<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 23 Sep 2026 13:45:08 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[REM Uykusu Neden Önemli? 95 Bin Kişilik Araştırmada 83 Hastalıkla İlişkili Bulundu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/rem-uykusu-neden-onemli-95-bin-kisilik-arastirmada-83-hastalikla-iliskili-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rem-uykusu-neden-onemli-95-bin-kisilik-arastirmada-83-hastalikla-iliskili-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[REM uykusunda daha fazla zaman geçirmek, 95 bin 559 kişinin izlendiği çalışmada demans ve Parkinson dahil 83 hastalığın daha düşük görülme riskiyle ilişkili bulundu; ancak çalışma nedensellik göstermiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>REM uykusunda daha fazla zaman geçirmek, çok sayıda hastalığın ilerleyen yıllarda ortaya çıkma riskinin daha düşük olmasıyla ilişkili bulundu. PLOS Medicine’da yayımlanan araştırmada 95 bin 559 UK Biobank katılımcısının uyku verileri incelendi ve katılımcılar medyan 8,9 yıl takip edildi.</p>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, daha uzun REM uykusunun 12 farklı hastalık kategorisinde 83 hastalığın daha düşük görülme riskiyle ilişkili olmasıydı. Bununla birlikte çalışma gözlemsel olduğu için “REM uykusu hastalıkları önlüyor” sonucuna varmak mümkün değil.</p>

<p>95 bin kişinin uykusu bilekten ölçüldü</p>

<p>Araştırmacılar, katılımcıların yedi gün boyunca bileğe takılan ivmeölçerlerden elde edilen verilerini değerlendirdi. Uyku evreleri, toplam uyku süresi, uyku düzensizliği ve uykuya daldıktan sonraki uyanıklık süresi SleepNet adlı derin öğrenme algoritmasıyla tahmin edildi.</p>

<p>Daha sonra bu uyku özellikleri, elektronik sağlık kayıtlarından elde edilen 1.049 farklı sağlık sonucu ile karşılaştırıldı.</p>

<p>Araştırmanın önemli bir ayrıntısı, kullanılan yöntemin hastanedeki standart uyku testi olan polisomnografi olmadığının altının çizilmesi. Bilek hareketlerinden uyku evrelerini tahmin eden sistem yararlı büyük ölçekli veriler sağlasa da REM ve diğer uyku evrelerini doğrudan beyin dalgalarıyla ölçmüyor.</p>

<p>REM uykusu 83 hastalığın daha düşük riskiyle ilişkili bulundu</p>

<p>Araştırmada REM uykusundaki yaklaşık 47,6 dakikalık artış, 83 farklı hastalığın ortaya çıkma riskinin daha düşük olmasıyla ilişkiliydi.</p>

<p>Dikkat çeken ilişkiler arasında kalp yetersizliği, atriyal fibrilasyon, iskemik kalp hastalığı, demans, Alzheimer hastalığı, parkinsonizm ve multipl skleroz yer aldı.</p>

<p>Örneğin araştırmada daha yüksek REM süresi ile demans için tehlike oranı 0,54, Alzheimer hastalığı için 0,69 ve parkinsonizm için 0,20 olarak hesaplandı.</p>

<p>Bu oranlar doğrudan “risk yüzde 46 veya yüzde 80 azalır” şeklinde kişisel bir sonuç olarak yorumlanmamalı. Bunlar çalışma grupları arasındaki istatistiksel ilişkileri gösteren göreli ölçümlerdir ve çalışmanın tasarımı neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.</p>

<p>Derin uyku da bazı hastalıklarla bağlantılı çıktı</p>

<p>REM uykusu araştırmanın tek dikkat çeken bulgusu değildi. Daha uzun derin uyku süresi de yedi hastalığın daha düşük riskiyle ilişkili bulundu.</p>

<p>Bunlar arasında tip 2 diyabet, majör depresif bozukluk, uyku apnesi ve Parkinson hastalığına ilişkin sonuçlar da bulunuyordu.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca daha düzensiz uyku ve uykuya daldıktan sonra gece boyunca daha uzun süre uyanık kalmanın bazı hastalıkların daha yüksek görülme riskiyle ilişkili olduğunu bildirdi.</p>

<p>6–8 saatlik uyku aralığı neden öne çıktı?</p>

<p>Toplam uyku süresi ile 86 hastalık fenotipi arasında doğrusal olmayan ilişkiler saptandı. Bunların 69’unda istatistiksel olarak en düşük riskin görüldüğü uyku süreleri ağırlıklı olarak 6–8 saat arasında toplandı.</p>

<p>Beş saatten daha az uyuyanlarda ise araştırmanın saptadığı olumsuz ilişkiler daha yaygındı. Altı ila sekiz saat uyuyanlarla karşılaştırıldığında beş saatin altında uyuyan grupta çok sayıda hastalık için daha yüksek risk ilişkisi görüldü.</p>

<p>Ancak bu sonuç “her yetişkin için ideal uyku kesin olarak 6–8 saattir” anlamına gelmiyor. Mevcut uyku önerileri yaşa ve bireysel gereksinimlere göre değişiyor. Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi ve Uyku Araştırmaları Derneği, sağlıklı yetişkinlerin düzenli olarak gecede en az 7 saat uyumasını öneriyor.</p>

<p>Uyku süresi kadar uyku yapısı da önemli olabilir</p>

<p>Çalışmanın temel mesajı yalnızca kaç saat uyunduğuna odaklanmamak gerektiği yönünde.</p>

<p>Aynı toplam uyku süresine sahip iki kişinin REM, derin uyku, hafif uyku ve gece uyanıklığı dağılımları farklı olabilir. Araştırma, bu uyku mimarisinin gelecekteki sağlık sonuçlarıyla ayrı ayrı ilişkili olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bununla birlikte bir akıllı saat veya uyku takip cihazındaki REM değerinin tek başına hastalık riski ölçümü gibi kullanılması doğru değil. Tüketici tipi cihazların uyku evresi tahminleri klinik polisomnografiyle aynı doğrulukta değildir.</p>

<p>Araştırma REM uykusunun hastalıkları önlediğini kanıtlıyor mu?</p>

<p>Hayır. Çalışma geniş katılımcı sayısına ve uzun takip süresine rağmen gözlemsel bir kohort araştırması.</p>

<p>Araştırmacılar yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi, sigara, alkol, fiziksel aktivite, sosyoekonomik durum ve çevresel etkenler dahil çok sayıda değişken için istatistiksel düzeltme yaptı. Buna rağmen ölçülmeyen başka faktörlerin sonuçları etkilemiş olması mümkün.</p>

<p>Ayrıca uyku yalnızca yedi günlük bir dönemde ölçüldü. Bu süre kişinin yıllar boyunca sürdürdüğü uyku alışkanlıklarını eksiksiz temsil etmeyebilir.</p>

<p>İki yıllık erken hastalık vakalarının dışlandığı ek analizde başlangıçta bulunan 156 ilişkinin 95’i anlamlılığını korudu. Bu sonuçlar bulguların bir bölümünün daha dayanıklı olduğunu gösterse de ters nedensellik olasılığını tamamen ortadan kaldırmıyor.</p>

<p>REM uykusunu artırmak için özel bir tedavi gerekir mi?</p>

<p>Araştırma, sağlıklı kişilerin REM uykusunu belirli bir dakika hedefleyerek artırması gerektiğini göstermiyor. REM miktarı yaş, toplam uyku süresi, ilaçlar, alkol kullanımı, uyku bozuklukları ve birçok başka faktörden etkilenebilir.</p>

<p>Bu nedenle akıllı saat verilerindeki tek gecelik veya kısa dönemli REM değişikliklerini hastalık işareti olarak yorumlamak doğru değildir.</p>

<p>Sürekli yorgunluk, yüksek sesle horlama, uykuda nefes kesilmesi, gece sık uyanma veya gündüz aşırı uyku hali gibi belirtiler varsa değerlendirme için sağlık profesyoneline başvurulması uygun olabilir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Uyku takip cihazlarından elde edilen REM ve derin uyku değerleri tek başına tanı koydurmaz. Süreğen uyku sorunlarında kişisel değerlendirme için hekime başvurulmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>PLOS Medicine — Accelerometer-derived real-world sleep stages and risk of incident diseases: A UK Biobank cohort study and phenome-wide association analysis — 17 Eylül 2026</p>

<p>PubMed — Accelerometer-derived real-world sleep stages and risk of incident diseases: A UK Biobank cohort study and phenome-wide association analysis — 2026</p>

<p>American Academy of Sleep Medicine ve Sleep Research Society — Recommended Amount of Sleep for a Healthy Adult: A Joint Consensus Statement — 2015 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/rem-uykusu-neden-onemli-95-bin-kisilik-arastirmada-83-hastalikla-iliskili-bulundu</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 12:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1186.jpeg" type="image/jpeg" length="65930"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tıp, Diş, Eczacılık ve Hemşirelik Öğrencilerine 10 Bin TL Burs]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tip-dis-eczacilik-ve-hemsirelik-ogrencilerine-10-bin-tl-burs</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tip-dis-eczacilik-ve-hemsirelik-ogrencilerine-10-bin-tl-burs" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hrant Dink Vakfı’nın 2026-2027 Sağlık Bilimleri Fonu başvurularında son günlere girildi. İstanbul’daki devlet üniversitelerinde tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik veya fizyoterapi ve rehabilitasyon okuyan öğrenciler aylık 10 bin TL’lik bursa 25 Eylül saat 23.59’a kadar başvurabilecek. Burs 9 ay boyunca ödenecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Tıp, Diş, Eczacılık ve Hemşirelik Öğrencilerine 10 Bin TL Burs</p>

<p>Sağlık alanında üniversite eğitimi gören öğrencilere yönelik 2026-2027 burs programlarından birinde başvurular sona ermek üzere.</p>

<p>Hrant Dink Vakfı Sağlık Bilimleri Fonu kapsamında İstanbul’daki devlet üniversitelerinin belirlenen sağlık bölümlerinde öğrenim gören öğrencilere aylık 10 bin TL karşılıksız burs sağlanacak.</p>

<p>Burs 9 ay boyunca devam edecek. Böylece bursiyer başına bir akademik yılda toplam 90 bin TL eğitim desteği sağlanacak.</p>

<p>Son başvuru tarihi 25 Eylül 2026 saat 23.59.</p>

<p>Hangi sağlık bölümleri başvurabilir?</p>

<p>Sağlık Bilimleri Fonu beş sağlık alanını açıkça kapsıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Burs başvurusu yapabilecek öğrenciler şu bölümlerde öğrenim görüyor:</p>

<p>Tıp</p>

<p>Diş Hekimliği</p>

<p>Eczacılık</p>

<p>Hemşirelik</p>

<p>Fizyoterapi ve Rehabilitasyon</p>

<p>Öğrencinin İstanbul’daki bir devlet üniversitesinde bu programlardan birinde lisans düzeyinde öğrenim görüyor olması gerekiyor.</p>

<p>Tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>İstanbul’daki devlet üniversitelerinin tıp fakültelerinde öğrenim gören öğrenciler programın doğrudan hedef grupları arasında.</p>

<p>Üniversiteye bu yıl kayıt yaptıran öğrencilerin yanı sıra ara sınıflardaki tıp öğrencileri de diğer koşulları sağlamaları halinde başvurabiliyor.</p>

<p>Diş hekimliği öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>İstanbul’daki devlet üniversitelerinde Diş Hekimliği Fakültesinde lisans eğitimi gören öğrenciler de Sağlık Bilimleri Fonu kapsamında.</p>

<p>Eczacılık öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Eczacılık, 2026-2027 döneminde başvuru kabul edilen beş sağlık alanından biri.</p>

<p>İstanbul’daki devlet üniversitelerinde eczacılık eğitimi gören ve diğer koşulları sağlayan öğrenciler başvurabiliyor.</p>

<p>Hemşirelik öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Hemşirelik öğrencileri de program kapsamında açıkça bulunuyor.</p>

<p>Fizyoterapi öğrencileri de kapsamda</p>

<p>Fizyoterapi ve Rehabilitasyon öğrencileri de Sağlık Bilimleri Fonu bursuna başvurabiliyor.</p>

<p>Böylece burs programı tıp eğitiminden rehabilitasyon alanına kadar beş farklı sağlık disiplinindeki öğrencileri kapsıyor.</p>

<p>Vakıf üniversitesi öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Programın temel koşullarından biri İstanbul’daki bir devlet üniversitesinde öğrenim görmek.</p>

<p>Bu nedenle vakıf veya özel üniversitelerde öğrenim gören öğrenciler Sağlık Bilimleri Fonu kapsamında değil.</p>

<p>Öğrencinin vakıf üniversitesinde yüzde 100 burslu olması da bu koşulu değiştirmiyor.</p>

<p>İstanbul dışında okuyan öğrenciler başvurabilir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Burs programı İstanbul’daki devlet üniversitelerinde belirlenen sağlık programlarında öğrenim gören öğrencilerle sınırlı.</p>

<p>İstanbul dışında üniversite eğitimi gören sağlık öğrencileri programa başvuramıyor.</p>

<p>Yaş sınırı bulunuyor</p>

<p>Başvuru yapacak öğrencilerin 18-24 yaş aralığında olması gerekiyor.</p>

<p>Programdan yalnızca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları yararlanabiliyor.</p>

<p>Üniversiteye yeni başlayanlar başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>2026-2027 döneminde hazırlık veya birinci sınıfa yeni kayıt yaptıran öğrenciler burs programına başvurabiliyor.</p>

<p>Program yalnızca yeni öğrencilerle de sınırlı değil.</p>

<p>Ara sınıfta öğrenim gören sağlık öğrencileri de gerekli akademik koşulları karşılamaları halinde değerlendirmeye alınabiliyor.</p>

<p>Ara sınıflarda not ortalaması kaç olmalı?</p>

<p>Ara sınıf öğrencilerinde ağırlıklı genel not ortalamasının 4 üzerinden en az 2,50 olması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin ayrıca bir üst yıl veya yarıyıla geçiş hakkı kazanmış olması şart.</p>

<p>Akademik başarısı daha yüksek ve ekonomik imkânları daha sınırlı adaylara değerlendirmede öncelik tanınıyor.</p>

<p>Burs miktarı ne kadar?</p>

<p>Hrant Dink Vakfı 2026-2027 Sağlık Bilimleri Fonu burs miktarını aylık 10 bin TL olarak açıkladı.</p>

<p>Burs koşulları sağlayan öğrencilere toplam 9 ay boyunca ödenecek.</p>

<p>Böylece bir akademik yıldaki toplam destek 90 bin TL olacak.</p>

<p>Kaç öğrenci burs alacak?</p>

<p>Sağlık Bilimleri Fonu kapsamında hâlihazırda dört üniversite öğrencisinin desteklenmesine devam ediliyor.</p>

<p>2026-2027 döneminde programa iki yeni öğrenci daha dahil edilecek.</p>

<p>Vakfın açıklamasına göre bu iki yeni bursiyerden birinin kadın olması öngörülüyor.</p>

<p>Başka burs alanlar başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Başka bir kurumdan burs almak Hrant Dink Vakfı Sağlık Bilimleri Fonuna başvuru yapılmasına engel değil.</p>

<p>Ancak öğrencinin başka kurumlardan aldığı bursları başvuru sırasında bildirmesi gerekiyor.</p>

<p>Bu yönüyle program, başka burs alan öğrencileri otomatik olarak kapsam dışında bırakan birçok burs programından ayrılıyor.</p>

<p>Gönüllülük şartı bulunuyor</p>

<p>Sağlık Bilimleri Fonu yalnızca maddi destekten oluşmuyor.</p>

<p>Bursiyerlerin Hrant Dink Vakfının faaliyet veya projelerinde ayda en az 16 saat gönüllü çalışmalara katılması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencilerden ayrıca Vakfın davranış kurallarını benimsemeleri ve uygulamaları bekleniyor.</p>

<p>Burs geri ödemeli mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Fonu karşılıksız burs niteliğinde.</p>

<p>Bursiyerlerden aldıkları burs tutarlarını mezuniyet sonrasında kredi gibi geri ödemeleri istenmiyor.</p>

<p>Burs mezuniyete kadar devam edebilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Öğrencinin burs yönetmeliğinde belirlenen koşulları koruması halinde Hrant Dink Vakfı Eğitim Bursu lisans öğrenimi boyunca devam edebiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla burs yalnızca 2026-2027 akademik yılına yönelik tek dönemlik bir destek olmak zorunda değil.</p>

<p>Başvuru nasıl yapılacak?</p>

<p>Başvurular tamamen çevrim içi gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Öğrencilerin Hrant Dink Vakfının Sağlık Bilimleri Fonu için oluşturduğu başvuru formunu doldurması gerekiyor.</p>

<p>Başvuru formunda öğrencinin kişisel, akademik ve ekonomik durumuna ilişkin bilgiler talep ediliyor.</p>

<p>Sonuçlar ne zaman açıklanacak?</p>

<p>Başvurular 25 Eylül saat 23.59’da sona erecek.</p>

<p>Değerlendirmeler ekim ayı boyunca gerçekleştirilecek.</p>

<p>2026-2027 burs sonuçlarının 19 Ekim’de açıklanması planlanıyor.</p>

<p>İlk burs ödemeleri ise kasım ayında başlayacak.</p>

<p>Son başvuru 25 Eylül</p>

<p>İstanbul’daki devlet üniversitelerinde tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik veya fizyoterapi ve rehabilitasyon programlarında öğrenim gören öğrencilerin Hrant Dink Vakfı Sağlık Bilimleri Fonuna başvurmak için 25 Eylül saat 23.59’a kadar işlemlerini tamamlaması gerekiyor.</p>

<p>Burs almaya hak kazanan yeni öğrencilere aylık 10 bin TL olmak üzere 9 ay boyunca toplam 90 bin TL karşılıksız eğitim desteği sağlanacak.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Hrant Dink Vakfı<br />
HDV Eğitim Bursu Sağlık Bilimleri Fonu<br />
Hrant Dink Vakfı Eğitim Bursu </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Burslar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tip-dis-eczacilik-ve-hemsirelik-ogrencilerine-10-bin-tl-burs</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="50516"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Migren tedavisinde gözden kaçan ayrım: Ağrıyı geçirmek, yeni atağı önlemek değil]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/migren-tedavisinde-gozden-kacan-ayrim-agriyi-gecirmek-yeni-atagi-onlemek-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/migren-tedavisinde-gozden-kacan-ayrim-agriyi-gecirmek-yeni-atagi-onlemek-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Migren belirtileri nelerdir, atak nasıl geçer ve koruyucu tedavi ne zaman gerekir? Aura, sık ağrı kesici kullanımı, yeni ilaçlar ve acil değerlendirme gerektiren baş ağrıları için kapsamlı rehber.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Migren, tekrarlayan ataklarla seyreden nörolojik bir hastalıktır. Genellikle orta veya şiddetli baş ağrısına bulantı, ışık ve ses hassasiyeti eşlik eder. Ağrı günlük hareketlerle artabilir; çalışmayı, ders dinlemeyi veya ev işlerini sürdürmeyi zorlaştırabilir. Ancak her şiddetli baş ağrısı migren değildir.</p>

<p>Tedavide iki ayrı hedef bulunur: Başlayan atağın etkisini azaltmak ve gelecekteki atakları seyrekleştirmek. Bu nedenle ağrı kesiciyle geçici rahatlama sağlanması, hastalığın yeterince kontrol edildiğini her zaman göstermez. Sık tekrarlayan veya yaşamı belirgin etkileyen ataklarda koruyucu tedavi değerlendirilir.</p>

<p>Migren nedir, hangi türleri vardır?</p>

<p>Migren yalnızca ağrının şiddetiyle tanımlanmaz. Atakların süresi, eşlik eden yakınmalar ve günlük yaşam üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilir. Yetişkinlerde tedavisiz ya da yeterince kontrol edilemeyen baş ağrısı dönemi genellikle 4–72 saat sürer.</p>

<p>Auralı migrende, baş ağrısından önce veya ağrı sırasında geçici sinir sistemi belirtileri görülebilir. Görme alanında ışık çakmaları ve zikzak çizgiler bunlara örnektir. Aurasız migrende bu belirtiler bulunmaz. Aura, migren tanısı için zorunlu değildir.</p>

<p>Kronik migrenin değerlendirilmesinde ise gün sayısı önemlidir. Üç aydan uzun süre boyunca ayda en az 15 gün baş ağrısı bulunması ve bu günlerin en az sekizinde migren özelliklerinin görülmesi temel ölçütler arasındadır. Her günün ağrısı aynı şiddette olmayabilir. Kesin sınıflandırma hekim değerlendirmesiyle yapılır.</p>

<p>Migren neden olur, kimlerde daha sık görülür?</p>

<p>Migrenin bütün mekanizmaları henüz açıklanmış değildir. Genetik yatkınlık ve beynin ağrı ile duyusal uyaranları işleme biçimi hastalıkta rol oynar. Migreni yalnızca damar genişlemesi veya stresle açıklamak yetersizdir.</p>

<p>Ailede migren bulunması olasılığı artırır; ancak hastalığın mutlaka ortaya çıkacağı anlamına gelmez. Kadınlarda daha sık görülür. Hormonal değişimler bazı kişilerde ataklarla ilişkili olabilir.</p>

<p>Hastalığa yatkınlık ile atağı tetikleyen durumlar birbirinden ayrılmalıdır. Uykusuzluk, uyku saatlerindeki değişiklik, öğün atlama, susuz kalma, stres, parlak ışıklar ve güçlü kokular bazı kişilerde atakları kolaylaştırabilir.</p>

<p>Bütün tetikleyiciler herkeste geçerli değildir. Bir yiyeceğin ardından bir kez baş ağrısı yaşanması da tek başına neden-sonuç ilişkisi kurdurmaz. Migreni olan kişiyi “kendine dikkat etmediği” için suçlamak doğru değildir.</p>

<p>Migren belirtileri nelerdir?</p>

<p>Başlıca belirtiler şunlardır:</p>

<p>- Zonklayıcı özellikte olabilen, orta veya şiddetli baş ağrısı.<br />
- Başın bir tarafında ya da iki tarafında hissedilen ağrı.<br />
- Bulantı ve bazen kusma.<br />
- Işığa ve sese karşı hassasiyet.<br />
- Yürüme veya merdiven çıkma gibi hareketlerle ağrının artması.</p>

<p>Bazı kişiler ağrı başlamadan önce sık esneme, yorgunluk veya belirgin ruh hâli değişiklikleri fark eder. Atak sonrasında da bitkinlik ve düşünceleri toparlamakta güçlük sürebilir. Her hasta bütün aşamaları yaşamaz.</p>

<p>Aura belirtileri çoğunlukla birkaç dakika içinde gelişir ve geçicidir. Bununla birlikte ilk kez ortaya çıkan konuşma bozukluğu, güçsüzlük veya görme kaybını kendiliğinden “migren aurası” kabul etmek tehlikelidir. Benzer yakınmalar başka hastalıklarda da görülebilir.</p>

<p>Hangi baş ağrısında doktora başvurulmalı?</p>

<p>Ataklar sıklaşıyorsa, daha uzun sürüyorsa, işe veya okula devamı engelliyorsa değerlendirme gerekir. Aile hekimi ilk değerlendirmeyi yapabilir; tanı ve tedavi planlamasında nöroloji uzmanı görev alır. Çocuklarda gerektiğinde çocuk nörolojisine başvurulur.</p>

<p>Aniden başlayan ve saniyeler içinde çok şiddetlenen baş ağrısı acildir. Yeni gelişen tek taraflı güçsüzlük, konuşma bozukluğu, bilinç değişikliği veya nöbet eşlik ediyorsa 112 aranmalıdır.</p>

<p>Ateş ve ense sertliğiyle birlikte baş ağrısı da gecikmeden değerlendirilmelidir. Gebelikte veya doğum sonrasında yeni ya da alışılmıştan farklı baş ağrısı ayrıca önem taşır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Atağın 72 saati aşması, alışılmış aura belirtilerinin bir saatten uzun sürmesi veya baş ağrısının karakterinin değişmesi hızlı tıbbi değerlendirme gerektirir. Önceden migren tanısı bulunması yeni bir hastalık olasılığını ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Migren nasıl teşhis edilir?</p>

<p>Tanının temelini hastanın anlattıkları ve muayene oluşturur. Ağrının ne kadar sürdüğü, ayda kaç gün yaşandığı, bulantı ve duyusal hassasiyetin eşlik edip etmediği sorgulanır.</p>

<p>Baş ağrısı günlüğü bu nedenle değerlidir. Ağrılı günleri, eşlik eden belirtileri, kullanılan ilaçları ve günlük yaşam üzerindeki etkiyi kaydetmek görüşmeyi somutlaştırır. Sadece en şiddetli atakların değil, daha hafif ağrılı günlerin de not edilmesi yararlıdır.</p>

<p>Migreni tek başına doğrulayan rutin bir kan testi veya MR bulgusu yoktur. Tipik öyküsü ve normal nörolojik muayenesi bulunan herkese görüntüleme gerekmez. MR veya tomografi, gerektiğinde başka nedenleri araştırmak için kullanılır.</p>

<p>Migren atağı nasıl tedavi edilir?</p>

<p>Atak tedavisi ağrıyı ve eşlik eden yakınmaları azaltmayı amaçlar. Uygun hastalarda parasetamol veya bazı iltihap giderici ağrı kesiciler kullanılabilir. Migrene özgü triptanlar ve belirli hastalarda gepant adı verilen ilaçlar da seçenekler arasındadır.</p>

<p>Bulantı belirginse buna yönelik tedavi eklenebilir. İlaç seçimi; kişinin diğer hastalıklarına, kullandığı ilaçlara ve önceki tedavi yanıtına bağlıdır. Örneğin bazı kalp-damar hastalıkları triptan seçimini etkileyebilir.</p>

<p>Sessiz, loş bir ortamda dinlenmek bazı kişileri rahatlatır. Ancak evde uygulanan yöntemler, yeni ve tehlikeli belirtilerin değerlendirilmesini geciktirmemelidir.</p>

<p>Sık ağrı kesici kullanmak neden sorun olabilir?</p>

<p>Bazı atak ilaçlarının sık kullanılması, ilaç aşırı kullanımına bağlı baş ağrısına yol açabilir. Böylece ağrıyı geçirmek için kullanılan tedavi, zaman içinde ağrılı günlerin artmasına katkıda bulunabilir.</p>

<p>Haftada ikiden fazla gün düzenli ağrı kesici ihtiyacı doğması, tedavi planının gözden geçirilmesi için önemli bir işarettir. Bu, tek başına tanı ölçütü değildir; risk kullanılan ilaca ve kullanım süresine göre değişir. Çözüm, kontrolsüz ilaç değiştirmek değil, hekimle birlikte kullanım düzenini değerlendirmektir.</p>

<p>Koruyucu migren tedavisi ne zaman düşünülür?</p>

<p>Atakların sık, uzun veya günlük yaşamı belirgin bozacak şiddette olması koruyucu tedavi ihtiyacını gündeme getirir. Amaç yalnızca ağrı puanını düşürmek değil; ağrılı günleri, işlev kaybını ve atak ilacı ihtiyacını azaltmaktır.</p>

<p>Seçenekler arasında bazı tansiyon ilaçları, belirli antidepresanlar ve epilepsi tedavisinde de kullanılan bazı ilaçlar bulunur. Bu ilaçların migren için verilmesi, kişide mutlaka depresyon veya epilepsi bulunduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Kronik migrende botulinum toksini uygulamaları da değerlendirilebilir. Her seçenek her hasta için uygun değildir. Düzenli uyku, öğünlerin aksatılmaması ve kişiye uygun hareket alışkanlığı tedaviyi destekler.</p>

<p>Tedavinin başarısı tek bir atağa bakılarak ölçülmez. Zaman içindeki ağrılı gün sayısı, günlük işlev ve yan etkiler birlikte izlenir.</p>

<p>Güncel tedaviler: CGRP hedefli ilaçlar neyi değiştirdi?</p>

<p>CGRP, migrenin ağrı mekanizmalarında rol oynayan bir haberci moleküldür. Bu molekülü veya bağlandığı yapıyı hedefleyen ilaçlar, migrene yönelik geliştirilen tedaviler arasında yer alır. Enjeksiyonla uygulanan antikorlar ve ağızdan alınabilen bazı gepantlar bu gruptadır.</p>

<p>Amerikan Baş Ağrısı Derneği, 2024 tarihli görüş güncellemesinde CGRP hedefli koruyucu tedavilerin ilk seçenekler arasında değerlendirilebileceğini bildirdi. Öncesinde mutlaka başka ilaçların başarısız olmasını klinik açıdan zorunlu görmedi. Bu yaklaşım, eski seçeneklerin etkisiz olduğu veya yeni ilaçların herkes için üstün olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Son yıllardaki bir başka gelişme çocuklarla ilgilidir. FDA, 5 Ağustos 2025’te fremanezumabın ABD’de 6–17 yaşında ve en az 45 kilogram ağırlığında olan çocuk ve ergenlerde episodik migrenin önlenmesi için kullanımını onayladı.</p>

<p>2026’da yayımlanan 237 katılımcılı, üç aylık araştırmada aylık migrenli gün sayısındaki azalma ilaç grubunda 2,5, etkisiz karşılaştırma ilacı grubunda 1,4 gündü. Gruplar arasındaki ortalama fark ayda 1,1 gündü. Bu, bütün çocuklarda atakların sona erdiği anlamına gelmez.</p>

<p>Enjeksiyon bölgesi reaksiyonları ve aşırı duyarlılık gibi riskler bulunur. Uzun dönem çocuk güvenliliği açısından izlem önemlidir. ABD’deki çocukluk çağı onayı, Türkiye’de aynı yaş grubu için ruhsat veya geri ödeme bulunduğunu göstermez; bu durum bu haber kapsamında doğrulanamadı.</p>

<p>Umut vaat eden çalışmalar: PACAP yeni bir hedef olabilir mi?</p>

<p>PACAP, migren mekanizmalarında araştırılan başka bir haberci moleküldür. Bocunebart adlı deneysel antikor, CGRP’den farklı olan bu yolu hedefler.</p>

<p>Lundbeck’in 4 Haziran 2026’da duyurduğu Faz IIb PROCEED sonuçlarına göre damar yoluyla tedavi bölümünde 429 hasta yer aldı. Katılımcılar daha önce bir ila dört koruyucu tedaviden yeterli yarar görmemişti.</p>

<p>On iki haftalık değerlendirmede aylık migrenli gün sayısındaki ortalama azalma bocunebart grubunda 4,24, karşılaştırma grubunda 2,86 gündü. Mutlak fark ayda 1,38 gündü.</p>

<p>Bununla birlikte aynı programın deri altı uygulama bölümü, ara değerlendirmede beklenen etkinlik ölçütünü karşılamadı. Bu ayrıntı, olumlu bulgunun bütün uygulama biçimlerine genellenemeyeceğini gösteriyor.</p>

<p>Sonuçlar kongre sunumu ve şirket duyurusu düzeyindedir; hakemli tam yayınla eşdeğer değildir. Uzun dönem güvenlilik ve mevcut tedavilerle karşılaştırmalı yarar netleşmeden yöntem rutin tedavi veya kesin çözüm olarak sunulamaz.</p>

<p>Sık sorulan diğer sorular</p>

<p>“Migren aşısı” gerçekten aşı mı?</p>

<p>Hayır. Bu ifadeyle anılan CGRP hedefli antikor enjeksiyonları, enfeksiyonlara karşı bağışıklık oluşturan aşılar değildir. Migrenle ilişkili belirli biyolojik mekanizmaları hedefleyen ilaçlardır.</p>

<p>Baş ağrısı olmadan migren aurası yaşanabilir mi?</p>

<p>Evet. Baş ağrısı olmadan tipik aura görülebilir. Ancak özellikle ilk kez ortaya çıkan görsel veya duyusal belirtilerde başka nedenlerin dışlanması gerekir; kişi bu tanıyı kendi kendine koymamalıdır.</p>

<p>Migreni olan herkes kahveyi bırakmalı mı?</p>

<p>Hayır. Kafeinin etkisi kişiden kişiye değişebilir. Fazla tüketim veya alışılmış tüketimin aniden kesilmesi bazı kişilerde baş ağrısını tetikleyebilir. Toplam tüketim ve belirtiler arasındaki ilişki değerlendirilmelidir.</p>

<p>Hamilelik planlayan biri migren tedavisini değiştirmeli mi?</p>

<p>Tedavi gebelik öncesinde hekimle yeniden değerlendirilmelidir. Bazı atak ve koruyucu ilaçlar gebelikte uygun değildir. İlacı kendi kendine bırakmak veya başka bir ürünle değiştirmek yerine güvenli bir plan hazırlanmalıdır.</p>

<p>Migren için verilen antidepresan, ağrının psikolojik olduğu anlamına mı gelir?</p>

<p>Hayır. Bazı antidepresanlar migreni önlemeye yardımcı oldukları için kullanılabilir. İlacın bu amaçla seçilmesi, ağrının hayalî olduğu veya kişinin psikiyatrik bir hastalığı bulunduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Tıbbi uyarı</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Kişisel tanı ve tedavi planı sağlık profesyoneli değerlendirmesi gerektirir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. NHS. Migraine. Belirtiler, başvuru işaretleri ve tedavi rehberi. Erişim: 23 Eylül 2026.</p>

<p>2. Mayo Clinic. Migraine: Symptoms and causes; Diagnosis and treatment. Tanı ve tedavi sayfası güncellemesi: 8 Temmuz 2025.</p>

<p>3. ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi, MedlinePlus. Migraine. Erişim: 23 Eylül 2026.</p>

<p>4. International Headache Society. ICHD-3: Chronic migraine; Typical aura without headache. Uluslararası Baş Ağrısı Bozuklukları Sınıflandırması, 2018.</p>

<p>5. Charles AC ve arkadaşları. Migrenin önlenmesinde CGRP hedefli tedavilere ilişkin Amerikan Baş Ağrısı Derneği görüş güncellemesi. Headache, 2024;64:333–341.</p>

<p>6. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA). Çocuklarda episodik migrenin önlenmesi için fremanezumab onay duyurusu. 5 Ağustos 2025.</p>

<p>7. Hershey AD ve arkadaşları. Fremanezumab in Children and Adolescents with Episodic Migraine. New England Journal of Medicine, 2026;394:243–252.</p>

<p>8. H. Lundbeck A/S. Bocunebart Faz IIb PROCEED araştırmasının Amerikan Baş Ağrısı Derneği kongresinde sunulan sonuçlarına ilişkin duyuru. 4 Haziran 2026. Şirket duyurusu ve kongre verisi; hakemli tam yayın değildir. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıbbiye Kütüphanesi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/migren-tedavisinde-gozden-kacan-ayrim-agriyi-gecirmek-yeni-atagi-onlemek-degil</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/02/i-m-g-1756.jpeg" type="image/jpeg" length="81437"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MSGSÜ Eski Rektörü Prof. Dr. İsmet Vildan Alptekin Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/msgsu-eski-rektoru-prof-dr-ismet-vildan-alptekin-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/msgsu-eski-rektoru-prof-dr-ismet-vildan-alptekin-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin eski rektörlerinden, mimarlık ve yükseköğretim dünyasının deneyimli isimlerinden Prof. Dr. İsmet Vildan Alptekin hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>83 yaşında vefat eden Alptekin, akademik kariyeri boyunca rektörlükten Üniversitelerarası Kurul Başkanlığına kadar çok sayıda görev üstlenmişti.</p>

<p>Prof. Dr. İsmet Vildan Alptekin’in 23 Eylül 2026 tarihinde hayatını kaybettiği bildirildi. İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nde İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölüm Başkanı olarak görev yapan Alptekin’in vefatı akademi camiasında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde rektörlük yaptı</p>

<p>Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin kurumsal tarih kayıtlarına göre Prof. Dr. İsmet Vildan Alptekin, 2000 yılında üniversitenin rektörlüğüne getirildi ve bu görevini 2006 yılına kadar sürdürdü.</p>

<p>Alptekin’in rektörlük dönemi, üniversitenin kurumsal yapılanması açısından önemli gelişmelerin yaşandığı yıllara denk geldi. Üniversitenin “Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi” adını almasına yönelik süreç de onun rektörlüğü döneminde tamamlandı.</p>

<p>Alptekin, üniversitenin 2004 tarihli yayınında isim değişikliğine ilişkin çalışmaların yaklaşık iki yıl sürdüğünü ve “Güzel Sanatlar” ibaresinin üniversitenin adına eklenmesi yönündeki süreci bizzat yürüttüğünü aktarmıştı.</p>

<p>Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı görevini üstlendi</p>

<p>Prof. Dr. İsmet Vildan Alptekin, yükseköğretim yönetiminde de önemli görevlerde bulundu.</p>

<p>İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nin akademik özgeçmiş kayıtlarına göre Alptekin, 2004–2005 yılları arasında Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı yaptı. Aynı zamanda 2000–2006 döneminde Üniversitelerarası Kurul Sanat Dalları Eğitim Konseyi Başkanlığı görevini yürüttü.</p>

<p>Akademik kariyerine 1960’lı yıllarda başladı</p>

<p>Kurumsal özgeçmiş bilgilerine göre İsmet Vildan Alptekin, 1966 yılında Ankara Üniversitesi’nden mezun oldu. Peyzaj mimarlığı alanında uzmanlaşan Alptekin, Paris’te dil eğitimi aldı ve École Nationale Supérieure de Paysage’da mesleki eğitim gördü.</p>

<p>Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde 1987–1993 yılları arasında dekan yardımcılığı, 1996–2000 yılları arasında ise rektör yardımcılığı yaptı. 1988 yılında profesör unvanını aldı.</p>

<p>Çok sayıda üniversitede görev yaptı</p>

<p>Prof. Dr. Alptekin, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden emekli olduktan sonra da akademik ve idari çalışmalarını sürdürdü.</p>

<p>2006–2007 yıllarında Kadir Has Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı, 2007–2009 yıllarında İstanbul Kültür Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Dekanlığı, 2008–2009 yıllarında aynı üniversitede Sanat Yönetimi Bölüm Başkanlığı yaptı.</p>

<p>2010–2011 döneminde İstanbul Aydın Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı görevini üstlenen Alptekin, daha sonra Işık Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölüm Başkanlığı yaptı.</p>

<p>2017 yılından itibaren İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü’nde görev yapan Alptekin, üniversitenin yönetim kurulu ve senatosunda da yer aldı.</p>

<p>Kültürel miras alanında da görevler üstlendi</p>

<p>Alptekin’in akademik çalışmalarının yanı sıra kültürel mirasın korunması alanında da çeşitli görevler üstlendiği bildirildi.</p>

<p>Kamuoyuna yansıyan özgeçmiş bilgilerinde Alptekin’in ICOMOS üyeliği yaptığı, ÇEKÜL Yüksek Danışma Kurulu’nda yer aldığı ve Millî Saraylar Bilim ve Danışma Kurulu Başkanlığı görevinde bulunduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cenaze programı açıklandı</p>

<p>Prof. Dr. İsmet Vildan Alptekin için 24 Eylül 2026 Perşembe günü saat 13.30’da Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimar Sinan Salonu’nda tören düzenlenecek.</p>

<p>Alptekin’in cenazesinin daha sonra Teşvikiye Camii’ne götürüleceği, ikindi namazının ardından kılınacak cenaze namazı sonrasında Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verileceği bildirildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/msgsu-eski-rektoru-prof-dr-ismet-vildan-alptekin-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1180.jpeg" type="image/jpeg" length="82594"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşitme Kaybı Polisliğe Engel mi? POMEM KBB Şartları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/isitme-kaybi-polislige-engel-mi-pomem-kbb-sartlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/isitme-kaybi-polislige-engel-mi-pomem-kbb-sartlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşitme kaybı polisliğe engel mi? POMEM’de odyometri testi, tek kulakta işitme kaybı, kulak zarı deliği, işitme cihazı ve KBB sağlık şartlarını inceledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>İşitme Kaybı Polisliğe Engel mi? POMEM KBB Şartları</p>

<p>Polis olmak isteyen adayların sağlık muayenesinde en fazla araştırdığı konulardan biri işitme.</p>

<p>“İşitme kaybı polisliğe engel mi?”, “Tek kulakta işitme kaybı POMEM’e engel mi?”, “Odyometri testi kaç olmalı?”, “Kulak zarı delik olan polis olabilir mi?”, “İşitme cihazı kullanan polis olabilir mi?” ve “Kulak ameliyatı POMEM’e engel mi?” soruları adayların yanıt aradığı başlıklar arasında.</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinde kulak, burun ve boğaz hastalıkları EK-3 kapsamında ayrıca düzenleniyor.</p>

<p>Polis eğitim kurumlarına alınacak adayların A dilimi sağlık şartlarını taşıması gerekiyor.</p>

<p>İŞİTME KAYBI POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>İşitme fonksiyonu polis adaylarında KBB muayenesinin önemli parçalarından biri.</p>

<p>Ancak yalnızca “biraz az duyuyorum” veya “günlük hayatta normal duyuyorum” şeklindeki kişisel değerlendirme yeterli değil.</p>

<p>İşitmenin objektif olarak değerlendirilmesinde odyometri kullanılıyor.</p>

<p>Yönetmeliğin A dilimi hükümlerinde işitme seviyesine ilişkin odyometrik kriterler bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle adayın her iki kulağındaki işitme durumu ayrı ayrı önem taşıyor.</p>

<p>POMEM İŞİTME TESTİ NASIL YAPILIYOR?</p>

<p>İşitme değerlendirmesinde kullanılan temel testlerden biri saf ses odyometrisi.</p>

<p>Aday kulaklık aracılığıyla farklı frekanslarda verilen sesleri duyduğunda yanıt verir.</p>

<p>Böylece kişinin farklı frekanslardaki işitme eşikleri belirlenir.</p>

<p>Sonuçlar desibel, yani dB üzerinden kaydedilir.</p>

<p>Odyogram adı verilen grafik, adayın hangi frekansta ne düzeyde işittiğini gösterir.</p>

<p>POMEM’DE İŞİTME KAÇ DESİBEL OLMALI?</p>

<p>Burada tek bir frekanstaki tek bir rakama bakmak doğru değildir.</p>

<p>Yönetmelikte işitmenin değerlendirilmesinde belirli frekans aralıkları ve işitme eşikleri esas alınır.</p>

<p>Ayrıca her iki kulak ayrı ayrı değerlendirilir.</p>

<p>Bu nedenle adayın yalnızca “20 dB çıktı” veya “25 dB işitme kaybım var” şeklindeki tek bir rakam üzerinden kendisi hakkında kesin karar vermesi doğru değildir.</p>

<p>Odyogramın tamamı ve yönetmelikteki A dilimi kriterleri birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>TEK KULAKTA İŞİTME KAYBI POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Adayların en sık sorduğu sorulardan biri tek taraflı işitme kaybı.</p>

<p>“Diğer kulağım tamamen normal, sorun olur mu?” sorusu sık gündeme geliyor.</p>

<p>Ancak yönetmelikte işitme değerlendirmesi her iki kulak için ayrı ayrı yapılıyor.</p>

<p>Bu nedenle diğer kulağın iyi duyması, bir kulaktaki işitme kaybını otomatik olarak ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Tek taraflı kaybın derecesi ve odyometrik değerleri A dilimi kriterleri açısından değerlendirilir.</p>

<p>KULAK ZARI DELİĞİ POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Kulak zarındaki perforasyon, yani delik, yalnızca işitme testi sonucundan ibaret olmayan bir KBB problemidir.</p>

<p>Kulak zarı KBB muayenesinde doğrudan değerlendirilir.</p>

<p>Perforasyonun mevcut olup olmadığı, kulakta kronik hastalık bulunup bulunmadığı ve işitme fonksiyonları birlikte önem taşıyabilir.</p>

<p>Bu nedenle “İyi duyuyorum, kulak zarı deliği önemli değil” şeklinde bir sonuç çıkarılması doğru değildir.</p>

<p>KRONİK ORTA KULAK İLTİHABI POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Tekrarlayan veya kronik orta kulak hastalıkları da KBB değerlendirmesinde önem taşıyor.</p>

<p>Kronik otit, kulak zarında kalıcı değişikliklere ve işitme kaybına yol açabilir.</p>

<p>Adayın mevcut kulak muayenesi ve işitme düzeyi birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Çocuklukta geçirilen tek bir akut orta kulak enfeksiyonu ile halen devam eden kronik orta kulak hastalığı aynı şey değildir.</p>

<p>ÇOCUKLUKTA KULAK PROBLEMİ YAŞAMAK POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Çocukluk döneminde orta kulak enfeksiyonu geçirmek oldukça sık görülen bir durum.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca çocukken otit geçirilmiş olması üzerinden kişinin polisliğe uygun olmadığı söylenemez.</p>

<p>Önemli olan bugünkü durumdur.</p>

<p>Kulak zarı normal mi?</p>

<p>Kronik hastalık var mı?</p>

<p>İşitme normal mi?</p>

<p>Kalıcı sekel bulunuyor mu?</p>

<p>Bu sorular değerlendirmede daha önemlidir.</p>

<p>KULAK TÜPÜ TAKILMIŞ OLAN POLİS OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Çocuklukta tekrarlayan orta kulak problemleri nedeniyle ventilasyon tüpü takılmış olabilir.</p>

<p>Geçmişte tüp uygulanmış olması ile bugün aktif kulak hastalığı bulunması aynı şey değildir.</p>

<p>Adayın mevcut kulak zarı ve işitme durumu değerlendirilir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca çocukluk dönemindeki kulak tüpü öyküsü üzerinden kesin karar verilmemelidir.</p>

<p>KULAK AMELİYATI OLAN POLİS OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Geçirilmiş kulak ameliyatlarında operasyonun türü önemlidir.</p>

<p>Kulak zarı onarımı, orta kulak cerrahisi veya başka bir KBB operasyonu farklı sonuçlar doğurabilir.</p>

<p>Sağlık değerlendirmesinde yalnızca “ameliyat oldum” bilgisine değil, ameliyat sonrası mevcut anatomik durum ve işitme fonksiyonlarına bakılır.</p>

<p>İŞİTME CİHAZI KULLANAN POLİS OLABİLİR Mİ?</p>

<p>İşitme cihazı kullanılması genellikle altta bir işitme kaybı bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Polis eğitim kurumuna girişte adayın işitme fonksiyonu yönetmelikteki sağlık kriterleri üzerinden değerlendirilir.</p>

<p>Bu nedenle cihaz yardımıyla günlük hayatta iyi duymak ile adayın doğal işitme fonksiyonunun A dilimi kriterlerini karşılaması aynı şey değildir.</p>

<p>KULAKLIK KULLANMAK İŞİTME TESTİNİ ETKİLER Mİ?</p>

<p>Uzun süre yüksek sesle müzik dinlemek veya yoğun gürültüye maruz kalmak işitme sağlığı açısından risk oluşturabilir.</p>

<p>Özellikle yüksek ses maruziyeti bazı frekanslarda kalıcı işitme kaybına neden olabilir.</p>

<p>POMEM’e hazırlanan adayların yalnızca sınav döneminde değil genel olarak işitme sağlıklarını korumaları önemlidir.</p>

<p>Ancak sağlık testini geçmek amacıyla kısa süreli yöntemlerle odyometri sonucunu değiştirmeye çalışmak doğru değildir.</p>

<p>İŞİTME TESTİ KÖTÜ ÇIKARSA NE OLUR?</p>

<p>Tek bir odyometri sonucunun beklenenden kötü çıkmasının farklı nedenleri olabilir.</p>

<p>Kulak kiri, akut enfeksiyon, test ortamı veya başka geçici faktörler sonucu etkileyebilir.</p>

<p>Bununla birlikte kalıcı işitme kaybı da söz konusu olabilir.</p>

<p>Bu nedenle anormal sonuç görüldüğünde KBB uzmanı tarafından gerekli klinik değerlendirme yapılır.</p>

<p>Adayın kendi kendine sonuç yorumlaması yerine resmi değerlendirmeyi esas alması gerekir.</p>

<p>KULAK KİRİ İŞİTME TESTİNİ ETKİLER Mİ?</p>

<p>Yoğun buşon, yani kulak kiri, dış kulak yolunu tıkayarak geçici iletim tipi işitme kaybına neden olabilir.</p>

<p>Bu nedenle KBB muayenesinde dış kulak yolu da değerlendirilir.</p>

<p>Ancak adayın sağlık muayenesinden hemen önce kulağını bilinçsiz şekilde temizlemeye çalışması doğru değildir.</p>

<p>Kulak çubuğu veya başka cisimlerle yapılan müdahaleler kulak yoluna veya kulak zarına zarar verebilir.</p>

<p>ŞÜPHELİ İŞİTME KAYBI OLAN ADAY NE YAPMALI?</p>

<p>Aday konuşmaları anlamakta zorlanıyorsa, bir kulağında diğerine göre belirgin fark hissediyorsa, sürekli çınlama yaşıyorsa veya daha önce işitme kaybı tanısı aldıysa KBB uzmanına başvurması uygun olur.</p>

<p>Gerekli görülürse odyometri yapılarak mevcut işitme düzeyi objektif olarak belirlenebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adayın amacı yalnızca POMEM sınavından geçmek değil, gerçek işitme durumunu öğrenmek olmalıdır.</p>

<p>POMEM KBB MUAYENESİNDE SADECE İŞİTMEYE Mİ BAKILIYOR?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Kulak-burun-boğaz değerlendirmesi işitmeyle sınırlı değil.</p>

<p>Kulak ve kulak zarı hastalıkları, burun ve sinüs problemleri, solunum yolunu etkileyen yapısal durumlar ve KBB alanındaki diğer hastalıklar da yönetmeliğin ilgili hükümleri kapsamında değerlendirilebilir.</p>

<p>Dolayısıyla odyometri sonucu uygun olan bir adayın başka bir KBB problemi ayrıca değerlendirmeye tabi olabilir.</p>

<p>POMEM İŞİTME ŞARTLARINDA EN ÖNEMLİ NOKTA</p>

<p>Adayların aklında kalması gereken temel nokta şu:</p>

<p>İşitme her iki kulakta ayrı ayrı değerlendirilir.</p>

<p>Bir kulağın normal olması diğer kulaktaki kaybı otomatik olarak telafi etmez.</p>

<p>Ayrıca yalnızca “kaç desibel?” sorusu değil, işitmenin hangi frekanslarda ne düzeyde olduğu ve diğer KBB bulguları da önemlidir.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>İşitme kaybı polisliğe engel mi?</p>

<p>İşitme kaybının derecesi ve odyometrik özellikleri önemlidir. POMEM adaylarının işitme değerlerinin yönetmelikteki A dilimi şartlarına uygun olması gerekir.</p>

<p>Tek kulakta işitme kaybı polisliğe engel mi?</p>

<p>Her iki kulak ayrı ayrı değerlendirildiğinden tek taraflı işitme kaybı da önemlidir. Diğer kulağın normal olması tek başına yeterli değildir.</p>

<p>Kulak zarı delik olan polis olabilir mi?</p>

<p>Kulak zarı perforasyonu KBB muayenesinde değerlendirilir. Mevcut kulak hastalığı ve işitme fonksiyonlarıyla birlikte ele alınır.</p>

<p>Çocukken kulak tüpü takılan polis olabilir mi?</p>

<p>Geçmiş tüp uygulaması tek başına kesin sonuç vermez. Mevcut kulak zarı ve işitme durumu değerlendirilir.</p>

<p>Kulak ameliyatı polisliğe engel mi?</p>

<p>Ameliyatın türü ve ameliyat sonrası mevcut kulak yapısı ile işitme fonksiyonları önemlidir.</p>

<p>İşitme cihazı kullanan polis olabilir mi?</p>

<p>Adayın altta yatan işitme kaybı yönetmelikteki sağlık şartlarına göre değerlendirilir. Cihazla işitmek tek başına A dilimi uygunluğunu belirlemez.</p>

<p>TIBBİ VE HUKUKİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel sağlık uygunluğu kararı değildir. POMEM ve diğer polis eğitim kurumu adaylarında işitme değerlendirmesinde yürürlükteki Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği, resmi KBB muayenesi, odyometri ve yetkili sağlık kurulu/sağlık komisyonunun kararı esas alınmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği EK-3 – Kulak Burun Boğaz Hastalıkları</p>

<p>Polis Akademisi Başkanlığı </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Aday Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/isitme-kaybi-polislige-engel-mi-pomem-kbb-sartlari</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-1089.jpeg" type="image/jpeg" length="11411"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şişli Hamidiye Etfal’de Prof. Dr. Hasan Sinan Uslu Yeniden Başhekimliğe Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sisli-hamidiye-etfalde-yonetim-degismiyor-prof-dr-hasan-sinan-uslu-ile-devam</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sisli-hamidiye-etfalde-yonetim-degismiyor-prof-dr-hasan-sinan-uslu-ile-devam" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Hasan Sinan Uslu, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliğine yeniden atandı. Eylül 2024’ten bu yana başhekimlik görevini yürüten Uslu, yeni dönemde de görevini sürdürecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başhekimlik görevini yürüten Prof. Dr. Hasan Sinan Uslu, 23 Eylül 2026 itibarıyla aynı göreve yeniden atandı. Yeni görevlendirmeyle birlikte hastanede Uslu’nun başhekimliğinde devam edilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başhekimlik görevini 2024’te devralmıştı</p>

<p>Prof. Dr. Hasan Sinan Uslu, Eylül 2024’te Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliğine getirilmişti. Uslu, görevi vekâleten yürüten Doç. Dr. Mesut Demir’den devralmıştı.</p>

<p>O tarihten bu yana hastanenin başhekimliğini sürdüren Uslu’nun kurumdaki geçmişi, uzmanlık eğitimi aldığı yıllara uzanıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Hasan Sinan Uslu kimdir?</p>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ile Neonatoloji alanlarında uzman olan Prof. Dr. Hasan Sinan Uslu, 1991 yılında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.</p>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanlık eğitimini 1996 yılında Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamladı. 2003–2006 yılları arasında aynı hastanede Neonatoloji yan dal eğitimini aldı. Mecburi hizmetinin ardından 2008 yılında Şişli Hamidiye Etfal’e dönerek yenidoğan uzmanı olarak çalışmaya başladı.</p>

<p>2012 yılında doçent olan Uslu, 2013 yılında Yenidoğan Kliniği Eğitim Görevlisi ve Klinik Eğitim Sorumlusu oldu. 2013–2015 yılları arasında hastane yöneticiliği görevini de yürüttü.</p>

<p>Yenidoğan sağlığı alanında akademik çalışmalar</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hamidiye Tıp Fakültesi akademik kadrosunda profesör olarak yer alan Uslu’nun temel çalışma alanları arasında yenidoğan sağlığı ve neonatoloji bulunuyor.</p>

<p>Uslu ayrıca TÜSEB Türkiye Anne, Çocuk ve Ergen Sağlığı Enstitüsü bünyesindeki Yenidoğan ve Çocuk Sağlığı Bilim Kurulu üyeleri arasında yer alıyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sisli-hamidiye-etfalde-yonetim-degismiyor-prof-dr-hasan-sinan-uslu-ile-devam</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 10:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0710.jpeg" type="image/jpeg" length="21155"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yalnızca Hastalık Değildi, Bir Zamanlar Kimlik Sayılıyordu: Cüzzam Kolonilerinin Tarihi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yalnizca-hastalik-degildi-bir-zamanlar-kimlik-sayiliyordu-cuzzam-kolonilerinin-tarihi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yalnizca-hastalik-degildi-bir-zamanlar-kimlik-sayiliyordu-cuzzam-kolonilerinin-tarihi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir zamanlar cüzzam tanısı yalnızca bir hastalığın adı değildi. İnsanların ailesinden ayrılmasına, yaşadığı yerden uzaklaştırılmasına ve hayatının geri kalanını kapalı bir yerleşimde geçirmesine yol açabiliyordu. Kalaupapa’dan Spinalonga’ya, Culion’dan Osmanlı miskinhanelerine uzanan tarih, hastalık korkusunun nasıl toplumsal dışlanmaya dönüşebildiğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bir teşhis düşünün.<br />
Doktorun söylediği birkaç kelimeden sonra yalnızca tedaviniz değil, adresiniz de değişiyor. Evinizden ayrılıyor, bazen bir adaya gönderiliyor ve geri dönüp dönemeyeceğinize başkaları karar veriyor.<br />
Tarih boyunca binlerce insan bunu yaşadı.<br />
Hastalığın adı cüzzamdı.<br />
Bugün daha çok Hansen hastalığı olarak adlandırılan cüzzam, insanlık tarihinde yalnızca bedeni etkileyen bir enfeksiyon olmadı. Korku, yanlış bilgi ve damgalama nedeniyle kimi dönemlerde insanın toplum içindeki yerini de belirledi.<br />
Korku, bilgiden daha güçlüydü<br />
Hansen hastalığı, başta Mycobacterium leprae olmak üzere mikobakterilerin neden olduğu kronik bir enfeksiyon hastalığıdır. Özellikle deri ve periferik sinirleri etkiler.<br />
Norveçli hekim Gerhard Armauer Hansen, hastalıkla ilişkili bakteriyi 1873'te tanımladı. Ancak etkenin keşfedilmesi hastaların toplumdan ayrılmasına dayanan politikaları hemen sona erdirmedi.<br />
Aksine 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın ilk yarısında dünyanın çeşitli bölgelerinde hastaların toplumdan tecrit edilmesi bir halk sağlığı yöntemi olarak uygulandı.<br />
Bunun sonucunda yalnızca hastaneler değil, insanların yıllarca yaşadığı cüzzam kolonileri ve özel yerleşimler ortaya çıktı.<br />
Kalaupapa: Bir teşhis, ardından sürgün<br />
Bu tarihin en çarpıcı örneklerinden biri Hawaii'deki Kalaupapa yarımadasıdır.<br />
Hawaii Krallığı 1865'te hastalığın yayılmasını önlemeyi amaçlayan bir yasa kabul etti. 1866'dan itibaren Hansen hastalığı olduğu düşünülen insanlar Molokaʻi Adası'ndaki Kalaupapa'ya gönderilmeye başlandı.<br />
1866-1969 arasındaki zorunlu izolasyon döneminde yaklaşık 8 bin insan burada yaşamaya zorlandı. Büyük çoğunluğu Yerli Hawaiililerdi.<br />
Kalaupapa'nın coğrafyası adeta doğal bir duvar oluşturuyordu: Bir yanında okyanus, diğer yanında yaklaşık 600 metreyi bulan sarp kayalıklar vardı.<br />
Fakat burada yaşayanlar zamanla kendi toplumlarını kurdu; çalıştı, aile hayatını sürdürdü ve yönetimin kendileri hakkında aldığı kararlara karşı söz sahibi olmaya çalıştı.<br />
Kalaupapa'nın tarihi bu nedenle yalnızca hastalığın değil, zorunlu tecrit altında yaşamaya çalışan insanların da tarihidir.<br />
Spinalonga: Akdeniz'in ortasında kapalı hayat<br />
Girit açıklarındaki Spinalonga Adası ise Avrupa'daki en bilinen örneklerden biri oldu.<br />
Girit yönetimi 1903'te Hansen hastalarının adada zorunlu olarak tecrit edilmesine karar verdi. İlk hastalar 1904'te yerleştirildi.<br />
Başlangıç yıllarında barınma, beslenme ve sağlık hizmetleri ağır koşullar altındaydı. Girit'in Yunanistan'a katılmasının ardından ülkenin başka bölgelerinden hastalar da buraya gönderildi.<br />
Dönüm noktası 1940'lı yıllarda etkili ilaçların kullanılmaya başlanmasıydı.<br />
Yeni tedaviler Spinalonga'da 1948'den itibaren uygulanmaya başladı. Bazı hastalara kısa süreli çıkış izinleri verildi. Daha da çarpıcısı, yeniden yapılan incelemelerde bazı kişilerin geçmişte yanlış tanıyla adaya gönderildiğinin anlaşılmasıydı.<br />
1955'te zorunlu kapatma ve izolasyon rejimine son veren düzenleme çıkarıldı. Yaklaşık otuz kişiden oluşan son hasta grubu 1957'de Atina'daki sağlık kuruluşuna nakledildi ve Spinalonga kapandı.<br />
Culion: Dünyanın en büyüklerinden biri<br />
Filipinler'deki Culion, 20. yüzyılın en büyük Hansen hastalığı yerleşimlerinden birine dönüştü.<br />
İlk 365 kişilik hasta grubu 27 Mayıs 1906'da adaya getirildi. 1920'lerde Culion, dünyanın en büyük ve dönemin “model” kabul edilen leprozeri merkezlerinden biri olmasının yanında hastalık üzerine araştırmaların yürütüldüğü bir sağlık merkezi haline geldi.<br />
Fakat sistemin temelinde dönemin hâkim anlayışı vardı:<br />
Hastalığın yayılmasını önlemek için hastayı toplumdan ayırmak.<br />
Bugün Culion'un tarihi, modern tıbbın gelişmesinden önce bulaşıcı hastalık korkusunun insanların yaşam alanlarını nasıl belirleyebildiğinin en güçlü örneklerinden biri olarak duruyor.<br />
Carville: Hastalar kendi seslerini çıkardı<br />
ABD'nin Louisiana eyaletindeki Carville de bu tarihin önemli duraklarından biriydi.<br />
Louisiana'da 1892'de Hansen hastalığı tanısı alan kişilerin belirlenmiş bir yerde karantinaya alınmasını öngören düzenleme kabul edildi. İlk hastalar 1894'te buraya getirildi. Merkez 1921'de federal yönetimin kontrolüne geçerek ABD'nin ulusal leprozeri oldu.<br />
Carville'in dikkat çekici yönlerinden biri hastaların kendi yayınlarını çıkarmasıydı.<br />
1931'de başlayan yayın daha sonra The STAR adını aldı. Amacı Hansen hastalığı konusunda doğru bilgi vermek ve hastaların karşı karşıya kaldığı damgalamayla mücadele etmekti.<br />
Bir bakıma hastalar burada yalnızca hastalıkla değil, kendileri hakkında anlatılan hikâyeyle de mücadele ediyordu.<br />
Osmanlı'da miskinhaneler<br />
Osmanlı coğrafyasında da cüzzam hastalarının belirli alanlarda yaşadığı yapılar bulunuyordu. Bunlar kaynaklarda miskinhane veya Miskinler Tekkesi gibi adlarla karşımıza çıkıyor.<br />
İstanbul'daki Üsküdar Miskinler Tekkesi en bilinen örneklerden biriydi. Konya'da da Sırçalı Sultan Zaviyesi veya Miskinler Tekkesi olarak bilinen bir cüzzamhane bulunuyordu.<br />
Ancak Osmanlı miskinhanelerini Kalaupapa veya Spinalonga gibi 19. ve 20. yüzyılın modern devlet eliyle oluşturulan kolonileriyle bire bir aynı kabul etmek doğru olmaz.<br />
Buradaki insanların toplumla ilişkileri sınırlandırılmış olsa da hayat bütünüyle durmuyordu.<br />
Konya örneğine ilişkin arşiv araştırmaları, tekkede yaşayanların davalarının kadılar tarafından görüldüğünü, dinî ihtiyaçları için görevliler bulunduğunu, evlilik ve aile hayatının devam edebildiğini gösteriyor. Buna karşılık sağlıklı toplumla temasları kısıtlanabiliyordu.<br />
Üsküdar örneğinde ise hastaların çarşıya çıkmalarını sınırlayan uygulamalara ilişkin Osmanlı kayıtları bulunuyor.<br />
Yani tecrit vardı; fakat bunun biçimi zamana ve coğrafyaya göre değişiyordu.<br />
İlaçlar duvarların anlamını değiştirdi<br />
Cüzzam kolonilerinin ortadan kalkmasını sağlayan en büyük kırılmalardan biri etkili tedavilerin geliştirilmesiydi.<br />
1940'lı yıllardan itibaren kullanılan ilaçlar ve daha sonra geliştirilen çoklu ilaç tedavileri, hastalığın tedavi edilebilir olduğunu gösterdi. Böylece insanları yıllarca toplumdan ayırmaya dayanan uygulamaların tıbbi gerekçesi de giderek ortadan kalktı.<br />
Bugün Hansen hastalığı tedavi edilebilir.<br />
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre hastalık, tedavi edilmemiş kişilerle uzun süreli ve yakın temas sonucunda burun ve ağız kaynaklı damlacıklarla bulaşabiliyor. El sıkışmak, sarılmak, birlikte yemek yemek veya yan yana oturmak gibi gündelik temaslar hastalığın olağan bulaşma yolu olarak kabul edilmiyor.<br />
Günümüzde Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği tedavide dapson, rifampisin ve klofazimin içeren çoklu ilaç tedavisi kullanılıyor.<br />
Hastalık ise tamamen ortadan kalkmış değil.<br />
WHO'nun 23 Ocak 2026 tarihli güncel bilgi notuna göre Hansen hastalığı 120'den fazla ülkede görülmeye devam ediyor ve dünya genelinde her yıl yaklaşık 200 bin yeni vaka bildiriliyor.<br />
Koloniler kapandı, bıraktıkları ders kaldı<br />
Bugün Kalaupapa'nın kayalıkları, Spinalonga'nın taş evleri, Culion'un eski sağlık yapıları geçmişten kalan sessiz tanıklardır.<br />
Ama anlattıkları yalnızca cüzzamın tarihi değildir.<br />
Asıl mesele, bir hastalığın korkuyla birleştiğinde insanın hayatındaki diğer bütün kimliklerin önüne geçebilmesidir.<br />
Bir zamanlar binlerce insan için teşhis, hayatı ikiye ayırdı:<br />
Teşhisten önce ve teşhisten sonra.<br />
Modern tıp Hansen hastalığını tedavi edilebilir hale getirdi.<br />
Tarihin bıraktığı daha büyük ders ise hâlâ geçerliliğini koruyor:<br />
İnsan, taşıdığı hastalığın adı değildir.<br />
Kaynaklar<br />
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Leprosy Fact Sheet, 23 Ocak 2026.<br />
U.S. National Park Service, Kalaupapa National Historical Park tarih kayıtları.<br />
Yunanistan Kültür Bakanlığı – Lasithi Eski Eserler Müdürlüğü, Spinalonga tarih kayıtları.<br />
National Historical Commission of the Philippines, Culion Leper Colony kayıtları.<br />
U.S. Health Resources and Services Administration, National Hansen's Disease Program tarihçesi.<br />
Hamit Şafakçı, “Osmanlı Döneminde Cüzzamlıların Tecrit Edildiği Miskinler Tekkesi’nin Konya Örneği”, Vakıflar Dergisi, 2018.<br />
Murat Yolun, “Hastalık, Stigmatizasyon ve Yoksulluk: Osmanlı’dan Erken Cumhuriyet’e Cüzzamlı Dilenciler”, 2024.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yalnizca-hastalik-degildi-bir-zamanlar-kimlik-sayiliyordu-cuzzam-kolonilerinin-tarihi</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/cuzzam-kolonileri-200kb.jpg" type="image/jpeg" length="48179"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Astım Polisliğe Engel mi? POMEM Sağlık Şartları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/astim-polislige-engel-mi-pomem-saglik-sartlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/astim-polislige-engel-mi-pomem-saglik-sartlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Astım polisliğe engel mi? Çocuklukta astım tanısı, alerjik astım, inhaler kullanımı ve solunum fonksiyon testinin POMEM sağlık şartlarında nasıl değerlendirildiğini inceledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Astım Polisliğe Engel mi? POMEM Sağlık Şartları</p>

<p>Polis olmak isteyen adayların sağlık şartları konusunda en fazla araştırdığı hastalıklardan biri astım.</p>

<p>“Astım polisliğe engel mi?”, “Çocukken astım olan polis olabilir mi?”, “Alerjik astım POMEM’e engel mi?”, “Astım ilacı kullanan polis olabilir mi?”, “İnhaler kullanmak POMEM’e engel mi?” ve “Solunum testi normal çıkarsa polis olunur mu?” soruları adayların yanıt aradığı başlıklar arasında.</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği incelendiğinde astım konusunda önemli bir ayrıntı ortaya çıkıyor.</p>

<p>Polis eğitim kurumlarına alınacak öğrenci adaylarının A dilimi sağlık şartlarına uygun olması gerekiyor.</p>

<p>Bronşiyal astım ise yönetmeliğin solunum sistemi hastalıklarına ilişkin hükümlerinde ayrıca değerlendiriliyor.</p>

<p>ASTIM POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Bronşiyal astım, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinin solunum sistemi hastalıkları bölümünde yer alıyor.</p>

<p>Yönetmelikte bronşiyal astım ve kronik bronşit B diliminde düzenlenen hastalıklar arasında bulunuyor.</p>

<p>Polis eğitim kurumlarına alınacak adaylarda ise A dilimi sağlık şartları aranıyor.</p>

<p>Bu nedenle gerçek ve devam eden bronşiyal astım tanısı POMEM ve PMYO adayları açısından önemli bir sağlık problemi oluşturabilir.</p>

<p>Ancak adayın sağlık geçmişinde yalnızca “astım” kelimesinin bulunmasıyla güncel bronşiyal astım hastalığının bulunması aynı şey olmayabilir.</p>

<p>Özellikle çocukluk dönemindeki eski tanılarda sağlık geçmişinin ayrıntılı değerlendirilmesi önem kazanır.</p>

<p>ÇOCUKLUKTA ASTIM TANISI POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Çocukluk döneminde hırıltı, tekrarlayan bronşit, alerjik yakınmalar veya solunum problemleri nedeniyle bazı kişilere astım tanısı konulmuş olabilir.</p>

<p>Yıllar sonra polislik başvurusu yapan adayın karşısına bu eski tanı çıkabilir.</p>

<p>Burada kritik soru şudur:</p>

<p>Adayın bugün bronşiyal astımı var mı?</p>

<p>Çocuklukta konulmuş eski bir tanının günümüzdeki klinik durumla birlikte değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Aday yıllardır hiçbir astım belirtisi yaşamıyor olabilir.</p>

<p>İlaç kullanmıyor olabilir.</p>

<p>Solunum fonksiyonları normal olabilir.</p>

<p>Buna karşılık eski kayıtlardaki tanı ve tedavi geçmişi yine de sağlık değerlendirmesinde incelenebilir.</p>

<p>Bu nedenle “çocukken astım tanısı aldım, kesin elenirim” veya “çocukluk astımı hiçbir zaman sorun olmaz” şeklindeki iki uç yaklaşım da doğru değildir.</p>

<p>ALERJİK ASTIM POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Alerjik astım da bronşiyal astımın klinik tablolarından biri olabilir.</p>

<p>Adayın yalnızca alerjisinin bulunması ile astım tanısının bulunması birbirinden ayrılmalıdır.</p>

<p>Alerjik rinit, polen hassasiyeti veya başka bir alerjik durum otomatik olarak bronşiyal astım anlamına gelmez.</p>

<p>Ancak kişide alerjiyle tetiklenen bronşiyal astım bulunuyorsa bu durum solunum sistemi sağlık hükümleri kapsamında değerlendirilir.</p>

<p>ASTIM İLACI KULLANMAK POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>İnhaler veya başka bir solunum ilacı kullanılması adayın sağlık geçmişinin değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.</p>

<p>Ancak yalnızca ilacın adına bakılarak kesin sağlık kararı verilmesi doğru değildir.</p>

<p>Bazı inhaler ilaçlar farklı solunum problemlerinde de kullanılabilir.</p>

<p>Önemli olan ilacın hangi tanıyla ve hangi nedenle reçete edildiğidir.</p>

<p>Bu nedenle geçmişte inhaler reçetesi bulunan adayın varsa eski epikriz, göğüs hastalıkları muayenesi ve solunum fonksiyon testi sonuçları önem kazanabilir.</p>

<p>İNHALER KULLANMAK POMEM’E ENGEL Mİ?</p>

<p>Aktif astım nedeniyle düzenli inhaler tedavisi alan bir aday ile çocukluk döneminde kısa süre inhaler kullanmış ve yıllardır herhangi bir tedavi almayan aday aynı klinik durumda değildir.</p>

<p>Sağlık kurulunun değerlendirdiği konu adayın gerçek solunum sistemi sağlık durumudur.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca e-Nabız’da inhaler reçetesi görülmesi üzerinden kişisel uygunluk kararı çıkarılmamalıdır.</p>

<p>SOLUNUM FONKSİYON TESTİ NEDİR?</p>

<p>Astım değerlendirmesinde en önemli testlerden biri solunum fonksiyon testidir.</p>

<p>Spirometri olarak da bilinen bu testte kişinin akciğerlerinden çıkarabildiği hava miktarı ve hava akım hızları ölçülür.</p>

<p>FEV1 ve FVC gibi değerler değerlendirilir.</p>

<p>Gerekli durumlarda bronkodilatör ilaç öncesi ve sonrası ölçümler karşılaştırılarak hava yolu daralmasının geri dönüşümlü olup olmadığı araştırılabilir.</p>

<p>Ancak astım tanısı yalnızca tek bir spirometri sonucuna dayanmaz.</p>

<p>Klinik öykü ve diğer gerekli testler de önemlidir.</p>

<p>SOLUNUM TESTİ NORMAL ÇIKARSA ASTIM KAYDI SORUN OLMAZ MI?</p>

<p>Bu konuda adayların dikkatli olması gerekiyor.</p>

<p>Normal solunum fonksiyon testi önemli bir klinik bulgudur ancak geçmişteki astım tanısını tek başına otomatik olarak ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Astım bazı kişilerde dönemsel seyredebilir ve kişinin şikâyeti olmadığı dönemde solunum fonksiyonları normal bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle sağlık değerlendirmesinde geçmiş tanı, tedavi öyküsü, mevcut belirtiler ve gerekli göğüs hastalıkları değerlendirmesi birlikte ele alınabilir.</p>

<p>ESKİ ASTIM KAYDI E-NABIZ’DA GÖRÜNÜRSE NE OLUR?</p>

<p>Adayın geçmiş sağlık kayıtlarında astım tanısı veya astım ilaçları bulunabilir.</p>

<p>Böyle bir durumda adayın yapması gereken kaydı gizlemeye çalışmak değil, geçmiş sağlık durumunu doğru şekilde anlamaktır.</p>

<p>Tanı hangi yaşta konuldu?</p>

<p>Hangi bulgular nedeniyle konuldu?</p>

<p>Ne kadar süre tedavi kullanıldı?</p>

<p>Son astım atağı ne zaman oldu?</p>

<p>Yıllardır inhaler kullanılıyor mu?</p>

<p>Güncel göğüs hastalıkları değerlendirmesi ne gösteriyor?</p>

<p>Bu sorular geçmiş kaydın klinik anlamını ortaya koymaya yardımcı olur.</p>

<p>ASTIM KAYDINI SİLDİRMEK ÇÖZÜM MÜ?</p>

<p>Sağlık değerlendirmesinin amacı yalnızca elektronik sistemde bir tanının görünmesini kontrol etmek değildir.</p>

<p>Adayın gerçek sağlık durumu değerlendirilir.</p>

<p>Bu nedenle eski sağlık kaydını gizlemeye veya gerçeğe aykırı sağlık beyanında bulunmaya çalışmak doğru değildir.</p>

<p>Aday açısından daha doğru yaklaşım eski sağlık belgelerini ve varsa epikrizleri edinmek, gerçek tanının ne olduğunu öğrenmek ve resmi sağlık değerlendirmesinde doğru bilgi vermektir.</p>

<p>BRONŞİT POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Akut bronşit ile kronik bronşit birbirinden ayrılmalıdır.</p>

<p>Soğuk algınlığı veya enfeksiyon sonrasında geçirilmiş kısa süreli akut bronşit, kronik bronşit tanısıyla aynı şey değildir.</p>

<p>Yönetmelikte kronik bronşit bronşiyal astımla birlikte B diliminde düzenlenen solunum sistemi hastalıkları arasında bulunuyor.</p>

<p>Dolayısıyla adayın geçmişte “bronşit oldum” demesi tek başına kronik bronşit hastası olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>ALERJİ POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Her alerji astım değildir.</p>

<p>Polen, ev tozu, hayvan epiteli veya başka maddelere karşı alerjik hassasiyet bulunabilir.</p>

<p>Adayın sağlık değerlendirmesinde önemli olan alerjinin hangi hastalığa yol açtığı ve yönetmelikteki karşılığıdır.</p>

<p>Alerjik rinit ile bronşiyal astım aynı hastalık değildir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca “alerjim var” bilgisinden polislik uygunluğu konusunda sonuç çıkarılmamalıdır.</p>

<p>EGZERSİZLE NEFES DARLIĞI POMEM’E ENGEL Mİ?</p>

<p>Egzersiz sırasında nefes darlığının birçok nedeni olabilir.</p>

<p>Astım bunlardan yalnızca biri.</p>

<p>Kondisyon düşüklüğü, anemi, kalp hastalıkları veya başka sağlık sorunları da benzer yakınmalara neden olabilir.</p>

<p>Bu nedenle egzersizde nefes darlığı yaşayan adayın kendi kendine astım tanısı koyması veya “kesin elenirim” sonucuna ulaşması doğru değildir.</p>

<p>Tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>ASTIM ATAĞI GEÇİRMİŞ OLMAK ÖNEMLİ Mİ?</p>

<p>Astımın klinik seyri değerlendirmede önem taşıyabilir.</p>

<p>Geçmişte acil servis başvuruları, hastane yatışları, düzenli inhaler kullanımı veya tekrarlayan astım atakları bulunması adayın sağlık geçmişinin bir parçasıdır.</p>

<p>Bu bilgilerin resmi sağlık değerlendirmesinde doğru şekilde bildirilmesi gerekir.</p>

<p>POMEM ADAYI ASTIM ŞÜPHESİ VARSA NE YAPMALI?</p>

<p>Aday öncelikle gerçekten astım tanısının bulunup bulunmadığını öğrenmeli.</p>

<p>Çocukluk döneminden kalan eski tanı varsa mümkünse epikriz ve sağlık belgelerini edinmeli.</p>

<p>Kullandığı eski ilaçların hangi nedenle reçete edildiğini öğrenmeli.</p>

<p>Güncel yakınması varsa göğüs hastalıkları uzmanına başvurmalı.</p>

<p>Gerekli görülürse solunum fonksiyon testleri yapılmalı.</p>

<p>Ancak yalnızca POMEM sağlık muayenesinden geçmek amacıyla doktor önerisi olmadan ilaç kesmek veya sağlık geçmişini gizlemek doğru değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>POMEM ASTIM ŞARTLARINDA EN ÖNEMLİ NOKTA</p>

<p>Adayların aklında şu ayrım kalmalı:</p>

<p>Geçmişte bir kez “astım” kaydının bulunması ile bugün mevcut bronşiyal astım hastalığının bulunması aynı şey değildir.</p>

<p>Ancak yönetmelikte bronşiyal astım B diliminde yer alırken polis eğitim kurumlarına girişte A dilimi şartları aranır.</p>

<p>Bu nedenle astım geçmişi bulunan adayın sağlık durumunun resmi değerlendirmeyle netleştirilmesi özellikle önemlidir.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>Astım polisliğe engel mi?</p>

<p>Bronşiyal astım yönetmeliğin solunum sistemi hükümlerinde B diliminde düzenlenmiştir. Polis eğitim kurumlarına girişte A dilimi şartları arandığından mevcut astım tanısı aday açısından önemlidir.</p>

<p>Çocukken astım olan polis olabilir mi?</p>

<p>Yalnızca çocukluk dönemindeki eski tanı üzerinden kesin karar verilemez. Geçmiş tanının niteliği, tedavi öyküsü ve adayın mevcut solunum sistemi durumu değerlendirilmelidir.</p>

<p>Alerjik astım POMEM’e engel mi?</p>

<p>Alerjik astım bronşiyal astım kapsamında değerlendirilir. Ancak yalnızca alerji bulunması astım tanısı anlamına gelmez.</p>

<p>Astım ilacı kullanan polis olabilir mi?</p>

<p>İlaç kaydı tek başına kesin sonuç vermez. İlacın hangi nedenle kullanıldığı, tanı ve adayın mevcut sağlık durumu önemlidir.</p>

<p>Solunum testi normal olan polis olabilir mi?</p>

<p>Normal spirometri önemli bir bulgudur ancak geçmiş astım tanısını tek başına ortadan kaldırmaz. Nihai değerlendirme sağlık geçmişi, muayene ve gerekli tetkiklerle yapılır.</p>

<p>Çocuklukta inhaler kullanmak polisliğe engel mi?</p>

<p>Yalnızca geçmiş inhaler kullanımı üzerinden kesin karar verilemez. İlacın nedeni, tanı, tedavi süresi ve güncel sağlık durumu değerlendirilir.</p>

<p>TIBBİ VE HUKUKİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel sağlık uygunluğu kararı değildir. Astım veya geçmiş solunum hastalığı bulunan polis adaylarında yürürlükteki Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği, resmi göğüs hastalıkları muayenesi, gerekli solunum fonksiyon testleri ve yetkili sağlık kurulu/sağlık komisyonunun kararı esas alınmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği EK-3 – Solunum Sistemi Hastalıkları</p>

<p>Polis Akademisi Başkanlığı </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Aday Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/astim-polislige-engel-mi-pomem-saglik-sartlari</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-1089.jpeg" type="image/jpeg" length="82131"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yumurtalık Kanserinde İlaç Direncinin Yeni Zayıf Noktası BCL-XL Olabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yumurtalik-kanserinde-ilac-direncinin-yeni-zayif-noktasi-bcl-xl-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yumurtalik-kanserinde-ilac-direncinin-yeni-zayif-noktasi-bcl-xl-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de Mayo Clinic araştırmacıları, 21 Eylül 2026’da Signal Transduction and Targeted Therapy’de yayımlanan preklinik çalışmada, PARP inhibitörlerine direnç geliştiren yüksek dereceli seröz yumurtalık kanserinde BCL-XL adlı hücre koruyucu proteini hedefledi. Deneysel BCL-XL inhibitörü A-1155463’ün PARP inhibitörlerine eklenmesi laboratuvar modellerinde kanser hücrelerinin ölümünü artırırken, agresif ve dirençli hasta kaynaklı bir tümör modelinde sağkalım açısından olumlu bir sinyal verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bulgular henüz hastalarda denenmiş veya onaylanmış yeni bir tedaviyi göstermiyor.</p>

<p>ABD’de Mayo Clinic araştırmacıları, PARP inhibitörlerine karşı sonradan direnç geliştiren yüksek dereceli seröz yumurtalık kanserinde BCL-XL adlı proteinin hedeflenmesini araştırdı. 21 Eylül 2026’da yayımlanan çalışmada hücre deneyleri ile hastalardan alınan tümör dokularının farelerde büyütüldüğü hasta kaynaklı ksenograft modelleri kullanıldı.</p>

<p>Araştırmanın odağında, PARP inhibitörleriyle tedaviden sonra kanser hücrelerinin nasıl hayatta kaldığı ve gelişen direncin yeni bir biyolojik noktadan hedeflenip hedeflenemeyeceği vardı.</p>

<h3>PARP tedavisinden sonra bazı hücreler yaşamayı sürdürüyor</h3>

<p>PARP inhibitörleri, özellikle BRCA1 veya BRCA2 gibi DNA onarımında görevli genlerde bozukluk bulunan bazı yumurtalık kanserlerinde kullanılan hedefe yönelik tedaviler arasında yer alıyor.</p>

<p>Bu ilaçlar kanser hücresindeki DNA hasarını artırarak hücre ölümünü tetikleyebiliyor. Ancak zaman içinde direnç gelişmesi tedavinin önemli sorunlarından biri.</p>

<p>Araştırmacılar PARP inhibitörüne maruz kalan tüm kanser hücrelerinin aynı şekilde davranmadığını belirledi. Hücrelerin bir kısmı apoptoz adı verilen programlı hücre ölümüne giderken, başka bir kısmının çoğalmayı durdurmasına rağmen canlı kalmayı sürdürdüğü görüldü.</p>

<p>Bu hücresel durum, yaşlanma benzeri bir biyolojik programla ilişkilendirildi. Çalışmada çok çekirdekli ve yaşlanma özellikleri gösteren hücrelerin, PARP inhibitörü direnci gelişirken varlığını koruyabildiği gösterildi.</p>

<h3>BCL-XL kanser hücresinin savunma hattında öne çıktı</h3>

<p>Bilim insanları daha sonra hücre ölümünü düzenleyen BCL-2 protein ailesini inceledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bulgular, BCL-XL adlı proteinin PARP tedavisinin oluşturduğu ölüm sinyallerini baskılayabildiğini gösterdi. Direnç gelişen bazı hücrelerde ve hasta kaynaklı tümör modellerinde BCL-XL düzeyi ve etkinliği arttı.</p>

<p>BCL-XL, hücre ölümünü tetikleyebilen bazı proteinlerin etkisini sınırlandırarak hasar görmüş kanser hücrelerinin yaşamını sürdürmesine katkıda bulunabiliyor.</p>

<p>Araştırmacılar bu mekanizmayı hedeflemek amacıyla A-1155463 adlı seçici ve deneysel bir BCL-XL inhibitörü kullandı.</p>

<p>A-1155463, yumurtalık kanseri hastalarında onaylanmış yeni bir ilaç olarak değil, BCL-XL mekanizmasının tedavi direncindeki rolünü değerlendirmek amacıyla kullanılan deneysel bir araştırma bileşiği olarak test edildi.</p>

<h3>Laboratuvar modellerinde PARP etkisi güçlendi</h3>

<p>A-1155463 farklı PARP inhibitörleriyle birlikte hücre kültürü modellerinde değerlendirildi.</p>

<p>BCL-XL’nin baskılanması, PARP inhibitörlerine direnç geliştirmiş birden fazla yüksek dereceli seröz yumurtalık kanseri hücre modelinde hücre ölümünü artırdı.</p>

<p>Araştırmacılar bu etkinin PARP inhibitörüne önceden duyarlı hücrelerde de görülebildiğini, ancak etkinin direnç geliştirmiş modellerde daha belirgin olduğunu bildirdi.</p>

<p>Bulgular, PARP direncinin yalnızca kanser hücresinin DNA onarım mekanizmalarını yeniden kazanmasıyla açıklanamayabileceğini düşündürüyor. Hasarlı hücrelerin ölüm sinyallerinden kaçabilmesi de direncin bir parçası olabilir.</p>

<h3>Hasta kaynaklı dirençli tümör modeli incelendi</h3>

<p>Çalışmanın hayvan deneylerinde PH039 adı verilen hasta kaynaklı yüksek dereceli seröz yumurtalık kanseri modeli kullanıldı.</p>

<p>PARP inhibitörüne başlangıçta duyarlı olan PH039S modelinden, tekrarlayan niraparib uygulamalarıyla PH039R adlı dirençli model oluşturuldu.</p>

<p>Fareler, tümörleri belirlenen büyüklüğe ulaştığında tedavi gruplarına ayrıldı. Her grupta 6 ila 7 hayvan yer aldı.</p>

<p>Niraparib günlük 100 miligram/kilogram, deneysel BCL-XL inhibitörü A-1155463 ise günlük 5 miligram/kilogram dozunda uygulandı. Kombinasyon grubunda iki ajan birlikte verildi.</p>

<p>Tedaviler günlük olarak uygulandı ve hayvanlar 28 güne kadar izlendi. Tümör büyüklüğü ultrasonla takip edildi.</p>

<h3>Agresif dirençli modelde sağkalım sinyali</h3>

<p>Agresif ve PARP inhibitörüne dirençli PH039R modelinde niraparib veya A-1155463 tek başına belirgin tümör kontrolü sağlamadı.</p>

<p>İki ajanın birlikte verilmesi tümör ilerlemesini yavaşlatma yönünde bir sonuç ortaya çıkardı. Ancak niraparibin tek başına kullanıldığı grupla kombinasyon grubunun karşılaştırılmasında tümör ilerlemesine ilişkin fark istatistiksel anlamlılık sınırına ulaşmadı. Bu karşılaştırmada p değeri 0,07 olarak bildirildi.</p>

<p>Daha belirgin bulgu sağkalım analizinde görüldü.</p>

<p>Niraparib tek başına uygulanan grupla karşılaştırıldığında kombinasyon grubunda ölüm için hesaplanan risk oranı 0,17 bulundu. Yüzde 95 güven aralığı 0,03 ile 0,90 arasında, log-rank p değeri ise 0,022 olarak bildirildi.</p>

<p>Bu sonuç yalnızca söz konusu preklinik fare modeli için geçerli. Veriler, aynı sağkalım avantajının yumurtalık kanseri hastalarında elde edileceği anlamına gelmiyor.</p>

<h3>Etki bütün tümör modellerinde görülmedi</h3>

<p>Araştırmanın önemli sınırlılıklarından biri, BCL-XL blokajının bütün modellerde aynı sonucu vermemesi oldu.</p>

<p>A-1155463, PARP inhibitörüne duyarlı PH039S ve PH077S modellerinde niraparibin tümör küçültücü etkisini belirgin şekilde artırmadı.</p>

<p>Daha yavaş ilerleyen PARP dirençli PH077R modelinde de kombinasyon etkili bulunmadı.</p>

<p>Bu farklılık, BCL-XL hedeflemesinin tüm PARP dirençli yumurtalık kanserlerine uygulanabilecek genel bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceğini gösteriyor.</p>

<p>Gelecekteki çalışmaların, hangi tümörlerin BCL-XL bağımlılığı taşıdığını ve hangi hastaların böyle bir yaklaşımdan yararlanabileceğini gösterecek biyolojik belirteçleri araştırması gerekecek.</p>

<h3>Klinik araştırma değil</h3>

<p>Araştırma Faz 1, Faz 2 veya Faz 3 klinik çalışma niteliği taşımıyor.</p>

<p>Yumurtalık kanseri hastalarına A-1155463 verilmedi ve çalışmada insanlarda tedavi etkinliği veya güvenliliği ölçülmedi.</p>

<p>Bu nedenle sonuçlar yeni bir tedavinin klinik kullanıma hazır olduğunu göstermiyor.</p>

<p>BCL-XL’yi hedefleyen yaklaşımların insanlarda kullanılabilmesi için güvenlilik, uygun doz, olası yan etkiler ve PARP inhibitörleriyle birlikte kullanımının ayrı klinik araştırmalarda değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Çalışmanın ortaya koyduğu temel bulgu, PARP inhibitörlerine karşı gelişen direncin ardında yalnızca DNA onarım mekanizmalarının değil, kanser hücresini ölümden koruyan biyolojik sistemlerin de bulunabileceği.</p>

<p>BCL-XL bu mekanizmalardan biri olarak öne çıkarken, elde edilen sonuçlar dirençli yumurtalık kanserinde yeni kombinasyon stratejilerinin araştırılması için preklinik bir bilimsel gerekçe sunuyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>• <i>Signal Transduction and Targeted Therapy</i> – BCLXL blockade rewires cell fate to overcome PARP inhibitor resistance in ovarian cancer, 21 Eylül 2026</p>

<p>SEO BAŞLIK</p>

<p>Yumurtalık Kanserinde PARP Direncine BCL-XL Hedefi</p>

<p>META AÇIKLAMA</p>

<p>Yumurtalık kanserinde PARP direncine karşı BCL-XL blokajı, hasta kaynaklı tümör modelinde sağkalım sinyali verdi; sonuçlar preklinik düzeyde.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yumurtalik-kanserinde-ilac-direncinin-yeni-zayif-noktasi-bcl-xl-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 08:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/yumurtalik-kanseri-v15-1-200kb.jpg" type="image/jpeg" length="70679"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tek Kan Testiyle Çok Sayıda Kanser Taranabilir mi? Galleri İçin İki Büyük Çalışmadan Yeni Sonuçlar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tek-kan-testiyle-cok-sayida-kanser-taranabilir-mi-galleri-icin-iki-buyuk-calismadan-yeni-sonuclar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tek-kan-testiyle-cok-sayida-kanser-taranabilir-mi-galleri-icin-iki-buyuk-calismadan-yeni-sonuclar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galleri kan testi, kandaki hücresiz DNA üzerinden çok sayıda kanserin ortak sinyalini arıyor. Yeni çalışmalar testin yüksek özgüllüğünü gösterirken, NHS-Galleri çalışmasının ana hedefi karşılanmadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galleri kan testi, tek kan alımıyla 50’den fazla kanser türüyle ilişkili sinyalleri araştıran bir tarama testi. GRAIL tarafından geliştirilen testin ABD Gıda ve İlaç Dairesi’ne (FDA) yaptığı onay başvurusu, 23 Eylül 2026 tarihli danışma kurulu toplantısının gündeminde. Değerlendirmenin önemli sorularından biri, testin kanseri ne kadar erken yakalayabildiği.</p>

<p>İngiltere’de 142 binden fazla kişinin katıldığı randomize kontrollü NHS-Galleri araştırması ise karmaşık bir tablo ortaya koydu. Test eklenen grupta bazı olumlu sonuçlar görülse de önceden belirlenen 12 kanser türünde evre III ve IV tanılarını birlikte azaltma hedefi karşılanmadı. Dolayısıyla tek kan testiyle çok sayıda kanseri tarayabilmek, yaşam kurtarıcı faydanın kesinleştiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>FDA, Galleri için hangi sorulara yanıt arıyor?</p>

<p>FDA danışma kurulu, testin yararlarını, risklerini ve farklı kanser türlerindeki performansını değerlendirecek. Özellikle sonuçların, kullanım tanımında “erken saptama” ifadesini destekleyip desteklemediği tartışılacak.</p>

<p>Başvurudaki kullanım amacı, 50 yaş ve üzerindeki yetişkinlerde birden fazla kanser türünün taranması. Kurulun görüşü tavsiye niteliğinde; nihai düzenleyici karar FDA’ya ait.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>23 Eylül değerlendirmesi öncesindeki duruma göre Galleri, ABD’de hekim istemiyle sunulmasına rağmen FDA onayı almış değil. Danışma kurulu toplantısı, onay verilmesiyle aynı anlama gelmiyor.</p>

<p>Galleri kan testi kanda ne arıyor?</p>

<p>Test, kan dolaşımındaki hücre dışı DNA üzerinde kanserle ilişkili metilasyon örüntülerini inceliyor. Metilasyon, DNA üzerindeki kimyasal işaretlenmelerden biri; bu örüntüler hücrenin kökeni ve kanserle ilişkili değişimler hakkında bilgi verebiliyor.</p>

<p>Kanser sinyali saptandığında test, sinyalin vücudun hangi bölgesinden kaynaklanmış olabileceğine ilişkin tahmin de üretiyor. Bu bilgi sonraki incelemelere yön verebiliyor.</p>

<p>Galleri, gelecekteki kalıtsal kanser riskini hesaplayan bir genetik yatkınlık testi değil. Kan örneğinde mevcut bir kanserle ilişkili olabilecek sinyalleri araştırıyor.</p>

<p>142 bin kişilik araştırmada temel hedef neden karşılanmadı?</p>

<p>NHS-Galleri çalışmasında katılımcılar rastgele iki gruba ayrıldı. Bir grupta mevcut taramalara Galleri eklendi; diğer grupta mevcut taramalar sürdürüldü. Yaklaşık üç yıllık değerlendirmede, yıllık aralıklarla yapılan üç tarama turunun sonuçları incelendi.</p>

<p>Önceden belirlenen 12 kanser türünde evre III ve IV tanıları birlikte değerlendirildiğinde Galleri grubunda 706, kontrol grubunda 688 vaka görüldü. Aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi.</p>

<p>Bulgular, ASCO 2026 toplantısında sunuldu ve Journal of Clinical Oncology’de kongre özeti olarak yayımlandı. Kongre özeti, ayrıntılı tam araştırma makalesiyle aynı yayın türü değil.</p>

<p>Evre IV kanserlerdeki yüzde 14 azalma ne anlatıyor?</p>

<p>Aynı 12 kanser türünde yalnızca evre IV tanıları incelendiğinde Galleri grubunda 342, kontrol grubunda 397 vaka saptandı. Bu, yaklaşık yüzde 14 göreli azalmaya karşılık geldi.</p>

<p>Ancak evre IV sonucu, çalışmanın ikincil hedeflerinden biriydi. Ana hedefin karşılanmadığı değerlendirmede bu bulgu ihtiyatla yorumlanmalı. Ayrıca sonuç, tek seferlik kan testinden değil, tekrarlanan yıllık taramalardan elde edildi.</p>

<p>Galleri kan testi ne kadar güvenilir?</p>

<p>Testin başarısı kanser türüne ve evresine göre değişiyor. “50’den fazla kanseri tarıyor” ifadesi, bütün bu kanserlerin her evrede aynı başarıyla bulunabildiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Pozitif sonuç kesin kanser tanısı koymuyor. Sinyalin kaynağını araştırmak ve tanıyı doğrulamak için görüntüleme, gerektiğinde biyopsi gibi ek incelemeler gerekiyor. Kanser olmadığı hâlde pozitif sonuç alınması, gereksiz incelemelere ve kaygıya yol açabiliyor.</p>

<p>Negatif sonuç da kanseri dışlamıyor. Testin mevcut kanseri kaçırabilmesi, sonuçların kişinin öyküsü ve belirtileriyle birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor.</p>

<p>Mamografi ve kolonoskopi yerine kullanılabilir mi?</p>

<p>Galleri, önerilen kanser taramalarının yerine kullanılmamalı. Yaşa ve kişisel riske göre planlanan mamografi, rahim ağzı ve bağırsak kanseri taramaları sürdürülmeli.</p>

<p>FDA başvurusu da testin mevcut taramalara ek kullanımını esas alıyor. Negatif Galleri sonucu, gerekli taramaları veya bir şikâyet nedeniyle yapılacak incelemeleri erteleme gerekçesi oluşturmuyor.</p>

<p>Daha fazla kanser bulmak, daha uzun yaşam sağlamak demek mi?</p>

<p>Bu iki sonuç ayrı ayrı değerlendirilmek zorunda. NHS-Galleri çalışmasının açıklanan bulguları, kanserden ölümlerin azaldığını göstermiyor; bu soruya yanıt verecek uzun dönem takip önemini koruyor.</p>

<p>Testin toplum genelindeki yerini belirlerken erken saptanan kanserler kadar kaçırılan vakalar, yanlış pozitif sonuçlar ve ek incelemelerin etkileri de hesaba katılmalı.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Galleri sonucu tek başına tanı koymaz veya kanseri dışlamaz. Yeni ya da kalıcı şikâyetlerde test sonucundan bağımsız olarak hekime başvurulmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>FDA — Galleri için Molecular and Clinical Genetics Panel toplantı duyurusu, FDA Executive Summary ve FDA Panel Questions — 23 Eylül 2026.</p>

<p>Journal of Clinical Oncology — NHS-Galleri randomize kontrollü çalışmasının birincil sonuçları, ASCO 2026 kongre özeti LBA100 — 3 Haziran 2026.</p>

<p>GRAIL / Galleri — Blood Test for Cancer Screening; Important Safety Information ve Laboratory/Test Information bölümleri — Erişim: 23 Eylül 2026. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tek-kan-testiyle-cok-sayida-kanser-taranabilir-mi-galleri-icin-iki-buyuk-calismadan-yeni-sonuclar</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 07:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1174.jpeg" type="image/jpeg" length="75011"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye Hava Durumu Değişiyor: Yağmur Birçok Bölgeye Yayılıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/turkiye-hava-durumu-degisiyor-yagmur-bircok-bolgeye-yayiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/turkiye-hava-durumu-degisiyor-yagmur-bircok-bolgeye-yayiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye hava durumu bugün nasıl, hangi illerde yağmur yağacak? Meteoroloji’nin 23 Eylül hava durumu tahminlerinde Marmara’dan Karadeniz’e, Ege’den Akdeniz’e kadar birçok bölgede sağanak öne çıkıyor. Sıcaklık ve rüzgâr da bölgelere göre değişecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye genelinde sonbahar havası etkisini artırıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün güncel hava durumu değerlendirmelerine göre yurdun önemli bir bölümünde parçalı ve çok bulutlu hava beklenirken birçok bölgede sağanak ve gök gürültülü sağanak görülecek.</p>

<p>Özellikle Marmara, Ege’nin kuzey ve iç kesimleri, Akdeniz’in bazı bölümleri, İç Anadolu ile Karadeniz hattında yağışlı hava öne çıkıyor.</p>

<p>Türkiye hava durumu bugün nasıl?</p>

<p>Meteoroloji’nin tahminlerine göre Türkiye genelinde parçalı ve çok bulutlu bir gökyüzü hakim olacak.</p>

<p>Marmara, Kuzey ve İç Ege, Akdeniz’in bazı kesimleri, İç Anadolu’nun önemli bölümü, Batı ve Orta Karadeniz ile Doğu Karadeniz kıyılarında sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak bekleniyor.</p>

<p>Yağışların bazı bölgelerde kısa sürede kuvvetlenebileceği tahmin ediliyor.</p>

<p>İstanbul hava durumu: Sağanak etkisini sürdürüyor</p>

<p>İstanbul’da hava durumu bugün serin ve yağışlı.</p>

<p>Kentte gün boyunca sağanak geçişlerinin görülmesi beklenirken sıcaklıkların son günlere göre daha düşük seyretmesi öngörülüyor.</p>

<p>İstanbul’da dışarı çıkacakların yağış ihtimaline karşı hazırlıklı olması gerekiyor.</p>

<p>Marmara Bölgesi hava durumu</p>

<p>Marmara’da parçalı ve çok bulutlu hava ile sağanak öne çıkıyor.</p>

<p>İstanbul başta olmak üzere bölgenin birçok noktasında yağış beklenirken yerel olarak kuvvetli sağanak ihtimali bulunuyor.</p>

<p>Rüzgârın özellikle Marmara’nın bazı kesimlerinde kuvvetlenmesi bekleniyor.</p>

<p>Ege Bölgesi hava durumu</p>

<p>Ege’nin kuzey ve iç kesimlerinde sağanak ve gök gürültülü sağanak görülebilir.</p>

<p>Kuzey Ege kıyılarında rüzgârın zaman zaman kuvvetli esmesi beklenirken Güney Ege’de yağışın daha sınırlı kalabileceği tahmin ediliyor.</p>

<p>İzmir ve çevresinde hava yer yer parçalı ve çok bulutlu seyredecek.</p>

<p>Akdeniz Bölgesi hava durumu</p>

<p>Akdeniz’de parçalı ve çok bulutlu hava hakim olacak.</p>

<p>Bölgenin bazı kesimlerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor. Özellikle iç ve yüksek kesimlerde kısa süreli yağış geçişleri görülebilir.</p>

<p>Denizlerde ise yer yer fırtınamsı rüzgâr ihtimali bulunuyor.</p>

<p>İç Anadolu hava durumu</p>

<p>İç Anadolu’nun bazı kesimlerinde parçalı ve çok bulutlu hava ile yerel sağanak bekleniyor.</p>

<p>Ankara ve çevresinde bulutluluk artarken bölgenin batısı başta olmak üzere yerel yağış ihtimali bulunuyor.</p>

<p>Sıcaklıkların gece ve sabah saatlerinde daha düşük hissedilmesi bekleniyor.</p>

<p>Karadeniz hava durumu</p>

<p>Karadeniz, bugünün hava durumu tahminlerinde yağışın en dikkat çektiği bölgeler arasında.</p>

<p>Batı ve Orta Karadeniz ile Doğu Karadeniz kıyılarında sağanak yağış beklenirken Karadeniz’de rüzgârın bazı kesimlerde fırtına seviyesine ulaşabileceği tahmin ediliyor.</p>

<p>Yağış alan bölgelerde sürücülerin görüş mesafesindeki azalmaya karşı dikkatli olması gerekiyor.</p>

<p>Doğu Anadolu hava durumu</p>

<p>Doğu Anadolu’da parçalı ve yer yer çok bulutlu hava bekleniyor.</p>

<p>Bölgenin bazı kuzey kesimlerinde yağış görülebilir. Güney ve batı kesimlerinde ise rüzgârın zaman zaman kuvvetli esmesi bekleniyor.</p>

<p>Gece sıcaklıklarının batı bölgelerine kıyasla daha düşük seyretmesi bekleniyor.</p>

<p>Güneydoğu Anadolu hava durumu</p>

<p>Güneydoğu Anadolu’da yağış diğer bölgelere göre daha sınırlı olacak.</p>

<p>Bölge genelinde parçalı ve az bulutlu hava beklenirken gündüz sıcaklıkları birçok kentte mevsimin diğer bölgelerine göre daha yüksek seyredecek.</p>

<p>Bugün hangi bölgelerde yağmur var?</p>

<p>23 Eylül Türkiye hava durumu tahminlerinde yağış ihtimalinin öne çıktığı bölgeler:</p>

<p>Marmara<br />
Kuzey ve İç Ege<br />
Akdeniz’in bazı kesimleri<br />
İç Anadolu’nun bazı bölgeleri<br />
Batı ve Orta Karadeniz<br />
Doğu Karadeniz kıyıları</p>

<p>Yağışların yerel olması nedeniyle aynı şehir içinde dahi kısa mesafelerde farklı hava koşulları görülebilir.</p>

<p>Türkiye’de sıcaklıklar düşecek mi?</p>

<p>Sonbahar havasının özellikle kuzey ve batı kesimlerde daha belirgin hissedilmesi bekleniyor.</p>

<p>Yağış alan bölgelerde sıcaklıkların daha düşük hissedilmesi, iç ve doğu kesimlerde ise gece-gündüz sıcaklık farkının artması beklenebilir.</p>

<p>Kuvvetli yağış ve rüzgâra dikkat</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağanak beklenen bölgelerde kısa süreli kuvvetli yağış; su baskını, ulaşımda aksama, yıldırım ve ani rüzgâr gibi riskleri beraberinde getirebilir.</p>

<p>Karadeniz ile Kuzey Ege’de deniz ulaşımını etkileyebilecek kuvvetli rüzgâr ve yer yer fırtına ihtimali de bulunuyor.</p>

<p>Güncel hava durumu ve meteorolojik uyarıların gün içerisinde takip edilmesi önem taşıyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü<br />
Meteoroloji Genel Müdürlüğü Deniz Tahmin Raporları</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/turkiye-hava-durumu-degisiyor-yagmur-bircok-bolgeye-yayiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 07:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-8764.jpeg" type="image/jpeg" length="15183"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Hava Durumu Değişti: Sağanak Bugün Etkili, Yağmur Ne Zaman Bitecek?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-hava-durumu-degisti-saganak-bugun-etkili-yagmur-ne-zaman-bitecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/istanbul-hava-durumu-degisti-saganak-bugun-etkili-yagmur-ne-zaman-bitecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul hava durumu bugün nasıl? 23 Eylül’de kentte kuvvetli sağanak etkili olurken sıcaklık düşüyor. İstanbul hava durumu tahminine göre yağış perşembe günü azalacak, hafta sonunda ise yeniden görülebilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul’da Hava Bir Günde Değişti: Sağanak Bugün Etkili, Yağmur Ne Zaman Bitecek?</p>

<p>İstanbul hava durumu bugün nasıl, yağmur ne zaman bitecek? Meteoroloji’nin 23 Eylül tahminine göre kentte kuvvetli gök gürültülü sağanak bekleniyor. Perşembe ve cuma hava toparlanırken hafta sonunda yağış yeniden gündeme gelebilir.</p>

<p>İstanbul’da sonbahar kendisini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. 23 Eylül Çarşamba sabahına yağmurlu başlayan kentte gün boyunca sağanak ve yer yer gök gürültülü yağışların etkili olması bekleniyor.</p>

<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün İstanbul için yayımladığı son tahminde bugün birçok ilçede kuvvetli gök gürültülü sağanak yağış öngörülüyor. Günün en yüksek sıcaklığının yaklaşık 17 derece civarında kalması bekleniyor.</p>

<p>İstanbul’da bugün yağmur yağacak mı?</p>

<p>Evet. İstanbul’da 23 Eylül Çarşamba günü sağanak yağış günün ana hava olayı olacak.</p>

<p>Özellikle sabah ve günün ilerleyen saatlerinde yağışların zaman zaman kuvvetlenmesi beklenirken, kısa sürede yoğun yağış alan bölgelerde ulaşımda aksamalar ve su birikintileri görülebilir.</p>

<p>Kentte sıcaklık da önceki günlere kıyasla belirgin şekilde düşük seyredecek. Sabah saatlerinde yaklaşık 15 derece civarında olan hava sıcaklığının gün içinde 17 dereceyi aşmaması bekleniyor.</p>

<p><img alt="Hava durumu-1" class="detail-photo img-fluid" height="1629" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1173.jpeg" width="1204" /></p>

<p>İstanbul’da yağmur ne zaman bitecek?</p>

<p>İstanbul’da yağışın ardından 24 Eylül Perşembe günü havanın büyük ölçüde toparlanması bekleniyor.</p>

<p>Perşembe günü sıcaklığın yaklaşık 20-22 dereceye yükselmesi, yağışın yerini parçalı bulutlu bir havaya bırakması tahmin ediliyor.</p>

<p>25 Eylül Cuma günü ise hava daha da açılacak. Sıcaklıkların 21-23 derece bandına çıkması ve İstanbul’da daha sakin bir sonbahar günü yaşanması bekleniyor.</p>

<p>Hafta sonunda İstanbul’da yeniden yağmur var mı?</p>

<p>Hafta sonu planı yapanlar için tahminler yeniden yağış ihtimaline işaret ediyor.</p>

<p>Meteoroloji’nin beş günlük tahmininde 26 Eylül Cumartesi ve 27 Eylül Pazar günleri gök gürültülü sağanak yağış ihtimali bulunuyor.</p>

<p>Cumartesi günü sıcaklığın yaklaşık 22-24 derece, pazar günü ise 22-23 derece civarında seyretmesi bekleniyor.</p>

<p>Bu nedenle perşembe ve cuma günü görülecek yağışsız havanın uzun sürmeyebileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>İstanbul 5 günlük hava durumu</p>

<p>23 Eylül Çarşamba: Kuvvetli gök gürültülü sağanak, yaklaşık 17°C</p>

<p>24 Eylül Perşembe: Parçalı bulutlu, yaklaşık 20-22°C</p>

<p>25 Eylül Cuma: Parçalı bulutlu ve daha sıcak, yaklaşık 21-23°C</p>

<p>26 Eylül Cumartesi: Yeniden sağanak ihtimali, yaklaşık 22-24°C</p>

<p>27 Eylül Pazar: Gök gürültülü sağanak ihtimali, yaklaşık 22-23°C</p>

<p>Sabah evden çıkacaklar dikkat</p>

<p>İstanbul’da bugün dışarı çıkacakların şemsiye bulundurması önem taşıyor. Yağışın kuvvetlendiği saatlerde trafikte yoğunluk, görüş mesafesinde azalma ve bazı noktalarda kısa süreli su birikintileri oluşabilir.</p>

<p>Hava sıcaklığındaki düşüş nedeniyle özellikle sabah ve akşam saatlerinde ince bir mont veya yağmurluk da gerekebilir.</p>

<p>Kaynaklar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü<br />
Meteoroloji 1. Bölge Müdürlüğü</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-hava-durumu-degisti-saganak-bugun-etkili-yagmur-ne-zaman-bitecek</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 06:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-8764.jpeg" type="image/jpeg" length="14749"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Göz Kapağı Düşüklüğü Neden Olur? Yaşlanmadan Nörolojik Nedenlere Pitozis]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/goz-kapagi-dusuklugu-neden-olur-yaslanmadan-norolojik-nedenlere-pitozis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/goz-kapagi-dusuklugu-neden-olur-yaslanmadan-norolojik-nedenlere-pitozis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz kapağı düşüklüğü yaşlanmaya bağlı gelişebildiği gibi kas ve sinir hastalıklarından da kaynaklanabilir. Özellikle aniden başlayan tek taraflı düşüklük tıbbi değerlendirme gerektirir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Göz Kapağınız Eskisinden Daha mı Düşük? Nedeni Sadece Yaş Olmayabilir</p>

<p>Üst göz kapağının normal konumundan aşağıya inmesine pitozis veya blefaropitozis adı verilir. Yaş ilerledikçe göz kapağını kaldıran yapının gevşemesi en sık nedenlerden biridir; ancak doğuştan gelen sorunlar, sinir ve kas hastalıkları, travma ve bazı işlemler de göz kapağı düşüklüğüne yol açabilir.</p>

<p>Özellikle tek gözde aniden başlayan düşüklük yalnızca estetik bir sorun kabul edilmemelidir. Göz bebeğinde değişiklik, çift görme, göz hareketlerinde bozulma, şiddetli baş veya boyun ağrısı ya da başka nörolojik belirtiler eşlik ediyorsa acil değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜĞÜ NEDİR?</p>

<p>Pitozis, üst göz kapağı kenarının normalden daha aşağıda bulunmasıdır.</p>

<p>Hafif vakalarda yalnızca iki göz arasında küçük bir asimetri fark edilebilir.</p>

<p>Daha ileri düşüklükte ise göz kapağı göz bebeğinin bir bölümünü örterek üst görme alanını etkileyebilir.</p>

<p>Kişi bunu telafi etmek için farkında olmadan kaşlarını sürekli kaldırabilir veya başını geriye doğru tutabilir.</p>

<p>Dolayısıyla pitozis yalnızca estetik görünümü ilgilendiren bir durum değildir.</p>

<p>2025 yılında yayımlanan bir bilimsel değerlendirme de pitozisin görme alanı, kontrast duyarlılığı ve genel görsel kalite üzerinde farklı etkiler oluşturabileceğini ortaya koyuyor.</p>

<p>GÖZ KAPAĞI YAŞLA BİRLİKTE NEDEN DÜŞER?</p>

<p>Erişkinlerde sonradan ortaya çıkan pitozisin önemli nedenlerinden biri aponevrotik pitozistir.</p>

<p>Üst göz kapağını kaldıran levator kasının kapağa kuvvet aktarmasını sağlayan tendon benzeri yapıda yaşla birlikte gevşeme veya ayrılma meydana gelebilir.</p>

<p>Bu durumda kasın kendisi çalışmasına rağmen kuvvet göz kapağına eskisi kadar etkili aktarılamaz.</p>

<p>Sonuçta üst göz kapağı giderek aşağıya iner.</p>

<p>Yaşa bağlı değişiklikler çoğunlukla yavaş gelişir ve iki gözde birden bulunabilir; ancak asimetri görülebilir.</p>

<p>GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜĞÜ İLE FAZLA DERİ AYNI ŞEY Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Bu ayrım özellikle estetik açıdan önemli.</p>

<p>Dermatoşalazis olarak adlandırılan durumda üst göz kapağındaki deri gevşer ve fazlalaşır.</p>

<p>Pitoziste ise göz kapağının kendi kenarı aşağıya iner.</p>

<p>Bir kişide yalnızca fazla deri bulunabilir.</p>

<p>Yalnızca pitozis olabilir.</p>

<p>Ya da ikisi aynı anda görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle “göz kapağım düştü” şikâyetiyle başvuran herkese aynı ameliyatın uygulanması doğru değildir.</p>

<p>Blefaroplasti fazla deri ve gerektiğinde yağ dokusuyla ilgilenirken, gerçek pitoziste göz kapağını kaldıran mekanizmanın ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.</p>

<p>GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜĞÜNÜN NEDENLERİ NELERDİR?</p>

<p>Pitozis tek bir hastalık değildir.</p>

<p>Nedene göre farklı gruplara ayrılabilir.</p>

<p>Yaşla ilişkili aponevrotik pitozis erişkinlerde sık karşılaşılan tiplerden biridir.</p>

<p>Doğuştan pitozis göz kapağını kaldıran kasın gelişimiyle ilişkili olabilir.</p>

<p>Kas hastalıklarına bağlı miyojenik pitozis görülebilir.</p>

<p>Sinir sisteminden kaynaklanan nörojenik pitozis gelişebilir.</p>

<p>Travma veya göz çevresindeki cerrahi girişimler de pitozise neden olabilir.</p>

<p>Bazı mekanik sorunlar göz kapağının ağırlığını artırarak aşağıya doğru çekebilir.</p>

<p>2025 tarihli kapsamlı bilimsel inceleme, pitozisin tek başına ortaya çıkabileceği gibi bazı göz veya sistemik hastalıkların parçası olarak da görülebileceğini vurguluyor.</p>

<p>AKŞAMA DOĞRU ARTAN GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜĞÜ NE ANLAMA GELİR?</p>

<p>Gün içinde değişkenlik gösteren pitozis özellikle önemlidir.</p>

<p>Myastenia gravis adı verilen nöromüsküler hastalıkta göz kapağı düşüklüğü yorulmayla artabilir.</p>

<p>Sabah daha normal görünen göz kapağı günün ilerleyen saatlerinde belirgin biçimde düşebilir.</p>

<p>Çift görme de eşlik edebilir.</p>

<p>Ancak gün sonunda gözlerin yorgun görünmesi tek başına myastenia gravis tanısı koydurmaz.</p>

<p>Tanı için nörolojik ve oftalmolojik değerlendirme, muayene ve gerektiğinde ek testler gerekir.</p>

<p>TEK GÖZ KAPAĞININ ANİDEN DÜŞMESİ NEDEN ÖNEMLİ?</p>

<p>Yıllar içinde yavaş gelişen pitozis ile birkaç saat içinde ortaya çıkan pitozis aynı şekilde değerlendirilmez.</p>

<p>Ani başlayan tek taraflı pitozis bazı sinir sistemi sorunlarının belirtisi olabilir.</p>

<p>Özellikle göz kapağı düşüklüğüne göz hareketlerinde bozukluk, çift görme veya göz bebeğinde büyüme eşlik ediyorsa üçüncü kraniyal sinir felci gibi nedenlerin değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Bazı üçüncü sinir felçleri beyin damarlarındaki anevrizmalarla ilişkili olabilir.</p>

<p>Bu nedenle ani pitozis ve göz bebeği değişikliğinin birlikte bulunması acil tıbbi değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>HORNER SENDROMU GÖZ KAPAĞINI DÜŞÜREBİLİR Mİ?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Horner sendromunda genellikle hafif bir üst göz kapağı düşüklüğü ve aynı taraftaki göz bebeğinde küçülme görülür.</p>

<p>Bunun nedeni göze ulaşan sempatik sinir yolundaki bozukluktur.</p>

<p>Sorun beyinden başlayıp boyun ve göğüs bölgesine uzanan sinir yolunun farklı noktalarında ortaya çıkabilir.</p>

<p>Dolayısıyla yeni gelişen Horner sendromunun altında bazen ciddi nedenler bulunabilir ve uygun değerlendirme gerekir.</p>

<p>BOTOKS SONRASI GÖZ KAPAĞI DÜŞEBİLİR Mİ?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Botulinum toksini özellikle alın veya kaş çevresine uygulandığında nadiren istenmeyen göz kapağı veya kaş düşüklüğü gelişebilir.</p>

<p>Botulinum toksininin hedeflenmeyen kaslara etkisi veya enjeksiyonun anatomik konumu bunda rol oynayabilir.</p>

<p>Bu durum çoğunlukla geçicidir çünkü botulinum toksininin etkisi zaman içinde azalır.</p>

<p>Ancak botoks sonrasında ortaya çıkan her “ağır göz kapağı” gerçek pitozis değildir.</p>

<p>Kaşın aşağıya inmesi de üst göz kapağında ağırlık hissi ve kapüşonlu görünüm oluşturabilir.</p>

<p>Bu nedenle kaş düşüklüğü ile gerçek göz kapağı pitozisinin birbirinden ayrılması gerekir.</p>

<p>GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜĞÜ NASIL ANLAŞILIR?</p>

<p>Tanı yalnızca aynaya bakılarak konulmaz.</p>

<p>Muayenede göz kapağının göz bebeğine göre konumu ölçülebilir.</p>

<p>Göz kapağını kaldıran levator kasının fonksiyonu değerlendirilir.</p>

<p>İki göz arasındaki fark incelenir.</p>

<p>Göz bebeklerinin büyüklüğüne ve ışığa verdiği yanıta bakılır.</p>

<p>Göz hareketleri değerlendirilir.</p>

<p>Hastanın eski fotoğrafları da değişimin ne zaman başladığını anlamada oldukça değerli olabilir.</p>

<p>Güncel tanı algoritmalarında pitozisin ne zaman başladığı, ani mi yoksa yavaş mı geliştiği, gün içinde değişip değişmediği, göz bebeği ve göz hareketlerinde eşlik eden değişiklikler özellikle önem taşıyor.</p>

<p>GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜĞÜ İÇİN HANGİ TESTLER YAPILIR?</p>

<p>Her hastaya aynı testler yapılmaz.</p>

<p>Yaşa bağlı tipik pitoziste ayrıntılı göz muayenesi yeterli olabilir.</p>

<p>Ancak myastenia gravis düşünülüyorsa antikor testleri, elektrofizyolojik incelemeler veya hastalığa özgü başka değerlendirmeler gerekebilir.</p>

<p>Sinir felci veya Horner sendromu şüphesi varsa nedenine göre beyin, damarlar, boyun veya göğüs bölgesinin görüntülenmesi gündeme gelebilir.</p>

<p>Dolayısıyla “pitozis için hangi kan testi yapılır?” sorusunun herkese uyan tek bir cevabı yoktur.</p>

<p>Testi belirleyen şey düşüklüğün altında düşünülen nedendir.</p>

<p>GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜĞÜ AMELİYATSIZ GEÇER Mİ?</p>

<p>Nedene bağlıdır.</p>

<p>Bazı geçici nedenler ortadan kalktığında pitozis düzelebilir.</p>

<p>Botulinum toksini sonrası oluşan düşüklük çoğunlukla toksinin etkisi azaldıkça geriler.</p>

<p>Myastenia gravis gibi hastalıklarda altta yatan hastalığın tedavisi göz kapağı belirtilerini etkileyebilir.</p>

<p>Yaşa bağlı yapısal pitozis ise çoğunlukla kendiliğinden tamamen düzelmez.</p>

<p>ABD'de belirli edinilmiş pitozis tiplerinde kullanılan oksimetazolin hidroklorür yüzde 0,1 göz damlası da bulunuyor. Bu ilaç Müller kasını uyararak bazı erişkin hastalarda göz kapağını sınırlı miktarda kaldırabiliyor.</p>

<p>2026 tarihli güncel değerlendirmede randomize çalışmaların göz kapağı yüksekliği ve üst görme alanında mütevazı fakat istatistiksel olarak anlamlı iyileşme gösterdiği belirtiliyor.</p>

<p>Ancak damla bütün pitozis türlerini düzeltmez ve yapısal sorunu kalıcı olarak onarmaz.</p>

<p>GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜĞÜ AMELİYATI NASIL YAPILIR?</p>

<p>Cerrahi yöntem pitozisin nedenine, derecesine ve levator kasının çalışma gücüne göre seçilir.</p>

<p>Yaşa bağlı aponevrotik pitoziste göz kapağını kaldıran levator aponevrozunun yeniden konumlandırılması veya güçlendirilmesi uygulanabilir.</p>

<p>Kas fonksiyonu iyi olmayan ağır vakalarda farklı cerrahi teknikler gerekebilir.</p>

<p>Örneğin bazı hastalarda göz kapağının kaldırılmasına alın kasının yardımcı olmasını sağlayan frontalis askısı kullanılabilir.</p>

<p>Dolayısıyla “pitozis ameliyatı” tek bir standart ameliyatın adı değildir.</p>

<p>GÖZ KAPAĞI AMELİYATI İLE BLEFAROPLASTİ AYNI MI?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Blefaroplasti çoğunlukla göz kapağındaki fazla deri ve gerektiğinde yağ dokusunun düzenlenmesini amaçlar.</p>

<p>Pitozis ameliyatı ise göz kapağının yüksekliğini sağlayan kaldırıcı mekanizmayı düzeltmeyi hedefler.</p>

<p>Bazı kişilerde hem dermatoşalazis hem pitozis bulunduğu için iki sorun aynı cerrahi plan içinde ele alınabilir.</p>

<p>Ancak yalnızca fazla deriyi almak gerçek pitozisi her zaman düzeltmez.</p>

<p>Bu ayrım özellikle estetik amaçla göz kapağı ameliyatı düşünen kişiler için önemli.</p>

<p>AMELİYAT SONRASI İKİ GÖZ TAMAMEN AYNI OLUR MU?</p>

<p>Amaç göz kapağı yüksekliğini ve fonksiyonunu mümkün olduğunca dengeli hale getirmektir.</p>

<p>Ancak insan yüzünde doğal asimetri vardır ve cerrahi sonrasında da milimetrik farklılıklar kalabilir.</p>

<p>Aşırı veya yetersiz düzeltme, asimetri ve gözün tam kapanmasında geçici veya daha uzun süren güçlükler pitozis cerrahisinin olası komplikasyonları arasındadır.</p>

<p>Bazı hastalarda yeniden müdahale gerekebilir.</p>

<p>GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜĞÜ NE ZAMAN ACİLDİR?</p>

<p>Uzun süredir var olan ve yavaş ilerleyen göz kapağı düşüklüğü çoğunlukla acil bir tablo değildir.</p>

<p>Ancak aşağıdaki durumlarda hızlı tıbbi değerlendirme önemlidir:</p>

<p>Göz kapağının aniden düşmesi.</p>

<p>Yeni başlayan çift görme.</p>

<p>Göz hareketlerinde bozukluk.</p>

<p>İki göz bebeği arasında yeni gelişen belirgin büyüklük farkı.</p>

<p>Şiddetli yeni baş veya boyun ağrısı.</p>

<p>Yüzde, kolda veya bacakta güçsüzlük ya da uyuşma.</p>

<p>Konuşma bozukluğu veya başka yeni nörolojik belirtiler.</p>

<p>Bu belirtilerde sorun yalnızca göz kapağının görünümü olmayabilir.</p>

<p>GÖZ KAPAĞI DÜŞÜKLÜĞÜ İÇİN HANGİ DOKTORA GİDİLİR?</p>

<p>İlk değerlendirme için göz hastalıkları uzmanına başvurulabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle cerrahi değerlendirmede oküloplastik cerrahiyle ilgilenen göz hastalıkları uzmanları pitozis konusunda çalışır.</p>

<p>Muayenede nörolojik bir neden düşünülürse nöroloji değerlendirmesi de gerekebilir.</p>

<p>En önemli nokta, estetik müdahaleye karar vermeden önce düşüklüğün gerçek nedeninin belirlenmesidir.</p>

<p>Çünkü yaşla birlikte gelişen pitozis oldukça yaygın olsa da göz kapağı düşüklüğü bazen daha geniş bir nörolojik veya sistemik hastalığın ilk görünen belirtisi olabilir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel tanı veya tedavi önerisi değildir. Aniden gelişen göz kapağı düşüklüğü; çift görme, göz bebeği değişikliği, şiddetli baş-boyun ağrısı veya nörolojik belirtilerle birlikteyse acil tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Progress in Retinal and Eye Research — Unraveling Ptosis: A Comprehensive Review of Clinical Manifestations, Genetics, and Treatment</p>

<p>Otolaryngologic Clinics of North America — Ptosis Evaluation for Otolaryngologists</p>

<p>International Ophthalmology — How Ptosis Affects the Visual Quality: An Overview of Visual Quality Impairments and Contributing Factors in Ptotic Eyes</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/goz-kapagi-dusuklugu-neden-olur-yaslanmadan-norolojik-nedenlere-pitozis</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 06:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1169.jpeg" type="image/jpeg" length="40022"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Normal Tuzdan Daha Sağlıklı Sanılıyor Ama Herkese Uygun Değil]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/normal-tuzdan-daha-saglikli-saniliyor-ama-herkese-uygun-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/normal-tuzdan-daha-saglikli-saniliyor-ama-herkese-uygun-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düşük sodyumlu tuzlarda sodyumun bir bölümü potasyumla değiştirilebiliyor. Bu ürünler bazı kişiler için yararlı olsa da böbrek hastalığı veya bazı kalp-tansiyon ilaçları varsa risk oluşturabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Markette “düşük sodyumlu”, “az tuzlu” veya “tuz alternatifi” olarak satılan ürünler, normal sofra tuzuna daha sağlıklı bir seçenek gibi görünebilir. Nitekim potasyum içeren düşük sodyumlu tuzlar, uygun kişilerde sodyum tüketimini azaltmaya yardımcı olabilir. Dünya Sağlık Örgütü de 2025'te yayımladığı rehberde, sofra tuzu kullanılacaksa normal tuz yerine potasyum içeren düşük sodyumlu alternatiflerin tercih edilmesini belirli koşullarda önerdi.</p>

<p>Ancak bu tavsiye herkes için geçerli değil. Böbreklerin potasyumu yeterince uzaklaştıramadığı kişilerde veya potasyumu yükseltebilen bazı kalp ve tansiyon ilaçlarını kullananlarda bu ürünler kandaki potasyumun tehlikeli düzeylere çıkmasına katkıda bulunabilir.</p>

<p>“Diyet tuzu” aslında nedir?</p>

<p>Normal sofra tuzunun temel bileşeni sodyum klorürdür.</p>

<p>Düşük sodyumlu tuz alternatiflerinde ise sodyum klorürün bir bölümü genellikle potasyum klorürle değiştirilir. Böylece aynı miktardaki üründen alınan sodyum azaltılırken potasyum alımı yükselir.</p>

<p>Bu değişim çoğu sağlıklı yetişkin açısından avantaj sağlayabilir. Yüksek sodyum tüketimi tansiyonun yükselmesiyle ilişkilidir; potasyum alımının artırılması ise uygun kişilerde kan basıncı üzerinde olumlu etki gösterebilir.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü 2026'da yetişkinlerin günlük sodyum alımının 2.000 mg'ın, yani yaklaşık 5 gram tuzun altında tutulması önerisini sürdürüyor.</p>

<p>WHO'nun düşük sodyumlu tuz önerisi de bu genel sodyum azaltma yaklaşımının bir parçası.</p>

<p>Ama önerinin önemli bir istisnası var</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'nün 2025 rehberindeki düşük sodyumlu tuz önerisi genel yetişkin nüfusa yönelik.</p>

<p>Böbrek fonksiyon bozukluğu bulunan veya potasyumun vücuttan atılmasını bozabilecek başka hastalık ve durumları olan kişiler önerinin dışında bırakılıyor.</p>

<p>Bunun nedeni hiperkalemi olarak adlandırılan kandaki potasyum yüksekliği riski.</p>

<p>Sağlıklı böbrekler fazla potasyumun önemli bölümünü idrarla uzaklaştırabilir. Böbrek fonksiyonu azaldığında ise bu denge bozulabilir.</p>

<p>Potasyum klorür içeren tuz alternatiflerinin düzenli kullanılması böyle bir kişide günlük potasyum alımını daha da yükseltebilir.</p>

<p>Tansiyon ilacı kullanıyorsanız etikete bakın</p>

<p>Risk yalnızca böbrek hastalığı bulunan kişilerle sınırlı değil.</p>

<p>Bazı tansiyon ve kalp ilaçları kandaki potasyum düzeyini artırabilir. Bu ilaçları kullanan kişinin aynı zamanda potasyum klorür içeren tuz alternatiflerini düzenli tüketmesi toplam riski yükseltebilir.</p>

<p>Özellikle anjiyotensin reseptör blokerleri, yani ARB grubundaki bazı ilaçlarda bu konu önem taşıyor.</p>

<p>Valsartan bunlardan biri.</p>

<p>İngiltere Ulusal Sağlık Servisi'nin Temmuz 2026'da güncellenen valsartan bilgilendirmesinde, potasyum içeren takviyeler ve tuz alternatiflerinin ilaçla etkileşebileceği belirtiliyor. Düzenli olarak potasyum içeren tuz alternatifi kullananların bunu doktorlarına bildirmeleri isteniyor.</p>

<p>Benzer durum ACE inhibitörleri olarak bilinen bazı tansiyon ilaçlarında da gündeme gelebilir.</p>

<p>Spironolakton kullananlarda neden daha önemli?</p>

<p>Spironolakton, kalp yetersizliği ve bazı başka durumlarda kullanılan potasyum tutucu bir diüretiktir.</p>

<p>İlacın etkilerinden biri vücudun potasyum tutmasını artırabilmesidir. Bu nedenle spironolakton tedavisinde kandaki potasyum ve böbrek fonksiyonları belirli aralıklarla takip edilebilir.</p>

<p>İngiltere Ulusal Sağlık Servisi, spironolaktonun bazen potasyum düzeyini yükselterek hiperkalemiye neden olabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Potasyum içeren tuz alternatiflerinin kullanılması potasyum düzeyini daha da yükseltebilir.</p>

<p>NHS Specialist Pharmacy Service'in 2026'da güncellenen spironolakton izlem önerilerinde de hastalara potasyum içeren tuz alternatiflerinden kaçınmaları tavsiye ediliyor.</p>

<p>Hangi ilaçlarda dikkat edilmeli?</p>

<p>Potasyum düzeyini etkileyebilen ilaçların tamamını tek bir kısa listeyle sınırlamak doğru olmaz. Ancak klinikte özellikle şu gruplar değerlendirilir:</p>

<p>ACE inhibitörleri</p>

<p>Anjiyotensin reseptör blokerleri</p>

<p>Spironolakton ve eplerenon gibi potasyum tutucu ilaçlar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazı diğer potasyum tutucu diüretikler</p>

<p>Potasyum takviyeleri</p>

<p>Bu ilaçlardan birini kullanmak, herkeste mutlaka tehlikeli potasyum yüksekliği gelişeceği anlamına gelmez.</p>

<p>Risk; böbrek fonksiyonuna, kullanılan ilaçların kombinasyonuna, doza, yaşa, eşlik eden hastalıklara ve toplam potasyum alımına göre değişir.</p>

<p>Bu nedenle reçeteli tedaviyi kendi kendine kesmek yerine, potasyumlu tuz kullanımı sağlık profesyoneliyle birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Hiperkalemi nedir?</p>

<p>Hiperkalemi, kandaki potasyum düzeyinin normal aralığın üzerine çıkmasıdır.</p>

<p>Potasyum kasların ve özellikle kalbin elektriksel çalışması için gerekli bir mineraldir. Ancak kandaki düzeyinin aşırı yükselmesi kalbin elektriksel iletimini etkileyebilir.</p>

<p>Hafif hiperkalemi hiçbir belirti vermeyebilir ve yalnızca kan tahlilinde fark edilebilir.</p>

<p>Daha belirgin yükselmelerde:</p>

<p>Kas güçsüzlüğü</p>

<p>Uyuşma veya karıncalanma</p>

<p>Bulantı</p>

<p>Çarpıntı</p>

<p>gibi belirtiler görülebilir.</p>

<p>Ciddi hiperkalemi tehlikeli kalp ritmi bozukluklarına yol açabilir.</p>

<p>Bu nedenle risk grubundaki kişilerde yalnızca belirtileri beklemek yerine gerektiğinde kan testleriyle potasyum düzeyinin izlenmesi önemlidir.</p>

<p>Etikette hangi ifadeye bakılmalı?</p>

<p>Tuz paketinin ön yüzündeki “düşük sodyumlu” veya “diyet” ifadesi tek başına ürünün içeriğini anlatmaya yetmez.</p>

<p>İçindekiler bölümüne bakın.</p>

<p>“Potasyum klorür” ifadesi, sodyumun bir bölümünün potasyumla değiştirildiğini gösterir.</p>

<p>Ürünün içerdiği sodyum ve potasyum miktarları markaya ve formülasyona göre değişebilir. Bu nedenle bütün düşük sodyumlu tuzları aynı kabul etmek doğru değildir.</p>

<p>“Daha sağlıklı” neden herkeste aynı anlama gelmiyor?</p>

<p>Potasyum içeren düşük sodyumlu tuzlar yanlış veya zararlı ürünler değildir.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü tam tersine, uygun yetişkinlerde normal sofra tuzu yerine kullanılmalarını sodyum tüketimini azaltmaya yönelik seçeneklerden biri olarak öneriyor.</p>

<p>Sorun, bu önerinin sağlık durumu ve ilaç kullanımından bağımsız biçimde herkese uygulanması.</p>

<p>Böbrekleri sağlıklı olan ve potasyum dengesini etkileyen bir hastalığı veya ilacı bulunmayan bir yetişkinle ileri böbrek hastalığı bulunan ya da potasyumu yükselten birkaç ilaç kullanan kişinin aynı ürünü aynı riskle tüketmesi beklenmez.</p>

<p>Tuzu azaltmanın tek yolu tuz alternatifi değil</p>

<p>Sodyum tüketimini azaltmak için mutlaka potasyumlu tuz kullanmak gerekmiyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinlerin günde 5 gramdan az tuz tüketmesini öneriyor. Bunun için yemeklere eklenen tuzu azaltmanın yanı sıra işlenmiş gıdalardan gelen gizli sodyumun da dikkate alınması gerekiyor.</p>

<p>Hazır yemekler, işlenmiş et ürünleri, bazı peynirler, tuzlu atıştırmalıklar, hazır soslar ve benzeri ürünler günlük sodyum tüketiminin önemli kaynakları olabilir.</p>

<p>Yemekleri otlar, baharatlar ve farklı aromalarla tatlandırmak da tuz miktarını azaltmanın yollarından biri.</p>

<p>Kimler özellikle dikkat etmeli?</p>

<p>Böbrek fonksiyon bozukluğu bulunanlar, daha önce yüksek potasyum saptananlar ve potasyumu yükseltebilecek ilaçlar kullananlar potasyum klorür içeren tuz alternatiflerini rutin olarak kullanmadan önce sağlık profesyoneline danışmalı.</p>

<p>Aynı durum birden fazla kalp veya tansiyon ilacı kullanan kişiler için de önem taşıyor.</p>

<p>Reçeteli ilacınızı bu bilgi nedeniyle kendi kendinize bırakmayın. Daha güvenli yaklaşım, kullandığınız tuz ürününün etiketini ve ilaç listenizi doktor veya eczacınızla birlikte değerlendirmek.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Böbrek hastalığınız, yüksek potasyum öykünüz veya düzenli kalp-tansiyon ilacı kullanımınız varsa potasyum klorür içeren tuz alternatiflerini kullanmadan önce sağlık profesyoneline danışın. Reçeteli ilaçlarınızı kendi kendinize bırakmayın veya dozunu değiştirmeyin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>World Health Organization — Use of Lower-Sodium Salt Substitutes: WHO Guideline, 2025</p>

<p>World Health Organization — Sodium Reduction Fact Sheet, 2026</p>

<p>National Health Service — Valsartan: Medicine for High Blood Pressure and Heart Failure, 2026</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/normal-tuzdan-daha-saglikli-saniliyor-ama-herkese-uygun-degil</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 06:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1168.jpeg" type="image/jpeg" length="82393"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kilo Vermek İçin Ne Yemeli? Tokluğu Destekleyebilecek 7 Besin Eşleşmesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kilo-vermek-icin-ne-yemeli-toklugu-destekleyebilecek-7-besin-eslesmesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kilo-vermek-icin-ne-yemeli-toklugu-destekleyebilecek-7-besin-eslesmesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kilo vermeye yardımcı besin eşleşmeleri, protein ve lif içeriğiyle tokluğu destekleyebilir. Yoğurt-yulaf, yumurta-sebze gibi seçeneklerde porsiyon ve günlük toplam enerji alımı sonucu belirler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kilo vermek için yoğurtla yulafı, yumurtayla sebzeyi veya baklagillerle yeşillikleri aynı öğünde değerlendirmek, dengeli ve doyurucu seçenekler oluşturabilir. Protein kaynaklarını lif içeren besinlerle bir araya getirmek, bazı kişilerde açlığı yönetmeyi ve beslenme planını sürdürmeyi kolaylaştırabilir.</p>

<p>Ancak iki besinin birlikte tüketilmesi kendiliğinden yağ yakımı ya da belirli miktarda kilo kaybı sağlamaz. Sonucu, zaman içindeki toplam enerji dengesi ve sürdürülebilir alışkanlıklar belirler. Besin eşleştirmeleri bu düzeni kurmak için kullanılabilecek pratik araçlardır.</p>

<p>Besinleri birlikte tüketmek kilo vermeye nasıl yardımcı olabilir?</p>

<p>Yoğurt, yumurta, balık ve baklagiller gibi besinler öğüne protein kazandırır. Sebzeler, bütün meyveler, yulaf ve diğer tam tahıllar ise lif alımını destekler. Sebzelerin su içeriği ve hacmi de tabağın daha doyurucu görünmesine ve hissedilmesine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Buradaki önemli noktalardan biri, yeni bir besini mevcut öğüne nasıl eklediğinizdir. Daha yüksek kalorili bir malzemenin bir bölümünü sebzeyle değiştirmek, öğünün enerji içeriğini azaltabilir. Aynı öğüne fazladan kuruyemiş, yağ veya sos eklemek ise toplam enerjiyi artırabilir.</p>

<p>Aşağıdaki eşleşmeler, beslenme rehberlerinden hareketle hazırlanmış uygulama örnekleridir. Her birinin özel bir zayıflatıcı etkisi olduğu veya diğer öğünlerden daha fazla kilo kaybettirdiği gösterilmiş değildir.</p>

<p>Yoğurt ve yulaf: Kâsenin tamamı önemli</p>

<p>Sade yoğurtla yulaf, protein ve lif içeren pratik bir kahvaltı ya da ara öğün oluşturabilir. Yoğurdun protein miktarı ürünün türüne, yulafın katkısı ise kullanılan miktara göre değişir.</p>

<p>Bu kâseye bal, şurup, çikolata parçaları ve bol miktarda kuruyemiş eklendiğinde toplam enerji belirgin biçimde yükselebilir. Dolayısıyla “yoğurt ve yulaf yiyorum” demek, öğünün kilo verme planına uygun olduğunu tek başına göstermez.</p>

<p>Sade ürünleri tercih etmek ve eklenen malzemelerin miktarını görmek, kâseyi ihtiyaca göre düzenlemeyi kolaylaştırır.</p>

<p>Yumurta ve sebze: Kahvaltıyı çeşitlendiren eşleşme</p>

<p>Yumurta; domates, biber, ıspanak veya mantarla birlikte hazırlanabilir. Böylece kahvaltıya protein yanında sebze çeşitliliği ve hacim eklenir.</p>

<p>Menemen veya sebzeli omlet bu yaklaşımın tanıdık örnekleridir. Kullanılan yağın miktarı ve yanındaki ekmek, peynir gibi diğer yiyecekler de öğünün toplamına dahildir. Yalnızca ana malzemeye odaklanmak, tabağın bütününü gözden kaçırabilir.</p>

<p>Nohut ve yeşillik: Salatayı daha doyurucu hâle getirmek</p>

<p>Yalnızca yeşillikten oluşan bir salata bazı kişiler için yeterince doyurucu olmayabilir. Haşlanmış nohut veya mercimek eklemek, salataya bitkisel protein ve lif kazandırır.</p>

<p>Roka, marul, maydanoz, domates ve salatalıkla hazırlanan bir baklagil salatası, öğün planında değerlendirilebilir. Porsiyon, salatanın tek başına mı yoksa başka yemeklerin yanında mı yenileceğine göre düzenlenmelidir.</p>

<p>Elma ve kuruyemiş: Ara öğünde miktarı görünür kılmak</p>

<p>Bütün bir meyvenin yanında tuzsuz badem, fındık veya ceviz tüketmek, farklı besin gruplarını bir araya getirir. Meyve lif sağlarken kuruyemişler yağ, bir miktar protein ve lif içerir.</p>

<p>Kuruyemişler enerji açısından yoğun besinlerdir. Paketten doğrudan yemek yerine tüketilecek miktarı küçük bir kaba ayırmak, porsiyonu fark etmeyi kolaylaştırabilir. Meyvenin yanına eklenen kuruyemişin de günlük toplamın bir parçası olduğu unutulmamalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tam tahıllı ekmek ve lor peyniri: Yasak yerine öğün dengesi</p>

<p>Kilo verme planında ekmeği otomatik olarak dışlamak gerekmez. Tam tahıllı ekmek, lor peyniri ve yanında domates ya da salatalıkla pratik bir öğün hazırlanabilir.</p>

<p>Tam tahıllı ekmek lif alımına, peynir ise protein alımına katkıda bulunur. Ekmeğin dilim büyüklüğü, peynirin miktarı ve ürünün içeriği sonucu değiştirir. “Tam tahıllı” ifadesi sınırsız tüketim anlamına gelmez.</p>

<p>Balık ve sebze: Pişirme yöntemi de hesaba katılmalı</p>

<p>Balığın yanında fırınlanmış, buharda pişirilmiş veya ölçülü yağla hazırlanmış sebzeler tüketilebilir. Bu eşleşme proteinle sebze çeşitliliğini aynı tabakta buluşturur.</p>

<p>Kızartma, pane ve yoğun soslar öğünün enerji içeriğini artırabilir. Balığın yanında servis edilen garnitürün bir bölümünü sebzeyle değiştirmek, tabağı düzenlemenin uygulanabilir yollarından biridir.</p>

<p>Yeşillik ve avokado: Salatadaki yağ kaynaklarını birlikte düşünün</p>

<p>Avokado, lif ve doymamış yağ içeren bir besindir. Yeşilliklerle birlikte salataya lezzet ve çeşitlilik katabilir.</p>

<p>Ancak avokadonun yanında bol zeytinyağı, kuruyemiş ve yoğun sos kullanıldığında birden fazla enerji kaynağı aynı tabakta toplanır. Salataya eklenen bütün malzemelerin miktarını birlikte değerlendirmek gerekir. Avokado, kilo vermek için tüketilmesi zorunlu bir besin de değildir.</p>

<p>Araştırmalar tokluk konusunda ne söylüyor?</p>

<p>2025’te Obesity Pillars dergisinde yayımlanan randomize bir araştırmada, fazla kilolu veya obezitesi olan 50 kadında süzme yoğurt ile yer fıstığı karşılaştırıldı. Yoğurt grubunda tüketimden 30 dakika sonra bildirilen tokluk daha yüksek bulundu.</p>

<p>Bu sonuç, kısa süreli bir tokluk ölçümüne dayanıyordu. Yoğurdun uzun vadede daha fazla kilo kaybettirdiğini veya herkes için yer fıstığından üstün olduğunu göstermiyordu.</p>

<p>Üstelik araştırmaların tamamı aynı sonucu vermiyor. Nutrition Journal’da 2013’te yayımlanan başka bir çalışmada, aynı enerjiyi sağlayan iki yoğurdun protein miktarı farklı olmasına rağmen tokluk ve sonraki besin tüketimi açısından anlamlı fark bulunmadı.</p>

<p>Bu nedenle tek bir malzemeden herkeste aynı etkiyi beklemek doğru olmaz.</p>

<p>Besin eşleştirirken hangi ayrıntılar önemli?</p>

<p>Öğünün tamamına bakın. Ana yiyeceğin yanında içecekler, soslar ve eklenen yağlar da enerji sağlar.</p>

<p>Besinleri sürekli üst üste eklemek yerine, bazı malzemelerin yerine kullanmayı düşünün. Örneğin yoğun sosun bir bölümünü azaltmak veya garnitürü sebzeyle çeşitlendirmek öğünün toplamını değiştirebilir.</p>

<p>Paket üzerindeki porsiyonla gerçekten tükettiğiniz miktarı karşılaştırın. Bir pakette birden fazla porsiyon bulunabilir.</p>

<p>Sevdiğiniz ve sürdürebildiğiniz seçeneklere öncelik verin. Tek bir “ideal ikili” bulmak, uzun vadeli beslenme düzeninin yerini tutmaz.</p>

<p>Bu eşleşmelerle kaç kilo verilir?</p>

<p>Bu besinlere bakarak haftalık veya aylık kilo kaybı hesaplanamaz. Enerji ihtiyacı; yaş, vücut özellikleri, hareket düzeyi ve sağlık durumuna göre değişir. Aynı öğün, farklı kişilerin günlük beslenmesinde farklı bir yere sahip olabilir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; kişiye özel diyet veya tedavi planı değildir. Kronik hastalığı, besin alerjisi ya da özel beslenme gereksinimi olan kişiler kilo yönetimini hekim ve diyetisyenle planlamalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>ABD Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü (NIDDK) — Kilo verme ve korumada beslenme ve fiziksel aktivite rehberi.</p>

<p>NIDDK — Besin porsiyonları ve kişiye uygun tüketim miktarları rehberi.</p>

<p>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) — Sağlıklı kilo yönetiminde sebze ve meyve tüketimi rehberi, 2026.</p>

<p>CDC — Daha sağlıklı öğün ve ara öğün hazırlama rehberi, 2026.</p>

<p>Obesity Pillars, 2025 — Fazla kilolu ve obezitesi olan kadınlarda süzme yoğurt ve yer fıstığının tokluk üzerindeki etkilerini karşılaştıran randomize klinik çalışma.</p>

<p>Nutrition Journal, 2013 — Protein miktarı farklı yoğurtların iştah kontrolü ve sonraki besin tüketimi üzerindeki etkilerini inceleyen çalışma. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kilo-vermek-icin-ne-yemeli-toklugu-destekleyebilecek-7-besin-eslesmesi</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 06:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1167.jpeg" type="image/jpeg" length="44615"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[4/D İşçilerin Tayin Bekleyişi: Gözler Ayrımı Bitirecek Düzenlemede]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/4d-iscilerin-tayin-bekleyisi-gozler-ayrimi-bitirecek-duzenlemede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/4d-iscilerin-tayin-bekleyisi-gozler-ayrimi-bitirecek-duzenlemede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[4/D işçilerin tayin hakkı için gözler yeni düzenlemede. Taşerondan kadroya geçenleri de kapsayan, aile birliğini gözeten ve başvuru takvimini açıklayan bir sistem beklentisi, 9 Aralık yaklaşırken sürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kamuda sürekli işçi olarak çalışanların tayin ve yer değişikliği sorunu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının ardından uygulamaya dönük adımları bekliyor. Özellikle taşerondan kadroya geçirilen çalışanlar açısından temel mesele, makul gerekçelere dayanan taleplerin değerlendirilebileceği açık ve işleyen bir sistem kurulması.</p>

<p>İptal hükmünün yürürlüğe gireceği 9 Aralık 2026 yaklaşırken, karar vericilerin önünde somut bir gündem bulunuyor: Düzenleme kimleri kapsayacak, aile birliği nasıl korunacak, sağlık mazeretleri nasıl değerlendirilecek ve başvurular hangi takvimle sonuçlandırılacak?</p>

<p>Taşerondan kadroya geçenler de 4/D’li</p>

<p>375 sayılı KHK’nin geçici 23. maddesi kapsamında kamu kurumlarının sürekli işçi kadrolarına geçirilen çalışanlar da 4/D statüsünde. Kadroya geçişlerinin farklı bir düzenlemeye dayanması, bu gerçeği değiştirmiyor. Bununla birlikte yer değişikliği konusunda farklı hükümlere tabi olmaları, uygulamada aynı statü içinde farklı sonuçlar doğuruyor.</p>

<p>Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğünün 6 Nisan 2026 tarihli sürekli işçi il içi yer değişikliği duyurusunda, geçici 23. madde kapsamındaki çalışanların hariç tutulması bu ayrımın somut örneklerinden biri.</p>

<p>Bu nedenle çözüm, yalnızca yeni bir tayin duyurusu yayımlanmasıyla sınırlı kalmamalı. Düzenlemenin kapsamı açıkça tanımlanmalı; taşerondan sürekli işçi kadrosuna geçenlerin başvurularının da değerlendirilebilmesi sağlanmalı.</p>

<p>AYM kararının işaret ettiği temel ilke</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, 26 Kasım 2025 tarihli E.2025/100, K.2025/242 sayılı kararıyla geçici 23. maddede yer alan “çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde” ibaresini iptal etti.</p>

<p>Mahkeme, makul nedenlere dayanan yer değişikliği taleplerinin iş ve kadro durumu çerçevesinde değerlendirilmesini ve bu kararların yargısal denetimini engelleyen kuralı, devletin çalışanları koruma yükümlülüğüyle bağdaşmaz buldu. Karar, Anayasa’nın 49. maddesine dayandırıldı.</p>

<p>9 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan iptal hükmü, dokuz aylık ertelemenin ardından 9 Aralık 2026’da yürürlüğe girecek. Bu tarih, bütün işçilerin otomatik olarak istedikleri yere atanacağı anlamına gelmiyor. Ancak ilgili çalışanların taleplerini kategorik biçimde engelleyen hüküm bakımından belirleyici bir değişikliği ifade ediyor.</p>

<p>Aile birliği, işe giriş tarihindeki koşullara hapsedilemez</p>

<p>Bir çalışanın işe başladığı tarihteki aile düzeni yıllar içinde değişebilir. Eşi başka bir şehirde çalışmaya başlayabilir. Çocuğunun bakım ihtiyacı ortaya çıkabilir. Kendisinin veya yakınının sağlık durumu, başka bir yerde yaşamasını gerekli kılabilir.</p>

<p>Eşlerin ayrı şehirlerde yaşaması, ulaşım ve barınma giderlerini artırabilir; çocukların bakımı ve aile içindeki sorumlulukların paylaşılmasını güçleştirebilir.</p>

<p>Koop-İş Sendikası da 9 Mart tarihli açıklamasında aile bütünlüğü, sağlık durumu ve yaşam koşullarının dikkate alınmasını istemiş; nakil taleplerinin hakkaniyet, eşitlik ve objektif ölçütlerle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştı.</p>

<p>Bu beklentilerin karşılanabilmesi, başvuru yolunun tanımlanmasına bağlı. Çalışanın hangi belgelerle, nereye ve ne zaman başvuracağını bilmesi gerekiyor. Sürecin yalnızca kurumlar arası yazışmalara veya sonucu belirsiz dilekçelere bırakılması, öngörülebilir bir çözüm sağlamaz.</p>

<p>Eş durumu ve sağlık mazereti için ayrı değerlendirme yolları</p>

<p>Hazırlanacak düzenleme açısından öncelikli konulardan biri, mazeret başvurularının genel yer değişikliği taleplerinden ayrı ele alınması olmalı.</p>

<p>Eş durumu başvurularında, eşin kamu veya özel sektörde çalışmasına ilişkin koşullar açıkça belirlenmeli. Ailenin başka bir yolla bir araya gelme imkânı, ayrı geçirilen süre ve çocukların bakım ihtiyaçları gibi unsurların nasıl değerlendirileceği önceden açıklanmalı.</p>

<p>Sağlık mazeretlerinde ise hangi raporların kabul edileceği ve işçinin bakmakla yükümlü olduğu kişilerin durumunun hangi kapsamda ele alınacağı netleştirilmeli. Tedavi veya bakım ihtiyacının acil olduğu durumlar için, olağan başvuru dönemini beklemeyi gerektirmeyen bir değerlendirme yolu tasarlanmalı.</p>

<p>Engellilik, belgelenmiş bakım ihtiyacı ve can güvenliği gibi durumlar da düzenleme hazırlanırken ayrıca ele alınmalı.</p>

<p>Becayiş için erişilebilir ve denetlenebilir bir sistem</p>

<p>Karşılıklı yer değiştirme, uygun koşullar sağlandığında çalışanların talepleriyle kurumların personel ihtiyacını birlikte karşılayabilecek seçeneklerden biri.</p>

<p>Bu nedenle becayişin kimler arasında ve hangi koşullarda yapılabileceği açık biçimde düzenlenmeli. Görev, unvan, mesleki yeterlilik, işkolu ve işyerinin ihtiyacı bakımından aranacak ölçütler çalışanların erişimine sunulmalı.</p>

<p>Kurum bünyesinde kurulacak ortak bir başvuru ve eşleştirme sistemi, çalışanların yalnızca kişisel bağlantılarıyla karşılıklı yer değiştirecek kişi aramasına duyulan ihtiyacı azaltabilir. Uygun eşleşmelerin hangi süre içinde değerlendirileceği de belirlenmeli.</p>

<p>Kurum içi yer değişikliği ile kurumlar arası geçiş ayrıca ele alınmalı. Kurumlar arası geçiş düşünülüyorsa bunun hukuki dayanağı, kadro ve bütçe koşulları, toplu iş sözleşmeleri ve çalışanların hakları bakımından sonuçları önceden açıklığa kavuşturulmalı.</p>

<p>Boş kadrolar, öncelik sırası ve ret gerekçeleri açıklanmalı</p>

<p>Başvuru hakkının kullanılabilir olması için çalışanların hangi işyerlerine geçiş talep edebileceğini görmesi gerekiyor. Uygun kadro ve personel ihtiyacı bilgileri, belirli dönemlerde güncellenerek erişime açılmalı.</p>

<p>Aynı yere birden fazla başvuru olduğunda hangi ölçütün öncelik sağlayacağı baştan belli olmalı. Mazeretin ağırlığı, hizmet süresi ve bekleme süresi gibi unsurların kullanılması düşünülüyorsa bunların değerlendirmedeki karşılığı ilan edilmeli.</p>

<p>Kura öngörülüyorsa hangi aşamada uygulanacağı açıklanmalı. Başvuruların reddedilmesi hâlinde çalışana somut gerekçe bildirilmeli. İtirazın nereye yapılacağı, hangi süre içinde inceleneceği ve sonucun nasıl duyurulacağı düzenlenmeli.</p>

<p>Böyle bir çerçeve, çalışanlar için güvence sağlarken kurumların da kararlarını tutarlı ve denetlenebilir ölçütlere dayandırmasına yardımcı olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Personel planlamasıyla aile ihtiyaçları birlikte gözetilmeli</p>

<p>Hastaneler ve diğer kamu kurumlarında hizmetin kesintisiz sürmesi önemli. Yer değişikliği düzenlemesi hazırlanırken bu ihtiyaç, çalışanların aile ve sağlık koşullarıyla birlikte değerlendirilmek zorunda.</p>

<p>Ayrılışların kademelendirilmesi, boşalan görevlere personel planlanması ve karşılıklı geçişlerin eş zamanlı yürütülmesi çözüm seçenekleri arasında ele alınabilir.</p>

<p>Personel açığı nedeniyle hemen karşılanamayan talepler için de açık bir bekleme ve yeniden değerlendirme sistemi kurulmalı. Çalışan, başvurusunun hangi koşulda yeniden ele alınacağını bilmeli. Ertelemenin belirsiz süreli bir bekleyişe dönüşmesini önleyecek süreler ve kontrol mekanizmaları belirlenmeli.</p>

<p>Karar vericiler için öncelik: Kapsam, yöntem ve takvim</p>

<p>Kamuoyunda “tayin yönetmeliği” olarak anılan çözüm, kanuni çerçeve ve kurumların yetkileriyle birlikte hazırlanmalı. İhtiyaç duyulan kanuni değişiklikler TBMM düzeyinde; uygulama kuralları ise yetkili kurumlar tarafından, toplu iş sözleşmeleri de dikkate alınarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ilgili kamu kurumları ve işçi sendikalarının katılımıyla yürütülebilecek koordineli bir hazırlık, kapsam ve uygulama farklılıklarının belirlenmesine katkı sağlayabilir.</p>

<p>9 Aralık öncesinde kapsamın, gerekli düzenlemelerin ve uygulama takviminin açıklanması belirsizliği azaltacaktır. Acil mazeretlerin hangi yolla ele alınacağı ve ilk başvuru döneminin nasıl yürütüleceği de hazırlığın parçası olmalı.</p>

<p>Daha önce yapılmış başvurular unutulmamalı</p>

<p>Geçiş hükümleri, eski taleplerin durumunu da açıklığa kavuşturmalı. Daha önce başvurmuş ve kapsam engeli nedeniyle sonuç alamamış çalışanların yeniden başvurup başvurmayacağı, mevcut belgelerin nasıl güncelleneceği ve bekleme süresinin değerlendirmeye alınıp alınmayacağı belirlenmeli.</p>

<p>Yer değişikliğinde kıdem, ücret, izin ve diğer işçilik haklarının korunmasına ilişkin güvenceler açıkça düzenlenmeli. Farklı bir işyerine geçişin çalışma koşulları ve toplu iş sözleşmesi bakımından sonuçları da başvuru öncesinde açıklanmalı.</p>

<p>Beklenen, uygulanabilir bir çözüm</p>

<p>22 Eylül 2026 itibarıyla bu haber için incelenen kaynaklarda, bütün 4/D işçileri kapsayan yeni bir tayin yönetmeliği veya ortak başvuru takvimi doğrulanamadı.</p>

<p>Bu nedenle düzenlemenin yayımlanacağına ilişkin kesin tarih vermek mümkün değil. Ancak kararın yürürlük tarihi belli. Hazırlıkların hangi aşamada olduğunun açıklanması ve uygulamanın belirsizliğe bırakılmaması, karar vericilerin önündeki somut ihtiyaç.</p>

<p>Yeni sistemin başarısı; taşerondan kadroya geçenlerin de başvurabildiği, mazeretlerin ciddiyetle incelendiği, kamu hizmetinin planlandığı ve her çalışanın gerekçeli bir yanıt alabildiği ölçüde değerlendirilecek.</p>

<p>Tayin bekleyen işçiler için karşılığı olan adım, başvuru kapısını açan ve sürecin sonunu görünür kılan bir düzenleme olacak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, E.2025/100, K.2025/242, 26 Kasım 2025; Resmî Gazete, 9 Mart 2026, sayı 33191.<br />
Koop-İş Sendikası, sürekli işçilerin nakil taleplerine ilişkin açıklama, 9 Mart 2026.<br />
Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü, 2026 Yılı Sürekli İşçi İl İçi Yer Değişikliği Atama Kurası, 6 Nisan 2026.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Aday Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/4d-iscilerin-tayin-bekleyisi-gozler-ayrimi-bitirecek-duzenlemede</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 23:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1164.jpeg" type="image/jpeg" length="57116"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul’da yağmur hangi günler bekleniyor? İşte bir haftalık hava durumu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/istanbulda-yagmur-hangi-gunler-bekleniyor-iste-bir-haftalik-hava-durumu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/istanbulda-yagmur-hangi-gunler-bekleniyor-iste-bir-haftalik-hava-durumu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul hava durumu tahmininde sağanak ve güneşli günler peş peşe geliyor. 23–29 Eylül haftasında dört gün yağış ihtimali bulunurken çarşamba günü sıcaklığın 17 dereceye kadar düşmesi bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>İstanbul’da yağmur hangi günler bekleniyor? İşte bir haftalık hava durumu</p>

<p>İstanbul’da 23–29 Eylül hava durumu tahminleri, sağanaklarla güneşli aralıkların birbirini izleyeceğini gösteriyor. Çarşamba günü serinlik ve yağış öne çıkarken hafta sonu sıcaklığın yeniden yükselmesi bekleniyor.</p>

<p>İstanbul’da önümüzdeki bir hafta boyunca hava değişken olacak. Güncel tahminlerde çarşamba, perşembe, cumartesi ve sonraki salı günü yağış ihtimali bulunuyor. Cuma ve pazar günü ise güneşin daha fazla yüzünü göstermesi bekleniyor.</p>

<p>ÇARŞAMBA GÜNÜ YAĞMUR VE SERİNLİK BİR ARADA</p>

<p>23 Eylül Çarşamba günü İstanbul’da yer yer yoğun sağanak geçişleri bekleniyor. Günün en yüksek sıcaklığı yaklaşık 17 derece olacak. AccuWeather’ın günlük tahmininde gündüz yağış olasılığı yüzde 90 olarak gösteriliyor.</p>

<p>Kuzey-kuzeydoğudan esmesi beklenen rüzgârın ortalama hızının saatte 19 kilometre, hamlelerinin ise 39 kilometre civarında olması öngörülüyor. Sağlayıcının hissedilen sıcaklık tahmini gündüz yaklaşık 15 dereceyi işaret ediyor.</p>

<p>Bu görünüm, özellikle sabah evden çıkanların hem yağmura hem de serin havaya hazırlıklı olmasını gerektiriyor. İnce bir yağmurluk ve gerektiğinde çıkarılabilecek bir üst giysi, gün içindeki değişken koşullara uyum sağlamayı kolaylaştırabilir.</p>

<p>Yağış olasılığının yüksek olması, günün tamamında kesintisiz yağmur yağacağı anlamına gelmiyor. Sağanakların zamanı ve etkisi ilçeler arasında farklılık gösterebilir.</p>

<p>PERŞEMBE ISINMA, CUMA GÜNEŞ BEKLENİYOR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>24 Eylül Perşembe günü sıcaklığın 22 dereceye yükselmesi bekleniyor. Güneşli aralıklar görülse de yerel yağış ihtimali sürüyor.</p>

<p>25 Eylül Cuma günü ise güneşli hava ve yaklaşık 23 derecelik gündüz sıcaklığı öngörülüyor. Mevcut tahmin, cuma günü yağış olasılığının oldukça düşük olduğunu gösteriyor.</p>

<p>İSTANBUL’DA HAFTA SONU HAVA NASIL OLACAK?</p>

<p>26 Eylül Cumartesi günü sıcaklık yaklaşık 25 dereceye çıkacak. Ancak yer yer sağanak ihtimali bulunması nedeniyle açık hava planlarında yağmur olasılığını hesaba katmak gerekiyor.</p>

<p>27 Eylül Pazar günü parçalı bulutlu ve güneşli bir hava bekleniyor. Gündüz sıcaklığının 23 derece civarında olması öngörülüyor. Mevcut görünümde pazar, cumartesiye göre yağış açısından daha elverişli.</p>

<p>PAZARTESİ BULUTLANMA, SALI SAĞANAK İHTİMALİ</p>

<p>28 Eylül Pazartesi günü çok bulutlu hava ve 22 derece civarında sıcaklık bekleniyor. 29 Eylül Salı günü ise yer yer sağanakların yeniden görülmesi, gündüz sıcaklığının yaklaşık 21 derece olması öngörülüyor.</p>

<p>İŞE, OKULA VE AÇIK HAVA ETKİNLİKLERİNE GİDECEKLER NELERE DİKKAT ETMELİ?</p>

<p>Yağış beklenen günlerde evden çıkmadan önce bulunulan ilçenin saatlik tahminine bakmak yararlı olacaktır. Günlük tahminde sağanak simgesi bulunması, her ilçede aynı saatte ve aynı miktarda yağış görüleceği anlamına gelmez.</p>

<p>Yürüyerek veya toplu taşımayla yolculuk yapanların şemsiye ve yağmura uygun ayakkabı tercih etmesi, açık havada etkinlik düzenleyenlerin ise kapalı alan seçeneği hazırlaması planları kolaylaştırabilir.</p>

<p>Sürücülerin yağış sırasında hızlarını yol koşullarına göre ayarlaması ve takip mesafesini artırması önem taşıyor. Görüşün azaldığı veya yolda su birikintilerinin oluştuğu noktalarda daha dikkatli hareket edilmesi gerekiyor.</p>

<p>HAFTALIK TAHMİNLER GÜNCELLENEBİLİR</p>

<p>Bu haber, 22 Eylül 2026 itibarıyla erişilen tahminlerle hazırlanmıştır. Özellikle haftanın son günlerine ilişkin yağış zamanı ve sıcaklık değerleri değişebilir.</p>

<p>Günlük planlar için saatlik ve ilçe bazlı tahminler; olası kuvvetli hava olayları için Meteoroloji Genel Müdürlüğünün resmî uyarıları takip edilmelidir.</p>

<p>Kaynak: AccuWeather İstanbul günlük ve haftalık hava tahminleri. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/istanbulda-yagmur-hangi-gunler-bekleniyor-iste-bir-haftalik-hava-durumu-1</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 22:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-8764.jpeg" type="image/jpeg" length="84385"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Reflü nedir, belirtileri nelerdir? Nedenleri ve tedavisi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/reflu-nedir-belirtileri-nelerdir-nedenleri-ve-tedavisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/reflu-nedir-belirtileri-nelerdir-nedenleri-ve-tedavisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Reflü neden olur, belirtileri nelerdir ve nasıl geçer? Mide yanması, ağza acı su gelmesi ve gece şikâyetleriyle ilgili merak edilenler; tanı, güncel tedaviler ve yeni araştırmalar bu rehberde.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Reflü, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıdır. Bu durum tekrarlayarak rahatsız edici şikâyetlere veya yemek borusunda hasara yol açtığında gastroözofageal reflü hastalığı olarak adlandırılır. Göğüs kemiğinin arkasında yanma ve ağza ekşi ya da acı içerik gelmesi, en tipik belirtileridir.</p>

<p>Şikâyetler yemek sonrasında, öne eğilince veya yatınca belirginleşebilir. Bazı kişilerde öksürük ve ses kısıklığı da görülebilir. Ancak bu belirtiler tek başına reflü tanısı koydurmaz. Tedavinin amacı hem yakınmaları azaltmak hem de varsa yemek borusundaki hasarı iyileştirmektir.</p>

<p>Reflü hastalığında hangi farklılıklar var?</p>

<p>Ara sıra yaşanan kısa süreli geri kaçış, her zaman hastalık anlamına gelmez. Değerlendirmede şikâyetin sıklığı, günlük yaşamı ne kadar etkilediği ve yemek borusunda sorun oluşturup oluşturmadığı önemlidir.</p>

<p>Bazı hastalarda endoskopide yemek borusunun iç yüzeyinde tahriş ve yaralanma görülür. Buna eroziv özofajit denir. Bazılarında ise belirgin yüzey hasarı olmadan reflü yakınmaları bulunabilir. Dolayısıyla endoskopinin normal olması, reflüyü tek başına dışlamaz.</p>

<p>Reflü neden olur?</p>

<p>Yemek borusunun mideye bağlandığı yerde, geri kaçışı sınırlayan bir kas yapısı bulunur. Diyafram da bu bölgenin çalışmasına destek olur. Bu koruyucu mekanizma yeterince çalışmadığında mide içeriği yukarı çıkabilir.</p>

<p>Fazla kilo, gebelik ve sigara kullanımı reflü gelişmesini kolaylaştırabilir. Midenin üst bölümünün diyafram açıklığından göğüs boşluğuna doğru kayması anlamına gelen mide fıtığı da etkili olabilir. Ancak mide fıtığı bulunan herkes aynı şiddette reflü yaşamaz.</p>

<p>Bazı ilaçlar yakınmaları artırabilir. Kullanılan ilaçlarla şikâyetlerin başlangıcı arasında ilişki varsa bunun hekimle değerlendirilmesi gerekir. Bir ilacı kendi kendine bırakmak uygun değildir.</p>

<p>Reflüyü başlatan mekanizma ile belirtileri artıran etkenler aynı şey değildir. Örneğin bir yiyecek bazı kişilerde yanmayı artırabilir; bu, o yiyeceğin herkeste reflü hastalığına neden olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Reflü belirtileri nelerdir?</p>

<p>En belirgin yakınmalar şunlardır:</p>

<p>- Göğüs kemiğinin arkasından boğaza doğru yükselebilen yanma.<br />
- Ağza yemek, ekşi sıvı veya acı içerik gelmesi.<br />
- Yemek sonrasında ya da yatarken yakınmaların artması.<br />
- Bazı kişilerde bulantı, yutarken ağrı veya yutma güçlüğü.</p>

<p>Uzun süren öksürük ve ses kısıklığı da reflüyle ilişkili olabilir. Bununla birlikte alerji, solunum yolu hastalıkları ve başka nedenler araştırılmadan bu şikâyetleri yalnızca mideye bağlamak doğru değildir.</p>

<p>Yanmanın şiddeti, yemek borusunda oluşan hasarın derecesini her zaman göstermez. Çok belirgin yakınması olan bir kişinin endoskopisi normal olabilir. Bu nedenle tedavi kararı yalnızca ağrının şiddetine göre verilmez.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Tekrarlayan, uykuyu bölen veya sürekli ilaç kullanma ihtiyacı doğuran yakınmalar değerlendirilmelidir. İlk başvuru aile hekimine veya iç hastalıkları uzmanına yapılabilir. Gerekli görüldüğünde gastroenteroloji değerlendirmesi istenir.</p>

<p>Yutarken takılma, açıklanamayan kilo kaybı ve sürekli kusma varsa başvuru geciktirilmemelidir. Kanlı ya da kahve telvesini andıran kusma ve siyah, katran görünümünde dışkı acil değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Yeni başlayan veya şiddetli göğüs ağrısı “reflüdür” diye bekletilmemelidir. Özellikle nefes darlığı, soğuk terleme veya kola ve çeneye yayılan ağrı eşlik ediyorsa 112 aranmalıdır. Kalple ilgili acil durumlarla reflüyü evde güvenle ayırmak mümkün değildir.</p>

<p>Reflü nasıl teşhis edilir?</p>

<p>Tanıda yakınmaların özellikleri, ne zaman başladığı, yemeklerle ilişkisi ve kullanılan ilaçlar sorgulanır. Tipik belirtileri bulunan ve uyarıcı bulgusu olmayan bazı hastalarda başlangıçta test yapılmadan tedavi planlanabilir.</p>

<p>Endoskopi, ince ve kameralı bir cihazla yemek borusu ile midenin incelenmesidir. Yutma güçlüğü, kanama şüphesi veya tedaviye rağmen devam eden yakınmalarda gerekli olabilir. İşlem sırasında ihtiyaç duyulursa küçük doku örnekleri alınabilir.</p>

<p>Tanı belirsiz kaldığında yemek borusundaki asit temasını ölçen pH izlemi kullanılabilir. Bazı cihazlar asitli olmayan geri kaçışları da değerlendirebilir. Böylece şikâyetlerin gerçekten reflü olaylarıyla örtüşüp örtüşmediği araştırılır.</p>

<p>Yemek borusunun kasılmalarını ölçen manometri ise özellikle bazı yutma sorunlarında ve girişim öncesinde yararlıdır. Tek başına reflü tanısı koyan bir test değildir. Bu incelemelerin tamamı her hastaya uygulanmaz.</p>

<p>Reflüye ne iyi gelir, beslenmede ne değişmeli?</p>

<p>Özellikle gece yakınması olanlarda yemek ile yatma arasında en az üç saat bırakılması yararlı olabilir. Fazla kilosu bulunan kişilerde uygun kilo kaybı da belirtileri azaltabilir.</p>

<p>Gece reflüsünde yatağın baş bölümünü yükseltmek veya üst gövdeyi destekleyen uygun bir eğimli yastık kullanmak düşünülebilir. Yalnızca başın altına birkaç yastık koymak aynı etkiyi sağlamayabilir.</p>

<p>Kahve, çikolata, yağlı yiyecekler, nane, alkol veya baharatlı yemekler bazı kişilerde şikâyeti artırır. Ancak herkese aynı uzun yasak listesini vermek yerine kişisel tetikleyicileri belirlemek daha uygundur.</p>

<p>Hangi yiyeceğin ardından yakınma geliştiğini not etmek bu ayrımı kolaylaştırabilir. Gereksiz kısıtlamalarla beslenmeyi daraltmak yerine, belirgin ilişki bulunan ürünler değerlendirilmelidir. Sigaranın bırakılması da tedavi yaklaşımının bir parçasıdır.</p>

<p>Reflü ilaçları nasıl etki eder?</p>

<p>Antasitler, mevcut mide asidini nötralize ederek hafif yakınmalarda kısa süreli rahatlama sağlayabilir. Ancak sık kullanım ihtiyacı doğuyorsa altta yatan durumun değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>H2 reseptör blokerleri ve proton pompası inhibitörleri, midenin asit üretimini azaltır. Proton pompası inhibitörleri, özellikle asitle ilişkili yemek borusu hasarının iyileştirilmesinde önemli yer tutar.</p>

<p>İlaç seçimi ve kullanım süresi hastalığın özelliklerine göre belirlenir. Her hastanın ömür boyu ilaç kullanması gerekmez. Buna karşılık belirgin yemek borusu hasarı bulunan bazı kişilerde uzun süreli tedavi gerekli olabilir.</p>

<p>Tedaviye rağmen yanma sürüyorsa yalnızca ilaç değiştirmek yeterli olmayabilir. Kullanım biçimi, tanının doğruluğu ve farklı hastalık olasılıkları yeniden gözden geçirilir. Asit baskılayıcı ilaçlar, reflü dışındaki bütün yanma nedenlerini ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Reflü ameliyatı kimlere uygulanır?</p>

<p>Ameliyat, her reflü hastasının ihtiyaç duyduğu bir yöntem değildir. Reflünün incelemelerle doğrulandığı ve uygun değerlendirmeden geçen seçilmiş hastalarda düşünülebilir.</p>

<p>Fundoplikasyon adı verilen ameliyatta midenin üst kısmı, yemek borusunun alt bölümünü destekleyecek şekilde düzenlenir. Amaç geri kaçışı azaltmaktır. Manyetik halka veya ağızdan endoskopla uygulanan bazı işlemler de belirli hastalarda seçenek olabilir.</p>

<p>Bu yöntemler birbirinin aynısı değildir. Mide fıtığının büyüklüğü, yemek borusunun hareketleri ve hastanın beklentileri karar üzerinde etkilidir. Girişimlerin riskleri ve belirtilerin yeniden ortaya çıkma olasılığı ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p>Reflü tedavisindeki yeni seçenekler neler?</p>

<p>Asit üretimini farklı bir mekanizmayla azaltan potasyumla yarışmalı asit blokerleri, tedavi seçenekleri arasına eklenen ilaç gruplarından biridir. Vonoprazan bu gruptadır.</p>

<p>FDA’nın 17 Temmuz 2024 tarihli onay belgesi, vonoprazanın ABD’de yetişkinlerde, yemek borusunda erozyon bulunmayan reflüyle ilişkili yanmanın giderilmesi için kullanımını kapsar. Bu gelişme 2026’da verilmiş yeni bir onay değildir.</p>

<p>2024’te yayımlanan, 772 yetişkinin rastgele gruplara ayrıldığı araştırmada dört haftalık dönemde yanmasız geçirilen tam günlerin oranı, değerlendirilen vonoprazan grubunda yüzde 44,8, etkisiz karşılaştırma ilacı verilen grupta yüzde 27,7 bulundu. Aradaki fark 17,1 yüzde puandı.</p>

<p>Bu sonuç, hastaların yüzde 44,8’inin tamamen iyileştiği anlamına gelmez. Ayrıca çalışma bu hasta grubunda standart asit baskılayıcı ilaçlarla doğrudan üstünlük karşılaştırması yapmadı.</p>

<p>Yeni ilaçların da yan etkileri ve kullanım sınırlılıkları bulunur. Vonoprazanın Türkiye’deki güncel ruhsat, erişim ve geri ödeme durumu bu haber kapsamında doğrulanamadı. ABD onayı Türkiye’de erişim bulunduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Umut vaat eden çalışmalar: Endoskopik yöntemler araştırılıyor</p>

<p>Araştırılan yaklaşımlardan biri, mide ile yemek borusunun birleştiği bölgenin iç yüzeyine endoskopla kontrollü işlem uygulanmasıdır. Antireflü mukozal ablasyon, kısaca ARMA adı verilen yöntemde iyileşme sürecinden yararlanarak geri kaçışın azaltılması hedeflenir.</p>

<p>Endoscopy dergisinin Mayıs 2026 sayısında yer alan ve ilk kez Kasım 2025’te çevrim içi yayımlanan bir araştırmaya 58 hasta alındı. İlaç tedavisine rağmen şikâyetleri süren, belirli test ölçütlerini karşılayan hastalar gerçek işlem veya işlemin taklit edildiği kontrol grubuna ayrıldı.</p>

<p>Altı ay sonunda hastalığa bağlı yaşam kalitesi puanında en az yüzde 50 düzelme, ARMA grubundaki 28 hastanın 20’sinde görüldü. Kontrol grubunda bu sonuca ulaşan kişi sayısı birdi.</p>

<p>Sonuç dikkat çekici olsa da çalışma tek merkezliydi ve katılımcı sayısı sınırlıydı. Ölçülen düzelme, reflünün tamamen ortadan kalkması anlamına gelmiyor. Uzun dönem yarar ve güvenlilik için daha geniş çalışmalar gerekiyor. Yöntem bütün hastalara uygun, kesin çözüm olarak sunulamaz.</p>

<p>Sık sorulan diğer sorular</p>

<p>Reflü ile gastrit aynı hastalık mı?</p>

<p>Hayır. Reflü, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıyla ilgilidir. Gastrit ise mide iç yüzeyindeki iltihaplanmayı ifade eder. Yakınmalar benzeşebilir ve iki durum birlikte bulunabilir.</p>

<p>Reflü bulaşıcı mı?</p>

<p>Hayır. Reflü kişiden kişiye geçen bir enfeksiyon değildir. Aynı evde birden fazla kişide görülmesi, birbirlerine bulaştırdıkları anlamına gelmez.</p>

<p>Reflü mutlaka kansere dönüşür mü?</p>

<p>Hayır. Reflü hastalarının çoğunda yemek borusu kanseri gelişmez. Bununla birlikte bazı kişilerde yemek borusunu kaplayan hücrelerde Barrett özofagusu denilen değişiklik oluşabilir. Bu durum kanser demek değildir; gerekli takip, kişisel risklere göre planlanır.</p>

<p>Reflü dişlere zarar verebilir mi?</p>

<p>Evet. Mide içeriğinin ağıza kadar ulaşması, zaman içinde diş minesinin aşınmasına katkıda bulunabilir. Açıklanamayan diş aşınması veya hassasiyetinde diş hekimi değerlendirmesi önemlidir.</p>

<p>Reflüsü olanlar hangi tarafa yatmalı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sol yana yatmak bazı kişilerde gece reflüsünü azaltabilir. Ancak uyku pozisyonu tek başına tedavi değildir ve herkes aynı yararı görmeyebilir.</p>

<p>Tıbbi uyarı</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Kişisel tanı, ilaç seçimi ve tedavi planı sağlık profesyoneli değerlendirmesi gerektirir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. ABD Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü (NIDDK). Acid Reflux (GER &amp; GERD) in Adults: Definition &amp; Facts; Symptoms &amp; Causes; Diagnosis; Treatment; Eating, Diet, &amp; Nutrition. Erişim: Eylül 2026.</p>

<p>2. Mayo Clinic. Gastroesophageal reflux disease (GERD): Symptoms and causes; Diagnosis and treatment. Erişim: Eylül 2026.</p>

<p>3. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA). Voquezna, NDA 218710 ve NDA 215151/S-006 onay belgesi. 17 Temmuz 2024.</p>

<p>4. Laine L ve arkadaşları. Vonoprazan is Efficacious for Treatment of Heartburn in Non-erosive Reflux Disease: A Randomized Trial. Gastroenterology, 2024.</p>

<p>5. Chavan D ve arkadaşları. Role of antireflux mucosal ablation in “reflux-predominant” refractory gastroesophageal reflux disease: a randomized sham-controlled trial. Endoscopy, 2026;58(5):456–464. İlk çevrim içi yayın: 6 Kasım 2025.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıbbiye Kütüphanesi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/reflu-nedir-belirtileri-nelerdir-nedenleri-ve-tedavisi</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 21:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1158.jpeg" type="image/jpeg" length="44205"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ANA Pozitif Ne Demek? 1:80, 1:160 ve 1:320 Sonuçları Ne Anlama Gelir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ana-pozitif-ne-demek-180-1160-ve-1320-sonuclari-ne-anlama-gelir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ana-pozitif-ne-demek-180-1160-ve-1320-sonuclari-ne-anlama-gelir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ANA testi, hücre çekirdeğindeki yapılara karşı gelişen antikorları araştırır. 1:80, 1:160 veya 1:320 gibi titreler tek başına lupus tanısı değildir; sonuç patern, belirtiler ve diğer otoantikorlarla birlikte yorumlanır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ANA TESTİ NEDİR?</p>

<p>ANA, “antinükleer antikor” testidir. Bağışıklık sisteminin hücre çekirdeğindeki yapılara karşı oluşturduğu antikorları araştırır ve özellikle sistemik otoimmün romatizmal hastalıklardan şüphe edildiğinde kullanılır.</p>

<p>ANA pozitifliği tek başına lupus, Sjögren hastalığı, sistemik skleroz veya başka bir romatolojik hastalık tanısı koydurmaz. Sağlıklı kişilerde de ANA pozitifliği görülebilir.</p>

<p>ANA POZİTİF NE DEMEK?</p>

<p>ANA pozitif olması, kanda antinükleer antikor saptandığı anlamına gelir.</p>

<p>Sonucun klinik önemi yalnızca “pozitif” veya “negatif” olmasına bağlı değildir. ANA titresi, floresan paterni, kişinin belirtileri ve anti-dsDNA, ENA gibi daha özgül testler birlikte değerlendirilir.</p>

<p>ANA TİTRESİ NEDİR?</p>

<p>ANA titreleri genellikle 1:40, 1:80, 1:160, 1:320 veya 1:640 gibi oranlarla raporlanır.</p>

<p>Titre yükseldikçe antikorun daha fazla seyreltilmiş serumda hâlâ saptanabildiği anlaşılır. Ancak yüksek titre bile tek başına belirli bir hastalığı kanıtlamaz.</p>

<p>Laboratuvarların kullandığı yöntem ve pozitiflik eşikleri farklı olabilir.</p>

<p>ANA 1:80 NE DEMEK?</p>

<p>ANA 1:80 düşük titreli pozitiflik olarak raporlanabilir.</p>

<p>Bazı laboratuvarlarda pozitif kabul edilirken bazı değerlendirme sistemlerinde klinik anlamı kişinin belirtilerine göre sınırlı olabilir.</p>

<p>Özellikle hiçbir otoimmün hastalık belirtisi olmayan bir kişide 1:80 sonucu tek başına lupus anlamına gelmez.</p>

<p>ANA 1:160 NE DEMEK?</p>

<p>ANA 1:160 daha yüksek titreli bir sonuçtur ve bazı laboratuvarlarda belirgin pozitiflik sınırı olarak kullanılabilir.</p>

<p>Ancak 1:160 sonucu da tek başına hastalık tanısı değildir. Eklem şişliği, fotosensitif döküntü, ağız yaraları, Raynaud fenomeni veya açıklanamayan organ bulguları gibi klinik işaretlerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>ANA 1:320 NE DEMEK?</p>

<p>ANA 1:320 yüksek titreli pozitif ANA sonucudur.</p>

<p>Daha yüksek titreler sistemik otoimmün hastalık olasılığını artırabilir ancak sonuç yine de tek başına tanı koydurmaz.</p>

<p>Hangi ANA paterninin görüldüğü ve daha özgül otoantikorların bulunup bulunmadığı önemlidir.</p>

<p>ANA POZİTİFLİĞİ LUPUS MU DEMEK?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>ANA, sistemik lupus eritematozuslu hastaların büyük bölümünde pozitif olabilir ancak ANA pozitif olan herkes lupus değildir.</p>

<p>Sağlıklı kişilerde, bazı enfeksiyonlarda, başka otoimmün hastalıklarda ve bazı ilaçların kullanımı sırasında da ANA pozitifliği görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle ANA daha çok klinik şüphe bulunan kişide değerlendirmeyi yönlendiren bir testtir.</p>

<p>ANA POZİTİF AMA ŞİKÂYET YOKSA NE DEMEK?</p>

<p>Belirtisi olmayan kişilerde pozitif ANA her zaman hastalık anlamına gelmez.</p>

<p>Özellikle düşük titreli ANA sağlıklı bireylerde görülebilir. Böyle bir durumda yalnızca ANA sonucuna dayanarak romatolojik hastalık tanısı konulmaz veya tedavi başlanmaz.</p>

<p>Değerlendirme kişinin yaşı, belirtileri, muayenesi ve testin hangi nedenle istendiğine göre yapılır.</p>

<p>ANA PATERNİ NE DEMEK?</p>

<p>ANA testi indirekt immünfloresan yöntemiyle çalışıldığında antikorların hücre içinde oluşturduğu boyanma şekli “patern” olarak raporlanabilir.</p>

<p>Homojen, benekli, sentromer, nükleoler ve diğer paternler görülebilir.</p>

<p>Bazı paternler belirli otoimmün hastalıklarla daha sık ilişkilidir ancak patern tek başına tanı değildir.</p>

<p>ANA POZİTİFSE HANGİ TESTLERE BAKILIR?</p>

<p>Ek testler kişinin şikâyetine göre seçilir.</p>

<p>Lupus şüphesinde anti-dsDNA, anti-Sm, C3 ve C4; Sjögren şüphesinde anti-SSA/Ro ve anti-SSB/La; sistemik skleroz şüphesinde sentromer veya Scl-70 gibi antikorlar değerlendirilebilir.</p>

<p>Tam kan sayımı, idrar tahlili, böbrek fonksiyonları ve inflamasyon testleri de klinik tabloya göre istenebilir.</p>

<p>ANA POZİTİFLİĞİ NEDEN OLUR?</p>

<p>ANA pozitifliği yalnızca romatolojik hastalıklarda görülmez.</p>

<p>Sistemik lupus, Sjögren hastalığı, sistemik skleroz ve bazı diğer otoimmün hastalıkların yanı sıra viral enfeksiyonlarda, bazı tiroid hastalıklarında, yaşla birlikte ve bazı ilaçların etkisiyle de pozitiflik görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle sonuç mutlaka klinik bağlam içinde yorumlanmalıdır.</p>

<p>ANA TESTİ TEKRARLANIR MI?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Pozitif ANA'nın sık aralıklarla tekrar edilmesi çoğu durumda hastalık aktivitesini takip etmek için yararlı değildir.</p>

<p>ANA titresi hastalığın kötüleşip iyileştiğini doğrudan gösteren bir takip testi değildir. Takipte hastalığa özgü klinik bulgular ve diğer laboratuvar testleri daha önemli olabilir.</p>

<p>ANA NEGATİFSE ROMATOLOJİK HASTALIK YOK MU?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Negatif ANA bazı sistemik otoimmün hastalıkların olasılığını azaltır ancak tüm romatolojik hastalıkları dışlamaz.</p>

<p>Romatoid artrit, spondiloartrit, vaskülit ve başka romatolojik hastalıklar ANA negatif olabilir.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>ANA 1:80 pozitif mi?</p>

<p>Bazı laboratuvarlarda pozitif kabul edilir. Ancak düşük titreli sonuçlar sağlıklı kişilerde de görülebilir ve tek başına hastalık tanısı değildir.</p>

<p>ANA 1:160 yüksek mi?</p>

<p>1:160 birçok laboratuvarın anlamlı pozitiflik olarak raporlayabildiği titrelerden biridir. Yine de hastalığın varlığı belirtiler ve diğer testlerle belirlenir.</p>

<p>ANA 1:320 lupus mu?</p>

<p>Hayır. 1:320 yüksek titreli ANA'dır ancak tek başına lupus tanısı koydurmaz. Anti-dsDNA, anti-Sm, komplemanlar ve klinik bulgular birlikte değerlendirilir.</p>

<p>ANA pozitif ama anti-dsDNA negatif olabilir mi?</p>

<p>Evet. ANA pozitifliği daha geniş bir antikor grubunu gösterirken anti-dsDNA daha özgül bir testtir. ANA pozitif olup anti-dsDNA negatif olan çok sayıda kişi vardır.</p>

<p>ANA pozitifliği kendiliğinden kaybolabilir mi?</p>

<p>Bazı geçici enfeksiyonlara veya başka nedenlere bağlı pozitiflikler zamanla kaybolabilir. Ancak testin tekrar edilip edilmeyeceğine yalnızca titreye bakılarak karar verilmez.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>ANA sonucu tek başına otoimmün hastalık tanısı değildir. Pozitif ANA'ya kalıcı eklem şişliği, açıklanamayan döküntü, Raynaud fenomeni, ağız yaraları, belirgin kas güçsüzlüğü veya böbrek bulguları eşlik ediyorsa romatolojik değerlendirme önem kazanır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>MedlinePlus — ANA (Antinuclear Antibody) Test</p>

<p>American College of Rheumatology — Antinuclear Antibodies (ANA) </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ana-pozitif-ne-demek-180-1160-ve-1320-sonuclari-ne-anlama-gelir</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 21:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0973.jpeg" type="image/jpeg" length="12449"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kreatin Kinaz (CK) Kaç Olmalı? 200, 500, 1000 ve 5000 Ne Demek?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kreatin-kinaz-ck-kac-olmali-200-500-1000-ve-5000-ne-demek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kreatin-kinaz-ck-kac-olmali-200-500-1000-ve-5000-ne-demek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kreatin kinaz (CK/CPK), kas hasarını değerlendirmede kullanılır; normal sınırı laboratuvara göre değişir. 200, 500, 1000 ve 5000 U/L sonuçları egzersiz, ilaçlar ve belirtilerle birlikte yorumlanır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>KREATİN KİNAZ (CK/CPK) NEDİR?</p>

<p>Kreatin kinaz, ağırlıklı olarak kaslarda bulunan bir enzimdir. Kan tahlilinde CK veya CPK olarak görülür; yüksekliği kas zorlanmasını veya hasarını düşündürebilir.</p>

<p>Ancak yüksek CK tek başına kalp krizi ya da kas hastalığı tanısı koydurmaz. Sonuç, egzersiz ve ilaç öyküsüyle birlikte değerlendirilir. [1]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KREATİN KİNAZ KAÇ OLMALI?</p>

<p>Örnek olarak Mayo Clinic Laboratories, yetişkinlerde erkekler için 39–308 U/L, kadınlar için 26–192 U/L aralığını kullanır. Bunlar evrensel sınırlar değildir; kendi raporunuzdaki referans aralığı esas alınmalıdır.</p>

<p>Aşağıdaki yorumlar total CK ve U/L birimi içindir. CK-MB gibi farklı testlere uygulanmaz. [1]</p>

<p>CK 200, 500, 1000 VE 5000 NE DEMEK?</p>

<p>CK 200 U/L: Yukarıdaki laboratuvar örneğinde erkeklerde aralık içinde, kadınlarda hafif yüksektir. Bu nedenle herkese “yüksek” denemez.</p>

<p>CK 500 U/L: Bu referans aralıklarının üzerindedir. Yakın zamanda yapılan egzersiz, kullanılan ilaçlar ve eşlik eden yakınmalar değerlendirilir. [1]</p>

<p>CK 1000 U/L: Belirgin yüksekliktir. Örneğin üst sınır 200 U/L ise beş katına karşılık gelir; klinik duruma göre hızlı kas yıkımı anlamına gelen rabdomiyoliz araştırılır.</p>

<p>CK 5000 U/L: Özellikle yeni ve açıklanamayan bir sonuçsa aynı gün değerlendirilmelidir. Tek başına böbrek yetmezliği veya zorunlu hastane yatışı anlamına gelmez. [2]</p>

<p>KREATİN KİNAZ YÜKSEKLİĞİ NEDEN OLUR?</p>

<p>Yoğun egzersiz, kas travması, kas içi enjeksiyonlar, nöbetler, bazı enfeksiyonlar, tiroidin az çalışması ve kas hastalıkları nedenler arasındadır. Kolesterol düşürücü statinler dahil bazı ilaçlar da CK’yi yükseltebilir. [1]</p>

<p>KREATİN KİNAZ DÜŞÜKLÜĞÜ NEDEN OLUR?</p>

<p>Düşük kas kütlesi CK’nin daha düşük olmasına katkıda bulunabilir. Tek başına düşük sonuç, CK’yi yükseltecek bir tedavi gerektiği anlamına gelmez.</p>

<p>SPOR SONRASI CK NE ZAMAN DÜŞER?</p>

<p>Hemen düşmeyebilir; kas hasarından sonraki 1–3 günde zirve görülebilir. Hafif ve belirtisiz yükselmede hekim, ağır egzersize ara verildikten sonra tekrar ölçüm isteyebilir. [1]</p>

<p>CK YÜKSEKLİĞİ KALP KRİZİ Mİ?</p>

<p>Hayır. Total CK kalbe özgü değildir. Kalp krizi değerlendirmesinde troponin, CK’den daha özgül bilgi sağlar; muayene ve EKG ile birlikte yorumlanır. [1]</p>

<p>KREATİN KİNAZ NASIL DÜŞÜRÜLÜR?</p>

<p>Rakam değil, neden tedavi edilir. Dinlenme, ilaçların hekimce düzenlenmesi veya rabdomiyolizde damar yoluyla sıvı tedavisi gerekebilir.</p>

<p>Ciddi yüksekliğin yalnızca su içerek geçmesini beklemek güvenli değildir. [2]</p>

<p>HANGİ DURUMDA ACİL DEĞERLENDİRME GEREKİR?</p>

<p>Şiddetli kas ağrısı, belirgin güçsüzlük, kola renkli idrar veya idrar miktarında azalma varsa acil değerlendirme gerekir.</p>

<p>CK’nin yükselme hızı, kan kreatinini, potasyum, sıvı kaybı ve idrar bulguları birlikte değerlendirilir. Koyu idrarın olmaması rabdomiyolizi dışlamaz. [2]</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>CK 500 tehlikeli mi?</p>

<p>Tek başına acil durum anlamına gelmez. Şikâyetler ve sonucun yükselmeye devam edip etmediği önemlidir.</p>

<p>CK yüksek ama kas ağrısı yoksa normal mi?</p>

<p>Ağrı olmaması kas hasarını dışlamaz. Özellikle belirgin veya kalıcı yükseklik araştırılmalıdır.</p>

<p>CK yüksekliği böbreğe zarar verir mi?</p>

<p>Asıl risk, yoğun kas yıkımında açığa çıkan miyoglobin gibi maddelerle ilişkilidir. CK, bu sürecin laboratuvar göstergelerinden biridir. [2]</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Belirgin CK yüksekliğini yalnızca spora bağlayarak ağır egzersize devam etmeyin. Acil belirtilerde kontrol tahlilini beklemeyin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>[1] Mayo Clinic Laboratories — Creatine Kinase (CK), Serum. Test kataloğu.</p>

<p>[2] Merck Manual Professional Edition — Rhabdomyolysis. Güncelleme: Şubat 2026. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kreatin-kinaz-ck-kac-olmali-200-500-1000-ve-5000-ne-demek</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 21:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0973.jpeg" type="image/jpeg" length="26636"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="44726"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="78665"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="10397"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="82516"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="64402"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="24904"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
