<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 06 Sep 2026 17:40:44 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Endometriozis Neden Yıllarca Tanı Alamıyor? Belirtiler ve Yeni Tanı Yöntemleri]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/endometriozis-neden-yillarca-tani-alamiyor-belirtiler-ve-yeni-tani-yontemleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/endometriozis-neden-yillarca-tani-alamiyor-belirtiler-ve-yeni-tani-yontemleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Endometriozis, şiddetli adet ağrısından kısırlığa uzanan belirtilerle yıllarca tanı bekletebiliyor. Yeni testler umut verse de uzmanlar, klinik değerlendirme ve görüntülemenin hâlâ temel olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Endometriozis, rahim içini döşeyen dokuya benzer dokunun rahim dışında bulunmasıyla tanımlanan kronik inflamatuvar bir hastalık. Dünya Sağlık Örgütü, üreme çağındaki yaklaşık 190 milyon kadın ve kız çocuğunun, yani yaklaşık yüzde 10’unun endometriozisle yaşadığını bildiriyor.</p>

<p>Hastalığın en önemli sorunlarından biri tanının gecikmesi. Güncel veriler, belirtilerin başlaması ile tanı arasında yıllar geçebildiğini gösteriyor. Şiddetli adet ağrısının sıradan kabul edilmesi, belirtilerin başka hastalıklarla karışabilmesi ve endometriozis konusunda yeterli farkındalığın bulunmaması bu gecikmenin nedenleri arasında gösteriliyor.</p>

<p>Endometriozis nedir?</p>

<p>Endometriozis lezyonları en sık yumurtalıklar, karın zarı, fallop tüpleri ve pelvisteki diğer yapılarda görülüyor. Bağırsak ve mesane gibi organlar da etkilenebiliyor; daha nadir durumlarda lezyonlar pelvis dışındaki bölgelerde ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Hastalığın kesin nedeni henüz bilinmiyor. Genetik ve biyolojik birçok mekanizmanın rol oynadığı düşünülüyor.</p>

<p>Belirtiler kişiden kişiye değişebiliyor</p>

<p>Endometriozis yalnızca ağrılı adet görmek anlamına gelmiyor. Hastalık bazı kişilerde belirgin yakınmalara yol açarken, bazılarında uzun süre belirti vermeyebiliyor.</p>

<p>Sık görülen yakınmalar arasında şunlar bulunuyor:</p>

<p>Şiddetli veya günlük yaşamı bozan adet ağrısı</p>

<p>Kronik pelvik ağrı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cinsel ilişki sırasında veya sonrasında ağrı</p>

<p>Bağırsak hareketleri sırasında ağrı</p>

<p>Bazı hastalarda idrar yaparken ağrı</p>

<p>Karında şişkinlik</p>

<p>Yorgunluk</p>

<p>Yoğun adet kanaması</p>

<p>Gebe kalmada güçlük</p>

<p>Ağrının okul, iş, uyku ya da günlük aktiviteleri engelleyecek kadar şiddetli olması değerlendirilmesi gereken bir durum olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Tanı neden yıllarca gecikebiliyor?</p>

<p>Associated Press’in aktardığı hasta öykülerinden biri, tanı gecikmesinin günlük hayattaki karşılığını ortaya koyuyor. Zoë Armstrong adlı hasta, çocukluk çağında başlayan şiddetli ağrılarına rağmen endometriozis tanısını ancak 29 yaşında alabildi.</p>

<p>Ultrason incelemesinde endometrioma olarak adlandırılan, endometriozisle ilişkili yumurtalık kistinin görülmesi tanı sürecinde önemli bir dönüm noktası oldu. Armstrong'un deneyimi, endometriozis belirtilerinin uzun süre başka nedenlere bağlanabileceğini gösteren örneklerden biri.</p>

<p>Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Koleji'nin 2026'da yayımladığı yeni klinik kılavuz da tanı gecikmesini temel sorunlardan biri olarak değerlendiriyor. Kurum, ortalama gecikmenin yaklaşık 4 ila 11 yıl arasında değişebildiğini bildiriyor.</p>

<p>Endometriozis tanısında yaklaşım değişiyor</p>

<p>Endometriozis geçmişte sıklıkla cerrahi olarak doğrulanması gereken bir hastalık şeklinde ele alınıyordu. Güncel yaklaşım ise her hastanın tanı için ameliyat edilmesinin gerekmediğini daha güçlü biçimde vurguluyor.</p>

<p>ACOG'un 2026 tarihli klinik kılavuzu; hastanın öyküsü, belirtileri, fizik muayene bulguları ve görüntüleme yöntemlerinin birlikte değerlendirilmesine dayanan klinik tanının önemini artırıyor.</p>

<p>Ultrason ve gerektiğinde manyetik rezonans görüntüleme, özellikle belirli endometriozis türlerinin değerlendirilmesinde kullanılabiliyor. Cerrahi ise bazı hastalarda tanı ve tedavi amacıyla hâlâ gerekli olabiliyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü de belirtiler ve görüntüleme bulgularına dayanarak klinik tanı konulabileceğini ve tedaviye başlanmadan önce mutlaka cerrahi doğrulama gerekmediğini belirtiyor.</p>

<p>Yeni testler ne vaat ediyor?</p>

<p>Endometrioziste yıllardır araştırılan temel hedeflerden biri, hastalığı daha kolay ve girişimsel olmayan yöntemlerle saptayabilecek güvenilir testler geliştirmek.</p>

<p>Associated Press’in aktardığına göre çeşitli ülkelerde bu amaçla yeni teknolojiler değerlendiriliyor.</p>

<p>EndoSure adı verilen bir yöntem, karın üzerine yerleştirilen sensörlerle bağırsak bölgesindeki elektriksel sinyalleri ölçmeyi hedefliyor. İşlem yaklaşık yarım saat sürüyor ve elde edilen veriler hekimin değerlendirmesine sunuluyor.</p>

<p>Endotest ise tükürük örneğindeki mikroRNA adı verilen küçük genetik düzenleyici molekülleri analiz ederek endometriozis olasılığını belirlemeyi amaçlıyor.</p>

<p>İngiltere’de NICE, EndoSure, Endotest ve başka bir hızlı tanı teknolojisini sağlık sistemi içerisinde nasıl kullanılabilecekleri açısından değerlendirmeye aldı. Ancak bu testlerle ilgili kanıtların gelişmeye devam ettiği ve klinik yararlarının daha geniş verilerle ortaya konulması gerektiği özellikle dikkate alınmalı.</p>

<p>Yeni testler mevcut yöntemlerin yerini almış değil</p>

<p>Yeni testlerin haber değeri yüksek olsa da bunları “endometriozisi kesin olarak saptayan yeni testler” şeklinde sunmak mevcut kanıtları aşar.</p>

<p>Associated Press’in görüştüğü uzmanlar da söz konusu yöntemlerin klinik değerlendirme, görüntüleme ve gerektiğinde cerrahi gibi mevcut tanı araçlarının tamamen yerine geçmesini beklemiyor.</p>

<p>Bu teknolojilerin gelecekte tanı yolculuğunu kısaltabilecek tamamlayıcı araçlar olup olmayacağını daha fazla klinik veri gösterecek.</p>

<p>Belirti günlüğü tanı görüşmesine yardımcı olabilir</p>

<p>Ağrının ne zaman başladığını, adet döngüsüyle ilişkisini, nerede hissedildiğini ve günlük yaşamı ne ölçüde etkilediğini kaydetmek hekim görüşmesini kolaylaştırabilir.</p>

<p>Özellikle her ay tekrarlayan veya okul, iş ve sosyal yaşamı aksatan ağrıların yalnızca “normal adet ağrısı” olarak kabul edilmemesi önemli.</p>

<p>Endometriozis nasıl tedavi ediliyor?</p>

<p>Endometriozisi herkes için kesin olarak ortadan kaldıran tek bir tedavi bulunmuyor. Tedavi; hastanın belirtilerine, yaşına, çocuk sahibi olma planına, hastalığın yerine ve kişisel tercihlerine göre planlanıyor.</p>

<p>Ağrı kesici ilaçlar bazı hastalarda belirtilerin kontrolünde kullanılabiliyor. Hormonal tedaviler de adet döngüsünü ve endometriozisle ilişkili ağrıyı baskılamak amacıyla tercih edilebiliyor.</p>

<p>Cerrahi tedavide endometriozis lezyonları ve yapışıklıklar çıkarılabiliyor. Cerrahinin gerekip gerekmediği ve hangi yöntemin uygulanacağı kişiye göre değişiyor.</p>

<p>Histerektomi, yani rahmin cerrahi olarak alınması, endometriozis tanısı alan herkes için standart veya ilk basamak tedavi değil. Belirli koşullarda ve diğer seçeneklerden yarar görmeyen hastalarda değerlendirilebilecek daha ileri bir seçenek.</p>

<p>Hangi durumda değerlendirme düşünülmeli?</p>

<p>Adet ağrısı kişinin günlük yaşamını belirgin biçimde bozuyorsa, ağrı giderek artıyorsa, cinsel ilişki veya bağırsak hareketleri sırasında tekrarlayan pelvik ağrı yaşanıyorsa ya da gebe kalma güçlüğü bulunuyorsa kadın hastalıkları ve doğum değerlendirmesi uygun olabilir.</p>

<p>Endometriozis tanısında son yıllardaki en önemli değişim, her hastada cerrahi doğrulama beklemek yerine klinik bulguların ve görüntülemenin daha erken kullanılabilmesi. Yeni biyobelirteç ve sensör tabanlı testler ise bu süreci daha da kısaltma potansiyeli açısından araştırılıyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, Endometriosis Fact Sheet, 2025</p>

<p>American College of Obstetricians and Gynecologists, Diagnosis of Endometriosis, Clinical Practice Guideline No. 11, 2026</p>

<p>American College of Obstetricians and Gynecologists, New Endometriosis Clinical Guidance, 2026</p>

<p>European Society of Human Reproduction and Embryology, ESHRE Guideline: Endometriosis, 2022</p>

<p>National Institute for Health and Care Excellence, Technologies for the Rapid Diagnosis of Endometriosis, Final Scope, 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/endometriozis-neden-yillarca-tani-alamiyor-belirtiler-ve-yeni-tani-yontemleri</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 15:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9919.jpeg" type="image/jpeg" length="47892"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üniversitelerin 2027 Bütçe Tavanları Belli Oldu: İşte 127 Üniversitenin Tam Listesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/universitelerin-2027-butce-tavanlari-belli-oldu-iste-127-universitenin-tam-listesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/universitelerin-2027-butce-tavanlari-belli-oldu-iste-127-universitenin-tam-listesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2027-2029 Orta Vadeli Program kapsamında üniversitelerin önümüzdeki üç yıllık döneme ilişkin ödenek teklif tavanları belirlendi. 2027 yılı için çok sayıda üniversitenin bütçesi milyarlarca lirayı aşarken, sağlık temalı üniversitelere ayrılan kaynaklar da dikkat çekti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>6 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Orta Vadeli Program’ın Ek 2 bölümünde, özel bütçeli idarelerin 2027, 2028 ve 2029 yıllarına ilişkin ödenek teklif tavanları açıklandı.</p>

<p>Üniversiteler de özel bütçeli idareler kapsamında listelendi. Açıklanan rakamlar üniversitelerin kesinleşmiş 2027 bütçeleri değil, bütçe hazırlık sürecinde esas alınacak ödenek teklif tavanlarını ifade ediyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne 14,1 milyar liralık bütçe tavanı</p>

<p>Sağlık alanındaki üniversiteler arasında en dikkat çekici rakamlardan biri Sağlık Bilimleri Üniversitesi için belirlendi.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin 2027 yılı toplam ödenek teklif tavanı 14 milyar 129 milyon 46 bin TL olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Üniversite için öngörülen toplam tutar 2028 yılında 16 milyar 479 milyon 442 bin TL’ye, 2029 yılında ise 18 milyar 835 milyon 607 bin TL’ye yükseliyor.</p>

<p>Böylece üç yıllık dönemde Sağlık Bilimleri Üniversitesi için belirlenen toplam ödenek teklif tavanı yaklaşık 49,4 milyar TL’ye ulaşıyor.</p>

<p>Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne 5,8 milyar TL</p>

<p>Sağlık odaklı ihtisas üniversitelerinden Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi için de milyarlarca liralık ödenek tavanı belirlendi.</p>

<p>Üniversitenin toplam ödenek teklif tavanı;</p>

<p>2027’de 5 milyar 766 milyon 857 bin TL, 2028’de 6 milyar 660 milyon 783 bin TL, 2029’da ise 7 milyar 547 milyon 628 bin TL olarak öngörüldü.</p>

<p>Üç yılın toplamı yaklaşık 20 milyar TL seviyesinde bulunuyor.</p>

<p>Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne 2,7 milyar TL</p>

<p>Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin 2027 yılı toplam ödenek teklif tavanı ise 2 milyar 716 milyon 458 bin TL olarak belirlendi.</p>

<p>Bu rakam 2028 için 3 milyar 180 milyon 451 bin TL, 2029 için ise 3 milyar 640 milyon 126 bin TL olarak öngörüldü.</p>

<p>Buna göre üniversitenin üç yıllık toplam ödenek teklif tavanı yaklaşık 9,5 milyar TL olacak.</p>

<p>Sağlık üniversitelerine üç yılda yaklaşık 79 milyar TL</p>

<p>Üç sağlık bilimleri üniversitesinin ödenek teklif tavanları birlikte değerlendirildiğinde dikkat çekici bir büyüklük ortaya çıkıyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi için 2027-2029 döneminde belirlenen toplam ödenek teklif tavanı yaklaşık 78,9 milyar TL düzeyine ulaşıyor.</p>

<p>Bunun yaklaşık 49,4 milyar TL’sini tek başına Sağlık Bilimleri Üniversitesi oluşturuyor.</p>

<p>Büyük üniversitelerin bütçeleri de dikkat çekiyor</p>

<p>OVP tabloları yalnızca sağlık bilimleri üniversitelerini değil, Türkiye’deki devlet üniversitelerinin bütçe tavanlarını da kapsıyor.</p>

<p>Örneğin 2027 yılı toplam ödenek teklif tavanı Ankara Üniversitesi için 19 milyar 501 milyon 388 bin TL, Hacettepe Üniversitesi için 18 milyar 459 milyon 79 bin TL ve İstanbul Üniversitesi için 17 milyar 728 milyon 707 bin TL olarak belirlendi.</p>

<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa için ise 2027 yılı toplam ödenek teklif tavanı 17 milyar 32 milyon 227 bin TL olarak öngörüldü.</p>

<p>Tıp ve sağlık bilimleri alanında güçlü akademik yapılanmalara sahip bu üniversitelerin bütçe büyüklükleri de sağlık eğitimi ve araştırmaları açısından dikkat çekiyor.</p>

<p>En yüksek ödenek teklif tavanı Ankara Üniversitesi’nin</p>

<p>2027 yılı için belirlenen toplam ödenek teklif tavanlarına göre Ankara Üniversitesi 25 milyar 990 milyon 811 bin TL ile ilk sırada yer aldı.</p>

<p>Ankara Üniversitesi’ni 24 milyar 737 milyon 380 bin TL ile Hacettepe Üniversitesi ve 22 milyar 369 milyon 212 bin TL ile İstanbul Üniversitesi izledi.</p>

<p>Gazi Üniversitesi için 21 milyar 453 milyon 167 bin TL, Ege Üniversitesi için ise 20 milyar 278 milyon 966 bin TL ödenek teklif tavanı belirlendi.</p>

<p>2027 üniversite ödenek teklif tavanları: Tam liste</p>

<p>Aşağıdaki sıralama 2027 yılı toplam ödenek teklif tavanına göre en yüksekten en düşüğe hazırlanmıştır.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Sıra</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Üniversite</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2027 Ödenek Teklif Tavanı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>1</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ankara Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>25.990.811.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>2</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hacettepe Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>24.737.380.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>3</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İstanbul Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>22.369.212.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>4</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Gazi Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>21.453.167.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>5</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ege Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>20.278.966.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>6</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Dokuz Eylül Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>17.888.988.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>7</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Atatürk Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>16.988.502.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>8</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Akdeniz Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>16.864.504.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>9</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>16.834.916.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>10</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bursa Uludağ Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>14.875.295.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>11</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Selçuk Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>14.785.752.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>12</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Çukurova Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>14.633.905.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>13</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>14.129.168.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>14</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Dicle Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>14.007.380.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>15</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Erciyes Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>13.788.709.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>16</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Fırat Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>13.487.602.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>17</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>13.442.713.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>18</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>13.330.756.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>19</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Marmara Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>13.183.864.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>20</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İnönü Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>13.058.251.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>21</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>12.403.680.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>22</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Pamukkale Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.991.110.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>23</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Karadeniz Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.778.416.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>24</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Necmettin Erbakan Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.625.707.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>25</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İstanbul Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.519.958.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>26</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kocaeli Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.475.199.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>27</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Gaziantep Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.448.026.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>28</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Orta Doğu Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.222.305.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>29</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Eskişehir Osmangazi Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.068.697.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>30</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Süleyman Demirel Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>10.830.107.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>31</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Aydın Adnan Menderes Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>10.776.199.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>32</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Mersin Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>10.772.161.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>33</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>10.654.424.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>34</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Trakya Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>10.390.692.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>35</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Manisa Celal Bayar Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>9.531.220.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>36</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Anadolu Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>9.250.022.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>37</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>9.126.041.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>38</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>8.701.537.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>39</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Harran Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>8.506.060.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>40</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Yıldız Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.996.972.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>41</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.854.165.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>42</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.613.155.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>43</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Balıkesir Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.576.150.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>44</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.474.093.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>45</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Boğaziçi Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.430.897.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>46</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sakarya Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.205.008.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>47</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>6.930.071.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>48</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kırıkkale Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>6.718.818.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>49</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>6.716.438.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>50</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>6.508.771.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>51</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Düzce Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>6.498.063.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>52</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kafkas Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.945.746.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>53</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.772.216.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>54</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.766.530.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>55</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.558.238.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>56</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Yozgat Bozok Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.524.211.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>57</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Karabük Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.088.524.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>58</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kütahya Dumlupınar Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.078.589.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>59</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.047.107.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>60</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Adıyaman Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.984.634.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>61</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Giresun Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.902.702.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>62</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Afyon Kocatepe Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.879.589.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>63</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.728.508.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>64</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İzmir Katip Çelebi Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.719.511.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>65</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.539.428.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>66</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ordu Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.469.718.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>67</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kastamonu Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.208.924.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>68</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Eskişehir Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.125.369.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>69</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Uşak Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.068.036.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>70</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.955.300.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>71</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.953.355.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>72</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Aksaray Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.947.123.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>73</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hitit Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.900.609.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>74</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kırklareli Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.825.405.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>75</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bingöl Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.810.180.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>76</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Siirt Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.801.411.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>77</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.560.917.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>78</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.542.468.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>79</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Mardin Artuklu Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.520.241.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>80</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Çankırı Karatekin Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.329.193.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>81</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.259.337.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>82</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Amasya Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.183.269.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>83</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.168.193.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>84</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Batman Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.150.997.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>85</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Muş Alparslan Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.096.228.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>86</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Gebze Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.090.715.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>87</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.067.467.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>88</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.037.643.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>89</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Yalova Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.034.343.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>90</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.029.428.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>91</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.029.188.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>92</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bartın Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.883.022.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>93</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Gümüşhane Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.841.833.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>94</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.841.050.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>95</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sinop Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.836.359.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>96</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bitlis Eren Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.796.762.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>97</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.761.327.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>98</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Trabzon Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.756.667.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>99</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.715.579.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>100</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.691.926.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>101</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bursa Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.510.552.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>102</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İskenderun Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.468.695.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>103</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Iğdır Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.448.870.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>104</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Konya Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.432.611.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>105</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Munzur Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.400.126.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>106</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Artvin Çoruh Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.355.953.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>107</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bayburt Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.340.808.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>108</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ardahan Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.274.495.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>109</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.224.697.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>110</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Samsun Üniversitesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.169.897.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>111</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kilis 7 Aralık Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.154.315.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>112</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İzmir Bakırçay Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.976.147.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>113</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hakkari Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.941.721.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>114</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İzmir Demokrasi Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.912.588.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>115</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Galatasaray Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.904.231.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>116</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.882.016.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>117</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Şırnak Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.758.385.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>118</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Erzurum Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.743.831.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>119</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Türk-Alman Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.734.616.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>120</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kayseri Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.686.602.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>121</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Abdullah Gül Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.662.519.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>122</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.418.834.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>123</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Tarsus Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.406.058.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>124</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.279.677.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>125</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.099.131.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>126</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>998.339.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>127</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Türkiye Uluslararası İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>253.074.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>127 üniversite için toplam 865,9 milyar TL’lik tavan</p>

<p>OVP’deki 2027 rakamları birlikte değerlendirildiğinde, listede yer alan 127 üniversite için belirlenen toplam ödenek teklif tavanı yaklaşık 865 milyar 988 milyon TL düzeyine ulaşıyor.</p>

<p>Üniversiteler arasındaki bütçe büyüklüklerinde akademik personel sayısı, öğrenci kapasitesi, kampüs büyüklüğü, araştırma altyapısı, yatırım programları ve sağlık hizmetleri gibi çok sayıda unsur etkili olabiliyor. Bu nedenle yalnızca toplam bütçe büyüklüğünden hareketle üniversitelerin akademik performansı veya mali etkinliği hakkında doğrudan sonuç çıkarmak doğru değil.</p>

<p>Sağlık ağırlıklı üniversiteler dikkat çekiyor</p>

<p>Tıp fakülteleri, üniversite hastaneleri ve sağlık bilimleri alanında geniş yapılara sahip köklü üniversitelerin listenin üst sıralarında bulunması dikkat çekiyor.</p>

<p>Hacettepe Üniversitesi için 24,7 milyar TL, İstanbul Üniversitesi için 22,3 milyar TL, Gazi Üniversitesi için 21,4 milyar TL, Ege Üniversitesi için 20,2 milyar TL ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa için 16,8 milyar TL ödenek teklif tavanı belirlendi.</p>

<p>Doğrudan sağlık alanında ihtisaslaşmış üniversiteler arasında ise Sağlık Bilimleri Üniversitesi 14,1 milyar TL ile öne çıkarken, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi için 5,77 milyar TL, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi için 2,72 milyar TL tavan öngörüldü.</p>

<p>Kesin bütçeler daha sonra netleşecek</p>

<p>OVP’de açıklanan bu rakamlar, 2027 Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile kesinleşmiş bütçe ödenekleri değil.</p>

<p>Kamu kurum ve kuruluşlarının 2027-2029 dönemine ilişkin bütçe tekliflerini çok yıllı bütçeleme anlayışı doğrultusunda hazırlayarak 30 Eylül 2026 tarihine kadar Strateji ve Bütçe Başkanlığına sunmaları gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle üniversitelerin nihai 2027 bütçeleri, merkezi yönetim bütçe hazırlama ve kanunlaşma sürecinin tamamlanmasının ardından kesinleşecek.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Resmî Gazete, 6 Eylül 2026, Sayı: 33362 (Mükerrer)<br />
Orta Vadeli Program (2027-2029), Ek 2<br />
Merkezî Yönetim Bütçesi 2027-2029 Ödenek Teklif Tavanları</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık Eğitimi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/universitelerin-2027-butce-tavanlari-belli-oldu-iste-127-universitenin-tam-listesi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9917.jpeg" type="image/jpeg" length="47003"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Turizminde Yeni Dönem: Mükemmeliyet Merkezleri Yaygınlaşacak]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglik-turizminde-yeni-donem-mukemmeliyet-merkezleri-yayginlasacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglik-turizminde-yeni-donem-mukemmeliyet-merkezleri-yayginlasacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2027-2029 Orta Vadeli Program’da Türkiye’nin sağlık turizmindeki kapasitesinin geliştirilmesine yönelik yeni hedefler belirlendi. Sağlık turizminde sertifikasyon ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesinin yanı sıra mükemmeliyet merkezi uygulamalarının yaygınlaştırılması öngörülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>6 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Orta Vadeli Program (2027-2029), Türkiye’nin hizmet ihracatını artırmaya yönelik politikalar içerisinde sağlık turizmine özel yer ayırdı.</p>

<p>Programda sağlık turizminin hem nitelik hem de nicelik açısından geliştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Sağlık turizmi kapasitesi artırılacak</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>OVP’ye göre Türkiye’nin sağlık turizmindeki kapasitesinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar sürdürülecek.</p>

<p>Programda yalnızca sağlık turisti sayısının veya hizmet kapasitesinin artırılması değil, sunulan hizmetlerin niteliğinin geliştirilmesine yönelik uygulamalar da öne çıkıyor.</p>

<p>Bu kapsamda sağlık turizminde kalite ve güvenilirliğin güçlendirilmesine yönelik mekanizmaların geliştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Mükemmeliyet merkezi uygulamaları yaygınlaşacak</p>

<p>Programın sağlık turizmi açısından en dikkat çekici hedeflerinden biri “mükemmeliyet merkezi” uygulamalarının yaygınlaştırılması oldu.</p>

<p>OVP’de sağlık turizminde mükemmeliyet merkezi uygulamalarının yaygınlaştırılacağı açık biçimde belirtiliyor.</p>

<p>Programda bu merkezlerin hangi tıbbi branşlarda kurulacağı, hangi sağlık kuruluşlarının kapsama alınacağı veya mükemmeliyet merkezi olabilmek için aranacak kriterlerin ayrıntıları ise yer almıyor.</p>

<p>Bu nedenle uygulamanın kapsamının önümüzdeki dönemde yapılacak düzenlemelerle netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Sertifikasyon ve denetim güçlendirilecek</p>

<p>Sağlık turizminde büyümenin yanı sıra hizmet kalitesinin güvence altına alınması da OVP’nin hedefleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Program kapsamında sağlık turizminde sertifikasyon ve denetim mekanizmalarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması öngörülüyor.</p>

<p>Bu yaklaşım, uluslararası hastalara hizmet veren sağlık kuruluşlarının kalite ve standartlarının sağlık turizminin büyümesiyle birlikte ele alınacağını gösteriyor.</p>

<p>Sağlık turizmi hizmet ihracatında stratejik alan</p>

<p>OVP’de sağlık turizmi, Türkiye’nin yüksek katma değerli hizmet ihracatının geliştirilmesi hedeflenen alanlarından biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Programda sağlık turizminin yanı sıra spor turizmi gibi yüksek katma değer oluşturabilecek hizmet alanlarının da geliştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Böylece sağlık hizmetlerinin yalnızca iç sağlık sistemi açısından değil, Türkiye’nin hizmet ihracatı ve uluslararası rekabet gücü açısından da değerlendirilmesi öngörülüyor.</p>

<p>Yeni dönemin ayrıntıları bekleniyor</p>

<p>OVP’nin ortaya koyduğu çerçeve; sağlık turizminde kapasite artışının kalite, sertifikasyon ve denetim mekanizmalarıyla birlikte yürütüleceğini gösteriyor.</p>

<p>Özellikle mükemmeliyet merkezi uygulamasının yaygınlaştırılması, üniversite hastaneleri, şehir hastaneleri ve özel sağlık kuruluşları açısından önümüzdeki dönemde dikkatle takip edilecek başlıklardan biri olacak.</p>

<p>Ancak Program, hangi kuruluşların mükemmeliyet merkezi kapsamına alınacağına ilişkin bir liste veya uygulama takvimi vermiyor. Bu nedenle ayrıntılar daha sonraki düzenlemelerle ortaya çıkacak.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Resmî Gazete, 6 Eylül 2026, Sayı: 33362 (Mükerrer)<br />
Orta Vadeli Program (2027-2029)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📜 Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglik-turizminde-yeni-donem-mukemmeliyet-merkezleri-yayginlasacak</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9916.jpeg" type="image/jpeg" length="77111"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yerli Aşı, İlaç ve Tıbbi Cihaza Yeni Destek: Yapay Zekâ da Programda]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yerli-asi-ilac-ve-tibbi-cihaza-yeni-destek-yapay-zeka-da-programda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yerli-asi-ilac-ve-tibbi-cihaza-yeni-destek-yapay-zeka-da-programda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2027-2029 Orta Vadeli Program’da sağlık teknolojilerinde yerli üretimin güçlendirilmesine yönelik önemli hedefler belirlendi. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu aşı, ilaç, tıbbi cihaz, tanı kiti ve biyoteknolojik ürünlerin yanı sıra yapay zekâ tabanlı sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi öngörülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>6 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Orta Vadeli Program (2027-2029), sağlık sektörünü ekonomik güvenlik açısından stratejik alanlardan biri olarak ele aldı.</p>

<p>Programda kritik sağlık ürünlerinde yerli üretim kapasitesinin geliştirilmesine özel vurgu yapıldı.</p>

<p>Yerli aşı ve ilaç üretimi desteklenecek</p>

<p>OVP kapsamında ulusal sağlık sisteminin ihtiyaç duyduğu aşı ve ilaçların geliştirilmesine yönelik araştırma ve ürün geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi planlanıyor.</p>

<p>Hedef yalnızca yeni ürün geliştirmekle sınırlı değil. Program, sağlık alanında yerli üretim kapasitesinin artırılmasını da öngörüyor.</p>

<p>Bu yaklaşım, kritik sağlık ürünlerinde Türkiye’nin üretim kabiliyetinin güçlendirilmesini ekonomik güvenlik politikalarının bir parçası haline getiriyor.</p>

<p>Tıbbi cihaz ve tanı kitleri de kapsamda</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programda ilaç ve aşının yanı sıra tıbbi cihaz ve tanı kitlerine de açık biçimde yer verildi.</p>

<p>Ulusal sağlık sisteminin ihtiyaç duyduğu tıbbi cihaz ve tanı kitlerinin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi hedefleniyor.</p>

<p>Böylece sağlık teknolojilerinde araştırmadan ürüne ve üretim kapasitesine uzanan daha geniş bir politika çerçevesi oluşturulması amaçlanıyor.</p>

<p>Biyoteknolojik ürünlere özel önem</p>

<p>OVP’de dikkat çeken alanlardan biri de biyoteknoloji oldu.</p>

<p>Sağlık alanındaki biyoteknolojik ürünlerin geliştirilmesi ve yerli üretim kapasitesinin artırılması desteklenecek alanlar arasında bulunuyor.</p>

<p>Programda hangi biyoteknolojik ürün gruplarına öncelik verileceği veya desteklerin hangi mekanizmalar üzerinden sağlanacağına ilişkin ayrıntılı bilgi ise yer almıyor.</p>

<p>Yapay zekâ tabanlı sağlık teknolojileri OVP’ye girdi</p>

<p>Programın en dikkat çekici unsurlarından biri yapay zekânın sağlık teknolojileri başlığı altında açık biçimde yer alması oldu.</p>

<p>Yapay zekâ tabanlı sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi ve bu alandaki yerli üretim kapasitesinin artırılması hedefleniyor.</p>

<p>Bu hedef, yapay zekânın sağlık sisteminde yalnızca dijitalleşme aracı olarak değil, geliştirilecek sağlık teknolojileri ve ürünleri açısından da stratejik bir alan olarak değerlendirildiğini gösteriyor.</p>

<p>Kamu alımları yerli sağlık teknolojilerini destekleyebilir</p>

<p>OVP’de yerli üretimi ilgilendiren bir başka önemli politika da kamu alımlarında bulunuyor.</p>

<p>Program kapsamında savunma sanayiinde uygulanan talep oluşturma ve uzun vadeli sipariş yaklaşımının sağlık teknolojileri başta olmak üzere belirlenen stratejik sektörlere yaygınlaştırılması öngörülüyor.</p>

<p>Bu model, geliştirilen yerli sağlık teknolojileri açısından kamunun uzun vadeli talebinin üretim kapasitesini destekleyen bir araç olarak kullanılmasının önünü açabilecek nitelikte.</p>

<p>Sağlık teknolojilerinde yeni dönem</p>

<p>OVP’deki hedefler birlikte değerlendirildiğinde aşıdan ilaca, tıbbi cihazdan tanı kitine, biyoteknolojiden yapay zekâ tabanlı teknolojilere uzanan geniş bir sağlık teknolojileri politikası ortaya çıkıyor.</p>

<p>Programda desteklerin bütçesi, başvuru mekanizmaları, önceliklendirilecek ürünler veya uygulama takvimi ayrıntılı olarak açıklanmış değil.</p>

<p>Bu nedenle önümüzdeki dönemde açıklanacak uygulama programları ve destek mekanizmaları, üniversitelerden araştırma merkezlerine, sağlık girişimlerinden ilaç ve tıbbi cihaz üreticilerine kadar sektörün birçok aktörü açısından yakından takip edilecek.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Resmî Gazete, 6 Eylül 2026, Sayı: 33362 (Mükerrer)<br />
Orta Vadeli Program (2027-2029)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📜 Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yerli-asi-ilac-ve-tibbi-cihaza-yeni-destek-yapay-zeka-da-programda</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9915.jpeg" type="image/jpeg" length="34147"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Metformin Kullananlarda B12 Eksikliğine Dikkat: Yeni Araştırma Nöropatiyle İlişki Buldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/metformin-kullananlarda-b12-eksikligine-dikkat-yeni-arastirma-noropatiyle-iliski-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/metformin-kullananlarda-b12-eksikligine-dikkat-yeni-arastirma-noropatiyle-iliski-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BMC Endocrine Disorders’da 3 Eylül 2026’da yayımlanan yeni sistematik derleme ve meta-analizde, 15 ülkeden yaklaşık 292 bin kişinin yer aldığı 20 araştırma incelendi. Metformin kullanımı periferik nöropatiyle, B12 eksikliği ise tip 2 diyabet hastalarında daha yüksek nöropati olasılığıyla ilişkili bulundu. Bulgular, özellikle uzun süre metformin kullananlarda B12 düzeylerinin izlenmesine ilişkin mevcut önerileri destekliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tip 2 diyabet tedavisinde yaygın olarak kullanılan metformin ile B12 vitamini eksikliği ve periferik nöropati arasındaki ilişkiye dair geniş kapsamlı yeni bir analiz yayımlandı.</p>

<p>BMC Endocrine Disorders’da 3 Eylül 2026’da yayımlanan sistematik derleme ve meta-analizde, 15 ülkeden yaklaşık 292 bin kişinin yer aldığı 20 araştırmanın sonuçları bir araya getirildi. Araştırmacılar, metformin kullanımı ile B12 eksikliğinin el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma ve duyu kaybıyla seyredebilen periferik sinir hasarıyla ilişkisini değerlendirdi.</p>

<h3>Metformin kullananlarda nöropati olasılığı daha yüksek bulundu</h3>

<p>Araştırmacılar, Ocak 2009 ile Nisan 2026 arasında yayımlanan çalışmaları sistematik biçimde taradı. Çalışmaların kalitesi standart bilimsel yöntemlerle değerlendirildi ve uygun araştırmaların sonuçları ortak analizde birleştirildi.</p>

<p>Altı kesitsel çalışmanın birlikte değerlendirilmesinde, metformin kullananlarda periferik nöropati görülme olasılığı kullanmayanlara kıyasla yaklaşık 1,84 kat daha yüksek bulundu. Güven aralığı 1,18 ile 2,88 arasındaydı.</p>

<p>İki kohort çalışmasından elde edilen sonuçların da genel olarak aynı yönde olduğu bildirildi.</p>

<p>Ancak bu bulgu, metforminin doğrudan sinir hasarına neden olduğunu göstermiyor. Tip 2 diyabetin kendisi periferik nöropatinin başlıca nedenlerinden biri. Hastalığın süresi, kan şekeri kontrolü, yaş, kullanılan ilaç dozu, beslenme durumu ve eşlik eden hastalıklar da nöropati olasılığını etkileyebiliyor.</p>

<h3>B12 eksikliği olanlarda nöropati olasılığı yaklaşık iki kat</h3>

<p>Meta-analizin önemli bulgularından biri B12 eksikliği ile periferik nöropati arasındaki ilişkiydi.</p>

<p>Tip 2 diyabet hastalarını kapsayan dört çalışmanın ortak analizinde B12 eksikliği bulunanlarda periferik nöropati görülme olasılığı yaklaşık 2,09 kat daha yüksek bulundu. Güven aralığı 1,03 ile 4,22 arasındaydı.</p>

<p>Sonucun istatistiksel olarak anlamlı bulunmasına karşın güven aralığının geniş olması, ilişkinin büyüklüğü konusunda belirli bir belirsizlik bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>B12 vitamini sinir sisteminin sağlıklı işleyişinde, DNA sentezinde ve kırmızı kan hücrelerinin üretiminde görev alıyor. Uzun süre devam eden eksiklik, kansızlığın yanı sıra uyuşma, karıncalanma, denge sorunları ve başka nörolojik belirtilerle ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle diyabet hastalarında gelişen nöropatinin yalnızca yüksek kan şekerine bağlı olduğunun düşünülmesi, eşlik eden B12 eksikliğinin gözden kaçmasına yol açabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Bazı çalışma gruplarında yaklaşık her üç kişiden birinde B12 eksikliği</h3>

<p>B12 eksikliğini benzer ölçütlerle değerlendiren araştırmalar birlikte ele alındığında, metformin kullanan gruplarda B12 eksikliği sıklığı yüzde 32,1 olarak hesaplandı. Güven aralığı yüzde 29,1 ile yüzde 35,3 arasındaydı.</p>

<p>Bu sonuç, tüm metformin kullanıcılarının yaklaşık üçte birinde B12 eksikliği bulunduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Meta-analize alınan çalışmalar farklı ülkelerde ve farklı hasta gruplarında yürütüldü. Metformin dozu, kullanım süresi, yaş, beslenme alışkanlıkları ve B12 eksikliğini tanımlamak için kullanılan laboratuvar eşikleri çalışmalar arasında değişiklik gösterdi.</p>

<p>Bu nedenle yüzde 32,1’lik oran, analizdeki belirli çalışma gruplarının ortak sonucunu ifade ediyor ve bütün metformin kullanıcılarına doğrudan genellenemiyor.</p>

<h3>Metformin ile B12 arasındaki ilişki uzun süredir izleniyor</h3>

<p>Metforminin uzun süreli kullanımının bazı kişilerde B12 düzeylerini düşürebildiği daha önceki araştırmalarda da gösterilmişti.</p>

<p>Metforminin B12 emilimini farklı mekanizmalar üzerinden etkileyebildiği düşünülüyor. Etkinin özellikle tedavi süresi uzadıkça ve kullanılan doz yükseldikçe daha belirgin hale gelebileceğine ilişkin veriler bulunuyor.</p>

<p>Yeni meta-analiz, bu bilinen ilişkinin periferik nöropati açısından taşıdığı olası önemi daha geniş bir veri grubu üzerinden değerlendiriyor.</p>

<h3>Diyabet ile B12 eksikliğinin belirtileri birbirine benzeyebilir</h3>

<p>Periferik nöropati hem diyabetin uzun dönem komplikasyonlarından biri hem de B12 eksikliğinde görülebilen bir tablo.</p>

<p>El ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma hissi, ağrı ve duyu kaybı her iki durumda da görülebiliyor. Bu benzerlik, B12 eksikliğinin fark edilmesini güçleştirebiliyor.</p>

<p>Uzun süredir metformin kullanan ve yeni nöropati belirtileri gelişen bir hastada B12 düzeyinin değerlendirilmesi bu nedenle klinik açıdan önem taşıyor.</p>

<p>Amerikan Diyabet Derneği’nin 2026 Diyabette Bakım Standartları, uzun süre metformin kullanan kişilerde B12 düzeylerinin dönemsel olarak değerlendirilmesini öneriyor. Özellikle anemi veya periferik nöropati bulunanlarda B12 eksikliğinin araştırılması tavsiye ediliyor.</p>

<p>Standartlarda B12 eksikliği olasılığının 4–5 yıllık metformin kullanımından sonra arttığı, 4 yıldan uzun süredir metformin kullanan veya vegan beslenme ya da geçirilmiş mide-bağırsak cerrahisi gibi ek risk faktörleri bulunan kişilerde yıllık izlemin düşünülmesi gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Aynı standartların kapsamlı değerlendirme tablosunda ise metformin kullanımının 5 yılı aşması, B12 düzeyinin değerlendirilmesi açısından ayrıca işaretlenen durumlardan biri olarak yer alıyor.</p>

<p>Bu iki ifade birlikte değerlendirildiğinde, metformin kullanım süresi uzadıkça B12 takibinin önem kazandığı; izlem sıklığının ise kişinin klinik durumu ve ek risk faktörlerine göre belirlenmesi gerektiği anlaşılıyor.</p>

<h3>Bulgular metforminin bırakılması gerektiği anlamına gelmiyor</h3>

<p>Araştırma, metformin kullanan hastaların ilacı bırakması gerektiği yönünde bir sonuç ortaya koymuyor.</p>

<p>Metformin, tip 2 diyabet tedavisinde uzun yıllardır kullanılan ve etkinliği konusunda geniş klinik deneyim bulunan ilaçlardan biri olmayı sürdürüyor.</p>

<p>Yeni verilerin işaret ettiği temel konu, özellikle uzun süreli kullanımda ortaya çıkabilecek B12 düşüklüğünün fark edilmesi ve gerektiğinde değerlendirilmesi.</p>

<p>Hastaların araştırma sonuçlarına dayanarak metformini kendi kendine bırakması, dozunu değiştirmesi veya hekime danışmadan B12 takviyesi kullanmaya başlaması uygun değil.</p>

<p>B12 eksikliğinin değerlendirilmesinde laboratuvar sonuçlarıyla birlikte belirtiler, beslenme alışkanlıkları, kullanılan diğer ilaçlar ve emilimi etkileyebilecek sağlık sorunlarının birlikte ele alınması gerekiyor.</p>

<h3>Çalışma neden-sonuç ilişkisini kanıtlamıyor</h3>

<p>Meta-analizin geniş bir hasta grubuna ulaşması önemli bir avantaj sağlasa da araştırmaların büyük bölümü gözlemsel ve kesitsel tasarıma sahip.</p>

<p>Bu tür çalışmalar iki durumun birlikte daha sık görülüp görülmediğini gösterebilir ancak birinin diğerine doğrudan neden olduğunu kanıtlayamaz.</p>

<p>Metformin kullanımı ile periferik nöropati arasındaki altı çalışmanın ortak analizinde araştırmalar arasındaki farklılığı gösteren heterojenlik oranı yüzde 68,9 olarak hesaplandı. Bu düzey, çalışmalar arasında dikkate değer farklılıklar bulunduğunu ve ortak sonucun dikkatli yorumlanması gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle yeni veriler “metformin sinir hasarı yapıyor” biçiminde yorumlanmamalı.</p>

<p>Araştırma, uzun süre metformin kullanan tip 2 diyabet hastalarında, özellikle nöropati veya kansızlık belirtileri bulunduğunda B12 durumunun da değerlendirilmesini destekleyen mevcut bilimsel kanıtlara yeni veriler ekliyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>• BMC Endocrine Disorders – Metformin kullanımı, B12 vitamini eksikliği ve tip 2 diyabette periferik nöropati ilişkisini inceleyen sistematik derleme ve meta-analiz, 3 Eylül 2026</p>

<p>• Amerikan Diyabet Derneği – Diyabette Bakım Standartları 2026</p>

<p>• Current Nutrition Reports – B vitamini eksiklikleri ve ilişkili nöropatiler derlemesi, 29 Ocak 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/metformin-kullananlarda-b12-eksikligine-dikkat-yeni-arastirma-noropatiyle-iliski-buldu</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/metformin-b12-200kb.jpg" type="image/jpeg" length="50148"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Evde Sağlık ve Palyatif Bakımda Yeni Dönem: Hizmetler Entegre Edilecek]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/evde-saglik-ve-palyatif-bakimda-yeni-donem-hizmetler-entegre-edilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/evde-saglik-ve-palyatif-bakimda-yeni-donem-hizmetler-entegre-edilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2027-2029 Orta Vadeli Program’da evde sağlık ve palyatif bakım hizmetleri için yeni bir model öngörüldü. Hizmetlerin süreklilik arz eden bir yapıya kavuşturulması; birinci basamak, yataklı sağlık hizmetleri ve uzaktan sağlık hizmetleriyle bütünleşik ve eş güdümlü şekilde yürütülmesi hedefleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>6 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Orta Vadeli Program (2027-2029), sağlık hizmetlerinin sunumuna ilişkin önemli hedefler içeriyor.</p>

<p>Programın dikkat çeken başlıklarından biri, özellikle sürekli sağlık ve bakım ihtiyacı bulunan kişileri ilgilendiren evde sağlık ve palyatif bakım hizmetleri oldu.</p>

<p>Evde sağlık hizmetlerinde süreklilik hedefi</p>

<p>OVP’de evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin “süreklilik arz eden hizmetler” haline getirileceği belirtildi.</p>

<p>Yeni yaklaşımda bu hizmetlerin sağlık sisteminin diğer basamaklarından ayrı şekilde yürütülmesi yerine farklı hizmet modelleriyle bütünleştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Bu kapsamda birinci basamak sağlık hizmetleri, yataklı sağlık hizmetleri ve uzaktan sağlık hizmetlerinin aynı yapı içerisinde eş güdümlü şekilde çalışması öngörülüyor.</p>

<p>Palyatif bakım sağlık sisteminin diğer basamaklarıyla bütünleşecek</p>

<p>Programın önemli başlıklarından biri de palyatif bakım hizmetlerinin entegrasyonu.</p>

<p>Palyatif bakım, ciddi ve yaşamı sınırlayan hastalıklarla yaşayan kişilerin yaşam kalitesini desteklemeye yönelik sağlık hizmetlerini kapsıyor. OVP kapsamında bu hizmetlerin birinci basamak ve hastanelerle daha bütünleşik şekilde yürütülmesi hedefleniyor.</p>

<p>Programda yeni yapının uygulama ayrıntıları, hangi sağlık kuruluşlarında başlayacağı veya kapasiteye ilişkin sayısal hedefler ise açıklanmıyor.</p>

<p>Uzaktan sağlık hizmetleri de sistemin parçası olacak</p>

<p>Yeni modelin dikkat çeken unsurlarından biri uzaktan sağlık hizmetleri.</p>

<p>OVP, evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin uzaktan sağlık hizmetleriyle de bütünleşmesini öngörüyor.</p>

<p>Böylece hastane, birinci basamak, evde sağlık ve uzaktan sağlık hizmetleri arasında daha koordineli bir hizmet yapısının oluşturulması hedefleniyor.</p>

<p>Birinci basamağın rolü güçleniyor</p>

<p>Evde sağlık ve palyatif bakıma ilişkin düzenleme, OVP’nin birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmeye yönelik diğer hedefleriyle de aynı çerçevede yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Program kapsamında birinci basamak sağlık tesislerinin nitelik ve nicelik olarak geliştirilmesi ve vatandaşların koruyucu, önleyici ve tedavi edici sağlık hizmetlerini bu basamakta daha bütüncül biçimde alabilmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Bu politikayla ikinci ve üçüncü basamak sağlık merkezlerine yapılan başvuruların azaltılması da hedefleniyor.</p>

<p>Sağlık hizmetlerinde bütünleşik model öne çıkıyor</p>

<p>OVP’de yer alan hedefler birlikte değerlendirildiğinde, önümüzdeki dönemde sağlık hizmetlerinin farklı basamakları arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi öne çıkıyor.</p>

<p>Birinci basamak, hastane, evde sağlık, palyatif bakım ve uzaktan sağlık hizmetlerinin birbirinden bağımsız yapılar yerine daha bütünleşik şekilde çalışması amaçlanıyor.</p>

<p>Evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinde öngörülen modelin nasıl uygulanacağına ilişkin ayrıntıların ise önümüzdeki dönemde hazırlanacak mevzuat ve uygulama düzenlemeleriyle netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Resmî Gazete, 6 Eylül 2026, Sayı: 33362 (Mükerrer)<br />
Orta Vadeli Program (2027-2029)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📜 Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/evde-saglik-ve-palyatif-bakimda-yeni-donem-hizmetler-entegre-edilecek</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9910.jpeg" type="image/jpeg" length="99349"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlıkta Geri Ödeme Sistemi Değişiyor: Değer Bazlı Model Yaygınlaşacak]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglikta-geri-odeme-sistemi-degisiyor-deger-bazli-model-yayginlasacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglikta-geri-odeme-sistemi-degisiyor-deger-bazli-model-yayginlasacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2027-2029 Orta Vadeli Program’da sağlık hizmetlerinin geri ödeme sistemine ilişkin önemli hedefler belirlendi. Sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanmaması temelinde finansal sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi, geri ödeme kriterlerinin veri analiziyle incelenmesi ve değer bazlı geri ödeme yöntemlerinin yaygınlaştırılması planlanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>6 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Orta Vadeli Program (2027-2029), sağlık harcamalarının yönetimi ve geri ödeme sisteminde önümüzdeki üç yıllık dönemin yol haritasını ortaya koydu.</p>

<p>Programda özellikle sağlık hizmetlerinin finansal sürdürülebilirliği, denetim modelleri ve geri ödeme yöntemleri konusunda dikkat çekici hedeflere yer verildi.</p>

<p>Değer bazlı geri ödeme yöntemleri yaygınlaştırılacak</p>

<p>OVP’ye göre sağlık hizmetlerine erişimi kısıtlamadan finansal sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla geri ödeme kriterleri veri analizi yoluyla incelenecek.</p>

<p>Programın en dikkat çekici hedeflerinden biri ise “değer bazlı geri ödeme yöntemlerinin” yaygınlaştırılması oldu.</p>

<p>Bu yaklaşım, OVP’de sağlık harcamalarının daha etkin yönetilmesine yönelik politika araçlarından biri olarak konumlandırılıyor.</p>

<p>Programda değer bazlı geri ödemenin hangi sağlık hizmetlerinde uygulanacağı, ödeme kriterlerinin nasıl belirleneceği veya uygulamanın ne zaman başlayacağı konusunda ise ayrıntılı bir model açıklanmıyor.</p>

<p>Hızlı artan sağlık harcamaları mercek altında</p>

<p>OVP’de sağlık harcamalarının hızlı artış gösterdiği gruplara da özel vurgu yapıldı.</p>

<p>Geri ödeme kriterlerinin veri analizi yoluyla incelenmesinin yanı sıra hızlı artış gösteren gruplarda harcamaların etkinleştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Böylece sağlık hizmetlerine erişimin korunması ile sosyal güvenlik sisteminin mali sürdürülebilirliğinin birlikte gözetilmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Geri ödemede risk analizine dayalı denetim</p>

<p>Yeni dönemde değişiklik öngörülen alan yalnızca geri ödeme yöntemleri değil.</p>

<p>Programda sağlık hizmetlerinin geri ödemesinde, risk analizini ve hizmet sunucularının davranışlarını dikkate alan denetim modellerinin geliştirileceği de belirtildi.</p>

<p>Bu hedef, sağlık hizmetlerinin geri ödeme ve denetim süreçlerinde veri temelli yöntemlerin daha fazla kullanılacağını gösteren önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Akılcı ilaç kullanımı da programda</p>

<p>Sağlık harcamalarının sürdürülebilirliğine yönelik hedefler ilaç ve tedavi giderlerini de kapsıyor.</p>

<p>OVP kapsamında akılcı ilaç kullanımının teşvik edilerek ilaç ve tedavi harcamalarının rasyonelleştirilmesi planlanıyor.</p>

<p>Ayrıca Sağlık Market Uygulamasının daha fazla ilaç ve medikal malzemeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi ve tedarik zincirinin güçlendirilmesi öngörülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üniversite hastaneleri için de yeni yönetim modeli</p>

<p>Aynı bölümde üniversite hastanelerine ilişkin önemli bir hedef de bulunuyor.</p>

<p>Üniversite hastanelerinin yönetim modelinin eğitim, araştırma ve hizmet fonksiyonları itibarıyla etkin ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması planlanıyor.</p>

<p>Dolayısıyla OVP’nin sağlık alanındaki yaklaşımı yalnızca geri ödeme sistemini değil; hizmet sunumundan üniversite hastanelerine, ilaç harcamalarından tedarik sistemine kadar birbirine bağlı birçok alanı kapsıyor.</p>

<p>Amaç sağlık hizmetlerine erişimi kısıtlamadan sürdürülebilirlik</p>

<p>Programdaki ifadelerde özellikle dikkat çeken nokta, mali sürdürülebilirlik hedefinin sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanmaması şartıyla birlikte ele alınması.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde değer bazlı geri ödeme yöntemlerinin hangi hizmet ve ürünlerde uygulanacağı, risk analizine dayalı denetim modelinin nasıl işleyeceği ve yeni geri ödeme kriterlerinin nasıl şekilleneceği sağlık sektörünün yakından izleyeceği başlıklar arasında olacak.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Resmî Gazete, 6 Eylül 2026, Sayı: 33362 (Mükerrer)<br />
Orta Vadeli Program (2027-2029)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📜 Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglikta-geri-odeme-sistemi-degisiyor-deger-bazli-model-yayginlasacak</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9908.jpeg" type="image/jpeg" length="17909"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Birinci Basamak Sağlıkta Yeni Dönem: Hastane Başvuruları Azaltılacak]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/birinci-basamak-saglikta-yeni-donem-hastane-basvurulari-azaltilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/birinci-basamak-saglikta-yeni-donem-hastane-basvurulari-azaltilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2027-2029 Orta Vadeli Program’da birinci basamak sağlık hizmetleri için dikkat çeken yeni hedefler belirlendi. Birinci basamak sağlık tesislerinin nitelik ve nicelik olarak geliştirilmesi, vatandaşların koruyucu, önleyici ve tedavi edici sağlık hizmetlerini bütüncül olarak bu birimlerden alabilmesi ve ikinci ile üçüncü basamak sağlık merkezlerine yapılan başvuruların azaltılması hedefleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>6 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Orta Vadeli Program (2027-2029), sağlık sisteminin önümüzdeki üç yıllık dönemine ilişkin önemli politika başlıklarını ortaya koydu.</p>

<p>Programın öne çıkan hedeflerinden biri, sağlık hizmetlerinin sunumunda birinci basamağın rolünün güçlendirilmesi oldu.</p>

<p>Birinci basamak sağlık tesisleri geliştirilecek</p>

<p>OVP’de birinci basamak sağlık tesislerinin hem nitelik hem de nicelik açısından geliştirilmesi öngörüldü.</p>

<p>Programa göre bu birimlere başvuran kişilerin koruyucu, önleyici ve tedavi edici sağlık hizmetlerini bütüncül olarak alabilmesi sağlanacak.</p>

<p>Böylece birinci basamağın yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra başvurulan bir sağlık hizmeti noktası değil; koruyucu sağlık hizmetlerinden tedaviye uzanan daha kapsamlı bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor.</p>

<p>İkinci ve üçüncü basamak başvurularının azaltılması hedefleniyor</p>

<p>Programda birinci basamağın güçlendirilmesinin temel amaçlarından biri de açık biçimde ortaya konuldu.</p>

<p>Birinci basamakta sunulan hizmetlerin geliştirilmesiyle ikinci ve üçüncü basamak sağlık merkezlerine yapılan başvuruların azaltılması hedefleniyor.</p>

<p>Bu hedef, hastaneler üzerindeki başvuru yükünün azaltılması ve sağlık hizmetlerinin uygun basamakta sunulmasına yönelik yeni dönemin önemli politika başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerine vurgu</p>

<p>OVP’de kullanılan ifadelerde koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerine özel olarak yer verilmesi de dikkat çekiyor.</p>

<p>Program, kişilerin birinci basamakta koruyucu, önleyici ve tedavi edici sağlık hizmetlerini bir arada alabileceği bütüncül bir yapı öngörüyor.</p>

<p>Dolayısıyla önümüzdeki dönemde birinci basamak sağlık hizmetlerinin sağlık sistemindeki ağırlığının artırılması hedefleniyor.</p>

<p>Evde sağlık ve palyatif bakım da sisteme entegre edilecek</p>

<p>OVP’de birinci basamak sağlık hizmetlerini ilgilendiren bir başka önemli düzenleme evde sağlık ve palyatif bakım alanında yer aldı.</p>

<p>Evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin süreklilik arz eden hizmetler haline getirilmesi ve bu hizmetlerin birinci basamak, yataklı sağlık hizmetleri ve uzaktan sağlık hizmetleriyle bütünleşik ve eş güdüm içerisinde yürütülmesi planlanıyor.</p>

<p>Bu hedef, farklı sağlık hizmeti basamakları arasında daha bütünleşik bir hizmet modelinin oluşturulacağını gösteriyor.</p>

<p>Sağlık sisteminde basamaklar arası koordinasyon öne çıkıyor</p>

<p>OVP’de yer alan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, sağlık hizmetlerinin yalnızca hastane merkezli yürütülmesi yerine birinci basamak, hastane, evde sağlık, palyatif bakım ve uzaktan sağlık hizmetlerinin birbirini tamamladığı bir yapının hedeflendiği görülüyor.</p>

<p>Ancak Program’da birinci basamak tesislerinin hangi yöntemlerle ve ne ölçüde artırılacağı, uygulamaların hangi tarihte başlayacağı veya ikinci ve üçüncü basamak başvurularında hangi oranda azalma hedeflendiğine ilişkin ayrıntılı bir takvim ya da sayısal hedef bulunmuyor.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde bu hedeflerin hangi mevzuat düzenlemeleri ve uygulama programlarıyla hayata geçirileceği sağlık sektörünün yakından takip edeceği başlıklardan biri olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynaklar:<br />
Resmî Gazete, 6 Eylül 2026, Sayı: 33362 (Mükerrer)<br />
Orta Vadeli Program (2027-2029)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📜 Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/birinci-basamak-saglikta-yeni-donem-hastane-basvurulari-azaltilacak</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7321-1.jpeg" type="image/jpeg" length="91158"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üniversite Hastanelerinde Yeni Dönem: Yönetim Modeli Değişiyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/universite-hastanelerinde-yeni-donem-yonetim-modeli-degisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/universite-hastanelerinde-yeni-donem-yonetim-modeli-degisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2027-2029 Orta Vadeli Program’da sağlık sistemine ilişkin dikkat çeken düzenlemeler yer aldı. Üniversite hastanelerinin yönetim modelinin eğitim, araştırma ve sağlık hizmeti fonksiyonları açısından etkin ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması hedeflenirken; birinci basamak sağlık hizmetleri, geri ödeme sistemi, evde sağlık, palyatif bakım ve yerli sağlık teknolojileri için de yeni adımlar öngörüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Orta Vadeli Program (2027-2029), Türkiye’nin önümüzdeki üç yıllık dönemde izleyeceği ekonomi politikalarının yanı sıra sağlık sisteminin geleceğine ilişkin önemli hedefler de ortaya koydu.</p>

<p>Üniversite hastanelerinin yönetim modeli değişiyor</p>

<p>Programın sağlık alanındaki en dikkat çekici başlıklarından biri üniversite hastaneleri oldu.</p>

<p>OVP’de, üniversite hastanelerinin yönetim modelinin eğitim, araştırma ve hizmet fonksiyonları itibarıyla etkin ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulacağı belirtildi.</p>

<p>Bu hedef, üniversite hastanelerinin yalnızca sağlık hizmeti sunan kurumlar olarak değil; tıp eğitimi, bilimsel araştırma ve sağlık hizmetinin birlikte yürütüldüğü yapılar olarak ele alınacağını gösteriyor.</p>

<p>Programda yeni yönetim modelinin ayrıntıları, hangi mevzuat değişikliklerinin yapılacağı veya uygulamanın hangi üniversite hastanelerinden başlayacağına ilişkin ayrıntılı bir takvim ise yer almıyor.</p>

<p>Birinci basamak sağlık hizmetleri güçlendirilecek</p>

<p>OVP’ye göre birinci basamak sağlık tesislerinin nitelik ve nicelik açısından geliştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Birinci basamağa başvuran kişilerin koruyucu, önleyici ve tedavi edici sağlık hizmetlerini bütüncül olarak alabilmesi amaçlanıyor. Bu politikayla ikinci ve üçüncü basamak sağlık merkezlerine yapılan başvuruların azaltılması planlanıyor.</p>

<p>Bu düzenleme, önümüzdeki dönemde aile hekimliği ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin sağlık sistemi içerisindeki rolünün daha da güçlendirilmesine yönelik önemli bir hedef olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Sağlıkta geri ödeme sisteminde yeni dönem</p>

<p>Programda sağlık hizmetlerinin finansmanı ve geri ödeme sistemine ilişkin de önemli hedefler bulunuyor.</p>

<p>Sağlık hizmetlerinin geri ödemesinde risk analizini ve hizmet sunucularının davranışlarını dikkate alan denetim modellerinin geliştirilmesi planlanıyor.</p>

<p>Sağlık hizmetlerine erişimi kısıtlamadan finansal sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla geri ödeme kriterleri veri analizi yoluyla incelenecek.</p>

<p>Ayrıca değer bazlı geri ödeme yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve hızlı harcama artışı gösteren gruplarda sağlık harcamalarının daha etkin hale getirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Akılcı ilaç kullanımına özel vurgu</p>

<p>OVP’nin sağlık politikalarında ilaç ve tedavi harcamaları da önemli bir yer tutuyor.</p>

<p>Program kapsamında akılcı ilaç kullanımının teşvik edilmesi ve ilaç ile tedavi harcamalarının rasyonelleştirilmesi öngörülüyor.</p>

<p>Sağlık Market Uygulamasının da daha fazla ilaç ve medikal malzemeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi ve böylece sağlık sektöründeki tedarik zincirinin güçlendirilmesi planlanıyor.</p>

<p>Evde sağlık ve palyatif bakım bütünleşecek</p>

<p>Programda evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerine ilişkin de yeni bir yaklaşım ortaya konuldu.</p>

<p>Evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin süreklilik arz eden hizmetler haline getirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Bu hizmetlerin birinci basamak, yataklı sağlık hizmetleri ve uzaktan sağlık hizmetleriyle bütünleşik ve eş güdüm içerisinde yürütülmesi planlanıyor.</p>

<p>Böylece hastane, birinci basamak ve evde sunulan sağlık hizmetleri arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Yerli aşı, ilaç ve tıbbi cihaz üretimi desteklenecek</p>

<p>OVP’de sağlık sektörü aynı zamanda ekonomik güvenlik açısından stratejik alanlardan biri olarak konumlandırıldı.</p>

<p>Ulusal sağlık sisteminin ihtiyaç duyduğu aşı, ilaç, tıbbi cihaz, tanı kiti ve biyoteknolojik ürünlerin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi öngörülüyor.</p>

<p>Dikkat çeken bir diğer hedef ise yapay zekâ tabanlı sağlık teknolojileri oldu. Bu alandaki araştırma, geliştirme ve üretim faaliyetlerinin desteklenerek Türkiye’nin yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık turizminde mükemmeliyet merkezi dönemi</p>

<p>Türkiye’nin sağlık turizmindeki kapasitesinin hem nitelik hem de nicelik bakımından geliştirilmesi de OVP hedefleri arasına girdi.</p>

<p>Program kapsamında sağlık turizminde sertifikasyon, denetim ve mükemmeliyet merkezi uygulamalarının yaygınlaştırılması planlanıyor.</p>

<p>Sağlık ve spor turizmi aynı zamanda Türkiye’nin yüksek katma değerli hizmet ihracatının geliştirilmesi hedeflenen sektörleri arasında gösteriliyor.</p>

<p>Sağlık teknolojilerinde kamu alımları devreye girecek</p>

<p>Programdaki dikkat çekici düzenlemelerden biri de kamu alımlarına ilişkin.</p>

<p>Savunma sanayiinde uygulanan talep oluşturma ve uzun vadeli sipariş yaklaşımının sağlık teknolojileri, raylı sistemler, enerji ekipmanları, elektronik ve kritik sanayi girdileri gibi alanlara yaygınlaştırılması hedefleniyor.</p>

<p>Bu yaklaşımın özellikle Türkiye’de geliştirilen sağlık teknolojilerinin üretim ölçeğinin artırılması ve yerli sanayinin desteklenmesi açısından önem taşıması bekleniyor.</p>

<p>Sağlık sisteminde üç yıllık dönüşüm</p>

<p>2027-2029 Orta Vadeli Program, sağlık alanında birbirinden bağımsız tedbirlerden ziyade geniş kapsamlı bir politika çerçevesi ortaya koyuyor.</p>

<p>Üniversite hastanelerinin yönetiminden birinci basamağa, sağlık hizmetlerinin geri ödemesinden ilaç harcamalarına; evde sağlık ve palyatif bakımdan yerli aşı, ilaç, tıbbi cihaz ve yapay zekâ tabanlı sağlık teknolojilerine kadar birçok alanda yeni uygulamalar hedefleniyor.</p>

<p>Özellikle üniversite hastanelerinin yönetim modelinin yeniden ele alınması; sağlık hizmeti sunumu, tıp eğitimi ve bilimsel araştırmaların geleceği açısından önümüzdeki dönemin yakından takip edilecek başlıklarından biri olacak.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Resmî Gazete, 6 Eylül 2026, Sayı: 33362 (Mükerrer)<br />
Orta Vadeli Program (2027-2029)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📜 Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/universite-hastanelerinde-yeni-donem-yonetim-modeli-degisiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9906.jpeg" type="image/jpeg" length="21003"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Multipl miyelomda dikkat çeken Faz III sonucu: Risk yüzde 60 azaldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/multipl-miyelomda-dikkat-ceken-faz-iii-sonucu-risk-yuzde-60-azaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/multipl-miyelomda-dikkat-ceken-faz-iii-sonucu-risk-yuzde-60-azaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Faz III CERVINO çalışmasında etentamig, ağır tedavi görmüş multipl miyelom hastalarında yüzde 74 yanıt oranına ulaştı; hastalık ilerlemesi veya ölüm riskini yüzde 60 azalttı. İlaç henüz onaylı değil.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Multipl miyelom tedavisinde geliştirilen deneysel bispesifik antikor etentamig, Faz III CERVINO çalışmasının ilk açıklanan sonuçlarında standart tedavi seçeneklerine karşı dikkat çekici bir üstünlük gösterdi. Şirket tarafından açıklanan topline verilere göre etentamig alan hastalarda objektif yanıt oranı yüzde 74’e ulaştı.</p>

<p>Çalışmada etentamig ayrıca hastalığın ilerlemesi veya ölüm riskini standart tedavilere kıyasla yüzde 60 azalttı. Bununla birlikte etentamig henüz herhangi bir düzenleyici kurum tarafından onaylanmış bir tedavi değil ve açıklanan veriler şu aşamada tam hakemli bilimsel yayın niteliği taşımıyor.</p>

<p>Etentamig nedir?</p>

<p>Etentamig, multipl miyelom hücrelerinin yüzeyinde yoğun olarak bulunan BCMA adlı proteini ve bağışıklık sisteminin T hücrelerindeki CD3 proteinini aynı anda hedefleyen deneysel bir bispesifik antikor.</p>

<p>Tedavinin amacı T hücrelerini kanserli plazma hücrelerine yaklaştırarak bağışıklık sisteminin bu hücrelere karşı saldırısını güçlendirmek. Etentamig, BCMA hedefli ikinci nesil bir T hücresi yönlendiricisi olarak geliştiriliyor.</p>

<p>CERVINO çalışmasına 393 hasta katıldı</p>

<p>CERVINO, küresel ölçekte yürütülen, randomize ve açık etiketli bir Faz III çalışma. Araştırmaya relaps veya refrakter multipl miyelomu bulunan toplam 393 hasta dahil edildi.</p>

<p>Hastalar daha önce medyan üç farklı tedavi hattı almıştı. Katılımcıların proteazom inhibitörü, immünomodülatör ilaç ve anti-CD38 monoklonal antikor olmak üzere üç temel ilaç sınıfına daha önce maruz kalmış olması gerekiyordu.</p>

<p>Hastalar etentamig veya araştırmacı tarafından seçilen standart tedavilerden birini almak üzere iki gruba ayrıldı. Standart tedavi seçenekleri arasında karfilzomib ve deksametazon, elotuzumab ile pomalidomid ve deksametazon ya da selineksor ile bortezomib ve deksametazon kombinasyonları yer aldı.</p>

<p>Yanıt oranı yüzde 74’e ulaştı</p>

<p>Çalışmanın iki birincil sonlanım noktası objektif yanıt oranı ve progresyonsuz sağkalımdı.</p>

<p>Etentamig grubunda objektif yanıt oranı yüzde 74 olarak bildirildi. Standart tedavi grubunda bu oran yüzde 45,7 düzeyinde kaldı.</p>

<p>Etentamig ile elde edilen yanıt farkı istatistiksel olarak anlamlıydı. Açıklanan yüzde 95 güven aralığı etentamig için yüzde 67,25 ile yüzde 79,97; standart tedavi grubu için yüzde 38,59 ile yüzde 52,91 arasındaydı. P değeri 0,0001’in altında bildirildi.</p>

<p>Hastalığın ilerlemesi veya ölüm riski yüzde 60 azaldı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etentamig, progresyonsuz sağkalım açısından da çalışmanın birincil hedefini karşıladı.</p>

<p>Hastalık ilerlemesi veya ölüm için hazard oranı 0,40 olarak hesaplandı. Bu sonuç, etentamig grubunda ilerleme veya ölüm riskinin standart tedavi grubuna göre göreceli olarak yüzde 60 daha düşük olduğu anlamına geliyor.</p>

<p>Yüzde 95 güven aralığı 0,29 ile 0,54 arasındaydı ve sonuç istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Şirket, progresyonsuz sağkalım avantajının önceden belirlenen alt grupların tamamında gözlendiğini bildirdi.</p>

<p>Genel sağkalım sonucu umut verici ancak kesin değil</p>

<p>Yaklaşık 11,4 aylık medyan takip sonunda 12 aylık genel sağkalım oranı etentamig grubunda yüzde 87,9, standart tedaviler grubunda ise yüzde 72 olarak açıklandı.</p>

<p>Genel sağkalım için hazard oranı 0,48 olarak bildirildi. Buna karşın çalışmada genel sağkalım için önceden belirlenen istatistiksel etkinlik sınırı veri kesim tarihinde henüz aşılmadı.</p>

<p>Bu nedenle mevcut sonuçlar etentamigin genel sağkalımı kesin biçimde artırdığını söylemek için yeterli değil. Daha uzun takip ve olgunlaşmış sağkalım verileri gerekiyor.</p>

<p>Enfeksiyonlar yakından izlenecek</p>

<p>BCMA hedefli bispesifik antikorlarda enfeksiyonlar ve sitokin salınım sendromu tedavinin önemli güvenlik başlıkları arasında bulunuyor.</p>

<p>CERVINO’nun açıklanan verilerinde derece 3 veya 4 enfeksiyon etentamig alan hastaların yüzde 27,7’sinde, standart tedavi alanların ise yüzde 19,2’sinde görüldü.</p>

<p>Ölümcül enfeksiyon oranı etentamig grubunda yüzde 1,5, standart tedavi grubunda yüzde 3,1 olarak bildirildi.</p>

<p>Tek basamaklı başlangıç dozu kullanılan hastalarda sitokin salınım sendromu yüzde 28,3 oranında görüldü. Vakaların büyük bölümü derece 1 düzeyindeydi ve derece 3 veya daha ağır sitokin salınım sendromu bildirilmedi.</p>

<p>Bağışıklık efektör hücre ilişkili nörotoksisite sendromu olarak bilinen ICANS ise bir hastada, derece 1 düzeyinde görüldü.</p>

<p>Ayda bir doz uygulaması neden dikkat çekiyor?</p>

<p>Etentamig için geliştirilen uygulama şemasında tek bir basamaklı başlangıç dozunun ardından ilacın dört haftada bir verilmesi planlanıyor.</p>

<p>Bu özellik, doğrulanması halinde özellikle sık hastane ziyareti ve yakın izlem gerektirebilen bazı hücresel ve bispesifik tedavilere kıyasla uygulama kolaylığı sağlayabilir.</p>

<p>Ancak bu avantajın gerçek yaşam pratiğinde daha kolay, daha güvenli veya daha erişilebilir tedavi anlamına gelip gelmediği ileri çalışmalar ve klinik kullanım deneyimiyle ortaya çıkacak.</p>

<p>Etentamig onaylandı mı?</p>

<p>Hayır. Etentamig halen araştırma aşamasında olan bir tedavi adayı ve küresel düzenleyici kurumlar tarafından multipl miyelom tedavisi için onaylanmış değil.</p>

<p>AbbVie, Faz III sonuçlarını düzenleyici otoritelerle görüşmeyi planladığını açıkladı. CERVINO çalışmasının daha ayrıntılı verilerinin Eylül 2026’da düzenlenecek International Myeloma Society yıllık toplantısında sunulması planlanıyor.</p>

<p>Sonuçların neden temkinli değerlendirilmesi gerekiyor?</p>

<p>CERVINO çalışması Faz III düzeyinde randomize bir araştırma olması nedeniyle güçlü klinik kanıt üretme potansiyeline sahip. Ayrıca iki birincil sonlanım noktasının da karşılanmış olması etentamig açısından önemli bir bulgu.</p>

<p>Bununla birlikte mevcut bilgiler şirket tarafından açıklanan ilk topline sonuçlara dayanıyor. Tam çalışma verileri henüz hakemli bir tıp dergisinde yayımlanmış değil.</p>

<p>Genel sağkalım verilerinin olgunlaşmamış olması, uzun dönem enfeksiyon riski ve diğer güvenlik sonuçlarının ayrıntılı değerlendirilmesi gerekliliği de göz önünde bulundurulmalı.</p>

<p>Bu nedenle etentamig için “multipl miyelomda yeni standart tedavi” veya “onaylanmış yeni ilaç” ifadelerini kullanmak mevcut kanıt düzeyini aşar. Şimdilik söylenebilecek en güçlü ifade, ilacın ağır tedavi görmüş multipl miyelom hastalarında Faz III çalışmasının temel etkinlik hedeflerini karşılamış olmasıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>AbbVie, CERVINO Faz III topline sonuçları, 3 Eylül 2026</p>

<p>CERVINO Faz III Klinik Çalışması, NCT06158841</p>

<p>International Myeloma Society Annual Meeting 2026, CERVINO Faz III sunumu </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/multipl-miyelomda-dikkat-ceken-faz-iii-sonucu-risk-yuzde-60-azaldi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9905.jpeg" type="image/jpeg" length="82066"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Az Uyku Öncesi 30 Dakika Egzersiz Bellek Kaybını Azalttı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/az-uyku-oncesi-30-dakika-egzersiz-bellek-kaybini-azaltti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/az-uyku-oncesi-30-dakika-egzersiz-bellek-kaybini-azaltti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Concordia Üniversitesi öncülüğündeki araştırmada 88 sağlıklı genç yetişkin incelendi. SLEEP’te yayımlanan sonuçlar, kısa uyku öncesi 30 dakikalık orta şiddette egzersizin ertesi sabah deklaratif bellek performansındaki düşüşü azalttığını gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Concordia Üniversitesi öncülüğündeki araştırmacılar, tek gecelik uyku kısıtlamasından önce yapılan orta şiddette egzersizin hafıza üzerindeki etkisini 88 sağlıklı genç yetişkinde test etti. SLEEP dergisinde 26 Ağustos 2026’da çevrim içi yayımlanan randomize çalışmada, 30 dakikalık akşam egzersizi yapan ve ardından yalnızca 4,5 saat uyuma fırsatı verilen katılımcılar, aynı süre uyuyup egzersiz yapmayanlara göre ertesi sabah deklaratif bellek testinde daha iyi performans gösterdi.</p>

<p>Çalışma, egzersizin yetersiz uykunun yerini tutabileceğini göstermiyor. Araştırmacıların yanıt aradığı daha dar soru, tek bir egzersiz seansının kısa süreli uyku kaybının yeni öğrenilen bilgilerin hatırlanması üzerindeki etkisini azaltıp azaltamayacağıydı.</p>

<h3>Dört farklı uyku ve egzersiz grubu oluşturuldu</h3>

<p>Araştırmaya yaş ortalaması 24 olan 88 sağlıklı genç yetişkin katıldı. Katılımcıların yüzde 52’si kadındı.</p>

<p>Gönüllüler rastgele dört gruba ayrıldı. Bir grup 8,5 saatlik normal uyku fırsatı aldı, ikinci grubun uyku fırsatı 4,5 saatle sınırlandırıldı. Diğer iki grupta aynı uyku düzenleri uygulanmadan önce egzersiz yaptırıldı.</p>

<p>Egzersiz grubundaki katılımcılar akşam saat 19.00’da sabit bisiklet üzerinde 30 dakika çalıştı. Yoğunluk, kişilerin maksimum oksijen tüketiminin yüzde 55–60’ına ayarlandı ve araştırmacılar tarafından orta şiddette egzersiz olarak tanımlandı.</p>

<p>Kontrol grubundakiler aynı süreyi oturarak dinlenerek geçirdi.</p>

<h3>Hafıza yüz ve isim eşleştirmeleriyle ölçüldü</h3>

<p>Egzersiz veya dinlenme döneminden yaklaşık üç saat sonra katılımcılara 80 yüz ile isim eşleşmesi öğretildi.</p>

<p>İlk bellek testi aynı akşam gerçekleştirildi. Katılımcılar daha sonra kendi gruplarına göre 8,5 veya 4,5 saatlik uyku fırsatıyla geceyi geçirdi.</p>

<p>Uyku laboratuvarda polisomnografiyle izlendi. Bu yöntem beyin aktivitesi, uyku evreleri ve diğer fizyolojik göstergelerin gece boyunca kaydedilmesini sağlıyor.</p>

<p>Ertesi sabah katılımcılara 80’i önceden öğrendikleri, 40’ı yeni toplam 120 yüz ve isim eşleşmesini içeren gecikmiş bellek testi uygulandı.</p>

<h3>Egzersiz yapan kısa uyku grubunda sonuç daha iyiydi</h3>

<p>Araştırmada egzersiz ile uyku süresi arasında gecikmiş bellek performansı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir etkileşim bulundu.</p>

<p>Egzersiz yaptıktan sonra 4,5 saat uyuma fırsatı verilen grubun bellek performansı, aynı süre uyuyup egzersiz yapmayan gruptan anlamlı biçimde daha yüksekti.</p>

<p>Araştırmacıların kullandığı ayırt etme indeksine göre iki kısa uyku grubu arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı.</p>

<p>Bu bulgu, deney koşullarında tek bir orta şiddette egzersiz seansının uyku kısıtlamasına bağlı deklaratif bellek düşüşünü azaltabildiğini gösteriyor.</p>

<h3>Normal uyku grubuyla fark çıkmaması eşitlik anlamına gelmiyor</h3>

<p>Egzersiz yaptıktan sonra kısa uyuyan grubun bellek performansı, 8,5 saatlik uyku fırsatı bulunan gruplardan istatistiksel olarak anlamlı biçimde farklı değildi.</p>

<p>Ancak bu sonuç “30 dakika egzersiz dört saatlik uyku kaybını tamamen telafi etti” biçiminde yorumlanamaz.</p>

<p>İstatistiksel olarak anlamlı fark bulunmaması, grupların birbirine eşdeğer olduğunun kanıtı değil. Araştırma da böyle bir eşdeğerliği göstermek üzere tasarlanmadı.</p>

<p>Çalışmanın desteklediği daha sınırlı sonuç, egzersizin belirli deney koşullarında kısa uykunun deklaratif bellek üzerindeki olumsuz etkisini azaltması.</p>

<h3>Derin uyku bağlantısı araştırıldı</h3>

<p>Çalışmada gecelik uyku kayıtları, olası mekanizmaya ilişkin bir ipucu da verdi.</p>

<p>Araştırmacılar özellikle yavaş dalga uykusuna odaklandı. Derin uykunun önemli bölümlerinden biri olan bu evre, yeni öğrenilen bilgilerin uzun süreli bellekte pekiştirilmesiyle ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Analizde yavaş dalga uykusunun toplam uyku içindeki oranının, egzersiz ile ertesi sabahki bellek performansı arasındaki ilişkiye istatistiksel olarak aracılık ettiği görüldü.</p>

<p>Bu sonuç, egzersizin uyku mimarisindeki değişiklikler üzerinden belleğe katkıda bulunabileceği olasılığını destekliyor. Ancak aracılık analizi biyolojik mekanizmayı tek başına kesin olarak kanıtlamıyor.</p>

<h3>Çalışma insomnia hastalarını incelemedi</h3>

<p>Araştırmada test edilen durum, tıbbi anlamda insomnia yani uykusuzluk hastalığı değildi.</p>

<p>Katılımcıların tamamı sağlıklı genç yetişkinlerden oluşuyordu ve araştırmacılar deneysel olarak yalnızca bir gecelik uyku fırsatını 8,5 saatten 4,5 saate düşürdü.</p>

<p>Bu nedenle bulgular kronik uykusuzluk yaşayan kişilere, vardiyalı çalışanlara veya uzun süre boyunca düzenli biçimde az uyuyanlara doğrudan uygulanamaz.</p>

<h3>Hafızanın yalnızca belirli bir alanı değerlendirildi</h3>

<p>Araştırmadaki yüz ve isim eşleştirme görevi deklaratif belleği ölçüyordu. Bu bellek türü, kişinin bilinçli biçimde hatırlayabildiği bilgi ve olaylarla ilişkili.</p>

<p>Dikkat, tepki süresi, karar verme, çalışma belleği ve diğer bilişsel işlevler çalışmanın ana sonuçları arasında yer almadı.</p>

<p>Bu nedenle sonuçlar, egzersizin uyku eksikliğinin beyin üzerindeki bütün etkilerini önlediği anlamına gelmiyor.</p>

<h3>Önceki araştırmada yüksek yoğunluklu egzersiz kullanılmıştı</h3>

<p>Aynı araştırma ekibinin 2023 yılında SLEEP dergisinde yayımlanan çalışmasında 92 sağlıklı genç yetişkin dört gruba ayrılmış ve akşam yapılan 15 dakikalık yüksek yoğunluklu interval egzersizin etkisi değerlendirilmişti.</p>

<p>O araştırmanın genel sonuçları, egzersizin kısa uykuyla bağlantılı uzun süreli deklaratif bellek düşüşünü kısmen azaltabileceğini düşündürmüştü.</p>

<p>Ancak egzersiz yapan kısa uyku grubuyla yalnız kısa uyku grubu arasındaki doğrudan fark istatistiksel olarak anlamlı değildi.</p>

<p>2026 çalışmasında ise 30 dakikalık orta şiddette egzersiz sonrasında iki kısa uyku grubu arasında anlamlı fark bulunması, önceki araştırmaya daha doğrudan veri ekledi.</p>

<h3>Egzersiz yeterli uykunun alternatifi değil</h3>

<p>Araştırmanın sonuçları günlük yaşam açısından ilgi çekici olsa da çalışma uyku süresini azaltmaya yönelik bir öneri sunmuyor.</p>

<p>Uyku eksikliğinin dikkat, duygudurum, metabolik sağlık, bağışıklık sistemi ve kalp-damar sistemi üzerindeki etkileri bu deneyde değerlendirilmedi.</p>

<p>Ayrıca araştırma yalnızca genç ve sağlıklı yetişkinlerde, tek bir gecede ve tek bir egzersiz protokolüyle yürütüldü.</p>

<p>Bu nedenle bulguların farklı yaş gruplarında, uyku bozukluğu bulunanlarda ve uzun süreli uyku kısıtlamasında doğrulanması gerekiyor.</p>

<p>Mevcut çalışma, yeterli uykunun yerini alacak bir yöntem göstermekten çok, egzersiz ile uyku arasındaki etkileşimin hafıza üzerinde nasıl bir fark oluşturabileceğine ilişkin kontrollü insan verisi sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>• SLEEP – Slow-Wave Sleep Mediates the Compensatory Effects of Acute Moderate-Intensity Exercise on Declarative Memory Deficits in Sleep Restriction, 2026</p>

<p>• SLEEP – Acute Evening High-Intensity Interval Training May Attenuate the Detrimental Effects of Sleep Restriction on Long-Term Declarative Memory, 2023</p>

<p>• Concordia Üniversitesi – Uyku, biliş ve nörogörüntüleme araştırma ekibi</p>

<p>• Glasgow Üniversitesi – 2026 araştırmasının kurumsal akademik kaydı</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/az-uyku-oncesi-30-dakika-egzersiz-bellek-kaybini-azaltti</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/uyku-egzersiz-bellek-200kb.webp" type="image/jpeg" length="38779"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne AMEE’den Uluslararası Takdir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/acibadem-universitesi-tip-fakultesine-ameeden-uluslararasi-takdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/acibadem-universitesi-tip-fakultesine-ameeden-uluslararasi-takdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, sağlık meslekleri eğitiminde uluslararası ölçekte öne çıkan AMEE ASPIRE to Excellence 2026 programında “Öğrenci Katılımı” alanında Certificate of Merit almaya hak kazandı. Fakülte, bu kategoride 2026 yılında liyakat belgesi verilen dünyadaki iki kurumdan biri oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tıp eğitiminde öğrencilerin yalnızca derslere katılan ve sınavlara giren kişiler değil, eğitim programının geliştirilmesine katkı sağlayan paydaşlar olması giderek daha fazla önem kazanıyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin bu alanda geliştirdiği yaklaşım da uluslararası düzeyde takdir gördü.</p>

<p>The International Association for Health Professions Education (AMEE) tarafından yürütülen ASPIRE to Excellence programının 2026 sonuçlarında Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, “Student Engagement – Öğrenci Katılımı” kategorisinde Certificate of Merit ile değerlendirildi.</p>

<p>2026’da bu kategoride yalnızca iki kuruma liyakat belgesi</p>

<p>AMEE tarafından açıklanan 2026 sonuçlarına göre Öğrenci Katılımı kategorisinde ASPIRE Award, Pakistan’daki University College of Medicine and Dentistry – University of Lahore’a verildi.</p>

<p>Certificate of Merit alan iki kurum ise Lübnan’daki American University of Beirut Tıp Fakültesi ile Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi oldu.</p>

<p>Böylece Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, öğrenci katılımı alanında 2026 yılında liyakat belgesi verilen iki tıp fakültesinden biri olarak listede yer aldı.</p>

<p>Öğrenciler eğitim süreçlerinde aktif rol üstleniyor</p>

<p>Acıbadem Üniversitesi’nin öğrenci katılımı modeli, öğrencilerin eğitim hakkında yalnızca görüş bildirmesiyle sınırlı değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Değerlendirmede öğrencilerin eğitimle ilgili karar süreçlerine, program değerlendirmelerine, araştırma kültürüne, akran desteğine ve topluma yönelik faaliyetlere katılımının kurumsal yapıya nasıl yerleştirildiği öne çıktı.</p>

<p>Özellikle Tıp Eğitimi Öğrenci Komisyonu ile öğrencilerden gelen geri bildirimlerin değerlendirilerek somut adımlara dönüştürülmesini sağlayan süreçler, uygulamanın dikkat çeken yönleri arasında gösterildi.</p>

<p>Bu yaklaşım, öğrencinin eğitim sisteminin sonunda görüşü alınan bir katılımcı olmasından ziyade, tıp eğitiminin geliştirilmesinde rol alan bir paydaş haline gelmesini hedefliyor.</p>

<p>Dekan Bakırcı: Öğrencilerimizi eğitimin ortakları olarak görüyoruz</p>

<p>Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nadi Bakırcı, elde edilen uluslararası takdirin fakültede öğrenci katılımını kurumsal kültürün bir parçası haline getirme çalışmalarının sonucu olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Bakırcı, öğrencilerin yalnızca eğitim alan kişiler olarak görülmediğini; eğitim programının geliştirilmesi, karar süreçleri ve sürekli iyileştirme çalışmalarında aktif ortaklar olarak değerlendirildiğini belirtti.</p>

<p>Fakültenin yaklaşımında öğrencilerin sorumluluk alabildiği, düşüncelerini ifade edebildiği ve eğitim programının geliştirilmesine katkı sunabildiği bir ortam oluşturulması önemli bir yer tutuyor.</p>

<p>Tıp eğitiminde öğrenci katılımı neden önemli?</p>

<p>Tıp fakültelerinde eğitim kalitesi yalnızca ders programının içeriği, akademik kadro veya teknolojik altyapıyla belirlenmiyor. Öğrencilerin aldıkları eğitime ilişkin deneyimlerinin sistematik biçimde değerlendirilmesi ve bu geri bildirimlerin eğitim programına yansıtılması da sürekli gelişimin önemli unsurlarından biri olarak kabul ediliyor.</p>

<p>ASPIRE to Excellence programı da klasik bir akreditasyon sürecinden farklı olarak sağlık meslekleri eğitimindeki iyi uygulamaları ve eğitimde mükemmeliyet örneklerini uluslararası ölçütlerle değerlendiriyor.</p>

<p>Program kapsamında müfredat geliştirme, simülasyon, öğrenci değerlendirmesi, teknoloji destekli öğrenme, sosyal sorumluluk, öğretim üyesi gelişimi ve öğrenci katılımı gibi farklı alanlarda kurumların uygulamaları inceleniyor.</p>

<p>Ödül Viyana’da takdim edildi</p>

<p>Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Certificate of Merit belgesi, Avusturya’nın Viyana kentinde gerçekleştirilen AMEE 2026 Konferansı kapsamındaki ASPIRE ödül töreninde takdim edildi.</p>

<p>Uluslararası takdir, Türkiye’deki tıp fakültelerinde öğrencilerin eğitim süreçlerinin geliştirilmesine ne ölçüde dahil edildiği konusunu da yeniden gündeme getiriyor.</p>

<p>Acıbadem Üniversitesi örneği; öğrenci geri bildiriminin alınmasının ötesine geçilerek öğrencilerin eğitim programının değerlendirilmesi ve geliştirilmesinde kurumsal bir paydaş haline getirilebileceğini gösteren uygulamalardan biri olarak dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık Eğitimi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/acibadem-universitesi-tip-fakultesine-ameeden-uluslararasi-takdir</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 08:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9897-1.jpeg" type="image/jpeg" length="37535"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Diyabet Dostu ve Anti-İnflamatuvar 10 Kahvaltı Önerisi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/diyabet-dostu-ve-anti-inflamatuvar-10-kahvalti-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/diyabet-dostu-ve-anti-inflamatuvar-10-kahvalti-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyabette kahvaltının içeriği kan şekeri yönetimini etkileyebilir. Lif, protein ve sağlıklı yağları bir araya getiren 10 farklı kahvaltı seçeneğini ve seçim yaparken dikkat edilmesi gerekenleri derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Diyabeti olan kişiler için kahvaltıda yalnızca karbonhidrat miktarı değil, öğünün genel bileşimi de önem taşıyor. Tam tahıllar, sebzeler, baklagiller, meyveler, protein kaynakları ve doymamış yağları birlikte içeren öğünler dengeli bir beslenme düzeninin parçası olabilir.</p>

<p>Anti-inflamatuvar beslenme ise tek bir “mucize” yiyeceğe dayanmaz. Akdeniz tipi beslenmeye benzer şekilde sebze, meyve, tam tahıl, baklagil, kuruyemiş, tohum ve zeytinyağı gibi az işlenmiş besinlerin ağırlıkta olduğu genel beslenme örüntüsü öne çıkar.</p>

<p>EatingWell tarafından diyetisyen değerlendirmesiyle hazırlanan kahvaltı seçkisi de bu iki yaklaşımı buluşturan 10 farklı örnek içeriyor. Ancak özellikle insülin veya kan şekerini düşüren ilaç kullanan kişilerde porsiyon ve karbonhidrat miktarının kişisel tedavi planına göre değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Yumurtalı kahvaltı salatası</p>

<p>Güne sebzeyle başlamak alışılmış kahvaltı düzeninden farklı görünse de yumurta ve sebzelerin birlikte kullanıldığı bir salata; protein, lif ve çeşitli bitkisel bileşikleri aynı öğünde buluşturabilir.</p>

<p>Kaynak tarifte yumurta, bol miktarda sebze ve salsa verde tarzı bir sos kullanılıyor. Sos hazırlanırken eklenen yağ, tuz ve şeker miktarının göz önünde bulundurulması önemli.</p>

<p>Yaban mersinli ve fıstık ezmeli chia pudingi</p>

<p>Chia tohumu lif ve doymamış yağ içerirken, yaban mersini doğal olarak çeşitli polifenoller sağlar. Fıstık ezmesi de protein ve yağ ekleyerek kahvaltının besin çeşitliliğini artırabilir.</p>

<p>Chia tohumlarının süt veya şekersiz bitkisel içecekle gece boyunca bekletilmesi, sabah hızlı hazırlanabilecek bir seçenek oluşturuyor. Fıstık ezmesi tercih edilirken ilave şeker içermeyen ürünler seçilebilir.</p>

<p>Yaban mersinli bademli chia pudingi</p>

<p>Bir diğer seçenek chia tohumu, süt veya bitkisel içecek, yaban mersini ve bademden oluşuyor.</p>

<p>Badem; doymamış yağ, protein ve lif içerirken meyveler tatlılığı ilave şeker kullanmadan artırabilir. Bununla birlikte kullanılan süt veya bitkisel içeceğin şeker içeriğine bakılması özellikle diyabet açısından önem taşıyor.</p>

<p>Fasulye ve yumurtalı kahvaltı</p>

<p>Baklagiller yalnızca öğle veya akşam yemeklerine ait değil. Fasulye; lif, bitkisel protein ve karbonhidratı bir arada içerdiği için kahvaltıda da değerlendirilebilir.</p>

<p>EatingWell’in örneğinde fasulye, tahıl ve poşe yumurta bir araya getiriliyor. Kullanılan tahılın tam tahıllı olması ve porsiyonun kişinin gereksinimlerine göre belirlenmesi öğünün karbonhidrat yükünü yönetmeye yardımcı olabilir.</p>

<p>Mango ve ahududulu smoothie</p>

<p>Meyveli smoothie’lerde en önemli ayrıntılardan biri eklenen şeker ve meyve suyu miktarıdır. Meyvenin kendisi lif içerirken meyve suyunda bu avantaj büyük ölçüde azalabilir.</p>

<p>Kaynak tarif mango, ahududu ve limon suyu kullanıyor. Tatlandırıcı eklenmesi ise toplam serbest şeker miktarını yükseltebileceğinden diyabeti olan kişiler açısından gerekli olmayabilir.</p>

<p>Smoothie hazırlanırken meyve miktarının kontrol edilmesi ve yoğurt, süt, chia ya da benzeri protein ve lif kaynaklarının eklenmesi daha dengeli bir öğün oluşturabilir.</p>

<p>Siyah fasulyeli proteinli kahvaltı kasesi</p>

<p>Yumurtasız bir kahvaltıda da protein alınabilir. Siyah fasulye, yoğurt ve peynirle hazırlanan kaynak tarif porsiyon başına 15 gram protein içeriyor.</p>

<p>Fasulye aynı zamanda önemli bir lif kaynağıdır. Ancak peynir ve diğer hazır malzemeler kullanılıyorsa doymuş yağ ve sodyum miktarı da değerlendirilmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ispanaklı yumurta ve ahududu</p>

<p>Yumurta, ıspanak, tam tahıllı ekmek ve ahududu; protein, lif, sebze ve meyveyi aynı kahvaltıda bir araya getirebilecek bir kombinasyon oluşturuyor.</p>

<p>Tam tahıllı ekmek seçerken yalnızca ürünün rengine değil, içerik listesinde tam tahılın temel bileşenlerden biri olmasına dikkat etmek yararlı olabilir.</p>

<p>Lor veya cottage cheese ile meyveli kase</p>

<p>Şeker eklenmeden hazırlanan meyveli bir kase, kahvaltıda veya ara öğünde kullanılabilecek basit seçeneklerden biri.</p>

<p>Kaynak tarifte cottage cheese ve karışık orman meyveleri öne çıkıyor. Türkiye’de benzer bir öğün, besin değerleri birebir aynı olmamakla birlikte uygun bir taze peynir veya yoğurt kullanılarak kişiselleştirilebilir.</p>

<p>Hazır gevrek ekleniyorsa ilave şeker miktarının kontrol edilmesi gerekir.</p>

<p>Avokadolu yeşil smoothie</p>

<p>Lahana benzeri koyu yeşil yapraklı sebzeler, avokado ve chia tohumu kullanılan yeşil smoothie; lif, doymamış yağ ve çeşitli mikro besinleri bir araya getiriyor.</p>

<p>Smoothie’lerin sağlıklı malzemeler içermesi sınırsız tüketilebilecekleri anlamına gelmez. Meyve, süt ve diğer karbonhidrat kaynaklarının miktarı toplam karbonhidrat hesabını etkileyebilir.</p>

<p>Çilek ve bademli chia pudingi</p>

<p>Chia pudinginin en sade versiyonlarından biri chia tohumu ve sütle hazırlanıp çilek ve bademle tamamlanabilir.</p>

<p>Bu kombinasyon lif, protein ve doymamış yağların yanı sıra meyvenin doğal tatlılığından yararlanmayı sağlar. İlave bal, şurup veya şeker kullanılmadığında öğünün eklenmiş şeker miktarı da düşük tutulabilir.</p>

<p>Diyabet dostu kahvaltıda asıl önemli olan ne?</p>

<p>Tek başına bir besini “kan şekerini düşüren” veya “iltihabı ortadan kaldıran” yiyecek olarak görmek doğru değil. Diyabette beslenme; porsiyon büyüklüğü, toplam karbonhidrat miktarı, karbonhidratın türü, protein, lif ve yağ içeriğinin birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor.</p>

<p>ABD Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü; diyabet için sağlıklı öğün planlarında meyveler, nişastasız sebzeler, protein kaynakları, tam tahıllar ve uygun süt ürünlerinin yer alabileceğini belirtiyor. Kurum ayrıca eklenmiş şeker, doymuş yağ ve sodyumu yüksek yiyeceklerin sınırlandırılmasını öneriyor.</p>

<p>Lif açısından zengin besinler arasında yulaf ve diğer tam tahıllar, baklagiller, sebzeler, meyveler, chia ve kuruyemişler bulunuyor. Kahvaltıda bunlardan bir veya birkaçını protein kaynağıyla eşleştirmek dengeli bir öğün oluşturmayı kolaylaştırabilir.</p>

<p>Anti-inflamatuvar kahvaltı ne anlama geliyor?</p>

<p>Bilimsel açıdan herkes için geçerli tek bir “anti-inflamatuvar diyet” bulunmuyor. Bu terim daha çok sebze, meyve, baklagil, tam tahıl, balık, kuruyemiş, tohum ve doymamış yağlardan zengin bir genel beslenme biçimini tanımlamak için kullanılıyor.</p>

<p>Harvard Health tarafından aktarılan değerlendirmelerde de Akdeniz tipi beslenme bu yaklaşıma yakın modellerden biri olarak gösteriliyor. Lif, omega-3 yağ asitleri, polifenoller ve doymamış yağlar bu beslenme örüntüsünde sık bulunan bileşenler arasında.</p>

<p>Buna karşılık rafine karbonhidratların, şekerli içeceklerin ve yoğun işlenmiş yiyeceklerin fazla tüketilmesi sağlıklı beslenme hedefleriyle uyumlu değil.</p>

<p>Buradaki önemli ayrım şu: Bir chia pudingi, bir avuç yaban mersini veya tek bir kahvaltı kronik inflamasyonu tek başına “tedavi etmez”. Sağlık üzerindeki olası yarar, günler ve haftalar boyunca sürdürülen genel beslenme düzeniyle ilişkilidir.</p>

<p>Herkes için aynı kahvaltı uygun olmayabilir</p>

<p>Diyabet tedavisi kişiden kişiye değişir. İnsülin kullananlar, öğünlerle birlikte kan şekerini düşüren ilaç alanlar, böbrek hastalığı bulunanlar veya farklı beslenme kısıtlamaları olanlar için örnek tariflerin porsiyonları ve malzemeleri değiştirilmek zorunda kalabilir.</p>

<p>Bu nedenle burada yer alan seçenekler tedavi planı yerine geçmez. Kan şekeri değerlerinde sık düşme veya yükselme yaşayan kişilerin kahvaltı düzenlerini doktorları veya diyabet konusunda deneyimli bir diyetisyenle değerlendirmeleri daha uygundur.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>EatingWell — Our 10 Best Anti-Inflammatory Breakfast Recipes for Better Blood Sugar, Lily Menk, diyetisyen değerlendirmesi Jessica Ball, 2025</p>

<p>ABD Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü — Healthy Living with Diabetes</p>

<p>Harvard Health Publishing — Anti-inflammatory Diet: Foods That Help Reduce Chronic Inflammation, Jennifer Cook, 2026</p>

<p>Harvard Health Publishing — Quick-start Guide to an Anti-inflammation Diet, 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/diyabet-dostu-ve-anti-inflamatuvar-10-kahvalti-onerisi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 07:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9896.jpeg" type="image/jpeg" length="42744"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[22 Otoimmün Hastalığın Genetik Bağlantıları Ortaya Çıktı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/22-otoimmun-hastaligin-genetik-baglantilari-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/22-otoimmun-hastaligin-genetik-baglantilari-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsveç'te 6,3 milyondan fazla kişinin ve yaklaşık 3,84 milyon kardeş çiftinin verileri kullanılarak 22 otoimmün hastalığın genetik ilişkileri incelendi. Araştırma, tüm otoimmün hastalıkları kapsayan güçlü ve tek bir ortak genetik yatkınlık yerine, özellikle benzer doku ve organları etkileyen hastalıkların belirli genetik kümeler oluşturduğunu gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Otoimmün hastalıkların ailelerde kümelenebildiği uzun süredir biliniyor. Ancak yeni ve geniş kapsamlı bir araştırma, bu ailevi yatkınlığın bütün otoimmün hastalıklar için aynı biçimde işlemediğini gösteriyor.</p>

<p>Journal of Clinical Investigation'da yayımlanan çalışmada İsveç ulusal sağlık kayıtlarından 6.336.615 kişinin verileri incelendi. Araştırmacılar, 3.839.400 öz kardeş çiftinden yararlanarak 22 otoimmün hastalık arasındaki genetik ilişkileri karşılaştırdı.</p>

<p>En dikkat çekici sonuçlardan biri, tüm otoimmün hastalıkları açıklayabilecek güçlü ve evrensel bir ortak genetik yatkınlık için kanıt bulunmamasıydı. Bunun yerine hastalıkların, büyük ölçüde etkiledikleri doku ve organ sistemleriyle uyumlu genetik kümeler oluşturduğu görüldü.</p>

<p>## 6,3 milyondan fazla kişinin verileri incelendi</p>

<p>Araştırmaya İsveç'te 1932 ile 1983 yılları arasında doğan kişiler dahil edildi. Ulusal sağlık kayıtları kullanılarak 1969-2013 döneminde tanı konulan 22 farklı otoimmün hastalık değerlendirildi.</p>

<p>Toplam 707.995 kişide en az bir otoimmün hastalık saptanmıştı. Bu sayı araştırma grubunun yüzde 11,2'sine karşılık geliyordu. Verilerin yaklaşık yüzde 1,3'ünde ise birden fazla otoimmün hastalık tanısı bulunuyordu.</p>

<p>Araştırmacılar özellikle hastalıkların kardeşler arasında ne ölçüde birlikte görüldüğünden yararlanarak hastalık çiftleri arasındaki paylaşılan genetik riski tahmin etti.</p>

<p>Analizde otoimmün hastalıklar arasında anlamlı genetik bağlantılardan oluşan geniş bir ağ bulundu. Ancak bağlantıların gücü hastalıktan hastalığa önemli ölçüde değişiyordu.</p>

<p>## Tek bir "otoimmün hastalık geni" modeli desteklenmedi</p>

<p>Çalışmanın önemli mesajlarından biri, otoimmün hastalıkların tamamını güçlü biçimde birbirine bağlayan tek ve evrensel bir genetik faktörün gösterilememesi oldu.</p>

<p>Bunun yerine bazı hastalıkların genetik açıdan birbirlerine diğerlerinden çok daha yakın olduğu görüldü.</p>

<p>Araştırmacılar özellikle bağ dokusu hastalıkları, otoimmün gastrointestinal hastalıklar ve endokrin sistemi etkileyen otoimmün hastalıkların kendi içlerinde belirgin kümeler oluşturduğunu bildirdi.</p>

<p>Bu yapı, otoimmün hastalıklardaki ortak genetik mekanizmaların en azından bir bölümünün hastalığın etkilediği doku ve organlarla bağlantılı olabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>## Hangi otoimmün hastalıklar arasında güçlü bağlantılar bulundu?</p>

<p>Araştırmada dikkat çeken güçlü genetik ilişkiler arasında sedef hastalığı ile psoriatik artrit yer aldı.</p>

<p>Otoimmün hepatit ile primer biliyer kolanjit arasında da güçlü bir bağlantı saptandı. Sistemik lupus eritematozus ile Sjögren hastalığı da genetik ilişkinin güçlü olduğu hastalık çiftlerinden biri olarak öne çıktı.</p>

<p>Bu bulgular, belirli otoimmün hastalıkların neden aynı kişilerde veya aynı ailelerde kümelenebildiğini anlamaya yönelik önemli ipuçları sağlıyor.</p>

<p>Ancak genetik ilişkinin bulunması, bir hastalığı olan kişinin mutlaka diğer hastalığa da yakalanacağı anlamına gelmiyor. Araştırma bireysel hastalık riskini kesin biçimde tahmin eden bir genetik test ortaya koymuyor.</p>

<p>## Multipl skleroz diğerlerinden ayrıştı</p>

<p>Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri de multipl sklerozla ilgiliydi.</p>

<p>Multipl skleroz, çalışmaya dahil edilen diğer otoimmün hastalıkların çoğuyla görece zayıf genetik bağlantı göstermesiyle öne çıktı. Sinir sistemini etkileyen otoimmün hastalıklar genel olarak diğer kümelere kıyasla daha sınırlı genetik bütünlük gösterdi.</p>

<p>Bu sonuç, bütün otoimmün hastalıkların aynı genetik mekanizmanın farklı görünümleri olarak değerlendirilmesinin fazla basit bir yaklaşım olabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>## Ailesinde otoimmün hastalık bulunanlar için ne anlama geliyor?</p>

<p>Çalışma, ailede otoimmün hastalık bulunmasının bütün otoimmün hastalıklar açısından aynı düzeyde risk anlamına gelmediğini düşündürüyor.</p>

<p>Bunun yerine, belirli hastalıklar arasında daha güçlü paylaşılan genetik yatkınlıkların bulunabileceği görülüyor.</p>

<p>Araştırmacılara göre bu bilgiler, otoimmün hastalığı bulunan kişilerin ve aile üyelerinin ilişkili bazı otoimmün hastalıklar açısından değerlendirilmesinde farkındalığı artırabilir.</p>

<p>Bununla birlikte aile öyküsü tek başına tanı anlamına gelmez. Otoimmün hastalıkların gelişiminde genetik yatkınlığın yanı sıra çevresel ve diğer biyolojik faktörlerin de etkili olabileceği düşünülüyor.</p>

<p>## Araştırmanın önemli bir sınırlaması var</p>

<p>Çalışmanın en büyük güçlü yönlerinden biri, milyonlarca kişiyi kapsayan ulusal kayıtların kullanılması. Bu büyüklük araştırmacılara hem sık hem de daha nadir görülen otoimmün hastalıklar arasındaki bağlantıları değerlendirme olanağı sağladı.</p>

<p>Ancak kullanılan kardeş modeli genetik etkiler ile kardeşlerin paylaşabileceği bazı çevresel faktörleri tamamen birbirinden ayıramıyor.</p>

<p>Bu nedenle çalışmada hesaplanan ilişkilerin tamamını yalnızca genetik farklılıkların doğrudan sonucu olarak yorumlamak doğru değil.</p>

<p>Araştırma ayrıca bir kişinin gelecekte hangi otoimmün hastalığa yakalanacağını öngören klinik bir test sunmuyor. Bulgular daha çok otoimmün hastalıkların birbirleriyle nasıl ilişkili olduğuna dair geniş ölçekli bir genetik yapı ortaya koyuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>## Otoimmün hastalıkların sınıflandırılması için yeni ipuçları</p>

<p>Çalışmanın sonuçları, otoimmün hastalıkları tek bir geniş hastalık grubu olarak değerlendirmenin ötesine geçilmesi gerektiğini düşündürüyor.</p>

<p>Araştırmacıların hesapladığı genetik korelasyonlar genel olarak anlamlı bir ağ oluştururken, daha güçlü ilişkilerin belirli hastalık kümelerinde yoğunlaşması dikkat çekti.</p>

<p>Bu tablo gelecekte hastalık mekanizmalarının araştırılmasında, ailevi risklerin değerlendirilmesinde ve birbiriyle yakından ilişkili otoimmün hastalıkların belirlenmesinde yeni araştırmalara zemin hazırlayabilir.</p>

<p>Çalışma doğrudan yeni bir tedavi veya tanı yöntemi ortaya koymuyor. Buna karşılık milyonlarca kişinin verilerinden elde edilen sonuçlar, otoimmün hastalıkların genetik açıdan tek bir büyük aileden çok, birbirleriyle farklı derecelerde bağlantılı alt gruplardan oluşabileceğini gösteriyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Journal of Clinical Investigation<br />
Daniel Eriksson ve ark. "Tissue-specific clustering of genetic correlations across autoimmune diseases in a nationwide sibling study." 2026. DOI: 10.1172/JCI205952.</p>

<p>Karolinska Institutet<br />
"Autoimmune diseases share genetic patterns." 4 Eylül 2026.</p>

<p>Medical Xpress<br />
"Sibling data reveal genetic clusters across 22 autoimmune diseases." 4 Eylül 2026. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/22-otoimmun-hastaligin-genetik-baglantilari-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 07:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9895.jpeg" type="image/jpeg" length="86201"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Her Gün Limonlu Su İçerseniz Ne Olur? Kanıtlananlar ve Abartılanlar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/her-gun-limonlu-su-icerseniz-ne-olur-kanitlananlar-ve-abartilanlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/her-gun-limonlu-su-icerseniz-ne-olur-kanitlananlar-ve-abartilanlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sabahları limonlu su içmek kilo vermeden karaciğer yağlanmasına, kolesterolden kansere kadar pek çok faydayla ilişkilendiriliyor. Ancak bilimsel veriler, limonlu suya atfedilen iddiaların önemli bölümünün doğrudan kanıtlanmadığını gösteriyor. Peki limonlu su gerçekten ne işe yarıyor, hangi faydaları makul ve hangi iddialar abartılı?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Her Sabah Limonlu Su İçmek Gerçekten Faydalı mı? Bilim Ne Diyor?</p>

<p>Bir bardak suya limon sıkmak, özellikle sabah rutinlerinin en popüler alışkanlıklarından biri haline geldi. Sosyal medyada limonlu suyun yağ yaktığı, karaciğeri temizlediği, kolesterolü düşürdüğü ve hatta kansere karşı koruduğu yönünde çok sayıda iddiayla karşılaşmak mümkün.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilimsel veriler ise daha ölçülü bir tablo çiziyor. Limonlu su, sıvı tüketimini artırmanın kolay bir yolu olabilir ve limon C vitamini başta olmak üzere çeşitli besin bileşenleri içerir. Ancak limonlu suyun tek başına kilo verdirdiğini, karaciğer yağını azalttığını, yüksek kolesterolü tedavi ettiğini veya kanseri önlediğini gösteren güçlü klinik kanıt bulunmuyor.</p>

<p>## Limonlu suyun en net faydası: Daha fazla su içmek</p>

<p>Limonlu suyun faydalarını değerlendirirken limon ile suyun etkilerini birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>

<p>Sade su içmekte zorlanan kişiler için suya limon eklemek tadını daha cazip hale getirebilir. Bu yöntem kişinin gün boyunca daha fazla sıvı tüketmesini sağlıyorsa hidrasyona doğrudan katkıda bulunur.</p>

<p>Buradaki temel faydanın önemli bölümü limonun özel bir “detoks” etkisinden değil, su tüketiminin artmasından kaynaklanır.</p>

<p>## Limon C vitamini sağlar</p>

<p>Limon, C vitamini içeren turunçgil meyvelerinden biridir. C vitamini antioksidan özellik gösteren temel bir besin öğesidir; bağışıklık sisteminin normal işleyişine katkıda bulunur, kolajen üretiminde görev alır ve bitkisel kaynaklardan alınan demirin emilimini artırır.</p>

<p>Ancak bir bardak limonlu sudan alınacak C vitamini miktarı kullanılan limon miktarına bağlıdır. Bu nedenle limonlu suyu günlük C vitamini ihtiyacını tek başına karşılayan bir içecek gibi değerlendirmek doğru değildir.</p>

<p>## Limonlu su kilo verdirir mi?</p>

<p>En sık tekrarlanan iddialardan biri limonlu suyun “yağ yaktığı” ve kilo verdirdiğidir. Doğrudan limonlu suyun belirgin kilo kaybı sağladığını kanıtlayan güçlü klinik veriler bulunmuyor.</p>

<p>Turunçgiller ve turunçgil ekstrelerini değerlendiren 13 randomize klinik çalışmanın 2020 tarihli bir meta-analizinde toplam 921 katılımcının verileri incelendi. Analizde turunçgil veya turunçgil ekstrelerinin tüketimi vücut ağırlığında ortalama yaklaşık 1,3 kilogramlık azalmayla ilişkilendirildi.</p>

<p>Ancak çalışmalar arasında büyük farklılıklar bulunuyordu ve araştırmalar yalnızca limonlu suyu incelemiyordu. Bu nedenle bu sonuçtan “her sabah limonlu su içmek kilo verdirir” çıkarımı yapılamaz.</p>

<p>Limonlu su kilo kontrolüne başka bir yoldan yardımcı olabilir. Şekerli veya yüksek kalorili içeceklerin yerine şekersiz limonlu su tercih edilmesi günlük enerji alımını azaltabilir. Bu durumda avantaj, limonun yağ yakmasından çok yüksek kalorili bir içeceğin yerine düşük kalorili bir seçeneğin konulmasından kaynaklanır.</p>

<p>## Karaciğer yağını azaltır mı?</p>

<p>Limonlu suyun karaciğeri “temizlediği” veya karaciğer yağını doğrudan azalttığı iddiaları için de yeterli klinik kanıt yok.</p>

<p>Bitkilerde ve turunçgillerde bulunan flavonoidler üzerine yapılan araştırmalar daha ilgi çekici. Karaciğer yağlanması bulunan kişilerde flavonoid takviyelerini inceleyen randomize kontrollü çalışmaların meta-analizlerinde bazı karaciğer enzimleri ve metabolik göstergelerde olumlu değişiklikler bildirilmiştir.</p>

<p>Ancak flavonoid takviyesi ile limonlu su aynı şey değildir. Bu araştırmalar sıradan bir bardak limonlu suyun karaciğer yağlanmasını tedavi ettiğini kanıtlamaz.</p>

<p>Karaciğer yağlanması bulunan bir kişinin limonlu suyu tıbbi tedavinin veya hekim tarafından önerilen yaşam tarzı değişikliklerinin yerine koyması bu nedenle bilimsel olarak desteklenmez.</p>

<p>## Kolesterolü düşürür mü?</p>

<p>Limon ve diğer turunçgiller lif, flavonoidler ve farklı bitkisel bileşikler içerir. Bu bileşenlerin kan yağları üzerindeki etkileri bilimsel araştırmalara konu olmaktadır.</p>

<p>Bununla birlikte bir bardak limonlu su ile klinik olarak anlamlı LDL kolesterol düşüşü arasında doğrudan ve güçlü bir kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Burada meyvenin tamamıyla limonlu suyu birbirinden ayırmak da önemli. Limonun suyunu suya sıkmak, meyvenin posası ve kabuğunda bulunan bileşenlerin tamamının tüketildiği anlamına gelmez.</p>

<p>Bu nedenle yüksek kolesterolü olan kişilerin limonlu suyu kolesterol düşürücü bir tedavi olarak görmemesi gerekir.</p>

<p>## Limonlu su kansere karşı korur mu?</p>

<p>En dikkatli yaklaşılması gereken iddialardan biri de budur.</p>

<p>Turunçgil tüketimi ile bazı kanserlerin görülme sıklığı arasında ilişki bulan gözlemsel araştırmalar mevcut. Örneğin sistematik derleme ve meta-analizlerde yüksek turunçgil tüketimi ile ağız ve yutak kanseri gibi bazı kanserlerin daha düşük görülme olasılığı arasında ilişki bildirilmiştir.</p>

<p>Ancak gözlemsel bir ilişkinin bulunması, turunçgillerin veya limonlu suyun kanseri doğrudan önlediğini kanıtlamaz. Turunçgil tüketimi yüksek kişilerin beslenme düzenleri, sigara ve alkol kullanımları, fiziksel aktiviteleri ve diğer yaşam tarzı özellikleri de sonuçları etkileyebilir.</p>

<p>Üstelik sonuçlar bütün kanser türleri için aynı değildir. Bazı çalışmalarda belirli kanserlerle ters ilişki bildirilirken farklı araştırmalarda böyle bir ilişki görülmemiştir.</p>

<p>Dolayısıyla mevcut bilimsel veriler “limonlu su kansere karşı korur” şeklinde bir sağlık iddiasını desteklemek için yeterli değildir.</p>

<p>## Sabah veya aç karnına içmenin özel bir avantajı var mı?</p>

<p>Limonlu suyun özellikle sabah aç karnına tüketilmesinin günün diğer saatlerinde içilmesine kıyasla belirgin şekilde daha fazla sağlık yararı sağladığını gösteren güçlü klinik kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Bir kişi sabah limonlu su içtiğinde kendisini iyi hissediyor ve bu alışkanlık daha fazla su tüketmesini sağlıyorsa rutinin sürdürülmesinde sakınca olmayabilir.</p>

<p>Ancak faydayı sağlayan unsurun mutlaka “aç karnına limon” olduğu sonucuna varılamaz.</p>

<p>## “Detoks” etkisi var mı?</p>

<p>Limonlu suyun toksinleri vücuttan temizlediği iddiası da bilimsel açıdan sorunlu.</p>

<p>İnsan vücudunda atık maddelerin işlenmesi ve uzaklaştırılmasında başta karaciğer ve böbrekler olmak üzere birçok sistem sürekli görev yapar. Limonlu suyun bu sistemlerin yerine geçen özel bir “detoks” mekanizması oluşturduğuna dair güvenilir klinik kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Yeterli sıvı tüketmek normal vücut işlevleri açısından gereklidir; ancak bunu “toksin temizleyen limon kürü” şeklinde tanımlamak bilimsel kanıtın ötesine geçer.</p>

<p>## Limonlu su herkes için masum mu?</p>

<p>Limon suyu asidiktir. Sık ve uzun süreli temas, özellikle diş minesinde aşınmaya katkıda bulunabilir.</p>

<p>Limonlu su tüketen kişilerin içeceği uzun süre ağızda tutmaması ve tüketimin ardından ağzını normal suyla çalkalaması dişlerin aside maruz kalmasını azaltmaya yardımcı olabilir. Asitli içeceklerin hemen ardından dişleri sert biçimde fırçalamak da uygun olmayabilir.</p>

<p>Reflü veya mide hassasiyeti bulunan bazı kişilerde turunçgiller yakınmaları artırabilir. Böyle bir durum yaşanıyorsa tüketim miktarını kişinin kendi toleransına göre değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>## Peki her gün limonlu su içmeye değer mi?</p>

<p>Limonlu su sağlıklı beslenmenin bir parçası olabilir ancak bir tedavi değildir.</p>

<p>Şekersiz tüketildiğinde düşük kalorili bir içecek seçeneği oluşturabilir, su içmeyi kolaylaştırabilir ve kullanılan limon miktarına göre C vitamini alımına katkıda bulunabilir.</p>

<p>Bilimsel kanıtın desteklemediği nokta ise bu basit içeceğe çok daha büyük görevler yüklemek.</p>

<p>Limonlu suyun tek başına yağ yaktığı, karaciğeri temizlediği, karaciğer yağını ortadan kaldırdığı, yüksek kolesterolü tedavi ettiği veya kanseri önlediği söylenemez.</p>

<p>Sabah içilmesi de limonlu suyu günün diğer saatlerinden farklı çalışan özel bir sağlık içeceğine dönüştürmüyor.</p>

<p>Bir bardak limonlu suyun en gerçekçi faydası aslında oldukça basit: Kişinin daha fazla su içmesine yardımcı oluyorsa günlük sıvı tüketimini destekleyen pratik bir alışkanlık olabilir.</p>

<p><br />
KAYNAKLAR</p>

<p>National Institutes of Health (NIH), Office of Dietary Supplements — Vitamin C Fact Sheet for Consumers</p>

<p>Wang X, Li D, Liu F, Cui Y, Li X. Dietary citrus and/or its extracts intake contributed to weight control: Evidence from a systematic review and meta-analysis of 13 randomized clinical trials. Phytotherapy Research, 2020.</p>

<p>Li L ve arkadaşları. Does Flavonoid Supplementation Alleviate Non-Alcoholic Fatty Liver Disease? A Systematic Review and Meta-Analysis of Randomized Controlled Trials. Molecular Nutrition &amp; Food Research, 2023.</p>

<p>Cirmi S, Navarra M, Woodside JV, Cantwell MM. Citrus fruits intake and oral cancer risk: A systematic review and meta-analysis. Pharmacological Research, 2018.</p>

<p>Cirmi S ve arkadaşları. Anticancer Potential of Citrus Juices and Their Extracts: A Systematic Review of Both Preclinical and Clinical Studies. Frontiers in Pharmacology, 2017. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/her-gun-limonlu-su-icerseniz-ne-olur-kanitlananlar-ve-abartilanlar</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 07:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9894.jpeg" type="image/jpeg" length="30940"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Orta yaşta bu 3 risk fark yaratıyor: Demanssız yaşam süresinde 12,6 yıllık fark]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/orta-yasta-bu-3-risk-fark-yaratiyor-demanssiz-yasam-suresinde-126-yillik-fark</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/orta-yasta-bu-3-risk-fark-yaratiyor-demanssiz-yasam-suresinde-126-yillik-fark" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp ve damar sağlığını korumak, ilerleyen yaşlarda beyin sağlığı açısından da önemli olabilir. 12 binden fazla kişinin uzun yıllar izlendiği yeni bir araştırma; orta yaşta sigara kullanımı, hipertansiyon ve diyabet yükü arttıkça demans gelişmeden geçirilen yaşam süresinin belirgin biçimde kısaldığını gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Araştırmada bu üç risk faktöründen hiçbirine sahip olmayan kişiler, 55-95 yaşları arasında ortalama 30,1 yıl demanssız yaşam geçirirken; üç risk faktörünün tamamına sahip kişilerde bu süre 17,5 yıl olarak hesaplandı. Gruplar arasındaki fark yaklaşık 12,6 yıl oldu.</p>

<p>Araştırmada 12 binden fazla kişi takip edildi</p>

<p>Neurology Open Access’te yayımlanan çalışma, uzun soluklu Atherosclerosis Risk in Communities (ARIC) araştırmasının verilerine dayanıyor.</p>

<p>Analize, 55 yaşında hayatta olan ve demans tanısı bulunmayan toplam 12 bin 409 kişi dahil edildi. Katılımcıların başlangıçtaki ortalama yaşı 56,2 idi ve yüzde 56’sını kadınlar oluşturuyordu.</p>

<p>Araştırmacılar özellikle üç değiştirilebilir vasküler risk faktörüne odaklandı:</p>

<ul>
 <li>Hipertansiyon</li>
 <li>Diyabet</li>
 <li>Sigara kullanımı</li>
</ul>

<p>Katılımcılar ortanca 26,3 yıl boyunca takip edildi. Bu süreçte 3 bin 8 kişide demans gelişirken, 5 bin 238 kişi demans gelişmeden yaşamını yitirdi.</p>

<p>Risk faktörü arttıkça demanssız geçirilen yıllar azaldı</p>

<p>Çalışmanın dikkat çekici taraflarından biri, sonuçların yalnızca “demans riski yüzde kaç arttı?” şeklinde ifade edilmemesiydi. Araştırmacılar bunun yerine insanların demans olmadan geçirdikleri tahmini yaşam süresini hesapladı.</p>

<p>Orta yaşta üç risk faktöründen hiçbirini taşımayanlarda 55-95 yaşları arasındaki ortalama demanssız yaşam süresi 30,1 yıl olarak hesaplandı.</p>

<p>Üç risk faktörünün tamamına sahip kişilerde ise bu süre 17,5 yıla düştü.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, orta yaşta daha iyi damar sağlığına sahip grupla en yüksek risk yüküne sahip grup arasında yaklaşık 12,6 yıllık demanssız yaşam süresi farkı bulundu.</p>

<p>Sigara, hipertansiyon ve diyabet neden beyin sağlığıyla ilişkili?</p>

<p>Beyin, sürekli ve sağlıklı kan akışına ihtiyaç duyan bir organ. Bu nedenle damar sağlığını bozan faktörler yalnızca kalp ve dolaşım sistemi açısından değerlendirilmemeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hipertansiyon uzun dönemde damar yapısını etkileyebilir. Diyabet kan damarları üzerinde olumsuz sonuçlara yol açabilirken sigara kullanımı da damar hasarı ve kardiyovasküler hastalıklarla güçlü biçimde ilişkilidir.</p>

<p>Geçmişte yapılan uzun süreli araştırmalarda da orta yaştaki hipertansiyon, diyabet ve sigara kullanımı gibi vasküler risk faktörleri ilerleyen yaşlardaki demans riskiyle ilişkilendirilmişti.</p>

<p>Yeni araştırmanın farkı ise bu bağlantıyı okuyucunun daha kolay anlayabileceği bir ölçüyle, yani demans olmadan geçirilen yaşam yıllarıyla değerlendirmesi oldu.</p>

<p>Üç risk faktörüne sahip olanlarda demans gelişme hızı da daha yüksekti</p>

<p>Araştırmada üç risk faktörünün tamamına sahip kişiler, hiçbir risk faktörüne sahip olmayanlarla karşılaştırıldığında demans gelişme hızının yaklaşık 2,69 kat daha yüksek olmasıyla ilişkilendirildi.</p>

<p>Ancak araştırmanın yorumlanmasında önemli bir ayrıntı bulunuyor.</p>

<p>Üç risk faktörünü taşıyanlarda demans gelişmeden önce ölüm hızı da çok daha yüksekti. Araştırmacılar bu nedenle analizlerinde demans ile ölüm arasındaki “rekabet eden risk” durumunu dikkate aldı.</p>

<p>Bu nokta özellikle önemli: Bir grupta ileri yaşlara ulaşan kişi sayısının azalması, yaşam boyu demans istatistiklerinin ilk bakışta beklenmedik görünmesine yol açabiliyor.</p>

<p>Araştırma “demans 13 yıl önlenebilir” anlamına gelmiyor</p>

<p>Çalışmanın sonuçları güçlü bir ilişki gösterse de araştırma gözlemsel nitelikte.</p>

<p>Bu nedenle bulgulardan, sigarayı bırakmanın veya tansiyon ve diyabeti kontrol altında tutmanın tek başına bir kişide demansı kesin olarak 12,6 yıl geciktireceği sonucu çıkarılamaz.</p>

<p>Araştırma bireysel bir tedavi sonucu değil, farklı vasküler risk yüklerine sahip geniş grupların uzun dönemli yaşam sonuçlarını karşılaştırıyor.</p>

<p>Ayrıca demans gelişiminde genetik özelliklerden yaşa, fiziksel aktiviteden metabolik sağlığa kadar çok sayıda faktör etkili olabiliyor.</p>

<p>Orta yaş neden önemli olabilir?</p>

<p>Demans çoğunlukla ileri yaşlarla ilişkilendirilse de beyin ve damar sistemindeki değişiklikler tanıdan yıllar önce başlayabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle orta yaş dönemindeki kan basıncı, kan şekeri ve sigara kullanımı gibi değiştirilebilir faktörler uzun dönemli beyin sağlığı araştırmalarının önemli çalışma alanlarından biri haline geldi.</p>

<p>Daha önceki ARIC araştırmalarında da orta yaştaki vasküler risk faktörleri ile yıllar sonraki bilişsel bozukluk ve demans arasında bağlantılar bildirilmişti.</p>

<p>Yeni çalışma bu bilimsel birikime farklı bir perspektif ekliyor: Kalp ve damar sağlığını orta yaşta korumak, yalnızca daha uzun yaşamakla değil, yaşamın daha büyük bölümünü demans olmadan geçirmekle de ilişkili olabilir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Neurology Open Access — Midlife Vascular Risk Burden and Dementia-Free Survival Years: The Atherosclerosis Risk in Communities Neurocognitive Study, 2026.</p>

<p>National Institutes of Health (NIH) — Dementia-free years may decrease with smoking, hypertension, and diabetes, 2026.</p>

<p>Health — Research Suggests Avoiding These 3 Things in Midlife Could Delay Dementia for Years, 2026.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/orta-yasta-bu-3-risk-fark-yaratiyor-demanssiz-yasam-suresinde-126-yillik-fark</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 07:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9893.jpeg" type="image/jpeg" length="46948"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnsan Ölürken Ne Hisseder? Bilim Ölümün Son Anları Hakkında Ne Biliyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/insan-olurken-ne-hisseder-bilim-olumun-son-anlari-hakkinda-ne-biliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/insan-olurken-ne-hisseder-bilim-olumun-son-anlari-hakkinda-ne-biliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsan ölürken ne hisseder, bizi duyabilir mi, bilinç ne zaman kaybolur? Beyin kayıtları ve kalp durmasından kurtulanların anlatıları, ölümün son anlarına ilişkin dikkat çekici ipuçları veriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>İnsan ölürken ne hisseder? Acı mı, korku mu, huzur mu? Çevresindeki insanların seslerini duyabilir mi? Kalp durduğunda bilinç hemen sona mı erer, yoksa beynin bazı işlevleri bir süre daha devam edebilir mi?</p>

<p>Bilimin bugün verebildiği en doğru cevap şu: Ölüm deneyimi herkeste aynı değil ve insanın geri döndürülemez ölümden sonraki öznel deneyimini doğrudan ölçmek mümkün değil. Bildiklerimiz; yaşamının son dönemindeki hastaların gözlemlerinden, beyin kayıtlarından ve kalp durmasının ardından yeniden hayata döndürülen kişilerin anlatılarından geliyor.</p>

<p>Ölüm tek bir anda gerçekleşen basit bir kapanma değil</p>

<p>Günlük dilde ölüm çoğu zaman tek bir an olarak düşünülüyor. Tıbbi açıdan ise özellikle beklenen doğal ölüm, vücudun farklı sistemlerinde aşamalı değişikliklerin yaşandığı bir süreç olabiliyor.</p>

<p>İleri hastalığı bulunan bir kişi yaşamının son günlerinde giderek daha fazla uyuyabilir. Çevresiyle iletişimi azalabilir, yemek ve sıvı alma isteği kaybolabilir, yutma güçleşebilir.</p>

<p>Son saatlere yaklaşıldığında solunum düzensiz hale gelebilir. Derin nefesleri yüzeysel solunum veya nefesler arasındaki uzun duraklamalar izleyebilir.</p>

<p>Dolaşımın yavaşlamasıyla eller ve ayaklar soğuyabilir. Kişinin çevresine verdiği davranışsal yanıt giderek azalabilir ve tamamen kaybolabilir.</p>

<p>Ancak dışarıdan yanıt alınamaması, beynin bütün faaliyetlerinin aynı anda sona erdiği anlamına gelmez.</p>

<p>İnsan ölürken mutlaka acı çeker mi?</p>

<p>Hayır. Ölümün son günlerinde herkesin mutlaka ağrı yaşadığına ilişkin bilimsel bir kabul bulunmuyor.</p>

<p>Bazı hastalarda ağrı hiç olmayabilir veya hafif olabilir. Bazılarında ise kanser, organ yetmezliği veya başka hastalıklar nedeniyle ağrı, nefes darlığı, bulantı ya da başka rahatsızlıklar görülebilir.</p>

<p>Yaşamın son döneminde kaygı, huzursuzluk ve deliryum da gelişebilir. Deliryum; kişinin dikkatinin, algısının ve çevresini anlamasının bozulabildiği akut bir bilinç değişikliğidir.</p>

<p>Modern palyatif bakımın temel amaçlarından biri ağrı, nefes darlığı, bulantı, kaygı ve ajitasyon gibi belirtileri mümkün olduğunca kontrol etmektir.</p>

<p>Bu nedenle dışarıdan zorlayıcı görünen her ölüm sürecinin kişinin dayanılmaz acı yaşadığı anlamına geldiğini düşünmek doğru değildir.</p>

<p>Bilinç ne zaman kayboluyor?</p>

<p>Kalp durduğunda beyne giden kan ve oksijen ciddi biçimde azalır. Kişi genellikle kısa sürede bilincini kaybeder.</p>

<p>Ancak bilinç kaybı ile beyindeki bütün elektriksel faaliyetlerin tamamen sona ermesi aynı olay değildir.</p>

<p>Bir insan konuşamıyor, hareket edemiyor veya çevresine yanıt veremiyor olabilir. Buna rağmen beynin bazı bölgelerinde belirli düzeyde bilgi işleme bir süre devam edebilir.</p>

<p>Bu ayrım son yıllarda EEG kayıtlarıyla daha görünür hale geldi.</p>

<p>EEG, kafa derisine yerleştirilen elektrotlarla beynin elektriksel faaliyetini kaydeden bir yöntemdir.</p>

<p>İnsan ölürken bizi duyabilir mi?</p>

<p>Bu soruya kesin biçimde “evet” veya “hayır” demek mümkün değil.</p>

<p>2020 yılında yayımlanan bir çalışmada yaşamının son saatlerindeki hospis hastalarının beyinlerinin seslere verdiği yanıtlar incelendi.</p>

<p>Çevrelerine artık davranışsal yanıt vermeyen hastaların çoğunda ses değişikliklerine karşı bazı beyin yanıtlarının korunabildiği görüldü.</p>

<p>Bazı hastalarda daha karmaşık işitsel işlemeyle ilişkilendirilen elektriksel yanıtlar da kaydedildi.</p>

<p>Bu bulgu, işitsel sistemin yaşamın oldukça geç dönemlerine kadar belirli ölçüde çalışabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Ancak önemli bir sınır var.</p>

<p>Beynin sese elektriksel yanıt vermesi, kişinin söylenenleri bilinçli biçimde duyduğu, anladığı veya daha sonra hatırlayabileceği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bu nedenle “ölmekte olan kişi söylediğiniz her şeyi kesinlikle duyar” demek bilimsel olarak doğru olmaz.</p>

<p>Bununla birlikte tepkisiz bir yakının yanında sakin ve saygılı biçimde konuşmayı sürdürmek, hem insani hem de mevcut bulgularla uyumlu bir yaklaşım olabilir.</p>

<p>Ölüm anında beyinde son bir hareketlenme yaşanıyor mu?</p>

<p>Bu konu son yılların en dikkat çekici nörobilim araştırmalarından bazılarına konu oldu.</p>

<p>2023 yılında yayımlanan küçük bir çalışmada yaşam desteği sonlandırılan dört komadaki hastanın EEG kayıtları incelendi.</p>

<p>Hastaların ikisinde yaşam desteğinin çekilmesinden sonra gamma adı verilen yüksek frekanslı beyin faaliyetinde belirgin artış görüldü.</p>

<p>Beynin bazı bölgeleri arasındaki bağlantının da arttığı bildirildi.</p>

<p>Özellikle bilinçli işlemeyle ilişkilendirilen arka beyin bölgelerindeki faaliyet araştırmacıların ilgisini çekti.</p>

<p>Ancak çalışma yalnızca dört hastayı kapsıyordu.</p>

<p>Üstelik bu kişilerin ne hissettiğini veya herhangi bir bilinçli deneyim yaşayıp yaşamadığını öğrenmek mümkün değildi.</p>

<p>Bu nedenle söz konusu beyin faaliyetini “ölüm anında bilinç kesin olarak devam ediyor” şeklinde yorumlamak doğru değil.</p>

<p>Daha dikkatli ifade şu: Bazı insanlarda ölmekte olan beyin, bütün faaliyetlerini aynı anda kaybetmek yerine kısa süreli organize elektriksel etkinlik gösterebilir.</p>

<p>Bunun kişinin öznel deneyimi açısından ne anlama geldiği ise bilinmiyor.</p>

<p>Kalp durduktan sonra bilinç devam edebilir mi?</p>

<p>Bu soruyu araştırmak son derece zor.</p>

<p>Kalp durması sırasında kişinin ne yaşadığını öğrenebilmek için öncelikle başarıyla yeniden hayata döndürülmesi ve daha sonra yaşadıklarını anlatabilecek durumda olması gerekiyor.</p>

<p>Bu alandaki en kapsamlı araştırmalardan biri AWARE-II çalışmasıdır.</p>

<p>Çok merkezli araştırmaya hastanede kalbi duran 567 kişi dahil edildi.</p>

<p>Bunların 53’ü hastaneden sağ çıktı. Sağlık durumu ayrıntılı görüşmeye uygun olan 28 kişiyle daha sonra görüşüldü.</p>

<p>Bu 28 kişinin 11’i, yani yüzde 39,3’ü kalp durmasıyla bağlantılı olabilecek bazı anılar veya algılar bildirdi.</p>

<p>Altı kişi ise araştırmacıların ölümle ilişkili hatırlanmış deneyimler şeklinde sınıflandırdığı daha belirgin deneyimler anlattı.</p>

<p>Kalp masajı sırasında beyin tamamen sessiz mi?</p>

<p>AWARE-II araştırmasının dikkat çekici bölümlerinden biri kalp masajı sırasında yapılan EEG kayıtlarıydı.</p>

<p>Bazı hastalarda kalp masajının başlamasından 35 ila 60 dakika sonrasına kadar bilinçle ilişkilendirilebilecek normal veya normale yakın bazı elektriksel örüntülerin yeniden ortaya çıkabildiği bildirildi.</p>

<p>Ancak bunun anlamı sıklıkla yanlış yorumlanıyor.</p>

<p>Bu bulgu, hastaların 35 veya 60 dakika boyunca bilinçlerinin açık kaldığını göstermiyor.</p>

<p>EEG’de belirli örüntülerin görülmesi ile kişinin gerçekten bilinçli bir deneyim yaşaması aynı şey değildir.</p>

<p>Araştırmanın gösterdiği daha sınırlı sonuç, yeniden canlandırma sırasında beynin elektriksel faaliyetinin sanıldığından daha karmaşık olabileceğidir.</p>

<p>Araştırmacılar beden dışı deneyimi test etmeye çalıştı</p>

<p>AWARE-II yalnızca hastaların daha sonra anlattıkları deneyimleri kaydetmekle yetinmedi.</p>

<p>Araştırmacılar kalp durması sırasında çevrenin gerçekten algılanıp algılanmadığını sınamak amacıyla görsel ve işitsel hedefler kullandı.</p>

<p>Görüşme yapılabilen hastaların hiçbiri gizli görsel hedefi doğru şekilde tanımlayamadı.</p>

<p>Bir kişi işitsel uyaranı tanıdı.</p>

<p>Bu nedenle çalışma, insanların kalp durması sırasında bedenlerinden ayrılarak odada yaşananları gördüğünü bilimsel olarak kanıtlamadı.</p>

<p>Aynı şekilde çalışma, bütün olağan dışı deneyimlerin anlamsız veya gerçek dışı olduğunu da göstermedi.</p>

<p>Araştırmanın temel önemi, kalp durması ve yeniden canlandırma sırasındaki insan bilincinin henüz tam olarak açıklanamamış yönleri bulunduğunu göstermesidir.</p>

<p>Yakın ölüm deneyimi nedir?</p>

<p>Ölüm tehlikesi veya kalp durması yaşadıktan sonra hayatta kalan bazı insanlar son derece canlı ve sıra dışı deneyimler anlatıyor.</p>

<p>Bilimsel literatürde bunlar yakın ölüm deneyimleri olarak araştırılıyor.</p>

<p>Anlatımlar kişiden kişiye değişiyor.</p>

<p>En sık bildirilen temalar arasında yoğun huzur hissi, zaman algısının değişmesi, parlak ışık görme, bir tünelden geçtiğini hissetme, bedenin dışındaymış gibi algılama, yaşam olaylarını yeniden yaşama ve ölmüş yakınlarla karşılaşma hissi bulunuyor.</p>

<p>Bu deneyimleri yaşayan insanlar açısından yaşananlar son derece gerçek ve etkileyici olabilir.</p>

<p>Bilimin araştırdığı asıl soru, bu deneyimlerin hangi fizyolojik ve psikolojik koşullar altında oluştuğudur.</p>

<p>Yakın ölüm deneyimleri ne kadar yaygın?</p>

<p>2024 yılında yayımlanan kapsamlı bir değerlendirmede kalp durmasının ardından yakın ölüm deneyimlerini araştıran 11 prospektif çalışma incelendi.</p>

<p>Çalışmalarda bildirilen oranlar yüzde 6,3 ile yüzde 39,3 arasında değişiyordu.</p>

<p>Bu geniş aralık önemli.</p>

<p>Çünkü bütün araştırmalar yakın ölüm deneyimini aynı ölçütlerle tanımlamıyor.</p>

<p>Hasta grupları, görüşme zamanı, kullanılan ölçekler ve kişinin deneyimini aktarma biçimi sonuçları değiştirebiliyor.</p>

<p>Üstelik yalnızca hayatta kalan ve görüşme yapılabilecek durumda olan kişilerin anlatıları öğrenilebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle bu oranlar bütün ölümleri temsil eden kesin sayılar olarak değerlendirilmemeli.</p>

<p>Hayat gerçekten gözlerin önünden geçiyor mu?</p>

<p>Bazı yakın ölüm deneyimlerinde insanlar geçmiş yaşamlarından olayları son derece hızlı veya yoğun biçimde yeniden yaşadıklarını bildiriyor.</p>

<p>Bu tür deneyimler bilimsel araştırmalarda da kayıt altına alınmış durumda.</p>

<p>Ancak “ölürken herkesin hayatı gözlerinin önünden geçer” şeklinde bir sonuca ulaşmak mümkün değil.</p>

<p>En önemli sorunlardan biri zamanlama.</p>

<p>Kişinin hatırladığı deneyimin kalbin durduğu sırada mı, kalp masajı sırasında mı, dolaşım yeniden kurulurken mi yoksa yoğun bakımda bilincin geri dönmeye başladığı dönemde mi oluştuğunu her vakada kesin olarak belirlemek mümkün değil.</p>

<p>İnsan hafızası bir video kaydı gibi çalışmaz.</p>

<p>Bu nedenle daha sonra hatırlanan çok canlı bir deneyimin tam olarak hangi saniyede meydana geldiğini yalnızca kişinin anlatımına bakarak belirlemek zor.</p>

<p>Tünel ve parlak ışık neden görülüyor?</p>

<p>Bilim insanları yakın ölüm deneyimlerinin nörolojik açıklamalarını uzun süredir araştırıyor.</p>

<p>Beyne giden oksijen ve kan akımındaki değişimler, görsel sistemin farklı biçimde çalışması, nörotransmitterlerde meydana gelen değişiklikler ve beynin normalde ayrı çalışan ağlarının olağan dışı biçimde etkileşime girmesi olası mekanizmalar arasında.</p>

<p>Uyku ile ilişkili bazı beyin mekanizmaları ve gerçeklik algısını oluşturan ağlardaki değişimler de araştırılıyor.</p>

<p>Ancak bütün yakın ölüm deneyimlerini tek başına açıklayan ve bilim dünyasında kesin kabul gören tek bir mekanizma bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle “parlak ışığın nedeni kesin olarak budur” demek de mevcut kanıtların ötesine geçer.</p>

<p>Ölüm döşeğinde ölmüş yakınlarını görmek</p>

<p>Ölümün son döneminde araştırılan bir başka dikkat çekici konu yaşam sonu rüyaları ve vizyonlarıdır.</p>

<p>Hospis ve palyatif bakım hastaları üzerinde yapılan araştırmalarda bazı kişilerin ölüm yaklaşırken son derece canlı rüyalar veya görüntüler bildirdiği görülüyor.</p>

<p>Bu deneyimlerde daha önce ölmüş aile üyeleri veya yakınlarla karşılaşma sık bildirilen temalardan biri.</p>

<p>Bazı hastalar bunları uyku sırasında rüya olarak, bazıları ise uyanıkken yaşanmış bir deneyim şeklinde anlatıyor.</p>

<p>Sistematik incelemeler, bu deneyimlerin birçok hastada korkudan ziyade rahatlama, anlam ve huzur hissiyle bağlantılı olabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Bu deneyimlere doğrudan “halüsinasyon” demek doğru mu?</p>

<p>Her yaşam sonu deneyimini aynı kategoriye koymak doğru olmayabilir.</p>

<p>Deliryum sırasında görülen kafa karışıklığı, korkutucu görüntüler ve dikkat bozukluğu ile kişinin tutarlı biçimde hatırladığı, anlamlı bulduğu ve kendisine huzur verdiğini söylediği yaşam sonu deneyimleri klinik açıdan birbirinden farklı özellikler gösterebilir.</p>

<p>Bu nedenle palyatif bakım literatüründe yaşam sonu rüyaları ve vizyonları ayrı bir araştırma konusu olarak ele alınıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak diğer yönde de kesin bir hüküm verilemez.</p>

<p>Bilim, bir hastanın gördüğünü söylediği ölmüş yakının gerçekten fiziksel dünyanın dışında var olduğunu gösterebilecek bir ölçüm yöntemine sahip değildir.</p>

<p>Bu nedenle iki uç yorumdan da kaçınmak gerekir.</p>

<p>“Bunların tamamı anlamsız halüsinasyondur” demek de, “bilim ölen insanların yakınlarıyla gerçekten buluştuğunu kanıtladı” demek de mevcut verilerin sınırlarını aşar.</p>

<p>Bilimsel olarak söylenebilecek şey, bu deneyimlerin gerçekten insanlar tarafından bildirildiği, bazı ortak özellikler taşıdığı ve tıbbi araştırmalara konu olduğu gerçeğidir.</p>

<p>Ölmeden önce birden zihnin açılması mümkün mü?</p>

<p>Ölüm araştırmalarındaki ilginç başlıklardan biri de terminal berraklık olarak adlandırılan fenomen.</p>

<p>İleri demans veya başka ağır nörolojik hastalıkları bulunan bazı kişilerin ölümden kısa süre önce beklenmedik biçimde daha açık konuştuğu, yakınlarını tanıdığı veya anlamlı iletişim kurduğu yönünde vakalar bildirilmiştir.</p>

<p>Bu fenomen tıp literatüründe uzun süredir yer alıyor.</p>

<p>Ancak bunun ne kadar sık gerçekleştiği ve hangi biyolojik mekanizmaların buna yol açtığı kesin olarak bilinmiyor.</p>

<p>Kanıtların önemli bölümü vaka bildirimleri ve gözlemsel verilerden oluşuyor.</p>

<p>Bu nedenle terminal berraklık ilgi çekici bir bilimsel araştırma alanıdır ancak mekanizması çözülmüş bir olay değildir.</p>

<p>Ölüm huzurlu bir deneyim olabilir mi?</p>

<p>Olabilir.</p>

<p>Yakın ölüm deneyimlerini bildiren birçok kişinin anlatısında huzur ve korkunun azalması dikkat çeken unsurlar arasında yer alıyor.</p>

<p>Yaşam sonu rüyaları ve vizyonları yaşayan bazı palyatif bakım hastaları da bu deneyimlerin kendilerine rahatlık verdiğini bildiriyor.</p>

<p>Ancak bunun herkes için geçerli olduğunu söylemek mümkün değil.</p>

<p>Bazı hastalarda hastalığa bağlı ağrı, nefes darlığı, kaygı, ajitasyon veya deliryum görülebilir.</p>

<p>Dolayısıyla “ölüm mutlaka huzurludur” veya “ölüm mutlaka korkunç ve acı vericidir” şeklindeki iki genelleme de bilimsel olarak savunulamaz.</p>

<p>Bilim ile inanç burada nerede ayrılıyor?</p>

<p>Ölüm hakkında konuşurken bilimsel bilgi ile dinî veya metafizik inançları birbirine karıştırmamak gerekir.</p>

<p>Tıp; dolaşımın, solunumun ve beynin ölüm sürecinde nasıl değiştiğini ölçebilir.</p>

<p>Beynin elektriksel faaliyetini kaydedebilir, kişinin davranışsal olarak bilinçli olup olmadığını değerlendirebilir ve kalp durmasından kurtulan insanların hatırladıkları deneyimleri araştırabilir.</p>

<p>Ancak ruhun varlığı, ahiret, berzah, ölümden sonra varlığın sürmesi veya yeniden diriliş gibi konular deneysel bilimin doğrudan ölçebildiği konular değildir.</p>

<p>Bu nedenle bilimsel araştırmalar “ölümden sonra hiçbir şey yoktur” sonucunu ortaya koymuş değildir.</p>

<p>Aynı şekilde yakın ölüm deneyimleri de ölümden sonraki hayatın bilimsel olarak kanıtlandığı anlamına gelmez.</p>

<p>Bilimin burada yapabileceği şey, ölçülebilen biyolojik ve psikolojik süreçleri araştırmaktır.</p>

<p>Ölüm sonrası varoluşun mahiyeti ise din, inanç ve felsefenin ele aldığı farklı bir bilgi alanıdır.</p>

<p>Dinî inançlarla bilimsel bulgular birbirinin alternatifi olmak zorunda değil</p>

<p>İslam başta olmak üzere birçok dinî gelenekte insanın varlığının bedensel ölümle tamamen sona ermediğine ilişkin inançlar bulunur.</p>

<p>İslam inancında ölüm sonrası dönem, berzah ve ahiret kavramları çerçevesinde değerlendirilir. Yeniden diriliş de ahiret inancının temel unsurlarından biridir.</p>

<p>Bilimsel araştırmalar bu inançları doğrulamak veya yanlışlamak amacıyla geliştirilmiş yöntemlere sahip değildir.</p>

<p>Aynı nedenle EEG kaydında görülen bir beyin dalgası da ruhun varlığı veya yokluğu hakkında hüküm veremez.</p>

<p>Bu ayrımı korumak hem bilimsel doğruluk hem de inançlara saygı açısından önemlidir.</p>

<p>Yakın ölüm deneyimleri ölümden sonra hayatı kanıtlıyor mu?</p>

<p>Bilimsel açıdan hayır.</p>

<p>Yakın ölüm deneyimlerinin varlığı ve insanlar üzerindeki güçlü etkileri araştırmalarla gösterilebilir.</p>

<p>Ancak bu deneyimlerin ölümden sonra yaşamın doğrudan kanıtı olduğunu göstermek için mevcut veriler yeterli değildir.</p>

<p>Diğer taraftan bu çalışmalar “ölümden sonra bilinç kesinlikle yoktur” sonucunu da ortaya koymuş değildir.</p>

<p>Çünkü bilim yalnızca ölçebildiği olaylar hakkında deneysel sonuç üretebilir.</p>

<p>Geri döndürülemez ölüm sonrasındaki öznel deneyimi doğrudan ölçebilen doğrulanmış bir bilimsel yöntem bugün bulunmuyor.</p>

<p>Öyleyse bilim bugün ne biliyor?</p>

<p>Mevcut araştırmalar birkaç noktada güçlü bir tablo ortaya koyuyor.</p>

<p>Ölüm süreci herkeste aynı şekilde ilerlemiyor.</p>

<p>İnsan çevresine yanıt vermeyi bıraktıktan sonra bile bazı işitsel beyin yanıtları bir süre korunabiliyor.</p>

<p>Bazı ölmekte olan insanlarda kısa süreli organize beyin faaliyetleri gözlenebiliyor.</p>

<p>Kalp durmasından kurtulan kişilerin bir bölümü son derece canlı ve yapılandırılmış deneyimler hatırlıyor.</p>

<p>Yaşamının son dönemindeki bazı hastalar ölmüş yakınlarıyla ilgili canlı rüyalar veya görüntüler bildiriyor.</p>

<p>Ancak bunların hiçbiri tek başına kişinin ölümden sonra ne yaşadığını bilimsel olarak göstermiyor.</p>

<p>Bilimin sınırı da burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Beynin ölüm sürecindeki faaliyetlerini ölçmek mümkündür. Ancak bir insanın geri döndürülemez ölümden sonra herhangi bir öznel deneyim yaşayıp yaşamadığını bugünkü yöntemlerle doğrudan araştırmak mümkün değildir.</p>

<p>Bu nedenle “insan ölürken kesin olarak şunu hisseder” veya “ölümden sonra kesin olarak şu olur” şeklindeki iddialar bilimsel verilerin söyleyebildiğinden daha ileri gider.</p>

<p>Bugünkü kanıtların gösterdiği daha temkinli ve daha ilginç gerçek şu:</p>

<p>İnsan bilincinin ölüm sürecinde nasıl değiştiğini hâlâ tam olarak bilmiyoruz.</p>

<p>Bilimin ölçebildiği biyolojik süreç giderek daha iyi anlaşılırken, ölümün öznel deneyimi insanlığın cevap aradığı en büyük sorulardan biri olmaya devam ediyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Parnia S ve çalışma arkadaşları. AWAreness during REsuscitation II: A Multi-Center Study of Consciousness and Awareness in Cardiac Arrest. Resuscitation, 2023. DOI: 10.1016/j.resuscitation.2023.109903</p>

<p>Xu G ve çalışma arkadaşları. Surge of Neurophysiological Coupling and Connectivity of Gamma Oscillations in the Dying Human Brain. Proceedings of the National Academy of Sciences, 2023. DOI: 10.1073/pnas.2216268120</p>

<p>Blundon EG, Gallagher RE, Ward LM. Electrophysiological Evidence of Preserved Hearing at the End of Life. Scientific Reports, 2020. DOI: 10.1038/s41598-020-67234-9</p>

<p>Kovoor JG ve çalışma arkadaşları. Near-Death Experiences After Cardiac Arrest: A Scoping Review. Discover Mental Health, 2024. DOI: 10.1007/s44192-024-00072-7</p>

<p>Hession A, Luckett T, Chang S, Currow D, Barbato M. End-of-Life Dreams and Visions: A Systematic Integrative Review. Palliative and Supportive Care, 2023. DOI: 10.1017/S1478951522000876</p>

<p>Rabitti E ve çalışma arkadaşları. Hospice Patients’ End-of-Life Dreams and Visions: A Systematic Review of Qualitative Studies. American Journal of Hospice and Palliative Medicine, 2024. DOI: 10.1177/10499091231163571</p>

<p>Silva TO, Ribeiro HG, Moreira-Almeida A. End-of-Life Experiences in the Dying Process: Scoping and Mixed-Methods Systematic Review. BMJ Supportive and Palliative Care, 2024. DOI: 10.1136/spcare-2022-004055</p>

<p>Nahm M, Greyson B, Kelly EW, Haraldsson E. Terminal Lucidity: A Review and a Case Collection. Archives of Gerontology and Geriatrics, 2012. DOI: 10.1016/j.archger.2011.06.031</p>

<p>National Institute for Health and Care Excellence. Care of Dying Adults in the Last Days of Life. Klinik Rehber NG31. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/insan-olurken-ne-hisseder-bilim-olumun-son-anlari-hakkinda-ne-biliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 06:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9892.jpeg" type="image/jpeg" length="33544"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026 Tıp Fakültesi Taban Puanları Belli Oldu: İşte Devlet Üniversitelerinde İlk 100]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/2026-tip-fakultesi-taban-puanlari-belli-oldu-iste-devlet-universitelerinde-ilk-100</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/2026-tip-fakultesi-taban-puanlari-belli-oldu-iste-devlet-universitelerinde-ilk-100" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 yılı merkezi yerleştirme sonuçlarının ardından devlet üniversitelerindeki tıp programlarının taban puanları da şekillendi. Genel kontenjan verilerine göre hazırlanan sıralamada İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Hacettepe Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi üst sıralarda yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Listede aynı üniversitenin Türkçe ve İngilizce tıp programları ile farklı tıp fakülteleri ayrı programlar olarak değerlendirildi.</p>

<p>Zirvede İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa var</p>

<p>Paylaşılan verilere göre devlet üniversitelerindeki tıp programları arasında en yüksek taban puan 542,96874 ile İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İngilizce Tıp programında oluştu.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin birden fazla programı listede</p>

<p>Sıralamada Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) bünyesindeki farklı tıp fakülteleri de dikkat çekiyor.</p>

<p>Hamidiye Tıp Fakültesi, 523,41721 taban puanıyla 14’üncü sırada bulunurken; Gülhane Tıp Fakültesi İngilizce Tıp programı 521,23318 puanla 16’ncı sırada yer aldı.</p>

<p>SBÜ’nün listede görülen diğer programları ise şöyle: İzmir Tıp Fakültesi 21’inci, Hamidiye Uluslararası Tıp Fakültesi 24’üncü, Bursa Tıp Fakültesi 31’inci, Adana Tıp Fakültesi 32’nci, Kayseri Tıp Fakültesi 47’nci ve Erzurum Tıp Fakültesi 74’üncü sırada.</p>

<p>Anadolu’daki köklü tıp fakülteleri de üst sıralarda</p>

<p>İlk 50 içerisinde Akdeniz, Çukurova, Ondokuz Mayıs, Selçuk, Kocaeli, Mersin, Pamukkale, Erciyes, Karadeniz Teknik, Atatürk ve Gaziantep gibi çok sayıda devlet üniversitesi bulunuyor.</p>

<p>Örneğin Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi 508,05127 puanla 44’üncü sırada yer alırken, üniversitenin İngilizce Tıp programı 501,32920 puanla 70’inci sırada bulunuyor.</p>

<p>İlk 100’ün son sırasında Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi bulunuyor</p>

<p>Listenin ikinci yarısında puanların 506 seviyesinden 497 seviyesine doğru gerilediği görülüyor.</p>

<p>51’inci sıradaki Kırıkkale Üniversitesi’nin taban puanı 506,56453 olurken, 75’inci sıradaki Kırklareli Üniversitesi 500,83497 puanda kaldı.</p>

<p>İlk 100 listesinin 100’üncü sırasında ise Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Tıp programı 497,24546 taban puanıyla yer aldı.</p>

<p>Böylece paylaşılan ilk 100 program içerisinde zirvedeki program ile 100’üncü sıradaki program arasında yaklaşık 45,72 puanlık fark oluştu.</p>

<p>2026 devlet üniversiteleri tıp taban puanlarında öne çıkanlar</p>

<p>Listenin genel görünümü, yüksek taban puanların özellikle İstanbul ve Ankara’daki köklü tıp fakültelerinde yoğunlaştığını gösteriyor. Bununla birlikte İzmir, Antalya, Adana, Samsun, Konya, Kayseri, Trabzon, Erzurum ve diğer birçok şehirdeki devlet üniversitelerinin tıp programları da ilk 100 içerisinde yer alıyor.</p>

<p>Adayların tercih yaparken yalnızca taban puanı değil; başarı sırası, kontenjan, eğitim dili, fakültenin eğitim olanakları ve tercih kılavuzundaki güncel koşulları birlikte değerlendirmesi önem taşıyor.</p>

<p><strong>2026 Devlet Üniversiteleri Tıp Taban Puanları – İlk 100</strong></p>

<p>Sıra 1 — İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa — Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Tıp (İngilizce) — 542,96874</p>

<p>Sıra 2 — Hacettepe Üniversitesi (Ankara) — Tıp (İngilizce) — 541,38019</p>

<p>Sıra 3 — Hacettepe Üniversitesi (Ankara) — Tıp — 537,80956</p>

<p>Sıra 4 — İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa — Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Tıp — 535,36107</p>

<p>Sıra 5 — Ankara Üniversitesi — Tıp (İngilizce) — 533,30757</p>

<p>Sıra 6 — İstanbul Üniversitesi — İstanbul Tıp Fakültesi, Tıp (İngilizce) — 533,03816</p>

<p>Sıra 7 — Ankara Üniversitesi — Tıp — 531,79539</p>

<p>Sıra 8 — İstanbul Üniversitesi — İstanbul Tıp Fakültesi, Tıp — 530,37143</p>

<p>Sıra 9 — Gazi Üniversitesi (Ankara) — Tıp — 527,96567</p>

<p>Sıra 10 — Ege Üniversitesi (İzmir) — Tıp — 526,97542</p>

<p>Sıra 11 — Gazi Üniversitesi (Ankara) — Tıp (İngilizce) — 525,87744</p>

<p>Sıra 12 — Marmara Üniversitesi (İstanbul) — Tıp (İngilizce) — 525,20335</p>

<p>Sıra 13 — Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi — Tıp — 524,01729</p>

<p>Sıra 14 — Sağlık Bilimleri Üniversitesi (İstanbul) — Hamidiye Tıp Fakültesi, Tıp — 523,41721</p>

<p>Sıra 15 — Dokuz Eylül Üniversitesi (İzmir) — Tıp — 521,51183</p>

<p>Sıra 16 — Sağlık Bilimleri Üniversitesi (İstanbul) — Gülhane Tıp Fakültesi, Tıp (Ankara) — 521,23318</p>

<p>Sıra 17 — Akdeniz Üniversitesi (Antalya) — Tıp — 520,72487</p>

<p>Sıra 18 — Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi — Tıp (İngilizce) — 519,88847</p>

<p>Sıra 19 — Dokuz Eylül Üniversitesi (İzmir) — Tıp (İngilizce) — 519,18694</p>

<p>Sıra 20 — İstanbul Medeniyet Üniversitesi — Tıp — 518,97258</p>

<p>Sıra 21 — Sağlık Bilimleri Üniversitesi (İstanbul) — İzmir Tıp Fakültesi, Tıp — 518,93245</p>

<p>Sıra 22 — Eskişehir Osmangazi Üniversitesi — Tıp — 518,74605</p>

<p>Sıra 23 — Çukurova Üniversitesi (Adana) — Tıp — 517,50980</p>

<p>Sıra 24 — Sağlık Bilimleri Üniversitesi (İstanbul) — Hamidiye Uluslararası Tıp Fakültesi, Tıp — 517,36847</p>

<p>Sıra 25 — Bursa Uludağ Üniversitesi — Tıp — 516,93863</p>

<p>Sıra 26 — Ondokuz Mayıs Üniversitesi (Samsun) — Tıp — 516,24435</p>

<p>Sıra 27 — Bitlis Eren Üniversitesi — Tıp — 515,76385</p>

<p>Sıra 28 — İzmir Katip Çelebi Üniversitesi — Tıp — 514,92243</p>

<p>Sıra 29 — Selçuk Üniversitesi (Konya) — Tıp — 514,42940</p>

<p>Sıra 30 — Kocaeli Üniversitesi — Tıp — 513,85651</p>

<p>Sıra 31 — Sağlık Bilimleri Üniversitesi (İstanbul) — Bursa Tıp Fakültesi, Tıp — 513,77410</p>

<p>Sıra 32 — Sağlık Bilimleri Üniversitesi (İstanbul) — Adana Tıp Fakültesi, Tıp — 513,36094</p>

<p>Sıra 33 — Ondokuz Mayıs Üniversitesi (Samsun) — Tıp (İngilizce) — 512,65814</p>

<p>Sıra 34 — Mersin Üniversitesi — Tıp — 511,76078</p>

<p>Sıra 35 — Pamukkale Üniversitesi (Denizli) — Tıp — 511,71519</p>

<p>Sıra 36 — Erciyes Üniversitesi (Kayseri) — Tıp — 511,30440</p>

<p>Sıra 37 — Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi — Tıp — 511,28863</p>

<p>Sıra 38 — Karadeniz Teknik Üniversitesi (Trabzon) — Tıp — 510,70136</p>

<p>Sıra 39 — İzmir Bakırçay Üniversitesi — Tıp — 509,09476</p>

<p>Sıra 40 — Necmettin Erbakan Üniversitesi (Konya) — Tıp — 509,06910</p>

<p>Sıra 41 — Aydın Adnan Menderes Üniversitesi — Tıp — 508,90417</p>

<p>Sıra 42 — Samsun Üniversitesi — Tıp — 508,86669</p>

<p>Sıra 43 — Gaziantep Üniversitesi — Tıp — 508,55410</p>

<p>Sıra 44 — Atatürk Üniversitesi (Erzurum) — Tıp — 508,05127</p>

<p>Sıra 45 — Sakarya Üniversitesi — Tıp — 508,03534</p>

<p>Sıra 46 — Manisa Celâl Bayar Üniversitesi — Tıp — 507,93762</p>

<p>Sıra 47 — Sağlık Bilimleri Üniversitesi (İstanbul) — Kayseri Tıp Fakültesi, Tıp — 507,83969</p>

<p>Sıra 48 — Süleyman Demirel Üniversitesi (Isparta) — Tıp — 507,56900</p>

<p>Sıra 49 — Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi — Tıp — 507,39763</p>

<p>Sıra 50 — Dicle Üniversitesi (Diyarbakır) — Tıp — 506,65570</p>

<p>51–100</p>

<p>Sıra 51 — Kırıkkale Üniversitesi — Tıp — 506,56453</p>

<p>Sıra 52 — Trakya Üniversitesi (Edirne) — Tıp — 506,43540</p>

<p>Sıra 53 — Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi — Tıp — 506,10047</p>

<p>Sıra 54 — İnönü Üniversitesi (Malatya) — Tıp — 506,08984</p>

<p>Sıra 55 — Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi (Balıkesir) — Tıp — 506,08362</p>

<p>Sıra 56 — Trabzon Üniversitesi — Tıp — 505,27534</p>

<p>Sıra 57 — Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi — Tıp — 504,79756</p>

<p>Sıra 58 — Balıkesir Üniversitesi — Tıp — 504,66184</p>

<p>Sıra 59 — Yalova Üniversitesi — Tıp — 504,35638</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sıra 60 — Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (Antalya) — Tıp — 504,16613</p>

<p>Sıra 61 — Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi — Tıp — 503,79423</p>

<p>Sıra 62 — Sivas Cumhuriyet Üniversitesi — Tıp — 503,64432</p>

<p>Sıra 63 — Düzce Üniversitesi — Tıp — 502,87633</p>

<p>Sıra 64 — Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi — Tıp — 502,56847</p>

<p>Sıra 65 — Ordu Üniversitesi — Tıp — 502,11540</p>

<p>Sıra 66 — Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi — Tıp — 501,99069</p>

<p>Sıra 67 — Fırat Üniversitesi (Elazığ) — Tıp — 501,97559</p>

<p>Sıra 68 — Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi — Tıp — 501,57513</p>

<p>Sıra 69 — Gaziantep Üniversitesi — Tıp (İngilizce) — 501,49559</p>

<p>Sıra 70 — Atatürk Üniversitesi (Erzurum) — Tıp (İngilizce) — 501,32920</p>

<p>Sıra 71 — Uşak Üniversitesi — Tıp — 501,14954</p>

<p>Sıra 72 — Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi — Tıp — 501,13568</p>

<p>Sıra 73 — İzmir Demokrasi Üniversitesi — Tıp (İngilizce) — 500,89325</p>

<p>Sıra 74 — Sağlık Bilimleri Üniversitesi (İstanbul) — Erzurum Tıp Fakültesi, Tıp — 500,83855</p>

<p>Sıra 75 — Kırklareli Üniversitesi — Tıp — 500,83497</p>

<p>Sıra 76 — İnönü Üniversitesi (Malatya) — Tıp (İngilizce) — 500,81238</p>

<p>Sıra 77 — Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi — Tıp — 500,81040</p>

<p>Sıra 78 — Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi — Tıp — 500,37586</p>

<p>Sıra 79 — Amasya Üniversitesi — Tıp — 500,22394</p>

<p>Sıra 80 — Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi (Karaman) — Tıp — 500,01782</p>

<p>Sıra 81 — Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi — Tıp — 499,90485</p>

<p>Sıra 82 — Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi — Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi, Tıp — 499,83145</p>

<p>Sıra 83 — Aksaray Üniversitesi — Tıp — 499,77137</p>

<p>Sıra 84 — Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi — Tıp — 499,75332</p>

<p>Sıra 85 — Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi — Tıp — 499,56151</p>

<p>Sıra 86 — Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi — Tıp — 499,35649</p>

<p>Sıra 87 — Kastamonu Üniversitesi — Tıp — 499,11532</p>

<p>Sıra 88 — Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (Rize) — Tıp — 499,07641</p>

<p>Sıra 89 — Malatya Turgut Özal Üniversitesi — Tıp — 498,96062</p>

<p>Sıra 90 — Harran Üniversitesi (Şanlıurfa) — Tıp — 498,77713</p>

<p>Sıra 91 — Giresun Üniversitesi — Tıp — 498,52841</p>

<p>Sıra 92 — Mardin Artuklu Üniversitesi — Tıp — 498,38769</p>

<p>Sıra 93 — Hitit Üniversitesi (Çorum) — Tıp — 498,15446</p>

<p>Sıra 94 — Siirt Üniversitesi — Tıp — 497,93051</p>

<p>Sıra 95 — Adıyaman Üniversitesi — Tıp — 497,82994</p>

<p>Sıra 96 — Yozgat Bozok Üniversitesi — Tıp — 497,80908</p>

<p>Sıra 97 — Karabük Üniversitesi — Tıp — 497,74483</p>

<p>Sıra 98 — Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi — Tıp — 497,58379</p>

<p>Sıra 99 — Kafkas Üniversitesi (Kars) — Tıp — 497,37332</p>

<p>Sıra 100 — Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi — Tıp — 497,24546</p>

<p>Bilgi notu: Sıralamada “2026 Yılı Merkezi Yerleştirme Sonuçları, Tablo-3 ve Tablo-4” esas alınmış; KKTC uyruklu, Bakanlık adına ve UOLP özel kontenjanları hariç tutulmuştur </p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık Eğitimi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/2026-tip-fakultesi-taban-puanlari-belli-oldu-iste-devlet-universitelerinde-ilk-100</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 06:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9891.jpeg" type="image/jpeg" length="55851"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gece uykuya dalamıyor musunuz? Daha iyi uyku için 9 doğal yöntem]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gece-uykuya-dalamiyor-musunuz-daha-iyi-uyku-icin-9-dogal-yontem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gece-uykuya-dalamiyor-musunuz-daha-iyi-uyku-icin-9-dogal-yontem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uykuya dalmakta zorlanmak her zaman takviye kullanmayı gerektirmiyor. Düzenli uyku saatleri, ışığın azaltılması ve gevşeme teknikleri daha iyi uykunun temelini oluşturabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gece uykuya dalmakta zorlanmak ya da sabah dinlenmemiş uyanmak, birçok kişinin dönem dönem yaşadığı bir sorun. Daha iyi uyku için ilk adım çoğu zaman bir takviye aramak değil; uyku saatlerini, akşam ışık maruziyetini, kafein tüketimini ve yatak odası koşullarını düzenlemek.</p>

<p>Doğal uyku yöntemleri arasında gevşeme tekniklerinden melatonine, papatya çayından magnezyuma kadar çok sayıda seçenek bulunuyor. Ancak bilimsel kanıtların gücü yöntemden yönteme ciddi biçimde değişiyor.</p>

<p>Kronik uykusuzluk söz konusu olduğunda ise uzmanların en güçlü önerilerinden biri bilişsel davranışçı terapidir. Uykusuzluk için bilişsel davranışçı terapi olarak bilinen CBT-I; uyku düzeni, yatağa ilişkin alışkanlıklar ve uykuyu zorlaştıran düşünce ve davranışların birlikte ele alınmasını amaçlar.</p>

<p>Daha iyi uyku için hangi doğal yöntemler denenebilir?</p>

<p>Düzenli bir uyku saati oluşturun</p>

<p>Her gün mümkün olduğunca benzer saatlerde yatmak ve kalkmak, vücudun biyolojik saatinin düzenlenmesine yardımcı olabilir. Hafta sonları uyku saatlerinin çok fazla kaydırılması bazı kişilerde pazartesi sabahlarını daha zor hale getirebilir.</p>

<p>Buradaki amaç yalnızca erken yatmak değil, vücudun tahmin edebileceği istikrarlı bir uyku-uyanıklık düzeni oluşturmaktır.</p>

<p>Akşam saatlerinde ışığı azaltın</p>

<p>Telefon, tablet, bilgisayar ve parlak ev aydınlatmaları gece saatlerinde beynin gündüz sinyalleri almaya devam etmesine neden olabilir. Özellikle yatmadan hemen önce yoğun ışığa maruz kalmak uykuya geçişi zorlaştırabilir.</p>

<p>Uyku saatine yaklaşıldığında ekran kullanımını azaltmak ve evde daha yumuşak bir aydınlatmaya geçmek gece rutinini destekleyebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kafeini düşündüğünüzden daha erken bırakmanız gerekebilir</p>

<p>Kahve yalnızca sabah içilen bir içecek değil; çay, enerji içecekleri, kola ve bazı yiyecekler de kafein içerebilir. Kafeinin etkileri kişiden kişiye değiştiğinden öğleden sonra veya akşam tüketimi bazı insanlarda uykuya dalmayı geciktirebilir.</p>

<p>Gece uyku problemi yaşayanların birkaç hafta boyunca kafein saatlerini takip etmesi, kendi hassasiyetlerini anlamalarına yardımcı olabilir.</p>

<p>Yatak odasını serin, karanlık ve sessiz tutun</p>

<p>Uyku ortamı düşündüğünüzden daha fazla fark yaratabilir. Fazla sıcak bir oda, dışarıdan gelen ışık veya sürekli gürültü gece boyunca uykunun bölünmesine yol açabilir.</p>

<p>Rahat bir yatak, mümkün olduğunca karanlık bir ortam ve kişiye uygun serinlikte oda sıcaklığı daha iyi bir uyku ortamı oluşturabilir.</p>

<p>Gevşeme tekniklerini deneyin</p>

<p>Yavaş nefes alma, aşamalı kas gevşetme ve yönlendirilmiş imgeleme gibi yöntemler uyku öncesindeki zihinsel ve fiziksel uyarılmışlığı azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Bilimsel değerlendirmelerde gevşeme tekniklerinin tek başına etkisine ilişkin kanıtların sınırlı olduğu belirtilse de bu yöntemler uykusuzluk için uygulanan bilişsel davranışçı terapinin bileşenleri arasında yer alabiliyor.</p>

<p>Melatonin herkese uygun bir uyku çözümü değil</p>

<p>Melatonin, vücudun gece-gündüz döngüsünün düzenlenmesinde görev alan doğal bir hormondur. Takviye biçimindeki melatonin özellikle jet lag veya vardiyalı çalışma gibi biyolojik saatin kaydığı bazı durumlarda yararlı olabilir.</p>

<p>Uykusuzluğu olan kişilerde uykuya dalma süresini bir miktar kısaltabileceğini gösteren araştırmalar bulunuyor. Buna karşılık kronik uykusuzluğun rutin tedavisinde melatonin kullanımını destekleyen kanıtlar sınırlı ve bazı klinik kılavuzlar hızlı salımlı melatonini önermiyor.</p>

<p>Yaş, kullanılan ilaçlar ve mevcut hastalıklar melatonin kullanımının değerlendirilmesinde önemlidir. Özellikle düzenli ilaç kullananların takviye başlamadan önce sağlık profesyoneline danışması gerekir.</p>

<p>Magnezyum konusunda kanıtlar henüz güçlü değil</p>

<p>Magnezyum son yıllarda uyku için en çok konuşulan takviyelerden biri haline geldi. Bazı araştırmalar özellikle ileri yaştaki kişilerde uykuya dalma süresinde iyileşme olabileceğini düşündürse de mevcut çalışmalar kesin bir öneri yapmak için yeterince güçlü değil.</p>

<p>Takviye şeklinde yüksek miktarda magnezyum kullanılması ishal, bulantı ve karın kramplarına neden olabilir. Çok yüksek dozların daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği de göz önünde bulundurulmalı.</p>

<p>Papatya çayı rahatlatabilir ancak kanıt sınırlı</p>

<p>Bir fincan sıcak papatya çayı birçok kişinin gece rutininin parçası. Papatya geleneksel olarak rahatlama ve uyku amacıyla kullanılsa da klinik araştırmalar uykusuzluk üzerindeki etkisini kesin biçimde ortaya koymuş değil.</p>

<p>Papatyagiller ailesindeki bitkilere karşı alerjisi bulunan kişilerde alerjik reaksiyon gelişebileceği için dikkatli olunması gerekir.</p>

<p>Kediotu için sonuçlar tutarlı değil</p>

<p>Valerian olarak da bilinen kediotu, uyku amacıyla kullanılan en eski bitkisel desteklerden biri. Ancak klinik araştırmalarda elde edilen sonuçlar birbirleriyle tutarlı değil ve kronik uykusuzluğun tedavisindeki yararı net biçimde gösterilebilmiş değil.</p>

<p>Uzun süreli kullanımının güvenliği konusunda da yeterli veri bulunmadığından “bitkisel” olması otomatik olarak risksiz olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Alkol uyku getiriyor gibi görünse de çözüm değil</p>

<p>Alkol bazı kişilerde başlangıçta uyku hali yaratabilir. Buna karşın gecenin ilerleyen saatlerinde uykunun yapısını bozabilir, sık uyanmaya neden olabilir ve dinlendirici uyku kalitesini düşürebilir.</p>

<p>Bu nedenle alkolün uykuya yardımcı bir yöntem olarak kullanılması uygun bir yaklaşım değildir.</p>

<p>Doğal olan her ürün güvenli değildir</p>

<p>Bitkisel ürünler ve besin takviyeleri reçetesiz satılabildiği için zararsız oldukları düşünülebiliyor. Oysa bazı ürünler ilaçlarla etkileşime girebilir veya belirli hastalıkları bulunan kişiler açısından risk oluşturabilir.</p>

<p>Örneğin kava adı verilen bitkisel ürün ciddi karaciğer hasarıyla ilişkilendirilmiştir. L-triptofan ve benzeri destekler de özellikle serotonin sistemini etkileyen bazı ilaçlarla birlikte kullanıldığında ciddi etkileşimlere yol açabilir.</p>

<p>Kronik uykusuzlukta asıl yaklaşım ne olmalı?</p>

<p>Uyku hijyeni yararlı alışkanlıkların temelini oluşturabilir ancak uzun süren uykusuzlukta tek başına yeterli olmayabilir. Güncel uyku tıbbı kılavuzları, yetişkinlerde kronik uykusuzluğun ilk basamak tedavisinde çok bileşenli CBT-I yaklaşımını güçlü biçimde destekliyor.</p>

<p>Bu yaklaşım uyaran kontrolü, uyku süresinin düzenlenmesi, gevşeme teknikleri ve uykuyla ilişkili düşünce ve davranışların değiştirilmesi gibi bileşenleri bir araya getiriyor.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurmalı?</p>

<p>Uyku sorunu haftalar boyunca devam ediyorsa, günlük yaşamı veya iş performansını belirgin biçimde etkiliyorsa değerlendirme gerekebilir. Yüksek sesle horlama, uykuda nefesin durduğunun fark edilmesi, sabah baş ağrısı veya gün içinde kontrol edilemeyen uyuklama gibi belirtiler başka bir uyku bozukluğuna işaret edebilir.</p>

<p>Uzun süren uykusuzluğun altında kullanılan ilaçlar, ruhsal sorunlar, ağrı, hormonal değişiklikler veya başka sağlık problemleri de bulunabilir. Bu nedenle kalıcı uyku sorununu yalnızca takviyelerle bastırmaya çalışmak yerine nedeninin araştırılması daha doğru bir yaklaşım olabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>WebMD – Natural Sleep Remedies</p>

<p>ABD Ulusal Tamamlayıcı ve Bütünleştirici Sağlık Merkezi – Uyku bozukluklarında tamamlayıcı sağlık yaklaşımları</p>

<p>American Academy of Sleep Medicine – Yetişkinlerde kronik uykusuzluğun davranışsal ve psikolojik tedavisine ilişkin klinik uygulama kılavuzu</p>

<p>European Sleep Research Society – Avrupa Uykusuzluk Kılavuzu, 2023 güncellemesi</p>

<p>World Sleep Society – Kronik uykusuzlukta davranışsal ve psikolojik tedavilere ilişkin uluslararası görüş bildirisi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gece-uykuya-dalamiyor-musunuz-daha-iyi-uyku-icin-9-dogal-yontem</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 06:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9890.jpeg" type="image/jpeg" length="80655"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlıklı yaşlanma için hangi takviyeler öne çıkıyor? Uzmanların listesinde 9 seçenek var]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglikli-yaslanma-icin-hangi-takviyeler-one-cikiyor-uzmanlarin-listesinde-9-secenek-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglikli-yaslanma-icin-hangi-takviyeler-one-cikiyor-uzmanlarin-listesinde-9-secenek-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Omega-3, D vitamini, B12 ve kreatin… Sağlıklı yaşlanma amacıyla kullanılan takviyelerin sayısı artıyor. Ancak uzmanlara göre ihtiyaç kişiden kişiye değişiyor ve her takviye herkes için gerekli değil.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlıklı Yaşlanmada Öne Çıkan 9 Takviye: Herkesin Kullanması Gerekiyor mu?</p>

<p>Yaş ilerledikçe kas kütlesinin korunması, kemik sağlığı, yeterli besin alımı ve bazı vitaminlerin emilimi daha fazla önem kazanabiliyor. Omega-3, D vitamini, B vitaminleri, magnezyum ve kreatin gibi takviyeler bu nedenle sağlıklı yaşlanma tartışmalarında sıkça gündeme geliyor.</p>

<p>Ancak temel nokta şu: Bu dokuz takviyenin tamamını herkesin kullanması gerekmiyor. Yaş, beslenme düzeni, kullanılan ilaçlar, böbrek ve karaciğer fonksiyonları ile laboratuvar sonuçları hangi takviyenin gerçekten gerekli olduğunu değiştirebilir.</p>

<p>ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü de besin öğelerinin öncelikle dengeli beslenmeden karşılanmasını öneriyor. Takviye gerektiğinde ise kişinin ihtiyacına ve sağlık durumuna göre seçim yapılması gerekiyor.</p>

<p>Omega-3</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Balık yağında bulunan EPA ve DHA gibi omega-3 yağ asitleri, özellikle kalp ve damar sağlığı üzerindeki etkileri nedeniyle uzun süredir araştırılıyor. Beyin sağlığı ve yaşa bağlı bilişsel değişiklikler üzerindeki olası etkileri de bilimsel çalışmaların konusu.</p>

<p>Ancak omega-3 takviyelerinin hafıza kaybını veya bilişsel gerilemeyi kesin olarak önlediğini söylemek mümkün değil. Bu alandaki insan çalışmalarından elde edilen sonuçlar birbiriyle tamamen uyumlu değil.</p>

<p>Balık tüketimi düşük kişilerde omega-3 alımının değerlendirilmesi düşünülebilir. Kan sulandırıcı ilaç kullananların ise yüksek doz omega-3 takviyelerine başlamadan önce hekimlerine danışmaları gerekir.</p>

<p>D vitamini ve K vitamini</p>

<p>D vitamini, kalsiyumun bağırsaklardan emilmesine yardımcı olur ve kemiklerle kasların normal işlevlerinin sürdürülmesine katkıda bulunur. İleri yaşlarda kemik kaybı ve düşmeye bağlı kırıklar daha fazla önem kazandığı için yeterli D vitamini alımı özellikle dikkat çeker.</p>

<p>ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü verilerine göre 51-70 yaş arasında günlük D vitamini gereksinimi 15 mikrogram, yani 600 IU düzeyindedir. 70 yaşın üzerinde ise bu miktar 20 mikrograma, yani 800 IU'ya çıkar.</p>

<p>K vitamini ise kanın normal pıhtılaşmasında ve kemik metabolizmasında görev alan proteinlerin üretiminde kullanılır. Fakat özellikle warfarin gibi K vitaminiyle etkileşebilen kan sulandırıcı ilaç kullanan kişiler gelişigüzel K vitamini takviyesi almamalıdır.</p>

<p>B vitaminleri ve özellikle B12</p>

<p>B vitaminleri enerji metabolizmasından sinir sistemine kadar birçok biyolojik süreçte görev yapar. İleri yaşlarda özellikle B12 vitamini üzerinde durulmasının önemli bir nedeni ise emilim sorunudur.</p>

<p>Bazı 50 yaş üzerindeki kişiler, besinlerde doğal olarak bulunan B12 vitaminini yeterince ememeyebilir. B12 eksikliği sinir sistemi sorunları ve kansızlık gibi sonuçlara yol açabileceğinden şüpheli durumlarda kan testiyle değerlendirme yapılabilir.</p>

<p>ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü, 51 yaş üzerindeki yetişkinler için günlük B12 gereksinimini 2,4 mikrogram olarak bildiriyor. Eksiklik saptandığında takviyenin miktarı ve kullanım şekli hekim tarafından belirlenebilir.</p>

<p>Magnezyum</p>

<p>Magnezyum; kas ve sinir fonksiyonlarından enerji üretimine kadar yüzlerce biyokimyasal süreçte görev alan bir mineraldir. Kuruyemişler, tohumlar, baklagiller, tam tahıllar ve yeşil yapraklı sebzeler önemli magnezyum kaynakları arasındadır.</p>

<p>Magnezyum düzeylerinin yaşlanmayla ilişkili biyolojik süreçlerdeki yeri araştırılıyor. Ancak yalnızca daha uzun yaşamak amacıyla herkesin magnezyum takviyesi kullanmasını destekleyen yeterli kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Eksiklik riski veya yetersiz besin alımı bulunan kişilerde ihtiyaç sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilebilir.</p>

<p>Koenzim Q10</p>

<p>Koenzim Q10, hücrelerin enerji üretiminde görev alan ve vücutta doğal olarak bulunan bir bileşiktir. Yaşlanma, kalp-damar hastalıkları ve bazı tedavilerle ilişkisi nedeniyle uzun süredir araştırılıyor.</p>

<p>Buna karşılık sağlıklı kişilerde rutin Koenzim Q10 kullanımının yaşam süresini uzattığı gösterilmiş değil. Kan basıncı veya kan şekeri üzerinde etkileri olabileceğinden düzenli ilaç kullanan kişilerin takviyeye başlamadan önce hekim görüşü alması uygun olur.</p>

<p>Lif takviyeleri</p>

<p>Lif klasik anlamda bir vitamin takviyesi olmasa da sağlıklı yaşlanma açısından beslenmenin en değerli bileşenlerinden biri. Sebze, meyve, baklagil, tam tahıl, kuruyemiş ve tohumlardan alınan lif bağırsak sağlığını destekler.</p>

<p>Beslenmeyle yeterli lif alamayan bazı kişilerde psyllium gibi lif ürünleri değerlendirilebilir. Ancak miktarın birden artırılması gaz ve şişkinlik oluşturabileceğinden kademeli artış ve yeterli sıvı tüketimi önemlidir.</p>

<p>Kalsiyum</p>

<p>Kemik yoğunluğu yaşla birlikte azalabilir ve özellikle osteoporoz gelişen kişilerde kırık riski yükselir. Kalsiyum bu nedenle ileri yaş beslenmesinde dikkat edilmesi gereken minerallerden biridir.</p>

<p>51 yaş üzerindeki kadınlar için günlük kalsiyum hedefi 1.200 miligramdır. Erkeklerde 51-70 yaş arasında 1.000 miligram, 71 yaşından itibaren ise 1.200 miligram önerilir.</p>

<p>Ancak bu miktar yalnızca tabletlerden karşılanması gereken bir doz değildir; günlük besinlerden alınan kalsiyum da toplam hesaba dahildir. Gereksiz ve yüksek miktarda kalsiyum takviyesi kullanmak yerine önce beslenme düzeninin değerlendirilmesi daha doğru bir yaklaşımdır.</p>

<p>Kreatin</p>

<p>Kreatin çoğunlukla sporcularla ilişkilendirilse de son yıllarda ileri yaşlarda kas sağlığı açısından giderek daha fazla araştırılıyor. Yaşlanmayla ortaya çıkan kas kütlesi ve güç kaybı, tıpta sarkopeni olarak adlandırılıyor.</p>

<p>Kreatin, özellikle direnç egzersiziyle birlikte kullanıldığında ileri yaştaki yetişkinlerde kas kütlesi ve fiziksel performansın desteklenmesi açısından araştırılmış durumda. Beyin ve hafıza üzerindeki potansiyel etkileri konusunda da çalışmalar sürüyor.</p>

<p>Bununla birlikte böbrek hastalığı bulunan kişiler başta olmak üzere kronik hastalığı olanların kreatin kullanmadan önce sağlık profesyoneline danışması gerekir.</p>

<p>Kurkumin</p>

<p>Kurkumin, zerdeçalın karakteristik renginden sorumlu temel aktif bileşenlerden biridir. İltihaplanmayla ilişkili biyolojik yollar üzerindeki etkileri nedeniyle yaşlanma araştırmalarında da inceleniyor.</p>

<p>Bazı çalışmalar özellikle osteoartrite bağlı diz ağrısı gibi alanlarda yarar olabileceğini düşündürüyor. Buna rağmen kurkuminin insan ömrünü uzattığını veya yaşa bağlı hastalıkları önlediğini söylemek için yeterli klinik kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Safra taşı bulunan, sindirim sistemi hassasiyeti yaşayan veya düzenli ilaç kullanan kişilerin kurkumin takviyelerini gelişigüzel kullanmaması gerekiyor.</p>

<p>Takviyeden önce beslenme ve hareket geliyor</p>

<p>Sağlıklı yaşlanmayı yalnızca kapsüller ve vitamin tabletleri üzerinden değerlendirmek yanıltıcı olabilir. Düzenli fiziksel aktivite, özellikle direnç egzersizleri; dengeli beslenme, yeterli uyku, sigaradan uzak durma, sosyal ilişkilerin sürdürülmesi ve düzenli sağlık kontrolleri sağlıklı yaşlanmanın temel parçalarıdır.</p>

<p>Takviyeler ise esas olarak beslenmeyle karşılanamayan ihtiyaçların veya saptanan eksikliklerin tamamlanmasında anlam kazanır.</p>

<p>Ayrıca “doğal” olması bir takviyenin tamamen güvenli olduğu anlamına gelmez. Vitaminler, mineraller ve bitkisel ürünler reçeteli ilaçlarla etkileşebilir; bazı ürünlerin yüksek dozları ise sağlık sorunlarına yol açabilir.</p>

<p>Özellikle çok sayıda ilaç kullanan ileri yaştaki kişilerin yeni bir takviyeye başlamadan önce kullandıkları tüm ilaç ve takviyeleri hekim veya eczacıyla birlikte değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Health — Healthy Aging Supplements, Allison Forsyth; güncelleme: 4 Ağustos 2026</p>

<p>ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü — Vitamins and Supplements</p>

<p>ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü — Vitamins and Minerals for Older Adults</p>

<p>ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri, Besin Takviyeleri Ofisi — Omega-3 Fatty Acids, Health Professional Fact Sheet</p>

<p>ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri, Besin Takviyeleri Ofisi — Vitamin B12, Health Professional Fact Sheet </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglikli-yaslanma-icin-hangi-takviyeler-one-cikiyor-uzmanlarin-listesinde-9-secenek-var</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 06:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9889.jpeg" type="image/jpeg" length="66785"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="55921"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="44561"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="53890"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="25052"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="95794"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="27606"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
