<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 07 Nov 2026 02:38:59 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şırnak Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İbrahim Baz Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sirnak-universitesi-rektorlugune-prof-dr-ibrahim-baz-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sirnak-universitesi-rektorlugune-prof-dr-ibrahim-baz-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla alınan 2026/387 sayılı kararla Şırnak Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İbrahim Baz atandı. İlahiyat ve tasavvuf tarihi alanındaki akademik çalışmalarıyla tanınan Baz, Prof. Dr. Abdurrahim Alkış’ın yerine üniversitenin yeni rektörü oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şırnak Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İbrahim Baz atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/387 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Şırnak Üniversitesinin yeni rektörü Prof. Dr. İbrahim Baz oldu.</p>

<p>Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 7’nci maddeleri uyarınca gerçekleştirildi.</p>

<p>ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİNDE YÖNETİM DEĞİŞİMİ</p>

<p>Prof. Dr. İbrahim Baz, 2022 yılından bu yana Şırnak Üniversitesi Rektörlüğünü yürüten Prof. Dr. Abdurrahim Alkış’ın yerine atandı.</p>

<p>Üniversitenin İlahiyat Fakültesinde akademik çalışmalarını sürdüren Baz, daha önce Şırnak Üniversitesinde çeşitli akademik ve idari görevlerde bulundu.</p>

<p>Yeni atamayla birlikte Şırnak Üniversitesinde rektörlük görevini kurumun mevcut akademik kadrosundan bir isim üstlenmiş oldu.</p>

<p>PROF. DR. İBRAHİM BAZ KİMDİR?</p>

<p>1966 yılında Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinde doğan Prof. Dr. İbrahim Baz, Dörtyol İmam Hatip Lisesinden mezun oldu.</p>

<p>Yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde tamamladı.</p>

<p>Meslek hayatının bir döneminde Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretmenlik yaptı.</p>

<p>2006-2007 yıllarında Azerbaycan'daki Bakü İslam Üniversitesinde misafir öğretim üyesi olarak görev aldı.</p>

<p>Akademik çalışmalarını İslam tarihi, tasavvuf tarihi, dinî düşünce ve kültür alanlarında yoğunlaştırdı.</p>

<p>Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yapan Baz, 2023 yılında profesör kadrosuna yükseltildi.</p>

<p>AKADEMİK ESERLERİ VE EDEBÎ ÇALIŞMALARI</p>

<p>Prof. Dr. İbrahim Baz, akademik çalışmalarının yanı sıra edebiyat ve kültür alanındaki eserleriyle de tanınıyor.</p>

<p>Tasavvuf tarihi alanında Abdülehad Nûri-i Sivâsî, Kadızâdeliler-Sivâsîler Tartışması, Şeyh Muhammed Said Seydâ ve Şeyh Muhammed Hazîn el-Firsâfî üzerine araştırmalar gerçekleştirdi.</p>

<p>Akademik eserlerinin yanında roman, şiir, deneme ve gezi yazıları da kaleme aldı.</p>

<p>Eserleri arasında Sûfî Bir Aşk Yolcusu, Mem u Zîn Masalı, Şeyh ve Kilise ve Cudi bulunuyor.</p>

<p>Türkiye Yazarlar Birliğinin Şırnak temsilciliğini de üstlenen Baz, akademik faaliyetlerinin yanı sıra kültür ve edebiyat çalışmalarını sürdürdü.</p>

<p>Prof. Dr. İbrahim Baz, 6 Kasım 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Şırnak Üniversitesi Rektörlüğüne atandı. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sirnak-universitesi-rektorlugune-prof-dr-ibrahim-baz-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="40718"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[11 Üniversiteye Rektör Ataması Resmî Gazete’de Yayımlandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/11-universiteye-rektor-atamasi-resmi-gazetede-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/11-universiteye-rektor-atamasi-resmi-gazetede-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 11 üniversiteye rektör ataması yapıldı. Atama kararları, 7 Kasım 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 11 üniversitenin rektörlüğüne atama yapıldı. Cumhurbaşkanlığı tarafından alınan kararlar, 7 Kasım 2026 tarihli ve 33423 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.</p>

<p>2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 7’nci maddeleri uyarınca gerçekleştirilen atamalarla 11 üniversitenin rektörleri belirlendi.</p>

<p>11 Üniversitenin Rektörü Belli Oldu</p>

<p>Resmî Gazete’de yayımlanan 2026/378 ile 2026/388 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararlarına göre rektörlük görevlerine şu isimler atandı:</p>

<ol>
 <li>Erciyes Üniversitesi: Prof. Dr. Kuddisi Erkılıç</li>
 <li>Eskişehir Teknik Üniversitesi: Prof. Dr. Adnan Özcan</li>
 <li>Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi: Prof. Dr. Yılmaz Çatal</li>
 <li>Kayseri Üniversitesi: Prof. Dr. Recep Ulucak</li>
 <li>Kırıkkale Üniversitesi: Prof. Dr. Mustafa Orçan</li>
 <li>Konya Teknik Üniversitesi: Prof. Dr. Mehmet Çelik</li>
 <li>Malatya Turgut Özal Üniversitesi: Prof. Dr. Recep Bentli</li>
 <li>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi: Prof. Dr. Turhan Kaçar</li>
 <li>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi: Prof. Dr. Zafer Tatlı</li>
 <li>Şırnak Üniversitesi: Prof. Dr. İbrahim Baz</li>
 <li>Trabzon Üniversitesi: Prof. Dr. Hasan Rıza Aydın</li>
</ol>

<p>Atamalar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İmzasıyla Yapıldı</p>

<p>6 Kasım 2026 tarihinde imzalanan Cumhurbaşkanlığı kararları, 7 Kasım 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>

<p>Söz konusu kararlarla Türkiye’nin farklı illerindeki 11 devlet üniversitesinin rektörlük görevlerine ilişkin atama süreci resmiyet kazandı. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/11-universiteye-rektor-atamasi-resmi-gazetede-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="40515"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Zafer Tatlı Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sakarya-uygulamali-bilimler-universitesi-rektorlugune-prof-dr-zafer-tatli-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sakarya-uygulamali-bilimler-universitesi-rektorlugune-prof-dr-zafer-tatli-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla alınan 2026/386 sayılı kararla Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Zafer Tatlı atandı. Metalurji ve malzeme mühendisliği alanında akademik çalışmalar yürüten Tatlı, kurucu rektör Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık’ın ardından üniversitenin yeni rektörü oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Rektörlüğüne Prof. Dr. Zafer Tatlı atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/386 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesinin yeni rektörü Prof. Dr. Zafer Tatlı oldu.</p>

<p>Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 7’nci maddeleri uyarınca gerçekleştirildi.</p>

<p>KURUCU REKTÖRÜN ARDINDAN GÖREVE GELDİ</p>

<p>Prof. Dr. Zafer Tatlı, 2018 yılında kurulan Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesinin kurucu rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık’ın yerine atandı.</p>

<p>Üniversitenin kuruluşundan itibaren çeşitli akademik ve idari görevlerde bulunan Tatlı, rektörlük görevine getirilmeden önce Teknoloji Fakültesi Dekanı olarak görev yapıyordu.</p>

<p>PROF. DR. ZAFER TATLI KİMDİR?</p>

<p>1967 yılında Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde doğan Prof. Dr. Zafer Tatlı, 1991 yılında Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Metal Eğitimi Bölümünden mezun oldu.</p>

<p>1993 yılında Yükseköğretim Kurulu bursuyla lisansüstü eğitim için İngiltere’ye gitti.</p>

<p>Newcastle Üniversitesinde 1996 yılında yüksek lisans eğitimini, 2002 yılında ise doktora eğitimini tamamladı.</p>

<p>Doktora çalışmasını oksit kaplanmış silisyum nitrür tozlarının sinterlenmesi üzerine gerçekleştirdi.</p>

<p>2002 yılında Sakarya Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Metal Eğitimi Bölümünde öğretim üyesi olarak akademik kariyerine devam etti.</p>

<p>2012 yılında doçent, 2017 yılında profesör unvanını aldı.</p>

<p>2012-2018 yılları arasında Sakarya Üniversitesi Karasu Meslek Yüksekokulu Müdürlüğü görevini yürüttü.</p>

<p>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesinin 2018 yılında kurulmasının ardından akademik çalışmalarını yeni üniversitede sürdürdü.</p>

<p>SUBÜ bünyesinde Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürlüğü ve Teknoloji Fakültesi Dekanlığı görevlerinde bulundu.</p>

<p>METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLİĞİ ALANINDA ÇALIŞMALAR YÜRÜTTÜ</p>

<p>Prof. Dr. Zafer Tatlı, akademik çalışmalarını metalurji, malzeme mühendisliği, seramik malzemeler ve ileri üretim teknolojileri alanlarında yoğunlaştırdı.</p>

<p>Uluslararası bilimsel dergilerde 20'nin üzerinde yayına imza atan Tatlı, TÜBİTAK, Avrupa Birliği ve çeşitli kurumlar tarafından desteklenen araştırma projelerinde yürütücü ve araştırmacı olarak görev aldı.</p>

<p>Üniversite bünyesinde eğitim, araştırma ve akademik yönetim alanlarında deneyim kazanan Prof. Dr. Zafer Tatlı, 6 Kasım 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörlüğüne atandı. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sakarya-uygulamali-bilimler-universitesi-rektorlugune-prof-dr-zafer-tatli-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="19543"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Turhan Kaçar, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlüğüne Yeniden Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-turhan-kacar-mugla-sitki-kocman-universitesi-rektorlugune-yeniden-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-turhan-kacar-mugla-sitki-kocman-universitesi-rektorlugune-yeniden-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla alınan 2026/385 sayılı kararla Prof. Dr. Turhan Kaçar, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden atandı. Roma ve Bizans tarihi alanındaki akademik çalışmalarıyla tanınan Kaçar, 2022 yılında başladığı rektörlük görevini ikinci döneminde de sürdürecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Turhan Kaçar yeniden atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/385 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Prof. Dr. Turhan Kaçar’ın üniversitedeki rektörlük görevine devam etmesi kararlaştırıldı.</p>

<p>Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 7’nci maddeleri uyarınca gerçekleştirildi.</p>

<p>İKİNCİ KEZ REKTÖRLÜĞE ATANDI</p>

<p>Prof. Dr. Turhan Kaçar, 15 Eylül 2022 tarihli ve 2022/480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlüğüne atanmıştı.</p>

<p>Kaçar, yeni atama kararıyla birlikte üniversitedeki ikinci rektörlük dönemine başladı.</p>

<p>PROF. DR. TURHAN KAÇAR KİMDİR?</p>

<p>20 Temmuz 1968 tarihinde Muğla’nın Seydikemer ilçesinde doğan Prof. Dr. Turhan Kaçar, 1989 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümünden mezun oldu.</p>

<p>Akademik kariyerine 1994 yılında Balıkesir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesinde araştırma görevlisi olarak başladı.</p>

<p>Aynı üniversitede öğretim üyeliği görevlerinde bulunan Kaçar, 2004 yılında doçent unvanını aldı.</p>

<p>2009 yılında Pamukkale Üniversitesinde profesör olarak göreve başladı.</p>

<p>Akademik yaşamı boyunca bölüm başkanlığı, dekan yardımcılığı, fakülte kurulu ve fakülte yönetim kurulu üyelikleri, enstitü müdürlüğü ve dekanlık gibi çeşitli idari görevlerde bulundu.</p>

<p>Roma ve Bizans tarihi üzerine yoğunlaşan akademik çalışmaları kapsamında ulusal ve uluslararası bilimsel yayınlar gerçekleştirdi.</p>

<p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlüğüne atanmadan önce İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde dekanlık görevinde bulundu.</p>

<p>15 Eylül 2022 tarihinde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlüğüne atanan Prof. Dr. Turhan Kaçar, 6 Kasım 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile yeniden aynı göreve getirildi. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-turhan-kacar-mugla-sitki-kocman-universitesi-rektorlugune-yeniden-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="54803"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Recep Bentli, Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörlüğüne Yeniden Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-recep-bentli-malatya-turgut-ozal-universitesi-rektorlugune-yeniden-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-recep-bentli-malatya-turgut-ozal-universitesi-rektorlugune-yeniden-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla alınan 2026/384 sayılı kararla Prof. Dr. Recep Bentli, Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden atandı. İç hastalıkları uzmanı olan Bentli, 2022 yılından bu yana yürüttüğü rektörlük görevine ikinci döneminde de devam edecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Recep Bentli yeniden atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/384 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Prof. Dr. Recep Bentli’nin rektörlük görevine devam etmesi kararlaştırıldı.</p>

<p>Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin ilgili hükümleri uyarınca gerçekleştirildi.</p>

<p>2022 YILINDAN BU YANA REKTÖRLÜK GÖREVİNİ YÜRÜTÜYOR</p>

<p>Prof. Dr. Recep Bentli, 14 Eylül 2022 tarihinde Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörlüğüne atanmıştı.</p>

<p>Yeni Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ikinci kez rektörlük görevine getirilen Bentli, üniversitedeki çalışmalarını sürdürecek.</p>

<p>PROF. DR. RECEP BENTLİ KİMDİR?</p>

<p>1976 yılında Malatya’da doğan Prof. Dr. Recep Bentli, 2000 yılında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu.</p>

<p>2006 yılında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalında uzmanlık eğitimini tamamladı.</p>

<p>2011-2014 yılları arasında aynı üniversitenin Tıp Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yaptı.</p>

<p>2014 yılında doçent unvanını alan Bentli, 2014-2017 yılları arasında Malatya Turgut Özal Tıp Merkezinde başhekim yardımcılığı görevini yürüttü.</p>

<p>2017 yılında Malatya İl Sağlık Müdürü olarak atandı. Bu görevinde yaklaşık dört buçuk yıl bulundu.</p>

<p>2019 yılında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalında profesör kadrosuna atandı.</p>

<p>Sağlık kurumlarının yönetimi ve akademik çalışmalarda deneyim kazanan Bentli, 2022 yılında Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü oldu.</p>

<p>Rektörlük görevinin yanı sıra Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulu Üyeliğine de seçilen Prof. Dr. Recep Bentli, evli ve üç çocuk babasıdır.</p>

<p>Bentli, 6 Kasım 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ikinci kez Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörlüğüne atandı. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-recep-bentli-malatya-turgut-ozal-universitesi-rektorlugune-yeniden-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="61985"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Konya Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mehmet Çelik Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/konya-teknik-universitesi-rektorlugune-prof-dr-mehmet-celik-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/konya-teknik-universitesi-rektorlugune-prof-dr-mehmet-celik-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 2026/383 sayılı kararla Konya Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mehmet Çelik atandı. Çelik, Prof. Dr. Osman Nuri Çelik’in yerine üniversitenin yeni rektörü oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Konya Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mehmet Çelik atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla alınan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/383 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Konya Teknik Üniversitesinin yeni rektörü Prof. Dr. Mehmet Çelik oldu.</p>

<p>Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 7’nci maddeleri uyarınca gerçekleştirildi.</p>

<p>ÜNİVERSİTE YÖNETİMİNDE GÖREV DEĞİŞİMİ</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Çelik, Konya Teknik Üniversitesinde rektörlük görevini yürüten Prof. Dr. Osman Nuri Çelik’in yerine atandı.</p>

<p>2018 yılında kurulan Konya Teknik Üniversitesi, mühendislik, mimarlık, teknoloji ve uygulamalı bilimler alanlarında eğitim ve araştırma faaliyetlerini sürdürüyor.</p>

<p>Yeni rektörün atanmasıyla birlikte üniversitenin yönetiminde yeni bir dönem başladı.</p>

<p>PROF. DR. MEHMET ÇELİK KİMDİR?</p>

<p>Konya Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne atanan Prof. Dr. Mehmet Çelik’in akademik geçmişi ve daha önce üstlendiği yöneticilik görevlerine ilişkin ayrıntıların üniversitenin resmî duyurusuyla netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Atama kararıyla birlikte Çelik, Konya Teknik Üniversitesinin eğitim, araştırma ve kurumsal yönetim faaliyetlerinin sorumluluğunu üstlenecek. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/konya-teknik-universitesi-rektorlugune-prof-dr-mehmet-celik-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="61152"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Hasan Rıza Aydın Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzon-universitesi-rektorlugune-prof-dr-hasan-riza-aydin-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzon-universitesi-rektorlugune-prof-dr-hasan-riza-aydin-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla alınan 2026/388 sayılı kararla Trabzon Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Hasan Rıza Aydın atandı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Trabzon Tıp Fakültesinde akademik yöneticilik ve Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başhekimlik görevlerinde bulunan Aydın, üniversitenin yeni rektörü oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Hasan Rıza Aydın atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/388 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Trabzon Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Hasan Rıza Aydın getirildi.</p>

<p>Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 7’nci maddeleri uyarınca gerçekleştirildi.</p>

<p>Prof. Dr. Hasan Rıza Aydın, 2018 yılından bu yana iki dönem Trabzon Üniversitesi Rektörlüğünü yürüten Prof. Dr. Emin Aşıkkutlu’nun yerine atandı.</p>

<p>SAĞLIK ALANINDAKİ YÖNETİCİLİK TECRÜBESİYLE TANINIYOR</p>

<p>Üroloji uzmanı olan Prof. Dr. Hasan Rıza Aydın, akademik çalışmalarının yanı sıra sağlık kurumlarında üstlendiği yöneticilik görevleriyle tanınıyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Trabzon Tıp Fakültesinde dekan yardımcılığı, Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başhekimlik ve çeşitli sağlık kuruluşlarında yöneticilik görevlerinde bulunan Aydın, yeni dönemde Trabzon Üniversitesinin yönetimini üstlenecek.</p>

<p>PROF. DR. HASAN RIZA AYDIN KİMDİR?</p>

<p>1971 yılında Trabzon'da doğan Prof. Dr. Hasan Rıza Aydın, 1997 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu.</p>

<p>Üroloji alanındaki uzmanlık eğitimini 2008 yılında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesinde tamamladı.</p>

<p>Uzmanlık eğitiminin ardından Ardahan Devlet Hastanesinde mecburi hizmetini gerçekleştirdi.</p>

<p>2010-2012 yılları arasında Trabzon Akçaabat Haçkalı Baba Devlet Hastanesinde kurucu başhekim ve başhekim olarak görev yaptı.</p>

<p>2012-2014 yılları arasında Samsun Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği görevini yürüttü.</p>

<p>2014 yılında Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak akademik çalışmalarına devam etti.</p>

<p>2016 yılında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniğinde göreve başladı.</p>

<p>Üroloji alanında özellikle laparoskopik ve robotik cerrahi üzerine çalışmalar yürüten Aydın, Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Bakırköy Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bu alanlarda mesleki çalışmalar gerçekleştirdi.</p>

<p>2018 yılında üroloji doçenti olan Aydın, Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Üroloji Kliniği Eğitim ve İdari Sorumluluğu görevini üstlendi.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Trabzon Tıp Fakültesinde dekan yardımcılığı yapan Aydın, 11 Nisan 2023 tarihinde Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği görevine başladı.</p>

<p>Prof. Dr. Hasan Rıza Aydın, 6 Kasım 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Trabzon Üniversitesi Rektörlüğüne atandı. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzon-universitesi-rektorlugune-prof-dr-hasan-riza-aydin-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="53286"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kırıkkale Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mustafa Orçan Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kirikkale-universitesi-rektorlugune-prof-dr-mustafa-orcan-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kirikkale-universitesi-rektorlugune-prof-dr-mustafa-orcan-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 2026/382 sayılı kararla Kırıkkale Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mustafa Orçan atandı. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinde rektör yardımcılığı görevinde bulunan Orçan, sosyoloji alanındaki akademik çalışmaları ve yükseköğretim yöneticiliği tecrübesiyle tanınıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kırıkkale Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mustafa Orçan atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla alınan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/382 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Kırıkkale Üniversitesinde rektörlük görevine Prof. Dr. Mustafa Orçan getirildi.</p>

<p>Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 7’nci maddeleri uyarınca gerçekleştirildi.</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Orçan, Kırıkkale Üniversitesinde rektörlük görevini yürüten Prof. Dr. Ersan Aslan’ın yerine atandı.</p>

<p>AKADEMİK KARİYERİNE KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİNDE BAŞLADI</p>

<p>Sosyoloji alanındaki akademik çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Mustafa Orçan, daha önce akademik kariyerinin önemli bir bölümünü geçirdiği Kırıkkale Üniversitesine bu kez rektör olarak döndü.</p>

<p>Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümünde öğretim üyesi olan Orçan, aynı üniversitede rektör yardımcılığı görevini de yürüttü.</p>

<p>PROF. DR. MUSTAFA ORÇAN KİMDİR?</p>

<p>Kahramanmaraş'ta doğan Prof. Dr. Mustafa Orçan, ilk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı.</p>

<p>1992 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde, doktora eğitimini ise İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde tamamladı.</p>

<p>1993-1999 yılları arasında Kırıkkale Üniversitesinde, 1999-2003 yılları arasında ise İstanbul Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalıştı.</p>

<p>Doktora eğitiminin ardından Kırıkkale Üniversitesinde öğretim üyeliği yapan Orçan, 2010 yılında doçent, 2015 yılında profesör unvanını aldı.</p>

<p>2011 yılında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinde göreve başlayan Orçan, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümünde akademik çalışmalarını sürdürdü. Bölüm başkanlığı ve çeşitli akademik yöneticilik görevlerinde bulundu.</p>

<p>2023 yılında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektör Yardımcılığına atandı.</p>

<p>Akademik çalışmalarını sosyoloji, toplumsal değişim, kültür, eğitim ve değerler alanlarında yoğunlaştıran Orçan, çeşitli bilimsel yayınlara ve araştırma projelerine katkı sağladı.</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Orçan, 6 Kasım 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Kırıkkale Üniversitesi Rektörlüğüne atandı. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kirikkale-universitesi-rektorlugune-prof-dr-mustafa-orcan-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="84211"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kayseri Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Recep Ulucak Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kayseri-universitesi-rektorlugune-prof-dr-recep-ulucak-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kayseri-universitesi-rektorlugune-prof-dr-recep-ulucak-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan 2026/381 sayılı kararla Kayseri Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Recep Ulucak atandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Kayseri Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Recep Ulucak atandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/381 sayılı atama kararıyla üniversitenin yeni rektörü Ulucak oldu.</p>

<p>Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13. maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 7. maddeleri uyarınca gerçekleştirildi.</p>

<p>Prof. Dr. Recep Ulucak kimdir?</p>

<p>Prof. Dr. Recep Ulucak, iktisat alanındaki akademik çalışmalarıyla tanınıyor.</p>

<p>Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan Ulucak, bölüm başkanlığı görevini de yürüttü.</p>

<p>Çevre ekonomisi, sürdürülebilir kalkınma, enerji ekonomisi ve ekonomik büyüme alanlarında bilimsel araştırmalar gerçekleştiren Ulucak, uluslararası akademik yayınları ve atıf performansıyla dikkat çekiyor.</p>

<p>Ulucak, Stanford Üniversitesi araştırmacılarının bibliyometrik göstergelere dayalı olarak hazırladığı dünyanın en etkili bilim insanları sıralamasında da yer aldı.</p>

<p>Kayseri Üniversitesinde yeni dönem</p>

<p>Prof. Dr. Recep Ulucak, Kayseri Üniversitesinde iki dönem rektörlük görevini yürüten Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa’nın ardından üniversitenin yönetimini üstlenecek. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kayseri-universitesi-rektorlugune-prof-dr-recep-ulucak-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="77034"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Yılmaz Çatal, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörlüğüne Yeniden Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-yilmaz-catal-isparta-uygulamali-bilimler-universitesi-rektorlugune-yeniden-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-yilmaz-catal-isparta-uygulamali-bilimler-universitesi-rektorlugune-yeniden-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan 2026/380 sayılı kararla, Prof. Dr. Yılmaz Çatal, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden atandı. Çatal, 2022 yılından bu yana yürüttüğü görevine devam edecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (ISUBÜ) Rektörlüğüne Prof. Dr. Yılmaz Çatal yeniden atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/380 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Prof. Dr. Yılmaz Çatal’ın rektörlük görevini sürdürmesi kararlaştırıldı.</p>

<p>Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin ilgili hükümleri uyarınca gerçekleştirildi.</p>

<p>2022 YILINDAN BU YANA REKTÖRLÜK GÖREVİNİ YÜRÜTÜYOR</p>

<p>Prof. Dr. Yılmaz Çatal, 15 Eylül 2022 tarihinde yayımlanan 2022/473 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörlüğüne atanmıştı.</p>

<p>Son kararla birlikte Çatal, üniversitedeki ikinci rektörlük dönemine başladı.</p>

<p>PROF. DR. YILMAZ ÇATAL KİMDİR?</p>

<p>1978 yılında Antalya’nın Kumluca ilçesinde doğan Prof. Dr. Yılmaz Çatal, ilk, orta ve lise öğrenimini Kumluca’da tamamladı.</p>

<p>1999 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Akademik kariyerine 2000 yılında aynı fakültede araştırma görevlisi olarak başladı.</p>

<p>Ormancılık bilimleri alanında çalışmalar yürüten Çatal, 2012 yılında doçent, 2018 yılında profesör unvanını aldı.</p>

<p>Akademik yaşamı boyunca meslek yüksekokulu müdürlüğü, Orman Fakültesi Dekanlığı ve çeşitli akademik birimlerde yöneticilik görevlerinde bulundu.</p>

<p>Ulusal ve uluslararası düzeyde 100'ün üzerinde bilimsel yayına katkı sağlayan Çatal, 20'den fazla araştırma projesinde araştırmacı, danışman veya yürütücü olarak görev aldı.</p>

<p>2018 yılından itibaren Avrupa Ormancılık Konseyi Yürütme Kurulu Üyeliği ve Avrupa Ormancılık Akademik Topluluğu Başkan Yardımcılığı görevlerini sürdüren Çatal, 2025 yılından bu yana Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulu Üyesi olarak da görev yapıyor.</p>

<p>Evli ve iki çocuk babası olan Prof. Dr. Yılmaz Çatal, İngilizce biliyor. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-yilmaz-catal-isparta-uygulamali-bilimler-universitesi-rektorlugune-yeniden-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="52731"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Adnan Özcan Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/eskisehir-teknik-universitesi-rektorlugune-prof-dr-adnan-ozcan-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/eskisehir-teknik-universitesi-rektorlugune-prof-dr-adnan-ozcan-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/379 sayılı kararla Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Adnan Özcan atandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Eskişehir Teknik Üniversitesinde rektörlük görevine Prof. Dr. Adnan Özcan atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/379 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Eskişehir Teknik Üniversitesinin yeni rektörü Prof. Dr. Adnan Özcan oldu.</p>

<p>Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2’nci, 3’üncü ve 7’nci maddeleri uyarınca gerçekleştirildi.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Prof. Dr. Adnan Özcan, Eskişehir Teknik Üniversitesinde rektörlük görevine getirildi.</p>

<p>KAYNAK: Cumhurbaşkanlığı Kararı, 6 Kasım 2026, Karar Sayısı: 2026/379. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/eskisehir-teknik-universitesi-rektorlugune-prof-dr-adnan-ozcan-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="66557"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erciyes Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Kuddusi Erkılıç Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/erciyes-universitesi-rektorlugune-prof-dr-kuddusi-erkilic-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/erciyes-universitesi-rektorlugune-prof-dr-kuddusi-erkilic-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Erciyes Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Kuddusi Erkılıç atandı. Göz hastalıkları uzmanı olan Erkılıç, üniversitede uzun yıllardır akademik ve idari görevlerde bulunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Erciyes Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Kuddusi Erkılıç atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/378 sayılı atama kararıyla Erciyes Üniversitesi Rektörlüğü görevine Prof. Dr. Kuddusi Erkılıç getirildi.</p>

<p>Resmî Gazete’de yayımlanan kararda, atamanın 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13. maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 7. maddeleri uyarınca gerçekleştirildiği belirtildi.</p>

<p>Prof. Dr. Kuddusi Erkılıç Kimdir?</p>

<p>Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi olan Prof. Dr. Kuddusi Erkılıç, göz hastalıkları ve cerrahisi alanındaki akademik çalışmalarıyla tanınıyor.</p>

<p>1985-1990 yılları arasında Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesinde göz hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamlayan Erkılıç, akademik kariyerini aynı üniversitede sürdürdü.</p>

<p>Erciyes Üniversitesi bünyesinde çeşitli idari görevler de üstlenen Erkılıç, 1998-2004 yılları arasında Tıp Fakültesi hastanelerinde başhekim yardımcılığı, 2004-2006 yılları arasında ise anabilim dalı başkanlığı yaptı.</p>

<p>Ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yayımlanmış çok sayıda akademik çalışması bulunan Erkılıç’ın araştırmaları arasında retina hastalıkları, glokom ve göz cerrahisi gibi konular yer alıyor.</p>

<p>Uzun yıllardır Erciyes Üniversitesinde akademik çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Kuddusi Erkılıç, Cumhurbaşkanlığı kararıyla üniversitenin yeni rektörü oldu.</p>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/erciyes-universitesi-rektorlugune-prof-dr-kuddusi-erkilic-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="10269"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir küf mantarı kolesterol tedavisini nasıl değiştirdi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bir-kuf-mantari-kolesterol-tedavisini-nasil-degistirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bir-kuf-mantari-kolesterol-tedavisini-nasil-degistirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Japon biyokimyacı Akira Endo ve ekibi, bir küf mantarından kolesterol üretimini yavaşlatan kompaktini elde etti. Bu bileşik ilaç olarak ruhsat almadı, ancak statinlerin geliştirilmesine yol açtı. Keşfin kardiyolojideki karşılığı yıllar sonra ortaya çıktı. Geniş bir klinik araştırmada simvastatin, koroner kalp hastalığı olan kişilerde LDL kolesterolü ve ölüm riskini düşürdü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1976’da Tokyo’daki Sankyo ilaç şirketinin araştırmacıları, Penicillium citrinum adlı küf mantarının ürettiği üç bileşiği tanımladı. Akira Endo, Masao Kuroda ve Yoshio Tsujita’nın imzasını taşıyan makalede bunlardan biri ML‑236B koduyla yer aldı. Kompaktin adıyla bilinen bu madde, hücrelerin kolesterol üretirken kullandığı bir enzimi baskılıyordu. Ancak laboratuvarda görülen etkinin hastalar için ne anlama geldiği henüz bilinmiyordu. Kandaki kolesterol düzeyi düşecek miydi? Düşerse kalp krizleri ve ölümler de azalacak mıydı? Her soru, farklı bir deney ve farklı bir kanıt gerektiriyordu.<br />
Endo küf mantarlarında ne arıyordu?<br />
1970’lerin başında hekimlerin kolesterolü düşürmek için kullanabildiği diyet ve ilaç seçenekleri vardı. Buna karşılık kandaki kolesterolü düşürmenin kalp krizi ve ölüm riskini ne ölçüde azaltacağı henüz açıklığa kavuşmamıştı. Endo, bu tartışmaya ilaç geliştirme açısından yaklaştı. Vücudun kolesterol üretiminde kullandığı belirli bir enzim, bir bileşikle hedeflenebilir miydi?<br />
Endo, 1971’de Sankyo’da başlattığı araştırmada mantarların ürettiği maddeleri taradı. Antibiyotik araştırmaları, mikroorganizmaların başka canlılardaki yaşamsal süreçleri engelleyen bileşikler üretebildiğini göstermişti. Endo bu yaklaşımdan hareketle mantarların kolesterol sentezini baskılayan maddeler üretip üretmediğini araştırdı. Ekibin binlerce mantar kültürünü incelemesi sonucunda Penicillium citrinum’dan kompaktin elde edildi.<br />
1976’da Britanya’daki Beecham araştırmacıları da aynı molekülün kimyasal yapısını yayımladı. Onlar kompaktini başka bir küf türünden, Penicillium brevicompactum’dan elde etmiş ve mantarlara karşı etkisi üzerinden incelemişti. Sankyo ekibi ise bileşiğin kolesterol üretimindeki etkisini araştırıyordu. Aynı moleküle farklı sorularla ulaşan bu iki çalışma, kompaktinin kimyasal yapısını ve tedavi araştırmaları açısından taşıdığı potansiyeli ayrı ayrı ortaya koydu.<br />
Sıçan deneylerinden ilk hasta çalışmalarına<br />
Kompaktin laboratuvar deneylerinde hedef enzimi baskıladı, ancak sıçanlarda kandaki kolesterol düzeyi beklendiği gibi düşmedi. Endo’nun yıllar sonra yayımladığı anlatıya göre Sankyo’da patolog Noritoshi Kitano’nun katıldığı tavuk deneylerinde ise kolesterol düşürücü etki görüldü. Köpek ve maymunlarla yürütülen araştırmalar da bu yönde sonuç verdi. Türler arasındaki fark, sıçan deneyinin sonucuna bakarak bileşiğin insanlardaki etkisine karar vermeyi güçleştiriyordu.<br />
İnsanlardaki erken bulgular küçük hasta gruplarından geldi. Akira Yamamoto, Hiroshi Sudo ve Endo’nun 1980’de yayımladığı çalışmada, birincil hiperkolesterolemisi olan 11 hastaya kompaktin verildi. Heterozigot ailesel hiperkolesterolemi ve kombine hiperlipidemi vakalarında toplam serum kolesterolü ortalama yüzde 27 düştü. Ertesi yıl Hiroshi Mabuchi’nin ekibi, kalıtsal kolesterol yüksekliğinin heterozigot biçimini taşıyan yedi hastada LDL kolesterolün azaldığını bildirdi.<br />
Bu çalışmalar, kompaktinin insanlarda kan kolesterolünü düşürebildiğini gösterdi. Kalp krizi ve ölüm gibi sonuçları değerlendirmek için daha büyük hasta gruplarına, karşılaştırma gruplarına ve yıllar süren izleme ihtiyaç vardı.<br />
Karaciğer kandan daha fazla LDL’yi nasıl çekiyor?<br />
Kompaktinin hedef aldığı HMG‑CoA redüktaz, hücrelerin kolesterol üretiminde kullandığı bir enzimdir. Statinler bu enzimin etkinliğini azaltır. Karaciğer hücrelerinde kolesterol üretimi yavaşladığında hücreler yüzeylerinde daha fazla LDL reseptörü bulundurur. Bu reseptörler, kanda kolesterol taşıyan LDL parçacıklarını yakalayıp hücre içine alır. Böylece karaciğer dolaşımdan daha fazla LDL uzaklaştırır.<br />
Bu mekanizmanın anlaşılmasında Michael Brown ve Joseph Goldstein’ın ailesel hiperkolesterolemi üzerine çalışmaları belirleyiciydi. İki araştırmacı, LDL reseptörünün kolesterol dengesindeki rolünü ortaya koydu ve kolesterol metabolizmasının düzenlenmesine ilişkin keşifleriyle 1985 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü aldı. Endo ve ekibinin keşfi, kolesterol üretimindeki enzime ilaçla müdahale edilebileceğini gösterdi. Reseptör çalışmaları ise bu müdahalenin kanda ölçülen LDL kolesterolü neden düşürdüğünü açıkladı.<br />
Kompaktin ruhsat almadı, lovastatin aldı<br />
Sankyo, kompaktin geliştirme programını 1980’de durdurdu. Sonradan yayımlanan anlatılar, kararın arkasında hayvan deneylerinden doğan güvenlilik kaygılarının bulunduğunu aktarıyor. Şirketin özgün toksikoloji kayıtları üzerinden doğrulanamayan bu ayrıntılar, insanlarda belirli bir zararın gösterildiği sonucunu desteklemiyor. Kompaktin, erken hasta çalışmalarındaki kolesterol düşüşüne rağmen ruhsatlı bir ilaca dönüşmedi.<br />
Kompaktinle akraba bir molekül olan lovastatin, Merck tarafından geliştirildi ve 1987’de ABD Gıda ve İlaç Dairesinden onay alan ilk statin oldu. O sırada kolesterolü düşürmenin klinik yararı konusunda statin dışı araştırmalardan da kanıt geliyordu. 1984’te yayımlanan bir çalışma, yüksek kolesterollü erkeklerde kolestiraminle yürütülen tedavinin koroner ölüm veya ölümcül olmayan kalp krizinden oluşan birleşik sonucu azalttığını göstermişti. Lovastatinin onayı, LDL’yi düşürmek için yeni bir ilaç sınıfını kullanıma soktu. Bu sınıfın sağkalım üzerindeki etkisini gösteren büyük araştırmalardan biri 1994’te yayımlandı.<br />
Kolesterol düşüşü ne zaman sağkalım kanıtına dönüştü?<br />
The Lancet’te yayımlanan İskandinav Simvastatin Sağkalım Çalışması, koroner kalp hastalığı olan 4.444 kişiyi kapsıyordu. Katılımcılar rastgele simvastatin veya plasebo grubuna ayrıldı ve ortanca 5,4 yıl izlendi. Simvastatin grubunda LDL kolesterol ortalama yüzde 35 düştü.<br />
İzlem boyunca plasebo grubunda 256, simvastatin grubunda 182 kişi hayatını kaybetti. Tüm nedenlere bağlı ölüm oranı plasebo grubunda yüzde 11,5, simvastatin grubunda yüzde 8,2 oldu. İki grubun ölüm oranları arasında yaklaşık 3,3 yüzde puanlık fark vardı. Araştırmanın hesapladığı göreli risk azalması yüzde 30 idi. Bu sonuçlar, çalışmaya alınan koroner kalp hastalarında simvastatinin sağkalımı iyileştirdiğini gösterdi.<br />
Bir yıl sonra Batı İskoçya Koroner Korunma Çalışması, daha önce kalp krizi geçirmemiş, kolesterolü yüksek erkeklerde pravastatini değerlendirdi. Araştırmada ölümcül olmayan kalp krizi veya koroner ölümden oluşan birleşik sonlanım azaldı. İskandinav çalışması bilinen koroner kalp hastalığı olan kişilerde sağkalımı değerlendirirken İskoçya çalışması, ilk koroner olayın önlenmesine ilişkin kanıt sağladı.<br />
Küf mantarından elde edilen kompaktin, araştırmacılara kolesterol üretimini belirli bir enzim üzerinden yavaşlatma olanağı verdi. Bu keşfin tedaviyi değiştirmesi için Japonya’daki mantar taramasından, küçük hasta gruplarındaki ölçümlerden ve yıllar süren klinik araştırmalardan geçilmesi gerekti. Hekimler sonunda, belirli hasta gruplarında kolesterolü düşürmenin kalp krizi ve ölüm riskini nasıl etkilediğini ölçebildi.<br />
Kaynaklar<br />
Endo A, Kuroda M, Tsujita Y. ML‑236A, ML‑236B, and ML‑236C, New Inhibitors of Cholesterogenesis Produced by Penicillium citrinum. Journal of Antibiotics. 1976, 29(12), 1346–1348.<br />
Endo A, Kuroda M, Tanzawa K. Competitive Inhibition of 3‑Hydroxy‑3‑Methylglutaryl Coenzyme A Reductase by ML‑236A and ML‑236B Fungal Metabolites, Having Hypocholesterolemic Activity. FEBS Letters. 1976, 72(2), 323–326.<br />
Brown AG ve ark. Crystal and Molecular Structure of Compactin, a New Antifungal Metabolite from Penicillium brevicompactum. Journal of the Chemical Society, Perkin Transactions 1. 1976, 1165–1170.<br />
Endo A. A Historical Perspective on the Discovery of Statins. Proceedings of the Japan Academy, Series B. 2010, 86(5), 484–493.<br />
Yamamoto A, Sudo H, Endo A. Therapeutic Effects of ML‑236B in Primary Hypercholesterolemia. Atherosclerosis. 1980, 35(3), 259–266.<br />
Mabuchi H ve ark. Effects of an Inhibitor of 3‑Hydroxy‑3‑Methylglutaryl Coenzyme A Reductase on Serum Lipoproteins and Ubiquinone‑10 Levels in Patients with Familial Hypercholesterolemia. New England Journal of Medicine. 1981, 305(9), 478–482.<br />
Brown MS, Goldstein JL. Kolesterol metabolizmasının düzenlenmesi üzerine Nobel konuşması ve 1985 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü kaydı.<br />
U.S. Food and Drug Administration. Statins: A Success Story Involving FDA, Academia and Industry.<br />
Scandinavian Simvastatin Survival Study Group. Randomised Trial of Cholesterol Lowering in 4444 Patients with Coronary Heart Disease: The Scandinavian Simvastatin Survival Study (4S). The Lancet. 1994, 344(8934), 1383–1389.<br />
Shepherd J ve ark. Prevention of Coronary Heart Disease with Pravastatin in Men with Hypercholesterolemia. New England Journal of Medicine. 1995, 333(20), 1301–1307</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bir-kuf-mantari-kolesterol-tedavisini-nasil-degistirdi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 21:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/statinlerin-kesfi-200kb.jpg" type="image/jpeg" length="56328"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir Ölçüm Paraziti Nasıl Oksijen Monitörüne Dönüştü?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bir-olcum-paraziti-nasil-oksijen-monitorune-donustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bir-olcum-paraziti-nasil-oksijen-monitorune-donustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Japon mühendis Takuo Aoyagi, 1972’de kalbin pompaladığı kan miktarını hesaplamaya çalışırken her kalp atımının ölçüm kaydını dalgalandırdığını gördü. Kırmızı ve kızılötesi ışıkla bu dalgalanmayı bastırmaya çalışırken iki sinyal arasındaki oranın kanın oksijen doygunluğuna göre değiştiğini fark etti. Bu gözlem, nabız oksimetresinin temelini attı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1972’de Tokyo’da, tıbbi cihaz üreticisi Nihon Kohden’de çalışan elektrik mühendisi Takuo Aoyagi, kalbin dakikada ne kadar kan pompaladığını belirlemek için bir kulak oksimetresinden yararlanıyordu. Dolaşıma verilen bir boyanın kandaki yoğunluğunu, kulak memesinden geçen ışığı kaydederek izliyordu. Ancak her kalp atımı kulaktaki kan hacmini değiştiriyor, bu değişim de kayda düzenli bir dalgalanma olarak yansıyordu. Dalgalanma, boya eğrisinin özellikle düşüş bölümünü okumayı zorlaştırıyordu. Aoyagi iki ışık sinyalini dengeleyerek dalgalanmayı bastırdı. Kanın oksijen doygunluğu değiştiğinde ise kurduğu denge bozuldu. [1–3]<br />
Kulaktan geçen ışığın geçmişi<br />
Işıkla oksijen doygunluğunu ölçme fikri, Aoyagi’nin deneyinden onlarca yıl önce araştırılmaya başlamıştı. Oksijen bağlamış hemoglobin ile oksijen bağlamamış hemoglobin, kırmızı ve kızılötesi ışığı farklı biçimlerde soğurur. Glenn Millikan, bu özellikten yararlanarak kulaktan sürekli ölçüm yapabilen bir aygıtı 1942’de tanıttı. Yüksek irtifada uçan pilotların oksijen doygunluğunu izlemek, bu çalışmaların uygulama alanlarından biriydi. [2, 3]<br />
Ölçümün güçlüğü, algılayıcıya ulaşan ışığın deri, diğer dokular ve toplardamar kanından da etkilenmesiydi. Earl Wood ve çalışma arkadaşları, 1940’ların sonunda kulak memesine basınç uygulayarak ölçüm bölgesindeki kanı geçici olarak uzaklaştırdı ve bu durumu bir karşılaştırma noktası olarak kullandı. Aoyagi’nin deneyinde ise karşılaştırmaya elveren değişim her kalp atımında kendiliğinden ortaya çıkıyordu. Nabızla birlikte ölçüm bölgesindeki atardamar kanı hacmi değişiyor, bu da dokudan geçen ışığa yansıyordu. [2, 3]<br />
Bozulan denge neyi gösterdi?<br />
Boya seyreltme yönteminde dolaşıma bir izleyici madde verilir ve bu maddenin kandaki yoğunluğunun zamanla nasıl değiştiği kaydedilir. Elde edilen eğri, kalp debisinin, yani kalbin dakikada pompaladığı kan hacminin hesaplanmasına yardım eder. Aoyagi’nin önündeki sorun, boya eğrisinin üzerine binen nabız dalgasını kayıttan ayırmaktı. [1–3]<br />
Aoyagi, kırmızı ve kızılötesi kanallardaki nabız dalgalarını birbirini giderecek biçimde dengeledi. Ancak oksijen doygunluğu değiştiğinde, dalgalanmayı bastırmak için gereken oran da değişiyordu. Bu ilişki ölçümün yönünü tersine çevirdi. Aoyagi, iki kanaldaki nabız değişimlerini karşılaştırarak atardamar kanındaki hemoglobinin oksijen doygunluğunu hesaplayabileceğini gördü. Boya eğrisi için “parazit” sayılan dalgalanma, oksijen doygunluğu için ölçümün dayanağı oldu. [1–3]<br />
İki ışık, iki oran, bir tahmin<br />
Yaygın parmak tipi nabız oksimetrelerinde kırmızı ve kızılötesi ışık parmağın bir yanından gönderilir. Karşı taraftaki algılayıcı, dokudan geçen ışığı kaydeder. Cihaz her ışık kanalında nabızla değişen bileşeni, o kanalın görece sabit ışık düzeyine böler. Ardından kırmızı kanalda elde ettiği değeri kızılötesi kanaldaki değere böler. Bu işlem “oranların oranı” olarak bilinir. [2, 3, 7]<br />
Modern cihazlar bu oranı, referans atardamar kanı ölçümleriyle oluşturulmuş bir kalibrasyon eğrisi üzerinden oksijen doygunluğu tahminine dönüştürür. Ekrandaki SpO₂, atardamar kanındaki hemoglobinin oksijenle doygunluğuna ilişkin optik bir tahmindir. Oksijenin atardamar kanındaki kısmi basıncı olan PaO₂ ise ayrı bir ölçümdür. [7]<br />
Aoyagi’nin prototipinde bugünkü parmak klipsinin yerinde bir kulak probu vardı. Kendi geriye dönük anlatımına göre küçük bir tungsten lamba kullanmış, kulaktan geçen ışığı iki optik kola ayırarak 630 ve 900 nanometredeki sinyalleri kaydetmişti. Kırmızı kanal, hemoglobinin oksijenlenmesine bağlı değişimi belirginleştirmek için seçilmişti. Kızılötesi kanalın seçiminde ise deneyde kullanılan boyanın ölçüme etkisini azaltma amacı vardı. Boya ölçümü için kurulan düzeneğin bazı parçaları böylece yeni oksimetrede yeniden kullanıldı. [3]<br />
Japonya’da iki geliştirme hattı<br />
Tarihçeler Aoyagi’nin laboratuvar gözlemini 1972’ye tarihlendirir. Nihon Kohden, Mart 1974’te patent başvurusunda bulundu. Aoyagi, M. Kishi, K. Yamaguchi ve S. Watanabe’nin kulak oksimetresine ilişkin bildirisi aynı yıl Osaka’daki Japon tıbbi elektronik ve biyomühendislik toplantısının kayıtlarında yer aldı. Cerrah Susumu Nakajima ve çalışma arkadaşlarının kulak probuyla yürüttüğü erken klinik değerlendirme ise Ağustos 1975’te Japonca yayımlandı. [1–4]<br />
Aynı dönemde Minolta’da Akio Yamanishi ve çalışma arkadaşları, parmak ucundan geçen ışıkla nabız dalgasını kaydediyordu. Ekip, her kalp atımında ışık sinyalinin değişmesinden yararlanarak oksijen doygunluğunu hesaplamaya yöneldi. Minolta, Nisan 1974’te Japonya’da patent başvurusunda bulundu ve 1977’de parmak probu kullanan OXIMET MET-1471 modelini piyasaya çıkardı. Japonya’daki iki ekip, kulakta boya seyreltme ölçümü ve parmakta optik nabız kaydı gibi farklı araştırma sorunlarından yola çıkarak benzer bir ölçüm ilkesine ulaştı. [3, 5]<br />
Ameliyathanede duyulan sayı<br />
ABD’de William New ve Jack Lloyd’un katkılarıyla geliştirilen Nellcor N-100, 1983’te piyasaya çıktı. Kolay takılan sensörü ve okunaklı ekranı, ölçümün ameliyat boyunca izlenmesini kolaylaştırdı. Nabız sesinin perdesi oksijen doygunluğuyla birlikte değişiyordu. Böylece anestezi ekibi, dikkati hastaya ya da başka bir ekrana yöneldiğinde de değişimi duyabiliyordu. Aynı yıl Anesthesiology dergisinde yayımlanan bir klinik değerlendirme, nabız oksimetresinin anestezi pratiğine girişini belgeleyen erken çalışmalardandı. [1, 3, 6]<br />
Kan örneğinden yapılan ölçüm, örneğin alındığı ana ilişkin bilgi verir. Nabız oksimetresi, bu anların arasında oksijen doygunluğunun nasıl değiştiğini izleme olanağı sağladı. Bu özellik, yöntemin ameliyathanelerin yanı sıra yoğun bakımda da yer edinmesine katkıda bulundu. Klinik kullanımın standartlara yansıması ise zaman aldı. Amerikan Anesteziyologlar Derneğinin 1986’da kabul ettiği ilk temel izlem standartları, nabız oksimetresini açıkça zorunlu kılmıyordu. Hasta güvenliği araştırmacısı Jeffrey B. Cooper, o dönemde birçok anestezi hekiminin cihazla deneyiminin sınırlı olduğunu aktarıyor. [3, 7]<br />
Ekrandaki sayı ne kadar güvenilir?<br />
Nabız oksimetresinin doğruluğu, cihazın atardamar nabzına bağlı sinyali ayırt edebilmesine dayanır. Hareket kaydı bozabilir. Ölçüm bölgesindeki kanlanma zayıfladığında nabız dalgasını seçmek güçleşebilir. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), cilt pigmentasyonunun da ölçüm doğruluğunu etkileyebildiğine ve koyu pigmentasyonlu ciltte bazı cihazların daha az doğru sonuç verebildiğine dikkat çekiyor. [7, 8]<br />
Aoyagi’nin deneyinde her kalp atımı, boya eğrisini okumayı güçleştiriyordu. Bugünkü nabız oksimetresi ise ölçüm yapabilmek için o dalgalanmaya ihtiyaç duyuyor. Ekrandaki oksijen doygunluğu tahmini, her atımda kırmızı ve kızılötesi ışığın dokudan geçişinde meydana gelen küçük değişimlerden hesaplanıyor. [2, 3, 7]<br />
Kaynaklar<br />
Severinghaus JW, Honda Y. History of blood gas analysis. VII. Pulse oximetry. Journal of Clinical Monitoring. 1987, 3(2), 135–138.<br />
Severinghaus JW. Takuo Aoyagi: discovery of pulse oximetry. Anesthesia &amp; Analgesia. 2007, 105(6 Suppl), S1–S4.<br />
Miyasaka K ve ark. Tribute to Dr. Takuo Aoyagi, inventor of pulse oximetry. Journal of Anesthesia. 2021, 35, 671–709.<br />
New pulsed-type earpiece oximeter (İngilizce dizin başlığı). Kokyu To Junkan. 1975, 23(8), 709–713.<br />
Konica Minolta. History of Konica Minolta Pulse Oximeter Development and Social Contributions Under COVID-19 Pandemic. Kurumsal teknik tarihçe.<br />
Yelderman M, New W Jr. Evaluation of pulse oximetry. Anesthesiology. 1983, 59(4), 349–352.<br />
Jubran A. Pulse oximetry. Critical Care. 2015, 19, 272.<br />
U.S. Food and Drug Administration. Pulse Oximeters. Kurumsal bilgi sayfası.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bir-olcum-paraziti-nasil-oksijen-monitorune-donustu</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 20:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/nabiz-oksimetresinin-dogusu-200kb.jpg" type="image/jpeg" length="22329"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir Kurbağa Gebelik Testi Yapabilir mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bir-kurbaga-gebelik-testi-yapabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bir-kurbaga-gebelik-testi-yapabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ev tipi gebelik testlerinden onlarca yıl önce laboratuvarlar, idrar örneklerini değerlendirmek için Afrika pençeli kurbağalarını kullanıyordu. Dişi kurbağanın suya yumurta bırakması pozitif sonuç olarak kaydediliyordu. Cape Town’da geliştirilen yöntem, gebelik testini hızlandırdı ve laboratuvarların sonucu hayvanı öldürmeden okuyabilmesini sağladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1934’te Cape Town Üniversitesi’nden Hillel Abbe Shapiro ve Henri Zwarenstein, Nature dergisinde sonucu su dolu bir kapta görülebilen bir gebelik testi yayımladı. Araştırmacılar, gebelik şüphesi olan bir kadından alınan idrar örneğini dişi Afrika pençeli kurbağasına enjekte ediyor, ardından hayvanın yumurta bırakıp bırakmadığını gözlüyordu. Farelerle yapılan testlerde sonucu okumak için hayvanın yumurtalıklarını incelemek gerekiyordu. Kurbağa suya yumurta bıraktığında ise laboratuvar çalışanı sonucu doğrudan görebiliyordu.</p>

<p>Kurbağadan önce fareler ve tavşanlar vardı</p>

<p>1920’lerin sonunda geliştirilen Aschheim–Zondek testinde, gebelik şüphesi olan kişiden alınan idrar henüz cinsel olgunluğa ulaşmamış dişi farelere enjekte ediliyordu. Birkaç gün sonra fareler öldürülüyor ve yumurtalıklarında hormonların yol açtığı değişiklikler aranıyordu. Daha sonra geliştirilen tavşan testi de benzer bir ilkeye dayanıyordu. Her iki yöntemde de laboratuvar çalışanları, idrar örneğindeki hormonun etkisini hayvanın verdiği tepki üzerinden değerlendiriyordu. Bu tür yöntemlere biyolojik test deniyordu.</p>

<p>1930’larda gebelik testine duyulan talep hızla arttı. Edinburgh’daki gebelik tanı merkezine 1929’da yaklaşık 840 idrar örneği gönderilmişti. 1939’da bu sayı 10 bini aştı. Örnekler hem hastanelerden hem de özel başvurulardan geliyordu. Hekimler biyolojik testleri gebelik şüphesini değerlendirmek ve gebelik dokusuyla ilişkili bazı hastalıkları araştırmak için kullanıyordu. Pozitif sonucun klinik anlamı, testin hangi nedenle istendiğine de bağlıydı.</p>

<p>Kurbağa neden yumurta bırakıyordu?</p>

<p>Gebeliğin erken döneminde gelişmekte olan plasentanın hücreleri, insan koryonik gonadotropini adı verilen bir hormon üretir. Kısaca hCG olarak bilinen bu hormon idrarda saptanabilir. Dişi Afrika pençeli kurbağasına (Xenopus laevis) enjekte edilen örnekte yeterli miktarda hCG varsa hormon, hayvanın yumurtalıklarını uyarabilir. Kurbağa yumurtalarını suya bıraktığında laboratuvar çalışanı bunu pozitif tepki olarak kaydederdi.</p>

<p>Yumurtalar suda görüldüğünde test sonucu hayvan canlıyken okunabiliyor, kurbağa uygun koşullarda yeniden kullanılabiliyordu. Erken deneylerde ise araştırmacılar başka ölçütler de kullanıyordu. Shapiro ve Zwarenstein her örnek için altı kurbağa kullandı ve gözlem süresini 18 saatle sınırladı. Bazı pozitif sonuçları ölüm sonrası incelemede yumurta görerek belirlediler. Britanya’da benzer bir yöntem üzerinde çalışan Charles W. Bellerby ise kendi protokolünde dokuz saatlik bir gözlem süresi belirledi. Bu süreler, iki araştırma ekibinin sonuçları hangi zaman aralığında değerlendirdiğini gösteriyordu.</p>

<p>Test neden Hogben’in adıyla anıldı?</p>

<p>Britanyalı zoolog Lancelot Hogben’in Cape Town’da yürüttüğü hormon araştırmaları, Afrika pençeli kurbağasının üreme tepkisinin laboratuvarda incelenmesinin yolunu açtı. Bellerby bu deneyleri Britanya’da sürdürürken Shapiro ve Zwarenstein, gebelik tanısına ilişkin ön bulgularını Ekim 1933’te Güney Afrika Kraliyet Cemiyetinin bir toplantısında sundu. Bellerby’nin Nature yazısı 1934’te önce yayımlandı. Cape Town ekibinin klinik denemelerini bildiren yazı ise aynı dergide 19 Mayıs 1934’te çıktı.</p>

<p>Yöntem Britanya’da Hogben testi adıyla yerleşti. Aberdeen’de Frank Walter Landgrebe, kurbağaların laboratuvar koşullarında bakımı ve testte kullanımı üzerine çalıştı. Edinburgh’daki gebelik tanı hizmetini yöneten Francis Albert Eley Crew da fare, tavşan ve kurbağa yöntemlerini karşılaştıran çalışmalara katıldı. Bu araştırmalar, Cape Town’da klinik örneklerle denenen yöntemin düzenli biçimde hasta örneği alan merkezlerde uygulanmasına yardımcı oldu.</p>

<p>Bir kurbağa salgını tanı hizmetini aksattı</p>

<p>Testi uygulayan merkezlerin kurbağaları temin etmesi, beslemesi ve yaşadıkları suyun koşullarını düzenlemesi gerekiyordu. Canlı kolonilere bağımlılığın sonuçları 1958’de Sheffield’da görüldü. Bakteriyel bir salgın koloniyi neredeyse yok edince merkez test hizmetine ara verdi. Bilim tarihçisi Jesse Olszynko-Gryn’in aktardığına göre merkez olağan çalışma düzeninde yaklaşık 4 bin kurbağa bulunduruyor ve yılda yaklaşık 20 bin test yapıyordu.</p>

<p>Örneklerini postayla gönderen kadınların bekleme süresine, idrarın laboratuvara ulaşması ve sonucun kendilerine bildirilmesi için geçen zaman da ekleniyordu. Telefonla bildirim dönüş süresini kısaltabiliyordu. Ev tipi kitlerin değiştireceği aşama ise örneğin nerede değerlendirildiği ve sonucu ilk kimin gördüğüydü.</p>

<p>Kurbağadan ev tipi gebelik testine geçiş</p>

<p>1960’ta Leif Wide ve Carl A. Gemzell, idrardaki hCG’yi antikorlar yardımıyla saptayan bir gebelik testi yayımladı. İmmünolojik testler, sonuç almak için canlı bir hayvanın üreme tepkisini bekleme gereğini ortadan kaldırdı. Ev tipi kitler bu dönüşümün ardından geldi.</p>

<p>ABD Ulusal Sağlık Enstitülerinin tarihçesine göre e.p.t. adlı kit 1977’nin sonunda Amerikan pazarı için hazırdı ve 1978’de büyük kadın dergilerinde tanıtıldı. Kitte bir deney tüpü, damlalık ve sonucu okumaya yarayan aynalı bir destek bulunuyordu. İşlem yaklaşık iki saat sürüyordu. Dönemin dergilerinde öne çıkan avantajlardan biri mahremiyetti. Kadınlar örneği kendileri alabiliyor, testi evde uygulayabiliyor ve sonucu orada okuyabiliyordu.</p>

<p>Cape Town’daki deneylerde laboratuvar çalışanı, gebeliğe ilişkin işareti kurbağanın suya bıraktığı yumurtalarda arıyordu. Onlarca yıl sonra bir kadın, aynı hormona dayanan sonucu kendi evinde, bir deney tüpüne bakarak okuyabiliyordu.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. Shapiro HA, Zwarenstein H. A Rapid Test for Pregnancy on Xenopus lævis. Nature. 1934, 133, 762.<br />
2. Bellerby CW. A Rapid Test for the Diagnosis of Pregnancy. Nature. 1934, 133, 494–495.<br />
3. Robbins SL, Parker F Jr, Doyle WC. The Use of the South African Frog (Xenopus laevis) in the Diagnosis of Pregnancy. New England Journal of Medicine. 1946, 234, 784–787.<br />
4. Olszynko-Gryn J. A Woman’s Right to Know: Pregnancy Testing in Twentieth-Century Britain. MIT Press, 2023.<br />
5. Gurdon JB, Hopwood N. The Introduction of Xenopus laevis into Developmental Biology: Of Empire, Pregnancy Testing and Ribosomal Genes. International Journal of Developmental Biology. 2000, 44, 43–50.<br />
6. Wide L, Gemzell CA. An Immunological Pregnancy Test. Acta Endocrinologica. 1960, 35, 261–267.<br />
7. Office of NIH History and Stetten Museum. Thin Blue Line: A History of the Pregnancy Test.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bir-kurbaga-gebelik-testi-yapabilir-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 19:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/file-00000000f5f481f4a993b9d1d7739c58.jpg" type="image/jpeg" length="10543"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanser Riskini Azaltan Besinler Hangileri? Bilim Ne Diyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kanser-riskini-azaltan-besinler-hangileri-bilim-ne-diyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kanser-riskini-azaltan-besinler-hangileri-bilim-ne-diyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hiçbir yiyecek kanseri tedavi edemiyor. Ancak bilimsel araştırmalar, mutfağımızda bulunan bazı besinlerin belirli kanser türlerinin gelişme riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor. Peki hangi besinlerin arkasında güçlü kanıt var, hangileri için araştırmalar henüz yeterli değil?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanseri önleyen veya tedavi eden mucize bir besin var mı? Sosyal medyada sık sık karşılaşılan sarımsak, brokoli, zerdeçal ve benzeri yiyeceklerle ilgili iddialar bu soruyu yeniden gündeme getiriyor. Bilimsel araştırmalar ise tek bir besinden çok, uzun yıllar boyunca sürdürülen beslenme alışkanlıklarına işaret ediyor.</p>

<p>ABD Ulusal Kanser Enstitüsüne (NCI) göre hiçbir yiyeceğin, özel diyetin veya besin takviyesinin kanseri tedavi ettiği, hastalığın ilerlemesini durdurduğu ya da tekrarlamasını önlediği kanıtlanmış değil.</p>

<p>Ancak kanserin tedavisi ile kanser gelişme riskinin azaltılması birbirinden farklı konular.</p>

<p>Dünya Kanser Araştırma Fonu (WCRF) ve diğer bilimsel kuruluşların değerlendirmeleri, bazı besin gruplarının özellikle kalın bağırsak kanseri başta olmak üzere belirli kanser türleriyle ilişkili riskleri azaltabileceğini ortaya koyuyor.</p>

<p>EN GÜÇLÜ KANIT TAM TAHILLAR VE LİFLİ BESİNLERDE</p>

<p>Bulgur, yulaf, tam buğday ekmeği, arpa ve diğer tam tahıllar, kanserden korunmaya yönelik beslenme araştırmalarında öne çıkıyor.</p>

<p>WCRF’nin kapsamlı değerlendirmelerine göre tam tahıl tüketiminin ve besinlerden alınan lifin kalın bağırsak kanseri riskini azaltabileceğine ilişkin güçlü kanıt bulunuyor.</p>

<p>Lifli besinler bağırsak hareketlerini destekliyor ve bağırsak bakterileri tarafından parçalandıklarında kısa zincirli yağ asitlerinin oluşumuna katkıda bulunuyor.</p>

<p>Bu maddelerden biri olan bütiratın bağırsak hücreleri üzerindeki etkileri bilimsel araştırmalarda inceleniyor.</p>

<p>Ancak önemli olan tek bir tahılı fazla miktarda tüketmek değil. Rafine tahılların bir bölümünü tam tahıllarla değiştirmek ve günlük lif alımını artırmak daha anlamlı bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>MERCİMEK, NOHUT VE KURU FASULYE NEDEN ÖNEMLİ?</p>

<p>Türk mutfağında sık tüketilen mercimek, nohut, kuru fasulye ve bezelye, bitkisel protein ve lif bakımından zengin besinler arasında yer alıyor.</p>

<p>Bu besinler bağırsak sağlığını destekleyen bir beslenme düzeninin önemli parçaları.</p>

<p>Araştırmalarda baklagillerin, sebzelerin ve tam tahılların ağırlıkta olduğu beslenme biçimlerinin daha düşük kanser riskiyle ilişkili olduğu görülüyor.</p>

<p>Bununla birlikte yalnızca nohut veya mercimek tüketmenin tek başına kanser riskini azalttığını kesin biçimde söylemek mümkün değil.</p>

<p>Bilimsel öneri, baklagilleri düzenli olarak çeşitli ve dengeli beslenmenin bir parçası hâline getirmek yönünde.</p>

<p>BROKOLİ, LAHANA VE YEŞİL SEBZELER GERÇEKTEN KORUYUCU MU?</p>

<p>Brokoli, karnabahar, lahana, roka ve diğer yeşil sebzeler, kanser araştırmalarında sık incelenen yiyecekler arasında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle brokoli ve lahana gibi turpgillerde bulunan glukozinolatlar, sindirim sırasında biyolojik olarak aktif çeşitli bileşiklere dönüşebiliyor.</p>

<p>Bu bileşiklerin hücresel süreçler üzerindeki etkileri laboratuvar çalışmalarında araştırılıyor.</p>

<p>Ancak laboratuvarda gözlenen etkiler, aynı yiyeceğin insanlarda kanseri önlediğinin kanıtı anlamına gelmiyor.</p>

<p>WCRF değerlendirmelerinde sebze tüketiminin bazı kanser türleriyle ilişkili riski azaltabileceği belirtiliyor. Bununla birlikte tek bir sebzenin diğerlerinden üstün olduğuna dair yeterli klinik kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Dolayısıyla yalnızca brokoliye odaklanmak yerine farklı renklerde sebzeleri düzenli tüketmek daha doğru bir yaklaşım.</p>

<p>MEYVELER: TEK BİR MEYVEYE DEĞİL, ÇEŞİTLİLİĞE ODAKLANIN</p>

<p>Elma, portakal, mandalina, çilek, böğürtlen ve diğer meyveler; lif, vitamin ve çeşitli bitkisel bileşikler içeriyor.</p>

<p>Meyve ve sebze tüketiminin düşük olduğu beslenme biçimleriyle bazı kanser türlerinin daha yüksek riski arasında ilişki bulunuyor.</p>

<p>Özellikle ağız, yutak, gırtlak ve yemek borusuyla ilişkili bazı kanserlerde meyve ve sebze tüketiminin olası koruyucu etkilerine dair bulgular mevcut.</p>

<p>Ancak belirli bir meyvenin kanser hücrelerini yok ettiği veya kanseri kesin olarak önlediği yönündeki iddialar bilimsel olarak desteklenmiyor.</p>

<p>Uzman kuruluşlar meyve suyu yerine, mümkün olduğunda lif içeriği korunan bütün meyvelerin tercih edilmesini öneriyor.</p>

<p>SÜT VE YOĞURT HAKKINDA DİKKAT ÇEKEN BULGULAR</p>

<p>Süt ve yoğurt, özellikle kalsiyum içeriği nedeniyle kalın bağırsak kanseri araştırmalarında dikkat çekiyor.</p>

<p>WCRF, süt ürünlerinin tüketimi ile daha düşük kolorektal kanser riski arasında güçlü kanıt bulunduğunu bildiriyor.</p>

<p>Ocak 2025’te Nature Communications dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı bir araştırma da bu ilişkiyi destekleyen sonuçlar ortaya koydu.</p>

<p>İngiltere’de 542 bin 778 kadının verilerinin incelendiği çalışmada, ortalama 16,6 yıllık takip boyunca 12 bin 251 yeni kolorektal kanser vakası kaydedildi.</p>

<p>Araştırmada günlük beslenmeden alınan her ilave 300 miligram kalsiyum, kolorektal kanserin göreli riskinde yaklaşık yüzde 17’lik düşüşle ilişkili bulundu.</p>

<p>Ancak bu sonuç, herkesin fazladan kalsiyum alması gerektiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Üstelik süt ürünleriyle ilgili bütün bulgular aynı yönde değil. Bazı araştırmalarda yüksek süt ürünü tüketimi ile prostat kanseri riski arasında olası bir ilişki de gündeme geliyor.</p>

<p>Bu nedenle bilimsel kuruluşlar, kanserden korunmak amacıyla süt ürünleri tüketiminin sınırsız artırılmasını önermiyor.</p>

<p>KAHVE İÇİN İLGİNÇ BULGULAR VAR</p>

<p>Kahve, kanser riskiyle ilişkisi en çok araştırılan içeceklerden biri.</p>

<p>WCRF değerlendirmelerine göre kahve tüketiminin karaciğer ve rahim iç zarı (endometrium) kanseri riskinin daha düşük olmasıyla ilişkili olduğuna dair güçlü kanıt bulunuyor.</p>

<p>Kahvede bulunan çeşitli bileşiklerin iltihaplanma ve metabolik süreçler üzerindeki etkileri olası açıklamalar arasında değerlendiriliyor.</p>

<p>Bununla birlikte hangi kahve türünün, ne miktarda ve hangi hazırlama yöntemiyle tüketilmesinin en uygun olduğu konusunda yanıtlanmamış sorular var.</p>

<p>Bu nedenle kanserden korunmak için daha fazla kahve içilmesi gerektiği sonucuna varılamıyor.</p>

<p>Kafeine duyarlı bireyler, gebeler ve bazı sağlık sorunları bulunan kişiler için kahve tüketiminin ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>CEVİZ, FINDIK VE ZEYTİNYAĞI: ASIL ÖNEMLİ OLAN BESLENME DÜZENİ</p>

<p>Ceviz, fındık, badem ve zeytinyağı; sağlıklı yağlar ve farklı besin öğeleri açısından değerli seçenekler.</p>

<p>Bu yiyeceklerin yer aldığı, sebze ve tam tahıl bakımından zengin beslenme düzenleri bazı araştırmalarda daha düşük kanser riskiyle ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Ancak söz konusu ilişki, tek başına ceviz veya zeytinyağının kanseri önlediğini göstermiyor.</p>

<p>Özellikle sağlıklı besinlerin, işlenmiş et ve yüksek oranda rafine edilmiş ürünlerin yerine tercih edilmesi daha anlamlı olabilir.</p>

<p>PEKİ SARIMSAK VE ZERDEÇAL KANSERDEN KORUYOR MU?</p>

<p>Sarımsaktaki kükürtlü bileşikler ve zerdeçaldaki kurkumin, laboratuvar araştırmalarında dikkat çeken maddeler arasında.</p>

<p>Ancak bir maddenin laboratuvar ortamında kanser hücreleri üzerinde etki göstermesi, aynı etkinin insanlarda normal beslenmeyle sağlanacağını kanıtlamıyor.</p>

<p>Bugüne kadar sarımsak, zerdeçal veya benzeri tek bir yiyeceğin kanseri tedavi ettiğini gösteren yeterli klinik kanıt elde edilmiş değil.</p>

<p>Bu besinler normal öğünlerde kullanılabilir. Ancak yoğunlaştırılmış özütlerin ve yüksek doz takviyelerin tedavi amacıyla kullanılmasına yönelik iddialara temkinli yaklaşılması gerekiyor.</p>

<p>KANSER RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN TABAKTA NE DEĞİŞMELİ?</p>

<p>Bilimsel veriler birlikte değerlendirildiğinde, günlük beslenme açısından uygulanabilecek öneriler öne çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>Beyaz ekmek ve rafine tahılların bir bölümünü tam tahıllarla değiştirmek.</li>
 <li>Mercimek, nohut ve kuru fasulye gibi baklagillere düzenli yer vermek.</li>
 <li>Öğünlerde farklı renklerde sebzeler tüketmek.</li>
 <li>Meyve suyu yerine bütün meyveleri tercih etmek.</li>
 <li>İşlenmiş et tüketimini mümkün olduğunca azaltmak.</li>
 <li>Şekerli içecekleri ve enerji yoğun, besin değeri düşük ürünleri sınırlamak.</li>
 <li>Beslenme ihtiyaçlarını öncelikle çeşitli ve dengeli öğünlerden karşılamak.</li>
</ul>

<p>WCRF, yetişkinler için günlük en az 30 gram lifin besinlerden alınmasını ve günde toplam en az 400 gram çeşitli sebze ve meyve tüketilmesini hedefler arasında gösteriyor.</p>

<p>Bu hedeflere bir anda ulaşmak yerine lif alımını kademeli artırmak, özellikle sindirim hassasiyeti bulunan kişilerde daha uygun olabilir.</p>

<p>BESLENME ÖNEMLİ AMA TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL</p>

<p>Kanser gelişme riskini belirleyen tek etken beslenme değil.</p>

<p>Sigara kullanımı, alkol tüketimi, fazla kilo, fiziksel hareketsizlik, bazı enfeksiyonlar, çevresel etkenler, yaş ve genetik yatkınlık da kanser riskini etkiliyor.</p>

<p>Alkol tüketiminin azaltılması veya bırakılması, tütün ürünlerinden uzak durulması, sağlıklı vücut ağırlığının korunması ve düzenli fiziksel aktivite kanserden korunma yaklaşımının önemli parçaları.</p>

<p>Uygun aşılama programları ve önerilen kanser taramalarına katılım da ihmal edilmemeli.</p>

<p>SONUÇ: MUCİZE YİYECEK DEĞİL, SAĞLIKLI BESLENME ALIŞKANLIĞI</p>

<p>Bilimsel araştırmaların ortak mesajı açık: Kanser riskini azaltmak için pahalı, egzotik veya mucize olarak pazarlanan yiyeceklerin peşinden gitmek gerekmiyor.</p>

<p>Bulgur, mercimek, nohut, sebzeler, meyveler ve diğer temel besinlerle de dengeli bir beslenme düzeni oluşturmak mümkün.</p>

<p>Önemli olan belirli bir yiyeceği fazla tüketmek değil; farklı besin gruplarını dengeli biçimde bir araya getirmek ve bu alışkanlığı uzun vadede sürdürebilmek.</p>

<p>Hiçbir besin kanserden kesin korunma sağlamıyor. Ancak sağlıklı beslenme, değiştirilebilir kanser risk faktörlerinin yönetilmesine katkıda bulunabiliyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu haber genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hiçbir besin, bitkisel ürün veya takviye kanser tedavisinin yerine geçmez. Kanser tanısı bulunan kişiler, özellikle kemoterapi, immünoterapi veya diğer tedaviler sırasında beslenme değişikliklerini ve takviye kullanımını takip eden hekimleriyle görüşmelidir. Bazı takviyeler kanser ilaçlarıyla etkileşime girebilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>World Cancer Research Fund (WCRF) — Kanserden korunma için beslenme önerileri ve besin gruplarına ilişkin bilimsel kanıt değerlendirmeleri.</li>
 <li>ABD Ulusal Kanser Enstitüsü (NCI) — Popular Diets, Supplements, and Cancer.</li>
 <li>Nature Communications (2025) — Diet-wide Analyses for Risk of Colorectal Cancer: Prospective Study of 12,251 Incident Cases Among 542,778 Women in the UK.</li>
</ol><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kanser-riskini-azaltan-besinler-hangileri-bilim-ne-diyor</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 18:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3778.jpeg" type="image/jpeg" length="40596"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karadeniz'de Vampir Kelebeğe Doğal Mantar Darbesi: Kimyasalsız Mücadelede Dikkat Çeken Sonuç]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/turk-bilim-insaninin-karadenizdeki-vampir-kelebek-arastirmasi-yabanci-basinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/turk-bilim-insaninin-karadenizdeki-vampir-kelebek-arastirmasi-yabanci-basinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz'de çay, fındık, kivi ve sebze bahçelerini etkileyen vampir kelebek, doğal olarak yayılan bir mantarın etkisiyle büyük ölçüde baskılandı. Ondokuz Mayıs Üniversitesinin bilimsel derlemesi, kimyasal ilaç kullanılmadan gerçekleşen mücadelenin nasıl sonuç verdiğini ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Karadeniz'de yıllarca tarımsal üretimi tehdit eden ve halk arasında “vampir kelebek” olarak bilinen istilacı böcek, doğanın kendi savunma mekanizması sayesinde büyük ölçüde kontrol altına alındı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Kenevir Araştırmaları Enstitüsünden Doç. Dr. Kibar Ak'ın bilimsel derlemesi, zararlı böceğin popülasyonunun Beauveria bassiana adlı mantarın doğal olarak yayılmasıyla nasıl azaldığını ortaya koydu.</p>

<p>Egyptian Journal of Biological Pest Control dergisinde 6 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan çalışma, Karadeniz'de yaklaşık 15 yıllık mücadele deneyimini değerlendiriyor. Bulgular, doğru ekolojik koşullar altında doğal düşmanların korunmasının, istilacı tarım zararlılarıyla mücadelede önemli sonuçlar sağlayabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>KARADENİZ'DE YILLARCA SORUN OLMUŞTU</p>

<p>Bilimsel adı Orosanga japonica olan vampir kelebek, 2000'li yılların başında Gürcistan üzerinden Türkiye'nin Doğu Karadeniz Bölgesi'ne ulaştı.</p>

<p>İlk olarak 2008 yılında Artvin'in Kemalpaşa ilçesinde tespit edilen böcek, ilerleyen yıllarda Rize, Trabzon, Giresun ve Ordu'ya yayıldı. Daha sonra Sakarya, Düzce ve İstanbul dahil olmak üzere farklı bölgelerde de görüldü.</p>

<p>Özellikle 2010–2020 döneminde popülasyonu önemli ölçüde artan zararlı, kivi bahçelerinde, meyve ağaçlarında, sebzelerde ve çeşitli tarım bitkilerinde zarar oluşturdu.</p>

<p>Böceklerin yaz aylarında yoğunlaşması, tarımsal üretimin yanı sıra günlük yaşamı da etkiledi. Evlerin, parkların, bahçelerin ve işletmelerin çevresinde görülmeleri bölge halkının şikâyetlerine neden oldu.</p>

<p>VAMPİR KELEBEK ASLINDA KELEBEK DEĞİL</p>

<p>Halk arasında vampir kelebek veya yalancı kelebek olarak adlandırılan Orosanga japonica, bilimsel olarak gerçek bir kelebek türü değil.</p>

<p>Hemiptera takımına bağlı Ricaniidae familyasında yer alan bu böcek, genellikle 7–12 milimetre uzunluğunda ve koyu kahverengi renkte görülüyor.</p>

<p>Yetişkin bireylerin kanatları küçük kelebekleri andırdığı için halk arasında bu isim kullanılıyor.</p>

<p>Böcek, insanlardan kan emerek değil, bitkilerin özsuyuyla beslenerek yaşamını sürdürüyor.</p>

<p>Özellikle genç sürgünlerde ve yapraklarda beslenen erginler ile gelişme dönemindeki nimfler, bitki dokularında sararma, gelişme geriliği ve kurumaya yol açabiliyor.</p>

<p>Dişilerin yumurtalarını genç dalların kabuk altına bırakması da bitkilerde mekanik hasar oluşturabiliyor.</p>

<p>ASIL DÖNÜM NOKTASI 2019 YILINDA YAŞANDI</p>

<p>Vampir kelebeğe karşı mücadelenin seyrini değiştiren gelişme Ekim 2019'da Artvin'in Kemalpaşa ilçesinde ortaya çıktı.</p>

<p>Bir kivi bahçesinde araştırmacılar, zararlı böceğin hem ergin hem de genç bireylerinde doğal mantar enfeksiyonu tespit etti.</p>

<p>Enfeksiyona Beauveria bassiana adlı mantarın neden olduğu belirlendi.</p>

<p>Böceklerde hastalık oluşturabilen bu mantar, tarımsal zararlılarla biyolojik mücadelede değerlendirilen mikroorganizmalardan biri olarak biliniyor.</p>

<p>Doğal olarak ortaya çıkan mantar enfeksiyonu, uygun iklim koşullarının da etkisiyle sonraki iki ila üç yıl içinde Doğu Karadeniz'in farklı kesimlerine yayıldı.</p>

<p>Bilimsel derlemeye göre zararlı böceğin popülasyonu belirgin biçimde azaldı ve tür, bölgede geçmiş yıllardaki kadar önemli bir tarımsal sorun olmaktan çıktı.</p>

<p>DOĞAL MANTAR BÖCEĞİ NASIL ETKİSİZ HÂLE GETİRDİ?</p>

<p>Beauveria bassiana, böceklerin vücut yüzeyine tutunarak enfeksiyon oluşturabilen bir mantar türü.</p>

<p>Mantar sporları uygun nem ve sıcaklık koşullarında böceğin dış yüzeyinde çimleniyor. Ardından böceğin koruyucu dış tabakasını aşarak dokularında gelişebiliyor.</p>

<p>Enfeksiyonun ilerlemesi, böceğin ölümüne yol açabiliyor.</p>

<p>Uygun koşullarda enfekte böcekler üzerinde oluşan yeni sporlar çevreye yayılarak başka bireylerin de enfekte olmasına katkıda bulunabiliyor.</p>

<p>Böylece doğadaki mantar enfeksiyonu, zararlı böcek popülasyonu üzerinde baskı oluşturabiliyor.</p>

<p>Karadeniz'deki süreçte de bu doğal mekanizmanın önemli rol oynadığı değerlendiriliyor.</p>

<p>KARADENİZ'İN YAĞIŞLI İKLİMİ MÜCADELEYE KATKI SAĞLADI</p>

<p>Araştırmaya göre doğal mantarın etkili olmasında Doğu Karadeniz'in nemli ve yağışlı iklimi belirleyici faktörlerden biri oldu.</p>

<p>Bölgenin bazı kıyı kesimlerinde yıllık yağış miktarı 2 bin milimetreyi aşıyor.</p>

<p>Bilimsel derlemede aktarılan iklim verilerine göre mayıs-eylül döneminde ortalama bağıl nem yüzde 75,8 düzeyinde bulunuyor.</p>

<p>Bu koşullar, Beauveria bassiana gibi bazı böceklerde hastalık oluşturan mantarların gelişmesini ve yayılmasını destekleyebiliyor.</p>

<p>Araştırmacı, bölgedeki yüksek nem ve sık yağışların doğal düşmanın zararlı böcek üzerindeki etkisini güçlendiren önemli çevresel faktörler olduğunu değerlendiriyor.</p>

<p>Ancak aynı mantarın daha kuru veya farklı iklim koşullarına sahip bütün bölgelerde benzer sonucu vereceği söylenemiyor.</p>

<p>KİMYASAL İLAÇ KULLANILMAMASI DOĞAL DENGEYİ KORUDU</p>

<p>Çalışmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de zararlıya karşı yaygın kimyasal böcek ilaçlamasına başvurulmaması oldu.</p>

<p>Doğu Karadeniz'de çay yetiştiriciliğinin yaygın olması ve çay bahçelerinde kimyasal böcek ilaçlarının kullanılmaması, doğal düşmanların korunmasına uygun bir ortam sağladı.</p>

<p>Zararlıyla mücadelede budama, bulaşık dalların uzaklaştırılması ve çeşitli tuzakların kullanılması gibi kimyasal olmayan yöntemlere öncelik verildi.</p>

<p>Bu uygulamalar, zararlı böcek popülasyonunu kısmen azaltırken doğal düşmanların varlığını sürdürmesine de imkân tanıdı.</p>

<p>Bununla birlikte araştırma, her tarımsal zararlıya karşı kimyasal mücadelenin tamamen terk edilmesi gerektiğini göstermiyor.</p>

<p>Bulgular, ekolojik koşulların uygun olduğu durumlarda doğal düşmanların korunmasının önemli bir mücadele stratejisi olabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>BUDAMA YÖNTEMİYLE YÜZDE 86'YA VARAN AZALMA</p>

<p>Derlemede aktarılan önceki saha çalışmalarında kültürel mücadele yöntemlerinin etkisi de incelendi.</p>

<p>Vampir kelebek, kış dönemini bitki sürgünlerinin içinde bulunan yumurtalar hâlinde geçirebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle yumurta taşıyan dalların uygun dönemde budanarak uzaklaştırılması, sonraki yıl ortaya çıkabilecek böcek sayısının azaltılmasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Aktarılan bir araştırmada, bu yöntemle genç böceklerin popülasyonunda yüzde 71–86, yetişkin bireylerde ise yaklaşık yüzde 50 azalma sağlandığı bildirildi.</p>

<p>Ancak bu oranlar belirli uygulama alanlarında elde edildi.</p>

<p>Mücadelenin geniş bölgelerde etkili olabilmesi için üreticilerin koordineli hareket etmesinin önemli olduğu vurgulandı.</p>

<p>ZARARLI TAMAMEN ORTADAN KALKTI MI?</p>

<p>Araştırmanın en önemli ayrıntılarından biri, vampir kelebeğin tamamen yok olmadığının belirtilmesi.</p>

<p>Beauveria bassiana mantarının doğal yayılımı sayesinde zararlının popülasyonu büyük ölçüde baskılandı.</p>

<p>Ancak türün Türkiye'den tamamen ortadan kalktığına ilişkin bir sonuç bulunmuyor.</p>

<p>Böcek uygun çevresel koşulların oluşması durumunda yeniden çoğalabilir.</p>

<p>Bu nedenle araştırmacı, zararlının yayılışının izlenmesini ve doğal düşmanlarla ilişkili çalışmaların sürdürülmesini öneriyor.</p>

<p>TÜRK BİLİM İNSANINDAN BİYOLOJİK MÜCADELE İÇİN ÖNEMLİ DEĞERLENDİRME</p>

<p>Doç. Dr. Kibar Ak'ın çalışması, Türkiye'de istilacı bir tarım zararlısının doğal düşmanları sayesinde baskılanmasını bütün yönleriyle ele alıyor.</p>

<p>Bilimsel derlemede istilacı türlerin erken tespiti, yayılış alanlarının izlenmesi, doğal düşmanlarının belirlenmesi ve kimyasal olmayan mücadele yöntemlerinin öncelikle değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p>Çalışma, yeni bir laboratuvar veya saha deneyi değil; önceki araştırmalardan elde edilen bulgularla bölgedeki mücadele deneyimlerini bir araya getiriyor.</p>

<p>Karadeniz'de yaşanan sürecin, benzer ekolojik koşullara sahip bölgelerdeki istilacı zararlılarla mücadelede örnek oluşturabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Araştırmacı ayrıca zararlı popülasyonunun gelecekte yeniden artması durumunda Beauveria bassiana mantarının kontrollü üretim ve uygulama yöntemleriyle kullanılabileceğini, ancak bunun öncesinde olası ekolojik risklerin değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>DOĞAL DENGE TARIMSAL MÜCADELENİN PARÇASI OLABİLİR</p>

<p>Karadeniz'de vampir kelebeğe karşı elde edilen deneyim, tarımsal zararlılarla mücadelede yalnızca zararlıyı ortadan kaldırmaya odaklanmak yerine ekosistemin doğal dengesinin de dikkate alınması gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>Böcek popülasyonunun baskılanmasında doğal mantar enfeksiyonu, bölgenin nemli iklimi ve kimyasal olmayan mücadele uygulamaları birlikte rol oynadı.</p>

<p>Bu sonuçlar, biyolojik mücadelenin uygun koşullarda tarımsal üretimin korunmasına katkı sağlayabileceğini ortaya koyarken doğal düşmanların izlenmesinin ve bilimsel araştırmaların önemini de vurguluyor.</p>

<p>BİLİMSEL UYARI</p>

<p>Bu çalışma, daha önce gerçekleştirilen araştırmaları değerlendiren bilimsel bir derlemedir. Sonuçlar, Beauveria bassiana mantarının bütün zararlı böceklerde aynı etkiyi göstereceğini kanıtlamaz.</p>

<p>Biyolojik mücadele amacıyla mantar içeren ürünlerin kullanılmasında ürünün ruhsat durumu, hedef zararlı, uygulama koşulları ve hedef dışı canlılara olası etkiler dikkate alınmalıdır. Üreticilerin yetkili tarım kuruluşlarının önerileri doğrultusunda hareket etmesi gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Ak, Kibar. Current Status of the Invasive Species, Orosanga japonica, Under Natural Enemy Pressure in Türkiye. Egyptian Journal of Biological Pest Control, 36, Makale 12, 6 Şubat 2026.</p>

<p>2. Akıner ve arkadaşları. Natural Infection Potential and Efficacy of the Entomopathogenic Fungus Beauveria bassiana Against Orosanga japonica. Egyptian Journal of Biological Pest Control, 2020.</p>

<p>3. Altaş, K. ve Ak, K. Effect of Cultural Management Methods Against Fake Butterfly. Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi, 2019. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/turk-bilim-insaninin-karadenizdeki-vampir-kelebek-arastirmasi-yabanci-basinda</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 17:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3773.jpeg" type="image/jpeg" length="53326"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Rıdvan Alaca Gülhane’de Askerî Törenle Uğurlandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-ridvan-alaca-gulhanede-askeri-torenle-ugurlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-ridvan-alaca-gulhanede-askeri-torenle-ugurlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülhane Askerî Tıp Akademisinin emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Rıdvan Alaca, uzun yıllar görev yaptığı Gülhane’de düzenlenen askerî törenle son yolculuğuna uğurlandı. Üniversite rektörleri, akademisyenler ve meslektaşlarının katıldığı törenin ardından Alaca’nın cenazesinin bugün Ankara Gölbaşı Mezarlığı’nda toprağa verileceği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Gülhane Askerî Tıp Akademisi (GATA) Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalının emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Rıdvan Alaca, uzun yıllar görev yaptığı Gülhane’de düzenlenen askerî törenle son yolculuğuna uğurlandı.</p>

<p>6 Kasım 2026 Cuma günü Ankara’da gerçekleştirilen törende, askerî tıp ve akademi camiası Prof. Dr. Rıdvan Alaca’ya veda etmek üzere bir araya geldi.</p>

<p>ÜNİVERSİTE REKTÖRLERİ VE SAĞLIK YÖNETİCİLERİ TÖRENE KATILDI</p>

<p>Prof. Dr. Rıdvan Alaca için Gülhane’de düzenlenen askerî törene Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, SBÜ Kurucu Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl, Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Evren Yaşar, SBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Gerek, SBÜ Gülhane Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emre Adıgüzel ve Ankara İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ali Niyazi Kurtcebe katıldı.</p>

<p>Törende ayrıca Gülhane’de görev yapan akademisyenler, Alaca’nın uzun yıllar birlikte çalıştığı meslektaşları, hekimler ve sağlık çalışanları da yer aldı.</p>

<p>Uzun yıllar Gülhane Askerî Tıp Akademisinde akademik, klinik ve idari görevler üstlenen Alaca, meslek hayatının önemli bir bölümünü geçirdiği Gülhane’den askerî törenle uğurlandı.</p>

<p>CENAZESİ GÖLBAŞI MEZARLIĞI’NA DEFNEDİLECEK</p>

<p>Prof. Dr. Rıdvan Alaca’nın cenazesi, bugün ikindi namazının ardından Ankara Gölbaşı Mezarlığı’nda toprağa verilecek.</p>

<p>ASKERÎ HEKİMLİKTEN PROFESÖRLÜĞE UZANAN MESLEK HAYATI</p>

<p>1987 yılında Gülhane Askerî Tıp Fakültesinden mezun olan Rıdvan Alaca, fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanlık eğitimini 1993 yılında GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinde tamamladı.</p>

<p>Uzmanlık eğitiminin ardından 1993-1995 yılları arasında Girne Asker Hastanesinde, 1995-1997 yılları arasında ise Ankara Mevki Asker Hastanesinde görev yaptı.</p>

<p>1997-1998 yıllarında ABD’deki Medical College of Wisconsin bünyesinde mesleki çalışmalar yürüten Alaca, Türkiye’ye dönüşünün ardından Gülhane Askerî Tıp Akademisinde akademik kariyerini sürdürdü.</p>

<p>2003 yılında doçent, 2009 yılında profesör unvanını alan Alaca, GATA Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalında uzun yıllar öğretim üyesi olarak görev yaptı.</p>

<p>Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon ve Bakım Merkezinde nörolojik rehabilitasyon birim sorumluluğu üstlenen Alaca, 2012-2014 yılları arasında TSK Rehabilitasyon Merkezi Baştabip Yardımcılığı görevini yürüttü.</p>

<p>OMURİLİK VE BEYİN HASARI REHABİLİTASYONU ÜZERİNE ÇALIŞTI</p>

<p>Prof. Dr. Rıdvan Alaca, akademik kariyeri boyunca özellikle omurilik yaralanmaları, travmatik beyin hasarı, inme sonrası rehabilitasyon ve spastisite tedavisi üzerine yoğunlaştı.</p>

<p>Bilimsel çalışmalarında omurilik yaralanması bulunan hastaların değerlendirilmesi, rehabilitasyon süreçleri ve bu süreçlerde ortaya çıkabilen komplikasyonların önlenmesi gibi konuları ele aldı.</p>

<p>2001 yılında ortak yazarları arasında bulunduğu bir araştırmada, omurilik yaralanması bulunan 70 hastada derin ven trombozunu önlemeye yönelik tedavi uygulamaları incelendi.</p>

<p>2015 yılında yayımlanan bilimsel derlemesinde ise omurilik yaralanmalarının nörolojik değerlendirmesinde kullanılan uluslararası ASIA sınıflamasının tarihsel gelişimini değerlendirdi.</p>

<p>Tıp eğitimine de katkıda bulunan Alaca, uzmanlık öğrencilerinin yetiştirilmesinde görev aldı ve akademik tezlere danışmanlık yaptı.</p>

<p>SPORCU SAĞLIĞI VE ENGELLİ SPORLARIYLA DA İLGİLENDİ</p>

<p>Rehabilitasyon alanındaki çalışmalarının yanı sıra sporcu sağlığına da katkı sunan Alaca, Türkiye Voleybol Federasyonu Sağlık Kurulunda görev aldı.</p>

<p>TSK Rehabilitasyon Merkezi Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımının yönetiminde ve çalışmalarında da sorumluluk üstlendi.</p>

<p>Kas-iskelet sistemi hastalıkları, spor yaralanmaları, kronik ağrı ve osteoporoz tedavisi, klinik ilgi alanları arasında yer aldı.</p>

<p>EMEKLİLİĞİNİN ARDINDAN HEKİMLİĞİ SÜRDÜRDÜ</p>

<p>Gülhane’deki akademik ve idari görevlerinin ardından Ankara’daki özel sağlık kuruluşlarında da çalışan Alaca, Bayındır Hastanesi, Liv Hospital Ankara ve Medicana International Ankara Hastanesinde mesleki faaliyetlerini sürdürdü.</p>

<p>Fenerbahçe Spor Kulübünün de kongre üyeleri arasında bulunan Prof. Dr. Rıdvan Alaca’nın vefatı dolayısıyla kulüp tarafından başsağlığı mesajı yayımlandı.</p>

<p>Gülhane’nin yetiştirdiği hekimler arasında yer alan Prof. Dr. Rıdvan Alaca, askerî hekimlikten akademik çalışmalara, nörolojik rehabilitasyondan sporcu sağlığına uzanan meslek yaşamının ardından, uzun yıllar hizmet verdiği Gülhane’den askerî törenle uğurlandı.</p>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-ridvan-alaca-gulhanede-askeri-torenle-ugurlandi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 14:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3764.jpeg" type="image/jpeg" length="88428"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beynin Temizlik Sistemi Uyanıkken Güçlendirilebilir mi? 29 Kişilik Araştırmadan Yeni Bulgular]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/beynin-temizlik-sistemi-uyanikken-guclendirilebilir-mi-29-kisilik-arastirmadan-yeni-bulgular</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/beynin-temizlik-sistemi-uyanikken-guclendirilebilir-mi-29-kisilik-arastirmadan-yeni-bulgular" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Finlandiya'da 29 sağlıklı yetişkinle yürütülen deneysel araştırmada, damar genişletici ilaç ve özel titreşim uygulamasının birlikte kullanılması, Alzheimer hastalığıyla ilişkili bazı proteinlerin kandaki düzeylerini artırdı. Bulgular, beynin atık uzaklaştırma mekanizmalarının uyanıklık sırasında da etkilenebileceğini düşündürüyor. Ancak bunun Alzheimer'ı önlediği veya tedavi ettiği henüz kanıtlanmadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İnsan beyni, gün boyunca gerçekleştirdiği faaliyetler sırasında ortaya çıkan metabolik ürünleri ve çeşitli proteinleri uzaklaştırmak zorunda. Beyin-omurilik sıvısı, damar çevresindeki boşluklar ve sıvı drenaj yolları bu süreçte önemli görevler üstleniyor.</p>

<p>Özellikle uyku sırasında etkinliği artabilen bu mekanizmaların bozulması, Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıklarla ilişkisi nedeniyle uzun süredir araştırılıyor.</p>

<p>Peki beynin doğal atık uzaklaştırma faaliyetleri, insan uyumadan da artırılabilir mi?</p>

<p>Finlandiya'daki Oulu Üniversitesi ve Oulu Üniversite Hastanesi araştırmacıları, bu sorunun yanıtını bulmak amacıyla deneysel bir yöntem geliştirdi.</p>

<p><i>Nature Communications</i> dergisinde 3 Kasım 2026'da yayımlanan araştırmada, damarları genişleten bir ilaç ile özel titreşim uygulamasının birlikte kullanılması sonucunda bazı beyinle ilişkili proteinlerin kandaki düzeylerinde artış gözlendi.</p>

<p>Çalışmanın bulguları, beynin sıvı hareketlerinin kontrollü müdahalelerle değiştirilebileceğine işaret ediyor. Bununla birlikte araştırma, beyindeki zararlı protein birikiminin kalıcı olarak azaldığını veya Alzheimer hastalığında klinik yarar sağlandığını göstermiyor.</p>

<p>Bu gelişmenin bilimsel önemini anlamak için beynin atık uzaklaştırma mekanizmalarına ilişkin araştırmaların geçmişine bakmak gerekiyor.</p>

<h2>Beynin Temizlik Sistemi Nasıl Keşfedildi?</h2>

<p>Beynin metabolik atıklardan nasıl kurtulduğu, sinir biliminin uzun süredir üzerinde çalıştığı konulardan biri.</p>

<p>Vücudun birçok bölgesinde lenfatik damarlar, dokular arasında biriken sıvıların ve çeşitli maddelerin taşınmasını sağlıyor. Beyinde ise sıvı ve atık maddelerin uzaklaştırılmasını sağlayan mekanizmalar daha karmaşık bir yapıya sahip.</p>

<p>2012 yılında Jeffrey Iliff, Maiken Nedergaard ve çalışma arkadaşlarının <i>Science Translational Medicine</i> dergisinde yayımladığı araştırma, bu konuda önemli bulgular ortaya koydu.</p>

<p>Fareler üzerinde gerçekleştirilen deneylerde, beyin-omurilik sıvısının damar çevresindeki yollar aracılığıyla beyin dokusuyla ilişkili boşluklara ulaşabildiği ve bazı maddelerin uzaklaştırılmasına katkıda bulunduğu gösterildi.</p>

<p>Araştırmacılar, Alzheimer hastalığıyla ilişkili amiloid-beta proteinlerinin de bu yollar üzerinden taşınabildiğini belirledi.</p>

<p>Bu araştırmalar, bilimsel literatürde glimfatik sistem olarak adlandırılan mekanizmanın anlaşılmasında önemli bir dönüm noktası oluşturdu.</p>

<p>Glimfatik sistem kavramı, glia hücreleriyle ilişkili sıvı taşınma süreçlerini ve bunların lenfatik işlevlere benzeyen özelliklerini tanımlamak için kullanılıyor.</p>

<p>Ancak beynin bütün atık uzaklaştırma süreçlerinin tek bir mekanizma üzerinden gerçekleştiği düşünülmüyor. Bu yolların insanlarda nasıl işlediği ve birbirleriyle nasıl etkileştiği günümüzde de araştırılıyor.</p>

<h2>Uyku Beynin Temizlenmesine Nasıl Yardımcı Oluyor?</h2>

<p>2013 yılında Lulu Xie ve çalışma arkadaşlarının <i>Science</i> dergisinde yayımladığı araştırma, uyku ile beyin sıvılarının hareketleri arasında dikkat çekici bir bağlantı ortaya koydu.</p>

<p>Fareler üzerinde gerçekleştirilen deneylerde, uyku sırasında beyin hücreleri arasındaki sıvı dolu alanların genişlediği ve beyin-omurilik sıvısıyla doku sıvısı arasındaki madde alışverişinin arttığı gözlendi.</p>

<p>Aynı araştırma, amiloid-beta gibi maddelerin uzaklaştırılmasının uyku sırasında hızlanabildiğini gösterdi.</p>

<p>Bu bulgular, uykunun yalnızca dinlenme ve hafızayla değil, beyin dokusundaki metabolik dengenin korunmasıyla da ilişkili olabileceğini düşündürdü.</p>

<p>2015 yılında Antoine Louveau ve çalışma arkadaşlarının <i>Nature</i> dergisinde yayımladığı araştırmada ise beyin zarlarında işlevsel lenfatik damarların varlığı modern deneysel yöntemlerle gösterildi.</p>

<p>Bu gelişme, beyin sıvılarının drenajına ilişkin bilimsel anlayışı genişletti.</p>

<p>Ancak söz konusu çalışmaların önemli bir bölümü hayvan deneylerine dayanıyordu. İnsanlarda aynı mekanizmaların hangi koşullarda çalıştığını ve dışarıdan müdahalelerle değiştirilip değiştirilemeyeceğini belirlemek için yeni araştırmalara ihtiyaç vardı.</p>

<h2>Finlandiya'da 29 Sağlıklı Gönüllüyle Ne Yapıldı?</h2>

<p>Oulu Üniversitesi araştırmacılarının 2026 yılında yayımladığı çalışma, beynin sıvı hareketlerinin fizyolojik müdahalelerle değiştirilebilip değiştirilemeyeceğini incelemek amacıyla gerçekleştirildi.</p>

<p>Araştırmaya yaşları 27 ile 61 arasında değişen, yaş ortalaması yaklaşık 44 olan 29 sağlıklı yetişkin katıldı.</p>

<p>Çalışmada randomize çapraz geçişli bir araştırma tasarımı kullanıldı. Katılımcılara farklı günlerde, rastgele belirlenen sırayla iki müdahale uygulandı.</p>

<p>Bunlardan ilki, belirli frekanslarda düzenlenen bütün vücut titreşimiydi. İkinci müdahalede ise titreşim uygulaması, damarları genişleten nitrogliserin ilacıyla birleştirildi.</p>

<p>Birleşik müdahaleye 26, yalnızca titreşim uygulamasına 27 katılımcı katıldı. Ayrıca 12 kişilik bir alt grupta nitrogliserinin tek başına etkileri araştırıldı.</p>

<p>Bu son uygulama, ana randomize çapraz geçişli tasarımın dışında, keşif amaçlı bir alt çalışma olarak yürütüldü.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca 13 kişilik ayrı bir kontrol grubunda, aktif müdahale olmaksızın dinlenmenin belirli manyetik rezonans görüntüleme sonuçları üzerindeki etkisini inceledi. Bu grup, ana deneydeki 29 kişiden ayrıydı ve bütün klinik sonuçları karşılaştıran bir plasebo grubu değildi.</p>

<p>Çalışmada manyetik rezonans görüntüleme, beyin elektriksel aktivite ölçümleri, yakın kızılötesi ışıkla gerçekleştirilen fizyolojik ölçümler ve kan biyobelirteçlerinden yararlanıldı.</p>

<p>Nitrogliserin, nitrik oksit aracılığıyla kan damarlarının genişlemesini sağlıyordu.</p>

<p>Özel titreşim uygulaması ise mekanik kuvvetlere duyarlı Piezo1 iyon kanallarını etkilemek amacıyla tasarlanmıştı. Ancak insanlarda gözlenen bütün değişikliklerin doğrudan bu kanalların aktivasyonundan kaynaklandığı kesin olarak gösterilmiş değil.</p>

<p>Araştırmacılar, bu iki müdahalenin birlikte uygulanmasının beyin sıvılarının hareketlerinde değişiklik oluşturabileceği varsayımını test etti.</p>

<h2>Alzheimer ile İlişkili Proteinlerin Kandaki Düzeyi Arttı</h2>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, birleşik müdahale sonrasında bazı proteinlerin kandaki düzeylerinde artış görülmesiydi.</p>

<p>Bilim insanları özellikle amiloid-beta 40, amiloid-beta 42 ve glial fibriler asidik protein olarak bilinen GFAP üzerinde durdu.</p>

<p>Amiloid-beta proteinleri, Alzheimer hastalığının biyolojik süreçleriyle yakından ilişkili. Özellikle belirli amiloid-beta türlerinin beyinde birikmesi, hastalığın karakteristik özellikleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Araştırmada, müdahale öncesi ve sonrası kan örneklerinin karşılaştırılması şu sonuçları ortaya koydu:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Amiloid-beta 40:</strong> Ortalama 38,2 pg/mL'den 50,5 pg/mL'ye yükseldi.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Amiloid-beta 42:</strong> Ortalama 2,6 pg/mL'den 3,5 pg/mL'ye çıktı.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>GFAP:</strong> Ortanca değer 65,2 pg/mL'den 85,1 pg/mL'ye yükseldi.</p>
 </li>
</ul>

<p>Amiloid-beta 40 ve 42 düzeylerinde yaklaşık yüzde 32 ve yüzde 35 artış saptandı.</p>

<p>Bu sonuçlar, müdahale sırasında oluşan kanın seyrelmesi etkisi dikkate alınarak düzeltilmiş ölçümlere dayanıyor.</p>

<p>Ayrıca bütün katılımcılarda her biyobelirteç ölçümü mevcut değildi. Amiloid-beta 40 için 22, amiloid-beta 42 için 23 ve GFAP için 25 katılımcının eşleştirilmiş ölçümleri değerlendirildi.</p>

<p>GFAP'ın amiloid-beta ile aynı şekilde zararlı protein birikimi oluşturan bir madde olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Bu protein, özellikle astrosit adı verilen glial hücrelerle ilişkili bir biyobelirteç ve kandaki düzeyi farklı biyolojik süreçlerden etkilenebiliyor.</p>

<p>Araştırmada ölçülen bütün proteinlerde de artış görülmedi. Fosforile tau-181 ve nörofilament hafif zinciri düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı değişiklik saptanmadı.</p>

<p>Bu farklılıklar, proteinlerin moleküler büyüklüğünün ve taşınma özelliklerinin sonuçlarda rol oynayabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Araştırmacılar, kan biyobelirteçleri ile görüntüleme bulgularını birlikte değerlendirerek bazı çözünür proteinlerin beyinle ilişkili sıvı alanlarından kan dolaşımına doğru hareketinin artmış olabileceği sonucuna ulaştı.</p>

<p>Özellikle beynin arka bölümündeki büyük toplardamarlarla ilişkili görüntüleme değişiklikleri dikkat çekti.</p>

<p>Ancak proteinlerin izlediği kesin yol ve gözlenen artışın bütün biyolojik nedenleri henüz açıklığa kavuşmuş değil.</p>

<h2>Kandaki Protein Artışı Beynin Temizlendiğini Kanıtlıyor mu?</h2>

<p>Araştırmanın en dikkatli değerlendirilmesi gereken noktası burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Kandaki amiloid-beta düzeylerinin artması, bu proteinlerin beyinden dolaşıma daha fazla taşındığı yorumuyla uyumlu olabilir. Ancak tek başına bu bulgu, beyin dokusundaki zararlı protein birikiminin azaldığını kanıtlamıyor.</p>

<p>Çalışmada beyindeki toplam amiloid yükünün uzun dönemde azaldığını gösteren doğrudan bir ölçüm yapılmadı.</p>

<p>Manyetik rezonans görüntülemelerinde gözlenen değişiklikler de belirli bir proteinin beyinden ne kadar uzaklaştırıldığını kesin olarak ortaya koymuyor. Görüntüleme sinyalleri, sıvı miktarı ve dokuların fiziksel özellikleri gibi farklı etkenlerden etkilenebiliyor.</p>

<p>Araştırmacılar, sonuçları beyin sıvılarıyla ilişkili proteinlerin kan dolaşımına doğru geçici olarak yeniden dağılımıyla uyumlu bulgular şeklinde yorumladı.</p>

<p>Bunun kalıcı bir biyolojik yarara dönüşüp dönüşmeyeceği bilinmiyor.</p>

<p>Üstelik deney, Alzheimer hastalarında değil, sağlıklı yetişkinlerde gerçekleştirildi.</p>

<p>Çalışmada hafıza performansında iyileşme, bilişsel işlevlerde artış, demans riskinde azalma veya Alzheimer hastalığının ilerlemesinin yavaşlaması gösterilmedi.</p>

<p>Beyin-kan bariyerinin geçirgenliğindeki olası değişikliklerin sonuçlara katkısı da henüz kesin olarak açıklanmış değil.</p>

<p>Dolayısıyla araştırma, Alzheimer hastalığının tedavisinde etkili olduğu kanıtlanmış yeni bir yöntemin geliştirildiği anlamına gelmiyor.</p>

<h2>Kan Basıncı ve Beyin Sıvıları Arasındaki Bağlantı</h2>

<p>Araştırmacıların üzerinde durduğu bir başka konu, kan damarlarının hareketleriyle beyin sıvılarının dolaşımı arasındaki ilişkiydi.</p>

<p>Birleşik müdahale sırasında katılımcıların ortalama kan basıncı yaklaşık 134/79 mmHg'den 114/67 mmHg'ye geriledi.</p>

<p>Araştırmada, kan basıncındaki düşüşün büyüklüğüyle bazı proteinlerin kandaki düzeylerindeki artış arasında istatistiksel ilişki saptandı.</p>

<p>Ayrıca damar genişlemesi sırasında beyin sıvılarının hareketlerinde ve yavaş fizyolojik ritimlerde değişiklikler gözlendi.</p>

<p>Araştırmacılar, özellikle nitrogliserinin tek başına uygulandığı ölçümlerde, damar hareketlerinin ve solunumla ilişkili beyin titreşimlerinin bazı özelliklerinin uyku sırasında görülen fizyolojik değişikliklere benzediğini belirtti.</p>

<p>Ancak bu benzerlik, deneysel yöntemin uykunun bütün biyolojik işlevlerini taklit ettiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Ayrıca kan basıncının düşmesiyle proteinlerin kandaki düzeyleri arasında ilişki saptanması, kan basıncını düşürmenin herkes için beyin temizliğini artıracağı şeklinde yorumlanamaz.</p>

<p>Kan basıncındaki gereksiz veya aşırı düşüşler, özellikle kalp ve damar hastalıkları bulunan bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.</p>

<h2>Deneysel Yöntem Güvenli mi?</h2>

<p>Araştırma, tıbbi gözetim altında ve kontrollü koşullarda gerçekleştirildi.</p>

<p>Çalışmada ciddi bir istenmeyen olay bildirilmedi. Bununla birlikte nitrogliserin uygulamasından sonra dört katılımcıda baş ağrısı, üç katılımcıda bulantı görüldü.</p>

<p>Bir katılımcının deney süreci ise kusma nedeniyle sonlandırıldı.</p>

<p>Bildirilen belirtiler gözlem süresi içinde düzeldi. Titreşim uygulamasına bağlı rahatsızlık bildirilmedi.</p>

<p>Bu sonuçlar, seçilmiş sağlıklı yetişkinlerde kısa süreli uygulamanın genel olarak tolere edildiğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak araştırmanın küçük örneklemli olması, nadir yan etkiler veya uzun dönem güvenlik hakkında kesin sonuçlara ulaşılmasını engelliyor.</p>

<p>Yöntemin ileri yaştaki bireylerde ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkları bulunan kişilerde nasıl sonuçlar vereceği de bilinmiyor.</p>

<p>Nitrogliserin, bu araştırmadaki amaçla Alzheimer hastalığı için onaylanmış bir tedavi değil. Benzer şekilde, herhangi bir titreşim cihazının aynı biyolojik etkileri sağlayacağına ilişkin yeterli bilimsel kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle yöntemin evde taklit edilmeye çalışılması veya kan basıncını etkileyen ilaçların hekim önerisi olmadan bu amaçla kullanılması ciddi sağlık riskleri doğurabilir.</p>

<h2>Alzheimer Araştırmaları İçin Yeni Bir Yol Açılabilir mi?</h2>

<p>Alzheimer hastalığı, yalnızca tek bir proteinin birikmesiyle açıklanabilecek basit bir süreç değil.</p>

<p>Amiloid-beta ve tau proteinleriyle ilişkili değişikliklerin yanı sıra sinir hücreleri arasındaki iletişim bozuklukları, bağışıklık sistemi yanıtları, damar sağlığı ve yaşlanmayla bağlantılı birçok biyolojik mekanizma hastalığın gelişiminde rol oynuyor.</p>

<p>Bu nedenle beynin sıvı dolaşımını ve protein uzaklaştırma yollarını hedefleyen çalışmalar, gelecekte tamamlayıcı araştırma alanları oluşturabilir.</p>

<p>Oulu Üniversitesi araştırmacıları da sonraki aşamada yöntemin erken dönem hafıza sorunları bulunan bireylerde incelenmesini planladıklarını açıkladı.</p>

<p>Ancak yöntemin klinik değerinin belirlenebilmesi için daha geniş örneklemli, uygun kontrol grupları içeren araştırmalara ihtiyaç var.</p>

<p>Bu çalışmalarda beyindeki amiloid birikiminin doğrudan değerlendirilmesi, olası etkilerin ne kadar sürdüğünün belirlenmesi ve bilişsel işlevlerde anlamlı bir iyileşme meydana gelip gelmediğinin araştırılması gerekiyor.</p>

<p>Ayrıca yöntemin uzun dönem güvenliği ve farklı hasta gruplarındaki etkileri de açıklığa kavuşturulmalı.</p>

<h2>Beynin Temizlik Sisteminin Bilimsel Hikâyesi Devam Ediyor</h2>

<p>2012 yılında farelerde incelenen beyin sıvısı taşıma yolları, 2013'te uyku ve metabolik atık uzaklaştırma arasındaki ilişkinin araştırılmasıyla yeni bir anlam kazandı.</p>

<p>2015 yılında beyin zarlarındaki lenfatik damarların modern yöntemlerle gösterilmesi ise beynin sıvı drenajına ilişkin bilimsel anlayışı genişletti.</p>

<p>2026 yılında Finlandiya'da yayımlanan insan araştırması, bu bilimsel birikimin üzerine yeni bir soru ekledi: Beynin sıvı ve protein hareketleri dışarıdan uygulanan kontrollü müdahalelerle değiştirilebilir ve bu değişiklikler zaman içerisinde sağlık açısından yararlı sonuçlar doğurabilir mi?</p>

<p>Araştırma, ilk soruya ilişkin dikkat çekici fizyolojik bulgular sunuyor. İkinci sorunun yanıtı ise henüz bilinmiyor.</p>

<p>Bilim insanları bazı proteinlerin kandaki düzeylerinin artırılabildiğini ve bunun beyin sıvılarının hareketlerindeki değişikliklerle birlikte gerçekleştiğini gösterdi.</p>

<p>Ancak bu sonuçların beyindeki zararlı protein birikimini kalıcı biçimde azaltıp azaltmadığı ve Alzheimer hastalığı bulunan kişilerde klinik yarar sağlayıp sağlamayacağı henüz kanıtlanmış değil.</p>

<p><strong>Bu araştırmanın gerçek önemi, Alzheimer için yeni bir tedavinin bulunduğunu göstermesinde değil, beynin doğal atık uzaklaştırma mekanizmalarının insanlarda nasıl etkilenebileceğini anlamaya yönelik yeni bir deneysel yaklaşım sunmasında yatıyor.</strong></p>

<hr />
<h2>Kaynaklar</h2>

<ol start="1">
 <li>
 <p>Tuunanen J. ve ark. (2026). <i>Vasomechanic treatment is associated with increased efflux of human brain proteins.</i> Nature Communications, 17, 11164. <a href="https://doi.org/10.1038/s41467-026-78894-y" rel="nofollow">https://doi.org/10.1038/s41467-026-78894-y</a></p>
 </li>
 <li>
 <p>University of Oulu (2026). <i>Treatment developed by University of Oulu researchers boosts brain clearance and opens up new possibilities for preventing neurodegenerative diseases.</i> Üniversite haber arşivi: 3 Kasım 2026; basın bülteni dağıtımı: 4 Kasım 2026. <a href="https://www.oulu.fi/en/news" rel="nofollow">https://www.oulu.fi/en/news</a></p>
 </li>
 <li>
 <p>Iliff JJ. ve ark. (2012). <i>A paravascular pathway facilitates CSF flow through the brain parenchyma and the clearance of interstitial solutes, including amyloid β.</i> Science Translational Medicine, 4(147), 147ra111. <a href="https://doi.org/10.1126/scitranslmed.3003748" rel="nofollow">https://doi.org/10.1126/scitranslmed.3003748</a></p>
 </li>
 <li>
 <p>Xie L. ve ark. (2013). <i>Sleep drives metabolite clearance from the adult brain.</i> Science, 342(6156), 373–377. <a href="https://doi.org/10.1126/science.1241224" rel="nofollow">https://doi.org/10.1126/science.1241224</a></p>
 </li>
 <li>
 <p>Louveau A. ve ark. (2015). <i>Structural and functional features of central nervous system lymphatic vessels.</i> Nature, 523, 337–341. <a href="https://doi.org/10.1038/nature14432" rel="nofollow">https://doi.org/10.1038/nature14432</a></p>
 </li>
</ol><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/beynin-temizlik-sistemi-uyanikken-guclendirilebilir-mi-29-kisilik-arastirmadan-yeni-bulgular</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/uyku-5.jpg" type="image/jpeg" length="34600"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gülhane, Doç. Dr. Gökhan Arslan’ı Askerî Törenle Uğurladı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gulhane-doc-dr-gokhan-arslani-askeri-torenle-ugurladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gulhane-doc-dr-gokhan-arslani-askeri-torenle-ugurladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökhan Arslan, uzun yıllar görev yaptığı Gülhane’de düzenlenen askerî törenle uğurlandı. Üniversite rektörleri, akademisyenler ve sağlık yöneticilerinin katıldığı törenin ardından Arslan’ın cenazesinin 7 Kasım Cumartesi günü İstanbul Edirnekapı Şehitliği’nde toprağa verileceği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Gülhane Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökhan Arslan, 6 Kasım 2026 Cuma günü Ankara’da düzenlenen askerî törenle son yolculuğuna uğurlandı.</p>

<p>Askerî hekimlikten akademisyenliğe uzanan meslek hayatının önemli bölümünü Gülhane’de geçiren Arslan için Gülhane Camii’nde düzenlenen törende, askerî ve akademik camia bir araya geldi.</p>

<p>ÜNİVERSİTE REKTÖRLERİ VE SAĞLIK YÖNETİCİLERİ TÖRENE KATILDI</p>

<p>Doç. Dr. Gökhan Arslan için düzenlenen törene Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, SBÜ Kurucu Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl, Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Evren Yaşar, SBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Gerek, SBÜ Gülhane Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emre Adıgüzel, Ankara İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ali Niyazi Kurtcebe ve Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Durdu Mehmet Köş katıldı.</p>

<p>Törende ayrıca üniversite yöneticileri, öğretim üyeleri, hekimler, sağlık çalışanları ve Arslan’ın meslektaşları da yer aldı.</p>

<p>Gülhane’nin askerî tıp geleneği içinde yetişen ve uzun yıllar aynı kurumda hizmet veren Arslan, meslek hayatının önemli bir bölümünü geçirdiği Gülhane’den askerî törenle uğurlandı.</p>

<p>CENAZESİ EDİRNEKAPI ŞEHİTLİĞİ’NE DEFNEDİLECEK</p>

<p>Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneğinin duyurusuna göre Doç. Dr. Gökhan Arslan’ın cenazesi, 7 Kasım 2026 Cumartesi günü İstanbul Fatih Camii’nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazı ve düzenlenecek askerî törenin ardından Edirnekapı Şehitliği’nde toprağa verilecek.</p>

<p>ASKERÎ HEKİMLİKTEN AKADEMİK HAYATA UZANAN BİR MESLEK YAŞAMI</p>

<p>1978 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Gökhan Arslan, 1995 yılında Kuleli Askerî Lisesinden mezun oldu. Tıp eğitimini Gülhane Askerî Tıp Akademisi Askerî Tıp Fakültesinde tamamlayarak 2002 yılında hekimlik mesleğine adım attı.</p>

<p>Mezuniyetinin ardından Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde görev yapan Arslan, 2003-2005 yılları arasında savaş gemilerinde pratisyen hekim olarak hizmet verdi.</p>

<p>Kalp ve damar cerrahisi uzmanlık eğitimini 2005-2011 yılları arasında GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesinde tamamladı. Uzmanlık tezinde erişkin kalp cerrahisinde kullanılan farklı sternotomi yöntemlerini karşılaştırdı.</p>

<p>2011 yılında kalp ve damar cerrahisi uzmanı olan Arslan, Ankara’daki Gülhane Askerî Tıp Akademisinde mesleki çalışmalarını sürdürdü.</p>

<p>Askerî hekimlik kariyeri boyunca Nusaybin, Şırnak ve Hakkâri’deki askerî sağlık kuruluşlarında da görev yapan Arslan, farklı bölgelerde sağlık hizmeti sundu.</p>

<p>GÜLHANE’DE AKADEMİSYEN OLARAK GÖREV YAPTI</p>

<p>2017 yılında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalında doktor öğretim üyesi olarak akademik görev üstlenen Arslan, daha sonra doçent unvanını aldı.</p>

<p>Akademik çalışmalarını erişkin kalp cerrahisi, periferik arter hastalıkları, damar tıkanıklıkları ve toplardamar hastalıklarının cerrahi ve endovasküler tedavileri üzerinde yoğunlaştırdı.</p>

<p>Ulusal ve uluslararası bilimsel yayınlara katkıda bulunan Arslan, Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği, Ulusal Vasküler Cerrahi Derneği, Türk Kardiyoloji Derneği, Fleboloji Derneği ile Minimal İnvaziv ve Robotik Kalp Damar Cerrahisi Derneğinin üyeleri arasında yer aldı.</p>

<p>TIP EĞİTİMİNİN YANI SIRA SOSYOLOJİ DE OKUDU</p>

<p>Doç. Dr. Gökhan Arslan, cerrahi alandaki çalışmalarının yanı sıra sosyal bilimlere duyduğu ilgiyle de dikkat çekti.</p>

<p>2016 yılında başladığı Anadolu Üniversitesi Sosyoloji Bölümündeki ikinci lisans eğitimini 2020 yılında tamamlayan Arslan, tıp alanının dışındaki toplumsal meseleler üzerine de araştırma ve değerlendirmeler yaptı.</p>

<p>Tıp, toplum, eğitim ve sosyal bilimler üzerine çeşitli yazılar kaleme alan Arslan, hekimlik ve akademisyenlik görevlerini Gülhane Tıp Fakültesinde sürdürüyordu.</p>

<p>Doç. Dr. Gökhan Arslan’ın vefatı, uzun yıllar görev yaptığı Gülhane başta olmak üzere sağlık ve akademi camiasında üzüntüyle karşılandı.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gulhane-doc-dr-gokhan-arslani-askeri-torenle-ugurladi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 13:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3760.jpeg" type="image/jpeg" length="40839"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="47269"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="94171"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="37938"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="49739"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="82031"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="24304"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
