<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni | Sağlık Haberleri</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni, sağlık ve tıp alanındaki güncel gelişmeleri bilimsel doğruluk temelinde okuyucularına ulaştıran bağımsız sağlık haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 21 Apr 2026 18:24:59 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bilim insanları inceledi: Kuruyemiş tüketen erkeklerde sperm değerleri daha yüksek]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bilim-insanlari-inceledi-kuruyemis-tuketen-erkeklerde-sperm-degerleri-daha-yuksek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bilim-insanlari-inceledi-kuruyemis-tuketen-erkeklerde-sperm-degerleri-daha-yuksek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni yayımlanan bir araştırma, düzenli kuruyemiş tüketiminin sağlıklı genç erkeklerde daha yüksek sperm sayısı ve konsantrasyonuyla ilişkili olabileceğini ortaya koydu. Ancak çalışma, bunun doğrudan neden-sonuç ilişkisi olduğunu değil, dikkatle izlenmesi gereken güçlü bir bağlantıyı gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kuruyemiş tüketimi erkek üreme sağlığı tartışmasına yeni bir halka ekledi</p>

<p>Erkek doğurganlığıyla beslenme arasındaki bağ uzun süredir araştırılıyor. Şimdi bu alana eklenen yeni bir çalışma, düzenli kuruyemiş tüketen sağlıklı genç erkeklerde sperm sayısı, sperm yoğunluğu ve bazı semen parametrelerinin daha iyi seyrettiğini gösterdi. Bulgular, tek başına “tedavi bulundu” anlamına gelmiyor; ancak günlük beslenme alışkanlıklarının erkek üreme sağlığı üzerindeki etkisini yeniden gündeme taşıyor.</p>

<p>Araştırma tam olarak ne gösterdi?</p>

<p>Çalışmada haftada 7 veya daha fazla porsiyon kuruyemiş tüketen erkeklerde, haftada 3 porsiyondan az tüketenlere kıyasla toplam sperm sayısı ve sperm konsantrasyonu daha yüksek bulundu. Ayrıca daha yüksek kuruyemiş tüketimi, anormal sperm hareketliliği ve genel seminogram bozukluğu olasılığının daha düşük olmasıyla da ilişkilendirildi. Araştırmacılar, günlük bir porsiyon kuruyemiş yerine cips ya da hamur işi gibi atıştırmalıkların tercih edilmesinin ise daha düşük sperm sayısı ve konsantrasyonla bağlantılı olduğunu bildirdi.</p>

<p>Bu sonuç, “kuruyemiş yemek sperm kalitesini kesin olarak artırır” cümlesiyle okunmamalı. Çünkü çalışma, müdahale deneyi değil; mevcut beslenme alışkanlıklarıyla semen parametreleri arasındaki ilişkiye bakan kesitsel bir analiz. Yani araştırma dikkat çekici bir bağ gösteriyor, fakat doğrudan neden-sonuç hükmü vermiyor.</p>

<p>Neyi değiştiriyor?</p>

<p>Bu çalışma, erkek fertilitesi tartışmasını yalnızca klinik tedavilere değil, gündelik yaşam alışkanlıklarına da daha güçlü biçimde bağlıyor. Özellikle sağlıklı ve üreme çağındaki erkeklerde, kuruyemiş gibi besin gruplarının sperm kalitesiyle nasıl ilişkili olabileceğine dair veri tabanını genişletiyor. Araştırmacıların dikkat çektiği nokta da burada: erkek infertilitesi yalnızca hastane duvarları içinde değil, sofrada da şekillenebilen bir alan olabilir.</p>

<p>Çalışma ayrıca, daha önce kontrollü deneylerde kuruyemişlerin sperm kalitesi üzerinde olumlu etkiler gösterebildiğine dair bulgularla da aynı çizgide duruyor. Bu yeni veri, gerçek yaşam beslenme düzeninde de benzer bir ilişkinin görülebileceğini düşündürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kim yaptı, hangi kapsamda yürütüldü?</p>

<p>Araştırma, İspanya merkezli Led-Fertyl çalışmasının verileri üzerinden yürütüldü. Çalışmaya 18 ile 40 yaş arasında, genel popülasyondan seçilmiş 222 sağlıklı erkek dahil edildi. Makalenin yazarları arasında Universitat Rovira i Virgili, Institut d’Investigació Sanitària Pere Virgili, Instituto de Salud Carlos III, Kopenhag Üniversitesi ve Harvard T.H. Chan School of Public Health bağlantılı araştırmacılar yer aldı. Çalışma Şubat 2026’da Andrology dergisinde yayımlandı.</p>

<p>Araştırmada kuruyemiş tüketimi haftalık porsiyonlara göre sınıflandırıldı. Bir porsiyon 30 gram olarak kabul edildi. Değerlendirilen temel başlıklar ise toplam sperm sayısı, konsantrasyon, canlılık, hareketlilik ve morfoloji oldu. Semen analizlerinin CASA sistemiyle yapılmış olması da ölçümlerin standartlaştırılması açısından önemli görüldü.</p>

<p>Hangi kuruyemişler öne çıktı?</p>

<p>Makaledeki alt analizlerde badem, Antep fıstığı ve “diğer kuruyemişler” grubunda toplam sperm sayısıyla pozitif ilişki dikkat çekti. Buna karşılık ceviz tüketimiyle sperm kalite parametreleri arasında bu çalışmada istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı. Bu ayrıntı önemli; çünkü kamuoyunda sıkça tek bir kuruyemiş türü öne çıkarılsa da, çalışma genel tabloyu daha karmaşık gösteriyor.</p>

<p>Bulgular insanlar için ne anlama geliyor?</p>

<p>Araştırma, erkek üreme sağlığını korumaya yönelik yaşam tarzı önerilerinde beslenmenin daha ciddi ele alınması gerektiğini düşündürüyor. Özellikle çocuk sahibi olmayı planlayan, ancak herhangi bir hastalık tanısı olmayan erkekler için bu tür veriler, günlük beslenme tercihlerinin küçümsenmemesi gerektiğine işaret ediyor. Kuruyemişin içerdiği antioksidanlar, lif, çinko, selenyum, polifenoller ve sağlıklı yağlar, bu biyolojik ilişkinin olası açıklamaları arasında sayılıyor.</p>

<p>Bununla birlikte araştırmacılar, bulguların klinik uygulamaya doğrudan çevrilmesi konusunda temkinli. Çünkü çalışmaya katılan erkekler genel olarak sağlıklı bireylerden oluşuyordu ve gözlenen farkların gerçek yaşamda doğurganlık sonuçlarına nasıl yansıyacağı henüz net değil. Başka bir ifadeyle, bu veri umut verici ama henüz “uygulanabilir eşik aşıldı” denebilecek aşamada değil. Daha uzun süreli, müdahaleye dayalı ve doğrudan gebelik ya da fertilite sonuçlarını izleyen çalışmalara ihtiyaç var.</p>

<p>Temkinli ama güçlü sonuç</p>

<p>Yeni çalışma, kuruyemiş tüketiminin erkeklerde sperm kalitesiyle ilişkili olabileceğini gösteren önemli bir halka ekliyor. Yine de bu bulguyu tek başına bir reçete gibi okumak doğru olmaz. En dürüst yorum şu: erkek fertilitesinde beslenmenin rolü giderek daha görünür hale geliyor ve kuruyemişler bu resimde giderek daha fazla yer kaplıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bilim-insanlari-inceledi-kuruyemis-tuketen-erkeklerde-sperm-degerleri-daha-yuksek</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 17:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7633.jpeg" type="image/jpeg" length="11602"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cannabis gerçekten anti-inflamatuvar mı? Yeni araştırma ezberi bozdu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cannabis-gercekten-anti-inflamatuvar-mi-yeni-arastirma-ezberi-bozdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cannabis-gercekten-anti-inflamatuvar-mi-yeni-arastirma-ezberi-bozdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cannabis uzun süredir özellikle iltihapla ilişkili hastalıklarda “anti-inflamatuvar” etkisiyle öne çıkarılıyor. CBD başta olmak üzere bazı bileşenlerin bağışıklık sistemini yatıştırdığı düşünülürken, yeni yayımlanan geniş kapsamlı bir meta-analiz bu yerleşik algıyı sarsan sonuçlar ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Araştırmaya göre düzenli cannabis kullanımı, inflamasyonu sadece azaltmıyor; aynı anda hem iltihap artırıcı hem de iltihap baskılayıcı biyolojik yanıtlarla ilişkili görünüyor.</p>

<p>Bu sonuç, cannabisin sanıldığı kadar tek yönlü etki göstermediğini ortaya koyuyor. Başka bir ifadeyle, cannabis artık yalnızca “anti-inflamatuvar” olarak tanımlanabilecek bir madde değil. Yeni veriler, bunun bağışıklık sistemi üzerinde daha karmaşık, ayar değiştirici bir rol oynayabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Basit bir “iltihap azaltıcı” değil</p>

<p>Çalışmanın en dikkat çekici yanı, cannabis kullanımının bağışıklık sistemi üzerindeki etkisini siyah-beyaz bir çerçevenin dışına taşıması oldu. Araştırmacılar, düzenli kullanımın bazı pro-inflamatuvar belirteçleri artırdığını, buna karşılık bazı anti-inflamatuvar belirteçlerde de yükseliş görüldüğünü bildirdi.</p>

<p>Bu tablo, cannabisin bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan baskı kuran tek yönlü bir ajan gibi değil, immün yanıtı yeniden şekillendiren bir düzenleyici gibi davrandığını düşündürüyor. Özellikle son yıllarda sağlık, yaşam tarzı ve alternatif tedavi tartışmalarında sıkça öne çıkan “cannabis inflamasyonu azaltır” yaklaşımı, bu çalışmayla birlikte daha temkinli ele alınmak zorunda kalabilir.</p>

<p>54 binden fazla kişi incelendi</p>

<p>Yeni çalışma, tek bir hasta grubuna ya da sınırlı bir deneysel modele dayanmıyor. Araştırmada 46 ayrı çalışma ve 54 binden fazla bireyin verisi değerlendirildi. Analize hem sağlıklı bireyler hem de psikiyatrik hastalığı bulunan kişiler dahil edildi. Fiziksel hastalığı olan bireylerin ise dışarıda tutulması, inflamasyon verilerinin daha net yorumlanmasını amaçladı.</p>

<p>Araştırmacılar, ileri düzey Bayesyen meta-analiz yöntemi kullanarak cannabis kullanımının inflamatuvar biyobelirteçlerle ilişkisini çok katmanlı biçimde inceledi. Bu da çalışmayı, sadece tek bir biyolojik parametreye odaklanan dar kapsamlı araştırmalardan ayıran önemli bir unsur oldu.</p>

<p>THC ve CBD bağışıklık sistemini nasıl etkiliyor?</p>

<p>Cannabisin iki temel bileşeni olan THC ve CBD, vücutta özellikle CB1 ve CB2 reseptörleri üzerinden etki gösteriyor. Bu reseptörler yalnızca sinir sistemiyle değil, bağışıklık sisteminin işleyişiyle de bağlantılı. Dolayısıyla cannabis kullanımı hem doğuştan gelen bağışıklık yanıtını hem de sonradan kazanılan immün mekanizmaları etkileyebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak bu etki, sanıldığı gibi yalnızca baskılayıcı bir çizgide ilerlemiyor. Yeni bulgular, vücudun bağışıklık dengesi üzerinde daha ince ayarlı, zaman içinde değişebilen ve kişiden kişiye farklılaşabilecek bir etki ihtimalini gündeme getiriyor. Bu da cannabisin tıbbi kullanımı kadar yaygın ve kontrolsüz tüketimi açısından da yeni sorular doğuruyor.</p>

<p>Neden önemli?</p>

<p>Araştırmanın önemi, kamuoyunda yaygınlaşan sadeleştirilmiş bir anlatıyı zorlamasında yatıyor. Çünkü cannabis, özellikle sosyal medya ve popüler sağlık söyleminde çoğu zaman doğal, güvenli ve iltihap azaltıcı bir seçenek gibi sunuluyor. Oysa bu çalışma, düzenli kullanımın bağışıklık sistemi üzerinde aynı anda farklı yönlere giden biyolojik etkiler oluşturabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bu durum, özellikle genç nüfusta artan kullanım, medikal cannabis tartışmaları ve CBD ürünlerinin kontrolsüz yaygınlaşması açısından dikkat çekici. Küçük inflamasyon değişiklikleri kısa vadede belirgin bir hastalık tablosu üretmeyebilir. Ancak araştırmacılar, bu tür biyolojik kaymaların uzun vadede immün disfonksiyon, fiziksel hastalık riski ya da psikiyatrik etkiler açısından önem taşıyabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Kesin hüküm değil, güçlü bir uyarı</p>

<p>Elbette bu sonuçlar cannabisin doğrudan zararlı ya da kesin biçimde iltihap artırıcı olduğunu söylemek için yeterli değil. Araştırma, daha çok mevcut kanıtları bir araya getirerek bağışıklık sistemi üzerindeki etkinin sanıldığından daha karmaşık olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Bu nedenle yeni veriler, cannabis kullanımına ilişkin tartışmalarda daha dikkatli bir dil kurulmasını gerektiriyor. Ne kesin bir “zararsız doğal çözüm” anlatısı ne de tek cümlelik bir korku dili bu tabloyu açıklamaya yetiyor. Bilimin şu an söylediği şey daha net: Cannabis, bağışıklık sistemiyle düşündüğümüzden daha karmaşık bir ilişki kuruyor ve bu alan hâlâ daha fazla araştırma gerektiriyor.</p>

<p>Temkinli ama güçlü bir sonuç</p>

<p>Yeni meta-analiz, cannabisin yıllardır tekrar edilen “anti-inflamatuvar” etiketine tek başına sığmadığını gösterdi. Düzenli kullanım, bağışıklık sistemini yalnızca susturmuyor; bazı yönleriyle harekete geçirirken bazı yönleriyle baskılayabiliyor.</p>

<p>Bu da özellikle klinik kullanım, halk sağlığı politikaları ve gençler arasında artan tüketim açısından daha dikkatli, daha kanıta dayalı bir yaklaşımı zorunlu kılıyor. Görünen o ki cannabis için asıl mesele artık “iltihabı azaltıyor mu?” sorusundan çok, “bağışıklık sistemini nasıl ve hangi koşullarda değiştiriyor?” sorusuna verilecek yanıtta düğümleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cannabis-gercekten-anti-inflamatuvar-mi-yeni-arastirma-ezberi-bozdu</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 17:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7631.png" type="image/jpeg" length="37882"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Araklı’lı Beyzanur Demirtürkoğlu 24 yaşında hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/araklili-beyzanur-demirturkoglu-24-yasinda-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/araklili-beyzanur-demirturkoglu-24-yasinda-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Araklı ilçesine bağlı Aytaş nüfusuna kayıtlı Demirtürkoğlu Ailesi, genç yaşta gelen acı haberle sarsıldı. Aileyi ve yakın çevresini yasa boğan olayda, 24 yaşındaki Beyzanur Demirtürkoğlu yaşamını yitirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Edinilen bilgilere göre, henüz yaklaşık bir buçuk yıllık evli olan Beyzanur Demirtürkoğlu, ailesini ziyaret etmek için bulunduğu İzmit’te aniden rahatsızlandı. Durumunun ağırlaşması üzerine hastaneye kaldırılan genç kadının yapılan kontrollerinde beyin kanaması geçirdiği öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastanede yaşam mücadelesi verdi</p>

<p>Doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamayan Beyzanur Demirtürkoğlu’nun vefatı, hem Araklı’daki hem de İzmit’teki ailesi ve yakınları arasında derin üzüntüye neden oldu. Genç yaşta gelen ölüm haberi, sevenlerini yasa boğdu.</p>

<p>Cenazesi İzmit’te defnedildi</p>

<p>24 yaşında hayatını kaybeden Beyzanur Demirtürkoğlu’nun cenazesinin İzmit’te toprağa verildiği öğrenildi. Demirtürkoğlu Ailesi başta olmak üzere tüm yakınlarına sabır ve başsağlığı dilenirken, merhumeye Allah’tan rahmet temenni edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/araklili-beyzanur-demirturkoglu-24-yasinda-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 16:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7627.jpeg" type="image/jpeg" length="93324"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kıdem tazminatı tavanı yükseliyor: Yeni sınır temmuzda devreye girecek]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kidem-tazminati-tavani-yukseliyor-yeni-sinir-temmuzda-devreye-girecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kidem-tazminati-tavani-yukseliyor-yeni-sinir-temmuzda-devreye-girecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıdem tazminatında uygulanacak üst sınır için yeni rakam netleşmeye başladı. Temmuz 2026’da yapılması beklenen güncellemeyle birlikte halen 64 bin 948 lira 77 kuruş olan tavanın yaklaşık yüzde 12,86 artışla 73 bin 301 lira seviyesine çıkacağı hesaplanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu değişiklik, özellikle brüt ücreti yüksek olan çalışanların alabileceği kıdem tazminatı tutarını doğrudan etkileyecek.</p>

<p>Yüksek maaşlı çalışanları daha yakından ilgilendiriyor</p>

<p>Kıdem tazminatı hesabında esas alınan kalem, işten ayrılış tarihindeki son giydirilmiş brüt ücret oluyor. Yani yalnızca çıplak maaş değil, düzenli sağlanan yan haklar da toplam hesaba dahil ediliyor. Çalışanın aynı iş yerindeki hizmet süresiyle bu ücretin çarpılması sonucunda toplam kıdem tazminatı ortaya çıkıyor. Ancak ücret ne kadar yüksek olursa olsun, ödenecek tutar yasal tavanı aşamıyor.</p>

<p>Yeni tavan ne zaman uygulanacak?</p>

<p>Beklentilere göre yeni sınır özel sektör çalışanları için 1 Temmuz 2026’da, kamu işçileri için ise 15 Temmuz 2026’da yürürlüğe girecek. Damga vergisi kesildikten sonra oluşacak net üst sınırın ise yaklaşık 72 bin 744 lira düzeyinde olması öngörülüyor.</p>

<p>Temmuz artışı hesapları değiştirecek</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kıdem tazminatında tavan artışı, özellikle uzun yıllardır aynı iş yerinde çalışan ve maaşı mevcut üst sınırın üzerinde bulunan kişiler açısından önem taşıyor. Çünkü tavanın yükselmesi, her bir hizmet yılı için alınabilecek azami tutarın da artması anlamına geliyor. Bu nedenle temmuz ayındaki güncelleme, işten ayrılma sürecindeki pek çok çalışan için hesapların yeniden yapılmasına yol açabilir. Bu çıkarım, haberde verilen yeni tavan rakamı ve yürürlük tarihleri temel alınarak yapılmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kidem-tazminati-tavani-yukseliyor-yeni-sinir-temmuzda-devreye-girecek</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 16:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7596.jpeg" type="image/jpeg" length="77592"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Manisa’nın renkli simalarından Dr. Nusret Bengi son yolculuğuna uğurlandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/manisanin-renkli-simalarindan-dr-nusret-bengi-son-yolculuguna-ugurlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/manisanin-renkli-simalarindan-dr-nusret-bengi-son-yolculuguna-ugurlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Manisa’da farklı tarzı ve kentte bıraktığı izlerle bilinen Dr. Nusret Bengi, evinde çıkan yangında hayatını kaybetti. Kent hafızasında kendine özgü duruşuyla yer edinen Bengi, Hatuniye Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Manisa’da üzüntü yaratan veda</p>

<p>Manisa’da uzun yıllardır kamuoyunun yakından tanıdığı isimlerden biri olan Nusret Bengi’nin vefatı kentte üzüntüyle karşılandı. Kendine has yaşam tarzı ve dikkat çeken görünümüyle tanınan Bengi’nin, evinde çıkan yangın sonucu yaşamını yitirdiği öğrenildi.</p>

<p>Yangın haberinin ardından yakınları ve kent sakinleri büyük üzüntü yaşarken, Bengi için Hatuniye Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Kılınan cenaze namazının ardından Bengi, dualarla son yolculuğuna uğurlandı.</p>

<p>Kentin hafızasında yer etmişti</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nusret Bengi, yalnızca dış görünüşüyle değil, Manisa’da yıllar içinde oluşturduğu kendine özgü kimliğiyle de bilinen isimler arasında yer alıyordu. Sessiz ama dikkat çekici yaşamıyla kentte tanınan Bengi, Manisa sokaklarının hafızasında özel bir yer edinmişti.</p>

<p>Onu tanıyanlar, Bengi’yi farklılığıyla hatırlarken, ölüm haberi şehirde hüzün yarattı. Özellikle Manisa’da uzun süredir bilinen bir isim olması nedeniyle vefatı sosyal çevresinde derin bir yankı uyandırdı.</p>

<p>Ailesi eğitim camiasından</p>

<p>Edinilen bilgilere göre Nusret Bengi’nin öğretmen bir anne ve babanın oğlu olduğu belirtildi. Geçmişte Manisa’da hükümet tabipliği yaptığı da ifade edilen Bengi’nin hayat hikâyesi, kentte uzun yıllardır konuşulan yönleriyle yeniden gündeme geldi.</p>

<p>Vefatıyla birlikte Manisa’nın tanınan simalarından biri daha şehir hafızasında yerini aldı. Kent sakinleri, kendine has kişiliğiyle bilinen Nusret Bengi’yi sessiz bir veda ile uğurladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/manisanin-renkli-simalarindan-dr-nusret-bengi-son-yolculuguna-ugurlandi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 16:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7620.jpeg" type="image/jpeg" length="44420"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mesai Dışı WhatsApp Mesajlarına Mahkemeden Dikkat Çeken Değerlendirme]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mesai-disi-whatsapp-mesajlarina-mahkemeden-dikkat-ceken-degerlendirme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mesai-disi-whatsapp-mesajlarina-mahkemeden-dikkat-ceken-degerlendirme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mesai saatleri dışında işveren ya da işyeri grupları üzerinden gönderilen iş emirlerinin, “çalışma süresi” kapsamında değerlendirilebileceğine ilişkin paylaşılan yargı kararı dikkat çekti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sosyal medyada gündem olan paylaşımda, mahkemenin bu tür yazışmaları fazla mesai kapsamında ele aldığı ve işçiye fazla mesai ücreti ödenmesine karar verdiği aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Paylaşıma göre dava, mesai sonrasında gruplar üzerinden gönderilen iş içerikli mesajlara dayanıyor. Mahkemenin, çalışanların iş saatleri bittikten sonra da talimat almaya devam etmesini fiili çalışmanın bir uzantısı olarak değerlendirdiği ifade edildi.</p>

<p>Dijital iletişim iş hukukunu yeniden gündeme taşıdı</p>

<p>WhatsApp başta olmak üzere mesajlaşma uygulamalarının iş yaşamında yaygın şekilde kullanılması, çalışma süresinin nerede başlayıp nerede bittiği sorusunu yeniden öne çıkardı. Özellikle mesai saati dışında gönderilen talimatlar, cevap verilmesi beklenen mesajlar ve anlık görev yönlendirmeleri, iş hukuku açısından yeni tartışma alanları oluşturuyor.</p>

<p>Bu yönüyle paylaşılan karar, yalnızca bir dava sonucu olmanın ötesinde, çalışanların dijital platformlar üzerinden maruz kaldığı görünmez mesai yükünü de görünür hale getirdi.</p>

<p>Kararın emsal etkisi tartışılıyor</p>

<p>Paylaşımda yer alan bilgiye göre karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi’nin 2022/2140 esas numaralı dosyasına dayandırıldı. Kararın ayrıntıları kamuoyunda tam metin üzerinden değerlendirilirken, sosyal medyada yapılan yorumlarda bunun benzer uyuşmazlıklarda emsal olarak öne sürülebileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre burada belirleyici unsur, mesajın yalnızca gönderilmiş olması değil, içeriğinin doğrudan iş görme borcuyla bağlantılı olup olmaması. Eğer çalışan, mesai saati dışında işle ilgili talimat almak, yanıt vermek ya da bir görevi yerine getirmek zorunda kalıyorsa, bu durum fazla mesai tartışmasını beraberinde getirebiliyor.</p>

<p>Çalışan hakları açısından yeni bir eşik</p>

<p>İş dünyasında “her an ulaşılabilir çalışan” modelinin yaygınlaşması, özel hayat ile çalışma hayatı arasındaki sınırları giderek daha belirsiz hale getiriyor. Bu nedenle mesai dışı yazışmalarla ilgili verilen her yargı kararı, sadece hukukçuların değil, milyonlarca çalışanın da yakından takip ettiği başlıklar arasında yer alıyor.</p>

<p>Sosyal medyada geniş yankı uyandıran bu paylaşım, dijital iletişim çağında çalışan haklarının nasıl korunacağı sorusunu yeniden gündeme taşırken, mesai kavramının artık yalnızca ofis kapısından girip çıkılan saatlerle sınırlı olmadığını da bir kez daha gösterdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>HUKUK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mesai-disi-whatsapp-mesajlarina-mahkemeden-dikkat-ceken-degerlendirme</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 15:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7614.jpeg" type="image/jpeg" length="23049"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon sağlık camiasının acı kaybı: Yaşar Karadeniz hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzon-saglik-camiasinin-aci-kaybi-yasar-karadeniz-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzon-saglik-camiasinin-aci-kaybi-yasar-karadeniz-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’da sağlık yönetimi alanında uzun yıllar görev yapan Yaşar Karadeniz’in vefat haberi, kentte büyük üzüntü yarattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Numune Hastanesi, Akçaabat Devlet Hastanesi ve son olarak Düzköy İlçe Hastanesi’nde üstlendiği görevlerle tanınan Karadeniz, sağlık camiasında geride derin bir iz bıraktı.</p>

<p>Sağlık yönetiminde uzun yıllar görev yaptı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trabzon’un sağlık çevrelerinde yakından tanınan isimlerden biri olan Yaşar Karadeniz’in yaşamını yitirdiği öğrenildi. Meslek hayatı boyunca çeşitli sağlık kurumlarında yöneticilik yapan Karadeniz, özellikle hastane müdürlüğü görevleriyle hafızalarda yer edindi.</p>

<p>Karadeniz’in, Trabzon Numune Hastanesi ile Akçaabat Devlet Hastanesi’nde hastane müdürü olarak görev yaptığı, son olarak ise Düzköy İlçe Hastanesi müdürlüğünden emekli olduğu belirtildi.</p>

<p>Meslektaşlarını ve sevenlerini yasa boğdu</p>

<p>Tecrübesi, kurum hafızası ve sağlık hizmetlerine sunduğu katkılarla bilinen Yaşar Karadeniz’in vefatı, başta sağlık çalışanları olmak üzere çok sayıda kişiyi derinden etkiledi. Uzun yıllar boyunca Trabzon’daki sağlık kuruluşlarında önemli sorumluluklar üstlenen Karadeniz’in ardından çok sayıda taziye mesajı paylaşıldı.</p>

<p>Bölgede sağlık idaresi denildiğinde akla gelen isimlerden biri olan Karadeniz’in kaybı, hem meslektaşları hem de onu tanıyanlar için büyük bir boşluk oluşturdu.</p>

<p>Trabzon’da derin üzüntü</p>

<p>Yaşar Karadeniz’in vefatı, yalnızca görev yaptığı kurumlarda değil, Trabzon genelinde de üzüntüyle karşılandı. Sağlık alanında yıllar boyunca edindiği deneyim ve üstlendiği sorumluluklarla tanınan Karadeniz’in ardından, sevenleri onu saygı ve rahmetle anıyor.</p>

<p>Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve Trabzon sağlık camiasına başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzon-saglik-camiasinin-aci-kaybi-yasar-karadeniz-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7606.jpeg" type="image/jpeg" length="47164"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İrem Helvacıoğlu ile Ural Kaspar’ın boşanma protokolünde dikkat çeken detay]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/irem-helvacioglu-ile-ural-kasparin-bosanma-protokolunde-dikkat-ceken-detay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/irem-helvacioglu-ile-ural-kasparin-bosanma-protokolunde-dikkat-ceken-detay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Oyuncu İrem Helvacıoğlu ile işletmeci Ural Kaspar’ın kısa süren evliliği sona ererken, boşanma protokolüne yansıyan bir ayrıntı magazin gündeminde öne çıktı. Ekim 2024’te evlenen çiftin evliliği tek celsede biterken, çiftin kızları Sora’nın soyadı konusunda tarafların özel bir uzlaşmaya vardığı öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İddialara göre, henüz altı aylık olan Sora’nın velayeti anneye bırakıldı. Boşanma anlaşmasında ise en dikkat çekici başlığın çocuğun soyadıyla ilgili olduğu belirtildi. Buna göre Helvacıoğlu, nafaka ve tazminat talebinde bulunmama karşılığında kızının kendi soyadını taşıması konusunda anlaşma sağladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Magazin kulislerine yansıyan bilgilere göre, taraflar arasında mali yükümlülükler ve çocuğun geleceğine ilişkin masraflar üzerinden de bir görüşme trafiği yaşandı. Bu sürecin ardından, Sora’nın “Helvacıoğlu” soyadını almasına ilişkin maddenin protokole dahil edildiği ileri sürüldü.</p>

<p>Haberde ayrıca, çocuklarına kendi soyadını veren ünlü isimler arasında daha önce Tülin Şahin ve Işın Karaca’nın da yer aldığı hatırlatıldı. Böylece Helvacıoğlu’nun tercihi, magazin dünyasında benzer örneklerle birlikte yeniden gündeme taşındı.</p>

<p>İrem Helvacıoğlu ile Ural Kaspar cephesinden protokolün ayrıntılarına ilişkin ayrı bir resmi açıklama yapılmış değil. Ancak boşanmanın ardından özellikle kızları Sora’nın soyadıyla ilgili detay, çiftin ayrılık sürecindeki en çok konuşulan başlıklardan biri oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAGAZİN</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/irem-helvacioglu-ile-ural-kasparin-bosanma-protokolunde-dikkat-ceken-detay</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 14:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7599.jpeg" type="image/jpeg" length="56067"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Muğla’da Genç Yaşta Acı Kayıp: Umut Başer Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/muglada-genc-yasta-aci-kayip-umut-baser-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/muglada-genc-yasta-aci-kayip-umut-baser-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Milas Meslek Yüksekokulu’nda öğrenim gören 22 yaşındaki Umut Başer’in yaşamını yitirmesi, üniversite çevresinde ve memleketinde derin üzüntü yarattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kuyumculuk ve Takı Tasarımı Bölümü 1. sınıf öğrencisi olan Başer’in vefat haberi, arkadaşları ve eğitim camiasında büyük yankı uyandırdı.</p>

<p>Kütahyalı olduğu belirtilen genç öğrencinin cenazesinin, 20 Nisan 2026 tarihinde ikindi namazının ardından Kütahya’da toprağa verildiği öğrenildi. Henüz hayatının başında gelen bu kayıp, ailesi, yakın çevresi ve onu tanıyanlar için ağır bir acıya dönüştü.</p>

<p>Umut Başer’in vefatının ardından sosyal medyada çok sayıda taziye ve başsağlığı paylaşımı yapıldı. Milas Meslek Yüksekokulu öğrencileri başta olmak üzere birçok kişi, genç yaşta hayata veda eden Başer için üzüntülerini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, Umut Başer yalnızca okul çevresinde değil, sosyal yaşamda da sevilen isimlerden biri olarak tanınıyordu. Bu nedenle vefat haberi, öğrenci çevresinin yanı sıra farklı kesimlerde de derin bir üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Üniversite camiası, genç yaşta kaybedilen Umut Başer’in ardından yas tutarken, sevenleri onu iyi kalbi ve geride bıraktığı anılarla hatırlamaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/muglada-genc-yasta-aci-kayip-umut-baser-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7595.jpeg" type="image/jpeg" length="70177"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kaplumbağanın Hesabı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kaplumbaganin-hesabi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kaplumbaganin-hesabi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kaplumbağaya sormuşlar:

“Buradan bizim köye ne kadar zamanda gidersin?”
yapmış:]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kaplumbağa biraz düşünmüş, hesabını yapmış:</p>

<p>“Yağmuru, çamuru, inişleri, çıkışları, yokuşları hesap ettim. Yol aslında 1 saat sürer. Ama ben 2 günde giderim.”</p>

<p>Aradan 2 gün geçmiş, kaplumbağa ortada yok.</p>

<p>4 gün geçmiş, yine görünmemiş.</p>

<p>5 gün, 6 gün derken tam 1 hafta sonra kaplumbağa çıkagelmiş köye.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Onu görenler şaşkınlıkla sormuş:</p>

<p>“Hani yolu hesap etmiştin? Ne oldu?”</p>

<p>Kaplumbağa içini çekip cevap vermiş:</p>

<p>“Yağmuru, çamuru, inişleri, çıkışları, yokuşları ince ince hesap ettim. Hesabım da tam tuttu. Ama çok büyük bir hata yapmışım…”</p>

<p>“İnsanları unutmuşum. Ne zaman yol almaya kalksam, bir insanoğlu tutup beni ters çevirdi.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MİZAH</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kaplumbaganin-hesabi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 13:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7592.jpeg" type="image/jpeg" length="78001"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan Başhekim Çağdaş Özdemir konuştu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gulistan-doku-sorusturmasinda-tutuklanan-bashekim-cagdas-ozdemir-konustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gulistan-doku-sorusturmasinda-tutuklanan-bashekim-cagdas-ozdemir-konustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan dönemin başhekimi, ifadesinde suçlamaları reddetti. Özdemir, hastane kayıtları üzerinde teknik yetkisinin bulunmadığını savunurken, verilerin silinmiş olabileceğine dair dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan dönemin başhekimi Özdemir’in ifadesi ortaya çıktı. Soruşturma dosyasına yansıyan savunmada Özdemir, hem görev süreciyle ilgili dikkat çekici açıklamalar yaptı hem de hastane kayıtlarına ilişkin yetki tartışmasına yanıt verdi.</p>

<p><a href="https://www.tibbiyebulteni.com/biyografi/op-dr-cagdas-ozdemir-kimdir">Çağdaş Özdemir Kimdir?</a></p>

<p>İfadesinde başhekimlik görevini kendi talebiyle üstlenmediğini belirten Özdemir, aynı dönemde iki görevi birden yürütmekte zorlandığını söyledi. Bu durumu dönemin valisi Tuncay Sonel’e defalarca ilettiğini öne süren Özdemir, buna rağmen herhangi bir görev değişikliğinin yapılmadığını anlattı.</p>

<p>“Kayıtlar üzerinde yetkim yoktu” savunması</p>

<p>Özdemir’in ifadesindeki en dikkat çekici başlıklardan biri, hastane kayıtları üzerindeki yetki meselesi oldu. Kayıtların silinmesi, düzeltilmesi ya da sisteme yeni veri eklenmesi konusunda yalnızca ilgili personel ile yazılım firmasının yetkili olduğunu savunan Özdemir, kendisinin ve diğer hastane çalışanlarının bu alanda ne yetkisi ne de teknik bilgisi bulunduğunu ileri sürdü.</p>

<p>Bu savunma, soruşturmanın merkezindeki dijital veri akışına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Özellikle sağlık kayıtlarının nasıl işlendiği, kimlerin müdahale edebildiği ve olası silme işlemlerinin hangi aşamada gerçekleştiği soruları dosyanın kritik başlıkları arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>POLNET detayı dikkat çekti</p>

<p>Özdemir, ifadesinde POLNET sistemine de değindi. POLNET’in verileri hastaneden aldığını bildiğini söyleyen Özdemir, 7 Ocak tarihinde sorgu yapılıp tutanak tutulduktan sonra kayıtlara ulaşılamıyorsa, kendi tahminine göre bu verilerin daha sonra silinmiş olabileceğini öne sürdü.</p>

<p>Bu değerlendirme, soruşturma açısından yeni bir tartışma başlığı doğurdu. Çünkü kayıtların hangi tarihte, kim tarafından ve hangi teknik süreçle erişilemez hale geldiği sorusu, dosyanın en hassas noktalarından biri olarak görülüyor.</p>

<p>“İmza yardımcılarım tarafından atılmış olabilir”</p>

<p>Dosyada yer alan evraklardaki imzaya ilişkin de açıklama yapan Özdemir, söz konusu imzanın kendisi görevde yokken işlerin aksamaması için başhekim yardımcıları tarafından atılmış olabileceğini ifade etti. O dönem Gülistan Doku hakkında bilgi talep edildiğini ve evrak gönderildiğini bildiğini söyleyen Özdemir, ancak gönderilen evrakın içeriği ya da eksik olduğu öne sürülen epikriz raporları konusunda bilgisinin bulunmadığını savundu.</p>

<p>Bu bölüm, soruşturmada yalnızca teknik kayıtların değil, resmi yazışmaların ve belge trafiğinin de ayrıntılı biçimde incelendiğini gösterdi.</p>

<p>“Kimseyle görüşmedim, yasa dışı talimat almadım”</p>

<p>Özdemir, Gülistan Doku hakkında kimseyle herhangi bir görüşme yapmadığını da ifadesinde özellikle vurguladı. Silme işlemlerinin tamamen Bilgi İşlem birimi ile yazılım şirketinin sorumluluğunda olduğunu belirten Özdemir, kendi yetkisinin normal poliklinik işleyişi ve istatistik alanıyla sınırlı olduğunu savundu.</p>

<p>Kayıtların kim tarafından silindiğini ya da kime sildirildiğini bilmediğini belirten Özdemir, kendisine yasa dışı hiçbir talimat gelmediğini söyledi. Savunmasının en çarpıcı cümlelerinden birinde ise karakterine ve meslek etiğine aykırı olduğu için hiçbir vaatle böyle bir yasa dışı işlemi kabul etmeyeceğini ifade etti.</p>

<p>Soruşturmada gözler dijital izlerde</p>

<p>Gülistan Doku dosyasında gelinen bu aşamada, soruşturmanın odağında yalnızca tanık beyanları değil, dijital kayıtlar, resmi evrak akışı ve sistemler arasındaki veri hareketi bulunuyor. Özdemir’in ifadesiyle birlikte soruşturmanın teknik boyutu daha da görünür hale gelirken, kayıtların akıbetine ilişkin soruların önümüzdeki süreçte daha da önem kazanması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gulistan-doku-sorusturmasinda-tutuklanan-bashekim-cagdas-ozdemir-konustu</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 13:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2025/12/i-m-g-7266.jpeg" type="image/jpeg" length="84966"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hiç Evlenmemiş Yetişkinlerde Kanser Riski Daha Yüksek]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hic-evlenmemis-yetiskinlerde-kanser-riski-daha-yuksek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hic-evlenmemis-yetiskinlerde-kanser-riski-daha-yuksek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de 12 eyaletten toplanan geniş ölçekli verileri inceleyen yeni bir çalışma, hiç evlenmemiş yetişkinlerde kanser görülme oranlarının “evlenmiş ya da hayatının bir döneminde evlenmiş” gruba göre daha yüksek seyrettiğini ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Araştırmacılar, bunun evliliğin tek başına koruyucu olduğu anlamına gelmediğini; tarama alışkanlıkları, sigara, enfeksiyonlar, üreme öyküsü ve sosyal destek gibi birçok etkenin birlikte rol oynayabileceğini vurguluyor.</p>

<p>Kanser riskine dair ezberi bozan yeni veri</p>

<p>Kanser araştırmalarında yıllardır daha çok tanı sonrası yaşam ve sağkalım tartışılırken, bu kez mercek hastalığın ortaya çıkış riskine çevrildi. Cancer Research Communications dergisinde yayımlanan yeni çalışma, hiç evlenmemiş yetişkinlerde kanser insidansının, evlenmiş, boşanmış, ayrı yaşayan ya da dul bireyleri kapsayan “ever-married” gruba kıyasla belirgin biçimde daha yüksek olduğunu bildirdi. Bu fark erkeklerde yüzde 68, kadınlarda ise yüzde 83 düzeyinde hesaplandı.</p>

<p>Bu sonuç, “evlilik kanseri önler” gibi düz bir cümle kurduracak kadar basit değil. Asıl dikkat çeken nokta, medeni durumun kanser riskini şekillendiren sosyal ve davranışsal farklılıkların bir işareti olarak öne çıkması. Araştırma, özellikle tütün kullanımıyla ilişkili kanserler, HPV bağlantılı kanserler ve üreme öyküsüyle ilişkili bazı kanser türlerinde farkın daha görünür olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Bu çalışma neyi değiştiriyor?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser alanında bugüne kadar evlilik daha çok “tanının erken konması” ve “tedaviye uyum” başlıklarıyla konuşuluyordu. Bu yeni analiz ise soruyu daha erken bir noktaya taşıyor: Bir kişinin sosyal yaşam düzeni, sağlık hizmetine erişimi ve riskli davranışlarla ilişkisi, daha kanser ortaya çıkmadan önce tabloyu etkiliyor olabilir mi? Çalışma tam da bu yüzden önemli görülüyor. Çünkü kanser önleme politikalarında sadece biyolojiye değil, sosyal belirleyicilere de daha yakından bakılması gerektiğini hatırlatıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, bu bulguların klinikte hemen bir tarama protokolü değişikliği anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Ancak halk sağlığı açısından, hiç evlenmemiş bireylerin sigara, alkol, HPV, tarama eksikliği ve düzenli sağlık kontrolüne erişim gibi başlıklarda daha hedefli önleme stratejileriyle ele alınabileceği mesajı güç kazanıyor.</p>

<p>Çalışmayı kim yaptı, nasıl yürütüldü?</p>

<p>Araştırma, Paulo S. Pinheiro ve çalışma arkadaşları tarafından yürütüldü. Ekipte University of Miami Miller School of Medicine ve Sylvester Comprehensive Cancer Center bağlantılı araştırmacılar da yer aldı. Analizde, 2015-2022 dönemine ait 12 ABD eyaletinden elde edilen SEER verileri ile American Community Survey verileri birlikte kullanıldı. Çalışma, 30 yaş ve üzerindeki yetişkinleri kapsayan geniş ölçekli, nüfus tabanlı bir gözlemsel analiz olarak tasarlandı.</p>

<p>Veri seti, yılda 100 milyondan fazla kişiyi temsil eden bir nüfus içinde 4 milyondan fazla kanser vakasını içeriyor. Araştırmacılar yaşa göre düzeltilmiş insidans oranlarını karşılaştırdı; farkları cinsiyet, yaş ve ırk-etnik gruplar bazında da inceledi. Bulguların özellikle 55 yaş ve üzerindeki gruplarda daha belirgin hale gelmesi, sosyal ve davranışsal etkilerin yaşam boyu birikerek sonuç üretmiş olabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Bulgular insan hayatı için ne anlama geliyor?</p>

<p>Bu çalışmanın en güçlü tarafı, kanser riskini yalnızca genetik ya da çevresel maruziyetler üzerinden değil, sosyal yapının içinden de okuma çağrısı yapması. Evlilik burada sihirli bir zırh gibi sunulmuyor. Tam tersine, düzenli taramaya gitme, sağlık sistemiyle temas kurma, riskli alışkanlıklardan uzak durma, ekonomik istikrar ve sosyal destek ağları gibi başlıkların kanser riskini etkileyebileceği daha görünür hale geliyor.</p>

<p>Özellikle hiç evlenmemiş bireyler için çıkarılacak pratik sonuç, paniğe kapılmak değil; önlenebilir risk faktörlerine daha dikkatli yaklaşmak. Sigara kullanımı, HPV’ye karşı korunma, düzenli kontrol, yaşa ve cinsiyete uygun taramaların aksatılmaması gibi başlıklar bu çalışmanın sahaya çevrilebilecek en somut tarafı olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Umut verici ama erken yorumlara kapalı bir alan</p>

<p>Araştırma önemli, çünkü geniş nüfus verisine dayanıyor ve bugüne kadar ihmal edilmiş bir soruyu gündeme taşıyor. Yine de bu bulgular, evliliğin doğrudan kanseri azalttığını kanıtlamıyor. Çalışma gözlemsel nitelikte; yani neden-sonuç ilişkisi kurmuyor. Ayrıca uzun süreli partnerlik, birlikte yaşama biçimleri, bireysel gelir farkları ya da sosyal destek ağlarının niteliği gibi bazı değişkenler resmi medeni durum bilgisinin ötesine geçebiliyor.</p>

<p>Bu yüzden çalışma, “kim evliyse daha güvende” gibi yüzeysel bir sonuçtan çok daha derin bir uyarı taşıyor: Kanserle mücadelede biyoloji kadar toplumun dokusu da önemli. Önümüzdeki dönemde bu başlığın, koruyucu sağlık hizmetleri ve risk gruplarının belirlenmesi açısından daha fazla araştırmaya kapı açması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hic-evlenmemis-yetiskinlerde-kanser-riski-daha-yuksek</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 13:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7589.jpeg" type="image/jpeg" length="44373"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tip 2 Diyabet ile Kanser Arasındaki Bağ Daha Net: En Güçlü Riskler Hangi Türlerde?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tip-2-diyabet-ile-kanser-arasindaki-bag-daha-net-en-guclu-riskler-hangi-turlerde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tip-2-diyabet-ile-kanser-arasindaki-bag-daha-net-en-guclu-riskler-hangi-turlerde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tip 2 diyabetin yalnızca kan şekeriyle sınırlı bir hastalık olmadığına işaret eden geniş kapsamlı bir araştırma, bazı kanser türleriyle daha güçlü ilişkiler bulunduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çalışma, özellikle karaciğer, pankreas, kolorektal, safra kesesi, meme ve endometrium kanserleri açısından dikkat çeken bir risk tablosu çiziyor; ancak bunun doğrudan “kesin neden-sonuç” anlamına gelmediğini de açıkça vurguluyor.</p>

<p>Tip 2 diyabet yalnızca metabolik bir hastalık değil, kanser riski tartışmalarının da merkezinde. Uluslararası araştırmacıların yürüttüğü geniş kapsamlı bir “umbrella review” yani şemsiye inceleme, tip 2 diyabet ile bazı kanser türleri arasındaki ilişkinin sanılandan daha güçlü olabileceğini gösterdi. Bulgular, özellikle karaciğer ve pankreas kanserinde daha dikkat çekici bir tabloya işaret ederken, klinik uygulama açısından en önemli mesajın erken farkındalık ve çok yönlü risk yönetimi olduğu belirtiliyor.</p>

<p>En net mesaj: Her kanser türü için aynı düzeyde risk yok</p>

<p>Araştırmanın öne çıkan yanı, tip 2 diyabet ile kanser arasındaki ilişkiyi tek bir başlık altında toplamak yerine, kanser türlerine göre ayırarak değerlendirmesi oldu. Çalışmada gözlemsel veriler, kolorektal, hepatoselüler yani karaciğer, safra kesesi, meme, endometrium ve pankreas kanserleriyle daha güçlü ilişkiler bulunduğunu ortaya koydu. Bu tablo, “tip 2 diyabet kansere yol açıyor” gibi kaba ve abartılı bir sonuca değil; bazı kanserler için daha yakından izlenmesi gereken bir risk kümesine işaret ediyor.</p>

<p>Bu çalışma neyi değiştiriyor?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu inceleme, yıllardır parça parça yayımlanan çalışmaların üzerine adeta bir büyüteç tuttu. Tek tek araştırmalarda görülen dağınık sonuçlar yerine, hem gözlemsel meta-analizler hem de genetik temelli Mendel randomizasyonu çalışmaları birlikte ele alındı. Böylece yalnızca “ilişki var mı” sorusu değil, bu ilişkinin nedenselliğe ne kadar yaklaştığı da daha titiz biçimde sorgulandı.</p>

<p>Araştırmanın asıl değeri burada ortaya çıkıyor. Çünkü tip 2 diyabet, obezite, insülin direnci, kronik inflamasyon ve yaşam tarzı etkenleri çoğu zaman aynı zeminde buluşuyor. Bu nedenle bir ilişkinin görülmesi, tek başına doğrudan biyolojik neden-sonuç anlamına gelmiyor. Çalışma da tam olarak bu ayrımı görünür kılıyor: Bazı bağlar güçlü, ama hepsi aynı sağlamlıkta değil.</p>

<p>Kim yaptı, hangi kapsamda yürütüldü?</p>

<p>Çalışma, Jonathan Pearson-Stuttard liderliğinde uluslararası bir ekip tarafından yürütüldü ve Cancer Epidemiology, Biomarkers &amp; Prevention dergisinde 2021 yılında yayımlandı. Yazarlar arasında Imperial College London, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) ve farklı akademik merkezlerden araştırmacılar yer aldı. Araştırma, tip 2 diyabet ile belirli kanser türlerinin görülme ya da bu kanserlerden ölüm riski arasındaki bağlantıyı inceleyen meta-analizleri ve Mendel randomizasyonu çalışmalarını birlikte değerlendirdi.</p>

<p>Bu yönüyle çalışma, laboratuvar deneyi ya da tek merkezli klinik gözlem değil; daha önce yayımlanmış çok sayıdaki verinin üst düzey sentezi niteliğinde. Yani haber değeri, yeni bir ilaç veya tedavi duyurusundan değil, risk haritasını daha net hale getirmesinden geliyor.</p>

<p>Genetik veriler ne söylüyor?</p>

<p>Araştırmada dikkat çeken başlıklardan biri de Mendel randomizasyonu verileri oldu. Bu yaklaşım, genetik yatkınlıkları kullanarak olası nedensel ilişkileri test etmeye çalışıyor. Çalışmanın özet bulgularına göre, genetik olarak öngörülen tip 2 diyabet ve açlık insülini düzeyleri ile altı farklı kanser türü arasında pozitif ilişki saptandı. Buna karşılık açlık glukozu açısından benzer bir ilişki görülmedi. Bu ayrım, biyolojik mekanizmanın sadece “yüksek şeker” meselesinden ibaret olmayabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Bu nokta klinik açıdan önemli. Çünkü gelecekte risk değerlendirmesi yapılırken yalnızca kan şekeri düzeyleri değil, insülin direnci, metabolik bozulma ve eşlik eden diğer faktörler de daha fazla ağırlık kazanabilir. Yine de bu aşamada, söz konusu bulguların doğrudan tarama protokolüne dönüşecek kadar son söz niteliği taşımadığı özellikle belirtilmeli.</p>

<p>İnsan hayatına etkisi ne olabilir?</p>

<p>Araştırma, tip 2 diyabet tanısı alan herkes için otomatik olarak “kanser gelişecek” anlamına gelmiyor. Ancak klinik izlemde daha dikkatli olunması gereken bir çerçeve çiziyor. Özellikle uzun süreli metabolik bozulma yaşayan, obezite ve inflamasyon gibi ek riskleri bulunan bireylerde, kanser belirtilerinin gözden kaçırılmaması daha da kritik hale geliyor.</p>

<p>Hekimler açısından da mesaj açık: Tip 2 diyabet yönetimi yalnızca HbA1c hedeflerinden ibaret değil. Kilo kontrolü, sigara bırakma, fiziksel aktivite, karaciğer sağlığı, bağırsak şikayetleri ve genel kanser farkındalığı aynı dosyanın parçaları olarak ele alın</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tip-2-diyabet-ile-kanser-arasindaki-bag-daha-net-en-guclu-riskler-hangi-turlerde</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7585.jpeg" type="image/jpeg" length="11537"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[B7 Vitamini, Bazı Kanser Hücrelerinin Kaçış Yolunu Kapatabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/b7-vitamini-bazi-kanser-hucrelerinin-kacis-yolunu-kapatabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/b7-vitamini-bazi-kanser-hucrelerinin-kacis-yolunu-kapatabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser hücrelerinin yalnızca glutamine değil, kimi durumlarda biyotine de bağımlı olabileceğini gösteren yeni bir çalışma, tümör metabolizmine ilişkin önemli bir zayıf noktayı gündeme taşıdı. Bulgular, özellikle belirli genetik özellikler taşıyan tümörlerde, tek hattı değil birden fazla metabolik yolu aynı anda hedefleyen yeni tedavi stratejilerine kapı aralayabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser hücresinin “yedek enerji planı” mercek altında</p>

<p>Kanser tedavisinde uzun süredir bilinen gerçeklerden biri şu: Pek çok tümör hücresi, büyümek ve çoğalmak için glutamine olağanüstü düzeyde ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle bilim dünyasında “glutamin bağımlılığı” olarak tanımlanan metabolik tablo, yıllardır önemli bir araştırma başlığı olarak öne çıkıyor. Ancak sorun, kanser hücrelerinin tek bir kapıdan girmemesi. Glutamin yolu daraldığında, bazı hücreler başka yakıtlara yönelerek yaşamını sürdürebiliyor.</p>

<p>Molecular Cell dergisinde yayımlanan yeni araştırma ise tam bu noktada dikkat çekici bir kırılma sunuyor. Çalışmaya göre B7 vitamini olarak bilinen biyotin, bazı kanser hücrelerinin glutamin azaldığında devreye soktuğu alternatif metabolik yolu çalıştıran temel unsurlardan biri olabilir. Başka bir ifadeyle, biyotin yalnızca sıradan bir vitamin değil; bazı tümör hücreleri için adeta metabolik bir geçiş anahtarı gibi davranıyor.</p>

<p>Bu bulgu neyi değiştiriyor?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmanın asıl önemi, kanser metabolizmine dair ezberi tek bir noktada değil, stratejinin tamamında sorgulatması. Bugüne kadar glutamini hedefleyen bazı yaklaşımlar geliştirilse de, tümör hücrelerinin alternatif enerji yollarına kayabilmesi bu çabaların etkisini sınırlayabiliyordu. Yeni bulgular, bu “kaçış mekanizmasının” biyotin bağımlı bir enzim sistemiyle bağlantılı olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Çalışmada öne çıkan mekanizma, piruvat karboksilaz enzimi üzerinden işliyor. Hücreler glutamin bulamadığında piruvat gibi başka karbon kaynaklarını kullanmaya yönelebiliyor. Ancak bunun için piruvat karboksilazın aktif olması gerekiyor ve bu enzimin çalışması biyotine bağlı. Biyotin olmadığında, hücrenin alternatif enerji rotası da sekteye uğruyor; bu da bazı kanser hücrelerinde büyümenin belirgin biçimde yavaşlaması ya da durması anlamına gelebiliyor.</p>

<p>Çalışmayı kim yaptı, hangi kapsamda yürütüldü?</p>

<p>Araştırma Miriam Lisci, Fanny Vericel, Yifan Liu, Hector Gallart-Ayala, Julijana Ivanisevic, Owen S. Skinner ve Alexis A. Jourdain tarafından yürütüldü. Makale, 2026 yılında Molecular Cell’de yayımlandı. Yayının özetine ve kurumsal duyurulara göre ekip, besin-genetik etkileşimlerini inceleyen işlevsel tarama yaklaşımıyla biyotin ve FBXW7 geninin, hücrelerin glutamin bağımlılığını aşmasında kritik rol oynadığını ortaya koydu. Çalışma, doğrudan klinik tedavi sonucu bildiren bir insan deneyi değil; hücresel metabolizma ve tümör biyolojisine odaklanan laboratuvar temelli mekanistik bir araştırma niteliği taşıyor.</p>

<p>Burada dikkat çeken ikinci başlık ise FBXW7 geni. Araştırmaya göre bu gen mutasyona uğradığında, piruvat karboksilaz düzeyleri düşebiliyor ve hücrelerin alternatif karbon kullanım kapasitesi zayıflıyor. Bunun sonucu olarak bazı tümör hücreleri glutamine daha da bağımlı hale geliyor. Bu da, metabolik açıdan daha kırılgan bir kanser hücresi profili anlamına geliyor.</p>

<p>Hangi hastalık alanıyla ilgili, neden önemli?</p>

<p>Bu gelişme doğrudan kanser biyolojisi ve tümör metabolizması alanını ilgilendiriyor. Özellikle “kanser hücresi hangi yakıtla yaşar, hangi yolu kapatırsak savunmasız kalır?” sorusuna yanıt arayan araştırmalar açısından önemli bir eşik oluşturuyor. Çünkü çalışma, tek bir besin yolunu kesmenin her zaman yeterli olmadığını; tümör hücresinin yedek planını da hesaba katmak gerektiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Bu yönüyle biyotin, glutamin bağımlılığı, FBXW7 mutasyonu ve piruvat karboksilaz ilişkisi; gelecekte daha seçici, tümörün genetik yapısına göre şekillenen kişiselleştirilmiş tedavi tasarımlarında dikkate alınabilecek bir çerçeve sunuyor. Özellikle FBXW7 mutasyonu taşıyan tümörlerin metabolik kırılganlığını haritalamak, hangi hasta grubunun belirli tedavilere daha duyarlı olabileceğini anlamada değerli olabilir. Bu, bugün için doğrudan klinikte uygulanacak bir sonuç değil; fakat yarının hedefe yönelik kanser tedavileri açısından güçlü bir biyolojik ipucu niteliği taşıyor.</p>

<p>İnsanlar için ne anlama geliyor?</p>

<p>Bu tür çalışmalar kamuoyunda çoğu zaman “kanser için yeni umut” başlığıyla karşılanıyor. Ancak bilimsel tabloyu doğru kurmak gerekiyor. Söz konusu araştırma, belirli metabolik yolların nasıl çalıştığını ve bazı tümör hücrelerinin hangi koşullarda savunmasız hale geldiğini açıklayan erken aşama bir bulgu seti sunuyor. Yani burada doğrudan “biyotin kesilirse kanser durur” gibi bir sonuçtan söz edilemez. İnsanlarda güvenli ve etkili bir tedavi yaklaşımına dönüşebilmesi için ek laboratuvar çalışmaları, hayvan modelleri ve ardından klinik araştırmalar gerekiyor.</p>

<p>Bununla birlikte, çalışma kanser araştırmalarında önemli bir düşünce değişimini destekliyor: Tümör hücresini yalnızca tek bir metabolik kapıdan değil, aynı anda birkaç kritik hattan baskılamak daha etkili olabilir. Bu yaklaşım, özellikle metabolik esnekliği yüksek kanserlerde yeni kombinasyon tedavilerinin tasarlanmasına katkı sunabilir.</p>

<p>Temkinli ama güçlü bir kapanış</p>

<p>Sonuç olarak bu araştırma, B7 vitamini ile kanser arasında basit bir neden-sonuç ilişkisi kurmuyor; daha incelikli bir tablo çiziyor. Bulgular, biyotinin bazı tümör hücrelerinde alternatif enerji kullanımını mümkün kılan kritik bir bileşen olabileceğini ve bu hattın baskılanmasının özellikle belirli genetik profillere sahip kanserlerde yeni tedavi fikirleri doğurabileceğini gösteriyor. Klinik uygulamaya henüz yakın bir eşikte olmasa da, kanser hücrelerinin nasıl hayatta kaldığını anlamaya çalışan bilim için bu çalışma, gözden kaçmış bir metabolik kilidi görünür hale getiriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/b7-vitamini-bazi-kanser-hucrelerinin-kacis-yolunu-kapatabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7579.jpeg" type="image/jpeg" length="49343"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SBÜ’yü Yasa Boğan Veda: Hiranur Könez Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sbuyu-yasa-bogan-veda-hiranur-konez-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sbuyu-yasa-bogan-veda-hiranur-konez-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hamidiye Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü 2. sınıf öğrencisi Hiranur Könez’in, yakalandığı amansız hastalık nedeniyle vefat etmesi üniversite camiasında derin üzüntüye neden oldu. Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın taziye mesajı yayımladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hamidiye Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü 2. sınıf öğrencisi Hiranur Könez’in, bir süredir mücadele ettiği amansız hastalık nedeniyle hayatını kaybettiği öğrenildi.</p>

<p>Genç yaşta gelen acı haber, üniversite camiasında derin üzüntü oluşturdu. Hiranur Könez’in vefatı, arkadaşlarını, hocalarını ve sevenlerini yasa boğdu.</p>

<p>Üniversite camiasını üzen kayıp</p>

<p>Hamidiye Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü öğrencisi olan Hiranur Könez’in vefatı sonrası üniversite çevresinde başsağlığı mesajları paylaşıldı.</p>

<p>Genç öğrencinin azmi, mücadelesi ve hatırası, onu tanıyanların hafızasında derin bir iz bıraktı.</p>

<p>Rektör Aydın’dan taziye mesajı</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın da yayımladığı taziye mesajında duyduğu üzüntüyü ifade etti.</p>

<p>Rektör Aydın mesajında, “Hamidiye Sağlık Bilimleri Fakültemiz Odyoloji Bölümü 2. sınıf öğrencisi Hiranur Könez’in vefatını derin bir teessürle öğrenmiş bulunmaktayım. Merhumeye Allah’tan rahmet; kederli ailesine, yakınlarına, arkadaşlarına ve üniversitemiz camiasına sabır ve başsağlığı diliyorum” ifadelerine yer verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Sağlık Bilimleri Üniversitesi öğrencisi Hiranur Könez vefat etti" class="detail-photo img-fluid" height="1399" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7576-1.jpeg" width="1113" /></p>

<p>Derin üzüntü oluşturdu</p>

<p>Henüz hayatının baharında gelen bu acı kayıp, Sağlık Bilimleri Üniversitesi ailesini derinden sarstı.</p>

<p>Hiranur Könez’in vefatı, üniversite camiasında hüzünle karşılanırken, genç öğrenci için rahmet ve başsağlığı mesajları peş peşe paylaşıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sbuyu-yasa-bogan-veda-hiranur-konez-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7574.jpeg" type="image/jpeg" length="61849"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şizofrenide sıra dışı bulgu: Doğuştan körlerde neden görülmüyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sizofrenide-sira-disi-bulgu-dogustan-korlerde-neden-gorulmuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sizofrenide-sira-disi-bulgu-dogustan-korlerde-neden-gorulmuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğuştan körlük ile şizofreni arasında yıllardır dikkat çeken sıra dışı bir ilişki tartışılıyor. Araştırmalarda, özellikle çok erken dönemde gelişen kortikal körlüğü olan kişilerde şizofreni vakasına rastlanmaması, bilim insanlarını beynin gerçekliği nasıl kurduğu sorusuna yeniden götürdü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Zihinsel hastalıklar alanında zaman zaman bir veri, bütün bildiklerimizi yerinden oynatır. Doğuştan körlük ve şizofreni arasındaki ilişki de tam olarak böyle bir başlık. Çünkü onlarca yıldır araştırmacıları şaşırtan ortak bir gözlem var: Çok erken yaşta, özellikle beynin görme merkezleriyle ilişkili kortikal körlük yaşayan kişilerde şizofreni neredeyse hiç görülmüyor.</p>

<p>Bu dikkat çekici tabloyu en güçlü biçimde gündeme taşıyan çalışmalardan biri 2018’de yayımlandı. Batı Avustralya’da yüz binlerce çocuğun verisinin incelendiği araştırmada, 6 yaş öncesi kortikal körlüğü olan 66 kişide şizofreni ya da başka bir psikotik bozukluk saptanmadı. Aynı araştırma, periferik nedenlere bağlı görme kaybında ise aynı net koruyucu tablonun görülmediğini ortaya koydu.</p>

<p>Bilim insanlarının ilgisini çeken asıl nokta burada başlıyor. Şizofreni yalnızca “görülen” ya da “duyulan” şeylerle ilgili bir hastalık değil. Aynı zamanda beynin dış dünyayı nasıl yorumladığı, eksik bilgiyi nasıl tamamladığı ve gerçekliği nasıl inşa ettiğiyle de ilgili. Bazı araştırmacılar, erken dönemde görsel sistemin farklı gelişmesinin, beynin gerçeklik kurma biçimini de değiştirebileceğini düşünüyor. Bu nedenle doğuştan körlüğün bazı durumlarda şizofreniye karşı koruyucu bir etki oluşturabileceği tartışılıyor.</p>

<p>Yine de bu başlık sosyal medyada paylaşıldığı kadar kesin değil. Uzmanlar, “doğuştan kör olmak şizofreni riskini tamamen ortadan kaldırır” cümlesinin mevcut verilerin ötesine geçtiğini söylüyor. Çünkü eldeki bulgular dikkat çekici olsa da örneklem sayısı hâlâ sınırlı ve bugüne kadar vaka görülmemiş olması, bunun biyolojik olarak imkânsız olduğu anlamına gelmiyor. 2020’de yayımlanan değerlendirme yazıları da bu nedenle daha temkinli bir dil öneriyor.</p>

<p>Bir başka kritik ayrıntı da körlüğün türü. Araştırmalarda “kortikal körlük” ile göz, retina ya da optik sinir kaynaklı “periferik körlük” aynı şey olarak ele alınmıyor. Şu ana kadarki veriler, olası koruyucu etkinin özellikle erken kortikal körlükte öne çıktığını gösteriyor. Yani konu, yalnızca görmeme hali değil; beynin görsel bilgiyi hiç almadan nasıl geliştiğiyle ilgili olabilir.</p>

<p>Bu yüzden mesele yalnızca psikiyatriyi değil, nörobilimi de ilgilendiriyor. Eğer beynin erken gelişim dönemindeki bu farklı yapılanma gerçekten koruyucu bir etki yaratıyorsa, bu durum şizofreninin nasıl ortaya çıktığına dair güçlü ipuçları verebilir. Başka bir ifadeyle, bilim insanları burada yalnızca sıra dışı bir istisnayı değil, zihnin karanlıkta nasıl yol bulduğunu anlamaya çalışıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bugün için söylenebilecek en doğru cümle şu: Doğuştan ya da çok erken dönemde gelişen bazı körlük türleri, özellikle de kortikal körlük, şizofreniye karşı güçlü bir koruyucu etkiyle ilişkili olabilir. Ama bunun “kesin kalkan” olduğu henüz kanıtlanmış değil. Bilim bazen büyük cevapları sessiz istisnaların içinde saklar. Bu başlık da tam olarak öyle görünüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sizofrenide-sira-disi-bulgu-dogustan-korlerde-neden-gorulmuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 08:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7570.jpeg" type="image/jpeg" length="12281"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sertleşme (Erektil disfonksiyon) sorunu nasıl anlaşılır, neden olur ve tedavisi var mı?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sertlesme-sorunu-nasil-anlasilir-neden-olur-ve-tedavisi-var-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sertlesme-sorunu-nasil-anlasilir-neden-olur-ve-tedavisi-var-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birçok erkek bunu geçici bir performans sorunu sanıp sessizce geçmesini bekliyor. Oysa sertleşme sorunu bazen yalnızca cinsel yaşamı değil, damar sağlığını, hormon dengesini ve ruhsal yükü de işaret eden bir tabloya dönüşebiliyor. Masum gibi görünse de, asıl soru çoğu zaman burada başlıyor: Sorun sadece o anla mı sınırlı, yoksa vücudun verdiği daha büyük bir sinyal mi?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sertleşme sorunu nedir ve vücutta nasıl ilerler?</p>

<p>Sertleşme sorunu, penise giden kan akımının, sinir iletisinin, hormonların ve beyindeki cinsel uyarı sürecinin birlikte çalıştığı zincirde aksama olduğunda ortaya çıkıyor. Sağlıklı bir ereksiyon için damarların gevşemesi, penise yeterli kanın dolması ve bu kanın belirli süre korunması gerekiyor; zincirin herhangi bir halkasındaki bozulma tabloyu başlatabiliyor.</p>

<p>Her zaman düşünüldüğü kadar basit olmayabilir. Çünkü sorun yalnızca “sertleşememe” şeklinde başlamıyor; bazen ereksiyonun geç oluşması, yeterince sert olmaması ya da ilişki sırasında hızla kaybolması ilk işaret oluyor. Süreklilik kazandığında ise stres, özgüven kaybı ve ilişki gerilimi tabloyu daha da ağırlaştırabiliyor.</p>

<p>Erken belirtileri nelerdir, hangi işaretler gözden kaçabilir?</p>

<p>En belirgin işaret, cinsel ilişki için yeterli sertliğin sağlanamaması ya da korunamaması. Ancak sabah ereksiyonlarının zayıflaması, cinsel istekte belirgin düşüş, ilişki sırasında sertliğin kısa sürede kaybolması ve buna eşlik eden kaygı da erken dönemde gözden kaçan sinyaller arasında yer alabiliyor. Avrupa Üroloji Birliği, değerlendirmede sabah ereksiyonlarının niteliği, sertliğin süresi ve cinsel istek düzeyinin özellikle sorgulanması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>İşte burada tablo değişiyor. Çünkü bazı erkekler sorunu yalnızca yoğunluk, yorgunluk ya da yaşla açıklıyor. Oysa devam eden sertleşme problemi, özellikle diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği veya kalp hastalığı bulunan kişilerde daha dikkatli ele alınması gereken bir uyarı olabiliyor.</p>

<p>Kimlerde daha sık görülür?</p>

<p>Yaş ilerledikçe risk artıyor, ancak bu durum “yaşlanmanın doğal ve kaçınılmaz sonucu” anlamına gelmiyor. NIDDK ve Mayo Clinic verilerine göre diyabeti, kalp hastalığı, obezitesi, yüksek tansiyonu, sigara kullanımı veya yoğun stres yükü olan kişilerde sertleşme sorunu daha sık görülüyor. Bazı antidepresanlar, tansiyon ilaçları ve pelvik bölge ameliyatları da riski artırabiliyor.</p>

<p>Özellikle genç yaşta ortaya çıkan ve tekrarlayan vakalarda konu daha da önem kazanıyor. Mayo Clinic’in Princeton IV uzlaşısına dayandırdığı değerlendirmeye göre erektil disfonksiyon yalnızca yaşam kalitesi sorunu değil, sessiz koroner arter hastalığı için de risk artırıcı bir belirteç olarak görülmeli.</p>

<p>Neden olur?</p>

<p>Nedenler iki ana hatta ilerliyor: fiziksel ve psikolojik. Fiziksel tarafta damar sertliği, yüksek kolesterol, hipertansiyon, diyabet, obezite, testosteron düşüklüğü, nörolojik hastalıklar, uyku bozuklukları, alkol ve sigara öne çıkıyor. Psikolojik tarafta ise stres, depresyon, kaygı, ilişki sorunları ve “yeniden olacak mı?” korkusu sorunu başlatabiliyor ya da büyütebiliyor.</p>

<p>Bazen de iki neden iç içe geçiyor. Hafif bir damar sorunu ya da hormonal dengesizlik, performans kaygısını tetikliyor; kaygı ise ereksiyon sorununu daha görünür hale getiriyor. Bu yüzden “tamamen psikolojik” ya da “tamamen fiziksel” diye kestirip atmak çoğu zaman doğru olmuyor.</p>

<p>Ne zaman doktora gidilmeli, hangi doktora gidilir?</p>

<p>Ara sıra yaşanan tekil durumlar her zaman hastalık anlamına gelmeyebilir. Ancak sorun birkaç hafta boyunca tekrarlıyorsa, sertlik belirgin biçimde azaldıysa, sabah ereksiyonları zayıfladıysa ya da buna diyabet, göğüs ağrısı, hipertansiyon, düşük cinsel istek gibi başka bulgular eşlik ediyorsa doktora başvurmak gerekiyor.</p>

<p>İlk başvuru için üroloji en doğru branş kabul ediliyor. NIDDK, tanı sürecinde ürologların tıbbi öykü, cinsel öykü, ruhsal durum, fizik muayene ve gerekirse kan testleri ile ultrason gibi incelemeleri kullandığını belirtiyor. Ancak altta yatan nedene göre hasta endokrinoloji, kardiyoloji, psikiyatri/psikoloji ya da aile hekimliği üzerinden ilgili alanlara da yönlendirilebiliyor. Erken başvuru, hem daha ciddi hastalıkların atlanmaması hem de tedavinin gecikmemesi açısından kritik görülüyor.</p>

<p>Nasıl tedavi edilir, tedavisi var mı?</p>

<p>Klasik yaklaşımın ilk adımı, altta yatan nedeni bulmak. Sigara kullanımı, aşırı alkol, hareketsizlik, kilo fazlası, kontrolsüz diyabet veya kullanılan bazı ilaçlar tabloyu besliyorsa önce bu başlıklar düzeltiliyor. NIDDK’ye göre yaşam tarzı değişiklikleri, danışmanlık desteği ve gerekirse ilaç tedavisi birlikte ele alındığında sonuçlar daha iyi olabiliyor.</p>

<p>İlaç tarafında güncel ana omurgayı ağızdan kullanılan PDE5 inhibitörleri oluşturuyor. EAU rehberi, güncel standart tedavide EMA onaylı dört PDE5 inhibitörünün kullanıldığını; bu ilaçların penise giden kan akımını artırmaya yardımcı olduğunu, ancak nitrat içeren ilaçlarla birlikte kullanılmaması gerektiğini belirtiyor. Çünkü bu kombinasyon ciddi tansiyon düşüşüne yol açabiliyor.</p>

<p>Ağızdan ilaçların uygun olmadığı ya da yeterince etkili olmadığı hastalarda seçenekler bununla bitmiyor. Enjeksiyon tedavileri, üretradan uygulanan ilaçlar, vakum cihazları ve seçilmiş olgularda penil protez gündeme gelebiliyor. NIDDK, çoğu hastanın ameliyata ihtiyaç duymadığını, ancak diğer seçenekler başarısız olduğunda protez gibi cerrahi yöntemlerin değerlendirilebildiğini aktarıyor. EAU verilerine göre modern penil protezlerde mekanik arıza oranı 5 yıl sonunda yüzde 5’in altında; meta-analizde implantın dayanıklılığı 1 yılda yüzde 93,3, 5 yılda yüzde 87,2 olarak bildiriliyor.</p>

<p>Yan etki dengesi de önemli. NIDDK, ağızdan ilaçlar, enjeksiyonlar ve fitil benzeri uygulamalarda uzun süren ağrılı ereksiyon, yani priapizm, ayrıca bazı ağızdan ilaçlarda görme veya işitme kaybı gibi acil değerlendirme gerektiren durumların nadir de olsa görülebileceğini belirtiyor. Bu nedenle “internetten rastgele ürün” yerine hekim gözetimi kritik.</p>

<p>Yeni tedaviler ve güncel gelişmeler neler?</p>

<p>Son yılların en dikkat çeken doğrulanmış gelişmelerinden biri, FDA’nın 9 Haziran 2023’te Eroxon (MED3000) için verdiği pazarlama izni oldu. FDA belgelerine göre bu ürün, 22 yaş ve üzerindeki erkeklerde erektil disfonksiyon tedavisi için yetkilendirildi ve reçetesiz kullanılabilen topikal bir seçenek olarak sınıflandırıldı.</p>

<p>Klinik veri tarafında ise eldeki sonuçlar umut verici ama ölçülü okunmalı. AUA’da sunulan iki Faz 3 çalışmanın özet verilerine göre 12 haftalık FM57 çalışmasında MED3000 kullanan grupta klinik olarak anlamlı iyileşme gösterenlerin oranı genel olarak yüzde 59 oldu. Ayrı bir çalışmada, 24 haftada MED3000 ile bu oran yüzde 59 iken tadalafil 5 mg kullanan grupta yüzde 83 olarak bildirildi; aynı sunumda MED3000 uygulanan ilişki denemelerinin yüzde 60,1’inde ereksiyonun 10 dakika içinde fark edildiği aktarıldı. Bununla birlikte bu veriler, standart ağızdan tedavilerin yerini otomatik olarak aldığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Diğer yeni nesil alanlarda ise daha temkinli bir tablo var. EAU 2026 rehberi, düşük yoğunluklu şok dalga tedavisinin damar kaynaklı seçilmiş hastalarda erektil fonksiyonda hafif iyileşme sağlayabildiğini bildiriyor. Ancak PRP ve kök hücre gibi rejeneratif yaklaşımlar için kanıtın hâlâ yetersiz olduğunu, bu nedenle klinik uygulamada rutin öneri verilemeyeceğini açıkça söylüyor. Bu başlıkta FDA veya EMA tarafından onaylanmış bir immünoterapi, biyolojik ajan ya da hedefe yönelik standart tedavi bulunmuyor.</p>

<p>Nasıl önlenir?</p>

<p>Koruyucu çerçeve şaşırtıcı biçimde temel sağlık alışkanlıklarına dayanıyor. Sigaranın bırakılması, alkolün sınırlanması, düzenli egzersiz, sağlıklı kilo, diyabet ve tansiyonun kontrolü, uyku düzeni ve stres yönetimi hem sertleşme sorununu önlemede hem de mevcut tabloyu hafifletmede etkili olabiliyor. NIDDK ve Mayo Clinic, kalp ve damar sağlığını koruyan yaşam tarzının erektil fonksiyon için de koruyucu olduğunu vurguluyor.</p>

<p>En sık yapılan hata</p>

<p>En sık yapılan hata, sorunu “yalnızca performans meselesi” sanıp aylarca ertelemek. Çünkü utanma duygusu geçici olabilir ama altta yatan diyabet, damar hastalığı ya da hormonal bozukluk sessizce ilerlemeye devam edebilir.</p>

<p>Kısa soru-cevap</p>

<p>Sertleşme sorunu nedir?<br />
Cinsel ilişki için yeterli sertliğin sağlanamaması ya da sürdürülememesi durumudur.</p>

<p>Sertleşme sorunu neden olur?<br />
Damar, sinir, hormon, ilaç yan etkisi, stres, kaygı ve ilişki sorunları dahil birçok neden rol oynayabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nasıl anlaşılır?<br />
Tekrarlayan ereksiyon güçlüğü, sertliğin kısa sürmesi, sabah ereksiyonlarında azalma ve cinsel istekte belirgin düşüş uyarı işareti olabilir.</p>

<p>Hangi doktora gidilir?<br />
İlk başvuru için en uygun branş ürolojidir; gerekirse kardiyoloji, endokrinoloji veya ruh sağlığı alanlarına yönlendirme yapılabilir.</p>

<p>Tedavisi var mı?<br />
Evet. Yaşam tarzı düzenlemesi, danışmanlık, ağızdan ilaçlar, enjeksiyon, vakum cihazı, topikal ürünler ve seçilmiş olgularda cerrahi dahil farklı seçenekler bulunuyor.</p>

<p>Sertleşme sorunu çoğu zaman konuşulmayan bir başlık olarak kalıyor. Ama tekrarlıyorsa, özellikle başka sağlık sorunlarıyla birlikte geliyorsa, bunu yalnızca mahrem bir sıkıntı değil, vücudun verdiği bir erken uyarı olarak görmek gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sertlesme-sorunu-nasil-anlasilir-neden-olur-ve-tedavisi-var-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 08:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/hastalik-hastane-doktor-ilac-tedavi.jpg" type="image/jpeg" length="88600"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mikroplastiklere Karşı Doğal Formül: Moringa Tohumu Suyu Temizleyebilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mikroplastiklere-karsi-dogal-formul-moringa-tohumu-suyu-temizleyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mikroplastiklere-karsi-dogal-formul-moringa-tohumu-suyu-temizleyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İçme suyundaki mikroplastikleri uzaklaştırmak için bu kez pahalı bir teknoloji değil, bitki temelli bir yöntem gündemde. Yeni bir araştırma, Moringa oleifera tohumu özütünün, yaygın kimyasal arıtıcılarla benzer düzeyde performans gösterebildiğini ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İçme suyundaki görünmez tehdide doğadan dikkat çeken yanıt</p>

<p>Mikroplastikler artık yalnızca denizlerde ya da atık alanlarında konuşulan bir çevre sorunu değil. İçme suyunda da saptanan bu küçük parçacıkların nasıl uzaklaştırılacağı, halk sağlığı ve su güvenliği açısından giderek daha kritik bir başlık haline geliyor. Tam da bu noktada yayımlanan yeni bir çalışma, çözüm arayışında doğaya bakan dikkat çekici bir kapı araladı: Moringa oleifera tohumu.</p>

<p>Araştırmaya göre moringa tohumundan elde edilen özel özüt, sudaki mikroplastiklerin bir araya toplanmasını sağlayarak filtrasyonla uzaklaştırılmasını kolaylaştırıyor. Üstelik sonuçlar, bu bitkisel yöntemin, içme suyu arıtımında uzun süredir kullanılan alüminyum sülfatla benzer bir performans sergileyebildiğini gösteriyor.</p>

<p>Araştırma neyi değiştiriyor?</p>

<p>Bu çalışmanın öne çıkan tarafı, mikroplastik arıtımında yalnızca “etkili bir yöntem” önermesi değil. Aynı zamanda daha biyolojik, daha erişilebilir ve belirli koşullarda daha geniş uygulama potansiyeline sahip bir alternatifin mümkün olabileceğini göstermesi.</p>

<p>Mikroplastikler suda çok küçük boyutlarda ve dağınık halde bulunduğu için klasik filtreleme süreçlerinde her zaman kolayca yakalanamıyor. Moringa tohumu özütü ise koagülasyon adı verilen süreçte devreye girerek bu parçacıkların kümelenmesine yardım ediyor. Parçacıklar büyüdükçe, su arıtma sistemlerinde tutulmaları da daha kolay hale geliyor. Araştırmanın asıl önemi, bu doğal yaklaşımın laboratuvar koşullarında yalnızca teorik değil, ölçülebilir bir performans sunmuş olması.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmayı kim yaptı, nerede yayımlandı?</p>

<p>Araştırma, Gabrielle S. Batista ve çalışma arkadaşları tarafından yürütüldü. Ekipte ağırlıklı olarak Brezilya’daki São Paulo State University (UNESP) Çevre Mühendisliği Bölümü araştırmacıları yer alırken, çalışmaya Birleşik Krallık’tan University of Birmingham’dan da katkı verildi. Bulgular, 2026 yılında ACS Omega dergisinde yayımlandı.</p>

<p>Makalenin başlığı, Removal of Microplastics from Drinking Water by Moringa oleifera Seed: Comparative Performance with Alum in Direct and in-Line Filtration Systems. Çalışma, doğrudan gerçek yaşam uygulamasına geçmiş bir saha programı değil; kontrollü koşullarda yürütülmüş bir içme suyu arıtma araştırması niteliği taşıyor. Bu ayrım önemli, çünkü sonuçlar umut verici olsa da yöntemin yaygın kullanım için farklı su kaynaklarında ve daha büyük ölçekli sistemlerde ayrıca sınanması gerekiyor.</p>

<p>Laboratuvarda nasıl test edildi?</p>

<p>Araştırmacılar, düşük bulanıklığa sahip sentetik içme suyuna yaşlandırılmış PVC mikroplastikler ve humik asit ekleyerek gerçeğe yakın bir test ortamı kurdu. Mikroplastikler UV ile yaşlandırıldı; ardından hem moringa tohumu tuzlu özütü hem de alüminyum sülfat kullanılarak iki ayrı arıtma yaklaşımı karşılaştırıldı. Çalışma, doğrudan filtrasyon ile hat içi filtrasyon sistemlerini de birlikte değerlendirdi.</p>

<p>Bulgulara göre belirli koşullarda moringa özütü ile alüminyum sülfat, mikroplastik gideriminde birbirine çok yakın sonuçlar verdi. PubMed’de yer alan özet verilerine göre optimum koşullarda yaşlandırılmış PVC mikroplastik giderimi moringa özütünde yüzde 98,5, alümde ise yüzde 98,7 düzeyine ulaştı. Ayrıca moringa özütünün pH 5,0 ile 8,0 arasındaki daha geniş bir aralıkta etkili performans göstermesi dikkat çekti; alüminyum sülfatta bu aralık daha dar kaldı.</p>

<p>Neden önemli?</p>

<p>Bu sonuçlar, içme suyunda mikroplastik temizleme yöntemleri açısından iki nedenle önem taşıyor. İlki, su arıtma teknolojilerinde doğa temelli maddelerin ciddi biçimde yeniden değerlendirilmesine kapı açması. İkincisi ise özellikle küçük ölçekli, kaynakları sınırlı ya da maliyet baskısı yüksek sistemlerde daha uygulanabilir seçeneklerin gündeme gelebileceğini göstermesi.</p>

<p>Araştırma ayrıca, mikroplastik giderimi için doğrudan filtrasyon sürecindeki ilave flokülasyon basamağının her zaman şart olmayabileceğine de işaret etti. Bu da süreçleri sadeleştirme ve işletme maliyetini azaltma açısından dikkat çekici bir teknik ayrıntı olarak öne çıktı.</p>

<p>Öte yandan çalışmada moringa özütünün çözünmüş organik karbonu artırabildiği de belirtildi. Yani yöntem avantajlar sunsa da tamamen sorunsuz bir çözüm gibi sunulmuyor. Bilimsel olarak asıl güven veren nokta da burada yatıyor: Bulgular güçlü, ama sınırları da açık biçimde tarif edilmiş durumda.</p>

<p>İnsanlar için ne anlama geliyor?</p>

<p>Bu araştırma doğrudan “yarından itibaren tüm arıtma tesislerinde kullanılacak yeni sistem bulundu” anlamına gelmiyor. Ancak içme suyunda mikroplastik arıtımı konusunda daha doğal ve potansiyel olarak daha erişilebilir yöntemlerin geliştirilebileceğini gösteriyor.</p>

<p>Özellikle kırsal bölgeler, küçük yerleşimler ve ileri kimyasal arıtma altyapısına erişimi sınırlı alanlar için moringa temelli çözümler gelecekte önemli bir seçenek haline gelebilir. Bunun içinse gerçek su kaynaklarında, farklı kirlilik profillerinde ve daha büyük ölçekli pilot uygulamalarda yeni testlere ihtiyaç var. Mevcut bulgu, uygulanabilir eşiğe yaklaşan ama hâlâ doğrulama aşamaları süren bir laboratuvar temelli ilerleme olarak okunmalı.</p>

<p>Temkinli ama güçlü bir eşik</p>

<p>Mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkileri hâlâ yoğun biçimde araştırılıyor. Bu nedenle su arıtımında onları daha etkili biçimde uzaklaştırabilecek her yeni yöntem dikkatle izleniyor. Moringa oleifera tohumu üzerine yayımlanan bu çalışma da, doğa temelli arıtma yaklaşımlarının yalnızca “alternatif” değil, bazı koşullarda teknik olarak güçlü bir seçenek olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Henüz erken aşama sayılabilecek bu çizgide kesin hüküm vermek için erken. Ama görünen şu: Bazen en karmaşık çevre ve sağlık sorunları için yeni yol, çok gelişmiş bir makineden değil, küçük bir tohumdan da çıkabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mikroplastiklere-karsi-dogal-formul-moringa-tohumu-suyu-temizleyebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 07:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7568.jpeg" type="image/jpeg" length="56209"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KTÜ öğrencisi İlayda Zorlu’nun ölümüyle ilgili tartışma büyüyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ktu-ogrencisi-ilayda-zorlunun-olumuyle-ilgili-tartisma-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ktu-ogrencisi-ilayda-zorlunun-olumuyle-ilgili-tartisma-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi İlayda Zorlu’nun yaşamını yitirmesi, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Genç öğrencinin ölümüyle ilgili ortaya atılan iddialar ve ardından yapılan açıklamalar, olayın yalnızca bir adli vaka olarak değil, aynı zamanda kamuoyunun yakından takip ettiği bir dosya haline gelmesine yol açtı. Evrensel’de yer alan haberlerde, İlayda Zorlu’nun ölümü sonrası farklı şehirlerde açıklamalar ve protestolar yapıldığı görülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İlayda Zorlu ismi, ilk olarak ölüm haberinin ardından gündeme geldi. Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi olduğu belirtilen Zorlu’nun yaşamını yitirmesi sonrasında özellikle öğrenci çevrelerinden peş peşe açıklamalar geldi. Bu açıklamalarda, olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin soru işaretlerinin giderilmesi ve sürecin bütün yönleriyle araştırılması gerektiği vurgulandı. Evrensel’in ilgili haber başlıklarında da bu ölümün ardından kamuoyunda güçlü bir itiraz ve adalet talebi oluştuğu anlaşılıyor.</p>

<p>Olayın ardından açıklamalar peş peşe geldi</p>

<p>İlayda Zorlu’nun ölümü sonrası yapılan açıklamalarda, dosyanın tek yönlü değerlendirilmemesi gerektiği savunuldu. Özellikle öğrenci grupları ve bazı toplumsal çevreler, genç öğrencinin ölümüne ilişkin tüm ihtimallerin ayrıntılı biçimde incelenmesini istedi. Bu çıkışlar, olayın yalnızca kısa süreli bir gündem başlığı olarak kalmadığını, daha geniş bir tartışmanın parçasına dönüştüğünü gösterdi.</p>

<p>Ankara ve İstanbul’da düzenlenen eylemler de bu tartışmanın büyüdüğünü ortaya koydu. Evrensel’de yer alan haberlere göre, İlayda Zorlu için yapılan açıklama ve eylemlerde polis müdahalesi yaşandı, çok sayıda kişi gözaltına alındı. Bu gelişme, dosyanın yalnızca ölüm haberi boyutuyla değil, sonrasında gelişen toplumsal ve siyasal yankısıyla da dikkat çekmesine neden oldu.</p>

<p>İlayda Zorlu olayı neden gündemde?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son günlerde “İlayda Zorlu kimdir”, “İlayda Zorlu olayı nedir”, “KTÜ öğrencisi İlayda Zorlu neden öldü” ve “İlayda Zorlu ölüm haberi” şeklindeki aramaların artmasının temel nedeni, olayla ilgili kamuoyuna yansıyan farklı değerlendirmeler oldu. Özellikle resmi süreç ile kamuoyundaki tartışmalar arasındaki fark, dosyayı sıradan bir üçüncü sayfa haberinin dışına taşıdı.</p>

<p>Şu aşamada açık kaynaklara yansıyan bilgiler sınırlı olsa da, görünen tablo genç bir üniversite öğrencisinin ölümünün ardından ciddi soru işaretleri oluştuğu yönünde. Bu nedenle İlayda Zorlu dosyası, hem adli sürecin nasıl ilerleyeceği hem de olayın tüm ayrıntılarıyla aydınlatılıp aydınlatılmayacağı açısından yakından izleniyor.</p>

<p>Gözler soruşturma sürecinde</p>

<p>İlayda Zorlu’nun ölümüne ilişkin soruşturmanın nasıl şekilleneceği, önümüzdeki günlerde dosyanın seyrini belirleyecek. Olayın ardından yapılan açıklamalar, kamuoyunda yalnızca bilgi ihtiyacını değil, aynı zamanda şeffaflık beklentisini de artırdı. Bu nedenle süreç ilerledikçe yeni resmi açıklamalar, adli değerlendirmeler ve soruşturma adımları daha da önem kazanacak.</p>

<p>Şimdilik kamuoyunda öne çıkan başlık, Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi İlayda Zorlu’nun ölümünün ardından olayın tüm yönleriyle aydınlatılması yönündeki çağrıların giderek güçlenmesi. Özellikle öğrenciler ve hak savunucuları tarafından yükseltilen bu talep, dosyanın gündemde kalacağını gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ktu-ogrencisi-ilayda-zorlunun-olumuyle-ilgili-tartisma-buyuyor</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 07:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7462.jpeg" type="image/jpeg" length="81058"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rıza Kayaalp finalde! Rakibine diskalifiye şoku]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/riza-kayaalp-finalde-rakibine-diskalifiye-soku</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/riza-kayaalp-finalde-rakibine-diskalifiye-soku" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 Avrupa Güreş Şampiyonası’nda mindere çıkan milli güreşçi Rıza Kayaalp, grekoromen stil 130 kiloda finale yükseldi. Arnavutluk’un başkenti Tiran’daki yarı final mücadelesinde Belaruslu Pavel Hlinchuk karşısında 4-0 öne geçen Kayaalp, rakibinin kural dışı müdahalesi sonrası gelen diskalifiye kararıyla adını finale yazdırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Avrupa güreşinin yaşayan efsanelerinden biri olarak gösterilen Rıza Kayaalp, böylece bir kez daha tarihi bir eşiğe geldi. United World Wrestling’in şampiyona öncesi değerlendirmesine göre Kayaalp, bu turnuvada 13. Avrupa şampiyonluğu için mindere çıkıyor ve altın madalya alması halinde Aleksandr Karelin’in rekorunu geride bırakacak.</p>

<p>Tiran’daki organizasyonda 130 kilo çeyrek finalinde Marat Kamparov’u 1-1’lik skorla kriter avantajıyla geçen Kayaalp, yarı finalde ise Pavel Hlinchuk ile eşleşti. UWW’nin canlı aktarımında Hlinchuk’un yarı finale yükseldiği, Kayaalp’in de çeyrek finalde kritik bir engeli aşarak son dörde kaldığı görüldü.</p>

<p>Yarı final karşılaşmasında Rıza Kayaalp’in kontrolü erken aldığı bildirildi. TRT Spor’un aktardığına göre milli sporcu önce ihtar puanıyla öne geçti, ardından parterden aldığı sayılar ve rakip köşenin başarısız itirazı sonrası skoru 4-0’a taşıdı. Mücadele ayakta sürerken Hlinchuk’un Kayaalp’e tokat atması üzerine hakemler diskalifiye kararı verdi ve milli güreşçi finale yükseldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu sonuçla Rıza Kayaalp yalnızca finale çıkmakla kalmadı, aynı zamanda kariyerinde bir kez daha Avrupa zirvesine uzanma fırsatını da korudu. TRT Spor’un haberine göre milli güreşçi finalde Macar sporcu Darius Attila Vitek ile karşılaşacak. UWW sonuç sayfalarında da 130 kilo diğer yarı final eşleşmesinin Vitek ile Beka Kandelaki arasında olduğu görülüyor.</p>

<p>Rıza Kayaalp’in bu turnuvadaki yürüyüşü ayrıca özel bir anlam da taşıyor. UWW, Kayaalp’in 2026 sezonuna Zagreb Open’da altın madalyayla başladığını ve Avrupa Şampiyonası’na güçlü bir geri dönüş hikayesiyle geldiğini vurguluyor. Tecrübeli sporcu, Tiran’da altın madalya kazanması halinde yalnızca şampiyon olmayacak, Avrupa güreş tarihine de tek başına adını yazdıracak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/riza-kayaalp-finalde-rakibine-diskalifiye-soku</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 06:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7562.jpeg" type="image/jpeg" length="19512"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="18443"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="67294"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="30768"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="31032"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="74485"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="87693"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
