<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 08 Aug 2026 19:10:50 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mersin Üniversitesi Öğretim Görevlisi Çetin Berker Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mersin-universitesi-ogretim-gorevlisi-cetin-berker-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mersin-universitesi-ogretim-gorevlisi-cetin-berker-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin Üniversitesi Rektörlük Türk Dili Bölümü öğretim elemanı Öğr. Gör. Çetin Berker vefat etti. Berker’in vefatı üniversite camiasında üzüntüyle karşılandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mersin Üniversitesi, Rektörlük Türk Dili Bölümü’nde görev yapan Öğr. Gör. Çetin Berker’in 8 Ağustos 2026 tarihinde vefat ettiğini duyurdu.</p>

<p>Üniversite tarafından yayımlanan taziye mesajında, Çetin Berker’in ailesi ve yakınlarına başsağlığı dilekleri iletildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mersin Üniversitesi’nden taziye mesajı</p>

<p>Mersin Üniversitesi Rektörlüğü tarafından yapılan açıklamada, “Üniversitemiz Rektörlük Türk Dili Bölümü öğretim elemanı Öğr. Gör. Çetin Berker, 08.08.2026 tarihinde vefat etmiştir. Değerli hocamızın kederli ailesi ve yakınlarına başsağlığı dileriz” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Öğr. Gör. Çetin Berker’in vefatı, görev yaptığı Mersin Üniversitesi camiasında ve mesai arkadaşları arasında üzüntüye neden oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mersin-universitesi-ogretim-gorevlisi-cetin-berker-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 19:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7665.jpeg" type="image/jpeg" length="46438"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Polip Nedir, Her Polip Kansere Dönüşür mü? Sessiz İlerleyebilen Belirtilere Dikkat]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/polip-nedir-her-polip-kansere-donusur-mu-sessiz-ilerleyebilen-belirtilere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/polip-nedir-her-polip-kansere-donusur-mu-sessiz-ilerleyebilen-belirtilere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Polipler çoğu zaman belirti vermeden büyüyebilir. Özellikle bağırsak poliplerinin büyük bölümü iyi huyludur ancak bazı türleri yıllar içinde kansere dönüşebilir. Bu nedenle polibin türü, büyüklüğü ve patoloji sonucu önem taşır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Polip bulundu” cümlesi birçok kişide doğrudan kanser endişesi yaratıyor. Oysa polip, tek başına kanser anlamına gelmiyor. Polip; bağırsak, mide, rahim veya burun gibi organların iç yüzeyini kaplayan dokudan dışarı doğru gelişen küçük bir oluşuma verilen genel isim.</p>

<p>Özellikle kolon ve rektum polipleri önem taşıyor. Çünkü bunların çoğu zararsız olsa da bazı polip türleri zaman içinde kolorektal kansere dönüşebiliyor. Bu nedenle kolonoskopi sırasında saptanan poliplerin çıkarılması yalnızca mevcut oluşumu ortadan kaldırmakla kalmıyor, bazı bağırsak kanserlerinin gelişmesini önlemeye de yardımcı oluyor.</p>

<p>Polip vücutta nasıl oluşuyor?</p>

<p>Bağırsak yüzeyi sürekli yenilenen hücrelerden oluşur. Normalde eski hücreler yerini kontrollü biçimde yenilerine bırakır. Bu büyüme ve yenilenme düzeninin bozulması halinde fazla hücreler bir araya gelerek bağırsak yüzeyinde küçük bir çıkıntı oluşturabilir. Buna polip denir.</p>

<p>Polipler saplı bir mantarı andırabileceği gibi bağırsak yüzeyine daha yayvan biçimde de yerleşebilir. Görünüşü önemli olmakla birlikte, bir polibin gerçek niteliğini anlamada çıkarıldıktan sonra yapılan patolojik inceleme belirleyicidir.</p>

<p>Her polip kansere dönüşür mü?</p>

<p>Hayır. Poliplerin büyük bölümü kanser değildir ve her polip kansere dönüşmez.</p>

<p>Ancak bazı türlerin kanserleşme potansiyeli diğerlerinden daha yüksektir. Özellikle adenomlar ve bazı serrated, yani tırtıklı lezyonlar kanser öncüsü kabul edilebilir.</p>

<p>Adenomlarda da risk aynı değildir. Polibin büyüklüğü, hücresel özellikleri ve patolojik tipi değerlendirmeyi değiştirir. Genel olarak büyük ve ileri özellikler taşıyan kanser öncüsü poliplerde risk daha yüksektir.</p>

<p>İşte kolonoskopinin koruyucu değerinin önemli bir bölümü burada ortaya çıkar: Risk taşıyan polip, kansere dönüşmeden bulunup çıkarılabilir.</p>

<p>Polip belirtileri nelerdir?</p>

<p>Bağırsak poliplerinin en dikkat çekici özelliği, çoğunun hiçbir belirti vermemesidir. Kişi kendisini tamamen sağlıklı hissederken polip ancak tarama sırasında fark edilebilir.</p>

<p>Belirti ortaya çıktığında ise şunlar görülebilir:</p>

<ul>
 <li>Dışkıda veya tuvalet kâğıdında kan</li>
 <li>Makattan kanama</li>
 <li>Dışkının koyu veya siyaha yakın görünmesi</li>
 <li>Kabızlık veya ishal gibi bağırsak alışkanlıklarında değişiklik</li>
 <li>Dışkıda normalden fazla mukus</li>
 <li>Demir eksikliği ve kansızlık</li>
 <li>Nedeni açıklanamayan yorgunluk</li>
 <li>Karında ağrı veya kramp</li>
 <li>İstemsiz kilo kaybı</li>
</ul>

<p>Bu belirtilerin bulunması mutlaka polip veya kanser olduğu anlamına gelmez. Hemoroidden bağırsak enfeksiyonlarına kadar çok sayıda farklı durum benzer yakınmalara yol açabilir.</p>

<p>Kimlerde polip görülme riski daha yüksek?</p>

<p>Yaş ilerledikçe kolon polibi görülme ihtimali artıyor. Bunun yanında aile öyküsü de önemli.</p>

<p>Özellikle ailesinde bağırsak polibi veya kolorektal kanser bulunanların kişisel risklerinin hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Riskle ilişkilendirilen diğer faktörler arasında sigara kullanımı, fazla kilo, fiziksel hareketsizlik ve Crohn hastalığı veya ülseratif kolit gibi uzun süreli iltihabi bağırsak hastalıkları bulunuyor. Daha önce polip saptanmış kişilerde de yeni polip gelişme ihtimali dikkate alınıyor.</p>

<p>Polip nasıl anlaşılır?</p>

<p>Belirti vermeyen kolon poliplerini yalnızca kişinin şikâyetlerine bakarak anlamak mümkün değildir.</p>

<p>En önemli yöntemlerden biri kolonoskopidir. İnce ve esnek bir kamera yardımıyla kalın bağırsağın iç yüzeyi incelenir. İşlemin önemli avantajlarından biri, uygun poliplerin görüldüğü anda çıkarılabilmesidir.</p>

<p>Çıkarılan doku patoloji laboratuvarına gönderilir. Böylece polibin hangi tür olduğu, kanser öncüsü değişiklik taşıyıp taşımadığı ve başka bir işlem gerekip gerekmediği değerlendirilebilir.</p>

<p>Polip çıkarıldıktan sonra konu kapanıyor mu?</p>

<p>Her zaman değil.</p>

<p>Takip planı; poliplerin sayısına, büyüklüğüne, türüne, patoloji sonucuna ve kolonoskopinin kalitesine göre kişiden kişiye değişebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle “Polibim çıkarıldı, artık kolonoskopiye gerek yok” düşüncesi doğru değildir. Daha önce polip gelişmiş olması gelecekte yeni poliplerin ortaya çıkabileceğinin işaretlerinden biridir. Kontrol zamanını kişinin kendi kendine belirlemesi yerine gastroenteroloji hekiminin önerdiği takip programına uyması gerekir.</p>

<p>Günlük yaşamda polip riskini azaltmak mümkün mü?</p>

<p>Hiçbir yaşam tarzı değişikliği polip gelişimini tamamen engellemeyi garanti etmez. Bununla birlikte düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı vücut ağırlığının korunması, sigaranın bırakılması ve sebze, meyve ile lif içeren besinlerin ağırlıkta olduğu dengeli bir beslenme düzeni daha düşük riskle ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Kırmızı ve özellikle işlenmiş et tüketiminin sınırlandırılması da öneriler arasında bulunuyor.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Dışkıda kan görülmesi, makattan tekrarlayan kanama, açıklanamayan demir eksikliği, uzun süren bağırsak alışkanlığı değişiklikleri, karın ağrısı veya istemsiz kilo kaybı değerlendirilmelidir.</p>

<p>Özellikle yoğun veya durmayan makattan kanama acil değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Belirti olmasa bile tarama konusu önemlidir. Ortalama risk taşıyan kişiler için birçok güncel kılavuz kolorektal kanser taramasının 45 yaşından itibaren başlamasını öneriyor. Aile öyküsü veya başka yüksek risk faktörleri bulunanlarda ise taramaya daha erken başlanması gerekebilir.</p>

<p>Sonuç: Polip kanser değildir, ancak ihmal de edilmemelidir</p>

<p>Poliplerin çoğu iyi huyludur. Asıl önemli nokta, hangi polibin risk taşıdığını yalnızca görünüşüne veya kişinin şikâyetlerine bakarak anlamanın mümkün olmamasıdır.</p>

<p>Özellikle bağırsak poliplerinde erken tespit ve uygun poliplerin çıkarılması, kolorektal kanser gelişiminin önlenmesinde önemli bir fırsat sunar. Bu yüzden “şikâyetim yok” düşüncesi, taramayı ertelemek için tek başına güvenli bir gerekçe değildir.</p>

<p>4. Uzmanlar Ne Öneriyor?</p>

<ul>
 <li>Dışkıda kanı yalnızca hemoroide bağlayıp geçmeyin.</li>
 <li>Ailenizde kolon polibi veya bağırsak kanseri varsa bunu hekiminize mutlaka bildirin.</li>
 <li>Çıkarılan polibin patoloji sonucunu takip edin.</li>
 <li>Kontrol kolonoskopisinin zamanını polibin özelliklerine göre hekiminizle belirleyin.</li>
 <li>Sigara kullanmayın, düzenli hareket edin ve sağlıklı kiloyu korumaya çalışın.</li>
 <li>Liften zengin sebze, meyve ve tam tahıllara beslenmede daha fazla yer verin.</li>
 <li>Her polibin kanser olmadığını, ancak bazı poliplerin kanser öncüsü olabileceğini unutmayın.</li>
</ul>

<p>5. Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Mayo Clinic, Colon Polyps: Symptoms and Causes</li>
 <li>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK), Colon Polyps</li>
 <li>NIDDK, Symptoms &amp; Causes of Colon Polyps</li>
 <li>NIDDK, Diagnosis of Colon Polyps</li>
 <li>NIDDK, Treatment for Colon Polyps</li>
 <li>NHS, Bowel Polyps</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/polip-nedir-her-polip-kansere-donusur-mu-sessiz-ilerleyebilen-belirtilere-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 17:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7662.jpeg" type="image/jpeg" length="82107"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doğubayazıt’ta Şüpheli Vefat: Ramazan Yavuz Evinde Ölü Bulundu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dogubayazitta-supheli-vefat-ramazan-yavuz-evinde-olu-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dogubayazitta-supheli-vefat-ramazan-yavuz-evinde-olu-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde yaklaşık 35 yaşındaki Ramazan Yavuz, Hürriyet Mahallesi’ndeki evinde vefat etmiş halde bulundu. Boynunda kesici alet yarası bulunduğu belirtilen Yavuz’un ölümüne ilişkin soruşturma başlatıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Doğubayazıt’ta Ramazan Yavuz’un vefatı, yakınları ve yaşadığı çevrede büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre olay, ilçeye bağlı Hürriyet Mahallesi’nde meydana geldi. Gültepe köyü nüfusuna kayıtlı olduğu belirtilen Ramazan Yavuz, bulunduğu yerde hareketsiz halde fark edildi.</p>

<p>Yapılan kontrollerde Yavuz’un hayatını kaybettiği belirlendi. Yaklaşık 35 yaşında olduğu ifade edilen Yavuz’un boyun bölgesinde kesici alet yarası bulunduğu bildirildi.</p>

<p>Ölümün nasıl gerçekleştiği araştırılıyor</p>

<p>Olayın ardından bölgede inceleme yapılırken Ramazan Yavuz’un ölümünün nasıl gerçekleştiğinin belirlenmesi amacıyla soruşturma başlatıldı.</p>

<p>Yavuz’un kendi yaşamına son verdiği yönünde kesinleşmiş bir bilgi bulunmadığı gibi olayda başka bir kişinin müdahalesinin olup olmadığı da henüz netlik kazanmadı. Kesin ölüm nedeninin yapılacak adli incelemelerin ardından ortaya çıkması bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir dönem imamlık yaptığı belirtildi</p>

<p>Çevresinde sevilen ve sakin kişiliğiyle tanındığı ifade edilen Ramazan Yavuz’un bir dönem imamlık yaptığı öğrenildi.</p>

<p>Yavuz’un beklenmedik vefatı ailesi, yakınları ve kendisini tanıyanlar arasında üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Olayla ilgili adli soruşturma sürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dogubayazitta-supheli-vefat-ramazan-yavuz-evinde-olu-bulundu</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 17:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7661.jpeg" type="image/jpeg" length="84903"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Her Tümöre Biyopsi Yapılmaz: Doktorların İğne Biyopsisinden Kaçındığı 3 Kanser]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/her-tumore-biyopsi-yapilmaz-doktorlarin-igne-biyopsisinden-kacindigi-3-kanser</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/her-tumore-biyopsi-yapilmaz-doktorlarin-igne-biyopsisinden-kacindigi-3-kanser" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Biyopsi, kanser tanısının en önemli araçlarından biri. Ancak tıpta her şüpheli tümöre iğneyle girilmiyor. Testis kanseri, retinoblastom ve bazı Wilms tümörlerinde tanı yaklaşımı farklı olabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bunun nedeni ise sosyal medyada sıkça iddia edildiği gibi “iğnenin kanseri patlatması” değil; tümör hücrelerinin işlem hattına ekilmesi, lokal yayılım ve hastalığın evrelemesinin etkilenmesi gibi özel riskler.</p>

<p>Kanser şüphesinde çoğu kişinin aklına aynı süreç geliyor: Görüntülemede bir kitle görülür, biyopsi yapılır, patoloji sonucu beklenir.</p>

<p>Gerçekte onkolojide işler her zaman böyle yürümüyor.</p>

<p>Bazı tümörlerin anatomik konumu ve biyolojik özellikleri nedeniyle kitlenin içine doğrudan iğneyle girmek standart tanı yöntemi değil. Hatta kimi hastalıklarda yanlış yerden yapılan biyopsi, sonraki tedavinin planlanmasını zorlaştırabiliyor.</p>

<p>Burada önemli bir ayrım var: Bu durum, biyopsinin genel olarak kanseri vücuda yaydığı anlamına gelmiyor. Modern kanser tanısında biyopsi milyonlarca hastada vazgeçilmez bir yöntem olmaya devam ediyor.</p>

<p>Ancak üç tümör özellikle dikkat çekiyor.</p>

<p>1. Testis Kanseri: Şüpheli Kitleye Neden İğneyle Girilmiyor?</p>

<p>Testiste kanser şüphesi oluşturan solid bir kitle saptandığında klasik yaklaşım, kitleden skrotum yoluyla iğne biyopsisi almak değildir.</p>

<p>Hastanın öyküsü, fizik muayene, ultrasonografi ve tümör belirteçleri değerlendirildikten sonra güçlü kanser şüphesinde genellikle kasık bölgesinden yapılan radikal inguinal orşiektomi uygulanır. Testis ve tümör bu yolla çıkarılır ve kesin patolojik inceleme çıkarılan doku üzerinde gerçekleştirilir.</p>

<p>Bunun önemli nedenlerinden biri testisin lenfatik drenajının özel yapısıdır. Skrotumdan yapılan bir girişimin tümör hücrelerinin lokal ekilmesine yol açabilmesi ve doğal lenfatik yayılım yollarını değiştirebilmesi tedavi ve evreleme açısından sorun oluşturabilir.</p>

<p>Yani burada mesele “biyopsi kanseri patlatıyor” değildir. Biyopsinin nereden ve nasıl yapıldığı önemlidir.</p>

<p>2. Retinoblastom: Tanının Biyopsi Olmadan Konulabildiği Kanser</p>

<p>Çocukluk çağında görülen retinoblastom, bu konunun en çarpıcı örneklerinden biri.</p>

<p>Retinada gelişen bu kötü huylu tümörde tanı çoğu zaman klasik doku biyopsisine ihtiyaç duyulmadan konulabilir.</p>

<p>National Cancer Institute’a göre retinoblastom genellikle biyopsi yapılmadan teşhis edilebiliyor. Göz muayenesi, ultrason ve manyetik rezonans görüntüleme gibi yöntemler tanıda önemli rol oynuyor.[1]</p>

<p>Göz içindeki tümöre iğneyle girilmesinden geleneksel olarak kaçınılmasının önemli nedenlerinden biri, tümör hücrelerinin göz dışındaki dokulara taşınması ihtimalidir.</p>

<p>Bu nedenle retinoblastom, “Her kanserin tanısı için mutlaka önce biyopsi gerekir” düşüncesinin en önemli istisnalarından biridir.</p>

<p>3. Wilms Tümörü: Biyopsi Hastalığın Evresini Bile Etkileyebilir</p>

<p>Çocukluk çağının önemli böbrek tümörlerinden Wilms tümöründe durum biraz daha karmaşık.</p>

<p>National Cancer Institute, tümör ameliyatla çıkarılabiliyorsa veya Evre I-II Wilms tümörü söz konusuysa biyopsi yapılmayabileceğini belirtiyor. Bunun nedenlerinden biri işlem sırasında tümör hücrelerinin lokal olarak yayılmasını önlemek.[2]</p>

<p>Daha da dikkat çekici olan ise bazı evreleme sistemlerindeki sonuç.</p>

<p>NCI’nin sağlık profesyonellerine yönelik Wilms tümörü bilgisinde, tümör çıkarılmadan önce Tru-cut, açık veya ince iğne biyopsisi yapılmasının hastalığın lokal Evre III olarak sınıflandırılmasına neden olabileceği belirtiliyor.[3]</p>

<p>Bu durum tedaviyi de etkileyebiliyor.</p>

<p>Ancak Wilms tümöründe de “hiçbir koşulda biyopsi yapılmaz” demek yanlış. Ameliyat edilemeyen, iki böbreği tutan veya tanısı görüntülemeyle yeterince açık olmayan bazı olgularda biyopsi gerekebiliyor.</p>

<p>Peki Biyopsi Gerçekten Kanseri Yayar mı?</p>

<p>İnternette sık karşılaşılan “Tümöre iğne değerse kanser patlar ve bütün vücuda yayılır” iddiası bilimsel açıdan doğru bir genelleme değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Biyopsi sırasında tümör hücrelerinin iğnenin geçtiği hat boyunca taşınması, yani needle tract seeding, tıpta bilinen bir durum. Fakat bunun riski tümörün türüne, biyopsinin yapıldığı bölgeye ve kullanılan tekniğe göre büyük ölçüde değişiyor.</p>

<p>Bu nedenle milyonlarca hastada kullanılan biyopsiden genel olarak kaçınılmıyor. Tam tersine akciğer, meme, prostat, lenf sistemi, karaciğer ve çok sayıda başka kanserde doğru tedaviyi belirlemek için doku tanısı kritik önem taşıyor.</p>

<p>Asıl mesele “Biyopsi tehlikeli mi?” değil, “Bu tümörde hangi biyopsi yöntemi doğru?” sorusu.</p>

<p>Over Kanseri Neden Bu Listeye Girmiyor?</p>

<p>Sosyal medyada benzer listelerde over kanseri de sıkça “biyopsi yapılmaması gereken kanserler” arasında gösteriliyor. Ancak bu ifade doğru değil.</p>

<p>Özellikle ileri evre over kanserinde ameliyat öncesinde kemoterapi uygulanacaksa doku tanısının doğrulanması gerekiyor.</p>

<p>Güncellenmiş ASCO kılavuzu, neoadjuvan kemoterapi uygulanacak hastalarda tedavi başlamadan önce invaziv over, fallop tüpü veya primer peritoneal kanserin histolojik olarak doğrulanmasını ve mümkün olduğunda core biyopsinin tercih edilmesini öneriyor.[4]</p>

<p>Dolayısıyla over kanseri “asla biyopsi yapılmaz” grubuna sokulmamalı.</p>

<p>Kritik Nokta: Kararı Tümörün Türü Belirliyor</p>

<p>Kanser tanısında tek bir şablon yok.</p>

<p>Bir meme kitlesinde doğru olan yaklaşım, testisteki bir kitle için yanlış olabilir. Retinoblastomda görüntüleme ve klinik bulgular tanı için yeterli olabilirken başka bir kanserde tedaviye başlamadan önce mutlaka doku örneği gerekebilir.</p>

<p>Bu nedenle “Biyopsi kanseri yayar” korkusuyla doktor tarafından önerilen biyopsinin reddedilmesi ciddi sonuçlar doğurabilir.</p>

<p>Doğru soru biyopsi yapılıp yapılmayacağı kadar, hangi tümörden, hangi yöntemle, hangi anatomik yoldan ve hangi klinik amaçla örnek alınacağıdır.</p>

<p>Uzmanlar Ne Öneriyor?</p>

<p>Şüpheli bir kitle saptandığında biyopsi kararının tümörün bulunduğu organa ve olası kanser türüne göre verilmesi gerekiyor. Özellikle testis, çocukluk çağı böbrek tümörleri veya göz içi tümörlerinde standart dışı bir biyopsi yapılmadan önce ilgili onkolojik cerrahi branşın değerlendirmesi önem taşıyor.</p>

<p>Doktorunuz biyopsi önerdiyse, internetteki “biyopsi kanseri yayar” iddiaları nedeniyle işlemi kendi başınıza ertelemek veya reddetmek yerine biyopsinin neden gerekli olduğunu, hangi yöntemle yapılacağını ve alternatiflerin bulunup bulunmadığını sormak daha güvenli yaklaşım.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] National Cancer Institute, Retinoblastoma Treatment (PDQ).</p>

<p>[2] National Cancer Institute, Wilms Tumor Treatment (PDQ), Patient Version.</p>

<p>[3] National Cancer Institute, Wilms Tumor and Other Childhood Kidney Tumors Treatment (PDQ), Health Professional Version.</p>

<p>[4] American Society of Clinical Oncology, Neoadjuvant Chemotherapy for Newly Diagnosed, Advanced Ovarian Cancer Guideline Update, Journal of Clinical Oncology.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/her-tumore-biyopsi-yapilmaz-doktorlarin-igne-biyopsisinden-kacindigi-3-kanser</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 17:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7657.jpeg" type="image/jpeg" length="53598"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlıklı Diye Sınırsız Tüketmeyin: Fazlası Sorun Olabilecek 27 Gıda]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglikli-diye-sinirsiz-tuketmeyin-fazlasi-sorun-olabilecek-27-gida</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglikli-diye-sinirsiz-tuketmeyin-fazlasi-sorun-olabilecek-27-gida" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlıklı beslenmenin temelinde yalnızca ne yediğimiz değil, ne kadar yediğimiz de var. Meyveden kuruyemişe, peynirden kahveye kadar günlük beslenmenin parçası olan birçok gıda aşırı tüketildiğinde beklenmedik sonuçlar doğurabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bazılarında şeker ve kalori, bazılarında tuz, kafein, oksalat veya belirli mineraller öne çıkıyor. Brezilya cevizi ise bunun en çarpıcı örneklerinden biri.</p>

<p>Bir yiyeceğin sağlıklı olması, sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmiyor. Beslenmede çoğu zaman asıl belirleyici porsiyon, tüketim sıklığı ve kişinin sağlık durumu.</p>

<p>Örneğin bir avuç kuruyemiş dengeli bir beslenmenin parçası olabilirken miktar büyüdükçe alınan enerji hızla artabiliyor. Meyvelerde bulunan doğal şeker de meyveyi sağlıksız yapmıyor, ancak özellikle diyabeti olan kişilerde porsiyon önem kazanıyor.</p>

<p>İşte fazla tüketildiğinde dikkat edilmesi gereken gıdalardan bazıları:</p>

<p>1. Brezilya cevizi: Selenyumun fazlasına dikkat</p>

<p>Listenin en ilginçlerinden biri Brezilya cevizi. Selenyum bakımından son derece zengin olan bu kuruyemişte miktarı abartmak, özellikle düzenli tüketimde gereğinden fazla selenyum alınmasına yol açabilir. Bu nedenle “ne kadar çok, o kadar iyi” yaklaşımı Brezilya cevizi için özellikle yanlış.</p>

<p>2. Peynir: Tuz miktarı gözden kaçabiliyor</p>

<p>Peynir protein ve kalsiyum sağlayabilir. Ancak özellikle tuzlu ve olgunlaştırılmış çeşitlerin büyük porsiyonlarda tüketilmesi günlük sodyum alımını ciddi biçimde artırabilir. Hipertansiyonu bulunan kişiler açısından porsiyon daha da önemlidir.</p>

<p>3. Muz: Sağlıklı ama karbonhidratsız değil</p>

<p>Muz potasyum ve lif içerir ancak aynı zamanda karbonhidrat kaynağıdır. Özellikle çok sayıda muzun kısa sürede tüketilmesi kan şekeri kontrolü gereken kişiler açısından iyi bir tercih olmayabilir.</p>

<p>4. Üzüm: Küçük taneler porsiyonu unutturabiliyor</p>

<p>Üzümün sorunu “şeker bombası” olması değil, kolayca çok miktarda yenebilmesi. Birkaç tane ile başlayan tüketim fark edilmeden büyük bir salkıma dönüşebilir. Bu durumda alınan doğal şeker ve toplam enerji de artar.</p>

<p>5. Bal: Doğal olması şekeri ortadan kaldırmıyor</p>

<p>Bal çeşitli bileşenler içerse de önemli miktarda şeker içerir. Çaya, yoğurda ve kahvaltıya bol miktarda bal eklemek günlük serbest şeker ve enerji alımını yükseltebilir.</p>

<p>6. Beyaz ekmek: Kan şekerini hızlı etkileyebilir</p>

<p>Rafine undan yapılan beyaz ekmek hızlı sindirilebilir. Büyük porsiyonlarda tüketildiğinde kan şekerinde hızlı yükselmeler oluşturabilir. Tam tahıllı seçenekler lif bakımından daha avantajlıdır.</p>

<p>7. Beyaz pirinç: Porsiyon büyüdükçe glisemik yük artıyor</p>

<p>Pilavın tabağın büyük bölümünü kaplaması karbonhidrat yükünü artırır. Özellikle beyaz pirincin sık ve büyük porsiyonlarda tüketilmesi kan şekeri kontrolünü zorlaştırabilir.</p>

<p>8. Patates: Nasıl pişirildiği de önemli</p>

<p>Patates tek başına “kötü” bir besin değildir. Ancak porsiyon, pişirme şekli ve yanında tüketilen gıdalar tabloyu değiştirir. Kızartma halinde enerji yoğunluğu çok daha fazla olur.</p>

<p>9. Çikolata: Fazlası kafein, şeker ve kalori demek</p>

<p>Özellikle bitter çikolata sağlıklı algısıyla sınırsız tüketilebiliyor. Oysa çikolata enerji yoğun bir besindir. Kakao oranı yüksek ürünlerde bulunan kafein ve teobromin de hassas kişilerde fazla tüketildiğinde çarpıntı veya uyku sorunlarına katkıda bulunabilir.</p>

<p>10. Kahve: Bir fincanla altı fincan aynı değil</p>

<p>Kafeine verilen yanıt kişiden kişiye değişir. Fazla kahve tüketimi bazı kişilerde çarpıntı, huzursuzluk, titreme ve uyku bozukluğu oluşturabilir.</p>

<p>11. Yoğurt: Her bağırsak aynı tepkiyi vermiyor</p>

<p>Yoğurt birçok kişi için değerli bir besindir. Ancak laktoza hassas kişilerde fazla miktarda tüketildiğinde gaz, şişkinlik ve sindirim yakınmaları görülebilir. Şeker ilaveli yoğurtlarda ayrıca ilave şeker miktarına dikkat etmek gerekir.</p>

<p>12. Süt: Laktoz hassasiyeti olanlarda sorun çıkabilir</p>

<p>Süt tüketiminin ardından şişkinlik, gaz veya ishal yaşayan kişilerde laktoz intoleransı söz konusu olabilir. Bu durumda miktar arttıkça belirtiler de belirginleşebilir.</p>

<p>13. Ispanak: Oksalat herkeste aynı sonucu doğurmuyor</p>

<p>Ispanak besin değeri yüksek bir sebzedir ancak oksalat bakımından da zengindir. Özellikle kalsiyum oksalat böbrek taşı geliştirmeye yatkın kişilerde çok yüksek miktarlarda tüketimi dikkat gerektirebilir.</p>

<p>14. Domates: Reflüsü olanlar farklı hissedebilir</p>

<p>Domates herkes için mide düşmanı değildir. Ancak reflüsü bulunan bazı kişiler domates ve domatesli ürünlerden sonra yanma ve reflü yakınmalarının arttığını fark edebilir.</p>

<p>15. Sarımsak: Fazlası mideyi rahatsız edebilir</p>

<p>Sarımsak büyük miktarlarda tüketildiğinde mide-bağırsak yakınmalarına neden olabilir. Ayrıca yüksek miktarlarda tüketimin trombosit fonksiyonları üzerindeki etkileri nedeniyle kanama riski bulunan veya belirli ilaçları kullanan kişilerin dikkatli olması gerekebilir.</p>

<p>16. Avokado: Sağlıklı yağ da kalori içeriyor</p>

<p>Avokado tekli doymamış yağlar ve lif açısından değerli bir besindir. Ancak enerji yoğunluğu da yüksektir. Kilo kontrolü hedefleyen kişilerde porsiyon büyüklüğü önem taşır.</p>

<p>17. Fındık: Bir avuç ile bir paket arasında büyük fark var</p>

<p>Fındık sağlıklı yağlar, lif ve çeşitli mikrobesinler içerir. Fakat enerji yoğun bir gıdadır. Televizyon karşısında farkında olmadan bir paket tüketmek, planlanandan çok daha fazla enerji alınmasına neden olabilir.</p>

<p>18. Ceviz: Yararlı ama sınırsız değil</p>

<p>Ceviz bitkisel omega-3 yağ asidi ALA dahil yararlı yağlar içerir. Buradaki temel mesele omega-6 korkusu değil, porsiyondur. Büyük miktarlar toplam enerji alımını hızla yükseltir.</p>

<p>19. Kuru meyveler: Küçük hacimde yoğun enerji</p>

<p>Kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm ve hurma taze meyvelere kıyasla daha küçük hacimde daha yoğun karbonhidrat ve enerji sunabilir. Bu nedenle birkaç avuç kuru meyve, düşünüldüğünden daha büyük bir porsiyona dönüşebilir.</p>

<p>20. Meyve suyu: Meyve ile aynı şey değil</p>

<p>Meyvenin kendisini yemek ile suyunu içmek arasında önemli fark bulunur. Meyve suyu kısa sürede çok miktarda tüketilebilir ve bütün meyvenin sağladığı lif avantajının önemli kısmı kaybolabilir.</p>

<p>21. Ton balığı: Sürekli ve çok tüketmek iyi fikir olmayabilir</p>

<p>Balık kaliteli protein ve önemli yağ asitleri sağlayabilir. Bununla birlikte bazı balık türlerinde cıva birikimi söz konusu olabilir. Özellikle gebelik döneminde balık türü ve tüketim sıklığı konusunda resmi sağlık önerileri dikkate alınmalıdır.</p>

<p>22. Yumurta: Tek başına sayıya bakmak yeterli değil</p>

<p>Yumurtanın sağlık üzerindeki etkisini yalnızca “günde kaç tane?” sorusuyla değerlendirmek doğru değildir. Kişinin genel beslenme düzeni, kardiyovasküler riskleri ve yumurtanın yanında ne tüketildiği önemlidir.</p>

<p>23. Mısır: Sebze sanılıp karbonhidratı unutulabiliyor</p>

<p>Mısır nişasta bakımından zengin bir besindir. Büyük porsiyonlar özellikle kan şekeri kontrolü gereken kişilerde toplam karbonhidrat hesabına dahil edilmelidir.</p>

<p>24. Sucuk: Fazlasında mesele yalnızca kalori değil</p>

<p>Sucuk işlenmiş et grubunda yer alır ve genellikle yüksek miktarda tuz ve doymuş yağ içerir. İşlenmiş etlerin sık ve yüksek miktarda tüketimi konusunda sağlık otoriteleri özellikle temkinli olunmasını öneriyor.</p>

<p>25. Turşu: Sebze olması tuzu yok etmiyor</p>

<p>Turşu sebzeden yapılmasına rağmen tuz içeriği yüksek olabilir. Çok miktarda tüketildiğinde günlük sodyum alımının fark edilmeden yükselmesine neden olabilir.</p>

<p>26. Fıstık ezmesi: Kaşığın büyüklüğü önemli</p>

<p>Şeker ve katkı maddesi eklenmemiş fıstık ezmesi bile enerji açısından oldukça yoğundur. Birkaç yemek kaşığı arasındaki fark küçük görünse de toplam kalori açısından belirgin olabilir.</p>

<p>27. Hindistan cevizi yağı: “Doğal” etiketi sınırsız kullanım anlamına gelmiyor</p>

<p>Hindistan cevizi yağı yüksek miktarda doymuş yağ içerir. Bu nedenle yalnızca doğal veya bitkisel olması nedeniyle sınırsız kullanılabilecek bir yağ olarak değerlendirilmemelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Zehir ile besin arasındaki çizgiyi çoğu zaman miktar belirliyor</p>

<p>Bu listedeki gıdaların büyük bölümü “zararlı yiyecekler” değildir. Hatta ıspanak, ceviz, fındık, yoğurt, meyveler ve avokado dengeli bir beslenmenin değerli parçaları olabilir.</p>

<p>Asıl mesele porsiyon.</p>

<p>Bir besinin faydalı özelliklerini öğrenip onu mümkün olduğunca fazla tüketmeye çalışmak, beslenmede sık yapılan hatalardan biri. Üstelik herkes için geçerli tek bir ideal porsiyon bulunmuyor. Yaş, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite, kullanılan ilaçlar, diyabet, hipertansiyon, böbrek hastalıkları ve diğer sağlık durumları kişinin gereksinimlerini değiştirebilir.</p>

<p>Bu nedenle mutfaktaki en basit kural hâlâ geçerliliğini koruyor: Çeşitlilik, denge ve ölçü.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglikli-diye-sinirsiz-tuketmeyin-fazlasi-sorun-olabilecek-27-gida</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7656.jpeg" type="image/jpeg" length="42684"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Personelinin İl İçi Atama ve Görevlendirmelerinde Yeni Dönem: Süre Sınırı Geldi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglik-personelinin-il-ici-atama-ve-gorevlendirmelerinde-yeni-donem-sure-siniri-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglik-personelinin-il-ici-atama-ve-gorevlendirmelerinde-yeni-donem-sure-siniri-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık personelinin il içi yer değiştirme ve geçici görevlendirme süreçlerinde yeni uygulamalar devreye giriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Düzenlemeyle re’sen geçici görevlendirmeler bir mali yılda en fazla 2 ayla sınırlandırılırken, engelli personel ile eşini veya çocuğunu kaybeden çalışanlara yönelik yeni mazeret hükümleri getirildi. İl içi personel hareketlerinin EKİP üzerinden yürütülmesi de yeni dönemin önemli başlıkları arasında yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık çalışanlarının il içindeki atama, yer değiştirme ve geçici görevlendirme süreçlerinde önemli değişiklikler yapıldı. Yeni düzenleme, özellikle geçici görevlendirmelerin süresi, mazerete bağlı yer değişiklikleri ve personel işlemlerinin elektronik ortamda yürütülmesi bakımından dikkat çekiyor.</p>

<p>Yeni uygulamayla birlikte il içindeki personel hareketlerinin daha düzenli biçimde yürütülmesi için komisyon sistemi oluşturulacak. İl Sağlık Müdürlüğü başkanlığında görev yapacak komisyon, il içi yer değiştirme işlemleri ile ilgili görevlendirme süreçlerinde rol üstlenecek.</p>

<p>Re’sen geçici görevlendirme en fazla 2 ay olacak</p>

<p>Sağlık çalışanlarını yakından ilgilendiren en önemli değişikliklerden biri geçici görevlendirmelere getirilen süre sınırı oldu.</p>

<p>Buna göre personelin isteği dışında yapılan re’sen geçici görevlendirmeler, bir mali yıl içerisinde toplam 2 ayı geçemeyecek.</p>

<p>Personelin kendi talebiyle gerçekleştirilen geçici görevlendirmelerde ise her bir görevlendirme en fazla 3 ay sürebilecek. Aynı personelin bir mali yıl içerisindeki talebe bağlı geçici görevlendirmelerinin toplam süresi ise 6 ayla sınırlandırılacak.</p>

<p>Böylece geçici görevlendirme uygulamalarının uzun süre devam etmesinin önüne geçilmesi ve personelin görev yerindeki belirsizliğin azaltılması amaçlanıyor.</p>

<p>Yüzde 40 ve üzeri engelli personele dönem şartı uygulanmayacak</p>

<p>Düzenleme, engelli sağlık personelinin il içi yer değişikliği konusunda da yeni bir imkân getiriyor.</p>

<p>Yüzde 40 ve üzerinde engelli olduğunu sağlık kurulu raporuyla belgeleyen personelin yer değiştirme taleplerinde dönem bekleme şartı aranmayabilecek.</p>

<p>Ayrıca personelin eşi, çocuğu, annesi, babası veya vasisi olduğu kardeşinin tam bağımlı olduğunun belgelenmesi halinde de il içi yer değişikliği dönem beklenmeden gerçekleştirilebilecek.</p>

<p>Eşini veya çocuğunu kaybeden personele mazeret hakkı</p>

<p>Yeni hükümlerden biri de göreve başladıktan sonra eşini veya çocuğunu kaybeden sağlık çalışanlarını kapsıyor.</p>

<p>Bu durumdaki personel, uygun kadronun bulunması şartıyla, vefat tarihinden itibaren bir yıl içerisinde ve bir defaya mahsus olmak üzere mazeret nedeniyle yer değiştirme talebinde bulunabilecek.</p>

<p>Yer değiştirmeye esas durumların kapsamı genişliyor</p>

<p>İl içi yer değiştirmeye gerekçe oluşturabilecek idari durumların kapsamı da genişletiliyor.</p>

<p>Buna göre yalnızca bir kurum veya birimin kapanması değil; personel dağılım cetvelinde (PDC) meydana gelen değişiklikler, nitelik değişiklikleri, sağlık birimlerinin devredilmesi veya birleştirilmesi ile ilgili unvanda personele ihtiyaç kalmaması gibi durumlar da değerlendirmeye alınabilecek.</p>

<p>Bu hallerde personelin il içerisindeki başka sağlık tesislerine yerleştirilmesine ilişkin süreç işletilebilecek.</p>

<p>İl içi atama ve görevlendirmeler EKİP üzerinden yürütülecek</p>

<p>Yeni dönemin bir diğer önemli ayağını dijital personel yönetimi oluşturuyor.</p>

<p>İl içi atama ve görevlendirme işlemlerinin EKİP sistemi üzerinden gerçekleştirilmesi öngörülüyor. EKİP ile EKOBS arasındaki entegrasyon sayesinde sağlık çalışanlarının görev, kadro ve çalışma bilgilerinin elektronik ortamda izlenmesi mümkün olacak.</p>

<p>1 Ağustos 2026 itibarıyla sistemlerin entegre çalışmasıyla personelin görevlendirme ve çalışma bilgilerinin elektronik ortamda doğrulanması, özlük bilgilerinin kontrol edilmesi ve ilgili kayıtların tek sistem üzerinden takip edilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Ek ödeme işlemlerinde de EKİP üzerindeki kayıtların esas alınması, personelin fiili görev ve çalışma bilgilerinin doğru ve güncel tutulmasını daha önemli hale getirecek.</p>

<p>Sağlık çalışanlarını doğrudan ilgilendiriyor</p>

<p>Yeni düzenleme özellikle geçici görevlendirmelerde yıllardır tartışılan süre meselesine somut sınırlar getirmesi bakımından öne çıkıyor.</p>

<p>Re’sen görevlendirmelerin yıllık 2 ayla sınırlandırılması, personelin talebiyle yapılan görevlendirmelerde ise yıllık 6 aylık üst sınır belirlenmesiyle geçici görevlendirmelerin süresiz bir çalışma düzenine dönüşmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Engelli personel ve bakmakla yükümlü olduğu tam bağımlı yakını bulunan çalışanlara sağlanan kolaylıklar ile eş veya çocuk vefatına bağlı yeni mazeret hakkı da sağlık personelinin ailevi ve sosyal koşullarının yer değiştirme süreçlerinde daha geniş biçimde dikkate alınmasını sağlayacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📜 Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglik-personelinin-il-ici-atama-ve-gorevlendirmelerinde-yeni-donem-sure-siniri-geldi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 17:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7321-1.jpeg" type="image/jpeg" length="13123"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tatlıdan Vazgeçmeden Protein Almanın 10 Lezzetli Yolu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tatlidan-vazgecmeden-protein-almanin-10-lezzetli-yolu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tatlidan-vazgecmeden-protein-almanin-10-lezzetli-yolu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Proteinli tatlılar, tatlı isteğini karşılarken günlük protein alımına da katkı sağlayabilir. Yoğurt, lor peyniri, chia, nohut, tofu ve kuruyemiş gibi besinlerle hazırlanan seçenekler klasik tatlılara farklı bir alternatif sunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Protein denildiğinde çoğumuzun aklına yumurta, et ya da tavuk geliyor. Oysa proteinli tatlılar da günlük beslenmeye protein eklemenin pratik yollarından biri olabilir. Özellikle yoğurt, lor peyniri, baklagiller, tofu, chia ve kuruyemişler tatlı tariflerinde şaşırtıcı derecede iyi sonuç verebiliyor. [1]</p>

<p>Burada küçük ama önemli bir ayrım var: Bir tatlının protein içermesi, onu otomatik olarak “sağlıklı” yapmıyor. Eklenen şeker, porsiyon büyüklüğü ve toplam enerji miktarı hâlâ önemli. Protein miktarına bakarken tatlının bütününe bakmak gerekiyor.</p>

<p>Proteinli tatlıların avantajı ne?</p>

<p>Protein, kas ve diğer dokuların yapımında kullanılan temel besin öğelerinden biri. Vücudumuz proteini aminoasit adı verilen daha küçük yapı taşlarına ayırıyor ve bunları kaslardan enzimlere kadar pek çok yerde kullanıyor. [2][3]</p>

<p>Ortalama sağlıklı bir yetişkin için temel günlük protein gereksinimi kilogram başına yaklaşık 0,8 gram kabul ediliyor. Ancak yaş, fiziksel aktivite, gebelik ve emzirme gibi durumlarda ihtiyaç değişebiliyor. [2]</p>

<p>Tatlıyı protein açısından zengin malzemelerle hazırlamak bu nedenle günlük toplam protein alımına küçük bir katkı sağlayabilir. Fakat asıl protein kaynaklarının dengeli ana öğünlerden gelmesi daha doğru bir yaklaşım.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Evde hazırlanabilecek 10 proteinli tatlı</p>

<p>1. Yoğurtlu meyveli dondurma</p>

<p>Sade süzme veya Yunan tipi yoğurt, protein açısından klasik yoğurttan daha yoğun olabilir. Dondurulmuş çilek, böğürtlen ya da yaban mersiniyle blenderdan geçirildiğinde birkaç dakikada dondurma kıvamında bir tatlı hazırlanabilir. [1]</p>

<p>Tatlılığı artırmak için bol şeker yerine olgun muz veya az miktarda bal kullanılabilir.</p>

<p>2. Chia pudingi</p>

<p>Chia tohumu yalnızca protein değil, aynı zamanda lif içeren bir besindir.</p>

<p>Chia tohumlarını süt veya yoğurtla karıştırıp birkaç saat buzdolabında bekletmek yeterli. Kakao, tarçın ve meyve eklenerek farklı tatlar oluşturulabilir. Yoğurt veya fıstık ezmesi eklemek protein miktarını daha da yükseltebilir. [1]</p>

<p>3. Lor veya cottage cheese ile dondurma</p>

<p>Sosyal medyada son yıllarda sık görülen bu tarifin mantığı oldukça basit.</p>

<p>Lor benzeri cottage cheese blenderdan geçirildiğinde kremsi bir yapı kazanıyor. Meyve, kakao veya fıstık ezmesi eklenip dondurulduğunda protein içeren bir dondurma alternatifi ortaya çıkıyor. Bir fincan cottage cheese yaklaşık 23 gram protein sağlayabiliyor. [1]</p>

<p>4. Yoğurt bark</p>

<p>Sade yoğun kıvamlı yoğurt bir tepsiye ince şekilde yayılıyor. Üzerine meyve, ceviz, badem veya kakao parçaları eklenip donduruluyor.</p>

<p>Donduktan sonra parçalara ayrılan bu karışım, özellikle sıcak günlerde pratik bir tatlı alternatifi olabilir.</p>

<p>5. Siyah fasulyeli brownie</p>

<p>İlk duyulduğunda biraz sıra dışı geliyor, fakat baklagiller tatlı tariflerinde kullanılabiliyor.</p>

<p>Püre haline getirilen siyah fasulye brownie hamuruna eklendiğinde hem kıvam sağlıyor hem de protein, lif, folat, magnezyum ve demir gibi besin öğelerinin miktarını artırabiliyor. [1]</p>

<p>6. Kakaolu nohut kreması</p>

<p>Humus yalnızca tuzlu olmak zorunda değil.</p>

<p>Haşlanmış nohut; kakao, fıstık ezmesi ve az miktarda bal gibi malzemelerle blenderdan geçirildiğinde çikolatalı kremaya benzeyen bir tatlı hazırlanabiliyor. Nohut aynı zamanda bitkisel protein ve lif kaynağı. [1]</p>

<p>7. Tofulu çikolatalı puding</p>

<p>Bitkisel beslenenler için seçeneklerden biri tofu.</p>

<p>Özellikle yumuşak tofu, kakao ve az miktarda tatlandırıcıyla blenderdan geçirildiğinde puding kıvamına geliyor. Tofunun tadının nötr olması tatlı tariflerinde kullanılmasını kolaylaştırıyor. [1]</p>

<p>8. Fıstık ezmeli enerji topları</p>

<p>Fıstık ezmesi, yulaf, chia veya keten tohumu ve muz gibi malzemelerle pişirmeden küçük enerji topları hazırlanabilir.</p>

<p>İki yemek kaşığı fıstık ezmesi yaklaşık 7 gram protein sağlayabilir. Ancak fıstık ezmesi enerji açısından yoğun olduğundan porsiyon miktarı burada özellikle önemli. [1]</p>

<p>9. Ballı tarçınlı kuruyemiş</p>

<p>Badem, ceviz, fındık veya yer fıstığı gibi kuruyemişler protein yanında doymamış yağlar ve çeşitli mineraller de içeriyor.</p>

<p>Az miktarda bal ve tarçınla fırınlandıklarında tatlı atıştırmalığa dönüşebilirler. Yine de kuruyemişlerde “bir avuç daha” hesabı kolayca büyüyebildiği için porsiyon kontrolü önemli.</p>

<p>10. Yulaflı protein kurabiyesi</p>

<p>Klasik kurabiyelerde protein ve lif miktarı çoğu zaman düşüktür.</p>

<p>Yulaf unu, muz, fıstık ezmesi, chia ve kabak çekirdeği gibi malzemelerin kullanılması kurabiyenin besin içeriğini değiştirebilir. Böylece yalnızca un, yağ ve şeker ağırlıklı bir tarif yerine daha dengeli bir alternatif elde edilebilir. [1]</p>

<p>Proteinli tatlı hazırlarken en sık yapılan hata</p>

<p>En büyük tuzak, “proteinliyse sınırsız yenebilir” düşüncesi.</p>

<p>Protein tozu, fıstık ezmesi veya yoğurt eklenmiş bir tatlı yine yüksek miktarda şeker ve enerji içerebilir. Bal ve akçaağaç şurubu gibi ürünler de sonuçta tatlandırıcıdır.</p>

<p>Ayrıca günlük protein ihtiyacını yalnızca protein barları, tozları veya “yüksek proteinli” ürünlerle tamamlamaya çalışmak gerekli değil. Et, balık, yumurta ve süt ürünlerinin yanı sıra mercimek, fasulye, nohut, soya, kuruyemiş ve tohumlar da protein sağlayabilir. Protein kaynaklarını çeşitlendirmek, beraberinde farklı vitamin, mineral, lif ve sağlıklı yağların alınmasını kolaylaştırır. [2][3]</p>

<p>Uzmanlar Ne Öneriyor?</p>

<ul>
 <li>Tatlılarda sade yoğurt, lor/cottage cheese, chia, tofu ve baklagillerden yararlanılabilir.</li>
 <li>Hazır aromalı ürünler yerine sade ürün seçilip tat meyve ve tarçınla zenginleştirilebilir.</li>
 <li>Fıstık ezmesi ve kuruyemişlerde porsiyon miktarına dikkat edilmeli.</li>
 <li>“Yüksek protein” ibaresi tek başına seçim ölçütü olmamalı; şeker, doymuş yağ ve toplam enerji de değerlendirilmeli.</li>
 <li>Protein yalnızca tek öğüne yüklenmek yerine gün içindeki öğünlere dağıtılabilir.</li>
 <li>Proteinli tatlılar, dengeli beslenmenin yerine geçen ürünler değil, doğru malzemeler kullanıldığında tatlı tercihini çeşitlendiren seçenekler olarak görülmeli.</li>
</ul>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li><a href="http://health.com/" rel="nofollow">Health.com</a>. 15 High-Protein Desserts To Satisfy Your Sweet Tooth. Güncelleme: 20 Aralık 2025.</li>
 <li>Harvard Health Publishing. High-protein foods: The best protein sources to include in a healthy diet.</li>
 <li>U.S. Department of Agriculture, MyPlate. Protein Foods Group.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tatlidan-vazgecmeden-protein-almanin-10-lezzetli-yolu</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 16:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7655.jpeg" type="image/jpeg" length="60061"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Konuşuyor Ama Anlamıyordu: Carl Wernicke’nin Büyük Keşfi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/konusuyor-ama-anlamiyordu-carl-wernickenin-buyuk-kesfi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/konusuyor-ama-anlamiyordu-carl-wernickenin-buyuk-kesfi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1874’te henüz 26 yaşındaki Carl Wernicke, konuşmaları akıcı olduğu hâlde söylenenleri anlamakta güçlük çeken hastaları inceleyerek dilin beyindeki örgütlenmesine ilişkin etkili bir model geliştirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Onun çalışmaları, afazinin anlaşılmasını değiştirdi ve modern dil nörobiliminin temellerinden birini oluşturdu.<br />
Alman hekim Carl Wernicke, 1874’te Breslau’da yayımladığı 72 sayfalık “Der aphasische Symptomencomplex” adlı eserinde, beyin hasarı sonrasında ortaya çıkan farklı dil bozukluklarını klinik bulgular ve anatomi üzerinden açıklamaya çalıştı. Wernicke’nin üzerinde durduğu hastalar konuşabiliyor, hatta cümleleri akıcı biçimde kurabiliyordu; ancak söylenenleri anlamakta ve doğru sözcükleri seçmekte ciddi güçlük yaşayabiliyorlardı. Bu tablo daha sonra “Wernicke afazisi” veya tarihsel adıyla “duyusal afazi” olarak anılacaktı. [1] [2]<br />
Afazi, kişinin zekâsını kaybetmesi değil; inme, beyin travması veya başka bir beyin hastalığı sonrasında konuşma, anlama, okuma ya da yazma gibi dil becerilerinin bozulması anlamına geliyor.<br />
Broca’dan Sonra Dilin Başka Bir Yüzü Ortaya Çıktı<br />
Wernicke’den önce Fransız hekim Paul Broca, konuşma üretimindeki bozukluklarla beynin sol ön bölgesi arasındaki ilişkiye dikkat çekmişti.<br />
Broca’nın hastaları çoğu zaman ne söylemek istediklerini biliyor ancak sözcükleri üretmekte büyük güçlük çekiyordu. Konuşmaları yavaş, kısa ve çabalı olabiliyordu.<br />
Wernicke’nin karşılaştığı tablo ise farklıydı.<br />
Hastalar konuşmakta zorlanmıyor, hatta bazen oldukça hızlı ve uzun cümleler kuruyordu. Fakat konuşmanın içeriği yanlış sözcüklerle, ses hatalarıyla veya anlamı bozan ifadelerle dolabiliyordu. Daha önemlisi, karşılarındaki kişinin söylediklerini anlamakta güçlük çekiyorlardı.<br />
Bu gözlem, dilin yalnızca konuşma üretiminden ibaret olmadığını gösteren önemli adımlardan biri oldu.<br />
Ancak Wernicke bu alana tamamen boş bir zeminde başlamadı. Özellikle Viyana’da yanında çalıştığı nöroanatomist Theodor Meynert’in yanı sıra Charlton Bastian ve Johann Schmidt gibi araştırmacılar da işitilen dilin anlaşılması ve beyin bölgeleri arasındaki ilişkiler üzerine daha önce fikirler geliştirmişti. Wernicke’nin önemi, bu birikimi klinik gözlemler ve anatomik bulgularla bir araya getirerek sistemli bir dil modeli oluşturmasındaydı. [1] [3]<br />
26 Yaşında 10 Hastadan Bir Dil Modeline<br />
Wernicke, afazi üzerine hazırladığı 1874 tarihli monografisinde 10 hastayı değerlendirdi. Bunlardan dördünde ölüm sonrası beyin incelemelerinden de yararlandı. [1] [3]<br />
Dikkatini özellikle beynin sol temporal lobundaki, yani kulağa yakın yan bölümündeki hasarlar çekti.<br />
Bu gözlemlerden yola çıkarak işitilen sözcüklerin zihinsel ses örüntülerinin beynin bu bölgesindeki sinir sistemleriyle ilişkili olabileceğini düşündü.<br />
Daha sonra “Wernicke alanı” olarak anılacak bölge, klasik nöroloji anlatımında dil açısından baskın beyin yarımküresindeki arka üst temporal bölgeyle ilişkilendirildi. Çoğu insanda dil işlevlerinde baskın yarımküre soldur. [1]<br />
Ancak Wernicke’nin kalıcı katkısı yalnızca beyinde ikinci bir “dil merkezi” önermesi değildi.<br />
Beyindeki Bölgelerin Birbirleriyle Konuştuğunu Düşündü<br />
Wernicke’nin modeli, dili birbirinden bağımsız çalışan beyin noktaları olarak görmüyordu.<br />
Konuşmanın anlaşılması ve üretilmesiyle ilişkili bölgelerin sinir lifleri aracılığıyla birbirine bağlandığını öne sürdü. Ona göre iki bölge tek başına sağlam olsa bile aralarındaki bağlantı bozulursa farklı bir dil bozukluğu ortaya çıkabilirdi. [3]<br />
Bu düşünce, dönemi için oldukça ileri bir yaklaşımdı.<br />
Wernicke bu model üzerinden, bağlantıların zarar görmesine bağlı başka bir afazi tablosunun ortaya çıkabileceğini de öngördü. Sonraki nöroloji literatüründe bu durum “iletim afazisi” olarak adlandırıldı.<br />
Böylece Wernicke’nin 1874’teki modeli yalnızca beynin “neresinde” dil bulunduğunu değil, farklı bölgelerin “nasıl bağlantı kurduğu” sorusunu da nörolojinin gündemine taşıdı. [3]<br />
Wernicke Afazisinde Kişi Nasıl Konuşur?<br />
Klasik Wernicke afazisinde kişinin konuşması akıcı olabilir.<br />
Cümlelerin uzunluğu ve konuşmanın melodisi normal görünebilir. Buna karşın kişi yanlış kelimeler kullanabilir, kelimelerin seslerini karıştırabilir veya dinleyenin anlamakta zorlanacağı ifadeler oluşturabilir.<br />
En belirgin sorunlardan biri konuşulan dili anlamadaki bozulmadır. Tekrarlama becerisi de etkilenebilir.<br />
Bu nedenle dışarıdan bakıldığında kişi rahat konuşuyor gibi görünse bile dil sistemi ciddi biçimde zarar görmüş olabilir.<br />
Günümüzde bu tür tablolar özellikle beynin sol temporal bölgesi ve çevresindeki dil ağlarını etkileyen inmelerden sonra görülebiliyor.<br />
Modern Bilim Tek Bir “Wernicke Merkezi” Görmüyor<br />
Wernicke’nin adı tıp kitaplarında uzun yıllar “dili anlama merkezi” ile özdeşleşti. Modern nörobilim ise bu anlatının fazla basit olduğunu gösteriyor.<br />
Günümüzde temel dil işlevlerinin ağırlıklı olarak sol frontal ve temporal bölgelerden oluşan, güçlü biçimde bağlantılı bir çekirdek dil ağı tarafından desteklendiği; bu ağın da işitme, hareket, dikkat ve diğer bilişsel sistemlerle birlikte çalıştığı düşünülüyor. [4]<br />
Bu nedenle konuşmayı anlamak tek bir küçük beyin bölgesinin görevi olarak kabul edilmiyor.<br />
Modern lezyon ve beyin görüntüleme çalışmaları, geleneksel olarak “Wernicke alanı” diye işaretlenen bölgenin yalnızca sözcük anlamını çözmekle sınırlı olmadığını; konuşma üretimi ve farklı dil işlemlerinde de rol oynayabildiğini gösteriyor. Dilin anlamlandırılması ise temporal lobun daha geniş bölümlerini ve başka bağlantılı ağları içeriyor. [5]<br />
Bu yeni bilgiler Wernicke’nin tarihsel önemini azaltmıyor.<br />
Aksine, onun en kalıcı düşüncesinin tek bir beyin noktasından çok, bölgeler arasındaki bağlantılar olduğu bugün daha iyi anlaşılıyor.<br />
Wernicke Ensefalopatisini de Tanımladı<br />
Carl Wernicke’nin tıp tarihindeki izi yalnızca afaziyle sınırlı değil.<br />
1881’de göz hareketlerinde bozukluk, denge ve yürüme güçlüğü ile bilinç değişikliklerinin birlikte görüldüğü ciddi bir nörolojik tabloyu tanımladı. Bu hastalık daha sonra “Wernicke ensefalopatisi” olarak adlandırıldı.<br />
Bugün bu tablonun tiamin, yani B1 vitamini eksikliğiyle ilişkili olduğu biliniyor ve hızlı tedavi edilmediğinde kalıcı nörolojik hasara yol açabiliyor. [1]<br />
Bir Bisiklet Kazısıyla Sona Eren Yaşam<br />
Carl Wernicke 1848’de Prusya’nın Silezya bölgesindeki Tarnowitz’de doğdu. Nöroloji, psikiyatri ve beyin anatomisi üzerine çalışarak dönemin nöropsikiyatri anlayışının gelişmesine önemli katkılar yaptı. [1]<br />
1904’te Halle Üniversitesi Psikiyatri ve Sinir Hastalıkları Kliniği’nin başına geçti.<br />
Ancak yeni görevinden kısa süre sonra, 1905’te Thüringen Ormanı’nda çıktığı bir bisiklet gezisinde kaza geçirdi. Ağır yaralanan Wernicke, iki gün sonra 15 Haziran 1905’te 57 yaşında hayatını kaybetti. [1]<br />
Wernicke’nin 1874’te geliştirdiği dil modeli bugün birebir kabul edilmiyor. İnsan beyninin dil sistemi, onun döneminde düşünülebileceğinden çok daha karmaşık ve geniş bir ağ olarak görülüyor.<br />
Yine de 26 yaşındaki bir hekimin hastalarının yalnızca “konuşup konuşamadığına” değil, sözcüklerle anlam arasındaki bağın nasıl bozulduğuna dikkat etmesi nörolojinin yönünü değiştirdi. Daha da önemlisi, beynin yalnızca ayrı merkezlerden değil, birbirleriyle haberleşen sistemlerden oluştuğunu düşünmesi, modern bağlantı temelli nörobilimin erken habercilerinden biri oldu. [3]<br />
Kaynaklar<br />
[1] Ahmad A, Jagdhane N, Ademmer K, Choudhari K. Carl Wernicke of the Wernicke Area: A Historical Review. World Neurosurgery. 2024;185:225-233. DOI: 10.1016/j.wneu.2024.02.103.<br />
[2] Wernicke C. Der aphasische Symptomencomplex: Eine psychologische Studie auf anatomischer Basis. Breslau: Max Cohn &amp; Weigert; 1874.<br />
[3] Roelofs A. Wernicke’s functional neuroanatomy model of language turns 150: what became of its psychological reflex arcs? Brain Structure and Function. 2024;229(9):2079-2096. DOI: 10.1007/s00429-024-02785-5.<br />
[4] Fedorenko E, Ivanova AA, Regev TI. The language network as a natural kind within the broader landscape of the human brain. Nature Reviews Neuroscience. 2024;25(5):289-312. DOI: 10.1038/s41583-024-00802-4.<br />
[5] Binder JR. The Wernicke area: Modern evidence and a reinterpretation. Neurology. 2015;85(24):2170-2175. DOI: 10.1212/WNL.0000000000002219.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/konusuyor-ama-anlamiyordu-carl-wernickenin-buyuk-kesfi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/carl-wernicke-haber-gorseli-150kb.jpg" type="image/jpeg" length="60703"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kahveyi İçip Rahatça Uyuyor Musunuz? Kafein Uykuyu Fark Etmeden Etkileyebilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kahveyi-icip-rahatca-uyuyor-musunuz-kafein-uykuyu-fark-etmeden-etkileyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kahveyi-icip-rahatca-uyuyor-musunuz-kafein-uykuyu-fark-etmeden-etkileyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kafein aldıktan sonra kolayca uykuya dalmak, uykunun etkilenmediği anlamına gelmeyebilir. Bilimsel çalışmalar, kafeinin uyku sırasında beynin elektriksel faaliyetini değiştirebildiğini ve özellikle derin uykuyu etkileyebildiğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kafeinin uyku üzerindeki etkisi yalnızca uyuyamamak değil</p>

<p>Akşam kahvesini içtikten sonra yatağa giriyor ve birkaç dakika içinde uyuyabiliyorsanız, “Kafein beni etkilemiyor” diye düşünebilirsiniz. Ancak yeni bilimsel veriler, kafein ve uyku arasındaki ilişkinin bundan daha karmaşık olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Araştırmalar, kafeinin yalnızca uykuya dalma süresini veya toplam uyku süresini değiştirmediğini gösteriyor. Kişi normal sürede uyusa bile beynin gece boyunca çalışma biçiminde daha ince değişiklikler meydana gelebiliyor.</p>

<p>2026 yılında yayımlanan kapsamlı bir bilimsel değerlendirmede, kafeinin uyku sırasında ölçülen beyin dalgaları üzerindeki etkileri incelendi. Araştırmacılar özellikle derin ve dinlendirici uykuyla bağlantılı yavaş beyin dalgalarının kafeinden etkilenebileceğine dikkat çekti. [1]</p>

<p>Bu nedenle sabah uyandığınızda yalnızca “Kaç saat uyudum?” sorusuna değil, “Ne kadar dinlenmiş hissediyorum?” sorusuna da bakmak önemli olabilir.</p>

<p>Beyin uyurken de kafeinin etkisi sürebiliyor</p>

<p>Uyku sırasında beyin tamamen kapanmaz. Gece boyunca farklı uyku evrelerinden geçer ve elektriksel faaliyetinin yapısı değişir.</p>

<p>Derin uykuda yavaş beyin dalgaları daha belirgin hale gelir. Bu dönem, kaliteli uykunun önemli parçalarından biridir.</p>

<p>Kafein ise beyinde uyku baskısının oluşmasına katkıda bulunan adenozin adlı maddenin etkisini engeller. Adenozin gün boyunca birikir ve zaman ilerledikçe uykulu hissetmemizde rol oynar. Kafein bu sinyali geçici olarak baskılayarak daha uyanık hissetmemizi sağlar.</p>

<p>Sorun şu ki bu etki yatağa girdiğimiz anda bir düğme gibi kapanmayabilir.</p>

<p>Uyku sırasında yapılan EEG ölçümleri, kafein alındığında beynin elektriksel faaliyetinin bazı yönlerden daha “uyanık” bir yapıya kayabildiğini gösteriyor. [1][2]</p>

<p>8 saat uyumak her zaman aynı 8 saat olmayabilir</p>

<p>Kafeinin uyku üzerindeki en dikkat çekici yönlerinden biri burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Bir kişi sekiz saat yatağında kalabilir, geceyi büyük ölçüde kesintisiz geçirebilir ve sabah “Gayet iyi uyudum” diyebilir. Buna rağmen beyin dalgalarında derin uykuyla ilişkili bazı özelliklerin azalması mümkün olabilir.</p>

<p>2025 yılında Communications Biology’de yayımlanan kontrollü bir çalışmada 40 yetişkinin uyku sırasındaki beyin faaliyetleri incelendi. Katılımcılara 200 mg kafein veya plasebo verildi ve uyku sırasında EEG kayıtları karşılaştırıldı.</p>

<p>Kafein alınan gecelerde beynin elektriksel faaliyetinin daha karmaşık hale geldiği ve özellikle NREM uykusunda daha uyarılmış bir yapıya doğru kaydığı görüldü. [2]</p>

<p>Bu bulgu, “Kahve içtim ama yine de uyudum” cümlesinin tek başına kafeinden etkilenmediğimizi göstermediğini düşündürüyor.</p>

<p>Ancak araştırmacılar bu değişikliklerin uzun vadeli sağlık sonuçlarının henüz kesin olarak bilinmediğini de vurguluyor. Küçük bir çalışma üzerinden kafeinin kalıcı beyin hasarına yol açtığı gibi bir sonuç çıkarmak doğru değil.</p>

<p>Kafein neden herkesi aynı şekilde etkilemiyor?</p>

<p>Bir arkadaşınız akşam yemeğinden sonra espresso içip rahatça uyurken siz öğleden sonra içtiğiniz kahve nedeniyle gece tavana bakıyor olabilirsiniz.</p>

<p>Bu fark şaşırtıcı değil.</p>

<p>Kafeinin vücuttaki etkisi kişiden kişiye değişebilir. Yaş, genetik özellikler, kullanılan ilaçlar, günlük tüketim miktarı, metabolizma hızı ve kişinin kafeine duyarlılığı bu süreyi etkileyebilir. [1][3]</p>

<p>Kafeinin vücuttan temizlenmesi de zaman alır. Yaklaşık beş saatlik bir yarı ömür sık kullanılan bir ortalamadır. Basitçe anlatmak gerekirse, 200 mg kafein aldıktan yaklaşık beş saat sonra vücutta bunun kabaca yarısı hâlâ bulunabilir. Kişisel farklılıklar nedeniyle bu süre daha kısa veya çok daha uzun olabilir. [4]</p>

<p>Dolayısıyla yalnızca son kahvenin saati değil, gün boyunca alınan toplam kafein miktarı da önem taşır.</p>

<p>Kafein sadece kahvede bulunmuyor</p>

<p>Günlük kafein hesabı yapılırken yalnızca kahve fincanlarını saymak yanıltıcı olabilir.</p>

<p>Kafein;</p>

<p>* kahvede,<br />
* siyah ve yeşil çayda,<br />
* enerji içeceklerinde,<br />
* bazı gazlı içeceklerde,<br />
* çikolatada,<br />
* bazı ilaç ve takviye ürünlerinde</p>

<p>bulunabilir.</p>

<p>Özellikle gün içinde birkaç farklı kaynaktan kafein tüketen kişiler farkında olmadan yüksek miktarlara ulaşabilir.</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi, çoğu sağlıklı yetişkin için günlük 400 mg’a kadar kafeinin genellikle olumsuz etkilerle ilişkilendirilmediğini belirtiyor. Ancak bu değer herkes için ideal tüketim miktarı anlamına gelmiyor. Kafeine duyarlılık kişiden kişiye önemli ölçüde değişiyor. [3]</p>

<p>Kafein ve uyku: Kahveyi kaçta bırakmak gerekir?</p>

<p>Herkes için geçerli tek bir saat söylemek mümkün değil.</p>

<p>Kafeinin etkisinin saatler boyunca devam edebilmesi nedeniyle özellikle uyku sorunu yaşayan kişilerin öğleden sonraki ve akşam saatlerindeki tüketimlerini gözden geçirmeleri yararlı olabilir.</p>

<p>Bazı sağlık kuruluşları yatmadan birkaç saat önce kafeinden kaçınılmasını önerirken, kafeine duyarlı kişilerde bu sürenin daha uzun tutulması gerekebilir. NHS kaynaklarında da kafeinin etkilerinin saatlerce sürebileceği ve uyku sorunu yaşayan kişilerin özellikle akşam tüketimini azaltmasının yararlı olabileceği belirtiliyor. [4]</p>

<p>Pratik yöntemlerden biri, birkaç hafta boyunca son kafein saatini erkene çekip uykuya dalma süresi, gece uyanmaları ve sabah dinlenmiş hissetme durumundaki değişimi gözlemlemek olabilir.</p>

<p>“Kahve beni etkilemiyor” demeden önce buna dikkat</p>

<p>Kafeinin en yanıltıcı taraflarından biri, kişinin kendi uykusunu değerlendirmesiyle ölçülen uyku kalitesinin her zaman aynı şeyi göstermemesi.</p>

<p>İnsan gece boyunca gerçekleşen beyin dalgası değişikliklerini hissedemez.</p>

<p>Bu nedenle akşam kahvesinden sonra rahatça uykuya dalabilmek önemli bir bilgi olsa da tek ölçüt değildir.</p>

<p>Sabah zor uyanma, gün içinde sürekli yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü veya yeniden kafeine ihtiyaç duyma şeklinde bir döngü oluşuyorsa günlük kafein alışkanlığını değerlendirmek mantıklı olabilir.</p>

<p>Kafein gündüz yorgunluğunu bastırırken gece uykusunu etkiliyor, ertesi gün ortaya çıkan yorgunluk da daha fazla kafein tüketimine yol açıyorsa fark edilmesi zor bir döngü ortaya çıkabilir. [1]</p>

<p>Uzmanlar Ne Öneriyor?</p>

<p>* Uyku sorununuz varsa gün içindeki toplam kafein miktarınızı gözden geçirin.<br />
* Kahvenin yanı sıra çay, enerji içeceği, kola ve çikolatanın da kafein içerebildiğini unutmayın.<br />
* Akşam kafeinini azaltmayı veya son kahvenizi daha erken saate çekmeyi deneyin.<br />
* Yalnızca kaç saat uyuduğunuza değil, sabah ne kadar dinlenmiş uyandığınıza da dikkat edin.<br />
* Kafeini gündüz yorgunluğunu sürekli bastırmak için kullanıyorsanız yorgunluğun altında başka bir neden olup olmadığını değerlendirin.<br />
* Gebelik, emzirme, bazı hastalıklar veya düzenli ilaç kullanımı söz konusuysa uygun kafein miktarı için sağlık profesyoneline danışın.<br />
* Süregelen uykusuzluk veya belirgin gündüz uykululuğunu yalnızca kahve tüketimine bağlamayın.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. Chmiel J, Kurpas D. The Caffeinated Brain Part 2: The Effect of Caffeine on Sleep-Related Electroencephalography (EEG): A Systematic and Mechanistic Review. Nutrients, 2026.<br />
2. Thölke P ve ark. Caffeine induces age-dependent increases in brain complexity and criticality during sleep. Communications Biology, 2025.<br />
3. U.S. Food and Drug Administration (FDA). Spilling the Beans: How Much Caffeine is Too Much?<br />
4. NHS. Kafein, yorgunluk ve sağlıklı uyku önerileri.<br />
5. NHS. Excessive Daytime Sleepiness (Hypersomnia). </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kahveyi-icip-rahatca-uyuyor-musunuz-kafein-uykuyu-fark-etmeden-etkileyebilir</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7651.jpeg" type="image/jpeg" length="44343"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rapamisin Yaşlanmayı Yavaşlatabilir mi? İnsan Verileri Ne Diyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/rapamisin-yaslanmayi-yavaslatabilir-mi-insan-verileri-ne-diyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rapamisin-yaslanmayi-yavaslatabilir-mi-insan-verileri-ne-diyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hayvan deneylerinde yaşam süresini uzatabilen rapamisin, longevity araştırmalarının en dikkat çekici ilaç adaylarından biri]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ancak 2025 ve 2026’da yayımlanan insan çalışmalarında bazı biyolojik etkiler görülse de rapamisinin insan ömrünü uzattığı veya yaşlanmayı yavaşlattığı henüz kanıtlanmış değil.<br />
ABD merkezli AgelessRx araştırmacılarının yürüttüğü PEARL çalışmasında, 50–85 yaşlarındaki sağlıklı yetişkinler 48 hafta boyunca haftada bir rapamisin veya plasebo kullandı. Çalışmayı tamamlayan 114 kişinin sonuçlarında rapamisin, araştırmanın temel ölçütü olan visseral yağda, yani karın içi organların çevresindeki yağ dokusunda plaseboya karşı anlamlı üstünlük göstermedi. Bazı ikincil ölçümlerde olumlu sinyaller görülse de bunlar rapamisinin bir “uzun yaşam ilacı” olduğunu kanıtlamıyor. [1]<br />
Rapamisin Neden Yaşlanma Araştırmalarının Merkezinde?<br />
Rapamisin, hücrelerde mTOR adı verilen önemli bir sistemi baskılıyor. mTOR; hücrenin enerji ve besin durumunu algılayarak büyüme, protein üretimi ve metabolizma gibi süreçleri düzenleyen bir tür biyolojik kontrol merkezi olarak düşünülebilir.<br />
Yaşlanma araştırmalarında mTOR sisteminin uzun süre yüksek etkinlik göstermesinin bazı yaşlanma süreçleriyle bağlantılı olabileceği düşünülüyor. Rapamisin bu yolu baskıladığı için bilim insanlarının ilgisini çekiyor. [4]<br />
İlacın longevity alanındaki ününün önemli bölümü hayvan deneylerinden geliyor. Nature dergisinde 2009’da yayımlanan ve ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü programı kapsamında üç farklı merkezde yürütülen araştırmada, ileri yaşta rapamisin verilmeye başlanan genetik olarak farklı farelerin hem dişilerinde hem erkeklerinde yaşam süresinin uzadığı gösterildi. Yaşamın ileri ucundaki ölçümlerde artış dişi farelerde yaklaşık yüzde 14, erkeklerde yüzde 9 olarak hesaplandı. [2]<br />
Ancak farelerde ömrü uzatan bir tedavinin insanlarda da aynı etkiyi göstereceği varsayılamaz.<br />
48 Haftalık PEARL Çalışması Ne Buldu?<br />
Aging dergisinde 2025’te yayımlanan PEARL araştırması, sağlıklı yaşlanan insanlarda düşük doz ve aralıklı rapamisin kullanımını inceleyen en uzun randomize çalışmalardan biri oldu.<br />
Çalışmayı tamamlayan 114 kişinin 40’ı haftada 5 miligram, 35’i haftada 10 miligram rapamisin, 39’u ise plasebo aldı. Araştırmaya başlayan kişilerden 11’i çalışmayı tamamlamadı ve temel sonuç analizine dahil edilmedi. [1]<br />
Çalışma çift kördü; yani katılımcılar da araştırmacılar da çalışma sırasında kimin rapamisin, kimin plasebo kullandığını bilmiyordu.<br />
Araştırmanın temel ölçütü visseral yağdı. Rapamisin, bu ölçütte plaseboya göre anlamlı bir üstünlük sağlamadı. [1]<br />
Buna karşılık haftada 10 miligram alan kadınlarda yağsız doku kütlesi ve bildirilen ağrı düzeyleri açısından bazı olumlu değişiklikler görüldü. Haftada 5 miligram alan grupta ise genel sağlık değerlendirmesinde iyileşme bildirildi. [1]<br />
Ancak bu sonuçların dikkatli yorumlanması gerekiyor. Özellikle 10 miligram grubunda yalnızca 8 kadın bulunuyordu. Bu kadar küçük bir alt gruptaki sonuçlar, daha geniş ve bağımsız çalışmalarda doğrulanmadan kesin kabul edilemez.<br />
Yan Etkiler Açısından Ne Görüldü?<br />
Çalışmada ciddi ve ciddi olmayan advers olayların, yani istenmeyen sağlık sorunlarının toplam yükü gruplar arasında genel olarak benzerdi.<br />
Buna karşılık mide-bağırsak yakınmaları rapamisin kullananlarda plaseboya göre daha sık görüldü. [1]<br />
Bu bulgu, düşük ve aralıklı dozlarda rapamisinin kısa ve orta vadede tolere edilebildiğini düşündürebilir. Ancak 48 haftalık bir çalışma, ilacın sağlıklı insanlarda yıllarca kullanılmasının güvenli olup olmadığını göstermek için yeterli değil.<br />
Rapamisin sıradan bir besin takviyesi değil. Bağışıklık sistemi ve metabolizma üzerinde güçlü etkileri bulunan reçeteli bir ilaç.<br />
Dozlarla İlgili Önemli Bir Ayrıntı<br />
PEARL çalışmasının yorumlanmasını zorlaştıran noktalardan biri de kullanılan rapamisin formuydu.<br />
Araştırmada standart ticari ürün yerine özel hazırlanmış bir rapamisin formülasyonu kullanıldı. Sonraki ölçümler, bu ürünle elde edilen kandaki rapamisin düzeyinin ticari formülasyonlara kıyasla yaklaşık üçte bir seviyesinde olabileceğini gösterdi. [1]<br />
Bu nedenle çalışmadaki “haftada 5 veya 10 miligram” dozları, başka rapamisin ürünlerinde kullanılan aynı miligram değerleriyle doğrudan karşılaştırılamaz.<br />
Araştırmanın başka bir sınırlılığı da insan ömrünü ölçmemesiydi. Katılımcılar yalnızca 48 hafta izlendi.<br />
Ayrıca makaledeki tüm yazarların AgelessRx çalışanı ve hissedarı oldukları bildirildi. Bu çıkar çatışması çalışmayı geçersiz kılmaz; ancak sonuçların bağımsız araştırma ekipleri tarafından tekrarlanmasının önemini artırır. [1]<br />
2026 Çalışması Bağışıklık Hücrelerine Odaklandı<br />
Aging Cell dergisinde 2026’da yayımlanan Oxford ve Nottingham üniversitelerinden araştırmacıların çalışması, rapamisinin yaşlanan bağışıklık sistemi üzerindeki etkisini inceledi.<br />
Laboratuvar deneylerinin yanında küçük bir plasebo kontrollü insan çalışması da yapıldı. Yaşça büyük dokuz erkek gönüllünün dördü dört ay boyunca günde 1 miligram rapamisin, beşi ise plasebo aldı. Grupların ortalama yaşları yaklaşık 60–64 yıl arasındaydı. [3]<br />
Rapamisin alanların bazı bağışıklık hücrelerinde p21 adı verilen, DNA hasarı ve hücresel yaşlanmayla ilişkili bir göstergenin azaldığı görüldü. Araştırmacılar bunun hücrelerin DNA hasarına karşı dayanıklılığında değişime işaret edebileceğini bildirdi. [3]<br />
Ancak dokuz kişilik bu çalışma, rapamisinin kalp hastalığını, kanseri, demansı veya ölümü azaltıp azaltmadığını değerlendirebilecek büyüklükte değildi.<br />
Biyolojik Bir İşaretin Değişmesi Ömrün Uzadığı Anlamına Gelmiyor<br />
Longevity araştırmalarında en önemli ayrımlardan biri burada ortaya çıkıyor.<br />
Bir ilacın p21, inflamasyon veya başka bir yaşlanma belirtecini değiştirmesi, kişinin gerçekten daha uzun veya daha sağlıklı yaşayacağını tek başına kanıtlamaz.<br />
Bunu gösterebilmek için çok daha geniş insan gruplarının yıllarca izlendiği randomize araştırmaların; kırılganlık, kalp-damar hastalıkları, demans, kanser, bağımsız yaşam süresi ve ölüm gibi gerçek klinik sonuçları değerlendirmesi gerekiyor.<br />
Rapamisin ayrıca doza ve kullanım biçimine bağlı olarak ağız yaraları, enfeksiyonlar, kan şekeri değişiklikleri ve kan yağlarında yükselme gibi sorunlara yol açabiliyor. Sağlıklı insanların longevity amacıyla uzun süre düşük doz kullanmasının riskleri ise henüz yeterince bilinmiyor. [4]<br />
Bu nedenle bugün eldeki veriler rapamisini sağlıklı insanların kendi başına kullanabileceği kanıtlanmış bir uzun yaşam tedavisi hâline getirmiyor.<br />
Farelerdeki sonuçlar güçlü, insan çalışmalarındaki bazı biyolojik sinyaller ise araştırmaya değer görünüyor. Ancak bilim açısından asıl soru hâlâ açık: Rapamisin yalnızca yaşlanmayla ilişkili bazı göstergeleri mi değiştiriyor, yoksa insanların hastalıksız geçirdiği yılları ve yaşam süresini gerçekten artırabiliyor mu? Bunun yanıtını ancak daha büyük, uzun süreli ve bağımsız insan çalışmaları verebilir.<br />
Kaynaklar<br />
[1] Moel M, Harinath G, Lee V, Nyquist A, Morgan SL, Isman A, Zalzala S. Influence of rapamycin on safety and healthspan metrics after one year: PEARL trial results. Aging. 2025;17(4):908-936. DOI: 10.18632/aging.206235.<br />
[2] Harrison DE, Strong R, Sharp ZD, et al. Rapamycin fed late in life extends lifespan in genetically heterogeneous mice. Nature. 2009;460:392-395. DOI: 10.1038/nature08221.<br />
[3] Kell L, Jones EJ, Gharahdaghi N, et al. Rapamycin Exerts Its Geroprotective Effects in the Ageing Human Immune System by Enhancing Resilience Against DNA Damage. Aging Cell. 2026;25(2):e70364. DOI: 10.1111/acel.70364.<br />
[4] Lamming DW. Bench to bedside: is rapamycin headed for the docTOR? GeroScience. 2026;48:4547-4570. DOI: 10.1007/s11357-026-02306-8.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧬 Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/rapamisin-yaslanmayi-yavaslatabilir-mi-insan-verileri-ne-diyor</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/rapamisin-haber-gorseli-150kb.jpg" type="image/jpeg" length="48198"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zombi Hücreler Yaşlanmayı Hızlandırıyor mu? Bilim Ne Diyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/zombi-hucreler-yaslanmayi-hizlandiriyor-mu-bilim-ne-diyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/zombi-hucreler-yaslanmayi-hizlandiriyor-mu-bilim-ne-diyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaşlandıkça bazı hücreler bölünmeyi bırakıyor ancak vücuttan tamamen kaybolmuyor. “Senesan hücre” adı verilen bu hücrelerin birikmesi yaşa bağlı hastalıklarla ilişkilendiriliyor; onları seçici biçimde ortadan kaldırmayı amaçlayan senolitik tedaviler ise umut verici olsa da insanlarda yaşlanmayı yavaşlattığı henüz kanıtlanmış değil]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’nin desteklediği Cellular Senescence Network (SenNet), 2026’da insan vücudundaki senesan hücrelerin farklı dokularda nasıl değiştiğini ortaya koyan kapsamlı araştırmalar yayımladı. Cell dergisinde yayımlanan SenNet değerlendirmesi, senesan hücrelerin tek tip olmadığını; bulundukları dokuya, yaşa ve hastalık durumuna göre farklı özellikler gösterebildiğini vurguladı. [1]</p>

<p>Bu sonuç, yaşlanmayı hedefleyen tedaviler açısından önemli. Bilim insanları artık yalnızca “yaşlı hücreleri temizlemek” yerine hangi hücrenin, hangi dokuda ve hangi durumda zararlı hâle geldiğini anlamaya çalışıyor.</p>

<p>Senesan Hücre Nedir?</p>

<p>Normal hücreler gerektiğinde bölünerek dokuların yenilenmesine katkıda bulunur. Senesan hücreler ise DNA hasarı, hücresel stres veya başka etkiler sonucunda kalıcı biçimde bölünmeyi bırakabilir.</p>

<p>Ancak bu hücreler ölmez. Metabolik olarak aktif kalabilir ve çevrelerine çeşitli moleküller salgılamaya devam edebilir.</p>

<p>Bu salgıların bir bölümü SASP olarak adlandırılan “senesansla ilişkili salgı fenotipi”ni oluşturur. Basitçe anlatmak gerekirse yaşlanmış hücre, çevresindeki dokulara inflamasyonu, yani iltihabi yanıtı artırabilecek kimyasal mesajlar gönderebilir. [1]</p>

<p>Bu nedenle senesan hücreler popüler bilimde zaman zaman “zombi hücreler” olarak adlandırılıyor. Ancak bu bilimsel bir terim değil.</p>

<p>Üstelik bu hücrelerin tamamı zararlı değil. Senesans; yara iyileşmesi, doku onarımı ve hasarlı hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalmasını önleme gibi yararlı süreçlerde de görev alabiliyor. Sorun, bazı senesan hücrelerin zamanında temizlenmeyip dokularda uzun süre birikmesiyle ortaya çıkabiliyor. [1]</p>

<p>2026 Araştırması Tek Bir “Zombi Hücre” Tipi Olmadığını Gösterdi</p>

<p>Molecular Cell dergisinde 2026’da yayımlanan SenCat çalışmasında araştırmacılar, 14 farklı insan hücre tipini ve 30’dan fazla hücresel senesans modelini inceledi.</p>

<p>Hücrelerin gen faaliyetleri ve ürettikleri proteinler karşılaştırıldığında, bütün senesan hücreleri güvenilir biçimde tanımlayan tek bir evrensel işaret bulunamadı. Bunun yerine farklı hücrelerin farklı senesans özellikleri taşıdığı görüldü. [2]</p>

<p>Bu durum tedavi geliştirmeyi zorlaştırıyor.</p>

<p>Yaşlanmış bir böbrek hücresiyle yaşlanmış bir bağışıklık hücresinin aynı biyolojik özelliklere sahip olmaması, bütün senesan hücreleri tek bir ilaçla güvenli biçimde ortadan kaldırmayı güçleştirebilir.</p>

<p>Araştırmacılar bu nedenle makine öğrenmesinden yararlanarak farklı hücre türlerindeki senesans örüntülerini daha doğru tanımlamaya yönelik yeni yöntemler geliştirdi. [2]</p>

<p>Kandaki Senesans İşaretleri Sağlıkla İlişkili Bulundu</p>

<p>Cell Reports dergisinde 2026’da yayımlanan başka bir SenNet araştırması ise bu hücresel işaretlerin insan sağlığıyla bağlantısını değerlendirdi.</p>

<p>ABD’deki Baltimore Longitudinal Study of Aging’den 1.275 ve İtalya’daki InCHIANTI çalışmasından 997 kişi olmak üzere toplam 2.272 kişinin verileri incelendi. [3]</p>

<p>Kandaki senesansla ilişkili protein örüntülerinin yaş, yüksek tansiyon, kırılganlık, diyabet ve böbrek hastalığı gibi sağlık göstergeleriyle bağlantılı olduğu görüldü. Özellikle bazı bağışıklık hücresi senesans imzaları gelecekte gelişen hastalıklar ve ölüm riskiyle ilişkili bulundu. [3]</p>

<p>Ancak bu sonuç, bugün basit bir kan testiyle “vücudunuzda şu kadar zombi hücre var” denebileceği anlamına gelmiyor. Bu yöntemler araştırma aşamasında ve rutin klinik kullanım için henüz doğrulanmış değil.</p>

<p>Senolitikler Yaşlanmış Hücreleri Temizleyebilir mi?</p>

<p>Senolitik adı verilen ilaç ve tedavi yaklaşımlarının amacı, belirli senesan hücreleri seçici biçimde ortadan kaldırmak.</p>

<p>Hayvan çalışmalarında senesan hücrelerin azaltılması; bazı yaşa bağlı hastalık modellerinde doku işlevinin ve fiziksel performansın iyileşmesiyle ilişkilendirildi. Ancak insan çalışmalarındaki kanıt çok daha sınırlı.</p>

<p>En çok araştırılan senolitik kombinasyonlardan biri dasatinib ile quercetin.</p>

<p>Dasatinib bazı kan kanserlerinin tedavisinde kullanılan reçeteli bir ilaç. Quercetin ise bazı sebze ve meyvelerde doğal olarak bulunan bir flavonoid.</p>

<p>2019’da EBioMedicine dergisinde yayımlanan küçük bir pilot çalışmada diyabetik böbrek hastalığı bulunan dokuz kişiye üç gün boyunca dasatinib ve quercetin verildi. Tedaviden 11 gün sonra yağ dokusu ve deride bazı senesan hücre göstergelerinin azaldığı bildirildi. [4]</p>

<p>Çalışma, senolitik bir yaklaşımın insanlarda senesansla ilişkili biyolojik göstergeleri etkileyebileceğine ilişkin ilk doğrudan işaretlerden birini sağladı.</p>

<p>Ancak yalnızca dokuz kişinin katıldığı araştırmada plasebo grubu yoktu. Bu nedenle sonuçlar tedavinin hastalıkları önlediğini, insanların daha sağlıklı yaşlanmasını sağladığını veya yaşam süresini uzattığını göstermiyor. [4]</p>

<p>Alzheimer Hastalarında da Test Edildi</p>

<p>Dasatinib ve quercetin kombinasyonu erken evre Alzheimer hastalarında da araştırıldı.</p>

<p>Nature Medicine dergisinde 2023’te yayımlanan faz 1 çalışmasını beş kişi tamamladı. Tedavi 12 hafta boyunca aralıklı olarak uygulandı. Dasatinib dört katılımcının beyin-omurilik sıvısında saptanırken quercetin saptanmadı. [5]</p>

<p>Araştırmada bilişsel testlerde veya beyin görüntülemelerinde anlamlı bir iyileşme gösterilemedi.</p>

<p>Ancak bu çalışmanın amacı Alzheimer hastalığını tedavi ettiğini kanıtlamak değildi. Araştırmacılar öncelikle yöntemin uygulanabilirliğini, güvenliliğini ve kullanılan ilaçların merkezi sinir sistemine ulaşıp ulaşmadığını değerlendirdi. [5]</p>

<p>Senolitikler Bugün Bir Uzun Yaşam Tedavisi Değil</p>

<p>Senolitik araştırmaların önündeki temel sorunlardan biri, senesan hücrelerin birbirinden çok farklı olması.</p>

<p>Bazıları kronik inflamasyona ve doku bozulmasına katkıda bulunabilirken, bazıları yara iyileşmesi veya hasarlı hücrelerin çoğalmasının engellenmesi gibi yararlı görevler üstleniyor. Bütün senesan hücreleri ayrım yapmadan ortadan kaldırmak bu nedenle istenmeyen sonuçlara yol açabilir.</p>

<p>İnsanlarda yapılan ilk çalışmalar bazı biyolojik etkiler gösterse de senolitiklerin kalp hastalığı, demans, kırılganlık veya diğer yaşa bağlı hastalıkları anlamlı biçimde azalttığı henüz kanıtlanmış değil.</p>

<p>İnsan ömrünü uzattığını gösteren klinik kanıt ise bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle dasatinib ve quercetin gibi kombinasyonlar sağlıklı insanların daha uzun yaşamak amacıyla kullanabileceği kanıtlanmış “anti-aging” tedaviler değil. Özellikle dasatinib ciddi yan etkileri bulunabilen reçeteli bir kanser ilacı. Quercetinin bazı gıdalarda bulunması da bu ilaç kombinasyonunu güvenli bir uzun yaşam uygulamasına dönüştürmüyor.</p>

<p>2026’da yayımlanan yeni hücre haritalarının en önemli mesajı da burada ortaya çıkıyor: Yaşlanma araştırmaları artık yalnızca senesan hücreleri yok etmeye değil, hangi hücrenin ne zaman zararlı hâle geldiğini ve hangilerinin korunması gerektiğini anlamaya yöneliyor.</p>

<p>Senolitikler gelecekte belirli yaşa bağlı hastalıkların tedavisinde yer bulabilir. Ancak bugün için “zombi hücreleri temizleyerek yaşlanmayı durdurmak” bilimsel olarak kanıtlanmış bir yöntem değil.</p>

<p>Kaynaklar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>[1] Suryadevara V, Farzad N, Yang M, et al. Charting human cellular senescence in aging and disease. Cell. 2026;189(12):3501-3505. DOI: 10.1016/j.cell.2026.05.028.</p>

<p>[2] Anerillas C, Altés G, Gresova K, et al. SenCat: Cataloging human cell senescence through multi-omic profiling of multiple senescent primary cell types. Molecular Cell. 2026;86(13):2605-2616.e8. DOI: 10.1016/j.molcel.2026.05.017.</p>

<p>[3] Olinger B, Anerillas C, Herman AB, et al. Circulating cell type senescence signatures track distinct dimensions of health status and trajectories in human longitudinal cohorts. Cell Reports. 2026;45(6):117389. DOI: 10.1016/j.celrep.2026.117389.</p>

<p>[4] Hickson LJ, Langhi Prata LGP, Bobart SA, et al. Senolytics decrease senescent cells in humans: Preliminary report from a clinical trial of Dasatinib plus Quercetin in individuals with diabetic kidney disease. EBioMedicine. 2019;47:446-456. DOI: 10.1016/j.ebiom.2019.08.069.</p>

<p>[5] Gonzales MM, Garbarino VR, Kautz TF, et al. Senolytic therapy in mild Alzheimer’s disease: a phase 1 feasibility trial. Nature Medicine. 2023;29:2481-2488. DOI: 10.1038/s41591-023-02543-w.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧬 Longevity, 🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/zombi-hucreler-yaslanmayi-hizlandiriyor-mu-bilim-ne-diyor</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 15:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/zombi-hucreler-haber-gorseli-150kb.jpg" type="image/jpeg" length="47293"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe’den Romelu Lukaku Hamlesi! Napoli ile Görüşmeler Başladı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fenerbahceden-romelu-lukaku-hamlesi-napoli-ile-gorusmeler-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fenerbahceden-romelu-lukaku-hamlesi-napoli-ile-gorusmeler-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe’nin golcü transferi için rotasını Romelu Lukaku’ya çevirdiği öne sürüldü. İddialara göre sarı lacivertli yönetim, Belçikalı yıldızın bonservisini elinde bulunduran Napoli ile görüşmelere başladı. Taraflardan ise henüz resmî bir açıklama gelmedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yeni sezon öncesinde hücum hattını dünya çapında bir golcüyle güçlendirmek isteyen Fenerbahçe’nin, Napoli forması giyen Romelu Lukaku için girişimlerini hızlandırdığı iddia edildi. İtalya ve Türkiye’de yer alan haberlere göre sarı lacivertli kulüp, transfer şartlarını görüşmek üzere Napoli ile temasa geçti.</p>

<p>Transfer dosyasına ilişkin ilk bilgilere göre Napoli’nin Belçikalı golcü için bonservis beklentisi bulunuyor. Farklı kaynaklarda istenen rakama ilişkin çeşitli iddialar yer alsa da, kulüpler arasında henüz kesin bir anlaşmaya varıldığına dair doğrulanmış bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Golcü transferinde yeni hedef</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Romelu Lukaku, Avrupa futbolunun en tecrübeli santrforları arasında gösteriliyor. Kariyerinde Anderlecht, Chelsea, Everton, Manchester United, Inter, Roma ve Napoli formaları giyen Belçikalı futbolcu; fizik gücü, ceza sahası etkinliği ve golcü kimliğiyle tanınıyor.</p>

<p>Fenerbahçe’nin transfer çalışmalarında Lukaku’nun öncelikli adaylardan biri olduğu belirtilirken, görüşmelerin önümüzdeki günlerde hız kazanabileceği ifade ediliyor. Ancak şu aşamada oyuncunun transferi konusunda kulüpler veya futbolcu cephesinden resmî bir doğrulama yapılmış değil.</p>

<p>Süreç yakından takip ediliyor</p>

<p>Transfer piyasasında ses getiren bu iddia, Avrupa basınında da yankı uyandırdı. Buna rağmen dosya hâlen görüşme aşamasında bulunuyor. Sağlık kontrolü, İstanbul’a geliş veya imza tarihi gibi transferin tamamlandığını gösteren herhangi bir resmî gelişme henüz bulunmuyor. Bu nedenle Lukaku transferi, şimdilik güçlü bir transfer iddiası olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fenerbahceden-romelu-lukaku-hamlesi-napoli-ile-gorusmeler-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 15:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7650.jpeg" type="image/jpeg" length="47326"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Hilmi Karatosun Hayatını Kaybetti: Tıp ve Akademi Camiasının Acı Kaybı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-hilmi-karatosun-hayatini-kaybetti-tip-ve-akademi-camiasinin-aci-kaybi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-hilmi-karatosun-hayatini-kaybetti-tip-ve-akademi-camiasinin-aci-kaybi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Isparta’nın tıp ve akademi camiası, önemli bir bilim insanını kaybetti. Spor hekimliği alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Hilmi Karatosun, 76 yaşında hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Karatosun’un vefatı, ailesi, öğrencileri ve meslektaşları arasında büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Bilimsel çalışmaları ve yetiştirdiği öğrencilerle tıp dünyasında iz bırakan Prof. Dr. Hilmi Karatosun, 76 yaşında yaşamını yitirdi. Acı haber, başta ailesi olmak üzere akademik çevrelerde ve sağlık camiasında derin üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Prof. Dr. Hilmi Karatosun’un, Diş Hekimi Semra Karatosun’un eşi olduğu öğrenildi. Uzun yıllar akademik yaşamını sürdüren Karatosun, bilimsel üretkenliği ve eğitime verdiği katkılarla tanınan isimler arasında yer aldı.</p>

<p>Spor Hekimliği Alanında Önemli Çalışmalara İmza Attı</p>

<p>Prof. Dr. Hilmi Karatosun, tıp eğitiminin ardından Spor Hekimliği alanında uzmanlaştı. Akademik kariyeri boyunca Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi bünyesinde öğretim üyesi olarak görev yaptı.</p>

<p>Egzersiz fizyolojisi, sporcu sağlığı, hipertansiyon, kemik mineral yoğunluğu, laktat metabolizması, maksimal oksijen tüketimi (VO₂ max) ve spor yaralanmaları üzerine çok sayıda bilimsel araştırmaya imza atan Karatosun’un ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunuyor. Spor hekimliği ve antrenman fizyolojisi alanında akademik eserler de kaleme alan Karatosun, yetiştirdiği öğrenciler ve bilimsel katkılarıyla saygı duyulan akademisyenler arasında gösteriliyordu.</p>

<p>Cenazesi Pazar Günü Defnedilecek</p>

<p>Prof. Dr. Hilmi Karatosun için 9 Ağustos 2026 Pazar günü öğle namazının ardından Asri Mezarlık Camii’nde cenaze namazı kılınacak. Karatosun, cenaze namazının ardından Asri Mezarlık’ta toprağa verilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Hilmi Karatosun’un vefatı dolayısıyla ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm tıp camiasına çok sayıda başsağlığı mesajı iletildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-hilmi-karatosun-hayatini-kaybetti-tip-ve-akademi-camiasinin-aci-kaybi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 15:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7649.jpeg" type="image/jpeg" length="46397"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bandırma’da Kayıp Olarak Aranan 20 Yaşındaki Emirhan Görmecikli Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bandirmada-kayip-olarak-aranan-20-yasindaki-emirhan-gormecikli-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bandirmada-kayip-olarak-aranan-20-yasindaki-emirhan-gormecikli-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bandırma’da yaklaşık 24 saattir kendisinden haber alınamayan 20 yaşındaki Emirhan Görmecikli’den acı haber geldi. Görmecikli, Bereketli Mahallesi’ndeki mera alanında hayatını kaybetmiş halde bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Balıkesir’in Bandırma ilçesinde kayıp olarak aranan 2006 doğumlu Emirhan Görmecikli’nin vefat ettiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 24 saattir kendisinden haber alınamayan Görmecikli için arama çalışması yürütülüyordu. Yapılan çalışmalar sonucunda genç, Bandırma’ya bağlı Bereketli Mahallesi’ndeki mera alanında hareketsiz halde bulundu.</p>

<p>Emirhan Görmecikli’nin vefatı yakınlarını yasa boğdu</p>

<p>Olay yerine gelen ekiplerin yaptığı kontrolde Emirhan Görmecikli’nin hayatını kaybettiği belirlendi. Genç yaşta gelen vefat haberi ailesi ve yakınlarında büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Görmecikli’nin cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla yapılacak incelemeler için ilgili birime kaldırıldı.</p>

<p>Ölüm nedeni araştırılıyor</p>

<p>Emirhan Görmecikli’nin yaşamını yitirmesine ilişkin kesin neden henüz açıklanmadı. Olayın meydana geliş şeklinin belirlenmesi amacıyla güvenlik güçlerinin inceleme başlattığı, kesin ölüm nedeninin ise yapılacak inceleme ve otopsinin ardından netleşeceği belirtildi.</p>

<p>Olayla ilgili soruşturma sürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bandirmada-kayip-olarak-aranan-20-yasindaki-emirhan-gormecikli-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7642.jpeg" type="image/jpeg" length="21558"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Father-of-Three Diagnosed With Aggressive Brain Tumour After Severe Headaches During Antalya Holiday]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/father-of-three-diagnosed-with-aggressive-brain-tumour-after-severe-headaches-during-antalya-holiday</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/father-of-three-diagnosed-with-aggressive-brain-tumour-after-severe-headaches-during-antalya-holiday" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[A 38-year-old British father who travelled to Antalya, Türkiye, for a family holiday was later diagnosed with glioblastoma after developing severe headaches. His family is now seeking treatment options as he undergoes chemotherapy.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kris Bennett, a father of three from the UK, began experiencing intense headaches while on holiday in Antalya. At first, the symptoms were reportedly attributed to the heat and stress of travelling.</p>

<p>However, the headaches became increasingly severe. After returning to the UK, Bennett sought medical attention and underwent further examinations. He was subsequently diagnosed with glioblastoma, one of the most aggressive forms of primary brain cancer.</p>

<p>Surgery Followed by Chemotherapy</p>

<p>Following the diagnosis, Bennett underwent surgery to remove part of the tumour. He then began chemotherapy as doctors continued to assess how the disease was responding to treatment.</p>

<p>According to information shared by his family, doctors have discussed a prognosis of approximately 12 to 18 months. Survival statistics for glioblastoma, however, describe outcomes across groups of patients and cannot predict precisely how long an individual patient will live.</p>

<p>Bennett is expected to continue chemotherapy until December as his medical team evaluates the next stages of treatment.</p>

<p>“I Won’t Stop Fighting”</p>

<p>Despite the diagnosis, Bennett has said he remains determined to continue treatment and spend as much time as possible with his family.</p>

<p>His motivation has become even stronger because of his three young children. His daughter Sienna was born while he was undergoing treatment, while his sons Toby, 6, and Riley, 2, are also at the centre of his determination to keep fighting the disease.</p>

<p>Bennett has reportedly told those close to him that as long as treatment options remain available, he intends to pursue them.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Family Seeking Further Treatment Options</p>

<p>Relatives and friends have launched a fundraising campaign to help the family explore additional treatment possibilities, including further surgery and potential clinical trials.</p>

<p>Glioblastoma can be particularly difficult to treat because of its aggressive growth and its ability to infiltrate surrounding brain tissue. Treatment commonly involves surgery where possible, followed by radiotherapy and chemotherapy, while some patients may also be considered for clinical trials depending on their condition and eligibility.</p>

<p>When Should a Headache Raise Concern?</p>

<p>Headaches are extremely common and, in most cases, are not caused by a brain tumour. However, a new or unusual headache that progressively worsens, changes significantly in character or occurs alongside symptoms such as persistent vomiting, seizures, weakness, speech difficulties, confusion or changes in vision warrants medical assessment.</p>

<p>Bennett’s experience also highlights an important point: persistent or worsening symptoms should not automatically be attributed to heat, fatigue or stress, particularly when they are unusual for the person experiencing them.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/father-of-three-diagnosed-with-aggressive-brain-tumour-after-severe-headaches-during-antalya-holiday</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7637.jpeg" type="image/jpeg" length="23858"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Polatlı’da 26 Yaşındaki Samet Eser Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/polatlida-26-yasindaki-samet-eser-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/polatlida-26-yasindaki-samet-eser-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara’nın Polatlı ilçesinde 26 yaşındaki Samet Eser, geçirdiği ani kalp krizi sonucu vefat etti. Genç yaşta gelen vefat haberi Eser ailesini, yakınlarını ve sevenlerini yasa boğdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara’nın Polatlı ilçesinde 26 yaşındaki Samet Eser’in ani vefatı büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Zafer Mahallesi esnafından Yücel Eser’in oğlu Samet Eser, geçirdiği ani kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Henüz 26 yaşında ve bekar olduğu öğrenilen Eser’in vefat haberi, ailesi ve sevenlerini yasa boğdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Samet Eser son yolculuğuna uğurlanacak</p>

<p>Samet Eser’in cenazesi 8 Ağustos Cumartesi günü ikindi namazına müteakip Menteşe Camii’nden kaldırılacak.</p>

<p>Eser’in cenazesi, kılınacak cenaze namazının ardından Polatlı Şehir Mezarlığı’nda toprağa verilecek.</p>

<p>Polatlı Belediyesi tarafından yayımlanan vefat kayıtlarında da Samet Eser’in 26 yaşında olduğu ve cenazesinin Menteşe Camii’nden kaldırılarak Şehir Mezarlığı’na defnedileceği bilgisi yer aldı.</p>

<p>Genç yaşta gelen vefat haberi başta Eser ailesi olmak üzere yakınları, arkadaşları ve sevenleri arasın</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/polatlida-26-yasindaki-samet-eser-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7633.jpeg" type="image/jpeg" length="73310"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe Romelu Lukaku ile Sözlü Anlaşmaya Vardı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fenerbahce-romelu-lukaku-ile-sozlu-anlasmaya-vardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fenerbahce-romelu-lukaku-ile-sozlu-anlasmaya-vardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe’de santrfor transferi için gündeme gelen Romelu Lukaku konusunda sıcak gelişmeler yaşanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sarı-lacivertlilerin Belçikalı yıldızla sözlü anlaşmaya vardığı, transferi tamamlamak için Napoli ile görüşmelerini sürdürdüğü öne sürüldü.</p>

<p>Fenerbahçe, yeni sezon öncesinde hücum hattını dünyaca ünlü bir golcüyle güçlendirmek için çalışmalarını hızlandırdı. Sarı-lacivertlilerin gündemindeki isimlerden Romelu Lukaku konusunda dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor.</p>

<p>Türkiye’de ortaya çıkan son bilgilere göre Fenerbahçe yönetimi, 33 yaşındaki Belçikalı santrforla yürüttüğü görüşmelerde önemli mesafe kat etti ve oyuncu tarafıyla sözlü anlaşmaya vardı.</p>

<p>Transferde gözler şimdi Napoli ile yapılacak görüşmelere çevrildi.</p>

<p>İtalya’dan Lukaku İddiasına Destek</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Transfer hareketliliği İtalya’da da gündeme geldi. Napoli cephesindeki gelişmeleri takip eden İtalyan gazeteci Ciro Venerato kaynaklı haberlerde, Lukaku’nun çevresi ile Fenerbahçe arasında sözlü anlaşmaya varıldığı ileri sürüldü.</p>

<p>İtalyan basınındaki haberlerde Fenerbahçe’nin son dönemde Lukaku için girişimlerini yoğunlaştırdığı ve transfer konusunda ciddi adaylardan biri haline geldiği belirtiliyor.</p>

<p>Belçikalı golcünün de kariyerine Avrupa’da devam etme seçeneğine sıcak baktığı ifade ediliyor.</p>

<p>Napoli ile Pazarlık Belirleyici Olacak</p>

<p>Oyuncu cephesinde önemli mesafe alınmasına karşın transferin tamamlanması için Fenerbahçe ile Napoli’nin bonservis konusunda anlaşması gerekiyor.</p>

<p>İtalya’dan gelen haberlerde Napoli’nin Lukaku için yaklaşık 12 milyon euro seviyesinde bir bonservis beklentisinin bulunduğu öne sürülüyor.</p>

<p>Sarı-lacivertli yönetimin Napoli ile yürüttüğü temasların sonucunun transferin kaderini belirlemesi bekleniyor.</p>

<p>Romelu Lukaku Kimdir?</p>

<p>13 Mayıs 1993 doğumlu Romelu Lukaku, Avrupa futbolunun son yıllardaki en tanınmış santrforları arasında yer alıyor.</p>

<p>Kariyerinde Anderlecht, Chelsea, Everton, Manchester United, Inter, Roma ve Napoli gibi önemli kulüplerin formasını giyen Belçikalı yıldız; fizik gücü, ceza sahasındaki etkinliği ve golcülüğüyle öne çıkıyor.</p>

<p>Belçika Milli Takımı’nın da uzun yıllardır en önemli hücum oyuncularından biri olan Lukaku’nun Fenerbahçe’ye transferinin gerçekleşmesi halinde Süper Lig’in en dikkat çekici transferlerinden birine imza atılmış olacak.</p>

<p>Fenerbahçe ile Napoli arasındaki görüşmelerin önümüzdeki süreçte hız kazanması beklenirken, henüz kulüpler tarafından transferin tamamlandığına ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fenerbahce-romelu-lukaku-ile-sozlu-anlasmaya-vardi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 13:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7628.jpeg" type="image/jpeg" length="43140"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Belçika’dan Tatile Gelen Alper Tuğrul Antalya’da Trafik Kazasında Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/belcikadan-tatile-gelen-alper-tugrul-antalyada-trafik-kazasinda-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/belcikadan-tatile-gelen-alper-tugrul-antalyada-trafik-kazasinda-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belçika’da yaşayan 27 yaşındaki Alper Tuğrul’un Türkiye tatili acı bir kazayla sona erdi. Antalya’nın Serik ilçesinde Tuğrul’un kullandığı otomobil kontrolden çıkarak dereye devrildi. Genç sürücünün olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Antalya’nın Serik ilçesinde meydana gelen trafik kazasında 27 yaşındaki Alper Tuğrul hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Belçika’da yaşayan ve tatil için Antalya’ya geldiği belirtilen Tuğrul, otomobiliyle Abdurrahmanlar Mahallesi’nde seyir halindeyken kaza yaptı.</p>

<p>Otomobil Dereye Düştü</p>

<p>Alper Tuğrul’un kullandığı Belçika plakalı otomobil, henüz belirlenemeyen nedenle sürücüsünün kontrolünden çıktı. Yoldan çıkan araç, yol kenarındaki dereye düşerek ters döndü.</p>

<p>Kazanın fark edilmesinin ardından yapılan ihbar üzerine bölgeye sağlık, itfaiye ve jandarma ekipleri yönlendirildi.</p>

<p>Ekipler Tuğrul’a Ulaşmak İçin Çalışma Başlattı</p>

<p>Dere içerisinde ters duran otomobilde sıkışan Alper Tuğrul’a ekiplerin müdahale ettiği, yapılan kontrollerde genç sürücünün hayatını kaybettiğinin belirlendiği bildirildi.</p>

<p>Otomobilde başka bir kişinin bulunmuş olabileceği ihtimali üzerine dere yatağı ve çevresinde de arama gerçekleştirildi. Aracın sudan çıkarılmasının ardından yapılan kontrollerde otomobilde başka kimsenin olmadığı tespit edildi.</p>

<p>Cenazesi Adli Tıp Kurumuna Götürüldü</p>

<p>Alper Tuğrul’un cenazesi olay yerindeki incelemelerin tamamlanmasının ardından otopsi işlemleri için Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.</p>

<p>Tatil için Belçika’dan Türkiye’ye gelen 27 yaşındaki Tuğrul’un yaşamını yitirdiği kazanın nasıl meydana geldiğinin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/belcikadan-tatile-gelen-alper-tugrul-antalyada-trafik-kazasinda-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7625.jpeg" type="image/jpeg" length="12763"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Duş Almayan ve Ter Kokan Koca Boşanmada Tam Kusurlu Bulundu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dus-almayan-ve-ter-kokan-koca-bosanmada-tam-kusurlu-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dus-almayan-ve-ter-kokan-koca-bosanmada-tam-kusurlu-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay, kişisel temizliğine dikkat etmediği, yeterince duş almadığı, aynı kıyafetleri günlerce giydiği ve ter koktuğu belirlenen kocanın boşanmada tam kusurlu sayılmasını uygun buldu. Kadın lehine 500 bin TL tazminata hükmedilen karar kesinleşti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara’da görülen dikkat çekici bir boşanma davasında, eşlerden birinin kişisel temizliğine yeterince özen göstermemesi mahkemenin kusur değerlendirmesinde belirleyici oldu.</p>

<p>A.Y. isimli kadın, eşi C.Y.’nin kişisel temizliğine dikkat etmediğini ileri sürerek boşanma davası açtı. Davada, erkeğin çok az duş aldığı, aynı kıyafetleri beş güne kadar değiştirmeden giydiği ve dişlerini haftada yalnızca bir veya iki kez fırçaladığı öne sürüldü. İddialar tanık anlatımlarıyla da desteklendi.</p>

<p>Koca Tam Kusurlu Bulundu</p>

<p>Ankara 19. Aile Mahkemesi, yapılan yargılama sonucunda C.Y.’yi boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu, A.Y.’yi ise kusursuz kabul etti. Mahkeme çiftin boşanmasına ve kadın lehine 500 bin TL tazminata hükmetti.</p>

<p>Karar daha sonra Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hukuka uygun bulundu. Dosyanın taşındığı Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de kararı onadı ve hüküm kesinleşti.</p>

<p>Ter Kokması da Kusur Değerlendirmesine Girdi</p>

<p>Kararın dikkat çeken yönlerinden biri, kişisel hijyenin evlilik birliği içerisindeki yükümlülükler bakımından değerlendirilmesi oldu. Yargıtay aşamasında da erkeğin kişisel temizliğine dikkat etmemesi ve ter kokması gibi davranışların boşanmaya neden olan olaylar arasında bulunduğu aktarıldı.</p>

<p>Ancak kararın “ter kokan herkes boşanmada tam kusurludur” şeklinde yorumlanmaması gerekiyor. Mahkeme somut olayın şartlarını, süreklilik gösteren davranışları ve dosyadaki delilleri birlikte değerlendirdi. Davada yalnızca ter kokusu değil, duş alma, ağız hijyeni ve kıyafet değiştirme alışkanlıkları da gündeme geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karar 2024’te Gündeme Geldi</p>

<p>Sosyal medyada yeniden dolaşıma giren olay yeni değil. Söz konusu Yargıtay kararı kamuoyuna Ocak 2024’te yansıdı. Bu nedenle güncel bir gelişme olarak değil, yeniden gündeme gelen bir Yargıtay kararı olarak aktarılması daha doğru. Ayrıca sosyal medyada yer alan “360 bin TL tazminat” bilgisi yerine, dönemin haberlerinde kararın 500 bin TL tazminat içerdiği belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dus-almayan-ve-ter-kokan-koca-bosanmada-tam-kusurlu-bulundu</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7623.jpeg" type="image/jpeg" length="15092"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Personeli Nihat Şahan Kalaycı Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/zonguldak-bulent-ecevit-universitesi-personeli-nihat-sahan-kalayci-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/zonguldak-bulent-ecevit-universitesi-personeli-nihat-sahan-kalayci-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Bilimleri’nde görev yapan 47 yaşındaki Nihat Şahan Kalaycı, İncivez Mahallesi’nde baygın halde bulunmasının ardından kaldırıldığı hastanede vefat etti. Kalaycı’nın kesin ölüm nedeninin otopsi sonucunda belirleneceği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Zonguldak’ta İncivez Mahallesi’nde yaşanan olayda, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) personeli Nihat Şahan Kalaycı hayatını kaybetti.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, 47 yaşındaki Kalaycı, İncivez Mahallesi’nde merdivenlerde baygın halde bulundu. Kalaycı’yı fark eden çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Hastaneye kaldırıldı</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, Nihat Şahan Kalaycı’ya ilk müdahaleyi yaptı. Kalaycı daha sonra ambulansla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.</p>

<p>Hastanede doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayan Kalaycı vefat etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kesin ölüm nedeni otopsiyle belirlenecek</p>

<p>Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Bilimleri’nde görev yaptığı belirtilen Nihat Şahan Kalaycı’nın vefatı, yakınları ve çalışma arkadaşlarını üzüntüye boğdu.</p>

<p>47 yaşındaki Kalaycı’nın kesin ölüm nedeninin yapılacak otopsinin ardından netlik kazanacağı öğrenildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/zonguldak-bulent-ecevit-universitesi-personeli-nihat-sahan-kalayci-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 12:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7620.jpeg" type="image/jpeg" length="40019"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="37941"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="64598"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="69857"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="74266"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="29467"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="92392"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
