<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni | Sağlık Haberleri</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni, sağlık ve tıp alanındaki güncel gelişmeleri bilimsel doğruluk temelinde okuyucularına ulaştıran bağımsız sağlık haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 17 Apr 2026 08:43:07 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Necmettin Bekçi kimdir, ceza alır mı? Kahramanmaraş saldırısında kritik müdahale]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/necmettin-bekci-kimdir-ceza-alir-mi-kahramanmaras-saldirisinda-kritik-mudahale</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/necmettin-bekci-kimdir-ceza-alir-mi-kahramanmaras-saldirisinda-kritik-mudahale" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş’taki okul saldırısında daha büyük bir felaketin önüne geçtiği değerlendirilen isimlerden biri Necmettin Bekçi oldu. Olay anında saldırgana müdahale eden Bekçi’nin kim olduğu ve bu müdahalesi nedeniyle ceza alıp almayacağı kamuoyunda en çok merak edilen başlıklar arasına girdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Edinilen bilgilere göre Necmettin Bekçi, olay sırasında okul çevresinde bulunan ve saldırıyı fark eder etmez harekete geçen isimlerden biri oldu. Yaşanan panik sırasında saldırganın etkisiz hale getirilmesi için müdahalede bulunan Bekçi’nin, olayın büyümesini önleyen kritik kişiler arasında yer aldığı değerlendiriliyor.</p>

<p>Olayın ardından en çok konuşulan ayrıntılardan biri de saldırganın nasıl durdurulduğu oldu. İddialara göre Necmettin Bekçi, saldırganın yeniden hareket ederek çevreye zarar vermesini önlemek amacıyla fiziksel müdahalede bulundu. Bu müdahale sırasında saldırganın bıçakla yaralandığı, daha sonra da bu yaralanmaya bağlı gelişen kanama nedeniyle hayatını kaybettiği öne sürüldü.</p>

<p>Necmettin Bekçi kimdir?</p>

<p>Necmettin Bekçi hakkında kamuoyuna yansıyan bilgiler sınırlı olsa da, olay anında gösterdiği refleks nedeniyle adı kısa sürede ülke gündemine taşındı. Saldırı sırasında soğukkanlı davranarak müdahalede bulunduğu belirtilen Bekçi, birçok kişi tarafından daha büyük bir faciayı önleyen isim olarak görülüyor. Özellikle okul gibi çocukların bulunduğu bir ortamda, saldırının kontrol altına alınmasında rol oynaması nedeniyle dikkat çekiyor.</p>

<p>Necmettin Bekçi ceza alır mı?</p>

<p>Bu sorunun yanıtı doğrudan soruşturmanın seyrine bağlı. Çünkü hukukta her ölümle sonuçlanan müdahale otomatik olarak aynı şekilde değerlendirilmez. Burada belirleyici olan unsur, saldırının o anda devam edip etmediği, müdahalenin zorunlu olup olmadığı ve saldırıyı durdurmak için başka bir imkan bulunup bulunmadığıdır.</p>

<p>Eğer soruşturma dosyasında, yapılan müdahalenin çocukları, öğretmenleri ve çevredeki diğer kişileri korumak için zorunlu olduğu kanaatine varılırsa, olay meşru savunma çerçevesinde değerlendirilebilir. Böyle bir durumda ceza verilmemesi ihtimali gündeme gelir. Ancak müdahalenin sınırının aşıldığı yönünde bir değerlendirme yapılırsa, bu kez farklı bir hukuki süreç başlayabilir.</p>

<p>Hukuki değerlendirmede hangi noktalar öne çıkacak?</p>

<p>Savcılık ve mahkeme açısından en kritik başlıklar, saldırganın müdahale anında hala aktif tehlike oluşturup oluşturmadığı, kullanılan gücün olayın şartları içinde gerekli sayılıp sayılamayacağı ve müdahalenin panik anında mı geliştiği olacak. Okulda çocukların bulunduğu, büyük bir korku ve kargaşanın yaşandığı bir ortamda verilen tepkinin hukuk önünde nasıl yorumlanacağı, dosyanın en önemli yönlerinden biri olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Soruşturma ilerledikçe tablo netleşecek</p>

<p>Şu aşamada Necmettin Bekçi hakkında kesin bir hukuki hüküm kurmak için erken. Ancak dosyada ortaya çıkacak kamera kayıtları, tanık ifadeleri, olay yeri incelemeleri ve adli raporlar, müdahalenin ceza sorumluluğu doğurup doğurmayacağını belirleyecek. Kamuoyundaki ilk değerlendirme ise, Bekçi’nin müdahalesinin daha ağır sonuçların önüne geçtiği yönünde.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/necmettin-bekci-kimdir-ceza-alir-mi-kahramanmaras-saldirisinda-kritik-mudahale</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7223.jpeg" type="image/jpeg" length="59351"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuklar neden suça ve şiddete yöneliyor? Uzmanlar uyarıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cocuklar-neden-suca-ve-siddete-yoneliyor-uzmanlar-uyariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cocuklar-neden-suca-ve-siddete-yoneliyor-uzmanlar-uyariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocukların suça ve şiddete yönelmesi, son yıllarda ailelerin, eğitimcilerin ve toplumun en fazla kaygı duyduğu başlıklardan biri haline geldi. Uzmanlara göre bu tablo, tek bir sebeple açıklanamayacak kadar karmaşık. Aile içi ilişkilerden sosyal çevreye, okul deneyiminden dijital içeriklere kadar birçok etken, çocukların davranış gelişiminde belirleyici rol oynuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>AGEM Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri Kurucusu Nöropsikolog Merve Tuğçe Ertaş, çocuklarda saldırganlık ve suça eğilimli davranışların çoğu zaman ani bir kırılmanın değil, uzun süredir biriken risklerin sonucu olarak ortaya çıktığını belirtiyor. Ertaş’a göre meseleyi yalnızca disiplin sorunu gibi görmek, asıl nedenleri gözden kaçırmaya yol açıyor.</p>

<p>Çocuklar şiddeti çoğu zaman çevresinden öğreniyor</p>

<p>Uzmanlara göre çocukların davranış dünyası, içinde büyüdükleri ortamdan bağımsız düşünülemiyor. Ev içinde sürekli öfkeye, aşağılamaya, bağırışa ya da şiddete maruz kalan çocuklar, zamanla bu dili sıradan görebiliyor. Benzer şekilde ihmal edilen, duygusal desteği zayıf olan veya tutarsız tutumlarla büyüyen çocuklarda da davranış sorunları daha görünür hale gelebiliyor.</p>

<p>Merve Tuğçe Ertaş, çocuğun yalnızca yaşadıklarıyla değil, yaşadıklarını nasıl anlamlandırdığıyla da şekillendiğini vurguluyor. Güvende hissetmeyen, anlaşılmadığını düşünen ve duygularını sağlıklı biçimde ifade etmeyi öğrenemeyen çocukların öfkelerini farklı biçimlerde dışa vurabildiğine dikkat çekiliyor.</p>

<p>Aile ortamı en güçlü koruyucu alanlardan biri</p>

<p>Uzmanlar, güvenli bağlanmanın kurulduğu, iletişimin açık olduğu ve sınırların net biçimde belirlendiği aile ortamlarının çocuk için güçlü bir koruyucu zemin oluşturduğunu ifade ediyor. Çocuğa hem sevgi hem sınır sunabilen aile yapılarında, saldırganlık ve suça yönelme riskinin daha düşük olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Buna karşılık aşırı baskıcı, ilgisiz ya da tutarsız ebeveynlik biçimlerinin, çocuğun iç denetim becerilerini zayıflatabildiği kaydediliyor. Ertaş’a göre burada önemli olan yalnızca çocuğu kontrol etmek değil; onunla bağ kurmak, duygusunu anlamak ve davranışına sağlıklı sınırlar çizebilmek.</p>

<p>Ergenlik dönemi riskleri daha görünür kılıyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocukluktan ergenliğe geçiş süreci, duygusal ve davranışsal açıdan en hassas dönemlerden biri olarak görülüyor. Dürtü kontrol mekanizmalarının henüz tam olgunlaşmaması, risk alma eğiliminin artması ve kimlik arayışının yoğunlaşması, bu dönemde çocukları daha kırılgan hale getirebiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, her öfke belirtisinin doğrudan suç davranışına işaret etmediğini, ancak bazı uyarı işaretlerinin dikkatle izlenmesi gerektiğini belirtiyor. Ani içe kapanma, yoğun öfke patlamaları, kurallara aşırı direnç, empati kaybı, arkadaş çevresinde belirgin değişim ve şiddet içeriklerine aşırı ilgi, dikkat edilmesi gereken başlıklar arasında gösteriliyor.</p>

<p>Dijital dünya da çocukların davranışlarını etkiliyor</p>

<p>Günümüzde çocukların yalnızca fiziksel çevresi değil, dijital çevresi de davranış gelişiminde önemli rol oynuyor. Şiddetin yoğun biçimde yer aldığı oyunlar, videolar, kapalı çevrim içi gruplar ve saldırganlığı sıradanlaştıran içeriklerin bazı çocuklarda duyarsızlaşmaya yol açabildiği belirtiliyor.</p>

<p>Ertaş, ailelerin yalnızca ekran süresine değil, çocuğun hangi içeriklere maruz kaldığına da dikkat etmesi gerektiğini söylüyor. Hangi oyunların oynandığı, kimlerle iletişim kurulduğu ve çocuğun izlediği içerikleri nasıl yorumladığı, riskleri anlamada belirleyici unsurlar arasında yer alıyor.</p>

<p>Sorun büyümeden fark edilmesi gerekiyor</p>

<p>Uzmanlara göre çocukların suça yönelmesini önlemede en etkili yol, erken farkındalık ve zamanında müdahale. Sorun ortaya çıktıktan sonra yalnızca cezaya odaklanan yaklaşımların çoğu zaman yetersiz kaldığı, önleyici ve destekleyici yöntemlerin ise daha kalıcı sonuçlar verdiği ifade ediliyor.</p>

<p>Bu kapsamda ailelerin çocuklarıyla düzenli iletişim kurması, öğretmenlerin davranış değişikliklerini erken fark etmesi ve gerektiğinde psikolojik destek süreçlerinin gecikmeden devreye alınması büyük önem taşıyor. Uzmanlar, çocuğun yalnızca davranışına değil, o davranışın arkasındaki duygusal ihtiyaca da bakılması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Çözüm sadece ailede değil, okulda ve toplumda da başlıyor</p>

<p>Uzmanlar, çocukların suça ve şiddete yönelmesini önlemenin yalnızca anne babaların sorumluluğuna bırakılamayacağını belirtiyor. Okul iklimi, akran ilişkileri, mahalle yapısı, medya dili ve sosyal destek mekanizmaları da bu sürecin önemli parçaları arasında yer alıyor.</p>

<p>Merve Tuğçe Ertaş, çocukların çoğu zaman bir anda değişmediğini, aksine uzun süre görülmeyen veya ciddiye alınmayan sinyaller verdiğini ifade ediyor. Bu nedenle çocukları yalnızca sonuç üzerinden değerlendirmek yerine, onları bu noktaya getiren şartları konuşmanın daha sağlıklı bir yaklaşım olduğu vurgulanıyor.</p>

<p>Uzmanlardan ailelere çağrı</p>

<p>Uzmanlar, ailelerin çocuklarının yalnızca okul başarısına ya da dışarıdaki davranışına odaklanmaması gerektiğini belirtiyor. Çocuğun duygusal durumu, arkadaş ilişkileri, öfke ile baş etme biçimi ve dijital dünyadaki varlığı da en az bunlar kadar önem taşıyor.</p>

<p>Sevgi, sınır, güven ve iletişim dengesinin kurulduğu ortamlarda büyüyen çocukların, riskli davranışlara karşı daha dayanıklı hale geldiği ifade ediliyor. Çocukların suça ve şiddete yönelmesini önlemede en etkili adımın ise, erken dönemde kurulan sağlıklı ilişki olduğu belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>RUH SAĞLIĞI</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cocuklar-neden-suca-ve-siddete-yoneliyor-uzmanlar-uyariyor</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7222.jpeg" type="image/jpeg" length="22743"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zayıflama ilaçlarında ezber bozan sonuç: Karaciğeri kilodan bağımsız koruyabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclarinda-ezber-bozan-sonuc-karacigeri-kilodan-bagimsiz-koruyabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclarinda-ezber-bozan-sonuc-karacigeri-kilodan-bagimsiz-koruyabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zayıflama ve diyabet tedavisinde yaygın kullanılan semaglutid etken maddeli GLP-1 ilaçlarıyla ilgili yeni bir çalışma, bu ilaçların karaciğerdeki olumlu etkisinin yalnızca kilo kaybına bağlı olmayabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Toronto Üniversitesi ve Sinai Health araştırmacıları, semaglutidin karaciğerde belirli hücreler üzerinde doğrudan etkili olarak iltihabı ve hasarı azaltabildiğini bildirdi. Bulgular, Cell Metabolism dergisinde yayımlandı.</p>

<p>15 Nisan 2026’da yayımlanan üniversite açıklamasına göre araştırma ekibi, semaglutidin karaciğer fonksiyonunu doğrudan iyileştirdiğini ve bunun kilo kaybından bağımsız bir mekanizma ile gerçekleşebildiğini belirledi. Çalışmayı yöneten isimlerden Daniel Drucker, bazı hastalarda az kilo verilmesine rağmen karaciğer iltihabı, skar dokusu ve enzim düzeylerinde benzer düzelmeler görülmesinin uzun süredir bilim insanlarının dikkatini çektiğini söyledi.</p>

<p>Araştırmada özellikle metabolik disfonksiyonla ilişkili steatohepatit yani MASH üzerinde duruldu. Bu tablo, yağlı karaciğer hastalığının daha ağır bir formu olarak tanımlanıyor ve ilerlediğinde siroz ile karaciğer yetmezliğine kadar gidebiliyor. Araştırmacılar, semaglutidin karaciğerde “liver sinusoidal endothelial cells” olarak bilinen özel bir hücre grubunda reseptörler üzerinden etkili olduğunu, bu hücrelerin de iltihabı baskılayan sinyaller üreterek karaciğer ortamını daha sağlıklı bir yapıya ittiğini bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmanın önemli noktalarından biri de, semaglutidin karaciğer üzerindeki bu etkisinin iştahı kontrol eden beyin reseptörlerinden bağımsız olarak gösterilmiş olması. Bu bulgu, ilacın karaciğer yararının sadece iştah azalması ve buna bağlı kilo kaybıyla açıklanamayacağını düşündürüyor. Reuters’ın aktardığına göre söz konusu mekanizma çalışması fare modelleri üzerinden yürütüldü. Bu nedenle bulgular dikkat çekici olsa da, klinik uygulamaya yansımasının nasıl olacağı için insan verileriyle desteklenmesi gerekiyor.</p>

<p>Araştırmacılar, bu keşfin tedavi yaklaşımını da etkileyebileceğini belirtiyor. Buna göre hekimler ileride, sadece yüksek kilo kaybı hedefi üzerinden değil, karaciğer sağlığındaki düzelmeyi de ayrı bir başarı ölçütü olarak değerlendirebilir. Ayrıca daha düşük dozların bazı hastalarda yeterli olup olmayacağı ve yan etki-maliyet dengesinin nasıl değişeceği de yeni dönemin önemli tartışma başlıkları arasında gösteriliyor.</p>

<p>Uzmanlar yine de kilo kaybının önemsiz hale geldiği gibi bir sonuç çıkarılmaması gerektiğini vurguluyor. Çünkü obezite, tip 2 diyabet ve yağlı karaciğer hastalığı arasında güçlü bir ilişki bulunuyor. Yeni çalışma, yalnızca tabloya yeni bir mekanizma ekliyor: Semaglutid, bazı hastalarda karaciğeri kilo kaybının ötesinde de koruyor olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclarinda-ezber-bozan-sonuc-karacigeri-kilodan-bagimsiz-koruyabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7220.jpeg" type="image/jpeg" length="60582"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Cevdet Erdöl: Türkiye, 5 milyonluk ev genci gerçeğiyle yüzleşmek zorunda]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-cevdet-erdol-turkiye-5-milyonluk-ev-genci-gercegiyle-yuzlesmek-zorunda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-cevdet-erdol-turkiye-5-milyonluk-ev-genci-gercegiyle-yuzlesmek-zorunda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu eski Başkanı, hekim, akademisyen ve kamu idaresi tecrübesiyle tanınan Prof. Dr. Cevdet Erdöl, Türkiye’de giderek büyüyen “ev genci” tablosunun artık yalnızca işsizlik ya da eğitimden kopuş başlığı altında değerlendirilemeyeceğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Erdöl, meselenin toplum sağlığı, aile yapısı, ruhsal dayanıklılık ve kamu güvenliği boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Prof. Dr. Cevdet Erdöl, Türkiye’de ne eğitimde ne de istihdamda yer alan, uzun süre ev içine kapanan yaklaşık 5 milyon gencin artık sadece sosyal politika meselesi olarak değil, çok boyutlu bir risk alanı olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarının ardından gençlik politikalarının yeniden ele alınmasının kaçınılmaz hâle geldiğini belirtti.</p>

<p>Şanlıurfa Siverek’te eski bir öğrencinin okula silahla girerek 16 kişiyi yaraladığı, Kahramanmaraş Onikişubat’taki saldırıda ise 10 kişinin hayatını kaybettiği ve 12 kişinin yaralandığı olayların toplumda derin bir sarsıntı oluşturduğunu söyleyen Erdöl, bu tür hadiselerin yalnızca fail üzerinden okunmasının büyük bir eksiklik olacağını dile getirdi.</p>

<p>Erdöl, “Bu hadiseler bize sadece güvenlik açığını değil, gençliğin bir bölümünde derinleşen kopuşu da gösteriyor. Evine kapanmış, eğitimle bağı zayıflamış, üretimden uzak kalmış, dijital dünyanın kontrolsüz akışı içinde yönsüzleşmiş bir genç kitleyle karşı karşıyayız. Bu tabloyu yalnızca işsizlik rakamı gibi okumak, tehlikeyi küçümsemektir” dedi.</p>

<p>Türkiye’de 2025 yılı için 15-29 yaş grubundaki genç nüfusun yaklaşık 19,38 milyon olarak projekte edildiğini hatırlatan Erdöl, bu yaş grubunda ne eğitimde ne de istihdamda yer alan gençlere ilişkin tablonun kamuoyunda 5 milyon rakamıyla ifade edildiğine dikkat çekti. Erdöl, sayıdan daha önemli olan hususun, bu kitlenin giderek daha görünür bir sosyal kırılganlık alanına dönüşmesi olduğunu kaydetti.</p>

<p>Prof. Dr. Cevdet Erdöl, “Uzun süre evde kalan, gündelik hayattan kopan, rol modelsiz kalan, dijital mecraların karanlık akışına açık hâle gelen gençler zamanla gerçek hayattan uzaklaşıyor. Öfkeye, yabancılaşmaya, bağımlılığa ve manipülasyona daha açık hâle geliyor. Bu, görmezden gelinecek bir sosyal gevşeme değil; geleceği ilgilendiren ciddi bir risk alanıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>“Gençlik meselesi sadece diploma meselesi değildir”</p>

<p>Erdöl, özellikle internet bağımlılığı, çevrim içi oyun bağımlılığı, zararlı içerik akışı, mafyatik dilin normalleşmesi ve dijital ağlar üzerinden kurulan yönlendirme mekanizmalarının gençleri sessizce kuşattığını belirtti.</p>

<p>“Bugün bazı gençler sokağın değil, ekranın içinde kayboluyor. Eline silah almadan önce zihni esir alınan bir kuşakla karşı karşıyayız. Çete romantizmi, şiddetin gösteriye dönüşmesi, kolay para hayali, kumara ve uyuşturucuya açılan dijital kapılar, sosyal medya üzerinden kurulan sahte aidiyetler bu çocukların ruhunu adım adım aşındırıyor” diyen Erdöl, gençliğin yalnızca eğitim ve istihdam verileriyle okunamayacağını söyledi.</p>

<p>Erdöl’e göre ne eğitimde ne istihdamda olan gençler meselesi, yalnızca Çalışma Bakanlığı’nın ya da Milli Eğitim Bakanlığı’nın sınırları içinde ele alınamaz. Bu yapının; Aile ve Sosyal Hizmetler, İçişleri, Sağlık ve Adalet bakanlıkları ile yerel yönetimlerin eşgüdümü içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Erdöl, “Bir genci sadece işe yerleştirerek kurtaramazsınız. Önce onu hayata yeniden bağlamanız gerekir” dedi.</p>

<p>Çözüm için öne çıkan başlıklar</p>

<p>Prof. Dr. Cevdet Erdöl, tabloyu tersine çevirmek için acil bir gençlik seferberliği çağrısı yaparak şu önerileri sıraladı:</p>

<p>Mahalle ve okul çevresi temelli erken uyarı sistemi kurulmalı. Okuldan kopan, uzun süre eve kapanan, şiddet dili kullanan, bağımlılık riski taşıyan ya da çete ve uyuşturucu ağına yaklaşan gençler için; rehberlik, aile hekimliği, sosyal hizmet ve kolluğun eşgüdüm içinde çalışacağı yerel takip sistemi oluşturulmalı.</p>

<p>“Ev genci” için özel bir ulusal eylem planı hazırlanmalı. Bu gençler yalnızca istatistik başlığı olarak değil, sahada izlenen özel bir risk grubu olarak ele alınmalı. Her ilde gençliğe yeniden temas kuracak koordinasyon birimleri kurulmalı.</p>

<p>Dijital bağımlılık ve zararlı içeriklerle mücadele güçlendirilmeli. Çevrim içi oyun bağımlılığı, dijital kumar, uyuşturucuya özendiren içerikler, şiddeti parlatan sosyal medya ağları ve çocukları etkileyen suç dili için özel düzenleme ve denetim mekanizmaları hayata geçirilmeli.</p>

<p>Okul ve üniversite çevrelerinde güvenlik görünürlüğü artırılmalı. Uyuşturucu, silah, çeteleşme ve organize suç ağlarının eğitim alanlarına yaklaşmasını önleyecek sabit ve hareketli güvenlik politikaları uygulanmalı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gençlere ücretli beceri, üretim ve kamu yararı programları açılmalı. Meslek edindirme, teknik eğitim, spor, sanat, bakım hizmetleri, dijital üretim ve kamu destekli geçiş istihdamı birlikte düşünülmeli. Gençler yalnızca kursa değil, hayata bağlanmalı.</p>

<p>Aileye yönelik rehberlik sistemi yeniden yapılandırılmalı. Evde içine kapanan, öfke biriktiren, ekran bağımlılığı yaşayan ve sosyal çevreden kopan gençleri erken fark edebilmek için ailelere sistemli destek verilmeli.</p>

<p>Ceza ve ıslah sistemi gençler açısından yeniden ele alınmalı. Suçla temas eden gençler için yalnızca dosya açan değil; rehabilitasyon, psikolojik destek, bağımlılık tedavisi ve meslek kazandırmayı birlikte yürüten güçlü bir model kurulmalı.</p>

<p>“Bu sadece sosyal bir yara değil, güvenlik alarmıdır”</p>

<p>Türkiye’nin genç nüfus avantajını kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Prof. Dr. Cevdet Erdöl, “Bir ülke gençlerini yalnız bırakırsa önce üretim gücünü kaybeder. Sonra toplumsal huzurunu kaybeder. Ardından güvenlik sorunu derinleşir. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş gibi hadiseler sadece acı birer olay değildir. Aynı zamanda gençlikle ilgili ihmallerin hangi noktaya varabileceğini gösteren ağır uyarılardır” dedi.</p>

<p>Erdöl, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Türkiye’nin milyonlarla ifade edilen bir genç kitlesini evde, ekranda, boşlukta ve etkilenmeye açık bir hâlde bırakma lüksü yoktur. Gençliği konuşurken yalnızca sınavı, diplomayı ve atamayı konuşamayız. Ruh sağlığını, dijital kuşatmayı, aileyi, güvenliği, istihdamı ve ahlaki iklimi birlikte konuşmak zorundayız. Çünkü kaybolan her genç, sadece bir birey değil; zayıflayan bir memleket demektir.”<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>RUH SAĞLIĞI</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-cevdet-erdol-turkiye-5-milyonluk-ev-genci-gercegiyle-yuzlesmek-zorunda</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7218-1.jpeg" type="image/jpeg" length="91639"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsveç’te eğitimde rota değişti: Kitap, kağıt ve kalem yeniden öne çıkıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/isvecte-egitimde-rota-degisti-kitap-kagit-ve-kalem-yeniden-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/isvecte-egitimde-rota-degisti-kitap-kagit-ve-kalem-yeniden-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsveç’te eğitim politikalarında dikkat çeken bir yön değişimi yaşanıyor. Uzun yıllar dijital araçların sınıflarda yoğun biçimde kullanıldığı ülkede hükümet, özellikle küçük yaş gruplarında fiziksel kitap, kağıt ve kalem kullanımını yeniden merkeze alan bir çizgiye yöneldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Resmi açıklamalar ve uluslararası veriler, bu değişimin arkasında okuma becerileri, dikkat ve temel öğrenme süreçlerine ilişkin kaygıların bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>Sosyal medyada dolaşan “İsveç tamamen dijital eğitimi bırakıyor” iddiası ise tam olarak gerçeği yansıtmıyor. İsveç hükümetinin yaklaşımı, teknolojiyi bütünüyle okul dışına itmekten çok, dijital araçların hangi yaşta ve hangi ölçüde kullanılacağına yeniden sınır çizmek üzerine kurulu. Hükümet, dijital öğrenme araçlarının ancak öğrencinin öğrenmesini desteklediği yaş ve düzeylerde kullanılmasını savunuyor.</p>

<p>Hedef: daha fazla okuma, daha az ekran</p>

<p>İsveç hükümeti 2024’te yayımladığı resmi politika metninde, öğrencilerin her ders ve her öğrenci için ders kitabına erişimini güçlendirmeyi hedeflediğini duyurdu. Bu kapsamda ders kitapları ve öğretmen kılavuzları için 2023, 2024, 2025 ve sonraki yıllara yayılan kamu desteği ayrıldı. 1 Temmuz 2024’te yürürlüğe giren düzenlemelerle öğrencilerin ders kitabı ve diğer öğretim materyallerine erişiminin güçlendirilmesi de yasal zemine taşındı.</p>

<p>Hükümetin eğitim politikası sayfasında da temel vurgu açık: İsveç, okulun ilk yıllarında okuma, yazma ve aritmetik gibi temel becerilere yeniden ağırlık vermek istiyor. Aynı metinde, dijital yardımcıların öğrenmeyi kolaylaştırdığı yaşlarda kullanılmasının doğru olduğu, aksi durumda ise sınıf içi öğrenmeyi zayıflatabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Okuma becerilerindeki dalgalanma kararın zeminini hazırladı</p>

<p>Bu dönüşümün en önemli gerekçelerinden biri, öğrenci başarısına ilişkin uluslararası ölçümlerde görülen baskı. OECD’nin PISA 2022 ülke notuna göre İsveç’in ortalama sonuçları 2018’e kıyasla matematik ve okumada geriledi. Aynı şekilde PIRLS 2021 sonuçlarında da İsveçli dördüncü sınıf öğrencileri arasında düşük performans gösterenlerin oranında artış dikkat çekti.</p>

<p>Bu tablo, ülkede “ekranın sınıftaki yeri” tartışmasını daha da büyüttü. Hükümetin “daha çok okuma süresi, daha az ekran süresi” yaklaşımı da tam bu zeminde öne çıktı. Resmi kaynaklarda fiziksel kitapların öğrencinin öğrenmesi ve öğretmenin sınıf içi çalışması açısından önemli olduğu özellikle vurgulanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Okul öncesinde dijital zorunluluk gevşetildi</p>

<p>Kamuoyunda en çok konuşulan başlıklardan biri, okul öncesi dönemde dijital araçların konumu oldu. Son dönemde yayımlanan haberlerde, okul öncesi kurumlarda dijital araç kullanımına ilişkin zorunlu yaklaşımın gevşetildiği ve küçük yaş gruplarında ekran maruziyetinin azaltılmasının hedeflendiği aktarılıyor. Bu çerçevede, sınıfta ekran yerine basılı materyal ve yüz yüze etkileşimi önceleyen model öne çıkıyor.</p>

<p>Ancak burada altı çizilmesi gereken nokta şu: İsveç’in attığı adım, “teknolojiyi tamamen yasaklamak” değil, erken yaş eğitiminde ekran merkezli anlayışı geri çekmek. Özellikle okul öncesi ve ilk yıllarda dikkat, odaklanma ve okuma-yazma becerilerinin daha geleneksel araçlarla güçlendirilmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Cep telefonlarına da daha sıkı kurallar geliyor</p>

<p>İsveç hükümeti yalnızca tablet ve bilgisayar kullanımını tartışmıyor. Resmi açıklamalara göre zorunlu eğitim kapsamındaki okullarda öğrencilerin cep telefonlarının tüm okul günü boyunca toplanmasını zorunlu hale getirecek düzenlemeler planlanıyor. Hükümet, bunun öğrenme ortamını ve öğrencilerin güven duygusunu güçlendireceğini savunuyor. Yeni kuralların 2026 sonbahar döneminden önce yürürlüğe girmesi hedefleniyor.</p>

<p>Uzman tartışması sürüyor</p>

<p>İsveç’teki yeni yönelim herkes tarafından aynı şekilde karşılanmıyor. Bir yanda ekranların dikkat dağınıklığını artırdığı ve öğrencilerin derin okuma becerisini zayıflattığı görüşü öne çıkarken, diğer yanda dijital yeterliliğin çağdaş eğitim için vazgeçilmez olduğu savunuluyor. Bu nedenle ülkede tartışma, “dijital mi analog mu?” sorusundan çok, “hangi yaşta, hangi araç, ne kadar?” sorusu etrafında dönüyor.</p>

<p>Sonuç: İddia abartılı, yön değişimi gerçek</p>

<p>Özetle sosyal medyada paylaşılan “İsveç sınıflarda fiziksel kitap, kağıt ve kaleme geri dönüyor” bilgisi ana hatlarıyla doğru. İsveç gerçekten de özellikle erken yaş eğitiminde ekran kullanımını azaltan, ders kitaplarını ve kağıt-kalem temelli öğrenmeyi güçlendiren bir politika izliyor. Ancak bu adım, dijital araçların eğitimden tamamen çıkarıldığı anlamına gelmiyor. Ülke, dijital eğitimi tümüyle terk etmekten çok, ekranın sınıftaki ağırlığını yeniden ayarlayan bir modele geçiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/isvecte-egitimde-rota-degisti-kitap-kagit-ve-kalem-yeniden-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 04:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7217.jpeg" type="image/jpeg" length="69940"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Deniz Erdoğan hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-deniz-erdogan-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-deniz-erdogan-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Histoloji ve Embriyoloji camiasının önemli isimlerinden Prof. Dr. Deniz Erdoğan’ın vefat ettiği duyuruldu. Acı haber, Türk Histoloji Embriyoloji Derneği’nin sosyal medya hesabından paylaşıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Paylaşımda, Prof. Dr. Deniz Erdoğan’ın çok sayıda öğrenci ve akademisyen yetiştirerek bilim dünyasına önemli katkılar sunduğu vurgulandı. Dernek tarafından yapılan açıklamada, Erdoğan’ın vefatının büyük üzüntüye yol açtığı belirtildi.</p>

<p>Cenaze programı açıklandı</p>

<p>Yayımlanan taziye mesajına göre Prof. Dr. Deniz Erdoğan’ın cenazesi, 17 Nisan Cuma günü öğle namazını müteakip Ankara Gölbaşı Mezarlığı Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından Gölbaşı Mezarlığı’na defnedilecek.</p>

<p>Bilim dünyasına önemli katkılar sundu</p>

<p>Açıklamada, Prof. Dr. Deniz Erdoğan’ın histoloji ve embriyoloji alanında sayısız öğrenci ve akademisyenin yetişmesine katkı sunduğu ifade edildi. Mesajda, “duayen hocalarımızdan” ifadesi kullanılarak Erdoğan’ın akademik dünyadaki yeri ve etkisine dikkat çekildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Taziye mesajı yayımlandı</p>

<p>Paylaşımın sonunda, Prof. Dr. Deniz Erdoğan’ın aziz hatırası önünde saygıyla eğilinirken, ailesine, sevenlerine ve Histoloji ve Embriyoloji camiasına başsağlığı ve sabır dilekleri iletildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-deniz-erdogan-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 04:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7215.jpeg" type="image/jpeg" length="65347"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Balıkesir Üniversitesi’ni yasa boğan ölüm: Semih Kaçmaz’ın vefat nedeni ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/balikesir-universitesini-yasa-bogan-olum-semih-kacmazin-vefat-nedeni-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/balikesir-universitesini-yasa-bogan-olum-semih-kacmazin-vefat-nedeni-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Balıkesir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Semih Kaçmaz’ın vefatı, üniversite camiasında derin üzüntü yarattı. Kamuoyunun en çok merak ettiği soru ise genç akademisyenin neden hayatını kaybettiği oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İlk bilgilere göre Kaçmaz, Balıkesir’de bir iş yerine düzenlenen silahlı saldırı sırasında, yan taraftaki dükkânda yemek yerken kurşunların isabet etmesi sonucu ağır yaralandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Balıkesir Üniversitesi tarafından paylaşılan taziye mesajında, Hukuk Fakültesi akademisyeni Arş. Gör. Semih Kaçmaz’ın “elim bir hadise sonucunda” vefat ettiği belirtildi. Bu kısa açıklamanın ardından olayın perde arkası da netleşmeye başladı. İlk haberlerde yer alan bilgilere göre saldırı, Balıkesir’in merkez Altıeylül ilçesi Gaziosmanpaşa Mahallesi’nde meydana geldi.</p>

<p>İddiaya göre kimliği henüz açıklanmayan kişi ya da kişiler bir markete silahla ateş açtı. O sırada marketin yanındaki dükkânda yemek yiyen Semih Kaçmaz, saldırının ortasında kaldı. Kurşunların isabet ettiği genç akademisyen ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Ancak doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>Olayın en dikkat çeken yönü, Semih Kaçmaz’ın doğrudan hedef alındığına dair herhangi bir bilginin bulunmaması oldu. Mevcut ilk bilgilere göre Kaçmaz, başka bir iş yerine yönelik silahlı saldırının ortasında kalarak yaşamını yitirdi. Bu yönüyle olay, kentte büyük infial yarattı.</p>

<p>Genç bir akademisyenin günlük hayatın akışı içinde, yemek yerken gelen kurşunla hayatını kaybetmesi Balıkesir’de güvenlik tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı. Özellikle iş yeri baskınları, rastgele açılan ateş ve bireysel silahlanmanın yol açtığı tehdit, bu acı olayla birlikte bir kez daha kamuoyunun önüne çıktı.</p>

<p>Balıkesir Üniversitesi’nde görev yapan Semih Kaçmaz’ın ölümü yalnızca akademi çevresinde değil, şehir genelinde de derin yankı uyandırdı. Polis ekiplerinin saldırıyı gerçekleştiren şüpheli ya da şüphelileri yakalamak için çalışma başlattığı, olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/balikesir-universitesini-yasa-bogan-olum-semih-kacmazin-vefat-nedeni-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 04:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7213.jpeg" type="image/jpeg" length="29861"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hemofili belirtileri nasıl anlaşılır, tedavisi var mı?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hemofili-belirtileri-nasil-anlasilir-tedavisi-var-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hemofili-belirtileri-nasil-anlasilir-tedavisi-var-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökbilim dünyasında dikkat çeken yeni bir çalışma, Dünya’dan izlenen bazı meteorların Güneş’e fazla yaklaşınca parçalanmaya başlayan, henüz doğrudan görüntülenememiş küçük bir asteroidle bağlantılı olabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Araştırmacılar, milyonlarca gözlem içinden ayıklanan 282 meteorun yeni bir akıma işaret ettiğini belirtiyor. Ancak uzmanlara göre bu bulgu, sosyal medyada öne sürüldüğü gibi “acil bir tehdit” anlamına gelmiyor.</p>

<p>Yeni çalışmada bilim insanları, Kanada, Japonya, California ve Avrupa’daki gökyüzü kamera ağlarından elde edilen milyonlarca meteor gözlemini taradı. Bu tarama sonunda, daha önce fark edilmemiş küçük ve yeni oluşmuş bir meteor kümesi belirlendi. Araştırmaya göre söz konusu 282 meteor, Güneş’e fazla yaklaşarak ısı ve fiziksel gerilim altında parçalanan bir gökcisminin geride bıraktığı izleri taşıyor.</p>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici yönü, ortada doğrudan gözlenen bir asteroid olmamasına rağmen, onun varlığının meteor izleri üzerinden anlaşılabilmesi oldu. Bilim insanları bu tabloyu, “gizli” bir asteroidin bıraktığı parçacık akımının Dünya’dan gözlenmesi olarak yorumluyor. Böylece meteor yağmurlarının yalnızca görsel bir gökyüzü olayı değil, aynı zamanda uzaydaki küçük cisimleri keşfetmenin de bir yolu olduğu vurgulanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sosyal medyada dolaşan bazı paylaşımlarda bu durum, “Dünya enkaz alanının içinden geçiyor” başlığıyla alarm diliyle sunulsa da, bilimsel çerçeve daha sakin. Dünya’nın uzaydaki toz ve küçük parçacık akımlarıyla karşılaşması yeni bir durum değil. Bu olayın haber değeri, gezegen için olağanüstü bir tehdit oluşturmasından çok, Güneş’e yakın bölgelerde parçalanan asteroidlerin davranışlarına dair yeni ipuçları vermesinden kaynaklanıyor.</p>

<p>Uzmanlara göre bu tür cisimler, Güneş’e yakın yörüngelerde ilerledikleri için çoğu zaman doğrudan tespit edilemiyor. Yoğun ısı, yüzey çatlakları ve gaz çıkışları nedeniyle zamanla dağılmaya başlayan bu asteroidler, geride toz ve küçük kaya parçaları bırakabiliyor. Yeni meteor akımının da tam olarak böyle bir sürecin sonucu olabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Çalışma, gökbilim açısından iki önemli kapıyı aynı anda aralıyor. Bir yandan Güneş’e çok yaklaşan küçük asteroidlerin nasıl parçalandığına dair yeni veriler sunuyor, diğer yandan da Dünya atmosferinde görülen meteorların, uzayın derinliklerinde saklı kalan cisimleri ortaya çıkarmada kullanılabileceğini gösteriyor. Kısacası mesele bir felaket senaryosundan çok, uzayın sessiz izlerini çözmeye çalışan bilimin dikkat çekici başarısı olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hemofili-belirtileri-nasil-anlasilir-tedavisi-var-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 04:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7211.jpeg" type="image/jpeg" length="47494"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hemofili Nedir, Nasıl Anlaşılır? Belirtiler ve Güncel Tedavi Seçenekleri]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hemofili-nedir-nasil-anlasilir-belirtiler-ve-guncel-tedavi-secenekleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hemofili-nedir-nasil-anlasilir-belirtiler-ve-guncel-tedavi-secenekleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hemofili, kanın normal hızda pıhtılaşamamasıyla seyreden kalıtsal bir kanama bozukluğudur. Erken fark edildiğinde eklem hasarı ve ciddi iç kanama riski daha iyi yönetilebilir; güncel tedaviler ise hastalığın kontrolünde eskiye göre çok daha güçlü seçenekler sunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hemofili nedir ve vücutta nasıl ilerler?</p>

<p>Hemofili, en basit anlatımla, kanın pıhtı oluşturmak için ihtiyaç duyduğu bazı proteinlerin eksikliği ya da yetersizliği nedeniyle ortaya çıkan bir kanama bozukluğu. En sık görülen iki tablo hemofili A ve hemofili B. İlki faktör VIII, ikincisi ise faktör IX eksikliğiyle ilişkili. Sorun dışarıdan bakıldığında her zaman büyük bir kanama olarak görünmeyebilir; bazen esas hasar eklem içine, kasa ya da yumuşak dokuya sızan kanamalarla sessizce birikir. İşte burada tablo değişiyor: Tekrarlayan iç kanamalar zamanla kronik eklem ağrısı, hareket kısıtlılığı ve kalıcı hasara kadar uzanabiliyor.</p>

<p>Hemofili nasıl anlaşılır, erken belirtileri nelerdir?</p>

<p>Hastalığın erken işaretleri her yaşta aynı görünmeyebilir. Ağır olgularda bebeklik döneminde, emekleme ve yürüme çağında olağandışı morarma ya da kafa çarpması sonrası beklenenden fazla kanama dikkat çekebilir. Daha hafif olgularda ise kişi yıllarca tanı almayabilir; ilk uyarı ameliyat, diş çekimi, sünnet, büyük bir çarpma ya da spor yaralanmasından sonra normalden uzun süren kanama olabilir. CDC’ye göre eklem içine kanama, cilt altında geniş morluklar, kas ve yumuşak dokuda hematom, ağız-diş eti kanamaları ve zor duran kanamalar hemofilide öne çıkan işaretler arasında.</p>

<p>Her zaman düşünüldüğü kadar basit olmayabilir. Çünkü bazı hastalarda belirti “kan kaybı” gibi görünmez; dizde sıcaklık, ayakta basarken rahatsızlık, dirsekte sıkışma hissi ya da sebepsiz şişlik ilk işaret olabilir. Özellikle tekrar eden eklem şişliği, kolay morarma, nedensiz burun kanaması, işlem sonrası uzayan kanama ve ailede benzer öykü birlikte görülüyorsa “nasıl olsa hassas bünyedir” diye geçiştirmek doğru olmaz.</p>

<p>Kimlerde daha sık görülür, neden olur?</p>

<p>Hemofili çoğunlukla kalıtsaldır ve X kromozomu üzerinden aktarılır. Bu yüzden hastalık erkeklerde daha sık görülür; çünkü erkeklerde tek bir X kromozomu vardır ve kusurlu gen taşındığında hastalık ortaya çıkabilir. Kadınlar ise çoğu zaman taşıyıcı olarak bilinse de bu anlatı eksik kalır; bazı kız ve kadınlarda da belirgin kanama belirtileri görülebilir, hatta nadir durumlarda hastalık erkeklerdeki kadar ciddi seyredebilir. Ağır adet kanamaları, kolay morarma ve işlem sonrası uzayan kanamalar bu grupta gözden kaçabilen uyarılardır.</p>

<p>ABD CDC verilerine göre yalnızca Amerika’da hemofili ile yaşayan erkek sayısının 33 bine kadar çıktığı tahmin ediliyor. Bu da hastalığın çok sık görülmemesine rağmen klinik açıdan önemli bir halk sağlığı başlığı olduğunu gösteriyor. Nadir olması, geç tanı almasını mazur göstermez.</p>

<p>Ne zaman doktora gidilmeli, hangi doktora gidilir?</p>

<p>İlk başvuru noktası çoğu zaman çocuklarda çocuk sağlığı ve hastalıkları, erişkinlerde ise iç hastalıkları veya aile hekimliği olabilir. Ancak hemofili şüphesi doğduğunda esas değerlendirme ve takibin hematoloji, mümkünse de kanama bozuklukları konusunda deneyimli bir merkez tarafından yapılması gerekir. CDC, hemofili tedavi merkezlerinde hematolog, hemşire, fizik tedavi uzmanı ve diğer disiplinlerin birlikte çalıştığı özel ekiplerin önemini özellikle vurguluyor.</p>

<p>Erken başvuru kritik. Çünkü tanı yalnızca “kanama var mı yok mu” sorusuyla konmuyor; tarama testleri ve ardından faktör VIII ile faktör IX düzeylerini ölçen özel testler gerekiyor. Baş, beyin, boğaz veya büyük eklem içi kanama şüphesi varsa süreç acil hâle gelir. CDC, hemofilinin baş içinde kanama dahil hayati sonuçlar doğurabileceğini açıkça belirtiyor. Bu nedenle kafa travması sonrası uzayan yakınmalar, açıklanamayan şişlik, şiddetli ağrı veya durmayan kanama varsa beklemek yerine acil değerlendirme gerekir.</p>

<p>Hemofili tedavisi var mı, klasik yaklaşım nasıl uygulanır?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Klasik tedavinin temelini eksik olan pıhtılaşma faktörünün yerine konması oluşturur. Yani hemofili A’da faktör VIII, hemofili B’de faktör IX içeren ürünler damardan verilir. Bu yaklaşım kanama olduğunda kullanılabildiği gibi, düzenli koruyucu tedavi şeklinde de uygulanabilir. Özellikle ağır hemofilide düzenli koruyucu tedavi, eklem kanamalarını ve buna bağlı hasarı azaltmada temel strateji olarak görülüyor.</p>

<p>Bazı hastalarda sorun daha da karmaşıklaşır. Çünkü zamanla verilen faktöre karşı “inhibitör” denilen nötralize edici antikorlar gelişebilir. FDA inceleme belgelerine göre bu durum yaklaşık olarak hemofili A’da hastaların yüzde 30’una, hemofili B’de ise yüzde 5’ine kadar ulaşabiliyor. Tedavi planının kişiye özel kurulmasının nedeni de biraz burada yatıyor.</p>

<p>Güncel gelişmeler: Haftalık koruyucu tedaviler ve yeni nesil seçenekler</p>

<p>Son yıllarda hemofili tedavisi yalnızca faktör replasmanından ibaret olmaktan çıktı. FDA’nın Ekim 2024’te onay verdiği Hympavzi (marstacimab), doku faktör yolu inhibitörünü hedefleyen bir monoklonal antikor. İlaç, 12 yaş ve üzeri, inhibitörü olmayan hemofili A veya B hastalarında kanama sıklığını azaltmak için kullanılıyor. FDA’nın ilaç özetine göre bu tedavi haftalık uygulanıyor; EMA da ilacın Avrupa’da 12 yaş üstü ve en az 35 kilo hastalarda kanama profilaksisi için onaylandığını bildiriyor.</p>

<p>EMA verileri, hemofili A grubunda rutin profilaksi altında yılda ortalama yaklaşık 9 tedavi gerektiren kanamanın Hympavzi ile yaklaşık 5’e indiğini gösteriyor. Hemofili B tarafında ilk veriler daha sınırlı ve bazı alt gruplarda erken dönemde aynı düzeyde üstünlük net görünmese de, uzun dönem uzatma çalışmasında kanama oranının daha da düştüğü bildiriliyor. Bu yüzden yeni ilaçları “her hastada aynı sonucu verir” diye anlatmak doğru olmaz; hasta seçimi ve yakın izlem hâlâ belirleyici.</p>

<p>FDA’nın Mart 2025’te onayladığı Qfitlia (fitusiran) ise antitrombin düzeyini hedefleyen bir siRNA tedavisi. 12 yaş ve üzeri hemofili A veya B hastalarında, inhibitör olsun ya da olmasın, rutin koruma amacıyla onay aldı. FDA’nın resmi verilerine göre inhibitörü olan hastalarda yıllık kanama olaylarında yüzde 73, inhibitörü olmayan hastalarda ise yüzde 71 azalma sağlandı. Ancak denge tarafı da var: FDA ve ilaç bilgi dökümanları trombotik olaylar, safra kesesi sorunları ve karaciğer toksisitesi riskine dikkat çekiyor. Bu nedenle “tedavisi var mı?” sorusunun yanıtı bugün daha umut verici olsa da, her yeni ilacın kendi güvenlik izlem yükü bulunuyor.</p>

<p>Hemofili A için daha uzun etkili faktör ürünleri de tedavide alan açtı. Altuviiio/Altuvoct (efanesoctocog alfa), hem FDA hem EMA tarafından hemofili A’da kanamayı önleme ve tedavi etme amacıyla onaylandı. FDA klinik incelemesine göre haftada bir uygulanan 50 IU/kg dozla faktör VIII düzeyleri 2 ila 3 gün normal ya da normale yakın aralıkta, yaklaşık 6 ila 7 gün boyunca da yüzde 10’un üzerinde tutulabildi. Bu da özellikle sık damar yolu açılması gereken hastalarda pratik bir avantaj sağlayabiliyor. En sık bildirilen yan etkiler arasında baş ağrısı, döküntü, eklem ağrısı ve ateş yer alıyor.</p>

<p>Gen tedavisi gerçekten geldi mi?</p>

<p>Evet, ama herkes için değil. FDA’nın 2023’te onayladığı Roctavian, ağır hemofili A’lı erişkinlerde kullanılan bir gen tedavisi. Resmi verilere göre en az 3 yıl izlenen 112 hastada yıllık ortalama kanama oranı 5.4’ten 2.6’ya düştü. Yine hemofili B için Hemgenix hem FDA hem EMA tarafından erişkin hastalarda onaylandı; EMA verileri yıllık kanama oranının 4.2’den 1.5’e gerilediğini ve hastaların yüzde 96’sının iki yıla kadar rutin faktör IX tedavisine ihtiyaç duymadığını bildiriyor. Bunlar dikkat çekici sonuçlar, ancak bu tedaviler belirli erişkin hasta grupları için, özel testler ve yakın takip eşliğinde uygulanıyor. Karaciğer izlemi, bağışıklık yanıtı ve hasta uygunluğu bu alanda kritik başlıklar olmaya devam ediyor.</p>

<p>Nasıl önlenir?</p>

<p>Hemofili kalıtsal olduğu için hastalığın kendisini klasik anlamda “önlemek” her zaman mümkün değil. Ama kanamaları ve komplikasyonları azaltmak mümkün. Düzenli takip, koruyucu tedavinin aksatılmaması, diş işlemleri ve ameliyat öncesi hekim bilgilendirmesi, travmadan korunma, eklem sağlığını destekleyen güvenli egzersiz planı ve aile öyküsü varsa erken test bu çerçevede önem taşıyor. Kadınlarda ağır adet kanamalarının da sadece jinekolojik bir sorun gibi görülmeyip kanama bozukluğu açısından değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>En sık yapılan hata</p>

<p>En yaygın yanlış, hemofiliyi yalnızca “kesilince çok kanama” sanmak. Oysa hastalığın asıl yükü çoğu zaman dışarıdan görülmeyen eklem, kas ve iç organ kanamalarında birikiyor. Morarmayı bünyeye, uzayan kanamayı şansa, ağır adet kanamasını “normal kişisel fark”a bağlamak tanıyı geciktirebiliyor.</p>

<p>Kısa soru-cevap<br />
• Hemofili nedir?<br />
Kanın pıhtılaşmasını sağlayan faktör VIII ya da faktör IX eksikliği nedeniyle gelişen, çoğunlukla kalıtsal bir kanama bozukluğudur.<br />
• Hemofili nasıl anlaşılır?<br />
Kolay morarma, eklem içine kanama, işlem sonrası uzayan kanama ve açıklanamayan şişlikler uyarıcı olabilir; kesin tanı için pıhtılaşma testleri ve faktör düzeyi ölçümü gerekir.<br />
• Hangi doktora gidilir?<br />
İlk başvuru aile hekimi, çocuk doktoru ya da iç hastalıkları olabilir; kesin değerlendirme için hematoloji ve mümkünse hemofili konusunda deneyimli merkez önemlidir.<br />
• Tedavisi var mı?<br />
Evet. Faktör replasmanı temel tedavidir; ayrıca bazı hastalarda marstacimab, fitusiran, uzun etkili faktör ürünleri ve seçilmiş erişkinlerde gen tedavileri kullanılabiliyor.<br />
• Kadınlarda da görülür mü?<br />
Daha nadirdir ama yalnızca erkek hastalığı değildir; taşıyıcı kadın ve kızlarda da belirgin kanama belirtileri görülebilir.</p>

<p>Hemofili bugün eskisine göre çok daha iyi yönetilebilen bir hastalık. Yine de küçük gibi görünen bir morluk, durmayan bir kanama ya da tekrar eden eklem şişliği bazen vücudun verdiği ciddi bir sinyal olabilir. Belirti varsa gecikmemek, özellikle de doğru branşa erken başvurmak, bu hastalıkta farkı çoğu zaman sessizce ama belirgin biçimde değiştirir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hemofili-nedir-nasil-anlasilir-belirtiler-ve-guncel-tedavi-secenekleri</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 04:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7210.jpeg" type="image/jpeg" length="71189"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sinem Dedetaş’ın babası İbrahim Serhan hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sinem-dedetasin-babasi-ibrahim-serhan-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sinem-dedetasin-babasi-ibrahim-serhan-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, babası İbrahim Serhan’ın vefat ettiğini duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dedetaş, yaptığı paylaşımda, yaşadığı derin üzüntüyü dile getirirken bu süreçte arayan, mesaj gönderen ve yanlarında olan herkese teşekkür etti.</p>

<p>Paylaşılan bilgilere göre İbrahim Serhan’ın cenazesi, 17 Nisan Cuma günü öğle namazının ardından Üsküdar’daki Şakirin Camisi’nden kaldırılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sinem Dedetaş’ın paylaşımı sonrası çok sayıda taziye mesajı iletildi. Vefat haberi, yakın çevresi ve sevenleri arasında üzüntü yarattı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sinem-dedetasin-babasi-ibrahim-serhan-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 03:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7207.jpeg" type="image/jpeg" length="56201"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni büyükelçi atamaları Resmi Karar’la açıklandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yeni-buyukelci-atamalari-resmi-kararla-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yeni-buyukelci-atamalari-resmi-kararla-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan 2026/107 sayılı kararla bazı büyükelçiler merkeze alınırken, Gine-Bissau, Macaristan, Nijer, Malezya, İsveç ve Madagaskar nezdindeki Türkiye Cumhuriyeti büyükelçiliklerine yeni atamalar yapıldı. Karar, 16 Nisan 2026 tarihini taşıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığından yayımlanan karara göre, dış temsilciliklerde görev değişimi yapıldı. Metinde yer alan bilgilere göre Bolivya Çokuluslu Devleti nezdinde görev yapan Ertan Yalçın ile Ekvator Cumhuriyeti nezdinde görev yapan Makbule Başak Yalçın merkeze alındı. Aynı kararla altı ülkeye yeni büyükelçi ataması gerçekleştirildi.</p>

<p>Hangi büyükelçiler merkeze alındı?</p>

<p>2026/107 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararında, halen görevde bulunan iki ismin merkeze alındığı belirtildi. Buna göre:</p>

<p>Bolivya Çokuluslu Devleti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği görevini sürdüren Ertan Yalçın ve Ekvator Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği görevini sürdüren Makbule Başak Yalçın merkeze alındı.</p>

<p>Bu gelişme, “hangi büyükelçiler merkeze alındı”, “Ertan Yalçın görevi bıraktı mı”, “Makbule Başak Yalçın merkeze mi çekildi” gibi aramaların da gündeme taşınmasına neden oldu.</p>

<p>Yeni büyükelçi atanan ülkeler ve isimler</p>

<p>Kararda yer alan yeni atamalar ise şöyle sıralandı:</p>

<p>Gine-Bissau Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Mehmet Cem Kahyaoğlu atandı.</p>

<p>Macaristan nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Konsolosluk Hizmetleri ve Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlar Genel Müdürü Gülsun Erkul getirildi.</p>

<p>Nijer Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, İİT ve Müslüman Azınlıklar Genel Müdür Yardımcısı Özgür Arslan atandı.</p>

<p>Malezya Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Kamu Diplomasisi ve Stratejik İletişim Genel Müdürü Nevzat Uyanık görevlendirildi.</p>

<p>İsveç Krallığı Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, İnsani ve Teknik Yardımlar Genel Müdürü Korhan Karakoç atandı.</p>

<p>Madagaskar Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine ise Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcısı Halime Ebru Demircan getirildi.</p>

<p>2026/107 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı neyi içeriyor?</p>

<p>Karar metninde, işlemlerin 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2, 3 ve 4’üncü maddeleri gereğince yapıldığı ifade edildi. Böylece Türkiye’nin farklı coğrafyalardaki diplomatik temsilciliklerinde yeni görevlendirme süreci resmen başlatılmış oldu.</p>

<p>Özellikle son dönemde “yeni büyükelçi atamaları 2026”, “Cumhurbaşkanlığı atama kararları”, “Türkiye’nin yeni büyükelçileri kim oldu” ve “Resmi Gazete büyükelçi atamaları” başlıklarıyla yapılan aramalarda bu kararın öne çıkması bekleniyor.</p>

<p>Dış temsilciliklerde dikkat çeken değişim</p>

<p>Atama listesi incelendiğinde yeni görevlendirilen isimlerin önemli bölümünün Dışişleri teşkilatında genel müdür ve genel müdür yardımcılığı düzeyinde görev yapan bürokratlardan oluştuğu görülüyor. Bu tablo, Türkiye’nin dış temsilciliklerinde tecrübe ve kurumsal birikimi öne çıkaran bir tercih yapıldığı yorumlarını da beraberinde getirdi.</p>

<p>Öte yandan İsveç, Macaristan ve Malezya gibi kritik başkentlerin yanı sıra Nijer, Gine-Bissau ve Madagaskar gibi farklı bölgelerdeki temsilciliklere yapılan atamalar, Ankara’nın diplomatik ağını çok yönlü biçimde güçlendirme stratejisinin yeni halkası olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Karar tarihi ve imza</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Belgede karar tarihi 16 Nisan 2026 olarak yer aldı. Metin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ATAMA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yeni-buyukelci-atamalari-resmi-kararla-aciklandi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 03:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/i-m-g-4040.jpeg" type="image/jpeg" length="21166"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne Taha Kürşad Sezen atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/engelli-ve-yasli-hizmetleri-genel-mudurlugune-taha-kursad-sezen-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/engelli-ve-yasli-hizmetleri-genel-mudurlugune-taha-kursad-sezen-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan 2026/106 sayılı atama kararına göre, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Yasin Akar görevden alındı. Boşalan göreve Taha Kürşad Sezen atandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı atama kararı Resmî belgeyle duyuruldu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>16 Nisan 2026 tarihli ve 2026/106 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile yayımlanan düzenlemede, atamanın 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 4’üncü maddeleri gereğince yapıldığı belirtildi. Kararda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Yasin Akar’ın görevden alındığı açıkça ifade edildi.</p>

<p>Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü kim oldu sorusu yanıt buldu</p>

<p>Görevden alma kararının ardından boşalan koltuğa Taha Kürşad Sezen getirildi. Böylece bakanlığın engelli bireyler ile yaşlılara yönelik hizmet politikalarının yürütüldüğü en önemli genel müdürlüklerinden birinde yeni dönem başlamış oldu.</p>

<p>Yasin Akar görevden alındı, yerine yeni isim atandı</p>

<p>Karar metninde, görev değişiminin doğrudan Cumhurbaşkanlığı onayıyla yürürlüğe girdiği görüldü. Bu kapsamda Yasin Akar’ın görevine son verilirken, yerine Taha Kürşad Sezen’in atanması resmileşti. Atama kararı kamu yönetiminde dikkat çeken idari değişikliklerden biri olarak değerlendirildi.</p>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı atama kararı ne anlama geliyor</p>

<p>Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Türkiye’de yaşlı bakım politikaları, engelli bireylere yönelik sosyal destek hizmetleri, erişilebilirlik çalışmaları ve sosyal koruma uygulamaları açısından kritik kurumlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu nedenle genel müdürlük düzeyindeki değişim, bakanlığın hizmet yaklaşımı ve idari yapılanması açısından önem taşıyor.</p>

<p>16 Nisan 2026 tarihli atama kararında hangi detaylar yer aldı</p>

<p>Yayımlanan belgede karar numarası 2026/106, tarih ise 16 Nisan 2026 olarak yer aldı. Kararın altında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası bulundu. Böylece atama süreci resmen tamamlanmış oldu.</p>

<p>Taha Kürşad Sezen ataması sonrası gözler yeni döneme çevrildi</p>

<p>Yeni atamanın ardından gözler, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün önümüzdeki dönemde yürüteceği çalışmalara çevrildi. Özellikle yaşlı nüfus, bakım hizmetleri, sosyal destek mekanizmaları ve engelli vatandaşlara yönelik uygulamalarda nasıl bir yönetim çizgisi izleneceği merak konusu oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ATAMA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/engelli-ve-yasli-hizmetleri-genel-mudurlugune-taha-kursad-sezen-atandi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 03:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/i-m-g-4040.jpeg" type="image/jpeg" length="77000"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sevdiğim Sensin Yeni Bölüm Ne Zaman? Star TV yayın akışında tarih netleşti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sevdigim-sensin-yeni-bolum-ne-zaman-star-tv-yayin-akisinda-tarih-netlesti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sevdigim-sensin-yeni-bolum-ne-zaman-star-tv-yayin-akisinda-tarih-netlesti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Star TV ekranlarında izleyiciyle buluşan Sevdiğim Sensin dizisinin yeni bölümüyle ilgili aramalar 16 Nisan 2026 Perşembe akşamı yeniden hız kazandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Özellikle son günlerde yayın akışlarında yaşanan değişiklikler sonrası izleyiciler, dizinin bu akşam ekrana gelip gelmeyeceğini merak ediyor. Güncel yayın akışı ve farklı haber kaynaklarında yer alan bilgiler, yeni bölüm için beklenen tabloyu netleştiriyor.</p>

<p>İzleyicinin gözü Star TV yayın akışına çevrildi</p>

<p>Televizyon izleyicisinin en çok merak ettiği başlıkların başında, “Sevdiğim Sensin yeni bölüm bu akşam var mı?” sorusu geliyor. Çünkü geçtiğimiz günlerde bazı yapımlarda yayın planı değişmiş, bu durum dizilerin takipçilerini resmi yayın akışına daha dikkatli bakmaya yöneltmişti. 16 Nisan 2026 tarihli Star TV yayın akışında Sevdiğim Sensin için saat 20.00 bilgisi yer alıyor.</p>

<p>Sevdiğim Sensin yeni bölüm ne zaman yayınlanacak?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gün içinde yayımlanan haberlerde, dizinin merak edilen yeni bölümünün 16 Nisan Perşembe akşamı ekranda olacağı bilgisi öne çıktı. Bazı kaynaklar bu yayının dizinin 10. bölümü olduğunu aktarırken, ortak nokta yeni bölümün bu akşam yayın planında yer aldığı yönünde oldu. Bu nedenle “Sevdiğim Sensin bugün yok mu?” sorusuna verilen güncel yanıt, yayın akışına göre “var” şeklinde özetleniyor.</p>

<p>Son yayın değişiklikleri merakı artırdı</p>

<p>Dizi izleyicisinin bu kadar yoğun şekilde arama yapmasının temel nedeni, son günlerde televizyon kanallarındaki program düzeninin zaman zaman değişmesi oldu. Nitekim bazı haberlerde, önceki günlerde yaşanan iptal ve ertelemelerin ardından seyircinin perşembe akşamı yayınlarını daha yakından takip ettiği belirtiliyor. Bu atmosfer, Sevdiğim Sensin için de “yeni bölüm iptal mi edildi?” sorusunu gündeme taşıdı. Ancak güncel akış verileri bunun aksini gösteriyor.</p>

<p>Dizide bu akşam beklenti neden yükseldi?</p>

<p>Başrollerinde Aytaç Şaşmaz ve Helin Kandemir’in yer aldığı yapımda hikâyenin duygusal gerilimi ve karakterler arasındaki gelişmeler, yeni bölüme ilgiyi artırmış durumda. Haberlerde özellikle Erkan ve Dicle eksenindeki gelişmelerin izleyicide yeni bölüm merakını büyüttüğü vurgulanıyor. Bu da dizinin yayın durumu kadar, bu akşam yaşanacak olayların da araştırılmasına neden oluyor.</p>

<p>Star TV’de bu akşam Sevdiğim Sensin saat kaçta?</p>

<p>Resmî yayın akışı sayfasında Sevdiğim Sensin için 20.00 saati görülüyor. Bu bilgi, dizi takipçilerinin “yeni bölüm saat kaçta başlayacak?” sorusuna doğrudan yanıt veriyor. Akışta yer alan saat bilgisi doğrultusunda, izleyicinin bu akşam ana yayın kuşağında diziyi takip etmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAGAZİN</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sevdigim-sensin-yeni-bolum-ne-zaman-star-tv-yayin-akisinda-tarih-netlesti</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 20:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7202.jpeg" type="image/jpeg" length="64612"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsa Aras Mersinli’nin ölüm nedeni açıklandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/isa-aras-mersinlinin-olum-nedeni-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/isa-aras-mersinlinin-olum-nedeni-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş’ta öğrenim gördüğü okula silahlı saldırı düzenlediği ve 10 kişinin ölümüne neden olduğu belirtilen 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli’nin ölüm nedenine ilişkin resmi açıklama yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Otopsi raporuna göre, saldırganın sağ arka bacağındaki kesici ve delici alet yaralanmasına bağlı büyük damar yaralanması sonucu dış kanama nedeniyle hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p>Olayla ilgili soruşturma sürerken, saldırının ardından yaşamını yitiren saldırgana ilişkin otopsi bulguları kamuoyuyla paylaşıldı. Resmi kayıtlara yansıyan bilgilere göre, ölümün nedeni sağ arka bacaktaki kesici, delici alet yaralanmasına bağlı gelişen büyük damar hasarı ve buna bağlı dış kanama olarak belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kahramanmaraş’ta büyük infial oluşturan saldırının ardından hem adli hem de idari süreçlerin çok yönlü şekilde sürdürüldüğü öğrenildi. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için güvenlik ve yargı birimlerinin çalışmalarına devam ettiği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/isa-aras-mersinlinin-olum-nedeni-aciklandi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 20:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7198.jpeg" type="image/jpeg" length="29001"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[17 Nisan’da okullar tatil mi? MEB takvimi ne diyor, valiliklerden karar var mı?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/17-nisanda-okullar-tatil-mi-meb-takvimi-ne-diyor-valiliklerden-karar-var-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/17-nisanda-okullar-tatil-mi-meb-takvimi-ne-diyor-valiliklerden-karar-var-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[17 Nisan 2026 Cuma günü için ülke genelinde ilan edilmiş bir okul tatili bulunmuyor. Millî Eğitim Bakanlığının 2025-2026 eğitim öğretim yılı takviminde ikinci dönem ara tatili 16 Mart ile 20 Mart 2026 arasında yer alıyor. Bu nedenle 17 Nisan tarihi genel takvimde normal eğitim günü olarak görünüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Arama motorlarında “17 Nisan okullar tatil mi”, “yarın okul var mı” ve “MEB açıklaması geldi mi” soruları hızla yükselirken, gözler hem bakanlık takvimine hem de il valiliklerinin son duyurularına çevrildi. Mevcut resmi tabloya göre Türkiye genelinde tüm okulları kapsayan yeni bir tatil kararı açıklanmış değil.</p>

<p>MEB takvimine göre 17 Nisan’da ders var</p>

<p>MEB’in yayımladığı güncel takvimde ikinci dönem ara tatilinin mart ayında tamamlandığı görülüyor. Takvimde ayrıca 14-17 Nisan 2026 tarihleri arasında bazı ortaöğretim öğrencileri için sorumluluk sınavları gibi özel süreçler yer alıyor. Bu detay, 17 Nisan’ın genel bir tatil günü değil; eğitim faaliyetlerinin takvim içinde sürdüğü bir tarih olduğunu gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>17 Nisan okul tatili kararı il bazında değişebilir</p>

<p>Türkiye’de okul tatili kararları bazı durumlarda ülke genelinde değil, il ya da ilçe bazında alınabiliyor. Bu yüzden öğrenciler ve veliler sadece MEB takvimine değil, yaşadıkları ilin valiliği ile il millî eğitim müdürlüğünün açıklamalarına da bakıyor. Özellikle güvenlik, hava durumu ya da olağanüstü gelişmeler olduğunda yerel kararlar devreye girebiliyor.</p>

<p>İstanbul, Ankara ve büyük şehirlerde genel tatil duyurusu görünmedi</p>

<p>İstanbul Valiliğinin duyuru ve basın açıklamaları sayfalarında 16 Nisan 2026 akşamı itibarıyla 17 Nisan günü için okulların tatil edildiğine dair yeni bir açıklama görünmüyor. Benzer şekilde genel MEB açıklamalarında da 17 Nisan’ı kapsayan ülke çapında bir tatil duyurusu yer almıyor. Bu nedenle İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde genel uygulama bakımından okulların açık olması bekleniyor.</p>

<p>Bazı illerde özel karar ihtimali takip ediliyor</p>

<p>Öte yandan son günlerde bazı illerde yaşanan olaylar nedeniyle yerel ölçekte eğitim tedbirleri gündeme geldi. Kahramanmaraş Valiliği sitesinde 16 Nisan 2026 tarihinde “okul güvenliği/eğitim tedbirleri” başlıklı toplantı bilgisi yer alırken, kamuoyunda bazı iller için özel tatil iddiaları da konuşuluyor. Bu nedenle kesin bilgi için ilgili ilin valilik ve millî eğitim duyurularının kontrol edilmesi önem taşıyor.</p>

<p>Son durum: 17 Nisan 2026 Cuma günü okul var mı?</p>

<p>Şu anki resmi verilere göre 17 Nisan 2026 Cuma günü için Türkiye genelinde okullar tatil değil. Ancak il bazlı özel karar çıkması halinde tablo değişebilir. En güvenilir kaynaklar MEB, valilikler ve il millî eğitim müdürlüklerinin resmi duyuruları olmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/17-nisanda-okullar-tatil-mi-meb-takvimi-ne-diyor-valiliklerden-karar-var-mi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 19:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7152.jpeg" type="image/jpeg" length="21891"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026 kurbanlık fiyatları belli olmaya başladı: Büyükbaş ve küçükbaşta son tablo]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/2026-kurbanlik-fiyatlari-belli-olmaya-basladi-buyukbas-ve-kucukbasta-son-tablo</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/2026-kurbanlik-fiyatlari-belli-olmaya-basladi-buyukbas-ve-kucukbasta-son-tablo" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı yaklaşırken vatandaşların en çok araştırdığı başlıklardan biri yine kurbanlık fiyatları oldu. Özellikle “2026 kurbanlık fiyatları ne kadar”, “büyükbaş kurban kaç lira”, “küçükbaş kurbanlık fiyatı arttı mı” gibi aramalar hız kazanırken, hayvan pazarlarında ilk rakamlar da şekillenmeye başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>16 Nisan 2026 tarihli güncel fiyatlara göre büyükbaşta yüz binlerce lirayı bulan etiketler görülürken, küçükbaşta da bütçeyi zorlayan seviyeler dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2026 kurbanlık fiyatları neden şimdiden gündemde?</p>

<p>Nisan ayının ortasına gelinmesiyle birlikte Kurban Bayramı hazırlıkları erkene çekildi. Hem üreticiler hem de alıcılar, bayrama yaklaştıkça fiyatların daha da yukarı çıkabileceği beklentisiyle şimdiden piyasa takibine başladı. Dünya Gazetesi’nde yer alan derlemeye göre fiyatlar; hayvanın kilosuna, cinsine ve kurbanlık şartlarını taşıyıp taşımadığına göre değişiyor. Haberde ayrıca bayram yaklaştıkça yukarı yönlü hareket görülebileceği vurgulanıyor.</p>

<p>Büyükbaş kurbanlık fiyatları kaç lira oldu?</p>

<p>2026 yılı için paylaşılan ilk verilere göre büyük ve kapaklı tosun fiyatları 245 bin TL ile 280 bin TL arasında değişiyor. Orta segmentte, yaklaşık 500 kilogram civarındaki tosunlarda rakam yaklaşık 235 bin TL seviyesinde görülüyor. Daha küçük tosunlarda ise 110 bin TL ile 150 bin TL arasında değişen fiyatlar öne çıkıyor.</p>

<p>Büyükbaşta yalnızca tosun değil, düve ve inek fiyatları da dikkat çekiyor. Kurbanlık düve fiyatları 130 bin TL ile 170 bin TL bandında verilirken, boş inek fiyatları 115 bin TL ile 125 bin TL arasında sıralanıyor. Gebe ineklerde rakamın 270 bin TL’ye kadar çıkabildiği, damızlık düvede ise başlangıç seviyesinin 95 bin TL’den başladığı aktarılıyor.</p>

<p>Küçükbaş kurbanlıkta hangi rakamlar öne çıkıyor?</p>

<p>Küçükbaş kurbanlık almak isteyenlerin en çok baktığı kalemlerden biri koç fiyatları. Güncel listede koçların 25 bin TL ile 38 bin TL arasında değiştiği, iri ve büyük koçlarda fiyatın 33 bin TL ile 38 bin TL bandına çıktığı belirtiliyor. Yaklaşık 50 kilogramlık erkek toklularda ise fiyat 19 bin TL ile 20 bin TL arasında veriliyor. Küçükbaşta canlı kilo fiyatı ortalama 350 TL olarak paylaşılıyor.</p>

<p>Koyun tarafında ise kısır ya da yaşlı koyun fiyatları 9 bin 500 TL ile 10 bin TL arasında yer alıyor. Kuzulu koyunlarda yaklaşık 20 bin TL seviyesi dikkat çekerken, damızlık ve genç kuzulu koyunlarda fiyatın 23 bin TL ile 25 bin TL bandına çıktığı görülüyor.</p>

<p>Kurbanlık alacaklar nelere dikkat ediyor?</p>

<p>Piyasada yalnızca fiyat değil, hayvanın sağlık durumu ve kurbanlık vasfı da belirleyici oluyor. Bu nedenle vatandaşlar son günlerde sadece “kurbanlık fiyatları” değil, aynı zamanda “uygun kurbanlık nasıl seçilir”, “büyükbaş hisse bedeli ne kadar olur”, “küçükbaş kurbanlıkta en uygun fiyat hangi aralıkta” gibi başlıklara da yoğun ilgi gösteriyor. Özellikle canlı hayvan pazarlarının açılmasıyla birlikte fiyatların şehirden şehre ve hayvanın fiziki özelliklerine göre daha da farklılaşması bekleniyor. Bu da önümüzdeki haftalarda kurbanlık piyasasının daha hareketli hale geleceğine işaret ediyor. Bu değerlendirme, paylaşılan güncel fiyat aralıklarından yapılan bir çıkarımdır.</p>

<p>Bayrama yaklaştıkça fiyatlar artar mı?</p>

<p>Şu an açıklanan rakamlar, piyasanın ilk işaret fişekleri olarak görülüyor. Haberde de açıkça belirtildiği gibi bayram yaklaştıkça fiyatlarda yukarı yönlü hareket yaşanabilir. Bu nedenle pek çok aile, kurban ibadetini yerine getirirken bütçesini koruyabilmek için şimdiden araştırma yapıyor. Özellikle büyükbaşta hisse hesabı, küçükbaşta ise canlı kilo ve hayvanın yaşı gibi unsurlar bu yıl da fiyatın ana belirleyicileri arasında yer alacak gibi görünüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/2026-kurbanlik-fiyatlari-belli-olmaya-basladi-buyukbas-ve-kucukbasta-son-tablo</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 19:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7195.jpeg" type="image/jpeg" length="35032"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Okul güvenliği nasıl sağlanabilir? Uzmanlar çok yönlü önleme modeline dikkat çekiyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/okul-guvenligi-nasil-saglanabilir-uzmanlar-cok-yonlu-onleme-modeline-dikkat-cekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/okul-guvenligi-nasil-saglanabilir-uzmanlar-cok-yonlu-onleme-modeline-dikkat-cekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dönemde okul çevresinde yaşanan şiddet, tehdit ve güvenlik tartışmaları, eğitim kurumlarında alınması gereken önlemleri yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uzmanlara göre okul güvenliği yalnızca kapıya görevli koymakla sağlanmıyor; fiziki tedbirlerden psikolojik desteğe, dijital risklerden aile iş birliğine kadar uzanan bütüncül bir sistem gerekiyor. Özellikle erken uyarı mekanizmalarının güçlendirilmesi, krizlerin büyümeden önlenmesinde belirleyici rol oynuyor.</p>

<p>Okul ortamında güvenlik başlığı çoğu zaman sadece dışarıdan gelebilecek tehditlerle ilişkilendiriliyor. Ancak eğitimciler ve çocuk gelişimi alanında çalışan uzmanlar, okul içindeki akran zorbalığı, öfke kontrol sorunları, dijital şiddet içerikleri, aile içi çatışmaların öğrenciye yansıması ve ihmal gibi etkenlerin de en az fiziksel tehdit kadar ciddiye alınması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Güvenlik yalnızca kapıdaki görevliyle sınırlı değil</p>

<p>Okul güvenliği denildiğinde ilk akla gelen başlıklardan biri giriş çıkışların kontrol altına alınması oluyor. Yetkililer, okulun kimlerin girip çıktığının kayıt altına alınmasının, ziyaretçi kontrol sistemlerinin kurulmasının ve riskli alanların düzenli takip edilmesinin temel adımlar arasında yer aldığını belirtiyor.</p>

<p>Bununla birlikte yalnızca fiziki güvenlik tedbirleriyle kalıcı sonuç alınamayacağına dikkat çekiliyor. Çünkü bazı olaylar dışarıdan değil, okulun kendi iç dinamiklerinden doğabiliyor. Bu nedenle güvenlik anlayışının sadece bina korumasına değil, öğrenci davranışlarının izlenmesine ve okul ikliminin güçlendirilmesine dayanması gerektiği ifade ediliyor.</p>

<p>Erken fark edilen risk işaretleri büyük krizleri önleyebilir</p>

<p>Uzmanlara göre pek çok şiddet vakası ya da ciddi güvenlik sorunu aslında önceden bazı işaretler veriyor. Ani öfke patlamaları, içine kapanma, tehdit dili kullanma, şiddeti öven paylaşımlar, arkadaşlara yönelik baskı kurma, okuldan kopma eğilimi ve kurallara karşı yoğun tepki bu işaretler arasında gösteriliyor.</p>

<p>Bu noktada öğretmenlerin, rehberlik servislerinin ve okul yönetimlerinin koordineli çalışması büyük önem taşıyor. Bir öğrencinin davranışındaki değişim yalnızca disiplin meselesi olarak değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal bir sinyal olarak değerlendirilirse, olay büyümeden müdahale şansı artıyor.</p>

<p>Rehberlik hizmetleri okul güvenliğinin sessiz ama kritik ayağı</p>

<p>Çocuk ve ergen psikolojisi alanında çalışan uzmanlar, kendini dışlanmış, değersiz ya da baskı altında hisseden öğrencilerin daha kırılgan hale gelebildiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle rehberlik birimlerinin sadece resmi işlemler yapan bir yapı olmaktan çıkarılıp aktif risk takibi yapan bir destek mekanizmasına dönüştürülmesi gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Öğrencinin okulda kendini güvende hissetmesi, derdini anlatabileceği yetişkinlere ulaşabilmesi ve yalnız olmadığını bilmesi, güvenlik politikalarının en önemli parçalarından biri olarak görülüyor. Güvenli okul ortamının sadece kamera ve turnikeden değil, aynı zamanda güçlü iletişimden doğduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Dijital dünya artık okul güvenliğinin dışında düşünülemiyor</p>

<p>Uzmanlar, okul güvenliği tartışmalarında dijital risklerin artık merkezde yer aldığını belirtiyor. Özellikle sosyal medya grupları, kapalı mesajlaşma kanalları, şiddeti sıradanlaştıran içerikler ve çevrimiçi akran baskısı, öğrencilerin davranışlarını doğrudan etkileyebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle okullarda dijital farkındalık eğitimlerinin artırılması, siber zorbalıkla mücadele programlarının güçlendirilmesi ve ailelerin çocukların çevrimiçi alışkanlıkları konusunda bilinçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Öğrencinin yalnızca sınıfta değil, ekranda maruz kaldığı içeriklerin de güvenlik başlığının bir parçası olduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Aile ile okul arasındaki bağ güçlenmeden kalıcı çözüm zor</p>

<p>Eğitim uzmanlarına göre okul güvenliğinin en zayıf halkalarından biri, aile ile okul arasındaki iletişimin yetersiz kalması. Evde yaşanan sorunlar, sınır koyma eksikliği, ihmal, aşırı serbestlik ya da çocuğun uzun süre kontrolsüz dijital ortamlarda bırakılması, okulda davranış sorunlarına zemin hazırlayabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle ailelerin yalnızca toplantılarda ya da not dönemlerinde değil, risk durumlarında da sürece dahil edilmesi gerektiği dile getiriliyor. Okul, aile ve gerektiğinde sağlık ya da sosyal hizmet birimleri arasında kurulacak etkili iletişim hattının, öğrenciyi koruma açısından hayati olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Kriz anında ne yapılacağı önceden belirlenmeli</p>

<p>Okullarda güvenliği sağlamanın bir diğer önemli ayağını da acil durum planları oluşturuyor. Şüpheli kişi girişi, toplu kavga, kesici alet vakası, yangın ya da olası saldırı durumlarında kimlerin nasıl hareket edeceğinin önceden belirlenmesi gerektiği vurgulanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre yazılı protokol kadar uygulamalı tatbikat da önemli. Çünkü kriz anında panik yerine planın işlemesi, can güvenliğini doğrudan etkiliyor. Personelin görev tanımını bilmesi, öğrencilerin yönlendirilmesi ve güvenlik zincirinin aksatılmaması, olayların büyümesini önleyen temel unsurlar arasında gösteriliyor.</p>

<p>Güvenli okul iklimi ceza kadar önleme yaklaşımıyla kuruluyor</p>

<p>Eğitim çevrelerinde giderek güçlenen görüşe göre okul güvenliği yalnızca ceza mekanizmalarıyla değil, önleyici politikalarla sağlanabiliyor. Akran ilişkilerini güçlendiren çalışmalar, okul aidiyetini artıran faaliyetler, öğrencinin kendini görünür ve değerli hissetmesini sağlayan yaklaşımlar, güvenliği destekleyen görünmez ama etkili katmanlar olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Uzmanlar, okulun sadece ders yapılan bir yer değil, aynı zamanda çocuğun sosyal karakterinin şekillendiği alan olduğunu hatırlatıyor. Bu nedenle güvenliğin de yalnızca risk çıktığında hatırlanan bir başlık değil, her gün yeniden inşa edilen bir eğitim kültürü olması gerektiği ifade ediliyor.</p>

<p>Okul güvenliği için en etkili model çok katmanlı koruma sistemi</p>

<p>Uzman değerlendirmelerine göre en güçlü güvenlik modeli; fiziki önlem, rehberlik desteği, aile iş birliği, dijital takip, öğretmen duyarlılığı ve kriz planının birlikte çalıştığı çok katmanlı sistem olarak öne çıkıyor. Tek başına alınan önlemlerin sınırlı kaldığı, kalıcı sonucun ancak ortak sorumluluk anlayışıyla elde edilebildiği belirtiliyor.</p>

<p>Okul güvenliği tartışmaları büyürken uzmanların verdiği ortak mesaj ise net: Güvenlik, yalnızca bir kapıyı kapatmak değil, bir çocuğun sessiz alarmını zamanında duyabilmektir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/okul-guvenligi-nasil-saglanabilir-uzmanlar-cok-yonlu-onleme-modeline-dikkat-cekiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 16:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7192.jpeg" type="image/jpeg" length="26025"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Vefik Arıca: Çocuklarımızı dijital karanlığa teslim edemeyiz]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-vefik-arica-cocuklarimizi-dijital-karanliga-teslim-edemeyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-vefik-arica-cocuklarimizi-dijital-karanliga-teslim-edemeyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şanlıurfa Siverek’te eski bir öğrencinin okula silahla girerek 16 kişiyi yaraladığı saldırı ile Kahramanmaraş’ta bilançosu ağırlaşan okul faciası, çocuk ve ergen ruh sağlığına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kahramanmaraş’taki olayda ilk açıklamaların ardından can kaybı ve yaralı sayısı yukarı yönlü revize edilirken, son paylaşılan bilgiler olayın boyutunun daha ağır olduğunu gösterdi.</p>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Vefik Arıca, bu tür olayların tek bir nedene bağlanamayacağını belirterek, çocukların dijital dünyada maruz kaldığı görünmez risk alanlarına dikkat çekti.</p>

<p>“Bugün çocuklarımızı yalnızca sokaktan değil, ekranın içindeki karanlık yapılardan da korumak zorundayız. Şiddeti oyunlaştıran, öfkeyi kahramanlık gibi sunan, yalnızlığı manipüle eden çevrimiçi alanlar küçümsenmemelidir. Elbette her içine kapanan çocuk saldırgan olmaz. Ancak oyun ve internet bağımlılığı, kötü çevrimiçi akran etkisi, aile içi çatışma ve eşlik eden ruhsal sorunlar birleştiğinde ev içinde öfke, empati kaybı ve işlev bozulması riski artabilir.”</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün oyun bozukluğunu ICD-11’de kontrol kaybı ve günlük işlevlerde belirgin bozulma ile tanımladığını hatırlatan Arıca, dijital risklerin artık marjinal değil, yaygın bir halk sağlığı başlığı haline geldiğini söyledi.</p>

<p>Sorun yalnızca ekran süresi değil</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Arıca, asıl meselenin çocuğun kaç saat ekrana baktığı değil, ekranın içinde neyle karşılaştığı olduğunu vurguladı:</p>

<p>“Bugün mesele sadece telefon ya da bilgisayar başında geçirilen süre değildir. Asıl mesele, çocuğun o ekranın içinde hangi dili gördüğü, kimlerle temas kurduğu, nasıl bir yönlendirmeye maruz kaldığıdır. Şiddet içerikleri, toksik topluluklar, aşağılayıcı dil, çevrimiçi zorbalık ve kapalı gruplardaki manipülatif yönlendirmeler özellikle ruhsal olarak kırılgan çocuklarda ciddi bozulmalara yol açabilir.”</p>

<p>WHO Avrupa Bölgesi verilerine göre ergenlerin yüzde 12’sinin problemli oyun kullanımı riski taşıdığını, problemli sosyal medya kullanımının ise son yıllarda arttığını belirten Arıca, bu tablonun artık göz ardı edilemeyeceğini söyledi.</p>

<p>“Dışarıda sakin, evde patlayıcı hale gelebiliyorlar”</p>

<p>Bazı çocukların sosyal ortamda sessiz, kontrollü ve dikkat çekmeyen bir profil sergilediğini; ancak ev içinde bambaşka bir davranış örüntüsü gösterebildiğini belirten Arıca, bunun anlık bir değişim değil, birikimli bir bozulma süreci olduğunu kaydetti:</p>

<p>“Bazı çocuklar dışarıda sakindir, okulda içine kapanıktır, toplum içinde sorun çıkarmaz. Ama evde ekran kesildiğinde, sınır konulduğunda ya da dijital akış bozulduğunda bambaşka bir öfke ortaya çıkabilir. Bu dönüşüm bir anda olmaz. Birikmiş yalnızlık, kötü dijital etkiler, aile içi kopukluk ve ruhsal yükler birleştiğinde ev içi iklim zehirlenebilir.”</p>

<p>Türkiye verileri alarm veriyor</p>

<p>Türkiye’de çocukların dijital dünyayla çok erken yaşta ve yoğun biçimde temas kurduğunu söyleyen Prof. Dr. Arıca, bu durumun riskleri daha görünür hale getirdiğini belirtti:</p>

<p>“Bugün çocukların çok büyük bölümü internet kullanıyor, dijital oyun oynuyor ve sosyal medya içerikleriyle temas kuruyor. Bu tablo bize şunu söylüyor: Dijital alan artık çocuğun hayatının kenarında duran bir şey değil, merkezine yerleşmiş durumda. Dolayısıyla riskli içerik, kötü çevrimiçi arkadaşlık ve zararlı yönlendirme ihtimali de büyüyor.”</p>

<p>Arıca, yalnızca ekran süresine odaklanan yüzeysel uyarıların yeterli olmadığını, çocukların ruhsal dayanıklılığını, aile bağlarını ve okul aidiyetini güçlendiren çok katmanlı bir yaklaşım gerektiğini vurguladı.</p>

<p>“Çocuklarımızı sanal cehenneme teslim edemeyiz”</p>

<p>Prof. Dr. Vefik Arıca, dijital dünyanın bazı karanlık alanlarının çocukların öfkesini, yalnızlığını ve aidiyet arayışını kullanabildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bugün bazı çevrimiçi yapılar çocukların öfkesini, yalnızlığını, merakını ve ait olma arzusunu kullanmak istiyor olabilir. Şiddeti normalleştiren, nefreti parlatan, çocuğu aileden ve gerçek hayattan koparan dijital iklimler oluşuyor. Çocuklarımızı sanal bir cehenneme teslim edemeyiz.”</p>

<p>Arıca, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olayların kesin nedenlerinin adli soruşturmalarla ortaya çıkacağını, bu nedenle aceleci ve indirgemeci yorumlardan kaçınılması gerektiğini de belirtti. Ancak çocukların dijital ortamda kimlerle temas kurduğunun, hangi içeriklerle beslendiğinin, ev içinde nasıl bir iletişim iklimi bulunduğunun ve eşlik eden ruhsal sorunların olup olmadığının artık hayati önemde olduğunu söyledi.</p>

<p>Dünyadan iyi örnekler var</p>

<p>Birçok ülkenin bu meseleyi sadece bireysel nasihatlerle değil, kurumsal politikalarla ele almaya başladığını belirten Arıca, okullarda telefon sınırlamaları, aile medya planları, psikolojik destek merkezleri ve internet bağımlılığına yönelik özel programların çoğaldığını söyledi.</p>

<p>“Dünyada bazı ülkeler okullarda cep telefonu kullanımını sınırlıyor, bazıları aile rehberliği programları geliştiriyor, bazıları ise internet ve oyun bağımlılığı için özel destek merkezleri kuruyor. Demek ki bu mesele bireysel zayıflık değil; kamusal, eğitsel ve ruhsal yönleri olan büyük bir çocuk koruma sorunudur.”</p>

<p>Erken uyarı işaretleri küçümsenmemeli</p>

<p>Çocukta ani öfke patlamaları, uyku düzeninin bozulması, okuldan uzaklaşma, aileyle iletişimin azalması, şiddet içeriklerine saplantılı ilgi, uzun süre kapalı çevrimiçi gruplarda vakit geçirme, sosyal geri çekilme ve empati kaybı gibi belirtilerin görmezden gelinmemesi gerektiğini belirten Arıca, ailelere ve okullara da çağrıda bulundu:</p>

<p>“Bunu sadece yaramazlık, ergenlik, geçici huysuzluk diye okuyamayız. Bazen bu belirtiler daha derin bir ruhsal ve sosyal çözülmenin habercisi olabilir. Felaket yaşandıktan sonra konuşmak yerine, çocuğun sessizliğini zamanında okumayı öğrenmeliyiz. Bugün korunması gereken sadece beden değil; çocuğun zihni, vicdanı ve dijital dünyadaki istikametidir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>RUH SAĞLIĞI</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-vefik-arica-cocuklarimizi-dijital-karanliga-teslim-edemeyiz</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 15:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7190.jpeg" type="image/jpeg" length="37300"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ahmet Altıkulaç Anadolu Lisesi Okul Grubundaki Paylaşım Paniğe Yol Açtı: 11. Sınıf Öğrencisi Yakalandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ahmet-altikulac-anadolu-lisesi-okul-grubundaki-paylasim-panige-yol-acti-11-sinif-ogrencisi-yakalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ahmet-altikulac-anadolu-lisesi-okul-grubundaki-paylasim-panige-yol-acti-11-sinif-ogrencisi-yakalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat’ın Niksar ilçesinde Ahmet Altıkulaç Anadolu Lisesi’nin adını açık biçimde hedef alan bir dijital paylaşım, okul çevresinde kısa sürede tedirginliğe yol açtı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mesajın Telegram ve WhatsApp üzerinden yayılması sonrası ihbarlar artarken, güvenlik birimleri ile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü koordineli şekilde devreye girdi. Yapılan incelemede paylaşımın aynı okulda öğrenim gören 11. sınıf öğrencisi tarafından yapıldığı belirlendi.</p>

<p>Okulun adı verilince endişe büyüdü</p>

<p>Son günlerde farklı şehirlerde okulları hedef alan olayların gündemde olması, Niksar’daki mesajın etkisini daha da büyüttü. “Sıra Ahmet Altıkulaç’ta” ifadesini içeren paylaşımın okul öğrencileri arasında kurulan WhatsApp grubunda dolaşıma girdiği, ardından velilere kadar ulaştığı aktarıldı. Tek cümlelik bir mesajın bile bu kadar hızlı yayılması, okul güvenliği konusunda dijital ortamın artık başlı başına bir risk alanı haline geldiğini bir kez daha gösterdi.</p>

<p>Polis ve eğitim yönetimi birlikte harekete geçti</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İhbarların ardından başlatılan çalışmada, paylaşımın kaynağı kısa sürede tespit edildi. Yetkililer, olayın yalnızca bir öğrenci grubu içinde kalmadığını, velilere kadar ulaşarak toplu bir kaygı oluşturduğunu değerlendirirken sürecin hem güvenlik hem eğitim boyutuyla ele alındığı bildirildi. Bu yönüyle olay, Niksar Ahmet Altıkulaç Anadolu Lisesi paylaşımı sonrası oluşan korkunun neden kısa sürede büyüdüğünü de ortaya koydu.</p>

<p>11. sınıf öğrencisi gözaltına alındı</p>

<p>Yapılan incelemeler sonucunda paylaşımı yapan kişinin aynı okulun 11. sınıf öğrencisi olduğu tespit edildi. Öğrenci gözaltına alınırken, ilk ifadesinde söz konusu mesajı “şaka amaçlı” paylaştığını söylediği belirtildi. Ancak okul adı verilerek yapılan bu tür içeriklerin, özellikle son dönemde artan hassasiyet nedeniyle sıradan bir şaka olarak değerlendirilmediği görülüyor.</p>

<p>Dijital tehdit dili artık daha yakından izleniyor</p>

<p>Uzmanların ve yetkililerin son dönemde özellikle üzerinde durduğu konu, okul güvenliğini sarsabilecek mesajların çok hızlı biçimde gerçek bir paniğe dönüşebilmesi. Ahmet Altıkulaç Anadolu Lisesi öğrenci paylaşımı sonrası yaşanan süreç de bunu doğruladı. Bir ekran görüntüsü, bir grup mesajı ya da kısa bir ifade; veliler, öğrenciler ve okul yönetimi açısından doğrudan alarm sebebine dönüşebiliyor. Bu nedenle eğitim kurumlarını hedef alan dijital içeriklere karşı daha düşük toleranslı bir güvenlik yaklaşımı uygulanıyor.</p>

<p>“Şakaydı” savunması tartışmayı bitirmedi</p>

<p>Olayın en dikkat çeken yönlerinden biri de, paylaşımın ardından gelen “şaka” savunması oldu. Fakat okulun adı verilerek korku oluşturan bir ifadenin, özellikle kamuoyunun hassas olduğu bir dönemde çok daha ağır sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor. Bu durum, “okulu hedef alan paylaşım”, “öğrenci gözaltına alındı” ve “okul grubunda yayılan tehdit mesajı” gibi başlıkların neden artık yalnızca sosyal medya diliyle değil, adli süreçlerle birlikte anıldığını da gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ahmet-altikulac-anadolu-lisesi-okul-grubundaki-paylasim-panige-yol-acti-11-sinif-ogrencisi-yakalandi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 14:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7187.jpeg" type="image/jpeg" length="56995"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akbank çöktü mü, neden açılmıyor? 16 Nisan’da erişim sorunu gündemde]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/akbank-coktu-mu-neden-acilmiyor-16-nisanda-erisim-sorunu-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/akbank-coktu-mu-neden-acilmiyor-16-nisanda-erisim-sorunu-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akbank kullanıcıları 16 Nisan sabahından itibaren mobil uygulama ve dijital bankacılık kanallarında yaşanan erişim problemi nedeniyle ekran başında kaldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gün içinde sosyal medyada ve arama motorlarında en çok sorulan başlıklardan biri ise “Akbank çöktü mü?” sorusu oldu. Çok sayıda kullanıcı, uygulamaya giriş yapamadığını ve işlem ekranlarında hata uyarılarıyla karşılaştığını paylaştı.</p>

<p>Sorun bireysel değil, yaygın görünüyor</p>

<p>Gelen ilk kullanıcı bildirimleri, problemin tek bir cihaz ya da tek bir bağlantı türüyle sınırlı olmadığını gösterdi. Farklı şehirlerden yapılan paylaşımlarda, hem mobil bankacılık girişinde hem de bazı dijital işlemlerde benzer aksaklıkların yaşandığı görüldü. Şikayet platformlarında peş peşe yayımlanan kullanıcı yorumları da sorunun yaygın hissedildiğine işaret etti.</p>

<p>Akbank’tan teknik aksaklık açıklaması</p>

<p>Günün ilerleyen saatlerinde konuya ilişkin banka kaynaklı açıklama da yansıdı. Paylaşılan açıklamada, sistemlerde geçici süreli teknik bir aksaklık yaşandığı belirtilirken, ekiplerin sorunun çözümü için çalışmalarını sürdürdüğü ifade edildi. Açıklamada ayrıca işlemlerin en kısa sürede kesintisiz şekilde yeniden sağlanmasının hedeflendiği mesajı verildi.</p>

<p>“Akbank çöktü mü?” sorusu neden öne çıktı?</p>

<p>Bankacılık uygulamalarında yaşanan kısa süreli kesintiler bile kullanıcı tarafında büyük yankı uyandırabiliyor. Özellikle para transferi, ödeme, yatırım ve günlük finans işlemlerinin mobil uygulamalar üzerinden yürütüldüğü saatlerde yaşanan erişim problemleri, arama motorlarında ani sorgu artışına neden oluyor. 16 Nisan’daki aksaklıkta da benzer bir tablo oluştu ve kullanıcılar doğrudan sorunun kaynağını araştırmaya yöneldi. Bu nedenle “Akbank neden açılmıyor” ve “Akbank mobil giriş sorunu” başlıkları günün öne çıkan aramaları arasına girdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kullanıcılar en çok hangi hataları bildirdi?</p>

<p>Yayımlanan kullanıcı şikayetlerinde ortak başlıklar dikkat çekti. Bazı kullanıcılar uygulamaya hiç giriş yapamadığını aktarırken, bazıları “işleminiz şu anda gerçekleştirilemiyor” benzeri uyarılar aldığını belirtti. Özellikle yatırım ve ödeme işlemi yapmak isteyen kullanıcıların yaşanan aksaklıktan daha sert etkilendiği görüldü.</p>

<p>Akbank mobil neden açılmıyor?</p>

<p>Şu aşamada kamuya yansıyan bilgiler, sorunun geçici bir teknik aksaklık kaynaklı olduğuna işaret ediyor. Resmi yansımalar içinde siber saldırı ya da kalıcı sistem arızası yönünde doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle mevcut tablo, bankanın dijital altyapısında yaşanan geçici erişim sorunu olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Sorun yaşayan kullanıcılar ne yapmalı?</p>

<p>Uzmanların bu tür kesintilerde ilk önerisi, uygulamayı art arda zorlamak yerine bir süre beklemek ve bankanın resmi duyurularını takip etmek oluyor. Çünkü yaygın sistemsel sorunlarda kullanıcı tarafında yapılacak işlem sayısı oldukça sınırlı kalıyor. Sorun bankanın sistemlerinden kaynaklanıyorsa, çözüm de merkezi müdahaleyle sağlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/akbank-coktu-mu-neden-acilmiyor-16-nisanda-erisim-sorunu-gundemde</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 13:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7186-1.jpeg" type="image/jpeg" length="51059"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="77541"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="20303"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="52411"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="23640"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="12529"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="33861"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
