<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 09 Sep 2026 09:32:46 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[OECD PISA 2025 Sonuçları Açıklandı: Türkiye Üç Alanda Birden Yükseldi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/oecd-pisa-2025-sonuclari-aciklandi-turkiye-uc-alanda-birden-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/oecd-pisa-2025-sonuclari-aciklandi-turkiye-uc-alanda-birden-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[OECD’nin açıkladığı PISA 2025 sonuçlarında Türkiye; fen bilimleri, okuma ve matematik alanlarının tamamında 2022’ye göre puanını artırdı. Türkiye fen ve okumada OECD ortalamasının üzerine çıkarken matematikte OECD ortalamasına yakın performans gösterdi. MEB verilerine göre Türkiye, 91 ülke ve ekonomi arasında fende 19’uncu, okumada 18’inci, matematikte ise 28’inci sırada yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>PISA 2025 Sonuçları Açıklandı: Türkiye Üç Alanda Birden Yükseldi</p>

<p>Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD), dünyanın en kapsamlı eğitim araştırmalarından biri olan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın (PISA) 2025 sonuçlarını açıkladı.</p>

<p>PISA 2025 sonuçları Türkiye açısından dikkat çekici bir yükselişe işaret etti. Türkiye, matematik, okuma ve fen bilimlerinin tamamında PISA 2022’ye göre daha yüksek puana ulaştı.</p>

<p>OECD değerlendirmesinde Türkiye, 2022-2025 döneminde üç temel alanın tamamında performansını artıran az sayıdaki ülke ve ekonomiden biri oldu.</p>

<p>FEN BİLİMLERİNDE 494 PUAN</p>

<p>PISA 2025’in ağırlıklı değerlendirme alanı fen bilimleri oldu.</p>

<p>Türkiye’nin fen bilimleri puanı 2022’de 476 iken 2025’te 494’e yükseldi. Türkiye böylece OECD ortalamasının üzerinde performans gösterdi.</p>

<p>Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 81’i fen bilimlerinde en az 2. yeterlilik düzeyine ulaştı. OECD ülkelerinde bu oran ortalama yüzde 74 olarak gerçekleşti.</p>

<p>Fen bilimlerinde en yüksek başarı düzeylerini ifade eden 5 veya 6. seviyeye ulaşan öğrencilerin oranı ise Türkiye’de yüzde 7 oldu. OECD ortalaması da yüzde 7 olarak hesaplandı.</p>

<p>OKUMA BECERİLERİNDE DE OECD ORTALAMASININ ÜZERİNDE</p>

<p>Türkiye’nin yükseliş gösterdiği diğer alan okuma becerileri oldu.</p>

<p>Türkiye’nin PISA okuma puanı 2022’de 456 iken PISA 2025’te 472’ye yükseldi.</p>

<p>OECD verilerine göre Türkiye, okuma becerilerinde de OECD ortalamasının üzerinde yer aldı.</p>

<p>Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 76’sı okumada en az 2. yeterlilik düzeyine ulaşırken OECD ortalaması yüzde 69’da kaldı.</p>

<p>Bununla birlikte ileri düzey okuma becerilerinde geliştirilmesi gereken alanlar bulunuyor. Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 4’ü okumada 5. düzey veya üzerine çıkarken OECD ortalaması yüzde 6 olarak gerçekleşti.</p>

<p>MATEMATİKTE OECD ORTALAMASINA YAKLAŞTI</p>

<p>PISA 2025 sonuçlarına göre Türkiye matematikte 462 puan aldı. PISA 2022’de bu değer 453 puandı.</p>

<p>OECD, Türkiye’nin matematik performansını OECD ortalamasına yakın olarak değerlendirdi.</p>

<p>Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 64’ü matematikte en az 2. yeterlilik düzeyine ulaşırken OECD ortalaması yüzde 65 oldu.</p>

<p>Matematikte üst düzey başarı göstererek 5 veya 6. seviyeye ulaşan öğrencilerin oranı ise Türkiye’de yüzde 8 olarak kaydedildi. Bu oran OECD ortalamasıyla aynı seviyede gerçekleşti.</p>

<p>TÜRKİYE PISA 2025’TE KAÇINCI OLDU?</p>

<p>Millî Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan PISA 2025 Türkiye raporuna göre Türkiye, katılımcı ülkeler arasındaki sıralamasını üç temel alanda da yükseltti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye;</p>

<p>Fen bilimlerinde 19’uncu,</p>

<p>Okuma becerilerinde 18’inci,</p>

<p>Matematikte 28’inci sırada yer aldı.</p>

<p>MEB verilerine göre Türkiye’nin sıralaması önceki uygulamaya kıyasla fen bilimlerinde 15, okuma becerilerinde 18 ve matematikte 11 basamak yükseldi.</p>

<p>2003’TEN 2025’E DİKKAT ÇEKEN DEĞİŞİM</p>

<p>Uzun dönemli veriler de Türkiye’nin PISA performansındaki değişimi ortaya koyuyor.</p>

<p>Türkiye’nin fen bilimleri puanı 2003’te 434 iken 2025’te 494’e çıktı. Böylece 22 yıllık dönemde 60 puanlık artış gerçekleşti.</p>

<p>Okuma becerilerinde 441 olan 2003 puanı 472’ye, matematikte ise 423 olan puan 462’ye yükseldi.</p>

<p>OECD genelinde özellikle matematik ve okumada uzun dönemli gerileme yaşanması, Türkiye’nin performansındaki yükselişi daha dikkat çekici hale getiriyor.</p>

<p>DÜŞÜK PERFORMANS GÖSTEREN ÖĞRENCİLERİN ORANI AZALDI</p>

<p>PISA sonuçlarının önemli göstergelerinden biri de temel yeterlilik seviyesine ulaşamayan öğrencilerin oranı.</p>

<p>OECD verilerine göre Türkiye’de 2015-2025 döneminde düşük performans gösteren öğrencilerin oranı matematik ve okumada 16’şar yüzde puan, fen bilimlerinde ise 25 yüzde puan azaldı.</p>

<p>OECD ayrıca Türkiye’yi düşük performans gösteren öğrencilerin oranını azaltırken yüksek performans gösteren öğrencilerin oranını artırmayı başaran eğitim sistemleri arasında gösterdi.</p>

<p>EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ SORUNU DEVAM EDİYOR</p>

<p>Olumlu sonuçların yanında PISA 2025, Türkiye’nin eğitim sistemindeki önemli bir soruna da işaret ediyor.</p>

<p>Türkiye’de sosyoekonomik açıdan en avantajlı yüzde 25’lik öğrenci grubuyla en dezavantajlı yüzde 25’lik grup arasında fen bilimlerinde 81 puanlık fark bulunuyor.</p>

<p>OECD ortalamasındaki fark ise 85 puan.</p>

<p>Daha önemlisi, Türkiye’de sosyoekonomik gruplar arasındaki fen performansı farkı 2015-2025 döneminde genişledi. Bu sonuç, genel başarı artarken eğitimde fırsat eşitliğinin izlenmeye devam edilmesi gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>DİJİTAL PROBLEM ÇÖZMEDE GELİŞİM ALANI VAR</p>

<p>PISA 2025’in yeniliklerinden biri, öğrencilerin dijital dünyada öğrenme ve hesaplamalı problem çözme becerilerinin değerlendirilmesi oldu.</p>

<p>Türkiye’nin hesaplamalı problem çözme performansı OECD ortalamasının altında kaldı.</p>

<p>Bu sonuç, temel akademik alanlardaki yükselişin yanında öğrencilerin dijital ortamda problem çözme ve yeni teknolojileri öğrenme amacıyla kullanma becerilerinin geliştirilmesinin önemini ortaya koyuyor.</p>

<p>TÜRKİYE’DEN 7 BİN 702 ÖĞRENCİ KATILDI</p>

<p>PISA 2025’e dünya genelinde 91 ülke ve ekonomiden 760 binden fazla öğrenci katıldı. Araştırma yaklaşık 33 milyon 15 yaşındaki öğrenciyi temsil ediyor.</p>

<p>Türkiye’deki uygulama ise 203 okulda 7 bin 702 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirildi. Türkiye örneklemi yaklaşık 920 bin 900 15 yaşındaki öğrenciyi temsil etti.</p>

<p>PISA 2025 sonuçları, Türkiye’nin özellikle fen bilimleri ve okuma alanlarında önemli bir ilerleme kaydettiğini gösteriyor. Bununla birlikte sosyoekonomik başarı farkları ve dijital problem çözme becerileri, önümüzdeki dönemde eğitim politikalarının odaklanması gereken alanlar arasında öne çıkıyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>OECD – PISA 2025 Results, Volume I<br />
OECD – PISA 2025 Türkiye Country Note<br />
Millî Eğitim Bakanlığı – PISA 2025 Türkiye Raporu</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık Eğitimi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/oecd-pisa-2025-sonuclari-aciklandi-turkiye-uc-alanda-birden-yukseldi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 08:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0089.jpeg" type="image/jpeg" length="54038"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026 Hemşirelik Taban Puanları: Devlet Üniversiteleri Kaç Puanla Öğrenci Aldı?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/2026-hemsirelik-taban-puanlari-devlet-universiteleri-kac-puanla-ogrenci-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/2026-hemsirelik-taban-puanlari-devlet-universiteleri-kac-puanla-ogrenci-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 YKS yerleştirme sonuçlarıyla devlet üniversitelerinin Hemşirelik taban puanları belli oldu. Hacettepe Üniversitesi 458,89 puanla listenin ilk sırasında yer alırken, Gülhane ve Hamidiye Hemşirelik fakülteleri dahil çok sayıda devlet üniversitesinin güncel taban puanları adayların tercih gündemine girdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Önümüzdeki yıllarda Hemşirelik bölümünü tercih etmeyi düşünen adaylar için hazırlanan 2026 devlet üniversiteleri Hemşirelik taban puanları listesi, YKS yerleştirme sonuçlarının açıklanmasının ardından önem kazandı.</p>

<p>2026 YKS yerleştirme sonuçlarının ardından Hemşirelik bölümünü tercih etmeyi planlayan adayların en fazla merak ettiği verilerden biri taban puanlar oldu.</p>

<p>Devlet üniversitelerindeki Hemşirelik programları incelendiğinde listenin ilk sırasında Hacettepe Üniversitesi yer aldı. Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi, 458,88911 taban puanla öğrenci aldı.</p>

<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesinin İngilizce Hemşirelik programı 454,83768, Ankara Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi 451,96799 ve Dicle Üniversitesi 450,34850 taban puanla üst sıralarda yer aldı.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi, iki ayrı Hemşirelik Fakültesi ile listede bulunuyor. Ankara’daki Gülhane Hemşirelik Fakültesinin taban puanı 432,77474 olurken İstanbul’daki Hamidiye Hemşirelik Fakültesinin taban puanı 417,77103 olarak gerçekleşti.</p>

<p>2026 DEVLET ÜNİVERSİTELERİ HEMŞİRELİK TABAN PUANLARI</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Üniversite</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Fakülte/Program</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Taban puan</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Hacettepe Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hemşirelik Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>458,88911</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi – Hemşirelik (İngilizce)</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>454,83768</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Ankara Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hemşirelik Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>451,96799</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Dicle Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Atatürk Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>450,34850</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Gazi Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hemşirelik Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>444,71</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Eskişehir Osmangazi Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>436,18</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>435,22</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Gülhane Hemşirelik Fakültesi (Ankara)</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>432,77474</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>İstanbul Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hemşirelik Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>431,34</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>431,22</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Akdeniz Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hemşirelik Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>429,67</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Çukurova Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>429,26</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Ege Üniversitesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hemşirelik Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>428,79</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Bursa Uludağ Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>426,80</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>422,95</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Selçuk Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hemşirelik Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>422,93</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>422,86</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Mersin Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hemşirelik Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>422,27</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Dokuz Eylül Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hemşirelik Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>421,44</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Gaziantep Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>420,87</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Mardin Artuklu Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>420,72</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Erciyes Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hemşirelik Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>419,20</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hamidiye Hemşirelik Fakültesi (İstanbul)</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>417,77103</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Marmara Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>416,64</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>416,06</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Fırat Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>413,87</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Kocaeli Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>413,76</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Pamukkale Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>412,07</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Batman Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>411,25</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Necmettin Erbakan Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hemşirelik Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>410,94</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Karadeniz Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>408,28</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>408,26</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Tarsus Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>408,17</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Sakarya Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>408,09</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>İnönü Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hemşirelik Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>407,67</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Atatürk Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hemşirelik Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>406,50</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Ordu Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>405,87</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Süleyman Demirel Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>405,00</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>404,25</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Adıyaman Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>403,94</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Balıkesir Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>403,06</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Aydın Adnan Menderes Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hemşirelik Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>402,86</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Taban puan bilgisi paylaşılmadı</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Liste bu kadarla sınırlı değil. 2026 YKS yerleştirme sonuçlarında devlet üniversitelerindeki Hemşirelik programlarının tamamına ilişkin taban puan ve başarı sırası bilgileri, ÖSYM’nin resmi yerleştirme verileri ve YÖK Atlas üzerinden kontrol edilerek güncellenebilir.</p>

<p>Bu nedenle adayların tercih değerlendirmesi yaparken yalnızca taban puanlara değil, başarı sıralarına, kontenjanlara ve programların güncel bilgilerine de bakması gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık Eğitimi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/2026-hemsirelik-taban-puanlari-devlet-universiteleri-kac-puanla-ogrenci-aldi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 07:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0082.jpeg" type="image/jpeg" length="28763"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Neuroscience Student Who Dreamed of Becoming a Doctor Dies at 20]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/neuroscience-student-who-dreamed-of-becoming-a-doctor-dies-at-20</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/neuroscience-student-who-dreamed-of-becoming-a-doctor-dies-at-20" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pierre Damas Bel, a 20-year-old Haitian college student in Ohio who had recently begun studying neuroscience and hoped to become a doctor, died after being struck by a vehicle on Interstate 70. His family says he had been struggling emotionally after immigration authorities fitted him with a GPS ankle monitor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>He Dreamed of Becoming a Doctor: Pierre Damas Bel Dies at 20</p>

<p>A 20-year-old college student who hoped to build a future in medicine has died in Ohio, leaving his family and community mourning a promising young life cut short.</p>

<p>Pierre Damas Bel, a Haitian national living in Springfield, Ohio, had graduated from Springfield High School in May 2026 and had recently begun his studies at Wright State University.</p>

<p>Bel identified neuroscience as his field of study and hoped to become a doctor.</p>

<p>A PROMISING STUDENT WITH A FUTURE IN MEDICINE</p>

<p>Bel had been active during his high school years. He played football and participated in the Marine Corps Junior Reserve Officers' Training Corps (JROTC).</p>

<p>After graduating, he took the next step toward his academic ambitions by enrolling at Wright State University.</p>

<p>His plans, however, unfolded amid growing uncertainty over his immigration status.</p>

<p>ICE FITTED HIM WITH A GPS ANKLE MONITOR</p>

<p>According to information provided by U.S. Immigration and Customs Enforcement (ICE) to American media, Bel was fitted with a GPS ankle monitor on July 29, 2026, while his immigration proceedings were ongoing.</p>

<p>Bel had entered the United States in 2024 through a government-authorized process.</p>

<p>His family says wearing the monitoring device had a profound emotional impact on him.</p>

<p>In a social media post shortly after the device was fitted, Bel described feelings of shame and humiliation. He emphasized that he had come to the United States to pursue an education and said he had not committed a crime.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>His father later said his son felt humiliated by having to attend college while wearing the device and had sought to have it removed.</p>

<p>HE DIED ON INTERSTATE 70</p>

<p>The tragedy occurred on August 31, 2026.</p>

<p>According to the Ohio State Highway Patrol, Bel stopped his vehicle along Interstate 70 in Springfield and subsequently entered the roadway, where he was struck by a tow truck.</p>

<p>He died at the scene.</p>

<p>His family has described his death as suicide and believes the psychological distress surrounding his immigration situation and electronic monitoring contributed to the events leading up to his death.</p>

<p>However, a direct causal relationship between the ankle monitor and his death has not been officially established. ICE has rejected suggestions that the agency was responsible for his death.</p>

<p>A DREAM LEFT UNFINISHED</p>

<p>Bel's death has attracted attention beyond Ohio, particularly because of his age, academic ambitions and the circumstances surrounding the final weeks of his life.</p>

<p>Only months earlier, he had celebrated his high school graduation.</p>

<p>He had begun university with plans for a career in medicine.</p>

<p>At just 20 years old, Pierre Damas Bel's journey ended before he could fulfill that dream.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/neuroscience-student-who-dreamed-of-becoming-a-doctor-dies-at-20</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 06:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0081.jpeg" type="image/jpeg" length="44698"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Küçük Hücreli Akciğer Kanserinde Tarlatamab ve Durvalumab Faz III Çalışmasında Sağkalımı İyileştirdi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kucuk-hucreli-akciger-kanserinde-tarlatamab-ve-durvalumab-faz-iii-calismasinda-sagkalimi-iyilestirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kucuk-hucreli-akciger-kanserinde-tarlatamab-ve-durvalumab-faz-iii-calismasinda-sagkalimi-iyilestirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DeLLphi-305 Faz III çalışmasının planlı ara analizinde tarlatamab ile durvalumab kombinasyonu, yaygın evre küçük hücreli akciğer kanserinde durvalumab tek başına idame tedavisine kıyasla genel sağkalımda istatistiksel olarak anlamlı ve klinik açıdan önemli iyileşme gösterdi. Ayrıntılı sayısal sonuçlar ise henüz açıklanmadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>KÜÇÜK HÜCRELİ AKCİĞER KANSERİNDE YENİ FAZ III SONUCU</p>

<p>Tedavisi en güç akciğer kanseri türlerinden biri olan yaygın evre küçük hücreli akciğer kanserinde yeni bir Faz III çalışmasının ilk sonuçları açıklandı.</p>

<p>DeLLphi-305 çalışmasının planlı ara analizinde tarlatamab ve durvalumab kombinasyonu, durvalumabın tek başına kullanıldığı idame tedavisine kıyasla genel sağkalımda istatistiksel olarak anlamlı ve klinik açıdan önemli iyileşme gösterdi.</p>

<p>Çalışmanın ikincil sonlanım noktaları olan progresyonsuz sağkalım ve objektif yanıt oranında da kombinasyon lehine sonuç bildirildi.</p>

<p>DELLPHI-305 ÇALIŞMASINDA NE ARAŞTIRILDI?</p>

<p>DeLLphi-305, randomize Faz III bir klinik çalışma.</p>

<p>Çalışmaya yaygın evre küçük hücreli akciğer kanseri bulunan 563 hasta dahil edildi.</p>

<p>Hastaların tamamı başlangıçta durvalumab ile birlikte platin bazlı kemoterapi ve etoposid tedavisi almış ve hastalıklarında ilerleme görülmemiş kişilerden oluşuyordu.</p>

<p>Araştırmanın sonraki aşamasında idame tedavisi olarak tarlatamab ile durvalumab kombinasyonu, yalnızca durvalumab tedavisiyle karşılaştırıldı.</p>

<p>ANA HEDEF GENEL SAĞKALIMDI</p>

<p>Çalışmanın birincil sonlanım noktası genel sağkalımdı.</p>

<p>8 Eylül'de açıklanan üst düzey sonuçlara göre kombinasyon, durvalumab tek başına kullanıldığında elde edilen sonuçlara kıyasla genel sağkalımda istatistiksel olarak anlamlı ve klinik açıdan önemli bir iyileşme sağladı.</p>

<p>Çalışma böylece birincil sonlanım noktasına ulaştı.</p>

<p>PROGRESYONSUZ SAĞKALIM DA İYİLEŞTİ</p>

<p>Araştırmada yalnızca genel sağkalım değerlendirilmedi.</p>

<p>Progresyonsuz sağkalım ve objektif yanıt oranı da önemli ikincil sonlanım noktaları arasındaydı.</p>

<p>Şirketlerin açıklamasına göre tarlatamab ve durvalumab kombinasyonu bu iki ölçütte de istatistiksel olarak anlamlı ve klinik açıdan önemli iyileşme gösterdi.</p>

<p>ANCAK EN ÖNEMLİ RAKAMLAR HENÜZ AÇIKLANMADI</p>

<p>Sonuçların yorumlanmasında önemli bir sınırlama bulunuyor.</p>

<p>Açıklanan veriler çalışmanın üst düzey, yani topline sonuçları.</p>

<p>Şu aşamada kombinasyon grubundaki medyan genel sağkalım süresi açıklanmadı.</p>

<p>Hazard ratio, güven aralığı, ayrıntılı progresyonsuz sağkalım değerleri ve tedavi kollarına özgü ayrıntılı yan etki oranları da kamuoyuyla paylaşılmış değil.</p>

<p>Dolayısıyla kombinasyonun sağkalımı tam olarak kaç ay uzattığını bugün için söylemek mümkün değil.</p>

<p>Bu ayrım özellikle önemli.</p>

<p>Çünkü "sağkalım avantajı gösterildi" ifadesi mevcut açıklamayla desteklenirken, "ömrü şu kadar uzattı" şeklinde sayısal bir ifade kullanmak henüz mümkün değil.</p>

<p>TARLATAMAB NASIL ÇALIŞIYOR?</p>

<p>Tarlatamab, küçük hücreli akciğer kanseri hücrelerinde sıklıkla bulunan DLL3 proteinini hedefleyen bispesifik bir T-hücresi bağlayıcısı.</p>

<p>İlaç bir taraftan tümör hücresindeki DLL3'e, diğer taraftan T hücrelerindeki CD3'e bağlanıyor.</p>

<p>Amaç bağışıklık sistemindeki T hücrelerini kanser hücresine yönlendirerek tümör hücresinin öldürülmesini sağlamak.</p>

<p>DURVALUMAB NEDİR?</p>

<p>Durvalumab ise PD-L1'i hedefleyen bir immünoterapi.</p>

<p>Yaygın evre küçük hücreli akciğer kanserinde platin-etoposid kemoterapisiyle birlikte birinci basamak tedavide kullanılan immün kontrol noktası inhibitörlerinden biri.</p>

<p>DeLLphi-305'in dikkat çekici tarafı, iki farklı immünoterapi yaklaşımının idame döneminde birlikte değerlendirilmesi.</p>

<p>KÜÇÜK HÜCRELİ AKCİĞER KANSERİ NEDEN ÖNEMLİ?</p>

<p>Küçük hücreli akciğer kanseri, akciğer kanserlerinin yaklaşık yüzde 13-15'ini oluşturuyor.</p>

<p>Hastalık hızlı büyümesi ve erken dönemde yayılabilmesi nedeniyle akciğer kanserinin en agresif biçimlerinden biri olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Hastaların yaklaşık üçte ikisine hastalığın yaygın evresinde tanı konuluyor.</p>

<p>İlk tedaviye yanıt alınabilmesine rağmen hastalığın yeniden ilerlemesi önemli bir klinik sorun olmaya devam ediyor.</p>

<p>GÜVENLİLİK AÇISINDAN YENİ SİNYAL BİLDİRİLMEDİ</p>

<p>Şirketlerin ilk açıklamasına göre tarlatamab ve durvalumab kombinasyonunun genel güvenlilik ve tolere edilebilirlik profili ilaçların daha önce bilinen profilleriyle uyumluydu.</p>

<p>Yeni veya beklenmedik bir güvenlilik sinyali bildirilmedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bununla birlikte ayrıntılı yan etki oranları henüz yayımlanmadığı için kombinasyonun güvenlilik profili hakkında nihai değerlendirme yapmak için tam verilerin görülmesi gerekiyor.</p>

<p>TEDAVİ STANDARDI DEĞİŞTİ Mİ?</p>

<p>Henüz böyle bir sonuca varmak erken.</p>

<p>DeLLphi-305'in Faz III olması ve genel sağkalım sonlanım noktasını karşılaması klinik açıdan önemli.</p>

<p>Ancak açıklanan bilgiler şu anda yalnızca üst düzey sonuçlardan oluşuyor.</p>

<p>Çalışmanın ayrıntılı verilerinin uluslararası bir tıp kongresinde sunulması ve düzenleyici kurumlarla paylaşılması planlanıyor.</p>

<p>Bu nedenle sonuçlar umut verici olmakla birlikte tedavi kararlarının değiştirilmesi açısından tam veri setinin, güvenlilik sonuçlarının ve düzenleyici değerlendirmelerin beklenmesi gerekiyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Amgen<br />
AstraZeneca<br />
DeLLphi-305 Faz III Çalışması<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kucuk-hucreli-akciger-kanserinde-tarlatamab-ve-durvalumab-faz-iii-calismasinda-sagkalimi-iyilestirdi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 06:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0079.jpeg" type="image/jpeg" length="37133"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ruh Sağlığı Hizmetinde Video, Telefon ve Yüz Yüze Görüşmeler Karşılaştırıldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ruh-sagligi-hizmetinde-video-telefon-ve-yuz-yuze-gorusmeler-karsilastirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ruh-sagligi-hizmetinde-video-telefon-ve-yuz-yuze-gorusmeler-karsilastirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[JAMA Network Open'da yayımlanan 813.699 kişilik araştırmada, ruh sağlığı hizmetini ağırlıklı olarak video görüşmeleriyle alanlarda hastaneye yatış ve acil servis başvuruları daha düşük, tamamlanan randevu oranı ise daha yüksek bulundu. Araştırmacılar, çalışmanın gözlemsel olması ve gruplar arasındaki farklılıklar nedeniyle sonuçların dikkatle yorumlanması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>RUH SAĞLIĞINDA VİDEO MU, TELEFON MU, YÜZ YÜZE Mİ?</p>

<p>Ruh sağlığı hizmetlerinde uzaktan görüşmeler pandemi döneminde hızla yaygınlaştı. Peki psikiyatri ve ruh sağlığı hizmetlerinin video, telefon veya yüz yüze verilmesi hasta sonuçları açısından fark yaratıyor mu?</p>

<p>JAMA Network Open'da 8 Eylül 2026'da yayımlanan geniş kapsamlı bir araştırma bu soruyu 813.699 kişinin verileri üzerinden değerlendirdi.</p>

<p>Sonuçlar video görüşmelerinin bazı ölçütlerde dikkat çekici biçimde öne çıktığını gösterdi.</p>

<p>813 BİNDEN FAZLA KİŞİ İNCELENDİ</p>

<p>Araştırmada ABD Gazi İşleri Bakanlığı sağlık sisteminden 813.699 kişinin verileri kullanıldı.</p>

<p>Katılımcılar ruh sağlığı hizmetlerini ağırlıklı olarak hangi yöntemle aldıklarına göre üç gruba ayrıldı.</p>

<p>305.189 kişi ağırlıklı olarak yüz yüze,</p>

<p>343.543 kişi video,</p>

<p>164.967 kişi ise telefon üzerinden ruh sağlığı hizmeti aldı.</p>

<p>Araştırmacılar daha sonra katılımcıların sonuçlarını bir yıllık takip döneminde karşılaştırdı.</p>

<p>VİDEO GRUBUNDA HASTANEYE YATIŞ DAHA DÜŞÜKTÜ</p>

<p>Ham verilere göre ruh sağlığı nedeniyle hastaneye yatış oranı video grubunda yüzde 0,9 olarak gerçekleşti.</p>

<p>Bu oran yüz yüze görüşme grubunda yüzde 2,1, telefon grubunda ise yüzde 1,6 oldu.</p>

<p>Araştırmacıların gruplar arasındaki farklılıkları istatistiksel yöntemlerle dengelemeye çalıştığı analizlerde de video görüşmeleri daha düşük beklenen hastaneye yatış olasılığıyla ilişkili bulundu.</p>

<p>ACİL SERVİS BAŞVURULARINDA DA BENZER SONUÇ</p>

<p>Ruh sağlığıyla ilişkili acil servis başvurusu video grubunda yüzde 1,5 olarak kaydedildi.</p>

<p>Yüz yüze görüşme grubunda bu oran yüzde 2,6, telefon grubunda ise yüzde 2,3'tü.</p>

<p>Düzeltilmiş analizlerde video grubunda beklenen acil servis başvurusu olasılığının hem telefon hem de yüz yüze görüşme grubuna göre küçük fakat istatistiksel olarak anlamlı ölçüde daha düşük olduğu görüldü.</p>

<p>RANDEVULARA KATILIM DAHA YÜKSEK</p>

<p>Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de tamamlanan randevularla ilgiliydi.</p>

<p>Video grubundaki kişiler planlanan ruh sağlığı randevularının ortalama yüzde 71,1'ini tamamladı.</p>

<p>Bu oran yüz yüze görüşmelerde yüzde 68,0, telefon görüşmelerinde ise yüzde 68,4 olarak hesaplandı.</p>

<p>Düzeltilmiş analizde video görüşmelerinde tamamlanan randevu oranının yüz yüze görüşmelere kıyasla 3,6 yüzde puan, telefon görüşmelerine kıyasla 4,1 yüzde puan daha yüksek olması beklendi.</p>

<p>İNTİHAR DAVRANIŞLARI DA İNCELENDİ</p>

<p>Çalışmada intihar davranışları da sonuç ölçütlerinden biri olarak değerlendirildi.</p>

<p>Ham oranlar video grubunda yüzde 1,0, yüz yüze görüşme grubunda yüzde 1,2 ve telefon grubunda yüzde 1,3 olarak bildirildi.</p>

<p>İstatistiksel analizlerde video grubu yine daha düşük beklenen oranlarla ilişkili bulundu.</p>

<p>Ancak araştırmanın bu bulgusu da nedensellik kanıtı olarak değerlendirilmemeli.</p>

<p>VİDEO GÖRÜŞMESİ YÜZ YÜZE TEDAVİDEN DAHA MI İYİ?</p>

<p>Araştırmanın sonuçları böyle bir kesin hüküm kurmak için yeterli değil.</p>

<p>Çalışma randomize kontrollü bir deney değil, geçmiş sağlık kayıtlarının değerlendirildiği retrospektif karşılaştırmalı etkinlik araştırmasıydı.</p>

<p>Bu nedenle kişilerin hangi görüşme yöntemini kullandığı araştırmacılar tarafından rastgele belirlenmedi.</p>

<p>Daha da önemlisi video grubundaki kişilerin başlangıç özellikleri diğer gruplardan farklıydı.</p>

<p>Video kullananlar ortalamada daha gençti, gelirleri daha yüksekti, daha çok kentsel bölgelerde yaşıyordu ve bazı göstergelere göre klinik hastalık yükleri daha düşüktü.</p>

<p>Araştırmacılar bu farklılıkları istatistiksel yöntemlerle dengelemeye çalıştı ancak ölçülmemiş başka faktörlerin sonuçları etkilemiş olabileceğini özellikle belirtti.</p>

<p>FARKLAR KÜÇÜK</p>

<p>Çalışmanın bir diğer önemli noktası farkların büyüklüğü.</p>

<p>813 binden fazla kişinin yer aldığı çok geniş bir veri setinde bazı farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı olsa da araştırmacılar etki büyüklüklerinin küçük olduğunu vurguladı.</p>

<p>Bu nedenle çalışma "video terapi yüz yüze terapiden daha etkilidir" şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<p>Daha doğru ifade, video üzerinden ruh sağlığı hizmeti alınmasının incelenen bazı klinik sonuçlarda daha olumlu sonuçlarla ilişkili bulunmasıdır.</p>

<p>NEDEN VİDEO GÖRÜŞMELERİ ÖNE ÇIKMIŞ OLABİLİR?</p>

<p>Araştırma bunun nedenini doğrudan test etmedi.</p>

<p>Ancak araştırmacılar video görüşmelerinin telefon görüşmelerine kıyasla klinisyenin hastanın işlevselliğini daha iyi değerlendirmesine ve terapötik ilişkinin geliştirilmesine yardımcı olabileceğine ilişkin önceki araştırmalara dikkat çekti.</p>

<p>Uzaktan erişimin kolaylığı da randevuların daha fazla tamamlanmasına katkıda bulunmuş olabilir.</p>

<p>Bunlar olası açıklamalar; mevcut çalışma bunların neden-sonuç ilişkisini kanıtlamıyor.</p>

<p>HER HASTA İÇİN AYNI YÖNTEM UYGUN OLMAYABİLİR</p>

<p>Araştırmanın sonuçları ruh sağlığı hizmetlerinin tamamen videoya taşınması gerektiği anlamına gelmiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ciddi ruhsal hastalıklar, kriz durumları, fiziksel değerlendirme gereksinimi, teknolojiye erişim, mahremiyet koşulları ve kişinin tercihleri uygun görüşme yönteminin belirlenmesinde rol oynayabilir.</p>

<p>Araştırmacılar gelecekte farklı psikiyatrik durumlar ve farklı görüşme türleri açısından sonuçların ayrıca incelenmesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Çalışmanın ortaya koyduğu temel mesaj ise daha sınırlı fakat önemli:</p>

<p>Video üzerinden verilen ruh sağlığı hizmetleri, uygun hastalarda yalnızca erişimi kolaylaştıran bir alternatif olmayabilir; bazı sonuçlar açısından da avantajlarla ilişkili olabilir.</p>

<p>Bunun gerçekten yöntemin kendisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını ortaya koymak için daha güçlü kontrollü araştırmalara ihtiyaç var.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>JAMA Network Open<br />
VA Boston Healthcare System<br />
Harvard Medical School<br />
U.S. Department of Veterans Affairs</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ruh-sagligi-hizmetinde-video-telefon-ve-yuz-yuze-gorusmeler-karsilastirildi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 06:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0078.jpeg" type="image/jpeg" length="78049"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ücretsiz Kanser Taramaları: KETEM’de Hangi Testler Kimlere Yapılıyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ucretsiz-kanser-taramalari-ketemde-hangi-testler-kimlere-yapiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ucretsiz-kanser-taramalari-ketemde-hangi-testler-kimlere-yapiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de meme, rahim ağzı ve kolorektal kanser için belirli yaş gruplarına yönelik ücretsiz tarama programları uygulanıyor. Taramalar KETEM’lerin yanı sıra aile sağlığı merkezleri, sağlıklı hayat merkezleri ve mobil tarama araçları üzerinden gerçekleştirilebiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ÜCRETSİZ KANSER TARAMALARI: KİMLER, HANGİ TESTLERİ YAPTIRABİLİR?</p>

<p>Kanserde erken tanı, bazı kanser türlerinde tedavi seçeneklerinin ve başarı şansının artmasında önemli rol oynuyor.</p>

<p>Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ulusal kanser tarama programları kapsamında belirli yaş gruplarındaki kişiler meme kanseri, rahim ağzı kanseri ve kolorektal kanser açısından ücretsiz olarak taranabiliyor.</p>

<p>Taramalar yalnızca KETEM’lerde yapılmıyor. Aile sağlığı merkezleri, sağlıklı hayat merkezleri ve mobil kanser tarama araçları da program kapsamında hizmet verebiliyor.</p>

<p>MEME KANSERİ TARAMASI KİMLERE YAPILIYOR?</p>

<p>Ulusal tarama programı kapsamında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi ile meme kanseri taraması uygulanıyor.</p>

<p>Mamografi, henüz elle hissedilemeyecek kadar küçük bazı meme değişikliklerinin saptanmasına yardımcı olabiliyor.</p>

<p>Tarama programı herhangi bir şikâyeti olmayan hedef yaş grubundaki kadınlara yönelik.</p>

<p>Memede yeni ortaya çıkan kitle, meme başından kanlı akıntı, meme derisinde çekilme veya belirgin değişiklik gibi yakınmalar varsa rutin tarama zamanını beklemek yerine sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.</p>

<p>RAHİM AĞZI KANSERİ TARAMASI KİMLERE YAPILIYOR?</p>

<p>30-65 yaş arasındaki kadınlarda rahim ağzı kanserine yönelik tarama uygulanıyor.</p>

<p>Ulusal program kapsamında HPV-DNA testi kullanılıyor ve tarama beş yılda bir gerçekleştiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>HPV enfeksiyonlarının büyük bölümü kendiliğinden ortadan kalkabilse de bazı yüksek riskli HPV tiplerinin kalıcı enfeksiyonu rahim ağzı kanseri gelişiminde temel risk faktörlerinden biri.</p>

<p>Taramanın amacı kanser gelişmeden önce riskli değişiklikleri veya hastalığı erken dönemde saptayabilmek.</p>

<p>KOLON VE REKTUM KANSERİ TARAMASI KİMLERE YAPILIYOR?</p>

<p>Kolorektal kanser tarama programı 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkekleri kapsıyor.</p>

<p>Bu yaş grubunda iki yılda bir gaitada gizli kan testi uygulanıyor.</p>

<p>Ayrıca ulusal program kapsamında belirlenen aralıklarla kolonoskopi değerlendirmesi de bulunuyor.</p>

<p>Gaitada gizli kan testinin pozitif çıkması kişinin kesin olarak kanser olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Pozitif sonuç alınması durumunda ileri değerlendirme gerekiyor.</p>

<p>KANSER TARAMALARI NEREDE YAPILIYOR?</p>

<p>Ücretsiz kanser taramalarına farklı birimlerden ulaşılabiliyor.</p>

<p>Bunların başında Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri, yani KETEM’ler geliyor.</p>

<p>Bunun yanında aile sağlığı merkezleri ve sağlıklı hayat merkezlerinde de program kapsamındaki taramalar gerçekleştirilebiliyor.</p>

<p>Mobil kanser tarama araçları ise özellikle hizmete erişimin daha güç olduğu bölgelerde tarama hizmetinin vatandaşlara ulaştırılmasında kullanılıyor.</p>

<p>KETEM NEDİR?</p>

<p>KETEM, “Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi” ifadesinin kısaltması.</p>

<p>Bu merkezlerde ulusal program kapsamında kanser taramalarının yanı sıra kanserden korunma ve erken tanı konusunda bilgilendirme çalışmaları da yürütülüyor.</p>

<p>TARAMA İLE TANI AYNI ŞEY DEĞİL</p>

<p>Kanser taramalarında önemli bir ayrım bulunuyor.</p>

<p>Tarama, herhangi bir belirti veya şikâyeti bulunmayan belirli yaş ve risk grubundaki kişilerde hastalığın erken işaretlerini araştırmak amacıyla uygulanıyor.</p>

<p>Tanı süreci ise bir belirti, muayene bulgusu veya anormal tarama sonucunun ardından hastalığın bulunup bulunmadığını belirlemek amacıyla yapılan daha ayrıntılı incelemeleri kapsıyor.</p>

<p>Bu nedenle tarama testinde şüpheli veya pozitif sonuç çıkması doğrudan kanser tanısı anlamına gelmiyor.</p>

<p>KİMLER RUTİN TARAMA PROGRAMINI BEKLEMEMELİ?</p>

<p>Ulusal tarama programlarındaki yaş aralıkları toplum genelindeki ortalama risk grubuna göre belirleniyor.</p>

<p>Ailesinde belirli kanserlerin güçlü öyküsü bulunanlar, kalıtsal kanser sendromu açısından risk taşıyanlar veya daha önce kanser öncüsü lezyon saptanan kişiler için takip ve tarama planı farklı olabiliyor.</p>

<p>Benzer şekilde dışkıda kan, açıklanamayan kilo kaybı, memede kitle veya olağandışı vajinal kanama gibi belirtiler varsa rutin tarama yaşını veya zamanını beklemek uygun değil.</p>

<p>Bu durumda kişinin doğrudan sağlık kuruluşunda değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>ERKEN TANI NEDEN ÖNEMLİ?</p>

<p>Tarama programlarının temel amacı kanseri mümkün olduğunca erken evrede veya bazı kanserlerde kanser öncesi değişiklik aşamasında yakalamak.</p>

<p>Ancak her kanser türü için toplum çapında rutin tarama programı bulunmuyor.</p>

<p>Türkiye’de ulusal program kapsamında temel olarak meme, rahim ağzı ve kolorektal kanser taramaları yürütülüyor.</p>

<p>Bu nedenle “check-up yaptırmak” ile bilimsel kriterlere göre hazırlanmış kanser tarama programına katılmak da aynı şey değil.</p>

<p>HANGİ TARAMANIN ZAMANI GELDİ?</p>

<p>40-69 yaş arasındaki kadınlar meme kanseri taraması,</p>

<p>30-65 yaş arasındaki kadınlar rahim ağzı kanseri taraması,</p>

<p>50-70 yaş arasındaki kadın ve erkekler ise kolorektal kanser taraması açısından ulusal programın hedef grubunda bulunuyor.</p>

<p>Kişinin yaşı, aile öyküsü, önceki test sonuçları ve bireysel riskleri nedeniyle farklı bir takip programına ihtiyaç duyulabileceğinden, gerekli durumlarda aile hekimi veya ilgili uzman hekimle görüşülmesi uygun olacaktır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ucretsiz-kanser-taramalari-ketemde-hangi-testler-kimlere-yapiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 06:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0077.jpeg" type="image/jpeg" length="35818"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı 2026 Personel Alımı Ne Zaman? KPSS Sonrası Son Durum]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglik-bakanligi-2026-personel-alimi-ne-zaman-kpss-sonrasi-son-durum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglik-bakanligi-2026-personel-alimi-ne-zaman-kpss-sonrasi-son-durum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 KPSS'nin ardından sağlık çalışanlarının gözü Sağlık Bakanlığı'nın yeni personel alımına çevrildi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Eylül KPSS'sinden sonra alımların planlanacağını ve 2026'nın sonunda hekim dışı personel alımı öngördüklerini açıklamıştı. Henüz yeni alıma ilişkin kontenjan ve başvuru takvimi ilan edilmedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>KPSS BİTTİ, GÖZLER SAĞLIK BAKANLIĞI PERSONEL ALIMINDA</p>

<p>2026 KPSS'nin ardından Sağlık Bakanlığına yapılması beklenen yeni personel alımları sağlık çalışanlarının gündemine girdi.</p>

<p>Hemşire, ebe, sağlık teknikeri, fizyoterapist, diyetisyen ve diğer sağlık meslek gruplarından adaylar, yeni alımın ne zaman yapılacağını ve kadro dağılımının nasıl olacağını merak ediyor.</p>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun daha önce yaptığı açıklamalar ise alımların zamanlamasına ilişkin önemli bir çerçeve ortaya koyuyor.</p>

<p>BAKAN MEMİŞOĞLU: 2026'NIN SONUNDA ALIM PLANLIYORUZ</p>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 19 Haziran 2026'da yaptığı açıklamada hekim dışı sağlık personeli alımlarına ilişkin 2026 Eylül KPSS'sini işaret etmişti.</p>

<p>Memişoğlu, 2024 KPSS puanıyla önceki yıl 47 bin hekim dışı personel alımı gerçekleştirildiğini belirterek yeni alımların 2026 Eylül KPSS'sinden sonra planlanacağını söyledi.</p>

<p>Bakan Memişoğlu, "2026'nın sonunda bir alım planlıyoruz" açıklamasında bulundu.</p>

<p>Memişoğlu, ocak ayında yaptığı başka bir açıklamada da yeni atamaların 2026 KPSS sonrasında yapılmasının hedeflendiğini ifade etmişti.</p>

<p>KONTENJANLAR AÇIKLANDI MI?</p>

<p>Henüz hayır.</p>

<p>9 Eylül 2026 itibarıyla Sağlık Bakanlığının merkezi personel duyuruları arasında yeni KPSS personel alımına ilişkin kadro ve branş dağılımı ile başvuru takvimi yayımlanmış değil.</p>

<p>Bu nedenle sosyal medya ve çeşitli internet sitelerinde yer alan kesin kontenjan, branş dağılımı veya başvuru tarihi iddialarına resmî açıklama yapılıncaya kadar ihtiyatla yaklaşılması gerekiyor.</p>

<p>KAÇ SAĞLIK PERSONELİ ALINACAK?</p>

<p>Yeni dönemde alınacak toplam personel sayısı henüz resmen açıklanmadı.</p>

<p>Dolayısıyla "şu kadar hemşire", "şu kadar ebe" veya "şu kadar sağlık teknikeri alınacak" şeklindeki rakamları şu aşamada kesinleşmiş kontenjanlar olarak değerlendirmek mümkün değil.</p>

<p>Resmî kadro dağılımının ilan edilmesiyle hangi branşa kaç kontenjan ayrıldığı netleşecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>HANGİ BRANŞLARDA ALIM YAPILACAK?</p>

<p>Yeni alımın branş dağılımı da henüz açıklanmış değil.</p>

<p>Geçmiş Sağlık Bakanlığı personel alımlarında hemşire, ebe ve farklı alanlardaki sağlık teknikerlerinin yanı sıra çeşitli sağlık meslek gruplarına kontenjan ayrılmıştı.</p>

<p>Ancak geçmiş dönem dağılımları 2026 sonunda yapılması planlanan alımın kadro dağılımının da aynı olacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bu nedenle adayların yeni tercih kılavuzunu beklemesi gerekiyor.</p>

<p>BAŞVURULAR NE ZAMAN BAŞLAYACAK?</p>

<p>Sağlık Bakanı Memişoğlu'nun açıklaması alımın 2026 yılı sonuna doğru planlandığını gösteriyor.</p>

<p>Bununla birlikte başvuruların başlayacağı kesin tarih henüz açıklanmadı.</p>

<p>Alım süreci resmiyet kazandığında başvuru tarihleri, kadrolar, branş dağılımları, nitelik kodları ve tercih koşullarının ilgili resmî duyurularla açıklanması bekleniyor.</p>

<p>SAĞLIK ÇALIŞANLARI RESMÎ DUYURULARI TAKİP ETMELİ</p>

<p>Özellikle KPSS sonrasında personel alımlarına yönelik arama ve beklentinin artması, doğrulanmamış kadro listelerinin de hızla yayılmasına neden olabiliyor.</p>

<p>Adayların tercihlerini etkileyebilecek kontenjan ve takvim bilgilerinde Sağlık Bakanlığı ve ilgili resmî kurumların açıklamalarını esas almaları önem taşıyor.</p>

<p>Tıbbiye Bülteni, Sağlık Bakanlığının yeni personel alımına ilişkin resmî takvim ve kadro dağılımı açıklandığında gelişmeleri güncelleyecek.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atamalar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglik-bakanligi-2026-personel-alimi-ne-zaman-kpss-sonrasi-son-durum</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 06:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0076.jpeg" type="image/jpeg" length="45642"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KYK Yurt Sonuçları Açıklandı: Kayıt İçin Son 2 Gün]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kyk-yurt-sonuclari-aciklandi-kayit-icin-son-2-gun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kyk-yurt-sonuclari-aciklandi-kayit-icin-son-2-gun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026-2027 eğitim öğretim yılı GSB yurt başvuru sonuçları açıklandı. Yurda yerleşmeye hak kazanan öğrencilerin kayıtlarını 10 Eylül Perşembe günü saat 23.00’e kadar tamamlaması gerekiyor. Kayıt için ilk kayıt ücretinin ödenmesi ve e-Devlet üzerinden taahhütnamenin onaylanması gerekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü, 2026-2027 eğitim öğretim yılı yurt başvuru sonuçlarını açıkladı.</p>

<p>Üniversite öğrencileri başvuru sonuçlarını e-Devlet üzerinden öğrenebiliyor. Yurda yerleşmeye hak kazanan öğrenciler için ise şimdi kayıt süreci başladı.</p>

<p>KYK YURT KAYDI İÇİN SON GÜN 10 EYLÜL</p>

<p>Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğünün açıklamasına göre yurda yerleşmeye hak kazanan öğrencilerin kayıt işlemlerini 10 Eylül Perşembe günü saat 23.00’e kadar tamamlaması gerekiyor.</p>

<p>Yurt hakkı kazanmak tek başına kayıt işleminin tamamlandığı anlamına gelmiyor. Öğrencilerin belirtilen süre içerisinde gerekli kayıt adımlarını yerine getirmesi gerekiyor.</p>

<p>KYK YURT KAYDI NASIL YAPILIR?</p>

<p>Yurt kayıt işlemi temel olarak iki aşamadan oluşuyor.</p>

<p>Öğrencinin öncelikle ilk kayıt ücretini ödemesi gerekiyor. Ardından e-Devlet üzerinden yurt kayıt işlemlerine girilerek taahhütname onaylanıyor.</p>

<p>Bu iki işlemin tamamlanmasının ardından yurt kaydı gerçekleştirilmiş oluyor.</p>

<p>İLK KAYIT ÜCRETİ NE KADAR?</p>

<p>İlk kayıt ücreti her öğrenci için aynı olmayabiliyor. Ödenmesi gereken tutar yerleştirilen yurda göre değişebiliyor.</p>

<p>İlk kayıt ücretinin içerisinde güvence bedeli ile gün bazında yatak ücreti bulunuyor. Öğrenci yurda yerleştikten sonra ise sonraki aylarda aylık yurt ücretini ödüyor.</p>

<p>Öğrenciler kendilerinden talep edilen kayıt ücretini ilgili ödeme ekranından kontrol edebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>E-DEVLET’TEN TAAHHÜTNAME ONAYI UNUTULMAMALI</p>

<p>İlk kayıt ücretinin yatırılmasının ardından işlemin tamamlanabilmesi için e-Devlet’teki “Yurt Kayıt İşlemleri” hizmeti üzerinden taahhütnamenin onaylanması gerekiyor.</p>

<p>Sadece ücretin yatırılması kayıt işleminin tamamlandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bu nedenle öğrencilerin ödeme sonrasında e-Devlet’e yeniden girerek taahhütname onayının gerçekleşip gerçekleşmediğini kontrol etmeleri önem taşıyor.</p>

<p>18 YAŞINDAN KÜÇÜK ÖĞRENCİLERDE İŞLEM FARKLI</p>

<p>18 yaşından küçük öğrenciler için taahhütname onayı iki aşamalı gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Öncelikle öğrencinin anne veya babasının kendi e-Devlet hesabından öğrenci adına taahhütnameyi onaylaması gerekiyor. Ardından öğrencinin kendi e-Devlet hesabıyla onay işlemini tamamlaması gerekiyor.</p>

<p>YEDEKTE KALAN ÖĞRENCİLER NE YAPACAK?</p>

<p>İlk yerleştirmede yurda yerleşemeyen ve yedek sırada bulunan öğrencilerin GSB ve Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü tarafından yapılacak yeni yerleştirme duyurularını takip etmesi gerekiyor.</p>

<p>Boş kontenjanlara göre yedek yerleştirmeler gerçekleştirilebiliyor.</p>

<p>EK KONTENJAN VE YATAY GEÇİŞ ÖĞRENCİLERİ İÇİN AYRI BAŞVURU</p>

<p>GSB’nin daha önce yayımladığı duyuruya göre ek kontenjanla yerleşenler, yatay veya dikey geçiş öğrencileri, özel yetenek öğrencileri, lisansüstü öğrencileri, normal öğrenim süresini aşan öğrenciler ve ikinci üniversitesini okuyacak öğrenciler için yurt başvuruları yükseköğrenim kayıtlarının tamamlanmasının ardından ilerleyen tarihlerde alınacak.</p>

<p>KAYITTA SORUN YAŞAYANLAR NE YAPABİLİR?</p>

<p>Kayıt işlemlerinde sorun yaşayan öğrenciler Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğünün 7 gün 24 saat hizmet veren 444 0 472 numaralı çağrı merkezinden destek alabiliyor.</p>

<p>Öğrencilerin özellikle son saatlere kalmadan ödeme ve taahhütname işlemlerinin tamamlandığını kontrol etmeleri yararlı olacaktır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kyk-yurt-sonuclari-aciklandi-kayit-icin-son-2-gun</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 06:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0075.jpeg" type="image/jpeg" length="63775"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kahve ve Uzun Ömür: Günde Kaç Fincan Sağlıklı Yaşlanmayla İlişkili?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kahve-ve-uzun-omur-gunde-kac-fincan-saglikli-yaslanmayla-iliskili</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kahve-ve-uzun-omur-gunde-kac-fincan-saglikli-yaslanmayla-iliskili" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahve ömrü uzatan bir ilaç değil. Ancak milyonlarca kişiyi kapsayan çalışmalar, özellikle ölçülü kahve tüketimini daha düşük ölüm riskiyle ilişkilendiriyor. Sabah tüketimi de ayrı bir araştırma konusu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kahve ve uzun ömür ilişkisi yıllardır longevity araştırmalarının en ilgi çekici başlıklarından biri. Bugüne kadar elde edilen verilerin ortak noktası şu: Düzenli ve ölçülü kahve tüketen kişilerde, hiç içmeyen veya çok az içenlere kıyasla tüm nedenlere bağlı ölüm oranı birçok çalışmada daha düşük bulunuyor.</p>

<p>Bu, “kahve ömrü uzatır” anlamına gelmiyor. Verilerin büyük bölümü gözlemsel çalışmalardan geliyor. Araştırmacılar sigara, yaş, fiziksel aktivite ve beslenme gibi çok sayıda faktörü hesaba katsalar da kahvenin tek başına insanların daha uzun yaşamasına neden olduğu kanıtlanmış değil.</p>

<p>Kahve araştırmalarında neden 3 fincan sık karşımıza çıkıyor?</p>

<p>2019’da yayımlanan doz-yanıt meta-analizi, 21 kohort çalışmasından 10 milyondan fazla katılımcının verilerini değerlendirdi.</p>

<p>Araştırmada günde yaklaşık 3 fincan kahve tüketimi, hiç kahve içmemeye veya nadiren içmeye kıyasla tüm nedenlere bağlı ölüm açısından yaklaşık yüzde 13 daha düşük göreceli riskle ilişkili bulundu.</p>

<p>Buradaki “yüzde 13”, kişinin yaşam süresinin yüzde 13 uzadığı anlamına gelmiyor. Bu rakam, çalışma grupları arasındaki göreceli ölüm riski farkını ifade ediyor.</p>

<p>Daha geniş bir kanıt değerlendirmesinde de benzer bir tablo görüldü. The BMJ’de yayımlanan ve kahve üzerine yapılmış meta-analizleri bir araya getiren kapsamlı incelemede, en güçlü ilişkilerden bazıları günde yaklaşık 3–4 finan kahve düzeyinde görüldü.</p>

<p>Fakat bu miktarı bir “longevity dozu” olarak görmek doğru olmaz. Fincanın büyüklüğü, kahvenin hazırlanma şekli, kafein miktarı ve kişinin kahveye verdiği yanıt ciddi biçimde değişebilir.</p>

<p>Kafein tek açıklama olmayabilir</p>

<p>Kahveyi yalnızca kafein olarak düşünmek yanıltıcı olabilir.</p>

<p>Kahve; klorojenik asitler başta olmak üzere çok sayıda polifenol ve başka biyolojik olarak aktif bileşik içerir. Bu maddelerin glikoz metabolizması, oksidatif süreçler ve inflamasyonla ilişkili biyolojik yollar üzerindeki etkileri araştırılıyor.</p>

<p>Kafeinsiz kahve verileri de bu açıdan dikkat çekici. Büyük meta-analizlerde hem kafeinli hem de kafeinsiz kahve tüketimi daha düşük tüm nedenlere bağlı ölüm riskiyle ilişkilendirildi.</p>

<p>Bu bulgu, gözlenen ilişkinin yalnızca kafeinle açıklanamayabileceğini düşündürüyor. Ancak hangi bileşenin ne kadar katkı sağladığını ve bunun doğrudan yaşam süresine etkisini kesin olarak göstermek için gözlemsel araştırmalar yeterli değil.</p>

<p>Sabah kahvesi farklı olabilir mi?</p>

<p>Kahve araştırmalarının daha yakın tarihli sorularından biri miktardan çok zamanlama.</p>

<p>European Heart Journal’da 2025 yılında yayımlanan gözlemsel bir araştırmada ABD’den 40 binden fazla yetişkin değerlendirildi. Yaklaşık 10 yıllık takip sırasında kahveyi ağırlıklı olarak sabah içme düzenine sahip kişilerde, kahve içmeyenlerle karşılaştırıldığında tüm nedenlere bağlı ölüm riski daha düşük bulundu.</p>

<p>Uyku süresi ve kahve miktarı dahil çok sayıda değişken hesaba katıldıktan sonraki analizde sabah kahvesi düzeni yaklaşık yüzde 16 daha düşük göreceli tüm nedenlere bağlı ölüm riskiyle ilişkiliydi.</p>

<p>Gün boyunca kahve içme düzeninde ise benzer bir istatistiksel ilişki gösterilemedi.</p>

<p>Araştırma ilgi çekici olsa da tek başına “kahveyi sabah içmek ömrü uzatır” sonucunu desteklemiyor. Çalışma gözlemseldi ve kahvenin saatini değiştiren insanlarda yaşam süresinin değişip değişmediğini test eden randomize bir deney değildi.</p>

<p>Geç saatlerde kahvenin uyku boyutu da var</p>

<p>Longevity yalnızca belirli besinleri tüketmekten ibaret değil. Uyku kalitesi, fiziksel aktivite, sigara kullanmamak, sağlıklı vücut ağırlığı, kan basıncı ve metabolik sağlık uzun vadeli sağlık açısından çok daha geniş bir çerçeve oluşturuyor.</p>

<p>Kafeinin geç saatlerde tüketilmesi bazı kişilerde uykuya dalmayı veya uyku süresini etkileyebilir. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi, 100 mg kadar tek bir kafein dozunun bile yatma saatine yakın tüketildiğinde bazı yetişkinlerde uyku süresi ve düzenini etkileyebileceğini belirtiyor.</p>

<p>Bu nedenle gün içinde daha fazla kahve içmenin otomatik olarak daha fazla longevity faydası sağlayacağı düşünülmemeli.</p>

<p>Şekerli kahve aynı şey mi?</p>

<p>Kahve araştırmalarında içeceğin nasıl hazırlandığı da önemli.</p>

<p>UK Biobank verileriyle yapılan ve 171 binden fazla kişinin izlendiği bir çalışmada şekersiz kahve tüketimi daha düşük tüm nedenlere bağlı ölüm riskiyle ilişkilendirildi. Ölçülü miktarda şeker eklenen kahvede de bazı tüketim düzeylerinde benzer bir ilişki görüldü.</p>

<p>Bu sonuç “kahveye şeker eklemek sağlıklıdır” anlamına gelmiyor. Çalışma gözlemseldi; ayrıca insanların başlangıçtaki kahve tüketimleri kendi bildirimlerine dayanıyordu ve zaman içindeki değişiklikler tam olarak ölçülememişti.</p>

<p>Longevity açısından kahveye bakmanın daha doğru yolu, kahvenin kendisini büyük miktarda şeker, şurup veya yüksek kalorili eklerle birlikte değerlendirmemektir.</p>

<p>Daha fazla kahve daha uzun yaşam demek değil</p>

<p>Araştırmalarda ilişkinin genellikle doğrusal olmadığı görülüyor. Başka bir ifadeyle bir fincandan üç fincana çıkıldığında gözlenen ilişki, üçten altı veya sekiz fincana çıkıldığında sürekli güçlenmiyor.</p>

<p>Kişisel tolerans da değişir. Kafein bazı kişilerde çarpıntı, titreme, huzursuzluk, mide yakınmaları veya uyku sorunlarını artırabilir.</p>

<p>Sağlıklı yetişkinler için Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi, gün boyunca toplam 400 mg’a kadar kafein alımının genel olarak güvenlik endişesi oluşturmadığını bildiriyor. Bu rakam “herkesin 400 mg tüketmesi gerekir” anlamına gelmez ve kahvedeki kafein miktarı hazırlanış biçimine göre büyük farklılık gösterebilir.</p>

<p>Gebelikte sınır farklı</p>

<p>Gebelikte kahve ve kafein konusunda yetişkinler için kullanılan genel sınırlar geçerli değil.</p>

<p>Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi ve Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Koleji, gebelikte tüm kaynaklardan günlük kafein tüketiminin 200 mg’ı aşmamasını öneriyor.</p>

<p>Kahve longevity reçetesi mi?</p>

<p>Mevcut bilimsel tablo kahveyi bir “uzun yaşam ilacı” haline getirmiyor.</p>

<p>Daha doğru ifade şu: Büyük ve birbirinden bağımsız gözlemsel araştırmalar ile meta-analizlerde, ölçülü kahve tüketimi tekrar tekrar daha düşük tüm nedenlere bağlı ölüm riskiyle ilişkilendiriliyor. Benzer ilişkilerin kafeinsiz kahvede da görülmesi, kahvenin araştırılmaya değer yönünün yalnızca kafein olmadığını düşündürüyor.</p>

<p>Kahveyi seven ve iyi tolere eden sağlıklı bir yetişkin için ölçülü tüketim, sağlıklı yaşam biçiminin bir parçası olabilir. Kahve içmeyen birinin ise yalnızca daha uzun yaşamak amacıyla kahveye başlamasını gerektiren klinik bir kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Longevity açısından asıl güçlü temel hâlâ daha geniş: tütün kullanmamak, düzenli hareket etmek, yeterli uyumak, dengeli beslenmek ve kan basıncı, kan şekeri ile kolesterol gibi değiştirilebilir risk faktörlerini kontrol altında tutmak.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel sağlık bilgisi sunar. Kahve ve kafeine verilen yanıt kişiden kişiye değişebilir. Gebelik, kalp ritim sorunları, uyku bozuklukları veya başka sağlık durumlarında kişisel tüketim için sağlık profesyoneline danışılmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Li Q ve arkadaşları, Journal of Human Nutrition and Dietetics, 2019 — Kafeinli ve kafeinsiz kahve tüketimi ile tüm nedenlere bağlı ölüm üzerine doz-yanıt meta-analizi</p>

<p>Poole R ve arkadaşları, The BMJ, 2017 — Kahve tüketimi ve sağlık sonuçları üzerine meta-analizlerin umbrella review çalışması</p>

<p>Wang X ve arkadaşları, European Heart Journal, 2025 — Kahve tüketim zamanı ve mortalite araştırması</p>

<p>Liu D ve arkadaşları, Annals of Internal Medicine, 2022 — Şekerli, tatlandırıcılı ve şekersiz kahve tüketimi ile mortalite üzerine UK Biobank çalışması</p>

<p>European Food Safety Authority — Caffeine: sağlık ve güvenlik değerlendirmesi</p>

<p>American College of Obstetricians and Gynecologists — Gebelikte kafein tüketimi önerileri</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kahve-ve-uzun-omur-gunde-kac-fincan-saglikli-yaslanmayla-iliskili</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 06:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0074.jpeg" type="image/jpeg" length="27290"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üniversite Mezunu 4/D İşçilere Memuriyet Yolu Açılabilir mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/universite-mezunu-4d-iscilere-memuriyet-yolu-acilabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/universite-mezunu-4d-iscilere-memuriyet-yolu-acilabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamuda 4/D sürekli işçi statüsünde çalışan üniversite mezunları, eğitimlerine uygun memur kadrolarına geçiş imkânı sağlayacak düzenleme bekliyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında belirli işçiler için uygulanan statü değişikliği modeli ve TBMM’ye sunulan kanun teklifi, üniversite mezunu kamu işçilerinin beklentisini yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kamuda 4/D sürekli işçi statüsünde çalışan üniversite mezunlarının eğitim durumlarına uygun memur kadrolarına geçirilmesi, kamu personel sisteminde uzun süredir tartışılan başlıklardan biri.</p>

<p>Ön lisans, lisans hatta lisansüstü eğitimini tamamlamış olmasına rağmen kamu kurumlarında sürekli işçi statüsünde görev yapan çalışanlar, sahip oldukları diploma ve mesleki niteliklerin kamu personel sistemi içinde değerlendirilmesini istiyor.</p>

<p>Peki üniversite mezunu 4/D sürekli işçiler memur olabilir mi? Kamuda bunun benzer bir örneği var mı?</p>

<p>Mevcut mevzuatta üniversite mezunu olmak, tek başına 4/D sürekli işçi kadrosundan 4/A memur kadrosuna doğrudan ve otomatik geçiş hakkı sağlamıyor. Ancak kamu personel sisteminde belirli çalışan grupları için özel düzenlemelerle statü değişikliğine imkân tanınabildiğini gösteren örnekler bulunuyor.</p>

<p>4/D İŞÇİ İLE MEMUR AYNI STATÜDE DEĞİL</p>

<p>Kamudaki sürekli işçiler ile devlet memurları aynı kurumda görev yapabilmelerine rağmen farklı personel rejimlerine tabi.</p>

<p>Sürekli işçiler esas olarak iş mevzuatı ve toplu iş sözleşmeleri çerçevesinde çalışırken devlet memurları 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu başta olmak üzere kamu personel mevzuatına tabi bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle bir kamu işçisinin üniversite mezunu olması veya çalışırken üniversite eğitimini tamamlaması, statüsünü kendiliğinden memur statüsüne dönüştürmüyor.</p>

<p>ÜNİVERSİTE DİPLOMASI OTOMATİK GEÇİŞ SAĞLAMIYOR</p>

<p>Ön lisans, lisans, yüksek lisans veya doktora diplomasına sahip olmak önemli bir eğitim niteliği olsa da mevcut genel düzenlemelerde yalnızca bu diplomaya dayanarak sürekli işçi kadrosundan memur kadrosuna otomatik geçiş sağlayan bir sistem bulunmuyor.</p>

<p>Dolayısıyla 4/D statüsünde çalışan bir kişinin üniversite diplomasını kurumuna sunması tek başına memur kadrosuna atanması için yeterli değil.</p>

<p>Ancak bu durum, işçi statüsündeki personel için farklı bir statüye geçiş mekanizması oluşturulamayacağı anlamına gelmiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AİLE BAKANLIĞINDAKİ UYGULAMA DİKKAT ÇEKİYOR</p>

<p>Bu tartışma açısından yakın dönemdeki en dikkat çekici örneklerden biri Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında yaşandı.</p>

<p>Bakanlık bünyesinde işçi statüsünde bulunan belirli ASDEP personelinin, yapılan düzenleme kapsamında kurum tarafından gerçekleştirilecek sınav sonucunda sözleşmeli personel pozisyonlarına atanabilmesinin önü açıldı.</p>

<p>Böylece belirli şartları taşıyan bir çalışan grubu için işçi statüsünden sözleşmeli personel statüsüne geçiş sağlayabilecek özel bir mekanizma oluşturuldu.</p>

<p>Bu uygulamanın bütün 4/D sürekli işçiler için doğrudan kazanılmış bir hak veya hukuken bağlayıcı bir emsal oluşturduğunu söylemek mümkün değil.</p>

<p>Ancak kamu personel politikası açısından önemli bir örnek niteliğinde.</p>

<p>Çünkü uygulama, gerekli hukuki düzenleme ve şartlar oluşturulduğunda işçi statüsündeki belirli bir personel grubunun eğitim ve görev nitelikleri dikkate alınarak farklı bir kamu personeli statüsüne geçirilmesine yönelik mekanizma kurulabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle üniversite mezunu 4/D sürekli işçilerin talepleri bakımından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığındaki model dikkatle incelenebilecek örneklerden biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>4/D’Lİ BİR ÇALIŞAN BUGÜN MEMUR OLABİLİR Mİ?</p>

<p>4/D sürekli işçi statüsünde bulunmak kişinin memur olmasına engel değil.</p>

<p>İlgili memur kadrosunun şartlarını taşıyan çalışanlar KPSS, merkezi yerleştirme veya ilgili mevzuatta öngörülen diğer atama yöntemleri üzerinden memur kadrolarına başvurabilir.</p>

<p>Ancak bu yöntem, kişinin mevcut 4/D kadrosundan doğrudan 4/A kadrosuna geçirilmesi anlamına gelmiyor. Kişi yeni bir atama süreci sonucunda memuriyete geçiyor.</p>

<p>ÜNİVERSİTE MEZUNU İŞÇİLERİN TALEBİ FARKLI</p>

<p>Üniversite mezunu kamu işçilerinin temel beklentisi ise yeniden genel memur alımı yarışına girmekten ziyade, kamuda edindikleri hizmet süreleri ve eğitimlerinin birlikte değerlendirilmesi.</p>

<p>Çalışanlar, mezun oldukları bölüm ve yaptıkları görev dikkate alınarak kurumlarındaki uygun memur veya diğer kamu personeli pozisyonlarına geçiş sağlayabilecek bir sistem oluşturulmasını talep ediyor.</p>

<p>Bu kapsamda kurum sınavı, unvan ve diploma uygunluğu, belirli hizmet süresi ve boş kadro gibi kriterlerin kullanılabileceği bir geçiş modeli tartışılabilir.</p>

<p>KONU TBMM’NİN DE GÜNDEMİNDE</p>

<p>Üniversite mezunu kamu işçilerinin memur kadrolarına geçirilmesine yönelik talepler geçmiş yıllarda TBMM’ye çeşitli soru önergeleri ve kanun teklifleriyle taşındı.</p>

<p>Son olarak 6 Ocak 2025 tarihinde TBMM’ye sunulan Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi de bu konuda dikkat çekti.</p>

<p>Teklif; kamu kurum ve kuruluşlarında işçi statüsünde çalışan ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora mezunlarının, çalıştıkları kurum tarafından uygun bulunan memur kadrolarına atanabilmesine yönelik bir düzenleme öngörüyor.</p>

<p>Ancak teklifin TBMM’ye sunulmuş olması düzenlemenin yürürlüğe girdiği anlamına gelmiyor. Bunun için yasama sürecinin tamamlanması ve teklifin kanunlaşması gerekiyor.</p>

<p>AİLE BAKANLIĞI MODELİ GENİŞLETİLEBİLİR Mİ?</p>

<p>Asıl tartışılması gereken noktalardan biri burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında belirli bir işçi grubuna sınav ve belirlenen şartlarla farklı personel statüsüne geçiş yolu oluşturulabiliyorsa, benzer bir modelin diğer kamu kurumlarında çalışan üniversite mezunu sürekli işçiler için uygulanıp uygulanamayacağı gündeme geliyor.</p>

<p>Örneğin üniversite mezunu 4/D sürekli işçiler için;</p>

<p>mezuniyet alanı,</p>

<p>yapılan görev,</p>

<p>kamudaki hizmet süresi,</p>

<p>kurum ihtiyacı,</p>

<p>boş kadro durumu</p>

<p>ve kurum tarafından gerçekleştirilecek bir sınav</p>

<p>birlikte değerlendirilerek yeni bir geçiş sistemi oluşturulabilir.</p>

<p>Bunun nasıl uygulanacağı ise ancak yapılacak hukuki düzenlemeyle belirlenebilir.</p>

<p>SONUÇ: HUKUKEN MÜMKÜN, ANCAK DÜZENLEME GEREKİYOR</p>

<p>Bugünkü mevzuat açısından üniversite mezunu 4/D sürekli işçilerin yalnızca diplomalarına dayanarak otomatik biçimde 4/A memur kadrosuna geçiş hakkı bulunmuyor.</p>

<p>Bununla birlikte geçmişte gerçekleştirilen personel statüsü dönüşümleri ve yakın dönemde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında belirli işçi personel için oluşturulan geçiş modeli, kamu personel sisteminde özel düzenlemelerle farklı modeller kurulabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Dolayısıyla mesele hukuken imkânsız bir statü değişikliğinden çok, böyle bir düzenleme yapılması yönünde siyasi ve idari iradenin ortaya konulup konulmayacağı noktasında düğümleniyor.</p>

<p>Üniversite mezunu kamu işçilerinin beklentisi de açık: Kamuda geçirdikleri hizmet süresi ile aldıkları üniversite eğitiminin birlikte değerlendirilmesi ve eğitimlerine uygun kadrolara geçebilecekleri objektif, şeffaf ve genel bir sistem oluşturulması.</p>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığındaki uygulama ise bu tartışmada üzerinde durulabilecek güncel örneklerden biri olarak dikkat çekiyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi<br />
Resmî Gazete<br />
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu<br />
4857 Sayılı İş Kanunu<br />
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atamalar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/universite-mezunu-4d-iscilere-memuriyet-yolu-acilabilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 00:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0073.jpeg" type="image/jpeg" length="93920"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Ekibini Taşıyan Helikopter Düştü: Doktor ve Hemşireler Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglik-ekibini-tasiyan-helikopter-dustu-doktor-ve-hemsireler-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglik-ekibini-tasiyan-helikopter-dustu-doktor-ve-hemsireler-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzak yerleşimlere sağlık hizmeti götürmek üzere görev yapan ekibi taşıyan helikopter düştü. Kazada bir doktor, iki hemşire, bir yardımcı sağlık görevlisi ve pilot olmak üzere 5 kişi hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Malezya’nın Sarawak eyaletinde uzak yerleşimlere sağlık hizmeti götürmek üzere görev yapan Flying Doctor Service ekibini taşıyan helikopter düştü. Kazada bir doktor, iki hemşire, bir yardımcı sağlık görevlisi ve pilot olmak üzere 5 kişi hayatını kaybetti.</p>

<p>Kaza, 8 Eylül 2026 tarihinde Malezya’nın Sarawak eyaletindeki Ulu Baram bölgesinde bulunan Long Lellang yakınlarında meydana geldi.</p>

<p>Yerel basında ve Malezya makamlarının açıklamalarında yer alan bilgilere göre kazaya karışan BO-105 tipi, 9M-LLF tescilli helikopter Layang-Layang Aerospace tarafından işletiliyordu.</p>

<p>Helikopter, Malezya Sağlık Bakanlığı bünyesinde yürütülen Flying Doctor Service görevi kapsamında Miri’den Long Lellang’a doğru uçuyordu.</p>

<p>SAĞLIK EKİBİNİN TAMAMI HAYATINI KAYBETTİ</p>

<p>Helikopterde pilotun yanı sıra dört sağlık çalışanı bulunuyordu.</p>

<p>Yerel kaynakların aktardığı bilgilere göre sağlık ekibinde bir doktor, iki hemşire ve bir yardımcı sağlık görevlisi yer alıyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazada helikopterde bulunan beş kişinin tamamı hayatını kaybetti.</p>

<p>Kaza, sağlık çalışanlarının uzak ve ulaşılması güç yerleşimlere sağlık hizmeti ulaştırmak amacıyla gerçekleştirdiği görev sırasında meydana geldi.</p>

<p>HELİKOPTER LONG LELLANG YAKINLARINDA DÜŞTÜ</p>

<p>Yerel kaynaklara göre helikopter Long Lellang STOLport yakınlarında, pistin son bölümünde düştü.</p>

<p>Olayın yerel saatle yaklaşık 15.40 sıralarında meydana geldiği bildirildi.</p>

<p>Malezya Sivil Havacılık Otoritesi CAAM ise kazaya ilişkin bilginin saat 15.58’de kendilerine ulaştığını açıkladı.</p>

<p>Kazanın ardından bölgeye arama kurtarma ve güvenlik ekipleri sevk edildi.</p>

<p>İlk görüntülerde helikopterin kazanın ardından ağır şekilde hasar gördüğü ve yangın çıktığı görüldü.</p>

<p>Yerel basında helikopterin düşmeden önce duman çıkardığını gösterdiği belirtilen görüntüler de yayımlandı. Ancak kazanın nedenine ilişkin resmi soruşturma tamamlanmadığından, bu görüntülerin kazanın sebebini ortaya koyduğu söylenemiyor.</p>

<p>UZAK KÖYLERE SAĞLIK HİZMETİ GÖTÜRÜYORLARDI</p>

<p>Kazanın sağlık camiası açısından en dikkat çekici yönlerinden biri, yaşamını yitiren sağlık çalışanlarının Flying Doctor Service kapsamında görev yapıyor olması.</p>

<p>Flying Doctor Service, Sarawak’ın karayoluyla ulaşılması güç kırsal ve uzak bölgelerinde yaşayan insanlara temel sağlık hizmetlerinin ulaştırılmasını sağlıyor.</p>

<p>Helikopterlerle bölgelere ulaşan sağlık ekipleri muayene ve temel sağlık hizmetlerinin yanı sıra ilaç, aşılama ve çeşitli koruyucu sağlık hizmetleri sunuyor.</p>

<p>Sarawak’ta uzun yıllardır sürdürülen hizmet, özellikle sağlık kuruluşlarına karayoluyla kolay biçimde ulaşamayan topluluklar açısından önemli bir sağlık hizmeti modeli olarak kullanılıyor.</p>

<p>1973’TEN BU YANA SÜRDÜRÜLÜYOR</p>

<p>Malezya Sağlık Bakanlığının aktardığı bilgilere göre Flying Doctor Service, Sarawak’ta 1973 yılından bu yana faaliyet gösteriyor.</p>

<p>Program kapsamında günümüzde onlarca uzak yerleşime hava yoluyla sağlık hizmeti ulaştırılıyor. Malezya basınında yer alan bilgilere göre hizmet kapsamında ulaşılması planlanan 97 uzak yerleşim bulunuyor.</p>

<p>Kazanın meydana geldiği Long Lellang da Sarawak’ın ulaşımı güç bölgelerinden biri. Yerleşim Miri’den yaklaşık 310 kilometre uzaklıkta bulunuyor.</p>

<p>KAZANIN NEDENİ ARAŞTIRILIYOR</p>

<p>Helikopterin neden düştüğü henüz kesin olarak açıklanmadı.</p>

<p>Kazaya ilişkin teknik soruşturmanın Malezya Ulaştırma Bakanlığına bağlı Air Accident Investigation Bureau tarafından yürütülmesi bekleniyor.</p>

<p>Yetkililerin incelemelerinin ardından helikopterin uçuş koşulları, teknik durumu ve kazaya yol açan diğer olası faktörlerin değerlendirilmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglik-ekibini-tasiyan-helikopter-dustu-doktor-ve-hemsireler-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 23:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0072.jpeg" type="image/jpeg" length="52257"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Güzel Bir Cilt İçin Arsenik Yiyorlardı: Güzellik Endüstrisinin Karanlık Geçmişi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/guzel-bir-cilt-icin-arsenik-yiyorlardi-guzellik-endustrisinin-karanlik-gecmisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/guzel-bir-cilt-icin-arsenik-yiyorlardi-guzellik-endustrisinin-karanlik-gecmisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyılın ilk yıllarında arsenik içeren bazı güzellik tabletleri, daha açık ve lekesiz bir cilt vaadiyle satılıyordu. Bugün ise özellikle inorganik arseniğin son derece toksik ve kanserojen olduğu biliniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bugün bir güzellik ürününün içinde arsenik bulunduğunu öğrenmek büyük bir alarm nedeni olurdu.</p>

<p>Ancak yaklaşık bir asır önce güzellik ve sağlık ürünleri dünyası oldukça farklıydı.</p>

<p>Daha açık, pürüzsüz ve lekesiz bir cilt vaat eden çeşitli ürünler piyasaya sürülüyor; bunların bazıları yalnızca cilde sürülmekle kalmıyor, <strong>ağızdan alınmak üzere de satılıyordu.</strong></p>

<p>Bu ürünlerin en çarpıcı örneklerinden biri bugün Smithsonian Ulusal Amerikan Tarihi Müzesi koleksiyonunda bulunuyor:</p>

<p><strong>Dr. James P. Campbell’s Safe Arsenic Complexion Wafers.</strong></p>

<p>Yani kabaca:</p>

<p><strong>“Dr. James P. Campbell’ın Güvenli Arsenikli Cilt Güzelliği Tabletleri.”</strong></p>

<p>Ürünün adındaki iki kelime bugün yan yana düşünüldüğünde bile şaşırtıcı:</p>

<p><strong>“Safe Arsenic” — “Güvenli arsenik.”</strong></p>

<p>Smithsonian kayıtlarına göre yaklaşık <strong>1916–1928</strong> dönemine tarihlenen kutuda <strong>120 tablet</strong> bulunuyordu ve arsenik ürünün etkin maddeleri arasında açıkça belirtilmişti.</p>

<p>Kutunun üzerinde ürünün “kesinlikle güvenli” ve “herkes için zararsız” olduğu iddia ediliyordu. Üretici ayrıca ürünün çiller, siyah noktalar, sivilceler, kızarıklık ve çeşitli cilt görünümü sorunlarını giderebildiğini öne sürüyordu.</p>

<p>Modern toksikolojinin arsenik hakkında söylediği ise bunun tam tersidir.</p>

<h2>Kusursuz cilt dönemin güzellik ideallerinden biriydi</h2>

<ol start="19">
 <li>
 <p>yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başında güzellik anlayışı bugünkünden farklı toplumsal ölçütlere sahipti.</p>
 </li>
</ol>

<p>Daha açık, düzgün ve lekesiz bir cilt birçok çevrede gençlik, sağlık ve güzellikle ilişkilendirilebiliyordu.</p>

<p>Bu nedenle cildi açtığını, lekeleri giderdiğini veya “berrak” bir görünüm sağladığını iddia eden ürünler geniş bir pazar oluşturdu.</p>

<p>Smithsonian’ın tarihsel cilt bakımı koleksiyonunda da bu döneme ait çeşitli cilt açıcı ve güzellik preparatları bulunuyor. Arsenikli Campbell tabletleri bu daha geniş güzellik kültürünün dikkat çekici örneklerinden biri olarak koleksiyonda yer alıyor.</p>

<h2>Arsenik gerçekten yutuluyor muydu?</h2>

<p>Evet.</p>

<p>Burada söz konusu olan yalnızca arsenik içeren bir krem veya yüz pudrası değildi.</p>

<p>Bazı ürünler <strong>ağızdan alınmak üzere tablet şeklinde</strong> satılıyordu.</p>

<p>Smithsonian koleksiyonundaki Campbell ürünü bunun doğrudan fiziksel kanıtlarından biri. Müze kaydı ürünü bir ilaç preparatı olarak sınıflandırıyor ve kutuda 120 “wafer”, yani tablet bulunduğunu açıkça belirtiyor.</p>

<p>Ancak çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor:</p>

<p><strong>Bu ürünlerin gerçekten satılmış olması, arsenik için ileri sürülen güzellik vaatlerinin bilimsel olarak doğru olduğu anlamına gelmiyor.</strong></p>

<p>Arseniğin insanları güzelleştirdiğini veya sağlıklı bir cilt oluşturduğunu gösteren güvenilir modern bilimsel kanıt bulunmuyor.</p>

<h2>Arsenik neden güzellikle ilişkilendirildi?</h2>

<p>Arseniğin güzellik ve fiziksel güçle ilişkilendirilmesi yalnızca kozmetik reklamlarından kaynaklanmıyordu.</p>

<p>Avusturya’nın Steiermark bölgesindeki <strong>“arsenik yiyicileri”</strong> hakkındaki tarihsel anlatılar Avrupa’da uzun süre ilgi çekti.</p>

<p>2024 yılında <i>Clinical Toxicology</i> dergisinde yayımlanan tarihsel değerlendirmeye göre Steiermark’da arsenik tüketimine ilişkin kayıtlar en az <strong>15. yüzyıldan 19. yüzyılın sonlarına kadar</strong> uzanıyor.</p>

<p>Bazı kişilerin arsenik trioksit veya arsenik sülfür tükettiğine ilişkin tarihsel kayıtların önemli bölümünün gerçek bir temele sahip olduğu değerlendiriliyor.</p>

<p>Arsenik tüketiminin <strong>kas gücünü artırdığına ve özellikle genç kadınlarda güzelliği ve çekiciliği artırdığına inanıldığı</strong> aktarılıyor.</p>

<p>Ancak aynı inceleme, bu sözde yararların <strong>öznel değerlendirmelere dayandığını</strong> özellikle vurguluyor.</p>

<p>Dolayısıyla tarihsel kayıtlardan:</p>

<p><strong>“Arsenik insanları güzelleştiriyordu.”</strong></p>

<p>sonucunu çıkarmak bilimsel olarak mümkün değil.</p>

<p>Burada belgelenmiş olan şey arseniğin yararlı olması değil, <strong>insanların bir dönem yararlı olduğuna inanmış olmasıdır.</strong></p>

<h2>Güzellik için satılan madde cilde zarar verebiliyordu</h2>

<p>Hikâyenin en çarpıcı ironisi burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Bir dönem daha güzel bir cilt için pazarlanan arsenik, uzun süreli maruziyette doğrudan cilt üzerinde ciddi hasarlara yol açabiliyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütüne göre uzun süre yüksek düzeyde inorganik arseniğe maruz kalan kişilerde ilk belirtiler çoğu zaman ciltte görülüyor.</p>

<p>Bunlar arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>pigmentasyon değişiklikleri,</p>
 </li>
 <li>
 <p>cilt lezyonları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>avuç içleri ve ayak tabanlarında kalınlaşma, yani hiperkeratoz</p>
 </li>
</ul>

<p>bulunuyor.</p>

<p>WHO ayrıca <strong>inorganik arseniği doğrulanmış bir kanserojen</strong> olarak tanımlıyor.</p>

<p>Uzun süreli arsenik maruziyeti cilt kanserinin yanı sıra mesane ve akciğer kanserlerine de yol açabiliyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, bir dönem “güzel ve berrak cilt” vaadiyle satılan bir madde, gerçekte cildin kendisine ciddi zarar verebiliyordu.</p>

<h2>Arsenik zehir olduğu halde neden kullanılıyordu?</h2>

<p>Arseniğin zehirleyici etkileri 19. yüzyılda tamamen bilinmeyen bir konu değildi.</p>

<p>Ancak arseniğin geçmişte çeşitli tıbbi preparatlarda da kullanılmış olması, düşük veya kontrollü miktarların yararlı olabileceği düşüncesinin yayılmasına katkıda bulunmuştu.</p>

<p>Üstelik dönemin ilaç ve kozmetik piyasasında bugünkü anlamda piyasaya çıkış öncesi güvenlik ve etkinlik standartları bulunmuyordu.</p>

<p>ABD’de <strong>1906 Food and Drugs Act</strong>, yanlış etiketlenmiş ve tağşiş edilmiş ilaçlara karşı önemli bir düzenleme getirmişti ancak yeni ilaçların piyasaya çıkmadan önce federal makamlarca güvenlik açısından onaylanmasını zorunlu tutmuyordu.</p>

<p>Bir ürün doğru biçimde etiketlendiği sürece, güvenli veya etkili olduğunun önceden kanıtlanması gerekmiyordu.</p>

<h2>1938’de güvenlik, 1962’de etkinlik şartı geldi</h2>

<p>Bu sistem özellikle 1937’de yaşanan ve 100’den fazla kişinin ölümüne yol açan <strong>Elixir Sulfanilamide faciasının</strong> ardından büyük ölçüde değişti.</p>

<p>1938 tarihli <strong>Federal Food, Drug, and Cosmetic Act</strong>, yeni ilaçlar için piyasaya çıkmadan önce güvenlik kanıtı sunulmasını zorunlu hale getirdi.</p>

<p>Aynı yasa kozmetik ürünleri ve tıbbi cihazları da ilk kez açık biçimde federal düzenleme kapsamına aldı.</p>

<p>Ancak yeni ilaçların yalnızca güvenli değil, aynı zamanda <strong>etkili olduğunun bilimsel olarak gösterilmesi</strong> şartı daha sonra geldi.</p>

<p>1962 tarihli <strong>Kefauver–Harris Değişiklikleri</strong>, üreticilerin ilaçlarının etkinliğini yeterli ve kontrollü çalışmalarla göstermek zorunda olmasını sağladı.</p>

<p>Bu nedenle Campbell’ın arsenikli güzellik tabletlerinin satıldığı dönem, modern ürün güvenliği sisteminin henüz oluşmadığı bir geçiş çağını temsil ediyor.</p>

<h2>En şaşırtıcı ayrıntı: “Güvenli” kelimesi</h2>

<p>Campbell’ın arsenikli tabletlerini bugün bu kadar çarpıcı hale getiren yalnızca arsenik içermeleri değil.</p>

<p>Ürünün adında açıkça:</p>

<p><strong>“Safe” — güvenli</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>kelimesinin bulunması.</p>

<p>Üstelik arsenik içeriği gizlenmiyordu.</p>

<p>Tam tersine ürünün adının bir parçasıydı.</p>

<p>Smithsonian’daki orijinal kutuda ayrıca ürünün <strong>“kesinlikle güvenli ve herkes için zararsız”</strong> olduğu iddiası yer alıyordu.</p>

<p>Bugünün bilimsel bilgisi düşünüldüğünde bu ifade, güzellik ve sağlık ürünlerinin tarihindeki en çarpıcı pazarlama örneklerinden biri olarak görülebilir.</p>

<p>Aynı zamanda önemli bir ders de veriyor:</p>

<p><strong>Reklam dili ile bilimsel gerçek aynı şey değildir.</strong></p>

<p>Bir ürünün üzerinde “güvenli”, “doğal” veya “zararsız” yazması, bu iddianın bilimsel olarak kanıtlandığı anlamına gelmez.</p>

<h2>Arsenik güzellik tarihinin tek riskli maddesi değildi</h2>

<p>Modern kozmetik güvenliği ortaya çıkmadan önce çeşitli güzellik preparatlarında bugün insan sağlığı açısından ciddi riskleri olduğu bilinen maddeler kullanılabiliyordu.</p>

<p>Arsenik bunların en dikkat çekici örneklerinden biri olsa da tarihsel güzellik ürünlerinde cıva ve kurşun gibi toksik maddeler de karşımıza çıkıyor.</p>

<p>Güzellik pazarının büyümesi, bilimsel denetimin ve tüketici koruma mevzuatının gelişmesinden daha hızlı gerçekleştiğinde bunun sonuçları bazen ağır olabiliyordu.</p>

<h2>Güzellik endüstrisinin karanlık geçmişinden kalan ders</h2>

<p>Arsenikli güzellik tabletlerinin hikâyesi yalnızca geçmişte insanların tuhaf şeyler yaptığına ilişkin şaşırtıcı bir tarih anlatısı değil.</p>

<p>Aynı zamanda modern tüketici güvenliğinin neden ortaya çıktığını gösteren güçlü bir örnek.</p>

<p>Bir yanda:</p>

<p><strong>kusursuz cilt, gençlik ve güzellik vaatleri</strong></p>

<p>vardı.</p>

<p>Diğer yanda ise bu vaatleri sınayacak modern toksikoloji, klinik araştırma standartları, ürün güvenliği mevzuatı ve güçlü düzenleyici kurumlar henüz bugünkü biçimine kavuşmamıştı.</p>

<p>Bugün Smithsonian koleksiyonunda duran küçücük bir kutu bu dönemi olağanüstü biçimde özetliyor.</p>

<p>Kutuda arsenik saklanmıyordu.</p>

<p>Aksine ürünün adına yazılmıştı.</p>

<p>Ve hemen yanında şu kelime bulunuyordu:</p>

<p><strong>“Safe.”</strong></p>

<p><strong>“Güvenli.”</strong></p>

<p>Yaklaşık bir asır sonra modern bilimin vardığı sonuç ise son derece açık:</p>

<p><strong>İnorganik arsenik bir güzellik maddesi değil; toksik ve kanserojen bir maddedir.</strong></p>

<hr />
<h2>KAYNAKLAR</h2>

<p><strong>Smithsonian National Museum of American History</strong><br />
Dr. James P. Campbell’s Safe Arsenic Complexion Wafers.</p>

<p><strong>Smithsonian National Museum of American History</strong><br />
Skin Care Collection.</p>

<p><strong>World Health Organization (WHO)</strong><br />
Arsenic Fact Sheet.</p>

<p><strong>Dayan AD, Hesse E, Dayan J.</strong><br />
The arsenic eaters of Styria, the toxicophagi. <i>Clinical Toxicology</i>, 2024;62(7):468–471.</p>

<p><strong>U.S. Food and Drug Administration</strong><br />
1906 Food and Drugs Act, 1938 Federal Food, Drug, and Cosmetic Act ve 1962 Kefauver–Harris değişikliklerine ilişkin tarihsel kayıtlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/guzel-bir-cilt-icin-arsenik-yiyorlardi-guzellik-endustrisinin-karanlik-gecmisi</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 22:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/arsenikli-guzellik-tabletleri-200kb.webp" type="image/jpeg" length="17288"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fırında Kabak Mücver Tarifi: Hafif ve Pratik Akşam Yemeği]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/firinda-kabak-mucver-tarifi-hafif-ve-pratik-aksam-yemegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/firinda-kabak-mucver-tarifi-hafif-ve-pratik-aksam-yemegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fırında kabak mücver tarifi; kabak, yumurta, yoğurt ve yeşilliklerle hazırlanan, kızartma gerektirmeyen pratik ve hafif bir akşam yemeği seçeneği.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fırında Kabak Mücver Tarifi: Hafif ve Pratik Akşam Yemeği</p>

<p>Kabak mücver denildiğinde akla çoğu zaman yağda kızartılan klasik tarif geliyor. Oysa aynı lezzet çizgisini daha az yağ kullanarak fırında da yakalamak mümkün. Fırında kabak mücver; kabak, yumurta, yoğurt, peynir ve bol yeşillikle hazırlanan pratik bir sebze yemeği.</p>

<p>Özellikle yaz sonu ve sonbahar başında kabağın bol bulunduğu dönemde hazırlanabilecek tarif, sıcak veya ılık olarak servis edilebilir. Yanına sarımsaklı ya da sade yoğurt eklendiğinde hafif bir akşam yemeğine dönüşebilir.</p>

<p>Fırında pişirme yönteminin bir başka avantajı da mücverleri tek tek yağda kızartma ihtiyacını ortadan kaldırması. Böylece hem hazırlık kolaylaşıyor hem de tarifte kullanılan yağ miktarı daha rahat kontrol edilebiliyor.</p>

<p>Sağlıklı beslenme açısından neden öne çıkıyor?</p>

<p>Kabak su oranı yüksek, enerji yoğunluğu görece düşük sebzelerden biridir. Aynı zamanda lif, potasyum ve çeşitli vitaminlerin beslenmeye dahil edilmesine katkı sağlar.</p>

<p>Tarifte yumurta ve peynir kullanılması protein miktarını artırırken dereotu, maydanoz ve taze soğan gibi yeşillikler hem lezzet hem de sebze çeşitliliği kazandırır.</p>

<p>Klasik mücverin yağda kızartılması yerine fırında kontrollü miktarda zeytinyağıyla hazırlanması, pişirme sırasında kullanılan yağ miktarını azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Ancak bir tarifin “düşük kalorili” olması yalnızca pişirme yöntemine bağlı değildir. Kullanılan peynir, un, yağ ve porsiyon miktarı toplam enerji değerini belirler.</p>

<p>Tarif bilgileri</p>

<p>Hazırlama süresi: 15 dakika<br />
Pişirme süresi: 25-30 dakika<br />
Toplam süre: Yaklaşık 45 dakika<br />
Kaç kişilik: 4 kişilik<br />
Zorluk: Kolay<br />
Öğün: Akşam yemeği / öğle yemeği / ara sıcak<br />
Kategori: Düşük Kalorili Tarifler<br />
İkincil kategori: Sağlıklı Tarifler</p>

<p>Yaklaşık besin değerleri</p>

<p>1 porsiyon için yaklaşık:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalori: 220 kcal<br />
Protein: 13 g<br />
Karbonhidrat: 18 g<br />
Yağ: 11 g<br />
Lif: 3 g</p>

<p>Besin değerleri kullanılan peynirin türüne, un ve zeytinyağı miktarına, kabakların büyüklüğüne ve porsiyonlamaya göre değişebilir.</p>

<p>Malzemeler</p>

<p>3 orta boy kabak<br />
2 adet yumurta<br />
80 gram lor peyniri<br />
3 yemek kaşığı tam buğday unu<br />
2 yemek kaşığı sade yoğurt<br />
2 adet taze soğan<br />
Yarım demet dereotu<br />
Yarım demet maydanoz<br />
1 yemek kaşığı zeytinyağı<br />
Yarım çay kaşığı karabiber<br />
Yarım çay kaşığı kırmızı toz biber<br />
İsteğe göre az miktarda tuz</p>

<p>Servis için:</p>

<p>200 gram sade yoğurt<br />
İsteğe göre 1 küçük diş sarımsak<br />
Taze dereotu</p>

<p>Fırında kabak mücver nasıl yapılır?</p>

<p>1. Fırını 190 derece alt-üst ayarda önceden ısıtın.</p>

<p>2. Kabakları yıkayıp iri tarafıyla rendeleyin. Rendelenmiş kabakları temiz bir mutfak bezi veya tülbent içine alın ve fazla suyunu mümkün olduğunca sıkın.</p>

<p>3. Suyu alınmış kabakları geniş bir karıştırma kabına aktarın.</p>

<p>4. Taze soğan, dereotu ve maydanozu ince ince doğrayarak kabağa ekleyin.</p>

<p>5. Yumurtaları ayrı bir kapta hafifçe çırpın. Yoğurt ve lor peynirini ekleyip karıştırın.</p>

<p>6. Yumurtalı karışımı kabakların üzerine dökün.</p>

<p>7. Tam buğday unu, karabiber ve kırmızı toz biberi ekleyin. Kullanacaksanız kontrollü miktarda tuz ilave edin.</p>

<p>8. Bütün malzemeleri homojen bir karışım elde edene kadar karıştırın. Karışım akışkan değil, kaşıkla şekil verilebilecek kıvamda olmalıdır.</p>

<p>9. Fırın tepsisine pişirme kağıdı serin. Kağıdın yüzeyini zeytinyağının bir kısmıyla çok hafif yağlayın.</p>

<p>10. Mücver karışımından büyük bir yemek kaşığı kadar alın ve tepsiye yerleştirin. Kaşığın arkasıyla hafifçe bastırarak yaklaşık 1-1,5 santimetre kalınlığında yuvarlaklar oluşturun.</p>

<p>11. Kalan zeytinyağını mücverlerin üzerine ince bir tabaka halinde sürün.</p>

<p>12. Önceden ısıtılmış 190 derece fırında yaklaşık 15 dakika pişirin.</p>

<p>13. Alt tarafları renk almaya başladığında mücverleri dikkatlice çevirin.</p>

<p>14. Yaklaşık 10-15 dakika daha, iki tarafı da hafifçe kızarana kadar pişirin.</p>

<p>15. Fırından çıkardıktan sonra 3-5 dakika dinlendirin ve sıcak ya da ılık servis edin.</p>

<p>Şefin püf noktası</p>

<p>Fırında kabak mücverin başarısını belirleyen en önemli aşama rendelenmiş kabağın suyunu iyi sıkmaktır. Kabak fazla su içerdiğinde mücver karışımı sulanır ve fırında kızarmak yerine yumuşak, hamurumsu bir kıvam alabilir.</p>

<p>Un miktarını baştan artırmak yerine önce kabağın suyunu iyice alın. Böylece gereksiz miktarda un kullanmadan daha yoğun bir mücver kıvamı elde edilebilir.</p>

<p>Mücverleri çok kalın hazırlamayın. İnce ve birbirine yakın kalınlıkta hazırlanan parçalar daha eşit pişer ve kenarları daha kolay kızarır.</p>

<p>Daha sağlıklı hale nasıl getirilebilir?</p>

<p>Kızartma yerine fırında pişirmek tarifte kullanılan yağ miktarını kontrol etmeyi kolaylaştırır. Zeytinyağını doğrudan dökmek yerine ölçerek kullanmak toplam enerji miktarının gereksiz yere yükselmesini önleyebilir.</p>

<p>Peynir seçiminde tuz oranı düşük lor veya benzeri taze peynirler tercih edilebilir. Peynir yeterince tuzluysa karışıma ayrıca tuz eklemek gerekmeyebilir.</p>

<p>Sebze miktarını artırmak isteyenler karışıma rendelenmiş havuç veya ince kıyılmış ıspanak ekleyebilir. Ancak eklenen sebzelerin su miktarı tarifin kıvamını değiştirebileceğinden un miktarının yeniden ayarlanması gerekebilir.</p>

<p>Kimler için uygun?</p>

<p>Fırında kabak mücver, sebze ağırlıklı ve kızartılmadan hazırlanan bir öğün arayanlar için uygun seçeneklerden biridir.</p>

<p>Yumurta ve süt ürünlerini tüketen vejetaryen beslenme biçimine uygundur.</p>

<p>Standart tarif tam buğday unu içerdiğinden glutensiz değildir. Glutensiz hazırlanmak istenirse buğday unu yerine uygun ve sertifikalı glutensiz bir un kullanılmalıdır. Kullanılan diğer paketli ürünlerin de gluten açısından kontrol edilmesi gerekir.</p>

<p>Yumurta veya süt proteini alerjisi bulunan kişiler standart tarifi tüketmemelidir.</p>

<p>Fırında kabak mücver kaç kaloridir?</p>

<p>Verilen ölçülerle hazırlanan tarifin bir porsiyonu yaklaşık 220 kalori sağlayabilir. Kesin değer porsiyon büyüklüğüne, kullanılan peynirin yağ oranına ve zeytinyağı miktarına göre değişir.</p>

<p>Fırında kabak mücver neden sulanır?</p>

<p>En yaygın neden kabağın suyunun yeterince sıkılmamasıdır. Kabak rendelendikten sonra fazla suyunun çıkarılması gerekir. Yoğurt miktarının fazla olması veya çok sulu peynir kullanılması da karışımın gevşemesine neden olabilir.</p>

<p>Fırında mücverin çıtır olması için ne yapılmalı?</p>

<p>Kabağın suyunu iyice sıkmak, mücverleri ince hazırlamak, tepsiyi aşırı doldurmamak ve önceden ısıtılmış fırın kullanmak daha iyi kızarmalarına yardımcı olur.</p>

<p>Mücver harcı önceden hazırlanabilir mi?</p>

<p>Kabak tuz ve diğer malzemelerle bekledikçe su bırakabileceği için harcı uzun süre önceden hazırlamak ideal değildir. Sebzeler önceden doğranabilir ancak yumurta, un ve tuzun pişirmeye yakın eklenmesi daha iyi sonuç verir.</p>

<p>Fırında kabak mücverin yanına ne gider?</p>

<p>Sade veya sarımsaklı yoğurt mücverin en pratik eşlikçilerinden biridir. Domates, salatalık ve bol yeşillikten oluşan bir salatayla birlikte hafif bir ana öğün olarak servis edilebilir.</p>

<p>Saklama ve servis</p>

<p>Artan mücverler tamamen soğuduktan sonra kapalı bir saklama kabına alınarak buzdolabında muhafaza edilebilir. Gıda güvenliği ve doku açısından birkaç gün içinde tüketilmesi uygundur.</p>

<p>Yeniden servis ederken mikrodalga yerine kısa süre fırın veya airfryer kullanılması dış yüzeyin yeniden daha iyi bir doku kazanmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Fırında kabak mücver, klasik mücver lezzetini kızartma işlemi olmadan sofraya taşımanın pratik yollarından biri. Kabak, yumurta, lor ve bol yeşillikle hazırlanan tarif hem sıcak hem de ılık tüketilebilir.</p>

<p>Yanına yoğurt ve bol yeşillikli bir salata eklendiğinde özellikle hafif bir akşam yemeği arayanlar için pratik bir seçenek oluşturabilir. Temel tarif; farklı sebzeler, baharatlar ve yeşilliklerle de kolayca çeşitlendirilebilir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı – Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER 2022)<br />
Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı – Sağlıklı Yemek Tabağım<br />
USDA – FoodData Central </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/firinda-kabak-mucver-tarifi-hafif-ve-pratik-aksam-yemegi</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 22:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0068.jpeg" type="image/jpeg" length="75502"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Droevig Nieuws in België: Dr. Tezcan Türkben Overleden]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/droevig-nieuws-in-belgie-dr-tezcan-turkben-overleden</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/droevig-nieuws-in-belgie-dr-tezcan-turkben-overleden" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[De Belgische onderwijswereld heeft afscheid moeten nemen van Dr. Tezcan Türkben. De 54-jarige docente, die jarenlang actief was in het islamitisch godsdienstonderwijs en de lerarenopleiding, is na een strijd tegen kanker overleden.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkben, geboren in Genk, wijdde een belangrijk deel van haar professionele leven aan onderwijs en de opleiding van toekomstige leerkrachten. Ze was verbonden aan UC Leuven-Limburg (UCLL), waar ze toekomstige leerkrachten islamitische godsdienst begeleidde en opleidde.</p>

<p>Geboren in Genk, gestudeerd in Turkije</p>

<p>Tezcan Türkben werd geboren in Genk. Na haar lagere school verhuisde ze met haar familie naar Turkije, waar ze haar opleiding voortzette.</p>

<p>Ze studeerde islamitische wetenschappen aan de Marmara Universiteit. In 2003 keerde ze met haar gezin terug naar België. Vanaf 2005 werkte ze als leerkracht islamitische godsdienst in het secundair onderwijs.</p>

<p>Later zette ze haar ervaring in binnen de lerarenopleiding van UCLL en droeg ze bij aan de vorming van een nieuwe generatie leerkrachten.</p>

<p>Ze voltooide haar doctoraat tijdens haar kankerbehandeling</p>

<p>In oktober 2020 kreeg Türkben de diagnose borstkanker. Ondanks haar behandeling bleef ze actief in het onderwijs en zette ze haar academische werkzaamheden voort.</p>

<p>In 2021 voltooide ze haar doctoraat aan de Marmara Universiteit, binnen het vakgebied Hadith van de afdeling Fundamentele Islamitische Wetenschappen.</p>

<p>Haar proefschrift, onder begeleiding van Prof. Dr. Aynur Uraler, behandelde de structuur van het geloof aan de hand van de overleveringen in het werk Şuabü’l-İman van al-Bayhaqi.</p>

<p>Jarenlange inzet voor toekomstige leerkrachten</p>

<p>Türkben speelde jarenlang een actieve rol in de opleiding en begeleiding van toekomstige leerkrachten islamitische godsdienst. Naast haar werkzaamheden bij UCLL werkte ze ook samen met KU Leuven.</p>

<p>Na haar overlijden benadrukte de Faculteit Theologie en Religiewetenschappen van KU Leuven haar jarenlange inzet voor het onderwijs en haar bijdrage aan de samenwerking rond islamitische theologie en godsdienstonderwijs.</p>

<p>Ook UCLL herdacht Türkben als een betrokken docente die haar studenten nauw begeleidde en hen ondersteunde in hun ontwikkeling tot leerkracht.</p>

<p>Dialoog en respect stonden centraal</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>In haar onderwijs hechtte Türkben veel belang aan ontmoeting en dialoog tussen verschillende religies en levensbeschouwingen. Luisteren naar elkaar en respect voor verschillende identiteiten vormden belangrijke uitgangspunten in haar werk.</p>

<p>Het overlijden van Dr. Tezcan Türkben heeft veel verdriet veroorzaakt bij haar familie, studenten, oud-studenten, collega’s en de bredere onderwijsgemeenschap.</p>

<p>Met haar jarenlange inzet voor het onderwijs en haar bijdrage aan de opleiding van toekomstige leerkrachten laat Dr. Tezcan Türkben een blijvende herinnering na.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/droevig-nieuws-in-belgie-dr-tezcan-turkben-overleden</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 22:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0062.jpeg" type="image/jpeg" length="88017"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Belçika’da Acı Kayıp: Dr. Tezcan Türkben Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/belcikada-aci-kayip-dr-tezcan-turkben-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/belcikada-aci-kayip-dr-tezcan-turkben-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belçika’da İslam din eğitimi alanında uzun yıllar görev yapan UCLL öğretim elemanı Dr. Tezcan Türkben, 54 yaşında hayatını kaybetti. Türkben, kanser tedavisi gördüğü dönemde akademik çalışmalarını sürdürerek 2021 yılında Marmara Üniversitesi’nde doktorasını tamamlamıştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser Tedavisi Sürerken Doktorasını Tamamlamıştı: Dr. Tezcan Türkben Vefat Etti</p>

<p>Belçika’da eğitim ve İslam din eğitimi alanında uzun yıllar görev yapan Dr. Tezcan Türkben hayatını kaybetti.</p>

<p>Belçika basınında yer alan bilgilere göre 54 yaşındaki Türkben, bir süredir kanserle mücadele ediyordu. Vefatının ardından görev yaptığı eğitim kurumları, meslektaşları, öğrencileri ve mezunları tarafından taziye mesajları yayımlandı.</p>

<p>UCLL’de gelecek nesil öğretmenleri yetiştirdi</p>

<p>Genk doğumlu olan Tezcan Türkben, ilkokul eğitiminin ardından ailesiyle birlikte Türkiye’ye taşındı.</p>

<p>Türkiye’de İslami ilimler alanında eğitim gören Türkben, Marmara Üniversitesi’nde yükseköğrenimini sürdürdü. 2003 yılında ailesiyle birlikte yeniden Belçika’ya döndü.</p>

<p>Türkben, 2005 yılından itibaren ortaöğretimde İslam dini öğretmeni olarak görev yaptı. Daha sonra öğretmen yetiştirme alanına yönelerek UC Leuven-Limburg’da (UCLL) İslam dini alanında öğretim elemanı olarak çalışmaya başladı.</p>

<p>Yıllar boyunca geleceğin İslam dini öğretmenlerinin yetişmesine katkıda bulunan Türkben, öğrencileriyle yakın ilgisi ve eğitim alanındaki çalışmalarıyla tanındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser tedavisi sırasında doktorasını tamamladı</p>

<p>Tezcan Türkben’in akademik yaşamındaki dikkat çekici dönüm noktalarından biri 2021 yılında gerçekleşti.</p>

<p>Türkben’e Ekim 2020’de meme kanseri tanısı konuldu. Tedavi sürecine rağmen eğitim ve akademik çalışmalarını sürdürdü.</p>

<p>Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Temel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı Hadis Bilim Dalı’nda yürüttüğü doktora çalışmasını 2021 yılında tamamladı.</p>

<p>Prof. Dr. Aynur Uraler danışmanlığında hazırladığı doktora tezinin başlığı “Beyhakî’nin Şuabü’l-İman Adlı Eserindeki Hadisler Çerçevesinde İmanın Yapısı” idi.</p>

<p>Marmara Üniversitesi kayıtlarında çalışma, 2021 yılında tamamlanan doktora tezi olarak yer alıyor.</p>

<p>KU Leuven: Kalıcı bir iz bıraktı</p>

<p>Dr. Tezcan Türkben’in vefatının ardından KU Leuven İlahiyat ve Din Bilimleri Fakültesi de bir taziye mesajı yayımladı.</p>

<p>Fakülte, Türkben’in uzun yıllar UCLL ve CVO bünyesinde geleceğin İslam dini öğretmenlerinin yetiştirilmesi ve rehberliğinde bilgi ve deneyimini aktardığını belirtti.</p>

<p>Türkben’in KU Leuven ile de uzun süreli akademik iş birliği yürüttüğü, İslam Teolojisi Özel Danışma Komisyonu ile fakülte ve yüksekokullardaki İslam dini öğretim elemanları arasındaki iş birliği çalışmalarında görev aldığı kaydedildi.</p>

<p>Ayrıca İslam Teolojisi eğitiminin tanıtılmasına katkı sunduğu ve Dünya Dinleri yüksek lisans programı kapsamındaki derslere akademik katkıda bulunduğu belirtildi.</p>

<p>UCLL'den taziye mesajı</p>

<p>Görev yaptığı UCLL de Türkben’in ardından yayımladığı mesajda, onu öğrencilerini yakından takip eden ve güçlü İslam dini öğretmenleri olarak yetişmelerine yardımcı olan, son derece ilgili bir öğretim elemanı olarak nitelendirdi.</p>

<p>Üniversite koleji, Türkben’in kanser tedavisi sırasında doktorasını tamamladığına da dikkat çekti.</p>

<p>UCLL açıklamasında ayrıca Türkben’in dinler ve dünya görüşleri arasındaki diyaloğa önem verdiği, karşılaşma, dinleme ve farklı kimliklere saygıyı eğitimin önemli bir parçası olarak gördüğü ifade edildi.</p>

<p>Öğrencileri ve meslektaşları yasa boğuldu</p>

<p>Dr. Tezcan Türkben’in vefatı, Belçika’daki İslam din eğitimi camiasında ve yetiştirdiği öğrenciler arasında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Uzun yıllar öğretmen yetiştiren Türkben’in eğitim alanındaki çalışmalarının farklı kuşaklardan çok sayıda öğretmene ulaştığı belirtiliyor.</p>

<p>Cenaze namazının Genk’in Sledderlo bölgesindeki Yunus Emre Camii’nde kılındığı bildirildi.</p>

<p>Dr. Tezcan Türkben kimdir?</p>

<p>Tezcan Türkben, Belçika’nın Genk kentinde dünyaya geldi. Bir maden işçisinin kızı olan Türkben, ilkokuldan sonra ailesiyle Türkiye’ye taşındı.</p>

<p>Marmara Üniversitesi’nde İslam teolojisi alanında eğitim aldı. 2003 yılında Belçika’ya döndü ve 2005’ten itibaren İslam dini öğretmeni olarak çalışmaya başladı.</p>

<p>Daha sonra UCLL’de öğretmen yetiştirme programında görev alan Türkben, geleceğin İslam dini öğretmenlerinin eğitimine katkı sundu.</p>

<p>Akademik çalışmalarına da devam eden Türkben, 2021 yılında Marmara Üniversitesi’nde Temel İslam Bilimleri-Hadis alanındaki doktorasını tamamladı.</p>

<p>Dr. Tezcan Türkben, 2026 yılında 54 yaşında hayatını kaybetti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/belcikada-aci-kayip-dr-tezcan-turkben-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 22:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0061.jpeg" type="image/jpeg" length="33148"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boyun Kütletmek Tehlikeli mi? Damar Yaralanması ve İnme Riski]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/boyun-kutletmek-tehlikeli-mi-damar-yaralanmasi-ve-inme-riski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/boyun-kutletmek-tehlikeli-mi-damar-yaralanmasi-ve-inme-riski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Boyundan gelen tek tük kütleme sesi çoğu zaman tehlike anlamına gelmez. Ancak boynu zorlayarak, hızla çevirerek yapılan manipülasyonlar nadir de olsa ciddi damar ve sinir sorunlarıyla ilişkilendiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boyun kütletmek denildiğinde iki farklı durum birbirine karıştırılabiliyor. Boynu normal hareket ettirirken eklemden kendiliğinden ses gelmesi ile başı hızla döndürerek veya elle kuvvet uygulayarak boynu kütletmek aynı şey değil.</p>

<p>Ara sıra, ağrısız biçimde ortaya çıkan eklem sesi tek başına ciddi bir hastalık göstergesi değildir. Daha fazla dikkat gerektiren durum, boyuna yüksek hızda dönme, germe veya itme kuvveti uygulanmasıdır. Bu tür hareketler özellikle boyundaki atardamarlarla ilgili nadir fakat ciddi komplikasyonlar nedeniyle tıp literatüründe uzun süredir tartışılıyor.</p>

<p>Boyun neden “kütler”?</p>

<p>Eklemden duyulan çıtlama veya kütleme sesi çoğu zaman eklem yüzeylerinin hareketi ve eklem sıvısında meydana gelen basınç değişiklikleriyle ilişkilidir. Sesin çıkması, omurun “yerine oturduğu” ya da bir problemin tedavi edildiği anlamına gelmez.</p>

<p>Bilimsel literatürde eklem sesinin kendisinin özel bir tedavi edici fayda sağladığını gösteren güçlü kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Asıl risk kütleme sesi değil, uygulanan kuvvet</p>

<p>Boyun güvenliği açısından önemli nokta sesin yüksekliği değil, boyna nasıl hareket yaptırıldığıdır.</p>

<p>Başın son hareket sınırına kadar çevrilmesi, hızlı rotasyon yapılması veya ani ve güçlü manipülasyon uygulanması boyundaki kaslar, bağlar, eklemler ve sinir dokuları üzerinde yük oluşturabilir.</p>

<p>Daha ciddi tartışma ise karotis ve vertebral arter adı verilen, beyne kan taşıyan damarlarla ilgilidir.</p>

<p>Boyun kütletmek damar yırtılmasına neden olabilir mi?</p>

<p>Boyundaki karotis veya vertebral arterin duvar tabakalarının ayrılmasına “servikal arter diseksiyonu” adı verilir. Diseksiyon bazı kişilerde herhangi bir belirgin travma olmadan gelişebilirken bazen küçük mekanik travmalarla da ilişkilendirilebilir.</p>

<p>American Heart Association'ın 2024 bilimsel açıklamasına göre servikal arter diseksiyonu; kişisel yatkınlık, anatomik özellikler, bazı bağ dokusu hastalıkları ve küçük travmaların etkileşimi sonucunda ortaya çıkabilir.</p>

<p>Boyun manipülasyonu ile servikal arter diseksiyonu arasında geçmiş çalışmalarda istatistiksel bir ilişki bildirilmiştir. Ancak bunun doğrudan neden-sonuç ilişkisi olduğu kesin biçimde kanıtlanmış değildir.</p>

<p>Bunun önemli bir nedeni şu: Damar diseksiyonu daha inme gelişmeden boyun ağrısı veya baş ağrısı yapabilir. Kişi bu ağrı nedeniyle boynunu kütletebilir veya manipülasyon yaptırabilir. Böyle bir durumda diseksiyon manipülasyondan önce başlamış olabilir.</p>

<p>Öte yandan güçlü ve hızlı boyun hareketlerinin bazı hassas kişilerde damar duvarına mekanik yük bindirebileceği ihtimali de tamamen dışlanmış değildir.</p>

<p>Bu nedenle “boyun kütletmek kesinlikle inmeye yol açar” demek de “hiçbir riski yoktur” demek de mevcut kanıtları doğru yansıtmaz.</p>

<p>Risk ne kadar büyük?</p>

<p>Servikal arter diseksiyonu toplum genelinde nadir görülen bir durumdur. Boyun manipülasyonu sonrasında gelişebilecek ciddi damar komplikasyonlarının kesin sıklığını hesaplamak ise zordur.</p>

<p>Ciddi yan etkileri inceleyen sistematik derlemelerde arter diseksiyonu ve buna bağlı nörolojik olaylar bildirilmiştir. Fakat vaka bildirimleri, bir işlemin gerçek risk oranını belirlemek veya her olayda doğrudan nedensellik kurmak için yeterli değildir.</p>

<p>Riskin düşük olması, sonuçlarının önemsiz olduğu anlamına gelmez. Servikal arter diseksiyonu özellikle genç ve orta yaşlı yetişkinlerde inmenin önemli nedenlerinden biridir.</p>

<p>Herkesin kendi boynunu kütletmesi aynı riski taşır mı?</p>

<p>Boynu hafifçe hareket ettirirken kendiliğinden gelen tek bir çıtlama ile boynu iki elle tutup son sınıra kadar döndürerek hızlı şekilde kütletmek aynı mekanik yükü oluşturmaz.</p>

<p>Özellikle ağrıya rağmen hareketi zorlamak, tekrar tekrar kuvvet uygulamak veya başkasına kontrolsüz biçimde boyun manipülasyonu yaptırmak kaçınılması gereken davranışlardır.</p>

<p>Boynun sürekli kütletilmesi gerektiği hissi de değerlendirmeye değerdir. Süregelen kas gerginliği, duruş problemi, uzun süre ekran kullanımı, eklem hareket kısıtlılığı veya başka kas-iskelet sistemi sorunları bu ihtiyacın arkasında olabilir.</p>

<p>Boyun kütletme sonrası hangi belirtiler tehlikeli olabilir?</p>

<p>Boyun manipülasyonu veya ani boyun hareketinden sonra özellikle alışılmadık ve yeni başlayan şiddetli boyun ya da baş ağrısı önemsenmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aşağıdaki belirtilerin eşlik etmesi acil tıbbi değerlendirme gerektirir:</p>

<p>Ani gelişen yüz, kol veya bacak güçsüzlüğü ya da uyuşması</p>

<p>Konuşma bozukluğu veya söylenenleri anlamakta güçlük</p>

<p>Çift görme veya ani görme değişikliği</p>

<p>Belirgin baş dönmesi ve dengesizlik</p>

<p>Yürümede güçlük</p>

<p>Yutma güçlüğü</p>

<p>Yüzün bir tarafında düşme</p>

<p>Bir göz kapağında ani düşüklük veya göz bebeklerinde belirgin eşitsizlik</p>

<p>Alışılmadık derecede şiddetli ve yeni başlayan baş ya da boyun ağrısı</p>

<p>American Heart Association verilerinde baş ağrısı ve boyun ağrısının servikal arter diseksiyonunun sık görülen ilk belirtileri arasında olduğu belirtiliyor. Bu ağrılar bazen nörolojik belirtilerden önce başlayabiliyor.</p>

<p>Boyun ağrısı varsa ne yapılabilir?</p>

<p>Boyun ağrısı veya tutukluğunda amaç mutlaka eklemden ses çıkarmak olmamalıdır.</p>

<p>Hafif ve yeni başlamış kas kaynaklı yakınmalarda günlük hareketliliği korumak, uzun süre aynı pozisyonda kalmamak ve boynu ağrı sınırının ötesine zorlamamak daha uygun bir yaklaşımdır.</p>

<p>Tekrarlayan, giderek artan veya kola yayılan ağrı; uyuşma, güç kaybı, travma öyküsü ya da şiddetli baş ağrısıyla birlikteyse profesyonel değerlendirme gerekir.</p>

<p>Boynu kendi kendine hızlı ve kuvvetli biçimde döndürerek kütletmek yerine ağrının nedenini belirlemek daha güvenlidir.</p>

<p>Kütleme sesi başarı göstergesi değildir</p>

<p>Boyun manipülasyonundan sonra duyulan güçlü bir “çıt” sesi işlemin başarılı olduğunu kanıtlamaz. Ses çıkmaması da eklemde mutlaka bir sorun bulunduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Rahatlama hissi kısa süreli olabilir ve sesin kendisi ile tedavi başarısı arasında güvenilir bir bağlantı gösterilmiş değildir.</p>

<p>Bu nedenle boyun sağlığında hedef “kütletmek” değil; ağrısız hareket açıklığını korumak, altta yatan problemi belirlemek ve gerekiyorsa uygun egzersiz veya tedaviyi planlamaktır.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Boyun hareketi veya manipülasyon sonrası ani ve şiddetli baş-boyun ağrısı, güçsüzlük, konuşma ya da görme bozukluğu, belirgin baş dönmesi gibi belirtilerde gecikmeden acil tıbbi değerlendirme alın.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>American Heart Association, Treatment and Outcomes of Cervical Artery Dissection in Adults: A Scientific Statement, Stroke, 2024</p>

<p>American Heart Association/American Stroke Association, Cervical Arterial Dissections and Association With Cervical Manipulative Therapy, Stroke</p>

<p>Kranenburg ve arkadaşları, Serious Adverse Events Associated With Conservative Physical Procedures Directed Towards the Cervical Spine: A Systematic Review, 2024</p>

<p>Carrasco-Uribarren ve arkadaşları, Cervical Manipulation Versus Thoracic or Cervicothoracic Manipulations for the Management of Neck Pain, Systematic Review and Meta-analysis, 2024</p>

<p>Reggars, The Therapeutic Benefit of the Audible Release Associated With Spinal Manipulative Therapy: A Critical Review </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/boyun-kutletmek-tehlikeli-mi-damar-yaralanmasi-ve-inme-riski</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 21:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0058.jpeg" type="image/jpeg" length="31112"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir Zamanlar Ayakkabı Alırken Röntgen Çekiliyordu: Mağazalardaki Şaşırtıcı X-Ray Dönemi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bir-zamanlar-ayakkabi-alirken-rontgen-cekiliyordu-magazalardaki-sasirtici-x-ray-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bir-zamanlar-ayakkabi-alirken-rontgen-cekiliyordu-magazalardaki-sasirtici-x-ray-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1920’lerden 1950’lere kadar bazı ayakkabı mağazalarında müşterilerin, özellikle çocukların, ayakları X-ray floroskopisiyle görüntüleniyordu. Bilimsel yenilik olarak sunulan bu yöntem neden terk edildi?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bugün yeni bir ayakkabı alırken ayağımızın ölçülmesini, birkaç adım yürümeyi veya parmaklarımızın önünde yeterli boşluk olup olmadığını kontrol etmeyi olağan kabul ediyoruz.</p>

<p>Ancak yaklaşık bir asır önce bazı ayakkabı mağazaları bundan çok daha teknolojik görünen bir yöntem sunuyordu:</p>

<p><strong>Ayağınızı, üzerindeki ayakkabıyla birlikte X-ray cihazına yerleştirmek.</strong></p>

<p>Müşteri cihazın üzerine çıkıyor, ayağını alt bölümdeki açıklığa koyuyor ve birkaç saniye sonra ayakkabının içindeki ayak kemiklerini görebiliyordu.</p>

<p>Üstelik görüntüye yalnızca müşteri bakmıyordu.</p>

<p>Bazı modellerde üç ayrı izleme penceresi bulunuyordu. Birinden çocuk, diğerinden anne ya da baba, üçüncüsünden ise ayakkabı satış görevlisi bakabiliyordu.</p>

<p>Amaç, parmakların ayakkabının içinde nerede kaldığını göstermek ve ayakkabının doğru büyüklükte olduğuna müşteriyi ikna etmekti.</p>

<p>Bugünün gözünden şaşırtıcı olan yalnızca X-ray cihazının bir mağazada bulunması değildi.</p>

<p>Bu teknoloji özellikle çocuk ayakkabılarının satışında <strong>modernliğin, bilimin ve doğru ayakkabı seçiminin göstergesi</strong> olarak pazarlanıyordu.</p>

<h2>Aslında klasik röntgen filmi çekilmiyordu</h2>

<p>Mağazalarda kullanılan cihazlar genellikle <strong>“shoe-fitting fluoroscope”</strong>, yani ayakkabı uyum floroskopu olarak adlandırılıyordu.</p>

<p>Klasik röntgen filminden farklı olarak floroskopi, X ışınları kullanarak görüntünün floresan bir ekranda doğrudan görülmesini sağlıyordu.</p>

<p>Ayak, ayakkabının içerisindeyken X ışını demetinin önüne yerleştiriliyor; ayak kemikleri ile ayakkabının sınırları ekranda belirginleşiyordu.</p>

<p>Böylece müşteri parmaklarının ayakkabının ucuna ne kadar yaklaştığını kendi gözleriyle görebiliyordu.</p>

<p>Yani tıpta kullanılan X-ray floroskopisinin en dikkat çekici ticari uygulamalarından biri <strong>doktor muayenehanesinden çıkıp ayakkabı mağazasına taşınmıştı.</strong></p>

<h2>Fikir savaş dönemindeki ayak yaralanmalarından doğmuş olabilir</h2>

<p>Ayakkabı floroskopunun ilk mucidinin kim olduğu konusunda tarihçiler arasında tam bir görüş birliği bulunmuyor.</p>

<p>Bu teknolojinin erken dönem isimlerinden biri Bostonlu hekim <strong>Jacob J. Lowe</strong> idi.</p>

<p>Tıp tarihçileri Jacalyn Duffin ve Charles Hayter'ın araştırmasına göre Lowe, Birinci Dünya Savaşı yıllarında askerlerin botlarını çıkarmadan ayaklarını incelemeye yardımcı olabilecek floroskopik bir sistem üzerinde çalışmıştı.</p>

<p>Savaş sonrasında teknolojinin ticari kullanımını geliştirdi.</p>

<p>Lowe, “Foot X-Ray Apparatus” olarak tanımlanan cihazı için <strong>6 Şubat 1919'da patent başvurusunda bulundu; patent 18 Ocak 1927'de verildi.</strong></p>

<p>Ancak Lowe'u tartışmasız biçimde cihazın tek mucidi olarak göstermek doğru değil. Aynı yıllarda başka girişimciler ve üreticiler de benzer sistemler geliştirdi.</p>

<p>ABD'de <strong>Foot-O-Scope</strong> ve <strong>Adrian X-Ray Shoe Fitter</strong>, İngiltere'de ise <strong>Pedoscope</strong> gibi ticari adlar kullanılmaya başlandı.</p>

<p>1920'lerin ortalarından itibaren cihazlar Kuzey Amerika ve Avrupa'daki ayakkabı mağazalarında giderek daha görünür hale geldi.</p>

<h2>Bir sağlık cihazından çok satış aracına dönüştü</h2>

<p>X ışınlarının keşfi 19. yüzyılın sonunda kamuoyunda büyük bir heyecan yaratmıştı.</p>

<p>İnsan bedeninin içini ameliyatsız görebilmek, dönemin insanları açısından neredeyse geleceğin teknolojisi gibiydi.</p>

<p>Ayakkabı mağazaları da bu teknolojik hayranlıktan yararlandı.</p>

<p>Müşteriye yalnızca “Bu ayakkabı çocuğunuzun ayağına oluyor” demek yerine bunu ekranda göstermek çok daha ikna edici görünüyordu.</p>

<p>Reklamlarda X-ray yöntemi bilimsel ve hassas ayakkabı seçiminin işareti olarak tanıtılıyordu.</p>

<p>Özellikle çocukların büyüyen ayaklarında yanlış numaranın sorun yaratabileceği vurgulanıyor ve cihaz ailelere güven veren teknolojik bir yardımcı gibi pazarlanıyordu.</p>

<p>Ancak yıllar sonra yapılan tarihsel değerlendirmeler, floroskopların ayakkabı seçiminde sağladığı gerçek yararın oldukça tartışmalı olduğunu gösterdi.</p>

<p>Görüntü etkileyiciydi.</p>

<p>Fakat ayakkabının gerçekten rahat olup olmadığını, yürürken ayağın nasıl davrandığını veya uzun süreli kullanımın nasıl sonuç vereceğini yalnızca kemiklerin görüntüsüne bakarak belirlemek mümkün değildi.</p>

<p>Cihazın en güçlü özelliği muhtemelen tanısal değerinden çok <strong>müşteride oluşturduğu “bilimsel kesinlik” duygusuydu.</strong></p>

<h2>Binlerce cihaz mağazalara girdi</h2>

<p>Uygulamanın ne kadar yaygınlaştığını gösteren tarihsel tahminler dikkat çekici.</p>

<p>1950'lerin başlarında ABD'de yaklaşık <strong>10 bin</strong>, İngiltere'de yaklaşık <strong>3 bin</strong>, Kanada'da ise yaklaşık <strong>bin</strong> ayakkabı floroskopunun kullanımda olduğu tahmin ediliyordu.</p>

<p>Bu rakamlar resmi ve eksiksiz ulusal envanterler değil; dönemin kaynakları üzerinden yapılan tarihsel tahminlerdir.</p>

<p>Yine de ayakkabı floroskoplarının küçük veya istisnai bir uygulama olmadığını göstermeleri açısından önemlidir.</p>

<p>1930'lu, 1940'lı ve 1950'li yıllarda birçok çocuk için ayakkabı alışverişinin bir bölümünde kendi ayak kemiklerine ekrandan bakmak olağan dışı sayılmıyordu.</p>

<h2>Sorun görüntünün kendisi değil, gereksiz radyasyondu</h2>

<p>X ışınları iyonlaştırıcı radyasyondur.</p>

<p>Tıpta doğru gerekçeyle kullanıldığında son derece değerli bilgiler sağlayabilir; ancak gereksiz veya kontrolsüz maruziyetten kaçınılması gerekir.</p>

<p>Ayakkabı floroskoplarının ilk yaygınlaştığı yıllarda günümüzdeki radyasyondan korunma standartları henüz gelişmemişti.</p>

<p>Cihazların X-ray çıkışları, koruyucu kalkanları ve kullanım süreleri arasında önemli farklılıklar bulunabiliyordu.</p>

<p>Bazı modellerde kişinin ayağı X-ray tüpüne oldukça yakın konumlanıyordu.</p>

<p>Farklı ayakkabıların art arda denenmesi veya farklı zamanlarda kontrollerin tekrarlanması ise toplam maruziyeti artırabiliyordu.</p>

<p>Özellikle çocuklarda tıbbi bir gereklilik bulunmadan tekrarlanan floroskopi yapılması zamanla bilim insanlarının dikkatini çekmeye başladı.</p>

<h2>1949'da cihazların radyasyonu ölçüldü</h2>

<p>Ayakkabı mağazalarındaki X-ray cihazlarının güvenliği açısından önemli dönüm noktalarından biri <strong>1949 yılıydı.</strong></p>

<p>Harvard Halk Sağlığı Okulundan Charles R. Williams, ayakkabı floroskoplarının oluşturduğu radyasyon maruziyetlerini inceleyen araştırmasını <i>The New England Journal of Medicine</i>'da yayımladı.</p>

<p>Williams'ın ölçümleri cihazların radyasyon çıkışları arasında büyük farklılıklar bulunduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Bazı cihazlarda ayağın bulunduğu bölgedeki maruziyet, dönemin önerilen güvenlik düzeylerinin üzerinde olabiliyordu.</p>

<p>Çalışmada kullanılan bazı radyasyon ölçümleri “roentgen” gibi günümüzde modern hasta dozlarının anlatımında aynı biçimde kullanılmayan birimlerle raporlandığı için rakamları bugünkü bir akciğer grafisi veya bilgisayarlı tomografi incelemesiyle doğrudan karşılaştırmak doğru değildir.</p>

<p>Ancak araştırmanın temel sonucu açıktı:</p>

<p><strong>Mağazalardaki bütün cihazlar aynı düzeyde radyasyon üretmiyor ve bazıları güvenlik açısından ciddi soru işaretleri yaratıyordu.</strong></p>

<h2>Aynı yıl bilim insanlarından açık uyarı geldi</h2>

<p>Williams'ın çalışmasının hemen ardından aynı dergide radyasyon uzmanı Louis H. Hempelmann tarafından bir değerlendirme yayımlandı.</p>

<p>Hempelmann, ayakkabı floroskoplarının kontrolsüz kullanımının potansiyel tehlikelerine dikkat çekti.</p>

<p>Özellikle çocuklarda gereksiz ve tekrarlayan floroskopi ile cihazların yakınında sürekli çalışan personelin maruziyeti tartışılıyordu.</p>

<p>Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.</p>

<p>Bu çalışmalar <strong>potansiyel radyasyon riskine dikkat çekiyordu.</strong></p>

<p>Ayakkabı floroskopu kullanan her çocukta sağlık sorunu geliştiği veya bu cihazların toplum çapında belirli bir hastalık salgınına yol açtığı gösterilmiş değildir.</p>

<p>Mağaza müşterilerinde yaygın biçimde belgelenmiş bir radyasyon yaralanması serisi de bulunmuyor.</p>

<p>Ancak yaralanmanın yaygın olarak kaydedilmemiş olması, tıbbi bir gerekçe olmadan tekrarlanan iyonlaştırıcı radyasyon kullanımının güvenli olduğu anlamına gelmiyordu.</p>

<h2>1950'de yeni araştırma: Cihazlar arasında büyük fark vardı</h2>

<p>Tartışmaya 1950 yılında bir başka önemli çalışma eklendi.</p>

<p>Araştırmacılar Leon Lewis ve Herbert S. Caplan, ayakkabı mağazalarında kullanılan floroskopların radyasyon çıkışlarını inceledi.</p>

<p>Sonuçlar cihazdan cihaza önemli farklılıklar bulunduğunu bir kez daha gösterdi.</p>

<p>Bazı cihazlarda ölçülen değerlerin dönemin önerilen güvenlik sınırlarını aşabildiği bildirildi.</p>

<p>Araştırmacılar özellikle büyüme çağındaki çocukların tıbbi gereklilik olmaksızın tekrar tekrar X ışınlarına maruz bırakılmasının uygun olmadığına dikkat çekti.</p>

<p>Böylece ayakkabı floroskoplarına yönelik eleştiriler yalnızca teorik endişelerden ibaret olmaktan çıktı; farklı araştırma gruplarının yaptığı fiziksel ölçümlerle de desteklenmeye başladı.</p>

<h2>Satış görevlileri için risk daha farklıydı</h2>

<p>Müşteriler cihazı yalnızca ayakkabı alışverişi sırasında kullanıyordu.</p>

<p>Satış görevlileri ise aynı floroskopun yanında bütün gün çalışabiliyordu.</p>

<p>Bu nedenle çalışanlar açısından tartışma tek bir çekimden çok <strong>kümülatif mesleki maruziyet</strong> üzerinde yoğunlaşıyordu.</p>

<p>Tarihsel kayıtlarda bazı çalışanların ayakkabının konumunu veya uyumunu kontrol etmek amacıyla ellerini görüntüleme alanına yaklaştırdığı ya da doğrudan ışın alanına soktuğu örnekler bulunuyor.</p>

<p>Uzun süreli cihaz kullanımıyla ilişkili el ve cilt hasarlarının bildirildiği vakalar da radyasyon güvenliği tartışmasını güçlendirdi.</p>

<p>Bugünkü iş sağlığı anlayışıyla düşünüldüğünde hikâyenin en dikkat çekici yönlerinden biri budur:</p>

<p><strong>Bir ayakkabı satış görevlisi, tıbbi görüntüleme personeli olmadığı halde işinin bir parçası olarak X-ray cihazının yanında saatler geçirebiliyordu.</strong></p>

<h2>Önce standartlar geldi, sonra yasaklar</h2>

<p>Radyasyonun biyolojik etkileri hakkındaki bilimsel bilgi arttıkça düzenleyici kurumların yaklaşımı da değişti.</p>

<p>1940'ların ikinci yarısından itibaren ayakkabı floroskopları için radyasyon çıkışı ve kullanım koşullarına ilişkin standartlar gündeme gelmeye başladı.</p>

<p>Bazı eyalet ve yerel yönetimler cihazların çalıştırılmasına, bakımına ve maruziyet düzeylerine ilişkin sınırlamalar getirdi.</p>

<p>Tıp ve radyoloji çevrelerinin uyarıları da 1950'lerde giderek arttı.</p>

<p><strong>Pennsylvania 1957'de ayakkabı floroskoplarının kullanımını yasaklayan ilk ABD eyaleti oldu.</strong></p>

<p>Takip eden yıllarda başka bölgelerde de kullanım sınırlandırıldı veya sona erdirildi.</p>

<p>Artan güvenlik kaygıları, yasal düzenlemeler ve cihazın ayakkabı seçimindeki gerçek yararının sorgulanması nedeniyle floroskopların ticari cazibesi hızla azaldı.</p>

<p>1960'lara gelindiğinde ABD'deki kullanımları büyük ölçüde sona ermişti.</p>

<p>Bazı ülkelerde ise az sayıdaki cihazın daha uzun süre kullanıldığı biliniyor.</p>

<h2>X-ray tehlikeliyse bugün neden hâlâ kullanılıyor?</h2>

<p>Ayakkabı floroskoplarının hikâyesi X ışınlarının kötü veya kullanılmaması gereken bir teknoloji olduğunu göstermiyor.</p>

<p>Tam tersine X-ray, bilgisayarlı tomografi ve floroskopi bugün modern tıbbın vazgeçilmez görüntüleme yöntemleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Fark, <strong>neden kullanıldıkları ve maruziyetin nasıl yönetildiği.</strong></p>

<p>Modern radyasyondan korunmanın temel ilkelerinden biri, iyonlaştırıcı radyasyon kullanılan bir tıbbi işlemin gerçekten gerekli olmasıdır.</p>

<p>Bir diğer ilke ise gerekli görüntü elde edilirken radyasyon maruziyetinin mümkün olduğunca optimize edilmesidir.</p>

<p>Bu yaklaşım özellikle çocuklarda daha büyük önem taşır.</p>

<p>Ayakkabı mağazasındaki floroskop ise çoğu zaman herhangi bir hastalığı araştırmak için değil, normal bir tüketici ürününün satışını kolaylaştırmak amacıyla kullanılıyordu.</p>

<p>Bir asır içinde değişen anlayışın temel noktası da burada yatıyor.</p>

<h2>İnsanlar neden bu cihazlara güveniyordu?</h2>

<p>Geçmişte yaşayan insanların radyasyonun zararlarını bilmedikleri için bilinçsizce davrandığını düşünmek kolaydır.</p>

<p>Ancak tarih bundan daha karmaşıktır.</p>

<p>X ışınları yeni, etkileyici ve dönemin gözünde son derece modern bir teknolojiydi.</p>

<p>İnsanların kendi kemiklerini gerçek zamanlı olarak görebilmesi başlı başına olağanüstü bir deneyimdi.</p>

<p>Üstelik cihazlar ailelere:</p>

<p><strong>“Çocuğunuz için doğru ayakkabıyı bilimsel yöntemle seçiyoruz.”</strong></p>

<p>mesajı veriyordu.</p>

<p>Yani teknoloji yalnızca bir satış aracı olarak sunulmuyordu.</p>

<p><strong>Sağlık, ebeveynlik, güven ve bilimsel ilerleme fikriyle birlikte pazarlanıyordu.</strong></p>

<p>Zamanla bilimsel bilgi arttı, radyasyonun biyolojik etkileri daha iyi anlaşıldı ve toplumun teknolojiye bakışı değişti.</p>

<p>Bir zamanlar mağazanın en modern köşesinde duran cihaz, birkaç on yıl sonra gereksiz radyasyon maruziyetinin en dikkat çekici tarihsel örneklerinden biri haline geldi.</p>

<h2>Tıp tarihinin asıl dersi</h2>

<p>Ayakkabı floroskoplarının hikâyesi yalnızca geçmişte yapılmış garip bir uygulamanın öyküsü değildir.</p>

<p>Aynı zamanda yeni teknolojilerin toplum tarafından nasıl benimsendiğini gösteren çarpıcı bir örnektir.</p>

<p>Bir teknolojinin modern görünmesi, onun mutlaka yararlı olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Bir cihazın “bilimsel” olarak pazarlanması da gerçek bir sağlık yararı bulunduğunu tek başına kanıtlamaz.</p>

<p>Yaklaşık yüz yıl önce aileler çocuklarına daha iyi ayakkabı seçebilmek için X-ray cihazının başına geçiyordu.</p>

<p>Bugün aynı görüntü bize çok farklı bir soruyu düşündürüyor:</p>

<p><strong>Bir teknolojinin gerçek faydasını ve riskini anlamadan önce ona ne kadar hızlı güveniyoruz?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h1>KAYNAKLAR</h1>

<p><strong>1.</strong> Duffin J, Hayter CR. <i>Baring the Sole: The Rise and Fall of the Shoe-Fitting Fluoroscope.</i> Isis. 2000;91(2):260–282.</p>

<p><strong>2.</strong> Williams CR. <i>Radiation Exposures from the Use of Shoe-Fitting Fluoroscopes.</i> The New England Journal of Medicine. 1949;241:333–335.</p>

<p><strong>3.</strong> Hempelmann LH. <i>Potential Dangers in the Uncontrolled Use of Shoe-Fitting Fluoroscopes.</i> The New England Journal of Medicine. 1949;241:335–336.</p>

<p><strong>4.</strong> Lewis L, Caplan HS. Ayakkabı floroskoplarının radyasyon çıkışlarını ve güvenlik sorunlarını inceleyen çalışma. California Medicine. 1950.</p>

<p><strong>5.</strong> Oak Ridge Associated Universities — Museum of Radiation and Radioactivity. <i>Shoe-Fitting Fluoroscope.</i> Tarihsel cihazlar, maruziyet ölçümleri, düzenlemeler ve çalışan vakalarına ilişkin arşiv materyalleri.</p>

<p><strong>6.</strong> Jacob J. Lowe. <i>Foot X-Ray Apparatus.</i> ABD Patent No. 1,614,988. Başvuru: 6 Şubat 1919; patent: 18 Ocak 1927.</p>

<p><strong>7.</strong> International Commission on Radiological Protection. <i>ICRP Publication 121: Radiological Protection in Paediatric Diagnostic and Interventional Radiology.</i></p>

<p><strong>8.</strong> International Commission on Radiological Protection. <i>ICRP Publication 103: The 2007 Recommendations of the ICRP.</i></p>

<hr />
<h2></h2></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bir-zamanlar-ayakkabi-alirken-rontgen-cekiliyordu-magazalardaki-sasirtici-x-ray-donemi</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 21:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/magazalardaki-unutulmus-xray-donemi-200kb.webp" type="image/jpeg" length="76174"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KKTC’de 3 Kişide Batı Nil Virüsü Tespit Edildi: Belirtileri ve Korunma Yolları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kktcde-3-kiside-bati-nil-virusu-tespit-edildi-belirtileri-ve-korunma-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kktcde-3-kiside-bati-nil-virusu-tespit-edildi-belirtileri-ve-korunma-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KKTC Sağlık Bakanlığı, üç kişide Batı Nil virüsü testinin pozitif çıktığını açıkladı. Hastaneye yatırılan iki kişinin hayati tehlikesinin bulunmadığı, üçüncü kişinin ise herhangi bir şikâyet göstermediği bildirildi. Kıbrıs’ın güneyinde de son günlerde vakaların bildirilmesi, sivrisineklerle taşınan virüse karşı korunma önlemlerini yeniden gündeme getirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kıbrıs’ta Batı Nil virüsü vakaları dikkat çekiyor. KKTC Sağlık Bakanlığı, 8 Eylül 2026 tarihinde yaptığı açıklamada üç kişide Batı Nil virüsü testinin pozitif çıktığını duyurdu.</p>

<p>Bakanlığın verdiği bilgilere göre iki hasta üst solunum yolu enfeksiyonu, boğaz ağrısı, ateş ve halsizlik şikâyetleriyle sağlık kuruluşlarına başvurdu. Hastaneye yatırılan iki kişide yapılan tetkikler sonucunda Batı Nil virüsü tespit edildi.</p>

<p>Hastaların genel durumlarının bir önceki güne göre daha iyi seyrettiği ve hayati tehlikelerinin bulunmadığı bildirildi. Sağlık durumlarının yakından takip edildiği belirtildi.</p>

<p>Üçüncü vaka ise dikkat çekici biçimde herhangi bir şikâyeti bulunmayan bir kişide ortaya çıktı. Rutin kan tetkikleri sırasında yapılan incelemelerde kişinin Batı Nil virüsü testinin pozitif olduğu belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kıbrıs’ın güneyinde de vakalar bildirildi</p>

<p>KKTC’de açıklanan vakalar, Kıbrıs’ın güneyinde Batı Nil virüsü enfeksiyonlarının gündeme geldiği bir dönemde kaydedildi.</p>

<p>Kıbrıs Haber Ajansının aktardığı resmi bilgilere göre 3 Eylül itibarıyla Kıbrıs’ın güneyinde yedi doğrulanmış Batı Nil virüsü vakası bulunuyordu ve üç olası vaka daha araştırılıyordu.</p>

<p>Vakaların çoğunun 65 yaş ve üzerindeki kişiler olduğu bildirilirken, kronik hastalıkları bulunan 90 yaşındaki bir erkeğin hayatını kaybettiği açıklandı.</p>

<p>Bu gelişmeler, özellikle sivrisineklerin aktif olduğu dönemlerde kişisel korunmanın önemini yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Batı Nil virüsü nedir?</p>

<p>Batı Nil virüsü, esas olarak enfekte sivrisineklerin insanları ısırması sonucunda bulaşan viral bir enfeksiyondur.</p>

<p>Virüsün doğadaki temel döngüsü kuşlar ve sivrisinekler arasında gerçekleşir. İnsanlar ve atlar da enfekte olabilir ancak insanlar virüsün doğal dolaşımının sürdürülmesinde temel kaynak olarak kabul edilmez.</p>

<p>Hastalık günlük sosyal temasla bir kişiden diğerine yayılan grip benzeri bir enfeksiyon değildir. Bu nedenle aynı ortamda bulunmak, konuşmak, dokunmak veya hastayla gündelik temas kurmak başlıca bulaş yolu değildir.</p>

<p>Enfekte olan herkes hastalanıyor mu?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Batı Nil virüsü enfeksiyonunun önemli özelliklerinden biri, virüsü alan insanların büyük bölümünde hiçbir belirti ortaya çıkmamasıdır.</p>

<p>Belirti gelişen kişilerde ise ateşli ve grip benzeri bir hastalık görülebilir.</p>

<p>Batı Nil virüsünün belirtileri neler?</p>

<p>Belirti gösteren kişilerde ateş, baş ağrısı, belirgin halsizlik, kas ve eklem ağrıları, bulantı, kusma, deri döküntüsü ve lenf bezlerinde şişme görülebilir.</p>

<p>Çoğu enfeksiyon hafif veya belirtisiz seyretse de hastaların küçük bir bölümünde virüs merkezi sinir sistemini etkileyebilir.</p>

<p>Bu durumda menenjit veya ensefalit gibi ciddi nörolojik tablolar gelişebilir.</p>

<p>Kimler daha fazla risk altında?</p>

<p>İleri yaştaki kişilerde ciddi hastalık gelişme riski daha yüksektir.</p>

<p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ve bazı kronik hastalıkları bulunan bireyler de ağır hastalık açısından daha dikkatli değerlendirilmesi gereken gruplar arasında yer alır.</p>

<p>Özellikle sivrisinek ısırığının ardından yüksek ateşle birlikte şiddetli baş ağrısı, bilinç değişikliği, belirgin kas güçsüzlüğü, ense sertliği veya nörolojik belirtilerin ortaya çıkması durumunda tıbbi değerlendirme önem taşır.</p>

<p>Batı Nil virüsü nasıl bulaşıyor?</p>

<p>En önemli bulaş yolu enfekte sivrisineklerin ısırmasıdır.</p>

<p>Bu nedenle mücadelede yalnızca hasta kişilerin tespit edilmesi değil, sivrisineklerin üreme alanlarının azaltılması da önem taşır.</p>

<p>Evlerin ve bahçelerin çevresindeki kovalar, saksı altlıkları, kullanılmayan kaplar ve suyun uzun süre bekleyebileceği diğer alanlar sivrisineklerin üremesine uygun ortam oluşturabilir.</p>

<p>Nasıl korunabiliriz?</p>

<p>Batı Nil virüsüne karşı korunmanın temelinde sivrisinek ısırıklarını azaltmak bulunuyor.</p>

<p>Kapı ve pencerelerde sineklik kullanılması, açık alanlarda uygun sivrisinek kovucuların tercih edilmesi, sivrisineklerin yoğun olduğu zamanlarda vücudu daha fazla örten giysilerin kullanılması ve ev çevresinde su birikintilerinin ortadan kaldırılması riski azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>İnsanlarda kullanılmak üzere onaylanmış özel bir Batı Nil virüsü aşısı bulunmadığından kişisel korunma ve sivrisinek kontrolü daha da önem kazanıyor.</p>

<p>Tedavisi var mı?</p>

<p>Batı Nil virüsünü doğrudan ortadan kaldıran spesifik bir antiviral tedavi bulunmuyor.</p>

<p>Hafif vakalarda tedavi genellikle belirtilerin kontrolüne yönelik destekleyici yaklaşımlardan oluşuyor. Ağır nörolojik hastalık gelişen kişilerin ise hastanede takip ve tedavi edilmesi gerekebiliyor.</p>

<p>Kıbrıs’taki gelişmeler neden önemli?</p>

<p>KKTC’de aynı gün üç pozitif vakanın açıklanması ve Kıbrıs’ın güneyinde de yakın tarihlerde vakaların bildirilmiş olması, Batı Nil virüsünün ada genelinde dikkatle izlenmesini önemli hale getiriyor.</p>

<p>Ancak vakaların görülmesi toplumda paniğe neden olmamalı. Batı Nil virüsü enfeksiyonlarının büyük bölümü belirtisiz veya hafif seyrediyor.</p>

<p>Asıl önemli nokta, risk grubundaki kişilerin korunması, sivrisineklerle mücadelenin sürdürülmesi ve ciddi hastalık belirtilerinin erken fark edilmesi.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>KKTC Sağlık Bakanlığı<br />
Türk Ajansı Kıbrıs<br />
Kıbrıs Haber Ajansı<br />
Kıbrıs Tıbbi Hizmetler ve Halk Sağlığı Hizmetleri</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kktcde-3-kiside-bati-nil-virusu-tespit-edildi-belirtileri-ve-korunma-yollari</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 21:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0057.jpeg" type="image/jpeg" length="13984"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir Gecelik Uyku Testinde Gelecekteki Sağlık Risklerinin İzleri Bulundu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bir-gecelik-uyku-testinde-gelecekteki-saglik-risklerinin-izleri-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bir-gecelik-uyku-testinde-gelecekteki-saglik-risklerinin-izleri-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cleveland Clinic ve IBM Research araştırmacılarının geliştirdiği yapay zekâ modeli, rutin bir gecelik uyku testinde kaydedilen beyin aktivitesi, kalp ritmi, solunum ve diğer fizyolojik sinyallerden uzun vadeli sağlık riskleriyle ilişkili örüntüler belirledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Nature Communications’ta 3 Ağustos 2026’da yayımlanan ve Cleveland Clinic tarafından 8 Eylül’de yeniden gündeme taşınan araştırmada katılımcılar beş risk grubuna ayrıldı; en yüksek risk grubunda tüm nedenlere bağlı ölüm riski en düşük gruba göre belirgin biçimde daha yüksekti. Bulgular umut verici olsa da yöntem henüz kişinin gelecekte hangi hastalığa yakalanacağını kesin olarak söyleyen klinik bir test değil.</p>

<p></p>

<p>Bir gecelik uyku testi yalnızca uyku apnesini değerlendirmek için değil, kişinin ilerleyen yıllardaki sağlık riskleri hakkında daha fazla bilgi elde etmek için de kullanılabilir. Cleveland Clinic ve IBM Research araştırmacıları, standart uyku testlerinde kaydedilen ancak rutin değerlendirmelerde yalnızca sınırlı bölümü kullanılan fizyolojik sinyalleri yapay zekâ yardımıyla inceledi.</p>

<p>Nature Communications’ta 3 Ağustos 2026’da yayımlanan çalışma, Cleveland Clinic’in 8 Eylül 2026 tarihli klinik değerlendirmesiyle yeniden gündeme taşındı. Araştırmacılar, bir gece boyunca kaydedilen uyku verilerinde uzun dönem sağlık sonuçlarıyla bağlantılı örüntüler belirledi.</p>

<p>Ancak araştırmanın sonucu, “bir gece uyuyarak gelecekte hangi hastalığa yakalanacağınız öğrenilebilir” anlamına gelmiyor. Çalışma geçmiş sağlık kayıtlarının kullanıldığı geriye dönük bir araştırma ve geliştirilen sistem henüz rutin klinik kullanım için doğrulanmış bireysel hastalık tahmin testi niteliğinde değil.</p>

<h3>Uyku laboratuvarında yalnızca nefes sayılmıyor</h3>

<p>Uyku laboratuvarında yapılan polisomnografi sırasında kişinin beyin aktivitesi, kalp ritmi, solunumu, hava akımı, kas hareketleri ve kandaki oksijen düzeyi gibi çok sayıda fizyolojik sinyal gece boyunca kaydediliyor.</p>

<p>Uyku apnesinin değerlendirilmesinde en yaygın ölçütlerden biri apne-hipopne indeksi. Bu değer, uyku sırasında solunumun bir saat içinde kaç kez durduğunu veya belirgin biçimde azaldığını gösteriyor.</p>

<p>Araştırmacılar, saatler boyunca elde edilen çok boyutlu verinin yalnızca birkaç özet ölçüte indirgenmesi yerine tamamının yapay zekâ tarafından değerlendirilmesinin farklı sağlık bilgileri ortaya çıkarabileceği düşüncesinden hareket etti.</p>

<h3>Başlangıçta 10 bin uyku çalışması vardı</h3>

<p>Araştırmanın temelini Cleveland Clinic’in STARLIT kayıt sistemindeki 10 bin laboratuvar uyku çalışması oluşturdu. Bu kayıtlar 9 bin 661 kişiden elde edilmişti.</p>

<p>Veri kalite kontrollerinin ardından asıl analizlere 9 bin 608 uyku kaydı ve 9 bin 297 kişinin verileri dahil edildi.</p>

<p>Bu ayrım önemli. Çalışmanın başlangıç veri seti 10 bin uyku çalışmasından oluşsa da tüm kayıtlar nihai analize girmedi.</p>

<p>Uyku testleri 2012 ile 2022 yılları arasında gerçekleştirilmişti. Araştırmacılar gece boyunca kaydedilen yüksek çözünürlüklü fizyolojik verileri hastaların uzun dönem elektronik sağlık kayıtlarıyla eşleştirdi.</p>

<p>Model, bu sinyallerdeki karmaşık örüntüleri öğrenmek üzere geniş kapsamlı bir yapay zekâ mimarisi kullanılarak geliştirildi.</p>

<p>Amaç yapay zekânın tek tek hastalıkları doğrudan teşhis etmesi değil, uyku fizyolojisinde birbirine benzeyen örüntülere sahip kişileri belirleyebilmesiydi.</p>

<h3>Yapay zekâ beş farklı risk grubu belirledi</h3>

<p>Modelin uyku kayıtlarından çıkardığı özellikler kullanılarak katılımcılar beş gruba ayrıldı.</p>

<p>Birinci grupta görece daha düşük risk profiline sahip kişiler bulunurken gruplar ilerledikçe uyku bozukluğu özellikleri ve eşlik eden sağlık sorunları daha belirgin hale geldi.</p>

<p>Beşinci grup en yüksek risk profiline sahip katılımcıları içeriyordu.</p>

<p>Bu gruplar daha sonraki yıllarda görülen kalp-damar, nörolojik ve bazı psikiyatrik sağlık sonuçları açısından farklılık gösterdi.</p>

<p>En belirgin sonuçlardan biri tüm nedenlere bağlı ölüm riskiyle ilgiliydi.</p>

<p><strong>Eğilim skoru ile dengelenmiş STARLIT analizinde</strong>, yaş ve cinsiyete göre düzeltme sonrasında en yüksek risk grubundaki kişilerin tüm nedenlere bağlı ölüm riski en düşük gruba göre yaklaşık 2,7 kat daha yüksekti. İstatistiksel ölçümde hazard oranı 2,71 olarak hesaplandı.</p>

<p>Araştırmacılar yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi, eşlik eden hastalıklar ve apne-hipopne indeksi gibi ek değişkenleri de hesaba kattığında ilişki zayıfladı ancak devam etti. Bu daha kapsamlı analizde hazard oranı 2,38 olarak bulundu.</p>

<p>Bu oranlar, en yüksek risk grubundaki kişilerin belirli bir süre içinde yüzde 238 veya yüzde 271 ölüm olasılığı taşıdığı anlamına gelmiyor. Hazard oranları, takip boyunca gruplar arasındaki olay hızlarının göreli farklılığını ifade ediyor.</p>

<h3>Sonuçlar bağımsız bir grupta da sınandı</h3>

<p>Araştırmacılar modelin yalnızca Cleveland Clinic hastalarındaki özellikleri öğrenip öğrenmediğini değerlendirmek amacıyla sistemi bağımsız ve toplum temelli <strong>Sleep Heart Health Study</strong> kohortunda da sınadı.</p>

<p>Model yeniden eğitilmeden bu veri grubuna uygulandığında, yüksek ve düşük risk kategorileri arasında ölüm ve kalp yetersizliği açısından benzer yönde farklılıklar görüldü.</p>

<p>Bağımsız kohortta en yüksek risk kategorisindeki kişilerin tüm nedenlere bağlı ölüm riski en düşük gruba göre yaklaşık yüzde 58 daha yüksekti. Hazard oranı 1,58 olarak hesaplandı.</p>

<p>Kalp yetersizliği açısından ise en yüksek risk grubunda hazard oranı 2,13 olarak bulundu.</p>

<p>İkinci veri grubunda benzer yönde sonuçlar elde edilmesi, yöntemin yalnızca tek bir hastanenin kayıtlarına özgü olmayabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Yine de farklı ülkelerden, farklı yaş gruplarından ve daha çeşitli topluluklardan katılımcıların yer aldığı ileriye dönük araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.</p>

<h3>Uyku apnesinin klasik ölçümünden farklı bilgiler verdi</h3>

<p>Araştırmanın öne çıkan noktalarından biri, yapay zekânın oluşturduğu risk grupları ile uyku apnesinde kullanılan klasik apne-hipopne indeksi arasındaki farktı.</p>

<p>Apne-hipopne indeksine göre oluşturulan hafif, orta ve ağır uyku apnesi kategorileri, uzun dönem sağlık sonuçlarını yapay zekânın oluşturduğu gruplar kadar belirgin biçimde ayıramadı.</p>

<p>Özellikle ölüm riski açısından yapay zekâya dayalı kümeler daha belirgin bir ayrışma gösterdi.</p>

<p>Bu durum apne-hipopne indeksinin gelecekteki sağlık risklerini öngöremediği veya klinik değer taşımadığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Apne-hipopne indeksi uyku apnesinin tanı ve şiddet değerlendirmesinde temel ölçütlerden biri olmaya devam ediyor. Araştırmanın gösterdiği şey, tek bir gecede kaydedilen beyin, kalp ve solunum sinyallerinin birlikte incelenmesinin klasik solunum ölçümlerinin ötesinde ek bilgi taşıyabileceği.</p>

<h3>Bir gecelik test geleceği kesin olarak tahmin etmiyor</h3>

<p>Araştırmanın en kolay yanlış anlaşılabilecek noktası, yöntemin bir tür “geleceği görme testi” olarak yorumlanması.</p>

<p>Model, kişinin belirli bir tarihte kalp hastalığı, demans veya başka bir hastalık geliştireceğini söylemiyor.</p>

<p>Sistem, uyku sırasında kaydedilen fizyolojik örüntülere göre birbirine benzeyen kişileri gruplandırıyor ve bu grupların daha sonraki sağlık sonuçlarında farklılık olup olmadığını inceliyor.</p>

<p>Çalışma ayrıca geriye dönük sağlık kayıtlarına dayanıyor. Bu nedenle yapay zekânın belirlediği uyku özelliklerinin daha sonraki hastalıkların nedeni olduğu sonucuna varılamaz.</p>

<p>Yüksek risk grubundaki kişilerin araştırmanın başında daha farklı bir sağlık profiline sahip olması da sonuçları etkileyebilir.</p>

<p>Araştırmacılar yaş, vücut kitle indeksi, eşlik eden hastalıklar ve başka değişkenleri istatistiksel modellerde hesaba katmış olsa da gözlemsel çalışmalarda ölçülmeyen etkenlerin tamamen dışlanması mümkün değil.</p>

<h3>Çok sayıda sağlık sonucu aynı araştırmada incelendi</h3>

<p>Çalışmanın bir başka sınırlılığı, farklı kalp-damar, nörolojik ve psikiyatrik sonuçların aynı veri setinde incelenmiş olması.</p>

<p>Araştırmacılar bazı analizlerde çoklu karşılaştırmalar için ek istatistiksel düzeltme uygulamadı.</p>

<p>Bir araştırmada çok sayıda ayrı sonuç aynı anda test edildiğinde, yalnızca tesadüf nedeniyle istatistiksel olarak anlamlı görünen bazı ilişkilerin ortaya çıkma ihtimali artabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle özellikle ikincil sağlık sonuçlarına ilişkin bulguların bağımsız çalışmalarla yeniden doğrulanması gerekiyor.</p>

<p>Ölüm ve kalp yetersizliği gibi bazı sonuçların bağımsız kohortta da benzer yönde görülmesi araştırmanın bulgularını destekliyor; ancak yöntemin rutin klinik kullanıma geçmesi için tek başına yeterli değil.</p>

<h3>Rutin uyku testinden daha fazla bilgi çıkarılabilir</h3>

<p>Çalışmanın klinik açıdan ilgi çekici tarafı yeni bir cihaz geliştirmekten çok, zaten yapılan bir testten daha fazla bilgi elde etmeye dayanması.</p>

<p>Standart bir polisomnografi gece boyunca büyük miktarda fizyolojik veri topluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapay zekâ yaklaşımı, bu kayıtların bugün rutin raporlarda yeterince değerlendirilmeyen bölümlerinden uzun dönem sağlık riskiyle ilişkili ek sinyaller çıkarılabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Ancak sistem şu aşamada hastanelerde rutin olarak kullanılan bir risk testi değil.</p>

<p>Bir hastanın tedavisinin yalnızca modelin belirlediği risk grubuna göre değiştirilmesinin kalp hastalığını, nörolojik hastalıkları veya ölüm riskini azaltıp azaltmadığı da henüz bilinmiyor.</p>

<p>Bunun gösterilebilmesi için yöntemin farklı toplumlarda ileriye dönük olarak sınanması ve klinik kararlara eklendiğinde hastalara gerçek bir yarar sağlayıp sağlamadığının araştırılması gerekiyor.</p>

<p>Bir gecelik uyku kaydı şimdilik geleceği kesin biçimde söylemiyor. Araştırmanın ortaya koyduğu daha sınırlı ve somut bulgu, uyurken beyin, kalp ve solunum sisteminden toplanan saatlerce verinin bugünkü standart uyku raporlarında kullanılan ölçümlerin ötesinde sağlık bilgileri taşıyabileceği.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>• Nature Communications – A Foundation Model for Sleep-Based Risk Stratification and Clinical Outcomes, 3 Ağustos 2026</p>

<p>• Cleveland Clinic – AI Model Stratifies Sleep-Based Risk and Clinical Outcomes, 8 Eylül 2026</p>

<p>• Cleveland Clinic – AI Identifies Previously Unrecognized Health Insights in Routine Sleep Studies, 3 Ağustos 2026</p>

<p>• ABD Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü – Sleep Heart Health Study</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bir-gecelik-uyku-testinde-gelecekteki-saglik-risklerinin-izleri-bulundu</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 21:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/uyku-testi-saglik-riski-200kb.webp" type="image/jpeg" length="94105"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sigara Doğurganlığı da Etkiliyor: DSÖ’den Kadın ve Erkeklere Yeni Uyarı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sigara-dogurganligi-da-etkiliyor-dsoden-kadin-ve-erkeklere-yeni-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sigara-dogurganligi-da-etkiliyor-dsoden-kadin-ve-erkeklere-yeni-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü, 8 Eylül 2026’da yayımladığı yeni bilgi özetinde tütün kullanımının kadınlarda kısırlık riskiyle, erkeklerde ise sperm özellikleri ve cinsel işlev bozukluklarıyla ilişkili olduğunu bildirdi. Pasif içiciliğin de üreme sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabileceğine dikkat çekilirken, 2026’da yayımlanan güncel bir meta-analiz sigaranın yardımcı üreme tedavilerindeki etkisinin önceki çalışmalarda tahmin edilenden daha karmaşık olabileceğini gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü, sigara ile kısırlık arasındaki ilişkiye yönelik bilimsel kanıtları 8 Eylül 2026’da yayımladığı yeni bilgi özetinde bir araya getirdi. Değerlendirmede tütün kullanımının kadınların doğurganlığıyla olumsuz yönde ilişkili olduğu, erkeklerde ise sperm özellikleri ve cinsel işlevler üzerinde olumsuz etkilerle bağlantılı bulunduğu bildirildi.</p>

<p>DSÖ’nün hazırladığı belge yeni bir klinik çalışma değil. Sistematik derlemeler, meta-analizler ve gözlemsel araştırmalar üzerinden mevcut bilimsel kanıtları değerlendiriyor ve tütün kullanımının üreme sağlığı açısından değiştirilebilir risk faktörlerinden biri olduğuna işaret ediyor.</p>

<h3>Kadınlarda kısırlık riski daha yüksek bulundu</h3>

<p>DSÖ’nün aktardığı sistematik derlemede, 2000-2026 yılları arasında yayımlanan çalışmalar değerlendirildi. Bulgulara göre halen sigara içen kadınlarda kısırlık riski, sigara içmeyenlere kıyasla yaklaşık yüzde 40 daha yüksek bulundu.</p>

<p>Bu oran sigaranın tek başına kısırlığa neden olduğunu göstermiyor. Kadının yaşı, yumurtalık rezervi, hormonal hastalıklar, üreme sistemiyle ilgili yapısal sorunlar, çevresel etkenler ve erkek faktörü de gebelik olasılığını belirleyen unsurlar arasında bulunuyor.</p>

<p>Sigarayı daha önce kullanmış ancak bırakmış kadınlarda ise halen sigara içenlere kıyasla kısırlık riskinin yaklaşık yüzde 25 daha düşük olduğu bildirildi.</p>

<p>Bu sonuç, sigarayı bırakmış kadınlarla halen sigara kullanan kadınlar arasında bir risk farkı bulunduğunu gösteriyor. Ancak veriler büyük ölçüde gözlemsel araştırmalardan geldiği için sigarayı bırakmanın tek başına belirli bir kadının gebelik olasılığını ne ölçüde artıracağını söylemek mümkün değil.</p>

<h3>Erkek üreme sağlığı da etkilenebiliyor</h3>

<p>DSÖ değerlendirmesi, tütünün erkek üreme sağlığı üzerindeki etkilerine de geniş yer ayırıyor.</p>

<p>60 binden fazla erkeğin verilerini içeren 44 çalışmalık değerlendirmede sigara kullanımı; sperm hareketliliğinde azalma, anormal sperm şekilleri ve bazı erkeklerde menide sperm bulunmaması gibi üreme sağlığı sorunlarıyla ilişkilendirildi.</p>

<p>Sigara içen erkeklerde ereksiyon ve boşalma sorunlarının daha sık görülebileceğine ilişkin bulgular da değerlendirmede yer aldı.</p>

<p>Erkek doğurganlığı yalnızca sperm sayısıyla değerlendirilmiyor. Spermin hareketliliği ve yapısal özellikleri ile partnerin üreme sağlığı da doğal gebelik ihtimalini etkiliyor.</p>

<p>Bu nedenle mevcut kanıtlar sigaranın erkek üreme sistemi üzerindeki etkisinin tek bir laboratuvar değerinden daha geniş olabileceğini gösteriyor.</p>

<h3>Tüp bebek tedavisinde güncel veriler daha ihtiyatlı</h3>

<p>Sigaranın tüp bebek ve diğer yardımcı üreme yöntemlerinin başarısını etkileyip etkilemediği uzun süredir araştırılıyor.</p>

<p>Daha eski çalışmalar sigara içen kadınlarda yardımcı üreme tedavileri sonrasında gebelik ve canlı doğum oranlarının belirgin biçimde daha düşük olabileceğini düşündürmüştü.</p>

<p>Ancak 2026’da yayımlanan güncel sistematik derleme ve meta-analiz, bu ilişkinin büyüklüğünün önceki tahminlerden daha belirsiz olabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmacılar 26 gözlemsel çalışmadan toplam 16 bin 359 kadının verilerini değerlendirdi. İlk analizlerde aktif sigara kullanımı, sigara kullanmayanlarla karşılaştırıldığında canlı doğum oranının göreli olarak yaklaşık yüzde 15, klinik gebelik oranının ise yaklaşık yüzde 18 daha düşük olmasıyla ilişkili bulundu.</p>

<p>Bu oranlar, her kadının gebelik veya canlı doğum olasılığının doğrudan yüzde 15 ya da yüzde 18 azaldığı anlamına gelmiyor. Bulgular, araştırma grupları arasındaki göreli farkı ifade ediyor.</p>

<p>Çalışmaların karşılaştırma grupları da birbirinden farklıydı. Bazı araştırmalarda sigara içmeyen grubun içine daha önce sigara kullanıp bırakmış kadınlar da dahil edilmişti.</p>

<p>Analiz yalnızca hiç sigara kullanmamış kadınların kontrol grubu olarak kabul edildiği çalışmalarla sınırlandırıldığında canlı doğum ve klinik gebelik açısından görülen fark artık istatistiksel olarak anlamlı değildi.</p>

<p>Bu bulgu sigaranın üreme sağlığı açısından zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Daha çok, sigaranın yardımcı üreme tedavisinin başarısı üzerindeki etkisinin büyüklüğünü hesaplamanın düşünüldüğünden daha zor olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Aynı meta-analizde aktif sigara kullanımı ile düşük riski arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki gösterilemedi. Sigara içen kadınlardan elde edilen yumurta sayısında ise küçük bir azalma saptandı.</p>

<p>Araştırmacılar, sigara maruziyetinin biyolojik testlerle doğrulandığı, günlük tüketim miktarının kaydedildiği ve daha önce sigara kullanmış kişilerin ayrı değerlendirildiği yeni çalışmalara ihtiyaç bulunduğunu belirtti.</p>

<h3>Pasif içicilik de mercek altında</h3>

<p>DSÖ’nün bilgi özetinde yalnızca aktif sigara kullanımı ele alınmıyor.</p>

<p>Sigara içmediği halde evde, iş yerinde veya sosyal ortamlarda tütün dumanına maruz kalan kadınlarda da üreme sağlığının olumsuz etkilenebileceğini düşündüren araştırmalar bulunuyor.</p>

<p>Bazı gözlemsel çalışmalarda pasif içicilik daha yüksek kısırlık riski ve daha düşük aylık gebelik olasılığıyla ilişkilendirildi.</p>

<p>Ancak bu araştırmaların tasarımı nedeniyle pasif içiciliğin tek başına kısırlığa neden olduğu söylenemiyor.</p>

<p>DSÖ, tütün dumanına maruziyetin güvenli kabul edilen bir düzeyi bulunmadığını ve gebelik planlayan kişilerin pasif içicilikten de korunmasının uygun olduğunu belirtiyor.</p>

<h3>Elektronik sigaralar için kanıt daha sınırlı</h3>

<p>Elektronik sigara, nargile ve diğer nikotin ürünlerinin üreme sağlığı üzerindeki etkileri de bilimsel araştırmaların konusu.</p>

<p>DSÖ’ye göre mevcut kanıtların en güçlü olduğu alan klasik sigara kullanımı. Elektronik sigara ve yeni nikotin ürünlerinin kadın ve erkek doğurganlığı üzerindeki uzun dönem etkilerine ilişkin insan verileri ise daha sınırlı.</p>

<p>Bu nedenle klasik sigara için hesaplanan risk oranlarının elektronik sigaralara doğrudan uygulanması mümkün değil.</p>

<p>Veri eksikliği, bu ürünlerin gebelik planlayan kişiler açısından güvenli olduğunun kanıtlandığı anlamına da gelmiyor.</p>

<h3>Dünyada her altı kişiden biri kısırlıkla karşılaşıyor</h3>

<p>Dünya Sağlık Örgütü tahminlerine göre yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 17,5’i, başka bir ifadeyle yaklaşık her altı kişiden biri yaşamının bir döneminde kısırlık sorunu yaşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kısırlık, düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen 12 ay veya daha uzun sürede gebelik oluşmaması olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Neden kadınla, erkekle veya her iki partnerle ilişkili olabiliyor. Bazı çiftlerde ise ayrıntılı değerlendirmelere rağmen kesin neden belirlenemiyor.</p>

<p>Yaş, hormonal ve anatomik hastalıklar, bazı enfeksiyonlar, çevresel maruziyetler, obezite, aşırı alkol tüketimi ve tütün kullanımı doğurganlığı etkileyebilen faktörler arasında yer alıyor.</p>

<h3>DSÖ sigara bırakma desteğinin üreme sağlığına da dahil edilmesini istiyor</h3>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, çocuk sahibi olmayı planlayan kadın ve erkeklerin tütün kullanımının üreme sağlığı üzerindeki olası etkileri konusunda bilgilendirilmesini öneriyor.</p>

<p>Sağlık çalışanlarının sigara kullanan kişilere bırakma konusunda danışmanlık vermesi ve gerektiğinde kanıta dayalı sigara bırakma tedavilerine yönlendirmesi de öneriler arasında bulunuyor.</p>

<p>Mevcut araştırmalar sigaranın bırakılması halinde belirli bir kişinin ne kadar sürede çocuk sahibi olacağını veya gebelik olasılığının ne kadar artacağını hesaplamaya imkân vermiyor.</p>

<p>Üreme sağlığı; yaş, sigara kullanım süresi, günlük tüketim miktarı, eşlik eden hastalıklar ve partnerin sağlık durumu gibi çok sayıda faktörden etkileniyor.</p>

<p>DSÖ’nün 8 Eylül 2026 tarihli değerlendirmesi, tütünle mücadelede kanser, kalp ve akciğer hastalıklarının yanında kadın ve erkek üreme sağlığının da daha görünür biçimde ele alınması gerektiğine işaret ediyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>• Dünya Sağlık Örgütü – Tobacco and Infertility, Tütün Bilgi Özeti, 8 Eylül 2026</p>

<p>• Dünya Sağlık Örgütü – Tobacco Smoking May Be Harming Your Chances of Having a Baby, 8 Eylül 2026</p>

<p>• Journal of Gynecology Obstetrics and Human Reproduction – The Effect of Active Cigarette Smoking on Reproductive Outcomes in Women Undergoing Assisted Reproductive Technology, 2026</p>

<p>• Human Reproduction Update – Effects of Cigarette Smoking Upon Clinical Outcomes of Assisted Reproduction, 2009; çevrim içi yayın 2008</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sigara-dogurganligi-da-etkiliyor-dsoden-kadin-ve-erkeklere-yeni-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 20:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/dso-sigara-dogurganlik-200kb.webp" type="image/jpeg" length="90455"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="83864"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="96291"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="55516"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="35390"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="99796"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="90524"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
