<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 27 Oct 2026 16:25:16 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Balkabağının Faydaları Nelerdir? Gözlere İyi Gelir mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/balkabaginin-faydalari-nelerdir-gozlere-iyi-gelir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/balkabaginin-faydalari-nelerdir-gozlere-iyi-gelir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sonbaharın sevilen besini balkabağı, beta-karoten içeriğiyle A vitamini alımına katkı sağlıyor. Ancak göz sağlığını desteklemesi, görme bozukluklarını tedavi ettiği anlamına gelmiyor. Tatlısında ise şeker önemli.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Balkabağı, turuncu rengini veren beta-karoten ve diğer karotenoidler sayesinde göz sağlığını destekleyen besin öğeleri içeriyor. Vücutta A vitaminine dönüştürülebilen beta-karoten, normal görme işlevinin sürdürülmesine katkı sağlıyor. Ancak balkabağı tüketmenin miyopluk, katarakt veya diğer göz hastalıklarını tedavi ettiğini gösteren yeterli klinik kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Özellikle sonbahar ve kış aylarında tüketilen balkabağı, düşük enerji içeriği ve vitamin değerleriyle dikkat çekiyor. ABD Tarım Bakanlığının (USDA) besin bileşimi verileri, pişirilmiş balkabağının önemli miktarda karotenoid içerdiğini gösteriyor.</p>

<p>Balkabağını beslenme açısından farklı kılan özelliklerden biri, beta-karoten gibi bazı bitkisel pigmentlerin vücutta A vitamini üretiminde kullanılabilmesi.</p>

<p>Balkabağının göz sağlığıyla ilişkisi de büyük ölçüde bu özelliğinden kaynaklanıyor.</p>

<p>Balkabağının besin değerleri nelerdir?</p>

<p>USDA FoodData Central verilerine göre 100 gram tuzsuz, haşlanmış ve suyu süzülmüş balkabağı yaklaşık olarak şu besin öğelerini içeriyor:</p>

<p>Kalori: 20 kcal<br />
Karbonhidrat: 4,9 gram<br />
Doğal şeker: 2,1 gram<br />
Besin lifi: 1,1 gram<br />
Protein: 0,7 gram<br />
Yağ: 0,1 gram<br />
Potasyum: 230 miligram<br />
C vitamini: 4,7 miligram<br />
Beta-karoten: 2.096 mikrogram<br />
A vitamini eşdeğeri: 288 mikrogram RAE</p>

<p>RAE, farklı A vitamini kaynaklarının vücutta kullanılabilirliğini karşılaştırmak için kullanılan retinol aktivite eşdeğeridir.</p>

<p>Bu veriler belirli bir balkabağı türünün haşlanmış hâline ait. Türkiye'de tüketilen farklı balkabağı çeşitlerinin besin değerleri, yetiştirme koşulları ve pişirme yöntemine göre değişebiliyor.</p>

<p>Özellikle beta-karoten miktarı, balkabağının göz sağlığı açısından neden değerlendirilen besinlerden biri olduğunu açıklıyor.</p>

<p>Balkabağının turuncu rengi ne anlama geliyor?</p>

<p>Balkabağının karakteristik turuncu renginden karotenoid adı verilen doğal bitkisel pigmentler sorumlu.</p>

<p>Beta-karoten, bu pigmentlerin en çok bilinenlerinden biri.</p>

<p>ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH), beta-karotenin vücutta A vitaminine dönüştürülebildiğini belirtiyor.</p>

<p>A vitamini, gözün ışığı algılamasında görev alan yapıların normal çalışması açısından gerekli.</p>

<p>Ayrıca kornea ve göz yüzeyindeki dokuların sağlıklı yapısının korunmasında rol oynuyor.</p>

<p>Ancak turuncu renkli bütün besinlerin aynı miktarda beta-karoten içerdiği söylenemez.</p>

<p>Besinin çeşidi, olgunluk düzeyi ve hazırlanma şekli, içindeki karotenoid miktarını etkileyebiliyor.</p>

<p>Balkabağı gözlere iyi gelir mi?</p>

<p>Balkabağı, A vitamini oluşumuna katkıda bulunan karotenoidleri sayesinde normal görme işlevini destekleyen bir beslenme düzeninin parçası olabilir.</p>

<p>Burada önemli olan, A vitamininin normal görmedeki göreviyle belirli bir besinin göz hastalıklarını tedavi etmesi arasındaki fark.</p>

<p>A vitamini, retinada ışığın algılanması için gerekli süreçlerde görev alıyor.</p>

<p>NIH verilerine göre A vitamini eksikliği, özellikle az ışıkta görme güçlüğüyle kendini gösterebiliyor. İleri düzeyde eksiklik göz yüzeyinde hasara ve ciddi görme sorunlarına yol açabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle A vitamini içeren besinlerin yeterli miktarda tüketilmesi önem taşıyor.</p>

<p>Ancak yeterli A vitamini alan bir kişinin daha fazla balkabağı tüketerek görme keskinliğini artıracağı sonucuna varılamaz.</p>

<p>Miyopluk, astigmatizma, katarakt veya glokom gibi hastalıkların balkabağı yiyerek düzeldiğine ilişkin güvenilir klinik kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Göz sağlığının korunması, yeterli ve dengeli beslenmenin yanı sıra düzenli göz muayenelerini ve gerektiğinde uygun tedaviyi gerektiriyor.</p>

<p>Balkabağı bağışıklık sistemini güçlendirir mi?</p>

<p>Balkabağındaki beta-karoten, bağışıklık sisteminin normal işlevleri için gerekli olan A vitamininin oluşumuna katkıda bulunabiliyor.</p>

<p>A vitamini, bağışıklık hücrelerinin normal çalışması ve vücudun koruyucu dokularının bütünlüğü açısından önem taşıyor.</p>

<p>Balkabağı ayrıca az miktarda C vitamini de içeriyor.</p>

<p>Ancak bir besinin bağışıklık sisteminde görev alan vitaminleri içermesi, o besinin enfeksiyonları doğrudan önlediği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Balkabağının grip, soğuk algınlığı veya başka enfeksiyonlara karşı tek başına koruyucu olduğu yönünde güçlü klinik kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle balkabağının sağlık açısından değeri, diğer sebze ve meyvelerle birlikte tüketildiğinde sağladığı besin çeşitliliği üzerinden değerlendirilmeli.</p>

<p>Balkabağı bağırsak sağlığına faydalı mı?</p>

<p>Balkabağı su ve besin lifi içeren bir sebze.</p>

<p>USDA verilerine göre 100 gram haşlanmış balkabağında yaklaşık 1,1 gram lif bulunuyor.</p>

<p>Besin lifleri, bağırsakların normal çalışmasına ve dışkı hacminin düzenlenmesine katkıda bulunabiliyor.</p>

<p>Ancak balkabağı, lif içeriği bakımından bütün sebze ve baklagillerin önünde yer alan bir besin değil.</p>

<p>Bu nedenle balkabağını yüksek lifli besinlerin tamamının yerine koymak doğru olmaz.</p>

<p>Kabızlığın önlenmesinde günlük toplam lif tüketimi, yeterli sıvı alımı ve hareketli yaşam biçimi birlikte önem taşıyor.</p>

<p>Balkabağının kabızlığı tek başına tedavi ettiğini söylemek için de yeterli klinik kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Balkabağı kaç kalori, kilo aldırır mı?</p>

<p>Balkabağının kalori değeri, tüketim şekline göre önemli ölçüde değişebiliyor.</p>

<p>USDA verilerine göre sade ve haşlanmış balkabağı için yaklaşık enerji değerleri şöyle:</p>

<p>100 gram: 20 kalori<br />
150 gram: 30 kalori<br />
200 gram: 40 kalori<br />
250 gram: 50 kalori</p>

<p>Bu değerler yalnızca sade haşlanmış balkabağını ifade ediyor.</p>

<p>Balkabağı çorbasına eklenen yağ, krema veya diğer malzemeler, yemeğin toplam enerji miktarını değiştirebiliyor.</p>

<p>Aynı şekilde şekerle hazırlanan balkabağı tatlısının kalori değeri, sade balkabağından farklı oluyor.</p>

<p>Balkabağı düşük enerji yoğunluğuna sahip besinlerden biri olsa da tek başına zayıflatan veya yağ yakan bir besin olarak değerlendirilmemeli.</p>

<p>Kilo kontrolünde belirleyici olan, günlük toplam enerji dengesi ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları.</p>

<p>Balkabağı tatlısı ile haşlanmış balkabağı arasındaki fark nedir?</p>

<p>Balkabağı Türkiye'de çoğunlukla şekerle pişirilen geleneksel bir tatlı olarak da tüketiliyor.</p>

<p>Ancak şeker ilavesiyle hazırlanan balkabağı tatlısının beslenme özellikleri, sade haşlanmış balkabağıyla aynı değil.</p>

<p>Sade balkabağında doğal olarak bulunan karbonhidratlara, tatlı hazırlanırken kullanılan şeker de ekleniyor.</p>

<p>Bu durum toplam karbonhidrat ve kalori miktarını artırıyor.</p>

<p>Üzerine eklenen tahin, ceviz veya diğer malzemeler de tatlının enerji değerini değiştirebiliyor.</p>

<p>Örneğin 100 gram sade haşlanmış balkabağının yaklaşık 20 kalori içermesi, 100 gram balkabağı tatlısının da aynı kaloriye sahip olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Tatlıdaki şeker miktarı kullanılan tarife göre değiştiğinden bütün balkabağı tatlıları için tek bir kalori değeri vermek doğru değil.</p>

<p>Balkabağı kan şekerini yükseltir mi?</p>

<p>Balkabağı, doğal olarak karbonhidrat içerdiği için tüketildiğinde kan şekerini etkileyebilir.</p>

<p>Ancak bu etki, yenilen miktara ve hazırlanma şekline göre değişebilir.</p>

<p>USDA verilerindeki 100 gram sade haşlanmış balkabağı yaklaşık 4,9 gram toplam karbonhidrat içeriyor.</p>

<p>Şeker ilavesiyle hazırlanan tatlılarda ise toplam karbonhidrat miktarı belirgin biçimde artabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle diyabetli bireyler için sade balkabağıyla şekerli balkabağı tatlısını aynı şekilde değerlendirmek doğru değil.</p>

<p>Balkabağının A vitamini ve karotenoid içermesi de tatlıya eklenen şekerin kan şekeri üzerindeki etkisini ortadan kaldırmıyor.</p>

<p>Diyabetli kişiler, özellikle şeker ilavesiyle hazırlanan ürünlerde porsiyon miktarını ve toplam karbonhidratı dikkate almalı.</p>

<p>Balkabağı nasıl tüketilmeli?</p>

<p>Balkabağı haşlanarak, fırınlanarak veya çeşitli yemeklerin içerisinde tüketilebiliyor.</p>

<p>Sade pişirilmiş balkabağı, çorbalarda ve sebze yemeklerinde kullanılabilecek seçeneklerden biri.</p>

<p>Balkabağındaki karotenoidler yağda çözünen bileşikler arasında yer alıyor. Bu nedenle balkabağının normal bir öğünün parçası olarak, ölçülü miktarda yağ içeren diğer besinlerle birlikte tüketilmesi karotenoidlerin emilimi açısından uygun bir yaklaşım olabilir.</p>

<p>Ancak daha fazla yağ eklemenin her zaman daha fazla sağlık yararı sağlayacağı düşünülmemeli.</p>

<p>Ayrıca balkabağının etli kısmıyla çekirdeğinin besin bileşimleri birbirinden farklı. Bu nedenle balkabağı çekirdeğinin kalori, yağ ve mineral değerleri, balkabağının kendisiyle karıştırılmamalı.</p>

<p>Günde ne kadar balkabağı tüketilmeli?</p>

<p>Herkes için geçerli, bilimsel olarak belirlenmiş zorunlu bir günlük balkabağı miktarı bulunmuyor.</p>

<p>Tüketilecek porsiyon kişinin yaşına, günlük enerji ihtiyacına, diğer sebze ve meyve tüketimine ve sağlık durumuna göre değişebiliyor.</p>

<p>Balkabağı farklı sebzelerle birlikte dengeli beslenmenin bir parçası olarak tüketilebilir.</p>

<p>A vitamini gereksinimini karşılamak için yalnızca balkabağı tüketmek de gerekli değil. Havuç, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve diğer karotenoid kaynakları da beslenmede yer alabiliyor.</p>

<p>Beta-karoten içeren besinlerle takviyeler aynı mı?</p>

<p>Balkabağındaki beta-karotenin beslenme yoluyla alınmasıyla yüksek doz beta-karoten takviyesi kullanılması birbirinden farklı.</p>

<p>NIH, özellikle sigara içen veya geçmişte sigara kullanmış kişilerde yüksek doz beta-karoten takviyelerinin akciğer kanseri riskini artırabildiğine ilişkin araştırma bulgularına dikkat çekiyor.</p>

<p>Bu sonuç, balkabağı veya havuç gibi beta-karoten içeren sebzelerin aynı riski taşıdığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Normal beslenmede karotenoid içeren sebzelerin tüketilmesiyle, yoğunlaştırılmış takviye ürünlerinin kullanılması birbirine eşitlenmemeli.</p>

<p>Balkabağının sağlık açısından en önemli özelliği, düşük enerji içeriğiyle birlikte A vitamini oluşumuna katkı sağlayan karotenoidleri sunması.</p>

<p>Ancak bu özelliğin gerçek değeri, tek başına bir hastalığı önlemesinden veya tedavi etmesinden değil, yeterli ve dengeli beslenmenin sürdürülmesine sağladığı katkıdan kaynaklanıyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Görme bozukluğu veya göz hastalığı bulunan kişiler tanı ve tedavi için göz hastalıkları uzmanına başvurmalıdır. Diyabetli bireyler özellikle şeker ilavesiyle hazırlanan balkabağı tatlılarında porsiyon ve karbonhidrat miktarına dikkat etmelidir. Vitamin takviyeleri hekim önerisi olmadan tedavi amacıyla kullanılmamalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. U.S. Department of Agriculture (USDA), Agricultural Research Service. FoodData Central, SR Legacy. Pumpkin, Cooked, Boiled, Drained, Without Salt. FDC ID: 168449. Besin bileşimi verileri.</p>

<p>2. National Institutes of Health (NIH), Office of Dietary Supplements. Vitamin A and Carotenoids: Fact Sheet for Consumers. A vitamininin görme, bağışıklık sistemi ve beta-karoten metabolizmasındaki işlevlerine ilişkin resmî bilimsel bilgi notu. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/balkabaginin-faydalari-nelerdir-gozlere-iyi-gelir-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 15:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/i-m-g-3230-1.jpeg" type="image/jpeg" length="23077"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanlığından 4B geçici görevlendirme açıklaması: Hangileri sona erecek?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cumhurbaskanligindan-4b-gecici-gorevlendirme-aciklamasi-hangileri-sona-erecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cumhurbaskanligindan-4b-gecici-gorevlendirme-aciklamasi-hangileri-sona-erecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı, mevcut geçici görevlendirmelerin durumunu açıkladı. Kapsam dışında kalanlar sona erdirilecek; sağlık ve can güvenliği gerekçeli görevlendirmeler mazeret sürdükçe devam edecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Kurumlar Arası Geçici Görevlendirme Yönetmeliğinde yapılan değişiklik öncesinde gerçekleştirilen mevcut görevlendirmelerin durumuna açıklık getirdi. Yeni düzenleme nedeniyle kapsam dışında kalan görevlendirmelerin sona erdirilmesi, buna ilişkin işlemlerin bir ayı geçmemek üzere makul süre içinde tamamlanması istendi.</p>

<p>Can güvenliği ve sağlık sebepleriyle yapılmış görevlendirmelerin ise ilgili mazeret durumu geçerliliğini koruduğu sürece devam ettirileceği bildirildi.</p>

<p>Kurumlara uygulama yazısı gönderildi</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün “Yönetmelik Değişikliği” konulu yazısında, 24 Ekim 2026 tarihli ve 33410 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenlemenin ardından yapılacak işlemler açıklandı.</p>

<p>Genel Sekreter Hakkı Susmaz imzalı yazıda, değişiklikten önce yapılmış mevcut geçici görevlendirmelerden yeni hükümler nedeniyle yönetmeliğin kapsamı dışında kalanların sona erdirilmesi gerektiği belirtildi.</p>

<p>Bütün geçici görevlendirmeler sona ermeyecek</p>

<p>Açıklamada yer alan sona erdirme işlemi, mevcut geçici görevlendirmelerin tamamını kapsamıyor. Uygulama, yönetmelik değişikliği nedeniyle kapsam dışında kalan görevlendirmelere yönelik olacak.</p>

<p>Kurumların bu kapsamdaki görevlendirmelere ilişkin iş ve işlemleri bir ayı aşmayacak makul süre içerisinde tamamlaması istendi.</p>

<p>Sağlık ve can güvenliği mazereti korunacak</p>

<p>Yazıda, kapsam dışında kalan mevcut görevlendirmeler arasında can güvenliği ve sağlık sebepleriyle yapılmış olanlar için istisna belirtildi.</p>

<p>Bu gerekçelerle gerçekleştirilen görevlendirmeler, ilgili mazeret devam ettiği sürece sürdürülecek. Böylece mevcut görevlendirmelerin değerlendirilmesinde sağlık ve can güvenliği mazeretlerinin geçerliliği dikkate alınacak.</p>

<p>Yönetmelik değişikliği kimleri kapsıyor?</p>

<p>Düzenlemeyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B fıkrasının dördüncü paragrafına göre istihdam edilen sözleşmeli personel, memur kadrolarına atanıncaya kadar yönetmelik kapsamı dışında tutuldu.</p>

<p>7528 sayılı Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nun 15’inci maddesi kapsamında Millî Eğitim Bakanlığında istihdam edilen sözleşmeli öğretmenlere ilişkin hükümler de güncellendi.</p>

<p>Adaylık, stajyerlik veya yardımcılık gibi yetişme ve yeterlik döneminde bulunan kariyer meslek personelinin ise bu süreçte yönetmelik kapsamında geçici olarak görevlendirilemeyeceği düzenlendi.</p>

<p>Bildirim yapılmayan görevlendirme iptal edilmiş sayılacak</p>

<p>Değişiklik kapsamında kamu personeli bilgi sistemine ilişkin kurumsal atıflar da güncellendi. Ayrıca sisteme bildirimi yapılmayan geçici görevlendirme işlemlerinin iptal edilmiş sayılacağı hükme bağlandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığının uygulama yazısıyla, yeni kapsam kurallarının yanı sıra mevcut görevlendirmelerin hangi koşullarda sona erdirileceği ve hangi mazeretlerle devam edeceği de kurumlara bildirildi.</p>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cumhurbaskanligindan-4b-gecici-gorevlendirme-aciklamasi-hangileri-sona-erecek</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 15:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/i-m-g-3229.jpeg" type="image/jpeg" length="45545"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doktora Verilen Ceza Yargıtay’dan Döndü: Eksik İnceleme ve Meslek Yasağı Gerekçesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/doktora-verilen-ceza-yargitaydan-dondu-eksik-inceleme-ve-meslek-yasagi-gerekcesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/doktora-verilen-ceza-yargitaydan-dondu-eksik-inceleme-ve-meslek-yasagi-gerekcesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay, bir bebeğin ölümü nedeniyle mahkûm edilen doktor hakkındaki hükmü bozdu. Kararda, ölümle hekim kusuru arasındaki bağın araştırılması istendi; dört aylık meslek yasağı da hukuka aykırı bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bir bebeğin ölümü üzerine taksirle öldürme suçundan mahkûm edilen doktor hakkındaki hükmü, eksik inceleme ve meslek yasağının hukuka aykırılığı gerekçeleriyle bozdu. Daire, hekimin kusurlu davranışı ile ölüm arasında nedensellik bağı bulunup bulunmadığının yeniden değerlendirilmesini istedi.</p>

<p>26 Haziran 2024 tarihli, 2020/10687 esas ve 2024/3396 karar sayılı dosyada, acil serviste görevli pratisyen hekime verilen 18 bin 200 liralık adli para cezası ve dört aylık meslek yasağı incelendi.</p>

<p>Ölümle kusur arasındaki bağ araştırılacak</p>

<p>Yaklaşık 10 aylık bebeğin ölümüne ilişkin dosyadaki Adli Tıp raporunda; muayene kayıtları, tetkikler ve çocuk hastalıkları uzmanına danışılmadan taburcu edilmesi yönünden eksiklikler belirtilmişti. Ancak zamanında uygun tanı ve tedaviyle de bebeğin kurtulmasının kesin olmadığı bildirilmişti.</p>

<p>Yargıtay, tüm tedavi belgeleri ve yurt dışındaki tahlil sonuçları toplanarak Adli Tıp Üst Kurulundan yeniden rapor alınması gerektiğine hükmetti. Hekimin hukuki durumunun bu incelemenin ardından değerlendirilmesini istedi.</p>

<p>Dört aylık meslek yasağı da hukuka aykırı bulundu</p>

<p>Daire, ayrıca TCK’nin 53/6. maddesi kapsamında meslek yasağı uygulanabilmesi için mesleğin ruhsatnameye bağlı yürütülmesi gerektiğini belirtti. Doktorluğun bu kapsamda olmadığı değerlendirmesiyle, çalışma hürriyetini kısıtlayan dört aylık yasağı hukuka aykırı buldu.</p>

<p>Karar beraat anlamına gelmiyor</p>

<p>Yargıtay’ın kararı, hekimin beraatine değil, mahkûmiyet hükmünün bozularak dosyanın yeniden değerlendirilmesine ilişkin. Meslek yasağına yönelik gerekçe de karardaki iki ayrı bozma nedeninden birini oluşturuyor.</p>

<p>Disiplin yaptırımları ayrı kapsamda</p>

<p>Kararın, hekimlere hiçbir koşulda meslekten men yaptırımı uygulanamayacağı şeklinde yorumlanmaması gerekiyor. TCK’nin 53/6. maddesi, mesleğin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılıkla işlenen taksirli suçlarda üç aydan üç yıla kadar meslek yasağı öngörüyor. Ruhsatnameye ilişkin değerlendirme ise Dairenin bu dosyada benimsediği hukuki yorumu yansıtıyor.</p>

<p>Öte yandan 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun 39. maddesinde, disiplin yaptırımları arasında 15 günden altı aya kadar geçici olarak meslek icrasından men de bulunuyor. Ceza yargılamasında incelenen yasak ile mesleki disiplin hükümlerinin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/doktora-verilen-ceza-yargitaydan-dondu-eksik-inceleme-ve-meslek-yasagi-gerekcesi</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 15:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-7057.jpeg" type="image/jpeg" length="31757"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Otosklerozda işitme cihazı mı, ameliyat mı? Kararı belirleyen farklar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/otosklerozda-isitme-cihazi-mi-ameliyat-mi-karari-belirleyen-farklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/otosklerozda-isitme-cihazi-mi-ameliyat-mi-karari-belirleyen-farklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yavaş ilerleyen işitme kaybı ve çınlama, otosklerozun belirtisi olabilir. Kulak kireçlenmesinde doğru işitme testleri, cihaz ile ameliyat arasındaki seçimi belirlemeye yardımcı olur.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Otoskleroz, kulağın kemik dokusunda gelişen anormal yenilenmenin ses iletimini bozabildiği bir hastalıktır. Halk arasında “kulak kireçlenmesi” olarak bilinir. En sık, orta kulaktaki üzengi kemiğinin hareketini kısıtlayarak zaman içinde artan işitme kaybına yol açar.</p>

<p>Genç ve orta yaşlı yetişkinlerde de görülebilen hastalık, yalnızca yaşlanmaya bağlı işitme kaybıyla açıklanmamalıdır. Bir kulakta başlayan güçlük daha sonra diğer kulağı da etkileyebilir. İşitme cihazı ve uygun hastalarda ameliyat yarar sağlayabilir; hangi seçeneğin uygun olduğu, kaybın türüne ve kişinin günlük ihtiyaçlarına bağlıdır.</p>

<p>Kulak kireçlenmesinde ses iletimi nasıl bozulur?</p>

<p>Ses, kulak zarından çekiç, örs ve üzengi adı verilen üç küçük kemiğe aktarılır. Üzenginin hareketi, titreşimin iç kulağa ulaşmasını sağlar. Otosklerozda bu kemiğin çevresindeki değişiklikler hareketi azaltabilir.</p>

<p>Sesin iç kulağa taşınmasındaki bu güçlüğe “iletim tipi işitme kaybı” denir. Bazı kişilerde iç kulağın sesi algılayan yapıları da etkilenir. İletim sorunu ile iç kulak kaynaklı kayıp birlikte bulunduğunda “karma işitme kaybı” söz konusudur.</p>

<p>Bu ayrım tedavinin beklentisini belirler. Ses iletimini düzelten bir ameliyat, iç kulağın işlevindeki kaybı aynı şekilde gidermez. Dolayısıyla “işitmem azalıyor” yakınmasının ardından kaybın nereden kaynaklandığının araştırılması gerekir.</p>

<p>Otoskleroz neden olur, kimlerde görülür?</p>

<p>Hastalığın kesin nedeni bütünüyle açıklanmış değildir. Kemik dokusu yaşam boyunca yenilenir; otosklerozda kulağın belirli bölgelerindeki bu süreç olağandışı biçimde ilerler.</p>

<p>Ailede otoskleroz bulunması riski artırabilir. Bununla birlikte aile öyküsü olmayan kişilerde de hastalık gelişebilir. Kadınlarda daha sık bildirilir; erkeklerde de görülür.</p>

<p>Belirtiler sıklıkla yetişkinliğin erken veya orta dönemlerinde fark edilir. Hastalığın başlangıç yaşı ve ilerleme hızı kişiden kişiye değişir. Aile öyküsü ya da yaş, tek başına tanı koydurmaz.</p>

<p>İşitme kaybı ve çınlama nasıl fark edilir?</p>

<p>En belirgin yakınma, aylar veya yıllar içinde artabilen işitme güçlüğüdür. Kalın sesleri ya da fısıltıyı duymak zorlaşabilir. Kulakta dışarıdan gelmeyen zil, uğultu veya vızıltı duyulmasına “çınlama” denir; bu da hastalığa eşlik edebilir.</p>

<p>Günlük yaşamda konuşulanları tekrar ettirme, televizyonun sesini yükseltme veya telefonda söylenenleri kaçırma dikkat çekebilir. Bazen değişikliği önce yakınlar fark eder.</p>

<p>Bazı kişiler baş dönmesi veya denge sorunu da yaşayabilir. Ancak bu yakınmaların başka kulak hastalıklarıyla ilişkisi araştırılmalıdır. Özellikle belirgin dönme hissi, yalnızca otoskleroza bağlanmamalıdır.</p>

<p>İşitme kaybının tek nedeni otoskleroz değildir. Kulak kiri, enfeksiyon, gürültüye bağlı hasar ve başka işitme sorunları benzer şikâyetler oluşturabilir. Belirtilerin bulunması, kişinin kendi kendine tanı koyması için yeterli değildir.</p>

<p>Ne zaman KBB uzmanına başvurulmalı?</p>

<p>İşitmenin giderek azalması, konuşmaları takip etmeyi güçleştirmesi veya düzenli çınlamanın uyku ve dikkati etkilemesi değerlendirme gerektirir. Aile hekimi ilk değerlendirmeyi yapabilir; tanı ve tedavi planında kulak burun boğaz uzmanı ile odyoloji birimi birlikte rol alır.</p>

<p>Ani işitme kaybı farklı ele alınmalıdır. Bir veya iki kulakta birden başlayan ya da birkaç gün içinde belirginleşen kayıp için rutin randevuyu beklemeden aynı gün acil sağlık hizmetlerine veya acil KBB değerlendirmesine başvurulmalıdır. Önceden otoskleroz tanısı bulunması bu gerekliliği değiştirmez.</p>

<p>İşitme kaybına kulak ağrısı veya akıntı eşlik ediyorsa da gecikmeden değerlendirme gerekir. Bunlar farklı ve hızlı tedavi gerektirebilen bir soruna işaret edebilir.</p>

<p>Otoskleroz tanısı nasıl konur?</p>

<p>Hekim, işitme değişikliğinin süresini, hangi kulağı etkilediğini, aile öyküsünü ve eşlik eden yakınmaları sorar. Kulak muayenesinde zar normal görünebilir; bu durum otosklerozu dışlamaz.</p>

<p>Odyometri adı verilen işitme testinde farklı seslerin hangi düzeyde duyulduğu ölçülür. Sesin kulak yolundan ve kemik üzerinden iletimi karşılaştırılır. Böylece iletim sorunu ile iç kulak kaynaklı kaybın ayrılmasına yardımcı olunur.</p>

<p>Timpanometri, kulak zarı ve orta kulak sisteminin hareket özelliklerini değerlendirir. Küçük orta kulak kaslarının sese verdiği yanıt da incelenebilir. Bulgular birlikte yorumlanır; tek bir test işareti her durumda kesin tanı sağlamaz.</p>

<p>Gerektiğinde yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi kullanılır. Bu inceleme kemik yapılarını, başka olası nedenleri ve ameliyat açısından önemli anatomiyi gösterir. Görüntüleme kararı muayeneye, testlere ve cerrahi planına göre verilir; her kişiye aynı inceleme paketi uygulanmaz.</p>

<p>İşitme cihazı mı, ameliyat mı?</p>

<p>Tedavinin temel amacı, işitmeyi ve günlük iletişimi iyileştirmektir. Hafif kayıpta düzenli işitme testleriyle izlem seçilebilir. İzlem, değişimin ölçülmesi ve gerektiğinde tedavi planının yeniden ele alınması anlamına gelir.</p>

<p>İşitme cihazları sesi güçlendirerek konuşmaları duymayı kolaylaştırabilir. Özellikle ameliyat istemeyen veya cerrahi açısından uygun bulunmayan kişiler için önemli bir seçenektir. Cihaz kullanımı kemikteki hastalık sürecini durdurmaz; mevcut işitmenin daha iyi kullanılmasını sağlar.</p>

<p>Ameliyatta amaç, hareketi kısıtlanan üzenginin yol açtığı iletim engelini küçük bir protezle aşmaktır. Stapedotomi denilen yöntemde üzengi tabanında küçük bir açıklık oluşturulur ve protez yerleştirilir. Kullanılacak teknik, kulağın yapısına ve cerrahın değerlendirmesine bağlıdır.</p>

<p>Ameliyatın beklenen yararı özellikle iletim tipi kayıptadır. İç kulak kaynaklı kayıp varsa sonrasında da cihaz ihtiyacı sürebilir. Baş dönmesi, tat duyusunda değişiklik ve nadiren işitmenin kötüleşmesi gibi riskler görüşülmelidir.</p>

<p>İleri derecede iç kulak kaybı bulunan ve diğer seçeneklerden yeterince yararlanamayan bazı hastalarda koklear implant değerlendirilebilir. Bu, iç kulağa yerleştirilen elektrotlarla işitme sistemini uyaran bir cihazdır; standart üzengi protezinden farklıdır.</p>

<p>Güncel tedavilerde ne değişiyor?</p>

<p>27 Ekim 2026 itibarıyla yapılan kaynak taramasında, otosklerozu ortadan kaldırdığı gösterilmiş yeni bir ilaç onayı doğrulanmadı. Yerleşik seçenekler işitme desteği, uygun hastada cerrahi ve izlem olmaya devam ediyor.</p>

<p>16 Şubat 2026’da çevrimiçi yayımlanan bir şemsiye derleme, yani sistematik derlemeleri birlikte değerlendiren araştırma, tanı ve tedavideki kanıtları inceledi. Sonuçlar, ilaçların yararını ve belirli cerrahi tekniklerin üstünlüğünü belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Sodyum florür ve kemik yıkımını etkileyen bisfosfonat grubu ilaçlar araştırılmış olsa da bunları herkes için kanıtlanmış, hastalığı durduran standart tedavi gibi sunmak doğru değil. Görüntülemede değişiklik görülmesi, kişinin daha iyi duyduğunu tek başına göstermiyor.</p>

<p>Mikroskop veya endoskop kullanılması da bir yöntemin her hastada daha iyi olduğu anlamına gelmez. Türkiye’de belirli bir cihazın erişim ve geri ödeme koşulları bu çalışma kapsamında doğrulanmadı; yabancı yayınlardan Türkiye’de karşılanacağı sonucu çıkarılamaz.</p>

<p>Araştırmalarda ameliyat sonrası yakınmalar hedefleniyor</p>

<p>23 Eylül 2025’te çevrimiçi yayımlanan, The Laryngoscope’un Şubat 2026 sayısında yer alan bir çalışmada otosklerozlu 70 hasta incelendi. Rastgele gruplara ayrılan hastalar, ameliyat sırasında bölgesel deksametazon adlı kortizon ilacı uygulanarak veya uygulanmadan stapedotomi geçirdi. Çalışma tek kör tasarıma sahipti.</p>

<p>İlaç uygulanan grupta konuşmayı işitme ve kelimeleri ayırt etme ölçümlerinde daha fazla iyileşme, ameliyat sonrası çınlama ve baş dönmesinde azalma bildirildi. Ancak ses iletimindeki kaybı gösteren hava–kemik aralığının düzelmesi bakımından gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi.</p>

<p>Bu araştırma, ameliyatın yanına eklenen bir uygulamayı değerlendiriyor; otosklerozu ilaçla iyileştiren bir tedaviyi göstermiyor. Küçük katılımcı sayısı ve tek kör tasarım sonuçların genellenmesini sınırlıyor. Erişilen özette takip süresi belirtilmediğinden uzun dönem yarar konusunda çıkarım yapılamıyor. Bulgular, daha kapsamlı çalışmalarla sınanması gereken bir yaklaşım olarak görülmeli.</p>

<p>Sık sorulan diğer sorular</p>

<p>Ameliyattan hemen sonra daha iyi duymamak başarısızlık anlamına mı gelir?<br />
Hayır. Kulak kanalına yerleştirilen pansuman malzemesi ilk dönemde işitmeyi etkileyebilir. Sonuç, kontroller ve uygun zamanda yapılan işitme testiyle değerlendirilir.</p>

<p>İki kulak aynı seansta ameliyat edilir mi?<br />
Genellikle edilmez. Çoğunlukla daha az duyan kulak önce ele alınır; diğer kulağın planı ilk ameliyatın sonucu ve iyileşme sürecine göre yapılır.</p>

<p>Üzengi proteziyle MR çekilebilir mi?<br />
Çoğu modern protez MR incelemesine uygundur; yine de kullanılan modelin koşulları doğrulanmalıdır. Protez bilgisi veya ameliyat kaydı, çekim öncesinde radyoloji ekibiyle paylaşılmalıdır.</p>

<p>Ameliyattan sonra ne zaman uçağa binilebilir veya yüzülebilir?<br />
Zamanlama, iyileşmeye ve cerrahın kontrolüne bağlıdır. Erken dönemde basınç değişikliği ve kulağa su girmesiyle ilgili kısıtlamalar uygulanabilir; kişisel izin alınmadan sabit bir süreye güvenilmemelidir.</p>

<p>İş yerinde konuşmaları takip etmeyi ne kolaylaştırabilir?<br />
Arka plan gürültüsünü azaltmak ve konuşan kişinin yüzünü görmek yardımcı olabilir. Toplantılarda yazılı özet veya altyazı kullanılması da iletişimi destekleyebilir. Bu düzenlemeler, işitme değerlendirmesinin ve gerekli tedavinin tamamlayıcısıdır.</p>

<p>Tıbbi uyarı</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Kişisel tanı ve tedavi, sağlık profesyonelinin değerlendirmesini gerektirir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>- National Institute on Deafness and Other Communication Disorders (NIDCD). Otosclerosis. Son güncelleme: 16 Mart 2022.<br />
- NHS. Otosclerosis. Son değerlendirme: 27 Ağustos 2026.<br />
- NHS. Hearing loss. Son değerlendirme: 30 Mayıs 2025.<br />
- Royal National Institute for Deaf People (RNID). Otosclerosis. Son güncelleme: 26 Mayıs 2026.<br />
- American Academy of Otolaryngology–Head and Neck Surgery Foundation, ENT Health. Otosclerosis. Hasta bilgilendirme kaynağı; erişim: 27 Ekim 2026.<br />
- Silva VAR ve arkadaşları. Brazilian Society of Otology task force – Otosclerosis: evaluation and treatment. Brazilian Journal of Otorhinolaryngology. 2023;89(5):101303.<br />
- Chau ve arkadaşları. Interventions for the Diagnosis and Management of Otosclerosis: An Umbrella Review. Otolaryngology–Head and Neck Surgery. 2026;174(4):904–915. Çevrimiçi yayın: 16 Şubat 2026.<br />
- Amirzargar B ve arkadaşları. Topical Dexamethasone During Stapedotomy in Patients With Otosclerosis: A Randomized Clinical Trial. The Laryngoscope. 2026;136(2):948–954. Çevrimiçi yayın: 23 Eylül 2025. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıbbiye Kütüphanesi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/otosklerozda-isitme-cihazi-mi-ameliyat-mi-karari-belirleyen-farklar</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/i-m-g-3226.jpeg" type="image/jpeg" length="97913"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Van’da Patoloji Uzmanı Prof. Dr. İrfan Bayram vefat etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/vanda-patoloj-uzmani-prof-dr-irfan-bayram-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/vanda-patoloj-uzmani-prof-dr-irfan-bayram-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van YYÜ Tıp Fakültesinin emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. İrfan Bayram hayatını kaybetti. Patoloji alanında çalışan Bayram’ın vefatını Dursun Odabaş Tıp Merkezi yayımladığı taziye mesajıyla duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesinin emekli öğretim üyelerinden, patoloji uzmanı Prof. Dr. İrfan Bayram hayatını kaybetti.</p>

<p>Bayram’ın vefatı, üniversitenin Dursun Odabaş Tıp Merkezinin sosyal medya hesabından duyuruldu. Açıklamada, Bayram’ın hastaneye uzun yıllar emek verdiği belirtildi.</p>

<p>Taziye mesajında, “Kıymetli hocamıza Allah’tan rahmet; ailesine, tüm yakınlarına başsağlığı dileriz” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Prof. Dr. İrfan Bayram kimdir?</p>

<p>Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesinden 1994’te mezun olan Bayram, meslek hayatının ilk döneminde Van 2 No’lu Sağlık Ocağında çalıştı. Patoloji uzmanlık eğitimini Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesinde aldı ve akademik çalışmalarını aynı üniversitede sürdürdü.</p>

<p>Patoloji alanında öğretim üyeliği ve anabilim dalı başkanlığı yapan Bayram, tıp öğrencilerinin ve uzmanlık eğitimi alan hekimlerin eğitiminde görev aldı. Danışmanlığını yürüttüğü tezlerde prostat, tiroid, yemek borusu ve rahim ağzı lezyonlarının yanı sıra çölyak hastalığının ayırıcı tanısı ve deneysel karaciğer hasarı gibi konular ele alındı.</p>

<p>Kendi uzmanlık tezinde ise C ve E vitaminlerinin deneysel karaciğer hasarındaki etkilerini araştırdı. Bu konudaki ortak yazarlı çalışması, 2004’te Van Tıp Dergisi’nde yayımlandı.</p>

<p>Bayram, 2021’de verdiği bir röportajda, 2006’da Çapa’da hematopatoloji, 2009’da ABD’deki Johns Hopkins Üniversitesinde sitopatoloji eğitimi aldığını anlatmıştı.</p>

<p>Ağustos 2020’de üniversiteden emekliye ayrılan Bayram, daha sonra Van’da özel patoloji laboratuvarı açarak mesleki çalışmalarını sürdürdü.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/vanda-patoloj-uzmani-prof-dr-irfan-bayram-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 13:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/i-m-g-3225.jpeg" type="image/jpeg" length="70810"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankilozan Spondilit Askerliğe Engel mi? Muafiyette Hastalığın Aktivitesi ve Tedavi Belirleyici]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ankilozan-spondilit-askerlige-engel-mi-muafiyette-hastaligin-aktivitesi-ve-tedavi-belirleyici</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ankilozan-spondilit-askerlige-engel-mi-muafiyette-hastaligin-aktivitesi-ve-tedavi-belirleyici" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankilozan spondilit tanısı askerlikten otomatik muafiyet sağlamıyor. Hastalığın aktif olması veya biyolojik ya da hedefe yönelik ilaç kullanımı değerlendirmede önem taşıyor. Kararı yetkili sağlık kurulu veriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankilozan spondilit, askerlik yükümlülerinde “Askerliğe Elverişli Değildir” kararı verilmesine neden olabilen hastalıklar arasında bulunuyor. Ancak değerlendirme yalnızca tanının adına göre yapılmıyor. Hastalığın aktif olup olmadığı, uygulanan tedavi ve mevcut sağlık belgeleri, yetkili sağlık kurulunun kararında belirleyici oluyor.</p>

<p>Askerlik çağına gelen hastalar açısından temel ayrım, tanı konulması ile askerlikten muafiyet kararının aynı işlem olmaması. Romatoloji takibinde bulunan kişinin askerlik yönünden durumu, ilgili mevzuat kapsamında ayrıca değerlendiriliyor.</p>

<p>Ankilozan spondilit askerlik yönetmeliğinde nasıl değerlendiriliyor?</p>

<p>Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’nin EK-C Hastalıklar Listesi’nde yer alan 36’ncı madde, romatizmal eklem hastalıklarına ilişkin hükümleri düzenliyor.</p>

<p>Maddenin B diliminin birinci fıkrasında; klinik, laboratuvar ve/veya görüntüleme yöntemleriyle aktif olduğu belirlenen ankilozan spondilit de sayılıyor. Bu hastalık nedeniyle biyolojik kökenli veya hedefe yönelik ilaç tedavisi alan hastalar da aynı fıkra kapsamında bulunuyor.</p>

<p>Askerlik yükümlülerinde hastalığın B veya D diliminde değerlendirilmesi, “Askerliğe Elverişli Değildir” kararının dayanağını oluşturuyor.</p>

<p>Biyolojik ilaç kullanan hastalarda hangi belge gerekiyor?</p>

<p>Yönetmeliğin 36/B-1 hükmünde, resmî sağlık kuruluşlarından son altı ay içinde alınmış durum bildirir sağlık raporu şartı yer alıyor.</p>

<p>Bu nedenle biyolojik veya hedefe yönelik tedavi kullanan kişilerin, askerlik muayenesine giderken güncel romatoloji değerlendirmelerini ve tedavi belgelerini yanlarında bulundurmaları önem taşıyor. Kullanılan ilacın adı, hangi hastalık için verildiği ve tedavinin devam edip etmediği sağlık kayıtlarında açıkça görülebilmeli.</p>

<p>Biyolojik veya hedefe yönelik tedavi, ilgili hükümde ayrıca sayılan bir değerlendirme ölçütü. Bu nedenle yalnızca kişinin muayene günü ağrısının az olmasına bakılarak askerlik durumu hakkında kesin sonuca varılamaz.</p>

<p>Her ankilozan spondilit tanısı otomatik muafiyet sağlar mı?</p>

<p>Hayır. Tanı belgesi, değerlendirme sürecinde önemli olmakla birlikte tek başına kesinleşmiş askerlik muafiyeti anlamına gelmiyor.</p>

<p>Yönetmelikte klinik ve laboratuvar bulguları tamamen düzelmiş romatizmal eklem hastalıkları A diliminde; tedavi ve nekahet durumları ise C diliminde ele alınıyor. İleri derecede hareket bozukluğuna yol açan kalıcı etkiler ve tedaviye rağmen aktivitesi baskılanamayan bazı durumlar için ayrıca hükümler bulunuyor.</p>

<p>Kişinin hangi kapsamda değerlendirileceğine; hastalığın seyri, muayene bulguları, tetkikleri ve tedavisi birlikte incelenerek karar veriliyor. Bu nedenle başka bir hastaya verilen karar, aynı tanıyı taşıyan herkes için doğrudan örnek kabul edilemiyor.</p>

<p>Askerlik muayenesi için nereye başvurulmalı?</p>

<p>Yoklama sürecindeki kişi, ankilozan spondilit tanısını aile hekimine bildirmeli ve elindeki sağlık belgelerini sunmalı. İleri değerlendirme gereken yükümlüler, askerlik sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşuna sevk ediliyor.</p>

<p>Muayeneye giderken şu belgelerin hazır bulundurulması süreci kolaylaştırabilir:</p>

<p>Romatoloji tanı ve takip raporları.<br />
Varsa güncel durum bildirir sağlık raporu.<br />
MR ve röntgen raporları ile erişilebilir görüntüler.<br />
Mevcut kan tahlili sonuçları.<br />
İlaç kullanım raporları ve güncel tedavi bilgileri.<br />
Önceki yatışlara ilişkin epikrizler.</p>

<p>Aile hekimi askerlikten muafiyet kararı verebilir mi?</p>

<p>Aile hekiminin “Askerliğe Elverişli Değildir” raporu düzenleme yetkisi bulunmuyor. Bu karar, yetkili sağlık kuruluşunun sağlık kurulu tarafından veriliyor.</p>

<p>“Askerliğe Elverişli Değildir” kararlı sağlık kurulu raporu, Millî Savunma Bakanlığının onayından sonra kesinleşiyor. Geçici sağlık durumlarında ise değerlendirmeye göre ertesi yıla bırakma veya sevk geciktirmesi kararı alınabiliyor.</p>

<p>Subay ve astsubay adaylığı için aynı kurallar mı geçerli?</p>

<p>Zorunlu askerlik yükümlülüğü ile subay, astsubay veya uzman erbaş adaylığı aynı değerlendirme süreci değil. Profesyonel askerlik başvurularında adayın statüsüne ilişkin sağlık hükümleri ve değerlendirme çizelgeleri de uygulanıyor.</p>

<p>Bu nedenle zorunlu askerlik için verilen bir sağlık kararından hareketle, profesyonel askerlik başvurusunun sonucu hakkında kesin hüküm kurulmamalı.</p>

<p>TIBBİ VE İDARİ BİLGİLENDİRME</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Kişisel askerlik uygunluğu, yetkili sağlık kurulunun değerlendirmesi ve ilgili onay süreciyle belirlenir. Tedaviye ilişkin değişiklikler takip eden hekime danışılmadan yapılmamalıdır.</p>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Aday Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ankilozan-spondilit-askerlige-engel-mi-muafiyette-hastaligin-aktivitesi-ve-tedavi-belirleyici</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/i-m-g-3222.jpeg" type="image/jpeg" length="72342"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Her Gün Büyük Tuvalete Çıkmak Şart Değil: Normal Sıklık Kişiden Kişiye Değişiyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/her-gun-buyuk-tuvalete-cikmak-sart-degil-normal-siklik-kisiden-kisiye-degisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/her-gun-buyuk-tuvalete-cikmak-sart-degil-normal-siklik-kisiden-kisiye-degisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dışkılama sıklığı bağırsak bakterileri ve bazı kan göstergeleriyle ilişkili. Ancak araştırma, herkesin günde iki kez tuvalete çıkması gerektiğini göstermiyor; dışkının kıvamı ve alışılmış düzen de önemli.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlıklı bağırsak düzeni, herkesin her gün aynı sayıda büyük tuvalete çıkması anlamına gelmiyor. Yetişkinlerde haftada üç ile günde üç dışkılama genel olarak normal aralıkta değerlendirilebiliyor. Ancak sayı kadar dışkının kıvamı, dışkılama sırasında zorlanma ve kişinin alışılmış düzenindeki değişiklikler de önem taşıyor.</p>

<p>Dışkılama sıklığını bağırsak bakterileri ve kan göstergeleriyle ilişkilendiren araştırmalar, bu alışkanlığın sağlık açısından bilgi taşıyabileceğini gösteriyor. Bununla birlikte, belirli bir sıklığı herkes için zorunlu hedefe dönüştürmek mevcut kanıtı aşıyor.</p>

<p>Araştırma bağırsak alışkanlıklarıyla kan değerlerini karşılaştırdı</p>

<p>Cell Reports Medicine dergisinde 16 Temmuz 2024’te yayımlanan kesitsel araştırma, genel olarak sağlıklı yetişkinlerin dışkılama bildirimlerini biyolojik ölçümlerle karşılaştırdı. Klinik kan ölçümleri 1.425, anket verileri 1.420 katılımcı için mevcuttu.</p>

<p>Katılımcılar haftada en fazla iki, haftada üç-altı, günde bir-üç ve günde en az dört dışkılama bildiren gruplara ayrıldı. Bağırsak mikroorganizmaları ile kanda bulunan metabolitler, yani metabolik süreçlerde oluşan küçük moleküller incelendi.</p>

<p>Daha seyrek dışkılama, proteinlerin bakteriler tarafından parçalanmasıyla ilişkili bazı maddelerin kandaki yüksek düzeyleriyle bağlantılıydı. Bunlardan indoksil sülfat, böbreğin süzme işlevini gösteren tahmini değerlerin daha düşük olmasıyla da ilişkili bulundu.</p>

<p>Ancak çalışma bir tedavi deneyi değildi. Dışkılama sıklığını değiştirmenin böbrek hastalığını önlediğini göstermedi; uzun dönem hastalık gelişimini izleyen bir araştırma da değildi. Kişilerin kendi bildirimlerine dayanan sıklık bilgisi ve kesitsel tasarım, neden-sonuç yorumunu sınırlıyor.</p>

<p>Her gün dışkılamak kabızlığı dışlamıyor</p>

<p>Kabızlık yalnızca tuvalete kaç günde bir çıkıldığıyla tanımlanmıyor. Haftada üçten az dışkılama yanında sert, kuru veya parçalı dışkı; ağrılı ya da güç dışkılama ve tam boşalamama hissi de kabızlık belirtileri arasında bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle her gün tuvalete çıkan, ancak belirgin biçimde zorlanan bir kişinin yakınmaları da değerlendirilmelidir. Benzer şekilde sık dışkılama, dışkı gevşek veya sulu değilse tek başına ishal anlamına gelmez.</p>

<p>Alışılmış düzende kalıcı değişiklik önemli</p>

<p>Beslenme, hareket düzeyi, stres, ilaçlar ve takviyeler tuvalet alışkanlığını etkileyebilir. Yeni başlayan ve devam eden değişikliklerde, yalnızca günlük sayıya odaklanmak yerine eşlik eden belirtileri de değerlendirmek gerekir.</p>

<p>Yetersiz lif ve sıvı alımı ile hareketsizlik kabızlığa katkıda bulunabilir. Dışkılama ihtiyacını sürekli ertelemek de etkili olabilir. Amaç, belirli bir sayıya ulaşmak için bağırsakları zorlamak değil; rahat dışkılamayı destekleyen alışkanlıkları sürdürmek ve devam eden sorunun nedenini belirlemektir.</p>

<p>Hangi belirtilerde hekime başvurulmalı?</p>

<p>Kabızlıkla birlikte dışkıda kan, sürekli karın ağrısı, gaz çıkaramama, kusma, ateş veya istemsiz kilo kaybı varsa gecikmeden tıbbi değerlendirme gerekir. Kendi kendine bakım önlemlerine rağmen düzelmeyen kabızlık da hekimle görüşülmesini gerektirir.</p>

<p>Dışkılama sıklığı sağlık değerlendirmesinde yararlı bir bilgidir; tek başına bağırsak, böbrek veya başka bir organ hastalığının tanısını koydurmaz.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Süregelen dışkılama değişiklikleri veya eşlik eden belirtiler için hekiminize başvurun; ilaç ya da müshil kullanımını kendi kendinize düzenlemeyin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Johnson-Martínez JP ve arkadaşları. Aberrant bowel movement frequencies coincide with increased microbe-derived blood metabolites associated with reduced organ function. Cell Reports Medicine. 16 Temmuz 2024;5(7):101646. DOI: 10.1016/j.xcrm.2024.101646.</p>

<p>2. Cleveland Clinic. Frequent Bowel Movements. Tıbbi değerlendirmeden geçmiş hasta bilgilendirme metni, 2024.</p>

<p>3. National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK). Symptoms &amp; Causes of Constipation. Son değerlendirme: Mayıs 2018. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/her-gun-buyuk-tuvalete-cikmak-sart-degil-normal-siklik-kisiden-kisiye-degisiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/i-m-g-3220.jpeg" type="image/jpeg" length="42284"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dirençli Depresyonda Tek Doz Deneysel Burun Spreyi Belirtileri Azalttı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/direncli-depresyonda-tek-doz-deneysel-burun-spreyi-belirtileri-azaltti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/direncli-depresyonda-tek-doz-deneysel-burun-spreyi-belirtileri-azaltti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[JAMA’da yayımlanan 193 kişilik araştırmada, tek doz deneysel burun spreyi düşük doza göre depresyon belirtilerini daha fazla azalttı. Bulgular, daha geniş çalışmalarla doğrulanmayı bekliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mevcut antidepresan tedavilerden yeterli yarar görmeyen yetişkinlerde denenen mebufotenin benzoat içeren burun spreyi, tek uygulamadan 29 gün sonra depresyon belirtilerini düşük doz karşılaştırma grubuna göre daha fazla azalttı. Faz 2b araştırmasında elde edilen sonuçlar, yeni bir tedavi adayını destekliyor; ancak ilacın rutin kullanıma hazır olduğunu göstermiyor.</p>

<p>26 Ekim 2026’da JAMA’da yayımlanan çalışma, ABD, Avrupa ve Avustralya’daki 38 merkezde yürütüldü. Araştırmanın temel değerlendirmesinde, 12 miligramlık doz ile 0,3 miligramlık karşılaştırma dozu arasında depresyon ölçeğinde 5,3 puanlık anlamlı fark bulundu.</p>

<p>İki ila beş tedaviden yarar görmeyen hastalar katıldı</p>

<p>Araştırmaya, mevcut depresyon döneminde iki ila beş antidepresan tedavisine yeterli yanıt vermeyen, 18–75 yaş aralığındaki yetişkinler alındı. Katılımcılarda orta veya ağır düzeyde majör depresyon bulunuyordu.</p>

<p>Eylül 2023 ile Nisan 2025 arasında yürütülen çalışmada 196 kişi rastgele gruplara ayrıldı; 193 kişinin verileri temel etkinlik ve güvenlilik analizlerine dahil edildi. Katılımcılar sekiz hafta izlendi.</p>

<p>Tedaviye dirençli depresyon, en az iki uygun antidepresan tedavisine rağmen yeterli düzelme sağlanamamasını ifade ediyor. Araştırmanın sonuçları da bu hasta grubuna ilişkin; tüm depresyon hastalarına doğrudan genellenemiyor.</p>

<p>Standart antidepresanla değil, düşük dozla karşılaştırıldı</p>

<p>Katılımcıların 46’sına 8 miligram, 73’üne 12 miligram ve 74’üne 0,3 miligram mebufotenin benzoat verildi. Tek uygulama, eğitimli bir sağlık çalışanı tarafından burun spreyiyle yapıldı. Sürece psikolojik destek eşlik etti.</p>

<p>Karşılaştırma grubunda etkisiz bir sprey yerine, belirgin psikedelik etki oluşturması beklenmeyen çok düşük doz kullanıldı. Bu nedenle çalışma, ilacın standart antidepresanlardan daha etkili olup olmadığını yanıtlamıyor.</p>

<p>Mebufotenin, kısa süreli algı ve bilinç değişiklikleri oluşturabilen psikedelik özellikli bir madde. Çalışmada kullanılan formülasyon, klinik gözetim altında değerlendirilen deneysel bir ilaç adayı.</p>

<p>29. günde belirtiler ne kadar azaldı?</p>

<p>Temel değerlendirme, Montgomery-Åsberg Depresyon Derecelendirme Ölçeği üzerinden yapıldı. Puanın düşmesi, depresyon belirtilerinin hafiflemesini gösteriyor.</p>

<p>12 miligram alan grupta başlangıca göre ortalama azalma 11,1 puan, düşük doz grubunda 5,5 puan oldu. İstatistiksel analizde iki grup arasındaki fark 5,3 puan olarak hesaplandı.</p>

<p>8 miligramlık grupta ise ortalama azalma 12,5 puandı. Bu dozun düşük dozla karşılaştırılması ikincil değerlendirmeler arasındaydı. Sayısal olarak daha büyük azalma görülmesi, 8 miligramın 12 miligramdan üstün olduğunu göstermiyor.</p>

<p>İkinci günden 57. güne kadar yapılan diğer ölçümlerde de iki yüksek doz grubunda düşük doza göre daha fazla belirti azalması bildirildi. Ancak belirli günlerde gözlenen grup farkı, her hastada kesintisiz veya kalıcı iyileşme olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Yanıt veren hastalar vardı, herkes iyileşmedi</p>

<p>29. gündeki tedaviye yanıt oranları, 8 miligram grubunda yüzde 35, 12 miligram grubunda yüzde 34 ve düşük doz grubunda yüzde 12 olarak bildirildi.</p>

<p>Belirtilerin belirlenmiş eşiğin altına inmesini ifade eden remisyon oranları ise aynı sırayla yüzde 26, yüzde 18 ve yüzde 8 oldu.</p>

<p>Bu sonuçlar, hastaların bir bölümünün belirgin yarar gördüğünü gösteriyor. Bununla birlikte, yüksek doz gruplarında da katılımcıların çoğu 29. günde yanıt ölçütünü karşılamadı. Remisyon da depresyonun bir daha tekrarlamayacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>İki saatte taburculuğa hazır olmak, iki saatte taburcu edilmek değil</p>

<p>Araştırmada, uygulama sonrası toparlanma süresi ayrıca değerlendirildi. 8 miligram alanların yüzde 85’i, 12 miligram alanların yüzde 78’i iki saat içinde taburculuğa hazır kabul edildi.</p>

<p>Buna rağmen katılımcılar protokol gereği dört saatten uzun süre gözlem altında tutuldu. Dolayısıyla sonuçlar, hastaların iki saatte taburcu edildiğini veya iki saatlik izlemin herkes için yeterli olduğunu göstermiyor.</p>

<p>Bu ayrım, tedavinin gelecekte sağlık kuruluşlarında nasıl uygulanabileceği açısından önemli. Daha kısa gözlem ihtimali, ancak güvenlilik verileriyle birlikte değerlendirilebilir.</p>

<p>İstenmeyen olaylar sık görüldü</p>

<p>Uygulama sonrasında ortaya çıkan istenmeyen olaylar, 8 miligram grubunun yüzde 76’sında, 12 miligram grubunun yüzde 85’inde ve düşük doz grubunun yüzde 73’ünde bildirildi.</p>

<p>Kaydedilen olayların yüzde 99,7’si hafif veya orta şiddetteydi. Bu oran, katılımcıların neredeyse tamamının yan etkisiz bir süreç geçirdiği anlamına gelmiyor; olayların şiddetini tanımlıyor.</p>

<p>Ayrıca tedavi sonrasında kaydedilen her sağlık sorununun doğrudan ilaçtan kaynaklandığı söylenemez. Sekiz haftalık izlem ve sınırlı katılımcı sayısı, nadir veya uzun vadeli riskleri değerlendirmek için yeterli değil.</p>

<p>Beklentiler ve psikolojik destek sonuçları etkileyebilir</p>

<p>Çalışma çift kör tasarlansa da psikedelik etkiler, katılımcıların hangi grupta olduklarını tahmin etmesini kolaylaştırdı. Bu durum, tedaviye ilişkin beklentilerin sonuçlara etkisini tamamen dışlamayı güçleştiriyor.</p>

<p>Psikolojik desteğin bağımsız etkisi ayrı bir grupla incelenmedi. Gereken katılımcılarda araştırma öncesinde antidepresanların bırakılması, etnik çeşitliliğin sınırlı olması ve 8 miligram grubunun daha küçük kalması da sonuçların genellenebilirliğini etkiliyor.</p>

<p>Araştırma, AtaiBeckley bünyesindeki Beckley Psytech tarafından finanse edildi. Yazarlar arasında şirketle kurumsal bağlantısı bulunan araştırmacılar da yer alıyor.</p>

<p>Deneysel sprey henüz onaylı bir tedavi değil</p>

<p>BPL-003 adıyla geliştirilen mebufotenin benzoat burun spreyi, şirketin ürün bilgilerine göre FDA veya başka bir düzenleyici kurum tarafından henüz onaylanmış değil.</p>

<p>JAMA’da yayımlanan bulguların daha geniş Faz 3 çalışmalarında doğrulanması gerekiyor. Etkinin ne kadar sürdüğü, yeniden uygulamanın ne zaman gerekeceği ve tekrarlanan dozların güvenliliği, klinik kullanım açısından yanıtlanması gereken sorular arasında bulunuyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu haber genel bilgilendirme amaçlıdır. Deneysel psikedelik maddeleri kendi kendinize kullanmayın; antidepresanlarınızı hekiminize danışmadan bırakmayın veya değiştirmeyin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Feifel D, Seynaeve M, Cubała WJ ve arkadaşları. Single Intranasal Administration of the Psychedelic Mebufotenin for Treatment-Resistant Depression: A Randomized Clinical Trial. JAMA. 26 Ekim 2026. DOI: 10.1001/jama.2026.18380.</p>

<p>2. JAMA. Single Intranasal Administration of the Psychedelic Mebufotenin for Treatment-Resistant Depression: Research Summary. 26 Ekim 2026. DOI: 10.1001/jama.2026.18468.</p>

<p>3. AtaiBeckley. Pipeline: BPL-003 geliştirme programı ve düzenleyici onay durumu. Erişim: 27 Ekim 2026. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/direncli-depresyonda-tek-doz-deneysel-burun-spreyi-belirtileri-azaltti</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/db904b6a-f1ed-4843-a926-9e70942902a2.jpeg" type="image/jpeg" length="96440"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Parkinson Modellerinde Demir Birikimini Hedefleyen Müdahaleler Hücre Kaybını Azalttı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/parkinson-modellerinde-demir-birikimini-hedefleyen-mudahaleler-hucre-kaybini-azaltti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/parkinson-modellerinde-demir-birikimini-hedefleyen-mudahaleler-hucre-kaybini-azaltti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Parkinson modellerinde, bağışıklık hücrelerinden sinir hücrelerine taşınan demirin hücre kaybını tetiklediği gösterildi. Bu sürece müdahale farelerde yarar sağladı; insanlarda tedavi etkisi henüz gösterilmedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bilim insanları, Parkinson hastalığını araştırmak için kullanılan hücre ve fare modellerinde, beynin bağışıklık hücrelerinden sinir hücrelerine taşınan demirin hücre ölümünü tetikleyebildiğini gösterdi. Demir taşınmasını veya bunun yol açtığı hücre ölümü sürecini hedefleyen deneysel müdahaleler, sinir hücresi kaybını ve farelerdeki Parkinson benzeri hareket bozukluklarını hafifletti.</p>

<p>Çin’deki Soochow Üniversitesinden araştırmacıların da yer aldığı ekibin çalışması, 26 Ekim 2026’da Nature Neuroscience dergisinde yayımlandı. Bulgular, sinir hücrelerini korumaya yönelik yeni bir araştırma hedefi sunuyor; ancak Parkinson hastalarında denenmiş bir tedaviyi ortaya koymuyor.</p>

<p>Hasar süreci beynin bağışıklık hücrelerinde başladı</p>

<p>Araştırmanın merkezinde, beynin bağışıklık hücreleri olan mikroglialar bulunuyor. Sinir dokusunun korunmasına ve hücresel artıkların temizlenmesine katkı sağlayan bu hücrelerin işleyişindeki değişikliklerin, çevrelerindeki sinir hücrelerini nasıl etkilediği incelendi.</p>

<p>Ekip, Parkinson’a genetik yatkınlıkla ilişkilendirilen NUS1 genine odaklandı. Bu gen, NgBR adlı proteinin üretilmesini sağlıyor. Deneylerde, mikroglialardaki NgBR eksikliğinin hücre içi stres yanıtını artırdığı ve LCN2 adlı demir taşıyıcı proteinin üretimini ve salınmasını yükselttiği belirlendi.</p>

<p>Böylece araştırma, sinir hücrelerindeki hasarın başlangıcını yalnızca bu hücrelerin içinde aramak yerine, komşu hücrelerle aralarındaki demir alışverişini de değerlendirdi.</p>

<p>Demiri taşıyan protein, sinir hücresine giriş yolu oluşturdu</p>

<p>Deneylerde mikroglialardan salınan demir yüklü LCN2, dopamin üreten sinir hücrelerinin yüzeyindeki SLC22A17 adlı alıcı üzerinden hücre içine alındı. Bu süreç, sinir hücrelerinde aşırı demir birikmesine yol açtı.</p>

<p>Burada belirleyici ayrıntı, proteinin demir taşıyıp taşımamasıydı. Demir yüklü LCN2 ile demir taşımayan biçimi aynı etkiyi göstermedi.</p>

<p>Biriken demir, hücre zarındaki yağ moleküllerinin hasar görmesini ve ferroptoz adı verilen hücre ölümü sürecini tetikledi. Ferroptoz, demire bağımlı olarak gelişen ve hücre zarındaki oksidatif hasarla ilişkili bir hücre ölümü biçimi.</p>

<p>Çalışmanın ele aldığı sorun, demirin beyinde bulunması değil; hangi hücreden çıktığı, hangi hücreye taşındığı ve orada ne ölçüde biriktiğiydi. Dolayısıyla sonuçlar, besinlerle alınan demirin Parkinson’a neden olduğu şeklinde yorumlanamaz.</p>

<p>Farelerde hareket sorunları zaman içinde belirginleşti</p>

<p>Araştırmacılar, NUS1 geninin işlevini mikroglia hücrelerinde ortadan kaldırdıkları fareleri kontrol hayvanlarıyla karşılaştırdı. Bazı hareket testlerinde her grupta sekiz fare değerlendirildi.</p>

<p>Genetik müdahaleden üç ay sonra belirgin hareket farklılıkları görülmezken, altıncı ayda bazı testlerde bozulmalar ortaya çıktı. Dokuzuncu ayda hareket performansındaki kayıp daha belirgin hâle geldi. Beyin dokusundaki incelemeler de dopamin üreten sinir hücrelerinin kaybı ve demir birikimiyle uyumluydu.</p>

<p>Bununla birlikte, belirli bir genin işlevinin ortadan kaldırılmasıyla oluşturulan bu model, insanlarda gelişen Parkinson hastalığının bütün özelliklerini temsil etmiyor.</p>

<p>Deneysel müdahale neyi değiştirdi?</p>

<p>Ekip, LCN2–SLC22A17 taşıma yolunun veya ferroptoz sürecinin baskılanmasının koruyucu olup olmadığını araştırdı. Hücre deneylerinde bu mekanizmalara müdahale edilmesi, demir birikimiyle ilişkili hasarı azalttı. Farelerdeki uygulamalar da dopamin üreten sinir hücrelerinin kaybını ve Parkinson benzeri hareket sorunlarını hafifletti.</p>

<p>Bu sonuçlar, tanımlanan mekanizmanın deneysel modellerde yalnızca hasarla birlikte görülmediğini, müdahale edilebilir bir süreç olduğunu da destekliyor. Ancak farelerde elde edilen koruyucu etki, aynı yaklaşımın insanlarda güvenli ve etkili olacağını göstermiyor.</p>

<p>17 kişiden alınan örnekler ne söylüyor?</p>

<p>Çalışmada, Parkinson hastalığı bulunan 12 kişi ile Parkinson bulunmayan beş kişiden alınan beyin-omurilik sıvısı örnekleri de incelendi. Parkinson grubunda LCN2 ve demir düzeyleri daha yüksek bulundu.</p>

<p>Bu gözlem, deneysel sonuçlarla uyumlu olsa da yalnızca 17 kişiye dayanıyor. Ayrıca sıvı örneklerindeki yüksek düzeyler, demirin insan beyninde aynı hücresel yolu izlediğini veya hastalığa doğrudan neden olduğunu tek başına kanıtlamıyor.</p>

<p>Araştırmanın insan örneklerini içeren bölümü bir tedavi denemesi değildi. Hastalara bu mekanizmayı hedefleyen yeni bir tedavi uygulanmadı.</p>

<p>Parkinson tedavisi açısından sıradaki soru</p>

<p>Bulgular, LCN2–SLC22A17 demir taşıma yolunun sinir hücrelerini korumaya yönelik araştırmalarda incelenebilecek bir hedef olduğunu gösteriyor. Klinik uygulamaya geçilebilmesi için mekanizmanın insanlarda daha geniş ve bağımsız gruplarda doğrulanması gerekiyor.</p>

<p>Bir sonraki temel soru, bu yola müdahale edildiğinde beynin normal demir dengesinin ve bağışıklık işlevlerinin korunup korunamayacağı. İnsanlarda güvenlik ve hastalığın ilerlemesine etkisi gösterilmeden, deneysel sonuçları yeni bir Parkinson tedavisi olarak sunmak mümkün değil.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu araştırma, Parkinson ilaçlarını veya demir tedavisini değiştirmek için gerekçe oluşturmaz. İlaç ve takviye kullanımına ilişkin kararları hekiminizle birlikte değerlendirin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Liu L, Hong Y, Wang X ve arkadaşları. Microglial NUS1 deficiency drives dopaminergic neurodegeneration through intercellular iron dysregulation in Parkinson’s disease models. Nature Neuroscience. 26 Ekim 2026. DOI: 10.1038/s41593-026-02499-3. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/parkinson-modellerinde-demir-birikimini-hedefleyen-mudahaleler-hucre-kaybini-azaltti</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/5b552589-4b2c-4f4a-932c-035b8ac3898b.jpeg" type="image/jpeg" length="88433"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Daha Dik Duruş İçin Evde Yapılabilecek Üç Sırt Egzersizi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/daha-dik-durus-icin-evde-yapilabilecek-uc-sirt-egzersizi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/daha-dik-durus-icin-evde-yapilabilecek-uc-sirt-egzersizi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bird dog, köprü ve plank hareketleri, omurgayı destekleyen sırt, karın ve kalça kaslarını çalıştırıyor. Daha dik duruşu destekleyebilen bu egzersizler, herkeste aynı sonucu veren bir tedavi değil.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Daha dik duruşu desteklemek için yalnızca omuzları geriye çekmeye çalışmak yeterli olmayabilir. Omurgayı destekleyen kasları güçlendirmek de önem taşır. Evde ekipmansız yapılabilen bird dog, köprü ve plank hareketleri, sırtla birlikte karın ve kalça kaslarını çalıştıran egzersizler arasında yer alır.</p>

<p>Bu hareketler, omurgayı destekleyen kasların çalışmasına katkı sağlar. Ancak omurgadaki yapısal eğrilikleri düzelten veya her türlü kamburluğu gideren bir tedavi olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<p>Bird dog: Karşı kol ve bacakla kontrollü hareket</p>

<p>Eller omuzların, dizler kalçaların altında olacak şekilde dört ayak pozisyonu alınır. Bir kol öne, karşı bacak geriye uzatılır. Sırt düz tutulur; ardından başlangıca dönülerek diğer tarafla tekrarlanır.</p>

<p>Köprü: Kalça ve bel çevresini birlikte çalıştırma</p>

<p>Sırtüstü yatılır, dizler bükülür ve ayaklar yere basar. Karın ve kalça kasları sıkılarak kalça kaldırılır. Omuzlardan dizlere uzanan düz hat korunur; ardından kontrollü biçimde yere dönülür. Boyun kasılmamalıdır.</p>

<p>Plank: Gövdeyi dengede tutma</p>

<p>Dirsekler omuzların altında, önkollar yerde olacak şekilde gövde kaldırılır. Karın kasları çalıştırılarak belin aşağı sarkması önlenir. Hareket zor geliyorsa dizlerin yerde kaldığı biçimi kullanılabilir.</p>

<p>Tekrar sayısını artırmadan önce doğru uygulama</p>

<p>Egzersiz öncesinde 5–10 dakikalık hafif yürüyüşle ısınmak önerilir. Tekrar sayısı ve bekleme süresi kişinin kapasitesine göre belirlenmelidir. Hareket sırasında ağrı oluşursa zorlamaya devam edilmemeli; hekim veya fizyoterapiste danışılmalıdır.</p>

<p>Bel ağrısında hareket ile zorlamayı ayırın</p>

<p>Bel ağrısı yaşayanlarda uzun süre yatakta kalmak yerine, mümkün olduğunca günlük faaliyetleri sürdürmek önerilir. Ancak aktif kalmak, ağrıyı artıran bir egzersizi tamamlamak için kendini zorlamak anlamına gelmez.</p>

<p>Ağrı birkaç hafta içinde düzelmiyorsa, günlük işleri engelliyorsa veya gece belirginleşiyorsa değerlendirme gerekir. Ani başlayan şiddetli ağrı ya da hızla kötüleşme de geciktirilmemelidir.</p>

<p>Bel ağrısıyla birlikte iki bacakta güçsüzlük veya uyuşma, genital bölge ya da makat çevresinde his kaybı, idrar yapmada güçlük veya idrar-dışkı kontrolünde yeni değişiklik varsa acil yardım alınmalıdır.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Belirgin duruş bozukluğu, mevcut ağrı, yaralanma veya ameliyat öyküsünde egzersiz seçimi hekim ya da fizyoterapistle birlikte yapılmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. American Academy of Orthopaedic Surgeons. Spine Conditioning Program. OrthoInfo.<br />
2. National Health Service. Back pain. NHS. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/daha-dik-durus-icin-evde-yapilabilecek-uc-sirt-egzersizi</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 07:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/i-m-g-3195.jpeg" type="image/jpeg" length="73992"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yağmur Suyunda PFAS Uyarısı: “Sonsuz Kimyasallar” Uzak Bölgelere de Ulaştı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yagmur-suyunda-pfas-uyarisi-sonsuz-kimyasallar-uzak-bolgelere-de-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yagmur-suyunda-pfas-uyarisi-sonsuz-kimyasallar-uzak-bolgelere-de-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Stockholm Üniversitesi öncülüğündeki araştırma, yağışlardaki bazı PFAS düzeylerinin içme suyu için belirlenen sağlık eşiklerini aştığını ortaya koydu. Bulgular, kirliliğin küresel yayılımına dikkat çekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Sonsuz kimyasallar” olarak bilinen PFAS grubundaki maddeler, insan faaliyetlerinin yoğun olduğu bölgelerin ötesinde, dünyanın uzak noktalarındaki yağışlarda da bulunuyor. Stockholm Üniversitesi ve ETH Zürih araştırmacılarının 2022’de yayımladığı çalışma, yağmur suyunda ölçülen bazı PFAS düzeylerinin içme suyu için belirlenen kimi sağlık tavsiye değerlerini ve sınırları aştığını gösteriyor.</p>

<p>Environmental Science &amp; Technology dergisinde yayımlanan çalışma, çevredeki PFAS kirliliğinin yaygınlığını ve kalıcılığını değerlendiriyor. Araştırma, dünyanın her noktasından yeni numuneler alınan bir tarama yerine, mevcut çevresel ölçümleri belirli eşiklerle karşılaştıran bir bilimsel değerlendirme niteliği taşıyor.</p>

<p>Uzak bölgelerdeki yağışlarda da bulundu</p>

<p>Araştırmacılar; PFOA, PFOS, PFHxS ve PFNA adlı dört maddeye odaklandı. Yağışlara ilişkin veriler, PFAS kirliliğinin Antarktika ve Tibet Platosu gibi yerleşim ve sanayi faaliyetlerinin sınırlı olduğu bölgelere de ulaşabildiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Çalışmada, yağmur suyundaki PFOA ve PFOS düzeylerinin ABD Çevre Koruma Ajansının 2022’de açıkladığı içme suyu sağlık tavsiye değerlerini sıklıkla aştığı bildirildi. İncelenen dört maddenin toplamı da birçok ölçümde Danimarka’nın içme suyu sınırının üzerinde bulundu.</p>

<p>İçme suyu eşikleriyle karşılaştırıldı</p>

<p>Bulguların yorumlanmasında kullanılan eşiklerin niteliği önem taşıyor. Sağlık tavsiye değerleri ile hukuken uygulanabilir içme suyu limitleri aynı anlama gelmiyor. Ayrıca ülkelerin değerlendirdiği maddeler ve belirlediği sınırlar farklılaşabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle çalışma, dünyanın her yerindeki bütün yağmur sularının aynı düzeyde kirli olduğunu göstermiyor. Verilerin işaret ettiği temel sorun, bazı PFAS bileşiklerinin geniş coğrafyalara yayılması ve yağışlarda içme suyu açısından önem taşıyan düzeylerde bulunabilmesi.</p>

<p>Çevrede uzun süre kalıyorlar</p>

<p>PFAS, per- ve polifloroalkil maddeler olarak adlandırılan geniş bir sentetik kimyasal grubunu oluşturuyor. Bu gruptaki birçok maddenin çevrede parçalanmaya karşı yüksek direnç göstermesi, “sonsuz kimyasallar” ifadesinin kullanılmasına neden oluyor.</p>

<p>Araştırmacılara göre deniz serpintisiyle taşınan küçük parçacıklar, bazı PFAS bileşiklerinin okyanuslardan yeniden atmosfere geçmesine katkıda bulunabiliyor. Bu dolaşım, geçmişte çevreye salınmış maddelerin uzun süre taşınmaya devam etmesini açıklayan mekanizmalar arasında yer alıyor.</p>

<p>Sağlık etkileri bileşiğe ve maruziyete bağlı</p>

<p>Bazı PFAS bileşiklerine maruziyet; kolesterol artışı, aşıya karşı antikor yanıtında azalma, doğum ağırlığında düşüş ve belirli kanser türleriyle ilişkilendiriliyor. Ancak bütün PFAS maddeleri için aynı düzeyde kanıt bulunmuyor. Maruziyetin miktarı ve süresi de sağlık değerlendirmesinde önem taşıyor.</p>

<p>Sudan uzaklaştırmak mümkün</p>

<p>Küresel çevreye yayılmış PFAS kirliliğini azaltmak güç olsa da bu maddelerin içme suyundan giderilmesine yönelik yöntemler bulunuyor. Uygun aktif karbon, iyon değişimi ve ters ozmoz sistemleri PFAS düzeylerini önemli ölçüde azaltabiliyor. Etkinlik, kullanılan sisteme ve düzenli bakıma bağlı olarak değişiyor.</p>

<p>Araştırmacılar, çevredeki kalıcı birikimi sınırlandırmak için PFAS kullanımının ve çevreye salımının azaltılmasının önemini vurguluyor.</p>

<p>Kaynaklar<br />
1. Cousins, I. T. ve arkadaşları. Outside the Safe Operating Space of a New Planetary Boundary for Per- and Polyfluoroalkyl Substances (PFAS). Environmental Science &amp; Technology, 2022; 56: 11172–11179.<br />
2. ABD Toksik Maddeler ve Hastalık Kayıt Ajansı. PFAS Information for Clinicians, 2024.<br />
3. ABD Çevre Koruma Ajansı. Identifying Drinking Water Filters Certified to Reduce PFAS. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yagmur-suyunda-pfas-uyarisi-sonsuz-kimyasallar-uzak-bolgelere-de-ulasti</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 07:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/i-m-g-3193.jpeg" type="image/jpeg" length="20386"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zayıflama iğneleri yeme bozukluklarını tedavi eder mi? Araştırmalar ne söylüyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-igneleri-yeme-bozukluklarini-tedavi-eder-mi-arastirmalar-ne-soyluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-igneleri-yeme-bozukluklarini-tedavi-eder-mi-arastirmalar-ne-soyluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GLP-1 ilaçlarıyla iştahın azalması, yeme bozukluğunun tedavi edildiği anlamına gelmiyor. Araştırmalar, tıkınırcasına yemedeki olası yararları ve kontrolsüz kullanımın risklerini ayrı değerlendirmeyi gerektiriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>GLP-1 ilaçlarının tıkınırcasına yeme belirtilerini azaltabileceğine ilişkin ön bulgular bulunuyor. Ancak mevcut araştırmalar, bu ilaçların yeme bozukluklarında yerleşik bir tedavi olarak değerlendirilmesi için yeterli değil. Temel ayrım şu: İştahın baskılanması veya kilo kaybı, yeme davranışındaki sorunların düzeldiğini tek başına göstermiyor.</p>

<p>GLP-1 ilaçları neden araştırılıyor?</p>

<p>Semaglutid ve liraglutid gibi ilaçlar, bağırsaklardan salgılanan GLP-1 hormonunun etkilerini taklit ediyor. Kan şekerinin düzenlenmesinin yanı sıra beynin iştah ve besin alımını yöneten bölgelerini etkiliyor. Bu özellikleri, tıkınırcasına yeme üzerindeki olası etkilerinin araştırılmasına da yol açıyor.</p>

<p>Tıkınırcasına yeme bozukluğunda kişi, belirli bir zaman diliminde fazla miktarda yemek yerken kontrolünü kaybettiğini hissediyor. Bu nedenle tedavinin değerlendirilmesinde yalnızca tartıdaki değişime değil, yeme ataklarına da bakılması gerekiyor.</p>

<p>Küçük kontrollü çalışmada sonuçlar ne gösterdi?</p>

<p>Liraglutidin incelendiği 17 haftalık, çift kör ve plasebo kontrollü pilot araştırmada 37 kişi başlangıçta rastgele gruplara ayrıldı; analize 27 kişinin verisi dahil edildi.</p>

<p>Her iki grupta da tıkınırcasına yeme atakları azaldı. Ancak atakların azalması bakımından ilaç ile plasebo arasında istatistiksel olarak anlamlı fark gösterilemedi. Buna karşılık ortalama vücut ağırlığı kaybı liraglutid grubunda yüzde 5,2, plasebo grubunda yüzde 0,9 oldu.</p>

<p>Küçük örneklem ve ilaç dağıtımında yaşanan hata, sonuçların yorumlanmasını sınırladı. Bulgular ilacın etkisiz olduğunu kesinleştirmiyor; yeme atakları üzerindeki üstünlüğünü de kanıtlamıyor. Ayrıca çalışmaya aktif anoreksiya nervoza veya bulimiya nervozası olan kişiler alınmadı. Sonuçlar bütün yeme bozukluklarına genellenemez.</p>

<p>2026 tarihli derleme hangi boşluğa işaret ediyor?</p>

<p>Journal of Eating Disorders dergisinde 21 Haziran 2026’da yayımlanan kapsam derlemesine dokuz çalışma dahil edildi. Araştırmacıların literatür taraması Nisan 2025’te yapıldı; dolayısıyla derleme, 2026 boyunca yayımlanan bütün araştırmaları kapsamıyor.</p>

<p>Derleme, bazı çalışmalarda tıkınırcasına yeme belirtileri açısından olası yararlar bildirilmesine rağmen, yeme bozukluğu bulunan kişilerde psikolojik etkiler hakkında verinin sınırlı olduğunu ortaya koyuyor. Beden algısı, bozulmuş yeme davranışları ve uygun tıbbi gerekçeler dışındaki kullanım özellikle belirsiz kalan alanlar arasında.</p>

<p>Bu nedenle kontrolsüz kullanımı güvenli kabul etmek de ilaçların herkeste yeme bozukluğuna neden olduğunu söylemek de mevcut kanıtı aşar. Olası yarar ve zararları belirlemek için daha güçlü araştırmalar gerekiyor.</p>

<p>Ruh sağlığı konusunda FDA ne buldu?</p>

<p>Yeme davranışlarıyla ilgili belirsizlikler, intihar düşüncesi ve davranışı hakkındaki güvenlik değerlendirmesinden ayrı ele alınmalı.</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi, 13 Ocak 2026 tarihli açıklamasında GLP-1 ilaçlarıyla intihar düşüncesi veya davranışı riskinde artış saptamadığını bildirdi. Kurumun değerlendirdiği 91 plasebo kontrollü araştırmada toplam 107 bin 910 katılımcı bulunuyordu.</p>

<p>FDA, bu incelemenin ardından Saxenda, Wegovy ve Zepbound ürün bilgilerindeki ilgili uyarının kaldırılmasını istedi. Ancak bu sonuç, ilaçların yeme bozukluklarını tedavi ettiğini veya yeme bozukluğu olan herkes için uygun olduğunu göstermiyor. Bunlar farklı araştırma soruları.</p>

<p>Kişinin yeme bozukluğu öyküsü, tedaviyi değerlendiren hekimle paylaşılması gereken bilgiler arasında yer alıyor. Tedavi sırasında ortaya çıkan yeni ya da kötüleşen ruhsal belirtiler de değerlendirme gerektiriyor. İlacın metabolik yararı ile kişinin yemekle kurduğu ilişkinin nasıl değiştiği birlikte ele alınmalı.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Yeme bozukluğu öykünüzü ve yeme davranışlarınızdaki değişiklikleri hekiminizle paylaşın. İlaç başlama, bırakma veya doz değiştirme kararını kendi kendinize vermeyin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Allison KC ve arkadaşları. A pilot randomized controlled trial of liraglutide 3.0 mg for binge eating disorder. Obesity Science &amp; Practice. 2023;9(2):127–136. DOI: 10.1002/osp4.619.</p>

<p>2. Barrett P ve arkadaşları. A scoping review on weight loss injections and eating disorders: therapeutic impact, risks of misuse, and emerging harms. Journal of Eating Disorders. 21 Haziran 2026;14:194. DOI: 10.1186/s40337-026-01634-6.</p>

<p>3. ABD Gıda ve İlaç Dairesi. FDA Requests Removal of Suicidal Behavior and Ideation Warning from Glucagon-Like Peptide-1 Receptor Agonist (GLP-1 RA) Medications. İlaç güvenliği duyurusu, 13 Ocak 2026. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-igneleri-yeme-bozukluklarini-tedavi-eder-mi-arastirmalar-ne-soyluyor</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 07:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/i-m-g-3192.jpeg" type="image/jpeg" length="63195"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vitamini Alan Herkesin K2 ve Magnezyuma İhtiyacı Yok: Takviyelerde Gereklilik ve Risk Ayrımı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/vitamini-alan-herkesin-k2-ve-magnezyuma-ihtiyaci-yok-takviyelerde-gereklilik-ve-risk-ayrimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/vitamini-alan-herkesin-k2-ve-magnezyuma-ihtiyaci-yok-takviyelerde-gereklilik-ve-risk-ayrimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[D vitaminiyle başka takviyeleri birlikte kullanmak her durumda sakıncalı değil. Kalsiyum, magnezyum ve K2 ürünlerinde toplam doz, böbrek sağlığı ve kullanılan ilaçlar güvenlik açısından belirleyici.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>D vitamini ile kalsiyum veya magnezyumun birlikte kullanılmasını herkese yasaklayan genel bir kural bulunmuyor. Ancak bu, her birleşimin herkes için gerekli ve güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Kalsiyumda toplam alım, magnezyumda böbreklerin çalışma durumu, K vitamini içeren ürünlerde ise özellikle bazı kan sulandırıcılarla etkileşim önem taşıyor.</p>

<p>Kalsiyumla birlikte kullanımda neden doz önemli?</p>

<p>D vitamini, bağırsaklardan kalsiyum emilimini artırır. Bu nedenle iki besin öğesi kemik sağlığında birlikte görev yapar; gerekli görülen kişilerde takviyeleri de birlikte kullanılabilir.</p>

<p>Buna karşılık aşırı D vitamini, kandaki kalsiyumu tehlikeli düzeylere yükseltebilir. Kalsiyum takviyesinin eklenmesi bazı istenmeyen etkilerin riskini artırabilir. Dolayısıyla “birlikte alınamaz” demek de “kemiklere yararlı olduğu için ne kadar çok alınırsa o kadar iyi” düşüncesi de doğru değildir.</p>

<p>D vitamini için üst sınır, günlük ihtiyaç değildir</p>

<p>ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri bilgi notunda yetişkinler için günlük üst alım sınırı 100 mikrogram, yani 4.000 IU olarak belirtiliyor. Bu değer, herkesin kullanması gereken takviye dozu değildir; besinler ve takviyelerden alınan toplam miktarı kapsar. Eksiklik tedavisinde farklı dozlar hekim gözetiminde uygulanabilir.</p>

<p>Magnezyumda asıl dikkat böbrek sağlığına</p>

<p>Magnezyumu yalnızca D vitaminiyle birlikte alındığı için sakıncalı saymak doğru değil. Takviye ve ilaçlardan yüksek miktarda magnezyum alınması ishal, bulantı ve karın kramplarına yol açabilir. Böbrek işlevleri bozulduğunda fazla magnezyumun vücuttan uzaklaştırılması güçleşir ve toksisite riski artar.</p>

<p>Magnezyum yalnızca takviye kapsüllerinde bulunmaz; bazı mide ilaçları ve müshiller de magnezyum içerir. Bu nedenle değerlendirme yapılırken kullanılan bütün ürünler dikkate alınmalıdır.</p>

<p>ABD referanslarında yetişkinler için takviye ve ilaçlardan gelen magnezyumun günlük üst sınırı 350 miligramdır. Bu sınıra besinlerde doğal olarak bulunan magnezyum dahil değildir. Ürün etiketinde değerlendirilmesi gereken miktar, magnezyum bileşiğinin toplam ağırlığı değil, sağladığı elementel magnezyumdur.</p>

<p>K2 vitamini eklemek zorunlu mu?</p>

<p>K vitamini, pıhtılaşmada ve kemik metabolizmasında görev alan proteinler için gereklidir. Ancak bu biyolojik görev, D vitamini kullanan herkesin ayrıca K2 takviyesi alması gerektiğini göstermez.</p>

<p>K vitamininin damar kireçlenmesi üzerindeki olası etkileri araştırılıyor. Mevcut bilgilerden, K2 eklemenin herkeste damarları koruyacağı veya yüksek doz D vitaminini güvenli hâle getireceği sonucu çıkarılamaz.</p>

<p>Özellikle varfarin ve benzer etki mekanizmasına sahip kan sulandırıcıları kullananlarda K vitamini alımındaki ani değişiklikler ilacın etkisini değiştirebilir. Bu uyarı bütün kan sulandırıcıların aynı şekilde etkilendiği anlamına gelmez; kullanılan ilacın adı önemlidir.</p>

<p>Ürün sayısından önce içeriklere bakılmalı</p>

<p>Ayrı bir D vitamini ürünü ile multivitamin veya birleşik kemik sağlığı ürünü kullanıldığında aynı içerik birden fazla kaynaktan alınabilir. Etiketleri birlikte değerlendirmek, fark edilmeden yükselen toplam miktarı görmeyi sağlar. Ürünleri farklı saatlerde almak, toplam doz fazlalığını ortadan kaldırmaz.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Özellikle böbrek hastalığınız veya düzenli ilaç kullanımınız varsa takviye birleşimlerini hekiminiz ya da eczacınızla değerlendirin; reçete edilen tedaviyi kendi kendinize değiştirmeyin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri, Besin Takviyeleri Ofisi. Vitamin D: Fact Sheet for Health Professionals.<br />
2. ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri, Besin Takviyeleri Ofisi. Magnesium: Fact Sheet for Health Professionals.<br />
3. ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri, Besin Takviyeleri Ofisi. Vitamin K: Fact Sheet for Health Professionals. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/vitamini-alan-herkesin-k2-ve-magnezyuma-ihtiyaci-yok-takviyelerde-gereklilik-ve-risk-ayrimi</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 06:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/i-m-g-3191.jpeg" type="image/jpeg" length="45447"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prostat kanseri riskine ilişkin ipuçları, tanıdan 15 yılı aşkın süre önce alınan kanda bulundu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prostat-kanseri-riskine-iliskin-ipuclari-tanidan-15-yili-askin-sure-once-alinan-kanda-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prostat-kanseri-riskine-iliskin-ipuclari-tanidan-15-yili-askin-sure-once-alinan-kanda-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Araştırmacılar, kan alındıktan 15 yılı aşkın süre sonra konulan prostat kanseri tanısıyla ilişkili 12 protein belirledi. Bulgular gelecekte risk değerlendirmesine katkı sağlayabilir; henüz bir tanı testi değil.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tanıdan yıllar önce alınan kan örneklerini inceleyen araştırmacılar, bazı proteinlerin gelecekte prostat kanseri gelişmesiyle ilişkili olduğunu belirledi. On iki protein, kan örneğinin alınmasından 15 yılı aşkın süre sonra konulan tanılarla bağlantılı bulundu. Sonuçlar, hastalığın erken biyolojik süreçlerine ilişkin ipuçları sunuyor; ancak kanserin 15 yıl önceden teşhis edilebildiğini göstermiyor.</p>

<p>Oxford Üniversitesi araştırmacılarının öncülük ettiği çalışma, European Urology dergisinde 21 Ekim 2026’da çevrim içi yayımlandı.</p>

<p>Altı binden fazla protein incelendi</p>

<p>Araştırma, Avrupa Kanser ve Beslenme Prospektif Araştırması’nın verileri kullanılarak yürütülen gözlemsel bir vaka-kohort çalışması. Sonradan prostat kanseri gelişen 982 erkeğin ve rastgele seçilen 1.573 kişilik alt kohortun başlangıçtaki kan örnekleri değerlendirildi. Alt kohort, yalnızca sağlıklı kontrollerden oluşan bir grup olarak tasarlanmadı.</p>

<p>Yaklaşık 16 yıllık takip kapsamında, kanın sıvı bölümündeki 6 binden fazla protein ölçüldü. İncelenen prostat kanseri vakalarının 290’ı agresif hastalık grubundaydı.</p>

<p>Agresif hastalıkla ilişkili yedi protein</p>

<p>Yedi protein agresif prostat kanseriyle ilişkili bulundu. ANKRD1 adlı protein, hastalığın birden fazla ciddi alt türüyle tutarlı bağlantı göstermesi nedeniyle öne çıktı.</p>

<p>Tanıdan 15 yılı aşkın süre önce alınan örneklerde bağlantı saptanan proteinler arasında ANXA2, GZMK ve OSCAR yer aldı. GZMK’nin bağışıklık hücreleriyle ilişkisi, araştırmacıların bağışıklık süreçlerine yönelik ilgisini artırdı.</p>

<p>Çalışmanın ilk yazarı Dr. Zhe Huang, araştırmanın amacını, ileride agresif hastalık geliştiren erkeklerdeki biyolojik farklılıkları anlamak ve gelecekte risk değerlendirmesini geliştirebilecek belirteçleri araştırmak olarak açıklıyor.</p>

<p>“15 yıl önce” ifadesi ne anlama geliyor?</p>

<p>Buradaki süre, kanın alınması ile daha sonra kanser tanısı konulması arasındaki zamanı ifade ediyor. Araştırmacılar, önceden saklanan örneklerdeki protein düzeylerini sonraki sağlık sonuçlarıyla karşılaştırdı.</p>

<p>Bu nedenle sonuç, örnek alındığında mutlaka kanser bulunduğu anlamına gelmiyor. Proteinler hastalığa yatkınlıkla veya gelişim süreçleriyle bağlantılı olabilir; gözlemsel ilişki tek başına neden-sonuç kanıtı değildir.</p>

<p>PSA’nın yerini alacak bir test mi?</p>

<p>Henüz değil. King’s College London’dan kanser epidemiyolojisi uzmanı Prof. Dr. Mieke Van Hemelrijck, bir proteinle risk arasında ilişki bulunmasının, belirli bir kişinin hastalanacağını doğru tahmin etmekle aynı olmadığını vurguluyor.</p>

<p>Yeni belirteçlerin PSA gibi mevcut ölçümlere ne kadar ek bilgi sağlayacağı ve tedavi gerektiren kanserleri güvenle izlenebilenlerden ayırmaya yardımcı olup olmayacağı henüz ortaya konmuş değil.</p>

<p>Bulguların tamamı başka gruplarda doğrulanmadı</p>

<p>Bazı protein ilişkileri bağımsız ARIC çalışmasında da görüldü; ancak bütün sonuçlar tekrarlanmadı. Araştırma grupları arasında hastalık sonuçlarına ilişkin veri farklılıkları ve bazı tümörlerin saldırganlık bilgilerindeki eksiklikler de değerlendirmeyi sınırlıyor.</p>

<p>Klinik kullanım için sonraki adım, farklı toplumlarda doğrulama yapmak ve protein ölçümlerinin mevcut değerlendirmelere gerçekten katkı sağlayıp sağlamadığını sınamak. Çalışma, bu aşamada tarama önerilerini değiştiren veya kullanıma hazır yeni bir kan testi sunan bir araştırma değil.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Prostat kanseri taraması ve PSA testiyle ilgili kararları hekiminizle değerlendirin; araştırma bulgularına dayanarak kontrollerinizi ertelemeyin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Huang Z, Parsaeian M, Viallon V ve arkadaşları. Circulating Immune and Cancer Driver Gene Biomarkers Precede Prostate Cancer Diagnosis by over 10 yr. European Urology. Çevrim içi yayın: 21 Ekim 2026. DOI: 10.1016/j.eururo.2026.08.014. Yayımlanan özet.<br />
2. Oxford Üniversitesi. Blood proteins could reveal clues to prostate cancer risk more than a decade before diagnosis. 22 Ekim 2026.<br />
3. Science Media Centre. Expert reaction to a case-cohort study identifying circulating proteins associated with future prostate cancer diagnosis. 21 Ekim 2026. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prostat-kanseri-riskine-iliskin-ipuclari-tanidan-15-yili-askin-sure-once-alinan-kanda-bulundu</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/i-m-g-3188.jpeg" type="image/jpeg" length="40601"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Endometriozis ve meme kanserinde beslenme: Neyi sınırlamalı, neyi gereksiz yere bırakmamalı?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/endometriozis-ve-meme-kanserinde-beslenme-neyi-sinirlamali-neyi-gereksiz-yere-birakmamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/endometriozis-ve-meme-kanserinde-beslenme-neyi-sinirlamali-neyi-gereksiz-yere-birakmamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alkol, işlenmiş et ve şekerli içecekleri sınırlamakla soya, süt veya gluteni tamamen bırakmak aynı şey değil. Endometriozis ve meme kanserinde beslenme önerileri, hastalığa ve kişisel ihtiyaçlara göre değişiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Endometriozis veya meme kanseri tanısı, bütün hastalar için aynı besinlerin yasaklanmasını gerektirmiyor. Meme kanseri sonrasında alkolden kaçınmak, kırmızı ve işlenmiş eti sınırlamak sağlıklı beslenme yaklaşımının parçası. Buna karşılık soya besinlerini otomatik olarak bırakmak gerekmiyor. Endometrioziste ise herkese uygulanabilecek glutensiz veya sütsüz bir diyetin hastalığı tedavi ettiği gösterilmiş değil.</p>

<p>İki hastalık için tek liste hazırlamak neden yanıltıcı?</p>

<p>Endometrioziste beslenmeyle ağrıyı ve sindirim yakınmalarını yönetmek ile meme kanserinin tekrarlama riskini azaltmak farklı hedeflerdir. Bir hastalık için elde edilen sonuç diğerine doğrudan aktarılamaz.</p>

<p>2026 tarihli bir bilimsel derlemenin yayımlanan özetinde, endometriozis için belirli bir beslenme stratejisini etkili tedavi olarak destekleyen yeterli kanıt bulunmadığı belirtiliyor. Bu, beslenmenin önemsiz olduğu anlamına gelmiyor; hastalığa özgü tedavi iddiasının henüz karşılanmadığını gösteriyor.</p>

<p>Alkol: Meme kanserinde kaçınma önerisi daha net</p>

<p>Alkol, meme kanseri gelişme riskini artırıyor. Meme kanseri öyküsü olanlar için de en uygun seçenek alkol tüketmemek. Ancak alkolün hastalığın tekrarı üzerindeki etkisine ilişkin kanıt, ilk kez meme kanseri gelişmesiyle ilgili kanıt kadar kesin değil.</p>

<p>Kırmızı et ve işlenmiş et: Sıklığı ve miktarı azaltın</p>

<p>Sucuk, salam ve sosis gibi işlenmiş etlerle kırmızı etin tüketimini sınırlamak, kanser sonrasındaki genel beslenme önerileri arasında bulunuyor. Protein kaynaklarını balık, tavuk, mercimek, nohut ve fasulyeyle çeşitlendirmek mümkün.</p>

<p>Bu öneriyi “eti bırakmak endometriozisi tedavi eder” biçiminde yorumlamak doğru değil.</p>

<p>Şekerli içecekler ve yoğun işlenmiş ürünler: Sofradaki paylarını küçültün</p>

<p>Şekerli içecekler, sık tüketilen kek, bisküvi ve şekerlemeler yerine besleyici seçeneklere ağırlık verilmesi öneriliyor. Amaç yeterli beslenmeyi ve sağlıklı vücut ağırlığını desteklemek. Bütün karbonhidratları kesmek bu yaklaşımın gereği değil; meyveler, baklagiller ve tam tahıllar sağlıklı beslenmenin parçası olabilir.</p>

<p>Soya: Besin ile yoğunlaştırılmış takviye aynı değil</p>

<p>Tofu, soya fasulyesi ve soya içeceği gibi besinlerin meme kanserinin tekrarlama riskini artırdığı gösterilmiş değil. Bazı araştırmalar daha düşük riskle ilişki bildiriyor; bu, soyanın koruyucu tedavi olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Yoğunlaştırılmış izoflavon takviyeleri ise besinlerden farklı değerlendirilmeli. Daha yüksek miktarlarda bileşik içerebilen bu ürünlerin kullanımı tedavi ekibiyle görüşülmeli.</p>

<p>Süt ve yoğurt: Endometriozis tanısı otomatik yasak nedeni değil</p>

<p>Endometrioziste süt ürünlerini tamamen çıkarmayı destekleyen güçlü klinik kanıt bulunmuyor. Sütsüz beslenmenin herkeste ağrıyı azaltacağı söylenemez. Kısıtlama düşünülüyorsa kişinin yakınmaları ve beslenme yeterliliği birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Gluten: Her endometriozis hastası bırakmalı mı?</p>

<p>Glutensiz beslenme de endometriozis için kanıtlanmış standart bir tedavi değil. Tıbbi gerekçe olmadan çok sayıda besini çıkarmak, beslenme yetersizliklerine ve yemekle ilgili kaygıya yol açabilir.</p>

<p>Şişkinlik varsa hedefli yaklaşım gerekebilir</p>

<p>İrritabl bağırsak sendromuyla uyumlu yakınmaları bulunan seçilmiş endometriozis hastalarında, bazı fermente olabilen karbonhidratları azaltan düşük FODMAP yaklaşımı değerlendirilebilir. Uygulama süreli ve profesyonel gözetim altında olmalıdır. Sindirim yakınmalarının hafiflemesi, endometriozis odaklarının ortadan kalktığını göstermez.</p>

<p>Vitaminler ve bitkisel ürünler: Tedavi vaadine dikkat</p>

<p>Vitamin, mineral veya bitkisel takviyelerin meme kanserinin ilerlemesini ya da tekrarını kesin olarak önlediği gösterilmiş değil. Takviye kararı, ürünün vaadine göre değil kişinin ihtiyacına ve tedavisine göre verilmelidir.</p>

<p>Tedavi sırasında öncelik bazen kısıtlama değil, yeterli beslenmedir</p>

<p>İştahsızlık, istemsiz kilo kaybı veya yemek yemeyi zorlaştıran yan etkiler varsa öncelik yeterli enerji ve protein almak, kas kaybını önlemektir. Böyle bir durumda genel “azaltın” önerileri kişiye göre uyarlanmalıdır.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Besin kısıtlamalarını ve takviyeleri hekiminiz ve diyetisyeninizle değerlendirin. Beslenme değişiklikleri tıbbi tedavinin yerine geçmez.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. American Cancer Society. Can I Lower My Risk of Breast Cancer Progressing or Coming Back? Güncelleme: 17 Temmuz 2026.<br />
2. American Cancer Society. American Cancer Society Nutrition and Physical Activity Guideline for Cancer Survivors. Hasta bilgilendirme metni. Güncelleme: 22 Ekim 2025.<br />
3. Baraut MC. Nutrition and endometriosis: Evidence, limits and clinical perspectives. Clinical Nutrition ESPEN. 2026;72:102954. DOI: 10.1016/j.clnesp.2026.102954. Yayımlanan özet. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/endometriozis-ve-meme-kanserinde-beslenme-neyi-sinirlamali-neyi-gereksiz-yere-birakmamali</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 00:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/i-m-g-3187.jpeg" type="image/jpeg" length="63298"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlıkta elektronik onam düzenlemesi: Hasta rızası e-Nabız ve SMS ile alınabilecek]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglikta-elektronik-onam-duzenlemesi-hasta-rizasi-e-nabiz-ve-sms-ile-alinabilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglikta-elektronik-onam-duzenlemesi-hasta-rizasi-e-nabiz-ve-sms-ile-alinabilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tıbbi müdahale öncesi hasta onayının elektronik ortamda alınmasına ilişkin kurallar belirlendi. Yeni yönetmelik, e-Nabız ve SMS doğrulamasından kayıtların saklanmasına kadar süreci düzenliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık hizmetlerinde tıbbi müdahale öncesinde alınan bilgilendirilmiş rızanın elektronik ortamda nasıl verileceği düzenlendi. Hastalar, kendilerine sunulan onam formunu inceleyerek ilgili tıbbi müdahaleye ilişkin kararlarını e-Nabız veya sağlık tesisinin elektronik haberleşme aracı üzerinden iletebilecek. Süreçte kimlik doğrulaması, doğrulanmış cep telefonu numarası ve işleme özel tek kullanımlık SMS şifresi kullanılacak.</p>

<p>Sağlık Bakanlığının hazırladığı Bilgilendirilmiş Rızanın Elektronik Ortamda Alınması Hakkında Yönetmelik, 27 Ekim 2026 tarihli ve 33413 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Yayımlandığı gün yürürlüğe giren düzenleme, birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık tesislerini kapsıyor.</p>

<p>Önce bilgilendirme, ardından hastanın kararı</p>

<p>Yönetmelik, elektronik onam sürecinin temel şartını hastanın serbest iradesiyle karar verebilmesi olarak belirliyor. Hastanın tıbbi müdahale hakkında yeterli, anlaşılır ve zamanında bilgilendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Bilgilendirilmiş rıza formu, ilgili sağlık meslek mensubu tarafından elektronik ortamda hastanın erişimine sunulacak. Hasta, forma doğrulanmış cep telefonu numarasına gönderilen SMS’teki bağlantıdan veya e-Nabız üzerinden ulaşabilecek.</p>

<p>Formu inceleyen hasta, tıbbi müdahaleyi kabul ederse yalnızca o müdahale kapsamında kullanılmak üzere oluşturulan geçerli tek kullanımlık SMS şifresi kendisine iletilecek. Böylece telefon numarasının doğrulanması ile belirli bir tıbbi müdahaleye onay verilmesi ayrı işlemler olarak yürütülecek.</p>

<p>e-Nabız üzerinden onay nasıl verilecek?</p>

<p>Bilgilendirilmiş rızanın e-Nabız üzerinden alınması halinde hasta, doğrulanmış cep telefonuna gönderilen tek kullanımlık şifreyi e-Nabız’ın ilgili bölümüne doğrudan kendisi girecek.</p>

<p>Sağlık tesisinin elektronik haberleşme aracı üzerinden yürütülen süreçte ise hasta, bu işlem için gönderilen şifreyi ilgili sağlık meslek mensubuyla paylaşacak. Sağlık meslek mensubu şifreyi kurumun elektronik haberleşme aracı üzerinden sisteme iletecek.</p>

<p>Yönetmelikte belirtilen doğrulama işlemi tamamlandığında bilgilendirilmiş rıza alınmış sayılacak. Elektronik ortamda alınan rızaya ilişkin form, Bakanlığın merkezi sağlık veri sistemine aktarılacak ve e-Nabız üzerinden hastanın erişimine açılacak.</p>

<p>Kimlik doğrulanmadan süreç başlatılamayacak</p>

<p>Tıbbi müdahale öncesinde hem hastanın hem de bilgilendirilmiş rıza sürecini yürüten sağlık meslek mensubunun kimliği doğrulanacak. Hastanın kimlik doğrulaması başarıyla tamamlanmadan elektronik onam süreci başlatılamayacak.</p>

<p>İlgili sağlık meslek mensubunun, Bakanlığın Entegre Kurumsal İşlem Platformu’nda tanımlı ve aktif olması da gerekecek.</p>

<p>Elektronik onam için hastanın doğrulanmış bir cep telefonu numarasının bulunması şart olacak. e-Nabız üzerinden yürütülen işlemlerde numaranın e-Nabız aracılığıyla doğrulanmış olması aranacak.</p>

<p>Telefon doğrulamasında 12 aylık süre</p>

<p>Sağlık tesisinin elektronik haberleşme aracı üzerinden işlem yapılacaksa hastanın doğrulanmış cep telefonu numarasının kurumun Sağlık Bilgi Yönetim Sistemi’nde bulunması gerekecek.</p>

<p>Sistemde doğrulanmış numara yoksa hastaya tek kullanımlık SMS şifresi gönderilecek. Hasta bu şifreyi ilgili sağlık meslek mensubuna bildirecek ve numaranın doğrulanması tamamlanacak.</p>

<p>Bu yöntemle doğrulanan numara, doğrulama tarihinden itibaren 12 ay boyunca sağlık tesisinin kayıtlarında doğrulanmış numara olarak tutulacak. Sürenin ardından aynı yöntemle yeniden elektronik onam alınacaksa telefon numarasının tekrar doğrulanması gerekecek.</p>

<p>Bu 12 aylık süre, belirli bir tıbbi müdahaleye verilen rızanın geçerlilik süresini değil, sağlık tesisindeki cep telefonu doğrulamasını ilgilendiriyor.</p>

<p>Onayın tarihi, saati ve işlem kayıtları saklanacak</p>

<p>Elektronik onam kayıtları, fiziki ortamda alınan bilgilendirilmiş rıza belgelerinin tabi olduğu saklama ve imha sürelerine uygun şekilde muhafaza edilecek.</p>

<p>Hastanın rızasını beyan ettiği tarih ve saat, işlem bilgileri, tek kullanımlık şifrenin gönderilmesi ve doğrulanmasına ilişkin bilgiler ile işlemi gerçekleştiren sağlık meslek mensubuna ait bilgiler kayıt altına alınacak.</p>

<p>Kayıtların bütünlüğünü korumak için elektronik veri bütünlük değeri ve zaman damgası kullanılacak. Verilerin gizliliği, güvenliği ve erişilebilirliği sağlanacak; kayıtlar adli ve idari incelemeye elverişli biçimde tutulacak.</p>

<p>Çocuklar ve kısıtlı hastalar için temsilci şartı</p>

<p>Hastanın küçük veya kısıtlı olması halinde işlemler, Hasta Hakları Yönetmeliği’ne uygun olarak kanuni temsilcisi tarafından gerçekleştirilecek. Kimlik ve cep telefonu numarası doğrulamasına ilişkin hükümler temsilci için de uygulanacak.</p>

<p>Kanuni temsilcinin bulunmadığı, hazır olmadığı veya elektronik ortamda doğrulanamadığı durumlarda bilgilendirilmiş rıza elektronik olarak alınamayacak. Bu hüküm, elektronik onam yönteminin kullanılmasına ilişkin sınırı belirliyor.</p>

<p>Düzenleme neyi değiştiriyor?</p>

<p>Yönetmelik, tıbbi müdahale öncesindeki bilgilendirme ve hasta rızası sürecinin elektronik ortamda yürütülmesi halinde uygulanacak kuralları belirliyor. Metin, bütün hasta onaylarının yalnızca dijital ortamda alınmasını zorunlu kılan veya kâğıt onam belgelerini tümüyle kaldıran bir hüküm içermiyor.</p>

<p>Elektronik sürecin merkezinde de hastanın bilgilendirilmesi, özgür iradesiyle karar vermesi ve bu kararın güvenilir biçimde kayıt altına alınması bulunuyor. Yönetmelikte hüküm bulunmayan durumlarda Hasta Hakları Yönetmeliği uygulanacak. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglikta-elektronik-onam-duzenlemesi-hasta-rizasi-e-nabiz-ve-sms-ile-alinabilecek</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="66192"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kadın Doğum Uzmanı Dr. Kadriye Ayten Vardar Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kadin-dogum-uzmani-dr-kadriye-ayten-vardar-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kadin-dogum-uzmani-dr-kadriye-ayten-vardar-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinin 1951 mezunlarından, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr. Kadriye Ayten Vardar hayatını kaybetti. Hekimin cenaze programı İstanbul Tabip Odası tarafından duyuruldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr. Kadriye Ayten Vardar hayatını kaybetti. İstanbul Tabip Odası, üyesi olan Vardar’ın vefatını 26 Ekim 2026 Pazartesi günü duyurdu.</p>

<p>Odanın paylaştığı cenaze programında, Dr. Vardar’ın 26 Ekim Pazartesi günü öğle namazının ardından İstanbul’daki Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedileceği bildirildi.</p>

<p>İstanbul Tabip Odası, yayımladığı taziye mesajında Vardar’ın ailesine, yakınlarına ve hekim camiasına başsağlığı diledi.</p>

<p>Dr. Kadriye Ayten Vardar kimdir?</p>

<p>İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinden 1951 yılında mezun olan Dr. Kadriye Ayten Vardar, kadın hastalıkları ve doğum uzmanıydı. İstanbul Tabip Odası üyesi olan Vardar, hekimlik mesleğini kadın sağlığı ve doğum alanında yürüttü.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kadin-dogum-uzmani-dr-kadriye-ayten-vardar-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 21:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/i-m-g-3179.jpeg" type="image/jpeg" length="40797"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gülhane’de İnme İçin Ortak Akıl: Erken Müdahale, Rehabilitasyon ve Yaşam Boyu Takip]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gulhanede-inme-icin-ortak-akil-erken-mudahale-rehabilitasyon-ve-yasam-boyu-takip</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gulhanede-inme-icin-ortak-akil-erken-mudahale-rehabilitasyon-ve-yasam-boyu-takip" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Külliyesi’nde düzenlenen Her Yönüyle İnme Sempozyumu, acil tedaviden rehabilitasyona uzanan bakım zincirini ele aldı. Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın, 455 akademisyenin katkısını vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İnme geçiren bir hastanın sağlık yolculuğu, ilk belirtilerin ortaya çıktığı anda başlıyor. Zamanında yapılan acil müdahale hayat kurtarırken, sonrasında uygulanan rehabilitasyon ve düzenli takip hastanın bağımsız bir yaşama dönebilmesinde belirleyici rol oynuyor. Bu sürecin farklı aşamalarında görev alan uzmanlık alanlarını ortak bir bilimsel zeminde buluşturan “Her Yönüyle İnme Sempozyumu”, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Külliyesi’nde gerçekleştirildi.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) ile Ankara İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde, Gülhane Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emre Adıgüzel’in ev sahipliğinde düzenlenen sempozyum, 26 Ekim 2026 tarihinde Prof. Dr. Cevdet Erdöl Konferans Salonu’nda yapıldı.</p>

<p>“Akut Tedaviden Yaşam Boyu İzleme: Ankara İnme İzlem Süreçleri” temasıyla gerçekleştirilen programa SBÜ Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Eray Çınar, Ankara İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ali Niyazi Kurtcebe, akademisyenler ve farklı sağlık disiplinlerinden uzmanlar katıldı.</p>

<p>29 Ekim Dünya İnme Günü öncesinde gerçekleştirilen bilimsel toplantıda, erken tanı ve müdahalenin yanı sıra inme sonrası rehabilitasyon hizmetleri, kurumlar arası koordinasyon ve yaşam boyu hasta takibi kapsamlı biçimde değerlendirildi.</p>

<p>REKTÖR AYDIN: SAĞLIK HİZMETLERİNİN HER AŞAMASINDA GÜÇLÜ AKADEMİK KADRO</p>

<p>Sempozyumda konuşan Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, inme ile mücadelenin farklı uzmanlık alanlarının birlikte çalışmasını gerektiren kapsamlı bir sağlık hizmeti olduğunu vurguladı.</p>

<p><img alt="Gülhane’de İnme İçin Ortak Akıl: Erken Müdahale, Rehabilitasyon ve Yaşam Boyu Takip" class="detail-photo img-fluid" height="864" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/i-m-g-3176.jpeg" width="1320" /></p>

<p>İnme hastasının acil sağlık ekipleriyle başlayan tedavi sürecinin radyoloji, nöroloji, beyin ve sinir cerrahisi ile fiziksel tıp ve rehabilitasyon gibi alanların katkısıyla devam ettiğini belirten Aydın, hastanın aile ve sosyal yaşamına yeniden katılmasına kadar uzanan bütün aşamaların etkin biçimde yönetilmesi gerektiğine dikkat çekti.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesinin akademik insan gücünün Türkiye'nin sağlık hizmetlerine sunduğu katkıyı rakamlarla ortaya koyan Rektör Aydın, üniversitede 122 nöroloji, 120 fiziksel tıp ve rehabilitasyon, 132 radyoloji ve 81 beyin ve sinir cerrahisi akademisyeninin bulunduğunu açıkladı.</p>

<p>Bu dört uzmanlık alanındaki toplam 455 akademisyenin, Sağlık Bakanlığına bağlı inme merkezlerinde ve eğitim ve araştırma hastanelerinde sunulan sağlık hizmetlerine katkıda bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Aydın, üniversitenin sahip olduğu bilimsel birikim ve insan kaynağının toplumun sağlık ihtiyaçlarına yönelik hizmetlerle buluşturulmasının önemine işaret etti.</p>

<p>İNME TEDAVİSİNDE ASIL HEDEF BAĞIMSIZ YAŞAMI KORUMAK</p>

<p>Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın’ın konuşmasında öne çıkan temel konulardan biri, inme hastalarının tedavi sonrasındaki yaşam kalitesinin korunması oldu.</p>

<p>İnmenin yalnızca akut dönemde ortaya çıkan hayati bir sağlık sorunu olmadığını belirten Aydın, hastaların sonraki süreçte fiziksel, nörolojik ve sosyal yönden kapsamlı desteğe ihtiyaç duyabildiğini ifade etti.</p>

<p>İnme tedavisinde başarının yalnızca hastanın hayatta kalmasıyla değerlendirilmemesi gerekiyor. Bir insanın yeniden yürüyebilmesi, konuşabilmesi, günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmesi ve mümkün olduğunca başkalarının bakımına bağımlı olmadan hayatını sürdürebilmesi de tedavinin önemli hedefleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Aydın’ın değerlendirmeleri, inme hizmetlerinde acil müdahale kadar sonrasındaki bakımın da güçlü biçimde planlanması gerektiğini ortaya koydu.</p>

<p>Modern tıbbın sunduğu imkânlardan yararlanarak inmenin yol açabileceği komplikasyonları azaltmanın önemine işaret eden Aydın, tanı ve tedavi alanındaki bilimsel gelişmelerin sağlık hizmetlerine etkin biçimde yansıtılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>İlerleyen yaş, büyükşehir yaşamının getirdiği yükler ve stres gibi unsurlara da değinen Rektör Aydın, inme riskinin değişen yaşam koşullarıyla birlikte değerlendirilmesinin önemini dile getirdi.</p>

<p>Bu çerçevede üniversitelerin bilimsel araştırma, nitelikli uzman yetiştirme ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi yönündeki sorumluluklarının birbirini tamamladığı mesajı öne çıktı.</p>

<p>GÜLHANE TIP FAKÜLTESİ DEKANI ADIGÜZEL’İN EV SAHİPLİĞİNDE</p>

<p>Gülhane Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emre Adıgüzel’in sempozyum başkanlığını üstlendiği bilimsel buluşma, inme tedavisinin farklı evrelerinde görev yapan sağlık profesyonellerinin bilgi ve deneyimlerini paylaşmasına imkân sağladı.</p>

<p>Nörolojik rehabilitasyon ve inme sonrası fonksiyonel iyileşme alanlarında akademik çalışmaları bulunan Prof. Dr. Adıgüzel’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen sempozyumda, erken müdahale ile uzun dönem bakım arasındaki süreklilik ön plana çıkarıldı.</p>

<p>Bilimsel program, hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinden damar açıcı tedavilere, erken rehabilitasyondan spastisite yönetimine ve yaşam boyu izleme kadar geniş bir kapsamda oluşturuldu.</p>

<p>Sempozyumun dikkat çeken yönlerinden biri de Ankara’daki mevcut inme hizmetlerinin yalnızca kapasite bakımından değil, hastaların bir sağlık kuruluşundan diğerine geçişleri ve tedavi sonrası takiplerinin sürekliliği açısından değerlendirilmesi oldu.</p>

<p>İLK 90 DAKİKA NEDEN ÖNEMLİ?</p>

<p>Sempozyumda konuşan Ankara İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ali Niyazi Kurtcebe, inmenin dünyada ve Türkiye’de önemli ölüm ve engellilik nedenleri arasında bulunduğunu belirterek erken müdahalenin kritik önemine dikkat çekti.</p>

<p><img alt="Gülhane’de İnme İçin Ortak Akıl: Erken Müdahale, Rehabilitasyon ve Yaşam Boyu Takip-1" class="detail-photo img-fluid" height="1301" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/i-m-g-3175.jpeg" width="1320" /></p>

<p>İlk 90 dakika içerisinde uygun tedaviye ulaşabilen hastalarda daha olumlu sonuçlar elde edilebildiğini ifade eden Kurtcebe, müdahalede yaşanan gecikmelerin ölüm ve kalıcı engellilik riskini artırabileceğini söyledi.</p>

<p>İnme tedavisinde zamanın belirleyici önem taşıdığı bilinse de ilk 90 dakika, tedavinin kesin olarak sona erdiği bir sınır anlamına gelmiyor.</p>

<p>Güncel klinik rehberlere göre damar tıkanıklığına bağlı inmelerde uygun hastalara ilk 4,5 saat içerisinde damar açıcı ilaç tedavisi uygulanabiliyor. Bazı hastalarda ileri görüntüleme bulgularına göre daha geç dönemlerde de tedavi seçenekleri değerlendirilebiliyor. Belirli büyük damar tıkanıklıklarında ise uygun hastalara 24 saate kadar mekanik pıhtı çıkarma işlemi yapılabiliyor.</p>

<p>Bununla birlikte erken başvuru, uygun tedaviye zamanında ulaşma olasılığını artırıyor.</p>

<p>ANKARA’DA 7 İNME MERKEZİ HİZMET VERİYOR</p>

<p>Ankara’daki inme hizmetlerinin örgütlenmesine ilişkin bilgi veren İl Sağlık Müdürü Kurtcebe, kentte 7 inme merkezinin bulunduğunu açıkladı.</p>

<p>İnme hastasının evinden alınması, uygun sağlık kuruluşuna ulaştırılması, akut tedavisinin gerçekleştirilmesi ve rehabilitasyon hizmetlerine erişmesi süreçlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Kurtcebe’nin açıklamaları, inme merkezlerinin sayısı kadar bu merkezlerin acil sağlık hizmetleri ve rehabilitasyon birimleriyle koordinasyonunun da önem taşıdığını ortaya koydu.</p>

<p>ACİL SAĞLIK HİZMETLERİNDE ERKEN TANI VE DOĞRU YÖNLENDİRME</p>

<p>Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Eray Çınar da inme şüphesi taşıyan hastaların doğru değerlendirilmesi ve uygun merkeze hızla ulaştırılmasının tedavi başarısındaki rolüne dikkat çekti.</p>

<p>Çınar, 2019 yılında başlatılan çalışmalar kapsamında hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde görevli personele inme belirtilerinin tanınması, hastaların değerlendirilmesi ve doğru merkezlere yönlendirilmesi konularında eğitimler verildiğini anlattı.</p>

<p>Bu eğitimlerin sürdüğünü belirten Çınar, bilimsel toplantıların ve sağlık profesyonelleri arasındaki bilgi paylaşımının sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine katkıda bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>AKUT TEDAVİDEN REHABİLİTASYONA BİLİMSEL OTURUMLAR</p>

<p>Sempozyumun ilk bilimsel oturumu, SBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ali Gülçelik ile Doç. Dr. Eray Çınar’ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi.</p>

<p>“Akut İskemik İnmede Tanı ve Reperfüzyon Stratejileri” başlıklı oturumda hastane öncesi hasta değerlendirmesi, akut iskemik inmede pıhtı eritici tedaviler, hasta seçimi ve damar içi girişimsel yöntemler ele alındı.</p>

<p>İkinci oturum, inme sonrası fonksiyonel iyileşme ve yaşam boyu izleme ayrıldı. Erken rehabilitasyonun zamanlaması, rehabilitasyon ihtiyacının belirlenmesi, spastisite yönetimi ve nörolojik takip konuları değerlendirildi.</p>

<p>Üçüncü oturumda ise Ankara’daki kamu sağlık tesislerinin inme rehabilitasyonu kapasitesi, hasta yükü, hizmet dağılımı ve kurumlar arası entegrasyon üzerinde duruldu.</p>

<p>Programın son bölümünde “Bir İnme Hastasının Ankara Yolculuğu: Mevcut Durumdan Entegre Bakım Modeline” başlıklı tartışma oturumu gerçekleştirildi.</p>

<p>Bu oturumda hastanın akut tedaviye erişiminden rehabilitasyon hizmetlerine yönlendirilmesine, kurumsal geçişlerden uzun dönem izleme kadar uzanan bakım zincirinin geliştirilmesine yönelik yaklaşımlar ele alındı.</p>

<p>İNME HASTALARININ TAKİBİNDE ORTAK BAKIM MODELİ</p>

<p>Sempozyumun bilimsel gündeminin önemli başlıklarından birini, Ankara için bütünleşik bir inme bakım modelinin öncelikleri oluşturdu.</p>

<p>İnme hastalarının sağlık hizmetlerine erişiminde karşılaşabildiği güçlüklerin azaltılması, akut tedaviden rehabilitasyona geçişin etkin biçimde planlanması ve farklı sağlık kuruluşları arasında bilgi paylaşımının güçlendirilmesi, bütünleşik bakım yaklaşımının temel unsurları arasında değerlendirildi.</p>

<p>İnme sonrası rehabilitasyonun gecikmeden, hastanın tıbbi durumu ve bireysel ihtiyaçları doğrultusunda planlanması; hareket, konuşma, denge ve günlük yaşam becerilerinin yeniden kazanılmasını destekleyebiliyor.</p>

<p>Uzun dönem takipte ise tekrarlayan inme riskinin azaltılması, eşlik eden hastalıkların kontrolü, fiziksel işlevlerin korunması ve hastanın sosyal yaşama katılımının desteklenmesi önem taşıyor.</p>

<p>GÜLHANE’DEN İNME İLE MÜCADELEDE BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Külliyesi’nde düzenlenen “Her Yönüyle İnme Sempozyumu”, inme ile mücadelenin birbirinden bağımsız tıbbi müdahalelerden değil, süreklilik gerektiren bir sağlık hizmetleri zincirinden oluştuğuna dikkat çekti.</p>

<p>Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın’ın akademik insan gücü ve sağlık hizmetlerinin bütüncül yönetimine ilişkin değerlendirmeleri, Gülhane Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emre Adıgüzel’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen bilimsel programın öne çıkan mesajları arasında yer aldı.</p>

<p>Acil müdahaleden rehabilitasyona, hastane hizmetlerinden evde ve toplum içinde sürdürülen yaşama kadar uzanan bu yaklaşım, inme ile mücadelede temel hedefin yalnızca hayat kurtarmak değil, hastaların mümkün olan en yüksek yaşam kalitesine ulaşmalarını sağlamak olduğunu bir kez daha gündeme taşıdı.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Etkinlik</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gulhanede-inme-icin-ortak-akil-erken-mudahale-rehabilitasyon-ve-yasam-boyu-takip</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 20:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/i-m-g-3174.jpeg" type="image/jpeg" length="43885"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zayıflama İlaçları Crohn ve Ülseratif Kolitte Ameliyat Riskini Azaltabilir mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclari-crohn-ve-ulseratif-kolitte-ameliyat-riskini-azaltabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclari-crohn-ve-ulseratif-kolitte-ameliyat-riskini-azaltabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Crohn ve ülseratif kolit hastalarını kapsayan 150 bini aşkın kişilik analizde GLP-1 kullananlarda ameliyat ve hastaneye yatış daha az görüldü. Ancak bu ilişki, ilaçların bağırsak iltihabını tedavi ettiğini kanıtlamıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diyabet ve obezite tedavisinde kullanılan GLP-1 grubu ilaçların Crohn hastalığı ve ülseratif kolit üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmalar, bağırsak hastalıklarının seyrine ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. 2026 yılında yayımlanan ve 150 binden fazla hastanın verilerini kapsayan bilimsel analizde, bu ilaçları kullanan kişilerde bağırsak hastalığı nedeniyle ameliyat olma ve hastaneye yatma risklerinin daha düşük olduğu belirlendi. Ancak araştırmacılar, bu sonuçların doğrudan bir tedavi etkisini kanıtlamadığını vurguluyor.</p>

<p>Frontline Gastroenterology dergisinde yayımlanan sistematik derleme ve meta-analiz, GLP-1 ilaçlarının yalnızca kilo ve kan şekeri üzerindeki etkilerini değil, kronik bağırsak iltihabıyla ilişkili klinik sonuçlarını da değerlendirdi.</p>

<p>Araştırmanın ortaya koyduğu temel soru şu: Kilo kontrolü için kullanılan bu ilaçlar, bağırsaklardaki iltihabi süreçleri de etkileyebilir mi?</p>

<p>150 binden fazla hastanın verileri incelendi</p>

<p>Cenevre ve McGill üniversitelerinden araştırmacıların da yer aldığı ekip, 23 bilimsel çalışmada bulunan toplam 150 bin 254 hastanın verilerini değerlendirdi.</p>

<p>Çalışmalarda GLP-1 ilaçlarını kullanan hastalar ile kullanmayan karşılaştırma gruplarının sonuçları incelendi.</p>

<p>Analize göre GLP-1 kullanımı, inflamatuvar bağırsak hastalığına bağlı ameliyat riskinin yaklaşık yüzde 32 daha düşük olmasıyla ilişkili bulundu.</p>

<p>Hastaneye yatış açısından ise yaklaşık yüzde 24 daha düşük göreli risk hesaplandı. Bu sonucun güven aralığının sınırda olması, bulgunun daha ihtiyatlı değerlendirilmesini gerektiriyor.</p>

<p>Bağırsak tıkanıklığı veya bağırsak hareketlerinin durmasıyla ilgili sonuçlarda da daha düşük riskle ilişkili bulgular elde edildi.</p>

<p>Bununla birlikte söz konusu oranlar mutlak risk azalmasını göstermiyor. Örneğin ameliyat için hesaplanan yüzde 32'lik göreli risk farkı, ilacı kullanan her 100 hastadan 32'sinin ameliyattan kurtulduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Ayrıca araştırma ağırlıklı olarak gözlemsel çalışmalara dayanıyor. Dolayısıyla ilaç kullanan hastalarla kullanmayanlar arasında, tedaviden bağımsız başka farklılıkların sonuçları etkilemiş olması mümkün.</p>

<p>Crohn ve ülseratif kolit üzerindeki etkiler neden araştırılıyor?</p>

<p>Crohn hastalığı ve ülseratif kolit, bağışıklık sisteminin bağırsaklarda sürekli veya tekrarlayan iltihabi süreçlere yol açtığı kronik hastalıklardır.</p>

<p>Crohn hastalığı sindirim sisteminin farklı bölgelerini etkileyebilirken ülseratif kolit esas olarak kalın bağırsak ve rektumda görülür.</p>

<p>Her iki hastalıkta da karın ağrısı, ishal, dışkıda kan, kilo kaybı ve yorgunluk gibi belirtiler ortaya çıkabilir.</p>

<p>GLP-1 ilaçları ise bağırsaklardan salgılanan bir hormonun etkisini taklit ederek iştahı, tokluk hissini, mide boşalmasını ve kan şekeri düzenlenmesini etkiler.</p>

<p>Semaglutid ve liraglutid bu gruptaki ilaçlar arasında yer alır. Tirzepatid ise GLP-1 ile birlikte GIP adı verilen başka bir hormonun reseptörünü de etkiler.</p>

<p>Araştırmacıların ilgisini çeken nokta, bu ilaçların metabolik etkilerinin yanında bağışıklık sistemi ve iltihabi süreçlerle de ilişkili olabileceğine dair deneysel bulgulardır.</p>

<p>Bağırsaktaki iltihabı azaltabilir mi?</p>

<p>Hayvan deneyleri ve laboratuvar araştırmaları, GLP-1 sinyalinin bazı iltihap düzenleyici mekanizmaları etkileyebileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Deneysel çalışmalarda GLP-1 reseptörlerinin uyarılmasıyla bazı iltihap artırıcı moleküllerin üretiminde azalma ve bağırsak bariyerinin bütünlüğüyle ilişkili değişiklikler gözlendi.</p>

<p>Bağırsak bariyeri, bağırsak içeriğiyle vücudun diğer dokuları arasında koruyucu bir sınır oluşturan hücresel yapıdır.</p>

<p>Bu yapının bozulması, inflamatuvar bağırsak hastalıklarının gelişimi ve seyri açısından önem taşır.</p>

<p>Ancak deney hayvanlarında veya hücrelerde gözlenen biyolojik etkiler, aynı ilaçların insanlarda bağırsak iltihabını doğrudan iyileştirdiğini göstermiyor.</p>

<p>Mevcut araştırmalar, daha iyi klinik sonuçların ne kadarının kilo kaybına, kan şekeri kontrolüne veya olası doğrudan iltihap giderici etkilere bağlı olduğunu henüz kesin biçimde ayıramıyor.</p>

<p>Hastalık alevlenmelerini artırıyor mu?</p>

<p>GLP-1 ilaçlarıyla ilgili önemli sorulardan biri de Crohn ve ülseratif kolit hastalarında alevlenme riskini artırıp artırmadıkları.</p>

<p>Alimentary Pharmacology &amp; Therapeutics dergisinin 2026 yılı Ocak sayısında yayımlanan başka bir sistematik derleme, bu konuda 14 araştırmayı değerlendirdi.</p>

<p>Çalışmaların 13'ü geriye dönük hasta verilerine dayanıyordu.</p>

<p>İncelenen araştırmaların 10'unda vücut ağırlığında, beden kitle indeksinde veya kilo kaybı yüzdesinde anlamlı azalma bildirildi.</p>

<p>Birden fazla hasta veri setinde GLP-1 kullanımının inflamatuvar bağırsak hastalığı alevlenmelerinde artışla ilişkili olmadığı görüldü.</p>

<p>Bazı araştırmalar kortizon kullanımı, hastaneye yatış ve cerrahi girişim oranlarının daha düşük olabileceğine de işaret etti.</p>

<p>Ancak bu bulgular, ilaçların her Crohn veya ülseratif kolit hastasında güvenli olduğu ya da hastalık alevlenmelerini önlediği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Zayıflama ilaçlarının bağırsaklarla ilgili yan etkileri önemli</p>

<p>GLP-1 ilaçlarının en sık karşılaşılan yan etkileri arasında bulantı, kusma, ishal, kabızlık ve karın rahatsızlığı bulunuyor.</p>

<p>Bu belirtiler Crohn ve ülseratif kolit hastalarında özellikle önem taşıyor. Çünkü ilaç yan etkileriyle hastalığın kendisine bağlı şikâyetler zaman zaman birbirine benzeyebiliyor.</p>

<p>150 binden fazla hastanın verilerini değerlendiren meta-analizde, sindirim sistemiyle ilgili yan etkiler nedeniyle tedaviyi bırakanların oranı, incelenen çalışmalarda yüzde 11 ile yüzde 24 arasında değişti.</p>

<p>Bu oranlar bütün GLP-1 kullanıcıları için geçerli tek bir bırakma oranı olarak yorumlanmamalı.</p>

<p>Özellikle bağırsakta daralma bulunan, ciddi hastalık aktivitesi yaşayan veya beslenme bozukluğu gelişmiş kişilerde ilaç seçiminin daha dikkatli değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Ayrıca kilo kaybı her hasta için hedeflenen bir sonuç olmayabilir. İnflamatuvar bağırsak hastalığı olan bazı kişilerde yetersiz beslenme ve kas kaybı zaten önemli bir klinik sorun oluşturabiliyor.</p>

<p>Crohn ve ülseratif kolit hastaları GLP-1 kullanabilir mi?</p>

<p>Mevcut bilimsel veriler, Crohn veya ülseratif kolit tanısının tek başına GLP-1 tedavisinden mutlaka kaçınılmasını gerektirdiğini göstermiyor.</p>

<p>Özellikle obezite veya tip 2 diyabeti bulunan ve bu ilaçlar için uygun tedavi endikasyonu taşıyan hastalarda GLP-1 kullanımı değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Ancak kararın bağırsak hastalığının aktivitesi, mevcut ilaçlar, beslenme durumu, bağırsakta daralma öyküsü ve diğer sağlık sorunları dikkate alınarak verilmesi gerekiyor.</p>

<p>Burada iki farklı tedavi amacı birbirinden ayrılmalı.</p>

<p>Birincisi, Crohn veya ülseratif koliti bulunan bir hastada eşlik eden obezite ya da diyabetin tedavi edilmesi.</p>

<p>İkincisi ise GLP-1 ilaçlarının doğrudan Crohn veya ülseratif koliti tedavi etmek amacıyla kullanılması.</p>

<p>İlk yaklaşım, uygun hastalarda mevcut kullanım alanları kapsamında değerlendirilebilirken ikinci yaklaşım henüz araştırma aşamasında bulunuyor.</p>

<p>Mevcut kanıtlar, GLP-1 ilaçlarının Crohn ve ülseratif kolit için kullanılan biyolojik tedavilerin, bağışıklık sistemini düzenleyen ilaçların veya diğer standart tedavilerin yerine geçirilmesini desteklemiyor.</p>

<p>Araştırmaların henüz yanıtlamadığı önemli soru</p>

<p>Bugüne kadar elde edilen sonuçlar, GLP-1 ilaçlarının inflamatuvar bağırsak hastalığı bulunan bazı kişilerde yararlı klinik sonuçlarla ilişkili olabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Ancak ameliyat ve hastaneye yatış oranlarındaki farklılıklar tek başına bağırsak dokusundaki iltihabın iyileştiğini kanıtlamıyor.</p>

<p>Bunu gösterebilmek için endoskopik incelemeler, bağırsaktaki iltihabı yansıtan biyolojik belirteçler ve hastalık aktivitesini doğrudan ölçen değerlendirmeler gerekiyor.</p>

<p>Araştırmacılar, özellikle GLP-1 tedavisinin doğrudan bağırsak iltihabını etkileyip etkilemediğinin anlaşılması için hastaların rastgele gruplara ayrıldığı kontrollü klinik çalışmaların gerekli olduğu görüşünde.</p>

<p>Bu çalışmalar tamamlanmadan GLP-1 ilaçlarını Crohn veya ülseratif kolit için yeni bir tedavi seçeneği olarak tanımlamak erken olacaktır.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Crohn veya ülseratif kolit hastalarının GLP-1 ilaçlarını kullanma kararı, gastroenteroloji ve ilgili diğer uzmanlık alanlarındaki hekimler tarafından değerlendirilmelidir. Mevcut tedavilerinizi kendi kendinize değiştirmeyin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Kherad O, Martel M, Afif W ve ark. Systematic review and meta-analysis of glucagon-like peptide 1 receptor agonists (GLP1-RAs) safety and efficacy in patients with inflammatory bowel disease. Frontline Gastroenterology, 28 Mayıs 2026. DOI: 10.1136/flgastro-2026-103640.</p>

<p>2. Maracle B, Quan S, Hamilton P ve ark. Systematic Review: Efficacy, Safety and Metabolic Outcomes of GLP-1 Receptor Agonists in Inflammatory Bowel Disease. Alimentary Pharmacology &amp; Therapeutics, 2026; 63(1):17–39. DOI: 10.1111/apt.70485. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclari-crohn-ve-ulseratif-kolitte-ameliyat-riskini-azaltabilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 20:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/i-m-g-3164.jpeg" type="image/jpeg" length="69411"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Roza Aytmatova hayatını kaybetti: Bilime ve hafızaya adanan bir ömür]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/roza-aytmatova-hayatini-kaybetti-bilime-ve-hafizaya-adanan-bir-omur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/roza-aytmatova-hayatini-kaybetti-bilime-ve-hafizaya-adanan-bir-omur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cengiz Aytmatov’un kız kardeşi, bilim insanı Roza Aytmatova 89 yaşında hayatını kaybetti. Geride eğitim, kadın hakları ve ailesinin susturulan geçmişini geleceğe taşıyan güçlü bir miras bıraktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kırgızistanlı bilim insanı, eğitimci ve kadın hakları savunucusu Roza Aytmatova, 89 yaşında hayatını kaybetti. Vefatı 26 Ekim 2026’da duyurulan Aytmatova, dünyaca ünlü yazar Cengiz Aytmatov’un kız kardeşiydi. Akademik çalışmalarının yanı sıra kadınların toplumsal hayata katılımı ve Sovyet dönemindeki baskıların aile hafızasında bıraktığı izleri kayıt altına almasıyla tanınıyordu.</p>

<p>Aytmatova’nın yaşamında bilim, hak mücadelesi ve geçmişle yüzleşme yan yana ilerledi. Bir yandan eğitim alanında çalıştı, diğer yandan babasının akıbetini öğrenmek için onlarca yıl bekleyen bir ailenin hikâyesini gelecek kuşaklara aktardı.</p>

<p>Roza Aytmatova kimdi?</p>

<p>8 Mart 1937’de Moskova’da doğan Roza Aytmatova, Kırgız devlet adamı Törökul Aytmatov’un kızıydı. Fizik ve matematik alanında akademik eğitim aldı. Sovyet akademik sisteminde doktora düzeyine karşılık gelen “bilim adayı” derecesini kazandı.</p>

<p>Kırgızistan’da araştırma ve öğretim faaliyetlerinde bulundu. Eğitim alanındaki hizmetleri dolayısıyla ülkesinde “Emektar Eğitim Çalışanı” unvanıyla onurlandırıldı. Bilimsel birikimini toplumsal çalışmalarına da taşıyan Aytmatova, kadın hakları alanında faaliyet gösteren Kadınlara Yardım Merkezi’nin başkanlığını yaptı.</p>

<p>Kadın hareketindeki yeri BM kayıtlarında</p>

<p>Roza Aytmatova’nın kadın hakları alanındaki çalışmaları, uluslararası kuruluşların kayıtlarına da yansıdı.</p>

<p>Birleşmiş Milletler’in Kırgızistan ofisinin 10 Mart 2021 tarihli açıklamasında Aytmatova, ülkedeki çağdaş kadın hareketinin kurucuları arasında anıldı. Kadın hareketinin 95. yılı vesilesiyle düzenlenen forumda, Roza Otunbayeva ve Külbübi Bekturganova ile birlikte katkıları vurgulandı.</p>

<p>Kendisinin de konuşmacıları arasında bulunduğu toplantıda kadınların karar alma süreçlerine katılması, kız çocuklarının bilim alanında desteklenmesi ve kadın liderliğinin güçlendirilmesi ele alındı. Bu kayıt, Aytmatova’nın Kırgızistan’ın toplumsal hayatındaki yerini ortaya koyan somut örneklerden biri oldu.</p>

<p>Babasını bekleyerek geçen çocukluk</p>

<p>Aytmatova’nın yaşamındaki en derin izlerden biri, babasının Stalin dönemi baskıları sırasında öldürülmesiydi. Törökul Aytmatov, kızı henüz bebekken tutuklandı; 1938’de kurşuna dizildi. Gömüldüğü yerin ortaya çıkarılması için 1991’e kadar beklemek gerekti.</p>

<p>Roza Aytmatova, 2017’de verdiği bir söyleşide çocukluğunu babasının dönüşünü bekleyerek geçirdiğini anlattı. Annesinin, başka insanların da suçlanmasından korktuğu için babasının birlikte göründüğü fotoğrafları kestiğini aktardı.</p>

<p>Bu ayrıntı, dönemin baskısının ailelerin gündelik hayatına nasıl girdiğini gösteriyordu: Bir fotoğrafta yan yana görünmek bile korku sebebiydi.</p>

<p>Aile hatıralarından tarihsel tanıklığa</p>

<p>Aytmatova, ailesinin yaşadıklarını “Tar,ıhtın ak taktary” adıyla bilinen anı eserinde kayıt altına aldı. Babasının yokluğu, annesinin çocuklarını koruma çabası ve baskı altında geçen çocukluk yılları, anlatısının merkezinde yer aldı.</p>

<p>Böylece Aytmatov ailesinin geçmişi, yalnızca ünlü bir yazarın aile hikâyesi olmaktan çıkarak siyasi baskıların kuşaklar üzerindeki etkisini anlatan bir tanıklığa dönüştü. Aytmatova’nın bıraktığı mirasın önemli bir bölümünü, unutulma tehlikesi taşıyan bu yaşanmışlıklar oluşturdu.</p>

<p>Manas Üniversitesinden başsağlığı</p>

<p>Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alpaslan Ceylan da Roza Aytmatova’nın vefatı üzerine taziye mesajı yayımladı. Ceylan, Aytmatov ailesinin acısını paylaştığını belirterek ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diledi.</p>

<p>Roza Aytmatova geride bilim ve eğitim çalışmalarının yanı sıra kadınların hak arayışına verdiği desteği ve ailesinin geçmişini yaşatan tanıklıklarını bıraktı.</p>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/roza-aytmatova-hayatini-kaybetti-bilime-ve-hafizaya-adanan-bir-omur</guid>
      <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 18:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/i-m-g-3160.jpeg" type="image/jpeg" length="59377"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="40061"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="62527"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="59415"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="31587"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="59648"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="31624"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
