<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 23 Sep 2026 01:39:36 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[4/D İşçilerin Tayin Bekleyişi: Gözler Ayrımı Bitirecek Düzenlemede]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/4d-iscilerin-tayin-bekleyisi-gozler-ayrimi-bitirecek-duzenlemede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/4d-iscilerin-tayin-bekleyisi-gozler-ayrimi-bitirecek-duzenlemede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[4/D işçilerin tayin hakkı için gözler yeni düzenlemede. Taşerondan kadroya geçenleri de kapsayan, aile birliğini gözeten ve başvuru takvimini açıklayan bir sistem beklentisi, 9 Aralık yaklaşırken sürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kamuda sürekli işçi olarak çalışanların tayin ve yer değişikliği sorunu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının ardından uygulamaya dönük adımları bekliyor. Özellikle taşerondan kadroya geçirilen çalışanlar açısından temel mesele, makul gerekçelere dayanan taleplerin değerlendirilebileceği açık ve işleyen bir sistem kurulması.</p>

<p>İptal hükmünün yürürlüğe gireceği 9 Aralık 2026 yaklaşırken, karar vericilerin önünde somut bir gündem bulunuyor: Düzenleme kimleri kapsayacak, aile birliği nasıl korunacak, sağlık mazeretleri nasıl değerlendirilecek ve başvurular hangi takvimle sonuçlandırılacak?</p>

<p>Taşerondan kadroya geçenler de 4/D’li</p>

<p>375 sayılı KHK’nin geçici 23. maddesi kapsamında kamu kurumlarının sürekli işçi kadrolarına geçirilen çalışanlar da 4/D statüsünde. Kadroya geçişlerinin farklı bir düzenlemeye dayanması, bu gerçeği değiştirmiyor. Bununla birlikte yer değişikliği konusunda farklı hükümlere tabi olmaları, uygulamada aynı statü içinde farklı sonuçlar doğuruyor.</p>

<p>Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğünün 6 Nisan 2026 tarihli sürekli işçi il içi yer değişikliği duyurusunda, geçici 23. madde kapsamındaki çalışanların hariç tutulması bu ayrımın somut örneklerinden biri.</p>

<p>Bu nedenle çözüm, yalnızca yeni bir tayin duyurusu yayımlanmasıyla sınırlı kalmamalı. Düzenlemenin kapsamı açıkça tanımlanmalı; taşerondan sürekli işçi kadrosuna geçenlerin başvurularının da değerlendirilebilmesi sağlanmalı.</p>

<p>AYM kararının işaret ettiği temel ilke</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, 26 Kasım 2025 tarihli E.2025/100, K.2025/242 sayılı kararıyla geçici 23. maddede yer alan “çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde” ibaresini iptal etti.</p>

<p>Mahkeme, makul nedenlere dayanan yer değişikliği taleplerinin iş ve kadro durumu çerçevesinde değerlendirilmesini ve bu kararların yargısal denetimini engelleyen kuralı, devletin çalışanları koruma yükümlülüğüyle bağdaşmaz buldu. Karar, Anayasa’nın 49. maddesine dayandırıldı.</p>

<p>9 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan iptal hükmü, dokuz aylık ertelemenin ardından 9 Aralık 2026’da yürürlüğe girecek. Bu tarih, bütün işçilerin otomatik olarak istedikleri yere atanacağı anlamına gelmiyor. Ancak ilgili çalışanların taleplerini kategorik biçimde engelleyen hüküm bakımından belirleyici bir değişikliği ifade ediyor.</p>

<p>Aile birliği, işe giriş tarihindeki koşullara hapsedilemez</p>

<p>Bir çalışanın işe başladığı tarihteki aile düzeni yıllar içinde değişebilir. Eşi başka bir şehirde çalışmaya başlayabilir. Çocuğunun bakım ihtiyacı ortaya çıkabilir. Kendisinin veya yakınının sağlık durumu, başka bir yerde yaşamasını gerekli kılabilir.</p>

<p>Eşlerin ayrı şehirlerde yaşaması, ulaşım ve barınma giderlerini artırabilir; çocukların bakımı ve aile içindeki sorumlulukların paylaşılmasını güçleştirebilir.</p>

<p>Koop-İş Sendikası da 9 Mart tarihli açıklamasında aile bütünlüğü, sağlık durumu ve yaşam koşullarının dikkate alınmasını istemiş; nakil taleplerinin hakkaniyet, eşitlik ve objektif ölçütlerle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştı.</p>

<p>Bu beklentilerin karşılanabilmesi, başvuru yolunun tanımlanmasına bağlı. Çalışanın hangi belgelerle, nereye ve ne zaman başvuracağını bilmesi gerekiyor. Sürecin yalnızca kurumlar arası yazışmalara veya sonucu belirsiz dilekçelere bırakılması, öngörülebilir bir çözüm sağlamaz.</p>

<p>Eş durumu ve sağlık mazereti için ayrı değerlendirme yolları</p>

<p>Hazırlanacak düzenleme açısından öncelikli konulardan biri, mazeret başvurularının genel yer değişikliği taleplerinden ayrı ele alınması olmalı.</p>

<p>Eş durumu başvurularında, eşin kamu veya özel sektörde çalışmasına ilişkin koşullar açıkça belirlenmeli. Ailenin başka bir yolla bir araya gelme imkânı, ayrı geçirilen süre ve çocukların bakım ihtiyaçları gibi unsurların nasıl değerlendirileceği önceden açıklanmalı.</p>

<p>Sağlık mazeretlerinde ise hangi raporların kabul edileceği ve işçinin bakmakla yükümlü olduğu kişilerin durumunun hangi kapsamda ele alınacağı netleştirilmeli. Tedavi veya bakım ihtiyacının acil olduğu durumlar için, olağan başvuru dönemini beklemeyi gerektirmeyen bir değerlendirme yolu tasarlanmalı.</p>

<p>Engellilik, belgelenmiş bakım ihtiyacı ve can güvenliği gibi durumlar da düzenleme hazırlanırken ayrıca ele alınmalı.</p>

<p>Becayiş için erişilebilir ve denetlenebilir bir sistem</p>

<p>Karşılıklı yer değiştirme, uygun koşullar sağlandığında çalışanların talepleriyle kurumların personel ihtiyacını birlikte karşılayabilecek seçeneklerden biri.</p>

<p>Bu nedenle becayişin kimler arasında ve hangi koşullarda yapılabileceği açık biçimde düzenlenmeli. Görev, unvan, mesleki yeterlilik, işkolu ve işyerinin ihtiyacı bakımından aranacak ölçütler çalışanların erişimine sunulmalı.</p>

<p>Kurum bünyesinde kurulacak ortak bir başvuru ve eşleştirme sistemi, çalışanların yalnızca kişisel bağlantılarıyla karşılıklı yer değiştirecek kişi aramasına duyulan ihtiyacı azaltabilir. Uygun eşleşmelerin hangi süre içinde değerlendirileceği de belirlenmeli.</p>

<p>Kurum içi yer değişikliği ile kurumlar arası geçiş ayrıca ele alınmalı. Kurumlar arası geçiş düşünülüyorsa bunun hukuki dayanağı, kadro ve bütçe koşulları, toplu iş sözleşmeleri ve çalışanların hakları bakımından sonuçları önceden açıklığa kavuşturulmalı.</p>

<p>Boş kadrolar, öncelik sırası ve ret gerekçeleri açıklanmalı</p>

<p>Başvuru hakkının kullanılabilir olması için çalışanların hangi işyerlerine geçiş talep edebileceğini görmesi gerekiyor. Uygun kadro ve personel ihtiyacı bilgileri, belirli dönemlerde güncellenerek erişime açılmalı.</p>

<p>Aynı yere birden fazla başvuru olduğunda hangi ölçütün öncelik sağlayacağı baştan belli olmalı. Mazeretin ağırlığı, hizmet süresi ve bekleme süresi gibi unsurların kullanılması düşünülüyorsa bunların değerlendirmedeki karşılığı ilan edilmeli.</p>

<p>Kura öngörülüyorsa hangi aşamada uygulanacağı açıklanmalı. Başvuruların reddedilmesi hâlinde çalışana somut gerekçe bildirilmeli. İtirazın nereye yapılacağı, hangi süre içinde inceleneceği ve sonucun nasıl duyurulacağı düzenlenmeli.</p>

<p>Böyle bir çerçeve, çalışanlar için güvence sağlarken kurumların da kararlarını tutarlı ve denetlenebilir ölçütlere dayandırmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Personel planlamasıyla aile ihtiyaçları birlikte gözetilmeli</p>

<p>Hastaneler ve diğer kamu kurumlarında hizmetin kesintisiz sürmesi önemli. Yer değişikliği düzenlemesi hazırlanırken bu ihtiyaç, çalışanların aile ve sağlık koşullarıyla birlikte değerlendirilmek zorunda.</p>

<p>Ayrılışların kademelendirilmesi, boşalan görevlere personel planlanması ve karşılıklı geçişlerin eş zamanlı yürütülmesi çözüm seçenekleri arasında ele alınabilir.</p>

<p>Personel açığı nedeniyle hemen karşılanamayan talepler için de açık bir bekleme ve yeniden değerlendirme sistemi kurulmalı. Çalışan, başvurusunun hangi koşulda yeniden ele alınacağını bilmeli. Ertelemenin belirsiz süreli bir bekleyişe dönüşmesini önleyecek süreler ve kontrol mekanizmaları belirlenmeli.</p>

<p>Karar vericiler için öncelik: Kapsam, yöntem ve takvim</p>

<p>Kamuoyunda “tayin yönetmeliği” olarak anılan çözüm, kanuni çerçeve ve kurumların yetkileriyle birlikte hazırlanmalı. İhtiyaç duyulan kanuni değişiklikler TBMM düzeyinde; uygulama kuralları ise yetkili kurumlar tarafından, toplu iş sözleşmeleri de dikkate alınarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ilgili kamu kurumları ve işçi sendikalarının katılımıyla yürütülebilecek koordineli bir hazırlık, kapsam ve uygulama farklılıklarının belirlenmesine katkı sağlayabilir.</p>

<p>9 Aralık öncesinde kapsamın, gerekli düzenlemelerin ve uygulama takviminin açıklanması belirsizliği azaltacaktır. Acil mazeretlerin hangi yolla ele alınacağı ve ilk başvuru döneminin nasıl yürütüleceği de hazırlığın parçası olmalı.</p>

<p>Daha önce yapılmış başvurular unutulmamalı</p>

<p>Geçiş hükümleri, eski taleplerin durumunu da açıklığa kavuşturmalı. Daha önce başvurmuş ve kapsam engeli nedeniyle sonuç alamamış çalışanların yeniden başvurup başvurmayacağı, mevcut belgelerin nasıl güncelleneceği ve bekleme süresinin değerlendirmeye alınıp alınmayacağı belirlenmeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yer değişikliğinde kıdem, ücret, izin ve diğer işçilik haklarının korunmasına ilişkin güvenceler açıkça düzenlenmeli. Farklı bir işyerine geçişin çalışma koşulları ve toplu iş sözleşmesi bakımından sonuçları da başvuru öncesinde açıklanmalı.</p>

<p>Beklenen, uygulanabilir bir çözüm</p>

<p>22 Eylül 2026 itibarıyla bu haber için incelenen kaynaklarda, bütün 4/D işçileri kapsayan yeni bir tayin yönetmeliği veya ortak başvuru takvimi doğrulanamadı.</p>

<p>Bu nedenle düzenlemenin yayımlanacağına ilişkin kesin tarih vermek mümkün değil. Ancak kararın yürürlük tarihi belli. Hazırlıkların hangi aşamada olduğunun açıklanması ve uygulamanın belirsizliğe bırakılmaması, karar vericilerin önündeki somut ihtiyaç.</p>

<p>Yeni sistemin başarısı; taşerondan kadroya geçenlerin de başvurabildiği, mazeretlerin ciddiyetle incelendiği, kamu hizmetinin planlandığı ve her çalışanın gerekçeli bir yanıt alabildiği ölçüde değerlendirilecek.</p>

<p>Tayin bekleyen işçiler için karşılığı olan adım, başvuru kapısını açan ve sürecin sonunu görünür kılan bir düzenleme olacak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, E.2025/100, K.2025/242, 26 Kasım 2025; Resmî Gazete, 9 Mart 2026, sayı 33191.<br />
Koop-İş Sendikası, sürekli işçilerin nakil taleplerine ilişkin açıklama, 9 Mart 2026.<br />
Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü, 2026 Yılı Sürekli İşçi İl İçi Yer Değişikliği Atama Kurası, 6 Nisan 2026.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Aday Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/4d-iscilerin-tayin-bekleyisi-gozler-ayrimi-bitirecek-duzenlemede</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 23:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1164.jpeg" type="image/jpeg" length="73221"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul’da yağmur hangi günler bekleniyor? İşte bir haftalık hava durumu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/istanbulda-yagmur-hangi-gunler-bekleniyor-iste-bir-haftalik-hava-durumu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/istanbulda-yagmur-hangi-gunler-bekleniyor-iste-bir-haftalik-hava-durumu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul hava durumu tahmininde sağanak ve güneşli günler peş peşe geliyor. 23–29 Eylül haftasında dört gün yağış ihtimali bulunurken çarşamba günü sıcaklığın 17 dereceye kadar düşmesi bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>İstanbul’da yağmur hangi günler bekleniyor? İşte bir haftalık hava durumu</p>

<p>İstanbul’da 23–29 Eylül hava durumu tahminleri, sağanaklarla güneşli aralıkların birbirini izleyeceğini gösteriyor. Çarşamba günü serinlik ve yağış öne çıkarken hafta sonu sıcaklığın yeniden yükselmesi bekleniyor.</p>

<p>İstanbul’da önümüzdeki bir hafta boyunca hava değişken olacak. Güncel tahminlerde çarşamba, perşembe, cumartesi ve sonraki salı günü yağış ihtimali bulunuyor. Cuma ve pazar günü ise güneşin daha fazla yüzünü göstermesi bekleniyor.</p>

<p>ÇARŞAMBA GÜNÜ YAĞMUR VE SERİNLİK BİR ARADA</p>

<p>23 Eylül Çarşamba günü İstanbul’da yer yer yoğun sağanak geçişleri bekleniyor. Günün en yüksek sıcaklığı yaklaşık 17 derece olacak. AccuWeather’ın günlük tahmininde gündüz yağış olasılığı yüzde 90 olarak gösteriliyor.</p>

<p>Kuzey-kuzeydoğudan esmesi beklenen rüzgârın ortalama hızının saatte 19 kilometre, hamlelerinin ise 39 kilometre civarında olması öngörülüyor. Sağlayıcının hissedilen sıcaklık tahmini gündüz yaklaşık 15 dereceyi işaret ediyor.</p>

<p>Bu görünüm, özellikle sabah evden çıkanların hem yağmura hem de serin havaya hazırlıklı olmasını gerektiriyor. İnce bir yağmurluk ve gerektiğinde çıkarılabilecek bir üst giysi, gün içindeki değişken koşullara uyum sağlamayı kolaylaştırabilir.</p>

<p>Yağış olasılığının yüksek olması, günün tamamında kesintisiz yağmur yağacağı anlamına gelmiyor. Sağanakların zamanı ve etkisi ilçeler arasında farklılık gösterebilir.</p>

<p>PERŞEMBE ISINMA, CUMA GÜNEŞ BEKLENİYOR</p>

<p>24 Eylül Perşembe günü sıcaklığın 22 dereceye yükselmesi bekleniyor. Güneşli aralıklar görülse de yerel yağış ihtimali sürüyor.</p>

<p>25 Eylül Cuma günü ise güneşli hava ve yaklaşık 23 derecelik gündüz sıcaklığı öngörülüyor. Mevcut tahmin, cuma günü yağış olasılığının oldukça düşük olduğunu gösteriyor.</p>

<p>İSTANBUL’DA HAFTA SONU HAVA NASIL OLACAK?</p>

<p>26 Eylül Cumartesi günü sıcaklık yaklaşık 25 dereceye çıkacak. Ancak yer yer sağanak ihtimali bulunması nedeniyle açık hava planlarında yağmur olasılığını hesaba katmak gerekiyor.</p>

<p>27 Eylül Pazar günü parçalı bulutlu ve güneşli bir hava bekleniyor. Gündüz sıcaklığının 23 derece civarında olması öngörülüyor. Mevcut görünümde pazar, cumartesiye göre yağış açısından daha elverişli.</p>

<p>PAZARTESİ BULUTLANMA, SALI SAĞANAK İHTİMALİ</p>

<p>28 Eylül Pazartesi günü çok bulutlu hava ve 22 derece civarında sıcaklık bekleniyor. 29 Eylül Salı günü ise yer yer sağanakların yeniden görülmesi, gündüz sıcaklığının yaklaşık 21 derece olması öngörülüyor.</p>

<p>İŞE, OKULA VE AÇIK HAVA ETKİNLİKLERİNE GİDECEKLER NELERE DİKKAT ETMELİ?</p>

<p>Yağış beklenen günlerde evden çıkmadan önce bulunulan ilçenin saatlik tahminine bakmak yararlı olacaktır. Günlük tahminde sağanak simgesi bulunması, her ilçede aynı saatte ve aynı miktarda yağış görüleceği anlamına gelmez.</p>

<p>Yürüyerek veya toplu taşımayla yolculuk yapanların şemsiye ve yağmura uygun ayakkabı tercih etmesi, açık havada etkinlik düzenleyenlerin ise kapalı alan seçeneği hazırlaması planları kolaylaştırabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sürücülerin yağış sırasında hızlarını yol koşullarına göre ayarlaması ve takip mesafesini artırması önem taşıyor. Görüşün azaldığı veya yolda su birikintilerinin oluştuğu noktalarda daha dikkatli hareket edilmesi gerekiyor.</p>

<p>HAFTALIK TAHMİNLER GÜNCELLENEBİLİR</p>

<p>Bu haber, 22 Eylül 2026 itibarıyla erişilen tahminlerle hazırlanmıştır. Özellikle haftanın son günlerine ilişkin yağış zamanı ve sıcaklık değerleri değişebilir.</p>

<p>Günlük planlar için saatlik ve ilçe bazlı tahminler; olası kuvvetli hava olayları için Meteoroloji Genel Müdürlüğünün resmî uyarıları takip edilmelidir.</p>

<p>Kaynak: AccuWeather İstanbul günlük ve haftalık hava tahminleri. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/istanbulda-yagmur-hangi-gunler-bekleniyor-iste-bir-haftalik-hava-durumu-1</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 22:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-8764.jpeg" type="image/jpeg" length="64636"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Reflü nedir, belirtileri nelerdir? Nedenleri ve tedavisi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/reflu-nedir-belirtileri-nelerdir-nedenleri-ve-tedavisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/reflu-nedir-belirtileri-nelerdir-nedenleri-ve-tedavisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Reflü neden olur, belirtileri nelerdir ve nasıl geçer? Mide yanması, ağza acı su gelmesi ve gece şikâyetleriyle ilgili merak edilenler; tanı, güncel tedaviler ve yeni araştırmalar bu rehberde.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Reflü, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıdır. Bu durum tekrarlayarak rahatsız edici şikâyetlere veya yemek borusunda hasara yol açtığında gastroözofageal reflü hastalığı olarak adlandırılır. Göğüs kemiğinin arkasında yanma ve ağza ekşi ya da acı içerik gelmesi, en tipik belirtileridir.</p>

<p>Şikâyetler yemek sonrasında, öne eğilince veya yatınca belirginleşebilir. Bazı kişilerde öksürük ve ses kısıklığı da görülebilir. Ancak bu belirtiler tek başına reflü tanısı koydurmaz. Tedavinin amacı hem yakınmaları azaltmak hem de varsa yemek borusundaki hasarı iyileştirmektir.</p>

<p>Reflü hastalığında hangi farklılıklar var?</p>

<p>Ara sıra yaşanan kısa süreli geri kaçış, her zaman hastalık anlamına gelmez. Değerlendirmede şikâyetin sıklığı, günlük yaşamı ne kadar etkilediği ve yemek borusunda sorun oluşturup oluşturmadığı önemlidir.</p>

<p>Bazı hastalarda endoskopide yemek borusunun iç yüzeyinde tahriş ve yaralanma görülür. Buna eroziv özofajit denir. Bazılarında ise belirgin yüzey hasarı olmadan reflü yakınmaları bulunabilir. Dolayısıyla endoskopinin normal olması, reflüyü tek başına dışlamaz.</p>

<p>Reflü neden olur?</p>

<p>Yemek borusunun mideye bağlandığı yerde, geri kaçışı sınırlayan bir kas yapısı bulunur. Diyafram da bu bölgenin çalışmasına destek olur. Bu koruyucu mekanizma yeterince çalışmadığında mide içeriği yukarı çıkabilir.</p>

<p>Fazla kilo, gebelik ve sigara kullanımı reflü gelişmesini kolaylaştırabilir. Midenin üst bölümünün diyafram açıklığından göğüs boşluğuna doğru kayması anlamına gelen mide fıtığı da etkili olabilir. Ancak mide fıtığı bulunan herkes aynı şiddette reflü yaşamaz.</p>

<p>Bazı ilaçlar yakınmaları artırabilir. Kullanılan ilaçlarla şikâyetlerin başlangıcı arasında ilişki varsa bunun hekimle değerlendirilmesi gerekir. Bir ilacı kendi kendine bırakmak uygun değildir.</p>

<p>Reflüyü başlatan mekanizma ile belirtileri artıran etkenler aynı şey değildir. Örneğin bir yiyecek bazı kişilerde yanmayı artırabilir; bu, o yiyeceğin herkeste reflü hastalığına neden olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Reflü belirtileri nelerdir?</p>

<p>En belirgin yakınmalar şunlardır:</p>

<p>- Göğüs kemiğinin arkasından boğaza doğru yükselebilen yanma.<br />
- Ağza yemek, ekşi sıvı veya acı içerik gelmesi.<br />
- Yemek sonrasında ya da yatarken yakınmaların artması.<br />
- Bazı kişilerde bulantı, yutarken ağrı veya yutma güçlüğü.</p>

<p>Uzun süren öksürük ve ses kısıklığı da reflüyle ilişkili olabilir. Bununla birlikte alerji, solunum yolu hastalıkları ve başka nedenler araştırılmadan bu şikâyetleri yalnızca mideye bağlamak doğru değildir.</p>

<p>Yanmanın şiddeti, yemek borusunda oluşan hasarın derecesini her zaman göstermez. Çok belirgin yakınması olan bir kişinin endoskopisi normal olabilir. Bu nedenle tedavi kararı yalnızca ağrının şiddetine göre verilmez.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Tekrarlayan, uykuyu bölen veya sürekli ilaç kullanma ihtiyacı doğuran yakınmalar değerlendirilmelidir. İlk başvuru aile hekimine veya iç hastalıkları uzmanına yapılabilir. Gerekli görüldüğünde gastroenteroloji değerlendirmesi istenir.</p>

<p>Yutarken takılma, açıklanamayan kilo kaybı ve sürekli kusma varsa başvuru geciktirilmemelidir. Kanlı ya da kahve telvesini andıran kusma ve siyah, katran görünümünde dışkı acil değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Yeni başlayan veya şiddetli göğüs ağrısı “reflüdür” diye bekletilmemelidir. Özellikle nefes darlığı, soğuk terleme veya kola ve çeneye yayılan ağrı eşlik ediyorsa 112 aranmalıdır. Kalple ilgili acil durumlarla reflüyü evde güvenle ayırmak mümkün değildir.</p>

<p>Reflü nasıl teşhis edilir?</p>

<p>Tanıda yakınmaların özellikleri, ne zaman başladığı, yemeklerle ilişkisi ve kullanılan ilaçlar sorgulanır. Tipik belirtileri bulunan ve uyarıcı bulgusu olmayan bazı hastalarda başlangıçta test yapılmadan tedavi planlanabilir.</p>

<p>Endoskopi, ince ve kameralı bir cihazla yemek borusu ile midenin incelenmesidir. Yutma güçlüğü, kanama şüphesi veya tedaviye rağmen devam eden yakınmalarda gerekli olabilir. İşlem sırasında ihtiyaç duyulursa küçük doku örnekleri alınabilir.</p>

<p>Tanı belirsiz kaldığında yemek borusundaki asit temasını ölçen pH izlemi kullanılabilir. Bazı cihazlar asitli olmayan geri kaçışları da değerlendirebilir. Böylece şikâyetlerin gerçekten reflü olaylarıyla örtüşüp örtüşmediği araştırılır.</p>

<p>Yemek borusunun kasılmalarını ölçen manometri ise özellikle bazı yutma sorunlarında ve girişim öncesinde yararlıdır. Tek başına reflü tanısı koyan bir test değildir. Bu incelemelerin tamamı her hastaya uygulanmaz.</p>

<p>Reflüye ne iyi gelir, beslenmede ne değişmeli?</p>

<p>Özellikle gece yakınması olanlarda yemek ile yatma arasında en az üç saat bırakılması yararlı olabilir. Fazla kilosu bulunan kişilerde uygun kilo kaybı da belirtileri azaltabilir.</p>

<p>Gece reflüsünde yatağın baş bölümünü yükseltmek veya üst gövdeyi destekleyen uygun bir eğimli yastık kullanmak düşünülebilir. Yalnızca başın altına birkaç yastık koymak aynı etkiyi sağlamayabilir.</p>

<p>Kahve, çikolata, yağlı yiyecekler, nane, alkol veya baharatlı yemekler bazı kişilerde şikâyeti artırır. Ancak herkese aynı uzun yasak listesini vermek yerine kişisel tetikleyicileri belirlemek daha uygundur.</p>

<p>Hangi yiyeceğin ardından yakınma geliştiğini not etmek bu ayrımı kolaylaştırabilir. Gereksiz kısıtlamalarla beslenmeyi daraltmak yerine, belirgin ilişki bulunan ürünler değerlendirilmelidir. Sigaranın bırakılması da tedavi yaklaşımının bir parçasıdır.</p>

<p>Reflü ilaçları nasıl etki eder?</p>

<p>Antasitler, mevcut mide asidini nötralize ederek hafif yakınmalarda kısa süreli rahatlama sağlayabilir. Ancak sık kullanım ihtiyacı doğuyorsa altta yatan durumun değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>H2 reseptör blokerleri ve proton pompası inhibitörleri, midenin asit üretimini azaltır. Proton pompası inhibitörleri, özellikle asitle ilişkili yemek borusu hasarının iyileştirilmesinde önemli yer tutar.</p>

<p>İlaç seçimi ve kullanım süresi hastalığın özelliklerine göre belirlenir. Her hastanın ömür boyu ilaç kullanması gerekmez. Buna karşılık belirgin yemek borusu hasarı bulunan bazı kişilerde uzun süreli tedavi gerekli olabilir.</p>

<p>Tedaviye rağmen yanma sürüyorsa yalnızca ilaç değiştirmek yeterli olmayabilir. Kullanım biçimi, tanının doğruluğu ve farklı hastalık olasılıkları yeniden gözden geçirilir. Asit baskılayıcı ilaçlar, reflü dışındaki bütün yanma nedenlerini ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Reflü ameliyatı kimlere uygulanır?</p>

<p>Ameliyat, her reflü hastasının ihtiyaç duyduğu bir yöntem değildir. Reflünün incelemelerle doğrulandığı ve uygun değerlendirmeden geçen seçilmiş hastalarda düşünülebilir.</p>

<p>Fundoplikasyon adı verilen ameliyatta midenin üst kısmı, yemek borusunun alt bölümünü destekleyecek şekilde düzenlenir. Amaç geri kaçışı azaltmaktır. Manyetik halka veya ağızdan endoskopla uygulanan bazı işlemler de belirli hastalarda seçenek olabilir.</p>

<p>Bu yöntemler birbirinin aynısı değildir. Mide fıtığının büyüklüğü, yemek borusunun hareketleri ve hastanın beklentileri karar üzerinde etkilidir. Girişimlerin riskleri ve belirtilerin yeniden ortaya çıkma olasılığı ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p>Reflü tedavisindeki yeni seçenekler neler?</p>

<p>Asit üretimini farklı bir mekanizmayla azaltan potasyumla yarışmalı asit blokerleri, tedavi seçenekleri arasına eklenen ilaç gruplarından biridir. Vonoprazan bu gruptadır.</p>

<p>FDA’nın 17 Temmuz 2024 tarihli onay belgesi, vonoprazanın ABD’de yetişkinlerde, yemek borusunda erozyon bulunmayan reflüyle ilişkili yanmanın giderilmesi için kullanımını kapsar. Bu gelişme 2026’da verilmiş yeni bir onay değildir.</p>

<p>2024’te yayımlanan, 772 yetişkinin rastgele gruplara ayrıldığı araştırmada dört haftalık dönemde yanmasız geçirilen tam günlerin oranı, değerlendirilen vonoprazan grubunda yüzde 44,8, etkisiz karşılaştırma ilacı verilen grupta yüzde 27,7 bulundu. Aradaki fark 17,1 yüzde puandı.</p>

<p>Bu sonuç, hastaların yüzde 44,8’inin tamamen iyileştiği anlamına gelmez. Ayrıca çalışma bu hasta grubunda standart asit baskılayıcı ilaçlarla doğrudan üstünlük karşılaştırması yapmadı.</p>

<p>Yeni ilaçların da yan etkileri ve kullanım sınırlılıkları bulunur. Vonoprazanın Türkiye’deki güncel ruhsat, erişim ve geri ödeme durumu bu haber kapsamında doğrulanamadı. ABD onayı Türkiye’de erişim bulunduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Umut vaat eden çalışmalar: Endoskopik yöntemler araştırılıyor</p>

<p>Araştırılan yaklaşımlardan biri, mide ile yemek borusunun birleştiği bölgenin iç yüzeyine endoskopla kontrollü işlem uygulanmasıdır. Antireflü mukozal ablasyon, kısaca ARMA adı verilen yöntemde iyileşme sürecinden yararlanarak geri kaçışın azaltılması hedeflenir.</p>

<p>Endoscopy dergisinin Mayıs 2026 sayısında yer alan ve ilk kez Kasım 2025’te çevrim içi yayımlanan bir araştırmaya 58 hasta alındı. İlaç tedavisine rağmen şikâyetleri süren, belirli test ölçütlerini karşılayan hastalar gerçek işlem veya işlemin taklit edildiği kontrol grubuna ayrıldı.</p>

<p>Altı ay sonunda hastalığa bağlı yaşam kalitesi puanında en az yüzde 50 düzelme, ARMA grubundaki 28 hastanın 20’sinde görüldü. Kontrol grubunda bu sonuca ulaşan kişi sayısı birdi.</p>

<p>Sonuç dikkat çekici olsa da çalışma tek merkezliydi ve katılımcı sayısı sınırlıydı. Ölçülen düzelme, reflünün tamamen ortadan kalkması anlamına gelmiyor. Uzun dönem yarar ve güvenlilik için daha geniş çalışmalar gerekiyor. Yöntem bütün hastalara uygun, kesin çözüm olarak sunulamaz.</p>

<p>Sık sorulan diğer sorular</p>

<p>Reflü ile gastrit aynı hastalık mı?</p>

<p>Hayır. Reflü, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıyla ilgilidir. Gastrit ise mide iç yüzeyindeki iltihaplanmayı ifade eder. Yakınmalar benzeşebilir ve iki durum birlikte bulunabilir.</p>

<p>Reflü bulaşıcı mı?</p>

<p>Hayır. Reflü kişiden kişiye geçen bir enfeksiyon değildir. Aynı evde birden fazla kişide görülmesi, birbirlerine bulaştırdıkları anlamına gelmez.</p>

<p>Reflü mutlaka kansere dönüşür mü?</p>

<p>Hayır. Reflü hastalarının çoğunda yemek borusu kanseri gelişmez. Bununla birlikte bazı kişilerde yemek borusunu kaplayan hücrelerde Barrett özofagusu denilen değişiklik oluşabilir. Bu durum kanser demek değildir; gerekli takip, kişisel risklere göre planlanır.</p>

<p>Reflü dişlere zarar verebilir mi?</p>

<p>Evet. Mide içeriğinin ağıza kadar ulaşması, zaman içinde diş minesinin aşınmasına katkıda bulunabilir. Açıklanamayan diş aşınması veya hassasiyetinde diş hekimi değerlendirmesi önemlidir.</p>

<p>Reflüsü olanlar hangi tarafa yatmalı?</p>

<p>Sol yana yatmak bazı kişilerde gece reflüsünü azaltabilir. Ancak uyku pozisyonu tek başına tedavi değildir ve herkes aynı yararı görmeyebilir.</p>

<p>Tıbbi uyarı</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Kişisel tanı, ilaç seçimi ve tedavi planı sağlık profesyoneli değerlendirmesi gerektirir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. ABD Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü (NIDDK). Acid Reflux (GER &amp; GERD) in Adults: Definition &amp; Facts; Symptoms &amp; Causes; Diagnosis; Treatment; Eating, Diet, &amp; Nutrition. Erişim: Eylül 2026.</p>

<p>2. Mayo Clinic. Gastroesophageal reflux disease (GERD): Symptoms and causes; Diagnosis and treatment. Erişim: Eylül 2026.</p>

<p>3. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA). Voquezna, NDA 218710 ve NDA 215151/S-006 onay belgesi. 17 Temmuz 2024.</p>

<p>4. Laine L ve arkadaşları. Vonoprazan is Efficacious for Treatment of Heartburn in Non-erosive Reflux Disease: A Randomized Trial. Gastroenterology, 2024.</p>

<p>5. Chavan D ve arkadaşları. Role of antireflux mucosal ablation in “reflux-predominant” refractory gastroesophageal reflux disease: a randomized sham-controlled trial. Endoscopy, 2026;58(5):456–464. İlk çevrim içi yayın: 6 Kasım 2025. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/reflu-nedir-belirtileri-nelerdir-nedenleri-ve-tedavisi</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 21:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1158.jpeg" type="image/jpeg" length="17595"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ANA Pozitif Ne Demek? 1:80, 1:160 ve 1:320 Sonuçları Ne Anlama Gelir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ana-pozitif-ne-demek-180-1160-ve-1320-sonuclari-ne-anlama-gelir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ana-pozitif-ne-demek-180-1160-ve-1320-sonuclari-ne-anlama-gelir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ANA testi, hücre çekirdeğindeki yapılara karşı gelişen antikorları araştırır. 1:80, 1:160 veya 1:320 gibi titreler tek başına lupus tanısı değildir; sonuç patern, belirtiler ve diğer otoantikorlarla birlikte yorumlanır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ANA TESTİ NEDİR?</p>

<p>ANA, “antinükleer antikor” testidir. Bağışıklık sisteminin hücre çekirdeğindeki yapılara karşı oluşturduğu antikorları araştırır ve özellikle sistemik otoimmün romatizmal hastalıklardan şüphe edildiğinde kullanılır.</p>

<p>ANA pozitifliği tek başına lupus, Sjögren hastalığı, sistemik skleroz veya başka bir romatolojik hastalık tanısı koydurmaz. Sağlıklı kişilerde de ANA pozitifliği görülebilir.</p>

<p>ANA POZİTİF NE DEMEK?</p>

<p>ANA pozitif olması, kanda antinükleer antikor saptandığı anlamına gelir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sonucun klinik önemi yalnızca “pozitif” veya “negatif” olmasına bağlı değildir. ANA titresi, floresan paterni, kişinin belirtileri ve anti-dsDNA, ENA gibi daha özgül testler birlikte değerlendirilir.</p>

<p>ANA TİTRESİ NEDİR?</p>

<p>ANA titreleri genellikle 1:40, 1:80, 1:160, 1:320 veya 1:640 gibi oranlarla raporlanır.</p>

<p>Titre yükseldikçe antikorun daha fazla seyreltilmiş serumda hâlâ saptanabildiği anlaşılır. Ancak yüksek titre bile tek başına belirli bir hastalığı kanıtlamaz.</p>

<p>Laboratuvarların kullandığı yöntem ve pozitiflik eşikleri farklı olabilir.</p>

<p>ANA 1:80 NE DEMEK?</p>

<p>ANA 1:80 düşük titreli pozitiflik olarak raporlanabilir.</p>

<p>Bazı laboratuvarlarda pozitif kabul edilirken bazı değerlendirme sistemlerinde klinik anlamı kişinin belirtilerine göre sınırlı olabilir.</p>

<p>Özellikle hiçbir otoimmün hastalık belirtisi olmayan bir kişide 1:80 sonucu tek başına lupus anlamına gelmez.</p>

<p>ANA 1:160 NE DEMEK?</p>

<p>ANA 1:160 daha yüksek titreli bir sonuçtur ve bazı laboratuvarlarda belirgin pozitiflik sınırı olarak kullanılabilir.</p>

<p>Ancak 1:160 sonucu da tek başına hastalık tanısı değildir. Eklem şişliği, fotosensitif döküntü, ağız yaraları, Raynaud fenomeni veya açıklanamayan organ bulguları gibi klinik işaretlerle birlikte değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>ANA 1:320 NE DEMEK?</p>

<p>ANA 1:320 yüksek titreli pozitif ANA sonucudur.</p>

<p>Daha yüksek titreler sistemik otoimmün hastalık olasılığını artırabilir ancak sonuç yine de tek başına tanı koydurmaz.</p>

<p>Hangi ANA paterninin görüldüğü ve daha özgül otoantikorların bulunup bulunmadığı önemlidir.</p>

<p>ANA POZİTİFLİĞİ LUPUS MU DEMEK?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>ANA, sistemik lupus eritematozuslu hastaların büyük bölümünde pozitif olabilir ancak ANA pozitif olan herkes lupus değildir.</p>

<p>Sağlıklı kişilerde, bazı enfeksiyonlarda, başka otoimmün hastalıklarda ve bazı ilaçların kullanımı sırasında da ANA pozitifliği görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle ANA daha çok klinik şüphe bulunan kişide değerlendirmeyi yönlendiren bir testtir.</p>

<p>ANA POZİTİF AMA ŞİKÂYET YOKSA NE DEMEK?</p>

<p>Belirtisi olmayan kişilerde pozitif ANA her zaman hastalık anlamına gelmez.</p>

<p>Özellikle düşük titreli ANA sağlıklı bireylerde görülebilir. Böyle bir durumda yalnızca ANA sonucuna dayanarak romatolojik hastalık tanısı konulmaz veya tedavi başlanmaz.</p>

<p>Değerlendirme kişinin yaşı, belirtileri, muayenesi ve testin hangi nedenle istendiğine göre yapılır.</p>

<p>ANA PATERNİ NE DEMEK?</p>

<p>ANA testi indirekt immünfloresan yöntemiyle çalışıldığında antikorların hücre içinde oluşturduğu boyanma şekli “patern” olarak raporlanabilir.</p>

<p>Homojen, benekli, sentromer, nükleoler ve diğer paternler görülebilir.</p>

<p>Bazı paternler belirli otoimmün hastalıklarla daha sık ilişkilidir ancak patern tek başına tanı değildir.</p>

<p>ANA POZİTİFSE HANGİ TESTLERE BAKILIR?</p>

<p>Ek testler kişinin şikâyetine göre seçilir.</p>

<p>Lupus şüphesinde anti-dsDNA, anti-Sm, C3 ve C4; Sjögren şüphesinde anti-SSA/Ro ve anti-SSB/La; sistemik skleroz şüphesinde sentromer veya Scl-70 gibi antikorlar değerlendirilebilir.</p>

<p>Tam kan sayımı, idrar tahlili, böbrek fonksiyonları ve inflamasyon testleri de klinik tabloya göre istenebilir.</p>

<p>ANA POZİTİFLİĞİ NEDEN OLUR?</p>

<p>ANA pozitifliği yalnızca romatolojik hastalıklarda görülmez.</p>

<p>Sistemik lupus, Sjögren hastalığı, sistemik skleroz ve bazı diğer otoimmün hastalıkların yanı sıra viral enfeksiyonlarda, bazı tiroid hastalıklarında, yaşla birlikte ve bazı ilaçların etkisiyle de pozitiflik görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle sonuç mutlaka klinik bağlam içinde yorumlanmalıdır.</p>

<p>ANA TESTİ TEKRARLANIR MI?</p>

<p>Pozitif ANA'nın sık aralıklarla tekrar edilmesi çoğu durumda hastalık aktivitesini takip etmek için yararlı değildir.</p>

<p>ANA titresi hastalığın kötüleşip iyileştiğini doğrudan gösteren bir takip testi değildir. Takipte hastalığa özgü klinik bulgular ve diğer laboratuvar testleri daha önemli olabilir.</p>

<p>ANA NEGATİFSE ROMATOLOJİK HASTALIK YOK MU?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Negatif ANA bazı sistemik otoimmün hastalıkların olasılığını azaltır ancak tüm romatolojik hastalıkları dışlamaz.</p>

<p>Romatoid artrit, spondiloartrit, vaskülit ve başka romatolojik hastalıklar ANA negatif olabilir.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>ANA 1:80 pozitif mi?</p>

<p>Bazı laboratuvarlarda pozitif kabul edilir. Ancak düşük titreli sonuçlar sağlıklı kişilerde de görülebilir ve tek başına hastalık tanısı değildir.</p>

<p>ANA 1:160 yüksek mi?</p>

<p>1:160 birçok laboratuvarın anlamlı pozitiflik olarak raporlayabildiği titrelerden biridir. Yine de hastalığın varlığı belirtiler ve diğer testlerle belirlenir.</p>

<p>ANA 1:320 lupus mu?</p>

<p>Hayır. 1:320 yüksek titreli ANA'dır ancak tek başına lupus tanısı koydurmaz. Anti-dsDNA, anti-Sm, komplemanlar ve klinik bulgular birlikte değerlendirilir.</p>

<p>ANA pozitif ama anti-dsDNA negatif olabilir mi?</p>

<p>Evet. ANA pozitifliği daha geniş bir antikor grubunu gösterirken anti-dsDNA daha özgül bir testtir. ANA pozitif olup anti-dsDNA negatif olan çok sayıda kişi vardır.</p>

<p>ANA pozitifliği kendiliğinden kaybolabilir mi?</p>

<p>Bazı geçici enfeksiyonlara veya başka nedenlere bağlı pozitiflikler zamanla kaybolabilir. Ancak testin tekrar edilip edilmeyeceğine yalnızca titreye bakılarak karar verilmez.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>ANA sonucu tek başına otoimmün hastalık tanısı değildir. Pozitif ANA'ya kalıcı eklem şişliği, açıklanamayan döküntü, Raynaud fenomeni, ağız yaraları, belirgin kas güçsüzlüğü veya böbrek bulguları eşlik ediyorsa romatolojik değerlendirme önem kazanır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>MedlinePlus — ANA (Antinuclear Antibody) Test</p>

<p>American College of Rheumatology — Antinuclear Antibodies (ANA) </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ana-pozitif-ne-demek-180-1160-ve-1320-sonuclari-ne-anlama-gelir</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 21:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0973.jpeg" type="image/jpeg" length="93439"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kreatin Kinaz (CK) Kaç Olmalı? 200, 500, 1000 ve 5000 Ne Demek?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kreatin-kinaz-ck-kac-olmali-200-500-1000-ve-5000-ne-demek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kreatin-kinaz-ck-kac-olmali-200-500-1000-ve-5000-ne-demek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kreatin kinaz (CK/CPK), kas hasarını değerlendirmede kullanılır; normal sınırı laboratuvara göre değişir. 200, 500, 1000 ve 5000 U/L sonuçları egzersiz, ilaçlar ve belirtilerle birlikte yorumlanır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>KREATİN KİNAZ (CK/CPK) NEDİR?</p>

<p>Kreatin kinaz, ağırlıklı olarak kaslarda bulunan bir enzimdir. Kan tahlilinde CK veya CPK olarak görülür; yüksekliği kas zorlanmasını veya hasarını düşündürebilir.</p>

<p>Ancak yüksek CK tek başına kalp krizi ya da kas hastalığı tanısı koydurmaz. Sonuç, egzersiz ve ilaç öyküsüyle birlikte değerlendirilir. [1]</p>

<p>KREATİN KİNAZ KAÇ OLMALI?</p>

<p>Örnek olarak Mayo Clinic Laboratories, yetişkinlerde erkekler için 39–308 U/L, kadınlar için 26–192 U/L aralığını kullanır. Bunlar evrensel sınırlar değildir; kendi raporunuzdaki referans aralığı esas alınmalıdır.</p>

<p>Aşağıdaki yorumlar total CK ve U/L birimi içindir. CK-MB gibi farklı testlere uygulanmaz. [1]</p>

<p>CK 200, 500, 1000 VE 5000 NE DEMEK?</p>

<p>CK 200 U/L: Yukarıdaki laboratuvar örneğinde erkeklerde aralık içinde, kadınlarda hafif yüksektir. Bu nedenle herkese “yüksek” denemez.</p>

<p>CK 500 U/L: Bu referans aralıklarının üzerindedir. Yakın zamanda yapılan egzersiz, kullanılan ilaçlar ve eşlik eden yakınmalar değerlendirilir. [1]</p>

<p>CK 1000 U/L: Belirgin yüksekliktir. Örneğin üst sınır 200 U/L ise beş katına karşılık gelir; klinik duruma göre hızlı kas yıkımı anlamına gelen rabdomiyoliz araştırılır.</p>

<p>CK 5000 U/L: Özellikle yeni ve açıklanamayan bir sonuçsa aynı gün değerlendirilmelidir. Tek başına böbrek yetmezliği veya zorunlu hastane yatışı anlamına gelmez. [2]</p>

<p>KREATİN KİNAZ YÜKSEKLİĞİ NEDEN OLUR?</p>

<p>Yoğun egzersiz, kas travması, kas içi enjeksiyonlar, nöbetler, bazı enfeksiyonlar, tiroidin az çalışması ve kas hastalıkları nedenler arasındadır. Kolesterol düşürücü statinler dahil bazı ilaçlar da CK’yi yükseltebilir. [1]</p>

<p>KREATİN KİNAZ DÜŞÜKLÜĞÜ NEDEN OLUR?</p>

<p>Düşük kas kütlesi CK’nin daha düşük olmasına katkıda bulunabilir. Tek başına düşük sonuç, CK’yi yükseltecek bir tedavi gerektiği anlamına gelmez.</p>

<p>SPOR SONRASI CK NE ZAMAN DÜŞER?</p>

<p>Hemen düşmeyebilir; kas hasarından sonraki 1–3 günde zirve görülebilir. Hafif ve belirtisiz yükselmede hekim, ağır egzersize ara verildikten sonra tekrar ölçüm isteyebilir. [1]</p>

<p>CK YÜKSEKLİĞİ KALP KRİZİ Mİ?</p>

<p>Hayır. Total CK kalbe özgü değildir. Kalp krizi değerlendirmesinde troponin, CK’den daha özgül bilgi sağlar; muayene ve EKG ile birlikte yorumlanır. [1]</p>

<p>KREATİN KİNAZ NASIL DÜŞÜRÜLÜR?</p>

<p>Rakam değil, neden tedavi edilir. Dinlenme, ilaçların hekimce düzenlenmesi veya rabdomiyolizde damar yoluyla sıvı tedavisi gerekebilir.</p>

<p>Ciddi yüksekliğin yalnızca su içerek geçmesini beklemek güvenli değildir. [2]</p>

<p>HANGİ DURUMDA ACİL DEĞERLENDİRME GEREKİR?</p>

<p>Şiddetli kas ağrısı, belirgin güçsüzlük, kola renkli idrar veya idrar miktarında azalma varsa acil değerlendirme gerekir.</p>

<p>CK’nin yükselme hızı, kan kreatinini, potasyum, sıvı kaybı ve idrar bulguları birlikte değerlendirilir. Koyu idrarın olmaması rabdomiyolizi dışlamaz. [2]</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>CK 500 tehlikeli mi?</p>

<p>Tek başına acil durum anlamına gelmez. Şikâyetler ve sonucun yükselmeye devam edip etmediği önemlidir.</p>

<p>CK yüksek ama kas ağrısı yoksa normal mi?</p>

<p>Ağrı olmaması kas hasarını dışlamaz. Özellikle belirgin veya kalıcı yükseklik araştırılmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CK yüksekliği böbreğe zarar verir mi?</p>

<p>Asıl risk, yoğun kas yıkımında açığa çıkan miyoglobin gibi maddelerle ilişkilidir. CK, bu sürecin laboratuvar göstergelerinden biridir. [2]</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Belirgin CK yüksekliğini yalnızca spora bağlayarak ağır egzersize devam etmeyin. Acil belirtilerde kontrol tahlilini beklemeyin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>[1] Mayo Clinic Laboratories — Creatine Kinase (CK), Serum. Test kataloğu.</p>

<p>[2] Merck Manual Professional Edition — Rhabdomyolysis. Güncelleme: Şubat 2026. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kreatin-kinaz-ck-kac-olmali-200-500-1000-ve-5000-ne-demek</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 21:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0973.jpeg" type="image/jpeg" length="85290"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TUS’ta dal değişikliği kontenjanlarının yüzde 97,5’i boş kaldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tusta-dal-degisikligi-kontenjanlarinin-yuzde-975i-bos-kaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tusta-dal-degisikligi-kontenjanlarinin-yuzde-975i-bos-kaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026-TUS uzmanlık dalı değişikliğinde 1.847 kontenjana yalnızca 46 aday yerleşti. Çocuk sağlığı, genel cerrahi, acil tıp ve kadın doğum gibi branşlarda kontenjanların büyük bölümü boş kaldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2026-TUS 1. Dönem Uzmanlık Dalı Değişikliği yerleştirme sonuçları, bazı uzmanlık alanlarında kontenjanların doldurulamadığını ortaya koydu. Genel ve yabancı uyruklu kontenjanların birlikte değerlendirildiği sonuç tablosunda, 1.847 kontenjana 46 aday yerleşti. Böylece 1.801 kontenjan boş kaldı.</p>

<p>Bu aşamadaki doluluk oranı yaklaşık yüzde 2,5’te kaldı. Çocuk sağlığı, genel cerrahi, acil tıp, çocuk cerrahisi ve kadın hastalıkları ve doğum alanlarında yerleşme sayıları sınırlı oldu.</p>

<p>Çocuk sağlığında 516 kontenjana 10 yerleşme</p>

<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları alanındaki 516 kontenjana 10 aday yerleşirken, 506 kontenjan boş kaldı.</p>

<p>Genel Cerrahi’de 233 kontenjana yalnızca 3 aday yerleşti. Acil Tıp’ta ise 149 kontenjanın 4’ü doldu, 145’i boş kaldı.</p>

<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum’da 108 kontenjana bir aday yerleşirken, Çocuk Cerrahisi’nde de 98 kontenjanın yalnızca biri doldu.</p>

<p>Aile Hekimliği’nde 344 kontenjana 17 aday yerleşti ve 327 kontenjan boş kaldı. Bu sayılar, sonuç tablosundaki genel ve yabancı uyruklu kontenjanların toplamını kapsıyor.</p>

<p>Ana yerleştirme ve ek yerleştirmenin ardından yeniden tercih</p>

<p>Uzmanlık dalı değişikliği, aynı dönemin ek yerleştirmesinden boş kalan kontenjanlar üzerinden gerçekleştiriliyor. Böylece ana yerleştirme ve ek yerleştirme aşamalarında dolmayan kontenjanlar, dal değiştirmek isteyen adayların tercihine sunuluyor.</p>

<p>Kamuoyunda kullanılan “üç kez kadro açıldı” ifadesi de bu üç aşamayı anlatıyor. Süreç, her seferinde birbirinden bağımsız yeni kadroların açılması anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bu oran bütün TUS kontenjanlarını kapsamıyor</p>

<p>Uzmanlık dalı değişikliği aşamasına, 2026-TUS 1. Dönem ana veya ek yerleştirmesinde bir programa yerleşmiş ve uzmanlık öğrenciliğine devam eden adaylar başvurabiliyor. Adayların mevcut uzmanlık dalları dışında tercih yapmaları gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle yüzde 97,5’lik boşluk oranı, TUS’un bütün yerleştirmelerine veya Türkiye’deki tüm uzmanlık eğitimi kontenjanlarına genellenemez. Oran, yalnızca dal değişikliği aşamasında sunulan kontenjanlara ilişkin durumu gösteriyor.</p>

<p>Kontenjanlar neden dolmuyor?</p>

<p>Yerleştirme tablosu, hangi programlara kaç adayın yerleştiğini gösteriyor. Ancak adayların neden belirli branşları seçtiğini veya seçmediğini doğrudan açıklamıyor.</p>

<p>Nöbet düzeni, iş yükü, eğitim koşulları, mesleki riskler, gelir beklentileri ve kişisel tercihler gibi unsurların etkisini belirlemek için adayların görüşlerini inceleyen araştırmalar gerekiyor. Başvuru koşulları ve dal değiştirmek isteyen aday sayısı da sonuçların değerlendirilmesinde dikkate alınmalı.</p>

<p>Boş kalan kontenjanlar, bu aşamada sunulan uzmanlık eğitimi kapasitesinin çok sınırlı kullanıldığını ortaya koyuyor. Bunun gelecekteki uzman hekim ihtiyacına etkisini değerlendirmek için ana yerleştirme sonuçlarının, eğitime devam eden hekim sayısının ve uzmanlık eğitiminden ayrılmaların birlikte incelenmesi gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tusta-dal-degisikligi-kontenjanlarinin-yuzde-975i-bos-kaldi</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 21:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1156.jpeg" type="image/jpeg" length="51419"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Egzamaya Ne İyi Gelir? Kaşıntıyı Azaltan Bakım ve Alevlenmeyi Artırabilen Alışkanlıklar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/egzamaya-ne-iyi-gelir-kasintiyi-azaltan-bakim-ve-alevlenmeyi-artirabilen-aliskanliklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/egzamaya-ne-iyi-gelir-kasintiyi-azaltan-bakim-ve-alevlenmeyi-artirabilen-aliskanliklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Egzamaya düzenli nemlendirme, kısa ve ılık duşlar, tahriş edicilerden korunma ve gerektiğinde reçeteli tedavi iyi gelebilir. Kaşıntıyı azaltan bakım adımları, krem seçimi ve doktora başvurma zamanı önemlidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Egzamaya iyi gelen yaklaşımın temelinde düzenli nemlendirme, cildi tahriş eden etkenlerden korunma ve gerektiğinde iltihabı baskılayan reçeteli tedaviler bulunuyor. Kısa ve ılık duşlar, parfümsüz bakım ürünleri ve kişiye uygun tedavi, kuruluk ile kaşıntının kontrol altına alınmasına yardımcı olabiliyor.</p>

<p>Ancak egzama tek bir hastalığın adı değil. Farklı egzama türlerinde tedavi değişebiliyor. Bu rehber, en sık görülen tür olan atopik dermatite odaklanıyor. Atopik dermatiti herkes için kalıcı olarak ortadan kaldıran tek bir yöntem bulunmuyor; buna karşılık uygun tedaviyle belirtiler azaltılabiliyor ve uzun süreli rahatlama sağlanabiliyor.</p>

<p>Egzama neden olur, hangi belirtilerle görülür?</p>

<p>Atopik dermatitte cildin dış etkenlere karşı koruyucu bariyeri ile bağışıklık sisteminin işleyişi birlikte rol oynuyor. Genetik yatkınlık ve çevresel etkenler de hastalığı etkileyebiliyor. Cilt nemini korumakta zorlandığında kuruluk ve tahrişe yatkınlık artabiliyor.</p>

<p>Kaşıntı, pullanma, çatlama ve zamanla kalınlaşan deri sık görülen belirtiler arasında. Görünüm her cilt tonunda aynı olmuyor. Açık tenlerde kızarıklık belirginken koyu tenlerde morumsu, gri veya çevresindeki deriden daha koyu alanlar görülebiliyor.</p>

<p>Egzama bulaşıcı değil. Bununla birlikte her kaşıntılı döküntü egzama anlamına gelmediğinden ilk kez ortaya çıkan veya alışılmış tedaviye yanıt vermeyen belirtilerin değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Egzama için hangi nemlendirici seçilmeli?</p>

<p>Parfümsüz, yoğun kıvamlı krem veya merhemler, atopik dermatitte ince losyonlara göre daha uygun olabiliyor. Sade vazelin bazı kişiler için kullanılabilecek seçeneklerden biri. Ancak herkesin cildi aynı ürünü aynı şekilde tolere etmiyor.</p>

<p>Nemlendiriciyi yalnızca kaşıntı başladığında kullanmak yeterli olmayabiliyor. Genel bakım yaklaşımı, günde en az iki kez ve cilt kurudukça nemlendirmeyi içeriyor. Belirtiler hafiflediğinde de bakımın sürdürülmesi öneriliyor.</p>

<p>Nemlendirici cilt bariyerini destekliyor; aktif egzama iltihabını her zaman tek başına kontrol edemiyor. Düzenli bakıma rağmen devam eden döküntü ve kaşıntı, tedavinin yeniden değerlendirilmesini gerektirebiliyor.</p>

<p>Duş egzamayı artırır mı?</p>

<p>Duşun etkisini suyun sıcaklığı, süresi ve sonrasında yapılan bakım belirliyor. Yaklaşık 5–10 dakikalık ılık duşlar tercih edilebilir. Çok sıcak su ve uzun süre yıkanmak kuruluğu artırabiliyor.</p>

<p>Temizleyicinin nazik ve parfümsüz olması, gerektiği alanlarda kullanılması önem taşıyor. Cildi sertçe ovalamak yerine havluyla hafifçe kurulamak öneriliyor.</p>

<p>Nemlendiricinin cilt tamamen kurumadan uygulanması, nemin korunmasına yardımcı oluyor. Bu nedenle duş sonrası bakım, günlük rutinin önemli bir parçası.</p>

<p>“Kokusuz” ile “parfümsüz” aynı şey mi?</p>

<p>Bir ürünün belirgin kokusunun olmaması, koku verici madde içermediğini garanti etmiyor. Özellikle “unscented” etiketi taşıyan bazı ürünlerde, hammaddelerin kokusunu maskeleyen bileşenler bulunabiliyor.</p>

<p>“Fragrance-free” yani parfümsüz olarak belirtilen ürünler, egzamalı cilt bakımında tercih ediliyor. Ancak parfümsüz olması da bir ürünün herkeste sorunsuz kullanılacağı anlamına gelmiyor. Diğer bileşenlere karşı da hassasiyet gelişebiliyor.</p>

<p>Yeni bir ürünle belirgin yanma, kızarıklık veya kaşıntı artışı yaşanıyorsa kullanıma devam etmek yerine değerlendirme almak gerekiyor.</p>

<p>Egzama kaşıntısını azaltmak için neler yapılabilir?</p>

<p>Kaşımak cildi zedeleyerek kaşıntı ve tahrişin birbirini beslediği bir döngü oluşturabiliyor. Tırnakları kısa ve pürüzsüz tutmak, özellikle uykuda oluşabilecek hasarı azaltmaya yardımcı olabiliyor.</p>

<p>Aşırı sıcak ortam ve terleme bazı kişilerde yakınmaları artırabiliyor. Serin kalmak, bol ve yumuşak pamuklu giysiler seçmek, yünü doğrudan cilde temas ettirmemek yararlı olabiliyor. Parfümlü yumuşatıcılar ve tahriş eden deterjanlar da gözden geçirilmeli.</p>

<p>Stres bazı kişilerde alevlenmeye katkıda bulunabiliyor. Ancak egzamayı yalnızca strese bağlamak, gerekli cilt bakımını ve tedaviyi geciktirebiliyor.</p>

<p>Gece uykusunu bozan kaşıntı, mevcut tedavinin yeterince etkili olmadığını düşündürebilir. Şiddetli durumlarda dermatolog, uygun hastalar için ıslak sargı gibi ek yöntemler önerebilir. Özellikle ilaçlı kremlerle birlikte uygulanacak sargılar hekim yönlendirmesi gerektirir.</p>

<p>Egzama için süt, yumurta veya gluteni kesmek gerekir mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Egzaması olan herkesin belirli yiyecekleri bırakması gerekmiyor. Besin alerjisi, özellikle bazı çocuklarda egzamaya eşlik edebiliyor. Ancak bu durum, her alevlenmenin yiyeceklerden kaynaklandığını göstermiyor.</p>

<p>Süt, yumurta veya buğday gibi besinlerin değerlendirme yapılmadan çıkarılması, özellikle çocuklarda beslenme yetersizliğine ve büyüme sorunlarına yol açabiliyor. Besin alerjisi doğrulansa bile uygun cilt bakımı ve egzama tedavisi genellikle önemini koruyor.</p>

<p>Belirli bir yiyeceğin ardından tekrarlayan reaksiyonlar varsa ya da uygun tedaviye rağmen orta veya şiddetli egzama sürüyorsa hekim, alerji değerlendirmesinin gerekli olup olmadığına karar verebilir. Vitaminler ve takviyeler de standart tedavinin yerine geçirilmemeli.</p>

<p>Kortizonlu krem ne zaman gerekir?</p>

<p>Topikal kortikosteroidler, halk arasında kortizonlu krem olarak bilinen ve egzama alevlenmelerinde kullanılan tedaviler arasında yer alıyor. Kullanılacak ürünün gücü, uygulama bölgesi ve süresi; kişinin yaşına ve hastalığın şiddetine göre belirleniyor.</p>

<p>Bu nedenle aynı kremi yüz, göz çevresi ve vücudun diğer bölgelerinde gelişigüzel kullanmak uygun değil. Reçete edilen tedaviyi kaygı nedeniyle hiç uygulamamak da iltihabın kontrolünü zorlaştırabiliyor. Kullanım planı hekimle netleştirilmeli.</p>

<p>Kortizon içermeyen reçeteli sürme tedavileri de bulunuyor. Daha ağır veya dirençli atopik dermatitte fototerapi, biyolojik ilaçlar ve diğer sistemik tedaviler değerlendirilebiliyor. Seçim, dermatoloji uzmanının yarar ve risk değerlendirmesine dayanıyor.</p>

<p>Egzama alevlenmeleri tamamen önlenebilir mi?</p>

<p>Alevlenmeleri her zaman önlemek mümkün değil. Bununla birlikte düzenli bakım ve kişisel tetikleyicilerin belirlenmesi, hastalık kontrolüne katkıda bulunabiliyor.</p>

<p>Yeni bir deterjan, bakım ürünü, kıyafet veya yoğun terleme sonrasında belirtilerin değişip değişmediğini not etmek yararlı olabilir. Tek bir alevlenmeden kesin neden çıkarmak yerine, tekrarlayan örüntüleri hekimle değerlendirmek daha sağlıklı bir yaklaşım.</p>

<p>Egzamayla ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Kaşıntı uykuyu veya günlük yaşamı bozuyorsa, lezyonlar yayılıyorsa ya da önerilen tedaviye rağmen düzelmiyorsa değerlendirme gerekiyor.</p>

<p>Yeni gelişen irinli kabarcıklar, sarı kabuklanma, akıntı, ağrı, şişlik veya belirgin sıcaklık artışı enfeksiyonu düşündürebilir. Döküntünün hızla kötüleşmesi, ateş ve genel durum bozukluğu da aynı gün tıbbi değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Özellikle hızla yayılan ağrılı kabarcıklar, egzama herpetikum gibi acil tedavi gerektirebilen bir enfeksiyonun belirtisi olabilir. Bu durumda yalnızca nemlendiriciyle beklenmemeli.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve kişiye özel tedavi yerine geçmez. Özellikle bebeklerde, göz çevresindeki lezyonlarda ve enfeksiyon şüphesinde hekim değerlendirmesi gerekir. İlaçlı krem ve besin kısıtlamaları kişisel değerlendirme olmadan başlanmamalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Amerikan Dermatoloji Akademisi — Atopik dermatitte cilt bakımı ve öz bakım önerileri.<br />
Amerikan Dermatoloji Akademisi — Atopik dermatit klinik tedavi kılavuzları ve 2025 odaklı güncellemesi.<br />
Amerikan Dermatoloji Akademisi — Can food fix eczema?<br />
NHS — Atopic eczema.<br />
Cleveland Clinic — Eczema: Symptoms, Causes, Types &amp; Treatment. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/egzamaya-ne-iyi-gelir-kasintiyi-azaltan-bakim-ve-alevlenmeyi-artirabilen-aliskanliklar</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 19:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1152.jpeg" type="image/jpeg" length="47492"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cerrahi araştırmalarında Türkiye lideri Sağlık Bilimleri Üniversitesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cerrahi-arastirmalarinda-turkiye-lideri-saglik-bilimleri-universitesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cerrahi-arastirmalarinda-turkiye-lideri-saglik-bilimleri-universitesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[URAP 2025–2026 cerrahi alan sıralamasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi dünyada 255’inci, Türkiye’de birinci oldu. Türkiye’den listeye giren 11 üniversitenin tamamı ilk 500 içinde yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi, URAP 2025–2026 Dünya Alan Sıralaması’nda cerrahi alanında Türkiye’nin en yüksek dereceye sahip üniversitesi oldu. Dünya sıralamasında 255’inci sıraya yerleşen SBÜ’yü, Türkiye’de Hacettepe Üniversitesi ve Koç Üniversitesi izledi.</p>

<p>11 Eylül 2026 tarihli URAP raporunda “Surgery” başlığı altında Türkiye’den 11 üniversite sıralandı. Bu kurumların tamamı dünyada ilk 500 içinde yer bulurken, dereceleri 255 ile 468 arasında değişti.</p>

<p>SBÜ TÜRKİYE’DE BİRİNCİ SIRADA</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi, cerrahi alanındaki bilimsel yayın ve atıf performansıyla Türkiye sıralamasının ilk sırasında yer aldı.</p>

<p>Dünyada 255’inci olan SBÜ’nün ardından Hacettepe Üniversitesi 330’uncu, Koç Üniversitesi 343’üncü sıraya yerleşti. İstanbul Üniversitesi 366’ncı, Ankara Üniversitesi ise 375’inci oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu sonuçlar, üniversitelerin genel sıralamadaki konumlarından ayrı olarak, cerrahi araştırmalarındaki akademik performanslarını ortaya koyuyor.</p>

<p>CERRAHİ ALANINDA TÜRKİYE’DEN HANGİ ÜNİVERSİTELER LİSTEDE?</p>

<p>Rapora göre Türkiye’den cerrahi alan sıralamasına giren üniversiteler ve dünya dereceleri şöyle:</p>

<ol>
 <li>Sağlık Bilimleri Üniversitesi: 255’inci.</li>
 <li>Hacettepe Üniversitesi: 330’uncu.</li>
 <li>Koç Üniversitesi: 343’üncü.</li>
 <li>İstanbul Üniversitesi: 366’ncı.</li>
 <li>Ankara Üniversitesi: 375’inci.</li>
 <li>Acıbadem Üniversitesi: 390’ıncı.</li>
 <li>Ege Üniversitesi: 391’inci.</li>
 <li>Başkent Üniversitesi: 418’inci.</li>
 <li>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa: 434’üncü.</li>
 <li>Marmara Üniversitesi: 466’ncı.</li>
 <li>Gazi Üniversitesi: 468’inci.</li>
</ol>

<p>YEDİ ÜNİVERSİTE DÜNYANIN İLK 400’ÜNDE</p>

<p>Cerrahi alanında sıralanan 11 Türk üniversitesinden yedisi ilk 400 içinde yer aldı. SBÜ, Hacettepe, Koç, İstanbul ve Ankara üniversitelerinin yanı sıra Acıbadem ve Ege üniversiteleri de bu gruba girdi.</p>

<p>Başkent, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Marmara ve Gazi üniversiteleri ise 401–500 aralığında sıralandı. Böylece Türkiye, cerrahi araştırmaları alanında hem devlet hem vakıf üniversiteleriyle temsil edildi.</p>

<p>SIRALAMADA HANGİ ÖLÇÜTLER KULLANILIYOR?</p>

<p>URAP alan sıralamaları, üniversitelerin son beş yıllık akademik performansını değerlendiriyor. Çalışmada Clarivate Analytics InCites tarafından sağlanan bilimsel yayın ve atıf verileri kullanılıyor.</p>

<p>Makaleler, toplam bilimsel dokümanlar, atıflar, yayınların ilgili alandaki etkisi ve uluslararası iş birliği temel değerlendirme ölçütleri arasında bulunuyor. Anketlere dayanan kişisel değerlendirmeler hesaplamaya katılmıyor. Bin ve daha fazla yazarı bulunan makaleler de değerlendirme dışında tutuluyor.</p>

<p>CERRAHİ ARAŞTIRMA PERFORMANSI NEYİ GÖSTERİYOR?</p>

<p>Bu sıralama, üniversitelerin cerrahi alanındaki bilimsel üretimini ve yayınlarının akademik etkisini karşılaştırıyor. Ameliyat başarı oranlarını, cerrahların bireysel performansını veya hastanelerin hizmet kalitesini doğrudan ölçmüyor.</p>

<p>Dolayısıyla SBÜ’nün Türkiye birinciliği, URAP’ın kullandığı ölçütler kapsamında cerrahi alanındaki akademik araştırma performansını ifade ediyor.</p>

<p>Kaynak: URAP 2025–2026 Dünya Alan Sıralaması Basın Bildirisi, 11 Eylül 2026; Tablo 6, Cerrahi alanı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cerrahi-arastirmalarinda-turkiye-lideri-saglik-bilimleri-universitesi</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 19:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1151.jpeg" type="image/jpeg" length="75915"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Diş hekimliğinde 4 Türk üniversitesi dünyanın ilk 250’sinde]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dis-hekimliginde-4-turk-universitesi-dunyanin-ilk-250sinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dis-hekimliginde-4-turk-universitesi-dunyanin-ilk-250sinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[URAP 2025–2026 diş hekimliği sıralamasında Türkiye’den dört üniversite dünyanın ilk 250’sine girdi. Ankara Üniversitesi 103’üncü, Hacettepe 116’ncı, Sağlık Bilimleri Üniversitesi 173’üncü oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Türkiye’den dört üniversite, diş hekimliği alanındaki bilimsel araştırma performanslarıyla dünyanın ilk 250 üniversitesi arasında yer aldı. URAP 2025–2026 Dünya Alan Sıralaması’nda Ankara Üniversitesi Türkiye birincisi olurken, onu Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi izledi.</p>

<p>11 Eylül 2026 tarihli raporda, “Dentistry” başlığı altında sıralanan dört Türk üniversitesinin dünya dereceleri 103 ile 215 arasında değişti. Bu üniversitelerden üçü ilk 200 içinde yer buldu.</p>

<p>DİŞ HEKİMLİĞİNDE HANGİ ÜNİVERSİTE KAÇINCI?</p>

<p>URAP raporuna göre Türkiye’den diş hekimliği alan sıralamasına giren üniversitelerin dereceleri şöyle:</p>

<ol>
 <li>Ankara Üniversitesi: Türkiye’de birinci, dünyada 103’üncü.</li>
 <li>Hacettepe Üniversitesi: Türkiye’de ikinci, dünyada 116’ncı.</li>
 <li>Sağlık Bilimleri Üniversitesi: Türkiye’de üçüncü, dünyada 173’üncü.</li>
 <li>İstanbul Üniversitesi: Türkiye’de dördüncü, dünyada 215’inci.</li>
</ol>

<p>ANKARA ÜNİVERSİTESİ İLK 100 SINIRINA YAKIN</p>

<p>Ankara Üniversitesi, dünya sıralamasındaki 103’üncülüğüyle Türkiye’den en yüksek dereceyi elde eden kurum oldu. Hacettepe Üniversitesi ise 116’ncı sıraya yerleşti. Böylece Ankara’daki iki üniversite, diş hekimliği araştırmalarında dünyanın ilk 150’si içinde yer aldı.</p>

<p>Bu dereceler, üniversitelerin genel sıralamadaki konumlarından ayrı olarak, doğrudan diş hekimliği alanındaki akademik performanslarını yansıtıyor.</p>

<p>SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ İLK 200’DE</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi, diş hekimliği alanında dünyada 173’üncü sıraya yerleşerek Türkiye’de üçüncü oldu. Üniversite, Ankara ve Hacettepe ile birlikte ilk 200 içinde bulunan üç Türk yükseköğretim kurumundan biri olarak listelendi.</p>

<p>İstanbul Üniversitesi de 215’inci sırada yer alarak Türkiye’nin ilk 250 içindeki dördüncü temsilcisi oldu.</p>

<p>SIRALAMANIN TEMELİNDE YAYIN VE ATIFLAR VAR</p>

<p>URAP alan sıralamaları, üniversitelerin son beş yıllık akademik performansını değerlendiriyor. Hesaplamalarda Clarivate Analytics InCites tarafından sağlanan veriler kullanılıyor.</p>

<p>Bilimsel makaleler, toplam dokümanlar, atıflar, yayınların ilgili alandaki etkisi ve uluslararası iş birliği temel ölçütler arasında bulunuyor. Anketlere dayanan kişisel değerlendirmeler sıralamaya katılmıyor. Bin ve daha fazla yazarı bulunan makaleler de değerlendirme dışında tutuluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ÜNİVERSİTE ADAYLARI SONUÇLARI NASIL OKUMALI?</p>

<p>Diş hekimliği alan sıralaması, adayların üniversitelerin araştırma performanslarını karşılaştırmasına yardımcı olabilecek göstergelerden biri. Ancak sonuçlar, eğitim kalitesinin bütün boyutlarını veya diş hastanelerindeki tedavi başarısını doğrudan ölçmüyor.</p>

<p>Tercih yaparken bu verilerin; akademik kadro, klinik uygulama olanakları, öğrenci başına düşen eğitim imkânları ve programın özellikleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Kaynak: URAP 2025–2026 Dünya Alan Sıralaması Basın Bildirisi, 11 Eylül 2026; Tablo 6, Diş Hekimliği alanı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dis-hekimliginde-4-turk-universitesi-dunyanin-ilk-250sinde</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 19:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1150.jpeg" type="image/jpeg" length="16411"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanser araştırmalarında 7 Türk üniversitesi dünyanın ilk 500’ünde]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kanser-arastirmalarinda-7-turk-universitesi-dunyanin-ilk-500unde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kanser-arastirmalarinda-7-turk-universitesi-dunyanin-ilk-500unde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[URAP 2025–2026 Dünya Alan Sıralaması’nda onkoloji alanında Türkiye’den 7 üniversite ilk 500’e girdi. Hacettepe Üniversitesi 320’nci, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa ise 359’uncu sırada yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’den yedi üniversite, kanser araştırmalarındaki bilimsel yayın ve atıf performanslarıyla URAP’ın onkoloji sıralamasında dünyanın ilk 500 üniversitesi arasında yer aldı. Türkiye sıralamasında Hacettepe Üniversitesi birinci, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa ikinci, Ankara Üniversitesi üçüncü oldu.</p>

<p>11 Eylül 2026 tarihli URAP 2025–2026 Dünya Alan Sıralaması raporuna göre Koç Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve Ege Üniversitesi de onkoloji listesine girdi. Türkiye’den sıralamada yer alan kurumların dünya dereceleri 320 ile 492 arasında değişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ONKOLOJİDE HANGİ ÜNİVERSİTE KAÇINCI SIRADA?</p>

<p>Raporda “Oncology” başlığı altında verilen sonuçlara göre Türkiye’den sıralamaya giren üniversiteler şöyle:</p>

<ol>
 <li>Hacettepe Üniversitesi: Dünyada 320’nci.</li>
 <li>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa: Dünyada 359’uncu.</li>
 <li>Ankara Üniversitesi: Dünyada 429’uncu.</li>
 <li>Koç Üniversitesi: Dünyada 431’inci.</li>
 <li>İstanbul Üniversitesi: Dünyada 442’nci.</li>
 <li>Sağlık Bilimleri Üniversitesi: Dünyada 467’nci.</li>
 <li>Ege Üniversitesi: Dünyada 492’nci.</li>
</ol>

<p>HACETTEPE VE CERRAHPAŞA İLK 400 İÇİNDE</p>

<p>Hacettepe Üniversitesi, onkoloji alanında elde ettiği 320’ncilikle Türkiye’den listeye giren üniversiteler arasında en yüksek dereceye ulaştı. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa ise 359’uncu sıraya yerleşti. Böylece Türkiye’den iki üniversite onkoloji araştırmalarında dünyanın ilk 400’ünde yer buldu.</p>

<p>Ankara Üniversitesi 429’uncu, Koç Üniversitesi 431’inci sırada yer aldı. İstanbul Üniversitesi 442’nci, Sağlık Bilimleri Üniversitesi 467’nci ve Ege Üniversitesi 492’nci olarak ilk 500 içindeki diğer Türk üniversiteleri oldu.</p>

<p>SBÜ KANSER ARAŞTIRMALARINDA DÜNYA LİSTESİNDE</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi, onkoloji alanındaki bilimsel üretimiyle Türkiye’de altıncı sırada yer aldı. Dünya sıralamasında 467’nci olan üniversite, kanser araştırmalarında ilk 500’e giren yedi Türk yükseköğretim kurumundan biri oldu.</p>

<p>Rapordaki sonuçlar, Türkiye’nin onkoloji alanındaki uluslararası akademik görünürlüğünün Ankara, İstanbul ve İzmir’deki farklı üniversitelere yayıldığını ortaya koydu.</p>

<p>SIRALAMA NASIL HAZIRLANIYOR?</p>

<p>URAP alan sıralamaları, üniversitelerin son beş yıllık akademik performansını değerlendiriyor. Çalışmada Clarivate Analytics InCites tarafından sağlanan bilimsel yayın ve atıf verileri kullanılıyor.</p>

<p>Makaleler, toplam bilimsel dokümanlar, atıflar, yayınların ilgili alandaki etkisi ve uluslararası iş birliği temel değerlendirme ölçütleri arasında bulunuyor. Anketlere dayanan kişisel görüşler sıralamaya katılmıyor. Bin ve daha fazla yazarı bulunan makaleler de değerlendirme dışında tutuluyor.</p>

<p>Bu yaklaşım, üniversitelerin kanser araştırmalarındaki bilimsel üretimini ve yayınlarının akademik etkisini karşılaştırmaya olanak sağlıyor.</p>

<p>SONUÇLAR HASTALAR İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?</p>

<p>Onkoloji alan sıralaması, üniversitelerin araştırma performansına ilişkin bilgi veriyor. Ancak hastanelerin tedavi başarı oranlarını, hasta deneyimini veya belirli bir kanser türündeki klinik sonuçlarını doğrudan ölçmüyor.</p>

<p>Bu nedenle listede yer almak, bir kurumun kanser araştırmalarındaki akademik görünürlüğünü gösteriyor. Sonuçlardan “en iyi kanser hastanesi” veya “en başarılı kanser tedavisi” şeklinde bir sıralama çıkarmak mümkün değil.</p>

<p>Kaynak: URAP 2025–2026 Dünya Alan Sıralaması Basın Bildirisi, 11 Eylül 2026; Tablo 6, Onkoloji alanı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kanser-arastirmalarinda-7-turk-universitesi-dunyanin-ilk-500unde</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 18:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1149.jpeg" type="image/jpeg" length="38689"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuk sağlığı araştırmalarında 7 Türk üniversitesi dünyada ilk 250’de]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cocuk-sagligi-arastirmalarinda-7-turk-universitesi-dunyada-ilk-250de</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cocuk-sagligi-arastirmalarinda-7-turk-universitesi-dunyada-ilk-250de" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[URAP 2025–2026 Dünya Alan Sıralaması’nda pediatri alanında Türkiye’den 7 üniversite ilk 250’ye girdi. Hacettepe Üniversitesi 129’uncu, Sağlık Bilimleri Üniversitesi 158’inci sırada yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’den yedi üniversite, çocuk sağlığı ve hastalıkları alanındaki bilimsel üretimleriyle URAP 2025–2026 Dünya Alan Sıralaması’nda ilk 250 içinde yer buldu. Hacettepe Üniversitesi’nin Türkiye’de ilk sırayı aldığı pediatri listesinde, Sağlık Bilimleri Üniversitesi ikinci, İstanbul Üniversitesi üçüncü oldu.</p>

<p>11 Eylül 2026 tarihli URAP raporuna göre Türkiye’den sıralamaya giren yedi üniversitenin dünya dereceleri 129 ile 233 arasında değişti. Böylece pediatri alanında listede yer alan Türk üniversitelerinin tamamı ilk 250 içinde sıralandı.</p>

<p>Pediatride hangi üniversite kaçıncı sırada?</p>

<p>Raporda “Pediatrics” başlığı altında verilen sonuçlara göre üniversitelerin Türkiye ve dünya sıralamaları şöyle:</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Türkiye sırası</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Üniversite</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Dünya sırası</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>1</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hacettepe Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>129</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>2</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>158</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>3</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İstanbul Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>194</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>4</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Marmara Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>204</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>5</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ankara Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>212</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>6</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Gazi Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>226</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>7</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>233</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Hacettepe, Sağlık Bilimleri ve İstanbul üniversiteleri dünyada ilk 200 içinde yer aldı. Marmara, Ankara, Gazi ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa da ilk 250’de Türkiye’yi temsil eden diğer kurumlar oldu.</p>

<p>Hacettepe 129’uncu, Sağlık Bilimleri Üniversitesi 158’inci</p>

<p>Hacettepe Üniversitesi, pediatri alanındaki 129’unculuğuyla Türkiye’den listeye giren üniversiteler arasında en yüksek dereceyi elde etti.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi ise dünya sıralamasında 158’inci olarak Türkiye’de ikinci sıraya yerleşti. İstanbul Üniversitesi’nin 194’üncü sırada bulunmasıyla Türkiye’den üç üniversite pediatri araştırmalarında ilk 200’e girmiş oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu sonuçlar, çocuk sağlığı ve hastalıkları alanındaki akademik üretimin birden fazla üniversitede uluslararası sıralamalara yansıdığını gösteriyor.</p>

<p>URAP sıralaması neyi ölçüyor?</p>

<p>URAP alan sıralamaları, üniversitelerin son beş yıllık akademik performansını değerlendiriyor. Hesaplamalarda Clarivate Analytics InCites verileri kullanılıyor.</p>

<p>Bilimsel makaleler, toplam dokümanlar, atıflar, yayınların ilgili alandaki etkisi ve uluslararası iş birliği değerlendirmede kullanılan temel ölçütler arasında bulunuyor. Anketlere dayanan kişisel değerlendirmeler sıralamaya katılmıyor. Bin ve daha fazla yazarı bulunan makaleler de değerlendirme dışında tutuluyor.</p>

<p>Bu nedenle pediatri sıralaması, üniversitelerin çocuk sağlığı alanındaki bilimsel yayın ve araştırma performansına ilişkin bir gösterge niteliği taşıyor.</p>

<p>Üniversite adayları için sonuçlar nasıl okunmalı?</p>

<p>Alan sıralamaları, bir üniversitenin belirli bir disiplindeki araştırma gücünü görmek isteyen adaylara ek bilgi sunuyor. Üniversitenin genel sıralamadaki konumu ile pediatri gibi belirli bir alandaki derecesi farklı olabiliyor.</p>

<p>Bununla birlikte URAP sonuçları, doğrudan tıp eğitiminin bütün unsurlarını veya hastanelerde sunulan tedavilerin başarısını ölçmüyor. Tercih değerlendirmelerinde akademik kadro, eğitim olanakları, klinik uygulama ortamı ve öğrencilerin ihtiyaçları da birlikte ele alınmalı.</p>

<p>Kaynak: URAP 2025–2026 Dünya Alan Sıralaması Basın Bildirisi, 11 Eylül 2026; Tablo 6, Pediatri alanı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cocuk-sagligi-arastirmalarinda-7-turk-universitesi-dunyada-ilk-250de</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 18:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1146.jpeg" type="image/jpeg" length="32319"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prostat Kanserinde 5 Seanslık Radyoterapi: Daha Kısa Tedavi Ne Kadar Etkili?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prostat-kanserinde-5-seanslik-radyoterapi-daha-kisa-tedavi-ne-kadar-etkili</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prostat-kanserinde-5-seanslik-radyoterapi-daha-kisa-tedavi-ne-kadar-etkili" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lokalize orta riskli prostat kanserinde uygulanan beş seanslık radyoterapi, bazı yaşam kalitesi ölçümlerinde avantaj sağladı ancak kanser kontrolünde uzun tedaviye üstünlük göstermedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><br />
Prostat kanserinde haftalar sürebilen radyoterapiyi yalnızca beş seansta tamamlamak mümkün olabilir. Ancak JAMA’da yayımlanan Faz III araştırmanın sonuçları, kısa tedavinin her açıdan daha iyi olduğu anlamına gelmiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaklaşık 700 hastanın katıldığı çalışmada beş seanslık stereotaktik vücut radyoterapisi, 20 veya 28 seansta uygulanan yoğunluk ayarlı radyoterapiyle karşılaştırıldı. Kısa tedavi bazı yaşam kalitesi sonuçlarında avantaj sağlarken üç yıllık hastalıksız sağkalımda üstün bulunmadı.</p>

<p>Radyoterapi beş seansta tamamlandı</p>

<p>Uluslararası NRG-GU005 araştırmasına lokalize ve olumlu özelliklere sahip orta riskli prostat kanseri bulunan 698 hasta alındı.</p>

<p>Hastaların 353’üne toplam 36,25 Gy dozunda beş seans stereotaktik vücut radyoterapisi uygulandı. Diğer 345 hasta ise 20 veya 28 seansta tamamlanan yoğunluk ayarlı radyoterapi aldı.</p>

<p>Stereotaktik vücut radyoterapisi, yüksek radyasyon dozunu tümöre hassas biçimde yönlendirirken çevredeki sağlıklı dokuların mümkün olduğunca korunmasını amaçlıyor. Bu yöntem genellikle bir ila beş seansta uygulanabiliyor.</p>

<p>İdrar şikâyetlerinde belirgin üstünlük görülmedi</p>

<p>İki yıllık takipte idrar yollarıyla ilişkili yaşam kalitesinde klinik açıdan anlamlı kötüleşme yaşayanların oranı, beş seanslık tedavi grubunda yüzde 35,4 oldu. Uzun tedavi grubunda bu oran yüzde 33,7 olarak hesaplandı.</p>

<p>İki grup arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Bu sonuç, beş seanslık tedavinin idrar şikâyetleri bakımından standart programa üstün olmadığını gösterdi.</p>

<p>Bununla birlikte idrar kaçırma ve cinsel işlevle ilgili bazı ikincil değerlendirmeler kısa tedavi lehine sonuçlandı.</p>

<p>Bağırsakla ilişkili yaşam kalitesinde avantaj sağladı</p>

<p>Beş seanslık radyoterapinin dikkat çeken avantajı bağırsakla ilişkili sonuçlarda görüldü.</p>

<p>Bağırsak yaşam kalitesinde klinik açıdan anlamlı kötüleşme yaşayanların oranı kısa tedavi grubunda yüzde 34,9, standart tedavi grubunda ise yüzde 43,8 olarak belirlendi.</p>

<p>Ciddi üriner yan etkiler de beş seanslık tedavide daha az görüldü. Üçüncü ve dördüncü derece genitoüriner yan etki oranı kısa tedavide yüzde 0,6, standart tedavide yüzde 2,5 oldu.</p>

<p>Kanser kontrolünde üstünlük gösterilemedi</p>

<p>Araştırmada yalnızca yan etkiler ve yaşam kalitesi değil, hastalığın kontrol altında tutulup tutulmadığı da değerlendirildi.</p>

<p>Üç yıllık hastalıksız sağkalım oranı beş seanslık tedavide yüzde 88,6, 20–28 seanslık tedavide yüzde 92,1 olarak hesaplandı.</p>

<p>Araştırmacılar, beş seanslık stereotaktik radyoterapinin hastalıksız sağkalım bakımından standart tedaviye üstün olmadığını bildirdi. Bu çalışma kısa tedavinin eşdeğer olduğunu kanıtlamak üzere tasarlanmadığı için sonuçlar “iki yöntem tamamen aynı etkiye sahip” şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<p>Hastalar açısından neden önemli?</p>

<p>Radyoterapinin beş seansta tamamlanması; hastaneye geliş sayısını, ulaşım yükünü ve tedavi için ayrılan zamanı önemli ölçüde azaltabilir. Özellikle radyoterapi merkezinden uzakta yaşayan hastalar açısından bu fark önem taşıyor.</p>

<p>Bununla birlikte tedavi seçimi yalnızca seans sayısına göre yapılamaz. Tümörün risk grubu, prostatın büyüklüğü, idrar şikâyetleri, eşlik eden hastalıklar ve merkezin stereotaktik radyoterapi deneyimi birlikte değerlendirilmeli.</p>

<p>Araştırma sonuçları ayrıca yüksek riskli, metastatik veya daha farklı biyolojik özellikler taşıyan prostat kanserlerine doğrudan uygulanamaz.</p>

<p>Kısa tedavi umut veriyor ancak herkese uygun değil</p>

<p>Çalışma, uygun hastalarda beş seanslık radyoterapinin uygulanabilir bir seçenek olduğunu destekliyor. Tedavi süresini belirgin biçimde kısaltması ve bazı yaşam kalitesi ölçümlerinde avantaj sağlaması önemli.</p>

<p>Ancak kanser kontrolünde üstünlük gösterilememesi, tedavinin kişiye özel planlanması gerektiğini ortaya koyuyor. Nihai karar, hasta ile radyasyon onkolojisi uzmanının yararları ve olası riskleri birlikte değerlendirmesiyle verilmeli.</p>

<p>Tıbbi uyarı</p>

<p>Bu haber genel bilgilendirme amacı taşır. Prostat kanserinin tedavisi; hastalığın evresi, risk grubu, patoloji sonuçları ve hastanın genel sağlık durumuna göre planlanmalıdır. Tedavi değişikliği için üroloji ve radyasyon onkolojisi uzmanına başvurulmalıdır.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>JAMA — Stereotactic Body Radiotherapy vs Moderately Hypofractionated IMRT for Localized Intermediate-Risk Prostate Cancer: A Randomized Clinical Trial<br />
Mayo Clinic — Stereotactic Body Radiotherapy </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prostat-kanserinde-5-seanslik-radyoterapi-daha-kisa-tedavi-ne-kadar-etkili</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1145.jpeg" type="image/jpeg" length="95203"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İdrarda Bakteri (BACT) Kaç Olmalı? +1, +2 ve +3 Ne Demek?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/idrarda-bakteri-bact-kac-olmali-1-2-ve-3-ne-demek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/idrarda-bakteri-bact-kac-olmali-1-2-ve-3-ne-demek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İdrarda bakteri (BACT), idrar örneğinde bakteri görüldüğünü gösterir. +1, +2 veya +3 sonuçları enfeksiyonu düşündürebilir; ancak kontaminasyon da mümkündür. Belirti, lökosit, nitrit ve gerekirse kültür birlikte değerlendirilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İDRARDA BAKTERİ (BACT) NEDİR?</p>

<p>İdrarda bakteri, idrar örneğinin mikroskobik veya otomatik incelemesinde bakteri görülmesidir. Bazı laboratuvarlarda “BACT”, “BAC” veya doğrudan “bakteri” şeklinde raporlanabilir.</p>

<p>Bakteri görülmesi idrar yolu enfeksiyonunu düşündürebilir ancak tek başına enfeksiyon tanısı koydurmaz. Örneğin doğru alınmaması sonucu genital veya cilt florasının idrara karışması da bakteri görülmesine neden olabilir.</p>

<p>İDRARDA BAKTERİ KAÇ OLMALI?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Normal ve doğru alınmış bir idrar örneğinde belirgin bakteri görülmesi beklenmez.</p>

<p>Ancak bakteriler bazı laboratuvarlarda “yok, az, orta, çok” şeklinde; bazılarında ise +1, +2 veya +3 gibi yarı nicel ifadelerle raporlanabilir.</p>

<p>Bu işaretlerin karşılığı laboratuvar cihazına ve kullanılan yönteme göre değişir. Bu nedenle +1, +2 veya +3 için evrensel bir bakteri sayısı yoktur.</p>

<p>İDRARDA BAKTERİ +1 NE DEMEK?</p>

<p>BACT +1 düşük miktarda bakteri görüldüğünü ifade eder.</p>

<p>Bu sonuç idrar yolu enfeksiyonunda görülebilir ancak özellikle lökosit ve nitrit negatifse, kişinin şikâyeti yoksa veya örnek uygun alınmadıysa kontaminasyon ihtimali de düşünülür.</p>

<p>İDRARDA BAKTERİ +2 NE DEMEK?</p>

<p>+2 daha belirgin bakteri varlığını gösterir.</p>

<p>Ancak yalnızca miktarın artması enfeksiyon tanısı koydurmaz. İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, idrar sıkışması gibi belirtiler ve lökosit, nitrit gibi diğer idrar bulguları birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>İDRARDA BAKTERİ +3 NE DEMEK?</p>

<p>+3 idrarda yoğun bakteri görülmesini ifade edebilir.</p>

<p>Bu sonuç enfeksiyon olasılığını artırabilir ancak yine de kesin tanı değildir. Özellikle klinik tablo enfeksiyonu düşündürüyorsa idrar kültürü bakterinin türünü ve gerektiğinde antibiyotik duyarlılığını değerlendirmede kullanılır.</p>

<p>İDRARDA BAKTERİ NEDEN ÇIKAR?</p>

<p>En önemli nedenlerden biri idrar yolu enfeksiyonudur.</p>

<p>Ancak ikinci önemli neden kontaminasyondur. İdrar örneği alınırken cilt, dış genital bölge veya vajinal floradaki bakteriler örneğe karışabilir.</p>

<p>Örneğin uzun süre oda sıcaklığında beklemesi de bakterilerin çoğalmasına ve sonucun olduğundan daha belirgin görünmesine yol açabilir.</p>

<p>İDRARDA BAKTERİ VAR AMA LÖKOSİT YOKSA NE DEMEK?</p>

<p>Bu durumda sonuç otomatik olarak enfeksiyon olarak yorumlanmamalıdır.</p>

<p>Bakteri varlığına rağmen lökosit veya lökosit esteraz görülmemesi kontaminasyon ihtimalini artırabilir. Bununla birlikte özellikle bazı hasta gruplarında yalnızca tek bir parametreyle enfeksiyon dışlanamaz.</p>

<p>En doğru yorum belirtiler, diğer idrar bulguları ve gerektiğinde kültürle yapılır.</p>

<p>İDRARDA BAKTERİ VAR AMA NİTRİT NEGATİFSE ENFEKSİYON YOK MU?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Nitrit negatifliği idrar yolu enfeksiyonunu tamamen dışlamaz. Çünkü bütün bakteriler nitratı nitrite dönüştürmez.</p>

<p>Ayrıca bakterinin nitrit oluşturabilmesi için idrarın mesanede yeterince uzun süre kalması gerekir. Sık idrara çıkan kişilerde bu süre yeterli olmayabilir.</p>

<p>İDRARDA BAKTERİ VE LÖKOSİT BİRLİKTE YÜKSEKSE NE DEMEK?</p>

<p>Bakteri ve lökositin birlikte bulunması, özellikle idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma veya idrar sıkışması gibi belirtiler varsa idrar yolu enfeksiyonu olasılığını artırır.</p>

<p>Nitrit pozitifliği de özellikle nitrat azaltan bakteriler söz konusu olduğunda bu olasılığı destekleyebilir.</p>

<p>Bununla birlikte kesin değerlendirme gereken durumlarda idrar kültürü önemlidir.</p>

<p>İDRARDA BAKTERİ ÇIKMASI HER ZAMAN ANTİBİYOTİK GEREKTİRİR Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Belirtisi olmayan kişilerde idrarda bakteri bulunması “asemptomatik bakteriüri” olarak adlandırılabilir. Bu durum çoğu hasta grubunda otomatik olarak antibiyotik tedavisi gerektirmez.</p>

<p>Gereksiz antibiyotik kullanımı direnç gelişimine ve yan etkilere yol açabilir.</p>

<p>Gebeler ve bazı ürolojik girişimler öncesindeki hastalar bu konuda özel değerlendirme gerektiren gruplar arasındadır.</p>

<p>İDRARDA BAKTERİ POZİTİFSE KÜLTÜR GEREKİR Mİ?</p>

<p>Her bakteri pozitifliğinde kültür zorunlu değildir.</p>

<p>İdrar yolu enfeksiyonu belirtileri varsa, enfeksiyon tekrarlıyorsa, komplike enfeksiyon düşünülüyorsa veya tedaviye yanıt alınmıyorsa kültür daha önemli hale gelir.</p>

<p>Kültür, mikroskopide “bakteri görüldü” ifadesinden farklı olarak üreyen bakterinin türü ve miktarı hakkında daha ayrıntılı bilgi verir.</p>

<p>İDRAR ÖRNEĞİ NASIL ALINMALI?</p>

<p>Kontaminasyon riskini azaltmak için genellikle temiz orta akım idrar örneği tercih edilir.</p>

<p>İdrarın ilk kısmı tuvalete yapılır, orta kısmı steril kaba alınır. Örneğin laboratuvara gecikmeden ulaştırılması önemlidir.</p>

<p>Özellikle çok sayıda yassı epitel hücresinin bulunması örneğin dış genital bölgeden kontamine olduğunu düşündürebilir.</p>

<p>İDRARDA BAKTERİ NASIL DÜŞÜRÜLÜR?</p>

<p>Amaç laboratuvar raporundaki bakteri değerini doğrudan azaltmak değildir.</p>

<p>Gerçek bir bakteriyel idrar yolu enfeksiyonu varsa tedavi hastanın belirtilerine, klinik durumuna ve gerektiğinde kültür sonucuna göre belirlenir.</p>

<p>Kontaminasyona bağlı pozitiflikte ise antibiyotik değil, uygun koşullarda yeni bir idrar örneği gerekebilir.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>İdrarda bakteri +1 enfeksiyon mu?</p>

<p>Tek başına değil. +1 bakteri enfeksiyon, kontaminasyon veya örnek koşullarından etkilenebilir. Belirtiler ve diğer idrar sonuçlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>İdrarda bakteri +3 tehlikeli mi?</p>

<p>+3 yoğun bakteri görüldüğünü düşündürebilir ancak tek başına hastalığın ciddiyetini göstermez. Ateş, yan ağrısı veya genel durum bozukluğu gibi belirtiler daha önemlidir.</p>

<p>İdrarda bakteri var ama lökosit yoksa ne olur?</p>

<p>Kontaminasyon olasılığı düşünülebilir ancak yalnızca bu bulguyla kesin karar verilmez. Şikâyet varsa klinik değerlendirme ve gerektiğinde kültür yapılabilir.</p>

<p>İdrarda bakteri pozitif ama nitrit negatif olabilir mi?</p>

<p>Evet. Bütün bakteriler nitrit üretmez. Bu nedenle negatif nitrit sonucu enfeksiyonu tamamen dışlamaz.</p>

<p>İdrarda bakteri varsa antibiyotik kullanılır mı?</p>

<p>Her zaman değil. Belirtisiz bakteriüri çoğu kişide antibiyotik gerektirmez. Tedavi kararı klinik duruma göre verilmelidir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>İdrarda bakteri görülmesine ateş, titreme, yan veya bel ağrısı, kusma ya da genel durumda bozulma eşlik ediyorsa üst idrar yolu enfeksiyonu açısından hızlı değerlendirme gerekebilir. Yalnızca bakteri görüldüğü için kendi kendine antibiyotik başlanmamalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Infectious Diseases Society of America — Clinical Practice Guideline for the Management of Asymptomatic Bacteriuria</p>

<p>American Family Physician — Office-Based Urinalysis: A Comprehensive Review </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/idrarda-bakteri-bact-kac-olmali-1-2-ve-3-ne-demek</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 18:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/genel/i-m-g-7337.jpeg" type="image/jpeg" length="70156"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Instagram Hesapları Neden Askıya Alınıyor? Türkiye’de Kullanıcıların Ortak Şikâyeti Dikkat Çekiyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/instagram-hesaplari-neden-askiya-aliniyor-turkiyede-kullanicilarin-ortak-sikayeti-dikkat-cekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/instagram-hesaplari-neden-askiya-aliniyor-turkiyede-kullanicilarin-ortak-sikayeti-dikkat-cekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Instagram’da bazı Türk kullanıcılar, herhangi bir ihlal yaptıklarını düşünmedikleri hâlde hesaplarının aniden askıya alındığını veya kapatıldığını bildiriyor. Şikâyetlerde özellikle “hesap bütünlüğü”, kimlik doğrulama sorunları ve birden fazla hesabın peş peşe etkilenmesi dikkat çekiyor. Peki Instagram hesapları neden askıya alınıyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Instagram’da son günlerde hesaplarının beklenmedik biçimde askıya alındığını söyleyen kullanıcıların şikâyetleri dikkat çekiyor.</p>

<p>Bazı kullanıcılar yıllardır kullandıkları hesapların kapatıldığını, bazıları ise yeni hesap açtıktan kısa süre sonra yeniden askıya alma kararıyla karşılaştıklarını belirtiyor.</p>

<p>Şikâyetlerin ortak noktalarından biri ise Instagram tarafından gösterilen “hesap bütünlüğüyle ilgili Topluluk Standartları” ifadesi.</p>

<p>Ancak şu ana kadar Meta tarafından Türkiye’deki kullanıcıları kapsayan özel bir toplu hesap kapatma uygulaması veya Türkiye’ye özgü teknik sorun açıklandığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Şikâyetlerde “hesap bütünlüğü” ifadesi öne çıkıyor</p>

<p>Türkiye’de kullanıcıların oluşturduğu güncel şikâyet kayıtlarında “hesap bütünlüğü” gerekçesi tekrar tekrar karşımıza çıkıyor.</p>

<p>Bazı kullanıcılar hangi paylaşım veya davranış nedeniyle yaptırım uygulandığının kendilerine açık biçimde bildirilmediğini ifade ediyor.</p>

<p>Şikâyet platformlarında yıllardır kullanılan kişisel hesapların yanı sıra işletme hesaplarının ve yeni oluşturulan hesapların da benzer sorunlarla karşılaştığına ilişkin kullanıcı bildirimleri bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle yaşananları yalnızca sakıncalı bir gönderinin kaldırılması şeklinde değerlendirmek yeterli olmayabilir.</p>

<p>Instagram artık yalnızca paylaşımlara bakmıyor</p>

<p>Meta’nın kendi açıklamaları, şirketin hesap güvenliği sistemlerinin çok sayıda sinyali gerçek zamanlı olarak değerlendirdiğini gösteriyor.</p>

<p>Şirket; hesap ele geçirme, kimlik avı ve şüpheli girişleri tespit edebilmek için yapay zekâ destekli güvenlik sistemlerinden yararlandığını belirtiyor.</p>

<p>Dolayısıyla Instagram’daki güvenlik değerlendirmesi yalnızca bir kullanıcının ne paylaştığıyla sınırlı değil.</p>

<p>Giriş davranışları, şüpheli oturumlar ve hesap güvenliğine ilişkin çeşitli sinyaller de sistem tarafından değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Bu durum önemli bir ihtimali gündeme getiriyor:</p>

<p>Bir kullanıcı hiçbir sakıncalı içerik paylaşmasa bile hesabı güvenlik veya hesap bütünlüğü sistemi tarafından riskli olarak değerlendirilebilir.</p>

<p>Bir hesabın kapanması diğer hesapları etkileyebilir mi?</p>

<p>Kullanıcı şikâyetlerinin en dikkat çekici bölümlerinden biri aynı kişiye ait birden fazla hesabın peş peşe etkilenmesi.</p>

<p>Bazı kullanıcılar önce bir hesaplarının askıya alındığını, ardından diğer hesaplarında da benzer sorun yaşadıklarını bildiriyor.</p>

<p>Bazı vakalarda ise yeni açılan hesabın çok az faaliyet gösterdikten sonra yeniden askıya alındığı iddia ediliyor.</p>

<p>Bunun her vakada aynı teknik mekanizmadan kaynaklandığını söylemek mümkün değil.</p>

<p>Ancak platformların yaptırımdan kaçınmayı önlemek amacıyla bağlantılı hesapları değerlendirebilmesi nedeniyle, ilk hesapta ortaya çıkan bir güvenlik veya bütünlük sorununun daha geniş bir hesap incelemesine yol açması olası.</p>

<p>Bu nedenle hesabı askıya alınan bir kişinin art arda yeni hesap açması da otomatik sistemler tarafından olağan dışı davranış olarak değerlendirilebilir.</p>

<p>Yapay zekâ faktörü giderek büyüyor</p>

<p>Meta, Mart 2026’da Facebook ve Instagram’daki destek ve içerik denetiminde daha gelişmiş yapay zekâ sistemlerini kullanacağını açıkladı.</p>

<p>Şirketin amacı dolandırıcılık ve yasa dışı içerikler gibi ağır ihlalleri daha hızlı ve doğru tespit etmek.</p>

<p>Meta aynı zamanda yapay zekânın insan değerlendirmesinin tamamen yerini almadığını özellikle belirtiyor.</p>

<p>Hesapların devre dışı bırakılmasına yönelik itirazlar gibi kritik kararların değerlendirilmesinde insanların rolünün devam edeceğini ifade ediyor.</p>

<p>Buradaki kritik nokta ise ölçek.</p>

<p>Instagram milyarlarca kullanıcı ve içerik üzerinde denetim gerçekleştirdiği için otomatik sistemlerde ortaya çıkabilecek küçük bir hata oranı dahi çok sayıda kullanıcıyı etkileyebilir.</p>

<p>Meta da geçmiş açıklamalarında hesapların yanlışlıkla devre dışı bırakılmasını azaltmak için sistemlerini geliştirdiğini belirtmişti.</p>

<p>Meta milyonlarca hesabı otomatik sistemlerle inceliyor</p>

<p>Platform üzerindeki güvenlik baskısının neden arttığını gösteren başka veriler de bulunuyor.</p>

<p>Meta’nın açıklamasına göre şirket yalnızca 2025 yılında dolandırıcılık politikalarını ihlal eden 159 milyondan fazla reklamı kaldırdı.</p>

<p>Facebook ve Instagram’da organize dolandırıcılık merkezleriyle bağlantılı olduğu belirlenen 10,9 milyon hesap da kapatıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şirket ayrıca uluslararası kolluk kuvvetleriyle gerçekleştirilen bir operasyonda Güneydoğu Asya’daki dolandırıcılık ağlarıyla bağlantılı 150 binden fazla hesabın devre dışı bırakıldığını açıkladı.</p>

<p>Bu büyüklük, Meta’nın hesap güvenliği ve dolandırıcılık tespitinde neden giderek daha fazla otomasyona ihtiyaç duyduğunu da gösteriyor.</p>

<p>Yanlış pozitif ihtimali var mı?</p>

<p>Var.</p>

<p>Siber güvenlik ve içerik moderasyonunda kullanılan otomatik sistemlerde temel sorunlardan biri “false positive”, yani yanlış pozitif sonuçlar.</p>

<p>Sistem gerçekte kuralları ihlal etmeyen bir hesabı riskli olarak sınıflandırabilir.</p>

<p>Meta da hesapların yanlışlıkla devre dışı bırakılmasını azaltmaya yönelik çalışmalar yürüttüğünü açıkça belirtiyor.</p>

<p>Bu nedenle kullanıcı tarafından “hiçbir şey yapmadım” şeklinde tarif edilen her olayın gerçekten hiçbir güvenlik sinyali içermediğini söylemek mümkün olmadığı gibi, Instagram’ın verdiği her otomatik kararın mutlaka doğru olduğunu kabul etmek de mümkün değil.</p>

<p>Kimlik doğrulama aşaması da sorun yaratabiliyor</p>

<p>Türkiye’deki kullanıcı şikâyetlerinin bir bölümünde askıya alma kararından sonra kimlik doğrulama sürecinde problem yaşandığı görülüyor.</p>

<p>Kullanıcılar kimlik belgesi veya diğer doğrulama yöntemlerini kullandıkları hâlde hesaplarına tekrar erişemediklerini bildiriyor.</p>

<p>Bu durumda kullanıcı açısından sorun iki aşamalı hâle geliyor.</p>

<p>Önce hesabın neden kapatıldığı anlaşılamıyor.</p>

<p>Ardından hesabın gerçek sahibinin kendisi olduğunu kanıtlamaya çalışırken doğrulama sistemiyle karşı karşıya kalınıyor.</p>

<p>Sahte şikâyet ve telif saldırıları da ayrı bir risk</p>

<p>Instagram hesaplarının kapanmasının tek nedeni platformun otomatik güvenlik sistemleri olmayabilir.</p>

<p>2026 yılında uluslararası basına yansıyan araştırmalar, Instagram’ın telif hakkı şikâyet sisteminin kötüye kullanılabildiğini de ortaya koydu.</p>

<p>Bazı saldırganların hesaplara sahte telif şikâyetleri göndererek yaptırım uygulanmasını sağlamaya çalıştığı ve ardından hesap sahiplerinden para talep ettiği vakalar bildirildi.</p>

<p>Bu yöntem özellikle yüksek takipçili, ticari değeri bulunan veya kullanıcı adı değerli olan hesaplar açısından farklı bir güvenlik riski oluşturuyor.</p>

<p>Bu nedenle özellikle hesabı kapandıktan sonra kendisine ulaşıp para karşılığında hesabı açabileceğini söyleyen kişilere karşı kullanıcıların son derece dikkatli olması gerekiyor.</p>

<p>Türkiye’deki erişim engelleriyle karıştırılmamalı</p>

<p>Türkiye’de son dönemde sosyal medya hesaplarına yönelik hukuki ve idari erişim engeli kararları da bulunuyor.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, 4 Eylül 2026 tarihinde yaptığı açıklamada son iki ay içerisinde toplam 2 bin 34 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli tedbiri uygulandığını duyurdu.</p>

<p>Açıklamaya göre söz konusu işlemler terör ve suç örgütleriyle bağlantı, dezenformasyon ve benzeri gerekçeler kapsamında gerçekleştirildi.</p>

<p>Ancak bu işlemler ile sıradan Instagram kullanıcılarının Meta tarafından “hesap bütünlüğü” gerekçesiyle askıya alınması aynı süreç değil.</p>

<p>Birincisi Türkiye’deki yetkili makamların hukuki veya idari işlemleriyle ilgili.</p>

<p>Diğeri ise Instagram’ın kendi platform kuralları ve güvenlik sistemleri kapsamında gerçekleştirdiği hesap yaptırımları.</p>

<p>İki konuyu birbirine bağlayan doğrulanmış bir kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Türk kullanıcıları özellikle mi hedef alınıyor?</p>

<p>Şu anda bunu doğrulayacak güvenilir bir kanıt yok.</p>

<p>Türkiye’den son dönemde gelen benzer kullanıcı şikâyetleri dikkat çekici olsa da Meta’nın Türk kullanıcılarına yönelik özel bir toplu hesap kapatma uygulaması başlattığını gösteren resmî bir açıklama veya doğrulanmış teknik veri bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle “Instagram Türk hesaplarını topluca kapatıyor” sonucuna varmak için henüz erken.</p>

<p>Buna karşılık açıklama yapılmadan gerçekleştiği bildirilen askıya almalar, “hesap bütünlüğü” gerekçesinin tekrarlanması, kimlik doğrulama problemleri ve birden fazla hesabın peş peşe etkilenmesine ilişkin kullanıcı bildirimleri araştırılmaya değer bir tablo ortaya koyuyor.</p>

<p>Instagram hesabı askıya alınanlar ne yapmalı?</p>

<p>Kullanıcıların öncelikle Instagram uygulamasında gösterilen resmî itiraz ve doğrulama sürecini takip etmesi gerekiyor.</p>

<p>Hesabı geri açacağını söyleyerek ücret isteyen üçüncü kişilere ödeme yapılmamalı.</p>

<p>Instagram veya Meta adına gönderildiği iddia edilen e-postalardaki bağlantılara doğrudan tıklamak yerine bildirimlerin uygulama içerisinden doğrulanması daha güvenli.</p>

<p>Aynı zamanda hesabın bağlı olduğu e-posta adresinin şifresinin değiştirilmesi, iki faktörlü kimlik doğrulamanın etkinleştirilmesi ve hesaba bağlı bilinmeyen uygulamaların kontrol edilmesi de hesap güvenliği açısından önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/instagram-hesaplari-neden-askiya-aliniyor-turkiyede-kullanicilarin-ortak-sikayeti-dikkat-cekiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1144.jpeg" type="image/jpeg" length="12878"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir İmparatorluğu Çiçek Hastalığından Korumaya Çalışan Kurum: Telkihhane-i Şahane]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bir-imparatorlugu-cicek-hastaligindan-korumaya-calisan-kurum-telkihhane-i-sahane</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bir-imparatorlugu-cicek-hastaligindan-korumaya-calisan-kurum-telkihhane-i-sahane" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çiçek hastalığının çocukları ve yetişkinleri hayattan kopardığı bir çağda Osmanlı Devleti, aşıyı yalnızca uygulamakla yetinmedi. 1892’de kurulan Telkihhane-i Şahane; hayvan kökenli çiçek aşısının düzenli üretimi, sevkiyatı, kayıt altına alınması ve aşı memurlarının eğitimiyle imparatorluk çapında modern bir koruyucu sağlık ağı kurmaya çalıştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir salgın düşünün: Yakalananların bir bölümünü öldürüyor, hayatta kalanların yüzünde ömür boyu taşınacak izler bırakıyor, kimi zaman da görme kaybına yol açıyordu. Yüzyıllar boyunca toplumların korkulu rüyası olan çiçek hastalığı, 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı coğrafyasının da en ciddi halk sağlığı sorunlarından biriydi.</p>

<p>Bu tehditle mücadele yalnızca hekimlerin gayretiyle yürütülemezdi. Aşının üretilmesi, güvenliğinin denetlenmesi, uzak vilayetlere ulaştırılması, uygulamanın kayda geçirilmesi ve bu işi yapacak personelin yetiştirilmesi gerekiyordu. Telkihhane-i Şahane tam da bu ihtiyacın içinden doğdu.</p>

<h3>Paris’ten İstanbul’a taşınan fikir</h3>

<p>Osmanlı’da çiçek aşısı üretimi Telkihhane-i Şahane ile başlamadı. Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane bünyesindeki Aşı İdaresinde 1840’tan itibaren, Paris’ten getirilen aşı suşunun insan pasajlarıyla çoğaltılmasına dayanan üretim yapılıyordu. Telkihhane-i Şahane’nin getirdiği yenilik ise hayvan kökenli çiçek aşısının daha düzenli, güvenli ve kurumsal bir yapıda üretilmesiydi.</p>

<p>Kurumun kuruluşunda Miralay Hüseyin Remzi Bey’in önemli bir payı vardı. 1886’da Paris’e giden ve Pasteur Enstitüsü’ndeki çalışmaları yakından izleyen Osmanlı heyetinde yer alan Hüseyin Remzi Bey, İstanbul’a döndükten sonra hayvan kökenli çiçek aşısının modern yöntemlerle üretileceği bir merkezin kurulmasını gündeme taşıdı.</p>

<p>24 Ocak 1891 tarihli layihasında, dışarıdan getirilen aşı materyaline bağımlılığın azaltılmasını ve çiçek aşısının Osmanlı topraklarında hayvan kökenli yöntemle düzenli biçimde üretilmesini savundu. Bu girişimin ardından Telkihhane-i Şahane, Temmuz 1892’de Tufeylat-ı Hayvaniye Ameliyathanesi bünyesinde faaliyete geçti. Kurum 1894’te Mekteb-i Tıbbiye bahçesinde kendisi için hazırlanan dört pavyonlu ahşap binaya taşındı.</p>

<p>Adındaki “telkih”, aşılama; “telkihhane” ise aşı üretilen ve uygulanan yer anlamına geliyordu. “Şahane” ifadesi de kurumun devlet himayesindeki resmî niteliğini gösteriyordu.</p>

<h3>Amaç yalnızca aşı üretmek değildi</h3>

<p>Telkihhane-i Şahane’nin temel görevi, çiçek hastalığına karşı kullanılan hayvan kökenli aşıyı Osmanlı topraklarında düzenli ve denetimli biçimde hazırlamaktı. Fakat kurumun gerçek önemi üretimden daha genişti. Aşı tüpleri hazırlanıyor, mühürleniyor ve resmî dairelerden uzak vilayetlere kadar gönderiliyordu. Uygulamalar takip ediliyor, aşılanan kişiler kayda geçiriliyor ve sonuçlar istatistiklere dönüştürülüyordu.</p>

<p>Bu yönüyle Telkihhane-i Şahane, yalnızca bir laboratuvar değil; üretim, lojistik, denetim, eğitim ve veri toplama işlevlerini bir araya getiren erken bir halk sağlığı merkeziydi.</p>

<h3>Güvenlik için ayrıntılı kurallar</h3>

<p>Kurumda aşı üretimi belirli bir disiplin içinde yürütülüyordu. Kullanılan aletlerin temizlenmesi ve sterilizasyonu, aşı elde edilen buzağıların sağlık durumlarının ve vücut sıcaklıklarının izlenmesi, hazırlanan ürünün içine yabancı madde karışmaması ve kullanılan gliserinin kimyasal incelemeden geçirilmesi isteniyordu.</p>

<p>Hazırlayan kişinin adı ile üretim tarihi şişenin üzerine yazılıyor; aşı tüplerinin mühürlenmesi ve sevkiyatı da sorumlu personelin gözetiminde yapılıyordu. Dönemin şartları düşünüldüğünde bu uygulamalar, üretimde standartlaşma ve izlenebilirlik arayışının dikkat çekici örnekleriydi.</p>

<h3>Aşıyı üreten kurum, aşıcıyı da yetiştirdi</h3>

<p>Osmanlı coğrafyasının genişliği, yalnızca İstanbul’da aşı üretmeyi yetersiz bırakıyordu. Aşıyı uygulayacak eğitimli personele de ihtiyaç vardı. Bu nedenle 1898’de Telkihhane-i Şahane bünyesinde bir Aşı Dershanesi açıldı.</p>

<p>Eğitim dört ay sürüyor; adaylara teorik bilgilerin yanında hayvanlar ve insanlar üzerinde uygulamalı aşılama yöntemleri öğretiliyordu. Müfredatta çiçek hastalığı, aşının etkisi, uygun hayvan seçimi, mikroskop kullanımı, deri hastalıkları, sterilizasyon ve dezenfeksiyon gibi konular yer alıyordu. 1898–1902 arasında bu dershaneden 319 kişi mezun oldu.</p>

<p>Yetiştirilen aşı memurları vilayetlere ve kazalara gönderildi. Böylece İstanbul’da üretilen aşı, onu uygulayacak insan gücüyle birlikte taşraya ulaştırılmaya çalışıldı.</p>

<h3>Yarım milyonu aşan aşılama</h3>

<p>Kurumun tuttuğu kayıtlar, ulaşılan ölçeği göstermesi bakımından çarpıcıdır. 1902 yılına ilişkin istatistiklerde 115 kayıtlı aşı memurunun görev yaptığı, 195 bin 323 tüp aşının üretildiği ve toplam 521 bin 404 kişinin aşılandığı bildirildi.</p>

<p>1903’te ise vilayet ve mutasarrıflıklara 182 bin 904 tüp aşı gönderildi; kayıtlara göre 484 bin 777 kişi aşılandı. Aynı yıl toplam aşı üretimi 234 bin 67 tüpe, aşılanan kişi sayısı 515 bin 663’e ulaştı.</p>

<p>Bu rakamlar kusursuz bir sistem bulunduğu anlamına gelmiyordu. Dönemin ulaşım şartları, personel yetersizliği, eksik geri bildirimler ve kayıt sorunları mücadeleyi zorlaştırıyordu. Buna rağmen merkezden taşraya uzanan bir aşı zincirinin kurulması, modern halk sağlığı anlayışı açısından önemli bir dönüşümdü.</p>

<h3>Aşı belgesi, kayıt ve denetim</h3>

<p>Telkihhane-i Şahane, daha önce başlayan hukukî düzenlemelerle birlikte işledi. 1885 tarihli Aşı Nizamnamesi; öğrenciler, askerler ve bazı kamu görevlileri için aşı şartı getiriyor, aşı yapmaya yetkili kişileri tanımlıyor ve uygulamanın kayıt altına alınmasını öngörüyordu.</p>

<p>1894’te yürürlüğe giren yeni düzenleme kapsamı genişletti. Yeni doğan çocukların aşılanması, aşının belirli aralıklarla yenilenmesi, kayıtların tutulması ve yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere yaptırım uygulanması gibi hükümler getirildi. Aşıdan sonra kontrol yapılması, aşının tutup tutmadığının değerlendirilmesi ve başarılı uygulama için şehadetname düzenlenmesi de bürokrasinin parçasıydı.</p>

<p>Bugünün aşı kartları, saha kayıtları ve aşılama istatistikleri düşünüldüğünde, bu uygulamalar erken bir izleme sisteminin izlerini taşıyordu.</p>

<h3>Bir binadan daha fazlası</h3>

<p>Telkihhane-i Şahane’nin hikâyesi, Osmanlı tıp tarihinde yalnızca “ilklerden biri” olduğu için önemli değildir. Asıl değer, devletin salgın karşısında bilimsel üretimi, hukuku, eğitimi, lojistiği ve istatistiği aynı amaç etrafında birleştirmeye çalışmasındadır.</p>

<p>Çiçek hastalığı, küresel aşılama çalışmaları sonucunda ortadan kaldırıldı ve Dünya Sağlık Örgütü 1980 yılında hastalığın dünya çapında eradike edildiğini ilan etti. Ancak bu başarı tek bir keşfin sonucu değildi. Aşıyı üreten laboratuvarlar, onu taşıyan görevliler, uygulayan sağlık çalışanları, kayıt tutan memurlar ve toplumun katılımı aynı zincirin halkalarıydı.</p>

<p>Telkihhane-i Şahane, işte bu zinciri bir imparatorluk ölçeğinde kurmaya çalışan kurumlardan biriydi. Ahşap pavyonlarında hazırlanan her aşı tüpü, yalnızca bir tıbbî ürün değil; ölüme karşı örgütlenmiş kamusal bir iradeydi.</p>

<h2>Bilgi notu</h2>

<p>Bu içerik tarihsel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Güncel aşı uygulamaları ve aşı takvimi konusunda Sağlık Bakanlığının resmî önerileri ile sağlık profesyonellerinin değerlendirmeleri esas alınmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Kaynaklar</h2>

<ul>
 <li>
 <p>Köken, A. H.; Nizamoğlu, A.; İlter, H. “Osmanlı İmparatorluğu’nun İlk Genel Aşı İstatistiğinin Değerlendirilmesi.” Türk Hijyen ve Deneysel Biyoloji Dergisi, 2026.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kılıç, R.; Nazlıer, Y. F.; Özelçi, P.; Kara, A. “Osmanlı’da Aşının Tarihi: Aşı Memurları ve Aşı Evleri.” Çocuk Enfeksiyon Dergisi, 2023.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yıldırım, N. “Türkiye’de Çiçek Aşısı Üretimi, 1840–1980.” Türk Hijyen ve Deneysel Biyoloji Dergisi, 2023.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emiroğlu, K.; Öztürk Karataş, E. “Salgınlarla Mücadelede Çiçek Aşısı: Osmanlı’nın Son Döneminden Erken Cumhuriyet’e.” Lokman Hekim Dergisi, 2025.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı, Türk Tıp Tarihi Enstitüsü: “Osmanlı’da Aşının Tarihi: Aşı Memurları ve Aşı Evleri.”</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bir-imparatorlugu-cicek-hastaligindan-korumaya-calisan-kurum-telkihhane-i-sahane</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 16:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/telkihhane-i-sahane-1280x720-200kb.webp" type="image/jpeg" length="26608"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Halktan Saraya, İstanbul’dan Londra’ya: Osmanlı’daki Variolasyon İngiltere’ye Nasıl Taşındı?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/halktan-saraya-istanbuldan-londraya-osmanlidaki-variolasyon-ingiltereye-nasil-tasindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/halktan-saraya-istanbuldan-londraya-osmanlidaki-variolasyon-ingiltereye-nasil-tasindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Osmanlı toplumunda özellikle uygulayıcı kadınların yaşattığı variolasyon, İstanbul’da çalışan hekimlerin raporları ve Lady Mary Wortley Montagu’nun girişimleriyle İngiltere’nin bilim ve saray çevrelerine ulaştı. Edward Jenner’ın 1796’daki çalışmasından yaklaşık seksen yıl önce gerçekleşen bu bilgi aktarımı, modern bağışıklama tarihinin önemli dönüm noktalarından biri oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="auto">Çiçek hastalığı yüzyıllar boyunca insanlığın en korkulan bulaşıcı hastalıklarından biriydi. Yüksek ateş, bütün bedene yayılan yaralar, körlük ve ölüm… Hastalıktan kurtulanların yüzlerinde ise çoğu zaman ömür boyu silinmeyen izler kalıyordu.</p>

<p dir="auto">Henüz mikroorganizmaların bilinmediği ve bağışıklık sisteminin açıklanamadığı bir çağda insanlar önemli bir gerçeği gözlemlemişti: Çiçek hastalığını bir kez geçirenler genellikle hastalığa yeniden yakalanmıyordu.</p>

<p dir="auto">Bu gözlem, oldukça riskli ancak dönemi için dikkat çekici bir korunma yönteminin yayılmasını sağladı: <strong>Variolasyon.</strong></p>

<h2 dir="auto">Aşı değil, kontrollü enfeksiyon girişimiydi</h2>

<p dir="auto">Variolasyonda, çiçek hastalığını hafif geçiren bir kişinin yaralarından alınan madde, sağlıklı kişinin derisinde açılan küçük çiziklere yerleştiriliyordu. Amaç, doğal yolla karşılaşılan ağır hastalık yerine daha hafif seyreden bir enfeksiyon oluşturarak kişiyi sonraki çiçek salgınlarına karşı korumaktı.</p>

<p dir="auto">Ancak bu yöntem, günümüzde anladığımız biçimiyle bir aşı değildi. Çünkü işlemde doğrudan çiçek hastalığına yol açan canlı etken kullanılıyordu. Variolasyon uygulanan kişi ağır hastalanabilir, hayatını kaybedebilir veya hastalığı çevresindeki insanlara bulaştırabilirdi.</p>

<p dir="auto">Buna rağmen doğal çiçek hastalığının yol açtığı ağır sonuçlar karşısında variolasyon, dönemin insanları için önemli bir korunma umudu olarak görülüyordu.</p>

<h2 dir="auto">Osmanlı’da bilgiyi taşıyan kadınlar</h2>

<p dir="auto">Variolasyonun kökeni yalnızca Osmanlı coğrafyasına dayanmıyordu. Çin, Hindistan ve Afrika’nın bazı bölgelerinde de çiçek hastalığına karşı farklı bağışıklama yöntemlerinin uzun süredir uygulandığı biliniyor. Ancak yöntemin 18. yüzyılın başlarında İngiltere’nin bilim ve saray çevrelerine ulaşmasında Osmanlı dünyası önemli bir geçiş noktası oldu.</p>

<p dir="auto">Osmanlı toplumunda variolasyon yalnızca saray hekimlerinin uyguladığı bir yöntem değildi. Tarihsel anlatımlar, özellikle tecrübeli kadınların sonbahar aylarında çocukları bir araya getirerek bu işlemi gerçekleştirdiklerini aktarıyor.</p>

<p dir="auto">Bugün halk hekimliği olarak adlandırabileceğimiz bu bilgi, kadınların gözlem ve tecrübeleriyle kuşaktan kuşağa taşınıyordu. Variolasyonun İngiltere’de tanınmasının arkasında bu nedenle yalnızca hekimler ve seçkin aileler değil, isimleri çoğunlukla kayıtlara geçmeyen uygulayıcı kadınlar da bulunuyordu.</p>

<h2 dir="auto">İstanbul’dan Royal Society’ye ulaşan rapor</h2>

<p dir="auto">Osmanlı’daki variolasyon uygulaması, Lady Mary Wortley Montagu’nun girişimlerinden önce Avrupa’nın bilim çevrelerine bildirilmeye başlanmıştı.</p>

<p dir="auto">İstanbul’da çalışan hekim <strong>Emanuel Timoni</strong>, yöntemi anlatan bir rapor hazırladı. Aralık 1713 tarihli bu metin, 1714 yılında Royal Society’nin bilimsel yayın organı <i>Philosophical Transactions</i>’ta yayımlandı. Timoni, İstanbul’da bir süredir uygulanan yöntemin nasıl gerçekleştirildiğini ve işlem sonrasında gözlenen sonuçları aktarıyordu.</p>

<p dir="auto">Osmanlı coğrafyasında hekimlik yapan <strong>Jacobus Pylarini</strong> de variolasyon hakkında bağımsız bir çalışma hazırladı. Timoni ve Pylarini’nin anlatımları sayesinde Osmanlı’daki uygulama, 1714 ve 1716 yıllarında İngiltere’nin bilim çevrelerinde tartışılmaya başlandı.</p>

<p dir="auto">Ancak bilimsel raporların yayımlanması, toplumun riskli ve alışılmadık bir yöntemi hemen kabul etmesine yetmedi. Variolasyonun İngiltere’de geniş çevrelerce duyulmasında, hastalığı bizzat yaşamış ve İngiliz aristokrasisine ulaşabilen bir kadının etkisi büyük oldu.</p>

<h2 dir="auto">Lady Montagu’nun çiçek hastalığıyla hesaplaşması</h2>

<p dir="auto">İngiltere’nin Osmanlı Büyükelçisi Edward Wortley Montagu’nun eşi <strong>Lady Mary Wortley Montagu</strong>, çiçek hastalığının yol açtığı yıkımı yakından biliyordu. Kardeşini bu hastalık nedeniyle kaybetmiş, kendisi de çiçek hastalığına yakalanarak yüzünde kalıcı izlerle yaşamıştı.</p>

<p dir="auto">Lady Montagu, 1 Nisan 1717’de Edirne’den gönderdiği ünlü mektubunda Osmanlı toplumundaki variolasyon uygulamasını anlattı. İşlemi gerçekleştiren kadınlardan, çocukların bir araya getirilmesinden ve hastalığın çoğunlukla hafif geçirilmesinden söz etti.</p>

<p dir="auto">Gözlemleri yalnızca bir seyahat hatırası olarak kalmadı. Lady Montagu, yöntemi kendi ailesinde de denemeye karar verdi.</p>

<p dir="auto">Oğlu Edward, Mart 1718’de İstanbul’da elçilik cerrahı <strong>Charles Maitland</strong> tarafından variolasyona tabi tutuldu. Lady Montagu böylece Osmanlı’da gözlemlediği yöntemi kendi çocuğuna uygulatmış ve yönteme duyduğu güveni kişisel bir kararla ortaya koymuş oldu.</p>

<h2 dir="auto">Londra’da başlayan büyük tartışma</h2>

<p dir="auto">Lady Montagu İngiltere’ye döndükten sonra variolasyonu savunmayı sürdürdü. Londra’da çiçek salgınının yaşandığı 1721 yılında kızına da Charles Maitland tarafından variolasyon uygulandı. Bu işlem hekimlerin, aristokrat çevrelerin ve kamuoyunun dikkatini çekti.</p>

<p dir="auto">Ancak toplumun önünde ciddi bir soru vardı:</p>

<p dir="auto"><strong>Sağlıklı bir insanı, korunma amacıyla çiçek hastalığı etkenine maruz bırakmak kabul edilebilir miydi?</strong></p>

<p dir="auto">Aynı yıl Newgate Hapishanesi’nde ölüm cezasına mahkûm edilen bazı tutuklular üzerinde variolasyon denemesi yapıldı. İşlemi kabul etmeleri karşılığında özgürlük vaat edilen mahkûmların hayatta kalması, yönteme duyulan ilgiyi artırdı.</p>

<p dir="auto">Newgate denemesinin ardından Londra’daki bazı yetim çocuklara da variolasyon uygulandı. Bu girişimler dönemin şartlarında yöntemin güvenliğini sınama amacı taşısa da mahkûmlar ve çocuklar gibi savunmasız grupların kullanılması; gönüllülük, özgür irade ve aydınlatılmış onam bakımından günümüz tıp etiğiyle bağdaşmamaktadır.</p>

<p dir="auto">Denemelerin ardından Galler Prensesi Caroline’ın iki kızına 1722’de variolasyon uygulanması, yöntemin İngiliz sarayında ve seçkin çevrelerde kabul görmesini hızlandırdı.</p>

<h2 dir="auto">Lady Montagu variolasyonu keşfetmedi</h2>

<p dir="auto">Lady Montagu’nun tarihsel rolünü doğru tanımlamak gerekir. Variolasyonu keşfeden veya geliştiren kişi o değildi.</p>

<p dir="auto">Yöntem, Lady Montagu Osmanlı topraklarına gelmeden çok önce Asya ve Afrika’nın farklı bölgelerinde biliniyor ve Osmanlı toplumunda uygulanıyordu. Timoni ve Pylarini de uygulamayı Avrupa’nın bilim çevrelerine yazılı olarak aktarmıştı.</p>

<p dir="auto">Lady Montagu’nun asıl önemi; gözlemlediği yöntemi İngiltere’de görünür hâle getirmesi, kendi çocuklarına uygulatması ve aristokrat çevrelerde etkili biçimde savunmasıydı.</p>

<p dir="auto">Bu nedenle Lady Montagu’yu “aşıyı bulan kişi” olarak değil, <strong>Osmanlı’daki variolasyon bilgisinin İngiltere’de tanınmasını ve toplumsal kabulünü hızlandıran önemli bir bilim iletişimcisi</strong> olarak tanımlamak daha doğrudur.</p>

<h2 dir="auto">Variolasyon ile Jenner’ın aşısı aynı değildi</h2>

<p dir="auto">Variolasyon ile modern aşılamanın başlangıcı kabul edilen Jenner yöntemi birbirinden farklıydı.</p>

<p dir="auto">Variolasyonda insandaki çiçek hastalığına ait enfekte materyal kullanılıyordu. Bu nedenle işlem uygulanan kişi gerçek çiçek hastalığına yakalanıyor ve hastalığı başkalarına bulaştırabiliyordu.</p>

<p dir="auto">İngiliz hekim <strong>Edward Jenner</strong> ise sığır çiçeği geçiren kişilerin insan çiçek hastalığına karşı korunduğuna ilişkin halk gözleminden yararlandı. Jenner, 1796’da sığır çiçeği materyaliyle deneyini gerçekleştirdi ve sonuçlarını 1798’de yayımladı.</p>

<p dir="auto">Jenner’ın yaklaşımı da ilk uygulandığı dönemde günümüzün klinik araştırma ve tıp etiği ölçütlerini karşılamıyordu. Bununla birlikte yöntemde doğrudan insan çiçek hastalığı materyali yerine sığır çiçeğiyle ilişkili materyalin kullanılması, variolasyona göre daha güvenli bir bağışıklama yolunun gelişmesini sağladı. Yöntem zaman içinde geliştirildi; aşılama yaygınlaştıkça variolasyon terk edildi.</p>

<p dir="auto">Bu nedenle Osmanlı’da uygulanan yöntemi “dünyanın ilk çiçek aşısı” olarak tanımlamak bilimsel açıdan doğru değildir. Daha doğru ifade, bunun <strong>modern çiçek aşısından önce kullanılan erken bir bağışıklama yöntemi</strong> olduğudur.</p>

<h2 dir="auto">Bilginin gerçek yolculuğu: Halktan saraya</h2>

<p dir="auto">Variolasyonun tarihi bazen Osmanlı sarayından Avrupa saraylarına uzanan tek yönlü bir bilgi aktarımı olarak anlatılıyor. Oysa gerçek yolculuk çok daha geniş ve katmanlıydı.</p>

<p dir="auto">Bilgi önce halk arasında, büyük ölçüde uygulayıcı kadınların ellerinde yaşatıldı. Osmanlı coğrafyasında çalışan hekimler bu deneyimi gözlemleyerek yazılı tıp diline aktardı. Elçilik çevresi bilginin ülkeler arasında taşınmasını sağladı. Lady Montagu kişisel tecrübesi ve toplumsal konumuyla yöntemin İngiltere’de görünür olmasına katkıda bulundu. Ardından Royal Society, hekimler ve kraliyet çevresi devreye girdi.</p>

<p dir="auto">Dolayısıyla variolasyonun yolculuğu yalnızca saraydan halka değil; <strong>halktan hekimlere, hekimlerden bilim çevrelerine, İstanbul’dan Londra’ya ve sonunda İngiliz sarayına</strong> uzanan bir bilgi aktarımıydı.</p>

<h2 dir="auto">Tıp tarihinin isimsiz kahramanları</h2>

<p dir="auto">Bu hikâye, bilimsel ilerlemenin her zaman laboratuvarlarda veya saraylarda başlamadığını gösteriyor.</p>

<p dir="auto">Bazen bir toplumun uzun yıllara dayanan gözlemi, adı bilinmeyen bir kadının elinde korunur. Bir hekim bu uygulamayı kayda geçirir, bir seyyah onu başka bir ülkeye anlatır ve yerel bilgi zamanla dünya tıp tarihinin parçası hâline gelir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p dir="auto">Variolasyon, günümüz açısından tehlikeli ve kabul edilemez riskler taşıyordu. Ancak bağışıklama düşüncesinin gelişmesinde önemli bir tarihsel basamak oluşturdu.</p>

<p dir="auto">Çiçek hastalığının dünya çapında ortadan kaldırılması ise tek bir kişinin veya ülkenin başarısı değildi. Jenner’ın çalışmalarıyla başlayan modern aşılama süreci; daha güvenli aşıların geliştirilmesi, kitlesel aşılama programları ve farklı ülkelerde görev yapan sağlık çalışanlarının ortak çabasıyla ilerledi.</p>

<p dir="auto">Dünyadaki son doğal çiçek hastalığı vakası 1977’de görüldü. Dünya Sağlık Asamblesi, hastalığın küresel olarak ortadan kaldırıldığını 1980 yılında resmen ilan etti.</p>

<p dir="auto">Bu büyük başarının uzun tarihsel yolculuğunda Osmanlı toplumundaki variolasyon uygulamasının, bu bilgiyi yaşatan kadınların, yöntemi kayda geçiren hekimlerin ve İstanbul ile Londra arasında bilgi taşıyan insanların da unutulmaması gerekir.</p>

<hr />
<h3 dir="auto">Tıbbi ve Tarihsel Uyarı</h3>

<p dir="auto">Variolasyon, canlı çiçek hastalığı etkeninin kullanıldığı; ağır hastalık, ölüm ve salgın oluşturma riski taşıyan tarihsel bir uygulamaydı. Günümüzde uygulanabilecek veya taklit edilebilecek bir korunma yöntemi değildir. Bu içerik yalnızca tıp tarihi ve bilim iletişimi amacıyla hazırlanmıştır.</p>

<h3 dir="auto">Kaynaklar</h3>

<ul>
 <li>Emanuel Timoni, <i>An Account or History of the Procuring the Small-Pox by Incision or Inoculation</i>, <i>Philosophical Transactions</i>, 1714.</li>
 <li>Arthur Boylston, <i>The Origins of Inoculation</i>, <i>Journal of the Royal Society of Medicine</i>, 2012.</li>
 <li>Anne Eriksen, <i>Smallpox Inoculation: Translation, Transference and Transformation</i>, 2020.</li>
 <li>Isobel Grundy, <i>Montagu’s Variolation</i>, <i>Endeavour</i>, 2000.</li>
 <li>L. Murdoch, <i>The Use of Children and Ideals of Childhood in Early British Smallpox Inoculation</i>, <i>Journal of Social History</i>, 2015.</li>
 <li>Royal Society, Lady Mary Wortley Montagu ve çiçek hastalığı arşiv kayıtları.</li>
 <li>ABD National Library of Medicine, <i>Smallpox: Variolation</i>.</li>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü, <i>History of Smallpox Vaccination</i>.</li>
 <li>Wellcome Collection, çiçek hastalığı ve aşılama tarihi arşivi.</li>
</ul>

<h3 dir="auto">SEO Başlığı</h3></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/halktan-saraya-istanbuldan-londraya-osmanlidaki-variolasyon-ingiltereye-nasil-tasindi</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 16:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/osmanlidan-ingiltereye-variolasyon-1280x720-200kb.webp" type="image/jpeg" length="53953"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kaş Devlet Hastanesi’nde Mobbing İddiası, Yönetimden Hizmet İhtiyacı Açıklaması]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kas-devlet-hastanesinde-mobbing-iddiasi-yonetimden-hizmet-ihtiyaci-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kas-devlet-hastanesinde-mobbing-iddiasi-yonetimden-hizmet-ihtiyaci-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Kaş Devlet Hastanesi’nde çalışanlara mobbing uygulandığı, bazı personelin kayırıldığı ve yedi çalışanın SABİM’e şikâyette bulunduğu öne sürüldü. Hastane yönetimi ise personel görevlendirmelerinin hizmet ihtiyacına göre yapıldığını belirtiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kaş Devlet Hastanesi’ndeki çalışma koşullarına ilişkin sosyal medyada paylaşılan bir ihbar, mobbing ve yerel kayırmacılık iddialarını gündeme taşıdı. Hemşire Hakları Platformu’na ulaştırıldığı belirtilen mesajda, acil serviste çalışan personele psikolojik baskı uygulandığı ve Kaşlı çalışanlara ayrıcalık tanındığı ileri sürüldü.</p>

<p>Paylaşımda ayrıca yedi personelin Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi’ne (SABİM) şikâyette bulunduğu ifade edildi. Başvuruların tarihleri, ayrıntıları ve sonuçlarına ilişkin doğrulanabilir belgeler ise paylaşımda yer almadı.</p>

<p>Çalışma ortamına ilişkin şikâyetler</p>

<p>İhbar metninde, çalışanların görev dağılımı ve yönetim uygulamalarından rahatsızlık duyduğu öne sürüldü. Bir sağlık çalışanının kendine zarar verme düşüncesini dile getirdiği de aktarıldı. Bu çalışanın güncel durumuna veya kendisine destek sağlanıp sağlanmadığına ilişkin bilgi verilmedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Paylaşımda, iddiaların araştırılması amacıyla Sağlık Bakanlığı, Antalya Valiliği ve İl Sağlık Müdürlüğüne denetim çağrısı yapıldığı belirtildi.</p>

<p>İki hemşirenin ayrılışına ilişkin farklı açıklamalar</p>

<p>Hastanede daha önce iki hemşirenin mobbing nedeniyle istifa ettiği yönündeki paylaşımlar da gündeme gelmişti. Edinilen bilgilere göre hastane yönetimi, çalışanlardan birinin istifa etmediğini, kendi talebiyle aile sağlığı çalışanı olarak görev yapmak üzere hastaneden ayrıldığını belirtiyor.</p>

<p>Kurumun açıklamasına göre bu hemşire, acil serviste çalışırken kendi isteğiyle ameliyathaneye geçti. Daha sonra yeniden acil servise dönme talebi karşılandı. Sonraki birim değişikliği başvurusunda ise kendisine önerilen diyaliz ve günübirlik servislerini kabul etmedi.</p>

<p>Yönetim, çalışanın 14 Eylül’de kendi talebi doğrultusunda aile sağlığı hizmetlerinde çalışmaya başladığını ifade ediyor.</p>

<p>Acil servis görevlendirmesinin ardından istifa</p>

<p>Diğer hemşirenin ise hastanede farklı birimlerde çalıştıktan sonra, yaz döneminde acil serviste oluşabilecek hasta yoğunluğu gerekçesiyle bu birimde görevlendirildiği bildirildi.</p>

<p>Hastane yönetimi, çalışanın planlanan ilk nöbetine gelmediğini ve 7 Eylül’de istifa ederek görevinden ayrıldığını ileri sürdü. Yönetim, ayrılış sürecini “usulsüz istifa” olarak nitelendirdi.</p>

<p>Çalışanların kamuoyuna yansıyan açıklamalarında ise görev yeri değişiklikleri, çalışma ortamındaki huzursuzluk ve psikolojik baskı iddiaları öne çıktı.</p>

<p>Yönetim hizmet ihtiyacına işaret ediyor</p>

<p>Edinilen bilgilere göre hastane yönetimi, çalışma düzeninin sağlık hizmetlerinin kesintisiz yürütülmesi amacıyla oluşturulduğunu savunuyor. Görevlendirmelerde mevcut personel sayısı ve çalışanların görev tanımlarının dikkate alındığını belirtiyor.</p>

<p>İddialarla ilgili Kaş İlçe Sağlık Müdürlüğü’nün soruşturma başlatıldığı ve muhakkık görevlendirildiği öğrenildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kas-devlet-hastanesinde-mobbing-iddiasi-yonetimden-hizmet-ihtiyaci-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1137.jpeg" type="image/jpeg" length="17828"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[30 Yılı Aşan Terleme Araştırması: Prof. Dr. Yunus Karakoç’un İyontoforez Çalışmalarında Dikkat Çeken Sonuçlar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/30-yili-asan-terleme-arastirmasi-prof-dr-yunus-karakocun-iyontoforez-calismalarinda-dikkat-ceken-sonuclar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/30-yili-asan-terleme-arastirmasi-prof-dr-yunus-karakocun-iyontoforez-calismalarinda-dikkat-ceken-sonuclar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aşırı terleme olarak bilinen hiperhidroz, günlük yaşamı ve sosyal hayatı ciddi biçimde etkileyebiliyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yunus Karakoç’un 1990’lı yıllarda başlayan araştırmaları ise düşük düzeyli doğru elektrik akımının aşırı terlemeyi kontrol etmedeki etkisine odaklanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>El ve ayak terlemesiyle başlayan çalışmalar daha sonra koltuk altı hiperhidrozuna uzanırken, araştırmalarda terleme miktarında dikkat çekici düşüşler bildirildi.</p>

<p>Araştırmalar 1990’lı yıllara uzanıyor</p>

<p>Prof. Dr. Yunus Karakoç’un hiperhidroz konusundaki akademik çalışmaları tek bir klinik araştırmadan oluşmuyor.</p>

<p>Karakoç, yüksek lisans ve doktora dönemlerinden itibaren doğru elektrik akımının hiperhidroz üzerindeki etkilerini araştırdı. Daha sonraki yıllarda gerçekleştirilen klinik araştırmalarda ise iyontoforez olarak bilinen yöntemin özellikle el ve ayak terlemesi üzerindeki etkisi incelendi.</p>

<p>İyontoforez, düşük düzeyli elektrik akımının genellikle su aracılığıyla cilde uygulanmasına dayanıyor. Cerrahi işlem veya enjeksiyon gerektirmeyen yöntemin ter bezlerinin çalışmasını geçici olarak baskılayabildiği düşünülüyor. Etkinin kesin biyolojik mekanizması ise tamamen açıklığa kavuşmuş değil.</p>

<p>112 hastalık çalışmada dikkat çeken sonuç</p>

<p>Karakoç ve çalışma arkadaşlarının 2002 yılında International Journal of Dermatology’de yayımlanan araştırmasına idiyopatik hiperhidrozu bulunan 112 hasta dahil edildi.</p>

<p>Hastalara musluk suyu iyontoforezine dayanan doğru elektrik akımıyla sekiz seans uygulama yapıldı.</p>

<p>Araştırmada el terlemesinin hastaların yüzde 81,2’sinde kontrol altına alınabildiği bildirildi.</p>

<p>Ancak araştırmanın önemli bir başka sonucu daha vardı.</p>

<p>Tedaviye yanıt veren hastalardaki ilk remisyon süresi ortalama yaklaşık 35 gündü.</p>

<p>Bu sonuç, iyontoforezin hiperhidrozu kalıcı biçimde ortadan kaldıran bir tedaviden ziyade düzenli uygulamayla terlemeyi kontrol altında tutabilecek bir yöntem olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Plasebo araştırması yapıldı</p>

<p>Karakoç ve arkadaşları 2004 yılında bu kez yöntemin oluşturduğu etkinin plaseboyla açıklanıp açıklanamayacağını araştırdı.</p>

<p>Palmoplantar hiperhidrozu bulunan 15 hastanın avuç içlerine önce düşük düzeyli alternatif akım uygulanarak plasebo uygulaması gerçekleştirildi.</p>

<p>Başlangıçta sağ elde ölçülen ter miktarı saatte 3,12 gramdı. Plasebo uygulamasından sonra bu değer saatte 3,08 gram olarak ölçüldü. Başka bir ifadeyle anlamlı bir değişiklik oluşmadı.</p>

<p>Hastalara daha sonra gerçek doğru elektrik akımı uygulandığında ise sağ eldeki ter miktarı saatte 0,38 grama kadar geriledi. Sol elde de benzer sonuç elde edildi.</p>

<p>Araştırma küçük bir hasta grubunda gerçekleştirilmiş olsa da objektif ter ölçümlerinin kullanılması, yöntemin etkisinin yalnızca plaseboyla açıklanamayacağını destekleyen önemli bulgulardan biri oldu.</p>

<p>Elektrik akımının yönü bile araştırıldı</p>

<p>Araştırma ekibi daha sonra oldukça ilginç bir sorunun peşine düştü:</p>

<p>Elektrik akımının hangi kutbu terlemeyi daha fazla etkiliyor?</p>

<p>2006 yılında yayımlanan çalışmada palmoplantar hiperhidrozu bulunan 12 hastanın bir eline anodal, diğer eline katodal akım uygulandı.</p>

<p>Yedi uygulamanın ardından anodal akım verilen ellerde terleme miktarında anlamlı azalma görülürken katodal tarafta aynı düzeyde anlamlı azalma saptanmadı.</p>

<p>Araştırmacılar bu bulgular doğrultusunda daha fazla terleyen el veya ayağın başlangıçta anodal elektroda bağlanmasının yararlı olabileceğini değerlendirdi. Hasta sayısının küçük olması nedeniyle bu sonucun daha büyük araştırmalarla doğrulanması gerekiyor.</p>

<p>Çalışmalar koltuk altı terlemesine taşındı</p>

<p>Karakoç’un araştırmalarının dikkat çekici aşamalarından biri koltuk altı hiperhidrozuna yönelik geliştirilen uygulama oldu.</p>

<p>2019 yılında Serpil Şener ve Yunus Karakoç imzasıyla yayımlanan klinik çalışmada primer aksiller hiperhidrozu bulunan 60 hasta incelendi.</p>

<p>Araştırmada koltuk altına uygun biçimde tasarlanmış SweatCureR isimli özel bir iyontoforez modülü kullanıldı. Çalışmada cihaz için TR <a href="tel:2012%2010825">2012 10825</a> B patent numarası da bildirildi.</p>

<p>Hastalara yaklaşık bir aylık dönemde toplam 10 uygulama yapıldı. Her koltuk altına 20 dakika olmak üzere toplam uygulama süresi 40 dakika olarak belirlendi. Elektrik akımı hastaların toleransına göre ayarlandı ve 7 mA ile sınırlandırıldı.</p>

<p>Terleme yoğunluğunda yaklaşık yüzde 70 azalma</p>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonucu koltuk altı terleme miktarında görüldü.</p>

<p>On uygulamanın ardından terleme yoğunluğundaki medyan azalmanın yaklaşık yüzde 70 olduğu bildirildi. Hiperhidroz şiddetini değerlendirmek için kullanılan HDSS skorlarında da anlamlı iyileşme gözlendi.</p>

<p>Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.</p>

<p>Araştırmadaki “yüzde 70” rakamı hastaların yüzde 70’inin iyileştiği anlamına gelmiyor. Bu değer, çalışmada ölçülen terleme yoğunluğundaki medyan azalmayı ifade ediyor.</p>

<p>Bu nedenle sonucu “tedavi yüzde 70 başarılı” şeklinde yorumlamak bilimsel olarak doğru değil.</p>

<p>Hastalarını Sultan Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kabul ediyor</p>

<p>Prof. Dr. Yunus Karakoç, uzun yıllardır üzerinde çalıştığı hiperhidroz ve iyontoforez uygulamalarını klinik alanda da sürdürüyor.</p>

<p>Karakoç, aşırı terleme şikâyeti bulunan hastalarını İstanbul’daki Sultan Abdülhamid Han Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kabul ederek değerlendiriyor ve uygun görülen hastalara tedavi uyguluyor.</p>

<p>Tedavi öncesinde aşırı terlemenin görüldüğü bölge, şiddeti ve hastanın klinik durumu değerlendirilirken, iyontoforezin uygun olduğu hastalarda uygulama planı buna göre oluşturuluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Böylece Karakoç’un yaklaşık 30 yılı aşan hiperhidroz araştırmaları yalnızca akademik yayınlarla sınırlı kalmıyor; araştırmaların ortaya koyduğu bilgi ve deneyim klinik uygulamada hastaların tedavisine de yansıyor.</p>

<p>Yan etkiler de araştırıldı</p>

<p>İyontoforez cerrahi olmayan bir yöntem olmasına rağmen tamamen yan etkisiz değil.</p>

<p>60 hastalık koltuk altı çalışmasında 29 hastada geçici cilt irritasyonu veya küçük veziküller görüldü. Bir hastada ise kalıcı noktasal pigmentasyon bildirildi.</p>

<p>Yan etkilerin büyük bölümünün hafif ve geçici olması dikkat çekse de bu sonuçlar yöntemin tıbbi değerlendirme ve uygun uygulama koşulları altında kullanılmasının önemini gösteriyor.</p>

<p>İyontoforez yeni veya deneysel bir yöntem değil</p>

<p>Karakoç’un çalışmalarını değerlendirirken önemli bir noktanın altını çizmek gerekiyor.</p>

<p>İyontoforez, hiperhidroz tedavisi için Karakoç tarafından ilk kez keşfedilmiş bir yöntem değil. Özellikle avuç içi aşırı terlemesinde uzun süredir kullanılan tedavi seçeneklerinden biri.</p>

<p>Karakoç’un araştırmalarının dikkat çeken yönü; doğru akım uygulamasının nicel ter ölçümleriyle incelenmesi, plasebo etkisinin araştırılması, anodal ve katodal akım arasındaki farklılıkların değerlendirilmesi ve koltuk altı hiperhidrozu için özel bir uygulama modülünün geliştirilmesi.</p>

<p>Bağımsız bilimsel araştırmalar ne söylüyor?</p>

<p>İyontoforez üzerine yapılan bağımsız sistematik incelemeler, özellikle avuç içi hiperhidrozunda yöntemin gerçek bir etkisinin bulunduğunu destekliyor.</p>

<p>Kanıta dayalı kapsamlı incelemelerde musluk suyu iyontoforezinin palmar hiperhidrozda klinik olarak anlamlı ter azalması sağlayabildiği belirtiliyor.</p>

<p>İncelenen araştırmalarda kısa süreli tedavi sonrasında ter üretiminde yaklaşık yüzde 30 ile yüzde 90 arasında değişen azalmalar bildirilmiş durumda.</p>

<p>Ancak etkinin devam ettirilmesi için belirli aralıklarla tekrar uygulamalarına ihtiyaç duyulabiliyor.</p>

<p>Koltuk altında kanıt daha sınırlı</p>

<p>Bilimsel açıdan önemli ayrımlardan biri ise el ve koltuk altı hiperhidrozu arasındaki kanıt düzeyi.</p>

<p>El hiperhidrozunda iyontoforez konusunda farklı araştırmalar bulunmasına karşın koltuk altı hiperhidrozunda bilimsel kanıt daha sınırlı.</p>

<p>Bu nedenle Karakoç ve Şener’in 60 hastalık SweatCureR araştırması dikkat çekici sonuçlar ortaya koysa da tek başına yöntemin koltuk altı hiperhidrozundaki kesin etkinliğini kanıtlamıyor.</p>

<p>Sonuçların daha geniş hasta gruplarında, bağımsız araştırma ekiplerince yürütülen kontrollü çalışmalar ve uzun dönem takiplerle desteklenmesi bilimsel kanıtı güçlendirebilir.</p>

<p>“Kesin çözüm” değil, terlemeyi kontrol etmeye yönelik tedavi</p>

<p>Mevcut bilimsel veriler ışığında iyontoforezi “aşırı terlemeye kesin çözüm” olarak tanımlamak doğru değil.</p>

<p>Özellikle el hiperhidrozunda terlemeyi önemli ölçüde azaltabildiğini destekleyen bilimsel veriler bulunuyor. Ancak etkinin korunabilmesi için çoğu hastada idame uygulamalarına ihtiyaç duyulabiliyor.</p>

<p>Koltuk altı hiperhidrozundaki sonuçlar ise umut verici olmakla birlikte bilimsel kanıt düzeyi el hiperhidrozundaki kadar güçlü değil.</p>

<p>Prof. Dr. Yunus Karakoç’un çalışmalarını dikkat çekici hale getiren nokta yalnızca tek bir yüksek oran değil.</p>

<p>Yaklaşık üç on yılı aşan araştırma sürecinde aynı bilimsel soru; terlemenin objektif olarak ölçülmesinden plasebo kontrollü araştırmalara, elektrik akımının yönünün incelenmesinden koltuk altına özel bir uygulama modülünün geliştirilmesine kadar farklı aşamalarda ele alındı.</p>

<p>Bugün ise bu uzun araştırma birikiminin klinik uygulamayla devam etmesi, bilimsel çalışmalar ile hasta tedavisi arasındaki bağlantıyı tamamlıyor.</p>

<p>Tıbbi Uyarı</p>

<p>Aşırı terleme bazen başka hastalıklar veya kullanılan ilaçlarla ilişkili olabilir. Yeni başlayan, gece ortaya çıkan, tüm vücudu etkileyen veya başka belirtilerin eşlik ettiği aşırı terlemede nedenin belirlenmesi için hekime başvurulmalıdır. İyontoforez de herkes için uygun olmayabileceğinden tedavi kararı hekim değerlendirmesiyle verilmelidir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>International Journal of Dermatology — Karakoç ve arkadaşları, 2002, 2004, 2006.</p>

<p>BioMed Research International — Şener ve Karakoç, 2019.</p>

<p>Systematic Evidence-Based Review of Treatments for Primary Hyperhidrosis.</p>

<p>Interventions for Hyperhidrosis in Secondary Care: Systematic Review.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/30-yili-asan-terleme-arastirmasi-prof-dr-yunus-karakocun-iyontoforez-calismalarinda-dikkat-ceken-sonuclar</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 13:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1134.jpeg" type="image/jpeg" length="24595"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Skolyoz Subay ve Astsubay Olmaya Engel mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/skolyoz-subay-ve-astsubay-olmaya-engel-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/skolyoz-subay-ve-astsubay-olmaya-engel-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Skolyoz subay ve astsubay olmaya engel mi? MSÜ, Harp Okulu ve Astsubay MYO adaylarında skolyoz, omurga eğriliği ve ortopedi sağlık şartlarını inceledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Skolyoz Subay ve Astsubay Olmaya Engel mi?</p>

<p>Subay veya astsubay olmak isteyen adayların sağlık şartları konusunda en fazla araştırdığı ortopedik sorunlardan biri skolyoz.</p>

<p>“Skolyoz subaylığa engel mi?”, “Skolyozu olan astsubay olabilir mi?”, “MSÜ’de skolyoz sınırı kaç derece?”, “Harp Okuluna skolyozla girilir mi?” ve “Omurga eğriliği askerî öğrenci olmaya engel mi?” soruları adayların sık araştırdığı başlıklar arasında.</p>

<p>Ancak skolyoz konusunda internetteki en önemli sorun, polislik sağlık şartları ile askerî personel sağlık şartlarının birbirine karıştırılması.</p>

<p>Polis adayları Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğine göre değerlendirilirken askerî öğrenci, subay ve astsubay adaylarında farklı bir mevzuat uygulanıyor.</p>

<p>SUBAY VE ASTSUBAY ADAYLARINDA HANGİ YÖNETMELİK UYGULANIYOR?</p>

<p>Askerî adayların sağlık değerlendirmesinde Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği esas alınıyor.</p>

<p>Ancak “subay adayı” ifadesi de tek bir grubu ifade etmiyor.</p>

<p>MSÜ Harp Okulu adayı askerî öğrenci adayıdır.</p>

<p>MSÜ Astsubay Meslek Yüksekokulu adayı da askerî öğrenci adayıdır.</p>

<p>Üniversite mezunları arasından yapılan dış kaynak muvazzaf veya sözleşmeli subay ve astsubay teminleri ise farklı bir aday grubudur.</p>

<p>Bu ayrım skolyoz dahil bütün sağlık şartlarında önem taşıyor.</p>

<p>SKOLYOZ SUBAY OLMAYA ENGEL Mİ?</p>

<p>Skolyozun bulunması adayın ortopedik sağlık değerlendirmesinde dikkate alınır.</p>

<p>Ancak yalnızca “skolyozum var” denilerek bütün subay adayları için tek bir sonuç çıkarmak doğru değildir.</p>

<p>Skolyozun derecesi, omurganın mevcut yapısı, eşlik eden başka omurga sorunları, fonksiyon kaybı bulunup bulunmadığı ve adayın hangi statüde başvurduğu önem taşır.</p>

<p>Askerî öğrenci adayı ile dış kaynaktan subay adayının değerlendirme hükümleri aynı olmayabilir.</p>

<p>SKOLYOZ ASTSUBAY OLMAYA ENGEL Mİ?</p>

<p>Astsubay adaylarında da aynı temel ayrım geçerli.</p>

<p>MSÜ Astsubay Meslek Yüksekokuluna başvuran aday askerî öğrenci statüsündedir.</p>

<p>Dış kaynaktan muvazzaf veya sözleşmeli astsubay adayı ise farklı sağlık hükümlerine tabi olabilir.</p>

<p>Bu nedenle internette görülen tek bir “astsubay skolyoz sınırı” rakamının bütün adaylara uygulanması yanlış sonuç verebilir.</p>

<p>MSÜ’DE SKOLYOZ NASIL DEĞERLENDİRİLİYOR?</p>

<p>MSÜ Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokullarına girmek isteyen adayların askerî öğrenci sağlık şartlarını karşılaması gerekiyor.</p>

<p>Adaylar seçim aşamalarını başarıyla tamamladıktan sonra sağlık muayenesi için yetkili sağlık kuruluşlarına sevk ediliyor.</p>

<p>Ortopedik muayenede omurga yapısı da değerlendiriliyor.</p>

<p>Gerekli görülürse radyolojik incelemeler yapılarak skolyozun derecesi ve omurganın mevcut durumu belirlenebiliyor.</p>

<p>Adayın sağlık durumunun askerî öğrenci adaylarına ilişkin hastalık listesi ve değerlendirme çizelgesine uygun olması gerekiyor.</p>

<p>MSÜ’DE SKOLYOZ SINIRI KAÇ DERECE?</p>

<p>Bu soruda özellikle dikkatli olunmalı.</p>

<p>İnternette “10 derece”, “15 derece” veya başka rakamlar askerî öğrenci, polis ve farklı personel kategorileri birbirine karıştırılarak paylaşılabiliyor.</p>

<p>Örneğin polis eğitim kurumlarına girişte uygulanan Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğindeki bir skolyoz sınırı, MSÜ askerî öğrenci adayına doğrudan uygulanamaz.</p>

<p>Askerî aday açısından yürürlükteki TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin askerî öğrenci adaylarına ilişkin hastalık listesi ve değerlendirme çizelgesi esas alınmalıdır.</p>

<p>Bu nedenle adayın elindeki skolyoz derecesini polislik mevzuatındaki bir rakamla karşılaştırarak “MSÜ’ye girerim” veya “giremem” sonucuna ulaşması doğru değildir.</p>

<p>10 DERECE SKOLYOZ SUBAYLIĞA ENGEL Mİ?</p>

<p>Yalnızca “10 derece skolyoz” bilgisiyle bütün subay adayları için kesin cevap vermek doğru değildir.</p>

<p>Öncelikle adayın hangi statüde olduğu belirlenmeli.</p>

<p>Harp Okuluna girmek isteyen askerî öğrenci adayı mı?</p>

<p>Dış kaynaktan muvazzaf subay adayı mı?</p>

<p>Sözleşmeli subay adayı mı?</p>

<p>Sağlık değerlendirmesinde ilgili aday kategorisinin çizelgesi uygulanır.</p>

<p>Bu nedenle 10 derece gibi tek bir rakamı bütün subay adaylarına uygulamak yanıltıcı olabilir.</p>

<p>SKOLYOZ DERECESİ NASIL ÖLÇÜLÜYOR?</p>

<p>Skolyoz omurganın yana doğru eğriliği ve rotasyonuyla karakterize bir omurga deformitesidir.</p>

<p>Skolyozun derecesinin belirlenmesinde radyolojik görüntüler üzerinden Cobb açısı ölçümü yaygın olarak kullanılır.</p>

<p>Eğriliğin üst ve alt uç omurları belirlenerek aralarındaki açı hesaplanır.</p>

<p>Bu nedenle adayın dışarıdan sırtına bakarak skolyoz derecesini belirlemesi mümkün değildir.</p>

<p>Kesin değerlendirme klinik muayene ve gerekli radyolojik incelemelerle yapılır.</p>

<p>ESKİ RAPORDAKİ SKOLYOZ DERECESİ GEÇERLİ Mİ?</p>

<p>Adayın daha önce ortopedi uzmanından aldığı rapor sağlık geçmişini anlamak açısından yararlı olabilir.</p>

<p>Ancak MSÜ veya personel temin sürecindeki nihai sağlık değerlendirmesini eski özel hastane raporu belirlemez.</p>

<p>Resmî sağlık sürecinde yetkili sağlık kuruluşunun muayene ve tetkikleri esas alınır.</p>

<p>Özellikle sınırda skolyoz ölçümü bulunan adaylarda farklı tarihlerde yapılan ölçümlerde küçük farklılıklar görülebilir.</p>

<p>SKOLYOZ ÖLÇÜMÜ NEDEN DEĞİŞEBİLİR?</p>

<p>Cobb açısı ölçümünde çekim tekniği, adayın pozisyonu ve ölçümde kullanılan referans omurlar küçük farklılıklara neden olabilir.</p>

<p>Bu nedenle eski bir grafideki ölçüm ile resmî değerlendirmede yapılan ölçüm bire bir aynı çıkmayabilir.</p>

<p>Ancak adayın ölçümü değiştirmek amacıyla duruşunu manipüle etmeye çalışması doğru değildir.</p>

<p>Sağlık değerlendirmesinin amacı gerçek omurga yapısını belirlemektir.</p>

<p>SKOLYOZ AMELİYATI OLAN SUBAY VEYA ASTSUBAY OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Geçirilmiş skolyoz ameliyatı yalnızca mevcut eğrilik derecesine bakılarak değerlendirilmez.</p>

<p>Omurgada kullanılan implantlar, hareket kısıtlılığı, ameliyat sonrası anatomik durum ve fonksiyonlar önem taşır.</p>

<p>Dolayısıyla “ameliyat oldum ve omurgam düzeldi, artık hiçbir sorun olmaz” şeklinde otomatik bir sonuç çıkarılmamalıdır.</p>

<p>Geçirilmiş omurga cerrahisi ilgili kas-iskelet sistemi hükümleri kapsamında ayrıca değerlendirilir.</p>

<p>KİFOZ SUBAY VE ASTSUBAY OLMAYA ENGEL Mİ?</p>

<p>Kifoz ile skolyoz aynı durum değildir.</p>

<p>Skolyoz omurganın yana doğru eğriliğini ifade ederken kifoz omurganın öne doğru eğiminin artmasıyla ilişkili bir deformitedir.</p>

<p>Her ikisi de ortopedik değerlendirme kapsamında incelenebilir ancak sağlık mevzuatındaki değerlendirmeleri ayrı olabilir.</p>

<p>Bu nedenle skolyoz için bulunan bir rakam kifoz için kullanılamaz.</p>

<p>BEL FITIĞI İLE SKOLYOZ AYNI ŞEKİLDE Mİ DEĞERLENDİRİLİYOR?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Bel fıtığı omurlar arasındaki disklerle ilgili bir durumdur.</p>

<p>Skolyoz ise omurganın yapısal eğriliğidir.</p>

<p>Her ikisi kas-iskelet sistemi kapsamında değerlendirilse de yönetmelikteki karşılıkları ve sağlık değerlendirmeleri aynı değildir.</p>

<p>HAVA HARP OKULUNDA SKOLYOZ ŞARTLARI DAHA FARKLI OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Hava Harp Okulunda uçucu yetiştirilecek adaylarda genel askerî öğrenci sağlık şartlarına ek olarak uçuculuğa ilişkin özel sağlık kriterleri uygulanıyor.</p>

<p>Bu nedenle Kara veya Deniz Harp Okulu için yapılan bir sağlık değerlendirmesinin pilot adayına otomatik olarak uygulanacağı düşünülmemeli.</p>

<p>Uçucu adayının ayrıca uçuculuk sağlık şartlarını karşılaması gerekiyor.</p>

<p>DIŞ KAYNAK SUBAY VE ASTSUBAYDA AYNI KRİTER Mİ UYGULANIYOR?</p>

<p>Dış kaynaktan alınan muvazzaf ve sözleşmeli subay ve astsubay adayları yönetmelikte kendilerine ilişkin hükümler kapsamında değerlendiriliyor.</p>

<p>Bu adayların sağlık değerlendirmesi askerî öğrenci adaylarının değerlendirmesiyle bire bir aynı kabul edilmemeli.</p>

<p>Bu nedenle bir üniversite mezununun dış kaynak subaylık başvurusunda karşılaşacağı skolyoz değerlendirmesi ile lise mezunu bir Harp Okulu adayının sağlık süreci aynı başlık altında düşünülmemeli.</p>

<p>ADAYLARIN EN ÇOK YAPTIĞI HATA</p>

<p>Skolyoz konusunda internette farklı kurumların sağlık şartları birbirine karıştırılıyor.</p>

<p>Özellikle şu dört grup ayrılmalı:</p>

<p>Polis adayı.</p>

<p>MSÜ askerî öğrenci adayı.</p>

<p>Dış kaynaktan subay adayı.</p>

<p>Dış kaynaktan astsubay adayı.</p>

<p>Bir gruba ait skolyoz derecesinin diğer gruba doğrudan uygulanması yanlış bilgiye neden olabilir.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>Skolyoz subaylığa engel mi?</p>

<p>Skolyoz subay adaylarının ortopedik sağlık değerlendirmesinde dikkate alınır. Derecesi, mevcut omurga durumu ve adayın başvuru statüsü önemlidir.</p>

<p>Skolyoz astsubaylığa engel mi?</p>

<p>Yalnızca skolyoz bulunduğu bilgisi üzerinden bütün astsubay adayları için kesin sonuç verilemez. MSÜ Astsubay MYO adayı ile dış kaynak astsubay adayının statüsü ayrılmalıdır.</p>

<p>10 derece skolyoz MSÜ’ye engel mi?</p>

<p>Polislik mevzuatındaki 10 derece sınırı MSÜ askerî öğrenci adaylarına otomatik olarak uygulanamaz. Askerî öğrenci adayları TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin ilgili hükümlerine göre değerlendirilir.</p>

<p>Skolyoz ameliyatı subaylığa engel mi?</p>

<p>Geçirilmiş omurga cerrahisi, mevcut omurga yapısı, implantlar, hareket ve fonksiyon durumu üzerinden ayrıca değerlendirilir.</p>

<p>Harp Okulu sağlık muayenesinde skolyoza bakılıyor mu?</p>

<p>Evet. Kas-iskelet sistemi ve omurga yapısı askerî öğrenci sağlık değerlendirmesinin parçaları arasındadır. Gerekli görülmesi halinde radyolojik inceleme yapılabilir.</p>

<p>TIBBİ VE HUKUKİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel askerî sağlık uygunluğu kararı değildir. Subay, astsubay ve askerî öğrenci adaylarında skolyoz değerlendirmesinde yürürlükteki TSK, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği, adayın statüsü, başvuru kılavuzu, yetkili sağlık kuruluşunun muayenesi ve sağlık kurulu kararı esas alınmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği</p>

<p>Askerî Öğrenci Adayları Hastalıklar Listesi</p>

<p>Personel Adaylarının Hastalıklara Göre Değerlendirme Çizelgesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Millî Savunma Üniversitesi</p>

<p>T.C. Millî Savunma Bakanlığı Personel Temin Sistemi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Aday Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/skolyoz-subay-ve-astsubay-olmaya-engel-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 12:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-1091.jpeg" type="image/jpeg" length="96473"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Psikiyatri Kaydı Subay ve Astsubay Olmaya Engel mi? MSÜ Sağlık Şartları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/psikiyatri-kaydi-subay-ve-astsubay-olmaya-engel-mi-msu-saglik-sartlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/psikiyatri-kaydi-subay-ve-astsubay-olmaya-engel-mi-msu-saglik-sartlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikiyatri kaydı MSÜ’ye engel mi? Antidepresan ve DEHB ilacı kullanımı, anksiyete, depresyon ve çocukluk psikiyatri geçmişinin askerî öğrenci adaylarında nasıl değerlendirildiğini inceledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>MSÜ Psikiyatri Şartları: Psikiyatri Kaydı ve İlaç Kullanımı Engel mi?</p>

<p>Millî Savunma Üniversitesine girmek isteyen adayların sağlık şartları konusunda en fazla araştırdığı konulardan biri psikiyatri geçmişi.</p>

<p>“Psikiyatri kaydı MSÜ’ye engel mi?”, “Antidepresan kullanan Harp Okuluna girebilir mi?”, “Çocukken psikiyatri ilacı kullanan askerî öğrenci olabilir mi?”, “DEHB MSÜ’ye engel mi?”, “Anksiyete veya depresyon askerî öğrenciliğe engel mi?” soruları adayların sık araştırdığı başlıklar arasında.</p>

<p>Ancak bu konuda internette önemli bir bilgi karmaşası bulunuyor.</p>

<p>Polis adaylarına uygulanan psikiyatri hükümleri ile MSÜ askerî öğrenci adaylarının sağlık şartları aynı değil.</p>

<p>Bu nedenle POMEM veya PMYO için geçerli bir psikiyatri kriterinin doğrudan MSÜ adayına uygulanması doğru değildir.</p>

<p>MSÜ ADAYLARINDA HANGİ SAĞLIK YÖNETMELİĞİ UYGULANIYOR?</p>

<p>MSÜ askerî öğrenci adayları, Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği kapsamında değerlendiriliyor.</p>

<p>Askerî öğrenci adayları sağlık muayenesine sevk ediliyor.</p>

<p>Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları için adayın ilgili sağlık şartlarını karşılaması ve “MSÜ’de Askerî Öğrenci Olur” kararlı sağlık raporu alması gerekiyor.</p>

<p>Ruh sağlığı ve hastalıkları da bu değerlendirmenin önemli parçalarından biri.</p>

<p>PSİKİYATRİ KAYDI MSÜ’YE ENGEL Mİ?</p>

<p>Yalnızca sağlık sisteminde “psikiyatri” başvurusu görülmesinden hareketle bütün adaylar için tek cümlelik sonuç vermek doğru değildir.</p>

<p>Asıl önemli olan adayın hangi nedenle psikiyatriye başvurduğu, tanı konulup konulmadığı, tedavi uygulanıp uygulanmadığı ve mevcut ruh sağlığı durumudur.</p>

<p>Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinde ruhsal hastalıklar farklı tanı grupları ve hastalık maddeleri altında değerlendiriliyor.</p>

<p>Dolayısıyla “Bir kez psikiyatriye gittim, kesin MSÜ’ye giremem” şeklinde bir genelleme doğru değerlendirme yöntemi değildir.</p>

<p>Ancak geçmişteki gerçek bir psikiyatrik tanının da hiçbir öneminin olmadığı düşünülmemelidir.</p>

<p>ANTİDEPRESAN KULLANMAK MSÜ’YE ENGEL Mİ?</p>

<p>Adayların en fazla araştırdığı konulardan biri geçmiş antidepresan kullanımı.</p>

<p>Bir ilacın yalnızca adına bakılarak kişinin askerî öğrenci sağlık şartlarını taşıyıp taşımadığına karar verilemez.</p>

<p>Önemli olan ilacın hangi nedenle reçete edildiği ve adayın gerçek klinik geçmişidir.</p>

<p>Antidepresan olarak bilinen bazı ilaçlar farklı klinik durumlarda da kullanılabilir.</p>

<p>Ancak adayda depresyon, anksiyete bozukluğu veya başka bir psikiyatrik hastalık tanısı bulunuyorsa bu tanının Sağlık Yeteneği Yönetmeliğindeki karşılığı ayrıca değerlendirilir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca e-Nabız’daki ilaç adına bakarak “kesin elenirim” veya “kesin geçerim” sonucuna ulaşılmamalıdır.</p>

<p>ÇOCUKLUKTA PSİKİYATRİ İLACI KULLANMAK MSÜ’YE ENGEL Mİ?</p>

<p>Bu soru özellikle önemli.</p>

<p>Bazı adayların çocukluk veya ergenlik döneminden kalma psikiyatri başvuruları ve ilaç reçeteleri bulunabiliyor.</p>

<p>Çocukluk döneminde sağlık hizmetine başvuru kararını çoğunlukla aile verir.</p>

<p>Ancak askerî öğrenci sağlık değerlendirmesinde yalnızca “Ailem götürdü” açıklaması belirleyici değildir.</p>

<p>Tıbbi kayıtlar önem taşır.</p>

<p>Hangi yakınmayla başvuruldu?</p>

<p>Hangi tanı konuldu?</p>

<p>İlaç neden verildi?</p>

<p>Tedavi ne kadar sürdü?</p>

<p>Sonraki yıllarda tedavi devam etti mi?</p>

<p>Bugün herhangi bir psikiyatrik hastalık bulunuyor mu?</p>

<p>Bu sorular kişisel değerlendirmede önem kazanabilir.</p>

<p>DEHB MSÜ’YE ENGEL Mİ?</p>

<p>Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, yani DEHB özellikle çocukluk döneminden sağlık kaydı bulunan adayların araştırdığı konular arasında.</p>

<p>DEHB psikiyatrik bir tanıdır ve adayın sağlık geçmişi içerisinde değerlendirilir.</p>

<p>Burada yalnızca çocukken kullanılan ilacın adına bakılması yeterli değildir.</p>

<p>Tanının gerçekten konulup konulmadığı, tedavi geçmişi ve mevcut klinik durum önem taşır.</p>

<p>Askerî öğrenci adayının kişisel uygunluğu Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin ilgili ruh sağlığı hükümleri ve yetkili sağlık kurulunun değerlendirmesiyle belirlenir.</p>

<p>ANKSİYETE MSÜ’YE ENGEL Mİ?</p>

<p>Anksiyete bozuklukları da ruh sağlığı değerlendirmesinde dikkate alınan tanılar arasında.</p>

<p>Ancak günlük hayatta yaşanan geçici kaygı ile uzman hekim tarafından tanısı konmuş anksiyete bozukluğu aynı şey değildir.</p>

<p>Sağlık kurulunun değerlendirdiği konu adayın tıbbi tanısı ve mevcut ruh sağlığı durumudur.</p>

<p>Bu nedenle geçmişte “kaygılıydım” şeklindeki kişisel ifade ile sağlık sisteminde tanı ve tedavi bulunan anksiyete bozukluğu birbirinden ayrılmalıdır.</p>

<p>DEPRESYON MSÜ’YE ENGEL Mİ?</p>

<p>Depresif bozukluklar da askerî öğrenci adaylarının ruh sağlığı değerlendirmesinde önem taşıyan hastalık gruplarından.</p>

<p>Geçmişte depresyon tanısı ve tedavisi bulunan adayın durumu ilgili hastalık maddeleri kapsamında değerlendirilir.</p>

<p>Burada hastalığın niteliği, geçmişi ve mevcut klinik durum önem taşıyabilir.</p>

<p>Kişinin kendi kendine “artık iyiyim” demesi resmi sağlık değerlendirmesinin yerine geçmez.</p>

<p>PSİKOLOGA GİTMEK MSÜ’YE ENGEL Mİ?</p>

<p>Psikoloğa başvurmak ile psikiyatri uzmanı tarafından psikiyatrik hastalık tanısı konulması aynı şey değildir.</p>

<p>Psikolojik danışmanlık veya psikolog görüşmesi tek başına belirli bir psikiyatrik hastalık tanısı anlamına gelmez.</p>

<p>Askerî öğrenci sağlık değerlendirmesinde adayın gerçek tıbbi sağlık durumu ve varsa tanıları önem taşır.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca “psikoloğa gittim” bilgisinden otomatik elenme sonucu çıkarılmamalıdır.</p>

<p>PANİK ATAK MSÜ’YE ENGEL Mİ?</p>

<p>“Panik atak” bir belirti veya klinik tabloyu ifade edebilir.</p>

<p>Asıl önemli olan bunun hangi tanı kapsamında ortaya çıktığıdır.</p>

<p>Tek seferlik panik benzeri yakınma ile tanısı konmuş panik bozukluk aynı şey değildir.</p>

<p>Sağlık değerlendirmesinde tıbbi kayıt ve uzman değerlendirmesi esas alınır.</p>

<p>E-NABIZ’DA PSİKİYATRİ KAYDI VARSA NE YAPILMALI?</p>

<p>Adayların en büyük hatalarından biri eski bir kayıt gördüklerinde paniğe kapılmak veya kaydı gizlemeye çalışmak.</p>

<p>Doğru yaklaşım sağlık geçmişinin ne olduğunu anlamaktır.</p>

<p>Eski psikiyatri başvurusunun hangi sağlık kuruluşunda gerçekleştiği belirlenebilir.</p>

<p>Varsa epikriz ve muayene belgeleri incelenebilir.</p>

<p>Konulan tanı öğrenilebilir.</p>

<p>İlacın hangi nedenle reçete edildiği belirlenebilir.</p>

<p>Tedavinin ne kadar sürdüğü ortaya konabilir.</p>

<p>Bu bilgiler adayın sağlık geçmişinin doğru anlaşılmasına yardımcı olur.</p>

<p>ESKİ PSİKİYATRİ KAYDINI SİLDİRMEK ÇÖZÜM MÜ?</p>

<p>Sağlık değerlendirmesinin amacı yalnızca ekranda bir kaydın görünüp görünmediğini kontrol etmek değildir.</p>

<p>Adayın gerçek sağlık durumu değerlendirilir.</p>

<p>Bu nedenle sağlık geçmişini gizlemeye veya gerçeğe aykırı beyanda bulunmaya yönelik bir yaklaşım doğru değildir.</p>

<p>Adayın yapması gereken geçmiş sağlık belgelerini doğru şekilde öğrenmek ve resmi sağlık değerlendirmesinde istenen bilgileri doğru olarak sunmaktır.</p>

<p>POMEM’DEKİ 2 YIL KURALI MSÜ İÇİN DE GEÇERLİ Mİ?</p>

<p>Bu önemli bir ayrım.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinde polis eğitim kurumu adayları açısından yer alan psikiyatri hükümleri, TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin yerine geçmez.</p>

<p>MSÜ adayları askerî öğrencilere ilişkin sağlık hükümlerine göre değerlendirilir.</p>

<p>Bu nedenle “Psikiyatri ilacının üzerinden iki yıl geçtiyse MSÜ’ye kesin girilir” şeklinde bir sonuç çıkarılması doğru değildir.</p>

<p>Adayın tanısı ve Sağlık Yeteneği Yönetmeliğindeki karşılığı esas alınmalıdır.</p>

<p>MSÜ İLE DIŞ KAYNAK SUBAY ADAYI AYNI MI?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>MSÜ Harp Okulu veya Astsubay Meslek Yüksekokulu adayı askerî öğrenci adayıdır.</p>

<p>Üniversite mezunları arasından dış kaynaktan muvazzaf veya sözleşmeli subay ve astsubay temini ise farklı bir personel temin sürecidir.</p>

<p>Sağlık hükümleri de aday kategorisine göre farklılaşabilir.</p>

<p>Bu nedenle internette “subay psikiyatri şartları” adı altında bulunan her bilgi MSÜ adayına uygulanmamalıdır.</p>

<p>HAVA HARP OKULUNDA PSİKİYATRİ ŞARTLARI DAHA FARKLI MI?</p>

<p>Hava Harp Okulunda uçucu yetiştirilecek adaylar ayrıca uçuculuğa özgü sağlık değerlendirmesinden geçiyor.</p>

<p>MSÜ’nün askerî öğrenci temin sürecinde Hava Harp Okulu adaylarından “Kategori-1 Hava Aracında Uçucu Yetiştirilmeye Elverişlidir” kararlı sağlık raporu aranıyor.</p>

<p>Dolayısıyla pilot adayı açısından genel askerî öğrenci sağlık şartlarının yanında uçuculuğa ilişkin özel sağlık kriterleri de önem taşıyor.</p>

<p>MSÜ ADAYLARININ EN ÇOK YAPTIĞI HATA</p>

<p>Psikiyatri konusunda internette farklı meslek gruplarının sağlık şartları birbirine karıştırılıyor.</p>

<p>Özellikle şu üç grup birbirinden ayrılmalı:</p>

<p>MSÜ askerî öğrenci adayı.</p>

<p>Dış kaynaktan subay veya astsubay adayı.</p>

<p>POMEM veya PMYO polis öğrenci adayı.</p>

<p>Bir gruba uygulanan süre, tanı veya sağlık kriteri diğer gruba otomatik olarak uygulanamaz.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>Psikiyatriye gitmek MSÜ’ye engel mi?</p>

<p>Tek başına psikiyatri polikliniğine başvurmuş olmak üzerinden kesin sonuç çıkarılamaz. Başvurunun nedeni, tanı, tedavi ve mevcut sağlık durumu önemlidir.</p>

<p>Antidepresan kullanan MSÜ’ye girebilir mi?</p>

<p>Yalnızca ilaç adına bakılarak karar verilemez. İlacın neden kullanıldığı, varsa psikiyatrik tanı ve adayın sağlık geçmişi değerlendirilir.</p>

<p>Çocukken psikiyatri ilacı kullanan Harp Okuluna girebilir mi?</p>

<p>Çocukluk dönemindeki ilaç kaydı tek başına kişisel uygunluk kararını belirlemez. Tanı, tedavi geçmişi ve mevcut durum ilgili askerî öğrenci sağlık hükümleri kapsamında değerlendirilir.</p>

<p>DEHB MSÜ’ye engel mi?</p>

<p>DEHB psikiyatrik bir tanıdır ve askerî öğrenci sağlık değerlendirmesinde ilgili ruh sağlığı hükümleri kapsamında incelenir. Kişisel karar yetkili sağlık kurulunca verilir.</p>

<p>Psikoloğa gitmek MSÜ’ye engel mi?</p>

<p>Psikolog görüşmesi tek başına psikiyatrik hastalık tanısı değildir. Adayın gerçek tıbbi sağlık durumu değerlendirilir.</p>

<p>Psikiyatri ilacının üzerinden iki yıl geçmesi yeterli mi?</p>

<p>Polis adaylığı mevzuatındaki iki yıllık kriter MSÜ adaylarına otomatik olarak uygulanamaz. MSÜ askerî öğrenci adayları TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin kendilerine özgü hükümleriyle değerlendirilir.</p>

<p>TIBBİ VE HUKUKİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel askerî öğrenci sağlık uygunluğu kararı değildir. Geçmiş psikiyatri tanısı veya ilaç kaydı bulunan adaylarda yürürlükteki TSK, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği, başvurulan yılın MSÜ temin kılavuzu, yetkili sağlık kuruluşunun muayenesi ve sağlık kurulu kararı esas alınmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği</p>

<p>Askerî Öğrenci Adayları Hastalıklar Listesi</p>

<p>Millî Savunma Üniversitesi</p>

<p>T.C. Millî Savunma Bakanlığı Personel Temin Sistemi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Aday Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/psikiyatri-kaydi-subay-ve-astsubay-olmaya-engel-mi-msu-saglik-sartlari</guid>
      <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-1091.jpeg" type="image/jpeg" length="60615"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="47338"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="54253"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="84157"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="78475"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="94460"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="31635"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
