<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni | Sağlık Haberleri</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni, sağlık ve tıp alanındaki güncel gelişmeleri bilimsel doğruluk temelinde okuyucularına ulaştıran bağımsız sağlık haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 24 Apr 2026 12:37:06 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gereksiz Antibiyotik Kullanımı Bağırsakları Sessizce Yıkıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gereksiz-antibiyotik-kullanimi-bagirsaklari-sessizce-yikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gereksiz-antibiyotik-kullanimi-bagirsaklari-sessizce-yikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nature Medicine’da yayımlanan yeni çalışma, bazı antibiyotiklerin bağırsak mikrobiyomunda yıllarca sürebilen değişikliklerle ilişkili olabileceğini ortaya koydu. Bulgular, gereksiz antibiyotik kullanımının sanılandan daha ciddi sonuçlar doğurabileceğine işaret ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Gereksiz antibiyotik kullanımı, yalnızca o anki mide-bağırsak şikâyetleriyle sınırlı kalmayabilir. Yeni bir araştırma, bazı antibiyotiklerin bağırsak mikrobiyomu üzerinde yıllarca sürebilen izler bırakabileceğini ortaya koydu. Bulgular, “nasıl olsa geçer” denilen antibiyotik kullanımının vücutta sanılandan daha derin bir biyolojik karşılığı olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Nature Medicine’da yayımlanan çalışmada, İsveç’te yaşayan 14 bin 979 yetişkinin reçete kayıtları ile dışkı örneklerinden elde edilen mikrobiyom verileri birlikte analiz edildi. Araştırmada antibiyotik kullanımının, özellikle bazı ilaç gruplarında, bağırsaktaki bakteri çeşitliliğiyle 4 ila 8 yıl sonra bile ilişkili olabildiği bildirildi.</p>

<p>Bağırsak Mikrobiyomu Neden Önemli?</p>

<p>Bağırsak mikrobiyomu, sindirim sisteminde yaşayan bakteri, mantar ve diğer mikroorganizmaların oluşturduğu karmaşık bir ekosistemdir. Bu sistem yalnızca sindirimle ilgili değildir; bağışıklık, metabolizma, iltihap yanıtı ve bazı kronik hastalık riskleriyle de ilişkilidir.</p>

<p>Antibiyotikler hayat kurtarıcı ilaçlardır. Zatürre, idrar yolu enfeksiyonu, sepsis veya ciddi bakteriyel enfeksiyonlarda doğru antibiyotik kullanımı tıbbın en güçlü silahlarından biridir. Ancak sorun, antibiyotiğin gereksiz, gelişigüzel veya doktor önerisi dışında kullanılmasıyla başlıyor.</p>

<p>Çünkü antibiyotik, hedef aldığı zararlı bakterilerle birlikte bağırsaktaki faydalı bakterileri de etkileyebiliyor. Bu durum bağırsak florasında sessiz bir “ekosistem kırılması” oluşturabiliyor.</p>

<p>Bazı Antibiyotiklerde Etki Daha Belirgin</p>

<p>Araştırmaya göre mikrobiyom üzerindeki en güçlü ilişkiler özellikle klindamisin, florokinolonlar ve flukloksasilin kullanımında görüldü. Buna karşılık bazı dar spektrumlu antibiyotiklerin etkisinin daha sınırlı ve kısa süreli olabileceği belirtildi.</p>

<p>Çalışmada antibiyotik kullanımından sonraki ilk yıllarda toparlanmanın daha hızlı olduğu, ancak sonraki dönemde iyileşme hızının yavaşladığı ifade edildi. Hatta bazı antibiyotiklerin 4 ila 8 yıl önce kullanılmış olmasına rağmen bağırsak bakteri çeşitliliğinde hâlâ ölçülebilir farklılıklarla ilişkili olduğu bildirildi.</p>

<p>“Grip Oldum, Antibiyotik Alayım” Yanılgısı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu bulguların en önemli halk sağlığı mesajı açık: Antibiyotikler ağrı kesici, ateş düşürücü veya grip ilacı değildir.</p>

<p>Soğuk algınlığı, grip ve birçok üst solunum yolu enfeksiyonu virüs kaynaklıdır. Antibiyotikler virüslere etki etmez. Buna rağmen “boğazım ağrıyor”, “ateşim çıktı”, “geçen sefer iyi gelmişti” düşüncesiyle antibiyotik kullanmak, hem kişinin kendi bağırsak mikrobiyomuna zarar verebilir hem de toplum düzeyinde antibiyotik direncini artırabilir.</p>

<p>Antibiyotik direnci, bakterilerin kullanılan ilaçlara karşı savunma geliştirmesi anlamına gelir. Bu tablo büyüdükçe, basit enfeksiyonların bile tedavisi zorlaşabilir. Yani gereksiz kullanılan her antibiyotik, gelecekte gerçekten ihtiyaç duyulduğunda ilacın gücünü azaltan görünmez bir borç senedine dönüşebilir.</p>

<p>Araştırma Ne Diyor, Ne Demiyor?</p>

<p>Bu çalışma, antibiyotik kullanımının bağırsak mikrobiyomu üzerinde uzun süreli izler bırakabileceğine dair güçlü bir ilişki ortaya koyuyor. Ancak bu, antibiyotiklerin kullanılmaması gerektiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Mesaj şudur: Antibiyotik gerektiğinde kullanılmalı, gerekmediğinde ise kesinlikle kullanılmamalıdır. Tedaviye hekim karar vermeli, doz ve süre keyfi biçimde değiştirilmemelidir.</p>

<p>Antibiyotik Kullanırken Nelere Dikkat Edilmeli?</p>

<p>Antibiyotik yalnızca hekim önerisiyle kullanılmalı. Daha önce evde kalan ilaçlar “yedek tedavi” gibi görülmemeli. Tedavi yarım bırakılmamalı, doz atlanmamalı. Viral enfeksiyonlarda antibiyotik beklentisi oluşturulmamalı. Çocuklarda, yaşlılarda, hamilelerde ve kronik hastalığı olanlarda ilaç kullanımı mutlaka hekim kontrolünde yürütülmeli.</p>

<p>Bağırsak sağlığı açısından ise tek başına probiyotiklere bel bağlamak yerine, liften zengin beslenme, yeterli sıvı tüketimi, sebze-meyve çeşitliliği ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınma daha temel bir koruma hattı oluşturur.</p>

<p>Sonuç: Antibiyotik Reçete Değil, Sorumluluktur</p>

<p>Yeni araştırma, antibiyotiklerin yalnızca enfeksiyonla savaşan kısa süreli ilaçlar olmadığını; bağırsak ekosistemi üzerinde uzun vadeli etkiler bırakabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle antibiyotik kullanımı, “bir kutudan ne olacak?” rahatlığıyla değil, hekim kararı ve gerçek ihtiyaç ilkesiyle ele alınmalı. Çünkü bağırsak mikrobiyomu sessiz çalışır; ama dengesi bozulduğunda etkisi yıllara yayılan bir sağlık meselesine dönüşebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gereksiz-antibiyotik-kullanimi-bagirsaklari-sessizce-yikiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7849.jpeg" type="image/jpeg" length="45147"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Diş Eti Kanıyorsa Dikkat: Eklem Sağlığı da Riskte Olabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dis-eti-kaniyorsa-dikkat-eklem-sagligi-da-riskte-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dis-eti-kaniyorsa-dikkat-eklem-sagligi-da-riskte-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[International Journal of Molecular Sciences’ta yayımlanan kapsamlı bir literatür değerlendirmesi, ağız ve bağırsak mikrobiyotasındaki bozulmaların diş eti hastalıkları ile artrit gibi iltihaplı eklem hastalıkları arasında dikkat çekici bir biyolojik köprü kurabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Diş eti kanaması, ağız kokusu ya da ihmal edilen bir periodontit tablosu çoğu zaman sadece “diş problemi” olarak görülüyor. Ancak bilim dünyasında giderek güçlenen görüş, ağız sağlığının vücudun geri kalanından ayrı düşünülemeyeceği yönünde.</p>

<p>Yeni değerlendirme çalışmasına göre ağız ve bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizlik, düşük düzeyli sistemik inflamasyonu artırarak romatoid artrit, osteoartrit ve çene eklemi iltihapları gibi kas-iskelet sistemi hastalıklarının gelişiminde rol oynayabilir. Çalışma, özellikle probiyotiklerin bu süreçte destekleyici bir yaklaşım olup olamayacağına odaklanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Diş Eti Hastalığı Sadece Ağızda Kalmayabilir</p>

<p>Araştırmaya göre periodontal hastalıklar; dişi çevreleyen ve destekleyen dokuları etkileyen iltihabi hastalıklar arasında yer alıyor. Gingivit diş eti kanaması, şişlik ve ağrı ile kendini gösterebilirken, periodontit daha sessiz ilerleyebiliyor ve tedavi edilmediğinde diş kaybına kadar gidebiliyor.</p>

<p>Çalışmada periodontal hastalıkların dünya genelinde önemli bir halk sağlığı sorunu olduğu vurgulanıyor. Periodontal hastalıkların görülme sıklığının dünya genelinde yüzde 20 ila 50 arasında değişebildiği, bu nedenle sorunun yalnızca diş hekimliği alanıyla sınırlı değerlendirilemeyeceği belirtiliyor.</p>

<p>Bilim insanlarına göre ağızdaki bazı patojen bakteriler ve bunların ürettiği mikrobiyal ürünler sistemik dolaşıma karışabilir. Bu durum, vücudun uzak bölgelerinde düşük düzeyli inflamatuvar yanıtları besleyebilir.</p>

<p>Ağızdan Bağırsağa, Bağırsaktan Ekleme Uzanan Hat</p>

<p>Çalışmanın en dikkat çeken başlıklarından biri “ağız-bağırsak-eklem ekseni” oldu.</p>

<p>Araştırmacılar, bağırsak mikrobiyotasındaki bozulmanın bağışıklık sistemi üzerinden eklem sağlığını etkileyebileceğini belirtiyor. Literatürde “gut-joint axis” olarak tanımlanan bu mekanizma, bağırsak florasındaki değişimlerin eklem iltihabı, bağışıklık yanıtı ve kronik inflamasyonla ilişkisini açıklamak için kullanılıyor.</p>

<p>Özellikle yaşlı bireylerde bağırsak geçirgenliğinin artması, mikrobiyal ürünlerin kana karışması ve inflamatuvar sürecin güçlenmesi osteoartrit gibi hastalıklar açısından dikkat çekici bir araştırma alanı olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Romatoid Artrit ve Periodontit Aynı Masada</p>

<p>Değerlendirmede romatoid artrit ile periodontal hastalıklar arasındaki ilişkiye de dikkat çekildi.</p>

<p>Bazı çalışmalarda romatoid artrit hastalarında belirli ağız bakterilerinin daha farklı dağılım gösterdiği, hatta Porphyromonas gingivalis gibi bakterilere karşı oluşan bağışıklık yanıtlarının hastalığın erken dönemleriyle ilişkili olabileceği bildirildi. Ancak araştırmacılar bu bağlantının henüz kesin neden-sonuç ilişkisi şeklinde okunmaması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Yani tablo net: Ağız sağlığı eklem sağlığından tamamen bağımsız değil. Fakat “diş eti hastalığı artrite yol açar” gibi düz ve kesin bir cümle kurmak için bilimsel zemin henüz yeterince kalın değil. Burası hâlâ araştırma tarlası, üzerinde çalışılan canlı bir alan.</p>

<p>Probiyotikler Ne Vadediyor?</p>

<p>Çalışmada probiyotikler, yeterli miktarda alındığında konağa yararlı etki gösterebilen canlı mikroorganizmalar olarak tanımlanıyor. Yoğurt, süt bazlı ürünler, kapsüller, tozlar ve oral solüsyonlar bu alanda öne çıkan formlar arasında yer alıyor.</p>

<p>Bilim insanları, probiyotiklerin bağırsak bariyerini güçlendirme, inflamasyonu azaltma, mikrobiyal dengeyi destekleme ve bağışıklık sistemi üzerinde düzenleyici etki gösterme potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Periodontal hastalıklar açısından bazı çalışmalarda probiyotiklerin destekleyici tedavi olarak kullanıldığında cep derinliği, klinik ataşman kaybı ve sondalamada kanama gibi parametrelerde iyileşme sağlayabileceği bildirildi. Ancak gingivit gibi bazı tablolar için sonuçlar daha sınırlı ve çelişkili bulundu.</p>

<p>Eklem Hastalıklarında Umut Var, Ama Temkin Şart</p>

<p>Artrit cephesinde de tablo benzer: umut verici ama kesinleşmemiş.</p>

<p>Romatoid artrit üzerine yapılan bazı analizlerde oral probiyotiklerin IL-6 ve CRP gibi inflamasyon göstergelerini azaltabildiği, ancak hastalık aktivite skoru ve şiş eklem sayısı gibi klinik ölçütlerde belirgin iyileşme sağlamadığı bildirildi.</p>

<p>Osteoartrit alanında ise hayvan modellerinde ve sınırlı insan çalışmalarında bağırsak mikrobiyotasını hedefleyen yaklaşımların eklem inflamasyonu, ağrı ve kıkırdak hasarı açısından olumlu sonuçlar doğurabileceği ifade edildi. İnsanlarda diz osteoartriti üzerine yapılan bir çalışmada ise 6 ay boyunca L. casei Shirota içeren ürün kullanan grupta WOMAC skorlarında iyileşme görüldüğü aktarıldı.</p>

<p>Araştırmacılardan Kritik Uyarı: Daha Fazla Çalışma Gerekli</p>

<p>Çalışmanın sonuç bölümünde ağız-bağırsak mikrobiyotasının periodontal hastalıklar ve artrit için gelecekte yeni bir hedef olabileceği belirtiliyor. Ancak araştırmacılar, bu alanda hâlâ önemli bilgi boşlukları bulunduğunu ve probiyotiklerin hangi hasta grubunda, hangi dozda, hangi süreyle ve hangi klinik hedef için etkili olduğunun daha net ortaya konması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Bu nedenle probiyotikler, bugün için klasik tedavilerin yerine geçen bir yöntem değil; hekim ve diş hekimi kontrolünde değerlendirilebilecek destekleyici bir alan olarak görülmeli.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dis-eti-kaniyorsa-dikkat-eklem-sagligi-da-riskte-olabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7848.jpeg" type="image/jpeg" length="39689"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hemolitik Üremik Sendrom: Kanlı İshalden Böbrek Yetmezliğine Giden Sessiz Tehlike]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hemolitik-uremik-sendrom-kanli-ishalden-bobrek-yetmezligine-giden-sessiz-tehlike</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hemolitik-uremik-sendrom-kanli-ishalden-bobrek-yetmezligine-giden-sessiz-tehlike" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hemolitik üremik sendrom, kan hücrelerinin parçalanması, trombositlerin düşmesi ve böbreklerin hasar görmesiyle seyreden ciddi bir hastalıktır. En sık nedenlerden biri Shiga toksin üreten E. coli enfeksiyonudur ve erken fark edilmesi hayati önem taşır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Hemolitik üremik sendrom nedir?</p>

<p>Hemolitik üremik sendrom, tıpta kısaca HÜS olarak bilinir. Hastalığın temelinde üç kritik bulgu vardır: kırmızı kan hücrelerinin parçalanması, trombosit sayısının düşmesi ve böbrek fonksiyonlarının bozulması.</p>

<p>Bu tablo özellikle çocuklarda daha sık gündeme gelir. HÜS, çocukluk çağında ani gelişen akut böbrek yetmezliğinin önemli nedenlerinden biri kabul edilir. Çoğu hasta uygun destek tedavisiyle toparlansa da, bazı vakalarda kalıcı böbrek hasarı riski ortaya çıkabilir.</p>

<p>Basit ishal nasıl böbrek yetmezliğine dönüşebilir?</p>

<p>İşte burada tablo değişiyor. Bazı E. coli türleri, özellikle Shiga toksin üreten E. coli bakterileri, bağırsak enfeksiyonundan sonra kana karışan toksinlerle damarların iç yüzeyini etkileyebilir. Bu etki özellikle böbreğin ince damarlarında belirginleşir.</p>

<p>Damar iç yüzeyi hasar gördüğünde küçük pıhtılar oluşur. Kırmızı kan hücreleri bu daralmış damarlardan geçerken parçalanır, trombositler tüketilir ve böbreğin süzme kapasitesi azalır. Sonuçta ishalle başlayan süreç, akut böbrek hasarına kadar ilerleyebilir.</p>

<p>HÜS neden olur?</p>

<p>Tipik HÜS’ün en bilinen nedeni Shiga toksin üreten E. coli enfeksiyonudur. E. coli O157:H7 bu tabloyla en çok ilişkilendirilen türlerden biridir. Bulaş çoğu zaman iyi pişmemiş et, özellikle kıyma; pastörize edilmemiş süt, kirli su, yıkanmamış sebze-meyve ya da hijyen koşulları zayıf gıdalar üzerinden gelişir.</p>

<p>Risk yalnızca çocuklarla sınırlı değildir. Küçük çocuklar, yaşlılar ve bağışıklığı zayıf kişiler daha hassas gruptadır. Ancak kanlı ishal sonrası genel durumu bozulan her hasta dikkatle değerlendirilmelidir.</p>

<p>Hemolitik üremik sendrom nasıl anlaşılır?</p>

<p>HÜS çoğu zaman kanlı ishalden birkaç gün sonra belirginleşir. Çocukta ya da hastada ishalin ardından belirgin halsizlik, solukluk, idrar miktarında azalma, göz kapaklarında veya bacaklarda şişlik görülüyorsa alarm zili çalmış demektir.</p>

<p>Morarma, ciltte küçük kırmızı-mor döküntüler, huzursuzluk, bilinç bulanıklığı ya da nöbet gibi bulgular tabloya eşlik edebilir. Klinik ipucu nettir: Kanlı ishalden 3–7 gün sonra halsizlik ve idrar azalması varsa HÜS mutlaka düşünülmelidir.</p>

<p>Hangi belirtiler gözden kaçabilir?</p>

<p>HÜS her zaman dramatik bir başlangıç yapmaz. Bazen çocuk “sadece çok halsiz” görünür. Bazen aile idrarın azaldığını fark etmez. Bazen solukluk, enfeksiyon sonrası yorgunluk sanılır.</p>

<p>Oysa kanlı ishal sonrası gelişen solukluk, uykuya meyil, idrar renginde koyulaşma, idrar miktarında belirgin azalma ve yüzde şişlik sıradan bulgular değildir. Her zaman düşünüldüğü kadar basit olmayabilir.</p>

<p>Ne zaman doktora gidilmeli?</p>

<p>Kanlı ishal varsa, özellikle çocuklarda beklemek doğru değildir. İshalin ardından idrar azalması, hızlı halsizlik, belirgin solukluk, morarma, ödem, bilinç değişikliği veya nöbet görülüyorsa hasta gecikmeden acil servise götürülmelidir.</p>

<p>Ayrıca yüksek ateş, sıvı alamama, sürekli kusma ve genel durum bozukluğu da tıbbi değerlendirme gerektirir. Bu tabloda zaman, böbrekleri koruyan görünmez bir ilaç gibidir.</p>

<p>Hangi doktora gidilir?</p>

<p>İlk başvuru genellikle çocuk acil servisi, acil servis ya da çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı olmalıdır. Kanlı ishal sonrası böbrek fonksiyonlarında bozulma şüphesi varsa hasta çocuk nefrolojisi ya da erişkinlerde nefroloji bölümüne yönlendirilir.</p>

<p>Trombosit düşüklüğü ve kan hücresi yıkımı belirginse hematoloji değerlendirmesi de gerekebilir. Ancak ilk adım, hastanın gecikmeden sağlık kuruluşuna ulaştırılmasıdır.</p>

<p>Tanı nasıl konur?</p>

<p>HÜS tanısı yalnızca şikâyetlerle değil, laboratuvar bulgularıyla netleşir. Kan sayımında hemoglobin düşüklüğü ve trombosit azalması görülür. Böbrek hasarını gösteren kreatinin ve üre değerleri yükselebilir.</p>

<p>Periferik yaymada parçalanmış kırmızı kan hücreleri, yani şistositler görülebilir. Şüpheli vakalarda dışkı incelemesiyle Shiga toksin veya E. coli O157 araştırılması da önem taşır. CDC, akut ishalli hastalarda E. coli O157 kültürü ve Shiga toksin testlerinin birlikte değerlendirilmesini önermektedir.</p>

<p>Tedavisi var mı?</p>

<p>Tipik, yani Shiga toksin ilişkili HÜS’te tedavinin temeli destek tedavisidir. Sıvı ve elektrolit dengesi yakından izlenir, tansiyon kontrol edilir, böbrek fonksiyonları takip edilir. Gerekli durumlarda kan transfüzyonu ve diyaliz uygulanabilir. CDC’ye göre HÜS destek tedavisiyle yönetilir; bazı vakalarda diyaliz ve kan ürünleri gerekebilir.</p>

<p>Burada kritik noktalardan biri antibiyotik ve ishal kesici ilaçlardır. Shiga toksin üreten E. coli şüphesi olan hastalarda antibiyotik kullanımı HÜS riskini artırabileceği için dikkatle değerlendirilmelidir. Kanlı ishalde bağırsak hareketini yavaşlatan ilaçlardan da kaçınılması önerilir.</p>

<p>Yeni tedaviler ve güncel gelişmeler neler?</p>

<p>HÜS denildiğinde iki tablo birbirine karıştırılmamalıdır. Tipik HÜS, çoğu zaman Shiga toksin ilişkili enfeksiyondan sonra gelişir ve ana tedavi destek tedavisidir. Atipik HÜS ise daha nadir görülür, bağışıklık sisteminin kompleman adı verilen bölümündeki düzensizlikle ilişkilidir.</p>

<p>Atipik HÜS için kompleman C5 inhibitörleri tedavide önemli bir yer edinmiştir. Ravulizumab, erişkin ve çocuk hastalarda atipik HÜS için onaylı bir tedavidir; ancak FDA etiketinde bu ilacın Shiga toksin E. coli ilişkili HÜS için endike olmadığı açıkça belirtilmektedir.</p>

<p>Ravulizumab ile yapılan iki faz 3 çalışmanın 2 yıllık analizinde, tam trombotik mikroanjiyopati yanıtı C5 inhibitörü kullanmamış erişkinlerde yüzde 61, çocuk hastalarda yüzde 90 olarak bildirildi. Aynı analizde böbrek fonksiyonlarını gösteren eGFR artışının 2 yıl boyunca korunduğu ve menenjit enfeksiyonu bildirilmediği açıklandı. Bununla birlikte çalışma tek kollu olduğu için sonuçlar dikkatli yorumlanmalıdır.</p>

<p>Eculizumab için biyobenzer seçenekler de gündeme gelmiştir. Reuters’ın aktardığına göre FDA, 2024’te Soliris’in ilk değiştirilebilir biyobenzeri Bkemv’i atipik HÜS ve paroksismal noktürnal hemoglobinüri için onayladı; bu ilaçlarda ciddi meningokok enfeksiyonu riski nedeniyle uyarı bulunmaktadır.</p>

<p>En sık yapılan hata</p>

<p>En büyük hata, kanlı ishali “geçer” diye beklemek ya da bilinçsiz şekilde antibiyotik ve ishal kesici kullanmaktır. Her ishal tehlikeli değildir; fakat kanlı ishal sonrası idrar azalması ve solukluk varsa evde izlem sınırı aşılmıştır.</p>

<p>HÜS nasıl önlenir?</p>

<p>Korunmanın ilk basamağı gıda güvenliğidir. Kıyma ve et ürünleri iyi pişirilmeli, çiğ veya pastörize edilmemiş süt tüketilmemeli, sebze ve meyveler iyice yıkanmalıdır.</p>

<p>El hijyeni özellikle çocuklarda önemlidir. Tuvalet sonrası, yemek hazırlamadan önce ve hayvan teması sonrasında ellerin yıkanması basit görünür; fakat HÜS’e giden zincirin ilk halkasını kırabilir.</p>

<p>Kısa soru-cevap</p>

<p>Hemolitik üremik sendrom tehlikeli mi?<br />
Evet. Böbrek yetmezliği, ciddi kansızlık, trombosit düşüklüğü ve nadiren nörolojik sorunlara yol açabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>HÜS erken belirtileri nelerdir?<br />
Kanlı ishal sonrası halsizlik, solukluk, idrar azalması, ödem ve morarma erken uyarı kabul edilmelidir.</p>

<p>HÜS tedavisi var mı?<br />
Tipik HÜS’te temel yaklaşım destek tedavisidir. Sıvı-elektrolit takibi, kan desteği ve gerekirse diyaliz uygulanır.</p>

<p>Hangi doktora gidilir?<br />
Çocuklarda çocuk acil veya çocuk hastalıkları uzmanına başvurulmalı; böbrek etkilenimi varsa çocuk nefrolojisi devreye girmelidir.</p>

<p>HÜS kalıcı hasar bırakır mı?<br />
Çoğu çocuk iyileşir. Ancak bazı hastalarda kronik böbrek hastalığı gelişebileceği için takip önemlidir.</p>

<p>Sonuç</p>

<p>İshal çoğu zaman sıradan bir enfeksiyon gibi başlar. Fakat kanlı ishalden birkaç gün sonra gelen solukluk, halsizlik ve idrar azalması sıradan değildir. Paniğe gerek yok; ama bu işaretleri geciktirmeden görmek, böbrekleri koruyan en kritik adımdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hemolitik-uremik-sendrom-kanli-ishalden-bobrek-yetmezligine-giden-sessiz-tehlike</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7847.jpeg" type="image/jpeg" length="33380"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın’ın Yeğeni Hayrullah Baran Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/iyi-parti-trabzon-milletvekili-yavuz-aydinin-yegeni-hayrullah-baran-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/iyi-parti-trabzon-milletvekili-yavuz-aydinin-yegeni-hayrullah-baran-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’da İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın’ın yeğeni Hayrullah Baran’ın vefat ettiği öğrenildi. Genç yaşta gelen acı haber, ailesi ve yakın çevresinde büyük üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hayrullah Baran’ın vefatı, başta ailesi olmak üzere sevenlerini yasa boğdu. Cennur Aydın’ın oğlu olan Baran’ın beklenmedik kaybı, Trabzon ve Beşikdüzü çevresinde derin bir üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>İYİ Parti’den taziye mesajı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İYİ Parti Trabzon İl Başkanı Muhammet Erkan da yayımladığı taziye mesajında Hayrullah Baran’ın vefatından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.</p>

<p>Erkan mesajında, “Hayrullah Baran kardeşimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum” ifadelerine yer verdi.</p>

<p>Cenaze programı açıklandı</p>

<p>Hayrullah Baran’ın cenaze programı da belli oldu. Baran’ın cenazesinin, 25 Nisan Cumartesi günü öğle namazının ardından Beşikdüzü Nefsişarlı Mezarlığı’nda defnedileceği açıklandı.</p>

<p>Genç yaşta gelen ölüm haberi, ailesi, akrabaları ve sevenleri arasında derin bir hüzne yol açarken, taziye mesajları da peş peşe paylaşıldı.</p>

<p>Hayrullah Baran kimdir?</p>

<p>Hayrullah Baran, İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın’ın yeğeni ve Cennur Aydın’ın oğludur. Baran’ın vefatı, ailesi ve yakın çevresinde büyük üzüntüyle karşılandı. Cenazesi, 25 Nisan Cumartesi günü öğle namazının ardından Beşikdüzü Nefsişarlı Mezarlığı’nda toprağa verilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/iyi-parti-trabzon-milletvekili-yavuz-aydinin-yegeni-hayrullah-baran-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7845.jpeg" type="image/jpeg" length="42769"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doğmadan Afet Stresine Maruz Kalan Çocuklar İçin Umut Veren Bulgular]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dogmadan-afet-stresine-maruz-kalan-cocuklar-icin-umut-veren-bulgular</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dogmadan-afet-stresine-maruz-kalan-cocuklar-icin-umut-veren-bulgular" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anne karnında yaşanan yoğun stresin çocuk beyni üzerindeki etkileri sanılandan daha karmaşık olabilir. Yeni bir araştırma, erken çocuklukta kazanılan iletişim, sosyal uyum ve günlük yaşam becerilerinin, doğal afet kaynaklı prenatal stresin beyin üzerindeki izlerini azaltabilecek güçlü bir koruyucu rol oynayabileceğini gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Doğal afetler yalnızca yıkılan binalar, kesilen yollar ve kaybedilen hayatlarla sınırlı değil. Afetlerin görünmeyen bir de biyolojik mirası var. Özellikle hamilelik döneminde yaşanan ağır stres, çocukların beyin gelişimi üzerinde uzun vadeli etkiler bırakabiliyor.</p>

<p>City University of New York araştırmacıları tarafından yürütülen ve Developmental Neuroscience dergisinde yayımlanan yeni çalışma, bu hassas konuyu çocuk beyni üzerinden ele aldı. Araştırmada, anneleri hamilelik döneminde Superstorm Sandy afetine maruz kalan çocuklar incelendi. Superstorm Sandy, 2012 yılında New York ve çevresini etkileyen büyük bir fırtına olarak bilim insanlarına doğal afet kaynaklı prenatal stresin sonuçlarını incelemek için önemli bir “doğal stres modeli” sundu.</p>

<p>Anne Karnındaki Stres Beyni Nasıl Etkiliyor?</p>

<p>Araştırmaya göre doğum öncesi dönemde yoğun strese maruz kalmak, çocuğun ilerleyen yaşlarda duygu işleme sistemlerini etkileyebiliyor. Özellikle limbik sistem içinde yer alan amigdala, hipokampus, insula ve anterior singulat korteks gibi bölgeler, duygu düzenleme, hafıza, stres yanıtı ve sosyal tepkiler açısından kritik kabul ediliyor.</p>

<p>Çalışmada çocuklar yaklaşık 8 yaşına geldiklerinde fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme yöntemiyle incelendi. Beyin taramaları sırasında çocukların duygusal yüz ifadelerini işlemleme süreçleri değerlendirildi. Bulgular, prenatal strese maruz kalan bazı çocuklarda duygusal işlemleme bölgelerinde daha düşük beyin aktivasyonu görülebildiğini ortaya koydu.</p>

<p>Ancak araştırmanın en dikkat çekici tarafı şu oldu: Bu etki her çocukta aynı şekilde ortaya çıkmadı.</p>

<p>Koruyucu Anahtar: Erken Yaşam Becerileri</p>

<p>Araştırmacılar, çocukların 2 ila 6 yaş arasında geliştirdiği adaptif becerilerin beyin üzerindeki stres etkisini değiştirebildiğini belirledi. Adaptif beceriler; çocuğun çevresiyle iletişim kurması, sosyal ilişkiler geliştirmesi, öz bakımını öğrenmesi ve günlük yaşamı yönetebilmesi gibi temel alanları kapsıyor.</p>

<p>Yani mesele yalnızca “çocuk ne kadar zeki?” sorusu değil. Daha temel bir yerden bakılıyor: Çocuk kendini ifade edebiliyor mu? Sosyal temas kurabiliyor mu? Günlük hayatın küçük ama belirleyici basamaklarını öğrenebiliyor mu?</p>

<p>Çalışmada düşük adaptif becerilere sahip çocuklarda prenatal stresle birlikte limbik beyin aktivitesinde belirgin azalma görüldü. Buna karşılık erken çocukluk döneminde daha güçlü uyum becerileri geliştiren çocuklarda beyin aktivasyon örüntülerinin, strese maruz kalmamış çocuklara benzediği bildirildi.</p>

<p>Bu bulgu, basit görünen çocukluk becerilerinin aslında beyin gelişimi açısından biyolojik bir tampon görevi görebileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Afet Sonrası Çocuk Sadece İzlenmemeli, Desteklenmeli</p>

<p>Araştırmanın mesajı yalnızca akademik değil, doğrudan halk sağlığını ilgilendiriyor. Çünkü iklim değişikliğiyle birlikte sel, fırtına, yangın, deprem ve aşırı hava olaylarının daha sık gündeme gelmesi bekleniyor. Bu tablo, hamile kadınların afet dönemlerinde yoğun strese maruz kalma riskini de artırıyor.</p>

<p>Bu nedenle koruyucu yaklaşım yalnızca anne adayını stresten uzak tutmaya çalışmakla sınırlı kalamaz. Elbette gebelik döneminde sosyal destek, güvenli barınma, sağlık hizmetlerine erişim ve psikolojik destek kritik önemdedir. Fakat doğumdan sonraki erken çocukluk yılları da en az bunun kadar belirleyici olabilir.</p>

<p>Çocukların iletişim, sosyal etkileşim, öz bakım ve günlük yaşam becerilerini güçlendiren aile desteği, erken eğitim programları ve çocuk gelişimi takipleri, beyin düzeyinde gerçek bir koruma alanı oluşturabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Geç Kaldık” Düşüncesine Karşı Güçlü Bir Cevap</p>

<p>Bu çalışma özellikle şu bakımdan umut verici: Anne karnında yaşanan stresin etkileri tamamen kader değildir. Çocuk beyni, erken yaşam deneyimleriyle şekillenmeye devam eder. Doğru destek verildiğinde, gelişim rotası daha sağlıklı bir yöne çevrilebilir.</p>

<p>Araştırmacılar bulguların ön çalışma niteliği taşıdığını, daha büyük örneklemlerle doğrulanması gerektiğini belirtiyor. Çalışmada prenatal stres maruziyeti olan 11 çocuk ve maruziyeti olmayan 23 çocuk incelendi. Bu nedenle sonuçlar dikkatle yorumlanmalı; ancak elde edilen veriler erken müdahalenin değerini güçlü biçimde hatırlatıyor.</p>

<p>Çocuk Beyni İçin Erken Yatırım Şart</p>

<p>Afetler, toplumların yalnızca bugünkü dayanıklılığını değil, gelecek kuşakların sağlığını da sınar. Anne karnında başlayan stresin çocuk beyninde iz bırakabilmesi, afet yönetiminin gebeleri, bebekleri ve küçük çocukları merkeze alan bir sağlık politikasıyla birlikte düşünülmesi gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>Bu araştırma, çocukların pasif kurbanlar olmadığını ortaya koyuyor. Erken dönemde kazandırılan basit yaşam becerileri, yalnızca davranışsal gelişimi değil, beyin sağlığını da etkileyebilir.</p>

<p>Kısacası çocuklara konuşmayı, ilişki kurmayı, kendine bakmayı ve günlük hayatı yönetmeyi öğretmek; göründüğünden çok daha büyük bir yatırımdır. Bazen bir çocuğun beyni için en güçlü kalkan, laboratuvarda değil, evde, kreşte, okul öncesi sınıfta ve güven veren bir yetişkinin yanında örülür.</p>

<p>Kaynak: Donato DeIngeniis ve arkadaşları, Adaptive Skills May Moderate the Association Between Prenatal Stress Exposure and Limbic Brain Activation: A Developmental fMRI Study of Superstorm Sandy Exposure, Developmental Neuroscience, 2026. DOI: 10.1159/000551574.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dogmadan-afet-stresine-maruz-kalan-cocuklar-icin-umut-veren-bulgular</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 10:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7839.jpeg" type="image/jpeg" length="54207"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’ndan İran’a İkinci Etap Yardım: 6 Tır Tıbbi Malzeme Yola Çıktı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglik-bakanligindan-irana-ikinci-etap-yardim-6-tir-tibbi-malzeme-yola-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglik-bakanligindan-irana-ikinci-etap-yardim-6-tir-tibbi-malzeme-yola-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, İran’a yönelik insani yardım kapsamında ikinci etap tıbbi malzeme sevkiyatını başlattı. Van’da hazırlanan 6 tır dolusu ilaç ve tıbbi sarf malzemesi, Ağrı Doğubayazıt Gürbulak Sınır Kapısı üzerinden İran’a ulaştırılmak üzere yola çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Türkiye, bölgesel insani yardım diplomasisini sağlık alanında sürdürmeye devam ediyor. T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından İran’a gönderilmek üzere hazırlanan ikinci etap yardım konvoyunda, acil sağlık hizmetlerinden cerrahi müdahalelere kadar geniş kullanım alanına sahip ilaç ve tıbbi malzemeler yer aldı.</p>

<p>Bakanlık tarafından yapılan bilgilendirmeye göre, Van İl Sağlık Müdürlüğü deposunda hazırlanan 107 paletlik yardım malzemesi, 25 Nisan 2026 Cuma günü Ağrı Doğubayazıt Gürbulak Sınır Kapısı’na doğru sevk edildi. Yardım konvoyunda toplam 6 tır ilaç ve tıbbi malzeme bulunuyor.</p>

<p>107 Palet Yardım Malzemesi Hazırlandı</p>

<p>İran’a gönderilen yardım kapsamında 104 palet halinde 361 kalemden oluşan yaklaşık 1,8 milyon tıbbi sarf malzemesi hazırlandı. Bunun yanında 2 palet halinde 78 kalemden oluşan yaklaşık 10 bin ilaç ile 1 palet halinde 22 kalemden oluşan 385 soğuk zincir ilaç da sevkiyata dahil edildi.</p>

<p>Yardım kolilerinde enjektör, cerrahi maske, steril eldiven, oksijen maskesi ve koruyucu ekipmanlar başta olmak üzere çok sayıda tıbbi sarf malzemesi yer aldı. Bu malzemelerin özellikle acil müdahale, cerrahi işlem ve sağlık hizmetlerinin kesintisiz yürütülmesi açısından kritik önem taşıdığı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Onkoloji İlaçları da Yardım Konvoyunda</p>

<p>Sağlık Bakanlığı’nın İran’a gönderdiği tırlarda yalnızca sarf malzemeleri değil, temel ilaçlar da bulunuyor. Antibiyotikler, ağrı kesiciler ve endokrin ilaçlarının yanı sıra soğuk zincir koşullarında taşınması gereken ilaçlar da sevkiyata eklendi.</p>

<p>Soğuk zincir ilaçlar arasında onkoloji ilaçlarının da yer alması, yardım paketinin yalnızca acil ihtiyaçlara değil, tedavisi süreklilik gerektiren hastalara da destek sağlamayı hedeflediğini ortaya koydu.</p>

<p>İlk Etapta 3 Tır Yardım Gönderilmişti</p>

<p>Sağlık Bakanlığı, İran’a aynı ay içerisinde ikinci kez insani amaçlı tıbbi yardım gönderdi. İlk etapta 3 tır, yani 60 palet tıbbi cihaz, ilaç ve sarf malzemesi İran’a ulaştırılmıştı.</p>

<p>İlk yardım sevkiyatında röntgen, ultrason, ventilatör ve hasta başı monitör gibi kritik tıbbi cihazların da yer aldığı açıklanmıştı. Böylece ikinci etapla birlikte Türkiye’nin İran’a yönelik sağlık yardımı hem miktar hem de içerik bakımından genişletilmiş oldu.</p>

<p>Türkiye’den Sağlık Diplomasisi Mesajı</p>

<p>Sağlık Bakanlığı’nın ikinci etap yardım sevkiyatı, Türkiye’nin kriz dönemlerinde komşu ülkelere yönelik sağlık desteğini sürdürdüğünü gösterdi. İlaç, tıbbi cihaz ve sarf malzemelerinden oluşan yardım paketleri, sağlık sistemlerinin acil ihtiyaçlarına doğrudan katkı sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Gürbulak Sınır Kapısı üzerinden İran’a ulaştırılacak yardım konvoyunun, bölgedeki sağlık hizmetlerinin desteklenmesinde önemli rol oynaması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglik-bakanligindan-irana-ikinci-etap-yardim-6-tir-tibbi-malzeme-yola-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7844.jpeg" type="image/jpeg" length="52927"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Formula 1’de İstanbul Park Sürprizi: Dönüş İçin Kritik Bekleyiş]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/formula-1de-istanbul-park-surprizi-donus-icin-kritik-bekleyis</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/formula-1de-istanbul-park-surprizi-donus-icin-kritik-bekleyis" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Formula 1’in yeniden İstanbul Park’a döneceği iddiası motor sporları gündemini hareketlendirdi. Sosyal medyada “Formula 1 İstanbul’a geliyor” başlığıyla paylaşılan haberler kısa sürede yayılırken, iddianın merkezinde 2027 sezonu ve uzun vadeli bir anlaşma ihtimali yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ancak şu an için Formula 1 yönetimi tarafından açıklanmış kesin ve resmi bir Türkiye Grand Prix takvimi bulunmuyor. 2026 Formula 1 takviminde İstanbul Park yer almazken, son iddialar daha çok 2027 sezonu üzerinden şekilleniyor. Formula 1’in resmi 2026 takviminde Türkiye Grand Prix’si görünmüyor.</p>

<p>İstanbul Park İçin 2027 İddiası</p>

<p>Uluslararası motor sporları kaynaklarında yer alan haberlere göre, Türkiye Grand Prix’sinin 2027’den itibaren Formula 1 takvimine dönmesi için görüşmelerde sona yaklaşıldığı öne sürüldü. Bazı haberlerde İstanbul Park için 7 yıllık bir anlaşmanın gündemde olduğu ve resmi açıklamanın kısa süre içinde yapılabileceği iddia edildi.</p>

<p>Bu iddialar, Türkiye’de Formula 1 heyecanını yeniden alevlendirdi. Özellikle İstanbul Park’ın geçmişte sürücüler ve yarışseverler tarafından beğenilen pistler arasında gösterilmesi, dönüş ihtimalini daha da dikkat çekici hale getiriyor.</p>

<p>Resmi Açıklama Henüz Yok</p>

<p>Formula 1 gibi küresel ölçekte büyük organizasyonlarda takvim değişiklikleri yalnızca kulis bilgileriyle kesinleşmiş sayılmıyor. Yarışın takvime alınması için Formula 1 yönetimi, FIA, yerel organizatörler ve ilgili kamu kurumları arasında sürecin tamamlanması gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle “Formula 1 İstanbul’a geliyor” ifadesi şimdilik kesin bir haber başlığı olmaktan çok, güçlü bir iddia olarak değerlendirilmeli. En doğru ifade, “Formula 1’in İstanbul Park’a dönüşü için anlaşmanın yakın olduğu iddia edildi” şeklinde öne çıkıyor.</p>

<p>İstanbul Park İçin Süreç Daha Önce Başlamıştı</p>

<p>İstanbul Park’ın Formula 1’e yeniden kazandırılması hedefi yeni değil. Reuters’ın 2024 yılında aktardığı bilgilere göre, pistin yeni işletmecisinin belirlenmesi sürecinde temel hedeflerden biri Formula 1’i Türkiye’ye geri getirmekti. Haberde, İstanbul Park’ın yeni işletmecisine F1’i yeniden Türkiye’ye taşıma görevi verildiği ve 2026 hedefinin ihale şartlarında yer aldığı belirtilmişti.</p>

<p>Bu geçmiş süreç, son iddiaların tamamen temelsiz olmadığını gösteriyor. Ancak 2026 takviminde Türkiye’nin yer almaması, dönüş ihtimalinin daha çok 2027 ve sonrası için değerlendirildiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Türkiye Grand Prix’si Neden Önemli?</p>

<p>İstanbul Park, Formula 1 tarihinde özellikle teknik yapısı, hızlı virajları ve pilotları zorlayan karakteriyle öne çıkan pistlerden biri olarak biliniyor. Türkiye Grand Prix’si 2005-2011 yılları arasında düzenlenmiş, ardından 2020 ve 2021 sezonlarında pandemi takvimi kapsamında yeniden Formula 1’e ev sahipliği yapmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yarışın geri dönmesi halinde İstanbul, yalnızca spor gündeminde değil; turizm, tanıtım, şehir ekonomisi ve uluslararası organizasyon kabiliyeti açısından da önemli bir vitrin kazanmış olacak.</p>

<p>Son Durum: Beklenti Güçlü, Kesinlik İçin Resmi Duyuru Şart</p>

<p>Gelinen noktada Formula 1’in İstanbul Park’a dönüşü için beklenti güçlenmiş durumda. Uluslararası kaynaklar 2027 sezonunu işaret ederken, 7 yıllık anlaşma iddiası da gündemdeki yerini koruyor.</p>

<p>Ancak resmi takvim ve Formula 1 yönetiminden gelecek açıklama görülmeden bu gelişmeyi kesinleşmiş bir dönüş olarak duyurmak doğru olmayacak. Motor sporları dünyasında gözler şimdi İstanbul Park için yapılabilecek resmi açıklamaya çevrildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/formula-1de-istanbul-park-surprizi-donus-icin-kritik-bekleyis</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 09:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7833.jpeg" type="image/jpeg" length="76525"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[FDA’dan Tarihi Karar: Yaşlanmayı Hedefleyen Gen Tedavisi İnsanlarda Denenecek]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fdadan-tarihi-karar-yaslanmayi-hedefleyen-gen-tedavisi-insanlarda-denenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fdadan-tarihi-karar-yaslanmayi-hedefleyen-gen-tedavisi-insanlarda-denenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaşlanma araştırmalarında yıllardır laboratuvarların en iddialı başlıklarından biri olan “hücresel gençleştirme” artık insan deneylerinin kapısına geldi. ABD Gıda ve İlaç Dairesi FDA, Life Biosciences tarafından geliştirilen ER-100 adlı deneysel tedavinin insanlarda denenebilmesi için gerekli IND iznini verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu karar, yaşlanma bilimi açısından dikkat çekici bir eşik olarak görülüyor. Çünkü ER-100, kısmi epigenetik yeniden programlama yaklaşımını kullanan ve insan klinik araştırmasına geçiş izni alan ilk hücresel gençleştirme tedavisi olarak duyuruldu.</p>

<p>Tedavi İlk Olarak Görme Kaybı Hastalarında Denenecek</p>

<p>ER-100, doğrudan “gençleşme ilacı” olarak değil, göz sinirini etkileyen ciddi hastalıklar için araştırılıyor. İlk insan çalışmasına açık açılı glokom ve non-arteritik anterior iskemik optik nöropati hastalarının dahil edilmesi planlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Life Biosciences’in açıklamasına göre Faz 1 çalışmada tedavinin güvenliği, hastalar tarafından tolere edilip edilmediği, bağışıklık yanıtı ve görme ölçümleri üzerindeki etkileri izlenecek.</p>

<p>ER-100 Nasıl Çalışıyor?</p>

<p>ER-100, hücrelerin yaşlanma ile bozulan bazı epigenetik işaretlerini hedef alıyor. Epigenetik yapı, DNA dizisini değiştirmeden genlerin nasıl çalışacağını belirleyen biyolojik kontrol katmanı olarak biliniyor.</p>

<p>Şirketin geliştirdiği yaklaşımda, Yamanaka faktörleri olarak bilinen dört faktörden üçü kullanılıyor: OCT4, SOX2 ve KLF4. Bu üçlü kısaca OSK olarak adlandırılıyor. Amaç, hasar görmüş veya yaşlanmış hücreleri daha genç ve işlevsel bir duruma yönlendirmek.</p>

<p>“Yaş Geri Alma” Değil, Önce Güvenlik Testi</p>

<p>Bu gelişme bilimsel açıdan önemli olsa da, kamuoyunda yanlış anlaşılmaya çok açık. FDA’nın verdiği izin, ER-100’ün tedavi olarak kullanılabileceği anlamına gelmiyor. Henüz ortada onaylanmış bir ilaç, kanıtlanmış bir görme iyileşmesi veya genel anlamda yaşlanmayı tersine çeviren klinik sonuç yok.</p>

<p>Klinik araştırma kaydına göre çalışma, ER-100’ün tek doz uygulamasının güvenli olup olmadığını ve hangi yan etkilerin ortaya çıkabileceğini değerlendirmeyi hedefliyor. Katılımcıların uzun süreli takip edilmesi de planlanıyor.</p>

<p>Neden Bu Kadar Önemli?</p>

<p>Glokom ve optik nöropatilerde temel sorun, göz ile beyin arasındaki bağlantıyı sağlayan retinal ganglion hücrelerinin hasar görmesi. Bu hücreler doğal olarak kendini kolayca yenileyemiyor. Bu nedenle mevcut tedaviler çoğunlukla hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya çalışırken, kaybedilen sinir işlevini geri getirmek hâlâ büyük bir tıbbi meydan okuma olarak duruyor.</p>

<p>ER-100’ün iddiası tam da bu noktada başlıyor: Hücreleri yalnızca korumak değil, yaşlanma ve hasar izlerini epigenetik düzeyde yeniden düzenlemeye çalışmak. Bu yüzden çalışma, göz hastalıklarının ötesinde yaşlanma biyolojisi için de yakından izlenecek.</p>

<p>Bilim Dünyası Temkinli Bekliyor</p>

<p>ER-100 için başlatılacak çalışma, yaşlanma karşıtı tıp alanında büyük bir bilimsel vitrin açıyor. Ancak bu vitrin henüz sonuç değil, başlangıç. Faz 1 araştırmalar genellikle küçük hasta gruplarında yapılır ve temel amaç etkinlikten önce güvenlik verisi toplamaktır.</p>

<p>Bu nedenle haberin doğru başlığı “yaşlanmayı tersine çeviren tedavi bulundu” değil; “epigenetik gençleştirme yaklaşımı ilk kez insanlarda güvenlik testine geçiyor” olmalı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fdadan-tarihi-karar-yaslanmayi-hedefleyen-gen-tedavisi-insanlarda-denenecek</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7830.jpeg" type="image/jpeg" length="91387"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ulusal İnme Yönetim Planı İçin Kritik Toplantı Gülhane’de Yapılacak]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ulusal-inme-yonetim-plani-icin-kritik-toplanti-gulhanede-yapilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ulusal-inme-yonetim-plani-icin-kritik-toplanti-gulhanede-yapilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de her yıl binlerce kişiyi kalıcı sakatlık, bakım bağımlılığı ve ani ölüm riskiyle karşı karşıya bırakan inme, ulusal sağlık politikalarının en kritik başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Bu alanda farkındalığı artırmak, erken müdahale süreçlerini güçlendirmek ve ülke genelinde daha etkin bir yönetim modeli oluşturmak amacıyla “Ulusal İnme Yönetim Planı Paydaşlar Toplantısı” düzenlenecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Toplantı, Sağlık Bilimleri Üniversitesi ev sahipliğinde, 28 Nisan 2026 Salı günü saat 09.00-12.00 arasında SBÜ Gülhane Külliyesi’nde gerçekleştirilecek.</p>

<p>İnme yönetiminde ulusal koordinasyon masaya yatırılacak</p>

<p>İnme, halk arasında çoğunlukla “felç” olarak bilinen, beyin damarlarının tıkanması veya kanaması sonucu ortaya çıkan hayati bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Erken tanı, hızlı sevk, uygun merkezde zamanında müdahale ve sonrasında etkili rehabilitasyon süreci, hastaların yaşam kalitesini doğrudan belirliyor.</p>

<p>Bu nedenle toplantıda, inme yönetiminde ulusal ölçekte uygulanabilecek stratejilerin, sağlık hizmet sunumundaki mevcut ihtiyaçların ve paydaş kurumların katkılarının değerlendirilmesi bekleniyor.</p>

<p><img alt="Toplantı, Sağlık Bilimleri Üniversitesi ev sahipliğinde, 28 Nisan 2026 Salı günü saat 09.00-12.00 arasında SBÜ Gülhane Külliyesi’nde gerçekleştirilecek.  İnme yönetiminde ulusal koordinasyon masaya yatırılacak  İnme, halk arasında çoğunlukla “felç” olarak" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/c4cdd3d4-6363-4e33-91c9-70fdc4977000.jpeg" width="1131" /></p>

<p>SBÜ ev sahipliği yapacak</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programın afişinde yer alan bilgilere göre toplantı, T.C. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Külliyesi’nde yapılacak. Sağlık temalı yükseköğretim yapısı ve klinik eğitim altyapısıyla öne çıkan SBÜ’nün ev sahipliği, toplantıya akademik ve sağlık hizmetleri açısından ayrı bir önem kazandırıyor.</p>

<p>Toplantının paydaşları arasında SADEFE, Sağlıklı Türkiye Sağlıklı Hayatı Teşvik ve Sağlık Politikaları Derneği ile Kritik Bakım Derneği yer alıyor. Program, Boehringer Ingelheim’in koşulsuz desteği ile gerçekleştirilecek.</p>

<p>İnmede ilk saatler hayat kurtarıyor</p>

<p>Uzmanlara göre inmede en kritik başlıkların başında zamanında müdahale geliyor. Belirtilerin başladığı ilk saatlerde 112 koordinasyonu, uygun hastaneye hızlı nakil, inme merkezlerinin hazır bulunması ve deneyimli ekiplerin devreye girmesi, tedavi başarısını doğrudan etkiliyor.</p>

<p>Yüzde kayma, konuşma bozukluğu, kol veya bacakta ani güçsüzlük, görme kaybı, denge bozukluğu ve ani bilinç değişikliği gibi belirtiler, inme açısından acil uyarı işaretleri kabul ediliyor. Bu belirtilerde vakit kaybetmeden sağlık sistemine başvurulması büyük önem taşıyor.</p>

<p>Yaşlanan toplumda bakım yükü artıyor</p>

<p>İnme yalnızca akut bir sağlık krizi değil, aynı zamanda uzun vadeli sosyal ve ekonomik sonuçları olan büyük bir halk sağlığı meselesi. Özellikle yaşlanan toplumlarda inme sonrası yatağa bağımlılık, evde bakım ihtiyacı, rehabilitasyon gereksinimi ve ailelerin üstlendiği bakım yükü giderek daha görünür hale geliyor.</p>

<p>Bu nedenle ulusal ölçekte hazırlanacak yönetim planlarının yalnızca hastane müdahalesini değil; koruyucu sağlık hizmetlerini, hipertansiyon kontrolünü, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını, erken rehabilitasyonu ve evde sağlık takibini de kapsaması bekleniyor.</p>

<p>Amaç: Daha hızlı, daha güçlü, daha koordineli sistem</p>

<p>“Ulusal İnme Yönetim Planı Paydaşlar Toplantısı”nın, Türkiye’de inme ile mücadelede kurumlar arası iş birliğini güçlendirmesi, sahadaki ihtiyaçları görünür kılması ve geleceğe dönük yol haritasına katkı sunması hedefleniyor.</p>

<p>Toplantının, özellikle 7/24 hazır inme ekipleri, inme merkezlerinin etkin kullanımı, acil sağlık hizmetleri koordinasyonu ve tedavi sonrası rehabilitasyon süreçleri açısından önemli başlıkları gündeme taşıması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ulusal-inme-yonetim-plani-icin-kritik-toplanti-gulhanede-yapilacak</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7829.jpeg" type="image/jpeg" length="70132"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SGLT-2 İlaçları Yaşlanmaya Karşı Yeni Umut mu, Erken Heyecan mı?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sglt-2-ilaclari-yaslanmaya-karsi-yeni-umut-mu-erken-heyecan-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sglt-2-ilaclari-yaslanmaya-karsi-yeni-umut-mu-erken-heyecan-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyabet tedavisinde kullanılan SGLT-2 inhibitörleri, hücrelerde “açlık benzeri” metabolik sinyaller oluşturması nedeniyle yaşlanma araştırmalarının yeni gündemlerinden biri oldu. Ancak uzmanlara göre bu ilaçlar uzun yaşam amacıyla kontrolsüz kullanılmamalı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Diyabet tedavisinde kullanılan SGLT-2 inhibitörleri, son yıllarda yalnızca kan şekeri düşürücü etkileriyle değil, hücresel yaşlanma süreçleri üzerindeki olası etkileriyle de bilim dünyasının dikkatini çekiyor. Healthspan’da yayımlanan yeni değerlendirme, bu ilaçların vücutta “kalori kısıtlamasına benzer” metabolik sinyaller oluşturabileceğini öne çıkarıyor. Ancak uzmanların altını çizdiği kritik nokta şu: Bu bulgular umut verici olsa da SGLT-2 inhibitörleri henüz “yaşlanma karşıtı ilaç” olarak konumlandırılacak düzeyde klinik kanıta sahip değil.</p>

<p>SGLT-2 İnhibitörleri Nedir?</p>

<p>SGLT-2 inhibitörleri, böbreklerde glukozun yeniden kana karışmasını azaltan bir ilaç grubudur. Bu mekanizma sayesinde kandaki fazla şekerin bir bölümü idrarla atılır. Dapagliflozin, empagliflozin ve canagliflozin gibi etken maddeler bu grupta yer alır.</p>

<p>Asıl kullanım alanları tip 2 diyabet olsa da, son yıllarda kalp yetersizliği ve kronik böbrek hastalığı gibi alanlarda da önemli klinik yararlar göstermeleri nedeniyle bu ilaçlara ilgi arttı. 2025 ve 2026 tarihli güncel derlemelerde SGLT-2 inhibitörlerinin diyabet, kronik böbrek hastalığı ve kardiyovasküler hastalık yönetiminde dönüştürücü bir tedavi sınıfı hâline geldiği vurgulanıyor.</p>

<p>Araştırmanın Dikkat Çeken Noktası: “Farmakolojik Açlık” Etkisi</p>

<p>Healthspan değerlendirmesine göre SGLT-2 inhibitörleri, günlük yaklaşık 60–80 gram glukozun idrarla atılmasına yol açarak vücutta hafif ve sürekli bir enerji açığı oluşturabiliyor. Bu durum, ağır diyet yapmadan ya da uzun süreli aç kalmadan, hücrelerin “besin azlığı” sinyali almasına benzetiliyor.</p>

<p>Bu etki nedeniyle yazıda SGLT-2 inhibitörleri için “farmakolojik açlık” benzetmesi kullanılıyor. Yani vücut, belirli yönlerden kalori kısıtlaması veya aralıklı açlık dönemlerinde oluşan metabolik ortama yaklaşabiliyor.</p>

<p>Ancak bu ifade, ilacın sağlıklı bireylerde uzun yaşam amacıyla kullanılabileceği anlamına gelmiyor. Buradaki tartışma daha çok hücresel mekanizmalar ve yaşlanma biyolojisi açısından bir araştırma alanına işaret ediyor.</p>

<p>Hücrelerde Hangi Yollar Etkileniyor?</p>

<p>Değerlendirmede dört temel biyolojik yol öne çıkarılıyor: AMPK, SIRT1, mTOR ve insülin/IGF-1 sinyal sistemi.</p>

<p>AMPK, hücrenin enerji durumunu izleyen bir tür “yakıt göstergesi” gibi çalışıyor. Enerji azaldığında devreye girerek yağ asidi kullanımını, mitokondri üretimini ve hücresel enerji verimliliğini artıran süreçleri destekliyor.</p>

<p>SIRT1 ise hücresel stres yanıtı, mitokondri fonksiyonu ve inflamasyon kontrolüyle ilişkilendirilen bir protein. Düşük enerji durumlarında SIRT1 aktivitesinin artabileceği; bunun da hücresel bakım, metabolik esneklik ve antioksidan savunma gibi süreçlerle bağlantılı olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Bir diğer önemli başlık mTOR. Bu sistem, hücreye “büyü, çoğal, depola” mesajı veren güçlü bir sinyal merkezi olarak biliniyor. Sürekli besin fazlalığı ve yüksek mTOR aktivitesi; inflamasyon, insülin direnci ve yaşa bağlı hastalık süreçleriyle ilişkilendiriliyor. SGLT-2 inhibitörlerinin bu sistemi dolaylı olarak baskılayabileceği, böylece otofaji adı verilen hücresel temizlik sürecini destekleyebileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Kalori Kısıtlamasının Taklidi mi?</p>

<p>Kalori kısıtlaması, yani yetersiz beslenmeye yol açmadan alınan kalorinin azaltılması, hayvan çalışmalarında yaşa bağlı bazı hastalıkların gecikmesi ve yaşam süresinin uzamasıyla ilişkilendirildi. Fakat bunu insan hayatına uzun süreli ve güvenli biçimde taşımak kolay değil.</p>

<p>Uzun süreli kalori kısıtlaması; kas kaybı, besin eksikliği, yaşam kalitesinde düşüş ve sürdürülebilirlik sorunu gibi riskler taşıyabiliyor. Healthspan değerlendirmesi, SGLT-2 inhibitörlerinin bu nedenle kalori kısıtlamasının bazı moleküler etkilerini taklit edebilecek bir araştırma başlığı hâline geldiğini belirtiyor.</p>

<p>Buradaki ana fikir şu: Vücuda “enerji bolluğu” yerine “bakım ve onarım” sinyali göndermek. Hücre büyüme ve depolama modundan çıkıp, hasarlı parçaları temizleme ve enerji verimliliğini artırma yönüne kayabiliyor.</p>

<p>Hayvan Çalışmalarında Ne Görüldü?</p>

<p>Yazıda örnek verilen deneysel çalışmalarda, empagliflozin kullanılan yüksek yağlı diyetle beslenen farelerde karaciğer yağlanmasında azalma, inflamatuvar hücrelerde düşüş ve kahverengi yağ dokusunda enerji harcamasını artıran UCP-1 ifadesinde artış bildirildiği aktarılıyor.</p>

<p>Bu bulgular, SGLT-2 inhibitörlerinin yalnızca kan şekerini düşürmekle kalmayıp yağ metabolizması, inflamasyon ve enerji harcaması üzerinde de etkiler oluşturabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Fakat hayvan çalışmalarından elde edilen sonuçlar, doğrudan insanlarda uzun yaşam etkisi anlamına gelmez. Bu ayrım haberin en kritik sınır çizgisi.</p>

<p>İnsanlarda Kanıt Ne Düzeyde?</p>

<p>İnsan çalışmalarında SGLT-2 inhibitörleriyle kilo kaybı, açlık insülininde azalma ve kardiyometabolik risk faktörlerinde iyileşme gibi bulgular bildiriliyor. Ancak doğrudan “sağlıklı yaşam süresi” veya “yaşam süresi uzaması” hedefiyle tasarlanmış güçlü klinik çalışmalar henüz yeterli değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle SGLT-2 inhibitörlerini uzun yaşam amacıyla kullanmak, bugünkü kanıt düzeyiyle tıbben yerleşmiş bir yaklaşım değil. İlaçlar, ancak hekim değerlendirmesiyle ve uygun endikasyonlarda kullanılmalı.</p>

<p>Önemli Uyarı: Her İlaç Gibi Riskleri Var</p>

<p>SGLT-2 inhibitörleri birçok hasta grubunda fayda gösterebilse de risksiz ilaçlar değildir. FDA etiketlerinde bu ilaçlarla ciddi idrar yolu enfeksiyonları, genital mantar enfeksiyonları, hipoglisemi riski ve bazı durumlarda ketoasidoz gibi ciddi yan etkiler konusunda uyarılar yer alıyor.</p>

<p>Bu nedenle diyabeti olmayan kişilerin “yaşlanmayı yavaşlatma”, “kilo verme” veya “açlık etkisi oluşturma” amacıyla bu ilaçları kendi başına kullanması tehlikeli olabilir. Özellikle böbrek fonksiyonları, sıvı dengesi, kullanılan diğer ilaçlar ve metabolik riskler hekim tarafından değerlendirilmeden bu gruba başlanmamalıdır.</p>

<p>Bilimsel İlgi Büyük, Klinik Mesafe Hâlâ Var</p>

<p>SGLT-2 inhibitörleri, modern tıbbın en dikkat çekici ilaç gruplarından biri hâline geldi. Diyabet tedavisinden kalp ve böbrek korumasına uzanan etkileri, bu ilaçları metabolizma araştırmalarının merkezine taşıdı.</p>

<p>Şimdi tartışılan yeni başlık ise daha derin: Bu ilaçlar hücrelere kalori kısıtlamasına benzer bir “onarım modu” sinyali verebilir mi?</p>

<p>Mevcut veriler bu soruyu ciddiye almayı gerektiriyor. Ancak aynı veriler, kesin hüküm vermek için erken olduğunu da gösteriyor. Bilim henüz “uzun yaşam ilacı” demiyor; yalnızca yaşlanma biyolojisinin kapısında yeni bir anahtarın döndüğünü söylüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sglt-2-ilaclari-yaslanmaya-karsi-yeni-umut-mu-erken-heyecan-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 06:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7825-1.jpeg" type="image/jpeg" length="24328"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Konya sanayisinin öncü ismi Dr. Ömer Lütfi Alaybeyi hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/konya-sanayisinin-oncu-ismi-dr-omer-lutfi-alaybeyi-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/konya-sanayisinin-oncu-ismi-dr-omer-lutfi-alaybeyi-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konya sanayisinin hafızasında özel bir yere sahip olan, Molino Makine Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ömer Lütfi Alaybeyi 91 yaşında yaşamını yitirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>yitirdi. “Değirmen doktoru” olarak tanınan Alaybeyi’nin vefatı, hem Konya iş dünyasında hem de gıda işleme ekipmanları sektöründe derin üzüntü oluşturdu.</p>

<p>Türkiye’de değirmencilik ve gıda işleme makineleri alanında öncü isimlerden biri olarak gösterilen Alaybeyi, sadece bir sanayici değil, aynı zamanda sektöre yön veren bir isim olarak biliniyordu. Uzun yıllar boyunca yerli üretimin güçlenmesi için çalışan Alaybeyi’nin, pek çok sanayici ve teknik uzmanın yetişmesinde de etkili olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Hayatının çok erken dönemlerinden itibaren iş dünyasının içinde yer alan Alaybeyi, küçük bir atölyeden başlayarak yıllar içinde Türkiye’nin üretim gücüne katkı sunan önemli bir başarı hikâyesi inşa etti. Hedefi, değirmencilik sektöründe dışa bağımlılığı azaltmak ve yerli teknolojiyi güçlendirmekti. Bu yaklaşımıyla yalnızca Konya’da değil, Türkiye genelinde örnek gösterilen bir sanayi vizyonu ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fransa’da değirmen makineleri üzerine eğitim aldığı belirtilen Alaybeyi’nin, geliştirdiği bir makine sayesinde “mucit Türk mühendis” olarak anıldığı da aktarıldı. Kendi alanında ihracat gerçekleştiren ilk Türk isimlerden biri olarak anılan Alaybeyi, üretim ve teknoloji odağındaki çalışmalarıyla sektörde kalıcı bir iz bıraktı.</p>

<p>Dr. Ömer Lütfi Alaybeyi için cenaze namazının 24 Nisan 2026 Cuma günü Hacı Fettah Külahçı Camii’nde cuma namazının ardından kılınacağı, ardından Hacı Fettah Mezarlığı’na defnedileceği bildirildi. Cenazeye aile yakınlarının yanı sıra iş dünyasından çok sayıda ismin katılması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/konya-sanayisinin-oncu-ismi-dr-omer-lutfi-alaybeyi-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 00:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7822.jpeg" type="image/jpeg" length="38964"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hobi bahçesinde yeni dönem: Eken kalacak, villaya af yok]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hobi-bahcesinde-yeni-donem-eken-kalacak-villaya-af-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hobi-bahcesinde-yeni-donem-eken-kalacak-villaya-af-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım arazilerindeki kaçak yapılaşma tartışması büyürken, hobi bahçeleriyle ilgili düzenlemede dikkat çeken bir ara formül masaya geldi. Yeni yaklaşımda, toprağı gerçekten işleyen ve üretim yapanlara belli şartlarla izin verilmesi, villa ve ticari yapılaşma amacı taşıyan kaçak yapılara ise sert yaptırım uygulanması öne çıkıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Teklifteki ana hedefin değişmediği, ancak gelen tepkiler sonrası metinde revizyona gidildiği belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TBMM’ye sunulan ilk teklif, tarım arazilerine yapılan bungalov, bağ evi ve villa tipi kaçak yapılar için daha ağır para cezaları öngörüyordu. Sadece yapı sahipleri değil, bu alanlara elektrik, su ve telekom altyapısı sağlayan kurum ve şirketler için de abone başına ceza uygulanması planlanıyordu. Düzenlemenin temel amacı, tarım arazilerinin parçalara ayrılıp konut ve rant alanına dönüşmesini engellemekti.</p>

<p>Ancak kamuoyundan gelen tepkiler sonrasında, “gerçek hobi bahçesi” ile “rant amaçlı yapılaşma”nın aynı kefeye konulmaması gerektiği görüşü ağırlık kazandı. Buna göre, meyve-sebze ekip diken, üretim yapan ve toprağı boş bırakmayan kişilere kontrollü bir modelle izin verilmesi konuşuluyor. Buna karşılık, tarım arazisini fiilen villa bölgesine çeviren yapılar için sıfır tolerans yaklaşımı korunuyor.</p>

<p>Masadaki en güçlü senaryoya göre mevcut bazı yapılar doğrudan toptan yıkım kapsamına alınmayabilir; bunun yerine bu alanlara tarımsal üretim şartı getirilecek. Arazilerin kayıt altına alınması, Tarım Bakanlığı izniyle faaliyet yürütülmesi, ek vergi ve harç benzeri yeni yükümlülüklerin getirilmesi de seçenekler arasında yer alıyor. Ayrıca yasa çıktıktan sonra tarım arazilerinde yeni hobi bahçesi oluşumuna izin verilmemesi ve yeni elektrik-su aboneliklerinin sıkı kurallara bağlanması da gündemde.</p>

<p>Düzenlemenin dikkat çeken yanlarından biri de denetim ayağı. Tarım, Çevre ve İçişleri bakanlıklarının özellikle büyükşehir çevreleri ile turizm bölgelerinde ortak denetim yürütmesi planlanıyor. Tarım dışı kooperatiflerin tarım arazisi edinmesine izin verilmemesi, mevcut yapıların da yalnızca üretim odaklı sisteme çekilmesi hedefleniyor. Böylece “hobi bahçesi” adı altında büyüyen kaçak yapı zincirinin kırılması amaçlanıyor.</p>

<p>Özetle yeni formülün mesajı net: Toprağı gerçekten işleyenle, araziyi villaya çeviren artık aynı başlık altında değerlendirilmeyecek. Üretim varsa kontrollü izin, rant varsa yıkım ve yaptırım geliyor. Tarım arazilerinin geleceğini doğrudan etkileyecek düzenlemenin, yapılacak revizyon sonrası yeniden kamuoyunun gündemine gelmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hobi-bahcesinde-yeni-donem-eken-kalacak-villaya-af-yok</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 23:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7820.jpeg" type="image/jpeg" length="82771"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[FDA’dan tarihi onay: Genetik işitme kaybına ilk gen tedavisi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fdadan-tarihi-onay-genetik-isitme-kaybina-ilk-gen-tedavisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fdadan-tarihi-onay-genetik-isitme-kaybina-ilk-gen-tedavisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), kalıtsal işitme kaybına yönelik ilk gen tedavisini onayladı. “Otarmeni” adıyla onay alan tedavi, OTOF genine bağlı ağır ve çok ileri derecede sensörinöral işitme kaybı yaşayan çocuk ve yetişkin hastalar için geliştirildi. Karar, genetik sağırlık tedavisinde yeni bir dönemin kapısını araladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>FDA’nın 23 Nisan 2026 tarihli açıklamasına göre Otarmeni, “lunsotogene parvec-cwha” adlı, çift adeno-associated virus yani çift AAV vektör temelli ilk gen tedavisi oldu. Tedavi, moleküler olarak doğrulanmış iki taraflı OTOF gen varyantı bulunan ve 90 dB HL’nin üzerinde işitme kaybı yaşayan hastalar için endike kabul edildi.</p>

<p>Bu onayı dikkat çekici kılan yalnızca tedavinin niteliği değil, değerlendirme süresinin hızı da oldu. FDA, bu başvurunun BLA dosyalamasından yalnızca 61 gün sonra onaylandığını, bunun Komiserin Ulusal Öncelik Kuponu pilot programı kapsamındaki altıncı onay ve bu program altındaki ilk gen tedavisi olduğunu duyurdu. Kuruma göre bu süreç, modern FDA tarihinde en hızlı biyolojik lisans onaylarından biriyle de eşdeğer konuma yerleşti.</p>

<p>OTOF genine bağlı sağırlıkta bugüne kadar hastalığın seyrini değiştiren bir tedavi seçeneği bulunmuyordu. FDA, bu gen kusurunun doğuştan işitme kaybı vakalarının önemli bir bölümünde rol oynadığını, iki işlevsiz OTOF kopyasına sahip hastalarda otoferlin üretilemediği için ses sinyallerinin düzgün iletilemediğini belirtti. Kurum, tanının gecikmesinin konuşma ve dil gelişiminde kalıcı kayıplara yol açabileceğine de dikkat çekti.</p>

<p>Tedavi tek dozluk bir biyolojik ürün ve cihaz kombinasyonu olarak uygulanıyor. FDA açıklamasına göre Otarmeni, cerrahi yolla kokleaya veriliyor; uygulamada enjektör, kateter ve infüzyon pompasından oluşan özel bir set kullanılıyor. Amaç, iç kulaktaki saç hücrelerine işlevsel OTOF genini ulaştırarak otoferlin üretimini ve işitsel sinyal iletimini yeniden başlatmak.</p>

<p>Onayın dayanağını ise halen süren çok merkezli, tek kollu bir klinik çalışma oluşturdu. Çalışmada 10 aylık ile 16 yaş arasındaki 24 çocuk hasta değerlendirildi. FDA, etkinlik açısından değerlendirilebilen 20 hastanın yüzde 80’inde işitmede iyileşme görüldüğünü, bunun hastalığın doğal seyrinde beklenen bir sonuç olmadığını bildirdi.</p>

<p>Bununla birlikte tedavi tamamen risksiz değil. Kurumun verdiği bilgiye göre en sık görülen yan etkiler orta kulak enfeksiyonu, bulantı, baş dönmesi ve işlem kaynaklı ağrı oldu. Ayrıca cerrahi komplikasyonlar açısından dikkatli izlem önerildi. İç kulağa güvenli erişimi engelleyen anatomik sorunları olan hastalarda ise bu tedavinin önerilmediği belirtildi.</p>

<p>FDA, Otarmeni başvurusuna yetim ilaç, nadir pediatrik hastalık, fast track ve RMAT statüleri verildiğini açıkladı. Ürünün hızlandırılmış onay aldığı, kalıcı etkinlik ve özellikle konuşma gelişimi ile yaşam kalitesi üzerindeki etkilerin sonraki verilerle doğrulanmasının gerekeceği de vurgulandı. Bu ayrıntı, tedavinin umut verici sonuçlar verdiğini ancak uzun dönem izlemin hâlâ kritik olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Gen tedavileri bugüne kadar daha çok nadir nörolojik ya da hematolojik hastalıklar üzerinden gündeme gelmişti. Bu onay ise işitme kaybı alanında ilk kez doğrudan genetik kusuru hedef alan bir yaklaşımın resmi olarak klinik kullanıma girdiğini gösteriyor. Özellikle erken tanı konan çocuklarda, yalnızca işitmenin değil konuşma ve sosyal gelişimin de geleceğini etkileyebilecek bir başlık açılmış oldu. Bu çıkarım, FDA’nın erken tanı ve gecikmiş tedavi penceresine ilişkin değerlendirmesiyle uyumlu görünüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kısacası FDA’nın Otarmeni kararı, sağırlık tedavisinde yalnızca yeni bir ilaç onayı değil, yeni bir tedavi mantığının da kabulü anlamına geliyor. Klinik izlemler ve uzun dönem sonuçlar yakından takip edilecek olsa da, genetik işitme kaybı yaşayan hastalar için bu gelişme şimdiden tıp tarihinde ayrı bir başlık açmış durumda.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fdadan-tarihi-onay-genetik-isitme-kaybina-ilk-gen-tedavisi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 23:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7819.jpeg" type="image/jpeg" length="85850"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuklarda Diyabet İçin Ağızdan Hap Dönemi Başlayabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cocuklarda-diyabet-icin-agizdan-hap-donemi-baslayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cocuklarda-diyabet-icin-agizdan-hap-donemi-baslayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danimarkalı ilaç devi Novo Nordisk, çocuklar ve ergenlerde tip 2 diyabet tedavisine yönelik yürüttüğü geç aşama klinik araştırmada önemli bir eşiği geçti. Şirket, oral GLP-1 sınıfındaki ilacının kan şekeri kontrolünde ana hedefe ulaştığını açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Reuters’ın 23 Nisan 2026 tarihli haberine göre bu sonuç, özellikle çocuk hastalarda ağızdan kullanılan yeni nesil diyabet tedavileri açısından dikkat çekici bir gelişme olarak görülüyor.</p>

<p>Şirketin paylaştığı verilere göre çalışma, 10 ila 17 yaş arasındaki 132 hasta üzerinde 26 hafta boyunca yürütüldü. Araştırmada ilacı kullanan grupta ortalama kan şekeri düzeylerinin, plasebo verilen gruba kıyasla 0,83 puan daha fazla düştüğü ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı bulunduğu bildirildi.</p>

<p>Bu çalışma, çocuklar ve ergenlerde ağızdan kullanılan GLP-1 tedavisini test eden ilk araştırma olarak öne çıkıyor. Bugüne kadar bu yaş grubunda tedavi seçeneklerinin oldukça sınırlı olduğu biliniyor. Mevcut uygulamada çoğu hekim metformin ya da insülin tedavisine başvururken, metforminin ergen hastaların yaklaşık yarısında yeterli kan şekeri kontrolü sağlayamadığı, insülinin ise hipoglisemi ve kilo artışı gibi riskler taşıdığı belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanların dikkat çektiği bir başka başlık ise tip 2 diyabetin artık yalnızca yetişkin hastalığı olmaktan çıkması. Reuters haberinde aktarılan CDC verilerine göre ABD’de 20 yaş altındaki yaklaşık 364 bin çocuk ve ergende tanı almış diyabet bulunuyor. Bu tablo, çocukluk çağında metabolik hastalık yükünün giderek büyüdüğünü ve yeni tedavi seçeneklerine olan ihtiyacı artırdığını gösteriyor.</p>

<p>Novo Nordisk’in ilacı için asıl kritik nokta ise düzenleyici süreç olacak. Habere göre şirket, 2026’nın ikinci yarısında ABD ve Avrupa Birliği’nde semaglutid içeren oral ilaçlarının endikasyonunu genişletmek için başvuru yapmayı planlıyor. Eğer onay çıkarsa, çocuklar ve gençler için ruhsat alan ilk oral GLP-1 tedavilerinden biri gündeme gelebilir.</p>

<p>Sonuçlar yalnızca pediatrik diyabet tedavisi açısından değil, ilaç pazarındaki rekabet bakımından da önem taşıyor. Reuters, olumlu verilerin Novo Nordisk’in semaglutid portföyünü yetişkinlerin ötesine taşıyabileceğini ve şirketin Eli Lilly karşısındaki elini güçlendirebileceğini aktarıyor. Kısacası bu veri, sadece bir klinik başarı değil; çocuk diyabeti tedavisinde yeni bir dönemin kapısını aralayabilecek stratejik bir gelişme niteliği taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cocuklarda-diyabet-icin-agizdan-hap-donemi-baslayabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 23:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7818.jpeg" type="image/jpeg" length="47774"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sıtma yeniden neden yükseliyor? Erken belirti, tanı ve tedavide yeni dönem]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sitma-yeniden-neden-yukseliyor-erken-belirti-tani-ve-tedavide-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sitma-yeniden-neden-yukseliyor-erken-belirti-tani-ve-tedavide-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıtma önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık. Ancak belirtiler geç fark edilirse, özellikle Plasmodium falciparum kaynaklı enfeksiyon saatler içinde ağırlaşabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Firavunlardan bugüne uzanan hastalık neden yeniden gündemde?</p>

<p>Sıtma, insanlık tarihinin en eski enfeksiyonlarından biri. Dünya Sağlık Örgütü, hastalığın Mısır’da milattan önce 4000’lere kadar izlenebildiğini, genetik bulguların Tutankhamun ve başka mumyalarda da saptandığını belirtiyor. Buna rağmen hikâye yalnızca geçmişe ait değil: WHO’ya göre 2024 yılında dünyada yaklaşık 282 milyon sıtma vakası ve 610 bin ölüm görüldü; bu, bir önceki yıla göre vakalarda artış anlamına geliyor.</p>

<p>İşte burada tablo değişiyor. Bir yanda Mısır gibi ülkeler yüz yıllık mücadele sonunda sıtmayı eliminasyon düzeyine taşırken, diğer yanda iklim değişikliği, çatışmalar, insani krizler, böcek ilacı ve ilaç direnci ile finansman açığı bazı bölgelerde hastalığın yeniden yükselmesine zemin hazırlıyor. WHO’nun 2025 raporu, ilerleme sağlanmış olsa da sıtmanın yeniden sert bir küresel baskı kurduğunu açıkça söylüyor.</p>

<p>Sıtma nedir, vücutta nasıl ilerler?</p>

<p>Sıtma, enfekte dişi Anopheles sivrisineğinin taşıdığı Plasmodium parazitlerinin neden olduğu ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır. En sık ve en tehlikeli türlerden biri P. falciparum, dünyanın Afrika dışındaki birçok bölgesinde öne çıkan tür ise P. vivaxtır. Parazit vücuda girdikten sonra önce karaciğere ulaşır, ardından kana geçip kırmızı kan hücrelerini enfekte eder; belirtiler de çoğu zaman bu kan evresinde belirginleşir.</p>

<p>Bu yüzden sıtma “nasıl anlaşılır” sorusunun cevabı yalnızca ateş değildir. Hastalık bazen dalgalar halinde gelen üşüme, titreme, terleme, kas ağrısı, bulantı, kusma, ishal, halsizlik ve baş ağrısıyla ilerler. Her zaman düşünüldüğü kadar basit olmayabilir; çünkü bu belirtiler grip, mide enfeksiyonu ya da sıradan bir viral tablo gibi görünebilir.</p>

<p>Erken belirtileri nelerdir, hangi işaretler gözden kaçabilir?</p>

<p>Sıtmanın en sık erken belirtileri ateş, baş ağrısı ve üşüme-titreme nöbetleridir. Ancak işin kritik yanı, belirtilerin özgül olmamasıdır. Halsizlik, bel ve kas ağrısı, mide-bağırsak yakınmaları, öksürük ya da “geçmeyen kırgınlık” hissi de ilk tabloya eşlik edebilir. CDC’ye göre belirtiler enfekte sivrisinek ısırığından sonra 7 gün gibi erken bir sürede başlayabildiği gibi, bazı olgularda aylar sonra da ortaya çıkabilir.</p>

<p>Gözden en sık kaçan hata şudur: Ateşin gelip gitmesi ve birkaç saat sonra düşmesi, hastalığın önemsiz olduğu anlamına gelmez. Özellikle seyahat dönüşü gelişen ateş, terleme ve halsizlik tablosunda sıtma mutlaka akla getirilmelidir. Çünkü WHO’ya göre tedavi edilmeyen P. falciparum sıtması 24 saat içinde ağır hastalığa ve ölüme ilerleyebilir.</p>

<p>Kimlerde daha sık görülür, neden olur?</p>

<p>Sıtma en çok tropikal bölgelerde görülür ve yükün büyük kısmı Afrika kıtasındadır. WHO verilerine göre 2024’te vakaların ve ölümlerin yaklaşık yüzde 95’i Afrika Bölgesi’nde görüldü; özellikle 5 yaş altı çocuklar en yüksek ölüm riskini taşıdı. Gebeler, küçük çocuklar, HIV ile yaşayanlar ve sıtmanın yaygın olduğu bölgelere seyahat eden kişiler daha ağır tablo açısından öne çıkıyor.</p>

<p>“Neden olur?” sorusunun kısa cevabı parazittir, ama yeniden artışın nedeni yalnızca mikrop değildir. Sivrisineklerin yayılım alanlarının değişmesi, kent ortamına uyum sağlayabilen türlerin artması, yeni böcek ilacı direnci, ilaç direnci ve kontrol programlarındaki aksamalar bugünkü geri dönüşün ana motorları arasında yer alıyor. WHO ayrıca istilacı Anopheles stephensi türünün son on yılda Afrika’da yayılım göstermesini ek bir tehdit olarak tanımlıyor.</p>

<p>Ne zaman doktora gidilmeli, hangi doktora gidilir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Seyahatten sonra gelişen ateş, titreme, gece terlemesi, açıklanamayan halsizlik, sarılık eğilimi, koyu idrar, nefes darlığı ya da bilinç bulanıklığı varsa beklememek gerekir. WHO ağır belirtilerde acil bakım gerektiğini, CDC ise sıtma şüphesi olan hastaların acil değerlendirilmesini öneriyor.</p>

<p>İlk başvuru noktası pratikte acil servis, aile hekimi ya da iç hastalıkları olabilir; ancak tropikal enfeksiyon şüphesinde enfeksiyon hastalıkları uzmanına yönlendirme büyük önem taşır. Mayo Clinic, sıtma şüphesi olan kişilerin önce birinci basamak hekime başvurabileceğini, gerekli durumda enfeksiyon hastalıkları uzmanına yönlendirileceğini; ağır belirtilerde ise doğrudan acil yardım alınması gerektiğini belirtiyor. Erken başvuru burada hayat kurtaran eşik olabilir.</p>

<p>Tanı nasıl konur?</p>

<p>Sıtma yalnızca şikâyetlere bakılarak doğrulanmaz. WHO ve CDC, tüm şüpheli olgularda parazite dayalı tanı testi yapılmasını öneriyor. En temel yöntemler kalın ve ince yayma ile mikroskobik inceleme ve hızlı tanı testleridir. İnce yayma parazit türünü ayırt etmeye, kalın yayma ise daha duyarlı taramaya yardımcı olur.</p>

<p>Burada en kritik ayrıntılardan biri de seyahat öyküsüdür. CDC, ateşli hastalarda son 12 aylık seyahat bilgisinin mutlaka sorgulanmasını öneriyor. Çünkü sıtma, özellikle endemik bölge dönüşlerinde “nedensiz ateş” başlığı altında kolayca başka enfeksiyonlarla karışabiliyor.</p>

<p>Sıtmanın tedavisi var mı, nasıl tedavi edilir?</p>

<p>Evet, sıtmanın tedavisi vardır. Ancak tedavi tek kalıp değildir; parazitin türüne, hastanın klinik durumuna, enfeksiyonun nerede alındığına ve o bölgede bilinen ilaç direncine göre değişir. CDC, tanı doğrulanır doğrulanmaz tedavinin gecikmeden başlanmasını öneriyor. WHO’ya göre P. falciparum için en etkili yaklaşım artemisinin temelli kombinasyon tedavileridir; P. vivax ve P. ovale için nüksü önlemek amacıyla ana tedaviye primaquine eklenebilir.</p>

<p>Ağır sıtmada tablo daha nettir: damar içi tedavi gerekir. Avrupa İlaç Ajansı’nın değerlendirmesine göre enjeksiyonluk artesunate, ağır sıtmalı erişkin ve çocuklarda kinine göre hastane içi ölümü daha fazla düşürdü. Bir çalışmada ölüm oranı artesunate verilen grupta yüzde 14,7 iken kinin grubunda yüzde 22,4 oldu; çocukları içeren diğer büyük çalışmada ise oranlar sırasıyla yüzde 8,5 ve yüzde 10,9 olarak bildirildi. En sık yan etkiler arasında anemi, retikülosit düşüklüğü ve tedavi sonrası gecikmiş hemoliz yer alıyor.</p>

<p>Yeni tedaviler ve güncel gelişmeler neler?</p>

<p>Sıtma tedavisinde manşeti süsleyen gelişmeler var, ama abartılı umut dili kurmak doğru değil. 2025’te Swissmedic, artemether-lumefantrine içeren Coartem Baby’yi yenidoğan ve küçük bebekler için onaylanan ilk sıtma ilacı olarak değerlendirdi. Novartis açıklamasına göre bu formülasyon, özellikle 4,5 kilogram altındaki bebeklerde mevcut tedavi boşluğunu kapatmayı hedefliyor; çünkü bu grup daha önce daha büyük çocuklar için üretilmiş formlarla tedavi edilmek zorunda kalabiliyordu. Bu bilgi şirket duyurusuna dayanıyor; yine de klinik bakım açısından önemli bir boşluğun kapatıldığını gösteriyor.</p>

<p>Bir diğer önemli başlık tedavi kadar korunma alanında geliyor. WHO, 2024 güncellemesinde P. vivax ve P. ovale için nüks önleyici tedavide G6PD testlerinin kullanımını, primaquine güncellemelerini ve tafenoquine önerisini ekledi. 2025 güncellemesinde ise iki yeni insektisit için iç mekân kalıntı ilaçlamasına ilişkin kanıtları ve mekânsal kovuculara dair yeni öneriyi rehbere dahil etti. Bu da savaşın yalnızca ilaçla değil, vektör kontrolü ve nüks yönetimiyle sürdüğünü gösteriyor.</p>

<p>Sıtma için immünoterapi, biyolojik ajan ya da kanserdeki anlamıyla hedefe yönelik tedaviler bugün standart bakımın merkezinde yer almıyor. Bu hastalıkta asıl güncel kırılma noktaları, daha doğru tanı, direnç takibi, yeni ilaç formülasyonları, vektör kontrol araçları ve çocukluk çağı aşıları. WHO’ya göre RTS,S ve R21 aşıları ilk yıl içinde sıtma vakalarını yüzde 50’den fazla azaltıyor; mevsimsel uygulamalarda ve dördüncü dozla koruma daha da uzayabiliyor. 2026 itibarıyla Afrika’da 25 ülkede her yıl 10 milyondan fazla çocuk sıtma aşı programlarının hedefinde.</p>

<p>Nasıl önlenir?</p>

<p>Korunmanın temeli hâlâ çok net: sivrisinek ısırığını azaltmak ve riskli bölgelere gitmeden önce koruyucu ilaç planını yapmak. WHO, cibinlik, kovucu, koruyucu kıyafet, pencere sinekliği, iç mekân ilaçlaması ve uygun kemoprofilaksiyi temel önlemler arasında sayıyor. Özellikle seyahat edecek kişilerin gitmeden birkaç hafta önce hekimle görüşmesi öneriliyor; bazı koruyucu ilaçların yolculuktan önce başlanması gerekiyor.</p>

<p>En sık yapılan hata</p>

<p>En sık yapılan hata, “ateşim düştü, demek ki ciddi değil” diye düşünmek. Sıtma dalgalı seyredebilir; birkaç saatlik rahatlama, tehlikenin geçtiği anlamına gelmez. Bir diğer büyük hata da doktora giderken yakın tarihli seyahati söylememektir. Bu ayrıntı tanıyı açan küçük ama altın anahtar gibidir.</p>

<p>Kısa soru-cevap</p>

<p>* Sıtma nedir?<br />
Enfekte dişi Anopheles sivrisineğinin taşıdığı Plasmodium parazitlerinin neden olduğu, önlenebilir ve tedavi edilebilir ciddi bir enfeksiyondur.<br />
* Sıtma nasıl anlaşılır?<br />
Ateş, üşüme, baş ağrısı, halsizlik, kas ağrısı ve bazen bulantı-kusma ile kendini gösterebilir; kesin tanı için kan testi gerekir.<br />
* Erken belirtileri nelerdir?<br />
En sık erken belirtiler ateş, baş ağrısı ve titremedir. Ancak grip benzeri kırgınlık ve mide-bağırsak şikâyetleri de ilk tabloya eşlik edebilir.<br />
* Hangi doktora gidilir?<br />
Ateş ve seyahat öyküsü varsa ilk temas acil servis, aile hekimi ya da iç hastalıkları olabilir; güçlü şüphede enfeksiyon hastalıkları değerlendirmesi önemlidir. Ağır belirti varsa doğrudan acile gidilmelidir.<br />
* Tedavisi var mı?<br />
Evet. Tedavi parazit türüne ve hastalığın şiddetine göre değişir; hafif olgularda kombinasyon ilaçlar, ağır olgularda damar içi artesunate gibi yaklaşımlar kullanılır.</p>

<p>Sıtma, yalnızca tropik ülkelerin uzak bir sağlık sorunu değil. Küresel hareketlilik, iklim baskısı ve direnç gelişimiyle birlikte yeniden kapıyı çalan bir enfeksiyon. Belirti varsa ve özellikle bir seyahat öyküsü eşlik ediyorsa, gecikmemek gerekir; çünkü bazen hayatı belirleyen şey, ateşin kendisi değil o ateşin doğru okunma hızıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sitma-yeniden-neden-yukseliyor-erken-belirti-tani-ve-tedavide-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 20:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7813-1.png" type="image/jpeg" length="63648"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Akyazı’da silahlı olay: Araçta vurulmuş halde bulundu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzon-akyazida-silahli-olay-aracta-vurulmus-halde-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzon-akyazida-silahli-olay-aracta-vurulmus-halde-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Akyazı Mahallesi’nde yaşanan silahlı olay, bölgede kısa süreli paniğe neden oldu. Akyazı Stadı otoparkında bir kişinin araç içinde göğsünden vurulmuş halde bulunması üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralı şahıs, ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Edinilen bilgilere göre olay, Akyazı Stadı otoparkında meydana geldi. 33 yaşındaki E.Ç.’nin araç içerisinde sol göğsünden vurulmuş halde bulunduğu öğrenildi. Çevredeki ihbarın ardından bölgeye ulaşan sağlık ekipleri, yaralıya olay yerinde ilk müdahaleyi yaptı.</p>

<p>Durumu ağır olan yaralı, ambulansla Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede ameliyata alınan E.Ç.’nin operasyonun ardından yoğun bakım ünitesinde tedavisinin sürdüğü, genel durumunun ise iyi olduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Polis ekipleri olay yerinde geniş çaplı inceleme başlatırken, silahlı olayın hangi koşullarda yaşandığına ilişkin araştırma sürüyor. Olayın saldırı, kaza ya da başka bir nedenle meydana gelip gelmediğinin yapılacak incelemenin ardından netlik kazanması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzon-akyazida-silahli-olay-aracta-vurulmus-halde-bulundu</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 19:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/i-m-g-3071.jpeg" type="image/jpeg" length="93403"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ortaokul Öğrencisi Zeynep Aras’ın Ölümü Isparta’yı Yasa Boğdu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ortaokul-ogrencisi-zeynep-arasin-olumu-ispartayi-yasa-bogdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ortaokul-ogrencisi-zeynep-arasin-olumu-ispartayi-yasa-bogdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Isparta’da görev yapan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi Gökhan Aras ile Yeşim Aras’ın kızları Zeynep Aras’ın vefat haberi kentte büyük üzüntüye yol açtı. Ortaokul 5. sınıf öğrencisi olan Zeynep Aras’ın geçirdiği rahatsızlık nedeniyle yaşamını yitirdiği öğrenildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Edinilen bilgilere göre, IYAŞ Selçuklu Ortaokulu öğrencisi Zeynep Aras bir süredir yaşadığı sağlık sorununun ardından hayatını kaybetti. Küçük yaşta gelen acı haber, ailesi başta olmak üzere eğitim camiasını ve yakın çevresini yasa boğdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Zeynep Aras’ın vefatı sonrası çok sayıda kişi aileye taziye mesajı iletti. Isparta’da derin üzüntüye neden olan kaybın ardından, Aras ailesinin acısını paylaşan vatandaşlar başsağlığı dileklerini dile getirdi.</p>

<p>Henüz hayatının baharında yaşamını yitiren Zeynep Aras’ın ölümü, hem okul çevresinde hem de kentte hüzün oluşturdu. Sevenleri ve yakınları, küçük öğrencinin ardından duydukları üzüntüyü ifade etti.</p>

<p>Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ortaokul-ogrencisi-zeynep-arasin-olumu-ispartayi-yasa-bogdu</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 19:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7805.jpeg" type="image/jpeg" length="39013"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Temasla Virüsleri Parçalayan Plastik Geliştirildi: Yeni Yüzey Teknolojisi Dikkat Çekti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/temasla-virusleri-parcalayan-plastik-gelistirildi-yeni-yuzey-teknolojisi-dikkat-cekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/temasla-virusleri-parcalayan-plastik-gelistirildi-yeni-yuzey-teknolojisi-dikkat-cekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Viral bulaşı azaltmak için kullanılan yüzey teknolojilerinde yeni bir adım atıldı. Araştırmacılar, kimyasal madde salmadan çalışan ve temas eden bazı virüsleri fiziksel olarak etkisiz hale getirebilen nanoyapılı akrilik bir plastik film geliştirdi. Çalışma, Şubat 2026’da Advanced Science dergisinde yayımlandı ve laboratuvar koşullarında insan parainfluenza virüs tip 3’e karşı dikkat çekici sonuçlar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Geliştirilen yüzey, gözle görülmeyecek kadar küçük “nanopillar” adı verilen sütuncuklarla kaplandı. Araştırmacılara göre bu yapı, virüsü kimyasal olarak zehirlemek yerine yüzeye temas ettiği anda zarını gererek bozuyor. Böylece virüs, hücreyi enfekte etme ve çoğalma kapasitesini kaybediyor. Bu yönüyle teknoloji, klasik dezenfektan mantığından ayrılarak “mekanik inaktivasyon” yaklaşımına dayanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmada kullanılan model virüs, bronşiolit ve pnömoniyle ilişkilendirilebilen insan parainfluenza virüs tip 3 oldu. Araştırma ekibi, yoğun nanopillar dizilimine sahip yüzeylerin bu virüsün enfektivitesini 1 saat içinde yaklaşık yüzde 94 oranında azalttığını bildirdi. Bulgular, özellikle yaklaşık 60 nanometrelik sütun aralığının antiviral etki açısından daha güçlü sonuç verdiğini gösterdi.</p>

<p>Araştırmacılar, yüzeydeki nanopillar yüksekliğinden çok sütunlar arasındaki mesafenin belirleyici olduğunu vurguluyor. Aralık büyüdükçe antiviral etkinin düştüğü, 200 nanometre civarında ise etkinin belirgin biçimde zayıfladığı aktarıldı. Bu da etkinliğin, virüs üzerinde aynı anda birden fazla temas noktasında oluşan mekanik gerilmeye bağlı olabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Çalışmanın dikkat çeken yanlarından biri de malzemenin akrilik tabanlı ve esnek yapıda olması. Araştırma ekibi, daha önce incelenen metal ve silikon temelli antiviral yüzeylere göre bu yaklaşımın daha pratik ve ölçeklenebilir olabileceğini belirtiyor. Bu nedenle teknoloji; telefon ekranları, hastane ekipmanları, dokunmatik paneller ve sık temas edilen kamusal yüzeyler için potansiyel bir aday olarak görülüyor.</p>

<p>Bununla birlikte sonuçlar şimdilik laboratuvar verileriyle sınırlı. Çalışma tek bir virüs modeli üzerinde yapıldı ve gerçek yaşam koşullarında, özellikle kirli yüzeyler, biyofilm tabakaları veya organik kalıntılar varlığında aynı etkinliğin sürüp sürmeyeceği henüz bilinmiyor. Ayrıca zarf taşımayan, yani daha dayanıklı kapsid yapısına sahip virüslerde benzer başarının elde edilip edilemeyeceği de netleşmiş değil.</p>

<p>Araştırmacılar bundan sonraki aşamada farklı virüs tiplerini test etmeyi, üretim sürecini endüstriyel ölçekte uygulanabilir hale getirmeyi ve yüzey dayanıklılığını uzun vadede değerlendirmeyi hedefliyor. Eğer bu aşamalar da başarıyla geçilirse, enfeksiyon kontrolünde “sil, bekle, tekrar kirlen” döngüsünün yerine, yüzeye temas anında pasif koruma sağlayan yeni bir dönem başlayabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/temasla-virusleri-parcalayan-plastik-gelistirildi-yeni-yuzey-teknolojisi-dikkat-cekti</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7802.jpeg" type="image/jpeg" length="17082"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İBB yönetiminde değişim: Cemal Ufuk Karakaya ve Murat Yazıcı görevden alındı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ibb-yonetiminde-degisim-cemal-ufuk-karakaya-ve-murat-yazici-gorevden-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ibb-yonetiminde-degisim-cemal-ufuk-karakaya-ve-murat-yazici-gorevden-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetim kadrosunda yeni bir değişiklik yaşandı. Kurumun organizasyon yapısında yapılan güncelleme kapsamında iki genel sekreter yardımcısının görevden alındığı açıklandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İBB’de genel sekreter yardımcısı olarak görev yapan Cemal Ufuk Karakaya ile Murat Yazıcı görevlerinden alındı. Belediyenin İnsan Kaynakları Şube Müdürlüğü tarafından yapılan duyuruda, söz konusu değişikliğin kurumun yönetim yapısında oluşan güncel ihtiyaçlar doğrultusunda gerçekleştirildiği belirtildi.</p>

<p>Aynı açıklamada, daha önce görev yapan Mahir Polat’ın yeniden Genel Sekreter Yardımcılığı görevine başladığı bildirildi. Bunun yanında Oktay Özel’in nisan ayı itibarıyla genel sekreter yardımcılığına atandığı, Oğuzhan Bahadır’ın ise bu göreve vekaleten getirildiği ifade edildi.</p>

<p>Belediyeden yapılan duyuruda, görevden alınan Karakaya ve Yazıcı’nın kurumdan tamamen ayrılmadığına da işaret edildi. Her iki ismin de genel sekreterlik makamı bünyesinde daire başkanı kadrosunda görevlerine devam edeceği kaydedildi. Açıklamada, iki yöneticiye bugüne kadar sundukları hizmetler için teşekkür edilerek yeni görevlerinde başarı dileğinde bulunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İBB’nin yayımladığı bilgilendirmede ayrıca, belediye bünyesindeki 7 genel sekreter yardımcılığı makamı ile bu birimlere bağlı daire başkanlıklarının güncel dağılımına ilişkin detayların da paylaşıldığı aktarıldı. Son değişiklik, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin üst yönetiminde yeni döneme işaret eden adımlardan biri olarak değerlendirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARİYER</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ibb-yonetiminde-degisim-cemal-ufuk-karakaya-ve-murat-yazici-gorevden-alindi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 18:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7799.jpeg" type="image/jpeg" length="81806"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pamukkale Üniversitesi öğrencisi Efe Sarp Yamacı ölü bulundu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/pamukkale-universitesi-ogrencisi-efe-sarp-yamaci-olu-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/pamukkale-universitesi-ogrencisi-efe-sarp-yamaci-olu-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denizli’de Pamukkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü öğrencisi 22 yaşındaki Efe Sarp Yamacı, kaldığı apartta hayatını kaybetti. Genç öğrencinin ölümü, üniversite çevresinde ve yakınlarında büyük üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Alınan bilgilere göre olay sırasında apartta başka kimsenin bulunmadığı öğrenildi. Efe Sarp Yamacı’nın cansız bedeninin kız arkadaşı tarafından bulunduğu, ardından durumun sağlık ekiplerine bildirildiği belirtildi.</p>

<p>İhbar üzerine olay yerine gelen ekiplerin yaptığı ilk kontrolde genç öğrencinin yaşamını yitirdiği belirlendi. Olay yerinde inceleme başlatılırken, kesin ölüm nedeninin yapılacak resmi değerlendirmelerin ardından netleşeceği ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Pamukkale Üniversitesi öğrencisi Efe Sarp Yamacı’nın vefatıyla ilgili soruşturma sürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/pamukkale-universitesi-ogrencisi-efe-sarp-yamaci-olu-bulundu</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 17:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7798.jpeg" type="image/jpeg" length="19516"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="49166"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="47123"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="72135"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="19151"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="88977"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="65327"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
