<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 09 Sep 2026 02:00:26 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üniversite Mezunu 4/D İşçilere Memuriyet Yolu Açılabilir mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/universite-mezunu-4d-iscilere-memuriyet-yolu-acilabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/universite-mezunu-4d-iscilere-memuriyet-yolu-acilabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamuda 4/D sürekli işçi statüsünde çalışan üniversite mezunları, eğitimlerine uygun memur kadrolarına geçiş imkânı sağlayacak düzenleme bekliyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında belirli işçiler için uygulanan statü değişikliği modeli ve TBMM’ye sunulan kanun teklifi, üniversite mezunu kamu işçilerinin beklentisini yeniden gündeme taşıdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kamuda 4/D sürekli işçi statüsünde çalışan üniversite mezunlarının eğitim durumlarına uygun memur kadrolarına geçirilmesi, kamu personel sisteminde uzun süredir tartışılan başlıklardan biri.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ön lisans, lisans hatta lisansüstü eğitimini tamamlamış olmasına rağmen kamu kurumlarında sürekli işçi statüsünde görev yapan çalışanlar, sahip oldukları diploma ve mesleki niteliklerin kamu personel sistemi içinde değerlendirilmesini istiyor.</p>

<p>Peki üniversite mezunu 4/D sürekli işçiler memur olabilir mi? Kamuda bunun benzer bir örneği var mı?</p>

<p>Mevcut mevzuatta üniversite mezunu olmak, tek başına 4/D sürekli işçi kadrosundan 4/A memur kadrosuna doğrudan ve otomatik geçiş hakkı sağlamıyor. Ancak kamu personel sisteminde belirli çalışan grupları için özel düzenlemelerle statü değişikliğine imkân tanınabildiğini gösteren örnekler bulunuyor.</p>

<p>4/D İŞÇİ İLE MEMUR AYNI STATÜDE DEĞİL</p>

<p>Kamudaki sürekli işçiler ile devlet memurları aynı kurumda görev yapabilmelerine rağmen farklı personel rejimlerine tabi.</p>

<p>Sürekli işçiler esas olarak iş mevzuatı ve toplu iş sözleşmeleri çerçevesinde çalışırken devlet memurları 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu başta olmak üzere kamu personel mevzuatına tabi bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle bir kamu işçisinin üniversite mezunu olması veya çalışırken üniversite eğitimini tamamlaması, statüsünü kendiliğinden memur statüsüne dönüştürmüyor.</p>

<p>ÜNİVERSİTE DİPLOMASI OTOMATİK GEÇİŞ SAĞLAMIYOR</p>

<p>Ön lisans, lisans, yüksek lisans veya doktora diplomasına sahip olmak önemli bir eğitim niteliği olsa da mevcut genel düzenlemelerde yalnızca bu diplomaya dayanarak sürekli işçi kadrosundan memur kadrosuna otomatik geçiş sağlayan bir sistem bulunmuyor.</p>

<p>Dolayısıyla 4/D statüsünde çalışan bir kişinin üniversite diplomasını kurumuna sunması tek başına memur kadrosuna atanması için yeterli değil.</p>

<p>Ancak bu durum, işçi statüsündeki personel için farklı bir statüye geçiş mekanizması oluşturulamayacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>AİLE BAKANLIĞINDAKİ UYGULAMA DİKKAT ÇEKİYOR</p>

<p>Bu tartışma açısından yakın dönemdeki en dikkat çekici örneklerden biri Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında yaşandı.</p>

<p>Bakanlık bünyesinde işçi statüsünde bulunan belirli ASDEP personelinin, yapılan düzenleme kapsamında kurum tarafından gerçekleştirilecek sınav sonucunda sözleşmeli personel pozisyonlarına atanabilmesinin önü açıldı.</p>

<p>Böylece belirli şartları taşıyan bir çalışan grubu için işçi statüsünden sözleşmeli personel statüsüne geçiş sağlayabilecek özel bir mekanizma oluşturuldu.</p>

<p>Bu uygulamanın bütün 4/D sürekli işçiler için doğrudan kazanılmış bir hak veya hukuken bağlayıcı bir emsal oluşturduğunu söylemek mümkün değil.</p>

<p>Ancak kamu personel politikası açısından önemli bir örnek niteliğinde.</p>

<p>Çünkü uygulama, gerekli hukuki düzenleme ve şartlar oluşturulduğunda işçi statüsündeki belirli bir personel grubunun eğitim ve görev nitelikleri dikkate alınarak farklı bir kamu personeli statüsüne geçirilmesine yönelik mekanizma kurulabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle üniversite mezunu 4/D sürekli işçilerin talepleri bakımından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığındaki model dikkatle incelenebilecek örneklerden biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>4/D’Lİ BİR ÇALIŞAN BUGÜN MEMUR OLABİLİR Mİ?</p>

<p>4/D sürekli işçi statüsünde bulunmak kişinin memur olmasına engel değil.</p>

<p>İlgili memur kadrosunun şartlarını taşıyan çalışanlar KPSS, merkezi yerleştirme veya ilgili mevzuatta öngörülen diğer atama yöntemleri üzerinden memur kadrolarına başvurabilir.</p>

<p>Ancak bu yöntem, kişinin mevcut 4/D kadrosundan doğrudan 4/A kadrosuna geçirilmesi anlamına gelmiyor. Kişi yeni bir atama süreci sonucunda memuriyete geçiyor.</p>

<p>ÜNİVERSİTE MEZUNU İŞÇİLERİN TALEBİ FARKLI</p>

<p>Üniversite mezunu kamu işçilerinin temel beklentisi ise yeniden genel memur alımı yarışına girmekten ziyade, kamuda edindikleri hizmet süreleri ve eğitimlerinin birlikte değerlendirilmesi.</p>

<p>Çalışanlar, mezun oldukları bölüm ve yaptıkları görev dikkate alınarak kurumlarındaki uygun memur veya diğer kamu personeli pozisyonlarına geçiş sağlayabilecek bir sistem oluşturulmasını talep ediyor.</p>

<p>Bu kapsamda kurum sınavı, unvan ve diploma uygunluğu, belirli hizmet süresi ve boş kadro gibi kriterlerin kullanılabileceği bir geçiş modeli tartışılabilir.</p>

<p>KONU TBMM’NİN DE GÜNDEMİNDE</p>

<p>Üniversite mezunu kamu işçilerinin memur kadrolarına geçirilmesine yönelik talepler geçmiş yıllarda TBMM’ye çeşitli soru önergeleri ve kanun teklifleriyle taşındı.</p>

<p>Son olarak 6 Ocak 2025 tarihinde TBMM’ye sunulan Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi de bu konuda dikkat çekti.</p>

<p>Teklif; kamu kurum ve kuruluşlarında işçi statüsünde çalışan ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora mezunlarının, çalıştıkları kurum tarafından uygun bulunan memur kadrolarına atanabilmesine yönelik bir düzenleme öngörüyor.</p>

<p>Ancak teklifin TBMM’ye sunulmuş olması düzenlemenin yürürlüğe girdiği anlamına gelmiyor. Bunun için yasama sürecinin tamamlanması ve teklifin kanunlaşması gerekiyor.</p>

<p>AİLE BAKANLIĞI MODELİ GENİŞLETİLEBİLİR Mİ?</p>

<p>Asıl tartışılması gereken noktalardan biri burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında belirli bir işçi grubuna sınav ve belirlenen şartlarla farklı personel statüsüne geçiş yolu oluşturulabiliyorsa, benzer bir modelin diğer kamu kurumlarında çalışan üniversite mezunu sürekli işçiler için uygulanıp uygulanamayacağı gündeme geliyor.</p>

<p>Örneğin üniversite mezunu 4/D sürekli işçiler için;</p>

<p>mezuniyet alanı,</p>

<p>yapılan görev,</p>

<p>kamudaki hizmet süresi,</p>

<p>kurum ihtiyacı,</p>

<p>boş kadro durumu</p>

<p>ve kurum tarafından gerçekleştirilecek bir sınav</p>

<p>birlikte değerlendirilerek yeni bir geçiş sistemi oluşturulabilir.</p>

<p>Bunun nasıl uygulanacağı ise ancak yapılacak hukuki düzenlemeyle belirlenebilir.</p>

<p>SONUÇ: HUKUKEN MÜMKÜN, ANCAK DÜZENLEME GEREKİYOR</p>

<p>Bugünkü mevzuat açısından üniversite mezunu 4/D sürekli işçilerin yalnızca diplomalarına dayanarak otomatik biçimde 4/A memur kadrosuna geçiş hakkı bulunmuyor.</p>

<p>Bununla birlikte geçmişte gerçekleştirilen personel statüsü dönüşümleri ve yakın dönemde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında belirli işçi personel için oluşturulan geçiş modeli, kamu personel sisteminde özel düzenlemelerle farklı modeller kurulabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Dolayısıyla mesele hukuken imkânsız bir statü değişikliğinden çok, böyle bir düzenleme yapılması yönünde siyasi ve idari iradenin ortaya konulup konulmayacağı noktasında düğümleniyor.</p>

<p>Üniversite mezunu kamu işçilerinin beklentisi de açık: Kamuda geçirdikleri hizmet süresi ile aldıkları üniversite eğitiminin birlikte değerlendirilmesi ve eğitimlerine uygun kadrolara geçebilecekleri objektif, şeffaf ve genel bir sistem oluşturulması.</p>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığındaki uygulama ise bu tartışmada üzerinde durulabilecek güncel örneklerden biri olarak dikkat çekiyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi<br />
Resmî Gazete<br />
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu<br />
4857 Sayılı İş Kanunu<br />
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atamalar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/universite-mezunu-4d-iscilere-memuriyet-yolu-acilabilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 00:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0073.jpeg" type="image/jpeg" length="42772"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Ekibini Taşıyan Helikopter Düştü: Doktor ve Hemşireler Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglik-ekibini-tasiyan-helikopter-dustu-doktor-ve-hemsireler-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglik-ekibini-tasiyan-helikopter-dustu-doktor-ve-hemsireler-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzak yerleşimlere sağlık hizmeti götürmek üzere görev yapan ekibi taşıyan helikopter düştü. Kazada bir doktor, iki hemşire, bir yardımcı sağlık görevlisi ve pilot olmak üzere 5 kişi hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Malezya’nın Sarawak eyaletinde uzak yerleşimlere sağlık hizmeti götürmek üzere görev yapan Flying Doctor Service ekibini taşıyan helikopter düştü. Kazada bir doktor, iki hemşire, bir yardımcı sağlık görevlisi ve pilot olmak üzere 5 kişi hayatını kaybetti.</p>

<p>Kaza, 8 Eylül 2026 tarihinde Malezya’nın Sarawak eyaletindeki Ulu Baram bölgesinde bulunan Long Lellang yakınlarında meydana geldi.</p>

<p>Yerel basında ve Malezya makamlarının açıklamalarında yer alan bilgilere göre kazaya karışan BO-105 tipi, 9M-LLF tescilli helikopter Layang-Layang Aerospace tarafından işletiliyordu.</p>

<p>Helikopter, Malezya Sağlık Bakanlığı bünyesinde yürütülen Flying Doctor Service görevi kapsamında Miri’den Long Lellang’a doğru uçuyordu.</p>

<p>SAĞLIK EKİBİNİN TAMAMI HAYATINI KAYBETTİ</p>

<p>Helikopterde pilotun yanı sıra dört sağlık çalışanı bulunuyordu.</p>

<p>Yerel kaynakların aktardığı bilgilere göre sağlık ekibinde bir doktor, iki hemşire ve bir yardımcı sağlık görevlisi yer alıyordu.</p>

<p>Kazada helikopterde bulunan beş kişinin tamamı hayatını kaybetti.</p>

<p>Kaza, sağlık çalışanlarının uzak ve ulaşılması güç yerleşimlere sağlık hizmeti ulaştırmak amacıyla gerçekleştirdiği görev sırasında meydana geldi.</p>

<p>HELİKOPTER LONG LELLANG YAKINLARINDA DÜŞTÜ</p>

<p>Yerel kaynaklara göre helikopter Long Lellang STOLport yakınlarında, pistin son bölümünde düştü.</p>

<p>Olayın yerel saatle yaklaşık 15.40 sıralarında meydana geldiği bildirildi.</p>

<p>Malezya Sivil Havacılık Otoritesi CAAM ise kazaya ilişkin bilginin saat 15.58’de kendilerine ulaştığını açıkladı.</p>

<p>Kazanın ardından bölgeye arama kurtarma ve güvenlik ekipleri sevk edildi.</p>

<p>İlk görüntülerde helikopterin kazanın ardından ağır şekilde hasar gördüğü ve yangın çıktığı görüldü.</p>

<p>Yerel basında helikopterin düşmeden önce duman çıkardığını gösterdiği belirtilen görüntüler de yayımlandı. Ancak kazanın nedenine ilişkin resmi soruşturma tamamlanmadığından, bu görüntülerin kazanın sebebini ortaya koyduğu söylenemiyor.</p>

<p>UZAK KÖYLERE SAĞLIK HİZMETİ GÖTÜRÜYORLARDI</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazanın sağlık camiası açısından en dikkat çekici yönlerinden biri, yaşamını yitiren sağlık çalışanlarının Flying Doctor Service kapsamında görev yapıyor olması.</p>

<p>Flying Doctor Service, Sarawak’ın karayoluyla ulaşılması güç kırsal ve uzak bölgelerinde yaşayan insanlara temel sağlık hizmetlerinin ulaştırılmasını sağlıyor.</p>

<p>Helikopterlerle bölgelere ulaşan sağlık ekipleri muayene ve temel sağlık hizmetlerinin yanı sıra ilaç, aşılama ve çeşitli koruyucu sağlık hizmetleri sunuyor.</p>

<p>Sarawak’ta uzun yıllardır sürdürülen hizmet, özellikle sağlık kuruluşlarına karayoluyla kolay biçimde ulaşamayan topluluklar açısından önemli bir sağlık hizmeti modeli olarak kullanılıyor.</p>

<p>1973’TEN BU YANA SÜRDÜRÜLÜYOR</p>

<p>Malezya Sağlık Bakanlığının aktardığı bilgilere göre Flying Doctor Service, Sarawak’ta 1973 yılından bu yana faaliyet gösteriyor.</p>

<p>Program kapsamında günümüzde onlarca uzak yerleşime hava yoluyla sağlık hizmeti ulaştırılıyor. Malezya basınında yer alan bilgilere göre hizmet kapsamında ulaşılması planlanan 97 uzak yerleşim bulunuyor.</p>

<p>Kazanın meydana geldiği Long Lellang da Sarawak’ın ulaşımı güç bölgelerinden biri. Yerleşim Miri’den yaklaşık 310 kilometre uzaklıkta bulunuyor.</p>

<p>KAZANIN NEDENİ ARAŞTIRILIYOR</p>

<p>Helikopterin neden düştüğü henüz kesin olarak açıklanmadı.</p>

<p>Kazaya ilişkin teknik soruşturmanın Malezya Ulaştırma Bakanlığına bağlı Air Accident Investigation Bureau tarafından yürütülmesi bekleniyor.</p>

<p>Yetkililerin incelemelerinin ardından helikopterin uçuş koşulları, teknik durumu ve kazaya yol açan diğer olası faktörlerin değerlendirilmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglik-ekibini-tasiyan-helikopter-dustu-doktor-ve-hemsireler-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 23:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0072.jpeg" type="image/jpeg" length="86864"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Güzel Bir Cilt İçin Arsenik Yiyorlardı: Güzellik Endüstrisinin Karanlık Geçmişi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/guzel-bir-cilt-icin-arsenik-yiyorlardi-guzellik-endustrisinin-karanlik-gecmisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/guzel-bir-cilt-icin-arsenik-yiyorlardi-guzellik-endustrisinin-karanlik-gecmisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyılın ilk yıllarında arsenik içeren bazı güzellik tabletleri, daha açık ve lekesiz bir cilt vaadiyle satılıyordu. Bugün ise özellikle inorganik arseniğin son derece toksik ve kanserojen olduğu biliniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bugün bir güzellik ürününün içinde arsenik bulunduğunu öğrenmek büyük bir alarm nedeni olurdu.</p>

<p>Ancak yaklaşık bir asır önce güzellik ve sağlık ürünleri dünyası oldukça farklıydı.</p>

<p>Daha açık, pürüzsüz ve lekesiz bir cilt vaat eden çeşitli ürünler piyasaya sürülüyor; bunların bazıları yalnızca cilde sürülmekle kalmıyor, <strong>ağızdan alınmak üzere de satılıyordu.</strong></p>

<p>Bu ürünlerin en çarpıcı örneklerinden biri bugün Smithsonian Ulusal Amerikan Tarihi Müzesi koleksiyonunda bulunuyor:</p>

<p><strong>Dr. James P. Campbell’s Safe Arsenic Complexion Wafers.</strong></p>

<p>Yani kabaca:</p>

<p><strong>“Dr. James P. Campbell’ın Güvenli Arsenikli Cilt Güzelliği Tabletleri.”</strong></p>

<p>Ürünün adındaki iki kelime bugün yan yana düşünüldüğünde bile şaşırtıcı:</p>

<p><strong>“Safe Arsenic” — “Güvenli arsenik.”</strong></p>

<p>Smithsonian kayıtlarına göre yaklaşık <strong>1916–1928</strong> dönemine tarihlenen kutuda <strong>120 tablet</strong> bulunuyordu ve arsenik ürünün etkin maddeleri arasında açıkça belirtilmişti.</p>

<p>Kutunun üzerinde ürünün “kesinlikle güvenli” ve “herkes için zararsız” olduğu iddia ediliyordu. Üretici ayrıca ürünün çiller, siyah noktalar, sivilceler, kızarıklık ve çeşitli cilt görünümü sorunlarını giderebildiğini öne sürüyordu.</p>

<p>Modern toksikolojinin arsenik hakkında söylediği ise bunun tam tersidir.</p>

<h2>Kusursuz cilt dönemin güzellik ideallerinden biriydi</h2>

<ol start="19">
 <li>
 <p>yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başında güzellik anlayışı bugünkünden farklı toplumsal ölçütlere sahipti.</p>
 </li>
</ol>

<p>Daha açık, düzgün ve lekesiz bir cilt birçok çevrede gençlik, sağlık ve güzellikle ilişkilendirilebiliyordu.</p>

<p>Bu nedenle cildi açtığını, lekeleri giderdiğini veya “berrak” bir görünüm sağladığını iddia eden ürünler geniş bir pazar oluşturdu.</p>

<p>Smithsonian’ın tarihsel cilt bakımı koleksiyonunda da bu döneme ait çeşitli cilt açıcı ve güzellik preparatları bulunuyor. Arsenikli Campbell tabletleri bu daha geniş güzellik kültürünün dikkat çekici örneklerinden biri olarak koleksiyonda yer alıyor.</p>

<h2>Arsenik gerçekten yutuluyor muydu?</h2>

<p>Evet.</p>

<p>Burada söz konusu olan yalnızca arsenik içeren bir krem veya yüz pudrası değildi.</p>

<p>Bazı ürünler <strong>ağızdan alınmak üzere tablet şeklinde</strong> satılıyordu.</p>

<p>Smithsonian koleksiyonundaki Campbell ürünü bunun doğrudan fiziksel kanıtlarından biri. Müze kaydı ürünü bir ilaç preparatı olarak sınıflandırıyor ve kutuda 120 “wafer”, yani tablet bulunduğunu açıkça belirtiyor.</p>

<p>Ancak çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor:</p>

<p><strong>Bu ürünlerin gerçekten satılmış olması, arsenik için ileri sürülen güzellik vaatlerinin bilimsel olarak doğru olduğu anlamına gelmiyor.</strong></p>

<p>Arseniğin insanları güzelleştirdiğini veya sağlıklı bir cilt oluşturduğunu gösteren güvenilir modern bilimsel kanıt bulunmuyor.</p>

<h2>Arsenik neden güzellikle ilişkilendirildi?</h2>

<p>Arseniğin güzellik ve fiziksel güçle ilişkilendirilmesi yalnızca kozmetik reklamlarından kaynaklanmıyordu.</p>

<p>Avusturya’nın Steiermark bölgesindeki <strong>“arsenik yiyicileri”</strong> hakkındaki tarihsel anlatılar Avrupa’da uzun süre ilgi çekti.</p>

<p>2024 yılında <i>Clinical Toxicology</i> dergisinde yayımlanan tarihsel değerlendirmeye göre Steiermark’da arsenik tüketimine ilişkin kayıtlar en az <strong>15. yüzyıldan 19. yüzyılın sonlarına kadar</strong> uzanıyor.</p>

<p>Bazı kişilerin arsenik trioksit veya arsenik sülfür tükettiğine ilişkin tarihsel kayıtların önemli bölümünün gerçek bir temele sahip olduğu değerlendiriliyor.</p>

<p>Arsenik tüketiminin <strong>kas gücünü artırdığına ve özellikle genç kadınlarda güzelliği ve çekiciliği artırdığına inanıldığı</strong> aktarılıyor.</p>

<p>Ancak aynı inceleme, bu sözde yararların <strong>öznel değerlendirmelere dayandığını</strong> özellikle vurguluyor.</p>

<p>Dolayısıyla tarihsel kayıtlardan:</p>

<p><strong>“Arsenik insanları güzelleştiriyordu.”</strong></p>

<p>sonucunu çıkarmak bilimsel olarak mümkün değil.</p>

<p>Burada belgelenmiş olan şey arseniğin yararlı olması değil, <strong>insanların bir dönem yararlı olduğuna inanmış olmasıdır.</strong></p>

<h2>Güzellik için satılan madde cilde zarar verebiliyordu</h2>

<p>Hikâyenin en çarpıcı ironisi burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Bir dönem daha güzel bir cilt için pazarlanan arsenik, uzun süreli maruziyette doğrudan cilt üzerinde ciddi hasarlara yol açabiliyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütüne göre uzun süre yüksek düzeyde inorganik arseniğe maruz kalan kişilerde ilk belirtiler çoğu zaman ciltte görülüyor.</p>

<p>Bunlar arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>pigmentasyon değişiklikleri,</p>
 </li>
 <li>
 <p>cilt lezyonları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>avuç içleri ve ayak tabanlarında kalınlaşma, yani hiperkeratoz</p>
 </li>
</ul>

<p>bulunuyor.</p>

<p>WHO ayrıca <strong>inorganik arseniği doğrulanmış bir kanserojen</strong> olarak tanımlıyor.</p>

<p>Uzun süreli arsenik maruziyeti cilt kanserinin yanı sıra mesane ve akciğer kanserlerine de yol açabiliyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, bir dönem “güzel ve berrak cilt” vaadiyle satılan bir madde, gerçekte cildin kendisine ciddi zarar verebiliyordu.</p>

<h2>Arsenik zehir olduğu halde neden kullanılıyordu?</h2>

<p>Arseniğin zehirleyici etkileri 19. yüzyılda tamamen bilinmeyen bir konu değildi.</p>

<p>Ancak arseniğin geçmişte çeşitli tıbbi preparatlarda da kullanılmış olması, düşük veya kontrollü miktarların yararlı olabileceği düşüncesinin yayılmasına katkıda bulunmuştu.</p>

<p>Üstelik dönemin ilaç ve kozmetik piyasasında bugünkü anlamda piyasaya çıkış öncesi güvenlik ve etkinlik standartları bulunmuyordu.</p>

<p>ABD’de <strong>1906 Food and Drugs Act</strong>, yanlış etiketlenmiş ve tağşiş edilmiş ilaçlara karşı önemli bir düzenleme getirmişti ancak yeni ilaçların piyasaya çıkmadan önce federal makamlarca güvenlik açısından onaylanmasını zorunlu tutmuyordu.</p>

<p>Bir ürün doğru biçimde etiketlendiği sürece, güvenli veya etkili olduğunun önceden kanıtlanması gerekmiyordu.</p>

<h2>1938’de güvenlik, 1962’de etkinlik şartı geldi</h2>

<p>Bu sistem özellikle 1937’de yaşanan ve 100’den fazla kişinin ölümüne yol açan <strong>Elixir Sulfanilamide faciasının</strong> ardından büyük ölçüde değişti.</p>

<p>1938 tarihli <strong>Federal Food, Drug, and Cosmetic Act</strong>, yeni ilaçlar için piyasaya çıkmadan önce güvenlik kanıtı sunulmasını zorunlu hale getirdi.</p>

<p>Aynı yasa kozmetik ürünleri ve tıbbi cihazları da ilk kez açık biçimde federal düzenleme kapsamına aldı.</p>

<p>Ancak yeni ilaçların yalnızca güvenli değil, aynı zamanda <strong>etkili olduğunun bilimsel olarak gösterilmesi</strong> şartı daha sonra geldi.</p>

<p>1962 tarihli <strong>Kefauver–Harris Değişiklikleri</strong>, üreticilerin ilaçlarının etkinliğini yeterli ve kontrollü çalışmalarla göstermek zorunda olmasını sağladı.</p>

<p>Bu nedenle Campbell’ın arsenikli güzellik tabletlerinin satıldığı dönem, modern ürün güvenliği sisteminin henüz oluşmadığı bir geçiş çağını temsil ediyor.</p>

<h2>En şaşırtıcı ayrıntı: “Güvenli” kelimesi</h2>

<p>Campbell’ın arsenikli tabletlerini bugün bu kadar çarpıcı hale getiren yalnızca arsenik içermeleri değil.</p>

<p>Ürünün adında açıkça:</p>

<p><strong>“Safe” — güvenli</strong></p>

<p>kelimesinin bulunması.</p>

<p>Üstelik arsenik içeriği gizlenmiyordu.</p>

<p>Tam tersine ürünün adının bir parçasıydı.</p>

<p>Smithsonian’daki orijinal kutuda ayrıca ürünün <strong>“kesinlikle güvenli ve herkes için zararsız”</strong> olduğu iddiası yer alıyordu.</p>

<p>Bugünün bilimsel bilgisi düşünüldüğünde bu ifade, güzellik ve sağlık ürünlerinin tarihindeki en çarpıcı pazarlama örneklerinden biri olarak görülebilir.</p>

<p>Aynı zamanda önemli bir ders de veriyor:</p>

<p><strong>Reklam dili ile bilimsel gerçek aynı şey değildir.</strong></p>

<p>Bir ürünün üzerinde “güvenli”, “doğal” veya “zararsız” yazması, bu iddianın bilimsel olarak kanıtlandığı anlamına gelmez.</p>

<h2>Arsenik güzellik tarihinin tek riskli maddesi değildi</h2>

<p>Modern kozmetik güvenliği ortaya çıkmadan önce çeşitli güzellik preparatlarında bugün insan sağlığı açısından ciddi riskleri olduğu bilinen maddeler kullanılabiliyordu.</p>

<p>Arsenik bunların en dikkat çekici örneklerinden biri olsa da tarihsel güzellik ürünlerinde cıva ve kurşun gibi toksik maddeler de karşımıza çıkıyor.</p>

<p>Güzellik pazarının büyümesi, bilimsel denetimin ve tüketici koruma mevzuatının gelişmesinden daha hızlı gerçekleştiğinde bunun sonuçları bazen ağır olabiliyordu.</p>

<h2>Güzellik endüstrisinin karanlık geçmişinden kalan ders</h2>

<p>Arsenikli güzellik tabletlerinin hikâyesi yalnızca geçmişte insanların tuhaf şeyler yaptığına ilişkin şaşırtıcı bir tarih anlatısı değil.</p>

<p>Aynı zamanda modern tüketici güvenliğinin neden ortaya çıktığını gösteren güçlü bir örnek.</p>

<p>Bir yanda:</p>

<p><strong>kusursuz cilt, gençlik ve güzellik vaatleri</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>vardı.</p>

<p>Diğer yanda ise bu vaatleri sınayacak modern toksikoloji, klinik araştırma standartları, ürün güvenliği mevzuatı ve güçlü düzenleyici kurumlar henüz bugünkü biçimine kavuşmamıştı.</p>

<p>Bugün Smithsonian koleksiyonunda duran küçücük bir kutu bu dönemi olağanüstü biçimde özetliyor.</p>

<p>Kutuda arsenik saklanmıyordu.</p>

<p>Aksine ürünün adına yazılmıştı.</p>

<p>Ve hemen yanında şu kelime bulunuyordu:</p>

<p><strong>“Safe.”</strong></p>

<p><strong>“Güvenli.”</strong></p>

<p>Yaklaşık bir asır sonra modern bilimin vardığı sonuç ise son derece açık:</p>

<p><strong>İnorganik arsenik bir güzellik maddesi değil; toksik ve kanserojen bir maddedir.</strong></p>

<hr />
<h2>KAYNAKLAR</h2>

<p><strong>Smithsonian National Museum of American History</strong><br />
Dr. James P. Campbell’s Safe Arsenic Complexion Wafers.</p>

<p><strong>Smithsonian National Museum of American History</strong><br />
Skin Care Collection.</p>

<p><strong>World Health Organization (WHO)</strong><br />
Arsenic Fact Sheet.</p>

<p><strong>Dayan AD, Hesse E, Dayan J.</strong><br />
The arsenic eaters of Styria, the toxicophagi. <i>Clinical Toxicology</i>, 2024;62(7):468–471.</p>

<p><strong>U.S. Food and Drug Administration</strong><br />
1906 Food and Drugs Act, 1938 Federal Food, Drug, and Cosmetic Act ve 1962 Kefauver–Harris değişikliklerine ilişkin tarihsel kayıtlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/guzel-bir-cilt-icin-arsenik-yiyorlardi-guzellik-endustrisinin-karanlik-gecmisi</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 22:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/arsenikli-guzellik-tabletleri-200kb.webp" type="image/jpeg" length="34077"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fırında Kabak Mücver Tarifi: Hafif ve Pratik Akşam Yemeği]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/firinda-kabak-mucver-tarifi-hafif-ve-pratik-aksam-yemegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/firinda-kabak-mucver-tarifi-hafif-ve-pratik-aksam-yemegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fırında kabak mücver tarifi; kabak, yumurta, yoğurt ve yeşilliklerle hazırlanan, kızartma gerektirmeyen pratik ve hafif bir akşam yemeği seçeneği.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fırında Kabak Mücver Tarifi: Hafif ve Pratik Akşam Yemeği</p>

<p>Kabak mücver denildiğinde akla çoğu zaman yağda kızartılan klasik tarif geliyor. Oysa aynı lezzet çizgisini daha az yağ kullanarak fırında da yakalamak mümkün. Fırında kabak mücver; kabak, yumurta, yoğurt, peynir ve bol yeşillikle hazırlanan pratik bir sebze yemeği.</p>

<p>Özellikle yaz sonu ve sonbahar başında kabağın bol bulunduğu dönemde hazırlanabilecek tarif, sıcak veya ılık olarak servis edilebilir. Yanına sarımsaklı ya da sade yoğurt eklendiğinde hafif bir akşam yemeğine dönüşebilir.</p>

<p>Fırında pişirme yönteminin bir başka avantajı da mücverleri tek tek yağda kızartma ihtiyacını ortadan kaldırması. Böylece hem hazırlık kolaylaşıyor hem de tarifte kullanılan yağ miktarı daha rahat kontrol edilebiliyor.</p>

<p>Sağlıklı beslenme açısından neden öne çıkıyor?</p>

<p>Kabak su oranı yüksek, enerji yoğunluğu görece düşük sebzelerden biridir. Aynı zamanda lif, potasyum ve çeşitli vitaminlerin beslenmeye dahil edilmesine katkı sağlar.</p>

<p>Tarifte yumurta ve peynir kullanılması protein miktarını artırırken dereotu, maydanoz ve taze soğan gibi yeşillikler hem lezzet hem de sebze çeşitliliği kazandırır.</p>

<p>Klasik mücverin yağda kızartılması yerine fırında kontrollü miktarda zeytinyağıyla hazırlanması, pişirme sırasında kullanılan yağ miktarını azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Ancak bir tarifin “düşük kalorili” olması yalnızca pişirme yöntemine bağlı değildir. Kullanılan peynir, un, yağ ve porsiyon miktarı toplam enerji değerini belirler.</p>

<p>Tarif bilgileri</p>

<p>Hazırlama süresi: 15 dakika<br />
Pişirme süresi: 25-30 dakika<br />
Toplam süre: Yaklaşık 45 dakika<br />
Kaç kişilik: 4 kişilik<br />
Zorluk: Kolay<br />
Öğün: Akşam yemeği / öğle yemeği / ara sıcak<br />
Kategori: Düşük Kalorili Tarifler<br />
İkincil kategori: Sağlıklı Tarifler</p>

<p>Yaklaşık besin değerleri</p>

<p>1 porsiyon için yaklaşık:</p>

<p>Kalori: 220 kcal<br />
Protein: 13 g<br />
Karbonhidrat: 18 g<br />
Yağ: 11 g<br />
Lif: 3 g</p>

<p>Besin değerleri kullanılan peynirin türüne, un ve zeytinyağı miktarına, kabakların büyüklüğüne ve porsiyonlamaya göre değişebilir.</p>

<p>Malzemeler</p>

<p>3 orta boy kabak<br />
2 adet yumurta<br />
80 gram lor peyniri<br />
3 yemek kaşığı tam buğday unu<br />
2 yemek kaşığı sade yoğurt<br />
2 adet taze soğan<br />
Yarım demet dereotu<br />
Yarım demet maydanoz<br />
1 yemek kaşığı zeytinyağı<br />
Yarım çay kaşığı karabiber<br />
Yarım çay kaşığı kırmızı toz biber<br />
İsteğe göre az miktarda tuz</p>

<p>Servis için:</p>

<p>200 gram sade yoğurt<br />
İsteğe göre 1 küçük diş sarımsak<br />
Taze dereotu</p>

<p>Fırında kabak mücver nasıl yapılır?</p>

<p>1. Fırını 190 derece alt-üst ayarda önceden ısıtın.</p>

<p>2. Kabakları yıkayıp iri tarafıyla rendeleyin. Rendelenmiş kabakları temiz bir mutfak bezi veya tülbent içine alın ve fazla suyunu mümkün olduğunca sıkın.</p>

<p>3. Suyu alınmış kabakları geniş bir karıştırma kabına aktarın.</p>

<p>4. Taze soğan, dereotu ve maydanozu ince ince doğrayarak kabağa ekleyin.</p>

<p>5. Yumurtaları ayrı bir kapta hafifçe çırpın. Yoğurt ve lor peynirini ekleyip karıştırın.</p>

<p>6. Yumurtalı karışımı kabakların üzerine dökün.</p>

<p>7. Tam buğday unu, karabiber ve kırmızı toz biberi ekleyin. Kullanacaksanız kontrollü miktarda tuz ilave edin.</p>

<p>8. Bütün malzemeleri homojen bir karışım elde edene kadar karıştırın. Karışım akışkan değil, kaşıkla şekil verilebilecek kıvamda olmalıdır.</p>

<p>9. Fırın tepsisine pişirme kağıdı serin. Kağıdın yüzeyini zeytinyağının bir kısmıyla çok hafif yağlayın.</p>

<p>10. Mücver karışımından büyük bir yemek kaşığı kadar alın ve tepsiye yerleştirin. Kaşığın arkasıyla hafifçe bastırarak yaklaşık 1-1,5 santimetre kalınlığında yuvarlaklar oluşturun.</p>

<p>11. Kalan zeytinyağını mücverlerin üzerine ince bir tabaka halinde sürün.</p>

<p>12. Önceden ısıtılmış 190 derece fırında yaklaşık 15 dakika pişirin.</p>

<p>13. Alt tarafları renk almaya başladığında mücverleri dikkatlice çevirin.</p>

<p>14. Yaklaşık 10-15 dakika daha, iki tarafı da hafifçe kızarana kadar pişirin.</p>

<p>15. Fırından çıkardıktan sonra 3-5 dakika dinlendirin ve sıcak ya da ılık servis edin.</p>

<p>Şefin püf noktası</p>

<p>Fırında kabak mücverin başarısını belirleyen en önemli aşama rendelenmiş kabağın suyunu iyi sıkmaktır. Kabak fazla su içerdiğinde mücver karışımı sulanır ve fırında kızarmak yerine yumuşak, hamurumsu bir kıvam alabilir.</p>

<p>Un miktarını baştan artırmak yerine önce kabağın suyunu iyice alın. Böylece gereksiz miktarda un kullanmadan daha yoğun bir mücver kıvamı elde edilebilir.</p>

<p>Mücverleri çok kalın hazırlamayın. İnce ve birbirine yakın kalınlıkta hazırlanan parçalar daha eşit pişer ve kenarları daha kolay kızarır.</p>

<p>Daha sağlıklı hale nasıl getirilebilir?</p>

<p>Kızartma yerine fırında pişirmek tarifte kullanılan yağ miktarını kontrol etmeyi kolaylaştırır. Zeytinyağını doğrudan dökmek yerine ölçerek kullanmak toplam enerji miktarının gereksiz yere yükselmesini önleyebilir.</p>

<p>Peynir seçiminde tuz oranı düşük lor veya benzeri taze peynirler tercih edilebilir. Peynir yeterince tuzluysa karışıma ayrıca tuz eklemek gerekmeyebilir.</p>

<p>Sebze miktarını artırmak isteyenler karışıma rendelenmiş havuç veya ince kıyılmış ıspanak ekleyebilir. Ancak eklenen sebzelerin su miktarı tarifin kıvamını değiştirebileceğinden un miktarının yeniden ayarlanması gerekebilir.</p>

<p>Kimler için uygun?</p>

<p>Fırında kabak mücver, sebze ağırlıklı ve kızartılmadan hazırlanan bir öğün arayanlar için uygun seçeneklerden biridir.</p>

<p>Yumurta ve süt ürünlerini tüketen vejetaryen beslenme biçimine uygundur.</p>

<p>Standart tarif tam buğday unu içerdiğinden glutensiz değildir. Glutensiz hazırlanmak istenirse buğday unu yerine uygun ve sertifikalı glutensiz bir un kullanılmalıdır. Kullanılan diğer paketli ürünlerin de gluten açısından kontrol edilmesi gerekir.</p>

<p>Yumurta veya süt proteini alerjisi bulunan kişiler standart tarifi tüketmemelidir.</p>

<p>Fırında kabak mücver kaç kaloridir?</p>

<p>Verilen ölçülerle hazırlanan tarifin bir porsiyonu yaklaşık 220 kalori sağlayabilir. Kesin değer porsiyon büyüklüğüne, kullanılan peynirin yağ oranına ve zeytinyağı miktarına göre değişir.</p>

<p>Fırında kabak mücver neden sulanır?</p>

<p>En yaygın neden kabağın suyunun yeterince sıkılmamasıdır. Kabak rendelendikten sonra fazla suyunun çıkarılması gerekir. Yoğurt miktarının fazla olması veya çok sulu peynir kullanılması da karışımın gevşemesine neden olabilir.</p>

<p>Fırında mücverin çıtır olması için ne yapılmalı?</p>

<p>Kabağın suyunu iyice sıkmak, mücverleri ince hazırlamak, tepsiyi aşırı doldurmamak ve önceden ısıtılmış fırın kullanmak daha iyi kızarmalarına yardımcı olur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mücver harcı önceden hazırlanabilir mi?</p>

<p>Kabak tuz ve diğer malzemelerle bekledikçe su bırakabileceği için harcı uzun süre önceden hazırlamak ideal değildir. Sebzeler önceden doğranabilir ancak yumurta, un ve tuzun pişirmeye yakın eklenmesi daha iyi sonuç verir.</p>

<p>Fırında kabak mücverin yanına ne gider?</p>

<p>Sade veya sarımsaklı yoğurt mücverin en pratik eşlikçilerinden biridir. Domates, salatalık ve bol yeşillikten oluşan bir salatayla birlikte hafif bir ana öğün olarak servis edilebilir.</p>

<p>Saklama ve servis</p>

<p>Artan mücverler tamamen soğuduktan sonra kapalı bir saklama kabına alınarak buzdolabında muhafaza edilebilir. Gıda güvenliği ve doku açısından birkaç gün içinde tüketilmesi uygundur.</p>

<p>Yeniden servis ederken mikrodalga yerine kısa süre fırın veya airfryer kullanılması dış yüzeyin yeniden daha iyi bir doku kazanmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Fırında kabak mücver, klasik mücver lezzetini kızartma işlemi olmadan sofraya taşımanın pratik yollarından biri. Kabak, yumurta, lor ve bol yeşillikle hazırlanan tarif hem sıcak hem de ılık tüketilebilir.</p>

<p>Yanına yoğurt ve bol yeşillikli bir salata eklendiğinde özellikle hafif bir akşam yemeği arayanlar için pratik bir seçenek oluşturabilir. Temel tarif; farklı sebzeler, baharatlar ve yeşilliklerle de kolayca çeşitlendirilebilir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı – Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER 2022)<br />
Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı – Sağlıklı Yemek Tabağım<br />
USDA – FoodData Central </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/firinda-kabak-mucver-tarifi-hafif-ve-pratik-aksam-yemegi</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 22:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0068.jpeg" type="image/jpeg" length="74015"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Droevig Nieuws in België: Dr. Tezcan Türkben Overleden]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/droevig-nieuws-in-belgie-dr-tezcan-turkben-overleden</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/droevig-nieuws-in-belgie-dr-tezcan-turkben-overleden" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[De Belgische onderwijswereld heeft afscheid moeten nemen van Dr. Tezcan Türkben. De 54-jarige docente, die jarenlang actief was in het islamitisch godsdienstonderwijs en de lerarenopleiding, is na een strijd tegen kanker overleden.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkben, geboren in Genk, wijdde een belangrijk deel van haar professionele leven aan onderwijs en de opleiding van toekomstige leerkrachten. Ze was verbonden aan UC Leuven-Limburg (UCLL), waar ze toekomstige leerkrachten islamitische godsdienst begeleidde en opleidde.</p>

<p>Geboren in Genk, gestudeerd in Turkije</p>

<p>Tezcan Türkben werd geboren in Genk. Na haar lagere school verhuisde ze met haar familie naar Turkije, waar ze haar opleiding voortzette.</p>

<p>Ze studeerde islamitische wetenschappen aan de Marmara Universiteit. In 2003 keerde ze met haar gezin terug naar België. Vanaf 2005 werkte ze als leerkracht islamitische godsdienst in het secundair onderwijs.</p>

<p>Later zette ze haar ervaring in binnen de lerarenopleiding van UCLL en droeg ze bij aan de vorming van een nieuwe generatie leerkrachten.</p>

<p>Ze voltooide haar doctoraat tijdens haar kankerbehandeling</p>

<p>In oktober 2020 kreeg Türkben de diagnose borstkanker. Ondanks haar behandeling bleef ze actief in het onderwijs en zette ze haar academische werkzaamheden voort.</p>

<p>In 2021 voltooide ze haar doctoraat aan de Marmara Universiteit, binnen het vakgebied Hadith van de afdeling Fundamentele Islamitische Wetenschappen.</p>

<p>Haar proefschrift, onder begeleiding van Prof. Dr. Aynur Uraler, behandelde de structuur van het geloof aan de hand van de overleveringen in het werk Şuabü’l-İman van al-Bayhaqi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Jarenlange inzet voor toekomstige leerkrachten</p>

<p>Türkben speelde jarenlang een actieve rol in de opleiding en begeleiding van toekomstige leerkrachten islamitische godsdienst. Naast haar werkzaamheden bij UCLL werkte ze ook samen met KU Leuven.</p>

<p>Na haar overlijden benadrukte de Faculteit Theologie en Religiewetenschappen van KU Leuven haar jarenlange inzet voor het onderwijs en haar bijdrage aan de samenwerking rond islamitische theologie en godsdienstonderwijs.</p>

<p>Ook UCLL herdacht Türkben als een betrokken docente die haar studenten nauw begeleidde en hen ondersteunde in hun ontwikkeling tot leerkracht.</p>

<p>Dialoog en respect stonden centraal</p>

<p>In haar onderwijs hechtte Türkben veel belang aan ontmoeting en dialoog tussen verschillende religies en levensbeschouwingen. Luisteren naar elkaar en respect voor verschillende identiteiten vormden belangrijke uitgangspunten in haar werk.</p>

<p>Het overlijden van Dr. Tezcan Türkben heeft veel verdriet veroorzaakt bij haar familie, studenten, oud-studenten, collega’s en de bredere onderwijsgemeenschap.</p>

<p>Met haar jarenlange inzet voor het onderwijs en haar bijdrage aan de opleiding van toekomstige leerkrachten laat Dr. Tezcan Türkben een blijvende herinnering na.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/droevig-nieuws-in-belgie-dr-tezcan-turkben-overleden</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 22:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0062.jpeg" type="image/jpeg" length="96190"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Belçika’da Acı Kayıp: Dr. Tezcan Türkben Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/belcikada-aci-kayip-dr-tezcan-turkben-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/belcikada-aci-kayip-dr-tezcan-turkben-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belçika’da İslam din eğitimi alanında uzun yıllar görev yapan UCLL öğretim elemanı Dr. Tezcan Türkben, 54 yaşında hayatını kaybetti. Türkben, kanser tedavisi gördüğü dönemde akademik çalışmalarını sürdürerek 2021 yılında Marmara Üniversitesi’nde doktorasını tamamlamıştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser Tedavisi Sürerken Doktorasını Tamamlamıştı: Dr. Tezcan Türkben Vefat Etti</p>

<p>Belçika’da eğitim ve İslam din eğitimi alanında uzun yıllar görev yapan Dr. Tezcan Türkben hayatını kaybetti.</p>

<p>Belçika basınında yer alan bilgilere göre 54 yaşındaki Türkben, bir süredir kanserle mücadele ediyordu. Vefatının ardından görev yaptığı eğitim kurumları, meslektaşları, öğrencileri ve mezunları tarafından taziye mesajları yayımlandı.</p>

<p>UCLL’de gelecek nesil öğretmenleri yetiştirdi</p>

<p>Genk doğumlu olan Tezcan Türkben, ilkokul eğitiminin ardından ailesiyle birlikte Türkiye’ye taşındı.</p>

<p>Türkiye’de İslami ilimler alanında eğitim gören Türkben, Marmara Üniversitesi’nde yükseköğrenimini sürdürdü. 2003 yılında ailesiyle birlikte yeniden Belçika’ya döndü.</p>

<p>Türkben, 2005 yılından itibaren ortaöğretimde İslam dini öğretmeni olarak görev yaptı. Daha sonra öğretmen yetiştirme alanına yönelerek UC Leuven-Limburg’da (UCLL) İslam dini alanında öğretim elemanı olarak çalışmaya başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yıllar boyunca geleceğin İslam dini öğretmenlerinin yetişmesine katkıda bulunan Türkben, öğrencileriyle yakın ilgisi ve eğitim alanındaki çalışmalarıyla tanındı.</p>

<p>Kanser tedavisi sırasında doktorasını tamamladı</p>

<p>Tezcan Türkben’in akademik yaşamındaki dikkat çekici dönüm noktalarından biri 2021 yılında gerçekleşti.</p>

<p>Türkben’e Ekim 2020’de meme kanseri tanısı konuldu. Tedavi sürecine rağmen eğitim ve akademik çalışmalarını sürdürdü.</p>

<p>Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Temel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı Hadis Bilim Dalı’nda yürüttüğü doktora çalışmasını 2021 yılında tamamladı.</p>

<p>Prof. Dr. Aynur Uraler danışmanlığında hazırladığı doktora tezinin başlığı “Beyhakî’nin Şuabü’l-İman Adlı Eserindeki Hadisler Çerçevesinde İmanın Yapısı” idi.</p>

<p>Marmara Üniversitesi kayıtlarında çalışma, 2021 yılında tamamlanan doktora tezi olarak yer alıyor.</p>

<p>KU Leuven: Kalıcı bir iz bıraktı</p>

<p>Dr. Tezcan Türkben’in vefatının ardından KU Leuven İlahiyat ve Din Bilimleri Fakültesi de bir taziye mesajı yayımladı.</p>

<p>Fakülte, Türkben’in uzun yıllar UCLL ve CVO bünyesinde geleceğin İslam dini öğretmenlerinin yetiştirilmesi ve rehberliğinde bilgi ve deneyimini aktardığını belirtti.</p>

<p>Türkben’in KU Leuven ile de uzun süreli akademik iş birliği yürüttüğü, İslam Teolojisi Özel Danışma Komisyonu ile fakülte ve yüksekokullardaki İslam dini öğretim elemanları arasındaki iş birliği çalışmalarında görev aldığı kaydedildi.</p>

<p>Ayrıca İslam Teolojisi eğitiminin tanıtılmasına katkı sunduğu ve Dünya Dinleri yüksek lisans programı kapsamındaki derslere akademik katkıda bulunduğu belirtildi.</p>

<p>UCLL'den taziye mesajı</p>

<p>Görev yaptığı UCLL de Türkben’in ardından yayımladığı mesajda, onu öğrencilerini yakından takip eden ve güçlü İslam dini öğretmenleri olarak yetişmelerine yardımcı olan, son derece ilgili bir öğretim elemanı olarak nitelendirdi.</p>

<p>Üniversite koleji, Türkben’in kanser tedavisi sırasında doktorasını tamamladığına da dikkat çekti.</p>

<p>UCLL açıklamasında ayrıca Türkben’in dinler ve dünya görüşleri arasındaki diyaloğa önem verdiği, karşılaşma, dinleme ve farklı kimliklere saygıyı eğitimin önemli bir parçası olarak gördüğü ifade edildi.</p>

<p>Öğrencileri ve meslektaşları yasa boğuldu</p>

<p>Dr. Tezcan Türkben’in vefatı, Belçika’daki İslam din eğitimi camiasında ve yetiştirdiği öğrenciler arasında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Uzun yıllar öğretmen yetiştiren Türkben’in eğitim alanındaki çalışmalarının farklı kuşaklardan çok sayıda öğretmene ulaştığı belirtiliyor.</p>

<p>Cenaze namazının Genk’in Sledderlo bölgesindeki Yunus Emre Camii’nde kılındığı bildirildi.</p>

<p>Dr. Tezcan Türkben kimdir?</p>

<p>Tezcan Türkben, Belçika’nın Genk kentinde dünyaya geldi. Bir maden işçisinin kızı olan Türkben, ilkokuldan sonra ailesiyle Türkiye’ye taşındı.</p>

<p>Marmara Üniversitesi’nde İslam teolojisi alanında eğitim aldı. 2003 yılında Belçika’ya döndü ve 2005’ten itibaren İslam dini öğretmeni olarak çalışmaya başladı.</p>

<p>Daha sonra UCLL’de öğretmen yetiştirme programında görev alan Türkben, geleceğin İslam dini öğretmenlerinin eğitimine katkı sundu.</p>

<p>Akademik çalışmalarına da devam eden Türkben, 2021 yılında Marmara Üniversitesi’nde Temel İslam Bilimleri-Hadis alanındaki doktorasını tamamladı.</p>

<p>Dr. Tezcan Türkben, 2026 yılında 54 yaşında hayatını kaybetti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/belcikada-aci-kayip-dr-tezcan-turkben-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 22:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0061.jpeg" type="image/jpeg" length="37231"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boyun Kütletmek Tehlikeli mi? Damar Yaralanması ve İnme Riski]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/boyun-kutletmek-tehlikeli-mi-damar-yaralanmasi-ve-inme-riski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/boyun-kutletmek-tehlikeli-mi-damar-yaralanmasi-ve-inme-riski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Boyundan gelen tek tük kütleme sesi çoğu zaman tehlike anlamına gelmez. Ancak boynu zorlayarak, hızla çevirerek yapılan manipülasyonlar nadir de olsa ciddi damar ve sinir sorunlarıyla ilişkilendiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Boyun kütletmek denildiğinde iki farklı durum birbirine karıştırılabiliyor. Boynu normal hareket ettirirken eklemden kendiliğinden ses gelmesi ile başı hızla döndürerek veya elle kuvvet uygulayarak boynu kütletmek aynı şey değil.</p>

<p>Ara sıra, ağrısız biçimde ortaya çıkan eklem sesi tek başına ciddi bir hastalık göstergesi değildir. Daha fazla dikkat gerektiren durum, boyuna yüksek hızda dönme, germe veya itme kuvveti uygulanmasıdır. Bu tür hareketler özellikle boyundaki atardamarlarla ilgili nadir fakat ciddi komplikasyonlar nedeniyle tıp literatüründe uzun süredir tartışılıyor.</p>

<p>Boyun neden “kütler”?</p>

<p>Eklemden duyulan çıtlama veya kütleme sesi çoğu zaman eklem yüzeylerinin hareketi ve eklem sıvısında meydana gelen basınç değişiklikleriyle ilişkilidir. Sesin çıkması, omurun “yerine oturduğu” ya da bir problemin tedavi edildiği anlamına gelmez.</p>

<p>Bilimsel literatürde eklem sesinin kendisinin özel bir tedavi edici fayda sağladığını gösteren güçlü kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Asıl risk kütleme sesi değil, uygulanan kuvvet</p>

<p>Boyun güvenliği açısından önemli nokta sesin yüksekliği değil, boyna nasıl hareket yaptırıldığıdır.</p>

<p>Başın son hareket sınırına kadar çevrilmesi, hızlı rotasyon yapılması veya ani ve güçlü manipülasyon uygulanması boyundaki kaslar, bağlar, eklemler ve sinir dokuları üzerinde yük oluşturabilir.</p>

<p>Daha ciddi tartışma ise karotis ve vertebral arter adı verilen, beyne kan taşıyan damarlarla ilgilidir.</p>

<p>Boyun kütletmek damar yırtılmasına neden olabilir mi?</p>

<p>Boyundaki karotis veya vertebral arterin duvar tabakalarının ayrılmasına “servikal arter diseksiyonu” adı verilir. Diseksiyon bazı kişilerde herhangi bir belirgin travma olmadan gelişebilirken bazen küçük mekanik travmalarla da ilişkilendirilebilir.</p>

<p>American Heart Association'ın 2024 bilimsel açıklamasına göre servikal arter diseksiyonu; kişisel yatkınlık, anatomik özellikler, bazı bağ dokusu hastalıkları ve küçük travmaların etkileşimi sonucunda ortaya çıkabilir.</p>

<p>Boyun manipülasyonu ile servikal arter diseksiyonu arasında geçmiş çalışmalarda istatistiksel bir ilişki bildirilmiştir. Ancak bunun doğrudan neden-sonuç ilişkisi olduğu kesin biçimde kanıtlanmış değildir.</p>

<p>Bunun önemli bir nedeni şu: Damar diseksiyonu daha inme gelişmeden boyun ağrısı veya baş ağrısı yapabilir. Kişi bu ağrı nedeniyle boynunu kütletebilir veya manipülasyon yaptırabilir. Böyle bir durumda diseksiyon manipülasyondan önce başlamış olabilir.</p>

<p>Öte yandan güçlü ve hızlı boyun hareketlerinin bazı hassas kişilerde damar duvarına mekanik yük bindirebileceği ihtimali de tamamen dışlanmış değildir.</p>

<p>Bu nedenle “boyun kütletmek kesinlikle inmeye yol açar” demek de “hiçbir riski yoktur” demek de mevcut kanıtları doğru yansıtmaz.</p>

<p>Risk ne kadar büyük?</p>

<p>Servikal arter diseksiyonu toplum genelinde nadir görülen bir durumdur. Boyun manipülasyonu sonrasında gelişebilecek ciddi damar komplikasyonlarının kesin sıklığını hesaplamak ise zordur.</p>

<p>Ciddi yan etkileri inceleyen sistematik derlemelerde arter diseksiyonu ve buna bağlı nörolojik olaylar bildirilmiştir. Fakat vaka bildirimleri, bir işlemin gerçek risk oranını belirlemek veya her olayda doğrudan nedensellik kurmak için yeterli değildir.</p>

<p>Riskin düşük olması, sonuçlarının önemsiz olduğu anlamına gelmez. Servikal arter diseksiyonu özellikle genç ve orta yaşlı yetişkinlerde inmenin önemli nedenlerinden biridir.</p>

<p>Herkesin kendi boynunu kütletmesi aynı riski taşır mı?</p>

<p>Boynu hafifçe hareket ettirirken kendiliğinden gelen tek bir çıtlama ile boynu iki elle tutup son sınıra kadar döndürerek hızlı şekilde kütletmek aynı mekanik yükü oluşturmaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle ağrıya rağmen hareketi zorlamak, tekrar tekrar kuvvet uygulamak veya başkasına kontrolsüz biçimde boyun manipülasyonu yaptırmak kaçınılması gereken davranışlardır.</p>

<p>Boynun sürekli kütletilmesi gerektiği hissi de değerlendirmeye değerdir. Süregelen kas gerginliği, duruş problemi, uzun süre ekran kullanımı, eklem hareket kısıtlılığı veya başka kas-iskelet sistemi sorunları bu ihtiyacın arkasında olabilir.</p>

<p>Boyun kütletme sonrası hangi belirtiler tehlikeli olabilir?</p>

<p>Boyun manipülasyonu veya ani boyun hareketinden sonra özellikle alışılmadık ve yeni başlayan şiddetli boyun ya da baş ağrısı önemsenmelidir.</p>

<p>Aşağıdaki belirtilerin eşlik etmesi acil tıbbi değerlendirme gerektirir:</p>

<p>Ani gelişen yüz, kol veya bacak güçsüzlüğü ya da uyuşması</p>

<p>Konuşma bozukluğu veya söylenenleri anlamakta güçlük</p>

<p>Çift görme veya ani görme değişikliği</p>

<p>Belirgin baş dönmesi ve dengesizlik</p>

<p>Yürümede güçlük</p>

<p>Yutma güçlüğü</p>

<p>Yüzün bir tarafında düşme</p>

<p>Bir göz kapağında ani düşüklük veya göz bebeklerinde belirgin eşitsizlik</p>

<p>Alışılmadık derecede şiddetli ve yeni başlayan baş ya da boyun ağrısı</p>

<p>American Heart Association verilerinde baş ağrısı ve boyun ağrısının servikal arter diseksiyonunun sık görülen ilk belirtileri arasında olduğu belirtiliyor. Bu ağrılar bazen nörolojik belirtilerden önce başlayabiliyor.</p>

<p>Boyun ağrısı varsa ne yapılabilir?</p>

<p>Boyun ağrısı veya tutukluğunda amaç mutlaka eklemden ses çıkarmak olmamalıdır.</p>

<p>Hafif ve yeni başlamış kas kaynaklı yakınmalarda günlük hareketliliği korumak, uzun süre aynı pozisyonda kalmamak ve boynu ağrı sınırının ötesine zorlamamak daha uygun bir yaklaşımdır.</p>

<p>Tekrarlayan, giderek artan veya kola yayılan ağrı; uyuşma, güç kaybı, travma öyküsü ya da şiddetli baş ağrısıyla birlikteyse profesyonel değerlendirme gerekir.</p>

<p>Boynu kendi kendine hızlı ve kuvvetli biçimde döndürerek kütletmek yerine ağrının nedenini belirlemek daha güvenlidir.</p>

<p>Kütleme sesi başarı göstergesi değildir</p>

<p>Boyun manipülasyonundan sonra duyulan güçlü bir “çıt” sesi işlemin başarılı olduğunu kanıtlamaz. Ses çıkmaması da eklemde mutlaka bir sorun bulunduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Rahatlama hissi kısa süreli olabilir ve sesin kendisi ile tedavi başarısı arasında güvenilir bir bağlantı gösterilmiş değildir.</p>

<p>Bu nedenle boyun sağlığında hedef “kütletmek” değil; ağrısız hareket açıklığını korumak, altta yatan problemi belirlemek ve gerekiyorsa uygun egzersiz veya tedaviyi planlamaktır.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Boyun hareketi veya manipülasyon sonrası ani ve şiddetli baş-boyun ağrısı, güçsüzlük, konuşma ya da görme bozukluğu, belirgin baş dönmesi gibi belirtilerde gecikmeden acil tıbbi değerlendirme alın.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>American Heart Association, Treatment and Outcomes of Cervical Artery Dissection in Adults: A Scientific Statement, Stroke, 2024</p>

<p>American Heart Association/American Stroke Association, Cervical Arterial Dissections and Association With Cervical Manipulative Therapy, Stroke</p>

<p>Kranenburg ve arkadaşları, Serious Adverse Events Associated With Conservative Physical Procedures Directed Towards the Cervical Spine: A Systematic Review, 2024</p>

<p>Carrasco-Uribarren ve arkadaşları, Cervical Manipulation Versus Thoracic or Cervicothoracic Manipulations for the Management of Neck Pain, Systematic Review and Meta-analysis, 2024</p>

<p>Reggars, The Therapeutic Benefit of the Audible Release Associated With Spinal Manipulative Therapy: A Critical Review </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/boyun-kutletmek-tehlikeli-mi-damar-yaralanmasi-ve-inme-riski</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 21:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0058.jpeg" type="image/jpeg" length="64800"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir Zamanlar Ayakkabı Alırken Röntgen Çekiliyordu: Mağazalardaki Şaşırtıcı X-Ray Dönemi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bir-zamanlar-ayakkabi-alirken-rontgen-cekiliyordu-magazalardaki-sasirtici-x-ray-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bir-zamanlar-ayakkabi-alirken-rontgen-cekiliyordu-magazalardaki-sasirtici-x-ray-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1920’lerden 1950’lere kadar bazı ayakkabı mağazalarında müşterilerin, özellikle çocukların, ayakları X-ray floroskopisiyle görüntüleniyordu. Bilimsel yenilik olarak sunulan bu yöntem neden terk edildi?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bugün yeni bir ayakkabı alırken ayağımızın ölçülmesini, birkaç adım yürümeyi veya parmaklarımızın önünde yeterli boşluk olup olmadığını kontrol etmeyi olağan kabul ediyoruz.</p>

<p>Ancak yaklaşık bir asır önce bazı ayakkabı mağazaları bundan çok daha teknolojik görünen bir yöntem sunuyordu:</p>

<p><strong>Ayağınızı, üzerindeki ayakkabıyla birlikte X-ray cihazına yerleştirmek.</strong></p>

<p>Müşteri cihazın üzerine çıkıyor, ayağını alt bölümdeki açıklığa koyuyor ve birkaç saniye sonra ayakkabının içindeki ayak kemiklerini görebiliyordu.</p>

<p>Üstelik görüntüye yalnızca müşteri bakmıyordu.</p>

<p>Bazı modellerde üç ayrı izleme penceresi bulunuyordu. Birinden çocuk, diğerinden anne ya da baba, üçüncüsünden ise ayakkabı satış görevlisi bakabiliyordu.</p>

<p>Amaç, parmakların ayakkabının içinde nerede kaldığını göstermek ve ayakkabının doğru büyüklükte olduğuna müşteriyi ikna etmekti.</p>

<p>Bugünün gözünden şaşırtıcı olan yalnızca X-ray cihazının bir mağazada bulunması değildi.</p>

<p>Bu teknoloji özellikle çocuk ayakkabılarının satışında <strong>modernliğin, bilimin ve doğru ayakkabı seçiminin göstergesi</strong> olarak pazarlanıyordu.</p>

<h2>Aslında klasik röntgen filmi çekilmiyordu</h2>

<p>Mağazalarda kullanılan cihazlar genellikle <strong>“shoe-fitting fluoroscope”</strong>, yani ayakkabı uyum floroskopu olarak adlandırılıyordu.</p>

<p>Klasik röntgen filminden farklı olarak floroskopi, X ışınları kullanarak görüntünün floresan bir ekranda doğrudan görülmesini sağlıyordu.</p>

<p>Ayak, ayakkabının içerisindeyken X ışını demetinin önüne yerleştiriliyor; ayak kemikleri ile ayakkabının sınırları ekranda belirginleşiyordu.</p>

<p>Böylece müşteri parmaklarının ayakkabının ucuna ne kadar yaklaştığını kendi gözleriyle görebiliyordu.</p>

<p>Yani tıpta kullanılan X-ray floroskopisinin en dikkat çekici ticari uygulamalarından biri <strong>doktor muayenehanesinden çıkıp ayakkabı mağazasına taşınmıştı.</strong></p>

<h2>Fikir savaş dönemindeki ayak yaralanmalarından doğmuş olabilir</h2>

<p>Ayakkabı floroskopunun ilk mucidinin kim olduğu konusunda tarihçiler arasında tam bir görüş birliği bulunmuyor.</p>

<p>Bu teknolojinin erken dönem isimlerinden biri Bostonlu hekim <strong>Jacob J. Lowe</strong> idi.</p>

<p>Tıp tarihçileri Jacalyn Duffin ve Charles Hayter'ın araştırmasına göre Lowe, Birinci Dünya Savaşı yıllarında askerlerin botlarını çıkarmadan ayaklarını incelemeye yardımcı olabilecek floroskopik bir sistem üzerinde çalışmıştı.</p>

<p>Savaş sonrasında teknolojinin ticari kullanımını geliştirdi.</p>

<p>Lowe, “Foot X-Ray Apparatus” olarak tanımlanan cihazı için <strong>6 Şubat 1919'da patent başvurusunda bulundu; patent 18 Ocak 1927'de verildi.</strong></p>

<p>Ancak Lowe'u tartışmasız biçimde cihazın tek mucidi olarak göstermek doğru değil. Aynı yıllarda başka girişimciler ve üreticiler de benzer sistemler geliştirdi.</p>

<p>ABD'de <strong>Foot-O-Scope</strong> ve <strong>Adrian X-Ray Shoe Fitter</strong>, İngiltere'de ise <strong>Pedoscope</strong> gibi ticari adlar kullanılmaya başlandı.</p>

<p>1920'lerin ortalarından itibaren cihazlar Kuzey Amerika ve Avrupa'daki ayakkabı mağazalarında giderek daha görünür hale geldi.</p>

<h2>Bir sağlık cihazından çok satış aracına dönüştü</h2>

<p>X ışınlarının keşfi 19. yüzyılın sonunda kamuoyunda büyük bir heyecan yaratmıştı.</p>

<p>İnsan bedeninin içini ameliyatsız görebilmek, dönemin insanları açısından neredeyse geleceğin teknolojisi gibiydi.</p>

<p>Ayakkabı mağazaları da bu teknolojik hayranlıktan yararlandı.</p>

<p>Müşteriye yalnızca “Bu ayakkabı çocuğunuzun ayağına oluyor” demek yerine bunu ekranda göstermek çok daha ikna edici görünüyordu.</p>

<p>Reklamlarda X-ray yöntemi bilimsel ve hassas ayakkabı seçiminin işareti olarak tanıtılıyordu.</p>

<p>Özellikle çocukların büyüyen ayaklarında yanlış numaranın sorun yaratabileceği vurgulanıyor ve cihaz ailelere güven veren teknolojik bir yardımcı gibi pazarlanıyordu.</p>

<p>Ancak yıllar sonra yapılan tarihsel değerlendirmeler, floroskopların ayakkabı seçiminde sağladığı gerçek yararın oldukça tartışmalı olduğunu gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Görüntü etkileyiciydi.</p>

<p>Fakat ayakkabının gerçekten rahat olup olmadığını, yürürken ayağın nasıl davrandığını veya uzun süreli kullanımın nasıl sonuç vereceğini yalnızca kemiklerin görüntüsüne bakarak belirlemek mümkün değildi.</p>

<p>Cihazın en güçlü özelliği muhtemelen tanısal değerinden çok <strong>müşteride oluşturduğu “bilimsel kesinlik” duygusuydu.</strong></p>

<h2>Binlerce cihaz mağazalara girdi</h2>

<p>Uygulamanın ne kadar yaygınlaştığını gösteren tarihsel tahminler dikkat çekici.</p>

<p>1950'lerin başlarında ABD'de yaklaşık <strong>10 bin</strong>, İngiltere'de yaklaşık <strong>3 bin</strong>, Kanada'da ise yaklaşık <strong>bin</strong> ayakkabı floroskopunun kullanımda olduğu tahmin ediliyordu.</p>

<p>Bu rakamlar resmi ve eksiksiz ulusal envanterler değil; dönemin kaynakları üzerinden yapılan tarihsel tahminlerdir.</p>

<p>Yine de ayakkabı floroskoplarının küçük veya istisnai bir uygulama olmadığını göstermeleri açısından önemlidir.</p>

<p>1930'lu, 1940'lı ve 1950'li yıllarda birçok çocuk için ayakkabı alışverişinin bir bölümünde kendi ayak kemiklerine ekrandan bakmak olağan dışı sayılmıyordu.</p>

<h2>Sorun görüntünün kendisi değil, gereksiz radyasyondu</h2>

<p>X ışınları iyonlaştırıcı radyasyondur.</p>

<p>Tıpta doğru gerekçeyle kullanıldığında son derece değerli bilgiler sağlayabilir; ancak gereksiz veya kontrolsüz maruziyetten kaçınılması gerekir.</p>

<p>Ayakkabı floroskoplarının ilk yaygınlaştığı yıllarda günümüzdeki radyasyondan korunma standartları henüz gelişmemişti.</p>

<p>Cihazların X-ray çıkışları, koruyucu kalkanları ve kullanım süreleri arasında önemli farklılıklar bulunabiliyordu.</p>

<p>Bazı modellerde kişinin ayağı X-ray tüpüne oldukça yakın konumlanıyordu.</p>

<p>Farklı ayakkabıların art arda denenmesi veya farklı zamanlarda kontrollerin tekrarlanması ise toplam maruziyeti artırabiliyordu.</p>

<p>Özellikle çocuklarda tıbbi bir gereklilik bulunmadan tekrarlanan floroskopi yapılması zamanla bilim insanlarının dikkatini çekmeye başladı.</p>

<h2>1949'da cihazların radyasyonu ölçüldü</h2>

<p>Ayakkabı mağazalarındaki X-ray cihazlarının güvenliği açısından önemli dönüm noktalarından biri <strong>1949 yılıydı.</strong></p>

<p>Harvard Halk Sağlığı Okulundan Charles R. Williams, ayakkabı floroskoplarının oluşturduğu radyasyon maruziyetlerini inceleyen araştırmasını <i>The New England Journal of Medicine</i>'da yayımladı.</p>

<p>Williams'ın ölçümleri cihazların radyasyon çıkışları arasında büyük farklılıklar bulunduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Bazı cihazlarda ayağın bulunduğu bölgedeki maruziyet, dönemin önerilen güvenlik düzeylerinin üzerinde olabiliyordu.</p>

<p>Çalışmada kullanılan bazı radyasyon ölçümleri “roentgen” gibi günümüzde modern hasta dozlarının anlatımında aynı biçimde kullanılmayan birimlerle raporlandığı için rakamları bugünkü bir akciğer grafisi veya bilgisayarlı tomografi incelemesiyle doğrudan karşılaştırmak doğru değildir.</p>

<p>Ancak araştırmanın temel sonucu açıktı:</p>

<p><strong>Mağazalardaki bütün cihazlar aynı düzeyde radyasyon üretmiyor ve bazıları güvenlik açısından ciddi soru işaretleri yaratıyordu.</strong></p>

<h2>Aynı yıl bilim insanlarından açık uyarı geldi</h2>

<p>Williams'ın çalışmasının hemen ardından aynı dergide radyasyon uzmanı Louis H. Hempelmann tarafından bir değerlendirme yayımlandı.</p>

<p>Hempelmann, ayakkabı floroskoplarının kontrolsüz kullanımının potansiyel tehlikelerine dikkat çekti.</p>

<p>Özellikle çocuklarda gereksiz ve tekrarlayan floroskopi ile cihazların yakınında sürekli çalışan personelin maruziyeti tartışılıyordu.</p>

<p>Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.</p>

<p>Bu çalışmalar <strong>potansiyel radyasyon riskine dikkat çekiyordu.</strong></p>

<p>Ayakkabı floroskopu kullanan her çocukta sağlık sorunu geliştiği veya bu cihazların toplum çapında belirli bir hastalık salgınına yol açtığı gösterilmiş değildir.</p>

<p>Mağaza müşterilerinde yaygın biçimde belgelenmiş bir radyasyon yaralanması serisi de bulunmuyor.</p>

<p>Ancak yaralanmanın yaygın olarak kaydedilmemiş olması, tıbbi bir gerekçe olmadan tekrarlanan iyonlaştırıcı radyasyon kullanımının güvenli olduğu anlamına gelmiyordu.</p>

<h2>1950'de yeni araştırma: Cihazlar arasında büyük fark vardı</h2>

<p>Tartışmaya 1950 yılında bir başka önemli çalışma eklendi.</p>

<p>Araştırmacılar Leon Lewis ve Herbert S. Caplan, ayakkabı mağazalarında kullanılan floroskopların radyasyon çıkışlarını inceledi.</p>

<p>Sonuçlar cihazdan cihaza önemli farklılıklar bulunduğunu bir kez daha gösterdi.</p>

<p>Bazı cihazlarda ölçülen değerlerin dönemin önerilen güvenlik sınırlarını aşabildiği bildirildi.</p>

<p>Araştırmacılar özellikle büyüme çağındaki çocukların tıbbi gereklilik olmaksızın tekrar tekrar X ışınlarına maruz bırakılmasının uygun olmadığına dikkat çekti.</p>

<p>Böylece ayakkabı floroskoplarına yönelik eleştiriler yalnızca teorik endişelerden ibaret olmaktan çıktı; farklı araştırma gruplarının yaptığı fiziksel ölçümlerle de desteklenmeye başladı.</p>

<h2>Satış görevlileri için risk daha farklıydı</h2>

<p>Müşteriler cihazı yalnızca ayakkabı alışverişi sırasında kullanıyordu.</p>

<p>Satış görevlileri ise aynı floroskopun yanında bütün gün çalışabiliyordu.</p>

<p>Bu nedenle çalışanlar açısından tartışma tek bir çekimden çok <strong>kümülatif mesleki maruziyet</strong> üzerinde yoğunlaşıyordu.</p>

<p>Tarihsel kayıtlarda bazı çalışanların ayakkabının konumunu veya uyumunu kontrol etmek amacıyla ellerini görüntüleme alanına yaklaştırdığı ya da doğrudan ışın alanına soktuğu örnekler bulunuyor.</p>

<p>Uzun süreli cihaz kullanımıyla ilişkili el ve cilt hasarlarının bildirildiği vakalar da radyasyon güvenliği tartışmasını güçlendirdi.</p>

<p>Bugünkü iş sağlığı anlayışıyla düşünüldüğünde hikâyenin en dikkat çekici yönlerinden biri budur:</p>

<p><strong>Bir ayakkabı satış görevlisi, tıbbi görüntüleme personeli olmadığı halde işinin bir parçası olarak X-ray cihazının yanında saatler geçirebiliyordu.</strong></p>

<h2>Önce standartlar geldi, sonra yasaklar</h2>

<p>Radyasyonun biyolojik etkileri hakkındaki bilimsel bilgi arttıkça düzenleyici kurumların yaklaşımı da değişti.</p>

<p>1940'ların ikinci yarısından itibaren ayakkabı floroskopları için radyasyon çıkışı ve kullanım koşullarına ilişkin standartlar gündeme gelmeye başladı.</p>

<p>Bazı eyalet ve yerel yönetimler cihazların çalıştırılmasına, bakımına ve maruziyet düzeylerine ilişkin sınırlamalar getirdi.</p>

<p>Tıp ve radyoloji çevrelerinin uyarıları da 1950'lerde giderek arttı.</p>

<p><strong>Pennsylvania 1957'de ayakkabı floroskoplarının kullanımını yasaklayan ilk ABD eyaleti oldu.</strong></p>

<p>Takip eden yıllarda başka bölgelerde de kullanım sınırlandırıldı veya sona erdirildi.</p>

<p>Artan güvenlik kaygıları, yasal düzenlemeler ve cihazın ayakkabı seçimindeki gerçek yararının sorgulanması nedeniyle floroskopların ticari cazibesi hızla azaldı.</p>

<p>1960'lara gelindiğinde ABD'deki kullanımları büyük ölçüde sona ermişti.</p>

<p>Bazı ülkelerde ise az sayıdaki cihazın daha uzun süre kullanıldığı biliniyor.</p>

<h2>X-ray tehlikeliyse bugün neden hâlâ kullanılıyor?</h2>

<p>Ayakkabı floroskoplarının hikâyesi X ışınlarının kötü veya kullanılmaması gereken bir teknoloji olduğunu göstermiyor.</p>

<p>Tam tersine X-ray, bilgisayarlı tomografi ve floroskopi bugün modern tıbbın vazgeçilmez görüntüleme yöntemleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Fark, <strong>neden kullanıldıkları ve maruziyetin nasıl yönetildiği.</strong></p>

<p>Modern radyasyondan korunmanın temel ilkelerinden biri, iyonlaştırıcı radyasyon kullanılan bir tıbbi işlemin gerçekten gerekli olmasıdır.</p>

<p>Bir diğer ilke ise gerekli görüntü elde edilirken radyasyon maruziyetinin mümkün olduğunca optimize edilmesidir.</p>

<p>Bu yaklaşım özellikle çocuklarda daha büyük önem taşır.</p>

<p>Ayakkabı mağazasındaki floroskop ise çoğu zaman herhangi bir hastalığı araştırmak için değil, normal bir tüketici ürününün satışını kolaylaştırmak amacıyla kullanılıyordu.</p>

<p>Bir asır içinde değişen anlayışın temel noktası da burada yatıyor.</p>

<h2>İnsanlar neden bu cihazlara güveniyordu?</h2>

<p>Geçmişte yaşayan insanların radyasyonun zararlarını bilmedikleri için bilinçsizce davrandığını düşünmek kolaydır.</p>

<p>Ancak tarih bundan daha karmaşıktır.</p>

<p>X ışınları yeni, etkileyici ve dönemin gözünde son derece modern bir teknolojiydi.</p>

<p>İnsanların kendi kemiklerini gerçek zamanlı olarak görebilmesi başlı başına olağanüstü bir deneyimdi.</p>

<p>Üstelik cihazlar ailelere:</p>

<p><strong>“Çocuğunuz için doğru ayakkabıyı bilimsel yöntemle seçiyoruz.”</strong></p>

<p>mesajı veriyordu.</p>

<p>Yani teknoloji yalnızca bir satış aracı olarak sunulmuyordu.</p>

<p><strong>Sağlık, ebeveynlik, güven ve bilimsel ilerleme fikriyle birlikte pazarlanıyordu.</strong></p>

<p>Zamanla bilimsel bilgi arttı, radyasyonun biyolojik etkileri daha iyi anlaşıldı ve toplumun teknolojiye bakışı değişti.</p>

<p>Bir zamanlar mağazanın en modern köşesinde duran cihaz, birkaç on yıl sonra gereksiz radyasyon maruziyetinin en dikkat çekici tarihsel örneklerinden biri haline geldi.</p>

<h2>Tıp tarihinin asıl dersi</h2>

<p>Ayakkabı floroskoplarının hikâyesi yalnızca geçmişte yapılmış garip bir uygulamanın öyküsü değildir.</p>

<p>Aynı zamanda yeni teknolojilerin toplum tarafından nasıl benimsendiğini gösteren çarpıcı bir örnektir.</p>

<p>Bir teknolojinin modern görünmesi, onun mutlaka yararlı olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Bir cihazın “bilimsel” olarak pazarlanması da gerçek bir sağlık yararı bulunduğunu tek başına kanıtlamaz.</p>

<p>Yaklaşık yüz yıl önce aileler çocuklarına daha iyi ayakkabı seçebilmek için X-ray cihazının başına geçiyordu.</p>

<p>Bugün aynı görüntü bize çok farklı bir soruyu düşündürüyor:</p>

<p><strong>Bir teknolojinin gerçek faydasını ve riskini anlamadan önce ona ne kadar hızlı güveniyoruz?</strong></p>

<hr />
<h1>KAYNAKLAR</h1>

<p><strong>1.</strong> Duffin J, Hayter CR. <i>Baring the Sole: The Rise and Fall of the Shoe-Fitting Fluoroscope.</i> Isis. 2000;91(2):260–282.</p>

<p><strong>2.</strong> Williams CR. <i>Radiation Exposures from the Use of Shoe-Fitting Fluoroscopes.</i> The New England Journal of Medicine. 1949;241:333–335.</p>

<p><strong>3.</strong> Hempelmann LH. <i>Potential Dangers in the Uncontrolled Use of Shoe-Fitting Fluoroscopes.</i> The New England Journal of Medicine. 1949;241:335–336.</p>

<p><strong>4.</strong> Lewis L, Caplan HS. Ayakkabı floroskoplarının radyasyon çıkışlarını ve güvenlik sorunlarını inceleyen çalışma. California Medicine. 1950.</p>

<p><strong>5.</strong> Oak Ridge Associated Universities — Museum of Radiation and Radioactivity. <i>Shoe-Fitting Fluoroscope.</i> Tarihsel cihazlar, maruziyet ölçümleri, düzenlemeler ve çalışan vakalarına ilişkin arşiv materyalleri.</p>

<p><strong>6.</strong> Jacob J. Lowe. <i>Foot X-Ray Apparatus.</i> ABD Patent No. 1,614,988. Başvuru: 6 Şubat 1919; patent: 18 Ocak 1927.</p>

<p><strong>7.</strong> International Commission on Radiological Protection. <i>ICRP Publication 121: Radiological Protection in Paediatric Diagnostic and Interventional Radiology.</i></p>

<p><strong>8.</strong> International Commission on Radiological Protection. <i>ICRP Publication 103: The 2007 Recommendations of the ICRP.</i></p>

<hr />
<h2></h2></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bir-zamanlar-ayakkabi-alirken-rontgen-cekiliyordu-magazalardaki-sasirtici-x-ray-donemi</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 21:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/magazalardaki-unutulmus-xray-donemi-200kb.webp" type="image/jpeg" length="97101"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KKTC’de 3 Kişide Batı Nil Virüsü Tespit Edildi: Belirtileri ve Korunma Yolları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kktcde-3-kiside-bati-nil-virusu-tespit-edildi-belirtileri-ve-korunma-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kktcde-3-kiside-bati-nil-virusu-tespit-edildi-belirtileri-ve-korunma-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KKTC Sağlık Bakanlığı, üç kişide Batı Nil virüsü testinin pozitif çıktığını açıkladı. Hastaneye yatırılan iki kişinin hayati tehlikesinin bulunmadığı, üçüncü kişinin ise herhangi bir şikâyet göstermediği bildirildi. Kıbrıs’ın güneyinde de son günlerde vakaların bildirilmesi, sivrisineklerle taşınan virüse karşı korunma önlemlerini yeniden gündeme getirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kıbrıs’ta Batı Nil virüsü vakaları dikkat çekiyor. KKTC Sağlık Bakanlığı, 8 Eylül 2026 tarihinde yaptığı açıklamada üç kişide Batı Nil virüsü testinin pozitif çıktığını duyurdu.</p>

<p>Bakanlığın verdiği bilgilere göre iki hasta üst solunum yolu enfeksiyonu, boğaz ağrısı, ateş ve halsizlik şikâyetleriyle sağlık kuruluşlarına başvurdu. Hastaneye yatırılan iki kişide yapılan tetkikler sonucunda Batı Nil virüsü tespit edildi.</p>

<p>Hastaların genel durumlarının bir önceki güne göre daha iyi seyrettiği ve hayati tehlikelerinin bulunmadığı bildirildi. Sağlık durumlarının yakından takip edildiği belirtildi.</p>

<p>Üçüncü vaka ise dikkat çekici biçimde herhangi bir şikâyeti bulunmayan bir kişide ortaya çıktı. Rutin kan tetkikleri sırasında yapılan incelemelerde kişinin Batı Nil virüsü testinin pozitif olduğu belirlendi.</p>

<p>Kıbrıs’ın güneyinde de vakalar bildirildi</p>

<p>KKTC’de açıklanan vakalar, Kıbrıs’ın güneyinde Batı Nil virüsü enfeksiyonlarının gündeme geldiği bir dönemde kaydedildi.</p>

<p>Kıbrıs Haber Ajansının aktardığı resmi bilgilere göre 3 Eylül itibarıyla Kıbrıs’ın güneyinde yedi doğrulanmış Batı Nil virüsü vakası bulunuyordu ve üç olası vaka daha araştırılıyordu.</p>

<p>Vakaların çoğunun 65 yaş ve üzerindeki kişiler olduğu bildirilirken, kronik hastalıkları bulunan 90 yaşındaki bir erkeğin hayatını kaybettiği açıklandı.</p>

<p>Bu gelişmeler, özellikle sivrisineklerin aktif olduğu dönemlerde kişisel korunmanın önemini yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Batı Nil virüsü nedir?</p>

<p>Batı Nil virüsü, esas olarak enfekte sivrisineklerin insanları ısırması sonucunda bulaşan viral bir enfeksiyondur.</p>

<p>Virüsün doğadaki temel döngüsü kuşlar ve sivrisinekler arasında gerçekleşir. İnsanlar ve atlar da enfekte olabilir ancak insanlar virüsün doğal dolaşımının sürdürülmesinde temel kaynak olarak kabul edilmez.</p>

<p>Hastalık günlük sosyal temasla bir kişiden diğerine yayılan grip benzeri bir enfeksiyon değildir. Bu nedenle aynı ortamda bulunmak, konuşmak, dokunmak veya hastayla gündelik temas kurmak başlıca bulaş yolu değildir.</p>

<p>Enfekte olan herkes hastalanıyor mu?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Batı Nil virüsü enfeksiyonunun önemli özelliklerinden biri, virüsü alan insanların büyük bölümünde hiçbir belirti ortaya çıkmamasıdır.</p>

<p>Belirti gelişen kişilerde ise ateşli ve grip benzeri bir hastalık görülebilir.</p>

<p>Batı Nil virüsünün belirtileri neler?</p>

<p>Belirti gösteren kişilerde ateş, baş ağrısı, belirgin halsizlik, kas ve eklem ağrıları, bulantı, kusma, deri döküntüsü ve lenf bezlerinde şişme görülebilir.</p>

<p>Çoğu enfeksiyon hafif veya belirtisiz seyretse de hastaların küçük bir bölümünde virüs merkezi sinir sistemini etkileyebilir.</p>

<p>Bu durumda menenjit veya ensefalit gibi ciddi nörolojik tablolar gelişebilir.</p>

<p>Kimler daha fazla risk altında?</p>

<p>İleri yaştaki kişilerde ciddi hastalık gelişme riski daha yüksektir.</p>

<p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ve bazı kronik hastalıkları bulunan bireyler de ağır hastalık açısından daha dikkatli değerlendirilmesi gereken gruplar arasında yer alır.</p>

<p>Özellikle sivrisinek ısırığının ardından yüksek ateşle birlikte şiddetli baş ağrısı, bilinç değişikliği, belirgin kas güçsüzlüğü, ense sertliği veya nörolojik belirtilerin ortaya çıkması durumunda tıbbi değerlendirme önem taşır.</p>

<p>Batı Nil virüsü nasıl bulaşıyor?</p>

<p>En önemli bulaş yolu enfekte sivrisineklerin ısırmasıdır.</p>

<p>Bu nedenle mücadelede yalnızca hasta kişilerin tespit edilmesi değil, sivrisineklerin üreme alanlarının azaltılması da önem taşır.</p>

<p>Evlerin ve bahçelerin çevresindeki kovalar, saksı altlıkları, kullanılmayan kaplar ve suyun uzun süre bekleyebileceği diğer alanlar sivrisineklerin üremesine uygun ortam oluşturabilir.</p>

<p>Nasıl korunabiliriz?</p>

<p>Batı Nil virüsüne karşı korunmanın temelinde sivrisinek ısırıklarını azaltmak bulunuyor.</p>

<p>Kapı ve pencerelerde sineklik kullanılması, açık alanlarda uygun sivrisinek kovucuların tercih edilmesi, sivrisineklerin yoğun olduğu zamanlarda vücudu daha fazla örten giysilerin kullanılması ve ev çevresinde su birikintilerinin ortadan kaldırılması riski azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>İnsanlarda kullanılmak üzere onaylanmış özel bir Batı Nil virüsü aşısı bulunmadığından kişisel korunma ve sivrisinek kontrolü daha da önem kazanıyor.</p>

<p>Tedavisi var mı?</p>

<p>Batı Nil virüsünü doğrudan ortadan kaldıran spesifik bir antiviral tedavi bulunmuyor.</p>

<p>Hafif vakalarda tedavi genellikle belirtilerin kontrolüne yönelik destekleyici yaklaşımlardan oluşuyor. Ağır nörolojik hastalık gelişen kişilerin ise hastanede takip ve tedavi edilmesi gerekebiliyor.</p>

<p>Kıbrıs’taki gelişmeler neden önemli?</p>

<p>KKTC’de aynı gün üç pozitif vakanın açıklanması ve Kıbrıs’ın güneyinde de yakın tarihlerde vakaların bildirilmiş olması, Batı Nil virüsünün ada genelinde dikkatle izlenmesini önemli hale getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak vakaların görülmesi toplumda paniğe neden olmamalı. Batı Nil virüsü enfeksiyonlarının büyük bölümü belirtisiz veya hafif seyrediyor.</p>

<p>Asıl önemli nokta, risk grubundaki kişilerin korunması, sivrisineklerle mücadelenin sürdürülmesi ve ciddi hastalık belirtilerinin erken fark edilmesi.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>KKTC Sağlık Bakanlığı<br />
Türk Ajansı Kıbrıs<br />
Kıbrıs Haber Ajansı<br />
Kıbrıs Tıbbi Hizmetler ve Halk Sağlığı Hizmetleri</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kktcde-3-kiside-bati-nil-virusu-tespit-edildi-belirtileri-ve-korunma-yollari</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 21:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0057.jpeg" type="image/jpeg" length="42485"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir Gecelik Uyku Testinde Gelecekteki Sağlık Risklerinin İzleri Bulundu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bir-gecelik-uyku-testinde-gelecekteki-saglik-risklerinin-izleri-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bir-gecelik-uyku-testinde-gelecekteki-saglik-risklerinin-izleri-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cleveland Clinic ve IBM Research araştırmacılarının geliştirdiği yapay zekâ modeli, rutin bir gecelik uyku testinde kaydedilen beyin aktivitesi, kalp ritmi, solunum ve diğer fizyolojik sinyallerden uzun vadeli sağlık riskleriyle ilişkili örüntüler belirledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Nature Communications’ta 3 Ağustos 2026’da yayımlanan ve Cleveland Clinic tarafından 8 Eylül’de yeniden gündeme taşınan araştırmada katılımcılar beş risk grubuna ayrıldı; en yüksek risk grubunda tüm nedenlere bağlı ölüm riski en düşük gruba göre belirgin biçimde daha yüksekti. Bulgular umut verici olsa da yöntem henüz kişinin gelecekte hangi hastalığa yakalanacağını kesin olarak söyleyen klinik bir test değil.</p>

<p></p>

<p>Bir gecelik uyku testi yalnızca uyku apnesini değerlendirmek için değil, kişinin ilerleyen yıllardaki sağlık riskleri hakkında daha fazla bilgi elde etmek için de kullanılabilir. Cleveland Clinic ve IBM Research araştırmacıları, standart uyku testlerinde kaydedilen ancak rutin değerlendirmelerde yalnızca sınırlı bölümü kullanılan fizyolojik sinyalleri yapay zekâ yardımıyla inceledi.</p>

<p>Nature Communications’ta 3 Ağustos 2026’da yayımlanan çalışma, Cleveland Clinic’in 8 Eylül 2026 tarihli klinik değerlendirmesiyle yeniden gündeme taşındı. Araştırmacılar, bir gece boyunca kaydedilen uyku verilerinde uzun dönem sağlık sonuçlarıyla bağlantılı örüntüler belirledi.</p>

<p>Ancak araştırmanın sonucu, “bir gece uyuyarak gelecekte hangi hastalığa yakalanacağınız öğrenilebilir” anlamına gelmiyor. Çalışma geçmiş sağlık kayıtlarının kullanıldığı geriye dönük bir araştırma ve geliştirilen sistem henüz rutin klinik kullanım için doğrulanmış bireysel hastalık tahmin testi niteliğinde değil.</p>

<h3>Uyku laboratuvarında yalnızca nefes sayılmıyor</h3>

<p>Uyku laboratuvarında yapılan polisomnografi sırasında kişinin beyin aktivitesi, kalp ritmi, solunumu, hava akımı, kas hareketleri ve kandaki oksijen düzeyi gibi çok sayıda fizyolojik sinyal gece boyunca kaydediliyor.</p>

<p>Uyku apnesinin değerlendirilmesinde en yaygın ölçütlerden biri apne-hipopne indeksi. Bu değer, uyku sırasında solunumun bir saat içinde kaç kez durduğunu veya belirgin biçimde azaldığını gösteriyor.</p>

<p>Araştırmacılar, saatler boyunca elde edilen çok boyutlu verinin yalnızca birkaç özet ölçüte indirgenmesi yerine tamamının yapay zekâ tarafından değerlendirilmesinin farklı sağlık bilgileri ortaya çıkarabileceği düşüncesinden hareket etti.</p>

<h3>Başlangıçta 10 bin uyku çalışması vardı</h3>

<p>Araştırmanın temelini Cleveland Clinic’in STARLIT kayıt sistemindeki 10 bin laboratuvar uyku çalışması oluşturdu. Bu kayıtlar 9 bin 661 kişiden elde edilmişti.</p>

<p>Veri kalite kontrollerinin ardından asıl analizlere 9 bin 608 uyku kaydı ve 9 bin 297 kişinin verileri dahil edildi.</p>

<p>Bu ayrım önemli. Çalışmanın başlangıç veri seti 10 bin uyku çalışmasından oluşsa da tüm kayıtlar nihai analize girmedi.</p>

<p>Uyku testleri 2012 ile 2022 yılları arasında gerçekleştirilmişti. Araştırmacılar gece boyunca kaydedilen yüksek çözünürlüklü fizyolojik verileri hastaların uzun dönem elektronik sağlık kayıtlarıyla eşleştirdi.</p>

<p>Model, bu sinyallerdeki karmaşık örüntüleri öğrenmek üzere geniş kapsamlı bir yapay zekâ mimarisi kullanılarak geliştirildi.</p>

<p>Amaç yapay zekânın tek tek hastalıkları doğrudan teşhis etmesi değil, uyku fizyolojisinde birbirine benzeyen örüntülere sahip kişileri belirleyebilmesiydi.</p>

<h3>Yapay zekâ beş farklı risk grubu belirledi</h3>

<p>Modelin uyku kayıtlarından çıkardığı özellikler kullanılarak katılımcılar beş gruba ayrıldı.</p>

<p>Birinci grupta görece daha düşük risk profiline sahip kişiler bulunurken gruplar ilerledikçe uyku bozukluğu özellikleri ve eşlik eden sağlık sorunları daha belirgin hale geldi.</p>

<p>Beşinci grup en yüksek risk profiline sahip katılımcıları içeriyordu.</p>

<p>Bu gruplar daha sonraki yıllarda görülen kalp-damar, nörolojik ve bazı psikiyatrik sağlık sonuçları açısından farklılık gösterdi.</p>

<p>En belirgin sonuçlardan biri tüm nedenlere bağlı ölüm riskiyle ilgiliydi.</p>

<p><strong>Eğilim skoru ile dengelenmiş STARLIT analizinde</strong>, yaş ve cinsiyete göre düzeltme sonrasında en yüksek risk grubundaki kişilerin tüm nedenlere bağlı ölüm riski en düşük gruba göre yaklaşık 2,7 kat daha yüksekti. İstatistiksel ölçümde hazard oranı 2,71 olarak hesaplandı.</p>

<p>Araştırmacılar yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi, eşlik eden hastalıklar ve apne-hipopne indeksi gibi ek değişkenleri de hesaba kattığında ilişki zayıfladı ancak devam etti. Bu daha kapsamlı analizde hazard oranı 2,38 olarak bulundu.</p>

<p>Bu oranlar, en yüksek risk grubundaki kişilerin belirli bir süre içinde yüzde 238 veya yüzde 271 ölüm olasılığı taşıdığı anlamına gelmiyor. Hazard oranları, takip boyunca gruplar arasındaki olay hızlarının göreli farklılığını ifade ediyor.</p>

<h3>Sonuçlar bağımsız bir grupta da sınandı</h3>

<p>Araştırmacılar modelin yalnızca Cleveland Clinic hastalarındaki özellikleri öğrenip öğrenmediğini değerlendirmek amacıyla sistemi bağımsız ve toplum temelli <strong>Sleep Heart Health Study</strong> kohortunda da sınadı.</p>

<p>Model yeniden eğitilmeden bu veri grubuna uygulandığında, yüksek ve düşük risk kategorileri arasında ölüm ve kalp yetersizliği açısından benzer yönde farklılıklar görüldü.</p>

<p>Bağımsız kohortta en yüksek risk kategorisindeki kişilerin tüm nedenlere bağlı ölüm riski en düşük gruba göre yaklaşık yüzde 58 daha yüksekti. Hazard oranı 1,58 olarak hesaplandı.</p>

<p>Kalp yetersizliği açısından ise en yüksek risk grubunda hazard oranı 2,13 olarak bulundu.</p>

<p>İkinci veri grubunda benzer yönde sonuçlar elde edilmesi, yöntemin yalnızca tek bir hastanenin kayıtlarına özgü olmayabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Yine de farklı ülkelerden, farklı yaş gruplarından ve daha çeşitli topluluklardan katılımcıların yer aldığı ileriye dönük araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.</p>

<h3>Uyku apnesinin klasik ölçümünden farklı bilgiler verdi</h3>

<p>Araştırmanın öne çıkan noktalarından biri, yapay zekânın oluşturduğu risk grupları ile uyku apnesinde kullanılan klasik apne-hipopne indeksi arasındaki farktı.</p>

<p>Apne-hipopne indeksine göre oluşturulan hafif, orta ve ağır uyku apnesi kategorileri, uzun dönem sağlık sonuçlarını yapay zekânın oluşturduğu gruplar kadar belirgin biçimde ayıramadı.</p>

<p>Özellikle ölüm riski açısından yapay zekâya dayalı kümeler daha belirgin bir ayrışma gösterdi.</p>

<p>Bu durum apne-hipopne indeksinin gelecekteki sağlık risklerini öngöremediği veya klinik değer taşımadığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Apne-hipopne indeksi uyku apnesinin tanı ve şiddet değerlendirmesinde temel ölçütlerden biri olmaya devam ediyor. Araştırmanın gösterdiği şey, tek bir gecede kaydedilen beyin, kalp ve solunum sinyallerinin birlikte incelenmesinin klasik solunum ölçümlerinin ötesinde ek bilgi taşıyabileceği.</p>

<h3>Bir gecelik test geleceği kesin olarak tahmin etmiyor</h3>

<p>Araştırmanın en kolay yanlış anlaşılabilecek noktası, yöntemin bir tür “geleceği görme testi” olarak yorumlanması.</p>

<p>Model, kişinin belirli bir tarihte kalp hastalığı, demans veya başka bir hastalık geliştireceğini söylemiyor.</p>

<p>Sistem, uyku sırasında kaydedilen fizyolojik örüntülere göre birbirine benzeyen kişileri gruplandırıyor ve bu grupların daha sonraki sağlık sonuçlarında farklılık olup olmadığını inceliyor.</p>

<p>Çalışma ayrıca geriye dönük sağlık kayıtlarına dayanıyor. Bu nedenle yapay zekânın belirlediği uyku özelliklerinin daha sonraki hastalıkların nedeni olduğu sonucuna varılamaz.</p>

<p>Yüksek risk grubundaki kişilerin araştırmanın başında daha farklı bir sağlık profiline sahip olması da sonuçları etkileyebilir.</p>

<p>Araştırmacılar yaş, vücut kitle indeksi, eşlik eden hastalıklar ve başka değişkenleri istatistiksel modellerde hesaba katmış olsa da gözlemsel çalışmalarda ölçülmeyen etkenlerin tamamen dışlanması mümkün değil.</p>

<h3>Çok sayıda sağlık sonucu aynı araştırmada incelendi</h3>

<p>Çalışmanın bir başka sınırlılığı, farklı kalp-damar, nörolojik ve psikiyatrik sonuçların aynı veri setinde incelenmiş olması.</p>

<p>Araştırmacılar bazı analizlerde çoklu karşılaştırmalar için ek istatistiksel düzeltme uygulamadı.</p>

<p>Bir araştırmada çok sayıda ayrı sonuç aynı anda test edildiğinde, yalnızca tesadüf nedeniyle istatistiksel olarak anlamlı görünen bazı ilişkilerin ortaya çıkma ihtimali artabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle özellikle ikincil sağlık sonuçlarına ilişkin bulguların bağımsız çalışmalarla yeniden doğrulanması gerekiyor.</p>

<p>Ölüm ve kalp yetersizliği gibi bazı sonuçların bağımsız kohortta da benzer yönde görülmesi araştırmanın bulgularını destekliyor; ancak yöntemin rutin klinik kullanıma geçmesi için tek başına yeterli değil.</p>

<h3>Rutin uyku testinden daha fazla bilgi çıkarılabilir</h3>

<p>Çalışmanın klinik açıdan ilgi çekici tarafı yeni bir cihaz geliştirmekten çok, zaten yapılan bir testten daha fazla bilgi elde etmeye dayanması.</p>

<p>Standart bir polisomnografi gece boyunca büyük miktarda fizyolojik veri topluyor.</p>

<p>Yapay zekâ yaklaşımı, bu kayıtların bugün rutin raporlarda yeterince değerlendirilmeyen bölümlerinden uzun dönem sağlık riskiyle ilişkili ek sinyaller çıkarılabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Ancak sistem şu aşamada hastanelerde rutin olarak kullanılan bir risk testi değil.</p>

<p>Bir hastanın tedavisinin yalnızca modelin belirlediği risk grubuna göre değiştirilmesinin kalp hastalığını, nörolojik hastalıkları veya ölüm riskini azaltıp azaltmadığı da henüz bilinmiyor.</p>

<p>Bunun gösterilebilmesi için yöntemin farklı toplumlarda ileriye dönük olarak sınanması ve klinik kararlara eklendiğinde hastalara gerçek bir yarar sağlayıp sağlamadığının araştırılması gerekiyor.</p>

<p>Bir gecelik uyku kaydı şimdilik geleceği kesin biçimde söylemiyor. Araştırmanın ortaya koyduğu daha sınırlı ve somut bulgu, uyurken beyin, kalp ve solunum sisteminden toplanan saatlerce verinin bugünkü standart uyku raporlarında kullanılan ölçümlerin ötesinde sağlık bilgileri taşıyabileceği.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>• Nature Communications – A Foundation Model for Sleep-Based Risk Stratification and Clinical Outcomes, 3 Ağustos 2026</p>

<p>• Cleveland Clinic – AI Model Stratifies Sleep-Based Risk and Clinical Outcomes, 8 Eylül 2026</p>

<p>• Cleveland Clinic – AI Identifies Previously Unrecognized Health Insights in Routine Sleep Studies, 3 Ağustos 2026</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• ABD Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü – Sleep Heart Health Study</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bir-gecelik-uyku-testinde-gelecekteki-saglik-risklerinin-izleri-bulundu</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 21:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/uyku-testi-saglik-riski-200kb.webp" type="image/jpeg" length="78845"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sigara Doğurganlığı da Etkiliyor: DSÖ’den Kadın ve Erkeklere Yeni Uyarı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sigara-dogurganligi-da-etkiliyor-dsoden-kadin-ve-erkeklere-yeni-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sigara-dogurganligi-da-etkiliyor-dsoden-kadin-ve-erkeklere-yeni-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü, 8 Eylül 2026’da yayımladığı yeni bilgi özetinde tütün kullanımının kadınlarda kısırlık riskiyle, erkeklerde ise sperm özellikleri ve cinsel işlev bozukluklarıyla ilişkili olduğunu bildirdi. Pasif içiciliğin de üreme sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabileceğine dikkat çekilirken, 2026’da yayımlanan güncel bir meta-analiz sigaranın yardımcı üreme tedavilerindeki etkisinin önceki çalışmalarda tahmin edilenden daha karmaşık olabileceğini gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü, sigara ile kısırlık arasındaki ilişkiye yönelik bilimsel kanıtları 8 Eylül 2026’da yayımladığı yeni bilgi özetinde bir araya getirdi. Değerlendirmede tütün kullanımının kadınların doğurganlığıyla olumsuz yönde ilişkili olduğu, erkeklerde ise sperm özellikleri ve cinsel işlevler üzerinde olumsuz etkilerle bağlantılı bulunduğu bildirildi.</p>

<p>DSÖ’nün hazırladığı belge yeni bir klinik çalışma değil. Sistematik derlemeler, meta-analizler ve gözlemsel araştırmalar üzerinden mevcut bilimsel kanıtları değerlendiriyor ve tütün kullanımının üreme sağlığı açısından değiştirilebilir risk faktörlerinden biri olduğuna işaret ediyor.</p>

<h3>Kadınlarda kısırlık riski daha yüksek bulundu</h3>

<p>DSÖ’nün aktardığı sistematik derlemede, 2000-2026 yılları arasında yayımlanan çalışmalar değerlendirildi. Bulgulara göre halen sigara içen kadınlarda kısırlık riski, sigara içmeyenlere kıyasla yaklaşık yüzde 40 daha yüksek bulundu.</p>

<p>Bu oran sigaranın tek başına kısırlığa neden olduğunu göstermiyor. Kadının yaşı, yumurtalık rezervi, hormonal hastalıklar, üreme sistemiyle ilgili yapısal sorunlar, çevresel etkenler ve erkek faktörü de gebelik olasılığını belirleyen unsurlar arasında bulunuyor.</p>

<p>Sigarayı daha önce kullanmış ancak bırakmış kadınlarda ise halen sigara içenlere kıyasla kısırlık riskinin yaklaşık yüzde 25 daha düşük olduğu bildirildi.</p>

<p>Bu sonuç, sigarayı bırakmış kadınlarla halen sigara kullanan kadınlar arasında bir risk farkı bulunduğunu gösteriyor. Ancak veriler büyük ölçüde gözlemsel araştırmalardan geldiği için sigarayı bırakmanın tek başına belirli bir kadının gebelik olasılığını ne ölçüde artıracağını söylemek mümkün değil.</p>

<h3>Erkek üreme sağlığı da etkilenebiliyor</h3>

<p>DSÖ değerlendirmesi, tütünün erkek üreme sağlığı üzerindeki etkilerine de geniş yer ayırıyor.</p>

<p>60 binden fazla erkeğin verilerini içeren 44 çalışmalık değerlendirmede sigara kullanımı; sperm hareketliliğinde azalma, anormal sperm şekilleri ve bazı erkeklerde menide sperm bulunmaması gibi üreme sağlığı sorunlarıyla ilişkilendirildi.</p>

<p>Sigara içen erkeklerde ereksiyon ve boşalma sorunlarının daha sık görülebileceğine ilişkin bulgular da değerlendirmede yer aldı.</p>

<p>Erkek doğurganlığı yalnızca sperm sayısıyla değerlendirilmiyor. Spermin hareketliliği ve yapısal özellikleri ile partnerin üreme sağlığı da doğal gebelik ihtimalini etkiliyor.</p>

<p>Bu nedenle mevcut kanıtlar sigaranın erkek üreme sistemi üzerindeki etkisinin tek bir laboratuvar değerinden daha geniş olabileceğini gösteriyor.</p>

<h3>Tüp bebek tedavisinde güncel veriler daha ihtiyatlı</h3>

<p>Sigaranın tüp bebek ve diğer yardımcı üreme yöntemlerinin başarısını etkileyip etkilemediği uzun süredir araştırılıyor.</p>

<p>Daha eski çalışmalar sigara içen kadınlarda yardımcı üreme tedavileri sonrasında gebelik ve canlı doğum oranlarının belirgin biçimde daha düşük olabileceğini düşündürmüştü.</p>

<p>Ancak 2026’da yayımlanan güncel sistematik derleme ve meta-analiz, bu ilişkinin büyüklüğünün önceki tahminlerden daha belirsiz olabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmacılar 26 gözlemsel çalışmadan toplam 16 bin 359 kadının verilerini değerlendirdi. İlk analizlerde aktif sigara kullanımı, sigara kullanmayanlarla karşılaştırıldığında canlı doğum oranının göreli olarak yaklaşık yüzde 15, klinik gebelik oranının ise yaklaşık yüzde 18 daha düşük olmasıyla ilişkili bulundu.</p>

<p>Bu oranlar, her kadının gebelik veya canlı doğum olasılığının doğrudan yüzde 15 ya da yüzde 18 azaldığı anlamına gelmiyor. Bulgular, araştırma grupları arasındaki göreli farkı ifade ediyor.</p>

<p>Çalışmaların karşılaştırma grupları da birbirinden farklıydı. Bazı araştırmalarda sigara içmeyen grubun içine daha önce sigara kullanıp bırakmış kadınlar da dahil edilmişti.</p>

<p>Analiz yalnızca hiç sigara kullanmamış kadınların kontrol grubu olarak kabul edildiği çalışmalarla sınırlandırıldığında canlı doğum ve klinik gebelik açısından görülen fark artık istatistiksel olarak anlamlı değildi.</p>

<p>Bu bulgu sigaranın üreme sağlığı açısından zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Daha çok, sigaranın yardımcı üreme tedavisinin başarısı üzerindeki etkisinin büyüklüğünü hesaplamanın düşünüldüğünden daha zor olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Aynı meta-analizde aktif sigara kullanımı ile düşük riski arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki gösterilemedi. Sigara içen kadınlardan elde edilen yumurta sayısında ise küçük bir azalma saptandı.</p>

<p>Araştırmacılar, sigara maruziyetinin biyolojik testlerle doğrulandığı, günlük tüketim miktarının kaydedildiği ve daha önce sigara kullanmış kişilerin ayrı değerlendirildiği yeni çalışmalara ihtiyaç bulunduğunu belirtti.</p>

<h3>Pasif içicilik de mercek altında</h3>

<p>DSÖ’nün bilgi özetinde yalnızca aktif sigara kullanımı ele alınmıyor.</p>

<p>Sigara içmediği halde evde, iş yerinde veya sosyal ortamlarda tütün dumanına maruz kalan kadınlarda da üreme sağlığının olumsuz etkilenebileceğini düşündüren araştırmalar bulunuyor.</p>

<p>Bazı gözlemsel çalışmalarda pasif içicilik daha yüksek kısırlık riski ve daha düşük aylık gebelik olasılığıyla ilişkilendirildi.</p>

<p>Ancak bu araştırmaların tasarımı nedeniyle pasif içiciliğin tek başına kısırlığa neden olduğu söylenemiyor.</p>

<p>DSÖ, tütün dumanına maruziyetin güvenli kabul edilen bir düzeyi bulunmadığını ve gebelik planlayan kişilerin pasif içicilikten de korunmasının uygun olduğunu belirtiyor.</p>

<h3>Elektronik sigaralar için kanıt daha sınırlı</h3>

<p>Elektronik sigara, nargile ve diğer nikotin ürünlerinin üreme sağlığı üzerindeki etkileri de bilimsel araştırmaların konusu.</p>

<p>DSÖ’ye göre mevcut kanıtların en güçlü olduğu alan klasik sigara kullanımı. Elektronik sigara ve yeni nikotin ürünlerinin kadın ve erkek doğurganlığı üzerindeki uzun dönem etkilerine ilişkin insan verileri ise daha sınırlı.</p>

<p>Bu nedenle klasik sigara için hesaplanan risk oranlarının elektronik sigaralara doğrudan uygulanması mümkün değil.</p>

<p>Veri eksikliği, bu ürünlerin gebelik planlayan kişiler açısından güvenli olduğunun kanıtlandığı anlamına da gelmiyor.</p>

<h3>Dünyada her altı kişiden biri kısırlıkla karşılaşıyor</h3>

<p>Dünya Sağlık Örgütü tahminlerine göre yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 17,5’i, başka bir ifadeyle yaklaşık her altı kişiden biri yaşamının bir döneminde kısırlık sorunu yaşıyor.</p>

<p>Kısırlık, düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen 12 ay veya daha uzun sürede gebelik oluşmaması olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Neden kadınla, erkekle veya her iki partnerle ilişkili olabiliyor. Bazı çiftlerde ise ayrıntılı değerlendirmelere rağmen kesin neden belirlenemiyor.</p>

<p>Yaş, hormonal ve anatomik hastalıklar, bazı enfeksiyonlar, çevresel maruziyetler, obezite, aşırı alkol tüketimi ve tütün kullanımı doğurganlığı etkileyebilen faktörler arasında yer alıyor.</p>

<h3>DSÖ sigara bırakma desteğinin üreme sağlığına da dahil edilmesini istiyor</h3>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, çocuk sahibi olmayı planlayan kadın ve erkeklerin tütün kullanımının üreme sağlığı üzerindeki olası etkileri konusunda bilgilendirilmesini öneriyor.</p>

<p>Sağlık çalışanlarının sigara kullanan kişilere bırakma konusunda danışmanlık vermesi ve gerektiğinde kanıta dayalı sigara bırakma tedavilerine yönlendirmesi de öneriler arasında bulunuyor.</p>

<p>Mevcut araştırmalar sigaranın bırakılması halinde belirli bir kişinin ne kadar sürede çocuk sahibi olacağını veya gebelik olasılığının ne kadar artacağını hesaplamaya imkân vermiyor.</p>

<p>Üreme sağlığı; yaş, sigara kullanım süresi, günlük tüketim miktarı, eşlik eden hastalıklar ve partnerin sağlık durumu gibi çok sayıda faktörden etkileniyor.</p>

<p>DSÖ’nün 8 Eylül 2026 tarihli değerlendirmesi, tütünle mücadelede kanser, kalp ve akciğer hastalıklarının yanında kadın ve erkek üreme sağlığının da daha görünür biçimde ele alınması gerektiğine işaret ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>• Dünya Sağlık Örgütü – Tobacco and Infertility, Tütün Bilgi Özeti, 8 Eylül 2026</p>

<p>• Dünya Sağlık Örgütü – Tobacco Smoking May Be Harming Your Chances of Having a Baby, 8 Eylül 2026</p>

<p>• Journal of Gynecology Obstetrics and Human Reproduction – The Effect of Active Cigarette Smoking on Reproductive Outcomes in Women Undergoing Assisted Reproductive Technology, 2026</p>

<p>• Human Reproduction Update – Effects of Cigarette Smoking Upon Clinical Outcomes of Assisted Reproduction, 2009; çevrim içi yayın 2008</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sigara-dogurganligi-da-etkiliyor-dsoden-kadin-ve-erkeklere-yeni-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 20:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/dso-sigara-dogurganlik-200kb.webp" type="image/jpeg" length="40858"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üniversite Öğrencilerine Aylık 8 Bin TL Burs: Başvurular 14 Eylül’de]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/universite-ogrencilerine-aylik-8-bin-tl-burs-basvurular-14-eylulde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/universite-ogrencilerine-aylik-8-bin-tl-burs-basvurular-14-eylulde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üniversite öğrencilerinin 2026-2027 eğitim öğretim yılı için takip ettiği burs programlarından birinin takvimi belli oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk Eğitim Vakfı’nın (TEV) Üniversite Eğitim Bursu için başvurular 14 Eylül 2026 tarihinde başlayacak. Başvurular 8 Ekim 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>Bu yıl üniversite öğrencilerine verilecek burs miktarı aylık 8 bin TL olarak belirlendi.</p>

<p>Burs 9 ay ödenecek</p>

<p>TEV Üniversite Eğitim Bursu, gerekli devam koşullarını sağlayan öğrencilere ekim-haziran döneminde 9 ay boyunca ödeniyor.</p>

<p>Aylık burs miktarının 8 bin TL olması nedeniyle bir eğitim döneminde 9 aylık ödeme toplamı 72 bin TL’ye ulaşıyor.</p>

<p>Peki TEV bursuna kimler başvurabilir?</p>

<p>TEV üniversite bursuna başvuracak öğrencilerin öncelikle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerekiyor.</p>

<p>Üniversiteye Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ile yerleşmiş olmak da başvuru koşulları arasında bulunuyor.</p>

<p>Burs, devlet üniversitelerinde lisans veya ön lisans programlarına kayıtlı öğrencileri kapsıyor.</p>

<p>Açık öğretim, uzaktan eğitim veya ücretli programlarda öğrenim gören öğrenciler ise bu burs programına başvuramıyor.</p>

<p>25 yaş sınırı bulunuyor</p>

<p>TEV’in açıkladığı koşullara göre Üniversite Eğitim Bursuna başvuracak öğrencilerin 25 yaşını geçmemiş olması gerekiyor.</p>

<p>Ayrıca adayın daha önce bir lisans programından mezun olmaması gerekiyor.</p>

<p>Maddi durum da değerlendiriliyor</p>

<p>TEV Üniversite Eğitim Bursu başarılı ancak maddi desteğe ihtiyaç duyan öğrencileri desteklemeyi amaçlıyor.</p>

<p>Bu nedenle öğrencinin akademik durumunun yanı sıra mal varlığı ve gelir durumu da değerlendirme sürecinde dikkate alınıyor.</p>

<p>Ara sınıflarda not ortalaması kaç olmalı?</p>

<p>Üniversitenin ara sınıflarında öğrenim gören öğrenciler de TEV bursuna başvurabiliyor.</p>

<p>Ara sınıf öğrencilerinde genel not ortalamasının 4 üzerinden en az 2,50 olması gerekiyor. Notların 100 üzerinden değerlendirildiği üniversitelerde ise alt sınır 65 olarak uygulanıyor.</p>

<p>Başarısız ders sayısı tek başına başvuruya engel olarak kabul edilmiyor.</p>

<p>Hazırlık sınıfını tamamlayan öğrencilerin ise bir üst sınıfa geçtiğini belgelemesi gerekiyor.</p>

<p>DGS ile yerleşen öğrenciler başvurabilir mi?</p>

<p>Dikey Geçiş Sınavı ile lisans programına yerleşen öğrenciler için ayrı bir akademik koşul bulunuyor.</p>

<p>Bu öğrencilerin iki yıllık ön lisans mezuniyet ortalamasının en az 2,80 olması gerekiyor. 100’lük sistemde bunun karşılığı en az 70 olarak belirtiliyor.</p>

<p>Tıp öğrencileri TEV bursuna başvurabilir mi?</p>

<p>Devlet üniversitesinde tıp fakültesinde öğrenim gören ve TEV’in diğer başvuru şartlarını sağlayan öğrenciler Üniversite Eğitim Bursuna başvurabilir.</p>

<p>Aynı şekilde devlet üniversitelerindeki diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve diğer sağlık bilimleri lisans programlarında öğrenim gören öğrenciler de koşulları sağlamaları halinde başvuru yapabilir.</p>

<p>KYK bursu alanlar TEV bursu alabilecek mi?</p>

<p>2026-2027 döneminin öğrenciler açısından en dikkat çekici değişikliklerinden biri bu konuda yapıldı.</p>

<p>TEV, burs koşullarını yeniden düzenlediğini ve yeni dönemde TEV bursunun KYK bursu dahil olmak üzere diğer kamu veya özel kurumların burslarıyla birlikte alınabileceğini açıkladı.</p>

<p>Dolayısıyla KYK bursu almak artık tek başına TEV bursu almaya engel değil.</p>

<p>TEV bursuna nereden başvurulacak?</p>

<p>Üniversite Eğitim Bursu başvuruları dijital ortamda gerçekleştirilecek.</p>

<p>Öğrenciler başvurularını Obigenç mobil uygulaması veya ilgili dijital başvuru sistemi üzerinden gerçekleştirebilecek.</p>

<p>TEV, Üniversite Eğitim Bursu için özellikle Obigenç uygulaması üzerinden başvuru yapılabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Başvuru sırasında hangi belgeler isteniyor?</p>

<p>Başvurularda istenecek belgeler burs türüne ve öğrencinin durumuna göre değişebiliyor.</p>

<p>TEV’in açıkladığı genel belge çerçevesinde öğrenci belgesi, transkript veya başarı durum belgesi ile adli sicil kaydı bulunuyor.</p>

<p>Başvuru ekranında öğrenciden talep edilen güncel belgelerin esas alınması gerekiyor.</p>

<p>Son başvuru 8 Ekim</p>

<p>TEV Üniversite Eğitim Bursu için 2026-2027 dönemi başvuruları 14 Eylül’de başlayacak ve 8 Ekim’de sona erecek.</p>

<p>Burs almaya hak kazanan ve devam koşullarını sağlayan öğrencilere aylık 8 bin TL ödeme yapılacak. Ödemeler ekim-haziran döneminde toplam 9 ay sürecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üniversite öğrencilerinin başvuru döneminde bilgilerini eksiksiz girmeleri ve kendilerinden istenen belgeleri güncel şekilde sunmaları önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık Eğitimi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/universite-ogrencilerine-aylik-8-bin-tl-burs-basvurular-14-eylulde</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 20:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="82445"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Anadolu Vakfı 2026-2027 Burs Başvurusu: Kimler Başvurabilir, Şartlar Neler?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/anadolu-vakfi-2026-2027-burs-basvurusu-kimler-basvurabilir-sartlar-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/anadolu-vakfi-2026-2027-burs-basvurusu-kimler-basvurabilir-sartlar-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anadolu Vakfı’nın üniversite öğrencilerine yönelik karşılıksız burs programında başvurular 1-30 Eylül tarihleri arasında alınıyor. Devlet üniversitelerinde veya vakıf üniversitelerinde yüzde 100 burslu lisans programlarında öğrenim gören öğrenciler belirlenen koşulları taşımaları halinde başvurabiliyor. Hazırlık ve ara sınıf öğrencilerinin de başvuru yapabildiği burs için başvurular çevrim içi gerçekleştiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anadolu Vakfı Burs Başvuruları Başladı: Kimler Başvurabilir?</p>

<p>2026-2027 eğitim öğretim döneminin başlamasıyla üniversite öğrencilerinin burs arayışı da hızlandı. Üniversite öğrencilerine destek sağlayan kuruluşlardan Anadolu Vakfı’nın burs programı, maddi desteğe ihtiyaç duyan ve akademik başarı gösteren lisans öğrencilerine yönelik olarak uygulanıyor.</p>

<p>Anadolu Vakfı burs başvuruları her yıl 1 Eylül ile 30 Eylül tarihleri arasında alınıyor. Başvurular Anadolu Vakfı’nın resmi internet sitesindeki çevrim içi burs başvuru sistemi üzerinden gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Anadolu Vakfı bursuna kimler başvurabilir?</p>

<p>Vakfın açıkladığı koşullara göre burs programına Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan, maddi desteğe ihtiyaç duyan ve akademik başarı gösteren üniversite öğrencileri başvurabiliyor.</p>

<p>Öğrencinin Türkiye’deki bir devlet üniversitesinde veya vakıf üniversitesinde yüzde 100 burslu olarak tam zamanlı bir lisans programına kayıtlı olması gerekiyor.</p>

<p>Hazırlık sınıfındaki öğrenciler başvurabilir mi?</p>

<p>Evet. Burs yalnızca üniversiteye yeni başlayan öğrencilerle sınırlı değil.</p>

<p>Hazırlık sınıfında ve lisans programlarının ara sınıflarında öğrenim gören öğrenciler de başvuruda bulunabiliyor. Vakıf, değerlendirmede hazırlık ve birinci sınıf öğrencilerine öncelik verildiğini belirtiyor.</p>

<p>Yüksek lisans öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Hayır. Anadolu Vakfı’nın bu burs programı lisans öğrencilerine yönelik. Yüksek lisans öğrencileri program kapsamında burs alamıyor.</p>

<p>Yurt dışında okuyan öğrenciler başvurabilir mi?</p>

<p>Burs programı Türkiye’deki üniversitelerde öğrenim gören öğrencileri kapsıyor. Yurt dışında öğrenim gören öğrencilere bu program kapsamında burs sağlanmıyor.</p>

<p>Özel yetenekle üniversiteye giren öğrenciler başvurabilir mi?</p>

<p>Evet. Üniversiteye özel yetenek sınavıyla giren sanat ve spor alanlarındaki lisans öğrencileri de gerekli diğer koşulları taşımaları halinde burs başvurusunda bulunabiliyor.</p>

<p>Burs geri ödemeli mi?</p>

<p>Hayır. Anadolu Vakfı bursu karşılıksız olarak veriliyor.</p>

<p>Bursiyerlerden daha sonra burs tutarının geri ödenmesi istenmiyor. Ayrıca burs nedeniyle öğrenciye mecburi hizmet yükümlülüğü getirilmiyor.</p>

<p>Burs kaç ay ödeniyor?</p>

<p>Anadolu Vakfı burs ödemeleri normal olarak ekim-haziran dönemini kapsayacak şekilde yılda 9 ay gerçekleştiriliyor.</p>

<p>İlk kez bursiyer seçilen öğrencilerde ise sonuçların açıklanması ve belge işlemleri nedeniyle ilk ödeme daha sonra başlayabiliyor.</p>

<p>Başka burslara da başvuru yapılabilir mi?</p>

<p>Anadolu Vakfı bursuna başvuran bir öğrenci diğer kurumların burs programlarına da başvurabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KYK burs veya kredisine başvuru yapılmasında da engel bulunmuyor. Ancak burs kazanıldıktan sonraki süreçte başka bir kurumdan aylık nakit burs alınması, Anadolu Vakfı bursunun devamı açısından önem taşıyor.</p>

<p>Vakfın kurallarına göre başka bir kurumdan aylık nakit yardım niteliğinde burs alınması bursun durdurulması veya iptal edilmesine neden olabiliyor. KYK öğrenim kredisi ise bu kapsamın dışında tutuluyor.</p>

<p>Burs başvurusu nasıl ve nereye yapılır?</p>

<p>Başvurular Anadolu Vakfı’nın resmi internet sitesinde bulunan Burs Başvuru Platformu üzerinden çevrim içi olarak gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Öğrencilerin başvuru formunda istenen bilgileri eksiksiz ve doğru biçimde doldurması gerekiyor.</p>

<p>Başvurular nasıl değerlendiriliyor?</p>

<p>Bursiyer seçiminde öğrencinin akademik başarısı ve maddi durumu temel değerlendirme unsurları arasında bulunuyor.</p>

<p>Başvuruların değerlendirilmesinin ardından uygun bulunan adaylar mülakat sürecine davet ediliyor. Mülakata alınacak öğrencilere e-posta ve telefon yoluyla bilgi veriliyor.</p>

<p>Görüşmelerde öğrencinin kendisini tanıtması, eğitim yaşamı, kariyer planları ve hedefleri hakkında bilgi vermesi bekleniyor.</p>

<p>Bursun devam etmesi için başarı şartı var mı?</p>

<p>Evet. Bursu kazanan öğrencilerin akademik durumları takip ediliyor.</p>

<p>Yıllık not ortalamasının 4’lük sistemde 2,00’ın altına veya buna denk bir seviyeye düşmesi bursun kesilmesine neden olabiliyor.</p>

<p>Öğrencilerin ayrıca Vakıf tarafından talep edilen öğrenim ve başarı belgelerini belirtilen dönemlerde sunmaları gerekiyor.</p>

<p>Başvurular ne zaman sona erecek?</p>

<p>Anadolu Vakfı burs başvuruları 30 Eylül’de sona eriyor.</p>

<p>Başvurmak isteyen öğrencilerin son günü beklemeden Anadolu Vakfı’nın resmi internet sitesindeki burs başvuru sistemini kullanmaları gerekiyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık Eğitimi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/anadolu-vakfi-2026-2027-burs-basvurusu-kimler-basvurabilir-sartlar-neler</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 20:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="75995"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sindirim Sağlığı İçin En İyi ve En Kötü Yiyecekler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sindirim-sagligi-icin-en-iyi-ve-en-kotu-yiyecekler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sindirim-sagligi-icin-en-iyi-ve-en-kotu-yiyecekler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hangi yiyeceklerin sindirim sağlığını destekleyebileceğini ve hangilerini sınırlamanın iyi bir seçim olabileceğini öğrenin. Lifli besinlerden yoğurda, günlük sofranız için seçeneklere göz atın.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sindirim Sağlığını Destekleyen ve Sınırlanabilecek Yiyecekler</p>

<p>Sindirim sistemi için iyi beslenmek karmaşık bir diyet uygulamak anlamına gelmiyor. Sebzeler, meyveler, tam tahıllar, baklagiller, kuruyemişler ve bazı fermente gıdalar günlük beslenmede öne çıkan seçenekler arasında.</p>

<p>Diğer tarafta çok sık tüketilen kızartmalar, şeker oranı yüksek yiyecek ve içecekler ile besin değeri düşük, yoğun işlenmiş ürünleri azaltmak daha dengeli bir beslenme düzeni oluşturmayı kolaylaştırabilir.</p>

<p>Burada önemli bir ayrım var: Tek bir yiyecek bağırsakları “iyileştiren” bir ilaç değildir. Sindirim sağlığı açısından asıl değer, farklı ve besleyici yiyeceklerin birlikte yer aldığı sürdürülebilir bir beslenme düzeninden gelir.</p>

<p>Sebzeler</p>

<p>Brokoli, havuç, bezelye, ıspanak ve diğer sebzeler sindirim dostu bir beslenme düzeninin temel parçalarından olabilir.</p>

<p>Sebzelerin önemli özelliklerinden biri lif içermeleridir. Lifin bir bölümü sindirilmeden kalın bağırsağa ulaşır. Bağırsak bakterileri de bazı lif türlerini kullanabilir.</p>

<p>Tek bir sebzeye yoğunlaşmak yerine farklı renk ve çeşitleri sofraya taşımak daha iyi bir yaklaşım. Dünya Sağlık Örgütü de sağlıklı beslenmenin temelini çeşitlilik, denge ve yeterlilik üzerine kuruyor.</p>

<p>Meyveler</p>

<p>Elma, armut, portakal, çilek, böğürtlen, muz ve benzeri meyveler hem lif hem de çeşitli vitamin ve mineraller sağlar.</p>

<p>Meyveyi mümkün olduğunca bütün haliyle tüketmek, meyve suyuna göre lif açısından avantaj sağlar. Meyve sularında, ilave şeker bulunmasa bile serbest şeker miktarı yüksek olabilir.</p>

<p>Meyve seçiminde de tek bir “en iyi” seçenek aramak gerekmiyor. Mevsimine ve kişisel tercihlere göre çeşitlilik sağlamak daha anlamlı.</p>

<p>Yulaf ve diğer tam tahıllar</p>

<p>Yulaf, bulgur, tam buğday, arpa ve esmer pirinç gibi tam tahıllar günlük lif alımını artırmanın pratik yollarından biri.</p>

<p>Rafine tahılların aksine tam tahıllar tahılın lif açısından zengin bölümlerini büyük ölçüde korur.</p>

<p>Kahvaltıda yulaf, ana öğünde bulgur veya esmer pirinç, ekmek seçiminde tam tahıllı seçenekler kullanmak günlük beslenmeye daha fazla lif ekleyebilir.</p>

<p>Baklagiller</p>

<p>Mercimek, nohut, kuru fasulye ve diğer baklagiller hem bitkisel protein hem de lif sağlayan güçlü besin seçenekleridir.</p>

<p>Çorbalara mercimek eklemek, salatayı nohutla zenginleştirmek veya haftanın bazı ana öğünlerinde kuru baklagillere yer vermek tüketimi artırmanın basit yolları olabilir.</p>

<p>Baklagiller bazı kişilerde başlangıçta gaz ve şişkinlik oluşturabilir. Özellikle lif tüketimi düşük olanlarda miktarı bir anda çok artırmak yerine kademeli geçiş daha rahat olabilir.</p>

<p>Yoğurt ve kefir</p>

<p>Yoğurt ve kefir gibi fermente süt ürünleri sindirim sağlığı denildiğinde sık gündeme geliyor.</p>

<p>Burada “fermente” ile “probiyotik” kelimelerini aynı şeymiş gibi kullanmamak gerekiyor. Her fermente üründeki mikroorganizmaların belirli bir sağlık yararı sağladığı gösterilmiş değildir.</p>

<p>Canlı kültür içeren yoğurt ve bazı kefir çeşitleri dengeli beslenmenin bir parçası olabilir. Bunları bağırsak sorunlarını tedavi eden yiyecekler olarak görmek yerine günlük beslenmedeki seçeneklerden biri olarak değerlendirmek daha doğru.</p>

<p>Soğan, sarımsak ve pırasa</p>

<p>Soğan, sarımsak ve pırasa gibi günlük mutfağın tanıdık yiyecekleri de çeşitli lif ve bitkisel bileşenler içerir.</p>

<p>Bazı lifler bağırsaktaki mikroorganizmalar tarafından kullanılabilir. Bu nedenle bitkisel çeşitlilik bağırsak mikrobiyotası açısından ilgi çekici bir beslenme özelliğidir.</p>

<p>Ancak soğan ve sarımsak herkese aynı rahatlığı sağlamaz. Hassas bağırsakları olan bazı kişilerde fazla miktarlar gaz ve şişkinliği artırabilir.</p>

<p>Kuruyemişler ve tohumlar</p>

<p>Badem, ceviz, fındık ve çeşitli tohumlar lifin yanı sıra doymamış yağlar, protein ve farklı mikro besinleri bir arada sunar.</p>

<p>Ara öğünlerde şeker ve tuz oranı yüksek paketli atıştırmalıkların yerine küçük porsiyonlarda sade kuruyemiş tercih etmek beslenmenin genel kalitesini yükseltmenin yollarından biri olabilir.</p>

<p>Kalori yoğunlukları yüksek olduğundan porsiyon miktarı da hesaba katılmalı.</p>

<p>Su</p>

<p>Su teknik olarak bir yiyecek değil ancak sindirim sistemi söz konusu olduğunda listenin dışında bırakılmamalı.</p>

<p>Özellikle liften zengin beslenirken yeterli sıvı almak önemlidir. NIDDK, sıvının lifin daha iyi çalışmasına ve dışkının daha yumuşak kalmasına yardımcı olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Günlük sıvı ihtiyacı kişiden kişiye değişebilir. Hava sıcaklığı, fiziksel aktivite, yaş ve sağlık durumu bu ihtiyacı etkileyebilir.</p>

<p>Peki neleri daha az tüketmek iyi olabilir?</p>

<p>Sindirim dostu beslenmenin diğer tarafında “asla yenmemesi gerekenler” listesi bulunmuyor.</p>

<p>Daha çok, günlük beslenmede miktarı ve tüketim sıklığı kontrol edilebilecek yiyecekler var.</p>

<p>Kızartılmış ve çok yağlı yiyecekler</p>

<p>Patates kızartması, yoğun yağda kızartılmış hamur işleri, çok yağlı fast food ürünleri ve benzeri seçeneklerin günlük beslenmede ağırlık kazanması iyi bir tercih değil.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü de kızartma yerine buharda veya haşlama gibi yöntemleri ve doymamış yağların tercih edilmesini öneriyor.</p>

<p>Kızartmayı tamamen yasaklamak yerine tüketim sıklığını azaltmak daha gerçekçi bir yaklaşım olabilir.</p>

<p>Çok şekerli yiyecek ve içecekler</p>

<p>Şekerli gazlı içecekler, şekerlemeler, tatlılar ve yüksek miktarda ilave şeker içeren paketli ürünler günlük beslenmenin temelini oluşturmamalı.</p>

<p>Bunların yerine su, bütün meyveler ve daha az şeker içeren yiyecekleri tercih etmek beslenme kalitesini artırabilir.</p>

<p>Meyve ile meyve suyunu da aynı değerlendirmemek gerekir. Bütün meyve lif sağlar; meyve suyunda ise bu avantaj büyük ölçüde azalabilir.</p>

<p>Yoğun işlenmiş atıştırmalıklar</p>

<p>Paketli bir ürün otomatik olarak “kötü” değildir. Dondurulmuş sebzeler, konserve baklagiller veya tam tahıllı bazı ürünler de işlemden geçirilir.</p>

<p>Daha anlamlı ayrım ürünün besin içeriğine bakmaktır.</p>

<p>Şeker, tuz veya sağlıksız yağ oranı yüksek; lif ve besleyici gıda içeriği düşük ürünlerin günlük beslenmede ağırlık kazanmasını sınırlamak iyi bir yaklaşım.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'nün 2026 tarihli sağlıklı beslenme yaklaşımı da çeşitli, mümkün olduğunca az işlenmiş gıdaları öne çıkarırken serbest şeker, fazla sodyum ve sağlıksız yağlardan zengin ürünlerin sınırlandırılmasını öneriyor.</p>

<p>İşlenmiş etler</p>

<p>Sucuk, salam, sosis ve benzeri işlenmiş etleri günlük protein kaynağı haline getirmek yerine daha çeşitli protein kaynaklarına yer verilebilir.</p>

<p>Balık, yumurta, baklagiller, yoğurt ve kişinin beslenme biçimine uygun diğer protein kaynakları sofradaki çeşitliliği artırabilir.</p>

<p>İşlenmiş etlerin özellikle tuz ve doymuş yağ miktarı ürüne göre yüksek olabilir. Etiket okumak bu nedenle önemlidir.</p>

<p>Aşırı büyük porsiyonlar</p>

<p>Bazen mesele hangi yiyeceği yediğinizden çok ne kadar yediğinizdir.</p>

<p>Çok büyük öğünler bazı kişilerde yemek sonrasında ağırlık, dolgunluk ve rahatsızlık hissi oluşturabilir. Daha dengeli porsiyonlarla ve acele etmeden yemek daha rahat bir öğün deneyimi sağlayabilir.</p>

<p>Bağırsak dostu bir tabak nasıl olabilir?</p>

<p>Karmaşık tariflere gerek yok.</p>

<p>Bir öğünde farklı sebzelere, tam tahıllı bir seçeneğe ve uygun bir protein kaynağına yer verilebilir. Örneğin bulgur, mercimek ve yoğurtla hazırlanan bir öğüne bol salata eklenebilir.</p>

<p>Kahvaltıda yulaf, yoğurt ve meyve; ara öğünde meyve ile bir miktar kuruyemiş; akşam yemeğinde sebze, baklagil ve tam tahıllı bir eşlikçi düşünülebilir.</p>

<p>Bunlar zorunlu menüler değil, günlük yiyecekleri daha dengeli bir araya getirmenin örnekleri.</p>

<p>Lifi bir anda artırmayın</p>

<p>Daha fazla lif tüketmek isteyenlerin sık yaptığı hatalardan biri miktarı birden yükseltmek.</p>

<p>Yıllardır az lif tüketen bir kişinin bir anda çok fazla baklagil, tam tahıl, sebze ve meyve tüketmesi gaz ve şişkinliğe yol açabilir.</p>

<p>Lifli yiyecekleri kademeli artırmak ve yeterli sıvı tüketmek daha rahat olabilir. Dünya Sağlık Örgütü, 10 yaş üzerindeki kişiler için doğal besinlerden günde en az 25 gram lif hedefini öneriyor.</p>

<p>“Bağırsak için süper gıda” aramaya gerek yok</p>

<p>Sindirim sağlığı söz konusu olduğunda tek bir yiyeceği öne çıkarıp olağanüstü özellikler yüklemek doğru değil.</p>

<p>Yoğurt yararlı bir besin olabilir. Yulaf iyi bir lif kaynağıdır. Mercimek, sebzeler, meyveler ve kuruyemişler de besleyici seçeneklerdir.</p>

<p>Fakat bunların gücü tek başlarına birer “bağırsak ilacı” olmalarından gelmez.</p>

<p>Daha değerli olan, haftalar ve aylar boyunca sürdürülebilen çeşitli bir beslenme düzenidir: daha fazla sebze, meyve, baklagil ve tam tahıl; uygun miktarda kuruyemiş ve fermente gıda; daha az şekerli, çok tuzlu ve yoğun işlenmiş yiyecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir başka ifadeyle alışveriş sepetinizdeki çeşitlilik, tek bir moda yiyecekten daha anlamlı olabilir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel beslenme bilgisi vermek amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel beslenme veya tıbbi değerlendirme yerine geçmez. Sindirim sistemi hastalığınız, besin intoleransınız veya sürekli yakınmalarınız varsa beslenme değişikliklerini sağlık profesyoneliyle değerlendirin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü — Healthy Diet, 2026</p>

<p>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases — Your Digestive System &amp; How It Works</p>

<p>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases — Eating, Diet &amp; Nutrition for Constipation</p>

<p>Harvard T.H. Chan School of Public Health, The Nutrition Source — Probiotics for Gut Health, 2025</p>

<p>Harvard T.H. Chan School of Public Health, The Nutrition Source — Fiber</p>

<p>Harvard T.H. Chan School of Public Health, The Nutrition Source — The Microbiome </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sindirim-sagligi-icin-en-iyi-ve-en-kotu-yiyecekler</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 20:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0053.jpeg" type="image/jpeg" length="34911"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankara Tıp’ın Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Kıyan Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ankara-tipin-emekli-ogretim-uyesi-prof-dr-mehmet-kiyan-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ankara-tipin-emekli-ogretim-uyesi-prof-dr-mehmet-kiyan-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’nın emekli öğretim üyelerinden ve eski Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Kıyan vefat etti. Uzun yıllar tıp eğitimi ve akademik çalışmalarda görev alan Kıyan’ın cenazesinin 9 Eylül Çarşamba günü Ankara’da defnedileceği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde uzun yıllar görev yapan Tıbbi Mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Mehmet Kıyan vefat etti.</p>

<p>Ankara Üniversitesi kayıtlarına göre Kıyan, Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’nın emekli öğretim üyeleri arasında yer alıyordu. Üniversitenin kayıtlarında emeklilik tarihi 28 Ocak 2024 olarak bulunuyor.</p>

<p>Prof. Dr. Kıyan, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yalnızca öğretim üyesi olarak değil, akademik yönetici olarak da sorumluluk üstlendi. Ankara Tıp’ın 80. yıl kayıtlarına göre 2014-2017 yılları arasında Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanlığı yaptı.</p>

<p>Cenazesi Ankara’da defnedilecek</p>

<p>Kıyan’ın vefatına ilişkin 8 Eylül 2026 tarihinde yayımlanan aile ilanında, cenazesinin 9 Eylül Çarşamba günü Ankara’da defnedileceği ve taziyenin Ankara’da kabul edileceği bildirildi.</p>

<p>İlanda Prof. Dr. Mehmet Kıyan’ın yaşı 73 olarak belirtildi. Bununla birlikte kamuya açık diğer biyografik kayıtlarda yaş bilgisiyle uyuşmayan veriler bulunduğundan, yaşı haberin temel biyografik bilgileri arasına dahil edilmedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Mehmet Kıyan kimdir?</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Kıyan, tıbbi mikrobiyoloji alanında uzun yıllar akademisyen ve bilim insanı olarak görev yaptı.</p>

<p>Ankara Üniversitesi’nin kurumsal kayıtları, Kıyan’ın 1986-1990 yılları arasında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimi aldığını ve 1990 yılında uzmanlığını tamamladığını gösteriyor.</p>

<p>Akademik kariyerini aynı alanda sürdüren Kıyan’ın geçmiş çalışmaları mikrobiyoloji, klinik mikrobiyoloji, enfeksiyon etkenleri ve laboratuvar tanısı gibi alanlarda yoğunlaştı. Ankara Üniversitesi’nin eğitim kayıtlarında gastrointestinal, üriner ve solunum sistemi enfeksiyonları ile immün yetmezliği bulunan hastalarda görülen enfeksiyonlara ilişkin derslerin öğretim üyeleri arasında adı yer aldı.</p>

<p>Ankara Tıp’ta Anabilim Dalı Başkanlığı yaptı</p>

<p>Kıyan’ın akademik yaşamındaki önemli görevlerden biri Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanlığı oldu.</p>

<p>Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin kurumsal tarihçesinde Kıyan, anabilim dalının geçmiş dönem başkanları arasında gösteriliyor. Üniversitenin 80. yıl kayıtlarına göre bu görevi 2014 ile 2017 yılları arasında yürüttü.</p>

<p>Uzun yıllar boyunca tıp öğrencilerinin ve uzmanlık öğrencilerinin eğitiminde görev alan Kıyan, bilimsel araştırmalarda da yer aldı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin akademik yayın arşivinde çalışmalarına rastlanıyor.</p>

<p>Kısa Bilgi Kartı</p>

<p>Adı Soyadı: Prof. Dr. Mehmet Kıyan<br />
Uzmanlık Alanı: Tıbbi Mikrobiyoloji<br />
Akademik Kurumu: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi<br />
Son Durumu: Emekli öğretim üyesi<br />
Uzmanlık Eğitimi: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı<br />
Uzmanlık Yılı: 1990<br />
Başlıca Görevi: Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanlığı (2014-2017)<br />
Emeklilik Tarihi: 28 Ocak 2024</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ankara-tipin-emekli-ogretim-uyesi-prof-dr-mehmet-kiyan-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 20:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0052.jpeg" type="image/jpeg" length="34369"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Hocaların Hocası” Prof. Dr. Mustafa Pultar Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hocalarin-hocasi-prof-dr-mustafa-pultar-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hocalarin-hocasi-prof-dr-mustafa-pultar-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de yapı bilimleri ve mimarlık eğitiminin gelişimine uzun yıllar katkı sunan, ODTÜ ve Bilkent Üniversitesi’nde önemli görevler üstlenen Prof. Dr. Mustafa Pultar, 86 yaşında hayatını kaybetti. Pultar, akademisyenliğinin yanı sıra eğitim yöneticiliği ve deniz kültürü üzerine çalışmalarıyla da iz bıraktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mimarlık ve bilim dünyasının önemli isimlerinden Prof. Dr. Mustafa Pultar hayatını kaybetti. Türkiye’de yapı bilimlerinin gelişmesine ve mimarlık eğitiminin kurumsallaşmasına uzun yıllar katkı sağlayan Pultar, 5 Eylül 2026 tarihinde 86 yaşında vefat etti.</p>

<p>Akademik yaşamının önemli bölümünü Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi’nde geçiren Mustafa Pultar, yalnızca yetiştirdiği öğrencilerle değil, mimarlık eğitiminde geliştirilmesine katkı sunduğu alanlarla da hatırlanacak.</p>

<p>ODTÜ, Pultar’ın ardından yayımladığı mesajda deneyimli akademisyeni “hocaların hocası” olarak nitelendirdi.</p>

<p>MİMARLIK EĞİTİMİNE UZANAN 60 YILLIK BİR YOLCULUK</p>

<p>1 Mart 1940’ta İstanbul’da dünyaya gelen Mustafa Pultar, lisans eğitimini 1960 yılında Robert Kolej Mühendislik Okulu’nda tamamladı.</p>

<p>Akademik eğitimini daha sonra ABD’de sürdürdü. Princeton Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora eğitimi aldı ve 1965 yılında doktorasını tamamladı.</p>

<p>Türkiye’ye dönüşünün ardından akademik kariyerinin en önemli dönemlerinden biri ODTÜ’de başladı.</p>

<p>Pultar, 1968-1991 yılları arasında ODTÜ Mimarlık Bölümü’nde görev yaptı. Yapı bilimi, çevre tasarımı ve strüktür alanlarında yürüttüğü çalışmalarla mimarlık eğitiminin gelişmesine katkıda bulundu.</p>

<p>ODTÜ’DE DEKANLIK YAPTI</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Pultar’ın akademik yaşamı derslik ve araştırmalarla sınırlı kalmadı.</p>

<p>1970-1972 yılları arasında ODTÜ Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcılığı yaptı. 1978-1982 yılları arasında ise Mimarlık Fakültesi Dekanı olarak görev aldı.</p>

<p>Türkiye’de yapı bilimleri ve mimarlık alanlarının kurumsal ve kuramsal gelişimine katkıda bulunan akademisyen, çok sayıda öğrenci ve genç akademisyenin yetişmesinde rol oynadı.</p>

<p>Pultar, 1982-1984 yılları arasında TÜBİTAK Yapı Araştırma Enstitüsü Başkanlığı görevini de yürüttü.</p>

<p>BİLKENT ÜNİVERSİTESİ’NDE 31 YIL</p>

<p>Mustafa Pultar’ın akademik yolculuğundaki ikinci önemli durak Bilkent Üniversitesi oldu.</p>

<p>1991 yılında Bilkent Üniversitesi’ne katılan Pultar, Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü’nde 2022 yılına kadar görev yaptı.</p>

<p>Bilkent yıllarında akademisyenliğin yanı sıra önemli bir eğitim projesinin kuruluşunda da sorumluluk üstlendi.</p>

<p>Bilkent Üniversitesi Laboratuvar Okulu’nun kuruluşunda görev alan Pultar, 1993-1998 yılları arasında okulun kurucu genel müdürü olarak çalıştı.</p>

<p>YAPI BİLİMİNDEN DENİZ KÜLTÜRÜNE</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Pultar’ın çalışma alanlarının genişliği akademik yaşamının dikkat çeken özelliklerinden biriydi.</p>

<p>Çevre-davranış bilimleri, bina performansı, değer sistemleri ve yapı bilimleri üzerine çalışan Pultar, ilerleyen yıllarda denizcilik ve deniz kültürü üzerine de yoğunlaştı.</p>

<p>Eski harflerle yayımlanmış denizcilik metinlerinin günümüz okuruna ulaştırılması ve denizcilik terminolojisinin kayıt altına alınması için çalışmalar yürüttü.</p>

<p>Bu alandaki birikimini sözlük çalışmalarına da taşıdı. “Yıldız Adları Sözlüğü”, “Kamûs-u Bahrî: Deniz Sözlüğü” ve “Deniz Balıkları Sözlüğü” yayımlanan çalışmaları arasında yer aldı.</p>

<p>KIRIM TATAR KÖKLERİ</p>

<p>Pultar’ın aile geçmişi Kırım Tatar toplumuyla da kesişiyordu.</p>

<p>Kırım Tatar kökenli bir aileden gelen Mustafa Pultar’ın eşi Gönül Pultar da Türk kültür ve düşünce tarihi açısından dikkat çekici bir aileye mensuptu.</p>

<p>Gönül Pultar, Kazan Tatarı fikir ve siyaset insanı Sadri Maksudi Arsal’ın torunu, yazar ve diplomat Adile Ayda’nın kızıydı.</p>

<p>ÜNİVERSİTELERDEN BAŞSAĞLIĞI MESAJLARI</p>

<p>Mustafa Pultar’ın vefatının ardından görev yaptığı üniversiteler de başsağlığı mesajları yayımladı.</p>

<p>Bilkent Üniversitesi, Pultar’ın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine, meslektaşlarına ve üniversite camiasına başsağlığı dileklerini iletti.</p>

<p>ODTÜ Mimarlık Bölümü ise Pultar’ın yapı bilimleri ve mimarlık alanlarının kurumsallaşması ile kuramsal temellerinin gelişmesine önemli katkılar sunduğunu belirtti.</p>

<p>Üniversitenin mesajında Pultar’ın çok sayıda mimar ve akademisyenin yetişmesine öncülük ettiği vurgulandı.</p>

<p>SON YOLCULUĞUNA UĞURLANIYOR</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Pultar’ın cenazesinin 8 Eylül 2026 Salı günü Bostancı Kuloğlu Camii’nde kılınacak ikindi namazının ardından İçerenköy Mezarlığı’ndaki aile kabristanına defnedilmesi planlandı.</p>

<p>Ardında yalnızca akademik yayınlar ve yöneticilik görevleri bırakmadı.</p>

<p>Türkiye’de mimarlık ve yapı bilimleri eğitiminin geliştiği uzun bir döneme tanıklık etti. O dönemin şekillenmesine katkıda bulundu ve farklı kuşaklardan çok sayıda öğrencinin yetişmesinde rol aldı.</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Pultar, bilimsel çalışmalarının yanında eğitime ve deniz kültürüne bıraktığı eserlerle hatırlanacak.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hocalarin-hocasi-prof-dr-mustafa-pultar-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 19:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0049.jpeg" type="image/jpeg" length="48449"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hücre Kültürü ve Analiz Teknikleri: Gülhane’de Uygulamalı Kurs]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hucre-kulturu-ve-analiz-teknikleri-gulhanede-uygulamali-kurs</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hucre-kulturu-ve-analiz-teknikleri-gulhanede-uygulamali-kurs" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde düzenlenecek VI. Gülhane Hücre Kültürü ve Analiz Teknikleri Uygulamalı Kursu, 1-2 Ekim 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek. Teorik ve uygulamalı eğitimlerin yer alacağı kurs için ön kayıtlar 20 Eylül’e kadar devam edecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><br />
Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Gülhane Sağlık Bilimleri Enstitüsü, hücre kültürü ve analiz teknikleri alanında uygulamalı eğitim programı düzenliyor.</p>

<p>Gülhane Sağlık Bilimleri Enstitüsü AR-GE Merkez Başkanlığı Hücre Kültürü Araştırma Birimi tarafından gerçekleştirilecek “VI. Gülhane Hücre Kültürü ve Analiz Teknikleri Uygulamalı Kursu”, 1-2 Ekim 2026 tarihlerinde yapılacak.</p>

<p>Kursun koordinatörlüğünü Doç. Dr. Murat Yıldırım üstlenecek.</p>

<p>Teorik ve uygulamalı eğitim bir arada</p>

<p>İki günlük programda hücre kültürü ve analiz tekniklerine yönelik teorik bilgilerin laboratuvar uygulamalarıyla desteklenmesi hedefleniyor.</p>

<p>Teorik dersler, Gülhane Sağlık Bilimleri Enstitüsü giriş katında bulunan Tbp. Tuğgeneral Tevfik Sağlam Tatbikat ve Liderlik Laboratuvarı’nda gerçekleştirilecek.</p>

<p>Uygulamalı dersler ise aynı katta bulunan AR-GE Merkez Başkanlığı Hücre Kültürü Laboratuvarı’nda yapılacak.</p>

<p>Ön kayıtlar 20 Eylül’e kadar</p>

<p>Kursa katılmak isteyenler için ön kayıt dönemi 31 Ağustos 2026’da başladı. Ön kayıtlar 20 Eylül 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>Kesin kayıt işlemleri ise 21-25 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kurs ücreti SBÜ mensupları için 9 bin 500 TL, Sağlık Bilimleri Üniversitesi dışından katılacaklar için ise 10 bin TL olarak açıklandı.</p>

<p>Araştırmacılara uygulamalı deneyim fırsatı</p>

<p>Hücre kültürü, biyomedikal araştırmaların pek çok alanında kullanılan temel laboratuvar yöntemleri arasında bulunuyor. Hücrelerin kontrollü laboratuvar koşullarında yetiştirilmesi ve incelenmesi; temel bilim araştırmalarından ilaç çalışmalarına, moleküler biyolojiden hastalık mekanizmalarının araştırılmasına kadar geniş bir kullanım alanına sahip.</p>

<p>Gülhane’de düzenlenecek kurs da bu alanda çalışan veya hücre kültürü yöntemleriyle tanışmak isteyen katılımcılara teorik bilginin yanında laboratuvar ortamında uygulamalı eğitim sunmayı amaçlıyor.</p>

<p>Kursa ilişkin ayrıntılı bilgi için Gülhane Sağlık Bilimleri Enstitüsü AR-GE Merkez Başkanlığı tarafından yayımlanan duyuru ve iletişim kanalları kullanılabilecek.</p>

<p>Kursa ilişkin ayrıntılı bilgi ve kayıt işlemleri için Gülhane Sağlık Bilimleri Enstitüsü AR-GE Merkez Başkanlığı ile iletişime geçilebilecek.</p>

<p>Dr. Biyolog Meral Sarper</p>

<p>İrtibat: 0312 304 33 14<br />
İrtibat: 0312 304 33 16</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧪 Bilimsel Etkinlikler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hucre-kulturu-ve-analiz-teknikleri-gulhanede-uygulamali-kurs</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 18:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0047.jpeg" type="image/jpeg" length="27660"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karahindiba Çayı: Faydaları, Özellikleri ve Hazırlanışı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/karahindiba-cayi-faydalari-ozellikleri-ve-hazirlanisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/karahindiba-cayi-faydalari-ozellikleri-ve-hazirlanisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sarı çiçekleriyle tanınan karahindibanın yaprakları ve kökü çay olarak da tüketiliyor. Kafeinsiz bu bitkisel içecek, doğal bileşenleri ve kendine özgü aromasıyla çay seçenekleri arasında yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Karahindiba Çayı: Faydaları, Özellikleri ve Hazırlanışı</p>

<p>Bahçelerde ve yol kenarlarında sarı çiçekleriyle gördüğümüz karahindiba, yalnızca yabani bir bitki değil. Taraxacum officinale olarak bilinen bitkinin yaprakları, çiçekleri ve kökü yenebiliyor; yaprak ve köklerinden sıcak bir bitkisel içecek de hazırlanabiliyor.</p>

<p>Karahindiba çayı doğal olarak kafein içermiyor. Yapraklarından hazırlanan çayın tadı daha otsu ve hafif acıyken, kavrulmuş kökten hazırlanan içecek daha koyu ve belirgin bir aromaya sahip. Bu nedenle özellikle kafeinsiz sıcak içecek arayanların seçeneklerinden biri olabiliyor.</p>

<p>Karahindiba çayı nedir?</p>

<p>Karahindiba çayı tek bir tariften ibaret değil. Taze veya kurutulmuş yapraklardan hazırlanabildiği gibi, kurutulup kavrulmuş karahindiba kökü de sıcak suda demlenebiliyor.</p>

<p>Kökten hazırlanan çeşitlerin rengi genellikle daha koyu oluyor. Kavrulmuş kökün tadı kahveyi andırabildiği için karahindiba kökü, kafeinsiz kahve alternatiflerinin içinde de kullanılabiliyor.</p>

<p>Karahindibada neler var?</p>

<p>Karahindiba beslenme açısından ilginç bir bitki. Özellikle yenilebilir yeşil yaprakları A, C ve K vitaminleri ile folat, potasyum ve kalsiyum gibi besin öğeleri sağlayabiliyor.</p>

<p>Bitkide beta-karoten, fenolik bileşikler ve flavonoidler dahil çeşitli bitkisel bileşenler de bulunuyor. 2025 ve 2026'da yayımlanan bilimsel derlemeler, Taraxacum türlerinin çok sayıda fitokimyasal bileşik içerdiğini gösteriyor.</p>

<p>Burada küçük ama önemli bir ayrım var: Taze karahindiba yaprağını yemek ile birkaç yaprağı sıcak suda demleyerek çayını içmek aynı miktarda besin öğesi sağlamaz. Çaya geçen miktar kullanılan bölüme, miktara ve demleme yöntemine göre değişebilir.</p>

<p>Antioksidan bileşikler içeriyor</p>

<p>Karahindibanın en çok öne çıkan özelliklerinden biri doğal antioksidan bileşikleri.</p>

<p>Bitkide beta-karoten ve çeşitli polifenoller bulunuyor. Bunlar bitkinin kimyasal yapısının doğal parçaları. Antioksidanlar genel olarak hücrelerde oluşan oksidatif süreçlerle ilişkili serbest radikallerin etkilerini dengelemeye yardımcı olan bileşikler olarak biliniyor.</p>

<p>Karahindibanın antioksidan ve inflamasyonla ilişkili özellikleri bilimsel araştırmalarda da inceleniyor. Ancak bu araştırmaların önemli bölümü bitkinin kendisi, ekstraktları veya laboratuvar modelleri üzerine. Bir fincan karahindiba çayını belirli bir hastalığın tedavisi gibi değerlendirmek doğru değil.</p>

<p>Sindirim sonrasında tercih edilebilir mi?</p>

<p>Karahindiba yüzyıllardır farklı mutfak ve geleneklerde kullanılan yenilebilir bitkilerden biri. Hafif acı tadı nedeniyle özellikle yemeklerin ardından tüketilen bitkisel içecekler arasında da yer alabiliyor.</p>

<p>Karahindibanın sindirim sistemi üzerindeki etkileri araştırılmış olsa da çayın hazımsızlığı veya başka bir sindirim problemini tedavi ettiğini söylemek için yeterli insan verisi bulunmuyor.</p>

<p>İdrar çıkışını artırabilir mi?</p>

<p>Karahindibanın geleneksel kullanım alanlarından biri de idrar söktürücü etkisi.</p>

<p>Bu konuda küçük bir insan çalışması da bulunuyor. 17 gönüllünün katıldığı pilot araştırmada karahindiba yaprağı ekstraktının alınmasının ardından belirli zaman dilimlerinde idrara çıkma sıklığında artış gözlendi.</p>

<p>Ancak araştırma oldukça küçüktü ve kullanılan ürün sıradan bir fincan karahindiba çayı değil, yaprak ekstraktıydı. Bu nedenle aynı etkinin günlük çay tüketiminde ne ölçüde ortaya çıktığı kesin olarak söylenemez.</p>

<p>Kolesterol ve kan şekeriyle ilgili iddialar nereden geliyor?</p>

<p>Karahindiba hakkında internette en sık karşılaşılan iddialardan bazıları kolesterol, kan şekeri ve inflamasyonla ilgili.</p>

<p>Bitkinin içerdiği bazı bileşiklerin bu alanlardaki etkilerini inceleyen deneysel araştırmalar gerçekten bulunuyor. Karahindiba ekstraktlarının yağ ve glukoz metabolizması üzerindeki olası etkileri de araştırılıyor.</p>

<p>Fakat bunların önemli kısmı laboratuvar ve hayvan çalışmalarına dayanıyor. Karahindiba çayının insanlarda kolesterolü veya kan şekerini anlamlı ölçüde düşürdüğünü söylemek için yeterli kanıt yok.</p>

<p>Bu ayrım, karahindiba çayının sağlıklı beslenmenin içinde yer alamayacağı anlamına gelmiyor. Sadece bir içeceğe sahip olmadığı tedavi özelliklerini yüklememek gerekiyor.</p>

<p>Karahindiba çayı nasıl hazırlanır?</p>

<p>Hazırlama yöntemi kullanılan ürüne göre değişebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kurutulmuş karahindiba yaprakları sıcak suya eklenerek birkaç dakika demlenebilir. Ardından süzülerek içilebilir. Daha yoğun tat isteyenler demleme süresini bir miktar uzatabilir.</p>

<p>Kök çayı için genellikle kurutulmuş veya kavrulmuş karahindiba kökü kullanılır. Kökten yapılan içecek yaprak çayına göre daha yoğun, topraksı ve hafif kavruk bir tada sahip olabilir.</p>

<p>Hazır paketlenmiş ürün kullanılıyorsa ürünün üzerindeki demleme önerisini izlemek en kolay yöntemdir.</p>

<p>Kafein içeriyor mu?</p>

<p>Karahindiba çayının günlük içecek açısından dikkat çekici özelliklerinden biri kafeinsiz olması.</p>

<p>Karahindiba, siyah ve yeşil çayın üretildiği Camellia sinensis bitkisinden farklıdır. Bu nedenle sade karahindiba yaprağı veya kökünden hazırlanan içecek doğal olarak kafein içermez.</p>

<p>Özellikle kavrulmuş karahindiba kökü, kahveye benzeyen koyu aroması nedeniyle kafein tüketmek istemeyen kişiler tarafından tercih edilebilir. Elbette tadı gerçek kahveyle aynı değildir.</p>

<p>Her gün içilebilir mi?</p>

<p>Karahindiba gıda olarak uzun süredir tüketilen yenilebilir bir bitki. Çayı da çoğu kişi açısından diğer bitkisel içecekler gibi beslenme düzeninin bir parçası olarak düşünülebilir.</p>

<p>Bununla birlikte herkesin günde belirli sayıda fincan içmesi gerektiğini gösteren bilimsel bir öneri bulunmuyor. Çeşitli bitki çaylarında olduğu gibi ölçülü tüketmek ve beslenmede çeşitliliği korumak daha makul bir yaklaşım.</p>

<p>Bahçedeki karahindibadan çay yapılır mı?</p>

<p>Teorik olarak bitkinin yenilebilir kısımları kullanılabilir. Fakat bahçede gördüğünüz her karahindibayı doğrudan fincana koymak iyi bir fikir olmayabilir.</p>

<p>Bitkinin doğru tanımlandığından emin olmak gerekir. Tarım ilacı, yabani ot öldürücü veya başka kimyasallar uygulanmış alanlardan; yol kenarlarından ya da hayvan dışkısıyla kirlenme ihtimali bulunan bölgelerden toplanan bitkiler tüketilmemeli.</p>

<p>Bu nedenle çay için gıda amacıyla yetiştirilmiş veya güvenilir şekilde hazırlanmış karahindiba ürünleri daha pratik bir seçenek.</p>

<p>Kimlerin biraz daha dikkatli olması gerekir?</p>

<p>Karahindiba papatyagiller ailesine ait. Aynı bitki ailesindeki papatya, krizantem ve benzeri bitkilere karşı hassasiyeti bulunan kişilerde alerjik reaksiyon olasılığı bulunabilir.</p>

<p>Düzenli ilaç kullanan kişiler de yoğun veya sürekli karahindiba tüketimi konusunda dikkatli olmalı. Özellikle idrar söktürücü ilaçlar, lityum, bazı kalp ve tansiyon ilaçları ve kanın pıhtılaşmasını etkileyen ilaçlarla olası etkileşimler bildirilmiştir.</p>

<p>Çay olarak keyifle tüketilebilir</p>

<p>Karahindiba çayının en doğru yeri mutfak ve beslenme dünyası. Kafeinsiz olması, kendine özgü aroması ve bitkinin doğal polifenoller içermesi onu farklı bitkisel içecekleri denemek isteyenler için ilginç bir seçenek haline getiriyor.</p>

<p>Yaprak çayı daha hafif ve otsu; kavrulmuş kök çayı ise daha koyu ve güçlü bir tada sahip. İkisi de şekersiz sıcak içecek çeşitliliğini artırmanın farklı yollarından biri olabilir.</p>

<p>Karahindibanın kolesterol, kan şekeri ve inflamasyon üzerindeki etkileri araştırılmaya devam ediyor. Bu araştırmaları çayın günlük tüketiminden ayrı değerlendirmek gerekiyor: Karahindiba çayı bir içecektir; ilaç veya hastalık tedavisi değildir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Karahindiba çayı bir beslenme ve içecek seçeneğidir, tıbbi tedavinin yerine geçmez. Düzenli ilaç kullanıyorsanız, bitkilere karşı alerjiniz varsa veya özel bir sağlık durumunuz bulunuyorsa yoğun ve düzenli tüketim konusunda sağlık profesyoneline danışın.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Cleveland Clinic — Dandelion Tea: What It Is and 5 Benefits, 2023</p>

<p>Cleveland Clinic — 5 Health Benefits of Dandelions, 2021</p>

<p>Journal of Ethnopharmacology — Unveiling the Genus Taraxacum: From Folk Medicine to Chemodiversity-Driven Pharmacological and Toxicological Outcomes, 2026</p>

<p>Recent Advances in Food, Nutrition &amp; Agriculture — Dandelion (Taraxacum officinale): A Promising Source of Nutritional and Therapeutic Compounds, 2025</p>

<p>International Journal of Molecular Sciences — Bioactive Compounds from Vegetal Organs of Taraxacum Species (Dandelion) with Biomedical Applications: A Review, 2025</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/karahindiba-cayi-faydalari-ozellikleri-ve-hazirlanisi</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 18:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0045.jpeg" type="image/jpeg" length="27216"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mounjaro Yan Etkileri: Sık Görülenler ve Ciddi Uyarı İşaretleri]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mounjaro-yan-etkileri-sik-gorulenler-ve-ciddi-uyari-isaretleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mounjaro-yan-etkileri-sik-gorulenler-ve-ciddi-uyari-isaretleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mounjaro’da bulantı, ishal, kabızlık ve kusma en sık görülen yan etkiler arasında. Bazı belirtiler ise pankreatit, safra kesesi sorunu, susuzluk veya ciddi alerjik reaksiyon açısından değerlendirme gerektirebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mounjaro Yan Etkileri: Sık Görülenler ve Ciddi Uyarı İşaretleri</p>

<p>Mounjaro’nun etkin maddesi tirzepatiddir. İlacın en sık görülen yan etkileri mide ve bağırsak sistemiyle ilgilidir. Bulantı, ishal, iştah azalması, kusma, kabızlık, hazımsızlık ve karın ağrısı özellikle tedavinin başlangıcında veya doz artırılırken görülebilir.</p>

<p>Bu şikâyetlerin büyük bölümü hafif ya da orta şiddettedir ve birçok kişide zaman içinde azalabilir. Buna karşılık geçmeyen şiddetli karın ağrısı, sürekli kusma, ciddi sıvı kaybı, yüz veya boğazda şişme gibi belirtiler sıradan bir yan etki olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<p>Mounjaro’nun en sık görülen yan etkileri neler?</p>

<p>Resmî ürün bilgilerinde en sık bildirilen yan etkiler şunlardır:</p>

<p>Bulantı</p>

<p>İshal</p>

<p>İştah azalması</p>

<p>Kusma</p>

<p>Kabızlık</p>

<p>Hazımsızlık</p>

<p>Karın ağrısı</p>

<p>Avrupa ürün bilgisinde karında şişkinlik, geğirme, gaz, gastroözofageal reflü, baş dönmesi, yorgunluk ve enjeksiyon bölgesi reaksiyonları da bildirilen etkiler arasındadır.</p>

<p>Mide ve bağırsak şikâyetleri özellikle doz artırılırken daha sık görülebilir. Klinik çalışmalarda bulantı, kusma ve ishalin zaman içinde azalma eğilimi gösterdiği bildirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bulantı ne kadar sık görülüyor?</p>

<p>Tip 2 diyabetli yetişkinlerin yer aldığı FDA değerlendirmesindeki plasebo kontrollü çalışmalarda bulantı oranı dozlara göre yaklaşık yüzde 12 ile yüzde 18 arasında değişmiştir. Plasebo grubunda bu oran yüzde 4'tür.</p>

<p>Aynı çalışmalarda ishal yüzde 12–17, kusma yüzde 5–9, kabızlık yüzde 6–7 ve karın ağrısı yüzde 5–6 oranlarında bildirilmiştir.</p>

<p>Bu oranlar belirli klinik çalışma gruplarını yansıtır. Kilo yönetimi çalışmalarındaki oranlar farklı olabilir ve herhangi bir kişinin yan etki yaşayıp yaşamayacağını önceden göstermez.</p>

<p>Mounjaro neden mide bulantısı ve şişkinlik yapabilir?</p>

<p>Tirzepatid, GIP ve GLP-1 reseptörlerini etkileyen bir ilaçtır. İştah ve kan şekeri düzenlenmesinin yanı sıra midenin boşalma hızını da yavaşlatabilir.</p>

<p>Bu etki tokluk hissini artırırken bazı kişilerde bulantı, erken doyma, şişkinlik, geğirme veya reflü yakınmalarına katkıda bulunabilir.</p>

<p>Mide boşalmasındaki gecikme nedeniyle ciddi gastroparezi gibi ağır mide-bağırsak hastalıkları bulunan kişilerde tedavinin uygunluğu hekim tarafından ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p>Yan etkiler doz artırıldığında artabilir mi?</p>

<p>Evet. Klinik çalışmalarda bulantı, kusma ve ishalin özellikle doz yükseltme dönemlerinde daha sık görüldüğü bildirilmiştir.</p>

<p>Bu nedenle tirzepatid tedavisinde doz kademeli olarak artırılır. Dozun ne zaman yükseltileceği veya aynı dozda ne kadar kalınacağı kişisel tolerans ve tedavi planına göre hekim tarafından belirlenmelidir.</p>

<p>Mounjaro pankreatit yapabilir mi?</p>

<p>Akut pankreatit, tirzepatid kullanan kişilerde bildirilmiş ciddi fakat sık olmayan bir güvenlik sorunudur.</p>

<p>Özellikle geçmeyen, şiddetli üst karın ağrısı ve ağrının sırta yayılması pankreatit açısından değerlendirme gerektirebilir. Bulantı ve kusma eşlik edebilir ancak her zaman bulunması gerekmez.</p>

<p>Şiddetli veya sürekli karın ağrısını yalnızca “ilacın midesel yan etkisi” olarak değerlendirmek doğru değildir. Böyle bir durumda gecikmeden sağlık hizmeti alınmalıdır.</p>

<p>Safra taşı ve safra kesesi iltihabı görülebilir mi?</p>

<p>Tirzepatid kullanan kişilerde safra taşı, safra kesesi iltihabı ve diğer akut safra kesesi sorunları bildirilmiştir.</p>

<p>FDA’nın plasebo kontrollü tip 2 diyabet çalışmalarında akut safra kesesi olayları Mounjaro kullananların yaklaşık yüzde 0,6'sında bildirilirken plasebo grubunda bildirilmemiştir.</p>

<p>Sağ üst karında belirgin ağrı, ateş, sarılık veya açık renkli dışkı gibi belirtiler varsa tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>İshal ve kusma böbrekleri etkileyebilir mi?</p>

<p>Uzun süren veya ağır kusma ve ishal sıvı kaybına yol açabilir. Yeterince sıvı alınamazsa böbrek fonksiyonları bozulabilir ve nadiren akut böbrek hasarı gelişebilir.</p>

<p>Sürekli kusma, yoğun ishal, belirgin halsizlik, baş dönmesi veya sıvı alamama durumunda sağlık profesyoneline başvurmak gerekir.</p>

<p>Mounjaro kan şekerini fazla düşürür mü?</p>

<p>Tirzepatid tek başına kullanıldığında ağır hipoglisemi riski genellikle düşüktür. Risk özellikle insülin veya sülfonilüre grubu kan şekeri düşürücü ilaçlarla birlikte kullanıldığında artar.</p>

<p>Hipoglisemi sırasında terleme, titreme, açlık, çarpıntı, baş dönmesi, bulanık görme, uyku hali veya kafa karışıklığı görülebilir.</p>

<p>İnsülin veya sülfonilüre kullanan kişilerde doz ayarlaması gerekebilir. Bu değişiklik hasta tarafından kendi başına yapılmamalıdır.</p>

<p>Ciddi alerjik reaksiyon görülebilir mi?</p>

<p>Nadiren anafilaksi ve anjiyoödem gibi ciddi aşırı duyarlılık reaksiyonları bildirilmiştir.</p>

<p>Yüz, dudak, dil veya boğazda şişme, nefes almakta veya yutmakta güçlük, bayılma hissi ya da yaygın ağır döküntü acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Saç dökülmesi Mounjaro’nun yan etkisi olabilir mi?</p>

<p>Avrupa ürün bilgisinde saç dökülmesi bildirilen yan etkiler arasındadır ve özellikle kilo yönetimi çalışmalarında görülmüştür.</p>

<p>Hızlı veya belirgin kilo kaybının kendisi de geçici saç dökülmesine katkıda bulunabileceğinden, saç kaybının tek nedeninin doğrudan ilaç olduğunu söylemek her durumda mümkün değildir.</p>

<p>Görmede değişiklik olabilir mi?</p>

<p>Kan şekeri çok hızlı düzeldiğinde, daha önce diyabetik retinopatisi bulunan bazı kişilerde göz bulguları geçici olarak kötüleşebilir.</p>

<p>Diyabetik retinopati öyküsü bulunan hastaların takip edilmesi önerilir. Tedavi sırasında yeni bulanık görme veya başka belirgin görme değişiklikleri ortaya çıkarsa değerlendirme yapılmalıdır.</p>

<p>Mounjaro ameliyat veya anestezi öncesinde neden önemli?</p>

<p>Tirzepatid mide boşalmasını geciktirebildiği için genel anestezi veya derin sedasyon sırasında midede yiyecek veya sıvı kalma ihtimalini etkileyebilir.</p>

<p>GLP-1 temelli ilaçları kullanan kişilerde anestezi sırasında akciğere mide içeriği kaçmasına ilişkin nadir bildirimler bulunmaktadır.</p>

<p>Ameliyat, endoskopi veya sedasyon gerektiren bir işlem planlanıyorsa Mounjaro kullanıldığı anestezi ve işlem ekibine mutlaka bildirilmelidir. İlacın ne zaman kesilip kesilmeyeceği kişisel tıbbi duruma göre ekip tarafından belirlenmelidir.</p>

<p>Tiroid kanseri riski var mı?</p>

<p>ABD ürün bilgisinde Mounjaro için tiroid C hücreli tümörleri konusunda kutulu uyarı bulunmaktadır. Tirzepatid hayvan çalışmalarında tiroid C hücreli tümörlerine yol açmıştır.</p>

<p>Bunun insanlarda medüller tiroid kanserine yol açıp açmadığı ise kesin olarak bilinmemektedir.</p>

<p>ABD ürün bilgisine göre kişisel veya ailesel medüller tiroid karsinomu öyküsü olanlarda ve MEN 2 adı verilen Multiple Endokrin Neoplazi tip 2 sendromu bulunanlarda Mounjaro kullanılmamalıdır.</p>

<p>Boyunda yeni kitle, kalıcı ses kısıklığı, yutma veya nefes alma güçlüğü gibi yakınmalar gelişirse değerlendirme gerekir.</p>

<p>Mounjaro yan etkileri ne zaman doktora bildirilmeli?</p>

<p>Hafif bulantı veya kısa süreli bağırsak değişiklikleri sık görülebilir. Şikâyetlerin günlük yaşamı belirgin şekilde bozması, uzun sürmesi veya giderek ağırlaşması halinde tedaviyi düzenleyen hekimle görüşülmelidir.</p>

<p>Şu durumlar daha hızlı değerlendirme gerektirir:</p>

<p>Geçmeyen veya sırta yayılan şiddetli karın ağrısı</p>

<p>Tekrarlayan ve sıvı almayı engelleyen kusma</p>

<p>Şiddetli veya uzun süren ishal</p>

<p>Belirgin susuzluk, halsizlik veya idrar miktarında azalma</p>

<p>Yüz, dil veya boğazda şişme</p>

<p>Nefes alma veya yutma güçlüğü</p>

<p>Sarılık, ateş ve sağ üst karın ağrısı</p>

<p>Ciddi hipoglisemi belirtileri</p>

<p>Belirgin veya ani görme değişikliği</p>

<p>Yan etkiler nedeniyle Mounjaro bırakılmalı mı?</p>

<p>Yan etki görülmesi ilacın mutlaka bırakılması gerektiği anlamına gelmez. Hafif mide-bağırsak yakınmaları özellikle tedavinin ilk döneminde veya doz artışından sonra geçici olabilir.</p>

<p>Bununla birlikte ciddi bir yan etki şüphesi varsa tıbbi değerlendirme gerekir. Özellikle pankreatit veya ciddi alerjik reaksiyon şüphesinde durum acil olarak ele alınmalıdır.</p>

<p>Mounjaro dozunu kendi başınıza azaltmak, artırmak, atlamak veya tedaviyi sonlandırmak güvenli olmayabilir. Karar, ilacı neden kullandığınız ve diğer tedavileriniz dikkate alınarak verilmelidir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Mounjaro veya başka bir ilacı hekime danışmadan başlatmayın, bırakmayın ya da dozunu değiştirmeyin. Şiddetli veya hızla kötüleşen belirtilerde gecikmeden tıbbi yardım alın.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>European Medicines Agency — Mounjaro, Tirzepatide Ürün Bilgisi, 2026</p>

<p>U.S. Food and Drug Administration — Mounjaro Prescribing Information, 2026</p>

<p>Jastreboff AM ve arkadaşları — Tirzepatide Once Weekly for the Treatment of Obesity, New England Journal of Medicine, 2022</p>

<p>Frías JP ve arkadaşları — Tirzepatide versus Semaglutide Once Weekly in Patients with Type 2 Diabetes, New England Journal of Medicine, 2021 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mounjaro-yan-etkileri-sik-gorulenler-ve-ciddi-uyari-isaretleri</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 18:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0044.jpeg" type="image/jpeg" length="63928"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hastalığına Rağmen Hekimliği Bırakmamıştı: Dr. Zerrin Toran Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hastaligina-ragmen-hekimligi-birakmamisti-dr-zerrin-toran-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hastaligina-ragmen-hekimligi-birakmamisti-dr-zerrin-toran-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Tire ilçesinde uzun yıllar hekimlik yapan Dr. Zerrin Toran hayatını kaybetti. 52 yaşında vefat ettiği bildirilen Toran, sağlık sorunlarına rağmen mesleğini sürdürmesi ve yıllarca hastalarına hizmet etmesiyle tanınıyordu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tire’nin Sevilen Hekimi Dr. Zerrin Toran Vefat Etti</p>

<p>İzmir’in Tire ilçesinde uzun yıllar görev yapan Dr. Zerrin Toran’ın vefatı sağlık camiasını ve ilçede kendisini tanıyanları üzdü.</p>

<p>52 yaşında hayatını kaybettiği bildirilen Dr. Toran, uzun yıllar Tire’de sağlık hizmeti verdi. Toran’ın meslek yaşamı ise yalnızca görev yaptığı kurumlarla değil, kendi sağlık sorunlarına rağmen hekimliği sürdürmesiyle de dikkat çekiyordu.</p>

<p>Hastalığına rağmen hekimliği bırakmadı</p>

<p>Geçmiş yıllarda kamuoyuna yansıyan haberlerde Dr. Zerrin Toran’ın spinoserebellar ataksi nedeniyle ciddi denge ve yürüme sorunları yaşadığı belirtilmişti.</p>

<p>Toran, yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen mesleğinden kopmadı. Hastalarının tedavisi ve toplum sağlığı için çalışmayı sürdürdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu yönüyle Toran’ın yaşam öyküsü, yıllar önce de basına konu olmuştu. Kendi sağlık mücadelesini sürdürürken hastalarına hizmet etmeye devam etmesi, mesleğine bağlılığının dikkat çeken örneklerinden biri olarak anlatılmıştı.</p>

<p>Veremle mücadelede görev yaptı</p>

<p>Dokuz Eylül Üniversitesi mezunu olan Dr. Zerrin Toran, meslek hayatının önemli bir bölümünde Tire’de görev yaptı.</p>

<p>Tire Verem Savaş Dispanseri’nde çalışan Toran, tüberkülozla mücadele ve toplumun hastalık konusunda bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalarda yer aldı.</p>

<p>Geçmiş yıllarda veremin tedavi edilebilir bir hastalık olduğuna dikkat çeken bilgilendirme çalışmalarına katılan Toran, hastaların tedaviden uzaklaşmaması ve düzenli takiplerinin sağlanması konusunda da kamuoyuna mesajlar verdi.</p>

<p>Sigara bırakma çalışmalarında da görev aldı</p>

<p>Dr. Toran’ın çalışmalarından biri de sigarayla mücadele alanındaydı.</p>

<p>Tire’de sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara yönelik sağlık hizmetlerinde görev alan Toran, bu alandaki çalışmalarıyla da yerel basına yansıdı.</p>

<p>Uzun yıllar boyunca Tire’de sağlık hizmetlerinin farklı alanlarında görev yapan Toran, son dönemde Tire İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hekim olarak görev yapıyordu.</p>

<p>Tire’de son yolculuğuna uğurlandı</p>

<p>Dr. Zerrin Toran’ın vefatının ardından sağlık camiasından ve Tire’den çok sayıda kişi üzüntülerini dile getirdi.</p>

<p>Yerel kaynaklarda Toran’ın Tire’nin tanınan esnaflarından pastacı Ayhan Usta’nın kızı olduğu da belirtildi.</p>

<p>Dr. Zerrin Toran, 8 Eylül 2026 tarihinde Tire’de düzenlenen cenaze töreninin ardından son yolculuğuna uğurlandı.</p>

<p>Toran’ın ölüm nedenine ilişkin kamuoyuna açıklanmış doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle geçmişte yaşadığı sağlık sorunları ile vefatı arasında herhangi bir nedensellik kurmak mümkün değil.</p>

<p>Yıllarca hastalarının sağlığı için çalışan Dr. Zerrin Toran’ın vefatı, ailesi, yakınları, meslektaşları ve Tire sağlık camiasında üzüntüye neden oldu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hastaligina-ragmen-hekimligi-birakmamisti-dr-zerrin-toran-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 14:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0041.jpeg" type="image/jpeg" length="68188"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="35155"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="35415"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="85413"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="79707"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="11931"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="55331"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
