitol düzeyi en yüksek dörtte birlik grupta bulunan kişilerde büyük kardiyovasküler olay riski, en düşük gruba göre <strong>yüzde 57 daha yüksek</strong> bulundu.</p>

<p>Araştırmacılar yaş, cinsiyet, sigara kullanımı, lipid düzeyleri, diyabet ve yüksek tansiyon gibi bilinen kardiyovasküler risk faktörlerini hesaba kattıktan sonra da ilişkinin sürdüğünü bildirdi.</p>

<p>Buradaki yüzde 57’nin anlamını doğru okumak önemli.</p>

<p>Bu oran:</p>

<p><strong>“Ksilitol kullanan her 100 kişinin 57’si kalp krizi geçirecek”</strong></p>

<p>anlamına gelmiyor.</p>

<p>Yüzde 57, çalışmadaki en yüksek ve en düşük kan ksilitol grupları arasındaki <strong>göreli risk farkını</strong> ifade ediyor.</p>

<h2>30 yıllık takipte de ilişki görüldü</h2>

<p>Araştırmacılar aynı ilişkiyi İngiltere’deki EPIC-Norfolk kohortunda da değerlendirdi.</p>

<p>Bu grupta takip süresi 30 yıla kadar uzandı.</p>

<p>Kan ksilitol düzeyi en yüksek grupta büyük kardiyovasküler olay riski, en düşük gruba kıyasla <strong>yüzde 18 daha yüksek</strong> bulundu.</p>

<p>İki kohortun takip süreleri, yaş dağılımları ve diğer özellikleri birbirinden farklı olduğu için yüzde 57 ile yüzde 18’i doğrudan karşılaştırmak doğru değil.</p>

<p>Asıl dikkat çekici nokta, birbirinden farklı iki büyük toplum grubunda ilişkinin aynı yönde görülmesi.</p>

<h2>Kan ksilitol düzeyi arttıkça olay oranı da arttı</h2>

<p>Araştırmacılar yalnızca en yüksek ve en düşük grupları karşılaştırmadı.</p>

<p>Ara gruplar da değerlendirildiğinde, <strong>kan ksilitol düzeyi yükseldikçe kardiyovasküler olay oranının da arttığı kademeli bir ilişki</strong> görüldü.</p>

<p>İlişkinin yaş ve cinsiyet gibi temel özelliklerden bağımsız olarak benzer yönde seyrettiği; vücut kitle indeksi, hipertansiyon, diyabet ve lipid düzeyleri hesaba katıldıktan sonra da devam ettiği bildirildi.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrım var.</p>

<p>Bu sonuç:</p>

<p><strong>“Daha fazla ksilitol tükettikçe risk artıyor”</strong></p>

<p>anlamına gelmiyor.</p>

<p>Çünkü çalışmada tüketilen ksilitol miktarı değil, <strong>kandaki ksilitol konsantrasyonu</strong> ölçüldü.</p>

<h2>Peki ksilitol kalp krizi yapıyor mu?</h2>

<p>Şu anki kanıtlarla:</p>

<p><strong>Bunu söyleyemeyiz.</strong></p>

<p>Yeni çalışma gözlemsel.</p>

<p>Araştırmacılar insanların ne kadar ksilitol tükettiğini belirleyip onları rastgele gruplara ayırarak kalp krizi gelişimini karşılaştırmadı.</p>

<p>Bunun yerine kandaki ksilitol düzeyi ile yıllar sonraki kardiyovasküler olaylar arasındaki ilişkiye baktı.</p>

<p>Dolayısıyla bilimsel olarak en doğru sonuç:</p>

<p><strong>“Yüksek kan ksilitol düzeyi, daha yüksek kardiyovasküler olay riskiyle ilişkili bulundu.”</strong></p>

<p>şeklinde ifade edilmeli.</p>

<p><strong>“Ksilitol kalp krizine neden oldu”</strong> denmemeli.</p>

<h2>Kandaki ksilitol yüksekse çok fazla ksilitol tüketilmiş olmak zorunda mı?</h2>

<p>Hayır.</p>

<p>Araştırmanın yorumlanmasındaki en kritik noktalardan biri bu.</p>

<p>Ksilitol yalnızca yiyeceklerden alınan bir madde değil. İnsan vücudu da kendi metabolizması sırasında ksilitol üretebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle kandaki ksilitol düzeyi:</p>

<p><strong>“Bu kişi ne kadar ksilitollü sakız veya ürün tüketti?”</strong></p>

<p>sorusunun doğrudan cevabı değil.</p>

<p>Yüksek kan ksilitolünün bir kısmının metabolik durumla bağlantılı olması da mümkün.</p>

<p>Bu nedenle:</p>

<p><strong>yüksek kan ksilitolü = yüksek ksilitol tüketimi</strong></p>

<p>şeklinde basit bir denklem kurulamaz.</p>

<h2>2024 çalışması neden önemli?</h2>

<p>Ksilitol ile kalp-damar sistemi arasındaki tartışma 2026’da başlamadı.</p>

<p>2024 yılında <i>European Heart Journal</i>’da yayımlanan önceki araştırmada, kardiyovasküler açıdan daha yüksek risk taşıyan <strong>3 binden fazla kişinin</strong> verileri incelendi.</p>

<p>Bu çalışmada da yüksek kan ksilitol düzeyleri, üç yıllık dönemde büyük kardiyovasküler olayların daha sık görülmesiyle ilişkili bulundu.</p>

<p>Bağımsız doğrulama kohortunda en yüksek ksilitol grubunda riskin, en düşük gruba kıyasla düzeltilmiş analizlerde yaklaşık <strong>yüzde 57 daha yüksek</strong> olduğu bildirildi.</p>

<p>Yeni 2026 araştırmasının önemi ise benzer ilişkinin bu kez <strong>17 bin 710 kişilik daha büyük ve toplum temelli kohortlarda, çok daha uzun takip sürelerinde</strong> araştırılmış olması.</p>

<h2>Ksilitol trombositleri etkileyebilir mi?</h2>

<p>2024 araştırmasında yalnızca gözlemsel verilere bakılmadı.</p>

<p>Araştırmacılar insan trombositleri, kan örnekleri ve deneysel modeller üzerinde de ksilitolün etkilerini inceledi.</p>

<p>Bulgular, ksilitolün belirli deney koşullarında <strong>trombositlerin uyarılabilirliğini artırabildiğini ve trombüs oluşumunu kolaylaştırabilecek etkiler gösterebildiğini</strong> düşündürdü.</p>

<p>Trombositler damar yaralandığında kanamanın durdurulmasına yardımcı olan kan hücreleri.</p>

<p>Ancak aşırı veya uygunsuz şekilde aktive olduklarında damar içinde pıhtı oluşumuna katkıda bulunabiliyorlar.</p>

<p>Kalp damarını tıkayan bir pıhtı kalp krizine, beyin damarını tıkayan bir pıhtı ise inmeye yol açabilir.</p>

<p>Bu nedenle mekanistik bulgular, gözlemsel ilişki için biyolojik olarak olası bir açıklama sunuyor.</p>

<h2>10 sağlıklı gönüllüye 30 gram ksilitol verildi</h2>

<p>2024 araştırmasının küçük insan deneyinde <strong>10 sağlıklı gönüllü</strong> değerlendirildi.</p>

<p>Katılımcılara suda çözünmüş <strong>30 gram ksilitol</strong> verildi.</p>

<p>Kan ksilitol düzeyinin yaklaşık 30 dakika içinde çok büyük ölçüde yükseldiği ve aynı dönemde trombositlerin bazı uyarıcılara verdiği yanıtın arttığı bildirildi.</p>

<p>Ancak deney yalnızca <strong>10 kişiyle</strong> gerçekleştirildi.</p>

<p>Ayrıca bu bölümde kalp krizi veya inme gibi klinik sonuçlar araştırılmadı.</p>

<p>Dolayısıyla çalışma:</p>

<p><strong>“30 gram ksilitol kalp krizine neden olur”</strong></p>

<p>sonucunu göstermiyor.</p>

<p>Yalnızca kısa süreli metabolik ve trombosit yanıtları değerlendirildi.</p>

<h2>2024 çalışmasının yorumlanması tartışıldı</h2>

<p>Bu mekanistik bulgular bilimsel açıdan ilgi çekici olsa da çalışmanın yorumlanmasına yönelik eleştiriler de yayımlandı.</p>

<p><i>European Heart Journal</i>’da yer alan bilimsel değerlendirmelerde, oral ksilitol deneyinin yalnızca <strong>10 kişiyle yapılması</strong>, plasebo kontrol grubunun bulunmaması ve trombosit yanıtının sınırlı zaman noktalarında değerlendirilmesi önemli sınırlılıklar arasında gösterildi.</p>

<p>Ayrıca açlık kanındaki ksilitol düzeylerinin yalnızca tüketimi değil, <strong>vücudun kendi ksilitol üretimini ve altta yatan metabolik süreçleri de yansıtabileceği</strong> vurgulandı.</p>

<p>Bu nedenle mevcut kanıtlarla:</p>

<p><strong>“Ksilitol tüketimi doğrudan kalp krizi ve inmeye neden olur”</strong></p>

<p>şeklinde bir nedensellik ilişkisi kurulamaz.</p>

<h2>Ksilitol kandan hızla temizleniyor</h2>

<p>2024 çalışmasında 30 gram ksilitol tüketiminin ardından kandaki düzeyler hızla yükseldi.</p>

<p>Ancak daha sonra belirgin şekilde azaldı ve birkaç saat içinde başlangıca yakın değerlere geriledi.</p>

<p>Bu durum önemli bir soruyu gündeme getiriyor:</p>

<p>Uzun süreli açlık kan örneklerinde ölçülen ksilitol düzeylerinin ne kadarı beslenmeyle, ne kadarı vücudun kendi metabolik üretimiyle açıklanıyor?</p>

<p>Bu sorunun kesin yanıtı henüz bilinmiyor.</p>

<p>Dolayısıyla uzun dönem gözlemsel çalışmalardaki kan ksilitol düzeylerini doğrudan günlük sakız veya tatlandırıcı tüketiminin göstergesi olarak yorumlamak doğru değil.</p>

<h2>Sakız çiğnemeyi bırakmalı mıyız?</h2>

<p>Mevcut veriler böyle kesin bir öneriyi desteklemiyor.</p>

<p>Yeni araştırma belirli bir miktarda ksilitollü sakız tüketmenin kalp krizi veya inmeye yol açtığını göstermedi.</p>

<p>Ürünlerde bulunan ksilitol miktarı da önemli ölçüde değişebiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla:</p>

<p><strong>“Ksilitollü sakız tehlikelidir”</strong></p>

<p>şeklinde genel bir sonuca varmak için yeterli kanıt yok.</p>

<p>Bununla birlikte yeni uzun dönem sonuçlar ve önceki mekanistik çalışmalar, özellikle <strong>yüksek miktarlarda gıda katkısı olarak kullanılan ksilitolün uzun dönem kardiyovasküler güvenliğinin daha ayrıntılı araştırılması gerektiğini</strong> gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Peki diş macunundaki ksilitol?</h2>

<p>Ksilitol bazı diş macunları ve ağız bakım ürünlerinde de bulunuyor.</p>

<p>Ancak diş macununun kullanım biçimiyle gram düzeyinde ksilitol içeren yiyecek veya içeceklerin tüketilmesi aynı maruziyet değil.</p>

<p>Ağız bakım ürünleri genellikle yutulmak amacıyla kullanılmıyor ve alınan sistemik miktar çok daha düşük olabilir.</p>

<p>Bu nedenle mevcut araştırmalar:</p>

<p><strong>“Ksilitol içeren diş macunlarını kullanmayın”</strong></p>

<p>şeklinde bir öneriyi desteklemiyor.</p>

<h2>“Şekersiz” etiketi otomatik olarak “daha sağlıklı” anlamına gelir mi?</h2>

<p>Hayır.</p>

<p>Bir ürünün şekersiz olması, o ürünün genel olarak sağlıklı olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Ürünün sağlık açısından değerlendirilmesinde:</p>

<ul>
 <li>toplam besin içeriği,</li>
 <li>kullanılan tatlandırıcının türü,</li>
 <li>porsiyon miktarı,</li>
 <li>enerji içeriği,</li>
 <li>yağ miktarı,</li>
 <li>lif miktarı,</li>
 <li>işlenme derecesi</li>
</ul>

<p>gibi birçok unsur birlikte değerlendirilmeli.</p>

<p>Aynı şekilde ksilitolle ilgili yeni bulgular:</p>

<p><strong>“O halde normal şeker daha sağlıklı”</strong></p>

<p>şeklinde de yorumlanmamalı.</p>

<p>Yüksek miktarda serbest şeker tüketiminin obezite, diş çürüğü ve çeşitli metabolik sorunlarla ilişkili olduğuna dair güçlü kanıtlar bulunuyor.</p>

<p>Bilimsel soru birini diğerinin otomatik olarak “iyi” alternatifi ilan etmekten çok, farklı tatlandırıcıların uzun dönem sağlık etkilerini ayrı ayrı belirlemek.</p>

<h2>Eritritol de daha önce gündeme gelmişti</h2>

<p>Ksilitol tek başına araştırılan bir şeker alkolü değil.</p>

<p>Aynı araştırma grubu daha önce <strong>eritritol</strong> adı verilen başka bir şeker alkolünün yüksek kan düzeyleri ile kardiyovasküler olaylar arasında ilişki gösterdiğini bildirmişti.</p>

<p>Bu çalışmalar, özellikle yüksek miktarlarda kullanılan şeker alkollerinin uzun dönem kardiyovasküler güvenliğine ilişkin bilimsel ilgiyi artırdı.</p>

<p>Ancak ksilitol ve eritritol aynı madde değil.</p>

<p>Birine ilişkin bulgular diğerine otomatik olarak genellenemez.</p>

<h2>Yeni çalışmanın en büyük sınırlaması ne?</h2>

<p>2026 verilerinin en önemli sınırlaması araştırmanın <strong>gözlemsel</strong> olması.</p>

<p>Bu nedenle başka faktörlerin hem kandaki ksilitol düzeyini hem de kalp-damar riskini etkiliyor olması mümkün.</p>

<p>Araştırmacılar çok sayıda bilinen kardiyovasküler risk faktörünü istatistiksel olarak hesaba katmış olsa da gözlemsel çalışmalarda ölçülmeyen veya bilinmeyen karıştırıcı faktörlerin tamamen ortadan kaldırılması mümkün değil.</p>

<p>Ayrıca çalışmada ölçülen değer <strong>kan ksilitol düzeyi</strong>.</p>

<p>Katılımcıların ksilitollü sakız, yiyecek veya içeceklerden ne kadar ksilitol tükettiği doğrudan ölçülerek klinik sonuçlarla karşılaştırılmadı.</p>

<p>Bir diğer önemli nokta da yeni sonuçların <strong>ESC Congress 2026’da sunulmuş kongre verileri</strong> olması.</p>

<p>Tam yöntem ve sonuçların hakem değerlendirmesinden geçmiş bilimsel makale olarak yayımlanması, bulguların gücünün daha ayrıntılı değerlendirilmesi açısından önemli olacak.</p>

<h2>Araştırmanın en önemli mesajı ne?</h2>

<p>Bugünkü kanıtlarla söylenebilecek en güvenli sonuç şu:</p>

<p><strong>Kanında daha yüksek ksilitol düzeyi bulunan kişilerde büyük kardiyovasküler olayların daha sık görüldüğüne ilişkin yeni uzun dönem gözlemsel veriler bulunuyor. Önceki deneysel çalışmalar da ksilitolün belirli koşullarda trombosit aktivitesini artırabileceğine ilişkin biyolojik bir mekanizma ortaya koyuyor.</strong></p>

<p>Ancak mevcut araştırmalar:</p>

<p><strong>ksilitollü sakızın kalp krizine neden olduğunu kanıtlamıyor,</strong></p>

<p><strong>yüksek kan ksilitolünün mutlaka yüksek ksilitol tüketimi anlamına geldiğini göstermiyor,</strong></p>

<p><strong>ksilitol tüketimi arttıkça kalp krizi riskinin belirli oranda arttığını kanıtlamıyor,</strong></p>

<p><strong>normal şekerin daha sağlıklı olduğunu göstermiyor,</strong></p>

<p><strong>ksilitol içeren diş macunlarının bırakılması gerektiğini göstermiyor.</strong></p>

<p>Yeni bulguların asıl mesajı, yaygın kullanılan bu şeker alkolünün ve kandaki yüksek ksilitol düzeylerinin <strong>kardiyovasküler sağlık açısından daha ayrıntılı araştırılması gerektiği.</strong></p>

<h1>Kaynaklar</h1>

<ul>
 <li>European Society of Cardiology — ESC Congress 2026, ksilitol ve kardiyovasküler olaylar araştırması</li>
 <li>ESC 365 — CLSA ve EPIC-Norfolk kohortlarında ksilitol ve kardiyovasküler olaylar analizi</li>
 <li>European Heart Journal — Ksilitol, trombosit aktivitesi ve kardiyovasküler risk araştırması, 2024</li>
 <li>European Heart Journal — Ksilitol araştırmasının metodolojisi ve yorumuna ilişkin bilimsel değerlendirme</li>
 <li>Cleveland Clinic — Ksilitol ve kardiyovasküler risk araştırmasına ilişkin açıklama</li>
 <li>Canadian Longitudinal Study on Aging</li>
 <li>EPIC-Norfolk Study</li>
</ul>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sakizdaki-ksilitol-kalp-krizi-riskini-artiriyor-mu-17-bin-kisilik-arastirma-ne-gosterdi</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/ksilitol-kalp-krizi.webp" type="image/jpeg" length="83282"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir Portakal Yemekle Suyunu İçmek Aynı Şey mi? Bilim Ne Gösteriyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bir-portakal-yemekle-suyunu-icmek-ayni-sey-mi-bilim-ne-gosteriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bir-portakal-yemekle-suyunu-icmek-ayni-sey-mi-bilim-ne-gosteriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir portakalı yemekle suyunu içmek, aynı meyveyi tüketmenin iki farklı yolu gibi görünebilir. Ancak meyvenin fiziksel yapısının değişmesi, lif miktarının azalabilmesi ve sıvı halde daha hızlı ve daha fazla tüketilebilmesi; özellikle tokluk ve toplam enerji alımı açısından önemli farklar oluşturabiliyor. Bilimsel araştırmalar günlük beslenmede bütün meyveyi öne çıkarırken, yüzde 100 meyve suyunun şeker eklenmiş meyveli içeceklerle aynı kabul edilmemesi gerektiğini de gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2>Bir portakal yemekle suyunu içmek aynı şey mi?</h2>

<p>Kahvaltı sofralarının en tanıdık görüntülerinden biri bir bardak portakal suyu.</p>

<p>Peki birkaç portakalın suyunu sıkıp içmek ile bir portakalı bütün olarak yemek beslenme açısından gerçekten aynı sonucu mu oluşturuyor?</p>

<p>Her ikisi de meyveden geliyor. Vitaminler, doğal şekerler ve çeşitli bitkisel bileşikler içeriyor.</p>

<p>Ancak beslenme biliminde yalnızca bir gıdanın <strong>hangi maddeleri içerdiği</strong> değil, o gıdanın <strong>hangi fiziksel biçimde tüketildiği</strong> de önem taşıyor.</p>

<p>Meyveyi bütün halde yemek; çiğneme, lifli yapı, tüketim süresi ve tokluk açısından meyve suyundan farklı bir deneyim oluşturuyor.</p>

<p>Bu nedenle mevcut bilimsel kanıtların genel yönü günlük beslenmede <strong>bütün meyvenin öncelikli tercih edilmesi</strong> yönünde.</p>

<h2>Meyvenin önemli avantajlarından biri lifli yapısı</h2>

<p>Elma, armut, portakal veya şeftali gibi meyveler bütün olarak tüketildiğinde meyvenin lifli yapısının önemli bölümü korunuyor.</p>

<p>Meyve suyu hazırlanırken ise kullanılan yönteme bağlı olarak meyvenin posasının ve lifinin önemli bir bölümü ayrılabiliyor.</p>

<p>Bu fark yalnızca bağırsak sağlığı açısından önemli değil.</p>

<p>Meyvenin bütün halde tüketilmesi daha fazla çiğneme gerektiriyor, tüketim süresini uzatıyor ve bazı araştırmalarda daha yüksek tokluk hissiyle ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Bir başka önemli fark da miktar.</p>

<p>Bir kişinin kısa sürede üç veya dört portakal yemesi zor olabilirken aynı miktardaki meyvenin suyunu birkaç dakika içinde içmek çok daha kolay olabilir.</p>

<p>Bu durum özellikle büyük porsiyonlarda toplam enerji alımının fark edilmeden artmasını kolaylaştırabilir.</p>

<h2>Bütün elma daha fazla tokluk sağladı</h2>

<p>Meyvenin fiziksel biçiminin tokluk üzerindeki etkisini araştıran kontrollü deneylerden birinde <strong>58 yetişkin</strong> incelendi.</p>

<p>Katılımcılara farklı zamanlarda bütün elma, elma püresi veya elma suyu verildi ve ardından yedikleri öğün değerlendirildi.</p>

<p>Araştırmada bütün elmanın, meyve suyuna göre daha yüksek tokluk hissi oluşturduğu görüldü.</p>

<p>Öğünden önce bütün elma tüketildiğinde toplam öğün enerji alımı, kontrol koşuluna göre yaklaşık <strong>yüzde 15 daha düşük</strong> bulundu.</p>

<p>Bu sonuç, aynı meyvenin benzer enerji içeriğiyle farklı biçimlerde tüketilmesinin bile tokluk üzerinde aynı sonucu oluşturmayabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak çalışma kısa süreli ve sınırlı sayıda katılımcıyla gerçekleştirildi.</p>

<p>Dolayısıyla bu deneyden “bütün meyve yemek uzun vadede kesin olarak kilo verdirir” sonucu çıkarılamaz.</p>

<h2>Büyük araştırmalar diyabet açısından da farklı bir tablo gösteriyor</h2>

<p>Bütün meyve ve meyve suyu tüketimi ile tip 2 diyabet arasındaki ilişki büyük prospektif çalışmalarla da incelendi.</p>

<p><i>The BMJ</i>'de yayımlanan geniş kapsamlı araştırmada yaklaşık <strong>187 bin kişinin</strong> uzun dönemli verileri değerlendirildi.</p>

<p>Takip süresince 12 binden fazla kişide tip 2 diyabet gelişti.</p>

<p>Araştırmada daha fazla bütün meyve tüketimi genel olarak daha düşük tip 2 diyabet riskiyle ilişkili bulunurken, daha fazla meyve suyu tüketimi daha yüksek riskle ilişkilendirildi.</p>

<p>Ancak bu çalışma gözlemsel nitelikteydi.</p>

<p>Dolayısıyla sonuç:</p>

<p><strong>“Meyve suyu diyabete neden olur”</strong></p>

<p>şeklinde yorumlanamaz.</p>

<p>Beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite, vücut ağırlığı ve yaşam tarzının diğer unsurları sonuçları etkileyebilir.</p>

<p>Ayrıca söz konusu araştırmanın yayımlanmasının ardından bazı hesaplamaları etkileyen bir kodlama hatası için düzeltme yayımlandı. Araştırmanın temel sonucu değişmese de bu nedenle tek tek yüzdelik risk değerlerinden ziyade genel ilişkiyi dikkate almak daha güvenli.</p>

<h2>Yüzde 100 meyve suyu ile meyveli içecek aynı değil</h2>

<p>Meyve suyu konusunda en önemli ayrımlardan biri ürünün gerçekten <strong>yüzde 100 meyve suyu</strong> olup olmadığı.</p>

<p>2025 yılında yayımlanan prospektif kohort çalışmalarının meta-analizinde yüzde 100 meyve suyu ile yüzde 100 olmayan meyve suyu ve meyveli içecekler ayrı değerlendirildi.</p>

<p>Analizde <strong>yüzde 100 meyve suyu tüketimi ile tip 2 diyabet riski arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı.</strong></p>

<p>Buna karşılık yüzde 100 olmayan meyve suları ve meyveli içeceklerin daha fazla tüketimi daha yüksek tip 2 diyabet riskiyle ilişkili bulundu.</p>

<p>Bu sonuç önemli bir ayrımı ortaya koyuyor:</p>

<p><strong>Yüzde 100 meyve suyu ile ilave şeker içerebilen meyveli içecekler bilimsel olarak aynı kategoride değerlendirilmemeli.</strong></p>

<p>Ancak yüzde 100 meyve suyunda anlamlı risk artışı bulunmaması, meyve suyunun bütün meyveyle beslenme açısından tamamen eşdeğer olduğu anlamına da gelmiyor.</p>

<h2>Meyve suyu kan şekerini mutlaka daha fazla mı yükseltiyor?</h2>

<p>Meyve suyu hakkındaki en yaygın iddialardan biri kan şekerini bütün meyveye göre mutlaka çok daha fazla yükselttiği.</p>

<p>Bilimsel veriler ise bu konuda daha temkinli olunması gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>2025 yılında yayımlanan küçük bir randomize çapraz çalışmada iyi kontrollü tip 2 diyabeti bulunan <strong>15 kişi</strong> incelendi.</p>

<p>Katılımcılar standart bir kahvaltının yanında farklı günlerde yüzde 100 portakal suyu, benzer miktarda şeker içeren bütün portakal parçaları veya şekerle tatlandırılmış portakal aromalı içecek tüketti.</p>

<p>Dört saatlik takipte gruplar arasında toplam kan şekeri ve insülin yanıtlarında anlamlı farklılık görülmedi.</p>

<p>Bu sonuç:</p>

<p><strong>“Meyve suyu her durumda bütün meyveden çok daha yüksek kan şekeri oluşturur”</strong></p>

<p>şeklindeki kesin bir genellemeyi desteklemiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak çalışma yalnızca 15 kişiyle gerçekleştirildi ve tek bir öğün sonrasındaki kısa süreli metabolik yanıtı değerlendirdi.</p>

<p>Dolayısıyla uzun dönemli sağlık sonuçlarını göstermiyor.</p>

<h2>Kilo açısından durum nasıl?</h2>

<p>Meyve suyu tüketiminin vücut ağırlığıyla ilişkisi de kapsamlı araştırmaların konusu oldu.</p>

<p><i>JAMA Pediatrics</i>'te yayımlanan sistematik derleme ve meta-analizde toplam <strong>42 çalışma</strong> değerlendirildi.</p>

<p>Analize <strong>45 binden fazla çocuk</strong> ve yaklaşık <strong>268 bin yetişkinin</strong> verileri dahil edildi.</p>

<p>Çocuklarda günde her ek bir porsiyon yüzde 100 meyve suyu tüketimi, zaman içerisinde <strong>çok küçük ancak istatistiksel olarak anlamlı bir beden kitle indeksi artışıyla</strong> ilişkili bulundu.</p>

<p>Yetişkinlerde ise sonuç daha karmaşıktı.</p>

<p>Gözlemsel araştırmalardaki ilişki toplam enerji alımının hesaba katılıp katılmamasına göre değişti.</p>

<p>Yetişkinlerde gerçekleştirilen randomize çalışmalar bir arada değerlendirildiğinde ise yüzde 100 meyve suyunun vücut ağırlığını anlamlı biçimde artırdığı gösterilemedi.</p>

<p>Bu nedenle bilimsel sonuç:</p>

<p><strong>“Meyve suyu içen herkes kilo alır”</strong></p>

<p>değil.</p>

<p>Daha doğru mesaj, özellikle büyük ve sık tüketilen porsiyonların günlük toplam enerji alımına katkısının göz önünde bulundurulması gerektiği.</p>

<h2>Meyve suyu besin değeri açısından tamamen değersiz mi?</h2>

<p>Hayır.</p>

<p>Yüzde 100 meyve suyu; C vitamini, potasyum, karotenoidler, polifenoller ve meyvenin türüne göre farklı biyoaktif bileşikler sağlayabilir.</p>

<p>Bu nedenle yüzde 100 meyve suyunu şeker eklenmiş gazlı veya meyveli içeceklerle birebir aynı kabul etmek doğru değil.</p>

<p>Ayrıca 2017 yılında yayımlanan ve <strong>18 randomize kontrollü araştırmayı</strong> değerlendiren bir meta-analizde yüzde 100 meyve suyu tüketiminin açlık glukozu, açlık insülini, insülin direnci göstergeleri veya HbA1c üzerinde anlamlı olumsuz etki oluşturduğu gösterilemedi.</p>

<p>Dolayısıyla bilimsel tartışmanın merkezindeki soru:</p>

<p><strong>“Meyve suyu zararlı mı?”</strong></p>

<p>olmamalı.</p>

<p>Daha anlamlı soru:</p>

<p><strong>“Günlük beslenmede bütün meyvenin yerine meyve suyu koymak doğru mu?”</strong></p>

<p>Mevcut kanıtların genel yönü bu soruya <strong>bütün meyve lehine</strong> yanıt veriyor.</p>

<h2>Taze sıkılmış olması farkı ortadan kaldırıyor mu?</h2>

<p>Evde taze sıkılan meyve suyunda ilave şeker veya bazı paketli ürünlerde bulunabilecek başka bileşenler olmayabilir.</p>

<p>Ancak taze sıkılmış olması meyvenin fiziksel yapısının değişmediği anlamına gelmez.</p>

<p>Üç portakalı bütün halde yemek ile üç portakalın suyunu birkaç dakika içinde içmek aynı tüketim biçimi değildir.</p>

<p>Bütün meyve daha fazla çiğneme gerektirir ve lifli yapının daha büyük bölümünü korur.</p>

<p>Bu nedenle:</p>

<p><strong>“Evde sıktım, o halde meyvenin kendisiyle tamamen aynı”</strong></p>

<p>düşüncesi beslenme açısından doğru değildir.</p>

<h2>Smoothie ile meyve suyu aynı şey mi?</h2>

<p>Tam olarak değil.</p>

<p>Blenderda bütün meyve kullanılarak ve posası atılmadan hazırlanan smoothie'de meyvenin lifinin daha büyük bölümü içeceğin içinde kalabilir.</p>

<p>Ancak meyvenin fiziksel yapısı yine parçalanır ve sıvı veya yarı sıvı hale geldiğinde daha büyük miktarlarda tüketilmesi kolaylaşabilir.</p>

<p>Ayrıca smoothie'ye bal, şurup, meyve suyu veya başka enerji içeren malzemeler eklenmesi toplam kalori miktarını önemli ölçüde artırabilir.</p>

<p>Bu nedenle bir ürünün “smoothie” olarak adlandırılması tek başına sağlıklı olduğu anlamına gelmez.</p>

<h2>Çocuklarda neden daha dikkatli olunmalı?</h2>

<p>Meyve suyu tüketiminde özellikle dikkat edilmesi gereken gruplardan biri çocuklar.</p>

<p>Bir bardak meyve suyunun sağladığı enerji, küçük bir çocuğun günlük enerji ihtiyacının yetişkinlere kıyasla daha büyük bir bölümünü oluşturabilir.</p>

<p><i>JAMA Pediatrics</i> meta-analizinde de yüzde 100 meyve suyu tüketimi ile beden kitle indeksi arasındaki küçük ilişkinin özellikle çocuklarda dikkate alınması gerektiği görüldü.</p>

<p>Bu nedenle çocukların meyveyi mümkün olduğunca bütün haliyle tüketmeye alışması önemli.</p>

<p>Meyve suyu, suyun veya bütün meyvenin rutin alternatifi haline getirilmemeli.</p>

<h2>Peki hangisini tercih etmeli?</h2>

<p>Mevcut bilimsel kanıtların bütünü değerlendirildiğinde günlük beslenmede öncelikli tercih <strong>bütün meyve</strong> olmalı.</p>

<p>Bunun nedeni meyve suyunun mutlaka zararlı olması değil.</p>

<p>Bütün meyve;</p>

<ul>
 <li>lifli yapısını daha fazla korur,</li>
 <li>daha fazla çiğneme gerektirir,</li>
 <li>bazı çalışmalarda daha yüksek tokluk sağlar,</li>
 <li>tek seferde çok miktarda tüketilmesi daha zordur.</li>
</ul>

<p>Yüzde 100 meyve suyu ise dengeli bir beslenmenin parçası olabilir.</p>

<p>Ancak bütün meyvenin birebir karşılığı olarak görülmemeli ve tüketilen miktar göz ardı edilmemeli.</p>

<h2>Sonuç: Meyvenin yalnız içeriği değil, tüketim biçimi de önemli</h2>

<p>Bir elma ile elma suyu veya bir portakal ile portakal suyu benzer vitamin ve bitkisel bileşikler sağlayabilir.</p>

<p>Ancak bütün meyvenin lifli yapısı, çiğneme gerektirmesi, tüketim hızı ve tokluk üzerindeki etkileri nedeniyle iki tüketim biçiminin beslenme açısından tamamen eşdeğer kabul edilmesi doğru değil.</p>

<p>Günlük yaşam için bilimsel kanıtlarla en uyumlu mesaj şu:</p>

<p><strong>Meyveyi mümkün olduğunca bütün haliyle tüketmek daha avantajlı bir tercih.</strong></p>

<p>Bununla birlikte mevcut araştırmalar yüzde 100 meyve suyunu “zararlı içecek” olarak tanımlamayı veya tek başına diyabet ve kilo artışının nedeni olarak göstermeyi desteklemiyor.</p>

<p>Asıl belirleyici unsurlar; <strong>miktar, tüketim sıklığı, ürünün yüzde 100 meyve suyu olup olmadığı ve kişinin genel beslenme düzeni.</strong></p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<p><i>Appetite</i> — <i>The Effect of Fruit in Different Forms on Energy Intake and Satiety at a Meal</i></p>

<p><i>The BMJ</i> — <i>Fruit Consumption and Risk of Type 2 Diabetes: Results From Three Prospective Longitudinal Cohort Studies</i></p>

<p><i>The American Journal of Medicine</i> — <i>Consumption of Fruit Juice and Risk of Type 2 Diabetes Mellitus: A Systematic Review and Meta-Analysis of Prospective Cohort Studies</i></p>

<p><i>European Journal of Clinical Nutrition</i> — <i>Acute Glycaemic Response of Orange Juice Consumption With Breakfast in Individuals With Type 2 Diabetes: A Randomized Cross-Over Trial</i></p>

<p><i>JAMA Pediatrics</i> — <i>Consumption of 100% Fruit Juice and Body Weight in Children and Adults: A Systematic Review and Meta-Analysis</i></p>

<p><i>Journal of Nutritional Science</i> — <i>100% Fruit Juice and Measures of Glucose Control and Insulin Sensitivity: A Systematic Review and Meta-Analysis of Randomised Controlled Trials</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bir-portakal-yemekle-suyunu-icmek-ayni-sey-mi-bilim-ne-gosteriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/meyve-mi-suyu-mu.webp" type="image/jpeg" length="22682"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Güneşe Çıkarken Göz Sağlığını Korumak İçin Alınması Gereken Önlemler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gunese-cikarken-goz-sagligini-korumak-icin-alinmasi-gereken-onlemler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gunese-cikarken-goz-sagligini-korumak-icin-alinmasi-gereken-onlemler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[UV ışınları yalnızca cildi değil, gözleri de etkileyebilir. Uzun süreli maruziyet; kornea tahrişi, katarakt riski ve retinada hasar gibi sorunlarla ilişkilendiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>UV Işınları Göze Zarar Verir mi? Güneşte En Çok Atlanan Risk</p>

<p>Ultraviyole ışınları, yani güneşten gelen görünmez yüksek enerjili ışık, göz dokularına zarar verebilir. Kısa süreli yoğun maruziyet korneada yanık benzeri tahrişe yol açarken, yıllar içinde biriken UV etkisi katarakt ve bazı retina sorunlarıyla ilişkilendirilmektedir.</p>

<p>Gözler güneşe doğrudan bakılmasa bile UV ışınlarından etkilenebilir. Su, kum, kar, beton ve açık renkli yüzeyler ışınları yansıtarak göze ulaşan dozu artırabilir.</p>

<p>UV Işığı Gözde Ne Yapar?</p>

<p>UV ışınları gözün en ön tabakası olan korneayı, göz merceğini ve bazı durumlarda retinayı etkileyebilir. Kornea, gözün saydam dış penceresi gibi çalışır; yoğun UV maruziyetinde burada ağrı, batma, sulanma ve ışığa hassasiyet gelişebilir.</p>

<p>Bu tablo halk arasında “göz yanığı” gibi tarif edilir. Tıpta fotokeratit adı verilen bu durum, özellikle deniz, kayak, yüksek rakım ve açık alanda uzun süre kalma sonrası görülebilir.</p>

<p>Katarakt Riski Neden Artar?</p>

<p>Katarakt, göz merceğinin saydamlığını kaybetmesiyle oluşur. Yaşlanma en önemli etkendir; ancak uzun yıllar korunmasız UV maruziyeti, mercekteki hasar birikimini artırabilen çevresel faktörlerden biri kabul edilir.</p>

<p>Bu nedenle güneş gözlüğü yalnızca konfor için değil, uzun vadeli göz sağlığı için de önemlidir. Koruyucu gözlük kullanımının düzenli olması, özellikle açık havada çalışanlar ve sık güneşe çıkanlar için daha belirgin değer taşır.</p>

<p>Güneş Gözlüğünde Nelere Bakılmalı?</p>

<p>Güneş gözlüğünün koyu renkli olması tek başına yeterli değildir. Asıl önemli nokta, camın UV-A ve UV-B ışınlarına karşı koruma sağlamasıdır. UV-A daha derine ulaşabilen, UV-B ise yüzey dokularda daha güçlü etki gösterebilen ultraviyole türleri olarak bilinir.</p>

<p>Üzerinde tam UV koruması belirtilen gözlükler tercih edilmelidir. Büyük camlı ve yüzü yandan da örten modeller, çevreden gelen yansımaya karşı daha iyi koruma sağlayabilir.</p>

<p>Çocukların Gözleri Daha Hassas Olabilir</p>

<p>Çocuklar açık havada daha uzun zaman geçirebilir ve göz mercekleri bazı UV ışınlarını yetişkinlere göre daha fazla geçirebilir. Bu nedenle çocuklarda siperlikli şapka ve UV korumalı güneş gözlüğü birlikte düşünülmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Koruma alışkanlığının erken yaşta kazanılması, ilerleyen yıllarda göz sağlığı açısından yararlı bir davranış haline gelir.</p>

<p>Hangi Belirtilerde Dikkat Edilmeli?</p>

<p>Güneş sonrası gözde şiddetli ağrı, batma, kızarıklık, bulanık görme, ışığa bakamama veya yoğun sulanma varsa göz hekimine başvurmak gerekir. Bu belirtiler kornea tahrişi, enfeksiyon ya da başka bir göz hastalığıyla karışabilir.</p>

<p>Güneşe ya da tutulma gibi güçlü ışık kaynaklarına doğrudan bakmak ise retina açısından ciddi risk oluşturabilir. Retina, gözün arka kısmında görüntüyü algılayan hassas tabakadır ve burada oluşan hasar bazen kalıcı görme sorunlarına neden olabilir.</p>

<p>Gözleri Korumak İçin Basit Önlemler</p>

<p>UV korumalı güneş gözlüğü kullanmak, geniş siperlikli şapka takmak, güneşin dik geldiği saatlerde gölgede kalmak ve çocukların gözlerini korumak en temel önlemler arasında yer alır.</p>

<p>Kontakt lens kullanan kişilerde bazı lensler UV filtresi içerse de bu koruma tüm gözü kaplamaz. Bu nedenle lens kullananların da güneş gözlüğü kullanması önerilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Cleveland Clinic Health Essentials, UV ışığı ve göz sağlığı bilgilendirmesi<br />
2. American Academy of Ophthalmology, ultraviyole ışınları ve göz hastalıkları rehberi<br />
3. World Health Organization, ultraviyole radyasyon ve sağlık etkileri değerlendirmesi<br />
4. National Eye Institute, katarakt ve göz koruma bilgilendirmesi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gunese-cikarken-goz-sagligini-korumak-icin-alinmasi-gereken-onlemler</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 15:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9502.jpeg" type="image/jpeg" length="58018"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İzmir’de Görev Yapan Dr. Selçuk Sönmez Kukul Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/izmirde-gorev-yapan-dr-selcuk-sonmez-kukul-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/izmirde-gorev-yapan-dr-selcuk-sonmez-kukul-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Konak 28 Nolu Göztepe Aile Sağlığı Merkezi’nde görev yapan Dr. Selçuk Sönmez Kukul hayatını kaybetti. Trabzon’un Beşikdüzü ilçesine bağlı Vardallı Mahallesi’nden olduğu bildirilen Kukul’un vefatı, ailesi, meslektaşları ve sağlık camiasında üzüntüyle karşılandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>İzmir Konak 28 Nolu Göztepe Aile Sağlığı Merkezi’nde görev yapan Dr. Selçuk Sönmez Kukul’un vefatı, ailesi, meslektaşları, hastaları ve sevenleri tarafından üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Trabzon’un Beşikdüzü ilçesine bağlı Vardallı Mahallesi’nden olduğu bildirilen Kukul’un, emekli öğretmen Yusuf Kukul’un oğlu olduğu öğrenildi.</p>

<p>Dr. Selçuk Sönmez Kukul için cenaze namazının 31 Ağustos 2026 Pazartesi günü ikindi namazına müteakip Beşikdüzü Merkez Eski Camii önünde kılınacağı duyuruldu.</p>

<p>Cenaze namazının ardından Kukul’un son yolculuğuna uğurlanması bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/izmirde-gorev-yapan-dr-selcuk-sonmez-kukul-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 13:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9495.jpeg" type="image/jpeg" length="66066"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’a İtalya’dan Sürpriz Takas Formülü: Torreira’ya Karşılık Gudmundsson]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/galatasaraya-italyadan-surpriz-takas-formulu-torreiraya-karsilik-gudmundsson</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/galatasaraya-italyadan-surpriz-takas-formulu-torreiraya-karsilik-gudmundsson" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray ile Fiorentina arasındaki Lucas Torreira görüşmelerinde sürpriz bir formül gündeme geldi. İtalyan basını, Albert Gudmundsson’un sarı-kırmızılılara gidebileceği karşılıklı kiralama seçeneğinin değerlendirildiğini yazdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’da transfer döneminin son saatlerine girilirken Lucas Torreira dosyasında İtalya’dan dikkat çekici bir gelişme geldi.</p>

<p>Fiorentina’nın eski futbolcusunu yeniden kadrosuna katmak için temaslarını sürdürdüğü bilinirken, görüşmelerde bu kez Albert Gudmundsson ismi gündeme geldi.</p>

<p>İtalyan transfer sitesi TuttomercatoWeb’in edindiği bilgiye göre tarafların değerlendirdiği seçeneklerden biri, Torreira ile Gudmundsson’un karşılıklı olarak kiralanması.</p>

<p>Torreira’ya karşılık Gudmundsson formülü</p>

<p>Fiorentina, daha önce 2021-2022 sezonunda formasını giyen Torreira’yı yeniden Floransa’ya götürmek istiyor.</p>

<p>Transferin ilk aşamalarında satın alma opsiyonlu kiralama formülü üzerinde durulurken son saatlerde masaya farklı bir ihtimal geldi.</p>

<p>TuttomercatoWeb’e göre Fiorentina ile Galatasaray arasında Torreira-Gudmundsson takasını içeren karşılıklı kiralama modeli değerlendiriliyor. Fiorentina’ya yakın LaViola ve FirenzeViola da yeni formülü İtalya’daki transfer akışına taşıdı.</p>

<p>Gudmundsson Galatasaray’a gelebilir</p>

<p>Bu formül gerçekleşirse Torreira Fiorentina’ya dönerken, İzlandalı hücum oyuncusu Albert Gudmundsson İstanbul’un yolunu tutacak.</p>

<p>28 yaşındaki futbolcu hücum hattında farklı pozisyonlarda görev yapabilmesi nedeniyle dikkat çekiyor.</p>

<p>Galatasaray açısından Gudmundsson ihtimalini daha önemli hale getiren nokta ise oyuncuya yönelik sarı-kırmızılı ilginin yalnızca takas haberinde ortaya çıkmamış olması.</p>

<p>İtalyan gazeteci Orazio Accomando da Galatasaray’ın son saatlerde Gudmundsson için güçlü şekilde devreye girdiğini bildirdi.</p>

<p>Galatasaray, Lazio’ya rakip oldu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gudmundsson için Galatasaray’ın karşısındaki en önemli rakiplerden biri Lazio.</p>

<p>İtalyan ekibinin Fiorentina ile oyuncunun transferi konusunda görüşmeler yürüttüğü ve bir dönem anlaşmaya oldukça yaklaştığı belirtiliyordu.</p>

<p>Ancak İtalya’dan gelen son haberlerde Galatasaray’ın devreye girmesinin ardından Lazio cephesindeki sürecin yavaşladığı öne sürüldü.</p>

<p>Bu tablo, Gudmundsson’un Galatasaray’a önerilen rastgele bir takas oyuncusu olmaktan ziyade sarı-kırmızılıların ayrıca değerlendirdiği bir isim olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Torreira Floransa’ya dönmeye sıcak</p>

<p>Torreira cephesinde ise Fiorentina seçeneğinin oyuncu açısından cazip olduğu belirtiliyor.</p>

<p>La Gazzetta dello Sport kaynaklı son haberlerde Uruguaylı futbolcunun Floransa’ya dönmeye olumlu yaklaştığı ve Fiorentina’nın transferi gerçekleştirme konusunda umutlu olduğu aktarıldı.</p>

<p>Fiorentina ile Galatasaray arasındaki temasların hâlen canlı olduğu bilgisi de İtalya’dan gelen farklı haberlerle destekleniyor.</p>

<p>Takas henüz anlaşma anlamına gelmiyor</p>

<p>Transferde kritik ayrım ise burada bulunuyor.</p>

<p>Torreira ile Gudmundsson’un karşılıklı kiralanması şu aşamada üzerinde çalışılan bir transfer formülü. Tarafların bu model üzerinde kesin anlaşmaya vardığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Dolayısıyla “Torreira Fiorentina’ya, Gudmundsson Galatasaray’a transfer oldu” demek için henüz erken.</p>

<p>Ancak transfer döneminin son saatlerinde Fiorentina’nın Torreira ısrarı ile Galatasaray’ın Gudmundsson ilgisinin aynı masada buluşması, iki ayrı transfer dosyasını tek bir operasyona dönüştürebilecek dikkat çekici bir seçenek ortaya çıkarmış durumda.</p>

<p>Gözler Galatasaray ile Fiorentina arasında</p>

<p>Bundan sonraki süreçte Galatasaray’ın Torreira’nın ayrılığına izin verip vermeyeceği ve Gudmundsson’u kadrosuna katma konusunda Fiorentina ile hangi şartlarda anlaşabileceği belirleyici olacak.</p>

<p>Özellikle kiralama bedelleri, satın alma opsiyonlarının bulunup bulunmayacağı ve oyuncuların sözleşme şartları operasyonun ekonomik boyutunu belirleyecek.</p>

<p>Transfer döneminin kapanmasına kısa süre kala Torreira-Gudmundsson hattı, Galatasaray cephesinde takip edilmesi gereken en dikkat çekici dosyalardan biri haline geldi.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>TuttomercatoWeb<br />
La Gazzetta dello Sport<br />
LaViola<br />
FirenzeViola<br />
Orazio Accomando</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/galatasaraya-italyadan-surpriz-takas-formulu-torreiraya-karsilik-gudmundsson</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 13:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9490.jpeg" type="image/jpeg" length="78573"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="75271"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="72692"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="35904"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="87020"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="29154"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="40031"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
