<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 01 Sep 2026 15:13:03 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Emniyetinde Kapsamlı Görev Değişimi: 18 İlçeye Yeni Müdür]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-emniyetinde-kapsamli-gorev-degisimi-18-ilceye-yeni-mudur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/istanbul-emniyetinde-kapsamli-gorev-degisimi-18-ilceye-yeni-mudur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde 2026 yılı il içi atama süreci kapsamında çok sayıda birimde görev değişikliği yapıldı. Atamalarla birlikte 18 ilçenin emniyet müdürü değişirken, 9 şube müdürlüğünde de yeni görevlendirmeler gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde il içi atama süreci tamamlandı. Yeni görev dağılımı kapsamında 27 şube ve ilçe emniyet müdürü için görevlendirme yapılırken, kent genelinde 18 ilçe emniyet müdürlüğünde değişikliğe gidildi.</p>

<p>Atama listesine göre Adalar İlçe Emniyet Müdürlüğüne Alpaslan Şahin, Arnavutköy İlçe Emniyet Müdürlüğüne Tolga Öztürk, Ataşehir İlçe Emniyet Müdürlüğüne Muhammet Ahmet Katipoğlu, Bahçelievler İlçe Emniyet Müdürlüğüne Kıvanç Taşçı, Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğüne Kürşat Mesut Özmen getirildi.</p>

<p>Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğüne Oktay Çelik, Çatalca İlçe Emniyet Müdürlüğüne Lütfü Doğan, Çekmeköy İlçe Emniyet Müdürlüğüne Nadir Öztürk, Eyüpsultan İlçe Emniyet Müdürlüğüne Can Coşkun, Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğüne ise Özgür Yılmaz atandı.</p>

<p>Yeni görevlendirmeler kapsamında Kağıthane İlçe Emniyet Müdürlüğüne Ömer Faruk Günay, Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğüne Fatih Tilki, Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğüne İlyas Kayış, Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürlüğüne Yunus Gezer, Sarıyer İlçe Emniyet Müdürlüğüne Hakan Alpaslan Kırbaş görevlendirildi.</p>

<p>Sultanbeyli İlçe Emniyet Müdürlüğüne Ahmet Serkan Tulum, Sultangazi İlçe Emniyet Müdürlüğüne Arınç Çevik, Tuzla İlçe Emniyet Müdürlüğüne ise Abdulkadir Bilen getirildi.</p>

<p>İlçe emniyet müdürlüklerinin yanı sıra bazı şube müdürlüklerinde de görev değişimi yapıldı. Baltalimanı Polis Evi Şube Müdürlüğüne Ozak Koç, Çocuk Şube Müdürlüğüne Mehmet Tanrıkulu, Boğaziçi Köprüleri Koruma Şube Müdürlüğüne Halil İbrahim Başlı, Koruma Şube Müdürlüğüne Muhsin Dumlupınar, Hassas Bölgeleri Koruma Şube Müdürlüğüne Emrah Ata, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı Şube Müdürlüğüne ise Gökhan Karagül atandı.</p>

<p>Ayrıca Dış İlişkiler Şube Müdürü Esma Yavaşca’nın İnterpol/Europol Şube Müdürlüğü ile Strateji Geliştirme Şube Müdürlüğünü vekaleten yürüteceği, İnşaat Emlak Şube Müdürü Azmi İlker Çiftci’nin de Destek Hizmetleri Şube Müdürlüğüne vekaleten görevlendirildiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni görevlendirmelerin, İstanbul genelindeki güvenlik, asayiş ve idari koordinasyon çalışmalarında yeni bir görev dağılımı oluşturduğu değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-emniyetinde-kapsamli-gorev-degisimi-18-ilceye-yeni-mudur</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9552.jpeg" type="image/jpeg" length="31780"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekli Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ahmet Çörekçi Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/emekli-hava-kuvvetleri-komutani-orgeneral-ahmet-corekci-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/emekli-hava-kuvvetleri-komutani-orgeneral-ahmet-corekci-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emekli Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ahmet Çörekçi, 94 yaşında hayatını kaybetti. Osmancık doğumlu Çörekçi’nin cenazesi 2 Eylül’de Zincirlikuyu Camii’nde kılınacak namazın ardından defnedilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Emekli Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ahmet Çörekçi, 94 yaşında hayatını kaybetti. Çorum’un Osmancık ilçesi nüfusuna kayıtlı olan Çörekçi’nin vefatı, ailesi, yakınları ve sevenleri arasında üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Ahmet Çörekçi’nin cenazesinin 2 Eylül 2026 Çarşamba günü İstanbul Zincirlikuyu Camii’nde öğle namazının ardından kılınacak cenaze namazı sonrası Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verileceği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çörekçi’nin vefat nedeni hakkında kamuoyuna yansıyan ayrıntılı bir açıklama bulunmazken, eski komutanın 94 yaşında hayatını kaybettiği açıklandı.</p>

<p>Ahmet Çörekçi Kimdir?</p>

<p>Ahmet Çörekçi, 10 Haziran 1932’de Çorum’un Osmancık ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğreniminin ardından Işıklar Askerî Lisesi’ne girdi. 1955 yılında Hava Harp Okulu’ndan asteğmen rütbesiyle mezun olarak Türk Hava Kuvvetleri saflarında görev hayatına başladı.</p>

<p>1955-1957 yılları arasında Kanada’da pilotaj ve av pilotluğu eğitimi alan Çörekçi, eğitiminin ardından Merzifon 4. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda av pilotu olarak görev yaptı. Daha sonra 1. Ana Jet Üs Komutanlığı’na atandı.</p>

<p>1966 yılında Hava Harp Akademisi’ne giren Çörekçi, 1968’de akademiden mezun oldu. Hava Kuvvetleri Harekât Başkanlığı’nda Hava Harekât Subayı olarak görev yaptı. 6. Ana Jet Üs Harekât Subaylığı ve 162. Filo Komutanlığı, askerî kariyerindeki önemli görevler arasında yer aldı.</p>

<p>Çörekçi, 1972-1974 yılları arasında Napoli’deki NATO Airsouth Karargâhı’nda Plan Şube Müdürlüğü yaptı. Ardından Hava Kuvvetleri bünyesinde çeşitli komuta ve eğitim görevlerinde bulundu.</p>

<p>1978 yılında tuğgeneral rütbesine yükselen Ahmet Çörekçi, 4. Ana Jet Üs Komutanlığı’na atandı. 1982’de tümgeneral, 1986’da ise korgeneral oldu. Bu dönemde Hava Harp Okulu Komutanlığı, 6. NATO ATAF Komutanlığı, 2. Taktik Hava Kuvveti Komutanlığı ve Hava Eğitim Komutanlığı görevlerinde bulundu.</p>

<p>1992 yılında orgeneral rütbesine terfi eden Çörekçi, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği görevine getirildi. 1993 yılında Genelkurmay II. Başkanlığı görevini üstlendi. 18 Ağustos 1995’te Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na atanan Çörekçi, 1997 yılında emekliye ayrıldı.</p>

<p>Ahmet Çörekçi, Türk Silahlı Kuvvetleri Üstün Hizmet Madalyası ve Pakistan Askerî İmtiyaz Nişanı sahibiydi. İngilizce bilen Çörekçi, evli ve iki çocuk babasıydı. Emeklilik döneminde resim sanatıyla da ilgilendiği, karma ve kişisel sergilere katıldığı biliniyordu.</p>

<p>Yakın dönem Türkiye siyasi ve askerî tarihinde adı 28 Şubat süreciyle de anılan Çörekçi, bu kapsamda yargılandı. 2018’de verilen müebbet hapis cezası 2021’de Yargıtay tarafından onandı. 2023 yılında ise kalan cezası, Adli Tıp Kurumu’nun “kocama hali” raporu gerekçesiyle Cumhurbaşkanı kararıyla kaldırıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/emekli-hava-kuvvetleri-komutani-orgeneral-ahmet-corekci-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 14:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9551.jpeg" type="image/jpeg" length="62858"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Amedspor’dan Oumar Diakité İçin Yeni Hamle: Türkiye Seçeneği Öne Çıktı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/amedspordan-oumar-diakite-icin-yeni-hamle-turkiye-secenegi-one-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/amedspordan-oumar-diakite-icin-yeni-hamle-turkiye-secenegi-one-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amedspor’un Stade de Reims forması giyen Oumar Diakité için transfer girişimi yabancı kaynaklara da yansıdı. Afrika futbol piyasasını yakından takip eden kaynaklar, Amedspor’un teklifini yükselttiğini ve Türkiye seçeneğinin transfer yarışında öne geçtiğini bildiriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Amedspor’un forvet transferinde gündeminde bulunan Oumar Diakité için yabancı kaynaklardan dikkat çeken bilgiler geldi.</p>

<p>Afrika futbolundaki transfer gelişmelerini takip eden Africafoot, 26 Ağustos tarihli haberinde Fildişi Sahilli santrforun Stade de Reims’ten ayrılmaya yaklaştığını ve Amedspor’un oyuncu için iyileştirilmiş yeni bir teklif sunduğunu aktardı. Haberde Türkiye seçeneğinin hem oyuncu hem de Reims açısından daha cazip hale geldiği belirtildi.</p>

<p>Amedspor teklifini yükseltti</p>

<p>Africafoot’un 225foot’a dayandırdığı bilgiye göre Amedspor, Oumar Diakité için daha önce yaptığı girişimin ardından şartları yukarı çekti.</p>

<p>Yeni teklifin mali açıdan daha güçlü olduğu ve bu nedenle transfer yarışındaki dengelerin Amedspor lehine değişmeye başladığı ifade edildi.</p>

<p>Bu gelişme özellikle İngiltere Championship kulüplerinin de oyuncuyla ilgilendiği bir dönemde geldi. Africafoot, Diakité için birden fazla İngiliz kulübünün devrede olduğunu ancak Amedspor’un son hamlesinin Türkiye seçeneğini öne çıkardığını bildirdi.</p>

<p>Reims ayrılığa açık</p>

<p>Oumar Diakité’nin Stade de Reims’teki geleceği de transfer ihtimalini güçlendiren unsurlardan biri.</p>

<p>Africafoot daha önce yayımladığı haberlerde Reims yönetiminin Diakité’nin ayrılığına kapıyı kapatmadığını ve oyuncunun transferi için gelecek teklifleri değerlendirdiğini aktarmıştı.</p>

<p>Fildişi Sahilli futbolcu, geçtiğimiz sezonu Cercle Brugge’de kiralık geçirdikten sonra Reims’e döndü. Oyuncunun Fransız ekibindeki mevcut konumu nedeniyle yeni bir takıma transfer olmasının güçlü bir ihtimal olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Amedspor-Reims anlaşması daha önce de gündeme geldi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Amedspor’un Diakité ilgisi yabancı basına ilk kez yansımıyor.</p>

<p>Fildişi Sahili merkezli 225foot, 9 Ağustos’ta yayımladığı haberinde Amedspor’un Stade de Reims ile transfer konusunda anlaşmaya vardığını ve oyuncu tarafıyla görüşmelerin sürdüğünü yazdı. Ancak bu haber Ekrem Konur’un bilgilerine dayandırılmıştı.</p>

<p>Bu nedenle söz konusu bilgi, doğrudan Reims kaynaklı bağımsız bir doğrulama olarak değerlendirilmiyor.</p>

<p>Buna karşılık 26 Ağustos’ta yayımlanan son yabancı kaynaklı haber, Amedspor’un transferden vazgeçmediğini ve oyuncu için teklifini yükselttiğini gösteriyor.</p>

<p>İngiliz kulüpleri de devrede</p>

<p>Diakité transferinin önündeki en önemli engellerden biri İngiltere’den gelen ilgi.</p>

<p>Africafoot’un Oumar Diakité transfer dosyasındaki son haberlerine göre Championship ekipleri de 22 yaşındaki santrforun durumunu takip ediyor. Hatta transfer yarışının bir dönem İngiltere’ye doğru yöneldiği belirtilmişti.</p>

<p>Ancak Amedspor’un mali şartları iyileştirmesinin ardından Türkiye seçeneğinin yeniden öne geçtiği bildiriliyor.</p>

<p>Transfer henüz tamamlanmış değil</p>

<p>Yabancı kaynaklardan gelen bilgiler Amedspor’un Oumar Diakité transferinde ciddi biçimde masada olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bununla birlikte Stade de Reims tarafından Amedspor ile kesin anlaşmaya varıldığına veya transferin tamamlandığına ilişkin güncel resmî açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle mevcut tablo, “Amedspor transferi bitirdi” şeklinde değil, “Amedspor teklifini yükseltti ve Türkiye seçeneği yarışta öne çıktı” şeklinde değerlendirilmeli.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Africafoot</li>
 <li>225foot</li>
 <li>Foot Africa</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/amedspordan-oumar-diakite-icin-yeni-hamle-turkiye-secenegi-one-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 14:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9549.jpeg" type="image/jpeg" length="67434"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Richard Ríos Beşiktaş’a mı Geliyor? Portekiz’den Yeni Haber]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/richard-rios-besiktasa-mi-geliyor-portekizden-yeni-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/richard-rios-besiktasa-mi-geliyor-portekizden-yeni-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın orta saha transferindeki Richard Ríos girişiminde Portekiz’den dikkat çeken bir gelişme geldi. Record, siyah-beyazlıların Kolombiyalı futbolcuya şu anda en fazla ilgi gösteren kulüp olduğunu ve Benfica yönetiminin Beşiktaş’tan gelecek yeni hamleyi beklediğini bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’ta Richard Ríos Hareketliliği</p>

<p>Transfer döneminin son bölümünde orta saha kadrosunu güçlendirmek isteyen Beşiktaş’ın, Benfica forması giyen Richard Ríos için girişimleri sürüyor.</p>

<p>Portekiz basınının önde gelen spor gazetelerinden Record’un aktardığı bilgilere göre Beşiktaş, mevcut durumda Kolombiyalı orta saha oyuncusunun transferine en fazla ilgi gösteren kulüp konumunda bulunuyor.</p>

<p>Haberde siyah-beyazlıların Ríos’un durumunu yakından takip ettiği ve kısa süre içerisinde yeni bir teklif sunabileceği belirtildi.</p>

<p>Bu noktada Portekiz’den gelen haber ile Türkiye’de dolaşıma giren bazı transfer iddiaları arasında önemli bir ayrıntı bulunuyor. Record, Beşiktaş’ın yeni bir resmî teklif sunduğunu kesin bir ifadeyle yazmak yerine, siyah-beyazlıların teklif yapmasının beklendiğini bildiriyor.</p>

<p>Benfica Beşiktaş’tan Gelecek Hamleyi Bekliyor</p>

<p>Benfica cephesindeki transfer planlaması da Richard Ríos’un geleceğini önemli hale getiriyor.</p>

<p>Record’a göre Portekiz ekibinin yönetimi, Kolombiyalı futbolcuyu transfer döneminin sona ermesinden önce elden çıkarmayı hedefliyor. Benfica yönetiminin beklentisi, Beşiktaş’ın ilgisinin somut bir teklife dönüşmesi yönünde.</p>

<p>Beşiktaş’tan gelecek teklifin Benfica tarafından kabul edilmesi durumunda Portekiz kulübünün kendi transfer operasyonlarından birinin de önü açılacak.</p>

<p>Benfica’nın Racing Santander forması giyen Gustavo Puerta ile anlaşma sağladığı ancak bu transferin tamamlanabilmesi için Richard Ríos’un takımdan ayrılmasının beklendiği bildirildi.</p>

<p>Bu nedenle Ríos transferi yalnızca Beşiktaş açısından değil, Benfica’nın transfer planlaması bakımından da önem taşıyor.</p>

<p>Galatasaray ve Napoli Daha Geride</p>

<p>Richard Ríos’a daha önce Galatasaray ve Napoli’nin de ilgi gösterdiği belirtilmişti.</p>

<p>Ancak Portekiz’den gelen son bilgiye göre iki kulüp şu anda transfer yarışında Beşiktaş’ın gerisinde bulunuyor.</p>

<p>Record, Ríos için en ciddi ilgiyi gösteren takımın mevcut durumda Beşiktaş olduğunu özellikle vurguladı.</p>

<p>Bu durum siyah-beyazlıların transferdeki konumunu güçlendiren önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Richard Ríos Ayrılığa Sıcak Bakıyor</p>

<p>Transferde dikkat çeken bir başka ayrıntı ise oyuncunun Benfica’daki geleceğine ilişkin tutumu.</p>

<p>Portekiz basını, Ríos’un Benfica’dan ayrılma ihtimaline olumlu yaklaştığını bildiriyor. Bununla birlikte Kolombiyalı orta saha oyuncusunun Türkiye’ye transfer olmaya nasıl baktığının henüz netleşmediği kaydediliyor.</p>

<p>Dolayısıyla transferin önündeki başlıklardan biri de Beşiktaş ile oyuncu tarafı arasında şartların oluşması olacak.</p>

<p>Benfica’da ilk 11’in değişmez isimlerinden biri olmayan Ríos’un takım içindeki konumu da ayrılık ihtimalini güçlendiren unsurlar arasında gösteriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Transferde Kritik Günler</p>

<p>Beşiktaş’ın Richard Ríos için atacağı yeni adım transferin seyrini belirleyebilir.</p>

<p>Portekiz cephesindeki son tabloya göre Benfica oyuncunun ayrılığına kapıyı açık tutarken, Beşiktaş yarışın önündeki kulüp durumunda. Ancak taraflar arasında transferi tamamlayan kesin bir anlaşmanın bulunduğuna ilişkin güçlü bir doğrulama henüz yok.</p>

<p>Bu nedenle önümüzdeki süreçte özellikle Beşiktaş’ın Benfica’ya sunacağı teklifin yapısı ve Ríos’un Türkiye seçeneğine vereceği yanıt belirleyici olacak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Record</li>
 <li>Gianluigi Longari</li>
 <li>Sport TV Portugal</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/richard-rios-besiktasa-mi-geliyor-portekizden-yeni-haber</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9548.jpeg" type="image/jpeg" length="40895"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yazın İshal Vakaları Neden Artıyor? Sofradan Suya Uzanan Riskler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yazin-ishal-vakalari-neden-artiyor-sofradan-suya-uzanan-riskler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yazin-ishal-vakalari-neden-artiyor-sofradan-suya-uzanan-riskler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de konuşulan ishal artışı tek bir nedene bağlanamaz. Viral gastroenterit, bozulmuş gıdalar, kirli su ve parazitler farklı tablolar oluşturur; tedavide ilk hedef sıvı kaybını önlemektir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de İshal Vakaları Neden Artıyor? Olası Nedenler, Tanı ve Tedavi</p>

<p>Türkiye’de son günlerde ishal, kusma, mide bulantısı ve karın ağrısı şikâyetlerinde artış olduğu yönündeki paylaşımlar dikkat çekiyor. Ancak ülke genelinde resmen ilan edilmiş tek merkezli bir salgın açıklaması olmadan, her ishal tablosunu aynı nedene bağlamak doğru değildir.</p>

<p>Akut ishal; virüsler, bakteriler, parazitler, bozulmuş gıdalar veya güvenli olmayan suyla ilişkili olabilir. Tedavide en temel yaklaşım, vücudun kaybettiği su ve tuzu yerine koymak; riskli belirtiler varsa gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurmaktır.</p>

<p>En sık nedenlerden biri viral gastroenterittir. Bu tablo halk arasında “mide bağırsak enfeksiyonu” diye bilinir. Norovirüs, rotavirüs ve adenovirüs gibi virüsler özellikle kapalı alanlarda, okul ve kreşlerde, aile içinde ve toplu yaşam yerlerinde hızla yayılabilir.</p>

<p>Norovirüs genellikle bulaştan 12-48 saat sonra bulantı, kusma, sulu ishal, karın krampları ve hafif ateşle başlar. Çoğu kişi birkaç gün içinde toparlar; fakat hastalık bittikten sonra da bir süre bulaştırıcılık devam edebilir.</p>

<p>Yaz aylarında gıda kaynaklı ishaller de daha sık görülür. Açıkta bekleyen yemekler, iyi yıkanmamış salatalar, uygun saklanmayan sütlü ürünler, az pişmiş et ve tavuk ürünleri bakteri üremesi için uygun ortam oluşturabilir.</p>

<p>Bakteriyel ishallerde tablo daha ağır olabilir. Yüksek ateş, şiddetli karın ağrısı, kanlı veya mukuslu dışkı, dışkılama sayısında belirgin artış ve genel durumda bozulma bakteriyel enfeksiyon olasılığını artırır.</p>

<p>Paraziter ishaller ise bazen daha sinsi ilerler. Uzayan ishal, karında şişkinlik, kötü kokulu dışkı, kilo kaybı, aralıklı karın ağrısı ve seyahat ya da hijyen sorunu öyküsü parazit araştırmasını gündeme getirebilir.</p>

<p>Kirli su kaynaklı salgınlarda genellikle aynı suyu kullanan çok sayıda kişide kısa sürede benzer şikâyetler ortaya çıkar. Bu nedenle bir mahalle, yurt, otel, okul ya da iş yerinde çok sayıda kişinin aynı anda hastalanması durumunda halk sağlığı birimlerinin değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>Tanıda ilk adım hastanın öyküsüdür. Şikâyetin ne zaman başladığı, dışkının kanlı olup olmadığı, ateş, kusma, son günlerde tüketilen gıdalar, aynı evde hasta kişi olup olmadığı, seyahat ve su kaynağı bilgisi hekime yol gösterir.</p>

<p>Her ishal vakasında dışkı testi gerekmez. Hafif seyreden, kan içermeyen ve birkaç gün içinde toparlayan ishalde çoğu zaman destek tedavisi yeterlidir. Ancak kanlı ishal, yüksek ateş, ağır sıvı kaybı, bağışıklık sistemi zayıflığı, yaşlılık, bebeklik, gebelik veya toplu salgın şüphesi varsa dışkı incelemesi, kültür veya moleküler testler istenebilir.</p>

<p>Tedavinin merkezi sıvı desteğidir. Eczanelerde bulunan oral rehidrasyon sıvıları, su ve tuz kaybını dengelemek için en doğru seçeneklerden biridir. Kusma varsa sıvı bir anda değil, küçük yudumlarla ve sık aralıklarla alınmalıdır.</p>

<p>Çocuklarda anne sütü kesilmemelidir. Bebek ve küçük çocuklarda ağız kuruluğu, gözlerde çökme, idrar azalması, ağlarken gözyaşının gelmemesi, halsizlik veya dalgınlık varsa beklenmemelidir.</p>

<p>Beslenmede pirinç, patates, yoğurt, muz, çorba, haşlanmış sebze ve hafif gıdalar tercih edilebilir. Çok yağlı yiyecekler, alkol, aşırı şekerli içecekler ve gazlı içecekler ishali artırabilir.</p>

<p>Antibiyotik her ishalde kullanılmaz. Viral ishallerde antibiyotik fayda sağlamaz. Hatta gereksiz antibiyotik kullanımı bağırsak florasını bozabilir ve direnç gelişimine katkı sağlayabilir. Antibiyotik kararı, bakteriyel enfeksiyon şüphesi veya kanıtı olduğunda hekim tarafından verilmelidir.</p>

<p>İshal kesici ilaçlar da dikkatli kullanılmalıdır. Erişkinlerde bazı hafif vakalarda kısa süreli kullanılabilir; ancak kanlı ishal, yüksek ateş, şiddetli karın ağrısı veya çocuk hastalarda hekim önerisi olmadan kullanılmamalıdır.</p>

<p>Acil değerlendirme gerektiren belirtiler şunlardır: Kanlı dışkı, siyaha yakın dışkı, 39 dereceye yaklaşan ateş, sürekli kusma nedeniyle sıvı alamama, belirgin halsizlik, bayılma hissi, idrarın çok azalması, şiddetli karın ağrısı, ense sertliği, bilinç bulanıklığı ve üç günden uzun süren ağır ishal.</p>

<p>Korunmada en güçlü adım el yıkamadır. Eller tuvalet sonrası, yemek hazırlamadan önce, bebek bezi değiştirdikten sonra ve dışarıdan eve gelince en az 20 saniye sabun ve suyla yıkanmalıdır. El antiseptikleri yardımcı olabilir; ancak özellikle norovirüste sabun ve suyun yerini tam olarak tutmaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hasta kişilerin yemek hazırlamaması, ortak havlu kullanmaması, yüzeylerin düzenli temizlenmesi ve belirtiler geçtikten sonra en az 48 saat evde kalması bulaş zincirini azaltır. Okul, kreş, yurt ve bakım evlerinde bu süre daha da dikkatli uygulanmalıdır.</p>

<p>Gıdalar buzdolabında uygun sıcaklıkta saklanmalı, pişmiş yemekler uzun süre oda sıcaklığında bekletilmemeli, çiğ ve pişmiş ürünler aynı kesme tahtasında hazırlanılmamalıdır. Sebze ve meyveler bol suyla yıkanmalı, güvenilir olmayan sulardan buz yapılmamalıdır.</p>

<p>İshal vakalarında paniğe kapılmak yerine tabloyu doğru okumak gerekir. Aynı evde veya aynı toplu ortamda çok sayıda kişi kısa sürede hastalandıysa, özellikle su ve ortak gıda öyküsü varsa sağlık birimlerine başvurmak ve numune incelemesi yapılmasını sağlamak en doğru yoldur.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, Akut Bağırsak Enfeksiyonları Bilgilendirmesi<br />
2. Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Norovirüs Bilgilendirmesi<br />
3. Dünya Sağlık Örgütü, İshal Hastalıkları Bilgi Notu<br />
4. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, Norovirüs Klinik Bilgilendirmesi<br />
5. Enfeksiyon Hastalıkları Uzman Görüşleri ve Güncel Klinik Değerlendirmeler </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yazin-ishal-vakalari-neden-artiyor-sofradan-suya-uzanan-riskler</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 13:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9547.jpeg" type="image/jpeg" length="65470"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[RSV Aşısında Gerçek Yaşam Verisi: Huzurevlerinde Hastaneye Yatışa Karşı Yüzde 73 Etkililik]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/rsv-asisinda-gercek-yasam-verisi-huzurevlerinde-hastaneye-yatisa-karsi-yuzde-73-etkililik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rsv-asisinda-gercek-yasam-verisi-huzurevlerinde-hastaneye-yatisa-karsi-yuzde-73-etkililik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de huzurevlerinde yaşayan 65 yaş ve üzerindeki 597 bin 430 Medicare yararlanıcısının verilerini inceleyen yeni araştırmada, RSV aşılamasının RSV ile ilişkili hastaneye yatışa karşı tahmini etkililiği yüzde 73 olarak hesaplandı. Aşılamanın RSV ile ilişkili ölüm, ciddi klinik sonuçlar ve tromboembolik olaylara karşı tahmini etkililiği sırasıyla yüzde 56, yüzde 59 ve yüzde 66 bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ancak <i>JAMA Internal Medicine</i>’da 31 Ağustos 2026’da yayımlanan çalışma randomize bir klinik araştırma değil, Medicare idari sağlık talep verilerine dayanan retrospektif bir kohort çalışmasıydı.</p>

<h2>Yaşlılarda RSV neden önemli?</h2>

<p>Solunum sinsityal virüsü, daha çok bebeklerde oluşturduğu solunum yolu enfeksiyonlarıyla bilinse de ileri yaştaki yetişkinlerde de ciddi klinik sonuçlara yol açabiliyor.</p>

<p>Yaş ilerledikçe bağışıklık sistemindeki değişiklikler ve kalp, akciğer veya metabolik hastalıklar gibi eşlik eden sağlık sorunları, ağır RSV enfeksiyonu riskini artırabiliyor.</p>

<p>Huzurevleri ise ileri yaş, kronik hastalık yükü ve ortak yaşam koşulları nedeniyle RSV açısından özellikle hassas ortamlardan biri.</p>

<p>Bu nedenle RSV aşılamasının klinik araştırmaların dışında, gerçek yaşam koşullarında ne ölçüde etkili olduğu önem taşıyor.</p>

<p>31 Ağustos 2026’da <i>JAMA Internal Medicine</i>’da yayımlanan yeni çalışma, bu soruyu çok geniş bir huzurevi popülasyonunda değerlendirdi.</p>

<h2>597 bin 430 kişinin verileri incelendi</h2>

<p>Araştırmacılar ABD’de Medicare hizmet başına ödeme sistemine kayıtlı, <strong>65 yaş ve üzerindeki 597 bin 430 huzurevi sakininin</strong> Medicare idari sağlık talep verilerini değerlendirdi.</p>

<p>Katılımcıların medyan yaşı <strong>82</strong> idi ve yaklaşık üçte ikisi kadındı.</p>

<p>Araştırma dönemi 10 Eylül 2023 ile 30 Mart 2024 arasını kapsadı. Bu dönem, RSV aşılarının bu grupta kullanıma sunulduğu ilk sezondu.</p>

<p>Araştırmacılar aşılanmış ve aşılanmamış kişilerde RSV ile ilişkili klinik sonuçların görülme hızını karşılaştırdı ve çok sayıda ölçülebilir değişken için istatistiksel düzeltme yaptı.</p>

<h2>Hastaneye yatışa karşı tahmini etkililik yüzde 73</h2>

<p>Çalışmanın en dikkat çekici sonucu RSV ile ilişkili hastaneye yatışlarda görüldü.</p>

<p>RSV aşılamasının RSV ile ilişkili hastaneye yatışa karşı tahmini etkililiği:</p>

<p><strong>yüzde 73</strong></p>

<p>olarak hesaplandı.</p>

<p>Yüzde 95 güven aralığı ise yüzde 65 ile yüzde 79 arasındaydı.</p>

<p>Buradaki “yüzde 73 etkililik” ifadesinin doğru anlaşılması önemli.</p>

<p>Bu sonuç, aşılanan her 100 kişiden 73’ünün hastaneye yatmayacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Çalışmada aşı etkililiği, aşılanan ve aşılanmayan gruplardaki olay hızları arasındaki göreli fark üzerinden hesaplandı.</p>

<h2>75 yaş ve üzerindeki grupta yüzde 75</h2>

<p>Araştırmacılar bazı alt grupları da ayrı ayrı değerlendirdi.</p>

<p>65–74 yaş grubunda RSV ile ilişkili hastaneye yatışa karşı tahmini aşı etkililiği <strong>yüzde 60</strong> olarak hesaplandı.</p>

<p>75 yaş ve üzerindekilerde ise bu oran <strong>yüzde 75</strong> bulundu.</p>

<p>Huzurevinde 100 günden az kalanlarda tahmini etkililik yüzde 67, 100 gün veya daha uzun kalanlarda ise yüzde 80 olarak hesaplandı.</p>

<p>Ancak bu alt grup sonuçları doğrudan birbirleriyle karşılaştırılarak aşının bir grupta kesin olarak daha etkili olduğu şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<h2>Ciddi klinik sonuçlarda da dikkat çekici veriler</h2>

<p>Araştırmada yalnızca hastaneye yatış değerlendirilmedi.</p>

<p>RSV ile ilişkili ölüm, yoğun bakım veya kritik bakım gereksinimi, mekanik ventilasyon ve tromboembolik olaylar da incelendi.</p>

<p>Tahmini aşı etkililiği;</p>

<p><strong>RSV ile ilişkili ölüm için yüzde 56,</strong></p>

<p><strong>ciddi RSV ile ilişkili sonuçlar için yüzde 59,</strong></p>

<p><strong>RSV ile ilişkili tromboembolik olaylar için yüzde 66</strong></p>

<p>olarak hesaplandı.</p>

<p>Ciddi sonuç tanımı; yoğun bakım veya kritik bakım ünitesine yatış, mekanik ventilasyon ya da RSV ile ilişkili ölümü kapsıyordu.</p>

<p>Bu bulgular, RSV aşılamasının huzurevlerinde daha ağır klinik sonuçların daha düşük görülmesiyle ilişkili olabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Ancak özellikle ölüm ve ağır sonuçlarla ilgili veriler yorumlanırken çalışmanın gözlemsel yapısı göz önünde bulundurulmalı.</p>

<h2>Çalışma neden önemli?</h2>

<p>RSV aşılarının ruhsatlandırılmasına temel oluşturan klinik araştırmalar kontrollü koşullarda yürütülüyor.</p>

<p>Gerçek yaşam araştırmaları ise aşının günlük klinik uygulamada, daha kırılgan ve çok sayıda kronik hastalığı bulunan gruplarda nasıl performans gösterdiğini değerlendirmeye yardımcı oluyor.</p>

<p>Huzurevlerinde yaşayan ileri yaştaki bireyler bu açıdan özellikle önemli.</p>

<p>Klinik araştırmalarda çok kırılgan, birden fazla hastalığı bulunan veya uzun süreli bakım kurumlarında yaşayan kişilerin gerçek yaşamdaki oranlarıyla temsil edilmemesi mümkün olabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle yaklaşık <strong>600 bin kişilik</strong> bir huzurevi popülasyonuna dayanan çalışma, ileri yaş grubunda RSV aşılamasının gerçek yaşam etkisine ilişkin güçlü bir gözlemsel veri seti sunuyor.</p>

<h2>Ancak bu randomize bir klinik çalışma değil</h2>

<p>Çalışmanın en önemli sınırlılığı, randomize kontrollü bir klinik araştırma olmaması.</p>

<p>Araştırmacılar daha önce gerçekleşmiş aşılamaları ve sağlık sonuçlarını Medicare kayıtlarından geriye dönük olarak değerlendirdi.</p>

<p>Aşılanan ve aşılanmayan kişiler arasında araştırmacıların tamamen ölçemediği farklılıklar bulunabilir.</p>

<p>Örneğin sağlık hizmetine erişim, kırılganlık düzeyi, genel sağlık davranışları veya başka klinik özellikler hem aşılanma olasılığını hem de hastaneye yatış riskini etkileyebilir.</p>

<p>İstatistiksel modellerle çok sayıda değişken için düzeltme yapılmış olsa da gözlemsel çalışmalarda <strong>artık karıştırıcılık</strong> tamamen ortadan kaldırılamaz.</p>

<p>Bu nedenle sonuçları:</p>

<p><strong>“RSV aşısı ölümü yüzde 56 azalttı”</strong></p>

<p>şeklinde kesin nedensel bir ifadeyle aktarmak doğru olmaz.</p>

<p>Daha uygun ifade:</p>

<p><strong>“RSV aşılamasının RSV ile ilişkili ölüme karşı tahmini etkililiği yüzde 56 olarak hesaplandı.”</strong></p>

<p>şeklinde olmalı.</p>

<h2>RSV tanısı nasıl belirlendi?</h2>

<p>Araştırmada RSV tanıları ve ilişkili klinik sonuçlar Medicare sağlık taleplerindeki <strong>ICD-10 tanı kodları</strong> üzerinden belirlendi.</p>

<p>Aşı dozları ise Medicare Part D kayıtları ve ulusal ilaç kodları kullanılarak tespit edildi.</p>

<p>Dolayısıyla bu çalışma, her katılımcının RSV tanısının araştırmacılar tarafından laboratuvar testleriyle bağımsız olarak doğrulandığı prospektif bir araştırma değildi.</p>

<p>Medicare idari sağlık talep verileri çok büyük popülasyonların incelenmesini sağlarken, tanı kodlarının doğruluğuna ve kayıt sistemlerine bağımlı olması önemli bir sınırlılık oluşturuyor.</p>

<h2>Sonuçlar herkese genellenebilir mi?</h2>

<p>Hayır.</p>

<p>Araştırma özellikle:</p>

<ul>
 <li>ABD’de yaşayan,</li>
 <li>65 yaş ve üzerindeki,</li>
 <li>Medicare hizmet başına ödeme sistemine kayıtlı,</li>
 <li>huzurevlerinde kalan</li>
</ul>

<p>kişileri değerlendirdi.</p>

<p>Bu nedenle yüzde 73’lük tahmini etkililik oranının tüm yetişkinlere, gençlere veya farklı ülkelerdeki nüfuslara aynen uygulanması doğru olmaz.</p>

<p>Aynı şekilde çalışma tek bir RSV sezonunu değerlendirdi.</p>

<p>Aşı performansı; dolaşımdaki virüs, aşıdan sonra geçen süre, bağışıklığın zaman içindeki değişimi ve toplumun özellikleri gibi faktörlere göre farklılık gösterebilir.</p>

<h2>Bu sonuçlar Türkiye’ye doğrudan genellenebilir mi?</h2>

<p>Çalışma ABD Medicare sistemi ve huzurevi popülasyonunda gerçekleştirildiği için sonuçların Türkiye’deki yaşlı nüfusa doğrudan aktarılması uygun değil.</p>

<p>Bununla birlikte araştırma, ileri yaştaki ve uzun süreli bakım ortamlarında yaşayan bireylerde RSV’nin önemli bir klinik yük oluşturabileceğini ve koruyucu stratejilerin gerçek yaşam verileriyle değerlendirilmesinin önemini ortaya koyuyor.</p>

<p>Türkiye açısından bu çalışma, doğrudan bir aşı politikası önerisi sunmaktan çok, yaşlılarda RSV’nin hastalık yükünün ve korunma seçeneklerinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin uluslararası bir veri olarak görülmeli.</p>

<h2>Yüzde 73 bize ne söylüyor?</h2>

<p>Çalışmanın en önemli mesajı yalnızca yüzde 73 rakamı değil.</p>

<p>Asıl dikkat çekici nokta, RSV aşılamasının ileri yaştaki ve kırılgan huzurevi sakinlerinde, gerçek yaşam koşullarında RSV ile ilişkili hastaneye yatış ve diğer ciddi sonuçların daha düşük görülmesiyle ilişkili bulunması.</p>

<p>Ancak bilimsel mesaj şu sınırlar içinde tutulmalı:</p>

<p><strong>Aşılanma, daha düşük RSV ile ilişkili hastaneye yatış ve ağır sonuç riskiyle ilişkili bulundu; çalışma tek başına nedenselliği kanıtlamıyor.</strong></p>

<h2>Sonuç</h2>

<p>Yaklaşık 600 bin huzurevi sakininin verilerinden elde edilen bulgular, RSV aşılamasının bu yüksek riskli grupta RSV ile ilişkili hastaneye yatış ve ağır klinik sonuçların daha düşük görülmesiyle ilişkili olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>En güçlü sonuç, RSV ile ilişkili hastaneye yatışa karşı hesaplanan <strong>yüzde 73’lük tahmini aşı etkililiği</strong> oldu.</p>

<p>Bununla birlikte araştırma randomize kontrollü olmadığı için bu oran “kesin koruma oranı” olarak değerlendirilmemeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmanın asıl değeri, RSV aşılamasının klinik araştırmaların ötesinde, <strong>ileri yaştaki ve kırılgan bir huzurevi nüfusunda gerçek yaşam koşullarında nasıl performans gösterdiğine ilişkin geniş ölçekli veri sunması.</strong></p>

<h1>Kaynaklar</h1>

<p><i>JAMA Internal Medicine</i> — <i>Respiratory Syncytial Virus Vaccine Effectiveness in Medicare Beneficiaries Residing in Nursing Homes</i> — Original Investigation, 31 Ağustos 2026</p>

<p><i>JAMA Internal Medicine</i> — <i>Protecting Nursing Home Residents From Respiratory Syncytial Virus</i> — Invited Commentary, 31 Ağustos 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧬 Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/rsv-asisinda-gercek-yasam-verisi-huzurevlerinde-hastaneye-yatisa-karsi-yuzde-73-etkililik</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/rsv-asisi-sonuclari.webp" type="image/jpeg" length="83975"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kara Ölüm’den 8 Yıl Önce Kırgızistan’da Ne Oldu? 700 Yıllık DNA Sırrı Çözdü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kara-olumden-8-yil-once-kirgizistanda-ne-oldu-700-yillik-dna-sirri-cozdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kara-olumden-8-yil-once-kirgizistanda-ne-oldu-700-yillik-dna-sirri-cozdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa’da milyonlarca insanın ölümüne yol açan Kara Ölüm’ün kökeni yüzyıllardır tartışılıyor. Bugünkü Kırgızistan’da 1338–1339 yıllarına tarihlenen mezar taşları, bazı insanların gizemli bir “salgın” sırasında öldüğünü söylüyordu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yaklaşık 700 yıl sonra dişlerden elde edilen antik DNA, bu ölümlerden bazılarının ardında <strong>Yersinia pestis</strong>, yani veba bakterisinin bulunduğunu gösterdi. 2022’de yayımlanan genetik analizler, Kara Ölüm’le bağlantılı veba soylarının erken tarihinin Orta Asya’daki Tian Shan bölgesine uzanabileceğine ilişkin güçlü kanıt ortaya koydu. Ancak araştırmalar, pandeminin ilk insan vakasının kesin olarak bu bölgede ortaya çıktığını kanıtlamıyor.</p>

<p>Yıl <strong>1338</strong>.</p>

<p>Avrupa, birkaç yıl sonra tarihinin en büyük salgın felaketlerinden biriyle karşılaşacağından habersizdi.</p>

<p>Bugünkü Kırgızistan’ın kuzeyinde, Tian Shan dağlarının çevresindeki Çüy Vadisi’nde yaşayan bir toplulukta olağan dışı sayıda insan hayatını kaybetmeye başlamıştı.</p>

<p>Ölenler toprağa veriliyor, mezarlarının üzerine taşlar dikiliyordu.</p>

<p>Bu taşların bazılarında dikkat çekici bir ifade vardı:</p>

<p><strong>“Mawtānā.”</strong></p>

<p>Süryanice bu sözcük, salgın, kıran ya da pestilence anlamında kullanılıyordu.</p>

<p>1338 yılına tarihlenen mezar taşlarından biri, Sanmaq adlı kişinin de bu salgın sırasında öldüğünü bildiriyordu.</p>

<p>Fakat o yıllarda ne bu insanların neden öldüğünü kesin olarak belirlemek mümkündü ne de mezar taşlarında yazan birkaç kelimenin, yaklaşık yedi yüzyıl sonra tıp tarihinin en büyük salgınlarından birinin köken tartışmasında merkezi bir yere oturacağı tahmin edilebilirdi.</p>

<h2>Kara Ölüm tarih kayıtlarına girmeden yaklaşık sekiz yıl önce</h2>

<p>Kara Ölüm’ün Batı Avrasya’daki büyük salgın dalgasının başlangıcı genellikle <strong>1346 dolaylarında Karadeniz çevresinde görülen salgınlarla</strong> ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Kırgızistan’daki Kara-Djigach ve çevresindeki olağan dışı ölüm artışı ise <strong>1338–1339</strong> yıllarına tarihleniyor.</p>

<p>Arada yaklaşık sekiz yıl bulunuyor.</p>

<p>Bu kronolojik yakınlık tarihçilerin uzun süredir dikkatini çekiyordu.</p>

<p>Çünkü eğer Kırgızistan’daki bu insanların ölümüne gerçekten veba neden olmuşsa, Kara Ölüm’ün tarih kayıtlarında belirginleşmesinden hemen önce Orta Asya’da önemli bir <strong>Yersinia pestis</strong> salgını yaşanmış demekti.</p>

<p>Fakat yalnızca mezar taşlarındaki “salgın” sözcüğü bunun kanıtı olamazdı.</p>

<p>Cevap için yaklaşık 700 yıl beklemek gerekecekti.</p>

<h2>Mezarlıklar 19. yüzyılda kazıldı</h2>

<p>Kara-Djigach ve Burana mezarlıkları <strong>1885–1892 yılları arasında</strong> kazıldı.</p>

<p>Araştırmacılar daha o dönemde olağan dışı bir durumla karşılaştı.</p>

<p>1248–1345 yılları arasına tarihlendirilebilen toplam <strong>467 mezar taşının 118’i yalnızca 1338–1339 yıllarına</strong> aitti.</p>

<p>Başka bir ifadeyle yaklaşık bir yüzyıla yayılan tarihlendirilebilir mezar taşlarının yaklaşık dörtte biri sadece iki yıllık bir dönemde yoğunlaşıyordu.</p>

<p>Daha da dikkat çekici olanı, bu 118 mezar taşından <strong>10’unda toplam 11 kişinin ölümünün “mawtānā” olarak tanımlanan salgınla ilişkili olduğunun belirtilmesiydi.</strong></p>

<p>Ortada ciddi bir ölüm olayı olduğu açıktı.</p>

<p>Ancak asıl soru cevapsızdı:</p>

<p><strong>Bu salgın gerçekten veba mıydı?</strong></p>

<h2>Cevap mezar taşlarında değil, dişlerin içindeydi</h2>

<p>Modern paleogenetik teknolojileri bu soruyu cevaplamayı mümkün hâle getirdi.</p>

<p>Uluslararası bir araştırma ekibi, Kara-Djigach ve Burana mezarlıklarından çıkarılmış <strong>yedi kişiye ait diş örneklerinden antik DNA</strong> elde etti.</p>

<p>Örneklerin beşi Kara-Djigach, ikisi Burana mezarlığından geliyordu.</p>

<p>Araştırmacılar bu örneklerde geçmişte insanları enfekte etmiş olabilecek patojenlere ait genetik izleri aradı.</p>

<p>Sonuç çarpıcıydı.</p>

<p>Kara-Djigach’tan üç kişiye ait örneklerde <strong>Yersinia pestis DNA’sına ilişkin kanıt</strong> bulundu.</p>

<p>İki kişiden ise bakterinin genomunun önemli bölümleri yeniden oluşturulabildi.</p>

<p>Genetik veriler, bu iki kişinin birbirine son derece yakın Y. pestis suşlarıyla enfekte olduğunu gösteriyordu.</p>

<p>Böylece 1338–1339 yıllarında mezar taşlarında söz edilen salgın sırasında en azından bazı insanların <strong>vebadan öldüğü moleküler olarak doğrulanmış oldu.</strong></p>

<p>Ancak araştırmanın tıp tarihi açısından en dikkat çekici sonucu bundan sonra ortaya çıktı.</p>

<h2>Bakterinin soy ağacı çıkarıldığında ne görüldü?</h2>

<p>Bir bakterinin antik genomunu elde etmek yalnızca hangi mikroorganizmanın hastalığa yol açtığını belirlemeye yardımcı olmaz.</p>

<p>Aynı zamanda bakterinin geçmişteki ve günümüzdeki diğer soylarla nasıl akraba olduğunu da araştırmayı mümkün kılar.</p>

<p>2022’de <i>Nature</i> dergisinde yayımlanan çalışmada Kara-Djigach’tan elde edilen Y. pestis genomları, daha önce tanımlanan antik ve modern veba genomlarıyla karşılaştırıldı.</p>

<p>Araştırmanın filogenetik analizinde Kara-Djigach genomları, Kara Ölüm döneminde büyük ölçüde çeşitlenen Y. pestis soylarının <strong>evrimsel ağacında son derece erken ve kritik bir konuma</strong> yerleştirildi.</p>

<p>Bu sonuç, araştırmacıları İkinci Veba Pandemisi ile bağlantılı önemli bir bakteriyel çeşitlenmenin kökeninin <strong>Orta Avrasya’ya, özellikle geniş Tian Shan bölgesine uzanabileceği</strong> sonucuna götürdü.</p>

<p>Ancak burada önemli bir bilimsel ayrıntı bulunuyor.</p>

<p>Daha sonraki araştırmalar ve metodolojik değerlendirmeler, Y. pestis’in evrimsel soy ağacındaki bazı dallanmaların tarihlendirilmesinin kullanılan filogenetik yöntemlere ve moleküler saat modellerine duyarlı olabileceğini gösterdi.</p>

<p>Bu nedenle Kara-Djigach genomlarının Kara Ölüm soylarının “kesin ve doğrudan atası” olduğu şeklinde bir ifade kullanmak doğru değil.</p>

<p>Bilimsel olarak daha güvenli sonuç şu:</p>

<p><strong>Kara-Djigach genomları, Kara Ölüm ve İkinci Veba Pandemisi’nin erken tarihini anlamada bugüne kadar bulunan en önemli antik Yersinia pestis örnekleri arasında yer alıyor.</strong></p>

<h2>Tian Shan neden bu kadar önemli?</h2>

<p>Araştırmacıların cevaplamaya çalıştığı diğer soru şuydu:</p>

<p><strong>Bu bakteri Kırgızistan’a başka bir bölgeden mi ulaşmıştı, yoksa geniş Tian Shan coğrafyasındaki doğal veba odaklarından mı ortaya çıkmıştı?</strong></p>

<p>Bilim insanları bunun için antik bakterinin genetik özelliklerini günümüzde bilinen Y. pestis soylarıyla karşılaştırdı.</p>

<p>Kara-Djigach genomlarına genetik olarak yakın bazı veba soylarının doğal odaklarının bugün <strong>Kırgızistan, Kazakistan ve Çin’in kuzeybatısındaki Tian Shan çevresinde</strong> bulunması dikkat çekiciydi.</p>

<p>Bu durum, 14. yüzyılın başlarında dolaşan bakterinin geniş Tian Shan bölgesindeki doğal veba rezervuarlarıyla ilişkili olabileceği görüşünü destekliyor.</p>

<p>Çünkü Yersinia pestis yalnızca insanlar arasında dolaşan bir bakteri değil.</p>

<p>Doğada özellikle yabani kemirgen popülasyonları ve onların pireleri arasında uzun süre varlığını sürdürebiliyor.</p>

<p>Kırgızistan’daki Tian Shan doğal veba odaklarından alınan bakteriler üzerinde 2024’te yayımlanan genom çalışmaları da bölgenin Y. pestis’in uzun dönemli evrimsel çeşitliliği açısından önemini gösteriyor.</p>

<p>Ancak bu araştırmaların <strong>Kara Ölüm’ün kesin olarak Tian Shan’da başladığını kanıtladığı söylenemez.</strong></p>

<p>Daha doğru ifade şu:</p>

<p><strong>Tian Shan, Yersinia pestis’in tarihsel ve güncel doğal odaklarının anlaşılması açısından olağanüstü önemli bir bölge.</strong></p>

<h2>İpek Yolu vebanın yayılmasında rol oynadı mı?</h2>

<p>Çüy Vadisi izole bir coğrafya değildi.</p>

<p>Orta Çağ’da buradaki topluluklar, Orta Asya’nın büyük ticaret ağlarıyla bağlantılıydı.</p>

<p>Arkeolojik buluntular, mezar yazıtları ve bölgedeki ticaret ilişkileri, Kara-Djigach çevresinde farklı coğrafyalarla temas hâlinde yaşayan toplulukların bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle vebanın insan toplulukları arasında yayılmasında <strong>İpek Yolu ve diğer Avrasya ticaret ağlarının rol oynamış olması güçlü bir olasılık.</strong></p>

<p>Tüccarlar, kervanlar, hayvanlar, yükler ve bunlarla birlikte taşınabilecek kemirgenler ile pireler, hastalıkların uzun mesafelere yayılmasını kolaylaştırmış olabilir.</p>

<p>Ancak mevcut antik DNA bulguları bize bakterinin:</p>

<p>Kırgızistan’dan hangi şehirlerden geçtiğini,</p>

<p>hangi kervan yollarını izlediğini,</p>

<p>hangi tarihte Karadeniz çevresine ulaştığını</p>

<p>kesin olarak göstermiyor.</p>

<p>Dolayısıyla:</p>

<p><strong>“Kara Ölüm İpek Yolu üzerinden Kırgızistan’dan Avrupa’ya taşındı”</strong></p>

<p>şeklindeki kesin bir cümle mevcut kanıtların ötesine geçer.</p>

<p>Daha doğru ifade:</p>

<p><strong>İpek Yolu ve Avrasya ticaret ağları, olası yayılım mekanizmalarından biri olarak değerlendiriliyor.</strong></p>

<h2>Peki Kara Ölüm gerçekten Kırgızistan’da mı başladı?</h2>

<p>İşte araştırmanın en fazla yanlış anlaşılabilecek noktası burada.</p>

<p>Mevcut bulgular bize güçlü biçimde şunları söylüyor:</p>

<p>1338–1339 yıllarında Kara-Djigach çevresinde <strong>Yersinia pestis kaynaklı bir salgın yaşandı.</strong></p>

<p>Buradan elde edilen bakteriyel genomlar, Kara Ölüm ve İkinci Veba Pandemisi ile ilişkili Y. pestis soylarının erken evrimsel tarihinin anlaşılmasında <strong>son derece önemli bir konuma sahip.</strong></p>

<p>Genetik ve ekolojik veriler, geniş Tian Shan bölgesinin bu bakterinin tarihsel evriminde önemli rol oynadığı ihtimalini destekliyor.</p>

<p>Ancak mevcut kanıtlar şunu söylememize yetmiyor:</p>

<p><strong>“Kara Ölüm’ün dünyadaki ilk vakası kesin olarak Kırgızistan’da görüldü.”</strong></p>

<p>Kara-Djigach’ta ölen insanlar, bu bakteri soyuyla enfekte olmuş ilk insanlar olmak zorunda değil.</p>

<p>Daha eski örnekler başka bölgelerde henüz bulunmamış olabilir.</p>

<p>Bakterinin geçmişteki coğrafi dağılımı da günümüzdeki doğal odaklardan farklı olabilir.</p>

<p>Bu nedenle bilimsel açıdan en güvenli sonuç:</p>

<p><strong>Kara Ölüm ve İkinci Veba Pandemisi’nin kökenine ilişkin en güçlü antik DNA kanıtlarından biri Orta Asya’daki Tian Shan bölgesinden geliyor.</strong></p>

<h2>Veba insan vücudunda ne yapıyor?</h2>

<p>Yersinia pestis esas olarak küçük memeliler ve pirelerle ilişkili zoonotik bir bakteridir.</p>

<p>Bubonik vebada enfekte bir pirenin ısırmasıyla vücuda giren bakteri lenf sistemine ulaşabilir.</p>

<p>Yakındaki lenf düğümlerinde çoğalarak son derece ağrılı ve şişmiş lenf düğümlerine yol açabilir.</p>

<p>Bu şişlikler tarihsel olarak <strong>“bubo”</strong> olarak adlandırılır.</p>

<p>Enfeksiyon kan dolaşımına yayıldığında <strong>septisemik veba</strong>, akciğerleri etkilediğinde ise <strong>pnömonik veba</strong> gelişebilir.</p>

<p>Özellikle pnömonik veba, solunum yoluyla insandan insana bulaşabilmesi nedeniyle ciddi halk sağlığı riski oluşturabilir.</p>

<p>Orta Çağ’da antibiyotikler, mikrobiyolojik tanı yöntemleri, modern yoğun bakım ve etkili enfeksiyon kontrolü bulunmuyordu.</p>

<p>Bugün ise veba hâlâ doğada varlığını sürdürmesine rağmen erken tanı ve uygun antibiyotik tedavisiyle tedavi edilebilen bir enfeksiyon.</p>

<h2>Kara Ölüm yalnızca Avrupa’nın hikâyesi değildi</h2>

<p>Kara Ölüm denildiğinde çoğu kişinin zihninde Floransa, Londra, Venedik ya da Paris canlanıyor.</p>

<p>Çünkü salgının tarihsel anlatısı uzun süre büyük ölçüde Avrupa’daki ölümler üzerinden kuruldu.</p>

<p>Ancak Yersinia pestis’in tarihi Avrupa sınırlarının çok ötesine uzanıyor.</p>

<p>Orta Asya’dan elde edilen antik DNA bulguları, Kara Ölüm’ün tarihini anlamak için yalnızca Avrupa’daki toplu mezarlara bakmanın yeterli olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Tıp tarihinin en büyük pandemilerinden birinin kökenini araştıran bilim insanları, cevaplardan bazılarını Avrupa’dan binlerce kilometre uzakta, bugünkü <strong>Kırgızistan’da bulunan küçük bir Orta Çağ mezarlığında</strong> buldu.</p>

<p>Ve onları oraya götüren şey yalnızca modern genetik değildi.</p>

<p>Önce bir mezar taşı vardı.</p>

<p>Üzerinde tek bir kelime:</p>

<p><strong>Mawtānā.</strong></p>

<p>Sonra yaklaşık 700 yıl sonra bir insan dişinin içinde korunmuş bakteriyel DNA ortaya çıktı.</p>

<p>Tarih ile modern tıp bilimi böylece aynı noktada buluştu.</p>

<h2>Yaklaşık 140 yıllık bir bilimsel bilmece</h2>

<p>Kara-Djigach ve Burana mezarlıkları 19. yüzyılın sonunda kazıldığında araştırmacıların elinde antik DNA teknolojisi yoktu.</p>

<p>Mezar taşları bir salgının yaşandığını gösterebiliyordu.</p>

<p>Ama insanları hangi mikroorganizmanın öldürdüğünü söyleyemiyordu.</p>

<p>Aradan yaklaşık <strong>140 yıl</strong> geçti.</p>

<p>Arkeoloji, tarih, dilbilim, epidemiyoloji ve genom bilimi aynı sorunun etrafında birleşti.</p>

<p>Ve birkaç milimetrelik diş dokusu, yedi yüzyıldır cevaplanamayan sorulardan birine yeni bir pencere açtı.</p>

<p>Tıp tarihinin belki de en etkileyici yanı tam olarak burada:</p>

<p><strong>Geçmiş yalnızca kitaplarda ve arşivlerde değil, insan bedeninin biyolojik kalıntılarında da saklı olabilir.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bugün bilim insanları birkaç DNA parçasından yalnızca geçmişte hangi hastalığın yaşandığını değil, o hastalığa yol açan bakterinin yüzlerce yıl boyunca nasıl değiştiğini de araştırabiliyor.</p>

<p>Kara-Djigach mezarları bunun dünya tıp tarihindeki en çarpıcı örneklerinden biri.</p>

<hr />
<h2>Bilimsel Kanıt Kutusu</h2>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <th>Soru</th>
   <th>Kanıtın durumu</th>
  </tr>
  <tr>
   <td>1338–1339’da Kara-Djigach çevresinde salgın yaşandı mı?</td>
   <td>Çok güçlü tarihsel kanıt var</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Salgın sırasında Yersinia pestis mevcut muydu?</td>
   <td>Antik DNA ile doğrulandı</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Kara-Djigach bakterileri Kara Ölüm soylarıyla ilişkili mi?</td>
   <td>Evet, güçlü genomik ilişki var</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Tian Shan Y. pestis’in tarihsel evriminde önemli mi?</td>
   <td>Genetik ve ekolojik veriler destekliyor</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Kara-Djigach genomları Kara Ölüm soylarının kesin doğrudan atası mı?</td>
   <td>Kesin olarak söylenemez</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Kara Ölüm’ün ilk insan vakası Kırgızistan’da mıydı?</td>
   <td>Kanıtlanmış değil</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Kırgızistan’dan Avrupa’ya kesin yayılım rotası biliniyor mu?</td>
   <td>Hayır</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>İpek Yolu rol oynamış olabilir mi?</td>
   <td>Evet, olası; ancak kesin rota gösterilmiş değil</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<hr />
<h2>Neden Önemli?</h2>

<p>Kara-Djigach araştırması yalnızca vebanın tarihine ışık tutmuyor.</p>

<p>Aynı zamanda modern <strong>paleogenetiğin tıp tarihini nasıl değiştirdiğini</strong> gösteriyor.</p>

<p>Geçmişte tarihçiler salgınları kronikler, mezar kayıtları, iskeletler ve tarihsel belgeler üzerinden anlamaya çalışıyordu.</p>

<p>Bugün bunların yanına patojenlerin <strong>antik DNA’sı</strong> da eklendi.</p>

<p>Artık bilim insanları yalnızca:</p>

<p><strong>“Bu insanlar neden öldü?”</strong></p>

<p>sorusunu değil,</p>

<p><strong>“Onları öldüren mikroorganizma hangi genetik soydandı, başka salgınlardaki bakterilerle nasıl akrabaydı ve zaman içinde nasıl değişti?”</strong></p>

<p>sorularını da araştırabiliyor.</p>

<p>Kırgızistan’daki 1338–1339 mezarları bu yeni tıp tarihi anlayışının en çarpıcı örneklerinden biri hâline geldi.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<ul>
 <li>Spyrou MA ve ark. <i>The source of the Black Death in fourteenth-century central Eurasia</i>. Nature, 2022.</li>
 <li>Max Planck Institute for Evolutionary Anthropology. <i>Origins of the Black Death identified</i>, 2022.</li>
 <li>Green MH, Fancy H. <i>Plague history, Mongol history and the processes of focalisation leading up to the Black Death</i>. Medical History, 2024.</li>
 <li>Hansen DW, DeWitte SN, Slavin P. Kara-Djigach topluluğundaki ölüm örüntülerine ilişkin biyolojik antropoloji çalışması, 2024.</li>
 <li>World Health Organization. <i>Plague – Fact Sheet</i>.</li>
 <li>U.S. Centers for Disease Control and Prevention. <i>About Plague</i>.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kara-olumden-8-yil-once-kirgizistanda-ne-oldu-700-yillik-dna-sirri-cozdu</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/kara-olum-kirgizistan.jpg" type="image/jpeg" length="89166"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Her Unutkanlık Alzheimer Değil: Günlük Yaşamı Bozan Değişiklikler Önemli]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/her-unutkanlik-alzheimer-degil-gunluk-yasami-bozan-degisiklikler-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/her-unutkanlik-alzheimer-degil-gunluk-yasami-bozan-degisiklikler-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1 Eylül itibarıyla Dünya Alzheimer Ayı başladı. Alzheimer’s Disease International, 2026 kampanyasını “Ne kadar erken bilirseniz, o kadar çok şey yapabilirsiniz: Demans tanısı önemlidir” temasıyla yürütürken Türkiye’de Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşları da farkındalık çalışmalarını sürdürüyor. Her unutkanlık Alzheimer anlamına gelmiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Asıl uyarı, hafıza ve düşünme sorunlarının yeni ortaya çıkması, zaman içinde ilerlemesi ve kişinin daha önce bağımsız yaptığı günlük işleri etkilemeye başlaması.</p>

<h2>Dünya Alzheimer Ayı başladı: Erken tanıda günlük yaşamdaki değişiklikler öne çıkıyor</h2>

<p>Dünya Alzheimer Ayı, 1 Eylül 2026 itibarıyla erken tanı ve zamanında değerlendirme mesajıyla başladı. Alzheimer’s Disease International tarafından yürütülen küresel kampanyanın bu yılki teması, demans belirtilerinin göz ardı edilmemesi ve tanının geciktirilmemesi üzerine kuruldu.</p>

<p>Türkiye’de Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşları da Dünya Alzheimer Ayı kapsamında farkındalık içerikleri yayımlamaya başladı. <strong>21 Eylül ise Dünya Alzheimer Günü</strong> olarak anılıyor.</p>

<p>Kampanyanın gündeme taşıdığı en önemli sorulardan biri şu ayrımda düğümleniyor: Yaş ilerledikçe görülebilen sıradan unutkanlık nerede bitiyor, değerlendirilmesi gereken bilişsel değişiklik nerede başlıyor?</p>

<p>Uluslararası sağlık otoritelerinin üzerinde durduğu temel ölçüt, tek başına unutkanlığın varlığından çok <strong>değişikliğin kişinin önceki durumuna göre yeni olması, giderek artması ve günlük yaşamını etkilemeye başlaması.</strong></p>

<h3>Her unutkanlık Alzheimer anlamına gelmiyor</h3>

<p>Telefonun nereye bırakıldığını zaman zaman unutmak, bir kişinin adını hemen hatırlayamamak veya bir randevuyu unutup daha sonra hatırlamak tek başına Alzheimer hastalığına işaret etmiyor.</p>

<p>Yaş ilerledikçe yeni bilgileri öğrenmek veya hatırlamak daha fazla zaman alabiliyor.</p>

<p>Daha dikkatle değerlendirilmesi gereken tablo ise farklı.</p>

<p>Yıllardır kendi parasını yöneten bir kişinin faturaları karıştırmaya başlaması, birkaç dakika önce konuşulanları sürekli unutması, aynı soruyu kısa aralıklarla tekrar tekrar sorması veya çok iyi bildiği bir yerde yolunu bulamaması sıradan yaşa bağlı unutkanlıktan farklı değerlendiriliyor.</p>

<p>Burada önemli bir bilimsel sınır da bulunuyor:</p>

<p><strong>Bu belirtiler Alzheimer hastalığına özgü değil.</strong></p>

<p>Diğer demans türleri ve bazı tedavi edilebilir sağlık sorunları da benzer bilişsel değişikliklere neden olabiliyor.</p>

<h3>Alzheimer ile demans aynı şey değil</h3>

<p>Demans tek bir hastalığın adı değil.</p>

<p>Hafıza, düşünme, muhakeme, dil ve diğer bilişsel işlevlerdeki bozulmanın günlük yaşamı etkileyecek düzeye ulaştığı tablolar için kullanılan genel bir kavram.</p>

<p>Alzheimer hastalığı ise demansa yol açan hastalıkların en yaygını.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel verilerine göre 2021 yılında dünya genelinde yaklaşık <strong>57 milyon kişi demansla yaşıyordu</strong> ve her yıl yaklaşık <strong>10 milyon yeni vaka</strong> ortaya çıkıyor.</p>

<p>Alzheimer hastalığının tüm demans vakalarının yaklaşık <strong>yüzde 60–70’ini</strong> oluşturduğu tahmin ediliyor.</p>

<p>Yaş demans için en önemli risk faktörlerinden biri olsa da <strong>demans yaşlanmanın normal ve kaçınılmaz sonucu değil.</strong></p>

<h3>Yakın zamanda öğrenilen bilgilerin sürekli unutulması</h3>

<p>Alzheimer hastalığının erken dönemindeki yaygın değişikliklerden biri, yeni öğrenilen bilgilerin hatırlanmasındaki bozulma olabiliyor.</p>

<p>Kişi yıllar önce yaşadığı olayları ayrıntılı biçimde anlatabildiği halde kısa süre önce yapılan bir konuşmayı unutabiliyor.</p>

<p>Aynı sorunun tekrar tekrar sorulması, yeni yapılan planların sürekli unutulması veya kısa süre önce konuşulan bir konunun hiç yaşanmamış gibi yeniden gündeme getirilmesi değerlendirilmesi gereken değişiklikler arasında.</p>

<p>Bir kez unutmak yerine <strong>tekrarlayan bir örüntünün oluşması</strong> daha fazla önem taşıyor.</p>

<h3>Tanıdık yerlerde kaybolma</h3>

<p>İlk kez gidilen bir yerde yönünü şaşırmak herkesin başına gelebilir.</p>

<p>Ancak kişinin yıllardır yaşadığı mahallede eve dönüş yolunu bulamaması veya sürekli gittiği bir yerden nasıl döneceğini hatırlayamaması farklı değerlendiriliyor.</p>

<p>Tanıdık yerlerde kaybolma, Alzheimer ve diğer demans türlerinde görülebilen önemli bilişsel değişikliklerden biri.</p>

<h3>Günlük işlerin giderek zorlaşması</h3>

<p>Alzheimer yalnızca hafızayı etkilemiyor.</p>

<p>Planlama, problem çözme, karar verme ve bir işi doğru sırayla yerine getirme becerileri de bozulabiliyor.</p>

<p>Daha önce kolaylıkla yemek yapan bir kişinin aşamaları karıştırması, uzun yıllardır kendi bankacılık işlemlerini yapan birinin ödemeleri yönetememesi veya alışılmış günlük görevleri yerine getirmesinin giderek zorlaşması değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında yer alıyor.</p>

<p>Temel ölçüt yine aynı:</p>

<p><strong>Kişinin daha önce yapabildiği bir işte yeni ve ilerleyici güçlük ortaya çıkması.</strong></p>

<h3>Zaman ve yer kavramındaki değişiklikler</h3>

<p>Zaman zaman haftanın hangi günü olduğunu karıştırıp daha sonra hatırlamak yaşla birlikte görülebilen bir durum olabilir.</p>

<p>Ancak kişinin bulunduğu zamanı, mevsimi veya yeri sık sık karıştırması ve oraya nasıl geldiğini hatırlamakta zorlanması daha ayrıntılı değerlendirme gerektiriyor.</p>

<p>Bu bulgular Alzheimer’da görülebilse de yalnızca Alzheimer’a özgü kabul edilmiyor.</p>

<h3>Dil ve konuşmadaki değişiklikler</h3>

<p>Zaman zaman doğru kelimeyi bulmakta zorlanmak tek başına demans belirtisi değil.</p>

<p>Daha dikkat çekici olan, kişinin konuşma sırasında giderek daha sık kelime bulamaması, konuşmanın ortasında ne anlatacağını unutması veya başkalarının anlattıklarını takip etmekte belirgin biçimde zorlanması.</p>

<p>Alzheimer bazı kişilerde hafıza dışında <strong>dil, görsel-mekânsal beceriler, planlama ve muhakeme</strong> sorunlarıyla da kendini gösterebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle Alzheimer’ın ilk belirtisinin herkeste mutlaka unutkanlık olması gerekmiyor.</p>

<h3>Davranış değişiklikleri de görülebiliyor</h3>

<p>Demans yalnız bilişsel testlerde ortaya çıkan bir sorun değil.</p>

<p>Bazı kişilerde daha önce bulunmayan belirgin içe kapanma, ilgisizlik, kuşkuculuk veya davranış değişiklikleri görülebiliyor.</p>

<p>Ancak davranış değişiklikleri de Alzheimer’a özgü değil.</p>

<p>Özellikle bazı diğer demans türlerinde davranışsal belirtiler hafıza bozukluğundan önce bile ön plana çıkabiliyor.</p>

<h3>Unutkanlığın tedavi edilebilir nedenleri de var</h3>

<p>Hafıza sorunu yaşayan herkes Alzheimer hastası değil.</p>

<p>Unutkanlık ve düşünme güçlüğüne yol açabilecek nedenler arasında:</p>

<ul>
 <li>uyku bozuklukları,</li>
 <li>depresyon ve anksiyete,</li>
 <li>bazı ilaçların yan etkileri,</li>
 <li>tiroid bozuklukları,</li>
 <li>B12 vitamini eksikliği,</li>
 <li>alkol veya madde kullanımı,</li>
 <li>bazı enfeksiyonlar,</li>
 <li>metabolik hastalıklar,</li>
 <li>başka nörolojik hastalıklar</li>
</ul>

<p>yer alabiliyor.</p>

<p>Bu nedenlerin bazılarında uygun tedaviyle bilişsel yakınmalar azalabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle kişiye yalnızca <strong>“yaşlandın, normal”</strong> demek de <strong>“bu kesin Alzheimer”</strong> demek de doğru değil.</p>

<p>Amaç, değişikliğin altında yatan nedeni belirlemek.</p>

<h3>Hafif bilişsel bozukluk demansla aynı değil</h3>

<p>Normal yaşlanma ile demans arasında <strong>hafif bilişsel bozukluk</strong>, tıptaki kısaltmasıyla MCI olarak adlandırılan bir tablo bulunuyor.</p>

<p>Bu kişiler yaşıtlarına göre daha belirgin hafıza veya düşünme sorunları yaşayabiliyor ancak günlük yaşamlarını büyük ölçüde bağımsız sürdürebiliyor.</p>

<p>MCI bulunan herkes ilerleyen yıllarda Alzheimer hastalığı geliştirmiyor.</p>

<p>Bazı kişilerde durum sabit kalabiliyor, bazılarında düzelebiliyor, bazılarında ise zaman içerisinde demansa ilerleyebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle tek bir değerlendirmeden çok değişikliğin <strong>zaman içindeki seyri</strong> önem taşıyor.</p>

<h3>Ani başlayan kafa karışıklığı ayrı değerlendirilmeli</h3>

<p>Alzheimer hastalığı genellikle <strong>yavaş başlayan ve zaman içinde ilerleyen</strong> bir hastalık.</p>

<p>Saatler veya birkaç gün içinde aniden gelişen ağır kafa karışıklığı, bilinç düzeyinde değişiklik, aşırı uyku hali veya belirgin davranış değişikliği yalnız Alzheimer üzerinden değerlendirilmemeli.</p>

<p>Enfeksiyonlar, ilaç etkileri, metabolik bozukluklar, inme ve <strong>deliryum</strong> gibi durumlar akut bilişsel değişikliklere neden olabiliyor.</p>

<p>National Institute for Health and Care Excellence, demans ile deliryumun birbirinden ayırt edilemediği akut durumlarda öncelikle deliryumun değerlendirilmesini öneriyor.</p>

<p>Bu nedenle <strong>aniden ortaya çıkan belirgin kafa karışıklığı “Alzheimer başladı” diye beklenmemeli ve tıbbi değerlendirme geciktirilmemeli.</strong></p>

<h3>Alzheimer tanısı tek bir testle konulmuyor</h3>

<p>Alzheimer için kişinin kendi kendine uygulayabileceği tek ve kesin bir test bulunmuyor.</p>

<p>Değerlendirmede kişinin ve yakınlarının anlattığı değişiklikler, günlük yaşam becerileri, fizik ve nörolojik muayene, bilişsel testler ve gerekli laboratuvar incelemeleri birlikte ele alınıyor.</p>

<p>Gerekli hastalarda beyin görüntüleme yöntemlerinden yararlanılıyor.</p>

<p>Seçilmiş hastalarda Alzheimer hastalığıyla ilişkili biyolojik süreçleri değerlendirmek için beyin omurilik sıvısı, görüntüleme veya farklı biyobelirteç yöntemleri de kullanılabiliyor.</p>

<p>Tek bir bilişsel testten normal sonuç alınması da demansı her durumda tek başına dışlamıyor.</p>

<h3>İnternetteki hafıza testleri tanı koymuyor</h3>

<p>Çevrim içi bilişsel testler kişinin bazı güçlüklerini fark etmesine yardımcı olabilir ancak Alzheimer tanısı koyamaz.</p>

<p>Birkaç sorunun yanlış yanıtlanması Alzheimer olduğu anlamına gelmediği gibi yüksek puan almak da hastalığı kesin biçimde dışlamıyor.</p>

<p>Bilişsel testler, hekim değerlendirmesinin yalnızca bir parçasını oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Erken tanının önemi tedaviyle sınırlı değil</h3>

<p>2026 Dünya Alzheimer Ayı kampanyasının merkezindeki konulardan biri erken tanı.</p>

<p>Erken değerlendirme öncelikle bilişsel sorunların Alzheimer dışındaki ve bazen tedavi edilebilir nedenlerinin bulunmasını sağlayabiliyor.</p>

<p>Demans tanısı konulduğunda ise kişi ve ailesi mevcut tedavi ve destek seçeneklerini daha erken değerlendirebiliyor.</p>

<p>Güvenlik, günlük yaşam, bakım ihtiyaçları ve gelecekteki finansal veya hukuki kararlar için daha fazla zaman kazanılabiliyor.</p>

<p>Uygun hastalar hastalığın evresine göre mevcut tedavilere veya klinik araştırmalara yönlendirilebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle 2026 kampanyasının mesajı yalnızca hastalığa erken isim koymak değil, <strong>kişiye ve ailesine daha erken hareket etme olanağı sağlamak.</strong></p>

<h3>Demans riskinin bir bölümü değiştirilebilir</h3>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, Temmuz 2026’da bilişsel gerileme ve demans riskinin azaltılmasına ilişkin güncel kılavuzunu yayımladı.</p>

<p>DSÖ’ye göre <strong>demans riskinin yüzde 45’e kadar olan bölümü değiştirilebilir risk faktörleriyle ilişkili olabilir</strong> ve bu faktörlerin azaltılması bazı demans vakalarının önlenmesine veya geciktirilmesine katkı sağlayabilir.</p>

<p>Bu oran yalnız Alzheimer hastalığını değil, <strong>genel demans riskini</strong> ifade ediyor.</p>

<p>Risk azaltma yaklaşımında fiziksel aktivite, tütün kullanımının bırakılması, zararlı alkol kullanımının azaltılması ve sağlıklı beslenme öne çıkıyor.</p>

<p>Hipertansiyon, diyabet ve yüksek kolesterol gibi kardiyometabolik risklerin kontrolü; sosyal ve bilişsel aktivitenin sürdürülmesi, işitme kaybının uygun biçimde ele alınması ve hava kirliliği maruziyetinin azaltılması da değerlendirilen alanlar arasında.</p>

<p>Ancak risk faktörlerini azaltmak, kişinin kesinlikle demans geliştirmeyeceği anlamına gelmiyor.</p>

<h3>Vitamin takviyeleri demansı önlemek için rutin çözüm değil</h3>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel yaklaşımında takviyeler konusunda da önemli bir sınır bulunuyor.</p>

<p>Tanılanmış bir eksiklik veya başka tıbbi gereklilik yoksa <strong>B vitaminleri, E vitamini, omega-3 yağ asitleri veya multivitaminlerin yalnızca demansı önlemek amacıyla rutin kullanımını destekleyen yeterli kanıt bulunmuyor.</strong></p>

<p>Bu durum, eksiklik saptanan kişinin tedavi edilmemesi gerektiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Örneğin B12 eksikliği bilişsel yakınmalara yol açabileceği için tanı konulduğunda uygun biçimde tedavi edilmeli.</p>

<h3>Normal yaşlanma ile değerlendirilmesi gereken değişiklik arasındaki çizgi</h3>

<p>Dünya Alzheimer Ayı’nın 2026 mesajı, insanları her unutkanlıkta hastalık endişesine sürüklemek yerine <strong>yeni, ilerleyici ve günlük yaşamı etkileyen değişikliklerin fark edilmesini</strong> hedefliyor.</p>

<p>Bir ismi unutup daha sonra hatırlamakla yakın zamanda konuşulanları sürekli unutmak aynı şey değil.</p>

<p>Anahtarı zaman zaman nereye koyduğunu unutmakla eşyaları sürekli uygunsuz yerlere koyup nasıl oraya geldiğini hatırlayamamak aynı şey değil.</p>

<p>Bir faturayı unutmakla yıllardır yönetilen para işlerini artık sürdürememek de aynı şekilde değerlendirilmiyor.</p>

<p>Yeni bir yerde yönünü şaşırmak ile yıllardır bilinen bir yerde kaybolmak arasındaki fark da önemli.</p>

<p>Kişinin aynı soruları sürekli tekrarlaması, tanıdık yerlerde kaybolması, günlük işlerini yönetmekte giderek zorlanması veya ailesinin fark ettiği belirgin bilişsel değişiklikler göstermesi durumunda profesyonel değerlendirme geciktirilmemeli.</p>

<p><strong>Erken fark etmek, kişiye Alzheimer etiketi koymak için değil; değişikliğin nedenini zamanında anlayabilmek için önemli.</strong></p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<ul>
 <li>Alzheimer’s Disease International — World Alzheimer’s Month 2026 ve 2026 Campaign Toolkit</li>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü — Dementia Fact Sheet, 2026</li>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü — Bilişsel gerileme ve demans riskinin azaltılmasına ilişkin güncel kılavuz, 2026</li>
 <li>ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü — Hafıza sorunları, yaşlanma ve Alzheimer hastalığına ilişkin klinik bilgilendirmeler</li>
 <li>ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü — Hafif bilişsel bozukluk bilgilendirmesi</li>
 <li>National Institute for Health and Care Excellence — Demans değerlendirme, yönetim ve destek kılavuzu</li>
 <li>Alzheimer’s Association — Alzheimer hastalığının erken uyarı işaretleri</li>
 <li>T.C. Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşları — 1–30 Eylül Dünya Alzheimer Ayı farkındalık duyuruları</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/her-unutkanlik-alzheimer-degil-gunluk-yasami-bozan-degisiklikler-onemli</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/normal-yaslanma-mi-alzheimer-mi.webp" type="image/jpeg" length="28649"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gözde Batma, Yanma ve Ağrı: Hangi Belirti Ne Söyler?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gozde-batma-yanma-ve-agri-hangi-belirti-ne-soyler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gozde-batma-yanma-ve-agri-hangi-belirti-ne-soyler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz ağrısı çoğu zaman kuruluk, enfeksiyon, yabancı cisim veya ekran yorgunluğuyla ilişkili olabilir. Ancak görme kaybı, şiddetli kızarıklık, ışık hassasiyeti ve bulantı acil uyarıdır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Göz Ağrısı Neden Olur? Hangi Belirtiler Acil Uyarıdır?</p>

<p>Göz ağrısı; göz yüzeyinde batma, yanma, kum kaçmış hissi ya da gözün içinde derin bir sızı şeklinde ortaya çıkabilir. Çoğu neden basit olsa da ani başlayan şiddetli ağrı, görme bulanıklığı, ışığa hassasiyet, bulantı, kusma, göz çevresinde şişlik veya ışıkların etrafında halka görme acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Özellikle kontakt lens kullananlarda göz ağrısı daha dikkatli ele alınmalıdır. Lensle birlikte kızarıklık, akıntı, ışık hassasiyeti veya görme azalması varsa kornea enfeksiyonu riski nedeniyle beklemek doğru değildir.</p>

<p>Göz ağrısının en sık nedenlerinden biri göz kuruluğudur. Göz kuruluğu, gözyaşının miktarının ya da kalitesinin yetersiz kalmasıyla gelişir; yanma, batma, sulanma ve bulanık görme yapabilir. Uzun ekran kullanımı, kuru hava, bazı ilaçlar ve yaşla birlikte göz kuruluğu artabilir.</p>

<p>Göze toz, kirpik, makyaj kalıntısı veya küçük bir yabancı cisim kaçması da ağrıya yol açabilir. Korneada, yani gözün önündeki saydam tabakada çizik oluşursa batma hissi belirginleşir, göz sulanır ve ışığa bakmak zorlaşabilir.</p>

<p>Konjonktivit, halk arasında göz iltihabı olarak bilinen tablonun sık nedenlerinden biridir. Viral, bakteriyel veya alerjik olabilir. Kızarıklık, sulanma, çapaklanma, kaşıntı ve yanma eşlik edebilir. Kalın akıntı, tek gözde belirgin ağrı veya görme azalması varsa muayene geciktirilmemelidir.</p>

<p>Arpacık ve şalazyon da göz kapağında ağrılı ya da hassas şişlik yapabilir. Arpacık genellikle kirpik diplerindeki bezlerin iltihaplanmasıyla oluşur. Şalazyon ise yağ bezinin tıkanmasıyla gelişir ve bazen daha yavaş büyüyen bir kapak şişliği şeklinde fark edilir.</p>

<p>Gözün daha derin dokularını etkileyen üveit, sklerit ve optik nörit gibi durumlar daha ciddi nedenler arasındadır. Üveit, gözün orta tabakasındaki iltihaplanmadır; ağrı, kızarıklık, ışığa hassasiyet ve bulanık görme yapabilir. Optik nörit ise görme sinirinin iltihaplanmasıdır ve özellikle göz hareketleriyle artan ağrı ve görme değişikliğiyle gündeme gelebilir.</p>

<p>Glokomun bazı türleri sessiz ilerlerken, akut açı kapanması glokomu ani ve şiddetli tabloya neden olabilir. Göz ağrısına baş ağrısı, bulantı, kusma, bulanık görme ve ışıkların etrafında renkli halkalar eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>Gözün arkasında hissedilen ağrı bazen migren, küme tipi baş ağrısı, sinüzit veya göz kaslarını zorlayan uzun süreli odaklanmayla ilişkili olabilir. Ancak ağrı tek taraflı, yeni başlamış, çok şiddetli veya nörolojik belirtilerle birlikteyse başka hastalıkların dışlanması gerekir.</p>

<p>Evde yapılabilecek ilk adımlar, yalnızca hafif ve kısa süreli şikayetler için düşünülmelidir. Gözü ovuşturmamak, kontakt lensi çıkarmak, ekran molası vermek, suni gözyaşı kullanmak ve temiz hijyen sağlamak rahatlatıcı olabilir. Kimyasal temas varsa göz bol temiz suyla yıkanmalı ve acil yardım alınmalıdır.</p>

<p>Gözde saplanmış yabancı cisim varsa kişi bunu çıkarmaya çalışmamalıdır. Travma, kimyasal temas, kanama, irinli akıntı, ani görme kaybı, çift görme, göz hareketinde kısıtlılık veya son haftalarda geçirilmiş göz ameliyatı varsa durum acil kabul edilmelidir.</p>

<p>Göz ağrısında tedavi, nedenin ne olduğuna göre değişir. Enfeksiyonda uygun damla veya ilaçlar, kurulukta gözyaşı desteği, alerjide tetikleyiciden uzak durma ve gerekli tedaviler, glokom gibi basınç artışlarında ise hızlı uzman müdahalesi gerekebilir. Antibiyotik, kortizonlu damla veya uyuşturucu damlalar hekim önerisi olmadan kullanılmamalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. WebMD, Eye Pain: Causes and Treatment<br />
2. Mayo Clinic, Eye Pain<br />
3. NHS, Eye Pain<br />
4. Cleveland Clinic, Eye Pain<br />
5. American Academy of Ophthalmology, Pain in Eye<br />
6. Jacobs DS, Diagnosis and Treatment of Ocular Pain: The Ophthalmologist’s Perspective, Current Ophthalmology Reports, 2017 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gozde-batma-yanma-ve-agri-hangi-belirti-ne-soyler</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9542.jpeg" type="image/jpeg" length="44674"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özbekistan Bağımsızlığının 35. Yılında: Sağlıkta 35 Yılda Ne Değişti?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ozbekistan-bagimsizliginin-35-yilinda-saglikta-35-yilda-ne-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ozbekistan-bagimsizliginin-35-yilinda-saglikta-35-yilda-ne-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugün 1 Eylül, Özbekistan’ın Bağımsızlık Günü. Bundan 35 yıl önce kendi geleceğini belirleme iradesini dünyaya ilan eden ülkede sağlık göstergeleri de önemli ölçüde değişti. Bağımsızlıktan bu yana beş yaş altı çocuk ölüm hızının yaklaşık yüzde 81 azalması dönüşümün en çarpıcı göstergelerinden biri.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bugün ise aile hekimliği, devlet sağlık sigortası, dijital sağlık, kalite ve akreditasyon reformları yeni dönemin merkezinde. Buna karşılık kronik hastalıklar, cepten sağlık harcamaları ve sağlık hizmetlerindeki bölgesel eşitsizlikler önemli sınamalar olmaya devam ediyor.</p>

<h2>1 Eylül: Özbek halkı için bir bayramdan daha fazlası</h2>

<p>Bugün Özbekistan’da yalnızca bir millî bayram kutlanmıyor.</p>

<p>1 Eylül, milyonlarca Özbek için <strong>kendi geleceğini belirleyebilmenin, ulusal egemenliğin ve bağımsız bir devlet olarak yolunu çizebilmenin simgesi.</strong></p>

<p>31 Ağustos 1991’de Özbekistan’ın devlet bağımsızlığı ilan edildi. 1 Eylül ise ülkenin Bağımsızlık Günü olarak kabul edildi.</p>

<p>Semerkant’tan Buhara’ya, Taşkent’ten Fergana Vadisi’ne uzanan ve yüzyıllar boyunca bilim, tıp, ticaret ve kültürün önemli merkezlerinden biri olan bu coğrafya, 1991’de tarihinde yeni bir döneme girdi.</p>

<p>Bugün Özbekistan bağımsızlığının <strong>35. yılını</strong> kutluyor.</p>

<p>2026 yılı kutlamaları ülke genelinde <strong>“Tek Vatan, Tek Halk — Birlikte Yeni Bir Hayat ve Gelecek Yaratıyoruz”</strong> ana düşüncesi etrafında gerçekleştiriliyor. Özbekistan’ın resmî kurumları Bağımsızlık Günü’nü ulusal gurur, barış ve ilerlemenin sembolü olarak tanımlıyor.</p>

<p>Ancak bir ülkenin bağımsızlık dönemindeki gelişimini yalnız ekonomik büyüklüğü, yolları veya şehirleri göstermez.</p>

<p>Bir bebeğin hayatta kalabilmesi, bir annenin güvenli doğuma ulaşması, insanların ne kadar yaşadığı ve hastalandıklarında nitelikli sağlık hizmeti alabilmesi de kalkınmanın temel göstergeleri arasında yer alır.</p>

<p>Özbekistan’ın son 35 yılına sağlık penceresinden bakıldığında önemli bir değişim görülüyor.</p>

<h1>En çarpıcı değişim çocukların hayatta kalmasında</h1>

<p>Sağlık sistemlerinin gelişimini gösteren en hassas göstergelerden biri beş yaş altı çocuk ölüm hızıdır.</p>

<p>UNICEF’in uluslararası karşılaştırılabilir verilerine göre Özbekistan’ın bağımsızlığını kazandığı <strong>1991 yılında her 1000 canlı doğumda 69,3 çocuk beş yaşına ulaşamadan hayatını kaybediyordu.</strong></p>

<p>2024’te bu oran <strong>13,4’e</strong> geriledi.</p>

<p>Bu, yaklaşık <strong>yüzde 81’lik bir azalma</strong> anlamına geliyor.</p>

<p>Bu gelişmeyi tek bir sağlık politikasıyla açıklamak mümkün değil.</p>

<p>Anne ve çocuk sağlığı hizmetlerinin gelişmesi, doğum öncesi takip, yenidoğan bakımındaki ilerlemeler, aşılama programları, enfeksiyonların kontrolü, beslenme koşulları, temiz su ve sanitasyon gibi birçok faktör uzun dönemli değişime katkıda bulundu.</p>

<p>Ortaya çıkan tablo, bağımsızlığın ilk yıllarıyla karşılaştırıldığında Özbek çocuklarının yaşamın ilk beş yılını geçirme şansının belirgin biçimde arttığını gösteriyor.</p>

<h1>Anne sağlığında ilerleme var</h1>

<p>Bir sağlık sisteminin niteliğini değerlendirmede anne ölüm oranı da temel göstergeler arasında.</p>

<p>Dünya Bankası’nın uluslararası ortak tahminlerine göre Özbekistan’da <strong>2023 yılı anne ölüm oranı 100 bin canlı doğumda 26</strong> olarak hesaplandı.</p>

<p>Burada önemli bir bilimsel ayrım bulunuyor.</p>

<p>Bu sayı doğrudan tek bir hastane kayıt sisteminden elde edilen ham veri değil; ülkeler arasında karşılaştırılabilirlik amacıyla oluşturulan <strong>modellenmiş uluslararası tahmin</strong>.</p>

<p>Anne ölümlerini daha da azaltabilmek için riskli gebeliklerin erken belirlenmesi, obstetrik acillere zamanında erişim, kan ürünlerinin bulunabilirliği, etkin sevk zinciri ve özellikle kırsal bölgelerde nitelikli doğum hizmetlerinin güçlendirilmesi önemini koruyor.</p>

<h1>Ortalama yaşam süresi yaklaşık 72 yıl</h1>

<p>Dünya Bankası’nın erişilebilir en güncel karşılaştırılabilir verilerine göre Özbekistan’da doğuşta beklenen yaşam süresi <strong>2023 yılında yaklaşık 72 yıl</strong> düzeyinde.</p>

<p>Ancak insanların daha uzun yaşaması sağlık sisteminin yükünü ortadan kaldırmıyor; hastalıkların niteliğini değiştiriyor.</p>

<p>Özbekistan’da sağlık gündeminin önemli bölümü artık kronik hastalıklardan oluşuyor.</p>

<h1>Yeni büyük mücadele: Kalp hastalıkları ve diğer kronik hastalıklar</h1>

<p>WHO Avrupa Sağlık Sistemleri Gözlemevi’nin değerlendirmesine göre bulaşıcı olmayan hastalıklar Özbekistan’daki hastalık ve ölüm yükünün temel bölümünü oluşturuyor.</p>

<p>Kalp-damar hastalıkları başlıca ölüm nedenleri arasında öne çıkarken hipertansiyon, sağlıksız beslenme, tütün kullanımı ve hava kirliliği de önemli risk faktörleri arasında değerlendiriliyor.</p>

<p>Bu tablo, ülkenin sağlık politikasını hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi etmekten daha fazla <strong>erken tanı ve korunmaya</strong> yöneltiyor.</p>

<h1>Kalp krizi ve inmeye karşı yeni program</h1>

<p>Bu yaklaşımın en güncel örneklerinden biri 2026’da açıklanan ulusal kalp krizi ve inme programı.</p>

<p>20 Ocak 2026’da duyurulan resmî plana göre uluslararası <strong>“Stent for Life”</strong> ve <strong>“Action Plan for Stroke”</strong> modellerinden yararlanılarak hazırlanan programın 1 Mayıs 2026’dan itibaren Taşkent şehri ve Semerkant bölgesinde uygulanması öngörüldü.</p>

<p>Programın 1 Ekim 2026’dan itibaren Andican, Namangan ve Fergana bölgelerine, 2027’den itibaren ise ülkenin diğer bölgelerine yaygınlaştırılması planlandı.</p>

<p>Program kapsamında 30 yaş üzerindeki nüfusun düzenli risk değerlendirmesine alınması, yüksek risk taşıyan kişilerin hedefli incelemelere yönlendirilmesi ve akut kalp krizi ile inmede müdahale süresinin kısaltılması amaçlanıyor.</p>

<p>Ambulansların telemetrik EKG ve monitörlü defibrilatörlerle desteklenmesi, EKG sonuçlarının yapay zekâ yardımıyla değerlendirilmesi ve inme tanısında dijital teknolojilerin kullanılması da planın bileşenleri arasında.</p>

<p>Ancak program yeni olduğu için <strong>1 Eylül 2026 itibarıyla ölüm, komplikasyon veya uzun dönemli klinik sonuçları ne ölçüde değiştirdiğini gösterecek yeterli izlem verisi bulunmuyor.</strong></p>

<p>Bu nedenle programın nihai başarısı konusunda şimdiden hüküm vermek doğru değil.</p>

<h1>Aile hekimliği yeni sistemin merkezine yerleşiyor</h1>

<p>Özbekistan’daki en önemli yapısal değişikliklerden biri birinci basamak sağlık hizmetlerinde yaşanıyor.</p>

<p>Syrdarya bölgesinde 2021’den itibaren stratejik sağlık hizmeti satın alma ve daha kapsamlı birinci basamak hizmetlerine dayalı bir model pilot olarak uygulanmaya başladı. WHO Avrupa Sağlık Sistemleri Gözlemevi bu uygulamayı sağlık reformlarının önemli bileşenlerinden biri olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Yeni modelin daha sonra diğer bölgelere yaygınlaştırılması yönünde adımlar atıldı.</p>

<p>2025’te alınan kararlarla modelin <strong>1 Ocak 2026’dan itibaren Semerkant bölgesinin ilçe ve şehirlerinde uygulanması</strong> öngörüldü.</p>

<p>Mart 2026 tarihli resmî veriler ise Semerkant’ın Pakhtachi ilçesinde yeni birinci basamak modelinin <strong>19 sağlık kuruluşunda fiilen uygulamaya alındığını</strong> gösteriyor.</p>

<p>Yeni yaklaşımda aile hekimliği ve koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Bu dönüşüm başarılı biçimde yaygınlaştırılabilirse sağlık sisteminin ağırlığı hastane merkezli yapıdan daha güçlü bir birinci basamak modeline doğru kayabilir.</p>

<h1>Devlet sağlık sigortasında yeni dönem</h1>

<p>Özbekistan’ın 2026 sağlık reformlarının dikkat çeken başlıklarından biri devlet sağlık sigortası.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>5 Mayıs 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla <strong>1 Temmuz 2026’dan itibaren özel sağlık kuruluşlarının da lisansları kapsamındaki alanlarda devlet sağlık sigortası sistemi üzerinden kamu bütçesiyle finanse edilen sağlık hizmetleri sunabilmesine izin verildi.</strong></p>

<p>Tedavi giderlerinin kamu ve özel sağlık kuruluşları için ortak temel fiyatlar üzerinden karşılanması öngörüldü.</p>

<p>Aynı düzenlemede özel sektörün sağlık hizmetlerindeki payının <strong>2030’a kadar yüzde 30’a çıkarılması</strong> hedeflendi.</p>

<p>Bu reformun önemini artıran temel nedenlerden biri ise vatandaşların doğrudan yaptığı sağlık harcamaları.</p>

<h1>Cepten sağlık harcamaları hâlâ önemli bir sorun</h1>

<p>WHO Avrupa Sağlık Sistemleri Gözlemevi’nin 2024 değerlendirmesine göre Özbekistan’da kamu tarafından finanse edilen temel bir sağlık paketi bulunuyor ancak bu paket bütün temel hizmetleri ve ilaçları kapsamıyor.</p>

<p>2021’de kişi başına kamu sağlık harcaması satın alma gücü paritesine göre <strong>673 dolar</strong> düzeyindeydi.</p>

<p>Raporda cepten sağlık harcamalarının yüksek olmasının özellikle daha düşük gelirli grupların sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştırabildiği belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle devlet sağlık sigortası reformunun başarısı yalnız sisteme kaç sağlık kuruluşunun katıldığıyla değil, <strong>vatandaşların sağlık nedeniyle karşılaştığı ekonomik yükün ne kadar azaltıldığıyla</strong> ölçülecek.</p>

<h1>Aşılama güçlü alanlardan biri</h1>

<p>Özbekistan’ın dikkat çeken sağlık başarılarından biri çocukluk çağı aşılama programı.</p>

<p>UNICEF verilerine göre 2024 yılında bir yaşından küçük çocukların <strong>yüzde 96,8’i difteri, tetanoz ve boğmacaya karşı üç doz aşı</strong>, yüzde <strong>98,9’u ise kızamık aşısı</strong> aldı.</p>

<p>Özbekistan HPV aşılamasında da bölgede dikkat çeken örneklerden biri oldu.</p>

<p>HPV aşısı 2019’da ulusal aşılama programına alındı. WHO’nun 2022’de yayımladığı verilere göre 12–14 yaşındaki kızların <strong>yüzde 94’ü HPV aşısının ilk dozunu</strong> almıştı.</p>

<p>Bu yüzde 94’lük oran <strong>2022 yılına ait ilk doz verisi</strong> olduğundan güncel 2026 aşılama oranı olarak yorumlanmamalı.</p>

<h1>Dijital sağlıkta yaklaşık 38 milyon kişilik sistem</h1>

<p>Özbekistan’ın son yıllardaki en hızlı dönüşümlerinden biri sağlık hizmetlerinin dijitalleştirilmesinde yaşandı.</p>

<p>Sağlık Bakanı Asilbek Khudayarov’un Ocak 2026 tarihli açıklamasında <strong>37,7 milyon kişinin DMED sistemine bağlandığı ve elektronik sağlık kayıtlarının oluşturulduğu</strong> bildirildi.</p>

<p>Daha güncel, Haziran 2026 tarihli resmî bir açıklamada ise DMED platformunun <strong>yaklaşık 38 milyon kişiyi kapsadığı</strong>, sisteme 8 binden fazla özel klinik ile yaklaşık 6 bin eczanenin bağlandığı belirtildi.</p>

<p>Bu nedenle 1 Eylül 2026 itibarıyla dijital sağlık sisteminin kapsamını <strong>yaklaşık 38 milyon kişi</strong> olarak ifade etmek daha güncel.</p>

<p>Elektronik reçete sistemi de dijital dönüşümün önemli parçalarından biri.</p>

<p>Resmî açıklamalarda elektronik reçete uygulaması sonrasında gereksiz ilaç yazımı olarak değerlendirilen vakalarda yüzde 40 azalma bildirildi. Bu sayı resmî operasyonel veri niteliğinde olduğundan bağımsız akademik etki araştırmasıyla aynı kanıt düzeyinde değerlendirilmemeli.</p>

<p>2026’da alınan yeni kararlarla sağlık kuruluşlarının bilgi sistemlerinin ortak <strong>Dijital Sağlık Platformu</strong> ile bütünleştirilmesi de hedeflendi.</p>

<p>Bundan sonraki sınav; sistemlerin birbirleriyle uyumu, veri güvenliği, hasta mahremiyeti ve dijitalleşmenin sağlık çalışanlarının iş yükü ile hizmet kalitesine gerçek etkisi olacak.</p>

<h1>Kalite ve akreditasyonda yeni standartlar</h1>

<p>5 Mayıs 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla Özbekistan sağlık sisteminde kalite denetimi açısından önemli hedefler belirlendi.</p>

<p>Buna göre <strong>2030’a kadar 3 binden fazla kamu sağlık kuruluşunun lisanslama gerekliliklerine uygun hâle getirilmesi</strong> ve sağlık hizmetlerinde <strong>en az 75 ulusal akreditasyon standardının uygulanması</strong> amaçlanıyor.</p>

<p>Kamu ve özel sağlık kuruluşları için ortak gereklilikler oluşturulması ve hizmet kalitesinin elektronik sistemler üzerinden izlenmesi de kararın hedefleri arasında.</p>

<p>Ayrıca 1 Temmuz 2026’dan itibaren tıbbi faaliyetlerin lisanslanmasına ilişkin işlevlerin Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Tıbbi Kuruluşları Lisanslama ve Akreditasyon Merkezinde toplanması kararlaştırıldı.</p>

<p>Bunun gerçek etkisi ancak önümüzdeki yıllardaki kalite ve hasta güvenliği göstergeleriyle değerlendirilebilecek.</p>

<h1>Özel sağlık sektörü hızla büyüyor</h1>

<p>Özbekistan sağlık sisteminde özel sektörün kapasitesi de son yıllarda belirgin biçimde arttı.</p>

<p>Mayıs 2026’daki resmî değerlendirmede ülkedeki özel klinik sayısının 2016’da yaklaşık <strong>3 bin 200</strong> olduğu, bu sayının <strong>2026 sonunda 8 bin 700’e ulaşmasının beklendiği</strong> bildirildi.</p>

<p>Aynı açıklamada özel sektörde sunulan tıbbi hizmet alanlarının 39’dan 116’ya, yatak kapasitesinin ise 16 binden 57 bine yükseldiği belirtildi.</p>

<p>Buradaki <strong>8 bin 700 rakamı kesin mevcut sayı değil, 2026 sonuna ilişkin resmî beklenti</strong>.</p>

<p>Özel sağlık sektörünün genişlemesi kapasite ve hizmet çeşitliliğini artırabilir. Ancak devlet sağlık sigortası kaynaklarının özel kuruluşlarda da kullanılmaya başlanması; kalite denetimi, akreditasyon ve hasta güvenliğini daha da kritik hâle getiriyor.</p>

<h1>Özbekistan’ın önündeki sağlık sınavı değişti</h1>

<p>Bağımsızlığın ilk yıllarında anne ve çocuk sağlığı ile bulaşıcı hastalıkların kontrolü ön plandayken bugün Özbekistan çok daha karmaşık bir sağlık yüküyle karşı karşıya.</p>

<p>Kalp-damar hastalıkları ve diğer kronik hastalıklar giderek daha önemli hâle gelirken cepten sağlık harcamaları, sağlık çalışanlarının bölgeler arasındaki dağılımı, ilaçlara erişim ve hizmet kalitesindeki farklılıklar çözülmesi gereken başlıklar arasında bulunuyor.</p>

<p>WHO değerlendirmeleri çok ilaca dirençli tüberkülozun da ülkede önemini koruduğunu gösteriyor.</p>

<p>Dolayısıyla önümüzdeki dönemde başarı yalnız daha fazla hastane veya daha fazla teknolojiyle ölçülmeyecek.</p>

<p>Asıl ölçüt, bu reformların <strong>insanların daha sağlıklı yaşamasını, hastalandığında zamanında sağlık hizmetine ulaşmasını ve sağlık harcamaları nedeniyle ekonomik güçlük yaşamamasını sağlayıp sağlamadığı</strong> olacak.</p>

<h1>35 yıl sonra</h1>

<p>1 Eylül 1991’de başlayan bağımsızlık dönemi, Özbekistan’a kendi kurumlarını ve sağlık politikalarını şekillendirme imkânı verdi.</p>

<p>Aradan geçen 35 yılda çocukların hayatta kalma ihtimalinden aşılama programlarına kadar pek çok temel göstergede önemli ilerlemeler kaydedildi.</p>

<p>Bugün ise yeni bir dönem başlıyor.</p>

<p><strong>Özbekistan’ın bundan sonraki sağlık hikâyesini, insanların yalnız ne kadar uzun yaşadığı değil; o yılları ne kadar sağlıklı, güvenli ve sağlık hizmetine eşit biçimde erişerek geçirdiği belirleyecek.</strong></p>

<hr />
<h1>BİLİMSEL VERİ KUTUSU</h1>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <th>Gösterge</th>
   <th>En güncel doğrulanmış veri</th>
  </tr>
  <tr>
   <td>Bağımsızlığın ilanı</td>
   <td><strong>31 Ağustos 1991</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Bağımsızlık Günü</td>
   <td><strong>1 Eylül</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>2026</td>
   <td><strong>Bağımsızlığın 35. yılı</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Beş yaş altı ölüm hızı, 1991</td>
   <td><strong>69,3 / 1000 canlı doğum</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Beş yaş altı ölüm hızı, 2024</td>
   <td><strong>13,4 / 1000 canlı doğum</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>1991–2024 değişimi</td>
   <td><strong>Yaklaşık %81 azalma</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Doğuşta beklenen yaşam süresi</td>
   <td><strong>72 yıl — 2023</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Anne ölüm oranı</td>
   <td><strong>26 / 100.000 canlı doğum — 2023 modellenmiş tahmin</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>DTP3 aşılama</td>
   <td><strong>%96,8 — 2024</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Kızamık aşılama</td>
   <td><strong>%98,9 — 2024</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>DMED dijital sağlık sistemi</td>
   <td><strong>Yaklaşık 38 milyon kişi — Haziran 2026 resmî açıklama</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Lisanslama hedefi</td>
   <td><strong>2030’a kadar 3.000’den fazla kamu sağlık kuruluşu</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Akreditasyon hedefi</td>
   <td><strong>En az 75 ulusal standart</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Özel sektör hedefi</td>
   <td><strong>2030’a kadar sağlık hizmetlerinin %30’u</strong></td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h2>Metodolojik not</h2>

<p>Sağlık göstergeleri aynı takvim yılında yayımlanmadığı için 1 Eylül 2026 itibarıyla erişilebilen en güncel uluslararası karşılaştırılabilir veriler farklı yıllara ait olabilir.</p>

<p>Bu nedenle 2023 ve 2024 göstergeleri <strong>“2026 yılı sağlık sonuçları” olarak değil, 1 Eylül 2026 itibarıyla erişilebilen en güncel doğrulanmış uluslararası veriler</strong> olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>2026’da başlayan veya genişletilen reformların ölüm, hastalık yükü, mali koruma ve sağlık hizmeti kalitesi üzerindeki uzun dönemli etkilerini değerlendirmek için ise henüz yeterli izlem süresi bulunmuyor.</p>

<h1>Kaynaklar</h1>

<ul>
 <li>Özbekistan Cumhuriyeti resmî devlet kurumları — 35. Bağımsızlık Günü ve 2026 kutlamaları</li>
 <li>UNICEF Data — Özbekistan çocuk ölüm göstergeleri</li>
 <li>UNICEF Uzbekistan — Ulusal Bağışıklama Programı</li>
 <li>Dünya Bankası — Yaşam beklentisi ve anne ölüm göstergeleri</li>
 <li>WHO / European Observatory on Health Systems and Policies — <i>Health Systems in Action 2024: Uzbekistan</i></li>
 <li>WHO Europe — HPV aşılama verileri</li>
 <li>Özbekistan Cumhurbaşkanlığı — 2026 sağlık reformları, devlet sağlık sigortası, özel sektör, lisanslama ve akreditasyon kararları</li>
 <li>Özbekistan Sağlık Bakanlığı — Birinci basamak ve dijital sağlık verileri</li>
 <li>Özbekistan Cumhurbaşkanlığı — Kalp krizi ve inme programı</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ozbekistan-bagimsizliginin-35-yilinda-saglikta-35-yilda-ne-degisti</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/ozbekistan-bagimsizlik-saglik.webp" type="image/jpeg" length="95805"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kırık Kalp Sendromu Kalp Krizinden Nasıl Ayırt Edilir? Yeni BioTAK Skoru Dikkat Çekti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kirik-kalp-sendromu-kalp-krizinden-nasil-ayirt-edilir-yeni-biotak-skoru-dikkat-cekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kirik-kalp-sendromu-kalp-krizinden-nasil-ayirt-edilir-yeni-biotak-skoru-dikkat-cekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ani göğüs ağrısı, nefes darlığı, EKG değişiklikleri ve yükselen troponin… Takotsubo, halk arasındaki adıyla “kırık kalp sendromu”, ilk saatlerde kalp krizinden ayırt edilmesi güç bir tablo oluşturabiliyor. European Heart Journal’da yayımlanan 3 bin 615 hastalık araştırmada geliştirilen BioTAK skoru, dört kan biyobelirteci ile cinsiyeti bir araya getirerek Takotsubo olasılığını koroner anjiyografi öncesinde tahmin etmeyi amaçlıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Skor bağımsız doğrulama grubunda güçlü ayırt etme performansı gösterdi; ancak henüz kalp krizini tek başına dışlayan bir test değil ve gerekli acil koroner değerlendirmenin yerini almıyor.</p>

<p>Şiddetli bir üzüntü, sevilen bir kişinin kaybı, büyük bir korku, ameliyat veya ağır bir fiziksel hastalık…</p>

<p>Ardından aniden başlayan göğüs ağrısı ve nefes darlığı.</p>

<p>Acil serviste çekilen EKG’de değişiklikler var. Kalp kası hasarını gösteren troponin yükselmiş.</p>

<p>İlk akla gelen doğal olarak kalp krizi.</p>

<p>Ancak bazı hastalarda koroner damarlar incelendiğinde tabloyu açıklayacak kritik bir damar tıkanıklığı bulunmuyor. Buna karşılık kalbin pompalama işlevinde belirgin fakat çoğu zaman geçici bir bozulma görülüyor.</p>

<p>Bu tablo <strong>Takotsubo sendromu</strong>, halk arasındaki adıyla <strong>“kırık kalp sendromu”</strong> olabilir.</p>

<p>Sorun şu ki Takotsubo ile akut koroner sendrom ilk saatlerde birbirine son derece benzeyebiliyor.</p>

<p>31 Ağustos 2026’da <i>European Heart Journal</i>’da yayımlanan yeni araştırma, bu ayrımı daha erken ve daha objektif yapmaya yardımcı olabilecek <strong>BioTAK</strong> adlı biyobelirteç temelli skoru gündeme taşıdı.</p>

<h2>Kırık kalp sendromu nedir?</h2>

<p>Takotsubo sendromu, kalbin özellikle sol karıncığında aniden ortaya çıkan ve çoğu hastada zaman içinde gerileyen kasılma bozukluğuyla karakterize akut bir kalp hastalığı.</p>

<p>Tipik formunda kalbin belirli bölgelerinin kasılması ciddi biçimde azalırken başka bölgelerde daha güçlü kasılma görülebiliyor.</p>

<p>Ortaya çıkan karakteristik görüntü, Japon balıkçıların ahtapot yakalamak için kullandıkları “takotsubo” adlı kaba benzetildiği için hastalık bu isimle anılıyor.</p>

<p>Sendrom özellikle <strong>menopoz sonrası kadınlarda</strong> daha sık görülüyor.</p>

<p>Ancak her hastada belirgin bir stres faktörü bulunmuyor.</p>

<h2>Sadece üzüntüden mi ortaya çıkıyor?</h2>

<p>Hayır.</p>

<p>“Kırık kalp sendromu” adı, hastalığın yalnızca ağır duygusal travmalardan sonra geliştiği izlenimini verebiliyor.</p>

<p>Oysa Takotsubo;</p>

<ul>
 <li>sevilen bir kişinin kaybı,</li>
 <li>yoğun korku veya öfke,</li>
 <li>ciddi psikolojik stres,</li>
 <li>ameliyat,</li>
 <li>ağır enfeksiyon,</li>
 <li>ciddi ağrı,</li>
 <li>nörolojik hastalıklar,</li>
 <li>solunum sistemi hastalıkları</li>
</ul>

<p>gibi hem duygusal hem de fiziksel streslerden sonra ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Bazı hastalarda ise öncesinde belirgin bir tetikleyici saptanamıyor.</p>

<p>Dolayısıyla kişinin “son günlerde üzülmedim” demesi Takotsubo olasılığını ortadan kaldırmıyor.</p>

<h2>Kalp krizine neden bu kadar benziyor?</h2>

<p>Çünkü iki tablo ilk başvuruda aynı alarm işaretlerinin birçoğunu oluşturabiliyor.</p>

<p>Takotsubo hastalarında:</p>

<p><strong>göğüs ağrısı,</strong></p>

<p><strong>nefes darlığı,</strong></p>

<p><strong>EKG değişiklikleri</strong></p>

<p>ve</p>

<p><strong>troponin gibi kalp hasarı belirteçlerinde yükselme</strong></p>

<p>görülebiliyor.</p>

<p>Bunların tamamı akut kalp krizinde de ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca belirtilere veya tek bir kan testine bakarak:</p>

<p><strong>“Bu kalp krizi değil, kırık kalp sendromu”</strong></p>

<p>demek güvenli değil.</p>

<h2>En temel fark nedir?</h2>

<p>Klasik kalp krizinde çoğunlukla koroner damarlardan birindeki ani tıkanma nedeniyle kalp kasının bir bölümüne yeterli kan ulaşmıyor.</p>

<p>Takotsubo’da ise kalp kasında karakteristik bir hareket ve pompalama bozukluğu bulunmasına rağmen tabloyu açıklayacak <strong>sorumlu koroner damar tıkanıklığı genellikle saptanmıyor.</strong></p>

<p>Ayrıca Takotsubo’daki duvar hareket bozukluğu çoğu zaman tek bir koroner damarın beslediği anatomik alanla sınırlı kalmıyor.</p>

<p>Ancak bu farkları kişinin kendi belirtilerinden anlaması mümkün değil.</p>

<h2>Kalp krizi ile Takotsubo evde ayırt edilebilir mi?</h2>

<p><strong>Hayır.</strong></p>

<p>Ani başlayan göğüs ağrısı, baskı veya sıkışma hissi, nefes darlığı, soğuk terleme, bayılma ya da ciddi fenalaşma yaşayan bir kişinin:</p>

<p><strong>“Çok stres yaşadım, muhtemelen kırık kalp sendromudur”</strong></p>

<p>diyerek beklemesi tehlikeli olabilir.</p>

<p>Gerçek bir kalp krizinde tıkalı damarın mümkün olduğunca erken açılması kalp kasının korunması açısından kritik.</p>

<p>Bu nedenle kalp krizi olasılığı güvenli biçimde dışlanana kadar tablo <strong>acil kardiyolojik değerlendirme</strong> gerektirir.</p>

<h2>Bugün nasıl ayırt ediliyor?</h2>

<p>Takotsubo tanısı tek bir testle konulmuyor.</p>

<p>Hekimler klinik tabloyu, EKG’yi, kan testlerini ve görüntüleme yöntemlerini birlikte değerlendiriyor.</p>

<h3>EKG</h3>

<p>Takotsubo’da ST segmenti ve T dalgası değişiklikleri ile QT uzaması görülebiliyor.</p>

<p>Ancak bu bulgular Takotsubo’ya özgü değil.</p>

<h3>Troponin</h3>

<p>Troponin Takotsubo’da da yükselebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle:</p>

<p><strong>“Troponin yüksekse kesin kalp krizidir”</strong></p>

<p>demek doğru değil.</p>

<h3>Ekokardiyografi</h3>

<p>Kalbin hangi bölümlerinin ne ölçüde kasıldığını gösteriyor.</p>

<p>Takotsubo’ya özgü olabilecek karakteristik duvar hareket bozuklukları önemli ipuçları sağlayabiliyor.</p>

<h3>Koroner anjiyografi</h3>

<p>Özellikle kalp krizinin hızla dışlanması gereken akut tablolarda kritik önem taşıyor.</p>

<p>ST yükselmeli akut tabloda gerekli koroner değerlendirmeyi geciktirmemek gerekiyor.</p>

<h3>Kardiyak MR</h3>

<p>Kalp kasındaki ödemi ve doku özelliklerini değerlendirmeye, ayrıca miyokardit gibi Takotsubo’yu taklit edebilecek diğer hastalıkları ayırt etmeye yardımcı olabiliyor.</p>

<h2>Yeni BioTAK skoru neyi amaçlıyor?</h2>

<p>Yeni araştırmanın temel amacı, Takotsubo ile akut koroner sendromu <strong>koroner anjiyografi öncesinde birbirinden ayırmaya yardımcı olabilecek objektif bir risk skoru</strong> geliştirmekti.</p>

<p>Araştırmada toplam <strong>3 bin 615 hasta</strong> değerlendirildi.</p>

<p>Bunların:</p>

<p><strong>1.823’ü BioTAK’ın geliştirildiği kohortta,</strong></p>

<p><strong>1.792’si bağımsız doğrulama kohortunda</strong></p>

<p>yer aldı.</p>

<p>Geliştirme grubunda <strong>69</strong>, bağımsız doğrulama grubunda ise <strong>77 Takotsubo hastası</strong> vardı.</p>

<p>Dolayısıyla toplam 3 bin 615 katılımcının <strong>146’sında Takotsubo</strong>, geri kalan büyük bölümünde ise akut koroner sendrom bulunuyordu.</p>

<p>Bu dağılım, sonuçları yorumlarken dikkate alınması gereken önemli bir nokta.</p>

<h2>BioTAK hangi değerleri kullanıyor?</h2>

<p>BioTAK tek bir “kan testi” değil.</p>

<p>Skor dört biyobelirteç ile <strong>cinsiyeti</strong> bir araya getiriyor:</p>

<p><strong>NT-proBNP,</strong></p>

<p><strong>PAM,</strong></p>

<p><strong>sLOX-1,</strong></p>

<p><strong>LDL kolesterol</strong></p>

<p>ve</p>

<p><strong>cinsiyet.</strong></p>

<p>NT-proBNP, kalbin duvar gerilimi ve hemodinamik stresle ilişkili yaygın bir biyobelirteç.</p>

<p>PAM ve sLOX-1 ise rutin acil servis laboratuvarlarında NT-proBNP veya troponin kadar yaygın ölçülen testler değil.</p>

<p>Bu değişkenlerden <strong>0–60 puanlık BioTAK skoru</strong> oluşturuldu.</p>

<h2>Skor ne kadar başarılı oldu?</h2>

<p>BioTAK, Takotsubo ile akut koroner sendromu birbirinden ayırmada güçlü istatistiksel performans gösterdi.</p>

<p>Ayırt etme kapasitesini gösteren AUC değeri:</p>

<p><strong>geliştirme kohortunda 0,97,</strong></p>

<p><strong>bağımsız doğrulama kohortunda ise 0,93</strong></p>

<p>olarak bulundu.</p>

<p>AUC değerinin 1’e yaklaşması, modelin iki grubu birbirinden ayırma performansının yüksek olduğuna işaret ediyor.</p>

<p>Ancak bu sonuç:</p>

<p><strong>“BioTAK yüzde 93 doğru tanı koyuyor”</strong></p>

<p>anlamına gelmiyor.</p>

<p>AUC, genel ayırt etme performansını gösteren istatistiksel bir ölçüt.</p>

<h2>“Yaklaşık yüzde 90 doğruluk” demek neden yanlış?</h2>

<p>Araştırmanın en kolay yanlış aktarılabilecek bölümlerinden biri bu.</p>

<p>BioTAK’ın geliştirildiği <strong>1.823 kişilik kohortta</strong> hastaların:</p>

<ul>
 <li>yüzde 86,8’i düşük olasılık,</li>
 <li>yüzde 10,8’i ara olasılık,</li>
 <li>yüzde 2,4’ü yüksek olasılık</li>
</ul>

<p>grubuna yerleştirildi.</p>

<p>Böylece hastaların <strong>yüzde 89,2’si ara kategoride kalmadan düşük veya yüksek Takotsubo olasılığı grubuna ayrılabildi.</strong></p>

<p>Ancak bu:</p>

<p><strong>“Hastaların yüzde 89,2’sine doğru tanı konuldu”</strong></p>

<p>anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bu nedenle BioTAK için “yüzde 90 doğruluk sağlayan test” ifadesi bilimsel olarak kullanılmamalı.</p>

<h2>Düşük skor ne kadar güven veriyor?</h2>

<p>BioTAK’ın dikkat çeken özelliklerinden biri düşük olasılık grubundaki performansı.</p>

<p>Çalışmada düşük skor eşiğinde <strong>negatif öngörü değerinin yaklaşık yüzde 99,8’e</strong> ulaştığı bildirildi.</p>

<p>Bu, düşük skor alan hastalarda Takotsubo bulunmama olasılığının çalışmanın incelenen popülasyonunda çok yüksek olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Ancak negatif öngörü değeri hastalığın toplumdaki veya testin uygulandığı hasta grubundaki sıklığından da etkilenir.</p>

<p>Dolayısıyla bu oran farklı hasta popülasyonlarında aynı olmak zorunda değil.</p>

<h2>Yüksek skor Takotsubo tanısını kesinleştiriyor mu?</h2>

<p>Hayır.</p>

<p>Yüksek olasılık eşiği olan <strong>33 puan ve üzerinde</strong> özgüllük yaklaşık yüzde 99’a çıkmasına rağmen pozitif öngörü değeri yaklaşık <strong>yüzde 59,1</strong> idi.</p>

<p>Başka bir ifadeyle yüksek skor çok güçlü bir uyarı sinyali oluştursa da:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“BioTAK yüksek çıktı, kesin Takotsubo”</strong></p>

<p>demek mümkün değil.</p>

<p>Daha yüksek bir eşik olan <strong>36 puan ve üzerinde</strong> pozitif öngörü değeri yaklaşık yüzde 88,9’a yükseldi; ancak doğal olarak bu gruba giren hasta sayısı daha azdı.</p>

<p>Bu sonuçlar BioTAK’ın özellikle <strong>erken risk sınıflandırmasında ve düşük olasılığın belirlenmesinde</strong> yararlı olabileceğini düşündürüyor.</p>

<h2>Eski InterTAK skorundan farkı ne?</h2>

<p>Takotsubo için daha önce geliştirilmiş <strong>InterTAK Diagnostic Score</strong> da bulunuyor.</p>

<p>InterTAK;</p>

<ul>
 <li>kadın cinsiyeti,</li>
 <li>duygusal tetikleyici,</li>
 <li>fiziksel tetikleyici,</li>
 <li>bazı EKG özellikleri,</li>
 <li>psikiyatrik hastalık öyküsü,</li>
 <li>nörolojik hastalık öyküsü</li>
</ul>

<p>gibi klinik değişkenleri kullanıyor.</p>

<p>BioTAK ise daha fazla <strong>biyobelirteç temelli objektif veri</strong> kullanmayı amaçlıyor.</p>

<p>Yeni çalışmada BioTAK, mevcut InterTAK Diagnostic Score’a kıyasla ayırt etme performansı açısından <strong>aşağı kalmadı.</strong></p>

<p>Ancak bu durum BioTAK’ın InterTAK’tan kesin olarak üstün olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<h2>BioTAK bugün hastanelerde rutin kullanılabilir mi?</h2>

<p>Henüz bunu söylemek için erken.</p>

<p>Skor büyük bir genel örneklemde geliştirilmiş ve bağımsız bir kohortta doğrulanmış olsa da Takotsubo hastalarının toplam sayısı <strong>146</strong> idi.</p>

<p>Bu nedenle özellikle yüksek skorların pozitif öngörü değerinin farklı ülkelerde ve farklı klinik popülasyonlarda yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Ayrıca PAM ve sLOX-1 gibi bazı biyobelirteçlerin birçok acil serviste hızlı ve rutin biçimde ölçülebilir olmaması, günlük klinik uygulama açısından önemli bir sınırlılık.</p>

<p>BioTAK bugün için:</p>

<p><strong>koroner anjiyografinin yerini alan bir test</strong></p>

<p>değil;</p>

<p><strong>erken tanısal değerlendirmeyi desteklemeyi amaçlayan yeni bir risk skoru.</strong></p>

<h2>BioTAK anjiyografiyi gereksiz hale getirebilir mi?</h2>

<p>Şimdilik hayır.</p>

<p>Bu çok önemli.</p>

<p>Özellikle akut koroner sendromun güçlü biçimde düşünüldüğü veya ST yükselmesi bulunan hastalarda koroner damar tıkanıklığının hızla değerlendirilmesi hayati önem taşıyor.</p>

<p>BioTAK’ın gelecekte seçilmiş hastalarda gereksiz invaziv işlemleri azaltmaya yardımcı olup olmayacağı ayrıca araştırılabilir.</p>

<p>Ancak mevcut çalışma:</p>

<p><strong>“BioTAK yapılırsa anjiyografiye gerek kalmaz”</strong></p>

<p>sonucunu desteklemiyor.</p>

<h2>Takotsubo zararsız bir hastalık mı?</h2>

<p>Hayır.</p>

<p>“Kırık kalp sendromu” adı bazen hastalığın geçici ve önemsiz olduğu izlenimini oluşturabiliyor.</p>

<p>Kalbin kasılma işlevi birçok hastada zaman içinde düzelmesine rağmen akut dönemde ciddi komplikasyonlar gelişebiliyor.</p>

<p>Bunlar arasında:</p>

<ul>
 <li>akut kalp yetersizliği,</li>
 <li>akciğer ödemi,</li>
 <li>ciddi ritim bozuklukları,</li>
 <li>kardiyojenik şok,</li>
 <li>kalp içinde pıhtı oluşması</li>
</ul>

<p>yer alabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle Takotsubo, yalnızca stresin yarattığı geçici bir rahatsızlık olarak görülmemeli.</p>

<h2>Kalp tamamen düzeliyor mu?</h2>

<p>Takotsubo’nun karakteristik özelliklerinden biri kalbin pompalama fonksiyonundaki bozukluğun çoğu hastada zaman içinde gerilemesi.</p>

<p>Kalp kasının hareketleri günler veya haftalar içinde belirgin biçimde düzelebiliyor.</p>

<p>Ancak:</p>

<p><strong>“Kalp sonra düzeliyor, o halde hastalık önemli değil”</strong></p>

<p>sonucu çıkarılmamalı.</p>

<p>Akut dönemde ciddi komplikasyonlar gelişebildiği gibi bazı hastalarda belirtiler veya fonksiyonel sorunlar daha uzun süre devam edebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle kardiyoloji takibi önem taşıyor.</p>

<h2>Tekrarlar mı?</h2>

<p>Takotsubo tekrarlayabilir.</p>

<p>Bununla birlikte hastaların büyük bölümünde yeni bir atak gelişmiyor.</p>

<p>Daha önce Takotsubo geçiren bazı kişilerde ilerleyen yıllarda tekrar görülebiliyor.</p>

<p>Tekrarlamayı kesin biçimde önlediği kanıtlanmış özel bir ilaç tedavisi ise henüz bulunmuyor.</p>

<p>Tedavi; kalp fonksiyonu, tansiyon, ritim, eşlik eden hastalıklar ve gelişen komplikasyonlara göre kişiselleştiriliyor.</p>

<h2>Kadınlarda neden daha sık görülüyor?</h2>

<p>Takotsubo olgularının büyük bölümü kadınlarda ve özellikle menopoz sonrası dönemde görülüyor.</p>

<p>Olası açıklamalar arasında:</p>

<p><strong>hormonal değişiklikler,</strong></p>

<p><strong>sempatik sinir sistemi yanıtları,</strong></p>

<p><strong>katekolaminlere duyarlılık,</strong></p>

<p><strong>koroner mikro dolaşımdaki değişiklikler</strong></p>

<p>ve</p>

<p><strong>beyin-kalp ekseni</strong></p>

<p>üzerinde duruluyor.</p>

<p>Ancak neden bazı kişilerin yoğun stres sonrasında Takotsubo geliştirdiği, bazılarının geliştirmediği henüz tamamen açıklanmış değil.</p>

<p>Dolayısıyla hastalığı:</p>

<p><strong>“Aşırı duygusal insanların hastalığı”</strong></p>

<p>şeklinde yorumlamak bilimsel olarak yanlış.</p>

<h2>Göğüs ağrısı yaşayan kişi ne yapmalı?</h2>

<p>Haberin en önemli mesajlarından biri bu.</p>

<p>Ani başlayan veya şiddetli:</p>

<p><strong>göğüs ağrısı,</strong></p>

<p><strong>göğüste baskı veya sıkışma,</strong></p>

<p><strong>nefes darlığı,</strong></p>

<p><strong>soğuk terleme,</strong></p>

<p><strong>bayılma</strong></p>

<p>ya da ciddi fenalaşma varsa kişinin bunun kalp krizi mi Takotsubo mu olduğunu kendi başına ayırmaya çalışmaması gerekir.</p>

<p>Özellikle kalp krizi olasılığı acil olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Yeni BioTAK skoru gelecekte hekimlerin bu ayrımı daha erken yapmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Ancak bugün için:</p>

<p><strong>göğüs ağrısını yalnızca “stresten” diyerek beklemek güvenli değil.</strong></p>

<h2>Yeni çalışma bize ne söylüyor?</h2>

<p>Takotsubo sendromu ile akut koroner sendrom arasındaki en önemli sorunlardan biri, hastaların ilk saatlerde birbirine çok benzemesi.</p>

<p>Yeni BioTAK araştırması bu tanısal boşluğu azaltmaya yönelik önemli bir adım.</p>

<p>Toplam <strong>3 bin 615 hastanın</strong> değerlendirildiği çalışmada dört kan biyobelirteci ile cinsiyeti birleştiren skor, bağımsız doğrulama kohortunda <strong>AUC 0,93</strong> düzeyinde ayırt etme performansı gösterdi.</p>

<p>BioTAK’ın geliştirildiği <strong>1.823 kişilik kohortta hastaların yüzde 89,2’si ara kategoride kalmadan düşük veya yüksek Takotsubo olasılığı grubuna yerleştirilebildi.</strong></p>

<p>Ancak toplam örneklem içindeki Takotsubo hasta sayısı yalnızca <strong>146</strong> idi ve yüksek skor tek başına kesin tanı anlamına gelmedi.</p>

<p>Bu nedenle araştırmanın mesajı:</p>

<p><strong>“Artık anjiyografiye gerek yok”</strong></p>

<p>değil.</p>

<p>Daha doğru sonuç:</p>

<p><strong>BioTAK, Takotsubo olasılığını erken değerlendirmede umut veren biyobelirteç temelli bir destek aracı. Kalp krizini güvenli biçimde dışlayan bağımsız bir test olarak kullanılabilmesi için ise farklı klinik popülasyonlarda daha fazla doğrulamaya ihtiyaç var.</strong></p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<ul>
 <li>European Heart Journal — <i>Takotsubo syndrome diagnosis: the biomarker-based BioTAK score</i>, 31 Ağustos 2026</li>
 <li>European Society of Cardiology — ESC Congress 2026</li>
 <li>University Hospital Zurich — BioTAK araştırmasına ilişkin bilimsel açıklama</li>
 <li>European Heart Journal — International Expert Consensus Document on Takotsubo Syndrome</li>
 <li>The American Journal of Cardiology — Takotsubo sendromunun tanı ve yönetimine ilişkin 2026 değerlendirmesi</li>
 <li>International Takotsubo Registry</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kirik-kalp-sendromu-kalp-krizinden-nasil-ayirt-edilir-yeni-biotak-skoru-dikkat-cekti</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/kirik-kalp-sendromu.webp" type="image/jpeg" length="87974"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’ın Joe Willock Transferinde İngiltere’den Ters Haber]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-joe-willock-transferinde-ingiltereden-ters-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-joe-willock-transferinde-ingiltereden-ters-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın transfer gündemindeki Joe Willock konusunda Newcastle United’ın planı değişiyor. İngiltere’den gelen son bilgilere göre Newcastle, ayrılığı gündemde olan orta saha oyuncusunu takımda tutarak yeni sözleşme görüşmelerine başlamayı değerlendiriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’ın orta saha transferi için uzun süredir gündeminde bulunan Joe Willock dosyasında İngiltere’den siyah-beyazlıların planlarını etkileyebilecek yeni bir gelişme geldi.</p>

<p>Newcastle United’ın daha önce ayrılığına sıcak bakabileceği belirtilen 27 yaşındaki İngiliz futbolcu konusunda teknik heyetin görüşünün değiştiği öne sürüldü.</p>

<p>Newcastle’ı yakından takip eden İngiliz gazeteci Craig Hope’un aktardığı son bilgilere göre teknik direktör Matthias Jaissle, Willock’un son dönemdeki performansından memnun ve oyuncunun takımda kalmasını istiyor.</p>

<p>İngiliz ekibinin bununla da yetinmeyerek Willock ile yeni sözleşme görüşmelerine yönelmesi bekleniyor.</p>

<p>Newcastle’ın Willock planı değişti</p>

<p>Joe Willock’un geleceği yaz transfer döneminin önemli belirsizliklerinden biri olmuştu.</p>

<p>Orta saha oyuncusunun Newcastle’dan ayrılabileceği yönündeki haberlerin ardından Beşiktaş’ın İngiliz futbolcu için devreye girdiği ve transfer şartlarını araştırdığı belirtilmişti.</p>

<p>Ancak İngiltere’den gelen son haberler Newcastle cephesindeki yaklaşımın değişmeye başladığını gösteriyor.</p>

<p>Craig Hope’un haberine göre Jaissle, Willock’un son haftalardaki performansıyla birlikte oyuncuyu yeniden planlarının önemli bir parçası olarak görüyor.</p>

<p>Bu nedenle Newcastle’ın transfer döneminin son bölümünde satış yerine oyuncuyu kadroda tutma seçeneğine ağırlık verdiği bildiriliyor.</p>

<p>Jaissle daha önce sinyali vermişti</p>

<p>Newcastle teknik direktörünün Willock hakkındaki yaklaşımı aslında birkaç gün önce yaptığı açıklamayla ortaya çıkmıştı.</p>

<p>Jaissle’a İngiliz futbolcunun takımda kalmasını bekleyip beklemediği sorulduğunda Alman teknik adam doğrudan olumlu yanıt vermişti.</p>

<p>Bu açıklamanın ardından ortaya çıkan yeni sözleşme haberi, Newcastle’ın Willock konusundaki tutumunun geçici olmadığını düşündürüyor.</p>

<p>Kulüp cephesinden henüz yeni kontrata ilişkin resmi açıklama yapılmadığı için görüşmelerin tamamlandığını söylemek mümkün değil.</p>

<p>Ancak oyuncunun satılması veya kiralanması ihtimalinin birkaç hafta öncesine göre daha düşük olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Beşiktaş transferini doğrudan etkileyebilir</p>

<p>Newcastle’ın Willock’u takımda tutmaya karar vermesi halinde bundan en fazla etkilenecek kulüplerden biri Beşiktaş olacak.</p>

<p>Siyah-beyazlıların oyuncunun durumunu yakından takip ettiği ve Newcastle ile transfer şartları konusunda temas kurduğu yönünde daha önce çok sayıda haber yayımlanmıştı.</p>

<p>Willock’un sözleşme durumunun da Beşiktaş açısından fırsat oluşturabileceği değerlendirilmişti.</p>

<p>Ancak Newcastle’ın yeni kontrat hazırlığına başlaması halinde bu avantaj ortadan kalkabilir.</p>

<p>İngiliz kulübünün böyle bir hamlesi yalnızca oyuncunun takımda tutulmak istendiğini göstermeyecek, aynı zamanda olası transfer görüşmelerinde Newcastle’ın elini de güçlendirecek.</p>

<p>Beşiktaş için transfer neden zorlaştı?</p>

<p>Willock transferinin önündeki temel sorun artık yalnızca ekonomik şartlar değil.</p>

<p>Teknik direktör Jaissle’ın oyuncuyu kadrosunda görmek istemesi transfer denklemindeki en önemli değişiklik olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Bir futbolcunun satışına sıcak bakan kulüple pazarlık yapmak ile teknik direktörün özellikle kadroda tutulmasını istediği bir oyuncu için görüşmek arasında ciddi fark bulunuyor.</p>

<p>Newcastle yönetiminin Jaissle’ın talebini kabul ederek yeni sözleşme görüşmelerini ilerletmesi durumunda Beşiktaş’ın Willock operasyonunun sonuçlanması oldukça zorlaşabilir.</p>

<p>Willock dosyası tamamen kapanmış değil</p>

<p>İngiltere’den gelen son bilgiler güçlü bir yön değişikliğine işaret etse de Willock’un Beşiktaş transferinin tamamen kapandığını söylemek için henüz erken.</p>

<p>Newcastle ile oyuncu arasında yeni sözleşmenin imzalandığına ilişkin resmi açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Kontrat görüşmelerinde anlaşmazlık yaşanması veya transfer döneminin son saatlerinde Newcastle’ın önemli bir teklif alması halinde tablo yeniden değişebilir.</p>

<p>Bu nedenle mevcut gelişmenin “Beşiktaş transferi kaybetti” şeklinde değil, “Newcastle’ın Willock’u takımda tutma kararı transferi zorlaştırdı” şeklinde değerlendirilmesi daha doğru.</p>

<p>Gözler Newcastle’dan gelecek kararda</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beşiktaş’ın orta saha transferindeki planlaması açısından İngiltere’den gelecek yeni bilgiler kritik önem taşıyor.</p>

<p>Newcastle yeni sözleşme görüşmelerini resmileştirirse siyah-beyazlıların alternatif isimlere ağırlık vermesi beklenebilir.</p>

<p>Şimdilik transfer dosyasındaki en önemli yeni gelişme, Willock’un Newcastle’daki geleceğine ilişkin havanın değişmesi.</p>

<p>Yaz döneminde ayrılığı ciddi şekilde konuşulan İngiliz orta saha için şimdi masadaki güçlü senaryo Newcastle’da kalması ve sözleşmesinin yenilenmesi.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Craig Hope<br />
Daily Mail<br />
Newcastle United yerel basını<br />
İngiliz spor basını</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-joe-willock-transferinde-ingiltereden-ters-haber</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9541.jpeg" type="image/jpeg" length="98359"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CİMER’e Asılsız Şikâyet Suç mu? İftira ve Hakaret Riski]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cimere-asilsiz-sikayet-suc-mu-iftira-ve-hakaret-riski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cimere-asilsiz-sikayet-suc-mu-iftira-ve-hakaret-riski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CİMER’e başvuru yapmak vatandaşın anayasal ve yasal hak arama yollarından biri olarak kabul ediliyor. Ancak bir kişi hakkında bilerek gerçek dışı suç, usulsüzlük veya yaptırım gerektiren fiil isnat edilmesi halinde iftira suçu gündeme gelebiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CİMER üzerinden öğretmenleri hakkında şikâyette bulunan bir öğrencinin iddialarının gerçeği yansıtmadığı tespit edilince mahkeme, öğrenciye 1 yıl 15 gün hapis cezası verdi. Karar, CİMER başvurularında şikâyet hakkı ile iftira suçu arasındaki hukuki sınırı yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>CİMER’e Asılsız Şikâyet Suç mu? Öğrenciye Hapis Cezası Verildi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne yapılan başvurular, vatandaşların kamu kurumlarına şikâyet, talep, bilgi edinme, görüş ve önerilerini iletebildiği resmi hak arama yolları arasında yer alıyor. Ancak bu başvuru yolunun, gerçek dışı iddialar veya kişileri hedef alan asılsız suçlamalar için kullanılması ciddi hukuki sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<p>Bu konuda dikkat çeken bir karar, CİMER üzerinden öğretmenleri hakkında şikâyette bulunan bir öğrenciyle ilgili davada verildi. Edinilen bilgilere göre olay, bir öğrencinin iki öğretmeni hakkında CİMER’e başvuruda bulunmasıyla başladı. Başvuruda yer alan iddialar üzerine öğretmenler hukuki süreç başlattı ve konuyu yargıya taşıdı.</p>

<p>Mahkeme sürecinde yapılan incelemeler, toplanan deliller ve taraf beyanları doğrultusunda öğrencinin öğretmenlerine yönelik iddialarının gerçeği yansıtmadığı değerlendirildi. Yargılama sonucunda mahkeme, başvuruda yer alan ifadelerin iftira niteliği taşıdığı kanaatine vardı.</p>

<p>Karar doğrultusunda öğrenci hakkında 1 yıl 15 gün hapis cezasına hükmedildi. Ayrıca yargılama sürecine ilişkin 45 bin TL tutarındaki mahkeme masraflarının da öğrenci tarafından karşılanmasına karar verildi.</p>

<p>Söz konusu karar, CİMER başvurularının hukuki sınırını yeniden tartışmaya açtı. Uzmanlara göre CİMER’e başvuru yapmak tek başına suç değil; aksine vatandaşların idareye ulaşmasını sağlayan önemli bir hak arama mekanizması. Ancak bir kişi hakkında bilerek gerçek dışı suç, usulsüzlük veya disiplin yaptırımı gerektiren fiil isnat edilmesi halinde Türk Ceza Kanunu’ndaki iftira suçu gündeme gelebiliyor.</p>

<p>TCK 267’ye göre iftira suçu, bir kişinin işlemediği bilinen hukuka aykırı bir fiilin yetkili makamlara ihbar veya şikâyet yoluyla isnat edilmesi ve bu yolla hakkında soruşturma, kovuşturma ya da idari yaptırım uygulanmasının amaçlanması halinde oluşuyor. Bu nedenle yalnızca adli suç isnatları değil, disiplin veya idari yaptırım doğurabilecek gerçek dışı beyanlar da hukuki sorumluluk doğurabiliyor.</p>

<p>Hukukçular, idari makamlara yapılan başvurularda kişilere yönelik somut isnatlarda bulunulmasının bazı şartlarda iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında değerlendirilebileceğini belirtiyor. Ancak bunun için ifadelerin gerçek ve somut olaylara dayanması, başvuru konusuyla bağlantılı olması ve kişilik haklarını hedef alan karalama amacı taşımaması gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle CİMER’e yapılan başvurularda, kesin suçlayıcı ifadeler yerine olayın tarihini, yerini, varsa belge ve tanıklarıyla birlikte anlatılması; “incelenmesini arz ederim” şeklinde ölçülü bir başvuru dili kullanılması öneriliyor.</p>

<p>Karar, kamu görevlilerine ya da başka kişilere yönelik asılsız ihbar ve şikâyetlerin yalnızca idari bir başvuru olarak kalmayabileceğini, şartları oluştuğunda ceza davasına ve maddi yükümlülüklere dönüşebileceğini gösteren örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Türk Ceza Kanunu, Madde 267</li>
 <li>Türk Ceza Kanunu, Madde 128</li>
 <li>3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun</li>
 <li>Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi başvuru esasları</li>
 <li>Tıbbiye Bülteni arşiv haberi </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cimere-asilsiz-sikayet-suc-mu-iftira-ve-hakaret-riski</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9540.jpeg" type="image/jpeg" length="30985"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kornişon Turşusu Nasıl Yapılır? Tam Ölçülü Tarif]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kornison-tursusu-nasil-yapilir-tam-olculu-tarif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kornison-tursusu-nasil-yapilir-tam-olculu-tarif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çıtır kornişon turşusu için salatalık seçimi kadar sirke, su ve tuz oranı da önem taşıyor. Kaynatma gerektirmeyen buzdolabı yöntemi; kurulum, bekleme, saklama ve bozulma işaretleriyle tarifte.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>KORNİŞON TURŞUSU NASIL YAPILIR? TAM ÖLÇÜLÜ BUZDOLABI TARİFİ</p>

<p>Kornişon turşusu; küçük salatalıkların sirke, su, tuz ve aromatik malzemelerle bekletilmesiyle hazırlanan geleneksel sofralıklardan biri. Eylül başında bol bulunan sert ve taze kornişonlar, doğru salamura ölçüsüyle kış sofraları için değerlendirilebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Turşunun çıtır kalması yalnızca tuz miktarına bağlı değil. Kornişonların tazeliği, çiçek uçlarının temizlenmesi, kavanozun hijyeni ve ürünün uygun sıcaklıkta saklanması da sonucu doğrudan etkiliyor.</p>

<p>Bu tarif, ısıl işlem uygulanmış raf tipi konserve değildir. Hazırlandıktan sonra kesintisiz biçimde buzdolabında saklanmalı ve oda sıcaklığında muhafaza edilmemelidir.</p>

<p>TARİF KARTI</p>

<p>Hazırlık miktarı: 2 adet 1 litrelik kavanoz<br />
Kornişon miktarı: Yaklaşık 1 kg<br />
Hazırlık süresi: 25 dakika<br />
Soğuk suda bekletme: 2 saat<br />
Salamurayı soğutma: Yaklaşık 30 dakika<br />
İlk olgunlaşma: 48 saat<br />
İdeal lezzete ulaşma: 5–7 gün<br />
Toplam aktif süre: Yaklaşık 30 dakika<br />
Hazırlama yöntemi: Buzdolabında, kaynatmadan<br />
Zorluk düzeyi: Kolay<br />
Temel ekipman: 2 adet 1 litrelik temiz kavanoz, kapak, küçük tencere, sürahi veya kepçe</p>

<p>KORNİŞON TURŞUSU İÇİN MALZEMELER</p>

<p>- 1 kg küçük ve sert kornişon salatalık<br />
- 500 ml içme suyu<br />
- 500 ml, asitlik oranı yüzde 5 olan üzüm veya elma sirkesi<br />
- 30 g turşuluk iri tuz<br />
- 15 g toz şeker; isteğe bağlı<br />
- 8 diş sarımsak (yaklaşık 30 g)<br />
- 10 g taze dereotu veya 4 adet dereotu sapı<br />
- 2 çay kaşığı hardal tohumu; isteğe bağlı<br />
- 1 çay kaşığı tane karabiber; isteğe bağlı<br />
- 2 küçük defne yaprağı; isteğe bağlı</p>

<p>KORNİŞON TURŞUSU NASIL YAPILIR?</p>

<p>1. Kornişonları ayıklayın. Yumuşamış, sararmış, ezilmiş, çatlamış veya çürümeye başlamış olanları kullanmayın.</p>

<p>2. Kornişonları akan su altında tek tek ovalayarak yıkayın. Üzerlerinde toprak veya bitki kalıntısı bulunmadığından emin olun.</p>

<p>3. Yıkanan kornişonları geniş bir kaba alın. Üzerlerini geçecek kadar buzlu veya çok soğuk su ekleyerek 2 saat bekletin.</p>

<p>4. Kavanozları ve kapakları sıcak su ve bulaşık deterjanıyla yıkayıp iyice durulayın. Temiz kavanozları kullanmadan önce tamamen kurutun.</p>

<p>5. Kornişonları soğuk sudan çıkarıp süzün. Her birinin çiçek ucundan yaklaşık 2–3 mm kesin. Sap uçları çok uzunsa kısaltın.</p>

<p>6. Sarımsakları soyun. Dereotunu bol suyla yıkayıp tamamen süzülmesini sağlayın.</p>

<p>7. Salamura için 250 ml suyu küçük bir tencereye alın. Tuzu ve kullanıyorsanız şekeri ekleyin.</p>

<p>8. Karışımı orta ateşte, tuz ile şeker tamamen çözününceye kadar ısıtın. Uzun süre kaynatmayın.</p>

<p>9. Tencereyi ocaktan alın. Kalan 250 ml soğuk suyu ekleyin ve karışımın ılımasını bekleyin.</p>

<p>10. Sirkeyi ılık veya soğuk karışıma ekleyip karıştırın. Sirkeyi uzun süre kaynatmak asit oranını ve aromasını olumsuz etkileyebilir.</p>

<p>11. Her kavanozun dibine dörder diş sarımsak, dereotunun yarısı ve kullanıyorsanız hardal tohumu, tane karabiber ile defne yaprağı koyun.</p>

<p>12. Kornişonları kavanozlara dik veya yatay biçimde, ezmeden ve aralarında mümkün olduğunca az boşluk kalacak şekilde yerleştirin.</p>

<p>13. Tamamen soğuyan salamurayı kavanozlara paylaştırın. Kornişonların tamamının sıvının altında kalmasını sağlayın.</p>

<p>14. Kavanozların üst kısmında yaklaşık 1,5–2 cm boşluk bırakın. Temiz bir kaşıkla kenarlardaki hava kabarcıklarını çıkarın.</p>

<p>15. Kornişonlar yüzeye çıkıyorsa gıdaya uygun küçük bir turşu ağırlığı kullanın. Taş, metal parça veya temizliğinden emin olmadığınız bir nesne koymayın.</p>

<p>16. Kavanozların ağızlarını temiz bir kâğıt havluyla silin ve kapaklarını sıkıca kapatın.</p>

<p>17. Kavanozları bekletmeden buzdolabına kaldırın. İlk 24 saat içinde birkaç kez kontrol ederek kornişonların salamuranın altında kaldığından emin olun.</p>

<p>18. Turşunun tadını 48 saat sonra kontrol edebilirsiniz. Daha dengeli lezzet için 5–7 gün buzdolabında bekletin.</p>

<p>KORNİŞON TURŞUSUNUN PÜF NOKTALARI</p>

<p>- Küçük, sert, canlı renkli ve hasarsız kornişonlar daha çıtır sonuç verir.<br />
- Hasattan sonra uzun süre bekleyen salatalıklar su kaybederek yumuşayabilir. Mümkün olduğunca taze ürün kullanın.<br />
- Kornişonları buzlu suda bekletmek kaybettikleri nemin bir bölümünü geri kazanmalarına yardımcı olur.<br />
- Çiçek ucundaki doğal enzimler yumuşamayı hızlandırabileceğinden bu bölümün ince biçimde kesilmesi önemlidir.<br />
- Sofra tuzundaki katkılar salamurayı bulandırabilir. Turşuluk iri tuz veya katkısız kaya tuzu tercih edin.<br />
- Sirkenin etikette belirtilen asitlik oranı yüzde 5 olmalıdır. Asit oranı belirsiz ev yapımı sirke kullanmayın.<br />
- Tarifteki sirke miktarını azaltmayın. Daha hafif tat için servis sırasında turşuyu kısa süre sudan geçirebilirsiniz.<br />
- Salamura kornişonları tamamen örtmelidir. Sıvı dışında kalan bölümlerde bozulma riski artar.<br />
- Kavanozları güneşte veya oda sıcaklığında bekletmeyin. Bu tarif yalnızca buzdolabında olgunlaşır.<br />
- Turşuyu kavanozdan alırken her defasında temiz çatal veya maşa kullanın.</p>

<p>UYGUN MALZEME İKAMELERİ</p>

<p>Üzüm sirkesi yerine asitlik oranı yüzde 5 olan elma sirkesi kullanılabilir. Elma sirkesi daha yumuşak, üzüm sirkesi ise daha belirgin bir aroma verir.</p>

<p>Dereotu yerine birkaç dal taze rezene yaprağı kullanılabilir. Ancak bu değişiklik turşunun geleneksel aromasını belirgin biçimde farklılaştırır.</p>

<p>Hardal tohumu zorunlu değildir. Kullanılmadığında salamuranın temel sirke ve sarımsak tadı daha baskın kalır.</p>

<p>Sarımsak miktarı damak tadına göre 4–10 diş arasında ayarlanabilir. Mor sarımsak kullanılması daha yoğun aroma verebilir.</p>

<p>Şeker tariften çıkarılabilir. Şeker turşuyu korumak için değil, sirkenin keskinliğini dengelemek amacıyla kullanılır.</p>

<p>SERVİS ÖNERİSİ</p>

<p>Kornişon turşusunu kuru fasulye, nohut, mercimek yemekleri, pilav, köfte, hamburger veya soğuk sandviçlerin yanında servis edebilirsiniz.</p>

<p>Turşuyu dilimleyerek patates salatasına, Rus salatasına veya yoğurtsuz mezelere ekleyebilirsiniz. Tariflerde kullanılacaksa diğer malzemelerin tuz miktarı azaltılmalıdır.</p>

<p>Kavanozun tamamını uzun süre masada bekletmek yerine yalnızca tüketilecek miktarı ayrı bir tabağa alın. Servisten artan turşuyu ana kavanoza geri koymayın.</p>

<p>SAKLAMA VE GIDA GÜVENLİĞİ</p>

<p>Kornişon turşusu hazırlandığı andan itibaren 4 derece veya daha düşük sıcaklıktaki buzdolabında saklanmalıdır.</p>

<p>En iyi lezzet ve kıvam için turşuyu 4 hafta içinde tüketin. Kavanoz açıldıkça kornişonların salamuranın altında kalmasına dikkat edin.</p>

<p>Turşuyu oda sıcaklığında, kilerde veya mutfak dolabında saklamayın. Bu tarif, raf ömrü sağlayan konserve işlemi uygulanmadan hazırlanmıştır.</p>

<p>Salamurada yüzey küfü, pamuksu oluşum, sümüksü doku, kötü koku, kontrolsüz köpürme veya kavanoz kapağında şişme görülürse turşunun tadına bakmayın; kavanozun tamamını atın.</p>

<p>Hafif tortu veya baharat parçacıkları tek başına bozulma anlamına gelmeyebilir. Ancak bulanıklığa kötü koku, gazlanma veya yumuşama eşlik ediyorsa ürün tüketilmemelidir.</p>

<p>SIK YAPILAN HATALAR</p>

<p>Kornişonların yumuşaması: Bayat ürün kullanmak, çiçek ucunu kesmemek, kavanozu sıcak ortamda bırakmak veya salatalıkları sıvının dışında tutmak dokuyu bozabilir.</p>

<p>Salamuranın fazla tuzlu olması: Tuzun göz kararı eklenmesi veya iri tuzun hacim ölçüsüyle kullanılması sonucu değiştirebilir. Tuzu gramla ölçün.</p>

<p>Turşunun fazla ekşi olması: Asit güvenliği için sirkeyi azaltmayın. Şeker miktarını hafifçe artırabilir veya turşuyu servis öncesinde kısa süre sudan geçirebilirsiniz.</p>

<p>Salamuranın eksilmesi: Kornişonlar sıvıyı çekebilir. Aynı sirke, su ve tuz oranıyla yeni salamura hazırlayıp tamamen soğuttuktan sonra ekleyin.</p>

<p>Kavanozda taşma olması: Kavanozu ağzına kadar doldurmak ve üstte boşluk bırakmamak sıvının kapaktan sızmasına neden olabilir. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kornison-tursusu-nasil-yapilir-tam-olculu-tarif</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 10:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9539.jpeg" type="image/jpeg" length="62305"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Çalışanları Hastane Kıyafetiyle Eve Gitmeli mi? Bilim ve Bakanlık Ne Diyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglik-calisanlari-hastane-kiyafetiyle-eve-gitmeli-mi-bilim-ve-bakanlik-ne-diyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglik-calisanlari-hastane-kiyafetiyle-eve-gitmeli-mi-bilim-ve-bakanlik-ne-diyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hastanede giyilen forma, scrub veya beyaz önlükle eve gitmek; ardından aynı kıyafetle yeniden işe gelmek ne kadar hijyenik? Araştırmalar sağlık çalışanlarının kıyafetlerinin vardiya sırasında mikroorganizmalarla kontamine olabildiğini gösteriyor. Ancak kıyafette bakteri bulunması ile bu bakterinin hastaya ya da eve taşınarak enfeksiyona yol açması aynı şey değil. Türkiye'de ise özellikle ameliyathane kıyafetleri konusunda Sağlık Bakanlığının 2026 tarihli açık bir kuralı bulunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hastane çıkışında formasını değiştirmeden otobüse binen bir hemşire, scrublarıyla otomobiline geçen bir hekim ya da iş kıyafetiyle markete uğrayan bir sağlık çalışanı...</p>

<p>Gündelik yaşamda karşılaşılabilen bu görüntüler uzun süredir aynı soruyu gündeme getiriyor:</p>

<p><strong>Hastanede kullanılan iş kıyafetleri hastane dışına çıkarılmalı mı?</strong></p>

<p>Sorunun bir de ters yönü var.</p>

<p>Sağlık çalışanının formasını evinde giyip toplu taşıma, otomobil veya dış ortamdan geçerek aynı kıyafetle hastaneye gelmesi ne kadar doğru?</p>

<p>Bilimsel literatüre bakıldığında yanıt basit bir “evet” veya “hayır” değil. Çünkü konuyu değerlendirebilmek için üç kavramı birbirinden ayırmak gerekiyor:</p>

<p><strong>Kontaminasyon, bulaşma ve enfeksiyon.</strong></p>

<hr />
<h1>Hastane kıyafetlerinde gerçekten mikroorganizma bulunuyor mu?</h1>

<p>Evet.</p>

<p>Bu konuda bilimsel kanıt oldukça güçlü.</p>

<p>Sağlık çalışanlarının beyaz önlükleri, scrubları ve diğer iş kıyafetleri; hastalar, hasta çevresi, yataklar, tıbbi cihazlar ve çeşitli yüzeylerle temas nedeniyle çalışma sırasında mikroorganizmalarla kontamine olabiliyor.</p>

<p>2019 yılında <i>American Journal of Infection Control</i> dergisinde yayımlanan sistematik incelemede 22 araştırma değerlendirildi. Çalışmalar sağlık çalışanı kıyafetlerinin çoklu ilaca dirençli mikroorganizmalar dahil çeşitli bakterilerle kontamine olabildiğini gösterdi. Bununla birlikte araştırmacılar, sağlık çalışanı kıyafetleri ile sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyonlar arasında <strong>doğrudan nedensel bağlantıyı doğrulayan verilerin sınırlı olduğunu</strong> özellikle vurguladı.</p>

<p>2021 tarihli başka bir sistematik derleme 23 çalışmayı değerlendirdi ve sağlık çalışanlarının kıyafetlerinde MRSA kontaminasyonunun birçok araştırmada gösterildiğini bildirdi. Sonuçlar özellikle uzun kollu beyaz önlüklerin kontaminasyon açısından dikkat çekebildiğini ortaya koydu. Ancak çalışmalar arasında kıyafet türü, örnekleme yöntemi ve yıkama uygulamaları açısından önemli farklılıklar bulunuyordu.</p>

<p>2022'de yayımlanan bir <strong>kapsam belirleme derlemesinde</strong> ise 18 çalışma incelendi. Çalışmaların tamamında beyaz önlüklerde mikrobiyal kolonizasyon bildirilirken, sekiz çalışmada MRSA veya diğer çoklu dirençli mikroorganizmalar tespit edildi. Araştırmacılar buna karşılık beyaz önlük kontaminasyonunun doğrudan sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyona yol açıp açmadığı konusunda önemli bir bilgi boşluğunun sürdüğünü belirtti.</p>

<p>Dolayısıyla ilk sonuç oldukça net:</p>

<p><strong>Hastane kıyafetleri steril değildir ve çalışma sırasında mikroorganizmalarla kontamine olabilir.</strong></p>

<hr />
<h1>Kıyafette bakteri bulunması hastalık bulaştırdığı anlamına gelmiyor</h1>

<p>Konunun bilimsel açıdan en kritik noktası bu.</p>

<p>Bir mikroorganizmanın forma veya önlük üzerinde bulunması <strong>kontaminasyon</strong> anlamına gelir.</p>

<p>Mikroorganizmanın buradan bir kişinin eline, başka bir yüzeye veya başka bir insana geçmesi <strong>bulaşma</strong> aşamasıdır.</p>

<p>Bulaşan mikroorganizmanın duyarlı kişide hastalık oluşturması ise <strong>enfeksiyondur</strong>.</p>

<p>Başka bir ifadeyle:</p>

<h3>Kontaminasyon ≠ bulaşma ≠ enfeksiyon</h3>

<p>2016 yılında yayımlanan sistematik incelemede beyaz önlükler, kravatlar, stetoskoplar ve mobil elektronik cihazlarla ilgili 72 çalışma değerlendirildi. MRSA, Gram-negatif bakteriler ve enterokoklar dahil çeşitli mikroorganizmalar bu eşyalarda gösterildi.</p>

<p>Ancak kıyafet veya cihazlardaki mikroorganizmalar ile hastalardan elde edilen klinik izolatlar arasındaki olası bağlantıyı araştıran çalışmalarda tartışmasız ve doğrudan bir bulaş zinciri gösterilemedi.</p>

<p>Bu nedenle:</p>

<p><strong>“Hastane formalarında mikroorganizma bulunabilir” demek bilimsel olarak güçlü bir ifadedir.</strong></p>

<p>Ancak:</p>

<p><strong>“Hastane formasıyla eve giden sağlık çalışanı ailesine hastane enfeksiyonu bulaştırır”</strong></p>

<p>şeklindeki kesin bir genelleme mevcut bilimsel kanıtın ötesine geçer.</p>

<hr />
<h1>Temiz forma birkaç saat içinde yeniden kontamine olabilir</h1>

<p>Sağlık çalışanı kıyafetlerinin kontamine olabilmesi için günlerce kullanılması gerekmiyor.</p>

<p>2011 yılında 100 hekimle yapılan randomize kontrollü araştırmada yeni yıkanmış kısa kollu üniformalarla beyaz önlükler karşılaştırıldı.</p>

<p>Yeni yıkanmış üniformalardaki bakteri koloni sayısı başlangıçta neredeyse sıfırken, <strong>yalnızca üç saatlik kullanımın ardından sekizinci saatin sonunda ölçülen düzeyin yaklaşık yarısına ulaştı.</strong></p>

<p>Araştırma, temiz kıyafetlerin klinik çalışma ortamında birkaç saat içinde yeniden bakterilerle kontamine olabileceğini gösterdi.</p>

<p>Bu sonuç önemli:</p>

<p><strong>Kıyafet hijyenini yalnızca “kaç günde bir yıkanıyor?” sorusuyla değerlendirmek yeterli değil.</strong></p>

<p>Kıyafetin hangi klinik ortamda kullanıldığı, hangi yüzeylere temas ettiği ve vardiya sonunda nasıl yönetildiği de önem taşıyor.</p>

<hr />
<h1>Hastane forması eve mikrop taşıyabilir mi?</h1>

<p>Mikrobiyolojik açıdan mümkündür.</p>

<p>Bir kıyafet üzerinde canlılığını sürdüren mikroorganizma fiziksel olarak hastane dışına taşınabilir.</p>

<p>Ancak asıl soru bunun ne sıklıkta başka bir kişiye aktarılıp enfeksiyon oluşturduğudur.</p>

<p>Bugünkü bilimsel literatürde bu zinciri doğrudan gösteren klinik kanıt oldukça sınırlıdır.</p>

<p>CDC de sağlık hizmetlerinde kullanılan tekstillerin mikroorganizmalarla kontamine olabileceğini kabul ederken, uygun toplama ve yıkama uygulandığında tekstillere atfedilen enfeksiyon bulaşının seyrek olduğunu belirtiyor.</p>

<p>CDC'nin halen erişimde olan yaklaşımında, görünür kan veya vücut sıvısı kontaminasyonu bulunmayan rutin üniforma ve scrubların evde yıkanmasının genel olarak yeterli olmasının beklendiği ifade ediliyor.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor:</p>

<p><strong>CDC sayfası güncel olarak erişilebilir olsa da bu bölümün temel bilimsel ve rehberlik çerçevesi büyük ölçüde 2003 tarihli Environmental Infection Control rehberine dayanıyor.</strong></p>

<p>Bu nedenle son yıllardaki yeni çamaşır makineleri ve düşük sıcaklıklı enerji tasarruf programları üzerine yapılan çalışmalar, eski yaklaşımın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gündeme getiriyor.</p>

<p>Dolayısıyla bilimsel olarak en doğru ifade şu:</p>

<p><strong>Hastane kıyafetleri mikroorganizmaları hastane dışına taşıyabilir; ancak bunun ev içi enfeksiyona ne sıklıkta dönüştüğünü gösteren güçlü klinik kanıt bulunmuyor.</strong></p>

<hr />
<h1>Peki aynı forma evden hastaneye giyilerek gelirse?</h1>

<p>Tartışmanın diğer yönü de önemli.</p>

<p>Sağlık çalışanı formasını evinde giyiyor, toplu taşımaya veya otomobile biniyor, dış ortamla temas ediyor ve ardından aynı kıyafetle klinik alana giriyor.</p>

<p>Teorik olarak mikroorganizmaların dış çevreden hastaneye taşınması mümkündür.</p>

<p>Ancak bunun sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyon oranlarını anlamlı biçimde artırdığını gösteren güçlü doğrudan kanıt bulunmuyor.</p>

<p>NHS England'ın üniforma ve iş kıyafeti rehberi bu noktada dengeli bir yaklaşım benimsiyor.</p>

<p>Rehber, üniformayla işe gidip gelmenin enfeksiyon riskini artırdığına ilişkin kesin kanıt bulunmadığını belirtirken; toplumdaki hijyen algısı da dikkate alınarak çalışanların mümkün olduğunda <strong>iş yerinde kıyafet değiştirmesini veya seyahat sırasında üniformasını tamamen örtmesini iyi uygulama</strong> olarak değerlendiriyor.</p>

<p>2025 tarihli NHS sağlık hizmeti temizlik standartlarında ise çalışanların her vardiyaya temiz üniformayla başlaması, kıyafet görünür biçimde kirlenirse mümkün olan en kısa sürede değiştirilmesi ve yerel kurum politikası farklı bir hüküm getirmiyorsa üniformanın <strong>yalnızca görev sırasında kullanılması</strong> öneriliyor.</p>

<hr />
<h1>2025 araştırması evde çamaşır yıkama tartışmasını yeniden gündeme getirdi</h1>

<p>Konuyla ilgili en dikkat çekici güncel çalışmalardan biri 30 Nisan 2025 tarihinde <i>PLOS ONE</i> dergisinde yayımlandı.</p>

<p>De Montfort Üniversitesinden Caroline Cayrou ve arkadaşları altı farklı ev tipi çamaşır makinesinin sağlık çalışanı tekstillerinin dekontaminasyonundaki performansını değerlendirdi.</p>

<p>Araştırmacılar <i>Enterococcus faecium</i> içeren biyolojik göstergeler kullandı.</p>

<p>Çalışmada 60 °C tam program uygulanan altı makinenin yalnızca <strong>üçünde hedeflenen en az 5-log mikrobiyal azalma düzeyine ulaşıldı.</strong></p>

<p>Hızlı programların performansı da makineler arasında değişiklik gösterdi.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca makinelerin mikrobiyomunda <i>Pseudomonas</i>, <i>Acinetobacter</i> ve <i>Mycobacterium</i> cinslerinden potansiyel olarak patojen bakteriler ile çeşitli antibiyotik direnç genleri saptadı.</p>

<p>Ancak bu çalışmadan:</p>

<p><strong>“Evde yıkama güvenli değildir”</strong></p>

<p>sonucunu çıkarmak bilimsel açıdan doğru olmaz.</p>

<p>Çünkü çalışma yalnızca <strong>altı çamaşır makinesini</strong> değerlendirdi.</p>

<p>Daha da önemlisi:</p>

<h3>Araştırma klinik enfeksiyon oranlarını ölçmedi.</h3>

<p>Çalışmanın incelediği temel konu çamaşır makinelerinin <strong>mikrobiyolojik dekontaminasyon performansıydı.</strong></p>

<p>Dolayısıyla araştırmanın gerçek mesajı, evde yıkamanın enfeksiyona neden olduğunun kanıtlanması değil; çamaşır makinesinde seçilen nominal sıcaklığın her durumda aynı mikrobiyolojik etkiyi garanti etmeyebileceğinin gösterilmesidir.</p>

<hr />
<h1>“60 derece” yazması tek başına yeterli olmayabilir</h1>

<p>Çamaşır hijyeni yalnızca sıcaklıktan oluşmuyor.</p>

<p>2023 yılında yayımlanan sistematik literatür incelemesi; su sıcaklığı, yıkama süresi, mekanik hareket, kullanılan deterjan veya dezenfeksiyon sistemi ve kurutma ısısının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi.</p>

<p>Dolayısıyla:</p>

<p><strong>Sıcaklık + süre + mekanik hareket + deterjan/dezenfeksiyon + kurutma</strong></p>

<p>birlikte çalışan bir dekontaminasyon sistemi oluşturuyor.</p>

<p>Bu nedenle çamaşır makinesinin ekranında “60 °C” yazması tek başına sağlık tekstilinin yeterli biçimde dekontamine edildiğini garanti etmeyebilir.</p>

<hr />
<h1>CDC ile 2025 araştırması birbirine ters mi düşüyor?</h1>

<p>Tam olarak değil.</p>

<p>CDC'nin halen erişimde olan ancak temel kanıt çerçevesi daha eski rehberlere dayanan yaklaşımı, kan veya vücut sıvısıyla kontamine olmayan rutin sağlık çalışanı üniformalarının evde yıkanmasının genellikle yeterli olmasının beklendiğini belirtiyor.</p>

<p>Bununla birlikte sağlık kuruluşu üniforma kullanımını zorunlu tutuyorsa, kurumun çalışanlara uygun yıkama sistemi veya enfeksiyon kontrolüne ilişkin açık talimat sağlaması da öneriliyor.</p>

<p>2025 tarihli <i>PLOS ONE</i> araştırması ise bazı modern ev tipi makinelerde 60 °C olarak seçilen programların bile hedeflenen mikrobiyolojik azaltmayı sağlayamayabileceğini gösterdi.</p>

<p>Bu iki kaynak birlikte değerlendirildiğinde çıkarılabilecek en doğru sonuç şu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Evde yıkamanın kesin olarak tehlikeli olduğu gösterilmiş değil; ancak modern ev tipi makinelerin gerçek dekontaminasyon performansı konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu ortaya çıkıyor.</strong></p>

<hr />
<h1>Kan veya vücut sıvısıyla kirlenmiş kıyafet aynı şekilde değerlendirilemez</h1>

<p>Bütün hastane kıyafetlerinin risk düzeyi aynı değil.</p>

<p>Görünür biçimde kan, vücut sıvısı veya diğer potansiyel enfeksiyöz materyallerle kontamine olmuş kıyafet ile rutin çalışma sonrasında görünür biçimde temiz kalan üniforma aynı kategoride değerlendirilemez.</p>

<p>CDC, kan veya diğer potansiyel enfeksiyöz materyalle kirlenen kıyafetlerde daha kontrollü işlemler gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>AORN'un güncel cerrahi kıyafet rehberlerinde de kan veya vücut sıvısının nüfuz ettiği cerrahi kıyafetin mümkün olan en kısa sürede çıkarılması; görünür kan veya vücut sıvısıyla kontamine kıyafetin <strong>sağlık kuruluşunda bırakılarak uygun şekilde yıkanması</strong> öneriliyor.</p>

<p>Bu nedenle görünür biçimde biyolojik materyalle kirlenmiş hastane kıyafetinin eve götürülmesi, normal üniforma kullanımından ayrı değerlendirilmelidir.</p>

<hr />
<h1>Ameliyathane kıyafetleri neden farklı?</h1>

<p>Ameliyathane sıradan bir çalışma alanı değildir.</p>

<p>Cerrahi alan enfeksiyonlarının önlenebilmesi için ortam, insan trafiği, kıyafet, hasta transferi ve sterilite süreçleri daha kontrollü biçimde yönetilir.</p>

<p>AORN'un güncel rehberleri de ameliyathane ve girişimsel alanlarda kullanılan scrub kıyafetlerini genel iş kıyafetlerinden daha sıkı enfeksiyon kontrol prensipleri içinde değerlendiriyor.</p>

<p>AORN'un 2024–2025 dönemindeki güncel açıklama ve rehberlerinde scrub kıyafetlerinin sağlık hizmetleri için uygun standartları sağlayan çamaşırhanelerde veya ilgili düzenlemelere uygun sistemlerle yıkanması öneriliyor.</p>

<p>Bununla birlikte AORN, çalışan ameliyathane bölümünden ya da binadan kısa süreliğine ayrılıp geri döndüğünde <strong>her durumda kıyafet değiştirmesinin klinik enfeksiyonları azalttığını gösterecek yeterli kanıt bulunmadığını</strong> da belirtiyor.</p>

<p>Bu nedenle bu tür durumlarda kurumların disiplinler arası risk değerlendirmesiyle politika geliştirmesi öneriliyor.</p>

<p>Bu nüans önemli:</p>

<p><strong>Cerrahi kıyafetlerin kontaminasyonunu azaltmaya yönelik güçlü önlemler öneriliyor; ancak her kıyafet hareketinin klinik enfeksiyona yol açtığını gösteren bilimsel kanıt bulunmuyor.</strong></p>

<hr />
<h1>Türkiye'de Sağlık Bakanlığı 2026'da ameliyathane kıyafeti için sınırı açıkça çizdi</h1>

<p>Türkiye açısından haberin en önemli bölümü burada.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, <strong>4 Mart 2026 tarihli ve E-83913885-449-306839898 sayılı “Ameliyathane Giriş Çıkış Kuralları Hakkında” yazıyla</strong> ameliyathanelerde uygulanacak kuralları güncelledi.</p>

<p>Üst yazıda kuralların cerrahi alan enfeksiyonlarının önlenmesi ve kontrolü amacıyla yeniden gözden geçirildiği ve bünyesinde ameliyathane bulunan sağlık tesislerinde gerekli düzenlemelerin yapılmasının istendiği belirtiliyor.</p>

<p>Yazının <strong>81 İl Valiliğine/İl Sağlık Müdürlüğüne ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına “gereği” için</strong> gönderildiği görülüyor.</p>

<p>Düzenlemenin ekinde ise hüküm açık:</p>

<blockquote>
<p><strong>“Ameliyathanede giyilen formalar ameliyathane dışında giyilmemelidir.”</strong></p>
</blockquote>

<p>Aynı düzenlemede ameliyathane çalışanlarının ameliyathane içinde kullanılan forma, boks önlüğü, terlik, bone ve maskeyle ameliyathane dışına, <strong>yemek amacıyla dahi çıkmaması</strong> isteniyor.</p>

<p>Ameliyathaneye özgü terlik ve ayakkabıların da ameliyathane dışında kullanılmaması gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Bakanlık ayrıca formaların <strong>günde en az bir kez değiştirilmesini</strong>; forma üzerine kan veya vücut sıvısı sıçraması ya da enfekte veya kolonize hastayla temas sonrasında kıyafetin değiştirilmesini istiyor.</p>

<p>Burada hukuken en doğru ifade şudur:</p>

<h3>Sağlık Bakanlığı, ameliyathanede kullanılan formaların ameliyathane dışında giyilmemesi kuralını getirmiştir.</h3>

<p>Bu hüküm açık olmakla birlikte bunu:</p>

<p><strong>“Türkiye'de bütün sağlık çalışanlarının hastane kıyafetiyle dışarı çıkması yasaktır”</strong></p>

<p>şeklinde genellemek doğru değildir.</p>

<hr />
<h1>Servis, poliklinik veya acil servis formasıyla dışarı çıkmak genel olarak yasak mı?</h1>

<p>Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.</p>

<p>Taradığımız güncel ulusal düzenlemelerde <strong>servis, poliklinik, acil servis ve diğer tüm kliniklerde çalışan bütün sağlık personelinin her tür iş kıyafetiyle hastane dışına çıkmasını ülke çapında aynı açıklıkla engelleyen genel bir hüküm tespit edilmedi.</strong></p>

<p>Bu nedenle:</p>

<p><strong>“Türkiye'de sağlık çalışanlarının formayla hastaneden çıkması yasaktır”</strong></p>

<p>şeklindeki genel bir ifade kullanılmamalıdır.</p>

<p>Doğru çerçeve şudur:</p>

<p><strong>Ameliyathane kıyafetleri açısından Sağlık Bakanlığının 2026 tarihli açık bir “ameliyathane dışında giyilmemelidir” kuralı bulunmaktadır. Diğer klinik kıyafetlerde ise ulusal mevzuatın yanı sıra sağlık kuruluşunun kendi enfeksiyon kontrol ve kıyafet politikaları önem taşımaktadır.</strong></p>

<hr />
<h1>Hastanelerin Enfeksiyon Kontrol Komiteleri bu konuda kural belirleyebilir mi?</h1>

<p>Türkiye'deki bir başka önemli düzenleme <strong>18 Aralık 2025 tarihli Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği.</strong></p>

<p>Yönetmelik kamu kuruluşlarına, üniversitelere, gerçek kişilere ve özel hukuk tüzel kişilerine ait yataklı tedavi kurumları ile bu kurumlarda görev yapan personeli kapsıyor.</p>

<p>Yönetmeliğin 6'ncı maddesine göre Enfeksiyon Kontrol Komitesi; bilimsel esaslara dayalı bir enfeksiyon kontrol programı oluşturmak, güncel ulusal ve uluslararası rehberleri dikkate alarak kurumda uygulanacak enfeksiyon önleme ve kontrol standartlarını yazılı hâle getirmek ve uygulamaları denetlemekle görevli.</p>

<p>Aynı maddede hastane temizliği, havalandırma ve su sistemleri, <strong>çamaşırhane</strong>, mutfak ve atık yönetimi gibi destek hizmetlerinde enfeksiyon kontrolüne yönelik faaliyetler de komitenin görev alanında sayılıyor.</p>

<p>Yönetmeliğin 8'inci maddesinde ise <strong>Enfeksiyon Kontrol Komitesi kararlarının bağlayıcı olduğu ve yönetimin bu kararların uygulanması için gerekli tedbirleri alacağı</strong> hükme bağlanıyor.</p>

<p>Ancak burada önemli bir hukuki sınır var.</p>

<p>Yönetmelik:</p>

<p><strong>“Hastane formaları mutlaka kurumda giyilip çıkarılacaktır”</strong></p>

<p>şeklinde doğrudan ve özel bir hüküm içermiyor.</p>

<p>Bunun yerine Enfeksiyon Kontrol Komitesine kurumun özelliklerine göre enfeksiyon kontrol standartlarını oluşturma yetkisi veriyor.</p>

<p>Dolayısıyla hukuken daha doğru yorum şu:</p>

<p><strong>Yönetmelik forma kullanımını ayrıca isim vererek düzenlemese de Enfeksiyon Kontrol Komitesine kurumun enfeksiyon önleme ve kontrol standartlarını belirleme yetkisi tanıyor. Bu kapsamda bilimsel risk değerlendirmesine dayalı iş kıyafeti ve yıkama standartlarının oluşturulması mümkün görünüyor. Usulüne uygun biçimde alınan Enfeksiyon Kontrol Komitesi kararları ise Yönetmeliğin 8'inci maddesi uyarınca bağlayıcıdır.</strong></p>

<p>Bu ayrım, mevzuatın doğrudan söylediği ile mevzuattan çıkarılabilecek idari sonucu birbirine karıştırmamak açısından önemlidir.</p>

<hr />
<h1>Sağlık Bakanlığı pandemi döneminde daha geniş bir uygulama istemişti</h1>

<p>Türkiye'de sağlık çalışanlarının iş kıyafetlerinin kurumda bırakılmasına ilişkin daha geniş kapsamlı bir örnek COVID-19 döneminde görülmüştü.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulunun 9 Mart 2021 tarihli <strong>COVID-19 Pandemisinde Sağlık Kurumlarında Çalışma Rehberi ve Enfeksiyon Kontrol Önlemleri</strong> belgesinde sağlık çalışanlarının iş kıyafetleri ve üniformalarının iş yerinde bırakılması ve günlük değiştirilmesi isteniyordu.</p>

<p>Ancak bu düzenleme COVID-19 pandemisinin özel enfeksiyon kontrol koşulları için hazırlanmış bir rehberin parçasıydı.</p>

<p>Dolayısıyla bu hükmü:</p>

<p><strong>“2026 yılında bütün sağlık çalışanlarının iş kıyafetlerini hastanede bırakması zorunludur”</strong></p>

<p>şeklinde yorumlamak doğru olmaz.</p>

<p>Bunun yerine bu belge, Bakanlığın yüksek enfeksiyon riski bulunan dönemlerde <strong>iş kıyafeti ile günlük kıyafetin birbirinden ayrılmasını bir enfeksiyon kontrol tedbiri olarak daha önce de benimsediğini gösteren tarihsel bir örnek</strong> olarak değerlendirilmelidir.</p>

<hr />
<h1>Sağlık Bakanlığı 2026'da yeni kurumsal forma uygulamasını da başlattı</h1>

<p>Sağlık Bakanlığına bağlı çeşitli sağlık tesislerinin resmî duyurularına göre yeni kurumsal forma uygulaması <strong>1 Haziran 2026 itibarıyla</strong> uygulanmaya başladı.</p>

<p>Duyurularda yeni kıyafetlerin sağlık çalışanlarının görev alanları, meslek grupları ve çalışma koşulları dikkate alınarak planlandığı; daha standart ve kurumsal bir görünüm oluşturulmasının amaçlandığı belirtiliyor.</p>

<p>Ancak burada da önemli bir sınır bulunuyor:</p>

<p><strong>İncelenen resmî yeni forma duyurularında, bu formaların bütün sağlık çalışanları tarafından sağlık tesisi dışında kullanılmasını genel olarak engelleyen bir hüküm yer almıyor.</strong></p>

<p>Dolayısıyla yeni kurumsal forma uygulaması tek başına:</p>

<p><strong>“Hastane dışında forma giyme yasağı getirildi”</strong></p>

<p>şeklinde yorumlanamaz.</p>

<p>Buna karşılık Mart 2026 tarihli ameliyathane düzenlemesi, ameliyathane formaları açısından açık ve ayrı bir hüküm içeriyor.</p>

<hr />
<h1>Sağlık çalışanını suçlamak yerine sistemi tartışmak gerekiyor</h1>

<p>Konu yalnızca:</p>

<p><strong>“Sağlık çalışanı neden formasını değiştirmiyor?”</strong></p>

<p>sorusuna indirgenmemeli.</p>

<p>Bir sağlık kuruluşu çalışanından iş kıyafetini hastanede giyip çıkarmasını bekliyorsa bunu mümkün kılacak altyapıyı da sağlamalıdır.</p>

<p>Uygun soyunma odaları,</p>

<p>yeterli kişisel dolaplar,</p>

<p>temiz ve kirli tekstil için ayrı alanlar,</p>

<p>her çalışan için yeterli sayıda üniforma,</p>

<p>kirli kıyafetlerin güvenli biçimde toplanması</p>

<p>ve gerektiğinde kontrollü çamaşırhane hizmeti bu sistemin parçalarıdır.</p>

<p>Nitekim 2025 tarihli Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği çamaşırhane hizmetlerini enfeksiyon kontrolünün dışında bırakmıyor; aksine çamaşırhane dahil destek hizmetlerinde enfeksiyon önleme faaliyetlerinin yürütülmesini Enfeksiyon Kontrol Komitesinin görevleri arasında sayıyor.</p>

<p>Bu nedenle forma hijyeni yalnızca çalışanın kişisel tercihi veya sorumluluğu olarak görülmemeli.</p>

<p><strong>Bu aynı zamanda sağlık kuruluşunun organizasyon, altyapı ve enfeksiyon kontrol politikası meselesidir.</strong></p>

<hr />
<h1>Evde bağışıklığı baskılanmış biri varsa ne yapılmalı?</h1>

<p>Sağlık çalışanlarının üniformalarından evdeki aile bireylerine enfeksiyon geçişini doğrudan ölçen güçlü klinik çalışmalar sınırlıdır.</p>

<p>Bu nedenle:</p>

<p><strong>“Hastane forması eve getirildiğinde çocuklara veya aile bireylerine enfeksiyon bulaştırır”</strong></p>

<p>şeklinde kesin bir ifade kullanmak bilimsel değildir.</p>

<p>Bununla birlikte yenidoğanların, ağır bağışıklık baskılanması bulunan kişilerin veya enfeksiyonlara karşı özellikle kırılgan bireylerin yaşadığı evlerde <strong>ihtiyatlı yaklaşım</strong> tercih edilebilir.</p>

<p>İş kıyafetinin evin yaşam alanlarına sokulmaması veya kurumda değiştirilmesi, güçlü doğrudan klinik kanıt bulunmasa bile gereksiz mikrobiyal taşınmayı azaltmayı amaçlayan koruyucu bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.</p>

<hr />
<h1>Cep telefonu, stetoskop ve kimlik kartları da unutulmamalı</h1>

<p>Enfeksiyon kontrolünün yalnızca forma üzerinden tartışılması başka potansiyel taşıyıcı yüzeyleri gözden kaçırabilir.</p>

<p>Bilimsel çalışmalar sağlık çalışanlarının;</p>

<p>cep telefonları,</p>

<p>stetoskopları,</p>

<p>kimlik kartları,</p>

<p>tabletleri</p>

<p>ve diğer kişisel cihazlarının da çeşitli mikroorganizmalarla kontamine olabildiğini gösteriyor.</p>

<p>AORN'un güncel rehberlerinde cep telefonu, tablet, stetoskop, kimlik kartı ve kişisel cihazların temizliği de cerrahi ortam enfeksiyon kontrolünün bir parçası olarak ele alınıyor.</p>

<p>Bu nedenle formayı değiştirirken sürekli kullanılan cep telefonunun veya stetoskopun temizliğini ihmal etmek bütüncül bir enfeksiyon kontrol yaklaşımı değildir.</p>

<hr />
<h1>En güçlü korunma araçlarından biri hâlâ el hijyeni</h1>

<p>Forma temizliği önemlidir.</p>

<p>Ancak sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyonların önlenmesi yalnızca kıyafet politikalarıyla sağlanamaz.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütünün <strong>“El Hijyeninin Beş Anı”</strong> yaklaşımı;</p>

<p>hasta temasından önce,</p>

<p>aseptik işlemden önce,</p>

<p>vücut sıvısına maruziyet riskinden sonra,</p>

<p>hasta temasından sonra</p>

<p>ve hasta çevresine temas sonrasında</p>

<p>el hijyenini sağlık hizmetlerinde enfeksiyonların önlenmesinin temel uygulamalarından biri olarak tanımlıyor.</p>

<p>Dolayısıyla el hijyeni, uygun kişisel koruyucu ekipman kullanımı, çevresel temizlik, tıbbi cihaz dezenfeksiyonu, izolasyon önlemleri ve güvenli tekstil yönetimi birlikte çalışan bir enfeksiyon kontrol sistemi oluşturur.</p>

<p>Kıyafet politikası bunların yerine geçmez.</p>

<p><strong>Tamamlayıcısıdır.</strong></p>

<hr />
<h1>Peki en ideal sistem ne olabilir?</h1>

<p>Mevcut bilimsel çalışmalar, Türkiye'deki güncel düzenlemeler ve uluslararası rehberler birlikte değerlendirildiğinde ihtiyatlı ve uygulanabilir model şu şekilde özetlenebilir:</p>

<p>Sağlık çalışanının mümkün olduğunda işe günlük kıyafetiyle gelmesi, temiz iş kıyafetini sağlık kuruluşunda giymesi, her vardiyaya temiz üniformayla başlaması ve görünür kirlenme olduğunda kıyafeti gecikmeden değiştirmesi uygun bir enfeksiyon kontrol yaklaşımıdır.</p>

<p>Kan veya vücut sıvısıyla kontamine olmuş kıyafetlerin rutin ev çamaşırı gibi değerlendirilmemesi gerekir.</p>

<p>Ameliyathane kıyafetlerinde ise Türkiye'deki durum daha nettir:</p>

<p><strong>Sağlık Bakanlığının Mart 2026 tarihli düzenlemesine göre ameliyathane forması ve ameliyathaneye özgü terlik veya ayakkabılar ameliyathane dışında kullanılmamalıdır.</strong></p>

<p>Diğer klinik alanlarda kurumlar kendi risk değerlendirmelerini yapmalı; Enfeksiyon Kontrol Komitesi, çalışan sağlığı birimleri ve hastane yönetimi birlikte uygulanabilir bir kıyafet ve yıkama politikası oluşturmalıdır.</p>

<p>Bu politika hazırlanırken çalışana yalnızca yükümlülük getirmek yerine gerekli soyunma alanı, dolap, yeterli forma ve çamaşır altyapısı da sağlanmalıdır.</p>

<hr />
<h1>Sonuç: Hastane kıyafetiyle eve gitmek gerçekten riskli mi?</h1>

<p>Bilim bugün birkaç noktada oldukça açık.</p>

<p><strong>Sağlık çalışanlarının kıyafetleri çalışma sırasında bakteriler ve bazı antibiyotik dirençli mikroorganizmalarla kontamine olabilir.</strong></p>

<p><strong>Temiz bir üniforma birkaç saat içinde yeniden kontamine olabilir.</strong></p>

<p>Ancak:</p>

<p><strong>Kıyafette mikroorganizma bulunması, o kıyafetin hastaya veya evdeki bir kişiye enfeksiyon bulaştırdığının kanıtı değildir.</strong></p>

<p>Sağlık çalışanı kıyafetleri ile sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyonlar arasındaki doğrudan nedensel ilişkiyi gösteren kanıt hâlâ sınırlıdır.</p>

<p>Evde yıkamanın kesin olarak güvensiz olduğu da gösterilmiş değildir.</p>

<p>Buna karşılık 2025 tarihli deneysel çalışma, bazı ev tipi makinelerin 60 °C programlarda dahi beklenen mikrobiyolojik dekontaminasyonu sağlayamayabileceğini ortaya koyarak mevcut uygulamaların yeniden araştırılması gerektiğini göstermiştir.</p>

<p>Çalışmanın yalnızca altı makineyi incelediği ve klinik enfeksiyon sonuçlarını değil <strong>dekontaminasyon performansını</strong> ölçtüğü unutulmamalıdır.</p>

<p>Türkiye'de ise önemli bir hukuki ve idari ayrım bulunmaktadır.</p>

<h3>Sağlık Bakanlığının 4 Mart 2026 tarihli düzenlemesine göre ameliyathanede kullanılan formalar ameliyathane dışında giyilmemelidir.</h3>

<p>Buna karşılık taranan güncel ulusal düzenlemelerde servis, poliklinik, acil servis ve diğer bütün sağlık çalışanı üniformalarını aynı şekilde kapsayan genel bir ülke çapı hüküm tespit edilmemiştir.</p>

<p>2025 tarihli Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği ise kurumların bilimsel esaslara dayalı enfeksiyon kontrol standartları geliştirmesine güçlü bir idari ve hukuki zemin oluşturmakta; Enfeksiyon Kontrol Komitesinin usulüne uygun kararlarını bağlayıcı kabul etmektedir.</p>

<p>Bu nedenle tartışmanın doğru sorusu yalnızca:</p>

<p><strong>“Sağlık çalışanı formayla eve gitmeli mi?”</strong></p>

<p>olmamalı.</p>

<p>Daha geniş soru şudur:</p>

<h3>“Sağlık kuruluşları, çalışanlarının klinik kıyafetlerini kontrollü biçimde giyip çıkarabilecekleri, temiz ve kirli tekstili birbirinden ayırabilecekleri ve gerekli durumlarda güvenli şekilde yıkatabilecekleri standart bir sistem oluşturmalı mı?”</h3>

<p>Mevcut bilimsel ve idari çerçeve birlikte değerlendirildiğinde bunun yanıtı güçlü biçimde:</p>

<p><strong>Evet.</strong></p>

<p>Bu yaklaşım sağlık çalışanını “mikrop taşıyan kişi” olarak damgalamadan; hasta güvenliğini, çalışan güvenliğini, enfeksiyon kontrolünü ve toplumun sağlık hizmetlerine duyduğu güveni aynı çerçevede ele alan daha doğru bir modeldir.</p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<ol start="1">
 <li>
 <p><strong>T.C. Sağlık Bakanlığı, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü.</strong> <i>Ameliyathane Giriş Çıkış Kuralları Hakkında.</i> 4 Mart 2026; E-83913885-449-306839898.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>T.C. Sağlık Bakanlığı.</strong> <i>Ameliyathanelere Giriş Çıkış Kuralları.</i> 2026.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>T.C. Sağlık Bakanlığı.</strong> <i>Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği.</i> Resmî Gazete, 18 Aralık 2025; Sayı: 33111.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>T.C. Sağlık Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulu.</strong> <i>COVID-19 Pandemisinde Sağlık Kurumlarında Çalışma Rehberi ve Enfeksiyon Kontrol Önlemleri.</i> 9 Mart 2021.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Goyal S, Khot SC, Ramachandran V, Shah KP, Musher DM.</strong> Bacterial contamination of medical providers' white coats and surgical scrubs: A systematic review. <i>American Journal of Infection Control.</i> 2019;47(8):994-1001.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Haun N, Hooper-Lane C, Safdar N.</strong> Healthcare Personnel Attire and Devices as Fomites: A Systematic Review. <i>Infection Control &amp; Hospital Epidemiology.</i> 2016;37(11):1367-1373.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sajdeya R, et al.</strong> What's Up Your Sleeve? A Scoping Review of White Coat Contamination and Horizontal Microbial Transmission. <i>Southern Medical Journal.</i> 2022;115(6).</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Lena P, Ishak A, Karageorgos SA, Tsioutis C.</strong> Presence of Methicillin-Resistant <i>Staphylococcus aureus</i> on Healthcare Workers' Attire: A Systematic Review. <i>Tropical Medicine and Infectious Disease.</i> 2021;6(2):42.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Burden M, Cervantes L, Weed D, et al.</strong> Newly cleaned physician uniforms and infrequently washed white coats have similar rates of bacterial contamination after an 8-hour workday: a randomized controlled trial. <i>Journal of Hospital Medicine.</i> 2011;6(4):177-182.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Cayrou C, Silver K, Owen L, Dunlop J, Laird K.</strong> Domestic laundering of healthcare textiles: Disinfection efficacy and risks of antibiotic resistance transmission. <i>PLOS ONE.</i> 2025;20(4).</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Horn-Lodewyk J, Wainwright T, Lessing K-C, Otto D, Fourie JH.</strong> Optimal home and hospital laundering of reusable surgical scrubs: Systematic literature review. <i>Health SA.</i> 2023;28:2097.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Centers for Disease Control and Prevention — CDC.</strong> <i>Laundry and Bedding — Guidelines for Environmental Infection Control in Health-Care Facilities.</i> Temel rehber çerçevesi: 2003; güncel CDC web sunumu.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Association of periOperative Registered Nurses — AORN.</strong> <i>Guideline for Surgical Attire</i> ve 2024–2025 güncel rehber/açıklamaları.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>NHS England.</strong> <i>Uniforms and Workwear: Guidance for NHS Employers.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>NHS England.</strong> <i>National Standards of Healthcare Cleanliness 2025.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>World Health Organization — WHO.</strong> <i>Five Moments for Hand Hygiene.</i></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>T.C. Sağlık Bakanlığına bağlı çeşitli sağlık tesisleri.</strong> Sağlık çalışanlarına yönelik yeni kurumsal forma uygulaması hakkında 1 Haziran 2026 tarihli resmî duyurular.</p>
 </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglik-calisanlari-hastane-kiyafetiyle-eve-gitmeli-mi-bilim-ve-bakanlik-ne-diyor</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 08:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/saglik-calisanlari-hastane-kiyafeti-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="17585"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zayıflama İlaçlarında Doz Düşürmek Güvenli mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclarinda-doz-dusurmek-guvenli-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclarinda-doz-dusurmek-guvenli-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GLP-1 ilaçları artık yalnız kilo kaybıyla değil, kan şekeri, kalp ve böbrek etkileriyle de tartışılıyor. Mikrodoz yaklaşımı ise umut verse de henüz standart tedavi kabul edilmiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>GLP-1 İlaçlarında Mikrodoz Tartışması: Fayda Korunur mu?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kilo verme ilaçları olarak bilinen GLP-1 temelli tedaviler, artık yalnız tartıdaki değişimle konuşulmuyor. Yeni derlemeler, bu ilaçların kan şekeri, iştah kontrolü, kalp-damar sağlığı ve böbrek sonuçları gibi alanlarda da etkileri olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak gündeme gelen “mikrodoz” yaklaşımı için aynı kesinlikten söz etmek mümkün değil. Daha düşük ya da bölünmüş dozların yan etkileri azaltıp bazı faydaları koruyup korumadığı henüz geniş ve doğrudan klinik çalışmalarla kanıtlanmış değil.</p>

<p>GLP-1, bağırsaklardan salgılanan ve yemekten sonra insülin yanıtını destekleyen doğal bir hormondur. GLP-1 reseptör agonisti denilen ilaçlar bu hormonun etkisini taklit eder; tokluk hissini artırabilir, mide boşalmasını yavaşlatabilir ve kan şekeri kontrolünü iyileştirebilir.</p>

<p>Semaglutid, liraglutid ve dulaglutid bu grupta yer alan ilaçlar arasında sayılır. Tirzepatid ise GLP-1 etkisine ek olarak GIP adı verilen başka bir metabolik yolu da hedefleyen çift etkili bir tedavi olarak kullanılır.</p>

<p>Bu ilaçların popülerleşmesinin temel nedeni kilo kaybı olsa da bilimsel ilgi artık daha geniş bir alana yayılmış durumda. Kalp-damar hastalığı riski yüksek bazı hasta gruplarında büyük kalp olayları, ölüm riski ve böbrek sonuçları üzerine olumlu etkiler bildiren çalışmalar bulunuyor.</p>

<p>Yine de bu bulgular “her kullanıcı aynı faydayı görür” anlamına gelmez. Etki; kişinin diyabet durumu, kilosu, kalp-damar riski, böbrek fonksiyonu, kullandığı diğer ilaçlar ve doz planına göre değişebilir.</p>

<p>Mikrodoz ise ilacın standart tedavi dozundan daha düşük miktarlarda kullanılması anlamına geliyor. Bu yaklaşım bazı hastalarda bulantı, kusma, kabızlık, ishal ve karın rahatsızlığı gibi yan etkileri azaltma beklentisiyle gündeme geliyor.</p>

<p>Araştırmacılar, özellikle standart doza hassas yanıt veren veya yan etki nedeniyle tedaviyi bırakma noktasına gelen kişilerde daha esnek doz planlarının tartışılabileceğini belirtiyor. Fakat bu, kişinin kendi kendine enjeksiyon miktarını değiştirmesi gerektiği anlamına gelmez.</p>

<p>Mevcut veriler daha çok dolaylı kanıt niteliğinde. Düşük doz tirzepatid kullanılan bazı gözlemsel çalışmalarda vücut ağırlığı, beden kitle indeksi, trigliserid, HbA1c ve LDL kolesterol gibi ölçümlerde iyileşme bildirilmiştir. HbA1c, kan şekerinin son birkaç aylık ortalamasını yansıtan bir testtir.</p>

<p>Semaglutid çalışmalarında da zamanla mide-bağırsak yan etkilerine toleransın artabildiği görülmüştür. Buna rağmen bu veriler, mikrodozun standart dozlarla aynı kalp, böbrek veya metabolik faydayı koruduğunu göstermeye yetmez.</p>

<p>Uzmanların özellikle vurguladığı nokta güvenliktir. Enjeksiyon cihazlarının planlanan kullanım şekli dışında bölünmesi, doz hatası ve sterilite sorunu gibi riskler doğurabilir. Ayrıca safra kesesi sorunları, mide boşalmasında gecikme ve nadir ciddi sindirim sistemi etkileri açısından dikkatli olunmalıdır.</p>

<p>Bu nedenle GLP-1 tedavisi alan kişilerin doz azaltma, ara verme, yeniden başlama veya mikrodoz deneme kararını hekimle birlikte vermesi gerekir. Özellikle diyabet, böbrek hastalığı, safra kesesi hastalığı, pankreas iltihabı öyküsü veya çoklu ilaç kullanımı olan kişilerde bireysel değerlendirme gerekir.</p>

<p>Bugünkü tablo şunu gösteriyor: GLP-1 ilaçları kilo kaybının ötesinde önemli bilimsel soruların merkezinde yer alıyor. Mikrodoz yaklaşımı ise yan etkiyi azaltma ve tedavi sürekliliğini destekleme fikriyle dikkat çekiyor; fakat henüz kanıta dayalı standart bir uygulama olarak görülmemelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Panlilio M.A., Piserchio N., Hennessey M., Torres K., Khan S., Choy L. Multisystem Benefits of GLP-1 Microdosing: A Narrative Review. Cureus Journal of Medical Science, 2026; 18(7): e113635. DOI: 10.7759/cureus.113635<br />
2. Tarun Sai Lomte. GLP-1 drugs have benefits beyond weight loss. Could microdoses preserve them? News Medical, 1 Eylül 2026.<br />
3. Dünya Sağlık Örgütü. GLP-1 tedavilerinin erişkin obezitesinde kullanımı ve endikasyonlarına ilişkin kılavuz, JAMA, 2026.<br />
4. Nauck M.A., Quast D.R., Wefers J., Meier J.J. GLP-1 receptor agonists in the treatment of type 2 diabetes, state of the art. Molecular Metabolism, 2021. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclarinda-doz-dusurmek-guvenli-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 07:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/i-m-g-2688.webp" type="image/jpeg" length="75086"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Migren, Uyku ve Bağırsak Arasında Yeni Beslenme Bulgusu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/migren-uyku-ve-bagirsak-arasinda-yeni-beslenme-bulgusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/migren-uyku-ve-bagirsak-arasinda-yeni-beslenme-bulgusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Migrenli yetişkinlerde yapılan 12 haftalık pilot çalışmada, kişiye özel eliminasyon diyeti bağırsak mikrobiyotasını değiştirdi; zonulin düzeyi düştü, bazı migren ve uyku göstergeleriyle ilişki saptandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Migren ve bağırsak sağlığı arasındaki bağlantıya ilişkin yeni bir pilot klinik çalışma, kişiye özel beslenme düzenlemelerinin yalnızca baş ağrısı günleriyle değil, bağırsak mikrobiyotası ve geçirgenlik belirteçleriyle de ilişkili olabileceğini gösterdi.</p>

<p>Frontiers in Nutrition’da yayımlanan araştırmada, migren tanısı olan yetişkinlerde gıdaya özgü IgG sonuçlarına göre hazırlanan 12 haftalık eliminasyon diyeti incelendi. Çalışmada gerçek eliminasyon diyeti uygulayan grupta bağırsak bakteri yapısında değişim, serum zonulin düzeylerinde ise anlamlı düşüş bildirildi.</p>

<p>Araştırma, Harbin Tıp Üniversitesi Birinci Bağlı Hastanesi ve Harbin Tıp Üniversitesi Dördüncü Bağlı Hastanesi araştırmacıları tarafından yürütüldü. İlk aşamada 129 migren hastası değerlendirildi; gıdaya özgü IgG pozitifliği bulunan 98 kişi çalışmaya randomize edildi.</p>

<p>Katılımcıların 52’si IgG pozitif çıkan gıdaları diyetinden çıkaran gerçek diyet grubuna, 46’sı ise IgG negatif gıdaların çıkarıldığı sahte diyet grubuna alındı. Çalışmanın sonunda 84 kişi anket, kan ve dışkı örnekleriyle takip değerlendirmesini tamamladı.</p>

<p>Araştırmacılar dışkı örneklerinde 16S rRNA dizileme yöntemiyle bağırsak mikrobiyotasını analiz etti. Kan örneklerinde zonulin, IL-6, TNF-alfa ve CGRP gibi migren ve inflamasyonla ilişkilendirilen biyobelirteçler ELISA yöntemiyle ölçüldü.</p>

<p>Gerçek eliminasyon diyeti uygulanan grupta 12 hafta sonunda mikrobiyota kompozisyonunda değişim izlendi. Bifidobacterium, Butyricicoccus ve Ruminococcus gibi bazı bakteri gruplarında artış; Prevotella düzeyinde ise azalma bildirildi.</p>

<p>Zonulin düzeyindeki değişim de çalışmanın öne çıkan bulguları arasında yer aldı. Gerçek diyet grubunda ortalama serum zonulin düzeyi 399,5 pg/mL’den 253,3 pg/mL’ye geriledi. Sahte diyet grubunda benzer düzeyde anlamlı bir düşüş saptanmadı.</p>

<p>Zonulin, bağırsak bariyeri ve geçirgenliğiyle ilişkili bir belirteç olarak değerlendiriliyor. Araştırmacılar, bu düşüşün migren, bağırsak bariyeri ve inflamasyon arasındaki olası bağlantıları anlamak açısından yeni hipotezler doğurduğunu belirtti.</p>

<p>Çalışmada Bifidobacterium artışı ile CGRP azalması ve migrene özgü yaşam kalitesi skorlarındaki değişimler arasında ilişki bulundu. CGRP, migren fizyolojisinde yakından izlenen bir nöropeptit olarak biliniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aynı araştırma grubunun daha önce aynı kohorttan yayımladığı analizlerde, IgG temelli eliminasyon diyetinin IL-6, TNF-alfa ve CGRP düzeylerinde azalma ve bazı migren belirtilerinde iyileşme ile ilişkili olduğu bildirilmişti. Yeni yayın, bu bulgulara mikrobiyota ve zonulin verilerini ekledi.</p>

<p>Bulgular, migren tedavisinde “herkes için aynı diyet” yaklaşımından çok kişisel tetikleyicilerin ve biyolojik yanıtların izlenmesi gerektiğini düşündürüyor. Yine de çalışma, gıda kesmenin tek başına tedavi gibi sunulamayacağını özellikle gösteriyor.</p>

<p>Araştırmacılar sonuçların keşif niteliğinde olduğunu vurguladı. Örneklem sayısının sınırlı olması, başlangıç mikrobiyota farkları, orta düzey korelasyonlar ve çoklu karşılaştırma düzeltmesinin olmaması nedeniyle bulguların daha büyük çalışmalarla doğrulanması gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle migreni olan kişilerin hekim veya diyetisyen değerlendirmesi olmadan geniş kapsamlı eliminasyon diyetlerine başlamaması öneriliyor. Özellikle uzun süreli ve kontrolsüz gıda kısıtlamaları beslenme yetersizliği riskini artırabilir.</p>

<p>[1] Zhao Z-M, Wan F-J, Yang M-M, Ning B-L, Song T, Fu J - IgG positive food elimination diet altered gut microbiota, decreased zonulin in migraine adults: a pilot dietary intervention trial - Frontiers in Nutrition, 2026 - DOI: 10.3389/fnut.2026.1878772 [2] Zhao Z, Yang M, Wan F, Ning B, Song T, Fu J ve ark. - Food-specific IgG-based elimination diet decreased IL-6, TNF-α, and CGRP and improved symptoms in adults with migraine - Frontiers in Nutrition, 2025 - DOI: 10.3389/fnut.2025.1720389 [3] Hugo Francisco de Souza - A personalized elimination diet changed the gut microbiome in people with migraine - News-Medical, 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/migren-uyku-ve-bagirsak-arasinda-yeni-beslenme-bulgusu</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 06:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9534.jpeg" type="image/jpeg" length="56679"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çatlayan Topuklara Ne İyi Gelir? Evde Bakımda Doğru Adımlar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/catlayan-topuklara-ne-iyi-gelir-evde-bakimda-dogru-adimlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/catlayan-topuklara-ne-iyi-gelir-evde-bakimda-dogru-adimlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Topuk çatlakları çoğu zaman kuruluk, basınç ve sürtünmeyle ortaya çıkar. Düzenli nemlendirme işe yarayabilir; ancak ağrı, kanama, kızarıklık veya diyabet varsa ihmal edilmemelidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Topuklarda çatlak, genellikle derinin kuruması ve esnekliğini kaybetmesiyle oluşur. Basınç altında kalan topuk derisi zamanla kalınlaşır, sertleşir ve derin çizgiler halinde ayrılabilir.</p>

<p>Bu durum çoğu kişide basit cilt kuruluğuyla ilişkilidir. Ancak çatlak derinleşirse ağrıya, kanamaya ve mikrop girişine açık küçük yaralara dönüşebilir.</p>

<p>Topuk bölgesi vücudun ağırlığını taşıdığı için gün boyunca sürekli baskı altındadır. Uzun süre ayakta kalmak, arkası açık terlik ya da sandalet giymek, çıplak ayakla dolaşmak ve sert zeminlerde yürümek çatlakları artırabilir.</p>

<p>Sıcak suyla uzun süre duş almak, sert sabun kullanmak ve ayakları nemlendirmeden bırakmak da derinin koruyucu yağ tabakasını azaltır. Bu nedenle topuk derisi daha kuru, daha sert ve çatlamaya daha yatkın hale gelir.</p>

<p>Evde bakımın temel adımı düzenli nemlendirmedir. Üre, laktik asit, salisilik asit veya alfa hidroksi asit içeren topuk kremleri kalınlaşmış derinin yumuşamasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Banyo sonrası ayaklar nazikçe kurulanmalı ve topuklara yoğun nemlendirici uygulanmalıdır. Gece yatmadan önce vazelin benzeri bariyer ürün sürüp pamuklu çorap giymek, nemin ciltte daha uzun süre kalmasını sağlayabilir.</p>

<p>Topuk törpüsü kullanılacaksa işlem nazik yapılmalıdır. Jiletle deri kesmek, çatlağı koparmak veya sert şekilde kazımak ciltte yaralanmaya ve enfeksiyon riskinin artmasına neden olabilir.</p>

<p>Ayakkabı seçimi de önemlidir. Topuğu destekleyen, sürtünmeyi azaltan ve ayağı sıkmayan ayakkabılar çatlakların ilerlemesini önleyebilir. Arkası açık ayakkabılar ise topuk kenarındaki deriyi daha fazla zorlayabilir.</p>

<p>Diyabet hastalarında topuk çatlakları daha dikkatli izlenmelidir. Diyabete bağlı sinir etkilenmesi ayaktaki küçük yaraların fark edilmesini zorlaştırabilir; dolaşım sorunları da iyileşmeyi geciktirebilir.</p>

<p>Topukta kanama, akıntı, kötü koku, kızarıklık, şişlik, ısı artışı, şiddetli ağrı veya yürümeyi zorlaştıran çatlak varsa dermatoloji ya da ayak sağlığı alanında uzman değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>Evde düzenli bakıma rağmen geçmeyen çatlaklarda mantar enfeksiyonu, egzama, sedef hastalığı, tiroit bozuklukları veya başka deri sorunları da araştırılabilir. Özellikle tekrarlayan ve derinleşen çatlaklar yalnızca kozmetik bir sorun gibi görülmemelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. American Academy of Dermatology Association<br />
2. Mayo Clinic<br />
3. American Diabetes Association<br />
4. NHS Inform<br />
5. Oxford Health Podiatry Clinical Guidance </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/catlayan-topuklara-ne-iyi-gelir-evde-bakimda-dogru-adimlar</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 06:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9533.jpeg" type="image/jpeg" length="49791"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanser Geç Yakalanmasın: Hangi Taramalar Hangi Yaşta Başlıyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kanser-gec-yakalanmasin-hangi-taramalar-hangi-yasta-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kanser-gec-yakalanmasin-hangi-taramalar-hangi-yasta-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bazı kanserler belirti vermeden ilerleyebilir. Uzmanlara göre taramaları zamanında yaptırmak, aile öyküsünü hekime anlatmak ve iki haftayı aşan değişiklikleri ciddiye almak erken tanı şansını artırır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser Geç Yakalanmasın: Hangi Tarama Ne Zaman Yapılmalı?</p>

<p>Kanserde erken tanı için en güçlü adım, kişinin yaşına, cinsiyetine, aile öyküsüne ve sigara geçmişine uygun taramaları aksatmamasıdır. Uzmanlar, özellikle kolon, meme, rahim ağzı, akciğer ve prostat kanserlerinde tarama takviminin hekimle birlikte belirlenmesini öneriyor.</p>

<p>Her kanser için herkese uygulanabilecek tek bir tarama yoktur. Bu nedenle “hiç şikâyetim yok” düşüncesi kadar, “her testi yaptırayım” yaklaşımı da doğru değildir. En sağlıklı yol, kişisel riskin birinci basamak hekimi veya ilgili uzman tarafından değerlendirilmesidir.</p>

<p>Son yıllarda kanser ölümlerinde tedavi ve erken tanı sayesinde düşüş görülse de bazı kanser türlerinde genç erişkinlerde artış dikkati çekiyor. Araştırmalar, geç evrede tanı alan hastalarda tedavinin daha zorlaştığını; buna karşılık erken yakalanan birçok kanserde başarı şansının belirgin biçimde yükseldiğini gösteriyor.</p>

<p>Kolon ve rektum kanseri için ortalama risk grubunda tarama genellikle 45 yaşında başlar. Dışkıda gizli kan testleri, dışkı temelli başka testler veya kolonoskopi gibi yöntemler kullanılabilir. Ailede erken yaşta kolon kanseri, iltihaplı bağırsak hastalığı veya kalıtsal risk varsa tarama daha erken gündeme gelebilir.</p>

<p>Meme kanseri taramasında yaş, aile öyküsü, meme yoğunluğu ve önceki bulgular dikkate alınır. Birçok uluslararası öneride 40’lı yaşlardan itibaren mamografi planı hekimle konuşulur. Bazı rehberlerde 45-54 yaş arasında yıllık, daha ileri yaşlarda ise bir veya iki yılda bir tarama öne çıkar.</p>

<p>Rahim ağzı kanserinde HPV ve Pap testleri erken tanı açısından güçlü araçlardır. HPV, rahim ağzı kanserlerinin büyük bölümüyle ilişkili bir virüstür. Taramanın hangi yaşta başlayacağı ve hangi aralıkla yapılacağı kullanılan teste, kişinin riskine ve izlenen rehbere göre değişebilir.</p>

<p>Akciğer kanseri taraması herkes için önerilmez. Özellikle 50-80 yaş aralığında, belirgin sigara yükü olan ve halen sigara içen ya da son 15 yıl içinde bırakmış kişilerde düşük doz bilgisayarlı tomografi gündeme gelir. Paket-yıl hesabı, günde içilen sigara miktarı ile içilen yıl sayısına göre yapılır.</p>

<p>Prostat kanseri için PSA adı verilen kan testi kullanılabilir; ancak bu test her erkekte otomatik tarama anlamına gelmez. Yanlış pozitiflik, gereksiz biyopsi ve aşırı tedavi riski nedeniyle kararın hekimle birlikte verilmesi gerekir. Ortalama riskte konuşma çoğu zaman 50 yaş civarında, aile öyküsü veya yüksek risk varsa daha erken yapılır.</p>

<p>Taramalar kadar yıllık muayene de değerlidir. Kan sayımı, fizik muayene, ağız ve diş değerlendirmesi, ciltteki benlerin gözlenmesi ve kişinin yeni şikâyetlerini anlatması bazı sessiz bulguların fark edilmesini sağlayabilir.</p>

<p>Vücuttaki her değişiklik kanser anlamına gelmez. Ancak iki haftadan uzun süren, açıklanamayan veya giderek artan belirtiler bekletilmemelidir. Dışkıda kan, idrarda kan, yutma güçlüğü, kalıcı öksürük, istemsiz kilo kaybı, memede kitle, iyileşmeyen yara, ağız içinde geçmeyen lezyon, benlerde şekil veya renk değişikliği ve menopoz sonrası kanama hekime başvuru nedenidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini azaltmada sigaradan uzak durmak, alkolü sınırlamak, sağlıklı kiloyu korumak, düzenli fiziksel aktivite yapmak, liften zengin beslenmek, ultra işlenmiş gıdaları azaltmak, güneşten korunmak ve HPV ile hepatit B aşılarını hekim önerisiyle değerlendirmek öne çıkar.</p>

<p>En doğru tarama listesi, tek başına yaşa göre değil kişisel risk tablosuna göre hazırlanır. Ailede kanser öyküsü, daha önce saptanan polipler, yoğun sigara geçmişi, bağışıklık sistemi sorunları veya kalıtsal sendrom şüphesi varsa kişi standart takvimden daha erken değerlendirmeye alınabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. The Washington Post, sağlık haberi, 31 Ağustos 2026.<br />
2. American Cancer Society, kanser erken tanı ve tarama kılavuzları, 2026.<br />
3. U.S. Preventive Services Task Force, kanser taraması önerileri.<br />
4. Centers for Disease Control and Prevention, kanser tarama bilgileri.<br />
5. American Association for Cancer Research, geç evre kanser tanısı araştırması. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kanser-gec-yakalanmasin-hangi-taramalar-hangi-yasta-basliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 06:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9532.jpeg" type="image/jpeg" length="91256"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’ın Marc Casadó Transferine Oyuncu Freni]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-marc-casado-transferine-oyuncu-freni</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-marc-casado-transferine-oyuncu-freni" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın Barcelona’dan Marc Casadó için satın alma opsiyonlu kiralama girişiminde bulunduğu bildirilirken İspanya’dan transferin önündeki en önemli engelin oyuncunun tercihi olduğuna yönelik haber geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’ın orta saha transferi için gündemine aldığı Marc Casadó dosyasında İspanya’dan dikkat çekici bir gelişme geldi.</p>

<p>Siyah-beyazlıların Barcelona’nın 22 yaşındaki orta saha oyuncusu için satın alma opsiyonlu kiralama formülü üzerinde çalıştığı Türkiye’de gündeme gelirken, İspanyol basınındaki son bilgiler transferin oyuncu tarafında henüz karşılık bulmadığına işaret ediyor.</p>

<p>Barcelona’ya yakın İspanyol basınında yer alan haberlere göre Casadó, Beşiktaş seçeneğini şu aşamada kariyeri açısından öncelikli seçenek olarak değerlendirmiyor.</p>

<p>Beşiktaş Barcelona’nın kapısını çaldı</p>

<p>Beşiktaş’ın Casadó için girişimde bulunduğu bilgisi Türkiye’de 31 Ağustos sabahı gündeme geldi.</p>

<p>Siyah-beyazlıların Barcelona’ya satın alma opsiyonlu kiralama teklifi sunduğu belirtilirken, Katalan ekibinin transfer döneminin son bölümünde oyuncunun geleceğini değerlendirmeye açık olduğu öne sürüldü.</p>

<p>Barcelona’nın daha önce Casadó için 20-25 milyon euro seviyelerinde bir değer biçtiği, ancak transfer penceresinin kapanmasına yaklaşılmasıyla farklı formüllerin de değerlendirilebileceği iddia edildi.</p>

<p>İspanya’dan oyuncu cephesine ilişkin yeni bilgi</p>

<p>Transferde asıl dikkat çekici gelişme ise İspanya’dan geldi.</p>

<p>Barcelona’yı yakından takip eden SPORT kaynaklı bilgilere göre Casadó, Türkiye’ye transfer seçeneğini şu aşamada kariyer planlamasında güçlü bir alternatif olarak görmüyor.</p>

<p>Genç orta sahanın Avrupa’nın önde gelen liglerinden gelebilecek seçenekleri değerlendirmek istediği ve bu nedenle Beşiktaş ihtimaline henüz ikna olmadığı belirtiliyor.</p>

<p>Bu tablo, Beşiktaş açısından Barcelona ile yapılacak pazarlığın yanı sıra oyuncunun ikna edilmesini de transferin temel şartlarından biri haline getiriyor.</p>

<p>“Reddetti” demek için erken</p>

<p>Casadó cephesinden gelen bilgiler transferin tamamen kapandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Oyuncunun Beşiktaş’a resmi olarak kesin bir ret verdiğine ilişkin kulüpler veya futbolcu tarafından yapılmış bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle mevcut gelişmeyi “Casadó Beşiktaş’ı reddetti” şeklinde değerlendirmek yerine, oyuncunun şu aşamada siyah-beyazlı seçeneğe ikna olmadığı şeklinde okumak daha doğru.</p>

<p>Transfer döneminin son bölümünde şartların değişmesi veya Beşiktaş’ın oyuncuya sunacağı sportif projenin etkili olması halinde görüşmelerin farklı bir noktaya taşınması mümkün.</p>

<p>Casadó nasıl bir oyuncu?</p>

<p>Barcelona altyapısında yetişen Marc Casadó, özellikle savunmanın önünde görev yapan 6 numara pozisyonunda öne çıkıyor.</p>

<p>Pas bağlantılarındaki etkinliği, top kazanma becerisi ve Barcelona’nın oyun sistemine uygun teknik özellikleri nedeniyle genç yaşta A takım seviyesine yükselen İspanyol futbolcu, merkez orta sahada da görev yapabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beşiktaş’ın Casadó’ya yönelmesinin arkasında da orta sahaya oyun kurulumuna katkı sağlayabilecek dinamik bir 6 numara ekleme isteğinin bulunduğu değerlendiriliyor.</p>

<p>Beşiktaş alternatiflerini de hazır tutuyor</p>

<p>Siyah-beyazlı yönetimin Casadó dosyasının yanında farklı orta saha seçenekleri üzerinde çalıştığı da belirtiliyor.</p>

<p>Türkiye’deki son haberlerde Ilaix Moriba ve Richard Ríos isimlerinin alternatifler arasında bulunduğu öne sürüldü.</p>

<p>Celta Vigo forması giyen Moriba için mali şartların araştırıldığı, Benfica’dan Richard Ríos’un da transfer listesindeki oyunculardan biri olduğu bildiriliyor.</p>

<p>Bu durum Beşiktaş’ın Casadó transferindeki belirsizlik nedeniyle tek bir oyuncuya bağlı kalmak istemediğini gösteriyor.</p>

<p>Transferde kritik nokta Casadó’nun kararı</p>

<p>Mevcut tabloya göre Beşiktaş’ın önünde iki ayrı aşama bulunuyor.</p>

<p>İlk olarak Barcelona ile ekonomik şartlarda uygun bir transfer modeli oluşturulması gerekiyor. Ardından Casadó’nun Beşiktaş projesine ikna edilmesi gerekecek.</p>

<p>İspanya’dan gelen son bilgiler ikinci aşamanın şu anda daha zor göründüğünü ortaya koyuyor.</p>

<p>Transfer döneminin kapanış bölümünde Casadó’nun tutumunun değişip değişmeyeceği ve Beşiktaş’ın alternatif isimlerden birine yönelip yönelmeyeceği dosyanın kaderini belirleyecek.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Diario SPORT<br />
Jordi Gil<br />
Sözcü<br />
İspanyol spor basını</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-marc-casado-transferine-oyuncu-freni</guid>
      <pubDate>Tue, 01 Sep 2026 06:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9531.jpeg" type="image/jpeg" length="57341"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="95057"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="95429"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="39712"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="73571"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="63672"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="95323"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
