<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 07 Sep 2026 01:55:51 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Besni Devlet Hastanesi’nin Acı Günü: Genç Hemşire Muhammet Mustafa Özkan Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besni-devlet-hastanesinin-aci-gunu-genc-hemsire-muhammet-mustafa-ozkan-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besni-devlet-hastanesinin-aci-gunu-genc-hemsire-muhammet-mustafa-ozkan-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Besni Devlet Hastanesi’nde görev yapan 28 yaşındaki hemşire Muhammet Mustafa Özkan, Ankara’da sürdürdüğü kanser tedavisi sırasında hayatını kaybetti. Genç sağlık çalışanının vefatı ailesini, yakınlarını ve mesai arkadaşlarını yasa boğdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Besni Devlet Hastanesi’nde hemşire olarak görev yapan 28 yaşındaki Muhammet Mustafa Özkan hayatını kaybetti.</p>

<p>Bir süredir kanserle mücadele eden ve tedavisi Ankara’da devam eden Özkan’ın vefatı, ailesi ve yakınlarının yanı sıra birlikte görev yaptığı sağlık çalışanlarını da derin üzüntüye boğdu.</p>

<p>BESNİ DEVLET HASTANESİ’NDE BÜYÜK ÜZÜNTÜ</p>

<p>Genç yaşta yaşamını yitiren Muhammet Mustafa Özkan’ın vefatının ardından Besni Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Ali Helli de bir başsağlığı mesajı yayımladı.</p>

<p>Helli, çalışma arkadaşları Muhammet Mustafa Özkan’ın hayatını kaybetmesinden duyduğu üzüntüyü ifade ederek ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dileklerini iletti.</p>

<p>SON YOLCULUĞUNA ŞAMBAYAT’TA UĞURLANACAK</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Muhammet Mustafa Özkan’ın cenazesi, 7 Eylül 2026 Pazartesi günü öğle namazının ardından Şambayat Ulu Camii’nde kılınacak cenaze namazı sonrası Şambayat Büyük Mezarlığı’nda toprağa verilecek.</p>

<p>Taziyelerin ise Şambayat Merinos Taziye Evi’nde kabul edileceği bildirildi.</p>

<p>SAĞLIK CAMİASININ ACI KAYBI</p>

<p>Henüz 28 yaşında olan Özkan’ın vefatı, görev yaptığı hastanede ve çevresinde büyük üzüntüye neden oldu. Genç hemşirenin mesai arkadaşları ve sevenleri acı haberin ardından taziye dileklerini paylaştı.</p>

<p>Muhammet Mustafa Özkan’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve sağlık camiasına başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besni-devlet-hastanesinin-aci-gunu-genc-hemsire-muhammet-mustafa-ozkan-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9935.jpeg" type="image/jpeg" length="85235"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Egzama İçin Krem Nasıl Seçilir? Hangi İçerikler Tercih Edilmeli?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/egzama-icin-krem-nasil-secilir-hangi-icerikler-tercih-edilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/egzama-icin-krem-nasil-secilir-hangi-icerikler-tercih-edilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Egzamada doğru nemlendirici seçimi, cilt bariyerini destekleyip kuruluk ve kaşıntıyı azaltmaya yardımcı olabilir. Parfümsüz, kısa içerik listeli krem ve merhemler genellikle daha iyi tolere edilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Egzamalı ciltte nemlendirici seçerken yalnızca ürünün üzerinde “egzama için” yazmasına bakmak yeterli değil. Ürünün kıvamı, içerdiği nem tutucu ve bariyer destekleyici maddeler ile parfüm ve tahriş edici içeriklerden uzak olması daha önemli olabilir.</p>

<p>Atopik dermatit olarak da bilinen en yaygın egzama türünde cilt bariyeri yeterince güçlü çalışmaz. Cilt daha kolay su kaybeder; kuruluk, kaşıntı, çatlama ve hassasiyet gelişebilir. Düzenli nemlendirme bu nedenle tedavinin ve günlük bakımın temel parçalarından biridir.</p>

<p>Krem, losyon ve merhem arasındaki fark ne?</p>

<p>Nemlendirici ürünlerin yapısı birbirinden farklıdır. Losyonlar daha hafif ve kolay yayılır ancak genellikle daha fazla su içerdiğinden ciltteki etkileri daha kısa sürebilir.</p>

<p>Kremler losyonlara göre daha yoğun yapıdadır ve yağ oranları daha yüksektir. Günlük kullanım açısından birçok kişi için konforlu bir denge sağlayabilir.</p>

<p>Merhemler ise su kaybını azaltmada genellikle en güçlü seçenekler arasındadır. Yağlı his bırakabilmeleri nedeniyle herkes tarafından tercih edilmese de özellikle çok kuru ve çatlamaya eğilimli bölgelerde yararlı olabilir.</p>

<p>Egzama kremlerinde hangi içeriklere bakılmalı?</p>

<p>Egzamalı cilt için nemlendirici seçerken ürünün tamamı değerlendirilmelidir. Tek bir bileşenin bulunması ürünün herkes için uygun olduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte nem tutan, cilt bariyerini destekleyen ve su kaybını azaltan bazı içerikler egzamalı cilt bakımında öne çıkar.</p>

<p>Aşağıdaki tablo ürün etiketlerini daha hızlı değerlendirmeye yardımcı olabilir:</p>

<p>| Kategori | İçerik | Ne işe yarar? | Kullanım notu |<br />
|---|---|---|---|<br />
| TERCİH EDİLEBİLİR | Seramidler | Cilt bariyerinin doğal yağ yapısını desteklemeye yardımcı olur | Kuru ve bariyeri zayıflamış ciltler için uygun seçeneklerden biri olabilir |<br />
| TERCİH EDİLEBİLİR | Gliserin | Suyu cildin üst tabakalarında tutmaya yardımcı olur | Nemlendiricilerde yaygın kullanılır ve genellikle iyi tolere edilir |<br />
| TERCİH EDİLEBİLİR | Petrolatum | Cilt yüzeyinde koruyucu tabaka oluşturarak su kaybını azaltır | Özellikle çok kuru ve çatlamaya eğilimli ciltlerde yararlı olabilir |<br />
| TERCİH EDİLEBİLİR | Mineral yağ | Cilt yüzeyinden su kaybının azaltılmasına yardımcı olur | Oklüzif özellik taşıyan nemlendirici bileşenlerden biridir |<br />
| TERCİH EDİLEBİLİR | Dimetikon | Cilt yüzeyinde koruyucu bariyer oluşturmaya yardımcı olur | Nem kaybını azaltmayı amaçlayan ürünlerde kullanılabilir |<br />
| TERCİH EDİLEBİLİR | Hyalüronik asit | Cildin su tutmasına yardımcı olur | Nem desteği sağlayabilir ancak tek başına bariyer bakımının yerini tutmaz |<br />
| DİKKATLİ KULLANILMALI | Üre | Nem tutmaya ve kuru, kalınlaşmış cildin yumuşamasına yardımcı olabilir | Çatlak, iltihaplı veya çok hassas ciltte yanma ve batmaya neden olabilir |<br />
| DİKKATLİ KULLANILMALI | Lanolin | Yumuşatıcı ve su kaybını azaltıcı özellik gösterebilir | Bazı hassas kişilerde kontakt alerji gelişebilir |<br />
| DİKKATLİ KULLANILMALI | Bitkisel özler | Ürüne farklı bakım özellikleri kazandırmak amacıyla eklenebilir | “Doğal” olması egzamalı ciltte mutlaka güvenli olduğu anlamına gelmez |<br />
| DİKKATLİ KULLANILMALI | Bazı bitkisel yağlar | Cildi yumuşatabilir ve ürünün yağ fazına katkı sağlayabilir | Yağın türüne ve kişinin hassasiyetine göre tolerans değişebilir |<br />
| KAÇINILABİLİR | Parfüm ve koku vericiler | Ürüne koku kazandırır | Egzamalı ve hassas ciltte irritasyon veya kontakt alerji riskini artırabilir; parfümsüz ürünler genellikle daha uygun bir seçimdir |<br />
| KAÇINILABİLİR | Uçucu yağlar | Genellikle koku veya bitkisel özellik amacıyla eklenir | Bazıları hassas ciltte tahriş veya alerjik kontakt dermatite yol açabilir |<br />
| KAÇINILABİLİR | Sodyum lauril sülfat | Temizleyici ve köpürtücü yüzey aktif maddedir | Hassas ciltte bariyeri bozabilir ve irritasyonu artırabilir |</p>

<p>“Tercih edilebilir” ifadesi bu maddelerin her kişide sorunsuz olacağı anlamına gelmez. Aynı şekilde “kaçınılabilir” kategorisi mutlak bir yasak olarak değerlendirilmemelidir. Egzama kişiden kişiye değişir ve ürünün bütün formülü, konsantrasyonu ve kişinin hassasiyeti sonucu etkiler.</p>

<p>Seramid neden öne çıkıyor?</p>

<p>Seramidler cilt bariyerinin doğal yapısında bulunan yağ molekülleridir. Seramid içeren nemlendiriciler, özellikle bariyer bütünlüğü bozulmuş kuru ve egzamalı ciltlerde günlük bakımın bir parçası olarak tercih edilebilir.</p>

<p>Ancak tek bir bileşenin tüm egzama hastalarında aynı sonucu sağlaması beklenmemeli. Kişinin cilt hassasiyeti, egzamanın bulunduğu bölge, hastalığın şiddeti ve ürünün diğer içerikleri de toleransı etkileyebilir.</p>

<p>Parfümsüz ürünler neden tercih ediliyor?</p>

<p>Egzamalı cilt, tahriş edici veya alerjik temas reaksiyonlarına karşı daha hassas olabilir. Bu nedenle parfümsüz ürünler genellikle daha uygun bir seçenek olarak değerlendirilir.</p>

<p>Burada önemli bir etiket ayrıntısı bulunuyor: “Kokusuz” ifadesi her zaman “parfümsüz” anlamına gelmeyebilir. Bazı ürünlerde diğer kokuları maskelemek amacıyla koku verici bileşenler bulunabilir. Bu nedenle hassas cilt için ürün seçerken içerik listesini kontrol etmek yararlı olabilir.</p>

<p>Bitkisel özler ve uçucu yağlar “doğal” olmalarına rağmen hassas ciltte her zaman daha güvenli değildir. Bazı kişilerde irritasyon veya alerjik kontakt dermatite yol açabilirler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lanolin de bazı kişiler tarafından iyi tolere edilse de hassas bireylerde alerjen haline gelebilir.</p>

<p>Zeytinyağı egzamalı cilde sürülmeli mi?</p>

<p>Mutfakta sağlıklı bir yağ olarak bilinen zeytinyağının doğrudan cilde uygulanması aynı faydayı sağlayacağı anlamına gelmez. Zeytinyağının önemli bileşenlerinden oleik asidin cilt bariyeri üzerinde istenmeyen etkiler oluşturabileceğini düşündüren çalışmalar bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle egzama bakımında mutfakta kullanılan yağları rastgele cilde sürmek yerine hassas veya egzamalı cilt için formüle edilmiş, içeriği daha öngörülebilir ürünlerin kullanılması daha uygun olabilir.</p>

<p>Nemlendirici ne zaman sürülmeli?</p>

<p>Nemlendiriciyi banyo veya duş sonrasında, cilt henüz hafif nemliyken uygulamak suyun ciltte tutulmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Çok sıcak ve uzun duşlar ciltteki kuruluğu artırabileceğinden ılık su tercih edilebilir. Temizlik sonrasında cildi sert biçimde ovalamak yerine nazikçe kurulamak da hassas cilt açısından daha uygun bir yaklaşımdır.</p>

<p>Nemlendiricinin düzenli kullanılması yalnızca egzama alevlendiğinde değil, belirtilerin daha sakin olduğu dönemlerde de cilt bariyerinin desteklenmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Egzama kremi ile ilaçlı krem aynı şey değil</p>

<p>Reçetesiz kullanılan nemlendiriciler egzama bakımının önemli bir bölümünü oluştursa da aktif inflamasyonu her zaman tek başına kontrol edemez.</p>

<p>Orta veya şiddetli alevlenmelerde topikal kortikosteroidler, topikal kalsinörin inhibitörleri veya başka reçeteli topikal tedaviler gerekebilir. American Academy of Dermatology yetişkin atopik dermatit rehberlerinde nemlendiricilerin yanı sıra farklı topikal antiinflamatuvar tedavilere yer veriyor.</p>

<p>Bu nedenle nemlendirici ile tedavi amacıyla kullanılan ilaçlı kremleri birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>

<p>Özellikle kortizon içeren kremlerin gücü, uygulanacağı vücut bölgesi, kişinin yaşı ve kullanım süresi önemlidir. Bu ürünler gelişigüzel kullanılmamalı; özellikle çocuklarda, yüzde, göz çevresinde ve hassas bölgelerde tedavi sağlık profesyonelinin önerisine göre planlanmalıdır.</p>

<p>Ne zaman dermatoloğa başvurulmalı?</p>

<p>Düzenli nemlendirmeye rağmen egzama kontrol altına alınamıyorsa, sık tekrarlıyorsa, yayılıyorsa veya uyku ve günlük yaşamı belirgin biçimde etkiliyorsa dermatoloji değerlendirmesi gerekebilir.</p>

<p>Ciltte hızla artan ağrı, belirgin sıcaklık artışı, akıntı, sarı kabuklanma veya ateş gibi enfeksiyon düşündürebilecek bulgular gelişmesi halinde tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir.</p>

<p>Egzama için tek bir “en iyi krem” yok</p>

<p>Egzamalı ciltte herkes için geçerli tek bir en iyi nemlendiriciden söz etmek mümkün değildir. Cildin kuruluk düzeyi, egzamanın bulunduğu bölge, kişinin yaşı, ürünün yapısı ve içeriklere karşı bireysel hassasiyet seçimde etkili olabilir.</p>

<p>Genel olarak parfümsüz, mümkün olduğunca sade formüllü, cilt bariyerini destekleyen ve kişinin düzenli kullanabileceği bir nemlendirici iyi bir başlangıç noktası olabilir.</p>

<p>Yeni bir ürün belirgin yanma, kızarıklık, şişme veya kaşıntıda artış yapıyorsa kullanımın yeniden değerlendirilmesi ve gerektiğinde sağlık profesyoneline danışılması uygun olur.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Cleveland Clinic Health Essentials — How To Choose the Best Eczema Cream — 2026</p>

<p>American Academy of Dermatology — Guidelines of Care for the Management of Atopic Dermatitis in Adults With Topical Therapies — 2023</p>

<p>National Institute for Health and Care Excellence — Atopic Eczema: Diagnosis and Management </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/egzama-icin-krem-nasil-secilir-hangi-icerikler-tercih-edilmeli</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 23:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9931.jpeg" type="image/jpeg" length="53828"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CEA Nedir? Yüksek Çıkması Ne Anlama Gelir ve Neden Yükselir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cea-nedir-yuksek-cikmasi-ne-anlama-gelir-ve-neden-yukselir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cea-nedir-yuksek-cikmasi-ne-anlama-gelir-ve-neden-yukselir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CEA, özellikle kolorektal kanser başta olmak üzere bazı kanserlerin tedavi ve takip sürecinde kullanılan bir tümör belirtecidir. Ancak CEA yüksekliği tek başına kanser tanısı koydurmaz; sigara kullanımı, karaciğer hastalıkları ve bazı inflamatuvar hastalıklar da değeri yükseltebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Kan tahlilinde CEA değerinin yüksek görülmesi, testin “tümör belirteci” olarak bilinmesi nedeniyle ciddi kaygıya neden olabilir. Ancak CEA sonucunun referans aralığının üzerinde olması, tek başına kişinin kanser olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>CEA özellikle kolorektal kanser tanısı konmuş kişilerde tedavinin etkisini ve tedavi sonrasında hastalığın yeniden ortaya çıkıp çıkmadığını izlemeye yardımcı olmak amacıyla kullanılabilir. Bazı başka kanserlerde de yükselebilir. Buna karşılık sigara kullanımı, karaciğer hastalıkları, inflamatuvar bağırsak hastalıkları ve bazı diğer kanser dışı durumlar CEA seviyesini artırabilir.</p>

<p>Bu nedenle CEA sonucu tek başına değil; kişinin öyküsü, muayenesi, görüntüleme sonuçları ve gerektiğinde diğer laboratuvar ve patoloji bulgularıyla birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Kısaca CEA</p>

<p>CEA, “karsinoembriyonik antijen” adı verilen ve kanda ölçülebilen bir tümör belirtecidir.</p>

<p>En yaygın kullanım alanlarından biri kolorektal kanser tedavisinin ve tedavi sonrası takibin desteklenmesidir.</p>

<p>CEA yüksekliği kanser nedeniyle ortaya çıkabilir, ancak kanser dışı nedenlerle de yükselebilir. Normal bir CEA sonucu da tek başına kanser bulunmadığını kanıtlamaz.</p>

<p>CEA nedir?</p>

<p>CEA, karsinoembriyonik antijenin kısaltmasıdır. Anne karnındaki gelişim sırasında daha yüksek miktarlarda bulunan bu protein doğumdan sonra belirgin biçimde azalır ve sağlıklı yetişkinlerin kanında genellikle düşük düzeylerde bulunur.</p>

<p>Bazı kanser hücreleri daha fazla CEA üretebildiğinden kandaki CEA düzeyi tümör belirteci olarak kullanılabilir.</p>

<p>Ancak CEA yalnızca kanser hücrelerine özgü değildir. Bu özellik, testin neden tek başına kanser tanısı koymak için kullanılamadığını açıklayan temel noktalardan biridir.</p>

<p>CEA neyi gösterir?</p>

<p>CEA özellikle daha önce CEA üreten bir kanser tanısı almış kişilerde hastalığın zaman içindeki seyri hakkında yardımcı bilgi sağlayabilir.</p>

<p>Tedavi öncesinde yüksek olan CEA’nın tedaviyle düşmesi, diğer klinik bulgularla birlikte değerlendirildiğinde tedavi yanıtını destekleyebilir. Tedavi sonrasında yeniden yükselmesi ise hastalığın tekrarlaması açısından araştırma gerektirebilir.</p>

<p>CEA’nın en bilinen kullanım alanı kolorektal kanserdir. Bunun yanında bazı akciğer, pankreas, mide, meme, yumurtalık ve medüller tiroid kanserlerinde de yükselebilir.</p>

<p>CEA testi neden istenir?</p>

<p>Hekim CEA testini şu amaçlarla isteyebilir:</p>

<ul>
 <li>Kolorektal kanser tanısı bulunan kişilerde tedavinin etkisini izlemek</li>
 <li>Tedavi öncesindeki CEA düzeyini belirlemek</li>
 <li>Tedavi sırasında CEA’nın zaman içindeki değişimini takip etmek</li>
 <li>Kolorektal kanser tedavisi sonrasında olası nüksü değerlendirmeye yardımcı olmak</li>
 <li>CEA üretebilen bazı diğer kanserlerin takip sürecine ek bilgi sağlamak</li>
 <li>Klinik değerlendirme ve diğer incelemelerle birlikte hastalığın seyri hakkında bilgi edinmek</li>
</ul>

<p>CEA’nın hangi sıklıkta ölçüleceği ve hangi hastalarda kullanılacağı kişiye ve kanser türüne göre değişir.</p>

<p>CEA normal değeri nedir?</p>

<p>CEA için referans aralığı kullanılan laboratuvar yöntemine göre değişebilir.</p>

<p>Yaygın kullanılan referanslardan birinde sigara içmeyen yetişkinler için yaklaşık 0-2,5 ng/mL aralığı verilir. Sigara kullananlarda ise CEA doğal olarak biraz daha yüksek olabilir ve bazı laboratuvarlarda 5 ng/mL’ye kadar değerler referans sınırları içinde değerlendirilebilir.</p>

<p>Ancak internette görülen bu rakamlar kişinin kendi laboratuvarının referans aralığının yerine geçmez.</p>

<p>Ayrıca CEA’nın laboratuvar referans üst sınırının aşılması ile “kanser sınırı” aynı kavram değildir.</p>

<p>CEA sonucu nasıl yorumlanır ve e-Nabız raporu nasıl okunur?</p>

<p>e-Nabız veya laboratuvar sonucunda CEA’nın yanında H işareti görülmesi, sonucun o laboratuvarın referans üst sınırının üzerinde olduğu anlamına gelir.</p>

<p>H işareti “kanser pozitif” anlamına gelmez.</p>

<p>CEA yorumlanırken kişinin sigara kullanıp kullanmadığı özellikle önemlidir. Sigara CEA düzeyinin kanser bulunmadan da yükselmesine yol açabilir.</p>

<p>Sonuç değerlendirilirken önceki CEA değerleri de önem taşır. Kanser takibinde tek bir ölçümden çok, uygun klinik koşullarda zaman içindeki eğilim daha anlamlı olabilir.</p>

<p>CEA yüksekliği neden olur?</p>

<p>CEA yüksekliğinin nedenleri iki ana grupta düşünülebilir: kanserle ilişkili nedenler ve kanser dışı nedenler.</p>

<p>CEA şu kanserlerde yükselebilir:</p>

<ul>
 <li>Kolon ve rektum kanserleri</li>
 <li>Akciğer kanseri</li>
 <li>Pankreas kanseri</li>
 <li>Mide kanseri</li>
 <li>Meme kanseri</li>
 <li>Yumurtalık kanseri</li>
 <li>Medüller tiroid kanseri</li>
 <li>Bazı diğer gastrointestinal ve ürogenital kanserler</li>
</ul>

<p>Ancak kanser dışında da CEA yüksekliği görülebilir.</p>

<p>Bunlar arasında:</p>

<ul>
 <li>Sigara kullanımı</li>
 <li>Karaciğer sirozu ve diğer bazı karaciğer hastalıkları</li>
 <li>Safra kesesi ve safra yollarına ilişkin bazı hastalıklar</li>
 <li>Crohn hastalığı</li>
 <li>Ülseratif kolit</li>
 <li>Divertikülit</li>
 <li>Kronik obstrüktif akciğer hastalığı</li>
 <li>Bazı inflamatuvar ve otoimmün hastalıklar</li>
 <li>Bazı mide hastalıkları</li>
</ul>

<p>yer alabilir.</p>

<p>Dolayısıyla yalnızca CEA yüksekliğine bakılarak nedenin kanser olduğu söylenemez.</p>

<p>CEA yüksekliği her zaman kanser mi?</p>

<p>Hayır. CEA yüksekliği her zaman kanser anlamına gelmez.</p>

<p>Özellikle sigara kullanan kişilerde CEA kanser olmadan da yüksek bulunabilir. Karaciğer hastalıkları, inflamatuvar bağırsak hastalıkları ve başka iyi huylu durumlar da değeri artırabilir.</p>

<p>Tersi de doğrudur: Bir kişide kanser bulunmasına rağmen CEA normal olabilir.</p>

<p>Bu nedenle yüksek CEA kanseri kesinleştirmez, normal CEA da kanseri kesin olarak dışlamaz.</p>

<p>CEA hangi kanserlerde yükselir?</p>

<p>CEA en güçlü biçimde kolorektal kanserle ilişkilendirilir ve bu kanserde takip amacıyla yaygın olarak kullanılır.</p>

<p>CEA artışı ayrıca bazı:</p>

<ul>
 <li>Akciğer</li>
 <li>Pankreas</li>
 <li>Mide</li>
 <li>Meme</li>
 <li>Yumurtalık</li>
 <li>Tiroid</li>
</ul>

<p>kanserlerinde görülebilir.</p>

<p>Ancak CEA’nın hangi organdan kaynaklandığını tek başına söyleme kapasitesi yoktur.</p>

<p>Örneğin yüksek CEA sonucuna bakılarak “kanser kolonda” veya “kanser akciğerde” şeklinde bir sonuca varılamaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CEA kolon kanserini gösterir mi?</p>

<p>CEA kolon ve rektum kanserlerinde yükselebilir, ancak tek başına kolorektal kanser tanısı koydurmaz.</p>

<p>CEA’nın yanlış pozitif ve yanlış negatif sonuç verebilmesi nedeniyle kolorektal kanserin genel toplum taramasında tek başına kullanılabilecek bir test olmadığı kabul edilir.</p>

<p>Kolorektal kanser taramasında kişinin yaşına ve risk durumuna göre dışkı testleri, kolonoskopi ve diğer kabul edilmiş tarama yöntemleri kullanılır.</p>

<p>CEA daha çok tanısı konmuş uygun hastalarda takip amacıyla değer taşır.</p>

<p>CEA kanser tarama testi midir?</p>

<p>CEA genel toplumda kanser taraması için uygun bir test değildir.</p>

<p>Bunun iki temel nedeni vardır:</p>

<p>Kanser bulunmayan kişilerde CEA yüksek çıkabilir.</p>

<p>Kanser bulunan bazı kişilerde ise CEA normal kalabilir.</p>

<p>Bu özellikler testin sağlıklı kişilere uygulanarak “vücutta kanser var mı?” sorusunun cevabını güvenilir şekilde vermesine engel olur.</p>

<p>Tümör belirteci olması, CEA’nın genel bir “kanser testi” olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>CEA sonucu tek başına ne ifade etmez?</p>

<p>Tek bir CEA sonucu:</p>

<ul>
 <li>Kanser tanısı koydurmaz</li>
 <li>Kolon kanserini kesinleştirmez</li>
 <li>Kanserin hangi organda olduğunu göstermez</li>
 <li>Kanserin evresini tek başına belirlemez</li>
 <li>Hastalığın yayıldığını tek başına kanıtlamaz</li>
 <li>Normal çıktığında kanseri kesin olarak dışlamaz</li>
</ul>

<p>Şüpheli durumlarda tanı; klinik değerlendirme, görüntüleme, endoskopik incelemeler ve gerektiğinde biyopsi gibi yöntemlerle konur.</p>

<p>CEA kaç olursa tehlikeli?</p>

<p>CEA için herkese uygulanabilecek tek bir “tehlikeli değer” bulunmaz.</p>

<p>Laboratuvar referans sınırının üzerinde olmak ile acil bir sağlık tehlikesi içinde olmak aynı şey değildir.</p>

<p>CEA değeri ne kadar yüksek olursa olsun tek başına kanser tanısı koydurmaz. Sonucun büyüklüğü, kişinin sigara kullanımı, bilinen hastalıkları, önceki CEA değerleri ve diğer inceleme sonuçları birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Özellikle kanser nedeniyle izlenen bir kişide zaman içinde sürekli yükselen CEA, yeniden değerlendirme gerektirebilir. Ancak bu durumda bile karar yalnızca tümör belirtecine dayanmaz.</p>

<p>Sigara CEA’yı yükseltir mi?</p>

<p>Evet. Sigara kullanımı CEA seviyesini yükseltebilir.</p>

<p>Bu nedenle sigara içenlerde referans değerleri sigara içmeyenlere göre farklı değerlendirilebilir.</p>

<p>CEA sonucu yorumlanırken kişinin sigara kullanımının bilinmesi önemlidir. Sigara nedeniyle oluşabilecek yükselme, yüksek sonucun otomatik olarak kanserle ilişkilendirilmemesi gerektiğinin örneklerinden biridir.</p>

<p>CEA düşmesi ne anlama gelir?</p>

<p>Kanser tedavisinden önce CEA yüksek olan bir hastada tedavi sırasında değerin düşmesi tedaviye yanıtla uyumlu olabilir.</p>

<p>Ancak CEA düşüklüğü veya düşüşü tek başına kanserin tamamen ortadan kalktığını kanıtlamaz.</p>

<p>Tedavi yanıtının değerlendirilmesinde görüntüleme ve diğer klinik bulgular da kullanılır.</p>

<p>CEA yeniden yükselirse ne anlama gelir?</p>

<p>Daha önce CEA yüksekliği bulunan ve kanser tedavisi tamamlanan bir kişide takip sırasında CEA’nın yeniden yükselmesi hastalığın tekrarlaması açısından değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>CEA bu nedenle özellikle kolorektal kanserin belirli takip programlarında kullanılabilir.</p>

<p>Ancak tek bir yüksek ölçümle nüks tanısı konmaz. Sonucun tekrar edilmesi, zaman içindeki eğilimin incelenmesi ve görüntüleme gibi başka değerlendirmeler gerekebilir.</p>

<p>CEA nasıl düşer?</p>

<p>CEA’yı düşürmeye yönelik genel bir ilaç, diyet veya takviye yaklaşımı yoktur.</p>

<p>Önemli olan CEA’nın neden yüksek olduğunu belirlemektir.</p>

<p>Yükseklik sigara veya kanser dışı başka bir hastalıkla ilişkiliyse nedenin yönetilmesi sonucunda değer değişebilir. Kanser nedeniyle yüksek olan CEA ise hastalığın tedavisi sırasında takip edilebilir.</p>

<p>Yalnızca laboratuvar rakamını düşürmek amacıyla kontrolsüz ilaç veya takviye kullanılması uygun değildir.</p>

<p>CEA için hangi durumlarda doktora başvurulmalıdır?</p>

<p>CEA testi referans aralığının üzerinde çıktıysa öncelikle testin hangi nedenle istendiği değerlendirilmelidir.</p>

<p>Daha önce kanser tanısı olmayan bir kişide yüksek CEA, tek başına kanser anlamına gelmez; ancak nedeni hekimin klinik değerlendirmesiyle araştırılabilir.</p>

<p>Daha önce kolorektal veya CEA ile takip edilen başka bir kanser tanısı bulunan kişilerde, seri ölçümlerde yükselme görülmesi takip eden hekim tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>Açıklanamayan kilo kaybı, dışkılama alışkanlığında kalıcı değişiklik, dışkıda kan, devam eden karın ağrısı veya başka yeni ve kalıcı yakınmalar varsa yalnızca CEA sonucuna odaklanılmamalı; belirtilerin nedeni ayrıca araştırılmalıdır.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>CEA yüksek çıktı, kanser miyim?</p>

<p>Hayır. CEA yüksekliği tek başına kanser tanısı değildir. Sigara kullanımı, karaciğer hastalıkları, inflamatuvar bağırsak hastalıkları ve başka kanser dışı durumlar da CEA’yı yükseltebilir.</p>

<p>CEA normal çıkarsa kanser olmadığı kesin midir?</p>

<p>Hayır. Bazı kanserler CEA’yı yükseltmez. Bu nedenle normal CEA sonucu tek başına kanseri dışlamak amacıyla kullanılamaz.</p>

<p>CEA testi için aç olmak gerekir mi?</p>

<p>CEA kan testi için çoğunlukla özel bir açlık hazırlığı gerekmez. Ancak beraberinde başka testler istenmişse laboratuvarın veya hekimin verdiği hazırlık talimatları uygulanmalıdır.</p>

<p>Sigara CEA sonucunu ne kadar etkiler?</p>

<p>Sigara kullanan kişilerde CEA düzeyi sigara içmeyenlere göre daha yüksek olabilir. Bu nedenle laboratuvarın referans aralığı ve kişinin sigara kullanımı sonuç yorumlanırken birlikte dikkate alınır.</p>

<p>CEA yüksekliğinde hangi doktora gidilir?</p>

<p>Bu durum testin neden istendiğine bağlıdır. Daha önce kanser tanısı bulunan kişinin öncelikle takip eden onkoloji veya ilgili branş hekimiyle görüşmesi uygundur. Yeni saptanan bir yükseklikte ise testi isteyen hekim klinik bulgulara göre gastroenteroloji, genel cerrahi, göğüs hastalıkları veya başka bir branşa yönlendirme yapabilir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>U.S. National Library of Medicine. CEA Test. MedlinePlus Medical Test, 2026.</li>
 <li>U.S. National Library of Medicine. CEA Blood Test. MedlinePlus Medical Encyclopedia.</li>
 <li>National Cancer Institute. Tumor Marker Tests in Common Use. Carcinoembryonic Antigen (CEA).</li>
 <li>National Cancer Institute. Colon Cancer Treatment (PDQ®), Health Professional Version.</li>
 <li>National Cancer Institute. NCI Dictionary of Cancer Terms: Carcinoembryonic Antigen. </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cea-nedir-yuksek-cikmasi-ne-anlama-gelir-ve-neden-yukselir</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 22:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/genel/i-m-g-7337.jpeg" type="image/jpeg" length="83169"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CA 19-9 Nedir, Kaç Olmalı? Yüksekliği Her Zaman Kanser mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ca-19-9-nedir-kac-olmali-yuksekligi-her-zaman-kanser-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ca-19-9-nedir-kac-olmali-yuksekligi-her-zaman-kanser-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CA 19-9, özellikle pankreas ve safra yolları kanserlerinin izleminde kullanılan bir tümör belirtecidir. Ancak yüksek CA 19-9 tek başına kanser tanısı koydurmaz; safra yolu tıkanıklığı ve pankreatit gibi kanser dışı durumlarda da yükselebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kan tahlili sonucunda “CA 19-9 yüksek” ifadesini görmek, doğal olarak kanser endişesine yol açabilir. Testin tümör belirteci olarak adlandırılması da bu kaygıyı artırabilir. Oysa CA 19-9’un referans aralığının üzerinde bulunması, kişinin kanser olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>CA 19-9 özellikle pankreas kanseri başta olmak üzere bazı gastrointestinal kanserlerle ilişkili olabilir. Buna karşılık pankreatit ve safra yolu tıkanıklığı gibi iyi huylu durumlarda da yükselebilir. Bazı kişiler ise genetik özellikleri nedeniyle CA 19-9’u çok az üretir veya hiç üretemez. Bu nedenle testin hem yüksek hem de normal sonuçları klinik bağlam içinde değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kısaca CA 19-9</p>

<p>CA 19-9, kanda ölçülebilen bir tümör belirtecidir. En bilinen kullanım alanlarından biri pankreas kanseri bulunan hastalarda hastalığın ve tedaviye yanıtın izlenmesidir.</p>

<p>CA 19-9’un yüksek çıkması tek başına kanser tanısı değildir. Kanser dışı hastalıklar da değeri yükseltebilir ve bazı kanser hastalarında CA 19-9 normal kalabilir.</p>

<p>Bu nedenle CA 19-9, tek başına “kanser var mı, yok mu?” sorusuna yanıt veren bir test olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<p>CA 19-9 nedir?</p>

<p>CA 19-9, “Carbohydrate Antigen 19-9” olarak adlandırılan ve kanda ölçülebilen bir tümör belirtecidir.</p>

<p>Hem normal hücreler hem de bazı kanser hücreleri CA 19-9 ile ilişkili antijeni kana bırakabilir. Bu nedenle “tümör belirteci” ifadesi, maddenin yalnızca tümör hücreleri tarafından üretildiği anlamına gelmez.</p>

<p>CA 19-9 en çok pankreas kanseriyle ilişkilendirilse de safra yolu, safra kesesi ve bazı mide-bağırsak sistemi kanserlerinde de yükselebilir.</p>

<p>CA 19-9 neyi gösterir?</p>

<p>CA 19-9 özellikle daha önce pankreas veya bazı safra yolu kanserleri tanısı konmuş kişilerde hastalığın seyri ve tedaviye yanıt hakkında yardımcı bilgi sağlayabilir.</p>

<p>Tek bir ölçümden çok, uygun hastalarda zaman içindeki değişimin değerlendirilmesi daha anlamlı olabilir. Tedavi sırasında düşmesi tedavi yanıtıyla ilişkili olabilirken yeniden yükselmesi hastalığın ilerlemesi veya tekrarlaması açısından araştırma gerektirebilir.</p>

<p>Ancak bu değişiklikler de tek başına karar vermek için yeterli değildir. Görüntüleme, klinik bulgular ve gerektiğinde patolojik değerlendirme ile birlikte ele alınır.</p>

<p>CA 19-9 testi neden istenir?</p>

<p>Hekim CA 19-9 testini klinik duruma göre şu amaçlarla isteyebilir:</p>

<ul>
 <li>Pankreas kanseri tanısı bulunan hastalarda tedavi yanıtının izlenmesine yardımcı olmak</li>
 <li>Hastalığın seyri hakkında ek bilgi edinmek</li>
 <li>Tedavi sonrasında olası nüksü değerlendirmeye yardımcı olmak</li>
 <li>Safra yolu ve bazı diğer gastrointestinal kanserlerde takip amacıyla kullanmak</li>
 <li>Pankreas veya safra yollarıyla ilgili şüpheli klinik ve görüntüleme bulgularını diğer incelemelerle birlikte değerlendirmek</li>
</ul>

<p>CA 19-9 tek başına kanser tanısı koymak amacıyla kullanılmamalıdır.</p>

<p>CA 19-9 normal değeri nedir?</p>

<p>CA 19-9 için kullanılan referans üst sınırı laboratuvar yöntemine göre değişebilir. Birçok laboratuvarda yaklaşık 35-37 U/mL civarında bir üst sınır kullanılsa da kişinin kendi laboratuvar raporunda belirtilen referans aralığı esas alınmalıdır.</p>

<p>Referans aralığının üzerinde sonuç almak ile kanser tanısı almak aynı şey değildir.</p>

<p>Ayrıca laboratuvarın “normal” sınırı ile kanser tanısı koyduran bir eşik birbirinden farklı kavramlardır. CA 19-9 için herkese uygulanabilecek ve aşıldığında “kesin kanser” anlamına gelen bir değer yoktur.</p>

<p>CA 19-9 sonucu nasıl yorumlanır ve e-Nabız raporu nasıl okunur?</p>

<p>e-Nabız veya laboratuvar raporunda CA 19-9 sonucunun yanında H işareti görülmesi, değerin o laboratuvarın referans üst sınırından yüksek olduğunu gösterir.</p>

<p>Bu işaret “kanser pozitif” anlamına gelmez.</p>

<p>Sonucun yorumlanmasında değerin ne kadar yüksek olduğu kadar kişinin şikâyetleri, daha önce bilinen hastalıkları, karaciğer ve safra yolu testleri, görüntüleme sonuçları ve CA 19-9’un zaman içindeki seyri dikkate alınabilir.</p>

<p>Özellikle safra yolu tıkanıklığı gibi durumlar CA 19-9’u yükseltebildiğinden tek bir sonuç üzerinden hüküm verilmemelidir.</p>

<p>CA 19-9 yüksekliği neden olur?</p>

<p>CA 19-9 yüksekliği hem kötü huylu hem de iyi huylu durumlarda görülebilir.</p>

<p>Kanserle ilişkili olabilecek durumlar arasında pankreas, safra yolu, safra kesesi ve bazı mide-bağırsak sistemi kanserleri bulunur.</p>

<p>Kanser dışı nedenler arasında ise özellikle:</p>

<ul>
 <li>Safra yolu tıkanıklığı</li>
 <li>Pankreatit</li>
 <li>Bazı karaciğer ve safra yolu hastalıkları</li>
 <li>Safra yollarındaki inflamatuvar durumlar</li>
</ul>

<p>yer alabilir.</p>

<p>Bu nedenle yüksekliğin nedeni yalnızca CA 19-9 sonucuna bakılarak belirlenemez.</p>

<p>CA 19-9 yüksekliği her zaman kanser mi?</p>

<p>Hayır. CA 19-9 yüksekliği tek başına kanser anlamına gelmez.</p>

<p>Bu, CA 19-9 hakkında bilinmesi gereken en önemli noktalardan biridir. İyi huylu pankreas ve safra yolu hastalıkları da belirgin yükselmelere neden olabilir.</p>

<p>Tersi de mümkündür: Kanser bulunmasına rağmen CA 19-9 normal olabilir. Bazı kişiler genetik özellikleri nedeniyle CA 19-9’u yeterli miktarda üretemediği için test hastalığı yansıtmayabilir.</p>

<p>Dolayısıyla ne yüksek CA 19-9 tek başına kanseri doğrular ne de normal CA 19-9 tek başına kanseri dışlar.</p>

<p>CA 19-9 hangi kanserlerde yükselebilir?</p>

<p>CA 19-9 en çok pankreas kanseriyle ilişkilendirilir.</p>

<p>Ayrıca:</p>

<ul>
 <li>Safra yolu kanserleri</li>
 <li>Safra kesesi kanseri</li>
 <li>Bazı mide kanserleri</li>
 <li>Bazı diğer gastrointestinal kanserler</li>
</ul>

<p>ile ilişkili yükseklikler görülebilir.</p>

<p>Ancak testin bu kanserlerle ilişkili olması, yüksek çıkan her sonucun bu hastalıklardan birine işaret ettiği anlamına gelmez.</p>

<p>CA 19-9 pankreas kanserini gösterir mi?</p>

<p>CA 19-9 pankreas kanserinde yükselebilir ancak tek başına pankreas kanserini göstermez.</p>

<p>Pankreas kanseri bulunan birçok hastada CA 19-9 yüksek olabilir. Buna karşılık testin özgüllüğünün sınırlı olması ve kanser dışı pankreas-safra yolu hastalıklarında da yükselebilmesi nedeniyle tanı için tek başına yeterli değildir.</p>

<p>Pankreas kanseri şüphesinde klinik değerlendirme ve görüntüleme başta olmak üzere başka incelemeler gerekir.</p>

<p>CA 19-9 kanser tarama testi midir?</p>

<p>Genel toplumda tek başına CA 19-9 kullanılarak pankreas kanseri taraması yapılması uygun değildir.</p>

<p>Bunun temel nedenlerinden biri, CA 19-9’un erken pankreas kanserini güvenilir biçimde ayırt etmek için yeterli duyarlılık ve özgüllüğe sahip olmamasıdır.</p>

<p>Kanser bulunmayan kişilerde yüksek sonuç görülebileceği gibi pankreas kanseri bulunan bazı kişilerde de test normal kalabilir.</p>

<p>Bu nedenle herhangi bir şikâyeti olmayan kişinin yalnızca “kanser taraması yaptırmak” amacıyla CA 19-9 sonucunu tek başına yorumlaması doğru değildir.</p>

<p>CA 19-9 sonucu tek başına ne ifade etmez?</p>

<p>CA 19-9 sonucu tek başına:</p>

<ul>
 <li>Pankreas kanseri tanısı koydurmaz</li>
 <li>Safra yolu kanseri tanısı koydurmaz</li>
 <li>Kanserin bulunduğu organı kesin olarak göstermez</li>
 <li>Kanserin evresini tek başına belirlemez</li>
 <li>Normal olduğunda kanseri kesin olarak dışlamaz</li>
</ul>

<p>Bir tümör belirteci sonucu, hastanın öyküsü ve muayenesinin yanı sıra görüntüleme ve gerektiğinde biyopsi gibi diğer incelemelerle birlikte değerlendirilir.</p>

<p>CA 19-9 kaç olursa tehlikeli?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CA 19-9 için herkese uygulanabilecek tek bir “tehlikeli değer” yoktur.</p>

<p>Değer yükseldikçe klinik değerlendirme gereksinimi artabilir; ancak çok yüksek bir CA 19-9 sonucu bile tek başına kanser tanısı değildir. Özellikle safra yolu tıkanıklığı gibi kanser dışı durumlarda oldukça yüksek değerler görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle 37, 100, 500 veya 1000 U/mL gibi tek bir rakam üzerinden “kanser var” ya da “kanser yok” sonucu çıkarılmamalıdır.</p>

<p>Hekim değerin düzeyinin yanı sıra zaman içindeki değişimini, kişinin klinik durumunu, karaciğer-safra yolu testlerini ve görüntüleme bulgularını birlikte değerlendirir.</p>

<p>CA 19-9 düşmesi ne anlama gelir?</p>

<p>Kanser nedeniyle CA 19-9 takibi yapılan ve başlangıçta yüksek değeri bulunan bir hastada tedavi sırasında seviyenin düşmesi tedaviye yanıtla ilişkili olabilir.</p>

<p>Ancak CA 19-9’daki düşüş tek başına tedavinin başarılı olduğunu kanıtlamaz.</p>

<p>Benzer şekilde safra yolu tıkanıklığı gibi iyi huylu bir neden ortadan kalktığında da CA 19-9 düşebilir.</p>

<p>Bu nedenle değişimin hangi nedenle gerçekleştiği klinik bağlamda değerlendirilir.</p>

<p>CA 19-9 yükselmeye devam ederse ne anlama gelir?</p>

<p>Bilinen bir kanser nedeniyle takip edilen hastada seri ölçümlerde CA 19-9’un yükselmesi hastalığın ilerlemesi veya tekrarlaması açısından değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Fakat tek bir yükseliş üzerinden tedavinin başarısız olduğu sonucuna varılmaz. Yeni bir safra yolu tıkanıklığı veya başka bir iyi huylu durum da değeri etkileyebilir.</p>

<p>Seri sonuçların anlamı hastanın görüntüleme ve diğer klinik bulgularıyla birlikte değerlendirilir.</p>

<p>CA 19-9 nasıl düşer?</p>

<p>CA 19-9’u doğrudan düşürmek için uygulanabilecek genel bir diyet, takviye veya ev tedavisi yoktur.</p>

<p>Amaç CA 19-9 rakamını düşürmek değil, yüksekliğe neden olan durumu belirlemek ve gerekiyorsa onu tedavi etmektir.</p>

<p>Örneğin yükselmenin nedeni safra yolu tıkanıklığıysa tıkanıklığın giderilmesiyle değer değişebilir. Kanser nedeniyle yüksekse CA 19-9’un seyri uygulanan tedaviyle birlikte izlenebilir.</p>

<p>Doktor önerisi olmadan yalnızca tümör belirtecini düşürmek amacıyla ilaç veya takviye kullanılmamalıdır.</p>

<p>CA 19-9 için hangi durumlarda doktora başvurulmalıdır?</p>

<p>CA 19-9 sonucunun referans aralığının üzerinde olması, özellikle testin hangi nedenle istendiği bilinmiyorsa hekim tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>Sarılık, koyu renkli idrar, açıklanamayan kilo kaybı, sürekli veya giderek artan karın ya da sırt ağrısı gibi yakınmalar varsa yalnızca CA 19-9 sonucuna odaklanılmamalı ve klinik değerlendirme geciktirilmemelidir.</p>

<p>Daha önce pankreas, safra yolu veya başka bir kanser nedeniyle takip edilen kişilerde ise CA 19-9 sonuçları kendi takip planları çerçevesinde değerlendirilmelidir.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>CA 19-9 yüksek çıktı, kanser miyim?</p>

<p>Hayır. Yüksek CA 19-9 tek başına kanser tanısı koydurmaz. Pankreatit ve safra yolu tıkanıklığı gibi kanser dışı durumlar da değeri yükseltebilir.</p>

<p>CA 19-9 normal çıkarsa pankreas kanseri olmadığı kesin midir?</p>

<p>Hayır. Normal CA 19-9 sonucu pankreas kanserini kesin olarak dışlamaz. Bazı kanserlerde değer yükselmeyebilir ve bazı kişiler genetik özellikleri nedeniyle CA 19-9’u çok az üretir veya üretemez.</p>

<p>CA 19-9 testi aç karnına mı yapılır?</p>

<p>CA 19-9’un kendisi için çoğu durumda özel bir açlık gereksinimi bulunmaz. Ancak aynı kan örneğinde başka testler de yapılacaksa laboratuvar veya hekimin verdiği hazırlık talimatına uyulmalıdır.</p>

<p>CA 19-9 yüksekliğinde hangi doktora gidilir?</p>

<p>Testin neden istendiğine ve eşlik eden bulgulara göre gastroenteroloji, genel cerrahi veya tıbbi onkoloji değerlendirmesi gerekebilir. İlk değerlendirmeyi testi isteyen hekimle yapmak genellikle en uygun yoldur.</p>

<p>CA 19-9 tek başına kanser taraması için kullanılabilir mi?</p>

<p>Hayır. CA 19-9 genel toplumda tek başına kanser tarama testi olarak kullanılmaya uygun değildir. Test daha çok belirli kanserlerde hastalığın ve tedavi yanıtının izlenmesine yardımcı olmak amacıyla kullanılır.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>National Cancer Institute. Tumor Markers. Cancer Diagnosis and Staging.</li>
 <li>National Cancer Institute. CA 19-9. NCI Dictionary of Cancer Terms.</li>
 <li>National Cancer Institute. Pancreatic Cancer Treatment (PDQ®). Health Professional Version.</li>
 <li>National Cancer Institute. Tumor Marker Tests in Common Use.</li>
 <li>Krusen BM, Gimotty PA, Donahue G, et al. Improving a Plasma Biomarker Panel for Early Detection of Pancreatic Ductal Adenocarcinoma with ANPEP and PIGR. Clinical Cancer Research, 2026.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ca-19-9-nedir-kac-olmali-yuksekligi-her-zaman-kanser-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 22:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/genel/i-m-g-7337.jpeg" type="image/jpeg" length="15374"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk Kardiyoloji Derneği Genel Müdürlüğüne Yusuf Bilgin Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/turk-kardiyoloji-dernegi-genel-mudurlugune-yusuf-bilgin-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/turk-kardiyoloji-dernegi-genel-mudurlugune-yusuf-bilgin-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Kardiyoloji Derneği Yönetim Kurulu, Genel Müdürlük görevine Yusuf Bilgin’in atandığını duyurdu. Bilgin’in yeni görevine başladığı bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk Kardiyoloji Derneği’nde Genel Müdürlük görevine yeni atama yapıldı. Dernek Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, Yusuf Bilgin’in Türk Kardiyoloji Derneği Genel Müdürü olarak görevine başladığı duyuruldu.</p>

<p>Türk Kardiyoloji Derneği, yeni atamayı üyelerine yönelik yayımladığı açıklamayla kamuoyuna duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, Yusuf Bilgin’in kurumsal birikimiyle derneğin idari ve organizasyonel yapısının gelişimine, kurumsal işleyişin güçlendirilmesine ve kurum imajına katkı sağlamasının beklendiği belirtildi.</p>

<p>Türk Kardiyoloji Derneği Yönetim Kurulu, Bilgin’e yeni görevinde başarı dileklerini ileterek dernek açısından verimli bir çalışma dönemi temennisinde bulundu.</p>

<p>Genel Müdürlük iletişim numarasının değişmediği de açıklamada özellikle belirtildi. Mevcut iletişim numarasının Yusuf Bilgin tarafından kullanılmaya devam edeceği kaydedildi.</p>

<p>Türk Kardiyoloji Derneği, 60 yılı aşkın bilimsel ve kurumsal birikimini geleceğe taşımak amacıyla üyeleriyle iletişim ve koordinasyon çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atamalar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/turk-kardiyoloji-dernegi-genel-mudurlugune-yusuf-bilgin-atandi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 21:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9930.jpeg" type="image/jpeg" length="84769"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kan yerine damarlarına süt verdiler: 150 yıl önceki inanılmaz transfüzyon deneyleri]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kan-yerine-damarlarina-sut-verdiler-150-yil-onceki-inanilmaz-transfuzyon-deneyleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kan-yerine-damarlarina-sut-verdiler-150-yil-onceki-inanilmaz-transfuzyon-deneyleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19. yüzyılda kan nakli bugünkü kadar güvenli değildi; kan grupları henüz bilinmiyor, alınan kan hızla pıhtılaşıyor ve ağır reaksiyonlar görülebiliyordu. Çözüm arayan bazı hekimler şaşırtıcı bir yönteme başvurdu: İnek, keçi ve hatta insan sütünü doğrudan hastaların damarlarına verdiler. Bir dönem umut bağlanan “süt transfüzyonu”, ağır yan etkiler ve ölümler sonrasında tıp tarihinin terk edilmiş uygulamalarından biri oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bugün bir hastaya kan verilmeden önce kan grubu belirleniyor, uygunluk testleri yapılıyor, kan bileşenleri kontrollü koşullarda hazırlanıyor ve transfüzyon sırasında hasta yakından izleniyor.</p>

<p>Ancak yaklaşık 150 yıl önce durum tamamen farklıydı.</p>

<ol start="19">
 <li>
 <p>yüzyıl hekimleri ağır kan kaybı, doğum sonrası kanama veya ileri hastalık nedeniyle ölümün eşiğine gelen bir hastayı kurtarmaya çalışırken çok temel sorunlarla karşılaşıyordu. İnsanların kan grupları henüz bilinmiyor, alınan kan hızla pıhtılaşabiliyor ve transfüzyon sonrasında bazı hastalarda ağır, hatta ölümcül reaksiyonlar gelişebiliyordu.</p>
 </li>
</ol>

<p>Bazen kan nakli işe yarıyor, bazen hastanın durumu bir anda kötüleşiyordu. Bu sonuçların önemli nedenlerinden biri olan kan grubu uyumsuzluğunun bilimsel açıklaması ise ancak 20. yüzyılın başında ortaya konacaktı.</p>

<p>İşte bu ortamda bazı hekimler son derece sıra dışı bir soru sordu:</p>

<p><strong>Kanın yerine başka bir sıvı kullanılabilir miydi?</strong></p>

<p>Bir dönem verilen cevaplardan biri şaşırtıcıydı:</p>

<p><strong>Süt.</strong></p>

<h2>İnsanlardaki ilk belgelenmiş uygulamalar 1854'te Toronto'da yapıldı</h2>

<p>İnsan damarına inek sütü verilmesine ilişkin bilinen ilk belgelenmiş uygulamalardan bazıları, 1854 yılında Toronto'daki kolera salgını sırasında gerçekleştirildi.</p>

<p>Hekimler <strong>James Bovell ve Edwin Hodder</strong>, ağır durumdaki kolera hastalarında intravenöz süt uygulamayı denedi.</p>

<p>Bu fikir tamamen rastgele ortaya çıkmamıştı. Dönemin bazı araştırmacıları sütte bulunan yağ parçacıklarının dolaşım sisteminde değişime uğrayabileceğini ve kan hücrelerinin oluşumuna katkıda bulunabileceğini düşünüyordu.</p>

<p>Bugün yanlış olduğunu bildiğimiz bu görüş, 19. yüzyılın sınırlı hücre biyolojisi ve fizyoloji bilgisi içerisinde bazı hekimlere makul görünüyordu.</p>

<p>İlk hastalardan biri yaklaşık 40 yaşındaki <strong>Thomas Harrison</strong> adlı bir erkekti.</p>

<p>Hastaneye getirilen bir ineğin taze sütünden yaklaşık <strong>12 ons, yani 350 mililitre civarında</strong> süt damar yoluyla verildi. Süt sağılmış, süzülmüş ve vücut sıcaklığına yakın bir sıcaklıkta tutulmuştu.</p>

<p>Hastanın durumunda düzelme görüldüğü ve daha sonra hastaneden taburcu edildiği bildirildi.</p>

<p>Üç gün sonra <strong>Mary Hall</strong> adlı başka bir hastaya yaklaşık <strong>8 ons süt</strong> verildi. Bu hastanın da iyileşerek taburcu olduğu kaydedildi.</p>

<p>Ancak sonraki sonuçlar aynı derecede umut verici değildi.</p>

<p>Bovell ve Hodder'ın sonraki hafta süt transfüzyonu uyguladığı <strong>iki hasta yaşamını yitirdi</strong>. Bovell'in öğrencisi <strong>John Mackenzie'nin</strong> aynı yöntemi uyguladığı <strong>üç hasta da kısa süre sonra öldü</strong>.</p>

<p>İlk olumlu sonuçlar, böylece kısa süre içerisinde ciddi soru işaretleriyle karşı karşıya kaldı.</p>

<h2>Fikir ortadan kalkmadı, yıllar sonra yeniden denendi</h2>

<p>Bu sonuçlara rağmen süt transfüzyonu hemen terk edilmedi.</p>

<p>1873 yılında New Yorklu cerrah <strong>Joseph W. Howe</strong>, ağır tüberküloz hastalarında keçi sütünü damar yoluyla kullanmayı denedi.</p>

<p>İlk hastaya yaklaşık <strong>1,5 ons keçi sütü</strong> verildikten sonra baş dönmesi, istemsiz göz hareketleri ve göğüs ağrısı gelişti. Aynı gün daha fazla süt verilmesinin ardından belirtiler tekrarlandı. Hasta ertesi gün yaşamını yitirdi.</p>

<p>İkinci ileri tüberküloz hastasında ise süt verilirken göğüs ağrısı, şiddetli bel ağrısı ve nefes darlığı ortaya çıktı. Hasta birkaç saat sonra komaya girdi ve öldü.</p>

<p>Bugünün klinik araştırma anlayışı açısından daha da şaşırtıcı olan gelişme bundan sonra yaşandı.</p>

<p>Howe, insanlardaki sonuçlarının ardından hayvan deneyleri yaptı.</p>

<p>Ağır kan kaybına uğratılmış <strong>yedi köpeğe süt verildi ve hayvanların tamamı öldü</strong>. Aynı şekilde kan kaybettirilen ancak süt verilmeyen <strong>iki köpek ise hayatta kaldı</strong>.</p>

<p>Buna rağmen süt transfüzyonu fikri birkaç yıl daha yaşamaya devam etti.</p>

<h2>Süt transfüzyonunun en güçlü savunucularından biri T. Gaillard Thomas'tı</h2>

<p>Süt transfüzyonunun 1870'lerde yeniden gündeme gelmesinin arkasındaki önemli isimlerden biri New Yorklu hekim <strong>Theodore Gaillard Thomas</strong> oldu.</p>

<p>Thomas, 1875'te ağır uterin kanaması bulunan bir kadına inek sütü uyguladı.</p>

<p>Uygulama sırasında hasta başında son derece şiddetli bir basınç hissettiğini bildirdi. Ardından kalp hızında belirgin artış ve yüksek ateş gelişti.</p>

<p>Buna karşın hasta sonraki günlerde giderek iyileşti.</p>

<p>Thomas bu sonucu yöntemin işe yarayabileceğine dair bir işaret olarak yorumladı ve sonraki yıllarda farklı hastalara süt uygulamaya devam etti.</p>

<p>Mayıs 1878'de deneyimlerini dönemin <i>New York Medical Journal</i> dergisinde yayımladı.</p>

<p>Çalışmanın adı oldukça açıktı:</p>

<p><strong>“The Intra-venous Injection of Milk as a Substitute for the Transfusion of Blood: Illustrated by Seven Operations.”</strong></p>

<p>Türkçeye yaklaşık olarak:</p>

<p><strong>“Kan transfüzyonunun yerine sütün intravenöz enjeksiyonu: Yedi uygulamayla gösterilmiştir.”</strong></p>

<p>olarak çevrilebilecek bu çalışma, süt transfüzyonunun tıp literatüründeki en dikkat çekici belgelerinden biri haline geldi.</p>

<h2>Hekimler neden gerçekten sütün kanın yerini alabileceğini düşündü?</h2>

<p>Bugünkü bilgilerimizle süt ile kan arasındaki fark son derece açık.</p>

<p>Süt, oksijen taşıyan eritrositlere sahip değildir. Kan kaybıyla azalan kırmızı kan hücrelerinin görevini yerine getiremez ve damar içine verilmesi ciddi fizyolojik sorunlara yol açabilir.</p>

<p>Ancak 1870'lerde durum farklıydı.</p>

<p>Thomas ve bazı meslektaşları, kan naklinin önündeki en büyük sorunlardan biri olan <strong>pıhtılaşmadan</strong> kaçınmak istiyordu.</p>

<p>Ayrıca dönemin fizyoloji anlayışında sütün, bağırsakta sindirildikten sonra lenfatik sisteme geçen yağdan zengin <strong>şil</strong> sıvısına benzediği düşünülüyordu.</p>

<p>Şil kana karıştığına göre, süt de doğrudan dolaşıma verildiğinde organizma tarafından kullanılabilir düşüncesi ortaya çıktı.</p>

<p>Thomas, sütün kimyasal olarak kandan daha yetersiz olsa bile, kanın oluşumunda rol oynadığı düşünülen şile diğer sıvılardan daha yakın olduğunu savunuyordu.</p>

<p>Bugün yanlış olduğu bilinen bu biyolojik varsayım, dönemin bazı hekimlerini o kadar etkiledi ki süt transfüzyonunun geleceğin tedavisi olacağını düşünenler bile çıktı.</p>

<p>1878'de hekim <strong>J. H. Brinton</strong>, yöntemin birkaç yıl içerisinde kan transfüzyonunun yerini tamamen alabileceğini öngörüyordu.</p>

<p>Tarih bunun tam tersini gösterecekti.</p>

<h2>Ateş, kalp çarpıntısı, ağrı ve idrarda protein görüldü</h2>

<p>Süt transfüzyonları yaygınlaştıkça olumsuz sonuçlar da birikmeye başladı.</p>

<p>Hekim <strong>William Pepper'ın</strong> inek sütü verdiği iki hastada şiddetli baş ağrısı, ateş ve taşikardi gelişti. Her iki hastada da idrarda protein saptandığı bildirildi.</p>

<p>Hayvan deneylerinde yüksek miktarlarda verilen sütün akciğer damarlarında embolilere yol açabileceğine ilişkin bulgular da ortaya çıktı.</p>

<p>Artık iyimser raporların karşısında giderek büyüyen bir komplikasyon tablosu vardı.</p>

<p>1879 yılında Fransız hekimler <strong>Moutard-Martin ve Charles Richet</strong>, yaptıkları deneysel çalışmaların ardından intravenöz süt uygulamasının tehlikeli olduğu sonucuna vardı.</p>

<p>Aynı dönemde ABD'deki bazı hekimler de süt transfüzyonunun kan transfüzyonundan daha güvenli olmadığı görüşünü savunmaya başladı.</p>

<h2>İnek ve keçiden sonra insan sütünü bile denediler</h2>

<p>Hikâyenin belki de en sıra dışı bölümü 1880 yılında yaşandı.</p>

<p>Joseph Howe bu kez sorunun sütün kendisinde değil, <strong>hangi canlıdan elde edildiğinde</strong> olabileceğini düşündü.</p>

<p>İnek ve keçi sütü uygun değilse insan sütü daha güvenli olabilir miydi?</p>

<p>Sağlıklı, doğum yapmış bir kadından alınan insan sütü, ağır akciğer hastalığı bulunan başka bir kadının damarına verilmeye başlandı.</p>

<p>Planlanan miktar yaklaşık üç ons civarındaydı.</p>

<p>Ancak yaklaşık <strong>iki ons süt verildiğinde hastanın solunumu durdu</strong>.</p>

<p>Tarihsel kayıtlara göre hasta yapay solunum ve dönemin diğer müdahaleleriyle yeniden hayata döndürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Howe bundan sonra insan sütünün de inek veya keçi sütünden daha uygun olmadığı sonucuna vardı.</p>

<h2>Serumun gelişmesi süt transfüzyonunun sonunu getirdi</h2>

<p>1880'lere gelindiğinde tıp dünyasının süt transfüzyonuna ilgisi hızla azalıyordu.</p>

<p>Üstelik hekimlerin önüne çok daha mantıklı bir seçenek çıkmaya başlamıştı:</p>

<p><strong>İzotonik tuz çözeltileri.</strong></p>

<ol start="19">
 <li>
 <p>yüzyılın sonlarına doğru intravenöz salin solüsyonlarının geliştirilmesi ve yaygınlaşması, sıvı kaybının tedavisinde süt gibi tehlikeli alternatiflere duyulan ilgiyi büyük ölçüde ortadan kaldırdı.</p>
 </li>
</ol>

<p>1880'lerin ortalarına gelindiğinde intravenöz tuz çözeltileri, süt transfüzyonlarının yerini almaya başlamıştı.</p>

<p>Fakat güvenli kan transfüzyonu için başka bir büyük keşfin daha yapılması gerekiyordu.</p>

<h2>Asıl devrim 1901'de geldi</h2>

<p>Avusturyalı hekim ve bilim insanı <strong>Karl Landsteiner</strong>, farklı insanların kanlarının bir araya getirildiğinde neden bazen kümelendiğini araştırdı.</p>

<p>1901'de yayımladığı çalışmalar, insanlarda farklı kan grupları bulunduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Böylece önceki yüzyıldaki bazı transfüzyonların neden başarılı olurken bazılarının ölümcül sonuç verdiğinin temel nedenlerinden biri anlaşılmış oldu.</p>

<p>Landsteiner bu keşfi nedeniyle 1930 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü aldı.</p>

<p>Modern transfüzyon tıbbı bundan sonra hızla gelişti.</p>

<p><strong>1907'de kan gruplaması ve çapraz karşılaştırmanın transfüzyon güvenliğinde kullanılması yönünde önemli adımlar atıldı. 1910'lu yıllarda ise sodyum sitratla pıhtılaşmanın önlenmesi ve kanın saklanabilmesine yönelik gelişmeler modern transfüzyon tıbbının temelini güçlendirdi.</strong></p>

<p>Böylece kan nakli giderek daha güvenli, kontrollü ve bilimsel bir uygulamaya dönüştü.</p>

<h2>Tıbbın ilerlemesi bazen yanlış yollardan geçiyor</h2>

<p>Damardan süt verilmesi bugün son derece tehlikeli ve bilimsel olarak kabul edilemez bir uygulama.</p>

<p>Ancak süt transfüzyonu hikâyesini yalnızca geçmiş hekimlerin yaptığı “tuhaf bir hata” olarak görmek eksik olur.</p>

<ol start="19">
 <li>
 <p>yüzyıl hekimlerinin karşısında ölümcül kanamalar vardı; ancak ellerinde kan grubu bilgisi, modern antikoagülanlar, kan bankaları, steril tek kullanımlık sistemler veya günümüzün gelişmiş transfüzyon tıbbı bulunmuyordu.</p>
 </li>
</ol>

<p>Bu nedenle tıp tarihi bazen bugün şaşırtıcı görünen denemelerden geçerek ilerledi.</p>

<p>Süt transfüzyonu başarısız oldu.</p>

<p>Fakat bu başarısızlık da hekimlerin şu temel soruya cevap aradığı uzun bilimsel yolculuğun parçalarından biriydi:</p>

<p><strong>Bir insan ağır kan kaybettiğinde onu güvenli biçimde nasıl hayatta tutabiliriz?</strong></p>

<p>Yaklaşık 150 yıl sonra bu sorunun cevabı artık süt değil; kan grubu uyumu belirlenmiş, test edilmiş ve uygun koşullarda hazırlanmış kan ve kan bileşenleridir.</p>

<p><strong>Önemli not:</strong> Sütün damar yoluyla verilmesinin modern tıpta kan kaybı veya herhangi bir hastalığın tedavisinde yeri yoktur. Burada anlatılan uygulamalar yalnızca tıp tarihinin terk edilmiş ve tehlikeli deneyleri kapsamında aktarılmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kan-yerine-damarlarina-sut-verdiler-150-yil-onceki-inanilmaz-transfuzyon-deneyleri</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 21:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/tip-tarihinin-en-tuhaf-transfuzyon-deneyi-insana-aktarim-200kb.webp" type="image/jpeg" length="20421"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazetecilerden Silah Ruhsatı Harcı Çağrısı: Avukatlara Tanınacak Hak Bize de Uygulansın]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gazetecilerden-ruhsati-harci-cagrisi-avukatlara-taninacak-hak-bize-de-uygulansin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gazetecilerden-ruhsati-harci-cagrisi-avukatlara-taninacak-hak-bize-de-uygulansin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukatların silah taşıma ruhsatlarında ilk başvuruda yüzde 50 harç indirimi, yenilemelerde ise muafiyet sağlanmasına yönelik çalışma gündemdeyken gazetecilerden de çağrı geldi. Mevzuat kapsamında silah taşıma ruhsatı alma hakkına sahip basın kartı sahibi gazeteciler, yapılacak harç düzenlemesinin kendilerini de kapsamasını istiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazetecilerden Silah Ruhsatı Harçlarında Eşitlik Çağrısı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Avukatların silah taşıma ruhsatı harçlarında indirim ve muafiyetten yararlanmasına yönelik bir düzenleme üzerinde çalışıldığına ilişkin açıklamaların ardından gazeteciler de benzer bir düzenleme için çağrıda bulundu.</p>

<p>Gazetecilerin talebi yeni bir silah taşıma hakkı değil. Geçerli basın kartı sahibi gazeteciler, mevcut mevzuat kapsamında silah taşıma ruhsatı verilebilecek meslek grupları arasında bulunuyor.</p>

<p>Gazeteciler şimdi, avukatlar için gündeme gelen harç avantajının mevcut ruhsat hakkına sahip basın mensuplarına da uygulanmasını istiyor.</p>

<p>AVUKATLARA YÜZDE 50 İNDİRİM VE YENİLEMEDE MUAFİYET GÜNDEMDE</p>

<p>Avukatların silah taşıma ruhsatlarına ilişkin harç yükünün azaltılması amacıyla yeni bir düzenleme üzerinde çalışıldığı belirtiliyor.</p>

<p>Gündeme gelen düzenlemeyle avukatların ilk ruhsat başvurusunda yüzde 50 harç indirimi, ruhsat yenilemelerinde ise harç muafiyetinden yararlanmasının öngörüldüğü ifade ediliyor.</p>

<p>Bu gelişmenin ardından silah taşıma ruhsatı alma hakkı bulunan gazeteciler açısından da harçların yeniden değerlendirilmesi talebi gündeme geldi.</p>

<p>GAZETECİLER: RUHSAT HAKKIMIZ ZATEN VAR</p>

<p>Gazetecilerin çağrısında özellikle bir noktanın altı çiziliyor: İstenen yeni bir silah taşıma hakkı değil.</p>

<p>Basın kartı sahibi gazetecilere belirli şartlar altında silah taşıma ruhsatı alma hakkı zaten mevcut mevzuatla tanınıyor. Gazeteciler, avukatlara yönelik hazırlanacak düzenlemenin bu nedenle kendileri açısından da değerlendirilmesini istiyor.</p>

<p>Talep, mevcut ruhsat hakkının harç boyutunda eşitlik sağlanması üzerinde yoğunlaşıyor.</p>

<p>MESLEĞİN RİSKLERİ DE DİKKATE ALINSIN</p>

<p>Gazeteciler ayrıca mesleğin çalışma koşullarının yapılacak değerlendirmede göz önünde bulundurulmasını istiyor.</p>

<p>Özellikle suç, uyuşturucu, kaçakçılık, organize suç ve yasa dışı yapılanmalar üzerine çalışan gazeteciler yaptıkları haberler nedeniyle zaman zaman tehdit ve hedef göstermelerle karşılaşabiliyor.</p>

<p>Asayiş ve adliye muhabirleri silahlı olayları ve suç örgütlerine yönelik operasyonları sahada takip ederken; savaş ve çatışma bölgelerinde çalışan gazeteciler çok daha ağır güvenlik riskleri altında görev yapıyor.</p>

<p>Yerel gazeteciler açısından da farklı bir risk söz konusu. Gazeteci, hakkında haber yaptığı kişi veya gruplarla aynı şehirde yaşamaya devam ediyor. Hassas dosyaların ve suç haberlerinin ardından karşılaşılan tehditler bu nedenle yalnızca haberin yayımlandığı günle sınırlı kalmayabiliyor.</p>

<p>Gazeteciler, bütün bu koşulların yeni bir ruhsat hakkının gerekçesi olarak değil, zaten mevcut olan ruhsat hakkına ilişkin harç düzenlemesi değerlendirilirken mesleğin özel şartları olarak dikkate alınmasını istiyor.</p>

<p>“AVUKATLARA UYGULANACAKSA GAZETECİLER DE KAPSAMA ALINSIN”</p>

<p>Gazetecilerin çağrısı, avukatlara yönelik gündeme gelen düzenlemenin kapsamının genişletilmesi yönünde.</p>

<p>Basın mensupları, mevcut mevzuatla kendilerine tanınan silah taşıma ruhsatı hakkını hatırlatarak, ilk başvuruda harç indirimi ve yenilemede muafiyet gibi avantajların gazeteciler açısından da değerlendirilmesini talep ediyor.</p>

<p>Gazetecilerin beklentisi, yapılacak düzenlemede meslek grupları arasında hakkaniyetli bir yaklaşım benimsenmesi.</p>

<p>Özetle çağrı açık:</p>

<p>Gazetecilerin ruhsat hakkı zaten var. Avukatlara silah ruhsatı harçlarında indirim ve muafiyet getirilecekse, basın kartı sahibi gazeteciler de düzenlemenin kapsamına alınsın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gazetecilerden-ruhsati-harci-cagrisi-avukatlara-taninacak-hak-bize-de-uygulansin</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 20:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9928.jpeg" type="image/jpeg" length="18087"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çoğu Kist Zararsız Ama Her Şişlik Kist Değil: Ne Zaman Kontrol Gerekir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cogu-kist-zararsiz-ama-her-sislik-kist-degil-ne-zaman-kontrol-gerekir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cogu-kist-zararsiz-ama-her-sislik-kist-degil-ne-zaman-kontrol-gerekir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kistler deriden eklemlere kadar vücudun farklı bölgelerinde ortaya çıkabilir. Çoğu iyi huyludur; ancak ağrı, kızarıklık, hızlı büyüme veya belirsiz bir kitle değerlendirme gerektirebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kist, vücudun farklı bölgelerinde gelişebilen; içinde sıvı, hava, keratin veya başka maddeler bulunabilen kese benzeri bir oluşumdur. Deride görülebileceği gibi eklem çevresinde, diz arkasında, göz kapağında veya bazı iç organlarda da oluşabilir.</p>

<p>Kistlerin büyük bölümü iyi huyludur ve her kist tedavi gerektirmez. Ancak “kist” tek bir hastalığın adı değildir. Epidermoid kistten ganglion kistine, Baker kistinden Bartholin kistine kadar oluşum yeri, içeriği, nedeni ve tedavisi birbirinden farklı çok sayıda kist tipi vardır.</p>

<p>Kist nedir?</p>

<p>Kistler çevresinde bir duvar veya kapsül bulunan, içi sıvı ya da farklı materyallerle dolabilen yapılardır. Bazıları oldukça küçük kalırken bazıları zaman içinde büyüyebilir.</p>

<p>Kistin bulunduğu yer, kişinin yaşı, görünümü, büyüme şekli ve eşlik eden belirtiler tanı açısından önem taşır. Bazı kistler yalnızca fizik muayeneyle tanınabilirken, bazı durumlarda ultrason, diğer görüntüleme yöntemleri veya doku incelemesi gerekebilir.</p>

<p>Ciltte en sık görülenlerden biri: Epidermoid kist</p>

<p>Epidermoid kistler cilt altında gelişen en sık kist türlerinden biridir. Halk arasında sıklıkla “yağ bezesi” veya “sebase kist” olarak adlandırılsalar da epidermoid kistlerin içeriğinin temelini sebum değil, derinin yapısında bulunan keratin oluşturur.</p>

<p>Genellikle yuvarlak, yavaş büyüyen ve deri altında hareket edebilen bir şişlik şeklinde görülürler. Yüz, boyun, gövde ve saçlı deri gibi bölgelerde ortaya çıkabilirler.</p>

<p>Ağrısız ve sorun yaratmayan epidermoid kistler her zaman çıkarılmak zorunda değildir. Ancak iltihaplanma, ağrı, tekrarlayan rahatsızlık veya kozmetik sorun varsa tedavi değerlendirilebilir.</p>

<p>Kisti sıkmak neden önerilmiyor?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Evde kisti sıkmak veya delmeye çalışmak kistin tamamen ortadan kalkmasını sağlamaz. Epidermoid kistlerde yalnızca içeriğin boşaltılması, kist duvarının yerinde kalması nedeniyle tekrar oluşmasına yol açabilir.</p>

<p>Ayrıca sıkma ve travma inflamasyonu artırabilir, dokuyu zedeleyebilir ve enfeksiyon riskini yükseltebilir.</p>

<p>2026 yılında yayımlanan ve epidermoid kistlerin cerrahi tedavilerini değerlendiren sistematik derleme, tam cerrahi çıkarımın kesi ve boşaltmaya kıyasla daha düşük tekrarlama oranlarıyla ilişkili olduğunu bildirdi. Derleme beş çalışmayı bir araya getirdi; araştırmacılar mevcut kanıtların çoğunlukla gözlemsel olması ve teknikler arasındaki farklılıklar nedeniyle daha güçlü karşılaştırmalı çalışmalara ihtiyaç bulunduğunu da vurguladı.</p>

<p>Ganglion kisti en sık bilek ve elde görülüyor</p>

<p>Ganglion kistleri çoğunlukla eklem veya tendonların çevresinde ortaya çıkan, jel kıvamında sıvı içeren yapılardır. En sık el ve bilek çevresinde görülürler.</p>

<p>Bazıları hiçbir belirti oluşturmazken bazı ganglion kistleri hareketle ağrı, basınç hissi, uyuşma veya güçsüzlüğe yol açabilir. Boyutları zaman içinde değişebilir ve bazıları kendiliğinden küçülebilir.</p>

<p>Belirti oluşturmayan ganglion kistleri takip edilebilir. Şikâyet oluşturan vakalarda ise aspirasyon veya cerrahi gibi yöntemler hastanın durumuna göre değerlendirilebilir.</p>

<p>Diz arkasındaki şişlik: Baker kisti</p>

<p>Baker kisti dizin arka bölümünde oluşan sıvı dolu bir şişliktir. Çoğunlukla diz eklemi içinde sıvı üretimini artıran başka bir problemle bağlantılıdır.</p>

<p>Artrit, menisküs yaralanmaları veya dizdeki diğer inflamatuvar durumlar buna zemin hazırlayabilir. Diz arkasında dolgunluk, gerginlik veya hareketle artan rahatsızlık görülebilir.</p>

<p>Baker kistinde yalnızca kistin kendisine değil, altta yatan diz sorununa da odaklanmak gerekir.</p>

<p>Bartholin kisti nedir?</p>

<p>Bartholin bezleri vajina girişinin iki yanında bulunan küçük bezlerdir. Bu bezlerin kanalının tıkanması sıvının birikmesine ve Bartholin kisti gelişmesine yol açabilir.</p>

<p>Küçük kistler belirti vermeyebilir. Enfeksiyon gelişerek apse oluştuğunda ise belirgin ağrı, hassasiyet ve şişlik ortaya çıkabilir. Tedavi, kistin büyüklüğüne, belirtilere ve enfeksiyon bulunup bulunmamasına göre değişir.</p>

<p>Pilonidal kist neden oluşur?</p>

<p>Kuyruk sokumu bölgesinde gelişen pilonidal hastalık özellikle kıl ve deri artıklarının cilt altında oluşturduğu inflamatuvar süreçlerle ilişkilidir. Uzun süre oturma, yoğun kıllanma ve sürtünme gibi etkenler riski artırabilir.</p>

<p>Enfeksiyon geliştiğinde ağrı, kızarıklık, şişlik ve akıntı görülebilir. Apse oluşmuşsa drenaj gerekebilir; tekrarlayan hastalıkta cerrahi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<p>Göz kapağındaki her şişlik de aynı değil</p>

<p>Şalazyon, göz kapağındaki yağ bezlerinden birinin tıkanmasıyla gelişebilen ve çoğunlukla ağrısız bir şişlik oluşturan durumdur. Halk arasında zaman zaman arpacıkla karıştırılır.</p>

<p>Arpacık daha çok akut, ağrılı ve enfeksiyonla ilişkili bir tablo oluşturabilirken şalazyon genellikle daha yavaş gelişir. Uzun süre geçmeyen veya tekrarlayan göz kapağı oluşumlarının değerlendirilmesi gerekebilir.</p>

<p>Her kitle kist midir?</p>

<p>Hayır. Deri altında veya vücudun başka bir bölgesinde hissedilen her şişliğin kist olduğunu yalnızca görünümüne bakarak söylemek mümkün değildir.</p>

<p>Lipomlar, lenf düğümleri, apseler, damar kaynaklı yapılar ve daha nadiren tümörler de kitle şeklinde fark edilebilir. Bu nedenle özellikle yeni ortaya çıkan veya özellik değiştiren bir kitlenin tanısını kişinin kendi kendine koyması doğru değildir.</p>

<p>Kist ne zaman değerlendirilmelidir?</p>

<p>Yeni fark edilen ve tanısı bilinmeyen bir kitle sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilebilir. Özellikle hızla büyüyen, belirgin ağrı oluşturan, kızaran, ısınan, akıntı yapan, kanayan, sertleşen veya çevre dokulara sabitlenmiş gibi hissedilen oluşumlarda değerlendirme daha önemlidir.</p>

<p>Ateş, hızla yayılan kızarıklık veya ciddi ağrı gibi enfeksiyon düşündürebilecek belirtiler varsa gecikmeden tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Kist kendiliğinden geçer mi?</p>

<p>Bu sorunun tek bir cevabı yoktur. Bazı ganglion kistleri küçülebilir veya kaybolabilirken epidermoid kistler uzun süre aynı şekilde kalabilir veya zaman içinde büyüyebilir. Kistin türü, bulunduğu bölge ve oluşma nedeni doğal seyri belirler.</p>

<p>Bu nedenle tedavi kararı yalnızca “kist var mı?” sorusuna göre değil; kistin türüne, belirtilere, büyümesine ve komplikasyon riskine göre verilmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>WebMD — Visual Guide to Cysts, tıbbi inceleme 2022</p>

<p>Mayo Clinic — Epidermoid Cysts: Diagnosis and Treatment</p>

<p>MedlinePlus Medical Encyclopedia — Epidermoid Cyst, güncelleme 2025</p>

<p>NHS — Skin Cyst</p>

<p>Naidu ve arkadaşları — Surgical Excision Versus Incision and Drainage for Epidermoid Cysts: A Systematic Review, Cureus, 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cogu-kist-zararsiz-ama-her-sislik-kist-degil-ne-zaman-kontrol-gerekir</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 20:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9926.jpeg" type="image/jpeg" length="11783"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sabahları Tok Kalmak İsteyenlere: 5 Dakikada Yoğurtlu Yulaf Tarifi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sabahlari-tok-kalmak-isteyenlere-5-dakikada-yogurtlu-yulaf-tarifi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sabahlari-tok-kalmak-isteyenlere-5-dakikada-yogurtlu-yulaf-tarifi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yoğurt, yulaf ve meyvelerle yalnızca 5 dakikada hazırlanan bu pratik kahvaltı; lif ve protein içeriğiyle güne doyurucu bir başlangıç sunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sabahları hem hızlı hazırlanabilen hem de doyurucu bir kahvaltı arayanlar için yoğurtlu yulaf kasesi pratik seçeneklerden biri. Yulaf; kompleks karbonhidratların yanı sıra beta-glukan adı verilen çözünür lif açısından dikkat çeker. Yoğurt ise protein ve kalsiyum içeriğiyle tarifi tamamlar.</p>

<p>Taze meyveler, ceviz ve chia tohumu eklendiğinde farklı besin gruplarını tek kasede buluşturmak mümkün. Üstelik pişirme gerektirmeyen bu tarif birkaç dakika içinde hazırlanabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yoğurtlu yulafın bir başka avantajı da kolayca kişiselleştirilebilmesi. Mevsim meyveleri değiştirilebilir, farklı kuruyemişler kullanılabilir ve meyvenin doğal tatlılığından yararlanılarak ilave şeker kullanılmadan hazırlanabilir.</p>

<p>Tarif Bilgi Kartı</p>

<p>Kategori: Sağlıklı Kahvaltılar<br />
Hazırlama Süresi: 5 dakika<br />
Pişirme Süresi: Yok<br />
Porsiyon: 1 kişilik<br />
Zorluk: Çok kolay</p>

<p>Yaklaşık Besin Değerleri</p>

<p>Kalori: 380 kcal<br />
Protein: 20 g<br />
Karbonhidrat: 48 g<br />
Yağ: 13 g<br />
Lif: 9 g</p>

<p>Değerler kullanılan malzemelerin markasına, miktarına ve seçilen meyveye göre değişebilir.</p>

<p>Malzemeler</p>

<ul>
 <li>150 gram sade veya süzme yoğurt</li>
 <li>40 gram yulaf ezmesi</li>
 <li>1 küçük muzun yarısı</li>
 <li>4-5 adet çilek veya mevsim meyvesi</li>
 <li>1 tatlı kaşığı chia tohumu</li>
 <li>2 tam ceviz içi</li>
 <li>1 çay kaşığı tarçın</li>
 <li>Kıvamı ayarlamak için 1-2 yemek kaşığı süt veya kefir</li>
</ul>

<p>Yoğurtlu Yulaf Nasıl Yapılır?</p>

<ol>
 <li>Yoğurdu geniş bir kahvaltı kasesine alın.</li>
 <li>Yulaf ezmesini ekleyip iyice karıştırın.</li>
 <li>Daha yumuşak bir kıvam istiyorsanız 1-2 yemek kaşığı süt veya kefir ekleyin.</li>
 <li>Muzu dilimleyin. Çilekleri veya kullanacağınız diğer mevsim meyvelerini doğrayın.</li>
 <li>Meyveleri yulaflı yoğurdun üzerine yerleştirin.</li>
 <li>Chia tohumu, iri kırılmış ceviz ve tarçını üzerine serpin.</li>
 <li>Bekletmeden tüketebilir veya daha yumuşak bir yulaf dokusu için buzdolabında 15-30 dakika dinlendirebilirsiniz.</li>
</ol>

<p>Şefin Püf Noktası</p>

<p>Yoğurtlu yulafın lezzetini artırmak için şeker veya şurup eklemek yerine olgun muz kullanın. Muz ne kadar olgunsa doğal tatlılığı o kadar belirgin olur.</p>

<p>Daha yüksek proteinli bir öğün için protein oranı yüksek sade süzme yoğurt tercih edilebilir. Ancak kullanılan yoğurdun besin değerleri markaya göre önemli ölçüde değişebileceğinden etiketi kontrol etmek faydalıdır.</p>

<p>Yoğurtlu Yulaf Akşamdan Hazırlanabilir mi?</p>

<p>Evet. Yoğurt ve yulafı akşamdan karıştırarak kapalı bir kapta buzdolabında bekletebilirsiniz. Böylece yulaf gece boyunca sıvıyı emerek daha yumuşak ve kremsi bir kıvam kazanır.</p>

<p>Meyve, ceviz ve diğer çıtır malzemeleri ise dokularını korumaları için mümkünse servis sırasında ekleyin.</p>

<p>Yoğurtlu Yulaf Kilo Vermek İsteyenler İçin Uygun mu?</p>

<p>Yoğurtlu yulaf, porsiyon miktarı kişinin enerji ihtiyacına göre ayarlandığında dengeli bir beslenme düzeninin parçası olabilir. Yulafın lif, yoğurdun ise protein içeriği öğünün doyuruculuğuna katkı sağlayabilir.</p>

<p>Ancak tek bir yiyecek veya tarif tek başına kilo vermeyi sağlamaz. Toplam enerji alımı, beslenme düzeni ve fiziksel aktivite gibi faktörler birlikte değerlendirilmelidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sabahlari-tok-kalmak-isteyenlere-5-dakikada-yogurtlu-yulaf-tarifi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 19:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9924.jpeg" type="image/jpeg" length="10142"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Endometriozis Neden Yıllarca Tanı Alamıyor? Belirtiler ve Yeni Tanı Yöntemleri]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/endometriozis-neden-yillarca-tani-alamiyor-belirtiler-ve-yeni-tani-yontemleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/endometriozis-neden-yillarca-tani-alamiyor-belirtiler-ve-yeni-tani-yontemleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Endometriozis, şiddetli adet ağrısından kısırlığa uzanan belirtilerle yıllarca tanı bekletebiliyor. Yeni testler umut verse de uzmanlar, klinik değerlendirme ve görüntülemenin hâlâ temel olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Endometriozis, rahim içini döşeyen dokuya benzer dokunun rahim dışında bulunmasıyla tanımlanan kronik inflamatuvar bir hastalık. Dünya Sağlık Örgütü, üreme çağındaki yaklaşık 190 milyon kadın ve kız çocuğunun, yani yaklaşık yüzde 10’unun endometriozisle yaşadığını bildiriyor.</p>

<p>Hastalığın en önemli sorunlarından biri tanının gecikmesi. Güncel veriler, belirtilerin başlaması ile tanı arasında yıllar geçebildiğini gösteriyor. Şiddetli adet ağrısının sıradan kabul edilmesi, belirtilerin başka hastalıklarla karışabilmesi ve endometriozis konusunda yeterli farkındalığın bulunmaması bu gecikmenin nedenleri arasında gösteriliyor.</p>

<p>Endometriozis nedir?</p>

<p>Endometriozis lezyonları en sık yumurtalıklar, karın zarı, fallop tüpleri ve pelvisteki diğer yapılarda görülüyor. Bağırsak ve mesane gibi organlar da etkilenebiliyor; daha nadir durumlarda lezyonlar pelvis dışındaki bölgelerde ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Hastalığın kesin nedeni henüz bilinmiyor. Genetik ve biyolojik birçok mekanizmanın rol oynadığı düşünülüyor.</p>

<p>Belirtiler kişiden kişiye değişebiliyor</p>

<p>Endometriozis yalnızca ağrılı adet görmek anlamına gelmiyor. Hastalık bazı kişilerde belirgin yakınmalara yol açarken, bazılarında uzun süre belirti vermeyebiliyor.</p>

<p>Sık görülen yakınmalar arasında şunlar bulunuyor:</p>

<p>Şiddetli veya günlük yaşamı bozan adet ağrısı</p>

<p>Kronik pelvik ağrı</p>

<p>Cinsel ilişki sırasında veya sonrasında ağrı</p>

<p>Bağırsak hareketleri sırasında ağrı</p>

<p>Bazı hastalarda idrar yaparken ağrı</p>

<p>Karında şişkinlik</p>

<p>Yorgunluk</p>

<p>Yoğun adet kanaması</p>

<p>Gebe kalmada güçlük</p>

<p>Ağrının okul, iş, uyku ya da günlük aktiviteleri engelleyecek kadar şiddetli olması değerlendirilmesi gereken bir durum olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Tanı neden yıllarca gecikebiliyor?</p>

<p>Associated Press’in aktardığı hasta öykülerinden biri, tanı gecikmesinin günlük hayattaki karşılığını ortaya koyuyor. Zoë Armstrong adlı hasta, çocukluk çağında başlayan şiddetli ağrılarına rağmen endometriozis tanısını ancak 29 yaşında alabildi.</p>

<p>Ultrason incelemesinde endometrioma olarak adlandırılan, endometriozisle ilişkili yumurtalık kistinin görülmesi tanı sürecinde önemli bir dönüm noktası oldu. Armstrong'un deneyimi, endometriozis belirtilerinin uzun süre başka nedenlere bağlanabileceğini gösteren örneklerden biri.</p>

<p>Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Koleji'nin 2026'da yayımladığı yeni klinik kılavuz da tanı gecikmesini temel sorunlardan biri olarak değerlendiriyor. Kurum, ortalama gecikmenin yaklaşık 4 ila 11 yıl arasında değişebildiğini bildiriyor.</p>

<p>Endometriozis tanısında yaklaşım değişiyor</p>

<p>Endometriozis geçmişte sıklıkla cerrahi olarak doğrulanması gereken bir hastalık şeklinde ele alınıyordu. Güncel yaklaşım ise her hastanın tanı için ameliyat edilmesinin gerekmediğini daha güçlü biçimde vurguluyor.</p>

<p>ACOG'un 2026 tarihli klinik kılavuzu; hastanın öyküsü, belirtileri, fizik muayene bulguları ve görüntüleme yöntemlerinin birlikte değerlendirilmesine dayanan klinik tanının önemini artırıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ultrason ve gerektiğinde manyetik rezonans görüntüleme, özellikle belirli endometriozis türlerinin değerlendirilmesinde kullanılabiliyor. Cerrahi ise bazı hastalarda tanı ve tedavi amacıyla hâlâ gerekli olabiliyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü de belirtiler ve görüntüleme bulgularına dayanarak klinik tanı konulabileceğini ve tedaviye başlanmadan önce mutlaka cerrahi doğrulama gerekmediğini belirtiyor.</p>

<p>Yeni testler ne vaat ediyor?</p>

<p>Endometrioziste yıllardır araştırılan temel hedeflerden biri, hastalığı daha kolay ve girişimsel olmayan yöntemlerle saptayabilecek güvenilir testler geliştirmek.</p>

<p>Associated Press’in aktardığına göre çeşitli ülkelerde bu amaçla yeni teknolojiler değerlendiriliyor.</p>

<p>EndoSure adı verilen bir yöntem, karın üzerine yerleştirilen sensörlerle bağırsak bölgesindeki elektriksel sinyalleri ölçmeyi hedefliyor. İşlem yaklaşık yarım saat sürüyor ve elde edilen veriler hekimin değerlendirmesine sunuluyor.</p>

<p>Endotest ise tükürük örneğindeki mikroRNA adı verilen küçük genetik düzenleyici molekülleri analiz ederek endometriozis olasılığını belirlemeyi amaçlıyor.</p>

<p>İngiltere’de NICE, EndoSure, Endotest ve başka bir hızlı tanı teknolojisini sağlık sistemi içerisinde nasıl kullanılabilecekleri açısından değerlendirmeye aldı. Ancak bu testlerle ilgili kanıtların gelişmeye devam ettiği ve klinik yararlarının daha geniş verilerle ortaya konulması gerektiği özellikle dikkate alınmalı.</p>

<p>Yeni testler mevcut yöntemlerin yerini almış değil</p>

<p>Yeni testlerin haber değeri yüksek olsa da bunları “endometriozisi kesin olarak saptayan yeni testler” şeklinde sunmak mevcut kanıtları aşar.</p>

<p>Associated Press’in görüştüğü uzmanlar da söz konusu yöntemlerin klinik değerlendirme, görüntüleme ve gerektiğinde cerrahi gibi mevcut tanı araçlarının tamamen yerine geçmesini beklemiyor.</p>

<p>Bu teknolojilerin gelecekte tanı yolculuğunu kısaltabilecek tamamlayıcı araçlar olup olmayacağını daha fazla klinik veri gösterecek.</p>

<p>Belirti günlüğü tanı görüşmesine yardımcı olabilir</p>

<p>Ağrının ne zaman başladığını, adet döngüsüyle ilişkisini, nerede hissedildiğini ve günlük yaşamı ne ölçüde etkilediğini kaydetmek hekim görüşmesini kolaylaştırabilir.</p>

<p>Özellikle her ay tekrarlayan veya okul, iş ve sosyal yaşamı aksatan ağrıların yalnızca “normal adet ağrısı” olarak kabul edilmemesi önemli.</p>

<p>Endometriozis nasıl tedavi ediliyor?</p>

<p>Endometriozisi herkes için kesin olarak ortadan kaldıran tek bir tedavi bulunmuyor. Tedavi; hastanın belirtilerine, yaşına, çocuk sahibi olma planına, hastalığın yerine ve kişisel tercihlerine göre planlanıyor.</p>

<p>Ağrı kesici ilaçlar bazı hastalarda belirtilerin kontrolünde kullanılabiliyor. Hormonal tedaviler de adet döngüsünü ve endometriozisle ilişkili ağrıyı baskılamak amacıyla tercih edilebiliyor.</p>

<p>Cerrahi tedavide endometriozis lezyonları ve yapışıklıklar çıkarılabiliyor. Cerrahinin gerekip gerekmediği ve hangi yöntemin uygulanacağı kişiye göre değişiyor.</p>

<p>Histerektomi, yani rahmin cerrahi olarak alınması, endometriozis tanısı alan herkes için standart veya ilk basamak tedavi değil. Belirli koşullarda ve diğer seçeneklerden yarar görmeyen hastalarda değerlendirilebilecek daha ileri bir seçenek.</p>

<p>Hangi durumda değerlendirme düşünülmeli?</p>

<p>Adet ağrısı kişinin günlük yaşamını belirgin biçimde bozuyorsa, ağrı giderek artıyorsa, cinsel ilişki veya bağırsak hareketleri sırasında tekrarlayan pelvik ağrı yaşanıyorsa ya da gebe kalma güçlüğü bulunuyorsa kadın hastalıkları ve doğum değerlendirmesi uygun olabilir.</p>

<p>Endometriozis tanısında son yıllardaki en önemli değişim, her hastada cerrahi doğrulama beklemek yerine klinik bulguların ve görüntülemenin daha erken kullanılabilmesi. Yeni biyobelirteç ve sensör tabanlı testler ise bu süreci daha da kısaltma potansiyeli açısından araştırılıyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, Endometriosis Fact Sheet, 2025</p>

<p>American College of Obstetricians and Gynecologists, Diagnosis of Endometriosis, Clinical Practice Guideline No. 11, 2026</p>

<p>American College of Obstetricians and Gynecologists, New Endometriosis Clinical Guidance, 2026</p>

<p>European Society of Human Reproduction and Embryology, ESHRE Guideline: Endometriosis, 2022</p>

<p>National Institute for Health and Care Excellence, Technologies for the Rapid Diagnosis of Endometriosis, Final Scope, 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/endometriozis-neden-yillarca-tani-alamiyor-belirtiler-ve-yeni-tani-yontemleri</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 15:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9919.jpeg" type="image/jpeg" length="61204"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üniversitelerin 2027 Bütçe Tavanları Belli Oldu: İşte 127 Üniversitenin Tam Listesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/universitelerin-2027-butce-tavanlari-belli-oldu-iste-127-universitenin-tam-listesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/universitelerin-2027-butce-tavanlari-belli-oldu-iste-127-universitenin-tam-listesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2027-2029 Orta Vadeli Program kapsamında üniversitelerin önümüzdeki üç yıllık döneme ilişkin ödenek teklif tavanları belirlendi. 2027 yılı için çok sayıda üniversitenin bütçesi milyarlarca lirayı aşarken, sağlık temalı üniversitelere ayrılan kaynaklar da dikkat çekti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>6 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Orta Vadeli Program’ın Ek 2 bölümünde, özel bütçeli idarelerin 2027, 2028 ve 2029 yıllarına ilişkin ödenek teklif tavanları açıklandı.</p>

<p>Üniversiteler de özel bütçeli idareler kapsamında listelendi. Açıklanan rakamlar üniversitelerin kesinleşmiş 2027 bütçeleri değil, bütçe hazırlık sürecinde esas alınacak ödenek teklif tavanlarını ifade ediyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne 14,1 milyar liralık bütçe tavanı</p>

<p>Sağlık alanındaki üniversiteler arasında en dikkat çekici rakamlardan biri Sağlık Bilimleri Üniversitesi için belirlendi.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin 2027 yılı toplam ödenek teklif tavanı 14 milyar 129 milyon 46 bin TL olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Üniversite için öngörülen toplam tutar 2028 yılında 16 milyar 479 milyon 442 bin TL’ye, 2029 yılında ise 18 milyar 835 milyon 607 bin TL’ye yükseliyor.</p>

<p>Böylece üç yıllık dönemde Sağlık Bilimleri Üniversitesi için belirlenen toplam ödenek teklif tavanı yaklaşık 49,4 milyar TL’ye ulaşıyor.</p>

<p>Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne 5,8 milyar TL</p>

<p>Sağlık odaklı ihtisas üniversitelerinden Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi için de milyarlarca liralık ödenek tavanı belirlendi.</p>

<p>Üniversitenin toplam ödenek teklif tavanı;</p>

<p>2027’de 5 milyar 766 milyon 857 bin TL, 2028’de 6 milyar 660 milyon 783 bin TL, 2029’da ise 7 milyar 547 milyon 628 bin TL olarak öngörüldü.</p>

<p>Üç yılın toplamı yaklaşık 20 milyar TL seviyesinde bulunuyor.</p>

<p>Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne 2,7 milyar TL</p>

<p>Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin 2027 yılı toplam ödenek teklif tavanı ise 2 milyar 716 milyon 458 bin TL olarak belirlendi.</p>

<p>Bu rakam 2028 için 3 milyar 180 milyon 451 bin TL, 2029 için ise 3 milyar 640 milyon 126 bin TL olarak öngörüldü.</p>

<p>Buna göre üniversitenin üç yıllık toplam ödenek teklif tavanı yaklaşık 9,5 milyar TL olacak.</p>

<p>Sağlık üniversitelerine üç yılda yaklaşık 79 milyar TL</p>

<p>Üç sağlık bilimleri üniversitesinin ödenek teklif tavanları birlikte değerlendirildiğinde dikkat çekici bir büyüklük ortaya çıkıyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi için 2027-2029 döneminde belirlenen toplam ödenek teklif tavanı yaklaşık 78,9 milyar TL düzeyine ulaşıyor.</p>

<p>Bunun yaklaşık 49,4 milyar TL’sini tek başına Sağlık Bilimleri Üniversitesi oluşturuyor.</p>

<p>Büyük üniversitelerin bütçeleri de dikkat çekiyor</p>

<p>OVP tabloları yalnızca sağlık bilimleri üniversitelerini değil, Türkiye’deki devlet üniversitelerinin bütçe tavanlarını da kapsıyor.</p>

<p>Örneğin 2027 yılı toplam ödenek teklif tavanı Ankara Üniversitesi için 19 milyar 501 milyon 388 bin TL, Hacettepe Üniversitesi için 18 milyar 459 milyon 79 bin TL ve İstanbul Üniversitesi için 17 milyar 728 milyon 707 bin TL olarak belirlendi.</p>

<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa için ise 2027 yılı toplam ödenek teklif tavanı 17 milyar 32 milyon 227 bin TL olarak öngörüldü.</p>

<p>Tıp ve sağlık bilimleri alanında güçlü akademik yapılanmalara sahip bu üniversitelerin bütçe büyüklükleri de sağlık eğitimi ve araştırmaları açısından dikkat çekiyor.</p>

<p>En yüksek ödenek teklif tavanı Ankara Üniversitesi’nin</p>

<p>2027 yılı için belirlenen toplam ödenek teklif tavanlarına göre Ankara Üniversitesi 25 milyar 990 milyon 811 bin TL ile ilk sırada yer aldı.</p>

<p>Ankara Üniversitesi’ni 24 milyar 737 milyon 380 bin TL ile Hacettepe Üniversitesi ve 22 milyar 369 milyon 212 bin TL ile İstanbul Üniversitesi izledi.</p>

<p>Gazi Üniversitesi için 21 milyar 453 milyon 167 bin TL, Ege Üniversitesi için ise 20 milyar 278 milyon 966 bin TL ödenek teklif tavanı belirlendi.</p>

<p>2027 üniversite ödenek teklif tavanları: Tam liste</p>

<p>Aşağıdaki sıralama 2027 yılı toplam ödenek teklif tavanına göre en yüksekten en düşüğe hazırlanmıştır.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Sıra</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Üniversite</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2027 Ödenek Teklif Tavanı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>1</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ankara Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>25.990.811.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>2</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hacettepe Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>24.737.380.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>3</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İstanbul Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>22.369.212.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>4</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Gazi Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>21.453.167.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>5</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ege Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>20.278.966.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>6</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Dokuz Eylül Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>17.888.988.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>7</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Atatürk Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>16.988.502.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>8</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Akdeniz Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>16.864.504.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>9</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>16.834.916.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>10</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bursa Uludağ Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>14.875.295.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>11</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Selçuk Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>14.785.752.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>12</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Çukurova Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>14.633.905.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>13</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>14.129.168.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>14</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Dicle Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>14.007.380.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>15</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Erciyes Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>13.788.709.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>16</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Fırat Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>13.487.602.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>17</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>13.442.713.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>18</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>13.330.756.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>19</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Marmara Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>13.183.864.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>20</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İnönü Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>13.058.251.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>21</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>12.403.680.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>22</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Pamukkale Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.991.110.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>23</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Karadeniz Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.778.416.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>24</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Necmettin Erbakan Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.625.707.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>25</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İstanbul Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.519.958.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>26</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kocaeli Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.475.199.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>27</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Gaziantep Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.448.026.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>28</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Orta Doğu Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.222.305.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>29</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Eskişehir Osmangazi Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.068.697.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>30</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Süleyman Demirel Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>10.830.107.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>31</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Aydın Adnan Menderes Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>10.776.199.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>32</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Mersin Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>10.772.161.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>33</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>10.654.424.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>34</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Trakya Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>10.390.692.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>35</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Manisa Celal Bayar Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>9.531.220.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>36</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Anadolu Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>9.250.022.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>37</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>9.126.041.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>38</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>8.701.537.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>39</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Harran Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>8.506.060.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>40</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Yıldız Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.996.972.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>41</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.854.165.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>42</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.613.155.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>43</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Balıkesir Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.576.150.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>44</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.474.093.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>45</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Boğaziçi Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.430.897.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>46</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sakarya Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.205.008.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>47</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>6.930.071.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>48</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kırıkkale Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>6.718.818.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>49</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>6.716.438.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>50</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>6.508.771.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>51</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Düzce Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>6.498.063.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>52</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kafkas Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.945.746.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>53</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.772.216.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>54</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.766.530.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>55</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.558.238.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>56</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Yozgat Bozok Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.524.211.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>57</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Karabük Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.088.524.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>58</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kütahya Dumlupınar Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.078.589.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>59</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.047.107.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>60</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Adıyaman Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.984.634.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>61</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Giresun Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.902.702.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>62</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Afyon Kocatepe Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.879.589.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>63</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.728.508.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>64</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İzmir Katip Çelebi Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.719.511.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>65</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.539.428.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>66</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ordu Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.469.718.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>67</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kastamonu Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.208.924.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>68</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Eskişehir Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.125.369.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>69</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Uşak Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.068.036.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>70</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.955.300.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>71</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.953.355.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>72</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Aksaray Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.947.123.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>73</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hitit Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.900.609.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>74</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kırklareli Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.825.405.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>75</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bingöl Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.810.180.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>76</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Siirt Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.801.411.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>77</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.560.917.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>78</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.542.468.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>79</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Mardin Artuklu Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.520.241.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>80</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Çankırı Karatekin Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.329.193.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>81</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.259.337.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>82</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Amasya Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.183.269.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>83</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.168.193.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>84</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Batman Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.150.997.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>85</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Muş Alparslan Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.096.228.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>86</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Gebze Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.090.715.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>87</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.067.467.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>88</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.037.643.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>89</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Yalova Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.034.343.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>90</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.029.428.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>91</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.029.188.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>92</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bartın Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.883.022.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>93</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Gümüşhane Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.841.833.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>94</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.841.050.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>95</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sinop Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.836.359.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>96</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bitlis Eren Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.796.762.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>97</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.761.327.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>98</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Trabzon Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.756.667.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>99</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.715.579.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>100</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.691.926.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>101</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bursa Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.510.552.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>102</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İskenderun Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.468.695.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>103</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Iğdır Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.448.870.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>104</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Konya Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.432.611.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>105</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Munzur Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.400.126.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>106</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Artvin Çoruh Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.355.953.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>107</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bayburt Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.340.808.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>108</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ardahan Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.274.495.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>109</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.224.697.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>110</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Samsun Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.169.897.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>111</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kilis 7 Aralık Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.154.315.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>112</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İzmir Bakırçay Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.976.147.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>113</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hakkari Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.941.721.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>114</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İzmir Demokrasi Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.912.588.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>115</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Galatasaray Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.904.231.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>116</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.882.016.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>117</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Şırnak Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.758.385.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>118</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Erzurum Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.743.831.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>119</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Türk-Alman Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.734.616.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>120</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kayseri Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.686.602.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>121</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Abdullah Gül Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.662.519.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>122</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.418.834.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>123</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Tarsus Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.406.058.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>124</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.279.677.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>125</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.099.131.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>126</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>998.339.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>127</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Türkiye Uluslararası İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>253.074.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>127 üniversite için toplam 865,9 milyar TL’lik tavan</p>

<p>OVP’deki 2027 rakamları birlikte değerlendirildiğinde, listede yer alan 127 üniversite için belirlenen toplam ödenek teklif tavanı yaklaşık 865 milyar 988 milyon TL düzeyine ulaşıyor.</p>

<p>Üniversiteler arasındaki bütçe büyüklüklerinde akademik personel sayısı, öğrenci kapasitesi, kampüs büyüklüğü, araştırma altyapısı, yatırım programları ve sağlık hizmetleri gibi çok sayıda unsur etkili olabiliyor. Bu nedenle yalnızca toplam bütçe büyüklüğünden hareketle üniversitelerin akademik performansı veya mali etkinliği hakkında doğrudan sonuç çıkarmak doğru değil.</p>

<p>Sağlık ağırlıklı üniversiteler dikkat çekiyor</p>

<p>Tıp fakülteleri, üniversite hastaneleri ve sağlık bilimleri alanında geniş yapılara sahip köklü üniversitelerin listenin üst sıralarında bulunması dikkat çekiyor.</p>

<p>Hacettepe Üniversitesi için 24,7 milyar TL, İstanbul Üniversitesi için 22,3 milyar TL, Gazi Üniversitesi için 21,4 milyar TL, Ege Üniversitesi için 20,2 milyar TL ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa için 16,8 milyar TL ödenek teklif tavanı belirlendi.</p>

<p>Doğrudan sağlık alanında ihtisaslaşmış üniversiteler arasında ise Sağlık Bilimleri Üniversitesi 14,1 milyar TL ile öne çıkarken, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi için 5,77 milyar TL, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi için 2,72 milyar TL tavan öngörüldü.</p>

<p>Kesin bütçeler daha sonra netleşecek</p>

<p>OVP’de açıklanan bu rakamlar, 2027 Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile kesinleşmiş bütçe ödenekleri değil.</p>

<p>Kamu kurum ve kuruluşlarının 2027-2029 dönemine ilişkin bütçe tekliflerini çok yıllı bütçeleme anlayışı doğrultusunda hazırlayarak 30 Eylül 2026 tarihine kadar Strateji ve Bütçe Başkanlığına sunmaları gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle üniversitelerin nihai 2027 bütçeleri, merkezi yönetim bütçe hazırlama ve kanunlaşma sürecinin tamamlanmasının ardından kesinleşecek.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Resmî Gazete, 6 Eylül 2026, Sayı: 33362 (Mükerrer)<br />
Orta Vadeli Program (2027-2029), Ek 2<br />
Merkezî Yönetim Bütçesi 2027-2029 Ödenek Teklif Tavanları</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık Eğitimi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/universitelerin-2027-butce-tavanlari-belli-oldu-iste-127-universitenin-tam-listesi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9917.jpeg" type="image/jpeg" length="24921"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Turizminde Yeni Dönem: Mükemmeliyet Merkezleri Yaygınlaşacak]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglik-turizminde-yeni-donem-mukemmeliyet-merkezleri-yayginlasacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglik-turizminde-yeni-donem-mukemmeliyet-merkezleri-yayginlasacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2027-2029 Orta Vadeli Program’da Türkiye’nin sağlık turizmindeki kapasitesinin geliştirilmesine yönelik yeni hedefler belirlendi. Sağlık turizminde sertifikasyon ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesinin yanı sıra mükemmeliyet merkezi uygulamalarının yaygınlaştırılması öngörülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>6 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Orta Vadeli Program (2027-2029), Türkiye’nin hizmet ihracatını artırmaya yönelik politikalar içerisinde sağlık turizmine özel yer ayırdı.</p>

<p>Programda sağlık turizminin hem nitelik hem de nicelik açısından geliştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Sağlık turizmi kapasitesi artırılacak</p>

<p>OVP’ye göre Türkiye’nin sağlık turizmindeki kapasitesinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar sürdürülecek.</p>

<p>Programda yalnızca sağlık turisti sayısının veya hizmet kapasitesinin artırılması değil, sunulan hizmetlerin niteliğinin geliştirilmesine yönelik uygulamalar da öne çıkıyor.</p>

<p>Bu kapsamda sağlık turizminde kalite ve güvenilirliğin güçlendirilmesine yönelik mekanizmaların geliştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Mükemmeliyet merkezi uygulamaları yaygınlaşacak</p>

<p>Programın sağlık turizmi açısından en dikkat çekici hedeflerinden biri “mükemmeliyet merkezi” uygulamalarının yaygınlaştırılması oldu.</p>

<p>OVP’de sağlık turizminde mükemmeliyet merkezi uygulamalarının yaygınlaştırılacağı açık biçimde belirtiliyor.</p>

<p>Programda bu merkezlerin hangi tıbbi branşlarda kurulacağı, hangi sağlık kuruluşlarının kapsama alınacağı veya mükemmeliyet merkezi olabilmek için aranacak kriterlerin ayrıntıları ise yer almıyor.</p>

<p>Bu nedenle uygulamanın kapsamının önümüzdeki dönemde yapılacak düzenlemelerle netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Sertifikasyon ve denetim güçlendirilecek</p>

<p>Sağlık turizminde büyümenin yanı sıra hizmet kalitesinin güvence altına alınması da OVP’nin hedefleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Program kapsamında sağlık turizminde sertifikasyon ve denetim mekanizmalarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması öngörülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu yaklaşım, uluslararası hastalara hizmet veren sağlık kuruluşlarının kalite ve standartlarının sağlık turizminin büyümesiyle birlikte ele alınacağını gösteriyor.</p>

<p>Sağlık turizmi hizmet ihracatında stratejik alan</p>

<p>OVP’de sağlık turizmi, Türkiye’nin yüksek katma değerli hizmet ihracatının geliştirilmesi hedeflenen alanlarından biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Programda sağlık turizminin yanı sıra spor turizmi gibi yüksek katma değer oluşturabilecek hizmet alanlarının da geliştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Böylece sağlık hizmetlerinin yalnızca iç sağlık sistemi açısından değil, Türkiye’nin hizmet ihracatı ve uluslararası rekabet gücü açısından da değerlendirilmesi öngörülüyor.</p>

<p>Yeni dönemin ayrıntıları bekleniyor</p>

<p>OVP’nin ortaya koyduğu çerçeve; sağlık turizminde kapasite artışının kalite, sertifikasyon ve denetim mekanizmalarıyla birlikte yürütüleceğini gösteriyor.</p>

<p>Özellikle mükemmeliyet merkezi uygulamasının yaygınlaştırılması, üniversite hastaneleri, şehir hastaneleri ve özel sağlık kuruluşları açısından önümüzdeki dönemde dikkatle takip edilecek başlıklardan biri olacak.</p>

<p>Ancak Program, hangi kuruluşların mükemmeliyet merkezi kapsamına alınacağına ilişkin bir liste veya uygulama takvimi vermiyor. Bu nedenle ayrıntılar daha sonraki düzenlemelerle ortaya çıkacak.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Resmî Gazete, 6 Eylül 2026, Sayı: 33362 (Mükerrer)<br />
Orta Vadeli Program (2027-2029)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📜 Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglik-turizminde-yeni-donem-mukemmeliyet-merkezleri-yayginlasacak</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9916.jpeg" type="image/jpeg" length="17190"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yerli Aşı, İlaç ve Tıbbi Cihaza Yeni Destek: Yapay Zekâ da Programda]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yerli-asi-ilac-ve-tibbi-cihaza-yeni-destek-yapay-zeka-da-programda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yerli-asi-ilac-ve-tibbi-cihaza-yeni-destek-yapay-zeka-da-programda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2027-2029 Orta Vadeli Program’da sağlık teknolojilerinde yerli üretimin güçlendirilmesine yönelik önemli hedefler belirlendi. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu aşı, ilaç, tıbbi cihaz, tanı kiti ve biyoteknolojik ürünlerin yanı sıra yapay zekâ tabanlı sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi öngörülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>6 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Orta Vadeli Program (2027-2029), sağlık sektörünü ekonomik güvenlik açısından stratejik alanlardan biri olarak ele aldı.</p>

<p>Programda kritik sağlık ürünlerinde yerli üretim kapasitesinin geliştirilmesine özel vurgu yapıldı.</p>

<p>Yerli aşı ve ilaç üretimi desteklenecek</p>

<p>OVP kapsamında ulusal sağlık sisteminin ihtiyaç duyduğu aşı ve ilaçların geliştirilmesine yönelik araştırma ve ürün geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi planlanıyor.</p>

<p>Hedef yalnızca yeni ürün geliştirmekle sınırlı değil. Program, sağlık alanında yerli üretim kapasitesinin artırılmasını da öngörüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu yaklaşım, kritik sağlık ürünlerinde Türkiye’nin üretim kabiliyetinin güçlendirilmesini ekonomik güvenlik politikalarının bir parçası haline getiriyor.</p>

<p>Tıbbi cihaz ve tanı kitleri de kapsamda</p>

<p>Programda ilaç ve aşının yanı sıra tıbbi cihaz ve tanı kitlerine de açık biçimde yer verildi.</p>

<p>Ulusal sağlık sisteminin ihtiyaç duyduğu tıbbi cihaz ve tanı kitlerinin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi hedefleniyor.</p>

<p>Böylece sağlık teknolojilerinde araştırmadan ürüne ve üretim kapasitesine uzanan daha geniş bir politika çerçevesi oluşturulması amaçlanıyor.</p>

<p>Biyoteknolojik ürünlere özel önem</p>

<p>OVP’de dikkat çeken alanlardan biri de biyoteknoloji oldu.</p>

<p>Sağlık alanındaki biyoteknolojik ürünlerin geliştirilmesi ve yerli üretim kapasitesinin artırılması desteklenecek alanlar arasında bulunuyor.</p>

<p>Programda hangi biyoteknolojik ürün gruplarına öncelik verileceği veya desteklerin hangi mekanizmalar üzerinden sağlanacağına ilişkin ayrıntılı bilgi ise yer almıyor.</p>

<p>Yapay zekâ tabanlı sağlık teknolojileri OVP’ye girdi</p>

<p>Programın en dikkat çekici unsurlarından biri yapay zekânın sağlık teknolojileri başlığı altında açık biçimde yer alması oldu.</p>

<p>Yapay zekâ tabanlı sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi ve bu alandaki yerli üretim kapasitesinin artırılması hedefleniyor.</p>

<p>Bu hedef, yapay zekânın sağlık sisteminde yalnızca dijitalleşme aracı olarak değil, geliştirilecek sağlık teknolojileri ve ürünleri açısından da stratejik bir alan olarak değerlendirildiğini gösteriyor.</p>

<p>Kamu alımları yerli sağlık teknolojilerini destekleyebilir</p>

<p>OVP’de yerli üretimi ilgilendiren bir başka önemli politika da kamu alımlarında bulunuyor.</p>

<p>Program kapsamında savunma sanayiinde uygulanan talep oluşturma ve uzun vadeli sipariş yaklaşımının sağlık teknolojileri başta olmak üzere belirlenen stratejik sektörlere yaygınlaştırılması öngörülüyor.</p>

<p>Bu model, geliştirilen yerli sağlık teknolojileri açısından kamunun uzun vadeli talebinin üretim kapasitesini destekleyen bir araç olarak kullanılmasının önünü açabilecek nitelikte.</p>

<p>Sağlık teknolojilerinde yeni dönem</p>

<p>OVP’deki hedefler birlikte değerlendirildiğinde aşıdan ilaca, tıbbi cihazdan tanı kitine, biyoteknolojiden yapay zekâ tabanlı teknolojilere uzanan geniş bir sağlık teknolojileri politikası ortaya çıkıyor.</p>

<p>Programda desteklerin bütçesi, başvuru mekanizmaları, önceliklendirilecek ürünler veya uygulama takvimi ayrıntılı olarak açıklanmış değil.</p>

<p>Bu nedenle önümüzdeki dönemde açıklanacak uygulama programları ve destek mekanizmaları, üniversitelerden araştırma merkezlerine, sağlık girişimlerinden ilaç ve tıbbi cihaz üreticilerine kadar sektörün birçok aktörü açısından yakından takip edilecek.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Resmî Gazete, 6 Eylül 2026, Sayı: 33362 (Mükerrer)<br />
Orta Vadeli Program (2027-2029)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📜 Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yerli-asi-ilac-ve-tibbi-cihaza-yeni-destek-yapay-zeka-da-programda</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9915.jpeg" type="image/jpeg" length="77326"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Metformin Kullananlarda B12 Eksikliğine Dikkat: Yeni Araştırma Nöropatiyle İlişki Buldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/metformin-kullananlarda-b12-eksikligine-dikkat-yeni-arastirma-noropatiyle-iliski-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/metformin-kullananlarda-b12-eksikligine-dikkat-yeni-arastirma-noropatiyle-iliski-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BMC Endocrine Disorders’da 3 Eylül 2026’da yayımlanan yeni sistematik derleme ve meta-analizde, 15 ülkeden yaklaşık 292 bin kişinin yer aldığı 20 araştırma incelendi. Metformin kullanımı periferik nöropatiyle, B12 eksikliği ise tip 2 diyabet hastalarında daha yüksek nöropati olasılığıyla ilişkili bulundu. Bulgular, özellikle uzun süre metformin kullananlarda B12 düzeylerinin izlenmesine ilişkin mevcut önerileri destekliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tip 2 diyabet tedavisinde yaygın olarak kullanılan metformin ile B12 vitamini eksikliği ve periferik nöropati arasındaki ilişkiye dair geniş kapsamlı yeni bir analiz yayımlandı.</p>

<p>BMC Endocrine Disorders’da 3 Eylül 2026’da yayımlanan sistematik derleme ve meta-analizde, 15 ülkeden yaklaşık 292 bin kişinin yer aldığı 20 araştırmanın sonuçları bir araya getirildi. Araştırmacılar, metformin kullanımı ile B12 eksikliğinin el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma ve duyu kaybıyla seyredebilen periferik sinir hasarıyla ilişkisini değerlendirdi.</p>

<h3>Metformin kullananlarda nöropati olasılığı daha yüksek bulundu</h3>

<p>Araştırmacılar, Ocak 2009 ile Nisan 2026 arasında yayımlanan çalışmaları sistematik biçimde taradı. Çalışmaların kalitesi standart bilimsel yöntemlerle değerlendirildi ve uygun araştırmaların sonuçları ortak analizde birleştirildi.</p>

<p>Altı kesitsel çalışmanın birlikte değerlendirilmesinde, metformin kullananlarda periferik nöropati görülme olasılığı kullanmayanlara kıyasla yaklaşık 1,84 kat daha yüksek bulundu. Güven aralığı 1,18 ile 2,88 arasındaydı.</p>

<p>İki kohort çalışmasından elde edilen sonuçların da genel olarak aynı yönde olduğu bildirildi.</p>

<p>Ancak bu bulgu, metforminin doğrudan sinir hasarına neden olduğunu göstermiyor. Tip 2 diyabetin kendisi periferik nöropatinin başlıca nedenlerinden biri. Hastalığın süresi, kan şekeri kontrolü, yaş, kullanılan ilaç dozu, beslenme durumu ve eşlik eden hastalıklar da nöropati olasılığını etkileyebiliyor.</p>

<h3>B12 eksikliği olanlarda nöropati olasılığı yaklaşık iki kat</h3>

<p>Meta-analizin önemli bulgularından biri B12 eksikliği ile periferik nöropati arasındaki ilişkiydi.</p>

<p>Tip 2 diyabet hastalarını kapsayan dört çalışmanın ortak analizinde B12 eksikliği bulunanlarda periferik nöropati görülme olasılığı yaklaşık 2,09 kat daha yüksek bulundu. Güven aralığı 1,03 ile 4,22 arasındaydı.</p>

<p>Sonucun istatistiksel olarak anlamlı bulunmasına karşın güven aralığının geniş olması, ilişkinin büyüklüğü konusunda belirli bir belirsizlik bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>B12 vitamini sinir sisteminin sağlıklı işleyişinde, DNA sentezinde ve kırmızı kan hücrelerinin üretiminde görev alıyor. Uzun süre devam eden eksiklik, kansızlığın yanı sıra uyuşma, karıncalanma, denge sorunları ve başka nörolojik belirtilerle ortaya çıkabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle diyabet hastalarında gelişen nöropatinin yalnızca yüksek kan şekerine bağlı olduğunun düşünülmesi, eşlik eden B12 eksikliğinin gözden kaçmasına yol açabiliyor.</p>

<h3>Bazı çalışma gruplarında yaklaşık her üç kişiden birinde B12 eksikliği</h3>

<p>B12 eksikliğini benzer ölçütlerle değerlendiren araştırmalar birlikte ele alındığında, metformin kullanan gruplarda B12 eksikliği sıklığı yüzde 32,1 olarak hesaplandı. Güven aralığı yüzde 29,1 ile yüzde 35,3 arasındaydı.</p>

<p>Bu sonuç, tüm metformin kullanıcılarının yaklaşık üçte birinde B12 eksikliği bulunduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Meta-analize alınan çalışmalar farklı ülkelerde ve farklı hasta gruplarında yürütüldü. Metformin dozu, kullanım süresi, yaş, beslenme alışkanlıkları ve B12 eksikliğini tanımlamak için kullanılan laboratuvar eşikleri çalışmalar arasında değişiklik gösterdi.</p>

<p>Bu nedenle yüzde 32,1’lik oran, analizdeki belirli çalışma gruplarının ortak sonucunu ifade ediyor ve bütün metformin kullanıcılarına doğrudan genellenemiyor.</p>

<h3>Metformin ile B12 arasındaki ilişki uzun süredir izleniyor</h3>

<p>Metforminin uzun süreli kullanımının bazı kişilerde B12 düzeylerini düşürebildiği daha önceki araştırmalarda da gösterilmişti.</p>

<p>Metforminin B12 emilimini farklı mekanizmalar üzerinden etkileyebildiği düşünülüyor. Etkinin özellikle tedavi süresi uzadıkça ve kullanılan doz yükseldikçe daha belirgin hale gelebileceğine ilişkin veriler bulunuyor.</p>

<p>Yeni meta-analiz, bu bilinen ilişkinin periferik nöropati açısından taşıdığı olası önemi daha geniş bir veri grubu üzerinden değerlendiriyor.</p>

<h3>Diyabet ile B12 eksikliğinin belirtileri birbirine benzeyebilir</h3>

<p>Periferik nöropati hem diyabetin uzun dönem komplikasyonlarından biri hem de B12 eksikliğinde görülebilen bir tablo.</p>

<p>El ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma hissi, ağrı ve duyu kaybı her iki durumda da görülebiliyor. Bu benzerlik, B12 eksikliğinin fark edilmesini güçleştirebiliyor.</p>

<p>Uzun süredir metformin kullanan ve yeni nöropati belirtileri gelişen bir hastada B12 düzeyinin değerlendirilmesi bu nedenle klinik açıdan önem taşıyor.</p>

<p>Amerikan Diyabet Derneği’nin 2026 Diyabette Bakım Standartları, uzun süre metformin kullanan kişilerde B12 düzeylerinin dönemsel olarak değerlendirilmesini öneriyor. Özellikle anemi veya periferik nöropati bulunanlarda B12 eksikliğinin araştırılması tavsiye ediliyor.</p>

<p>Standartlarda B12 eksikliği olasılığının 4–5 yıllık metformin kullanımından sonra arttığı, 4 yıldan uzun süredir metformin kullanan veya vegan beslenme ya da geçirilmiş mide-bağırsak cerrahisi gibi ek risk faktörleri bulunan kişilerde yıllık izlemin düşünülmesi gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Aynı standartların kapsamlı değerlendirme tablosunda ise metformin kullanımının 5 yılı aşması, B12 düzeyinin değerlendirilmesi açısından ayrıca işaretlenen durumlardan biri olarak yer alıyor.</p>

<p>Bu iki ifade birlikte değerlendirildiğinde, metformin kullanım süresi uzadıkça B12 takibinin önem kazandığı; izlem sıklığının ise kişinin klinik durumu ve ek risk faktörlerine göre belirlenmesi gerektiği anlaşılıyor.</p>

<h3>Bulgular metforminin bırakılması gerektiği anlamına gelmiyor</h3>

<p>Araştırma, metformin kullanan hastaların ilacı bırakması gerektiği yönünde bir sonuç ortaya koymuyor.</p>

<p>Metformin, tip 2 diyabet tedavisinde uzun yıllardır kullanılan ve etkinliği konusunda geniş klinik deneyim bulunan ilaçlardan biri olmayı sürdürüyor.</p>

<p>Yeni verilerin işaret ettiği temel konu, özellikle uzun süreli kullanımda ortaya çıkabilecek B12 düşüklüğünün fark edilmesi ve gerektiğinde değerlendirilmesi.</p>

<p>Hastaların araştırma sonuçlarına dayanarak metformini kendi kendine bırakması, dozunu değiştirmesi veya hekime danışmadan B12 takviyesi kullanmaya başlaması uygun değil.</p>

<p>B12 eksikliğinin değerlendirilmesinde laboratuvar sonuçlarıyla birlikte belirtiler, beslenme alışkanlıkları, kullanılan diğer ilaçlar ve emilimi etkileyebilecek sağlık sorunlarının birlikte ele alınması gerekiyor.</p>

<h3>Çalışma neden-sonuç ilişkisini kanıtlamıyor</h3>

<p>Meta-analizin geniş bir hasta grubuna ulaşması önemli bir avantaj sağlasa da araştırmaların büyük bölümü gözlemsel ve kesitsel tasarıma sahip.</p>

<p>Bu tür çalışmalar iki durumun birlikte daha sık görülüp görülmediğini gösterebilir ancak birinin diğerine doğrudan neden olduğunu kanıtlayamaz.</p>

<p>Metformin kullanımı ile periferik nöropati arasındaki altı çalışmanın ortak analizinde araştırmalar arasındaki farklılığı gösteren heterojenlik oranı yüzde 68,9 olarak hesaplandı. Bu düzey, çalışmalar arasında dikkate değer farklılıklar bulunduğunu ve ortak sonucun dikkatli yorumlanması gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle yeni veriler “metformin sinir hasarı yapıyor” biçiminde yorumlanmamalı.</p>

<p>Araştırma, uzun süre metformin kullanan tip 2 diyabet hastalarında, özellikle nöropati veya kansızlık belirtileri bulunduğunda B12 durumunun da değerlendirilmesini destekleyen mevcut bilimsel kanıtlara yeni veriler ekliyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>• BMC Endocrine Disorders – Metformin kullanımı, B12 vitamini eksikliği ve tip 2 diyabette periferik nöropati ilişkisini inceleyen sistematik derleme ve meta-analiz, 3 Eylül 2026</p>

<p>• Amerikan Diyabet Derneği – Diyabette Bakım Standartları 2026</p>

<p>• Current Nutrition Reports – B vitamini eksiklikleri ve ilişkili nöropatiler derlemesi, 29 Ocak 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/metformin-kullananlarda-b12-eksikligine-dikkat-yeni-arastirma-noropatiyle-iliski-buldu</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/metformin-b12-200kb.jpg" type="image/jpeg" length="27357"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Evde Sağlık ve Palyatif Bakımda Yeni Dönem: Hizmetler Entegre Edilecek]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/evde-saglik-ve-palyatif-bakimda-yeni-donem-hizmetler-entegre-edilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/evde-saglik-ve-palyatif-bakimda-yeni-donem-hizmetler-entegre-edilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2027-2029 Orta Vadeli Program’da evde sağlık ve palyatif bakım hizmetleri için yeni bir model öngörüldü. Hizmetlerin süreklilik arz eden bir yapıya kavuşturulması; birinci basamak, yataklı sağlık hizmetleri ve uzaktan sağlık hizmetleriyle bütünleşik ve eş güdümlü şekilde yürütülmesi hedefleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>6 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Orta Vadeli Program (2027-2029), sağlık hizmetlerinin sunumuna ilişkin önemli hedefler içeriyor.</p>

<p>Programın dikkat çeken başlıklarından biri, özellikle sürekli sağlık ve bakım ihtiyacı bulunan kişileri ilgilendiren evde sağlık ve palyatif bakım hizmetleri oldu.</p>

<p>Evde sağlık hizmetlerinde süreklilik hedefi</p>

<p>OVP’de evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin “süreklilik arz eden hizmetler” haline getirileceği belirtildi.</p>

<p>Yeni yaklaşımda bu hizmetlerin sağlık sisteminin diğer basamaklarından ayrı şekilde yürütülmesi yerine farklı hizmet modelleriyle bütünleştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Bu kapsamda birinci basamak sağlık hizmetleri, yataklı sağlık hizmetleri ve uzaktan sağlık hizmetlerinin aynı yapı içerisinde eş güdümlü şekilde çalışması öngörülüyor.</p>

<p>Palyatif bakım sağlık sisteminin diğer basamaklarıyla bütünleşecek</p>

<p>Programın önemli başlıklarından biri de palyatif bakım hizmetlerinin entegrasyonu.</p>

<p>Palyatif bakım, ciddi ve yaşamı sınırlayan hastalıklarla yaşayan kişilerin yaşam kalitesini desteklemeye yönelik sağlık hizmetlerini kapsıyor. OVP kapsamında bu hizmetlerin birinci basamak ve hastanelerle daha bütünleşik şekilde yürütülmesi hedefleniyor.</p>

<p>Programda yeni yapının uygulama ayrıntıları, hangi sağlık kuruluşlarında başlayacağı veya kapasiteye ilişkin sayısal hedefler ise açıklanmıyor.</p>

<p>Uzaktan sağlık hizmetleri de sistemin parçası olacak</p>

<p>Yeni modelin dikkat çeken unsurlarından biri uzaktan sağlık hizmetleri.</p>

<p>OVP, evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin uzaktan sağlık hizmetleriyle de bütünleşmesini öngörüyor.</p>

<p>Böylece hastane, birinci basamak, evde sağlık ve uzaktan sağlık hizmetleri arasında daha koordineli bir hizmet yapısının oluşturulması hedefleniyor.</p>

<p>Birinci basamağın rolü güçleniyor</p>

<p>Evde sağlık ve palyatif bakıma ilişkin düzenleme, OVP’nin birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmeye yönelik diğer hedefleriyle de aynı çerçevede yer alıyor.</p>

<p>Program kapsamında birinci basamak sağlık tesislerinin nitelik ve nicelik olarak geliştirilmesi ve vatandaşların koruyucu, önleyici ve tedavi edici sağlık hizmetlerini bu basamakta daha bütüncül biçimde alabilmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Bu politikayla ikinci ve üçüncü basamak sağlık merkezlerine yapılan başvuruların azaltılması da hedefleniyor.</p>

<p>Sağlık hizmetlerinde bütünleşik model öne çıkıyor</p>

<p>OVP’de yer alan hedefler birlikte değerlendirildiğinde, önümüzdeki dönemde sağlık hizmetlerinin farklı basamakları arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi öne çıkıyor.</p>

<p>Birinci basamak, hastane, evde sağlık, palyatif bakım ve uzaktan sağlık hizmetlerinin birbirinden bağımsız yapılar yerine daha bütünleşik şekilde çalışması amaçlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinde öngörülen modelin nasıl uygulanacağına ilişkin ayrıntıların ise önümüzdeki dönemde hazırlanacak mevzuat ve uygulama düzenlemeleriyle netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Resmî Gazete, 6 Eylül 2026, Sayı: 33362 (Mükerrer)<br />
Orta Vadeli Program (2027-2029)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📜 Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/evde-saglik-ve-palyatif-bakimda-yeni-donem-hizmetler-entegre-edilecek</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9910.jpeg" type="image/jpeg" length="83501"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlıkta Geri Ödeme Sistemi Değişiyor: Değer Bazlı Model Yaygınlaşacak]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglikta-geri-odeme-sistemi-degisiyor-deger-bazli-model-yayginlasacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglikta-geri-odeme-sistemi-degisiyor-deger-bazli-model-yayginlasacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2027-2029 Orta Vadeli Program’da sağlık hizmetlerinin geri ödeme sistemine ilişkin önemli hedefler belirlendi. Sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanmaması temelinde finansal sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi, geri ödeme kriterlerinin veri analiziyle incelenmesi ve değer bazlı geri ödeme yöntemlerinin yaygınlaştırılması planlanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>6 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Orta Vadeli Program (2027-2029), sağlık harcamalarının yönetimi ve geri ödeme sisteminde önümüzdeki üç yıllık dönemin yol haritasını ortaya koydu.</p>

<p>Programda özellikle sağlık hizmetlerinin finansal sürdürülebilirliği, denetim modelleri ve geri ödeme yöntemleri konusunda dikkat çekici hedeflere yer verildi.</p>

<p>Değer bazlı geri ödeme yöntemleri yaygınlaştırılacak</p>

<p>OVP’ye göre sağlık hizmetlerine erişimi kısıtlamadan finansal sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla geri ödeme kriterleri veri analizi yoluyla incelenecek.</p>

<p>Programın en dikkat çekici hedeflerinden biri ise “değer bazlı geri ödeme yöntemlerinin” yaygınlaştırılması oldu.</p>

<p>Bu yaklaşım, OVP’de sağlık harcamalarının daha etkin yönetilmesine yönelik politika araçlarından biri olarak konumlandırılıyor.</p>

<p>Programda değer bazlı geri ödemenin hangi sağlık hizmetlerinde uygulanacağı, ödeme kriterlerinin nasıl belirleneceği veya uygulamanın ne zaman başlayacağı konusunda ise ayrıntılı bir model açıklanmıyor.</p>

<p>Hızlı artan sağlık harcamaları mercek altında</p>

<p>OVP’de sağlık harcamalarının hızlı artış gösterdiği gruplara da özel vurgu yapıldı.</p>

<p>Geri ödeme kriterlerinin veri analizi yoluyla incelenmesinin yanı sıra hızlı artış gösteren gruplarda harcamaların etkinleştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Böylece sağlık hizmetlerine erişimin korunması ile sosyal güvenlik sisteminin mali sürdürülebilirliğinin birlikte gözetilmesi amaçlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geri ödemede risk analizine dayalı denetim</p>

<p>Yeni dönemde değişiklik öngörülen alan yalnızca geri ödeme yöntemleri değil.</p>

<p>Programda sağlık hizmetlerinin geri ödemesinde, risk analizini ve hizmet sunucularının davranışlarını dikkate alan denetim modellerinin geliştirileceği de belirtildi.</p>

<p>Bu hedef, sağlık hizmetlerinin geri ödeme ve denetim süreçlerinde veri temelli yöntemlerin daha fazla kullanılacağını gösteren önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Akılcı ilaç kullanımı da programda</p>

<p>Sağlık harcamalarının sürdürülebilirliğine yönelik hedefler ilaç ve tedavi giderlerini de kapsıyor.</p>

<p>OVP kapsamında akılcı ilaç kullanımının teşvik edilerek ilaç ve tedavi harcamalarının rasyonelleştirilmesi planlanıyor.</p>

<p>Ayrıca Sağlık Market Uygulamasının daha fazla ilaç ve medikal malzemeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi ve tedarik zincirinin güçlendirilmesi öngörülüyor.</p>

<p>Üniversite hastaneleri için de yeni yönetim modeli</p>

<p>Aynı bölümde üniversite hastanelerine ilişkin önemli bir hedef de bulunuyor.</p>

<p>Üniversite hastanelerinin yönetim modelinin eğitim, araştırma ve hizmet fonksiyonları itibarıyla etkin ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması planlanıyor.</p>

<p>Dolayısıyla OVP’nin sağlık alanındaki yaklaşımı yalnızca geri ödeme sistemini değil; hizmet sunumundan üniversite hastanelerine, ilaç harcamalarından tedarik sistemine kadar birbirine bağlı birçok alanı kapsıyor.</p>

<p>Amaç sağlık hizmetlerine erişimi kısıtlamadan sürdürülebilirlik</p>

<p>Programdaki ifadelerde özellikle dikkat çeken nokta, mali sürdürülebilirlik hedefinin sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanmaması şartıyla birlikte ele alınması.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde değer bazlı geri ödeme yöntemlerinin hangi hizmet ve ürünlerde uygulanacağı, risk analizine dayalı denetim modelinin nasıl işleyeceği ve yeni geri ödeme kriterlerinin nasıl şekilleneceği sağlık sektörünün yakından izleyeceği başlıklar arasında olacak.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Resmî Gazete, 6 Eylül 2026, Sayı: 33362 (Mükerrer)<br />
Orta Vadeli Program (2027-2029)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📜 Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglikta-geri-odeme-sistemi-degisiyor-deger-bazli-model-yayginlasacak</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9908.jpeg" type="image/jpeg" length="43776"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Birinci Basamak Sağlıkta Yeni Dönem: Hastane Başvuruları Azaltılacak]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/birinci-basamak-saglikta-yeni-donem-hastane-basvurulari-azaltilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/birinci-basamak-saglikta-yeni-donem-hastane-basvurulari-azaltilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2027-2029 Orta Vadeli Program’da birinci basamak sağlık hizmetleri için dikkat çeken yeni hedefler belirlendi. Birinci basamak sağlık tesislerinin nitelik ve nicelik olarak geliştirilmesi, vatandaşların koruyucu, önleyici ve tedavi edici sağlık hizmetlerini bütüncül olarak bu birimlerden alabilmesi ve ikinci ile üçüncü basamak sağlık merkezlerine yapılan başvuruların azaltılması hedefleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>6 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Orta Vadeli Program (2027-2029), sağlık sisteminin önümüzdeki üç yıllık dönemine ilişkin önemli politika başlıklarını ortaya koydu.</p>

<p>Programın öne çıkan hedeflerinden biri, sağlık hizmetlerinin sunumunda birinci basamağın rolünün güçlendirilmesi oldu.</p>

<p>Birinci basamak sağlık tesisleri geliştirilecek</p>

<p>OVP’de birinci basamak sağlık tesislerinin hem nitelik hem de nicelik açısından geliştirilmesi öngörüldü.</p>

<p>Programa göre bu birimlere başvuran kişilerin koruyucu, önleyici ve tedavi edici sağlık hizmetlerini bütüncül olarak alabilmesi sağlanacak.</p>

<p>Böylece birinci basamağın yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra başvurulan bir sağlık hizmeti noktası değil; koruyucu sağlık hizmetlerinden tedaviye uzanan daha kapsamlı bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor.</p>

<p>İkinci ve üçüncü basamak başvurularının azaltılması hedefleniyor</p>

<p>Programda birinci basamağın güçlendirilmesinin temel amaçlarından biri de açık biçimde ortaya konuldu.</p>

<p>Birinci basamakta sunulan hizmetlerin geliştirilmesiyle ikinci ve üçüncü basamak sağlık merkezlerine yapılan başvuruların azaltılması hedefleniyor.</p>

<p>Bu hedef, hastaneler üzerindeki başvuru yükünün azaltılması ve sağlık hizmetlerinin uygun basamakta sunulmasına yönelik yeni dönemin önemli politika başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerine vurgu</p>

<p>OVP’de kullanılan ifadelerde koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerine özel olarak yer verilmesi de dikkat çekiyor.</p>

<p>Program, kişilerin birinci basamakta koruyucu, önleyici ve tedavi edici sağlık hizmetlerini bir arada alabileceği bütüncül bir yapı öngörüyor.</p>

<p>Dolayısıyla önümüzdeki dönemde birinci basamak sağlık hizmetlerinin sağlık sistemindeki ağırlığının artırılması hedefleniyor.</p>

<p>Evde sağlık ve palyatif bakım da sisteme entegre edilecek</p>

<p>OVP’de birinci basamak sağlık hizmetlerini ilgilendiren bir başka önemli düzenleme evde sağlık ve palyatif bakım alanında yer aldı.</p>

<p>Evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin süreklilik arz eden hizmetler haline getirilmesi ve bu hizmetlerin birinci basamak, yataklı sağlık hizmetleri ve uzaktan sağlık hizmetleriyle bütünleşik ve eş güdüm içerisinde yürütülmesi planlanıyor.</p>

<p>Bu hedef, farklı sağlık hizmeti basamakları arasında daha bütünleşik bir hizmet modelinin oluşturulacağını gösteriyor.</p>

<p>Sağlık sisteminde basamaklar arası koordinasyon öne çıkıyor</p>

<p>OVP’de yer alan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, sağlık hizmetlerinin yalnızca hastane merkezli yürütülmesi yerine birinci basamak, hastane, evde sağlık, palyatif bakım ve uzaktan sağlık hizmetlerinin birbirini tamamladığı bir yapının hedeflendiği görülüyor.</p>

<p>Ancak Program’da birinci basamak tesislerinin hangi yöntemlerle ve ne ölçüde artırılacağı, uygulamaların hangi tarihte başlayacağı veya ikinci ve üçüncü basamak başvurularında hangi oranda azalma hedeflendiğine ilişkin ayrıntılı bir takvim ya da sayısal hedef bulunmuyor.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde bu hedeflerin hangi mevzuat düzenlemeleri ve uygulama programlarıyla hayata geçirileceği sağlık sektörünün yakından takip edeceği başlıklardan biri olacak.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Resmî Gazete, 6 Eylül 2026, Sayı: 33362 (Mükerrer)<br />
Orta Vadeli Program (2027-2029)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📜 Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/birinci-basamak-saglikta-yeni-donem-hastane-basvurulari-azaltilacak</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7321-1.jpeg" type="image/jpeg" length="74014"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üniversite Hastanelerinde Yeni Dönem: Yönetim Modeli Değişiyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/universite-hastanelerinde-yeni-donem-yonetim-modeli-degisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/universite-hastanelerinde-yeni-donem-yonetim-modeli-degisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2027-2029 Orta Vadeli Program’da sağlık sistemine ilişkin dikkat çeken düzenlemeler yer aldı. Üniversite hastanelerinin yönetim modelinin eğitim, araştırma ve sağlık hizmeti fonksiyonları açısından etkin ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması hedeflenirken; birinci basamak sağlık hizmetleri, geri ödeme sistemi, evde sağlık, palyatif bakım ve yerli sağlık teknolojileri için de yeni adımlar öngörüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Orta Vadeli Program (2027-2029), Türkiye’nin önümüzdeki üç yıllık dönemde izleyeceği ekonomi politikalarının yanı sıra sağlık sisteminin geleceğine ilişkin önemli hedefler de ortaya koydu.</p>

<p>Üniversite hastanelerinin yönetim modeli değişiyor</p>

<p>Programın sağlık alanındaki en dikkat çekici başlıklarından biri üniversite hastaneleri oldu.</p>

<p>OVP’de, üniversite hastanelerinin yönetim modelinin eğitim, araştırma ve hizmet fonksiyonları itibarıyla etkin ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulacağı belirtildi.</p>

<p>Bu hedef, üniversite hastanelerinin yalnızca sağlık hizmeti sunan kurumlar olarak değil; tıp eğitimi, bilimsel araştırma ve sağlık hizmetinin birlikte yürütüldüğü yapılar olarak ele alınacağını gösteriyor.</p>

<p>Programda yeni yönetim modelinin ayrıntıları, hangi mevzuat değişikliklerinin yapılacağı veya uygulamanın hangi üniversite hastanelerinden başlayacağına ilişkin ayrıntılı bir takvim ise yer almıyor.</p>

<p>Birinci basamak sağlık hizmetleri güçlendirilecek</p>

<p>OVP’ye göre birinci basamak sağlık tesislerinin nitelik ve nicelik açısından geliştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Birinci basamağa başvuran kişilerin koruyucu, önleyici ve tedavi edici sağlık hizmetlerini bütüncül olarak alabilmesi amaçlanıyor. Bu politikayla ikinci ve üçüncü basamak sağlık merkezlerine yapılan başvuruların azaltılması planlanıyor.</p>

<p>Bu düzenleme, önümüzdeki dönemde aile hekimliği ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin sağlık sistemi içerisindeki rolünün daha da güçlendirilmesine yönelik önemli bir hedef olarak öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlıkta geri ödeme sisteminde yeni dönem</p>

<p>Programda sağlık hizmetlerinin finansmanı ve geri ödeme sistemine ilişkin de önemli hedefler bulunuyor.</p>

<p>Sağlık hizmetlerinin geri ödemesinde risk analizini ve hizmet sunucularının davranışlarını dikkate alan denetim modellerinin geliştirilmesi planlanıyor.</p>

<p>Sağlık hizmetlerine erişimi kısıtlamadan finansal sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla geri ödeme kriterleri veri analizi yoluyla incelenecek.</p>

<p>Ayrıca değer bazlı geri ödeme yöntemlerinin yaygınlaştırılması ve hızlı harcama artışı gösteren gruplarda sağlık harcamalarının daha etkin hale getirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Akılcı ilaç kullanımına özel vurgu</p>

<p>OVP’nin sağlık politikalarında ilaç ve tedavi harcamaları da önemli bir yer tutuyor.</p>

<p>Program kapsamında akılcı ilaç kullanımının teşvik edilmesi ve ilaç ile tedavi harcamalarının rasyonelleştirilmesi öngörülüyor.</p>

<p>Sağlık Market Uygulamasının da daha fazla ilaç ve medikal malzemeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi ve böylece sağlık sektöründeki tedarik zincirinin güçlendirilmesi planlanıyor.</p>

<p>Evde sağlık ve palyatif bakım bütünleşecek</p>

<p>Programda evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerine ilişkin de yeni bir yaklaşım ortaya konuldu.</p>

<p>Evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin süreklilik arz eden hizmetler haline getirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Bu hizmetlerin birinci basamak, yataklı sağlık hizmetleri ve uzaktan sağlık hizmetleriyle bütünleşik ve eş güdüm içerisinde yürütülmesi planlanıyor.</p>

<p>Böylece hastane, birinci basamak ve evde sunulan sağlık hizmetleri arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Yerli aşı, ilaç ve tıbbi cihaz üretimi desteklenecek</p>

<p>OVP’de sağlık sektörü aynı zamanda ekonomik güvenlik açısından stratejik alanlardan biri olarak konumlandırıldı.</p>

<p>Ulusal sağlık sisteminin ihtiyaç duyduğu aşı, ilaç, tıbbi cihaz, tanı kiti ve biyoteknolojik ürünlerin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi öngörülüyor.</p>

<p>Dikkat çeken bir diğer hedef ise yapay zekâ tabanlı sağlık teknolojileri oldu. Bu alandaki araştırma, geliştirme ve üretim faaliyetlerinin desteklenerek Türkiye’nin yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Sağlık turizminde mükemmeliyet merkezi dönemi</p>

<p>Türkiye’nin sağlık turizmindeki kapasitesinin hem nitelik hem de nicelik bakımından geliştirilmesi de OVP hedefleri arasına girdi.</p>

<p>Program kapsamında sağlık turizminde sertifikasyon, denetim ve mükemmeliyet merkezi uygulamalarının yaygınlaştırılması planlanıyor.</p>

<p>Sağlık ve spor turizmi aynı zamanda Türkiye’nin yüksek katma değerli hizmet ihracatının geliştirilmesi hedeflenen sektörleri arasında gösteriliyor.</p>

<p>Sağlık teknolojilerinde kamu alımları devreye girecek</p>

<p>Programdaki dikkat çekici düzenlemelerden biri de kamu alımlarına ilişkin.</p>

<p>Savunma sanayiinde uygulanan talep oluşturma ve uzun vadeli sipariş yaklaşımının sağlık teknolojileri, raylı sistemler, enerji ekipmanları, elektronik ve kritik sanayi girdileri gibi alanlara yaygınlaştırılması hedefleniyor.</p>

<p>Bu yaklaşımın özellikle Türkiye’de geliştirilen sağlık teknolojilerinin üretim ölçeğinin artırılması ve yerli sanayinin desteklenmesi açısından önem taşıması bekleniyor.</p>

<p>Sağlık sisteminde üç yıllık dönüşüm</p>

<p>2027-2029 Orta Vadeli Program, sağlık alanında birbirinden bağımsız tedbirlerden ziyade geniş kapsamlı bir politika çerçevesi ortaya koyuyor.</p>

<p>Üniversite hastanelerinin yönetiminden birinci basamağa, sağlık hizmetlerinin geri ödemesinden ilaç harcamalarına; evde sağlık ve palyatif bakımdan yerli aşı, ilaç, tıbbi cihaz ve yapay zekâ tabanlı sağlık teknolojilerine kadar birçok alanda yeni uygulamalar hedefleniyor.</p>

<p>Özellikle üniversite hastanelerinin yönetim modelinin yeniden ele alınması; sağlık hizmeti sunumu, tıp eğitimi ve bilimsel araştırmaların geleceği açısından önümüzdeki dönemin yakından takip edilecek başlıklarından biri olacak.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Resmî Gazete, 6 Eylül 2026, Sayı: 33362 (Mükerrer)<br />
Orta Vadeli Program (2027-2029)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📜 Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/universite-hastanelerinde-yeni-donem-yonetim-modeli-degisiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9906.jpeg" type="image/jpeg" length="57510"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Multipl miyelomda dikkat çeken Faz III sonucu: Risk yüzde 60 azaldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/multipl-miyelomda-dikkat-ceken-faz-iii-sonucu-risk-yuzde-60-azaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/multipl-miyelomda-dikkat-ceken-faz-iii-sonucu-risk-yuzde-60-azaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Faz III CERVINO çalışmasında etentamig, ağır tedavi görmüş multipl miyelom hastalarında yüzde 74 yanıt oranına ulaştı; hastalık ilerlemesi veya ölüm riskini yüzde 60 azalttı. İlaç henüz onaylı değil.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Multipl miyelom tedavisinde geliştirilen deneysel bispesifik antikor etentamig, Faz III CERVINO çalışmasının ilk açıklanan sonuçlarında standart tedavi seçeneklerine karşı dikkat çekici bir üstünlük gösterdi. Şirket tarafından açıklanan topline verilere göre etentamig alan hastalarda objektif yanıt oranı yüzde 74’e ulaştı.</p>

<p>Çalışmada etentamig ayrıca hastalığın ilerlemesi veya ölüm riskini standart tedavilere kıyasla yüzde 60 azalttı. Bununla birlikte etentamig henüz herhangi bir düzenleyici kurum tarafından onaylanmış bir tedavi değil ve açıklanan veriler şu aşamada tam hakemli bilimsel yayın niteliği taşımıyor.</p>

<p>Etentamig nedir?</p>

<p>Etentamig, multipl miyelom hücrelerinin yüzeyinde yoğun olarak bulunan BCMA adlı proteini ve bağışıklık sisteminin T hücrelerindeki CD3 proteinini aynı anda hedefleyen deneysel bir bispesifik antikor.</p>

<p>Tedavinin amacı T hücrelerini kanserli plazma hücrelerine yaklaştırarak bağışıklık sisteminin bu hücrelere karşı saldırısını güçlendirmek. Etentamig, BCMA hedefli ikinci nesil bir T hücresi yönlendiricisi olarak geliştiriliyor.</p>

<p>CERVINO çalışmasına 393 hasta katıldı</p>

<p>CERVINO, küresel ölçekte yürütülen, randomize ve açık etiketli bir Faz III çalışma. Araştırmaya relaps veya refrakter multipl miyelomu bulunan toplam 393 hasta dahil edildi.</p>

<p>Hastalar daha önce medyan üç farklı tedavi hattı almıştı. Katılımcıların proteazom inhibitörü, immünomodülatör ilaç ve anti-CD38 monoklonal antikor olmak üzere üç temel ilaç sınıfına daha önce maruz kalmış olması gerekiyordu.</p>

<p>Hastalar etentamig veya araştırmacı tarafından seçilen standart tedavilerden birini almak üzere iki gruba ayrıldı. Standart tedavi seçenekleri arasında karfilzomib ve deksametazon, elotuzumab ile pomalidomid ve deksametazon ya da selineksor ile bortezomib ve deksametazon kombinasyonları yer aldı.</p>

<p>Yanıt oranı yüzde 74’e ulaştı</p>

<p>Çalışmanın iki birincil sonlanım noktası objektif yanıt oranı ve progresyonsuz sağkalımdı.</p>

<p>Etentamig grubunda objektif yanıt oranı yüzde 74 olarak bildirildi. Standart tedavi grubunda bu oran yüzde 45,7 düzeyinde kaldı.</p>

<p>Etentamig ile elde edilen yanıt farkı istatistiksel olarak anlamlıydı. Açıklanan yüzde 95 güven aralığı etentamig için yüzde 67,25 ile yüzde 79,97; standart tedavi grubu için yüzde 38,59 ile yüzde 52,91 arasındaydı. P değeri 0,0001’in altında bildirildi.</p>

<p>Hastalığın ilerlemesi veya ölüm riski yüzde 60 azaldı</p>

<p>Etentamig, progresyonsuz sağkalım açısından da çalışmanın birincil hedefini karşıladı.</p>

<p>Hastalık ilerlemesi veya ölüm için hazard oranı 0,40 olarak hesaplandı. Bu sonuç, etentamig grubunda ilerleme veya ölüm riskinin standart tedavi grubuna göre göreceli olarak yüzde 60 daha düşük olduğu anlamına geliyor.</p>

<p>Yüzde 95 güven aralığı 0,29 ile 0,54 arasındaydı ve sonuç istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Şirket, progresyonsuz sağkalım avantajının önceden belirlenen alt grupların tamamında gözlendiğini bildirdi.</p>

<p>Genel sağkalım sonucu umut verici ancak kesin değil</p>

<p>Yaklaşık 11,4 aylık medyan takip sonunda 12 aylık genel sağkalım oranı etentamig grubunda yüzde 87,9, standart tedaviler grubunda ise yüzde 72 olarak açıklandı.</p>

<p>Genel sağkalım için hazard oranı 0,48 olarak bildirildi. Buna karşın çalışmada genel sağkalım için önceden belirlenen istatistiksel etkinlik sınırı veri kesim tarihinde henüz aşılmadı.</p>

<p>Bu nedenle mevcut sonuçlar etentamigin genel sağkalımı kesin biçimde artırdığını söylemek için yeterli değil. Daha uzun takip ve olgunlaşmış sağkalım verileri gerekiyor.</p>

<p>Enfeksiyonlar yakından izlenecek</p>

<p>BCMA hedefli bispesifik antikorlarda enfeksiyonlar ve sitokin salınım sendromu tedavinin önemli güvenlik başlıkları arasında bulunuyor.</p>

<p>CERVINO’nun açıklanan verilerinde derece 3 veya 4 enfeksiyon etentamig alan hastaların yüzde 27,7’sinde, standart tedavi alanların ise yüzde 19,2’sinde görüldü.</p>

<p>Ölümcül enfeksiyon oranı etentamig grubunda yüzde 1,5, standart tedavi grubunda yüzde 3,1 olarak bildirildi.</p>

<p>Tek basamaklı başlangıç dozu kullanılan hastalarda sitokin salınım sendromu yüzde 28,3 oranında görüldü. Vakaların büyük bölümü derece 1 düzeyindeydi ve derece 3 veya daha ağır sitokin salınım sendromu bildirilmedi.</p>

<p>Bağışıklık efektör hücre ilişkili nörotoksisite sendromu olarak bilinen ICANS ise bir hastada, derece 1 düzeyinde görüldü.</p>

<p>Ayda bir doz uygulaması neden dikkat çekiyor?</p>

<p>Etentamig için geliştirilen uygulama şemasında tek bir basamaklı başlangıç dozunun ardından ilacın dört haftada bir verilmesi planlanıyor.</p>

<p>Bu özellik, doğrulanması halinde özellikle sık hastane ziyareti ve yakın izlem gerektirebilen bazı hücresel ve bispesifik tedavilere kıyasla uygulama kolaylığı sağlayabilir.</p>

<p>Ancak bu avantajın gerçek yaşam pratiğinde daha kolay, daha güvenli veya daha erişilebilir tedavi anlamına gelip gelmediği ileri çalışmalar ve klinik kullanım deneyimiyle ortaya çıkacak.</p>

<p>Etentamig onaylandı mı?</p>

<p>Hayır. Etentamig halen araştırma aşamasında olan bir tedavi adayı ve küresel düzenleyici kurumlar tarafından multipl miyelom tedavisi için onaylanmış değil.</p>

<p>AbbVie, Faz III sonuçlarını düzenleyici otoritelerle görüşmeyi planladığını açıkladı. CERVINO çalışmasının daha ayrıntılı verilerinin Eylül 2026’da düzenlenecek International Myeloma Society yıllık toplantısında sunulması planlanıyor.</p>

<p>Sonuçların neden temkinli değerlendirilmesi gerekiyor?</p>

<p>CERVINO çalışması Faz III düzeyinde randomize bir araştırma olması nedeniyle güçlü klinik kanıt üretme potansiyeline sahip. Ayrıca iki birincil sonlanım noktasının da karşılanmış olması etentamig açısından önemli bir bulgu.</p>

<p>Bununla birlikte mevcut bilgiler şirket tarafından açıklanan ilk topline sonuçlara dayanıyor. Tam çalışma verileri henüz hakemli bir tıp dergisinde yayımlanmış değil.</p>

<p>Genel sağkalım verilerinin olgunlaşmamış olması, uzun dönem enfeksiyon riski ve diğer güvenlik sonuçlarının ayrıntılı değerlendirilmesi gerekliliği de göz önünde bulundurulmalı.</p>

<p>Bu nedenle etentamig için “multipl miyelomda yeni standart tedavi” veya “onaylanmış yeni ilaç” ifadelerini kullanmak mevcut kanıt düzeyini aşar. Şimdilik söylenebilecek en güçlü ifade, ilacın ağır tedavi görmüş multipl miyelom hastalarında Faz III çalışmasının temel etkinlik hedeflerini karşılamış olmasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>AbbVie, CERVINO Faz III topline sonuçları, 3 Eylül 2026</p>

<p>CERVINO Faz III Klinik Çalışması, NCT06158841</p>

<p>International Myeloma Society Annual Meeting 2026, CERVINO Faz III sunumu </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/multipl-miyelomda-dikkat-ceken-faz-iii-sonucu-risk-yuzde-60-azaldi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9905.jpeg" type="image/jpeg" length="94843"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Az Uyku Öncesi 30 Dakika Egzersiz Bellek Kaybını Azalttı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/az-uyku-oncesi-30-dakika-egzersiz-bellek-kaybini-azaltti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/az-uyku-oncesi-30-dakika-egzersiz-bellek-kaybini-azaltti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Concordia Üniversitesi öncülüğündeki araştırmada 88 sağlıklı genç yetişkin incelendi. SLEEP’te yayımlanan sonuçlar, kısa uyku öncesi 30 dakikalık orta şiddette egzersizin ertesi sabah deklaratif bellek performansındaki düşüşü azalttığını gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Concordia Üniversitesi öncülüğündeki araştırmacılar, tek gecelik uyku kısıtlamasından önce yapılan orta şiddette egzersizin hafıza üzerindeki etkisini 88 sağlıklı genç yetişkinde test etti. SLEEP dergisinde 26 Ağustos 2026’da çevrim içi yayımlanan randomize çalışmada, 30 dakikalık akşam egzersizi yapan ve ardından yalnızca 4,5 saat uyuma fırsatı verilen katılımcılar, aynı süre uyuyup egzersiz yapmayanlara göre ertesi sabah deklaratif bellek testinde daha iyi performans gösterdi.</p>

<p>Çalışma, egzersizin yetersiz uykunun yerini tutabileceğini göstermiyor. Araştırmacıların yanıt aradığı daha dar soru, tek bir egzersiz seansının kısa süreli uyku kaybının yeni öğrenilen bilgilerin hatırlanması üzerindeki etkisini azaltıp azaltamayacağıydı.</p>

<h3>Dört farklı uyku ve egzersiz grubu oluşturuldu</h3>

<p>Araştırmaya yaş ortalaması 24 olan 88 sağlıklı genç yetişkin katıldı. Katılımcıların yüzde 52’si kadındı.</p>

<p>Gönüllüler rastgele dört gruba ayrıldı. Bir grup 8,5 saatlik normal uyku fırsatı aldı, ikinci grubun uyku fırsatı 4,5 saatle sınırlandırıldı. Diğer iki grupta aynı uyku düzenleri uygulanmadan önce egzersiz yaptırıldı.</p>

<p>Egzersiz grubundaki katılımcılar akşam saat 19.00’da sabit bisiklet üzerinde 30 dakika çalıştı. Yoğunluk, kişilerin maksimum oksijen tüketiminin yüzde 55–60’ına ayarlandı ve araştırmacılar tarafından orta şiddette egzersiz olarak tanımlandı.</p>

<p>Kontrol grubundakiler aynı süreyi oturarak dinlenerek geçirdi.</p>

<h3>Hafıza yüz ve isim eşleştirmeleriyle ölçüldü</h3>

<p>Egzersiz veya dinlenme döneminden yaklaşık üç saat sonra katılımcılara 80 yüz ile isim eşleşmesi öğretildi.</p>

<p>İlk bellek testi aynı akşam gerçekleştirildi. Katılımcılar daha sonra kendi gruplarına göre 8,5 veya 4,5 saatlik uyku fırsatıyla geceyi geçirdi.</p>

<p>Uyku laboratuvarda polisomnografiyle izlendi. Bu yöntem beyin aktivitesi, uyku evreleri ve diğer fizyolojik göstergelerin gece boyunca kaydedilmesini sağlıyor.</p>

<p>Ertesi sabah katılımcılara 80’i önceden öğrendikleri, 40’ı yeni toplam 120 yüz ve isim eşleşmesini içeren gecikmiş bellek testi uygulandı.</p>

<h3>Egzersiz yapan kısa uyku grubunda sonuç daha iyiydi</h3>

<p>Araştırmada egzersiz ile uyku süresi arasında gecikmiş bellek performansı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir etkileşim bulundu.</p>

<p>Egzersiz yaptıktan sonra 4,5 saat uyuma fırsatı verilen grubun bellek performansı, aynı süre uyuyup egzersiz yapmayan gruptan anlamlı biçimde daha yüksekti.</p>

<p>Araştırmacıların kullandığı ayırt etme indeksine göre iki kısa uyku grubu arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı.</p>

<p>Bu bulgu, deney koşullarında tek bir orta şiddette egzersiz seansının uyku kısıtlamasına bağlı deklaratif bellek düşüşünü azaltabildiğini gösteriyor.</p>

<h3>Normal uyku grubuyla fark çıkmaması eşitlik anlamına gelmiyor</h3>

<p>Egzersiz yaptıktan sonra kısa uyuyan grubun bellek performansı, 8,5 saatlik uyku fırsatı bulunan gruplardan istatistiksel olarak anlamlı biçimde farklı değildi.</p>

<p>Ancak bu sonuç “30 dakika egzersiz dört saatlik uyku kaybını tamamen telafi etti” biçiminde yorumlanamaz.</p>

<p>İstatistiksel olarak anlamlı fark bulunmaması, grupların birbirine eşdeğer olduğunun kanıtı değil. Araştırma da böyle bir eşdeğerliği göstermek üzere tasarlanmadı.</p>

<p>Çalışmanın desteklediği daha sınırlı sonuç, egzersizin belirli deney koşullarında kısa uykunun deklaratif bellek üzerindeki olumsuz etkisini azaltması.</p>

<h3>Derin uyku bağlantısı araştırıldı</h3>

<p>Çalışmada gecelik uyku kayıtları, olası mekanizmaya ilişkin bir ipucu da verdi.</p>

<p>Araştırmacılar özellikle yavaş dalga uykusuna odaklandı. Derin uykunun önemli bölümlerinden biri olan bu evre, yeni öğrenilen bilgilerin uzun süreli bellekte pekiştirilmesiyle ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Analizde yavaş dalga uykusunun toplam uyku içindeki oranının, egzersiz ile ertesi sabahki bellek performansı arasındaki ilişkiye istatistiksel olarak aracılık ettiği görüldü.</p>

<p>Bu sonuç, egzersizin uyku mimarisindeki değişiklikler üzerinden belleğe katkıda bulunabileceği olasılığını destekliyor. Ancak aracılık analizi biyolojik mekanizmayı tek başına kesin olarak kanıtlamıyor.</p>

<h3>Çalışma insomnia hastalarını incelemedi</h3>

<p>Araştırmada test edilen durum, tıbbi anlamda insomnia yani uykusuzluk hastalığı değildi.</p>

<p>Katılımcıların tamamı sağlıklı genç yetişkinlerden oluşuyordu ve araştırmacılar deneysel olarak yalnızca bir gecelik uyku fırsatını 8,5 saatten 4,5 saate düşürdü.</p>

<p>Bu nedenle bulgular kronik uykusuzluk yaşayan kişilere, vardiyalı çalışanlara veya uzun süre boyunca düzenli biçimde az uyuyanlara doğrudan uygulanamaz.</p>

<h3>Hafızanın yalnızca belirli bir alanı değerlendirildi</h3>

<p>Araştırmadaki yüz ve isim eşleştirme görevi deklaratif belleği ölçüyordu. Bu bellek türü, kişinin bilinçli biçimde hatırlayabildiği bilgi ve olaylarla ilişkili.</p>

<p>Dikkat, tepki süresi, karar verme, çalışma belleği ve diğer bilişsel işlevler çalışmanın ana sonuçları arasında yer almadı.</p>

<p>Bu nedenle sonuçlar, egzersizin uyku eksikliğinin beyin üzerindeki bütün etkilerini önlediği anlamına gelmiyor.</p>

<h3>Önceki araştırmada yüksek yoğunluklu egzersiz kullanılmıştı</h3>

<p>Aynı araştırma ekibinin 2023 yılında SLEEP dergisinde yayımlanan çalışmasında 92 sağlıklı genç yetişkin dört gruba ayrılmış ve akşam yapılan 15 dakikalık yüksek yoğunluklu interval egzersizin etkisi değerlendirilmişti.</p>

<p>O araştırmanın genel sonuçları, egzersizin kısa uykuyla bağlantılı uzun süreli deklaratif bellek düşüşünü kısmen azaltabileceğini düşündürmüştü.</p>

<p>Ancak egzersiz yapan kısa uyku grubuyla yalnız kısa uyku grubu arasındaki doğrudan fark istatistiksel olarak anlamlı değildi.</p>

<p>2026 çalışmasında ise 30 dakikalık orta şiddette egzersiz sonrasında iki kısa uyku grubu arasında anlamlı fark bulunması, önceki araştırmaya daha doğrudan veri ekledi.</p>

<h3>Egzersiz yeterli uykunun alternatifi değil</h3>

<p>Araştırmanın sonuçları günlük yaşam açısından ilgi çekici olsa da çalışma uyku süresini azaltmaya yönelik bir öneri sunmuyor.</p>

<p>Uyku eksikliğinin dikkat, duygudurum, metabolik sağlık, bağışıklık sistemi ve kalp-damar sistemi üzerindeki etkileri bu deneyde değerlendirilmedi.</p>

<p>Ayrıca araştırma yalnızca genç ve sağlıklı yetişkinlerde, tek bir gecede ve tek bir egzersiz protokolüyle yürütüldü.</p>

<p>Bu nedenle bulguların farklı yaş gruplarında, uyku bozukluğu bulunanlarda ve uzun süreli uyku kısıtlamasında doğrulanması gerekiyor.</p>

<p>Mevcut çalışma, yeterli uykunun yerini alacak bir yöntem göstermekten çok, egzersiz ile uyku arasındaki etkileşimin hafıza üzerinde nasıl bir fark oluşturabileceğine ilişkin kontrollü insan verisi sunuyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>• SLEEP – Slow-Wave Sleep Mediates the Compensatory Effects of Acute Moderate-Intensity Exercise on Declarative Memory Deficits in Sleep Restriction, 2026</p>

<p>• SLEEP – Acute Evening High-Intensity Interval Training May Attenuate the Detrimental Effects of Sleep Restriction on Long-Term Declarative Memory, 2023</p>

<p>• Concordia Üniversitesi – Uyku, biliş ve nörogörüntüleme araştırma ekibi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Glasgow Üniversitesi – 2026 araştırmasının kurumsal akademik kaydı</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/az-uyku-oncesi-30-dakika-egzersiz-bellek-kaybini-azaltti</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/uyku-egzersiz-bellek-200kb.webp" type="image/jpeg" length="36507"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="20375"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="81150"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="99200"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="99017"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="82588"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="73744"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
