<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 12 Sep 2026 22:42:04 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[20 Dakikalık Gündüz Uykusu Vücudunuzda Neleri Değiştirebilir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/20-dakikalik-gunduz-uykusu-vucudunuzda-neleri-degistirebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/20-dakikalik-gunduz-uykusu-vucudunuzda-neleri-degistirebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kısa bir gündüz uykusu, özellikle öğleden sonra, dikkat, hafıza ve ruh halinde geçici iyileşme sağlayabilir. Ancak uzun ve geç saatlerdeki uykular gece uykusunu bozup uyandıktan sonra sersemlik yaratabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündüz Uykusunun Faydaları: Öğle Uykusu Kaç Dakika Olmalı?</p>

<p>Öğleden sonra bastıran uyku her zaman kötü bir alışkanlığın işareti değil. Sağlıklı yetişkinlerde kısa süreli gündüz uykusu; uyanıklığı artırabilir, yorgunluğu azaltabilir, hafızayı ve bazı zihinsel performans alanlarını geçici olarak destekleyebilir.</p>

<p>Ancak burada süre ve saat belirleyici. Çoğu yetişkin için yaklaşık 20–30 dakikalık kısa bir uyku, derin uykuya geçmeden dinlenmeye fırsat verdiği için daha uygun kabul ediliyor. Bir saate yaklaşan veya günün geç saatlerine sarkan uykular ise uyandıktan sonra sersemlik yaratabilir ve gece uykuya dalmayı zorlaştırabilir.</p>

<p>Gündüz uykusu neden iyi gelebilir?</p>

<p>Uyku sırasında beyin tamamen kapanmaz. Gün içinde edinilen bilgilerin işlenmesi, bazı anıların güçlendirilmesi ve zihinsel yorgunluğun azaltılmasıyla ilişkili süreçler devam eder.</p>

<p>Kısa gündüz uykularını inceleyen çalışmalar, uyandıktan sonraki saatlerde dikkat, tepki hızı ve bilişsel performansın bazı ölçümlerinde iyileşme olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bu etki herkeste aynı düzeyde görülmeyebilir. Önceki gece ne kadar uyunduğu, kişinin alışılmış uyku düzeni, yaş, gündüz uykusunun saati ve süresi sonucu değiştirebilir.</p>

<p>Hafızaya yardımcı olabilir mi?</p>

<p>Gündüz uykusu konusunda en fazla araştırılan alanlardan biri hafızadır. Uyku, yeni öğrenilen bilgilerin daha kalıcı hale gelmesini sağlayan bellek pekiştirme süreçleriyle yakından ilişkilidir.</p>

<p>Çalışmalar, kısa veya orta uzunluktaki gündüz uykularından sonra bazı bellek görevlerinde performansın iyileşebildiğini gösteriyor. Öğrenme yoğun bir günün ortasında kısa süreli uyku, özellikle yorgunluk arttığında zihinsel performansın korunmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Bu bulgular, gündüz uykusunun herkes için hafızayı kesin biçimde güçlendirdiği anlamına gelmiyor. Çalışmaların önemli bir bölümü kontrollü laboratuvar ortamlarında yürütüldü ve sonuçlar yapılan görevin türüne göre değişebiliyor.</p>

<p>Dikkat ve performansı artırabilir</p>

<p>Uykusuzluk ve uzun süre aralıksız çalışmak dikkatin azalmasına yol açabilir. Kısa bir öğle uykusu bu düşüşü geçici olarak azaltabilir.</p>

<p>Gündüz uykusu üzerine yapılan sistematik değerlendirmelerde, uyku sonrasında özellikle uyanıklık ve bazı bilişsel performans ölçümlerinde olumlu etkiler bildirildi.</p>

<p>Bu nedenle kısa uyku; vardiyalı çalışanlar, uzun süre zihinsel iş yapanlar veya geçici olarak uykusuz kalmış kişiler açısından yararlı olabilir. Ancak gündüz uykusu düzenli gece uykusunun yerine geçmez.</p>

<p>Ruh halini etkileyebilir mi?</p>

<p>Yorgunluk yalnızca bedeni değil, ruh halini de etkiler. Uykulu olduğumuzda tahammülsüzlük, isteksizlik ve zihinsel tükenmişlik hissi artabilir.</p>

<p>Kısa bir dinlenme veya uyku sonrasında bazı kişiler kendilerini daha enerjik ve daha iyi hissedebilir. Araştırmalarda gündüz uykusu sonrasında ruh hali ve öznel yorgunlukta iyileşme bildiren sonuçlar bulunuyor.</p>

<p>En iyi gündüz uykusu süresi ne kadar?</p>

<p>Tek bir süre herkes için mükemmel değil. Yine de sağlıklı yetişkinlerin günlük yaşamı açısından 20–30 dakika civarındaki kısa uykular sık önerilen aralıktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu süre, kişinin hafif uyku evrelerinden yararlanmasına izin verirken derin uyku sırasında uyandırılma olasılığını azaltır.</p>

<p>10–20 dakikalık çok kısa uykular bile bazı kişilerde uyanıklığı artırabilir.</p>

<p>Uyku uzadıkça daha derin uyku evrelerine geçme ihtimali yükselir. Derin uyku sırasında uyanmak, kısa süreli şaşkınlık, ağırlık ve performans düşüşüyle seyreden “uyku ataleti” adı verilen durumu daha belirgin hale getirebilir.</p>

<p>Neden uyandıktan sonra daha kötü hissedebilirsiniz?</p>

<p>Bir saat uyuyup kalktıktan sonra kendinizi 20 dakikalık uykudan daha yorgun hissetmeniz mümkündür.</p>

<p>Bunun nedenlerinden biri, uyku sırasında daha derin evrelere geçilmiş olmasıdır. Derin uykudan ani uyanışın ardından beyin hemen tam uyanıklık düzeyine ulaşamayabilir.</p>

<p>Bu geçici dönemde konsantrasyon, tepki süresi ve karar verme becerileri etkilenebilir.</p>

<p>Araç kullanmak, makine çalıştırmak veya hızlı karar vermek gereken bir işe dönülecekse uyandıktan hemen sonra harekete geçmemek daha güvenli olabilir.</p>

<p>Öğle uykusu için en uygun saat hangisi?</p>

<p>Çoğu insanın biyolojik ritminde öğleden sonra erken saatlerde doğal bir uyanıklık düşüşü yaşanır. Bu nedenle yaklaşık öğle sonrası ile öğleden sonranın ilk saatleri gündüz uykusu için daha uygun olabilir.</p>

<p>Akşam saatlerine yaklaşıldıkça yapılan uyku, gece için biriken uyku ihtiyacını azaltabilir.</p>

<p>Özellikle gece uykuya dalmakta zorlanan kişilerde geç saatlerde yapılan gündüz uykusu sorunu daha belirgin hale getirebilir.</p>

<p>Gündüz uykusu gece uykusunun yerini tutmaz</p>

<p>Kısa bir gündüz uykusunun kendinizi daha iyi hissettirmesi, geceleri daha az uyuyabileceğiniz anlamına gelmez.</p>

<p>Yetişkinlerin büyük bölümünün düzenli olarak gece yeterli süre uyuması gerekir. Gündüz yapılan kısa uyku, kaybedilmiş gece uykusunun bütün biyolojik etkilerini ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Sürekli uykusuz kalıp bunu her gün öğleden sonra uyuyarak telafi etmeye çalışmak sağlıklı bir uyku düzeninin alternatifi değildir.</p>

<p>Her gün gündüz uyumak zararlı mı?</p>

<p>Bu sorunun yanıtı gündüz uykusunun süresine ve nedenine bağlıdır.</p>

<p>Kısa ve erken saatlerde yapılan bir uyku sağlıklı kişilerde genellikle sorun oluşturmaz. Buna karşılık uzun süreli ve alışkanlık haline gelmiş gündüz uykuları konusunda bilimsel veriler daha karmaşıktır.</p>

<p>2024 yılında yayımlanan ve 44 kohort çalışmasından yaklaşık 1,86 milyon kişiyi değerlendiren bir sistematik derleme ve meta-analiz, 30 dakika veya daha uzun süreli alışılmış gündüz uykusunun bazı olumsuz sağlık sonuçlarıyla ilişkili olduğunu bildirdi.</p>

<p>Bu tür çalışmalar neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz. Uzun süre uyuyan kişilerde uyku apnesi, kronik hastalıklar, gece uykusunun kalitesiz olması veya başka sağlık sorunları daha yaygın olabilir. Dolayısıyla “uzun gündüz uykusu hastalık yapar” şeklinde kesin bir çıkarım doğru değildir.</p>

<p>Kalp sağlığı konusunda neden temkinli olmak gerekiyor?</p>

<p>Bazı eski çalışmalar gündüz uykusunun kan basıncı ve stres yanıtı üzerinde olumlu etkiler gösterebileceğini düşündürmüştü.</p>

<p>Daha büyük gözlemsel çalışmalar ve meta-analizler ise özellikle uzun süreli gündüz uykusu ile kardiyovasküler hastalık ve ölüm riski arasında ilişki bildirdi.</p>

<p>Buradaki kritik ayrım nedenselliktir. Bu çalışmalar, gündüz uykusunun kalp hastalığına doğrudan yol açtığını göstermiyor. Uzun uyuma ihtiyacı kişinin genel sağlık durumunun veya yetersiz gece uykusunun bir göstergesi de olabilir.</p>

<p>Kimler gündüz uykusuna daha dikkatli yaklaşmalı?</p>

<p>Gece uykuya dalmakta veya uykuyu sürdürmekte zorlanan kişiler gündüz uykusunun süresini ve saatini özellikle gözden geçirmeli.</p>

<p>İnsomni yaşayan kişilerde uzun veya geç saatlerde yapılan uyku, gece için gereken uyku baskısını azaltarak sorunu ağırlaştırabilir.</p>

<p>Sabah yeterince uyumuş olmasına rağmen gün içinde kontrol edilemeyecek düzeyde uyku ihtiyacı yaşayan kişilerde ise yalnızca daha fazla kestirmek yerine nedenin araştırılması önemlidir.</p>

<p>Uyku apnesi, bazı ilaçlar, vardiyalı çalışma, yetersiz gece uykusu ve çeşitli sağlık sorunları gündüz aşırı uykululuğuyla ilişkili olabilir.</p>

<p>Daha verimli bir gündüz uykusu için ne yapılabilir?</p>

<p>Uykuyu yaklaşık 20–30 dakika ile sınırlamak çoğu yetişkin için pratik bir başlangıçtır.</p>

<p>Mümkünse öğleden sonranın erken saatleri tercih edilebilir.</p>

<p>Sessiz, karanlık ve çok sıcak olmayan bir ortam uykuya geçişi kolaylaştırabilir.</p>

<p>Uyandıktan hemen sonra yoğun dikkat gerektiren bir işe başlamadan önce kendinize birkaç dakika ayırmak yararlı olabilir.</p>

<p>Gece uykuya dalmanız zorlaşıyorsa gündüz uykusunu daha erken saate çekmek, kısaltmak veya bir süre bırakmak gerekebilir.</p>

<p>Gündüz uykusuna duyulan ihtiyaç aniden arttıysa ne yapılmalı?</p>

<p>Eskiden gün içinde uyuma ihtiyacınız yokken son dönemde sürekli uyuklamaya başladıysanız bunu yalnızca yoğunluğa bağlamamak gerekir.</p>

<p>Özellikle yeterli süre uyumanıza rağmen gündüz belirgin uykululuk devam ediyorsa, sabah dinlenmeden kalkıyorsanız, yüksek sesle horlama veya uykuda nefes kesilmesi tarif ediliyorsa sağlık profesyoneli değerlendirmesi uygun olabilir.</p>

<p>Gündüz uykusunun en yararlı tarafı, kısa ve doğru zamanda yapıldığında geçici bir zihinsel yenilenme sağlamasıdır. Daha uzun uyumak ise her zaman daha fazla fayda anlamına gelmez.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel sağlık bilgisi amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel tıbbi değerlendirme yerine geçmez. Sürekli gündüz uykululuğu, uyku bozukluğu veya dinlenememe şikâyetiniz varsa sağlık profesyoneline başvurun.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>WebMD — Health Benefits of Napping</p>

<p>Mayo Clinic — Napping: Do's and Don'ts for Healthy Adults</p>

<p>Centers for Disease Control and Prevention — About Sleep</p>

<p>National Institute for Occupational Safety and Health — Napping, an Important Fatigue Countermeasure</p>

<p>Sleep Medicine Reviews — Systematic Review and Meta-Analyses on the Effects of Afternoon Napping on Cognition</p>

<p>International Journal of Behavioral Medicine — To Nap or Not? Evidence From a Meta-Analysis of Cohort Studies of Habitual Daytime Napping and Health Outcomes</p>

<p>PLOS ONE — Association Between Self-Reported Napping and Risk of Cardiovascular Disease and All-Cause Mortality </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/20-dakikalik-gunduz-uykusu-vucudunuzda-neleri-degistirebilir</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 22:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0410.jpeg" type="image/jpeg" length="66792"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Ömer Çelik, Mehmet Akif Ersoy Hastanesi Başhekimliğine Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-omer-celik-mehmet-akif-ersoy-hastanesi-bashekimligine-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-omer-celik-mehmet-akif-ersoy-hastanesi-bashekimligine-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Çelik, Sağlık Bakanlığı tarafından İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliğine atandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Prof. Dr. Ömer Çelik, Mehmet Akif Ersoy Hastanesi Başhekimliğine Atandı</p>

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Çelik, Sağlık Bakanlığı tarafından İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliğine atandı.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi bünyesinde akademik görevini sürdüren Prof. Dr. Ömer Çelik’in İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Kardiyoloji Anabilim Dalında görev yaptığı açıklandı.</p>

<p>Prof. Dr. Ömer Çelik Kimdir?</p>

<p>Prof. Dr. Ömer Çelik, kardiyoloji alanında çalışmalarını sürdüren akademisyen ve hekimdir.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hamidiye Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı akademik kadrosunda yer alan Çelik, aynı zamanda İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Kardiyoloji Eğitim Görevlisi olarak görev yaptı.</p>

<p>Akademik kariyeri boyunca kardiyoloji alanında çok sayıda bilimsel çalışma gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Çelik, uzmanlık öğrencilerinin tez çalışmalarında da danışmanlık yaptı. Çalışmaları arasında koroner arter hastalıkları, kalp yetersizliği, kardiyak görüntüleme, aort hastalıkları ve girişimsel kardiyolojiyle ilişkili konular bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Ömer Çelik, Türk Kardiyoloji Derneği ve European Society of Cardiology üyeliklerine de sahip.</p>

<p>Çelik, yeni dönemde İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin başhekimi olarak görev yapacak.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-omer-celik-mehmet-akif-ersoy-hastanesi-bashekimligine-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 21:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0409.jpeg" type="image/jpeg" length="89414"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Veysel Tosun Şanlıurfa Şehir Hastanesi Başhekimi Oldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/doc-dr-veysel-tosun-sanliurfa-sehir-hastanesi-bashekimi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/doc-dr-veysel-tosun-sanliurfa-sehir-hastanesi-bashekimi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Veysel Tosun, Şanlıurfa Şehir Hastanesi Başhekimliği görevine getirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şanlıurfa Şehir Hastanesinin Başhekimi belli oldu. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Veysel Tosun, hastanenin Başhekimliği görevine getirildi.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Kardiyoloji Anabilim Dalı kadrosunda bulunan ve Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde görev yapan Doç. Dr. Veysel Tosun, yeni görevini Şanlıurfa Şehir Hastanesinde sürdürecek.</p>

<p>DOÇ. DR. VEYSEL TOSUN KİMDİR?</p>

<p>Doç. Dr. Veysel Tosun, 1983 yılında Elazığ'ın Palu ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Kovancılar'da tamamladı. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olan Tosun, meslek hayatına Bingöl Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde acil servis pratisyen hekimi olarak başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2012 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalında uzmanlık eğitimine başlayan Tosun, kardiyoloji ihtisasının ardından 2016 yılında Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Kardiyoloji Uzmanı olarak göreve başladı.</p>

<p>Şanlıurfa'daki çalışma döneminde idari görevler de üstlenen Tosun, Başhekim Yardımcılığı ve Başhekim Vekilliği yaptı. Daha sonra Bingöl İl Sağlık Müdürü olarak görev yapan Tosun, sağlık hizmetlerinin yönetimi alanında da deneyim kazandı.</p>

<p>Şanlıurfa'ya yeniden dönen Doç. Dr. Veysel Tosun, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde akademik ve klinik çalışmalarını sürdürdü.</p>

<p>Kardiyoloji alanında akademik çalışmaları ve bilimsel yayınları bulunan Doç. Dr. Veysel Tosun, evli ve iki çocuk babasıdır.</p>

<p>Tosun, bundan sonraki görevini Şanlıurfa Şehir Hastanesi Başhekimi olarak sürdürecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/doc-dr-veysel-tosun-sanliurfa-sehir-hastanesi-bashekimi-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 21:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0405.jpeg" type="image/jpeg" length="53597"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Enes Akkaya Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Oldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/doc-dr-enes-akkaya-umraniye-egitim-ve-arastirma-hastanesi-bashekimi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/doc-dr-enes-akkaya-umraniye-egitim-ve-arastirma-hastanesi-bashekimi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Enes Akkaya, İstanbul Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği görevine getirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık yönetiminde yeni bir görevlendirme gerçekleştirildi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Enes Akkaya, Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi oldu.</p>

<p>Akademik ve klinik çalışmalarını nöroşirürji alanında sürdüren Akkaya, yeni göreviyle birlikte Türkiye’nin önemli eğitim ve araştırma hastanelerinden biri olan Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yönetimini üstlenecek.</p>

<p>Doç. Dr. Enes Akkaya kimdir?</p>

<p>1987 yılında İstanbul’da doğan Enes Akkaya, tıp eğitiminin ardından Beyin ve Sinir Cerrahisi alanına yöneldi.</p>

<p>Nöroşirürji uzmanlık eğitimini Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirürji Anabilim Dalı’nda tamamladı. Uzmanlık döneminde serebral vazospazm üzerine deneysel çalışmalarda bulundu.</p>

<p>Mesleki kariyerinin ilerleyen döneminde Sağlık Bilimleri Üniversitesi Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği’nde görev yapan Akkaya, akademik çalışmalarını da burada sürdürdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doçentlik unvanını alan Akkaya; beyin ve sinir cerrahisinin yanı sıra Chiari malformasyonları, omurga cerrahisi, nöroonkoloji, beyin tümörleri ve endoskopik nöroşirürji gibi alanlarda bilimsel çalışmalarda bulundu.</p>

<p>Ulusal ve uluslararası bilimsel yayınlarda çalışmaları bulunan Doç. Dr. Enes Akkaya, klinik hekimlik ve akademik çalışmalarının ardından Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği görevine getirildi.</p>

<p>Yeni görevlendirmeyle Akkaya, hastanenin sağlık hizmetlerinin yanı sıra eğitim, araştırma ve akademik faaliyetlerinin yönetiminde de sorumluluk üstlenecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/doc-dr-enes-akkaya-umraniye-egitim-ve-arastirma-hastanesi-bashekimi-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 20:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0402.jpeg" type="image/jpeg" length="47326"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstediğim Görevi Veririm” Anlayışına Danıştay’dan Hukuki Sınır]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/istedigim-gorevi-veririm-anlayisina-danistaydan-hukuki-sinir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/istedigim-gorevi-veririm-anlayisina-danistaydan-hukuki-sinir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay’ın bir kamu görevlisinin çalışma koşullarını sistematik biçimde ağırlaştıran uygulamalar hakkında verdiği karar yeniden gündemde. Karar, yöneticilerin görev verme yetkisinin sınırsız olmadığını ortaya koyuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Danıştay’dan Kamu Çalışanları İçin Mobbing Kararı: Görevlendirme Yetkisi Sınırsız Değil</p>

<p>Kamu kurumlarında yöneticilerin personele görev verme ve çalışma düzenini belirleme konusunda geniş bir yetkisi bulunuyor. Ancak bu yetki sınırsız değil.</p>

<p>Danıştay 2. Dairesinin E.2015/6046, K.2017/6537 sayılı kararı, kamu çalışanlarının çalışma koşullarını sistematik biçimde ağırlaştıran idari uygulamaların hangi noktada hukuki sorumluluk doğurabileceğini göstermesi açısından dikkat çekiyor.</p>

<p>TEK BİR İŞLEM DEĞİL, SÜRECİN BÜTÜNÜ ÖNEMLİ</p>

<p>Karara konu somut olay bir öğretmen üzerinden gelişti. Ancak kararın önemi yalnızca öğretmenlerle sınırlı değil; kamu personeline yönelik görevlendirmelerin ve yönetsel işlemlerin değerlendirilmesinde ortaya koyduğu yaklaşım daha geniş bir önem taşıyor.</p>

<p>Somut olayda kamu görevlisinin birbirinden uzak dört ayrı kurumda görevlendirilmesi, aynı gün içerisinde birden fazla yere gitmek zorunda bırakılması, çalışma programının orantısız biçimde yayılması ve birbiriyle çakışan görevler verilmesi birlikte değerlendirildi.</p>

<p>Danıştay, yaşananları birbirinden kopuk tekil işlemler olarak ele almak yerine sürecin bütününe baktı.</p>

<p>Bu nokta mobbing iddiaları bakımından kritik önem taşıyor.</p>

<p>HER İSTENMEYEN GÖREV MOBBİNG DEĞİL</p>

<p>Bir kamu çalışanının istemediği bir yerde görevlendirilmesi, çalışma programının değiştirilmesi veya kendisine ağır bir görev verilmesi tek başına mobbing sonucunu doğurmuyor.</p>

<p>Mobbing değerlendirmesinde davranışların sürekliliği, sistematik niteliği, belirli bir kişiye yönelmesi, çalışma koşullarını ağırlaştırması ve çalışan üzerinde meydana getirdiği sonuçlar önem kazanıyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle hukuki değerlendirme yalnızca “hangi görev verildi?” sorusuna dayanmıyor.</p>

<p>“Bu işlemler ne kadar sürdü, neden aynı kişiye yöneldi, birbirini takip ediyor mu ve çalışan üzerinde nasıl bir sonuç meydana getirdi?” soruları da önem taşıyor.</p>

<p>“İSTEDİĞİM GÖREVİ VERİRİM” YAKLAŞIMININ SINIRI VAR</p>

<p>Kamu yöneticilerinin kamu hizmetinin gerektirdiği görev dağılımını yapma ve personeli görevlendirme yetkileri bulunuyor.</p>

<p>Ancak idarenin takdir yetkisi, keyfîlik anlamına gelmiyor.</p>

<p>Görevlendirmelerin kamu yararı ve hizmet gerekleriyle açıklanabilmesi, hukuka uygun olması ve ölçülülük sınırları içerisinde kalması gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle bir yöneticinin “amir benim, istediğim görevi veririm” şeklinde sınırsız bir hukuki yetkiye sahip olduğu söylenemez.</p>

<p>Yetkinin belirli bir çalışanı sürekli hedef alan, çalışma koşullarını sistematik olarak ağırlaştıran veya yıldırıcı sonuç doğuran bir biçimde kullanılması halinde konu idari ve yargısal denetime taşınabilir.</p>

<p>MANEVİ TAZMİNAT GÜNDEME GELEBİLİR</p>

<p>Danıştay 2. Dairesi somut olayda uygulamaların sürekliliğini, çalışma koşullarına etkisini ve çalışan üzerinde oluşturduğu sonuçları birlikte değerlendirdi.</p>

<p>Mahkeme, olayın özellikleri çerçevesinde manevi tazminat koşullarının oluştuğu sonucuna vardı.</p>

<p>Bu yaklaşım kamu çalışanları açısından önemli bir noktayı ortaya koyuyor:</p>

<p>İdari bir işlem şeklen yöneticinin yetki alanında bulunsa bile bu yetkinin nasıl, hangi amaçla ve ne şekilde kullanıldığı hukuki değerlendirmeden bağımsız değil.</p>

<p>KAMU ÇALIŞANLARI AÇISINDAN NE ANLAMA GELİYOR?</p>

<p>Karar, her görevlendirmeyi veya her yönetici-personel anlaşmazlığını mobbing haline getirmiyor.</p>

<p>Aksine mobbing iddiasının somut olayın bütünlüğü içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>Tek bir görevlendirme yerine birbirini takip eden işlemler, sürekli aynı kişinin hedef alınması, görevlerin çalışma koşullarını olağan dışı biçimde ağırlaştırması ve uygulamaların yıldırıcı bir nitelik kazanması hukuki değerlendirmede önem taşıyabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dolayısıyla kararın asıl mesajı öğretmenler veya belirli bir meslek grubu açısından değil, kamu yönetimindeki yetkinin sınırları açısından okunmalı.</p>

<p>İdarenin görev verme yetkisi vardır.</p>

<p>Ancak hiçbir idari yetki sınırsız değildir.</p>

<p>Kamu hizmetinin gerekleri ile çalışanın hukuki ve kişisel hakları arasındaki denge korunmak zorundadır.</p>

<p>Danıştay’ın bu kararı da yöneticinin takdir yetkisi ile sistematik biçimde ağırlaştırılan çalışma koşulları arasındaki hukuki sınırın belirlenmesi açısından önemli bir örnek oluşturuyor.</p>

<p>HUKUKİ NOT</p>

<p>Her ağır görevlendirme, görev yeri değişikliği veya yönetici-personel uyuşmazlığı tek başına mobbing değildir. Mobbing ve tazminat koşulları her olayın süresi, sistematikliği, amacı, delilleri ve meydana getirdiği sonuçlar dikkate alınarak ayrıca değerlendirilir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/istedigim-gorevi-veririm-anlayisina-danistaydan-hukuki-sinir</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 19:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0390.jpeg" type="image/jpeg" length="40266"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dudak Dolgusu Ne Kadar Kalır ve Tamamen Erir mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dudak-dolgusu-ne-kadar-kalir-ve-tamamen-erir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dudak-dolgusu-ne-kadar-kalir-ve-tamamen-erir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dudak dolgusu için sıkça “birkaç ayda tamamen erir” deniliyor. Oysa hyalüronik asit dolguların kalıcılığı kişiye, ürüne ve uygulama bölgesine göre değişebiliyor. Üstelik etkinin azalması, dolgu materyalinin tamamen yok olduğu anlamına gelmeyebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dudak Dolgusu Gerçekten Tamamen Eriyor mu? Bilinenler Değişiyor</p>

<p>Dudak dolgusu yaptıranların en çok merak ettiği sorulardan biri oldukça basit:</p>

<p>“Bu dolgu ne zaman tamamen eriyecek?”</p>

<p>Yıllardır hyalüronik asit dolgular için birkaç aydan yaklaşık bir yıla uzanan kalıcılık sürelerinden söz ediliyor.</p>

<p>Ancak son yıllarda görüntüleme yöntemleriyle yapılan araştırmalar, dolgular hakkında önemli bir ayrımı gündeme getirdi:</p>

<p>Dolgunun estetik etkisinin azalması ile enjekte edilen materyalin dokudan tamamen kaybolması aynı şey olmayabilir.</p>

<p>Bu, “dudak dolgusu ömür boyu kalır” anlamına gelmiyor.</p>

<p>Daha önemlisi, yıllarca süren kalıcılığı gösteren dikkat çekici MRI araştırmalarının önemli bölümü dudaktan değil orta yüz bölgesinden geliyor.</p>

<p>Dolayısıyla bilimsel veriyi doğru okumak gerekiyor.</p>

<p>DUDAK DOLGUSU NEDİR?</p>

<p>Dudak büyütme ve şekillendirmede günümüzde en sık kullanılan geçici dolgu maddelerinden biri hyalüronik asittir.</p>

<p>Hyalüronik asit insan vücudunda doğal olarak bulunan bir moleküldür ve su tutabilme özelliğine sahiptir.</p>

<p>Estetik uygulamalarda kullanılan hyalüronik asit dolgular ise daha uzun süre dokuda kalabilmeleri amacıyla özel biçimde üretilir ve çapraz bağlanır.</p>

<p>Dudağa enjekte edildiğinde hacmi artırabilir, konturu belirginleştirebilir ve uygun kişilerde bazı asimetrilerin düzeltilmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Ancak bütün hyalüronik asit dolgular aynı değildir.</p>

<p>Ürünlerin yapısı, çapraz bağlanma özellikleri, uygulanan miktar ve enjeksiyon tekniği değişebilir.</p>

<p>DUDAK DOLGUSU NE KADAR KALIR?</p>

<p>Tek bir süre vermek mümkün değil.</p>

<p>Amerikan Dermatoloji Akademisi, hyalüronik asit dolguların genel olarak yaklaşık 4–12 ay etkili olabildiğini belirtiyor.</p>

<p>Ancak bu bütün ürünlerin ve bütün yüz bölgelerinin aynı sürede etkisini kaybedeceği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Dolgunun kalıcılığını;</p>

<p>kullanılan ürün,</p>

<p>uygulanan miktar,</p>

<p>enjeksiyon yapılan anatomik bölge,</p>

<p>dokunun hareketliliği,</p>

<p>kişisel özellikler</p>

<p>ve daha önce yapılan uygulamalar etkileyebilir.</p>

<p>Dudak oldukça hareketli bir bölgedir. Konuşurken, yemek yerken ve mimik sırasında sürekli hareket eder.</p>

<p>Bu nedenle dudakta elde edilen estetik etkinin süresi yüzün daha az hareketli bazı bölgelerinden farklı olabilir.</p>

<p>“ETKİSİ GEÇTİ” DEMEK “TAMAMEN YOK OLDU” DEMEK Mİ?</p>

<p>İşte son yıllardaki araştırmaların gündeme getirdiği en önemli nokta bu.</p>

<p>Bir kişinin dudağı eski hacmine yaklaşmış görünebilir.</p>

<p>Ancak bundan enjekte edilen bütün hyalüronik asit moleküllerinin aynı anda ve tamamen ortadan kalktığı sonucu çıkarılamaz.</p>

<p>Dolgu zaman içerisinde parçalanabilir, hacim etkisi azalabilir ve dokuyla ilişkisi değişebilir.</p>

<p>Dolayısıyla klinik olarak “dolgunun etkisi geçti” denilen nokta ile dokuda hiçbir dolgu materyalinin kalmadığı nokta aynı olmayabilir.</p>

<p>DOLGU YILLARCA KALABİLİR Mİ?</p>

<p>Bu soruya dikkatli cevap vermek gerekiyor.</p>

<p>2024 yılında yayımlanan dikkat çekici bir MRI araştırmasında, daha önce orta yüz bölgesine hyalüronik asit dolgu uygulanmış 33 kişi incelendi.</p>

<p>Araştırmacılar, iki yıldan uzun süredir yeni orta yüz dolgusu yaptırmadığını belirten katılımcıların tamamında MRI ile hyalüronik asitle uyumlu materyal saptadıklarını bildirdi.</p>

<p>Bazı kişilerde son uygulamanın üzerinden çok daha uzun süre geçmişti.</p>

<p>Hatta araştırmada 15 yıla kadar uzanan bir örnek bildirildi.</p>

<p>Ancak burada çok önemli bir ayrıntı var:</p>

<p>Bu çalışma dudak dolgusu üzerine yapılmadı.</p>

<p>Orta yüz dolguları incelendi.</p>

<p>Ayrıca çalışma yalnızca 33 kişiden oluşuyordu ve hastaların geçmiş enjeksiyonlarına ilişkin bazı bilgiler kendi beyanlarına dayanıyordu.</p>

<p>Bu nedenle çalışmayı “dudak dolgusu 15 yıl kalıyor” şeklinde yorumlamak yanlış olur.</p>

<p>Bununla birlikte araştırma, çapraz bağlı hyalüronik asit dolguların bazı anatomik bölgelerde geçmişte varsayılandan daha uzun süre saptanabileceğini göstermesi açısından önemli.</p>

<p>2025 yılında yayımlanan daha geniş bir sistematik derleme de 24 çalışma ve 1.410 hastayı değerlendirdi.</p>

<p>Sonuçlar hyalüronik asit dolgunun dayanıklılığının kullanılan teknolojiye, anatomik bölgeye ve doku hareketliliğine göre değişebildiğini gösterdi.</p>

<p>Yani artık “her hyalüronik asit dolgu şu kadar ayda tamamen yok olur” demek bilimsel olarak fazla kesin bir ifade.</p>

<p>DUDAK DOLGUSU GÖÇ EDER Mİ?</p>

<p>Evet, dolgu migrasyonu bildirilmiş bir komplikasyondur.</p>

<p>Migrasyon, dolgu materyalinin amaçlanan uygulama alanının dışına doğru yer değiştirmesidir.</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi de dolgu materyalinin enjeksiyon bölgesinden hareket etmesini dermal dolguların bildirilmiş nadir riskleri arasında sayıyor.</p>

<p>Dudakta bu durum bazen dudak sınırının üzerinde istenmeyen bir dolgunluk şeklinde fark edilebilir.</p>

<p>Ancak dudak üzerinde görülen her şişkinlik “dolgu göçü” değildir.</p>

<p>Ödem, fazla ürün kullanımı, enjeksiyon tekniği, nodül oluşumu veya kişinin doğal anatomisi de benzer bir görüntü oluşturabilir.</p>

<p>Bu nedenle sosyal medyadaki fotoğraflara bakarak migrasyon tanısı koymak doğru değildir.</p>

<p>NEDEN DOLGU GÖÇ EDEBİLİR?</p>

<p>Tek bir neden yoktur.</p>

<p>Kullanılan ürünün özellikleri, enjeksiyonun yapıldığı anatomik plan, uygulanan hacim, enjeksiyon tekniği ve daha önce yapılan işlemler rol oynayabilir.</p>

<p>Dudakların sürekli hareket eden bir bölge olması da değerlendirmede önemlidir.</p>

<p>Özellikle tekrar tekrar dolgu yaptıran kişilerde yeni uygulama öncesinde mevcut dudak anatomisinin ve daha önce kullanılan ürünlerin değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>HER 6 AYDA BİR DOLGU YAPTIRMAK GEREKİR Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Takvim tek başına yeniden dolgu yaptırma gerekçesi olmamalıdır.</p>

<p>“Altı ay geçti, dolgum kesin eridi” düşüncesi her kişi için doğru olmayabilir.</p>

<p>Dudakta hâlâ yeterli hacim bulunuyorsa otomatik olarak yeni dolgu eklemek gerekmeyebilir.</p>

<p>Özellikle tekrarlayan uygulamalarda kişinin eski fotoğraflarının değerlendirilmesi faydalı olabilir.</p>

<p>Amaç her seansta daha fazla hacim eklemek değil, doğal anatomiyi ve kişinin ihtiyacını değerlendirmektir.</p>

<p>ÜST ÜSTE DOLGU YAPTIRMAK DUDAĞI BÜYÜTEBİLİR Mİ?</p>

<p>Eğer önceki dolgunun bir bölümü hâlâ mevcutken yeniden ürün eklenirse toplam hacim artabilir.</p>

<p>Bu durum zaman içinde kişinin kendi doğal dudak ölçüsünü unutmasına bile neden olabilir.</p>

<p>Fotoğraflarla karşılaştırma bu nedenle önemlidir.</p>

<p>Özellikle dudak sınırlarının değişmesi, üst dudak üzerinde dolgunluk oluşması veya kişinin istediğinden daha büyük bir görünüm ortaya çıkması durumunda doğrudan yeni dolgu eklemek yerine önce mevcut durum değerlendirilmelidir.</p>

<p>DUDAK DOLGUSU ERİTİLEBİLİR Mİ?</p>

<p>Hyalüronik asit dolguların önemli özelliklerinden biri, uygun durumlarda hyalüronidaz adı verilen bir enzim kullanılarak parçalanabilmeleridir.</p>

<p>Bu işlem bazen istenmeyen estetik sonuçlarda veya bazı komplikasyonların yönetiminde kullanılabilir.</p>

<p>Ancak “dolgu eritme” de risksiz bir kozmetik işlem değildir.</p>

<p>Ne kadar enzimin kullanılacağı, nereye uygulanacağı ve işlemin gerekli olup olmadığı tıbbi değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Ayrıca bütün dolgu türleri hyalüronidazla eritilemez.</p>

<p>FDA da bazı dolgu materyallerinin çıkarılmasının zor hatta imkânsız olabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>DUDAK DOLGUSUNUN RİSKLERİ NELER?</p>

<p>Enjeksiyon sonrasında geçici olarak;</p>

<p>şişlik,</p>

<p>morarma,</p>

<p>kızarıklık,</p>

<p>hassasiyet</p>

<p>ve ağrı görülebilir.</p>

<p>Bunların önemli bir bölümü kısa sürede geriler.</p>

<p>Ancak enfeksiyon, nodül oluşumu, uzun süren şişlik, asimetri ve gecikmiş inflamatuvar reaksiyonlar gibi komplikasyonlar da görülebilir.</p>

<p>Bazı reaksiyonların enjeksiyondan haftalar veya aylar sonra ortaya çıkabileceği biliniyor.</p>

<p>EN CİDDİ RİSK: DAMAR TIKANIKLIĞI</p>

<p>Dermal dolguların en önemli komplikasyonlarından biri dolgunun yanlışlıkla damar içine enjekte edilmesi veya damar dolaşımını bozmasıdır.</p>

<p>Bu olay nadirdir ancak ciddi olabilir.</p>

<p>Kan akımının kesilmesi dokunun yeterince oksijen alamamasına ve doku ölümüne yol açabilir.</p>

<p>Yüzdeki damarların birbiriyle bağlantılı karmaşık anatomisi nedeniyle dolgu uygulamalarında çok nadir olarak görme bozukluğu, körlük ve inme gibi ağır komplikasyonlar da bildirilmiştir.</p>

<p>Bu nedenle dudak dolgusu yalnızca “güzellik işlemi” olarak görülmemelidir.</p>

<p>Anatomi bilgisi ve komplikasyon yönetimi gerektiren tıbbi bir enjeksiyon işlemidir.</p>

<p>DOLGU SONRASI HANGİ BELİRTİLER ACİLDİR?</p>

<p>Dolgu sonrasında normal şişlik ve hassasiyet görülebilir.</p>

<p>Ancak alışılmadık veya giderek artan şiddetli ağrı, cildin beyazlaşması ya da olağandışı renk değişikliği damar dolaşımının bozulmasının işareti olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Görmede bulanıklık, görme kaybı veya başka ani görsel belirtiler ise acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Bu belirtilerde “birkaç saat bekleyelim” yaklaşımı doğru değildir.</p>

<p>EN ÖNEMLİ SORU: DOLGU NE ZAMAN ERİR DEĞİL</p>

<p>Hyalüronik asit dolgular kalıcı dolgu olarak sınıflandırılmaz.</p>

<p>Ancak bunun anlamı her ürünün belirli bir tarihte tamamen ve iz bırakmadan ortadan kalkacağı değildir.</p>

<p>Güncel görüntüleme çalışmaları, bazı yüz bölgelerinde hyalüronik asidin beklenenden uzun süre saptanabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bunun dudak dolgularına ne ölçüde uygulanabileceğini ortaya koymak için ise dudak bölgesine özgü daha güçlü ve uzun dönemli çalışmalara ihtiyaç var.</p>

<p>Bu nedenle dudak dolgusunda daha doğru soru şu olabilir:</p>

<p>“Dudağımda şu anda ne kadar dolguya gerçekten ihtiyacım var?”</p>

<p>Özellikle tekrarlayan uygulamalarda yalnızca takvime bakarak yeni dolgu eklemek yerine mevcut anatominin değerlendirilmesi daha akılcı bir yaklaşım olabilir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel tıbbi değerlendirme veya tedavi önerisi değildir. Dermal dolgu uygulamaları nadiren ciddi ve kalıcı komplikasyonlara yol açabilir. İşlem öncesinde kullanılacak ürün, uygulayıcının tıbbi yetkinliği, olası komplikasyonlar ve acil müdahale planı sorgulanmalıdır. Dolgu sonrasında şiddetli ağrı, ciltte ani beyazlaşma veya renk değişikliği ya da görme problemi gelişirse acil tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>U.S. Food and Drug Administration — Dermal Fillers (Soft Tissue Fillers)</p>

<p>U.S. Food and Drug Administration — Dermal Filler Do’s and Don’ts for Wrinkles, Lips and More</p>

<p>American Academy of Dermatology Association — Fillers: FAQs</p>

<p>Plastic and Reconstructive Surgery – Global Open — Hyaluronic Acid Filler Longevity in the Mid-face: A Review of 33 Magnetic Resonance Imaging Studies</p>

<p>Aesthetic Plastic Surgery — Clinical Durability of Hyaluronic Acid-Based Dermal Fillers for Facial Application: A Systematic Review</p>

<p>Dermatology and Therapy — Late-Onset Reactions after Hyaluronic Acid Dermal Fillers: A Consensus Recommendation on Etiology, Prevention and Management </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dudak-dolgusu-ne-kadar-kalir-ve-tamamen-erir-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0373.jpeg" type="image/jpeg" length="12739"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Göz Altı Morluğu ve Çöküklüğü Neden Olur, Nasıl Düzelir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/goz-alti-morlugu-ve-cokuklugu-neden-olur-nasil-duzelir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/goz-alti-morlugu-ve-cokuklugu-neden-olur-nasil-duzelir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz altındaki koyu ve yorgun görünüm her zaman uykusuzluktan kaynaklanmıyor. Genetik yapı, ince cilt, pigment, damarların görünürlüğü ve göz altındaki hacim kaybı aynı görüntüyü oluşturabiliyor. Üstelik morluk, torbalanma ve çöküklük aynı sorun değil.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Göz Altınız Neden Çöküyor? Her Koyu Görüntü Morluk Değil</p>

<p>“Ne kadar uyursam uyuyayım göz altlarım yorgun görünüyor.”</p>

<p>Göz çevresiyle ilgili en sık duyulan şikâyetlerden biri bu.</p>

<p>Aynaya baktığınızda gözün altında koyu bir alan görmeniz ise mutlaka “göz altı morluğu” olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bazı kişilerde asıl sorun pigment olabilir. Bazılarında ince cildin altındaki damarlar daha görünürdür. Bazılarında göz altındaki anatomik çöküklük gölge oluşturur. Başka kişilerde ise göz altı torbaları ışığın geliş açısına göre koyu bir gölge meydana getirir.</p>

<p>Üstelik bunların birkaçı aynı kişide birlikte bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle göz altı morluğunu düzeltmek için kullanılan bir ürün, asıl problemi çöküklük olan kişide beklenen sonucu vermeyebilir.</p>

<p>Peki göz altları neden çöker ve neden koyu görünür?</p>

<p>1. GÖZYAŞI OLUĞU BELİRGİNLEŞEBİLİR</p>

<p>Alt göz kapağı ile yanağın birleştiği bölgede doğal bir anatomik geçiş bulunur.</p>

<p>Bu bölgedeki çöküklük genellikle “gözyaşı oluğu” ya da İngilizce adıyla “tear trough” olarak tanımlanır.</p>

<p>Bazı kişilerde bu yapı genç yaşlardan itibaren belirgindir.</p>

<p>Yüz anatomisi, kemik yapısı ve yumuşak dokuların dağılımı nedeniyle kişi yeterince uyusa bile göz çevresi çökük ve yorgun görünebilir.</p>

<p>Yaş ilerledikçe bu geçiş daha da belirgin hale gelebilir.</p>

<p>2. YAŞLA BİRLİKTE YÜZÜN DESTEK YAPILARI DEĞİŞİYOR</p>

<p>Göz çevresinin yaşlanması yalnızca deride kırışıklık oluşmasından ibaret değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cilt, yağ dokusu, bağ dokuları ve kemik yapıda zaman içerisinde meydana gelen değişikliklerin tamamı görünümü etkiler.</p>

<p>Cilt incelir ve elastikiyet azalabilir.</p>

<p>Yüzdeki yağ kompartımanlarının hacmi ve konumu değişebilir.</p>

<p>Orta yüz bölgesindeki hacim kaybı, alt göz kapağı ile yanak arasındaki geçişin daha keskin görünmesine neden olabilir.</p>

<p>Bunun sonucunda gözün altında gerçek bir “delik” oluşmasa bile ışık ve gölge nedeniyle belirgin bir çöküklük ortaya çıkabilir.</p>

<p>3. GENETİK ÖZELLİKLER ÖNEMLİ</p>

<p>Göz altı koyuluğu yalnızca ileri yaşlarda görülmez.</p>

<p>20’li yaşlarında olup yıllardır göz altı morluğundan yakınan çok sayıda insan vardır.</p>

<p>Bunun önemli nedenlerinden biri genetik yatkınlıktır.</p>

<p>Ailede belirgin göz altı koyuluğu veya gözyaşı oluğu bulunan kişilerde benzer görünüm daha erken yaşlarda ortaya çıkabilir.</p>

<p>Cilt rengi, pigmentasyon özellikleri, göz çevresindeki anatomik yapı ve cildin kalınlığı da görünümü etkiler.</p>

<p>Bu nedenle internette “göz altı morluğunu üç günde yok eden” tek bir yöntemden söz etmek bilimsel olarak gerçekçi değildir.</p>

<p>4. İNCE CİLT DAMARLARI DAHA GÖRÜNÜR HALE GETİREBİLİR</p>

<p>Göz çevresindeki deri vücudun diğer birçok bölgesine kıyasla oldukça incedir.</p>

<p>Bu nedenle cildin altında bulunan damarlar bazı kişilerde daha belirgin görülebilir.</p>

<p>Ortaya çıkan mavi, mor veya koyu görünüm pigment lekesi sanılabilir.</p>

<p>Yaş ilerledikçe ciltteki yapısal değişiklikler bu görünümü daha da belirgin hale getirebilir.</p>

<p>Dolayısıyla göz altının koyu görünmesi her zaman ciltte “fazla pigment” bulunduğu anlamına gelmez.</p>

<p>5. PİGMENTASYON GERÇEK BİR MORLUK GÖRÜNTÜSÜ OLUŞTURABİLİR</p>

<p>Bazı kişilerde göz çevresindeki koyuluğun önemli bölümünü melanin artışı oluşturur.</p>

<p>Genetik özellikler, güneş maruziyeti ve bazı dermatolojik durumlar pigmentasyonu etkileyebilir.</p>

<p>Özellikle göz çevresini sürekli kaşımak veya ovalamak da bazı kişilerde irritasyonu ve sonrasında gelişebilen pigment değişikliklerini artırabilir.</p>

<p>Bu durum alerjik hastalıkları bulunan ve gözlerini sık sık ovalayan kişilerde özellikle dikkate alınmalıdır.</p>

<p>Güneş ışınları da pigmentasyonun belirginleşmesine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle güneş koruması yalnızca kırışıklık açısından değil, renk eşitsizliklerinin önlenmesi açısından da önemlidir.</p>

<p>6. GÖZ ALTI TORBASI BAZEN MORLUK GİBİ GÖRÜNÜR</p>

<p>İlginç olan şu:</p>

<p>Bazen koyu gördüğümüz alanın kendisi koyu değildir.</p>

<p>Göz altındaki torbalanma öne doğru çıkıntı oluşturduğunda hemen altında gölge meydana gelebilir.</p>

<p>Özellikle ışık yukarıdan geldiğinde bu gölge daha belirgin olur.</p>

<p>Kişi aynaya baktığında bunu göz altı morluğu olarak algılayabilir.</p>

<p>Bu nedenle dermatoloji ve estetik değerlendirmede yalnızca cildin rengine değil, yüzün üç boyutlu anatomisine de bakılması gerekir.</p>

<p>7. UYKUSUZLUK GÖRÜNÜMÜ ARTIRABİLİR AMA HER ŞEYİ AÇIKLAMAZ</p>

<p>Göz altı morluğu denildiğinde ilk akla gelen neden genellikle uykusuzluktur.</p>

<p>Kötü uyku göz çevresinin daha yorgun ve koyu görünmesine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Ancak yıllardır devam eden belirgin bir gözyaşı oluğunun veya genetik pigmentasyonun tek nedeninin uykusuzluk olduğunu söylemek doğru değildir.</p>

<p>Bu nedenle kişi sekiz saat uyuduğu halde göz altı görünümü değişmiyorsa şaşırmamalıdır.</p>

<p>Sorun anatomik veya pigmentle ilişkili olabilir.</p>

<p>MORLUK MU, ÇÖKÜKLÜK MÜ, TORBALANMA MI?</p>

<p>Basit bir ayrım yapmak mümkün:</p>

<p>Morluk veya pigmentasyon:<br />
Cilt renginde gerçekten koyulaşma vardır.</p>

<p>Çöküklük:<br />
Alt göz kapağı ile yanak arasında bir oluk oluşur ve bu anatomik yapı gölge meydana getirir.</p>

<p>Torbalanma:<br />
Göz altındaki dokuların öne doğru belirginleşmesiyle kabarık bir görünüm ortaya çıkar.</p>

<p>Damar görünürlüğü:<br />
İnce cildin altındaki damar yapıları mavi-mor bir görünüm oluşturabilir.</p>

<p>Ancak bu ayrımı kişinin yalnızca aynaya bakarak kesin biçimde yapması her zaman mümkün değildir.</p>

<p>Çünkü aynı kişide pigmentasyon, damar görünürlüğü, çöküklük ve torbalanma birlikte bulunabilir.</p>

<p>GÖZ ALTI KREMLERİ ÇÖKÜKLÜĞÜ DÜZELTİR Mİ?</p>

<p>Burada beklentiyi doğru belirlemek önemli.</p>

<p>Nemlendirici ürünler kuru cildin görünümünü iyileştirebilir.</p>

<p>Bazı aktif içerikler pigmentasyon veya ince çizgiler üzerinde sınırlı yarar sağlayabilir.</p>

<p>Güneş koruyucu ise güneşe bağlı pigment değişiklikleri ve foto-yaşlanmaya karşı önemlidir.</p>

<p>Ancak krem sürerek yüzün kemik yapısını veya belirgin bir anatomik hacim kaybını değiştirmek mümkün değildir.</p>

<p>Dolayısıyla sorun gerçek bir gözyaşı oluğu çöküklüğü ise kozmetik kremler bu anatomiyi tamamen ortadan kaldırmaz.</p>

<p>GÖZ ALTI DOLGUSU HERKESE UYGUN MU?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Gözyaşı oluğuna hyalüronik asit dolgu uygulanması uygun seçilmiş bazı kişilerde çöküklüğün görünümünü azaltabilir.</p>

<p>Ancak göz altı dolgusu herkese uygun bir işlem değildir.</p>

<p>Belirgin göz altı torbası, cilt gevşekliği veya bazı anatomik özellikleri bulunan kişilerde dolgu istenilen sonucu vermeyebilir. Hatta bazı durumlarda şişkin görünümü artırabilir.</p>

<p>Göz çevresi ayrıca yüzün anatomik açıdan hassas bölgelerinden biridir.</p>

<p>Göz altı dolgusundan sonra şişlik, morarma, asimetri, düzensizlik veya mavimsi renk değişikliği gibi komplikasyonlar görülebilir.</p>

<p>Hyalüronik asit dolgular su tutabildiği için bazı kişilerde uzun süren ödem de oluşabilir.</p>

<p>NADİR AMA CİDDİ RİSK: DAMAR TIKANIKLIĞI</p>

<p>Dermal dolguların en önemli komplikasyonlarından biri yanlışlıkla damar içine enjeksiyon veya damar dolaşımının bozulmasıdır.</p>

<p>Bu durum son derece nadir olsa da ciddi sonuçlara yol açabilir.</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi, dolgu maddesinin istemeden damar içine enjekte edilmesinin doku hasarı, görme bozukluğu veya körlük ve inme gibi ciddi komplikasyonlara neden olabileceği konusunda uyarıyor.</p>

<p>Görme kaybı nadirdir ancak meydana geldiğinde kalıcı olabilen tıbbi bir acildir.</p>

<p>Bu nedenle göz çevresindeki dolgu işlemleri basit bir güzellik uygulaması gibi değerlendirilmemelidir.</p>

<p>Uygulayıcının yüz ve damar anatomisini iyi bilmesi, komplikasyonları tanıyabilmesi ve gerektiğinde acil müdahale planının bulunması önemlidir.</p>

<p>GÖZ ALTI ÇÖKÜKLÜĞÜ NASIL TEDAVİ EDİLİR?</p>

<p>Tek bir tedavi yoktur.</p>

<p>Çünkü “göz altı morluğu” tek bir hastalık değildir.</p>

<p>Sorun pigmentasyonsa dermatolojik tedaviler değerlendirilebilir.</p>

<p>Sorun ince cilt ve foto-yaşlanmaysa farklı yaklaşımlar kullanılabilir.</p>

<p>Belirgin anatomik çöküklükte uygun kişilerde dolgu düşünülebilir.</p>

<p>Belirgin torbalanma ve cilt fazlalığı bulunan bazı kişilerde ise cerrahi seçenekler daha uygun olabilir.</p>

<p>Bazı hastalarda birden fazla sorun birlikte bulunduğu için kombine yaklaşım gerekebilir.</p>

<p>Bu nedenle tedaviden önce doğru soruyu sormak gerekir:</p>

<p>Göz altım neden koyu görünüyor?</p>

<p>Çünkü nedeni bilmeden yalnızca görüntüye yönelik işlem yapmak, istenilen sonucu vermeyebilir.</p>

<p>ANİDEN ORTAYA ÇIKAN GÖZ ALTI ÇÖKÜKLÜĞÜNE DİKKAT</p>

<p>Göz altındaki değişikliklerin çoğu genetik özellikler ve yaşlanmayla ilişkili olsa da kısa sürede ortaya çıkan belirgin değişiklikler farklı değerlendirilmelidir.</p>

<p>Hızlı ve istemsiz kilo kaybı, ciddi sıvı kaybı veya genel sağlık durumundaki değişiklikler yüzde daha çökmüş bir görünüme yol açabilir.</p>

<p>Tek taraflı, hızla gelişen veya başka belirtilerle birlikte ortaya çıkan göz çevresi değişiklikleri de yalnızca estetik bir problem kabul edilmemelidir.</p>

<p>Böyle durumlarda tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>SONUÇ: HER KOYU GÖZ ALTI “MORLUK” DEĞİL</p>

<p>Göz altındaki yorgun görünümün arkasında tek bir neden bulunmuyor.</p>

<p>Genetik özellikler, pigmentasyon, ince cilt, damarların görünürlüğü, gözyaşı oluğu, yaşla ilişkili hacim değişiklikleri ve torbalanma aynı görüntünün farklı parçaları olabilir.</p>

<p>Bu nedenle arkadaşınızda işe yarayan krem veya estetik işlem sizde aynı sonucu vermeyebilir.</p>

<p>Göz çevresinde başarılı ve güvenli bir yaklaşımın ilk adımı, koyu görüntünün neden oluştuğunu doğru belirlemektir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel tanı veya tedavi önerisi değildir. Göz çevresindeki estetik işlemler tıbbi riskler taşıyabilir. Ani, tek taraflı veya açıklanamayan göz çevresi değişikliklerinde hekime başvurulmalıdır. Dolgu sonrasında şiddetli ağrı, cilt renginde ani değişiklik veya görmeyle ilgili herhangi bir sorun gelişmesi acil tıbbi değerlendirme gerektirir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>American Academy of Dermatology Association — Dark Circles Under the Eyes</p>

<p>U.S. Food and Drug Administration — Dermal Fillers (Soft Tissue Fillers)</p>

<p>American Society of Plastic Surgeons — Dermal Fillers</p>

<p>Journal of Cosmetic Dermatology — Periorbital Hyperpigmentation: A Comprehensive Review</p>

<p>Clinical Plastic Surgery — Tear Trough Deformity and Treatment</p>

<p>Aesthetic Surgery Journal — Periorbital Rejuvenation and Tear Trough Management</p>

<p>Ophthalmic Plastic and Reconstructive Surgery — Filler-Associated Vision Loss and Vascular Complications </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/goz-alti-morlugu-ve-cokuklugu-neden-olur-nasil-duzelir</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 18:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0372.jpeg" type="image/jpeg" length="60625"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yapay Zekâ Hasta Oldu: Türkiye’den Dikkat Çeken Tıp Eğitimi Araştırması]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yapay-zeka-hasta-oldu-turkiyeden-dikkat-ceken-tip-egitimi-arastirmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yapay-zeka-hasta-oldu-turkiyeden-dikkat-ceken-tip-egitimi-arastirmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’den dikkat çekici bir tıp eğitimi araştırması yayımlandı. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde 277 üçüncü sınıf tıp öğrencisi, HIV ile yaşayan bir hastayı canlandıran ChatGPT-4o ile standardize klinik görüşme gerçekleştirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çalışma, yapay zekânın yalnızca tıbbi bilgi öğretmek için değil; empati, damgalamadan kaçınma ve hasta merkezli iletişimin çalışılabileceği güvenli bir simülasyon ortamı oluşturmak için de kullanılabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Yapay zekânın tıp eğitimindeki rolü hızla değişiyor.</p>

<p>Bir süre öncesine kadar öğrencilerin tıbbi sorularına yanıt veren veya karmaşık konuları açıklayan bir yardımcı olarak tartışılan üretken yapay zekâ, artık klinik eğitimin farklı bir alanında deneniyor: Hasta rolünde.</p>

<p>Türkiye’den yayımlanan yeni bir çalışma bunun dikkat çekici örneklerinden birini ortaya koydu.</p>

<p>Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi Anabilim Dalı araştırmacıları, ChatGPT-4o’yu HIV ile yaşayan standardize bir hasta olarak yapılandırdı ve tıp öğrencilerinin bu sanal hastayla gerçekleştirdiği görüşmeleri değerlendirdi.</p>

<p>Araştırma 8 Eylül 2026’da uluslararası hakemli AIDS Care dergisinde yayımlandı.</p>

<p>277 tıp öğrencisi AI hastayla görüştü</p>

<p>Çalışmaya üçüncü sınıfta eğitim gören tıp öğrencileri katıldı.</p>

<p>Toplam 277 öğrenci, HIV ile yaşayan bir kişiyi temsil edecek şekilde yapılandırılan yapay zekâ destekli hasta ile metin tabanlı klinik görüşme gerçekleştirdi.</p>

<p>Bunlardan 260 öğrencinin verileri nicel değerlendirmeye dahil edildi. Ayrıca 30 öğrencinin katıldığı iki odak grup görüşmesi gerçekleştirildi.</p>

<p>Amaç yalnızca öğrencilerin HIV hakkındaki tıbbi bilgisini ölçmek değildi.</p>

<p>Araştırmacılar öğrencilerin hasta merkezli iletişim kurabilme, yargılayıcı olmayan bir yaklaşım gösterebilme, hastanın kaygılarına yanıt verebilme ve stigma konusunda duyarlı bir görüşme yürütebilme becerilerini de değerlendirdi.</p>

<p>Yapay zekâ bu kez soruları yanıtlamadı, hasta oldu</p>

<p>Çalışmayı klasik ChatGPT kullanımından ayıran temel nokta burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Öğrenci yapay zekâya “HIV nedir?” veya “Tedavisi nasıl yapılır?” diye sormuyor.</p>

<p>Bu kez roller değişiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapay zekâ HIV ile yaşayan hastayı temsil ederken tıp öğrencisi hekim rolünü üstleniyor.</p>

<p>Öğrencinin doğru soruyu bulması, hastanın kaygılarını anlaması, tıbbi bilgiyi uygun biçimde aktarması ve görüşmeyi damgalayıcı olmayan bir dille yürütmesi gerekiyor.</p>

<p>Böylece yapay zekâ bir bilgi kaynağından ziyade klinik iletişimin prova edilebildiği simülasyon aracına dönüşüyor.</p>

<p>En güçlü alanlardan biri yargılamadan iletişim</p>

<p>Araştırmanın sonuçları öğrencilerin bazı iletişim alanlarında diğerlerinden daha güçlü olduğunu gösterdi.</p>

<p>Öğrenciler özellikle destekleyici ve yargılayıcı olmayan iletişim ile hastanın endişelerine uygun yanıt verme alanlarında daha yüksek performans gösterdi.</p>

<p>Buna karşılık HIV hakkında doğru bilgi aktarma ve açık uçlu sorular kullanma konusunda daha düşük performans saptandı.</p>

<p>Bu ayrım tıp eğitimi açısından önemli.</p>

<p>Çünkü iyi bir hasta görüşmesi yalnızca doğru tıbbi bilgiye sahip olmayı değil, o bilgiyi hastanın anlayabileceği ve kendisini güvende hissedebileceği biçimde aktarabilmeyi de gerektiriyor.</p>

<p>Öğrencinin kendisini değerlendirmesi yeterli olmayabilir</p>

<p>Çalışmanın dikkat çekici bulgularından biri de öğrencilerin kendi performansları hakkındaki değerlendirmeleriyle eğiticilerin değerlendirmeleri arasındaki fark oldu.</p>

<p>Öğrencilerin kendilerine verdikleri puanlarla eğitici değerlendirmeleri arasındaki ilişki oldukça zayıf bulundu.</p>

<p>Bu sonuç, klinik iletişim eğitiminde yalnızca “Nasıl yaptığınızı düşünüyorsunuz?” sorusunun yeterli olmayabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Öğrenci görüşmenin başarılı geçtiğini düşünebilir ancak deneyimli bir eğitici; kullanılmayan açık uçlu soruları, eksik bilgilendirmeyi veya iletişim sırasında gözden kaçan başka noktaları fark edebilir.</p>

<p>Bu nedenle yapay zekâ destekli simülasyonların gelecekteki önemli kullanım alanlarından biri, öğrencinin kendi performansını yapılandırılmış dış geri bildirimle karşılaştırmasına yardımcı olmak olabilir.</p>

<p>Empati ve etik duyarlılık da gündeme geldi</p>

<p>Araştırmanın odak grup görüşmeleri, öğrencilerin deneyimine daha yakından bakılmasını sağladı.</p>

<p>Bu görüşmelerde empati, etik duyarlılık ve doğru soruları oluşturma konusunda yaşanan güçlükler öne çıktı.</p>

<p>HIV bunun için özellikle önemli bir klinik örnek.</p>

<p>HIV ile yaşayan kişiler yalnızca hastalığın tıbbi sonuçlarıyla değil, damgalanma ve ayrımcılıkla da karşılaşabiliyor.</p>

<p>Hekimin kullandığı dil, soruları nasıl yönelttiği ve hastaya yaklaşımı bu nedenle klinik görüşmenin önemli bir parçasını oluşturuyor.</p>

<p>Öğrencinin bu tür hassas görüşmeleri gerçek hastayla karşılaşmadan önce kontrollü bir ortamda çalışabilmesi, simülasyon temelli eğitimin önemli kullanım alanlarından biri olabilir.</p>

<p>Gerçek hastanın yerini alması amaçlanmıyor</p>

<p>Bununla birlikte araştırmanın sonuçlarını “yapay zekâ gerçek hastanın veya standardize hastanın yerini alıyor” şeklinde yorumlamak doğru değil.</p>

<p>Çalışma tek merkezde gerçekleştirildi ve kontrol grubu içermeyen kesitsel karma yöntemli bir araştırmaydı. Dolayısıyla bu verilerden AI destekli simülasyonun geleneksel eğitime üstün olduğu sonucu çıkarılamaz.</p>

<p>Metin tabanlı yapay zekâ görüşmelerinin bir başka önemli sınırı da gerçek klinik iletişimin tamamını yansıtamaması.</p>

<p>Yüz ifadesi, ses tonu, göz teması, beden dili ve görüşme sırasında oluşan insani etkileşimin birçok unsuru metin tabanlı bir ortamda sınırlı kalıyor.</p>

<p>Bu nedenle yapay zekâ destekli hastaların en gerçekçi kullanım alanlarından biri, gerçek hasta ve standardize hasta eğitimlerinin yerine geçmekten çok öğrencilerin daha fazla tekrar yapmasını sağlayan tamamlayıcı bir basamak olabilir.</p>

<p>Türkiye’den tıp eğitiminde dikkat çekici örnek</p>

<p>Araştırmanın Türkiye açısından bir başka önemi de yapay zekânın tıp eğitimindeki kullanımına ilişkin yerli bir uygulamayı ortaya koyması.</p>

<p>Aynı araştırma grubu daha önce ChatGPT-4o’nun intörn hekimlerin klinik vaka yönetimi eğitiminde standardize hasta olarak kullanılmasını da incelemişti.</p>

<p>Yeni çalışma ise yaklaşımı üçüncü sınıf tıp öğrencilerine ve iletişimin özellikle hassas olduğu HIV alanına taşıyor.</p>

<p>Böylece tartışma yalnızca “Tıp öğrencileri yapay zekâyı kullanmalı mı?” sorusunun ötesine geçiyor.</p>

<p>Asıl soru giderek değişiyor:</p>

<p>Yapay zekâ, öğrencinin gerçek hastanın karşısına çıkmadan önce zor görüşmeleri tekrar tekrar çalışabileceği güvenli bir eğitim ortamına dönüştürülebilir mi?</p>

<p>Bu sorunun kesin yanıtı için kontrollü ve çok merkezli yeni araştırmalara ihtiyaç var.</p>

<p>Ancak Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nden yayımlanan çalışma, yapay zekânın geleceğin tıp eğitiminde yalnızca bilgi veren bir araç olarak değil, zaman zaman öğrencinin karşısına “hasta” olarak çıkan bir eğitim teknolojisi şeklinde de yer alabileceğini gösteren Türkiye’den dikkat çekici bir örnek oluşturuyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>AIDS Care — Stigma-sensitive communication in medical students: an AI-supported simulation of a patient living with HIV, 2026.</p>

<p>Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıp Eğitimi Anabilim Dalı.</p>

<p>BMC Medical Education — ChatGPT-4o’nun intörn hekimlerin klinik vaka yönetimi eğitiminde standardize hasta olarak kullanımını inceleyen çalışma, 2025.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yapay-zeka-hasta-oldu-turkiyeden-dikkat-ceken-tip-egitimi-arastirmasi</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 17:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0364.jpeg" type="image/jpeg" length="97003"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prostat Kanseri Hakkında Her Erkeğin Bilmesi Gerekenler: Belirti, PSA ve Risk]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prostat-kanseri-hakkinda-her-erkegin-bilmesi-gerekenler-belirti-psa-ve-risk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prostat-kanseri-hakkinda-her-erkegin-bilmesi-gerekenler-belirti-psa-ve-risk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prostat kanseri çoğu zaman erken evrede sessizdir. PSA testi tek başına tanı koymaz; yaş, aile öyküsü, kişisel risk ve gerektiğinde MR gibi incelemeler birlikte değerlendirilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Prostat kanseri, özellikle erken evrede hiçbir belirti vermeden gelişebilir. Bu nedenle “idrarla ilgili şikâyetim yok, prostatımda sorun olamaz” düşüncesi güvenilir değildir. İdrar yakınmalarının bulunması da tek başına kanser anlamına gelmez; iyi huylu prostat büyümesi gibi çok daha yaygın durumlar benzer şikâyetlere yol açabilir.</p>

<p>Erken değerlendirmede en çok bilinen araçlardan biri PSA adı verilen kan testidir. Ancak PSA tek başına prostat kanseri tanısı koyan bir test değildir. Yüksek çıkması kanser bulunduğunu kesin olarak göstermez; sonuç kişinin yaşı, önceki ölçümleri, prostatın özellikleri, aile öyküsü ve diğer risk faktörleriyle birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Prostat kanseri neden sessiz kalabilir?</p>

<p>Prostat kanserinin erken dönemlerinde kişinin kendisini tamamen sağlıklı hissetmesi mümkündür. Tümör idrar akışını etkileyecek büyüklüğe veya konuma ulaşmadığında belirgin bir yakınma ortaya çıkmayabilir.</p>

<p>Hastalık ilerlediğinde veya prostat ve çevresindeki yapıları etkilemeye başladığında idrarı başlatmada güçlük, zayıf ya da kesintili idrar akımı, daha sık idrara çıkma ve gece idrara kalkma gibi yakınmalar görülebilir.</p>

<p>İdrarda veya menide kan, ereksiyon sorunları ya da açıklanamayan ve kalıcı kemik ağrısı gibi yakınmalar da tıbbi değerlendirme gerektirir. Ancak bunların hiçbiri tek başına prostat kanseri tanısı anlamına gelmez.</p>

<p>PSA yüksekliği kanser demek değildir</p>

<p>PSA, prostat hücreleri tarafından üretilen bir proteindir ve kandaki düzeyi ölçülebilir.</p>

<p>Prostat kanseri PSA’yı yükseltebilir. Fakat iyi huylu prostat büyümesi, prostat iltihabı ve başka prostat sorunlarında da değer yükselebilir. Bazı geçici durumlar da ölçümü etkileyebilir.</p>

<p>Bu yüzden tek bir PSA sonucuna bakarak “kanser var” ya da “kanser yok” denmesi doğru değildir.</p>

<p>Önceki PSA değerleri, kişinin yaşı, prostat büyüklüğü, aile öyküsü, muayene bulguları ve gerektiğinde görüntüleme sonuçları birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Tek bir yüksek PSA hemen biyopsi anlamına gelmeyebilir</p>

<p>Prostat kanseri tanısındaki yaklaşım son yıllarda daha seçici hale geldi. Özellikle orta düzeyde PSA yüksekliği bulunan ve belirti göstermeyen bazı erkeklerde, daha ileri incelemeye geçmeden önce PSA ölçümünün tekrarlanması gündeme gelebilir.</p>

<p>Yüksekliğin devam etmesi halinde kişisel risk değerlendirmesi ve prostat MR’ı gibi yöntemlerden yararlanılabilir.</p>

<p>MR, prostat içerisindeki şüpheli bölgelerin belirlenmesine yardımcı olabilir. Böylece biyopsi gerekip gerekmediği ve biyopsi yapılacaksa hangi alanların özellikle örneklenmesi gerektiği daha doğru değerlendirilebilir.</p>

<p>Biyopsi ise prostat dokusundan örnek alınarak patolojik inceleme yapılmasını sağlar ve prostat kanserinin kesin tanısında temel basamaklardan biridir.</p>

<p>PSA testi hangi yaşta konuşulmalı?</p>

<p>Burada herkes için geçerli tek bir yaş sınırından söz etmek doğru olmaz. PSA ile erken tanının olası yararları kadar aşırı tanı ve gereksiz tedavi riski de hesaba katılmalıdır. Bu yüzden kararın kişinin risk profiline göre verilmesi giderek daha fazla öne çıkıyor.</p>

<p>European Association of Urology, yeterli yaşam beklentisi bulunan ve erken tanı konusunda bilgilendirilmiş erkeklerde riske göre uyarlanmış yaklaşımı öneriyor.</p>

<p>Ortalama risk taşıyan erkeklerde PSA değerlendirmesi 50 yaşından itibaren gündeme gelebilir.</p>

<p>Ailesinde prostat kanseri bulunan erkeklerde ve Afrika kökenli erkeklerde değerlendirme 45 yaşından itibaren konuşulabilir.</p>

<p>BRCA2 gen değişikliği taşıdığı bilinen erkeklerde ise daha erken, 40 yaşından itibaren PSA değerlendirmesi gündeme gelebilir.</p>

<p>Bu yaşlar “her erkek mutlaka bu yaşta PSA yaptırmalıdır” şeklinde yorumlanmamalıdır. Kişinin genel sağlık durumu, yaşam beklentisi, aile öyküsü ve kişisel tercihleri kararın parçasıdır.</p>

<p>Aile öyküsü neden önemli?</p>

<p>Baba veya erkek kardeşte prostat kanseri bulunması kişisel risk değerlendirmesinde dikkate alınan önemli bilgilerden biridir.</p>

<p>Ailede birden fazla kişinin etkilenmesi veya prostat kanserinin genç yaşlarda ortaya çıkması kalıtsal yatkınlık olasılığını daha önemli hale getirebilir.</p>

<p>BRCA2 gibi bazı kalıtsal gen değişiklikleri de prostat kanseri riskinin değerlendirilmesinde önem taşır. Bu gen yalnızca kadınlarda meme ve yumurtalık kanseriyle ilişkili değildir; erkeklerde prostat kanseri açısından da klinik anlam taşıyabilir.</p>

<p>Ailede prostat kanseri ve bazı başka kanserlerin belirgin biçimde kümelenmesi durumunda hekim genetik danışmanlık gerekip gerekmediğini değerlendirebilir.</p>

<p>İdrar şikâyeti varsa prostat kanseri mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Yaş ilerledikçe oldukça sık görülen iyi huylu prostat büyümesi; idrar akımının zayıflaması, sık idrara çıkma, gece tuvalete kalkma, idrarı başlatmakta zorlanma ve mesanenin tam boşalmadığı hissi gibi yakınmalara neden olabilir.</p>

<p>Prostat kanseri de bazı kişilerde benzer şikâyetler oluşturabildiğinden, özellikle yeni başlayan veya giderek belirginleşen yakınmaların değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>İki yanlış düşünceden de kaçınmak gerekiyor: “İdrar sorunum varsa kanserim” demek de “Hiçbir şikâyetim yoksa kanser olamam” demek de doğru değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prostat kanseri tanısı her zaman ameliyat anlamına gelmez</p>

<p>Prostat kanseri tek tip davranan bir hastalık değildir.</p>

<p>Bazı prostat kanserleri daha hızlı ilerleme ve yayılma potansiyeline sahipken, bazı düşük riskli tümörler oldukça yavaş seyredebilir. Bu farklılık tedavi kararının merkezindedir.</p>

<p>Uygun düşük riskli hastalarda “aktif izlem” seçeneklerden biri olabilir.</p>

<p>Aktif izlem, kanseri tedavisiz bırakıp unutmak anlamına gelmez. Hasta PSA ölçümleri, klinik değerlendirmeler, görüntüleme ve gerektiğinde tekrarlanan biyopsilerle takip edilir. Kanserin davranışında değişiklik saptanırsa kür sağlamayı amaçlayan tedavi gündeme alınabilir.</p>

<p>Böylece düşük riskli hastalığı bulunan bazı erkeklerin ameliyat veya radyoterapinin idrar kontrolü ve cinsel işlev üzerindeki olası yan etkilerine gereksiz yere maruz kalmasının önüne geçilmesi amaçlanır.</p>

<p>Daha yüksek riskli veya yayılma potansiyeli taşıyan prostat kanserlerinde ise cerrahi, radyoterapi, hormon tedavileri ve hastalığın özelliklerine göre başka sistemik tedaviler kullanılabilir.</p>

<p>Her erkeğin bilmesi gereken temel gerçekler</p>

<p>Erken prostat kanseri hiçbir belirti vermeyebilir.</p>

<p>İdrar yakınmalarının olması mutlaka prostat kanseri anlamına gelmez.</p>

<p>PSA yüksekliği tek başına kanser tanısı değildir.</p>

<p>PSA sonucunun kişinin toplam risk profili içinde değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Ailede prostat kanseri bulunması erken değerlendirme kararını değiştirebilir.</p>

<p>BRCA2 gibi bazı kalıtsal gen değişiklikleri prostat kanseri riski açısından önemlidir.</p>

<p>Yüksek PSA sonrasında her hastada doğrudan biyopsiye geçilmesi gerekmeyebilir; tekrar PSA ölçümü ve prostat MR’ı gibi basamaklardan yararlanılabilir.</p>

<p>Prostat kanseri tanısı konması da her hastanın hemen ameliyat edilmesi gerektiği anlamına gelmez.</p>

<p>Prostat kanseri cerrahı Prof. Prabhakar Rajan’ın erkeklere yönelik değerlendirmelerinin temel mesajı da erken hastalığın sessiz olabileceği ve erkeklerin kendi risklerini bilmeleri gerektiği üzerinde yoğunlaşıyor.</p>

<p>Güncel yaklaşım, yalnızca “belirti var mı?” sorusuna bakmak yerine yaş, aile öyküsü, genetik yatkınlık, PSA ve gerektiğinde MR gibi bilgileri birlikte değerlendirerek kişiselleştirilmiş bir risk hesabı yapılması yönünde.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır ve kişisel tıbbi değerlendirme yerine geçmez. PSA sonucunuz, aile öykünüz veya prostatla ilişkili yakınmalarınız varsa uygun değerlendirme için hekime başvurun.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>European Association of Urology — Prostate Cancer Guidelines 2026, Diagnostic Evaluation</p>

<p>European Association of Urology — Prostate Cancer Guidelines 2026, Treatment</p>

<p>National Cancer Institute — Prostate-Specific Antigen Test</p>

<p>American Cancer Society — Recommendations for Prostate Cancer Early Detection</p>

<p>American Cancer Society — Prostate Cancer Signs and Symptoms</p>

<p>NHS — Prostate Cancer</p>

<p>The Telegraph — As a Prostate Cancer Surgeon, This Is What I Wish Every Man Knew About the Disease </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prostat-kanseri-hakkinda-her-erkegin-bilmesi-gerekenler-belirti-psa-ve-risk</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 17:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0363.jpeg" type="image/jpeg" length="75758"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pekmez Kanserojen mi? Prof. Dr. Nevra Koç’tan Bilimsel Açıklama]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/pekmez-kanserojen-mi-prof-dr-nevra-koctan-bilimsel-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/pekmez-kanserojen-mi-prof-dr-nevra-koctan-bilimsel-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nevra Koç, pekmezin HMF içerdiği gerekçesiyle “kanserojen” ilan edilmesinin bilimsel kanıtlarla desteklenmediğini belirterek tartışmaya açıklık getirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>“PEKMEZ KANSEROJENDİR” DEMEK BİLİMSEL OLARAK DOĞRU MU?</p>

<p>Geleneksel beslenmenin önemli ürünlerinden pekmez, sosyal medyada dile getirilen “kanser riskini artırıyor” iddiasıyla tartışmanın merkezine yerleşti.</p>

<p>Pekmezin uzun süre kaynatılması sırasında 5-hidroksimetilfurfural (HMF) oluşabildiği ve bu nedenle özellikle geleneksel yöntemlerle hazırlanan köy pekmezlerinin kanserojen olabileceği ileri sürülüyor.</p>

<p>Ancak Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nevra Koç, konunun tek bir kimyasal bileşik üzerinden değerlendirilmesinin doğru olmadığına dikkat çekiyor.</p>

<p>Bilimsel açıdan kritik ayrım şu: Bir gıdada HMF bulunması ile o gıdanın insanlarda kansere neden olduğunun gösterilmesi aynı şey değil.</p>

<p>HMF NEDİR?</p>

<p>5-hidroksimetilfurfural, kısaca HMF, yalnızca pekmeze özgü bir bileşik değildir.</p>

<p>Şeker içeren gıdaların işlenmesi, ısıtılması ve depolanması sırasında çeşitli kimyasal reaksiyonlar sonucunda oluşabilir. Kahve, ekmek ve farklı ısıl işlem görmüş gıdalarda da HMF bulunabilir.</p>

<p>Pekmezde oluşan HMF miktarını ise yalnızca “ev yapımı” veya “fabrika üretimi” ayrımıyla açıklamak mümkün değildir.</p>

<p>Üretim sıcaklığı, ısıl işlemin süresi, ürünün asitliği, şeker yapısı, yoğunlaştırma yöntemi ve depolama koşulları HMF oluşumunu etkileyebilir.</p>

<p>Bu nedenle yüksek sıcaklıkta ve uzun süre kaynatılan geleneksel pekmezlerde de HMF miktarı artabilir. Endüstriyel üretimde ise kontrollü prosesler ve özellikle vakum altında daha düşük sıcaklıklarda yoğunlaştırma gibi yöntemler HMF oluşumunun sınırlandırılmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>“PEKMEZDE HMF VARSA KANSEROJENDİR” DENİLEMEZ</p>

<p>Tartışmanın en önemli noktası burada başlıyor.</p>

<p>Bir maddede potansiyel toksikolojik özelliklerin araştırılmış olması, o maddeyi içeren her gıdanın normal tüketim koşullarında insanlarda kansere neden olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>HMF’nin ve vücutta oluşabilen bazı metabolitlerinin biyolojik etkileri deneysel araştırmalarda incelenmiştir. Ancak mevcut bilimsel kanıtlar, pekmez tüketiminin içerdiği HMF nedeniyle insanlarda kansere yol açtığını ortaya koymuş değildir.</p>

<p>Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın (IARC) HMF ile ilgili değerlendirme materyallerinde de insanlarda HMF maruziyeti ile kanser arasındaki ilişkiyi doğrudan ortaya koyan epidemiyolojik verilerin yetersizliği dikkat çekmektedir.</p>

<p>Dolayısıyla;</p>

<p>“Pekmezde HMF bulunabilir. HMF’nin bazı etkileri deneysel olarak araştırılmıştır. O halde pekmez kanser yapar.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>şeklinde bir sonuç çıkarmak bilimsel kanıtların izin verdiğinden daha ileri bir yorum olur.</p>

<p>PROF. DR. NEVRA KOÇ: TEK BİR BİLEŞEN ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRMEK DOĞRU DEĞİL</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nevra Koç, pekmez tartışmasının yalnızca HMF üzerinden yürütülmesinin yanıltıcı olabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Gıda güvenliğinde temel yaklaşım, yalnızca bir maddenin üründe bulunup bulunmadığına bakmak değildir.</p>

<p>Maddenin hangi miktarda bulunduğu, kişinin bu maddeye ne düzeyde maruz kaldığı, tüketim sıklığı ve insan çalışmalarında söz konusu maruziyet düzeylerinde bir sağlık sonucunun gösterilip gösterilmediği birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Bu nedenle pekmezin yalnızca HMF içerebilmesi gerekçe gösterilerek doğrudan “kanserojen gıda” şeklinde tanımlanması bilimsel açıdan doğru bir yaklaşım değildir.</p>

<p>HMF AYNI ZAMANDA BİR ÜRETİM VE KALİTE GÖSTERGESİ</p>

<p>Bu durum HMF’nin önemsiz olduğu anlamına da gelmiyor.</p>

<p>HMF, pekmez gibi ürünlerde uygulanan ısıl işlemin ve ürünün işleme-depolama geçmişinin değerlendirilmesinde kullanılan önemli kalite göstergelerinden biridir.</p>

<p>Gereğinden yüksek sıcaklıkta veya uzun süre gerçekleştirilen ısıl işlemler HMF miktarının artmasına yol açabilir.</p>

<p>Dolayısıyla bilimsel yaklaşım “HMF tamamen zararsızdır” demek değildir.</p>

<p>Amaç, uygun üretim teknikleri kullanılarak gereksiz HMF oluşumunun mümkün olduğunca azaltılması ve ürünlerin belirlenen kalite ve güvenlik kriterlerine uygun biçimde üretilmesidir.</p>

<p>EV YAPIMI PEKMEZ OTOMATİK OLARAK DAHA GÜVENLİ Mİ?</p>

<p>Pekmez tartışmalarında sık yapılan hatalardan biri de “ev yapımı güvenlidir, fabrikada üretilen zararlıdır” şeklindeki kesin ayrımdır.</p>

<p>Bilimsel olarak böyle bir genelleme yapılamaz.</p>

<p>Evde veya geleneksel yöntemlerle hazırlanan pekmez de çok yüksek sıcaklıklarda ve gereğinden uzun süre kaynatılırsa HMF oluşumu artabilir.</p>

<p>Benzer şekilde fabrikada üretilen her pekmezin yüksek HMF içerdiğini söylemek de doğru değildir.</p>

<p>Modern üretimde kullanılan vakumlu yoğunlaştırma sistemleri, suyun daha düşük sıcaklıklarda uzaklaştırılmasına olanak sağlayabilir. Kontrollü sıcaklık ve süre uygulamaları da HMF oluşumunun azaltılmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Dolayısıyla belirleyici olan yalnızca ürünün nerede üretildiği değil, nasıl üretildiğidir.</p>

<p>PEKMEZİ “KANSER GIDASI” GİBİ SUNMAK DOĞRU DEĞİL</p>

<p>Pekmez; üzüm, dut ve keçiboynuzu gibi doğal olarak şeker içeren hammaddelerin yoğunlaştırılmasıyla elde edilen geleneksel bir besindir.</p>

<p>Ancak geleneksel veya doğal olması, sınırsız miktarda tüketilebileceği anlamına gelmez.</p>

<p>Pekmez yoğun şeker içeriğine sahip bir gıdadır. Bu nedenle tüketilen miktar özellikle diyabeti bulunan, kan şekeri kontrolünde sorun yaşayan veya enerji alımını sınırlandırması gereken kişiler açısından önem taşır.</p>

<p>Bilimsel açıdan doğru yaklaşım, pekmezi ne “mucizevi bir besin” olarak göstermek ne de tek bir kimyasal bileşen üzerinden “kanserojen gıda” ilan etmektir.</p>

<p>RİSKİ BELİRLEYEN SADECE BİR MADDENİN VARLIĞI DEĞİLDİR</p>

<p>Modern toksikoloji ve gıda güvenliğinde temel mesele yalnızca bir kimyasalın bulunup bulunmadığı değildir.</p>

<p>Miktar ve maruziyet önemlidir.</p>

<p>Bir maddenin deneysel koşullarda belirli biyolojik etkiler göstermesi ile insanların günlük yaşamda gıdalardan aldığı miktarlarda aynı sağlık sonucunun ortaya çıktığının kanıtlanması birbirinden farklıdır.</p>

<p>Bugünkü bilimsel kanıtlar üzerinden “pekmez tüketmek, içerdiği HMF nedeniyle insanlarda kanser riskini artırır” şeklinde kesin bir hüküm vermek mümkün değildir.</p>

<p>Buna karşılık pekmez üretiminde gereksiz yüksek sıcaklıklardan ve uzun süreli ısıl işlemlerden kaçınılması, uygun üretim standartlarının uygulanması ve HMF düzeylerinin kontrol altında tutulması gıda güvenliği açısından doğru yaklaşımdır.</p>

<p>Kısacası tartışmanın bilimsel özeti şu:</p>

<p>HMF’yi görmezden gelmek doğru değildir; ancak HMF üzerinden pekmezi “kanserojen” ilan etmek de mevcut kanıtların ötesine geçmektedir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Pekmez yüksek miktarda doğal şeker içeren yoğun bir gıdadır. Diyabeti, insülin direnci veya kan şekeri kontrolüyle ilgili sağlık sorunu bulunan kişilerin tüketim miktarını kendi sağlık durumlarına göre değerlendirmeleri ve gerektiğinde hekim veya diyetisyenlerine danışmaları gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>International Agency for Research on Cancer (IARC)</p>

<p>Journal of Food Quality and Hazards Control</p>

<p>International Journal of Food Engineering</p>

<p>Grasas y Aceites</p>

<p>Food Science &amp; Nutrition</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/pekmez-kanserojen-mi-prof-dr-nevra-koctan-bilimsel-aciklama</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 17:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0362.jpeg" type="image/jpeg" length="83389"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekli Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Halil Kıracı Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/emekli-genel-cerrahi-uzmani-op-dr-halil-kiraci-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/emekli-genel-cerrahi-uzmani-op-dr-halil-kiraci-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık camiası, emekli Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Halil Kıracı’nın vefat haberiyle sarsıldı. Gaziantep’te uzun yıllar hekimlik yapan Kıracı’nın kaybı meslektaşları ve sevenlerini üzdü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık camiasından acı haber geldi. Emekli Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Halil Kıracı hayatını kaybetti.</p>

<p>Uzun yıllar genel cerrahi alanında görev yapan Kıracı, meslek hayatının önemli bölümünde Gaziantep’te sağlık hizmeti sundu. Mesleki geçmişinde Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesi’nde görev yaptığı bilinen Kıracı, daha sonra emekliye ayrıldı.</p>

<p>Op. Dr. Halil Kıracı’nın vefat haberi ailesi, yakınları, meslektaşları ve sağlık camiasında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Yıllar boyunca hekimlik mesleğini sürdüren Kıracı, genel cerrahi alanında çok sayıda hastanın tedavi sürecine katkıda bulundu.</p>

<p>Kıracı’nın vefat nedeni ile cenaze ve defin programına ilişkin ayrıntılar konusunda kamuoyuna yansıyan doğrulanmış kapsamlı bir bilgi bulunmuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tıbbiye Bülteni olarak merhum Op. Dr. Halil Kıracı’ya Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, meslektaşlarına ve sağlık camiasına başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/emekli-genel-cerrahi-uzmani-op-dr-halil-kiraci-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0360.jpeg" type="image/jpeg" length="92906"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Van’dan Uluslararası Donma Araştırması: Amputasyon Riskini Öngören İki Kritik Bulguyu Belirlediler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/vandan-uluslararasi-donma-arastirmasi-amputasyon-riskini-ongoren-iki-kritik-bulguyu-belirlediler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/vandan-uluslararasi-donma-arastirmasi-amputasyon-riskini-ongoren-iki-kritik-bulguyu-belirlediler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van’da 2020–2025 yılları arasında tedavi edilen 128 donma hastasının incelendiği yeni araştırmada, yaralanmanın derinliği ve etkilenen vücut yüzey alanının amputasyon riskini erken dönemde öngörmede öne çıktığı belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Van’da yıllardır tedavi edilen ağır donma vakalarından elde edilen klinik deneyim, uluslararası bilim literatürüne taşındı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden araştırmacıların yürüttüğü yeni çalışma, donma yaralanmalarında hangi hastaların uzuv kaybı açısından daha yüksek risk altında olduğunun erken dönemde belirlenmesine ışık tutuyor.</p>

<p>Scandinavian Journal of Trauma, Resuscitation and Emergency Medicine dergisinde 11 Eylül 2026’da yayımlanan araştırmada, Ocak 2020 ile Aralık 2025 arasında hastaneye yatırılan 128 donma hastasının verileri geriye dönük olarak değerlendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonucu amputasyon oranında ortaya çıktı.</p>

<p>128 hastanın 54’ünde amputasyon gerekti</p>

<p>Çalışmaya alınan 128 hastanın 54’ünde amputasyon uygulandı. Bu, araştırma grubunun yüzde 42,2’sine karşılık geliyor.</p>

<p>Hastaların 126’sının, yani yüzde 98,4’ünün yabancı uyruklu olması da araştırmanın dikkat çeken bulguları arasında yer aldı.</p>

<p>Van ve çevresinin yüksek rakımı, sert kış koşulları ve sınır güzergâhındaki coğrafi özellikleri nedeniyle bölgede özellikle uzun süre soğuğa maruz kalan kişilerde ağır donma yaralanmaları görülebiliyor.</p>

<p>Ancak araştırmacılar yalnızca vakaların sayısını incelemekle kalmadı. Çalışmanın temel sorusu, hastaneye başvuru sırasında hangi klinik bulguların ileride amputasyon gerekip gerekmeyeceği konusunda hekimlere yol gösterebileceğiydi.</p>

<p>Üçüncü derece donmada risk belirgin biçimde yükseldi</p>

<p>Sonuçlar, donma yaralanmasının derinliğinin en güçlü erken göstergelerden biri olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Üçüncü derece donma saptanan 65 hastanın 53’ünde amputasyon gerekti. Buna karşılık birinci veya ikinci derece donması bulunan 63 hastanın yalnızca birinde amputasyon uygulandı.</p>

<p>Bu büyük fark, donma yaralanmasının başlangıçtaki klinik derecesinin hastanın sonraki seyri açısından ne kadar önemli olabileceğini gösterdi.</p>

<p>Araştırmacıların öne çıkardığı ikinci önemli gösterge ise donmadan etkilenen toplam vücut yüzey alanıydı.</p>

<p>İki bulgu birlikte daha güçlü sonuç verdi</p>

<p>Araştırmada yaralanmanın derinliği ile donmadan etkilenen vücut yüzey alanı birlikte değerlendirildiğinde amputasyon riskini öngörme performansının daha da yükseldiği görüldü.</p>

<p>Çalışmada bu iki klinik değişkenin birlikte kullanıldığı modelin AUC değerinin 0,948 olduğu bildirildi.</p>

<p>Bu sonuç özellikle ileri görüntüleme yöntemlerine erişimin sınırlı olduğu sağlık merkezleri açısından önem taşıyor. Çünkü araştırmanın işaret ettiği temel risk göstergeleri, hastanın ilk değerlendirmesi sırasında klinik olarak belirlenebilecek özelliklerden oluşuyor.</p>

<p>Araştırmacılar CRP, nötrofil/lenfosit oranı, albümin ve Prognostik Nütrisyonel İndeks gibi laboratuvar göstergelerini de değerlendirdi.</p>

<p>Bu değerlerin bazıları amputasyon uygulanan ve uygulanmayan hastalar arasında farklılık gösterse de yaralanmanın şiddeti hesaba katıldığında bağımsız öngördürücü olarak öne çıkmadılar.</p>

<p>Başka bir ifadeyle araştırma, karmaşık biyobelirteçlerden önce hastanın donma yaralanmasının ne kadar derin ve ne kadar geniş olduğuna dikkat edilmesi gerektiğine işaret ediyor.</p>

<p>Van’ın donma deneyimi bilimsel veriye dönüşüyor</p>

<p>Van’daki ekip için bu çalışma konuyla ilgili ilk bilimsel yayın değil.</p>

<p>Prof. Dr. Sebahattin Çelik, Servet Elçin Alpat, Selin Bulut ve Hakan Köksal tarafından hazırlanan daha önceki araştırma, 2022 yılında Eastern Journal of Medicine’de yayımlanmıştı.</p>

<p>Bu çalışmada 26 Ocak–25 Şubat 2020 arasındaki kısa bir dönemde başvuran 38 hasta değerlendirilmiş ve hastaların yüzde 74’ünde üçüncü veya dördüncü derece donma yaralanması bulunduğu bildirilmişti.</p>

<p>Yeni araştırma ise gözlem dönemini 2020–2025 yıllarına genişletiyor ve 128 hastalık daha büyük bir hasta grubunda özellikle amputasyon riskinin erken tahminine odaklanıyor.</p>

<p>Araştırmanın başında Dr. İbrahim Doğan bulunuyor</p>

<p>2026 tarihli araştırmanın ilk yazarı Dr. İbrahim Doğan. Çalışmanın yazarları arasında Ali Rıza Karayıl, Serpil Sevimli Deniz, Sıdkı Arşad Narçin, Berk Topaloğlu, Serdar Çoban, Ezgi Sönmez, Mehmet Kadir Bartın, Meltem Ceylan Delice ve Prof. Dr. Sebahattin Çelik de bulunuyor.</p>

<p>Araştırmacılar sonuçların özellikle kaynakların sınırlı olduğu acil sağlık ortamlarında ve göçle ilişkili soğuk yaralanmalarının sık görüldüğü bölgelerde yüksek riskli hastaların daha erken belirlenmesine yardımcı olabileceğini değerlendiriyor.</p>

<p>Çalışma aynı zamanda bir bölge hastanesinde yıllar boyunca biriken klinik tecrübenin bilimsel araştırmaya dönüştürülmesinin önemini de gösteriyor.</p>

<p>Van’da ağır kış şartları ve bölgenin coğrafi özellikleri nedeniyle karşılaşılan donma vakaları, böylece yalnızca tedavi edilen klinik olgular olarak kalmıyor; gelecekte benzer hastaların değerlendirilmesine katkı sağlayabilecek uluslararası bilimsel veriye dönüşüyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/vandan-uluslararasi-donma-arastirmasi-amputasyon-riskini-ongoren-iki-kritik-bulguyu-belirlediler</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0348.jpeg" type="image/jpeg" length="20371"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Belediye İşçilerine ve Taşeronlara Kadro Gelecek mi? 2026 Son Durum]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/belediye-iscilerine-ve-taseronlara-kadro-gelecek-mi-2026-son-durum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/belediye-iscilerine-ve-taseronlara-kadro-gelecek-mi-2026-son-durum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belediye şirketleri, iktisadi işletmeler, KİT’ler ve kamuda taşeron olarak çalışan binlerce işçinin gözü yeniden TBMM’ye çevrildi. Meclis’te bulunan teklif kadro beklentisini güçlendirdi ancak henüz yasalaşmış bir düzenleme bulunmuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Belediye İşçilerine ve Taşeronlara Kadro Gelecek mi? Gözler Meclis’te</p>

<p>Kamuda taşeron çalışma ve belediye şirketlerinde çalışan işçilerin kadro beklentisi 2026 yılında yeniden çalışma hayatının önemli gündemlerinden biri haline geldi.</p>

<p>Özellikle belediye şirketlerinde, belediyelere bağlı yapılarda, kamu iktisadi teşebbüslerinde (KİT) ve çeşitli kamu kurumlarında çalışan işçiler, yapılabilecek yeni düzenlemenin kapsamını merak ediyor.</p>

<p>Son günlerde kamuoyunda “100 bin taşerona kadro geliyor” şeklindeki haberlerin artması da beklentiyi yükseltti.</p>

<p>Ancak mevcut hukuki durum ile beklentileri birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>

<p>KADRO ÇIKTI MI?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>12 Eylül 2026 itibarıyla belediye şirket işçilerini, belediye iktisadi işletmelerindeki çalışanları veya kapsam dışında kalan taşeronların tamamını sürekli işçi kadrosuna geçiren yeni ve yürürlüğe girmiş genel bir düzenleme bulunmuyor.</p>

<p>Dolayısıyla bugün için “kadro çıktı” veya “başvurular başladı” demek doğru değil.</p>

<p>Buna karşılık TBMM’de doğrudan bu konuyu ele alan önemli bir kanun teklifi bulunuyor.</p>

<p>TBMM kayıtlarında 2/3217 esas numarasıyla yer alan “Taşeron Çalışma İlişkisinin Kaldırılması ve Taşeron İşçilerin Sürekli İşçi Kadrosuna Alınması Hakkında Kanun Teklifi” 17 Temmuz 2025 tarihinde Meclis Başkanlığına sunuldu.</p>

<p>Teklif halen Plan ve Bütçe Komisyonunda bulunuyor.</p>

<p>TEKLİFTE BELEDİYELER DE VAR</p>

<p>Teklifin kapsamı açısından en dikkat çekici noktalardan biri belediyelerin açık biçimde zikredilmesi.</p>

<p>TBMM’de yayımlanan resmi özete göre teklif ile;</p>

<p>belediyeler,</p>

<p>il özel idareleri,</p>

<p>mahalli idare birlikleri,</p>

<p>bunlara bağlı kuruluşlar ve şirketler,</p>

<p>kamu iktisadi teşebbüsleri,</p>

<p>diğer kamu kurum ve kuruluşlarında</p>

<p>taşeron işçi çalıştırılması uygulamasının kaldırılması ve taşeron işçilerin sürekli işçi kadrolarına geçirilmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Bu ifade belediye çalışanları açısından önemli.</p>

<p>Ancak teklifin verilmiş olması, düzenlemenin yasalaştığı anlamına gelmiyor. Teklifin komisyondan geçmesi, yasama sürecinde ilerlemesi ve nihai metnin kabul edilmesi gerekiyor.</p>

<p>BELEDİYE ŞİRKET İŞÇİLERİNİN TALEBİ NEDEN FARKLI?</p>

<p>Konunun önemli bir ayağını belediye şirketlerinde çalışan işçiler oluşturuyor.</p>

<p>2018’de uygulanan düzenlemeler sonucunda belediyelerde alt işveren yanında çalışan çok sayıda işçi belediye şirketlerine geçirildi.</p>

<p>Fakat bu çalışanların önemli bir bölümü yıllardır “belediye şirket işçisi olmak ile belediyenin sürekli işçi kadrosunda bulunmanın aynı şey olmadığı” gerekçesiyle yeni bir düzenleme talep ediyor.</p>

<p>Tartışmanın merkezinde yalnızca iş güvencesi bulunmuyor.</p>

<p>Ücretler, ilave tediye, tayin ve nakil imkanları, çalışma süreleri, sosyal haklar ve kadrolu belediye işçileriyle ortaya çıkan statü farklılıkları da talepler arasında yer alıyor.</p>

<p>TBMM Genel Kurulunda da geçmiş yıllarda belediye şirket işçilerinin “asıl kadro” talebi birçok kez gündeme getirildi.</p>

<p>İKTİSADİ İŞLETMEDE ÇALIŞANLAR İÇİN DURUM DAHA DİKKATLİ OKUNMALI</p>

<p>Kadro tartışmasının en kritik noktalarından biri de belediye iktisadi işletmelerinde çalışanların durumu.</p>

<p>Burada yalnızca “belediyede çalışıyorum” demek hukuki statüyü belirlemek için yeterli değil.</p>

<p>Çalışanın iş sözleşmesinin hangi tüzel kişilikle yapıldığı, ücretinin hangi yapı tarafından ödendiği, belediye şirketi çalışanı mı, doğrudan belediye işçisi mi yoksa hizmet alımı kapsamında çalışan bir taşeron işçi mi olduğu önem taşıyor.</p>

<p>Bu nedenle gelecekte bir kadro düzenlemesi çıkması halinde belediye iktisadi işletmelerinde çalışanların otomatik olarak kapsamda olacağını bugünden söylemek mümkün değil.</p>

<p>Nihai kanun metninde kullanılacak tanımlar belirleyici olacak.</p>

<p>KİT TAŞERONLARI DA YILLARDIR KADRO BEKLİYOR</p>

<p>Bir diğer önemli grup Kamu İktisadi Teşebbüslerinde çalışan taşeron işçiler.</p>

<p>TBMM’de KİT’lerde çalışan taşeron işçilerin bir defaya mahsus sürekli işçi kadrolarına geçirilmesini amaçlayan ayrı kanun teklifleri de bulunuyor.</p>

<p>Bu durum, 2018 sonrasında kapsam dışında kaldığını düşünen çalışan gruplarının kadro talebinin Meclis gündeminden tamamen düşmediğini gösteriyor.</p>

<p>MUHALEFETTEN “TÜM TAŞERONLARA KADRO” ÇAĞRISI</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kadro konusunda siyasi görüşler de giderek daha görünür hale geliyor.</p>

<p>CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 13 Ocak 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulundaki konuşmasında, 696 sayılı KHK sonrasında kadro alamayan çalışanların bulunduğunu belirterek kapsamlı bir düzenleme yapılmasını istedi.</p>

<p>Gürer, belediyelerde şirket işçisi olarak çalışanların da dahil olduğu taşeron çalışanların doğrudan çalıştıkları kurumların kadrosuna alınması gerektiğini savundu.</p>

<p>Bu yaklaşım muhalefetin bir bölümünün talebinin yalnızca klasik taşeron çalışanlarla sınırlı olmadığını; belediye şirket işçilerinin de doğrudan kadroya geçirilmesini istediğini gösteriyor.</p>

<p>SENDİKALARDAN “GERÇEK KADRO” TALEBİ</p>

<p>Çalışan örgütlerinden de benzer açıklamalar geliyor.</p>

<p>Lider Büro-Sen Genel Başkanı Fatih Demirel, Temmuz 2026’da yaptığı açıklamada belediye şirket işçilerinin “gerçek kadro” beklentisinin devam ettiğini söyledi.</p>

<p>Demirel, aynı kurumda benzer işleri yapan çalışanlar arasında ücret ve özlük hakları bakımından farklılıklar bulunduğunu savunarak “eşit işe eşit hak” ilkesinin uygulanmasını istedi.</p>

<p>İşçi kesimindeki temel görüşlerden biri, belediye şirketine geçirilmiş olmanın tek başına doğrudan belediye kadrosuna geçirilmek anlamına gelmediği yönünde.</p>

<p>SAHADA DA KADRO TALEBİ DEVAM EDİYOR</p>

<p>Kadro tartışması yalnızca Meclis ile sınırlı değil.</p>

<p>Eylül 2026’da İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde taşeron olarak çalışan bir grup işçinin kadro ve iş güvencesi talebiyle eylemlerini sürdürmesi, konunun sahadaki karşılığını da ortaya koyuyor.</p>

<p>İşçilerin temel taleplerinden biri hizmetlerin taşeron şirketler üzerinden değil, doğrudan ve güvenceli istihdam modeliyle yürütülmesi.</p>

<p>PEKİ HÜKÜMET CEPHESİNDE DURUM NE?</p>

<p>Burada çalışanların beklentileri ile hukuken kesinleşmiş gelişmeleri birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>

<p>Kamuoyunda “100 bin taşerona kadro” başlığıyla çok sayıda haber yayımlanıyor. KİT çalışanları, belediye şirket işçileri ve farklı taşeron grupları bu haberlerde olası kapsam içerisinde gösteriliyor.</p>

<p>Ancak mevcut aşamada tüm bu çalışanları kapsayan ve yürürlüğe girmiş yeni bir kadro kanunu bulunmuyor.</p>

<p>Ayrıca TBMM’ye milletvekilleri tarafından sunulan bir kanun teklifinin varlığı, hükümet tarafından aynı kapsamda bir düzenlemenin kesin olarak hayata geçirileceği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bu nedenle resmi düzenleme yayımlanmadan çalışanların hangi gruplarının kadroya alınacağını kesin bir liste halinde açıklamak mümkün değil.</p>

<p>EN KRİTİK SORU: KİMLER KAPSAMA GİRECEK?</p>

<p>Olası bir düzenleme hazırlanırsa tartışmanın en önemli konusu kapsam olacak.</p>

<p>Belediye şirket işçileri, KİT taşeronları, belediye iktisadi işletmelerinde çalışanlar, hizmet alımı kapsamında çalışan taşeronlar ve daha önceki düzenlemelerde kapsam dışında kalan diğer çalışanların hukuki statüleri birbirinden farklı olabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle çalışanlar açısından yalnızca “kadro düzenlemesi geliyor mu?” sorusu değil, “hangi statüdekiler kapsama alınacak?” sorusu çok daha önemli.</p>

<p>Özellikle belediye iktisadi işletmelerinde çalışanlar açısından düzenlemenin nihai metnindeki “bağlı kuruluş”, “şirket”, “iştirak”, “iktisadi işletme” ve “alt işveren işçisi” tanımları yakından takip edilmeli.</p>

<p>SONUÇ: BEKLENTİ GÜÇLÜ, ANCAK KADRO HENÜZ KESİNLEŞMEDİ</p>

<p>2026 yılında taşeron ve belediye işçilerinin kadro talebinin hem TBMM’de hem çalışan örgütlerinin açıklamalarında yeniden güçlü biçimde gündeme geldiği görülüyor.</p>

<p>Üstelik TBMM’de belediyeleri, bağlı kuruluşları ve şirketleri de kapsayan somut bir kanun teklifi bulunuyor.</p>

<p>Ancak kritik ayrım burada başlıyor:</p>

<p>Kanun teklifinin bulunması başka, teklifin yasalaşması başka.</p>

<p>12 Eylül 2026 itibarıyla belediye şirket işçileri, belediye iktisadi işletmelerinde çalışanlar veya diğer taşeron çalışanlar için yeni ve genel bir kadro düzenlemesi yürürlüğe girmiş değil.</p>

<p>Bu nedenle çalışanların sosyal medyada veya bazı haberlerde kullanılan “kadro kesinleşti”, “100 bin işçiye kadro çıktı” ve “başvurular başlıyor” gibi ifadeleri ihtiyatla değerlendirmesi gerekiyor.</p>

<p>Asıl belirleyici gelişme, hükümetin konuya ilişkin resmi bir düzenleme hazırlaması veya TBMM’deki tekliflerden birinin yasama sürecinde ilerleyerek kabul edilmesi olacak.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/belediye-iscilerine-ve-taseronlara-kadro-gelecek-mi-2026-son-durum</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 13:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0346.jpeg" type="image/jpeg" length="79888"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kalabalık Davetler İçin 100 Kişilik Mercimek Çorbası Tarifi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kalabalik-davetler-icin-100-kisilik-mercimek-corbasi-tarifi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kalabalik-davetler-icin-100-kisilik-mercimek-corbasi-tarifi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[100 kişilik mercimek çorbası tarifi; kırmızı mercimekten büyük kazanda hazırlanabilecek, yaklaşık 25-30 litre veren ölçülü ve uygulanabilir bir tarif.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>100 Kişilik Mercimek Çorbası Tarifi: Tam Ölçülü Büyük Kazan</p>

<p>100 kişilik mercimek çorbası hazırlarken ev tipi tarifi yalnızca 20-25 katına çıkarmak her zaman iyi sonuç vermez. Büyük kazanda mercimeğin su çekme miktarı, sebzelerin hacmi, kaynama süresi ve çorbanın servis sırasında koyulaşması ayrıca hesaba katılmalıdır.</p>

<p>Bu tarif; düğün, mevlit, toplu yemek, öğrenci yurdu, iş yeri, dernek etkinliği ve kalabalık davetlerde kullanılabilecek şekilde yaklaşık 100 porsiyon üzerinden düzenlendi.</p>

<p>Porsiyon büyüklüğü yaklaşık 250-300 ml kabul edildi. Son kıvam ayarıyla yaklaşık 25-30 litre çorba hedefleniyor. Servis kaseleri daha büyükse veya çorba ana öğünün önemli bir parçası olacaksa miktarın yüzde 10-15 artırılması güvenli olur.</p>

<p>Sağlıklı beslenme açısından neden öne çıkıyor?</p>

<p>Kırmızı mercimek kuru baklagiller grubunda yer alır. Bitkisel protein, kompleks karbonhidrat ve lif içermesi mercimek çorbasını besleyici bir başlangıç haline getirir.</p>

<p>Bu tarifte lezzet için çok yüksek miktarda tereyağı kullanmak yerine zeytinyağı tercih edildi. Havuç, soğan ve patates ise çorbanın kıvamına ve lezzetine katkı sağlıyor.</p>

<p>Toplu yemeklerde özellikle tuz miktarı önemlidir. Tuzun tamamını başlangıçta eklemek yerine çorba piştikten ve son su miktarı belirlendikten sonra kontrollü biçimde ayarlamak daha iyi sonuç verir.</p>

<p>Tarif bilgileri</p>

<p>Hazırlama süresi: 35-45 dakika<br />
Pişirme süresi: 60-75 dakika<br />
Toplam süre: Yaklaşık 2 saat<br />
Kaç kişilik: 100 kişi<br />
Yaklaşık porsiyon büyüklüğü: 250-300 ml<br />
Tahmini son miktar: 25-30 litre<br />
Gerekli kazan: En az 40 litre, tercihen 45-50 litre<br />
Zorluk: Orta<br />
Öğün: Çorba / başlangıç<br />
Kategori: Sağlıklı Tarifler</p>

<p>Yaklaşık besin değerleri</p>

<p>Bir porsiyon için yaklaşık:</p>

<p>Kalori: 260-300 kcal<br />
Protein: 13-15 g<br />
Karbonhidrat: 38-42 g<br />
Yağ: 6-8 g<br />
Lif: 7-9 g</p>

<p>Değerler porsiyon büyüklüğüne, kullanılan yağ miktarına, mercimeğin gramajına ve son çorba hacmine göre değişebilir. Büyük kazan tariflerinde porsiyonlama farklılıkları nedeniyle besin değerlerinin yaklaşık olduğu unutulmamalıdır.</p>

<p>100 kişilik mercimek çorbası için malzemeler</p>

<p>5 kilogram kırmızı mercimek<br />
3 kilogram kuru soğan<br />
2 kilogram havuç<br />
2 kilogram patates<br />
750 gram un<br />
1 litre zeytinyağı<br />
500 gram domates salçası<br />
250 gram biber salçası, isteğe bağlı<br />
Yaklaşık 23 litre sıcak su veya tuzu kontrol edilmiş sebze suyu<br />
Son kıvam ayarı için 3-5 litre ilave sıcak su<br />
80-100 gram kimyon<br />
50-60 gram karabiber<br />
50 gram tatlı kırmızı toz biber<br />
Tuz, son hacme ve kullanılan salçanın tuz oranına göre kontrollü miktarda</p>

<p>Servis için</p>

<p>15-20 adet limon<br />
İsteğe göre kuru nane<br />
İsteğe göre kırmızı pul biber</p>

<p>100 kişilik mercimek çorbası nasıl yapılır?</p>

<p>1. En az 40 litre hacimli, tercihen 45-50 litrelik kalın tabanlı bir kazan hazırlayın. Kazanın tamamını doldurmayın; karıştırma ve güvenli kaynama için üst bölümde boşluk bırakılması gerekir.</p>

<p>2. Mercimekleri geniş kaplarda birkaç parti halinde ayıklayın. Soğuk suyla, çıkan su büyük ölçüde berraklaşana kadar birkaç kez yıkayın ve süzün.</p>

<p>3. Soğanları iri küpler halinde doğrayın. Havuç ve patatesleri de yaklaşık aynı büyüklükte doğrayın. Çorba sonunda blenderdan geçirileceği için çok küçük doğramaya gerek yoktur.</p>

<p>4. Kazanı orta ateşte ısıtın. Zeytinyağının yaklaşık üçte ikisini ekleyin.</p>

<p>5. Soğanları kazana alın. Büyük ve sağlam bir kazan kepçesiyle karıştırarak yaklaşık 10-12 dakika yumuşatın. Soğanların yanmasına izin vermeyin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>6. Havuçları ekleyin ve yaklaşık 5 dakika daha kavurun.</p>

<p>7. Unu kontrollü biçimde ekleyin. Sürekli karıştırarak yaklaşık 3-4 dakika kavurun. Unun topaklanmaması ve kazanın dibine yapışmaması önemlidir.</p>

<p>8. Domates salçası ve kullanacaksanız biber salçasını ekleyin. Salçanın çiğ kokusu hafifçe kaybolana kadar 2-3 dakika karıştırın.</p>

<p>9. Yıkanmış mercimekleri ve doğranmış patatesleri kazana ekleyin.</p>

<p>10. Yaklaşık 23 litre sıcak suyu tek seferde boşaltmak yerine birkaç aşamada ekleyin. Her eklemede kazanın dibini güçlü biçimde karıştırın. Bu yöntem unun topaklanmasını azaltır.</p>

<p>11. Karışım kaynamaya başlayana kadar orta-yüksek ateşte kontrollü biçimde ısıtın. Büyük kazanlarda dip tutma riski yüksek olduğundan özellikle ilk kaynama aşamasında sık sık karıştırın.</p>

<p>12. Kaynama başladıktan sonra ateşi orta-kısık seviyeye düşürün.</p>

<p>13. Mercimek, havuç ve patates tamamen yumuşayana kadar yaklaşık 45-60 dakika pişirin. Kazanın büyüklüğü ve ocağın gücüne göre süre değişebilir.</p>

<p>14. Pişirme boyunca kazanın dibini düzenli aralıklarla kontrol edin. Mercimek çöktükçe tabana yapışabileceğinden yalnızca yüzeyi değil dipten yukarı doğru karıştırın.</p>

<p>15. Bütün malzemeler tamamen yumuşadığında kazan tipi el blenderı veya profesyonel çorba blenderı kullanarak çorbayı pürüzsüz hale getirin.</p>

<p>16. Blender kullanırken sıcak sıvının sıçramasına karşı dikkatli olun. Ev tipi küçük blenderlar büyük miktardaki kaynar çorba için uygun olmayabilir.</p>

<p>17. Çorbanın kıvamını kontrol edin. Büyük kazan mercimek çorbası bekledikçe koyulaşacağı için servis öncesindeki kıvam, nihai istenen kıvamdan bir miktar daha akışkan olabilir.</p>

<p>18. Gerektikçe 3-5 litre sıcak suyu azar azar ekleyin. Her eklemeden sonra iyice karıştırıp yeniden kaynama noktasına getirin.</p>

<p>19. Kimyon, karabiber ve kırmızı toz biberi ekleyin.</p>

<p>20. Tuz miktarını ancak son hacim belli olduktan sonra ayarlayın. Salçanın ve varsa kullanılan hazır sebze suyunun tuz miktarını dikkate alın.</p>

<p>21. Kalan zeytinyağını isteğe göre son aşamada ekleyip karıştırın.</p>

<p>22. Çorbayı son kez yaklaşık 5-10 dakika hafifçe kaynatın ve kıvamını kontrol edin.</p>

<p>23. Servisten hemen önce bir kepçeyle porsiyon kontrolü yapın. Kullanılan çorba kasesinin 250-300 ml alıp almadığını ölçmek, 100 kişilik serviste miktar sürprizlerini önler.</p>

<p>Şefin püf noktası</p>

<p>100 kişilik mercimek çorbasında en önemli konu suyu kontrollü kullanmaktır. Başlangıçta gereğinden fazla su eklendiğinde çorbayı sonradan toparlamak zordur. Bu nedenle ana su miktarını önce ekleyip son 3-5 litreyi kıvam ayarı için saklamak daha güvenli sonuç verir.</p>

<p>Mercimek çorbası bekledikçe belirgin biçimde koyulaşır. Öğlen hazırlanıp akşam servis edilecek çorbanın ilk anda tam servis kıvamında bırakılması, birkaç saat sonra gereğinden koyu hale gelmesine neden olabilir.</p>

<p>Büyük kazanda dip tutma riski ev tenceresine göre çok daha önemlidir. Özellikle mercimek yumuşadıktan sonra karıştırma sıklığını artırın.</p>

<p>Un kullanmak şart mı?</p>

<p>Hayır. Mercimek, patates ve sebzeler zaten çorbaya doğal kıvam kazandırır. Daha hafif veya glutensiz bir tarif isteniyorsa un tamamen çıkarılabilir.</p>

<p>Un çıkarıldığında başlangıçtaki suyu yaklaşık 1-2 litre azaltarak başlayın ve blender işleminden sonra kıvamı sıcak suyla ayarlayın.</p>

<p>100 kişilik mercimek çorbasına kaç kilo mercimek gider?</p>

<p>Porsiyon büyüklüğüne ve çorbanın kıvamına göre miktar değişir. Bu tarifte 100 kişilik, yaklaşık 250-300 ml porsiyon için 5 kilogram kuru kırmızı mercimek kullanılıyor.</p>

<p>Daha küçük başlangıç porsiyonları verilecekse miktar azaltılabilir. Çok büyük kaselerde servis yapılacaksa toplam tarifi yüzde 10-15 artırmak daha güvenlidir.</p>

<p>100 kişilik mercimek çorbasına kaç litre su konur?</p>

<p>Bu tarif yaklaşık 23 litre başlangıç suyu ve kıvam için 3-5 litre ilave sıcak su üzerinden hazırlanmıştır.</p>

<p>Ancak mercimeğin cinsi, patates miktarı, kaynama süresi ve buharlaşma su ihtiyacını değiştirebilir. Bu nedenle toplam suyu baştan tek seferde eklemek yerine son birkaç litreyi kıvam ayarı için ayırmak gerekir.</p>

<p>100 kişilik mercimek çorbası kaç litre olur?</p>

<p>Bu ölçülerle son kıvam ayarına bağlı olarak yaklaşık 25-30 litre çorba elde edilmesi hedeflenir.</p>

<p>250 ml porsiyonla 25 litre çorba teorik olarak 100 porsiyona karşılık gelir. Servis kaybı, kepçelerdeki farklılık ve ikinci porsiyon ihtimali düşünüldüğünde toplu yemeklerde küçük bir güvenlik payı bırakmak yararlı olabilir.</p>

<p>Mercimek çorbası neden çok koyulaşır?</p>

<p>Mercimeğin nişastalı yapısı, patates ve un çorbanın bekledikçe koyulaşmasına neden olur. Çorba fazla koyulaşırsa soğuk su eklemek yerine sıcak suyu azar azar ekleyerek yeniden karıştırın ve güvenli biçimde tekrar ısıtın.</p>

<p>Daha sağlıklı hale nasıl getirilebilir?</p>

<p>Tarifteki unu tamamen çıkarabilirsiniz. Bu durumda mercimek ve sebzelerin doğal kıvamından yararlanılır.</p>

<p>Tuz miktarını azaltmak için kimyon, karabiber, kırmızı biber ve limondan yararlanılabilir.</p>

<p>Serviste tereyağlı sosu zorunlu tutmak yerine pul biber, kuru nane ve limonu ayrı sunmak toplam yağ ve tuz miktarını kişiye göre kontrol etmeyi kolaylaştırır.</p>

<p>Kimler için uygun?</p>

<p>Mercimek çorbası hayvansal ürün kullanılmadan hazırlandığında vegan ve vejetaryen beslenmeye uygundur.</p>

<p>Bu tarifte un kullanıldığı için standart hali glutensiz değildir. Çölyak hastaları için hazırlanacaksa un tamamen çıkarılmalı; salça, baharat ve diğer paketli ürünlerin gluten açısından uygunluğu ve çapraz bulaşma riski ayrıca kontrol edilmelidir.</p>

<p>Toplu yemek üretiminde alerjen bilgilerinin servis öncesinde açık biçimde belirtilmesi önemlidir.</p>

<p>Saklama ve servis</p>

<p>100 kişilik tariflerde gıda güvenliği ev tipi tariflerden daha kritik hale gelir. Büyük miktardaki sıcak çorbayı derin bir kazanın içinde saatlerce oda sıcaklığında soğumaya bırakmak güvenli değildir.</p>

<p>Çorba hemen servis edilmeyecekse uygun sıcaklık kontrolü sağlanmalı; soğutularak saklanacaksa profesyonel toplu yemek uygulamalarına uygun biçimde hızlı soğutulmalıdır.</p>

<p>Servis sırasında çorbanın sıcak tutulması gerekiyorsa uygun sıcak muhafaza ekipmanı kullanılmalıdır.</p>

<p>Limon dilimlerini, kuru naneyi ve pul biberi ayrı servis etmek hem sunumu kolaylaştırır hem de misafirlerin lezzeti kendi tercihlerine göre ayarlamasını sağlar.</p>

<p>100 kişilik mercimek çorbasında başarılı sonucun sırrı yalnızca malzemeleri büyütmek değil; kazan hacmini, su miktarını, koyulaşmayı ve gerçek porsiyon büyüklüğünü birlikte planlamaktır.</p>

<p>5 kilogram kırmızı mercimekle hazırlanan bu büyük kazan tarifi, yaklaşık 25-30 litre son hacim hedefiyle 100 kişilik toplu servis için uygulanabilir bir temel oluşturur. Servis öncesinde gerçek kasenizle bir porsiyon ölçümü yapmak ise miktarı garanti altına almanın en kolay yoludur.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı – Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER 2022)<br />
USDA – FoodData Central<br />
Dünya Sağlık Örgütü – Healthy Diet</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlıklı Tarifler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kalabalik-davetler-icin-100-kisilik-mercimek-corbasi-tarifi</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 13:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0345.jpeg" type="image/jpeg" length="55054"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran’da Eğitim Gören Türk Öğrencilere Yatay Geçiş ve Özel Öğrencilik İmkânı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/iranda-egitim-goren-turk-ogrencilere-yatay-gecis-ve-ozel-ogrencilik-imkani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/iranda-egitim-goren-turk-ogrencilere-yatay-gecis-ve-ozel-ogrencilik-imkani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YÖK, İran’da yaşanan savaş nedeniyle eğitimleri kesintiye uğrayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrenciler için yatay geçiş ve özel öğrencilik düzenlemesini tamamladı. Başvurular 14 Eylül 2026’da başlayacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran’da yaşanan savaş nedeniyle yükseköğretim eğitimleri kesintiye uğrayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilerin Türkiye’de öğrenimlerine devam edebilmesine yönelik düzenleme tamamlandı.</p>

<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK), belirlenen şartları sağlayan öğrencilere Türkiye’deki üniversitelere yatay geçiş hakkı tanırken, yatay geçiş koşullarını karşılayamayan öğrencilerin ise özel öğrenci statüsünde eğitimlerini sürdürebilmesine imkân sağladı.</p>

<p>YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar da düzenlemeyi duyurarak, öğrencilerin kendi iradeleri dışında gelişen olağanüstü şartlar nedeniyle eğitim hayatlarında mağduriyet yaşamalarına izin vermeyeceklerini belirtti.</p>

<p>Özvar, “Gençlerimizin emeklerini ve geleceklerini korumak, her koşulda önceliğimizdir” mesajını paylaştı.</p>

<p>KİMLER BAŞVURABİLECEK?</p>

<p>Düzenleme, İran’da YÖK tarafından tanınan bir yükseköğretim kurumunun örgün diploma programına 2026-2027 akademik yılı güz dönemi veya öncesinde kayıt yaptırmış Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencileri kapsıyor.</p>

<p>Hazırlık sınıfında, ara sınıflarda ve son sınıfta öğrenim gören öğrenciler de kapsam dahilinde bulunuyor.</p>

<p>Şartları sağlayan öğrenciler Türkiye’deki üniversitelere yatay geçiş için başvurabilecek. Yatay geçiş şartlarını karşılayamayan veya başvurduğu halde bu imkândan yararlanamayan öğrenciler ise özel öğrenci olarak eğitimlerine devam edebilecek.</p>

<p>YATAY GEÇİŞTE KAYIT TÜRÜNE GÖRE ŞARTLAR</p>

<p>Türkiye’de ÖSYS/YKS puanıyla yerleşmiş öğrenciler açısından, başarı sırası şartı bulunan programlarda öğrencinin kayıt olduğu yıldaki sınavda Türkiye’de ilgili program için aranan asgari başarı sırasını sağlaması gerekecek.</p>

<p>Başarı sırası aranmayan programlarda ise kayıt yılındaki ÖSYS/YKS puanının, Türkiye’deki eşdeğer diploma programının en düşük taban puanına eşit veya daha yüksek olması şartı aranacak.</p>

<p>Özel yetenek programlarında da ilgili yıl için ilan edilen en düşük merkezi sınav puanının sağlanması gerekecek. Üniversiteler ayrıca özel yetenek sınavı uygulayabilecek.</p>

<p>ULUSLARARASI SINAVLA KAYIT YAPTIRANLAR DA BAŞVURABİLECEK</p>

<p>SAT1, ACT, Abitur, Fransız Bakaloryası, GCE A Level, International Baccalaureate (IB), Avusturya Matura veya İtalya Maturità gibi uluslararası sınav veya diploma sonuçlarıyla İran’daki üniversitelere kayıt yaptıran öğrenciler için de yatay geçiş yolu bulunuyor.</p>

<p>Bu öğrencilerin, başvuracakları üniversitenin ilgili yılda kabul ettiği asgari uluslararası sınav puanını sağlamaları gerekecek.</p>

<p>Öğrencinin kayıtlı olduğu üniversitenin uluslararası sıralamalardaki konumu da belirli şartlarda değerlendirmeye alınabilecek.</p>

<p>TIP, DİŞ HEKİMLİĞİ VE ECZACILIKTA BAŞARI SIRASI ÖNEMLİ</p>

<p>Başarı sırası aranan programlar arasında tıp, diş hekimliği, eczacılık, veterinerlik, hemşirelik, klinik uygulaması bulunan diğer sağlık programları, mühendislik, mimarlık, öğretmenlik ve hukuk bulunuyor.</p>

<p>Bu alanlarda öğrencilerin ilgili ÖSYS/YKS taban puanı ve başarı sırası ölçütlerini karşılaması gerekecek.</p>

<p>Ayrıca tıp, diş hekimliği, eczacılık, veterinerlik, hemşirelik ve klinik uygulamalı diğer sağlık programları dahil bazı bölümlerde öğrencilerin teorik ve uygulamalı yeterlilikleri üniversiteler tarafından ayrıca ölçülüp değerlendirilebilecek.</p>

<p>ÖN LİSANS ÖĞRENCİLERİ İÇİN DE İMKÂN VAR</p>

<p>Ön lisans programlarına başvuracak öğrenciler açısından kayıt yılındaki YGS/TYT puanı dikkate alınacak. Öğrencinin puanının Türkiye’de başvuracağı meslek yüksekokulu programının aynı yıldaki taban puanını karşılaması gerekecek.</p>

<p>Hazırlık sınıfında bulunan ön lisans öğrencileri de başvuru yapabilecek.</p>

<p>ÖZEL ÖĞRENCİLİK NEDİR?</p>

<p>Yatay geçiş şartlarını sağlayamayan veya yatay geçişe başvurduğu halde kontenjan nedeniyle bu haktan yararlanamayan öğrenciler özel öğrenci statüsünden faydalanabilecek.</p>

<p>Hazırlık sınıfı öğrencileri de özel öğrencilik imkânından yararlanabilecek. Türkiye’deki açıköğretim programlarında ise açıköğretim öğrencileri özel öğrenci olabilecek.</p>

<p>Ancak özel öğrencilik, öğrencinin eğitim aldığı üniversiteden diploma, unvan veya statü talep etme hakkı vermeyecek.</p>

<p>Dönem sonunda öğrenciye aldığı dersleri, AKTS kredilerini ve sınav sonuçlarını gösteren onaylı belge verilecek.</p>

<p>Özel öğrenci sayısı, her diploma programında sınıf ayrımı yapılmaksızın toplam 40’ı aşamayacak.</p>

<p>BAŞVURU İÇİN HANGİ BELGELER GEREKİYOR?</p>

<p>Öğrenciler başvurularını doğrudan eğitim almak istedikleri yükseköğretim kurumuna yapacak.</p>

<p>Başvuruda öğrenci belgesi, transkript veya not dökümü, pasaport ve İran’dan alınan giriş-çıkış kayıtları öğrenciliği kanıtlayan belgeler arasında yer alıyor.</p>

<p>Olağanüstü şartlar nedeniyle başvuru sırasında temin edilemeyen belgeler ise üniversitelerin belirleyeceği süre içerisinde tamamlanabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>BAŞVURULAR 14 EYLÜL’DE BAŞLAYACAK</p>

<p>Yatay geçiş başvuruları 14-18 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.</p>

<p>Sonuçların 25 Eylül 2026’da ilan edilmesi, asil adayların kayıtlarının 28-29 Eylül’de yapılması planlanıyor.</p>

<p>Yedek adaylar 30 Eylül’de açıklanacak, yedek aday kayıtları ise 1-2 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek.</p>

<p>Özel öğrencilikte yatay geçiş ölçütlerini karşılamayan öğrenciler 14-18 Eylül 2026 tarihlerinde başvurabilecek.</p>

<p>Yatay geçişe başvurmasına rağmen bu imkândan yararlanamayan öğrenciler için özel öğrencilik başvuruları ise 1-2 Ekim 2026 tarihlerinde alınacak.</p>

<p>YÖK’ün düzenlemesiyle İran’daki olağanüstü koşullar nedeniyle yükseköğretim eğitimi kesintiye uğrayan Türk öğrencilerin akademik hayatlarına Türkiye’de devam edebilmeleri için iki ayrı yol oluşturulmuş oldu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/iranda-egitim-goren-turk-ogrencilere-yatay-gecis-ve-ozel-ogrencilik-imkani</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 13:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0344.jpeg" type="image/jpeg" length="12612"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anne veya Babasını Kaybeden 100 Üniversite Öğrencisine Burs]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/anne-veya-babasini-kaybeden-100-universite-ogrencisine-burs</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/anne-veya-babasini-kaybeden-100-universite-ogrencisine-burs" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Darüşşafaka Cemiyeti, anne ve/veya baba kaybı yaşamış, maddi imkânları sınırlı ve akademik başarısı yüksek 100 üniversite öğrencisine 2026-2027 döneminde EFE Yükseköğrenim Bursu verecek. En az dört yıllık üniversite programlarında öğrenim gören öğrencilerin başvurabildiği burs 9 ay ödenecek. Son başvuru tarihi 14 Eylül 2026.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anne veya Babasını Kaybeden 100 Üniversite Öğrencisine Burs</p>

<p>Üniversite öğrencilerine yönelik 2026-2027 burs başvuruları devam ederken Darüşşafaka Cemiyeti de Eğitimde Fırsat Eşitliği (EFE) Yükseköğrenim Bursu için başvuruları kabul ediyor.</p>

<p>Program kapsamında anne ve/veya baba kaybı yaşamış, maddi olanakları sınırlı ve akademik başarısı yüksek üniversite öğrencilerine eğitim desteği sağlanıyor.</p>

<p>Darüşşafaka, 2026-2027 akademik yılında gerekli koşulları taşıyan 100 yeni üniversite öğrencisini EFE Bursu kapsamına alacak.</p>

<p>Başvurular 14 Eylül 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>Kimler başvurabilir?</p>

<p>EFE Yükseköğrenim Bursuna başvuracak öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerekiyor.</p>

<p>Programın en önemli koşulu ise öğrencinin anne ve/veya baba kaybı yaşamış olması.</p>

<p>Öğrencinin ayrıca maddi desteğe ihtiyaç duyması gerekiyor.</p>

<p>Darüşşafaka, öğrencinin barınma, ulaşım, yemek ve harçlık gibi yükseköğrenimini sürdürebilmek için gerekli temel giderlerini karşılamakta ekonomik güçlük yaşamasını burs değerlendirmesinde dikkate alıyor.</p>

<p>İlk 100 bin şartı bulunuyor</p>

<p>EFE Bursuna başvuracak öğrenciler için akademik başarı kriteri de bulunuyor.</p>

<p>Öğrencinin üniversiteye yerleştiği puan türündeki ÖSYM başarı sıralamasında ilk 100 bin içerisinde yer alması gerekiyor.</p>

<p>Örneğin öğrencinin SAY puanıyla yerleştiği bir programa kayıt yaptırması halinde değerlendirmede SAY başarı sıralaması esas alınıyor.</p>

<p>Vakıf üniversitesi öğrencilerinde de aynı ilk 100 bin koşulu uygulanıyor.</p>

<p>Tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Darüşşafaka EFE Yükseköğrenim Bursunda belirli bir bölüm sınırlaması bulunmuyor.</p>

<p>Türkiye’de en az dört yıllık eğitim veren bir üniversitenin tıp fakültesinde öğrenim gören öğrenciler, diğer şartları da karşılamaları halinde başvurabilir.</p>

<p>Tıp öğrencisinin de üniversiteye yerleştiği puan türünde ilk 100 bin içerisinde bulunması gerekiyor.</p>

<p>Diş hekimliği öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Diş hekimliği en az dört yıllık yükseköğrenim koşulunu karşıladığından, anne ve/veya baba kaybı bulunan ve diğer şartları sağlayan öğrenciler EFE Bursuna başvurabilir.</p>

<p>Eczacılık öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Eczacılık öğrencileri açısından da programda bölüm kaynaklı bir engel bulunmuyor.</p>

<p>Öğrencinin Türkiye’deki bir üniversitede öğrenim görmesi, ekonomik ihtiyaç ve akademik başarı koşullarını karşılaması gerekiyor.</p>

<p>Hemşirelik ve sağlık bilimleri öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Dört yıllık hemşirelik ve sağlık bilimleri lisans programlarında öğrenim gören öğrenciler de EFE Yükseköğrenim Bursuna başvurabilir.</p>

<p>Ancak programın en az dört yıllık olması gerekiyor.</p>

<p>Ön lisans öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Darüşşafaka’nın açıkladığı koşullara göre öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde en az dört yıllık eğitim veren bir üniversite programına giriş hakkı kazanmış olması gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle iki yıllık ön lisans programları EFE Yükseköğrenim Bursunun kapsamına girmiyor.</p>

<p>Vakıf üniversitesi öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet, ancak yüzde 100 burslu olmaları gerekiyor.</p>

<p>Vakıf üniversitesine ÖSYM yerleştirme sonucuyla yüzde 100 burslu olarak kabul edilen öğrenciler programa başvurabiliyor.</p>

<p>Bu öğrencilerde de yerleşilen puan türünde ilk 100 bin başarı sıralaması koşulu aranıyor.</p>

<p>Kısmi burslu veya ücretli vakıf üniversitesi öğrencileri programın şartlarını karşılamıyor.</p>

<p>Hazırlık öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Darüşşafaka’nın güncel koşullarında hazırlık sınıfından birinci sınıfa geçen öğrenciler için özel bir hüküm bulunuyor.</p>

<p>Bu öğrencilerin hazırlık sınıfını başarıyla tamamlamış olması gerekiyor.</p>

<p>Başka bir kurumdan burs alanlar başvurabilir mi?</p>

<p>Darüşşafaka’nın yayımladığı başvuru koşullarında başka bir kurumdan burs almanın doğrudan başvuru engeli olduğu belirtilmiyor.</p>

<p>Ancak öğrencinin başka kurumlardan aldığı bursları başvuru formunda mutlaka beyan etmesi gerekiyor.</p>

<p>Dolayısıyla başka bir bursun bulunması gizlenmemeli ve başvuru sırasında doğru şekilde bildirilmelidir.</p>

<p>Burs geri ödemeli mi?</p>

<p>EFE Yükseköğrenim Bursu, üniversite öğrencilerinin eğitimlerini sürdürebilmeleri için sağlanan burs desteği niteliğinde.</p>

<p>Öğrencilerden eğitim desteğinin kredi gibi geri ödenmesine yönelik bir koşul açıklanmıyor.</p>

<p>Burs kaç ay ödenecek?</p>

<p>2026-2027 EFE Yükseköğrenim Bursu ekim-haziran döneminde ödenecek.</p>

<p>Öğrenciler bir akademik yılda toplam 9 ay burs desteği alacak.</p>

<p>Koşulların devam etmesi halinde burs desteğinin öğrencinin yükseköğrenim hayatı boyunca sürdürülmesi hedefleniyor.</p>

<p>Burs miktarı ne kadar?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Darüşşafaka Cemiyeti 2026-2027 döneminde kendi mezunlarına verdiği standart Yükseköğrenim Bursunun aylık tutarını 8 bin 775 TL olarak açıklamış durumda.</p>

<p>Ancak EFE Yükseköğrenim Bursu için yayımlanan 2026-2027 başvuru duyurusunda EFE bursiyerlerine ödenecek aylık tutar ayrıca belirtilmiyor.</p>

<p>Bu nedenle Darüşşafaka mezunlarına yönelik 8 bin 775 TL’lik tutarın EFE bursiyerlerine de otomatik olarak uygulanacağı varsayılmamalı.</p>

<p>EFE Bursunun 2026-2027 aylık tutarı için Cemiyetin bursiyerlere yönelik güncel bildirimleri esas alınmalı.</p>

<p>Başvuru nasıl yapılacak?</p>

<p>EFE Yükseköğrenim Bursu başvuruları çevrim içi gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Öğrencilerin Darüşşafaka Cemiyetinin EFE Bursu başvuru sistemindeki formu eksiksiz doldurması gerekiyor.</p>

<p>Başvuru sırasında talep edilen belgelerin de sisteme yüklenmesi gerekiyor.</p>

<p>Eksik başvuru yapılmaması önemli</p>

<p>Darüşşafaka’nın burs koşullarına göre başvuru formunun eksiksiz doldurulması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin anne ve/veya baba kaybı, maddi durumu ve akademik başarı kriterlerini gösteren bilgiler başvuru değerlendirmesinde önem taşıyor.</p>

<p>Başka kurumlardan burs alan öğrencilerin bu destekleri de başvuru formunda belirtmesi gerekiyor.</p>

<p>100 yeni öğrenci burs alacak</p>

<p>Darüşşafaka Cemiyeti EFE Yükseköğrenim Bursunu 2014 yılında hayata geçirdi.</p>

<p>Program kapsamında bugüne kadar 400’e yakın üniversite öğrencisine yükseköğrenim desteği sağlandı.</p>

<p>2026-2027 akademik yılında ise programa 100 yeni üniversite öğrencisinin dahil edilmesi planlanıyor.</p>

<p>Son başvuru 14 Eylül</p>

<p>EFE Yükseköğrenim Bursu için başvurular 2 Eylül 2026 tarihinde başladı.</p>

<p>Başvuru dönemi 14 Eylül 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>Anne ve/veya baba kaybı yaşamış, maddi desteğe ihtiyaç duyan, yerleştiği puan türünde ilk 100 bin içerisinde bulunan ve Türkiye’de en az dört yıllık bir üniversite programında öğrenim gören öğrencilerin başvurularını belirtilen süre içerisinde çevrim içi olarak tamamlamaları gerekiyor.</p>

<p>Bölüm sınırlaması bulunmadığından koşulları sağlayan tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve diğer dört yıllık sağlık bilimleri öğrencileri de burs için başvurabilir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/anne-veya-babasini-kaybeden-100-universite-ogrencisine-burs</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 12:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="77058"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HİKEV 2026-2027 Burs Başvurusu: Kimler Başvurabilir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hikev-2026-2027-burs-basvurusu-kimler-basvurabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hikev-2026-2027-burs-basvurusu-kimler-basvurabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hacı İsmail Kurt Eğitim Vakfı’nın 2026-2027 burs başvuruları 13 Eylül’de sona eriyor. İstanbul’daki devlet üniversitelerinde öğrenim gören lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin başvurabildiği burs programında bölüm sınırlaması bulunmuyor. Bu nedenle tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve sağlık bilimleri öğrencileri de koşulları sağlamaları halinde başvurabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul’da Okuyan Üniversitelilere Burs: Son Gün 13 Eylül</p>

<p>2026-2027 eğitim öğretim döneminde burs arayan üniversite öğrencileri için başvurusu devam eden programlardan birinde son güne giriliyor.</p>

<p>Hacı İsmail Kurt Eğitim Vakfı’nın (HİKEV) yeni dönem burs başvuruları 13 Eylül 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>Burs programı İstanbul’daki devlet üniversitelerinde öğrenim gören öğrencileri kapsıyor.</p>

<p>HİKEV bursuna kimler başvurabilir?</p>

<p>Hacı İsmail Kurt Eğitim Vakfı’nın burs programına İstanbul’daki devlet üniversitelerinde öğrenim gören öğrenciler başvurabiliyor.</p>

<p>Program yalnızca lisans öğrencileriyle sınırlı değil.</p>

<p>Lisans öğrencilerinin yanı sıra yüksek lisans ve doktora öğrenimine devam eden öğrenciler de burs başvurusunda bulunabiliyor.</p>

<p>Tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>HİKEV’in 2026-2027 burs duyurusunda tıp öğrencilerini kapsam dışında bırakan bir bölüm sınırlaması bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle İstanbul’daki devlet üniversitelerinde tıp fakültesinde öğrenim gören öğrenciler, Vakfın diğer burs koşullarını karşılamaları halinde başvuru yapabiliyor.</p>

<p>Diş hekimliği öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>İstanbul’daki devlet üniversitelerinde diş hekimliği fakültesinde öğrenim gören öğrenciler açısından da bölüm kaynaklı bir başvuru engeli bulunmuyor.</p>

<p>Eczacılık, hemşirelik ve sağlık bilimleri öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Burs programında belirli fakülte veya bölümlere yönelik bir sınırlama açıklanmadığından İstanbul’daki devlet üniversitelerinde eczacılık, hemşirelik ve sağlık bilimleri alanlarında öğrenim gören öğrenciler de diğer koşulları sağlamaları halinde başvurabiliyor.</p>

<p>Vakıf üniversitesi öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>2026-2027 burs programı İstanbul’daki devlet üniversitelerinde öğrenim gören öğrencileri kapsıyor.</p>

<p>Bu nedenle İstanbul’daki bir vakıf üniversitesinde yüzde 100 burslu olarak öğrenim görülmesi de HİKEV’in bu programındaki devlet üniversitesi koşulunu karşılamıyor.</p>

<p>İstanbul dışında okuyanlar başvurabilir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Burs programının temel koşullarından biri öğrencinin İstanbul’daki bir devlet üniversitesinde öğrenim görmesi.</p>

<p>Dolayısıyla İstanbul dışında bulunan devlet üniversitelerindeki öğrenciler bu burs programının kapsamında değil.</p>

<p>Yüksek lisans ve doktora öğrencileri de kapsamda</p>

<p>HİKEV bursunun dikkat çeken özelliklerinden biri lisansüstü eğitime de destek vermesi.</p>

<p>İstanbul’daki devlet üniversitelerinde yüksek lisans veya doktora öğrenimine devam eden öğrenciler de belirlenen koşulları sağlamaları halinde başvurabiliyor.</p>

<p>Bu durum özellikle tıp ve sağlık bilimleri alanlarında lisansüstü eğitimini sürdüren öğrenciler açısından burs programını ayrıca önemli hale getiriyor.</p>

<p>Burs miktarı ne kadar?</p>

<p>Hacı İsmail Kurt Eğitim Vakfı’nın 2026-2027 burs başvuru duyurusunda yeni eğitim dönemi için öğrencilere ödenecek aylık burs miktarı açıklanmış değil.</p>

<p>Bu nedenle geçmiş dönemlerde ödenen burs tutarlarının 2026-2027 dönemi için geçerli olduğu varsayılmamalı.</p>

<p>Öğrencilerin burs tutarı konusunda Vakfın yeni dönem için yapacağı güncel açıklamaları esas alması gerekiyor.</p>

<p>Başvuru nasıl yapılacak?</p>

<p>HİKEV burs başvuruları çevrim içi olarak gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Öğrencilerin Hacı İsmail Kurt Eğitim Vakfı’nın resmi internet sitesinde bulunan burs başvuru sistemini kullanarak başvuru işlemlerini tamamlaması gerekiyor.</p>

<p>Başvuruda öğrencinin eğitim ve kişisel bilgilerinin doğru ve eksiksiz olarak bildirilmesi önem taşıyor.</p>

<p>Başvurular 4 Eylül’de başladı</p>

<p>Hacı İsmail Kurt Eğitim Vakfı’nın 2026-2027 eğitim dönemi burs başvuruları 4 Eylül’de başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öğrencilere başvurularını tamamlamaları için 13 Eylül’e kadar süre verildi.</p>

<p>Son gün 13 Eylül</p>

<p>HİKEV 2026-2027 burs başvuruları 13 Eylül 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>İstanbul’daki devlet üniversitelerinde lisans, yüksek lisans veya doktora öğrenimine devam eden öğrencilerin başvurularını Vakfın resmi internet sitesindeki burs başvuru sistemi üzerinden tamamlamaları gerekiyor.</p>

<p>Bölüm sınırlamasının bulunmaması nedeniyle tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve sağlık bilimleri öğrencileri açısından da takip edilmesi gereken burs programlarından biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hikev-2026-2027-burs-basvurusu-kimler-basvurabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 12:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="73641"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tek Doz Gen Düzenleme LDL’yi Bir Yıl Boyunca Yüzde 52 Düşürdü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tek-doz-gen-duzenleme-ldlyi-bir-yil-boyunca-yuzde-52-dusurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tek-doz-gen-duzenleme-ldlyi-bir-yil-boyunca-yuzde-52-dusurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İlk kez insanlarda denenen CTX310 adlı CRISPR-Cas9 gen düzenleme tedavisinin tek doz uygulanmasından 12 ay sonra, en yüksek doz grubunda LDL kolesterol ortalama yüzde 52,5, trigliserit ise yüzde 47,8 daha düşük bulundu. Ancak çalışma yalnızca 15 kişiyi kapsıyor ve tedavi henüz deneysel aşamada.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kolesterol ilaçlarının önemli bir bölümü her gün tablet alınmasını ya da belirli aralıklarla enjeksiyon uygulanmasını gerektiriyor.<br />
Yeni bir gen düzenleme yaklaşımı ise bu paradigmayı değiştirmeyi hedefliyor.<br />
Cleveland Clinic öncülüğünde yürütülen ilk insan çalışmasında, CTX310 adlı CRISPR-Cas9 gen düzenleme tedavisi yalnızca bir kez damar yoluyla uygulandı.<br />
Araştırmacılar, tedavinin lipid düşürücü etkisinin 12 ay sonra da devam ettiğini bildirdi.<br />
Çalışmanın bir yıllık sonuçları 28 Ağustos 2026’da New England Journal of Medicine’da yayımlandı ve ESC Congress 2026’da geç dönem klinik araştırma olarak sunuldu.<br />
LDL yüzde 52,5 düştü<br />
Çalışmaya kontrol altına alınamayan hiperkolesterolemi, hipertrigliseridemi veya karma dislipidemisi bulunan toplam 15 yetişkin katıldı.<br />
Katılımcılar, tolere edebildikleri en yüksek düzeyde mevcut lipid düşürücü tedavilerini kullanmaya devam etti.<br />
CTX310, farklı dozlarda tek intravenöz infüzyon şeklinde uygulandı.<br />
En yüksek doz olan 0,8 mg/kg verilen grupta, tedaviden 12 ay sonra ortalama olarak:<br />
LDL kolesterol yüzde 52,5<br />
Trigliserit yüzde 47,8<br />
ANGPTL3 düzeyi yüzde 78,6<br />
Apolipoprotein B yüzde 37,2<br />
azaldı.<br />
Araştırmacılar, bu lipid düşüşünün bir yıllık takip boyunca korunduğunu bildirdi.<br />
Hedef PCSK9 değil, ANGPTL3<br />
Bu çalışmanın önemli ayrıntılarından biri, daha önce kolesterol gen tedavilerinde sıkça gündeme gelen PCSK9 değil, ANGPTL3 geninin hedeflenmesi.<br />
ANGPTL3, karaciğerde üretilen ve lipid metabolizmasında rol oynayan bir protein.<br />
Bu proteinin işlev kaybına yol açan doğal genetik varyantlara sahip kişilerde LDL kolesterol ve trigliserit düzeylerinin daha düşük olduğu, aterosklerotik kardiyovasküler hastalık riskinin de daha düşük seyrettiği biliniyor.<br />
CTX310, bu biyolojik durumu gen düzenleme yoluyla taklit etmeyi amaçlıyor.<br />
Tedavi nasıl çalışıyor?<br />
CTX310, CRISPR-Cas9 gen düzenleme bileşenlerini lipid nanopartiküller aracılığıyla karaciğer hücrelerine ulaştırıyor.<br />
Tedavi, karaciğer hücrelerindeki ANGPTL3 geninde işlev kaybı oluşturacak kalıcı bir genetik değişiklik meydana getirmeyi hedefliyor.<br />
ANGPTL3 üretiminin azalmasıyla birlikte LDL kolesterol ve trigliserit düzeylerinin düşürülmesi amaçlanıyor.<br />
Buradaki temel fark şu:<br />
Klasik lipid düşürücü ilaçlar genellikle düzenli ve tekrarlayan kullanım gerektirirken, bu yaklaşım DNA düzeyinde tek seferlik bir müdahale ile uzun süreli etki oluşturmayı amaçlıyor.<br />
Ancak bunun ne kadar süreyle devam edeceği henüz bilinmiyor.<br />
Mevcut insan verileri yalnızca etkinin en az 12 ay sürdüğünü gösteriyor.<br />
Bir kez uygulanması neden önemli?<br />
Yüksek kolesterol tedavisindeki önemli sorunlardan biri tedaviye uzun süre devam edebilmek.<br />
Statinler ve diğer birçok lipid düşürücü ilaç düzenli kullanım gerektiriyor.<br />
Bazı yeni biyolojik tedaviler daha seyrek uygulanabilse de belirli aralıklarla tekrar edilmesi gerekiyor.<br />
CTX310 yaklaşımında ise araştırmacılar, tek uygulamayla uzun süreli lipid düşüşü sağlanıp sağlanamayacağını inceliyor.<br />
Şu an için eldeki insan verileri, etkinin 12 ay boyunca sürdüğünü gösteriyor.<br />
Bunun birkaç yıl veya daha uzun süre devam edip etmeyeceği ise ilerleyen takiplerle anlaşılacak.<br />
Güvenlik açısından ne bulundu?<br />
Çalışmada CTX310 ile ilişkili doz sınırlayıcı toksisite görülmedi.<br />
Uzatılmış takip sırasında da tedaviyle ilişkili yeni ciddi bir güvenlik sinyali bildirilmedi.<br />
Bununla birlikte bazı katılımcılarda infüzyon reaksiyonları ve karaciğer enzimlerinde geçici yükselmeler görüldü.<br />
Çalışmadaki bir katılımcı tedaviden 179 gün sonra ani şekilde yaşamını kaybetti.<br />
Araştırmacılar bu ölümün CTX310 ile ilişkili olmadığını değerlendirdi.<br />
Bu ayrıntı, erken faz bir gen düzenleme çalışmasının güvenlik sonuçları yorumlanırken göz önünde bulundurulması gereken önemli bir bulgu.<br />
Neden 15 yıl takip edilecekler?<br />
Gen düzenleme tedavileri klasik ilaçlardan farklı özellik taşıyor.<br />
CRISPR ile DNA düzeyinde oluşturulan değişiklikler kalıcı olabileceği için uzun dönem güvenlik takibi gerekiyor.<br />
Araştırmaya katılan kişilerin 15 yıl boyunca izlenmesi planlanıyor.<br />
Bu takipte özellikle karaciğer güvenliği, beklenmeyen uzun dönem etkiler ve hedef dışı gen düzenleme olasılıkları değerlendirilecek.<br />
“Kolesterol iğnesi bulundu” demek için erken<br />
Çalışmanın sonuçları dikkat çekici olsa da önemli sınırlılıkları bulunuyor.<br />
En önemlisi, araştırmaya yalnızca 15 kişi katıldı.<br />
Bu bir faz 1a çalışmasıydı.<br />
Dolayısıyla araştırmanın temel amacı, tedavinin geniş toplumdaki klinik etkinliğini göstermek değil; öncelikle güvenlik, tolere edilebilirlik ve doz yanıtını değerlendirmekti.<br />
Ayrıca araştırmada kalp krizi, inme veya kardiyovasküler ölüm gibi klinik sonlanımların azalıp azalmadığı gösterilmedi.<br />
Ölçülen temel sonuçlar lipid düzeylerindeki değişimlerdi.<br />
LDL kolesterolün düşürülmesinin kardiyovasküler riski azalttığı güçlü biçimde bilinse de CTX310’un kalp krizi veya inmeyi gerçekten azaltıp azaltmadığını göstermek için çok daha büyük klinik araştırmalar gerekiyor.<br />
Kalıcı gen düzenleme yeni soruları da beraberinde getiriyor<br />
Tek seferlik tedavi fikri önemli bir avantaj potansiyeli taşısa da CRISPR yaklaşımının farklı bir yönü bulunuyor:<br />
Oluşturulan genetik değişiklik geri döndürülemeyebilir.<br />
Bu nedenle araştırmacılar, özellikle sık görülen metabolik hastalıklarda kalıcı gen düzenlemenin yarar-risk dengesinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.<br />
Uzun dönem karaciğer güvenliği, hedef dışı genetik değişiklikler ve kalıcı biyolojik etkinin sonuçları, bu yaklaşımın geleceğini belirleyecek temel başlıklar arasında.<br />
Sıradaki aşama ne?<br />
CTX310’un bir yıllık sonuçları, tedavinin etkisinin kısa süreli olmadığını gösteren ilk insan verilerini sağladı.<br />
Araştırmanın faz 1b aşaması halen devam ediyor.<br />
Bu aşamada özellikle daha fazla katılımcıda güvenlik, doz yanıtı ve lipid düşürücü etkinin sürekliliği değerlendiriliyor.<br />
Araştırma programının ilerleyen aşamalarında daha büyük hasta gruplarında etkinlik ve güvenliğin değerlendirilmesi gerekecek.<br />
Eğer daha geniş çalışmalar benzer sonuçları doğrularsa, gen düzenleme gelecekte bazı ağır lipid bozukluklarının tedavisinde yeni bir yaklaşım haline gelebilir.<br />
Ancak bugün için CTX310, standart kolesterol tedavilerinin alternatifi değil.<br />
Deneysel bir gen düzenleme tedavisi.<br />
Tıbbiye Bülteni değerlendirmesi<br />
Bu çalışmanın asıl dikkat çekici yönü yalnızca LDL’nin yüzde 52 düşürülmesi değil.<br />
Günümüzde bazı lipid düşürücü tedaviler LDL kolesterolü benzer oranlarda, hatta daha fazla azaltabiliyor.<br />
Asıl bilimsel yenilik, karaciğerde ANGPTL3 geninin tek seferlik CRISPR-Cas9 müdahalesiyle düzenlenmesi ve lipid düşürücü etkinin en az 12 ay boyunca korunması.<br />
Bu yaklaşımın uzun vadede güvenli ve etkili olduğu kanıtlanırsa, kronik lipid bozukluklarında sürekli ilaç kullanımı yerine tek seferlik genetik müdahale kavramını gündeme getirebilir.<br />
Ancak 15 kişilik faz 1a çalışmasından rutin klinik kullanıma ulaşmak için hâlâ uzun ve dikkatli bir bilimsel değerlendirme süreci gerekiyor.<br />
KAYNAKLAR<br />
New England Journal of Medicine<br />
Durability of CRISPR-Cas9 Gene Editing Targeting ANGPTL3 with CTX310. 28 Ağustos 2026.<br />
New England Journal of Medicine<br />
Phase 1 Trial of CRISPR-Cas9 Gene Editing Targeting ANGPTL3.<br />
Cleveland Clinic<br />
First-In-Human Trial of CRISPR Gene-Editing Therapy Shown to Continuously Lower Cholesterol and Triglycerides After One Year.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tek-doz-gen-duzenleme-ldlyi-bir-yil-boyunca-yuzde-52-dusurdu</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/kolesterol-crispr-200kb.jpg" type="image/jpeg" length="63479"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KETEM Verileriyle Geliştirilen Yapay Zekâ Meme Kanseri Taramasına Hazırlanıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ketem-verileriyle-gelistirilen-yapay-zeka-meme-kanseri-taramasina-hazirlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ketem-verileriyle-gelistirilen-yapay-zeka-meme-kanseri-taramasina-hazirlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye genelindeki KETEM’lerden elde edilen mamografi verileri kullanılarak geliştirilen yapay zekâ sistemi, mamografilerde kitleleri belirlemeyi ve BI-RADS sınıflandırmasına destek olmayı hedefliyor. TÜSEB’in son faaliyet raporuna göre proje büyük ölçüde tamamlandı ve web arayüzü geliştirme aşamasına ulaştı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Türkiye’nin toplum tabanlı meme kanseri tarama altyapısından elde edilen mamografi verileri, yapay zekâ destekli yeni bir karar destek sisteminin geliştirilmesinde kullanılıyor.<br />
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığının (TÜSEB) 2025 Yılı İdare Faaliyet Raporu’nda yer alan bilgilere göre, “Mamografi Görüntülerinden BI-RADS Sınıflandırması Projesi” kapsamında mamografi görüntülerindeki kitle lezyonlarını tespit etmeyi ve görüntülerin BI-RADS kategorilerine göre sınıflandırılmasına yardımcı olmayı amaçlayan yapay zekâ tabanlı bir sistem geliştiriliyor.<br />
Projenin dikkat çeken yönlerinden biri, algoritmanın geliştirilmesinde Türkiye genelindeki Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinden (KETEM) toplanan verilerin kullanılması.<br />
TÜSEB, projenin büyük ölçüde tamamlandığını ve web arayüzü geliştirme aşamasına gelindiğini bildiriyor.<br />
Yapay zekâ ne yapacak?<br />
Mamografi görüntüleri değerlendirilirken radyologlar, meme dokusundaki bulguların standart biçimde sınıflandırılmasını sağlayan BI-RADS sisteminden yararlanıyor.<br />
TÜSEB projesinde geliştirilen yapay zekâ sisteminin iki temel alanda yardımcı olması hedefleniyor:<br />
Mamografi görüntülerindeki kitle lezyonlarının tespit edilmesi ve BI-RADS kategorisinin sınıflandırılması.<br />
Bu nedenle sistem, hekimin yerine bağımsız olarak tanı koyan bir mekanizma olarak değil, görüntü değerlendirmesine yardımcı olabilecek bir klinik karar destek sistemi olarak değerlendirilmelidir.<br />
Türkiye’de milyonlarca mamografi taraması yapıldı<br />
Türkiye, uzun süredir merkezi bir mamografi tarama altyapısına sahip.<br />
Sağlık Bakanlığının MM Tarama sistemi; tarama mamografilerinin raporlanması, görüntülerin ulusal PACS sistemi üzerinden arşivlenmesi, görüntü ve rapor kalitesinin geliştirilmesi ve taramaların merkezi biçimde izlenmesi amacıyla 2016 yılında hayata geçirildi.<br />
Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Nisan 2025’e kadar sistem üzerinden 5 milyon 500 binden fazla mamografi taraması gerçekleştirildi.<br />
Aynı resmî verilere göre 468 sabit ve 56 mobil merkezde günlük 3 binden fazla mamografi taraması yapılıyor.<br />
Bu rakamlar, Türkiye’de toplum tabanlı meme kanseri taramasının ulaştığı ölçeği ortaya koyuyor.<br />
Ancak bu sayıların, yapay zekâ modelinin eğitiminde doğrudan 5,5 milyon mamografi görüntüsünün kullanıldığı anlamına gelmediğinin altını çizmek gerekiyor. TÜSEB’in faaliyet raporu, KETEM verilerinin projede kullanıldığını belirtmekle birlikte, yapay zekâ sisteminin eğitiminde kullanılan veri setinin büyüklüğünü açıklamıyor.<br />
KETEM’de kimlere mamografi taraması yapılıyor?<br />
Türkiye’nin Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında 40–69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografiyle meme kanseri taraması uygulanıyor.<br />
Taramalar KETEM’lerde, ilgili birinci basamak sağlık kuruluşlarında ve mobil kanser tarama araçlarında ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor.<br />
Şüpheli ya da pozitif sonuç saptanan kişiler ise ileri değerlendirme amacıyla ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarına yönlendiriliyor.<br />
Yapay zekâ neden önemli olabilir?<br />
Toplum tabanlı tarama programlarında çok büyük miktarda görüntünün uzmanlar tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.<br />
Yapay zekâ tabanlı görüntü analiz sistemleri, gelecekte radyologların dikkatini şüpheli alanlara yönlendirme, görüntülerin ön değerlendirilmesine yardımcı olma ve artan görüntüleme yükünün yönetilmesine katkı sağlama potansiyeli taşıyor.<br />
Ancak araştırma ve geliştirme aşamasında başarılı sonuç veren bir yapay zekâ sisteminin, ulusal tarama programında rutin klinik kullanıma alınması ayrı bir değerlendirme süreci gerektiriyor.<br />
Bu nedenle TÜSEB’in açıkladığı proje, “KETEM’lerde mamografileri artık yapay zekâ değerlendiriyor” şeklinde yorumlanmamalı.<br />
Mevcut resmî bilgiler, KETEM’lerden toplanan mamografi verileriyle geliştirilen yapay zekâ tabanlı BI-RADS karar destek sisteminin büyük ölçüde tamamlandığını ve web arayüzü geliştirme aşamasına ulaştığını gösteriyor.<br />
Türkiye’deki KETEM verileriyle geliştiriliyor<br />
Projenin bilimsel açıdan dikkat çekici yönlerinden biri, geliştirilen sistemde Türkiye’deki gerçek tarama verilerinden yararlanılması.<br />
Mamografi görüntülerinin özellikleri; kullanılan cihazlar, çekim teknikleri, meme dokusunun yapısı ve taranan nüfusun özellikleri gibi birçok değişkenden etkilenebiliyor.<br />
Bu nedenle Türkiye’deki KETEM verileriyle geliştirilen bir karar destek sisteminin, ülkenin mevcut tarama altyapısındaki performansının ayrıca değerlendirilmesi önem taşıyor.<br />
Projenin rutin klinik uygulamaya geçebilmesi için sistemin doğruluk, duyarlılık, özgüllük ve farklı hasta gruplarındaki performansının gerçek klinik koşullarda doğrulanması gerekiyor.<br />
Bundan sonraki kritik aşama ne?<br />
TÜSEB raporu, projenin büyük ölçüde tamamlandığını ve web arayüzü geliştirme aşamasında olduğunu bildiriyor.<br />
Bundan sonraki süreçte sistemin klinik doğrulama sonuçları, radyologlarla birlikte kullanım performansı ve ulusal tarama programına olası entegrasyon koşulları önem taşıyacak.<br />
Şimdilik eldeki resmî bilgiler, yapay zekânın KETEM’lerde rutin olarak kullanılmaya başlandığını göstermiyor.<br />
Ancak Türkiye genelindeki KETEM verilerinin böyle bir sistemin geliştirilmesinde kullanılması, meme kanseri taramalarında yapay zekâ destekli karar sistemlerine yönelik önemli bir araştırma adımı olarak öne çıkıyor.<br />
Kaynaklar<br />
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) — 2025 Yılı İdare Faaliyet Raporu<br />
T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü — MM Tarama Projesi<br />
T.C. Sağlık Bakanlığı — Ulusal Kanser Tarama Programı ve KETEM</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ketem-verileriyle-gelistirilen-yapay-zeka-meme-kanseri-taramasina-hazirlaniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/ketem-yapay-zeka-200kb.jpg" type="image/jpeg" length="90704"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TEV Üstün Başarı Bursu 2026-2027: Aylık 16.000 TL Burs]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tev-ustun-basari-bursu-2026-2027-aylik-16000-tl-burs</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tev-ustun-basari-bursu-2026-2027-aylik-16000-tl-burs" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Eğitim Vakfı’nın 2026-2027 Üstün Başarı Bursu başvuruları 14 Eylül’de başlayacak. YKS’de yerleştiği SAY, SÖZ veya EA puan türünde ilk 5 bine giren ve koşulları sağlayan öğrencilere 9 ay boyunca aylık 16.000 TL burs verilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>YKS’DE İLK 5 BİNE GİRENLERE AYLIK 16 BİN TL BURS</p>

<p>Üniversite öğrencilerinin yeni eğitim döneminde yararlanabileceği burs programlarına bir yenisi daha başvuruya açılıyor.</p>

<p>Türk Eğitim Vakfı’nın 2026-2027 akademik yılı Üstün Başarı Bursu için başvurular 14 Eylül 2026 tarihinde başlayacak.</p>

<p>Burs almaya hak kazanan öğrencilere Ekim-Haziran döneminde 9 ay boyunca aylık 16.000 TL ödeme yapılacak.</p>

<p>Başvurular için son tarih ise 8 Ekim 2026.</p>

<p>TEV ÜSTÜN BAŞARI BURSU NE KADAR?</p>

<p>Türk Eğitim Vakfı, 2026-2027 akademik yılında Üstün Başarı Bursu tutarını aylık 16.000 TL olarak açıkladı.</p>

<p>Ödemeler eğitim döneminde Ekim ayından Haziran ayına kadar toplam 9 ay yapılıyor.</p>

<p>Buna göre bursiyerin devam koşullarını sağlaması halinde bir akademik yıldaki toplam burs desteği 144.000 TL’ye ulaşıyor.</p>

<p>KİMLER TEV ÜSTÜN BAŞARI BURSUNA BAŞVURABİLİR?</p>

<p>TEV’in güncel koşullarına göre Üstün Başarı Bursuna başvurabilmek için YKS’de ilk 5.000 içinde yer almak gerekiyor.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.</p>

<p>TEV, öğrencinin YKS’de SAY, SÖZ veya EA puan türlerinden bölümüne yerleştiği puan türündeki başarı sırasını esas alıyor.</p>

<p>Programa hazırlık sınıfı, 1. sınıf veya 2. sınıfta öğrenim gören öğrenciler başvurabiliyor.</p>

<p>TEV’in sıkça sorulan sorular bölümünde başvuru sahiplerinin T.C. vatandaşı olması gerektiği de belirtiliyor.</p>

<p>TIP ÖĞRENCİLERİ BAŞVURABİLİR Mİ?</p>

<p>Tıp fakültesine SAY puan türüyle yerleşen bir öğrenci, ilgili puan türünde ilk 5.000 içinde bulunuyor ve TEV’in diğer başvuru koşullarını karşılıyorsa Üstün Başarı Bursuna başvurabilir.</p>

<p>Aynı durum diş hekimliği, eczacılık ve sağlık bilimleri alanındaki öğrenciler açısından da program ve öğrencinin YKS başarı sırasına göre değerlendirilebilir.</p>

<p>Dolayısıyla burs yalnızca belirli bir meslek grubuna yönelik değil; temel kriterlerden biri öğrencinin yerleştiği puan türündeki YKS başarı sırası.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ARA SINIF ÖĞRENCİLERİNDE NOT ORTALAMASI ŞARTI VAR</p>

<p>TEV’in güncel sıkça sorulan sorular bölümünde Üstün Başarı Bursu için başvuru not ortalaması şartı en az 3,50/4,00 olarak belirtiliyor.</p>

<p>Bu koşul özellikle üniversite eğitimine devam eden ara sınıf öğrencileri açısından önem taşıyor.</p>

<p>BURSUN DEVAM ETMESİ İÇİN ORTALAMA KAÇ OLMALI?</p>

<p>Bursu kazandıktan sonraki devam koşulu başvuru koşulundan farklı.</p>

<p>TEV’in açıkladığı güncel koşullara göre Üstün Başarı Bursunun devam edebilmesi için genel not ortalamasının en az 3,20/4,00 olması gerekiyor.</p>

<p>Not ortalaması uygun olduğu takdirde öğrencinin alt sınıftan bir başarısız dersine izin veriliyor.</p>

<p>Başarı koşullarını sağlayamayan Üstün Başarı bursiyerlerinin bursu ise her durumda tamamen sona ermiyor.</p>

<p>TEV, devlet üniversitesinde öğrenim görme ve ekonomik durumun uygun bulunması gibi koşulların sağlanması halinde bursun Üniversite Eğitim Bursuna dönüştürülerek devam edebileceğini belirtiyor.</p>

<p>BAŞVURULAR NE ZAMAN?</p>

<p>2026-2027 TEV Üstün Başarı Bursu için takvim şöyle:</p>

<p>Başvuru başlangıcı: 14 Eylül 2026</p>

<p>Son başvuru tarihi: 8 Ekim 2026</p>

<p>Burs ödeme dönemi: Ekim-Haziran</p>

<p>Aylık burs: 16.000 TL</p>

<p>Ödeme süresi: 9 ay</p>

<p>TEV ÜSTÜN BAŞARI BURSU NASIL ALINIR?</p>

<p>Başvuru yapmak bursun otomatik olarak kazanıldığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Öğrencilerin TEV tarafından açıklanan başvuru koşullarını karşılaması, gerekli bilgileri ve belgeleri başvuru sistemi üzerinden sunması ve değerlendirme sürecinden geçmesi gerekiyor.</p>

<p>TEV, 2026-2027 dönemi burs başvurularının çevrim içi gerçekleştirileceğini açıkladı.</p>

<p>Öğrencilerin yalnızca TEV’in resmî kanallarındaki başvuru bilgilerini esas almaları önem taşıyor.</p>

<p>TEV ÜNİVERSİTE BURSUYLA KARIŞTIRILMAMALI</p>

<p>TEV’in Üniversite Eğitim Bursu ile Üstün Başarı Bursu iki ayrı burs programı.</p>

<p>2026-2027 döneminde standart Üniversite Eğitim Bursu aylık 8.000 TL olarak belirlenirken, Üstün Başarı Bursu aylık 16.000 TL.</p>

<p>Her iki program için de başvurular 14 Eylül’de başlayıp 8 Ekim’de sona erecek.</p>

<p>Üstün Başarı Bursunda ise YKS’de ilk 5.000 içinde bulunma kriteri öne çıkıyor.</p>

<p>9 AYDA 144 BİN TL EĞİTİM DESTEĞİ</p>

<p>Aylık 16.000 TL tutarındaki bursun Ekim-Haziran arasında 9 ay ödenmesiyle, devam koşullarını karşılayan bir öğrenci için bir akademik yıldaki destek 144.000 TL’ye ulaşıyor.</p>

<p>Özellikle tıp gibi eğitim süresi uzun programlarda burslar öğrencilerin barınma, ulaşım, kitap, eğitim materyalleri ve günlük yaşam giderlerinin karşılanmasına katkı sağlayabiliyor.</p>

<p>Başvurmayı düşünen öğrencilerin 14 Eylül’den önce gerekli belgelerini hazırlaması ve başvuru başladığında TEV’in güncel koşullarını yeniden kontrol etmesi yararlı olacaktır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tev-ustun-basari-bursu-2026-2027-aylik-16000-tl-burs</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 07:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="68057"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="21220"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="88110"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="35769"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="10299"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="43794"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="97396"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
