<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 13 Sep 2026 18:31:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Taksim EAH’ın Acı Kaybı: Doç. Dr. Ferda Nihat Köksoy Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/taksim-eahin-aci-kaybi-doc-dr-ferda-nihat-koksoy-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/taksim-eahin-aci-kaybi-doc-dr-ferda-nihat-koksoy-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Klinik Şefi Doç. Dr. Ferda Nihat Köksoy hayatını kaybetti. Uzun yıllar genel cerrahi alanında görev yapan Köksoy’un vefatı sağlık camiasında üzüntüyle karşılandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Klinik Şefi Doç. Dr. Ferda Nihat Köksoy vefat etti.</p>

<p>Acı haberi Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi duyurdu. Hastanenin yayımladığı vefat ve başsağlığı mesajında, Doç. Dr. Ferda Nihat Köksoy’un hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p>Hastaneden başsağlığı mesajı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından yapılan açıklamada, “Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Klinik Şefi Doç. Dr. Ferda Nihat Köksoy hocamız vefat etmiştir” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Hastane, Köksoy’a Allah’tan rahmet; ailesine ve tüm sağlık camiasına başsağlığı diledi.</p>

<p>Doç. Dr. Ferda Nihat Köksoy kimdir?</p>

<p>Doç. Dr. Ferda Nihat Köksoy, genel cerrahi uzmanı ve akademisyendi. Kamuya açık akademik özgeçmiş bilgilerine göre 1977-1983 yılları arasında Ege Üniversitesi’nde tıp eğitimini tamamladı.</p>

<p>Genel cerrahi uzmanlık eğitimini ise 1987-1992 yılları arasında Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde aldı.</p>

<p>Mesleki yaşamının önemli bölümünü Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sürdüren Köksoy, burada genel cerrahi alanında hekimlik, eğitim ve yöneticilik görevleri üstlendi.</p>

<p>Son olarak Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Klinik Şefi olarak görev yapıyordu.</p>

<p>Bilimsel çalışmalara da imza attı</p>

<p>Doç. Dr. Ferda Nihat Köksoy, klinik çalışmalarının yanı sıra akademik üretime de katkıda bulundu.</p>

<p>Genel cerrahi, gastrointestinal cerrahi, özofagus ve pankreas hastalıkları başta olmak üzere cerrahinin farklı alanlarında yayımlanmış bilimsel çalışmalarda yer aldı.</p>

<p>Köksoy’un Türkiye’de tıp ve genel cerrahi alanındaki bilimsel üretimi değerlendiren çalışmaların yanı sıra akut pankreatit ve özofagus hastalıkları gibi konularda yayımlanmış araştırmalarda da imzası bulunuyor.</p>

<p>Akademik yayıncılık alanında da görev üstlenen Köksoy, bilimsel dergilerin yayın kurullarında yer aldı.</p>

<p>Sağlık camiasını üzen vefat</p>

<p>Uzmanlık eğitimini aldığı kurumda uzun yıllar boyunca mesleğini sürdüren Doç. Dr. Ferda Nihat Köksoy’un vefatı, çalışma arkadaşları ve sağlık camiasında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Köksoy’un vefat nedenine ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmadığından bu konuda herhangi bir değerlendirme yapmak mümkün değil.</p>

<p>Cenaze ve defin programına ilişkin resmi bilgiler açıklandığında ayrıntıların kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.</p>

<p>Tıbbiye Bülteni olarak Doç. Dr. Ferda Nihat Köksoy’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, çalışma arkadaşlarına, öğrencilerine ve sağlık camiasına başsağlığı diliyoruz.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/taksim-eahin-aci-kaybi-doc-dr-ferda-nihat-koksoy-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 17:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0460.jpeg" type="image/jpeg" length="82512"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[El ve Ayaklarda Karıncalanmanın Nedeni Kullandığınız Takviye Olabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ve-ayaklarda-karincalanmanin-nedeni-kullandiginiz-takviye-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ve-ayaklarda-karincalanmanin-nedeni-kullandiginiz-takviye-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[B6 vitamini vücut için gerekli olsa da takviyelerle aşırı veya uzun süreli alım periferik sinirlere zarar verebilir. El ve ayaklarda karıncalanma, yanma ve uyuşma ilk işaretlerden olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>B6 vitamini vücudun enerji metabolizması, sinir sistemi ve bağışıklık işlevlerinde kullandığı temel vitaminlerden biri. Ancak özellikle takviye yoluyla gereğinden fazla alınması, beklenmedik bir soruna yol açabiliyor: periferik nöropati olarak adlandırılan sinir hasarı.</p>

<p>En tipik belirtiler el ve ayaklarda karıncalanma, yanma ve uyuşma. Risk normal beslenmeyle alınan B6 vitamininden çok, yüksek miktarda veya birden fazla takviyeden alınan B6 ile ilişkilendiriliyor. Avustralya İlaç Düzenleme Kurumu TGA, B6 kaynaklı sinir hasarına ilişkin güvenlik önlemlerini son yıllarda daha da sıkılaştırdı.</p>

<p>B6 vitamini neden sinirlere zarar verebilir?</p>

<p>B6 vitamini suda çözünen bir vitamin olsa da bu, yüksek miktarlarda alınmasının tamamen risksiz olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Uzun süre yüksek miktarda B6 alınması özellikle duyu sinirlerini etkileyebiliyor. Bunun sonucunda periferik nöropati gelişebiliyor.</p>

<p>Periferik nöropati, beyin ve omurilik dışındaki sinirlerin hasar görmesi anlamına geliyor. B6 fazlalığında özellikle eller ve ayaklardaki duyusal belirtiler öne çıkıyor.</p>

<p>Hangi belirtiler görülebilir?</p>

<p>B6 vitaminine bağlı periferik nöropatide en dikkat çekici yakınmalar şunlar:</p>

<p>Ellerde veya ayaklarda karıncalanma</p>

<p>Uyuşma</p>

<p>Yanma hissi</p>

<p>Duyu değişiklikleri</p>

<p>Kas güçsüzlüğü</p>

<p>İleri vakalarda hareket ve yürüme sorunları</p>

<p>Bu belirtilerin yalnızca B6 fazlalığına özgü olmadığını bilmek gerekiyor. Diyabetten B12 eksikliğine, bazı ilaçlardan başka nörolojik hastalıklara kadar pek çok durum benzer yakınmalara neden olabilir.</p>

<p>Bu nedenle karıncalanma veya uyuşması olan bir kişinin kendi kendine “B6 fazlalığım var” sonucuna ulaşması doğru değildir.</p>

<p>Asıl sürpriz: B6 yalnızca B vitamini kutusunda olmayabilir</p>

<p>B6 vitaminini farkında olmadan fazla almanın nedenlerinden biri, vitaminin çok farklı takviyelerin içinde bulunabilmesi.</p>

<p>B6; B komplekslerinin ve multivitaminlerin yanı sıra bazı magnezyum, çinko ve demir ürünlerine de eklenebiliyor. Bazı enerji içecekleri ve zenginleştirilmiş gıdalarda da B6 bulunabiliyor.</p>

<p>Bir kişi örneğin sabah multivitamin, gün içinde magnezyum ve ayrıca başka bir kompleks takviye kullanıyorsa her üründen gelen B6 miktarı birbirine eklenebilir.</p>

<p>Ürün etiketinde her zaman büyük harflerle “B6 vitamini” ifadesiyle karşılaşmak da mümkün değil. Piridoksin, piridoksin hidroklorür veya piridoksal-5-fosfat gibi isimler görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle tek bir ürünün dozuna bakmak yerine aynı dönemde kullanılan bütün takviyeleri birlikte değerlendirmek daha anlamlıdır.</p>

<p>Ne kadarı fazla?</p>

<p>B6 vitamini konusunda dikkat çekici bir ayrıntı var: Dünyadaki otoriteler aynı üst alım sınırını kullanmıyor.</p>

<p>ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından yayımlanan tüketici bilgi notunda yetişkinler için günlük üst alım düzeyi 100 mg olarak yer alıyor. Aynı kaynak, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesinin 2023 değerlendirmesinde yetişkinler için çok daha düşük, günde 12 mg'lık üst alım düzeyi belirlediğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Bu farklılık, “100 mg'ın altındaki her doz kesinlikle güvenlidir” şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<p>TGA'nın güvenlik değerlendirmelerinde periferik nöropatinin günlük 50 mg'ın altındaki B6 miktarlarında da bildirildiği belirtiliyor. Kurum, kişiler arasında duyarlılığın değişebildiğini ve nöropati için kesin bir minimum doz veya kullanım süresinin belirlenemediğini bildiriyor.</p>

<p>Avustralya'da bu nedenle günlük 10 mg'ın üzerinde B6 sağlayan ürünlerde periferik nöropati uyarısı bulunuyor.</p>

<p>Düzenleyici kurum daha da ileri gitti</p>

<p>B6 vitaminiyle ilişkili bildirimler yalnızca teorik bir riskten ibaret değil.</p>

<p>TGA'nın Şubat 2026'da güncellediği güvenlik verilerine göre, Ekim 2025 sonuna kadar B6 içeren ürünlarla bağlantılı periferik nöropati ve benzeri nörolojik olaylara ilişkin 250 bildirim bulunuyordu.</p>

<p>Bu bildirimler tek başına her olayın kesin olarak B6 tarafından oluşturulduğunu kanıtlamaz. Ancak düzenleyici kurum riskin azaltılması için ek önlem alma kararı verdi.</p>

<p>Avustralya'da Haziran 2027'den itibaren önerilen günlük dozu 50 mg'ın üzerinde ve 200 mg'a kadar B6 sağlayan ağızdan kullanılan ürünlerin eczacı danışmanlığıyla verilmesi planlanıyor. 200 mg'ın üzerindeki ürünler ise reçeteye tabi olmaya devam edecek.</p>

<p>Besinlerdeki B6 aynı sorun mu?</p>

<p>Genellikle hayır.</p>

<p>B6 vitamini tavuk, balık, et, patates, nohut, muz ve bazı tahıllar dahil pek çok besinde doğal olarak bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Normal beslenmeyle alınan B6 vitamininin periferik nöropatiye yol açtığına ilişkin aynı risk söz konusu değil. Güvenlik tartışmasının merkezinde özellikle takviyeler ve yüksek ek alım bulunuyor.</p>

<p>Bu ayrım önemli. B6 toksisitesinden korunmak amacıyla B6 içeren sağlıklı besinleri diyetten çıkarmak gerekli değil.</p>

<p>Günlük ihtiyaç aslında oldukça düşük</p>

<p>Sağlıklı yetişkinlerin günlük B6 ihtiyacı yaş ve cinsiyete göre değişmekle birlikte yaklaşık 1,3–1,7 mg düzeyinde.</p>

<p>Bu miktar, piyasadaki bazı yüksek doz takviyelerde bulunan B6 miktarının oldukça altında kalabiliyor.</p>

<p>Çoğu kişi B6 vitaminini normal beslenmeyle sağlayabilir. Takviye gereksinimi ise kişinin sağlık durumuna, beslenmesine, kullanılan ilaçlara ve hekim tarafından saptanan özel gereksinimlere göre değerlendirilmelidir.</p>

<p>Karıncalanma başladıysa ne yapılmalı?</p>

<p>B6 içeren bir veya birden fazla takviye kullanan kişide el ya da ayaklarda açıklanamayan karıncalanma, yanma veya uyuşma ortaya çıkması değerlendirilmesi gereken bir durumdur.</p>

<p>TGA, bu belirtilerin ortaya çıkması halinde B6 içeren ürünün bırakılmasını ve sağlık profesyoneline başvurulmasını öneriyor.</p>

<p>Belirtiler devam ederken B6 almaya devam edilmesi sinir hasarının ilerlemesine yol açabilir. Bazı kişilerde belirtiler takviye kesildikten sonra düzelebilirken, ciddi olgularda sinir hasarı uzun sürebilir ve bazı vakalarda kalıcı olabilir.</p>

<p>Takviye kutularını birlikte kontrol edin</p>

<p>B6 vitaminiyle ilgili en pratik önlem yalnızca “yüksek doz kullanmamak” değil.</p>

<p>Aynı anda kullanılan multivitamin, B kompleksi, magnezyum, çinko, demir ve diğer takviyelerin etiketlerini birlikte kontrol etmek gerekiyor.</p>

<p>Tek tek bakıldığında düşük görünen miktarlar, birkaç ürün aynı anda kullanıldığında toplam B6 alımını fark edilmeden yükseltebilir.</p>

<p>Vitamin olması bir maddenin sınırsız kullanılabileceği anlamına gelmiyor. B6 bunun en somut örneklerinden biri.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır ve kişisel tıbbi değerlendirme yerine geçmez. B6 içeren takviyeleri tıbbi bir nedenle kullanıyorsanız dozunuzu hekiminize danışmadan değiştirmeyin. Takviye kullanırken el veya ayaklarda karıncalanma, yanma ya da uyuşma gelişirse sağlık profesyoneline başvurun.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>National Institutes of Health Office of Dietary Supplements — Vitamin B6 Fact Sheet for Consumers</p>

<p>European Food Safety Authority — Scientific Opinion on the Tolerable Upper Intake Level for Vitamin B6</p>

<p>Therapeutic Goods Administration — Medicines Containing Vitamin B6 Safety Update, 2026</p>

<p>Therapeutic Goods Administration — Vitamin B6 and Peripheral Neuropathy Safety Information</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ve-ayaklarda-karincalanmanin-nedeni-kullandiginiz-takviye-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 17:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0454.jpeg" type="image/jpeg" length="87067"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Crohn Hastalığında Gaita Nakli ve Biyolojik Tedavi Birlikte Denendi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/crohn-hastaliginda-gaita-nakli-ve-biyolojik-tedavi-birlikte-denendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/crohn-hastaliginda-gaita-nakli-ve-biyolojik-tedavi-birlikte-denendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Crohn hastalığında tedaviye dirençli küçük bir hasta grubunda gaita nakli ile infliximabın birlikte uygulanması dikkat çekici sonuç verdi. Ancak araştırmacılar, yöntemin standart tedavi haline gelmesi için daha büyük çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Crohn Hastalığında Gaita Nakli ve Biyolojik Tedavi Birlikte Denendi</p>

<p>Crohn hastalığının tedavisinde bağırsak mikrobiyotasını hedefleyen yöntemlerle biyolojik ilaçların birlikte kullanılması yeni bir araştırma alanı oluşturuyor. 2026 yılında mSystems dergisinde yayımlanan çalışma, özellikle daha önce uygulanan tedavilere yeterli yanıt vermeyen hastalarda dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmanın en ilginç bölümü ise daha önce infliximab veya fekal mikrobiyota transplantasyonuna (FMT) yanıt vermemiş Crohn hastalarından oluşan küçük grupta görüldü.</p>

<p>37 inflamatuvar bağırsak hastası incelendi</p>

<p>Çalışmaya geleneksel tedavilere dirençli toplam 37 inflamatuvar bağırsak hastası dahil edildi. Bunların 15’inde ülseratif kolit, 22’sinde Crohn hastalığı bulunuyordu.</p>

<p>Araştırmada ayrıca 16 sağlıklı donörden yararlanıldı.</p>

<p>Biyolojik tedavi almamış Crohn hastaları ile ülseratif kolit hastalarının bir bölümünde tek donörden FMT uygulandı. Araştırmacılar bağırsak mikrobiyotasındaki ve metabolitlerdeki değişimleri de takip etti.</p>

<p>Ancak çalışmanın en dikkat çekici kısmını, tedaviye daha dirençli dokuz Crohn hastası oluşturdu.</p>

<p>9 Crohn hastasında iki tedavi birlikte uygulandı</p>

<p>Bu dokuz hastanın yedisi daha önce anti-TNF grubundaki biyolojik ilaç infliximaba yanıt vermemişti. İki hasta ise daha önce FMT tedavisinden yarar görmemişti.</p>

<p>Araştırmacılar bu kez infliximab ile FMT’yi birlikte uyguladı.</p>

<p>Dördüncü haftadaki değerlendirmede dokuz hastanın altısında klinik yanıt görüldü.</p>

<p>Daha dikkat çekici sonuç ise 14. haftada ortaya çıktı. İlk aşamada tedaviye yanıt veren altı hastanın tamamında klinik ve endoskopik remisyon bildirildi.</p>

<p>Bu ne anlama geliyor?</p>

<p>Çalışmanın ortaya çıkardığı en önemli soru, bağırsak mikrobiyotasının biyolojik ilaçlara verilen yanıt üzerinde rol oynayıp oynamadığı.</p>

<p>Araştırmacılar yalnızca hastaların klinik durumunu incelemedi. Bağırsak bakterileri ve metabolik değişiklikler de analiz edildi.</p>

<p>FMT ile infliximabın birlikte kullanıldığı hastalarda mikrobiyal ve metabolik yapının tek tedavilere kıyasla daha kapsamlı biçimde değiştiği görüldü.</p>

<p>Bu bulgu, bağırsak mikrobiyotasının düzenlenmesinin bağışıklık sistemini hedefleyen biyolojik tedavilerin etkisini değiştirebileceği ihtimalini gündeme getiriyor.</p>

<p>Ancak henüz “ilaç direnci kırıldı” denemez</p>

<p>Sonuçlar umut verici olmakla birlikte önemli bir sınırlama bulunuyor: FMT ve infliximabın birlikte değerlendirildiği grupta yalnızca dokuz hasta vardı.</p>

<p>Üstelik çalışma, bu kombinasyonu standart tedaviyle karşılaştıran büyük ölçekli randomize ve plasebo kontrollü bir klinik araştırma değildi.</p>

<p>Bu nedenle dokuz hastanın altısında görülen yanıt, FMT’nin infliximab direncini kesin olarak ortadan kaldırdığını kanıtlamıyor.</p>

<p>Bunun doğrulanabilmesi için daha fazla hastanın yer aldığı, farklı merkezlerde yürütülen ve uygun kontrol grupları içeren randomize çalışmalara ihtiyaç var.</p>

<p>Ülseratif kolitte FMT kanıtları daha güçlü</p>

<p>FMT yalnızca bu araştırmada incelenmiş bir yöntem değil.</p>

<p>Ülseratif kolitte yapılan çok sayıda randomize kontrollü çalışma bulunuyor. 2025 yılında yayımlanan ve 14 randomize çalışmadaki toplam 600 hastayı değerlendiren bir meta-analizde FMT uygulanan hastalarda klinik ve endoskopik remisyon olasılığının kontrol gruplarından anlamlı şekilde yüksek olduğu bildirildi.</p>

<p>2026 yılında yayımlanan başka bir sistematik derleme ve meta-analiz de FMT’nin özellikle ülseratif kolitte klinik ve endoskopik sonuçları iyileştirebileceği sonucuna ulaştı.</p>

<p>Crohn hastalığında ise tablo daha belirsiz. Küçük çalışmalarda olumlu sonuçlar görülmesine karşın kontrollü araştırmalardan aynı ölçüde tutarlı sonuçlar elde edilmiş değil.</p>

<p>Gaita nakli standart Crohn tedavisi mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Mevcut bilimsel kanıtlar FMT’nin Crohn veya ülseratif kolit için rutin standart tedavi haline geldiğini göstermiyor.</p>

<p>Amerikan Gastroenteroloji Derneği, ülseratif kolit ve Crohn hastalığında FMT’nin klinik araştırmalar dışında rutin olarak kullanılmasına karşı öneride bulunuyor.</p>

<p>2026 yılında gözden geçirilen güncel Crohn tedavi önerilerinde infliximab dahil çeşitli biyolojik ve ileri tedaviler yer alırken FMT standart Crohn tedavileri arasında bulunmuyor.</p>

<p>Ameliyatın yerini aldığı söylenebilir mi?</p>

<p>Mevcut araştırmadan böyle bir sonuç çıkarmak mümkün değil.</p>

<p>Çalışma, FMT ile infliximab kombinasyonunun Crohn hastalarında ameliyatın yerine geçip geçemeyeceğini araştırmak üzere tasarlanmadı.</p>

<p>Crohn ve ülseratif kolitte cerrahi gereksinimi; hastalığın yeri ve şiddeti, tedaviye yanıt, darlık, fistül, apse, perforasyon, kanama, kanser veya kanser öncüsü değişiklikler ve hastanın genel durumu gibi çok sayıda faktöre göre belirleniyor.</p>

<p>Bu nedenle ameliyat önerilmiş bir hastanın yalnızca bu araştırmaya dayanarak cerrahiyi ertelemesi veya mevcut tedavisini bırakması doğru olmaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Asıl önemli soru: Mikrobiyota biyolojik tedavinin etkisini değiştirebilir mi?</p>

<p>2026 çalışmasının bilimsel açıdan en heyecan verici yönü belki de burada yatıyor.</p>

<p>Bağırsak mikrobiyotasının yalnızca hastalığın oluşumunda değil, hastanın biyolojik ilaçlara vereceği yanıtta da rol oynayabileceğine ilişkin kanıtlar giderek artıyor.</p>

<p>Eğer gelecekte yapılacak büyük randomize çalışmalar, FMT’nin bazı hastalarda biyolojik tedaviye yeniden yanıt sağladığını doğrularsa Crohn hastalığında “mikrobiyota + immünolojik tedavi” yaklaşımı yeni bir tedavi stratejisinin önünü açabilir.</p>

<p>Ancak bugün itibarıyla bu yaklaşımı “kanıtlanmış yeni Crohn tedavisi” olarak tanımlamak için erken.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik bilimsel araştırmalar hakkında bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel tıbbi öneri niteliğinde değildir. Fekal mikrobiyota transplantasyonu Crohn hastalığı veya ülseratif kolit için rutin standart tedavi olarak kabul edilmemektedir. Hastalar mevcut ilaçlarını bırakmamalı veya önerilmiş cerrahi tedaviyi yalnızca bu tür araştırmalara dayanarak ertelememelidir. Tedavi kararları inflamatuvar bağırsak hastalıkları konusunda deneyimli gastroenteroloji ve gerektiğinde kolorektal cerrahi ekipleriyle birlikte verilmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Wang X ve ark. mSystems, 2026. Additive effects of fecal microbiota transplantation and infliximab on gut microbiome and metabolome in refractory inflammatory bowel disease patients.</p>

<p>Ikram S ve ark. Inflammation Research, 2026. Fecal microbiota transplantation in inflammatory bowel disease: a systematic review and meta-analysis of randomized controlled trials (2020–2025).</p>

<p>Fecal microbiota transplantation for patients with ulcerative colitis: a systematic review and meta-analysis of randomized controlled trials, 2025.</p>

<p>American Gastroenterological Association. Fecal microbiota-based therapies for select gastrointestinal diseases.</p>

<p>American Gastroenterological Association. Pharmacological management of moderate-to-severe Crohn’s disease. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/crohn-hastaliginda-gaita-nakli-ve-biyolojik-tedavi-birlikte-denendi</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 14:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0447.jpeg" type="image/jpeg" length="33807"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Mustafa Sırrı Kotanoğlu Etlik Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimliğine Yeniden Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/doc-dr-mustafa-sirri-kotanoglu-etlik-sehir-hastanesi-koordinator-bashekimligine-yeniden-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/doc-dr-mustafa-sirri-kotanoglu-etlik-sehir-hastanesi-koordinator-bashekimligine-yeniden-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Etlik Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Doç. Dr. Mustafa Sırrı Kotanoğlu’nun görevine devam etmesi yönünde yeniden atama yapıldı. Sağlık yönetiminde uzun yıllara dayanan deneyime sahip Kotanoğlu, kariyerinde Sağlık Bakanlığı merkez teşkilatı ile Ankara sağlık yönetiminde önemli görevler üstlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’nin en büyük sağlık komplekslerinden Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nde yönetim yapılanması kapsamında Doç. Dr. Mustafa Sırrı Kotanoğlu ile devam kararı alındı.</p>

<p>Koordinatör Başhekim olarak hastanenin yönetiminde görev yapan Kotanoğlu, yeni dönemde de Ankara Etlik Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimliği görevini sürdürecek.</p>

<p>SAĞLIK YÖNETİMİNDE UZUN YILLARA DAYANAN DENEYİM</p>

<p>Doç. Dr. Mustafa Sırrı Kotanoğlu, hekimlik kariyerinin yanı sıra Sağlık Bakanlığı ve Ankara sağlık teşkilatında üstlendiği idari görevlerle de tanınıyor.</p>

<p>Anesteziyoloji alanında uzman olan Kotanoğlu, kariyerinin farklı dönemlerinde hastane yönetimi, halk sağlığı ve Sağlık Bakanlığı merkez teşkilatında görev aldı.</p>

<p>Kotanoğlu, Kamu Hastaneleri Genel Müdür Yardımcılığı görevinde bulundu. Daha sonraki dönemde Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Başhekim Yardımcısı olarak görev yaptı.</p>

<p>ANKARA’DA HALK SAĞLIĞI HİZMETLERİNİ YÖNETTİ</p>

<p>Kotanoğlu’nun sağlık yönetimindeki önemli görevlerinden biri de Ankara İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde oldu.</p>

<p>2020 yılında Ankara İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı görevine getirilen Kotanoğlu, bu görevi sırasında başkentte yürütülen halk sağlığı hizmetlerinin yönetiminde sorumluluk üstlendi.</p>

<p>Kotanoğlu, 2022 yılında kısa bir süre Ankara İl Sağlık Müdürlüğü görevini de vekâleten yürüttü.</p>

<p>ETLİK ŞEHİR HASTANESİ’NİN YÖNETİMİNE GETİRİLDİ</p>

<p>Sağlık yönetiminin farklı kademelerinde görev yapan Mustafa Sırrı Kotanoğlu, Eylül 2024’te Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nin başhekimlik görevine getirildi.</p>

<p>Kotanoğlu, sonraki süreçte Ankara Etlik Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi olarak görevini sürdürdü.</p>

<p>Türkiye’nin sağlık hizmeti kapasitesi bakımından en büyük sağlık komplekslerinden biri olan Etlik Şehir Hastanesi; Genel Hastane, Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi, Çocuk Hastanesi, Onkoloji Hastanesi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi ile farklı uzmanlık hastanelerini aynı sağlık kampüsü içerisinde barındırıyor.</p>

<p>AKADEMİK KARİYERİNDE DE YENİ DÖNEM</p>

<p>Kotanoğlu’nun idari kariyerinin yanı sıra akademik çalışmaları da bulunuyor.</p>

<p>Anesteziyoloji alanında çalışmalar yürüten Mustafa Sırrı Kotanoğlu, akademik kariyerinde doçentlik unvanını aldı.</p>

<p>Mart 2026’da Sağlık Bilimleri Üniversitesi Akademik Yükselme ve Belge Takdim Töreni’nde Kotanoğlu’na doçentlik belgesi takdim edildi.</p>

<p>Kotanoğlu aynı zamanda Ankara Etlik Şehir Hastanesi Eğitim Planlama Kurulu Başkanlığı görevini de yürütüyor. Bu göreviyle hastanenin sağlık hizmetlerinin yanı sıra uzmanlık eğitimi, akademik gelişim ve bilimsel faaliyetlerinin yönetiminde de sorumluluk üstleniyor.</p>

<p>MUSTAFA SIRRI KOTANOĞLU KİMDİR?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doç. Dr. Mustafa Sırrı Kotanoğlu, Anesteziyoloji uzmanıdır. Sağlık Bakanlığı bünyesinde farklı idari görevlerde bulunan Kotanoğlu; Kamu Hastaneleri Genel Müdür Yardımcılığı, Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcılığı ve Ankara İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı görevlerini üstlendi.</p>

<p>Bir dönem Ankara İl Sağlık Müdürlüğü görevini vekâleten yürüten Kotanoğlu, 2024 yılında Ankara Etlik Şehir Hastanesi yönetimine getirildi.</p>

<p>Halen Ankara Etlik Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi olarak görev yapan Doç. Dr. Mustafa Sırrı Kotanoğlu, aynı zamanda hastanenin Eğitim Planlama Kurulu Başkanı olarak akademik ve eğitim faaliyetlerinin yürütülmesinde görev alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/doc-dr-mustafa-sirri-kotanoglu-etlik-sehir-hastanesi-koordinator-bashekimligine-yeniden-atandi</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 13:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0443.jpeg" type="image/jpeg" length="15137"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kabızken Yapmamanız Gereken 5 Şey: Gastroenterologların Önerileri]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kabizken-yapmamaniz-gereken-5-sey-gastroenterologlarin-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kabizken-yapmamaniz-gereken-5-sey-gastroenterologlarin-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kabızlığı geçirmek için doğru bildiğiniz bazı alışkanlıklar beklediğinizin tersine işe yaramayabilir. Gastroenterologların özellikle kaçınılmasını önerdiği 5 davranış arasında şaşırtıcı bir madde de var.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kabızlıkta Sık Yapılan 5 Hata: Neleri Değiştirmek Gerekebilir?</p>

<p>Kabızlık yaşandığında ilk tepki çoğu zaman daha fazla lif tüketmek veya hemen bir laksatife yönelmek oluyor. Oysa kabızlığın nedeni kişiden kişiye değişebiliyor ve iyi niyetle yapılan bazı uygulamalar şişkinliği, karın rahatsızlığını ya da dışkılama güçlüğünü artırabiliyor.</p>

<p>Güncel klinik kaynaklar; yeterli lif ve sıvı alımını, düzenli hareketi ve tuvalet ihtiyacını ertelememeyi destekliyor. Ancak özellikle lif ve kabızlık ilaçlarında “ne kadar çok, o kadar iyi” yaklaşımı doğru değil.</p>

<p>1. Lifi Birden Fazla Artırmak</p>

<p>Lif, kabızlığın yönetiminde en sık önerilen beslenme değişikliklerinden biri. Sebze, meyve, baklagiller ve tam tahıllar dışkının hacmini artırabilir ve bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Ancak düşük lifli beslenmeden birden çok yüksek lifli beslenmeye geçmek bazı kişilerde gaz, şişkinlik ve karın rahatsızlığını artırabilir.</p>

<p>Bu nedenle lif miktarını kademeli artırmak daha uygun. Lif tüketimi yükselirken yeterli sıvı almak da önemli. Yetişkinlerde günlük lif gereksinimi yaş ve cinsiyete göre değişmekle birlikte yaklaşık 22–34 gram aralığındadır.</p>

<p>2. Laksatifleri Gelişigüzel Kullanmak</p>

<p>Kabızlık ilaçlarının tamamını aynı kefeye koymak doğru değil. Lif takviyeleri, ozmotik laksatifler ve uyarıcı laksatifler farklı mekanizmalarla çalışıyor.</p>

<p>Amerikan Gastroenteroloji Derneği ile Amerikan Gastroenteroloji Koleji’nin kronik idiyopatik kabızlık kılavuzunda polietilen glikol, kronik kullanım açısından güçlü öneri alan reçetesiz seçeneklerden biri.</p>

<p>Bisakodil ve sodyum pikosülfat gibi uyarıcı laksatifler ise kısa süreli kullanım veya gerektiğinde kurtarma tedavisi amacıyla güçlü şekilde öneriliyor.</p>

<p>Dolayısıyla “bütün laksatifler uzun süre kullanılırsa zararlıdır” şeklinde bir genelleme doğru değil. Asıl hata, hangi ürünün ne kadar süre kullanılacağını bilmeden gelişigüzel kullanmak ve sürekli tekrarlayan kabızlığın nedenini araştırmamaktır.</p>

<p>3. Hareketsiz Kalmak</p>

<p>Uzun süre oturmak ve gün içinde çok az hareket etmek kabızlıkla ilişkilendirilen yaşam tarzı faktörleri arasında.</p>

<p>Kabızlık yaşayan herkesin yoğun egzersiz yapması gerekmiyor. Gün içinde hareket etmek, uzun oturma sürelerini bölmek ve kişinin sağlık durumuna uygun düzenli fiziksel aktivite bağırsak düzenini destekleyebilir.</p>

<p>4. Tuvalet İhtiyacını Ertelemek</p>

<p>Dışkılama isteğini sürekli ertelemek, dışkının bağırsakta daha uzun süre kalmasına yol açabilir. Kolon dışkıdan su çekmeye devam ettikçe dışkı daha kuru ve sert hale gelebilir.</p>

<p>Bu nedenle tuvalet ihtiyacı geldiğinde mümkün olduğunca ertelememek yararlı olabilir. Özellikle yemeklerden sonra bağırsak hareketlerinin doğal olarak artabildiği dönemlerde tuvalete zaman ayırmak düzenli bir alışkanlık oluşturmayı kolaylaştırabilir.</p>

<p>Tuvalette uzun süre oturup aşırı ıkınmak ise çözüm değildir.</p>

<p>5. Düşük Lifli Beslenip Beslenme Düzenini Değiştirmemek</p>

<p>Kabızlıkta tek bir yiyeceği suçlamak genellikle doğru değil. Daha önemli olan genel beslenme düzenidir.</p>

<p>Cips, fast food, bazı hazır yemekler ve yüksek oranda işlenmiş atıştırmalıkların çoğu lif açısından fakirdir. Bunların sebze, meyve, baklagil ve tam tahılların yerini sık sık alması günlük lif tüketimini azaltabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kırmızı etin doğrudan herkeste kabızlığa yol açtığı söylenemez. Ancak et ağırlıklı, sebze, meyve ve diğer lif kaynaklarının yetersiz olduğu bir beslenme düzeni kabızlığı kolaylaştırabilir.</p>

<p>Bir Noktayı Daha Kontrol Edin: Kullandığınız İlaçlar</p>

<p>Bu beş hatanın dışında kabızlığın nedeni bazen günlük alışkanlıklar değildir. Bazı ilaçlar ve takviyeler bağırsak hareketlerini etkileyebilir.</p>

<p>Opioid ağrı kesiciler, bazı tansiyon ilaçları, bazı depresyon tedavileri ile demir ve kalsiyum içeren ürünler kabızlıkla ilişkilendirilebilir.</p>

<p>Kabızlığın bir ilaç başladıktan veya dozu değiştirildikten sonra ortaya çıkması önemli bir ipucu olabilir. Ancak reçeteli bir ilaç yalnızca kabızlık yaptığı düşüncesiyle kendi kendine bırakılmamalı veya dozu değiştirilmemelidir.</p>

<p>Kabızlık Ne Zaman Doktora Götürmeli?</p>

<p>Ara sıra gelişen kabızlık oldukça yaygın. Ancak dışkıda kan veya makattan kanama, sürekli ya da şiddetli karın ağrısı, gaz çıkaramama, kusma, ateş veya açıklanamayan kilo kaybı eşlik ediyorsa tıbbi değerlendirme geciktirilmemeli.</p>

<p>Kabızlığın uzun sürmesi, sık tekrarlaması veya günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemesi de nedenin araştırılmasını gerektirebilir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır ve kişisel tıbbi değerlendirme yerine geçmez. Uzun süren veya tekrarlayan kabızlıkta sağlık profesyoneline başvurun. İlaçları hekime danışmadan başlatmayın, bırakmayın veya dozunu değiştirmeyin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>American Gastroenterological Association ve American College of Gastroenterology — Chronic Idiopathic Constipation Farmakolojik Tedavi Klinik Uygulama Kılavuzu, 2023</p>

<p>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases — Constipation: Treatment</p>

<p>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases — Eating, Diet and Nutrition for Constipation</p>

<p>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases — Symptoms and Causes of Constipation</p>

<p>Mayo Clinic — Constipation: Diagnosis and Treatment</p>

<p>EatingWell — Gastroenterologists Wish You’d Stop Doing These 5 Things When You’re Constipated, 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kabizken-yapmamaniz-gereken-5-sey-gastroenterologlarin-onerileri</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 13:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0441.jpeg" type="image/jpeg" length="60956"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’nın Acı Kaybı: Dr. Nurcan Sivri Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-universitesi-cerrahpasanin-aci-kaybi-dr-nurcan-sivri-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/istanbul-universitesi-cerrahpasanin-aci-kaybi-dr-nurcan-sivri-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü, Kimyasal Teknolojiler Ana Bilim Dalı’nda görev yapan Arş. Gör. Dr. Nurcan Sivri hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi akademik kadrosunda görev yapan Arş. Gör. Dr. Nurcan Sivri hayatını kaybetti.</p>

<p>Sivri’nin vefatı, görev yaptığı İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’da ve akademi camiasında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Botanlıoğlu da yayımladığı taziye mesajıyla Dr. Nurcan Sivri’nin vefatını duyurdu.</p>

<p>KİMYASAL TEKNOLOJİLER ANA BİLİM DALI’NDA GÖREV YAPIYORDU</p>

<p>Üniversitenin açıklamasına göre Arş. Gör. Dr. Nurcan Sivri, Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü, Kimyasal Teknolojiler Ana Bilim Dalı’nda görev yapıyordu.</p>

<p>Rektör Prof. Dr. Hüseyin Botanlıoğlu, yayımladığı mesajda Sivri’nin vefatını derin bir üzüntüyle öğrendiğini belirterek ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa ailesine başsağlığı ve sabır diledi.</p>

<p>DR. NURCAN SİVRİ KİMDİR?</p>

<p>Dr. Nurcan Sivri, kimya mühendisi ve akademisyendi. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü, Kimyasal Teknolojiler Ana Bilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi Dr. olarak akademik çalışmalarını sürdürüyordu.</p>

<p>Üniversitenin akademik kayıtlarına göre Sivri, lisans eğitimini 2007-2012 yılları arasında İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Metalurji Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı.</p>

<p>Lisans eğitiminin ardından İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Kimya Mühendisliği programında yüksek lisans eğitimine devam etti. 2012-2016 yılları arasındaki yüksek lisans çalışmalarında atık sulardan hekzavalent krom giderimi üzerine çalıştı.</p>

<p>2014 YILINDA ARAŞTIRMA GÖREVLİSİ OLDU</p>

<p>Nurcan Sivri’nin akademik kariyerinin önemli duraklarından biri 2014 yılı oldu. Üniversitenin akademik kayıtlarına göre bu tarihte araştırma görevlisi olarak akademik görevine başladı.</p>

<p>Doktora eğitimini ise İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Kimyasal Teknolojiler programında 2016-2024 yılları arasında tamamladı.</p>

<p>Doktora çalışmasında transdermal ilaç salım uygulamalarına yönelik basınca duyarlı yapışkan ve elastomerik filmlerin hazırlanması üzerine araştırmalar gerçekleştirdi.</p>

<p>BİLİMSEL ÇALIŞMALARI</p>

<p>Dr. Nurcan Sivri’nin akademik çalışma alanları arasında kimya mühendisliği ve teknolojisi, kimyasal teknolojiler, polimer ve malzeme çalışmaları ile çevre teknolojileri bulunuyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akademik profilinde uluslararası bilimsel yayınların yanı sıra araştırma projeleri ve fikri mülkiyet çalışmaları da yer aldı.</p>

<p>Sivri, yenilenebilir kaynaklardan elde edilen malzemelerin geliştirilmesi, polimer filmler, doğal antioksidanların malzeme teknolojilerindeki kullanımı ve çevresel kirleticilerin giderilmesine yönelik araştırmalarda görev aldı.</p>

<p>Çalışmalarından biri, Anadolu sığla ağacından elde edilen yağın PLA esaslı filmlerde değerlendirilmesini konu aldı. Sivri ayrıca doğal kaynaklı bileşenlerin polimerlerin özellikleri üzerindeki etkisini araştıran bilimsel çalışmalarda da yer aldı.</p>

<p>Akademik çalışmalarını vefatına kadar İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa çatısı altında sürdüren Dr. Nurcan Sivri, bilimsel yayınları ve araştırmalarıyla Kimya Mühendisliği alanına katkıda bulundu.</p>

<p>Arş. Gör. Dr. Nurcan Sivri’ye Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, öğrencilerine, çalışma arkadaşlarına ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa camiasına başsağlığı diliyoruz.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-universitesi-cerrahpasanin-aci-kaybi-dr-nurcan-sivri-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 13:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0462.jpeg" type="image/jpeg" length="99978"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Hava Durumu: İstanbullular Yağmura Dikkat]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-hava-durumu-istanbullular-yagmura-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/istanbul-hava-durumu-istanbullular-yagmura-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da 13 Eylül Pazar günü yer yer sağanak yağış bekleniyor. Sıcaklığın gün içerisinde 25 derece civarına çıkacağı tahmin edilirken, özellikle açık hava planı yapanların yağış ihtimalini dikkate alması öneriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul’da bugün hava nasıl olacak?</p>

<p>İstanbul’da hafta sonunun son gününde hava yeniden gündemin öne çıkan başlıklarından biri oldu. Meteoroloji tahminlerine göre kentte parçalı ve yer yer çok bulutlu hava ile birlikte sağanak yağış görülebilecek.</p>

<p>İstanbul genelinde sıcaklığın gün içerisinde yaklaşık 25 dereceye kadar yükselmesi, gece saatlerinde ise 18 derece civarına gerilemesi bekleniyor.</p>

<p>İSTANBUL 1 HAFTALIK HAVA DURUMU </p>

<p><img alt="İstanbul Hava Durumu: Bugün Yağmur Yağacak mı?" class="detail-photo img-fluid" height="1350" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0437.jpeg" width="1200" /></p>

<p>Kentte öğle saatlerine doğru sıcaklık artarken, günün farklı bölümlerinde kısa süreli ve yerel sağanakların etkili olabileceği tahmin ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Marmara’nın kuzeyinde yağış bekleniyor</p>

<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğünün değerlendirmelerine göre Marmara’nın kuzey kesimleri, Batı Karadeniz’in batısı ve Van’ın doğu çevrelerinde sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağış bekleniyor.</p>

<p>İstanbul da yağış beklenen kentler arasında bulunuyor.</p>

<p>Yağışların İstanbul’un her ilçesinde aynı anda ve aynı şiddette görülmesi beklenmediğinden, ilçeler arasında hava koşullarında farklılık yaşanabilir.</p>

<p>İstanbul’da sıcaklık kaç derece?</p>

<p>13 Eylül Pazar günü İstanbul’da en yüksek sıcaklığın yaklaşık 25 derece, en düşük sıcaklığın ise 18 derece civarında olması bekleniyor.</p>

<p>Öğle saatlerinde sıcaklık 25-26 derece seviyelerine yaklaşabilirken akşam saatlerinde 20 derece civarına gerileyebilir.</p>

<p>Kuzey ve kuzeydoğudan esen rüzgârın da gün içerisinde hissedilmesi bekleniyor.</p>

<p>Dışarı çıkacaklar yağmur ihtimalini dikkate alsın</p>

<p>Pazar günü İstanbul’da açık hava etkinliği, yürüyüş veya şehir içi gezi planlayanların kısa süreli sağanak ihtimaline karşı hazırlıklı olması yararlı olabilir.</p>

<p>Özellikle yağışın etkili olduğu bölgelerde yolların kısa süreli kayganlaşabileceği ve görüş mesafesinin azalabileceği unutulmamalı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-hava-durumu-istanbullular-yagmura-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 12:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-8764.jpeg" type="image/jpeg" length="32826"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı Neden Gündemde? İşte Başarının Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/turkiye-kadin-milli-voleybol-takimi-neden-gundemde-iste-basarinin-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/turkiye-kadin-milli-voleybol-takimi-neden-gundemde-iste-basarinin-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı, 2026 Avrupa Şampiyonası’nda İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu oldu. Filenin Sultanları’nın tarihi başarısı Türkiye’de büyük ilgi gördü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı, son yıllarda Türk sporunun uluslararası alandaki en başarılı takımlarından biri haline geldi. “Filenin Sultanları” olarak bilinen millî takım, 2026 yılında elde ettiği sonuçlarla bir kez daha gündemin merkezine yerleşti.</p>

<p>Peki Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı neden gündemde ve Filenin Sultanları 2026’da hangi başarıları elde etti?</p>

<p>Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı Avrupa şampiyonu oldu</p>

<p>Gündemin arkasındaki en önemli gelişme, 2026 CEV Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası’nda gelen şampiyonluk oldu.</p>

<p>İstanbul’daki Sinan Erdem Spor Salonu’nda 6 Eylül 2026’da oynanan finalde Türkiye ile İtalya karşı karşıya geldi.</p>

<p>Büyük çekişmeye sahne olan karşılaşmayı Türkiye 3-2 kazanarak Avrupa şampiyonluğuna ulaştı.</p>

<p>İtalya karşılaşmanın ilk setini 25-16 kazanırken Türkiye ikinci sette 25-22 ile karşılık verdi. İtalya üçüncü seti 25-12 kazandı. Filenin Sultanları dördüncü seti 25-21 alarak maçı karar setine taşıdı.</p>

<p>Türkiye son seti 15-10, karşılaşmayı ise 3-2 kazanarak kupaya uzandı.</p>

<p>Üst üste ikinci Avrupa şampiyonluğu</p>

<p>Bu sonuç Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı açısından ayrı bir tarihi önem taşıyor.</p>

<p>Filenin Sultanları ilk Avrupa şampiyonluğunu 2023 yılında elde etmişti. Türkiye, üç yıl sonra İstanbul’da kupayı yeniden kaldırarak üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu oldu.</p>

<p>Türkiye’nin Avrupa Şampiyonası tarihindeki toplam madalya sayısı da 7’ye yükseldi. Millî takımın bu organizasyonda 2 altın, 2 gümüş ve 3 bronz madalyası bulunuyor.</p>

<p>Türkiye ayrıca Avrupa şampiyonalarında üst üste beşinci kez madalya kazanmayı başardı.</p>

<p>Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı 2026’ya damga vurdu</p>

<p>Filenin Sultanları’nın yükselişi yalnızca Avrupa Şampiyonası ile sınırlı kalmadı.</p>

<p>2026 yılı Türk kadın voleybolunun uluslararası başarıları açısından dikkat çekici bir dönem oldu. A Millî Kadın Voleybol Takımı, Milletler Ligi ve Avrupa Şampiyonası dahil önemli organizasyonlarda zirveye çıkarak dünya voleybolundaki konumunu güçlendirdi.</p>

<p>Avrupa Şampiyonası’ndaki zafer ise özellikle dikkat çekti. Türkiye, yarı finalde güçlü rakibi Sırbistan’ı 3-0 mağlup ederek finale yükseldi. Finalde ise İtalya karşısında iki kez setlerde geriye düşmesine rağmen maçı bırakmadı ve karar setinde şampiyonluğa ulaştı.</p>

<p>Filenin Sultanları neden bu kadar ilgi görüyor?</p>

<p>Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı’nın gördüğü ilginin arkasında yalnızca son şampiyonluk bulunmuyor.</p>

<p>Son yıllarda üst üste gelen uluslararası başarılar, dünyanın önde gelen takımlarına karşı alınan sonuçlar ve voleybolcuların bireysel performansları millî takımın geniş bir taraftar kitlesine ulaşmasını sağladı.</p>

<p>Eda Erdem Dündar, Melissa Vargas, Zehra Güneş, Hande Baladın, İlkin Aydın ve diğer millî sporcuların performansları da turnuvalar boyunca yakından takip ediliyor.</p>

<p>Özellikle Avrupa Şampiyonası finalinin İstanbul’da oynanması, tribünlerde oluşan atmosfer ve karşılaşmanın beş sete uzaması şampiyonluğa yönelik ilgiyi daha da artırdı.</p>

<p>2023’ten 2026’ya Avrupa’nın zirvesinde</p>

<p>Türkiye’nin kadın voleybolundaki yükselişinin önemli dönüm noktalarından biri 2023 Avrupa Şampiyonası oldu.</p>

<p>Filenin Sultanları o turnuvanın finalinde Sırbistan’ı 3-2 mağlup ederek tarihinde ilk kez Avrupa şampiyonluğunu kazandı.</p>

<p>2026’da ise bu kez finalde İtalya’yı aynı skorla geçerek kupayı korumayı başardı.</p>

<p>Böylece Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı, Avrupa voleybolunun son yıllardaki en dikkat çekici başarı hikâyelerinden birine imza attı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı neden trend?</p>

<p>“Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı” ve “Filenin Sultanları” ifadelerine yönelik ilginin yükselmesinde, 2026 Avrupa Şampiyonası zaferinin ardından takım ve oyuncular hakkındaki aramaların artması etkili oluyor.</p>

<p>Şampiyonluk sonrasında takımın başarıları, oyuncuları, kadrosu ve gelecek turnuvaları yeniden merak konusu oldu.</p>

<p>Filenin Sultanları’nın üst üste ikinci Avrupa şampiyonluğuna ulaşması ise Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı’nı yalnızca spor gündeminin değil, geniş kitlelerin takip ettiği başlıklardan biri haline getirdi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/turkiye-kadin-milli-voleybol-takimi-neden-gundemde-iste-basarinin-hikayesi</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-5502.jpeg" type="image/jpeg" length="15665"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Valiler Kararnamesi Geliyor mu? Gözler Ankara ve Resmî Gazete’de]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/valiler-kararnamesi-geliyor-mu-gozler-ankara-ve-resmi-gazetede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/valiler-kararnamesi-geliyor-mu-gozler-ankara-ve-resmi-gazetede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara kulislerinde yeni bir Valiler Kararnamesi hazırlanabileceğine ilişkin iddialar yeniden gündeme geldi. Bazı valilerin görev yerlerinin değişebileceği ve yeni isimlerin valilik görevlerine getirilebileceği konuşulurken, henüz Cumhurbaşkanlığı veya İçişleri Bakanlığı tarafından açıklanmış resmî bir kararname takvimi bulunmuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Başkent kulislerinde bir süredir devam eden Valiler Kararnamesi beklentisi eylül ayıyla birlikte yeniden hareketlendi. Kulis bilgilerine dayanan bazı haberlerde, İçişleri bürokrasisinde vali atamalarına ilişkin çalışmaların yürütüldüğü ve olası listenin şekillendirildiği ileri sürülüyor.</p>

<p>Kararname hazırlığı iddiası</p>

<p>Edinilen kulis bilgilerine ilişkin haberlerde, bazı valilerin görev yerlerinin değiştirilmesinin yanı sıra merkez teşkilatında görev yapan bazı bürokratların da valilik görevlerine atanabileceği iddia ediliyor.</p>

<p>Kararnamenin kapsamına ve hangi illerde değişiklik yapılacağına ilişkin ise doğrulanmış bir liste bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle sosyal medya ve çeşitli internet sitelerinde dolaşıma giren isim listelerine temkinli yaklaşılması gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Resmî açıklama henüz yok</p>

<p>13 Eylül 2026 itibarıyla Cumhurbaşkanlığı veya İçişleri Bakanlığı tarafından kapsamlı yeni bir Valiler Kararnamesinin yayımlanacağı tarihe ilişkin resmî açıklama yapılmış değil.</p>

<p>Vali atamaları ancak Cumhurbaşkanlığı atama kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla kesinlik kazanıyor.</p>

<p>Dolayısıyla kulislerde konuşulan isim veya şehir değişikliklerinin, karar yayımlanmadan kesinleşmiş atama olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.</p>

<p>2026’da valiliklerde önemli değişiklikler yapıldı</p>

<p>2026 yılı içerisinde valiliklerde daha önce de geniş kapsamlı görev değişiklikleri gerçekleştirildi.</p>

<p>Ocak ayında yayımlanan Valiler Kararnamesi ile 19 ilin valisi değişirken 7 vali Vali-Mülkiye Başmüfettişliği görevine getirildi.</p>

<p>Şubat ayında Afyonkarahisar, Hakkari, Uşak, Erzurum ve Gümüşhane valiliklerinde yeni atamalar yapıldı.</p>

<p>Nisan sonunda ise Ankara Valiliği başta olmak üzere bazı illerde yeni görev değişiklikleri gerçekleştirildi.</p>

<p>Gözler Resmî Gazete’de</p>

<p>Yeni kararname söylentilerinin ardından özellikle görev süresi uzayan valiler, büyükşehir valilikleri ve İçişleri Bakanlığı merkez teşkilatından valiliğe atanabilecek isimler konusunda Ankara kulislerinin hareketlendiği belirtiliyor.</p>

<p>Ancak şu aşamada hangi valilerin görev yerlerinin değişeceği veya kaç ilin kararname kapsamına alınacağı konusunda teyit edilmiş bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Yeni Valiler Kararnamesinin yayımlanıp yayımlanmayacağına ilişkin kesin bilgi, Cumhurbaşkanlığı tarafından alınacak atama kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla ortaya çıkacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/valiler-kararnamesi-geliyor-mu-gozler-ankara-ve-resmi-gazetede</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-6516.jpeg" type="image/jpeg" length="56375"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kamuda Personel Alımında 2027-2029 Tasarruf Dönemi: Açıktan Atama Talepleri Asgari Seviyede Tutulacak]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kamuda-personel-aliminda-2027-2029-tasarruf-donemi-aciktan-atama-talepleri-asgari-seviyede-tutulacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kamuda-personel-aliminda-2027-2029-tasarruf-donemi-aciktan-atama-talepleri-asgari-seviyede-tutulacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2027-2029 Dönemi Bütçe Hazırlama Rehberi’nde kamu personel giderlerine ilişkin tasarruf esasları açıklandı. Kurumlardan açıktan atama taleplerini asgari seviyede tutmaları ve yeni kadro taleplerini belirlenen sınırlamalar çerçevesinde planlamaları istendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Kamu kurumlarına yapılacak personel alımlarının bütçe planlamasında 2027-2029 döneminde de sıkı tasarruf yaklaşımı uygulanacak.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından yayımlanan 2027-2029 Dönemi Bütçe Hazırlama Rehberi’nde personel giderlerine ilişkin önemli düzenlemelere yer verildi.</p>

<p>Rehber, 12 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2027-2029 Dönemi Bütçe Çağrısı kapsamında kamu kurumlarının önümüzdeki üç yıllık bütçe tekliflerini hazırlarken dikkate alacağı esasları belirliyor.</p>

<p>AÇIKTAN ATAMA TALEPLERİ ASGARİ SEVİYEDE TUTULACAK</p>

<p>Rehberin “Personel Giderleri” bölümünde, 2024/7 sayılı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’nde belirlenen esaslara atıfta bulunuldu.</p>

<p>Buna göre kamu kurumlarında mevcut personelin etkin ve verimli çalıştırılması için gerekli tedbirler alınacak. Personelin hizmet standartlarına uygun ve dengeli şekilde görevlendirilmesi sağlanacak ve atıl personel oluşmasına izin verilmeyecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dikkat çeken düzenlemelerden biri ise açıktan atamalarla ilgili.</p>

<p>Kamu kurumlarından “açıktan atama taleplerinin asgari seviyede tutulması” istendi.</p>

<p>YENİ KADRO VE POZİSYON TALEPLERİNE SINIR</p>

<p>Rehberde yeni kadro ve pozisyon taleplerine ilişkin de önemli bir ölçüt bulunuyor.</p>

<p>Kanundan doğan zorunlu yükümlülüklerin yerine getirilmesi dışında kurumların, bir önceki mali yılda emeklilik, istifa ve ölüm gibi nedenlerle kadro ve pozisyon sayısında meydana gelen azalma kadar yeni kadro ve pozisyon ihdası ya da kullanım talebinde bulunabileceği belirtildi.</p>

<p>Kurumların 2027-2029 yıllarına ilişkin personel ödenek tekliflerini hazırlarken bu sınırlamayı dikkate almaları gerekiyor.</p>

<p>Örneğin bir kurumda önceki mali yılda emeklilik, istifa veya ölüm nedeniyle 100 kadro veya pozisyon azalmış olması, rehberdeki genel esas açısından yeni kadro ve pozisyon ihdası ya da kullanım talebinin planlanmasında dikkate alınacak sınırı oluşturuyor.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.</p>

<p>“2027’DE KAMUYA PERSONEL ALINMAYACAK” ANLAMINA GELMİYOR</p>

<p>Düzenleme, kamuya personel alımlarının tamamen durdurulduğu şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<p>Rehberde “2027 yılında kamuya personel alınmayacak” şeklinde bir hüküm bulunmuyor.</p>

<p>Aynı şekilde düzenleme, bütün kamu kurumlarının yalnızca emekli olan personel sayısı kadar yeni personel atayabileceği şeklinde doğrudan bir nihai atama kotası da getirmiyor.</p>

<p>Metindeki düzenleme esas olarak kamu kurumlarının bütçe hazırlama sürecinde yapacakları açıktan atama, yeni kadro ve pozisyon ihdası veya kullanım talepleri ile bunlara ilişkin personel ödeneklerinin planlanmasını kapsıyor.</p>

<p>Üstelik rehberde “kanundan doğan mecburi yükümlülüklerin yerine getirilmesi” açıkça istisna olarak belirtiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla belirli bir bakanlığın veya kurumun 2027 yılında kaç personel alacağı yalnızca bu hükme bakılarak belirlenemez. Nihai personel alımları ilgili mevzuat, bütçe imkânları, kurum ihtiyaçları, verilen atama izinleri ve ilgili dönemde alınacak kararlarla şekillenecek.</p>

<p>2024’TEKİ TASARRUF POLİTİKASI DEVAM EDİYOR</p>

<p>Düzenleme aslında tamamen yeni bir personel politikası da değil.</p>

<p>2027-2029 Bütçe Hazırlama Rehberi, 2024 yılında yayımlanan Tasarruf Tedbirleri Genelgesi’ndeki personel giderlerine ilişkin yaklaşımı yeni bütçe dönemine taşıyor.</p>

<p>Bu kapsamda kamuda mevcut insan kaynağının daha etkin kullanılması, atıl kapasitenin önlenmesi ve yeni personel ihtiyacının mümkün olduğunca sınırlı tutulması hedefleniyor.</p>

<p>FAZLA ÇALIŞMA VE ÖDÜL ÖDENEKLERİNE DE TASARRUF</p>

<p>Tasarruf yaklaşımı yalnızca yeni kadro talepleriyle sınırlı değil.</p>

<p>Rehbere göre fazla çalışma, ek çalışma, ödül ve ikramiye gibi ödemeler nedeniyle ortaya çıkacak ödenek taleplerinin de asgari seviyede tutulması gerekiyor.</p>

<p>Döner sermayelere ait vizeli kadro ve pozisyonlarda çalışan personelin ücretlerinin ise ilgili döner sermaye kaynaklarından karşılanması öngörülüyor.</p>

<p>SONUÇ: PERSONEL ALIMI YASAĞI DEĞİL, TALEPLERE SIKI SINIRLAMA</p>

<p>2027-2029 Dönemi Bütçe Hazırlama Rehberi’nin ortaya koyduğu tablo, kamuda yeni personel istihdamının tamamen durdurulmasından ziyade personel ve kadro taleplerinde tasarruf politikasının sürdürülmesi anlamına geliyor.</p>

<p>Kamu kurumları mevcut personeli daha etkin kullanacak, açıktan atama taleplerini mümkün olduğunca düşük tutacak ve yeni kadro veya pozisyon taleplerini önceki yılda meydana gelen azalmaları dikkate alarak hazırlayacak.</p>

<p>Bu nedenle düzenlemeyi “2027’de kamuya personel alınmayacak” veya “yalnızca emekli olan kadar personel atanacak” şeklinde yorumlamak resmî metnin kapsamını aşan bir değerlendirme olur.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kamuda-personel-aliminda-2027-2029-tasarruf-donemi-aciktan-atama-talepleri-asgari-seviyede-tutulacak</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0434.jpeg" type="image/jpeg" length="69417"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erciyes Organ Nakli Vakfı 2026-2027 Burs Başvuruları Başladı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/erciyes-organ-nakli-vakfi-2026-2027-burs-basvurulari-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/erciyes-organ-nakli-vakfi-2026-2027-burs-basvurulari-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erciyes Organ Nakli Vakfı’nın 2026-2027 burs başvuruları devam ediyor. Devlet üniversitelerinde tıp veya sağlık bilimleri lisans programlarında öğrenim gören, Kayseri nüfusuna kayıtlı ve maddi desteğe ihtiyaç duyan başarılı öğrenciler 25 Eylül’e kadar başvurabilecek. Vakıf, 2026 yılında sağlık alanında eğitim gören 300 öğrenciye burs vermeyi planladığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Tıp ve Sağlık Bilimleri Öğrencilerine Burs Başvurusu</p>

<p>2026-2027 eğitim öğretim döneminde tıp ve sağlık alanlarında öğrenim gören üniversite öğrencilerine yönelik burs programlarına bir yenisi daha eklendi.</p>

<p>Erciyes Organ Nakli Vakfı, yeni dönem burs başvurularını almaya başladı.</p>

<p>Burs programı doğrudan devlet üniversitelerinde tıp ve sağlık bilimleri alanlarında lisans eğitimi gören öğrencilere yönelik.</p>

<p>Başvurular 25 Eylül 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>300 sağlık öğrencisine burs planlanıyor</p>

<p>Erciyes Organ Nakli Vakfı, kısa süre önce yaptığı açıklamada 2026 yılında sağlık alanında eğitim gören 300 öğrenciye burs vermeyi planladığını duyurdu.</p>

<p>Vakıf Başkanı Yaşar Köletelioğlu ayrıca Vakfın bugüne kadar yaklaşık 5 bin öğrenciye burs verdiğini, akademik çalışmalar yürüten bilim insanlarına da Türkiye’de ve yurt dışında destek sağladığını belirtti.</p>

<p>Kimler başvurabilir?</p>

<p>Erciyes Organ Nakli Vakfı bursu belirli koşulları taşıyan üniversite öğrencilerine yönelik.</p>

<p>Başvuracak öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerekiyor.</p>

<p>Ayrıca öğrencinin Kayseri ili nüfusuna kayıtlı olması şartı bulunuyor.</p>

<p>Öğrencinin başarılı olmasının yanı sıra eğitimini sürdürebilmek için maddi desteğe ihtiyaç duyması da burs değerlendirmesinde dikkate alınıyor.</p>

<p>Tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Tıp fakültesi öğrencileri burs programının doğrudan hedef gruplarından biri.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak öğrencinin bir devlet üniversitesinde öğrenim görmesi ve diğer burs koşullarını karşılaması gerekiyor.</p>

<p>Dolayısıyla burs yalnızca Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileriyle sınırlı değil.</p>

<p>Türkiye’deki bir devlet üniversitesinde tıp eğitimi gören ve Kayseri ili nüfusuna kayıtlı olan öğrenciler diğer şartları sağlamaları halinde başvurabiliyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Vakfın burs programı devlet üniversitelerinde Sağlık Bilimleri alanındaki lisans programlarında öğrenim gören öğrencileri de kapsıyor.</p>

<p>Öğrencinin lisans düzeyinde eğitim görüyor olması gerekiyor.</p>

<p>Diş hekimliği ve eczacılık öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Vakfın 2026-2027 başvuru metninde burs kapsamı “Tıp, Sağlık Bilimleri (Lisans) alanlarında eğitim gören” öğrenciler şeklinde tanımlanıyor.</p>

<p>Diş hekimliği ve eczacılık programları duyuruda ayrıca isimlendirilmiş değil.</p>

<p>Bu nedenle bu programların öğrencilerinin otomatik olarak kapsamda olduğunu söylemek yerine, başvuru öncesinde Vakıftan uygunluk teyidi almaları daha doğru olur.</p>

<p>Vakıf üniversitesi öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Burs koşullarında öğrencinin devlet üniversitesinde öğrenim görmesi gerektiği açıkça belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle vakıf üniversitelerinde öğrenim gören öğrenciler program kapsamında değil.</p>

<p>Yüzde 100 burslu olarak vakıf üniversitesinde öğrenim görmek de devlet üniversitesi koşulunun yerine geçmiyor.</p>

<p>Kayserili olma şartı var</p>

<p>Burs programının dikkat çeken koşullarından biri öğrencinin nüfus kaydı.</p>

<p>Başvuru yapacak öğrencinin Kayseri ili nüfusuna kayıtlı olması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin yalnızca Kayseri’de üniversite okuması veya Kayseri’de ikamet etmesi bu koşulu tek başına karşılamıyor.</p>

<p>Not ortalaması kaç olmalı?</p>

<p>Ara sınıflarda öğrenim gören öğrenciler için akademik başarı şartı bulunuyor.</p>

<p>Notların 5 üzerinden hesaplandığı sistemlerde öğrencinin genel not ortalamasının en az 2,5 olması gerekiyor.</p>

<p>100’lük sistemde ise en az 65 not ortalaması aranıyor.</p>

<p>Öğrencinin aynı zamanda sınıfını başarıyla geçmiş olması gerekiyor.</p>

<p>Organ nakli konusunda çalışma şartı var</p>

<p>Erciyes Organ Nakli Vakfı bursunun diğer birçok üniversite bursundan ayrıldığı önemli bir koşul bulunuyor.</p>

<p>Vakfın tüzüğü doğrultusunda bursiyerlerin eğitimleri sırasında ve eğitimlerinin ardından organ nakli konusunda araştırmalar yapmaları ve toplumun bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalara katkı sağlamaları bekleniyor.</p>

<p>Dolayısıyla program yalnızca maddi destek sağlamayı değil, sağlık alanında organ nakli konusunda bilimsel ve toplumsal farkındalığın geliştirilmesini de amaçlıyor.</p>

<p>Burs miktarı ne kadar?</p>

<p>Erciyes Organ Nakli Vakfı’nın 2026-2027 başvuru formunda yeni dönemde öğrencilere ödenecek aylık burs miktarı açıklanmıyor.</p>

<p>Bu nedenle geçmiş dönemlerde uygulanan burs rakamlarının 2026-2027 dönemi için geçerli olduğu varsayılmamalı.</p>

<p>Burs tutarı konusunda Vakfın güncel açıklamaları esas alınmalı.</p>

<p>Başvuru nereye yapılacak?</p>

<p>Başvurular yalnızca Erciyes Organ Nakli Vakfı’nın resmi internet sitesi üzerinden çevrim içi olarak gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Öğrencilerin başvuru sırasında istenen belgeleri sisteme yüklemeleri gerekiyor.</p>

<p>Başvuruya başlamadan önce belgelerin hazırlanması özellikle tavsiye ediliyor.</p>

<p>Hangi belgeler isteniyor?</p>

<p>Yeni başvuracak öğrencilerden YKS yerleştirme belgesi isteniyor.</p>

<p>Öğrencinin devam edeceği sınıfı gösteren güncel ve onaylı öğrenci belgesi de başvuru dosyasına ekleniyor.</p>

<p>Ara sınıftaki öğrencilerden aldıkları dersleri, notlarını ve genel not ortalamalarını gösteren transkript talep ediliyor.</p>

<p>Vukuatlı nüfus kayıt örneği, kimlik fotokopisi, adli sicil kaydı ve son altı ay içerisinde çekilmiş fotoğraf da gerekli belgeler arasında.</p>

<p>Ailenin maddi durumunun belirlenebilmesi için anne ve babanın gelir belgeleri de isteniyor.</p>

<p>Çalışanlardan maaş bordrosu, serbest çalışanlardan gelir vergisi beyannamesi, emeklilerden SGK aylık dökümü talep ediliyor.</p>

<p>Anne veya babanın geliri bulunmuyorsa sosyal güvenlik kaydının bulunmadığını gösteren belge sunulması gerekiyor.</p>

<p>Daha önce Vakıftan burs alanlar yeniden başvuracak mı?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Daha önce Erciyes Organ Nakli Vakfından burs alan öğrencilerin de yeni dönem için başvuru sistemini kullanması gerekiyor.</p>

<p>Ancak bu öğrenciler için belge süreci daha sınırlı tutuluyor.</p>

<p>Daha önce burs alan öğrencilerin güncel başvuru belgesi, transkript ve öğrenci belgelerini sisteme yüklemeleri yeterli.</p>

<p>Burs kazananlar belgelerin aslını teslim edecek</p>

<p>Çevrim içi başvurunun ardından burs almaya hak kazanan öğrencilerin ayrıca Vakıf merkezine gitmesi gerekiyor.</p>

<p>Bursiyerlerin başvuru dilekçelerini bizzat imzalaması ve sisteme yükledikleri belgelerin asıllarını teslim etmesi şart.</p>

<p>Posta yoluyla veya öğrenci yakınları aracılığıyla gönderilen belgeler kabul edilmiyor.</p>

<p>Sonuçlar 3 Ekim’de açıklanacak</p>

<p>Başvurular 25 Eylül 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>Bursiyer aday listesinin 3 Ekim 2026 tarihinde Vakfın resmi internet sitesinde ilan edilmesi planlanıyor.</p>

<p>Burs almaya hak kazanan öğrencilerden belgelerinin asıllarını 5-16 Ekim 2026 tarihleri arasında Vakıf merkezine teslim etmeleri istenecek.</p>

<p>Belge teslim işlemleri pazar günleri hariç 09.00-12.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek.</p>

<p>Belirlenen tarihler içerisinde belgelerini teslim etmeyen öğrencilerin başvuruları değerlendirmeye alınmayacak.</p>

<p>Son başvuru 25 Eylül</p>

<p>Erciyes Organ Nakli Vakfı 2026-2027 burs programına başvurmak isteyen öğrencilerin işlemlerini 25 Eylül’e kadar tamamlaması gerekiyor.</p>

<p>Devlet üniversitelerinde tıp veya sağlık bilimleri lisans programlarında öğrenim gören, Kayseri nüfusuna kayıtlı, akademik açıdan başarılı ve maddi desteğe ihtiyaç duyan öğrenciler başvurabilecek.</p>

<p>Vakıf, 2026 yılında sağlık alanında eğitim gören 300 öğrenciye burs vermeyi planlıyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Burslar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/erciyes-organ-nakli-vakfi-2026-2027-burs-basvurulari-basladi</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="79729"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Marry Me Chicken Recipe: Easy Creamy Chicken Dinner]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/marry-me-chicken-recipe-easy-creamy-chicken-dinner</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/marry-me-chicken-recipe-easy-creamy-chicken-dinner" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[This Marry Me Chicken recipe combines tender chicken, sun-dried tomatoes, garlic, Parmesan and a creamy sauce for an easy, flavor-packed dinner.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marry Me Chicken Recipe: Easy Creamy Chicken Dinner</p>

<p>Marry Me Chicken is a creamy skillet chicken dish made with tender chicken, garlic, sun-dried tomatoes, Parmesan and herbs. Its rich sauce and one-pan preparation have helped turn it into a widely shared dinner recipe, but the biggest reason to make it at home is simple: it delivers plenty of flavor without requiring complicated cooking techniques.</p>

<p>Despite the playful name, there is no single universally standardized Marry Me Chicken recipe. Most versions share the same basic idea: seared chicken finished in a creamy Parmesan sauce flavored with garlic, sun-dried tomatoes and Italian-style herbs.</p>

<p>This version keeps those defining flavors while using a measured amount of cream and plenty of chicken. The result is still unmistakably creamy, but the sauce does not overwhelm the main ingredient.</p>

<p>Why does Marry Me Chicken stand out nutritionally?</p>

<p>Chicken breast provides most of the protein in this dish. Parmesan adds additional protein and calcium, although it also contributes sodium and saturated fat.</p>

<p>Sun-dried tomatoes deliver concentrated tomato flavor, meaning a relatively small amount can transform the sauce. Garlic and herbs add depth without requiring large amounts of salt.</p>

<p>Marry Me Chicken should not automatically be described as a “healthy” or low-calorie meal simply because it contains chicken. Cream, Parmesan and oil all contribute to its total energy and saturated fat content.</p>

<p>Making it at home does, however, allow you to control the amounts of cream, cheese, oil and salt and to decide what vegetables or whole grains accompany the chicken.</p>

<p>Recipe information</p>

<p>Prep time: 15 minutes<br />
Cook time: 25 minutes<br />
Total time: About 40 minutes<br />
Servings: 4<br />
Approximate serving size: 1 chicken breast portion with sauce<br />
Difficulty: Easy<br />
Meal: Dinner / main course<br />
Category: Chicken recipes</p>

<p>Approximate nutrition per serving</p>

<p>Calories: About 460 kcal<br />
Protein: About 48 g<br />
Carbohydrates: About 10 g<br />
Fat: About 25 g<br />
Fiber: About 2 g</p>

<p>Nutrition values are estimates. Actual values will vary depending on the size of the chicken breasts, the fat content of the cream, the type of Parmesan, the sun-dried tomatoes and the amount of sauce served.</p>

<p>Ingredients</p>

<p>For the chicken:</p>

<p>600 g boneless, skinless chicken breast<br />
1 tablespoon olive oil, about 15 ml<br />
1/2 teaspoon freshly ground black pepper<br />
1/2 teaspoon sweet paprika<br />
A controlled amount of salt</p>

<p>For the sauce:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>3 garlic cloves, finely minced<br />
80 g drained sun-dried tomatoes, sliced<br />
150 ml heavy cream<br />
150 ml low-sodium chicken stock<br />
40 g finely grated Parmesan<br />
1 teaspoon dried oregano<br />
1/2 teaspoon dried thyme<br />
1/4 teaspoon red pepper flakes, optional<br />
1 teaspoon olive oil if needed<br />
A handful of fresh basil<br />
Freshly ground black pepper to taste</p>

<p>How to make Marry Me Chicken</p>

<p>1. If the chicken breasts are very thick, slice them horizontally into thinner cutlets or gently pound them to an even thickness. Even pieces cook more consistently and are less likely to dry out.</p>

<p>2. Pat the chicken dry with paper towels. Season both sides with black pepper, paprika and a modest amount of salt.</p>

<p>3. Heat a large skillet over medium-high heat. Add the olive oil.</p>

<p>4. Place the chicken in the hot skillet without overcrowding it. Sear for about 3-5 minutes on the first side, depending on thickness.</p>

<p>5. Turn and cook the second side for another 2-4 minutes. At this stage the chicken does not need to be completely cooked because it will finish cooking in the sauce.</p>

<p>6. Transfer the chicken to a clean plate. Do not place cooked or partially cooked chicken on a plate that previously held raw chicken.</p>

<p>7. Reduce the heat to medium. If the skillet is completely dry, add up to 1 teaspoon of olive oil.</p>

<p>8. Add the minced garlic and cook for about 30 seconds, stirring constantly. Do not allow the garlic to brown heavily.</p>

<p>9. Add the sliced sun-dried tomatoes, oregano, thyme and optional red pepper flakes. Stir for another 30 seconds.</p>

<p>10. Pour in the chicken stock and scrape the bottom of the skillet with a wooden spoon to release the flavorful browned bits.</p>

<p>11. Let the stock simmer for about 2 minutes.</p>

<p>12. Reduce the heat to medium-low and add the cream. Stir until the sauce is smooth.</p>

<p>13. Add the grated Parmesan gradually while stirring. Avoid rapidly boiling the sauce after adding the dairy, as excessive heat can affect its texture.</p>

<p>14. Simmer gently for 2-3 minutes until the sauce begins to lightly coat the back of a spoon.</p>

<p>15. Return the chicken and any accumulated juices to the skillet.</p>

<p>16. Spoon some sauce over the chicken and simmer gently until the chicken is completely cooked.</p>

<p>17. Check the thickest part of the chicken with an instant-read thermometer. Poultry should reach a safe internal temperature of 165°F, or 74°C.</p>

<p>18. If the sauce becomes too thick before the chicken is ready, add a small splash of chicken stock.</p>

<p>19. Once the chicken is cooked, remove the skillet from the heat.</p>

<p>20. Add fresh basil and a little freshly ground black pepper.</p>

<p>21. Taste the sauce before adding more salt. Parmesan, sun-dried tomatoes and chicken stock may already provide substantial sodium.</p>

<p>22. Serve immediately with enough sauce spooned over each piece of chicken.</p>

<p>Chef’s tips</p>

<p>Chicken thickness matters more than an exact cooking time. Very thick breasts can remain undercooked in the center while the outside becomes dry. Creating pieces of relatively even thickness gives much more reliable results.</p>

<p>Keep the sauce at a gentle simmer after adding the cream and Parmesan. A violent boil is unnecessary and can make a dairy-based sauce less smooth.</p>

<p>Drain oil-packed sun-dried tomatoes before weighing them. Otherwise, substantially more oil can enter the sauce than intended.</p>

<p>Add Parmesan gradually rather than dumping it into the pan at once. Finely grated cheese melts more evenly and helps create a smoother sauce.</p>

<p>Can Marry Me Chicken be made lighter?</p>

<p>Yes, although changing the dairy will also change the texture and flavor.</p>

<p>One straightforward approach is to use less cream and increase the amount of low-sodium chicken stock rather than simply replacing all the cream with a fat-free ingredient.</p>

<p>The amount of Parmesan can also be kept moderate. Because Parmesan has a strong flavor, a relatively small quantity can still contribute considerable savory depth.</p>

<p>Serving the chicken with roasted vegetables, steamed greens or a large salad can add more vegetables to the meal without altering the defining sauce.</p>

<p>Who is this recipe suitable for?</p>

<p>This recipe is naturally high in protein because chicken breast is the main ingredient.</p>

<p>It is not a low-fat recipe. Cream, Parmesan and olive oil all contribute fat, including saturated fat from the dairy ingredients.</p>

<p>The basic recipe does not require wheat flour, pasta or bread. However, people with celiac disease or medically necessary gluten avoidance should verify that the chicken stock, Parmesan, sun-dried tomatoes, spices and other packaged ingredients are labeled appropriately and protected from cross-contact.</p>

<p>The recipe contains dairy and is not suitable for people with a milk-protein allergy in its standard form.</p>

<p>How many calories are in Marry Me Chicken?</p>

<p>One serving of this version provides approximately 460 calories before side dishes.</p>

<p>Restaurant recipes and other homemade versions can vary substantially because the amount of cream, butter, Parmesan and oil can differ significantly.</p>

<p>What is Marry Me Chicken?</p>

<p>Marry Me Chicken generally refers to chicken cooked in a creamy Parmesan sauce with garlic, sun-dried tomatoes and herbs.</p>

<p>The name is playful rather than a description of a traditional regional dish. Recipes vary, so there is no single definitive ingredient list.</p>

<p>Why is it called Marry Me Chicken?</p>

<p>The name is associated with the idea that the dish tastes so good that serving it could inspire a marriage proposal. It is a catchy recipe name, not a culinary classification or historical cooking term.</p>

<p>What goes well with Marry Me Chicken?</p>

<p>Roasted broccoli, green beans, zucchini, asparagus or a leafy salad all work well alongside the rich sauce.</p>

<p>For a more substantial meal, it can also be served with a moderate portion of whole-grain pasta, brown rice, potatoes or crusty bread.</p>

<p>Can you make Marry Me Chicken ahead of time?</p>

<p>The dish can be prepared ahead, but creamy sauces are generally at their best when freshly made.</p>

<p>If reheating, use gentle heat and avoid a hard boil. A small splash of stock can help loosen sauce that has thickened in the refrigerator.</p>

<p>Storage and serving</p>

<p>Do not leave cooked chicken at room temperature for extended periods. Refrigerate leftovers promptly in a covered container.</p>

<p>When reheating, make sure the chicken is heated thoroughly throughout. Gentle stovetop reheating works particularly well because the sauce can be stirred and adjusted as it warms.</p>

<p>Fresh basil is best added after reheating rather than stored in the sauce for an extended period.</p>

<p>Marry Me Chicken has become popular because it combines several crowd-pleasing elements in one skillet: browned chicken, garlic, Parmesan, sun-dried tomatoes and a creamy sauce.</p>

<p>The key to making it successfully at home is not adding more cream or cheese. Evenly cooked chicken, controlled heat and a sauce with enough acidity, saltiness and richness to remain balanced are what make the dish work.</p>

<p>Sources</p>

<p>USDA Food Safety and Inspection Service – Safe Minimum Internal Temperature Chart<br />
USDA – FoodData Central<br />
Dietary Guidelines for Americans </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlıklı Tarifler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/marry-me-chicken-recipe-easy-creamy-chicken-dinner</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 06:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0433.jpeg" type="image/jpeg" length="80692"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Lor Peynirli Protein Ekmeği Tarifi: Unsuz ve Mayasız]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/lor-peynirli-protein-ekmegi-tarifi-unsuz-ve-mayasiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/lor-peynirli-protein-ekmegi-tarifi-unsuz-ve-mayasiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lor peynirli protein ekmeği; lor, yumurta ve yulafla hazırlanan, buğday unu ve maya gerektirmeyen, protein içeriği güçlü pratik bir ekmek alternatifi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Lor Peynirli Protein Ekmeği Tarifi: Unsuz ve Mayasız</p>

<p>Sosyal medyada cottage cheese flatbread ve protein bread tariflerinin yaygınlaşması, lor ve benzeri taze peynirlerle hazırlanan tariflere ilgiyi artırdı. Evde uygulanabilecek bu versiyonda ise lor peyniri, yumurta ve yulaf bir araya geliyor; klasik ekmek hamurundaki buğday unu ve mayaya ihtiyaç duyulmuyor.</p>

<p>Sonuç klasik somun ekmekle tamamen aynı değil. Daha yumuşak, nemli ve yumurtalı bir yapıya sahip; dilimlenebilen, tost yapılabilen ve kahvaltıda kullanılabilen farklı bir ekmek alternatifi ortaya çıkıyor.</p>

<p>Tarifin mutfakta başarılı olması için lor peynirinin fazla suyunun alınması, yulafın ince öğütülmesi ve ekmeğin kesilmeden önce tamamen dinlendirilmesi önemli.</p>

<p>Sağlıklı beslenme açısından neden öne çıkıyor?</p>

<p>Lor peyniri ve yumurta tarifin temel protein kaynakları. Protein miktarı kullanılan lor peynirinin markasına ve üretim yöntemine göre önemli ölçüde değişebildiğinden ürün etiketi kontrol edilmelidir.</p>

<p>Yulaf ise karbonhidratın yanı sıra beta-glukan adı verilen çözünür lif içerir. Bu nedenle tarif yalnızca protein kaynaklarından oluşmaz; tahıl grubunu da içerir.</p>

<p>Tarifte tereyağı veya büyük miktarda ilave yağ kullanılmasına gerek yoktur. Ancak “yüksek proteinli” olması sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmez. Porsiyon miktarı kişinin toplam enerji ve besin gereksinimine göre değerlendirilmelidir.</p>

<p>Tarif bilgileri</p>

<p>Hazırlama süresi: 10 dakika<br />
Pişirme süresi: 35-40 dakika<br />
Dinlendirme süresi: En az 20 dakika<br />
Toplam süre: Yaklaşık 1 saat 10 dakika<br />
Kaç kişilik: 8 dilim<br />
Yaklaşık porsiyon büyüklüğü: 2 dilim<br />
Zorluk: Kolay<br />
Öğün: Kahvaltı / ara öğün<br />
Kategori: Yüksek Proteinli Tarifler</p>

<p>Yaklaşık besin değerleri</p>

<p>2 dilim için yaklaşık:</p>

<p>Kalori: 230 kcal<br />
Protein: 18-20 g<br />
Karbonhidrat: 19-21 g<br />
Yağ: 8-9 g<br />
Lif: 3 g</p>

<p>Değerler 300 gram lor peyniri, 3 yumurta ve 120 gram yulaf üzerinden yaklaşık hesaplanmıştır. Özellikle lor peynirinin protein, yağ ve tuz miktarı üründen ürüne değişebildiğinden gerçek değerler kullanılan ürün etiketine göre farklılık gösterebilir.</p>

<p>Malzemeler</p>

<p>300 gram lor peyniri<br />
3 adet büyük yumurta<br />
120 gram yulaf ezmesi<br />
1 tatlı kaşığı kabartma tozu<br />
1 yemek kaşığı sade yoğurt, yaklaşık 20 gram<br />
Yarım çay kaşığı tuz<br />
İsteğe göre yarım çay kaşığı kekik<br />
İsteğe göre 10 gram susam veya çörek otu</p>

<p>Lor peynirli protein ekmeği nasıl yapılır?</p>

<p>1. Lor peynirinin fazla suyu varsa ince bir süzgece alın ve yaklaşık 10-15 dakika süzdürün. Çok sulu lor kullanılması ekmeğin ortasının ıslak kalmasına neden olabilir.</p>

<p>2. Yulaf ezmesini mutfak robotunda ince un kıvamına gelene kadar çekin.</p>

<p>3. Fırını 175 derece alt-üst ayarda önceden ısıtın.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>4. Lor peyniri, yumurtalar ve yoğurdu blender veya mutfak robotuna alın.</p>

<p>5. Karışım mümkün olduğunca pürüzsüz hale gelene kadar kısa süre çekin. Lorun iri parçaları büyük ölçüde kaybolmalıdır.</p>

<p>6. Öğütülmüş yulafı, kabartma tozunu ve tuzu ekleyin.</p>

<p>7. Yalnızca malzemeler birleşene kadar yeniden karıştırın. Gereğinden uzun süre çalıştırmaya gerek yoktur.</p>

<p>8. Hamuru yaklaşık 5 dakika bekletin. Yulaf bu sırada sıvının bir bölümünü emerek karışımın koyulaşmasını sağlar.</p>

<p>9. Yaklaşık 20 x 10 santimetrelik küçük baton kek kalıbını pişirme kağıdıyla kaplayın.</p>

<p>10. Karışımı kalıba aktarın ve spatulayla yüzeyini düzeltin.</p>

<p>11. Kullanacaksanız susam veya çörek otunu üzerine serpin.</p>

<p>12. Önceden ısıtılmış 175 derece fırında yaklaşık 35 dakika pişirin.</p>

<p>13. Sürenin sonunda ekmeğin orta bölümünü kontrol edin. Üstü altın rengini almalı, merkez kısmı belirgin biçimde sallanmamalı ve batırılan kürdanda sıvı hamur kalmamalıdır.</p>

<p>14. Gerekiyorsa 5 dakika daha pişirin. Fırınların gerçek sıcaklığı değişebildiğinden yalnızca süreye güvenmeyin.</p>

<p>15. Fırından çıkan ekmeği kalıbında yaklaşık 10 dakika bekletin.</p>

<p>16. Ardından pişirme kağıdı yardımıyla kalıptan çıkarın ve tel ızgara üzerinde en az 20 dakika dinlendirin.</p>

<p>17. Ekmeği sıcakken kesmeyin. İç yapısındaki nemin dengelenmesi ve dilimlerin dağılmaması için soğumasını bekleyin.</p>

<p>18. Keskin bir bıçakla yaklaşık 8 eşit dilime ayırın.</p>

<p>Şefin püf noktası</p>

<p>En kritik nokta lorun su oranı. Çok ıslak lor, ekmeğin ortasının pişmesine rağmen hamurumsu görünmesine neden olabilir. Gerekirse peyniri önceden süzün.</p>

<p>Yulafı mümkün olduğunca ince öğütmek daha homojen ve ekmeğe yakın bir doku sağlar. İri yulaf kullanıldığında sonuç daha rustik ve parçalı olacaktır.</p>

<p>Ekmeği fırından çıkarır çıkarmaz kesmeyin. Yumurta ve peynir ağırlıklı hamur sıcak halde hassastır; soğudukça yapısı belirgin biçimde toparlanır.</p>

<p>Daha dengeli hale nasıl getirilebilir?</p>

<p>Tarifte ilave yağ kullanmak zorunlu değildir. Lor peynirinin yağ oranı kişisel tercihe göre seçilebilir.</p>

<p>Tuz miktarını artırmak yerine kekik, biberiye, sarımsak tozu veya çörek otu gibi aromalardan yararlanılabilir.</p>

<p>Sandviç hazırlanacaksa ekmeğin protein içeriği yüksek diye yalnızca peynir ve işlenmiş et eklemek yerine domates, salatalık, roka, biber ve diğer sebzelerle tamamlanabilir.</p>

<p>Kimler için uygun?</p>

<p>Lor peynirli yulaf ekmeği, protein miktarı artırılmış kahvaltı seçenekleri arayanlar için kullanılabilir.</p>

<p>Standart tarif süt ürünü ve yumurta içerdiğinden bu besinlere alerjisi bulunan kişiler için uygun değildir.</p>

<p>Tarifte buğday unu kullanılmaması otomatik olarak glutensiz olduğu anlamına gelmez. Yulaf üretim sırasında buğday, arpa veya çavdarla çapraz temas edebilir. Çölyak hastalığı bulunan kişiler yalnızca sertifikalı glutensiz yulaf kullanmalı ve diğer paketli malzemelerin etiketlerini kontrol etmelidir.</p>

<p>Lor peynirli protein ekmeğinde kaç gram protein var?</p>

<p>Kullanılan lor peynirinin besin değerine bağlı olarak iki dilimlik bir porsiyon yaklaşık 18-20 gram protein sağlayabilir.</p>

<p>Lor peynirlerinde protein miktarı önemli ölçüde değişebildiği için kesin hesaplama yapılırken kullanılan ürünün etiketi esas alınmalıdır.</p>

<p>Protein ekmeği gerçekten unsuz mu?</p>

<p>Bu tarifte buğday unu kullanılmıyor ancak öğütülmüş yulaf kullanılıyor. Bu nedenle “buğday unsuz” veya “yulaflı” ifadesi teknik olarak daha açıklayıcıdır.</p>

<p>Tarifin adında yaygın arama kullanımına uygun olarak “unsuz” denebilse de içeriğinde öğütülmüş tahıl bulunduğu açıkça belirtilmelidir.</p>

<p>Lor peynirli ekmek neden içi ıslak kalır?</p>

<p>En yaygın nedenler lor peynirinin fazla sulu olması, kalıbın gereğinden küçük ve derin seçilmesi veya ekmeğin yeterince pişirilmemesidir.</p>

<p>Ekmeğin sıcakken kesilmesi de iç kısmın olduğundan daha ıslak ve hamurumsu görünmesine neden olabilir.</p>

<p>Yulaf yerine un kullanılabilir mi?</p>

<p>Kullanılabilir ancak sıvı emme kapasitesi ve tarifin besin değerleri değişeceğinden aynı gramajın bire bir değiştirilmesi her zaman aynı sonucu vermeyebilir. Bu tarif yulaf için dengelenmiştir.</p>

<p>Protein ekmeği tost yapılır mı?</p>

<p>Evet. Tamamen soğuyan dilimler tost makinesinde veya kuru tavada kısa süre kızartılabilir. Hafif kızartma, özellikle bu tip nemli peynirli ekmeklerde daha belirgin bir dış doku sağlar.</p>

<p>Saklama ve servis</p>

<p>Tarif yüksek miktarda yumurta ve taze peynir içerdiğinden klasik kuru ekmek gibi oda sıcaklığında uzun süre saklanmamalıdır.</p>

<p>Tamamen soğuyan ekmeği kapalı bir kapta buzdolabında muhafaza etmek daha uygundur. Dilimlerin arasına pişirme kağıdı koymak birbirlerine yapışmalarını azaltabilir.</p>

<p>Dilimler servis öncesinde tost makinesinde veya tavada kısa süre ısıtılabilir.</p>

<p>Lor peynirli protein ekmeği, klasik mayalı ekmeğin bire bir karşılığı değil; lor, yumurta ve yulafın bir araya geldiği protein açısından güçlü, yumuşak dokulu bir alternatif.</p>

<p>Özellikle kahvaltıda farklı bir ekmek tabanı arayanlar için uygulanabilir. Tarifin başarısında lorun suyunu kontrol etmek, doğru kalıp kullanmak ve kesmeden önce ekmeğin dinlenmesini beklemek belirleyici.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>USDA – FoodData Central<br />
USDA – MyPlate<br />
Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı – Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER 2022) </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlıklı Tarifler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/lor-peynirli-protein-ekmegi-tarifi-unsuz-ve-mayasiz</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 06:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0432.jpeg" type="image/jpeg" length="66427"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsimsiz Taşların Altındaki Büyük Göç: Ordu’daki Kimsesiz Trabzonlular Mezarlığı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/isimsiz-taslarin-altindaki-buyuk-goc-ordudaki-kimsesiz-trabzonlular-mezarligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/isimsiz-taslarin-altindaki-buyuk-goc-ordudaki-kimsesiz-trabzonlular-mezarligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1916 Trabzon muhacirliğinin Ordu–Vona–Bekirli hattındaki sessiz hafızası]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ahmet Balcı<br />
Araştırmacı-Yazar | Sağlık Bilimleri Üniversitesi</p>

<p>Ordu’nun Perşembe ilçesine bağlı Bekirli Mahallesi’nde, ilk bakışta sıradan bir eski köy mezarlığını andıran bir alan bulunuyor. Taşların önemli bir bölümünde isim yok. Doğum ve ölüm tarihleri yok. Aile adları, meslekler, köyler ya da kitabeler de yok. Yörede burası uzun zamandır “Kimsesiz Trabzonlular Mezarlığı” adıyla biliniyor.</p>

<p><img alt="1916 Trabzon Muhacirliği ve Ordu Bekirli’deki İsimsiz Mezarlar-1" class="detail-photo img-fluid" height="960" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0428.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Bu isimsiz taşların hikâyesi, Birinci Dünya Savaşı’nın Doğu Karadeniz’de açtığı en derin yaralardan birine, 1916 Trabzon muhacirliğine uzanıyor. Konu yalnız yerel hafızada yaşayan bir rivayet değil. 2021’de yayımlanan Doğu Karadeniz’de Rus İşgali ve Muhacirlik adlı kapsamlı eserde Hikmet Pala’nın doğrudan “Ordu Bekirli Köyü Kimsesiz Trabzonlular Mezarlığı” başlıklı bir bölümü bulunuyor.[1]</p>

<p>Bununla birlikte mezarlık hakkında bugün anlatılan her ayrıntının aynı derecede belgelenmiş olmadığını baştan belirtmek gerekir. Özellikle 3 bin ya da 3 bin 500 defin sayıları yerel tarih ve kurum açıklamalarında tekrar edilmektedir; fakat 1916-1918 dönemine ait, Bekirli’deki definlerin toplamını kesin biçimde 3.500 olarak veren birincil bir defin kaydı bu araştırmada tespit edilememiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trabzon’u boşaltan savaş</p>

<p>1916 yılına gelindiğinde savaş Karadeniz kıyısına dayanmıştı. Rus ordusunun ilerlemesi ve Rus donanmasının kıyı faaliyetleri Trabzon ve çevresinde büyük bir sivil hareketliliğe yol açtı. İşgal tehlikesiyle başlayan batıya göç, Trabzon’un Nisan 1916’da Rus kuvvetlerinin eline geçmesiyle daha da ağırlaştı.</p>

<p>Muhacirlerin önemli bir bölümünü kadınlar, çocuklar ve yaşlılar oluşturuyordu. İmkânı olanlar deniz yolunu kullanırken çok sayıda aile sahil güzergâhını ve iç yolları takip ederek batıya yürüdü. Bu hareketin doğal duraklarından biri Ordu’ydu. Ordu o yıllarda Trabzon Vilayeti’ne bağlı bir kazaydı. Rahmi Çiçek’in Osmanlı arşiv belgeleri, hatıralar ve yerel kaynaklarla hazırladığı çalışma, Ordu’nun savaş sırasında olağanüstü nüfus akını, iaşe, barınma, sağlık ve asayiş sorunlarıyla karşılaştığını gösteriyor.[2]</p>

<p>Ordu bir geçiş noktası değil, sığınma alanıydı</p>

<p>Muhacirlerin tamamı Ordu’dan geçip gitmedi. Bir bölümü burada iskân edildi. Akademik araştırmada Ordu üzerinden batıya hareket edenlerin on binlerle ifade edildiği, yaklaşık 22-25 bin muhacirin savaş boyunca Ordu kazasında barındırıldığı tahmin edilmektedir.[2]</p>

<p>Devlet bu akın karşısında idari bir sistem kurmaya çalıştı. Komisyonlar oluşturuldu; gelen muhacirlerin kayıt altına alınması, erkek ve kadın isimleriyle kaldıkları hanelerin yazılması istendi.[2]</p>

<p>Bu ayrıntı “Kimsesiz Trabzonlular” ifadesine bambaşka bir anlam kazandırıyor. Bugün mezar taşlarında isimleri bulunmayan insanların en azından bir bölümünün dönemin muhacir kayıtlarında isimleriyle yer almış olması mümkündür. Mezarlar isimsiz olabilir; insanların kendileri tarihin içinde bütünüyle isimsiz olmayabilir.</p>

<p><img alt="1916 Trabzon Muhacirliği ve Ordu Bekirli’deki İsimsiz Mezarlar-2" class="detail-photo img-fluid" height="851" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0429.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Vona: Muhacirlik yolunun kritik durağı</p>

<p>Bugünkü Perşembe’nin tarihî adı Vona’dır. Vona Limanı Karadeniz sahil ulaşımında bilinen bir duraktı. Bekirli de bu coğrafyanın arka kesimindeydi.</p>

<p>Bunun yalnız coğrafi bir varsayım olmadığını muhacir hatıraları destekliyor. Rahmi Çiçek’in aktardığı Ali Şakir Ağanoğlu hatıralarında, Akçaabat’tan batıya hareket eden ailenin çocukların hastalanması üzerine 1916 Ağustosunda Vona’da karaya çıktığı ve burada birkaç gün kaldığı anlatılıyor.[2] Bu, Trabzonlu muhacirlerin Vona’ya gerçekten ulaştığını gösteren değerli bir kişisel tanıklıktır.</p>

<p>Açlık, hastalık ve yorgunluk</p>

<p>Muhacirlik yalnız bir yer değiştirme değildi. Aylar sürebilen yolculuklarda yiyecek, temiz su, barınma ve sağlık hizmetine ulaşmak son derece güçtü. Savaş ekonomisi nedeniyle yerleşik halk da kıtlık ve pahalılıkla mücadele ediyordu. Ordu’ya kısa sürede binlerce insanın gelmesi mevcut kaynaklar üzerindeki baskıyı artırdı.</p>

<p>Hatıratlarda açlıktan, çocuk ölümlerinden ve hastalıklardan söz edilir. Akademik çalışmalar da muhacirlerin barınma, iaşe ve sağlık sorunlarını ortaya koymaktadır.[2] Bu nedenle Bekirli’deki ölümleri tek bir hastalığa bağlamak doğru değildir. En güvenli tarihsel çerçeve; açlık, hastalık, yorgunluk, barınma yetersizliği ve savaş şartlarının birlikte ölüm riskini yükselttiğidir.</p>

<p>Savaş kaçanları Ordu’da da buldu</p>

<p>Trabzon’dan batıya kaçmak savaşın tamamen geride bırakılması anlamına gelmiyordu. Rus donanmasının Ordu ve Vona çevresindeki faaliyetleri devam etti. Osmanlı belgelerine dayalı araştırma, Ordu kıyılarının Rus deniz saldırılarına uğradığını ve savaşın sivil yaşamı doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor.[2]</p>

<p>İnsanlar cepheden ve işgalden kaçıyor, fakat ulaştıkları kıyı kentlerinde de savaş gemilerinin tehdidi, iaşe sıkıntısı ve hastalıklarla karşılaşıyorlardı. Bekirli Mezarlığı bu nedenle yalnız bir göç mezarlığı değil, savaşın cephe gerisindeki siviller üzerindeki etkisinin fiziksel hafızasıdır.</p>

<p>Bekirli’de ölüler nasıl toprağa verildi?</p>

<p>Yerel hafızanın en dokunaklı bölümü definlerle ilgilidir. Bekirli’de anlatılan sözlü tarih kayıtlarına göre savaş nedeniyle erkeklerin önemli bölümünün cephede bulunduğu dönemde köyün kadınları hayatını kaybeden muhacirlerin definlerine yardım etti. Fatma Aydın ve Hasibe Aydın isimleri bu anlatılarda özellikle öne çıkar. Çarşafların ve yorgan yüzlerinin kefen olarak kullanıldığı, mezarların yerlerinin kaybolmaması için taşların taşındığı anlatılır.</p>

<p>Ancak bu anlatıyı doğrudan 1916 tarihli resmî bir belgeyle doğrulayan kayıt henüz ortaya konmuş değildir. Bu nedenle sözlü tarih ve yerel hafıza olarak değerlendirilmelidir. Sözlü tarih değersiz değildir; yazılı belgenin sustuğu yerde toplumun neyi ve kimi hatırladığını gösterir.</p>

<p>Neden mezar taşlarında isim yok?</p>

<p>Mezarlığın en çarpıcı özelliği yazısız taşlardır. 2022’de yapılan saha ziyaretine ilişkin haberlerde yüzlerce taşın bulunduğu, üzerlerinde isim olmadığı ve hangi mezarın kime ait olduğunun bilinmediği aktarılmıştır.[3]</p>

<p>Burada yatan insanların çoğu hayattayken kimsesiz değildi. Aileleri, köyleri, mahalleleri ve isimleri vardı. Onları bugünün gözünde “kimsesiz” yapan şey, ölümün ardından kimliklerini mezarlarıyla eşleştiren kayıt zincirinin kopmuş olmasıdır.</p>

<p>3.500 kişi meselesi</p>

<p>Mezarlık hakkında en fazla tekrarlanan bilgi yaklaşık 3.500 Trabzonlu muhacirin burada yattığıdır. Ortahisar Kent Konseyi’nin 9 Ekim 2020 tarihli açıklamasında Bekirli’ye 3.500 kişinin defnedildiği belirtilmiştir.[4] Sonraki haberlerde de aynı sayı tekrar edilmiştir.[3]</p>

<p>Fakat gözle görülen taş sayısı, mezar sayısı ve defnedilmiş toplam insan sayısı aynı şey değildir. Bazı yerel anlatılarda bir mezara birden fazla kişinin defnedildiği söylenmektedir.[3] Bunun bilimsel saha incelemesiyle doğrulanmış olup olmadığı açık değildir.</p>

<p>Bu araştırmada 1916-1918 tarihli bir defin defterinde “Bekirli’ye 3.500 kişi defnedildi” şeklinde doğrudan bir kayda ulaşılamamıştır. En doğru ifade, yerel kurum ve araştırmacıların Bekirli’de yaklaşık 3 bin-3 bin 500 muhacirin defnedildiğini aktardığı, kesin sayının ise çağdaş defin kayıtlarıyla henüz doğrulanamadığıdır.</p>

<p>Yabancı kaynakların açtığı pencere</p>

<p>Ordu kökenli Xenophon Akoglou’nun 1939’da yayımlanan folklor ve hatıra çalışmasından yapılan aktarımlarda, 1916’da Trabzon’un Ruslar tarafından alınmasının ardından Müslüman mültecilerin Ordu’ya geldiği ve yerel Rumların onlara barınma ve yiyecek sağladığı anlatılmaktadır.[5]</p>

<p>Bu kayıt Bekirli’deki mezar sayısını doğrulamaz. Ancak Trabzon-Ordu muhacirlik hareketinin başka bir topluluğun hafızasında da yer aldığını göstermesi bakımından önemlidir.</p>

<p>Mezarlığın gerçek sırrı: İsimler bulunabilir mi?</p>

<p>Ordu’daki muhacirlerin kayıt altına alınması için oluşturulan sistemde ailelerin ve kişilerin isimlerinin yazılması istenmişti.[2] Eğer Vona ve çevresindeki muhacir komisyonlarına ait defterlerin tamamı veya bir bölümü günümüze ulaştıysa, Bekirli’ye yerleştirilen ailelerin kimliklerini araştırmak mümkün olabilir.</p>

<p>Bu, her mezarın hangi kişiye ait olduğunu otomatik olarak çözmez. Fakat en azından “Bekirli’de hangi Trabzonlu aileler bulunuyordu?” sorusunun cevabı ortaya çıkabilir. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri’ndeki Dahiliye ve muhacir kayıtları, nüfus kayıtları, Ordu-Vona yerel idare yazışmaları, Hilal-i Ahmer belgeleri, sağlık ve iaşe kayıtları ile mümkünse ölüm ve defin defterlerinin birlikte taranması gerekir.</p>

<p>Mezarlık bilimsel olarak nasıl araştırılabilir?</p>

<p>Alan üzerinde tarihçilerin yanı sıra arkeologlar, jeofizik uzmanları, antropologlar ve coğrafi bilgi sistemleri uzmanları birlikte çalışmalıdır. Uygun izin ve etik çerçeve içinde tahribatsız jeofizik yöntemler mezar çukurlarının dağılımı ve alanın gerçek sınırları konusunda veri sağlayabilir.</p>

<p>Eski haritalar güncel coğrafyayla karşılaştırılabilir; yüzeydeki taşlar numaralandırılarak fotoğraflanabilir ve konumları kaydedilebilir. Böylece bugün yalnız “yüzlerce taş” olarak görülen alan bilimsel bir envantere dönüşebilir. Bu çalışma yapılmadan 3.500 mezar veya çoklu defin gibi iddiaları kesinleştirmek doğru değildir.</p>

<p>Unutulmaması gereken başka bir hikâye: Ordu halkı</p>

<p>Bekirli’nin hikâyesi yalnız Trabzonluların hikâyesi değildir. Aynı zamanda kendilerine sığınan insanları karşılayan Ordu halkının da hikâyesidir. Yerel sözlü tarih köylü kadınların ölen muhacirlerin definlerine yardım ettiğini anlatırken, kaynaklar Ordu’daki Rumların Müslüman mültecilere yardım ettiğine ilişkin bir anlatıyı korumuştur.[5]</p>

<p>Bu iki hafıza birbirinden bağımsızdır; fakat ortak bir insanlık temasına işaret eder. Savaşın kimlikleri karşı karşıya getirdiği bir dönemde sıradan insanların aç, hasta veya evsiz insanlara yardım ettiği örnekler de tarihin parçasıdır.</p>

<p>Kimsesiz değillerdi; isimlerini biz kaybettik</p>

<p>Bir asır sonra mezarlığa bakıldığında en ağır duygu taşların sessizliğidir. Bir insanın yaşamından geriye yalnızca dikilmiş kaba bir taş kalmışsa, tarihçinin görevi o boşluğu hayal ürünü ayrıntılarla doldurmak değildir. Bildiği ile bilmediği arasındaki sınırı koruyarak kaybolmuş hayatların izini sürmektir.</p>

<p>Bekirli’de yatanların kaç kişi olduğunu kesin olarak bilmiyoruz. Her birinin nereden geldiğini bilmiyoruz. Hangi mezarda kimin yattığını bilmiyoruz. Fakat 1916’da Trabzon’dan büyük bir Müslüman sivil göçü yaşandığını, Ordu’nun bu göçün başlıca duraklarından ve iskân alanlarından biri olduğunu, Trabzonlu muhacirlerin Vona’ya ulaştığını, Ordu’da muhacirlerin isim isim kaydedilmesine yönelik bir sistem kurulduğunu ve Bekirli’de yöre halkının Trabzonlu muhacirlere bağladığı isimsiz taşlardan oluşan tarihî bir mezarlık bulunduğunu biliyoruz.[1][2][3]</p>

<p>Belki de bu nedenle “Kimsesiz Trabzonlular Mezarlığı” adı biraz eksik kalıyor.</p>

<p>Onlar kimsesiz değildi.</p>

<p>Onların isimlerini, ailelerini ve hikâyelerini zamanın içinde biz kaybettik.</p>

<p>Şimdi yapılması gereken taşların üzerine sonradan isim uydurmak değil; arşivleri, haritaları, hatıraları ve sözlü tarihi bir araya getirerek mümkün olduğu kadar çok ismi yeniden bulmak. Bekirli’nin gerçek anıtı ancak o zaman tamamlanmış olacaktır.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Veysel Usta (ed.), Doğu Karadeniz’de Rus İşgali ve Muhacirlik, genişletilmiş 2. baskı, Serander, Trabzon, 2021. Özellikle Hikmet Pala, “Ordu Bekirli Köyü Kimsesiz Trabzonlular Mezarlığı”.</p>

<p>[2] Rahmi Çiçek, “Birinci Dünya Savaşında Ordu Kazası”, Karadeniz İncelemeleri Dergisi, Cilt 9, Sayı 17, Güz 2014, s. 31-53.</p>

<p>[3] Vira Trabzon, “Kimsesiz Trabzonlular Mezarlığı”, 20 Mayıs 2022. Bekirli’deki saha ziyareti, isimsiz taşlar ve yerel anlatımlar.</p>

<p>[4] Ortahisar Kent Konseyi, “Kimsesiz Trabzonlular Mezarlığı”, 9 Ekim 2020. Bekirli’deki defin sayısına ilişkin 3.500 rakamının yer aldığı kurumsal açıklama.</p>

<p>[5] Xenophon Akoglou, Apo ti zoi tou Pontou – Laografika Kotyoron, Atina, 1939. Kotyora/Ordu Rum hafızasında 1916 Türk mültecilerine ilişkin anlatı; sonraki Pontus kültür yayınlarında aktarılan bölüm.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/isimsiz-taslarin-altindaki-buyuk-goc-ordudaki-kimsesiz-trabzonlular-mezarligi</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 05:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0430.jpeg" type="image/jpeg" length="93830"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fazla Magnezyum Almak Zararlı mı? Takviyelerde Güvenli Sınır ve Belirtiler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fazla-magnezyum-almak-zararli-mi-takviyelerde-guvenli-sinir-ve-belirtiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fazla-magnezyum-almak-zararli-mi-takviyelerde-guvenli-sinir-ve-belirtiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Magnezyum besinlerden alındığında sağlıklı kişilerde fazlalık riski düşüktür. Asıl dikkat edilmesi gereken, yüksek doz takviyeler ve magnezyum içeren ilaçlardır; böbrek hastalarında risk artabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Magnezyum kasların, sinir sisteminin, kalbin, kemiklerin ve enerji üretiminde görev alan çok sayıda enzimin normal çalışması için gerekli bir mineraldir. Ancak “gerekli” olması, takviye olarak ne kadar fazla alınırsa o kadar iyi olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Buradaki en önemli ayrım besinlerle alınan magnezyum ile takviyelerden ve bazı ilaçlardan alınan magnezyum arasındadır. Sağlıklı böbrekleri olan kişilerde yiyeceklerden gelen fazla magnezyum genellikle idrarla uzaklaştırılır. Sorun daha çok yüksek doz takviye kullanımı veya magnezyum içeren bazı müshil ve antasitlerin fazla alınmasıyla ortaya çıkar.</p>

<p>350 mg sınırı ne anlama geliyor?</p>

<p>Yetişkinlerde takviye ve ilaçlardan alınan magnezyum için belirlenen tolere edilebilir üst alım düzeyi günde 350 miligramdır.</p>

<p>Bu rakam sıkça yanlış yorumlanıyor. 350 mg, bir kişinin gün boyunca yiyeceklerden ve takviyelerden aldığı toplam magnezyum miktarı için belirlenmiş bir sınır değildir. Besinlerde doğal olarak bulunan magnezyum bu üst sınıra dahil edilmez.</p>

<p>Yetişkin erkekler için günlük önerilen toplam magnezyum alımı yaşa bağlı olarak yaklaşık 400–420 mg, kadınlar için ise yaklaşık 310–320 mg düzeyindedir. Bu önerilen miktarlara yiyeceklerden alınan magnezyum da dahildir.</p>

<p>Dolayısıyla bir kişinin beslenmeyle 400 mg magnezyum alması ile tek başına takviyeden 400 mg magnezyum kullanması aynı şekilde değerlendirilmez.</p>

<p>Fazla magnezyumun ilk belirtileri neler olabilir?</p>

<p>Takviyelerden veya magnezyum içeren ilaçlardan yüksek miktarda magnezyum alınmasının en sık görülen etkileri sindirim sistemiyle ilgilidir.</p>

<p>Bunlar arasında:</p>

<p>İshal</p>

<p>Bulantı</p>

<p>Karın krampları</p>

<p>yer alabilir.</p>

<p>Özellikle bazı magnezyum tuzları bağırsakta su tutulmasını artırdığı için ishal yapabilir. Bu özellik nedeniyle bazı magnezyum bileşikleri zaten müshil olarak da kullanılır.</p>

<p>İshal görülmesi her zaman “magnezyum zehirlenmesi” anlamına gelmez. Fakat kişinin kullandığı takviyenin dozunun veya kullandığı magnezyum formunun kendisine uygun olmadığının işareti olabilir.</p>

<p>Çok fazla magnezyum alınırsa ne olur?</p>

<p>Gerçek magnezyum toksisitesi, yani kanda magnezyum düzeyinin tehlikeli biçimde yükselmesi sağlıklı böbrek fonksiyonuna sahip kişilerde nadirdir.</p>

<p>Çok yüksek magnezyum düzeylerinde ise tablo yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı kalmayabilir.</p>

<p>Kas güçsüzlüğü</p>

<p>Reflekslerde azalma</p>

<p>Tansiyon düşüklüğü</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Belirgin halsizlik</p>

<p>Solunumun baskılanması</p>

<p>Kalp ritminde bozukluklar</p>

<p>görülebilir.</p>

<p>Çok ağır hipermagnezemi vakalarında kalp ve solunum sistemi üzerinde ciddi etkiler gelişebilir. Bu düzeyde toksisite günlük beslenmeyle oluşması beklenen bir durum değildir; daha çok böbreklerin magnezyumu yeterince uzaklaştıramadığı kişilerde veya çok yüksek miktarda magnezyum içeren ürünlerin kullanılmasıyla ilişkilidir.</p>

<p>Böbrek hastalığı olanlarda neden risk daha yüksek?</p>

<p>Vücuttaki fazla magnezyumun uzaklaştırılmasında böbreklerin büyük payı vardır. Böbrek fonksiyonları ciddi biçimde azaldığında magnezyumun vücuttan atılması da zorlaşabilir.</p>

<p>Bu nedenle böbrek hastalığı veya böbrek yetmezliği bulunan kişilerde, sağlıklı kişiler için sorun yaratmayabilecek miktarlar dahi farklı değerlendirilebilir.</p>

<p>Özellikle magnezyum içeren müshiller, mide ilaçları veya takviyeler bu grupta hekime danışılmadan kullanılmamalıdır.</p>

<p>Magnezyum içeren müshil ve mide ilaçlarını da hesaba katın</p>

<p>Günlük magnezyum alımı hesaplanırken yalnızca üzerinde “magnezyum takviyesi” yazan ürünler düşünülmemeli.</p>

<p>Bazı kabızlık ilaçlarında ve antasitlerde de önemli miktarlarda magnezyum bulunabilir. Bir kişi aynı dönemde hem magnezyum takviyesi hem de magnezyum içeren başka bir ürün kullanıyorsa toplam ek alım beklediğinden daha yüksek olabilir.</p>

<p>Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüleri, çok yüksek dozlarda magnezyum içeren müshil ve antasit kullanımının ciddi magnezyum toksisitesi vakalarıyla ilişkilendirildiğini bildiriyor.</p>

<p>Besinlerden alınan magnezyumdan korkmak gerekiyor mu?</p>

<p>Sağlıklı kişiler açısından genellikle hayır.</p>

<p>Ispanak ve diğer yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller, kuruyemişler, tohumlar ve tam tahıllar gibi magnezyum açısından zengin yiyeceklerin sırf magnezyum içerikleri nedeniyle kısıtlanması için genel bir gerekçe yoktur.</p>

<p>Sağlıklı böbrekler, besinlerle alınan fazla magnezyumun önemli bölümünü uzaklaştırabilir. Bu nedenle takviyeler için belirlenen 350 mg üst sınırının magnezyumdan zengin yiyeceklere uygulanması doğru değildir.</p>

<p>Her gün magnezyum takviyesi gerekli mi?</p>

<p>Her yetişkinin rutin olarak magnezyum takviyesi kullanması gerektiğini gösteren genel bir öneri yoktur.</p>

<p>Takviye gereksinimi kişinin beslenmesine, sağlık durumuna, kullandığı ilaçlara ve varsa magnezyum eksikliğine yol açabilecek durumlara göre değişebilir.</p>

<p>Ayrıca ürün etiketindeki toplam bileşik miktarı ile “elemental magnezyum” miktarı aynı şey olmayabilir. Takviyenin gerçekte kaç miligram magnezyum sağladığını değerlendirmek için etikette belirtilen elemental magnezyum miktarına bakılması gerekir.</p>

<p>Magnezyum bazı ilaçlarla etkileşebilir</p>

<p>Magnezyum takviyeleri bazı ilaçların bağırsaktan emilimini etkileyebilir.</p>

<p>Özellikle bazı antibiyotikler ve osteoporoz tedavisinde kullanılan bisfosfonatlarla birlikte kullanımda zamanlama önemli olabilir. Diüretikler gibi bazı ilaçlar da vücuttaki magnezyum dengesini değiştirebilir.</p>

<p>Düzenli reçeteli ilaç kullanan kişilerin magnezyum takviyesini mevcut tedavilerinden bağımsız bir ürün gibi görmemesi gerekir.</p>

<p>Ne zaman tıbbi değerlendirme gerekir?</p>

<p>Magnezyum takviyesi veya magnezyum içeren bir ilaç kullandıktan sonra sürekli ishal, belirgin bulantı veya karın krampları oluşması halinde kullanılan ürün ve doz sağlık profesyoneliyle değerlendirilmelidir.</p>

<p>Belirgin kas güçsüzlüğü, ciddi tansiyon düşüklüğü, bilinç değişikliği, nefes almada güçlük veya kalp ritmiyle ilgili ciddi yakınmalar ortaya çıkarsa acil tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Böbrek hastalığı bulunan kişiler ise magnezyum içeren takviye, müshil veya antasitleri özellikle dikkatli kullanmalıdır.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Magnezyum takviyesi gereksinimi ve uygun doz kişiye göre değişebilir. Böbrek hastalığınız varsa, düzenli ilaç kullanıyorsanız veya yüksek doz magnezyum alıyorsanız sağlık profesyoneline danışın. Ciddi güçsüzlük, solunum güçlüğü veya ritim bozukluğu belirtilerinde acil tıbbi yardım alın.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>National Institutes of Health Office of Dietary Supplements — Magnesium Fact Sheet for Health Professionals</p>

<p>National Academies Food and Nutrition Board — Dietary Reference Intakes for Calcium, Phosphorus, Magnesium, Vitamin D, and Fluoride</p>

<p>Merck Manual Professional Edition — Hypermagnesemia</p>

<p>U.S. Food and Drug Administration — Drug Interactions: What You Should Know </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fazla-magnezyum-almak-zararli-mi-takviyelerde-guvenli-sinir-ve-belirtiler</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 05:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0423.jpeg" type="image/jpeg" length="60010"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Lokanta Usulü Beyti Tarifi: Evde Adım Adım Nasıl Yapılır?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/lokanta-usulu-beyti-tarifi-evde-adim-adim-nasil-yapilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/lokanta-usulu-beyti-tarifi-evde-adim-adim-nasil-yapilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lokanta usulü Beyti tarifi; baharatlı köfte, ince lavaş, domates sosu ve yoğurdu aynı tabakta buluşturan, evde uygulanabilir adım adım bir kebap tarifi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Lokanta Usulü Beyti Tarifi: Evde Adım Adım Nasıl Yapılır?</p>

<p>Beyti kebabı; baharatlı kıymanın pişirilip lavaşa sarılması, dilimlenmesi ve domates sosuyla servis edilmesiyle hazırlanan gösterişli ana yemeklerden biri. Yanındaki yoğurt ve tereyağlı ya da domatesli sosla özellikle kebap restoranlarının sevilen tabakları arasında yer alıyor.</p>

<p>Lokanta usulü Beytiyi evde hazırlarken lezzeti belirleyen yalnızca köfte harcı değil. Köftenin lavaşın içinde dağılmaması, lavaşın hamurlaşmaması, dilimlerin düzgün kesilmesi ve sosun doğru zamanda eklenmesi de sonucu doğrudan etkiliyor.</p>

<p>Bu tarifte köfteler önce fırında pişiriliyor. Ardından lavaşa sarılıp dilimleniyor ve kısa süre yeniden fırına giriyor. Domates sosu ve yoğurt ise servis aşamasında ekleniyor. Böylece dış kısmı hafifçe kızarmış, içi sulu kalan bir Beyti hazırlamak mümkün oluyor.</p>

<p>Beslenme açısından nasıl değerlendirilmeli?</p>

<p>Beyti; kıyma, lavaş, yoğurt ve sos içeren doyurucu bir ana yemektir. Kıyma ve yoğurt protein sağlarken lavaş yemeğin karbonhidrat içeriğinin önemli bölümünü oluşturur.</p>

<p>Klasik restoran tariflerinde kullanılan kıymanın yağ oranı, lavaş miktarı, tereyağı ve sos porsiyonu yemeğin toplam enerji ve doymuş yağ miktarını önemli ölçüde değiştirebilir.</p>

<p>Bu nedenle Beytiyi “düşük kalorili” veya “kalp dostu” gibi özel bir kategoriye yalnızca tek bir malzemesine bakarak yerleştirmek doğru değildir.</p>

<p>Evde hazırlanmasının avantajı ise kıymanın yağ oranı, kullanılan yağ, tuz, lavaş ve sos miktarının kontrol edilebilmesidir. Yanında büyük bir salata ve kontrollü porsiyonla servis edilebilir.</p>

<p>Tarif bilgileri</p>

<p>Hazırlama süresi: 30 dakika<br />
Dinlendirme süresi: 30 dakika<br />
Pişirme süresi: 30-35 dakika<br />
Toplam süre: Yaklaşık 1 saat 30 dakika<br />
Kaç kişilik: 6 kişilik<br />
Yaklaşık porsiyon büyüklüğü: 5-6 dilim Beyti, sos ve yoğurt<br />
Zorluk: Orta<br />
Öğün: Akşam yemeği / ana yemek<br />
Kategori: Yemek Tarifleri</p>

<p>Yaklaşık besin değerleri</p>

<p>1 porsiyon için yaklaşık:</p>

<p>Kalori: 600-650 kcal<br />
Protein: 35-40 g<br />
Karbonhidrat: 45-50 g<br />
Yağ: 28-32 g<br />
Lif: 3-4 g</p>

<p>Besin değerleri kullanılan kıymanın yağ oranına, lavaşların gramajına, yoğurt ve sos miktarına göre önemli ölçüde değişebilir. Bu nedenle değerler yaklaşık verilmiştir.</p>

<p>Malzemeler</p>

<p>Köfte için:</p>

<p>750 gram orta yağlı dana kıyma<br />
1 orta boy kuru soğan, yaklaşık 120 gram<br />
2 diş sarımsak<br />
1 adet yumurta<br />
40 gram galeta unu<br />
1 tatlı kaşığı kimyon<br />
1 tatlı kaşığı tatlı kırmızı toz biber<br />
Yarım çay kaşığı karabiber<br />
1 tatlı kaşığı tuz<br />
2 yemek kaşığı ince kıyılmış maydanoz</p>

<p>Sarmak için:</p>

<p>4 adet büyük ve ince lavaş<br />
20 gram tereyağı<br />
1 yemek kaşığı zeytinyağı</p>

<p>Domates sosu için:</p>

<p>400 gram rendelenmiş domates veya domates püresi<br />
1 yemek kaşığı domates salçası<br />
1 yemek kaşığı zeytinyağı<br />
1 küçük diş sarımsak<br />
Yarım çay kaşığı karabiber<br />
Yarım çay kaşığı tatlı kırmızı toz biber<br />
Gerektiği kadar tuz</p>

<p>Servis için:</p>

<p>300 gram koyu kıvamlı sade yoğurt<br />
İsteğe göre 1 küçük diş sarımsak<br />
Maydanoz<br />
Közlenmiş domates ve biber</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lokanta usulü Beyti nasıl yapılır?</p>

<p>1. Soğanı rendeleyin ve fazla suyunu elinizle veya ince bir süzgeç yardımıyla sıkın. Soğanın fazla suyu köfte harcının gevşemesine neden olabilir.</p>

<p>2. Kıymayı geniş bir yoğurma kabına alın. Rendelenmiş soğan, ezilmiş sarımsak, yumurta, galeta unu, kimyon, kırmızı toz biber, karabiber, tuz ve maydanozu ekleyin.</p>

<p>3. Köfte harcını yaklaşık 4-5 dakika, bütün malzemeler eşit biçimde dağılana kadar yoğurun.</p>

<p>4. Harcın üzerini kapatın ve buzdolabında yaklaşık 30 dakika dinlendirin. Bu aşama hem aromaların bütünleşmesine hem de harcın şekil almasının kolaylaşmasına yardımcı olur.</p>

<p>5. Fırını 200 derece alt-üst ayarda önceden ısıtın.</p>

<p>6. Köfte harcını dört eşit parçaya bölün. Her parçayı lavaşın genişliğine uygun, yaklaşık 3-4 santimetre çapında uzun bir köfte şeklinde hazırlayın.</p>

<p>7. Köfteleri pişirme kağıdı serilmiş fırın tepsisine aralıklı olarak yerleştirin.</p>

<p>8. Önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 15-20 dakika pişirin. Köftenin dışı renk almalı, iç kısmı ise güvenli şekilde pişmelidir.</p>

<p>9. Kıyma içeren köftelerde yalnızca dış rengin değişmesine güvenmeyin. En kalın bölümün merkez sıcaklığının en az 71 dereceye ulaşması güvenli pişirme için kullanılabilecek temel göstergelerden biridir.</p>

<p>10. Köfteler pişerken domates sosunu hazırlayın. Zeytinyağını küçük bir tencerede orta ateşte ısıtın.</p>

<p>11. Ezilmiş sarımsağı kısa süre çevirin. Sarımsağın yanmasına izin vermeden domates salçasını ekleyin ve yaklaşık 1 dakika kavurun.</p>

<p>12. Rendelenmiş domatesi ekleyin. Karabiber ve kırmızı toz biberle tatlandırın.</p>

<p>13. Sosu orta-kısık ateşte yaklaşık 10-12 dakika pişirin. Sulu değil, kaşığın arkasını ince biçimde kaplayacak bir kıvam hedefleyin.</p>

<p>14. Sosun tadına baktıktan sonra gerekli miktarda tuz ekleyin.</p>

<p>15. Tereyağını eritip zeytinyağıyla karıştırın.</p>

<p>16. Lavaşlardan birini tezgâha serin. Yüzeyine çok ince bir tabaka halinde tereyağlı karışımdan sürün.</p>

<p>17. Pişmiş uzun köftelerden birini lavaşın size yakın kenarına yerleştirin.</p>

<p>18. Lavaşı köftenin etrafına sıkı fakat ezmeden sarın. Çok gevşek sarılan lavaş dilimlenirken açılabilir.</p>

<p>19. Kalan lavaş ve köfteleri aynı şekilde hazırlayın.</p>

<p>20. Hazırlanan ruloları birleşme yerleri aşağıda kalacak şekilde tepsiye dizin.</p>

<p>21. Üzerlerine kalan yağ karışımından çok ince bir tabaka sürün.</p>

<p>22. Ruloları 200 derece fırında yaklaşık 5-7 dakika, lavaşın dış yüzeyi hafifçe kızarana kadar pişirin.</p>

<p>23. Fırından çıkan ruloları 2-3 dakika dinlendirin. Çok sıcak halde kesmek iç kısmın dağılmasını kolaylaştırabilir.</p>

<p>24. Keskin bir bıçakla ruloları yaklaşık 2,5-3 santimetre kalınlığında çapraz dilimlere kesin.</p>

<p>25. Dilimleri servis tabağına birbirini hafifçe örtecek şekilde dizin.</p>

<p>26. Sıcak domates sosunu Beyti dilimlerinin üzerine kontrollü miktarda gezdirin. Lavaşı tamamen sosa boğmak yerine bir bölümünün çıtır kalmasını sağlayın.</p>

<p>27. Yoğurdu tabağın ortasına veya yanına ekleyin.</p>

<p>28. İsteğe göre közlenmiş domates, biber ve maydanozla tamamlayarak sıcak servis edin.</p>

<p>Şefin püf noktası</p>

<p>Beyti köftesinin lavaşın içinde dağılmaması için soğanın fazla suyunu mutlaka sıkın ve köfte harcını şekillendirmeden önce buzdolabında dinlendirin.</p>

<p>Köfteleri tamamen çiğ halde lavaşa sarıp pişirmek yerine önce ayrı pişirmek daha kontrollü sonuç verir. Böylece kıymanın güvenli biçimde pişmesi sağlanırken lavaşın aşırı yağ ve et suyuyla yumuşaması da azaltılır.</p>

<p>Domates sosunu servis aşamasında ekleyin. Beyti dilimleri sos içinde uzun süre beklerse lavaş kısa sürede yumuşar ve karakteristik dokusunu kaybeder.</p>

<p>Beyti daha dengeli nasıl hazırlanabilir?</p>

<p>Kıyma seçerken aşırı yağlı kıyma yerine orta yağlı veya daha düşük yağ oranına sahip kıyma kullanılabilir. Çok yağsız kıyma kullanıldığında ise köftenin kuru kalmaması için pişirme süresine dikkat edilmelidir.</p>

<p>Tereyağı miktarını artırmak yerine lavaşın üzerine yalnızca ince bir tabaka sürmek yeterlidir.</p>

<p>Yoğurdu ayrı servis etmek, kişinin kullanacağı sos miktarını kendi porsiyonuna göre belirlemesini sağlar.</p>

<p>Beyti tabağının yanında pilav ve patates gibi birden fazla karbonhidratlı eşlikçi yerine bol sebzeli salata veya közlenmiş sebzeler tercih edilebilir.</p>

<p>Kimler için uygun?</p>

<p>Beyti, et tüketen kişiler için protein açısından güçlü bir ana yemek seçeneğidir.</p>

<p>Standart tarif lavaş ve galeta unu içerdiğinden glutensiz değildir. Çölyak hastalığı bulunan kişiler için hazırlanacaksa hem lavaş hem galeta unu uygun sertifikalı glutensiz alternatiflerle değiştirilmeli; baharatlar ve diğer paketli ürünlerde çapraz bulaşma da kontrol edilmelidir.</p>

<p>Tarif yumurta ve yoğurt içerdiği için yumurta veya süt proteini alerjisi bulunan kişiler için standart haliyle uygun değildir.</p>

<p>Lokanta usulü Beyti kaç kaloridir?</p>

<p>Bu tarif altı eşit ana yemek porsiyonuna ayrıldığında bir porsiyon yaklaşık 600-650 kalori sağlayabilir. Kullanılan kıymanın yağ oranı, lavaş büyüklüğü, tereyağı ve sos miktarı sonucu önemli ölçüde değiştirebilir.</p>

<p>Beyti kebabı hangi kıymadan yapılır?</p>

<p>Ev tipi Beyti için dana kıyma kullanılabilir. Dana ve kuzu kıyma karışımı da daha yoğun kebap aroması isteyenler tarafından tercih edilebilir. Kıymanın yağ oranı hem lezzeti hem de köftenin sululuğunu etkiler.</p>

<p>Beyti önceden hazırlanabilir mi?</p>

<p>Köfte harcı önceden hazırlanarak buzdolabında uygun şekilde saklanabilir. Domates sosu da önceden hazırlanabilir.</p>

<p>Ancak lavaşa sarma ve son fırınlama işlemini servis zamanına yakın yapmak daha iyi sonuç verir. Böylece lavaşın dokusu korunur.</p>

<p>Beyti neden dağılır?</p>

<p>Köfte harcının fazla sulu olması, yeterince yoğrulmaması, dinlendirilmemesi veya lavaşın çok gevşek sarılması başlıca nedenlerdir.</p>

<p>Soğanın suyunu sıkmak, köfteyi dinlendirmek ve ruloyu kontrollü şekilde sıkı sarmak düzgün dilimler elde etmeyi kolaylaştırır.</p>

<p>Beytinin yanına ne gider?</p>

<p>Sade veya sarımsaklı yoğurt, közlenmiş domates ve biber Beytiyle uyumlu klasik eşlikçilerdir.</p>

<p>Daha dengeli bir tabak oluşturmak isteyenler yanına mevsim sebzelerinden hazırlanmış büyük bir salata ekleyebilir.</p>

<p>Saklama ve servis</p>

<p>Pişmiş et içeren Beyti oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemelidir. Artan porsiyonlar uygun şekilde soğutulduktan sonra kapalı bir kapta buzdolabına kaldırılmalıdır.</p>

<p>Mümkünse yoğurt ve domates sosunu Beyti dilimlerinden ayrı saklayın. Bu yöntem lavaşın saklama sırasında tamamen yumuşamasını azaltır.</p>

<p>Yeniden servis ederken Beytiyi fırında kontrollü biçimde ısıtıp sıcak domates sosunu ve soğuk yoğurdu sonradan eklemek daha iyi bir doku sağlar.</p>

<p>Lokanta usulü Beyti, evde yapılması ilk bakışta zor görünen ancak köfte, sarma ve sos aşamaları ayrı yönetildiğinde uygulanabilir hale gelen klasikleşmiş bir ana yemek.</p>

<p>İyi bir sonuç için en önemli üç nokta köftenin suyunu ve kıvamını doğru ayarlamak, lavaşı sıkı sarmak ve sosu servis sırasında eklemek. Bu yöntemle dışı hafif kızarmış, içi sulu ve dilimleri dağılmadan servis edilebilen bir Beyti hazırlamak mümkün.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı – Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER 2022)<br />
USDA – Food Safety and Inspection Service<br />
USDA – FoodData Central </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlıklı Tarifler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/lokanta-usulu-beyti-tarifi-evde-adim-adim-nasil-yapilir</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 00:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0421.jpeg" type="image/jpeg" length="86312"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SBÜ’den Ankaragücü Altyapısına Sporcu Sağlığı Eğitimi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sbuden-ankaragucu-altyapisina-sporcu-sagligi-egitimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sbuden-ankaragucu-altyapisina-sporcu-sagligi-egitimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile MKE Ankaragücü iş birliğinde düzenlenen seminerde sporcu yaralanmaları, temel yaşam desteği ve sporcu beslenmesi ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>SBÜ ile MKE Ankaragücü’nden Sporcu Sağlığı İçin Eğitim İş Birliği</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) ile MKE Ankaragücü iş birliğinde düzenlenen “Sporcu Gelişim ve Sağlık Eğitim Semineri”, sporcu sağlığının farklı boyutlarını ele alan eğitimlerle gerçekleştirildi.</p>

<p>Program, SBÜ Genel Sekreter Yardımcısı Şeref Sarıipek ile MKE Ankaragücü Spor Kulübü Altyapı Koordinatörü Ali Palabıyık’ın açılış konuşmalarıyla başladı.</p>

<p>Seminerde özellikle altyapı sporcularının gelişim sürecinde büyük önem taşıyan sağlık, yaralanmalardan korunma ve doğru beslenme konuları öne çıktı.</p>

<p>Sporcu sağlığı üç başlıkta ele alındı</p>

<p>Program kapsamında temel yaşam desteği, sporcu yaralanmaları ve yaralanmalardan korunma ile sporcu beslenmesi başlıklarında eğitimler verildi.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi akademisyenlerinden Doç. Dr. Erdal Demirtaş, Doç. Dr. Aydan Örscelik ve Doç. Dr. Pınar Göbel, kendi uzmanlık alanlarındaki bilgi ve deneyimlerini MKE Ankaragücü altyapı ve spor okulları camiasıyla paylaştı.</p>

<p>Eğitimlerde, sporcuların yalnızca performanslarının geliştirilmesinin değil, sağlıklı ve güvenli bir spor yaşamının sürdürülebilmesinin de önemine dikkat çekildi. Spor sırasında karşılaşılabilecek acil durumlarda temel yaşam desteğinin önemi, spor yaralanmalarına karşı alınabilecek önlemler ve sporcuların gelişim dönemlerine uygun beslenme yaklaşımları değerlendirildi.</p>

<p>Akademik bilgi spor sahasıyla buluştu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yoğun katılımla gerçekleştirilen seminer, üniversitenin sağlık alanındaki akademik birikiminin spor kulübünün altyapı yapılanmasıyla buluşmasına imkân sağladı.</p>

<p>SBÜ ile MKE Ankaragücü arasındaki iş birliği kapsamında gerçekleştirilen programla, altyapı sporcularının gelişiminde sağlık eğitiminin önemine dikkat çekilirken sporcu, antrenör ve spor okulları camiasında sağlık farkındalığının güçlendirilmesine katkı sunulması hedeflendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Etkinlik</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sbuden-ankaragucu-altyapisina-sporcu-sagligi-egitimi</guid>
      <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0420.jpeg" type="image/jpeg" length="55523"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Tedavisinde Yeni Dönem: FDA Kas Kaybını Hedefleyen İlk İlacı Onayladı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sma-tedavisinde-yeni-donem-fda-kas-kaybini-hedefleyen-ilk-ilaci-onayladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sma-tedavisinde-yeni-donem-fda-kas-kaybini-hedefleyen-ilk-ilaci-onayladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[FDA, spinal musküler atrofi (SMA) tedavisinde yeni bir yaklaşımı onayladı. Isembyld (apitegromab-mstn), mevcut SMN2 hedefli tedavisini sürdüren 2 yaş ve üzerindeki hastalarda kullanılacak. İlaç, SMA’da doğrudan kas kaybını hedeflemek üzere FDA onayı alan ilk tedavi oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>SMA TEDAVİSİNDE YENİ DÖNEM: FDA KAS KAYBINI DOĞRUDAN HEDEFLEYEN İLK İLACI ONAYLADI</p>

<p>Spinal musküler atrofi (SMA) tedavisinde yeni bir mekanizma klinik kullanıma giriyor.</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Isembyld (apitegromab-mstn) adlı ilacı SMA tedavisi için onayladı.</p>

<p>11 Eylül 2026 tarihinde verilen onay, yetişkinler ile 2 yaş ve üzerindeki çocukları kapsıyor.</p>

<p>Ancak önemli bir koşul bulunuyor:</p>

<p>Isembyld tek başına mevcut SMA tedavilerinin yerine kullanılmak üzere onaylanmadı.</p>

<p>İlacın, hâlihazırda SMN2'yi hedefleyen onaylı bir tedavi alan hastalarda bu tedaviye ek olarak kullanılması gerekiyor.</p>

<p>FDA'nın kararını dikkat çekici kılan ise ilacın hedefi.</p>

<p>SMA tedavisinde bugüne kadar kullanılan hastalık değiştirici tedaviler ağırlıklı olarak hastalığın genetik ve motor nöron tarafına müdahale ederken Isembyld doğrudan kas kaybını hedefliyor.</p>

<p>FDA, Isembyld'i SMA'da kas kaybını doğrudan hedefleyen ilk onaylı tedavi olarak tanımladı.</p>

<p>SMA NEDİR?</p>

<p>Spinal musküler atrofi, motor nöronların kaybıyla seyreden nadir ve ilerleyici genetik bir nöromüsküler hastalık.</p>

<p>Hastalığın en yaygın formunda SMN1 genindeki bozukluk nedeniyle motor nöronların yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan SMN proteini yeterli miktarda üretilemiyor.</p>

<p>Motor nöronların kaybı ilerleyici kas güçsüzlüğüne ve kas erimesine yol açabiliyor.</p>

<p>Hastalığın şiddeti kişiden kişiye önemli ölçüde değişiyor.</p>

<p>Bazı hastalarda çok erken yaşlarda ağır solunum ve hareket sorunları gelişebilirken, daha hafif tiplerde belirtiler daha ileri yaşlarda ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>SMA TEDAVİSİNDE BUGÜNE KADAR HEDEF NEYDİ?</p>

<p>SMA tedavisi son yıllarda önemli ölçüde değişti.</p>

<p>SMN proteininin üretimini artırmayı veya hastalığın genetik nedenini hedeflemeyi amaçlayan tedaviler geliştirildi.</p>

<p>SMN2 geninin RNA işlenmesini değiştiren nusinersen ve risdiplam gibi tedaviler ile SMN1 geninin işlevsel bir kopyasını sağlayan gen tedavileri bu dönüşümün önemli parçaları oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu tedaviler motor nöronların korunmasını ve hastalığın ilerlemesinin değiştirilmesini amaçlıyor.</p>

<p>Ancak özellikle hastalık ilerledikten sonra motor nöron kaybının yanında kaslarda gelişen yapısal ve fonksiyonel kayıplar da hastaların hareket kapasitesini sınırlayabiliyor.</p>

<p>Yeni tedavi yaklaşımı tam bu noktayı hedefliyor.</p>

<p>ISEMBYLD NASIL ÇALIŞIYOR?</p>

<p>Isembyld'in etkin maddesi apitegromab-mstn.</p>

<p>Apitegromab, iskelet kası büyümesinin önemli düzenleyicilerinden biri olan miyostatin yolunu hedefleyen monoklonal antikor.</p>

<p>Miyostatin normal koşullarda kas büyümesini sınırlandıran doğal bir mekanizmanın parçası.</p>

<p>Apitegromab, miyostatinin öncül ve latent formlarını hedefleyerek aktif miyostatin oluşumunu azaltmayı amaçlıyor.</p>

<p>Böylece tedavinin kas dokusunda büyüme ve fonksiyon kapasitesini desteklemesi hedefleniyor.</p>

<p>Bu mekanizma SMA'nın genetik nedenini düzeltmiyor.</p>

<p>Bu ayrım önemli.</p>

<p>Isembyld, mevcut SMN hedefli tedavilere alternatif olarak değil, motor nöron tarafındaki tedaviye kası hedefleyen ikinci bir yaklaşım eklemek amacıyla geliştirildi.</p>

<p>FAZ III ÇALIŞMAYA 188 HASTA KATILDI</p>

<p>FDA'nın onay kararının temelinde SAPPHIRE adlı Faz III klinik çalışma bulunuyor.</p>

<p>Randomize, çift kör ve plasebo kontrollü çalışma 52 hafta sürdü.</p>

<p>Araştırmaya 2–21 yaş arasında toplam 188 SMA hastası dahil edildi.</p>

<p>Katılımcılar bağımsız hareket edemeyen veya yürüyemeyen hastalardı.</p>

<p>Daha önemlisi, çalışmadaki hastaların tamamı hâlihazırda onaylı bir SMN2 hedefli tedavi kullanıyordu.</p>

<p>Katılımcılar yaklaşık bir yıl boyunca dört haftada bir intravenöz olarak:</p>

<p>Isembyld 10 mg/kg,</p>

<p>Isembyld 20 mg/kg</p>

<p>veya plasebo aldı.</p>

<p>FDA'nın temel etkinlik analizi ise 2–12 yaş arasındaki 156 hasta üzerinde gerçekleştirildi.</p>

<p>MOTOR FONKSİYON NASIL ÖLÇÜLDÜ?</p>

<p>Araştırmada hastaların motor fonksiyonları Hammersmith Functional Motor Scale Expanded (HFMSE) kullanılarak değerlendirildi.</p>

<p>Bu ölçek SMA klinik araştırmalarında kullanılan standart motor fonksiyon değerlendirmelerinden biri.</p>

<p>HFMSE toplam puanı 0 ile 66 arasında değişiyor.</p>

<p>Daha yüksek puan daha iyi motor fonksiyonu ifade ediyor.</p>

<p>Araştırmada başlangıca göre en az 3 puanlık HFMSE artışı klinik açıdan anlamlı iyileşme göstergelerinden biri olarak değerlendirildi.</p>

<p>YÜZDE 34,2'YE KARŞI YÜZDE 13,5</p>

<p>FDA'nın açıkladığı sonuçlara göre 2–12 yaş grubunda 10 mg/kg Isembyld alan hastaların yüzde 34,2'sinde HFMSE skorunda en az 3 puanlık iyileşme görüldü.</p>

<p>Plasebo grubunda bu oran yüzde 13,5'ti.</p>

<p>Başka bir ifadeyle mutlak fark yaklaşık 20,7 yüzde puanı oldu.</p>

<p>Bu sonuç yalnız göreli oran üzerinden değerlendirilmemeli.</p>

<p>Yaklaşık üç hastadan birinde klinik açıdan anlamlı kabul edilen motor fonksiyon iyileşmesi görülürken, Isembyld kullanan hastaların çoğunda bu düzeyde bir iyileşme oluşmadı.</p>

<p>Dolayısıyla çalışma sonuçları "hastaların yüzde 34'ü iyileşti" veya "SMA tedavi edildi" şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<p>FDA ayrıca 10 mg/kg tedavi grubunda bir yıllık takip sonunda motor fonksiyonun plaseboya kıyasla anlamlı biçimde daha iyi seyrettiğini bildirdi.</p>

<p>NEDEN 10 MG/KG DOZ ÖNE ÇIKTI?</p>

<p>SAPPHIRE çalışmasında hem 10 mg/kg hem 20 mg/kg doz araştırıldı.</p>

<p>FDA'nın onayladığı önerilen doz 10 mg/kg oldu.</p>

<p>Bu doz dört haftada bir intravenöz infüzyon şeklinde uygulanıyor.</p>

<p>Çalışmanın doz-yanıt ilişkisi, farklı yaş gruplarındaki sonuçları ve uzun dönem etkileri tedavinin klinik kullanımındaki önemli araştırma başlıkları olmaya devam edecek.</p>

<p>MEVCUT SMA İLAÇLARI BIRAKILACAK MI?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>FDA onayı açısından belki de en önemli nokta bu.</p>

<p>Isembyld, SMN2 hedefli mevcut tedavinin yerine geçmek üzere onaylanmadı.</p>

<p>Onay, hâlihazırda SMN2 hedefli tedavi kullanan 2 yaş ve üzerindeki SMA hastalarında ek tedavi kullanımını kapsıyor.</p>

<p>Dolayısıyla yeni yaklaşım "eski tedaviyi bırakıp yeni ilaca geçmek" değil.</p>

<p>Amaç iki farklı biyolojik hedefe aynı anda müdahale etmek:</p>

<p>Motor nöron tarafında SMN düzeyini artırmaya yönelik mevcut tedavi,</p>

<p>kas tarafında ise miyostatin yolunun baskılanması.</p>

<p>Bu yaklaşım SMA tedavisinde kombinasyon döneminin daha belirgin hale gelebileceğine işaret ediyor.</p>

<p>YAN ETKİLER NELERDİ?</p>

<p>FDA'nın açıklamasına göre Isembyld ile en sık bildirilen advers reaksiyonlar arasında üst solunum yolu enfeksiyonları, kusma, öksürük, diğer viral enfeksiyonlar, baş ağrısı, gastroenterit ve farenjit bulunuyor.</p>

<p>Ancak güvenlilik açısından özellikle dikkat çeken bir konu kırık riski.</p>

<p>FDA, Isembyld alan hastalarda ciddi kırıklar dahil olmak üzere kırık riskinde artış gözlendiğini belirtiyor.</p>

<p>Bu nedenle tedavi sırasında kemik sağlığı ve kırık riski klinik değerlendirmede önem taşıyor.</p>

<p>İlacın gebelik sırasında fetüse zarar verebileceği ve üreme fonksiyonlarını etkileyebileceğine ilişkin uyarılar da ürün bilgisinde bulunuyor.</p>

<p>HER SMA HASTASI KULLANABİLECEK Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>FDA onayı belirli bir hasta grubunu kapsıyor.</p>

<p>Hasta 2 yaş veya üzerinde olmalı ve hâlihazırda SMN2 hedefli onaylı bir SMA tedavisi kullanıyor olmalı.</p>

<p>Ayrıca klinik araştırmanın ana etkinlik analizi 2–12 yaş grubunda gerçekleştirildi.</p>

<p>Bu nedenle farklı yaş ve motor fonksiyon gruplarındaki etkinlik büyüklüğünün aynı olduğu varsayılmamalı.</p>

<p>Tedavinin bir hasta için uygun olup olmadığı SMA konusunda deneyimli nöroloji ve nöromüsküler hastalık ekipleri tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>SMA TEDAVİSİNDE NEDEN ÖNEMLİ BİR ADIM?</p>

<p>SMA tedavisindeki ilk büyük dönüşüm hastalığın genetik mekanizmasının hedeflenebilmesiyle gerçekleşti.</p>

<p>Yeni onay ise farklı bir soruya odaklanıyor:</p>

<p>Motor nöronları korumaya çalışırken kasın kendisini de ayrıca hedeflemek ek fayda sağlayabilir mi?</p>

<p>SAPPHIRE çalışmasının sonuçları belirli çocuk hastalarda bunun motor fonksiyona ek katkı sağlayabileceğini gösterdi.</p>

<p>FDA'nın onayıyla birlikte SMA tedavisinde ilk kez doğrudan kas kaybını hedefleyen bir tedavi klinik kullanıma girmiş oldu.</p>

<p>Ancak yeni ilaç SMA için bir "kür" değil.</p>

<p>Hastalığın genetik nedenini ortadan kaldırmıyor ve bütün hastalarda motor fonksiyonun normale dönmesini sağlamıyor.</p>

<p>Asıl yenilik, SMA tedavisinin yalnız motor nöronu hedefleyen yaklaşımlardan motor nöron ile kası birlikte ele alan kombinasyon stratejilerine doğru genişlemesi.</p>

<p>UZUN DÖNEMDE HANGİ SORULAR YANIT BEKLİYOR?</p>

<p>FDA onayı önemli olsa da bazı sorular devam ediyor.</p>

<p>Motor fonksiyondaki kazanım yıllar boyunca korunacak mı?</p>

<p>Daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde yararın büyüklüğü ne olacak?</p>

<p>Farklı SMN hedefli tedavilerle birlikte kullanıldığında sonuçlar değişecek mi?</p>

<p>Uzun dönem kırık riski nasıl yönetilecek?</p>

<p>Tedavinin yaşam kalitesi, bağımsızlık ve günlük yaşam aktivitelerine etkisi ne ölçüde olacak?</p>

<p>Gerçek yaşam verileri ve uzun süreli takip çalışmaları bu soruların yanıtını daha net ortaya koyacak.</p>

<p>SMA tedavisindeki yeni dönemin en önemli mesajı ise şu:</p>

<p>Hastalığın tek bir biyolojik hedefi bulunmuyor.</p>

<p>Motor nöronu korumanın yanında kas fonksiyonunu doğrudan desteklemeye yönelik tedavilerin de klinik stratejinin parçası haline gelmesi, SMA tedavisinde yeni bir yaklaşımın başlangıcı olabilir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik bilimsel ve düzenleyici gelişmeler hakkında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Isembyld'in FDA onayı Türkiye'de ruhsatlandırıldığı veya geri ödeme kapsamına alındığı anlamına gelmez. SMA tedavisinin başlanması, değiştirilmesi veya mevcut tedavinin sürdürülmesi yalnız hastayı takip eden uzman sağlık ekibi tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>U.S. Food and Drug Administration (FDA). FDA Approves First Therapy to Target Muscle Loss in Spinal Muscular Atrophy. 11 Eylül 2026.</p>

<p>FDA. Isembyld (apitegromab-mstn) Prescribing Information.</p>

<p>SAPPHIRE Phase III Clinical Trial. ClinicalTrials.gov: NCT05156320. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sma-tedavisinde-yeni-donem-fda-kas-kaybini-hedefleyen-ilk-ilaci-onayladi</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 23:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0413.jpeg" type="image/jpeg" length="90496"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[20 Dakikalık Gündüz Uykusu Vücudunuzda Neleri Değiştirebilir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/20-dakikalik-gunduz-uykusu-vucudunuzda-neleri-degistirebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/20-dakikalik-gunduz-uykusu-vucudunuzda-neleri-degistirebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kısa bir gündüz uykusu, özellikle öğleden sonra, dikkat, hafıza ve ruh halinde geçici iyileşme sağlayabilir. Ancak uzun ve geç saatlerdeki uykular gece uykusunu bozup uyandıktan sonra sersemlik yaratabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gündüz Uykusunun Faydaları: Öğle Uykusu Kaç Dakika Olmalı?</p>

<p>Öğleden sonra bastıran uyku her zaman kötü bir alışkanlığın işareti değil. Sağlıklı yetişkinlerde kısa süreli gündüz uykusu; uyanıklığı artırabilir, yorgunluğu azaltabilir, hafızayı ve bazı zihinsel performans alanlarını geçici olarak destekleyebilir.</p>

<p>Ancak burada süre ve saat belirleyici. Çoğu yetişkin için yaklaşık 20–30 dakikalık kısa bir uyku, derin uykuya geçmeden dinlenmeye fırsat verdiği için daha uygun kabul ediliyor. Bir saate yaklaşan veya günün geç saatlerine sarkan uykular ise uyandıktan sonra sersemlik yaratabilir ve gece uykuya dalmayı zorlaştırabilir.</p>

<p>Gündüz uykusu neden iyi gelebilir?</p>

<p>Uyku sırasında beyin tamamen kapanmaz. Gün içinde edinilen bilgilerin işlenmesi, bazı anıların güçlendirilmesi ve zihinsel yorgunluğun azaltılmasıyla ilişkili süreçler devam eder.</p>

<p>Kısa gündüz uykularını inceleyen çalışmalar, uyandıktan sonraki saatlerde dikkat, tepki hızı ve bilişsel performansın bazı ölçümlerinde iyileşme olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bu etki herkeste aynı düzeyde görülmeyebilir. Önceki gece ne kadar uyunduğu, kişinin alışılmış uyku düzeni, yaş, gündüz uykusunun saati ve süresi sonucu değiştirebilir.</p>

<p>Hafızaya yardımcı olabilir mi?</p>

<p>Gündüz uykusu konusunda en fazla araştırılan alanlardan biri hafızadır. Uyku, yeni öğrenilen bilgilerin daha kalıcı hale gelmesini sağlayan bellek pekiştirme süreçleriyle yakından ilişkilidir.</p>

<p>Çalışmalar, kısa veya orta uzunluktaki gündüz uykularından sonra bazı bellek görevlerinde performansın iyileşebildiğini gösteriyor. Öğrenme yoğun bir günün ortasında kısa süreli uyku, özellikle yorgunluk arttığında zihinsel performansın korunmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Bu bulgular, gündüz uykusunun herkes için hafızayı kesin biçimde güçlendirdiği anlamına gelmiyor. Çalışmaların önemli bir bölümü kontrollü laboratuvar ortamlarında yürütüldü ve sonuçlar yapılan görevin türüne göre değişebiliyor.</p>

<p>Dikkat ve performansı artırabilir</p>

<p>Uykusuzluk ve uzun süre aralıksız çalışmak dikkatin azalmasına yol açabilir. Kısa bir öğle uykusu bu düşüşü geçici olarak azaltabilir.</p>

<p>Gündüz uykusu üzerine yapılan sistematik değerlendirmelerde, uyku sonrasında özellikle uyanıklık ve bazı bilişsel performans ölçümlerinde olumlu etkiler bildirildi.</p>

<p>Bu nedenle kısa uyku; vardiyalı çalışanlar, uzun süre zihinsel iş yapanlar veya geçici olarak uykusuz kalmış kişiler açısından yararlı olabilir. Ancak gündüz uykusu düzenli gece uykusunun yerine geçmez.</p>

<p>Ruh halini etkileyebilir mi?</p>

<p>Yorgunluk yalnızca bedeni değil, ruh halini de etkiler. Uykulu olduğumuzda tahammülsüzlük, isteksizlik ve zihinsel tükenmişlik hissi artabilir.</p>

<p>Kısa bir dinlenme veya uyku sonrasında bazı kişiler kendilerini daha enerjik ve daha iyi hissedebilir. Araştırmalarda gündüz uykusu sonrasında ruh hali ve öznel yorgunlukta iyileşme bildiren sonuçlar bulunuyor.</p>

<p>En iyi gündüz uykusu süresi ne kadar?</p>

<p>Tek bir süre herkes için mükemmel değil. Yine de sağlıklı yetişkinlerin günlük yaşamı açısından 20–30 dakika civarındaki kısa uykular sık önerilen aralıktır.</p>

<p>Bu süre, kişinin hafif uyku evrelerinden yararlanmasına izin verirken derin uyku sırasında uyandırılma olasılığını azaltır.</p>

<p>10–20 dakikalık çok kısa uykular bile bazı kişilerde uyanıklığı artırabilir.</p>

<p>Uyku uzadıkça daha derin uyku evrelerine geçme ihtimali yükselir. Derin uyku sırasında uyanmak, kısa süreli şaşkınlık, ağırlık ve performans düşüşüyle seyreden “uyku ataleti” adı verilen durumu daha belirgin hale getirebilir.</p>

<p>Neden uyandıktan sonra daha kötü hissedebilirsiniz?</p>

<p>Bir saat uyuyup kalktıktan sonra kendinizi 20 dakikalık uykudan daha yorgun hissetmeniz mümkündür.</p>

<p>Bunun nedenlerinden biri, uyku sırasında daha derin evrelere geçilmiş olmasıdır. Derin uykudan ani uyanışın ardından beyin hemen tam uyanıklık düzeyine ulaşamayabilir.</p>

<p>Bu geçici dönemde konsantrasyon, tepki süresi ve karar verme becerileri etkilenebilir.</p>

<p>Araç kullanmak, makine çalıştırmak veya hızlı karar vermek gereken bir işe dönülecekse uyandıktan hemen sonra harekete geçmemek daha güvenli olabilir.</p>

<p>Öğle uykusu için en uygun saat hangisi?</p>

<p>Çoğu insanın biyolojik ritminde öğleden sonra erken saatlerde doğal bir uyanıklık düşüşü yaşanır. Bu nedenle yaklaşık öğle sonrası ile öğleden sonranın ilk saatleri gündüz uykusu için daha uygun olabilir.</p>

<p>Akşam saatlerine yaklaşıldıkça yapılan uyku, gece için biriken uyku ihtiyacını azaltabilir.</p>

<p>Özellikle gece uykuya dalmakta zorlanan kişilerde geç saatlerde yapılan gündüz uykusu sorunu daha belirgin hale getirebilir.</p>

<p>Gündüz uykusu gece uykusunun yerini tutmaz</p>

<p>Kısa bir gündüz uykusunun kendinizi daha iyi hissettirmesi, geceleri daha az uyuyabileceğiniz anlamına gelmez.</p>

<p>Yetişkinlerin büyük bölümünün düzenli olarak gece yeterli süre uyuması gerekir. Gündüz yapılan kısa uyku, kaybedilmiş gece uykusunun bütün biyolojik etkilerini ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Sürekli uykusuz kalıp bunu her gün öğleden sonra uyuyarak telafi etmeye çalışmak sağlıklı bir uyku düzeninin alternatifi değildir.</p>

<p>Her gün gündüz uyumak zararlı mı?</p>

<p>Bu sorunun yanıtı gündüz uykusunun süresine ve nedenine bağlıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kısa ve erken saatlerde yapılan bir uyku sağlıklı kişilerde genellikle sorun oluşturmaz. Buna karşılık uzun süreli ve alışkanlık haline gelmiş gündüz uykuları konusunda bilimsel veriler daha karmaşıktır.</p>

<p>2024 yılında yayımlanan ve 44 kohort çalışmasından yaklaşık 1,86 milyon kişiyi değerlendiren bir sistematik derleme ve meta-analiz, 30 dakika veya daha uzun süreli alışılmış gündüz uykusunun bazı olumsuz sağlık sonuçlarıyla ilişkili olduğunu bildirdi.</p>

<p>Bu tür çalışmalar neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz. Uzun süre uyuyan kişilerde uyku apnesi, kronik hastalıklar, gece uykusunun kalitesiz olması veya başka sağlık sorunları daha yaygın olabilir. Dolayısıyla “uzun gündüz uykusu hastalık yapar” şeklinde kesin bir çıkarım doğru değildir.</p>

<p>Kalp sağlığı konusunda neden temkinli olmak gerekiyor?</p>

<p>Bazı eski çalışmalar gündüz uykusunun kan basıncı ve stres yanıtı üzerinde olumlu etkiler gösterebileceğini düşündürmüştü.</p>

<p>Daha büyük gözlemsel çalışmalar ve meta-analizler ise özellikle uzun süreli gündüz uykusu ile kardiyovasküler hastalık ve ölüm riski arasında ilişki bildirdi.</p>

<p>Buradaki kritik ayrım nedenselliktir. Bu çalışmalar, gündüz uykusunun kalp hastalığına doğrudan yol açtığını göstermiyor. Uzun uyuma ihtiyacı kişinin genel sağlık durumunun veya yetersiz gece uykusunun bir göstergesi de olabilir.</p>

<p>Kimler gündüz uykusuna daha dikkatli yaklaşmalı?</p>

<p>Gece uykuya dalmakta veya uykuyu sürdürmekte zorlanan kişiler gündüz uykusunun süresini ve saatini özellikle gözden geçirmeli.</p>

<p>İnsomni yaşayan kişilerde uzun veya geç saatlerde yapılan uyku, gece için gereken uyku baskısını azaltarak sorunu ağırlaştırabilir.</p>

<p>Sabah yeterince uyumuş olmasına rağmen gün içinde kontrol edilemeyecek düzeyde uyku ihtiyacı yaşayan kişilerde ise yalnızca daha fazla kestirmek yerine nedenin araştırılması önemlidir.</p>

<p>Uyku apnesi, bazı ilaçlar, vardiyalı çalışma, yetersiz gece uykusu ve çeşitli sağlık sorunları gündüz aşırı uykululuğuyla ilişkili olabilir.</p>

<p>Daha verimli bir gündüz uykusu için ne yapılabilir?</p>

<p>Uykuyu yaklaşık 20–30 dakika ile sınırlamak çoğu yetişkin için pratik bir başlangıçtır.</p>

<p>Mümkünse öğleden sonranın erken saatleri tercih edilebilir.</p>

<p>Sessiz, karanlık ve çok sıcak olmayan bir ortam uykuya geçişi kolaylaştırabilir.</p>

<p>Uyandıktan hemen sonra yoğun dikkat gerektiren bir işe başlamadan önce kendinize birkaç dakika ayırmak yararlı olabilir.</p>

<p>Gece uykuya dalmanız zorlaşıyorsa gündüz uykusunu daha erken saate çekmek, kısaltmak veya bir süre bırakmak gerekebilir.</p>

<p>Gündüz uykusuna duyulan ihtiyaç aniden arttıysa ne yapılmalı?</p>

<p>Eskiden gün içinde uyuma ihtiyacınız yokken son dönemde sürekli uyuklamaya başladıysanız bunu yalnızca yoğunluğa bağlamamak gerekir.</p>

<p>Özellikle yeterli süre uyumanıza rağmen gündüz belirgin uykululuk devam ediyorsa, sabah dinlenmeden kalkıyorsanız, yüksek sesle horlama veya uykuda nefes kesilmesi tarif ediliyorsa sağlık profesyoneli değerlendirmesi uygun olabilir.</p>

<p>Gündüz uykusunun en yararlı tarafı, kısa ve doğru zamanda yapıldığında geçici bir zihinsel yenilenme sağlamasıdır. Daha uzun uyumak ise her zaman daha fazla fayda anlamına gelmez.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel sağlık bilgisi amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel tıbbi değerlendirme yerine geçmez. Sürekli gündüz uykululuğu, uyku bozukluğu veya dinlenememe şikâyetiniz varsa sağlık profesyoneline başvurun.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>WebMD — Health Benefits of Napping</p>

<p>Mayo Clinic — Napping: Do's and Don'ts for Healthy Adults</p>

<p>Centers for Disease Control and Prevention — About Sleep</p>

<p>National Institute for Occupational Safety and Health — Napping, an Important Fatigue Countermeasure</p>

<p>Sleep Medicine Reviews — Systematic Review and Meta-Analyses on the Effects of Afternoon Napping on Cognition</p>

<p>International Journal of Behavioral Medicine — To Nap or Not? Evidence From a Meta-Analysis of Cohort Studies of Habitual Daytime Napping and Health Outcomes</p>

<p>PLOS ONE — Association Between Self-Reported Napping and Risk of Cardiovascular Disease and All-Cause Mortality </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/20-dakikalik-gunduz-uykusu-vucudunuzda-neleri-degistirebilir</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 22:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0410.jpeg" type="image/jpeg" length="49000"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Ömer Çelik, Mehmet Akif Ersoy Hastanesi Başhekimliğine Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-omer-celik-mehmet-akif-ersoy-hastanesi-bashekimligine-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-omer-celik-mehmet-akif-ersoy-hastanesi-bashekimligine-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Çelik, Sağlık Bakanlığı tarafından İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliğine atandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Prof. Dr. Ömer Çelik, Mehmet Akif Ersoy Hastanesi Başhekimliğine Atandı</p>

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Çelik, Sağlık Bakanlığı tarafından İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliğine atandı.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi bünyesinde akademik görevini sürdüren Prof. Dr. Ömer Çelik’in İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Kardiyoloji Anabilim Dalında görev yaptığı açıklandı.</p>

<p>Prof. Dr. Ömer Çelik Kimdir?</p>

<p>Prof. Dr. Ömer Çelik, kardiyoloji alanında çalışmalarını sürdüren akademisyen ve hekimdir.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hamidiye Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı akademik kadrosunda yer alan Çelik, aynı zamanda İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Kardiyoloji Eğitim Görevlisi olarak görev yaptı.</p>

<p>Akademik kariyeri boyunca kardiyoloji alanında çok sayıda bilimsel çalışma gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Çelik, uzmanlık öğrencilerinin tez çalışmalarında da danışmanlık yaptı. Çalışmaları arasında koroner arter hastalıkları, kalp yetersizliği, kardiyak görüntüleme, aort hastalıkları ve girişimsel kardiyolojiyle ilişkili konular bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Ömer Çelik, Türk Kardiyoloji Derneği ve European Society of Cardiology üyeliklerine de sahip.</p>

<p>Çelik, yeni dönemde İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin başhekimi olarak görev yapacak.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-omer-celik-mehmet-akif-ersoy-hastanesi-bashekimligine-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 21:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0409.jpeg" type="image/jpeg" length="75235"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="92152"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="56314"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="21451"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="88088"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="42759"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="51980"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
