<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 19 Sep 2026 21:23:33 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Et Beni Nedir, Neden Çıkar? Et Benleri Hakkında Bilmeniz Gerekenler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/et-beni-nedir-neden-cikar-et-benleri-hakkinda-bilmeniz-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/et-beni-nedir-neden-cikar-et-benleri-hakkinda-bilmeniz-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Et benleri çoğunlukla zararsız cilt oluşumlarıdır ve özellikle boyun, koltuk altı ile deri kıvrımlarında görülür. Ancak büyüyen, ağrıyan veya kanayan oluşumların değerlendirilmesi gerekir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Et Beni Nedir, Neden Çıkar? Et Benleri Hakkında Bilmeniz Gerekenler</p>

<p>Boyunda, koltuk altında veya göz kapağında fark edilen küçük, yumuşak ve bazen ince bir sapla deriye bağlı çıkıntılar çoğu zaman “et beni” olarak adlandırılır. Tıptaki adı akrokordon olan bu oluşumlar iyi huyludur ve çoğunlukla tedavi gerektirmez.</p>

<p>Et benlerinin özellikle derinin birbirine veya giysilere sürtündüğü bölgelerde ortaya çıkması dikkat çeker. Boyun, koltuk altları, kasıklar, meme altları ve göz kapakları sık görüldükleri yerler arasındadır. Ancak her çıkıntının et beni olduğu varsayılmamalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Et beni nasıl görünür?</p>

<p>Et benleri genellikle yumuşak yapıdadır. Ten renginde olabilecekleri gibi deriden biraz daha koyu, pembe veya tahriş olduğunda kırmızı görünebilirler.</p>

<p>Bazıları deriye geniş bir yüzeyle bağlıyken bazıları ince bir sap üzerinden dışarı doğru uzanır. Çoğu küçüktür ve herhangi bir ağrıya yol açmaz.</p>

<p>Et benleri neden çıkar?</p>

<p>Et benlerinin neden oluştuğunu tek bir mekanizmayla açıklamak mümkün değildir. Bununla birlikte deri yüzeylerinin birbirine sürtündüğü bölgelerde daha sık görülmeleri, mekanik sürtünmenin gelişimlerinde etkili olabileceğini düşündürür.</p>

<p>Amerikan Dermatoloji Akademisi; fazla kilo, gebelik ve gevşek deri nedeniyle deri kıvrımlarında sürtünmenin artmasının et beni oluşumuyla ilişkili olabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Ailede et beni bulunması da olasılığı artırabilir. Yaş ilerledikçe daha sık görülmeleri de bilinen özellikleri arasındadır.</p>

<p>Et beni ile diyabet arasında bağlantı var mı?</p>

<p>Et benlerinin özellikle çok sayıda bulunması ile insülin direnci, tip 2 diyabet ve metabolik sendrom arasında ilişki bildirilmiştir. Amerikan Dermatoloji Akademisi de diyabet veya metabolik sendromu bulunan kişilerde et beni gelişme olasılığının daha yüksek olabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrım var: Bir kişide et beni bulunması, tek başına diyabet veya insülin direnci olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Et beni kanser midir?</p>

<p>Gerçek bir et beni iyi huylu, yani kanser olmayan bir cilt oluşumudur. Et benlerinin kendisi cilt kanseri olarak değerlendirilmez.</p>

<p>Asıl sorun, kişinin et beni sandığı oluşumun başka bir cilt lezyonu olabilmesidir. Benler, siğiller, seboreik keratozlar ve bazı cilt kanserleri zaman zaman et benine benzeyebilir.</p>

<p>Bu nedenle yeni ortaya çıkan ve alışılmış et benlerinden farklı görünen oluşumları kişinin kendi kendine teşhis etmesi doğru değildir.</p>

<p>Et beni mi siğil mi?</p>

<p>Et benleri çoğunlukla yumuşaktır ve bazen ince bir sapla deriden dışarı doğru uzanır. Siğiller ise genellikle daha sert ve pürüzlü bir yüzeye sahiptir.</p>

<p>Görünüm her zaman bu kadar tipik olmayabilir. Özellikle alışılmadık renkte, şekilde veya büyüklükteki bir oluşumun ne olduğundan emin olunamıyorsa dermatoloji değerlendirmesi en güvenli yaklaşımdır.</p>

<p>Et benleri bulaşıcı mı?</p>

<p>Et benleri siğiller gibi bulaşıcı bir enfeksiyon değildir. Bir kişiden diğerine dokunmayla geçen cilt oluşumları olarak kabul edilmezler.</p>

<p>Aynı kişide zaman içinde yeni et benlerinin ortaya çıkması ise “yayıldıkları” anlamına gelmez. Yeni oluşumlar, kişinin et beni geliştirmesine yol açan aynı yatkınlık ve çevresel faktörlerle ilişkili olabilir.</p>

<p>Et benini koparmak güvenli mi?</p>

<p>Et beninin makasla kesilmesi, koparılması, yakılması veya benzer yöntemlerle evde çıkarılmaya çalışılması önerilmez.</p>

<p>Bunun birkaç nedeni vardır. Et beni kan damarları içerebilir ve kesildiğinde kanayabilir. Evde yapılan müdahaleler enfeksiyon, yara izi ve çevredeki sağlıklı deride hasar oluşturabilir.</p>

<p>Daha önemli bir risk ise kişinin et beni sandığı oluşumun aslında başka bir cilt lezyonu olmasıdır. Böyle bir oluşumu evde ortadan kaldırmaya çalışmak doğru tanının gecikmesine neden olabilir.</p>

<p>Amerikan Dermatoloji Akademisi evde et beni çıkarmak amacıyla satılan ürünlerin kullanılmasını önermiyor. Cleveland Clinic de evde uygulanan yöntemlerde kanama, enfeksiyon, tahriş, yara izi ve yanlış lezyona müdahale risklerine dikkat çekiyor.</p>

<p>Elma sirkesi veya çay ağacı yağı işe yarar mı?</p>

<p>İnternette et benlerini düşürmek amacıyla elma sirkesi, çay ağacı yağı ve çeşitli kimyasal ürünlerin kullanılması önerilebiliyor.</p>

<p>Bu yöntemlerin güvenli ve etkili olduğuna ilişkin yeterli klinik kanıt bulunmuyor. Üstelik bazı maddeler tahriş, alerjik kontakt dermatit veya kimyasal yanık gibi cilt sorunlarına yol açabilir.</p>

<p>Siğil ilacı et benine sürülür mü?</p>

<p>Et beni ile siğil aynı oluşum değildir. Amerikan Dermatoloji Akademisi, siğil giderici ürünlerin et benlerinde kullanılmaması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Siğiller için kullanılan güçlü kimyasal maddeler daha yumuşak yapıdaki et beninin çevresindeki sağlıklı deriye zarar verebilir ve tahriş ya da yara izi oluşturabilir.</p>

<p>Et beni nasıl alınır?</p>

<p>Et beni herhangi bir sorun oluşturmuyorsa çoğunlukla çıkarılması gerekmez. Giysiye veya takıya takılması, sürekli tahriş olması, kanaması ya da göz kapağındaki bir et beninin görmeyi etkilemesi durumunda çıkarılması düşünülebilir.</p>

<p>Dermatologlar et beninin özelliklerine ve bulunduğu bölgeye göre farklı yöntemler kullanabilir.</p>

<p>Kriyoterapide oluşum çok düşük sıcaklıkla dondurulur. Elektrokoter veya elektrodessikasyon yöntemlerinde kontrollü elektrik enerjisinden yararlanılır. Uygun et benleri steril cerrahi makas veya benzeri bir aletle de çıkarılabilir.</p>

<p>Hangi yöntemin kullanılacağı et beninin büyüklüğüne, konumuna ve kişinin cilt özelliklerine göre belirlenir.</p>

<p>Et beni alındıktan sonra tekrar çıkar mı?</p>

<p>Tamamen çıkarılmış bir et beninin aynı noktadan yeniden büyümesi beklenen bir durum değildir. Ancak kişinin et beni geliştirme eğilimi devam ediyorsa vücudun başka bölgelerinde zaman içinde yeni et benleri oluşabilir.</p>

<p>Bu nedenle yeni et benlerinin çıkması, daha önce yapılan işlemin başarısız olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Et beni ne zaman doktora gösterilmeli?</p>

<p>Uzun süredir değişmeden duran, tipik görünümlü ve şikâyete neden olmayan bir et beni çoğunlukla tıbbi müdahale gerektirmez.</p>

<p>Buna karşılık şu değişikliklerde değerlendirme uygun olur:</p>

<p>Oluşumun belirgin şekilde büyümesi</p>

<p>Kendiliğinden veya tekrarlayan biçimde kanaması</p>

<p>Yeni başlayan ağrı oluşturması</p>

<p>Görünümünün diğer et benlerinden belirgin biçimde farklı olması</p>

<p>Ne olduğundan emin olunamaması</p>

<p>Kısa zamanda çok sayıda yeni oluşum ortaya çıkması</p>

<p>Bu belirtiler mutlaka ciddi bir hastalık olduğu anlamına gelmez. Ama özellikle tanısı belirsiz bir cilt oluşumunun evde çıkarılması yerine sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilmesi daha güvenlidir.</p>

<p>Et benlerini önlemek mümkün mü?</p>

<p>Et benlerini tamamen engellemenin kanıtlanmış bir yöntemi bulunmuyor. Derinin birbirine veya kıyafet ve takılara sürekli sürtündüğü alanların azaltılması bazı kişilerde tahrişi azaltabilir ancak bunun et benlerini kesin olarak önleyeceği söylenemez.</p>

<p>En önemli nokta, tipik bir et beninin genellikle zararsız olduğunu bilmek ve şüpheli bir cilt oluşumunu yalnızca görünüşüne bakarak et beni kabul etmemektir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel tanı veya tedavi önerisi değildir. Yeni gelişen, büyüyen, ağrıyan, kanayan veya görünümü değişen cilt oluşumları için sağlık profesyoneline başvurulmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>American Academy of Dermatology Association — Skin Tags: Why They Develop, and How to Remove Them</p>

<p>American Academy of Dermatology Association — 5 Reasons to See a Dermatologist for Mole, Skin Tag Removal</p>

<p>Cleveland Clinic — Skin Tags (Acrochordons): Causes, Locations, Treatment</p>

<p>Cleveland Clinic — How to Get Rid of Skin Tags, 2026</p>

<p>NHS — Skin Tags, 2026</p>

<p>WebMD — The Truth About Skin Tags </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/et-beni-nedir-neden-cikar-et-benleri-hakkinda-bilmeniz-gerekenler</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 21:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0941.jpeg" type="image/jpeg" length="83265"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vitiligo Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir? Cilt Rengi Geri Gelebilir mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/vitiligo-neden-olur-nasil-tedavi-edilir-cilt-rengi-geri-gelebilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/vitiligo-neden-olur-nasil-tedavi-edilir-cilt-rengi-geri-gelebilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vitiligo, bağışıklık sisteminin pigment üreten melanositleri hedef aldığı kronik bir hastalıktır. Kesin bir tedavisi olmasa da kremler, fototerapi ve yeni tedavilerle yeniden pigment oluşumu sağlanabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Vitiligo Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir? Cilt Rengi Geri Gelebilir mi?</p>

<p>Vitiligo, deriye rengini veren melanositlerin kaybı sonucunda süt beyazı, belirgin sınırlı alanların ortaya çıktığı kronik bir pigment hastalığıdır. Günümüzde hastalığın temelinde bağışıklık sisteminin melanositleri hedef aldığı otoimmün bir süreç bulunduğu kabul ediliyor.</p>

<p>Vitiligonun bugün için hastalığı kesin ve kalıcı biçimde ortadan kaldıran tek bir tedavisi bulunmuyor. Ancak bu, “vitiligonun tedavisi yok” anlamına gelmiyor. Hastalığın yayılmasını kontrol altına almak ve bazı bölgelerde yeniden pigment oluşmasını sağlamak mümkün olabiliyor. Tedavi başarısı lekenin yerine, hastalığın süresine, aktivitesine, vitiligo tipine ve kişiden kişiye değişen başka faktörlere bağlı.</p>

<p>Vitiligo nedir?</p>

<p>Normal cilt renginin oluşmasında melanosit adı verilen hücreler önemli rol oynar. Bu hücreler melanin pigmentini üretir.</p>

<p>Vitiligoda işlevsel melanositler azalır veya kaybolur. Bunun sonucunda deri pigmentini kaybeder ve karakteristik beyaz alanlar ortaya çıkar.</p>

<p>Lekeler vücudun hemen her bölgesinde gelişebilir. Eller, ayaklar, kollar ve yüz sık etkilenen bölgeler arasındadır. Saç, kaş, kirpik veya sakal gibi kıllarda da beyazlaşma meydana gelebilir.</p>

<p>Vitiligo neden olur?</p>

<p>Vitiligonun tek bir nedeni yoktur.</p>

<p>Mevcut bilimsel kanıtlar özellikle nonsegmental vitiligoda otoimmün mekanizmayı güçlü biçimde destekliyor. Bağışıklık sisteminin bazı hücreleri ve sinyal yolları melanositleri hedef alan sürecin oluşmasına katkıda bulunuyor.</p>

<p>Genetik yatkınlık da önem taşıyor. Vitiligo bazı ailelerde daha sık görülebiliyor ancak ailesinde vitiligo bulunan herkes hastalığı geliştirmiyor.</p>

<p>Şiddetli güneş yanığı veya başka cilt travmalarının bazı kişilerde yeni lezyonların ortaya çıktığı bölgelerle ilişkili olabildiği biliniyor. Bu durum Koebner fenomeni olarak adlandırılıyor.</p>

<p>Dolayısıyla vitiligoyu yalnızca “stres yaptı” veya “vitamin eksikliğinden oldu” şeklinde açıklamak bilimsel açıdan doğru değil.</p>

<p>Vitiligo bulaşıcı mı?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Vitiligo bir enfeksiyon değildir ve kişiden kişiye bulaşmaz. Dokunmak, aynı eşyaları kullanmak veya yakın temasta bulunmak vitiligoyu bulaştırmaz.</p>

<p>Ciltteki her beyaz leke vitiligo mudur?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Cilt renginin açılmasına veya beyaz lekelerin oluşmasına yol açabilen başka dermatolojik durumlar da vardır. Bu nedenle yalnızca görüntüye bakarak kişinin kendi kendine vitiligo tanısı koyması doğru değildir.</p>

<p>Dermatolog çoğu vakada deri muayenesiyle tanıya yaklaşabilir. Gerektiğinde Wood lambasıyla inceleme yapılabilir. Bazı hastalarda eşlik eden otoimmün hastalıklar açısından ek değerlendirme veya kan testleri gerekebilir.</p>

<p>Vitiligo ile tiroid hastalıkları arasında ilişki var mı?</p>

<p>Vitiligosu olan kişilerde bazı başka otoimmün hastalıkların görülme olasılığı artabilir.</p>

<p>Bunların arasında özellikle otoimmün tiroid hastalıkları bulunur. Tip 1 diyabet, pernisiyöz anemi ve bazı diğer otoimmün hastalıklarla da birliktelik görülebilir.</p>

<p>Ancak vitiligosu olan herkesin başka bir otoimmün hastalığı olduğu anlamına gelmez. Hangi testlerin gerekli olduğuna kişinin belirtileri, öyküsü ve klinik değerlendirmesi doğrultusunda hekim karar vermelidir.</p>

<p>Vitiligo tedavi edilebilir mi?</p>

<p>Vitiligo tedavisinde iki temel hedef vardır: aktif hastalıkta yeni pigment kaybını durdurmak veya yavaşlatmak ve mümkün olduğunda beyaz alanlarda yeniden pigment oluşmasını sağlamak.</p>

<p>Tedavi kişiye göre planlanır.</p>

<p>Topikal kortikosteroidler belirli hastalarda kullanılabilir. Özellikle yüz gibi bazı bölgelerde topikal kalsinörin inhibitörleri de dermatologların kullandığı seçenekler arasındadır.</p>

<p>Daha yaygın hastalıkta dar bant UVB (NB-UVB) fototerapisi önemli tedavi seçeneklerinden biridir.</p>

<p>Uzun süredir stabil olan ve uygun özellikleri taşıyan bazı hastalarda cerrahi pigmentasyon yöntemleri de değerlendirilebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni seçenek: Ruxolitinib krem</p>

<p>Vitiligo tedavisindeki önemli gelişmelerden biri JAK inhibitörlerinin kullanıma girmesi oldu.</p>

<p>Ruxolitinib, JAK1 ve JAK2 adlı hücresel sinyal proteinlerini inhibe eden bir ilaçtır. Topikal ruxolitinib krem, ABD Gıda ve İlaç Dairesi tarafından 12 yaş ve üzerindeki nonsegmental vitiligo hastalarında repigmentasyon amacıyla onaylanan ilk ilaç oldu.</p>

<p>İki Faz III çalışmada toplam 674 hasta değerlendirildi. Çalışmaların 24. haftasında ruxolitinib kullanan hastaların yaklaşık yüzde 30'u yüz bölgesindeki pigment kaybında başlangıca göre en az yüzde 75 iyileşme ölçütüne ulaştı. Kontrol gruplarında bu oran yaklaşık yüzde 7-11 düzeyindeydi.</p>

<p>Tedaviye devam eden hastalarda 52. haftaya kadar yanıtların artabildiği görüldü.</p>

<p>Bu sonuçlar bütün hastalarda aynı derecede pigment geri dönüşü olacağı anlamına gelmiyor. İlaçların endikasyonu, erişilebilirliği ve ruhsat durumu ülkelere göre de farklılık gösterebilir.</p>

<p>Cilt rengi tamamen geri gelebilir mi?</p>

<p>Bazı hastalarda belirgin repigmentasyon sağlanabilir. Ancak sonuçlar kişiden kişiye ve vücudun farklı bölgelerine göre önemli ölçüde değişebilir.</p>

<p>Özellikle yüz ve boyun bölgesi genellikle tedaviye daha iyi yanıt verebilirken el ve ayak uçları daha dirençli olabilir.</p>

<p>Bir diğer önemli nokta zamandır.</p>

<p>Pigmentin yeniden oluşması yavaş bir biyolojik süreçtir. Bazı tedavilerin etkisini değerlendirmek için aylar gerekebilir. Bu nedenle birkaç haftada sonuç alınmaması tedavinin mutlaka başarısız olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Vitiligo tekrarlar mı?</p>

<p>Olabilir.</p>

<p>Başarılı repigmentasyondan sonra bazı bölgelerde yeniden pigment kaybı gelişebilir. 2026 yılında yayımlanan uluslararası konsensüste “relaps”, daha önce kendiliğinden veya tedaviyle yeniden pigment kazanmış bir bölgede pigmentin tekrar kaybedilmesi olarak tanımlandı.</p>

<p>Aynı konsensüs vitiligonun şiddetini değerlendirirken yalnızca vücudun ne kadarının etkilendiğine bakılmasının yeterli olmadığını da vurguladı.</p>

<p>Hastalığın yayılması, yüz gibi görünür bölgelerin etkilenmesi ve kişinin psikososyal yaşamındaki yükü de değerlendirmeye katılmalı.</p>

<p>Vitiligo psikolojik olarak da etkileyebilir</p>

<p>Vitiligo fiziksel olarak çoğunlukla ağrılı bir hastalık değildir ancak görünür olması nedeniyle yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyebilir.</p>

<p>Özellikle yüz ve ellerdeki değişiklikler bazı kişilerde özgüven kaybı, sosyal çekilme, damgalanma hissi, kaygı veya depresif belirtilerle ilişkili olabilir.</p>

<p>Bu nedenle vitiligo yalnızca kozmetik bir sorun olarak görülmemelidir. 2026 uluslararası konsensüsü de psikolojik sıkıntı ve damgalanmayı hastalık şiddetinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken önemli ölçütler arasında sayıyor.</p>

<p>Güneşten korunmak neden önemli?</p>

<p>Pigmentini kaybetmiş bölgelerde melanin koruması azaldığından güneş yanığı riski artar.</p>

<p>Güneşten korunmak aynı zamanda normal deri ile depigmente alan arasındaki renk kontrastının belirginleşmesini azaltmaya yardımcı olabilir. Güneş koruyucu ürünler, uygun giysiler ve aşırı UV maruziyetinden kaçınma günlük bakımın önemli parçalarıdır.</p>

<p>Solaryum ise vitiligo için tıbbi fototerapinin alternatifi değildir.</p>

<p>Ne zaman dermatoloğa başvurulmalı?</p>

<p>Yeni ortaya çıkan veya giderek büyüyen beyaz lekeler dermatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>Özellikle son aylarda çok sayıda yeni lekenin oluşması veya mevcut lekelerin hızla genişlemesi hastalığın aktif olduğunu düşündürebilir. 2026 uluslararası konsensüsü, son üç ayda çok sayıda yeni depigmente lekenin ortaya çıkmasını veya mevcut alanların belirgin genişlemesini hızla ilerleyen vitiligo açısından önemli kabul ediyor.</p>

<p>Erken değerlendirme hem doğru tanının konulması hem de aktif hastalıkta uygun tedavi stratejisinin belirlenmesi açısından önem taşır.</p>

<p>Vitiligoda tedavi dönemi değişiyor</p>

<p>Vitiligo yıllarca çoğunlukla kozmetik bir pigment problemi olarak değerlendirildi. Günümüzde ise hastalığın otoimmün biyolojisi çok daha iyi anlaşılıyor.</p>

<p>JAK-STAT sinyal yolunun hastalıktaki rolünün ortaya çıkarılması ve hedefe yönelik tedavilerin geliştirilmesi bunun önemli örneklerinden biri.</p>

<p>Bununla birlikte vitiligoda tek bir tedavinin herkese uygun olmadığı unutulmamalı. Hastalığın tipi, yaygınlığı, aktif olup olmadığı, etkilenen bölge, yaş ve kişinin tedaviden beklentileri birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>En önemli değişimlerden biri ise belki de bakış açısında yaşanıyor: Vitiligo artık yalnızca “beyaz lekelerin yüzdesiyle” ölçülen bir hastalık olarak değerlendirilmiyor. Hastalığın görünürlüğü, ilerlemesi ve kişinin yaşamındaki etkisi de klinik tablonun bir parçası kabul ediliyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI<br />
Bu içerik genel sağlık bilgilendirmesi amacıyla hazırlanmıştır; tanı veya kişiye özel tedavi önerisi değildir. Ciltte yeni veya ilerleyen pigment kaybında dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır. Reçeteli ilaçlar ve fototerapi yalnızca uygun tıbbi değerlendirme sonrasında kullanılmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR<br />
National Institute of Arthritis and Musculoskeletal and Skin Diseases (NIAMS) – Vitiligo<br />
National Institute of Arthritis and Musculoskeletal and Skin Diseases (NIAMS) – Vitiligo: Diagnosis, Treatment, and Steps to Take<br />
U.S. Food and Drug Administration (FDA) – Ruxolitinib Cream Approval for Nonsegmental Vitiligo<br />
The New England Journal of Medicine – Two Phase 3, Randomized, Controlled Trials of Ruxolitinib Cream for Vitiligo<br />
JAMA Dermatology – Definition of Severity and Relapse for Vitiligo: An International Consensus Statement<br />
NHS – Vitiligo </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/vitiligo-neden-olur-nasil-tedavi-edilir-cilt-rengi-geri-gelebilir-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 21:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8090.jpeg" type="image/jpeg" length="53822"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Öğrencisi Haşim Kılıç Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dicle-universitesi-dis-hekimligi-ogrencisi-hasim-kilic-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dicle-universitesi-dis-hekimligi-ogrencisi-hasim-kilic-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Haşim Kılıç hayatını kaybetti. Kılıç’ın vefatı ailesi, arkadaşları ve üniversite çevresinde üzüntüyle karşılandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>DİYARBAKIR – Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Haşim Kılıç hayatını kaybetti.</p>

<p>Genç öğrencinin vefatı, ailesi ve yakınlarının yanı sıra sınıf arkadaşları ve Dicle Üniversitesi çevresinde üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ 3. SINIF ÖĞRENCİSİYDİ</p>

<p>Haşim Kılıç, Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde eğitim görüyordu.</p>

<p>Diş hekimliği eğitimine 3. sınıfta devam eden Kılıç’ın vefatının ardından ailesine, sevenlerine ve sınıf arkadaşlarına yönelik başsağlığı mesajları paylaşıldı.</p>

<p>Vefat haberinin ardından üniversite öğrencilerine yönelik paylaşımlar yapan Dedikodu Dicle hesabı da taziye mesajı yayımladı.</p>

<p>Paylaşımda, Haşim Kılıç’ın hatırasına duyulan saygı nedeniyle hesabın üç gün boyunca paylaşım yapmayacağı belirtildi.</p>

<p>HAŞİM KILIÇ KİMDİR?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haşim Kılıç, Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 3. sınıf öğrencisiydi.</p>

<p>Diyarbakır’da diş hekimliği eğitimini sürdüren Kılıç’ın vefatı, birlikte eğitim gördüğü arkadaşları arasında da büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Haşim Kılıç’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, arkadaşlarına ve Dicle Üniversitesi camiasına başsağlığı diliyoruz. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dicle-universitesi-dis-hekimligi-ogrencisi-hasim-kilic-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 20:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0933-1.jpeg" type="image/jpeg" length="51739"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karnıyarık Tarifi: Fırında Tam Ölçülü Ev Usulü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/karniyarik-tarifi-firinda-tam-olculu-ev-usulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/karniyarik-tarifi-firinda-tam-olculu-ev-usulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karnıyarık tarifi; patlıcan, kıyma, domates, biber ve soğanla hazırlanıyor. Kızartmadan fırında pişirme yöntemi, tam ölçüler ve püf noktaları burada.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Karnıyarık Tarifi: Fırında Tam Ölçülü Ev Usulü</p>

<p>Karnıyarık, patlıcanların kıymalı, soğanlı ve domatesli iç harçla doldurulmasıyla hazırlanan Türk mutfağının klasik ana yemeklerinden biri. Geleneksel tariflerde patlıcanlar çoğunlukla yağda kızartılıyor; ancak doğru teknikle fırında ön pişirerek de yumuşak, kızarmış ve lezzetli bir sonuç elde etmek mümkün.</p>

<p>Kızartmadan karnıyarığın en önemli noktası patlıcanı tamamen yağsız bırakmak değil. Patlıcanların yüzeyine ölçülü miktarda zeytinyağı sürülüp yüksek sıcaklıkta ön pişirme yapılması, sebzenin yumuşamasını ve yüzeyinin renk almasını sağlıyor.</p>

<p>İç harçta ise kıymayı sebzelerle birlikte uzun süre kurutmamak gerekiyor. Harcın hafif sulu bırakılması, karnıyarığın ikinci kez fırına girdiğinde kuru olmamasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Sağlıklı beslenme açısından neden öne çıkıyor?</p>

<p>Patlıcan, domates, biber, soğan ve sarımsak yemeğin sebze çeşitliliğini oluşturuyor.</p>

<p>Kıyma tarifin temel protein kaynağıdır. Kıymanın yağ oranı toplam enerji ve doymuş yağ miktarını önemli ölçüde etkileyebilir.</p>

<p>Patlıcanların derin yağda kızartılmak yerine fırında ölçülü zeytinyağıyla hazırlanması kullanılan ilave yağ miktarının daha kolay kontrol edilmesini sağlar.</p>

<p>Bununla birlikte karnıyarığın fırında hazırlanması tek başına onu düşük kalorili bir yemek yapmaz. Kıyma, zeytinyağı ve porsiyon büyüklüğü toplam enerji miktarını belirler.</p>

<p>Tarif bilgileri</p>

<p>Hazırlama süresi: 25 dakika<br />
Ön pişirme süresi: 20-25 dakika<br />
Son pişirme süresi: 20-25 dakika<br />
Toplam süre: Yaklaşık 1 saat 15 dakika<br />
Kaç kişilik: 6 kişilik<br />
Yaklaşık porsiyon büyüklüğü: Kişi başı 1 orta boy karnıyarık<br />
Zorluk: Orta<br />
Öğün: Öğle / akşam yemeği<br />
Kategori: Sağlıklı Tarifler</p>

<p>Yaklaşık besin değerleri</p>

<p>1 porsiyon için yaklaşık:</p>

<p>Kalori: 360 kcal<br />
Protein: 25 g<br />
Karbonhidrat: 19 g<br />
Yağ: 22 g<br />
Lif: 7 g</p>

<p>Değerler 6 orta boy patlıcan, 500 gram orta yağlı dana kıyma ve yaklaşık 40 ml zeytinyağı üzerinden altı porsiyon için yaklaşık hesaplanmıştır.</p>

<p>Patlıcanların büyüklüğü, kıymanın yağ oranı, kullanılan yağ miktarı ve porsiyon büyüklüğü gerçek değerleri değiştirebilir.</p>

<p>Malzemeler</p>

<p>6 orta boy kemer patlıcan, yaklaşık 1,2 kilogram<br />
500 gram orta yağlı dana kıyma<br />
2 orta boy kuru soğan, yaklaşık 200 gram<br />
3 orta boy domates<br />
3 yeşil biber<br />
4 diş sarımsak<br />
Yarım demet maydanoz<br />
Yaklaşık 3 yemek kaşığı zeytinyağı, 40 ml<br />
1 yemek kaşığı domates salçası<br />
1 çay kaşığı karabiber<br />
Yarım çay kaşığı kimyon<br />
Yarım çay kaşığı kırmızı toz biber<br />
Kontrollü miktarda tuz</p>

<p>Sosu için:</p>

<p>1 yemek kaşığı domates salçası<br />
300 ml sıcak su<br />
Yarım çay kaşığı karabiber</p>

<p>Üzeri için:</p>

<p>1 orta boy domates<br />
2-3 yeşil biber</p>

<p>Karnıyarık nasıl yapılır?</p>

<p>1. Patlıcanları yıkayın ve saplarını tamamen kesmeden temizleyin.</p>

<p>2. Kabuklarını uzunlamasına şeritler halinde alacalı soyun.</p>

<p>3. Patlıcanların orta bölümüne, iki ucuna ulaşmayacak şekilde uzunlamasına bir çizik atın. Patlıcanı tamamen ikiye bölmeyin.</p>

<p>4. Patlıcanlarda belirgin acılık varsa hafif tuzlu suda yaklaşık 15 dakika bekletin.</p>

<p>5. Sudan çıkarıp durulayın ve mutfak havlusuyla tamamen kurulayın.</p>

<p>6. Fırını 220 derece alt-üst ayarda önceden ısıtın.</p>

<p>7. Patlıcanların yüzeyine yaklaşık 2 yemek kaşığı zeytinyağını fırça yardımıyla ince bir tabaka halinde sürün.</p>

<p>8. Patlıcanları pişirme kağıdı serili fırın tepsisine yerleştirin.</p>

<p>9. Yaklaşık 20-25 dakika ön pişirme yapın. Sürenin yarısında patlıcanları bir kez çevirin.</p>

<p>10. Patlıcanların tamamen dağılmasını beklemeyin. Dışı renk almaya başlamalı, içi ise kaşıkla açılabilecek kadar yumuşamalıdır.</p>

<p>11. Patlıcanlar fırındayken kıymalı iç harcı hazırlayın.</p>

<p>12. Soğanları küçük küpler halinde doğrayın.</p>

<p>13. Sarımsakları ince kıyın.</p>

<p>14. İki domatesi küçük küpler halinde doğrayın.</p>

<p>15. İki yeşil biberi ince doğrayın.</p>

<p>16. Geniş tavayı orta-yüksek ateşte ısıtın.</p>

<p>17. Kıymayı tavaya alın ve tahta kaşıkla küçük parçalara ayırarak birkaç dakika kavurun.</p>

<p>18. Kıyma renk değiştirmeye başladığında kalan zeytinyağını ve soğanları ekleyin.</p>

<p>19. Soğanlar yumuşayana kadar yaklaşık 4-5 dakika pişirin.</p>

<p>20. Sarımsak ve biberleri ekleyip yaklaşık 2 dakika daha soteleyin.</p>

<p>21. Domates salçasını ekleyip yaklaşık 1 dakika karıştırın.</p>

<p>22. Doğranmış domatesleri ilave edin.</p>

<p>23. Karabiber, kimyon, kırmızı toz biber ve kontrollü miktarda tuz ekleyin.</p>

<p>24. Harcı orta ateşte yaklaşık 5-7 dakika pişirin.</p>

<p>25. Domatesin tamamen kurumasını beklemeyin. İç harç hafif nemli ve sulu kalmalıdır.</p>

<p>26. Ocağı kapattıktan sonra ince kıyılmış maydanozu ekleyin.</p>

<p>27. Ön pişmiş patlıcanları fırından çıkarın.</p>

<p>28. Patlıcanların önceden çizdiğiniz orta bölümlerini kaşığın arkasıyla dikkatlice açın.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>29. İç kısmı hafifçe bastırarak kıymalı harç için boşluk oluşturun. Patlıcanın tabanını delmeyin.</p>

<p>30. Hazırlanan kıymalı harcı altı patlıcana eşit şekilde paylaştırın.</p>

<p>31. Üzerlerine domates dilimi ve yeşil biber yerleştirin.</p>

<p>32. Sos için domates salçasını sıcak suyla tamamen açın.</p>

<p>33. Karabiberi ekleyip karıştırın.</p>

<p>34. Salçalı sosu patlıcanların üzerine doğrudan boca etmek yerine fırın kabının kenarından dökün.</p>

<p>35. Fırın sıcaklığını 190 dereceye düşürün.</p>

<p>36. Karnıyarıkları yaklaşık 20-25 dakika daha pişirin.</p>

<p>37. Pişmenin son bölümünde kıymalı harcın yüzeyi hafifçe kızarmalı, domates ve biberler yumuşamalıdır.</p>

<p>38. Kıymanın tamamen piştiğinden emin olun. Mutfak termometresi kullanılıyorsa kıymalı harcın merkezinde yaklaşık 71 derece güvenli pişirme açısından temel referanslardan biridir.</p>

<p>39. Fırından çıkardıktan sonra yaklaşık 5-10 dakika dinlendirin.</p>

<p>40. Tepside oluşan sostan az miktarda patlıcanların üzerine gezdirerek sıcak servis edin.</p>

<p>Şefin püf noktası</p>

<p>Kızartmadan karnıyarık yaparken patlıcanları tamamen yağsız fırına vermek beklenen klasik dokuyu sağlamayabilir. Az miktarda zeytinyağını fırçayla bütün yüzeye ince biçimde dağıtmak daha iyi sonuç verir.</p>

<p>Patlıcanların büyüklüklerinin birbirine yakın olması önemlidir. Çok küçük ve çok büyük patlıcanlar aynı tepside farklı sürelerde pişebilir.</p>

<p>İç harcı tamamen kurutmayın. Karnıyarık ikinci kez fırına gireceği için tavada kupkuru hale gelen kıyma fırından çıktığında sert olabilir.</p>

<p>Patlıcanı doldururken iç kısmını tamamen ezmeyin. Sebzenin kendi dokusunu koruması hem servis hem de lezzet açısından daha iyi sonuç verir.</p>

<p>Daha sağlıklı hale nasıl getirilebilir?</p>

<p>En önemli değişiklik patlıcanları derin yağda kızartmamak. Fırça yardımıyla ölçülü zeytinyağı kullanmak patlıcanın ne kadar yağ aldığını kontrol etmeyi kolaylaştırır.</p>

<p>Kıymanın yağ oranı toplam doymuş yağ miktarını etkileyebilir. Orta veya daha düşük yağ oranlı dana kıyma tercih edilebilir.</p>

<p>Tuz miktarını artırmak yerine sarımsak, maydanoz, kimyon, karabiber, domates ve biber gibi aromatik malzemeler kullanılabilir.</p>

<p>Karnıyarığın yanında ayrıca kızartılmış patates yerine mevsim salatası veya yoğurt tercih edilebilir.</p>

<p>Kimler için uygun?</p>

<p>Karnıyarık, et tüketen kişiler için sebze ve proteini aynı ana yemekte buluşturan bir seçenektir.</p>

<p>Tarifin temel malzemelerinde gluten içeren tahıl kullanılmaz. Ancak çölyak hastalığı bulunan kişilerin salça ve baharat gibi paketli ürünlerde etiket ve çapraz bulaşma kontrolü yapması gerekir.</p>

<p>Standart tarif yumurta ve süt ürünü içermez.</p>

<p>Karnıyarık kaç kaloridir?</p>

<p>Bu ölçülerle hazırlanan bir orta boy karnıyarık yaklaşık 360 kalori sağlayabilir.</p>

<p>Kıymanın yağ oranı, patlıcanların büyüklüğü ve özellikle kullanılan yağ miktarı kalori değerini önemli ölçüde değiştirebilir.</p>

<p>Karnıyarık fırında kaç derecede pişer?</p>

<p>Patlıcanlar ilk aşamada 220 derecede yaklaşık 20-25 dakika ön pişiriliyor.</p>

<p>İç harç eklendikten sonra karnıyarık 190 derece fırında yaklaşık 20-25 dakika daha pişiriliyor.</p>

<p>Karnıyarık için patlıcan kızartmak şart mı?</p>

<p>Hayır. Patlıcanların yüzeyine ölçülü miktarda zeytinyağı sürüp yüksek sıcaklıktaki fırında ön pişirmek mümkündür.</p>

<p>Bu yöntem derin yağda kızartmaya göre kullanılan ilave yağ miktarının kontrol edilmesini kolaylaştırır.</p>

<p>Karnıyarığın iç harcına ne konur?</p>

<p>Klasik kıymalı harçta dana kıyma, kuru soğan, domates, yeşil biber, sarımsak, salça, maydanoz ve baharatlar kullanılabilir.</p>

<p>İç harcın fırına girmeden önce tamamen kurutulmaması daha sulu bir sonuç sağlar.</p>

<p>Karnıyarığın yanına ne gider?</p>

<p>Cacık veya sade yoğurt ve büyük bir mevsim salatası iyi eşlikçiler arasındadır.</p>

<p>Daha geleneksel bir öğün için pirinç veya bulgur pilavı eklenebilir; ancak porsiyon büyüklüğü öğünün toplam enerji ve karbonhidrat miktarını etkiler.</p>

<p>Karnıyarık önceden hazırlanabilir mi?</p>

<p>Patlıcanlar ve kıymalı iç harç önceden hazırlanabilir. Yemek uygun şekilde soğutulup buzdolabında muhafaza edilmeli ve servis öncesinde tamamen ısıtılmalıdır.</p>

<p>Saklama ve servis</p>

<p>Kıyma içeren karnıyarığı oda sıcaklığında uzun süre bırakmayın.</p>

<p>Artan yemek uygun şekilde soğutulduktan sonra kapalı bir saklama kabında buzdolabında muhafaza edilmelidir.</p>

<p>Yeniden ısıtırken yalnızca patlıcanın değil kıymalı iç harcın merkezinin de tamamen ısındığından emin olun.</p>

<p>Fırında karnıyarık, klasik yemeğin temel lezzetini korurken patlıcanın kızartılması aşamasını ortadan kaldıran pratik bir yöntem sunuyor.</p>

<p>İyi sonuç için üç nokta özellikle önemli: patlıcanları yüksek sıcaklıkta yeterince ön pişirmek, kıymalı harcı tavada kurutmamak ve yemeği ikinci fırınlama sırasında gereğinden uzun tutmamak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı – Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER 2022)<br />
USDA – FoodData Central<br />
USDA – Food Safety and Inspection Service </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlıklı Tarifler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/karniyarik-tarifi-firinda-tam-olculu-ev-usulu</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0931.jpeg" type="image/jpeg" length="97787"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erciyes Üniversitesi Öğrencisi Ahmet Yimenici ABD’de Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/erciyes-universitesi-ogrencisi-ahmet-yimenici-abdde-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/erciyes-universitesi-ogrencisi-ahmet-yimenici-abdde-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi öğrencisi 21 yaşındaki Ahmet Yimenici, Work and Travel programıyla bulunduğu ABD’nin New Jersey eyaletinde denizde boğularak hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Erciyes Üniversitesi öğrencisi Ahmet Yimenici’den acı haber geldi. Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Havacılık Elektrik ve Elektroniği Bölümü 2. sınıf öğrencisi olan 21 yaşındaki Yimenici, Work and Travel programı kapsamında bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri’nde denizde boğularak hayatını kaybetti.</p>

<p>İzin gününde denize girdi</p>

<p>ABD basınında North Wildwood polisinin verdiği bilgilere dayandırılan haberlere göre olay, 17 Eylül 2026 Perşembe günü New Jersey eyaletindeki North Wildwood sahilinde meydana geldi.</p>

<p>Yaz döneminde ABD’de bulunan Yimenici’nin izin gününde denize girdiği bildirildi. Saat 14.00 sıralarında Second Avenue yakınlarında denizde zor durumda kalan genç öğrenciyi çevrede bulunan sörfçüler fark etti.</p>

<p>Sörfçüler tarafından sudan çıkarılan Yimenici’nin bilincinin kapalı olduğu belirtildi. Olay yerine gelen ekipler genç öğrenciye müdahalede bulundu.</p>

<p>Hastaneye kaldırıldı ancak kurtarılamadı</p>

<p>İlk müdahalenin ardından hastaneye kaldırılan Ahmet Yimenici, sağlık ekiplerinin tüm çabalarına rağmen hayatını kaybetti.</p>

<p>North Wildwood polisinin yerel basına verdiği bilgilere göre olayla bağlantılı şüpheli bir duruma rastlanmadı.</p>

<p>Work and Travel programıyla ABD’ye gitmişti</p>

<p>21 yaşındaki Ahmet Yimenici, Erciyes Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Havacılık Elektrik ve Elektroniği Bölümü 2. sınıf öğrencisiydi.</p>

<p>Yimenici’nin yaz döneminde Work and Travel programı kapsamında ABD’ye gittiği ve New Jersey’de çalıştığı bildirildi.</p>

<p>Genç öğrencinin hayatını kaybetmesinin ardından cenazesinin Türkiye’ye getirilmesi için de girişimler başlatıldı.</p>

<p>Erciyes Üniversitesi’nden başsağlığı mesajı</p>

<p>Erciyes Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi de öğrencisinin vefatının ardından başsağlığı mesajı yayımladı.</p>

<p>Fakültenin mesajında şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Fakültemiz Havacılık Elektrik ve Elektroniği Bölümü 2. sınıf öğrencisi Ahmet Yimenici’yi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve arkadaşlarına başsağlığı dileriz.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ahmet Yimenici’nin vefatı ailesi, arkadaşları ve Erciyes Üniversitesi camiasında büyük üzüntüye neden oldu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/erciyes-universitesi-ogrencisi-ahmet-yimenici-abdde-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 19:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0930.jpeg" type="image/jpeg" length="65716"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Lp(a) Yüksekliği Ne Demek? Normal Değer ve Kalp Krizi Riski]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/lpa-yuksekligi-ne-demek-normal-deger-ve-kalp-krizi-riski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/lpa-yuksekligi-ne-demek-normal-deger-ve-kalp-krizi-riski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lp(a) 30, 50 veya 100 mg/dL ne anlama gelir? Lipoprotein(a) büyük ölçüde genetik belirlenen bir kalp-damar risk faktörüdür; LDL normal olsa bile yüksek olabilir ve standart lipid panelinde ayrıca ölçülmesi gerekir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Lipoprotein(a), kısaca Lp(a), son yıllarda kalp-damar risk değerlendirmesinde daha fazla öne çıkan kan testlerinden biridir. Bunun önemli bir nedeni, kişinin LDL kolesterolü iyi görünürken Lp(a)'sının yüksek olabilmesidir.</p>

<p>Lp(a) düzeyi büyük ölçüde genetik olarak belirlenir. Beslenme, kilo verme ve egzersiz genel kalp-damar sağlığı için son derece önemli olsa da Lp(a)'yı LDL veya trigliserit kadar belirgin değiştirmez.</p>

<p>Bu nedenle Lp(a), klasik kolesterol testlerinden biraz farklı düşünülmelidir.</p>

<p>Lipoprotein(a) nedir?</p>

<p>Lp(a), LDL benzeri bir lipoprotein parçacığıdır.</p>

<p>Yapısında ApoB-100 bulunur. Buna ayrıca apolipoprotein(a) adı verilen özel bir protein bağlanmıştır.</p>

<p>Bu yapı Lp(a)'yı aterojenik, yani damar sertliği oluşumuna katkıda bulunabilen bir parçacık haline getirir.</p>

<p>Yüksek Lp(a) yalnızca koroner kalp hastalığı ve kalp kriziyle değil, iskemik inme ve kalsifik aort kapak darlığı gibi durumlarla da ilişkilidir.</p>

<p>Genetik ve Mendel randomizasyon çalışmalarından elde edilen kanıtlar, yüksek Lp(a)'nın aterosklerotik kalp-damar hastalığında yalnızca bir belirteç olmadığını, nedensel bir risk faktörü olduğunu güçlü biçimde desteklemektedir.</p>

<p>Lp(a) kaç olmalı?</p>

<p>Lp(a) sonuçlarının yorumlanmasında kullanılan birim çok önemlidir.</p>

<p>Sonuç:</p>

<p>mg/dL</p>

<p>veya</p>

<p>nmol/L</p>

<p>olarak raporlanabilir.</p>

<p>Sık kullanılan risk sınıflandırmalarından birinde:</p>

<p>30 mg/dL'nin altı genellikle daha düşük riskli,</p>

<p>30-50 mg/dL arası ara bölge,</p>

<p>50 mg/dL ve üzeri ise kalp-damar riskini artıran düzey</p>

<p>olarak değerlendirilir.</p>

<p>nmol/L ile raporlandığında yaklaşık 125 nmol/L ve üzerindeki değerler sıklıkla risk artırıcı olarak kabul edilir.</p>

<p>Ancak mg/dL ile nmol/L arasında herkese uygulanabilecek sabit bir dönüşüm katsayısı yoktur. Bunun nedeni Lp(a) parçacıklarının büyüklüğünün kişiler arasında değişebilmesidir.</p>

<p>Bu nedenle laboratuvar sonucunu yorumlarken hangi birimin kullanıldığı mutlaka kontrol edilmelidir.</p>

<p>Lp(a) 30 ne anlama gelir?</p>

<p>Lp(a) 30 mg/dL civarı, düşük risk ile ara risk bölgesinin sınırında değerlendirilebilecek bir sonuçtur.</p>

<p>Tek başına kalp-damar hastalığı anlamına gelmez.</p>

<p>Kişinin LDL kolesterolü, ApoB'si, tansiyonu, diyabet durumu, sigara kullanımı, böbrek fonksiyonları ve aile öyküsüyle birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Lp(a)'nın önemli özelliği toplam riske ek bilgi sağlamasıdır.</p>

<p>Lp(a) 50 ne demek?</p>

<p>Lp(a) 50 mg/dL ve üzerindeki değerler güncel kardiyovasküler değerlendirmelerde önemli bir risk artırıcı faktör olarak kabul edilir.</p>

<p>Bu değer kişinin kalp krizi geçireceği anlamına gelmez.</p>

<p>Ancak diğer koşullar aynı olduğunda yüksek Lp(a)'ya sahip kişinin yaşam boyu aterosklerotik kalp-damar riski daha yüksek olabilir.</p>

<p>Bu nedenle yüksek Lp(a) saptandığında özellikle LDL ve diğer değiştirilebilir risk faktörlerinin daha yoğun kontrol edilmesi gündeme gelebilir.</p>

<p>Lp(a) 100 ne anlama gelir?</p>

<p>Lp(a) 100 mg/dL belirgin derecede yüksek bir sonuçtur.</p>

<p>Bu düzey büyük ölçüde genetik özelliklerle ilişkili olabilir ve kişinin yaşam boyu kalp-damar riskini artırabilir.</p>

<p>Ancak Lp(a) için “100'ün üzerinde kesin kalp hastalığı vardır” şeklinde bir eşik yoktur.</p>

<p>Lp(a) bir damar görüntüleme testi değildir.</p>

<p>Yüksek sonuç kişinin damarlarında ne kadar plak bulunduğunu doğrudan göstermez; gelecekteki aterosklerotik hastalık riskinin değerlendirilmesine katkıda bulunur.</p>

<p>LDL normal ama Lp(a) yüksek olabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Lp(a)'nın en önemli klinik özelliklerinden biri budur.</p>

<p>Standart lipid panelinde LDL, HDL, total kolesterol ve trigliserit ölçülür. Lp(a) ise ayrıca istenmesi gereken ayrı bir testtir.</p>

<p>Bu nedenle LDL'si 80 veya 90 mg/dL olan bir kişinin Lp(a)'sı belirgin yüksek olabilir.</p>

<p>Normal LDL sonucu yüksek Lp(a)'yı dışlamaz.</p>

<p>Özellikle genç yaşta kalp krizi veya inme geçiren, ailesinde erken kalp-damar hastalığı bulunan ya da klasik risk faktörleriyle açıklanamayan damar hastalığı gelişen kişilerde bu ayrım önem kazanır.</p>

<p>Lp(a) neden yükselir?</p>

<p>Lp(a) düzeyinin temel belirleyicisi genetiktir.</p>

<p>LPA genindeki genetik farklılıklar kişinin Lp(a) düzeyinin büyük bölümünü belirler.</p>

<p>Bu nedenle aynı aile içinde yüksek Lp(a) kümelenebilir.</p>

<p>Yaşam tarzı Lp(a) üzerinde LDL veya trigliseritte olduğu kadar güçlü değildir.</p>

<p>Bazı böbrek hastalıkları ve fizyolojik durumlar Lp(a) düzeyini etkileyebilse de kişinin temel düzeyi büyük ölçüde kalıtsaldır.</p>

<p>Bu nedenle yüksek Lp(a)'yı yalnızca “yanlış beslendim” şeklinde açıklamak doğru değildir.</p>

<p>Lp(a) neden hayatta en az bir kez ölçülüyor?</p>

<p>Lp(a) düzeyi büyük ölçüde genetik olduğu ve yetişkinlik boyunca görece kararlı kaldığı için her yıl rutin olarak ölçülmesi çoğu kişide gerekli değildir.</p>

<p>Güncel kardiyoloji ve lipid kılavuzlarında yetişkinlerin Lp(a) düzeyinin en az bir kez ölçülmesi giderek daha güçlü biçimde önerilmektedir.</p>

<p>Bunun amacı klasik kolesterol panelinde görünmeyen kalıtsal bir risk faktörünü belirlemektir.</p>

<p>Sonuç çok yüksekse veya kişinin klinik durumu değişirse tekrar ölçüm gerekebilir.</p>

<p>Ailede yüksek Lp(a) varsa diğer aile bireyleri de ölçtürmeli mi?</p>

<p>Bu özellikle anlamlı olabilir.</p>

<p>Lp(a) büyük ölçüde kalıtsal olduğu için belirgin yüksek Lp(a) saptanan kişilerin birinci derece yakınlarında da yüksek değer bulunma olasılığı artar.</p>

<p>Bu nedenle aile taraması değerlendirilebilir.</p>

<p>Özellikle ailede genç yaşta kalp krizi, koroner arter hastalığı, inme veya aort kapak darlığı öyküsü varsa Lp(a) ölçümü daha fazla önem kazanabilir.</p>

<p>Lp(a) kalp krizi riskini neden artırıyor?</p>

<p>Lp(a), kolesterol taşıyan aterojenik bir parçacıktır.</p>

<p>Damar duvarına girerek aterosklerotik plak oluşumuna katkıda bulunabilir.</p>

<p>Ayrıca yapısında bulunan oksitlenmiş fosfolipitler inflamatuvar ve aterojenik süreçlerle ilişkilidir.</p>

<p>Bu nedenle Lp(a)'nın etkisi yalnızca taşıdığı kolesterol miktarından ibaret değildir.</p>

<p>Yaşam boyunca yüksek Lp(a)'ya maruz kalmak koroner kalp hastalığı riskini artırabilir.</p>

<p>Lp(a) aort darlığıyla ilişkili mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Yüksek Lp(a) yalnızca damar sertliğiyle değil, kalsifik aort kapak hastalığıyla da güçlü biçimde ilişkilidir.</p>

<p>Genetik çalışmalar yüksek Lp(a)'nın aort kapağında kalsifikasyon ve aort darlığı gelişiminde nedensel rol oynayabileceğini desteklemektedir.</p>

<p>Bu, Lp(a)'yı diğer birçok lipid parametresinden ayıran dikkat çekici özelliklerden biridir.</p>

<p>Ancak yüksek Lp(a) bulunan herkes aort darlığı geliştirmez.</p>

<p>Lp(a) beslenmeyle düşer mi?</p>

<p>Genellikle belirgin ölçüde değil.</p>

<p>Akdeniz tipi beslenme, düzenli egzersiz, sağlıklı kilo ve sigaradan uzak durmak kalp-damar riskini azaltmak için son derece değerlidir.</p>

<p>Ancak bu değişikliklerin Lp(a) düzeyini büyük ölçüde düşürmesi beklenmez.</p>

<p>Bu durum yaşam tarzının önemsiz olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Tam tersine değiştirilemeyen genetik Lp(a) riski varsa değiştirilebilir risk faktörlerinin daha iyi kontrol edilmesi daha önemli hale gelir.</p>

<p>Lp(a) yüksekse ne yapılır?</p>

<p>Bugünkü yaklaşımın temelinde toplam kalp-damar riskini mümkün olduğunca azaltmak vardır.</p>

<p>Özellikle LDL kolesterolün kişisel risk düzeyine uygun şekilde kontrol edilmesi önemlidir.</p>

<p>Tansiyon, diyabet, sigara kullanımı, kilo ve fiziksel aktivite gibi değiştirilebilir risk faktörleri de yönetilir.</p>

<p>Statinler Lp(a)'yı anlamlı biçimde düşürmez ve bazı kişilerde küçük artışlara yol açabilir. Buna rağmen yüksek Lp(a)'lı ve uygun risk düzeyindeki hastalarda statinler LDL'yi düşürerek kalp-damar riskini azaltabildiği için önemli tedavilerdir.</p>

<p>PCSK9 inhibitörleri LDL'yi güçlü biçimde düşürürken Lp(a)'da da yaklaşık yüzde 20-30 civarında azalma sağlayabilir.</p>

<p>Ancak bugün Lp(a)'yı çok güçlü ve seçici biçimde düşürmek amacıyla geliştirilmekte olan tamamen yeni tedaviler bulunmaktadır.</p>

<p>Lp(a)'yı düşüren yeni ilaçlar geliyor mu?</p>

<p>Evet. Lp(a), lipid tedavisindeki en hareketli araştırma alanlarından biri haline geldi.</p>

<p>Yeni ilaçların önemli bölümü karaciğerde apolipoprotein(a) üretimini genetik mesaj düzeyinde hedefliyor.</p>

<p>Bunların arasında antisens oligonükleotidler ve küçük girişimci RNA, yani siRNA tedavileri bulunuyor.</p>

<p>Ama burada kritik bir ayrım yapılmalıdır:</p>

<p>Bir ilacın Lp(a)'yı yüzde 80 veya yüzde 90 düşürmesi, kalp krizi ve inmeyi de aynı oranda azalttığı anlamına gelmez.</p>

<p>Yeni tedavilerin asıl sınavı klinik sonuç çalışmalarında olacak.</p>

<p>Pelacarsen nedir?</p>

<p>Pelacarsen, apolipoprotein(a) üretimini azaltmayı hedefleyen antisens oligonükleotid tedavisidir.</p>

<p>Çalışmalarda Lp(a)'da güçlü düşüşler sağlamıştır.</p>

<p>En önemli araştırmalardan biri Lp(a) HORIZON çalışmasıdır. Bu çalışma, daha önce aterosklerotik kalp-damar hastalığı bulunan ve Lp(a)'sı yüksek kişilerde pelacarsenin kalp krizi, inme ve diğer kardiyovasküler olayları azaltıp azaltmadığını değerlendirmek üzere tasarlanmıştır.</p>

<p>Dolayısıyla pelacarsen için kritik soru artık yalnızca “Lp(a)'yı düşürüyor mu?” değil, “Bu düşüş hastaların daha az kalp-damar olayı yaşamasını sağlıyor mu?” sorusudur.</p>

<p>Olpasiran nedir?</p>

<p>Olpasiran, LPA geninden gelen mesajı hedefleyen bir siRNA tedavisidir.</p>

<p>Faz II çalışmalarında Lp(a) düzeyinde yüzde 90'ı aşabilen çok büyük düşüşler bildirilmiştir.</p>

<p>Bu sonuçlar oldukça dikkat çekicidir ancak laboratuvar değerindeki düşüş klinik faydanın kesin kanıtı değildir.</p>

<p>Olpasiranın büyük kardiyovasküler sonuç çalışmalarında kalp krizi, inme ve diğer olayları azaltıp azaltmadığı araştırılmaktadır.</p>

<p>Lepodisiran neden dikkat çekiyor?</p>

<p>Lepodisiran da Lp(a) üretimini hedefleyen siRNA temelli yeni nesil tedavilerden biridir.</p>

<p>Erken ve orta faz çalışmalarda tek veya seyrek dozlarla çok uzun süre devam eden ve yüzde 90'ın üzerine çıkabilen Lp(a) düşüşleri bildirilmiştir.</p>

<p>Bu uzun etki süresi tedavinin en dikkat çekici özelliklerinden biridir.</p>

<p>Ancak lepodisiran için de temel soru aynıdır: Çok büyük biyokimyasal düşüşün gerçek dünyada daha az kalp krizi ve inme anlamına gelip gelmediği büyük klinik sonuç çalışmalarıyla gösterilmelidir.</p>

<p>Yeni Lp(a) ilaçları ne kadar umut verici?</p>

<p>Biyolojik etki açısından oldukça güçlü sonuçlar var.</p>

<p>Bir zamanlar yaşam tarzıyla veya mevcut ilaçlarla büyük ölçüde değiştirilemeyen bir risk faktörünün yüzde 80-90'dan fazla azaltılabilmesi önemli bir bilimsel gelişmedir.</p>

<p>Ancak modern kardiyolojide yalnızca laboratuvar değerini değiştirmek yeterli kabul edilmez.</p>

<p>Yeni ilaçların güvenli olması ve en önemlisi kalp krizi, inme ve kardiyovasküler ölüm gibi hasta açısından anlamlı sonuçları azaltması gerekir.</p>

<p>Bu sonuçlar netleştiğinde Lp(a), yalnızca ölçülen bir genetik risk belirteci olmaktan çıkıp doğrudan hedeflenen önemli bir tedavi alanına dönüşebilir.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>Lp(a) 50 yüksek mi?</p>

<p>Evet. 50 mg/dL ve üzerindeki Lp(a) birçok güncel yaklaşımda kalp-damar riskini artıran düzey olarak kabul edilir. Ancak kişinin toplam riski LDL, tansiyon, diyabet ve diğer faktörlerle birlikte değerlendirilir.</p>

<p>LDL normal olduğu halde Lp(a) yüksek olabilir mi?</p>

<p>Evet. Lp(a) ayrı ve büyük ölçüde genetik bir lipoproteindir. Normal LDL sonucu yüksek Lp(a)'yı dışlamaz; bu nedenle Lp(a)'nın ayrı olarak ölçülmesi gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lp(a) nasıl düşürülür?</p>

<p>Yaşam tarzı Lp(a)'yı genellikle büyük ölçüde değiştirmez. Mevcut yaklaşım LDL ve diğer değiştirilebilir riskleri yoğun biçimde kontrol etmektir; Lp(a)'yı doğrudan hedefleyen yeni RNA temelli ilaçlar ise klinik çalışmalarda araştırılmaktadır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. European Atherosclerosis Society. Lipoprotein(a) in Atherosclerotic Cardiovascular Disease and Aortic Stenosis: A European Atherosclerosis Society Consensus Statement. European Heart Journal, 2022.</p>

<p>2. American Heart Association. Lipoprotein(a): A Genetically Determined, Causal, and Prevalent Risk Factor for Atherosclerotic Cardiovascular Disease. Arteriosclerosis, Thrombosis, and Vascular Biology.</p>

<p>3. O'Donoghue ML, Rosenson RS, Gencer B, et al. Small Interfering RNA to Reduce Lipoprotein(a) in Cardiovascular Disease. New England Journal of Medicine, 2022.</p>

<p>4. Nissen SE, Wolski K, Balog C, et al. Single Ascending Dose Study of a Short Interfering RNA Targeting Lipoprotein(a) Production. JAMA, 2023.</p>

<p>5. Tsimikas S, Karwatowska-Prokopczuk E, Gouni-Berthold I, et al. Lipoprotein(a) Reduction in Persons with Cardiovascular Disease. New England Journal of Medicine, 2020. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/lpa-yuksekligi-ne-demek-normal-deger-ve-kalp-krizi-riski</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 19:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/genel/i-m-g-7337.jpeg" type="image/jpeg" length="15341"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ApoB Nedir, Kaç Olmalı? 80, 90, 100 ve 130 Ne Demek?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/apob-nedir-kac-olmali-80-90-100-ve-130-ne-demek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/apob-nedir-kac-olmali-80-90-100-ve-130-ne-demek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ApoB 80, 90, 100 veya 130 mg/dL ne anlama gelir? ApoB, LDL dahil damar sertliğine yol açabilen lipoprotein parçacıklarının sayısını yansıtır; bu nedenle LDL normal görünürken bile bazı kişilerde ek kalp-damar riski gösterebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ApoB, klasik kolesterol testlerinden farklı bir soruya cevap verir. LDL kolesterol bu parçacıkların taşıdığı kolesterol miktarını ölçerken ApoB, damar duvarına girebilen aterojenik lipoprotein parçacıklarının sayısını daha doğrudan yansıtır.</p>

<p>Bu ayrım özellikle trigliseriti yüksek, Tip 2 diyabeti, obezitesi veya metabolik sendromu bulunan kişilerde önem kazanabilir. Çünkü LDL kolesterol normal veya hedefte görünürken kandaki aterojenik parçacık sayısı beklenenden fazla olabilir.</p>

<p>ApoB nedir?</p>

<p>ApoB, apolipoprotein B'nin kısaltmasıdır.</p>

<p>Kandaki başlıca aterojenik lipoproteinlerin yüzeyinde bulunan yapısal bir proteindir.</p>

<p>LDL, VLDL, IDL, lipoprotein kalıntıları ve Lipoprotein(a) gibi ateroskleroza katkıda bulunabilen parçacıkların her biri bir ApoB molekülü taşır.</p>

<p>Bu nedenle kandaki ApoB miktarı, aterojenik parçacıkların toplam sayısını yaklaşık olarak yansıtır.</p>

<p>Basit ifadeyle:</p>

<p>LDL kolesterol = parçacıkların taşıdığı kolesterol miktarı</p>

<p>ApoB = aterojenik parçacıkların sayısı hakkında bilgi</p>

<p>Bu iki değer çoğu kişide paralel hareket eder ancak her zaman değil.</p>

<p>ApoB kaç olmalı?</p>

<p>ApoB için tek bir “herkes için normal” hedef kullanmak doğru değildir. Hedef kişinin kalp-damar riskine göre değişebilir.</p>

<p>Laboratuvarların referans aralıkları da farklı olabilir.</p>

<p>Klinik değerlendirmede yaklaşık olarak 90 mg/dL'nin altındaki ApoB birçok düşük-orta riskli kişide uygun kabul edilebilirken yüksek veya çok yüksek kalp-damar riski bulunan kişilerde daha düşük hedefler gündeme gelir.</p>

<p>Bazı Avrupa kılavuzlarında ikincil ApoB hedefleri risk düzeyine göre yaklaşık olarak:</p>

<p>Orta risk: 100 mg/dL'nin altı</p>

<p>Yüksek risk: 80 mg/dL'nin altı</p>

<p>Çok yüksek risk: 65 mg/dL'nin altı</p>

<p>şeklinde kullanılmıştır.</p>

<p>Bunlar laboratuvar “normal aralığı” değil, risk düzeyine göre kullanılan tedavi hedefleridir.</p>

<p>Bu nedenle ApoB 85 mg/dL bir kişi için uygunken daha önce kalp krizi geçirmiş çok yüksek riskli başka bir kişide hedefin üzerinde olabilir.</p>

<p>ApoB 80 ne anlama gelir?</p>

<p>ApoB 80 mg/dL birçok kişi için düşük veya kabul edilebilir bir aterojenik parçacık yüküyle uyumlu olabilir.</p>

<p>Ancak yüksek riskli hastalarda 80 mg/dL civarı bir tedavi hedefi olarak kullanılırken çok yüksek riskli kişilerde daha düşük ApoB hedefleri tercih edilebilir.</p>

<p>Dolayısıyla “80 normaldir” şeklinde herkese uygulanabilecek tek bir kural yoktur.</p>

<p>ApoB 90 ne demek?</p>

<p>ApoB 90 mg/dL bazı düşük veya orta riskli kişilerde kabul edilebilir olabilir.</p>

<p>Ancak diyabet, kronik böbrek hastalığı, bilinen aterosklerotik kalp-damar hastalığı veya başka güçlü risk faktörleri bulunan kişilerde daha düşük hedef gerekebilir.</p>

<p>ApoB'nin en önemli kullanım alanlarından biri burada ortaya çıkar: LDL hedefte görünse bile ApoB kişinin kalan aterojenik parçacık yükünün yüksek olduğunu gösterebilir.</p>

<p>ApoB 100 ne anlama gelir?</p>

<p>ApoB 100 mg/dL, aterojenik parçacık sayısının birçok yüksek riskli kişi için istenenden fazla olabileceğini düşündürür.</p>

<p>Ancak tek başına hastalık tanısı değildir.</p>

<p>ApoB 100 sonucunun anlamı LDL, non-HDL kolesterol, trigliserit ve kişinin toplam kalp-damar riskiyle birlikte belirlenir.</p>

<p>Örneğin genç ve başka risk faktörü bulunmayan bir kişiyle daha önce kalp krizi geçirmiş bir kişinin ApoB 100 sonucu aynı şekilde değerlendirilmez.</p>

<p>ApoB 130 ne demek?</p>

<p>ApoB 130 mg/dL belirgin yüksek aterojenik parçacık yükünü düşündürür.</p>

<p>ApoB'nin 130 mg/dL ve üzerinde olması bazı kardiyovasküler risk değerlendirmelerinde risk artırıcı bir faktör olarak kullanılmıştır.</p>

<p>Bu sonuç özellikle yüksek LDL, yüksek trigliserit veya ailede erken yaşta kalp-damar hastalığı öyküsüyle birlikteyse daha fazla önem kazanabilir.</p>

<p>Ancak ApoB 130 kişinin damarlarının tıkalı olduğunu göstermez. Uzun dönem aterosklerotik risk hakkında bilgi veren bir biyobelirteçtir.</p>

<p>LDL normal ama ApoB neden yüksek olabilir?</p>

<p>ApoB'nin en önemli klinik özelliklerinden biri budur.</p>

<p>LDL kolesterol, LDL parçacıklarının içinde taşınan toplam kolesterolü ölçer. Fakat bütün LDL parçacıkları aynı miktarda kolesterol taşımaz.</p>

<p>Bir kişinin kandaki LDL parçacıkları az sayıda fakat kolesterolden zengin olabilir.</p>

<p>Başka bir kişide ise aynı miktarda LDL kolesterol çok daha fazla sayıda, daha az kolesterol taşıyan parçacığın içinde bulunabilir.</p>

<p>İkinci kişinin LDL kolesterol sonucu aynı görünmesine rağmen ApoB'si daha yüksek olabilir.</p>

<p>Bu duruma LDL-C ile ApoB arasında uyumsuzluk veya diskordans denebilir.</p>

<p>Ateroskleroz açısından önemli olan, damar duvarıyla karşılaşan aterojenik parçacıkların sayısıdır.</p>

<p>Bu nedenle LDL ile ApoB uyuşmadığında bazı araştırmalar riskin ApoB'yi daha yakından izleyebildiğini göstermektedir.</p>

<p>ApoB neden diyabet ve yüksek trigliseritte önemli?</p>

<p>İnsülin direnci, Tip 2 diyabet, obezite ve yüksek trigliseritte kandaki lipoproteinlerin yapısı değişebilir.</p>

<p>Kişide daha fazla sayıda kolesterol açısından görece fakir aterojenik parçacık bulunabilir.</p>

<p>Bu durumda LDL kolesterol beklenenden düşük veya normal görünürken ApoB yüksek kalabilir.</p>

<p>Bu nedenle ApoB özellikle:</p>

<p>Yüksek trigliseriti bulunanlarda</p>

<p>Tip 2 diyabetlilerde</p>

<p>Metabolik sendromu bulunanlarda</p>

<p>Obezitesi olanlarda</p>

<p>LDL sonucu ile klinik riskin uyuşmadığı kişilerde</p>

<p>ek risk bilgisi sağlayabilir.</p>

<p>ApoB ile non-HDL kolesterol arasındaki fark nedir?</p>

<p>Non-HDL kolesterol total kolesterolden HDL çıkarılarak hesaplanır.</p>

<p>Bu değer LDL, VLDL ve diğer aterojenik lipoproteinlerde taşınan toplam kolesterolü gösterir.</p>

<p>ApoB ise bunların taşıdığı kolesterol miktarını değil, parçacık sayısını yaklaşık olarak yansıtır.</p>

<p>Dolayısıyla:</p>

<p>Non-HDL = aterojenik parçacıklardaki kolesterol yükü</p>

<p>ApoB = aterojenik parçacık sayısı</p>

<p>Her iki değer de LDL kolesterolden daha geniş bir aterojenik risk değerlendirmesi sağlayabilir.</p>

<p>ApoB ile Lipoprotein(a) aynı şey mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Lipoprotein(a), yani Lp(a), belirli bir aterojenik lipoprotein türüdür.</p>

<p>ApoB ise LDL, VLDL kalıntıları ve Lp(a) dahil çok sayıda aterojenik parçacığın ortak yapısal proteinidir.</p>

<p>Lp(a) parçacığının üzerinde de ApoB bulunur.</p>

<p>Bu nedenle yüksek Lp(a), ApoB ölçümüne katkıda bulunabilir ancak ApoB sonucuna bakılarak kişinin Lp(a)'sının yüksek olup olmadığı anlaşılamaz.</p>

<p>Lp(a) ayrı bir testle ölçülmelidir.</p>

<p>ApoB yüksekliği neden olur?</p>

<p>ApoB'nin yükselmesi kandaki aterojenik lipoprotein parçacıklarının artması anlamına gelir.</p>

<p>Buna katkıda bulunabilecek durumlar arasında:</p>

<p>- LDL kolesterol yüksekliği<br />
- Genetik lipid bozuklukları<br />
- İnsülin direnci<br />
- Tip 2 diyabet<br />
- Metabolik sendrom<br />
- Yüksek trigliserit<br />
- Fazla kilo ve abdominal obezite<br />
- Hipotiroidi<br />
- Bazı böbrek hastalıkları</p>

<p>bulunabilir.</p>

<p>Tek başına ApoB sonucu yüksekliğin nedenini göstermez.</p>

<p>ApoB yüksekliği kalp krizi riskini artırır mı?</p>

<p>Yüksek ApoB, daha fazla aterojenik lipoprotein parçacığının dolaşımda bulunması anlamına gelir.</p>

<p>Bu parçacıklar damar duvarına girerek kolesterol bırakabilir ve aterosklerotik plak oluşumuna katkıda bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle ApoB düzeyi yükseldikçe aterosklerotik kalp-damar hastalığı riski de genel olarak artar.</p>

<p>Önemli nokta, aterosklerozun yalnızca parçacıkların taşıdığı kolesterol miktarından değil, damar duvarının bu parçacıklara kaç kez maruz kaldığından da etkilenmesidir.</p>

<p>Bu nedenle ApoB'nin parçacık sayısını yansıtması klinik açıdan değerlidir.</p>

<p>ApoB testi için aç olmak gerekir mi?</p>

<p>Genellikle ApoB ölçümü için özel olarak açlık şart değildir.</p>

<p>Bu özellik ApoB'nin pratik avantajlarından biridir.</p>

<p>Ancak test tam lipid paneliyle birlikte yapılıyorsa ve özellikle ciddi trigliserit yüksekliği değerlendirilecekse açlık istenebilir.</p>

<p>Laboratuvarın veya sağlık profesyonelinin test hazırlık talimatı esas alınmalıdır.</p>

<p>ApoB nasıl düşürülür?</p>

<p>ApoB'yi düşürmek aterojenik lipoprotein parçacıklarının sayısını azaltmak anlamına gelir.</p>

<p>LDL ve ApoB yüksekliğinde doymuş yağların azaltılması, çözünür liften zengin beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve fazla kilo varsa kilo kaybı yararlı olabilir.</p>

<p>Yüksek trigliserit ve insülin direnci bulunan kişilerde rafine karbonhidratların, ilave şekerlerin ve aşırı alkol tüketiminin azaltılması ayrıca önem kazanır.</p>

<p>Kalp-damar riski yüksek kişilerde statinler ApoB'yi ve LDL'yi düşürür.</p>

<p>Gerektiğinde ezetimib, PCSK9 inhibitörleri, inclisiran veya bempedoik asit gibi LDL ve ApoB içeren parçacıkları azaltan tedaviler kullanılabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavinin amacı yalnızca ApoB rakamını değiştirmek değil, aterojenik parçacıklara yaşam boyu maruziyeti ve kalp-damar olayları riskini azaltmaktır.</p>

<p>ApoB mi LDL mi daha önemli?</p>

<p>Bu sorunun herkese uyan tek cevabı yoktur.</p>

<p>LDL kolesterol halen lipid tedavisinin temel ölçümlerinden biridir ve güçlü klinik kanıta sahiptir.</p>

<p>ApoB ise özellikle LDL'nin kişinin gerçek aterojenik parçacık yükünü tam yansıtmadığı durumlarda ek bilgi sağlayabilir.</p>

<p>Özellikle yüksek trigliserit, diyabet ve metabolik sendromda ApoB daha değerli hale gelebilir.</p>

<p>Bu nedenle ApoB, LDL'nin rakibi değil; belirli kişilerde risk değerlendirmesini daha hassas hale getiren tamamlayıcı bir ölçüm olarak düşünülmelidir.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>ApoB 100 yüksek mi?</p>

<p>Kişinin kalp-damar riskine bağlıdır. ApoB 100 mg/dL bazı düşük riskli kişilerde laboratuvar sınırlarında olabilir ancak yüksek veya çok yüksek riskli kişilerde tedavi hedefinin üzerinde kalabilir.</p>

<p>LDL normal ama ApoB yüksek olması önemli mi?</p>

<p>Evet. LDL normal görünürken ApoB yüksekse kandaki aterojenik parçacıkların sayısı beklenenden fazla olabilir. Bu durum özellikle yüksek trigliserit, diyabet ve metabolik sendromda görülebilir.</p>

<p>ApoB yüksekliği nasıl düşürülür?</p>

<p>ApoB, LDL ve diğer aterojenik parçacıkları azaltan yaşam tarzı ve ilaç tedavileriyle düşürülebilir. Uygun yaklaşım kişinin LDL, trigliserit ve toplam kalp-damar riskine göre belirlenir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. American College of Cardiology/American Heart Association. Guideline on the Management of Blood Cholesterol. Circulation.</p>

<p>2. European Society of Cardiology and European Atherosclerosis Society. Guidelines for the Management of Dyslipidaemias. European Heart Journal.</p>

<p>3. Sniderman AD, Thanassoulis G, Glavinovic T, et al. Apolipoprotein B Particles and Cardiovascular Disease. JAMA Cardiology, 2019.</p>

<p>4. National Lipid Association. Role of Apolipoprotein B in the Clinical Management of Cardiovascular Risk. Journal of Clinical Lipidology. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/apob-nedir-kac-olmali-80-90-100-ve-130-ne-demek</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 19:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2025/12/genel/kan-tahlilleri.jpg" type="image/jpeg" length="37490"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MSB Nam ve Hesabına Sağlık Bilimleri Üniversitesinde Eğitim Gören Askerî Öğrenciler Ant İçti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/msb-nam-ve-hesabina-saglik-bilimleri-universitesinde-egitim-goren-askeri-ogrenciler-ant-icti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/msb-nam-ve-hesabina-saglik-bilimleri-universitesinde-egitim-goren-askeri-ogrenciler-ant-icti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Millî Savunma Bakanlığı nam ve hesabına Sağlık Bilimleri Üniversitesinde eğitim gören askerî hekim ve sağlık astsubayı adayı öğrenciler, Millî Savunma Üniversitesi Kara Harp Okulunda düzenlenen törenle ant içti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Törene; Millî Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mustafa Gerek ve Prof. Dr. Mehmet Ali Gülçelik, Millî Savunma Üniversitesi Rektör Yardımcıları Tümgeneral Mehmet Cafer Aksoytürk ve Tümamiral Mehmet Emre Sezenler ile davetliler katıldı.</p>

<p>Gülhane’nin Köklü Askerî Sağlık Geleneği Sürüyor</p>

<p>Türk askerî tıbbının köklü kurumu Gülhane’nin eğitim mirası, Sağlık Bilimleri Üniversitesi çatısı altında yeni nesil askerî sağlık profesyonelleriyle geleceğe taşınıyor.</p>

<p>15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından askerî sağlık sisteminde gerçekleştirilen yeniden yapılanmayla birlikte Gülhane’nin yükseköğretim faaliyetleri Sağlık Bilimleri Üniversitesine devredildi. Bu yeni dönemde Üniversite, Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına ihtiyaç duyulan sağlık insan gücünün yetiştirilmesinde önemli bir görev üstlendi.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi bugün de Millî Savunma Bakanlığı nam ve hesabına askerî öğrencileri Gülhane ve Hamidiye yerleşkelerinde yetiştirirken, İçişleri Bakanlığı/Jandarma Genel Komutanlığı nam ve hesabına da sağlık alanında öğrenci kabul ederek eğitim faaliyetlerini sürdürüyor.</p>

<p>Akademik Eğitim ve Askerî Eğitim Birlikte Yürütülüyor</p>

<p>Millî Savunma Bakanlığı nam ve hesabına Sağlık Bilimleri Üniversitesinde öğrenim gören askerî öğrenciler, sivil öğrencilerle aynı akademik program ve mevzuata tabi olarak eğitimlerini sürdürüyor.</p>

<p>Akademik eğitimin yanı sıra öğrencilerin öğrenimlerini aksatmayacak şekilde teorik ve uygulamalı askerî eğitimler, kamp ve staj programları da gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Askerî öğrencilerin meslek hayatlarında karşılaşacakları görev ortamını tanımalarına yönelik uygulamalar da eğitim sürecinin bir parçasını oluşturuyor. Gülhane Tıp Fakültesinde MSB ve İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına eğitim gören askerî öğrenciler için askerî sağlık kurumlarına planlı eğitim ziyaretleri gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Bu eğitim modeliyle öğrencilerin modern tıp ve sağlık bilimlerinin gerektirdiği akademik yeterliliğin yanı sıra askerî disiplin, vazife şuuru ve askerî sağlık hizmetlerinin gerektirdiği bilgi ve tecrübeyle yetişmeleri hedefleniyor.</p>

<p>Mezuniyetin Ardından Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görev</p>

<p>Millî Savunma Bakanlığının 29 Temmuz 2026 tarihli güncel duyurusuna göre MSB nam ve hesabına eğitim gören askerî öğrencilerin yurt, yemek, kitap, kılık kıyafet ve sağlık sigortası gibi ihtiyaçları Bakanlık tarafından karşılanıyor ve öğrencilere askerî öğrenci harçlığı veriliyor.</p>

<p>Tabip ve diş tabibi subaylar eğitimlerini tamamladıktan sonra teğmen rütbesiyle mezun oluyor. Mezunlar; Türk Silahlı Kuvvetlerinin uzman veya pratisyen tabip, diş tabibi, eczacı ve sağlık astsubay kadrolarında ilgili mevzuat kapsamında görev alıyor.</p>

<p>Mezuniyet sonrasında ise MSB tarafından belirlenen kontenjanlar kapsamında Sağlık Bilimleri Üniversitesinde tıpta, yan dalda ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitiminin yanı sıra şartları sağlayan personele yurt dışı eğitim ve hizmet içi eğitim imkânları sunuluyor.</p>

<p>Rektör Aydın: “Gülhane’nin Emanetini Geleceğe Taşıyoruz”</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, Ant İçme Töreni dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, askerî sağlık insan gücünün yetiştirilmesinin Üniversitenin taşıdığı en önemli sorumluluklardan biri olduğunu belirtti.</p>

<p>Aydın, “Bugün ant içen evlatlarımız yalnızca meslek hayatlarına giden yolda önemli bir eşiği geçmiyor; vatanına, milletine ve bayrağına hizmet etme sorumluluğunu da omuzlarına alıyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi olarak 15 Temmuz sonrasında devraldığımız Gülhane’nin köklü askerî hekimlik ve sağlık eğitimi mirasını büyük bir hassasiyetle sürdürüyoruz.” dedi.</p>

<p>Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına yetiştirilen öğrencilerin taşıdığı sorumluluğa işaret eden Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Bizim vazifemiz yalnızca iyi hekimler ve iyi sağlık profesyonelleri yetiştirmek değildir. Bilimsel donanımı yüksek, disiplin ve vazife şuuru güçlü, üniformasının taşıdığı sorumluluğun bilincinde, gerektiğinde vatanımızın her köşesinde görev almaya hazır sağlık profesyonelleri yetiştirmektir. Gülhane, cephede de hastanede de milletinin yanında olmuş büyük bir geleneğin adıdır. Bu emaneti geleceğe taşıyacak olanlar bugün sıralarımızda eğitim gören gençlerimizdir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Kemalettin Aydın-2" class="detail-photo img-fluid" height="812" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0917.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Prof. Dr. Kemalettin Aydın, ant içen öğrencileri tebrik ederek, “Evlatlarımızın taşıyacakları üniformanın şerefine, mesleklerinin vakarına ve aziz milletimizin kendilerine duyduğu güvene daima layık olacaklarına inanıyorum. Ant içen bütün askerî öğrencilerimizi tebrik ediyor; vatana hizmet yolunda bahtlarının ve yollarının açık olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Hizmet Yolculuklarında Yeni Bir Adım</p>

<p>Kara Harp Okulunda gerçekleştirilen Ant İçme Töreni, askerî doktor ve sağlık astsubayı adayı öğrencilerin eğitim ve hizmet yolculuklarındaki önemli aşamalardan biri oldu.</p>

<p>Vatanına, milletine ve bayrağına sadakatle hizmet etmek üzere ant içen öğrenciler, şanlı üniformanın sorumluluğunu üstlenirken Gülhane’nin köklü askerî hekimlik ve sağlık hizmetleri geleneğini geleceğe taşıma yolunda da önemli bir adım attı.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi çatısı altında akademik bilgi, askerî disiplin, vazife şuuru ve meslek ahlakıyla yetişen öğrenciler, eğitimlerini tamamlamalarının ardından Türk Silahlı Kuvvetlerinin sağlık hizmetlerinde görev üstlenecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/msb-nam-ve-hesabina-saglik-bilimleri-universitesinde-egitim-goren-askeri-ogrenciler-ant-icti</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 17:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0916.jpeg" type="image/jpeg" length="85348"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fizik Dünyasının Acı Kaybı: Prof. Dr. Seyfettin Çakmak Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fizik-dunyasinin-aci-kaybi-prof-dr-seyfettin-cakmak-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fizik-dunyasinin-aci-kaybi-prof-dr-seyfettin-cakmak-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süleyman Demirel Üniversitesi Fizik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Seyfettin Çakmak hayatını kaybetti. Katı hal fiziği alanında çalışan Çakmak, uzun yıllar akademisyenlik ve Fizik Bölümü Başkanlığı yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) akademik camiasının tanınan isimlerinden Prof. Dr. Seyfettin Çakmak hayatını kaybetti.</p>

<p>Çakmak’ın vefatı üniversite camiasında ve akademik çevrelerde üzüntüyle karşılandı. Yerel basına yansıyan bilgilere göre Çakmak için 21 Eylül Pazartesi günü tören düzenlenecek. Törenin ardından cenazesinin öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazı sonrası toprağa verilmesi bekleniyor.</p>

<p>Prof. Dr. Seyfettin Çakmak kimdir?</p>

<p>Prof. Dr. Seyfettin Çakmak, fizik alanında uzun yıllar eğitim, araştırma ve akademik çalışmalar yürüten bir bilim insanıydı.</p>

<p>Süleyman Demirel Üniversitesi’nin resmi akademik profilinde yer alan bilgilere göre Çakmak, Fırat Üniversitesi Fizik Bölümü’ndeki lisans eğitimini 1983 yılında tamamladı. Aynı üniversitede fizik alanında yüksek lisansını 1987, doktorasını ise 1992 yılında tamamladı.</p>

<p>Katı hal fiziği alanında çalıştı</p>

<p>Çakmak, Süleyman Demirel Üniversitesi Fizik Bölümü Katı Hal Fiziği Anabilim Dalında görev yaptı. Üniversitenin güncel personel profilinde birimi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, bölümü Fizik Bölümü ve ana bilim dalı Katı Hal Fiziği olarak kayıtlı bulunuyor.</p>

<p>Akademik çalışmalarının yanı sıra lisans ve lisansüstü düzeyde fizik eğitiminin yürütülmesinde görev alan Çakmak, Fizik Bölümü Başkanlığı görevini de üstlendi. SDÜ’nün lisansüstü program kayıtlarında Çakmak, Fizik Anabilim Dalı programında bölüm, anabilim dalı ve program başkanı olarak yer aldı.</p>

<p>Öğrencilerin fizik eğitimine katkı sundu</p>

<p>Prof. Dr. Çakmak, temel fizik ve mekanik başta olmak üzere farklı derslerde öğrencilerle buluştu. Üniversite ders kayıtlarında Fizik I (Mekanik I) ve Fizik Laboratuvarı gibi dersleri verdiği görülüyor.</p>

<p>Çakmak’ın akademik faaliyetleri yalnızca sınıf ve laboratuvarla sınırlı değildi. Fizik biliminin toplumla buluşmasına yönelik etkinliklerde de aktif görev aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gökyüzü gözlem çalışmalarında görev aldı</p>

<p>Özellikle astronomi ve gökyüzü gözlem etkinliklerinde öne çıkan Çakmak, SDÜ Fizik Topluluğunun çalışmalarında yer aldı. 2022 yılında düzenlenen Isparta Gökyüzü Gözlem Şenlikleri’nde Fizik Bölümü Başkanı olarak öğrencilere ve astronomi meraklılarına galaksiler, gezegenler ve yıldızlar hakkında bilgiler aktardı.</p>

<p>Çakmak’ın bilim-toplum çalışmalarının geçmişi daha eski yıllara uzanıyor. TÜBİTAK kayıtlarına göre 2011 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi bünyesindeki “Gökyüzü Farkındalığı” projesinin yürütücülüğünü üstlendi. Proje, matematik ve fizik öğretmenlerine yönelik bilim ve toplum faaliyetleri arasında yer aldı.</p>

<p>2024 yılında da SDÜ Fizik Topluluğunun Dünya Uzay Haftası kapsamında düzenlediği “Evrenin Sırları: Astrofiziğin Gizemli Dünyası” başlıklı etkinlikte konuşmacı olarak yer aldı.</p>

<p>Akademik camiada iz bıraktı</p>

<p>Prof. Dr. Seyfettin Çakmak, fizik alanındaki akademik çalışmalarının yanı sıra öğrenci eğitimi, bölüm yönetimi ve bilimin toplumla buluşmasına yönelik etkinliklerde uzun yıllar görev yaptı.</p>

<p>Süleyman Demirel Üniversitesi’nin resmi kayıtlarında Çakmak’ın akademik profilinde ORCID numarası 0000-0002-6529-8106 olarak yer alıyor. Üniversitenin profilinde Google Scholar verileri üzerinden H-indeksi 7 ve 133 atıf bilgisi de bulunuyor.</p>

<p>Prof. Dr. Seyfettin Çakmak’ın vefatı, öğrencileri, meslektaşları ve Süleyman Demirel Üniversitesi camiasında üzüntü yarattı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fizik-dunyasinin-aci-kaybi-prof-dr-seyfettin-cakmak-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 16:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0906.jpeg" type="image/jpeg" length="17685"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üniversitelere Çağrı: TSEDAD Değerlendirici Havuzu Başvuruları Başlıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/universitelere-cagri-tsedad-degerlendirici-havuzu-basvurulari-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/universitelere-cagri-tsedad-degerlendirici-havuzu-basvurulari-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tıp ve Sağlık Eğitimi Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (TSEDAD), değerlendirme ve akreditasyon çalışmalarında görev alacak değerlendirici havuzunu oluşturuyor. Türkiye genelindeki üniversitelerden akademisyenler, ilgili idari personel ve öğrenciler için başvurular 16 Eylül 2026’da başlayacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ÜNİVERSİTELERE AÇIK ÇAĞRI: TSEDAD DEĞERLENDİRİCİ HAVUZUNU OLUŞTURUYOR</p>

<p>Türkiye’de tıp ve sağlık eğitiminin niteliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürüten Tıp ve Sağlık Eğitimi Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (TSEDAD), değerlendirme ve akreditasyon süreçlerinde görev üstlenecek değerlendirici havuzunun oluşturulması için başvuru sürecini başlatıyor.</p>

<p>Başvurular 16 Eylül 2026 tarihi itibarıyla alınmaya başlanacak.</p>

<p>Çağrı, Türkiye genelindeki üniversitelerde görev yapan ve program değerlendirme süreçlerine katkı sunmak isteyen geniş bir akademik ve kurumsal kesimi kapsıyor.</p>

<p>TÜRKİYE GENELİNDEKİ ÜNİVERSİTELERE ÇAĞRI</p>

<p>TSEDAD’ın değerlendirici havuzu çalışması yalnızca belirli bir üniversite veya kurumla sınırlı tutulmuyor.</p>

<p>Türkiye’nin farklı bölgelerindeki devlet ve vakıf üniversitelerinde görev yapan, ilgili alanlarda deneyime sahip adayların sürece katılımı hedefleniyor.</p>

<p>Bu yönüyle çağrı; farklı üniversitelerin bilgi birikiminin, akademik deneyiminin ve kalite kültürünün ortak bir değerlendirme zemini içerisinde buluşmasına imkân sağlayacak.</p>

<p>KİMLER BAŞVURABİLECEK?</p>

<p>TSEDAD tarafından yapılan duyuruya göre süreç; tıp, sağlık ve sosyal bilimler alanlarında program değerlendirme çalışmalarında görev almak isteyen öğretim üyelerine açık olacak.</p>

<p>Bunun yanında eğitim yönetimi ve kalite güvencesi süreçlerinde deneyim sahibi idari personel de değerlendirici adaylığı için başvurabilecek.</p>

<p>Öğrenci değerlendirici adayları da oluşturulacak havuzun önemli bileşenlerinden biri olacak.</p>

<p>Böylece değerlendirme süreçlerinde akademik bakışın yanı sıra kurumsal kalite deneyiminin ve öğrenci perspektifinin de temsil edilmesi amaçlanıyor.</p>

<p></p>

<p>AKREDİTASYON SÜREÇLERİNDE GÖREV ALACAKLAR</p>

<p>Değerlendirici havuzuna kabul edilen adaylar doğrudan değerlendirme görevine başlamadan önce TSEDAD tarafından düzenlenecek değerlendirici eğitimlerini tamamlayacak.</p>

<p>Eğitim sürecinin ardından adayların ilerleyen değerlendirme dönemlerinde program değerlendirme takımlarında görev alması planlanıyor.</p>

<p>Bu yapı, değerlendiricilerin ortak standartlar ve değerlendirme ilkeleri doğrultusunda sürece hazırlanması açısından önem taşıyor.</p>

<p>TSEDAD DEĞERLENDİRİCİ HAVUZU NEDEN ÖNEMLİ?</p>

<p>Program değerlendirme ve akreditasyon süreçlerinin en önemli unsurlarından biri, değerlendirmeyi gerçekleştiren uzmanların yetkinliği ve farklı kurumlardan gelen deneyimlerin sürece yansıtılmasıdır.</p>

<p>Geniş bir değerlendirici havuzu; farklı üniversitelerden akademisyenlerin, kalite süreçlerinde görev alan uzmanların ve öğrencilerin değerlendirme sistemine katkı sağlamasına olanak tanıyabilir.</p>

<p>Aynı zamanda üniversiteler arasında kalite kültürünün yaygınlaşması, iyi uygulamaların görünür hâle gelmesi ve programların sürekli gelişiminin desteklenmesi bakımından da önemli bir insan kaynağı oluşturabilir.</p>

<p>ÖĞRETİM ÜYELERİ İÇİN AKADEMİK KATKI FIRSATI</p>

<p>Çağrının önemli hedef gruplarından birini öğretim üyeleri oluşturuyor.</p>

<p>Tıp, sağlık ve sosyal bilimler alanlarında görev yapan akademisyenler, sahip oldukları eğitim ve program deneyimini değerlendirme süreçlerine taşıma fırsatı bulabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Farklı kurumların eğitim modellerini ve kalite uygulamalarını değerlendirme deneyimi, değerlendiricilerin kendi kurumlarındaki eğitim ve kalite çalışmalarına da yeni perspektifler kazandırabilir.</p>

<p>KALİTE GÜVENCESİ ALANINDA ÇALIŞAN İDARİ PERSONEL DE BAŞVURABİLECEK</p>

<p>Değerlendirici havuzu yalnızca akademisyenlerden oluşturulmayacak.</p>

<p>Üniversitelerde eğitim yönetimi, kalite koordinatörlükleri, kalite güvencesi ve benzeri süreçlerde deneyim sahibi idari personel de değerlendirici adaylığına başvurabilecek.</p>

<p>Böylece yükseköğretimde kalite süreçlerinin hem akademik hem de kurumsal yönetim boyutunun değerlendirmelere yansıtılması hedefleniyor.</p>

<p></p>

<p>ÖĞRENCİLER DE DEĞERLENDİRME SÜRECİNDE YER ALACAK</p>

<p>TSEDAD’ın çağrısında öğrenci değerlendirici adaylarına da yer verilmesi dikkat çekiyor.</p>

<p>Öğrencilerin eğitim programlarının doğrudan paydaşlarından biri olması nedeniyle öğrenci görüşünün program değerlendirme süreçlerine dahil edilmesi, kalite güvencesi yaklaşımının önemli bileşenlerinden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>BAŞVURULAR 16 EYLÜL 2026’DA BAŞLIYOR</p>

<p>TSEDAD Değerlendirici Havuzu için başvurular 16 Eylül 2026 tarihi itibarıyla alınmaya başlanacak.</p>

<p>Başvuru koşulları, adaylardan talep edilecek belgeler ve sürece ilişkin ayrıntılı adımlar TSEDAD tarafından ilan edilecek.</p>

<p>Adayların güncel başvuru duyurularını derneğin Duyurular bölümünden takip etmeleri gerekiyor.</p>

<p>TÜM ÜNİVERSİTELERE KATILIM ÇAĞRISI</p>

<p>Değerlendirici havuzunun farklı üniversitelerden, disiplinlerden ve kurumsal deneyimlerden gelen adaylarla oluşturulması; tıp ve sağlık eğitiminin kalite güvencesi açısından önemli bir insan kaynağı oluşturma potansiyeli taşıyor.</p>

<p>Bu nedenle Türkiye genelindeki üniversitelerin ilgili akademik ve idari birimlerinin çağrıyı kendi öğretim üyeleri, kalite ekipleri, ilgili idari personeli ve öğrencileriyle paylaşması önem taşıyor.</p>

<p>Tıp ve sağlık eğitiminde kalite kültürünün güçlendirilmesi yalnızca değerlendirilen kurumların değil, yükseköğretim sisteminin bütün paydaşlarının ortak sorumluluğu.</p>

<p>TSEDAD’ın oluşturacağı değerlendirici havuzu da farklı üniversitelerin deneyim ve birikimini bu ortak hedef etrafında buluşturmayı amaçlıyor.</p>

<p>DEĞERLENDİRİ BAŞVURUSU İÇİN <a href="https://tsedad.org.tr/degerlendirici-basvuru" rel="nofollow">TIKLAYINIZ</a></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/universitelere-cagri-tsedad-degerlendirici-havuzu-basvurulari-basliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 16:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0558.jpeg" type="image/jpeg" length="43722"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[FDA’dan Meme Kanserinde Yeni Onay: Hastalık İlerlemeden Geçen Süre İkiye Katlandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fdadan-meme-kanserinde-yeni-onay-hastalik-ilerlemeden-gecen-sure-ikiye-katlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fdadan-meme-kanserinde-yeni-onay-hastalik-ilerlemeden-gecen-sure-ikiye-katlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[FDA, ESR1 mutasyonu taşıyan belirli ileri veya metastatik meme kanserlerinde imlunestrant ile abemaciclib kombinasyonunu onayladı. Faz 3 verilerinde medyan progresyonsuz sağkalım 5,5 aydan 11,1 aya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), ileri evre meme kanserinin belirli bir moleküler alt grubunda yeni bir tedavi kombinasyonuna onay verdi.</p>

<p>FDA, 18 Eylül 2026’da imlunestrantın (Inluriyo), abemaciclib (Verzenio) ile birlikte kullanılmasını; östrojen reseptörü pozitif (ER+), HER2-negatif ve ESR1 mutasyonu bulunan ileri veya metastatik meme kanserli yetişkin hastalar için onayladı.</p>

<p>Onay, hastalığı en az bir basamak endokrin tedavisinin ardından ilerleyen ve ESR1 mutasyonu FDA tarafından yetkilendirilmiş bir testle saptanan hastaları kapsıyor.</p>

<p>YENİ ONAY NE ANLAMA GELİYOR?</p>

<p>Imlunestrant yeni bir ilaç değil. İlaç, ESR1 mutasyonlu ER-pozitif/HER2-negatif ileri veya metastatik meme kanserinde tek başına kullanım için daha önce FDA onayı almıştı.</p>

<p>18 Eylül 2026 tarihli yeni kararın önemli farkı, imlunestrantın CDK4/6 inhibitörü abemaciclib ile birlikte kullanılmasının onaylanması.</p>

<p>Bu nedenle yeni karar, özellikle endokrin tedavi sonrasında hastalığı ilerleyen ve ESR1 mutasyonu saptanan hastalar açısından yeni bir kombinasyon seçeneği oluşturuyor.</p>

<p>EMBER-3 ÇALIŞMASINDA 874 HASTA YER ALDI</p>

<p>FDA’nın kararının temelini Faz 3 EMBER-3 çalışması oluşturdu.</p>

<p>Randomize, açık etiketli ve çok merkezli araştırmaya ER-pozitif, HER2-negatif, lokal ileri veya metastatik meme kanseri bulunan toplam 874 yetişkin dahil edildi.</p>

<p>Hastalar daha önce tek başına aromataz inhibitörü veya bir CDK4/6 inhibitörüyle birlikte aromataz inhibitörü tedavisi almıştı.</p>

<p>Katılımcılar imlunestrant, araştırmacının seçtiği endokrin tedavi ya da imlunestrant ile abemaciclib kombinasyonuna randomize edildi.</p>

<p>ESR1 MUTASYONLU HASTALARDA DİKKAT ÇEKEN SONUÇ</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>FDA’nın bildirdiği ESR1 mutasyonlu 159 hastayı kapsayan keşifsel alt grup analizinde sonuçlar dikkat çekti.</p>

<p>Imlunestrant ile abemaciclib kullanan hastalarda medyan progresyonsuz sağkalım 11,1 ay olarak hesaplandı.</p>

<p>Tek başına imlunestrant kullananlarda ise bu süre 5,5 aydı.</p>

<p>Hastalık ilerlemesi veya ölüm açısından hazard oranı 0,53 olarak bildirildi. Bu değer, çalışma koşullarında kombinasyon grubunda progresyon veya ölüm hızının imlunestrant grubuna kıyasla yaklaşık yüzde 47 daha düşük olduğunu gösteriyor.</p>

<p>OBJEKTİF YANIT ORANI YÜZDE 35’E ÇIKTI</p>

<p>Tedavinin etkisi objektif yanıt oranlarında da görüldü.</p>

<p>Imlunestrant ve abemaciclib kombinasyonunda objektif yanıt oranı yüzde 35 olurken, tek başına imlunestrant grubunda yüzde 15 olarak bildirildi.</p>

<p>Bununla birlikte genel sağkalım verileri henüz olgunlaşmış değil. FDA, ara analiz sırasında ESR1 mutasyonlu hastalarda genel sağkalım değerlendirmesi için ölüm olaylarının yüzde 35’inin gerçekleştiğini bildirdi.</p>

<p>Bu nedenle mevcut veriler kombinasyonun genel sağkalımı uzattığı sonucuna varmak için henüz yeterli değil.</p>

<p>ESR1 MUTASYONU NEDEN ÖNEMLİ?</p>

<p>ESR1 geni, östrojen reseptörünün üretiminde rol oynuyor. Bu gende gelişen bazı mutasyonlar, ER-pozitif meme kanserlerinin hormon tedavilerine karşı direnç geliştirmesinde önemli bir mekanizma olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Yeni FDA onayı bu nedenle tüm meme kanseri hastalarını kapsamıyor.</p>

<p>Tedavinin kullanılabilmesi için ER-pozitif ve HER2-negatif hastalığın yanı sıra ESR1 mutasyonunun da gösterilmesi gerekiyor.</p>

<p>FDA aynı zamanda Guardant360 CDx testini, bu kombinasyona uygun ESR1 mutasyonlu hastaların belirlenmesinde eşlik eden tanı testi olarak onayladı.</p>

<p>İKİ İLAÇ DA AĞIZDAN KULLANILIYOR</p>

<p>FDA’nın açıkladığı önerilen tedavi rejimine göre imlunestrant günde bir kez 400 mg dozunda ağızdan kullanılıyor. İlacın aç karnına alınması gerekiyor.</p>

<p>Abemaciclib ise kombinasyonda günde iki kez 150 mg dozunda uygulanıyor.</p>

<p>Tedavi hastalık ilerleyene veya kabul edilemez toksisite ortaya çıkana kadar sürdürülebiliyor.</p>

<p>YAN ETKİLER YAKINDAN İZLENMELİ</p>

<p>Kombinasyon tedavisi önemli klinik fayda göstermekle birlikte yan etki takibi önem taşıyor.</p>

<p>Abemaciclib için ishal, nötropeni, interstisyel akciğer hastalığı veya pnömonit, karaciğer toksisitesi ve venöz tromboembolizm gibi ciddi olabilecek risklere ilişkin uyarılar bulunuyor.</p>

<p>Hem imlunestrant hem de abemaciclib için embriyo-fetal toksisite konusunda da uyarılar mevcut.</p>

<p>Meme kanserinde tedavinin giderek tümörün yalnızca organ kökenine değil, moleküler özelliklerine göre şekillendiği görülüyor. Yeni FDA kararı da ESR1 mutasyonunun tedavi seçimindeki önemini daha da artırıyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır. Kanser tedavisi hastalığın evresi, moleküler özellikleri, önceki tedaviler ve hastanın genel durumuna göre kişiselleştirilir. İlaçların kullanımı ve tedavi değişiklikleri yalnızca hastayı takip eden onkoloji ekibi tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>U.S. Food and Drug Administration (FDA) — FDA approves imlunestrant in combination with abemaciclib for ER-positive, HER2-negative, ESR1-mutated advanced or metastatic breast cancer — 18 Eylül 2026.</p>

<p>New England Journal of Medicine — Imlunestrant with or without Abemaciclib in Advanced Breast Cancer — EMBER-3 Phase 3 Trial.</p>

<p>U.S. Food and Drug Administration — Drug Trials Snapshots: INLURIYO. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fdadan-meme-kanserinde-yeni-onay-hastalik-ilerlemeden-gecen-sure-ikiye-katlandi</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0901.jpeg" type="image/jpeg" length="95644"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Polislerin Çalışma Düzeni Değişiyor: Ankara ve İstanbul’da 4 Gruplu 12/36 Sistemi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/polislerin-calisma-duzeni-degisiyor-ankara-ve-istanbulda-4-gruplu-1236-sistemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/polislerin-calisma-duzeni-degisiyor-ankara-ve-istanbulda-4-gruplu-1236-sistemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Emniyet Müdürlüğünün ardından Ankara Emniyet Müdürlüğü de belirli birimlerde görev yapan personel için 4 gruplu 12/36 çalışma sistemine geçiş kararı aldı. İstanbul’da uygulama 4 Eylül’de başladı; Ankara’daki yazıda ise 21 Eylül 2026 tarihi yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Polislerin çalışma saatlerine ilişkin uzun süredir gündemde bulunan 4 gruplu 12/36 çalışma modelinde uygulama genişliyor.</p>

<p>İstanbul ve Ankara İl Emniyet Müdürlüklerine ait yazılarda, belirlenen birimlerde görev yapan personelin dört gruplu çalışma esasına geçirilmesine yönelik düzenlemeler yer aldı.</p>

<p>İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün 2 Eylül 2026 tarihli yazısında, ilçe emniyet müdürlüklerine bağlı Koruma Büro Amirlikleri hariç vardiyalı çalışan Büro Amirlikleri ile Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ve Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünde görevli grup personelinin dört gruplu 12/36 çalışma sistemine geçirilmesi kararlaştırıldı. Uygulamanın 4 Eylül 2026 saat 08.00 itibarıyla başlaması istendi. Kamuya yansıyan yazının içeriği bağımsız haber kaynaklarında da aynı tarih ve kapsamla aktarıldı.</p>

<p>12 saat görev, 36 saat istirahat</p>

<p>İstanbul’daki düzenlemeye göre vardiyalar 08.00-20.00 ve 20.00-08.00 saatleri arasında uygulanıyor. Personel gece-gündüz ayrımı olmaksızın 12 saat görev yaptıktan sonra 36 saat istirahat ediyor.</p>

<p>Olağanüstü durumlarda veya güvenlik hizmetlerinin zorunlu kıldığı hallerde ise belirli onay süreçleriyle 8/24, 12/24 veya zorunlu olması halinde 12/12 çalışma sistemine geçilebilmesine imkan tanındı.</p>

<p>Ankara’da 21 Eylül tarihi</p>

<p>Ankara Valiliği İl Emniyet Müdürlüğüne ait paylaşılan yazıda da 12/36 dört gruplu çalışma sistemine geçiş düzenleniyor.</p>

<p>Yazıda, Asayiş Şube Müdürlüğü Ekipler Amirliği, Merkez ve Dış İlçe Emniyet Müdürlüklerinde bulunan Polis Merkezi Amirlikleri ile Devriye Ekipler Amirliklerinde grup sistemine göre çalışan personelin 12/36 dört gruplu çalışma esasına göre görevlendirilmesinin Valilik Makamınca uygun görüldüğü belirtiliyor.</p>

<p>Düzenlemenin 21 Eylül 2026 tarihi itibarıyla uygulanması isteniyor.</p>

<p>Ankara’daki yazıda geçişin; kamu hizmetlerinin sürekliliği ve güvenlik hizmetlerinin etkinliği gözetilerek, hizmetin niteliği, personel mevcudu, görev yoğunluğu ve birimlerin ihtiyaçları arasında denge kurularak gerçekleştirilmesi gerektiği de vurgulanıyor.</p>

<p>4 gruplu 12/36 sistemi nedir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dört gruplu 12/36 modelinde vardiyalı personel dört ayrı grup halinde planlanıyor. Temel model, 12 saatlik çalışma süresini 36 saatlik istirahat döneminin izlemesine dayanıyor.</p>

<p>Dört grup oluşturulması, 24 saat kesintisiz yürütülen güvenlik hizmetinin farklı ekipler arasında dönüşümlü şekilde sürdürülmesini sağlıyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/polislerin-calisma-duzeni-degisiyor-ankara-ve-istanbulda-4-gruplu-1236-sistemi</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 15:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0898.jpeg" type="image/jpeg" length="86918"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kırşehir’in Tanınmış Hekimi Op. Dr. Teysir Kerum Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kirsehirin-taninmis-hekimi-op-dr-teysir-kerum-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kirsehirin-taninmis-hekimi-op-dr-teysir-kerum-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırşehir’de yaklaşık 45 yıldır yaşayan ve uzun yıllar sağlık hizmeti veren Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Teysir Kerum, 75 yaşında hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kırşehir’de uzun yıllar hekimlik yapan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Teysir Kerum, 75 yaşında hayatını kaybetti.</p>

<p>Yaklaşık 45 yıldır Kırşehir’de yaşayan ve farklı sağlık kuruluşlarında görev yapan Kerum’un vefatı, ailesi ve yakınlarının yanı sıra sağlık camiası ile hastaları arasında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>KIRŞEHİR’DE UZUN YILLAR HEKİMLİK YAPTI</p>

<p>Op. Dr. Teysir Kerum, meslek hayatının önemli bölümünü Kırşehir’de geçirdi.</p>

<p>Kentte Cacabey Tıp Merkezi ve Aşıkpaşa Hastanesi’nde görev yapan Kerum, son olarak Özel Musa Gül Hastanesi’nde Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı olarak hastalarına hizmet veriyordu.</p>

<p>Kerum’un mesleki geçmişinde Rize de bulunuyordu. Hekim kayıtlarında Özel Rize Tıp Merkezi’nde Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı olarak görev yaptığı görülüyor.</p>

<p>OP. DR. TEYSİR KERUM KİMDİR?</p>

<p>Op. Dr. Teysir Kerum, Ortopedi ve Travmatoloji alanında uzun yıllar görev yapan bir hekimdi.</p>

<p>Aslen Suriyeli olan Kerum, Kırşehir’den evlendikten sonra yaşamını bu kentte sürdürdü. Yaklaşık 45 yıl boyunca Kırşehir’de yaşayan Kerum, uzun meslek hayatı boyunca çok sayıda hastaya sağlık hizmeti verdi.</p>

<p>Kırşehir’de farklı özel sağlık kuruluşlarında çalışan Kerum, kentte uzun yıllar görev yapması nedeniyle sağlık camiasının ve hastalarının yakından tanıdığı hekimlerden biri oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ UZMANIYDI</p>

<p>Kerum’un uzmanlık alanı Ortopedi ve Travmatoloji idi.</p>

<p>Meslek yaşamında Kırşehir’in yanı sıra Rize’de de görev yapan Kerum’un hekim kayıtlarında Özel Rize Tıp Merkezi ile bağlantısı bulunuyor.</p>

<p>Kamuya açık hekim kayıtlarında tıp eğitimini 1976 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladığı, Ortopedi ve Travmatoloji uzmanlık eğitimini ise 1981 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde aldığı bilgisi yer alıyor.</p>

<p>75 YAŞINDA HAYATINI KAYBETTİ</p>

<p>Op. Dr. Teysir Kerum, 75 yaşında hayatını kaybetti.</p>

<p>Dr. Kerum’un cenazesi 19 Eylül 2026 Cumartesi günü ikindi namazının ardından kılınacak cenaze namazı sonrası Kırşehir Asri Mezarlığı’nda toprağa verilecek.</p>

<p>Kırşehir’de uzun yıllara yayılan hekimlik hizmetiyle tanınan Op. Dr. Teysir Kerum’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, meslektaşlarına, hastalarına ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kirsehirin-taninmis-hekimi-op-dr-teysir-kerum-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 15:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0895.jpeg" type="image/jpeg" length="34745"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tıp Öğrencilerine Burs Veren Vakıflar ve Kurumlar: Güncel Başvurular]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tip-ogrencilerine-burs-veren-vakiflar-ve-kurumlar-guncel-basvurular</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tip-ogrencilerine-burs-veren-vakiflar-ve-kurumlar-guncel-basvurular" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tıp fakültesi öğrencileri için 2026-2027 burs başvuruları devam ediyor. Aylık 3 bin 500 TL’den 10 bin TL’ye kadar destek sağlayan programlar arasında yalnızca tıp öğrencilerine özel bursların yanı sıra sağlık ve üniversite öğrencilerine açık burslar da bulunuyor. İşte başvurusu devam eden veya çok yakında başlayacak burslar ve son başvuru tarihleri.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Tıp Öğrencilerine Burs Veren Vakıflar ve Kurumlar: Güncel Başvurular</p>

<p>Tıp fakültesinde öğrenim gören öğrenciler için 2026-2027 eğitim öğretim yılı burs başvuruları devam ediyor.</p>

<p>Vakıflar, dernekler, meslek kuruluşları ve farklı sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü programlarda tıp öğrencilerine aylık binlerce liralık karşılıksız eğitim desteği sağlanıyor.</p>

<p>Bazı burslar yalnızca tıp fakültesi öğrencilerine yönelikken bazı programlarda tıp öğrencileri daha geniş üniversite burslarının kapsamına alınıyor.</p>

<p>Burs miktarı açıklanan güncel programlarda aylık destek 3 bin 500 TL’den 10 bin TL’ye kadar çıkıyor.</p>

<p>İşte tıp öğrencilerinin başvurabileceği güncel burslar:</p>

<p>CTFMED: Cerrahpaşa Tıp öğrencilerine aylık 7 bin TL</p>

<p>Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Mezunları Derneği, 2026-2027 döneminde ihtiyaç sahibi tıp öğrencilerine aylık 7 bin TL burs veriyor.</p>

<p>Burs 10 ay boyunca ödeniyor. Böylece bir eğitim döneminde toplam destek 70 bin TL’ye ulaşıyor.</p>

<p>Hâlen Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde okuyan öğrencilerin yeni başvuru dönemi sona erdi.</p>

<p>Ancak Cerrahpaşa Tıp Fakültesini 2026 yılında yeni kazanan öğrenciler 20 Eylül’e kadar başvurabiliyor.</p>

<p>Burs karşılıksız ve ihtiyaç bursu niteliğinde.</p>

<p>SACDD: Tıp öğrencilerine aylık 4 bin TL</p>

<p>Süreyya Ağaoğlu Çocuk Dostları Derneği’nin lisans bursu tıp öğrencilerini açıkça kapsıyor.</p>

<p>Burs aylık 4 bin TL ve ekim-temmuz döneminde 10 ay ödeniyor. Böylece toplam destek 40 bin TL’ye ulaşıyor.</p>

<p>İstanbul, Ankara veya İzmir’deki devlet üniversitelerinde ya da bu şehirlerdeki vakıf üniversitelerinde yüzde 100 burslu öğrenim gören öğrenciler başvurabiliyor.</p>

<p>Tıp fakültesinin 2, 3, 4 ve 5. sınıf öğrencileri kapsama giriyor. Tıp 6. sınıf öğrencileri başvuramıyor.</p>

<p>Genel not ortalamasının en az 3,00/4,00 olması gerekiyor.</p>

<p>Son başvuru tarihi 20 Eylül 2026.</p>

<p>EMDATE: Dönem 1-5 tıp öğrencilerine 31 bin 500 TL</p>

<p>EMDATE bursu doğrudan tıp fakültesi öğrencilerine yönelik.</p>

<p>Devlet üniversitelerinin tıp fakültelerinde Dönem 1-5 arasında aktif öğrenim gören öğrenciler başvurabiliyor.</p>

<p>İntörnler ve vakıf üniversitesi öğrencileri kapsam dışında.</p>

<p>2026-2027 döneminde aylık 3 bin 500 TL olmak üzere 9 ayda toplam 31 bin 500 TL burs verilmesi planlanıyor.</p>

<p>Programda öğrencinin ve ailesinin ekonomik durumuna ilişkin ayrıntılı kriterler uygulanıyor.</p>

<p>Son başvuru 20 Eylül saat 23.59.</p>

<p>TİSK MCV Yarının Sağlıkçıları: Yalnızca tıp öğrencilerine</p>

<p>TİSK Mikrocerrahi ve Rekonstrüksiyon Vakfı’nın Yarının Sağlıkçıları programı 2026-2027 döneminde tıp fakültesi öğrencilerine yönelik yürütülüyor.</p>

<p>Başvuru yapacak öğrencinin 30 yaşını aşmamış olması ve maddi desteğe ihtiyaç duyması gerekiyor.</p>

<p>Ara sınıflarda genel not ortalamasının en az 3,00/4,00 olması ve öğrencinin en fazla bir başarısız dersinin bulunması şartı aranıyor.</p>

<p>KYK bursu veya kredisi başvuruya engel değil. Ancak başka bir kurumdan burs alan öğrenciler açısından sınırlama bulunuyor.</p>

<p>2026-2027 aylık burs miktarı henüz açıklanmadı.</p>

<p>Başvuruların 21 Eylül saat 17.00’ye kadar tamamlanması güvenli seçenek olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Ankara Tabip Odası: Ankara’daki tıp öğrencilerine burs</p>

<p>Ankara Tabip Odası, Ankara’da tıp fakültesinde öğrenim gören ve ekonomik desteğe ihtiyaç duyan öğrencilere burs sağlıyor.</p>

<p>Üniversiteye yeni başlayan öğrencilerin yanı sıra ara sınıftaki tıp öğrencileri de başvurabiliyor.</p>

<p>Önceki dönemde ATO bursu alan öğrencilerin de güncel belgeleriyle yeniden başvuru yapması gerekiyor.</p>

<p>Başvuruda öğrenci belgesi, akademik başarı belgeleri, KYK bilgileri ve ailenin gelir ve mal varlığını gösteren kapsamlı belgeler isteniyor.</p>

<p>2026-2027 burs miktarı açıklanmadı.</p>

<p>Son başvuru tarihi 21 Eylül.</p>

<p>Lokman Hekim Sağlık Vakfı: Geleceğin Hekimleri Bursu</p>

<p>Geleceğin Hekimleri Bursu doğrudan tıp fakültesi öğrencilerine yönelik.</p>

<p>2026-2027 başvuruları 21 Eylül’de başlayacak ve 4 Ekim’de sona erecek.</p>

<p>Devlet üniversitelerindeki tıp öğrencilerinin yanı sıra vakıf ve özel üniversitelerde yüzde 100 burslu tıp eğitimi gören öğrenciler de başvurabiliyor.</p>

<p>Ara sınıflardaki öğrenciler için en az 2,50/4,00 genel not ortalaması aranıyor.</p>

<p>KYK bursu veya kredisi engel değil. Öğrencinin KYK dışında başka bir kurumdan düzenli burs almaması gerekiyor.</p>

<p>Burs karşılıksız ve ekim-haziran döneminde 9 ay ödeniyor.</p>

<p>2026-2027 aylık burs miktarı henüz açıklanmadı.</p>

<p>Nazalı Vakfı: Aylık 5 bin TL, kontenjanın en az yarısı Tıp ve Hukuka</p>

<p>Nazalı Vakfı’nın 2026-2027 burs programında tıp öğrencileri için dikkat çekici bir kontenjan uygulaması bulunuyor.</p>

<p>Vakıf toplam 200 öğrenciye aylık 5 bin TL burs verecek.</p>

<p>Toplam bursiyer kontenjanının en az yüzde 50’si Tıp ve Hukuk fakültelerinde öğrenim gören öğrencilere ayrılacak.</p>

<p>Burs ekim-haziran döneminde 9 ay ödenecek. Böylece bir öğrencinin alabileceği toplam destek 45 bin TL olacak.</p>

<p>Üniversiteyi yeni kazanan sayısal öğrencilerde ilk 30 bin başarı sıralaması aranıyor.</p>

<p>Ara sınıftaki öğrencilerin ise genel not ortalamasının en az 3,00/4,00 veya 75/100 olması ve başarısız dersinin bulunmaması gerekiyor.</p>

<p>İlk kez burs alacak öğrenciler için son başvuru tarihi 24 Eylül.</p>

<p>Hrant Dink Vakfı: Tıp öğrencilerine aylık 10 bin TL</p>

<p>Hrant Dink Vakfı Sağlık Bilimleri Fonu, İstanbul’daki devlet üniversitelerinde belirlenen sağlık bölümlerinde öğrenim gören öğrencilere yönelik.</p>

<p>Tıp öğrencileri program kapsamında açıkça yer alıyor.</p>

<p>Burs aylık 10 bin TL ve ekim-haziran döneminde 9 ay ödeniyor. Böylece toplam destek 90 bin TL’ye ulaşıyor.</p>

<p>Programa 18-24 yaş arasındaki öğrenciler başvurabiliyor.</p>

<p>Ara sınıflarda genel not ortalamasının en az 2,50/4,00 olması gerekiyor.</p>

<p>2026-2027 döneminde iki yeni öğrenci bursiyer olarak seçilecek.</p>

<p>Başvurular 25 Eylül saat 23.59’da sona erecek.</p>

<p>Erciyes Organ Nakli Vakfı: Tıp öğrencilerine burs</p>

<p>Erciyes Organ Nakli Vakfı bursu devlet üniversitelerinde tıp veya sağlık bilimleri lisans programlarında öğrenim gören öğrencilere yönelik.</p>

<p>Öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve Kayseri ili nüfusuna kayıtlı olması gerekiyor.</p>

<p>Ara sınıflarda en az 65/100 veya 2,5/5 başarı ortalaması aranıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vakıf ayrıca bursiyerlerin eğitimleri sırasında ve sonrasında organ nakli konusunda araştırma ve toplumsal bilinçlendirme çalışmalarına katkıda bulunmasını bekliyor.</p>

<p>2026-2027 burs miktarı henüz açıklanmadı.</p>

<p>Son başvuru 25 Eylül.</p>

<p>Rönesans Eğitim Vakfı: Devlet üniversitelerindeki tıp öğrencileri de kapsamda</p>

<p>Rönesans Eğitim Vakfı bursu yalnızca tıp öğrencilerine özel değil ancak bölüm sınırlaması bulunmadığından devlet üniversitelerindeki tıp öğrencileri de başvurabiliyor.</p>

<p>Üniversiteye yeni kayıt hakkı kazanan öğrencilerin yanı sıra ara sınıftaki öğrenciler de programa dahil.</p>

<p>Ara sınıflarda en az 2,00/4,00 genel not ortalaması aranıyor.</p>

<p>Burs karşılıksız ve ekim-haziran döneminde 9 ay ödeniyor.</p>

<p>REV bursiyerlerinin ayrıca yılda en az 50 saat gönüllülük çalışması yapması gerekiyor.</p>

<p>2026-2027 aylık burs miktarı henüz açıklanmadı.</p>

<p>Başvuru süreci çevrim içi yürütülüyor.</p>

<p>Başvuruların son gününü beklemeyin</p>

<p>Tıp öğrencilerine yönelik burslarda başvuru koşulları birbirinden önemli ölçüde farklılaşıyor.</p>

<p>Bazı programlar yalnızca belirli üniversitelerdeki öğrencileri kabul ederken bazıları devlet üniversitesi şartı koyuyor. Vakıf üniversitelerinde öğrenim gören öğrencilerin kabul edildiği programlarda ise yüzde 100 burslu olma koşulu uygulanabiliyor.</p>

<p>Yaş sınırı, akademik ortalama, aile geliri, başka kurumdan burs alma durumu ve öğrencinin bulunduğu sınıf da bursiyer seçiminde belirleyici olabiliyor.</p>

<p>Özellikle 20-25 Eylül arasında çok sayıda burs programının başvuru süresi sona ereceği için öğrencilerin koşulları ve belgeleri son güne bırakmadan kontrol etmeleri önem taşıyor.</p>

<p>TIBBİYE BÜLTENİ NOTU</p>

<p>Bu haber yeni burs programları ve başvuru tarihleri açıklandıkça güncellenecektir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Mezunları Derneği<br />
Süreyya Ağaoğlu Çocuk Dostları Derneği<br />
EMDATE<br />
TİSK Mikrocerrahi ve Rekonstrüksiyon Vakfı<br />
Ankara Tabip Odası<br />
Lokman Hekim Sağlık Vakfı<br />
Nazalı Vakfı<br />
Hrant Dink Vakfı<br />
Erciyes Organ Nakli Vakfı<br />
Rönesans Eğitim Vakfı </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Burslar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tip-ogrencilerine-burs-veren-vakiflar-ve-kurumlar-guncel-basvurular</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 14:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="88740"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Elon Musk Tarih Verdi: Neuralink’in Görme İmplantı İnsan Deneylerine Hazırlanıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/elon-musk-tarih-verdi-neuralinkin-gorme-implanti-insan-deneylerine-hazirlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/elon-musk-tarih-verdi-neuralinkin-gorme-implanti-insan-deneylerine-hazirlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elon Musk, Neuralink’in görsel bilgiyi doğrudan beyne aktarmayı hedefleyen Blindsight implantı için 6–12 aylık takvim açıkladı. Prof. Dr. Banu Açıkalın teknolojiyi değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Elon Musk’ın beyin-bilgisayar arayüzü şirketi Neuralink, bu kez bilgisayarları düşünceyle kontrol ettirmekten çok daha iddialı bir hedef üzerinde çalışıyor: Gözleri kullanmadan görsel algı oluşturmak.</p>

<p>“Blindsight” adı verilen deneysel beyin implantının, göz ve optik sinir üzerinden ilerleyen normal görme yolunu devre dışı bırakarak görüntü bilgisini doğrudan beynin görsel korteksine iletmesi hedefleniyor.</p>

<p>Musk, ilk görme implantlarının önümüzdeki 6 ila 12 ay içerisinde insanlarda uygulanmasının hedeflendiğini açıkladı. Ancak bu süre şirketin hedeflediği takvimi ifade ediyor. Blindsight’ın insanlarda görmeyi geri kazandırdığına ilişkin yayımlanmış bir klinik sonuç henüz bulunmuyor.</p>

<p>Göz yerine doğrudan beynin görme merkezi hedefleniyor</p>

<p>Blindsight’ı klasik görme tedavilerinden ayıran temel özellik, sorunu gözde çözmeye çalışmaması.</p>

<p>Sistemin temelinde dış dünyadan elde edilen görüntülerin elektronik olarak işlenmesi ve beynin arka bölümündeki görsel kortekse yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla nöral aktivite oluşturulması bulunuyor.</p>

<p>Amaç, beynin görme merkezinde yapay bir görsel algı meydana getirmek.</p>

<p>Bu yaklaşım nedeniyle göz küresinde veya optik sinirde ağır hasar bulunan bazı kişilerin de gelecekte teknolojiden yararlanabilmesi hedefleniyor.</p>

<p>İlk görüntü doğal görmeye benzemeyebilir</p>

<p>Musk daha önce Blindsight’ın başlangıçta sağlayabileceği görüntünün düşük çözünürlüklü olabileceğini ve bunu eski Atari bilgisayar grafiklerine benzetmişti.</p>

<p>Dolayısıyla teknolojinin ilk hedefinin doğal insan görüşünü eksiksiz biçimde yeniden oluşturmak değil, beynin anlamlandırabileceği temel görsel bilgileri meydana getirmek olduğu düşünülüyor.</p>

<p>Musk’ın iddiası bununla sınırlı değil</p>

<p>Musk’ın Blindsight için uzun vadeli öngörüsü, kaybedilen görme yetisinin geri kazandırılmasının da ötesine uzanıyor.</p>

<p>Musk, sistemin gelecekte yüksek çözünürlüklü görüntüler sağlayabileceğini, hatta insan gözünün doğal olarak algılayamadığı kızılötesi ve morötesi dalga boylarından ya da radar benzeri sistemlerden elde edilen verilerin görsel algıya dönüştürülebileceğini öne sürüyor.</p>

<p>Ancak bu özellikler bugün Blindsight’ın insanlarda kanıtlanmış yetenekleri değil. Bunlar teknolojinin gelecekte ulaşması hedeflenen aşamalar arasında bulunuyor.</p>

<p>Prof. Dr. Banu Açıkalın: Görsel kortekse uyarım bilimsel olarak mümkün</p>

<p>Teknoloji dünyasında büyük yankı uyandıran açıklamaları, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Banu Açıkalın klinik ve bilimsel açıdan değerlendirdi.</p>

<p>Göz küresi veya optik sinir hasar görmüş olsa bile beynin oksipital, yani görsel korteksinin sağlam kalabileceğine dikkat çeken Açıkalın, görsel korteksin doğrudan uyarılmasının bilimsel temeli bulunan bir yaklaşım olduğunu belirtti.</p>

<p>Geleneksel retina protezlerinden farklı olarak bu yaklaşımın gözü ve görme sinirini devre dışı bırakarak doğrudan beyni hedeflediğini vurgulayan Açıkalın, buna karşın ilk aşamadaki beklentilerin gerçekçi tutulması gerektiğini söyledi.</p>

<p>İlk aşamada ışık noktaları ve silüetler görülebilir</p>

<p>Prof. Dr. Açıkalın’a göre hastaların ilk aşamada deneyimleyebileceği görsel algının doğal görmeye benzemesi beklenmemeli.</p>

<p>Hastaların başlangıçta “fosfen” adı verilen ışık noktacıkları ile temel şekil ve nesne silüetlerini algılayabileceğini belirten Açıkalın, yüksek çözünürlüklü görmenin ise çok daha uzun vadeli klinik çalışmalar ve teknolojik gelişmeler gerektireceğini kaydetti.</p>

<p>Nitekim görsel korteksin elektriksel uyarımıyla fosfen benzeri algıların oluşturulması Neuralink’ten önce de bilimsel araştırmalara konu oldu. İnsanlarda gerçekleştirilen deneysel kortikal görme protezi çalışmalarında, görsel korteksin belirli bölgelerinin uyarılmasıyla ışık noktaları ve basit görsel örüntüler oluşturulabildi.</p>

<p>Kızılötesi görmek gerçekten mümkün olabilir mi?</p>

<p>Prof. Dr. Açıkalın, Musk’ın insan gözünün doğal spektrum sınırlarını aşan kızılötesi ve radar görüşü iddialarını da değerlendirdi.</p>

<p>Harici sensörlerden elde edilen verilerin elektrik sinyallerine dönüştürülerek beyne aktarılmasının teorik açıdan imkânsız olmadığını belirten Açıkalın’a göre asıl soru, beynin bu yeni bilgiyi ne ölçüde anlamlandırabileceği.</p>

<p>Burada beynin değişen girdilere uyum sağlama yeteneği olan nöroplastisite ile implantın sağlayabileceği elektrot çözünürlüğü kritik önem taşıyor.</p>

<p>Binlerce elektrot yeterli olacak mı?</p>

<p>Teknolojinin önündeki sorun yalnızca beyne veri göndermek değil.</p>

<p>Beyin dokusuna çok sayıda mikroelektrotun güvenli biçimde yerleştirilmesi, implantın uzun süre çalışabilmesi ve çevresindeki dokunun yabancı cisme karşı oluşturabileceği biyolojik reaksiyonların kontrol edilmesi gerekiyor.</p>

<p>Açıkalın, bu nedenle yüksek çözünürlüklü görsel algı hedeflerinin henüz gelişimin oldukça erken aşamasında olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Bilim dünyasında da bu konuda temkinli değerlendirmeler bulunuyor. Görsel kortekse daha fazla elektrot yerleştirilmesinin tek başına doğal veya insan gözünden daha yüksek çözünürlüklü bir görüş oluşturacağı kesin değil. Görsel bilginin beyindeki kodlanma biçimi, yalnızca elektrot sayısıyla açıklanamayacak kadar karmaşık.</p>

<p>Doğuştan körlük daha zor bir problem olabilir</p>

<p>Blindsight’ın başarısını belirleyebilecek önemli konulardan biri de kişinin görme kaybının ne zaman gerçekleştiği.</p>

<p>Prof. Dr. Açıkalın, sonradan görme yetisini kaybeden kişilerde daha önce oluşmuş görsel beyin haritalarının bulunmasının yeni sinyallerin anlamlandırılmasında avantaj sağlayabileceğini belirtti.</p>

<p>Doğuştan görme engelli kişilerde ise süreç daha karmaşık olabilir. Çünkü beynin gelişimi sırasında görsel deneyimin bulunmaması, görsel korteksin organizasyonunu ve yapay uyarılara vereceği yanıtları etkileyebilir.</p>

<p>Bu nedenle aynı implantın bütün körlük türlerinde aynı sonucu oluşturacağını varsaymak bugün için mümkün değil.</p>

<p>“Temkinli bir iyimserlik şart”</p>

<p>Prof. Dr. Banu Açıkalın, tıbbi cihazların klinik değerlendirme, güvenlik ve biyouyumluluk süreçlerinin zaman aldığını hatırlatarak Neuralink’in projesinin tıp tarihi açısından heyecan verici ve ufuk açıcı bir adım olduğunu belirtti.</p>

<p>Ancak hastaların ve kamuoyunun “mucizevi” sonuçlar yerine kademeli bilimsel gelişmelere odaklanması gerektiğinin altını çizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>FDA statüsü onay anlamına gelmiyor</p>

<p>Blindsight açısından önemli gelişmelerden biri Eylül 2024’te yaşandı.</p>

<p>Neuralink, ABD Gıda ve İlaç Dairesinin Blindsight’a “Breakthrough Device” statüsü verdiğini duyurdu.</p>

<p>Ancak bu statü, FDA’nın cihazın körlüğü tedavi ettiğini kabul ettiği veya cihazı rutin klinik kullanım için onayladığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>FDA’nın Breakthrough Devices Programı, ciddi veya geri dönüşü olmayan hastalık ve durumlara yönelik belirli yenilikçi tıbbi cihazların geliştirme ve değerlendirme süreçlerini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Cihazların güvenlik ve etkinlik açısından gerekli standartları ayrıca karşılaması gerekiyor.</p>

<p>Asıl sınav insan çalışmalarında olacak</p>

<p>Blindsight’ın gerçek potansiyelini belirleyecek aşama insan çalışmalarından elde edilecek veriler olacak.</p>

<p>İmplantın güvenliği, yıllar boyunca beyinde kullanılabilirliği, oluşturduğu görsel algının çözünürlüğü ve hastaların günlük yaşamında işlevsel bir fayda sağlayıp sağlamadığı klinik çalışmalarla ortaya çıkacak.</p>

<p>Bu nedenle bugün için “Neuralink körlüğü tedavi etti” demek mümkün değil.</p>

<p>Ancak göz ve optik siniri devre dışı bırakarak görüntü bilgisini doğrudan beynin görme merkezine aktarma fikri artık yalnızca bilimkurgunun konusu değil.</p>

<p>Neuralink’in önündeki asıl soru da burada başlıyor:</p>

<p>Beyne bir görüntü sinyali göndermek mümkün olabilir. Peki insan beyni bu sinyali gerçekten “görmeye” dönüştürebilecek mi?</p>

<p>Bu sorunun yanıtını Blindsight’ın insan çalışmalarının vermesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/elon-musk-tarih-verdi-neuralinkin-gorme-implanti-insan-deneylerine-hazirlaniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0891.jpeg" type="image/jpeg" length="88355"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Non-HDL Kolesterol 130, 160, 190 ve 220 Ne Anlama Gelir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/non-hdl-kolesterol-130-160-190-ve-220-ne-anlama-gelir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/non-hdl-kolesterol-130-160-190-ve-220-ne-anlama-gelir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Non-HDL kolesterol 130, 160, 190 veya 220 mg/dL ne anlama gelir? Total kolesterolden HDL çıkarılarak hesaplanan non-HDL, LDL'nin yanı sıra damar sertliğine katkıda bulunabilen diğer aterojenik lipoproteinlerdeki kolesterolü de kapsar.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Non-HDL kolesterol, standart kolesterol tahlilinde bulunan ancak LDL kadar tanınmayan önemli bir değerdir. Hesaplanması son derece basittir: Total kolesterolden HDL kolesterol çıkarılır.</p>

<p>Ortaya çıkan sonuç yalnızca LDL'deki kolesterolü değil, damar sertliğine katkıda bulunabilen diğer ApoB içeren lipoproteinlerde taşınan kolesterolü de kapsar.</p>

<p>Bu nedenle özellikle trigliseriti yüksek, diyabeti veya metabolik sendromu bulunan kişilerde non-HDL kolesterol önemli ek bilgi sağlayabilir.</p>

<p>Non-HDL kolesterol nedir?</p>

<p>Non-HDL, kelime anlamıyla “HDL olmayan kolesterol” demektir.</p>

<p>Hesaplama şöyledir:</p>

<p>Non-HDL kolesterol = Total kolesterol - HDL kolesterol</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>Total kolesterol: 220 mg/dL<br />
HDL: 50 mg/dL</p>

<p>Non-HDL kolesterol: 170 mg/dL</p>

<p>Non-HDL'nin içinde LDL'nin yanı sıra VLDL, IDL, lipoprotein kalıntıları ve Lipoprotein(a) gibi ApoB taşıyan aterojenik lipoproteinlerde bulunan kolesterol de yer alır.</p>

<p>Bu nedenle non-HDL, damar duvarına kolesterol taşıyabilen parçacıkların toplam yükünü LDL'den daha geniş biçimde yansıtır.</p>

<p>Non-HDL kolesterol kaç olmalı?</p>

<p>Non-HDL için herkese uygulanabilecek tek bir tedavi hedefi yoktur. Hedef kişinin kalp-damar riskine göre değişir.</p>

<p>Geleneksel sınıflandırmada yaklaşık olarak:</p>

<p>130 mg/dL'nin altı: İstenen düzey</p>

<p>130-159 mg/dL: Sınırda yüksek</p>

<p>160-189 mg/dL: Yüksek</p>

<p>190-219 mg/dL: Çok yüksek</p>

<p>220 mg/dL ve üzeri: Belirgin derecede yüksek</p>

<p>şeklinde sınıflandırmalarla karşılaşılabilir.</p>

<p>Ancak güncel risk temelli yaklaşımda sabit bir “normal” değerden çok kişinin kendi tedavi hedefi önemlidir.</p>

<p>Genel bir klinik yaklaşım olarak non-HDL hedefi çoğu zaman kişinin LDL hedefinden yaklaşık 30 mg/dL daha yüksek belirlenebilir.</p>

<p>Örneğin LDL hedefi 70 mg/dL'nin altında olan bir kişide non-HDL için yaklaşık 100 mg/dL'nin altı hedeflenebilir.</p>

<p>Çok yüksek kalp-damar riskinde hedefler daha da aşağı inebilir.</p>

<p>Non-HDL 130 ne anlama gelir?</p>

<p>Non-HDL 130 mg/dL geleneksel sınıflandırmada istenen düzey ile sınırda yüksek arasındaki karar noktasına karşılık gelir.</p>

<p>Ancak 130 rakamı herkeste aynı anlama gelmez.</p>

<p>Kalp-damar riski düşük bir kişide kabul edilebilir olabilecek bu değer, daha önce kalp krizi geçirmiş veya çok yüksek aterosklerotik riski bulunan bir kişide hedefin üzerinde olabilir.</p>

<p>Bu nedenle non-HDL yalnızca laboratuvarın “H” veya “normal” işaretine bakılarak değerlendirilmemelidir.</p>

<p>Non-HDL 160 ne demek?</p>

<p>160 mg/dL non-HDL kolesterol yüksek kabul edilen düzeylerden biridir.</p>

<p>Bu sonuç LDL'nin yüksek olmasından kaynaklanabileceği gibi LDL normal veya sınıra yakınken trigliseritten zengin aterojenik parçacıkların artmasından da kaynaklanabilir.</p>

<p>Özellikle yüksek trigliserit, insülin direnci, Tip 2 diyabet veya metabolik sendrom varsa non-HDL değerinin LDL'den daha fazla bilgi sağlayabildiği durumlar vardır.</p>

<p>Non-HDL 190 ne anlama gelir?</p>

<p>Non-HDL 190 mg/dL belirgin bir yüksekliktir.</p>

<p>Bu düzeyde LDL ve trigliserit sonuçları ayrı ayrı incelenmeli, yüksekliğin hangi lipoproteinlerden kaynaklandığı değerlendirilmelidir.</p>

<p>Ailesel lipid bozuklukları, kontrolsüz diyabet, hipotiroidi ve bazı böbrek hastalıkları gibi ikincil nedenler de gündeme gelebilir.</p>

<p>Ancak tek başına non-HDL 190 sonucu kişinin damarlarında tıkanıklık olduğunu göstermez.</p>

<p>Uzun dönem aterosklerotik riski değerlendiren bir laboratuvar göstergesidir.</p>

<p>Non-HDL 220 ne demek?</p>

<p>Non-HDL 220 mg/dL ciddi derecede yüksek aterojenik kolesterol yükünü düşündürür.</p>

<p>Özellikle LDL de çok yüksekse ailesel hiperkolesterolemi gibi genetik nedenler araştırılabilir.</p>

<p>Trigliseritin çok yüksek olduğu kişilerde ise VLDL ve kalıntı lipoproteinler non-HDL değerini önemli ölçüde artırabilir.</p>

<p>Bu nedenle non-HDL 220 sonucunda yalnızca total kolesterolü düşürmeye çalışmak yerine tam lipid profili değerlendirilmelidir.</p>

<p>LDL ile non-HDL arasındaki fark nedir?</p>

<p>LDL kolesterol, esas olarak LDL parçacıklarında taşınan kolesterol miktarını gösterir.</p>

<p>Non-HDL ise HDL dışındaki bütün aterojenik lipoproteinlerde taşınan kolesterolü kapsar.</p>

<p>Basit ifadeyle:</p>

<p>LDL = önemli bir aterojenik kolesterol bileşeni</p>

<p>Non-HDL = LDL dahil daha geniş aterojenik kolesterol havuzu</p>

<p>Bu nedenle LDL hedefte olsa bile VLDL ve diğer kalıntı parçacıklar yüksekse non-HDL yüksek kalabilir.</p>

<p>LDL normal ama non-HDL neden yüksek olur?</p>

<p>Bu özellikle trigliseriti yüksek kişilerde görülebilir.</p>

<p>Trigliserit yükseldiğinde VLDL ve diğer trigliseritten zengin lipoproteinlerin miktarı artabilir.</p>

<p>Bu parçacıklar da ApoB taşır ve ateroskleroza katkıda bulunabilir.</p>

<p>LDL kolesterol bu ek parçacık yükünü tam olarak yansıtmayabilir.</p>

<p>Non-HDL ise bunlarda taşınan kolesterolü de hesaba kattığı için yüksek çıkabilir.</p>

<p>Bu nedenle “LDL normal, kolesterol sorunum yok” şeklinde yalnızca LDL'ye dayalı bir yorum bazı kişilerde eksik kalabilir.</p>

<p>Trigliserit yüksekken non-HDL neden önemli?</p>

<p>Non-HDL'nin en güçlü kullanım alanlarından biri budur.</p>

<p>LDL birçok laboratuvarda matematiksel olarak hesaplanır ve trigliserit çok yükseldiğinde bazı LDL hesaplama yöntemlerinin doğruluğu azalabilir.</p>

<p>Non-HDL için ise böyle karmaşık bir formül gerekmez.</p>

<p>Yalnızca total kolesterolden HDL çıkarılır.</p>

<p>Üstelik yüksek trigliseritle birlikte artabilen VLDL ve kalıntı lipoproteinlerdeki kolesterolü de kapsar.</p>

<p>Bu nedenle hipertrigliseridemi, diyabet ve metabolik sendrom gibi durumlarda non-HDL yararlı bir ikincil hedef olabilir.</p>

<p>Non-HDL ile ApoB aynı şey mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>İkisi benzer riski farklı biçimde ölçer.</p>

<p>Non-HDL, aterojenik lipoproteinlerde taşınan toplam kolesterol miktarını gösterir.</p>

<p>ApoB ise aterojenik lipoprotein parçacıklarının sayısını daha doğrudan yansıtır.</p>

<p>Her aterojenik parçacık yaklaşık bir ApoB molekülü taşır.</p>

<p>Bu nedenle iki kişinin non-HDL değeri aynı olduğu halde parçacık sayıları farklı olabilir.</p>

<p>Özellikle diyabet, insülin direnci ve yüksek trigliseritte kolesterol miktarı ile parçacık sayısı arasında uyumsuzluk gelişebilir.</p>

<p>Böyle durumlarda ApoB ek bilgi sağlayabilir.</p>

<p>Non-HDL ile Lipoprotein(a) ilişkisi nedir?</p>

<p>Lipoprotein(a), yani Lp(a), ApoB içeren aterojenik bir lipoproteindir ve taşıdığı kolesterol non-HDL ölçümünün içinde yer alır.</p>

<p>Ancak non-HDL sonucuna bakarak Lp(a)'nın yüksek olup olmadığı anlaşılamaz.</p>

<p>Lp(a) büyük ölçüde genetik olarak belirlenir ve ayrı bir kan testiyle ölçülür.</p>

<p>Bu nedenle normal non-HDL sonucu yüksek Lp(a)'yı dışlamaz.</p>

<p>Ailede erken kalp krizi veya inme bulunan kişiler açısından bu ayrım özellikle önemlidir.</p>

<p>Non-HDL yüksekliği neden olur?</p>

<p>Non-HDL'yi yükselten nedenler büyük ölçüde LDL ve trigliseritten zengin lipoproteinleri artıran durumlardır.</p>

<p>Bunlar arasında:</p>

<p>- LDL kolesterol yüksekliği<br />
- Yüksek trigliserit<br />
- İnsülin direnci<br />
- Tip 2 diyabet<br />
- Fazla kilo ve abdominal obezite<br />
- Hipotiroidi<br />
- Bazı böbrek hastalıkları<br />
- Genetik lipid bozuklukları<br />
- Doymuş ve trans yağlardan zengin beslenme<br />
- Bazı ilaçlar</p>

<p>bulunabilir.</p>

<p>Non-HDL tek bir hastalığın testi değildir.</p>

<p>Non-HDL testi için aç olmak gerekir mi?</p>

<p>Non-HDL'nin önemli avantajlarından biri açlık gerektirmeden de hesaplanabilmesidir.</p>

<p>Total kolesterol ve HDL yemeklerden trigliserite göre daha az etkilenir.</p>

<p>Bu nedenle rutin kalp-damar risk değerlendirmesinde aç olmayan lipid profili üzerinden non-HDL hesaplanabilir.</p>

<p>Ancak trigliserit çok yüksekse veya ciddi hipertrigliseridemi araştırılıyorsa açlık lipid profili ayrıca gerekebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Non-HDL nasıl düşürülür?</p>

<p>Non-HDL'yi düşürmenin yolu aterojenik lipoproteinleri azaltmaktır.</p>

<p>LDL yüksekse doymuş yağların azaltılması, çözünür liften zengin beslenme, fazla kilo varsa kilo kaybı ve düzenli fiziksel aktivite yararlı olabilir.</p>

<p>Trigliserit de yüksekse ilave şeker, rafine karbonhidratlar ve alkolün azaltılması ayrıca önem kazanır.</p>

<p>Kalp-damar riski yüksek kişilerde ilaç tedavisinin temelini çoğu zaman statinler oluşturur.</p>

<p>Gerektiğinde ezetimib, PCSK9 hedefli tedaviler, bempedoik asit veya kişinin lipid bozukluğuna uygun başka tedaviler eklenebilir.</p>

<p>Amaç yalnızca non-HDL rakamını düşürmek değil, kişinin yaşam boyu aterosklerotik kalp-damar riskini azaltmaktır.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>Non-HDL 160 yüksek mi?</p>

<p>Evet, geleneksel sınıflandırmada 160 mg/dL yüksek kabul edilir. Ancak kişinin gerçek hedefi kalp-damar riskine göre daha düşük olabilir.</p>

<p>LDL normal olduğu halde non-HDL yüksek olabilir mi?</p>

<p>Evet. Özellikle trigliseriti yüksek kişilerde VLDL ve diğer aterojenik parçacıklar artarken LDL normal görünebilir ve non-HDL yüksek çıkabilir.</p>

<p>Non-HDL mi ApoB mi daha önemli?</p>

<p>İkisi farklı fakat tamamlayıcı bilgi verir. Non-HDL aterojenik parçacıklarda taşınan kolesterolü, ApoB ise bu parçacıkların sayısını daha doğrudan yansıtır. Bazı yüksek riskli kişilerde ApoB ek risk bilgisini güçlendirebilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. American College of Cardiology/American Heart Association. Guideline on the Management of Blood Cholesterol. Circulation.</p>

<p>2. European Society of Cardiology and European Atherosclerosis Society. Guidelines for the Management of Dyslipidaemias. European Heart Journal.</p>

<p>3. National Lipid Association. Recommendations for Patient-Centered Management of Dyslipidemia. Journal of Clinical Lipidology.</p>

<p>4. Sniderman AD, Thanassoulis G, Glavinovic T, et al. Apolipoprotein B Particles and Cardiovascular Disease. JAMA Cardiology. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/non-hdl-kolesterol-130-160-190-ve-220-ne-anlama-gelir</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/genel/i-m-g-7337.jpeg" type="image/jpeg" length="26745"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Ecza Koop 2026-2027 Eczacılık Öğrenci Bursu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-ecza-koop-2026-2027-eczacilik-ogrenci-bursu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/istanbul-ecza-koop-2026-2027-eczacilik-ogrenci-bursu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Ecza Koop’un eczacılık fakültesi öğrencilerine yönelik Birlikte Geleceğe Eğitim Bursu için başvurular 20 Eylül’de sona erecek. Kooperatifin hizmet bölgesindeki üniversitelerde eczacılık eğitimi gören, 26 yaşını aşmamış ve maddi desteğe ihtiyaç duyan öğrenciler çevrim içi başvuru yapabilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Eczacılık Öğrencilerine Burs: Başvurularda Son Gün 20 Eylül</p>

<p>Eczacılık fakültesi öğrencilerine yönelik 2026-2027 eğitim öğretim yılı burs programlarından birinde başvurular sona eriyor.</p>

<p>İstanbul Ecza Koop tarafından yürütülen “Birlikte Geleceğe Eğitim Bursu”, maddi desteğe ihtiyaç duyan eczacılık fakültesi öğrencilerinin eğitimlerine katkı sağlamayı amaçlıyor.</p>

<p>Yeni dönem burs başvuruları 20 Eylül 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>Kimler başvurabilir?</p>

<p>Birlikte Geleceğe Eğitim Bursu doğrudan eczacılık fakültesi öğrencilerine yönelik.</p>

<p>Başvuru yapacak öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin İstanbul Ecza Koop’un hizmet bölgesindeki üniversitelerden birinin Eczacılık Fakültesinde tam zamanlı olarak öğrenim görmesi gerekiyor.</p>

<p>Maddi desteğe ihtiyaç duymak da temel burs koşulları arasında bulunuyor.</p>

<p>26 yaş sınırı var</p>

<p>Burs programında yaş kriteri bulunuyor.</p>

<p>Başvuru yapacak eczacılık öğrencisinin 26 yaşını aşmamış olması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin ayrıca tam zamanlı eğitimine devam etmesi şart.</p>

<p>Not ortalaması kaç olmalı?</p>

<p>Bursiyerlerin akademik başarılarını koruması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin genel not ortalamasının 100 üzerinden en az 65 veya 4 üzerinden en az 2,50 olması şartı aranıyor.</p>

<p>Öğrencinin sınıf veya dönem tekrarı yapmamış olması da gerekiyor.</p>

<p>Alttan dersi olan öğrenciler başvurabilir mi?</p>

<p>Akademik başarının değerlendirilmesinde yalnızca genel not ortalamasına bakılmıyor.</p>

<p>Öğrencinin alttan en fazla iki dersinin bulunmasına izin veriliyor.</p>

<p>Bunun üzerindeki başarısız ders durumu burs kriterleri açısından sorun oluşturabiliyor.</p>

<p>Üniversiteye yeni başlayan öğrenciler başvurabilir mi?</p>

<p>Burs programında eczacılık fakültesine yeni kayıt yaptıran öğrenciler için üniversite not ortalaması bulunmadığından farklı bir değerlendirme uygulanıyor.</p>

<p>Bu öğrencilerde üniversiteye giriş ve yerleşme başarıları dikkate alınıyor.</p>

<p>Başka kurumdan burs alanlar başvurabilir mi?</p>

<p>Genel kural olarak başka bir vakıf, dernek, şahıs veya kurumdan aylık nakit burs alan öğrenciler Birlikte Geleceğe Eğitim Bursundan yararlanamıyor.</p>

<p>Ancak bazı destekler bu kuralın dışında tutuluyor.</p>

<p>KYK öğrenim kredisi engel değil</p>

<p>Kredi ve Yurtlar Kurumundan alınan geri ödemeli öğrenim kredisi, başka burs almama kuralının dışında.</p>

<p>Dolayısıyla KYK öğrenim kredisi kullanan bir eczacılık öğrencisi diğer şartları karşılaması halinde programa başvurabiliyor.</p>

<p>Engelli öğrencilere sağlanan bazı destekler de istisna</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Engel oranı yüzde 40’ın üzerinde olan öğrencilere verilen burslar da belirlenen koşullar kapsamında başka burs alma yasağının dışında tutulabiliyor.</p>

<p>Ayrıca bazı belediye veya mezun derneği destekleri, İstanbul Ecza Koop’un belirlediği aylık üst sınırı aşmaması halinde istisna kapsamında değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Burs geri ödemeli mi?</p>

<p>Birlikte Geleceğe Eğitim Bursu eğitim desteği niteliğinde burs olarak sağlanıyor.</p>

<p>Bursiyerlerin programın güncel burs sözleşmesi ve bursiyerlik koşullarını başvuru sırasında dikkatle incelemesi gerekiyor.</p>

<p>Burs miktarı ne kadar?</p>

<p>İstanbul Ecza Koop’un 2026-2027 burs başvuru sayfasında yeni dönem için öğrencilere ödenecek aylık burs miktarı henüz açıklanmış değil.</p>

<p>Bu nedenle önceki dönemlere ait burs rakamlarının 2026-2027 dönemi için geçerli olduğu varsayılmamalı.</p>

<p>Yeni burs tutarı konusunda İstanbul Ecza Koop’un güncel açıklaması esas alınmalı.</p>

<p>Başvuru nasıl yapılacak?</p>

<p>Burs başvuruları çevrim içi olarak gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Eczacılık öğrencilerinin İstanbul Ecza Koop’un resmi internet sitesindeki Birlikte Geleceğe Eğitim Bursu başvuru formunu doldurması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencilerin başvuru formundaki kişisel, eğitim ve ekonomik durum bilgilerini doğru ve eksiksiz bildirmesi önem taşıyor.</p>

<p>Başvurular nasıl değerlendirilecek?</p>

<p>Başvurular İstanbul Ecza Koop tarafından belirlenen burs kriterleri doğrultusunda değerlendirilecek.</p>

<p>Öğrencinin maddi ihtiyaç durumu ve akademik başarısı temel değerlendirme unsurları arasında bulunuyor.</p>

<p>Burs kontenjanı doğrultusunda uygun bulunan adaylar belirlenerek bursiyer seçim süreci tamamlanacak.</p>

<p>Sonuçlar ne zaman açıklanacak?</p>

<p>Burs başvurularının tamamlanmasının ardından değerlendirme süreci başlayacak.</p>

<p>İstanbul Ecza Koop, sonuçların kasım ayı sonuna kadar açıklanmasını planlıyor.</p>

<p>Burs sonuçları Kooperatifin resmi internet sitesi üzerinden duyurulacak.</p>

<p>Son başvuru 20 Eylül</p>

<p>İstanbul Ecza Koop Birlikte Geleceğe Eğitim Bursu için 2026-2027 başvuruları 20 Eylül 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>Kooperatifin hizmet bölgesindeki üniversitelerin eczacılık fakültelerinde tam zamanlı öğrenim gören, 26 yaşını aşmamış, akademik başarı koşullarını sağlayan ve maddi desteğe ihtiyaç duyan öğrencilerin başvurularını çevrim içi sistem üzerinden tamamlamaları gerekiyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>İstanbul Ecza Koop<br />
Birlikte Geleceğe Eğitim Bursu<br />
İstanbul Ecza Koop Burs Başvuru Koşulları </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Burslar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-ecza-koop-2026-2027-eczacilik-ogrenci-bursu</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 13:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="43026"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Marmara Üniversitesi’nin Acı Kaybı: Prof. Dr. Halim Ayrancı Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/marmara-universitesinin-aci-kaybi-prof-dr-halim-ayranci-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/marmara-universitesinin-aci-kaybi-prof-dr-halim-ayranci-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Marmara Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Anorganik Kimya Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Halim Ayrancı hayatını kaybetti. Ayrancı, kimya alanındaki bilimsel çalışmalarıyla tanınıyordu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Marmara Üniversitesi Kimya Bölümü akademisyenlerinden Prof. Dr. Halim Ayrancı hayatını kaybetti.</p>

<p>Anorganik Kimya Ana Bilim Dalı’nda uzun yıllar akademik çalışmalarını sürdüren Ayrancı’nın vefatı, ailesi ve yakınlarının yanı sıra öğrencileri, meslektaşları ve üniversite camiasında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>PROF. DR. HALİM AYRANCI KİMDİR?</p>

<p>Prof. Dr. Halim Ayrancı, Marmara Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Anorganik Kimya Ana Bilim Dalı’nda görev yapan akademisyendi.</p>

<p>Akademik yaşamını kimya alanındaki eğitim ve araştırma faaliyetlerine adayan Ayrancı, bilimsel çalışmalarını özellikle anorganik kimya, elektrokimya ve malzeme biliminin kesiştiği alanlarda sürdürdü.</p>

<p>ELEKTROKİMYA ALANINDA ÇALIŞTI</p>

<p>Prof. Dr. Halim Ayrancı’nın bilimsel çalışmalarında elektrokimya önemli bir yer tuttu.</p>

<p>Ayrancı; elektrokimyasal sensörler, iletken polimerler, elektrot malzemeleri, enerji depolama sistemleri ve farklı kimyasal yapıların elektrokimyasal özellikleri üzerine araştırmalar gerçekleştirdi.</p>

<p>Ulusal ve uluslararası bilimsel dergilerde yayımlanan araştırmalarında yeni elektrot malzemelerinin geliştirilmesi ve bu malzemelerin farklı uygulama alanlarında değerlendirilmesi üzerinde çalıştı.</p>

<p>ENERJİ DEPOLAMA TEKNOLOJİLERİ ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR YAPTI</p>

<p>Ayrancı’nın çalışma alanlarından biri de süperkapasitörler ve enerji depolama teknolojileriydi.</p>

<p>İletken polimerlerin elektrokimyasal özelliklerini inceleyen bilimsel çalışmalarda yer alan Ayrancı, enerji depolama performansının geliştirilmesine yönelik araştırmalara katkı sundu.</p>

<p>Bilimsel yayınlarında polipirol ve farklı iletken polimer yapılarının elektrokimyasal özelliklerini ele alan çalışmalar da bulunuyor.</p>

<p>ÖĞRENCİLERİN YETİŞMESİNE KATKI SUNDU</p>

<p>Prof. Dr. Halim Ayrancı, araştırmalarının yanı sıra Marmara Üniversitesi’nde lisans ve lisansüstü düzeyde eğitim faaliyetlerinde görev aldı.</p>

<p>Akademik kariyeri boyunca öğrencilerin yetişmesine katkı sağlayan Ayrancı, bilimsel araştırmalarda genç araştırmacılarla birlikte çalışmalar yürüttü.</p>

<p>Kimya alanında yayımladığı bilimsel çalışmalar ve üniversitedeki eğitim faaliyetleriyle akademik yaşamını uzun yıllar sürdüren Ayrancı, Marmara Üniversitesi Kimya Bölümü’nün deneyimli akademisyenleri arasında yer aldı.</p>

<p>SON YOLCULUĞUNA UĞURLANIYOR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Halim Ayrancı’nın cenazesi 19 Eylül 2026 Cumartesi günü Büyükçekmece İbrahim Sancak Camii’nden kaldırılacak.</p>

<p>Cenaze namazının ardından Ayrancı, Güzelce Yeni Mezarlığı’nda toprağa verilecek.</p>

<p>Prof. Dr. Halim Ayrancı’ya Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, öğrencilerine, meslektaşlarına ve Marmara Üniversitesi camiasına başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/marmara-universitesinin-aci-kaybi-prof-dr-halim-ayranci-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 12:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0889.jpeg" type="image/jpeg" length="23594"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nin Acı Kaybı: Hamide Çakır Sarı Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/nigde-omer-halisdemir-universitesinin-aci-kaybi-hamide-cakir-sari-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/nigde-omer-halisdemir-universitesinin-aci-kaybi-hamide-cakir-sari-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngiliz Dili Eğitimi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Dr. Hamide Çakır Sarı hayatını kaybetti. Çakır Sarı’nın vefatı üniversite camiasında üzüntüyle karşılandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>NİĞDE – Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyelerinden Dr. Öğr. Üyesi Hamide Çakır Sarı hayatını kaybetti.</p>

<p>Yabancı Diller Eğitimi Bölümü, İngiliz Dili Eğitimi Ana Bilim Dalı’nda görev yapan Çakır Sarı’nın vefatı; ailesi, öğrencileri, meslektaşları ve üniversite camiasında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>REKTÖR HASAN USLU’DAN TAZİYE MESAJI</p>

<p>Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Uslu da Hamide Çakır Sarı’nın vefatının ardından taziye mesajı yayımladı.</p>

<p>Uslu, Çakır Sarı’nın vefatından duyduğu üzüntüyü dile getirerek ailesine, yakınlarına ve üniversite camiasına başsağlığı diledi.</p>

<p>HAMİDE ÇAKIR SARI KİMDİR?</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Hamide Çakır Sarı, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yabancı Diller Eğitimi Bölümü, İngiliz Dili Eğitimi Ana Bilim Dalı’nda görev yapan akademisyendi.</p>

<p>Çakır Sarı’nın akademik çalışmalarının odağında dilbilim, söylem çalışmaları, akademik yazma, yabancı dil öğretimi ve çeviri gibi alanlar bulunuyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilimsel çalışmalarında özellikle akademik metinlerin dilsel ve sözbilimsel özellikleri üzerinde duran Çakır Sarı, ulusal ve uluslararası akademik dergilerde makaleler yayımladı.</p>

<p>AKADEMİK YAZMA VE SÖYLEM ÜZERİNE ÇALIŞTI</p>

<p>Hamide Çakır Sarı’nın araştırmaları arasında akademik yazıda nesnellik ve otoritenin dil yoluyla nasıl kurulduğunu inceleyen çalışmalar da bulunuyor.</p>

<p>2024 yılında yayımlanan İngilizce araştırmasında akademik yazıda cansız öznelerin nesnellik ve otorite oluşturmadaki rolünü ele aldı.</p>

<p>2025 yılında Dil Dergisi’nde yayımlanan çalışmasında ise Türkçe akademik kitap tanıtım yazılarındaki tutum kaynaklarını inceledi.</p>

<p>SON MAKALESİ 2026’DA YAYIMLANDI</p>

<p>Çakır Sarı akademik çalışmalarını son döneme kadar sürdürdü.</p>

<p>“Dilbilim Alanındaki Türkçe Araştırma Yazılarının Sonuç Bölümlerinde Sözbilimsel Yapılanma” başlıklı araştırması, Haziran 2026’da Dilbilim Araştırmaları Dergisi’nde yayımlandı.</p>

<p>Çalışmada Türkçe dilbilim araştırma makalelerinin sonuç bölümlerinin sözbilimsel yapısını inceleyen Çakır Sarı, akademik söylem ve bilimsel yazma alanındaki çalışmalarına yeni bir araştırma daha eklemişti.</p>

<p>ÖĞRENCİLERİN EĞİTİMİNE KATKI SUNDU</p>

<p>Hamide Çakır Sarı, bilimsel çalışmalarının yanı sıra Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nde öğrencilerin eğitimine katkı sundu.</p>

<p>İngiliz Dili Eğitimi Ana Bilim Dalı’nda görev yapan Çakır Sarı’nın kaybı, çalışma arkadaşları ve öğrencileri arasında da üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Hamide Çakır Sarı’ya Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, öğrencilerine, meslektaşlarına ve Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi camiasına başsağlığı diliyoruz. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/nigde-omer-halisdemir-universitesinin-aci-kaybi-hamide-cakir-sari-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 12:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0887.jpeg" type="image/jpeg" length="97405"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Metformin ve Yaşlanma: Randomize Çalışmada Telomer Uzunluğu Yüzde 29,6 Arttı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/metformin-ve-yaslanma-randomize-calismada-telomer-uzunlugu-yuzde-296-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/metformin-ve-yaslanma-randomize-calismada-telomer-uzunlugu-yuzde-296-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyabet tedavisinde uzun yıllardır kullanılan metformin, yaşlanma araştırmalarında yeniden dikkat çekici bir sonuçla gündemde. Randomize plasebo kontrollü yeni bir çalışmada, 24 hafta metformin kullanan prediyabetli yetişkinlerin lökosit telomer uzunluğunda yüzde 29,6, telomeraz aktivitesinde ise yüzde 39,3 artış bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ancak sonuçlar metforminin insan ömrünü uzattığını veya yaşlanmayı tersine çevirdiğini göstermiyor. Araştırmada yaşam süresi, hastalıksız yaşam süresi veya yaşa bağlı hastalıkların görülme sıklığı değil; hücresel yaşlanmayla ilişkili biyobelirteçler değerlendirildi.</p>

<p>127 kişi randomize edildi</p>

<p>Mechanisms of Ageing and Development dergisinde yayımlanan araştırma, Hindistan'ın kuzeyinde yaşayan 30–60 yaş arasındaki prediyabetli yetişkinlerde gerçekleştirildi.</p>

<p>Araştırmacılar toplam 322 kişiyi taradı. Çalışmaya uygun bulunan 127 kişi randomize edildi.</p>

<p>Katılımcıların 63'ü 24 hafta boyunca günde iki kez 500 mg metformin, 64'ü ise plasebo aldı. Her iki gruba da yaşam tarzı danışmanlığı verildi.</p>

<p>Çalışmayı toplam 112 kişi tamamladı. Bu, randomize edilen katılımcıların yüzde 88,2'sine karşılık geliyor.</p>

<p>Telomer uzunluğunda yüzde 29,6 artış</p>

<p>Araştırmanın temel sonuçlarından biri lökosit telomer uzunluğundaki değişimdi.</p>

<p>Metformin grubunda lökosit telomer uzunluğunda 24 haftanın sonunda yüzde 29,6 artış bildirildi. Plasebo grubundaki artış ise yüzde 4,4 düzeyindeydi.</p>

<p>Gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu.</p>

<p>Telomerler, kromozomların uçlarında bulunan koruyucu DNA-protein yapılarıdır. Hücreler bölündükçe telomerler genel olarak kısalır ve telomer biyolojisi yaşlanma araştırmalarında uzun süredir incelenir.</p>

<p>Bununla birlikte telomer uzunluğu kişinin tek başına “biyolojik yaşı” olarak değerlendirilmez. Telomer ölçümleri hücre tipi, genetik özellikler, inflamasyon, metabolik durum ve kullanılan ölçüm yönteminden etkilenebilir.</p>

<p>Telomeraz aktivitesi yüzde 39,3 arttı</p>

<p>Araştırmanın ikinci dikkat çekici bulgusu telomeraz aktivitesinde görüldü.</p>

<p>Telomeraz, telomerlerin korunmasına ve yeniden uzatılmasına katkıda bulunan bir enzim kompleksidir.</p>

<p>Metformin kullanan grupta telomeraz aktivitesi yüzde 39,3 arttı. Plasebo grubunda ise anlamlı bir değişiklik saptanmadı.</p>

<p>Gruplar arasındaki fark yine istatistiksel olarak anlamlıydı.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca periferik kan mononükleer hücrelerinde yaşlanma biyolojisiyle ilişkilendirilen SIRT1, p66Shc, p53 ve mTOR gibi genlerin ekspresyonunu değerlendirdi.</p>

<p>SIRT1 ekspresyonunda anlamlı artış</p>

<p>Metformin grubunda SIRT1 gen ekspresyonunda da plaseboya kıyasla anlamlı artış görüldü.</p>

<p>SIRT1; enerji metabolizması, hücresel stres yanıtı, DNA onarımı ve yaşlanma biyolojisiyle bağlantıları nedeniyle longevity araştırmalarında yoğun biçimde incelenen genlerden biri.</p>

<p>mTOR ekspresyonunda da değişiklik saptandı. Ancak araştırmacılar bu bulgunun mekanistik açıdan dikkatle yorumlanması gerektiğini özellikle belirtti.</p>

<p>Çünkü metformin genellikle AMPK aktivasyonu ve mTOR sinyalinin baskılanmasıyla ilişkilendiriliyor. Bir genin mRNA ekspresyonundaki artış ise o sinyal yolunun işlevsel aktivitesinin aynı yönde arttığını tek başına göstermiyor.</p>

<p>Kan şekeri etkisinden bağımsız olabilir</p>

<p>Araştırmanın ilginç sonuçlarından biri, telomer ve gen ekspresyonundaki değişikliklerin sürekli glisemik iyileşmeden bağımsız görünmesiydi.</p>

<p>Bu bulgu, metforminin yalnızca kan şekeri kontrolü üzerinden değil, hücresel stres ve yaşlanmayla ilişkili başka biyolojik yollar üzerinden de etki gösterebileceği hipotezini destekliyor.</p>

<p>Ancak bunun gerçekten klinik yaşlanmayı yavaşlatıp yavaşlatmadığını belirlemek için mevcut çalışma yeterli değil.</p>

<p>Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu: Hücresel düzeyde önemli bir işaret</p>

<p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, elde edilen bulguların hücresel yaşlanma mekanizmalarını anlamak açısından oldukça kıymetli olduğunu belirtmekle birlikte, verilerin ihtiyatla yorumlanması gerektiğine dikkat çekti.</p>

<p>Telomerlerin kromozom uçlarında bulunan ve hücresel yaşlanmayla ilişkili koruyucu yapılar olduğunu vurgulayan Yılancıoğlu, çalışmada saptanan değişimlerin metforminin metabolik etkilerinin ötesindeki biyolojik mekanizmalar açısından araştırılmaya değer olduğunu belirtti.</p>

<p>“Hücresel Düzeyde Önemli Bir İşaret, Ancak Sınırlılıklar Unutulmamalı”</p>

<p>Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Çalışmada elde edilen %29,6’lık telomer uzunluğu ve %39,3’lük telomeraz aktivitesi artışı, metforminin yalnızca metabolik süreçleri düzenlemekle kalmayıp hücresel stres ve yaşlanma patakları üzerinde de biyolojik bir etki gösterebileceğine işaret ediyor. Longevity ilişkili genlerdeki değişimler de bu potansiyeli destekler nitelikte.”</p>

<p>Bulguların heyecan verici olduğunu ancak klinik uygulamaya doğrudan uyarlanamayacağını belirten Yılancıoğlu, çalışmanın sınırlılıklarına da dikkat çekti:</p>

<p>“Bu araştırma 24 haftalık belirli bir zaman dilimini kapsıyor ve özel bir popülasyon grubu olan prediyabetli Asyalı Hintli bireyler üzerinde gerçekleştirildi. Hücresel düzeydeki bu artışlar, ilacın doğrudan insan ömrünü uzattığı veya her bireyde aynı sonucu doğuracağı anlamına gelmez.”</p>

<p>Çalışmanın önemli sınırlılıkları var</p>

<p>Araştırmanın randomize ve plasebo kontrollü olması kanıt kalitesini güçlendiriyor. Bununla birlikte sonuçların yorumlanmasında birkaç önemli sınırlılık bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışma yalnızca 24 hafta sürdü.</p>

<p>Katılımcılar 30–60 yaşındaki Kuzey Hindistanlı prediyabetli bireylerden oluşuyordu. Bulgular sağlıklı kişilere, farklı etnik gruplara veya ileri yaştaki yetişkinlere doğrudan genellenemez.</p>

<p>Araştırma insan ömrünü veya sağlıklı yaşam süresini ölçmedi.</p>

<p>Kalp-damar hastalıkları, kanser, demans veya diğer yaşa bağlı hastalıkların görülme sıklığı da değerlendirilmedi.</p>

<p>Ayrıca telomer uzunluğu ve telomeraz aktivitesi yaşlanma biyolojisi açısından değerli araştırma araçları olsa da bir ilacın insanlarda ömrü uzattığını kanıtlayan klinik sonlanımlar değildir.</p>

<p>Araştırmanın yazarları da gözlenen telomer uzunluğu değişiminin büyüklüğünün dikkatle yorumlanması ve sonuçların daha büyük, uzun süreli çalışmalarla doğrulanması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Metformin ömrü uzatıyor mu?</p>

<p>Bu araştırmaya dayanarak bu soruya “evet” yanıtı verilemez.</p>

<p>Çalışma, metformin kullanan prediyabetli bireylerde bazı hücresel yaşlanma göstergelerinin 24 haftada değişebildiğini gösteriyor.</p>

<p>Bir insanın daha uzun yaşayıp yaşamadığını göstermek ise çok farklı bir araştırma sorusu.</p>

<p>Bunun için daha geniş popülasyonların yıllarca takip edildiği çalışmaların ölüm, kardiyovasküler hastalık, kanser, demans, fiziksel fonksiyon ve sağlıklı yaşam süresi gibi doğrudan klinik sonuçları değerlendirmesi gerekiyor.</p>

<p>Metformin anti-aging amacıyla kullanılmalı mı?</p>

<p>Mevcut çalışma böyle bir kullanımı desteklemiyor.</p>

<p>Metformin reçeteli bir ilaçtır ve belirli metabolik hastalıklarda klinik endikasyonlarla kullanılır. Çalışmadaki katılımcılar da sağlıklı kişiler değil, prediyabetli yetişkinlerdi.</p>

<p><a href="https://tibbiyebulteni.com/biyografi/prof-dr-kaan-yilancioglu-kimdir">Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu</a> da metforminin bir “gençlik iksiri” veya reçetesiz kullanılabilecek bir takviye gibi değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>“Hekim Kontrolü Olmadan Kullanılmamalı”</p>

<p>Yılancıoğlu şu uyarıda bulundu:</p>

<p>“Metformin bir ‘gençlik iksiri’ veya reçetesiz alınabilecek bir takviye değildir. Bu tür çalışmalar hücresel yaşlanmanın şifrelerini çözmek adına son derece değerli adımlardır; ancak daha geniş katılımlı ve uzun süreli araştırmalarla desteklenmesi gerekir. Hekim önerisi ve tıbbi endikasyon dışında, sırf yaşlanmayı geciktirme amacıyla ilaç kullanımından kesinlikle kaçınılmalıdır.”</p>

<p>Metforminin longevity araştırmalarındaki yeri</p>

<p>Metformin uzun süredir yaşlanma biyolojisinin en fazla araştırılan mevcut ilaçlarından biri.</p>

<p>İlacın AMPK, enerji metabolizması, hücresel stres, inflamasyon ve mTOR gibi yaşlanmayla ilişkili biyolojik sistemler üzerindeki olası etkileri laboratuvar, hayvan ve insan araştırmalarında inceleniyor.</p>

<p>Yeni randomize çalışma bu literatüre önemli bir insan verisi ekliyor.</p>

<p>En dikkat çekici yönü, prediyabetli bireylerde yalnız metabolik göstergeleri değil, telomer uzunluğu, telomeraz aktivitesi ve longevity ile ilişkilendirilen gen ekspresyonlarını aynı randomize araştırmada değerlendirmesi.</p>

<p>Bununla birlikte bilimsel açıdan asıl soru halen açık:</p>

<p>Bu hücresel değişiklikler yıllar içinde daha yavaş biyolojik yaşlanmaya, daha az yaşa bağlı hastalığa veya daha uzun sağlıklı yaşam süresine dönüşüyor mu?</p>

<p>Yeni çalışma bu soruyu yanıtlamıyor. Bundan sonraki daha büyük ve uzun süreli araştırmaların belirlemesi gereken nokta da bu.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik bilimsel bir araştırmayı haberleştirmek amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel tedavi önerisi değildir. Metformin reçeteli bir ilaçtır. Yaşlanmayı geciktirmek veya yaşam süresini uzatmak amacıyla hekim değerlendirmesi dışında kullanılmamalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Bhatt SP, Pandey S, Misra A. Metformin therapy increases leukocyte telomere length, telomerase activity, and longevity gene expression in Asian Indians with prediabetes: A 24-week participant-blind, outcome-assessor-blinded randomized controlled trial. Mechanisms of Ageing and Development, 2026;234:112241.</p>

<p>DOI: 10.1016/j.mad.2026.112241</p>

<p>ClinicalTrials.gov, NCT07302932</p>

<p>Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, konuya ilişkin değerlendirme</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/metformin-ve-yaslanma-randomize-calismada-telomer-uzunlugu-yuzde-296-artti</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0885.jpeg" type="image/jpeg" length="69469"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="76095"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="38898"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="98203"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="71724"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="24539"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="76337"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
