<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 25 Sep 2026 17:40:02 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[UI GreenMetric 2026 Türkiye sıralaması: 152 üniversitenin tam listesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ui-greenmetric-2026-turkiye-siralamasi-152-universitenin-tam-listesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ui-greenmetric-2026-turkiye-siralamasi-152-universitenin-tam-listesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın sürdürülebilirlik odaklı üniversite değerlendirmelerinden UI GreenMetric 2026 sonuçları açıklandı. Bu yıl 110 ülkeden 2 bin 16 üniversitenin yer aldığı sıralamada İstanbul Teknik Üniversitesi, dünya 28’inciliğiyle Türkiye’den en üst sıraya yerleşti. Yıldız Teknik Üniversitesi ise dünya 45’incisi olarak ilk 50’deki yerini aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Başlık: GreenMetric 2026 Açıklandı: Türkiye’den 152 Üniversite Dünya Sıralamasında Yer Aldı</p>

<p>Spot: UI GreenMetric 2026 Dünya Üniversiteleri Sıralaması açıklandı. 110 ülkeden 2 bin 16 üniversitenin değerlendirildiği listede, Türkiye kaydıyla 152 üniversite yer aldı. İstanbul Teknik Üniversitesi dünya 28’incisi olarak Türkiye’nin en yüksek sıralamasına ulaştı.</p>

<p>UI GreenMetric 2026 Dünya Üniversiteleri Sıralaması sonuçları açıklandı. Üniversitelerin çevresel sürdürülebilirlik performansını ölçen değerlendirmede, Türkiye kaydıyla 152 üniversite listeye girdi.</p>

<p>Bu yıl 17’ncisi yayımlanan sıralamada, 110 ülkeden 2 bin 16 yükseköğretim kurumu değerlendirildi. İstanbul Teknik Üniversitesi, 9 bin 225 puanla dünya 28’incisi olurken Türkiye sıralamasında ilk sıraya yerleşti. Yıldız Teknik Üniversitesi dünya 45’inciliğiyle Türkiye ikincisi oldu.</p>

<p>Sıralamada üniversiteler; yerleşke ve altyapı, enerji ve iklim değişikliği, atık yönetimi, su kullanımı, ulaşım, eğitim ve araştırma ile yönetişim ve dijitalleşme alanlarında değerlendirildi. 2026 sonuçlarında yönetişim ve dijitalleşme başlığı ilk kez ana değerlendirme alanları arasında yer aldı.</p>

<p>Türkiye’den ilk 10 üniversitenin altısı dünya genelinde ilk 120 içinde yer alma başarısı gösterdi. İTÜ ve YTÜ’nün ardından Kıbrıs Uluslararası Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Özyeğin Üniversitesi, Başkent Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ilk 10’u oluşturdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>UI GreenMetric 2026’ya göre Türkiye kaydıyla yer alan üniversitelerin tam listesi şöyle:</p>

<ol>
 <li>İstanbul Teknik Üniversitesi – Dünya 28’incisi – 9.225 puan</li>
 <li>Yıldız Teknik Üniversitesi – Dünya 45’incisi – 9.025 puan</li>
 <li>Kıbrıs Uluslararası Üniversitesi – Dünya 55’incisi – 8.925 puan</li>
 <li>Erciyes Üniversitesi – Dünya 63’üncüsü – 8.900 puan</li>
 <li>Ege Üniversitesi – Dünya 74’üncüsü – 8.825 puan</li>
 <li>Özyeğin Üniversitesi – Dünya 86’ncısı – 8.762,5 puan</li>
 <li>Başkent Üniversitesi – Dünya 102’ncisi – 8.662,5 puan</li>
 <li>Orta Doğu Teknik Üniversitesi – Dünya 105’incisi – 8.612,5 puan</li>
 <li>Sakarya Üniversitesi – Dünya 114’üncüsü – 8.575 puan</li>
 <li>İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü – Dünya 117’ncisi – 8.562,5 puan</li>
 <li>Dokuz Eylül Üniversitesi – Dünya 134’üncüsü – 8.512,5 puan</li>
 <li>Düzce Üniversitesi – Dünya 138’incisi – 8.500 puan</li>
 <li>Mersin Üniversitesi – Dünya 139’uncusu – 8.487,5 puan</li>
 <li>Hasan Kalyoncu Üniversitesi – Dünya 141’incisi – 8.487,5 puan</li>
 <li>Sabancı Üniversitesi – Dünya 144’üncüsü – 8.485 puan</li>
 <li>Atatürk Üniversitesi – Dünya 157’ncisi – 8.450 puan</li>
 <li>Kütahya Dumlupınar Üniversitesi – Dünya 161’incisi – 8.425 puan</li>
 <li>Bartın Üniversitesi – Dünya 169’uncusu – 8.375 puan</li>
 <li>Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi – Dünya 173’üncüsü – 8.362,5 puan</li>
 <li>Trakya Üniversitesi – Dünya 176’ncısı – 8.360 puan</li>
 <li>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi – Dünya 178’incisi – 8.347,5 puan</li>
 <li>Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi – Dünya 190’ıncısı – 8.297,5 puan</li>
 <li>Ondokuz Mayıs Üniversitesi – Dünya 201’incisi – 8.262,5 puan</li>
 <li>Mardin Artuklu Üniversitesi – Dünya 216’ncısı – 8.187,5 puan</li>
 <li>Yeditepe Üniversitesi – Dünya 221’incisi – 8.087,5 puan</li>
 <li>Çukurova Üniversitesi – Dünya 224’üncüsü – 8.062,5 puan</li>
 <li>Hacettepe Üniversitesi – Dünya 244’üncüsü – 7.935 puan</li>
 <li>Bursa Uludağ Üniversitesi – Dünya 247’ncisi – 7.935 puan</li>
 <li>İstanbul Aydın Üniversitesi – Dünya 255’incisi – 7.922,5 puan</li>
 <li>Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi – Dünya 256’ncısı – 7.922,5 puan</li>
 <li>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi – Dünya 299’uncusu – 7.810 puan</li>
 <li>Hitit Üniversitesi – Dünya 302’ncisi – 7.797,5 puan</li>
 <li>Manisa Celal Bayar Üniversitesi – Dünya 315’incisi – 7.762,5 puan</li>
 <li>Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi – Dünya 320’ncisi – 7.750 puan</li>
 <li>Kapadokya Üniversitesi – Dünya 343’üncüsü – 7.647,5 puan</li>
 <li>Kastamonu Üniversitesi – Dünya 351’incisi – 7.622,5 puan</li>
 <li>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi – Dünya 354’üncüsü – 7.612,5 puan</li>
 <li>Marmara Üniversitesi – Dünya 373’üncüsü – 7.520 puan</li>
 <li>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi – Dünya 376’ncısı – 7.500 puan</li>
 <li>Afyon Kocatepe Üniversitesi – Dünya 385’incisi – 7.482,5 puan</li>
 <li>Karadeniz Teknik Üniversitesi – Dünya 397’ncisi – 7.400 puan</li>
 <li>Balıkesir Üniversitesi – Dünya 401’incisi – 7.362,5 puan</li>
 <li>Fırat Üniversitesi – Dünya 404’üncüsü – 7.337,5 puan</li>
 <li>Kocaeli Üniversitesi – Dünya 407’ncisi – 7.337,5 puan</li>
 <li>Akdeniz Üniversitesi – Dünya 413’üncüsü – 7.322,5 puan</li>
 <li>Ankara Üniversitesi – Dünya 414’üncüsü – 7.322,5 puan</li>
 <li>Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi – Dünya 425’incisi – 7.277,5 puan</li>
 <li>İstanbul Atlas Üniversitesi – Dünya 438’incisi – 7.235 puan</li>
 <li>Uşak Üniversitesi – Dünya 440’ıncısı – 7.225 puan</li>
 <li>Gebze Teknik Üniversitesi – Dünya 457’ncisi – 7.175 puan</li>
 <li>Selçuk Üniversitesi – Dünya 471’incisi – 7.137,5 puan</li>
 <li>Bursa Teknik Üniversitesi – Dünya 472’ncisi – 7.135 puan</li>
 <li>Bilkent Üniversitesi – Dünya 475’incisi – 7.122,5 puan</li>
 <li>İstanbul Okan Üniversitesi – Dünya 479’uncusu – 7.110 puan</li>
 <li>Bayburt Üniversitesi – Dünya 505’incisi – 7.000 puan</li>
 <li>Antalya Bilim Üniversitesi – Dünya 515’incisi – 6.935 puan</li>
 <li>Kayseri Üniversitesi – Dünya 522’ncisi – 6.900 puan</li>
 <li>Süleyman Demirel Üniversitesi – Dünya 548’incisi – 6.810 puan</li>
 <li>Samsun Üniversitesi – Dünya 568’incisi – 6.775 puan</li>
 <li>Çağ Üniversitesi – Dünya 578’incisi – 6.757,5 puan</li>
 <li>Kırıkkale Üniversitesi – Dünya 580’incisi – 6.752,5 puan</li>
 <li>İzmir Bakırçay Üniversitesi – Dünya 598’incisi – 6.722,5 puan</li>
 <li>İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi – Dünya 613’üncüsü – 6.690 puan</li>
 <li>Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi – Dünya 617’ncisi – 6.687,5 puan</li>
 <li>KTO Karatay Üniversitesi – Dünya 638’incisi – 6.637,5 puan</li>
 <li>Dicle Üniversitesi – Dünya 643’üncüsü – 6.615 puan</li>
 <li>İstanbul Gelişim Üniversitesi – Dünya 645’incisi – 6.607,5 puan</li>
 <li>Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi – Dünya 649’uncusu – 6.602,5 puan</li>
 <li>Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi – Dünya 660’ıncısı – 6.575 puan</li>
 <li>Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi – Dünya 678’incisi – 6.537,5 puan</li>
 <li>Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi – Dünya 689’uncusu – 6.495 puan</li>
 <li>Gaziantep Üniversitesi – Dünya 690’ıncısı – 6.485 puan</li>
 <li>Aydın Adnan Menderes Üniversitesi – Dünya 695’incisi – 6.472,5 puan</li>
 <li>Karabük Üniversitesi – Dünya 715’incisi – 6.405 puan</li>
 <li>Amasya Üniversitesi – Dünya 735’incisi – 6.357,5 puan</li>
 <li>Eskişehir Osmangazi Üniversitesi – Dünya 741’incisi – 6.350 puan</li>
 <li>Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi – Dünya 743’üncüsü – 6.347,5 puan</li>
 <li>Aksaray Üniversitesi – Dünya 752’ncisi – 6.325 puan</li>
 <li>İstanbul Topkapı Üniversitesi – Dünya 759’uncusu – 6.305 puan</li>
 <li>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi – Dünya 782’ncisi – 6.272,5 puan</li>
 <li>İstanbul Medeniyet Üniversitesi – Dünya 784’üncüsü – 6.272,5 puan</li>
 <li>İnönü Üniversitesi – Dünya 789’uncusu – 6.250 puan</li>
 <li>Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi – Dünya 807’ncisi – 6.212,5 puan</li>
 <li>Nuh Naci Yazgan Üniversitesi – Dünya 822’ncisi – 6.185 puan</li>
 <li>Bahçeşehir Üniversitesi – Dünya 826’ncısı – 6.172,5 puan</li>
 <li>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi – Dünya 834’üncüsü – 6.137,5 puan</li>
 <li>Eskişehir Teknik Üniversitesi – Dünya 844’üncüsü – 6.097,5 puan</li>
 <li>Erzurum Teknik Üniversitesi – Dünya 856’ncısı – 6.055 puan</li>
 <li>Anadolu Üniversitesi – Dünya 866’ncısı – 6.027,5 puan</li>
 <li>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi – Dünya 868’incisi – 6.017,5 puan</li>
 <li>Yozgat Bozok Üniversitesi – Dünya 872’ncisi – 6.000 puan</li>
 <li>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa – Dünya 876’ncısı – 5.982,5 puan</li>
 <li>Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi – Dünya 891’incisi – 5.945 puan</li>
 <li>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi – Dünya 913’üncüsü – 5.885 puan</li>
 <li>Atılım Üniversitesi – Dünya 914’üncüsü – 5.875 puan</li>
 <li>Artvin Çoruh Üniversitesi – Dünya 926’ncısı – 5.837,5 puan</li>
 <li>Iğdır Üniversitesi – Dünya 951’incisi – 5.777,5 puan</li>
 <li>Sinop Üniversitesi – Dünya 958’incisi – 5.762,5 puan</li>
 <li>Giresun Üniversitesi – Dünya 988’incisi – 5.672,5 puan</li>
 <li>Kilis 7 Aralık Üniversitesi – Dünya 999’uncusu – 5.632,5 puan</li>
 <li>Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi – Dünya 1.015’incisi – 5.585 puan</li>
 <li>İstanbul Kültür Üniversitesi – Dünya 1.057’ncisi – 5.472,5 puan</li>
 <li>Üsküdar Üniversitesi – Dünya 1.066’ncısı – 5.427,5 puan</li>
 <li>Gazi Üniversitesi – Dünya 1.103’üncüsü – 5.330 puan</li>
 <li>Adıyaman Üniversitesi – Dünya 1.105’incisi – 5.307,5 puan</li>
 <li>Kadir Has Üniversitesi – Dünya 1.140’ıncısı – 5.165 puan</li>
 <li>Bingöl Üniversitesi – Dünya 1.142’ncisi – 5.157,5 puan</li>
 <li>Batman Üniversitesi – Dünya 1.172’ncisi – 5.062,5 puan</li>
 <li>Altınbaş Üniversitesi – Dünya 1.174’üncüsü – 5.060 puan</li>
 <li>Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi – Dünya 1.227’ncisi – 4.855 puan</li>
 <li>Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi – Dünya 1.231’incisi – 4.837,5 puan</li>
 <li>Kırklareli Üniversitesi – Dünya 1.232’ncisi – 4.835 puan</li>
 <li>İzmir Ekonomi Üniversitesi – Dünya 1.235’incisi – 4.822,5 puan</li>
 <li>TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi – Dünya 1.241’incisi – 4.800 puan</li>
 <li>İstanbul Gedik Üniversitesi – Dünya 1.268’incisi – 4.682,5 puan</li>
 <li>Gümüşhane Üniversitesi – Dünya 1.272’ncisi – 4.675 puan</li>
 <li>Ordu Üniversitesi – Dünya 1.274’üncüsü – 4.670 puan</li>
 <li>Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi – Dünya 1.277’ncisi – 4.662,5 puan</li>
 <li>Maltepe Üniversitesi – Dünya 1.361’incisi – 4.455 puan</li>
 <li>Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi – Dünya 1.364’üncüsü – 4.447,5 puan</li>
 <li>Pamukkale Üniversitesi – Dünya 1.375’incisi – 4.430 puan</li>
 <li>Malatya Turgut Özal Üniversitesi – Dünya 1.409’uncusu – 4.287,5 puan</li>
 <li>Tarsus Üniversitesi – Dünya 1.431’incisi – 4.212,5 puan</li>
 <li>Harran Üniversitesi – Dünya 1.447’ncisi – 4.167,5 puan</li>
 <li>Yaşar Üniversitesi – Dünya 1.460’ıncısı – 4.115 puan</li>
 <li>Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi – Dünya 1.488’incisi – 4.000 puan</li>
 <li>Beykoz Üniversitesi – Dünya 1.506’ncısı – 3.937,5 puan</li>
 <li>OSTİM Teknik Üniversitesi – Dünya 1.539’uncusu – 3.792,5 puan</li>
 <li>Beykent Üniversitesi – Dünya 1.551’incisi – 3.737,5 puan</li>
 <li>Piri Reis Üniversitesi – Dünya 1.565’incisi – 3.700 puan</li>
 <li>Ardahan Üniversitesi – Dünya 1.616’ncısı – 3.465 puan</li>
 <li>Konya Teknik Üniversitesi – Dünya 1.665’incisi – 3.260 puan</li>
 <li>Muş Alparslan Üniversitesi – Dünya 1.682’ncisi – 3.185 puan</li>
 <li>Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi – Dünya 1.683’üncüsü – 3.180 puan</li>
 <li>İstanbul Esenyurt Üniversitesi – Dünya 1.692’ncisi – 3.152,5 puan</li>
 <li>Çankaya Üniversitesi – Dünya 1.694’üncüsü – 3.140 puan</li>
 <li>İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi – Dünya 1.697’ncisi – 3.125 puan</li>
 <li>Haliç Üniversitesi – Dünya 1.699’uncusu – 3.120 puan</li>
 <li>Siirt Üniversitesi – Dünya 1.708’incisi – 3.077,5 puan</li>
 <li>İstanbul Nişantaşı Üniversitesi – Dünya 1.712’ncisi – 3.042,5 puan</li>
 <li>Doğuş Üniversitesi – Dünya 1.716’ncısı – 3.030 puan</li>
 <li>Fenerbahçe Üniversitesi – Dünya 1.732’ncisi – 2.925 puan</li>
 <li>Hakkâri Üniversitesi – Dünya 1.739’uncusu – 2.897,5 puan</li>
 <li>Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi – Dünya 1.753’üncüsü – 2.845 puan</li>
 <li>Çankırı Karatekin Üniversitesi – Dünya 1.801’incisi – 2.612,5 puan</li>
 <li>Girne Amerikan Üniversitesi – Dünya 1.809’uncusu – 2.575 puan</li>
 <li>TED Üniversitesi – Dünya 1.819’uncusu – 2.545 puan</li>
 <li>Galatasaray Üniversitesi – Dünya 1.824’üncüsü – 2.527,5 puan</li>
 <li>Alanya Üniversitesi – Dünya 1.831’incisi – 2.500 puan</li>
 <li>Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi – Dünya 1.848’incisi – 2.395 puan</li>
 <li>Işık Üniversitesi – Dünya 1.905’incisi – 2.027,5 puan</li>
 <li>Munzur Üniversitesi – Dünya 1.934’üncüsü – 1.855 puan</li>
</ol>

<p>Dünya genelinde ilk sırada Hollanda’daki Wageningen University &amp; Research yer aldı. Almanya’dan Umwelt-Campus Birkenfeld ikinci, Brezilya’dan Universidade de São Paulo ise üçüncü oldu.</p>

<p>GreenMetric sonuçları, üniversitelerin sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını uluslararası ölçekte görünür hâle getirirken; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, sıfır atık, su yönetimi, kampüs içi ulaşım ve sürdürülebilirlik odaklı eğitim yatırımlarının önemini de ortaya koydu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ui-greenmetric-2026-turkiye-siralamasi-152-universitenin-tam-listesi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 15:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1345.jpeg" type="image/jpeg" length="58580"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nature’da Yeni İlaç Tasarımı: PonatiLink-2 Dirençli Modelde Etki Gösterdi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/natureda-yeni-ilac-tasarimi-ponatilink-2-direncli-modelde-etki-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/natureda-yeni-ilac-tasarimi-ponatilink-2-direncli-modelde-etki-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’deki araştırmacılar, ABL1 kinazını iki farklı noktadan hedefleyen PonatiLink-2 adlı deneysel bir molekül geliştirdi. Nature’da 23 Eylül 2026’da yayımlanan çalışmada molekül, ponatinibe dirençli mutasyonlara karşı etkinliğini büyük ölçüde korudu ve fare modelinde tümör büyümesini baskıladı. Tedavi henüz insanlarda denenmedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>ABD’de California Üniversitesi San Francisco öncülüğündeki araştırmacılar, bazı lösemilerde görülen ilaç direncine karşı yeni bir molekül geliştirdi. PonatiLink-2 adı verilen deneysel ilaç, ponatinibe dirençli BCR::ABL1 mutasyonlarını taşıyan hücrelerde ve fare modellerinde test edildi.<br />
Tek molekül iki noktayı hedefliyor<br />
Kronik miyeloid lösemide hastalığı sürdüren temel yapılardan biri BCR::ABL1 adlı anormal proteindir. Ponatinib bu proteinin bir bölgesine, asciminib ise farklı bir bölgesine bağlanıyor.<br />
Araştırmacılar bu iki yaklaşımı tek molekülde birleştirdi. PonatiLink-2 böylece ABL1’e iki ayrı noktadan bağlanacak şekilde tasarlandı.<br />
Laboratuvar deneylerinde E255V/T315I mutasyonu ponatinibin IC50 değerini 79 kat artırırken, PonatiLink-2’de artış 5,8 katla sınırlı kaldı. T315M mutasyonunda ise değerler sırasıyla 33 kat ve 4,7 kat oldu.<br />
Bulgular, PonatiLink-2’nin bazı güçlü ponatinib direnç mutasyonlarına karşı etkinliğini daha iyi koruyabildiğini gösterdi.<br />
Farelerde tümör büyümesi baskılandı<br />
Araştırmanın en önemli deneylerinden birinde ponatinibe dirençli E255V/T315I mutasyonunu taşıyan K562 hücreleri farelere nakledildi.<br />
Ponatinib tümör büyümesini bir miktar yavaşlattı ancak kontrol grubuyla karşılaştırıldığında anlamlı fark oluşturmadı. PonatiLink-2 verilen grupta ise altı haftalık tedavi sonunda sekiz farenin hiçbirinde tümör, çalışmada belirlenen büyüklük sınırına ulaşmadı.<br />
Araştırmacılar ayrıca 386 insan kinazını kapsayan taramada PonatiLink-2’nin, ponatinib ile asciminib kombinasyonuna göre daha sınırlı hedef dışı etki gösterdiğini belirledi.<br />
Direnç tamamen ortadan kalkmadı<br />
Yeni molekül direnç sorununu bütünüyle ortadan kaldırmadı. PonatiLink-2 tedavisi sırasında büyümeye devam eden bir tümörde yeni ABL1 mutasyonları gelişti ve moleküle karşı belirgin direnç ortaya çıktı.<br />
Bu bulgu, kanser hücrelerinin çift hedefli ilaçlara karşı da zaman içinde yeni kaçış yolları geliştirebileceğini gösteriyor.<br />
Henüz insanlarda denenmedi<br />
PonatiLink-2 halen preklinik aşamada. Çalışma insanlarda elde edilmiş herhangi bir tedavi sonucu içermiyor.<br />
Fare deneylerinde her grupta sekiz hayvan yer aldı ve deney tekrarlanmadı. Bu nedenle sonuçlar, PonatiLink-2’nin hastalarda ponatinibden daha etkili veya daha güvenli olduğunu göstermiyor.<br />
Araştırmanın asıl yeniliği ilaç tasarımında kullanılan yöntemde yatıyor. Aynı proteinin iki ayrı bölgesini tek molekülle hedefleyen yaklaşım, ilaç direncini ve hedef dışı etkileri azaltmaya yönelik yeni moleküllerin geliştirilmesinde araştırılabilecek bir strateji sunuyor.<br />
KAYNAKLAR<br />
• Nature – A design approach for bitopic kinase inhibitors, 23 Eylül 2026 • California Üniversitesi San Francisco Quantitative Biosciences Institute – Bitopik kinaz inhibitörlerinin tasarımına yönelik araştırma, 23 Eylül 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/natureda-yeni-ilac-tasarimi-ponatilink-2-direncli-modelde-etki-gosterdi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/ponatilink2-1280x720-max100kb.webp" type="image/jpeg" length="94962"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşçiler İçin Hibrit Çalışma Düzenlemesi Yürürlüğe Girdi: Günler ve Saatler Sözleşmede Yazacak]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/isciler-icin-hibrit-calisma-duzenlemesi-yururluge-girdi-gunler-ve-saatler-sozlesmede-yazacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/isciler-icin-hibrit-calisma-duzenlemesi-yururluge-girdi-gunler-ve-saatler-sozlesmede-yazacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzaktan Çalışma Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle işin bir bölümü işyerinde, diğer bölümü uzaktan yürütülebilecek. Hibrit çalışmanın uygulanacağı günler ve çalışma saatleri, işçi ile işveren arasındaki iş sözleşmesinde açıkça belirlenecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>25 Eylül 2026 tarihli ve 33381 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliği, çalışma hayatında hibrit modele ilişkin çerçeveyi netleştirdi. Düzenleme, işin tamamen işyerinde ya da tamamen uzaktan yapılması yerine, iki yöntemin aynı iş ilişkisinde bir araya getirilebilmesine imkân tanıyor.</p>

<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayımlanan düzenleme, 10 Mart 2021 tarihli Uzaktan Çalışma Yönetmeliği’nin “Çalışma süresinin belirlenmesi” başlıklı 9. maddesine yeni bir fıkra ekledi. Yönetmelik, yayımlandığı 25 Eylül 2026 tarihinde yürürlüğe girdi.</p>

<p>İşyerinde ve uzaktan çalışma birlikte kararlaştırılabilecek</p>

<p>Eklenen hükme göre iş görme ediminin bir kısmının işyerinde, bir kısmının ise uzaktan çalışma usulüyle yerine getirilmesi kararlaştırılabilecek. Böylece örneğin haftanın belirli günlerinde ofiste, belirli günlerinde evden ya da işyeri dışında çalışma; tarafların anlaşmasıyla uygulanabilir hâle geldi.</p>

<p>Yeni hüküm, hibrit çalışmanın koşullarını iş sözleşmesine bağladı. İşçinin hangi günlerde işyerinde bulunacağı, hangi günlerde uzaktan çalışacağı ve çalışma saatlerinin ne olacağı sözleşmede yazacak.</p>

<p>Her işçiye kendiliğinden uzaktan çalışma hakkı getirmiyor</p>

<p>Düzenleme, çalışanların tek taraflı talebiyle otomatik olarak hibrit çalışma sistemine geçileceği anlamına gelmiyor. Uygulama; işin niteliği, işyerinin organizasyonu ve işçi ile işverenin sözleşmede uzlaşması çerçevesinde kurulacak.</p>

<p>Bu nedenle işverenin tüm çalışanlar için hibrit modele geçme zorunluluğu bulunmuyor. Aynı şekilde işçi de yalnızca yeni düzenlemeye dayanarak tek başına uzaktan çalışma günleri belirleyemeyecek. Tarafların çalışma düzenini yazılı ve açık biçimde kararlaştırması önem taşıyor.</p>

<p>Sözleşmede hangi bilgiler yer almalı?</p>

<p>Hibrit çalışma uygulanacak iş ilişkilerinde, sonradan doğabilecek uyuşmazlıkları azaltmak için sözleşmede en az şu başlıkların açıkça düzenlenmesi bekleniyor:</p>

<ul>
 <li>İşyerinde çalışma günleri</li>
 <li>Uzaktan çalışma günleri</li>
 <li>Günlük ve haftalık çalışma saatleri</li>
 <li>İletişim, erişilebilirlik ve toplantı düzeni</li>
 <li>İş sağlığı ve güvenliği tedbirleri</li>
 <li>Ekipman, masraf ve veri güvenliğine ilişkin esaslar</li>
</ul>

<p>Uzaktan çalışmanın yapılamayacağı işler sürüyor</p>

<p>Hibrit çalışma imkânı her iş kolu için sınırsız değil. Mevcut yönetmelik uyarınca tehlikeli kimyasal ve radyoaktif maddelerle çalışılan, biyolojik etkenlere maruz kalma riski bulunan bazı işlerde uzaktan çalışma yapılamıyor. Hizmet alımıyla yürütülen işler ile millî güvenlik bakımından stratejik önemdeki birim, proje, tesis ve hizmetlerdeki sınırlamalar da devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşçi ve işverenler için ne değişecek?</p>

<p>Yeni düzenleme, uygulamada zaten görülen karma çalışma modellerinin sözleşmeye daha açık biçimde yansıtılmasını sağlıyor. İşyerleri, mevcut uzaktan çalışma sözleşmelerini ve insan kaynakları süreçlerini yeni hüküm doğrultusunda gözden geçirebilecek.</p>

<p>Çalışanlar açısından en önemli nokta, çalışma günleri ve saatlerinin yazılı olarak netleşmesi olacak. İşverenler açısından ise işin sürekliliği, denetim, veri güvenliği ve iş sağlığı-güvenliği sorumluluklarının hibrit modelin gereklerine göre yeniden düzenlenmesi gerekecek.</p>

<p>Hibrit çalışma zorunlu mu?</p>

<p>Hayır. Yönetmelik, hibrit çalışmayı zorunlu kılmıyor; tarafların kararlaştırabilmesine hukuki çerçeve oluşturuyor. Uygulamanın şekli, iş sözleşmesinde yer alan hükümlere göre belirlenecek.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Resmî Gazete, 25 Eylül 2026, Sayı: 33381, Uzaktan Çalışma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelik. </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/isciler-icin-hibrit-calisma-duzenlemesi-yururluge-girdi-gunler-ve-saatler-sozlesmede-yazacak</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-6516.jpeg" type="image/jpeg" length="77073"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[25 Eylül Dünya Eczacılar Günü Mesajları: 25 Kurumsal Kutlama Mesajı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/25-eylul-dunya-eczacilar-gunu-mesajlari-25-kurumsal-kutlama-mesaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/25-eylul-dunya-eczacilar-gunu-mesajlari-25-kurumsal-kutlama-mesaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[25 Eylül Dünya Eczacılar Günü dolayısıyla kurumlar, üniversiteler, hastaneler ve yöneticiler tarafından paylaşılabilecek 25 farklı kurumsal kutlama mesajını bir araya getirdik. Kısa, resmi ve anlamlı Dünya Eczacılar Günü mesajları burada.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ol>
 <li>Sağlığın korunması, doğru ilaç kullanımı ve toplum sağlığının geliştirilmesinde önemli sorumluluklar üstlenen tüm eczacılarımızın 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü’nü kutluyor, özverili çalışmalarında başarılar diliyoruz.</li>
 <li>İlacın hastaya güvenle ulaşmasını sağlayan, bilgi ve danışmanlıklarıyla sağlık sistemimizin vazgeçilmez bir parçası olan eczacılarımızın Dünya Eczacılar Günü kutlu olsun.</li>
 <li>Bilimsel bilgi, mesleki etik ve insan sağlığına adanmışlıkla görev yapan tüm eczacılarımızın 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü’nü kutluyoruz.</li>
 <li>Sağlıklı bir toplum için büyük bir sorumluluk üstlenen; ilacın üretiminden hastaya ulaşmasına kadar her aşamada emek veren eczacılarımızın Dünya Eczacılar Günü kutlu olsun.</li>
 <li>Sağlığın en güvenilir danışmanlarından biri olan eczacılarımızın, toplum sağlığına sundukları değerli katkılar için teşekkür ediyor; 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü’nü kutluyoruz.</li>
 <li>Akılcı ilaç kullanımından koruyucu sağlık hizmetlerine, bilimsel araştırmalardan hasta danışmanlığına kadar geniş bir alanda hizmet veren tüm eczacılarımızın Dünya Eczacılar Günü kutlu olsun.</li>
 <li>Bilgisiyle güven veren, emeğiyle hayatımıza dokunan ve sağlık hizmetlerinin sürekliliğine katkı sağlayan tüm eczacılarımızın 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü’nü kutluyoruz.</li>
 <li>İnsan sağlığını önceleyen anlayışları, mesleki birikimleri ve fedakâr çalışmalarıyla sağlık sistemimize güç katan eczacılarımızın Dünya Eczacılar Günü kutlu olsun.</li>
 <li>İlacı yalnızca sunan değil; doğru kullanım konusunda hastaya rehberlik eden, sağlık okuryazarlığına katkı sağlayan tüm eczacılarımıza teşekkür ediyoruz. Dünya Eczacılar Günü kutlu olsun.</li>
 <li>Sağlığın korunması ve geliştirilmesi için bilimin ışığında çalışan tüm eczacılarımızın 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü’nü en içten dileklerimizle kutluyoruz.</li>
 <li>Eczacılık; bilim, güven, etik ve insan hayatına duyulan sorumluluğun buluştuğu köklü bir sağlık mesleğidir. Bu değerleri yaşatan tüm eczacılarımızın Dünya Eczacılar Günü kutlu olsun.</li>
 <li>Hastalar ile sağlık sistemi arasında güçlü bir güven köprüsü kuran eczacılarımızın, toplum sağlığına sundukları kıymetli katkılar için teşekkür ediyor; Dünya Eczacılar Günü’nü kutluyoruz.</li>
 <li>Sağlık hizmetlerinin en ulaşılabilir noktalarından biri olan eczanelerde büyük bir özveriyle görev yapan tüm eczacılarımızın 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü kutlu olsun.</li>
 <li>Bilimsel gelişmeleri mesleki tecrübeyle birleştirerek insan sağlığına hizmet eden, sağlık sistemimizin güçlü paydaşlarından eczacılarımızın Dünya Eczacılar Günü’nü kutluyoruz.</li>
 <li>İlaç güvenliği, hasta danışmanlığı ve akılcı ilaç kullanımındaki vazgeçilmez rolleriyle toplum sağlığına değer katan eczacılarımızın 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü kutlu olsun.</li>
 <li>Her koşulda hastalarının yanında olan, bilgisi ve güven veren yaklaşımıyla sağlık hizmetlerine değer katan tüm eczacılarımıza teşekkür ediyor; Dünya Eczacılar Günü’nü kutluyoruz.</li>
 <li>Eczacılık mesleğinin köklü birikimini bilim, teknoloji ve yenilikle geleceğe taşıyan tüm meslek mensuplarının 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü kutlu olsun.</li>
 <li>Sağlık için bilginin, güvenin ve sorumluluğun temsilcisi olan eczacılarımızın Dünya Eczacılar Günü’nü kutluyor; başarılı ve sağlıklı bir meslek hayatı diliyoruz.</li>
 <li>Toplumun her kesimine ulaşan sağlık danışmanlıkları ve kesintisiz hizmetleriyle sağlık sistemimizin önemli güvencelerinden olan eczacılarımızın Dünya Eczacılar Günü kutlu olsun.</li>
 <li>İnsanı merkeze alan, bilimi rehber edinen ve meslek etiğinden taviz vermeden çalışan tüm eczacılarımızın 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü’nü kutluyoruz.</li>
 <li>Sağlığın korunmasından tedavi sürecinin güvenli biçimde sürdürülmesine kadar önemli görevler üstlenen tüm eczacılarımıza emekleri için teşekkür ediyoruz. Dünya Eczacılar Günü kutlu olsun.</li>
 <li>Bilimsel bilgiyle şifaya katkı sunan, güvenli ve etkili ilaç kullanımının en önemli güvencelerinden biri olan eczacılarımızın 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü kutlu olsun.</li>
 <li>Üniversitelerimizde bilim üreten, laboratuvarlarda araştıran, hastanelerde ve eczanelerde insan sağlığı için çalışan tüm eczacılarımızın Dünya Eczacılar Günü’nü kutluyoruz.</li>
 <li>Geçmişten geleceğe sağlık bilimlerinin gelişimine değerli katkılar sunan eczacılarımızın bilgi, emek ve fedakârlıklarını saygıyla selamlıyor; 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü’nü kutluyoruz.</li>
 <li>İnsan hayatına dokunan her ilacın ardında bilim, emek ve büyük bir sorumluluk vardır. Bu sorumluluğu özveriyle taşıyan tüm eczacılarımızın 25 Eylül Dünya Eczacılar Günü kutlu olsun. </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/25-eylul-dunya-eczacilar-gunu-mesajlari-25-kurumsal-kutlama-mesaji</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1335.jpeg" type="image/jpeg" length="16528"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir Çocuk Hastanesinde Serum Üretmek İçin Bursa’dan At Getirdiler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bir-cocuk-hastanesinde-serum-uretmek-icin-bursadan-at-getirdiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bir-cocuk-hastanesinde-serum-uretmek-icin-bursadan-at-getirdiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hamidiye Etfal yalnızca hasta çocukların tedavi edildiği bir hastane değildi. 1900’lerin başında burada kızıl ve kuşpalazı serumları ile çiçek aşısının hazırlanmasına yönelik laboratuvar kurulmuş, dönemin serum üretiminde kullanılmak üzere Bursa’dan atlar getirtilmişti. Çocuklara verilen yiyeceklerin kalitesi bile hastanenin kimyahanesinde inceleniyordu]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bugün bir çocuk hastanesinin bahçesinde serum üretimi için atların bulunduğunu düşünmek şaşırtıcı gelebilir.</p>

<p>Fakat 20. yüzyılın hemen başında İstanbul’daki Hamidiye Etfal Hastanesi’nde tedavi, laboratuvar çalışmaları ve koruyucu sağlık hizmetleri aynı kurumun çatısı altında yürütülüyordu.</p>

<p>Bir tarafta hasta çocuklar muayene ediliyor, ameliyatlar yapılıyor; diğer tarafta bakteriyoloji laboratuvarında mikroorganizmalar inceleniyor, kimyahanede çeşitli analizler gerçekleştiriliyor ve dönemin önemli tedavi araçlarından biri olan serumların hazırlanmasına yönelik çalışmalar sürdürülüyordu.</p>

<p>Bu çalışmaların en dikkat çekici ayrıntılarından biri ise <strong>Bursa’dan İstanbul’a getirilen atlardı.</strong></p>

<h3>Osmanlı’nın modern çocuk hastanesi</h3>

<p>Hamidiye Etfal Hastane-i Âlisi, 5 Haziran 1899’da hizmete girdi.</p>

<p>Türkiye’nin ilk çocuk hastanesi olarak kabul edilen kurum, yalnızca hasta yataklarından ve koğuşlardan oluşmuyordu. Pavyon sistemiyle tasarlanan hastanede poliklinikler, hasta bölümleri, bakteriyoloji laboratuvarı, kimyahane, mutfak ve çeşitli hizmet birimleri bulunuyordu.</p>

<p>Hastanenin kuruluşunda Avrupa’daki modern çocuk hastanelerinden, özellikle Berlin’deki çocuk hastanesi modelinden yararlanılmıştı.</p>

<p>Bu yapı, dönemin tıp anlayışında yaşanan büyük değişimin İstanbul’daki yansımalarından biriydi.</p>

<ol start="19">
 <li>yüzyılın sonlarında bakteriyolojinin gelişmesiyle bulaşıcı hastalıkların nedenleri daha iyi anlaşılmaya başlanmış; mikroorganizmalar, toksinler ve bağışıklık üzerine çalışmalar tıbbın merkezine yerleşmişti.</li>
</ol>

<p>Hamidiye Etfal de bu yeni bilimsel dünyanın Osmanlı başkentindeki dikkat çekici kurumlarından biri oldu.</p>

<h3>Peki neden hastaneye at getiriliyordu?</h3>

<p>Bu sorunun cevabı, modern immünolojinin ilk yıllarında saklı.</p>

<p>Antibiyotiklerin henüz bulunmadığı dönemde özellikle <strong>difteri</strong>, eski adıyla kuşpalazı, çocukluk çağının en korkulan bulaşıcı hastalıklarından biriydi.</p>

<p>Hastalığa neden olan bakterinin ürettiği toksine karşı geliştirilen antitoksin, 1890’lardan itibaren tıpta önemli bir dönüm noktası oluşturdu.</p>

<p>Antitoksin üretiminde büyük hayvanlardan, özellikle de <strong>atlardan</strong> yararlanılıyordu.</p>

<p>At kontrollü biçimde bağışık hale getiriliyor, daha sonra kanında oluşan antikorları taşıyan serum ayrıştırılıyordu. Elde edilen antitoksin serumu hastalara uygulanarak bakterinin oluşturduğu toksinin etkisinin azaltılması amaçlanıyordu.</p>

<p>Bu yöntem, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında dünyada serum tedavisinin temel yöntemlerinden biri haline geldi.</p>

<p>Hamidiye Etfal de bu gelişmeleri yakından takip ediyordu.</p>

<p>Hastanenin tarihini inceleyen akademik çalışmalarda, <strong>kızıl ve kuşpalazı serumları ile çiçek aşısının hazırlanmasına yönelik laboratuvar kurulduğu ve çalışmalar için Bursa’dan atlar getirildiği</strong> belirtiliyor.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor:</p>

<p><strong>Atların tarihsel önemi serum ve antitoksin üretimindeki kullanımlarıyla ilgilidir. Aynı laboratuvarda çiçek aşısı hazırlanmış olması, çiçek aşısının bu atlardan üretildiği anlamına gelmez.</strong></p>

<p>Bu ayrım, dönemin uygulamalarını bugünkü bilgilerimizle doğru değerlendirmek açısından önemlidir.</p>

<h3>Kuşpalazına karşı serum</h3>

<p>Difteri, özellikle çocuklarda boğazda zar oluşumuna, solunum güçlüğüne, kalp ve sinir sistemi komplikasyonlarına yol açabilen ağır bir enfeksiyondu.</p>

<p>Antibiyotiklerin olmadığı dönemde hekimlerin elindeki en önemli tedavi araçlarından biri difteri antitoksiniydi.</p>

<p>Bu serum günümüzdeki aşılarla aynı şey değildi.</p>

<p>Aşı, kişinin bağışıklık sistemini uyararak gelecekte hastalığa karşı koruyucu yanıt oluşturmasını amaçlar.</p>

<p>Antitoksin serumu ise hastaya <strong>hazır antikorlar</strong> verilmesi esasına dayanıyordu.</p>

<p>Hamidiye Etfal kayıtlarında kuşpalazının serumla tedavisine ilişkin istatistiklerin tutulması da dikkat çekicidir.</p>

<p>Dönemin hastane yıllıklarında, Dr. Ömer Fuad tarafından hazırlanan <strong>“Hamidiye Etfal Hastahane-i Âlisi’nde Serum ile Tedavi Edilen Kuşpalazı İstatistiği”</strong> başlıklı çalışmanın yer aldığı görülüyor.</p>

<p>Bu ayrıntı önemli.</p>

<p>Çünkü hastane yalnızca yeni bir tedavi yöntemini uygulamıyor; sonuçlarını kaydediyor, değerlendiriyor ve bilimsel bilgi haline getirmeye çalışıyordu.</p>

<h3>Hastanenin içinde bir bakteriyoloji merkezi</h3>

<p>Hamidiye Etfal’in laboratuvarları, hastanenin kuruluşundan itibaren sağlık hizmetinin önemli bir parçasıydı.</p>

<p>Dönemin Avrupa hastanelerinde gelişen bakteriyoloji anlayışı burada da uygulanmaya çalışılıyordu.</p>

<p>Hastanenin ilk başhekimi İbrahim Bey’in Almanya’da çocuk hastalıkları ve bakteriyoloji alanında çalışmış olması da bu bilimsel yaklaşımın oluşmasında etkiliydi.</p>

<p>Kızıl ve kuşpalazı serumlarının hazırlanmasına yönelik çalışmalar ile çiçek aşısı faaliyetleri, hastanenin yalnızca tedavi veren bir kurum olmadığını gösteriyordu.</p>

<p>Burası aynı zamanda bilgi üreten, laboratuvar çalışmaları yapan ve çağının yeni tıbbi yöntemlerini uygulamaya çalışan bir merkezdi.</p>

<h3>Çocuğun tabağındaki yiyecek bile inceleniyordu</h3>

<p>Hamidiye Etfal’de dikkati çeken uygulamalardan biri de çocukların beslenmesine verilen önemdi.</p>

<p>Hasta çocuklara sunulacak yiyeceklerin yalnızca mutfakta hazırlanması yeterli görülmüyordu.</p>

<p><strong>Hastanede kullanılan erzak ve gıda maddeleri kimyahanede inceleniyordu.</strong></p>

<p>Bu uygulama, dönemi açısından son derece dikkat çekiciydi.</p>

<p>Çünkü çocukların tedavisinde ilaç kadar beslenmenin, temiz suyun ve güvenilir gıdanın da önemli olduğu düşünülüyordu.</p>

<p>Bugün “gıda güvenliği” veya “beslenme desteği” gibi kavramlarla değerlendirdiğimiz yaklaşımın erken örneklerinden biri, bir Osmanlı çocuk hastanesinde görülüyordu.</p>

<h3>Taze süt için hastanede inekler de vardı</h3>

<p>Çocukların beslenmesinde süt önemli bir yere sahipti.</p>

<p>Ancak 20. yüzyılın başında güvenilir ve hijyenik süt temini bugünkü kadar kolay değildi.</p>

<p>Bu nedenle Hamidiye Etfal’de çocuklara taze süt sağlamak amacıyla <strong>ineklerin bulunduğu bir ahır oluşturulduğu</strong> tarihî kayıtlarda yer alıyor.</p>

<p>Böylece hastanenin günlük yaşamında oldukça sıra dışı bir görüntü ortaya çıkıyordu:</p>

<p>Bir tarafta serum üretiminde yararlanılan atlar…</p>

<p>Diğer tarafta çocuklara taze süt sağlamak amacıyla beslenen inekler…</p>

<p>Laboratuvarda çalışan hekimler ve görevliler…</p>

<p>Koğuşlarda tedavi edilen çocuklar…</p>

<p>Bugünün hastane düzeninden oldukça farklı görünen bu yapı, aslında dönemin sağlık hizmetlerinin nasıl örgütlendiğini gösteriyor.</p>

<p>İlaç üretimi, laboratuvar, beslenme, hijyen ve hasta bakımı henüz birbirinden tamamen ayrılmış alanlar değildi.</p>

<h3>Karahisar’dan maden suyu getiriliyordu</h3>

<p>Hamidiye Etfal’de çocukların beslenmesi ve içecekleri konusunda yapılan çalışmalar bununla da sınırlı değildi.</p>

<p>Tarihî kayıtlarda hastaneye <strong>Karahisar’dan maden suyu getirildiği</strong> ve çocukların kullanımına sunulduğu bilgisi bulunuyor.</p>

<p>Dönemin tıp anlayışında maden sularına bugünkünden daha geniş tedavi edici özellikler atfedilebiliyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle tarihî kaynaklardaki söz konusu uygulamaları bugünkü tıbbi bilgilerle doğrudan aynı anlamda değerlendirmemek gerekir.</p>

<p>Ancak bütün bu ayrıntılar bir araya getirildiğinde Hamidiye Etfal’in yalnızca hastalanan çocukların yatırıldığı bir bina olmadığı açıkça görülüyor.</p>

<h3>Tedavi eden değil, aynı zamanda üreten bir hastane</h3>

<p>Serum hazırlanıyor.</p>

<p>Aşı çalışmaları yürütülüyor.</p>

<p>Bakteriyolojik incelemeler yapılıyor.</p>

<p>Yiyecekler kimyahanede analiz ediliyor.</p>

<p>Çocuklara taze süt sağlanmaya çalışılıyor.</p>

<p>Serum üretiminde kullanılmak üzere Bursa’dan at getiriliyor.</p>

<p>Ve bütün bu faaliyetler kayıt altına alınıyordu.</p>

<p>Hamidiye Etfal’in yayımladığı istatistik yıllıkları, hastaların yaşlarından hastalık türlerine, uygulanan tedavilerden laboratuvar faaliyetlerine kadar dönemin sağlık hizmetlerine ilişkin önemli bilgiler içeriyordu.</p>

<p>Bu nedenle Hamidiye Etfal’in hikâyesini yalnızca <strong>“Türkiye’nin ilk çocuk hastanesi”</strong> olarak anlatmak eksik kalır.</p>

<p>Burası aynı zamanda laboratuvarın kliniğin hemen yanı başında bulunduğu, tedavinin araştırmayla birleştiği ve koruyucu sağlık anlayışının çocuk bakımının içine yerleştirilmeye çalışıldığı erken dönem modern hastanelerden biriydi.</p>

<p>Belki de bu tarihin en çarpıcı görüntülerinden biri, hastane bahçesindeki atlardır.</p>

<p>Çünkü <strong>Bursa’dan İstanbul’a getirilen o atlar, modern immünolojinin henüz başlangıç döneminde olduğu yıllarda serum tedavisinin hastane pratiğine nasıl girdiğinin sessiz tanıklarıydı.</strong></p>

<hr />
<h2>Tıbbi tarih notu</h2>

<p>Bu yazıda anlatılan serum ve aşı üretim yöntemleri 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki tıp uygulamalarına ilişkindir. Günümüzde aşıların, antikor ürünlerinin ve diğer biyolojik tedavilerin üretimi çok farklı bilimsel, teknolojik ve düzenleyici standartlara tabidir. Tarihsel uygulamalar güncel tıbbi yöntemler olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<ul>
 <li>Betül Altıntaş Selçuk, Cihan Çolak, <strong>“Türkiye’nin İlk Çocuk Hastanesi; Hamidiye Etfal Hastane-i Âlisi”</strong>, Lokman Hekim Dergisi, 2012.</li>
 <li><strong>Hamidiye Etfal Hastahane-i Âlisi İstatistik Risaleleri / İstatistik Mecmua-i Tıbbiyesi</strong>, 20. yüzyıl başı hastane yıllıkları.</li>
 <li>Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, <strong>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği Tarihçesi</strong>.</li>
 <li>Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, <strong>Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratuvarı Tarihçesi</strong>.</li>
 <li>Nil Sarı’nın Hamidiye Etfal’in laboratuvarları ve tıp tarihi üzerine çalışmaları.</li>
 <li>Difteri antitoksini ve serum tedavisinin tarihine ilişkin uluslararası tıp tarihi çalışmaları.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bir-cocuk-hastanesinde-serum-uretmek-icin-bursadan-at-getirdiler</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/hamidiye-etfal-1280x720-max200kb.webp" type="image/jpeg" length="85647"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Omega-3, D Vitamini ve Egzersiz Biyolojik Yaşlanmayı Yavaşlatabilir mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/omega-3-d-vitamini-ve-egzersiz-biyolojik-yaslanmayi-yavaslatabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/omega-3-d-vitamini-ve-egzersiz-biyolojik-yaslanmayi-yavaslatabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[70 yaş ve üzeri 777 yetişkinin 3 yıl izlendiği DO-HEALTH analizinde omega-3, bazı epigenetik yaşlanma ölçümlerinde daha yavaş biyolojik yaşlanmayla ilişkilendirildi. D vitamini ve düzenli ev egzersizi eklendiğinde ise bir biyolojik yaşlanma saatindeki etki güçlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Omega-3, D Vitamini ve Egzersiz Üçlüsü Biyolojik Yaşlanmayı Yavaşlatabilir mi?</p>

<p>Sağlıklı yaş alma için tek bir “mucize” takviye aramak yerine beslenme, hareket ve gerekli durumlarda tıbbi değerlendirmeyle desteklenen bir yaşam düzeni öne çıkıyor. Avrupa’da yürütülen 3 yıllık randomize DO-HEALTH çalışmasının yeni analizi, omega-3 takviyesinin DNA temelli biyolojik yaşlanma ölçümlerinde küçük bir yavaşlamayla ilişkili olduğunu gösterdi. Omega-3; D vitamini ve evde uygulanan düzenli egzersizle birlikte kullanıldığında ise bir biyolojik yaşlanma saatindeki etki güçlendi.</p>

<p>Çalışmanın sonuçlarını değerlendiren Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, yaşlanmayı geciktirmede tek bir üründen çok, birbirini tamamlayan alışkanlıkların önemine dikkat çekti. Yılancıoğlu, “Son bilimsel araştırmalar, yaşlanmayı geciktirmenin yolunun tek bir mucizevi takviyeden değil, doğru alışkanlıkları bir araya getirmekten geçtiğini gösteriyor” dedi.</p>

<p>3 yıl boyunca takip edildiler</p>

<p>Nature Aging dergisinde yayımlanan analiz, DO-HEALTH araştırmasına katılan 70 yaş ve üzeri 777 İsviçreli yetişkinin verilerine dayanıyor. Katılımcılar 3 yıl boyunca günlük 1 gram omega-3, günlük 2.000 IU D vitamini, haftada üç kez yaklaşık 30 dakikalık ev egzersiz programı ya da bunların farklı kombinasyonlarını aldı.</p>

<p>Araştırmacılar, kan örneklerindeki DNA metilasyonu değişimlerini dört farklı “epigenetik saat” ile değerlendirdi. Bu saatler, takvim yaşından farklı olarak biyolojik yaşlanma hızı hakkında dolaylı bilgi veren araştırma araçlarıdır.</p>

<p>Omega-3 üç farklı ölçümde öne çıktı</p>

<p>Analize göre omega-3 tek başına PhenoAge, GrimAge2 ve DunedinPACE adlı üç ölçümde biyolojik yaşlanmanın daha yavaş seyretmesiyle ilişkilendirildi. D vitamini ya da egzersiz programı tek başına bu ölçümlerde anlamlı bir etki göstermedi.</p>

<p>Ancak üç müdahalenin birlikte uygulandığı grupta, PhenoAge ölçümünde ek yarar görüldü. Başlangıçtan üçüncü yılın sonuna kadar hesaplanan etki, kullanılan ölçüme göre yaklaşık 2,9 ile 3,8 aylık daha yavaş biyolojik yaşlanmaya karşılık geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, bu sonucu şöyle değerlendirdi:</p>

<p>“Omega-3, hücrelerimizdeki biyolojik saati tek başına yavaşlatma yönünde bir etki gösterdi. D vitamini ve düzenli egzersiz de eklendiğinde, koruyucu etki bir ölçümde güçlendi. İlk bakışta küçük görünen bu fark, sağlıklı yaşlanma araştırmaları açısından dikkate değer bir sinyal.”</p>

<p>Pre-frailty ve invaziv kanser sonuçları ayrı analizlerden geldi</p>

<p>DO-HEALTH çalışmasının daha önce yayımlanan ayrı klinik analizlerinde, omega-3, D vitamini ve ev egzersiz programının birlikte uygulanması; yaşlılıkta kırılganlıktan önceki dönem olarak tanımlanan pre-frailty riskinde yüzde 39 azalma ile ilişkilendirildi. Aynı üçlü kombinasyonun invaziv kanser görülme riskinde yüzde 61 azalma sağladığı da bildirildi.</p>

<p>Bu oranlar önem taşısa da bilimsel açıdan dikkatli yorumlanmalı. Biyolojik yaş saatlerindeki değişim ile pre-frailty veya kanser sonuçları aynı analizden elde edilmedi. Ayrıca bu veriler, üçlünün herkes için kanseri önlediğini ya da yaşlanmayı geri çevirdiğini kanıtlamıyor.</p>

<p>“Kasları ve bağımsızlığı korumak önemli”</p>

<p>Yılancıoğlu, düzenli hareketin yaşlılıkta kas gücü ve bağımsız yaşam açısından temel bir rolü olduğunu vurguladı: “Kas kaybı ve fiziksel güçsüzlük, ileri yaşta düşme, hareket kısıtlılığı ve bağımlılık riskini artırabilir. Egzersizi, yeterli beslenmeyi ve D vitamini düzeyinin hekim önerisiyle değerlendirilmesini birlikte ele almak daha doğru bir yaklaşım olur.”</p>

<p>Çalışmadaki egzersiz müdahalesinin yalnızca ağırlık kaldırmaktan ibaret olmadığına dikkat çekmek gerekiyor. Program, evde haftada üç kez uygulanan basit egzersizlerden oluşuyordu. Bu nedenle sonuçları doğrudan belirli bir kuvvet antrenmanı programına ya da herhangi bir takviye dozuna eşitlemek doğru değil.</p>

<p>Takviye başlamadan önce kişisel değerlendirme şart</p>

<p>Araştırma; 70 yaş ve üzeri, görece sağlıklı ve aktif yetişkinlerde yapıldı. Daha genç kişiler, kronik hastalığı olanlar veya düzenli ilaç kullananlar için sonuçların aynı olup olmadığı henüz bilinmiyor. Özellikle kan sulandırıcı kullananlar, böbrek hastalığı bulunanlar ve D vitamini yüksekliği riski taşıyan kişiler, takviye kullanmadan önce hekimine danışmalı.</p>

<p>Mesaj net: Sağlıklı yaş alma tek kapsülle sağlanmıyor. Balık ağırlıklı dengeli beslenme, kişinin kapasitesine uygun düzenli egzersiz, uyku, sigaradan uzak durma ve tıbbi gereksinimlere göre planlanan destekler birlikte değerlendirilmeli.</p>

<p>Tıbbi not</p>

<p>Bu çalışma epigenetik yaşlanma göstergelerinde küçük değişiklikler saptadı; insanların biyolojik olarak “gençleştiğini”, daha uzun yaşayacağını veya takviyelerin herkeste kanseri önleyeceğini göstermedi. Omega-3 ve D vitamini takviyesi, kişisel hastalıklar ve ilaçlar dikkate alınarak sağlık profesyoneli önerisiyle kullanılmalıdır.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Nature Aging<br />
DO-HEALTH araştırma grubu<br />
JAMA Network Open<br />
Frontiers in Aging</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/omega-3-d-vitamini-ve-egzersiz-biyolojik-yaslanmayi-yavaslatabilir-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1334.jpeg" type="image/jpeg" length="59663"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SBÜ, URAP 2025-2026 Alan Sıralamalarında Sağlık Bilimlerinde Türkiye’nin Zirvesinde]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sbu-urap-2025-2026-alan-siralamalarinda-saglik-bilimlerinde-turkiyenin-zirvesinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sbu-urap-2025-2026-alan-siralamalarinda-saglik-bilimlerinde-turkiyenin-zirvesinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ), URAP 2025-2026 Dünya Alan Sıralamalarında tıp ve sağlık bilimlerinin birçok disiplininde Türkiye’nin önde gelen üniversiteleri arasında yer aldı. SBÜ, Oftalmoloji ve Cerrahi alanlarında Türkiye 1’inciliğine ulaşırken, Oftalmolojide dünya sıralamasında ilk 100’e girerek önemli bir uluslararası başarıya imza attı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ), URAP 2025-2026 Dünya Alan Sıralamalarında sağlık bilimlerinin birçok disiplininde Türkiye’nin önde gelen üniversiteleri arasında yer aldı. Oftalmoloji ve Cerrahi alanlarında Türkiye 1’incisi olan SBÜ, Oftalmolojide dünya sıralamasında 98’inci sıraya yükselerek ilk 100’e girdi.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi, bilimsel araştırma kapasitesi ve sağlık bilimleri odaklı akademik üretimiyle ulusal ve uluslararası sıralamalardaki güçlü konumunu sürdürdü.</p>

<p>URAP 2025-2026 Dünya Alan Sıralamalarında SBÜ; Oftalmoloji, Cerrahi, Pediatri, Tıp ve Sağlık Bilimleri, Diş Hekimliği, Farmakoloji, Psikoloji ve Bilişsel Bilimler, Onkoloji ve Biyolojik Bilimler olmak üzere dokuz farklı bilim alanında sıralamaya girdi.</p>

<p>Oftalmolojide Türkiye 1’incisi, dünyada ilk 100’de</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin sıralamadaki en dikkat çekici başarılarından biri Oftalmoloji alanında kaydedildi.</p>

<p>SBÜ, Oftalmolojide Türkiye 1’incisi, dünya sıralamasında ise 98’inci oldu. Böylece Üniversite, bu alanda dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına girdi.</p>

<p>Cerrahide de Türkiye 1’inciliği</p>

<p>Üniversite, Cerrahi alanında da Türkiye 1’incisi olurken dünya sıralamasında 255’inci basamakta yer aldı.</p>

<p>SBÜ’nün geniş klinik eğitim ve araştırma kapasitesi ile güçlü akademik kadrosunun ortaya koyduğu bilimsel üretim, cerrahi bilimlerdeki uluslararası sıralamaya da yansıdı.</p>

<p>Pediatri ve Tıp ve Sağlık Bilimlerinde Türkiye 2’ncisi</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Pediatri alanında Türkiye 2’ncisi, dünyada 158’inci sırada yer aldı.</p>

<p>Üniversite, Tıp ve Sağlık Bilimleri genel alanında da Türkiye 2’nciliğini elde ederken dünya sıralamasında 345’inci oldu.</p>

<p>Bu sonuçlarla SBÜ, yalnızca belirli klinik branşlarda değil, tıp ve sağlık bilimlerinin bütününü kapsayan akademik üretimde de Türkiye’nin önde gelen üniversiteleri arasındaki konumunu güçlendirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Diş Hekimliğinde Türkiye’nin ilk 3 üniversitesi arasında</p>

<p>SBÜ, Diş Hekimliği alanında Türkiye 3’üncüsü, dünyada ise 173’üncü sırada yer aldı.</p>

<p>Üniversitenin farklı sağlık disiplinlerinde üst sıralarda bulunması, akademik üretimin tıp fakülteleriyle sınırlı kalmadığını; sağlık bilimlerinin geniş bir bölümüne yayıldığını ortaya koydu.</p>

<p>Farmakoloji, Psikoloji ve Onkolojide de üst sıralarda</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi;</p>

<ul>
 <li>Farmakoloji alanında Türkiye 4’üncüsü, dünyada 474’üncü</li>
 <li>Psikoloji ve Bilişsel Bilimler alanında Türkiye 5’incisi, dünyada 689’uncu</li>
 <li>Onkoloji alanında Türkiye 6’ncısı, dünyada 467’nci</li>
 <li>Biyolojik Bilimler alanında Türkiye 16’ncısı, dünyada 1277’nci</li>
</ul>

<p>olarak sıralandı.</p>

<p>SBÜ’nün URAP 2025-2026 Alan Sıralaması</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Bilim Alanı</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Türkiye Sırası</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Dünya Sırası</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Oftalmoloji</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>98</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Cerrahi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>255</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Pediatri</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>158</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Tıp ve Sağlık Bilimleri</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>345</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Diş Hekimliği</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>173</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Farmakoloji</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>474</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Psikoloji ve Bilişsel Bilimler</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>689</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Onkoloji</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>6</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>467</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Biyolojik Bilimler</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>16</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1277</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>Rektör Aydın: “Bilimsel üretimde hedefimiz dünyada daha üst sıralar”</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, URAP 2025-2026 Dünya Alan Sıralamalarında elde edilen sonuçların Üniversitenin bilimsel üretim kapasitesi ve uluslararası görünürlüğü açısından önemli bir gösterge olduğunu belirtti.</p>

<p>Rektör Aydın değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Sağlık Bilimleri Üniversitesi olarak köklü geleneğimizden aldığımız güçle bilimi, araştırmayı ve nitelikli akademik üretimi merkezimize alan bir üniversite anlayışıyla yolumuza devam ediyoruz. URAP 2025-2026 Dünya Alan Sıralamalarında Oftalmoloji ve Cerrahi alanlarında Türkiye birincisi olmamız, Pediatri ile Tıp ve Sağlık Bilimlerinde Türkiye ikinciliğine ulaşmamız ve özellikle Oftalmoloji alanında dünyada ilk 100 içerisinde yer almamız bizler için kıymetli bir göstergedir.</p>

<p>Ancak biz bu sonuçları bir varış noktası olarak değil, daha büyük hedeflere giden yolun bir aşaması olarak görüyoruz. Sağlık Bilimleri Üniversitesi; güçlü akademik kadrosu, ülkemizin sağlık sistemi içerisindeki geniş eğitim ve araştırma ağı, uluslararası akademik yapılanması ve bilimsel iş birlikleriyle sağlık bilimlerinde Türkiye’nin dünyaya açılan önemli akademik merkezlerinden biridir.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde yüksek nitelikli bilimsel yayınlarımızı, uluslararası ortak araştırmalarımızı ve insanlığa katkı sunan bilimsel çalışmalarımızı daha da artırmayı hedefliyoruz. Gayemiz yalnızca sıralamalarda yükselmek değil; insan sağlığına dokunan, bilime yön veren ve ülkemizin akademik gücünü dünyada temsil eden eserler ortaya koymaktır. Bu başarıda emeği bulunan bütün akademisyenlerimizi, araştırmacılarımızı ve mensuplarımızı tebrik ediyorum.”</p>

<p>Sağlık bilimlerinde küresel ölçekte daha güçlü bir SBÜ</p>

<p>URAP sonuçları, Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin temel bilimlerden klinik bilimlere, cerrahiden pediatriye, diş hekimliğinden onkoloji ve farmakolojiye kadar geniş bir akademik alanda uluslararası görünürlük kazandığını ortaya koydu.</p>

<p>İki bilim alanında Türkiye 1’inciliği, dört alanda Türkiye’nin ilk üç üniversitesi arasında yer alınması ve Oftalmolojide dünya ilk 100’üne girilmesi, SBÜ’nün sağlık bilimleri merkezli araştırma vizyonunun önemli göstergeleri arasında yer aldı.</p>

<p>“Maziyi İhya, Âtiyi İnşa” anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Sağlık Bilimleri Üniversitesi; nitelikli bilimsel üretimi artırmayı, uluslararası araştırma ve iş birliği ağlarını genişletmeyi ve Türkiye’nin sağlık bilimlerindeki akademik birikimini dünya bilim ekosisteminde daha güçlü biçimde temsil etmeyi hedefliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sbu-urap-2025-2026-alan-siralamalarinda-saglik-bilimlerinde-turkiyenin-zirvesinde</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1333.jpeg" type="image/jpeg" length="70611"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[aPTT Kaç Olmalı? 20, 30, 40, 50 ve 60 Ne Demek?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/aptt-kac-olmali-20-30-40-50-ve-60-ne-demek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/aptt-kac-olmali-20-30-40-50-ve-60-ne-demek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[aPTT kanın pıhtılaşma süresini değerlendiren testlerden biridir. Referans aralığı laboratuvara göre değişir; 20, 30, 40, 50 ve 60 saniyelik sonuçlar heparin kullanımı, faktör eksiklikleri ve inhibitörlerle birlikte yorumlanır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>aPTT NEDİR?</p>

<p>aPTT, “aktive parsiyel tromboplastin zamanı” anlamına gelir. Kanın pıhtılaşma sisteminin özellikle intrinsik ve ortak yolundaki birçok pıhtılaşma faktörünün çalışması hakkında bilgi verir.</p>

<p>aPTT yüksekliği kanın laboratuvar ortamında daha geç pıhtılaştığını gösterir ancak tek başına kanama hastalığı tanısı koydurmaz. Faktör eksiklikleri, heparin, lupus antikoagülanı ve bazı ilaçlar sonucu uzatabilir.</p>

<p>aPTT KAÇ OLMALI?</p>

<p>Tek bir evrensel normal aralık yoktur. Kullanılan cihaz ve reaktife göre laboratuvarın referans değeri değişir.</p>

<p>Örneğin Mayo Clinic Laboratories erişkinlerde 25–37 saniye referans aralığını kullanmaktadır. Kişinin kendi laboratuvar raporundaki aralık esas alınmalıdır.</p>

<p>aPTT 20 NE DEMEK?</p>

<p>Referans alt sınırı 25 saniye olan bir laboratuvarda aPTT 20 saniye kısa kabul edilir.</p>

<p>Kısa aPTT; inflamasyon sırasında faktör VIII düzeyinin yükselmesi veya kan alma ve örnek işleme koşulları gibi nedenlerle görülebilir. Tek başına belirli bir hastalık tanısı koydurmaz.</p>

<p>aPTT 30 NE DEMEK?</p>

<p>25–37 saniyelik referans aralığı kullanılan bir laboratuvarda 30 saniye normal aralıktadır.</p>

<p>Ancak normal aPTT bütün pıhtılaşma bozukluklarını dışlamaz. Bazı hafif faktör eksikliklerinde test normal kalabilir.</p>

<p>aPTT 40 NE DEMEK?</p>

<p>Üst sınırı 37 saniye olan bir laboratuvarda 40 saniye hafif uzamış aPTT anlamına gelir.</p>

<p>Tek başına ciddi kanama bozukluğu anlamına gelmez. İlaç kullanımı, örnek koşulları, faktör eksikliği veya bir pıhtılaşma inhibitörü değerlendirilir.</p>

<p>aPTT 50 NE DEMEK?</p>

<p>50 saniye birçok laboratuvarda belirgin uzamış bir sonuçtur.</p>

<p>Heparin kullanımı, faktör VIII, IX veya XI gibi pıhtılaşma faktörlerindeki eksiklikler ve lupus antikoagülanı gibi inhibitörler neden olabilir.</p>

<p>Sonucun önemi kişinin kanama belirtilerine, kullandığı ilaçlara, PT/INR sonucuna ve önceki aPTT değerlerine göre değişir.</p>

<p>aPTT 60 NE DEMEK?</p>

<p>60 saniye çoğu normal referans aralığının belirgin üzerindedir ve nedeninin açıklanması gerekir.</p>

<p>Ancak 60 saniye tek başına “ciddi kanama olacak” anlamına gelmez. Örneğin lupus antikoagülanı aPTT'yi uzatabildiği halde bazı kişilerde kanama yerine pıhtılaşma riskiyle ilişkilidir.</p>

<p>aPTT YÜKSEKLİĞİ NEDEN OLUR?</p>

<p>aPTT'nin uzamasının başlıca nedenleri arasında:</p>

<p>Heparin kullanımı</p>

<p>Faktör VIII eksikliği (Hemofili A)</p>

<p>Faktör IX eksikliği (Hemofili B)</p>

<p>Faktör XI veya XII eksiklikleri</p>

<p>Lupus antikoagülanı</p>

<p>Pıhtılaşma faktörlerine karşı gelişen inhibitörler</p>

<p>Bazı karaciğer hastalıkları</p>

<p>Fibrinojen bozuklukları</p>

<p>Bazı antikoagülan ilaçlar</p>

<p>yer alabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tek bir yüksek sonuçtan hangi nedenin sorumlu olduğu belirlenemez.</p>

<p>PT NORMAL AMA aPTT YÜKSEK NE DEMEK?</p>

<p>Bu kombinasyon özellikle önemlidir.</p>

<p>PT normal olduğu halde aPTT uzunsa hemofili A veya B gibi intrinsik yol faktör eksiklikleri, faktör XI eksikliği veya lupus antikoagülanı gibi inhibitörler araştırılabilir.</p>

<p>Faktör XII eksikliği de aPTT'yi belirgin uzatabilir ancak tipik olarak kanama eğilimine yol açmaz.</p>

<p>LUPUS ANTİKOAGÜLANI aPTT'Yİ YÜKSELTİR Mİ?</p>

<p>Evet.</p>

<p>İsminin aksine lupus antikoagülanı bulunan kişilerde sorun mutlaka “kanın fazla sulanması” değildir.</p>

<p>Lupus antikoagülanı laboratuvar testinde aPTT'yi uzatabilirken klinikte venöz veya arteriyel pıhtılaşma ve gebelik komplikasyonlarıyla ilişkili olabilir.</p>

<p>Bu nedenle “aPTT uzun = mutlaka kanama riski” şeklinde yorum yapmak yanlıştır.</p>

<p>aPTT YÜKSEKSE KARIŞIM TESTİ NEDİR?</p>

<p>Nedeni açıklanamayan uzamış aPTT'de karışım testi yapılabilir.</p>

<p>Hastanın plazması normal plazmayla karıştırıldığında aPTT normale doğru düzeliyorsa pıhtılaşma faktörü eksikliği daha olasıdır.</p>

<p>Düzelmiyorsa lupus antikoagülanı, heparin veya spesifik faktör inhibitörü gibi bir inhibitör düşünülebilir.</p>

<p>Ancak karışım testi de tek başına kesin tanı koydurmaz.</p>

<p>HEPARİN KULLANANLARDA aPTT KAÇ OLMALI?</p>

<p>Standart heparin yani fraksiyone olmayan heparin tedavisinde aPTT kullanılabilir.</p>

<p>Ancak terapötik aPTT saniyesi her laboratuvarda aynı değildir. Kullanılan reaktifin heparine duyarlılığı değiştiği için hedef aralık kurumun kendi yöntemiyle belirlenmelidir.</p>

<p>Bu nedenle internette görülen tek bir saniye aralığı bütün hastalara uygulanamaz.</p>

<p>aPTT DÜŞÜKLÜĞÜ NEDEN OLUR?</p>

<p>Kısa aPTT çoğu zaman uzamış aPTT kadar özgül değildir.</p>

<p>Akut veya kronik inflamasyon sırasında faktör VIII artışı ve kan alma ya da numune işleme koşulları sonucu kısaltabilir.</p>

<p>Tek başına düşük aPTT sonucuna dayanarak pıhtı hastalığı tanısı konulmaz.</p>

<p>aPTT İLE PT VE INR AYNI ŞEY Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>aPTT ağırlıklı olarak intrinsik ve ortak pıhtılaşma yollarını değerlendirirken PT/INR ekstrinsik ve ortak yol hakkında bilgi verir.</p>

<p>Bu nedenle PT/INR ile aPTT'nin birlikte değerlendirilmesi, pıhtılaşma bozukluğunun hangi bölümden kaynaklanabileceğini anlamaya yardımcı olabilir.</p>

<p>aPTT NASIL DÜŞÜRÜLÜR?</p>

<p>Tedavi laboratuvardaki saniye değerini düşürmeye değil, altta yatan nedene yöneliktir.</p>

<p>Heparin etkisi, faktör eksikliği, inhibitör veya başka bir hastalık söz konusuysa tedavi birbirinden tamamen farklıdır.</p>

<p>Bu nedenle uzun aPTT sonucuna göre kişinin kendi başına ilaç bırakması veya pıhtılaşmayı artırmaya yönelik ürün kullanması doğru değildir.</p>

<p>aPTT NE ZAMAN ACİL OLABİLİR?</p>

<p>Tek başına belirli bir saniye değeri herkeste acil durum anlamına gelmez.</p>

<p>Uzamış aPTT'ye durmayan kanama, kanlı kusma, siyah dışkı, idrarda belirgin kan, genişleyen morluklar, kafa travması sonrası şiddetli baş ağrısı veya bilinç değişikliği eşlik ediyorsa acil değerlendirme gerekir.</p>

<p>Özellikle antikoagülan kullanan kişilerde yeni gelişen kanama belirtileri önemlidir.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>aPTT 40 yüksek mi?</p>

<p>Üst sınırı 37 saniye olan bir laboratuvarda hafif yüksek kabul edilir. Tek başına kanama bozukluğu anlamına gelmez.</p>

<p>aPTT 50 tehlikeli mi?</p>

<p>50 saniye birçok laboratuvarda belirgin uzamıştır ancak tehlike yalnızca rakama göre belirlenmez. Kanama, ilaçlar ve diğer pıhtılaşma testleri önemlidir.</p>

<p>aPTT 60 çok mu yüksek?</p>

<p>Çoğu laboratuvarın normal aralığının belirgin üzerindedir ve nedeni araştırılmalıdır. Ancak tek başına kanama olacağını göstermez.</p>

<p>aPTT yüksek ama INR normal olabilir mi?</p>

<p>Evet. Faktör VIII, IX veya XI eksiklikleri ve lupus antikoagülanı gibi durumlarda PT/INR normal kalırken aPTT uzayabilir.</p>

<p>Lupus antikoagülanında aPTT neden uzar?</p>

<p>Antikorlar laboratuvar testindeki fosfolipide bağımlı pıhtılaşma reaksiyonunu etkileyebilir. Buna rağmen klinikte bazı kişilerde kanama değil pıhtılaşma eğilimi görülebilir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Uzamış aPTT tek başına kanama riski veya belirli bir hastalık tanısı değildir. Aktif kanama, siyah dışkı, kanlı kusma, bilinç değişikliği veya ciddi kafa travması varsa aPTT değerinden bağımsız olarak acil değerlendirme gerekir. Antikoagülan ilaçlar yalnızca test sonucuna bakılarak kendi kendine değiştirilmemelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Mayo Clinic Laboratories — Activated Partial Thromboplastin Time, Plasma</p>

<p>Merck Manual Professional Edition — Overview of Coagulation Disorders </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/aptt-kac-olmali-20-30-40-50-ve-60-ne-demek</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2025/12/genel/kan-tahlilleri.jpg" type="image/jpeg" length="73858"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bel Fıtığı Polisliğe Engel mi? POMEM Sağlık Şartları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bel-fitigi-polislige-engel-mi-pomem-saglik-sartlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bel-fitigi-polislige-engel-mi-pomem-saglik-sartlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bel fıtığı polisliğe engel mi? POMEM adaylarında MR’da bulging, protrüzyon ve disk hernisi ile boyun fıtığı ve geçirilmiş fıtık ameliyatının nasıl değerlendirildiğini inceledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Bel Fıtığı Polisliğe Engel mi? POMEM Sağlık Şartları</p>

<p>Polis olmak isteyen adayların ortopedi ve beyin cerrahisi muayenesi konusunda en fazla araştırdığı sağlık sorunlarından biri bel fıtığı.</p>

<p>“Bel fıtığı polisliğe engel mi?”, “MR’da protrüzyon çıktı, POMEM’e girebilir miyim?”, “Bulging polisliğe engel mi?”, “Boyun fıtığı olan polis olabilir mi?” ve “Bel fıtığı ameliyatı POMEM’e engel mi?” soruları adayların sık araştırdığı başlıklar arasında.</p>

<p>Ancak omurga ve disk hastalıkları konusunda adayların yaptığı önemli bir hata var:</p>

<p>MR raporunda geçen her disk değişikliğini “fıtık” olarak değerlendirmek.</p>

<p>Bulging, protrüzyon, ekstrüzyon ve sinir basısı aynı klinik tabloyu ifade etmiyor.</p>

<p>Polis adayının sağlık değerlendirmesinde yalnızca MR’daki bir kelime değil, mevcut omurga ve sinir sistemi durumu da önem taşıyor.</p>

<p>BEL FITIĞI POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Bel fıtığı, omurlar arasında bulunan disk dokusunun yapısının bozulması ve diskin çevre dokulara doğru taşmasıyla ortaya çıkabilen bir durum.</p>

<p>Ancak disk hastalıklarının şiddeti kişiden kişiye değişiyor.</p>

<p>Bazı kişilerde MR’da küçük disk değişiklikleri görülmesine rağmen hiçbir ağrı veya nörolojik problem bulunmayabilir.</p>

<p>Başka bir kişide ise disk hernisi sinir köküne basarak ağrı, uyuşma, kuvvet kaybı veya hareket kısıtlılığı oluşturabilir.</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinde omurga ve disk patolojileri kas-iskelet sistemi hükümleri kapsamında değerlendiriliyor.</p>

<p>Polis eğitim kurumlarına alınacak adayların A dilimi sağlık şartlarını karşılaması gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle gerçek disk hernisi bulunan aday açısından hastalığın yönetmelikte hangi sağlık dilimine karşılık geldiği belirleyici.</p>

<p>MR’DA BULGING ÇIKMASI POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Bulging, MR raporlarında sık görülen ifadelerden biri.</p>

<p>Diskin çevresel olarak genişlemesini veya dışarı doğru taşmasını ifade edebilir.</p>

<p>Ancak “bulging” kelimesinin raporda bulunması tek başına kişinin ağır bel fıtığı hastası olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Adayın klinik muayenesi önemlidir.</p>

<p>Ağrı var mı?</p>

<p>Sinir basısı bulunuyor mu?</p>

<p>Uyuşma veya kuvvet kaybı var mı?</p>

<p>Hareket kısıtlılığı oluşmuş mu?</p>

<p>Bu nedenle yalnızca MR raporunda “minimal bulging” yazdığı için adayın kendi kendine “polis olamam” sonucuna ulaşması doğru değildir.</p>

<p>PROTRÜZYON POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Protrüzyon, disk materyalinin daha belirgin biçimde dışarı doğru çıkıntı yaptığı disk patolojilerinden biri.</p>

<p>Ancak protrüzyonun boyutu, bulunduğu seviye ve sinir dokularıyla ilişkisi önem taşıyor.</p>

<p>Küçük ve klinik bulgu oluşturmayan protrüzyon ile sinir köküne bası yapan, nörolojik bulgu oluşturan disk hernisi aynı şekilde değerlendirilmemeli.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca “protrüzyon var” bilgisi kişisel POMEM uygunluk kararını belirlemek için yeterli değildir.</p>

<p>EKSTRÜDE BEL FITIĞI POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Ekstrüzyon, disk materyalinin daha ileri derecede dışarı taşması anlamına gelir.</p>

<p>Sinir kökü basısı ve nörolojik belirtilerle birlikte bulunabilir.</p>

<p>Bu tür daha ileri disk patolojilerinde adayın klinik ve radyolojik bulguları birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Özellikle kuvvet kaybı, refleks değişikliği veya belirgin fonksiyon bozukluğu bulunması sağlık değerlendirmesinde önem taşır.</p>

<p>SİNİR BASISI VARSA NE OLUR?</p>

<p>Bel fıtığının polis adayları açısından önemli yönlerinden biri sinir sistemi üzerinde oluşturduğu etkidir.</p>

<p>Sinir kökü basısı;</p>

<p>bacağa yayılan ağrı,</p>

<p>uyuşma,</p>

<p>karıncalanma,</p>

<p>kas gücü kaybı,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>refleks değişiklikleri</p>

<p>gibi bulgular oluşturabilir.</p>

<p>Bu nedenle MR’da fıtığın görülmesinden daha önemli konulardan biri adayda nörolojik kayıp bulunup bulunmadığıdır.</p>

<p>BOYUN FITIĞI POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Boyun fıtığı da omurlar arasındaki disklerin hastalığıdır ancak servikal omurgada ortaya çıkar.</p>

<p>Boyun ağrısı, kola yayılan ağrı, uyuşma ve kuvvet kaybına neden olabilir.</p>

<p>Boyun fıtığında da yalnızca MR görüntüsü değil, adayın mevcut klinik durumu ve yönetmelikteki sağlık dilimi değerlendirmesi önemlidir.</p>

<p>Özellikle omurilik veya sinir kökü basısı bulunan durumlar daha dikkatli değerlendirilir.</p>

<p>MR’DA FITIK VAR AMA HİÇ AĞRIM YOK: POLİS OLABİLİR MİYİM?</p>

<p>MR görüntülerinde hiçbir şikâyeti olmayan kişilerde de disk değişiklikleri görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle radyolojik bulgu ile klinik hastalık her zaman bire bir aynı değildir.</p>

<p>Ancak polis adaylarında sağlık değerlendirmesi yalnızca kişinin ağrısının bulunup bulunmamasına da indirgenemez.</p>

<p>MR bulgusu, fizik muayene, nörolojik değerlendirme ve yönetmelikteki karşılığı birlikte ele alınır.</p>

<p>“Hiç ağrım yok, MR önemli değil” demek de “MR’da bulging var, kesin elenirim” demek de doğru değildir.</p>

<p>BEL FITIĞI AMELİYATI OLAN POLİS OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Geçirilmiş bel fıtığı ameliyatlarında yalnızca ameliyat izine bakılmaz.</p>

<p>Ameliyatın nedeni ve sonrasında omurganın mevcut durumu önemlidir.</p>

<p>Adayda;</p>

<p>tekrarlayan disk hernisi,</p>

<p>hareket kısıtlılığı,</p>

<p>nörolojik kayıp,</p>

<p>kronik ağrı,</p>

<p>omurga stabilitesinde problem</p>

<p>bulunup bulunmadığı değerlendirilir.</p>

<p>Dolayısıyla “ameliyat oldum, fıtık artık yok, kesin geçerim” veya “bel ameliyatı oldum, kesin elenirim” şeklindeki iki genelleme de doğru değildir.</p>

<p>MİKRODİSKEKTOMİ AMELİYATI POMEM’E ENGEL Mİ?</p>

<p>Mikrodiskektomi, sinire bası yapan disk materyalinin cerrahi olarak çıkarılmasında kullanılan yöntemlerden biri.</p>

<p>Geçirilmiş mikrodiskektomi öyküsünde adayın ameliyat sonrası mevcut omurga ve nörolojik durumu önem taşır.</p>

<p>Yönetmelik açısından yalnızca ameliyat tekniğinin adı değil, adayın güncel sağlık durumu ve ilgili hastalık maddesindeki karşılığı değerlendirilir.</p>

<p>BEL FITIĞI İÇİN FİZİK TEDAVİ GÖRMEK POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Geçmişte fizik tedavi görmüş olmak tek başına polisliğe engel olarak yorumlanmamalı.</p>

<p>Fizik tedavinin hangi tanı nedeniyle uygulandığı önemlidir.</p>

<p>Basit bel ağrısı nedeniyle kısa süre fizik tedavi görmek ile ciddi disk hernisi ve nörolojik kayıp nedeniyle uzun süre tedavi görmek aynı durum değildir.</p>

<p>Adayın gerçek tanısı ve mevcut sağlık durumu değerlendirilir.</p>

<p>BEL AĞRISI POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Bel ağrısı bir hastalık adı değil, belirtidir.</p>

<p>Kas zorlanması, kötü duruş, disk hastalıkları ve başka birçok nedenle ortaya çıkabilir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca “belim ağrıyor” bilgisinden polislik sağlık şartları açısından sonuç çıkarılamaz.</p>

<p>Önemli olan ağrının altında yatan hastalıktır.</p>

<p>MR ÇEKTİRMİŞ OLMAK POMEM’E ENGEL Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>MR çektirmiş olmak bir hastalık değildir.</p>

<p>Önemli olan MR’ın neden çekildiği ve sonucunda hangi sağlık durumunun tespit edildiğidir.</p>

<p>Adayların “sistemde MR kaydım var, sorun olur mu?” şeklindeki endişesi bu nedenle tek başına anlamlı değildir.</p>

<p>SAĞLIK GEÇMİŞİNDE BEL FITIĞI TANISI VARSA NE YAPILMALI?</p>

<p>Adayın daha önce bel veya boyun fıtığı tanısı aldıysa geçmiş sağlık belgelerini bilmesi yararlı olur.</p>

<p>Eski MR raporu varsa incelenebilir.</p>

<p>Hangi seviyede disk patolojisi bulunduğu öğrenilebilir.</p>

<p>Tedavi veya ameliyat yapıldıysa epikriz saklanabilir.</p>

<p>Mevcut ağrı, uyuşma veya kuvvet kaybı varsa tıbbi değerlendirme alınabilir.</p>

<p>Ancak sağlık kaydını gizlemeye veya başvuru öncesinde gerçek klinik durumu değiştirmeye yönelik yöntemlere başvurulmamalıdır.</p>

<p>POMEM ORTOPEDİ MUAYENESİNDE NELERE BAKILIYOR?</p>

<p>Bel fıtığı kas-iskelet sistemi değerlendirmesinin yalnızca bir bölümü.</p>

<p>Skolyoz, kifoz, eklem hareketleri, ekstremite deformiteleri, geçirilmiş kırıklar ve ameliyatlar ile diğer kas-iskelet sistemi sorunları da değerlendirilebilir.</p>

<p>Dolayısıyla bel MR’ının uygun bulunması adayın bütün ortopedi muayenesinin otomatik olarak uygun olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>ADAYLARIN EN ÇOK YAPTIĞI HATA: MR RAPORUNU KENDİ BAŞINA YORUMLAMAK</p>

<p>MR raporlarında kullanılan tıbbi ifadeler adayları endişelendirebilir.</p>

<p>Minimal bulging.</p>

<p>Protrüzyon.</p>

<p>Annüler fissür.</p>

<p>Disk dejenerasyonu.</p>

<p>Sinir kökü teması.</p>

<p>Bunların her biri aynı hastalık şiddetini ifade etmez.</p>

<p>Bu nedenle adayın internetten tek tek kelime aratarak kendi hakkında “polis olamaz” kararı vermesi doğru değildir.</p>

<p>Radyolojik görüntünün klinik muayeneyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>BEL FITIĞI OLAN POMEM ADAYININ BİLMESİ GEREKEN EN ÖNEMLİ NOKTA</p>

<p>Aday açısından asıl soru yalnızca:</p>

<p>“MR’da fıtık var mı?”</p>

<p>değildir.</p>

<p>Daha doğru soru:</p>

<p>“MR ve muayene bulgularım Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinde öğrenci adayları için aranan A dilimi şartlarını karşılıyor mu?”</p>

<p>olmalıdır.</p>

<p>Nihai değerlendirme resmi sağlık sürecinde yapılır.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>Bel fıtığı polisliğe engel mi?</p>

<p>Disk hastalığının derecesi, MR bulguları, nörolojik durum ve yönetmelikteki sağlık dilimi birlikte değerlendirilir. Yalnızca “bel fıtığı” ifadesinden kesin sonuç çıkarılamaz.</p>

<p>Minimal bulging POMEM’e engel mi?</p>

<p>Minimal bulging tek başına ağır disk hernisi anlamına gelmez. Radyolojik bulgu, klinik muayene ve yönetmelikteki karşılığı birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Protrüzyon polisliğe engel mi?</p>

<p>Protrüzyonun boyutu, sinir basısı oluşturup oluşturmadığı ve adayın mevcut fonksiyonları önemlidir. Tek kelimelik MR bulgusuyla kişisel uygunluk kararı verilemez.</p>

<p>Bel fıtığı ameliyatı olan polis olabilir mi?</p>

<p>Ameliyat öyküsü tek başına kesin sonuç vermez. Ameliyat sonrası omurga durumu, fonksiyonlar ve nörolojik bulgular değerlendirilir.</p>

<p>Boyun fıtığı polisliğe engel mi?</p>

<p>Boyun fıtığı da omurga disk hastalıkları kapsamında değerlendirilir. Derecesi, omurilik veya sinir basısı ve mevcut fonksiyonlar önemlidir.</p>

<p>MR çektirmek polisliğe engel mi?</p>

<p>Hayır. MR bir görüntüleme yöntemidir. Sağlık açısından önemli olan MR’da tespit edilen bulgu ve adayın mevcut klinik durumudur.</p>

<p>TIBBİ VE HUKUKİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel sağlık uygunluğu kararı değildir. POMEM ve diğer polis eğitim kurumu adaylarında bel ve boyun disk hastalıklarının değerlendirilmesinde yürürlükteki Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği, resmi muayene, gerekli görüntüleme ve yetkili sağlık kurulu/sağlık komisyonunun kararı esas alınmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği EK-3 – Kas ve İskelet Sistemi Hastalıkları</p>

<p>Polis Akademisi Başkanlığı </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Aday Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bel-fitigi-polislige-engel-mi-pomem-saglik-sartlari</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 11:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-1089.jpeg" type="image/jpeg" length="70852"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[1910’da Yayımlanan İlk Türkçe Ortopedi Kitabı: Deformiteler, Skolyoz ve Yeni Bir Cerrahi Dal]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/1910da-yayimlanan-ilk-turkce-ortopedi-kitabi-deformiteler-skolyoz-ve-yeni-bir-cerrahi-dal</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/1910da-yayimlanan-ilk-turkce-ortopedi-kitabi-deformiteler-skolyoz-ve-yeni-bir-cerrahi-dal" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1910’da yayımlanan Atlas-Manuel: Fenn-i Cerrahi-i Ortopedi, tıp tarihi literatüründe ilk Türkçe ortopedi kitabı olarak değerlendiriliyor. Rıza Nur’un Fransızca bir ortopedi atlasından hareketle hazırladığı ve kendi katkılarıyla genişlettiği eser; skolyozdan doğuştan kalça çıkığına, çarpık ayaktan alçı ve ortopedik cihazlara uzanan içeriğiyle Osmanlı tıbbında yeni bir cerrahi uzmanlık alanının doğuşuna ışık tutuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İstanbul, 1910: Yeni bir tıp dalının kitabı basılıyor<br />
Bugün yerleşik bir cerrahi uzmanlık alanı olan ortopedi ve travmatoloji, 20. yüzyılın başındaki Osmanlı tıbbında henüz sınırlarını belirlemeye çalışan genç bir alandı.<br />
Kemik, eklem ve özellikle vücuttaki şekil bozukluklarıyla ilgili sorunların önemli bir bölümü genel cerrahinin içinde değerlendiriliyor; ortopediye özgü klinikler, eğitim kadroları ve Türkçe kaynaklar henüz oluşma aşamasında bulunuyordu.<br />
İşte böyle bir dönemde İstanbul’da dikkat çekici bir kitap yayımlandı:<br />
Atlas-Manuel: Fenn-i Cerrahi-i Ortopedi.<br />
Tıp tarihçisi Sait Naderi’nin 2026 yılında Yeni Tıp Tarihi Araştırmaları dergisinde yayımlanan incelemesi, eseri ilk Türkçe ortopedi kitabı olarak tanımlıyor.<br />
Kitabın kapağında Rıza Nur’un hem “mütercim” hem de “müellif” olarak gösterilmesi ise eserin yalnızca bir tercümeden ibaret olmadığını düşündüren ilk işaretlerden biri.<br />
Hazırlık 1907’de başladı, kitap 1910’da yayımlandı<br />
Eser 1910 yılında yayımlanmış olmakla birlikte hazırlık süreci birkaç yıl daha eskiye uzanıyor.<br />
Kitabın önsözü 1907 tarihini taşıyor. Bu nedenle eserin 1907’den itibaren hazırlandığını, 1910’da ise basılarak tıp dünyasına sunulduğunu söylemek daha doğru.<br />
Bu dönem aynı zamanda Osmanlı tıbbında cerrahinin giderek alt dallara ayrılmaya başladığı yıllardı.<br />
Ortopedi de bu dönüşümün içerisindeydi.<br />
Rıza Nur’un hekimlik yılları<br />
Rıza Nur sonraki yıllarda daha çok siyasi hayatıyla tanınsa da meslek yaşamına hekim olarak başlamıştı.<br />
Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’den mezun olduktan sonra Gülhane’de çalıştı, cerrahi alanında eğitim aldı ve Askerî Tıbbiye’de cerrahi hocalığı yaptı.<br />
Kitabın kapağında kendisinden eski Askerî Tıbbiye’nin “Fenn-i Cerrahi-i Ortopedi muallimi” olarak söz edilmesi dikkat çekicidir.<br />
Bu ifade, ortopedinin henüz bağımsız bir uzmanlık dalı hâline gelmediği bir dönemde bu alandaki eğitimin kurumsal tıp öğretimine girmeye başladığını göstermesi bakımından önemlidir.<br />
Avrupa’daki ortopedi bilgisi Türkçeye taşınıyor<br />
Fenn-i Cerrahi-i Ortopedi tamamen sıfırdan yazılmış bir eser değildi.<br />
Kitabın temelinde A. Lüning ve W. Schulthess’in 1901 yılında Almanca yayımlanan Atlas und Grundriss der Orthopädischen Chirurgie adlı eseri bulunuyordu.<br />
Bu eser Paul Villemin tarafından 1902’de Fransızcaya Atlas-Manuel de Chirurgie Orthopédique adıyla çevrildi.<br />
Rıza Nur’un Türkçe çalışmasını büyük ölçüde bu Fransızca baskı üzerinden hazırladığı anlaşılıyor.<br />
Ancak Rıza Nur yalnızca tercümanlık yapmadı.<br />
Kitabın ilk iki kısmı ağırlıklı olarak çeviriye dayanırken üçüncü kısmın Rıza Nur tarafından kaleme alındığı belirtiliyor. Ayrıca farklı kaynaklardan yararlanılarak esere çeşitli eklemeler yapıldığı da görülüyor.<br />
Bu nedenle kitap, yalnızca yabancı bir eserin Osmanlı Türkçesine aktarılması olarak değerlendirilmemeli.<br />
Daha doğru bir ifadeyle, Avrupa’da gelişmekte olan ortopedi bilgisinin Türkçeye taşındığı ve dönemin tıp eğitimine uyarlanmaya çalışıldığı bir eserdi.<br />
Kitabın merkezinde kırıklar değil, deformiteler vardı<br />
Bugün “ortopedi” denildiğinde ilk akla gelen konulardan biri kırıklardır.<br />
Ancak 1910 tarihli bu kitabın ağırlık merkezi kırıklardan çok deformitelerdi.<br />
Eserde omurga eğrilikleri, skolyoz, boyun ve gövde deformiteleri, doğuştan ve sonradan gelişen ekstremite şekil bozuklukları, kontraktürler ve farklı ortopedik sorunlar ayrıntılı biçimde ele alınıyordu.<br />
Bu durum aslında “ortopedi” kavramının tarihsel gelişimiyle de uyumludur.<br />
Ortopedinin ilk dönemlerinde özellikle çocukluk çağındaki şekil bozukluklarının düzeltilmesi, omurga eğrilikleri ve ekstremite deformiteleri alanın temel uğraşları arasında bulunuyordu.<br />
Dolayısıyla eseri yalnızca kırık tedavisi üzerinden değil, deformitelerin düzeltilmesi ve yeni bir cerrahi alanın oluşması üzerinden okumak tarihsel açıdan daha doğru.<br />
Skolyoza geniş yer ayrılmıştı<br />
Kitabın dikkat çekici bölümlerinden biri omurga eğrilikleriyle ilgiliydi.<br />
Omurganın fizyolojik eğrilikleri, oturma mekaniği, omurga eğriliklerinin değerlendirilmesi, farklı skolyoz tipleri, klinik tanı ve dönemin tedavi yaklaşımları kitapta yer alıyordu.<br />
Özellikle skolyozun ölçülmesine ilişkin yöntemlerin ayrıntılı biçimde aktarılması dikkat çekiciydi.<br />
Bu başlıklar, erken dönem ortopedinin yalnızca cerrahi girişimlerden ibaret olmadığını; vücut yapısının değerlendirilmesi, deformitenin ölçülmesi ve mekanik yöntemlerle düzeltilmesinin de önemli olduğunu gösteriyor.<br />
Çarpık ayaktan doğuştan kalça çıkığına<br />
Eserin kapsamı yalnızca omurgayla sınırlı değildi.<br />
Dönemin ortopedik bilgi birikimi içerisinde üst ve alt ekstremite deformiteleri, eklem kontraktürleri, çarpık ayak, düz tabanlık, doğuştan kalça çıkığı ve çeşitli gelişimsel iskelet sorunları da ele alınıyordu.<br />
Bununla birlikte eski Osmanlıca tıp terimlerini günümüz terminolojisine aktarırken dikkatli olmak gerekiyor.<br />
Bir asırdan uzun süre önce kullanılan bazı kavramların bugünkü anatomik ve klinik karşılıklarıyla birebir örtüşmeyebileceği unutulmamalı.<br />
Bu nedenle eseri günümüz ortopedi terminolojisiyle değil, kendi döneminin tıp dili içerisinde değerlendirmek daha sağlıklı.<br />
Üçüncü bölüm Rıza Nur’un kendi katkısıydı<br />
Kitabın tarihsel değerini artıran bölümlerden biri üçüncü kısmıydı.<br />
İlk iki kısmın büyük ölçüde tercümeye dayandığı, üçüncü kısmın ise Rıza Nur tarafından hazırlandığı belirtiliyor.<br />
Bu bölümde çeşitli ortopedik destek ve tespit araçları, alçı uygulamaları, cihazlar ve mekanik tedavi yöntemleri ele alınıyordu.<br />
Burada günümüz terminolojisini geçmişe doğrudan taşımamak gerekiyor.<br />
Kitapta yer alan araçların bir kısmı bugün ortez, bir kısmı protez, bir kısmı ise immobilizasyon veya destek cihazı olarak değerlendirilebilecek nitelikteydi.<br />
Dolayısıyla eseri yalnızca “protez” üzerinden tanımlamak yerine, dönemin ortopedik cihaz ve mekanik tedavi yöntemlerini anlatan bir çalışma olarak değerlendirmek daha doğru.<br />
Cemil Topuzlu’nun dikkat çekici değerlendirmesi<br />
Kitabın başında dönemin önemli cerrahlarından Cemil Topuzlu’nun bir takrizi de bulunuyordu.<br />
Topuzlu burada Avrupa ve Amerika’da ortopedinin giderek ayrı bir uzmanlık alanı hâline geldiğini; ortopediye özgü klinikler, koğuşlar ve ameliyathaneler oluşturulduğunu anlatıyordu.<br />
Türkiye’de de bu alanın geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Topuzlu, kitabın ülkedeki ilk ortopedi telif ve tercüme çalışmalarından biri olduğunu belirtiyordu.<br />
Bu satırlar, Osmanlı tıbbındaki değişimi anlamak açısından oldukça önemli.<br />
Artık mesele yalnızca bazı kemik ve eklem hastalıklarını tedavi etmek değildi.<br />
Yeni bir uzmanlık alanı kendi eğitimini, dilini ve literatürünü oluşturmaya başlıyordu.<br />
Ortopedinin Osmanlı’daki ilk dersleri<br />
Rıza Nur bu sürecin tek aktörü değildi.<br />
Türk ortopedi tarihinin önemli isimlerinden Orhan Abdi Bey, 1900 yılında ortopedi alanında eğitim görmek ve ilgili teknikleri öğrenmek amacıyla Almanya’ya gönderilmişti.<br />
1905 yılında Gülhane’de “Ortopedi ve Cerrahi-i Harbi” hocası olarak görevlendirildi.<br />
Bu yıllarda ortopedi henüz bağımsız ve yerleşik bir klinik yapı hâline gelmemişti. Konular büyük ölçüde genel cerrahi eğitimi içerisinde ele alınıyor, ortopedi dersleri sınırlı zamanlarda veriliyordu.<br />
Tam da bu nedenle 1910’da Türkçe bir ortopedi kitabının yayımlanması ayrı bir önem taşıyor.<br />
Alan henüz tam olarak kurumsallaşmadan Türkçe ders kitabına kavuşmaya başlamıştı.<br />
Yeni bilim dalı, yeni kelimeler<br />
Eserin belki de en ilginç yönlerinden biri tıp diliyle ilgiliydi.<br />
Yeni bir bilim alanını Türkçeye aktarmak yalnızca yabancı bir metni çevirmek anlamına gelmiyordu.<br />
Yeni hastalık adları, anatomik tanımlar, cihazlar ve tedavi yöntemleri için anlaşılabilir karşılıklar bulunması gerekiyordu.<br />
Rıza Nur da eserin hazırlanışı sırasında ortopediye ait bazı yabancı terimlerin Türkçede karşılığının bulunmadığına dikkat çekiyordu.<br />
Bu nedenle Fenn-i Cerrahi-i Ortopedi, yalnızca ortopedi tarihinin değil, aynı zamanda Türkçe tıp terminolojisinin gelişiminin de dikkat çekici belgelerinden biri olarak görülebilir.<br />
Bir başka ifadeyle yeni bir tıp dalı, aynı zamanda kendisine yeni bir dil kuruyordu.<br />
Cerrahi neden tam o yıllarda dallara ayrılıyordu?<br />
yüzyılın ikinci yarısından itibaren cerrahi büyük bir dönüşüm yaşamaya başlamıştı.<br />
Anestezinin gelişmesi, antisepsi ve asepsi uygulamalarının yaygınlaşmasıyla daha önce son derece riskli olan birçok ameliyat yapılabilir hâle geldi.<br />
Cerrahların müdahale edebildiği hastalıkların kapsamı genişledikçe bilgi ve teknik birikim de hızla arttı.<br />
Bunun doğal sonucu olarak cerrahinin içerisinden giderek daha özel çalışma alanları ortaya çıktı.<br />
Ortopedi de bu branşlaşmanın parçalarından biriydi.<br />
Osmanlı hekimleri Avrupa’daki gelişmeleri takip ediyor, hekimleri eğitim amacıyla yurt dışına gönderiyor, yeni dersler açıyor ve yabancı tıp literatürünü Türkçeye kazandırmaya çalışıyordu.<br />
Fenn-i Cerrahi-i Ortopedi tam da bu geçiş döneminin ürünlerinden biri oldu.<br />
Bir kitabın anlattığından daha fazlası<br />
Bugünden bakıldığında 1910 tarihli bir ortopedi kitabında kullanılan bazı tanımlar, cihazlar ve tedavi yöntemleri doğal olarak eskimiş görünebilir.<br />
Fakat eserin tarihsel önemi yalnızca içindeki tedavilerde değildir.<br />
Bu kitap bize Osmanlı tıbbının 20. yüzyılın başında Avrupa’daki cerrahi gelişmeleri nasıl takip ettiğini, yeni uzmanlık alanlarının nasıl ortaya çıktığını, yabancı bilimsel bilginin Türkçeye nasıl aktarıldığını ve yeni bir tıp terminolojisinin nasıl oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.<br />
1910’da İstanbul’da yayımlanan Atlas-Manuel: Fenn-i Cerrahi-i Ortopedi bu nedenle yalnızca eski bir tıp kitabı değildir.<br />
Türk tıbbında ortopedinin ayrı bir uzmanlık alanına dönüşmeye başladığı yıllardan günümüze ulaşan önemli belgelerden biridir.<br />
Belki de eserin en güçlü hikâyesi tam burada saklıdır:<br />
Bir tıp dalı bazen önce ameliyathanede değil; bir dersin, yeni bir kelimenin ve bir kitabın sayfalarında doğmaya başlar.<br />
Tıbbiye Bülteni notu<br />
Bu yazıda sözü edilen tanı, tedavi ve ortopedik uygulamalar 20. yüzyılın başındaki tıp bilgisini ve tarihsel uygulamaları yansıtmaktadır. Günümüz hastalarının tanı veya tedavisinde kullanılabilecek tıbbi öneriler olarak değerlendirilmemelidir. Ortopedik hastalıkların güncel tanı ve tedavisi uzman hekimler tarafından çağdaş bilimsel veriler ve rehberler doğrultusunda yürütülmelidir.<br />
Kaynaklar<br />
Sait Naderi, “İlk Türkçe Ortopedi Kitabı: Atlas-Manuel: Fenn-i Cerrahi-i Ortopedi”, Yeni Tıp Tarihi Araştırmaları, Sayı 30, 2026.<br />
Rıza Nur, Atlas-Manuel: Fenn-i Cerrahi-i Ortopedi, Matbaa-i Hayriye ve Şürekası, Dersaadet, 1326/1910.<br />
A. Lüning ve W. Schulthess, Atlas und Grundriss der Orthopädischen Chirurgie, 1901.<br />
Paul Villemin, Atlas-Manuel de Chirurgie Orthopédique, 1902.<br />
H. Tanaçan, “Türk Ortopedisinin Tarihçesi”, Acta Orthopaedica et Traumatologica Turcica, 1993.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/1910da-yayimlanan-ilk-turkce-ortopedi-kitabi-deformiteler-skolyoz-ve-yeni-bir-cerrahi-dal</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 11:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/ilk-turkce-ortopedi-kitabi-1280x720-max200kb.webp" type="image/jpeg" length="47338"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akciğer Sağlığı Doğumdan Önce Başlıyor: “Bir Ömür Sağlıklı Nefes” Çağrısı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/akciger-sagligi-dogumdan-once-basliyor-bir-omur-saglikli-nefes-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/akciger-sagligi-dogumdan-once-basliyor-bir-omur-saglikli-nefes-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Akciğer Günü’nde Türkiye Ulusal Solunum Koalisyonu, sağlıklı akciğerlerin temelinin gebelikten itibaren atıldığına dikkat çekti. Tütün kullanımı, hava kirliliği, hareketsizlik ve yetersiz beslenme, Türkiye’de akciğer sağlığını tehdit eden başlıca riskler arasında gösterildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>25 Eylül Dünya Akciğer Günü, bu yıl “Bir Ömür Sağlıklı Nefes” temasıyla kutlanıyor. Türkiye Ulusal Solunum Koalisyonu, akciğer sağlığının yalnızca hastalık ortaya çıktığında değil; gebelikten ileri yaşa uzanan yaşamın her döneminde korunması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Koalisyonun 2026 basın bildirisinde, sağlıklı bir yaşam için temiz hava, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, enfeksiyonlardan korunma, erken tanı ve sağlık hizmetlerine eşit erişimin önemine işaret edildi. Bildiride, akciğer sağlığını tehdit eden risklerin yalnızca sigara içenlerle sınırlı olmadığı da hatırlatıldı.</p>

<p>Erken dönemdeki riskler yıllar sonra ortaya çıkabiliyor</p>

<p>Akciğerler, çocukluk ve ergenlik boyunca gelişimini sürdürüyor. Bu yıllarda ulaşılan akciğer kapasitesi, yetişkinlikteki solunum rezervini doğrudan etkiliyor. Gebelikte annenin sigara içmesi, hava kirliliğine maruz kalması, yetersiz beslenme, prematüre doğum ve çocukluk çağındaki ağır solunum yolu enfeksiyonları; daha düşük akciğer fonksiyonu ve ileriki yaşamda kronik solunum hastalıkları riskiyle ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Çocukluk çağındaki enfeksiyonların akciğer gelişimini etkileyebileceği, okul çağında daha düşük akciğer fonksiyonu ve astım riskiyle ilişkili olabileceği biliniyor. Bu nedenle korunma yaklaşımının, doğumdan itibaren ele alınması gerekiyor.</p>

<p>Türkiye’de dikkat çeken tablo</p>

<p>2023 Hanehalkı Sağlık Araştırması verilerine göre, tütün ürünlerinin sağlık üzerindeki zararlarını bilenlerin oranı yüzde 84 olmasına rağmen 15 yaş ve üzerindeki nüfusun yüzde 34,8’i tütün ürünü kullanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yetersiz fiziksel aktivitenin zararlı olduğunu bilenlerin oranı yüzde 59,3. Buna karşılık erkeklerin yüzde 25,9’u, kadınların ise yüzde 38,4’ü yeterli fiziksel aktivite yapmıyor. Nüfusun yüzde 90’ı da Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği miktarın altında sebze ve meyve tüketiyor.</p>

<p>Hava kirliliği ise doğrudan solunan en büyük çevresel tehditlerden biri. Bildiride yer verilen Kara Rapor 2024 verilerine göre, Türkiye’de zararlı partikül yoğunluğu güvenli kabul edilen düzeyin beş katını aşabiliyor ve nüfusun en az yüzde 92’si kirli hava soluyor.</p>

<p>Korunma, tedavi kadar önemli</p>

<p>Tütün dumanından uzak durmak, ev ve iş yerlerinde temiz hava koşullarını iyileştirmek, düzenli hareket etmek, dengeli beslenmek ve önerilen aşıları yaptırmak; akciğer sağlığını korumada temel adımlar arasında bulunuyor.</p>

<p>Grip, zatürre, RSV ve COVID-19 gibi solunum yolu enfeksiyonlarından korunma; özellikle ileri yaşta olanlar ve kronik hastalığı bulunanlar için ayrı önem taşıyor. Uzun süren öksürük, balgam, hırıltı, eforla nefes darlığı veya sık tekrarlayan enfeksiyonlarda gecikmeden tıbbi değerlendirme yapılması gerekiyor.</p>

<p>Türkiye Ulusal Solunum Koalisyonu ile Ankara Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde, 25 Eylül Cuma günü Ankara Gençlik Parkı’nda halka açık bir etkinlik de düzenlenecek. Programda akciğer sağlığına ilişkin sunumlar, solunum fonksiyon testleri ve egzersiz etkinlikleri yer alacak.</p>

<p>Koalisyonun mesajı net: Sağlıklı bir nefes, hastalık ortaya çıktığında değil; yaşamın en erken döneminden itibaren korunmalı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/akciger-sagligi-dogumdan-once-basliyor-bir-omur-saglikli-nefes-cagrisi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1330.jpeg" type="image/jpeg" length="20872"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tekfen Vakfı 2026-2027 Bursu: Üniversite Öğrencilerine 80 Bin TL]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tekfen-vakfi-2026-2027-bursu-universite-ogrencilerine-80-bin-tl</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tekfen-vakfi-2026-2027-bursu-universite-ogrencilerine-80-bin-tl" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tekfen Vakfı’nın 2026-2027 Kamuya Açık Burs Fonu için üniversite öğrencilerine toplam 80 bin TL eğitim desteği sağlanacak. Bölüm sınırlaması bulunmayan programa 4-6 yıllık lisans öğrencileri başvurabiliyor. Tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve sağlık bilimleri öğrencileri de şartları sağlamaları halinde burs için değerlendirilebilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Tıp ve Sağlık Öğrencilerine de Açık: 80 Bin TL Burs</p>

<p>Üniversite öğrencilerine yönelik 2026-2027 burs programlarında dikkat çeken desteklerden biri Tekfen Vakfı’ndan geldi.</p>

<p>Tekfen Eğitim, Sağlık, Kültür, Sanat ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı, maddi desteğe ihtiyaç duyan başarılı üniversite öğrencilerine yeni eğitim yılında toplam 80 bin TL burs sağlayacak.</p>

<p>Kamuya Açık Burs Fonu’nda bölüm sınırlaması bulunmuyor. Türkiye’de öğrenim gören ve burs koşullarını karşılayan 4-6 yıllık lisans programı öğrencileri başvurabiliyor.</p>

<p>Tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Tekfen Vakfı’nın Kamuya Açık Burs Fonu için yayımladığı resmî kriterlerde belirli bir fakülte veya bölüm sınırlaması bulunmuyor.</p>

<p>Tıp fakültelerinin 6 yıllık lisans programları da programın açıkladığı 4-6 yıllık lisans kapsamına giriyor. Bu nedenle tıp öğrencileri diğer koşulları karşılamaları halinde burs için değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Diş hekimliği ve eczacılık öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Bölüm sınırlaması bulunmadığından diş hekimliği ve eczacılık öğrencileri açısından da bölüm kaynaklı bir engel yok.</p>

<p>Aynı durum 4 yıllık hemşirelik ve diğer sağlık bilimleri lisans programları için de geçerli.</p>

<p>Vakıf üniversitesi öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Tekfen Vakfı’nın güncel Sıkça Sorulan Sorular bölümünde vakıf veya özel üniversitede öğrenim görmenin başvuruya engel olmadığı açıkça belirtiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla program yalnızca devlet üniversitesi öğrencileriyle sınırlı değil.</p>

<p>Kimlere öncelik veriliyor?</p>

<p>Tekfen Vakfı öğrencileri mümkün olduğunca öğrenim gördükleri akademik birime ilk girdikleri yıldan mezuniyetlerine kadar desteklemeyi amaçlıyor.</p>

<p>Bu nedenle burs tahsisinde öncelik, üniversite programını yeni kazanan öğrencilere veriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni yerleşen öğrenciler AYT Türkiye sıralamalarına göre değerlendiriliyor.</p>

<p>Kontenjan kalması halinde ara sınıf öğrencilerine de burs tahsis edilebiliyor.</p>

<p>Ara sınıflarda not ortalaması kaç olmalı?</p>

<p>Ara sınıftaki üniversite öğrencilerinin önceki eğitim yılındaki iki dönem genel not ortalamasının 4 üzerinden en az 2,50 olması gerekiyor.</p>

<p>Ayrıca öğrencinin birden fazla dersten başarısız olmaması şartı bulunuyor.</p>

<p>Bu akademik koşullar bursun sonraki yıllarda devam ettirilmesinde de uygulanıyor.</p>

<p>Aile geliri için sınır var</p>

<p>Tekfen bursunda önemli koşullardan biri ailenin ekonomik durumu.</p>

<p>Başvuru sahibinin ailesinde en fazla kazanan kişinin aylık brüt gelirinin, maaş ve ikramiye dahil olmak üzere 78 bin 500 TL veya altında olması gerekiyor.</p>

<p>Fazla mesai ve primler bu hesaplamanın dışında tutuluyor.</p>

<p>Gelir durumunun belgeyle gösterilmesi gerekiyor.</p>

<p>Burs ne kadar?</p>

<p>Tekfen Vakfı’nın 2026-2027 üniversite bursunun toplam tutarı 80 bin TL.</p>

<p>Ödeme planına göre ilk ödeme 13 Kasım 2026’da 20 bin TL olarak yapılacak.</p>

<p>Ardından Aralık 2026’dan Mayıs 2027’ye kadar altı kez 10’ar bin TL ödeme gerçekleştirilecek.</p>

<p>Böylece öğrenciye eğitim yılı içerisinde toplam 80 bin TL aktarılmış olacak.</p>

<p>Başka burs alanlar başvurabilir mi?</p>

<p>Öğrenciler başka kurumların burs programlarına da başvurabiliyor.</p>

<p>Ancak Tekfen bursunu kazanan bir öğrenci, KYK istisnası dışında Tekfen bursuyla eş zamanlı olarak başka bir kurumun bursundan yararlanamıyor.</p>

<p>Önemli bir istisna ise KYK.</p>

<p>Tekfen Vakfı, öğrencinin hem KYK bursu hem de geri ödemeli KYK öğrenim kredisi ile birlikte Tekfen bursundan yararlanmasına izin veriyor.</p>

<p>Burs geri ödemeli mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Tekfen Vakfı öğrencilere eğitim bursu sağlıyor. Normal bursiyerlik koşullarında mezuniyet sonrasında bu desteğin kredi gibi geri ödenmesi söz konusu değil.</p>

<p>Ancak başvuru sırasında yanlış bilgi verildiğinin tespit edilmesi halinde burs kesilebiliyor ve o tarihe kadar ödenmiş tutarlar yasal faiziyle geri istenebiliyor.</p>

<p>Başvuru nasıl yapılıyor?</p>

<p>Tekfen Vakfı burs başvuruları yalnızca Vakfın çevrim içi burs sistemi üzerinden gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Başvurular internet üzerinden değerlendiriliyor ve ilk değerlendirmeyi geçen bursiyer adaylarıyla mülakat yapılıyor.</p>

<p>Sonuçların kasım ayı içerisinde kesinleştirilmesi planlanıyor. Burs almaya hak kazanan öğrencilere e-posta yoluyla bilgi veriliyor.</p>

<p>Son başvuru 2 Ekim</p>

<p>Tekfen Vakfı’nın resmî burs sisteminde 2026-2027 başvuru ve kayıt yenileme işlemleri için son tarih 2 Ekim 2026 olarak belirtiliyor.</p>

<p>Tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve diğer sağlık bilimleri öğrencileri dahil olmak üzere 4-6 yıllık lisans programlarında öğrenim gören öğrencilerin, gelir ve akademik başarı koşullarını karşılamaları halinde başvurularını belirtilen süre içerisinde tamamlamaları gerekiyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Burslar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tekfen-vakfi-2026-2027-bursu-universite-ogrencilerine-80-bin-tl</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 11:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="75544"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tıbbiyenin Mirasından Dünya Sahnesine: SBÜ’nün Büyük Yolculuğu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tibbiyenin-mirasindan-dunya-sahnesine-sbunun-buyuk-yolculugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tibbiyenin-mirasindan-dunya-sahnesine-sbunun-buyuk-yolculugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2015 yılında kurulan Sağlık Bilimleri Üniversitesi, yükseköğretim tarihi açısından son derece kısa sayılabilecek bir sürede Türkiye sınırlarını aşan büyük bir sağlık eğitimi ve bilim ekosistemine dönüştü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>CWTS Leiden Ranking 2025’te Biyomedikal ve Sağlık Bilimleri alanında dünyada 84’üncü, Türkiye’de 1’inci olan SBÜ; URAP’ın farklı sağlık alanlarındaki dereceleri ve Shanghai Ranking’deki konumuyla bilimsel üretimde uluslararası ölçekte görünür bir üniversite haline geldi.</p>

<p>İstanbul ve Ankara’dan Türkiye’nin farklı şehirlerine; Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Afrika’dan Orta Doğu ve Güneydoğu Asya’ya uzanan yapılanması ise SBÜ’yü klasik kent üniversitesi anlayışının ötesine taşıyor. Kurucu Rektör Prof. Dr. Cevdet Erdöl döneminde temelleri atılan bu özgün model, Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın döneminde bilimsel kalite, uluslararasılaşma ve küresel sağlık eğitimi hedefleriyle yeni bir safhaya taşınıyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin bugünkü kurumsal tarihi 15 Nisan 2015’e uzanıyor. Ancak üniversitenin taşıdığı miras çok daha eski.</p>

<p>Modern Türk tıbbının temellerini teşkil eden Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne ile Gülhane’nin köklü sağlık eğitimi geleneğini aynı kurumsal çatı altında buluşturan SBÜ, modern yükseköğretim yapılanmasını tarihî birikim üzerine inşa etti.</p>

<p>Bugün ortaya çıkan yapı, yalnızca büyük bir üniversitenin değil; eğitim, klinik uygulama, araştırma ve uluslararası sağlık iş birliklerini aynı model içerisinde bir araya getiren çok merkezli bir sağlık temalı devlet üniversitesinin hikâyesini anlatıyor.</p>

<p><strong>Leiden’da Türkiye 1’incisi, dünyada ilk 100’de</strong></p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin bilimsel üretimde ulaştığı düzeyi ortaya koyan en güçlü göstergelerden biri CWTS Leiden Ranking 2025 sonuçları oldu.</p>

<p>SBÜ, Biyomedikal ve Sağlık Bilimleri alanında istikrarlı bir şekilde yükselerek dünya 84’üncülüğüne ulaştı ve Türkiye’de 1’inci sıradaki yerini korudu.</p>

<p>Üniversite yalnızca sağlık bilimlerinde değil, tüm bilim dallarının birlikte değerlendirildiği genel sıralamada da dünya 302’ncisi ve Türkiye 1’incisi oldu.</p>

<p>Bu sonuç, üniversitenin sağlık alanındaki bilimsel üretiminin artık yalnızca Türkiye ölçeğinde değil, dünyanın önde gelen üniversiteleriyle aynı tabloda değerlendirildiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Henüz 2015 yılında kurulmuş bir üniversitenin on yıl içinde Biyomedikal ve Sağlık Bilimleri alanında dünyanın ilk 100 kurumu arasına girmesi, SBÜ’nün kuruluşundan itibaren oluşturduğu araştırma ve klinik eğitim kapasitesinin geldiği noktayı göstermesi bakımından özellikle önem taşıyor.</p>

<p><strong>URAP’ta sağlık bilimlerinin farklı alanlarında güçlü tablo</strong></p>

<p>SBÜ’nün akademik performansı tek bir sıralamayla sınırlı değil.</p>

<p>URAP 2025–2026 alan sıralamalarında üniversite, sağlık bilimlerinin farklı disiplinlerinde Türkiye’nin üst sıralarında yer aldı.</p>

<p>En çarpıcı sonuç Oftalmoloji alanından geldi. Sağlık Bilimleri Üniversitesi bu alanda Türkiye 1’incisi ve dünya 98’incisi oldu.</p>

<p>Cerrahide Türkiye 1’inciliği ve dünya 255’inciliği, Pediatride Türkiye 2’nciliği ve dünya 158’inciliği, Tıp ve Sağlık Bilimlerinde Türkiye 2’nciliği ve dünya 345’inciliği, Diş Hekimliğinde ise Türkiye 3’üncülüğü ve dünya 173’üncülüğü elde edildi.</p>

<p>Farmakolojide Türkiye 4’üncülüğü, Psikoloji ve Bilişsel Bilimlerde Türkiye 5’inciliği, Onkolojide Türkiye 6’ncılığı da SBÜ’nün akademik üretiminin sağlık bilimlerinin farklı disiplinlerine yayıldığını gösterdi. Bu dereceler yüklenen metinde de alan alan yer alıyor.</p>

<p>Böylece SBÜ, Leiden’da Biyomedikal ve Sağlık Bilimlerinde dünya 84’üncülüğü, URAP’ta Oftalmolojide dünya 98’inciliği ile iki ayrı akademik değerlendirmede dünya ilk 100’üne giren sonuçlara ulaştı.</p>

<p><strong>Shanghai Ranking’de 601–700 bandı</strong></p>

<p>Dünyanın en bilinen akademik sıralamalarından Academic Ranking of World Universities-Shanghai Ranking de SBÜ’nün uluslararası görünürlüğünün bir başka göstergesi.</p>

<p>Shanghai Ranking 2025 sonuçlarında Sağlık Bilimleri Üniversitesi 601–700 bandında yer alarak Türkiye’den listeye giren üniversiteler arasında 2’nci oldu. 2026 ShanghaiRanking kurumsal profilinde de üniversite yine 601–700 dünya bandında gösteriliyor.</p>

<p>Shanghai değerlendirmesinin Nobel ve Fields ödüllü mezun ve akademisyenler, yüksek atıf alan araştırmacılar, Nature ve Science yayınları ile uluslararası indekslerdeki bilimsel üretim gibi uzun vadeli akademik göstergeleri dikkate aldığı düşünüldüğünde, henüz genç bir kurum olan SBÜ’nün bu banttaki konumu ayrıca anlam taşıyor.</p>

<p><strong>İstanbul ve Ankara’dan Türkiye’nin sağlık merkezlerine uzanan ağ</strong></p>

<p>SBÜ’nün ölçeğini yalnızca uluslararası sıralamalardaki derecelerle anlatmak eksik kalıyor.</p>

<p>Üniversitenin Türkiye içindeki yapılanması da klasik kampüs modelinden farklı.</p>

<p>İstanbul’daki Hamidiye Külliyesi ve Ankara’daki Gülhane Külliyesi iki ana akademik merkezi oluştururken; Adana, Bursa, Erzurum, İzmir, Kayseri ve Trabzon Tıp Fakülteleri Türkiye’nin farklı bölgelerine yayılan tıp eğitimi ağının önemli parçalarını oluşturuyor. Üniversitenin 2026–2027 akademik takviminde bu altı şehirdeki tıp fakültelerinin tamamı ayrı akademik birimler olarak yer alıyor.</p>

<p>Bu modelin en ayırt edici yönlerinden biri, tıp eğitimini güçlü bir klinik hizmet altyapısıyla buluşturması.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şehir hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ve yüksek ihtisas merkezleri; öğrencilerin ve akademisyenlerin doğrudan sağlık eğitimi ve hizmet sunumunun içerisinde yer aldığı geniş bir eğitim ve araştırma ekosistemi oluşturuyor.</p>

<p>Böylece SBÜ’nün coğrafi büyüklüğü yalnızca kampüs ya da bina sayısıyla değil, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki sağlık hizmeti kapasitesini akademik bilgi üretimiyle buluşturabilmesiyle anlam kazanıyor.</p>

<p><strong>Bir üniversiteden fazlası: Dünyaya yayılan sağlık eğitimi ağı</strong></p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ni Türkiye yükseköğretim sistemi içerisinde farklılaştıran en önemli unsurlardan biri ise yurt dışı yapılanması.</p>

<p>SBÜ’nün uluslararasılaşma modeli yalnızca yabancı öğrenci kabulüne, Erasmus hareketliliğine veya üniversiteler arası protokollere dayanmıyor. Üniversite, farklı ülkelerde fakülte, yüksekokul ve akademik birimler üzerinden doğrudan eğitim yapılanmaları oluşturuyor.</p>

<p>Üniversitenin güncel kurumsal bilgilerine göre yurt dışı yapılanması Somali, Sudan, Özbekistan, Suriye, Filipinler, Filistin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Bosna-Hersek ve Kırgızistan’a uzanıyor.</p>

<p>Özbekistan: Buhara’dan Semerkant ve Taşkent’e</p>

<p>SBÜ’nün yurt dışındaki en kapsamlı yapılanmalarından biri Özbekistan’da bulunuyor.</p>

<p>Buhara İbni Sina Tıp Fakültesi, Buhara İbni Sina Diş Hekimliği Fakültesi, Buhara İbni Sina Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu üniversitenin Buhara’daki akademik varlığını oluşturuyor.</p>

<p>Buna Semerkant Tıp Fakültesi ve Taşkent Hemşirelik Fakültesi de ekleniyor. Üniversitenin güncel akademik yapısında bu birimler resmen listelenirken, 2026–2027 akademik takviminde Buhara’daki fakülteler ile Semerkant Tıp Fakültesi için ayrı eğitim takvimleri bulunuyor.</p>

<p>Bu yapı, SBÜ’nün Orta Asya’da yalnızca akademik protokol yapan değil, sağlık insan gücünün yetiştirilmesine doğrudan katkı sağlayan bir üniversite modeli oluşturduğunu gösteriyor.</p>

<p>Somali: Mogadişu’da sağlık eğitimi ile sağlık hizmeti aynı zeminde</p>

<p>Afrika’daki önemli merkezlerden biri Somali-Mogadişu.</p>

<p>SBÜ bünyesinde burada Somali Mogadişu Recep Tayyip Erdoğan Sağlık Bilimleri Fakültesi ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu bulunuyor. Üniversitenin Somali Külliyesi, Mogadişu Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesi yerleşkesi içerisinde konumlanıyor.</p>

<p>Bu model, sağlık eğitiminin klinik hizmet ortamıyla doğrudan temas halinde verilmesine imkân sağlayarak SBÜ’nün Türkiye’de uyguladığı eğitim-hastane bütünleşmesinin uluslararası bir örneğini oluşturuyor.</p>

<p><strong>Bosna-Hersek’te Saraybosna: Balkanlar’a yeni akademik köprü</strong></p>

<p>Üniversitenin Balkanlardaki yapılanması da yeni bir boyuta ulaştı.</p>

<p>SBÜ’nün güncel akademik yapılanması içerisinde Saraybosna Uluslararası Tıp Fakültesi ve Saraybosna Uluslararası Diş Hekimliği Fakültesi yer alıyor. 2026 YKS döneminde bu fakültelere öğrenci yerleştirilmesine ilişkin üniversite tarafından ayrıca duyuru yayımlandı.</p>

<p>Bu açılım, İstanbul ve Ankara’daki tarihî tıp eğitimi birikiminin Balkanlar’daki akademik ortaklıklarla yeni bir eğitim hattına taşınması anlamına geliyor.</p>

<p><strong>Sudan, Bangsamoro, Kudüs, KKTC ve Kırgızistan</strong></p>

<p>Uluslararası yapılanma bu merkezlerle de sınırlı değil.</p>

<p>Sudan’da Hartum Sağlık Bilimleri Enstitüsü ve Nyala Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Filipinler’de Bangsamoro Sultan Kudarat Sağlık Bilimleri Fakültesi üniversitenin kurumsal yapılanması içerisinde yer alıyor. SBÜ’nün resmî sayfası ayrıca Filistin-Kudüs, KKTC ve Kırgızistan yapılanmalarını da yurt dışı külliyeleri arasında gösteriyor.</p>

<p>Bu geniş coğrafya, SBÜ’nün uluslararasılaşmayı “öğrenci hareketliliği” kavramının ötesinde ele aldığını ortaya koyuyor.</p>

<p>Üniversite bir taraftan Türkiye'ye uluslararası öğrenci çekerken, diğer taraftan eğitimi bulunduğu coğrafyaya götüren bir model geliştiriyor.</p>

<p><strong>Sağlık eğitiminin yanında bir sağlık diplomasisi modeli</strong></p>

<p>SBÜ’nün yurt dışı yapılanmasının dikkat çeken başka bir yönü de akademik eğitimin uluslararası ilişkiler ve sağlık diplomasisiyle birlikte ilerlemesi.</p>

<p>2026 yılında gerçekleştirilen SBÜ Senato toplantısında YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar; özellikle Buhara, Suriye, Somali, Saraybosna ve Kudüs’teki faaliyetleri vurguladı. Toplantıya Somali, KKTC, Filistin, Suriye, Özbekistan, Kırgızistan ve Bosna-Hersek’te ortak eğitim yürütülen üniversitelerin rektörleri de çevrim içi katıldı.</p>

<p>Bu tablo, üniversitenin farklı coğrafyalardaki varlığının tek yönlü bir eğitim ihracından ibaret olmadığını; yerel üniversitelerle ortaklık, akademisyen yetiştirme, öğrenci eğitimi ve bilimsel iş birliğini içeren çok katmanlı bir yapıya dönüştüğünü gösteriyor.</p>

<p><strong>Kurucu Rektör Prof. Dr. Cevdet Erdöl döneminde atılan temeller</strong></p>

<p>Bugünkü yapıyı değerlendirirken Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin kuruluş dönemini ayrı tutmak mümkün değil.</p>

<p>Kurucu Rektör Prof. Dr. Cevdet Erdöl döneminde, üniversitenin yalnızca yeni bir devlet üniversitesi olarak değil, sağlık eğitimine özgü farklı bir kurumsal model olarak yapılanmasının temelleri atıldı.</p>

<p>Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne’nin tarihî mirasının yeniden üniversite hayatının merkezine alınması, Gülhane gibi Türk tıp tarihinin temel kurumlarından birinin aynı akademik çatı altında konumlandırılması, Sağlık Bakanlığı hastaneleriyle bütünleşen klinik eğitim yaklaşımı, Türkiye’nin farklı şehirlerine yayılan fakülteler ve yurt dışı akademik açılım; bu kuruluş vizyonunun temel yapı taşlarını oluşturdu.</p>

<p>Dolayısıyla bugün dünya sıralamalarında karşılığını bulan bilimsel kapasite, yalnızca son birkaç yılın ürünü değil; 2015’te başlayan kurumsal inşa sürecinin üzerine eklenen yılların akademik birikiminin sonucu.</p>

<p>Kurucu vizyonun en önemli kazanımlarından biri de SBÜ’nün daha başlangıç aşamasında kendisini yalnızca Türkiye’ye öğrenci yetiştiren bir üniversite olarak tanımlamaması; sağlık bilimleri alanındaki bilgi birikimini uluslararası coğrafyalara taşıyan bir misyon üstlenmesiydi.</p>

<p><strong>Prof. Dr. Kemalettin Aydın döneminde yeni hedef: Etki alanını büyütmek</strong></p>

<p>Bu kurumsal miras, Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın döneminde bilimsel etkinin artırılması ve uluslararası ağın yeni coğrafyalara taşınması hedefleriyle devam ediyor.</p>

<p>Aydın döneminde üniversitenin dünya sıralamalarındaki konumunun güçlendirilmesi, bilimsel yayın kalitesinin yükseltilmesi, araştırma kapasitesinin geliştirilmesi, Türkiye’deki klinik eğitim ağının daha etkin kullanılması ve yurt dışı akademik yapılanmanın sürdürülebilir hale getirilmesi ana çalışma başlıkları arasında öne çıkıyor.</p>

<p>Bu dönemin dikkat çekici gelişmelerinden biri de SBÜ’nün uluslararası akademik görünürlüğünü yalnızca mevcut “gönül coğrafyası” ile sınırlamayıp daha geniş küresel ağlara taşıma arayışı.</p>

<p>Üniversite 2026 yılında NAFSA'nın uluslararası eğitim buluşmasında Türkiye Pavilyonu'nda yer aldı. Prof. Dr. Aydın burada SBÜ’yü, “gönül coğrafyamızın da sağlık temalı yükseköğretim vizyonunu temsil eden güçlü bir yükseköğretim kurumu” olarak tanımladı; gerçekleştirilen temasların ortak programlar ve yeni uluslararası iş birlikleri için zemin oluşturacağını ifade etti.</p>

<p><strong>Rektör Aydın: “Maziyi ihya, âtiyi inşa”</strong></p>

<p>Leiden Ranking 2025 sonuçlarının ardından Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın’ın yaptığı değerlendirme, üniversitenin yeni dönem yaklaşımını da ortaya koydu.</p>

<p>Aydın, dünya 84’üncülüğü ve Türkiye 1’inciliğinin akademisyenlerden araştırmacılara, öğrencilerden çalışanlara kadar üniversite camiasının ortak emeğinin sonucu olduğunu vurguladı ve şu ifadeyi kullandı:</p>

<p>“Maziyi ihya, âtiyi inşa vizyonuyla yoluna emin adımlarla devam edecek.”</p>

<p>Aydın’ın Shanghai Ranking 2025 sonrasında açıkladığı hedef ise daha ileri bir perspektife işaret ediyor. Rektör Aydın, SBÜ’nün uzun vadeli hedefini dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına girmek olarak ortaya koyarken; bilimsel üretkenlik, uluslararası rekabet gücü ve yetişen mezunların akademik etkisinin bu yolculuğun temel unsurları olacağını belirtti.</p>

<p>Bu yaklaşım, üniversitenin önündeki yeni dönemin yalnızca ölçek büyütme dönemi olmayacağını; nicelikten niteliğe, uluslararası varlıktan uluslararası etkiye geçişin hedeflendiğini gösteriyor.</p>

<p>Hedef artık yalnızca büyümek değil, dünya ölçeğinde kalıcı olmak</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi açısından gelinen noktada asıl soru artık üniversitenin ne kadar büyük olduğu değil, oluşturduğu bu büyük akademik ekosistemin dünya bilimine ne ölçüde kalıcı katkı sunacağı.</p>

<p>Leiden’da Biyomedikal ve Sağlık Bilimlerinde dünya 84’üncülüğü ve Türkiye 1’inciliği, URAP’ta Oftalmolojide dünya 98’inciliği ve Türkiye 1’inciliği, farklı tıp alanlarında elde edilen dereceler ve Shanghai Ranking’de 601–700 dünya bandındaki konum, bu yolculuğun mevcut seviyesini gösteriyor.</p>

<p>Ancak SBÜ’nün belki de daha önemli gücü, bu akademik performansı Türkiye’nin farklı şehirlerindeki tıp fakültelerinden Buhara’ya, Semerkant’a, Mogadişu’ya, Çobanbey’e ve Saraybosna’ya uzanan geniş bir eğitim coğrafyasıyla birleştirebilmesi.</p>

<p>Bir tarafta 1903’e uzanan Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne mirası ve Gülhane; diğer tarafta dünya sıralamalarında ilk 100 hedefi, uluslararası araştırma ağları ve farklı kıtalarda yetiştirilen sağlık profesyonelleri bulunuyor.</p>

<p>Kurucu Rektör Prof. Dr. Cevdet Erdöl döneminde atılan temeller üzerinde yükselen Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın döneminde bu mirası daha yüksek bilimsel etkiye ve daha geniş bir küresel erişime dönüştürmeyi hedefliyor.</p>

<p>2015’te başlayan kurumsal yolculuğun on yıl içinde dünyanın ilk 100’üne uzanan akademik sonuçlar üretmesi önemli bir eşikti.</p>

<p>Şimdi önündeki hedef daha büyük:</p>

<p>Türkiye’nin sağlık bilimlerindeki birikimini yalnızca dünyaya taşıyan değil, dünya biliminde yön veren; bulunduğu her coğrafyada kalıcı akademik kapasite oluşturan bir üniversite olmak.</p>

<p>Maziyi İhya, Âtiyi İnşa.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tibbiyenin-mirasindan-dunya-sahnesine-sbunun-buyuk-yolculugu</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/saglik-bilimleri-universitesi.jpg" type="image/jpeg" length="14640"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Turkish American physician Dr. Sena Yunus Osman dies at 64]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/turkish-american-physician-dr-sena-yunus-osman-dies-at-64</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/turkish-american-physician-dr-sena-yunus-osman-dies-at-64" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sena Yunus Osman, a respected member of the Turkish community in the Washington, DC, Maryland and Virginia area, has died at the age of 64. Her passing was received with deep sadness by her family, colleagues and members of the local Turkish American community.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dr. Osman had long been part of the American Turkish Association of Washington, DC (ATA-DC) community. Alongside her work as a physician, she was known for her kindness, charitable spirit and support for the Turkish community in the region.</p>

<p>Remembered for her community support</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>According to the condolence announcement, Dr. Osman was a familiar and valued figure among Turkish Americans living across the Washington metropolitan area. Messages of sympathy shared following her death highlighted both her professional life and the support she offered to people around her.</p>

<p>Funeral service to be held on October 4</p>

<p>A funeral service for Dr. Sena Yunus Osman is scheduled for Sunday, October 4, at 1 p.m. local time at National Funeral Home in Falls Church, Virginia.</p>

<p>She is survived by her husband, Dr. Giath Alshkaki Osman, and her children, Dr. Murat Osman, Dr. Omer Osman and Dr. Manolya Osman.</p>

<p>We extend our deepest condolences to Dr. Osmanâs family, loved ones, colleagues and all who knew her. May she rest in peace. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/turkish-american-physician-dr-sena-yunus-osman-dies-at-64</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1323.jpeg" type="image/jpeg" length="29119"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Washington’daki Türk toplumunun sevilen ismi Dr. Sena Yunus Osman hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/washingtondaki-turk-toplumunun-sevilen-ismi-dr-sena-yunus-osman-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/washingtondaki-turk-toplumunun-sevilen-ismi-dr-sena-yunus-osman-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Washington DC, Maryland ve Virginia’daki Türk toplumunun tanınan isimlerinden Dr. Sena Yunus Osman, 64 yaşında hayatını kaybetti. Uzun yıllardır Amerikan Türk Derneği Washington DC (ATA-DC) topluluğunun içinde yer alan Dr. Osman’ın vefatı, ailesi, meslektaşları ve bölgedeki Türkler arasında üzüntüyle karşılandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hekimlik mesleğinin yanı sıra yardımseverliği ve Türk toplumuna verdiği destekle anılan Dr. Sena Yunus Osman’ın ardından, Washington bölgesinden başsağlığı mesajları paylaşıldı.</p>

<p>Paylaşılan bilgilere göre Dr. Osman, Washington DC, Maryland ve Virginia’yı kapsayan bölgede yaşayan Türk toplumunun yakından tanıdığı bir isimdi. Amerikan Türk Derneği Washington DC topluluğundaki uzun soluklu varlığıyla bilinen Dr. Osman, mesleki çalışmalarının yanında toplumsal dayanışmaya da katkı sundu.</p>

<p>Vefat haberi, onu tanıyanların duyduğu üzüntüyle karşılandı. Dr. Osman’ın yardımsever kişiliği ve çevresine verdiği destek, yapılan taziye paylaşımlarında öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Sena Yunus Osman için cenaze töreninin 4 Ekim Pazar günü, yerel saatle 13.00’te, Virginia eyaletinin Falls Church kentindeki National Funeral Home’da düzenleneceği bildirildi.</p>

<p>Dr. Osman’ın eşi Dr. Giath Alshkaki Osman ile çocukları Dr. Murat Osman, Dr. Ömer Osman ve Dr. Manolya Osman başta olmak üzere ailesine, yakınlarına, meslektaşlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz.</p>

<p>Dr. Sena Yunus Osman’a Allah’tan rahmet; ailesine ve sevenlerine sabır diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/washingtondaki-turk-toplumunun-sevilen-ismi-dr-sena-yunus-osman-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1322.jpeg" type="image/jpeg" length="38861"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mide Koruyucuların Uzun Kullanımında Hangi Riskler Var?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mide-koruyucularin-uzun-kullaniminda-hangi-riskler-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mide-koruyucularin-uzun-kullaniminda-hangi-riskler-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Omeprazol ve pantoprazol gibi mide koruyucular bazı hastalarda uzun süre gerekli olabilir. Ancak yıllarca süren PPI tedavisinde hâlâ geçerli bir kullanım nedeni olup olmadığı düzenli olarak değerlendirilmelidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Omeprazol, pantoprazol, lansoprazol, esomeprazol ve rabeprazol gibi “mide koruyucu” olarak bilinen proton pompa inhibitörleri, mide asidi üretimini güçlü biçimde azaltır. Reflüden ülser tedavisine ve bazı hastalarda mide-bağırsak kanamasından korunmaya kadar önemli kullanım alanları vardır.</p>

<p>Ancak bu ilaçların aylar veya yıllar boyunca kullanılması otomatik olarak yanlış değildir; asıl soru ilacın hâlâ gerekli olup olmadığıdır. Amerikan Gastroenteroloji Derneği, PPI kullanan hastalarda uzun süreli kullanım nedeninin düzenli olarak gözden geçirilmesini, kesin bir kronik kullanım nedeni bulunmayan kişilerde ise tedavinin azaltılması veya sonlandırılmasının değerlendirilmesini öneriyor.</p>

<p>“Mide koruyucu” hangi ilaçları kapsıyor?</p>

<p>Günlük dilde mide koruyucu denildiğinde çoğunlukla proton pompa inhibitörleri, yani PPI grubu ilaçlar kastediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu gruptaki yaygın etken maddeler arasında:</p>

<p>Omeprazol</p>

<p>Pantoprazol</p>

<p>Lansoprazol</p>

<p>Esomeprazol</p>

<p>Rabeprazol</p>

<p>bulunuyor.</p>

<p>Bu ilaçlar mide asidi üretiminde görev alan proton pompalarını baskılayarak asit miktarını azaltıyor.</p>

<p>Bu nedenle reflü ve mide yanması dışında mide ve onikiparmak bağırsağı ülserlerinde, Helicobacter pylori tedavisinin bir parçası olarak ve belirli hastalarda mide-bağırsak kanaması riskini azaltmak amacıyla kullanılabiliyor.</p>

<p>Reçetesiz omeprazolde 14 gün ne anlama geliyor?</p>

<p>İnternette sık karşılaşılan “mide koruyucu 14 günden fazla kullanılmamalı” ifadesinin önemli bir ayrıntısı var.</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesinin reçetesiz satılan proton pompa inhibitörlerine ilişkin kullanım bilgisine göre bu ürünler, sık mide yanması yaşayan yetişkinlerde 14 günlük tedavi kürleri için tasarlanmış durumda. Reçetesiz ürünlerin etikette belirtilenden daha uzun veya daha sık kullanılmaması gerekiyor.</p>

<p>Ancak bu kural, doktor tarafından reçete edilen bütün PPI tedavilerinin 14. günde kesilmesi gerektiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Reçeteli proton pompa inhibitörleri hastalığa göre haftalar, aylar hatta bazı durumlarda yıllarca kullanılabiliyor.</p>

<p>Reflü tedavisinde süre ne kadar?</p>

<p>Basit ve komplikasyonsuz reflü yakınmalarında PPI tedavisi çoğunlukla belirli süreli bir deneme şeklinde başlatılıyor.</p>

<p>Amerikan Gastroenteroloji Derneği, tipik reflü yakınmaları bulunan ve alarm belirtisi olmayan kişilerde genellikle 4–8 haftalık tek doz PPI denemesini öneriyor.</p>

<p>Tedavi etkili olduğunda amaç, uygun hastalarda ilacı etkili olan en düşük doza indirmek.</p>

<p>Tedaviye uzun süre devam ediliyorsa özellikle reflü tanısı objektif olarak doğrulanmamış kişilerde uzun dönem kullanımın gerçekten gerekli olup olmadığı yeniden değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Kimlerde uzun süreli kullanım gerçekten gerekli olabilir?</p>

<p>Her uzun süreli PPI kullanımı gereksiz değildir.</p>

<p>Bazı hastalarda ilacın bırakılması yarardan çok zarar getirebilir.</p>

<p>Amerikan Gastroenteroloji Derneğinin PPI tedavisini azaltmaya yönelik klinik değerlendirmesinde; ağır eroziv özofajit, yemek borusu ülseri veya peptik darlık gibi komplike reflü öyküsü bulunan hastalarda tedavinin rutin olarak kesilmesi önerilmiyor.</p>

<p>Barrett özofagusu bulunan hastalar da genellikle tedavinin kesilmesinin rutin olarak denenmemesi gereken gruplar arasında değerlendiriliyor.</p>

<p>Üst gastrointestinal kanama riski yüksek olup mide korumasına ihtiyaç duyan hastalarda da PPI tedavisi gerekli olabilir.</p>

<p>Dolayısıyla “uzun süre PPI kullanmak zararlıdır, herkes bırakmalı” yaklaşımı bilimsel olarak doğru değil.</p>

<p>Uzun süre kullanılıyorsa neden kontrol edilmeli?</p>

<p>Her ilaçta olduğu gibi PPI tedavisinde de beklenen yarar ile olası risklerin dengelenmesi gerekiyor.</p>

<p>FDA, reçeteli proton pompa inhibitörlerinin uzun süreli kullanımında nadiren ciddi hipomagnezemi, yani kandaki magnezyum düzeyinin aşırı düşebildiğini bildiriyor.</p>

<p>Vakalar en az üç aylık tedaviden sonra bildirilmiş olsa da FDA değerlendirmesinde çoğunun bir yıldan uzun kullanım sonrasında ortaya çıktığı belirtiliyor.</p>

<p>Ciddi magnezyum düşüklüğü kas spazmları, nöbetler ve kalp ritim bozuklukları gibi sorunlara yol açabilir.</p>

<p>Özellikle uzun süre PPI kullanması beklenen veya magnezyumu etkileyebilecek başka ilaçlar kullanan kişilerde doktor gerekli görürse magnezyum düzeyini takip edebilir.</p>

<p>Kemik kırığı riski gerçekten var mı?</p>

<p>PPI'larla ilgili en çok konuşulan konulardan biri kemik kırıkları.</p>

<p>FDA'nın değerlendirmesinde reçeteli proton pompa inhibitörlerinin özellikle yüksek doz veya bir yıl ve üzerindeki kullanımıyla kalça, el bileği ve omurga kırıkları arasında ilişki bildiren gözlemsel çalışmalar bulunuyor.</p>

<p>Ancak burada “ilişki” ile “ilaç doğrudan kırığa neden oluyor” ifadelerini birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>

<p>Bu verilerin önemli bölümü gözlemsel araştırmalardan geliyor. Bu tür çalışmalar, PPI kullanan kişilerde başka sağlık sorunları ve kırık riskini etkileyen ek faktörler bulunabileceği için doğrudan neden-sonuç ilişkisini tek başına kanıtlayamaz.</p>

<p>FDA ayrıca etikete uygun kısa süreli ve düşük doz reçetesiz PPI kullanımında aynı kırık riskinin gösterilmediğini belirtiyor.</p>

<p>Mide koruyucular güvenli mi?</p>

<p>Genel olarak evet; doğru endikasyonda proton pompa inhibitörleri etkili ve çoğu hasta tarafından iyi tolere edilen ilaçlar.</p>

<p>Amerikan Gastroenteroloji Derneği reflü tedavisine ilişkin klinik uygulama güncellemesinde hekimlerin hastalara PPI'ların reflü tedavisindeki güvenliliğini vurgulamasını özellikle öneriyor.</p>

<p>Bu ayrım önemli.</p>

<p>Uzun süreli PPI kullanımıyla çeşitli hastalıklar arasında ilişki bildiren çok sayıda gözlemsel çalışma bulunuyor. Fakat gözlemsel ilişkilerin tamamını doğrudan ilacın neden olduğu zararlar olarak yorumlamak doğru değil.</p>

<p>Amerikan Gastroenteroloji Derneği de PPI'ların yalnızca olası yan etkilerden korkulduğu için kesilmesini önermiyor. Tedaviyi bırakma kararının temelinde ilacın artık geçerli bir kullanım nedeninin bulunmaması olması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Mide koruyucuyu bırakınca yanma neden artabilir?</p>

<p>Uzun süre PPI kullanan bazı kişiler ilacı bıraktıktan sonra mide yanması ve reflü yakınmalarında geçici artış yaşayabilir.</p>

<p>Bunun nedenlerinden biri “rebound asit hipersekresyonu” olarak adlandırılan durum.</p>

<p>Mide asidi uzun süre baskılandıktan sonra ilaç kesildiğinde asit üretimi geçici olarak artabilir. Kişi bunu hastalığının aniden çok kötüleşmesi şeklinde yorumlayabilir.</p>

<p>Bu durum bazen ilacın tekrar başlanmasına ve uzun süre kullanılmasına katkıda bulunabilir.</p>

<p>Amerikan Gastroenteroloji Derneği, uzun süreli PPI tedavisi bırakılan hastaların geçici üst sindirim sistemi yakınmaları yaşayabilecekleri konusunda bilgilendirilmesini öneriyor.</p>

<p>Bu nedenle yıllardır kullanılan mide koruyucuyu yalnızca bir haber okuyarak aniden bırakmak doğru yaklaşım değil.</p>

<p>Her gün kullanıyorsanız kendinize şu soruyu sorun</p>

<p>Uzun süredir omeprazol, pantoprazol veya benzeri bir PPI kullanıyorsanız en önemli soru “Bu ilaç tehlikeli mi?” değil.</p>

<p>Daha doğru soru:</p>

<p>“Bu ilacı bugün hangi nedenle kullanıyorum ve bu neden hâlâ geçerli mi?”</p>

<p>İlaç başlangıçta geçici bir mide sorunu için verilmiş olabilir. Başka bir ilacın mide üzerindeki riskini azaltmak için başlanmış olabilir. Reflü tedavisi için kullanılmış olabilir veya uzun dönem tedaviyi gerçekten gerektiren bir hastalık bulunabilir.</p>

<p>Bu ayrım yapılmadan yalnızca kullanım süresine bakarak ilacın gerekli veya gereksiz olduğuna karar verilemez.</p>

<p>Hangi belirtilerde yalnızca mide koruyucu kullanmak yetmez?</p>

<p>Sürekli mide yanmasını kendi kendine PPI kullanarak bastırmak bazı önemli belirtilerin değerlendirilmesini geciktirebilir.</p>

<p>Özellikle:</p>

<p>Yutma güçlüğü</p>

<p>Açıklanamayan kilo kaybı</p>

<p>Tekrarlayan kusma</p>

<p>Kanlı kusma</p>

<p>Siyah, katranımsı dışkı</p>

<p>Kansızlık şüphesi</p>

<p>Yeni başlayan veya giderek kötüleşen belirgin üst sindirim sistemi yakınmaları</p>

<p>varsa yalnızca asit baskılayıcı ilaç kullanmak yerine tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Bu belirtilerin bulunması mutlaka ciddi bir hastalık olduğu anlamına gelmez; ancak nedenlerinin araştırılması gerekir.</p>

<p>Uzun süre kullanıyorsanız ne yapmalısınız?</p>

<p>İlacınızı kendi kendinize kesmek yerine neden reçete edildiğini kontrol edin.</p>

<p>Özellikle aylar veya yıllardır PPI kullanıyorsanız tedavinin hâlâ gerekli olup olmadığını doktor veya eczacınızla değerlendirebilirsiniz.</p>

<p>Geçerli bir uzun dönem kullanım nedeni varsa tedavi devam edebilir.</p>

<p>Gerekli olmadığı düşünülürse sağlık profesyoneli dozun azaltılması, ihtiyaç halinde kullanım veya ilacın kesilmesi gibi seçenekleri kişinin durumuna göre değerlendirebilir.</p>

<p>Amaç mide koruyucuları kötü ilaçlar ilan etmek değil; doğru hastada, doğru nedenle ve gerekli olduğu süre boyunca kullanmak.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Omeprazol, pantoprazol veya başka bir proton pompa inhibitörünü doktor önerisiyle kullanıyorsanız tedavinizi kendi kendinize bırakmayın veya dozunu değiştirmeyin. Uzun süreli kullanımın gerekliliği kişisel hastalık ve kanama riskine göre değerlendirilmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>American Gastroenterological Association — AGA Clinical Practice Update on De-Prescribing of Proton Pump Inhibitors: Expert Review — 2022</p>

<p>American Gastroenterological Association — Personalized Approach to the Evaluation and Management of Gastroesophageal Reflux Disease — 2022</p>

<p>U.S. Food and Drug Administration — Over-The-Counter Heartburn Treatment ve Proton Pump Inhibitor Safety Information </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mide-koruyucularin-uzun-kullaniminda-hangi-riskler-var</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1321.jpeg" type="image/jpeg" length="85606"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Burnu Açıyor Ama Uzun Kullanımda Tersine Dönebilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/burnu-aciyor-ama-uzun-kullanimda-tersine-donebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/burnu-aciyor-ama-uzun-kullanimda-tersine-donebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Oksimetazolin ve ksilometazolin içeren burun açıcı spreyler hızlı rahatlama sağlıyor. Ancak önerilenden uzun kullanım, geri tepme tıkanıklığına yol açarak spreyi tekrar kullanma ihtiyacını artırabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Burnunuz tıkandığında birkaç dakika içinde rahat nefes almanızı sağlayan bir burun spreyi, gereğinden uzun kullanıldığında sorunun bir parçası haline gelebilir. Özellikle oksimetazolin ve ksilometazolin gibi damar daraltıcı etken maddeler içeren burun açıcı spreylerin aşırı veya uzun kullanımı “geri tepme tıkanıklığı” ile ilişkilendiriliyor.</p>

<p>İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu MHRA, 30 Nisan 2026'da bu ürünlerle ilgili uyarıları güçlendirdi. Kurum, oksimetazolin ve ksilometazolin içeren burun açıcı sprey ve damlaların önerilen kullanım süresini en fazla 5 günle sınırlandırdı.</p>

<p>Burun spreyi nasıl ters etki yapıyor?</p>

<p>Oksimetazolin ve ksilometazolin, burun içindeki genişlemiş kan damarlarını daraltır.</p>

<p>Damarlar daralınca burun mukozasındaki şişlik azalır, hava yolu genişler ve kişi kısa sürede daha rahat nefes almaya başlar.</p>

<p>Sorun, bu mekanizmanın günler boyunca tekrar tekrar kullanılmasında ortaya çıkabilir.</p>

<p>Uzun veya aşırı kullanım sonrasında ilacın etkisi azalmaya başlayabilir. Spreyin etkisi geçtiğinde burun dokusunda yeniden şişme gelişebilir ve tıkanıklık geri dönebilir.</p>

<p>Kişi bunu hâlâ soğuk algınlığı veya alerjisinin devam ettiğini düşünerek yorumlayabilir.</p>

<p>Ardından yeniden sprey kullanır.</p>

<p>Bu döngü sürdükçe kişi burnunun sprey olmadan açılmadığını düşünmeye başlayabilir.</p>

<p>“Geri tepme tıkanıklığı” nedir?</p>

<p>Bu durum tıpta rhinitis medicamentosa, yani ilaca bağlı rinit olarak adlandırılır.</p>

<p>Burun açıcı spreyin uzun süreli kullanımından sonra ortaya çıkan veya kötüleşen burun tıkanıklığı tablonun temel özelliğidir.</p>

<p>Buradaki paradoks oldukça dikkat çekici: Başlangıçta tıkanıklığı gidermek için kullanılan ürün, uzun kullanım sonrasında tıkanıklığın devam etmesine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Bu durum klasik anlamdaki madde bağımlılığıyla aynı değildir.</p>

<p>Ancak kişi sprey kullandığında rahatladığı, etkisi geçtiğinde yeniden tıkandığı için kullanım davranışı bir kısır döngüye dönüşebilir.</p>

<p>2026'da neden 5 gün sınırı getirildi?</p>

<p>MHRA, mevcut bilimsel kanıtları ve advers olay bildirimlerini yeniden değerlendirdikten sonra oksimetazolin ve ksilometazolin içeren ürünlerin kullanım talimatlarını değiştirdi.</p>

<p>30 Nisan 2026'da yayımlanan güvenlik güncellemesine göre bu ilaçların kesintisiz kullanım süresi 5 günü geçmemeli.</p>

<p>Kurum, uzun süreli veya aşırı kullanımın üç temel sorunla ilişkili olduğuna dikkat çekti:</p>

<p>Geri tepme burun tıkanıklığı</p>

<p>İlaca bağlı rinit</p>

<p>İlacın zamanla aynı etkiyi göstermemesi</p>

<p>Son durum “taşiflaksi” olarak adlandırılıyor. Basit ifadeyle aynı dozun zaman içinde daha az etkili hale gelmesi anlamına geliyor.</p>

<p>Ancak 5 gün bütün dünyada tek sınır değil</p>

<p>Burada önemli bir ayrıntı var.</p>

<p>İngiltere düzenleyicisi oksimetazolin ve ksilometazolin için maksimum 5 günlük kullanım önerirken, bazı ülkelerde ve bazı ürünlerde daha kısa süreler bulunabiliyor.</p>

<p>Örneğin bazı oksimetazolin ürünlerinin güncel ABD etiketlerinde ürünün 3 günden uzun kullanılmaması gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle “beş güne kadar her ürünü güvenle kullanabilirsiniz” şeklinde genel bir sonuç çıkarmak doğru değil.</p>

<p>Kullanılan ürünün prospektüsündeki süre ve doz talimatı esas alınmalı.</p>

<p>Hangi etken maddelere bakmalısınız?</p>

<p>Burun spreyi satın alırken yalnızca marka adına bakmak yerine etken madde bölümünü kontrol etmek yararlı.</p>

<p>Bu haberin merkezindeki iki etken madde:</p>

<p>Oksimetazolin</p>

<p>Ksilometazolin</p>

<p>Her ikisi de topikal nazal dekonjestan, yani burun içine uygulanan damar daraltıcı burun açıcı ilaçlardır.</p>

<p>Ürünün marka adı ülkeden ülkeye ve üreticiden üreticiye değişebilir. Etken madde ise hangi tür ilaç kullandığınızı anlamanın daha güvenilir yoludur.</p>

<p>Her burun spreyi aynı riski taşımıyor</p>

<p>“Burun spreyi” çok geniş bir ürün grubunu tanımlıyor.</p>

<p>Tuzlu su içeren spreyler, kortikosteroid içeren alerji spreyleri ve oksimetazolin veya ksilometazolin gibi damar daraltıcı spreyler aynı ilaç değildir.</p>

<p>Serum fizyolojik veya tuzlu su spreyleri kan damarlarını daraltarak çalışmaz ve klasik geri tepme tıkanıklığı mekanizmasına sahip değildir.</p>

<p>Alerjik rinit tedavisinde kullanılan intranazal kortikosteroidler de farklı bir ilaç grubudur. Bu ürünlerin kendi kullanım kuralları ve yan etkileri bulunur ancak oksimetazolin ve ksilometazolinle aynı şekilde değerlendirilmemelidir.</p>

<p>Bu ayrım önemli çünkü “burun spreyi zararlı” şeklindeki genel bir ifade bilimsel olarak doğru olmaz.</p>

<p>Sprey neden artık eskisi kadar iyi açmıyor?</p>

<p>Uzun süre kullanan bazı kişiler aynı rahatlamayı elde etmek için spreyi daha sık kullanma ihtiyacı hissedebilir.</p>

<p>MHRA'nın güncel güvenlik uyarısında taşiflaksi de özellikle belirtiliyor.</p>

<p>İlaç aynı dozda kullanıldığı halde zaman içinde etkisinin azalması, kişinin kullanım sıklığını artırmasına yol açabilir.</p>

<p>Bu aşamada daha fazla sprey kullanmak sorunu çözmek yerine döngüyü sürdürebilir.</p>

<p>Burun neden sürekli tıkalı olabilir?</p>

<p>Spreyin geri tepme etkisi olasılıklardan yalnızca biri.</p>

<p>Sürekli burun tıkanıklığının altında:</p>

<p>Alerjik rinit</p>

<p>Viral enfeksiyonlar</p>

<p>Kronik rinosinüzit</p>

<p>Burun polipleri</p>

<p>Septum eğriliği</p>

<p>Başka yapısal sorunlar</p>

<p>bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle haftalarca burun açıcı sprey kullanmak altta yatan nedeni tedavi etmek yerine yalnızca geçici rahatlama sağlayabilir.</p>

<p>Burun tıkanıklığı uzun sürüyorsa nedeninin değerlendirilmesi daha doğru yaklaşım.</p>

<p>Uzun zamandır kullanıyorsanız ne yapmalısınız?</p>

<p>Haftalardır veya aylardır oksimetazolin ya da ksilometazolin içeren bir sprey kullanan kişide ilacı bırakırken tıkanıklığın geçici olarak belirginleşmesi mümkün.</p>

<p>Bu nedenle uzun süreli kullanımı bulunan kişilerin kendi kendine farklı ilaçlar eklemek yerine doktor veya eczacıyla görüşmesi uygun olur.</p>

<p>Tedavi yaklaşımı kullanım süresine, belirtilerin şiddetine ve burun tıkanıklığının altında yatan hastalığa göre değişebilir.</p>

<p>Bazı hastalarda kulak burun boğaz veya alerji değerlendirmesi gerekebilir.</p>

<p>Çocuklarda daha dikkatli olunmalı</p>

<p>Burun açıcı ürünlerde yaş sınırlamaları ürünün etken maddesine, yoğunluğuna ve ülkenin ruhsatlandırma koşullarına göre değişebilir.</p>

<p>Çocuklarda yetişkinlere yönelik bir burun spreyini kendi kendine kullanmak doğru değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuğa burun açıcı ilaç verilmeden önce ürünün yaş sınırı ve prospektüsü kontrol edilmeli; özellikle küçük çocuklarda sağlık profesyonelinin önerisi alınmalıdır.</p>

<p>En basit kontrol: Kutuyu çevirip etken maddeye bakın</p>

<p>Burun spreyi kullanan bir kişinin yapabileceği en kolay kontrol, ürünün etken maddesini okumak.</p>

<p>Kutuda oksimetazolin veya ksilometazolin yazıyorsa bunun hızlı etki gösteren damar daraltıcı bir burun açıcı olduğunu bilin.</p>

<p>Prospektüste belirtilen kullanım süresini aşmayın.</p>

<p>Tıkanıklık düzelmiyorsa çözüm spreyi daha sık kullanmak olmayabilir.</p>

<p>Özellikle sprey olmadan burnunuzun hiç açılmadığını düşünmeye başladıysanız veya ürünü haftalardır kullanıyorsanız sağlık profesyoneliyle görüşün.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Burun spreylerinin etken maddeleri ve kullanım süreleri farklıdır. Reçeteli tedavinizi kendi kendinize değiştirmeyin. Uzun süren, tek taraflı, kanamalı veya başka belirgin belirtilerin eşlik ettiği burun tıkanıklığında tıbbi değerlendirme alın.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Medicines and Healthcare products Regulatory Agency — Nasal Decongestant Sprays and Drops Containing Xylometazoline Hydrochloride/Oxymetazoline Hydrochloride: Drug Safety Update, 30 April 2026</p>

<p>Medicines and Healthcare products Regulatory Agency — Recommended Use of Some Nasal Decongestant Sprays Limited to Five Days, 30 April 2026</p>

<p>U.S. National Library of Medicine DailyMed — Oxymetazoline Hydrochloride Nasal Decongestant Drug Labelling</p>

<p>StatPearls — Rhinitis Medicamentosa </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/burnu-aciyor-ama-uzun-kullanimda-tersine-donebilir</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 06:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1318.jpeg" type="image/jpeg" length="94057"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yaş Aldıkça Denge ve Gücünüzü Gösteren 4 Ev Testi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yas-aldikca-denge-ve-gucunuzu-gosteren-4-ev-testi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yas-aldikca-denge-ve-gucunuzu-gosteren-4-ev-testi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Evde yapılabilen dört basit test; denge, alt vücut gücü ve hareketliliğe dair ipucu verir. Ancak sonuçlar yaşam süresi tahmini ya da tanı değildir; düşme riski ve işlev için değerlendirme gerektirebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yaş aldıkça yapılan kısa hareket testleri, kişinin denge, hareketlilik ve alt vücut gücü hakkında pratik ipuçları verebilir. Bu testler bir hastalığı teşhis etmez veya tek başına yaşam süresini tahmin etmez; ancak günlük yaşamda bağımsız hareket etme kapasitesini gözden geçirmek için yararlı olabilir.</p>

<p>Evde ölçülen bir sonucun yaş, kronik hastalıklar, eklem sorunları, ilaçlar, yakın zamanda geçirilen rahatsızlıklar ve testin nasıl yapıldığı gibi birçok etkenden etkilenebileceği unutulmamalı. Özellikle dengesizlik yaşayan kişiler testi tek başına yapmamalı.</p>

<p>Zamanlı kalk-yürü-otur testi neyi gösterir?</p>

<p>“Timed Up and Go” ya da TUG olarak bilinen testte kişi kolçaklı bir sandalyeden kalkar, yaklaşık 3 metre yürür, döner, yeniden sandalyeye gelir ve oturur. Test; yürüme hızı, dönüş sırasında denge ve oturup kalkma becerisini birlikte değerlendirir.</p>

<p>Bazı klinik uygulamalarda 12 saniye ve üzerindeki süreler düşme riski açısından daha ayrıntılı değerlendirme gerektirebilecek bir bulgu sayılabilir. Yine de bu eşik herkes için aynı anlamı taşımaz. Ağrı, baston kullanımı, görme sorunları veya ameliyat sonrası dönem süreyi etkileyebilir.</p>

<p>Tek ayak üzerinde 10 saniye durmak neden önemlidir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tek ayak üzerinde durma testi, denge ile birlikte kas kontrolü ve sinir sisteminin hareket koordinasyonu hakkında fikir verir. Orta yaş ve üzerindeki yetişkinlerde yapılan gözlemsel bir araştırmada, 10 saniye tek ayak üzerinde duramamanın sonraki yıllardaki ölüm riskiyle ilişkili olduğu bildirilmiştir.</p>

<p>Bu ilişki, testte zorlanan herkesin ciddi bir sağlık sorunu olduğu anlamına gelmez. Ancak yeni başlayan dengesizlik, sık sendeleme veya düşme, görme değişikliği ve baş dönmesi varsa bu durumun hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Yere oturup kalkma testi hangi becerileri ölçer?</p>

<p>Yere oturup kalkma testi; bacak gücü, kalça hareketliliği, esneklik ve dengeyi birlikte zorlar. Kişi kaymayan bir zeminde yere oturur ve mümkün olduğunca az destekle yeniden ayağa kalkmaya çalışır. Eller, dizler veya başka bir vücut bölgesiyle destek alınması puanı azaltır.</p>

<p>Bu test özellikle eklem ağrısı, kalça-diz protezi, osteoporoz veya denge sorunu olanlar için uygun olmayabilir. Hızdan çok güvenlik önemlidir; zorlanarak yapılan denemeler düşmeye yol açabilir.</p>

<p>30 saniye sandalye testi alt vücut gücünü gösterir</p>

<p>30 saniye sandalye testi, kollar göğüste çaprazken oturup kalkma sayısını ölçer. Bacak kaslarının gücü ve dayanıklılığı; merdiven çıkma, alışveriş taşıma ve ev içinde güvenle hareket etme gibi günlük işlerle yakından ilişkilidir.</p>

<p>Sonuçlar yaş ve cinsiyete göre değişir. Bir kişinin kendi yaş grubundaki ortalamaların altında kalması, doğrudan bir hastalık tanısı değildir; fakat güçlendirme egzersizleri veya fizyoterapi değerlendirmesi gerekip gerekmediğini konuşmak için bir fırsat olabilir.</p>

<p>Test sonucundan daha önemli olan ne?</p>

<p>Bu dört testin asıl değeri, tek seferlik bir sayı vermesinden çok zaman içinde meydana gelen değişimi fark ettirmesidir. Daha önce rahat yapılan hareketlerde belirgin zorlanma, düşme korkusu veya yürüme hızında azalma dikkat gerektirir.</p>

<p>Sağlıklı yaşlanma için yalnızca yürüyüş yeterli değildir. Aerobik aktiviteye ek olarak kas güçlendirme ve denge egzersizleri gerekir. 65 yaş ve üzerindeki yetişkinler için haftada en az 150 dakika orta şiddette aerobik aktivite, haftada en az iki gün kas güçlendirme ve düzenli denge çalışması önerilmektedir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma hissi, şiddetli baş dönmesi, yeni gelişen güç kaybı veya düşme öyküsü varsa bu testleri evde denemek yerine sağlık kuruluşuna başvurun. Denge sorunu olan kişiler testi sağlam bir sandalye, duvar desteği veya bir yakının gözetiminde yapmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Centers for Disease Control and Prevention — Older Adult Activity: An Overview — 2025</p>

<p>National Institute on Aging — Three Types of Exercise Can Improve Your Health and Physical Ability — 2025</p>

<p>Health — 4 At-Home Fitness Tests for Aging and Longevity — 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yas-aldikca-denge-ve-gucunuzu-gosteren-4-ev-testi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 06:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1317.jpeg" type="image/jpeg" length="26337"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[HSK’nın Ağustos 2026 Terfi Süresi Listesi Yayımlandı: Hâkimler İsim İsim Açıklandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hsknin-agustos-2026-terfi-suresi-listesi-yayimlandi-hakimler-isim-isim-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hsknin-agustos-2026-terfi-suresi-listesi-yayimlandi-hakimler-isim-isim-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hâkimler ve Savcılar Kurulu, bulundukları derecede iki yıllık yükselme süresini Ağustos 2026 dönemi sonuna kadar tamamlayan adli yargı hâkimlerine ilişkin listeyi Resmî Gazete’de yayımladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eylül 2026 tarihli ve 33381 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararıyla, adli yargı hâkimleri, Cumhuriyet savcıları ile idari yargı mensupları için terfi süresini tamamlayanlara ilişkin listeler açıklandı.</p>

<p>Karar, yeni bir atama veya görev yeri değişikliği kararı değil. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu uyarınca, Ağustos 2026 dönemi sonuna kadar iki yıllık yükselme sürelerini tamamlayan yargı mensuplarının derece bazındaki ilanını içeriyor. Bu nedenle belgede yer alan görev yerleri, listede adı bulunan kişilerin ilan tarihindeki görevlerini gösteriyor.</p>

<p>HSK, süresini doldurduğu halde listede adını göremeyenlerin, ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde yazılı başvuru yaparak durumlarının yeniden incelenmesini isteyebileceğini de duyurdu.</p>

<p>Listeler üç ana başlıkta yayımlandı</p>

<p>22 sayfalık kararda terfi süresini tamamlayanlar; adli yargı hâkim sınıfı, adli yargı Cumhuriyet savcısı sınıfı ve idari yargı şeklinde ayrıldı. İsimler ikinci, üçüncü, dördüncü, altıncı, yedinci ve sekizinci derece başlıkları altında, sicil numarası ve görev yeriyle yayımlandı.</p>

<p>Adli yargı hâkim sınıfının ikinci derece listesinde Şanlıurfa Hâkimi Şakir Ömer Karcıoğlu, Çubuk Hâkimi Samed Özkan, Marmaris Hâkimi Hülya Amercan, Adana Hâkimi Osman Özavcı, İstanbul Anadolu Hâkimi Erdinç Demet, İstanbul Anadolu Hâkimi Fatma Koluman Kondakçı, İstanbul Hâkimi Burak Şenol, Söke Hâkimi Günay Tunç ve Balıkesir Hâkimi İsmail Çolak yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu gruptaki bazı isimler yüksek yargı veya merkez teşkilatlarında görev yapıyor. Ahmet Yıldız, Okan Çağ Çatak, Mehmet Akif Çolak, Tuğçe Nilay Akboğa, Sema Akdoğan, Yeliz Aksu Aslan, Zeynel Alpaslan, Ümmügülsüm Şahin ve Başak Türkmen Yargıtay tetkik hâkimi olarak listede bulunuyor. Mehmet Akif Çolak’ın Strateji Geliştirme Başkanlığında tetkik hâkimi olarak görev yaptığı da kararda belirtildi.</p>

<p>Ağır ceza mahkemesi başkanları ve merkez görevleri de listede</p>

<p>Terfi süresini tamamlayan hâkimler arasında mahkeme başkanları ile kurum görevlendirmesi bulunan isimler de yer aldı. Ahmet Bayrak, Serik Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı; Fevzi Bilal Tezcan, Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı; Memduh Çağatay Atıla, Mardin Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı; Vasfiye Doğaner ise Kayseri Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak listelendi.</p>

<p>Ankara Hâkimi Şeyda Nur Ün’ün Anayasa Mahkemesinde raportör olarak, Tunceli Hâkimi Salih Özdoğan’ın Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünde tetkik hâkimi olarak görev yaptığı kayda geçti. Samsun Hâkimi Buket Aydın Ceza İşleri Genel Müdürlüğünde, İstanbul Hâkimi Burak Balcı ise Özel Kalem Müdürlüğünde tetkik hâkimi olarak görev yapıyor. Avanos Hâkimi Yahya Murat Bozkurt için de Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinde görev yaptığı bilgisi listede yer aldı.</p>

<p>İlk bölümde ayrıca İstanbul Hâkimi Buse Serin Çay, Biga Hâkimi Özge Renk, Ankara Hâkimi Ezgi Kayran, Elazığ Hâkimi Muhammed Ala, Bakırköy Hâkimi Şeyda Alagöz, Kars Hâkimi Dilara Arıç, Antalya Hâkimi Bilal Arıkız, Isparta Hâkimi Zeliha Arslantaş Yılmaz, Diyarbakır Hâkimi Burcu Avcı Uz, Hayrabolu Hâkimi Kamil Ayan, Orhangazi Hâkimi Semih Aydın, Bakırköy Hâkimi Cennet Bildik, İzmir Hâkimi Fatma Nur Karabacak, Manisa Hâkimi Sedef Arslan ve Antalya Hâkimi Erol Boyraz bulunuyor.</p>

<p>Cumhuriyet savcıları için derece bazlı terfi listesi</p>

<p>Kararın adli yargı Cumhuriyet savcısı sınıfına ayrılan bölümünde de çok sayıda isim ve görev yeri açıklandı. Sekizinci derece terfi süresini tamamlayanlar arasında Çayıralan Cumhuriyet Savcısı Harun Akçılgın, Hatay Cumhuriyet Savcısı Semih Arslan, Rize Cumhuriyet Savcısı Muhammed Tayyib Aydın, Koyulhisar Cumhuriyet Savcısı Mert Çetin, Şiran Cumhuriyet Savcısı Musa Kubilay Kınacı, Başkale Cumhuriyet Savcısı Mahir Tuncel, Reyhanlı Cumhuriyet Savcısı Dilara Kızıloğlu ve Sakarya Cumhuriyet Savcısı Şeyma Nur Coşkun yer aldı.</p>

<p>Yedinci derece grubunda ise İzmir Cumhuriyet Savcısı Murat Beşikyurt, Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Ayşegül Satıcı, Bakırköy Cumhuriyet Savcısı Ayyüce Eski, Gebze Cumhuriyet Savcısı Mustafa Hancı, Karacasu Cumhuriyet Savcısı Türkan Kaan İnal, Çayıralan Cumhuriyet Savcısı Muhammed Cüneyt Okudan, Hassa Cumhuriyet Savcısı Kadir Ordu ve Ankara Cumhuriyet Savcısı Ayten Abalı Tezcan bulunuyor.</p>

<p>Kararda ayrıca Pamukova Cumhuriyet Savcısı Hasan Kılıç, Kahta Cumhuriyet Savcısı Mehmet Kurum, Hani Cumhuriyet Savcısı Yusuf Şahin, Kahramanmaraş Cumhuriyet Savcısı Ali Osman Tan, Halfeti Cumhuriyet Savcısı İlhan Taşdelen, Biga Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Yüzbaşı, Finike Cumhuriyet Savcısı Mina Kapan, Anamur Cumhuriyet Savcısı Sinem Çoban Ulusoy, Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Aslıhan Uzun, Gaziantep Cumhuriyet Savcısı Sinem Zahide Yılmaz, Ermenek Cumhuriyet Savcısı Ertuğrul Ayhan, Develi Cumhuriyet Savcısı Kübra Can, Gördes Cumhuriyet Savcısı Emine Fırat ve Akdağmadeni Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Öztosun da yer aldı.</p>

<p>İdari yargıda dikkat çeken görev yerleri</p>

<p>İdari yargının ikinci derece listesinde Muğla İdare Mahkemesi Üyesi Volkan Eren, Bolu İdare Mahkemesi Üyesi Ferhat Çolak, İstanbul İdare Mahkemesi Başkanı Ahmet Arslan, Gaziantep Vergi Mahkemesi Başkanı Kasım Dinçer, Karabük İdare Mahkemesi Üyesi Halil Uğur Tozlu, Ankara Vergi Mahkemesi Üyesi Nurcihan Meryem Ballı, Kırklareli İdare Mahkemesi Üyesi Muhammet Mustafa Er, Edirne İdare Mahkemesi Üyesi Pelin Yağcıoğlu, Ordu Vergi Mahkemesi Başkanı Fatih Tuğra Boyalı ve Eskişehir İdare Mahkemesi Üyesi Ercan Çakmak yer aldı.</p>

<p>Aynı grupta Afyonkarahisar İdare Mahkemesi Üyesi Yasin Güngör, Adana İdare Mahkemesi Üyesi Ülkü Çardakçı, Ordu İdare Mahkemesi Üyesi Yeşim Boyalı, Van İdare Mahkemesi Üyesi Abdurrahman Mercan, Ankara İdare Mahkemesi Üyesi Ufuk Kalender, İzmir İdare Mahkemesi Üyesi İsa Oğlakçı, İstanbul İdare Mahkemesi Üyesi Vildan Yazıcı, Erzurum İdare Mahkemesi Başkanı Ferhat Savran, Batman Vergi Mahkemesi Üyesi Emrullah Yılmaz, Ağrı İdare Mahkemesi Üyesi Yavuz Sever, İzmir İdare Mahkemesi Üyesi Alkan Tunalı, Tokat İdare Mahkemesi Üyesi Hülya Zengin, Gaziantep İdare Mahkemesi Üyesi Mesut Arda Acar, Ağrı İdare Mahkemesi Üyesi Mehmet Koçin, Diyarbakır İdare Mahkemesi Üyesi Hatice Çelik Alagöz, Ankara Vergi Mahkemesi Üyesi Büşra Betül Ceylan Açıkelma ve Ankara İdare Mahkemesi Üyesi Ömer Doğan bulunuyor.</p>

<p>Danıştay tetkik hâkimi olarak görev yapan Tufan Baysal Aşkın, Bilgi İşlem Genel Müdürlüğünde; Efe Akın, Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünde görevli olarak listelendi. Abdurrahman Mercan için İnsan Hakları Dairesi Başkanlığındaki tetkik hâkimliği görevlendirmesi de kararda yer aldı.</p>

<p>İdari yargıda üçüncü, altıncı ve yedinci derece listeleri</p>

<p>Üçüncü derece terfi süresini tamamlayanlar arasında Danıştay Tetkik Hâkimi Muhammet Zakir Camuzcu, Kahramanmaraş İdare Mahkemesi Başkanı Senen Ceylan Canol, Ankara İdare Mahkemesi Üyesi ve Anayasa Mahkemesi raportörü Seda Ayhan, HSK Tetkik Hâkimi Mehmet Gürsoy, Danıştay Tetkik Hâkimi Ahmet Özkan, Sivas İdare Mahkemesi Başkanı Zihni Mert Öztürk, Şanlıurfa İdare Mahkemesi Başkanı Cahit Faruk Sarıbıyık ve Gaziantep İdare Mahkemesi Başkanı Mete Kağan Subaşı bulunuyor.</p>

<p>Bu listede Ankara İdare Mahkemesi Üyesi Ahmet Cahit Sarıçaların Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğinde, Bursa İdare Mahkemesi Üyesi Çağatay Savaşın Strateji Geliştirme Başkanlığında tetkik hâkimi olarak görev yaptığı da belirtildi. Aydın Vergi Mahkemesi Üyesi Mustafa Aydem, Eskişehir İdare Mahkemesi Üyesi Taha Barışan, HSK Kurul Müfettişi Mehmet Akif Oruk, Eskişehir İdare Mahkemesi Üyesi Murat Özdemir, İzmir İdare Mahkemesi Üyesi Kadir Şimşek, Muğla İdare Mahkemesi Üyesi İbrahim Tesadüf ve Eskişehir İdare Mahkemesi Üyesi Miraç Üzüm de üçüncü derece grubunda yer aldı.</p>

<p>Altıncı derece grubunda Danıştay Tetkik Hâkimleri Murat Hakan Yüksel, Furkan Durmuş ve Muhammed Rabbani Koç ile Ankara İdare Mahkemesi Üyesi Cemal Özdemir listelendi. Yedinci derece grubunda Malatya Vergi Mahkemesi Üyesi Çağrı Alihan Çelik, Erzurum Vergi Mahkemesi Üyesi Bilal Taha Ataş ve Hakkâri İdare Mahkemesi Üyesi Mükremin Turan yer aldı. Sekizinci derece grubunda ise Danıştay Tetkik Hâkimi Arzu Erdem, Ankara İdare Mahkemesi Üyesi Hülya Mutlu, Kırıkkale İdare Mahkemesi Üyesi Muhammet Dal ve Ankara İdare Mahkemesi Üyesi Tuba Yıldırım Kılınç bulunuyor.</p>

<p>Terfi listesi ne anlama geliyor?</p>

<p>HSK’nin yayımladığı bu karar, yargı mensuplarının kanunda öngörülen yükselme sürelerini tamamladıklarını gösteren ilan niteliğinde. Listede yer alan görev yeri bilgisi, yeni bir tayin yapıldığı anlamına gelmiyor. Atama ve müstemir yetki kararları, HSK tarafından ayrı kararlarla yayımlanıyor.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hsknin-agustos-2026-terfi-suresi-listesi-yayimlandi-hakimler-isim-isim-aciklandi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 00:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-6516.jpeg" type="image/jpeg" length="70334"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[FDA’dan İlerlemiş Böbrek Kanserine Yeni Tedavi Onayı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fdadan-ilerlemis-bobrek-kanserine-yeni-tedavi-onayi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fdadan-ilerlemis-bobrek-kanserine-yeni-tedavi-onayi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[FDA, immünoterapi sonrasında ilerleyen berrak hücre bileşenli ileri böbrek kanserinde belzutifan-lenvatinib kombinasyonunu onayladı. Tedavi, hastalığın ilerlemeden kaldığı süreyi uzattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), berrak hücre bileşeni bulunan ileri evre böbrek hücreli kanserli yetişkinler için yeni bir tedavi seçeneğine onay verdi. Karar, PD-1 veya PD-L1 hedefli immünoterapi sonrasında hastalığı ilerleyen hastalarda belzutifan ile lenvatinibin birlikte kullanılmasını kapsıyor.</p>

<p>24 Eylül 2026 tarihli onay, böbrek kanserinde tümörün oksijene uyum mekanizmasını hedefleyen HIF-2 alfa baskılanması ile damar oluşumunu engelleyen tedavi yaklaşımını aynı rejimde buluşturuyor.</p>

<p>## Yeni onay kimleri kapsıyor?</p>

<p>Onayın hedefindeki grup, berrak hücre bileşeni taşıyan lokal ileri ya da metastatik böbrek hücreli kanseri bulunan yetişkinlerden oluşuyor. Hastaların daha önce PD-1 veya PD-L1 inhibitörü almış ve kanserlerinin bu tedavi sırasında ya da sonrasında ilerlemiş olması gerekiyor.</p>

<p>Araştırmaya, adjuvan PD-1 tedavisini tamamladıktan sonraki altı ay içinde hastalığı ilerleyen kişiler de kabul edildi. Dolayısıyla karar, böbrek kanserinin bütün evrelerini ve bütün hastaları kapsayan genel bir onay değil; önceki immünoterapiye rağmen ilerleme gösteren belirli bir hasta grubuna yönelik.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>## 747 hastanın verileri değerlendirildi</p>

<p>FDA kararının dayanağını, açık etiketli ve randomize Faz 3 LITESPARK-011 araştırması oluşturdu. Çalışmada 747 hasta iki gruba eşit biçimde ayrıldı. Bir grup belzutifan ile lenvatinib, diğer grup ise aktif karşılaştırıcı olarak kabozantinib aldı.</p>

<p>Araştırmanın iki temel sonlanım noktası, bağımsız merkezi değerlendirmeyle ölçülen progresyonsuz sağkalım ve genel sağkalımdı. Objektif yanıt oranı da ek etkinlik ölçütü olarak incelendi.</p>

<p>## Hastalığın ilerlemeden kaldığı süre uzadı</p>

<p>Belzutifan-lenvatinib grubunda medyan progresyonsuz sağkalım 14,6 ay, kabozantinib grubunda ise 10,6 ay olarak hesaplandı.</p>

<p>Tehlike oranının 0,74 olması, izlem süresince hastalığın ilerlemesi veya ölüm riskinin kombinasyon grubunda göreli olarak yüzde 26 daha düşük olduğunu gösterdi.</p>

<p>Bu sonuç, her hastanın yaşamına kesin olarak dört ay eklendiği anlamına gelmiyor. Medyan değerler, çalışma gruplarının ortasındaki zamanı; risk azalması ise tüm izlem boyunca iki grup arasındaki göreli farkı ifade ediyor.</p>

<p>## Tümörde küçülme oranı yüzde 53’e ulaştı</p>

<p>Tedaviye objektif yanıt, belzutifan-lenvatinib alan hastaların yüzde 53’ünde görüldü. Kabozantinib kolunda bu oran yüzde 40 olarak kaydedildi.</p>

<p>Başka bir ifadeyle yeni kombinasyon, hem hastalığın kontrol altında tutulduğu süre hem de ölçülebilir tümör yanıtı bakımından karşılaştırma tedavisinden üstün sonuç verdi.</p>

<p>## Genel sağkalımda anlamlı fark gösterilemedi</p>

<p>Sonuçların dikkatle yorumlanması gereken noktası genel sağkalım verisi oldu. Medyan genel sağkalım kombinasyon grubunda 33,7 ay, kabozantinib grubunda 28,6 ay olarak bildirildi. Ancak aradaki fark istatistiksel anlamlılık düzeyine ulaşmadı.</p>

<p>Bu nedenle çalışma, belzutifan-lenvatinib kombinasyonunun hastaların yaşam süresini kesin biçimde uzattığını göstermiş sayılmıyor. FDA onayının güçlü dayanakları, progresyonsuz sağkalım ve objektif yanıt oranındaki anlamlı iyileşme oldu.</p>

<p>## İki ilaç farklı hedeflere yöneliyor</p>

<p>Belzutifan, kanser hücrelerinin düşük oksijen koşullarına uyumunda rol oynayan HIF-2 alfa proteinini baskılayan, ağızdan kullanılan bir ilaç.</p>

<p>Lenvatinib ise başta VEGF reseptörleri olmak üzere tümörün damar oluşturmasına ve büyüme sinyallerine katkıda bulunan çeşitli tirozin kinazları hedefliyor.</p>

<p>Bu mekanizmaların birlikte hedeflenmesi, berrak hücreli böbrek kanserinin biyolojisine iki ayrı noktadan müdahale etmeyi amaçlıyor.</p>

<p>## Önerilen doz nasıl?</p>

<p>FDA’nın bildirdiği önerilen rejim, günde bir kez 120 miligram belzutifan ile günde bir kez 20 miligram lenvatinib alınması şeklinde.</p>

<p>Tedavi, hastalık ilerleyene veya kabul edilemez toksisite ortaya çıkana kadar sürdürülüyor. Doz azaltma, tedaviye ara verme veya tedaviyi sonlandırma kararları yan etkilere göre hekim tarafından veriliyor.</p>

<p>## Önemli yan etkiler ve uyarılar</p>

<p>Belzutifanın reçete bilgisinde embriyo-fetal toksisite için en güçlü uyarı düzeyi olan kutulu uyarı bulunuyor. Anemi ve kandaki oksijen seviyesinin düşmesi de ilacın önemli riskleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Belzutifan-lenvatinib kombinasyonunda kalp işlev bozukluğu ayrıca dikkat edilmesi gereken bir risk olarak bildirildi.</p>

<p>Lenvatinib; yüksek tansiyon, kalp işlev bozukluğu, atardamar pıhtı olayları, karaciğer toksisitesi, böbrek işlev kaybı, idrarda protein, ishal, kanama, QT aralığında uzama, tiroit işlev bozukluğu ve yara iyileşmesinde gecikme gibi ciddi sorunlarla ilişkilendirilebiliyor.</p>

<p>Bu riskler her hastada ortaya çıkmıyor. Ancak tedavi süresince kan basıncı, kan değerleri, kandaki oksijen seviyesi, kalp ve diğer organ işlevlerinin yakından izlenmesi gerekiyor.</p>

<p>## Onayın klinik anlamı ne?</p>

<p>Yeni karar, immünoterapi sonrasında ilerleyen berrak hücre bileşenli böbrek kanserinde tedavi seçeneklerini genişletiyor.</p>

<p>Kombinasyonun kabozantinibe karşı progresyonsuz sağkalım ve objektif yanıt oranında üstünlük göstermesi klinik açıdan önem taşıyor. Buna karşılık genel sağkalımda istatistiksel üstünlüğün ortaya konulamaması, sonuçların “yaşam süresini kesin olarak uzattı” şeklinde sunulmaması gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu haber yalnızca bilgilendirme amacı taşır. Belzutifan ve lenvatinib reçeteli kanser ilaçlarıdır. Tedavi kararı, doz değişikliği ve yan etki izlemi yalnızca hastayı değerlendiren tıbbi onkoloji ekibi tarafından yapılmalıdır. İlaçlar hekim önerisi olmadan başlanmamalı veya bırakılmamalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), 24 Eylül 2026 tarihli onay duyurusu</p>

<p>ClinicalTrials  LITESPARK-011, NCT04586231 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fdadan-ilerlemis-bobrek-kanserine-yeni-tedavi-onayi</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 23:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-5876.jpeg" type="image/jpeg" length="63373"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="39545"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="20513"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="20366"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="85347"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="75798"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="61458"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
