<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 07 Nov 2026 19:38:17 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[K2 Vitamini Karaciğeri Yeniler mi? Hayvan Araştırmasının Bulguları ve Sınırları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/k2-vitamini-karacigeri-yeniler-mi-hayvan-arastirmasinin-bulgulari-ve-sinirlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/k2-vitamini-karacigeri-yeniler-mi-hayvan-arastirmasinin-bulgulari-ve-sinirlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2014 yılında yayımlanan deneysel araştırmada K2 vitamini verilen sıçanlarda karaciğer yenilenmesini gösteren bulgular elde edildi. Ancak sonuçlar, vitaminin insanlarda aynı etkiyi sağladığını kanıtlamıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>K2 vitamininin karaciğerin kendini yenileme sürecini destekleyebileceğine ilişkin bilimsel bulgular, hayvanlar üzerinde gerçekleştirilen bir araştırmada ortaya konuldu. Çalışmada K2 vitamini uygulanan sıçanlarda karaciğer yenilenmesiyle ilişkili bazı göstergelerde artış saptandı. Ancak bu sonuçlar, K2 vitamini takviyesinin insanlarda karaciğeri onardığı veya karaciğer hastalıklarını tedavi ettiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Current Molecular Medicine dergisinin Mart 2014 sayısında yayımlanan araştırma, K2 vitamininin karaciğerin yenilenme mekanizmaları üzerindeki olası etkisini inceleyen deneysel çalışmalar arasında yer alıyor.</p>

<p>Karaciğerin kendini yenileme yeteneği</p>

<p>Karaciğer, vücudun kendini yenileme kapasitesi yüksek organlarından biridir. Sağlıklı bir karaciğerde belirli miktarda doku cerrahi olarak çıkarıldığında, geride kalan hücreler çoğalarak organın işlevsel kapasitesinin yeniden kazanılmasına katkıda bulunabilir.</p>

<p>Ancak kronik karaciğer hastalıkları, ileri düzey doku hasarı ve bazı cerrahi durumlar bu yenilenme sürecini zorlaştırabilir.</p>

<p>Bilim insanları, karaciğerin doğal onarım mekanizmalarını ve bu süreçte rol oynayan hücresel yolları anlamak amacıyla çeşitli maddeleri araştırıyor. K2 vitamini de deneysel olarak incelenen maddelerden biri.</p>

<p>K2 vitamini verilen hayvanlarda ne değişti?</p>

<p>Araştırmacılar, Sprague-Dawley türü sıçanlarda karaciğerin bir bölümünün çıkarıldığı ve normal karaciğer hücrelerinin çoğalmasının baskılandığı özel bir deney modeli kullandı.</p>

<p>Bu modelde K2 vitamini uygulamasının karaciğerin yenilenmesi üzerindeki etkileri değerlendirildi.</p>

<p>Araştırmada K2 vitamini uygulanan hayvanlarda, uygulanan doza bağlı olarak karaciğer yenilenmesini değerlendirmede kullanılan göstergelerde artış belirlendi.</p>

<p>Bilim insanları özellikle iki ölçüme odaklandı:</p>

<p>Birincisi, geride kalan karaciğer dokusunun vücut ağırlığına oranıydı. İkincisi ise karaciğerin protein üretme işlevi hakkında bilgi veren kandaki albümin düzeyiydi.</p>

<p>Her iki ölçüm de K2 vitamini uygulamasıyla ilişkili olumlu değişiklikler gösterdi.</p>

<p>Bununla birlikte bu göstergeler, organın bütün işlevlerinin tamamen düzeldiği veya aynı sonucun insanlarda da elde edileceği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Karaciğerdeki öncü hücreler de etkilendi</p>

<p>Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri, karaciğerin onarımında görev alabilen öncü hücrelerle ilgiliydi.</p>

<p>Sıçanlarda oval hücre olarak adlandırılan bu hücreler, belirli karaciğer hasarı koşullarında çoğalabilen ve yenilenme sürecine katılabilen hücre toplulukları arasında bulunuyor.</p>

<p>Araştırmacılar, K2 vitamini uygulanan hayvanlarda bu hücrelerin sayısında belirgin artış gözlemledi.</p>

<p>Hücrelerin varlığı ve çoğalması, özel laboratuvar boyama yöntemleriyle değerlendirildi.</p>

<p>Bu bulgu, K2 vitamininin karaciğerin yenilenme sürecinde yalnızca mevcut karaciğer hücreleriyle değil, öncü hücrelerle ilişkili mekanizmalar üzerinden de etkili olabileceği düşüncesini destekledi.</p>

<p>Matrilin-2 adlı protein öne çıktı</p>

<p>Araştırmada dikkat çeken bir başka bulgu, matrilin-2 isimli proteinle ilgiliydi.</p>

<p>Matrilin-2, hücrelerin çevresindeki yapısal destek ağında bulunan proteinlerden biridir. Karaciğer yenilenmesi sırasında hücrelerin çoğalması ve çevreleriyle etkileşiminde rol oynayabileceği araştırılmaktadır.</p>

<p>K2 vitamini uygulanan sıçanlarda matrilin-2 üretimiyle ilişkili gen ve protein düzeylerinde artış saptandı.</p>

<p>Araştırmacılar daha sonra matrilin-2 üretimini deneysel olarak azalttı.</p>

<p>Bu müdahalenin ardından K2 vitaminiyle ilişkili karaciğer yenilenmesi ve oval hücre çoğalması belirgin biçimde azaldı.</p>

<p>Sonuçlar, matrilin-2'nin deney modelindeki etkide önemli bir rol oynayabileceğini düşündürdü.</p>

<p>Ancak bu mekanizmanın insan karaciğerinde aynı biçimde çalıştığı gösterilmiş değil.</p>

<p>K2 vitamini karaciğer hastalıklarını tedavi eder mi?</p>

<p>Araştırmanın yanıtlamadığı en önemli soru bu.</p>

<p>Çalışma insanlar üzerinde değil, özel olarak oluşturulmuş bir karaciğer hasarı modelindeki sıçanlarda gerçekleştirildi.</p>

<p>Bu nedenle sonuçlar; karaciğer yağlanması, siroz, hepatit veya karaciğer yetmezliği bulunan kişilerin K2 vitamini kullanarak karaciğerlerini yenileyebileceğini göstermiyor.</p>

<p>Araştırma ayrıca K2 vitamininin insanlarda hangi dozda, ne kadar süreyle ve hangi hasta grubunda klinik yarar sağlayabileceğini belirlemiyor.</p>

<p>Deneyde gözlenen hücresel değişikliklerin insanlarda hastalığın ilerlemesini önlediği, sirozu gerilettiği veya ameliyat sonrasında iyileşmeyi hızlandırdığı sonucuna varılamaz.</p>

<p>Bu soruların yanıtlanabilmesi için insanlarda yürütülen, uygun karşılaştırma gruplarına sahip klinik araştırmalar gerekiyor.</p>

<p>K2 vitamini hangi besinlerde bulunuyor?</p>

<p>K vitamini, kanın normal pıhtılaşma sürecinde ve kemik metabolizmasıyla ilişkili bazı proteinlerin işlevlerinde görev yapan, yağda çözünen bir vitamindir.</p>

<p>K vitamininin K1 ve K2 olarak bilinen farklı formları bulunur.</p>

<p>K1 vitamini özellikle yeşil yapraklı sebzelerde yaygındır. K2 vitamini ise bazı fermente besinlerde, peynir çeşitlerinde ve hayvansal kaynaklı gıdalarda bulunabilir.</p>

<p>K2 vitamininin besinlerle alınması ile yüksek miktarda takviye şeklinde kullanılması aynı şey değildir.</p>

<p>Bir vitaminin vücutta önemli görevleri bulunması, daha yüksek miktarda alınmasının daha fazla yarar sağlayacağı anlamına gelmez.</p>

<p>K2 takviyesi kullanmak karaciğeri yeniler mi?</p>

<p>2014 tarihli araştırma, K2 vitamininin karaciğer yenilenmesiyle ilişkili hücresel süreçleri etkileyebileceğine dair deneysel kanıt sunuyor.</p>

<p>Ancak bu bulgu, sağlıklı kişilerin karaciğerlerini korumak veya karaciğer hastalarının iyileşmesini hızlandırmak amacıyla K2 takviyesi kullanması için yeterli değildir.</p>

<p>Üstelik K vitamini, varfarin gibi bazı kan sulandırıcı ilaçların etkisini değiştirebilir. Bu ilaçları kullanan kişilerde K vitamini alımındaki ani değişiklikler tedavi dengesini bozabilir.</p>

<p>Araştırmanın bilimsel değeri, K2 vitaminini kanıtlanmış bir karaciğer tedavisi olarak göstermesinde değil, karaciğerin yenilenmesinde rol oynayabilecek hücresel mekanizmalara ilişkin yeni araştırma soruları ortaya koymasındadır.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>K2 vitamini, karaciğer hastalıklarını tedavi etmek veya hasarlı karaciğeri yenilemek amacıyla kanıtlanmış bir takviye değildir. Karaciğer hastalığı bulunanlar ve özellikle varfarin benzeri kan sulandırıcı ilaç kullananlar, hekimlerine danışmadan K2 takviyesine başlamamalı veya mevcut tedavilerini değiştirmemelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Lin M. ve arkadaşları. Vitamin K2-enhanced liver regeneration is associated with oval cell expansion and up-regulation of matrilin-2 expression in 2-AAF/PH rat model. Current Molecular Medicine. 2014;14(3):361-369. DOI: 10.2174/1566524013666131118113017.</p>

<p>2. Yan ve arkadaşları. The biological responses of vitamin K2: A comprehensive review. Food Science &amp; Nutrition. 2023. DOI: 10.1002/fsn3.3213.</p>

<p>3. National Institutes of Health (NIH), Office of Dietary Supplements. Vitamin K: Fact Sheet for Health Professionals. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/k2-vitamini-karacigeri-yeniler-mi-hayvan-arastirmasinin-bulgulari-ve-sinirlari</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 19:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3907.jpeg" type="image/jpeg" length="32302"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SBÜ'nün 831 Gençle Yaptığı Oyun Bağımlılığı Araştırması Yabancı Basında Haber Oldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sbunun-831-gencle-yaptigi-oyun-bagimliligi-arastirmasi-yabanci-basinda-haber-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sbunun-831-gencle-yaptigi-oyun-bagimliligi-arastirmasi-yabanci-basinda-haber-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesinin İngiltere'deki Nottingham Trent Üniversitesi ile gerçekleştirdiği oyun bağımlılığı araştırması uluslararası bilim basınında haber oldu. 831 gençle geliştirilen iki yeni risk ölçeği, oyun davranışları ve psikolojik yatkınlıkları ayrı ayrı değerlendiriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) akademisyenlerinin İngiltere'deki Nottingham Trent Üniversitesi ile birlikte geliştirdiği dijital oyun bağımlılığı riskini değerlendirmeye yönelik iki yeni ölçek, uluslararası bilim basınında haber oldu. Türkiye'de 15–25 yaş aralığındaki 831 oyuncuyla gerçekleştirilen araştırma, 7 Kasım 2026 tarihinde İngilizce bilim yayını Scienmag kaynaklı olarak Bioengineer.org'da yayımlandı.</p>

<p>Yabancı basında “New Scales Aim to Flag Gaming Addiction Risk in Young Gamers” (Yeni Ölçekler Genç Oyuncularda Oyun Bağımlılığı Riskini Belirlemeyi Amaçlıyor) başlığıyla ele alınan çalışmada, Türk araştırmacıların oyun davranışları ile bağımlılığa yatkınlık oluşturabilecek psikolojik özellikleri ayrı ayrı değerlendiren iki ölçme aracı geliştirdiği vurgulandı.</p>

<p>Araştırma, uluslararası hakemli International Journal of Mental Health and Addiction dergisinde 4 Kasım 2026 tarihinde yayımlanmıştı.</p>

<p>SBÜ'DEN ULUSLARARASI BİLİMSEL İŞ BİRLİĞİ</p>

<p>Araştırma, Sağlık Bilimleri Üniversitesinden Prof. Dr. Aynur Feyzioğlu ve Cengiz Han Kaşıkçı ile İngiltere'deki Nottingham Trent Üniversitesinden Prof. Dr. Mark D. Griffiths tarafından hazırlandı.</p>

<p>Prof. Dr. Mark D. Griffiths, davranışsal bağımlılıklar ve problemli oyun oynama davranışları alanındaki uluslararası akademik çalışmalarıyla tanınıyor.</p>

<p>SBÜ araştırmacılarının katkısıyla geliştirilen ölçme araçları, gençlerde dijital oyun bağımlılığı riskinin daha ayrıntılı biçimde incelenmesine yönelik bilimsel bir yaklaşım sunuyor.</p>

<p>831 GENÇ OYUNCUNUN VERİLERİ İNCELENDİ</p>

<p>Çalışmaya, Türkiye'de yaşayan ve haftada en az üç saat video oyunu oynayan 15–25 yaş aralığındaki toplam 831 genç katıldı.</p>

<p>Araştırmacılar ölçeklerin bilimsel geçerliliğini incelemek için iki ayrı katılımcı grubundan yararlandı.</p>

<p>İlk gruptaki 502 kişinin verileriyle ölçeklerin hangi boyutlardan oluştuğu araştırıldı. İkinci gruptaki 329 kişinin verileri kullanılarak ortaya çıkan yapıların istatistiksel açıdan doğrulanması amaçlandı.</p>

<p>Böylece geliştirilen ölçme araçlarının birbirinden bağımsız iki örneklem üzerinde değerlendirilmesi sağlandı.</p>

<p>OYUN BAĞIMLILIĞI RİSKİ İÇİN İKİ YENİ ÖLÇEK</p>

<p>Araştırmada birbirini tamamlayan iki farklı ölçme aracı geliştirildi.</p>

<p>Bunlardan ilki olan Gaming Addiction Risk Scale (GARS), dijital oyun oynama davranışlarıyla ilişkili bağımlılık riski göstergelerini değerlendiriyor.</p>

<p>İkinci ölçek olan Predisposing Gaming Addiction Risk Factors Scale (PGARFS) ise bireylerin oyun bağımlılığı riskine yatkınlıklarıyla ilişkili psikolojik özelliklere odaklanıyor.</p>

<p>Böylece araştırmacılar yalnızca kişinin oyun oynama davranışını değil, problemli oyun kullanımına eşlik edebilecek psikolojik kırılganlıkları da değerlendirmeyi hedefliyor.</p>

<p>Yabancı bilim basınında yayımlanan değerlendirmede, iki ölçeğin farklı risk boyutlarını incelemek üzere geliştirilmesinin araştırmanın dikkat çekici yönlerinden biri olduğu belirtildi.</p>

<p>PSİKOLOJİK YATKINLIKLAR DA DEĞERLENDİRİLDİ</p>

<p>Araştırmanın ikinci ölçeği, oyun bağımlılığına yatkınlık oluşturabilecek psikolojik özellikleri üç temel boyutta ele alıyor.</p>

<p>Bunlar duygusal hassasiyet, öz kontrol ve sosyal izolasyon olarak sıralanıyor.</p>

<p>Duygusal hassasiyet, bireyin yaşadığı duygusal zorlanmalar ve psikolojik kırılganlıklarla ilişkili özellikleri kapsıyor.</p>

<p>Öz kontrol, kişinin dürtülerini ve davranışlarını düzenleme becerileriyle bağlantılı özellikleri değerlendiriyor.</p>

<p>Sosyal izolasyon ise yalnızlık ve sosyal ilişkilerle ilgili psikolojik özelliklere odaklanıyor.</p>

<p>Bu faktörlerin değerlendirilmesi, dijital oyun davranışlarının neden bazı bireylerde problemli hâle gelebildiğinin araştırılmasına katkı sağlayabilir.</p>

<p>Ancak bu özelliklerin varlığı, tek başına oyun bağımlılığı bulunduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>ÖLÇEKLERİN GÜVENİLİRLİĞİ İNCELENDİ</p>

<p>Araştırmacılar, geliştirdikleri ölçeklerin geçerlik ve güvenirliğini çeşitli istatistiksel yöntemlerle değerlendirdi.</p>

<p>Sonuçlara göre oyun bağımlılığına ilişkin davranışsal risk göstergelerini değerlendiren ilk ölçeğin toplam güvenirlik katsayısı 0,72 olarak hesaplandı.</p>

<p>Psikolojik yatkınlıkları inceleyen ikinci ölçeğin toplam güvenirlik katsayısı ise 0,90 bulundu.</p>

<p>Bununla birlikte ilk ölçeğin iki alt boyutundaki güvenirlik katsayılarının 0,66 düzeyinde kalması, bazı sonuçların ihtiyatla yorumlanması gerektiğine işaret etti.</p>

<p>Araştırmacılar, geliştirilen araçların Türk genç oyunculardan oluşan örneklemlerde kullanılabilirliğine ilişkin ön bilimsel kanıtlar elde edildiğini belirtti.</p>

<p>Ölçeklerin farklı yaş gruplarında ve kültürlerde ayrıca değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p>OYUN OYNAMAK BAĞIMLILIK ANLAMINA GELMİYOR</p>

<p>Araştırmanın dikkat çektiği önemli konulardan biri de yoğun oyun oynama ile oyun oynama bozukluğu arasındaki ayrım.</p>

<p>Bir kişinin uzun süre video oyunu oynaması, tek başına bağımlılık tanısı konulması için yeterli değil.</p>

<p>Oyun davranışı üzerindeki kontrolün azalması, oyunun günlük yaşamda giderek daha fazla öncelik kazanması ve olumsuz sonuçlara rağmen oyun oynamanın sürdürülmesi, klinik değerlendirmede dikkate alınan özellikler arasında bulunuyor.</p>

<p>SBÜ araştırmacılarının geliştirdiği ölçekler, bu davranışlarla ilişkili risk göstergelerini ve psikolojik yatkınlıkları bilimsel olarak incelemeyi amaçlıyor.</p>

<p>Ancak ölçekler tek başına klinik tanı koymak için kullanılabilecek kesin tanı araçları olarak değerlendirilmemeli.</p>

<p>I-PACE MODELİ TEMEL ALINDI</p>

<p>Çalışmanın bilimsel çerçevesini, davranışsal bağımlılıkların gelişimini açıklamak amacıyla kullanılan I-PACE modeli oluşturdu.</p>

<p>Bu model; kişisel özellikler, duygusal tepkiler, bilişsel süreçler ve davranışları kontrol etme mekanizmaları arasındaki etkileşimleri ele alıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, oyun bağımlılığı riskinin yalnızca ekran süresi gibi tek bir ölçüt üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine işaret ediyor.</p>

<p>Bireylerin psikolojik özellikleri ve oyun davranışlarının günlük yaşama etkileri, riskin anlaşılmasında birlikte incelenmesi gereken unsurlar arasında bulunuyor.</p>

<p>TÜRK ARAŞTIRMACILARIN ÇALIŞMASI ULUSLARARASI İLGİ GÖRDÜ</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi araştırmacılarının çalışması, uluslararası hakemli dergide yayımlanmasının ardından İngilizce bilim basınında da gündeme taşındı.</p>

<p>Bioengineer.org'da Scienmag kaynak gösterilerek yayımlanan haberde, iki ölçme aracının geliştirilme süreci, istatistiksel sonuçları ve bilimsel sınırlılıkları ele alındı.</p>

<p>Yabancı yayında, geliştirilen ölçeklerin gelecekteki bilimsel araştırmalar için aday ölçme araçları sunduğu, ancak daha fazla doğrulama çalışmasına ihtiyaç bulunduğu belirtildi.</p>

<p>SBÜ ile Nottingham Trent Üniversitesi arasında gerçekleştirilen bu bilimsel çalışma, dijital oyun bağımlılığı alanında Türk ve İngiliz araştırmacıların ortak akademik üretimine örnek oluşturdu.</p>

<p>GENÇLERİN RUH SAĞLIĞINA YÖNELİK ARAŞTIRMALARA KATKI</p>

<p>Dijital oyunlar, özellikle gençler arasında yaygın eğlence ve sosyalleşme araçları arasında bulunuyor.</p>

<p>Bununla birlikte oyun davranışının bazı bireylerde günlük işlevselliği, sosyal ilişkileri ve ruhsal iyilik hâlini olumsuz etkileyebilecek düzeye ulaşması, bilimsel araştırmaların konuları arasında yer alıyor.</p>

<p>SBÜ araştırmacılarının geliştirdiği yeni ölçme araçları, bu risklerin davranışsal ve psikolojik yönleriyle birlikte incelenmesine katkı sağlayabilecek nitelikte.</p>

<p>Ancak çalışma, Türkiye'deki gençlerin ne kadarının oyun bağımlısı olduğunu ölçen bir yaygınlık araştırması değil.</p>

<p>Geliştirilen ölçeklerin bilimsel kullanım olanaklarının belirlenmesi için daha geniş katılımlı ve uzun süreli çalışmalara ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesinin uluslararası bilim basınında yer alan araştırması, davranışsal bağımlılıkların anlaşılması ve gençlerin ruh sağlığına yönelik bilimsel değerlendirme yöntemlerinin geliştirilmesi açısından dikkat çekiyor.</p>

<p>BİLİMSEL VE TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu araştırma, dijital oyun bağımlılığı riskini değerlendirmek amacıyla geliştirilen ölçme araçlarının geçerlik ve güvenirliğine odaklanmaktadır.</p>

<p>Araştırma kapsamında katılımcılara klinik bağımlılık tanısı konulduğu veya herhangi bir tedavinin etkinliğinin araştırıldığı sonucu çıkarılamaz.</p>

<p>Oyun oynama davranışının eğitim, iş, aile ilişkileri veya günlük yaşamı olumsuz etkilemesi durumunda ruh sağlığı uzmanından değerlendirme alınması uygun olabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Kaşıkçı, Cengiz Han; Feyzioğlu, Aynur; Griffiths, Mark D. Development and Validation of the Gaming Addiction Risk Scale and Predisposing Gaming Addiction Risk Factors Scale within the I-PACE Framework. International Journal of Mental Health and Addiction, 4 Kasım 2026.</p>

<p>2. Bioengineer.org / Scienmag. New Scales Aim to Flag Gaming Addiction Risk in Young Gamers. 7 Kasım 2026. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sbunun-831-gencle-yaptigi-oyun-bagimliligi-arastirmasi-yabanci-basinda-haber-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 19:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3906.jpeg" type="image/jpeg" length="83840"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da 126 Gebeyle Araştırma: Mikroplastik Farkındalığı Düşük Çıktı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/istanbulda-126-gebeyle-arastirma-mikroplastik-farkindaligi-dusuk-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/istanbulda-126-gebeyle-arastirma-mikroplastik-farkindaligi-dusuk-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da 126 gebe kadınla yapılan araştırmada, mikroplastik kirliliğine ilişkin farkındalık puanı 28 üzerinden ortalama 9,78 bulundu. Katılımcıların en sık sosyal medyadan bilgi edindiği, sağlık çalışanlarından daha fazla bilgilendirme beklediği belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul'da bir şehir hastanesinde 126 gebe kadınla gerçekleştirilen bilimsel araştırma, anne adaylarının mikroplastik kirliliği konusundaki farkındalıklarının sınırlı olduğunu ortaya koydu. Araştırmada katılımcıların 28 puan üzerinden ortalama 9,78 farkındalık puanı aldığı belirlendi. Gebelerin mikroplastiklerle ilgili bilgilere en sık sosyal medyadan ulaştığı, buna karşılık sağlık çalışanlarından daha fazla rehberlik beklediği görüldü.</p>

<p>Uşak Üniversitesi, İstanbul Arel Üniversitesi, Dicle Üniversitesi ve İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesinden araştırmacıların hazırladığı çalışma, uluslararası hakemli BMC Pregnancy and Childbirth dergisinde 6 Kasım 2026 tarihinde yayımlandı.</p>

<p>Çalışma, gebelik döneminde çevresel sağlık konularının ne ölçüde bilindiğini ve anne adaylarının hangi kaynaklardan bilgi edindiğini ortaya koyması bakımından önem taşıyor.</p>

<p>İSTANBUL'DA 126 GEBE KADIN İNCELENDİ</p>

<p>Araştırma, İstanbul'daki Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesinin kadın hastalıkları ve doğum polikliniğine başvuran 126 gebe kadınla gerçekleştirildi.</p>

<p>Katılımcılara mikroplastik kirliliğine ilişkin farkındalıklarını değerlendiren bilimsel bir ölçek uygulandı.</p>

<p>Araştırmacılar yalnızca anket sonuçlarıyla yetinmedi. Çalışmaya katılan kadınlardan 15'iyle ayrıca derinlemesine görüşmeler yapılarak mikroplastikler hakkındaki düşünceleri, bilgi kaynakları ve sağlık çalışanlarından beklentileri incelendi.</p>

<p>Böylece sayısal veriler, katılımcıların kendi deneyimlerini anlattıkları görüşmelerle birlikte değerlendirildi.</p>

<p>Araştırmada kadınlardan kan, idrar, plasenta veya başka bir biyolojik örnek alınmadı.</p>

<p>Bu nedenle çalışma, anne adaylarının vücutlarında mikroplastik bulunup bulunmadığını değil, bu konudaki farkındalıklarını ve algılarını ölçtü.</p>

<p>MİKROPLASTİK FARKINDALIĞI 28 ÜZERİNDEN 9,78</p>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, katılımcıların mikroplastik farkındalığı ölçeğinden aldıkları puanlar oldu.</p>

<p>Ölçekte alınabilecek puanlar 0 ile 28 arasında değişirken araştırmaya katılan kadınların ortalaması 9,78 olarak hesaplandı.</p>

<p>Puanların standart sapması ise 2,57 olarak bulundu.</p>

<p>Ölçeğin teorik orta noktası 14 puan olduğundan elde edilen ortalama bu değerin belirgin biçimde altında kaldı.</p>

<p>Araştırmacılar bu sonucu, çalışmaya katılan gebe kadınların mikroplastik kirliliği konusundaki farkındalıklarının görece düşük olduğuna işaret eden bir bulgu olarak değerlendirdi.</p>

<p>Ancak 9,78 puan, kadınların mikroplastiklere ilişkin bilimsel soruların yalnızca belirli bir yüzdesini doğru yanıtladığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Çünkü çalışma doğrudan bilgi düzeyini ölçen bir sınav değil, farkındalık ölçeği kullandı.</p>

<p>GEBELER BİLGİYİ EN ÇOK SOSYAL MEDYADAN ALIYOR</p>

<p>Çalışmanın dikkat çeken sonuçlarından biri de mikroplastiklerle ilgili bilgi edinilen kaynaklar oldu.</p>

<p>Araştırmada sosyal medyanın katılımcıların en sık bildirdiği bilgi kaynağı olduğu belirlendi.</p>

<p>Bu sonuç, çevresel sağlık konularında dijital platformların önemli bir bilgi edinme alanına dönüştüğünü gösteriyor.</p>

<p>Ancak sosyal medyada paylaşılan sağlık bilgilerinin bilimsel doğruluk düzeyi birbirinden farklı olabiliyor.</p>

<p>Özellikle gebelikte bebeğin gelişimi, beslenme, çevresel kimyasallar ve plastik kirliliği gibi konularda kesin sonuçlar içermeyen araştırmaların abartılı yorumlanması, anne adaylarında gereksiz endişeye yol açabiliyor.</p>

<p>Araştırmacılar, gebe kadınların güvenilir ve anlaşılır sağlık bilgilerine ulaşma ihtiyaçlarına dikkat çekti.</p>

<p>15 KADINLA YAPILAN GÖRÜŞMELER NE GÖSTERDİ?</p>

<p>Araştırmanın ikinci bölümünde 15 gebe kadınla gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler, farkındalık ölçeğinden elde edilen sonuçları tamamladı.</p>

<p>Görüşmelerde katılımcıların mikroplastik kavramını daha önce duymuş olsalar bile konuya ilişkin bilgilerinin genellikle yüzeysel kaldığı görüldü.</p>

<p>Kadınlar, mikroplastiklerin çevrede bulunması ve olası sağlık etkileri konusunda daha açık ve güvenilir bilgilere ihtiyaç duyduklarını belirtti.</p>

<p>Özellikle sağlık çalışanlarının bu konuda kendilerini bilgilendirmesini istediklerini ifade ettiler.</p>

<p>Bu bulgular, gebelik takibinin yalnızca rutin muayene ve tahlillerden ibaret olmadığını; anne adaylarının çevresel sağlıkla ilgili sorularının da uygun bilimsel bilgilerle yanıtlanmasının önemli olabileceğini gündeme getirdi.</p>

<p>EĞİTİM VE GELİR DÜZEYİYLE İLİŞKİ SAPTANDI</p>

<p>Araştırmacılar, mikroplastik farkındalığının katılımcıların sosyal ve ekonomik özelliklerine göre değişip değişmediğini de inceledi.</p>

<p>Analizlerde eğitim düzeyi, meslek, hane geliri, çevre sorunlarına ilgi ve mikroplastik kavramını daha önce duymuş olma durumuyla farkındalık puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar belirlendi.</p>

<p>Düzenli hekim takibi de toplam farkındalık puanı veya ölçeğin alt boyutlarındaki farklılıklarla ilişkili bulunan değişkenler arasında yer aldı.</p>

<p>Bu bulgular, çevresel sağlık konusunda bilgi edinme ve farkındalık geliştirme süreçlerinin birden fazla faktörle ilişkili olabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Ancak araştırma, eğitim veya gelir düzeyindeki artışın doğrudan mikroplastik farkındalığını yükselttiğini kanıtlamıyor.</p>

<p>Sonuçlar, belirli bir dönemde ölçülen değişkenler arasındaki istatistiksel ilişkileri ortaya koyuyor.</p>

<p>MİKROPLASTİK NEDİR?</p>

<p>Mikroplastikler, genel olarak boyutu 5 milimetreden küçük plastik parçacıklar olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Bu parçacıklar daha büyük plastik ürünlerin zamanla parçalanması sonucunda oluşabildiği gibi bazı endüstriyel süreçlerden de kaynaklanabiliyor.</p>

<p>Mikroplastikler çevrede, sularda, havada, toprakta ve çeşitli gıda ürünlerinde tespit edilebiliyor.</p>

<p>Bilim insanları, insanların bu parçacıklara hangi yollarla maruz kaldığını ve maruziyetin sağlık üzerindeki olası sonuçlarını araştırıyor.</p>

<p>Son yıllarda mikroplastiklerin insan dokularında tespit edilmesine yönelik çalışmaların artması, çevresel sağlık alanında yeni araştırma sorularını beraberinde getirdi.</p>

<p>Ancak bir parçacığın vücutta tespit edilmesi, tek başına belirli bir hastalığa neden olduğunun kanıtı olarak değerlendirilmiyor.</p>

<p>GEBELİKTE MİKROPLASTİKLER NEDEN ARAŞTIRILIYOR?</p>

<p>Gebelik, hem annenin sağlığı hem de gelişmekte olan bebeğin çevresel etkenlere karşı korunması açısından özel önem taşıyan bir dönem.</p>

<p>Bu nedenle hava kirliliği, bazı kimyasal maddeler ve çevresel kirleticilerle ilgili araştırmalarda gebelik dönemi ayrıca ele alınıyor.</p>

<p>Mikroplastiklerin plasenta ve diğer biyolojik dokularda bulunup bulunmadığı, olası biyolojik etkileri ve gebelik sonuçlarıyla ilişkisi de uluslararası araştırmaların konuları arasında yer alıyor.</p>

<p>Bununla birlikte mikroplastiklerin insanlarda hangi maruziyet düzeylerinde ne tür sağlık sonuçlarına neden olabileceği konusunda önemli bilimsel belirsizlikler bulunuyor.</p>

<p>İstanbul'da gerçekleştirilen 126 kişilik araştırma ise bu sağlık sonuçlarını değerlendirmedi.</p>

<p>Çalışmada düşük, erken doğum, bebek gelişimi, doğum ağırlığı veya plasentadaki mikroplastik miktarı incelenmedi.</p>

<p>Bu nedenle araştırmadan mikroplastiklerin gebelerde belirli bir hastalığa ya da doğum komplikasyonuna neden olduğu sonucu çıkarılamıyor.</p>

<p>GEBELİK TAKİBİNDE ÇEVRE SAĞLIĞI EĞİTİMİ GÜNDEME GELDİ</p>

<p>Araştırmacılar, elde edilen bulgular doğrultusunda gebelik izlemlerinde çevresel sağlık konularına ilişkin yapılandırılmış bilgilendirme çalışmalarının değerlendirilebileceğini belirtti.</p>

<p>Anne adaylarının yalnızca mikroplastiklerin varlığını öğrenmesi değil, bu konudaki bilimsel kanıtların ne söylediğini ve hangi belirsizliklerin devam ettiğini anlayabilmesi de önem taşıyor.</p>

<p>Sağlık çalışanlarının güvenilir bilgi kaynaklarına yönlendirme yapması ve hastaların sorularını anlaşılır bir dille yanıtlaması, çevresel sağlık konularındaki iletişimi geliştirebilir.</p>

<p>Ancak bu araştırmada herhangi bir eğitim programı uygulanarak etkisi test edilmedi.</p>

<p>Dolayısıyla belirli bir bilgilendirme yönteminin farkındalığı artıracağı veya sağlık sonuçlarını iyileştireceği henüz bu çalışmayla gösterilmiş değil.</p>

<p>ÇALIŞMAYI HANGİ ARAŞTIRMACILAR YAPTI?</p>

<p>Araştırma dört farklı sağlık ve akademik kurumdan bilim insanlarının katkısıyla gerçekleştirildi.</p>

<p>Çalışmanın yazarları ve kurum bağlantıları şöyle:</p>

<p>Haydar Kerem Hoşgör — Uşak Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu</p>

<p>Özden Tandoğan — İstanbul Arel Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi</p>

<p>Eda Yakıt Ak — Dicle Üniversitesi Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu</p>

<p>Derya Karaca Kadı — Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi</p>

<p>Araştırmanın etik kurul onayı İstanbul Arel Üniversitesinden 6 Şubat 2026 tarihinde alındı.</p>

<p>Çalışmanın yürütülmesi için herhangi bir mali destek alınmadığı açıklandı.</p>

<p>ARAŞTIRMANIN SINIRLARI NELER?</p>

<p>Araştırma tek bir hastaneye başvuran 126 gebe kadınla gerçekleştirildiği için sonuçların Türkiye'deki bütün anne adaylarını temsil ettiği söylenemiyor.</p>

<p>Ayrıca farkındalık ölçümünde kullanılan ölçek, katılımcıların gerçek mikroplastik maruziyetini veya bilimsel bilgi düzeyini doğrudan ölçmüyor.</p>

<p>Araştırmada mikroplastik miktarına yönelik laboratuvar incelemesi yapılmadığı gibi katılımcıların günlük yaşamda ne tür korunma davranışları uyguladıkları da değerlendirilmedi.</p>

<p>Bu nedenle elde edilen sonuçlar, mikroplastik maruziyetinin yaygınlığına veya gebelik üzerindeki sağlık etkilerine ilişkin veri sunmuyor.</p>

<p>Bununla birlikte çalışma, gebelik döneminde çevresel sağlık konularında bilgilendirme ihtiyacının anlaşılmasına katkı sağlıyor.</p>

<p>ANNE ADAYLARININ GÜVENİLİR BİLGİYE ERİŞİMİ ÖNEMLİ</p>

<p>İstanbul'daki araştırmadan çıkan temel sonuç, mikroplastik kirliliği konusunda bilgi ihtiyacının ve sağlık çalışanlarından beklenen rehberliğin önemi oldu.</p>

<p>Sosyal medyanın en yaygın bilgi kaynağı olarak öne çıkması, gebelik dönemindeki çevresel sağlık iletişiminin güvenilir ve anlaşılır biçimde yürütülmesi gerektiğini gündeme getiriyor.</p>

<p>Araştırmanın bulguları, mikroplastiklerin anne veya bebek sağlığına zarar verdiğini kanıtlamıyor. Bunun yerine anne adaylarının bu konudaki farkındalıklarını, bilgi kaynaklarını ve beklentilerini ortaya koyuyor.</p>

<p>Çalışma, çevresel sağlık konularındaki bilimsel belirsizliklerin doğru aktarılması ve gebelik takiplerinde güvenilir bilgilendirme olanaklarının geliştirilmesi açısından yeni veriler sunuyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu haber, gebelerin mikroplastik kirliliğine ilişkin farkındalıklarını değerlendiren gözlemsel bir araştırmaya dayanmaktadır.</p>

<p>Araştırmada mikroplastik maruziyeti, anne veya bebekte hastalık gelişimi ve gebelik sonuçları ölçülmemiştir.</p>

<p>Gebelikte çevresel maruziyetlerle ilgili kaygısı bulunan kişiler, sosyal medyadaki doğrulanmamış iddialara dayanarak beslenme düzenlerini veya tıbbi takiplerini değiştirmemelidir.</p>

<p>Kişisel riskler ve korunma önlemleri konusunda kadın hastalıkları ve doğum uzmanından bilgi alınmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Hoşgör, Haydar Kerem; Tandoğan, Özden; Yakıt Ak, Eda; Karaca Kadı, Derya. A Mixed-Methods Field Study on Pregnant Women's Awareness of Microplastic Pollution. BMC Pregnancy and Childbirth, 6 Kasım 2026.</p>

<p>2. Bioengineer.org / Scienmag. Pregnant Women Show Low Microplastic Pollution Awareness in Istanbul Hospital Field Study. 7 Kasım 2026. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/istanbulda-126-gebeyle-arastirma-mikroplastik-farkindaligi-dusuk-cikti</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 17:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3901.jpeg" type="image/jpeg" length="56843"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2007’de Kurulan Üniversite, Tarihî Köklerini 1235 Yılına Dayandırdı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/2007de-kurulan-universite-tarihi-koklerini-1235-yilina-dayandirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/2007de-kurulan-universite-tarihi-koklerini-1235-yilina-dayandirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çankırı Karatekin Üniversitesi, yükseköğretim tarihinde dikkat çeken bir karara imza attı. Üniversite Senatosu, Selçuklu döneminde inşa edilen 791 yıllık Çankırı Darüşşifasını esas alarak 1235 yılını kurumun tarihî kuruluş yılı olarak kabul etti. Üniversitenin 2007 yılındaki yasal kuruluş tarihi değişmezken kararın Yükseköğretim Kuruluna sunulması kararlaştırıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye’de üniversitelerin tarihî kökenlerine ilişkin tartışmalara Çankırı’dan dikkat çekici bir karar eklendi. Çankırı Karatekin Üniversitesi (ÇAKÜ), modern dönemdeki kuruluşundan yaklaşık sekiz asır öncesine uzanan bilim ve sağlık mirasını kurumsal tarihinin bir parçası olarak kabul etti.</p>

<p>Rektör Prof. Dr. Mevlüt Karataş başkanlığında 6 Kasım 2026 tarihinde toplanan Üniversite Senatosu, 1235 yılının kurumun tarihî kuruluş yılı olarak benimsenmesini oy birliğiyle kararlaştırdı.</p>

<p>Kararın temelinde, Anadolu Selçuklu döneminde Çankırı’da kurulan ve sağlık hizmetleriyle eğitim faaliyetlerinin gelişmesinde önemli rol oynayan tarihî darüşşifa bulunuyor.</p>

<p>Üniversitenin Yasal Kuruluş Tarihi Değişmiyor</p>

<p>Alınan karar, Çankırı Karatekin Üniversitesinin 2007 yılındaki resmî kuruluşunu değiştirmiyor.</p>

<p>28 Mayıs 2007 tarihinde çıkarılan kanunla kurulan üniversite, mevcut hukuki kimliğini koruyacak. Senato kararıyla kabul edilen 1235 yılı ise kurumun tarihî kökenlerini ifade edecek.</p>

<p>Böylece üniversite yönetimi, modern yükseköğretim kurumunun yasal kuruluşuyla Çankırı’daki tarihî bilim ve eğitim geleneğini birbirinden ayırarak değerlendirmiş oldu.</p>

<p>Kararın Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına sunulması da kararlaştırıldı.</p>

<p>1235 Yılının Arkasında Bir Şifahane Var</p>

<p>Çankırı Karatekin Üniversitesinin tarihî köken olarak benimsediği 1235 yılı, Anadolu Selçuklu döneminin önemli sağlık yapılarından biriyle bağlantılı.</p>

<p>Günümüzde Taş Mescit adıyla bilinen tarihî yapı, I. Alaeddin Keykubad döneminde Çankırı Atabeyi Cemaleddin Ferruh tarafından yaptırıldı.</p>

<p>İlk olarak darüşşifa işleviyle kullanılan yapı, 1242 yılında gerçekleştirilen ilavelerle genişletildi. Darülhadis ve semahane bölümlerinin eklenmesiyle sağlık ve dinî eğitim faaliyetlerinin bir arada yürütüldüğü tarihî bir merkez ortaya çıktı.</p>

<p>Bu geçmiş, üniversitenin 1235 yılını tarihî kuruluş yılı olarak kabul etmesinin başlıca dayanağını oluşturdu.</p>

<p>Tarihî Yapı 2019 Yılında Üniversiteye Devredildi</p>

<p>Kararın dikkat çeken yönlerinden biri de söz konusu tarihî mirasın günümüzde üniversitenin bünyesinde bulunması.</p>

<p>Ankara Vakıflar Bölge Müdürlüğünün restorasyon çalışmalarının ardından Taş Mescit, 2019 yılında Çankırı Karatekin Üniversitesine devredildi.</p>

<p>Üniversite böylece yalnızca tarihî bir yapının korunmasında sorumluluk üstlenmekle kalmadı, bu yapının temsil ettiği bilim ve sağlık geçmişini kendi kurumsal kimliğiyle ilişkilendirmeye de başladı.</p>

<p>Senatonun son kararı, bu yaklaşımın resmî bir kurumsal tercihe dönüştürülmesi anlamına geliyor.</p>

<p>Tarihçiler ve Bilim İnsanlarının Raporu Esas Alındı</p>

<p>Üniversitenin açıklamasına göre karar öncesinde tarihçiler ve bilim insanları tarafından hazırlanan kapsamlı bir rapor değerlendirildi.</p>

<p>Raporda tarihî, akademik, fiziki ve hukuki unsurların incelendiği belirtildi.</p>

<p>Senato, söz konusu değerlendirmeler doğrultusunda üniversitenin tarihî kökenlerinin 1235 yılıyla ilişkilendirilmesini uygun buldu.</p>

<p>Bununla birlikte karar, 1235 yılında bugünkü anlamıyla bir üniversite kurulduğu anlamına gelmiyor. Esas alınan tarih, bölgede kurumsallaşmış sağlık ve eğitim faaliyetlerinin geçmişine dayanıyor.</p>

<p>Rektör Karataş: Tarihî Mirasımızı Geleceğe Taşıyoruz</p>

<p>Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mevlüt Karataş, kararın ardından yaptığı değerlendirmede üniversitelerin yalnızca günümüzdeki idari yapılarıyla değil, tarihsel birikimleriyle de ele alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Karataş, Çankırı’nın sekiz asra yaklaşan bilim, eğitim ve sağlık geçmişinin üniversitenin kimliği açısından önemli olduğunu belirtti.</p>

<p>1235 yılının tarihî kuruluş yılı olarak kabul edilmesinin geçmişle bugün arasında kurumsal bir bağ oluşturduğunu ifade eden Karataş, bu mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasının ortak sorumluluk olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Üniversitelerin Tarihî Yaşı Nasıl Belirlenmeli?</p>

<p>Çankırı Karatekin Üniversitesinin kararı, yükseköğretim kurumlarının tarihî geçmişlerinin hangi ölçütlerle değerlendirilmesi gerektiği sorusunu da gündeme taşıyor.</p>

<p>Dünyada bazı üniversiteler tarihlerini yüzyıllar öncesine uzanan eğitim gelenekleriyle ilişkilendirirken, modern üniversitelerin hukuki kuruluş tarihleri ile tarihsel öncülleri her zaman örtüşmüyor.</p>

<p>Çankırı Karatekin Üniversitesinin benimsediği yaklaşım da bu ayrımı esas alıyor.</p>

<p>Üniversitenin 2007’de başlayan hukuki varlığı devam ederken, 1235 yılında kurulan darüşşifanın temsil ettiği tarihî birikim kurumsal geçmişin başlangıç noktası olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Bu yönüyle karar, bir üniversitenin kuruluş tarihinin değiştirilmesinden çok, yaklaşık sekiz asırlık yerel bilim ve sağlık mirasının günümüz yükseköğretim kurumuyla ilişkilendirilmesi niteliği taşıyor.</p>

<p>Kaynak: Çankırı Karatekin Üniversitesi, 6 Kasım 2026 tarihli resmî açıklama.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/2007de-kurulan-universite-tarihi-koklerini-1235-yilina-dayandirdi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 16:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3898.jpeg" type="image/jpeg" length="16832"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk-Alman Üniversitesi Öğrencisi Mükrem Batu Seyitoğlu Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/turk-alman-universitesi-ogrencisi-mukrem-batu-seyitoglu-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/turk-alman-universitesi-ogrencisi-mukrem-batu-seyitoglu-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk-Alman Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu öğrencisi Mükrem Batu Seyitoğlu, 19 yaşında hayatını kaybetti. Seyitoğlu'nun cenazesi 6 Kasım'da Sakarya'da toprağa verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk-Alman Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu öğrencisi Mükrem Batu Seyitoğlu, 19 yaşında hayatını kaybetti.</p>

<p>Seyitoğlu, 5 Kasım 2026 tarihinde Sakarya'nın Adapazarı ilçesinde yaşamını yitirdi.</p>

<p>Adapazarı'ndaki evinde hareketsiz halde bulunan Seyitoğlu için yapılan ihbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, genç öğrencinin hayatını kaybettiğini belirledi.</p>

<p>6 KASIM'DA TOPRAĞA VERİLDİ</p>

<p>Mükrem Batu Seyitoğlu için 6 Kasım 2026 Cuma günü Adapazarı'nın 15 Temmuz Camili Mahallesi'ndeki İmam-ı Azam Camii'nde öğle namazının ardından cenaze namazı kılındı.</p>

<p>Seyitoğlu'nun cenazesi, namazın ardından Adapazarı Camili Mahalle Mezarlığı'nda toprağa verildi.</p>

<p>TÜRK-ALMAN ÜNİVERSİTESİNDEN TAZİYE MESAJI</p>

<p>Türk-Alman Üniversitesi Rektörlüğü, öğrencisi Mükrem Batu Seyitoğlu'nun vefatı dolayısıyla başsağlığı mesajı yayımladı.</p>

<p>Rektörlük tarafından yapılan açıklamada, Yabancı Diller Yüksekokulu öğrencisi Seyitoğlu'nun vefatından duyulan üzüntü dile getirilerek ailesine ve yakınlarına başsağlığı temennisinde bulunuldu. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/turk-alman-universitesi-ogrencisi-mukrem-batu-seyitoglu-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 14:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3874.jpeg" type="image/jpeg" length="96912"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Turizminde 31 Aralık Son Tarih: Akreditasyon ve Sertifika Zorunluluğu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglik-turizminde-31-aralik-son-tarih-akreditasyon-ve-sertifika-zorunlulugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglik-turizminde-31-aralik-son-tarih-akreditasyon-ve-sertifika-zorunlulugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de sağlık turizmi yetki belgesi bulunan tesisler için 31 Aralık 2026 tarihi kritik önem taşıyor. Hastaneler, tıp merkezleri, laboratuvarlar ve diyaliz merkezlerinin TÜSKA akreditasyonunu; diğer ilgili sağlık kuruluşlarının ise zorunlu sertifikalarını tamamlaması gerekiyor. Süreyi kaçıran kuruluşlar, sağlık turizmi kapsamında uluslararası hasta kabulüne devam edemeyecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye'de uluslararası sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren hastaneler, tıp merkezleri, laboratuvarlar, diyaliz merkezleri ve diğer sağlık kuruluşları için zorunlu akreditasyon ve sertifikasyon süresinde sona yaklaşıldı. Sağlık Bakanlığının belirlediği takvime göre, ilgili yükümlülüklerin 31 Aralık 2026 tarihine kadar tamamlanması gerekiyor.</p>

<p>Süresi içinde gerekli akreditasyonu veya sertifikayı alamayan sağlık kuruluşları, mevcut düzenlemeye göre uluslararası sağlık turizmi kapsamında hasta kabulüne ve hizmet sunumuna devam edemeyecek.</p>

<p>Türkiye'deki düzenleme, yabancı basında da gündeme geldi. Kanada merkezli Digital Journal, 6 Kasım 2026 tarihinde yayımladığı yazıda özellikle saç ekimi sektöründeki yeni yükümlülükleri, hekim sorumluluğunu, personel yeterliliklerini ve hasta güvenliğini değerlendirdi.</p>

<p>Ancak söz konusu yükümlülükler yalnızca saç ekimi merkezlerini değil, sağlık turizmi yetkisi bulunan farklı türlerdeki sağlık kuruluşlarını da kapsıyor.</p>

<p>31 ARALIK 2026 TARİHİNDE NE DEĞİŞECEK?</p>

<p>Sağlık Bakanlığının 13 Mayıs 2026 tarihinde yayımladığı resmî duyuruya göre, uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi bulunan sağlık tesislerinin belirlenen kalite ve sertifikasyon şartlarını 31 Aralık 2026'ya kadar sağlaması zorunlu.</p>

<p>26 Nisan 2025 tarihinde yürürlüğe giren Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik, kuruluşların türüne göre farklı yükümlülükler getiriyor.</p>

<p>Hastaneler, tıp merkezleri, tıbbi laboratuvarlar ve diyaliz merkezlerinin Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (TÜSKA) tarafından akredite edilmiş olması gerekiyor.</p>

<p>Muayenehane ve poliklinikler gibi diğer ilgili sağlık tesislerinin ise Sağlık Bakanlığı tarafından öngörülen sertifikasyon sürecini tamamlaması gerekiyor.</p>

<p>Bu düzenleme, sağlık turizmi yetki belgesi sahibi bütün kuruluşlara aynı türde akreditasyon belgesi alma zorunluluğu getirildiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>HANGİ SAĞLIK KURULUŞLARI TÜSKA AKREDİTASYONU ALMAK ZORUNDA?</p>

<p>Uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi bulunan ve akreditasyon yükümlülüğü kapsamına giren kuruluşlar arasında şunlar bulunuyor:</p>

<p>Hastaneler</p>

<p>Tıp merkezleri</p>

<p>Tıbbi laboratuvarlar</p>

<p>Diyaliz merkezleri</p>

<p>TÜSKA'nın resmî bilgilendirmelerinde ağız ve diş sağlığı hastanelerinin de ilgili akreditasyon kapsamına girdiği belirtiliyor.</p>

<p>Muayenehaneler ile poliklinikler ise kuruluş türlerine göre Bakanlığın sertifikasyon sistemine tabi bulunuyor.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı, sertifikasyon uygulamalarında değerlendirme birliği sağlanabilmesi amacıyla 11 Haziran 2026 tarihinde kriter setine ilişkin ilave açıklamalar da yayımladı.</p>

<p>AKREDİTASYONU TAMAMLAYAMAYAN HASTANELERE NE OLACAK?</p>

<p>Sağlık Bakanlığının 13 Mayıs tarihli duyurusunda, belirlenen sürede akreditasyon veya sertifikasyon işlemlerini tamamlayamayan kuruluşların sağlık turizmi kapsamında uluslararası hasta kabulünü ve hizmet sunumunu sürdüremeyeceği açıkça ifade edildi.</p>

<p>Bu durum, bütün hastanelerin otomatik olarak kapatılacağı veya Türkiye'deki hastalara sundukları bütün sağlık hizmetlerinin duracağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Düzenleme, uluslararası sağlık turizmi faaliyetlerinin sürdürülmesi için gereken koşullarla ilgili.</p>

<p>Bir sağlık kuruluşunun diğer hasta gruplarına hizmet verebilmesi, ilgili faaliyet ruhsatı ve yürürlükteki diğer mevzuat hükümlerine bağlı.</p>

<p>Ayrıca 31 Aralık 2026 tarihi, bazı özel hastaneler ve tıp merkezleri için genel mevzuatta yer alan 2028 yılı akreditasyon takviminden ayrı değerlendirilmeli.</p>

<p>Uluslararası sağlık turizmi faaliyeti yürütmek isteyen ilgili tesisler açısından geçerli özel son tarih 31 Aralık 2026 olarak belirlenmiş durumda.</p>

<p>SAÇ EKİMİ MERKEZLERİ İÇİN İKİ AYRI YÜKÜMLÜLÜK</p>

<p>Yabancı basında öne çıkan konulardan biri, Türkiye'deki saç ekimi sektörünü ilgilendiren iki farklı düzenleme oldu.</p>

<p>Bunlardan ilki, sağlık turizmi yetkisi bulunan kuruluşun hukuki türüne göre yerine getirmesi gereken akreditasyon veya sertifikasyon yükümlülüğü.</p>

<p>İkincisi ise saç ekimi uygulamalarına katılan belirli sağlık personelinin mesleki yeterliliği.</p>

<p>Saç Ekimi Birimleri Hakkında Yönetmelikte 12 Eylül 2025 tarihinde yapılan değişiklikle, ilgili sağlık meslek mensupları için geçiş süresi 31 Aralık 2026 tarihine kadar uzatıldı.</p>

<p>Düzenlemeye göre saç ekimi birimlerinde görev yapan sağlık meslek mensupları, geçiş döneminde ilgili hekimin gözetiminde ve sorumluluğunda çalışabiliyor.</p>

<p>Bu tarihten sonra ise yardımcı uygulayıcı olarak çalışmaya devam edebilmeleri için gerekli sertifikayı almaları gerekiyor.</p>

<p>Dolayısıyla saç ekimi sektöründeki yükümlülükler yalnızca merkezin belgelerinden ibaret değil; işlemleri gerçekleştiren sağlık çalışanlarının yetkinliklerini de kapsıyor.</p>

<p>SAÇ EKİMİNDE HEKİM SORUMLULUĞU NEDEN ÖNEMLİ?</p>

<p>Saç ekimi, estetik amaçla yapılabilmesine rağmen tıbbi değerlendirme, lokal anestezi ve cerrahi işlem aşamaları içeren bir uygulama.</p>

<p>Bu nedenle işlemin yalnızca ticari hizmet veya güzellik uygulaması olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.</p>

<p>Türkiye'deki mevzuatta saç ekimi sırasında hangi aşamaların hekimler tarafından yürütülebileceği ve sertifikalı sağlık meslek mensuplarının hangi işlemlere katılabileceği düzenleniyor.</p>

<p>Özellikle kanalların açılması gibi belirli cerrahi aşamalar yetkili hekimlerin sorumluluğunda bulunuyor.</p>

<p>Saç köklerinin alınması ve yerleştirilmesi gibi bazı aşamalarda ise mevzuatın izin verdiği koşullarda sertifikalı yardımcı sağlık personeli görev alabiliyor.</p>

<p>Bu ayrım, hem mesleki sorumluluğun belirlenmesi hem de hastaların işlem öncesinde kimlerden hizmet alacaklarını öğrenebilmesi açısından önem taşıyor.</p>

<p>ULUSLARARASI UZMANLARDAN YANILTICI REKLAM UYARISI</p>

<p>Türkiye'deki düzenlemelerin yanı sıra Uluslararası Saç Restorasyonu Cerrahisi Derneğinin (ISHRS) açıklamaları da yabancı basında dikkat çekti.</p>

<p>Dernek, 14 Ekim 2026 tarihinde güncellediği mesleki görüş metninde saç ekimi reklamlarında kullanılan bazı ifadelerin hastaları yanıltabileceğini belirtti.</p>

<p>Özellikle iz bırakmayan ameliyat, tamamen ağrısız işlem, sınırsız greft, garantili sonuç ve sıfır risk gibi iddialara karşı uyarıda bulunuldu.</p>

<p>Saç ekiminde hiçbir komplikasyon yaşanmayacağı veya sonucun kesin biçimde garanti edilebileceği yönündeki tanıtımların tıbbi gerçeklerle bağdaşmayabileceği vurgulandı.</p>

<p>ISHRS, gerekli mesleki yetkiye sahip olmayan kişilerin cerrahi işlemleri gerçekleştirmesinin hasta güvenliği açısından risk oluşturabileceğini de belirtti.</p>

<p>Bu açıklamalar uluslararası bir meslek kuruluşunun görüşlerini yansıtıyor; Türkiye'de yeni yayımlanmış ayrı bir yasal düzenleme niteliği taşımıyor.</p>

<p>ROBOTİK SAÇ EKİMİ VE YAPAY ZEKÂ İDDİALARI</p>

<p>Digital Journal'ın değerlendirmesinde saç ekiminde robotik sistemler ve yapay zekâ destekli teknolojiler de gündeme getirildi.</p>

<p>Bazı sağlık kuruluşları, dijital greft sayımı, ameliyat planlaması ve işlem kayıtlarının tutulması gibi alanlarda teknolojik sistemler kullandıklarını bildiriyor.</p>

<p>Ancak bir işlemde kaç greft kullanıldığının dijital ortamda kaydedilmesi, bu greftlerin tamamının sağlıklı biçimde tutunduğunu veya tedavinin daha başarılı sonuçlandığını kanıtlamıyor.</p>

<p>Benzer şekilde bir sistemin robotik ya da yapay zekâ destekli olarak tanıtılması, mevcut yöntemlere göre üstün klinik sonuç sağladığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bu tür iddiaların güvenilir biçimde değerlendirilebilmesi için karşılaştırmalı klinik araştırmalara ve uzun dönem hasta sonuçlarına ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>Uluslararası değerlendirmelerde teknoloji kullanımının yanında hekim yetkinliği, uygun hasta seçimi, doğru uygulama ve ameliyat sonrası takip de önem taşıyor.</p>

<p>SAĞLIK TURİZMİNDE KOMPLİKASYON SİGORTASI DA ZORUNLU</p>

<p>Türkiye'nin 2025 yılında yürürlüğe koyduğu sağlık turizmi yönetmeliği, uluslararası hastaların güvenliğine yönelik başka hükümler de içeriyor.</p>

<p>Bunlardan biri, uluslararası sağlık turizmi kapsamında ameliyathane ortamında yapılacak cerrahi ve girişimsel işlemler için komplikasyon sigortası yaptırılması zorunluluğu.</p>

<p>Söz konusu yükümlülük için yönetmelikte 31 Aralık 2025 tarihi belirlenmişti.</p>

<p>Bu nedenle komplikasyon sigortasıyla ilgili süre, 31 Aralık 2026'daki akreditasyon ve sertifikasyon takvimiyle karıştırılmamalı.</p>

<p>Komplikasyon sigortasının kapsamı, hangi durumları karşıladığı ve poliçe şartları ise ayrıca değerlendirilmeli.</p>

<p>Sigorta bulunması, gerçekleştirilen cerrahi işlemin tamamen risksiz olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>TÜSKA AKREDİTASYONU NE ANLAMA GELİYOR?</p>

<p>Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü, sağlık kuruluşlarını belirlenmiş kalite ve hasta güvenliği standartları çerçevesinde değerlendiren ulusal akreditasyon kuruluşu.</p>

<p>Akreditasyon süreçlerinde sağlık kuruluşlarının organizasyon yapısı, hasta güvenliği uygulamaları, hizmet süreçleri ve kalite yönetimi gibi alanlar değerlendiriliyor.</p>

<p>Amaç, sağlık hizmetlerinin belirli standartlar doğrultusunda sunulmasını ve kurumların sürekli iyileştirme yaklaşımını benimsemesini desteklemek.</p>

<p>Ancak akreditasyon belgesi, bir hastanede hiçbir tıbbi hata veya komplikasyon yaşanmayacağının garantisi değil.</p>

<p>Aynı şekilde uluslararası bir kuruluştan alınan herhangi bir kalite belgesinin, Türkiye'deki TÜSKA akreditasyon zorunluluğunu kendiliğinden karşıladığı da varsayılamaz.</p>

<p>Sağlık kuruluşlarının ilgili mevzuatta açıkça belirtilen belgelendirme yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekiyor.</p>

<p>YURT DIŞINDAN GELEN HASTALAR NELERE DİKKAT ETMELİ?</p>

<p>Sağlık turizmi kapsamında Türkiye'de tedavi olmak isteyen hastalar için kuruluşun gerekli resmî yetkilere sahip olup olmadığını kontrol etmek önem taşıyor.</p>

<p>Hastalar ayrıca işlemi gerçekleştirecek hekimin uzmanlığını, ameliyat sırasında görev alacak personelin yetkilerini ve tedavi sonrasında sunulacak takip hizmetlerini öğrenmeli.</p>

<p>Cerrahi işlemlerde olası komplikasyonlar, ek tedavi ihtimali, sigorta kapsamı ve tedavinin toplam maliyeti de işlemden önce açık biçimde değerlendirilmelidir.</p>

<p>Özellikle yalnızca düşük fiyat, kısa işlem süresi veya kesin sonuç vaadine dayanan tanıtımlar, sağlık kuruluşu seçmek için yeterli görülmemeli.</p>

<p>SAĞLIK TURİZMİNDE YENİ DÖNEMİN BELİRLEYİCİSİ HASTA GÜVENLİĞİ</p>

<p>Türkiye, saç ekimi, estetik cerrahi, diş tedavileri ve farklı uzmanlık alanlarında uluslararası hastalara hizmet veren önemli sağlık turizmi merkezleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Sektörün büyümesiyle birlikte sağlık kuruluşlarının kurumsal yeterlilikleri, hekim sorumluluğu, hizmet standartları ve hasta güvenliği daha fazla önem kazanıyor.</p>

<p>31 Aralık 2026 tarihinde sona erecek uyum süresi, sağlık turizmi yetki belgesine sahip kuruluşlar açısından önemli bir mevzuat eşiği oluşturuyor.</p>

<p>Yeni bir düzenleme yapılmadığı takdirde, ilgili akreditasyon veya sertifikasyon yükümlülüklerini tamamlayamayan tesisler uluslararası sağlık turizmi faaliyetlerine devam edemeyecek.</p>

<p>Yabancı basındaki değerlendirmeler de Türkiye'nin sağlık turizmindeki geleceğinin yalnızca fiyat avantajı ve hasta sayısıyla değil, sunulan hizmetlerin güvenilirliği, denetlenebilirliği ve hasta güvenliğiyle şekilleneceğine işaret ediyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. T.C. Sağlık Bakanlığı, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü. Sağlık Turizmi Yetki Belgesine Sahip Sağlık Tesislerinin Dikkatine. 13 Mayıs 2026.</p>

<p>2. Digital Journal. What Changes for Turkey's Hair Transplant Industry in 2027? New Rules, Technology and Clinical Accountability. Jon Stojan, 6 Kasım 2026.</p>

<p>3. International Society of Hair Restoration Surgery (ISHRS). Position Statement on Misleading and Inappropriate Messaging. Güncelleme: 14 Ekim 2026. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglik-turizminde-31-aralik-son-tarih-akreditasyon-ve-sertifika-zorunlulugu</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 12:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3862-1.jpeg" type="image/jpeg" length="87062"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mikroplastikler Sağlığa Zararlı mı? Cleveland Clinic'ten Günlük Yaşam İçin Öneriler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mikroplastikler-sagliga-zararli-mi-cleveland-clinicten-gunluk-yasam-icin-oneriler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mikroplastikler-sagliga-zararli-mi-cleveland-clinicten-gunluk-yasam-icin-oneriler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mikroplastikler insan vücudunda tespit ediliyor ancak sağlık üzerindeki etkileri henüz tam olarak bilinmiyor. Cleveland Clinic uzmanları, günlük yaşamda maruziyeti azaltabilecek basit önlemleri açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yiyeceklerde, içme suyunda ve soluduğumuz havada bulunan mikroplastikler, insan vücudunda da tespit ediliyor. Ancak bu parçacıkların hangi miktarlarda ve ne ölçüde sağlık sorunlarına yol açabileceği henüz kesin olarak bilinmiyor. ABD'deki Cleveland Clinic uzmanları, araştırmalar sürerken günlük yaşamda uygulanabilecek basit önlemlerle mikroplastik maruziyetinin azaltılabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Cleveland Clinic araştırmacısı Dr. Christopher Hine, mikroplastiklerin hormonlar ve metabolizma üzerindeki olası etkilerinin araştırıldığını belirtiyor. Uzmanlara göre plastik kullanımını tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da özellikle yiyeceklerin saklanması ve ısıtılması konusunda bazı alışkanlıkları değiştirmek makul bir yaklaşım olabilir.</p>

<p>Mikroplastikler vücuda nasıl giriyor?</p>

<p>Mikroplastikler, genel olarak 5 milimetreden küçük plastik parçacıkları olarak tanımlanıyor. Daha küçük boyutlardaki nanoplastikler ise özel ölçüm yöntemleri gerektiriyor.</p>

<p>Bu parçacıklar, büyük plastik ürünlerin zamanla parçalanmasıyla oluşabildiği gibi çeşitli üretim ve kullanım süreçlerinde de çevreye yayılabiliyor.</p>

<p>İnsanların mikroplastiklerle karşılaşmasının başlıca yolları arasında şunlar bulunuyor:</p>

<p>- Yiyecekler ve içecekler<br />
- İçme suyu<br />
- Havadaki plastik parçacıkları<br />
- Plastik ürünlerin kullanımı ve aşınması sonucu oluşan parçacıklar</p>

<p>Araştırmalar, mikroplastik ve nanoplastiklerin insan kanında, akciğer dokusunda ve plasentada bulunabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak bir parçacığın vücutta tespit edilmesi, mutlaka hastalığa neden olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Mikroplastikler hangi hastalıklara yol açabilir?</p>

<p>Bilim insanları mikroplastiklerin vücuttaki olası etkilerini farklı yönleriyle araştırıyor.</p>

<p>Özellikle ilgi duyulan alanlar arasında iltihabi süreçler, hormon sistemi, metabolizma ve kalp-damar sağlığı bulunuyor.</p>

<p>Cleveland Clinic araştırmacısı Christopher Hine, mikroplastiklerin hormonlar ve metabolizma üzerinde potansiyel etkileri olabileceğini, kilo artışıyla olası bağlantılarının da araştırıldığını ifade ediyor.</p>

<p>Bununla birlikte söz konusu mekanizmaların araştırılması, mikroplastiklerin insanlarda kilo artışına veya belirli bir hastalığa neden olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>ABD Ulusal Çevre Sağlığı Bilimleri Enstitüsü tarafından yayımlanan bilimsel değerlendirmelerde de mikroplastiklerin bazı olumsuz sağlık sonuçlarıyla ilişkili bulunmasına rağmen neden-sonuç bağlantısının henüz kesinleştirilemediği vurgulanıyor.</p>

<p>Araştırmacılar açısından temel soru yalnızca mikroplastiklerin vücuda girip girmediği değil, hangi tür ve büyüklükteki parçacıkların hangi maruziyet düzeylerinde sağlık açısından anlamlı sonuçlar doğurabileceği.</p>

<p>Plastik kaplarda yemek saklamak zararlı mı?</p>

<p>Mikroplastiklerle ilgili günlük yaşamda en fazla dikkat edilen konulardan biri, plastik gıda saklama kaplarının kullanımı.</p>

<p>Cleveland Clinic uzmanları, mümkün olduğunda cam, metal veya seramik gibi alternatif saklama kaplarının tercih edilebileceğini belirtiyor.</p>

<p>Özellikle yiyeceklerin ısıtılması sırasında kullanılan kabın özelliklerine dikkat edilmesi öneriliyor.</p>

<p>Plastiklerin sıcaklıkla etkileşimi, kullanılan malzemenin türüne ve kullanım koşullarına göre değişebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle her plastik kabın aynı miktarda parçacık saldığı veya her kullanımın aynı sağlık riskini taşıdığı söylenemez.</p>

<p>Bununla birlikte cam kap kullanmak, yiyeceklerin plastikle temasını azaltmanın pratik yollarından biri.</p>

<p>Mikrodalgada plastik kap kullanılır mı?</p>

<p>Cleveland Clinic, mikrodalgada kullanılacak kapların bu amaç için uygun olarak belirtilmiş olması gerektiğini hatırlatıyor.</p>

<p>Ancak mikrodalgaya uygunluk işareti, bir kabın hiçbir koşulda mikroplastik salmayacağının garantisi olarak yorumlanmamalı.</p>

<p>Yiyecekleri cam veya uygun seramik kaplarda ısıtmak, plastikle teması azaltmak isteyenler için uygulanabilir bir seçenek.</p>

<p>Özellikle sıcak yiyeceklerin uzun süre plastikle temasını azaltmak da düşünülebilir.</p>

<p>Burada önemli nokta, tek bir davranış değişikliğinin belirli bir hastalığı önlediğinin henüz gösterilmemiş olması.</p>

<p>Plastik şişeden su içmek tehlikeli mi?</p>

<p>Mikroplastik kaygısıyla su tüketimini azaltmak doğru bir yaklaşım değil.</p>

<p>Cleveland Clinic araştırmacısı Christopher Hine, sıcak havalarda susuz kalmanın ciddi bir sağlık sorunu oluşturabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Uzman, plastik şişelerdeki suyun sırf mikroplastik endişesi nedeniyle içilmemesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Bunun yerine plastik su şişelerinin doğrudan güneş ışığı altında bırakılmaması ve mümkün olduğunda serin ortamlarda saklanması öneriliyor.</p>

<p>Cam veya paslanmaz çelik mataralar da tekrar kullanılabilir alternatifler arasında yer alıyor.</p>

<p>Ancak bu ürünlerin mikroplastik maruziyetini ne ölçüde azalttığı ve böyle bir azalmanın uzun vadeli hastalık riskini değiştirip değiştirmediği konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>Mikroplastik maruziyetini azaltmak için neler yapılabilir?</p>

<p>Uzman değerlendirmeleri doğrultusunda günlük yaşamda şu alışkanlıklar tercih edilebilir:</p>

<p>1. Yiyecekleri mümkün olduğunda cam veya paslanmaz çelik kaplarda saklayın.</p>

<p>2. Yemekleri ısıtırken plastik yerine ısıtmaya uygun cam veya seramik kapları tercih edin.</p>

<p>3. Plastik su şişelerini uzun süre doğrudan güneş ışığı altında bırakmayın.</p>

<p>4. Tek kullanımlık plastik ürünler yerine uygun ve tekrar kullanılabilir alternatifleri değerlendirin.</p>

<p>5. Plastik kapları üreticinin belirttiği kullanım ve sıcaklık koşullarına uygun kullanın.</p>

<p>Bu önlemler, plastikle temasın bazı yollarını azaltmayı amaçlıyor. Hepsinin mikroplastik maruziyetini ne kadar düşürdüğü aynı düzeyde bilimsel kanıtla gösterilmiş değil.</p>

<p>Ayrıca pahalı filtre sistemleri, özel içecekler veya mikroplastikleri vücuttan temizlediği iddia edilen ürünler konusunda dikkatli olunmalı.</p>

<p>Mikroplastikleri insan vücudundan uzaklaştırdığı kanıtlanmış bir takviye veya detoks uygulaması bulunmuyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü ne söylüyor?</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), mikroplastiklerin yiyecekler, su ve hava yoluyla insan vücuduna ulaşmasını önemli bir araştırma konusu olarak değerlendiriyor.</p>

<p>DSÖ'nün 2022 yılında yayımladığı kapsamlı değerlendirmede, parçacıkların kendilerinin yanı sıra plastiklerin içerdiği kimyasal katkı maddeleri ve çevreden taşıyabildikleri kirleticiler de ele alındı.</p>

<p>Raporda, insan sağlığına yönelik risklerin daha doğru belirlenebilmesi için araştırılması gereken önemli bilgi eksiklikleri bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Dolayısıyla mikroplastiklerin her koşulda zararsız olduğunu söylemek de bütün hastalıkların önemli nedenlerinden biri olduğunu ileri sürmek de mevcut kanıtların ötesine geçiyor.</p>

<p>Pahalı ürünler satın almak gerekiyor mu?</p>

<p>Mikroplastiklerle ilgili kaygılar, tüketicileri özel su filtreleri, pahalı saklama ürünleri ve çeşitli arındırma yöntemlerine yöneltebiliyor.</p>

<p>Ancak bu ürünlerin tümünün insan sağlığı açısından ölçülebilir bir fayda sağladığı gösterilmiş değil.</p>

<p>Uzmanların yaklaşımı, günlük yaşamı zorlaştırmadan ve gereksiz harcamalara yol açmadan maruziyeti azaltabilecek değişikliklere odaklanmak.</p>

<p>Örneğin evde zaten bulunan cam bir saklama kabını kullanmak, bütün mutfak gereçlerini değiştirmekten daha ulaşılabilir bir seçenek olabilir.</p>

<p>Mikroplastik araştırmalarının önümüzdeki dönemde yanıtlaması beklenen en önemli sorulardan biri de bu tür önlemlerin yalnızca maruziyeti azaltıp azaltmadığı değil, insan sağlığı üzerinde anlamlı bir koruyucu etki sağlayıp sağlamadığı.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Cleveland Clinic Newsroom. Are Microplastics Harmful to Our Health? Dr. Christopher Hine'ın değerlendirmeleri. 4 Ağustos 2025.</p>

<p>2. World Health Organization. Dietary and Inhalation Exposure to Nano- and Microplastic Particles and Potential Implications for Human Health. 30 Ağustos 2022.</p>

<p>3. National Institute of Environmental Health Sciences. Microplastics' Knowns, Unknowns Discussed by a Physician-Scientist. Rick Woychik ve Dr. Kjersti Aagaard değerlendirmeleri. Mayıs 2024. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mikroplastikler-sagliga-zararli-mi-cleveland-clinicten-gunluk-yasam-icin-oneriler</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3861.jpeg" type="image/jpeg" length="52064"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bilimsel Kanıtlara Göre 10 Takviye: Hangisi Ne İşe Yarıyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bilimsel-kanitlara-gore-10-takviye-hangisi-ne-ise-yariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bilimsel-kanitlara-gore-10-takviye-hangisi-ne-ise-yariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Takviyeler herkese aynı yararı sağlamıyor. Folik asit gebelik öncesinde, demir ve B12 eksiklikte, kreatin ise belirli egzersizlerde fayda sağlayabiliyor. İşte 10 takviyenin kanıtlanan ve sınırlı kalan etkileri.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Vitamin, mineral ve diğer besin takviyelerinin gerçekten işe yarayıp yaramadığı, hangi amaçla ve kim tarafından kullanıldıklarına bağlı. Bilimsel araştırmalar bazı takviyelerin belirli durumlarda önemli yararlar sağlayabildiğini gösterirken, sağlıklı bireylerin gelişigüzel takviye kullanmasının aynı sonuçları vermediğini ortaya koyuyor.</p>

<p>ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) tarafından yayımlanan bilimsel değerlendirmeler, takviye kullanımında en önemli ayrımın eksikliklerin giderilmesi, belirli hastalıkların yönetilmesi ve genel sağlığı koruma amacıyla kullanım arasında olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Örneğin demir eksikliği bulunan bir kişide demir takviyesi önemli yararlar sağlayabilirken, demir düzeyi normal olan bir kişinin aynı ürünü kullanması gereksiz ve zararlı olabilir. Benzer şekilde kreatin, belirli egzersizlerde performansı artırabilir ancak bu durum herkesin kreatin kullanması gerektiği anlamına gelmez.</p>

<p>Peki bilimsel araştırmalar hangi takviyelerin hangi durumlarda faydalı olduğunu gösteriyor?</p>

<p>Folik asit: Gebelik öncesinde güçlü bilimsel kanıt</p>

<p>Folik asit, belirli bir sağlık sonucunu önlemedeki yararı en güçlü biçimde gösterilmiş takviyeler arasında yer alıyor.</p>

<p>Gebelikten önce ve gebeliğin ilk döneminde yeterli folik asit alınması, bebeğin beyin ve omurilik gelişimiyle ilgili ciddi doğumsal anomalilerden olan nöral tüp defektlerinin riskini azaltıyor.</p>

<p>ABD Önleyici Hizmetler Görev Gücü (USPSTF), gebe kalmayı planlayan veya gebe kalabilecek kişilerin günlük 400–800 mikrogram folik asit almasını öneriyor.</p>

<p>Bu öneri güçlü bilimsel kanıtlara dayanıyor. Ancak daha önce nöral tüp defektinden etkilenmiş gebelik öyküsü gibi yüksek riskli durumlarda ihtiyaç farklılaşabiliyor.</p>

<p>Demir: Eksiklik varsa etkili, fazlası zararlı olabilir</p>

<p>Demir takviyeleri, demir eksikliği ve özellikle demir eksikliği anemisinin tedavisinde önemli bir yere sahip.</p>

<p>Demir eksikliği anemisi bulunan kişilerde uygun tedavi hemoglobin düzeyinin düzelmesine, yorgunluğun azalmasına ve fiziksel kapasitenin toparlanmasına yardımcı olabiliyor.</p>

<p>Bununla birlikte her kansızlığın nedeni demir eksikliği değil. B12 veya folat eksikliği, kronik hastalıklar ve başka sağlık sorunları da anemiye yol açabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca halsizlik hissederek demir takviyesine başlamak doğru bir yaklaşım değil.</p>

<p>Gereksiz demir kullanımı mide ve bağırsak şikâyetlerine neden olabiliyor. Bazı hastalıklarda vücutta aşırı demir birikmesi de ciddi sağlık sorunları doğurabiliyor.</p>

<p>B12 vitamini: Özellikle eksiklik yaşayanlarda önemli</p>

<p>B12 vitamini, kırmızı kan hücrelerinin yapımı ve sinir sisteminin normal çalışması için gerekli.</p>

<p>B12 eksikliğinin giderilmesi, eksikliğe bağlı kansızlığın ve nörolojik sorunların tedavisinde önemli.</p>

<p>Hayvansal ürün tüketmeyen veganlar, bazı emilim bozuklukları bulunan kişiler, mide veya bağırsak ameliyatı geçirenler ve bazı ilaçları uzun süre kullanan bireylerde eksiklik riski artabiliyor.</p>

<p>Ancak B12 düzeyi yeterli olan sağlıklı bireylerde fazladan B12 almanın enerjiyi artırdığı veya zihinsel performansı geliştirdiği yönünde güçlü kanıt bulunmuyor.</p>

<p>B12 takviyesinin yararı, özellikle eksikliğin bulunup bulunmamasıyla ilişkili.</p>

<p>D vitamini: Kemik sağlığında önemli, her hastalığın çözümü değil</p>

<p>D vitamini, kalsiyum emilimi ve kemik mineralizasyonu açısından temel öneme sahip.</p>

<p>Belirgin D vitamini eksikliği çocuklarda raşitizme, yetişkinlerde ise kemiklerin yumuşamasına neden olan osteomalaziye yol açabiliyor.</p>

<p>Bu durumlarda eksikliğin giderilmesi önemli bir tedavi yaklaşımı.</p>

<p>Ancak D vitamininin kanseri, depresyonu, otoimmün hastalıkları veya enfeksiyonları önlediği ve tedavi ettiği yönündeki geniş kapsamlı iddialar klinik araştırmalarla aynı güçte desteklenmiyor.</p>

<p>D vitamini takviyesinin gerekliliği; yaş, beslenme, yaşam koşulları, eksiklik riski ve mevcut hastalıklar dikkate alınarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Yüksek dozların kontrolsüz kullanılması kanda kalsiyum artışına ve böbrek sorunlarına yol açabilir.</p>

<p>İyot: Özellikle gebelikte kritik bir besin öğesi</p>

<p>İyot, tiroid hormonlarının üretimi ve anne karnındaki bebeğin beyin gelişimi için gerekli.</p>

<p>İyot eksikliğinin önlenmesi, özellikle gebelik döneminde büyük önem taşıyor.</p>

<p>Bazı meslek kuruluşları, gebelik planlayan, gebe veya emziren kadınlarda iyot içeren takviyeleri öneriyor. Ancak bireysel ihtiyaç; beslenme, iyotlu tuz kullanımı ve tiroid hastalıkları gibi etkenlere göre değişebiliyor.</p>

<p>İyot takviyesi, tiroid hastalıklarının tamamını tedavi eden bir ürün değil.</p>

<p>Üstelik fazla iyot alınması, özellikle tiroid hastalığı bulunan bazı kişilerde tiroid fonksiyonlarını olumsuz etkileyebiliyor.</p>

<p>Çinko: Belirli çocukluk çağı hastalıklarında yararı var</p>

<p>Çinko, bağışıklık sisteminin normal işleyişinde, büyümede ve yara iyileşmesinde görev yapan temel minerallerden biri.</p>

<p>Çinko eksikliğinin giderilmesi, eksikliğe bağlı sağlık sorunlarının düzeltilmesinde önem taşıyor.</p>

<p>Ayrıca klinik araştırmalar, özellikle çinko eksikliğinin yaygın olduğu düşük gelirli bölgelerde, akut ishal yaşayan çocuklara uygulanan çinko desteğinin hastalık süresini kısaltabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak bu sonuç, bütün çocukların veya yetişkinlerin rutin çinko kullanması gerektiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Uzun süre yüksek doz çinko almak bakır eksikliğine ve başka sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p>

<p>Magnezyum: Migren için umut verici ama sınırlı kanıt</p>

<p>Magnezyum kasların, sinirlerin ve çok sayıda enzimin normal işlevi için gerekli.</p>

<p>Gerçek magnezyum eksikliğinin giderilmesi, eksikliğe bağlı sorunların tedavisinde yararlı.</p>

<p>Magnezyum takviyeleri ayrıca migren ataklarını önleme amacıyla araştırılmış durumda.</p>

<p>Bazı küçük klinik çalışmalar, belirli migren hastalarında atak sıklığının azalabileceğini gösteriyor. Bununla birlikte araştırmaların kapsamı sınırlı ve her hastada aynı sonuç elde edilmiyor.</p>

<p>Özellikle migren için kullanılan takviye miktarları, olağan günlük takviye güvenlik sınırlarını aşabildiğinden hekim gözetimi gerekiyor.</p>

<p>Magnezyum glisinat veya başka bir magnezyum formunun uyku, kan şekeri, kalp ritmi, böbrek taşı ve kas krampları gibi çok farklı sorunların tamamında etkili olduğu söylenemez.</p>

<p>AREDS2: Belirli bir göz hastalığında ilerlemeyi yavaşlatabiliyor</p>

<p>Bilimsel araştırmaların belirli bir hasta grubunda yarar gösterdiği önemli takviye formüllerinden biri AREDS2.</p>

<p>C vitamini, E vitamini, çinko, bakır, lutein ve zeaksantin içeren bu özel formül, yaşa bağlı makula dejenerasyonu adı verilen göz hastalığının belirli evrelerinde kullanılıyor.</p>

<p>Büyük klinik araştırmalar, uygun hastalarda bu tür takviyelerin hastalığın ileri evrelere ilerleme riskini azaltabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak AREDS2, bütün göz hastalıklarına iyi gelen bir vitamin karışımı değil.</p>

<p>Sağlıklı bireylerde veya hastalığın erken evresindeki herkeste aynı yarar gösterilmiş değil. Kullanım kararı göz hastalıkları uzmanı tarafından verilmeli.</p>

<p>Kreatin: Spor performansında güçlü kanıt</p>

<p>Kreatin monohidrat, egzersiz performansı üzerindeki etkileri en fazla araştırılmış takviyelerden biri.</p>

<p>Klinik araştırmalar, kreatin kullanımının özellikle ağırlık antrenmanı, sprint ve kısa süreli yüksek yoğunluklu egzersizlerde kas gücünü ve performansı artırabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak bu yarar her egzersiz türünde aynı değil. Uzun mesafe dayanıklılık sporlarında etkisi daha sınırlı olabiliyor.</p>

<p>Kreatin kullanmak tek başına kas geliştirmiyor. Egzersiz programı, yeterli beslenme ve dinlenme temel belirleyiciler olmaya devam ediyor.</p>

<p>Böbrek hastalığı bulunan kişilerin kreatin kullanımını hekimleriyle değerlendirmesi gerekiyor.</p>

<p>Protein tozu: Beslenmenin yetersiz kaldığı durumda yararlı</p>

<p>Protein takviyeleri, özellikle düzenli direnç egzersizi yapan ve günlük protein ihtiyacını besinlerden karşılamakta zorlanan kişiler için yararlı olabiliyor.</p>

<p>Yeterli protein tüketimi, egzersiz sonrasında kas protein sentezinin desteklenmesi ve kas dokusunun korunması açısından önemli.</p>

<p>Ancak protein tozlarının yumurta, süt ürünleri, et, balık veya baklagillerden sağlanan yeterli ve kaliteli proteine karşı otomatik bir üstünlüğü bulunmuyor.</p>

<p>Beslenmeyle yeterli protein alan bir kişinin mutlaka protein tozu kullanması gerekmiyor.</p>

<p>Protein tozu, dengeli beslenmenin yerini alan bir ürün değil; ihtiyaç halinde kullanılan tamamlayıcı bir seçenek.</p>

<p>Takviye kullanımında en sık yapılan hata</p>

<p>Takviyelerle ilgili en önemli yanlışlardan biri, bir maddenin vücutta gerekli olmasının o maddeyi yüksek dozda almanın da yararlı olacağı şeklinde yorumlanması.</p>

<p>Örneğin potasyum kalbin ve kasların normal çalışması için gerekli. Ancak bu durum herkesin yüksek miktarda potasyum takviyesi kullanmasını haklı çıkarmıyor.</p>

<p>Özellikle böbrek hastalığı bulunanlarda ve belirli ilaçları kullananlarda fazla potasyum tehlikeli kalp ritim bozukluklarına yol açabiliyor.</p>

<p>Benzer şekilde bir vitaminin kan düzeyini yükseltmesi, mutlaka kalp krizi, kanser veya başka bir hastalığın riskini azaltacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Üstelik takviyelerin bilimsel kanıt düzeyi birbirinden farklı.</p>

<p>Folik asidin nöral tüp defektlerini önlemedeki yararı güçlü kanıtlara dayanırken, magnezyumun migren üzerindeki etkisine ilişkin araştırmalar daha sınırlı.</p>

<p>Takviye almadan önce hangi sorular sorulmalı?</p>

<p>Bir takviyenin gerçekten gerekli olup olmadığını değerlendirmek için üç temel sorunun yanıtı önem taşıyor.</p>

<p>İlk olarak kişide belirli bir besin eksikliği, hastalık veya özel ihtiyaç bulunup bulunmadığı belirlenmeli.</p>

<p>İkinci olarak ürünün beklenen yararıyla ilgili insanlarda yapılmış güvenilir klinik araştırmaların bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli.</p>

<p>Üçüncü olarak da kullanılacak ürünün miktarı, süresi, ilaçlarla etkileşimleri ve kişiye özgü riskleri dikkate alınmalı.</p>

<p>Bilimsel verilerin ortaya koyduğu temel sonuç açık: Bir takviyenin faydalı olması, herkes için gerekli olduğu anlamına gelmiyor. Gerçek yararı belirleyen, ürünün popülerliği değil, doğru kullanım alanı ve kişinin ihtiyacı.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu haber genel bilgilendirme amaçlıdır. Takviyeler, eksikliklerin veya hastalıkların tanısını ve tedavisini kendi başınıza belirlemek için kullanılmamalıdır. Özellikle gebelikte, böbrek ve tiroid hastalıklarında, düzenli ilaç kullanımında ve yüksek doz takviye gerektiren durumlarda hekim değerlendirmesi önemlidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. National Institutes of Health (NIH), Office of Dietary Supplements. Vitamin and Mineral Supplement Fact Sheets. Vitamin ve mineral takviyelerinin yararları, kullanım alanları ve güvenliği hakkında bilimsel bilgi derlemesi.</p>

<p>2. U.S. Preventive Services Task Force (USPSTF). Folic Acid Supplementation to Prevent Neural Tube Defects: Preventive Medication. Recommendation Statement, 2023.</p>

<p>3. National Institutes of Health (NIH), Office of Dietary Supplements. Dietary Supplements for Exercise and Athletic Performance. Fact Sheet for Health Professionals, 2024. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bilimsel-kanitlara-gore-10-takviye-hangisi-ne-ise-yariyor</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3860.jpeg" type="image/jpeg" length="94636"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kahvaltıların Baş Tacı Pekmez Gerçekten Kan Yapar mı?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kahvaltilarin-bas-taci-pekmez-gercekten-kan-yapar-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kahvaltilarin-bas-taci-pekmez-gercekten-kan-yapar-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pekmez, demir içeriğiyle beslenmeye katkı sağlayabilir; ancak “kan yapar” sözü, kansızlığı tek başına tedavi ettiği anlamına gelmiyor. Demirin emilimi ve eksikliğin nedeni birlikte değerlendirilmeli.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kahvaltı sofralarının geleneksel lezzeti pekmez, demir alımına katkıda bulunabilir. Ancak “kan yapar” ifadesini, demir eksikliği anemisini tek başına tedavi ettiği şeklinde yorumlamak doğru değil. Beslenmenin desteklenmesi ile eksikliğin nedeninin araştırılması ve gerektiğinde ilaçla tedavisi farklı aşamalar.</p>

<p>Sağlık Bakanlığının Türkiye Beslenme Rehberi, pekmezi bitkisel kaynaklı, hem olmayan demir içeren besinler arasında sayıyor. Buradaki önemli ayrıntı, yiyeceğin içerdiği demir ile vücudun kullanabildiği demir miktarının aynı olmaması.</p>

<p>“Kan yapar” sözü neyi anlatıyor?</p>

<p>Demir, kırmızı kan hücrelerinde oksijen taşıyan hemoglobinin yapımı için gerekli. Yeterli demir alınması, normal kan yapımının sürdürülmesine yardımcı oluyor.</p>

<p>Bununla birlikte demir içeren bir yiyeceğin tüketilmesi, mevcut kansızlığın mutlaka düzeleceğini göstermez. Üstelik her kansızlık demir eksikliğinden kaynaklanmaz; B12 ve folat eksikliği gibi başka nedenler de bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle pekmezin besin değerini kabul etmekle ona tedavi görevi yüklemek birbirinden ayrılmalı.</p>

<p>Pekmezdeki demirin tamamı emilir mi?</p>

<p>Besinlerde demir, hem ve hem olmayan demir biçimlerinde bulunur. Bitkisel besinlerdeki hem olmayan demirin emilimi, öğünde birlikte tüketilen diğer yiyeceklerden etkilenir. Hem demir ise genel olarak daha iyi emilir.</p>

<p>Dolayısıyla yalnızca bir besinin demir içeriğine bakarak vücudun bundan ne kadar yararlanacağını kesin biçimde söylemek mümkün değildir. Günlük beslenmenin bütünü ve kişinin ihtiyacı da önem taşır.</p>

<p>Pekmeze limon eklemek ne sağlar?</p>

<p>C vitamini, bitkisel kaynaklı demirin emilimini artırabilir. Türkiye Beslenme Rehberi de pekmez, kuru baklagiller ve diğer hem olmayan demir kaynaklarının C vitamininden zengin besinlerle birlikte tüketilmesini öneriyor.</p>

<p>Öğünde biber, domates veya turunçgiller gibi besinlere yer verilmesi bu açıdan anlamlı olabilir. Ancak bu mekanizma, “pekmez ve limon karışımı kansızlığı tedavi eder” iddiasını doğrulamaz.</p>

<p>Emilimi destekleyen bir beslenme alışkanlığı, eksikliği giderecek tedavinin dozu ve süresiyle eş tutulamaz.</p>

<p>Demir neden eksildi?</p>

<p>Demir eksikliğinde araştırılması gereken temel sorulardan biri budur. Yetersiz alımın yanı sıra yoğun adet kanaması, gebelikte artan ihtiyaç ve mide-bağırsak sisteminden kan kaybı da etkili olabilir.</p>

<p>Neden belirlenmeden yalnızca pekmez tüketimini artırmak, sorunun kaynağını ortadan kaldırmaz. Özellikle tekrarlayan demir eksikliğinde değerlendirmeyi ertelememek gerekir.</p>

<p>Yorgunluk, solukluk, çarpıntı veya nefes darlığı gibi yakınmalar demir eksikliği anemisinde görülebilir; fakat tek başına tanı koydurmaz. Hekim, öykü ve kan tetkiklerini birlikte değerlendirir.</p>

<p>Demir ilacı yerine pekmez kullanılabilir mi?</p>

<p>Hekim tarafından demir tedavisi önerilmişse pekmez bunun yerine konulmamalı. Tedaviye verilen yanıtın takip edilmesi ve eksikliğe yol açan nedenin ele alınması gerekir.</p>

<p>İlaç kullanımında mide rahatsızlığı veya kabızlık yaşanıyorsa tedaviyi kendi kendine bırakmak yerine sağlık profesyoneliyle görüşülmeli.</p>

<p>Beslenme açısından ise tek bir yiyeceğe bağlanmak yerine çeşitlilik sağlanabilir. Et, balık, mercimek, kuru fasulye ve uygun demirle zenginleştirilmiş ürünler farklı kaynaklar sunar. Pekmez de bu düzenin bir parçası olabilir; ancak herkese aynı kaşık miktarıyla aynı tedavi sonucunu vaat eden bir tarif olarak sunulmamalı.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Demir eksikliği şüphesinde değerlendirmeyi pekmez tüketerek ertelemeyin. Önerilmiş demir tedavisini kendi kendinize bırakmayın veya bir besinle değiştirmeyin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Sağlık Bakanlığı. Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER), 2022.<br />
2. National Institutes of Health, Office of Dietary Supplements. Iron: Fact Sheet for Consumers.<br />
3. National Health Service. Iron deficiency anaemia.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kahvaltilarin-bas-taci-pekmez-gercekten-kan-yapar-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3859.jpeg" type="image/jpeg" length="41938"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk Profesörden Ortopedi Alanında Patent Başarısı: Kemik Kırıkları İçin Yeni İmplant]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/turk-profesorden-ortopedi-alaninda-patent-basarisi-kemik-kiriklari-icin-yeni-implant</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/turk-profesorden-ortopedi-alaninda-patent-basarisi-kemik-kiriklari-icin-yeni-implant" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cemil Ertürk’ün kemik kırıklarının cerrahi tedavisine yönelik geliştirdiği ortopedik implant buluşu, üniversite adına patentle tescillendi. Ortopedi alanındaki bilimsel çalışmaları ve yenilikçi cerrahi uygulamalarıyla tanınan Ertürk’ün buluşu, yerli sağlık teknolojileri açısından dikkat çekici bir başarı olarak öne çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ), sağlık teknolojileri alanındaki bilimsel çalışmalarına yeni bir patent başarısı ekledi. Üniversitenin Hamidiye Tıp Fakültesi öğretim üyesi ve İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Cemil Ertürk tarafından geliştirilen “Ortopedik İmplant” buluşunun üniversite adına tescillendiği duyuruldu.</p>

<p>2019/18334 başvuru numarasıyla kayıtlı buluş, kemik kırıklarının cerrahi tedavisinde kemik parçalarının kontrollü ve sağlam biçimde sabitlenmesini amaçlayan özgün bir mekanizma içeriyor.</p>

<p>KEMİK KIRIKLARININ TEDAVİSİ İÇİN YENİ TASARIM</p>

<p>Ortopedik cerrahide kırık kemik parçalarının doğru konumda sabitlenmesi, iyileşme sürecinin en önemli aşamalarından birini oluşturuyor. Özellikle cerrahi müdahale gerektiren kırıklarda kullanılan implantların mekanik özellikleri, tedavinin planlanması açısından büyük önem taşıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Cemil Ertürk’ün geliştirdiği implant, kırık kemik parçalarının bir arada tutulmasına yönelik özel bir sabitleme sistemine dayanıyor.</p>

<p>SBÜ patent portföyünde yer alan buluş özetine göre implant, kemik parçalarına yerleştirilen en az bir tel ile kemiğe temas eden bir gövdeden oluşuyor.</p>

<p>Tellerin kemik dışında kalan bölümleri, gövde üzerindeki açıklıklardan geçirilerek özel bir sabitleme plağı yardımıyla sıkıştırılıyor.</p>

<p>Bu mekanizmayla kemik parçalarının sağlam ve kontrollü biçimde birleştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>YENİLİKÇİ SABİTLEME MEKANİZMASI</p>

<p>Buluşun dikkat çeken özelliği, tel, gövde ve sabitleme plağının birlikte çalıştığı mekanik tasarımda ortaya çıkıyor.</p>

<p>Sistem, kemik parçalarının belirlenen konumda tutulmasına yönelik yeni bir teknik çözüm sunuyor.</p>

<p>Patent tescili, buluşun teknik özgünlüğünün korunması açısından önem taşırken implantın mevcut tedavilere göre klinik üstünlüğünü tek başına kanıtlamıyor. Bunun için gerekli mekanik testlerin, güvenlik değerlendirmelerinin ve klinik araştırmaların yapılması gerekiyor.</p>

<p>PROF. DR. CEMİL ERTÜRK KİMDİR?</p>

<p>1963 doğumlu Prof. Dr. Cemil Ertürk, Türkiye’de ortopedi ve travmatoloji alanında uzun yıllardır klinik ve akademik çalışmalar yürüten hekimler arasında yer alıyor.</p>

<p>Tıp eğitimini 1986 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesinde tamamlayan Ertürk, ortopedi ve travmatoloji uzmanlık eğitimini 1988-1992 yılları arasında İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinde aldı.</p>

<p>Akademik kariyerini Harran Üniversitesinde sürdüren Ertürk, 2009-2014 yılları arasında Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalında yardımcı doçent olarak görev yaptı. 2014 yılında doçent unvanını aldı.</p>

<p>2017 yılında Sağlık Bilimleri Üniversitesi bünyesinde görev yapmaya başlayan Ertürk, 2020 yılında profesör kadrosuna atandı.</p>

<p>Hâlen SBÜ Hamidiye Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalında akademik çalışmalarını sürdüren Ertürk, İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde eğitim ve klinik sorumluluğu görevini yürütüyor.</p>

<p>KALÇA VE DİZ CERRAHİSİNDE ÖNEMLİ ÇALIŞMALAR</p>

<p>Prof. Dr. Cemil Ertürk’ün başlıca uzmanlık alanları arasında kalça ve diz protez cerrahisi, eklem rekonstrüksiyonu, gelişimsel kalça çıkığı, kemik ve eklem deformitelerinin düzeltilmesi ile karmaşık kırıkların cerrahi tedavisi bulunuyor.</p>

<p>Özellikle kalça protezi ameliyatları, daha önce uygulanmış protezlerin yenilenmesi ve İlizarov yöntemiyle kemik uzatma ve deformite düzeltme ameliyatları üzerinde çalışıyor.</p>

<p>Uluslararası bilimsel dergilerde yayımlanan araştırmalarında diz kireçlenmesi, kalça gelişim bozuklukları, kırık tedavileri ve ortopedik cerrahi yöntemleri gibi konulara odaklanıyor.</p>

<p>Ertürk, akademik çalışmalarıyla çeşitli bilimsel ödüllere de layık görüldü. Özgeçmişinde 2016 yılında aldığı Veli Lök Teşvik Ödülü ile Harran Üniversitesinde kazandığı bilimsel araştırma ödülleri de yer alıyor.</p>

<p>ÜÇ BOYUTLU YAZICIYLA ÜRETİLEN KALÇA İMPLANTIYLA DA GÜNDEME GELMİŞTİ</p>

<p>Prof. Dr. Cemil Ertürk, daha önce üç boyutlu yazıcı teknolojisiyle üretilen kişiye özel ortopedik implantların cerrahide kullanılmasıyla da dikkat çekmişti.</p>

<p>2022 yılında İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Ertürk ve ekibi tarafından gerçekleştirilen ameliyatta, ciddi kalça kemiği kaybı bulunan bir hastaya kişiye özel üretilmiş implant uygulanmıştı.</p>

<p>Söz konusu implant, Sağlık Bilimleri Üniversitesinin Gülhane Külliyesinde faaliyet gösteren Gülhane Medikal Tasarım ve Üretim Merkezinde (METÜM) üç boyutlu yazıcı teknolojisiyle üretilmişti.</p>

<p>Hastanenin o tarihte yaptığı açıklamada, uzun süredir tekerlekli sandalye kullanan hastanın ameliyat sonrasında yeniden yürümeye başladığı bildirilmişti.</p>

<p>Bu uygulama, hastanın anatomik yapısına uygun implant üretiminde üniversite bünyesindeki mühendislik ve tıbbi üretim kapasitesinin kullanılabileceğini göstermişti.</p>

<p>Yeni patent konusu ortopedik implant ise bu kişiye özel kalça implantından farklı bir buluş olarak kemik kırıklarının sabitlenmesine odaklanıyor.</p>

<p>BİLİMSEL ARAŞTIRMADAN PATENTE UZANAN BAŞARI</p>

<p>Üniversitelerde geliştirilen tıbbi cihaz teknolojilerinin patentle korunması, bilimsel bilginin somut ürünlere dönüştürülmesi açısından önem taşıyor.</p>

<p>Özellikle ortopedik implantlar gibi yüksek teknik yeterlilik gerektiren alanlarda geliştirilen özgün tasarımlar, yerli tıbbi cihaz araştırmalarına ve gelecekteki sanayi iş birliklerine katkı sağlayabiliyor.</p>

<p>Prof. Dr. Cemil Ertürk’ün geliştirdiği ortopedik implantın üniversite adına tescillenmesi de SBÜ’nün sağlık teknolojileri alanındaki patent portföyüne yeni bir kazanım sağladı.</p>

<p>Buluşun ilerleyen süreçte üretime ve klinik kullanıma aktarılması, ilgili teknik, bilimsel ve düzenleyici aşamaların tamamlanmasına bağlı olacak.</p>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/turk-profesorden-ortopedi-alaninda-patent-basarisi-kemik-kiriklari-icin-yeni-implant</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 08:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3844.jpeg" type="image/jpeg" length="65999"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şırnak Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İbrahim Baz Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sirnak-universitesi-rektorlugune-prof-dr-ibrahim-baz-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sirnak-universitesi-rektorlugune-prof-dr-ibrahim-baz-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla alınan 2026/387 sayılı kararla Şırnak Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İbrahim Baz atandı. İlahiyat ve tasavvuf tarihi alanındaki akademik çalışmalarıyla tanınan Baz, Prof. Dr. Abdurrahim Alkış’ın yerine üniversitenin yeni rektörü oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şırnak Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İbrahim Baz atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/387 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Şırnak Üniversitesinin yeni rektörü Prof. Dr. İbrahim Baz oldu.</p>

<p>Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 7’nci maddeleri uyarınca gerçekleştirildi.</p>

<p>ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİNDE YÖNETİM DEĞİŞİMİ</p>

<p>Prof. Dr. İbrahim Baz, 2022 yılından bu yana Şırnak Üniversitesi Rektörlüğünü yürüten Prof. Dr. Abdurrahim Alkış’ın yerine atandı.</p>

<p>Üniversitenin İlahiyat Fakültesinde akademik çalışmalarını sürdüren Baz, daha önce Şırnak Üniversitesinde çeşitli akademik ve idari görevlerde bulundu.</p>

<p>Yeni atamayla birlikte Şırnak Üniversitesinde rektörlük görevini kurumun mevcut akademik kadrosundan bir isim üstlenmiş oldu.</p>

<p>PROF. DR. İBRAHİM BAZ KİMDİR?</p>

<p>1966 yılında Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinde doğan Prof. Dr. İbrahim Baz, Dörtyol İmam Hatip Lisesinden mezun oldu.</p>

<p>Yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde tamamladı.</p>

<p>Meslek hayatının bir döneminde Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretmenlik yaptı.</p>

<p>2006-2007 yıllarında Azerbaycan'daki Bakü İslam Üniversitesinde misafir öğretim üyesi olarak görev aldı.</p>

<p>Akademik çalışmalarını İslam tarihi, tasavvuf tarihi, dinî düşünce ve kültür alanlarında yoğunlaştırdı.</p>

<p>Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yapan Baz, 2023 yılında profesör kadrosuna yükseltildi.</p>

<p>AKADEMİK ESERLERİ VE EDEBÎ ÇALIŞMALARI</p>

<p>Prof. Dr. İbrahim Baz, akademik çalışmalarının yanı sıra edebiyat ve kültür alanındaki eserleriyle de tanınıyor.</p>

<p>Tasavvuf tarihi alanında Abdülehad Nûri-i Sivâsî, Kadızâdeliler-Sivâsîler Tartışması, Şeyh Muhammed Said Seydâ ve Şeyh Muhammed Hazîn el-Firsâfî üzerine araştırmalar gerçekleştirdi.</p>

<p>Akademik eserlerinin yanında roman, şiir, deneme ve gezi yazıları da kaleme aldı.</p>

<p>Eserleri arasında Sûfî Bir Aşk Yolcusu, Mem u Zîn Masalı, Şeyh ve Kilise ve Cudi bulunuyor.</p>

<p>Türkiye Yazarlar Birliğinin Şırnak temsilciliğini de üstlenen Baz, akademik faaliyetlerinin yanı sıra kültür ve edebiyat çalışmalarını sürdürdü.</p>

<p>Prof. Dr. İbrahim Baz, 6 Kasım 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Şırnak Üniversitesi Rektörlüğüne atandı. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sirnak-universitesi-rektorlugune-prof-dr-ibrahim-baz-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="13889"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[11 Üniversiteye Rektör Ataması Resmî Gazete’de Yayımlandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/11-universiteye-rektor-atamasi-resmi-gazetede-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/11-universiteye-rektor-atamasi-resmi-gazetede-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 11 üniversiteye rektör ataması yapıldı. Atama kararları, 7 Kasım 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 11 üniversitenin rektörlüğüne atama yapıldı. Cumhurbaşkanlığı tarafından alınan kararlar, 7 Kasım 2026 tarihli ve 33423 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.</p>

<p>2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 7’nci maddeleri uyarınca gerçekleştirilen atamalarla 11 üniversitenin rektörleri belirlendi.</p>

<p>11 Üniversitenin Rektörü Belli Oldu</p>

<p>Resmî Gazete’de yayımlanan 2026/378 ile 2026/388 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararlarına göre rektörlük görevlerine şu isimler atandı:</p>

<ol>
 <li>Erciyes Üniversitesi: Prof. Dr. Kuddisi Erkılıç</li>
 <li>Eskişehir Teknik Üniversitesi: Prof. Dr. Adnan Özcan</li>
 <li>Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi: Prof. Dr. Yılmaz Çatal</li>
 <li>Kayseri Üniversitesi: Prof. Dr. Recep Ulucak</li>
 <li>Kırıkkale Üniversitesi: Prof. Dr. Mustafa Orçan</li>
 <li>Konya Teknik Üniversitesi: Prof. Dr. Mehmet Çelik</li>
 <li>Malatya Turgut Özal Üniversitesi: Prof. Dr. Recep Bentli</li>
 <li>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi: Prof. Dr. Turhan Kaçar</li>
 <li>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi: Prof. Dr. Zafer Tatlı</li>
 <li>Şırnak Üniversitesi: Prof. Dr. İbrahim Baz</li>
 <li>Trabzon Üniversitesi: Prof. Dr. Hasan Rıza Aydın</li>
</ol>

<p>Atamalar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İmzasıyla Yapıldı</p>

<p>6 Kasım 2026 tarihinde imzalanan Cumhurbaşkanlığı kararları, 7 Kasım 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>

<p>Söz konusu kararlarla Türkiye’nin farklı illerindeki 11 devlet üniversitesinin rektörlük görevlerine ilişkin atama süreci resmiyet kazandı. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/11-universiteye-rektor-atamasi-resmi-gazetede-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="89646"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Zafer Tatlı Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sakarya-uygulamali-bilimler-universitesi-rektorlugune-prof-dr-zafer-tatli-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sakarya-uygulamali-bilimler-universitesi-rektorlugune-prof-dr-zafer-tatli-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla alınan 2026/386 sayılı kararla Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Zafer Tatlı atandı. Metalurji ve malzeme mühendisliği alanında akademik çalışmalar yürüten Tatlı, kurucu rektör Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık’ın ardından üniversitenin yeni rektörü oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Rektörlüğüne Prof. Dr. Zafer Tatlı atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/386 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesinin yeni rektörü Prof. Dr. Zafer Tatlı oldu.</p>

<p>Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 7’nci maddeleri uyarınca gerçekleştirildi.</p>

<p>KURUCU REKTÖRÜN ARDINDAN GÖREVE GELDİ</p>

<p>Prof. Dr. Zafer Tatlı, 2018 yılında kurulan Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesinin kurucu rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık’ın yerine atandı.</p>

<p>Üniversitenin kuruluşundan itibaren çeşitli akademik ve idari görevlerde bulunan Tatlı, rektörlük görevine getirilmeden önce Teknoloji Fakültesi Dekanı olarak görev yapıyordu.</p>

<p>PROF. DR. ZAFER TATLI KİMDİR?</p>

<p>1967 yılında Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde doğan Prof. Dr. Zafer Tatlı, 1991 yılında Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Metal Eğitimi Bölümünden mezun oldu.</p>

<p>1993 yılında Yükseköğretim Kurulu bursuyla lisansüstü eğitim için İngiltere’ye gitti.</p>

<p>Newcastle Üniversitesinde 1996 yılında yüksek lisans eğitimini, 2002 yılında ise doktora eğitimini tamamladı.</p>

<p>Doktora çalışmasını oksit kaplanmış silisyum nitrür tozlarının sinterlenmesi üzerine gerçekleştirdi.</p>

<p>2002 yılında Sakarya Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Metal Eğitimi Bölümünde öğretim üyesi olarak akademik kariyerine devam etti.</p>

<p>2012 yılında doçent, 2017 yılında profesör unvanını aldı.</p>

<p>2012-2018 yılları arasında Sakarya Üniversitesi Karasu Meslek Yüksekokulu Müdürlüğü görevini yürüttü.</p>

<p>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesinin 2018 yılında kurulmasının ardından akademik çalışmalarını yeni üniversitede sürdürdü.</p>

<p>SUBÜ bünyesinde Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürlüğü ve Teknoloji Fakültesi Dekanlığı görevlerinde bulundu.</p>

<p>METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLİĞİ ALANINDA ÇALIŞMALAR YÜRÜTTÜ</p>

<p>Prof. Dr. Zafer Tatlı, akademik çalışmalarını metalurji, malzeme mühendisliği, seramik malzemeler ve ileri üretim teknolojileri alanlarında yoğunlaştırdı.</p>

<p>Uluslararası bilimsel dergilerde 20'nin üzerinde yayına imza atan Tatlı, TÜBİTAK, Avrupa Birliği ve çeşitli kurumlar tarafından desteklenen araştırma projelerinde yürütücü ve araştırmacı olarak görev aldı.</p>

<p>Üniversite bünyesinde eğitim, araştırma ve akademik yönetim alanlarında deneyim kazanan Prof. Dr. Zafer Tatlı, 6 Kasım 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörlüğüne atandı. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sakarya-uygulamali-bilimler-universitesi-rektorlugune-prof-dr-zafer-tatli-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="50121"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Turhan Kaçar, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlüğüne Yeniden Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-turhan-kacar-mugla-sitki-kocman-universitesi-rektorlugune-yeniden-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-turhan-kacar-mugla-sitki-kocman-universitesi-rektorlugune-yeniden-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla alınan 2026/385 sayılı kararla Prof. Dr. Turhan Kaçar, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden atandı. Roma ve Bizans tarihi alanındaki akademik çalışmalarıyla tanınan Kaçar, 2022 yılında başladığı rektörlük görevini ikinci döneminde de sürdürecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Turhan Kaçar yeniden atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/385 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Prof. Dr. Turhan Kaçar’ın üniversitedeki rektörlük görevine devam etmesi kararlaştırıldı.</p>

<p>Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 7’nci maddeleri uyarınca gerçekleştirildi.</p>

<p>İKİNCİ KEZ REKTÖRLÜĞE ATANDI</p>

<p>Prof. Dr. Turhan Kaçar, 15 Eylül 2022 tarihli ve 2022/480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlüğüne atanmıştı.</p>

<p>Kaçar, yeni atama kararıyla birlikte üniversitedeki ikinci rektörlük dönemine başladı.</p>

<p>PROF. DR. TURHAN KAÇAR KİMDİR?</p>

<p>20 Temmuz 1968 tarihinde Muğla’nın Seydikemer ilçesinde doğan Prof. Dr. Turhan Kaçar, 1989 yılında İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümünden mezun oldu.</p>

<p>Akademik kariyerine 1994 yılında Balıkesir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesinde araştırma görevlisi olarak başladı.</p>

<p>Aynı üniversitede öğretim üyeliği görevlerinde bulunan Kaçar, 2004 yılında doçent unvanını aldı.</p>

<p>2009 yılında Pamukkale Üniversitesinde profesör olarak göreve başladı.</p>

<p>Akademik yaşamı boyunca bölüm başkanlığı, dekan yardımcılığı, fakülte kurulu ve fakülte yönetim kurulu üyelikleri, enstitü müdürlüğü ve dekanlık gibi çeşitli idari görevlerde bulundu.</p>

<p>Roma ve Bizans tarihi üzerine yoğunlaşan akademik çalışmaları kapsamında ulusal ve uluslararası bilimsel yayınlar gerçekleştirdi.</p>

<p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlüğüne atanmadan önce İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde dekanlık görevinde bulundu.</p>

<p>15 Eylül 2022 tarihinde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlüğüne atanan Prof. Dr. Turhan Kaçar, 6 Kasım 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile yeniden aynı göreve getirildi. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-turhan-kacar-mugla-sitki-kocman-universitesi-rektorlugune-yeniden-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="30556"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Recep Bentli, Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörlüğüne Yeniden Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-recep-bentli-malatya-turgut-ozal-universitesi-rektorlugune-yeniden-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-recep-bentli-malatya-turgut-ozal-universitesi-rektorlugune-yeniden-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla alınan 2026/384 sayılı kararla Prof. Dr. Recep Bentli, Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden atandı. İç hastalıkları uzmanı olan Bentli, 2022 yılından bu yana yürüttüğü rektörlük görevine ikinci döneminde de devam edecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Recep Bentli yeniden atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/384 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Prof. Dr. Recep Bentli’nin rektörlük görevine devam etmesi kararlaştırıldı.</p>

<p>Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin ilgili hükümleri uyarınca gerçekleştirildi.</p>

<p>2022 YILINDAN BU YANA REKTÖRLÜK GÖREVİNİ YÜRÜTÜYOR</p>

<p>Prof. Dr. Recep Bentli, 14 Eylül 2022 tarihinde Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörlüğüne atanmıştı.</p>

<p>Yeni Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ikinci kez rektörlük görevine getirilen Bentli, üniversitedeki çalışmalarını sürdürecek.</p>

<p>PROF. DR. RECEP BENTLİ KİMDİR?</p>

<p>1976 yılında Malatya’da doğan Prof. Dr. Recep Bentli, 2000 yılında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu.</p>

<p>2006 yılında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalında uzmanlık eğitimini tamamladı.</p>

<p>2011-2014 yılları arasında aynı üniversitenin Tıp Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yaptı.</p>

<p>2014 yılında doçent unvanını alan Bentli, 2014-2017 yılları arasında Malatya Turgut Özal Tıp Merkezinde başhekim yardımcılığı görevini yürüttü.</p>

<p>2017 yılında Malatya İl Sağlık Müdürü olarak atandı. Bu görevinde yaklaşık dört buçuk yıl bulundu.</p>

<p>2019 yılında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalında profesör kadrosuna atandı.</p>

<p>Sağlık kurumlarının yönetimi ve akademik çalışmalarda deneyim kazanan Bentli, 2022 yılında Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü oldu.</p>

<p>Rektörlük görevinin yanı sıra Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulu Üyeliğine de seçilen Prof. Dr. Recep Bentli, evli ve üç çocuk babasıdır.</p>

<p>Bentli, 6 Kasım 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ikinci kez Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörlüğüne atandı. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-recep-bentli-malatya-turgut-ozal-universitesi-rektorlugune-yeniden-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="44103"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Konya Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mehmet Çelik Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/konya-teknik-universitesi-rektorlugune-prof-dr-mehmet-celik-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/konya-teknik-universitesi-rektorlugune-prof-dr-mehmet-celik-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 2026/383 sayılı kararla Konya Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mehmet Çelik atandı. Çelik, Prof. Dr. Osman Nuri Çelik’in yerine üniversitenin yeni rektörü oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Konya Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mehmet Çelik atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla alınan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/383 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Konya Teknik Üniversitesinin yeni rektörü Prof. Dr. Mehmet Çelik oldu.</p>

<p>Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 7’nci maddeleri uyarınca gerçekleştirildi.</p>

<p>ÜNİVERSİTE YÖNETİMİNDE GÖREV DEĞİŞİMİ</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Çelik, Konya Teknik Üniversitesinde rektörlük görevini yürüten Prof. Dr. Osman Nuri Çelik’in yerine atandı.</p>

<p>2018 yılında kurulan Konya Teknik Üniversitesi, mühendislik, mimarlık, teknoloji ve uygulamalı bilimler alanlarında eğitim ve araştırma faaliyetlerini sürdürüyor.</p>

<p>Yeni rektörün atanmasıyla birlikte üniversitenin yönetiminde yeni bir dönem başladı.</p>

<p>PROF. DR. MEHMET ÇELİK KİMDİR?</p>

<p>Konya Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne atanan Prof. Dr. Mehmet Çelik’in akademik geçmişi ve daha önce üstlendiği yöneticilik görevlerine ilişkin ayrıntıların üniversitenin resmî duyurusuyla netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Atama kararıyla birlikte Çelik, Konya Teknik Üniversitesinin eğitim, araştırma ve kurumsal yönetim faaliyetlerinin sorumluluğunu üstlenecek. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/konya-teknik-universitesi-rektorlugune-prof-dr-mehmet-celik-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="78816"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Hasan Rıza Aydın Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzon-universitesi-rektorlugune-prof-dr-hasan-riza-aydin-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzon-universitesi-rektorlugune-prof-dr-hasan-riza-aydin-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla alınan 2026/388 sayılı kararla Trabzon Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Hasan Rıza Aydın atandı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Trabzon Tıp Fakültesinde akademik yöneticilik ve Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başhekimlik görevlerinde bulunan Aydın, üniversitenin yeni rektörü oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Hasan Rıza Aydın atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/388 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Trabzon Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Hasan Rıza Aydın getirildi.</p>

<p>Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 7’nci maddeleri uyarınca gerçekleştirildi.</p>

<p>Prof. Dr. Hasan Rıza Aydın, 2018 yılından bu yana iki dönem Trabzon Üniversitesi Rektörlüğünü yürüten Prof. Dr. Emin Aşıkkutlu’nun yerine atandı.</p>

<p>SAĞLIK ALANINDAKİ YÖNETİCİLİK TECRÜBESİYLE TANINIYOR</p>

<p>Üroloji uzmanı olan Prof. Dr. Hasan Rıza Aydın, akademik çalışmalarının yanı sıra sağlık kurumlarında üstlendiği yöneticilik görevleriyle tanınıyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Trabzon Tıp Fakültesinde dekan yardımcılığı, Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başhekimlik ve çeşitli sağlık kuruluşlarında yöneticilik görevlerinde bulunan Aydın, yeni dönemde Trabzon Üniversitesinin yönetimini üstlenecek.</p>

<p>PROF. DR. HASAN RIZA AYDIN KİMDİR?</p>

<p>1971 yılında Trabzon'da doğan Prof. Dr. Hasan Rıza Aydın, 1997 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu.</p>

<p>Üroloji alanındaki uzmanlık eğitimini 2008 yılında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesinde tamamladı.</p>

<p>Uzmanlık eğitiminin ardından Ardahan Devlet Hastanesinde mecburi hizmetini gerçekleştirdi.</p>

<p>2010-2012 yılları arasında Trabzon Akçaabat Haçkalı Baba Devlet Hastanesinde kurucu başhekim ve başhekim olarak görev yaptı.</p>

<p>2012-2014 yılları arasında Samsun Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği görevini yürüttü.</p>

<p>2014 yılında Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak akademik çalışmalarına devam etti.</p>

<p>2016 yılında Sağlık Bilimleri Üniversitesi Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniğinde göreve başladı.</p>

<p>Üroloji alanında özellikle laparoskopik ve robotik cerrahi üzerine çalışmalar yürüten Aydın, Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Bakırköy Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bu alanlarda mesleki çalışmalar gerçekleştirdi.</p>

<p>2018 yılında üroloji doçenti olan Aydın, Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Üroloji Kliniği Eğitim ve İdari Sorumluluğu görevini üstlendi.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Trabzon Tıp Fakültesinde dekan yardımcılığı yapan Aydın, 11 Nisan 2023 tarihinde Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği görevine başladı.</p>

<p>Prof. Dr. Hasan Rıza Aydın, 6 Kasım 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Trabzon Üniversitesi Rektörlüğüne atandı. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzon-universitesi-rektorlugune-prof-dr-hasan-riza-aydin-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="30672"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kırıkkale Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mustafa Orçan Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kirikkale-universitesi-rektorlugune-prof-dr-mustafa-orcan-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kirikkale-universitesi-rektorlugune-prof-dr-mustafa-orcan-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 2026/382 sayılı kararla Kırıkkale Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mustafa Orçan atandı. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinde rektör yardımcılığı görevinde bulunan Orçan, sosyoloji alanındaki akademik çalışmaları ve yükseköğretim yöneticiliği tecrübesiyle tanınıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kırıkkale Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mustafa Orçan atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla alınan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/382 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Kırıkkale Üniversitesinde rektörlük görevine Prof. Dr. Mustafa Orçan getirildi.</p>

<p>Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 7’nci maddeleri uyarınca gerçekleştirildi.</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Orçan, Kırıkkale Üniversitesinde rektörlük görevini yürüten Prof. Dr. Ersan Aslan’ın yerine atandı.</p>

<p>AKADEMİK KARİYERİNE KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİNDE BAŞLADI</p>

<p>Sosyoloji alanındaki akademik çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Mustafa Orçan, daha önce akademik kariyerinin önemli bir bölümünü geçirdiği Kırıkkale Üniversitesine bu kez rektör olarak döndü.</p>

<p>Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümünde öğretim üyesi olan Orçan, aynı üniversitede rektör yardımcılığı görevini de yürüttü.</p>

<p>PROF. DR. MUSTAFA ORÇAN KİMDİR?</p>

<p>Kahramanmaraş'ta doğan Prof. Dr. Mustafa Orçan, ilk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı.</p>

<p>1992 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde, doktora eğitimini ise İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde tamamladı.</p>

<p>1993-1999 yılları arasında Kırıkkale Üniversitesinde, 1999-2003 yılları arasında ise İstanbul Üniversitesinde araştırma görevlisi olarak çalıştı.</p>

<p>Doktora eğitiminin ardından Kırıkkale Üniversitesinde öğretim üyeliği yapan Orçan, 2010 yılında doçent, 2015 yılında profesör unvanını aldı.</p>

<p>2011 yılında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinde göreve başlayan Orçan, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümünde akademik çalışmalarını sürdürdü. Bölüm başkanlığı ve çeşitli akademik yöneticilik görevlerinde bulundu.</p>

<p>2023 yılında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektör Yardımcılığına atandı.</p>

<p>Akademik çalışmalarını sosyoloji, toplumsal değişim, kültür, eğitim ve değerler alanlarında yoğunlaştıran Orçan, çeşitli bilimsel yayınlara ve araştırma projelerine katkı sağladı.</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Orçan, 6 Kasım 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Kırıkkale Üniversitesi Rektörlüğüne atandı. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kirikkale-universitesi-rektorlugune-prof-dr-mustafa-orcan-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="12548"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kayseri Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Recep Ulucak Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kayseri-universitesi-rektorlugune-prof-dr-recep-ulucak-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kayseri-universitesi-rektorlugune-prof-dr-recep-ulucak-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan 2026/381 sayılı kararla Kayseri Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Recep Ulucak atandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Kayseri Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Recep Ulucak atandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/381 sayılı atama kararıyla üniversitenin yeni rektörü Ulucak oldu.</p>

<p>Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13. maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2, 3 ve 7. maddeleri uyarınca gerçekleştirildi.</p>

<p>Prof. Dr. Recep Ulucak kimdir?</p>

<p>Prof. Dr. Recep Ulucak, iktisat alanındaki akademik çalışmalarıyla tanınıyor.</p>

<p>Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan Ulucak, bölüm başkanlığı görevini de yürüttü.</p>

<p>Çevre ekonomisi, sürdürülebilir kalkınma, enerji ekonomisi ve ekonomik büyüme alanlarında bilimsel araştırmalar gerçekleştiren Ulucak, uluslararası akademik yayınları ve atıf performansıyla dikkat çekiyor.</p>

<p>Ulucak, Stanford Üniversitesi araştırmacılarının bibliyometrik göstergelere dayalı olarak hazırladığı dünyanın en etkili bilim insanları sıralamasında da yer aldı.</p>

<p>Kayseri Üniversitesinde yeni dönem</p>

<p>Prof. Dr. Recep Ulucak, Kayseri Üniversitesinde iki dönem rektörlük görevini yürüten Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa’nın ardından üniversitenin yönetimini üstlenecek. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kayseri-universitesi-rektorlugune-prof-dr-recep-ulucak-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="45499"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Yılmaz Çatal, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörlüğüne Yeniden Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-yilmaz-catal-isparta-uygulamali-bilimler-universitesi-rektorlugune-yeniden-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-yilmaz-catal-isparta-uygulamali-bilimler-universitesi-rektorlugune-yeniden-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan 2026/380 sayılı kararla, Prof. Dr. Yılmaz Çatal, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden atandı. Çatal, 2022 yılından bu yana yürüttüğü görevine devam edecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (ISUBÜ) Rektörlüğüne Prof. Dr. Yılmaz Çatal yeniden atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 6 Kasım 2026 tarihli ve 2026/380 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Prof. Dr. Yılmaz Çatal’ın rektörlük görevini sürdürmesi kararlaştırıldı.</p>

<p>Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin ilgili hükümleri uyarınca gerçekleştirildi.</p>

<p>2022 YILINDAN BU YANA REKTÖRLÜK GÖREVİNİ YÜRÜTÜYOR</p>

<p>Prof. Dr. Yılmaz Çatal, 15 Eylül 2022 tarihinde yayımlanan 2022/473 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörlüğüne atanmıştı.</p>

<p>Son kararla birlikte Çatal, üniversitedeki ikinci rektörlük dönemine başladı.</p>

<p>PROF. DR. YILMAZ ÇATAL KİMDİR?</p>

<p>1978 yılında Antalya’nın Kumluca ilçesinde doğan Prof. Dr. Yılmaz Çatal, ilk, orta ve lise öğrenimini Kumluca’da tamamladı.</p>

<p>1999 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Akademik kariyerine 2000 yılında aynı fakültede araştırma görevlisi olarak başladı.</p>

<p>Ormancılık bilimleri alanında çalışmalar yürüten Çatal, 2012 yılında doçent, 2018 yılında profesör unvanını aldı.</p>

<p>Akademik yaşamı boyunca meslek yüksekokulu müdürlüğü, Orman Fakültesi Dekanlığı ve çeşitli akademik birimlerde yöneticilik görevlerinde bulundu.</p>

<p>Ulusal ve uluslararası düzeyde 100'ün üzerinde bilimsel yayına katkı sağlayan Çatal, 20'den fazla araştırma projesinde araştırmacı, danışman veya yürütücü olarak görev aldı.</p>

<p>2018 yılından itibaren Avrupa Ormancılık Konseyi Yürütme Kurulu Üyeliği ve Avrupa Ormancılık Akademik Topluluğu Başkan Yardımcılığı görevlerini sürdüren Çatal, 2025 yılından bu yana Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulu Üyesi olarak da görev yapıyor.</p>

<p>Evli ve iki çocuk babası olan Prof. Dr. Yılmaz Çatal, İngilizce biliyor. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-yilmaz-catal-isparta-uygulamali-bilimler-universitesi-rektorlugune-yeniden-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/10/genel/resmi-gazete-atama-recep-tayyip-erdogan.jpg" type="image/jpeg" length="25415"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="50676"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="38116"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="13663"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="85314"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="31906"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="76759"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
