<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 13 Aug 2026 20:42:32 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mide ülseri olanlar ne yemeli? Rahatlatan ve şikâyeti artırabilen yiyecekler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mide-ulseri-olanlar-ne-yemeli-rahatlatan-ve-sikayeti-artirabilen-yiyecekler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mide-ulseri-olanlar-ne-yemeli-rahatlatan-ve-sikayeti-artirabilen-yiyecekler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mide ülserinde yıllardır süt, kahve, acı ve baharat için farklı öneriler yapılıyor. Peki gerçekten özel bir ülser diyeti var mı? Bilimsel veriler sofradaki yasaklara daha farklı bakıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mide ülserinde ne yemeli? Yasak listesinden önce bunu bilmek gerekiyor</p>

<p>Midenizde yanma başladığında ilk şüpheli çoğu zaman son yediğiniz yemek olur. Kahve mi dokundu, acı mı fazla geldi, yoksa aç kalmak mı mideyi kötüleştirdi? Mide ülseri yaşayanların önemli bir bölümü zamanla kendi “yasak yiyecekler” listesini oluşturmaya başlıyor.</p>

<p>Ancak mide ülseri konusunda en önemli ayrıntılardan biri burada ortaya çıkıyor: Ülserin temel nedeni çoğu zaman tek başına beslenme değildir.</p>

<p>Güncel tıbbi bilgiler, peptik ülserlerin önemli nedenleri arasında Helicobacter pylori adı verilen bakteriyi ve bazı ağrı kesicilerin uzun süreli veya uygunsuz kullanımını öne çıkarıyor. Bu nedenle yalnızca sofrayı değiştirmek, altta yatan neden tedavi edilmediğinde ülseri ortadan kaldırmaya yetmeyebilir.</p>

<p>Mide ülseri nedir?</p>

<p>Mide ülseri, midenin iç yüzeyini koruyan tabakada oluşan açık yaradır. Benzer yaralar mideden sonraki ilk bağırsak bölümü olan onikiparmak bağırsağında da gelişebilir. Bu iki durum genel olarak “peptik ülser” başlığı altında değerlendirilir.</p>

<p>En sık karşılaşılan nedenlerden biri Helicobacter pylori enfeksiyonudur. Bu bakteri mideye yerleşerek koruyucu yapının bozulmasına ve ülser gelişmesine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Bir diğer önemli neden ise ibuprofen, naproksen ve aspirin gibi steroid olmayan iltihap giderici ağrı kesicilerdir. Özellikle uzun süreli kullanım, ileri yaş, yüksek doz veya bazı başka ilaçlarla birlikte kullanım ülser riskini artırabilir.</p>

<p>Ülserin en sık belirtileri neler?</p>

<p>Ülserde en tipik yakınmalardan biri üst karın bölgesindeki yanma veya ağrıdır. Ancak herkes aynı belirtileri yaşamaz.</p>

<p>Bazı kişilerde şu şikâyetler görülebilir:</p>

<ul>
 <li>Karnın üst bölümünde yanma veya kemirici ağrı</li>
 <li>Hazımsızlık</li>
 <li>Şişkinlik</li>
 <li>Geğirme</li>
 <li>Bulantı</li>
 <li>Yemekten sonra rahatsızlık</li>
 <li>Çabuk doyma hissi</li>
</ul>

<p>Ağrının yemekle ilişkisi ülserin bulunduğu yere ve kişiye göre değişebilir. Bu nedenle “yemek yiyince geçiyorsa kesin ülserdir” gibi çıkarımlar doğru değildir.</p>

<p>Üstelik bazı ülserler ciddi bir sorun gelişene kadar belirgin yakınma oluşturmayabilir.</p>

<p>Mide ülserinde özel bir diyet gerçekten gerekli mi?</p>

<p>Burada yıllardır aktarılan bilgilerle günümüzdeki bilimsel yaklaşım arasında önemli bir fark bulunuyor.</p>

<p>Eskiden ülseri olan kişilere uzun yasak listeleri içeren özel diyetler önerilebiliyordu. Günümüzde ise herkes için geçerli tek bir “ülser diyeti” olduğu kabul edilmiyor.</p>

<p>ABD Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü, beslenmenin peptik ülserlerin oluşmasını önlemek veya mevcut ülseri tedavi etmek açısından temel bir rol oynadığının gösterilemediğini belirtiyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, belirli bir yiyeceği tüketmek ülseri tek başına iyileştirmez; belirli bir yiyeceği tamamen bırakmak da ülserin asıl nedenini ortadan kaldırmayabilir.</p>

<p>Ancak bu, ne yenildiğinin hiçbir önemi olmadığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bazı yiyecek ve içecekler kişiden kişiye değişmek üzere ağrı, yanma, reflü veya hazımsızlık gibi yakınmaları artırabilir. Buradaki temel ayrım, “ülseri oluşturan yiyecek” ile “mevcut şikâyeti artıran yiyecek” arasındadır.</p>

<p>Acı ve baharatlı yiyecekler ülser yapar mı?</p>

<p>Toplumdaki en yaygın inanışlardan biri acı yiyeceklerin mide ülserine neden olduğudur.</p>

<p>Oysa baharatlı yiyecekler peptik ülserin başlıca nedenleri arasında kabul edilmez. Bununla birlikte acı veya yoğun baharat bazı kişilerde mide yanması, ağrı ve hazımsızlığı belirginleştirebilir.</p>

<p>Bu nedenle herkesin acıyı tamamen bırakması gerektiğini söylemek yerine, kişinin kendi belirtilerini gözlemlemesi daha anlamlıdır.</p>

<p>Bir yiyeceği her tükettiğinizde ağrı veya yanma belirginleşiyorsa o yiyeceğin miktarını azaltmak ya da bir süre tüketmemek rahatlama sağlayabilir.</p>

<p>Kahve tamamen yasak mı?</p>

<p>Kahve konusunda da herkese uygulanabilecek tek bir kural yok.</p>

<p>Kafeinli içecekler bazı kişilerde mide asidiyle ilişkili yakınmaları, reflüyü veya mide rahatsızlığını artırabilir. Kahve içtikten sonra belirgin yanma ya da ağrı yaşayan kişinin tüketimini azaltması mantıklı olabilir.</p>

<p>Ancak “ülseri olan herkes kahveyi tamamen bırakmalıdır” şeklinde evrensel bir kural koymak bilimsel açıdan doğru değildir.</p>

<p>Burada yine kişinin kendi belirtileri önem kazanır.</p>

<p>Süt mide ülserine iyi gelir mi?</p>

<p>Süt, mide yanmasına karşı geçmişte en sık başvurulan yöntemlerden biriydi. İçildiğinde kısa süreli rahatlama hissi oluşturabilmesi, sütün yıllarca “ülser ilacı” gibi görülmesine yol açtı.</p>

<p>Ancak süt ülser tedavisi değildir.</p>

<p>Özellikle yağlı süt ürünleri bazı kişilerde sindirim yakınmalarını artırabilir. Sütün geçici rahatlatıcı etkisini ülserin iyileştiği şeklinde yorumlamak doğru olmaz.</p>

<p>Yoğurt ve kefir gibi fermente süt ürünleri dengeli bir beslenmenin parçası olabilir, ancak bunların da ülseri tek başına tedavi ettiği söylenemez.</p>

<p>Sebze ve meyveler neden önemli?</p>

<p>Ülser hastalarının gereksiz yere çok kısıtlı beslenmesi doğru bir yaklaşım değildir.</p>

<p>Sebze, meyve, tam tahıllar ve diğer lif içeren besinler genel sağlıklı beslenmenin önemli parçalarıdır. Farklı renklerde sebze ve meyveler vitamin, mineral ve çeşitli bitkisel bileşikler sağlar.</p>

<p>Ancak kişisel tolerans burada da önemlidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Örneğin domates, turunçgiller veya asitli yiyecekler bazı insanlarda yanma ve reflü yakınmalarını artırabilirken başka bir kişide hiçbir sorun oluşturmayabilir.</p>

<p>Bu nedenle sırf ülser tanısı bulunduğu için sağlıklı besinleri gereksiz yere diyetten çıkarmak yerine, tekrarlayan şikâyetlerle açık bir ilişki olup olmadığına bakılmalıdır.</p>

<p>Lifli beslenmenin yeri ne?</p>

<p>Sebze, meyve, baklagiller ve tam tahıllar lif açısından zengindir.</p>

<p>Liften zengin bir beslenme genel sindirim ve metabolik sağlık açısından değerlidir. Bununla birlikte lif de ülseri iyileştiren bir ilaç olarak görülmemelidir.</p>

<p>Beslenmenin temel amacı vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri karşılamak ve kişide yakınma oluşturan yiyecekleri gereksiz kısıtlamalara gitmeden belirlemektir.</p>

<p>Probiyotikler ülseri iyileştirir mi?</p>

<p>Yoğurt, kefir ve bazı fermente gıdalar probiyotik mikroorganizmalar içerebilir. Özellikle Helicobacter pylori tedavisiyle birlikte probiyotiklerin olası yararları konusunda çok sayıda çalışma yapılmıştır.</p>

<p>Bazı araştırmalar belirli probiyotiklerin antibiyotik tedavisi sırasında ortaya çıkan bazı sindirim sistemi yan etkilerini azaltabileceğini veya tedavi başarısına sınırlı katkıda bulunabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Ancak probiyotik bir gıda ya da takviye, Helicobacter pylori enfeksiyonunu ortadan kaldırmak için gereken tıbbi tedavinin yerine geçmez.</p>

<p>Amerikan Gastroenteroloji Koleji’nin güncel Helicobacter pylori rehberinde de probiyotiklerin standart tedavinin yerini alabileceğini gösteren yeterli kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Alkol ülserde sorun yaratabilir mi?</p>

<p>Alkol mide iç yüzeyini tahriş edebilir ve özellikle fazla tüketildiğinde mevcut sindirim sistemi yakınmalarını kötüleştirebilir.</p>

<p>Ülser veya belirgin mide yakınması bulunan kişilerde alkol tüketiminin sınırlandırılması, hatta belirtilerle açık ilişkisi varsa kaçınılması uygun olabilir.</p>

<p>Özellikle mide kanaması riski bulunan kişilerde alkol, kullanılan ilaçlar ve diğer risk faktörleri birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Ülseri olan kişinin asıl dikkat etmesi gereken ne?</p>

<p>Sofradaki tek tek yiyeceklerden daha önemli olan konu, ülserin neden geliştiğinin belirlenmesidir.</p>

<p>Helicobacter pylori saptanmışsa enfeksiyonun uygun şekilde tedavi edilmesi gerekir. Güncel kılavuzlar, antibiyotik direncindeki artış nedeniyle tedavi seçiminin dikkatli yapılmasını ve tedaviden sonra bakterinin ortadan kalktığının doğrulanmasını özellikle önemsiyor.</p>

<p>Ülser ağrı kesici kullanımına bağlıysa kullanılan ilacın gerekliliği ve mide açısından oluşturduğu risk sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilmelidir. Düzenli kullanılan aspirin veya başka bir reçeteli ilacın kişinin kendi kararıyla kesilmesi de doğru değildir.</p>

<p>Ülser tedavisinde mide asidini azaltan ilaçlardan ve neden Helicobacter pylori ise uygun antibiyotik tedavisinden yararlanılabilir. Tedavinin ayrıntıları kişinin durumuna göre değişir.</p>

<p>Sigara ülserin iyileşmesini etkileyebilir</p>

<p>Beslenme konuşulurken gözden kaçabilen önemli noktalardan biri sigaradır.</p>

<p>Sigara kullanımı ülser gelişimi ve iyileşmesi açısından olumsuz bir faktör olabilir. Sigarayı bırakmak yalnızca mide açısından değil, kalp-damar hastalıkları ve kanser başta olmak üzere çok sayıda sağlık riski açısından da önem taşır.</p>

<p>Bu nedenle ülser konusunda yalnızca “ne yememeliyim?” sorusuna odaklanmak büyük resmi kaçırabilir.</p>

<p>Herkese aynı yasak listesini uygulamak doğru değil</p>

<p>Mide ülserinde beslenmenin en pratik kurallarından biri kişisel belirtileri takip etmektir.</p>

<p>Bir kişide kahve rahatsızlık yaratırken başka bir kişide sorun oluşturmayabilir. Bir başkası domates veya acı yediğinde yanma hissederken diğer kişi aynı yiyecekleri rahatlıkla tüketebilir.</p>

<p>Bu nedenle gereksiz derecede katı diyetler yerine dengeli beslenmek, kişide tekrarlayan yakınma oluşturan yiyecekleri belirlemek ve ülserin gerçek nedeninin tedavisini aksatmamak daha önemlidir.</p>

<p>Özellikle uzun süre çok sayıda besini diyetten çıkarmak beslenme çeşitliliğini azaltabilir.</p>

<p>Mide ağrısında sık yapılan hata: Ağrı kesiciye sarılmak</p>

<p>Ülser şüphesi bulunan kişinin dikkat etmesi gereken konulardan biri de kontrolsüz ağrı kesici kullanımıdır.</p>

<p>İbuprofen, naproksen ve aspirin gibi bazı ilaçlar mide ve onikiparmak bağırsağındaki koruyucu mekanizmaları etkileyerek ülser ve kanama riskini artırabilir.</p>

<p>Ancak düzenli aspirin veya başka bir ilaç kullanan kişi tedavisini kendi başına bırakmamalıdır. İlacın neden kullanıldığı, dozu ve kişinin diğer hastalıkları birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Hangi belirtilerde beklememek gerekir?</p>

<p>Ülser bazen kanama veya mide-bağırsak duvarında delinme gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir.</p>

<p>Özellikle:</p>

<ul>
 <li>Kan kusma veya kahve telvesini andıran kusma</li>
 <li>Siyah, katranı andıran dışkı</li>
 <li>Dışkıda belirgin kan</li>
 <li>Ani başlayan ve çok şiddetli karın ağrısı</li>
 <li>Bayılma veya belirgin baş dönmesi</li>
 <li>Soğuk terleme ve ciddi halsizlik</li>
</ul>

<p>gibi belirtiler ortaya çıktığında gecikmeden acil tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Tekrarlayan mide ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı, sürekli kusma, kansızlık bulguları veya giderek artan sindirim yakınmaları da sağlık kuruluşuna başvurmayı gerektirir.</p>

<p>Mide ülserinde sofranın altın kuralı</p>

<p>Mide ülserinde mesele yalnızca “yasak yiyecekler listesi” hazırlamak değildir.</p>

<p>Güncel bilimsel yaklaşım, herkes için geçerli özel bir ülser diyeti bulunduğunu desteklemiyor. Dengeli beslenmek, kişisel olarak şikâyetleri artıran yiyecek ve içecekleri tanımak önem taşıyor.</p>

<p>Fakat daha da önemlisi ülserin altında Helicobacter pylori enfeksiyonu veya ağrı kesici kullanımı gibi tedavi edilmesi gereken bir neden bulunup bulunmadığını belirlemek.</p>

<p>Kısacası sofrayı düzenlemek belirtileri yönetmeye yardımcı olabilir; ülserin nedenini bulmak ve gerektiğinde tedavi etmek ise işin temelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases – Eating, Diet, &amp; Nutrition for Peptic Ulcers – Son bilimsel değerlendirme: 2022</li>
 <li>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases – Peptic Ulcers: Symptoms &amp; Causes, Diagnosis and Treatment – Son bilimsel değerlendirme: 2022</li>
 <li>The American Journal of Gastroenterology – ACG Clinical Guideline: Treatment of Helicobacter pylori Infection – William D. Chey, Colin W. Howden, Steven F. Moss ve arkadaşları – 2024 – DOI: 10.14309/ajg.0000000000002968</li>
 <li>American Gastroenterological Association – Integrating Potassium-Competitive Acid Blockers Into Clinical Practice – Amit Patel, Loren Laine, Paul Moayyedi, Justin Wu – 2024</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mide-ulseri-olanlar-ne-yemeli-rahatlatan-ve-sikayeti-artirabilen-yiyecekler</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 20:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8064.jpeg" type="image/jpeg" length="15649"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kadın Doğum Uzmanı Dr. Zafer Topçu’dan acı haber]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kadin-dogum-uzmani-dr-zafer-topcudan-aci-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kadin-dogum-uzmani-dr-zafer-topcudan-aci-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli’de uzun yıllar kadın hastalıkları ve doğum alanında görev yapan Dr. Zafer Topçu hayatını kaybetti. Meslek hayatının önemli bölümünü Denizli’de geçiren Topçu’nun vefatı, meslektaşları ve kendisini tanıyanlar arasında üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dr. Zafer Topçu vefat etti</p>

<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Zafer Topçu’nun hayatını kaybettiği öğrenildi.</p>

<p>Uzun yıllar hekimlik yapan Topçu’nun özellikle Denizli’deki meslek yaşamına ilişkin geçmişe uzanan kayıtlar bulunuyor. Hekim profilleri ve arşiv kayıtlarında Topçu’nun Denizli Devlet Hastanesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yaptığı görülüyor.</p>

<p>Uzun yıllar kadın sağlığı alanında görev yaptı</p>

<p>Dr. Zafer Topçu, meslek hayatı boyunca kadın hastalıkları ve doğum alanında hastalarına hizmet verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Topçu’nun Denizli Devlet Hastanesi’ndeki görevine ilişkin kayıtlar en az 2010 yılına kadar uzanıyor. O dönemde basına yansıyan açıklamalarında kadın sağlığı sorunları ve tedavi yöntemleri konusunda kamuoyunu bilgilendirdiği görülüyor.</p>

<p>Günümüzde erişilebilen çeşitli hekim kayıtlarında da Zafer Topçu’nun uzmanlık alanı Kadın Hastalıkları ve Doğum, görev yaptığı kurum ise Denizli Devlet Hastanesi olarak yer alıyor.</p>

<p>Topçu’nun geçmiş yıllardaki hastalarının değerlendirmelerinde de mesleki yaklaşımına ilişkin olumlu ifadeler bulunuyor.</p>

<p>Vefatı üzüntüyle karşılandı</p>

<p>Uzun yıllar sağlık hizmeti veren Dr. Zafer Topçu’nun vefatı, ailesi, yakınları, meslektaşları ve kendisini tanıyanlar arasında üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Topçu’nun cenaze ve defin programına ilişkin ayrıntılar henüz kamuoyuna yansıyan doğrulanmış bilgiler arasında yer almıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kadin-dogum-uzmani-dr-zafer-topcudan-aci-haber</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 20:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8063.jpeg" type="image/jpeg" length="58765"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan hakkında cinsel taciz ve saldırı soruşturması]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/chp-edirne-milletvekili-ahmet-baran-yazgan-hakkinda-cinsel-taciz-ve-saldiri-sorusturmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/chp-edirne-milletvekili-ahmet-baran-yazgan-hakkinda-cinsel-taciz-ve-saldiri-sorusturmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 28. Dönem CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan hakkında sosyal medyada dolaşıma sokulan görüntüler ve iddialar üzerine resen soruşturma başlattı. Soruşturmanın “cinsel taciz” ve “sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı” suçları kapsamında yürütüldüğü bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan hakkında sosyal medyada yayılan görüntü içerikleri ve beraberindeki iddialar üzerine soruşturma başlatıldığını açıkladı.</p>

<p>Başsavcılığın Medya İletişim Bürosu tarafından 13 Ağustos 2026 tarihinde yapılan basın açıklamasında, soruşturmanın herhangi bir şikâyet beklenmeksizin resen başlatıldığı belirtildi.</p>

<p>BAŞSAVCILIKTAN RESEN SORUŞTURMA</p>

<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“28. Dönem CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran YAZGAN ile ilgili olarak sosyal medyada dolaşıma sokulan görüntü içerikleri ve iddialar nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığımızca 5237 sayılı TCK’nın 105/1 maddesinde düzenlenen Cinsel Taciz ve 102/1-2. cümle maddesinde düzenlenen Sarkıntılık Düzeyinde Kalan Cinsel Saldırı suçlarından resen soruşturma başlatılmıştır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başsavcılık, açıklamasını “Kamuoyunun bilgisine sunulur” ifadeleriyle tamamladı.</p>

<p>SORUŞTURMA İKİ SUÇ BAŞLIĞI ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLÜYOR</p>

<p>Başsavcılığın duyurusuna göre soruşturma, Türk Ceza Kanunu’nun 105/1. maddesinde düzenlenen “cinsel taciz” ile 102/1. maddesi kapsamında belirtilen “sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı” suçları yönünden yürütülüyor.</p>

<p>Soruşturmanın başlatılmış olması, yöneltilen iddiaların kesinleştiği veya suçun işlendiğinin tespit edildiği anlamına gelmiyor. Sürece ilişkin hukuki değerlendirme soruşturma kapsamında toplanacak deliller ve yapılacak incelemeler doğrultusunda gerçekleştirilecek.</p>

<p>SOSYAL MEDYADAKİ GÖRÜNTÜLER SONRASI HAREKETE GEÇİLDİ</p>

<p>Başsavcılığın resmi açıklamasında soruşturmanın, sosyal medyada dolaşıma sokulan görüntü içerikleri ve iddialar nedeniyle başlatıldığı özellikle belirtildi.</p>

<p>Soruşturmanın bundan sonraki aşamalarına ilişkin ise açıklamada başka bir ayrıntıya yer verilmedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/chp-edirne-milletvekili-ahmet-baran-yazgan-hakkinda-cinsel-taciz-ve-saldiri-sorusturmasi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 20:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/02/i-m-g-2275.jpeg" type="image/jpeg" length="47173"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Süleyman Hilmi Tunahan’dan Alihan Kuriş’e: Süleymancılar Dosyası]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/suleyman-hilmi-tunahandan-alihan-kurise-suleymancilar-dosyasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/suleyman-hilmi-tunahandan-alihan-kurise-suleymancilar-dosyasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamuoyunda “Süleymancılar”, mensuplarının ise daha çok “Süleymanlılar” olarak adlandırdığı dinî yapı, Türkiye’nin en eski ve en yaygın cemaatlerinden biri olarak biliniyor. Kökleri Süleyman Hilmi Tunahan’ın 1940’lı yıllarda oluşturduğu Kur’an eğitim halkalarına uzanan hareket; öğrenci yurtları, Kur’an eğitimi ve güçlü teşkilat yapısıyla Türkiye sınırlarını aşarak Avrupa’ya kadar yayıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yıllar boyunca mümkün olduğunca kamuoyu önüne çıkmamayı tercih eden cemaat, bugün Alihan Kuriş ve beraberindeki isimlere yönelik geniş çaplı soruşturmayla yeniden Türkiye’nin gündeminde.</p>

<p>SÜLEYMANCILARIN TEMELİNDE KİM VAR?</p>

<p>Süleymancılar denildiğinde hikâyenin başlangıç noktası Süleyman Hilmi Tunahan.</p>

<p>1888 yılında, bugün Bulgaristan sınırları içinde bulunan Silistre’de dünyaya gelen Tunahan, Osmanlı’nın son döneminde dinî eğitim aldı. İstanbul’da medrese tahsilini sürdürdü ve geleneksel İslami ilimler alanında yetişti.</p>

<p>TDV İslâm Ansiklopedisi, Tunahan’ı Nakşibendî-Müceddidî şeyhi ve son dönem din âlimi olarak tanımlıyor.</p>

<p>Cumhuriyet’in ilk yıllarında din eğitiminin kurumsal yapısında büyük değişiklikler yaşanırken Tunahan özellikle Kur’an öğretimine ağırlık verdi. 1940’lı yıllarda İstanbul’daki camilerde verdiği vaazlar ve çevresinde oluşturduğu ders halkaları zamanla genişledi.</p>

<p>Bugün Süleymancılar olarak adlandırılan toplumsal ve dinî çevrenin çekirdeği de esas olarak bu eğitim ağı içerisinde şekillendi.</p>

<p>Buradaki önemli ayrıntı şu:</p>

<p>Tunahan’ın başlangıçta bugünkü anlamıyla tabelası, tüzel kişiliği ve merkezi bulunan bir “cemaat teşkilatı” kurduğunu söylemek tarihsel açıdan fazla basitleştirici olur. Önce hoca-talebe ilişkisine dayanan din eğitimi ağı oluştu; daha kurumsal yapı sonraki yıllarda gelişti.</p>

<p>CEMAATİ BÜYÜTEN ANA MODEL: ÖĞRENCİ VE KUR’AN EĞİTİMİ</p>

<p>Süleymancıları Türkiye’deki diğer birçok dinî yapıdan ayıran en belirgin özelliklerden biri, örgütlenmenin merkezine çok erken dönemden itibaren öğrenciyi ve din eğitimini yerleştirmesi oldu.</p>

<p>Akademik çalışmalarda ve cemaat üzerine yapılan araştırmalarda 1950’lerden itibaren Kur’an kurslarının hızlı biçimde yaygınlaştığı belirtiliyor.</p>

<p>Cemaat üzerine doktora çalışması yapan Prof. Dr. Mehmet Ali Kirman’ın aktardığı verilere göre, cemaat kaynaklarında 1950-1956 döneminde yaklaşık 70 olan kurs sayısının 1956’da 400 civarına ulaştığı, 1960’a gelindiğinde ise 1000’i geçtiği ifade ediliyor.</p>

<p>Bu rakamların cemaat kaynaklarına dayandığını özellikle belirtmek gerekiyor. Ancak farklı araştırmaların ortaklaştığı nokta, hareketin büyümesinde Kur’an kursları ve öğrenci barınmasının belirleyici rol oynadığı.</p>

<p>Zaman içinde sistem kabaca şu eksen üzerinde gelişti:</p>

<p>Öğrenci → barınma → din eğitimi → cemaat çevresi → yeni eğitim ve yurt ağı</p>

<p>Bu model, Süleymancıların onlarca yıl boyunca varlığını sürdürebilmesinin temel mekanizmalarından biri oldu.</p>

<p>SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN’DAN SONRA KİM LİDER OLDU?</p>

<p>Süleyman Hilmi Tunahan 1959 yılında hayatını kaybetti.</p>

<p>Bundan sonra hareket açısından kritik bir dönem başladı.</p>

<p>Cemaatin yönetiminde öne çıkan isim Tunahan’ın damadı Kemal Kacar oldu.</p>

<p>Bu geçiş aynı zamanda Süleymancıların tarihinde önemli bir dönüşüme işaret ediyordu. Tunahan daha çok dinî ve manevi otoriteyi temsil ederken, sonraki dönemlerde teşkilatlanma, yurtlar, dernekler ve idari organizasyon giderek daha belirgin hale geldi.</p>

<p>Akademik çalışmalarda da bu ayrım dikkat çekiyor.</p>

<p>Cemaat içerisinde Tunahan’ın “Üstaz” olarak anılması, daha sonraki yöneticilerin ise aynı manevi konumda değerlendirilmemesi, hareketin liderlik anlayışındaki özgün özelliklerden biri.</p>

<p>KEMAL KACAR DÖNEMİ: CEMAAT SİYASETLE TANIŞIYOR</p>

<p>Kemal Kacar döneminde hareket yalnızca din eğitimi alanında büyümedi.</p>

<p>Siyasetle doğrudan temas da görünür hale geldi.</p>

<p>Kacar milletvekilliği yaptı. Önce Millet Partisi, ardından Adalet Partisi çizgisinde siyaset sahnesinde yer aldı.</p>

<p>Bu durum Süleymancılar açısından önemliydi.</p>

<p>Çünkü cemaat kendi adıyla siyasi parti kurmak yerine, farklı dönemlerde mevcut siyasi partilerle ilişki geliştiren bir model izledi.</p>

<p>Siyasi tercihler de zaman içerisinde değişti.</p>

<p>Araştırmalar ve tarihsel kayıtlar; cemaat çevresinin farklı dönemlerde Demokrat Parti, Millet Partisi, Adalet Partisi, ANAP, DYP ve Refah Partisi gibi farklı sağ veya merkez sağ siyasi hareketlerle temas ettiğini gösteriyor.</p>

<p>Dolayısıyla Süleymancıları başından bugüne değişmeyen tek bir siyasi partinin uzantısı olarak tanımlamak doğru değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Daha doğru tanım, dönemin siyasi şartlarına göre farklı aktörlerle ilişki kurabilen pragmatik bir cemaat yapılanması olacaktır.</p>

<p>ARİF AHMET DENİZOLGUN DÖNEMİ</p>

<p>Kemal Kacar’ın 2000 yılında hayatını kaybetmesinden sonra yönetimde Arif Ahmet Denizolgun öne çıktı.</p>

<p>Denizolgun, Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunuydu.</p>

<p>Aynı zamanda siyasetçi kimliği de vardı.</p>

<p>1995 genel seçimlerinde Refah Partisi’nden milletvekili seçildi. Daha sonra ANAP döneminde Ulaştırma Bakanlığı yaptı.</p>

<p>Böylece cemaatin en üst düzeyindeki bir isim doğrudan hükümet görevinde de bulunmuş oldu.</p>

<p>Ancak Süleymancıların siyasal tercihleri sonraki yıllarda yine değişiklik gösterdi.</p>

<p>Çeşitli araştırmalarda 2011 seçimlerinde MHP’ye, 2018 seçimlerinde ise İYİ Parti ve Meral Akşener’e yönelik destek iddiaları gündeme geldi. 2019 İstanbul seçimlerinde CHP adayı Ekrem İmamoğlu’na destek verildiği de farklı gazetecilik çalışmalarında ileri sürüldü.</p>

<p>Bu tür seçim desteği iddialarının cemaatin resmî ve açık şekilde yayımlanmış kararlarıyla her zaman doğrulanamadığını belirtmek gerekir.</p>

<p>ALİHAN KURİŞ NASIL ÖNE ÇIKTI?</p>

<p>Arif Ahmet Denizolgun 8 Eylül 2016’da hayatını kaybetti.</p>

<p>Ardından cemaat yönetiminde Alihan Kuriş öne çıktı.</p>

<p>Kuriş, Süleyman Hilmi Tunahan ailesiyle akrabalık bağlarına sahip bir isim.</p>

<p>Sonraki yaklaşık on yıllık dönemde kamuoyunda Süleymancıların lideri olarak tanındı.</p>

<p>Ancak bu dönem aynı zamanda cemaat içerisindeki liderlik ve yönetim tartışmalarının dışarıya daha fazla yansıdığı dönem oldu.</p>

<p>Süleyman Hilmi Tunahan ailesinin bazı üyeleriyle mevcut yönetim arasında son derece sert suçlamalara varan anlaşmazlıklar kamuoyuna taşındı.</p>

<p>Bu nedenle bugünkü Süleymancılar yapılanmasını değerlendirirken “Tunahan ailesi” ile “mevcut cemaat yönetimini” bütünüyle aynı yapı gibi değerlendirmek de yanıltıcı olabilir.</p>

<p>NEDEN “KAPALI KUTU” DENİLİYOR?</p>

<p>Süleymancılar hakkında araştırma yapan gazetecilerin ve akademisyenlerin en sık karşılaştığı sorunlardan biri şeffaflık.</p>

<p>Cemaatin kamuoyuna açık, herkes tarafından kabul edilen ayrıntılı bir teşkilat şeması bulunmuyor.</p>

<p>Üye sayısı konusunda doğrulanabilir güncel veriler yok.</p>

<p>Mali büyüklüğü konusunda kamuya açık kapsamlı tablolar bulunmuyor.</p>

<p>Türkiye’de hangi vakıf, dernek, şirket, öğrenci yurdu veya diğer tüzel kişiliklerin doğrudan cemaatin merkezi yönetimine bağlı olduğu konusunda da tartışmalar bulunuyor.</p>

<p>BBC Türkçe’nin 2024 yılında yaptığı kapsamlı araştırmada da bu nedenle yapı için “kapalı kutu” tanımlaması kullanılmıştı.</p>

<p>Araştırma kapsamında cemaatle bağlantılı olduğu düşünülen çeşitli kurumlara görüş talepleri iletilmesine rağmen kapsamlı bir kurumsal cevap alınamadığı aktarılmıştı.</p>

<p>Bu durum Süleymancılar hakkında çok sayıda iddianın dolaşmasına, buna karşılık iddiaların bir bölümünün bağımsız biçimde doğrulanmasının güçleşmesine yol açıyor.</p>

<p>TÜRKİYE DIŞINDA NASIL ÖRGÜTLENDİLER?</p>

<p>Süleymancıların dikkat çekici özelliklerinden biri de uluslararası yaygınlığı.</p>

<p>Özellikle Avrupa’ya giden Türk işçilerinin ardından cemaatin faaliyetleri Almanya başta olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerine taşındı.</p>

<p>Almanya’daki en önemli yapılardan biri Verband der Islamischen Kulturzentren (VIKZ), Türkçesiyle İslam Kültür Merkezleri Birliği.</p>

<p>VIKZ’nin kökleri 1970’li yıllara uzanıyor.</p>

<p>Almanya’daki yapılanma; camiler, din eğitimi, gençlik çalışmaları ve öğrencilere yönelik faaliyetleriyle zaman içerisinde büyük bir kurumsal ağ oluşturdu.</p>

<p>Süleymancı gelenekle bağlantılı yapılanmaların yalnızca Almanya’da değil, Hollanda, Belçika, Avusturya, Fransa, İngiltere ve İskandinav ülkeleri dahil farklı ülkelerde faaliyet gösterdiği akademik araştırmalarda yer alıyor.</p>

<p>Örneğin Norveç üzerine yapılan akademik araştırmalarda Süleymancı çevrelerin Kur’an, fıkıh ve Arapça eğitimine ağırlık verdiği ve ülkedeki Müslüman çatı kuruluşları içerisinde yer aldığı belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle hareketi yalnızca Türkiye içerisindeki bir cemaat olarak görmek artık yeterli değil.</p>

<p>Bugün söz konusu gelenek uluslararası bir dinî ve sosyal ağ niteliği taşıyor.</p>

<p>DİYANET RAPORUNDA SÜLEYMANCILAR</p>

<p>Cemaat hakkındaki en tartışmalı belgelerden biri kamuoyuna 2019 yılında yansıyan ve Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde hazırlandığı belirtilen dinî oluşumlar raporu oldu.</p>

<p>Raporda Süleymancılar hakkında oldukça sert değerlendirmelerin bulunduğu basına yansıdı.</p>

<p>Özellikle grubun bazı yabancı istihbarat örgütleriyle bağlantısı bulunduğuna ilişkin iddiaların araştırılması gerektiği yönündeki değerlendirme büyük tartışma yarattı.</p>

<p>Burada kritik bir ayrım yapmak gerekiyor:</p>

<p>Raporda yer alan bu değerlendirmeler bir yargı kararı veya kanıtlanmış suç tespiti değildir. Bir kamu kurumu bünyesinde hazırlandığı aktarılan değerlendirme ve risk analizidir.</p>

<p>Bu nedenle “Süleymancıların yabancı istihbarat örgütleriyle bağlantısı vardır” şeklinde kesin hüküm kurmak mevcut açık kaynaklarla mümkün değildir.</p>

<p>13 AĞUSTOS 2026: NEDEN YENİDEN GÜNDEMDELER?</p>

<p>Süleymancılar bugün yeniden gündemin ilk sıralarında çünkü Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi hakkında işlem başlatıldı.</p>

<p>13 Ağustos 2026’da Ankara merkezli 17 ilde operasyon gerçekleştirildi.</p>

<p>Soruşturma kapsamında 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.</p>

<p>Günün ilerleyen saatlerinde Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 30 şüphelinin gözaltına alındığı açıklandı.</p>

<p>Soruşturma dosyasında şüphelilere “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme”, “örgüte üye olma”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” ve bağlantılı mali suçlamaların yöneltildiği bildirildi.</p>

<p>Operasyon kapsamında şirketler ve mali hareketler de soruşturmanın önemli başlıklarından biri haline geldi.</p>

<p>Ancak hukuken altı çizilmesi gereken nokta açık:</p>

<p>Soruşturmadaki suçlamalar henüz kesinleşmiş mahkeme hükmü değildir. Şüpheliler açısından masumiyet karinesi geçerlidir.</p>

<p>Dolayısıyla soruşturmanın varlığı ile suçun yargı kararıyla sabit olması birbirine karıştırılmamalıdır.</p>

<p>SÜLEYMANCILAR TARİKAT MI, CEMAAT Mİ?</p>

<p>Bu sorunun cevabı kullanılan tanıma göre değişiyor.</p>

<p>Hareketin manevi kökleri açık biçimde Nakşibendî-Müceddidî geleneğine dayanıyor.</p>

<p>Süleyman Hilmi Tunahan da TDV İslâm Ansiklopedisi’nde Nakşibendî-Müceddidî şeyhi olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Buna karşılık modern Süleymancı yapılanma klasik anlamdaki tekke merkezli tarikat organizasyonundan farklı özellikler taşıyor.</p>

<p>Merkezinde tekke yerine büyük ölçüde:</p>

<p>Kur’an eğitimi, öğrenci yetiştirme, yurtlar, eğitim kurumları, dernekler ve sosyal organizasyonlar bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle akademik literatürde Süleymancılar çoğunlukla Nakşibendî kökenli veya Nakşi eğilimli dinî cemaat şeklinde tanımlanıyor.</p>

<p>NEDEN BU KADAR UZUN ÖMÜRLÜ BİR YAPI OLDU?</p>

<p>Süleymancıların yaklaşık üç kuşaktır varlığını koruyabilmesinde birkaç özellik öne çıkıyor.</p>

<p>Birincisi, eğitim.</p>

<p>Hareket siyaseti doğrudan örgütlenmenin merkezine yerleştirmek yerine uzun yıllar öğrenci ve Kur’an eğitimi üzerinden taban oluşturdu.</p>

<p>İkincisi, yurt sistemi.</p>

<p>Özellikle Anadolu’dan eğitim için büyük şehirlere gelen öğrenciler açısından barınma ihtiyacı cemaatlerin toplumsal nüfuz kazanabileceği önemli alanlardan biriydi.</p>

<p>Üçüncüsü, iç disiplin.</p>

<p>Akademik araştırmalar Süleymancıların liderlik ve siyaset anlayışında önemli dönüşümler yaşamasına rağmen temel söylemlerini ve iç organizasyon disiplinini büyük ölçüde koruduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Dördüncüsü ise görünürlükten kaçınma.</p>

<p>Türkiye’de bazı dinî gruplar medya, siyaset ve kamusal tartışmalarda son derece görünür hale gelirken Süleymancılar uzun süre daha düşük profilli bir çizgide kaldı.</p>

<p>Bu özellik yapının kamuoyu tarafından daha az tanınmasına, buna karşılık kendi sosyal ağı içerisinde büyümeye devam etmesine imkân verdi.</p>

<p>SÜLEYMANCILAR HAKKINDA NEYİ BİLİYORUZ, NEYİ BİLMİYORUZ?</p>

<p>Yaklaşık 80 yıllık tarih incelendiğinde bazı noktalar oldukça net.</p>

<p>Hareket Süleyman Hilmi Tunahan’ın çevresindeki din eğitimi halkalarından doğdu.</p>

<p>Nakşibendî-Müceddidî geleneğinden beslendi.</p>

<p>Büyümesinde Kur’an eğitimi ile öğrenci yurtları belirleyici oldu.</p>

<p>Tunahan’dan sonra Kemal Kacar, ardından Arif Ahmet Denizolgun ve son olarak Alihan Kuriş yönetimde öne çıktı.</p>

<p>Türkiye dışındaki en güçlü örgütlenme alanlarından biri Avrupa, özellikle Almanya oldu.</p>

<p>Cemaatin farklı dönemlerde siyasetle temas ettiği de tarihsel kayıtlardan görülebiliyor.</p>

<p>Buna karşılık güncel üye sayısı, toplam ekonomik büyüklüğü, bütün şirket-vakıf-dernek ağının sınırları ve karar alma mekanizmasının ayrıntıları konusunda kamuoyuna açık ve bağımsız biçimde doğrulanmış bilgiler sınırlı.</p>

<p>Süleymancılar hakkındaki tartışmanın merkezinde de tam olarak bu nokta bulunuyor:</p>

<p>Türkiye’nin en eski ve yaygın dinî cemaatlerinden biri olmasına rağmen, kurumsal yapısının önemli bölümü kamuoyu açısından hâlâ sisli bir alan.</p>

<p>13 Ağustos 2026’da başlayan soruşturma bu sisli alanın ne kadarını aydınlatacak, mali ve idari yapıya ilişkin iddiaların ne kadarı yargı önünde doğrulanacak, ne kadarı karşılıksız kalacak?</p>

<p>Bunun cevabını artık haberlerden çok soruşturma dosyası ve yargı süreci verecek.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>TDV İslâm Ansiklopedisi – “Tunahan, Süleyman Hilmi” maddesi.</li>
 <li>TDV İslâm Ansiklopedisi – “Süleymancılık” maddesi.</li>
 <li>İsmail Çağlar – “Tevarüs Edilmemiş Gelenek: Süleymancılık”, İnsan &amp; Toplum / DergiPark.</li>
 <li>Mehmet Ali Kirman – “Süleymancılık” üzerine akademik çalışma ve cemaat araştırmaları.</li>
 <li>Hasan Gümüşoğlu – “Çağdaş İslâmî Oluşumlar Temelinde Süleyman Hilmi Tunahan’ın Din Eğitimi Anlayışı ve Uygulamaları”, Akademik Kaynak / DergiPark.</li>
 <li>Ahmet Turan – “Süleymancılık”, akademik inceleme.</li>
 <li>BBC Türkçe – “Süleymancılar: ‘Kapalı kutu’ olarak tanımlanan cemaat hakkında neler biliniyor?”, 21 Ağustos 2024.</li>
 <li>Deutsche Welle Türkçe – “Türkiye’nin içe kapalı cemaati Süleymancılar kimdir?”, 13 Ağustos 2026.</li>
 <li>Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde hazırlandığı belirtilen dinî oluşumlar/tarikatlar raporunun kamuoyuna yansıyan Süleymancılar bölümü.</li>
 <li>Yılmaz Çoştu – Avrupa’daki Türk dinî ve sosyo-kültürel organizasyonları üzerine akademik çalışmalar.</li>
 <li>Norveç’te Türklere ait dinî ve sosyo-kültürel organizasyonlar üzerine akademik araştırma, DergiPark.</li>
 <li>Verband der Islamischen Kulturzentren – VIKZ kurumsal tarih ve faaliyet bilgileri.</li>
 <li>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmasına ilişkin 13 Ağustos 2026 tarihli adli bilgiler.</li>
 <li>TRT Haber – Alihan Kuriş soruşturması ve 17 ilde gerçekleştirilen operasyon, 13 Ağustos 2026.</li>
 <li>Deutsche Welle Türkçe – Alihan Kuriş’in gözaltına alınmasına ilişkin haber, 13 Ağustos 2026.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/suleyman-hilmi-tunahandan-alihan-kurise-suleymancilar-dosyasi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 19:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8059-1.jpeg" type="image/jpeg" length="16541"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü’nde yeni dönem: Mehmet Meral atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/erzurum-il-saglik-mudurlugunde-yeni-donem-mehmet-meral-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/erzurum-il-saglik-mudurlugunde-yeni-donem-mehmet-meral-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü’nde görev değişikliğine gidildi. İl Sağlık Müdürü Dr. Gürsel Bedir’in yerine, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı olarak görev yapan Uzm. Dr. Mehmet Meral atandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Erzurum sağlık yönetiminde önemli bir görev değişikliği yaşandı. Erzurum İl Sağlık Müdürü Dr. Gürsel Bedir’in yerine Uzm. Dr. Mehmet Meral getirildi.</p>

<p>13 Ağustos 2026’da kamuoyuna yansıyan görev değişikliğiyle birlikte Meral, Erzurum’daki sağlık hizmetlerinin yönetiminden sorumlu isim oldu.</p>

<p>Mehmet Meral kimdir?</p>

<p>Uzm. Dr. Mehmet Meral, 1976 yılında Erzurum’un Tortum ilçesinde dünyaya geldi. İlköğrenimini Aşağı Serdarlı İlkokulu’nda, ortaokul ve lise eğitimini Bursa Merkez İmam Hatip Lisesi’nde tamamladı.</p>

<p>1994 yılında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesine başlayan Meral, 2000 yılında mezun oldu.</p>

<p>Hekimlik mesleğine Uzundere İlçe Devlet Hastanesi’nde başlayan Meral, daha sonra Erzurum Numune Hastanesi Acil Servisi’nde görev yaptı. Buradaki görevinin ardından yoğun bakım ünitesinde çalıştı.</p>

<p>Aile hekimliği ve hastane yöneticiliği yaptı</p>

<p>Mehmet Meral, 2008-2018 yılları arasında Erzurum Palandöken Aile Sağlığı Merkezi’nde aile hekimi olarak görev yaptı.</p>

<p>Daha sonra Erzurum Mareşal Fevzi Çakmak Devlet Hastanesi’nde başhekim yardımcılığı görevini üstlendi.</p>

<p>2018 yılında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesinde Acil Tıp Uzmanlığı eğitimine başlayan Meral, uzmanlık eğitiminin ardından Erzurum Şehir Hastanesi’nde başhekim yardımcılığı görevine getirildi.</p>

<p>Meral daha sonra Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı olarak görev yaptı.</p>

<p>Erzurum sağlık teşkilatının başına geçti</p>

<p>Sağlık hizmetlerinin farklı kademelerinde görev yapan Uzm. Dr. Mehmet Meral, son görev değişikliğiyle Erzurum İl Sağlık Müdürü oldu.</p>

<p>Meral, yeni görevinde kent genelindeki sağlık hizmetlerinin koordinasyonu ve sağlık tesislerinin yönetiminden sorumlu olacak.</p>

<p>Görev değişikliğinin ardından AK Parti Erzurum İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu da Meral’i tebrik ederek yeni görevinin Erzurum ve sağlık camiası için hayırlı olmasını diledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Küçükoğlu, görevi devreden Dr. Gürsel Bedir’e de Erzurum’a sunduğu hizmetler dolayısıyla teşekkür etti.</p>

<p>Dr. Gürsel Bedir, 2019 yılının ekim ayından bu yana Erzurum İl Sağlık Müdürü olarak görev yapıyordu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/erzurum-il-saglik-mudurlugunde-yeni-donem-mehmet-meral-atandi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 19:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8057.jpeg" type="image/jpeg" length="22919"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sakarya Üniversitesi Öğrencisi Merve Yardım Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sakarya-universitesi-ogrencisi-merve-yardim-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sakarya-universitesi-ogrencisi-merve-yardim-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakarya Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Resim Bölümü son sınıf öğrencisi Merve Yardım hayatını kaybetti. Üniversite, genç öğrencinin vefatının ardından taziye mesajı yayımlayarak ailesine, yakınlarına ve arkadaşlarına başsağlığı diledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sakarya Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Resim Bölümü son sınıf öğrencisi Merve Yardım hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>28 yaşındaki Merve Yardım’ın vefatı ailesi ve yakınlarının yanı sıra arkadaşları ve üniversite camiasında büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre Merve Yardım, Sakarya’nın Serdivan ilçesindeki evinde ağır yaralı halde bulundu. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından genç öğrenci ambulansla Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.</p>

<p>Hastanede hayatını kaybetti</p>

<p>Hastanede tedavi altına alınan Merve Yardım, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.</p>

<p>Olayın ayrıntılarına ilişkin inceleme sürerken, genç öğrencinin ölümünün ardından Sakarya Üniversitesi de taziye mesajı yayımladı.</p>

<p>Üniversiteden Merve Yardım için taziye mesajı</p>

<p>Sakarya Üniversitesi tarafından yapılan açıklamada, Merve Yardım’ın Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Resim Bölümü son sınıf öğrencisi olduğu belirtildi.</p>

<p>Üniversite açıklamasında, Merve Yardım’ın vefatından duyulan derin üzüntü ifade edilerek öğrenciye Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, arkadaşlarına ve üniversite camiasına başsağlığı ve sabır dilendi.</p>

<p>Son yolculuğuna uğurlanacak</p>

<p>Merve Yardım’ın cenazesinin Erenler Aile Kabristanlığı’nda son yolculuğuna uğurlanacağı bildirildi.</p>

<p>Genç yaşta hayatını kaybeden Merve Yardım’ın vefatı, eğitim hayatının son yılında olduğu Sakarya Üniversitesi’nde de derin üzüntüyle karşılandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sakarya-universitesi-ogrencisi-merve-yardim-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 18:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8056.jpeg" type="image/jpeg" length="71583"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Transfer hattı hareketlendi: Erzurumspor’dan Fransa’ya çıkarma, Amedspor’da Diagne kararı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/transfer-hatti-hareketlendi-erzurumspordan-fransaya-cikarma-amedsporda-diagne-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/transfer-hatti-hareketlendi-erzurumspordan-fransaya-cikarma-amedsporda-diagne-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni sezon öncesinde transfer çalışmalarını sürdüren Erzurumspor FK ile Amedspor’da hareketlilik devam ediyor. Erzurumspor’un Brest’in yıldızı Romain Del Castillo için teklif yaptığı ve görüşmelerin ilerlediği bildirilirken, Miguel Cardoso ve Ognjen Mimović dosyaları da gündemde. Amedspor’da ise Mbaye Diagne’nin geleceğine ilişkin kulüp yönetiminden yeni açıklama geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Erzurumspor ve Amedspor’da transfer trafiği hızlandı</p>

<p>Yeni sezon öncesinde kadrolarını güçlendirmek isteyen Erzurumspor FK ve Amedspor’da transfer gündemi hareketli. Son günlerde iki kulüp çevresinde birçok isim konuşulsa da yapılan güncel taramada özellikle Erzurumspor’un Romain Del Castillo hamlesi diğer dosyalardan ayrılıyor.</p>

<p>Erzurumspor’dan Del Castillo için teklif</p>

<p>Erzurumspor FK’nın Fransa Ligue 1 ekiplerinden Brest’te forma giyen 30 yaşındaki kanat oyuncusu Romain Del Castillo için harekete geçtiği bildirildi.</p>

<p>Ajansspor’un 11 Ağustos tarihli haberine göre mavi-beyazlı ekip oyuncu için teklif yaptı. Transfer piyasasını takip eden diğer kaynaklarda ise görüşmelerin ilerlediği, sözleşmesinin son yılına giren Del Castillo’nun Brest’ten ayrılmaya sıcak baktığı aktarılıyor.</p>

<p>Bu nedenle Erzurumspor cephesindeki mevcut dosyalar arasında haber değeri en yüksek ve en sıcak gelişme Del Castillo transferi olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Miguel Cardoso dosyasında işler karıştı</p>

<p>Erzurumspor’un gündemine daha önce Kayserisporlu Miguel Cardoso da gelmişti. İlk haberlerde tarafların prensip anlaşmasına vardığı ve 600 bin avroluk bonservis bedelinin konuşulduğu ileri sürüldü.</p>

<p>Ancak daha sonraki gelişmeler transferin planlandığı kadar kolay ilerlemediğini gösterdi. Erzurum yerel basınında 5 Ağustos’ta yayımlanan haberde Cardoso transferinin şimdilik rafa kaldırıldığı belirtildi. Bu nedenle Cardoso için şu aşamada “transfer tamamlanıyor” demek yerine bekleyen dosya ifadesini kullanmak daha doğru görünüyor.</p>

<p>Mimović de Erzurumspor’un radarında</p>

<p>Erzurumspor’un bir diğer hedefi ise Fenerbahçe’nin Sırp sağ beki Ognjen Mimović.</p>

<p>2 Ağustos tarihli haberde Erzurumspor’un 21 yaşındaki futbolcuyu kadrosuna katmak istediği ve Fenerbahçe cephesinden gelecek gelişmelerin beklendiği aktarılmıştı. Ancak Mimović konusunda son günlerde Del Castillo dosyasındaki kadar güçlü yeni bir aşama görülmüyor.</p>

<p>Bu nedenle Mimović ismi gündemde tutulabilir ancak yeni transfer gelişmesi gibi manşete çıkarılması için henüz erken.</p>

<p>Erzurumspor Gyrano Kerk’i de bitirdi</p>

<p>Erzurumspor cephesinde yalnızca görüşmeler yok. Kulüp bugün Gyrano Kerk transferini resmiyete döktü.</p>

<p>Mavi-beyazlı kulübün açıklamasına dayandırılan habere göre 30 yaşındaki hücum oyuncusu Erzurumspor tesislerinde sözleşmesini imzaladı. Böylece Erzurumspor hücum hattına önemli bir takviye gerçekleştirmiş oldu.</p>

<p>Amedspor’da beş yeni isim imzayı attı</p>

<p>Amedspor ise transfer döneminin hareketli ekiplerinden biri. Yeşil-kırmızılı ekip Samuel Ballet, Yira Sor, Mohamed Khalil, Gökhan Gül ve Rayan Lutin için toplu imza töreni düzenledi.</p>

<p>Özellikle Genk’ten kadroya katılan Yira Sor transferi yabancı basında da yer buldu.</p>

<p>Diagne için başkandan açıklama</p>

<p>Amedspor’daki asıl yeni gelişmelerden biri ise Mbaye Diagne konusunda yaşandı.</p>

<p>Amedspor Başkanı Nahit Eren’in bugün yaptığı açıklamalarla deneyimli golcünün geleceği yeniden gündeme geldi. Eren’in açıklamalarına ilişkin haberlerde Diagne’nin Amedspor’da kalmaya sıcak baktığı aktarılıyor. Çekdar Orhan’ın da takımda devam etmek istediği belirtiliyor.</p>

<p>Bu tablo, Amedspor’un yalnızca dış transferle değil mevcut kadronun korunmasıyla da ilgilendiğini gösteriyor.</p>

<p>Şu anda en sıcak dosya Del Castillo</p>

<p>Güncel haber akışını söylentilerden ayırdığımızda tablo daha net:</p>

<p>Erzurumspor–Romain Del Castillo dosyası, teklif ve ilerleyen görüşmeler nedeniyle şu anda iki kulüp çevresindeki en güçlü yeni transfer kulisi.</p>

<p>Miguel Cardoso görüşmeleri bir dönem ciddi aşamaya gelmesine rağmen şu anda beklemede görünüyor. Ognjen Mimović ilgisi devam eden ancak yeni aşaması doğrulanmayan dosyalardan biri.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Amedspor tarafında ise son günlerin ağırlığı yeni bir yıldız söylentisinden çok tamamlanan beş transfer ve Mbaye Diagne’nin geleceği üzerinde.</p>

<p>Dolayısıyla bugün tek bir transfer manşeti seçilecekse “Erzurumspor’dan Romain Del Castillo bombası: Resmî teklif yapıldı” başlığı mevcut veriler içerisinde en güçlü haber olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/transfer-hatti-hareketlendi-erzurumspordan-fransaya-cikarma-amedsporda-diagne-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 17:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8052-1.jpeg" type="image/jpeg" length="13442"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe’de Berke Özer operasyonu! İlk temas kuruldu, dönüşe sıcak bakıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-berke-ozer-operasyonu-ilk-temas-kuruldu-donuse-sicak-bakiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-berke-ozer-operasyonu-ilk-temas-kuruldu-donuse-sicak-bakiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe’de kaleci transferi için Berke Özer ismi yeniden öne çıktı. Ederson’un ayrılık ihtimaline karşı yerli kaleci seçeneğine yönelen sarı-lacivertlilerin Lille forması giyen eski oyuncusu için ilk girişimleri yaptığı, Berke Özer’in de Fenerbahçe’ye dönmeye sıcak baktığı öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fenerbahçe’de kaleci hattında dikkat çeken bir transfer hareketliliği yaşanıyor. Sarı-lacivertlilerin gündemindeki isim ise kulübü ve Süper Lig’i yakından tanıyan Berke Özer.</p>

<p>Bugün yayımlanan haberlerde Fenerbahçe yönetiminin, Ederson’un takımdan ayrılması ihtimaline karşı kaleyi yerli bir oyuncuya emanet etmeyi değerlendirdiği ve bu doğrultuda ilk sıraya Lille’in milli kalecisi Berke Özer’i aldığı belirtiliyor.</p>

<p>İlk girişimler başladı</p>

<p>Dosyayı önceki söylentilerden ayıran yeni gelişme, transfer için temas aşamasına geçildiğine yönelik haberler.</p>

<p>Kaynakları, Fenerbahçe’nin Berke Özer için girişimlere başladığını bildirirken, başka güncel haberlerde sarı-lacivertli yönetimin Lille cephesiyle transfer şartlarını öğrenmek amacıyla temas kurduğu aktarılıyor.</p>

<p>Ancak şu aşamada Fenerbahçe’nin Lille’e yaptığı kesin bonservis teklifine veya iki kulübün anlaşmasına ilişkin güvenilir bir doğrulama bulunmuyor. Bu nedenle transferi “bitti” veya “anlaşma sağlandı” şeklinde duyurmak için henüz erken.</p>

<p>Berke Özer dönüşe sıcak</p>

<p>Transfer açısından dikkat çekici bir başka ayrıntı da oyuncunun yaklaşımı.</p>

<p>Bugünkü haberlerde Berke Özer’in Fenerbahçe’ye geri dönmeye sıcak baktığı ve kulüpler arasındaki sürecin sonucunu beklediği ileri sürülüyor.</p>

<p>Bu ayrıntı doğrulanır ve kulüpler bonservis konusunda anlaşabilirse transferde önemli bir engel aşılmış olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lille ile uzun sözleşmesi var</p>

<p>Berke Özer, 2025 yazında Eyüpspor’dan Lille’e transfer olmuştu. Fransız kulübüyle 2029 yılına kadar sözleşmesi bulunuyor. Dolayısıyla Fenerbahçe açısından dosyanın belirleyici tarafının Lille ile yapılacak bonservis pazarlığı olması bekleniyor.</p>

<p>Üstelik geçmiş transfer anlaşmalarından kaynaklanan bir başka önemli ayrıntı bulunuyor. Türk basınındaki haberlere göre Fenerbahçe, Berke’nin Lille’den sonraki satışından yüzde 20 pay hakkına sahip. Bu durum, sarı-lacivertlilerin olası bir geri dönüş operasyonunda mali açıdan avantaj sağlayabilir.</p>

<p>Yıllar sonra yeniden Fenerbahçe mi?</p>

<p>Berke Özer daha önce 2018-2022 yılları arasında Fenerbahçe kadrosunda bulunmuş, ardından kariyerine farklı kulüplerde devam etmişti.</p>

<p>Şimdi ise yolların yeniden kesişme ihtimali ortaya çıktı.</p>

<p>Mevcut bilgiler ışığında dosyanın en doğru özeti şu: Fenerbahçe’nin ilgisi söylenti seviyesinin üzerine çıktı ve ilk girişimlerin başladığı bildiriliyor; Berke Özer’in de dönüşe sıcak baktığı öne sürülüyor. Ancak Lille ile anlaşma veya transferin tamamlandığı yönünde henüz teyit yok. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-berke-ozer-operasyonu-ilk-temas-kuruldu-donuse-sicak-bakiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 17:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8051.jpeg" type="image/jpeg" length="60968"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor’dan Darwin Núñez bombası: Yıldız golcü “evet” dedi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-darwin-nunez-bombasi-yildiz-golcu-evet-dedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-darwin-nunez-bombasi-yildiz-golcu-evet-dedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un Al-Hilal forması giyen Uruguaylı yıldız Darwin Núñez için yürüttüğü transfer operasyonunda kritik gelişme yaşandı. İngiltere’den gelen son haberlere göre 27 yaşındaki santrfor Trabzonspor’a gitmeyi kabul etti. Oyuncu tarafında anlaşma sağlandığı belirtilirken bordo-mavililerin Al-Hilal ile görüşmelerinin sürdüğü bildiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’dan Darwin Núñez bombası: Yıldız golcü “evet” dedi</p>

<p>Trabzonspor, transfer döneminin en ses getirecek hamlelerinden biri için önemli mesafe aldı.</p>

<p>Bordo-mavililerin Al-Hilal forması giyen Darwin Núñez ile anlaşmaya vardığı ve Uruguaylı yıldızın Trabzonspor’a transfer olmaya sıcak baktığı bildirildi.</p>

<p>13 Ağustos’ta İngiltere’den gelen haberlerde, eski Liverpool golcüsünün Trabzonspor’a transfer konusunda anlaşma sağladığı ve Al-Hilal’den ayrılmaya hazırlandığı belirtildi.</p>

<p>Oyuncu tarafında anlaşma, gözler Al-Hilal’de</p>

<p>Transferdeki en önemli ayrıntı ise sürecin henüz tamamen bitmemiş olması.</p>

<p>Güncel bilgilere göre Trabzonspor ile Darwin Núñez tarafı arasında anlaşma sağlandı ancak Al-Hilal ile görüşmeler devam ediyor. Bu nedenle transfer için henüz “resmen tamamlandı” demek mümkün değil.</p>

<p>Daha önce yayımlanan haberlerde de Al-Hilal’in Núñez’in Trabzonspor’a bir sezonluk kiralık olarak gitmesine izin vermeye hazır olduğu ileri sürülmüştü.</p>

<p>Kiralık formülü masada</p>

<p>Transferin hangi formülle sonuçlanacağı da merak konusu.</p>

<p>Son haberlerde Trabzonspor’un Uruguaylı santrforu kiralık olarak kadrosuna katmak istediği belirtiliyor. Oyuncuyla anlaşma sağlandığı yönündeki haberlerin ardından bordo-mavililerin şimdi Al-Hilal ile operasyonu tamamlamaya çalıştığı aktarılıyor.</p>

<p>Dolayısıyla transferde sıradaki kritik eşik, iki kulübün şartlarda anlaşması olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Salah ile yeniden buluşabilir</p>

<p>Darwin Núñez transferini daha da dikkat çekici hale getiren ayrıntı ise Mohamed Salah.</p>

<p>Núñez ile Salah, Liverpool’da yıllarca aynı hücum hattında görev yaptı. Trabzonspor’un Núñez operasyonunu tamamlaması durumunda iki eski takım arkadaşı bu kez bordo-mavili forma altında yeniden buluşacak.</p>

<p>Bu ihtimal İngiliz basınında da transfer haberlerinin en dikkat çekici ayrıntılarından biri olarak öne çıkarılıyor.</p>

<p>Liverpool’dan Al-Hilal’e gitmişti</p>

<p>24 Haziran 1999 doğumlu Darwin Núñez, Avrupa futbolunda Benfica formasıyla yaptığı çıkışın ardından 2022’de Liverpool’a transfer oldu.</p>

<p>Uruguaylı santrfor daha sonra kariyerini Suudi Arabistan’da sürdürme kararı aldı ve Al-Hilal’e geçti.</p>

<p>Fizik gücü, sürati ve savunma arkasına yaptığı koşularla tanınan Núñez, Uruguay Milli Takımı’nın da önemli hücum oyuncuları arasında bulunuyor.</p>

<p>Trabzonspor’da büyük transfer operasyonu</p>

<p>Trabzonspor’un Darwin Núñez hamlesi gerçekleşirse bordo-mavililer hücum hattına uluslararası düzeyde önemli bir yıldız daha kazandırmış olacak.</p>

<p>Ancak dosyada hâlâ tamamlanması gereken önemli bir aşama bulunuyor.</p>

<p>Mevcut tabloya göre Darwin Núñez, Trabzonspor’a transfer olmaya onay verdi ve oyuncu tarafında anlaşma sağlandı. Trabzonspor ile Al-Hilal arasındaki görüşmeler ise transferi sonuçlandırmak için devam ediyor.</p>

<p>Bu nedenle resmî açıklama gelene kadar haberin en doğru tanımı “oyuncuyla anlaşma sağlandı, kulüpler arasındaki görüşmeler sürüyor” şeklinde.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. This Is Anfield<br />
2. Liverpool Echo<br />
3. Liverpool com<br />
4. Al-Yaum<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-darwin-nunez-bombasi-yildiz-golcu-evet-dedi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 17:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8050.jpeg" type="image/jpeg" length="88001"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Carlos Finlay: 20 Yıl Sonra Doğrulanan Sarı Humma Teorisi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/carlos-finlay-20-yil-sonra-dogrulanan-sari-humma-teorisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/carlos-finlay-20-yil-sonra-dogrulanan-sari-humma-teorisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kübalı hekim Carlos Finlay, 1881’de sarı hummanın belirli bir sivrisinek aracılığıyla insandan insana taşınabileceğini öne sürdü. Yıllarca yeterli kanıt bulunamadığı için kuşkuyla karşılanan bu düşünce, yaklaşık 20 yıl sonra Walter Reed başkanlığındaki ekibin kontrollü deneyleriyle doğrulandı ve salgın hastalıklarla mücadelenin yönünü değiştirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bugün sarı hummanın enfekte sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşan viral bir hastalık olduğunu biliyoruz. Ancak 19. yüzyılda hastalığın neden özellikle sıcak bölgelerdeki kentleri ve limanları tekrar tekrar vurduğu bilinmiyordu. Küba’da çalışan hekim Carlos Juan Finlay, 1881’de bugün Aedes aegypti adıyla bilinen sivrisineğin sarı hummanın insanlara taşınmasında rol oynadığını savundu ve bu düşünceyi deneylerle sınamaya çalıştı. [1]</p>

<h2>Sarı humma neden bu kadar korkutucuydu?</h2>

<p>Sarı humma; ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, bulantı ve halsizlikle başlayabilen viral bir enfeksiyon. Ağır vakalarda karaciğer hasarı nedeniyle sarılık, kanama, şok ve organ yetmezliği gelişebiliyor.</p>

<p>Ancak 1800’lü yıllarda hastalığa bir virüsün yol açtığı bilinmiyordu. Salgınlar sırasında kötü hava, kirli çevre, hastaların kıyafetleri ve kullandıkları eşyalar gibi birçok farklı etken suçlanıyordu.</p>

<p>Bu nedenle alınan önlemler de çoğunlukla karantina, temizlik ve eşyaların dezenfekte edilmesi üzerine kuruluydu.</p>

<p>Asıl soru ise yanıtsızdı: Hastalık bir insandan diğerine tam olarak nasıl geçiyordu?</p>

<h2>Carlos Finlay kimdi?</h2>

<p>Carlos Juan Finlay, 1833 yılında Küba’nın Camagüey kentinde doğdu. Tıp eğitimini ABD’de Jefferson Medical College’da tamamladı ve 1855’te mezun oldu.</p>

<p>Daha sonra Küba’ya dönerek hekimlik yaptı. Özellikle Havana’da sık görülen sarı humma salgınları Finlay’ın bilimsel çalışmalarının merkezine yerleşti.</p>

<p>Finlay, hastalığın yalnızca çevresel koşullarla açıklanamayacağını düşünüyordu. Vakaların ortaya çıkışıyla sivrisineklerin varlığı arasında bir bağlantı olabileceği üzerinde durmaya başladı.</p>

<h2>1881’de ortaya attığı teori dönemin anlayışından farklıydı</h2>

<p>Finlay, Şubat 1881’de Washington’da düzenlenen Uluslararası Sağlık Konferansı sırasında sarı hummanın hastadan sağlıklı kişiye geçebilmesi için bir ara taşıyıcı bulunabileceği düşüncesini dile getirdi.</p>

<p>14 Ağustos 1881’de Havana’daki Kraliyet Tıp, Fizik ve Doğa Bilimleri Akademisi’nde sunduğu “El mosquito hipotéticamente considerado como agente de transmisión de la fiebre amarilla” başlıklı çalışmasında teorisini ayrıntılı biçimde açıkladı. [1]</p>

<p>Finlay’ın üzerinde durduğu sivrisinek, dönemin adlandırmalarında farklı isimlerle anılmış, günümüzde ise Aedes aegypti olarak sınıflandırılan türdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Finlay’ın düşüncesinin asıl önemi yalnızca sivrisineklerle hastalık arasında bir ilişki olabileceğini söylemesi değildi.</p>

<p>Enfekte bir insanın kanını emen sivrisineğin hastalığı alabileceğini, daha sonra başka bir insanı ısırdığında enfeksiyonu ona aktarabileceğini düşünüyordu.</p>

<p>Başka bir ifadeyle insan-sivrisinek-insan biçimindeki bulaş zincirini tarif ediyordu.</p>

<h2>Finlay sivrisinek fikrini ortaya atan ilk kişi değildi</h2>

<p>Finlay’ın tıp tarihindeki yerini doğru değerlendirmek için önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.</p>

<p>Sivrisineklerin ve diğer böceklerin bazı hastalıkların yayılmasında rol oynayabileceği düşüncesi Finlay’dan önce de dile getirilmişti. Fransız hekim Louis-Daniel Beauperthuy, 19. yüzyılın ortalarında sarı humma dahil bazı hastalıkların sivrisineklerle ilişkili olabileceğini savunan isimlerden biriydi. [4]</p>

<p>Finlay’ın ayırt edici katkısı ise sarı humma için belirli bir sivrisinek türünü işaret etmesi, hastalığın nasıl taşınabileceğine ilişkin ayrıntılı bir mekanizma kurması ve bunu insan deneyleriyle sınamaya çalışmasıydı. [4]</p>

<p>Bu nedenle Finlay, sarı hummanın sivrisinek aracılığıyla bulaşması fikrinin bilimsel bir hipoteze dönüştürülmesindeki temel isimlerden biri kabul ediliyor.</p>

<h2>Teori güçlüydü ancak deneyler kesin sonuç vermedi</h2>

<p>Finlay teorisini sınamak amacıyla sivrisineklerle gönüllüler üzerinde deneyler yaptı.</p>

<p>Ancak bu deneyler sarı hummanın sivrisinekle bulaştığını kesin biçimde kanıtlamaya yetmedi.</p>

<p>Bunun önemli nedenlerinden biri bugün “dış kuluçka süresi” olarak adlandırılan süreçti. Bu terim, virüsün sivrisineğin vücuduna girdikten sonra çoğalıp sivrisineğin başka bir insana hastalık bulaştırabilecek hale gelmesine kadar geçen süre anlamına geliyor.</p>

<p>Finlay bu sürenin ne kadar olması gerektiğini tam olarak bilmiyordu.</p>

<p>Sonraki araştırmalar, virüsün sivrisineğin vücudunda çoğalması için günler gerektiğini ve sivrisineğin enfekte kanı aldıktan hemen sonra bulaştırıcı hale gelmediğini gösterdi. [5]</p>

<p>Finlay’ın bazı deneylerinde sivrisineklerin yeterince uzun süre bekletilmemiş olması, sonuçların neden tutarlı çıkmadığını açıklayan önemli nedenlerden biri olarak değerlendirildi. [4]</p>

<h2>Havana’daki koşullar deneyleri daha da zorlaştırıyordu</h2>

<p>Bir başka sorun, deneylerin sarı hummanın zaten yaygın olduğu Havana’da yapılmasıydı.</p>

<p>Deneye katılan bir kişinin daha sonra hastalanması halinde enfeksiyonun Finlay’ın deneyinde kullanılan sivrisinekten mi yoksa çevredeki başka bir enfekte sivrisinekten mi kaynaklandığını kesin biçimde ayırt etmek zordu.</p>

<p>Bugünkü klinik araştırmalarda kullanılan kontrollü deney yöntemleri o yıllarda henüz yeterince gelişmemişti.</p>

<p>Bu nedenle Finlay’ın düşüncesi dikkat çekici olmasına rağmen bilim dünyasının önemli bir bölümü tarafından kesin kanıtlanmış kabul edilmedi.</p>

<h2>Yaklaşık 20 yıl sonra Walter Reed Komisyonu devreye girdi</h2>

<p>1900 yılında ABD Ordusu, Küba’daki sarı humma sorununu araştırmak amacıyla Walter Reed başkanlığında bir komisyon oluşturdu.</p>

<p>Komisyonda James Carroll, Aristides Agramonte ve Jesse William Lazear da bulunuyordu.</p>

<p>Reed ve arkadaşları Finlay’ın teorisini yakından inceledi. Finlay araştırmacılarla bilgi ve deneyimlerini paylaştı, ayrıca çalışmalarında kullanılmak üzere sivrisinek yumurtaları sağladı. [4]</p>

<p>Komisyon, Finlay’ın yaklaşık 20 yıl önce ortaya koyduğu düşünceyi daha sıkı kontrol edilen deney koşullarında yeniden sınamaya başladı.</p>

<h2>Sivrisinekle bulaş deneysel olarak doğrulandı</h2>

<p>Walter Reed Komisyonu’nun 1900’de yayımladığı ilk sonuçlarda, sarı hummalı hastaların kanıyla beslenmiş sivrisineklerin hastalığı sağlıklı insanlara taşıyabildiğini gösteren bulgular bildirildi. [2]</p>

<p>Araştırmacılar farklı bulaş ihtimallerini birbirinden ayırmak için kontrollü deneyler gerçekleştirdi.</p>

<p>1901’de yayımlanan ek çalışma özellikle dikkat çekiciydi. Sarı hummalı hastaların kullandığı, salgın dönemlerinde bulaştırıcı olduğu düşünülen kirli yatak takımları, çarşaflar ve giysilerle temas eden gönüllüler hastalanmadı. Buna karşılık enfekte sivrisineklerin ısırdığı bazı gönüllülerde sarı humma gelişti. [3]</p>

<p>Bu sonuçlar hastalığın temel bulaş yolunun kirli eşyalar olmadığını, sivrisineklerin kritik rol oynadığını güçlü biçimde ortaya koydu.</p>

<p>Finlay’ın 1881’de geliştirdiği temel bulaş teorisi böylece yaklaşık 20 yıl sonra kontrollü deneylerle doğrulanmış oldu.</p>

<h2>Reed Komisyonu Finlay’ın teorisine ne ekledi?</h2>

<p>Finlay doğru yöne işaret etmişti ancak bilimsel kanıtın tamamlanması için daha kontrollü deneylere ihtiyaç vardı.</p>

<p>Reed ve arkadaşlarının önemli katkılarından biri, sivrisineğin enfekte kanı aldıktan hemen sonra bulaştırıcı olmadığını göstermeleriydi.</p>

<p>Virüsün sivrisineğin içinde çoğalıp bulaştırılabilir hale gelmesi için belirli bir sürenin geçmesi gerekiyordu.</p>

<p>Bu bulgu, Finlay’ın daha önce gerçekleştirdiği bazı deneylerin neden sonuç vermediğini de açıklıyordu.</p>

<p>Daha sonraki deneysel çalışmalar, Aedes aegypti içindeki bu dış kuluçka süresini ayrıntılı biçimde inceleyerek virüsün sivrisinek içinde gelişmesi için zamana ihtiyaç duyduğunu doğruladı. [5]</p>

<h2>Bilimsel keşif doğrudan salgın mücadelesine dönüştü</h2>

<p>Sarı hummanın sivrisineklerle bulaştığının anlaşılması yalnızca bilimsel bir başarı olarak kalmadı.</p>

<p>Bu bilgi kentlerin salgınla mücadele yöntemlerini değiştirdi.</p>

<p>Sivrisineklerin üreyebileceği durgun suların ortadan kaldırılması, su depolarının ve kapların korunması, sivrisinek larvalarının kontrol edilmesi ve sarı hummalı hastaların sivrisineklerden uzak tutulması gibi önlemler uygulamaya konuldu.</p>

<p>ABD Ordusu hekimi William Gorgas’ın Havana’da yürüttüğü kapsamlı sivrisinek kontrol çalışmaları sonrasında kentteki sarı humma vakaları büyük ölçüde azaldı. [4]</p>

<p>Bu sonuç, hastalığın yalnızca hastaları karantinaya alarak değil, bulaş zincirindeki sivrisineği hedefleyerek de kontrol edilebileceğini gösterdi.</p>

<p>Benzer yöntemler daha sonra Panama Kanalı’nın yapımı sırasında sarı humma ve sıtmayla mücadelede de önemli rol oynadı.</p>

<h2>Sarı hummaya bir virüsün yol açtığı ne zaman anlaşıldı?</h2>

<p>Finlay sivrisineğin hastalığı taşıdığını düşündüğünde sarı hummaya hangi mikroorganizmanın neden olduğunu bilmiyordu.</p>

<p>Walter Reed ve arkadaşlarının sonraki araştırmaları, hastalığa yol açan etkenin bakterileri tutabilen filtrelerden geçebildiğini gösterdi. Bu bulgu, etkenin dönemin bilinen bakterilerinden daha küçük olduğuna işaret ediyordu.</p>

<p>Ancak sarı humma virüsünün deneysel olarak elde edilmesi için daha uzun süre beklendi.</p>

<p>1927’de Rockefeller Foundation’ın Batı Afrika Sarı Humma Komisyonu araştırmacıları, o dönem Gold Coast olarak bilinen bugünkü Gana’da Asibi adlı bir hastadan alınan kanla sarı humma etkenini rhesus maymunlarına aktarmayı başardı. Bu çalışmalarda Alexander F. Mahaffy ve Johannes Bauer dahil komisyon araştırmacıları önemli rol oynadı. Bulgular daha sonra Adrian Stokes, Johannes Bauer ve N. Paul Hudson tarafından ayrıntılı biçimde yayımlandı. [6]</p>

<p>Asibi’den elde edilen virüs suşu, sonraki yıllarda sarı humma virüsünün araştırılmasında ve aşının geliştirilmesine giden bilimsel süreçte büyük önem taşıdı.</p>

<h2>Bir teoriden modern halk sağlığına</h2>

<p>Finlay’ın düşüncesinin etkisi sarı hummayla sınırlı kalmadı.</p>

<p>Bugün “vektörle bulaş” olarak adlandırılan kavram birçok enfeksiyon hastalığının kontrolünde temel öneme sahip.</p>

<p>Vektör, bir mikrobu bir canlıdan diğerine taşıyan sivrisinek veya kene gibi canlılara verilen isim.</p>

<p>Dang humması, Zika ve chikungunya gibi enfeksiyonların kontrolünde de sivrisineklerin yaşam döngüsünü ve hastalığı nasıl taşıdığını anlamak büyük önem taşıyor.</p>

<h2>Sarı humma bugün hâlâ görülüyor</h2>

<p>Sarı humma günümüzde özellikle Afrika ve Güney Amerika’nın bazı bölgelerinde görülmeye devam ediyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne göre hastalığın bulaşında Aedes, Haemagogus ve Sabethes cinslerine ait sivrisinekler rol oynuyor. Kentlerde insanlar arasındaki bulaş döngüsünde Aedes aegypti özellikle önemli bir taşıyıcı. [7]</p>

<p>Sarı hummaya karşı etkili bir aşı bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü, tek doz sarı humma aşısının çoğu kişi için uzun süreli ve yaşam boyu koruma sağlayabildiğini belirtiyor. [7]</p>

<p>Buna karşılık hastalığı doğrudan ortadan kaldıran rutin kullanıma girmiş özgül bir antiviral tedavi bulunmuyor. Ağır hastalarda tedavi; sıvı desteği, ateşin kontrolü ve karaciğer ile böbrek gibi organlarda gelişebilecek sorunların yönetilmesine dayanıyor. [7]</p>

<p>Carlos Finlay’ın 1881’de geliştirdiği teori bugün geriye dönüp bakıldığında döneminin çok ilerisinde bir düşünceydi. Ancak sarı hummanın hikâyesinin asıl bilimsel değeri, tek bir kişinin doğru tahminde bulunmasından daha fazlasını anlatıyor.</p>

<p>Finlay bulaş zincirindeki sivrisineği işaret etti; Walter Reed Komisyonu bu mekanizmayı kontrollü deneylerle doğruladı; sonraki araştırmacılar ise sarı humma virüsünü laboratuvar çalışmalarına taşıyarak hastalığın biyolojik temelini daha ayrıntılı biçimde ortaya koydu. Sarı hummanın çözülme öyküsü bu nedenle gözlem, hipotez, deney ve bağımsız doğrulamanın tıp tarihindeki en dikkat çekici örneklerinden biri olarak önemini koruyor.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>[1] Finlay CJ. El mosquito hipotéticamente considerado como agente de transmisión de la fiebre amarilla. Anales de la Real Academia de Ciencias Médicas, Físicas y Naturales de la Habana. 1881-1882;18:147-169.</p>

<p>[2] Reed W, Carroll J, Agramonte A, Lazear JW. The Etiology of Yellow Fever—A Preliminary Note. Public Health Papers and Reports. 1900;26:37-53.</p>

<p>[3] Reed W, Carroll J, Agramonte A. The Etiology of Yellow Fever: An Additional Note. JAMA. 1901;36(7):431-440. DOI: 10.1001/jama.1901.52470070017001f</p>

<p>[4] Chaves-Carballo E. Carlos Finlay and Yellow Fever: Triumph Over Adversity. Military Medicine. 2005;170(10):881-885. DOI: 10.7205/MILMED.170.10.881</p>

<p>[5] Bauer JH, Hudson NP. The Incubation Period of Yellow Fever in the Mosquito. Journal of Experimental Medicine. 1928;48(1):147-153. DOI: 10.1084/jem.48.1.147</p>

<p>[6] Stokes A, Bauer JH, Hudson NP. The Transmission of Yellow Fever to Macacus Rhesus: Preliminary Note. JAMA. 1928;90(4):253-254. DOI: 10.1001/jama.1928.02690310005002</p>

<p>[7] World Health Organization. Yellow Fever. Fact Sheet. 2025</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/carlos-finlay-20-yil-sonra-dogrulanan-sari-humma-teorisi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/carlos-finlay-1200x750-150kb-2.webp" type="image/jpeg" length="51409"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Diş eti hastalığında yeni seçenek mi? Klinik çalışmadan önemli bulgular]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dis-eti-hastaliginda-yeni-secenek-mi-klinik-calismadan-onemli-bulgular</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dis-eti-hastaliginda-yeni-secenek-mi-klinik-calismadan-onemli-bulgular" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Brezilya’da 109 kişiyle yapılan klinik araştırmada, ileri diş eti hastalığının standart tedavisine omega-3 ve düşük doz aspirin eklendi. Bir yılın sonunda bu gruptaki hastaların yüzde 57,7’si araştırmacıların belirlediği tedavi hedefine ulaştı. Antibiyotik verilen grupta ise oran yüzde 58,6 oldu. Sonuçlar umut verici ancak araştırma, “omega-3 ve aspirin antibiyotiğin yerini alabilir” anlamına gelmiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diş eti hastalıklarının tedavisinde omega-3 ve düşük doz aspirinin etkisini araştıran yeni bir çalışma dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.</p>

<p>Journal of Periodontology dergisinde yayımlanan araştırmaya, ileri derecede diş eti hastalığı bulunan 109 yetişkin katıldı.</p>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici tarafı ise omega-3 ve düşük doz aspirin verilen hastalarda elde edilen sonuçların, antibiyotik verilen hastalardaki sonuçlara oldukça yakın olmasıydı.</p>

<p>Önce bütün hastalara standart diş eti tedavisi yapıldı</p>

<p>Burada önemli bir ayrıntı var.</p>

<p>Araştırmada omega-3 veya aspirin, diş eti hastalığının tek başına tedavisi olarak kullanılmadı.</p>

<p>Bütün hastalara önce diş hekimlerinin uyguladığı standart periodontal tedavi yapıldı. Diş eti altında biriken bakteri plağı ve diğer birikintiler profesyonel olarak temizlendi.</p>

<p>Ardından hastalar dört farklı gruba ayrıldı.</p>

<p>Bir grup yalnızca standart tedavi aldı. Diğer gruplara ise standart tedavinin yanında antibiyotik, omega-3 + düşük doz aspirin veya bunların birlikte kullanıldığı tedaviler verildi.</p>

<p>Hastalar bir yıl boyunca takip edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Omega-3 ve aspirin grubunda yüzde 57,7</p>

<p>Bir yılın sonunda araştırmacıların önceden belirlediği tedavi hedefine ulaşanların oranı şöyle gerçekleşti:</p>

<ul>
 <li>Omega-3 + düşük doz aspirin verilenlerde yüzde 57,7</li>
 <li>Antibiyotik verilenlerde yüzde 58,6</li>
 <li>Antibiyotik + omega-3 + aspirin verilenlerde yüzde 57,1</li>
 <li>Yalnızca standart mekanik tedavi uygulananlarda yüzde 23,1</li>
</ul>

<p>Rakamlar özellikle omega-3 ve aspirin grubuyla antibiyotik grubu arasındaki yakınlık nedeniyle dikkat çekti.</p>

<p>Ancak burada önemli bir bilimsel ayrıntı bulunuyor.</p>

<p>Yüzde 57,7 rakamı “hastaların yüzde 57,7’sinin enfeksiyonu geçti” anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bu oran, araştırmacıların önceden belirlediği diş eti sağlığıyla ilgili klinik tedavi hedefine ulaşan hastaları ifade ediyor.</p>

<p>Peki omega-3 ve aspirin antibiyotik kadar etkili mi?</p>

<p>Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında iki gruptaki oranlar gerçekten birbirine çok yakın.</p>

<p>Fakat bu çalışmadan yola çıkarak “omega-3 ve aspirin antibiyotik kadar etkilidir” veya “artık antibiyotiğe gerek yok” demek için henüz erken.</p>

<p>Çünkü çalışma, iki tedavinin birbirine kesin olarak eşit olduğunu kanıtlamak amacıyla tasarlanmadı.</p>

<p>Sonuçlar daha çok omega-3 ve düşük doz aspirinin, standart diş eti tedavisine yardımcı bir seçenek olarak araştırılmaya değer olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bunun kesinleşmesi için daha fazla hasta üzerinde yapılacak yeni araştırmalara ihtiyaç var.</p>

<p>Neden omega-3 ve aspirin?</p>

<p>İleri diş eti hastalığında sorun yalnızca ağızdaki bakteriler değil.</p>

<p>Vücudun bu bakterilere verdiği aşırı iltihabi yanıt da diş etlerine ve dişleri destekleyen dokulara zarar verebiliyor.</p>

<p>Omega-3 yağ asitleri, vücuttaki iltihabi süreçlerle ilişkili etkileri nedeniyle uzun süredir araştırılıyor.</p>

<p>Düşük doz aspirin de bu süreçleri etkileyebildiği için araştırmacılar iki maddenin birlikte kullanılmasının diş eti tedavisindeki sonuçları iyileştirip iyileştiremeyeceğini görmek istedi.</p>

<p>Ortaya çıkan sonuçlar da bu yaklaşımın daha kapsamlı biçimde araştırılabileceğini gösterdi.</p>

<p>Üçünü birlikte kullanmak daha iyi sonuç vermedi</p>

<p>Araştırmanın ilginç sonuçlarından biri de antibiyotik, omega-3 ve aspirinin birlikte verilmesiyle ortaya çıktı.</p>

<p>“Üçü birlikte kullanılırsa sonuç daha iyi olur” düşüncesi bu çalışmada karşılık bulmadı.</p>

<p>Antibiyotik verilen grupta tedavi hedefine ulaşanların oranı yüzde 58,6 iken, antibiyotik + omega-3 + aspirin grubunda oran yüzde 57,1 oldu.</p>

<p>Yani tedavilerin hepsini bir araya getirmek ek bir üstünlük sağlamadı.</p>

<p>“Antibiyotiğin yerine omega-3 kullanın” sonucu çıkarılmamalı</p>

<p>Araştırmanın sosyal medyada en kolay yanlış anlaşılabilecek noktası burası.</p>

<p>Çalışma, antibiyotiklerin bırakılıp yerine omega-3 ve aspirin kullanılmasını önermiyor.</p>

<p>Ayrıca omega-3 ve aspirinin antibiyotik direncini ortadan kaldırdığı da gösterilmiş değil.</p>

<p>Araştırmacılar yalnızca ileri diş eti hastalığında standart tedaviye eklenen farklı yöntemlerin sonuçlarını karşılaştırdı.</p>

<p>Bu nedenle çalışmanın bulguları umut verici olsa da tedavi kararının diş hekimi tarafından hastanın durumuna göre verilmesi gerekiyor.</p>

<p>Kendi kendinize aspirin başlamayın</p>

<p>Araştırmada kullanılan tedaviyi evde uygulamaya çalışmak da doğru değil.</p>

<p>Çalışmada omega-3 grubundaki hastalara günde 3 gram omega-3 ve 100 mg aspirin verildi ve tedavi kontrollü koşullarda yürütüldü.</p>

<p>Özellikle aspirin herkes için güvenli değildir. Kanama riskini artırabilir, bazı mide ve bağırsak sorunlarında sakıncalı olabilir ve kullanılan başka ilaçlarla etkileşime girebilir.</p>

<p>Bu nedenle bu araştırmayı okuyup “Diş etlerim için her gün aspirin ve omega-3 kullanayım” sonucuna varılmamalı.</p>

<p>Araştırmanın asıl mesajı ne?</p>

<p>Çalışmanın verdiği mesaj oldukça açık:</p>

<p>İleri diş eti hastalığında temel tedavi yine profesyonel periodontal tedavidir.</p>

<p>Ancak standart tedaviye eklenen omega-3 ve düşük doz aspirin, bu klinik araştırmada dikkat çekici sonuçlar verdi.</p>

<p>Bir yıl sonunda omega-3 + aspirin grubundaki hastaların yüzde 57,7’si belirlenen tedavi hedefine ulaşırken antibiyotik grubunda bu oran yüzde 58,6 oldu.</p>

<p>Bu yakınlık, bilim insanlarına önemli bir araştırma alanı açıyor.</p>

<p>Şimdi yanıtlanması gereken asıl soru şu:</p>

<p>Omega-3 ve düşük doz aspirin, hangi hastalarda antibiyotiklere ihtiyaç duyulmadan güvenli ve etkili bir yardımcı tedavi olabilir?</p>

<p>Bunun cevabı için daha büyük ve özellikle bu soruya yanıt vermek üzere tasarlanmış klinik araştırmalar gerekiyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Journal of Periodontology</li>
 <li>American Academy of Periodontology</li>
 <li>PubMed</li>
 <li>Hospital Israelita Albert Einstein</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dis-eti-hastaliginda-yeni-secenek-mi-klinik-calismadan-onemli-bulgular</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 16:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8040.jpeg" type="image/jpeg" length="35744"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe’nin Devler Ligi Yolunda Son Engel Lyon: İlk Maç İstanbul’da]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fenerbahcenin-devler-ligi-yolunda-son-engel-lyon-ilk-mac-istanbulda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fenerbahcenin-devler-ligi-yolunda-son-engel-lyon-ilk-mac-istanbulda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe, Sturm Graz’ı toplamda 3-0 eleyerek Şampiyonlar Ligi play-off turuna yükseldi. Sarı-lacivertlilerin lig aşaması önündeki son rakibi Lyon olurken ilk maç 18 Ağustos’ta İstanbul’da oynanacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Fenerbahçe, UEFA Şampiyonlar Ligi lig aşamasına kalabilmek için son viraja girdi. Sarı-lacivertliler, üçüncü eleme turunda Sturm Graz’ı iki maç sonunda 3-0’lık toplam skorla saf dışı bırakarak play-off turuna yükseldi. Fenerbahçe’nin son engeli ise Sparta Prag karşısında geri dönüş yapan Fransa temsilcisi Olympique Lyon oldu.<br />
Fenerbahçe, Sturm Graz karşısındaki ilk maçı 2-0 kazanarak rövanş öncesinde önemli bir avantaj elde etti. Avusturya’daki ikinci karşılaşmayı da Talisca’nın penaltıdan attığı golle 1-0 kazanan sarı-lacivertliler, iki maçta da kalesini gole kapatarak adını play-off turuna yazdırdı.<br />
AS, Fenerbahçe’nin hücum hattına dikkat çekti<br />
İspanyol spor gazetesi AS, Fenerbahçe’nin Avrupa’daki performansını değerlendirirken özellikle hücum hattını öne çıkardı.<br />
Kerem Aktürkoğlu, Marco Asensio, Mason Greenwood ve Talisca’nın oluşturduğu hücum gücüne dikkat çekilen değerlendirmede, Fenerbahçe-Lyon eşleşmesi play-off turunun öne çıkan mücadelelerinden biri olarak gösterildi.<br />
Talisca da Şampiyonlar Ligi eleme sürecindeki skor katkısıyla sarı-lacivertlilerin dikkat çeken isimlerinden biri oldu. Brezilyalı futbolcu, Fenerbahçe’nin bu sezon oynadığı dört Şampiyonlar Ligi eleme karşılaşmasında da gol buldu.<br />
Sturm Graz rövanşının son bölümünde oyuna giren Vedat Muriqi ise Fenerbahçe formasıyla yeni dönemindeki ilk Avrupa sürelerini aldı.<br />
Lyon, Sparta Prag karşısında eşleşmeyi çevirdi<br />
Olympique Lyon, üçüncü eleme turunda Fenerbahçe’ye göre daha zorlu bir süreç yaşadı.<br />
Fransız temsilcisi, Sparta Prag deplasmanındaki ilk karşılaşmayı 2-1 kaybetmesine rağmen rövanşta rakibini 3-0 mağlup etti. Lyon böylece eşleşmeyi toplamda 4-2 kazanarak play-off turunda Fenerbahçe’nin rakibi oldu.<br />
Rövanşta Lyon’un gollerini Ernest Nuamah, Ainsley Maitland-Niles ve Tyler Morton kaydetti.<br />
Karşılaşmanın önemli kırılma anlarından biri ise Sparta Prag’dan Adam Ševinský’nin 33. dakikada kırmızı kart görmesi oldu. Rakibinin 10 kişi kalmasının ardından üstünlüğünü artıran Lyon, ikinci yarıda bulduğu gollerle turu çevirdi.<br />
Teknik direktör Paulo Fonseca’nın hücum hattındaki tercihleri de maçın dikkat çeken unsurlarından biri oldu. Lyon’un hızlı hücum oyuncuları ve orta sahadan ceza alanına yaptığı koşular, Fenerbahçe savunmasının iki maç boyunca dikkat etmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor.<br />
İlk maç 18 Ağustos’ta İstanbul’da<br />
Fenerbahçe ile Lyon arasındaki Şampiyonlar Ligi play-off turunun ilk karşılaşması 18 Ağustos Salı günü İstanbul’da oynanacak.<br />
Sarı-lacivertliler, kendi sahasında oynayacağı ilk maçtan Fransa’daki rövanş öncesinde avantajlı bir sonuçla ayrılmayı hedefleyecek.<br />
Eşleşmenin ikinci maçı ise 26 Ağustos Çarşamba günü Lyon’da oynanacak.<br />
İki karşılaşma sonunda rakibine üstünlük sağlayan takım, 2026-27 UEFA Şampiyonlar Ligi’nin 36 takımlı lig aşamasına yükselecek. Elenen ekip ise Avrupa kupalarındaki yoluna UEFA Avrupa Ligi lig aşamasında devam edecek.<br />
Şampiyonlar Ligi lig aşaması kura çekimi 27 Ağustos’ta gerçekleştirilecek.<br />
Geçmiş karşılaşmalarda Lyon üstün<br />
Fenerbahçe ile Lyon daha önce Şampiyonlar Ligi’nde dört kez karşı karşıya geldi.<br />
Bu dört karşılaşmanın tamamını Lyon kazanırken Fransız ekibi 11, Fenerbahçe ise 4 gol kaydetti. İki takım arasındaki söz konusu maçlar 2001-02 ve 2004-05 sezonlarında oynandı.<br />
Ancak üzerinden 20 yıldan fazla süre geçen bu karşılaşmaların bugünkü eşleşmeye doğrudan ölçü olması güç. Her iki takımın da kadroları, oyun yapıları ve Avrupa’daki konumları geçmiş dönemlere göre tamamen değişmiş durumda.<br />
Fenerbahçe açısından hedef ise net: Lyon engelinin aşılması halinde sarı-lacivertliler 2026-27 sezonunda UEFA Şampiyonlar Ligi lig aşamasında mücadele edecek.<br />
Avrupa basınının da dikkat çektiği eşleşmede İstanbul’daki ilk karşılaşmada alınacak sonuç, 26 Ağustos’ta Fransa’da oynanacak rövanş öncesinde turun dengesini önemli ölçüde belirleyecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fenerbahcenin-devler-ligi-yolunda-son-engel-lyon-ilk-mac-istanbulda</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 15:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/fenerbahce-lyon-1200x750-150kb.webp" type="image/jpeg" length="76237"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Daha Uzun Süre Tok Kalmak Mümkün mü? Kilo Kontrolünde Öne Çıkan Besinler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/daha-uzun-sure-tok-kalmak-mumkun-mu-kilo-kontrolunde-one-cikan-besinler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/daha-uzun-sure-tok-kalmak-mumkun-mu-kilo-kontrolunde-one-cikan-besinler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kilo vermek yalnızca daha az yemek anlamına gelmiyor. Protein, lif ve su içeriği yüksek bazı besinler tokluk hissini destekleyerek porsiyon ve atıştırma kontrolünü kolaylaştırabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kilo Vermeye Yardımcı Besinler: Tokluk Hissini Destekleyen 9 Seçenek</p>

<p>Kilo vermeye çalışanların en sık karşılaştığı sorunlardan biri açlık. Kahvaltının üzerinden birkaç saat geçmeden yeniden acıkmak, akşam yemeğinden sonra atıştırma isteği duymak veya küçük porsiyonlarla doymadığını hissetmek kilo kontrolünü zorlaştırabiliyor.</p>

<p>Ancak mesele yalnızca “az yemek” değil. Yediğimiz besinin protein, lif ve su içeriği, ne kadar hızlı tüketildiği ve ne kadar tok tuttuğu da günlük enerji alımını etkileyebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle bazı besinler doğrudan “yağ yakmasa” bile daha uzun süre tok kalmaya, öğünleri daha dengeli kurmaya ve yüksek kalorili yiyeceklere yönelmeyi azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Burada önemli bir ayrım var: Hiçbir besin tek başına kilo verdirmez. Vücut ağırlığının azalması için uzun vadede alınan enerji ile harcanan enerji arasında uygun bir denge oluşması gerekir. Uyku, fiziksel aktivite, yaş, ilaçlar, hormonal ve metabolik faktörler de süreci etkileyebilir.</p>

<p>Peki kilo kontrolü hedefleyen bir beslenme düzeninde hangi yiyecekler avantaj sağlayabilir?</p>

<p>1. Kuru fasulye, mercimek ve nohut</p>

<p>Baklagiller kilo kontrolünde en kullanışlı besin gruplarından biri olabilir. Bunun temel nedeni hem bitkisel protein hem de lif içermeleridir.</p>

<p>Lif, sindirim sürecini ve tokluk hissini etkileyebilir. Protein de öğünün daha doyurucu olmasına katkıda bulunabilir. Böylece mercimek, nohut, kuru fasulye ve bezelye gibi besinlerin bulunduğu bir öğün, kısa süre sonra yeniden acıkmayı önlemeye yardımcı olabilir.</p>

<p>Randomize kontrollü araştırmaları bir araya getiren bir meta-analizde de baklagil tüketiminin vücut ağırlığında küçük fakat anlamlı bir azalmayla ilişkili olabileceği görüldü.</p>

<p>Ancak buradaki etkiyi büyütmemek gerekiyor. Bir tabak kuru fasulye kendi başına zayıflama yöntemi değildir. Yemeğin hazırlanma biçimi, kullanılan yağ miktarı, yanında tüketilen ekmek veya pilav ve toplam porsiyon sonucu değiştirebilir.</p>

<p>2. Sebze ağırlıklı çorbalar</p>

<p>Yemeğe sebze içeriği yüksek, yoğun krema ve aşırı yağ içermeyen bir çorbayla başlamak bazı kişilerde ana öğünde tüketilen yiyecek miktarını azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Bunun arkasında basit bir mekanizma var: Su ve sebzelerin oluşturduğu hacim mideyi doldururken, öğünün enerji yoğunluğu görece düşük tutulabilir.</p>

<p>Fakat her çorba aynı değildir. Bol krema, tereyağı, fazla yağ veya yüksek miktarda un içeren çorbalar düşünüldüğünden daha yüksek enerji sağlayabilir.</p>

<p>Dolayısıyla “çorba zayıflatır” demek yerine, sebze ağırlıklı ve enerji yoğunluğu düşük çorbaların öğün planlamasında yararlı olabileceğini söylemek daha doğrudur.</p>

<p>3. Yoğurt</p>

<p>Yoğurt protein içeriği nedeniyle dengeli bir ara öğünün veya kahvaltının parçası olabilir. Özellikle ilave şeker içermeyen sade yoğurt, meyve ve ölçülü miktarda kuruyemişle bir araya getirildiğinde daha doyurucu bir seçenek oluşturabilir.</p>

<p>Burada etiket okumak önemli. Meyveli veya aromalı olarak satılan bazı ürünlerde yüksek miktarda ilave şeker bulunabilir.</p>

<p>Yoğurt tüketimi ile vücut ağırlığı arasındaki ilişkiyi inceleyen gözlemsel çalışmalar ilgi çekici sonuçlar vermiş olsa da bunlar yoğurdun doğrudan kilo verdirdiğini kanıtlamaz.</p>

<p>Asıl avantaj, yoğurdun yüksek şekerli tatlılar veya enerji yoğunluğu yüksek atıştırmalıkların yerine tercih edilmesiyle ortaya çıkabilir.</p>

<p>4. Elma</p>

<p>Meyve suyu içmekle meyvenin kendisini yemek aynı şey değildir.</p>

<p>Kabuklu bir elma su, lif ve çiğneme gerektiren yapısıyla tokluk açısından avantaj sağlayabilir. Meyve suyunda ise meyvenin doğal yapısı değişir ve aynı miktarda enerjiyi daha hızlı tüketmek kolaylaşabilir.</p>

<p>Bu nedenle kilo kontrolünde meyveyi mümkün olduğunca bütün halde tüketmek genellikle daha iyi bir seçenektir.</p>

<p>Elmanın özel bir “yağ yakıcı” etkisi olduğuna dair güçlü kanıt bulunmuyor. Avantajı daha çok lif içeren bütün bir meyve olması ve tatlı ihtiyacına besleyici bir alternatif sunabilmesidir.</p>

<p>5. Kuruyemişler</p>

<p>Badem, ceviz, fındık ve benzeri kuruyemişler protein, lif ve doymamış yağlardan zengindir. Bu bileşim tokluk açısından önemli bir avantaj sağlayabilir.</p>

<p>İlk bakışta burada bir çelişki var: Kuruyemişlerin enerji yoğunluğu yüksektir. Buna rağmen kontrollü çalışmaların meta-analizlerinde kuruyemiş içeren beslenme düzenlerinin vücut ağırlığını artırdığı gösterilmemiştir.</p>

<p>Bu durum sınırsız kuruyemiş yenebileceği anlamına gelmez.</p>

<p>Bir avuçla başlayan atıştırmalık fark edilmeden birkaç avuca çıkabilir. Bu nedenle kilo vermeye çalışan kişiler açısından kuruyemişte porsiyon kontrolü özellikle önemlidir.</p>

<p>6. Yumurta ve diğer kaliteli protein kaynakları</p>

<p>Protein açısından yeterli bir kahvaltı veya ana öğün, bazı kişilerde tokluk hissinin daha uzun sürmesine yardımcı olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yumurta bu açıdan pratik seçeneklerden biridir. Ancak protein yalnızca yumurtadan alınmaz. Balık, tavuk, yoğurt, kefir, baklagiller ve diğer uygun protein kaynakları da dengeli beslenmenin parçası olabilir.</p>

<p>Araştırmalar, enerji kısıtlaması sırasında yeterli protein alımının özellikle egzersizle birlikte yağsız vücut kütlesinin korunmasına yardımcı olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Buradan “ne kadar çok protein, o kadar hızlı kilo kaybı” sonucu çıkarılmamalıdır. Protein gereksinimi kişiye göre değişir ve özellikle böbrek hastalığı gibi bazı sağlık sorunlarında beslenme planının bireyselleştirilmesi gerekebilir.</p>

<p>7. Sebzeler</p>

<p>Kilo kontrolünde tabağın en güçlü oyuncularından biri çoğu zaman en gösterişsiz olanıdır: sebzeler.</p>

<p>Brokoli, kabak, karnabahar, biber, domates, salatalık, yeşil yapraklı sebzeler ve benzeri seçenekler yüksek su ve lif içerikleri sayesinde tabağın hacmini artırabilir.</p>

<p>Bu yaklaşımın önemli bir avantajı vardır. İnsan yalnızca kalori saymak yerine tabağını daha düşük enerji yoğunluğuna sahip besinlerle büyütebilir.</p>

<p>Sebzeleri makarna, omlet, çorba veya ana yemeklere eklemek de toplam öğünün enerji yoğunluğunu azaltmanın pratik yollarından biridir.</p>

<p>Elbette pişirme yöntemi önemlidir. Sebzenin kendisi düşük kalorili olsa bile kızartma, yoğun soslar veya fazla yağ yemeğin toplam enerjisini ciddi biçimde artırabilir.</p>

<p>8. Tam tahıllar</p>

<p>Yulaf, bulgur ve diğer tam tahıllar rafine tahıllara kıyasla daha fazla lif sağlayabilir.</p>

<p>Lif içeren karbonhidrat kaynakları sindirim sisteminde daha uzun süre kalabilir ve öğünün doyuruculuğuna katkıda bulunabilir. Dünya Sağlık Örgütü de sağlıklı beslenmede karbonhidrat kaynaklarının önemli bölümünün tam tahıllar, sebzeler, meyveler ve baklagillerden gelmesini öneriyor.</p>

<p>Ancak “tam tahıllı” ifadesi sınırsız tüketim anlamına gelmez.</p>

<p>Bulgur da yulaf da enerji sağlar. Kilo kontrolünde besinin kalitesi kadar toplam miktar ve öğünün bütünü önemlidir.</p>

<p>9. Greyfurt</p>

<p>Greyfurt yıllardır zayıflama diyetlerinin en çok konuşulan meyvelerinden biri. Bazı küçük klinik araştırmalarda öğünlerden önce greyfurt tüketen kişilerde kilo kaybı gözlenmiştir.</p>

<p>Ancak bu bulgu greyfurtun “yağ yaktığı” anlamına gelmez.</p>

<p>Greyfurtun özel bir zayıflama mekanizmasına sahip olduğunu gösterecek kadar güçlü bilimsel kanıt bulunmuyor. Meyvenin su ve lif içeriği tokluğa katkıda bulunabilir ancak kilo kaybının temel belirleyicisi yine beslenmenin bütünüdür.</p>

<p>Greyfurt konusunda ayrıca önemli bir ayrıntı bulunuyor: Bazı ilaçlarla ciddi etkileşim gösterebilir. Greyfurt ve greyfurt suyu, bazı ilaçların kandaki düzeyini değiştirebildiği için düzenli ilaç kullanan kişilerin bu konuda hekim veya eczacıdan bilgi alması gerekir.</p>

<p>Bitter çikolata listeye girer mi?</p>

<p>Bitter çikolata bazı çalışmalarda iştah ve sonraki öğündeki enerji alımı açısından incelenmiştir. Ancak buradan bitter çikolatanın kilo verdirdiği sonucu çıkarılamaz.</p>

<p>Çikolata enerji yoğunluğu yüksek bir besindir.</p>

<p>Tatlı isteğini karşılamak amacıyla küçük miktarlarda tercih edilmesi bazı kişiler için sürdürülebilir beslenmenin parçası olabilir. Fakat “bitter olduğu için istediğim kadar yiyebilirim” düşüncesi kilo kontrolünde ters sonuç verebilir.</p>

<p>Asıl mesele hangi besini eklediğiniz kadar neyin yerine koyduğunuz</p>

<p>Kilo kontrolünde gözden kaçan noktalardan biri budur.</p>

<p>Bir avuç kuruyemişi mevcut beslenmeye fazladan eklemek ile cips yerine tüketmek aynı değildir. Yoğurdu mevcut öğünlerin üzerine eklemek ile şekerli bir tatlı yerine tercih etmek de aynı sonucu doğurmayabilir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca “sağlıklı yiyecekleri artırmak” değil, enerji yoğunluğu yüksek ve besleyiciliği düşük seçeneklerin yerine daha doyurucu besinleri koymak önemlidir.</p>

<p>Tokluk için tabağın üç ayağı: Protein, lif ve hacim</p>

<p>Pratik olarak kilo kontrolüne uygun bir öğünü üç temel özellik üzerinden düşünmek mümkün:</p>

<p>Protein: Yumurta, yoğurt, balık, tavuk veya baklagiller gibi kaynaklardan gelebilir.</p>

<p>Lif: Sebze, meyve, baklagil ve tam tahıllardan sağlanabilir.</p>

<p>Hacim: Sebze, salata, meyve ve sebze ağırlıklı çorbalar daha düşük enerjiyle daha büyük porsiyon oluşturmayı kolaylaştırabilir.</p>

<p>Bu üç özellik aynı öğünde buluştuğunda yalnızca “daha az yemek” yerine daha doyurucu yemek mümkün hale gelebilir.</p>

<p>Kilo vermek için tek bir “mucize besin” yok</p>

<p>Bilimsel verilerin ortak mesajı, kilo kaybını tek bir yiyeceğe bağlamanın doğru olmadığı yönünde.</p>

<p>Fasulye, mercimek, yoğurt, elma, sebze, tam tahıl veya kuruyemiş sağlıklı bir beslenme düzeninin parçası olabilir. Fakat bunların hiçbiri vücuttaki yağı kendi başına eritmez.</p>

<p>Uzun vadede sürdürülebilir kilo kontrolü; kişinin enerji ihtiyacına uygun beslenme, yeterli protein ve lif, sebze ve meyve tüketimi, porsiyon farkındalığı, fiziksel aktivite ve sürdürülebilir alışkanlıkların birlikte yürütülmesine dayanır.</p>

<p>Çok kısıtlayıcı ve kısa süreli diyetler yerine kişinin aylar ve yıllar boyunca sürdürebileceği bir beslenme düzeni oluşturmak çoğu zaman daha gerçekçi bir yaklaşımdır.</p>

<p>Ayrıca kilo vermekte belirgin güçlük yaşayan, hızlı veya açıklanamayan kilo değişiklikleri bulunan, diyabet, böbrek hastalığı veya başka kronik hastalığı olan ya da düzenli ilaç kullanan kişilerin beslenme planının bireysel sağlık durumuna göre değerlendirilmesi önem taşır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>The American Journal of Clinical Nutrition – Effects of dietary pulse consumption on body weight: a systematic review and meta-analysis of randomized controlled trials – Kim SJ, de Souza RJ, Choo VL ve arkadaşları – 2016 – DOI: 10.3945/ajcn.115.124677</li>
 <li>The American Journal of Clinical Nutrition – Nut intake and adiposity: meta-analysis of clinical trials – Flores-Mateo G, Rojas-Rueda D, Basora J, Ros E, Salas-Salvadó J – 2013 – DOI: 10.3945/ajcn.111.031484</li>
 <li>The American Journal of Clinical Nutrition – Higher compared with lower dietary protein during an energy deficit combined with intense exercise promotes greater lean mass gain and fat mass loss: a randomized trial – Longland TM, Oikawa SY, Mitchell CJ, Devries MC, Phillips SM – 2016 – DOI: 10.3945/ajcn.115.119339</li>
 <li>Journal of Medicinal Food – The effects of grapefruit on weight and insulin resistance: relationship to the metabolic syndrome – Fujioka K, Greenway F, Sheard J, Ying Y – 2006 – DOI: 10.1089/jmf.2006.9.49</li>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü – Healthy Diet – 2026</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/daha-uzun-sure-tok-kalmak-mumkun-mu-kilo-kontrolunde-one-cikan-besinler</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 15:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8035.jpeg" type="image/jpeg" length="92459"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yozgat’ı Yasa Boğan Ölümde Adli Süreç: Betül Ünsal Yeşilyurt’un Ölümü Araştırılıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yozgati-yasa-bogan-olumde-adli-surec-betul-unsal-yesilyurtun-olumu-arastiriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yozgati-yasa-bogan-olumde-adli-surec-betul-unsal-yesilyurtun-olumu-arastiriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yozgat Bozok Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt’un ani ölümüyle ilgili adli soruşturma başlatıldığı bildirildi. Evinde hareketsiz halde bulunan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren akademisyenin kesin ölüm nedeninin belirlenmesine yönelik inceleme sürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yozgat Bozok Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt’un hayatını kaybetmesinin ardından olayın aydınlatılmasına yönelik adli süreç başlatıldı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre Yeşilyurt’tan bir süre haber alamayan yakınlarının endişelenmesi üzerine arkadaşları akademisyenin evine gitti. Evde hareketsiz halde bulunan Yeşilyurt için sağlık ekiplerine haber verildi.</p>

<p>İhbar üzerine adrese gelen ekipler tarafından ilk müdahalesi yapılan Yeşilyurt, Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne kaldırıldı. Ancak yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>SAVCILIK OLAYI ARAŞTIRIYOR</p>

<p>Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt’un beklenmedik ölümü sonrasında adli makamların harekete geçtiği ve ölümün koşullarının belirlenmesi amacıyla soruşturma yürütüldüğü bildirildi.</p>

<p>Yerel basına yansıyan bilgilere göre Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada olayın meydana geliş şeklinin ortaya çıkarılması amacıyla çeşitli ihtimaller değerlendiriliyor ve bilgi sahibi kişilerin ifadelerine başvuruluyor.</p>

<p>Soruşturmanın devam ettiği aşamada Yeşilyurt’un ölüm şekline ilişkin kesinleşmiş bir adli tespit bulunmuyor.</p>

<p>KESİN ÖLÜM NEDENİ ADLİ İNCELEMEYLE NETLEŞECEK</p>

<p>Olayın ardından en fazla merak edilen konu Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt’un ölüm nedeni oldu.</p>

<p>İlk haberlerde akademisyenin kesin ölüm nedenine ilişkin herhangi bir bilgi paylaşılmadı. Ölüm nedeninin adli ve tıbbi incelemelerin tamamlanmasının ardından kesinlik kazanması bekleniyor.</p>

<p>Bu nedenle soruşturma sonuçlanmadan ölümün belirli bir nedene bağlanması mümkün değil.</p>

<p>AKADEMİK CAMİADA BÜYÜK ÜZÜNTÜ</p>

<p>Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt, Yozgat Bozok Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü bünyesinde Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı’nda görev yapıyordu.</p>

<p>Üniversitenin akademik kayıtlarına göre Yeşilyurt, 2011 yılında Yozgat Bozok Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu’nda araştırma görevlisi olarak başladığı akademik kariyerini aynı üniversitede sürdürdü.</p>

<p>2019 yılında doktor öğretim üyesi olan Yeşilyurt, 2024 yılında doçentlik unvanını aldı. Akademik çalışmalarının yanı sıra idari görevler de üstlenen Yeşilyurt, Hemşirelik Bölüm Başkanlığı ve Rektörlük Kalite Komisyonu Başkanlığı görevlerinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üniversitenin akademik veri sisteminde Yeşilyurt’un 64 yayını, ulusal ve uluslararası bilimsel çalışmaları ile lisansüstü tez danışmanlıkları bulunuyor.</p>

<p>SON YOLCULUĞUNA KAYSERİ’DE UĞURLANDI</p>

<p>Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörlüğü, Yeşilyurt’un vefatının ardından yayımladığı duyuruyla üniversite camiasına başsağlığı diledi.</p>

<p>Üniversitenin resmî açıklamasına göre Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt’un cenazesi 9 Ağustos 2026 Pazar günü Kayseri Hulusi Akar Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı.</p>

<p>Akademisyenin ölümü öğrencileri, çalışma arkadaşları ve yakınları arasında büyük üzüntüye neden olurken, adli soruşturmanın sonucunda ortaya çıkacak bulgular bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yozgati-yasa-bogan-olumde-adli-surec-betul-unsal-yesilyurtun-olumu-arastiriliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8034.jpeg" type="image/jpeg" length="57625"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Al Hilal’den Osimhen için 130 milyon euro iddiası: Galatasaray reddetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/al-hilalden-osimhen-icin-130-milyon-euro-iddiasi-galatasaray-reddetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/al-hilalden-osimhen-icin-130-milyon-euro-iddiasi-galatasaray-reddetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın yıldız golcüsü Victor Osimhen için Suudi Arabistan’dan astronomik bir teklif geldiği öne sürüldü. Sky Sport Almanya kaynaklı haberlere göre Al Hilal, Nijeryalı santrfor için 130 milyon euroluk teklif sundu ancak sarı-kırmızılı yönetim bu rakamı kabul etmedi. Teklifin tutarı konusunda kulüplerden henüz resmî açıklama gelmedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’a Osimhen için 130 milyon euroluk dev teklif iddiası</p>

<p>Galatasaray’da yaz transfer döneminin en çarpıcı dosyalarından biri Victor Osimhen için açıldı.</p>

<p>Avrupa basınına yansıyan son haberlere göre Suudi Arabistan ekibi Al Hilal, Nijeryalı yıldızı kadrosuna katabilmek için Galatasaray’ın kapısını astronomik bir rakamla çaldı.</p>

<p>Sky Sport Almanya kaynaklı olarak aktarılan bilgilere göre Al Hilal’in Osimhen için yaptığı teklif 130 milyon euroya ulaştı.</p>

<p>Galatasaray’ın ise bu dev teklifi reddettiği bildirildi.</p>

<p>130 milyon euro masaya geldi iddiası</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Osimhen’in adı daha önce de Suudi Arabistan kulüpleriyle anılmıştı. Ancak son iddia, rakamın büyüklüğü nedeniyle transfer dosyasını farklı bir noktaya taşıdı.</p>

<p>Haberlere göre Al Hilal, yıldız santrforu transfer edebilmek için 130 milyon euroluk bonservis teklifini Galatasaray’a iletti.</p>

<p>Sarı-kırmızılı yönetimin cevabının ise olumsuz olduğu öne sürüldü.</p>

<p>Galatasaray veya Al Hilal cephesinden teklifin tutarını doğrulayan resmî bir açıklama henüz yapılmadığı için 130 milyon euroluk rakamı kesinleşmiş bonservis teklifi olarak değil, güçlü bir transfer iddiası olarak değerlendirmek gerekiyor.</p>

<p>Galatasaray Osimhen’i bırakmak istemiyor</p>

<p>Galatasaray’ın teklifi reddettiği yönündeki bilgi, sarı-kırmızılıların Osimhen konusunda izlediği politikayı da ortaya koyuyor.</p>

<p>Nijeryalı santrfor, yalnızca takımın gol yükünü taşıyan isimlerden biri değil, Galatasaray’ın Avrupa hedeflerinin de merkezindeki oyuncular arasında bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle yönetimin olağanüstü büyüklükte bir teklif karşısında dahi yıldız futbolcunun ayrılığına sıcak bakmadığı belirtiliyor.</p>

<p>Suudi Arabistan’ın Osimhen ısrarı</p>

<p>Osimhen’in Suudi Arabistan kulüplerinin radarına girmesi yeni değil.</p>

<p>Golcü futbolcunun Avrupa’daki performansı, fizik gücü, sürati ve ceza sahasındaki etkinliği uzun süredir dünyanın en yüksek bütçeli kulüplerinin ilgisini çekiyor.</p>

<p>Al Hilal’in yeniden devreye girdiği yönündeki son haber ise Suudi ekibinin Osimhen dosyasını kapatmadığını gösteriyor.</p>

<p>130 milyon euroluk teklif iddiasının ardından gözler, Al Hilal’in rakamı daha da yükseltip yükseltmeyeceğine çevrildi.</p>

<p>Osimhen transfer piyasasının merkezinde</p>

<p>27 yaşındaki Victor Osimhen, Avrupa futbolunun en değerli santrforları arasında gösteriliyor.</p>

<p>Nijeryalı golcü, kariyerinde Lille ve Napoli gibi önemli Avrupa kulüplerinde forma giyerken özellikle İtalya’daki performansıyla dünya çapında üne kavuştu.</p>

<p>Napoli’nin 2022-2023 sezonunda Serie A şampiyonluğuna ulaşmasında başrol oynayan Osimhen, o sezon İtalya Ligi’nin gol kralı oldu.</p>

<p>Galatasaray forması altında ortaya koyduğu performans da yıldız futbolcunun transfer piyasasındaki değerini korumasını sağladı.</p>

<p>Galatasaray için tarihi bir rakam</p>

<p>130 milyon euroluk teklifin doğrulanması halinde söz konusu rakam yalnızca Galatasaray açısından değil, Türk futbol tarihi bakımından da olağanüstü bir büyüklük anlamına geliyor.</p>

<p>Ancak sarı-kırmızılı yönetimin sportif hedefleri mali büyüklüğün önünde tuttuğu ve Osimhen’i kadroda tutmak istediği bildiriliyor.</p>

<p>Transfer penceresi kapanana kadar Suudi Arabistan’dan yeni bir hamle gelme ihtimali ise masada.</p>

<p>Şimdilik dosyadaki en kritik bilgi şu:</p>

<p>Al Hilal’in Victor Osimhen için 130 milyon euroluk teklif yaptığı ve Galatasaray’ın bu teklifi reddettiği ileri sürülüyor. Ancak rakam henüz iki kulüpten biri tarafından resmen doğrulanmış değil.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Sky Sport Almanya</li>
 <li>Florian Plettenberg</li>
 <li>Suudi Arabistan spor basını</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/al-hilalden-osimhen-icin-130-milyon-euro-iddiasi-galatasaray-reddetti</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 15:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8033.jpeg" type="image/jpeg" length="37520"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zayıflama İlaçları Güvenli mi? Yan Etki ve Ölüm Bildirimlerinde Bilinmesi Gereken Gerçek]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclari-guvenli-mi-yan-etki-ve-olum-bildirimlerinde-bilinmesi-gereken-gercek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclari-guvenli-mi-yan-etki-ve-olum-bildirimlerinde-bilinmesi-gereken-gercek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GLP-1 zayıflama ilaçlarıyla ilişkilendirilen ölüm bildirimleri tartışma yarattı. Ancak bildirim, ilacın ölüme neden olduğunun kanıtı değil. Peki gerçek risk ne ve hangi belirtiler önemsenmeli?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mounjaro, Wegovy ve benzeri zayıflama ilaçlarının kullanımının hızla yaygınlaşmasıyla birlikte, bu ilaçların güvenliği de milyonlarca insanın merak ettiği bir konu haline geldi. Özellikle İngiltere’de GLP-1 ilaçlarını kullanan kişilerle ilgili yüzlerce ölüm bildiriminin bulunduğuna ilişkin haberler, “Zayıflama iğneleri ölüme yol açıyor mu?” sorusunu gündeme taşıdı.</p>

<p>BMJ’de 12 Ağustos 2026’da yayımlanan bir doğruluk kontrolü, tartışmadaki en kritik ayrıntıya dikkat çekiyor: Bir ilacı kullanan kişide meydana gelen ölümün ilaç güvenliği sistemine bildirilmesi, ölümün o ilaç tarafından meydana getirildiğinin kanıtı değildir.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, “ilaç kullanırken hayatını kaybetti” ile “ilaç nedeniyle hayatını kaybetti” aynı şey değildir.</p>

<p>Bununla birlikte GLP-1 ilaçları tamamen risksiz de değildir. Özellikle ciddi ve geçmeyen karın ağrısı, pankreatit adı verilen pankreas iltihabının belirtisi olabileceği için dikkatle değerlendirilmelidir.</p>

<p>GLP-1 ilaçları nedir?</p>

<p>GLP-1 temelli ilaçlar başlangıçta özellikle tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan, daha sonra obezite tedavisindeki etkileri nedeniyle çok daha geniş bir kesimin tanıdığı ilaç grubuna dönüştü.</p>

<p>Semaglutid ve liraglutid GLP-1 reseptörleri üzerinden etki gösterirken, tirzepatid hem GLP-1 hem de GIP adı verilen başka bir bağırsak hormonu sistemi üzerinde etkilidir.</p>

<p>Bu ilaçlar iştahın azalmasına, kişinin daha uzun süre tok hissetmesine ve mide boşalmasının yavaşlamasına yardımcı olabilir. Uygun hastalarda belirgin kilo kaybı sağlayabilirler.</p>

<p>Ancak etkili olmaları, yan etkilerinin bulunmadığı anlamına gelmez.</p>

<p>Bulantı, kusma, ishal, kabızlık ve karın ağrısı en çok bilinen sindirim sistemi yakınmaları arasındadır. Daha seyrek fakat daha ciddi komplikasyonlar da görülebilir.</p>

<p>“Yüzlerce ölüm” iddiası nereden çıktı?</p>

<p>BMJ’nin Jacqui Wise imzasıyla yayımladığı doğruluk kontrolüne göre, İngiliz basınında son haftalarda GLP-1 zayıflama ilaçlarıyla yüzlerce ölümü ve çok sayıda yan etkiyi ilişkilendiren haberler yayımlandı.</p>

<p>İngiltere’nin ilaç güvenliği sistemine ulaşan veriler üzerinden bazı yayınlarda 100’ün üzerinde, bazılarında 150’den fazla, bazılarında ise 200’ü aşan ölümden söz edildi.</p>

<p>Bu rakamları yorumlarken sistemin nasıl çalıştığını bilmek gerekiyor.</p>

<p>İngiltere’de ilaçlarla ilişkili olduğundan şüphelenilen yan etkiler Yellow Card adı verilen farmakovijilans sistemine bildirilebiliyor. Sistem, daha önce bilinmeyen veya beklenenden sık görülen olası güvenlik sorunlarının fark edilmesini sağlıyor.</p>

<p>Fakat bu sistemde yer alan bir bildirim, tek başına neden-sonuç ilişkisi kurmuyor.</p>

<p>Yan etki bildirimi “ilaç bunu yaptı” anlamına gelmiyor</p>

<p>Bu ayrım GLP-1 tartışmasının merkezinde bulunuyor.</p>

<p>Bir kişi ilacı kullanırken kalp krizi geçirebilir, başka bir hastalığa yakalanabilir veya hayatını kaybedebilir. Olay ilaçla ilişkili olabileceği şüphesiyle güvenlik sistemine bildirilebilir.</p>

<p>Ancak kişinin yaşı, obezite, diyabet, kalp-damar hastalıkları, başka hastalıkları, kullandığı diğer ilaçlar veya olaydan tamamen bağımsız faktörler de sonucu açıklayabilir.</p>

<p>Bu nedenle spontan yan etki bildirimleri bilim insanları için önemli bir “sinyal” oluşturur fakat tek başına ilacın olaya neden olduğunu kanıtlamaz.</p>

<p>Ayrıca bildirim sayısı doğrudan “bu kadar kişi zarar gördü” biçiminde de yorumlanmamalıdır. Bir hastayla ilgili birden fazla şüpheli reaksiyon bildirilebilmesi ve bu tür sistemlerin kullanım yaygınlığından etkilenmesi mümkündür.</p>

<p>Bir ilacın gerçek riskini değerlendirmek için bildirimin yanı sıra klinik araştırmalar, gözlemsel çalışmalar, ilacı kullanan toplam kişi sayısı, beklenen doğal hastalık oranları ve diğer güvenlik verilerinin birlikte incelenmesi gerekir.</p>

<p>Peki hiç doğrulanmış ciddi vaka yok mu?</p>

<p>Var. İşte tartışmanın diğer önemli tarafı da bu.</p>

<p>BMJ’nin aktardığı vakalardan biri 66 yaşındaki Paula Owen’a ilişkin. İngiltere’de adli tıp yetkilisi, Owen’ın kullandığı GLP-1 agonistinin akut pankreatit sonucu gerçekleşen ölümüne katkıda bulunduğunu bildirdi. Vakanın ayrıntılı adli incelemesinin daha sonra yapılması planlandı.</p>

<p>BMJ ayrıca 58 yaşındaki hemşire Susan McGowan’ın 2024’teki ölümüne dikkat çekiyor.</p>

<p>McGowan’ın ölüm belgesinde çoklu organ yetmezliği, septik şok ve pankreatit ölüm nedenleri arasında yer alırken, reçeteli tirzepatid kullanımı katkıda bulunan bir faktör olarak kaydedilmişti.</p>

<p>Bu vakalar önemli olmakla birlikte, yüzlerce şüpheli bildirimin tamamının aynı şekilde doğrulandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Dolayısıyla iki uç yorum da doğru değil:</p>

<p>“Bütün bildirilen ölümlere GLP-1 ilaçları neden oldu” demek için yeterli kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Ancak “Bu ilaçların ciddi veya ölümcül hiçbir riski yok” demek de mevcut güvenlik verileriyle bağdaşmıyor.</p>

<p>En önemli ciddi risklerden biri: Akut pankreatit</p>

<p>İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu 2026 yılında GLP-1 ve GLP-1/GIP ilaçlarının ürün bilgilerindeki akut pankreatit uyarılarını güçlendirdi.</p>

<p>Pankreatit, pankreasın ani olarak iltihaplanmasıdır.</p>

<p>GLP-1 ilaçlarıyla ilişkili akut pankreatit bilinen fakat seyrek görülen bir yan etkidir. Çok nadir vakalarda hastalık ağırlaşabilir; pankreas dokusunda hasara yol açan nekrotizan pankreatit gelişebilir ve ölümcül seyredebilir.</p>

<p>Bu nedenle sıradan sindirim sistemi yan etkileri ile ciddi bir tablonun belirtilerini ayırt etmek önem taşıyor.</p>

<p>Hangi karın ağrısı önemsenmeli?</p>

<p>GLP-1 kullanan bir kişide şiddetli ve geçmeyen karın ağrısı özellikle önemlidir.</p>

<p>Pankreatitte ağrı çoğunlukla üst karın bölgesinde hissedilebilir ve sırta doğru yayılabilir. Bulantı ve kusma eşlik edebilir.</p>

<p>Buradaki kritik nokta, şiddetli ve devam eden ağrının “İğnenin normal yan etkisidir, geçer” denilerek görmezden gelinmemesidir.</p>

<p>Özellikle şu durumlarda gecikmeden tıbbi değerlendirme gerekir:</p>

<ul>
 <li>Şiddetli ve sürekli karın ağrısı</li>
 <li>Sırta yayılan belirgin karın ağrısı</li>
 <li>Karın ağrısıyla birlikte tekrarlayan kusma</li>
 <li>Sıvı alınmasını engelleyecek kadar devam eden kusma veya ishal</li>
 <li>Belirgin susuzluk, halsizlik veya bayılacak gibi olma</li>
 <li>Sarılık gelişmesi</li>
 <li>Ciddi alerjik reaksiyon belirtileri</li>
</ul>

<p>Şiddetli, sürekli ve özellikle sırta yayılan karın ağrısı pankreatit açısından acil değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Bulantı ve kusma neden hafife alınmamalı?</p>

<p>Bulantı ve kusma GLP-1 ilaçlarının bilinen yan etkileri arasında yer aldığı için kullanıcıların bunları tamamen normal kabul etme eğilimi olabilir.</p>

<p>Çoğu durumda bu yakınmalar ciddi bir hastalık anlamına gelmez.</p>

<p>Ancak şiddetli veya uzun süren kusma önemli miktarda sıvı ve elektrolit kaybına neden olabilir. Elektrolitler kalp ritmi, kaslar ve sinir sistemi dahil birçok yaşamsal işlev için gereklidir.</p>

<p>Bu nedenle özellikle sıvı alamama, belirgin halsizlik, baş dönmesi, bayılma hissi veya ciddi karın ağrısıyla birlikte seyreden kusma sıradan bir yan etki olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<p>GLP-1 kullanan herkes pankreatit açısından yüksek risk altında mı?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Düzenleyici kurumların pankreatit konusunda uyarı yayımlaması, ilacı kullanan kişilerin büyük bölümünün pankreatit geliştireceği anlamına gelmiyor.</p>

<p>İngiliz ilaç düzenleyicisi akut pankreatiti bilinen ancak seyrek bir yan etki olarak tanımlıyor. Ağır, nekrotizan veya ölümcül vakalar ise daha nadir.</p>

<p>Risk değerlendirilirken kişinin tıbbi geçmişi de önemlidir. Pankreatitin GLP-1 ilaçları dışında safra taşları, yüksek trigliserid düzeyleri, alkol kullanımı ve çeşitli başka nedenleri bulunabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dolayısıyla GLP-1 kullanan bir kişide pankreatit gelişmesi bile her vakada otomatik olarak ilacın tek neden olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>İlaçların yararları da risk değerlendirmesinin bir parçası</p>

<p>GLP-1 ilaçlarının güvenliği tartışılırken yalnızca yan etkileri değerlendirmek de eksik bir tablo oluşturabilir.</p>

<p>Obezite kendi başına tip 2 diyabet, kalp-damar hastalıkları, uyku apnesi ve çok sayıda başka sağlık sorunuyla bağlantılı ciddi bir kronik hastalıktır.</p>

<p>GLP-1 temelli tedaviler uygun hastalarda önemli kilo kaybı sağlayabilir. Bazı GLP-1 ilaçları için büyük klinik araştırmalarda kalp-damar hastalığı açısından da yararlar gösterilmiştir.</p>

<p>Bu nedenle tıpta temel soru “Bu ilacın hiç riski var mı?” değildir. Neredeyse hiçbir etkili ilaç için risk sıfır değildir.</p>

<p>Asıl değerlendirme, belirli bir hasta için beklenen yararın olası risklerden fazla olup olmadığıdır.</p>

<p>Bu denge kişiden kişiye değişebilir.</p>

<p>Sosyal medyadan veya kaçak ürünlerden temin etmek ayrı bir risk</p>

<p>GLP-1 ilaçlarına yönelik yoğun talep başka bir sorunu da beraberinde getirdi: tıbbi değerlendirme dışında kullanım ve ruhsatsız ürünlere yönelme.</p>

<p>İlacın kim için uygun olduğunun değerlendirilmemesi, kişinin diğer hastalıklarının ve ilaçlarının bilinmemesi veya denetimsiz ürün kullanılması güvenlik sorunlarını artırabilir.</p>

<p>Özellikle internette “araştırma amaçlı”, “peptid” veya benzeri ifadelerle satılan ruhsatsız maddelerin onaylı ilaçlarla aynı güvenlik ve kalite standartlarına sahip olduğu varsayılamaz.</p>

<p>Zayıflama amacıyla ilaç kullanımı yalnızca tartıdaki rakam üzerinden değerlendirilecek kadar basit değildir.</p>

<p>GLP-1 kullanırken her mide şikâyeti tehlikeli mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Bulantı, ishal, kabızlık, kusma ve karın rahatsızlığı bu ilaçlarla görülebilen yan etkiler arasındadır. Bu belirtilerin ortaya çıkması kişinin mutlaka ciddi bir komplikasyon geçirdiği anlamına gelmez.</p>

<p>Fakat belirtinin şiddeti, süresi ve eşlik eden bulgular önemlidir.</p>

<p>Hafif bulantıyla, saatlerce devam eden şiddetli ve sırta yayılan karın ağrısını aynı kategoride değerlendirmek doğru değildir.</p>

<p>İlaç güvenliğinde asıl amaç paniğe kapılmak değil, olağandışı veya ağır belirtileri zamanında fark etmektir.</p>

<p>İlacı kullananlar ölüm haberları nedeniyle bırakmalı mı?</p>

<p>Bu tür haberler üzerine reçeteli tedaviyi kendi kendine kesmek doğru bir yaklaşım değildir.</p>

<p>GLP-1 ilaçları diyabet veya obezite gibi kronik hastalıkların tedavisinde kullanılabilir. Tedavinin devamı, değiştirilmesi veya sonlandırılması kişinin hastalığına, tedaviden elde ettiği yarara, yan etkilerine ve diğer risk faktörlerine göre değerlendirilir.</p>

<p>Bununla birlikte ciddi bir yan etki düşündüren belirtilerin ortaya çıkması halinde tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir.</p>

<p>“200 ölüm” rakamından çıkarılmaması gereken sonuç</p>

<p>GLP-1 ilaçları hakkındaki tartışmanın belki de en önemli dersi, ilaç güvenliği verilerinin nasıl okunması gerektiği.</p>

<p>Bir güvenlik sisteminde yüzlerce ölüm bildiriminin bulunması önemlidir ve araştırılmalıdır.</p>

<p>Ancak bu rakamı doğrudan “ilaç yüzlerce kişiyi öldürdü” şeklinde çevirmek bilimsel olarak doğru değildir.</p>

<p>Aynı şekilde bildirimlerin nedenselliği kanıtlamaması, güvenlik sinyallerinin önemsiz olduğu anlamına da gelmez.</p>

<p>Farmakovijilans sistemlerinin görevi zaten bu şüpheli olayları toplamak, olağandışı bir örüntü bulunup bulunmadığını araştırmak ve gerektiğinde ilaç uyarılarını değiştirmektir.</p>

<p>Nitekim GLP-1 ilaçlarında akut pankreatitle ilgili uyarıların güçlendirilmesi bunun somut örneklerinden biridir.</p>

<p>Okuyucu açısından çıkarılacak sonuç korku değil, bilinç olmalı: GLP-1 ilaçları etkili tedavilerdir ancak risksiz değildir. Ölüm bildirimleri otomatik olarak ölüm nedeni anlamına gelmez. Buna karşılık şiddetli ve geçmeyen, özellikle sırta yayılan karın ağrısı gibi ciddi belirtiler de “normal yan etki” denilerek geçiştirilmemelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>BMJ – GLP-1 deaths: Are weight loss drugs linked to hundreds of fatalities? – Jacqui Wise – 2026 – DOI: 10.1136/bmj-2026-100557</li>
 <li>Medicines and Healthcare products Regulatory Agency – GLP-1 receptor agonists and dual GLP-1/GIP receptor agonists: strengthened warnings on acute pancreatitis, including necrotising and fatal cases – 2026</li>
 <li>Medicines and Healthcare products Regulatory Agency – MHRA updates guidance for GLP-1 prescribers and patients – 2026</li>
 <li>BMJ – GLP-1 agonists: 82 deaths linked to adverse reactions, UK data show – Gareth Iacobucci – 2025 – DOI: 10.1136/bmj.r390</li>
 <li>Medicines and Healthcare products Regulatory Agency – GLP-1 receptor agonists: reminder of the potential side effects and to be aware of the potential for misuse – 2024</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclari-guvenli-mi-yan-etki-ve-olum-bildirimlerinde-bilinmesi-gereken-gercek</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 14:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8029.jpeg" type="image/jpeg" length="59249"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsenal’e 45 Milyon Euro Teklif: Martinelli Cephesinde Durum Ne?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/arsenale-45-milyon-euro-teklif-martinelli-cephesinde-durum-ne</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/arsenale-45-milyon-euro-teklif-martinelli-cephesinde-durum-ne" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Arsenal’in Brezilyalı yıldızı Gabriel Martinelli için yaklaşık 45 milyon avroluk teklif yaptığı bildirildi. İngiltere’den gelen son bilgiler ise transferin önündeki kritik engelin oyuncunun kariyer planı olabileceğine işaret ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’ın Gabriel Martinelli transferinde İngiltere’den gelen yeni bilgiler, dosyanın oyuncu cephesine çevrilmesine neden oldu.</p>

<p>İngiliz basınında yer alan haberlere göre sarı-kırmızılılar, Arsenal’in 25 yaşındaki Brezilyalı kanat oyuncusu için yaklaşık 45 milyon avro değerinde bir teklif sundu.</p>

<p>Ancak transferin gerçekleşmesi açısından yalnızca Arsenal’in vereceği karar yeterli olmayabilir. Son bilgiler, Martinelli’nin kariyerine ilişkin tercihinin Galatasaray açısından önemli bir engel oluşturabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Martinelli Arsenal’den ayrılmak için baskı yapmıyor</p>

<p>The Athletic’in aktardığı bilgilere göre Gabriel Martinelli, Arsenal’den ayrılmak için kulübüne herhangi bir baskı yapmıyor.</p>

<p>Brezilyalı futbolcunun Arsenal’den ayrılması halinde ise kariyerine Avrupa’nın önde gelen liglerinden birinde devam etmeyi tercih ettiği bildiriliyor.</p>

<p>Bu ayrıntı, Galatasaray’ın transfer girişimi açısından dosyanın en kritik noktalarından biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Çünkü sarı-kırmızılıların Arsenal’i ikna etmesinin ardından Martinelli’nin de Türkiye’de oynama konusunda olumlu karar vermesi gerekecek.</p>

<p>45 milyon avroluk teklif İngiltere’de gündemde</p>

<p>Galatasaray’ın Martinelli için yaptığı teklif konusunda İngiltere’den birden fazla kaynak benzer bilgiler aktarıyor.</p>

<p>The Times da Arsenal’in Galatasaray’dan yaklaşık 38 milyon sterlin, yani yaklaşık 45 milyon avro seviyesinde teklif aldığını bildirdi.</p>

<p>İngiliz gazetesi, Martinelli’nin Türkiye’ye transfer olmaya sıcak bakıp bakmayacağının henüz netlik kazanmadığını belirtti.</p>

<p>Böylece transfer dosyasında iki farklı konu ortaya çıkmış durumda: Arsenal’in Galatasaray’ın teklifine vereceği yanıt ve Martinelli’nin kariyer tercihi.</p>

<p>Arsenal cephesinde Martinelli kararı</p>

<p>Martinelli, Arsenal hücum hattının uzun süredir önemli parçalarından biri.</p>

<p>İngiliz ekibinin oyuncunun ayrılığına ilişkin vereceği kararın kadro planlaması ve transfer dönemindeki diğer hamlelerle bağlantılı olabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Galatasaray açısından yaklaşık 45 milyon avroluk teklif iddiası kulüpler arasındaki transfer görüşmelerinin mali boyutunu ortaya koyarken, oyuncunun tercihi transferin gerçekleşmesi için aşılması gereken ayrı bir eşik oluşturuyor.</p>

<p>Gabriel Martinelli kimdir?</p>

<p>18 Haziran 2001 doğumlu Gabriel Martinelli, 25 yaşında.</p>

<p>Ağırlıklı olarak sol kanatta görev yapan Brezilyalı futbolcu, hücum hattının farklı bölgelerinde de oynayabiliyor.</p>

<p>Martinelli, 2019 yılında Brezilya ekibi Ituano’dan Arsenal’e transfer oldu ve genç yaşına rağmen Londra ekibinde uzun süredir Premier League ve Avrupa kupaları seviyesinde forma giyiyor.</p>

<p>Brezilya Milli Takımı kadrosunda da yer alan Martinelli; sürati, topsuz koşuları, bire bir etkinliği ve sol kanattan ceza sahasına yaptığı koşularla öne çıkıyor.</p>

<p>Galatasaray İçin Kritik Nokta Oyuncunun Kararı</p>

<p>Galatasaray’ın yaklaşık 45 milyon avroluk teklif yaptığı yönündeki haber artık transfer dosyasının tek önemli gelişmesi değil.</p>

<p>Yeni bilgiler, sarı-kırmızılıların Arsenal ile olası bir anlaşmanın yanı sıra Martinelli’yi de Türkiye projesine ikna etmesi gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>Şu aşamada Galatasaray, Arsenal veya Martinelli tarafından transfer konusunda resmî bir açıklama yapılmış değil.</p>

<p>Bu nedenle transferin gerçekleşeceğine ilişkin kesin bir ifade kullanmak mümkün değil.</p>

<p>Doğrulama Kaynaklarının Özeti</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>The Athletic, Galatasaray’ın Martinelli için girişimde bulunduğunu aktarırken Brezilyalı futbolcunun Arsenal’den ayrılmak için baskı yapmadığını ve olası ayrılık halinde Avrupa’nın önde gelen liglerinden birinde kalmayı tercih ettiğini bildirdi.</p>

<p>The Times ise Arsenal’in Galatasaray’dan yaklaşık 38 milyon sterlin, yaklaşık 45 milyon avro seviyesinde teklif aldığını aktararak transfer girişiminin mali boyutunu destekledi.</p>

<p>Kaynak güveni: ★★★★★<br />
Transfer aşaması: 6/10 – Teklif / oyuncu değerlendirmesi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/arsenale-45-milyon-euro-teklif-martinelli-cephesinde-durum-ne</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 13:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8026.jpeg" type="image/jpeg" length="35353"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alaturka mı alafranga mı? Tuvalet alışkanlığı kolon kanseri riskini etkiliyor mu?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/alaturka-mi-alafranga-mi-tuvalet-aliskanligi-kolon-kanseri-riskini-etkiliyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/alaturka-mi-alafranga-mi-tuvalet-aliskanligi-kolon-kanseri-riskini-etkiliyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alafranga tuvaletlerin kolon kanserine yol açtığı, alaturka tuvaletlerin ise bağırsakları koruduğu iddiası yıllardır tartışılıyor. Bilimsel araştırmalar çömelme pozisyonunun dışkılama mekaniğini değiştirebildiğini ve bazı kişilerde ıkınmayı azaltabildiğini gösteriyor. Ancak kritik noktada tablo değişiyor: Bugüne kadarki veriler, alafranga tuvalet kullanımının kolorektal kansere neden olduğunu veya alaturka tuvaletin kansere karşı koruyucu olduğunu göstermiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Alafranga tuvalet kolon kanseri yapıyor mu? Yıllardır konuşulan iddia araştırıldı</p>

<p>Tuvalette nasıl oturduğumuz kolon kanseri riskimizi değiştirebilir mi?</p>

<p>Alaturka tuvaletin bağırsakların doğal çalışma biçimine daha uygun olduğu, alafranga tuvalette oturmanın ise bağırsakların tam boşalmasını engellediği ve uzun vadede kolon kanseri riskini artırabileceği iddiası özellikle sosyal medyada yıllardır gündeme geliyor.</p>

<p>İddianın arkasındaki teori ilk bakışta oldukça ikna edici görünüyor: Çömelirken bağırsakların son bölümündeki açı değişiyor, dışkılama kolaylaşıyor ve daha az ıkınmak gerekiyor. Alafranga tuvalette ise bu avantajın kaybolduğu ileri sürülüyor.</p>

<p>Peki bu anatomik farklılık gerçekten kansere kadar uzanan bir risk zinciri oluşturuyor mu?</p>

<p>Bilimsel çalışmalar incelendiğinde yanıt netleşiyor:</p>

<p>Teorinin dışkılama mekaniğine ilişkin bir bölümü bilimsel dayanağa sahip. Ancak alafranga tuvaletin kolon kanserine yol açtığı gösterilmiş değil.</p>

<p>Bilim insanları bu iddiayı doğrudan araştırdı</p>

<p>Konuyla ilgili en dikkat çekici araştırmalardan biri İran’da gerçekleştirildi.</p>

<p>Araştırmacılar, “Oturarak kullanılan tuvaletler kolorektal kanser açısından bir risk faktörü olabilir mi?” sorusunu doğrudan test etti.</p>

<p>Çalışmaya 100 kolorektal kanser hastası ile 100 kontrol dahil edildi. Katılımcıların yaşamları boyunca oturarak ve çömelerek kullanılan tuvaletlerle ilgili alışkanlıkları değerlendirildi.</p>

<p>Sonuçta oturarak kullanılan alafranga tipi tuvaletlerle kolorektal kanser arasında istatistiksel olarak anlamlı bir risk artışı bulunmadı.</p>

<p>Araştırmada çeşitli faktörlere göre düzeltme yapıldıktan sonra oturarak tuvalet kullanımı için hesaplanan risk tahmini 1,07 olarak bulundu. Güven aralığının 1’in her iki tarafına geniş biçimde uzanması, görülen küçük farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığını gösteriyordu.</p>

<p>Üstelik oturarak tuvalet kullanım süresi arttıkça kanser riskinin yükseldiğine ilişkin anlamlı bir doz-süre ilişkisi de ortaya çıkmadı.</p>

<p>Araştırmacılar sonuç olarak oturarak kullanılan tuvaletlerin kolorektal kanser açısından kayda değer bir risk faktörü olduğu hipotezinin kendi verileri tarafından desteklenmediğini bildirdi.</p>

<p>Ancak çalışmanın yalnızca 200 kişi üzerinde gerçekleştirilmiş bir vaka-kontrol araştırması olduğu unutulmamalı. Dolayısıyla tek başına kesin hüküm verecek büyüklükte değil. Buna karşılık mevcut bilimsel literatürde alafranga tuvaletin kolorektal kansere neden olduğunu ortaya koyan güçlü epidemiyolojik kanıt da bulunmuyor.</p>

<p>Alaturka tuvaletin gerçekten bir avantajı var mı?</p>

<p>İddianın bilimsel açıdan en ilginç kısmı burada başlıyor.</p>

<p>Alaturka tuvalette kişi çömeliyor. Bu sırada kalçaların pozisyonu değişiyor ve rektum ile anal kanalın oluşturduğu açı dışkının geçişini kolaylaştırabilecek hale gelebiliyor.</p>

<p>Bu mekanizmada puborektalis kası önemli rol oynuyor.</p>

<p>Bu kas, bağırsakların son bölümünü adeta bir askı gibi çevreleyerek dışkının tutulmasına yardımcı oluyor. Çömelme sırasında anorektal geometrinin değişmesi dışkılamayı bazı kişiler açısından kolaylaştırabiliyor.</p>

<p>Fizyolojik araştırmalarda çömelme ile normal oturma pozisyonları arasında anorektal açı bakımından farklılıklar gösterildi.</p>

<p>Başka küçük deneysel çalışmalarda da çömelerek dışkılayan katılımcıların daha az ıkınma ihtiyacı bildirebildikleri görüldü.</p>

<p>Yani:</p>

<p>“Çömelme pozisyonu dışkılamayı bazı insanlarda kolaylaştırabilir” demek bilimsel olarak savunulabilir.</p>

<p>Fakat buradan çok daha büyük bir sonuca, “Alaturka tuvalet kolon kanserini önler” sonucuna geçilemiyor.</p>

<p>İddiadaki kritik zincir nerede kopuyor?</p>

<p>Alafranga tuvalet ile kanser arasında ilişki kuran teorinin kabaca şöyle bir zinciri var:</p>

<p>Alafranga tuvalet → daha fazla ıkınma → bağırsakların yeterince boşalmaması → kabızlık → dışkının bağırsakta daha uzun kalması → zararlı maddelerin kolon mukozasıyla daha uzun temas etmesi → kolorektal kanser.</p>

<p>Bu zincirin ilk kısmında fizyolojik olarak tartışılabilecek noktalar bulunuyor.</p>

<p>Ancak mesele kansere ulaştığında kanıt zayıflıyor.</p>

<p>Çünkü bir mekanizmanın teorik olarak mümkün olması, o mekanizmanın insanlarda gerçekten kansere yol açtığının gösterildiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Kabızlık kolon kanseri yapıyor mu?</p>

<p>Bu soru da yıllardır araştırılıyor.</p>

<p>Kabızlık ile kolorektal kanser arasındaki ilişkiyi inceleyen önemli bir sistematik derleme ve meta-analizde binlerce yayın tarandı ve uygun kriterleri karşılayan 28 çalışma değerlendirildi.</p>

<p>Bazı vaka-kontrol çalışmalarında kabızlığı bulunan kişilerde kolorektal kanser daha sık görünüyordu.</p>

<p>Ancak daha önemli bir ayrıntı vardı.</p>

<p>İnsanların ileriye dönük olarak takip edildiği kohort çalışmalarında kabızlığın kolorektal kanser riskini anlamlı biçimde artırdığı gösterilemedi.</p>

<p>Bu farklılığın nedenlerinden biri “ters nedensellik” olabilir.</p>

<p>Bazen kabızlık neden değil, sonuç olabilir</p>

<p>Kolorektal kanser bağırsak alışkanlıklarını değiştirebilir.</p>

<p>Daha önce düzenli dışkılayan bir kişide yeni başlayan kabızlık, dışkının şeklinde değişiklik, dışkılama düzeninin belirgin biçimde değişmesi veya tam boşalamama hissi ortaya çıkabilir.</p>

<p>Dolayısıyla bazı araştırmalarda ilk bakışta:</p>

<p>Kabızlık → kanser</p>

<p>şeklinde görünen ilişki, bazı hastalarda gerçekte:</p>

<p>Henüz teşhis edilmemiş hastalık → bağırsak alışkanlığının değişmesi</p>

<p>şeklinde olabilir.</p>

<p>Bu nedenle kronik kabızlığı doğrudan “kolon kanserinin nedeni” olarak tanımlamak mevcut bilimsel kanıtların ötesine geçiyor.</p>

<p>Öte yandan özellikle yeni başlayan veya kalıcı bağırsak alışkanlığı değişikliklerinin göz ardı edilmemesi gerekiyor.</p>

<p>Alaturka tuvalet kolon kanserinden koruyor mu?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bunun için de yeterli kanıt yok.</p>

<p>Alaturka tuvaletin çömelme pozisyonu nedeniyle dışkılama mekaniğinde bazı avantajları bulunabilir. Ancak bir davranışın dışkılamayı kolaylaştırması ile kanseri önlemesi birbirinden tamamen farklı bilimsel iddialar.</p>

<p>Kolorektal kanserden koruyucu etkiyi gösterebilmek için çok sayıda insanın yıllarca takip edildiği, beslenme, sigara, kilo, fiziksel aktivite, yaş, genetik özellikler ve diğer önemli risk faktörlerinin hesaba katıldığı güçlü araştırmalar gerekir.</p>

<p>Mevcut veriler “Alaturka tuvalet kullananlarda kolon kanseri daha az görülür” sonucunu ortaya koyacak düzeyde değil.</p>

<p>Dolayısıyla iki uç iddia da bilimsel açıdan sorunlu:</p>

<p>“Alafranga tuvalet kolon kanseri yapar” denilemez.</p>

<p>Aynı şekilde:</p>

<p>“Alaturka tuvalet kolon kanserinden korur” da denilemez.</p>

<p>Ayakların altına küçük bir tabure koymak işe yarıyor mu?</p>

<p>Alafranga tuvalet kullananlar için son yıllarda popüler hale gelen uygulamalardan biri de ayakların altına küçük bir yükselti koymak.</p>

<p>Amaç dizleri yukarı kaldırarak vücudu çömelme pozisyonuna yaklaştırmak.</p>

<p>Bazı küçük araştırmalar bunun ıkınmayı ve dışkılama süresini azaltabileceğini düşündürse de sonuçlar tutarlı değil.</p>

<p>Örneğin 2023 yılında yayımlanan randomize bir çalışmada kabızlığı bulunan 41 kişi değerlendirildi. Ayak taburesi vücut pozisyonunu değiştirmesine rağmen çalışmada dışkılamayı taklit eden objektif testlerde belirgin bir avantaj gösterilemedi.</p>

<p>Bu nedenle ayak yükseltici bazı kişiler tarafından rahat bulunabilse de kanserden koruyucu bir yöntem olarak sunulamaz.</p>

<p>Asıl kolon kanseri riskleri başka yerde</p>

<p>Bilimsel kanıtların güçlü olduğu risk faktörlerine bakıldığında tuvaletin alaturka veya alafranga olmasından çok farklı bir tablo ortaya çıkıyor.</p>

<p>Kolorektal kanser riskinde yaş, aile öyküsü ve kalıtsal yatkınlıklar, inflamatuvar bağırsak hastalıkları ile çeşitli yaşam tarzı faktörleri önem taşıyor.</p>

<p>Fazla kilo ve obezite, fiziksel hareketsizlik, sigara ve alkol kullanımı da üzerinde durulan faktörler arasında.</p>

<p>Beslenmede ise kanıt çok daha güçlü.</p>

<p>Düşük lif tüketimi ile fazla kırmızı ve özellikle işlenmiş et tüketimi kolorektal kanser açısından üzerinde önemle durulan başlıklar arasında yer alıyor.</p>

<p>Dünya Kanser Araştırma Fonu, liften zengin beslenmenin önemine dikkat çekerken işlenmiş et tüketiminin bağırsak kanseri riskini artırdığına ilişkin güçlü kanıt bulunduğunu belirtiyor.</p>

<p>Dolayısıyla kolorektal kanserden korunmayı konuşurken tuvaletin biçimine odaklanıp kanıtı çok daha güçlü risk faktörlerini ikinci plana atmak doğru değil.</p>

<p>Sonuç: Teorinin bir kısmı doğru, kanser bağlantısı doğrulanmış değil</p>

<p>Yıllardır anlatılan iddianın en ilginç yanı tamamen temelsiz bir anatomik varsayımdan doğmamış olması.</p>

<p>Çömelmek dışkılama anatomisini gerçekten değiştirebilir.</p>

<p>Bazı kişilerde dışkılamayı kolaylaştırabilir ve ıkınma ihtiyacını azaltabilir.</p>

<p>Ancak bilimsel yol burada sona ermiyor.</p>

<p>Bu fizyolojik avantajdan hareket ederek alafranga tuvaletlerin kabızlığa, oradan da kolon kanserine yol açtığını söylemek için gereken epidemiyolojik kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Bugünkü bilimsel veriler ışığında en doğru sonuç şu:</p>

<p>Alafranga tuvaletin kolon kanseri yaptığı gösterilmemiştir. Alaturka tuvaletin kolon kanserinden koruduğu da kanıtlanmış değildir.</p>

<p>Tuvalet pozisyonu dışkılama konforunu ve mekaniğini etkileyebilir; kolorektal kanser riski ise çok daha karmaşık ve çok faktörlü bir süreçtir.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurmalı?</p>

<p>Yeni başlayan ve kalıcı hale gelen bağırsak alışkanlığı değişiklikleri, dışkıda kan görülmesi, açıklanamayan kilo kaybı, devam eden karın ağrısı veya demir eksikliği anemisi gibi bulgular yalnızca “kabızlık” ya da tuvalet alışkanlığına bağlanmamalı. Özellikle uygun yaş ve risk grubundaki kişiler kolorektal kanser taramalarını ihmal etmemeli.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. Sohrabi S, Malekzadeh R, Ansari R, Kamangar F. Squatting and Risk of Colorectal Cancer: A Case-Control Study. Middle East Journal of Digestive Diseases, 2012.<br />
2. Sikirov D. Comparison of Straining During Defecation in Three Positions: Results and Implications for Human Health. Digestive Diseases and Sciences, 2003.<br />
3. Power AM, Talley NJ, Ford AC. Association Between Constipation and Colorectal Cancer: Systematic Review and Meta-Analysis of Observational Studies. American Journal of Gastroenterology, 2013.<br />
4. Trieu RQ ve arkadaşları. Using a Footstool Does Not Aid Simulated Defecation in Undifferentiated Constipation: A Randomized Trial. Neurogastroenterology &amp; Motility, 2023.<br />
5. World Cancer Research Fund. Bowel Cancer: Causes and Risk Factors.<br />
6. International Agency for Research on Cancer. Red Meat and Processed Meat. IARC Monographs.<br />
7. National Cancer Institute. Colorectal Cancer Prevention and Risk Factors.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/alaturka-mi-alafranga-mi-tuvalet-aliskanligi-kolon-kanseri-riskini-etkiliyor-mu</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8023.jpeg" type="image/jpeg" length="80686"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kongo’daki Ebola Salgını Kayıtlardaki İkinci Büyük Salgın]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kongodaki-ebola-salgini-kayitlardaki-ikinci-buyuk-salgin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kongodaki-ebola-salgini-kayitlardaki-ikinci-buyuk-salgin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki Ebola salgınında 4 bin 449 doğrulanmış vaka ve 2 bin 61 ölüm bildirildi. Dünya Sağlık Örgütü, beş eyalet ve 53 sağlık bölgesine yayılan salgının artık kayıtlardaki en büyük ikinci Ebola salgını olduğunu açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin kuzeydoğusunda büyüyen Ebola salgını kritik bir aşamaya ulaştı. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) 12 Ağustos 2026 tarihli resmî açıklamasına göre 4 bin 449 laboratuvar doğrulamalı vaka ve 2 bin 61 ölüm kaydedildi. Salgın beş eyalette 53 sağlık bölgesine yayıldı ve WHO tarafından kayıtlardaki en büyük ikinci Ebola salgını olarak tanımlandı. [1]<br />
WHO: Salgın önceki Ebola salgınlarından daha hızlı ilerliyor<br />
WHO Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, salgının yalnızca büyüklüğünün değil, yayılma hızının da kaygı verici olduğunu bildirdi. WHO’ya göre mevcut salgın, şimdiye kadar kaydedilmiş Ebola salgınlarından daha hızlı ilerliyor. Salgının aynı hızla devam etmesi halinde 2014–2016 yıllarında Batı Afrika’da yaşanan ve tarihin en büyük Ebola salgını olarak kayıtlara geçen salgının büyüklüğüne ulaşabileceği belirtiliyor. [1]<br />
Karşılaştırma açısından, 2018–2020 yıllarında Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde yaşanan önceki büyük salgında toplam 3 bin 481 vaka ve 2 bin 299 ölüm bildirilmişti. Mevcut salgın vaka sayısı bakımından bu salgını geçmiş durumda. [2]<br />
Vakaların yaklaşık yüzde 90’ı Ituri’de<br />
Salgının merkezi ülkenin doğusundaki Ituri eyaleti. WHO’nun 12 Ağustos verilerine göre tüm vakaların yaklaşık yüzde 90’ı, ölümlerin ise yaklaşık yüzde 80’i Ituri’de görülüyor. Bunia, Rwampara, Nizi ve Lita yerleşimlerinde bulaşın devam ettiği bildiriliyor. [1]<br />
Bu yoğunlaşma, sağlık ekiplerinin kaynaklarını belirli bölgelere yöneltmesini kolaylaştırsa da Ituri’deki güvenlik sorunları, nüfus hareketliliği ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler salgın kontrolünü zorlaştırıyor. WHO, ülkenin doğusundaki aktif silahlı çatışmaların müdahale ekiplerinin güvenli ve kesintisiz çalışabilmesi açısından önemli bir engel oluşturduğunu bildiriyor. [1]<br />
Toplum içinde gerçekleşen ölümler neden kaygı veriyor?<br />
WHO’nun en fazla üzerinde durduğu göstergelerden biri, hastaların Ebola tedavi merkezlerine ulaşmadan toplum içinde hayatını kaybetmesi. Ayrıca bazı yeni vakaların daha önce belirlenmiş temaslı listelerinde bulunmadığı bildiriliyor. [1]<br />
Temaslı listesinde bulunmayan bir kişide hastalık ortaya çıkması, sağlık ekiplerinin henüz tespit edemediği başka bulaş zincirlerinin bulunabileceği anlamına geliyor. WHO’ya göre salgının durdurulabilmesi için bu gizli bulaş zincirlerinin bulunması ve kesilmesi gerekiyor. [1]<br />
Ebola bulaşının büyük bölümü, hastalığın ileri dönemindeki kişilerin vücut sıvılarıyla temas sırasında veya yaşamını kaybeden hastaların cenazelerine korunmasız temas edilmesiyle gerçekleşiyor. Bu nedenle hastaların erken dönemde sağlık kuruluşuna ulaştırılması ve cenazelerin güvenli biçimde defnedilmesi salgının kontrolünde temel önlemler arasında bulunuyor. [1]<br />
Her 5 temaslıdan yaklaşık 1’i yeterince izlenemiyor<br />
Ebola salgınlarının kontrolünde “temaslı takibi” büyük önem taşıyor. Temaslı takibi, Ebola hastasıyla yakın temasta bulunan kişilerin belirlenerek belirtiler açısından düzenli olarak izlenmesi anlamına geliyor.<br />
WHO, mevcut salgında belirlenen temaslıların yaklaşık yüzde 80’inin izlenebildiğini açıkladı. Kuruluş, bulaş zincirini kesebilmek için bu oranın yüzde 95’e çıkarılmasını hedefliyor. Başka bir ifadeyle, bugün her 100 temaslıdan yaklaşık 20’si istenilen düzeyde takip edilemiyor. [1]<br />
Temaslıların eksik izlenmesi, hastalık belirtileri başlayan kişilerin geç fark edilmesine ve bu kişilerin virüsü başkalarına bulaştırmasına yol açabiliyor.<br />
12 haftada 3 bin tedavi yatağı hedefleniyor<br />
WHO ve Kongo sağlık yetkilileri salgının büyümesine karşı tedavi kapasitesini hızla artırmaya çalışıyor. WHO, mevcut kapasitenin yaklaşık üç katına çıkarılarak 12 hafta içinde 3 bin Ebola tedavi yatağına ulaşılmasını hedefliyor. [1]<br />
Kuruluş ayrıca her hasta için üç sağlık çalışanının görevlendirilebilmesini amaçlıyor. Bunun sağlanabilmesi için mevcut sağlık personeline binlerce yeni çalışanın eklenmesi gerekiyor. Şimdiye kadar 21 binden fazla toplum sağlığı çalışanının salgınla mücadele konusunda eğitildiği bildirildi. [1]<br />
Tedavi merkezleri, laboratuvarlar, güvenli defin ekipleri ve toplum bilgilendirme ekipleri salgından etkilenen bölgelerde çalışmalarını sürdürüyor.<br />
Şimdiye kadar 886 hasta iyileşti<br />
WHO verilerine göre salgın sırasında Ebola tanısı alan 886 hasta iyileşti. Bu sonuç, Bundibugyo virüsüne karşı henüz onaylanmış özel bir tedavi veya aşı bulunmamasına rağmen destek tedavisinin önemini gösteriyor. [1] [3]<br />
Destek tedavisi; hastanın kaybettiği sıvı ve minerallerin yerine konması, tansiyon ve organ işlevlerinin izlenmesi ve gelişen komplikasyonların tedavi edilmesi gibi uygulamaları kapsıyor. Hastanın erken dönemde sağlık kuruluşuna ulaşması, hem tedavi şansını artırıyor hem de başkalarına bulaşma ihtimalini azaltıyor.<br />
Bu salgına Bundibugyo virüsü neden oluyor<br />
Ebola tek bir virüs türünden oluşmuyor. Kongo’daki 2026 salgınına, Ebola hastalığına neden olabilen türlerden biri olan Bundibugyo virüsü yol açıyor. [3]<br />
Bu ayrım özellikle aşı açısından önemli. Daha sık görülen Zaire ebolavirüsüne karşı etkili bir aşı bulunuyor. Ancak bu aşının Bundibugyo virüsüne karşı insanlarda koruma sağladığı henüz gösterilmiş değil. [1]<br />
Bundibugyo’ya özel iki aşı ilk kez insanlarda deneniyor<br />
WHO, 12 Ağustos açıklamasında önemli bir araştırma gelişmesini de duyurdu. Bundibugyo virüsüne karşı özel olarak geliştirilen iki aday aşı ilk kez insanlarda Faz I güvenlik çalışmalarına girdi. Faz I araştırmaları, bir aşının öncelikle güvenli olup olmadığını ve insan vücudunda nasıl bir bağışıklık yanıtı oluşturduğunu değerlendiren erken aşama çalışmalardır. [1]<br />
Bunun yanında, Zaire ebolavirüsüne karşı kullanılan mevcut aşının Bundibugyo’ya karşı da etkili olabileceğine ilişkin iki hayvan çalışmasından umut verici sonuçlar elde edildi. Ancak hayvanlarda görülen bu koruyucu etkinin insanlarda da ortaya çıkacağı henüz bilinmiyor. [1]<br />
Bu nedenle WHO, mevcut Zaire Ebola aşısının Bundibugyo salgınında koruma sağlayıp sağlamadığını araştırmak amacıyla Faz III çalışma yapılmasını önerdi. Faz III çalışmalar, bir aşının geniş bir insan grubunda hastalığı gerçekten önleyip önlemediğini değerlendiren ileri aşama klinik araştırmalardır. [1]<br />
Ebola nasıl bulaşıyor?<br />
Ebola, grip veya kızamık gibi havadan kolayca yayılan bir hastalık değil. Virüs temel olarak hastalanmış kişilerin kanı ve diğer vücut sıvılarıyla doğrudan temas sonucu bulaşıyor.<br />
Özellikle hastalığın ileri evresindeki kişilere koruyucu ekipman olmadan bakım verilmesi veya Ebola nedeniyle ölen kişilerin bedenlerine güvenli olmayan biçimde temas edilmesi bulaş riskini ciddi biçimde artırabiliyor. Bu nedenle erken tanı, hastanın hızlı biçimde izole edilmesi ve güvenli defin uygulamaları salgın kontrolünün temelini oluşturuyor. [1]<br />
Salgın henüz kontrol altında değil<br />
Toplum içinde gerçekleşen ölümlerin devam etmesi, bazı hastaların bilinen temaslı listelerinin dışında ortaya çıkması ve temaslı takibinin WHO’nun yüzde 95 hedefinin altında kalması, salgının henüz kontrol altına alınamadığını gösteriyor. [1]<br />
WHO’nun salgının önceki Ebola salgınlarından daha hızlı ilerlediğini açıklaması da önümüzdeki haftaları kritik hale getiriyor. Buna karşılık tedavi kapasitesinin artırılması, daha fazla temaslının izlenmesi, toplum içindeki vakaların erken bulunması ve Bundibugyo’ya karşı yürütülen aşı ve tedavi araştırmalarının hızlandırılması salgının yönünü değiştirebilecek başlıca adımlar olarak öne çıkıyor.<br />
Açıklanan vaka ve ölüm sayıları devam eden laboratuvar doğrulamaları, geçmiş vakaların yeniden sınıflandırılması ve saha verilerinin güncellenmesi nedeniyle geriye dönük olarak değişebilir. Bu nedenle 4 bin 449 vaka ve 2 bin 61 ölüm, WHO’nun 12 Ağustos 2026 tarihinde açıkladığı mevcut resmî tabloyu yansıtıyor. [1]<br />
Kaynaklar<br />
[1] World Health Organization. WHO Director-General's opening remarks at the media briefing – 12 August 2026. World Health Organization, Geneva, 2026.<br />
[2] World Health Organization. Ebola outbreak 2018–2020: North Kivu–Ituri, Democratic Republic of the Congo. World Health Organization, 2020.<br />
[3] World Health Organization. Ebola outbreak – Democratic Republic of the Congo, 2026. World Health Organization, 2026.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kongodaki-ebola-salgini-kayitlardaki-ikinci-buyuk-salgin</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/kongo-ebola-haber-gorseli-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="69765"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Glioblastomada Yeni Umut: CAR-T Hücreleri Tümöre Yakından Ulaştırıldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/glioblastomada-yeni-umut-car-t-hucreleri-tumore-yakindan-ulastirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/glioblastomada-yeni-umut-car-t-hucreleri-tumore-yakindan-ulastirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nature Medicine’da yayımlanan Faz I çalışmada, tekrarlayan glioblastoma hastalarına B7-H3 hedefli CAR-T hücreleri doğrudan kafa içine uygulandı. Erken sonuçlarda doz sınırlayıcı toksisite görülmezken klinik aktivite sinyalleri bildirildi. Tedavinin etkinliği için daha büyük çalışmalar gerekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Glioblastomada CAR-T Doğrudan Beyne Verildi: İlk Sonuçlar Geldi</p>

<p>Tedavi seçeneklerinin sınırlı olduğu agresif beyin tümörü glioblastomada, CAR-T hücrelerini doğrudan merkezi sinir sistemine ulaştırmayı amaçlayan yeni bir yaklaşımın ilk insan sonuçları yayımlandı.</p>

<p>Nature Medicine dergisinde 6 Ağustos 2026’da yayımlanan Faz I klinik araştırmada, tekrarlayan glioblastoma hastalarında B7-H3 hedefli CAR-T hücre tedavisinin kafa içi uygulanması değerlendirildi.</p>

<p>Araştırmanın öncelikli amacı yeni yöntemin güvenliliğini ve uygulanabilirliğini belirlemekti. Erken klinik veriler tedavinin araştırılmaya devam edilmesini destekleyen sinyaller ortaya koydu.</p>

<p>CAR-T hücreleri doğrudan merkezi sinir sistemine ulaştırıldı</p>

<p>CAR-T tedavisinde hastanın kendi T hücreleri toplanıyor ve kanser hücrelerindeki belirli bir hedefi tanıyacak şekilde laboratuvarda genetik olarak yeniden programlanıyor.</p>

<p>Hazırlanan hücreler daha sonra hastaya geri veriliyor.</p>

<p>Yeni araştırmada hedef olarak B7-H3 seçildi. B7-H3, glioblastoma dahil bazı solid tümörlerde yüksek düzeyde bulunabilen bir hücre yüzeyi proteini olarak biliniyor.</p>

<p>Araştırmacılar CAR-T hücrelerini yalnızca sistemik dolaşıma vermek yerine doğrudan merkezi sinir sistemi bölgesine ulaştıran bir uygulama stratejisini değerlendirdi.</p>

<p>Bu yöntem, glioblastoma tedavisindeki en büyük engellerden birini aşmayı hedefliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beyin tümörlerinde CAR-T neden daha zor?</p>

<p>CAR-T hücre tedavileri bazı lösemi, lenfoma ve multipl miyelom türlerinde kanser tedavisini önemli ölçüde değiştirdi.</p>

<p>Ancak aynı başarı henüz glioblastoma gibi solid tümörlerde elde edilemedi.</p>

<p>Bunun önemli nedenlerinden biri, CAR-T hücrelerinin solid tümör dokusuna yeterli miktarda ulaşmasının ve tümör içerisinde etkinliğini sürdürmesinin daha zor olması.</p>

<p>Glioblastomada buna bir de kan-beyin bariyeri ve tümörün son derece heterojen yapısı ekleniyor.</p>

<p>Aynı tümördeki kanser hücreleri bile birbirinden farklı moleküler özellikler taşıyabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle araştırmacılar CAR-T hücrelerini tümöre mümkün olduğunca yakın ulaştırmanın tedavinin biyolojik etkisini artırıp artıramayacağını araştırıyor.</p>

<p>Faz I çalışmanın temel hedefi güvenlilikti</p>

<p>Çalışma erken aşamalı bir Faz I araştırma olduğu için sonuçların yorumlanmasında en önemli nokta bu aşamanın temel amacının tedavinin etkinliğini kesin olarak kanıtlamak olmadığı.</p>

<p>Araştırmacılar öncelikle hücresel tedavinin uygulanabilirliğini, güvenlilik profilini ve uygun doz düzeylerini değerlendirdi.</p>

<p>Yayımlanan sonuçlarda doz sınırlayıcı toksisite saptanmadığı bildirildi.</p>

<p>Tedavi sonrasında hastaların klinik ve radyolojik yanıtları da takip edildi.</p>

<p>Araştırmacılar bazı hastalarda antitümör aktiviteyle uyumlu erken klinik sinyaller gözlemledi.</p>

<p>Ancak hasta sayısının sınırlı olması nedeniyle bu sonuçlar tedavinin glioblastomada etkili olduğunun kesin kanıtı olarak kabul edilmiyor.</p>

<p>En önemli yenilik uygulama biçimi olabilir</p>

<p>Araştırmanın dikkat çekici yönlerinden biri yalnızca yeni bir CAR-T hedefinin test edilmesi değil.</p>

<p>Tedavinin doğrudan kafa içi uygulanması, hücrelerin hedef bölgeye ulaşmasını güçleştiren biyolojik engelleri aşmak için geliştirilen stratejilerden biri.</p>

<p>Solid tümörlerde CAR-T araştırmalarının önündeki temel sorunlardan biri, laboratuvarda güçlü antitümör aktivite gösteren hücrelerin hastaya verildikten sonra tümör dokusuna yeterli düzeyde ulaşamaması.</p>

<p>Glioblastomada lokal veya bölgesel CAR-T uygulamasının başarılı olması, gelecekte diğer beyin tümörlerinde geliştirilecek hücresel tedaviler için de yeni bir yol açabilir.</p>

<p>Glioblastomada yeni tedavilere büyük ihtiyaç var</p>

<p>Glioblastoma erişkinlerde görülen en agresif primer beyin tümörlerinden biri.</p>

<p>Cerrahi, radyoterapi ve kemoterapiden oluşan standart tedavilere rağmen hastalık birçok hastada yeniden ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Tekrarlayan glioblastomada tedavi seçenekleri daha da sınırlı hale geliyor.</p>

<p>Bu nedenle immünoterapiler, kişiselleştirilmiş kanser aşıları, onkolitik virüsler, hedefe yönelik ilaçlar ve CAR-T hücreleri dahil çok sayıda yeni yaklaşım araştırılıyor.</p>

<p>B7-H3 hedefli CAR-T çalışması da bu yeni nesil stratejiler arasında bulunuyor.</p>

<p>Henüz “glioblastoma tedavisi bulundu” denilemez</p>

<p>Çalışmanın erken aşamada olması önemli bir sınırlılık oluşturuyor.</p>

<p>Faz I araştırmalar genellikle az sayıda hastayla yürütülüyor ve öncelikle güvenlilik değerlendirmesine odaklanıyor.</p>

<p>Bu nedenle klinik çalışmada elde edilen ilk verilere göre yaklaşım dikkat çekici olsa da henüz nihai tedavi niteliği taşımıyor.</p>

<p>Gerçek etkinliğin belirlenebilmesi için daha fazla hastanın dahil edildiği ileri faz klinik araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>Tedavinin ne kadar süre etkili olduğu, hangi hastaların en fazla yarar gördüğü ve tümörün B7-H3 hedefinden kaçıp kaçamayacağı da yanıtlanması gereken önemli sorular arasında.</p>

<p>Türkiye açısından ileri merkezler gündeme gelebilir</p>

<p>Bu tür CAR-T uygulamalarının Türkiye’ye ulaşması halinde klasik ilaç tedavilerinden farklı bir altyapı gerekecek.</p>

<p>Hastadan hücre toplanması, hücrelerin genetik olarak değiştirilmesi, kalite kontrol süreçleri ve tedavinin hastaya uygulanması ileri hücresel tedavi altyapısına ihtiyaç duyuyor.</p>

<p>Glioblastomada buna nöroşirürji ve nöro-onkoloji ekiplerinin de eklenmesi gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle gelecekte başarılı olması halinde uygulamanın öncelikle ileri hücresel tedavi altyapısına sahip üniversite ve eğitim araştırma hastanelerinde gündeme gelmesi beklenebilir.</p>

<p>Türkiye’nin bu alandaki en önemli fırsatlarından biri ise ileri faz uluslararası klinik araştırmalara merkez olarak katılım sağlamak olabilir.</p>

<p>CAR-T’nin ikinci büyük sınavı solid tümörler</p>

<p>CAR-T teknolojisinin ilk büyük başarısı hematolojik kanserlerde yaşandı.</p>

<p>Şimdi bilim dünyasının önündeki büyük sorulardan biri aynı teknolojinin solid tümörlerde de kalıcı klinik başarı sağlayıp sağlayamayacağı.</p>

<p>Glioblastomada doğrudan kafa içine uygulanan B7-H3 CAR-T yaklaşımı bu arayışın dikkat çekici örneklerinden biri.</p>

<p>Faz I sonuçları bir tedavi başarısından çok, CAR-T hücrelerinin beynin en agresif tümörlerinden birine nasıl ulaştırılabileceğine ilişkin önemli bir erken klinik sinyal sunuyor.</p>

<p>Bulguların geniş katılımcı gruplarıyla doğrulanması gerekiyor.</p>

<p>DOI: 10.1038/s41591-026-04557-6</p>

<p>Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Tanı veya tedavi önerisi niteliği taşımaz. Kanser tedavileri hastanın klinik ve moleküler özelliklerine göre uzman hekimler tarafından planlanmalıdır.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. Nature Medicine<br />
2. ClinicalTrials<br />
3. PubMed / ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/glioblastomada-yeni-umut-car-t-hucreleri-tumore-yakindan-ulastirildi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8022.jpeg" type="image/jpeg" length="77990"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="69091"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="40772"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62472"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="25793"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="81850"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="11168"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
