<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 09 Aug 2026 20:57:09 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hüseyin Topbaş, Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Seçildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/huseyin-topbas-bezmialem-vakif-universitesi-mutevelli-heyet-baskani-secildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/huseyin-topbas-bezmialem-vakif-universitesi-mutevelli-heyet-baskani-secildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Okçular Vakfı Başkanı Hüseyin Topbaş, Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığına seçildi. Okçular Vakfı, Topbaş’ı yeni görevi dolayısıyla tebrik ederek başarı dileklerini iletti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Okçular Vakfı Başkanı Hüseyin Topbaş, Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı görevine seçildi.</p>

<p>Okçular Vakfı tarafından yapılan açıklamada, Hüseyin Topbaş’ın sahip olduğu bilgi, birikim ve tecrübesiyle Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi’nin eğitim, sağlık ve bilim alanlarında yürüttüğü çalışmalara önemli katkılar sunacağına duyulan güven ifade edildi.</p>

<p>Bezmiâlem’in köklü vakıf geleneğine ve sağlık alanındaki asırlık hizmet anlayışına dikkat çekilen açıklamada, üniversitenin vakıf medeniyetinden aldığı güçlü mirasla çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Okçular Vakfı, Topbaş’ın Mütevelli Heyet Başkanlığı döneminde Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi’nin eğitim, sağlık ve bilim alanındaki öncü çalışmalarının daha ileriye taşınacağına inandıklarını bildirdi.</p>

<p>Açıklamada ayrıca yeni görevin, Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi’nin köklü misyonunun yanı sıra Türkiye’nin sağlık, eğitim ve yükseköğretim alanındaki gelişimine de değerli katkılar sunması temennisinde bulunuldu.</p>

<p>Hüseyin Topbaş kimdir?</p>

<p>Hüseyin Topbaş, İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümünde eğitim aldı. Daha sonra ABD’de Kennesaw State University’de İşletme Yüksek Lisansı (MBA) yaptı.</p>

<p>İş hayatında gıda, tekstil ve deri sanayisi başta olmak üzere farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerde yönetici ortak ve hissedar olarak görev alan Topbaş, sivil toplum ve spor yönetiminde de çeşitli sorumluluklar üstlendi.</p>

<p>2008-2013 yılları arasında Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Topbaş, Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu üyeliğinde de bulundu. Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi Vakfı Mütevelli Heyeti ile Türkiye Okçuluk Federasyonu Yönetim Kurulunda da görev üstlendi.</p>

<p>Okçular Vakfı’nın kurucuları arasında yer aldı</p>

<p>Okçular Vakfı’nın kurucuları arasında bulunan Hüseyin Topbaş, vakıf bünyesinde çeşitli sorumluluklar üstlendikten sonra başkanlık görevine seçildi.</p>

<p>Vakıf çalışmaları, iş dünyası ve spor yönetimindeki tecrübesiyle tanınan Topbaş, Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı göreviyle yükseköğretim alanında da önemli bir sorumluluk üstlenmiş oldu.</p>

<p>Evli ve dört çocuk babası olan Hüseyin Topbaş, iyi derecede İngilizce biliyor.</p>

<p>Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi’nde yeni dönem</p>

<p>Hüseyin Topbaş’ın Mütevelli Heyet Başkanlığına seçilmesiyle Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi’nde yeni bir yönetim dönemi başladı.</p>

<p>Sağlık bilimleri ağırlıklı yükseköğretim yapısıyla faaliyet gösteren Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi, kökleri Osmanlı dönemindeki vakıf sağlık hizmetlerine uzanan kurumsal mirasını bugün tıp eğitimi, sağlık hizmetleri ve bilimsel araştırmalarla sürdürüyor.</p>

<p>Topbaş’ın yeni dönemde üniversitenin akademik gelişimi, sağlık alanındaki faaliyetleri ve kurumsal hedeflerinin yürütülmesinde Mütevelli Heyet Başkanı olarak görev yapması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/huseyin-topbas-bezmialem-vakif-universitesi-mutevelli-heyet-baskani-secildi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 20:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7756-1.jpeg" type="image/jpeg" length="27316"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bel Ağrısına Ne İyi Gelir? Evde Uygulanabilecek Etkili Yöntemler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bel-agrisina-ne-iyi-gelir-evde-uygulanabilecek-etkili-yontemler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bel-agrisina-ne-iyi-gelir-evde-uygulanabilecek-etkili-yontemler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bel ağrısına ne iyi gelir? Çoğu basit bel ağrısında uzun süre yatmak yerine hareketi sürdürmek, sıcak veya soğuk uygulamak ve uygun egzersizler yapmak iyileşmeye yardımcı olabilir. Ancak bazı belirtiler acil değerlendirme gerektirir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bel ağrısında hareketsiz kalmak her zaman doğru değil</p>

<p>Bel ağrısına ne iyi gelir sorusunun yanıtı, ağrının nedenine ve ne kadar süredir devam ettiğine göre değişiyor. Kasların veya bağların zorlanmasına bağlı gelişen sıradan bel ağrılarında en önemli noktalardan biri, sanılanın aksine günlerce yatakta kalmamak. Güncel sağlık rehberleri, kişinin yapabildiği ölçüde günlük hareketlerini sürdürmesini öneriyor. [1,2]</p>

<p>Bel ağrısı oldukça yaygın ve çoğu zaman ciddi bir hastalıktan kaynaklanmıyor. Kas zorlanması sık görülen nedenlerden biri olsa da disk sorunları, siyatik ve omurgayı etkileyen başka hastalıklar da ağrıya yol açabiliyor. Çok daha seyrek olarak kırık, enfeksiyon veya başka ciddi durumlar söz konusu olabiliyor. [1,3]</p>

<p>Bel ağrısında vücutta ne oluyor?</p>

<p>Günlük hayatta ani dönme, ağır kaldırma, alışılmadık bir egzersiz veya uzun süre aynı pozisyonda kalma sonrasında bel çevresindeki kas ve yumuşak dokular zorlanabiliyor.</p>

<p>Bunun sonucunda ağrı, hareket sırasında hassasiyet, kaslarda gerginlik ve tutukluk ortaya çıkabiliyor. Ağrı nedeniyle hareketten tamamen kaçınmak ise zamanla kasların zayıflamasına ve belin daha da sertleşmesine neden olabiliyor. [1,4]</p>

<p>Bu nedenle ağrı izin verdiği ölçüde hareket etmek, iyileşme sürecinin önemli parçalarından biri kabul ediliyor.</p>

<p>Bel ağrısına ne iyi gelir?</p>

<p>1. Uzun süre yatmak yerine hareket edin</p>

<p>Bel ağrısı başladığında bütün günü yatakta geçirmek cazip gelebilir. Ancak uzun süreli yatak istirahati günümüzde çoğu sıradan bel ağrısı için önerilmiyor.</p>

<p>Kısa yürüyüşler yapmak, ev içinde hareket etmek ve tolere edilebildiği ölçüde günlük yaşama devam etmek daha uygun olabilir. [1,2]</p>

<p>Buradaki amaç ağrıyı zorlayarak egzersiz yapmak değil, tamamen hareketsiz kalmamaktır.</p>

<p>2. Sıcak uygulama kasları rahatlatabilir</p>

<p>Sıcak su torbası veya sıcak paket, özellikle kas spazmı ve sertliğin ön planda olduğu durumlarda kısa süreli rahatlama sağlayabilir. Amerikan Hekimler Koleji de akut ve subakut bel ağrısında yüzeysel sıcak uygulamayı ilaç dışı seçeneklerden biri olarak değerlendiriyor. [2]</p>

<p>Sıcak kaynak doğrudan çıplak cilde uygulanmamalı; yanık riskine karşı araya havlu veya benzeri bir koruyucu konulmalıdır.</p>

<p>3. Soğuk uygulama da kullanılabilir</p>

<p>Özellikle yeni başlayan ağrı veya zorlanma sonrasında havluya sarılmış soğuk paket bazı kişilerde ağrı ve şişlik hissini azaltabilir. [1]</p>

<p>Sıcak mı soğuk mu sorusunun herkese uyan tek bir cevabı yoktur. Kişinin hangisinden daha fazla rahatlama sağladığı da önemlidir.</p>

<p>4. Hafif egzersiz ve esneme yardımcı olabilir</p>

<p>Yürüyüş, kontrollü esneme ve kişiye uygun bel egzersizleri hareketliliğin yeniden kazanılmasına yardımcı olabilir. Uzun süren bel ağrısında düzenli egzersiz, önerilen temel ilaç dışı yaklaşımlar arasında bulunuyor. [2]</p>

<p>Yoga, pilates ve yüzme gibi aktiviteler de bazı kişilerde yararlı olabilir. [1]</p>

<p>Ancak egzersiz sırasında ağrı belirgin biçimde artıyorsa zorlamaya devam edilmemelidir.</p>

<p>5. Aynı pozisyonda saatlerce kalmayın</p>

<p>Bel ağrısında yalnızca nasıl oturduğunuz değil, ne kadar uzun süre hareketsiz kaldığınız da önem taşıyor.</p>

<p>Masa başında çalışanların düzenli aralıklarla ayağa kalkması, kısa yürüyüşler yapması ve pozisyon değiştirmesi yararlı olabilir. [3]</p>

<p>Uzun süre aynı pozisyonda oturmak yerine gün içine küçük hareket molaları eklemek daha uygulanabilir bir yaklaşım olabilir.</p>

<p>6. Ağır kaldırmaya geçici olarak dikkat edin</p>

<p>Ağrının belirgin olduğu dönemde ağır kaldırmak veya beli ani biçimde döndüren hareketler şikâyeti artırabilir.</p>

<p>Günlük aktivite tamamen bırakılmamalı ancak ağrıyı belirgin biçimde tetikleyen hareketlerin yükü geçici olarak azaltılabilir.</p>

<p>7. Ağrı kesicileri bilinçsiz kullanmayın</p>

<p>Bazı bel ağrılarında steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçlar, yani ibuprofen benzeri ilaçlar düşünülebilir. Ancak bu ilaçlar herkes için uygun değildir. Mide-bağırsak hastalıkları, böbrek sorunları, kalp-damar hastalıkları, gebelik veya kullanılan diğer ilaçlar seçimi etkileyebilir. [1,2]</p>

<p>Bu nedenle özellikle düzenli ilaç kullananların ağrı kesici seçimini doktor veya eczacıyla değerlendirmesi daha güvenlidir.</p>

<p>Parasetamolün tek başına bel ağrısında etkisinin sınırlı olabileceğine ilişkin veriler de bulunmaktadır. [1,2]</p>

<p>Kronik bel ağrısında yaklaşım değişiyor</p>

<p>Bel ağrısı 12 haftadan uzun sürdüğünde kronik bel ağrısından söz edilir. Bu noktada yalnızca ağrıyı geçici olarak bastırmak yerine kişinin hareket kapasitesini yeniden artırmaya odaklanan bir yaklaşım önem kazanır. [2]</p>

<p>Egzersiz, fizyoterapi ve bazı hastalarda yoga, tai chi, bilişsel davranışçı terapi veya multidisipliner rehabilitasyon gibi ilaç dışı yöntemler değerlendirilebilir. Hangi yöntemin uygun olduğu kişiye göre belirlenmelidir. [2]</p>

<p>Her bel ağrısında MR gerekir mi?</p>

<p>Hayır. Basit ve yeni başlayan bel ağrılarında rutin olarak röntgen veya MR çekilmesi çoğu zaman gerekli değildir.</p>

<p>Görüntüleme ihtiyacı; muayene bulguları, travma öyküsü, nörolojik belirtiler ve ciddi bir hastalıktan şüphelenilmesi gibi faktörlere göre değerlendirilir. [3]</p>

<p>Bu nedenle “belim ağrıyor, mutlaka MR çektirmeliyim” düşüncesi her hasta için doğru değildir.</p>

<p>Bel ağrısında hangi belirtilere dikkat edilmeli?</p>

<p>Bel ağrılarının büyük bölümü ciddi bir soruna bağlı olmasa da bazı belirtiler göz ardı edilmemelidir.</p>

<p>Özellikle şu durumlarda hızlı tıbbi değerlendirme gerekir: [1,3]</p>

<ul>
 <li>İdrar yapamama veya idrar kontrolünün yeni kaybedilmesi</li>
 <li>Dışkı kontrolünde yeni gelişen bozulma</li>
 <li>Genital bölge, makat çevresi veya kalçaların arasında uyuşma</li>
 <li>Her iki bacakta belirgin uyuşma, güçsüzlük veya hızla kötüleşen belirtiler</li>
 <li>Ciddi kaza veya düşme sonrasında başlayan bel ağrısı</li>
</ul>

<p>Ateş, titreme veya genel durum bozukluğuyla birlikte bel ağrısı gelişmesi; açıklanamayan kilo kaybı, geceleri belirginleşen ağrı ya da birkaç hafta içinde düzelmeyen ve günlük yaşamı ciddi biçimde etkileyen ağrı da doktor değerlendirmesini gerektirir. [1,3]</p>

<p>Sonuç: Bel ağrısına ne iyi gelir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bel ağrısına ne iyi gelir denildiğinde çoğu sıradan vakada çözüm günlerce hareketsiz yatmak değildir. Günlük hareketleri mümkün olduğunca sürdürmek, kısa yürüyüşler yapmak, sıcak veya soğuk uygulamadan yararlanmak ve uygun egzersizlerle hareketliliği korumak iyileşmeye destek olabilir. [1,2]</p>

<p>Ancak bel ağrısına idrar veya bağırsak kontrolünde değişiklik, genital bölgede uyuşma ya da bacaklarda yeni gelişen ciddi güçsüzlük eşlik ediyorsa evde geçmesini beklemek yerine acil tıbbi değerlendirme gerekir. [1,3]</p>

<p>Uzmanlar Ne Öneriyor?</p>

<ul>
 <li>Uzun süre yatakta kalmayın; tolere edebildiğiniz ölçüde hareket edin.</li>
 <li>Kısa yürüyüşlerle başlayıp aktiviteyi kademeli artırın.</li>
 <li>Kas spazmı ve sertlik için koruyucu bir bez üzerinden sıcak uygulamayı deneyebilirsiniz.</li>
 <li>Ağrıyı belirgin artıran hareket ve egzersizleri zorlamayın.</li>
 <li>Uzun süre oturuyorsanız düzenli aralıklarla pozisyon değiştirin.</li>
 <li>Ağrı kesicileri özellikle kronik hastalığınız veya düzenli kullandığınız ilaçlar varsa doktor ya da eczacıya danışarak kullanın.</li>
 <li>Haftalar içinde düzelmeyen veya giderek şiddetlenen ağrıyı değerlendirmeye alın.</li>
</ul>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>NHS. Back pain. Güncellenmiş hasta bilgilendirme rehberi, 2026.</li>
 <li>American College of Physicians. Noninvasive Treatments for Acute, Subacute, and Chronic Low Back Pain: Clinical Practice Guideline.</li>
 <li>NICE. Low Back Pain and Sciatica in Over 16s: Assessment and Management. NG59.</li>
 <li>University Hospitals Sussex NHS Foundation Trust. Low Back Pain: Treatment, Exercise and Patient Advice.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bel-agrisina-ne-iyi-gelir-evde-uygulanabilecek-etkili-yontemler</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 20:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7753-1.jpeg" type="image/jpeg" length="79923"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[4D İşçilerin Beklediği Tayin Kararı: 9 Aralık Sonrası Ne Olacak?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/4d-iscilerin-bekledigi-tayin-karari-9-aralik-sonrasi-ne-olacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/4d-iscilerin-bekledigi-tayin-karari-9-aralik-sonrasi-ne-olacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[4D işçilerin uzun süredir beklediği tayin konusunda Anayasa Mahkemesinin iptal kararı 9 Aralık 2026’da yürürlüğe girecek. Karar, mevcut yer değişikliği engelini kaldırırken işçilerin nasıl ve hangi şartlarla tayin isteyebileceğini belirleyecek yeni düzenleme yakından takip ediliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>4D işçilere tayin hakkı ne zaman? AYM kararında tarih belli oldu</p>

<p>4D işçilere tayin hakkı ne zaman sorusunun yanıtı Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki yürürlük tarihiyle netleşti. AYM, 4D sürekli işçilerin yer değiştirmesini sınırlayan düzenlemedeki “çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde” ibaresini Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Karar 9 Aralık 2026’da yürürlüğe girecek.</p>

<p>Karar verilmiş ve Resmî Gazete’de yayımlanmış durumda. Bu nedenle AYM’den yeni bir karar beklenmiyor. Şimdi takip edilen temel konu, dokuz aylık süre içinde yeni bir yasal veya idari düzenleme yapılıp yapılmayacağı ve yer değişikliğinin hangi usullerle uygulanacağı.</p>

<p>4D işçilere tayin hakkı ne zaman başlayacak?</p>

<p>4D işçilere tayin hakkı ne zaman sorusu, kamu kurumlarında sürekli işçi statüsünde çalışan ve 696 sayılı KHK sürecinde kadroya geçen çalışanların gündeminde bulunuyor.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, 26 Kasım 2025 tarihinde verdiği kararla 375 sayılı KHK’nin geçici 23. maddesinde bulunan ve kadroya geçirilen işçilerin “çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde” istihdam edilmesini öngören ibareyi iptal etti.</p>

<p>Karar 9 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. AYM, oluşabilecek hukuki boşluğun giderilebilmesi amacıyla iptal hükmünün Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.</p>

<p>Buna göre iptal hükmü 9 Aralık 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>

<p>AYM neden tayin sınırlamasını iptal etti?</p>

<p>Düzenleme, taşeron sisteminden sürekli işçi kadrosuna geçirilen çalışanların kadroya geçtikleri teşkilat ve birimle bağlı kalmasına yol açıyordu.</p>

<p>Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, önüne gelen bir uyuşmazlık kapsamında söz konusu düzenlemeyi Anayasa Mahkemesine taşıdı.</p>

<p>AYM yaptığı incelemede, işçilerin görev yerinin değiştirilmesine yönelik herhangi bir mekanizma öngörülmeden sürekli biçimde belirli bir teşkilat ve birimde çalışmalarını zorunlu tutan düzenlemeyi çalışma hakkıyla bağdaşmayan bir sınırlama olarak değerlendirdi.</p>

<p>Mahkeme bu nedenle ilgili ibarenin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdi.</p>

<p>AYM kararı şu anda ne bekliyor?</p>

<p>Süreçle ilgili önemli ayrım burada ortaya çıkıyor: AYM kararı yeniden görüşülmeyi veya başka bir mahkeme kararını beklemiyor.</p>

<p>Karar kesinleşmiş ve yayımlanmış durumda. Beklenen, AYM’nin belirlediği dokuz aylık geçiş süresinin tamamlanması.</p>

<p>Bu süre aynı zamanda yasama ve idare açısından yeni hukuki durumun nasıl uygulanacağının belirlenebilmesi için tanındı. Yer değişikliği taleplerinin hangi şartlarda yapılacağı, kurumlar arasında mı yoksa kurum içinde mi uygulanacağı, boş kadro veya pozisyon şartı aranıp aranmayacağı ve mazeret durumlarının nasıl değerlendirileceği gibi uygulama ayrıntıları ayrıca önem taşıyor.</p>

<p>9 Aralık’ta bütün 4D işçilere otomatik tayin hakkı mı gelecek?</p>

<p>AYM kararının en fazla yanlış anlaşılabilecek bölümü bu.</p>

<p>Karar, 9 Aralık 2026 tarihinde bütün sürekli işçilere istedikleri şehre koşulsuz ve otomatik tayin hakkı verildiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>AYM’nin yaptığı işlem, 375 sayılı KHK’nin geçici 23. maddesinde yer alan ve yer değişikliğinin önünde engel oluşturan “çalıştırıldıkları teşkilat ve birimde” ibaresini iptal etmek.</p>

<p>Dolayısıyla iptal kararının ardından yer değişikliğinin uygulamada hangi şartlara bağlanacağı ayrıca şekillenebilecek. Bu nedenle “9 Aralık’tan itibaren dilekçe veren herkes tayin olacak” şeklindeki değerlendirmeler mevcut kararın kapsamını aşar.</p>

<p>Karar hangi sürekli işçileri kapsıyor?</p>

<p>AYM kararının doğrudan konusu, 375 sayılı KHK’nin geçici 23. maddesi kapsamında sürekli işçi kadrolarına geçirilen çalışanlara ilişkin düzenleme.</p>

<p>Bu nedenle kamuoyunda kullanılan genel “4D işçiler” ifadesi ile AYM kararının hukuki kapsamını birbirinden ayırmak gerekiyor. Her sürekli işçi statüsünün veya farklı mevzuat kapsamında çalışan bütün işçilerin otomatik olarak aynı hüküm kapsamında bulunduğu sonucuna varılamaz.</p>

<p>Tayin için yeni düzenleme yapılacak mı?</p>

<p>9 Ağustos 2026 itibarıyla AYM’nin iptal kararının ardından bütün ayrıntıları belirleyen ve tüm çalışanlar bakımından otomatik bir tayin sistemi kuran yeni bir düzenlemenin yürürlüğe girdiğine ilişkin doğrulanmış resmî bir gelişme bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle önümüzdeki süreçte yapılabilecek kanuni düzenlemeler, kurumların uygulama esasları ve işçilerin yer değişikliği taleplerine ilişkin oluşturulacak yöntem önem taşıyor.</p>

<p>SON DURUM</p>

<p>AYM, sürekli işçi kadrosuna geçirilen çalışanların yer değişikliğini sınırlayan düzenlemeyi iptal etti. Karar 9 Mart 2026’da yayımlandı ancak dokuz aylık erteleme nedeniyle 9 Aralık 2026’da yürürlüğe girecek.</p>

<p>Dolayısıyla AYM’den yeni bir karar beklenmiyor. Şu anda kararın yürürlüğe girmesi ve bu tarihe kadar yer değişikliğinin usul ve şartlarına ilişkin yeni bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı takip ediliyor.</p>

<p>En önemli nokta ise AYM kararının doğrudan ve koşulsuz bir “her işçiye istediği yere tayin” sistemi oluşturmadığı. 9 Aralık sonrasında ortaya çıkacak hukuki durum ve uygulama esasları belirleyici olacak.</p>

<p>SEO Başlığı: 4D işçilere tayin hakkı ne zaman? AYM kararında kritik tarih</p>

<p>Meta Açıklama: 4D işçilere tayin hakkı ne zaman? AYM’nin sürekli işçiler için verdiği iptal kararı 9 Aralık 2026’da yürürlüğe girecek. İşte son durum.</p>

<p>URL Slug: 4d-iscilere-tayin-hakki-ne-zaman-aym-karari</p>

<p>Öne Çıkan Anahtar İfade: 4D işçilere tayin hakkı ne zaman</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Destekleyici Anahtar İfadeler: 4D işçi tayin hakkı 2026, sürekli işçi tayin hakkı, AYM 4D işçi kararı, 696 KHK tayin hakkı, 4D işçi yer değişikliği</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/4d-iscilerin-bekledigi-tayin-karari-9-aralik-sonrasi-ne-olacak</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 20:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7752-1.jpeg" type="image/jpeg" length="77236"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[George Ilenikhena için Türkiye iddiası: Avrupa’ya dönüş gündemde]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/george-ilenikhena-icin-turkiye-iddiasi-avrupaya-donus-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/george-ilenikhena-icin-turkiye-iddiasi-avrupaya-donus-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[George Ilenikhena için Türkiye’den kulüplerin devrede olduğu öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Nijerya merkezli kaynaklara göre Al-Ittihad forması giyen 19 yaşındaki santrfor Avrupa’ya dönmeye sıcak bakarken, Suudi kulübünün kiralama seçeneğini değerlendirebileceği bildirildi. [1]</p>

<p>Al-Ittihad’ın genç santrforu George Ilenikhena’nın geleceği yaz transfer döneminin dikkat çeken dosyalarından biri haline geldi. Nijerya futbolunu takip eden bölgesel kaynaklarda 7 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan habere göre 19 yaşındaki futbolcu düzenli forma şansı bulabileceği bir Avrupa kulübüne gitmek istiyor. Türkiye’den bazı kulüplerin de oyuncunun durumunu takip ettiği öne sürüldü. [1]</p>

<p>Al-Ittihad’a Şubat 2026’da transfer oldu</p>

<p>Ilenikhena, 3 Şubat 2026’da Monaco’dan Al-Ittihad’a transfer edildi. Fransız kulübü transferi resmen duyururken, genç santrfor Monaco kariyerini 51 maçta 10 gol ve 2 asistle tamamladı. [2]</p>

<p>Nijerya doğumlu futbolcu santrfor mevkisinde görev yapıyor. 16 Ağustos 2006 doğumlu Ilenikhena, Amiens altyapısından çıktıktan sonra Royal Antwerp ve Monaco formaları giydi. [2]</p>

<p>Monaco döneminde UEFA Şampiyonlar Ligi tecrübesi de yaşayan genç futbolcu, özellikle Barcelona karşısında attığı golle Avrupa futbolunda dikkat çekti. [2]</p>

<p>Suudi Arabistan’da forma süresi sınırlı kaldı</p>

<p>Ilenikhena’nın Al-Ittihad’a transferinin ardından 2025-2026 sezonunun ikinci bölümünde düzenli forma şansı bulmakta zorlandığı bildirildi.</p>

<p>Nijerya basınındaki verilere göre genç forvet Suudi Pro League’de iki karşılaşmada toplam 88 dakika süre aldı ve gol kaydedemedi. [3]</p>

<p>Bu durumun oyuncunun Avrupa’ya dönme isteğinde etkili olduğu öne sürülüyor.</p>

<p>Kiralık transfer seçeneği gündemde</p>

<p>Nijerya merkezli son haberde Al-Ittihad’ın sezon başındaki tutumuna kıyasla Ilenikhena’nın geçici transferine daha açık hale geldiği ileri sürüldü. Bir sezonluk kiralama ve olası satın alma opsiyonu üzerinde durulabileceği belirtildi. [1]</p>

<p>Alman kulübü Schalke’nin de oyuncu hakkında bilgi aldığı yönünde Almanya’dan haberler bulunuyor. Bu durum Ilenikhena’nın yalnızca Türkiye’den değil, farklı Avrupa liglerinden de takip edildiğini gösteriyor. [4]</p>

<p>Türkiye bağlantısında kulüp isimleri doğrulanmadı</p>

<p>Türkiye’den kulüplerin Ilenikhena’yı izlediği yönündeki iddia Nijerya kaynaklarında yer alsa da Beşiktaş veya Samsunspor’un oyuncu için resmî teklif yaptığına ilişkin güvenilir ve bağımsız bir doğrulama bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle mevcut aşamada belirli bir Türk kulübünün transfer görüşmelerine başladığını söylemek mümkün değil.</p>

<p>Al-Ittihad cephesinden de oyuncunun kiralanacağı veya Avrupa’ya gönderileceğine ilişkin resmî bir açıklama yapılmadı. Transfer sürecinin, yaz transfer döneminin kalan bölümünde gelecek tekliflere göre netlik kazanması bekleniyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>[1] Sport Flames<br />
[2] AS Monaco<br />
[3] Pulse Sports Nigeria<br />
[4] Schalke Total</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/george-ilenikhena-icin-turkiye-iddiasi-avrupaya-donus-gundemde</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 19:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7751.jpeg" type="image/jpeg" length="13751"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Emekliye seyyanen zam Anayasa Mahkemesi gündeminde: Dosyalar birleştirildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/emekliye-seyyanen-zam-anayasa-mahkemesi-gundeminde-dosyalar-birlestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/emekliye-seyyanen-zam-anayasa-mahkemesi-gundeminde-dosyalar-birlestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emekliye seyyanen zam Anayasa Mahkemesi sürecinde yeni bir aşamaya geçildi. AYM, memur emeklilerine yansıtılmayan seyyanen ödemeyle ilgili aynı konudaki bireysel başvuruların birleştirilmesine karar verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Henüz emeklilere zam yapılmasına ilişkin nihai bir karar bulunmuyor.</p>

<p>Yüksek Mahkeme’nin dosyaları birlikte inceleyecek olmasıyla hukuki süreç devam ediyor. AYM’nin başvurunun esasına ilişkin vereceği karar beklenirken, kamuoyunda yer alan yaklaşık 25 bin liralık artış ve geçmişe dönük ödeme rakamları şu aşamada kesinleşmiş bir hak veya ödeme anlamına gelmiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>AYM seyyanen zam dosyalarını birleştirdi</p>

<p>Emekliye seyyanen zam Anayasa Mahkemesi başvurusunda son gelişme, aynı hukuki uyuşmazlığa ilişkin dosyaların bir araya getirilmesi oldu.</p>

<p>2023 yılında görevdeki kamu çalışanlarına 8 bin 77 lira olarak getirilen ilave ödeme, memur emeklilerinin aylıklarına yansıtılmamıştı. Düzenleme daha sonra yargıya taşındı.</p>

<p>Emekli Yargıtay Üyesi Seyfettin Çilesiz’in başlattığı hukuki süreç kapsamında konu Anayasa Mahkemesi’ne kadar ulaştı. AYM’ye aynı konuda yapılan başvuruların tek dosya üzerinden değerlendirilmesi yönünde karar alındığı bildirildi.</p>

<p>Seyyanen zam için henüz nihai karar çıkmadı</p>

<p>Dosyaların birleştirilmesi, AYM’nin emeklilere seyyanen zam verilmesine karar verdiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Mevcut aşamada Yüksek Mahkeme’nin başvuruların esasına ilişkin nihai değerlendirmesi bekleniyor. Bu nedenle sosyal medya ve bazı haberlerde kullanılan “zam kesinleşti” veya “25 bin lira verilecek” şeklindeki ifadeler mevcut hukuki durumu yansıtmıyor.</p>

<p>8 bin 77 liralık ödeme neden dava konusu oldu?</p>

<p>Uyuşmazlığın temelinde Temmuz 2023’te kamu çalışanlarına getirilen ilave ödeme bulunuyor.</p>

<p>Görevdeki memurların maaşlarına eklenen 8 bin 77 liralık ödeme, emekli aylıklarının hesabına dahil edilmedi. Memur emeklileri adına yürütülen hukuki girişimlerde bu farklılığın anayasal eşitlik ilkesi ve sosyal güvenlik hakkı açısından değerlendirilmesi talep edildi.</p>

<p>İlk derece yargılamasında seyyanen ödemenin emekli aylıklarına yansıtılması yönündeki talep kabul edilmemişti. Sürecin ilerleyen aşamalarında konu bireysel başvuru yoluyla AYM’nin önüne geldi.</p>

<p>25 bin liralık seyyanen zam iddiası nereden geliyor?</p>

<p>2023’te 8 bin 77 lira olarak belirlenen ilave ödemenin memur aylık katsayısındaki değişikliklerle birlikte günümüzde yaklaşık 25 bin lira düzeyine ulaştığı hesaplamaları yapılıyor.</p>

<p>Bu nedenle AYM’den başvurucular lehine bir karar çıkması halinde memur emeklilerinin aylıklarında bu seviyeye yaklaşan bir artış ve geçmiş dönemlere ilişkin farkların gündeme gelebileceği ileri sürülüyor.</p>

<p>Ancak 25 bin liralık zam şu anda kesinleşmiş değil. AYM’nin vereceği kararın içeriği, kapsamı ve olası sonuçları görülmeden emeklilerin aylıklarına belirli bir tutarın ekleneceğini söylemek mümkün değil.</p>

<p>Karar bütün emeklileri kapsayacak mı?</p>

<p>Hukuki uyuşmazlık, 2023 yılında görevdeki memurlara verilen ilave ödemenin memur emeklilerine yansıtılmamasından kaynaklanıyor.</p>

<p>Bu nedenle süreç doğrudan SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin tamamına yapılacak genel bir seyyanen zam düzenlemesi olarak değerlendirilmemeli.</p>

<p>AYM’nin olası kararının kimleri ve hangi dönemleri kapsayacağı ise kararın gerekçesi ve sonrasında uygulanacak hukuki süreçle netleşecek.</p>

<p>SON DURUM</p>

<p>Emekliye seyyanen zam konusunda Anayasa Mahkemesi henüz emeklilere ödeme yapılmasını sağlayan nihai bir karar açıklamadı.</p>

<p>Son gelişme, aynı konudaki bireysel başvuruların birleştirilerek değerlendirilmesi oldu. Bu aşamadan sonra AYM’nin esas hakkındaki kararı takip edilecek.</p>

<p>Dolayısıyla bugün itibarıyla “emekliye 25 bin lira seyyanen zam kesinleşti” denilemez. Maaş artışı ve geçmişe dönük fark ödemesi ancak hukuki sürecin sonucu ve kararın uygulanma biçimi netleştikten sonra kesinlik kazanabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/emekliye-seyyanen-zam-anayasa-mahkemesi-gundeminde-dosyalar-birlestirildi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 19:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/i-m-g-3065.jpeg" type="image/jpeg" length="20769"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kolonoskopi Öncesi Hazırlık ve Bağırsak Temizliği Nasıl Yapılır? Kolonoskopi Diyeti Rehberi En Çok Merak Edilen 20 Soru]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kolonoskopi-oncesi-hazirlik-ve-bagirsak-temizligi-nasil-yapilir-kolonoskopi-diyeti-rehberi-en-cok-merak-edilen-20-soru</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kolonoskopi-oncesi-hazirlik-ve-bagirsak-temizligi-nasil-yapilir-kolonoskopi-diyeti-rehberi-en-cok-merak-edilen-20-soru" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kolonoskopi hazırlığı nasıl yapılır, bir gün önce ne yenir, bağırsak temizleme ilacı tek seferde mi içilir ve bağırsakların temizlendiği nasıl anlaşılır? İşlem öncesinde en çok merak edilen soruları ve dikkat edilmesi gereken noktaları derledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kolonoskopi Hazırlığı Nasıl Yapılır? En Çok Merak Edilen 20 Soru ve Yanıtı</p>

<p>Kolonoskopi hazırlığı, işlemin başarısını doğrudan etkileyen en önemli aşamalardan biri. Bağırsakların yeterince temizlenmemesi, doktorun bağırsak yüzeyini ve küçük polipleri görmesini zorlaştırabilir, hatta işlemin tekrarlanmasına yol açabilir. Peki kolonoskopi öncesi ne yenir, bağırsak temizleme ilacı tek seferde mi içilir, dışkının ne zaman berraklaşması gerekir ve düzenli kullanılan ilaçlar ne olacak? Güncel tıbbi öneriler ışığında kolonoskopi hazırlığı hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladık. [1][2]</p>

<p>1. Kolonoskopi öncesi bağırsak temizliği neden yapılır?</p>

<p>Kolonoskopide amaç, kalın bağırsağın iç yüzeyini mümkün olduğunca ayrıntılı incelemektir. Bağırsakta dışkı kalması poliplerin, küçük lezyonların ve diğer anormalliklerin görülmesini güçleştirebilir.</p>

<p>Bu nedenle iyi bir bağırsak temizliği, kolonoskopinin kalitesinin temel parçalarından biridir. [1]</p>

<p>2. Kolonoskopiden kaç gün önce diyete başlanmalı?</p>

<p>Bu konuda herkese uygulanan tek bir program yoktur. Kullanılan bağırsak temizleme ilacı, kabızlık öyküsü, daha önceki kolonoskopi hazırlığının başarısı ve kişinin sağlık durumu programı değiştirebilir.</p>

<p>Güncel ABD Çoklu Dernek Görev Gücü önerileri, standart risk taşıyan ayaktan hastalarda diyet kısıtlamalarının çoğunlukla işlemden önceki günle sınırlandırılabileceğini belirtiyor. Ancak bazı hastaneler iki veya daha fazla gün önceden düşük posalı beslenme önerebilir. [1][3]</p>

<p>3. Kolonoskopiden önce ne yenebilir?</p>

<p>Doktorun verdiği programa bağlı olarak işlemden önceki dönemde düşük lifli ve düşük posalı besinler tercih edilebilir.</p>

<p>Beyaz ekmek, beyaz pirinç ve posa miktarı düşük bazı yiyecekler hazırlık programlarında yer alabilir. Ancak size verilen yazılı hazırlık talimatı her zaman genel önerilerden önceliklidir. [1][3]</p>

<p>4. Hangi yiyeceklerden uzak durmak gerekir?</p>

<p>Özellikle yüksek lifli ve bağırsakta kalıntı bırakabilecek yiyeceklerin sınırlandırılması istenebilir. Sebzeler, baklagiller, çekirdekli veya tohumlu gıdalar bazı hazırlık programlarında önceden kesilir.</p>

<p>Ne kadar süreyle kısıtlama yapılacağı kişinin hazırlık planına göre değişebilir. [1]</p>

<p>5. Berrak sıvı diyeti nedir?</p>

<p>Berrak sıvı, genel olarak içinden ışık geçebilecek ve katı parçacık içermeyen sıvıları ifade eder.</p>

<p>Programa göre su, posasız açık renkli meyve suları, berrak et suyu, sütsüz çay veya kahve ve bazı berrak içecekler tüketilebilir. [4]</p>

<p>6. Çay ve kahve içilebilir mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genellikle süt veya krema eklenmemiş çay ve kahve berrak sıvı kapsamında değerlendirilebilir. Ancak işlemin yaklaştığı saatlerde sıvı tüketiminin ne zaman tamamen kesileceği konusunda hastanenin verdiği talimata uyulmalıdır. [2][4]</p>

<p>7. Süt veya ayran içilebilir mi?</p>

<p>Berrak sıvı diyeti uygulanıyorsa süt ve süt içeren içecekler uygun değildir. Mayo Clinic de kolonoskopiden önceki 24 saatlik hazırlık döneminde süt ürünlerinden kaçınılmasını belirtiyor. [2]</p>

<p>8. Kırmızı veya mor içeceklerden neden kaçınılır?</p>

<p>Özellikle kırmızı renkli sıvılar bağırsakta kanla karıştırılabilecek bir görüntü oluşturabileceğinden önerilmez. Merkezin hazırlık talimatlarında belirtilen renk kısıtlamalarına uyulmalıdır. [2]</p>

<p>9. Kolonoskopi hazırlık ilacı tek seferde mi içilir?</p>

<p>Her hazırlık ilacı tek seferde içilmez.</p>

<p>Güncel kılavuzlar çoğu hasta için bölünmüş doz (split-dose) bağırsak hazırlığını tercih ediyor. Bu yöntemde temizleme solüsyonunun bir bölümü önceki gün, kalan bölümü ise kolonoskopi günü alınır. [1]</p>

<p>Ancak kullanılan ürünün türüne ve kolonoskopinin saatine göre uygulama değişebilir. Bu nedenle kutudaki genel kullanım bilgisinden ziyade endoskopi biriminin size verdiği doz ve saat programına uyulmalıdır.</p>

<p>10. İkinci doz ne zaman alınır?</p>

<p>Güncel önerilerde bölünmüş doz uygulanıyorsa ikinci bölümün kolonoskopiden yaklaşık 4-6 saat önce başlanması ve hazırlığın işlemden en az 2 saat önce tamamlanması öneriliyor. [1]</p>

<p>Bununla birlikte sedasyon/anestezi kuralları ve hastanenin açlık-susuzluk protokolü farklılık gösterebilir.</p>

<p>11. İlaç ne kadar sürede etki eder?</p>

<p>Etki süresi kullanılan preparata ve kişiye göre değişir. Genellikle bağırsak hareketleri başladıktan sonra giderek sıklaşır ve sulu dışkılama ortaya çıkar.</p>

<p>Bu nedenle hazırlık ilacına başladıktan sonra tuvalete kolay ulaşılabilecek bir yerde bulunmak gerekir. [3]</p>

<p>12. Çok sık tuvalete çıkmak normal mi?</p>

<p>Evet. Hazırlık ilacının amacı zaten bağırsak içeriğini hızla boşaltmaktır. Bu nedenle sık ve sulu dışkılama beklenen bir durumdur.</p>

<p>Ancak aşırı halsizlik, bayılma, bilinç değişikliği, şiddetli karın ağrısı veya sıvı alamama gibi olağan dışı durumlarda sağlık kuruluşuyla iletişime geçilmelidir.</p>

<p>13. Bağırsakların temizlendiği nasıl anlaşılır?</p>

<p>Hazırlık ilerledikçe katı ve kahverengi dışkının azalması, bağırsaktan çıkan sıvının giderek daha açık ve parçacıksız hale gelmesi beklenir.</p>

<p>Ancak dışkının görünümüne bakarak hazırlığın kesin olarak yeterli olduğuna karar vermek mümkün değildir. Asıl değerlendirme kolonoskopi sırasında yapılır.</p>

<p>14. Hâlâ kahverengi veya katı dışkı geliyorsa ne yapılmalı?</p>

<p>İşleme yaklaşıldığı halde katı dışkı gelmeye devam ediyorsa hazırlık yetersiz olabilir.</p>

<p>Kendi kendinize ek doz bağırsak temizleme ilacı kullanmayın. Endoskopi birimi veya işlemi yapacak sağlık kuruluşuyla iletişime geçerek ne yapılması gerektiğini sorun.</p>

<p>15. Hazırlık ilacının tamamını içemezsem ne olur?</p>

<p>İlacın eksik alınması bağırsak temizliğinin yetersiz kalmasına neden olabilir. Bunun sonucunda kolonoskopi tamamlanamayabilir veya başka bir tarihte tekrarlanması gerekebilir. [3]</p>

<p>Şiddetli bulantı, kusma veya ilacı içememe durumunda kendi başınıza doz değiştirmek yerine sağlık kuruluşuyla görüşün.</p>

<p>16. Bulantı ve şişkinlik olabilir mi?</p>

<p>Büyük miktarda sıvı ve bağırsak temizleme solüsyonu tüketilmesi bazı kişilerde bulantı, dolgunluk ve şişkinliğe neden olabilir.</p>

<p>Ancak şiddetli veya giderek artan karın ağrısı, sürekli kusma, belirgin karın şişliği veya genel durumda ciddi bozulma olağan hazırlık belirtisi olarak kabul edilmemeli ve tıbbi değerlendirme alınmalıdır.</p>

<p>17. Kolonoskopi sabahı su içilebilir mi?</p>

<p>Burada hastanenin verdiği saat kritik önem taşır.</p>

<p>Berrak sıvılara belirli bir saate kadar izin verilebilse de sedasyon uygulanacak hastalarda işlem öncesinde sıvı tüketiminin kesilmesi gerekir. Hazırlık solüsyonunun ikinci bölümünün de güncel önerilerde işlemden en az 2 saat önce tamamlanması tavsiye edilmektedir. [1]</p>

<p>Size verilen açlık ve sıvı kesme saatini değiştirmeyin.</p>

<p>18. Düzenli kullanılan ilaçlar ne olacak?</p>

<p>Tüm ilaçlar için aynı kural geçerli değildir.</p>

<p>Özellikle şu ilaçları kullananların işlem öncesinde doktoruna bilgi vermesi önemlidir:</p>

<ul>
 <li>Kan sulandırıcılar ve trombosit fonksiyonunu etkileyen ilaçlar</li>
 <li>Diyabet ilaçları ve insülin</li>
 <li>Demir preparatları</li>
 <li>Tansiyon ve kalp ilaçları</li>
 <li>Düzenli kullanılan diğer reçeteli ilaçlar ve takviyeler</li>
</ul>

<p>Bu ilaçların bazıları için doz veya kullanım zamanı değiştirilebilir. Doktor önerisi olmadan kan sulandırıcı veya başka bir düzenli ilacı kesmeyin. [2]</p>

<p>19. Diyabet, böbrek veya kalp hastalığı varsa hazırlık değişir mi?</p>

<p>Değişebilir. Özellikle sıvı-elektrolit dengesinin önemli olduğu hastalarda bağırsak temizleme preparatının seçimi kişiye özel yapılmalıdır.</p>

<p>Güncel kılavuzlar, sıvı yüklenmesi veya elektrolit bozukluğu açısından risk taşıyan kişilerde bazı hiperozmotik preparatlardan kaçınılmasını öneriyor. Kullanılacak preparat kişinin hastalıkları ve ilaçları dikkate alınarak seçilmelidir. [1]</p>

<p>20. Kolonoskopi hazırlığında en önemli kural nedir?</p>

<p>Size verilen hazırlık programını aynen uygulamak.</p>

<p>İnternette bulunan genel programlar, başka bir hastanın kullandığı ilaç veya önceki kolonoskopinizde uygulanan yöntem sizin mevcut hazırlığınız için doğru olmayabilir.</p>

<p>Preparatın türü, miktarı, hangi saatte başlanacağı ve tek doz mu yoksa bölünmüş doz mu kullanılacağı kolonoskopinin saatine ve kişisel sağlık durumuna göre belirlenebilir.</p>

<p>Kolonoskopi hazırlığında kısa kontrol listesi</p>

<p>Hazırlık gününde size verilen diyet programını uygulayın, yeterli izin verilen berrak sıvı tüketin ve bağırsak temizleme ilacını belirtilen doz ve saatlerde alın. İşlemin açlık-susuzluk saatine mutlaka uyun.</p>

<p>Kan sulandırıcı, diyabet ilacı, insülin veya diğer düzenli ilaçları kullanıyorsanız önceden doktorunuza bildirin. Hazırlık yetersiz görünüyorsa veya ilacı tamamlayamıyorsanız kendi kendinize ek doz kullanmayın.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] U.S. Multi-Society Task Force on Colorectal Cancer / American Society for Gastrointestinal Endoscopy. Optimizing Bowel Preparation Quality for Colonoscopy: Consensus Recommendations, 2025.</p>

<p>[2] Mayo Clinic. Colonoscopy: Preparation and Procedure.</p>

<p>[3] NHS. Colonoscopy: Getting Ready.</p>

<p>[4] Mayo Clinic. Clear Liquid Diet.</p>

<p>SEO Başlık: Kolonoskopi Hazırlığı: En Çok Merak Edilen 20 Soru ve Yanıtı</p>

<p>Meta Açıklama: Kolonoskopi hazırlığı nasıl yapılır? Ne yenir, hazırlık ilacı tek seferde mi içilir, bağırsakların temizlendiği nasıl anlaşılır? En çok merak edilen 20 sorunun yanıtı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kolonoskopi-oncesi-hazirlik-ve-bagirsak-temizligi-nasil-yapilir-kolonoskopi-diyeti-rehberi-en-cok-merak-edilen-20-soru</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 18:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7750.jpeg" type="image/jpeg" length="10377"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonlu Esnaf Hasan Yusuf Kolamuç Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonlu-esnaf-hasan-yusuf-kolamuc-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonlu-esnaf-hasan-yusuf-kolamuc-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un tanınan esnaflarından, Akçay Lokantası sahibi ve iki çocuk babası Hasan Yusuf Kolamuç hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Evinde yaşamına son verdiği belirtilen Kolamuç’un vefatı ailesi, yakınları ve sevenlerini üzüntüye boğdu.</p>

<p>Trabzon esnafının tanınan isimlerinden Hasan Yusuf Kolamuç’tan acı haber geldi. Akçay Lokantası’nın sahibi olan Kolamuç, evinde hayatını kaybetti.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre Hasan Yusuf Kolamuç’un yaşamına son verdiği belirtildi. Olayın bildirilmesinin ardından ilgili ekipler adrese sevk edilirken, gerekli incelemeler gerçekleştirildi.</p>

<p>Cenazesi Adli Tıp Kurumuna gönderildi</p>

<p>Olay yerindeki incelemelerin tamamlanmasının ardından Kolamuç’un cenazesi, otopsi işlemleri için Adli Tıp Kurumuna gönderildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ölüm olayına ilişkin incelemenin sürdüğü öğrenildi. Kesin ölüm nedeninin yürütülen adli süreç ve otopsi işlemlerinin ardından netlik kazanması bekleniyor.</p>

<p>Akçaabat’ta son yolculuğuna uğurlanacak</p>

<p>İki çocuk babası Hasan Yusuf Kolamuç’un cenazesinin, Adli Tıp Kurumundaki işlemlerin ardından Akçaabat ilçesine bağlı Çilekli Mahallesi’nde toprağa verileceği öğrenildi.</p>

<p>Kolamuç’un vefatı ailesi, yakınları, sevenleri ve Trabzon esnafı arasında büyük üzüntüye neden oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonlu-esnaf-hasan-yusuf-kolamuc-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 17:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7749.jpeg" type="image/jpeg" length="36617"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Siğil Sanılabiliyor: Epidermodysplasia Verruciformis Nedir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sigil-sanilabiliyor-epidermodysplasia-verruciformis-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sigil-sanilabiliyor-epidermodysplasia-verruciformis-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nadir görülmesine rağmen yaşam boyu sürebilen deri lezyonları ve artmış cilt kanseri riski nedeniyle epidermodysplasia verruciformis yakından takip edilmesi gereken bir hastalıktır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Epidermodysplasia verruciformis, belirli HPV türlerine karşı olağan dışı duyarlılıkla seyreden genetik veya bağışıklık sistemiyle ilişkili nadir bir deri hastalığıdır.</p>

<p>Epidermodysplasia verruciformis (EV), yalnızca görünür siğil benzeri lezyonlardan ibaret bir deri sorunu değildir. Hastalığın asıl önemi, bazı insan papillomavirüsü (HPV) türlerinin deride kalıcı hale gelebilmesi ve özellikle güneşe maruz kalan bölgelerde yıllar içinde kanser öncüsü değişiklikler ile skuamöz hücreli cilt kanseri riskinin artabilmesidir [1][2].</p>

<p>Bu nedenle EV’de erken tanı kadar düzenli dermatoloji kontrolü ve güçlü güneşten korunma da uzun dönem yönetimin temel parçaları arasında yer alır [1].</p>

<p>Epidermodysplasia Verruciformis Nedir?</p>

<p>Epidermodysplasia verruciformis, derinin özellikle beta-HPV olarak adlandırılan belirli HPV türlerini kontrol etmekte zorlandığı çok nadir bir dermatolojik hastalıktır. Kalıtsal formunda bağışıklık sisteminin HPV’ye karşı deri düzeyindeki savunmasını etkileyen genetik bozukluklar bulunabilir [1][3].</p>

<p>Hastalık iki ana tabloda görülebilir:</p>

<ul>
 <li>Klasik veya kalıtsal EV: Çoğunlukla çocukluk döneminde başlayan genetik formdur.</li>
 <li>Edinilmiş EV: HIV enfeksiyonu, organ nakli veya bağışıklığı baskılayan bazı tedaviler gibi hücresel bağışıklığın bozulduğu durumlarda ortaya çıkabilir [2][4].</li>
</ul>

<p>Kalıtsal EV’de lezyonlar bebeklik veya çocukluk döneminden itibaren başlayabilir ve yaşam boyunca yenileri gelişebilir. Edinilmiş form ise daha ileri yaşlarda ortaya çıkabilir [1].</p>

<p>Hastalık temel olarak deriyi etkiler. Bununla birlikte görünür ve yaygın lezyonlar kişinin sosyal yaşamını, psikolojik iyilik halini ve yaşam kalitesini de önemli ölçüde etkileyebilir [1].</p>

<p>Epidermodysplasia Verruciformis Neden Olur?</p>

<p>EV’nin merkezinde, belirli HPV türlerine karşı yetersiz deri bağışıklığı bulunur. Normalde insanların büyük bölümünde sorun oluşturmayan bazı beta-HPV türleri, EV bulunan kişilerde kalıcı enfeksiyon ve yaygın deri lezyonlarına yol açabilir [1][3].</p>

<p>Klasik hastalıkta özellikle TMC6 (EVER1) ve TMC8 (EVER2) genlerindeki bozukluklar iyi tanımlanmıştır. EV veya EV benzeri tablolarla ilişkili başka genetik bağışıklık bozuklukları da bildirilmiştir [1][3].</p>

<p>Özellikle HPV tip 5 ve 8, EV ile ilişkili cilt kanserlerinde sık saptanan beta-HPV tipleri arasındadır [1].</p>

<p>Edinilmiş EV açısından dikkat çeken durumlar ise şunlardır:</p>

<ul>
 <li>HIV enfeksiyonu gibi hücresel bağışıklığın bozulduğu durumlar,</li>
 <li>Organ nakli sonrasında kullanılan bağışıklık baskılayıcı tedaviler,</li>
 <li>Bazı hematolojik hastalıklar,</li>
 <li>Otoimmün hastalıklarda kullanılan immünosupresif tedaviler,</li>
 <li>Diğer bağışıklık yetmezliği durumları [2][4].</li>
</ul>

<p>Güneş ışığı EV’nin genetik nedeni değildir. Ancak ultraviyole ışınları, hastalığı bulunan kişilerde özellikle güneşe açık bölgelerde kanser gelişme riskine katkıda bulunan önemli çevresel faktörlerden biridir [1].</p>

<p>Epidermodysplasia Verruciformis Belirtileri Nelerdir?</p>

<p>EV’nin görünümü kişiden kişiye değişebilir. Lezyonlar bazen sıradan siğiller veya mantar hastalığıyla karıştırılabilecek kadar farklı görünebilir [1].</p>

<p>Sık görülen belirtiler arasında:</p>

<ul>
 <li>Çok sayıda düz, siğil benzeri kabarıklık,</li>
 <li>Açık veya koyu renkli düz lekeler,</li>
 <li>Hafif pullanan deri alanları,</li>
 <li>Pityriasis versicolor benzeri lekeler,</li>
 <li>Yüz, boyun, gövde, el ve kollar gibi bölgelerde yaygın lezyonlar,</li>
 <li>Yıllarca kaybolmayan veya tekrar ortaya çıkan deri değişiklikleri bulunur [1].</li>
</ul>

<p>Kalıtsal formda ilk belirtilerin çocukluk çağında ortaya çıkması özellikle dikkat çekicidir.</p>

<p>Hangi değişiklikler daha ciddi olabilir?</p>

<p>EV bulunan kişide mevcut bir lezyonun:</p>

<ul>
 <li>Hızla büyümesi,</li>
 <li>Kalınlaşması veya sertleşmesi,</li>
 <li>İyileşmeyen yara haline gelmesi,</li>
 <li>Kendiliğinden kanaması,</li>
 <li>Renk veya görünümünün belirgin biçimde değişmesi</li>
</ul>

<p>kanser öncüsü değişiklikler veya cilt kanseri açısından dermatolojik değerlendirme gerektirir [1].</p>

<p>Epidermodysplasia Verruciformis Nasıl Teşhis Edilir?</p>

<p>Tanı genellikle dermatoloji muayenesi ile deri biyopsisinin birlikte değerlendirilmesine dayanır [1].</p>

<p>Dermatolog lezyonların görünümünü, dağılımını, başlangıç yaşını, aile öyküsünü ve kişinin bağışıklık sistemini etkileyebilecek hastalık veya ilaçları sorgular.</p>

<p>Şüpheli bir lezyondan alınan biyopsinin patolojik incelemesinde HPV ile ilişkili karakteristik hücresel değişiklikler görülebilir [1].</p>

<p>Gerekli durumlarda:</p>

<ul>
 <li>HPV tipinin belirlenmesine yönelik moleküler incelemeler,</li>
 <li>TMC6/TMC8 ve ilişkili genlere yönelik genetik testler,</li>
 <li>Bağışıklık yetmezliği açısından laboratuvar değerlendirmeleri</li>
</ul>

<p>gündeme gelebilir [1][3].</p>

<p>EV’nin rutin tanısında belirli bir görüntüleme yöntemi temel test değildir. Görüntüleme, ancak kanser gibi bir komplikasyondan şüphelenilmesi durumunda klinik gereksinime göre kullanılabilir.</p>

<p>Epidermodysplasia Verruciformis Tedavi Yöntemleri</p>

<p>EV’yi tamamen ortadan kaldırdığı kanıtlanmış standart bir tedavi bulunmamaktadır. Tedavinin amacı mevcut lezyonları kontrol etmek, yeni lezyonların yükünü azaltmak ve özellikle kanserleşme açısından riskli bölgeleri erken belirlemektir [1].</p>

<p>Hastanın durumuna göre değerlendirilebilecek yöntemler arasında:</p>

<ul>
 <li>Şüpheli veya kanserleşmiş lezyonların cerrahi olarak çıkarılması,</li>
 <li>Sistemik retinoidlerden acitretin,</li>
 <li>Topikal retinoidler,</li>
 <li>İmiquimod,</li>
 <li>Bazı olgularda interferon ve retinoid kombinasyonları,</li>
 <li>Topikal kalsipotriol</li>
</ul>

<p>yer alabilir [1][2].</p>

<p>Bu seçeneklerin etkinliği her hastada aynı değildir. Bazılarının kanıtları küçük hasta serileri ve olgu bildirimleriyle sınırlıdır.</p>

<p>Özellikle edinilmiş EV’de altta yatan bağışıklık baskılanmasının mümkün olduğunca düzeltilmesi önem taşıyabilir. Ancak organ nakli veya başka bir hastalık nedeniyle kullanılan immünosupresif ilaçlar hasta tarafından kesinlikle kendi başına kesilmemeli veya değiştirilmemelidir [2][4].</p>

<p>Beslenme veya egzersizin EV’yi tedavi ettiğini gösteren güvenilir klinik kanıt bulunmamaktadır. Dengeli beslenme, yeterli uyku ve fiziksel aktivite genel sağlık açısından yararlıdır ancak antiviral veya dermatolojik tedavinin yerine geçmez.</p>

<p>Güncel Bilimsel Gelişmeler</p>

<p>EV araştırmalarının önemli bölümü hastalığın genetik ve bağışıklık mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasına odaklanmaktadır.</p>

<p>TMC6 ve TMC8 dışındaki bazı bağışıklık sistemi genlerinin de EV benzeri HPV duyarlılığına yol açabileceğinin anlaşılması, hastalığın tek bir genetik mekanizmadan ibaret olmadığını göstermiştir [3].</p>

<p>Edinilmiş EV konusunda yayımlanan güncel bilimsel değerlendirmelerde topikal ve sistemik retinoidler, bağışıklık yanıtını düzenleyen tedaviler ve HPV aşılaması dahil farklı yaklaşımlar incelenmektedir [4]. Bununla birlikte bunların bir bölümü için kanıtlar sınırlıdır ve EV’yi ortadan kaldıran standart yeni bir tedavi olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<p>Özellikle HPV aşısının EV tedavisindeki rolü halen araştırılmaktadır. Mevcut aşıların klasik EV ile en güçlü ilişkisi bulunan tüm beta-HPV türlerini hedeflemediği unutulmamalıdır [2][4].</p>

<p>Epidermodysplasia Verruciformis ile Yaşam ve Günlük Alışkanlıklar</p>

<p>EV ile yaşayan kişiler açısından günlük yaşamın en önemli noktalarından biri ultraviyole ışınlarından korunmaktır [1].</p>

<p>Uzun dönem yaklaşımda:</p>

<ul>
 <li>Güneşten korunmaya özen gösterilmeli,</li>
 <li>Güneş koruyucu ürünler düzenli kullanılmalı,</li>
 <li>Yoğun güneş altında uzun süre kalmaktan kaçınılmalı,</li>
 <li>Koruyucu giysi ve şapka tercih edilmeli,</li>
 <li>Derideki lezyonlar düzenli olarak gözlenmeli,</li>
 <li>Yeni veya değişen lezyonlar dermatoloğa gösterilmeli,</li>
 <li>Dermatoloji kontrolleri aksatılmamalıdır [1].</li>
</ul>

<p>Uyku, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite genel sağlığı destekler ancak EV’yi ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Halk Arasında Doğru Bilinen Yanlışlar</p>

<p>Yanlış: EV yalnızca çok fazla siğil çıkmasıdır.<br />
Doğru: Hastalık belirli HPV türlerine karşı anormal duyarlılıkla ilişkili özel bir dermatolojik tablodur ve cilt kanseri riskini artırabilir [1].</p>

<p>Yanlış: EV’ye dokunmak hastalığın tamamını başka bir kişiye geçirir.<br />
Doğru: HPV bulaşabilen bir virüstür ancak klasik EV’nin gelişmesi özel genetik ve bağışıklık yatkınlığıyla ilişkilidir. EV sıradan bir bulaşıcı deri hastalığı olarak değerlendirilmemelidir [1][3].</p>

<p>Yanlış: Güneş EV’nin asıl nedenidir.<br />
Doğru: Güneş ışığı hastalığın genetik nedeni değildir ancak UV maruziyeti kanser gelişimi açısından önemli bir risk artırıcı faktördür [1].</p>

<p>Yanlış: Siğiller temizlenirse hastalık tamamen geçer.<br />
Doğru: Lezyonların çıkarılması hastalığın temelindeki HPV duyarlılığını ortadan kaldırmaz ve yeni lezyonlar gelişebilir [1].</p>

<p>Yanlış: HPV aşısı EV’yi kesin olarak tedavi eder.<br />
Doğru: HPV aşısının EV tedavisindeki olası yararı araştırılmıştır ancak günümüzde EV için kanıtlanmış kesin tedavi değildir [2][4].</p>

<p>Tedavi Edilmezse Ne Olur?</p>

<p>EV’nin en önemli uzun dönem komplikasyonu skuamöz hücreli cilt kanseridir. Risk özellikle kronik olarak güneşe maruz kalan deri bölgelerinde belirgindir [1].</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Literatürde EV bulunan kişilerin önemli bir bölümünde yaşam boyunca malign dönüşüm gelişebildiği bildirilmiştir. Çalışmalar arasındaki oranlar değişmekle birlikte bazı kaynaklarda skuamöz hücreli karsinom gelişimi yaklaşık yüzde 30-60 veya daha geniş serilerde yüzde 30-70 aralığında bildirilmektedir [1].</p>

<p>Risk çoğunlukla hastalığın başlamasından yıllar sonra, özellikle üçüncü ve dördüncü yaşam dekatlarından itibaren belirginleşebilir.</p>

<p>Bu nedenle EV’de yalnızca mevcut lezyonların tedavisi değil, ömür boyu dermatolojik takip önemlidir [1].</p>

<p>Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?</p>

<p>Çocukluk döneminden itibaren başlayan, giderek çoğalan veya yıllarca kaybolmayan düz siğil ve yaygın renk değişiklikleri varsa öncelikle Dermatoloji ve Venereoloji uzmanına başvurulmalıdır.</p>

<p>Özellikle ailede benzer hastalık öyküsü varsa genetik değerlendirme de gerekebilir. Edinilmiş EV şüphesinde ise altta yatan bağışıklık bozukluğunun araştırılması için ilgili uzmanlık dalları değerlendirmeye katılabilir.</p>

<p>Acil Müdahale Gerektiren Durumlar</p>

<p>EV genellikle tıbbi acil durum oluşturmaz. Ancak hızla büyüyen, tekrarlayan biçimde kanayan, ülserleşen veya iyileşmeyen deri lezyonlarının rutin kontrol zamanı beklenmeden dermatoloji tarafından değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Google’da En Çok Aranan 8 Soru</p>

<p>Epidermodysplasia verruciformis nedir?</p>

<p>EV, belirli HPV türlerine karşı olağan dışı deri duyarlılığı oluşturan nadir bir hastalıktır. Çok sayıda kalıcı deri lezyonuna ve uzun dönemde artmış cilt kanseri riskine yol açabilir [1].</p>

<p>Epidermodysplasia verruciformis bulaşıcı mı?</p>

<p>EV’nin kendisi klasik anlamda kişiden kişiye geçen bir hastalık değildir. HPV bulaşabilse de klasik EV’nin ortaya çıkması genetik ve bağışıklık sistemiyle ilişkili özel bir yatkınlık gerektirir [1][3].</p>

<p>Epidermodysplasia verruciformis neden olur?</p>

<p>Kalıtsal EV çoğunlukla belirli HPV türlerine karşı deri bağışıklığını bozan genetik değişikliklerle ilişkilidir. TMC6 ve TMC8 en iyi bilinen genler arasındadır [1][3].</p>

<p>Epidermodysplasia verruciformis kanser yapar mı?</p>

<p>EV, özellikle skuamöz hücreli cilt kanseri riskini belirgin biçimde artırabilir. Risk nedeniyle hastaların yaşam boyu dermatolojik takip altında olması önemlidir [1].</p>

<p>Epidermodysplasia verruciformis tedavisi var mı?</p>

<p>Hastalığı kesin olarak ortadan kaldıran standart bir tedavi bulunmamaktadır. Cerrahi, retinoidler ve bazı topikal veya bağışıklık düzenleyici tedaviler hastanın durumuna göre kullanılabilir [1][2].</p>

<p>Epidermodysplasia verruciformis hangi yaşta başlar?</p>

<p>Kalıtsal EV çoğunlukla çocukluk döneminde ortaya çıkar ve yeni lezyonlar yaşam boyunca gelişebilir. Edinilmiş EV ise bağışıklık sisteminin baskılandığı kişilerde daha sonraki dönemlerde başlayabilir [1][4].</p>

<p>Epidermodysplasia verruciformis genetik mi?</p>

<p>Klasik EV genetik bir hastalıktır ve en sık araştırılan genler arasında TMC6 ve TMC8 bulunur. Bununla birlikte EV benzeri tablolara yol açabilen başka genetik bağışıklık bozuklukları da tanımlanmıştır [3].</p>

<p>Epidermodysplasia verruciformis ölümcül mü?</p>

<p>EV doğrudan ölümcül kabul edilen bir hastalık değildir. Ancak bazı hastalarda gelişebilen cilt kanserleri ciddi sonuçlara yol açabileceğinden erken tanı, güneşten korunma ve düzenli dermatoloji takibi büyük önem taşır [1].</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] National Center for Biotechnology Information (NCBI), StatPearls – Epidermodysplasia Verruciformis.</p>

<p>[2] International Journal of Dermatology – Acquired Epidermodysplasia Verruciformis: Clinical Presentation and Treatment Update.</p>

<p>[3] PubMed – Epidermodysplasia Verruciformis’in genetik yapısı ve HPV duyarlılığı üzerine hakemli bilimsel derlemeler.</p>

<p>[4] Journal of Clinical Medicine / PubMed – İmmünosupresyonla ilişkili edinilmiş Epidermodysplasia Verruciformis üzerine güncel bilimsel derleme.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sigil-sanilabiliyor-epidermodysplasia-verruciformis-nedir</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 17:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7746.jpeg" type="image/jpeg" length="38318"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanser Tanısından Sonra Artık Geç Değil: Tedaviyi Etkileyen Kritik Adım]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kanser-tanisindan-sonra-artik-gec-degil-tedaviyi-etkileyen-kritik-adim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kanser-tanisindan-sonra-artik-gec-degil-tedaviyi-etkileyen-kritik-adim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser tanısı aldıktan sonra sigarayı bırakmak için geç kalındığı düşünülüyor. Oysa bilimsel veriler, sigarayı bırakmanın tedavi sürecinin önemli bir parçası olduğunu ve kanser bakımının “dördüncü sütunu” olarak görülmesi gerektiğini ortaya koyuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser tanısı konulduğunda dikkat doğal olarak ameliyat, kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi ve diğer kanser tedavilerine çevriliyor. Ancak özellikle sigara kullanan hastalarda tedavinin başarısını ve iyileşme sürecini etkileyebilecek başka bir konu bazen arka planda kalıyor: Kanser tanısından sonra sigarayı bırakmak.</p>

<p>“Artık çok geç, hastalık zaten ortaya çıktı” düşüncesi ise bilimsel verilerle örtüşmüyor. Sigara kullanımının devam etmesi yalnızca yeni bir kanser gelişme riskiyle ilgili değil. Kanser tanısı almış kişilerde tedavi süreci, komplikasyonlar ve genel sağlık açısından da önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle bazı uzmanlar sigara bırakma desteğinin, kanser tedavisinin ayrı ve temel bir bileşeni olarak ele alınması gerektiğini savunuyor.</p>

<p>Kanser tedavisinin “dördüncü sütunu” neden sigarayı bırakmak?</p>

<p>Kanser tedavisi yıllarca üç temel yaklaşım üzerinden anlatıldı: cerrahi, radyoterapi ve ilaç tedavileri. Günümüzde immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerle bu tablo çok daha genişledi.</p>

<p>Bununla birlikte kanser tanısı sonrasında sigara kullanımının devam etmesinin sonuçları üzerine biriken bilimsel veriler, sigarayı bırakma tedavisinin de rutin kanser bakımının içine yerleştirilmesi gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>Bu yaklaşım o kadar önem kazandı ki bilimsel literatürde sigara bırakma tedavisinin “kanser bakımının dördüncü sütunu” olarak değerlendirilmesi gerektiği yönünde çağrılar yapıldı.</p>

<p>Buradaki önemli ayrıntı şu: Sigarayı bırakmak, kanser tedavisinin yerine geçen bir yöntem değildir. Tam tersine, uygulanması gereken onkolojik tedavileri destekleyen bir sağlık müdahalesidir.</p>

<p>Kanser tanısından sonra sigara içmeye devam edilirse ne olur?</p>

<p>Sigara dumanındaki zararlı maddeler kanser tanısından sonra da vücudu etkilemeye devam eder. Akciğerler, kalp ve damar sistemi üzerindeki yükün yanı sıra yara iyileşmesi ve ameliyat sonrası toparlanma da etkilenebilir.</p>

<p>Bilimsel çalışmalarda kanser tanısından sonra sigara kullanımının sürdürülmesi; genel ölüm riskinde artış, kansere bağlı ölüm riskinde yükselme ve ikinci bir primer kanser gelişmesi gibi olumsuz sonuçlarla ilişkilendirildi.</p>

<p>Özellikle ameliyat olacak hastalarda konu daha da önem kazanıyor.</p>

<p>Sigara içmeye devam eden kişilerde daha kötü yara iyileşmesi, kalp ve akciğerle ilişkili ameliyat sonrası sorunlar ve daha yavaş toparlanma görülebiliyor.</p>

<p>Ameliyat sonrası belirtiler de daha fazla olabilir</p>

<p>Kanser cerrahisi geçiren yaklaşık 19 bin 500 kişinin değerlendirildiği bir araştırmada, sigara içmeye devam eden hastaların ameliyat sonrasında bazı belirtileri daha yoğun bildirdiği görüldü.</p>

<p>Sigara kullananlarda;</p>

<ul>
 <li>ağrı,</li>
 <li>yara bölgesinde şişlik,</li>
 <li>kabızlık,</li>
 <li>kaygı</li>
</ul>

<p>gibi sorunların daha yüksek düzeylerde bildirildiği belirlendi.</p>

<p>Araştırmada dikkat çeken başka bir bulgu daha vardı. Sigara kullanan hastalar, belirtilerin uzaktan takip edilmesini sağlayan dijital takip sistemlerine daha az katılım gösteriyordu.</p>

<p>Bu durum önemli çünkü sorunların erken bildirilmesi, gerektiğinde sağlık ekibinin daha hızlı müdahale edebilmesini sağlayabiliyor.</p>

<p>“Kanser oldum, artık bırakmanın anlamı yok” düşüncesi yanlış</p>

<p>Kanser hastalarında sigarayı bırakmanın önündeki en önemli engellerden biri bu düşünce olabilir.</p>

<p>Oysa kanser tanısı sigarayı bırakmanın gereksiz olduğu bir sınır çizgisi değildir.</p>

<p>Tedavinin hangi aşamasında olunursa olunsun sigara kullanımı mutlaka sağlık ekibiyle konuşulmalıdır. Özellikle ameliyat, radyoterapi veya sistemik kanser tedavisi planlanan hastalarda sigara kullanımının bilinmesi, tedavi planının ve destek hizmetlerinin düzenlenmesi açısından önem taşır.</p>

<p>Üstelik nikotin bağımlılığı yalnızca “irade” meselesi değildir. Bağımlılığın biyolojik ve davranışsal yönleri vardır. Bu nedenle bazı kişiler profesyonel destek olmadan bırakmakta zorlanabilir.</p>

<p>Kanser hastalarında sigara bırakma desteği neden yeterince kullanılmıyor?</p>

<p>Sorunun bir bölümü hastaların sigarayı bırakmak istememesinden değil, bu desteğin kanser bakımının standart bir parçası olarak her zaman sunulmamasından kaynaklanıyor.</p>

<p>Geçmiş araştırmalar, kanser merkezlerinde sigara kullanımının sistematik biçimde sorgulanması ve bırakma tedavisine yönlendirme konusunda önemli eksiklikler bulunduğunu gösterdi.</p>

<p>Bu nedenle güncel yaklaşım yalnızca hastaya “sigarayı bırakmalısınız” demekten ibaret değil.</p>

<p>Sigara kullanımı sorgulanmalı, bağımlılık değerlendirilmeli ve uygun hastalara kanıta dayalı bırakma desteği sunulmalı.</p>

<p>Sigarayı bırakmak kanseri tedavi eder mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Bu ayrım özellikle önemli.</p>

<p>Sigarayı bırakmak ameliyatın, kemoterapinin, radyoterapinin, immünoterapinin veya diğer onkolojik tedavilerin alternatifi değildir ve mevcut kanseri ortadan kaldırdığı anlamına gelmez.</p>

<p>Ancak sigaranın oluşturduğu ek sağlık yükünün azaltılması, komplikasyon risklerinin yönetilmesi ve genel sağlık durumunun desteklenmesi açısından kanser tedavisinin önemli bir parçasıdır.</p>

<p>Bu nedenle kanser tanısı alan bir kişinin sigara kullanmaya devam etmesi halinde konunun mümkün olduğunca erken dönemde onkoloji ekibiyle konuşulması önerilir.</p>

<p>Kimler özellikle dikkat etmeli?</p>

<p>Kanser tanısı almış ve halen sigara kullanan herkes için bırakma desteği önemlidir. Ancak ameliyat planlananlar, kalp veya akciğer hastalığı bulunanlar ve tedavi sırasında ciddi yan etki riski taşıyan kişilerde konu daha da önem kazanabilir.</p>

<p>Uzun yıllardır sigara içiliyor olması da “bırakmak için artık çok geç” anlamına gelmez.</p>

<p>Tedavi yaklaşımı kişinin kanser türüne, kullandığı ilaçlara, nikotin bağımlılığının düzeyine ve diğer hastalıklarına göre kişiselleştirilmelidir.</p>

<p>Ne zaman sağlık ekibiyle konuşulmalı?</p>

<p>Kanser tanısı alan ve sigara kullanan kişinin, mümkünse tedavinin başlangıcından itibaren bunu onkoloji ekibiyle paylaşması gerekir.</p>

<p>Özellikle ameliyat planlanıyorsa sigara kullanımı gizlenmemeli veya önemsiz görülmemelidir. Sigaranın ne kadar ve ne zamandır kullanıldığı, daha önce bırakma girişimi olup olmadığı ve kullanılan diğer nikotin ürünleri de sağlık ekibine anlatılmalıdır.</p>

<p>Bırakmakta güçlük çekmek de başarısızlık anlamına gelmez. Nikotin bağımlılığı tedavi edilebilir bir durumdur ve davranışsal destek ile uygun kişilerde ilaç tedavileri bırakma şansını artırabilir.</p>

<p>Uzmanlar Ne Öneriyor?</p>

<ul>
 <li>Kanser tanısından sonra “artık bırakmanın faydası yok” düşüncesine kapılmayın.</li>
 <li>Sigara kullanımınızı onkoloji ekibinden gizlemeyin.</li>
 <li>Özellikle ameliyat öncesinde sigara bırakma konusunu doktorunuzla görüşün.</li>
 <li>Yalnızca iradeye güvenmek yerine profesyonel sigara bırakma desteğinden yararlanın.</li>
 <li>Nikotin bandı, sakız veya sigara bırakma ilaçlarını kanser tedaviniz sırasında kendi başınıza başlamayın; uygun seçeneği doktorunuzla belirleyin.</li>
 <li>Elektronik sigarayı otomatik olarak güvenli bir çözüm kabul etmeyin.</li>
 <li>Bırakma girişimi başarısız olursa yeniden destek alın. Birden fazla deneme gerekebilir.</li>
</ul>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Medscape, “The Fourth Pillar of Cancer Care Is Often Missed”, 2026.</li>
 <li>Fiore MC, D’Angelo H, Baker T. Effective Cessation Treatment for Patients With Cancer Who Smoke: The Fourth Pillar of Cancer Care. JAMA Network Open, 2019.</li>
 <li>National Cancer Institute. Treating Smoking in Cancer Patients: An Essential Component of Cancer Care.</li>
 <li>Cracchiolo JR ve ark. Impact of Smoking Status on Engagement in Remote Symptom Monitoring After Oncologic Surgery. Cancer, 2025.</li>
 <li>U.S. Surgeon General. Smoking Cessation: A Report of the Surgeon General.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kanser-tanisindan-sonra-artik-gec-degil-tedaviyi-etkileyen-kritik-adim</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 15:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7745.jpeg" type="image/jpeg" length="73059"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vertigonun En Sık Nedenlerinden Biri: Kulak Kristalleri Neden Oynar?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/vertigonun-en-sik-nedenlerinden-biri-kulak-kristalleri-neden-oynar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/vertigonun-en-sik-nedenlerinden-biri-kulak-kristalleri-neden-oynar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vertigo özellikle yatakta dönerken, başı yukarı kaldırırken veya öne eğilirken aniden ortaya çıkıyorsa nedeni kulak kristalleri olabilir. BPPV adı verilen bu durum, iç kulaktaki küçük kristallerin yer değiştirmesiyle gelişebiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Vertigo, kişinin kendisinin veya çevresinin dönüyormuş gibi hissetmesine yol açan oldukça rahatsız edici bir durum. Ancak vertigo tek başına bir hastalık değil, farklı sağlık sorunlarının ortaya çıkarabileceği bir belirti.</p>

<p>Özellikle başı belirli bir yöne çevirdiğinizde birkaç saniye içinde başlayan ve kısa süren vertigo ataklarının arkasında halk arasında “kulak kristallerinin oynaması” olarak bilinen BPPV bulunabilir.</p>

<p>Tıbbi adı benign paroksismal pozisyonel vertigo olan BPPV, vertigonun en yaygın nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Vertigo ile kulak kristalleri arasındaki bağlantı ne?</p>

<p>Dengenin kontrol merkezlerinden biri iç kulakta bulunuyor.</p>

<p>İç kulakta “otokoni” adı verilen çok küçük kalsiyum karbonat kristalleri var. Normalde kendilerine ait bölgede bulunan bu parçacıklar, çeşitli nedenlerle yerlerinden ayrılarak iç kulağın dengeyi algılayan yarım daire kanallarına geçebiliyor.</p>

<p>Sorun da burada başlıyor.</p>

<p>Baş hareket ettirildiğinde kanalların içerisindeki sıvı hareket ediyor. Yerinden kopmuş kristaller de bu sıvının hareketini etkileyerek beyne gerçekte olmayan bir hareket sinyali gönderebiliyor.</p>

<p>Gözleriniz “duruyorsunuz” derken iç kulağınız “hareket ediyorsunuz” mesajı verebiliyor.</p>

<p>Beynin aldığı bu uyumsuz bilgiler sonucunda çevrenin dönmesi, savrulma veya hareket ediyormuş hissi, yani vertigo ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Kulak kristallerine bağlı vertigo nasıl anlaşılır?</p>

<p>BPPV’de vertigonun gelişigüzel değil, çoğunlukla başın belirli hareketleriyle tetiklenmesi dikkat çekiyor.</p>

<p>Özellikle:</p>

<ul>
 <li>Yatakta sağa veya sola dönerken,</li>
 <li>Yatarken veya yataktan kalkarken,</li>
 <li>Başı geriye doğru kaldırırken,</li>
 <li>Yukarı bakarken,</li>
 <li>Yerden bir şey almak için eğilirken,</li>
 <li>Başı hızlı şekilde bir tarafa çevirirken</li>
</ul>

<p>ani dönme hissi ortaya çıkabilir.</p>

<p>Atak çoğunlukla oldukça kısa sürer. Başın sabit tutulmasıyla dönme hissinin genellikle bir dakikadan kısa sürede azalması BPPV’nin karakteristik özelliklerinden biridir.</p>

<p>Vertigoya bulantı ve dengesizlik eşlik edebilir</p>

<p>Kulak kristallerinin yer değiştirmesi yalnızca çevrenin dönmesi hissine neden olmayabilir.</p>

<p>Vertigo atağı sırasında veya hemen sonrasında bulantı, bazen kusma, dengesizlik ve sersemlik hissi görülebilir.</p>

<p>Bazı kişilerde gözlerin istemsiz şekilde hızlı hareket ettiği “nistagmus” ortaya çıkar.</p>

<p>Hekimler de BPPV tanısında başın belirli pozisyonlara getirilmesi sırasında vertigonun ve karakteristik göz hareketlerinin oluşup oluşmadığını değerlendirebilir.</p>

<p>Kulak kristalleri neden oynar?</p>

<p>Kulak kristallerinin neden yer değiştirdiği her zaman belirlenemiyor.</p>

<p>Bununla birlikte BPPV görülme ihtimali yaş ilerledikçe artabiliyor.</p>

<p>Kafa travmaları da kristallerin yerinden ayrılmasına neden olabilen faktörlerden biri. Bazı iç kulak hastalıkları ve enfeksiyonların ardından da BPPV gelişebiliyor.</p>

<p>Ancak herhangi bir belirgin neden bulunmadan ortaya çıkan vakalar da oldukça yaygın.</p>

<p>Kimlerde BPPV riski daha yüksek?</p>

<p>BPPV her yaşta ortaya çıkabilse de ileri yaşlarda daha sık görülüyor.</p>

<p>Risk özellikle:</p>

<ul>
 <li>İleri yaştaki kişilerde,</li>
 <li>Daha önce kafa travması geçirenlerde,</li>
 <li>Bazı iç kulak hastalıklarını geçirenlerde</li>
</ul>

<p>artabiliyor.</p>

<p>BPPV’nin kendisi genellikle ciddi bir hastalık olmamasına rağmen oluşturduğu vertigo önem taşıyor. Özellikle ileri yaştaki kişilerde ani baş dönmesi denge kaybına ve düşmelere neden olabilir.</p>

<p>Kulak kristalleri nasıl yerine getirilir?</p>

<p>BPPV tedavisindeki en ilginç noktalardan biri, sorunun çoğu zaman ilaçtan ziyade mekanik olarak düzeltilmeye çalışılmasıdır.</p>

<p>Bunun için baş ve gövde belirli pozisyonlara sırayla getirilir.</p>

<p>En yaygın yöntemlerden biri Epley manevrası olarak bilinir.</p>

<p>Bu manevranın amacı, iç kulağın yanlış bölgesine kaçan kristalleri yarım daire kanalından çıkararak artık vertigoya yol açmayacakları bölgeye yönlendirmektir.</p>

<p>Cleveland Clinic’in aktardığı bilgilere göre uygun hastalarda ve doğru uygulandığında yeniden konumlandırma manevraları oldukça yüksek başarı sağlayabiliyor.</p>

<p>Epley manevrasını herkes kendi kendine yapmalı mı?</p>

<p>İnternette Epley manevrasını gösteren çok sayıda video bulunmasına rağmen önemli bir ayrıntı gözden kaçırılmamalı:</p>

<p>Her vertigo BPPV değildir.</p>

<p>Ayrıca BPPV varsa bile hangi kulağın ve hangi kanalın etkilendiğinin belirlenmesi önemlidir.</p>

<p>Yanlış tarafa veya uygun olmayan şekilde yapılan bir manevra işe yaramayabilir. Boyun, sırt veya damar hastalıkları bulunan bazı kişiler açısından belirli hareketlerin uygun olup olmadığı da değerlendirilmelidir.</p>

<p>Bu nedenle özellikle ilk kez vertigo yaşayan kişilerin kendi kendine tanı koyup manevra uygulaması yerine sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilmesi daha güvenli bir yaklaşım olacaktır.</p>

<p>Kulak kristalleri düzeldikten sonra vertigo tekrarlar mı?</p>

<p>Evet, BPPV tekrarlayabilir.</p>

<p>Kristaller yeniden yer değiştirdiğinde aynı tip vertigo atakları aylar veya yıllar sonra tekrar ortaya çıkabilir.</p>

<p>Daha önce BPPV tanısı doğrulanmış ve tekrarlayan atakları bulunan kişilere hekim veya vestibüler fizyoterapist tarafından evde uygulanabilecek uygun manevralar öğretilebilir.</p>

<p>Her vertigo kulak kristallerinden kaynaklanmaz</p>

<p>Buradaki en önemli nokta bu.</p>

<p>Vertigo bir hastalık adı değil, dönme veya hareket hissini tarif eden bir belirtidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>BPPV ise vertigonun nedenlerinden yalnızca biridir.</p>

<p>İç kulak hastalıkları, vestibüler migren ve bazı nörolojik sorunlar da vertigoya yol açabilir. Bu nedenle özellikle ilk kez ortaya çıkan veya alışılmışın dışında seyreden vertigonun otomatik olarak “kulak kristallerim oynadı” şeklinde değerlendirilmemesi gerekir.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>İlk kez ortaya çıkan, sık tekrarlayan, uzun süren veya nedeni bilinmeyen vertigoda sağlık profesyoneline başvurulmalıdır.</p>

<p>Özellikle vertigoya;</p>

<ul>
 <li>Kol veya bacakta güçsüzlük ya da uyuşma,</li>
 <li>Konuşmada bozulma,</li>
 <li>Yeni gelişen görme problemi,</li>
 <li>Belirgin yürüme veya denge bozukluğu,</li>
 <li>Şiddetli ya da alışılmadık baş ağrısı,</li>
 <li>Bayılma veya bilinç değişikliği</li>
</ul>

<p>eşlik ediyorsa acil tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Çünkü bu belirtiler basit bir BPPV tablosundan farklı ve daha ciddi bir sağlık sorununa işaret edebilir.</p>

<p>Uzmanlar Ne Öneriyor?</p>

<ul>
 <li>Vertigonun hangi hareket sırasında başladığına dikkat edin.</li>
 <li>Atak başladığında düşme riskine karşı hemen güvenli bir yere oturun veya uzanın.</li>
 <li>İlk kez yaşanan vertigoyu doğrudan “kulak kristalleri” olarak değerlendirmeyin.</li>
 <li>Epley gibi manevraları mümkünse önce sağlık profesyonelinden doğru şekilde öğrenin.</li>
 <li>Manevra sonuç vermiyorsa gelişigüzel tekrarlamak yerine yeniden değerlendirme isteyin.</li>
 <li>Vertigo devam ederken araç kullanmayın ve düşme riski bulunan işlerden kaçının.</li>
 <li>Nörolojik belirtilerin eşlik ettiği vertigoda acil değerlendirmeyi geciktirmeyin.</li>
</ul>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Cleveland Clinic Health Essentials. Why Loose Ear Crystals Make You Dizzy and How To Fix Them.</li>
 <li>Johns Hopkins Medicine. Benign Paroxysmal Positional Vertigo (BPPV).</li>
 <li>University Hospitals Sussex NHS Foundation Trust. BPPV – Benign Paroxysmal Positional Vertigo.</li>
 <li>NHS. Vertigo.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/vertigonun-en-sik-nedenlerinden-biri-kulak-kristalleri-neden-oynar</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 15:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7744.jpeg" type="image/jpeg" length="79605"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Klasman Hakemi Hakan Ergin Zonguldak’ta Denizde Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/klasman-hakemi-hakan-ergin-zonguldakta-denizde-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/klasman-hakemi-hakan-ergin-zonguldakta-denizde-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zonguldak’ta eski futbolcu ve klasman hakemi Hakan Ergin, Uzunkum sahilinde denizde boğulma tehlikesi geçirdi. Hastaneye kaldırılan 34 yaşındaki Ergin, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Zonguldak spor camiasını üzen olay, 9 Ağustos 2026 Pazar günü Uzunkum sahilinde meydana geldi. Eski futbolcu ve klasman hakemi Hakan Ergin, denizde bulunduğu sırada dalgaların etkisiyle boğulma tehlikesi geçirdi.</p>

<p>Hastanede hayatını kaybetti</p>

<p>Edinilen bilgilere göre 34 yaşındaki Ergin, sudan çıkarıldıktan sonra sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Ergin, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>Olayın meydana geldiği saatlerde bölgede elverişsiz deniz koşulları etkiliydi. Haber kaynaklarında, Uzunkum sahilinde denize girişlerin yasaklandığı sırada Ergin’in suda bulunduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hakan Ergin kimdir?</p>

<p>Türkiye Futbol Federasyonu kayıtları, Hakan Ergin’in Zonguldak bölgesine kayıtlı hakem olduğunu doğruluyor. TFF Hakem Bilgi Kartı’nda lisans numarası 27279 olarak yer alan Ergin’in profesyonel ve amatör liglerde çok sayıda karşılaşmada görev yaptığı görülüyor. Federasyon kayıtlarında toplam 217 maç görevi bulunuyor.</p>

<p>Ergin, 2025 yılında Nesine 2. Lig ve 3. Lig karşılaşmalarının yanı sıra Trendyol 1. Lig’de de dördüncü hakem olarak görev yaptı.</p>

<p>Yerel basında yer alan bilgilere göre Ergin aynı zamanda Türk Kızılay bünyesinde görev yapıyordu. Vefat haberinin ardından Zonguldak futbol camiasından taziye mesajları paylaşıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/klasman-hakemi-hakan-ergin-zonguldakta-denizde-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7743.jpeg" type="image/jpeg" length="42621"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mesane Kanserinde 43 Yeni Genetik Risk Bölgesi Belirlendi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mesane-kanserinde-43-yeni-genetik-risk-bolgesi-belirlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mesane-kanserinde-43-yeni-genetik-risk-bolgesi-belirlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaklaşık 1,8 milyon kişinin genetik verilerinin incelendiği geniş kapsamlı araştırmada, mesane kanseriyle ilişkili 70 genetik risk bölgesi saptandı; bunların 43’ü daha önce bilinmiyordu. Nature Communications’da yayımlanan çalışma, gelecekte kişiye özel risk değerlendirmelerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Ulusal Kanser Enstitüsü araştırmacılarının da yer aldığı uluslararası ekip, farklı popülasyonlardan 32 bin 470 mesane kanseri hastası ile 1 milyon 753 bin 462 kontrolün genetik verilerini karşılaştırdı. Araştırma, yaklaşık 1,8 milyon kişinin verisini içeren geniş kapsamlı bir çok popülasyonlu genetik analiz olarak 8 Ağustos 2026’da Nature Communications’da yayımlandı. [1]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Mesane kanserinin genetik haritası genişledi</h3>

<p>Araştırmada genom çapında ilişkilendirme çalışması olarak bilinen GWAS yöntemi kullanıldı. Bu yöntem, insanların DNA’sındaki milyonlarca küçük farklılığı tarayarak belirli hastalıklarla daha sık birlikte görülen genetik bölgeleri ortaya çıkarmayı amaçlıyor.</p>

<p>Bilim insanları analiz sonucunda mesane kanseri riskiyle bağlantılı 70 bağımsız genetik bölge belirledi. Bunların 43’ünün daha önce mesane kanseri yatkınlığıyla ilişkilendirilmemiş olması çalışmanın en önemli bulgularından biri oldu. [1]</p>

<p>Bu bölgelerin bulunması, mesane kanserine yol açan tek bir “kanser geni” keşfedildiği anlamına gelmiyor. Hastalık riski, çok sayıda genetik farklılık ile yaş, sigara kullanımı ve diğer çevresel etkenlerin birlikte oluşturduğu karmaşık bir yapıdan kaynaklanıyor.</p>

<h3>Genetik risk skoru da değerlendirildi</h3>

<p>Araştırmacılar belirlenen genetik bölgeleri bir araya getirerek poligenik risk skoru adı verilen bir hesaplama geliştirdi. Poligenik risk skoru, çok sayıda küçük genetik farklılığın toplam etkisini kullanarak kişinin belirli bir hastalığa genetik yatkınlığını tahmin etmeye çalışıyor.</p>

<p>Çalışmada genetik risk bilgisinin klasik risk faktörlerine eklenmesi, mesane kanseri açısından yüksek ve düşük riskli kişileri ayırma performansını artırdı. Modelin ayırt etme gücünü gösteren AUC değeri 0,71’den 0,75’e yükseldi. [1]</p>

<p>AUC değerinin 1’e yaklaşması modelin ayırt etme gücünün arttığını gösteriyor. Ancak 0,75 düzeyindeki bir sonuç, testin tek başına kimin kanser olacağını kesin biçimde belirleyebildiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bu nedenle araştırma bugün için “genetik test yaptırarak mesane kanseri riskinizi kesin olarak öğrenebilirsiniz” sonucunu desteklemiyor. Bulgular daha çok gelecekte risk değerlendirme modellerinin geliştirilmesi için yeni bir bilimsel temel oluşturuyor.</p>

<h3>Sigara kullanımıyla genetik yatkınlık arasındaki ilişki incelendi</h3>

<p>Çalışmanın dikkat çeken başka bir bölümü, sigara davranışıyla ilişkili biyolojik yolların mesane kanseri yatkınlığıyla nasıl kesişebileceğine odaklandı.</p>

<p>Araştırmacılar, özellikle 15q25.1 olarak adlandırılan genetik bölgedeki bir varyantın CHRNA3 geninin ifade düzeyiyle ilişkili olduğunu ve halen sigara içenlerde daha invaziv mesane kanseri riskiyle bağlantı gösterdiğini bildirdi. [1]</p>

<p>Bu bulgu, sigara kullanımının mesane kanseriyle ilişkisinin yalnızca çevresel maruziyetle sınırlı olmayabileceğini; bazı kişilerde genetik yatkınlığın bu ilişkiyi etkileyebileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Sigara kullanımı mesane kanseri için bilinen en önemli değiştirilebilir risk faktörlerinden biri. Tütün dumanındaki zararlı maddeler kana karıştıktan sonra böbreklerden süzülüyor ve idrarla mesaneye ulaşıyor. Mesane dokusunun bu maddelerle tekrar tekrar temas etmesi kanser gelişiminde önemli rol oynayabiliyor.</p>

<p>Ancak bu sonuç, yalnızca genetik olarak yatkın kişilerin sigaradan zarar gördüğü anlamına gelmiyor. Sigara herkes için ciddi bir sağlık riski taşırken, genetik farklılıklar riskin neden kişiden kişiye değişebildiğini açıklayan parçalardan yalnızca biri olabilir.</p>

<h3>Genetik yatkınlık kader değil</h3>

<p>Bir kişinin çalışmada belirlenen risk bölgelerinden bazılarını taşıması, mesane kanserine mutlaka yakalanacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Aynı şekilde bu genetik özelliklerin bulunmaması da kişiyi hastalıktan tamamen korumuyor. Kanser gelişiminde kalıtsal özellikler, çevresel maruziyetler, yaş ve yaşam biçimi birlikte rol oynuyor.</p>

<p>Araştırmanın günlük yaşam açısından en önemli mesajlarından biri bu nedenle genetik riskten çok değiştirilebilir risk faktörlerine yönelik. Genetik yapı değiştirilemiyor ancak sigara kullanımı gibi bazı riskler azaltılabiliyor.</p>

<h3>Yeni bulgular tedavi anlamına gelmiyor</h3>

<p>Araştırmada yeni bir ilaç ya da kanser tedavisi denenmedi. Çalışmanın amacı, mesane kanserine yatkınlıkla ilişkili genetik bölgeleri belirlemek ve bunların olası biyolojik etkilerini anlamaktı.</p>

<p>Belirlenen genetik bölgelerin bir bölümü gelecekte hastalığın nasıl başladığını açıklayan biyolojik yolların bulunmasına yardımcı olabilir. Bu yolların bazıları zamanla yeni tanı veya tedavi hedeflerine dönüşebilir ancak bunun için laboratuvar araştırmaları ve klinik çalışmalar gerekiyor.</p>

<p>Çalışmanın önemli güçlü yönlerinden biri çok büyük bir örnekleme dayanması ve farklı popülasyonlardan veri içermesi. Buna karşılık genetik ilişkilendirme çalışmalarının temel sınırlılığı da geçerli: Bir genetik bölgenin hastalıkla birlikte görülmesi, o bölgenin doğrudan kansere neden olduğunu tek başına kanıtlamıyor.</p>

<p>Dergi ayrıca yayımlanan metnin henüz nihai editoryal işlemlerden geçmemiş sürüm olduğunu ve son yayım öncesinde teknik düzeltmeler yapılabileceğini belirtiyor. [1]</p>

<p>Bu nedenle 43 yeni genetik risk bölgesinin keşfi mesane kanserinin biyolojisini anlamada önemli bir adım olsa da bu bulguların rutin tarama testlerine veya kişiye özel tedavilere dönüşmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Prokunina-Olsson L, Florez-Vargas O, Levin MG, et al. Multi-population GWAS meta-analysis identifies bladder cancer susceptibility loci and highlights genetic regulation of smoking-related risk. Nature Communications. 2026. DOI: 10.1038/s41467-026-76157-4.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mesane-kanserinde-43-yeni-genetik-risk-bolgesi-belirlendi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/mesane-kanseri-43-genetik-risk-1200x650-150kb.jpg" type="image/jpeg" length="73454"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Depresyonda Yeni Model: Grup Terapisinde Dikkat Çeken Sonuç]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/depresyonda-yeni-model-grup-terapisinde-dikkat-ceken-sonuc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/depresyonda-yeni-model-grup-terapisinde-dikkat-ceken-sonuc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vietnam’da 242 yetişkinle yürütülen çalışmada, özel eğitim alan toplum sağlığı çalışanlarının verdiği sekiz haftalık grup temelli davranışsal etkinleştirme terapisi depresyon belirtilerinde belirgin azalma sağladı. Bulgular, ruh sağlığı uzmanlarının sınırlı olduğu bölgelerde yapılandırılmış psikolojik desteğin birinci basamağa taşınabileceğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Vietnam’da Hanoi Medical University ve farklı sağlık kuruluşlarından araştırmacıların yürüttüğü çalışmada, depresyon belirtisi yüksek 242 yetişkin değerlendirildi. Sekiz haftalık grup temelli davranışsal etkinleştirme programına katılanlarda depresyon belirtileri ve psikolojik sıkıntı azalırken, günlük yaşama katılım ve zorluklarla başa çıkma kapasitesi arttı. [1]</p>

<p>Araştırma, Vietnam’ın Thanh Hoa bölgesindeki altı toplum biriminde 18-65 yaş arasındaki yetişkinlerle gerçekleştirildi. Katılımcıların çalışmaya alınabilmesi için depresyon belirtilerini değerlendiren PHQ-9 ölçeğinde en az 10 puan almaları gerekiyordu. Çalışma, birinci basamak sağlık hizmetleri içinde uygulanan küme randomize kontrollü bir araştırma olarak planlandı. [2]</p>

<h3>Terapiyi özel eğitim alan sağlık çalışanları verdi</h3>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, psikolojik müdahalenin psikiyatrist veya uzman psikoterapistler yerine özel eğitim verilen toplum sağlığı çalışanlarınca uygulanması oldu.</p>

<p>Bu çalışanlar, davranışsal etkinleştirme grup terapisi konusunda toplam 80 saat eğitim aldı. Seanslar Thanh Hoa Psychiatric Hospital tarafından sürdürülen gözetim ve değerlendirme sistemiyle desteklendi. Uygulamanın belirlenen programa uygun yürütülmesi için seans kayıtları ve kontrol listelerinden yararlanıldı. [2]</p>

<p>Bu nedenle araştırma, herhangi bir sağlık çalışanının eğitim almadan psikoterapi uygulayabileceği anlamına gelmiyor. Çalışmada standartlaştırılmış bir tedavi programı, kapsamlı eğitim ve uzman gözetimi birlikte kullanıldı.</p>

<h3>Davranışsal etkinleştirme neyi amaçlıyor?</h3>

<p>Davranışsal etkinleştirme, depresyonda sık görülen geri çekilme ve hareketsizlik döngüsünü kırmayı amaçlayan yapılandırılmış bir psikolojik tedavi yaklaşımıdır.</p>

<p>Depresyon yaşayan kişiler zamanla sosyal ilişkilerden, günlük işlerden, fiziksel etkinliklerden ve daha önce keyif aldıkları uğraşlardan uzaklaşabilir. Bu geri çekilme kişinin kendisini daha kötü hissetmesine, kötü hissetmek ise daha fazla geri çekilmesine yol açabilir.</p>

<p>Tedavide kişinin küçük ve ulaşılabilir hedefler belirlemesi, günlük yaşamını yeniden planlaması, anlamlı etkinliklere dönmesi, sorun çözme becerilerini geliştirmesi ve sosyal ilişkilerini güçlendirmesi hedeflenir.</p>

<p>Vietnam’daki programda sağlıklı etkinlikler oluşturma, yaşam dengesi, hedef belirleme, etkinlik planlama, sorun çözme, sosyal bağlantılar, iletişim becerileri ve yeniden kötüleşmeyi önleme gibi başlıklar ele alındı. [2]</p>

<h3>Depresyon puanı 15,86’dan 7,00’a geriledi</h3>

<p>Çalışmanın sekiz haftalık sonuçları Vietnam Journal of Community Medicine’de 2 Mart 2026’da yayımlandı.</p>

<p>Depresyon belirtileri, dokuz sorudan oluşan PHQ-9 ölçeğiyle değerlendirildi. Bu ölçekte toplam puan 0 ile 27 arasında değişiyor; yüksek puan daha belirgin depresyon belirtilerine işaret ediyor.</p>

<p>Müdahale grubunda başlangıçta ortalama 15,86 olan PHQ-9 puanı, sekiz haftanın sonunda 7,00’a geriledi. Araştırmacılar bu değişimin istatistiksel olarak anlamlı olduğunu bildirdi. [1]</p>

<p>Psikolojik sıkıntıyı ölçen BSRS-5 puanı da aynı grupta ortalama 13,77’den 6,56’ya düştü. [1]</p>

<p>Sonuçlar, grup programının yalnızca depresyon belirtilerini değil, katılımcıların genel psikolojik sıkıntısını da azaltabileceğine işaret etti.</p>

<h3>Günlük yaşama katılım ve dayanıklılık arttı</h3>

<p>Araştırmacılar depresyon belirtilerinin yanı sıra katılımcıların günlük yaşamdaki etkinlik düzeylerini ve stresli durumlarla başa çıkma becerilerini de değerlendirdi.</p>

<p>Davranışsal etkinliği gösteren BADS-SF puanı müdahale grubunda ortalama 24,22’den 34,87’ye yükseldi. Zorluklarla başa çıkma kapasitesini değerlendiren BRCS puanı ise 12,62’den 15,81’e çıktı. [1]</p>

<p>Kontrol grubunda aynı göstergelerde benzer büyüklükte bir değişim görülmedi. Araştırmacılar, sekiz haftalık grup programının depresyon belirtilerini azaltmanın yanı sıra kişinin günlük yaşama yeniden katılmasını ve psikolojik dayanıklılığını destekleyebileceği sonucuna vardı. [1]</p>

<h3>Ruh sağlığı uzmanının az olduğu bölgeler için önemli</h3>

<p>Depresyon yaygın bir sağlık sorunu olmasına rağmen psikiyatrist, klinik psikolog ve psikoterapistlere erişim dünyanın her bölgesinde aynı değil. Özellikle uzman sayısının düşük olduğu yerlerde uzun süreli bireysel psikoterapiye ulaşmak güç olabiliyor.</p>

<p>Vietnam araştırması, bazı yapılandırılmış psikolojik tedavilerin yeterli eğitim ve uzman gözetimi sağlandığında birinci basamak sağlık çalışanları tarafından grup halinde uygulanabileceğine ilişkin önemli veri sunuyor. [1][2]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Grup modeli, bir sağlık çalışanının aynı zaman diliminde birden fazla kişiye ulaşmasını da mümkün kılıyor. Bu yaklaşım, ruh sağlığı uzmanlarının yerini almak yerine hizmet kapasitesini genişletebilecek bir görev paylaşımı modeli olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Araştırmanın sonuçları ağır depresyon, psikotik belirtiler veya acil psikiyatrik değerlendirme gerektiren ciddi intihar düşünceleri bulunan kişilere doğrudan genellenemez. Bu kişiler araştırmanın dışında tutuldu. [2]</p>

<h3>Çalışmanın önemli sınırlılıkları var</h3>

<p>Araştırma yalnızca altı toplum biriminde gerçekleştirildi. Küme randomizasyonunda bireyler yerine merkezlerin veya bölgelerin gruplara ayrılması, merkezler arasındaki özelliklerin sonuçları etkileme ihtimalini artırabilir. [2]</p>

<p>Katılımcıların ve terapiyi uygulayan sağlık çalışanlarının hangi müdahalenin verildiğini bilmemesi mümkün değildi. Buna karşılık çalışma kaydında sonuç değerlendirmesini yapan kişilerin körlendiği belirtiliyor. Depresyon ve psikolojik sıkıntı gibi temel sonuçların önemli bölümü de katılımcıların kendi yanıtlarına dayanan ölçeklerle ölçüldü. [2]</p>

<p>Bir diğer metodolojik sınırlılık araştırmanın kayıt zamanıyla ilgili. Çalışma kayıtlarına göre araştırma Ağustos 2024’te başladı ve Kasım 2025’te tamamlandı; ClinicalTrials.gov kaydı ise Nisan 2026’da yayımlandı. Dolayısıyla klinik çalışma kaydı araştırma başlamadan önce değil, çalışma tamamlandıktan sonra yapıldı. [2]</p>

<p>Mevcut doğrulanmış bilimsel yayın, sekiz haftalık grup programının depresyon belirtilerinde belirgin iyileşmeyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Ancak aynı modelin farklı ülkelerde ve sağlık sistemlerinde benzer sonuç verip vermeyeceğini belirlemek için daha fazla merkezde, daha geniş örneklemlerle ve bağımsız araştırma gruplarınca yürütülen çalışmalara ihtiyaç var.</p>

<p>Bu haber hazırlanırken Scientific Reports’ta 8 Ağustos 2026 tarihinde yayımlandığı belirtilen ayrı uzun dönem çalışmasının kesin başlığı, yazar listesi ve DOI numarası bağımsız olarak doğrulanamadı. Bu nedenle doğrulanamayan dokuz aylık sonuçlar habere dahil edilmedi.</p>

<h3>Kaynaklar</h3>

<p>[1] Pham Thi Thu Huong, Nguyen Thanh Tam, Le Bat Tan ve ark. The Effectiveness of Group Behavioral Activation Therapy Intervention for Patients With Depression in Thanh Hoa Province. Vietnam Journal of Community Medicine. 2026;67(2). DOI: 10.52163/yhc.v67i2.4353.</p>

<p>[2] Hanoi Medical University. Effectiveness of Behavioral Activation Group Therapy for Patients With Depression at the Community in Thanh Hoa. ClinicalTrials.gov. 2026. Kayıt numarası: NCT07527312</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/depresyonda-yeni-model-grup-terapisinde-dikkat-ceken-sonuc</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 14:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/depresyonda-grup-terapisi-1200x650-150kb.jpg" type="image/jpeg" length="39782"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sigarayı Bıraktınız Ama Risk Hemen Bitmiyor: Akciğer Kanseri İçin Kritik Yıllar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sigarayi-biraktiniz-ama-risk-hemen-bitmiyor-akciger-kanseri-icin-kritik-yillar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sigarayi-biraktiniz-ama-risk-hemen-bitmiyor-akciger-kanseri-icin-kritik-yillar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sigarayı bırakmak akciğer kanseri riskini önemli ölçüde azaltıyor. Ancak eski sigara içicilerinde risk hemen sıfırlanmıyor. Özellikle uzun yıllar sigara içenlerde düşük doz akciğer tomografisiyle tarama gündeme gelebiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sigarayı bırakmak, sağlığı korumak için atılabilecek en önemli adımlardan biri. Ancak sigarayı bıraktıktan sonra akciğer kanseri riski bir gecede ortadan kalkmıyor. Risk zaman içinde azalıyor fakat özellikle uzun süre ve yoğun sigara kullanmış kişilerde, hiç sigara içmemiş kişilere kıyasla yıllarca daha yüksek kalabiliyor. [1]</p>

<p>Bu nedenle “Sigarayı bıraktım, artık akciğer kanseri açısından riskim yok” düşüncesi doğru değil. Asıl önemli olan kişinin yaşı, toplam sigara kullanım süresi, günlük tüketimi ve sigarayı ne kadar zaman önce bıraktığı.</p>

<p>Sigarayı Bırakınca Vücutta Ne Oluyor?</p>

<p>Sigara dumanında hücrelerin DNA’sına zarar verebilen çok sayıda kimyasal bulunuyor. Uzun süreli maruziyet, akciğer dokusunda zaman içerisinde kanser gelişimine zemin hazırlayabilecek değişikliklerin birikmesine neden olabiliyor.</p>

<p>Sigara bırakıldığında yeni tütün dumanı maruziyeti sona eriyor ve vücudun kendini onarma süreçleri devreye giriyor. Bunun sonucunda sigarayla ilişkili hastalıkların ve erken ölümün görülme olasılığı zamanla düşüyor.</p>

<p>Johns Hopkins Medicine’ın aktardığı verilere göre sigarayı erken yaşta bırakmak özellikle büyük yarar sağlıyor. Kurumun atıfta bulunduğu geniş kapsamlı araştırmada, 40 yaşından önce sigarayı bırakmanın sigarayla ilişkili hastalıklardan erken ölüm riskindeki fazlalığın yaklaşık yüzde 90’ını ortadan kaldırabildiği bildiriliyor. [1]</p>

<p>Ancak bu durum, akciğer kanseri riskinin aynı anda sıfırlandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Akciğer Kanseri Riski Sigarayı Bıraktıktan Sonra Devam Edebilir</p>

<p>Eski sigara içicilerinde en önemli noktalardan biri geçmişte ne kadar sigara tüketildiği.</p>

<p>Yıllarca yoğun şekilde sigara içen bir kişinin risk profili ile birkaç yıl ve düşük miktarda sigara kullanmış bir kişinin risk profili aynı değil.</p>

<p>Risk değerlendirilirken özellikle şu bilgiler önem taşıyor:</p>

<ul>
 <li>Kaç yıl sigara içildiği</li>
 <li>Günde ortalama kaç paket tüketildiği</li>
 <li>Sigaraya hangi yaşta başlandığı</li>
 <li>Kaç yıl önce bırakıldığı</li>
 <li>Yaş</li>
 <li>Ailede akciğer kanseri öyküsü</li>
 <li>Pasif sigara dumanı ve diğer zararlı maddelere maruziyet</li>
</ul>

<p>Johns Hopkins Medicine, eski sigara içicilerinde kanser riskinin mevcut sigara içicilerine göre daha düşük olduğunu ancak hiç sigara içmeyenlere göre yüksek kalabileceğini vurguluyor. [1]</p>

<p>“Paket-Yıl” Nedir ve Neden Önemli?</p>

<p>Akciğer kanseri taramasında sık kullanılan kavramlardan biri paket-yıl.</p>

<p>Bu değer, günde içilen sigara paketi sayısının sigara kullanılan yıl sayısıyla çarpılmasıyla hesaplanıyor.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>Günde 1 paket × 20 yıl = 20 paket-yıl</p>

<p>Aynı şekilde:</p>

<p>Günde 2 paket × 10 yıl = 20 paket-yıl</p>

<p>Bu hesaplama, kişinin yaşamı boyunca sigaraya ne kadar maruz kaldığını yaklaşık olarak değerlendirmeye yardımcı oluyor. [2]</p>

<p>Sigarayı Bırakanlarda Akciğer Kanseri Taraması Kimlere Öneriliyor?</p>

<p>Burada önemli bir ayrım var: Her eski sigara içicisinin düzenli akciğer tomografisi çektirmesi önerilmiyor.</p>

<p>ABD’deki güncel tarama kriterlerine göre yıllık düşük doz bilgisayarlı tomografi (LDCT) taraması şu üç koşulun tamamını karşılayan kişiler için öneriliyor:</p>

<ul>
 <li>50 ile 80 yaş arasında olmak,</li>
 <li>En az 20 paket-yıl sigara kullanım geçmişine sahip olmak,</li>
 <li>Halen sigara içmek veya son 15 yıl içerisinde bırakmış olmak. [2]</li>
</ul>

<p>Düşük doz BT, standart akciğer grafisine göre akciğerlerin çok daha ayrıntılı görüntülenmesini sağlıyor ve yüksek riskli kişilerde henüz belirti vermeyen akciğer kanserinin erken dönemde yakalanmasına yardımcı olabiliyor.</p>

<p>Ancak bu kriterler ABD’deki tarama önerileridir. Türkiye’de kişinin tarama gereksinimi, bireysel riskleri ve mevcut sağlık durumu dikkate alınarak hekim tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>15 Yıl Geçince Risk Tamamen Bitiyor mu?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Tarama rehberlerinde geçen “15 yıl” sınırı, kişinin akciğer kanseri riskinin 15’inci yılda aniden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Bu süre, belirli bir toplumda düzenli taramanın yarar ve zarar dengesini belirlemek amacıyla kullanılan klinik kriterlerden biridir.</p>

<p>Dolayısıyla sigarayı 15 yıldan daha uzun süre önce bırakmış olmak, kişinin akciğer kanserine yakalanamayacağı anlamına gelmez.</p>

<p>Ayrıca akciğer kanseri yalnızca sigara içenlerde görülmez. Hiç sigara kullanmamış kişilerde de hastalık gelişebilir.</p>

<p>Tarama ile Tanı Aynı Şey Değil</p>

<p>Düşük doz BT taraması, herhangi bir belirti göstermeyen ancak akciğer kanseri açısından yüksek risk taşıyan kişilere uygulanır.</p>

<p>Bir kişide akciğer kanserini düşündürebilecek şikâyetler bulunuyorsa durum artık rutin “tarama” kapsamında değerlendirilmez. Hekim belirtilere göre gerekli tanısal incelemeleri planlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Taramanın bazı dezavantajları da bulunuyor. BT’de kanser olmadığı halde şüpheli bir bulgu saptanabilir. Buna “yanlış pozitif” sonuç denir ve ek tetkiklere yol açabilir. Ayrıca tekrarlanan düşük doz BT’ler az miktarda da olsa radyasyon maruziyetine neden olur. Bu nedenle taramanın kişisel risk ve olası yararlar değerlendirilerek yapılması önemlidir. [2]</p>

<p>Hangi Belirtiler Dikkate Alınmalı?</p>

<p>Akciğer kanseri erken dönemde hiçbir belirti vermeyebilir. Bu nedenle yüksek risk grubundaki kişilerde tarama önem taşır. [3]</p>

<p>Bununla birlikte şu belirtiler ortaya çıktığında değerlendirme geciktirilmemelidir:</p>

<ul>
 <li>Geçmeyen veya giderek değişen öksürük</li>
 <li>Kanlı balgam</li>
 <li>Açıklanamayan nefes darlığı</li>
 <li>Sürekli göğüs ağrısı</li>
 <li>Nedeni açıklanamayan kilo kaybı</li>
 <li>Uzun süren ses kısıklığı</li>
 <li>Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları</li>
</ul>

<p>Bu belirtilerin bulunması mutlaka akciğer kanseri olduğu anlamına gelmez. Çok daha sık görülen başka hastalıklar da benzer yakınmalara neden olabilir.</p>

<p>Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?</p>

<p>Uzun yıllar sigara kullanmış kişiler, sigarayı bırakmış olsalar bile geçmiş sigara tüketimlerini doktorlarıyla paylaşmalı.</p>

<p>Özellikle 50-80 yaş arasında olan, 20 paket-yıl veya daha fazla sigara geçmişi bulunan ve son 15 yıl içerisinde sigarayı bırakan kişilerin akciğer kanseri taramasının kendileri için uygun olup olmadığını hekimleriyle görüşmesi önem taşıyor. [2]</p>

<p>Öksürük, kanlı balgam, açıklanamayan kilo kaybı veya nefes darlığı gibi yeni ve kalıcı belirtiler varsa ise yalnızca tarama zamanını beklemek yerine tıbbi değerlendirme yapılması gerekiyor.</p>

<p>Sigarayı Bırakmak İçin “Çok Geç” Diye Bir Yaş Yok</p>

<p>Geçmişte uzun yıllar sigara içmiş olmak bazı riskleri tamamen geri döndürülemez hale getirebilse de sigarayı bırakmanın sağlık açısından yararı devam ediyor.</p>

<p>Johns Hopkins Medicine’ın aktardığı bilimsel veriler, sigarayı bırakmanın erken ölüm riskini belirgin şekilde azaltabildiğini gösteriyor. Bu nedenle uzun yıllardır sigara içen bir kişinin “Artık bırakmanın faydası olmaz” düşüncesi bilimsel verilerle örtüşmüyor. [1]</p>

<p>Sonuç</p>

<p>Sigarayı bıraktıktan sonra akciğer kanseri riski azalır ancak hemen sıfırlanmaz. Özellikle yoğun ve uzun süreli sigara geçmişi olan kişilerde risk yıllarca devam edebilir.</p>

<p>En önemli kazanım sigarayı bırakmak; ikinci önemli adım ise kişinin geçmişteki sigara kullanımını unutmadan kendi riskini değerlendirmesidir. Yaş, paket-yıl ve sigaranın bırakılmasından geçen süre bazı kişilerde düşük doz BT ile düzenli akciğer kanseri taramasını gerekli hale getirebilir.</p>

<p>Uzmanlar Ne Öneriyor?</p>

<ul>
 <li>Sigara kullanılıyorsa bırakmak için mümkün olduğunca erken harekete geçilmeli.</li>
 <li>Eski sigara içicileri toplam paket-yıl miktarını hesaplamalı.</li>
 <li>Uzun süre sigara kullanmış kişiler bu geçmişi doktorlarından saklamamalı veya önemsiz görmemeli.</li>
 <li>50-80 yaş, en az 20 paket-yıl ve son 15 yılda sigarayı bırakmış olma kriterleri varsa düşük doz BT taraması konusunda hekime danışılmalı.</li>
 <li>Belirti ortaya çıkmasını beklemek, yüksek risk grubundaki kişilerde taramanın yerini tutmaz.</li>
 <li>Kalıcı öksürük, kanlı balgam, açıklanamayan kilo kaybı veya nefes darlığı gibi belirtiler göz ardı edilmemeli.</li>
</ul>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Johns Hopkins Medicine – Former Smokers: What’s Your Risk for Lung Cancer?</li>
 <li>U.S. Centers for Disease Control and Prevention (CDC) – Screening for Lung Cancer</li>
 <li>U.S. Centers for Disease Control and Prevention (CDC) – Lung Cancer Awareness</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sigarayi-biraktiniz-ama-risk-hemen-bitmiyor-akciger-kanseri-icin-kritik-yillar</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7740.jpeg" type="image/jpeg" length="18369"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor’un Darwin Núñez transferinde yeni gelişme]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonsporun-darwin-nunez-transferinde-yeni-gelisme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonsporun-darwin-nunez-transferinde-yeni-gelisme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Darwin Núñez için Trabzonspor’un Al-Hilal ile transfer temasına geçtiği Suudi Arabistan’dan gelen haberlerle gündeme geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bölge basını, bordo-mavililerin Uruguaylı santrforun kiralanması için devreye girdiğini bildirirken henüz anlaşma sağlandığı doğrulanmadı. [1][2]</p>

<p>Trabzonspor’un hücum hattına yönelik transfer çalışmalarında dikkat çekici bir isim gündeme geldi. Suudi Arabistan’da Al-Hilal’i yakından takip eden yayınlarda, bordo-mavililerin 27 yaşındaki Uruguaylı santrfor Darwin Núñez için harekete geçtiği bildirildi. [1][2]</p>

<p>Suudi Arabistan’dan son günlerde yayımlanan haberlerde Trabzonspor’un oyuncunun transfer koşullarını araştırdığı ve kiralama seçeneğinin gündemde bulunduğu belirtiliyor. Ancak Al-Hilal’in Trabzonspor’a kiralama için kesin onay verdiği veya tarafların anlaşmaya vardığı yönündeki iddiaları doğrulayacak resmî bir açıklama henüz bulunmuyor.</p>

<p>Darwin Núñez için kiralama formülü gündemde</p>

<p>Transferde öne çıkan seçeneklerden birinin kiralık anlaşma olduğu ifade ediliyor. Al-Hilal’in oyuncunun geleceğine ilişkin vereceği karar, sürecin ilerleyebilmesi açısından belirleyici olacak.</p>

<p>Suudi Arabistan basınında Trabzonspor’un Núñez için Beşiktaş ile rekabete girdiği yönünde de haberler bulunuyor. [2] Daha önce Al-Hilal’in oyuncunun Beşiktaş’a kiralanmasına sıcak baktığı yönündeki iddialar da Suudi kaynaklara yansımıştı. [3]</p>

<p>Bu nedenle Núñez dosyasında yalnızca Trabzonspor ile Al-Hilal arasındaki şartlar değil, oyuncunun tercihi ve diğer kulüplerin ilgisi de süreci etkileyebilir.</p>

<p>Al-Hilal’deki kadro durumu transfer ihtimalini artırıyor</p>

<p>Núñez, Ağustos 2025’te Liverpool’dan Al-Hilal’e transfer olmuştu. Uruguaylı futbolcunun Suudi Arabistan ekibindeki kadro durumu ise 2026’nın başında değişti.</p>

<p>Karim Benzema’nın kadroya katılmasının ardından yabancı oyuncu kontenjanı nedeniyle Núñez, Al-Hilal’in ligin ikinci yarısı için oluşturduğu yerel lig kadrosunun dışında bırakılmıştı. [4]</p>

<p>Bu durum, 27 yaşındaki santrforun yeni sezondaki geleceğinin transfer piyasasında tartışılmasının temel nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trabzonspor neden Darwin Núñez ile ilgileniyor?</p>

<p>Núñez esas olarak santrfor pozisyonunda görev yapıyor. Peñarol ve Almería sonrasında Benfica’da dikkat çeken Uruguaylı futbolcu, 2022’de Liverpool’a transfer olmuş, 2025 yazında ise Al-Hilal’in kadrosuna katılmıştı. [4]</p>

<p>Trabzonspor açısından olası transfer, santrfor rotasyonuna uluslararası deneyime sahip farklı profilde bir oyuncunun eklenmesi anlamına geliyor. Bununla birlikte oyuncunun yüksek maliyeti nedeniyle kiralama şartları ve ücret paylaşımının görüşmelerde belirleyici olabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Henüz resmî açıklama yapılmadı</p>

<p>Trabzonspor veya Al-Hilal, Darwin Núñez konusunda anlaşma sağlandığını açıklamadı. Bu nedenle mevcut bilgiler transferin tamamlandığı şeklinde değerlendirilmemeli.</p>

<p>Suudi Arabistan’dan gelen son haberler şu aşamada Trabzonspor’un oyuncuyla ilgilendiğini ve kiralama ihtimalinin gündemde bulunduğunu destekliyor. Taraflar arasında anlaşma sağlandığına ilişkin ise bağımsız ve resmî doğrulama bekleniyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Ajel<br />
[2] Al Yaum<br />
[3] Ajel<br />
[4] Al-Hilal ve oyuncu kariyer kayıtları</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonsporun-darwin-nunez-transferinde-yeni-gelisme</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 14:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7738.jpeg" type="image/jpeg" length="41218"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Acı Kaybı: Prof. Dr. Nural Onaran Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ankara-universitesi-tip-fakultesinin-aci-kaybi-prof-dr-nural-onaran-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ankara-universitesi-tip-fakultesinin-aci-kaybi-prof-dr-nural-onaran-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı, Sitopatoloji Bilim Dalı emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Nural Onaran hayatını kaybetti. Onaran’ın cenazesinin 10 Ağustos 2026 Pazartesi günü Ankara’da toprağa verileceği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Nural Onaran’ın vefatını duyurdu.</p>

<p>Fakülte tarafından yayımlanan taziye mesajında, Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı, Sitopatoloji Bilim Dalı emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Nural Onaran’ın 8 Ağustos 2026 tarihinde vefat ettiği belirtildi.</p>

<p>Cenazesi Karşıyaka Mezarlığı’na defnedilecek</p>

<p>Yapılan açıklamaya göre Prof. Dr. Nural Onaran’ın cenazesi, 10 Ağustos 2026 Pazartesi günü ikindi namazının ardından Karşıyaka Mezarlığı’na defnedilecek.</p>

<p>Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yayımlanan mesajda, Onaran’a Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dilekleri iletildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzun yıllar akademik çalışmalarını tıbbi patoloji ve sitopatoloji alanlarında sürdüren Prof. Dr. Nural Onaran’ın vefatı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi camiasında üzüntüyle karşılandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ankara-universitesi-tip-fakultesinin-aci-kaybi-prof-dr-nural-onaran-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 13:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7736.jpeg" type="image/jpeg" length="41155"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yozgat Bozok Üniversitesi’ni Yasa Boğan Vefat: Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yozgat-bozok-universitesini-yasa-bogan-vefat-doc-dr-betul-unsal-yesilyurt-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yozgat-bozok-universitesini-yasa-bogan-vefat-doc-dr-betul-unsal-yesilyurt-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yozgat Bozok Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt hayatını kaybetti. Yeşilyurt’un vefatı, üniversite camiasında büyük üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yozgat Bozok Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü’nde görev yapan Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt’tan gelen acı haber, mesai arkadaşlarını ve öğrencilerini yasa boğdu.</p>

<p>Evinde Hareketsiz Halde Bulundu</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, bir süre kendisinden haber alınamayan Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt’un durumundan endişelenen yakınları ve arkadaşları evine gitti.</p>

<p>Yeşilyurt’un evinde hareketsiz halde bulunması üzerine durum sağlık ekiplerine bildirildi.</p>

<p>İhbarın ardından olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan Yeşilyurt, Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne kaldırıldı.</p>

<p>Hastanede Hayatını Kaybetti</p>

<p>Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt, hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.</p>

<p>Yeşilyurt’un vefat haberi, görev yaptığı Yozgat Bozok Üniversitesi başta olmak üzere akademik çevrede ve öğrencileri arasında büyük üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Ölüm Nedeniyle İlgili Açıklama Bekleniyor</p>

<p>Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt’un kesin ölüm nedenine ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cenaze programı ve defin bilgilerine ilişkin ayrıntıların da netleşmesinin ardından kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.</p>

<p>Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, mesai arkadaşlarına, öğrencilerine ve Yozgat Bozok Üniversitesi camiasına başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yozgat-bozok-universitesini-yasa-bogan-vefat-doc-dr-betul-unsal-yesilyurt-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 12:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7731.jpeg" type="image/jpeg" length="43281"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tonya’da Acı Haber: 3 Çocuk Babası Osman Balta Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tonyada-aci-haber-3-cocuk-babasi-osman-balta-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tonyada-aci-haber-3-cocuk-babasi-osman-balta-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Tonya ilçesine bağlı Biçinlik Mahallesi’nde yaşayan 3 çocuk babası Osman Balta, evinde meydana gelen elim olay sonucu hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Balta’nın kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için cenazesi Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre olay gece saatlerinde Osman Balta’nın Biçinlik Mahallesi’ndeki evinde meydana geldi. Yaşanan elim olayın ardından Balta’nın hayatını kaybettiği belirlendi.</p>

<p>Osman Balta’nın ani vefatı ailesi, yakınları ve mahalle sakinlerini yasa boğdu.</p>

<p>Kesin Ölüm Nedeni Araştırılıyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olayın ardından gerekli incelemeler başlatılırken Balta’nın cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Trabzon Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.</p>

<p>Adli Tıp incelemesinin ardından ölüm nedeninin kesinlik kazanması bekleniyor. Olayın meydana geliş şekline ilişkin resmi makamlar tarafından açıklanmayan ayrıntılara haberde yer verilmedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tonyada-aci-haber-3-cocuk-babasi-osman-balta-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7727.jpeg" type="image/jpeg" length="68830"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sinir Sistemine Yeni Bir Dil Kazandıran Charles Sherrington]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sinir-sistemine-yeni-bir-dil-kazandiran-charles-sherrington</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sinir-sistemine-yeni-bir-dil-kazandiran-charles-sherrington" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kolumuzu bükerken bir kasın kasılıp karşısındaki kasın gevşemesi, gözlerimiz kapalıyken ayağımızın nerede olduğunu bilmemiz ve basit bir dokunuşun saniyenin çok küçük bir bölümünde harekete dönüşmesi, sinir sisteminin kusursuz koordinasyonu sayesinde mümkün oluyor. İngiliz fizyolog Charles Scott Sherrington, refleksler, sinirsel baskılama, sinaps ve vücudun konum duyusu üzerine yaptığı çalışmalarla modern nörofizyolojinin temel kavramlarından bazılarını şekillendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Elimizi sıcak bir yüzeyden hızla çektiğimizde, yürürken dengemizi koruduğumuzda veya bir bardağı kırmadan kavradığımızda beynimiz, omuriliğimiz, sinirlerimiz ve kaslarımız birlikte çalışıyor. Bugün doğal kabul ettiğimiz bu koordinasyonun nasıl gerçekleştiğini anlamamıza en büyük katkılardan birini Charles Scott Sherrington yaptı.</p>

<p>İngiltere’de çalışan Sherrington, özellikle Liverpool Üniversitesi ve daha sonra Oxford Üniversitesi’ndeki araştırmalarıyla sinir sisteminin yalnızca mesajları bir noktadan diğerine taşıyan bir ağ olmadığını gösterdi. Döneminin yöntemleriyle çoğunlukla deney hayvanları üzerinde yürüttüğü çalışmalar, omuriliğin ve sinir hücreleri arasındaki bağlantıların gelen bilgiyi seçen, düzenleyen ve uygun harekete dönüştüren aktif bir sistem olduğunu ortaya koydu. [1]</p>

<h2>Bir kas çalışırken karşısındaki kas neden gevşiyor?</h2>

<p>Dirseğinizi büktüğünüzü düşünün. Bu hareket için pazu kasının kasılması tek başına yeterli değildir. Dirseği ters yönde hareket ettiren karşıt kasın da aynı anda uygun biçimde gevşemesi gerekir.</p>

<p>Aksi hâlde iki kas grubu birbirine karşı çalışır ve hareket sert, verimsiz hatta bazı durumlarda olanaksız hâle gelir.</p>

<p>Sherrington’ın 19. yüzyılın sonlarında yaptığı deneyler, birbirine karşı çalışan kasların sinir sistemi tarafından koordineli şekilde kontrol edildiğini ayrıntılı biçimde ortaya koydu. Bir kas grubuna hareket emri gönderilirken karşıt kas grubunun sinirsel etkinliği azaltılabiliyordu. [1]</p>

<p>Bu düzenleme “karşılıklı innervasyon” olarak bilinir. Bunun önemli parçalarından biri “karşılıklı inhibisyon”, yani bir kasın çalışabilmesi için karşıt kasın sinirsel olarak baskılanmasıdır.</p>

<p>Buradaki “inhibisyon” kelimesi bir hastalık ya da işlev kaybı anlamına gelmez. Sinir sisteminin gerekli olmayan bir faaliyeti geçici olarak azaltması veya durdurması anlamına gelir.</p>

<p>Sherrington’ın önemli katkılarından biri, merkezi sinir sistemindeki bu baskılayıcı mekanizmaların hareketin koordinasyonundaki rolünü sistematik biçimde göstermesiydi.</p>

<p>Bugün yürümekten koşmaya, merdiven çıkmaktan elimizle hassas bir nesneyi tutmaya kadar çok sayıda hareketin arkasında benzer sinirsel düzenlemeler bulunuyor.</p>

<h2>Omurilik yalnızca bir iletişim kablosu değildi</h2>

<p>Sherrington’ın yaşadığı dönemde omuriliğin çalışma biçimi bugünkü kadar ayrıntılı bilinmiyordu.</p>

<p>Omuriliğin beyinden gelen emirleri kaslara, vücuttan gelen duyuları da beyne taşıyan bir tür iletişim hattı olduğu biliniyordu. Ancak bu yapının gelen bilgileri ne ölçüde işleyebildiği henüz tam olarak anlaşılmamıştı.</p>

<p>Sherrington’ın deneyleri bu düşünceyi değiştirdi.</p>

<p>1906 yılında The Journal of Physiology’de yayımlanan ünlü çalışmalarından birinde köpeklerde “kaşınma refleksi”ni inceledi. Araştırmalar, omuriliğin belirli uyaranlara karşı yalnızca tek bir kası harekete geçirmek yerine, art arda çalışan kas gruplarını düzenleyebildiğini gösterdi. [2]</p>

<p>Başka bir ifadeyle omurilik, pasif bir kablodan çok daha fazlasıydı.</p>

<p>Sinir sistemine ulaşan farklı uyarılar birbirleriyle etkileşebiliyor, bazıları hareketi güçlendirirken bazıları baskılayabiliyordu. Sonuçta vücut, tek tek kas kasılmaları yerine amaca uygun ve koordineli bir hareket ortaya çıkarıyordu.</p>

<p>Bu çalışmaların büyük bölümünün deney hayvanlarında gerçekleştirildiğini özellikle belirtmek gerekiyor. Sherrington’ın araştırmaları günümüzdeki anlamıyla insanlarda yürütülen klinik araştırmalar değildi. Ayrıca deneylerin gerçekleştirildiği dönemin hayvan araştırmalarına ilişkin etik standartları da bugünkülerden önemli ölçüde farklıydı.</p>

<h2>Sinir hücreleri arasındaki kavşak: Sinaps</h2>

<p>Charles Sherrington denildiğinde akla gelen en önemli kavramlardan biri de “sinaps”.</p>

<p>Sinaps, basit anlatımla bir sinir hücresinin başka bir sinir hücresine veya hedef hücreye bilgi aktardığı özel bağlantı bölgesidir.</p>

<p>Beynimizde ve omuriliğimizde bulunan milyarlarca sinir hücresi, birbirleriyle bu bağlantılar üzerinden iletişim kurar. Bir düşüncenin oluşması, bir kasın hareket etmesi veya bir dokunuşun hissedilmesi, çok sayıda sinapsın birlikte çalışmasını gerektirir.</p>

<p>Ancak “sinaps kelimesini Sherrington icat etti” demek tarihsel süreci fazla basitleştirir.</p>

<ol start="19">
 <li>yüzyılın sonunda sinir hücreleri arasındaki özel bağlantıyı tanımlamak için yeni bir terime ihtiyaç duyuldu. Sherrington, fizyolojik kavramın geliştirilmesinde merkezi rol oynarken kelimenin oluşturulmasına Cambridge Üniversitesi klasik diller uzmanı Arthur Woollgar Verrall katkıda bulundu. “Synapse” sözcüğü 1897’de Michael Foster’ın A Textbook of Physiology adlı eserinin Sherrington’ın katkıda bulunduğu bölümünde bilimsel kullanıma girdi. [3]</li>
</ol>

<p>Sherrington’ın asıl kalıcı katkısı kelimenin kendisinden çok, bu bağlantıların sinir sisteminin çalışma biçimindeki önemini kavramasıydı.</p>

<p>Sinir sistemi yalnızca elektriksel mesajların kablolar boyunca ilerlediği bir yapı değildi. Sinir hücrelerinin birbirleriyle buluştuğu bağlantı noktalarında bilgi değiştirilebiliyor, güçlendirilebiliyor veya baskılanabiliyordu.</p>

<p>Modern nörobilimin en önemli araştırma alanlarından biri hâline gelen sinaptik iletişimin kavramsal temellerinde Sherrington’ın bu yaklaşımının önemli bir yeri bulunuyor. [3]</p>

<h2>Gözlerinizi kapatınca elinizin nerede olduğunu nasıl biliyorsunuz?</h2>

<p>Gözlerinizi kapatıp sağ kolunuzu başınızın üzerine kaldırın.</p>

<p>Kolunuzu görmüyor olmanıza rağmen onun yukarıda olduğunu bilirsiniz. Aynı şekilde karanlıkta ayakta dururken bacaklarınızın konumunu sürekli gözlerinizle kontrol etmeniz gerekmez.</p>

<p>Bu yeteneğin temelinde “propriyosepsiyon” bulunur.</p>

<p>Propriyosepsiyon, vücudun kendi konumunu ve hareketini algılama duyusudur. Kaslardan, tendonlardan, eklemlerden ve diğer yapılardan gelen bilgiler beyne ve omuriliğe sürekli olarak vücudun hangi pozisyonda bulunduğunu bildirir.</p>

<p>Sherrington, 1906’da yayımlanan The Integrative Action of the Nervous System adlı eserinde proprioseptif sistemi nörofizyolojik bir çerçeveye yerleştirdi. Daha sonra proprioseptif sistem üzerine çalışmalarını ayrıntılandırdı. [4][5]</p>

<p>Bu duyunun günlük hayattaki önemini çoğu insan fark etmez çünkü propriyosepsiyon sürekli ve büyük ölçüde bilinç dışında çalışır.</p>

<p>Bir merdiveni çıkarken ayağın basamağa hangi açıyla yerleşeceği, yürürken dizin ne kadar büküleceği veya elimizi burnumuza götürürken kolun hangi konumda olduğu sürekli olarak sinir sistemine bildirilir.</p>

<p>Propriyoseptif bilgiler ciddi biçimde bozulduğunda ise kişi kas gücü korunmuş olsa bile hareketlerini kontrol etmekte zorlanabilir. Özellikle görsel bilgi ortadan kalktığında denge ve hareket kontrolü belirgin biçimde güçleşebilir.</p>

<h2>Refleksleri tek tek değil, bir bütünün parçaları olarak gördü</h2>

<p>Sherrington’ın bilim dünyasına yaptığı en büyük katkılardan biri, refleksleri birbirinden bağımsız otomatik hareketler olarak görmek yerine sinir sisteminin bütünleşmiş çalışmasının parçaları olarak değerlendirmesiydi.</p>

<p>1906 tarihli The Integrative Action of the Nervous System adlı kitabı bu düşüncenin en önemli eserlerinden biri oldu. [4]</p>

<p>Sherrington’ın temel sorusu oldukça büyüktü:</p>

<p>Vücudun farklı bölgelerinden aynı anda gelen binlerce sinyal nasıl oluyor da tek ve uyumlu bir davranışa dönüşüyordu?</p>

<p>Örneğin yürümek yalnızca bacak kaslarının kasılması değildir.</p>

<p>Ayak tabanından gelen dokunma bilgisi, kaslardan gelen gerilme bilgisi, iç kulaktaki denge sistemi, omurilikteki sinir devreleri ve beyinden gelen hareket emirleri aynı anda değerlendirilir.</p>

<p>Sinir sistemi bu bilgilerin bazılarını güçlendirir, bazılarını baskılar ve sonunda dengeli bir hareket ortaya çıkarır.</p>

<p>Sherrington’ın “bütünleştirici eylem” yaklaşımı, sinir sisteminin yalnızca uyarılara tepki veren basit bir makine olmadığını ortaya koyuyordu. Sistem, aynı anda gelen çok sayıda bilgiyi bir araya getiriyor ve organizmanın ihtiyacına uygun tek bir yanıt oluşturuyordu. [4][6]</p>

<p>Bu düşünce, daha sonraki nörofizyoloji araştırmalarının önemli kavramsal temellerinden biri hâline geldi.</p>

<h2>Nobel Ödülü’ne uzanan bilimsel yolculuk</h2>

<p>Sherrington, 1895’ten 1913’e kadar Liverpool Üniversitesi’nde fizyoloji profesörü olarak çalıştı. Ardından Oxford Üniversitesi’ne geçti ve burada Waynflete Fizyoloji Profesörü olarak araştırmalarını sürdürdü.</p>

<p>1932 yılında Edgar Douglas Adrian ile birlikte Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’ne layık görüldü.</p>

<p>Nobel Komitesi ödülü iki bilim insanının “nöronların işlevlerine ilişkin keşifleri” nedeniyle verdi. Sherrington’ın reflekslerin organizasyonu, merkezi sinir sistemindeki uyarıcı ve baskılayıcı süreçler ve sinir sisteminin bütünleştirici çalışması üzerine yaptığı araştırmalar bu bilimsel mirasın temelini oluşturuyordu. [7]</p>

<p>Ancak Sherrington’ı modern nörobilimin tek kurucusu olarak tanımlamak doğru olmaz.</p>

<p>Sinir sisteminin anlaşılmasına Santiago Ramón y Cajal, Camillo Golgi, Edgar Adrian, John Eccles, Alan Hodgkin, Andrew Huxley ve çok sayıda başka bilim insanı da temel katkılar yaptı.</p>

<p>Sherrington’ın özel yeri, hareket ve reflekslerin tek tek sinirlerden değil, birbirleriyle sürekli etkileşen sinir devrelerinden doğduğunu güçlü bir deneysel ve kavramsal çerçeve içinde göstermesiydi.</p>

<p>Bugün bir nöroloğun refleks muayenesinden fizyoterapistin denge ve hareket çalışmalarına, omurilik araştırmalarından sinapsların moleküler yapısını inceleyen laboratuvarlara kadar pek çok alan Sherrington’ın geliştirilmesine katkıda bulunduğu kavramları kullanmaya devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Charles Scott Sherrington 1952’de yaşamını yitirdiğinde elektron mikroskobu, modern beyin görüntüleme yöntemleri ve moleküler nörobilim henüz bugünkü düzeyinde değildi. Sonraki araştırmalar sinir hücreleri arasındaki iletişimin Sherrington’ın görebildiğinden çok daha karmaşık olduğunu ortaya koydu. Ancak onun yaklaşık bir asır önce sorduğu temel soru güncelliğini koruyor: Milyarlarca ayrı sinir hücresinin faaliyeti nasıl oluyor da tek bir bedenin uyumlu hareketine, algısına ve davranışına dönüşüyor? Modern nörobilim bugün hâlâ bu sorunun ayrıntılarını çözmeye çalışıyor. [3][6]</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>[1] Sherrington CS. Further Experimental Note on the Correlation of Action of Antagonistic Muscles. British Medical Journal. 1893;1:1218. DOI: 10.1136/bmj.1.1693.1218.</p>

<p>[2] Sherrington CS. Observations on the Scratch-Reflex in the Spinal Dog. The Journal of Physiology. 1906;34:1-50. DOI: 10.1113/jphysiol.1906.sp001139.</p>

<p>[3] Tansey EM. The Synapse: People, Words and Connections. Neuronal Signaling. 2022;6(2):NS20220017. DOI: 10.1042/NS20220017.</p>

<p>[4] Sherrington CS. The Integrative Action of the Nervous System. Yale University Press. 1906.</p>

<p>[5] Sherrington CS. On the Proprio-ceptive System, Especially in Its Reflex Aspect. Brain. 1907;29(4):467-482. DOI: 10.1093/brain/29.4.467.</p>

<p>[6] Levine DN. Sherrington's “The Integrative Action of the Nervous System”: A Centennial Appraisal. Journal of the Neurological Sciences. 2007;253(1-2):1-6. DOI: 10.1016/j.jns.2006.12.002.</p>

<p>[7] Nobel Foundation. The Nobel Prize in Physiology or Medicine 1932: Charles Scott Sherrington and Edgar Douglas Adrian. Nobel Foundation. 1932.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sinir-sistemine-yeni-bir-dil-kazandiran-charles-sherrington</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/charles-sherrington-haber-gorseli-1200x650-150kb.jpg" type="image/jpeg" length="77323"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kalori Kısıtlaması Yaşlanmayı Yavaşlatabilir mi? Yeni Bulgular]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kalori-kisitlamasi-yaslanmayi-yavaslatabilir-mi-yeni-bulgular</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kalori-kisitlamasi-yaslanmayi-yavaslatabilir-mi-yeni-bulgular" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İki yıl süren CALERIE randomize çalışmasının yeni analizi, kalori kısıtlamasının kalp-damar, metabolizma ve bağışıklık sistemiyle ilişkili bazı biyolojik yaş göstergelerindeki artışı yavaşlatabileceğini gösterdi. Ancak bulgular, daha az kalori tüketmenin insan ömrünü uzattığını kanıtlamıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çin’deki Fudan Üniversitesi araştırmacıları, ABD’de yürütülen CALERIE Faz 2 randomize kontrollü çalışmasının verilerini yeniden analiz ederek 185 sağlıklı yetişkinin biyolojik yaşındaki değişimi inceledi. Clinical Nutrition dergisinde 2026’da yayımlanan ikincil analizde 120 kişi kalori kısıtlaması, 65 kişi ise kontrol grubundaydı. İki yıl sonunda özellikle metabolik ve kardiyovasküler sistemlerde, yani metabolizma ile kalp-damar sistemlerinde biyolojik yaş artışının daha yavaş olduğu görüldü. Böbrek biyolojik yaşında ise anlamlı fark bulunmadı. [1]<br />
İki Yıl Boyunca Kalori Alımı Azaltıldı<br />
CALERIE, obezitesi olmayan sağlıklı yetişkinlerde uzun süreli kalori kısıtlamasını inceleyen en önemli randomize insan araştırmalarından biri.<br />
ABD’de Pennington Biomedical Research Center, Tufts Üniversitesi ve Washington University School of Medicine’da yürütülen ana çalışmaya 218 kişi katıldı. Erkekler 21–50, kadınlar ise 21–47 yaş arasındaydı ve katılımcılarda obezite bulunmuyordu. Bir grup iki yıl boyunca günlük enerji alımını yüzde 25 azaltmayı hedeflerken kontrol grubu normal beslenmesini sürdürdü. [2]<br />
Ancak yüzde 25’lik hedefi günlük yaşamda uzun süre uygulamak kolay olmadı. İki yıl boyunca gerçekleşen ortalama enerji kısıtlaması yaklaşık yüzde 11,9’da kaldı. Kalori kısıtlaması grubunun başlangıçtaki ortalama günlük enerji alımı yaklaşık 2 bin 467 kaloriyken bu değer yaklaşık 2 bin 170 kaloriye düştü. [2]<br />
Bu nedenle araştırma “iki yıl boyunca aç kalmak” şeklinde yorumlanmamalı.<br />
Kalori kısıtlaması, protein, vitamin ve mineral gibi temel besin ihtiyaçları karşılanmaya devam ederken alınan toplam enerjinin azaltılması anlamına geliyor. Uzun süreli açlık veya aralıklı oruçla aynı yöntem değil.<br />
Kalp ve Metabolik Yaşlanmada Fark Görüldü<br />
2026’daki analizde araştırmacılar başlangıçta, 12. ayda ve 24. ayda elde edilen sağlık verilerini kullanarak farklı organ ve sistemlerin biyolojik yaşlarını hesapladı.<br />
Kalp-damar sistemi, bağışıklık sistemi, böbrek, karaciğer ve metabolik sistem ayrı ayrı değerlendirildi. Ayrıca tüm vücudu temsil eden genel bir biyolojik yaş ölçümü oluşturuldu. [1]<br />
İki yıl sonunda kalori kısıtlaması grubundaki biyolojik yaş artışı kontrol grubuna kıyasla kardiyovasküler sistemde yaklaşık 1 yıl, metabolik sistemde 0,63 yıl ve genel biyolojik yaşta 1,27 yıl daha düşük bulundu. Bağışıklık sisteminde fark yaklaşık 0,62 yıl, karaciğerde ise 0,54 yıl olarak hesaplandı. Böbrek biyolojik yaşında anlamlı fark görülmedi. [1]<br />
Bu rakamların doğru yorumlanması önemli.<br />
Sonuçlar, “iki yıl daha az yiyenlerin vücudu 1,27 yıl gençleşti” anlamına gelmiyor. Araştırmacılar laboratuvar ve klinik göstergelerden oluşturulan biyolojik yaş modellerinin zaman içinde ne kadar değiştiğini karşılaştırdı.<br />
Biyolojik Yaş Takvim Yaşı Değil<br />
Takvim yaşı doğum tarihinden itibaren geçen zamanı gösteriyor. Biyolojik yaş ise kan basıncı, metabolik değerler, organ işlevleri veya DNA üzerindeki bazı değişiklikler gibi verilerden vücudun yaşlanma durumunu tahmin etmeye çalışan bilimsel modelleri ifade ediyor.<br />
Bu göstergeler araştırmalarda yararlı olabilir ancak bir insanın kaç yıl yaşayacağını kesin olarak gösteren bir “ömür saati” değiller.<br />
CALERIE verilerinin 2023’te Nature Aging dergisinde yayımlanan başka bir analizinde DunedinPACE adlı epigenetik yaşlanma hızı ölçümü kullanıldı. Bu yöntem, DNA üzerindeki kimyasal değişikliklerden biyolojik süreçlerin ne hızla ilerlediğini tahmin etmeye çalışıyor.<br />
Kalori kısıtlaması grubunda DunedinPACE ile ölçülen yaşlanma hızının yaklaşık yüzde 2–3 daha düşük olduğu bildirildi. Buna karşılık PhenoAge ve GrimAge adlı diğer epigenetik yaş göstergelerinde anlamlı değişiklik bulunmadı. [3]<br />
Farklı yöntemlerin farklı sonuçlar vermesi, biyolojik yaşın henüz tek bir standart ölçümle belirlenemediğini gösteriyor.<br />
Daha Az Kalori Yaşlanmayı Neden Etkileyebilir?<br />
Nature Aging dergisinde 2026’da yayımlanan kapsamlı bilimsel değerlendirmeye göre kalori ve besin kısıtlaması, yaşlanmayla ilişkili çeşitli biyolojik yolları etkileyebilir. [4]<br />
Bunlar arasında mTORC1 ve AMPK gibi hücrenin enerji ve besin durumunu algılayan sistemler ile otofaji bulunuyor. Otofaji, hücrenin hasarlı veya işlevini kaybetmiş bazı parçalarını temizleyip yeniden kullanmasını sağlayan doğal geri dönüşüm sistemi olarak düşünülebilir.<br />
Bilim insanları etkinin yalnızca “daha az yemek”ten kaynaklanmayabileceğine de dikkat çekiyor. Kilo kaybı, yağ dokusunun azalması, öğünler arasındaki açlık süresinin değişmesi, hormonal yanıtlar ve metabolik uyum da sonuçlara katkıda bulunabilir. [4]<br />
Herkes Kalorisini Yüzde 25 Azaltmalı Sonucu Çıkmıyor<br />
Araştırmanın günlük yaşamdaki karşılığı, insanların mümkün olduğunca az yemeye başlaması değil.<br />
CALERIE katılımcıları obezitesi bulunmayan, genç ve orta yaşlı sağlıklı yetişkinlerdi. Çalışma ileri yaştaki kırılgan kişilerde, düşük kilolu bireylerde veya ciddi kronik hastalığı bulunanlarda yapılmadı.<br />
Üstelik hedeflenen yüzde 25’lik kalori kısıtlamasına ortalama olarak ulaşılamadı; katılımcılar gerçekte yaklaşık yüzde 12 daha az enerji tüketti. Bu ayrıntı, çalışmanın sonuçlarını günlük yaşama aktarırken özellikle önemli.<br />
Uzun süreli ve aşırı enerji kısıtlaması yeterli protein, vitamin ve mineral alınmasını güçleştirebilir. Özellikle ileri yaşlarda kas ve yağsız doku kaybı önemli bir sorun hâline gelebilir. Besin kısıtlamasının enfeksiyonlara karşı dayanıklılık veya yara iyileşmesi açısından olumsuz sonuçlara yol açabileceği durumlar da bulunuyor. [4]<br />
Bu nedenle kalori kısıtlaması ile yetersiz beslenme aynı şey değil.<br />
2026’daki çalışma, yeni bir randomize deneyden çok, randomize CALERIE araştırmasının önemli bir ikincil analizi. Bulgular kontrollü kalori azaltımının bazı biyolojik yaşlanma göstergelerinin ilerlemesini yavaşlatabileceğini düşündürüyor. Ancak araştırma iki yıl sürdü; katılımcıların ne kadar yaşadığını veya kalori kısıtlamasının ölüm, demans, kanser ya da kalp hastalığı riskini uzun vadede azaltıp azaltmadığını göstermedi. İnsanların gerçekten daha uzun yaşayıp yaşamadığı sorusunun yanıtı için çok daha uzun süreli takip çalışmalarına ihtiyaç var.<br />
Kaynaklar<br />
[1] Li Y, Xu X, Sehgal R, He X, Zheng Y, Chen X, Xu K. Effect of caloric restriction on organ-specific biological aging in a randomized clinical trial. Clinical Nutrition. 2026;60:106625. DOI: 10.1016/j.clnu.2026.106625.<br />
[2] Kraus WE, Bhapkar M, Huffman KM, et al. 2 years of calorie restriction and cardiometabolic risk (CALERIE): exploratory outcomes of a multicentre, phase 2, randomised controlled trial. The Lancet Diabetes &amp; Endocrinology. 2019;7(9):673-683. DOI: 10.1016/S2213-8587(19)30151-2.<br />
[3] Waziry R, Ryan CP, Corcoran DL, et al. Effect of long-term caloric restriction on DNA methylation measures of biological aging in healthy adults from the CALERIE trial. Nature Aging. 2023;3:248-257. DOI: 10.1038/s43587-022-00357-y.<br />
[4] Schmauck-Medina T, Lautrup S, Di Francesco A, et al. Dietary restriction in aging and longevity. Nature Aging. 2026;6:485-505. DOI: 10.1038/s43587-026-01091-5.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧬 Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kalori-kisitlamasi-yaslanmayi-yavaslatabilir-mi-yeni-bulgular</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 11:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/kalori-kisitlamasi-haber-gorseli-150kb.jpg" type="image/jpeg" length="14948"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="84283"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="73174"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="35523"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="89935"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="31140"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="41466"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
