<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 27 Sep 2026 20:58:22 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kozinoğlu Soruşturmasında Gözaltına Alınan Doktor Turgay Tamer Ölü Bulundu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kozinoglu-sorusturmasinda-gozaltina-alinan-doktor-turgay-tamer-olu-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kozinoglu-sorusturmasinda-gozaltina-alinan-doktor-turgay-tamer-olu-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınıp adli kontrolle serbest bırakılan doktor Turgay Tamer, Büyükçekmece’deki evinde ölü bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>KOZİNOĞLU SORUŞTURMASINDA GÖZALTINA ALINAN DOKTOR ÖLÜ BULUNDU</p>

<p>Eski Millî İstihbarat Teşkilatı görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan doktor Turgay Tamer, İstanbul Büyükçekmece’deki evinde ölü bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre birkaç günlüğüne yurt dışına çıkan Tamer’in eşi, eve döndüğünde eşini salonda hareketsiz halde buldu. Yapılan ihbarın ardından adrese sağlık ve güvenlik ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Ekiplerin yaptığı kontrolde Turgay Tamer’in hayatını kaybettiği belirlendi. Evde gerçekleştirilen ilk incelemede olayı şüpheli hale getiren herhangi bir bulguya rastlanmadığı aktarıldı.</p>

<p>CENAZESİ ADLİ TIP KURUMUNA GÖNDERİLDİ</p>

<p>Turgay Tamer’in cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenebilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Tamer’in ölüm sebebi, yapılacak otopsi ve incelemelerin ardından kesinlik kazanacak.</p>

<p>Bazı haberlerde Tamer’in diyabet hastası olduğu belirtildi. Ancak bu bilginin ölümle bağlantılı olup olmadığına ilişkin resmî bir tespit bulunmuyor. Bu nedenle ölüm nedenine ilişkin değerlendirmelerin otopsi raporundan sonra yapılması bekleniyor.</p>

<p>GÖZALTINA ALINIP SERBEST BIRAKILMIŞTI</p>

<p>Turgay Tamer’in adı, eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde yaşamını yitirmesine ilişkin yeniden açılan soruşturmada gündeme gelmişti.</p>

<p>Olay tarihinde cezaevi kampüsünde doktor olarak görev yaptığı bildirilen Tamer, soruşturmanın ikinci dalgasında diğer sağlık çalışanlarıyla birlikte gözaltına alınmıştı. Savcılık ve hâkimlik işlemlerinin ardından Tamer hakkında adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakılmasına karar verilmişti.</p>

<p>KOZİNOĞLU’NUN ÖLÜMÜ YENİDEN ARAŞTIRILIYOR</p>

<p>Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki ölümünün ardından yürütülen ilk soruşturmada 2012 yılında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti. Dosyanın yeniden incelenmesinin ardından bu karar kaldırılarak 2026 yılında yeni bir soruşturma başlatıldı.</p>

<p>Soruşturma kapsamında olay tarihinde cezaevinde görev yapan personelin ifadelerine başvuruldu; tıbbi belgeler ve kamera kayıtları yeniden incelemeye alındı. Kozinoğlu’nun kesin ölüm nedeninin ve üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının araştırılması amacıyla mezarı da açıldı.</p>

<p>Turgay Tamer’in ölümüyle ilgili inceleme sürerken olayın Kozinoğlu soruşturmasıyla bağlantılı olduğuna dair açıklanmış resmî bir tespit bulunmuyor. Kesin ölüm nedeninin Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanacak otopsi raporuyla ortaya çıkması bekleniyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kozinoglu-sorusturmasinda-gozaltina-alinan-doktor-turgay-tamer-olu-bulundu</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 18:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/adli-tip-1.jpg" type="image/jpeg" length="80978"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Haydarpaşa’s Silent Witnesses: The Untold Story of a Cemetery Holding 6,000 War Dead]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/haydarpasas-silent-witnesses-the-untold-story-of-a-cemetery-holding-6000-war-dead</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/haydarpasas-silent-witnesses-the-untold-story-of-a-cemetery-holding-6000-war-dead" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haydarpaşa British Cemetery preserves the memory of around 6,000 Crimean War dead, Florence Nightingale’s years in Üsküdar and a forgotten diplomatic crisis in 1923.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ahmet Balcı<br />
Researcher and Author</p>

<p>Hidden among the trees behind Istanbul’s Haydarpaşa railway district lies one of the city’s least-known historic sites. At first glance, Haydarpaşa British Cemetery resembles a quiet landscaped park. Beneath its lawns, however, lies a history stretching from war and epidemic disease to modern nursing and international diplomacy.</p>

<p>This is not simply a burial ground for British soldiers. It is a shared place of memory for thousands who died during the Crimean War, Ottoman officers of foreign origin, British diplomats, Levantine families and Commonwealth servicemen from both world wars.</p>

<p>DISEASE KILLED MORE THAN BULLETS</p>

<p>The cemetery’s story begins with the Crimean War of 1853–1856, when the Ottoman Empire, Britain and France fought together against Russia.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Thousands of sick and wounded British soldiers were transported from Crimea to Istanbul. Selimiye Barracks, Haydarpaşa Military Hospital, Kuleli and several buildings in Tarabya were converted into military hospitals.</p>

<p>The facilities soon became overwhelmed. Shortages of clean water, proper sanitation, ventilation, beds and medical supplies created a major health disaster. Many soldiers died not from battlefield wounds but from cholera, dysentery, typhus and infections spreading through overcrowded wards.</p>

<p>As the number of deaths rose, the slopes of Haydarpaşa were selected as a burial ground because of their proximity to the military hospitals.</p>

<p>The Commonwealth War Graves Commission states that the cemetery contains around 6,000 Crimean War burials. Most of those graves are unmarked, however, and the exact number remains uncertain because many soldiers were placed in collective burial areas.</p>

<p>LAND GRANTED BY SULTAN ABDULMEJID</p>

<p>The cemetery land was granted to Britain by Sultan Abdulmejid I in 1855. The first burials were made on two separate plots, which were later connected through an additional land grant in 1867.</p>

<p>Covering approximately 30 dönüms, the site gradually acquired the appearance of a Victorian garden cemetery, with tree-lined paths, lawns, monuments and sculptural gravestones.</p>

<p>From 1867 onwards, it was also opened to the burial of British civilians living in Istanbul.</p>

<p>FLORENCE NIGHTINGALE’S ÜSKÜDAR YEARS</p>

<p>Florence Nightingale is closely associated with the cemetery, although she is not buried there.</p>

<p>She arrived in Üsküdar on 5 November 1854 with a group of 38 nurses. At Selimiye Barracks, she confronted overcrowded wards, dirty laundry, inadequate sanitation and the rapid spread of infectious diseases.</p>

<p>Nightingale worked to improve cleanliness, organise nursing services and separate infectious patients. Her nightly rounds through the wards with a lamp earned her the enduring title “The Lady with the Lamp.”</p>

<p>The fall in mortality at Scutari should not be attributed to Nightingale alone. The work of the British Sanitary Commission, which repaired drains and improved ventilation and water systems, also played a decisive role.</p>

<p>In 1954, a bronze plaque honouring Nightingale’s work was placed on the Crimean War Memorial inside the cemetery.</p>

<p>QUEEN VICTORIA’S 28-METRE MONUMENT</p>

<p>The cemetery’s most recognisable structure is the approximately 28-metre-high Crimean War Memorial, erected in 1857 in the name of Queen Victoria and the British people.</p>

<p>Designed by French-born sculptor Baron Carlo Marochetti in the Neo-Egyptian style, the monument features an angel at each of its four corners. It is therefore also known as the “Monument of the Angels.”</p>

<p>The angels hold laurel wreaths and quills, symbolising remembrance, sacrifice and the recording of the dead in history. Inscriptions on the monument appear in English, French, Italian and Ottoman Turkish written in Arabic script.</p>

<p>A model of the memorial was displayed at the Crystal Palace Peace Fête in London in May 1856, marking the end of the Crimean War. The completed monument was erected in Haydarpaşa the following year.</p>

<p>SEVENTEEN GRAVES DAMAGED IN 1923</p>

<p>The cemetery also became the focus of an unusual diplomatic dispute during the founding days of the Republic of Türkiye.</p>

<p>On 5 and 6 October 1923, as crowds celebrated the entry of Turkish troops into Istanbul, a group of porters entered the cemetery to collect laurel branches for the festivities. Seventeen graves were partially damaged.</p>

<p>Britain responded strongly, while the Turkish government stressed that the incident was neither planned nor officially sanctioned. Efforts were made to repair the damage and prevent the dispute from escalating.</p>

<p>Archival research shows that the episode reflected the fragile state of Turkish–British relations immediately after the Treaty of Lausanne.</p>

<p>TRACES OF TWO WORLD WARS</p>

<p>Haydarpaşa continued to receive burials long after the Crimean War.</p>

<p>During the First World War, Commonwealth prisoners of war who died in Ottoman territory were buried there. Further burials were made during the Allied occupation of Istanbul between 1918 and 1923.</p>

<p>Official records list 407 Commonwealth burials from the First World War, 60 of them unidentified. The cemetery also contains 39 burials from the Second World War, including 14 unidentified servicemen.</p>

<p>Türkiye remained neutral for most of the Second World War. Some of those buried at Haydarpaşa had been captured during operations in the Aegean, died while attempting to escape detention or were found on the Turkish coast.</p>

<p>A MEMORIAL TO 122 INDIAN SOLDIERS</p>

<p>One of the cemetery’s most distinctive sections commemorates members of the Indian Army.</p>

<p>The Haydar Pasha Cremation Memorial honours 122 Hindu and Sikh soldiers who died in 1919 and 1920. They had originally been commemorated at the Mashlak and Osmaniye Indian cemeteries.</p>

<p>When those sites could no longer be maintained, soil containing their cremated remains was transferred to Haydarpaşa in 1961. The remains of Muslim soldiers buried at the same locations were reinterred at the cemetery.</p>

<p>As a result, Islamic gravestones bearing the word “Bismillah” can be seen alongside crosses and other Christian memorials.</p>

<p>OTTOMAN PASHAS AND DIPLOMATS</p>

<p>The cemetery is also the resting place of foreign-born officers who served the Ottoman Empire, as well as diplomats and prominent members of Istanbul’s Levantine community.</p>

<p>Augustus Charles Hobart-Hampden, known as Hobart Pasha, entered Ottoman naval service after serving in the British Navy. He rose to the rank of marshal and, following his death in Milan in 1886, was brought to Istanbul and buried at Haydarpaşa in accordance with his wishes.</p>

<p>General Richard Guyon, a British-born commander associated with the Hungarian Revolution of 1848 who later entered Ottoman service, is also buried there.</p>

<p>The cemetery’s largest mausoleum belongs to Sir Nicholas O’Conor, the British ambassador to the Ottoman Empire from 1898 until his death in 1908.</p>

<p>The civilian section also contains the graves of Byzantine historian and Robert College professor Alexander van Millingen, along with members of well-known Levantine families including the Whittalls, La Fontaines and van Millingens.</p>

<p>A TOMBSTONE FROM THE 1590s</p>

<p>One of the oldest historical objects preserved at the cemetery is the tombstone of Edward Barton, Queen Elizabeth I’s ambassador to the Ottoman court.</p>

<p>Barton accompanied the Ottoman army during the Eger campaign and later died on Heybeliada after attempting to escape an epidemic in Istanbul. He was initially buried in the courtyard of a church on the island.</p>

<p>His Latin-inscribed tombstone disappeared after being moved several times but was rediscovered in the 1990s and transferred to Haydarpaşa for protection.</p>

<p>It should not be assumed that Barton’s remains were also moved. The available historical evidence clearly documents the transfer of the tombstone, but not necessarily his body.</p>

<p>GRAVESTONES SHIPPED FROM BRITAIN</p>

<p>Small makers’ marks discovered at the bases of several monuments have revealed another remarkable part of the cemetery’s history.</p>

<p>Many of the sculptural gravestones in the civilian section were commissioned from workshops in Britain and shipped to Istanbul. Others were produced by local stone carvers.</p>

<p>The stones display influences from Ancient Greek, Roman, Gothic, Celtic and Neo-Egyptian design, giving parts of the cemetery the appearance of an open-air sculpture gallery.</p>

<p>The landscape itself also reflects a cultural exchange. Victorian garden cemeteries were partly influenced by Western travellers’ descriptions of Istanbul’s spacious, cypress-filled Ottoman burial grounds. At Haydarpaşa, Victorian funerary art and Ottoman landscape traditions came together once again.</p>

<p>ISTANBUL’S SILENT HISTORICAL ARCHIVE</p>

<p>Haydarpaşa British Cemetery was born not from a military victory but from a public-health catastrophe. Thousands of soldiers brought from Crimea died from epidemics and inadequate hospital conditions rather than enemy fire.</p>

<p>Over time, they were joined by diplomats, Ottoman officers, educators, Levantine families, prisoners of war and Indian soldiers of different faiths.</p>

<p>Today, the four stone angels rising above Haydarpaşa commemorate more than the dead of one war. They stand as witnesses to the Ottoman–British alliance, the development of modern nursing, Istanbul’s cosmopolitan past and the human cost of conflict.</p>

<p>SOURCES</p>

<p>1. Commonwealth War Graves Commission — Haidar Pasha Cemetery records.<br />
2. Mustafa Kaan Sağ and Mustafa Çağhan Keskin — The Gravestone Sculptors and the Maker’s Marks at the Haydarpaşa British Cemetery.<br />
3. Feyza Kurnaz Şahin — The Issue of the Damage to Haydarpaşa British Cemetery After the Treaty of Lausanne.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/haydarpasas-silent-witnesses-the-untold-story-of-a-cemetery-holding-6000-war-dead</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 18:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1479.jpeg" type="image/jpeg" length="36034"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cephede Değil Hastanede Öldüler: Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı’nın Hüzünlü Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cephede-degil-hastanede-olduler-haydarpasa-ingiliz-mezarliginin-huzunlu-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cephede-degil-hastanede-olduler-haydarpasa-ingiliz-mezarliginin-huzunlu-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haydarpaşa’daki İngiliz Mezarlığı; Kırım Savaşı’nda ölen yaklaşık 6 bin askerin, Florence Nightingale’in Üsküdar yıllarının ve 1923’te yaşanan diplomatik krizin izlerini taşıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ahmet Balcı</p>

<p>Araştırmacı/Yazar</p>

<p>Haydarpaşa Garı’nın gerisindeki ağaçların arasında, İstanbul’un en az bilinen tarih alanlarından biri bulunuyor. Dışarıdan bakıldığında sessiz bir parkı andıran Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı’nın toprağı altında; savaşlardan salgınlara, modern hemşireliğin doğuşundan diplomatik krizlere uzanan yaklaşık 170 yıllık bir geçmiş yatıyor.</p>

<p>Burası yalnızca İngiliz askerlerinin gömüldüğü bir mezarlık değil. Kırım Savaşı sırasında hastanelerde hayatını kaybeden binlerce askerin, Osmanlı hizmetine giren yabancı paşaların, Britanyalı diplomatların, İstanbul’un Levanten ailelerinin ve iki dünya savaşında ölen Commonwealth askerlerinin ortak hafıza alanı.</p>

<p>CEPHEDEKİ MERMİDEN ÇOK HASTALIK ÖLDÜRDÜ</p>

<p>Mezarlığın hikâyesi 1853’te başlayan Kırım Savaşı’na dayanıyor. Osmanlı Devleti, İngiltere ve Fransa ile birlikte Rusya’ya karşı savaşırken Kırım cephesinde yaralanan ve hastalanan binlerce İngiliz askeri gemilerle İstanbul’a getirildi.</p>

<p>Selimiye Kışlası, Haydarpaşa Askerî Hastanesi, Kuleli ve Tarabya’daki bazı yapılar geçici hastanelere dönüştürüldü. Ancak hastaneler kısa sürede kapasitelerinin çok üzerine çıktı. Temiz su, kanalizasyon, havalandırma, yatak ve ilaç yetersizliği büyük bir sağlık felaketine yol açtı.</p>

<p>Askerlerin önemli bir bölümü cephede aldıkları yaralardan değil; kolera, dizanteri, tifüs ve hastane enfeksiyonlarından öldü. Ölümlerin hızla artması üzerine hastanelere yakın olan Haydarpaşa sırtları defin alanı olarak kullanılmaya başlandı.</p>

<p>Commonwealth War Graves Commission kayıtlarında mezarlıkta yaklaşık 6 bin Kırım Savaşı defni bulunduğu belirtiliyor. Ancak bunların çoğunun isimsiz ve toplu mezarlarda bulunması nedeniyle kesin sayı bilinmiyor. Bugün görülen mezar taşları, burada yatanların yalnızca küçük bir bölümünü temsil ediyor.</p>

<p>SULTAN ABDÜLMECİD ARAZİYİ TAHSİS ETTİ</p>

<p>Mezarlığın bulunduğu alan 1855’te Sultan Abdülmecid tarafından Britanya’ya tahsis edildi. İlk yıllarda definler birbirinden ayrı iki arazi parçasına yapılıyordu. Bu iki bölüm, 1867’de verilen ek araziyle birbirine bağlandı.</p>

<p>Yaklaşık 30 dönümlük alan, zaman içinde ağaçlı yolları, çimenleri, anıtları ve heykelsi mezar taşlarıyla Viktoryen bir bahçe mezarlığı görünümü kazandı. Aynı yıl mezarlık, İstanbul’da yaşayan Britanyalı sivillerin definlerine de açıldı.</p>

<p>FLORENCE NIGHTINGALE’İN ÜSKÜDAR YILLARI</p>

<p>Mezarlığın dünyaca bilinen ismi Florence Nightingale burada gömülü değil. Ancak mezarlığın doğmasına neden olan büyük sağlık krizinin tam merkezinde onun Üsküdar’daki çalışmaları bulunuyor.</p>

<p>Nightingale, 38 kişilik hemşire grubuyla 5 Kasım 1854’te Üsküdar’a geldi. Selimiye Kışlası’ndaki ağır koşullarla karşılaşınca koğuşların temizlenmesi, çamaşırların yıkanması, hastaların ayrılması ve temel hijyen kurallarının uygulanması için çalıştı.</p>

<p>Geceleri elindeki lambayla koğuşları dolaşması nedeniyle askerler ona “Lambalı Kadın” adını verdi. Ancak hastanelerdeki ölüm oranlarının düşmesinde Nightingale’in hemşirelik düzenlemelerinin yanı sıra kanalizasyon ve havalandırma sistemlerini yenileyen sıhhiye ekiplerinin çalışmaları da belirleyici oldu.</p>

<p>Florence Nightingale’in bölgedeki hizmetlerinin yüzüncü yılı dolayısıyla 1954’te mezarlıktaki Kırım Savaşı Anıtı’na bronz bir hatıra levhası yerleştirildi.</p>

<p>KRALİÇE VICTORIA’DAN İSTANBUL’A 28 METRELİK ANIT</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mezarlığın simgesi, Kraliçe Victoria ve Britanya halkı adına 1857’de yaptırılan yaklaşık 28 metre yüksekliğindeki Kırım Savaşı Anıtı.</p>

<p>Fransız asıllı heykeltıraş Baron Carlo Marochetti tarafından Neo-Mısır üslubunda tasarlanan anıtın dört köşesinde melek figürleri bulunuyor. Bu nedenle yapı, “Melekler Anıtı” olarak da biliniyor.</p>

<p>Meleklerin ellerindeki defne tacı zaferi ve hatırayı, kalem ise hayatını kaybedenlerin isimlerinin tarihe yazılmasını simgeliyor. Anıtın dört cephesinde İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve Arap harfli Osmanlı Türkçesiyle yazılmış kitabeler yer alıyor.</p>

<p>Anıtın tasarım modeli, Kırım Savaşı’nın bitişi dolayısıyla Mayıs 1856’da Londra’daki Crystal Palace’ta düzenlenen barış etkinliğinde sergilendi. Eser bir yıl sonra Haydarpaşa’ya dikildi.</p>

<p>1923’TE 17 MEZAR ZARAR GÖRDÜ</p>

<p>Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı, Cumhuriyet’in kuruluş günlerinde Türk–İngiliz ilişkilerini etkileyen sıra dışı bir diplomatik krize de sahne oldu.</p>

<p>Türk ordusunun İstanbul’a girişinin kutlandığı 5–6 Ekim 1923’te bir grup bohça hamalı, kutlamalarda kullanmak üzere mezarlıktan defne dalları koparmak için alana girdi. Bu sırada 17 mezar kısmen zarar gördü.</p>

<p>İngiltere olaya sert tepki gösterirken Türk hükümeti, yaşananların planlı veya resmî bir saldırı olmadığını bildirdi ve hasarın giderilmesi için girişimlerde bulundu. Arşiv belgelerine yansıyan olay, Lozan Antlaşması’nın hemen ardından iki ülke arasındaki ilişkilerin ne kadar hassas olduğunu gösteren örneklerden biri oldu.</p>

<p>DÜNYA SAVAŞLARININ İZLERİ DE BURADA</p>

<p>Mezarlık, Kırım Savaşı’nın ardından da kullanılmaya devam etti. Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı topraklarında hayatını kaybeden Commonwealth savaş esirleri buraya gömüldü. İstanbul’un işgal altında bulunduğu 1918–1923 döneminde de yeni definler yapıldı.</p>

<p>Resmî kayıtlara göre mezarlıkta Birinci Dünya Savaşı’ndan 407 Commonwealth askeri bulunuyor. Bunların 60’ının kimliği bilinmiyor. İkinci Dünya Savaşı’na ait 39 mezarın ise 14’ü kimliği belirlenemeyen askerlere ait.</p>

<p>İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye savaş dışında kalmasına rağmen Ege’deki operasyonlarda esir düşen, kaçmaya çalışırken hayatını kaybeden veya cesetleri Türkiye kıyılarına vuran askerler Haydarpaşa’ya defnedildi.</p>

<p>122 HİNT ASKERİ İÇİN AYRI ANIT</p>

<p>Mezarlığın en dikkat çekici bölümlerinden biri de Hint Ordusu mensuplarına ayrılmış durumda.</p>

<p>1919 ve 1920’de hayatını kaybeden 122 Hindu ve Sih asker başlangıçta Maslak ve Osmaniye’deki Hint mezarlıklarında anılıyordu. Bu alanların bakımının sürdürülememesi üzerine askerlerin küllerinin bulunduğu topraklar 1961’de Haydarpaşa’ya getirildi.</p>

<p>Aynı bölgelerde gömülü Müslüman askerlerin kalıntıları da Haydarpaşa’da yeniden defnedildi. Bu nedenle mezarlıkta haçların yanında üzerinde “Bismillah” yazılı Müslüman asker mezarlarına da rastlanıyor.</p>

<p>OSMANLI HİZMETİNDEKİ PAŞALAR DA BURADA</p>

<p>Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı’nda yalnızca savaş askerleri bulunmuyor. Mezarlık, Osmanlı Devleti’nde görev yapan yabancı subaylar ve diplomatlar açısından da önemli bir tarih arşivi niteliğinde.</p>

<p>İngiliz deniz subayıyken Osmanlı donanmasının hizmetine giren ve müşirliğe kadar yükselen Hobart Paşa, vasiyeti üzerine 1886’da Haydarpaşa’ya defnedildi.</p>

<p>1848 Macar ayaklanmasının ardından Osmanlı Devleti’ne sığınan İngiliz asıllı General Richard Guyon’un mezarı da burada bulunuyor. Britanya Büyükelçisi Sir Nicholas O’Conor için yapılan tapınak biçimindeki mozole ise mezarlığın en büyük mezar yapısı olarak dikkat çekiyor.</p>

<p>Bizans tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınan Robert Kolej öğretim üyesi Alexander van Millingen ile İstanbul’un tanınmış Whittall, La Fontaine ve van Millingen ailelerinin mezarları da sivil bölümde yer alıyor.</p>

<p>1590’LARDAN KALAN MEZAR TAŞI</p>

<p>Mezarlıkta korunan en eski tarihî eserlerden biri, Kraliçe I. Elizabeth döneminde İstanbul’da görev yapan İngiliz elçi Edward Barton’a ait mezar taşı.</p>

<p>Barton, Osmanlı ordusuyla Eğri Seferi’ne katıldıktan sonra İstanbul’a döndü ve salgın hastalıktan korunmak amacıyla gittiği Heybeliada’da hayatını kaybetti. İlk olarak adadaki bir kilisenin avlusuna gömüldü.</p>

<p>Yüzyıllar içinde yeri değişen ve bir dönem kaybolduğu düşünülen Latince kitabeli mezar taşı, 1990’larda yeniden bulunarak Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı’na getirildi. Ancak Barton’un naaşının da taşındığına ilişkin kesin bir belge bulunmuyor.</p>

<p>MEZAR TAŞLARI İNGİLTERE’DEN GEMİYLE GETİRİLDİ</p>

<p>Mezarlıktaki heykelsi taşların kaidelerinde bulunan küçük üretici damgaları, dikkat çekici bir gerçeği ortaya çıkardı. Sivil bölümdeki birçok mezar taşı Britanya’daki atölyelerde sipariş üzerine hazırlanmış ve gemilerle İstanbul’a getirilmişti.</p>

<p>Bazı taşlar ise İstanbul’daki yerli heykeltıraşlar tarafından üretildi. Antik Yunan, Roma, Gotik, Kelt ve Neo-Mısır üsluplarını taşıyan eserler, mezarlığı açık hava heykel galerisine dönüştürüyor.</p>

<p>Mezarlığın parkı andıran tasarımında Osmanlı mezarlık kültürünün de etkisi bulunuyor. Dönemin İngiliz mimar ve gezginleri, İstanbul’un servi ağaçlı ve manzaralı mezarlıklarından etkilenmişti. Böylece Haydarpaşa’da Osmanlı peyzaj anlayışıyla Viktoryen mezar sanatı aynı alanda buluştu.</p>

<p>İSTANBUL’UN SESSİZ TARİH ARŞİVİ</p>

<p>Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı’nın başlangıç noktası bir zafer hikâyesi değil, büyük bir sağlık felaketiydi. Kırım’dan getirilen binlerce asker, cephedeki kurşunlardan çok salgınlar ve kötü hastane koşulları nedeniyle öldü.</p>

<p>Zamanla askerlerin yanına diplomatlar, paşalar, eğitimciler, Levanten aileler, savaş esirleri ve farklı inançlardan Hint askerleri eklendi.</p>

<p>Bugün Haydarpaşa’nın ağaçları arasında yükselen dört melek, yalnızca ölen askerleri değil; Osmanlı–Britanya ittifakını, modern hemşireliğin gelişimini, İstanbul’un kozmopolit yapısını ve savaşların geride bıraktığı insani bedeli de hatırlatıyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Commonwealth War Graves Commission — Haidar Pasha Cemetery kayıtları.<br />
2. Mustafa Kaan Sağ ve Mustafa Çağhan Keskin — Haydarpaşa İngiliz Mezarlığı’nda Mezar Taşı Heykeltıraşları ve Damgaları, Sanat Tarihi Dergisi.<br />
3. Feyza Kurnaz Şahin — Lozan Antlaşması Sonrasında Haydarpaşa İngiliz Mezarlığının Tahribi Meselesi, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cephede-degil-hastanede-olduler-haydarpasa-ingiliz-mezarliginin-huzunlu-hikayesi</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 18:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1478.jpeg" type="image/jpeg" length="39035"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tansiyon Yüksekliğinde Gözden Kaçabiliyor: İlaçlar ve Uyku Apnesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tansiyon-yuksekliginde-gozden-kacabiliyor-ilaclar-ve-uyku-apnesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tansiyon-yuksekliginde-gozden-kacabiliyor-ilaclar-ve-uyku-apnesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tansiyon; bazı ağrı kesiciler, burun açıcı ilaçlar, kafein ve uyku apnesi nedeniyle yükselebilir. Dolu mesane ve hatalı ölçüm koşulları da sonucu etkiler; tek yüksek değer hipertansiyon tanısı koydurmaz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tansiyonun yükselmesinde fazla tuz tüketiminin yanı sıra bazı ilaçlar, kafein, aşırı alkol tüketimi, uyku apnesi ve böbrek hastalıkları rol oynayabilir. Ölçüm sırasında konuşmak, mesane doluyken ölçüm yapmak veya kola uygun olmayan manşet kullanmak da sonucun yüksek çıkmasına yol açabilir.</p>

<p>Ancak geçici yükselme, ölçüm hatası ve kalıcı hipertansiyon aynı şey değildir. Tek bir ölçüm, kişinin gün içindeki tansiyonunu bütünüyle göstermez. Acil belirtiler bulunmadığında değerlendirme, uygun koşullarda tekrarlanan ölçümler ve kişinin sağlık durumu birlikte ele alınarak yapılır.</p>

<p>KAHVE VE ENERJİ İÇECEKLERİ TANSİYONU YÜKSELTİR Mİ?</p>

<p>Kafein, özellikle düzenli tüketmeyen kişilerde tansiyonu kısa süreli yükseltebilir. Kahve dışında çay, bazı gazlı içecekler, enerji içecekleri ve kafein içeren takviyeler de toplam alıma katkıda bulunur.</p>

<p>Etki herkeste aynı değildir. Kahve içtikten sonra yüksek çıkan bir ölçüm, tek başına kalıcı hipertansiyon anlamına gelmez. Bununla birlikte, yüksek değerleri sürekli kahveye bağlayıp değerlendirmeyi ertelemek de doğru değildir.</p>

<p>Sigara ve yoğun stres de kısa süreli yükselmeye neden olabilir. Bu nedenle ölçümün hemen öncesinde ne yapıldığı, sonucun yorumlanmasında önem taşır.</p>

<p>BAZI AĞRI KESİCİLER VE BURUN AÇICI İLAÇLAR TANSİYONU ETKİLEYEBİLİR</p>

<p>İbuprofen ve naproksen gibi steroid olmayan iltihap giderici ağrı kesiciler, vücutta sıvı tutulmasını artırarak tansiyonu yükseltebilir. Hipertansiyonu veya böbrek hastalığı bulunan kişilerde ilaç seçiminin değerlendirilmesi özellikle önemlidir.</p>

<p>Soğuk algınlığı ürünlerindeki bazı burun açıcı maddeler de damarları daraltabilir. Psödoefedrin ve fenilefrin içeren ürünler bu açıdan dikkat gerektirir. Her grip ilacı aynı içeriğe sahip olmadığından kutudaki etken maddeler kontrol edilmelidir.</p>

<p>Bazı antidepresanlar, kortizon ilaçları ve hormonal doğum kontrol yöntemleri de tansiyonu etkileyebilir. Reçeteli tedavi kendiliğinden kesilmemeli; yeni başlayan yükselmelerde kullanılan bütün ilaçlar hekimle paylaşılmalıdır.</p>

<p>MEYAN KÖKÜNÜN BİTKİSEL OLMASI RİSK TAŞIMADIĞI ANLAMINA GELMEZ</p>

<p>Meyan kökü içeren ürünler tansiyonu yükseltebilir. Bazı bitkisel takviyeler de tansiyon ilaçlarının etkisini değiştirebilir.</p>

<p>Bu nedenle kullanılan ürünün yalnızca ticari adına değil, içeriğine de bakılmalıdır. Bitkisel karışımlar, çaylar ve takviyeler ilaç listesine eklenerek sağlık profesyoneline bildirilmelidir. Bir ürünün reçetesiz satılması veya “doğal” olarak tanıtılması, hipertansiyonu bulunan herkes için uygun olduğunu göstermez.</p>

<p>UYKU APNESİ TANSİYON KONTROLÜNÜ ZORLAŞTIRABİLİR</p>

<p>Uykuda solunumun tekrar tekrar durup başlamasıyla seyreden uyku apnesi, yüksek tansiyonla ilişkili önemli sağlık sorunlarından biridir. Yetersiz ve kalitesiz uyku da tansiyon kontrolünü olumsuz etkileyebilir.</p>

<p>Yüksek sesle horlamaya uykuda nefes durmaları, boğulur gibi uyanma veya gündüz belirgin uyuklama eşlik ediyorsa değerlendirme gerekir. Her horlama uyku apnesi değildir; ancak bu belirtileri yalnızca yorgunlukla açıklamak, altta yatan sorunun fark edilmesini geciktirebilir.</p>

<p>DOLU MESANE VE YANLIŞ MANŞET ÖLÇÜMÜ NASIL ETKİLER?</p>

<p>Tuvalet ihtiyacını ertelemek, ölçüm sırasında tansiyonun geçici olarak yükselmesine neden olabilir. Konuşmak, bacak bacak üstüne atmak, sırtı desteklemeden oturmak ve kolu kalp seviyesinin altında tutmak da sonucu etkileyebilir.</p>

<p>Manşet, cihazın kola sarılan bölümüdür. Kola küçük gelen bir manşet, tansiyonu olduğundan yüksek gösterebilir. Bu yüzden cihazın çalışıyor olması kadar manşetin kol çevresine uygunluğu da önemlidir.</p>

<p>Bu etkenler, kişinin mutlaka hipertansiyonu olduğu anlamına gelmez. Fakat yüksek sonucu açıklayabilecek bir ölçüm hatası bulunması, tekrar ölçüm ihtiyacını ortadan kaldırmaz.</p>

<p>TEKRARLAYAN YÜKSEKLİKTE BÖBREK VE TİROİT HASTALIKLARI DA DEĞERLENDİRİLİR</p>

<p>Tansiyon yüksekliğinin arkasında bazen böbrek hastalığı, tiroit bozukluğu veya başka hormonal sorunlar bulunabilir. Yaş, aile öyküsü, fazla kilo, hareketsizlik ve beslenme düzeni de değerlendirmeye katılır.</p>

<p>Dolayısıyla tuzu azaltmasına rağmen tansiyonu yüksek seyreden bir kişide yalnızca beslenmeye odaklanmak yeterli olmayabilir. Hekim, ölçüm kayıtlarını ve kullanılan ilaçları inceleyerek gerekli gördüğü araştırmaları planlar.</p>

<p>EVDE TANSİYON ÖLÇERKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?</p>

<p>Daha güvenilir sonuç için ölçüm öncesinde şu koşullar sağlanmalıdır:</p>

<p>• Önceki 30 dakika içinde sigara içilmemeli, kafein tüketilmemeli ve egzersiz yapılmamalıdır.<br />
• Mesane boşaltılmalı, en az beş dakika sessizce dinlenilmelidir.<br />
• Sırt desteklenmeli, ayaklar yere basmalı ve bacaklar çaprazlanmamalıdır.<br />
• Uygun boyuttaki manşet çıplak üst kola takılmalı; kol kalp seviyesinde desteklenmelidir.<br />
• Ölçüm sırasında konuşulmamalı ve telefon kullanılmamalıdır.<br />
• Bir dakika arayla iki ölçüm yapılarak sonuçlar kaydedilmelidir.</p>

<p>Takibin sıklığı hekimle belirlenmelidir. Kayıtlara ölçüm saatinin ve o sırada yaşanan belirtilerin eklenmesi değerlendirmeyi kolaylaştırır.</p>

<p>TANSİYON YÜKSEKLİĞİNDE NE ZAMAN ACİL YARDIM GEREKİR?</p>

<p>Büyük tansiyonun 180 veya küçük tansiyonun 120 mmHg ve üzerine çıkmasına göğüs ağrısı, nefes darlığı, yeni gelişen güçsüzlük, konuşma bozukluğu ya da görme değişikliği eşlik ediyorsa 112 aranmalıdır. Tansiyonun kendiliğinden düşmesi beklenmemelidir.</p>

<p>Belirti yoksa en az bir dakika sonra ölçüm tekrarlanmalıdır. Değerler aynı düzeyde kalıyorsa gecikmeden sağlık profesyoneline ulaşılmalıdır. Kendi kendine ek ilaç almak veya dozu artırmak uygun değildir.</p>

<p>Göğüs ağrısı ve inme düşündüren belirtiler, tansiyon bu sayılara ulaşmasa da acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve kişiye özel tedavi önerisi yerine geçmez. Tekrarlayan yüksek ölçümler hekim tarafından değerlendirilmelidir. İlaçlar sağlık profesyoneline danışılmadan başlanmamalı, bırakılmamalı veya dozları değiştirilmemelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Mayo Clinic — Medications and supplements that can raise your blood pressure — 21 Şubat 2025.<br />
2. Amerikan Kalp Derneği — Home Blood Pressure Monitoring — 14 Ağustos 2025.<br />
3. ABD Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü — High Blood Pressure: Causes and Risk Factors — 30 Nisan 2024. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tansiyon-yuksekliginde-gozden-kacabiliyor-ilaclar-ve-uyku-apnesi</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 17:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1470.jpeg" type="image/jpeg" length="73468"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Buhara’nın İlim Mirasından Geleceğin Hekimliğine: İbni Sina Devlet Tıp Enstitüsü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/buharanin-ilim-mirasindan-gelecegin-hekimligine-ibni-sina-devlet-tip-enstitusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/buharanin-ilim-mirasindan-gelecegin-hekimligine-ibni-sina-devlet-tip-enstitusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Buhara İbni Sina Devlet Tıp Enstitüsü, modern kampüsü, simülasyon eğitimi ve akredite programlarıyla dikkat çekiyor. SBÜ ortaklığı, atayurtla gönül bağını yetişen hekimler ve sağlık çalışanlarıyla güçlendiriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ahmet Balcı</p>

<p>Araştırmacı/Yazar</p>

<p>Buhara’da İbni Sina’nın adını taşıyan bir tıp kurumunun hikâyesi, şehrin bilim mirasıyla bugünün sağlık ihtiyaçlarını aynı noktada buluşturuyor. 1990’da kurulan Buhara İbni Sina Devlet Tıp Enstitüsü; eğitim altyapısına yaptığı yatırımlar, uluslararası değerlendirmeden geçen programları ve klinik ortaklıklarıyla Özbekistan’da sağlık çalışanlarının yetiştirilmesine katkı sağlıyor.</p>

<p>Enstitünün gelişiminde kendi kliniğini de içeren yeni kampüs, simülasyon temelli eğitim ve uluslararası akademik hareketlilik öne çıkıyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) ile 2019’da başlayan ortak eğitim yapılanması ise Türkiye ile Özbekistan arasındaki ilişkinin Buhara’da mezuniyetlere, derslere ve klinik deneyim paylaşımına dönüşmesini sağlıyor.</p>

<p>Rektör Prof. Dr. Şuhrat Teşayev’in yönetimindeki kurum, akademik kadrosunun birikimiyle İbni Sina adının taşıdığı sorumluluğu çağdaş tıp eğitimi içinde yaşatma hedefini sürdürüyor.</p>

<p>1990’DA KURULAN ENSTİTÜ, İBNİ SİNA’NIN ADINI TAŞIYOR</p>

<p>Özbekçe resmî adı “Abu Ali ibn Sino nomidagi Buxoro davlat tibbiyot instituti” olan kurum, 1990’da kuruldu; 1991’de İbni Sina’nın adını aldı. Özbekistan Sağlık Bakanlığı sistemi içinde faaliyet gösteren enstitü, otuz beş yılı aşan sürede farklı sağlık disiplinlerini kapsayan bir eğitim yapısı geliştirdi.</p>

<p>Kurumun tarihi ile Buhara’nın çok daha eski ilim geleneği burada birbirini tamamlıyor. Enstitünün kuruluşu modern döneme ait olsa da taşıdığı isim, tıp düşüncesinin ve bilimsel merakın yüzyılları aşan mirasına işaret ediyor.</p>

<p>Tıp, pediatri, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik, koruyucu hekimlik ve biyomedikal mühendislik gibi alanlara yer veren akademik yapı, sağlık hizmetlerinin farklı insan gücü ihtiyaçlarına yöneliyor. Kurumun Ocak 2026’da güncellenen tanıtım bilgileri, beş fakülte ve 53 bölümden oluşan bir yapılanmaya işaret ediyor.</p>

<p>YENİ KAMPÜSLE EĞİTİM VE KLİNİK HİZMET AYNI YERLEŞKEDE</p>

<p>Enstitünün yakın dönem gelişimindeki önemli adımlardan biri, Mayıs 2023’te kullanıma açılan yeni yerleşke oldu. Özbekistan Cumhurbaşkanlığının 11 Ağustos 2023 tarihli açıklaması, yatırımın kapsamını somut verilerle ortaya koyuyor.</p>

<p>Açıklamaya göre yeni kompleks; 900 öğrenci kapasiteli eğitim binası, 200 yataklı klinik, simülasyon eğitim merkezi, deney hayvanları birimi, spor salonu, toplam 1.200 kişilik öğrenci yurtları ve yemekhaneyi bir araya getirdi. Yerleşkede Özbekistan Bilimler Akademisine bağlı İmmünoloji ve İnsan Genomiği Enstitüsünün bir şubesi de oluşturuldu.</p>

<p>Daha önce farklı noktalardaki binalarda yürütülen faaliyetlerin ortak bir yerleşkede toplanması, eğitim ve klinik uygulama arasındaki ilişkiyi güçlendiren bir altyapı sağladı. Derslik, uygulama merkezi ve kliniğin aynı kurumsal düzen içinde bulunması, öğrencilerin teorik bilgiyi sağlık hizmetleriyle ilişkilendirebilmesi açısından önem taşıyor.</p>

<p>Enstitünün güncel kurumsal tanıtımında klinik uygulamaların 60 klinik ve tanı merkezinde yürütüldüğü belirtiliyor. Böylece öğrencilerin uygulama ortamı, kurumun kendi kliniğinin ötesine uzanan bir hizmet ağıyla destekleniyor.</p>

<p>SİMÜLASYON MERKEZİNDE BİLGİDEN BECERİYE</p>

<p>Buhara’daki tıp eğitiminde uygulama becerilerini geliştirmeye yönelik bir diğer önemli yapı, 5 Eylül 2022’de yeni binasında faaliyete başlayan simülasyon eğitim ve klinik merkezi.</p>

<p>Enstitünün merkez hakkında yayımladığı bilgilere göre burada aynı anda 400 öğrenci teorik ve pratik çalışmalar yapabiliyor. Anesteziyoloji ve reanimasyon, cerrahi, kulak burun boğaz, kadın hastalıkları ve doğum, pediatri ve neonatoloji, iç hastalıkları, göz hastalıkları ve diş hekimliği için düzenlenmiş eğitim alanları bulunuyor.</p>

<p>Bu altyapı, öğrencilerin klinik işlemlerin basamaklarını model ve simülatörler üzerinde çalışmasına, uygulamaları tekrar etmesine ve becerilerini değerlendirmesine imkân veriyor. Tıp eğitiminde öğrencinin yalnızca ne bildiği değil, bilgisini bir klinik durumda nasıl kullanabildiği de önem kazanıyor.</p>

<p>Merkezin değeri dış değerlendirmeye de yansımış durumda. ECAQA’nın 2024 tarihli uzman raporunda, enstitünün simülasyon eğitim ve klinik merkezi ile kendi kliniğine sahip olması, tıp programının güçlü uygulamaları arasında gösteriliyor. Raporda uluslararası projeler ve eğitim altyapısının geliştirilmesi de kurumun olumlu yönleri arasında ele alınıyor.</p>

<p>TIP VE DİŞ HEKİMLİĞİ PROGRAMLARINDA ULUSLARARASI AKREDİTASYON</p>

<p>Eğitim kalitesini değerlendirmede yalnızca bina ve cihaz sayıları değil, programların bağımsız incelemeye açılması da önem taşıyor. Buhara İbni Sina Devlet Tıp Enstitüsünün ilgili programları, 16–18 Ekim 2024’te uluslararası uzman heyetinin dış değerlendirmesinden geçti.</p>

<p>Avrasya Eğitim ve Sağlıkta Akreditasyon ve Kalite Güvencesi Merkezi ECAQA’nın 20 Şubat 2025 tarihli kararına göre diş hekimliği, İngilizce tıp ile Özbekçe ve Rusça tıp programları, 19 Şubat 2030’a kadar geçerli olmak üzere beş yıllığına akredite edildi.</p>

<p>Karar, belirtilen programların eğitim standartları bakımından değerlendirildiğini gösteriyor. Buradaki akreditasyonun kapsamı program düzeyinde; enstitüdeki bütün eğitim faaliyetlerini veya her ortak programı kendiliğinden kapsayan genel bir onay olarak yorumlanmaması gerekiyor.</p>

<p>Dış uzman raporunun güçlü yönlerle birlikte geliştirme önerilerine de yer vermesi, kalite güvencesinin düzenli değerlendirme ve iyileştirmeye dayanan niteliğini ortaya koyuyor.</p>

<p>SBÜ İLE 2019’DA BAŞLAYAN ORTAK EĞİTİM</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buhara İbni Sina Devlet Tıp Enstitüsünün Türkiye ile ilişkilerinde SBÜ ortaklığı özel bir yer tutuyor. Bu ilişkinin kurumsal temelleri, SBÜ ile Özbekistan Sağlık Bakanlığı arasında 15 Şubat 2019’da imzalanan tıp eğitimi iş birliği mutabakatına dayanıyor.</p>

<p>SBÜ’nün resmî tarihçesine göre Buhara İbni Sina Tıp Fakültesi, 24 Temmuz 2019 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla kuruldu. Fakülte ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulunun açılışı ise 16 Ekim 2019’da gerçekleştirildi. Törende SBÜ Kurucu Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl ile dönemin Buhara Devlet Tıp Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Amrillo İnoyatov birlikte yer aldı.</p>

<p>Özbekistan’ın yükseköğretim kurumu olan enstitü ile SBÜ’ye bağlı Buhara akademik birimleri, bu ortaklık içinde kendi kurumsal kimlikleriyle faaliyet gösteriyor. İki kurumun birikimi, ortak programlar ve karşılıklı akademik çalışmalar aracılığıyla öğrencilerin eğitimine aktarılıyor.</p>

<p>CEVDET ERDÖL’ÜN KURUCU VİZYONU: ORTAK MİRASTAN ORTAK GELECEĞE</p>

<p>Buhara’daki eğitim yapılanmasının kuruluşunda, Prof. Dr. Cevdet Erdöl’ün Türkiye’nin sağlık eğitimi deneyimini dost ve kardeş coğrafyalarla buluşturma vizyonu önemli bir yer tutuyor. Bu yaklaşım, ortak tarih ve medeniyet bağlarını gençlerin yetişmesine hizmet eden kalıcı kurumlarla güçlendirme düşüncesine dayanıyor.</p>

<p>İbni Sina’nın adıyla özdeşleşen bir ilim coğrafyasında tıp fakültesi ve sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu açılması, bu düşünceye güçlü bir anlam kazandırdı. Türkiye’nin akademik birikimiyle Özbekistan’ın eğitim ve sağlık hizmetleri deneyimi, yeni kuşakların mesleki gelişimi için aynı zeminde buluştu.</p>

<p>Kuruluş döneminde atılan adımların değeri, yıllar içinde yetişen öğrencilerle daha görünür hâle geldi. Bir fakültenin açılmasıyla başlayan süreç; öğretim kadrolarının birlikte çalışmasını, eğitim programlarının sürdürülmesini ve gençlerin mezuniyetlerine kadar uzanan uzun vadeli bir sorumluluğu beraberinde getirdi.</p>

<p>Erdöl’ün kurucu vizyonunun Buhara’daki karşılığı, bu süreklilikte görülüyor. Kurulan eğitim ilişkisi, diplomalarını alan sağlık çalışanları ve akademik deneyimlerini paylaşan öğretim üyeleri aracılığıyla topluma ulaşan bir birikime dönüşüyor.</p>

<p>İLK HEKİM MEZUNLARINDAN YENİ KUŞAKLARA</p>

<p>2019’da başlayan ortak tıp eğitimi, 2025’te ilk hekim mezunlarına ulaştı. SBÜ’nün 3 Aralık 2025 tarihli haberine göre Buhara İbni Sina Tıp Fakültesinden 66, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulundan 68 öğrenci mezun oldu.</p>

<p>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, SBÜ Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın ve Buhara Devlet Tıp Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Şuhrat Teşayev’in katıldığı program, ortak eğitimin önemli aşamalarından biri oldu. SBÜ, bu mezuniyeti Türkiye dışında hekim mezun eden ilk Türk üniversitesi olma başarısı olarak duyurdu.</p>

<p>Mezuniyetlerin devam ettiği, 2026’daki kayıtlarla da görülüyor. Tıbbiye Bülteni’nin 4 Temmuz 2026 tarihli haberine göre o yıl Buhara İbni Sina Tıp Fakültesinden 57, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulundan 111 öğrenci diploma aldı. Böylece söz konusu törende toplam 168 mezun meslek hayatına uğurlandı.</p>

<p>Bu rakamlar, ortaklığın farklı dönemlerde yetiştirdiği insan kaynağını gösteriyor. Hekimlerle birlikte diğer sağlık çalışanlarının da mezun olması, iş birliğinin sağlık hizmetlerinin farklı alanlarına uzandığını ortaya koyuyor.</p>

<p>KEMALETTİN AYDIN’IN ATAYURTLA KURDUĞU GÖNÜL BAĞI</p>

<p>SBÜ Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın’ın Buhara’daki konuşmalarında, atayurtla kurulan gönül bağı ile eğitim sorumluluğu birlikte öne çıkıyor. Aydın, şehrin bilim mirasını gençlerin mesleki geleceğiyle ilişkilendirirken Türkiye ile Özbekistan arasındaki kardeşliğin akademik çalışmalarla güçlenmesine önem veriyor.</p>

<p>SBÜ’nün 2024–2025 akademik yılı beyaz önlük törenine ilişkin açıklamasında Aydın, İbni Sina’nın mirasını geleceğin sağlık profesyonelleri aracılığıyla yaşatmayı bir görev olarak değerlendirdi. Beyaz önlüğün taşıdığı anlamı da insanlığa hizmet etme sorumluluğuyla birlikte ele aldı.</p>

<p>İlk hekim mezunlarının verildiği törende ise öğrencilere şu sözlerle seslendi:</p>

<p>“Sizin aldığınız diploma, İbni Sina’nın torunlarına verilen en büyük emanettir.”</p>

<p>Tıbbiye Bülteni’nin 2026 mezuniyet haberinde aktarılan mesajlarında da Aydın, ortak tarih ve kültürün eğitimdeki karşılığına dikkat çekti; mezunlardan meslek hayatlarında dürüstlüğü, merhameti ve insan onuruna saygıyı gözetmelerini istedi.</p>

<p>Bu yaklaşım, atayurt sevgisini gençlerin yetişmesine verilen emekle buluşturuyor. Buhara’daki ortak eğitim, iki ülke arasındaki yakınlığın geleceğe dönük bir sorumluluk olarak sürdürülmesine katkı sağlıyor.</p>

<p>AYNUR FEYZİOĞLU’NUN GAYRETLERİYLE GÜÇLENEN AKADEMİK SÜREKLİLİK</p>

<p>Uluslararası bir eğitim ortaklığının gelişmesi, kuruluş kararlarının ardından sürdürülen akademik ve idari emeğe dayanıyor. Öğrencilerin ihtiyaçlarının izlenmesi, öğretim kadroları arasındaki iletişim ve farklı kurumların birlikte çalışma kültürü, bu sürecin temel unsurlarını oluşturuyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Özbekistan Birimlerinden Sorumlu Rektör Danışmanı Doç. Dr. Aynur Feyzioğlu’nun gayretleri, Buhara’daki ortaklığın bu süreklilik boyutunda önemli bir yer tutuyor. Meslek yüksekokulu yönetiminde ve tıp fakültesinde üstlendiği sorumluluklar, onun kuruluş hedeflerinin eğitim hayatında karşılık bulmasına katkı sunan çalışmalarını ortaya koyuyor.</p>

<p>Feyzioğlu’nun beyaz önlük törenlerinden mezuniyet programlarına kadar farklı aşamalardaki görevleri, öğrencilerin eğitim yolculuğuna eşlik eden bu emeğin görünür örnekleri arasında bulunuyor. Kurumsal açıklamalarda vurguladığı mesleki sorumluluk ve insanlığa hizmet anlayışı da yetişen sağlık çalışanlarının bilgi ve becerileri kadar etik değerlerine verilen önemi yansıtıyor.</p>

<p>Özbekistan birimlerinden sorumlu rektör danışmanlığı görevi, bu deneyimi daha geniş bir koordinasyon sorumluluğuyla buluşturuyor. Türkiye ve Özbekistan’daki akademik yapılar arasında iletişimin sürdürülmesi ve ortak çalışmaların devamlılığına yönelik gayretler, yıllar içinde oluşan kurumsal güveni besliyor.</p>

<p>Feyzioğlu’nun çalışmalarının değeri, uluslararası eğitimde sürekliliğin taşıdığı önemle birlikte anlam kazanıyor. Öğrencinin ilk dersinden mezuniyetine kadar uzanan süreçte gösterilen özen, kurucu hedeflerin yeni kuşaklar için somut fırsatlara dönüşmesine hizmet ediyor.</p>

<p>GÜLHANE’DEN BUHARA’YA KARŞILIKLI AKADEMİK DENEYİM</p>

<p>İş birliğinin günlük eğitim hayatındaki karşılığı, öğretim üyelerinin karşılıklı çalışmalarıyla da izlenebiliyor. SBÜ’nün açıklamasına göre Buhara’dan anestezi ve reanimasyon alanında Dr. Bobirjon Umurov ile kardiyoloji alanında Jamshed Bafaev, 11 Ocak 2025’te başlayan bir aylık akademik hareketlilik programını Gülhane Tıp Fakültesinde tamamladı.</p>

<p>Buhara Devlet Tıp Enstitüsünün 17 Haziran 2026 tarihli Özbekçe haberinde ise SBÜ’den Prof. Dr. Mete Kaya ve Doç. Dr. Serdar Moralıoğlu’nun 5–27 Mayıs 2026’da çocuk cerrahisi alanında dersler ve uygulamalı eğitimler verdiği bildirildi.</p>

<p>Bu çalışmalardan lisans öğrencileri, yüksek lisans öğrencileri ve klinik uzmanlık eğitimi alanlar yararlandı. Aynı süreçte bölümler arası iş birliği, araştırmaların desteklenmesi ve akademik deneyim paylaşımına yönelik bir mutabakat da imzalandı.</p>

<p>Karşılıklı hareketlilik, ortaklığın dersliklerde ve klinik eğitim ortamlarında sürdüğünü gösteriyor. Farklı kurumlardan öğretim üyelerinin deneyimlerini paylaşması, öğrencilerin aynı konuyu farklı akademik yaklaşımlarla öğrenmesine imkân tanıyor.</p>

<p>ŞUHRAT TEŞAYEV: ANATOMİ VE TIP EĞİTİMİNDEN GELEN BİRİKİM</p>

<p>Enstitünün rektörü Prof. Dr. Şuhrat Teşayev, anatomi ve morfoloji alanındaki akademik çalışmalarıyla tanınıyor. Özbekçe resmî özgeçmişinde adının “Shuxrat Jumayevich Teshayev” olarak geçtiği akademisyen, 1993’ten bu yana Buhara Devlet Tıp Enstitüsünde görev yapıyor. Teşayev, 2003’te doçent, 2015’te profesör unvanını aldı.</p>

<p>Özgeçmişinde uluslararası morfoloji kongreleri, tıp eğitiminde yenilikçi yöntemler ve simülasyon eğitimi konulu çalışmalar yer alıyor. Erasmus+ kapsamında kronik hastalıkların lisansüstü eğitimde öğretimine ilişkin faaliyetlere katılması da akademik ilgi alanlarının eğitim yöntemlerine uzandığını gösteriyor.</p>

<p>Enstitünün Rusça kayıtlarında, Teşayev’in klinik anatomi ve cerrahi anatomi derslerini etkileşimli sunumlarla yürüttüğüne ilişkin örnekler bulunuyor. Bu yönüyle rektörün kurumla ilişkisi, yönetim sorumluluğunun yanında doğrudan öğretim faaliyetlerini de kapsıyor.</p>

<p>SBÜ’nün beyaz önlük töreni haberinde Teşayev’in, iki kurumun ortak çalışmalarının daha geniş bir coğrafyada değer üretmesi yönündeki beklentisine yer veriliyor. Enstitünün uluslararası ilişkileri, onun yönetim deneyimiyle birlikte öğretim üyelerinin ve ortak kurumların katkıları üzerinden gelişiyor.</p>

<p>AVRUPA İLE KLİNİK VE BİLİMSEL TEMASLAR</p>

<p>Enstitünün uluslararası eğitim ilişkileri Türkiye’nin ötesine de uzanıyor. Kurumun Rusça yayımladığı 24 Eylül 2026 tarihli haber, Almanya’nın Lübeck Üniversitesiyle 2025’te kurulan iş birliğine ilişkin güncel bir örnek sunuyor.</p>

<p>Habere göre Lübeck’ten gelen cerrahi uzmanları, rektör ve akademik yöneticilerle görüşerek ortak çalışmaların mevcut durumunu ve geleceğini değerlendirdi. Ziyaret programında cerrahi deneyim paylaşımı, dersler, uygulamalı eğitimler ve ortak ameliyatların gerçekleştirilmesi planlandı.</p>

<p>Aynı açıklamada, Ağustos 2026’da iki öğretim üyesi ve iki öğrencinin akademik hareketlilik kapsamında Buhara’yı ziyaret ettiği de belirtiliyor.</p>

<p>Enstitüdeki İmmünoloji ve İnsan Genomiği Enstitüsü şubesi ise araştırma ortamının başka bir boyutunu oluşturuyor. Ocak 2026’da ilgili enstitünün direktörü akademisyen Tamara Oripova’nın katıldığı görüşmede, eğitim ve bilim alanındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve araştırmaların genişletilmesi ele alındı.</p>

<p>BUHARA’NIN MİRASINI GELECEĞE TAŞIYAN ORTAK EMEK</p>

<p>Buhara İbni Sina Devlet Tıp Enstitüsünün eğitim olanakları; yeni kampüs, simülasyon merkezi, klinik ağ ve dış değerlendirmeden geçen programlarla gelişiyor. SBÜ ortaklığı ise bu yapıya Türkiye’nin akademik ve klinik deneyimini ekliyor.</p>

<p>Prof. Dr. Cevdet Erdöl’ün kurucu vizyonuyla temelleri atılan ilişkinin, Prof. Dr. Kemalettin Aydın döneminde geliştirilmesi; Doç. Dr. Aynur Feyzioğlu’nun gayretleri, Prof. Dr. Şuhrat Teşayev’in katkıları ve iki kurumun akademik kadrolarının emeği, farklı dönemleri birbirine bağlayan bir eğitim sürekliliği oluşturuyor.</p>

<p>Bu ortaklığın geleceğe dönük potansiyeli, birlikte yetişen sağlık çalışanlarının ve ortak araştırmalarda buluşan akademisyenlerin kuracağı yeni ilişkilerde yatıyor. Mezunların meslek hayatlarına taşıdığı bilgi ve deneyim, Buhara’da verilen eğitimin etkisini farklı şehirlere ve sağlık kurumlarına ulaştırabilir.</p>

<p>İbni Sina’nın adını taşıyan bu eğitim ortamında tarihî mirasın en anlamlı karşılığı, iyi yetişmiş bir sağlık çalışanının hastasına sunduğu hizmette bulunuyor. Buhara’da atılan adımların değeri, bugün diplomalarla görünür hâle gelirken yarın mezunların dokunacağı hayatlarda karşılık bulacak.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Buhara İbni Sina Devlet Tıp Enstitüsünün Özbekçe ve Rusça tarihçe, rektör, simülasyon merkezi ve akademik hareketlilik kayıtları; Özbekistan Cumhurbaşkanlığının yeni kampüs açıklaması.<br />
2. ECAQA’nın 2024 dış değerlendirme raporu ve 20 Şubat 2025 tarihli program akreditasyonu kararı.<br />
3. Sağlık Bilimleri Üniversitesinin Buhara tarihçesi, beyaz önlük, mezuniyet ve Gülhane akademik hareketlilik açıklamaları; Tıbbiye Bülteni’nin 4 Temmuz 2026 tarihli Buhara mezuniyet haberi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/buharanin-ilim-mirasindan-gelecegin-hekimligine-ibni-sina-devlet-tip-enstitusu</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 16:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1467.jpeg" type="image/jpeg" length="92479"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hangi İşitme Cihazı Kime Uygun? Modeller Arasındaki Temel Farklar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hangi-isitme-cihazi-kime-uygun-modeller-arasindaki-temel-farklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hangi-isitme-cihazi-kime-uygun-modeller-arasindaki-temel-farklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşitme cihazı seçimi yalnızca boyuta göre yapılmaz; işitme kaybının derecesi, kulak yapısı, el becerisi ve günlük yaşam belirleyicidir. BTE, RITE, ITE, ITC ve CROS/BiCROS farklı ihtiyaçlara yanıt verir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İşitme cihazları tek tip değildir. BTE, RITE veya RIC, ITE, ITC, CIC ve CROS/BiCROS gibi farklı sistemler bulunur. Hangi cihazın daha uygun olduğu ise yalnızca cihazın büyüklüğüne ya da ne kadar görünmez olduğuna göre değil; işitme kaybının derecesine, kulak yapısına, kullanım becerisine ve kişinin günlük yaşamına göre belirlenir.</p>

<p>Bu nedenle “en iyi işitme cihazı hangisi?” sorusunun herkes için geçerli tek bir cevabı yoktur. Çok küçük bir model estetik açıdan avantaj sağlayabilirken kullanımı, pili veya bakımı daha zor olabilir. Daha büyük bir cihaz ise daha geniş güç aralığı ve kullanım kolaylığı sağlayabilir.</p>

<p>BTE işitme cihazı nedir, kimler için uygundur?</p>

<p>BTE, yani kulak arkası işitme cihazlarında elektronik bölüm kulağın arkasında bulunur. Ses, kulak içine yerleştirilen kalıp veya ince bir tüp aracılığıyla iletilir.</p>

<p>BTE modellerinin önemli avantajlarından biri geniş bir işitme kaybı aralığında kullanılabilmeleridir. Hafif işitme kaybından ileri ve çok ileri düzey kayıplara kadar farklı cihaz seçenekleri bulunabilir.</p>

<p>Cihaz gövdesinin kulak arkasında olması daha büyük pil, şarj sistemi veya çeşitli teknolojik özelliklere yer açabilir. Buna karşılık kulak kalıbı ve cihazın ayrı bölümlerden oluşması, el hareketleri kısıtlı bazı kişiler için takıp çıkarma sırasında zorlayıcı olabilir.</p>

<p>RITE ve RIC işitme cihazları BTE’den nasıl ayrılıyor?</p>

<p>RITE, yani alıcısı kulak içinde bulunan sistemler görünüş olarak BTE cihazlarına benzer. RIC adı da benzer sistemler için yaygın olarak kullanılır.</p>

<p>Temel fark, sesi üreten alıcının cihaz gövdesinde değil kulak kanalının içinde bulunmasıdır. Kulak arkasındaki ana gövde ile kulaktaki alıcı arasında ince bir kablo yer alır.</p>

<p>Bu tasarım cihazın daha küçük ve hafif görünmesini sağlayabilir. RITE modelleri özellikle hafif, orta ve bazı ileri derecedeki işitme kayıplarında kullanılabilir.</p>

<p>Ancak kulak içindeki küçük parçaların temizliği ve bakımı önemlidir. Kulak kiri veya nem, alıcı bölümünün performansını etkileyebilir.</p>

<p>ITE işitme cihazı neden daha kolay kullanılabilir?</p>

<p>ITE, yani kulak içi işitme cihazı dış kulağın çanak biçimindeki bölümünün içine yerleşir. Elektronik bileşenler tek bir gövdenin içindedir.</p>

<p>ITE modelleri kanal içine tamamen saklanan cihazlardan daha büyük olduğu için bazı kişiler açısından tutması, takması ve çıkarması daha kolay olabilir. Özellikle küçük parçaları kavramakta güçlük yaşayan kişilerde bu özellik önemli hale gelebilir.</p>

<p>Modelin özelliklerine göre orta ve daha ileri derecedeki işitme kayıplarında seçenek oluşturabilir. Daha geniş gövde aynı zamanda cihaz üzerinde fiziksel kontrol düğmelerine veya farklı teknolojik özelliklere yer bırakabilir.</p>

<p>ITC ve CIC cihazlarının avantajı görünmezliğe yakın olmaları mı?</p>

<p>ITC, yani kanal içi işitme cihazları kulak kanalının içine yerleştirilir. CIC modelleri ise daha derinde bulunur ve dışarıdan çok daha az fark edilir.</p>

<p>Bu cihazların en belirgin avantajı küçük ve daha az görünür olmalarıdır. Hafif ve orta dereceli, bazı modellerde daha ileri düzeye yaklaşan işitme kayıplarında kullanılabilirler.</p>

<p>Ancak küçüklük her zaman kullanım kolaylığı anlamına gelmez.</p>

<p>Küçük cihazların takılıp çıkarılması, temizlenmesi ve küçük pil ya da parçalarının değiştirilmesi daha zor olabilir. Ayrıca sınırlı gövde alanı nedeniyle çok küçük modellerin güç kapasitesi veya bazı ek özellikleri daha sınırlı olabilir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca “en görünmez cihazı” seçmek yerine kişinin işitme ihtiyacı ve cihazı günlük olarak rahat kullanıp kullanamayacağı birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>CROS ve BiCROS hangi işitme kayıplarında kullanılıyor?</p>

<p>CROS ve BiCROS sistemleri iki kulaktaki işitmenin belirgin biçimde farklı olduğu kişiler için geliştirilmiştir.</p>

<p>CROS sisteminde bir kulakta ileri veya çok ileri işitme kaybı bulunurken diğer kulakta işitme normal ya da normale yakın olabilir. Daha az duyan taraftaki mikrofon sesi alır ve daha iyi duyan kulağa aktarır.</p>

<p>BiCROS sisteminde ise bir kulakta ileri veya çok ileri kayıp bulunurken diğer kulakta da belirli derecede işitme kaybı vardır. Sistem zayıf taraftan gelen sesi daha iyi duyan kulağa taşırken bu kulaktaki işitme kaybı için de gerekli yükseltmeyi sağlar.</p>

<p>Bu sistemlerin temel amacı, kişinin özellikle daha az duyan tarafından gelen konuşmaları ve çevresel sesleri daha kolay fark edebilmesidir.</p>

<p>En küçük işitme cihazı en iyi cihaz anlamına gelmiyor</p>

<p>İşitme cihazı seçerken estetik görünüm önemli olabilir ancak tek ölçüt olmamalıdır.</p>

<p>İşitme kaybının tipi ve derecesi cihaz seçimindeki temel faktörler arasındadır. Bunun yanında kulak kanalının yapısı, cihazı takıp çıkarabilme becerisi, şarj veya pil tercihi, telefon kullanımı, gürültülü ortamlarda geçirilen süre ve günlük yaşam alışkanlıkları da değerlendirilmelidir.</p>

<p>Örneğin küçük kanal içi bir cihaz dışarıdan daha az görünür olabilir ancak parmak hareketlerinde kısıtlılık bulunan bir kişi için kullanışsız hale gelebilir. Daha büyük bir cihaz ise daha görünür olmasına rağmen günlük kullanımda çok daha pratik olabilir.</p>

<p>Bluetooth ve şarj özelliği seçimde önemli mi?</p>

<p>Yeni nesil işitme cihazlarında kablosuz bağlantı, akıllı telefonlarla kullanım, şarj edilebilir pil ve farklı dinleme programları gibi özellikler bulunabilir.</p>

<p>Ancak teknolojik özelliklerin fazla olması cihazın otomatik olarak daha uygun olduğu anlamına gelmez. Öncelikli amaç kişinin işitme kaybına uygun biçimde konuşmaları ve günlük sesleri daha rahat algılayabilmesidir.</p>

<p>Teknolojik özellikler bundan sonra kişinin ihtiyaçlarına göre değerlendirilmelidir.</p>

<p>İşitme cihazı almadan önce işitme testi neden önemli?</p>

<p>İşitme kaybının derecesi ve farklı frekanslarda ne ölçüde kayıp bulunduğu işitme testiyle değerlendirilir. İki kişi günlük hayatta benzer işitme güçlüğü yaşadığını düşünse bile işitme kayıplarının tipi ve düzeyi farklı olabilir.</p>

<p>Bu nedenle cihaz seçiminde yalnızca kişinin “az duyuyorum” değerlendirmesine dayanmak yerine odyolojik ölçümlerin dikkate alınması daha doğru bir yaklaşım sağlar.</p>

<p>Ayrıca işitme azalmasının her zaman yalnızca kalıcı iç kulak kaynaklı olması gerekmez. Kulak kiri, orta kulak sorunları veya başka tıbbi durumlar da işitmeyi etkileyebilir.</p>

<p>İşitme cihazı seçerken hangi kriterlere bakılmalı?</p>

<p>Uygun cihaz belirlenirken işitme kaybının derecesi kadar cihazın günlük hayatta düzenli kullanılıp kullanılamayacağı da önem taşır.</p>

<p>Kulak yapısı, cihazı takıp çıkarma kolaylığı, bakım ihtiyacı, şarj veya pil kullanımı, telefon ve diğer cihazlarla bağlantı ihtiyacı, estetik beklenti ve kişinin bulunduğu dinleme ortamları birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Sonuç olarak doğru işitme cihazı en küçük, en pahalı veya en fazla özelliğe sahip olan cihaz değil; kişinin işitme kaybına ve günlük yaşamına en uygun cihazdır.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>İşitmede aniden gelişen veya birkaç gün içinde hızla artan kayıp, özellikle tek kulakta ortaya çıkıyorsa yalnızca işitme cihazıyla çözülmesi gereken sıradan bir durum olarak değerlendirilmemelidir. Ani işitme kaybı acil tıbbi değerlendirme gerektirebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kulaktan kan veya akıntı gelmesi, belirgin kulak ağrısı, işitme kaybıyla birlikte şiddetli baş dönmesi ya da iki kulak arasında yeni gelişen belirgin işitme farkı bulunması durumunda da kulak burun boğaz değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Cleveland Clinic — Types of Hearing Aids: Which Is Right for You? — 9 Eylül 2026<br />
2. National Institute on Deafness and Other Communication Disorders — Hearing Aids<br />
3. National Institute on Deafness and Other Communication Disorders — Sudden Deafness </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hangi-isitme-cihazi-kime-uygun-modeller-arasindaki-temel-farklar</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1460.jpeg" type="image/jpeg" length="23048"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bipolar Bozukluk ile Narsisizm Nasıl Ayırt Edilir? 15 Kritik Fark]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bipolar-bozukluk-ile-narsisizm-nasil-ayirt-edilir-15-kritik-fark</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bipolar-bozukluk-ile-narsisizm-nasil-ayirt-edilir-15-kritik-fark" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mani dönemindeki grandiyözite, hızlı konuşma ve özgüven artışı narsisizmle karışabilir. Ancak uyku, enerji, süre, ilişki örüntüsü ve belirtilerin dönemsel olup olmadığı ayrımda kritik rol oynar.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bipolar Bozukluk ile Narsisizm Nasıl Ayırt Edilir? 15 Kritik Fark</p>

<p>Bipolar bozukluk ile narsisizm zaman zaman birbirine şaşırtıcı derecede benzeyebilir. Özellikle mani veya hipomani döneminde kişi kendisini normalden daha güçlü, yetenekli, önemli ya da ayrıcalıklı görebilir. Çok konuşabilir, büyük projelerden söz edebilir, eleştirilere sert tepki verebilir ve çevresindekilere aşırı özgüvenli görünebilir.</p>

<p>Ancak bu tablo tek başına narsisistik kişilik bozukluğu anlamına gelmez.</p>

<p>Bilimsel literatürde iki durum arasındaki en önemli ortak noktalardan biri grandiyözitedir. Buna karşılık bipolar bozuklukta belirtilerin çoğunlukla dönemler halinde ortaya çıkması; narsisistik kişilik bozukluğunda ise kişilik ve ilişki örüntüsünün uzun yıllar boyunca devam etmesi temel ayrımlardan biridir. (Wiley Online Library)</p>

<p>Bu nedenle psikiyatride asıl soru yalnızca “Kişi kendisini üstün görüyor mu?” değildir.</p>

<p>Daha önemli soru şudur:</p>

<p>Bu davranış kişinin yıllardır süren yapısı mı, yoksa belirli bir duygudurum döneminde ortaya çıkan belirgin bir değişiklik mi?</p>

<p>1. Belirtiler dönemsel mi, sürekli mi?</p>

<p>Bipolar bozukluğu düşündüren en önemli özelliklerden biri epizodik seyirdir.</p>

<p>Kişinin haftalar veya aylar boyunca daha olağan bir ruh halinde olduğu dönemler bulunabilir. Ardından mani, hipomani veya depresyon belirtileri ortaya çıkabilir.</p>

<p>Narsisistik kişilik örüntüsünde ise üstünlük, hayranlık ihtiyacı, hak görme, eleştiriye hassasiyet veya kişilerarası sorunlar yalnızca birkaç haftalık dönemlerle sınırlı kalmaz.</p>

<p>Yıllar boyunca ve farklı ortamlarda görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle ayırıcı tanıda en güçlü sorulardan biri:</p>

<p>“Bu kişi yüksek dönemlerin dışında nasıldır?”</p>

<p>sorusudur.</p>

<p>2. Uyku ihtiyacının azalması bipolar açısından çok önemli</p>

<p>Bipolar mani veya hipomaninin narsisizmden ayrıldığı en dikkat çekici özelliklerden biri uyku ihtiyacındaki gerçek azalmadır.</p>

<p>Kişi normalde 7-8 saat uyurken birkaç saat uyuyabilir ve buna rağmen kendisini yorgun hissetmeyebilir.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü ve NIMH, azalmış uyku ihtiyacını manik tabloların karakteristik belirtileri arasında sayıyor. (Zihinsel Sağlık Enstitüsü)</p>

<p>Narsisistik kişilik bozukluğunda ise yalnızca narsisizm nedeniyle ortaya çıkan böyle karakteristik bir uyku ihtiyacı azalması beklenmez.</p>

<p>3. Enerji olağanüstü arttı mı?</p>

<p>Manide yalnızca özgüven artmaz.</p>

<p>Enerji ve aktivite de artar.</p>

<p>Kişi aynı anda birçok işe başlayabilir, sürekli hareket halinde olabilir, gece geç saatlere kadar çalışabilir veya birbiri ardına projeler üretebilir.</p>

<p>Bipolar tabloda özellikle şu kombinasyon önemlidir:</p>

<p>yüksek özgüven + az uyku + yüksek enerji + artmış aktivite.</p>

<p>Sadece kendisini çok önemli görmek aynı şeyi ifade etmez.</p>

<p>4. Konuşma ve düşünce hızı değişti mi?</p>

<p>Manide kişi normalden belirgin şekilde daha hızlı konuşabilir.</p>

<p>Konuşmanın arasına girmek güçleşebilir.</p>

<p>Bir fikirden diğerine hızla geçebilir ve düşüncelerinin çok hızlandığını söyleyebilir.</p>

<p>“Fikir uçuşması” olarak tanımlanan bu özellik mani açısından önemlidir. (Zihinsel Sağlık Enstitüsü)</p>

<p>Narsisistik özellikleri olan biri kendisinden uzun uzun söz edebilir veya konuşmaya hâkim olmaya çalışabilir.</p>

<p>Fakat basınçlı konuşma ve düşüncelerin biyolojik olarak hızlanmış görünümü bipolar mani açısından çok daha anlamlıdır.</p>

<p>5. Grandiyözite sürekli mi, dönemsel mi?</p>

<p>İki tablonun en fazla karıştığı nokta burasıdır.</p>

<p>Manide kişi:</p>

<p>“Dünyayı değiştirecek bir projem var.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Kimsenin yapamadığını yapabilirim.”</p>

<p>“Ben çok özel bir insanım.”</p>

<p>gibi düşüncelere kapılabilir.</p>

<p>Ağır manide grandiyözite sanrısal düzeye dahi ulaşabilir.</p>

<p>Narsisistik kişilik bozukluğunda da kişinin kendi önemini veya yeteneklerini abartması görülebilir.</p>

<p>Ancak kritik fark yine zamandır.</p>

<p>Manide grandiyözite duygudurum epizoduyla birlikte belirgin biçimde yükselir.</p>

<p>Narsisistik kişilik örüntüsünde ise kişinin kendilik algısının daha kalıcı bir parçası olabilir.</p>

<p>6. Hayranlık ihtiyacı var mı?</p>

<p>Narsisistik kişilik bozukluğunda önemli özelliklerden biri başkalarının takdirine ve hayranlığına ihtiyaç duymaktır.</p>

<p>Kişinin özdeğeri insanların kendisi hakkında ne düşündüğüne aşırı bağımlı olabilir.</p>

<p>Manik kişi de dikkat çekebilir ve kendisini övebilir.</p>

<p>Ancak sürekli hayranlık görme ihtiyacı bipolar bozukluğun temel tanı özelliklerinden değildir.</p>

<p>Bu ayrım oldukça önemlidir. (Merck Manuals)</p>

<p>7. “Bunu hak ediyorum” düşüncesi yıllardır var mı?</p>

<p>Narsisistik kişilik bozukluğunda kişinin özel muameleyi hak ettiğine inanması görülebilir.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>“Ben sırada beklememeliyim.”</p>

<p>“Kurallar benim için farklı olmalı.”</p>

<p>“İnsanlar benim istediğimi yapmalı.”</p>

<p>gibi kalıcı bir tutum bulunabilir.</p>

<p>Manide kişinin kendisine aşırı güvenmesi nedeniyle benzer davranışlar görülebilir.</p>

<p>Fakat bu tutumun duygudurum normale döndükten sonra da devam edip etmediği önemlidir.</p>

<p>8. Empati ve ilişki biçimi nasıl?</p>

<p>Narsisistik kişilik bozukluğunda kişilerarası ilişkiler tanının önemli bir bölümünü oluşturur.</p>

<p>Başkalarının ihtiyaçlarını anlamakta veya önemsemekte zorluk, insanların değerini statülerine göre belirleme, kendi özdeğerini korumak için başkalarını küçümseme ya da ilişkilerde sömürücü davranışlar görülebilir.</p>

<p>Bunlar bipolar bozukluğun zorunlu özellikleri değildir.</p>

<p>Manide kişi sabırsız, benmerkezci veya düşüncesiz davranabilir.</p>

<p>Ancak kişi ötimik döneme döndüğünde eski empatik ve ilişkisel yapısına geri dönebiliyorsa bu durum farklı değerlendirilir.</p>

<p>9. Davranış değişikliğini ne tetikliyor?</p>

<p>Narsisistik örüntüde duygudurum değişiklikleri bazen:</p>

<p>eleştirilme,</p>

<p>reddedilme,</p>

<p>başarısızlık,</p>

<p>statü kaybı,</p>

<p>küçümsenme</p>

<p>gibi kişinin özdeğerini tehdit eden olaylarla bağlantılı olabilir.</p>

<p>Narsisistik kişilik bozukluğunda eleştiri veya başarısızlığın aşağılanmışlık, öfke, küçümseme ya da geri çekilmeye yol açabileceği bilinmektedir. (Merck Manuals)</p>

<p>Bipolar epizotlar ise psikososyal olaylardan etkilenebilse de yalnızca bir eleştiriye veya ego yaralanmasına verilen tepki değildir.</p>

<p>Uyku ve sirkadiyen ritim bozulması gibi faktörler de bipolar seyirde önem taşıyabilir.</p>

<p>10. Riskli davranışlar nasıl ortaya çıkıyor?</p>

<p>Maninin önemli belirtilerinden biri sonuçları düşünmeden risk alma eğilimindeki belirgin artıştır.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>kontrolsüz harcama,</p>

<p>yüksek miktarda borçlanma,</p>

<p>tehlikeli yatırımlar,</p>

<p>riskli cinsel davranışlar,</p>

<p>madde veya alkol kullanımındaki artış,</p>

<p>tehlikeli araç kullanımı</p>

<p>görülebilir.</p>

<p>WHO da manik epizotlarda riskli ve düşüncesiz davranışların ortaya çıkabileceğini belirtiyor. (Dünya Sağlık Örgütü)</p>

<p>Narsisistik özellikleri olan kişiler de risk alabilir.</p>

<p>Ancak bipolar bozuklukta önemli olan kişinin kendi olağan davranışından belirgin biçimde sapmasıdır.</p>

<p>11. Eleştiriye tepki nasıl?</p>

<p>Narsisistik kişilik yapılanmasında eleştiri özel bir önem taşıyabilir.</p>

<p>Kişi eleştiriyi yalnızca davranışına yönelik bir geri bildirim olarak değil, kendi değerine yönelik tehdit şeklinde yaşayabilir.</p>

<p>Sonrasında:</p>

<p>öfke,</p>

<p>küçümseme,</p>

<p>karşı saldırı,</p>

<p>geri çekilme</p>

<p>görülebilir.</p>

<p>Manik kişi de eleştiriye çok öfkeli tepki verebilir.</p>

<p>Fakat manide bu irritabilite genellikle daha geniş bir sendromun parçasıdır:</p>

<p>az uyku + yüksek enerji + hızlanmış düşünce + artmış aktivite + grandiyözite.</p>

<p>Bu nedenle tek başına öfke ayırıcı değildir.</p>

<p>12. Depresif dönemlerin öyküsü var mı?</p>

<p>Bipolar bozuklukta depresif dönemler çok önemlidir.</p>

<p>Kişinin geçmişinde:</p>

<p>uzun süren çökkünlük,</p>

<p>ilgi ve haz kaybı,</p>

<p>enerji azalması,</p>

<p>uyku veya iştah değişiklikleri,</p>

<p>konsantrasyon sorunları,</p>

<p>umutsuzluk</p>

<p>gibi majör depresyon belirtileri bulunabilir.</p>

<p>Narsisistik kişilik yapılanmasında da depresyon görülebilir.</p>

<p>Özellikle başarısızlık veya özsaygı yaralanmaları sonrasında depresif belirtiler ortaya çıkabilir.</p>

<p>Bu nedenle “depresyon var” demek bipolar tanısı koydurmaz.</p>

<p>Asıl önemli olan yaşam boyu mani/hipomani ve depresyon örüntüsünün değerlendirilmesidir.</p>

<p>13. Psikotik belirtiler gelişiyor mu?</p>

<p>Şiddetli mani sırasında grandiyöz sanrılar veya başka psikotik belirtiler ortaya çıkabilir.</p>

<p>Örneğin kişi gerçekten olağanüstü güçlere sahip olduğuna veya dünyayı yönetecek özel bir görevin kendisine verildiğine sarsılmaz biçimde inanabilir.</p>

<p>WHO, bipolar tip I bozuklukta manik dönemlerin psikotik belirtilerle seyredebildiğini tanımlıyor. (Iris)</p>

<p>Narsisistik kişilik bozukluğundaki grandiyözite ise otomatik olarak psikoz anlamına gelmez.</p>

<p>Bu önemli bir ayrımdır.</p>

<p>14. Dönem geçince eski kişiliğine dönüyor mu?</p>

<p>Belki de en öğretici sorulardan biri budur.</p>

<p>Yakınları bazen manik dönem için:</p>

<p>“Normalde böyle değildir.”</p>

<p>“Son haftalarda tamamen değişti.”</p>

<p>“Eskiden böyle para harcamazdı.”</p>

<p>“Normalde bu kadar iddialı konuşmaz.”</p>

<p>şeklinde ifadeler kullanabilir.</p>

<p>Bu tür kişinin olağan halinden belirgin değişiklikler bipolar bozukluk açısından önemlidir.</p>

<p>Narsisistik kişilik örüntüsünde ise davranışların geçmişten beri farklı ilişkilerde ve ortamlarda görülmesi beklenir.</p>

<p>15. Çocukluk, ergenlik ve erken yetişkinlik öyküsü ne söylüyor?</p>

<p>Kişilik bozukluklarını değerlendirirken yalnızca son birkaç haftaya bakılmaz.</p>

<p>Kişinin uzun dönemli:</p>

<p>arkadaşlıkları,</p>

<p>romantik ilişkileri,</p>

<p>iş yaşamı,</p>

<p>eleştiriyle ilişkisi,</p>

<p>başarı ve statü anlayışı,</p>

<p>empati kapasitesi,</p>

<p>kendilik algısı</p>

<p>incelenir.</p>

<p>Narsisistik kişilik bozukluğu tanısında örüntünün erken yetişkinlik döneminden itibaren farklı yaşam alanlarında sürmesi beklenir. (Merck Manuals)</p>

<p>Bipolar bozukluk değerlendirmesinde ise yaşam boyu mani, hipomani, depresyon ve ötimik dönemlerin zaman çizelgesi özellikle önemlidir.</p>

<p>En kritik ayrım: Kişilik mi, epizot mu?</p>

<p>Bütün bu farklılıklar tek bir cümlede özetlenebilir:</p>

<p>Bipolar bozuklukta kişi belirli dönemlerde değişir; narsisistik kişilik örüntüsünde ise sorun büyük ölçüde kişinin uzun dönemli kendilik ve ilişki kurma biçiminde görülür.</p>

<p>Ancak bu mutlak bir kural değildir.</p>

<p>Çünkü bipolar bozukluk ve narsisistik kişilik bozukluğu aynı kişide birlikte de bulunabilir.</p>

<p>Bilimsel incelemeler iki durum arasında grandiyözite dışında da ödül arayışı, sosyal işlev ve bazı kişilik boyutları açısından örtüşmeler olabileceğini gösteriyor. Bu nedenle klinik değerlendirme yalnızca birkaç belirtiye dayanamaz. (Wiley Online Library)</p>

<p>“Narsist mi bipolar mı?” sorusu neden tek başına yanlış?</p>

<p>Çünkü bir insanın kendisini övmesi veya kibirli görünmesi psikiyatrik tanı koydurmaz.</p>

<p>Benzer şekilde:</p>

<p>çok konuşmak,</p>

<p>sinirlenmek,</p>

<p>para harcamak,</p>

<p>özgüvenli olmak,</p>

<p>ilişkilerde sorun yaşamak</p>

<p>tek başına bipolar bozukluk veya narsisistik kişilik bozukluğu anlamına gelmez.</p>

<p>Tanı; belirtilerin sayısı, süresi, şiddeti, kişinin önceki hali, yaşam boyu seyri ve işlev kaybının birlikte değerlendirilmesini gerektirir.</p>

<p>İkisi aynı kişide bulunabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Bir kişide hem bipolar bozukluk hem de narsisistik kişilik bozukluğu bulunması mümkündür.</p>

<p>Bu durumda önemli nokta şudur:</p>

<p>Manik dönem sona erip kişi ötimik hale geldiğinde narsisistik kişilik örüntüsünün devam edip etmediği değerlendirilir.</p>

<p>Bipolar bozukluk ile narsisizm arasındaki ilişkiyi inceleyen kapsamlı bilimsel derleme de tanısal değerlendirmede özellikle bu noktaya dikkat çekmektedir. (Wiley Online Library)</p>

<p>Yakınları için 5 kritik gözlem</p>

<p>Bir yakında ani davranış değişikliği görülüyorsa şu beş soru özellikle değerlidir:</p>

<p>* Son günlerde uyku ihtiyacı belirgin biçimde azaldı mı?<br />
* Enerjisi ve aktivitesi olağan dışı arttı mı?<br />
* Konuşması veya düşünceleri belirgin biçimde hızlandı mı?<br />
* Riskli harcama veya davranışlarda ani artış var mı?<br />
* Bu davranışlar kişinin yıllardır süren yapısı mı, yoksa sonradan mı başladı?</p>

<p>Özellikle ilk dört özellik bir arada ve kişinin önceki halinden belirgin biçimde farklıysa profesyonel değerlendirme önem kazanır.</p>

<p>Ne zaman acil değerlendirme gerekir?</p>

<p>Kişide:</p>

<p>birkaç gün boyunca neredeyse hiç uyumama,</p>

<p>kontrol edilemeyen aşırı hareketlilik,</p>

<p>gerçeklikle bağın bozulması,</p>

<p>grandiyöz veya paranoid sanrılar,</p>

<p>tehlikeli para harcama ya da risk alma,</p>

<p>kendisine veya başkasına zarar verme düşüncesi</p>

<p>ortaya çıkıyorsa durum yalnızca “kişilik özelliği” olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<p>Acil psikiyatrik değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik bilgilendirme amacı taşır; bipolar bozukluk veya narsisistik kişilik bozukluğu tanısı koymak için kullanılamaz. İnternetteki kişilik testleri ve birkaç davranış üzerinden kişiye “narsist” ya da “bipolar” etiketi koymak doğru değildir. Tanı, psikiyatri uzmanının ayrıntılı görüşmesi, yaşam boyu hastalık öyküsü ve gerektiğinde yakınlarından alınan bilgilerle konulur.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. Dünya Sağlık Örgütü — ICD-11 Clinical Descriptions and Diagnostic Requirements for Mental, Behavioural or Neurodevelopmental Disorders.<br />
2. Nagel MG, Marcus DK, Zeigler-Hill V. Bipolar Disorders and Narcissism: Diagnostic Concerns, Conceptual Commonalities and Potential Antecedents. Clinical Psychology &amp; Psychotherapy.<br />
3. Merck Manual Professional Edition — Narcissistic Personality Disorder.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bipolar-bozukluk-ile-narsisizm-nasil-ayirt-edilir-15-kritik-fark</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 16:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1459.jpeg" type="image/jpeg" length="66618"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu’nun Taşı, Avrupa’nın Demiri: Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin Yapım Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/anadolunun-tasi-avrupanin-demiri-mekteb-i-tibbiye-i-sahanenin-yapim-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/anadolunun-tasi-avrupanin-demiri-mekteb-i-tibbiye-i-sahanenin-yapim-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[II. Abdülhamid’in Haydarpaşa’da yaptırdığı Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane nasıl yükseldi? Osmanlı belgeleri ve yabancı yayınlar, temel töreninden 1903’teki açılışa uzanan inşa sürecinin ayrıntılarını ortaya koyuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üsküdar’ın Haydarpaşa kıyısında, Marmara Denizi’ne bakan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, Osmanlı’nın son dönemindeki tıp eğitimi arayışının en büyük mimari eserlerinden biri olarak yükseldi. Sultan II. Abdülhamid’in iradesiyle gerçekleştirilen proje; mimarlar, askerî mühendisler, hekimler ve inşaat işçilerinin yıllara yayılan çalışmasıyla şekillendi.</p>

<p>Arşiv belgelerine dayanan araştırmalar, yeni mektep için hazırlıkların 1893’te gündemde olduğunu, temel atma töreninin 11 Şubat 1895’te yapıldığını ve resmî açılışın 6 Kasım 1903’te gerçekleştirildiğini gösteriyor. Bununla birlikte, yapının tarihini tek bir “bitiş yılı” üzerinden anlatmak önemli ayrıntıları gözden kaçırıyor.</p>

<p>Çünkü ana binanın ortaya çıkması, kliniklerin kurulması, öğrencilerin taşınması ve bütün eğitim birimlerinin işler hâle gelmesi aynı tarihte tamamlanmadı.</p>

<p>YENİ BİR TIBBİYE BİNASINA NEDEN İHTİYAÇ DUYULDU?</p>

<p>Haydarpaşa’daki inşaatın gerisinde, uzun süredir çözülemeyen bir mekân sorunu bulunuyordu. Osmanlı’nın modern tıp mektebi, kuruluşundan itibaren farklı binalarda eğitim vermiş; taşınmalar, yangınlar ve mevcut yapıların yetersizlikleriyle karşılaşmıştı.</p>

<p>Demirkapı’daki yerleşimin darlığı, demiryoluna yakınlığın oluşturduğu gürültü ve uygulamalı eğitim için gereken alanların eksikliği, yeni bina arayışını güçlendirdi.</p>

<p>Cemil Topuzlu’nun hatıralarında da bu sorunlar yer alıyor. Topuzlu, mevcut koşulları padişaha anlattığını, ardından yeni bir tıp mektebi yapılması konusunun Serasker Rıza Paşa üzerinden ilerlediğini aktarıyor.</p>

<p>Haydarpaşa, geniş arazi imkânı ve çevresindeki askerî kurumlarla birlikte değerlendirildi. Yer seçiminin siyasi bir boyutu da vardı. Araştırmalar, Tıbbiye öğrencilerinin muhalif faaliyetleri karşısındaki güvenlik kaygılarını bu kararın etkenleri arasında ele alıyor. Eğitim ihtiyaçlarıyla dönemin yönetim anlayışı, aynı projenin karar sürecinde buluşuyordu.</p>

<p>1893’TE HAZIRLIK, 1895’TE TEMEL TÖRENİ</p>

<p>Resul Köse’nin Osmanlı arşiv belgelerine dayanan araştırmasında, Serasker Rıza Paşa imzalı 3 Ağustos 1893 tarihli yazı, Haydarpaşa’da yeni mektep kurulmasına ilişkin hazırlıkların bu tarihte başladığını ortaya koyuyor.</p>

<p>1894 yılında proje ve nakil konusundaki kararlar ilerledi. Nil Sarı ile Burhan Akgün’ün araştırmasında, 26 Kasım 1894 tarihli irade, Askerî Tıbbiye’nin Haydarpaşa’ya taşınması ve mevcut Haydarpaşa Asker Hastanesi’nin iyileştirilmesiyle ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Temel atma töreni ise 11 Şubat 1895’te gerçekleştirildi. Devlet görevlilerinin katıldığı törende dualar okundu ve kurbanlar kesildi.</p>

<p>Bazı kurumsal tarihçelerde inşaat başlangıcının 1894 olarak verilmesiyle arşiv temelli çalışmalardaki 1895 tarihi birlikte değerlendirilmelidir. Karar ve hazırlık aşamasıyla belgelenmiş temel törenini ayırmak, kronolojiyi daha anlaşılır kılıyor.</p>

<p>VALLAURY, D’ARONCO VE OSMANLI MÜHENDİSLERİ</p>

<p>Yapının mimari tasarımında Alexandre Vallaury ile Raimondo D’Aronco’nun isimleri öne çıkıyor. İnşaatın yürütülmesinde ise Mühendishane-i Berrî-i Hümâyûn’dan yetişmiş subaylar görev aldı.</p>

<p>İtalyan Treccani’nin Giuseppe Miano imzalı D’Aronco maddesi, Haydarpaşa’daki İmparatorluk Tıp Mektebi’ni mimarın İstanbul’daki en önemli kamu yapıları arasında değerlendiriyor. Yapıyı 1895–1900 dönemine yerleştiren kaynak, Vallaury ile iş birliğini ve Osmanlı mimari öğelerinin modern bir işlev düzeniyle birleştirilmesini özellikle vurguluyor.</p>

<p>Böylece binanın mimari kimliği, Avrupa’daki tasarım birikimiyle Osmanlı’nın anıtsal yapı geleneğinin buluştuğu bir örnek olarak belirginleşiyor.</p>

<p>HEREKE’DEN TAŞ, BELÇİKA’DAN DEMİR, VİYANA’DAN PENCERE</p>

<p>İnşaat, farklı üretim merkezlerini Haydarpaşa’da buluşturan geniş bir malzeme tedarikine dayanıyordu.</p>

<p>Besim Ömer Paşa’nın Nevsâl-i Âfiyet’te verdiği bilgileri inceleyen Ahmet Zeki İzgöer’in çalışmasına göre, yapıda Hereke ve Bilecik ocaklarından getirilen taşlar kullanıldı. Demir çatı elemanları Belçika’daki Cockerill fabrikasından, su kireci Marsilya’dan, demir pencere çerçeveleri Viyana’dan temin edildi.</p>

<p>Döşemelerde demir putreller ile aralarına yerleştirilen tuğla kemerler bulunuyordu. Farklı kullanım alanlarında ahşap, çimento ve asfalt kaplamalara başvurulmuştu.</p>

<p>Bu ayrıntılar, dışarıdan tek bir taş kütle gibi görünen yapının, içinde farklı malzeme ve yapım tekniklerini barındırdığını gösteriyor.</p>

<p>RIEDER’İN ANLATIMIYLA TAŞLARI YÜKSELTEN İŞÇİLER</p>

<p>İnşaat sürecinin en dikkat çekici tanıklıklarından biri, Alman hekim Robert Rieder’in Deutsche Medizinische Wochenschrift dergisinde 10 Aralık 1903’te yayımlanan yazısında bulunuyor.</p>

<p>Rieder, yeni mektebin açılışını anlattığı makalesinde, büyük taş bloklarının binanın üst kesimlerine taşınmasına özel bir yer ayırıyor. Onun anlatımına göre taşlar, halatlarla taşıma sırıklarına bağlanıyor; kalabalık işçi grupları bunları omuzlarında, birlikte hareket ederek yukarı çıkarıyordu.</p>

<p>Rieder’in ifadesi, Türkçe çevirisiyle şöyle:</p>

<p>“İnsan elleri, dev taş bloklarını en yüksek kule ucuna kadar taşıdı.”</p>

<p>Yazar, bazı taşıma işlerinde iki yüz–üç yüz işçinin birlikte çalıştığını belirtiyor. Bu sayı, bütün şantiyenin sürekli işçi mevcudu olarak değil, Rieder’in tarif ettiği taşıma düzenine ilişkin tanıklığı olarak okunmalı.</p>

<p>Bugün mimarların adlarıyla hatırlanan binanın inşa hikâyesinde, adı kayıtlara geçmeyen işçilerin emeği de böylece görünür hâle geliyor.</p>

<p>1899’DA ALMAN BASINI İNŞAATI NASIL ANLATIYORDU?</p>

<p>Hamburg’da yayımlanan Hamburgischer Correspondent gazetesinin 26 Temmuz 1899 tarihli akşam nüshasında, “Türkiye’de Alman Hasta Bakımı” başlıklı bir haber yer alıyor.</p>

<p>İstanbul’dan gönderilen bu haberde, Haydarpaşa’daki büyük tıp mektebinin henüz tamamlanmadığı belirtiliyor. Rieder’in yeni bina bitinceye kadar beklemek yerine Gülhane’de uygulamalı eğitim ve hasta bakımı çalışmalarını geliştirdiği anlatılıyor.</p>

<p>Bu dönem kaydı, Haydarpaşa inşaatı sürerken tıp eğitimindeki yenileşme çalışmalarının başka bir merkezde devam ettiğini gösteriyor. Aynı zamanda Gülhane’deki eğitim hastanesiyle Haydarpaşa’da yükselen yeni mektebin, ilişkili fakat ayrı yapılar olduğunu açıkça ortaya koyuyor.</p>

<p>BİNANIN İÇİ BİR EĞİTİM HAYATINA GÖRE DÜZENLENDİ</p>

<p>Yeni mektepte öğrencilerin ders görmesi, yemek yemesi, dinlenmesi ve yatılı kalması için farklı alanlar ayrılmıştı.</p>

<p>Besim Ömer Paşa’nın anlatımında deniz cephesindeki katlar; teneffüshane, yemekhane, dershane ve yatakhane işlevleriyle açıklanıyor. Kabul salonları, idari odalar, cami ve büyük merdivenler bu düzenin diğer parçalarını oluşturuyordu.</p>

<p>Rieder ise 1903 tarihli makalesinde ana binanın yaklaşık 1.500 öğrencinin barınma ve beslenmesine göre düzenlendiğini yazıyordu. Bu rakam, açılıştaki öğrenci sayısından farklı olarak tasarlanan kapasiteyi ifade ediyordu.</p>

<p>Eğitim programının merkezinde uygulama bulunuyordu. Rieder, öğrencilerin hasta başında öğrenmesini ve kliniklerin ders düzeniyle doğrudan bağlantılı kurulmasını savunuyordu. Bu yaklaşım, ana mektep binasının karşısındaki klinik yapılarının önemini artırdı.</p>

<p>1900 TARİHİ NEYİ ANLATIYOR?</p>

<p>Binayla ilgili yayınlarda en fazla karışan konu, tamamlanma tarihidir.</p>

<p>Deniz cephesindeki kitabe ile mimarlık tarihi çalışmalarında 1900 yılı öne çıkıyor. Marmara Üniversitesi’nin tarihçesi de binanın 1900’de tamamlandığını belirtiyor. Buna karşılık resmî açılış 1903’te yapıldı.</p>

<p>Mehmet Çağlayan Özkurt’un araştırması, yapı ile eğitim donanımının tamamlanmasını birbirinden ayırıyor. Resul Köse de kitabedeki tarihin bütün mektep ve klinik inşaatlarının sona erdiğini göstermeyeceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Rieder’in 1903 tarihli makalesi bu ayrımı daha da belirginleştiriyor: Yazar, okul binasının yaklaşık bir yıl önce büyük ölçüde tamamlanmış olduğunu söylüyor; makalenin devamında ana binayı bitmiş olarak tanımlarken yerleşkenin diğer bölümlerinde yapılacak çok iş bulunduğunu belirtiyor.</p>

<p>Dolayısıyla 1900, bütün eğitim ve hastane kompleksinin eksiksiz biçimde hizmete girdiği tarih olarak kullanılamaz. Ana yapı, donanım ve klinikler farklı takvimlerle ilerlemiştir.</p>

<p>MALİYET KONUSUNDA NEDEN TEK RAKAMLA YETİNİLMEMELİ?</p>

<p>Cemil Topuzlu’nun hatıralarından aktarılan inşaat bedeli 450 bin altındır. Ancak bu tutarı, bütün ek yapılar ve sonraki donanım harcamaları için tartışmasız bir nihai hesap gibi sunmak doğru olmaz.</p>

<p>Nitekim arşiv temelli araştırmalarda klinik yapıları için ayrıca tahsisatlar görülüyor. Sarı ve Akgün’ün çalışması, 7 Ekim 1899’da klinik barakalar için 121.458 lira ayrıldığını kaydediyor.</p>

<p>Bu rakamlar, kapsamları ve birbirleriyle ilişkileri kesinleştirilmeden toplanamaz. Projenin mali geçmişi, ana bina ile klinik ve donanım harcamalarının ayrı ayrı izlenmesini gerektiriyor.</p>

<p>6 KASIM 1903: HAYDARPAŞA’DA AÇILIŞ GÜNÜ</p>

<p>Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin resmî açılışı, II. Abdülhamid’in doğum günü kutlamasına denk getirilen 6 Kasım 1903 Cuma günü gerçekleştirildi.</p>

<p>Dönemin gazetelerine dayanan anlatımlarda öğrencilerin deniz cephesindeki giriş çevresinde sıralandığı, mezunların büyük merdivende yer aldığı belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açılışla görevlendirilen Askerî Mektepler Nazırı Zeki Paşa ile Şehremini Rıdvan Paşa, Kavak İskelesi üzerinden mektebe ulaştı. Konuşmalar ve duaların ardından bina gezildi; katılımcılara şeker, şerbet ve kahve ikram edildi.</p>

<p>Bu ayrıntılar, açılışın devlet görevlileri, hocalar ve öğrencilerin katıldığı geniş bir tören olduğunu gösteriyor. Törene ilişkin haberler İkdam, Servet ve Servet-i Fünun gibi yayınlarda yer buldu.</p>

<p>AÇILIŞ İLE BÜTÜN SINIFLARDA EĞİTİMİN BAŞLAMASI AYNI ŞEY MİYDİ?</p>

<p>Rieder’in açılıştan yaklaşık bir ay sonra yayımlanan Almanca makalesi burada önemli bir ayrıntı veriyor.</p>

<p>Yazar, Kuleli’deki tıbbi hazırlık okulundan 500, İstanbul’daki eski ana mektepten 700 öğrencinin yeni binaya taşındığını bildiriyor. Bütün sınıflarda eğitimin yeni ders yılında, Şubat 1904’te başlayacağını belirtiyor.</p>

<p>Bu, yazının yayımlandığı tarihte duyurulan eğitim takvimidir. Dolayısıyla 6 Kasım 1903 resmî açılışını, bütün sınıfların aynı gün yeni programla derslere başladığı şeklinde anlatmak kaynakların verdiği ayrıntıyı ortadan kaldırır.</p>

<p>Rieder ayrıca iki katlı 15 hastane pavyonunu içeren bir plan tarif ediyor. Ancak planlanan yapıların tamamının bitmediğini, inşaatın mevcut mali kaynaklara göre aşama aşama sürdürüleceğini açıkça yazıyor.</p>

<p>1904’TE DE DEVAM EDEN TAMAMLAMA ÇALIŞMALARI</p>

<p>Açılışın ardından eğitim altyapısına ilişkin ihtiyaçlar gündemde kaldı.</p>

<p>25 Ocak 1904 tarihli Rieder raporunu ele alan araştırmalarda; anatomi çalışmaları için gerekli mekân ve araçlar, kadavra masaları, iskeletler, ısıtma, aydınlatma, havalandırma ve kanalizasyon düzenlemeleri gibi ihtiyaçlar sıralanıyor.</p>

<p>Elif Gültekin’in çalışması da kimyahane donanımının tamamlanmasının ve çeşitli teknik düzenlemelerin sonraki yıllara uzandığını gösteriyor.</p>

<p>Böylece “inşaatın bitişi” için üç ayrı düzey ortaya çıkıyor: Ana binanın tamamlanması, 1903’te resmî açılışın yapılması ve eğitim-hastane düzeninin sonraki yıllarda geliştirilmesi. Başlangıçta tasarlanan geniş yerleşkenin bütün unsurları ise aynı kapsamda hayata geçirilemedi.</p>

<p>ÜSKÜDAR’IN SİLUETİNDE YAŞAYAN EĞİTİM MİRASI</p>

<p>Haydarpaşa’daki yapı, 1909’da askerî ve sivil tıp okullarının birleşmesine ev sahipliği yaptı. 1933 Üniversite Reformu sonrasında Haydarpaşa Lisesi tarafından kullanıldı; 1983’te Marmara Üniversitesi’ne, 2015’te Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne tahsis edildi.</p>

<p>Bugün Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’ye bakıldığında görülen anıtsal cephe, uzun bir yapım ve eğitim tarihinin dış yüzünü oluşturuyor. Bu tarihin içinde II. Abdülhamid’in kurucu iradesi, Rıza Paşa’nın yürüttüğü çalışmalar, Vallaury ile D’Aronco’nun tasarımları, Osmanlı mühendislerinin sorumluluğu ve Rieder’in eğitim düzenlemeleri bulunuyor.</p>

<p>Taşları omuzlarında yukarı taşıyan işçilerin emeği de aynı tarihin parçası. Üsküdar kıyısında yükselen mektebin hikâyesi, bütün bu insanların çalışmalarıyla tamamlanıyor.</p>

<p><br />
KAYNAKLAR</p>

<p>1. Robert Rieder Pascha. “Medizinische Reformbestrebungen der Türkei. Zur Eröffnung der neuen Militär-Medizinschule in Haidar-Pascha.” Deutsche Medizinische Wochenschrift, 10 Aralık 1903, 29(50), s. 956–959. Almanca makalenin açık erişimdeki tam metni.</p>

<p>2. Hamburgischer Correspondent. “Deutsche Krankenpflege in der Türkei.” 26 Temmuz 1899, akşam nüshası eki. Hamburg Devlet ve Üniversite Kütüphanesi dijital gazete koleksiyonu.</p>

<p>3. Giuseppe Miano. “D’Aronco, Raimondo Tommaso.” Dizionario Biografico degli Italiani, cilt 32, Treccani, 1986.</p>

<p>4. Resul Köse. “Mekteb-i Tıbbiye’nin Haydarpaşa’ya Nakli ve Açılışı (1903).” Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hemşirelik Dergisi, 2019, 1(1), s. 53–60.</p>

<p>5. Nil Sarı ve Burhan Akgün. “Haydarpaşa’da Âbidevî Eser: Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane.” Uluslararası Üsküdar Sempozyumu VII, cilt I, Üsküdar Belediyesi, 2014, s. 192–206.</p>

<p>6. Elif Gültekin. “Haydarpaşa Tıbbiyesinin Geçirdiği İç Mekân Dönüşümleri (1895–1933).” History Studies, 2019, 11(4), s. 1205–1221.</p>

<p>7. Ahmet Zeki İzgöer. “Dr. Besim Ömer Paşa’nın Nevsâl-i Âfiyet’inde Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane.” Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hemşirelik Dergisi, 2019, 1(2), s. 128–146.</p>

<p>8. Mehmet Çağlayan Özkurt. “Haydarpaşa Mekteb-i Tıbbiye Binasının Konumunun Belirlenmesindeki Faktörler Üzerine Bir Deneme.” Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisi, 2016, 3(6), s. 46–59.</p>

<p>9. Sağlık Bilimleri Üniversitesi kurumsal tarihçesi ve Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi tarihçesi.</p>

<p>Kaynak notu: Osmanlı arşiv belgeleri ve Osmanlıca gazete haberleri, bunları inceleyen akademik çalışmalar üzerinden değerlendirilmiştir. Rieder’in 1903 tarihli Almanca makalesi ile 1899 tarihli Hamburg gazetesi doğrudan incelenmiştir. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/anadolunun-tasi-avrupanin-demiri-mekteb-i-tibbiye-i-sahanenin-yapim-hikayesi</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1457.jpeg" type="image/jpeg" length="72351"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[D-dimer Kaç Olmalı? 500, 1000, 2000 ve 5000 Ne Demek?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/d-dimer-kac-olmali-500-1000-2000-ve-5000-ne-demek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/d-dimer-kac-olmali-500-1000-2000-ve-5000-ne-demek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[D-dimer, oluşup parçalanan fibrin pıhtılarından ortaya çıkan ürünleri ölçer. Bazı FEU testlerinde 500 ng/mL eşik kullanılır; 1000, 2000 ve 5000 gibi sonuçlar tek başına pıhtı tanısı koydurmaz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>D-DİMER NEDİR?</p>

<p>D-dimer, vücutta oluşmuş çapraz bağlı fibrinin parçalanması sırasında ortaya çıkan bir üründür. Derin ven trombozu ve pulmoner emboli şüphesinde özellikle pıhtıyı dışlamaya yardımcı olmak amacıyla kullanılır.</p>

<p>D-dimer yüksekliği tek başına “damarda pıhtı var” anlamına gelmez. Enfeksiyon, inflamasyon, gebelik, ileri yaş, ameliyat, travma, kanama, kanser ve karaciğer hastalıklarında da yükselebilir.</p>

<p>D-DİMER KAÇ OLMALI?</p>

<p>D-dimer için kullanılan yöntem ve birim mutlaka bilinmelidir.</p>

<p>Örneğin Mayo Clinic Laboratories'in kullandığı yöntemde 500 ng/mL FEU ve altı normal kabul edilir. Ancak farklı laboratuvarlarda FEU veya DDU birimleri ve farklı eşikler kullanılabilir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca “D-dimer 500” ifadesi birim görülmeden yorumlanmamalıdır.</p>

<p>D-DİMER 500 NE DEMEK?</p>

<p>500 ng/mL FEU, 500 ng/mL FEU sınırı kullanan bir laboratuvarda üst referans sınırına karşılık gelir.</p>

<p>Düşük veya orta klinik pıhtı olasılığı bulunan uygun bir kişide negatif D-dimer, akut derin ven trombozu veya pulmoner embolinin dışlanmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Ancak yüksek klinik şüphe varsa yalnızca D-dimer sonucuna güvenilmez.</p>

<p>D-DİMER 1000 NE DEMEK?</p>

<p>1000 ng/mL FEU, 500 ng/mL FEU eşik kullanan bir yöntemde yüksek bir sonuçtur.</p>

<p>Ancak “1000 = pıhtı var” denemez. Yakın zamanda geçirilmiş ameliyat, enfeksiyon, travma, gebelik, inflamasyon ve başka birçok durum bu düzeylere yol açabilir.</p>

<p>Kişide ani nefes darlığı, göğüs ağrısı veya tek taraflı bacak şişliği varsa klinik önemi artar.</p>

<p>D-DİMER 2000 NE DEMEK?</p>

<p>2000 ng/mL FEU belirgin yüksek bir D-dimer sonucudur.</p>

<p>Pıhtı olasılığı klinik olarak değerlendirilmelidir ancak sonuç tek başına pulmoner emboli veya derin ven trombozu tanısı değildir.</p>

<p>D-dimer yüksekliğinin derecesi altta yatan hastalığın şiddetiyle bire bir orantılı değildir.</p>

<p>D-DİMER 5000 NE DEMEK?</p>

<p>5000 ng/mL FEU çok belirgin bir yüksekliktir ve nedeninin klinik olarak açıklanması gerekir.</p>

<p>Venöz tromboembolinin yanı sıra ağır enfeksiyon, yaygın inflamasyon, yakın ameliyat veya travma, kanser ve DIC gibi durumlarda da çok yüksek değerler görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle 5000 sonucu “kesin akciğer embolisi” anlamına gelmez. Ancak pıhtı belirtileri veya ciddi genel durum bozukluğu varsa hızlı değerlendirme gerekir.</p>

<p>D-DİMER YÜKSEKLİĞİ NEDEN OLUR?</p>

<p>D-dimerin yükselmesine yol açabilecek durumlar arasında:</p>

<p>Derin ven trombozu</p>

<p>Pulmoner emboli</p>

<p>Yakın ameliyat</p>

<p>Travma</p>

<p>Aktif veya yakın zamanda geçirilmiş kanama</p>

<p>Gebelik</p>

<p>Enfeksiyon ve inflamasyon</p>

<p>Kanser</p>

<p>Karaciğer hastalıkları</p>

<p>İleri yaş</p>

<p>DIC</p>

<p>gibi çok farklı nedenler bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle D-dimer oldukça duyarlı ancak tek başına özgül olmayan bir testtir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>D-DİMER YÜKSEK AMA PIHTI YOKSA NEDEN?</p>

<p>Bu oldukça sık görülebilir.</p>

<p>D-dimer yalnızca venöz tromboembolide yükselmez. Enfeksiyon sırasında veya ameliyat sonrasında pıhtı bulunmadığı halde sonuç belirgin yüksek çıkabilir.</p>

<p>Özellikle yaş ilerledikçe pozitif D-dimer sonuçları daha sık görülür.</p>

<p>D-DİMER YÜKSEKLİĞİ ENFEKSİYONDAN OLUR MU?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Enfeksiyon ve inflamasyon pıhtılaşma ve fibrin yıkım sistemlerini aktive ederek D-dimer düzeylerini yükseltebilir.</p>

<p>Bu nedenle ateşli veya ağır enfeksiyon geçiren bir kişide yüksek D-dimer otomatik olarak damar pıhtısı anlamına gelmez.</p>

<p>YAŞA GÖRE D-DİMER KAÇ OLMALI?</p>

<p>50 yaşından büyük uygun ayaktan hastalarda yaşa göre düzeltilmiş D-dimer eşikleri kullanılabilir.</p>

<p>500 µg/L eşik kullanan FEU testlerinde sık kullanılan formül:</p>

<p>Yaş × 10 µg/L</p>

<p>Örneğin 70 yaşındaki uygun bir kişide yaşa göre eşik 700 µg/L olabilir.</p>

<p>Bu yöntem yalnızca belirli klinik değerlendirme algoritmalarında kullanılır. Kişinin kendi başına laboratuvar sonucuna uygulayacağı genel bir “normal değer hesabı” değildir.</p>

<p>D-DİMER FEU VE DDU NE DEMEK?</p>

<p>D-dimer sonuçları farklı laboratuvarlarda FEU veya DDU şeklinde raporlanabilir.</p>

<p>Bu birimler aynı değildir ve sayısal sonuçlar doğrudan birbirleriyle karşılaştırılmamalıdır.</p>

<p>Örneğin 500 ng/mL FEU eşiği kullanılan bir kaynaktaki rakam, DDU kullanan bir laboratuvar raporuna aynen uygulanamaz.</p>

<p>Sonucu yorumlarken hem sayı hem birim hem de laboratuvar referans sınırı birlikte okunmalıdır.</p>

<p>D-DİMER NORMAL ÇIKARSA PIHTI YOK MU?</p>

<p>Düşük veya orta klinik olasılığı bulunan uygun hastalarda negatif ve yüksek duyarlılıklı D-dimer, DVT veya pulmoner emboliyi dışlamaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Ancak yüksek klinik pıhtı olasılığında negatif D-dimer tek başına yeterli olmayabilir ve görüntüleme gerekebilir.</p>

<p>Bu nedenle D-dimer sonucu her zaman şikâyetler ve klinik risk değerlendirmesiyle birlikte yorumlanır.</p>

<p>D-DİMER YÜKSEKSE TOMOGRAFİ ÇEKİLİR Mİ?</p>

<p>Her yüksek D-dimer sonucu otomatik olarak akciğer tomografisi anlamına gelmez.</p>

<p>Önce pulmoner emboli veya DVT olasılığı klinik olarak değerlendirilir. Hastanın şikâyetleri ve risk düzeyi uygunsa akciğer damarlarını değerlendiren BT anjiyografi veya bacak damar ultrasonu gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir.</p>

<p>D-DİMER NASIL DÜŞÜRÜLÜR?</p>

<p>D-dimer rakamını doğrudan düşürmeye yönelik bir tedavi yapılmaz.</p>

<p>Pıhtı varsa pıhtı tedavi edilir; enfeksiyon varsa enfeksiyon, inflamasyon varsa altta yatan durum ele alınır.</p>

<p>Yalnızca D-dimer yüksek olduğu için kişinin kendi kendine aspirin veya kan sulandırıcı kullanması tehlikeli olabilir.</p>

<p>D-DİMER NE ZAMAN ACİL DEĞERLENDİRİLMELİ?</p>

<p>D-dimer rakamından çok belirtiler önemlidir.</p>

<p>Ani başlayan nefes darlığı, nefes almakla artan göğüs ağrısı, kanlı balgam, bayılma veya açıklanamayan ciddi çarpıntı pulmoner emboli açısından acil değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Tek bacakta yeni gelişen şişlik, ağrı, hassasiyet veya belirgin renk değişikliği de derin ven trombozu açısından önemlidir.</p>

<p>Bu belirtiler varsa yalnızca D-dimer sonucunu takip ederek beklenmemelidir.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>D-dimer 500 yüksek mi?</p>

<p>Birime ve laboratuvara bağlıdır. 500 ng/mL FEU sınırı kullanan bir laboratuvarda üst sınıra karşılık gelir.</p>

<p>D-dimer 1000 pıhtı mı?</p>

<p>Hayır. Yüksek bir sonuçtur ancak enfeksiyon, gebelik, ameliyat ve inflamasyon gibi pıhtı dışı nedenlerle de görülebilir.</p>

<p>D-dimer 2000 tehlikeli mi?</p>

<p>Belirgin yüksektir ve nedeni değerlendirilmelidir. Ancak tek başına tehlikenin derecesini veya pıhtı bulunduğunu göstermez.</p>

<p>D-dimer 5000 akciğer embolisi mi?</p>

<p>Hayır. Pulmoner embolide görülebilir ancak ağır enfeksiyon, kanser, ameliyat, travma ve DIC gibi başka durumlarda da çok yüksek değerler oluşabilir.</p>

<p>D-dimer yaşa göre değişir mi?</p>

<p>Evet. Yaşla birlikte D-dimer yüksekliği daha sık görülür. 50 yaş üzerindeki uygun hastalarda klinik algoritmalarda yaşa göre düzeltilmiş eşikler kullanılabilir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>D-dimer yüksekliği tek başına damar pıhtısı tanısı değildir ve yalnızca bu sonuca dayanarak kan sulandırıcı başlanmamalıdır. Ani nefes darlığı, göğüs ağrısı, bayılma veya tek taraflı bacak şişliği varsa D-dimer değerinden bağımsız olarak hızlı tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Mayo Clinic Laboratories — D-Dimer, Plasma</p>

<p>American Society of Hematology — Venous Thromboembolism: Diagnosis Guidelines </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/d-dimer-kac-olmali-500-1000-2000-ve-5000-ne-demek</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 13:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2025/12/genel/kan-tahlilleri.jpg" type="image/jpeg" length="27790"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Samarqandning ilm-fan an’analarida chuqur ildiz otgan chinor: Samarqand davlat tibbiyot universiteti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/samarqandning-ilm-fan-ananalarida-chuqur-ildiz-otgan-chinor-samarqand-davlat-tibbiyot-universiteti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/samarqandning-ilm-fan-ananalarida-chuqur-ildiz-otgan-chinor-samarqand-davlat-tibbiyot-universiteti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samarqand davlat tibbiyot universiteti o‘zining boy tarixiy merosini amaliy ta’lim va xalqaro hamkorlik orqali kelajakka olib bormoqda. SBÜ bilan hamkorlik ota yurtga bo‘lgan mehrni birgalikda shifokorlar tayyorlash maqsadi bilan uyg‘unlashtirmoqda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ahmet Balcı<br />
Tadqiqotchi va yozuvchi</p>

<p>Samarqand davlat tibbiyot universiteti 1930-yilga borib taqaladigan tarixi, klinik ta’lim infratuzilmasi va xalqaro akademik aloqalari bilan O‘zbekistonning sog‘liqni saqlash sohasidagi ko‘p yillik an’analarga ega oliy ta’lim muassasalaridan biri sifatida ajralib turadi. Tarix davomida ilm-fan va madaniyatning muhim markazlaridan bo‘lgan Samarqandda faoliyat yuritayotgan universitet bugun ushbu merosni tibbiyot kadrlarini tayyorlash, ilmiy tadqiqotlar va aholi salomatligiga xizmat qilish orqali davom ettirmoqda.</p>

<p>Universitet rivojida simulyatsion ta’lim, ixtisoslashtirilgan ilmiy markazlar va tashqi baholashga asoslangan sifatni ta’minlash ishlari alohida e’tiborga loyiq. Turkiya bilan yo‘lga qo‘yilgan akademik aloqalarning markazida esa Sog‘liq bilimlari universiteti (SBÜ) turibdi. Ikki universitet hamkorligida faoliyat yuritayotgan SBÜ Samarqand tibbiyot fakulteti tarixiy va madaniy yaqinlikning ta’lim sohasidagi amaliy ifodalaridan biridir.</p>

<p>1930-YILDA BOSHLANGAN TA’LIM YO‘LI</p>

<p>Rasmiy nomi “Samarqand davlat tibbiyot universiteti” bo‘lgan muassasa 1930-yil 7-mayda O‘zbekiston davlat tibbiyot instituti sifatida tashkil etilgan. Yillar davomida sog‘liqni saqlashning turli yo‘nalishlarini qamrab olgan institut O‘zbekiston Prezidentining 2022-yil 1-apreldagi qarori bilan universitet maqomiga ega bo‘ldi.</p>

<p>Shu bois universitetning hozirgi nomi yaqin yillarda berilgani uning yangi tashkil etilganini anglatmaydi. Samarqanddagi tibbiy ta’lim an’anasi to‘qson yildan ortiq akademik tarixga tayanadi.</p>

<p>Universitet tarixida xalqaro ilmiy hamjihatlik izlari ham mavjud. Akademik I. P. Pavlov nomidagi Birinchi Sankt-Peterburg davlat tibbiyot universiteti e’lon qilgan uchrashuv haqidagi ma’lumotda Ikkinchi jahon urushi davrida evakuatsiya qilingan Leningrad harbiy tibbiyot akademiyasi 1942–1944-yillarda Samarqanddagi tibbiyot muassasasida joylashgani eslatiladi. Bu davr turli akademik doiralarning bilim va tajribasi shaharda tutashgan tarixiy bosqichlardan biridir.</p>

<p>Universitetning bugungi tuzilmasi ushbu tarixiy asosga ilmiy salohiyatni, klinik amaliyot imkoniyatlarini va xalqaro ta’lim aloqalarini rivojlantirish maqsadini qo‘shmoqda.</p>

<p>TA’LIM SIFATINI QO‘LLAB-QUVVATLOVCHI AMALIY INFRASTRUKTURA</p>

<p>Tibbiy ta’limda bilimning kasbiy ko‘nikmaga aylanishi talabaning amaliy mashg‘ulot o‘tash imkoniyatlari bilan chambarchas bog‘liq. Samarqand davlat tibbiyot universitetida 2023-yilda faoliyat boshlagan simulyatsiya markazi ana shu ehtiyojga qaratilgan sarmoyalardan biridir.</p>

<p>Uch qavatli binoda joylashgan, 20 ta o‘quv va simulyatsiya xonasiga ega markaz jarrohlik, anesteziologiya va reanimatologiya, akusherlik va ginekologiya, pediatriya, yangi tug‘ilgan chaqaloqlar parvarishi hamda stomatologiya kabi yo‘nalishlarda amaliy mashg‘ulotlar o‘tkazish imkonini beradi. Ta’lim jarayonlarida virtual reallik va kengaytirilgan reallik texnologiyalaridan ham foydalaniladi.</p>

<p>Talabalar klinik vaziyatlar modellashtirilgan sharoitda muolajalarning bosqichlarini o‘rganib, o‘z ko‘nikmalarini takroriy mashqlar orqali mustahkamlashi mumkin. Markazdan bakalavriat talabalari bilan birga mutaxassislik bo‘yicha tahsil olayotganlar va tibbiyot xodimlari ham foydalanadi. Shu tariqa amaliy infratuzilma kasbga tayyorlash bilan bir qatorda kasbiy rivojlanishni ham qo‘llab-quvvatlaydi.</p>

<p>Universitetning ilmiy va klinik bo‘linmalari ushbu tizimni to‘ldiradi. Yuqumli va parazitar kasalliklar, reabilitatsiya, sport tibbiyoti, neyroxirurgiya va neyroreabilitatsiya yo‘nalishlaridagi ishlar ta’limni sog‘liqni saqlash xizmatlari ehtiyojlari bilan bog‘lashga hissa qo‘shmoqda.</p>

<p>INSTITUTSIONAL AKKREDITATSIYA ORQALI TASHQI BAHOLASH</p>

<p>Samarqand davlat tibbiyot universitetining sifatni ta’minlash faoliyatida xalqaro institutsional akkreditatsiya muhim o‘rin tutadi. Yevroosiyo ta’lim va sog‘liqni saqlashda akkreditatsiya hamda sifatni ta’minlash markazi — ECAQA qaroriga ko‘ra, universitet 2025-yil 20-fevraldan 2030-yil 19-fevralgacha bo‘lgan davr uchun institutsional akkreditatsiyadan o‘tgan.</p>

<p>Mazkur qaror muassasaning tegishli ta’lim standartlari doirasida tashqi baholashdan o‘tganini ko‘rsatadi. Akkreditatsiya ta’lim sifatiga oid institutsional jarayonlarni baholash nuqtayi nazaridan ahamiyatlidir. Boshqa mamlakatlarda diplomning tan olinishi yoki kasbiy faoliyat yuritish huquqi esa tegishli davlatlarning qoidalariga muvofiq alohida belgilanadi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Universitetning Times Higher Education tashkilotining 2026-yilgi barqaror rivojlanishga ta’sirni baholash reytingida umumiy hisobda 301–400-o‘rinlar oralig‘ida, “Salomatlik va farovonlik” yo‘nalishida 82-o‘rinda, “Sifatli ta’lim” yo‘nalishida esa 101–200-o‘rinlar oralig‘ida qayd etilgani ham uning jamiyatga qo‘shayotgan hissasining xalqaro miqyosda namoyon bo‘lishiga xizmat qilmoqda. Birlashgan Millatlar Tashkilotining Barqaror rivojlanish maqsadlariga asoslangan ushbu baholash ilmiy tadqiqotlar bilan birga ta’lim faoliyati va jamiyatga qaratilgan ishlarni ham qamrab oladi.</p>

<p>SBÜ BILAN QO‘SHMA TA’LIM: OTA YURTGA MEHRDAN MUSTAHKAM AKADEMIK ALOQALARGACHA</p>

<p>Sog‘liq bilimlari universiteti bilan Samarqand davlat tibbiyot universiteti o‘rtasidagi hamkorlik ikki mamlakatning akademik tajribasini shifokorlar tayyorlash maqsadi atrofida birlashtirmoqda. SBÜ Samarqand tibbiyot fakulteti talabalar qabuli va ta’lim dasturi orqali davom etayotgan ushbu munosabatlarning institutsional asosini tashkil etadi.</p>

<p>SBÜ rektori, professor, doktor Kemalettin Aydınning ota yurt — O‘zbekistonga bo‘lgan mehri va bu yerdagi oliy ta’lim muassasalari bilan hamkorlikka berayotgan e’tibori sheriklikning insoniy va madaniy jihatlarini mustahkamlamoqda. Samarqandning ilmiy merosiga hurmat yoshlar ta’limi oldidagi mas’uliyat bilan uyg‘unlashmoqda. Shu tariqa tarixiy yaqinlik talabalarning kasbiy kelajagiga ta’sir ko‘rsatadigan hamjihatlikda o‘z ifodasini topmoqda.</p>

<p>Aydınning Samarqand tibbiyot fakultetidagi oq xalat kiyish marosimida bildirgan fikrlari ham ushbu yondashuvni aks ettiradi. SBÜ e’lon qilgan xabarga ko‘ra, Aydın Samarqandning ilm-fan va tibbiyot an’analariga e’tibor qaratib, bu yerda yetishib chiqadigan shifokorlar ikki mamlakatning umumiy kelajagiga xizmat qilishini ta’kidlagan.</p>

<p>Marosimga professor, doktor Kemalettin Aydın va Samarqand davlat tibbiyot universiteti rektori, professor Jasur Alimjanovich Rizayev birgalikda mezbonlik qildi. Ikki mamlakat olimlari ishtirok etgan tadbirda 86 nafar talaba oq xalat kiydi.</p>

<p>Rizayev hamkorlikning mazmunini quyidagi so‘zlar bilan ifodaladi:</p>

<p>“Bir ildizdan, bir sivilizatsiyadan kelib chiqqan ikki xalq bugun ilm-fan, ta’lim va insoniy qadriyatlar yo‘lida yana yonma-yon turibdi.”</p>

<p>Qo‘shma dasturning davomiyligi talabalar qabuli haqidagi e’lonlarda ham aks etmoqda. Samarqand davlat tibbiyot universitetining 2026-yil 26-iyundagi e’lonida SBÜ bilan hamkorlikda amalga oshirilayotgan tibbiy ta’lim dasturi uchun 2026–2027-o‘quv yiliga 100 ta qabul o‘rni ajratilgani bildirildi. Ushbu raqam yangi o‘quv yili uchun e’lon qilingan qabul kvotasini anglatadi.</p>

<p>Ikki rektor qo‘llab-quvvatlayotgan qo‘shma ta’lim ishlari Turkiya va O‘zbekiston o‘rtasidagi akademik aloqalarning izchil davom etishiga hissa qo‘shish bilan birga, talabalarga har ikki mamlakatning ilmiy doiralari bilan aloqa o‘rnatish imkonini beradigan muhit yaratmoqda.</p>

<p>XALQARO AKADEMIK MOBILLIK</p>

<p>Universitetning xalqaro aloqalari ilmiy anjumanlar va olimlar ishtirokidagi ta’lim tadbirlari orqali ham rivojlanmoqda. O‘zbek tilidagi rasmiy xabarlar bilan bir qatorda Rossiya universitetlari e’lon qilgan ma’lumotlar ham ushbu akademik almashinuvning turli jihatlarini ochib beradi.</p>

<p>2026-yil 15–16-may kunlari o‘tkazilgan 80-Xalqaro talabalar va yosh olimlar konferensiyasi fundamental va amaliy tibbiyot hamda farmatsiya yo‘nalishlarida faoliyat yuritayotgan ishtirokchilarni Samarqandda birlashtirdi.</p>

<p>Kabardin-Bolqor davlat universitetining rus tilidagi xabariga ko‘ra, konferensiyada 47 ta oliy ta’lim va ilmiy tadqiqot muassasasidan 1 200 nafardan ortiq kishi qatnashdi. Ilmiy ishlar 25 ta mavzuli sho‘bada muhokama qilindi, yosh tadqiqotchilar o‘z loyihalari va ilmiy natijalarini taqdim etish imkoniga ega bo‘ldi.</p>

<p>Voronej davlat tibbiyot universitetining xabarida ham ilmiy tadbir va muassasalararo samarali hamkorlikka e’tibor qaratildi. Tashrif doirasida voronejlik olimlarning Samarqanddagi talabalarga ma’ruzalar o‘qishi va amaliy mashg‘ulotlar o‘tkazishi ushbu aloqalarning ta’lim jarayonidagi amaliy natijasini ko‘rsatdi.</p>

<p>O‘zbekiston Milliy axborot agentligi — O‘zAning 2025-yil noyabr oyidagi xabarida Zhejiang universiteti tibbiyot fakultetidan kelgan delegatsiya bilan onkologiya tadqiqotlari, innovatsion texnologiyalar va almashinuv dasturlari muhokama qilingani bildirildi. Moskvadagi MISIS universiteti bilan imzolangan memorandum doirasida esa biotibbiyot muhandisligi va qo‘shma ilmiy ishlar masalalari ko‘rib chiqildi.</p>

<p>JASUR RIZAYEVNING KASBIY BILIMI VA BOSHQARUV TAJRIBASI</p>

<p>2020-yildan buyon rektor lavozimida faoliyat yuritayotgan professor Jasur Alimjanovich Rizayev stomatolog va olim sifatida, shuningdek, sog‘liqni saqlash hamda oliy ta’lim muassasalaridagi boshqaruv tajribasi bilan tanilgan.</p>

<p>Universitetning o‘zbek va rus tillaridagi tarjimayi hol ma’lumotlariga ko‘ra, Rizayev 1996-yilda Birinchi Toshkent davlat tibbiyot institutini tamomlagan va stomatologiya yo‘nalishida klinik mutaxassislik ta’limini olgan. Uning ilmiy izlanishlari parodont kasalliklarining klinik xususiyatlari, ularni davolash va oldini olish masalalariga qaratilgan. Klinik muassasalardagi rahbarlik faoliyatidan so‘ng, 2016-yilda Toshkent davlat stomatologiya instituti rektori etib tayinlangan.</p>

<p>Samarqanddagi faoliyati davomida universitetning xalqaro ta’lim aloqalari va qo‘shma ishlarini rivojlantirishda ishtirok etdi. Buxoro davlat tibbiyot institutining 2025-yil sentabr oyidagi xabarida u O‘zbekistondagi tibbiyot oliy ta’lim muassasalari rektorlari yig‘ilishini kengash raisi sifatida boshqargani qayd etilgan. Yig‘ilish kun tartibidan klinik ta’lim sifati, talabalarning amaliy ko‘nikmalari va qo‘shma dasturlar o‘rin olgan.</p>

<p>Rizayevning boshqaruv tajribasi professor-o‘qituvchilar jamoasining mehnati va xalqaro hamkorlarning hissasi bilan birgalikda universitetning institutsional rivojini qo‘llab-quvvatlovchi omillar qatorida turadi.</p>

<p>KAMPUSDAN JAMIYATGA QADAR YETIB BORADIGAN XIZMAT</p>

<p>Samarqand davlat tibbiyot universitetining faoliyati auditoriyalar va ilmiy markazlar bilan cheklanmaydi. 2025-yil fevral oyidagi o‘zbekcha rasmiy xabarda universitetning umumiy jarrohlik mutaxassislari Samarqand viloyatining Bulung‘ur tumanida endoskopik va laparoskopik operatsiyalar o‘tkazgani bildirildi. Ushbu ishlar mutaxassislar tajribasining tuman darajasidagi tibbiy xizmatlarga tatbiq etilishiga misol bo‘la oladi.</p>

<p>Talabalar hayotini yaxshilashga qaratilgan sarmoyalar ham akademik rivojlanishni to‘ldirmoqda. 2026-yil avgust oyida foydalanishga topshirilgan 500 o‘rinli talabalar turar joyi yashash imkoniyatlarini kengaytirdi. Shu oyda tashkil etilgan xalqaro yozgi maktabda esa besh mamlakatdagi qariyb 20 ta tibbiyot oliy ta’lim muassasasidan 50 nafarga yaqin talaba ishtirok etdi. Ilmiy taqdimotlar, birinchi yordam ko‘rsatish musobaqalari va amaliy mashg‘ulotlar yoshlarga tengdoshlari bilan tajriba almashish imkonini berdi.</p>

<p>1930-yilda boshlangan ushbu ta’lim yo‘li bugun klinik ko‘nikmalarni shakllantirishdan xalqaro tadqiqotlargacha bo‘lgan keng faoliyat doirasida davom etmoqda. Samarqand davlat tibbiyot universiteti o‘tmishdan meros bo‘lib kelgan bilim va tajribani yangi avlodlarga yetkazar ekan, SBÜ bilan hamkorligi orqali Turkiya va O‘zbekiston o‘rtasidagi do‘stlik uchun mustahkam ta’lim poydevorini yaratmoqda.</p>

<p>MANBALAR</p>

<p>1. Samarqand davlat tibbiyot universiteti: o‘zbek, rus va ingliz tillaridagi tarixiy ma’lumotlar, rektor tarjimayi holi, ta’lim markazlari va universitet faoliyatiga oid rasmiy xabarlar.<br />
2. Sog‘liq bilimlari universiteti: Samarqand tibbiyot fakulteti va oq xalat kiyish marosimiga oid rasmiy ma’lumotlar.<br />
3. ECAQA akkreditatsiya qarori; Times Higher Education baholashi; Kabardin-Bolqor va Voronej universitetlarining rus tilidagi xabarlari; O‘zbekiston Milliy axborot agentligi — O‘zAning hamkorlik haqidagi xabari.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/samarqandning-ilm-fan-ananalarida-chuqur-ildiz-otgan-chinor-samarqand-davlat-tibbiyot-universiteti</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 12:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1454.jpeg" type="image/jpeg" length="61442"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Semerkand’ın İlim Geleneğinde Köklü Bir Çınar: Semerkand Devlet Tıp Üniversitesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/semerkandin-ilim-geleneginde-koklu-bir-cinar-semerkand-devlet-tip-universitesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/semerkandin-ilim-geleneginde-koklu-bir-cinar-semerkand-devlet-tip-universitesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Semerkand Devlet Tıp Üniversitesi, 1930’a uzanan tarihçesi, uygulamalı eğitim altyapısı ve uluslararası akreditasyonuyla öne çıkıyor. SBÜ iş birliği, iki ülkenin tıp eğitimi birikimini buluşturuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ahmet Balcı</p>

<p>Araştırmacı/Yazar</p>

<p>Semerkand Devlet Tıp Üniversitesi, 1930’a uzanan geçmişi, klinik eğitim altyapısı ve uluslararası akademik ilişkileriyle Özbekistan’ın sağlık alanındaki köklü yükseköğretim kurumlarından biri olarak öne çıkıyor. Tarih boyunca bilim ve kültürün önemli merkezlerinden olan Semerkand’da faaliyet gösteren üniversite, bugün bu birikimi sağlık çalışanlarının yetiştirilmesine, araştırmaya ve toplum sağlığına yönelik hizmetlere taşıyor.</p>

<p>Kurumun gelişiminde simülasyon eğitimi, uzmanlaşmış araştırma merkezleri ve dış değerlendirmeye dayalı kalite çalışmaları dikkat çekiyor. Türkiye ile kurulan akademik ilişkinin merkezinde ise Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) bulunuyor. İki üniversitenin ortaklığıyla faaliyet gösteren SBÜ Semerkant Tıp Fakültesi, tarihî ve kültürel yakınlığın eğitim alanındaki somut karşılıklarından birini oluşturuyor.</p>

<p>1930’DA BAŞLAYAN EĞİTİM YOLCULUĞU</p>

<p>Özbekçe resmî adı “Samarqand davlat tibbiyot universiteti” olan kurum, 7 Mayıs 1930’da Özbekistan Devlet Tıp Enstitüsü olarak kuruldu. Yıllar içinde farklı sağlık disiplinlerini kapsayan bir yapıya ulaşan enstitü, 1 Nisan 2022 tarihli Özbekistan Cumhurbaşkanlığı kararıyla üniversite statüsü kazandı.</p>

<p>Bu nedenle üniversitenin bugünkü adının yakın dönemde alınmış olması, kurumun yeni kurulduğu anlamına gelmiyor. Semerkand’daki tıp eğitimi geleneği, doksan yılı aşan bir akademik geçmişe dayanıyor.</p>

<p>Üniversitenin tarihçesi, uluslararası bilimsel dayanışmanın izlerini de taşıyor. Birinci Pavlov St. Petersburg Devlet Tıp Üniversitesinin yayımladığı görüşme kaydında, İkinci Dünya Savaşı sırasında tahliye edilen Leningrad Askerî Tıp Akademisinin 1942–1944 yıllarında Semerkand’daki tıp kurumunda bulunduğu hatırlatılıyor. Bu dönem, farklı akademik çevrelerin bilgi ve deneyimlerinin şehirde buluştuğu tarihî kesitlerden birini oluşturuyor.</p>

<p>Bugünkü üniversite yapılanması, bu geçmişin üzerine araştırma kapasitesini, klinik uygulama olanaklarını ve uluslararası eğitim ilişkilerini geliştirme hedefini ekliyor.</p>

<p>EĞİTİM KALİTESİNİ DESTEKLEYEN UYGULAMA ALTYAPISI</p>

<p>Tıp eğitiminde bilginin mesleki beceriye dönüşmesi, öğrencinin uygulama yapabildiği ortamlarla yakından ilişkili. Semerkand Devlet Tıp Üniversitesinde 2023’te faaliyete geçen simülasyon merkezi, bu ihtiyaca yönelik yatırımlar arasında yer alıyor.</p>

<p>Üç katlı binada 20 eğitim ve simülasyon sınıfı bulunan merkez; cerrahi, anesteziyoloji ve resüsitasyon, kadın hastalıkları ve doğum, pediatri, yenidoğan bakımı ve diş hekimliği gibi alanlarda uygulama imkânı sunuyor. Sanal gerçeklik ve genişletilmiş gerçeklik teknolojileri de eğitim süreçlerinde kullanılıyor.</p>

<p>Öğrenciler, klinik durumların canlandırıldığı ortamlarda işlem basamaklarını çalışabiliyor ve becerilerini tekrar edebiliyor. Merkezden lisans öğrencilerinin yanı sıra uzmanlık eğitimi alanlar ve sağlık çalışanları da yararlanıyor. Böylece uygulama altyapısı, mesleğe hazırlıkla birlikte mesleki gelişimi de destekliyor.</p>

<p>Üniversitenin araştırma ve klinik birimleri bu yapıyı tamamlıyor. Enfeksiyon ve paraziter hastalıklar, rehabilitasyon, spor hekimliği, nöroşirürji ve nörorehabilitasyon alanlarındaki çalışmalar, eğitim ile sağlık hizmetlerinin ihtiyaçları arasında bağ kurulmasına katkı sağlıyor.</p>

<p>KURUMSAL AKREDİTASYONLA DIŞ DEĞERLENDİRME</p>

<p>Semerkand Devlet Tıp Üniversitesinin kalite güvencesi çalışmalarında uluslararası kurumsal akreditasyon önemli bir yer tutuyor. Avrasya Eğitim ve Sağlıkta Akreditasyon ve Kalite Güvencesi Merkezi ECAQA’nın kararına göre üniversite, 20 Şubat 2025–19 Şubat 2030 dönemi için kurumsal akreditasyon aldı.</p>

<p>Bu karar, kurumun ilgili eğitim standartları çerçevesinde dış değerlendirmeden geçtiğini gösteriyor. Akreditasyon, eğitim kalitesine ilişkin kurumsal süreçlerin değerlendirilmesi bakımından anlam taşıyor; farklı ülkelerde diploma denkliği veya mesleği icra etme hakkı ise ilgili ülkelerin kurallarına göre ayrıca belirleniyor.</p>

<p>Üniversitenin Times Higher Education’ın 2026 sürdürülebilirlik etki değerlendirmesinde genel tabloda 301–400 bandında, “Sağlık ve İyi Oluş” alanında 82. sırada, “Nitelikli Eğitim” alanında 101–200 bandında bulunması da toplumsal katkısının uluslararası görünürlüğünü destekliyor. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını esas alan bu değerlendirme, araştırmanın yanında eğitim faaliyetlerini ve topluma yönelik çalışmaları da ele alıyor.</p>

<p>SBÜ İLE ORTAK EĞİTİM: ATAYURT SEVGİSİNDEN KALICI AKADEMİK BAĞLARA</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile Semerkand Devlet Tıp Üniversitesi arasındaki ortaklık, iki ülkenin akademik birikimini hekim yetiştirme hedefinde buluşturuyor. SBÜ Semerkant Tıp Fakültesi, bu ilişkinin öğrenci kabulü ve eğitim programıyla sürdürülen kurumsal zeminini oluşturuyor.</p>

<p>SBÜ Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın’ın atayurt Özbekistan’a duyduğu sevgi ve buradaki yükseköğretim kurumlarıyla iş birliğine verdiği önem, ortaklığın insani ve kültürel boyutunu güçlendiriyor. Semerkand’ın ilim mirasına duyulan saygı, gençlerin eğitimine yönelik sorumlulukla birleşiyor. Böylece tarihî yakınlık, öğrencilerin mesleki geleceğine dokunan bir dayanışmada karşılık buluyor.</p>

<p>Aydın’ın Semerkant Tıp Fakültesinin beyaz önlük törenindeki mesajları da bu yaklaşımı yansıtıyor. SBÜ’nün yayımladığı habere göre Aydın, Semerkand’ın ilim ve tıp geleneğine dikkat çekerek burada yetişecek hekimlerin iki ülkenin ortak geleceğine hizmet edeceğini vurguladı.</p>

<p>Törene Prof. Dr. Kemalettin Aydın ile Semerkand Devlet Tıp Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Jasur Alimjanovich Rizayev birlikte ev sahipliği yaptı. İki ülkeden akademisyenlerin katıldığı törende 86 öğrenci beyaz önlük giydi.</p>

<p>Rizayev, ortaklığın anlamını şu sözlerle dile getirdi:</p>

<p>“Aynı kökten, aynı medeniyetten gelen iki millet bugün yeniden bilimde, eğitimde ve insani değerlerde yan yana durmaktadır.”</p>

<p>Ortak programın devamlılığı, öğrenci kabul duyurularına da yansıyor. Semerkand Devlet Tıp Üniversitesinin 26 Haziran 2026 tarihli ilanında, SBÜ ile yürütülen tıp eğitimi için 2026–2027 akademik yılında 100 kontenjan açıklandı. Bu sayı, yeni dönem için ilan edilen öğrenci kabul kapasitesini ifade ediyor.</p>

<p>İki rektörün desteklediği ortak eğitim çalışmaları, Türkiye ile Özbekistan arasındaki akademik ilişkilerin sürekliliğine katkı sunarken öğrenciler için de iki ülkenin bilim çevreleriyle temas kurabilecekleri bir ortam oluşturuyor.</p>

<p>ULUSLARARASI AKADEMİK HAREKETLİLİK</p>

<p>Üniversitenin uluslararası ilişkileri, bilimsel toplantılar ve akademisyenlerin katıldığı eğitim faaliyetleriyle de gelişiyor. Özbekçe kurumsal duyuruların yanında Rus üniversitelerinin yayımladığı değerlendirmeler, bu hareketliliğin farklı boyutlarını ortaya koyuyor.</p>

<p>15–16 Mayıs 2026’da düzenlenen 80. Uluslararası Öğrenci ve Genç Bilim İnsanları Konferansı, temel ve uygulamalı tıp ile eczacılık alanlarında çalışan katılımcıları Semerkand’da buluşturdu.</p>

<p>Kabardino-Balkarya Devlet Üniversitesinin Rusça açıklamasına göre konferansa 47 yükseköğretim ve araştırma kurumundan 1.200’ü aşkın kişi katıldı. Çalışmalar 25 tematik bölümde ele alındı; genç araştırmacılar projelerini ve bilimsel bulgularını paylaşma fırsatı buldu.</p>

<p>Voronej Devlet Tıp Üniversitesinin değerlendirmesinde de bilimsel organizasyona ve kurumlar arasındaki iş birliğine yer verildi. Ziyaret kapsamında Voronejli akademisyenlerin Semerkand’daki öğrencilere dersler vermesi ve uygulamalı eğitimler gerçekleştirmesi, bu ilişkilerin sınıf içindeki karşılığını gösterdi.</p>

<p>Özbekistan Millî Haber Ajansı UzA’nın Kasım 2025 tarihli haberinde ise Zhejiang Üniversitesi Tıp Fakültesinden gelen heyetle onkoloji araştırmaları, yenilikçi teknolojiler ve değişim programlarının görüşüldüğü bildirildi. Moskova’daki MISIS Üniversitesiyle imzalanan mutabakat kapsamında da biyomedikal mühendislik ve ortak bilimsel çalışmalar gündeme geldi.</p>

<p>JASUR RİZAYEV’İN MESLEKİ BİRİKİMİ VE YÖNETİM DENEYİMİ</p>

<p>2020’den bu yana rektörlük görevini yürüten Prof. Dr. Jasur Alimjanovich Rizayev, diş hekimi ve akademisyen kimliğinin yanında sağlık ve yükseköğretim kurumlarındaki yöneticilik deneyimiyle tanınıyor.</p>

<p>Üniversitenin Özbekçe ve Rusça özgeçmiş kayıtlarına göre 1996’da Birinci Taşkent Devlet Tıp Enstitüsünden mezun olan Rizayev, diş hekimliği alanında klinik uzmanlık eğitimi aldı. Bilimsel çalışmalarını periodontal hastalıkların klinik özellikleri, tedavisi ve önlenmesi üzerinde yoğunlaştırdı. Klinik yöneticiliğinin ardından 2016’da Taşkent Devlet Diş Hekimliği Enstitüsü Rektörlüğüne getirildi.</p>

<p>Semerkand’daki görevi sırasında kurumun uluslararası eğitim ilişkilerinin ve ortak çalışmalarının geliştirilmesinde rol üstlendi. Buhara Devlet Tıp Enstitüsünün Eylül 2025 tarihli açıklamasında, Özbekistan’daki tıp yükseköğretim kurumları rektörlerinin toplantısını konsey başkanı sıfatıyla yönettiği belirtildi. Toplantının gündeminde klinik eğitim kalitesi, öğrencilerin uygulama becerileri ve ortak programlar yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rizayev’in yönetim deneyimi, akademik kadronun emeği ve uluslararası ortakların katkılarıyla birlikte üniversitenin kurumsal gelişimini destekleyen unsurlar arasında bulunuyor.</p>

<p>KAMPÜSTEN TOPLUMA UZANAN HİZMET</p>

<p>Semerkand Devlet Tıp Üniversitesinin faaliyetleri derslikler ve araştırma merkezleriyle sınırlı kalmıyor. Şubat 2025 tarihli Özbekçe kurumsal duyuruda, üniversitenin genel cerrahi uzmanlarının Semerkand bölgesindeki Bulung‘ur ilçesinde endoskopik ve laparoskopik ameliyatlar gerçekleştirdiği bildirildi. Bu çalışmalar, uzmanlık birikiminin ilçe düzeyindeki sağlık hizmetlerine aktarılmasına örnek oluşturuyor.</p>

<p>Öğrenci yaşamına yönelik yatırımlar da akademik gelişimi tamamlıyor. Ağustos 2026’da hizmete açılan 500 kişilik yurt, barınma kapasitesine katkı sağladı. Aynı ay düzenlenen uluslararası yaz okulunda ise beş ülkeden yaklaşık 20 tıp yükseköğretim kurumunu temsilen 50’ye yakın öğrenci bir araya geldi. Bilimsel sunumlar, ilk yardım yarışmaları ve uygulamalı eğitimler, gençlerin akranlarıyla deneyim paylaşmasına imkân verdi.</p>

<p>1930’da başlayan bu eğitim yolculuğu, bugün klinik beceri eğitiminden uluslararası araştırmalara uzanan geniş bir faaliyet alanıyla sürüyor. Semerkand Devlet Tıp Üniversitesi, geçmişten devraldığı birikimi yeni kuşaklara aktarırken SBÜ ile yürüttüğü ortaklık sayesinde Türkiye ile Özbekistan arasındaki dostluğa kalıcı bir eğitim zemini kazandırıyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Semerkand Devlet Tıp Üniversitesi: Özbekçe, Rusça ve İngilizce tarihçe, rektör özgeçmişi, eğitim merkezleri ve kurumsal faaliyet duyuruları.<br />
2. Sağlık Bilimleri Üniversitesi: Semerkant Tıp Fakültesi ve beyaz önlük törenine ilişkin kurumsal açıklamalar.<br />
3. ECAQA akreditasyon kararı; Times Higher Education değerlendirmesi; Kabardino-Balkarya ve Voronej üniversitelerinin Rusça açıklamaları; Özbekistan Millî Haber Ajansı UzA’nın iş birliği haberi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/semerkandin-ilim-geleneginde-koklu-bir-cinar-semerkand-devlet-tip-universitesi</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 12:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1453.jpeg" type="image/jpeg" length="13229"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Polis Olmak İçin Boy ve Kilo Kaç Olmalı? POMEM–PMYO Şartları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/polis-olmak-icin-boy-ve-kilo-kac-olmali-pomem-pmyo-sartlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/polis-olmak-icin-boy-ve-kilo-kac-olmali-pomem-pmyo-sartlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Polis olmak için boy ve kilo kaç olmalı? POMEM ve PMYO’da kadın-erkek boy sınırı, BKİ şartı, kilo hesabı ve sınırda kalan adayların merak ettiklerini inceledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Polis Olmak İçin Boy ve Kilo Kaç Olmalı? POMEM–PMYO Şartları</p>

<p>Polis olmak isteyen adayların başvuru şartlarında en fazla araştırdığı konuların başında boy ve kilo geliyor.</p>

<p>“Polislik boy sınırı kaç?”, “Kadınlarda POMEM boy sınırı nedir?”, “Erkeklerde PMYO için kaç santimetre olmak gerekiyor?”, “Polislikte kilo sınırı kaç?” ve “BKİ nasıl hesaplanır?” soruları adayların en sık yanıt aradığı başlıklar arasında.</p>

<p>Polislikte boy ve kilo iki farklı şekilde değerlendiriliyor.</p>

<p>Boy için asgari santimetre sınırı bulunuyor.</p>

<p>Kilo değerlendirmesinde ise tek bir kilogram sınırı yerine beden kitle indeksi, yani BKİ kullanılıyor.</p>

<p>ERKEKLERDE POLİSLİK BOY SINIRI KAÇ?</p>

<p>Polis Akademisinin öğrenci alımlarında erkek adaylar için aranan temel boy şartı en az 167 santimetre.</p>

<p>Bu nedenle 167 santimetre sınır değer olarak önem taşıyor.</p>

<p>Adayın yalnızca “yaklaşık 167’yim” demesi yerine resmi ölçüm sonucu esas alınıyor.</p>

<p>KADINLARDA POLİSLİK BOY SINIRI KAÇ?</p>

<p>Kadın adaylarda temel asgari boy sınırı 162 santimetre.</p>

<p>Dolayısıyla kadın aday açısından 162 santimetre kritik sınır.</p>

<p>Ancak boy şartını karşılamak tek başına yeterli değil.</p>

<p>Adayın beden kitle indeksinin de başvuru kriterleri içerisinde bulunması gerekiyor.</p>

<p>POMEM BOY SINIRI KAÇ?</p>

<p>POMEM başvurularında erkek adayların en az 167 santimetre, kadın adayların ise en az 162 santimetre boyunda olması şartı aranıyor.</p>

<p>Başvurulan dönemin resmi POMEM kılavuzu esas alınmalı.</p>

<p>Çünkü adaylık şartları her alım döneminde yayımlanan resmi duyuru ve kılavuz üzerinden kesinleşiyor.</p>

<p>PMYO BOY SINIRI KAÇ?</p>

<p>PMYO adaylarında da yayımlanan öğrenci alım şartlarında kadın ve erkek adaylar için asgari boy kriterleri bulunuyor.</p>

<p>Adayların başvurdukları yıl yayımlanan Polis Akademisi duyurusundaki ölçüleri esas almaları gerekiyor.</p>

<p>Önceki yıllardaki ilanların güncel başvurunun yerine kullanılması doğru değil.</p>

<p>POLİSLİKTE KİLO SINIRI KAÇ?</p>

<p>Polislikte “erkek en fazla şu kadar kilo olabilir” veya “kadın en az şu kadar kilo olmalı” şeklinde herkese uygulanabilecek tek kilogram sınırı bulunmuyor.</p>

<p>Çünkü kilo boyla birlikte değerlendiriliyor.</p>

<p>Bunun için beden kitle indeksi kullanılıyor.</p>

<p>Dolayısıyla 170 santimetre boyundaki adayla 190 santimetre boyundaki aday için aynı kilo sınırını kullanmak mümkün değil.</p>

<p>POMEM VE PMYO’DA BKİ KAÇ OLMALI?</p>

<p>Polis Akademisinin aday şartlarında beden kitle indeksinin 18 dahil ile 27 dahil arasında olması aranıyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle:</p>

<p>18’in altında olmamalı.</p>

<p>27’nin üzerinde olmamalı.</p>

<p>18 ve 27 sınır değerleri aralığa dahil.</p>

<p>Ancak adaylar başvurdukları dönemin resmi kılavuzunu mutlaka kontrol etmeli.</p>

<p>BKİ NASIL HESAPLANIR?</p>

<p>Beden kitle indeksi kilogram cinsinden vücut ağırlığının, metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplanır.</p>

<p>Formül şöyledir:</p>

<p>BKİ = Kilo / Boy²</p>

<p>Örneğin 1,75 metre boyunda ve 70 kilogram ağırlığındaki bir aday için:</p>

<p>70 / (1,75 × 1,75)</p>

<p>yaklaşık 22,9 BKİ elde edilir.</p>

<p>Bu değer 18–27 aralığındadır.</p>

<p>170 CM BOYUNDA BİR ADAY KAÇ KİLO OLMALI?</p>

<p>1,70 metre boy için BKİ 18–27 aralığı yaklaşık olarak 52–78 kilogramlık matematiksel bir aralığa karşılık gelir.</p>

<p>Ancak resmi ölçümde küsuratlar ve ölçüm yöntemleri önem taşıyabileceğinden adayların sınırda kalmamaya dikkat etmesi mantıklıdır.</p>

<p>175 CM BOYUNDA BİR ADAY KAÇ KİLO OLMALI?</p>

<p>1,75 metre boy için BKİ 18–27 aralığı matematiksel olarak yaklaşık 55–83 kilogram arasına karşılık gelir.</p>

<p>Bu yalnızca BKİ formülünden yapılan matematiksel hesaplamadır.</p>

<p>Resmi değerlendirmede ölçülen gerçek boy ve kilo esas alınır.</p>

<p>180 CM BOYUNDA BİR ADAY KAÇ KİLO OLMALI?</p>

<p>1,80 metre boy için aynı hesap yaklaşık 58–87 kilogram aralığı verir.</p>

<p>Bu örnekler adayın kendi durumunu anlamasını kolaylaştırmak içindir.</p>

<p>Resmi değerlendirmede Polis Akademisinin güncel başvuru kriterleri uygulanır.</p>

<p>167 CM ERKEK POLİS OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Erkek adaylar açısından 167 santimetre, belirtilen asgari boy sınırına dahildir.</p>

<p>Dolayısıyla resmi ölçümde tam 167 santimetre çıkan aday yalnızca boy kriteri açısından asgari sınırı karşılamış olur.</p>

<p>Ancak BKİ ve diğer bütün başvuru ve sağlık şartlarının da karşılanması gerekir.</p>

<p>166,9 CM ERKEK ADAY NE OLUR?</p>

<p>Resmi değerlendirmede ilan edilen asgari boy şartı esas alınır.</p>

<p>Bu nedenle adayların “neredeyse 167” şeklindeki kişisel yuvarlamalarına güvenmemesi gerekir.</p>

<p>Resmi ölçüm sonucu belirleyicidir.</p>

<p>162 CM KADIN POLİS OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Kadın adaylarda 162 santimetre asgari sınır olarak belirtiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla resmi ölçümde tam 162 santimetre çıkan aday boy şartı açısından sınırı karşılar.</p>

<p>Diğer adaylık şartlarının da uygun olması gerekir.</p>

<p>BOY ÖLÇÜMÜNDE AYAKKABI GİYİLİYOR MU?</p>

<p>Adayın gerçek fiziksel boyunun belirlenmesi amaçlandığından ölçüm ayakkabı veya yapay boy artışı sağlayacak unsurlar üzerinden yapılmaz.</p>

<p>Adayların ayakkabı tabanı, saç şekli veya benzeri yöntemlerle boy sınırını aşmaya çalışması doğru değildir.</p>

<p>Resmi ölçüm esas alınır.</p>

<p>BOY SABAH VE AKŞAM DEĞİŞİR Mİ?</p>

<p>İnsan boyunda gün içerisinde omurlar arası disklerin yüklenmesine bağlı küçük değişiklikler oluşabilir.</p>

<p>Sabah ölçümü akşam ölçümünden bir miktar yüksek çıkabilir.</p>

<p>Ancak adayın sağlık veya başvuru şartı açısından resmi ölçümde elde edilen sonuç esas alınır.</p>

<p>Bu nedenle özellikle sınırda olan adayların evde farklı saatlerde yaptıkları ölçümler üzerinden kesin sonuç çıkarmaması gerekir.</p>

<p>KİLO ÖLÇÜMÜNDE KIYAFET ETKİLER Mİ?</p>

<p>Kıyafet, yemek, sıvı tüketimi ve günün saati vücut ağırlığında küçük değişikliklere yol açabilir.</p>

<p>Ancak resmi değerlendirmede uygulanan ölçüm esas alınır.</p>

<p>Adayların sınava veya ölçüme kısa süre kala aşırı sıvı kaybı, açlık veya sağlıksız kilo değiştirme yöntemlerine başvurması doğru değildir.</p>

<p>BKİ 27 ÇIKARSA POLİS OLUNABİLİR Mİ?</p>

<p>İlanlarda kullanılan ifade 18 dahil ile 27 dahil arasındaki BKİ değeridir.</p>

<p>Dolayısıyla tam 27 sınır içerisinde bulunur.</p>

<p>Ancak 27’nin üzerindeki değer sınırın dışında kalır.</p>

<p>BKİ 18 ÇIKARSA POLİS OLUNABİLİR Mİ?</p>

<p>18 de aralığa dahil edilen alt sınırdır.</p>

<p>18’in altındaki BKİ ise kriteri karşılamaz.</p>

<p>SINIRDAKİ ADAYLAR NE YAPMALI?</p>

<p>Özellikle boyu asgari sınıra çok yakın veya BKİ’si 18 ya da 27 civarında olan adayların kendi ölçümlerini yaklaşık değerler üzerinden değerlendirmemesi gerekir.</p>

<p>Evde kullanılan tartı ve metrelerle resmi ölçüm arasında küçük farklılıklar olabilir.</p>

<p>Sağlıklı vücut ağırlığı değişiklikleri gerekiyorsa bunlar kısa sürede aşırı kilo alıp verme yöntemleriyle değil, dengeli beslenme ve uygun fiziksel aktiviteyle yapılmalıdır.</p>

<p>POLİSLİK İÇİN SADECE BOY-KİLO YETERLİ Mİ?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hayır.</p>

<p>Boy ve BKİ adaylık kriterlerinin yalnızca bir bölümü.</p>

<p>Adayın yaş, eğitim, sınav, fiziki yeterlilik ve diğer başvuru şartlarını karşılaması gerekiyor.</p>

<p>Ayrıca Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğine göre gerekli sağlık kriterlerini de taşıması gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle boy ve kilosu uygun olan her adayın otomatik olarak polisliğe kabul edildiği düşünülmemeli.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>Erkeklerde polislik boy sınırı kaç?</p>

<p>POMEM ve PMYO öğrenci alımlarında erkek adaylar için asgari 167 santimetre boy şartı aranıyor. Güncel alım kılavuzu ayrıca kontrol edilmelidir.</p>

<p>Kadınlarda polislik boy sınırı kaç?</p>

<p>Kadın adaylar için asgari boy şartı 162 santimetredir. Güncel başvuru ilanındaki şartlar esas alınmalıdır.</p>

<p>Polislikte BKİ kaç olmalı?</p>

<p>Polis Akademisinin adaylık şartlarında BKİ’nin 18 dahil ile 27 dahil arasında olması aranıyor.</p>

<p>27 BKİ polisliğe uygun mu?</p>

<p>27 sınır değer olarak aralığa dahildir. 27’nin üzerindeki değer kriterin dışında kalır.</p>

<p>18 BKİ polisliğe uygun mu?</p>

<p>18 alt sınır olarak aralığa dahildir. 18’in altındaki değer kriteri karşılamaz.</p>

<p>Polislikte kilo sınırı kaç?</p>

<p>Herkes için geçerli tek kilogram sınırı yoktur. Kilo, adayın boyuna göre BKİ formülüyle değerlendirilir.</p>

<p>TIBBİ VE İDARİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Polis Akademisi öğrenci alım şartları ve ölçüm uygulamaları değişebileceğinden adaylar başvurdukları dönemde yayımlanan resmi POMEM veya PMYO kılavuzunu esas almalıdır. Sağlıklı kilo değişimi için aşırı açlık, susuz kalma, diüretik veya benzeri yöntemlere başvurulmamalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Polis Akademisi Başkanlığı</p>

<p>POMEM Giriş Yönetmeliği</p>

<p>Polis Meslek Yüksekokulları Giriş Yönetmeliği </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Aday Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/polis-olmak-icin-boy-ve-kilo-kac-olmali-pomem-pmyo-sartlari</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-1089.jpeg" type="image/jpeg" length="52272"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AFSÜ’de Acı Kayıp: Diş Hekimliği Öğrencisi Rohat Kılıç Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/afsude-aci-kayip-dis-hekimligi-ogrencisi-rohat-kilic-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/afsude-aci-kayip-dis-hekimligi-ogrencisi-rohat-kilic-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Rohat Kılıç hayatını kaybetti. Genç öğrencinin vefatı AFSÜ camiasında büyük üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) Diş Hekimliği Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Rohat Kılıç, 24 yaşında hayatını kaybetti.</p>

<p>Genç öğrencinin vefatı ailesi ve yakınlarının yanı sıra arkadaşları, akademisyenler ve üniversite camiasında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>AFSÜ’DEN TAZİYE MESAJI</p>

<p>Rohat Kılıç’ın vefatının ardından AFSÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanlığı tarafından taziye mesajı yayımlandı.</p>

<p>Mesajda Kılıç’ın vefatının derin bir üzüntüyle öğrenildiği belirtilerek ailesine, yakınlarına, arkadaşlarına ve Diş Hekimliği Fakültesi camiasına başsağlığı dilekleri iletildi.</p>

<p>ROHAT KILIÇ KİMDİR?</p>

<p>2001 doğumlu Rohat Kılıç, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde 4. sınıf öğrencisiydi.</p>

<p>Diş hekimi olmak için eğitimini sürdüren Kılıç’ın genç yaşta vefatı, birlikte eğitim gördüğü arkadaşlarını ve üniversite camiasını yasa boğdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>GAZİANTEP’TE SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI</p>

<p>Rohat Kılıç’ın cenazesi memleketi Gaziantep’e getirildi.</p>

<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi defin kayıtlarına göre Kılıç, 26 Eylül 2026 tarihinde Yeşilkent Mezarlığı’nda toprağa verildi.</p>

<p>Rohat Kılıç’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, arkadaşlarına ve Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi camiasına başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/afsude-aci-kayip-dis-hekimligi-ogrencisi-rohat-kilic-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1446.jpeg" type="image/jpeg" length="94057"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alimoğlu Vakfı 2026-2027 Bursu: Tıp, Diş ve Eczacılık Öğrencileri Başvurabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/alimoglu-vakfi-2026-2027-bursu-tip-dis-ve-eczacilik-ogrencileri-basvurabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/alimoglu-vakfi-2026-2027-bursu-tip-dis-ve-eczacilik-ogrencileri-basvurabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alimoğlu Sağlık ve Eğitim Vakfı'nın 2026-2027 burs başvuruları başladı. Tıp, diş hekimliği ve eczacılık dahil belirlenen bölümlere bu yıl yerleşen ve YKS'de ilk 100 bine giren hazırlık veya 1. sınıf öğrencileri 1 Ekim'e kadar karşılıksız burs için başvurabilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tıp, Diş ve Eczacılık Öğrencilerine Burs Başvurusu Açıldı</p>

<p>Sağlık alanında üniversite eğitimine yeni başlayan öğrenciler için 2026-2027 burs programlarından biri daha başvuruya açıldı.</p>

<p>Alimoğlu Sağlık ve Eğitim Vakfı, belirlenen sağlık, temel bilim ve mühendislik programlarına bu yıl yerleşen öğrencilere karşılıksız burs sağlayacak.</p>

<p>Burs programında Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi ve Eczacılık Fakültesi doğrudan yer alıyor.</p>

<p>Başvurular 1 Ekim 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>Kimler başvurabilir?</p>

<p>Alimoğlu Vakfı bursu bu yıl üniversite eğitimine başlayan öğrencilere yönelik.</p>

<p>Başvuru yapacak öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin 2026 YKS'de üniversiteye yerleştiği puan türünde ilk 100 bin içerisinde bulunması şart.</p>

<p>Ayrıca öğrencinin hazırlık sınıfında veya hazırlık bulunmayan programlarda 1. sınıfta öğrenim görüyor olması gerekiyor.</p>

<p>Ara sınıf öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Program, 2026 yılında üniversiteye yeni başlayan öğrencilere yönelik.</p>

<p>Bu nedenle 2, 3, 4, 5 veya 6. sınıfta öğrenimine devam eden öğrenciler yeni burs başvurusu kapsamına girmiyor.</p>

<p>Tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Evet.</p>

<p>Tıp Fakültesi, Vakfın burs vereceğini açıkladığı bölümler arasında doğrudan bulunuyor.</p>

<p>2026 YKS'de yerleştiği puan türünde ilk 100 bine giren ve tıp fakültesinde hazırlık veya 1. sınıfa başlayan öğrenciler diğer koşulları da sağlamaları halinde başvurabiliyor.</p>

<p>Diş hekimliği öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Diş Hekimliği Fakültesi öğrencileri de burs programının doğrudan hedef gruplarından biri.</p>

<p>Bu yıl üniversiteye başlayan ve YKS başarı kriterini karşılayan diş hekimliği öğrencileri başvuru yapabiliyor.</p>

<p>Eczacılık öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Eczacılık Fakültesi de burs verilen bölümler listesinde açıkça yer alıyor.</p>

<p>Yeni kayıt yaptıran eczacılık öğrencilerinin de 2026 YKS'de yerleştikleri puan türünde ilk 100 bin içerisinde bulunması gerekiyor.</p>

<p>Hemşirelik öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Vakfın 2026-2027 dönemi için yayımladığı ayrıntılı bölüm listesinde Hemşirelik yer almıyor.</p>

<p>Bu nedenle Hemşirelik öğrencilerinin bu burs kapsamında olduğu varsayılmamalı.</p>

<p>Hangi bölümler burs kapsamında?</p>

<p>Alimoğlu Sağlık ve Eğitim Vakfı 2026-2027 döneminde burs verilecek lisans programlarını tek tek açıkladı.</p>

<p>Burs programı şu alanları kapsıyor:</p>

<p>Tıp Fakültesi</p>

<p>Diş Hekimliği Fakültesi</p>

<p>Eczacılık Fakültesi</p>

<p>Beslenme ve Diyetetik</p>

<p>Biyoloji</p>

<p>Biyomedikal Mühendisliği</p>

<p>Biyomühendislik</p>

<p>Biyoteknoloji</p>

<p>Genetik ve Biyomühendislik</p>

<p>Gıda Mühendisliği</p>

<p>Kimya</p>

<p>Kimya Mühendisliği</p>

<p>Moleküler Biyoloji ve Genetik</p>

<p>Bu bölümlerin dışında kalan öğrencilerin başvuruları değerlendirmeye alınmıyor.</p>

<p>YKS'de ilk 100 bin şartı</p>

<p>Programın önemli koşullarından biri akademik başarı.</p>

<p>Öğrencinin 2026 üniversite giriş sınavında yerleştiği bölümün puan türünde Türkiye genelinde ilk 100 bin içerisinde bulunması gerekiyor.</p>

<p>Bu şart Tıp, Diş Hekimliği ve Eczacılık öğrencileri için de geçerli.</p>

<p>Burs karşılıksız mı?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Alimoğlu Sağlık ve Eğitim Vakfı öğrencilere karşılıksız eğitim bursu sağlıyor.</p>

<p>Öğrenciden aldığı bursu mezuniyet sonrasında kredi gibi geri ödemesi istenmiyor.</p>

<p>Burs miktarı ne kadar?</p>

<p>Vakfın 2026-2027 burs başvuru duyurusunda öğrencilere ödenecek aylık burs miktarı henüz açıklanmadı.</p>

<p>Bu nedenle önceki dönemlerde uygulanan burs tutarlarının yeni dönem için geçerli olduğu varsayılmamalı.</p>

<p>Öğrencilerin Vakfın yeni dönem için açıklayacağı güncel burs tutarını esas alması gerekiyor.</p>

<p>Burs kaç ay ödeniyor?</p>

<p>Vakfın burs uygulamasında eğitim desteği akademik yıl boyunca sağlanıyor.</p>

<p>Yeni dönem için yayımlanan bilgilendirmelerde burs ödemelerinin 9 aylık eğitim dönemini kapsadığı, ilk ödeme döneminde geçmiş aya ilişkin ödemenin de birlikte gerçekleştirilebildiği belirtiliyor.</p>

<p>Kesin ödeme takviminin bursiyer olmaya hak kazanan öğrencilere yapılacak güncel bildirim üzerinden takip edilmesi gerekiyor.</p>

<p>Bursun devam etmesi için başarı şartı var</p>

<p>Bursu kazanan öğrencilerin sonraki yıllarda destekten yararlanmaya devam edebilmesi için akademik başarılarını korumaları gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin alttan dersi bulunmadan bir üst sınıfa geçmesi bursun devamı açısından önem taşıyor.</p>

<p>Başvuru sırasında gerçeğe aykırı veya yanıltıcı bilgi verilmesi halinde burs kesilebiliyor.</p>

<p>Bursun yanında staj ve mentorluk desteği</p>

<p>Alimoğlu Vakfı burs programını yalnızca maddi destekle sınırlamıyor.</p>

<p>Vakıf, bursiyerlerin akademik ve mesleki gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla staj ve mentorluk imkânları da sunmayı hedefliyor.</p>

<p>Bu özellik özellikle tıp, diş hekimliği, eczacılık ve sağlıkla ilişkili bilim alanlarında eğitim gören öğrenciler açısından programı farklılaştırıyor.</p>

<p>Başvuru nasıl yapılacak?</p>

<p>Burs başvuruları yalnızca çevrim içi olarak gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Öğrencilerin Alimoğlu Sağlık ve Eğitim Vakfı'nın resmi internet sitesindeki burs başvuru formunu doldurması gerekiyor.</p>

<p>E-posta, telefon veya sosyal medya üzerinden yapılan burs talepleri başvuru yerine geçmiyor.</p>

<p>Hangi belgeler istenebilir?</p>

<p>Başvurusu olumlu değerlendirilen öğrencilerden beyan ettikleri bilgileri doğrulayan belgeler talep ediliyor.</p>

<p>Bunlar arasında YKS sonuç belgesi, güncel öğrenci belgesi, vukuatlı nüfus kayıt örneği ve adli sicil kaydı bulunuyor.</p>

<p>Öğrencilerin başvuru formundaki bilgileri doğru ve eksiksiz şekilde doldurması gerekiyor.</p>

<p>Sonuçlar ne zaman açıklanacak?</p>

<p>Başvuruların tamamlanmasının ardından Vakıf adayları değerlendirecek.</p>

<p>Burs almaya hak kazanan öğrencilere sonuçların ekim ayının son haftasında bildirilmesi planlanıyor.</p>

<p>Vakfın açıklamasına göre sonuç bildirimi yalnızca burs almaya hak kazanan adaylara yapılacak.</p>

<p>Son başvuru 1 Ekim</p>

<p>Alimoğlu Sağlık ve Eğitim Vakfı'nın 2026-2027 burs başvuruları 1 Ekim 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>2026 YKS'de yerleştiği puan türünde ilk 100 bine giren ve burs kapsamındaki programlardan birinde hazırlık veya 1. sınıfa başlayan öğrencilerin başvurularını Vakfın çevrim içi sistemi üzerinden tamamlaması gerekiyor.</p>

<p>Tıp, Diş Hekimliği ve Eczacılık fakültelerinin burs kapsamına doğrudan alınması programı sağlık alanında üniversiteye yeni başlayan öğrenciler açısından dikkat çeken burslardan biri haline getiriyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Alimoğlu Sağlık ve Eğitim Vakfı<br />
Alimoğlu Vakfı 2026-2027 Burs Programı </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Burslar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/alimoglu-vakfi-2026-2027-bursu-tip-dis-ve-eczacilik-ogrencileri-basvurabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="46542"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Parmak Arası Ayak Mantarı: Belirtileri, Tedavisi ve Korunma Yolları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/parmak-arasi-ayak-mantari-belirtileri-tedavisi-ve-korunma-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/parmak-arasi-ayak-mantari-belirtileri-tedavisi-ve-korunma-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Parmak aralarında kaşıntı, beyazlaşma, soyulma ve çatlama ayak mantarını düşündürebilir. Özellikle terleme ve kapalı ayakkabı riski artırır; geçmeyen olgularda tanının doğrulanması gerekir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ayak parmakları arasında uzun süren kaşıntı, beyazımsı yumuşama, soyulma ve çatlaklar tinea pedis olarak bilinen ayak mantarının tipik belirtileri arasında yer alıyor. Özellikle üçüncü, dördüncü ve beşinci parmakların arasındaki nemli bölgeler enfeksiyonun sık görüldüğü alanlar.</p>

<p>Ancak her parmak arası kaşıntı mantar anlamına gelmiyor. Egzama, bakteriyel enfeksiyonlar, eritrazma, bazı temas dermatitleri ve daha nadiren psoriasis benzer yakınmalara yol açabiliyor. Bu nedenle tedaviye rağmen geçmeyen veya sık tekrarlayan durumlarda tanının yeniden değerlendirilmesi önem taşıyor.</p>

<p>Bir klinik olgu dikkat çekti</p>

<p>Dermapixel’de paylaşılan klinik olguda 55 yaşındaki bir hastanın uzun süredir özellikle her iki ayağın dördüncü parmak aralığında kaşıntı yaşadığı bildirildi. Muayenede beyazımsı kalınlaşma, nemlenmeye bağlı yumuşama ve çatlaklar görülürken beşinci ayak parmağı tırnağında da kalınlaşma dikkati çekiyordu.</p>

<p>Hastanın iş gereği uzun süre güvenlik botu kullanması ve ayaklarının belirgin şekilde terlemesi de öyküde öne çıkan ayrıntılardı. Daha önce kullanılan kısa süreli mantar kremine rağmen yakınmaların kalıcı olması, ayak mantarında yalnızca ilacı değil enfeksiyonun devam etmesine yol açan koşulları da değerlendirmek gerektiğini gösteren tipik bir örnek oluşturuyor.</p>

<p>Ayak mantarı neden en çok parmak aralarında görülür?</p>

<p>Tinea pedis, dermatofit adı verilen mantarların derinin yüzeysel tabakasında oluşturduğu enfeksiyondur. Ayak parmaklarının arası sıcak, nemli ve hava dolaşımının sınırlı olduğu bir ortam oluşturduğu için mantarların çoğalmasına elverişlidir.</p>

<p>Yoğun terleme, uzun süre kapalı veya hava almayan ayakkabı kullanılması ve ayakların nemli kalması riski artırabilir. Ortak duş, soyunma odası ve havuz çevresi gibi alanlarda çıplak ayakla dolaşmak da mantarla temas olasılığını artıran etkenler arasındadır.</p>

<p>Hangi belirtiler tinea pedisi düşündürür?</p>

<p>Parmak arası tinea pediste en sık görülen bulgular kaşıntı, soyulma, pullanma, beyazımsı görünüm ve deride çatlamadır. Nem nedeniyle deri yumuşayabilir ve macerasyon olarak adlandırılan beyaz, ıslak görünüm ortaya çıkabilir.</p>

<p>Çatlaklar bazı kişilerde ağrılı hale gelebilir. Enfeksiyon ayağın tabanına veya yanlarına yayılabilir. Bazı kişilerde ise daha kuru ve kalınlaşmış bir görünüm gelişebilir.</p>

<p>Ayak tırnaklarında sararma, kalınlaşma veya ufalanma varsa eşlik eden tırnak mantarı da değerlendirilmelidir. Tırnak enfeksiyonu bazı hastalarda mantarın ayak derisine yeniden yayılması için bir rezervuar oluşturabilir.</p>

<p>Her parmak arası kaşıntı mantar değildir</p>

<p>Ayak parmaklarının arasında kızarıklık, çatlama veya kaşıntı görülmesi tek başına mantar tanısı koydurmaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakteriyel enfeksiyonlar, eritrazma, Candida enfeksiyonları, irritan veya alerjik kontakt dermatit ve psoriasis benzer görünümler oluşturabilir. Özellikle uygun antifungal tedaviye rağmen düzelmeyen olgularda alternatif tanılar gündeme gelir.</p>

<p>Belirgin kötü koku, akıntı, artan ağrı, şişlik veya hızla yayılan kızarıklık bakteriyel enfeksiyon açısından ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p>Tanı ne zaman testle doğrulanır?</p>

<p>Tipik interdigital tinea pedis çoğu zaman klinik görünümle tanınabilir. Ancak hastalık tedaviye yanıt vermiyorsa, sık tekrarlıyorsa veya görünüm tipik değilse deri örneği alınarak mikroskobik inceleme ya da mantar kültürü yapılabilir.</p>

<p>Bu testler gerçekten dermatofit enfeksiyonu bulunup bulunmadığını göstermeye yardımcı olur. Böylece mantar olmayan bir deri hastalığının aylarca gereksiz antifungal ilaçlarla tedavi edilmesinin önüne geçilebilir.</p>

<p>Ayak mantarı nasıl tedavi edilir?</p>

<p>Sınırlı ayak mantarında tedavinin temelini çoğunlukla cilde uygulanan antifungal ilaçlar oluşturur. Kullanılan ilacın türüne göre tedavi süresi değişebilir ve ürünün önerilen süre boyunca düzenli kullanılması gerekir.</p>

<p>Yakınmalar azaldığında ilacı erken bırakmak tedavi başarısını düşürebilir. Buna karşılık tanı kesin değilken rastgele farklı kremleri peş peşe kullanmak da doğru değildir.</p>

<p>Yaygın, tekrarlayan veya topikal tedaviye yanıt vermeyen vakalarda doktor değerlendirmesi sonrasında ağızdan antifungal tedavi gündeme gelebilir. Ağızdan kullanılan mantar ilaçlarının etkileşimleri ve yan etkileri bulunduğu için kişisel değerlendirme olmadan kullanılmaması gerekir.</p>

<p>Kortizonlu krem neden dikkatli kullanılmalı?</p>

<p>Mantar enfeksiyonu olduğu düşünülmeden kullanılan kortikosteroid içeren kremler kızarıklık ve kaşıntıyı geçici olarak azaltabilir. Ancak altta mantar enfeksiyonu varsa enfeksiyonun görünümünü değiştirebilir veya kötüleşmesine yol açabilir.</p>

<p>Bu nedenle tanısı konmamış parmak arası döküntülerde yalnızca belirtileri baskılamak amacıyla kortizonlu krem kullanılması önerilmez.</p>

<p>Ayak mantarı neden tekrarlar?</p>

<p>Tinea pedisin önemli özelliklerinden biri tekrarlamaya eğilim göstermesidir. Tedavi mantarı ortadan kaldırsa bile ayakların sürekli nemli kalması enfeksiyonun yeniden gelişmesine zemin hazırlayabilir.</p>

<p>Özellikle aşırı terleme, uzun saatler kapalı ayakkabı kullanılması, nemli çoraplar ve eşlik eden tırnak mantarı tekrarlama riskini artırabilir.</p>

<p>Korunmada şu önlemler önemlidir:</p>

<p>Ayak parmaklarının arasını yıkama sonrasında iyice kurutmak.</p>

<p>Nemlenen çorapları değiştirmek.</p>

<p>Mümkün olduğunca hava geçiren ayakkabı ve çorap tercih etmek.</p>

<p>Ayakkabıların tamamen kurumasına fırsat vermek.</p>

<p>Ortak duş ve soyunma alanlarında terlik kullanmak.</p>

<p>Aşırı ayak terlemesi varsa bunun için tıbbi değerlendirme almak.</p>

<p>Eşlik eden tırnak mantarı bulunuyorsa tedavi gerekip gerekmediğini değerlendirmek.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Uygun bakıma rağmen yakınmalar devam ediyorsa, enfeksiyon sürekli tekrarlıyorsa veya tırnaklarda da değişiklik varsa dermatoloji değerlendirmesi yararlı olabilir.</p>

<p>Diyabeti, dolaşım bozukluğu veya bağışıklık sistemini etkileyen hastalığı bulunan kişilerde ayaktaki çatlak ve enfeksiyonların daha dikkatli değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Hızla yayılan kızarıklık, belirgin şişlik, sıcaklık artışı, irinli akıntı, şiddetli ağrı veya ateş gelişmesi ise ikincil bakteriyel enfeksiyon açısından gecikmeden tıbbi değerlendirme gerektirir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Ayak parmakları arasındaki her kaşıntı ve çatlama mantar değildir. Özellikle tedaviye rağmen geçmeyen, sık tekrarlayan veya enfeksiyon bulguları gelişen durumlarda dermatoloji değerlendirmesi gerekir. Ağızdan antifungal ilaçlar hekim önerisi olmadan kullanılmamalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Dermapixel — Tiña del pie interdigital: a veces, una crema no es suficiente — 22 Ağustos 2026<br />
2. Centers for Disease Control and Prevention — Treatment of Ringworm — 9 Şubat 2026<br />
3. MSD Manual Professional Edition — Tiña del pie (pie de atleta) — Ekim 2025 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/parmak-arasi-ayak-mantari-belirtileri-tedavisi-ve-korunma-yollari</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 06:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1441.jpeg" type="image/jpeg" length="19796"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Omuz ve Bel Ameliyatları Gereksiz mi? Kanıtlar Hangi Cerrahileri Sorguluyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/omuz-ve-bel-ameliyatlari-gereksiz-mi-kanitlar-hangi-cerrahileri-sorguluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/omuz-ve-bel-ameliyatlari-gereksiz-mi-kanitlar-hangi-cerrahileri-sorguluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Randomize çalışmalar, bazı omuz ve bel ameliyatlarının seçilmiş hastalarda plasebo cerrahi veya ameliyatsız tedaviye üstün olmadığını gösteriyor. Bulgular tüm omurga ve omuz cerrahisine genellenemez.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bazı omuz ve bel ameliyatlarında cerrahinin kendisi, seçilmiş hasta gruplarında plasebo işlemden ya da ameliyatsız tedaviden daha fazla yarar sağlamayabiliyor. Ancak bunun anlamı “omuz ve bel ameliyatları işe yaramıyor” değil. Asıl mesele, doğru hastaya doğru ameliyatın yapılması.</p>

<p>The Economist’in 24 Eylül 2026’da gündeme taşıdığı tartışmanın arkasında, cerrahi tedavileri ilaçlar gibi randomize kontrollü çalışmalarla sınayan giderek büyüyen bir bilimsel literatür bulunuyor. Özellikle bazı kronik omuz ağrıları ve özgül olmayan bel ağrılarında, yıllardır yapılan bazı girişimlerin beklenen ek faydayı sağlamadığına ilişkin kanıtlar dikkat çekiyor.</p>

<p>Omuz sıkışması ameliyatında 10 yıllık sonuç dikkat çekici</p>

<p>En güçlü örneklerden biri subakromiyal ağrı sendromunda uygulanan artroskopik subakromiyal dekompresyon ameliyatı.</p>

<p>Bu işlemde omuzdaki subakromiyal alan genişletiliyor ve ağrıya neden olduğu düşünülen dokulara yönelik cerrahi müdahale uygulanıyor.</p>

<p>BMJ’de yayımlanan FIMPACT araştırmasının 10 yıllık sonuçları, bu yaklaşımı oldukça güçlü bir testten geçirdi.</p>

<p>Araştırmaya, üç aydan uzun süredir subakromiyal ağrı belirtileri bulunan 35-65 yaş arasındaki 210 yetişkin dahil edildi. Hastalar dekompresyon ameliyatı, yalnızca tanısal artroskopinin yapıldığı plasebo cerrahi veya egzersiz tedavisi gruplarına ayrıldı.</p>

<p>On yılın sonunda 168 katılımcının takibi tamamlandı.</p>

<p>Sonuç dikkat çekiciydi: Subakromiyal dekompresyon, omuz ağrısı açısından plasebo cerrahiden anlamlı biçimde daha iyi değildi. Egzersiz tedavisine karşı da klinik açıdan belirgin bir üstünlük ortaya çıkmadı.</p>

<p>Üstelik üç gruptaki hastaların da zaman içinde belirgin şekilde iyileşmesi önemli bir başka noktayı gösterdi: Bir kişinin ameliyattan sonra düzelmesi, iyileşmenin mutlaka ameliyatın özgül cerrahi aşamasından kaynaklandığını kanıtlamıyor.</p>

<p>Hastalar ameliyattan sonra neden yine de daha iyi hissedebiliyor?</p>

<p>Cerrahi araştırmaların en ilginç sorularından biri tam olarak bu.</p>

<p>Bir hasta ameliyat olur ve aylar sonra ağrısı azalırsa, doğal olarak ameliyatın işe yaradığını düşünür. Ancak hastalığın doğal seyri, rehabilitasyon, zaman, eşlik eden tedaviler ve belirtilerin en şiddetli dönemin ardından kendiliğinden gerilemesi de sonucu etkileyebilir.</p>

<p>JAMA Network Open’da yayımlanan ve 100 çalışmadan 10 bin 699 katılımcının verilerini değerlendiren sistematik inceleme, çalışmalarda ameliyat sonrasında görülen toplam değişimin ortalama yüzde 67’sinin cerrahinin özgül etkisi dışındaki faktörlerle ilişkili olduğunu bildirdi.</p>

<p>Daha da önemlisi araştırmacılar, bunun tamamını “plasebo etkisi” olarak yorumlamadı. Analize göre doğal iyileşme, hastalığın seyri ve ortalamaya dönüş gibi özgül olmayan etkiler önemli rol oynuyordu.</p>

<p>Dolayısıyla “ameliyat sadece plasebo” demek de bilimsel açıdan fazla basitleştirici olur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bel ağrısında her füzyon ameliyatı aynı değil</p>

<p>Benzer tartışma bel cerrahisinde de yaşanıyor.</p>

<p>Özellikle nedeni net biçimde gösterilemeyen kronik bel ağrısında omurların cerrahi olarak birleştirildiği spinal füzyonun rutin kullanımı uzun süredir tartışmalı.</p>

<p>İngiltere Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmelliği Enstitüsü NICE, yalnızca bel ağrısı bulunan kişilerde spinal füzyonun randomize kontrollü bir çalışma dışında önerilmemesini tavsiye ediyor.</p>

<p>Ancak aynı kılavuz, ameliyatsız tedaviyle düzelmeyen siyatik yakınmaları bulunan ve görüntüleme bulguları şikâyetleriyle uyumlu olan hastalarda spinal dekompresyonun düşünülebileceğini belirtiyor.</p>

<p>Bu ayrım kritik.</p>

<p>“Bel ameliyatları işe yaramıyor” sonucu çıkarılamaz.</p>

<p>Sinir basısı, belirli omurga instabiliteleri ve başka açık cerrahi nedenleri bulunan bir hastayla, yalnızca kronik bel ağrısı nedeniyle ameliyat düşünülen bir hasta aynı klinik grupta değildir.</p>

<p>MR’da bozukluk görülmesi ameliyat gerektiğini gösterir mi?</p>

<p>Her zaman değil.</p>

<p>Omurga ve omuz görüntülemelerinde yaşla birlikte ortaya çıkabilen yapısal değişiklikler sık görülür. Bu nedenle bir MR raporunda disk dejenerasyonu, çıkıntı, tendon değişikliği veya başka anatomik bulgular görülmesi tek başına ameliyat kararı için yeterli değildir.</p>

<p>Görüntüleme sonucunun hastanın şikâyeti, muayene bulguları ve işlev kaybıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>NICE da bel ağrısı ve siyatikte uzmanlık dışı ilk değerlendirmede rutin görüntüleme yapılmamasını; görüntülemenin ancak sonucu tedavi yaklaşımını değiştirecekse değerlendirilmesini öneriyor.</p>

<p>“Omuz ameliyatları işe yaramıyor” demek neden yanlış?</p>

<p>Çünkü omuz ameliyatı tek bir işlem değildir.</p>

<p>Subakromiyal dekompresyon, rotator manşet tendonunun onarılması, kırık cerrahisi, omuz protezi ve instabilite ameliyatları birbirinden farklı hastalıklar için yapılan farklı işlemlerdir.</p>

<p>Bir ameliyat türünde plaseboya üstünlük gösterilememesi, başka bir ameliyatın da etkisiz olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>FIMPACT araştırmasının güçlü sonucu özellikle subakromiyal ağrı sendromu için yapılan artroskopik subakromiyal dekompresyon hakkında yorumlanmalıdır.</p>

<p>Kanıtı bütün omuz cerrahisine yaymak bilimsel olarak doğru değildir.</p>

<p>“İşe yaramıyorsa neden hâlâ yapılıyor?” sorusu gündemde</p>

<p>Bir tedavinin klinik uygulamaya girmesi ile daha sonra güçlü randomize çalışmalarla sınanması arasında bazen uzun yıllar geçebiliyor.</p>

<p>Cerrahide bu sorun ilaç araştırmalarından daha belirgin. Çünkü cerrahiyi körlemek, plasebo ameliyat tasarlamak ve hastaları rastgele gruplara ayırmak hem teknik hem de etik açıdan daha zor.</p>

<p>Son yıllarda plasebo kontrollü cerrahi çalışmalarının artması, bazı yerleşik uygulamaların gerçek katkısının yeniden değerlendirilmesini sağlıyor.</p>

<p>Buradaki amaç cerrahiyi değersizleştirmek değil.</p>

<p>Tam tersine, en fazla yarar görecek hastaların daha doğru seçilmesi ve etkisiz olduğu gösterilen girişimlerin hastalara getirdiği ameliyat, anestezi, enfeksiyon, iyileşme süreci ve maliyet yükünün azaltılması.</p>

<p>Asıl soru “ameliyat iyi mi kötü mü?” değil</p>

<p>The Economist’in “bazı sırt ve omuz ameliyatları yararsızdan da kötü olabilir” şeklindeki sert yaklaşımı dikkat çekici olsa da mevcut bilimsel kanıtların daha dikkatli okunması gerekiyor.</p>

<p>Araştırmalar bütün omuz veya omurga cerrahisini reddetmiyor.</p>

<p>Ortaya çıkan mesaj daha hedefli:</p>

<p>Bazı yaygın ameliyatların belirli hasta gruplarında, ameliyatsız tedaviye veya plasebo girişime göre anlamlı ek yararı gösterilememiş durumda.</p>

<p>Bu nedenle modern cerrahinin temel sorusu artık yalnızca “Bu ameliyat yapılabilir mi?” değil.</p>

<p>“Bu hastada, bu ameliyatın ameliyatsız tedaviden daha fazla yarar sağlayacağını gösteren güçlü kanıt var mı?” sorusu giderek daha önemli hale geliyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bel veya omuz ağrısı nedeniyle planlanmış bir ameliyat bu bilgiler doğrultusunda kişisel olarak ertelenmemeli veya iptal edilmemelidir. Cerrahi gerekliliği; tanı, muayene, görüntüleme, nörolojik bulgular ve hastanın klinik durumuyla birlikte uzman hekim tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>BMJ — Arthroscopic subacromial decompression versus placebo surgery for subacromial pain syndrome: 10 year follow-up of the FIMPACT randomised, placebo surgery controlled trial — 2025</li>
 <li>JAMA Network Open — Use of Placebo and Nonoperative Control Groups in Surgical Trials: A Systematic Review and Meta-analysis — 2022</li>
 <li>National Institute for Health and Care Excellence (NICE) — Low back pain and sciatica in over 16s: assessment and management, NG59 — son güncelleme 2020</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/omuz-ve-bel-ameliyatlari-gereksiz-mi-kanitlar-hangi-cerrahileri-sorguluyor</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 06:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1439.jpeg" type="image/jpeg" length="95176"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sakarya Üniversitesi’nin Acı Kaybı: Prof. Dr. Vahdet Uçar Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sakarya-universitesinin-aci-kaybi-prof-dr-vahdet-ucar-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sakarya-universitesinin-aci-kaybi-prof-dr-vahdet-ucar-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Vahdet Uçar kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Uçar, uzun yıllar üniversitede eğitim ve akademik çalışmalar yürüttü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Vahdet Uçar kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Uçar’ın vefatı ailesi ve yakınlarının yanı sıra öğrencileri, meslektaşları ve Sakarya Üniversitesi camiasında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>PROF. DR. VAHDET UÇAR KİMDİR?</p>

<p>Prof. Dr. Vahdet Uçar, akademik yaşamını makine mühendisliği alanında sürdüren ve uzun yıllar Sakarya Üniversitesi’nde görev yapan bir akademisyendi.</p>

<p>Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünün emekli öğretim üyeleri arasında yer alan Uçar, üniversitede uzun yıllar eğitim, araştırma ve öğrenci yetiştirme faaliyetlerinde bulundu.</p>

<p>MAKİNE MÜHENDİSLİĞİ ALANINDA ÇALIŞTI</p>

<p>Prof. Dr. Vahdet Uçar’ın akademik çalışmalarının önemli bölümünü makine mühendisliği alanındaki eğitim ve araştırma faaliyetleri oluşturdu.</p>

<p>Üniversitenin akademik kayıtlarında Uçar’ın makine mühendisliği derslerinde görev aldığı görülüyor.</p>

<p>Uçar, lisans eğitiminin yanı sıra lisansüstü çalışmaların yürütülmesine de katkı sundu. Sakarya Üniversitesi açık erişim kayıtlarında 1999 yılında tamamlanan “CNC Tezgahlarında Parça Programlaması ve Model Uygulanması” başlıklı yüksek lisans tezinin danışmanı olarak da adı yer alıyor.</p>

<p>İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ EĞİTİMİNE DE KATKI VERDİ</p>

<p>Prof. Dr. Vahdet Uçar’ın akademik faaliyetleri Makine Mühendisliği Bölümü ile sınırlı kalmadı.</p>

<p>Sakarya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesindeki İş Sağlığı ve Güvenliği programında da akademik görev üstlendi.</p>

<p>Üniversitenin eğitim bilgi sisteminde çeşitli derslerin koordinasyonu ve yürütülmesinde Prof. Dr. Vahdet Uçar’ın adına rastlanıyor.</p>

<p>ÇOK SAYIDA ÖĞRENCİNİN YETİŞMESİNE KATKI SUNDU</p>

<p>Uzun yıllara yayılan üniversite yaşamında mühendislik öğrencilerinin eğitimine katkı sağlayan Uçar, akademik bilgi ve deneyimini farklı kuşaklardan öğrencilerle paylaştı.</p>

<p>Sakarya Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünün kurumsal kayıtlarında da Prof. Dr. Vahdet Uçar, bölümün emekli öğretim üyeleri arasında yer alıyor.</p>

<p>PROF. DR. VAHDET UÇAR’A VEDA</p>

<p>Prof. Dr. Vahdet Uçar’ın vefatı Sakarya’daki akademi ve mühendislik camiasında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Prof. Dr. Vahdet Uçar’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, öğrencilerine, meslektaşlarına ve Sakarya Üniversitesi camiasına başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sakarya-universitesinin-aci-kaybi-prof-dr-vahdet-ucar-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 06:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1438.jpeg" type="image/jpeg" length="74650"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karanlık Dörtlü Nedir? Narsisizm, Makyavelizm, Psikopati ve Gündelik Sadizm Arasındaki Farklar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/karanlik-dortlu-nedir-narsisizm-makyavelizm-psikopati-ve-gundelik-sadizm-arasindaki-farklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/karanlik-dortlu-nedir-narsisizm-makyavelizm-psikopati-ve-gundelik-sadizm-arasindaki-farklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karanlık Dörtlü; narsisizm, Makyavelizm, psikopatik özellikler ve gündelik sadizmi birlikte ele alan bir kişilik modelidir. Bir tanı değildir; özellikler toplumda farklı düzeylerde görülebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Karanlık Dörtlü ya da İngilizce adıyla Dark Tetrad, kişilik psikolojisinde narsisizm, Makyavelizm, psikopatik özellikler ve gündelik sadizmi birlikte inceleyen bir araştırma çerçevesidir. Bu kavram psikiyatrik bir hastalık veya tek başına konulabilecek bir tanı değildir.</p>

<p>Modelin temelinde önce “Karanlık Üçlü” olarak tanımlanan narsisizm, Makyavelizm ve psikopati bulunuyordu. Daha sonraki araştırmalarda, başkalarının acısından veya rahatsızlığından haz alma eğilimini ifade eden gündelik sadizmin ayrı bir özellik olarak değerlendirilmesiyle Karanlık Dörtlü kavramı yaygınlaştı.</p>

<p>Karanlık Dörtlüyü oluşturan dört özellik nedir?</p>

<p>Dört özellik ortak bazı yönler taşısa da birbirinin aynısı değildir. Araştırmalarda özellikle düşük empati, çıkar odaklı davranma, kişiler arası duyarsızlık ve başkalarını kullanmaya yönelik eğilimler arasında örtüşmeler görülebilir.</p>

<p>Narsisizm: Üstünlük ve hayranlık ihtiyacı</p>

<p>Karanlık Dörtlü araştırmalarında narsisizm genellikle kişinin kendisini diğerlerinden üstün görmesi, özel olduğuna inanması, statü ve hayranlık istemesi ve güçlü bir hak edilmişlik duygusu taşıması gibi özelliklerle ele alınır.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrım vardır. Bir kişide narsistik özelliklerin bulunması, o kişinin narsistik kişilik bozukluğuna sahip olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Kişilik özellikleri toplumda farklı derecelerde bulunabilir. Klinik tanı ise çok daha kapsamlı bir psikiyatrik değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Makyavelizm: Hesapçı ve stratejik manipülasyon</p>

<p>Makyavelizm, kişinin kendi amaçlarına ulaşabilmek için diğer insanları stratejik biçimde yönlendirmeye yatkın olmasıyla ilişkilendirilir.</p>

<p>Bu özellik yüksek olduğunda kişi ilişkileri daha araçsal değerlendirebilir, insanlara karşı kuşkucu veya sinik yaklaşabilir ve çıkarlarını korumak için aldatma ya da manipülasyonu daha kabul edilebilir görebilir.</p>

<p>Makyavelizmi psikopatiden ayıran önemli noktalardan biri, davranışların çoğu zaman daha planlı ve hesapçı bir yapı göstermesidir.</p>

<p>Psikopatik özellikler: Duyarsızlık ve dürtüsellik</p>

<p>Karanlık Dörtlü çalışmalarında psikopati sözcüğü çoğunlukla “subklinik psikopatik özellikleri” ifade eder.</p>

<p>Bunlar arasında başkalarının duygularına karşı duyarsızlık, düşük suçluluk veya pişmanlık, dürtüsellik, risk alma ve bazı ölçümlerde yüzeysel çekicilik gibi özellikler bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle internette birkaç davranışa bakarak bir kişiye “psikopat” demek bilimsel değildir. Araştırma ölçeklerinde yüksek puan almak da tek başına psikiyatrik veya adli bir tanı oluşturmaz.</p>

<p>Gündelik sadizm: Başkasının rahatsızlığından haz alma</p>

<p>Karanlık Dörtlünün ayırt edici dördüncü bileşeni gündelik sadizmdir.</p>

<p>Burada kastedilen yalnızca fiziksel şiddet değildir. Araştırmalarda bir başkasının küçük düşürülmesinden, rahatsız edilmesinden veya acı çekmesinden keyif alma eğilimi incelenmektedir.</p>

<p>Gündelik sadizm, cinsel sadizm kavramıyla da aynı şey değildir. Kişilik psikolojisindeki çalışmalar çoğunlukla genel toplumdaki subklinik özellikleri araştırır.</p>

<p>2013 yılında Psychological Science dergisinde yayımlanan deneysel çalışmalar, sadistik eğilimlerin başkasına zarar vermekten haz alma davranışını diğer karanlık özelliklerin ötesinde açıklayabileceğine ilişkin bulgular ortaya koydu.</p>

<p>Sadizmin neden ayrı bir özellik olarak değerlendirilmesi gerektiği konusunda araştırmalar devam ediyor. Özellikle psikopati ile sadizm arasında belirgin bir örtüşme bulunduğunu gösteren çalışmalar da mevcut.</p>

<p>Dört özelliğin ortak noktası ne?</p>

<p>Karanlık Dörtlü özellikleri tamamen bağımsız değildir.</p>

<p>Bilimsel çalışmalarda bu özelliklerin çeşitli derecelerde birbiriyle ilişkili olduğu görülüyor. Manipülasyon, düşük kişiler arası duyarlılık, çıkarcılık ve düşük uzlaşmacılık ortak alanlardan bazıları.</p>

<p>Ancak kişinin hangi özelliğinin daha baskın olduğu davranış biçimini değiştirebilir.</p>

<p>Örneğin Makyavelist eğilim daha çok uzun vadeli ve stratejik manipülasyonla ilişkiliyken, psikopatik özelliklerde dürtüsellik ve duyarsızlık daha belirgin olabilir. Narsisizmde statü, üstünlük ve hayranlık ihtiyacı; sadizmde ise başkasının acısından veya rahatsızlığından haz alma eğilimi öne çıkar.</p>

<p>Karanlık Dörtlü bir kişilik bozukluğu mu?</p>

<p>Hayır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karanlık Dörtlü, psikoloji araştırmalarında kullanılan boyutsal bir kişilik modelidir. Bir kişinin bu özelliklerden birinde yüksek puan alması otomatik olarak kişilik bozukluğu olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Bilimsel çalışmalarda kullanılan Short Dark Tetrad (SD4) gibi ölçekler araştırma amacıyla kişilik eğilimlerini ölçmek için geliştirilmiştir.</p>

<p>Bu ölçekler narsisizm, Makyavelizm, psikopatik özellikler ve sadizmi ayrı alt boyutlarda değerlendirir. Ancak tek başına klinik teşhis amacıyla kullanılamaz.</p>

<p>Karanlık Dörtlü testiyle bir insan tanınabilir mi?</p>

<p>Tek bir testten hareketle bir insanı “karanlık kişilikli”, “narsist” veya “psikopat” olarak etiketlemek doğru değildir.</p>

<p>Kişilik ölçekleri kişinin belirli ifadeleri kendisi için ne ölçüde doğru bulduğunu değerlendirir. Sonuçlar kullanılan ölçekten, kişinin cevap verme biçiminden, kültürel faktörlerden ve araştırma grubundan etkilenebilir.</p>

<p>2024 yılında yayımlanan sistematik bir değerlendirme, Karanlık Dörtlü özelliklerini ölçmek için çok sayıda farklı aracın bulunduğunu ve ölçüm araçlarının psikometrik özelliklerinin birbirinden farklı olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Dolayısıyla internette bulunan kısa testlerin sonuçları klinik değerlendirme olarak görülmemelidir.</p>

<p>Karanlık Dörtlü özellikleri ilişkilerde nasıl görülebilir?</p>

<p>Bu özelliklerin yüksek olması bazı çalışmalarda kişiler arası sorunlar, manipülatif davranışlar, saldırganlık ve çeşitli sosyal açıdan olumsuz davranışlarla ilişkilendirilmiştir.</p>

<p>Ancak kişilik özelliği ile davranış arasında bire bir ilişki yoktur.</p>

<p>Bir kişinin belirli bir ölçekte yüksek puan alması onun mutlaka şiddet uygulayacağı, aldatacağı veya başkalarına zarar vereceği anlamına gelmez. Kişilik ile davranış arasındaki ilişki çevre, durum, öğrenilmiş davranışlar ve diğer bireysel özelliklerden de etkilenir.</p>

<p>Bipolar bozukluk Karanlık Dörtlünün parçası mı?</p>

<p>Hayır. Bipolar bozukluk Karanlık Dörtlünün dört bileşeninden biri değildir.</p>

<p>Bipolar bozukluk; mani veya hipomani ile depresif dönemlerin görülebildiği bir duygudurum bozukluğudur. Karanlık Dörtlü ise kişilik özelliklerini inceleyen farklı bir psikolojik çerçevedir.</p>

<p>Mani sırasında görülebilen aşırı özgüven, dürtüsellik veya risk alma gibi bazı davranışlar yüzeysel olarak belirli kişilik özelliklerine benzeyebilir. Bu benzerlik, bipolar bozukluğu olan kişinin narsistik, psikopatik veya “karanlık kişilikli” olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Bir davranıştan kişilik sonucu çıkarmak neden yanıltıcıdır?</p>

<p>İnsan davranışı bağlama göre değişir.</p>

<p>Örneğin kişinin bir tartışmada bencil davranması narsisizm tanısı koydurmaz. Birinin yalan söylemesi Makyavelist olduğu anlamına gelmez. Duygusuz görünen bir tepki de psikopatiyi kanıtlamaz.</p>

<p>Kişilik araştırmalarında önemli olan, davranışların zaman içinde ne kadar tutarlı olduğu ve farklı durumlarda ne ölçüde tekrarlandığıdır.</p>

<p>Bu nedenle günlük hayatta “Bunu yaptı, demek ki psikopat” veya “Çok kendine güveniyor, kesin narsist” türü çıkarımlar bilimsel açıdan güvenilir değildir.</p>

<p>Karanlık Dörtlü araştırmalarının önemli bir sınırı var</p>

<p>Bilim dünyasında dört özelliğin birbirinden ne ölçüde bağımsız olduğu tartışılmaya devam ediyor.</p>

<p>Özellikle sadizm ile psikopati arasında güçlü ilişkiler bulunması, iki kavramın ne kadar ayrı yapılar olduğu konusunda araştırmaları artırdı. Buna rağmen Karanlık Dörtlü, sosyal açıdan olumsuz kişilik eğilimlerini incelemek için kullanılan önemli araştırma modellerinden biri olmayı sürdürüyor.</p>

<p>Bu nedenle kavramı bir insanı kolayca etiketleyen dört maddelik bir “kişilik teşhisi” olarak değil, kişilik özellikleri arasındaki ilişkileri araştıran bilimsel bir model olarak değerlendirmek daha doğru.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Karanlık Dörtlü veya internetteki kişilik testleri psikiyatrik tanı koymaz. Bir kişinin kişilik bozukluğu, psikopati veya başka bir ruhsal bozukluğu olup olmadığı yalnızca davranış örneklerinden ya da çevrim içi testlerden belirlenemez. Klinik değerlendirme gerektiğinde psikiyatri veya klinik psikoloji uzmanına başvurulmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Scientific Reports — The Dark Tetrad: Analysis of Profiles and Relationship with the Big Five Personality Factors — 2024</p>

<p>Personality and Individual Differences — Considering Sadism in the Shadow of the Dark Triad Traits: A Meta-Analytic Review of the Dark Tetrad — 2022</p>

<p>European Journal of Psychological Assessment — Screening for Dark Personalities: The Short Dark Tetrad (SD4) — 2021 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/karanlik-dortlu-nedir-narsisizm-makyavelizm-psikopati-ve-gundelik-sadizm-arasindaki-farklar</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 00:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1436.jpeg" type="image/jpeg" length="94999"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uyuşma, Görme Sorunu, Denge Kaybı: MS Vücutta Nasıl Belirti Veriyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/uyusma-gorme-sorunu-denge-kaybi-ms-vucutta-nasil-belirti-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/uyusma-gorme-sorunu-denge-kaybi-ms-vucutta-nasil-belirti-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MS belirtileri kişiden kişiye değişir; uyuşma, karıncalanma, görme kaybı, güçsüzlük, denge bozukluğu ve yorgunluk görülebilir. Tek bir belirti MS tanısı koydurmaz; nörolojik değerlendirme gerekir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Multipl skleroz (MS), beyin, omurilik ve görme sinirlerini içine alan merkezi sinir sistemini etkileyen bağışıklık aracılı bir hastalıktır. Belirtiler sinir sisteminde hangi bölgenin etkilendiğine göre değişir. Uyuşma ve karıncalanma, tek gözde görme azalması, kas güçsüzlüğü, denge bozukluğu, çift görme ve belirgin yorgunluk sık karşılaşılan yakınmalar arasındadır.</p>

<p>Ancak bu belirtilerden birinin bulunması kişide MS olduğu anlamına gelmez. Benzer şikâyetler çok sayıda nörolojik, metabolik, enfeksiyöz ve damar hastalığında da ortaya çıkabilir. MS tanısı belirtilerin öyküsü, nörolojik muayene ve gerekli görüldüğünde MR ile diğer incelemelerin birlikte değerlendirilmesiyle konur.</p>

<p>MS’in ilk belirtileri neler olabilir?</p>

<p>MS’in başlangıcı herkeste aynı değildir. Bazı kişilerde ilk dikkat çeken sorun görmeyle ilgili olurken bazı kişilerde uyuşma, güçsüzlük veya denge problemi ön plana çıkabilir.</p>

<p>Sık görülebilen belirtiler arasında şunlar yer alır:</p>

<p>• Kol, bacak veya vücudun bir bölümünde uyuşma ve karıncalanma<br />
• Bir kol veya bacakta güçsüzlük<br />
• Tek gözde bulanık görme ya da görme kaybı<br />
• Göz hareketleri sırasında ağrı<br />
• Çift görme<br />
• Yürüme ve denge sorunları<br />
• Koordinasyon bozukluğu<br />
• Baş dönmesi veya vertigo<br />
• Kaslarda sertlik ve spazm<br />
• Belirgin yorgunluk<br />
• Mesane ve bağırsak kontrolünde değişiklikler<br />
• Hafıza, dikkat ve düşünme güçlüğü<br />
• Duygudurum değişiklikleri</p>

<p>Belirtilerin türü ve şiddeti kişiden kişiye önemli ölçüde farklılık gösterebilir.</p>

<p>Tek gözde ağrı ve görme azalması MS belirtisi olabilir mi?</p>

<p>MS’in dikkat çeken nörolojik bulgularından biri optik nörittir. Görme sinirindeki iltihaplanmaya bağlı olarak genellikle tek gözde görme azalması ortaya çıkabilir.</p>

<p>Görme bulanıklaşabilir, renkler daha soluk algılanabilir ve göz hareketleri ağrılı olabilir. Görme kaybı saatler veya günler içinde gelişebilir.</p>

<p>Bununla birlikte her görme bozukluğu optik nörit veya MS anlamına gelmez. Özellikle aniden başlayan görme kaybının farklı ve acil nedenleri de olabilir.</p>

<p>Uyuşma ve karıncalanma MS’te nasıl olur?</p>

<p>MS, beyinden ve omurilikten gelen sinir sinyallerinin iletimini etkileyebildiği için uyuşma, karıncalanma veya farklı duyusal hisler ortaya çıkabilir.</p>

<p>Şikâyetler elde, kolda, bacakta, yüzde veya gövdede hissedilebilir. Bazı kişiler boynunu öne doğru eğdiğinde omurgadan kollara ya da bacaklara yayılan kısa süreli elektrik çarpması benzeri bir his tarif eder. Bu bulgu Lhermitte belirtisi olarak adlandırılır.</p>

<p>Lhermitte belirtisi MS’te görülebilir ancak MS’e özgü değildir ve farklı omurilik hastalıklarında da ortaya çıkabilir.</p>

<p>MS dengeyi ve yürümeyi etkileyebilir mi?</p>

<p>Evet. MS, hareketi ve koordinasyonu yöneten sinir yollarını etkilediğinde dengesizlik, sendeleme, koordinasyon kaybı ve yürüme güçlüğü görülebilir.</p>

<p>Kas güçsüzlüğü, kas sertliği veya istemsiz spazmlar da hareket kabiliyetini zorlaştırabilir.</p>

<p>Bazı kişilerde baş dönmesi veya çevrenin dönüyormuş gibi hissedildiği vertigo da görülebilir.</p>

<p>MS yorgunluğu normal yorgunluktan farklı olabilir</p>

<p>Yorgunluk MS’te sık bildirilen ve günlük yaşamı belirgin biçimde etkileyebilen yakınmalardan biridir.</p>

<p>Kişi yeterince dinlenmiş olsa bile yoğun halsizlik yaşayabilir. Bununla birlikte yorgunluk tek başına MS belirtisi değildir. Kansızlık, tiroit hastalıkları, enfeksiyonlar, uyku bozuklukları, ilaçlar ve çok sayıda başka durum da benzer yakınmaya yol açabilir.</p>

<p>Bu nedenle uzun süren veya açıklanamayan yorgunlukta nedenin araştırılması önemlidir.</p>

<p>Her belirti artışı MS atağı mıdır?</p>

<p>Hayır. Gerçek bir MS atağında genellikle yeni bir nörolojik belirti ortaya çıkar veya daha önce bulunan bir belirti belirgin biçimde kötüleşir ve durum en az 24 saat sürer.</p>

<p>Yeni atağın değerlendirilmesinde enfeksiyon, ateş veya vücut sıcaklığındaki yükselme gibi belirtileri geçici olarak artırabilecek durumların bulunup bulunmadığı da dikkate alınır.</p>

<p>Özellikle sıcaklık artışı bazı kişilerde daha önce var olan MS belirtilerini geçici olarak kötüleştirebilir. Bu durum yeni bir hastalık aktivitesinden kaynaklanan gerçek atakla aynı değildir.</p>

<p>Tek bir belirtiyle MS tanısı konur mu?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hayır. MS tanısını doğrulayan tek bir belirti veya tek bir kan testi bulunmaz.</p>

<p>Nörolog hastanın geçmişte ve günümüzde yaşadığı nörolojik belirtileri değerlendirir ve ayrıntılı nörolojik muayene yapar. Beyin ve omurilik MR görüntülemesi tanıda önemli bir yer tutar.</p>

<p>Gerekli durumlarda beyin-omurilik sıvısının incelenmesi, kan testleri veya sinirlerin elektriksel yanıtlarını ölçen ek incelemeler de kullanılabilir.</p>

<p>Amaç yalnızca MS ile uyumlu bulguları göstermek değil, benzer belirtilere yol açabilecek başka hastalıkları da dışlamaktır.</p>

<p>Hangi belirtilerde acil değerlendirme gerekir?</p>

<p>Yeni ortaya çıkan nörolojik belirtiler her zaman MS’e bağlanmamalıdır.</p>

<p>Özellikle aniden gelişen:</p>

<p>• Tek taraflı kol veya bacak güçsüzlüğü<br />
• Yüzde kayma<br />
• Konuşma bozukluğu<br />
• Ani görme kaybı veya belirgin görme bozukluğu<br />
• Şiddetli denge ve koordinasyon kaybı</p>

<p>gibi bulgular inme dahil acil hastalıkların belirtisi olabilir. Bu tür durumlarda zaman kaybetmeden acil sağlık değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>MS belirtileri birçok farklı hastalıkta görülebilir. Uyuşma, görme değişikliği, güç kaybı veya denge sorunu tek başına MS tanısı anlamına gelmez. Yeni, tekrarlayan veya kalıcı nörolojik yakınmalarda nöroloji değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>WebMD — Multiple Sclerosis (MS) Symptoms</p>

<p>Mayo Clinic — Multiple Sclerosis: Symptoms and Causes</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıbbiye Kütüphanesi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/uyusma-gorme-sorunu-denge-kaybi-ms-vucutta-nasil-belirti-veriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 23:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1435.jpeg" type="image/jpeg" length="17684"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zayıflama İlaçlarının Yan Etkileri Nasıl Azaltılır? GLP-1 Kullanırken 9 Pratik Adım]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclarinin-yan-etkileri-nasil-azaltilir-glp-1-kullanirken-9-pratik-adim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclarinin-yan-etkileri-nasil-azaltilir-glp-1-kullanirken-9-pratik-adim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zayıflama ilaçları, obezite ve fazla kilonun tedavisinde kullanılan reçeteli ilaçlardır. GLP-1 temelli ilaçlarda bulantı, reflü, ishal ve kabızlık sık görülür; küçük öğün ve yeterli sıvı şikâyetleri azaltabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Zayıflama ilaçları, fazla kilo ve obezitenin tıbbi tedavisinde hekim değerlendirmesiyle kullanılan reçeteli ilaçlardır. Son yıllarda özellikle GLP-1 hormonunun etkilerini taklit eden veya bu sistemi hedefleyen ilaçlar, iştahı azaltmaları ve daha erken tokluk sağlamaları nedeniyle öne çıktı.</p>

<p>Ancak bu ilaçların etkisi yalnızca iştah üzerinde değil. Sindirim sisteminin çalışma biçimini de değiştirebildikleri için bulantı, kusma, ishal, kabızlık, reflü, hazımsızlık ve karında şişkinlik gibi yakınmalar görülebiliyor. Cleveland Clinic, özellikle tedavinin başlangıcında veya doz artışları sırasında beslenme biçiminin şikâyetlerin şiddetini belirgin biçimde etkileyebileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Zayıflama ilaçları nedir?</p>

<p>“Zayıflama ilacı” günlük dilde kullanılan geniş bir tanımdır. Tıbbi olarak bunlar, fazla kilo veya obezitenin yönetiminde beslenme, fiziksel aktivite ve davranış değişikliklerine ek olarak kullanılabilen reçeteli kilo yönetimi ilaçlarıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu ilaçların hepsi aynı şekilde çalışmaz. Bazıları iştahı azaltır veya tokluk hissini artırır, bazıları ise bağırsaktan yağ emilimini azaltır. GLP-1 sistemini hedefleyen ilaçlar ise son yıllarda kilo yönetiminde en çok gündeme gelen gruplardan biridir.</p>

<p>Semaglutid ve liraglutid GLP-1 reseptör agonistleridir. Tirzepatid ise teknik olarak yalnızca GLP-1 ilacı değildir; hem GIP hem de GLP-1 reseptörlerini hedefleyen çift etkili bir ilaçtır.</p>

<p>Bu nedenle “GLP-1 zayıflama ilaçları” ifadesi günlük kullanımda semaglutid ve tirzepatid gibi ilaçları birlikte anlatmak için kullanılsa da farmakolojik olarak aynı grupta değillerdir.</p>

<p>Ayrıca aynı etkin madde farklı ticari adlarla ve farklı hastalıklar için ruhsatlandırılabilir. Bir ilacın diyabet tedavisinde kullanılan formu ile obezite tedavisinde ruhsatlandırılmış formunun kullanım amacı ve dozu aynı olmayabilir.</p>

<p>GLP-1 ilaçları neden bulantı ve reflü yapabilir?</p>

<p>GLP-1 temelli tedaviler iştahı azaltırken mide boşalmasını da yavaşlatabilir. Yemeğin midede daha uzun süre kalması erken doygunluğa yardımcı olurken bazı kişilerde bulantı, dolgunluk, geğirme ve reflü hissini artırabilir.</p>

<p>Özellikle alışılmış büyüklükte bir öğünün hızlı biçimde tüketilmesi rahatsızlığı belirginleştirebilir.</p>

<p>Bu nedenle kişi eskisi kadar aç hissetmese bile yalnızca “daha az yemek” değil, yeme biçimini de değiştirmek zorunda kalabilir.</p>

<p>Büyük öğün yerine daha küçük porsiyonlar tercih edilebilir</p>

<p>GLP-1 tedavisi sırasında büyük bir öğünü tek seferde tüketmek bulantı, aşırı dolgunluk ve reflüyü artırabilir.</p>

<p>Daha küçük porsiyonlar yemek ve öğünü rahatsızlık oluşturmayacak şekilde bölmek bazı kişiler için daha iyi tolere edilebilir.</p>

<p>Buradaki amaç aç kalmak değildir. Amaç, yavaşlayan mide boşalmasına uygun bir yeme düzeni oluşturmaktır.</p>

<p>Yeme hızını azaltmak neden önemli?</p>

<p>Hızlı yemek, kişinin tokluk sinyallerini fark etmeden ihtiyacından fazla yemesine yol açabilir.</p>

<p>GLP-1 tedavisi sırasında erken tokluk daha belirgin olabileceği için yavaş yemek, lokmalar arasında zaman bırakmak ve doyma hissini takip etmek önem kazanır.</p>

<p>Tokluk başladıktan sonra yemeye devam etmek bulantı ve reflü şikâyetlerini artırabilir.</p>

<p>Yağlı ve çok şekerli yiyecekler şikâyetleri artırabilir</p>

<p>Herkesin tetikleyici yiyecekleri aynı değildir. Ancak Cleveland Clinic; yüksek yağlı, kızartılmış, çok şekerli, aşırı işlenmiş ve bazı kişilerde baharatlı yiyeceklerin sindirim yakınmalarını artırabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Pizza, kızartmalar, ağır soslar, yoğun tatlılar ve çok büyük porsiyonlar özellikle tedavinin ilk döneminde daha zor tolere edilebilir.</p>

<p>Kişinin hangi yiyeceğin kendisinde sorun oluşturduğunu takip etmesi daha anlamlıdır.</p>

<p>Yeterli sıvı almak neden daha da önemli hale geliyor?</p>

<p>İştahın azalması bazen içme isteğinin de azalmasına neden olabilir.</p>

<p>Üstelik ishal veya kusma gelişirse sıvı kaybı daha da artabilir. Yetersiz sıvı tüketimi kabızlığı ağırlaştırabilir ve ciddi durumlarda susuzluğa yol açabilir.</p>

<p>Gün boyunca düzenli sıvı tüketmek bu nedenle önemlidir.</p>

<p>Ancak yemek sırasında çok fazla sıvı tüketmek aşırı dolgunluk oluşturuyorsa sıvı alımı öğün aralarına yayılabilir.</p>

<p>Kabızlık varsa lif hemen artırılmalı mı?</p>

<p>Lifli besinler normal koşullarda bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olabilir. Fakat GLP-1 kullanan ve belirgin şişkinlik, dolgunluk veya mide rahatsızlığı yaşayan bir kişide lif miktarını birden artırmak yakınmaları daha da kötüleştirebilir.</p>

<p>Bu nedenle lif tüketiminin kademeli düzenlenmesi ve yeterli sıvıyla desteklenmesi daha uygundur.</p>

<p>Uzun süren veya şiddetli kabızlıkta kendi kendine sürekli müshil kullanmak yerine sağlık profesyoneline danışılmalıdır.</p>

<p>Bulantı ve reflü varsa yemekten hemen sonra uzanmayın</p>

<p>Bulantı veya reflü yaşayanlarda yemek sonrasında dik pozisyonda kalmak yardımcı olabilir.</p>

<p>Özellikle yemek yedikten hemen sonra uzanmak mide içeriğinin yemek borusuna kaçmasını kolaylaştırarak reflüyü artırabilir.</p>

<p>Daha küçük porsiyon, yavaş yemek ve yemek sonrasında bir süre dik kalmak birlikte daha iyi tolere edilebilir.</p>

<p>Yan etkiler zamanla azalabilir mi?</p>

<p>Bazı kişilerde sindirim sistemi yakınmaları tedavinin başlangıcında veya doz artırılırken daha belirgin hale gelir ve vücut tedaviye uyum sağladıkça hafifleyebilir.</p>

<p>Ancak “nasıl olsa geçer” düşüncesiyle şiddetli belirtilere uzun süre katlanmak doğru değildir.</p>

<p>Bulantı, kusma veya ishal günlük yaşamı bozuyorsa, beslenmeyi engelliyorsa veya sürekli devam ediyorsa tedaviyi düzenleyen hekimle görüşülmelidir.</p>

<p>Hekim gerekli görürse doz artırma hızını değiştirebilir, tedaviyi yeniden değerlendirebilir veya farklı bir seçeneğe geçebilir. Dozun kendi kendine azaltılması, artırılması ya da ilacın gelişigüzel bırakılması uygun değildir.</p>

<p>Hangi belirtiler sıradan bir yan etki olarak görülmemeli?</p>

<p>Hafif bulantı veya geçici dolgunluk ile ciddi ve devam eden yakınmalar aynı değildir.</p>

<p>Tekrarlayan veya durmayan kusma, sıvı alamama, belirgin susuzluk belirtileri, şiddetli ve geçmeyen karın ağrısı ya da giderek ağırlaşan sindirim yakınmaları tıbbi değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Kilo verme amacıyla kullanılan reçeteli ilaçların da diğer ilaçlar gibi kişiye göre değişen kontrendikasyonları, ilaç etkileşimleri ve nadiren ciddi yan etkileri olabilir. Bu nedenle tedavi yalnızca kilo kaybı miktarına bakılarak değerlendirilmemelidir.</p>

<p>Zayıflama ilacında amaç yalnızca tartıdaki rakam değildir</p>

<p>Kilo yönetimi ilaçları tek başına “hızlı zayıflama yöntemi” değildir.</p>

<p>Fazla kilo ve obezite kronik sağlık sorunlarıyla ilişkili olabildiğinden bu ilaçlar uygun kişilerde kapsamlı bir tedavi planının parçası olarak kullanılabilir. Beslenme, fiziksel aktivite, uyku, eşlik eden hastalıklar ve kullanılan diğer ilaçlar da değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kimin bu tedavilerden yararlanabileceği; kişinin kilosuna, eşlik eden hastalıklarına, kullandığı diğer ilaçlara, tedavinin olası faydalarına ve yan etki riskine göre belirlenir.<br />
TIBBİ UYARI</p>

<p>GLP-1 veya diğer zayıflama ilaçlarının dozu yan etki nedeniyle kişinin kendi kararıyla değiştirilmemelidir. Şiddetli ya da devam eden karın ağrısı, tekrarlayan kusma, sıvı alamama veya belirgin susuzluk gelişirse sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Bu içerik kişisel tanı veya tedavi önerisi değildir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Cleveland Clinic — How To Manage the Digestive Side Effects of GLP-1 Medications — 9 Eylül 2026<br />
2. National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK) — Prescription Medications to Treat Overweight &amp; Obesity </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclarinin-yan-etkileri-nasil-azaltilir-glp-1-kullanirken-9-pratik-adim</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 22:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1434.jpeg" type="image/jpeg" length="22094"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="49883"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="12909"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="31024"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="50667"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="63998"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="66305"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
