<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni | Sağlık Haberleri</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni, sağlık ve tıp alanındaki güncel gelişmeleri bilimsel doğruluk temelinde okuyucularına ulaştıran bağımsız sağlık haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 12 Apr 2026 21:38:27 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eski Aksaray Valisi, Trabzonlu Mehmet Ali Kumbuzoğlu’nun Acı Kaybı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/eski-aksaray-valisi-trabzonlu-mehmet-ali-kumbuzoglunun-aci-kaybi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/eski-aksaray-valisi-trabzonlu-mehmet-ali-kumbuzoglunun-aci-kaybi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2023-2026 yılları arasında Aksaray Valiliği görevinde bulunan, aslen Trabzonlu olan ve halen Mülkiye Başmüfettişi olarak görev yapan Mehmet Ali Kumbuzoğlu’nun annesi Firdes Kumbuzoğlu hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Firdes Kumbuzoğlu’nun vefatı, başta Mehmet Ali Kumbuzoğlu olmak üzere ailesi ve yakınlarını yasa boğdu.</p>

<p>Merhumenin cenazesinin, 13 Nisan Pazartesi günü ikindi namazına müteakip Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Karaçam Köyü’nde defnedileceği öğrenildi.</p>

<p>Eski Aksaray Valisi Mehmet Ali Kumbuzoğlu’nun acı kaybı, sevenlerini de derinden üzdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Merhumeye Allah’tan rahmet, başta Mehmet Ali Kumbuzoğlu olmak üzere kederli ailesine ve yakınlarına sabır ile başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/eski-aksaray-valisi-trabzonlu-mehmet-ali-kumbuzoglunun-aci-kaybi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 21:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6805.jpeg" type="image/jpeg" length="50658"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuklarda Pil Yutma Tehlikesi: Belirti Vermeden İç Organları Yakabiliyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cocuklarda-pil-yutma-tehlikesi-belirti-vermeden-ic-organlari-yakabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cocuklarda-pil-yutma-tehlikesi-belirti-vermeden-ic-organlari-yakabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Evlerde sık kullanılan küçük piller, çocuklar için büyük bir tehlikeye dönüşebiliyor. Özellikle kumanda, oyuncak, saat, tartı ve ışıklı ev eşyalarında bulunan düğme piller, fark edilmeden yutulduğunda çok kısa sürede ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Prof. Dr. Veysi Ceri, çocuklarda pil yutmanın basit bir yabancı cisim yutma vakası gibi görülmemesi gerektiğini belirterek aileleri dikkatli olmaya çağırdı. Ceri, “Düğme pil yutulması, çocuklarda en acil değerlendirilmesi gereken durumlardan biridir. Çünkü pil yemek borusunda kaldığında yalnızca tıkanmaya neden olmaz, aynı zamanda çevre dokuda çok ciddi hasar başlatabilir” dedi.</p>

<p>Pil yutma vakalarında en büyük tehlikenin gecikme olduğuna işaret eden Ceri, bazı çocuklarda ilk anda belirgin bir bulgu görülmeyebileceğini söyledi. “Aileler çoğu zaman öksürük, huzursuzluk, yutma güçlüğü, salya artışı, kusma ya da beslenmeyi reddetme gibi belirtileri farklı nedenlere bağlayabiliyor. Oysa bu tablo bazen pilin yemek borusuna takıldığını gösteriyor. Belirti hafif olsa bile zaman kaybedilmemeli” diye konuştu.</p>

<p>Çocukların pil yuttuğunun her zaman fark edilmediğini vurgulayan Prof. Dr. Veysi Ceri, sessiz ilerleyen vakaların daha tehlikeli olabileceğini belirtti. Ceri, “Bazı çocuklar olayı anlatamaz. Bazılarında ise ilk saatlerde tablo çok belirgin değildir. Bu yüzden özellikle küçük yaş grubunda ani ağlama, yutkunurken zorlanma, ağızdan salya akması, nedensiz kusma, göğüs ağrısı, boğazda takılma hissi veya sürekli huzursuzluk varsa pil yutma ihtimali mutlaka akla gelmelidir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Teşhis sürecinde en kritik adımın sağlık kuruluşuna hızlı başvuru olduğunu söyleyen Ceri, ailelerin evde bekleme hatasına düşmemesi gerektiğini anlattı. “Pil yutulduğundan şüpheleniliyorsa evde takip etmek doğru değildir. Çocuk derhal bir sağlık merkezine götürülmelidir. Burada yapılacak görüntüleme ile pilin yeri belirlenir. Özellikle yemek borusunda kalan piller çok hızlı müdahale gerektirir” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavide zamanla yarışıldığını kaydeden Ceri, pilin bulunduğu bölgeye göre izlenecek yolun değiştiğini söyledi. “Eğer pil yemek borusundaysa bu durum acildir ve genellikle endoskopik olarak çıkarılması gerekir. Çünkü pil orada kaldıkça yanık, delinme, darlık ve daha ağır komplikasyonlar gelişebilir. Pil mideye geçmiş olsa bile çocuk yakından değerlendirilmelidir. Her vaka kendi içinde ele alınmalıdır” diye konuştu.</p>

<p>Ailelerin en sık yaptığı yanlışlara da dikkat çeken Prof. Dr. Veysi Ceri, “Çocuğu kusturmaya çalışmak, kendi imkânlarıyla çözüm aramak, yiyecek ya da içecek verip sonucu beklemek çok tehlikeli olabilir. Burada en doğru yaklaşım, hiç vakit kaybetmeden acil sağlık hizmetine ulaşmaktır” uyarısında bulundu.</p>

<p>Prof. Dr. Veysi Ceri, pil yutma vakalarının önlenebilir olduğunun da altını çizdi. “Düğme piller mutlaka çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklanmalı. Pil kapağı gevşek olan ürünler kullanılmamalı. Yalnızca yeni piller değil, bitmiş piller de çocuklar için risk taşır. En etkili tedavi, bu tehlikenin hiç yaşanmamasını sağlamaktır” dedi.</p>

<p>Uzmanlar, özellikle 6 yaş altındaki çocuklarda pil yutma şüphesinin bile acil kabul edilmesi gerektiğini vurguluyor. Çünkü fark edilmeyen her dakika, çocuğun sağlığı açısından daha büyük bir riske dönüşebiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cocuklarda-pil-yutma-tehlikesi-belirti-vermeden-ic-organlari-yakabiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 21:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6802.jpeg" type="image/jpeg" length="61774"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Cevdet Erdöl: Kaplıca Tedavileri Sağlık Sisteminin Parçası Olmalı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-cevdet-erdol-kaplica-tedavileri-saglik-sisteminin-parcasi-olmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-cevdet-erdol-kaplica-tedavileri-saglik-sisteminin-parcasi-olmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk tıp camiasının ve Türkiye siyasetinin önemli isimlerinden, sağlık politikaları, sağlık eğitimi ve sağlıkta dönüşüm alanlarında uzun yıllara dayanan tecrübesiyle öne çıkan Prof. Dr. Cevdet Erdöl, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada Türkiye’nin kaplıca ve termal tedavi sahasında sahip olduğu büyük imkânları hak ettiği ölçüde değerlendiremediğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Erdöl, bu alanın yalnızca turizm başlığı altında değil, doğrudan sağlık sistemiyle ilişkilendirilerek yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Kaplıca ve termal tedavilerin Türkiye’de çoğu zaman dinlenme, konaklama ve kısa süreli tatil anlayışı içinde konuşulduğunu belirten Erdöl, bunun eksik bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Ona göre mesele sadece sıcak su kaynaklarının varlığı değil, bu kaynakların sağlık hizmetleriyle ne ölçüde bütünleştirilebildiği.</p>

<p>Prof. Dr. Erdöl, “Türkiye’nin elinde tarihî, tabiî ve sağlık temelli çok güçlü bir termal miras var. Ancak bu miras, çağın ihtiyaçlarına göre yeniden tanımlanmış, bilimsel zemine oturtulmuş ve sağlık politikası içine yerleştirilmiş değil. Bugün artık kaplıca ve termal tedavilere yalnızca geleneksel bir dinlenme alanı gibi bakamayız. Bunları rehabilitasyon, sağlıklı yaş alma, kronik hastalıkların destekleyici yönetimi ve iyileşme süreçlerinin tamamlayıcı unsuru olarak değerlendirmek zorundayız” dedi.</p>

<p>Erdöl’e göre Türkiye’nin sağlıkta son yıllarda elde ettiği büyük altyapı başarısı, artık yeni bir aşamaya taşınmalı. Hastaneler, şehir hastaneleri, ileri tanı ve tedavi imkânları kadar, hastayı yeniden güçlendiren, toparlayan ve yaşam kalitesini yükselten destekleyici modellerin de sistemin parçası hâline gelmesi gerektiğini belirten Erdöl, kaplıca ve termal alanların bu yeni dönemin önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi.</p>

<p>Termal tedavinin yalnızca bugünün değil, Türkiye’nin sağlık tarihinde de önemli bir yeri olduğuna dikkat çeken Erdöl, Cumhuriyet’in ilk yıllarında bu alanın daha stratejik görüldüğünü hatırlattı. 26 Haziran 1939 tarihli 3653 sayılı düzenleme ile Yalova Termal Kaplıcaları’nın sağlık eksenli bir anlayışla ele alınmış olması da, erken Cumhuriyet döneminde termal alanların sadece turistik değil, kamusal sağlık değeri taşıyan yapılar olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. ￼</p>

<p>Bugün ise dünya tam tersine daha bütüncül bir sağlık anlayışına yöneliyor. Yaşlanan nüfus, artan kronik hastalık yükü, kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları, romatizmal sorunlar, ameliyat sonrası toparlanma ihtiyacı ve stres temelli sağlık problemleri, rehabilitasyon ve destekleyici tedavi modellerini daha önemli hâle getiriyor. Erdöl, bu noktada termal merkezlerin lüks değil, sağlık zincirinin tamamlayıcı halkalarından biri olarak görülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Erdöl, “İnsanlar artık sadece tedavi edilmek istemiyor. İyileşmek, toparlanmak, ağrısını azaltmak, hareket kabiliyetini artırmak, hayat kalitesini yeniden kazanmak istiyor. Modern sağlık yönetimi, hastayı ameliyat masasında bırakmaz; onu yeniden hayata güçlü döndürecek zeminleri de kurar. Kaplıca ve termal tedaviler tam burada devreye girer” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Erdöl, Türkiye’de geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanının yıllardır belirli bir mevzuat çerçevesinde düzenlendiğini, Sağlık Bakanlığı’nın ilgili yönetmeliğinde akupunktur, apiterapi, fitoterapi, hipnoz, sülük, mezoterapi, proloterapi ve benzeri uygulamaların tanımlandığını hatırlattı. Buna karşın termal ve kaplıca tedavilerinin aynı görünürlükte, aynı kavramsal güçle ve aynı stratejik çerçevede ele alınmadığını söyledi. Sağlık Bakanlığı’nın geleneksel ve tamamlayıcı tıp düzenlemeleri, bu alanı tanımlayan kurumsal çerçeveyi ortaya koyarken termal tedavinin bu başlık içinde özel ve güçlü bir yer edinmediği görülüyor. ￼</p>

<p>Bu nedenle Prof. Dr. Erdöl, dikkat çekici bir çağrıda bulundu. Termal ve kaplıca tedavilerinin bilimsel esaslar, klinik endikasyonlar ve hekim denetimi temelinde “complementary” yani tamamlayıcı tıp yaklaşımı içinde yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Erdöl, “Ben burada kontrolsüz ve başıboş bir alan tarif etmiyorum. Tam tersine, bilimsel veriye dayanan, suistimale kapalı, hekim gözetiminde yürüyen, hangi hasta grubunda ne kadar ve nasıl yararlanılacağının açık biçimde tanımlandığı bir modelden söz ediyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Dünyadaki yönelimlerin de bu bakışı desteklediğini kaydeden Erdöl, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025-2034 Küresel Geleneksel Tıp Stratejisi’nde geleneksel, tamamlayıcı ve integratif tıbbın sağlık sistemlerine kanıta dayalı biçimde entegre edilmesini hedeflediğini hatırlattı. WHO’nun bu yeni yol haritası, tamamlayıcı uygulamaların güvenlik, etkililik, düzenleme ve sağlık sistemleriyle entegrasyon başlıklarında daha görünür ve kurumsal biçimde ele alınmasını öngörüyor. ￼</p>

<p>Prof. Dr. Erdöl, Avrupa’daki bazı uygulamaların da dikkatle incelenmesi gerektiğini belirtti. Almanya’da rehabilitasyon yaklaşımı içinde kaplıca, banyo ve destekleyici fiziksel toparlanma uygulamalarının uzun süredir kurumsal sağlık bakışının parçası olduğuna işaret eden Erdöl, Macaristan’da ise sosyal sigorta destekli spa ve balneoterapi hizmetlerinin yıllardır sistematik biçimde izlendiğini söyledi. Macaristan Ulusal Sağlık Sigortası verileri, medicinal water spa pools, mud pack, medical massage ve kompleks balneoterapi hizmetleri için kamu destekli geniş bir uygulama yapısına işaret ediyor. ￼</p>

<p>Türkiye’nin bu alanda çok daha büyük bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Erdöl, Anadolu’nun birçok bölgesinde termal kaynak bulunduğunu, fakat bu zenginliğin sağlık politikası, bilimsel programlama ve uluslararası marka değerine dönüştürülmesinde geç kalındığını ifade etti. Erdöl’e göre burada mesele yalnızca tesis yapmak değil; termal tıp, rehabilitasyon, geriatrik destek, fizik tedavi, sporcu toparlanması ve sağlıklı yaşam programlarını aynı çatı altında birleştiren yeni nesil merkezler kurmak.</p>

<p>“Bir kaplıcayı sadece konaklama alanı gibi yönetirseniz, elinizdeki büyük imkânı küçültmüş olursunuz” diyen Erdöl, sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
“Bizim hedefimiz gelip birkaç gün kalan ziyaretçi değil, gelip iyileşen, toparlanan, tedavisini destekleyen, güven duyan ve yeniden gelen hasta profili olmalıdır. Türkiye bunu yapabilecek güce sahiptir. Altyapısı vardır, insan kaynağı vardır, tecrübesi vardır. Eksik olan şey, bu alanı güçlü bir iradeyle merkeze almaktır.”</p>

<p>Erdöl, termal ve kaplıca tedavilerinin sağlık turizmi açısından da yeni bir sıçrama alanı oluşturabileceğini söyledi. Sadece estetik cerrahi, diş tedavisi ya da ileri girişimsel işlemlerle sınırlı bir sağlık turizmi anlayışının yeterli olmadığını belirten Erdöl, ileri yaş dostu hizmetler, ameliyat sonrası toparlanma programları, kas-iskelet sistemi destek paketleri ve metabolik sağlık odaklı termal merkezlerin Türkiye’ye yeni bir uluslararası hasta profili kazandırabileceğini ifade etti.</p>

<p>Bu çerçevede üniversiteler, Sağlık Bakanlığı, yerel yönetimler ve özel sektör arasında dağınık değil, koordineli bir model kurulması gerektiğini belirten Erdöl, termal sahaların bilimsel izlem, klinik değerlendirme ve eğitim boyutuyla güçlendirilmesi çağrısı yaptı. Termal tedavilerin rastgele bir piyasa diliyle değil, tıbbî ciddiyetle ve kamu yararı ekseninde tanımlanmasının şart olduğunu dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Cevdet Erdöl, açıklamasının sonunda şu değerlendirmeyi yaptı:<br />
“Türkiye’nin kaplıca ve termal tedavi alanındaki birikimi, sadece geçmişten kalan bir hatıra değildir. Bu alan, doğru planlandığında sağlık sistemini destekleyecek, sağlık turizmini büyütecek, rehabilitasyon kapasitesini artıracak ve ülkeye yeni bir vizyon kazandıracak stratejik bir güçtür. Artık bu sahayı tali bir başlık gibi değil, sağlık politikasının tamamlayıcı ve güçlü bir unsuru olarak ele alma zamanı gelmiştir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-cevdet-erdol-kaplica-tedavileri-saglik-sisteminin-parcasi-olmali</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 20:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6798-1.jpeg" type="image/jpeg" length="15937"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eski hakem Elif Karaaslan Hakkında Gözaltı kararı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/eski-hakem-elif-karaaslan-hakkinda-gozalti-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/eski-hakem-elif-karaaslan-hakkinda-gozalti-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski hakem ve sosyal medya fenomeni Elif Karaarslan, İstanbul merkezli yürütülen geniş çaplı soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Gelişme kısa sürede sosyal medyada en çok konuşulan başlıklardan biri oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir dönem hakemlik kariyeriyle tanınan, daha sonra dijital mecralardaki görünürlüğüyle magazin dünyasının dikkat çeken isimlerinden biri haline gelen Karaarslan’ın adı, operasyon haberlerinin ardından sosyal medyada yeniden zirveye çıktı. Çok sayıda kullanıcı, gelişmenin ayrıntılarını merak ederken, gözler resmî süreçten gelecek yeni açıklamalara çevrildi.</p>

<p>Haberlere göre soruşturma kapsamında birden fazla kişi hakkında işlem yapıldı ve Karaarslan da gözaltına alınan isimler arasında yer aldı. Dosyanın ayrıntılarına ilişkin resmî makamlar tarafından kamuoyuna yansıyan bilgiler ise şimdilik sınırlı kaldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Elif Karaarslan daha önce hem spor geçmişi hem de sosyal medyadaki hızlı yükselişiyle konuşulmuştu. Son gelişmeyle birlikte ismi yeniden kamuoyunun odağına yerleşirken, soruşturma sürecinin nasıl ilerleyeceği merak konusu oldu.</p>

<p>Öte yandan gözaltı işleminin hukuki sürecin bir parçası olduğu, nihai değerlendirmenin adli mercilerin incelemeleri sonrasında netleşeceği unutulmamalı. Sürece ilişkin yeni açıklamaların gelmesiyle dosyanın çerçevesinin daha da belirginleşmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/eski-hakem-elif-karaaslan-hakkinda-gozalti-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 19:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6761.jpeg" type="image/jpeg" length="25664"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ordu Üniversitesi’nde Serkan Yalkın Kararı: Mahkeme İptal Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ordu-universitesinde-serkan-yalkin-karari-mahkeme-iptal-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ordu-universitesinde-serkan-yalkin-karari-mahkeme-iptal-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ordu Üniversitesi’nde geçmiş dönemde Genel Sekreterlik görevini yürüten Serkan Yalkın’ın görevden alınmasına ilişkin idari işlem, yargı kararıyla iptal edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ordu İdare Mahkemesi’nin, söz konusu görevden alma işleminin hukuka uygun olmadığına hükmettiği öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, daha önce Ordu Üniversitesi’nde Genel Sekreter olarak görev yapan Serkan Yalkın’ın görevden alınmasına ilişkin işlem yargıya taşındı. Açılan dava sonucunda Ordu İdare Mahkemesi, idari tasarrufu inceleyerek kararını verdi.</p>

<p>Mahkemenin, görevden alma işleminin hukuka uygun olmadığı yönünde değerlendirmede bulunduğu ve bu nedenle işlemin iptaline karar verdiği belirtildi. Karar, üniversite kamuoyunda ve kentte dikkat çeken gelişmeler arasında yer aldı.</p>

<p>Söz konusu kararın ardından idarenin nasıl bir adım atacağı ve kararın uygulanma sürecinin nasıl işleyeceği merak konusu oldu. Konuya ilişkin üniversite yönetiminden ya da ilgili taraflardan yapılacak açıklamaların süreci netleştirmesi bekleniyor.</p>

<p>Yargı kararı, üniversitelerdeki idari işlemlerin hukuki denetime tabi olduğunu bir kez daha ortaya koyarken, bundan sonraki sürecin yeni değerlendirmelere kapı aralayabileceği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>HUKUK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ordu-universitesinde-serkan-yalkin-karari-mahkeme-iptal-etti</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 19:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6783.jpeg" type="image/jpeg" length="93621"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mardin’de Acı Kayıp: Eski Başhekim Uzm. Dr. Hıdır Çiftçi Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mardinde-aci-kayip-eski-bashekim-uzm-dr-hidir-ciftci-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mardinde-aci-kayip-eski-bashekim-uzm-dr-hidir-ciftci-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mardin sağlık camiası, uzun yıllar görev yapan Uzm. Dr. Hıdır Çiftçi’nin vefat haberiyle yasa boğuldu. Mardin İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan taziye paylaşımında, Dr. Çiftçi’nin kentte uzun yıllar dahiliye uzmanı olarak hizmet verdiği belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Paylaşımda, Hıdır Çiftçi’nin 2003-2008 yılları arasında Mardin Devlet Hastanesi’nde başhekimlik görevinde bulunduğu, daha sonra il genelinde dahiliye uzmanı olarak sağlık hizmeti vermeyi sürdürdüğü ifade edildi. Dr. Çiftçi’nin 2014 yılında Midyat Devlet Hastanesi’nden emekliye ayrıldığı bilgisi de yer aldı.</p>

<p>Mardin İl Sağlık Müdürlüğü açıklamasında, “2003-2008 yılları arasında Mardin Devlet Hastanemizde Başhekimlik görevinde bulunan, ilimizde uzun yıllar Dahiliye Uzmanı olarak hizmet veren ve 2014 yılında Midyat Devlet Hastanesinden emekliye ayrılan Uzm. Dr. Hıdır Çiftçi’nin vefat haberini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız” denildi.</p>

<p>Açıklamanın devamında ise, merhum doktora Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sağlık camiasına başsağlığı dilekleri iletildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzm. Dr. Hıdır Çiftçi’nin vefatı, Mardin’de birlikte görev yaptığı meslektaşları ve onu tanıyan çok sayıda kişi arasında derin üzüntü oluşturdu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mardinde-aci-kayip-eski-bashekim-uzm-dr-hidir-ciftci-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 18:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6779-1.jpeg" type="image/jpeg" length="39318"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kist hidatik nasıl bulaşır? Belirtileri, riskleri ve tedavi yolları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kist-hidatik-nasil-bulasir-belirtileri-riskleri-ve-tedavi-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kist-hidatik-nasil-bulasir-belirtileri-riskleri-ve-tedavi-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karında zaman zaman hissedilen dolgunluk, sağ tarafta künt bir ağrı ya da geçmeyen bir öksürük çoğu kişiye önce basit bir sindirim ya da solunum sorunu gibi gelir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Oysa bazı hastalarda bu tablo, yıllarca fark edilmeden büyüyen bir paraziter kistin ilk habercisi olabilir. Masum gibi görünse de, kist hidatikte asıl mesele çoğu zaman hastalığın geç belirti vermesidir.<br />
Kist hidatik, en sık karaciğer ve akciğerde gelişen, yavaş büyüyen ama ihmal edildiğinde ciddi sorunlara yol açabilen bir paraziter hastalık olarak öne çıkıyor. Güncel yaklaşımda tek bir tedavi yok; kistin yeri, boyutu ve evresi tedavi kararını doğrudan değiştiriyor.</p>

<p>Kist hidatik nedir, vücutta nasıl ilerler?</p>

<p>Kist hidatik, tıptaki adıyla kistik ekinokokkoz, Echinococcus cinsi tenyaların neden olduğu bir zoonotik enfeksiyon. İnsan, kirli gıda, su, toprak ya da enfekte hayvanlarla temas sonrası parazit yumurtalarını ağız yoluyla aldığında hastalık başlıyor. En sık görülen formda parazitin larvaları özellikle karaciğer ve akciğerde kist oluşturuyor.</p>

<p>İşte burada tablo değişiyor. Çünkü bu kistler çoğu zaman günler içinde değil, yıllar içinde büyüyor. Bu nedenle kişi uzun süre hiçbir şey hissetmeyebiliyor. Şikayetler başladığında ise çoğu kez kistin bulunduğu organa göre konuşuyoruz: karaciğerdeyse karın sağ üst kısmında baskı ve ağrı, akciğerdeyse öksürük, göğüs ağrısı ya da nefesle ilgili yakınmalar öne çıkabiliyor.</p>

<p>Kist hidatik belirtileri nelerdir, hangi işaretler gözden kaçabilir?</p>

<p>Kist hidatik nasıl anlaşılır sorusunun net ama can sıkıcı cevabı şu: Her zaman düşünüldüğü kadar basit olmayabilir. Hastalık uzun süre belirti vermeyebilir. Belirti verdiğinde de çoğu hasta bunu “hazımsızlık”, “gaz”, “karın şişliği”, “geçmeyen öksürük” ya da “arada gelen ağrı” gibi daha sıradan nedenlerle açıklamaya çalışır.</p>

<p>CDC’ye göre kistik ekinokokkozda belirtiler çoğu kez kistler yeterince büyüdükten sonra ortaya çıkıyor; ağrı, bulantı ve kusma görülebiliyor. Kistler karaciğer ve akciğer dışında dalak, böbrek, kalp, kemik ve merkezi sinir sistemi gibi alanlarda da gelişebildiği için tablo hastadan hastaya değişebiliyor. Daha kritik olan nokta ise travma ya da başka nedenlerle kistin yırtılması halinde hafiften şiddetliye uzanan alerjik reaksiyonların, hatta ölümcül anafilaksinin ortaya çıkabilmesi.</p>

<p>Kimlerde daha sık görülür, neden olur?</p>

<p>Bu hastalık daha çok hayvancılıkla temasın yoğun olduğu bölgelerde, köpeklerle yakın teması olanlarda ve parazitin yaşam döngüsünün kırılmadığı alanlarda görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü, insandaki enfeksiyonun çoğunlukla köpek-koyun döngüsüyle ilişkili olduğunu; keçi, sığır, domuz, deve ve yak gibi başka hayvanların da bu zincirde rol alabileceğini belirtiyor.</p>

<p>En önemli neden, parazitin yumurtalarının ağız yoluyla alınması. Yani mesele doğrudan “kist bulaşması” değil; yumurtaların kontamine el, su, toprak ya da gıdayla vücuda girmesi. Bu yüzden kırsal temas öyküsü, başıboş ya da düzenli parazit tedavisi yapılmayan köpeklerle yakın temas ve hijyen zincirindeki kırılmalar tanıda önemli ipuçları veriyor.</p>

<p>Kist hidatik şüphesinde ne zaman doktora gidilmeli?</p>

<p>Karaciğer bölgesinde geçmeyen ağrı, nedeni açıklanamayan karın şişliği, uzun süren öksürük, göğüs ağrısı ya da görüntülemede tesadüfen saptanan kistik lezyon varsa değerlendirme geciktirilmemeli. Çünkü kist hidatikte sorun sadece kistin varlığı değil, onun hangi evrede olduğu ve çevre dokularla nasıl ilişki kurduğudur. Bu ayrım tedaviyi tamamen değiştirebilir.</p>

<p>İlk başvuruda pratik yol çoğu hastada aile hekimliği ya da iç hastalıkları üzerinden değerlendirme başlatılmasıdır. Görüntüleme ile karaciğer ağırlıklı bir tablo düşünülürse gastroenteroloji ve özellikle girişim ya da ameliyat ihtimali varsa genel cerrahi devreye girer. Akciğer tutulumu şüphesinde göğüs hastalıkları ve göğüs cerrahisi, ilaç tedavisinin planlanmasında ise enfeksiyon hastalıkları ekibe katılabilir. Erken başvuru, yanlış girişim riskini azaltması açısından özellikle önemlidir. Bu yönlendirme, hastalığın en sık karaciğer ve akciğerde görülmesi ve tedavide ilaç, PAIR ya da cerrahinin birlikte değerlendirilmesi gereğinden doğuyor.</p>

<p>Tanı nasıl konur?</p>

<p>Tanıda en kritik basamak görüntüleme. CDC ve DSÖ’ye göre özellikle ultrasonografi, hem tarama hem tanı hem de izlem açısından temel araçlardan biri. Gerektiğinde BT ve MR ile doğrulama yapılıyor; serolojik testler de tanıyı destekliyor. Ancak yalnızca kan testine bakarak karar verilmesi yeterli olmayabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle “karaciğerde kist çıktı” cümlesi tek başına tanı anlamına gelmiyor. Kist hidatik; iyi huylu kistler, apse, mantar enfeksiyonları, tüberküloz boşlukları ve hatta iyi ya da kötü huylu tümörlerle karışabiliyor. Asıl belirleyici olan, görüntüleme bulgularının klinik öyküyle birlikte doğru okunması.</p>

<p>Kist hidatik tedavisi var mı?</p>

<p>Evet, tedavisi var. Ama tek cümlelik, herkese uyan bir tedavi yok. DSÖ’ye göre kistik ekinokokkozda temel seçenekler ilaç tedavisi, PAIR denilen girişimsel yöntem, cerrahi ve bazı uygun olgularda izlem/watch and wait yaklaşımı. Hangi yolun seçileceği kistin boyutuna, evresine, yerleşimine ve komplikasyon durumuna göre değişiyor.</p>

<p>Güncel tedavinin omurgasında albendazol yer alıyor. FDA kayıtlarına göre albendazol, karaciğer, akciğer ve peritondaki kistik hidatik hastalık için onaylı bir tedavi. CDC de ilacın ameliyat öncesinde kistin güvenli şekilde ele alınmasını kolaylaştırmak amacıyla kullanılabildiğini, ayrıca PAIR ile birlikte etkili bir seçenek olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Yan etki dengesi de önemli. FDA etiketine göre tedavinin kesilmesine yol açan nedenler arasında özellikle karaciğer testlerinde bozulma ve lökopeni öne çıkıyor; hidatik hastalıkta hepatik anormallikler yüzde 3,8, lökopeni ise yüzde 0,7 oranında bildirilmiş. Bu yüzden ilaç tedavisi “yaz gitsin” yaklaşımıyla değil, doktor izlemi ve laboratuvar kontrolüyle yürütülmeli.</p>

<p>Güncel gelişmeler neler, yeni tedaviler var mı?</p>

<p>Burada beklentiyi doğru kurmak gerekiyor. Kist hidatikte bugün için rutin pratiği değiştiren, FDA ya da EMA tarafından standart tedavi olarak yerleşmiş bir immünoterapi, biyolojik ajan ya da hedefe yönelik yeni nesil tedavi bulunmuyor. Güncel çizgi hâlâ evreye göre albendazol, PAIR, cerrahi ve seçilmiş hastada izlem etrafında dönüyor. 2025’te yayımlanan DSÖ kılavuzu da yaklaşımın “tek tip değil, kist evresine göre karar” prensibiyle yürütülmesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Yeni olan taraf daha çok yaklaşımın incelmesi. DSÖ’nün 2025 rehberinde, komplike olmayan karaciğer kistlerinde tedavinin kist tipine ve boyutuna göre ayrıştırılması öneriliyor. Örneğin CE1 veya CE3a tipinde 5 cm’den küçük kistlerde albendazol düşünülebilirken, 5 ila 10 cm aralığında PAIR artı albendazol; daha büyük bazı olgularda ise perkütan tedavi artı albendazol öne çıkıyor. CE2 ve CE3b tipinde daha büyük kistlerde cerrahi artı albendazol daha güçlü bir seçenek olarak öne çıkarılıyor. Ancak bu önerilerin önemli kısmı düşük ya da çok düşük kesinlikte kanıtlara dayanıyor.</p>

<p>Klinik veri tarafında da tablo parlak ama temkinli. 2024 tarihli Cochrane derlemesine göre laparoskopik cerrahi artı albendazol, açık cerrahi artı albendazole kıyasla bazı gruplarda küçük komplikasyonları azaltabilir ve hastanede kalış süresini yaklaşık 1,9 gün kısaltabilir; buna karşın nüks, ölüm ve majör komplikasyonlar açısından kanıt çok belirsiz. Yani tıp burada hızlı zafer marşı çalmıyor; dikkatle, hasta bazlı ilerliyor.</p>

<p>Nasıl önlenir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Önleme kısmı çoğu zaman tedaviden daha güçlü. DSÖ’ye göre köpeklerin düzenli parazit tedavisi, mezbaha hijyeni, enfekte organların kontrolsüz şekilde hayvanlara verilmemesi ve toplum eğitimi korunmada temel basamaklar. Kişisel ölçekte ise el hijyeni, riskli temas sonrası temizlik ve gıda-su güvenliği zinciri önem taşıyor.</p>

<p>En sık yapılan hata</p>

<p>En sık hata, “karaciğerde kist varsa kesin iyi huyludur” diye düşünmek. İkinci büyük hata ise böyle lezyonları yeterli değerlendirme olmadan basit bir kist gibi kabul etmek. Kist hidatikte yanlış ya da acele girişim, yalnızca tanıyı geciktirmez; komplikasyon riskini de büyütebilir.</p>

<p>Soru-cevap</p>

<p>Kist hidatik nedir?<br />
Parazitin neden olduğu, en sık karaciğer ve akciğerde gelişen kistik bir enfeksiyondur.</p>

<p>Kist hidatik erken belirtileri nelerdir?<br />
Uzun süre hiç belirti vermeyebilir; erken dönemde hafif karın ağrısı, dolgunluk hissi, bulantı ya da geçmeyen öksürük görülebilir.</p>

<p>Kist hidatik için hangi doktora gidilir?<br />
İlk değerlendirme aile hekimliği veya iç hastalıklarında başlayabilir; ardından organ tutulumuna göre genel cerrahi, gastroenteroloji, göğüs hastalıkları, göğüs cerrahisi ve enfeksiyon hastalıkları devreye girebilir.</p>

<p>Kist hidatik tedavisi var mı?<br />
Evet. Albendazol, PAIR, cerrahi ve bazı seçilmiş olgularda izlem seçenekleri vardır. Karar kistin evresine ve yerine göre verilir.</p>

<p>Kist hidatik kendiliğinden geçer mi?<br />
Böyle bir beklenti güvenli değildir. Bazı kistler izlenebilir, ancak bunun kararı görüntüleme ve uzman değerlendirmesiyle verilir.</p>

<p>Kist hidatik çoğu zaman bağırarak değil, fısıldayarak ilerliyor. Bu yüzden belirti varsa küçümsememek, tesadüfen saptanan kistik lezyonu da “nasıl olsa önemsizdir” diye geçiştirmemek gerekiyor. Çünkü bazen asıl risk, hastalığın kendisinden önce onu hafife almak oluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kist-hidatik-nasil-bulasir-belirtileri-riskleri-ve-tedavi-yollari</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 18:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6778.jpeg" type="image/jpeg" length="51588"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kenan Zenginel Kimdir? Fethiye’de Uçurumdan Düşen Genç Öldü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kenan-zenginel-kimdir-fethiyede-ucurumdan-dusen-genc-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kenan-zenginel-kimdir-fethiyede-ucurumdan-dusen-genc-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla’nın Fethiye ilçesinde meydana gelen üzücü olayda, uçurumdan düşen 28 yaşındaki Kenan Zenginel yaşamını yitirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Piknik yaptığı sırada topun peşinden gittiği öğrenilen gencin dengesini kaybederek uçuruma düştüğü bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre olay, Fethiye’ye bağlı Esenköy Mahallesi eski yol üzerinde, Çırpı mesire alanı yakınlarında yaşandı. İddiaya göre bölgede piknik yaptığı sırada topun peşinden giden Kenan Zenginel, dengesini kaybederek uçurumdan düştü.</p>

<p>Çevrede bulunanların durumu fark etmesi üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralanan genç, ekiplerin tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>Hayatını kaybeden Kenan Zenginel’in Samsun nüfusuna kayıtlı olduğu ve inşaat işçisi olarak çalıştığı öğrenildi. Olay yerinde yapılan ilk incelemelerin ardından Zenginel’in cenazesi hastane morguna kaldırıldı.</p>

<p>Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kenan-zenginel-kimdir-fethiyede-ucurumdan-dusen-genc-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 17:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6772.jpeg" type="image/jpeg" length="30174"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hukuk Fakültesi mezunu 27 yaşındaki Ebrar Mutlu yaşamını yitirdi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hukuk-fakultesi-mezunu-27-yasindaki-ebrar-mutlu-yasamini-yitirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hukuk-fakultesi-mezunu-27-yasindaki-ebrar-mutlu-yasamini-yitirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakarya’nın Akyazı ilçesinden olan 27 yaşındaki Ebrar Mutlu’dan gelen acı haber, yakınlarını ve sevenlerini yasa boğdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kısa süre önce Hukuk Fakültesi’ni bitirdiği öğrenilen genç kadının bir süredir sağlık sorunları yaşadığı belirtildi.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre Ebrar Mutlu, rahatsızlanmasının ardından hastaneye başvurdu. Burada yapılan kontroller sonucunda kendisine kanser teşhisi konulduğu öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Teşhin ardından tedavi altına alınan 27 yaşındaki Ebrar Mutlu’nun hastaneden gelen acı haberle hayatını kaybettiği bildirildi. Genç yaşta gelen ölüm haberi, ailesi başta olmak üzere yakın çevresinde derin üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Kısa süre önce üniversite eğitimini tamamlayan Ebrar Mutlu’nun vefatı, sosyal çevresinde de büyük yankı uyandırdı. Henüz hayatının başında olan genç bir ismin yaşamını yitirmesi, sevenlerini derinden sarstı.</p>

<p>Ebrar Mutlu’nun cenaze bilgilerine ilişkin resmi açıklamanın daha sonra paylaşılması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hukuk-fakultesi-mezunu-27-yasindaki-ebrar-mutlu-yasamini-yitirdi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 17:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6767.jpeg" type="image/jpeg" length="57442"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ordu’da Acı Veda: Esra Şentürk ile Babası Son Yolculuğuna Uğurlandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/orduda-aci-veda-esra-senturk-ile-babasi-son-yolculuguna-ugurlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/orduda-aci-veda-esra-senturk-ile-babasi-son-yolculuguna-ugurlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ordu’nun Kabadüz ilçesinde meydana gelen trafik kazasında yaşamını yitiren öğretmen Esra Şentürk ile babası Kadem Şentürk, düzenlenen cenaze töreniyle toprağa verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Acı kaybın ardından aile yakınları, mahalle sakinleri ve sevenleri törende bir araya geldi.</p>

<p>Kaza, Harami Mahallesi’nde akşam saatlerinde yaşandı. Edinilen bilgilere göre araç, geri manevra sırasında kontrolden çıkarak şarampole yuvarlandı. Kazada öğretmen Esra Şentürk ile babası Kadem Şentürk hayatını kaybetti.</p>

<p>Yaşanan facianın ardından bugün düzenlenen cenaze töreninde duygu dolu anlar yaşandı. Şentürk ailesinin yakınları, mahalle sakinleri ve çok sayıda vatandaş, baba ile kızını dualarla son yolculuklarına uğurladı.</p>

<p>Genç yaşta hayatını kaybeden öğretmen Esra Şentürk’ün vefatı, başta öğrencileri ve eğitim camiası olmak üzere geniş bir kesimde derin üzüntüye neden oldu. Aynı kazada babası Kadem Şentürk’ün de yaşamını yitirmesi, acıyı daha da büyüttü.</p>

<p>Cenaze töreninde aile fertlerinin ayakta durmakta güçlük çektiği görülürken, mahallede de büyük hüzün hakim oldu. Baba ve kızın yan yana uğurlanması, törene katılanların yüreğini burktu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ordu’da büyük üzüntüye yol açan kazayla ilgili gelişmelerin takip edildiği öğrenildi. Şentürk ailesinin acı kaybı, kentte derin bir iz bıraktı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/orduda-aci-veda-esra-senturk-ile-babasi-son-yolculuguna-ugurlandi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 17:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6765.jpeg" type="image/jpeg" length="68020"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BTK’dan Çift SIM’li Telefonlara Sıkı Takip: Kayıtsız IMEI’ler Kapatılacak]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/btkdan-cift-simli-telefonlara-siki-takip-kayitsiz-imeiler-kapatilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/btkdan-cift-simli-telefonlara-siki-takip-kayitsiz-imeiler-kapatilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), yurtdışından getirilen çift SIM kartlı telefonlara yönelik yaptığı incelemelerde, mevzuata aykırı bazı kullanım yöntemlerini tespit etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kurumun denetimlerinde, bazı kullanıcıların cihazlardaki ikinci IMEI numarasını farklı telefonlarda kullanarak tek kayıt üzerinden birden fazla telefonu aktif hale getirdiği belirlendi.</p>

<p>Mevcut düzenlemeye göre, yurtdışından getirilen bir cep telefonu yalnızca belirli şartlar altında kayıt altına alınabiliyor. Ayrıca pasaportla 3 yılda sadece 1 telefonun sisteme kaydedilmesine izin veriliyor. Buna rağmen bazı kullanıcıların, çift SIM destekli cihazlardaki ikinci IMEI bilgisini farklı telefonlara taşıyarak kayıt zorunluluğunu aşmaya çalıştığı ortaya çıktı.</p>

<p>BTK’nın yürüttüğü teknik inceleme sonrası, bu yöntemle kullanıldığı değerlendirilen IMEI numaraları sistem üzerinden işleme alındı. Kurumun, kayıt dışı kullanım tespit edilen hat ve cihazlara yönelik süreci başlattığı öğrenildi.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, ilgili kullanıcılara yıl başında kısa mesaj yoluyla bilgilendirme yapıldı ve kayıt işlemlerini tamamlamaları için 120 günlük süre tanındı. Bu süre içinde gerekli işlemleri yapmayan kullanıcıların cihazlarının tamamen iletişime kapatılacağı bildirildi.</p>

<p>Süre sonunda kapatma işleminin devreye girmesiyle birlikte, söz konusu telefonların mobil şebeke üzerinden arama, mesajlaşma ve veri kullanımı gibi temel iletişim hizmetlerinden yararlanamayacağı ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>BTK’nın bu adımı, özellikle yurtdışından getirilen telefonlarda kayıt sisteminin suiistimal edilmesini önlemeye yönelik yeni bir sıkı denetim süreci olarak değerlendiriliyor. Uygulamanın, IMEI kayıt sistemindeki açıkların kapatılması ve kaçak kullanımın önlenmesi amacı taşıdığı belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/btkdan-cift-simli-telefonlara-siki-takip-kayitsiz-imeiler-kapatilacak</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6756.png" type="image/jpeg" length="70973"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tunceli’de “Bir Soluk, Bir Nefes” Projesi Hayata Geçti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tuncelide-bir-soluk-bir-nefes-projesi-hayata-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tuncelide-bir-soluk-bir-nefes-projesi-hayata-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tunceli’de engelli bireyler ve ailelerine yönelik dikkat çeken bir sosyal destek projesi uygulamaya alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Bir Soluk, Bir Nefes” adı verilen proje kapsamında, evde bakım hizmetinden yararlanan engelli bireyler belirli günlerde bakım ve konaklama merkezlerinde misafir edilerek profesyonel destek alacak.</p>

<p>Tunceli Valiliği koordinasyonunda; Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, Tunceli İl Özel İdaresi ve Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü arasında imzalanan iş birliği protokolüyle başlatılan proje, hem engelli bireylerin yaşam kalitesini artırmayı hem de bakım yükünü üstlenen ailelere kısa süreli de olsa nefes aldırmayı amaçlıyor.</p>

<p>Proje ile aynı zamanda, engelli bireylerin bakımını üstlenen ailelerin kısa süreli dinlenmelerine imkân sağlanarak psikososyal yönden desteklenmeleri ve tükenmişlik yaşamalarının önüne geçilmesi hedefleniyor. Bu yönüyle uygulama, yalnızca bakım hizmeti sunan bir model değil, aile bütünlüğünü ve sosyal dayanışmayı güçlendiren bir destek mekanizması olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Proje hakkında değerlendirmelerde bulunan Tunceli Valisi Şefik Aygöl, uygulamanın insani bir ihtiyaçtan doğduğunu belirtti. Aygöl, evde bakım hizmetinden faydalanan yatağa bağımlı vatandaşların evlerinden alınarak tesislerde misafir edileceğini, burada bakımları sürerken ailelerine bir haftalık dinlenme imkânı sağlanacağını ifade etti.</p>

<p>Vali Aygöl, saha ziyaretlerinde bazı vatandaşların yıl boyunca bir gün dahi hastalarını bırakamadığını gördüklerini belirterek, bu durumun kendilerinde güçlü bir empati oluşturduğunu vurguladı. Devlet imkânlarının vatandaşların lehine kullanılması anlayışıyla böyle bir projeyi hayata geçirdiklerini kaydeden Aygöl, uygulamanın sosyal devlet anlayışının sahadaki somut karşılıklarından biri olduğunu dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Bir Soluk, Bir Nefes” projesiyle birlikte Tunceli’de dezavantajlı bireyler ile ailelerine yönelik destek mekanizmalarının daha etkin hale getirilmesi hedefleniyor. Projenin, özellikle sürekli bakım yükü taşıyan aileler için önemli bir rahatlama sağlaması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tuncelide-bir-soluk-bir-nefes-projesi-hayata-gecti</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6755-1.jpeg" type="image/jpeg" length="80739"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karında Gaz Sanılıyor, Ama Farklı: Chilaiditi Sendromu Nasıl Anlaşılır, Tedavisi Var mı?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/karinda-gaz-saniliyor-ama-farkli-chilaiditi-sendromu-nasil-anlasilir-tedavisi-var-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/karinda-gaz-saniliyor-ama-farkli-chilaiditi-sendromu-nasil-anlasilir-tedavisi-var-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Chilaiditi sendromu, görüntülemede “karın içinde serbest hava varmış” izlenimi verebildiği için bazen daha ağır hastalıklarla karışabiliyor. Uzmanlara göre doğru tanı, hem gereksiz ameliyatı önlüyor hem de gerçek riskli tabloyu zamanında ayırmayı sağlıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Chilaiditi sendromu nedir, vücutta nasıl ilerler?</p>

<p>Chilaiditi sendromu, bağırsağın bir bölümünün, çoğunlukla kolonun, karaciğer ile diyafram arasına yerleşmesiyle ortaya çıkıyor. Bu yer değiştirme yalnızca görüntüleme bulgusu olarak saptanırsa “Chilaiditi işareti” olarak anılıyor; buna ağrı, bulantı, kusma, kabızlık ya da nefes darlığı gibi şikayetler eşlik ederse tablo “sendrom” adını alıyor.</p>

<p>Her zaman düşünüldüğü kadar basit olmayabilir. Çünkü bu durum bazı hastalarda geçici kalırken, bazılarında bağırsak hareketini bozabiliyor, gaz ve dışkı geçişini zorlaştırabiliyor, nadiren de tıkanıklık, volvulus ya da iskemi gibi acil müdahale gerektiren komplikasyonlara zemin hazırlayabiliyor.</p>

<p>Chilaiditi sendromu belirtileri nelerdir, hangi işaretler gözden kaçabilir?</p>

<p>En sık yakınmalar karın ağrısı, şişkinlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, kabızlık ve bağırsak düzeninde değişiklik olarak tarif ediliyor. Bazı hastalarda tabloya göğüste baskı hissi, nefes almada zorlanma, hatta kalp kaynaklı sanılabilecek şikayetler de eklenebiliyor.</p>

<p>Masum gibi görünse de en sık atlanan nokta şu: Bu hastalık bazen sadece “geçmeyen gaz”, “yanlış pozisyonda artan karın rahatsızlığı” ya da sırtüstü yatınca belirginleşen baskı hissi gibi silik belirtilerle ilerleyebiliyor. Özellikle sağ üst karında rahatsızlık, dışkılama düzeninde yeni bozulma ve eşlik eden bulantı birlikteyse tablo daha dikkatli değerlendirilmesi gereken bir hal alıyor.</p>

<p>Chilaiditi sendromu kimlerde daha sık görülür?</p>

<p>Bu sendrom nadir kabul ediliyor. Düz grafilerde bildirilen sıklık yaklaşık yüzde 0,025 ile yüzde 0,28 arasında; yaşlı bireylerde oran daha yüksek bulunuyor ve erkeklerde kadınlara göre daha sık görülüyor. Bazı serilerde ileri yaş grubunda görülme oranının yüzde 1’e kadar çıktığı bildiriliyor.</p>

<p>Risk, yalnızca yaşla sınırlı değil. Kronik kabızlık, kolonun uzamış ve gevşek yapıda olması, karaciğer hacminin küçülmesi, diyaframın normalden yüksek olması, KOAH gibi akciğer hastalıkları, asit, belirgin kilo kaybı, çoklu gebelik öyküsü ve bazı anatomik varyasyonlar tabloyu kolaylaştırabiliyor. Ender de olsa kolonoskopi, enteral tüp uygulamaları ya da bazı ameliyatlardan sonra da ortaya çıkabildiği bildiriliyor.</p>

<p>Chilaiditi sendromu neden olur?</p>

<p>Temel mesele, bağırsağın normal yerinde kalmasını sağlayan anatomik desteklerin gevşemesi ya da yapısal olarak farklı olması. Bağırsak daha hareketli hale geldiğinde, özellikle kolonun hava ile dolduğu veya kabızlık nedeniyle gerildiği dönemlerde karaciğer ile diyafram arasına kayabiliyor. İşte burada tablo değişiyor: Hastalık çoğu zaman bağırsaktan başlıyor gibi görünse de aslında karaciğer, diyafram ve kolon arasındaki yerleşim ilişkisi birlikte rol oynuyor.</p>

<p>Chilaiditi sendromu nasıl anlaşılır?</p>

<p>Tanı çoğu zaman akciğer grafisi, direkt karın grafisi ya da bilgisayarlı tomografi sırasında konuyor. En kritik nokta, görüntüde görülen havanın gerçekten bağırsak içinde mi olduğu, yoksa karın içinde serbest hava mı olduğunun ayrılması. Çünkü bu fark, bazen ameliyathane ile gözlem arasında çizilen çok ince ama çok önemli bir sınır anlamına geliyor.</p>

<p>Bilgisayarlı tomografi bu ayrımı daha güvenli yapabildiği için, özellikle şikayet belirginse ya da bağırsak delinmesi gibi acil tablolar dışlanmak isteniyorsa öne çıkıyor. Uzman kaynaklarda, düz grafide Chilaiditi işaretinin nadir görüldüğü, BT’nin ise daha duyarlı olduğu vurgulanıyor.</p>

<p>Ne zaman doktora gidilmeli, hangi doktora gidilir?</p>

<p>İlk başvurulacak bölüm genellikle genel cerrahi ya da gastroenteroloji oluyor. Şikayet ani başladıysa, şiddetli karın ağrısı, kusma, gaz-dışkı çıkaramama, nefes darlığı, ateş ya da karında belirgin sertlik varsa acil servis değerlendirmesi geciktirilmemeli. Çünkü bu durumda hedef yalnızca Chilaiditi sendromunu görmek değil, tıkanıklık, iskemi, perforasyon ve gerçek pnömoperitoneum gibi acil tabloları da dışlamak oluyor.</p>

<p>Daha hafif ama tekrarlayan yakınmalarda gastroenteroloji değerlendirmesi ön planda olabilir; görüntüleme ile anatomik durum netleştirildikten sonra gerekirse genel cerrahiye yönlendirme yapılır. Erken başvurunun önemi tam da burada: Hastalığın kendisi çoğu zaman iyi huylu seyretse de benzer yakınmalar veren tehlikeli durumların atlanmaması gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Chilaiditi sendromu tedavisi var mı?</p>

<p>Evet, tedavi yaklaşımı var. Ancak burada klasik “tek ilaçla düzelir” modeli işlemiyor. Belirti vermeyen Chilaiditi işaretinde çoğu zaman müdahale gerekmiyor; sendrom gelişmişse ilk basamak tedavi sıvı desteği, bağırsak dinlendirilmesi, gerektiğinde nazogastrik dekompresyon, dışkı yumuşatıcılar ve lavman gibi konservatif yöntemlerden oluşuyor.</p>

<p>Yanıt alınırsa genellikle ek işlem gerekmiyor. Fakat yakınmalar düzelmiyorsa, bağırsak tıkanıklığı gelişiyorsa ya da iskemi-perforasyon şüphesi varsa cerrahi gündeme geliyor. Literatürde kolopeksi, çekopeksi ve gereken olgularda bağırsak rezeksiyonu gibi yöntemler tarif ediliyor; ancak en iyi cerrahi tekniğe dair net bir ortak görüş bulunmuyor ve karar hastanın komplikasyon tipine göre veriliyor.</p>

<p>Yeni tedaviler ve güncel gelişmeler neler?</p>

<p>Bu başlıkta okurun en çok aradığı soru genellikle şu oluyor: “FDA onaylı yeni ilaç var mı, biyolojik tedavi uygulanıyor mu?” Chilaiditi sendromunda yanıt şimdilik hayır yönünde. İncelenen güncel derlemeler ve olgu serilerinde hastalığa özgü FDA veya EMA onaylı hedefe yönelik ilaç, immünoterapi ya da biyolojik ajan temelli bir standart tedavi yer almıyor; güncel yaklaşım hâlâ doğru tanı, konservatif destek ve komplikasyon gelişirse cerrahi üzerine kurulu. Bu da aslında kötü haber değil; çünkü sorun çoğu zaman tümör biyolojisi gibi karmaşık bir ilaç hedefinden değil, anatomik yer değişiminden kaynaklanıyor.</p>

<p>Güncel literatürde öne çıkan gelişme, yeni bir mucize ilaçtan çok, yanlış tanıyı azaltan dikkatli görüntüleme ve minimal invaziv cerrahi deneyiminin artması. Laparoskopik kolopeksi gibi yöntemler seçilmiş hastalarda bildirilmiş olsa da bunlar yaygın bir “yeni nesil tedavi” standardı değil; komplikasyonlu veya tekrarlayan olgular için bireysel karar alanı olarak görülüyor. Cerrahi tarafın doğal riski ise anestezi, enfeksiyon, yapışıklık ve bağırsak komplikasyonları; konservatif tedavide ise asıl mesele yakın izlem ve kötüleşmeyi kaçırmamak.</p>

<p>Chilaiditi sendromu nasıl önlenir?</p>

<p>Tam koruma her zaman mümkün değil; çünkü bazı hastalarda temel sorun doğuştan gelen ya da yaşla belirginleşen anatomik özellikler. Yine de kronik kabızlığın kontrol altına alınması, uzun süren gaz ve şişkinlik yakınmalarının hafife alınmaması, eşlik eden akciğer ve karaciğer hastalıklarının düzenli takibi ve ani kilo kaybı sonrası yeni sindirim şikayetlerinin değerlendirilmesi koruyucu çerçevenin en gerçekçi adımları arasında yer alıyor.</p>

<p>En sık yapılan hata</p>

<p>En sık yapılan hata, görüntüde diyafram altında görülen havayı doğrudan “bağırsak delinmesi” sanmak ya da bunun tam tersine, günlerce süren karın ağrısı ve kabızlığı sıradan gaz sorunu diye ertelemek. Chilaiditi sendromunda asıl başarı, korkutup acele ettirmeden ama geciktirmeden doğru ayrımı yapabilmekte yatıyor.</p>

<p>Kısa soru-cevap</p>

<p>Chilaiditi sendromu nedir?<br />
Bağırsağın bir bölümünün karaciğer ile diyafram arasına yerleşmesi ve buna belirtilerin eşlik etmesi durumudur.</p>

<p>Chilaiditi sendromu neden olur?<br />
Anatomik gevşeklikler, kronik kabızlık, kolonun uzaması, diyafram yüksekliği, karaciğer hacmindeki değişiklikler ve bazı akciğer hastalıkları rol oynayabilir.</p>

<p>Chilaiditi sendromu nasıl anlaşılır?<br />
En sık röntgen veya BT ile fark edilir; önemli olan bunun gerçek serbest hava değil, bağırsak yer değişimi olduğunun anlaşılmasıdır.</p>

<p>Hangi doktora gidilir?<br />
İlk başvuruda genel cerrahi, gastroenteroloji veya acil servis uygun olabilir. Ani ve şiddetli belirtilerde beklenmemelidir.</p>

<p>Tedavisi var mı?<br />
Evet. Çoğu hastada konservatif tedavi yeterlidir; tıkanıklık, iskemi veya perforasyon gibi komplikasyonlarda cerrahi gerekir.</p>

<p>Son söz şu: Chilaiditi sendromu nadir bir durum, ama nadir olması önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Özellikle geçmeyen karın ağrısı, kabızlık, şişkinlik ve sağ üst karın baskısı birlikteyse, “gazdır geçer” demeden değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü bazen asıl mesele hastalığın kendisi değil, onun başka bir ciddi tabloyla karışma ihtimali oluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/karinda-gaz-saniliyor-ama-farkli-chilaiditi-sendromu-nasil-anlasilir-tedavisi-var-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6750-1.jpeg" type="image/jpeg" length="84887"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mustafa Sarıgül’den Uganda Ordusu Komutanı Kainerugaba’ya Sert Tepki]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mustafa-sarigulden-uganda-ordusu-komutani-kainerugabaya-sert-tepki</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mustafa-sarigulden-uganda-ordusu-komutani-kainerugabaya-sert-tepki" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, Uganda ordusunun komutanı Muhoozi Kainerugaba’nın Türkiye’ye yönelik tepki çeken paylaşımlarına sert sözlerle karşılık verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kainerugaba, son günlerde sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalarla yeniden tartışmaların odağına yerleşti. Kainerugaba, Uganda’nın askeri lideri olarak biliniyor ve daha önce de sosyal medya çıkışlarıyla gündeme gelmişti.</p>

<p>Sarıgül, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada, “Bu terbiyesiz ve aşağılık adam Türkiye ile ilgili laflar söyleyerek gündeme gelmek istiyor. Biz bu aşağılık adamlara cevap dahi vermemeliyiz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kainerugaba’nın Türkiye’yi hedef alan sözleri sosyal medyada geniş yankı uyandırırken, Sarıgül’ün açıklaması da bu çıkışlara yönelik en sert siyasi tepkilerden biri oldu. Uganda’lı komutanın paylaşımları, diplomatik nezaket sınırlarını aşan ve kamuoyunda rahatsızlık oluşturan ifadeler olarak değerlendirildi. Kainerugaba’nın resmi X hesabında Türkiye’den para ve “ülkenin en güzel kadını”na ilişkin paylaşımın yer aldığı görülüyor; büyükelçilik tehdidi içeren sözleri ise çeşitli haber ve sosyal medya paylaşımlarında aktarılıyor.</p>

<p>Kainerugaba ne demişti?</p>

<p>Muhoozi Kainerugaba, Türkiye’ye yönelik paylaşımında, “Ya bize ödeme yaparlar, ya da buradaki büyükelçiliklerini kapatırım. Karşılık olarak Türkiye’deki büyükelçiliğimizi de kapatabilirler” ifadelerini kullandı. Söz konusu paylaşım, kısa sürede sosyal medyada yayılırken Türkiye’ye yönelik açık bir diplomatik tehdit olarak yorumlandı. Bu ifade, şu an için resmi hesabında doğrudan erişilebilen bir gönderi olarak değil, çok sayıda haber ve sosyal medya paylaşımı üzerinden dolaşımda görünüyor.</p>

<p>Kainerugaba, bunun ardından yaptığı başka bir paylaşımda ise “Türkiye’den gelecek 1 milyar doların üstüne, o ülkedeki en güzel kadını da eş olarak istiyorum” anlamına gelen ifadeler kullandı. Bu paylaşım, Kainerugaba’nın resmi X hesabında da görülebilen mesajlardan biri olarak dikkat çekti ve tepki dalgasını daha da büyüttü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye kamuoyunda tepki çeken bu açıklamalar, yalnızca diplomatik saygı sınırlarının aşılması olarak değil, aynı zamanda kadınları aşağılayan ve devletler arası ilişkilere zarar veren bir üslubun göstergesi olarak da yorumlandı. Sarıgül’ün açıklaması da tam bu noktada, bu tür provokatif söylemlerin ciddiye alınmaması gerektiği vurgusuyla öne çıktı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mustafa-sarigulden-uganda-ordusu-komutani-kainerugabaya-sert-tepki</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6749.jpeg" type="image/jpeg" length="52927"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alzheimer’ın İlk İşareti Burunda Başlayabilir: Koku Kaybı Erken Uyarı Verebilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/alzheimerin-ilk-isareti-burunda-baslayabilir-koku-kaybi-erken-uyari-verebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/alzheimerin-ilk-isareti-burunda-baslayabilir-koku-kaybi-erken-uyari-verebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırma, Alzheimer hastalığında koku alma bozukluğunun hafıza sorunlarından önce ortaya çıkabileceğini gösterdi. Bulgular, beyindeki bağışıklık hücrelerinin koku ile ilişkili sinir bağlantılarına erken dönemde zarar verebildiğine işaret ediyor.  ￼]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Alzheimer denince çoğu kişinin aklına ilk olarak unutkanlık geliyor. Ancak bilim dünyası, hastalığın çok daha sessiz başladığını düşündüren yeni bulgular üzerinde duruyor. Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, koku alma duyusundaki azalma Alzheimer’ın erken dönem biyolojik değişimlerinin bir parçası olabilir. Üstelik bu değişiklikler, belirgin hafıza problemleri başlamadan önce de görülebiliyor.</p>

<p>Araştırmada dikkat çeken nokta, olfaktör bulbus ile lokus seruleus arasındaki sinir bağlantıları oldu. Bilim insanları, Alzheimer benzeri bulgular taşıyan modellerde bu hatta erken dönemde hasar geliştiğini saptadı. Çalışmaya göre beyindeki bağışıklık hücreleri olan mikroglia, bazı sinir liflerini hatalı biçimde “temizlenmesi gereken yapı” gibi algılıyor ve bu bağlantıların kaybı koku bozukluğunu tetikleyebiliyor.</p>

<p>Makalenin öne çıkardığı mekanizmalardan biri de hücre zarındaki fosfatidilserin değişimi. Normalde hücre zarının iç kısmında bulunan bu molekülün dış yüzeye taşınması, mikroglia için adeta bir “beni ye” sinyali oluşturuyor. Araştırmacılar, Alzheimer’da bu sürecin erken ve yanlış biçimde devreye girmesinin koku ile ilgili sinir ağlarını zedeleyebileceğini bildiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışma yalnızca deney hayvanlarıyla sınırlı kalmadı. Ekip, bulguları Alzheimer hastalarına ait ölüm sonrası beyin dokuları ve PET görüntüleme verileri ile de destekledi. Araştırmada, prodromal yani henüz tam tabloya dönüşmemiş erken evre Alzheimer sürecinde de benzer değişimlerin izlerine rastlandığı aktarıldı. Bu yönüyle çalışma, koku kaybının sadece eşlik eden bir belirti değil, hastalığın erken patolojik sürecinin doğrudan sonucu olabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Uzmanlara göre bu bulguların en önemli tarafı, erken tanı ihtimali. Son yıllarda geliştirilen bazı amiloid hedefli tedavilerin daha çok erken evrede anlamlı sonuç verdiği biliniyor. Bu nedenle, basit koku testlerinin riskli kişileri daha erken belirlemede yardımcı olabileceği değerlendiriliyor. Ancak uzmanlar burada da frene basıyor: Koku kaybı tek başına Alzheimer tanısı anlamına gelmiyor. Yaşlanma, sinüzit, üst solunum yolu enfeksiyonları ve başka nörolojik hastalıklar da benzer tabloya yol açabiliyor.</p>

<p>ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü de koku duyusundaki gerilemenin Alzheimer’la ilişkili biyobelirteçler ve bilişsel bozulma ile bağlantılı olabileceğini belirtiyor. Buna rağmen bilim insanları, koku testlerinin bugün için tek başına kesin tanı aracı değil, erken risk sinyali olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Araştırmanın ortaya koyduğu tablo şu: Alzheimer bazen hafızadan önce burnun kapısını çalıyor. Gündelik hayatta önemsiz gibi görünen koku alma değişiklikleri, beynin derinlerinde sessizce başlayan bir sürecin ilk habercilerinden biri olabilir. Bilim dünyası şimdi bu sessiz alarmı, erken tanıda işe yarayan pratik bir araca dönüştürmenin yollarını arıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/alzheimerin-ilk-isareti-burunda-baslayabilir-koku-kaybi-erken-uyari-verebilir</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 08:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6742.jpeg" type="image/jpeg" length="76673"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ferritin nedir, yüksekliği ve düşüklüğü ne anlama gelir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ferritin-nedir-yuksekligi-ve-dusuklugu-ne-anlama-gelir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ferritin-nedir-yuksekligi-ve-dusuklugu-ne-anlama-gelir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kan tahlilinde “ferritin” sonucu birçok kişinin kafasını karıştırıyor. Çünkü bu değer yalnızca demiri değil, vücudun demir depolarını da ilgilendiriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üstelik ferritin sadece demir eksikliğinde düşmüyor; enfeksiyon, iltihap, karaciğer hastalığı ve bazı metabolik sorunlarda da yükselebiliyor. Bu yüzden ferritin sonucu, tek başına değil, başka testler ve şikâyetlerle birlikte okunması gereken bir biyokimya pusulası gibi değerlendiriliyor.</p>

<p>Ferritin nedir?</p>

<p>Ferritin, vücutta demiri depolayan bir proteindir. Kandaki ferritin düzeyi, genel olarak vücudun demir stokları hakkında fikir verir. Ferritin testi de bu nedenle özellikle demir eksikliği, demir yüklenmesi ve bazı iltihabi durumların araştırılmasında sık istenir. MedlinePlus ve Mayo Clinic’e göre düşük ferritin çoğu zaman azalmış demir deposunu düşündürür; yüksek ferritin ise her zaman “fazla demir” anlamına gelmez.</p>

<p>Ferritin neyi gösterir?</p>

<p>Ferritin en basit anlatımla vücudun “demir ambarı” hakkında ipucu verir. Hemoglobin kandaki aktif demir kullanımını yansıtırken, ferritin depodaki rezervi gösterir. Bu nedenle hemoglobin henüz normal görünse bile ferritin düşmüş olabilir; yani kişi daha kansızlık gelişmeden demir eksikliği yaşamaya başlamış olabilir. Mayo Clinic Laboratories, düşük ferritinin bazen hemoglobin düşmeden önce ortaya çıkabildiğini özellikle vurguluyor.</p>

<p>Ferritin normal değeri nedir?</p>

<p>Ferritin için tek ve evrensel bir “normal” sayı yoktur. Referans aralığı laboratuvara, yaşa, cinsiyete ve kullanılan cihaza göre değişebilir. Örneğin MedlinePlus erişkinlerde erkekler için yaklaşık 30-400 ng/mL, kadınlar için 13-150 ng/mL aralığını verirken, Mayo Clinic erkekler için 24-336 mcg/L, kadınlar için 11-307 mcg/L tipik aralığını paylaşıyor. Cleveland Clinic de laboratuvarlar arasında fark olabileceğini özellikle belirtiyor. Bu nedenle sonuç kâğıdındaki referans aralığı her zaman öncelikle dikkate alınmalıdır.</p>

<p>Ferritin yüksekliği neden olur?</p>

<p>Ferritin yüksekliği sadece demir fazlalığına bağlanmamalıdır. Ferritin aynı zamanda bir “akut faz reaktanı”dır; yani enfeksiyon, iltihap, karaciğer hasarı, böbrek hastalığı, otoimmün hastalıklar, alkol kullanımı, metabolik sendrom, yağlı karaciğer ve bazı kanserlerde de yükselebilir. British Columbia kılavuzu ve Mayo Clinic Laboratories, yüksek ferritinin en sık nedenleri arasında inflamasyon, karaciğer hastalığı, enfeksiyon ve maligniteyi sayıyor. Bu yüzden ferritin yükseldiğinde genellikle transferrin satürasyonu, karaciğer testleri ve bazen CRP gibi ek testler istenir.</p>

<p>Ferritin düşüklüğü neden olur?</p>

<p>Düşük ferritin çoğu zaman demir depolarının azaldığını gösterir. Bunun arkasında yetersiz demir alımı, yoğun adet kanamaları, mide-bağırsak sisteminden gizli kan kaybı, gebelik, sık kan bağışı, emilim bozuklukları ve demir eksikliği anemisi yer alabilir. MedlinePlus, Mayo Clinic ve Cleveland Clinic düşük ferritini özellikle demir eksikliği ile ilişkilendiriyor. NHS kaynakları ise buna bağlı yakınmaların yorgunluk, nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Ferritin yüksek olursa hangi belirtiler görülebilir?</p>

<p>Yüksek ferritin bazen hiç belirti vermeyebilir; belirtiler çoğu zaman ferritinin kendisinden çok altta yatan nedene bağlıdır. Gerçek demir yüklenmesinde halsizlik, eklem ağrısı, karın ağrısı, karaciğer enzim yüksekliği ve zamanla organ hasarı görülebilir. Ama inflamasyona bağlı ferritin yüksekliğinde tabloya enfeksiyon veya kronik hastalık belirtileri eşlik edebilir. Bu nedenle “ferritin yüksek çıktı, kesin demir fazlam var” sonucu doğru değildir.</p>

<p>Ferritin düşük olursa hangi belirtiler görülebilir?</p>

<p>Ferritin düşüklüğünde en sık görülen belirtiler halsizlik, çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, baş ağrısı, solukluk ve dikkat dağınıklığıdır. Demir eksikliği ilerledikçe saç dökülmesi, kırılgan tırnaklar, huzursuz bacak yakınmaları ve egzersiz kapasitesinde düşüş de tabloya eklenebilir. NHS, demir eksikliği anemisinde yorgunluk, solukluk, çarpıntı ve nefes darlığının en yaygın belirtiler arasında olduğunu bildiriyor.</p>

<p>Ferritin hangi değerlerde dikkat edilmelidir?</p>

<p>Ferritin sonucu tek başına değil, bağlam içinde değerlendirilmelidir. Yine de bazı eşikler klinik açıdan dikkat çekicidir. NHS Scotland rehberine göre ferritinin 12 mcg/L’nin altında olması depolanmış demirin neredeyse tükendiğini, 30 mcg/L’nin altında olması ise demir depolarında azalmayı destekler. 30-50 mcg/L aralığı bile özellikle yaşlılarda veya iltihabi durumlarda demir eksikliği ile uyumlu olabilir; çünkü ferritin iltihapta olduğundan yüksek görünebilir. Yüksek tarafta ise 200 mcg/L üzeri kadınlarda ve 300 mcg/L üzeri erkeklerde yükseklik kabul edilebiliyor; 1000 mcg/L ve üzeri değerler ise özellikle karaciğer ve demir yüklenmesi açısından daha ileri değerlendirme gerektirebiliyor.</p>

<p>Ferritin sonucu hangi hastalıklarla ilişkili olabilir?</p>

<p>Düşük ferritin en çok demir eksikliği ve demir eksikliği anemisi ile ilişkilidir. Yüksek ferritin ise herediter hemokromatoz, kronik iltihap, karaciğer hastalığı, yağlı karaciğer, böbrek hastalığı, alkol ilişkili karaciğer hasarı, maligniteler ve metabolik sendrom gibi çok farklı tablolarla bağlantılı olabilir. Ferritin bu yüzden tek başına bir teşhis etiketi değil, başka kapıları açan bir laboratuvar işaretidir.</p>

<p>Ferritin sonucu tek başına ne ifade etmez?</p>

<p>Tek bir ferritin değeriyle kesin hastalık tanısı konulmaz. Çünkü ferritin, demir deposu hakkında bilgi verse de iltihap ve doku hasarından da etkilenir. Sonuç; hemogram, serum demiri, transferrin satürasyonu, total demir bağlama kapasitesi, CRP, karaciğer testleri ve kişinin şikâyetleriyle birlikte yorumlanmalıdır. Cleveland Clinic ve çeşitli klinik kılavuzlar, özellikle yüksek ferritinin tek başına “demir fazlalığı” kabul edilmemesi gerektiğini vurgular.</p>

<p>Ferritin kaç olursa tehlikeli?</p>

<p>Bu sorunun tek cümlelik evrensel bir yanıtı yoktur. “Tehlikeli” eşik; kişinin yaşı, cinsiyeti, gebelik durumu, mevcut hastalıkları ve eşlik eden diğer test sonuçlarına göre değişir. Ancak ferritinin çok düşük olması, özellikle 12-30 mcg/L bandının altına inmesi, demir depolarının belirgin azaldığını düşündürür. Çok yüksek değerlerde, özellikle 1000 mcg/L ve üzerindeyse, altta yatan karaciğer hastalığı, demir yüklenmesi veya başka ciddi nedenler açısından gecikmeden değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>Ferritin için hangi durumlarda doktora başvurulmalıdır?</p>

<p>Ferritin sonucu düşük ya da yüksek çıktığında, özellikle halsizlik, nefes darlığı, çarpıntı, açıklanamayan kilo kaybı, karın ağrısı, eklem ağrısı, adet düzensizliği, dışkıda gizli kan şüphesi, kronik hastalık öyküsü veya karaciğer enzim yüksekliği varsa doktora başvurulmalıdır. Aynı şekilde gebelerde, çocuklarda, ileri yaşta bireylerde ve kanser, inflamatuvar hastalık ya da böbrek hastalığı olan kişilerde ferritin sonucu daha dikkatli ele alınmalıdır. Çünkü bu gruplarda tek bir rakamın anlamı, genel popülasyondan farklı olabilir.</p>

<p>Sonuç nasıl yorumlanmalı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ferritin, vücudun demir depolarını anlamada güçlü bir göstergedir ama tek başına hüküm vermez. Düşük ferritin genellikle demir eksikliği lehine konuşur. Yüksek ferritin ise kimi zaman demir yükünü, kimi zaman da vücuttaki iltihap ve hasar yanıtını yansıtır. Bu yüzden ferritin sonucu “rakam savaşı” gibi değil, klinik tabloyla birlikte okunan bir dosya gibi ele alınmalıdır. En doğru yorum, laboratuvar referansı, hastanın yakınmaları ve eşlik eden testlerle birlikte yapılır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİYOKİMYA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ferritin-nedir-yuksekligi-ve-dusuklugu-ne-anlama-gelir</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 07:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2025/12/kan-biyokimya.webp" type="image/jpeg" length="99118"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CAR-T Nedir? Kanser Tedavisinde Kişiye Özel Yeni Dönem]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/car-t-nedir-kanser-tedavisinde-kisiye-ozel-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/car-t-nedir-kanser-tedavisinde-kisiye-ozel-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser tedavisinde son yılların en dikkat çekici başlıklarından biri olan CAR-T hücre tedavisi, hastanın kendi bağışıklık hücrelerinin laboratuvarda yeniden programlanarak kansere karşı silaha dönüştürülmesine dayanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Özellikle bazı kan kanserlerinde çarpıcı sonuçlar veren bu yöntem, klasik kemoterapi ve radyoterapiden farklı olarak doğrudan bağışıklık sistemini hedef alıyor. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü’ne göre CAR-T tedavisinde hastadan alınan T hücreleri genetik olarak değiştirilerek kanser hücrelerini tanıyıp yok edecek hale getiriliyor ve ardından yeniden hastaya veriliyor.</p>

<p>CAR-T’nin açılımı “Chimeric Antigen Receptor T-cell” yani “Kimerik Antijen Reseptörü Taşıyan T Hücresi” anlamına geliyor. Basit ifadeyle bu tedavi, vücudun doğal savunma askerleri olan T hücrelerine yeni bir hedefleme sistemi yüklenmesi demek. Böylece bağışıklık hücreleri, kanser hücrelerini daha net tanıyabiliyor ve onlara karşı daha güçlü bir saldırı başlatabiliyor. NHS İngiltere, bu yöntemin her hasta için özel üretildiğini ve bu yönüyle standart ilaç tedavilerinden ayrıldığını vurguluyor.</p>

<p>Tedavi süreci ise birkaç aşamadan oluşuyor. Önce hastadan beyaz kan hücreleri toplanıyor. Daha sonra bu hücreler laboratuvarda genetik olarak değiştiriliyor, çoğaltılıyor ve uygun hazırlık sürecinin ardından tekrar hastaya veriliyor. Bu yönüyle CAR-T, “hazır ilaç”tan çok, adeta kişiye özel üretilmiş canlı bir tedavi olarak tanımlanıyor. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü, bu yaklaşımın özellikle daha önce tedavi görmüş ama hastalığı tekrarlamış bazı hastalarda umut verici sonuçlar sunduğunu belirtiyor.</p>

<p>Bugün için CAR-T tedavisi en çok lösemi, lenfoma ve multiple myelom gibi bazı hematolojik kanserlerde öne çıkıyor. Mayo Clinic ve Cancer Research UK’ye göre bu yöntem özellikle belirli B hücreli lösemi ve lenfoma türlerinde, ayrıca bazı multipl miyelom olgularında kullanılabiliyor. ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin güncel listesinde CAR-T sınıfında birden fazla onaylı ürün bulunuyor ve bu alan genişlemeye devam ediyor. Aralık 2025’te FDA, Breyanzi için marjinal zon lenfomada yeni bir kullanım onayı da verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak bu tedavi bir mucize manşetinden ibaret değil. Uzmanlar, CAR-T’nin güçlü olduğu kadar ciddi yan etkiler de taşıyabildiğine dikkat çekiyor. En çok izlenen riskler arasında sitokin salınım sendromu (CRS) ve nörolojik toksisite yer alıyor. NCI, bu nörolojik tablonun “ICANS” olarak adlandırıldığını belirtirken, Amerikan Kanser Derneği de enfeksiyonlar, düşük kan hücresi sayımları ve bağışıklık sisteminin baskılanması gibi başka ciddi sorunların görülebileceğini aktarıyor.</p>

<p>FDA da güvenlik başlığını yakından izliyor. Kurum, 2025 yılında bazı CAR-T ürünlerinde REMS zorunluluğunu kaldırsa da bunun nedeni risklerin ortadan kalkması değil, bu yan etkilerin yönetiminde klinik deneyimin artmış olması. FDA, ürün etiketlerinde sitokin salınım sendromu ve nörolojik toksisite için kutulu uyarıların sürdüğünü açıkça belirtiyor. Ayrıca 2024’te bazı CAR-T tedavileri için ikincil T-hücre malignitesi riskine ilişkin kutulu uyarı da duyuruldu.</p>

<p>Bilim dünyasının asıl büyük hedefi ise CAR-T’yi yalnızca kan kanserleriyle sınırlı bırakmamak. 2025 tarihli bilimsel derlemelerde, CAR-T’nin solid tümörlerde de etkili hale getirilmesi için yoğun çalışmalar yürütüldüğü, ancak tümör mikroçevresi, hedef seçimi ve güvenlik gibi önemli engellerin henüz tam aşılmadığı belirtiliyor. Yani teknoloji büyüyor, fakat önünde hâlâ zorlu bir biyolojik labirent var.</p>

<p>Sonuç olarak CAR-T, kanser tedavisinde ezber bozan bir yaklaşım olarak görülüyor. Hastanın kendi hücresinden üretilen bu tedavi, tıbbın artık yalnızca hastalığı değil, bağışıklık sisteminin dilini de yeniden yazmaya başladığını gösteriyor. Yine de uzmanlara göre bu yöntem, her hasta için uygun bir seçenek değil; yüksek teknoloji, dikkatli hasta seçimi ve deneyimli merkezler gerektiriyor. Umut büyük, fakat tedavi alanı hâlâ temkinli ilerleyen, pahalı ve karmaşık bir cephe olarak önemini koruyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/car-t-nedir-kanser-tedavisinde-kisiye-ozel-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 07:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6740.jpeg" type="image/jpeg" length="27417"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Dakika | ABD-İran müzakereleri İslamabad’da sonuçsuz kaldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/son-dakika-abd-iran-muzakereleri-islamabadda-sonucsuz-kaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/son-dakika-abd-iran-muzakereleri-islamabadda-sonucsuz-kaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ile İran arasında Pakistan’ın başkenti İslamabad’da gerçekleştirilen kritik temaslar, tarafların temel başlıklarda uzlaşamaması nedeniyle anlaşmaya varılamadan sona erdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, yaklaşık 21 saat süren görüşmelerden sonuç çıkmadığını açıklarken, İran cephesi ise sürecin Washington’ın “aşırı talepleri” yüzünden tıkandığını savundu.</p>

<p>Associated Press ve Reuters’ın aktardığına göre görüşmeler, ABD ile İran arasında uzun yılların ardından yapılan en üst düzey doğrudan temaslardan biri olarak dikkat çekti. Müzakerelerin merkezinde İran’ın nükleer faaliyetleri, bölgesel güvenlik başlıkları ve Hürmüz Boğazı üzerindeki gerilim yer aldı.</p>

<p>JD Vance, İslamabad’dan ayrılmadan önce yaptığı açıklamada, Washington’ın kendi “kırmızı çizgilerini” açık biçimde ortaya koyduğunu ve İran’ın bu koşulları kabul etmediğini söyledi. Vance ayrıca ABD’nin masaya “nihai ve en iyi teklifini” bıraktığını belirterek, bundan sonraki adımın Tahran’a bağlı olduğu mesajını verdi.</p>

<p>İran tarafına yakın kaynaklar ise farklı bir tablo çizdi. Reuters’ın aktardığına göre Tahran, görüşmelerin çökmesinden ABD’nin “aşırı” ya da “abartılı” taleplerini sorumlu tuttu. İran medyasına ve görüşmelere yakın kaynaklara yansıyan iddialarda, Washington’ın İran’ın zenginleştirilmiş nükleer malzemesi konusunda sert talepler ileri sürdüğü ve Hürmüz Boğazı başlığında baskı kurduğu öne sürüldü. Bu ayrıntıların tamamı bağımsız biçimde doğrulanmış değil, ancak Reuters ve AP, Hürmüz dosyasının görüşmelerdeki en sert anlaşmazlık alanlarından biri olduğunu bildiriyor.</p>

<p>Görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanması, zaten kırılgan olan ateşkes zemini açısından da yeni bir risk işareti olarak görülüyor. AP ve Reuters’a göre taraflar arasında güven bunalımı sürerken, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim küresel enerji akışı ve bölgesel istikrar bakımından kritik önem taşıyor. Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen diplomatik çaba şimdilik kalıcı bir çerçeve üretemedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buna rağmen diplomasi kapısının tamamen kapanmadığına işaret eden sinyaller de var. AP, teknik düzeyde temasların sürebileceğine dair değerlendirmelerin gündemde olduğunu aktarırken, Reuters daha önce İran tarafının bazı başlıklarda teknik görüşmelerin devam edebileceği mesajı verdiğini bildirmişti. Ancak mevcut tablo, Washington ile Tahran arasında hem beklentilerin hem de önceliklerin sert biçimde çatıştığını gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/son-dakika-abd-iran-muzakereleri-islamabadda-sonucsuz-kaldi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 06:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6739.jpeg" type="image/jpeg" length="18336"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beyin ölümü nedir, hisseder mi? Organ naklinde acı duyulur mu?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/beyin-olumu-nedir-hisseder-mi-organ-naklinde-aci-duyulur-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/beyin-olumu-nedir-hisseder-mi-organ-naklinde-aci-duyulur-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yoğun bakım kapılarının önünde en ağır sorular fısıltıyla sorulur.
“Bizi duyuyor mu?”
“Canı yanıyor mudur?”
“Kalbi atıyorsa gerçekten öldü mü?”
“Belki geri döner mi?”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Beyin ölümü” kavramı, toplumda en çok yanlış anlaşılan tıbbi eşiklerden biri olmayı sürdürüyor. Çünkü beyin ölümü; koma, bitkisel hayat ve makine desteğiyle sürdürülen yaşam görüntüsüyle sık sık karıştırılıyor. Oysa güncel Batılı tıbbi kılavuzlar, beyin ölümünü ya da nörolojik kriterlere göre ölümü, beynin ve beyin sapının işlevlerinin geri döndürülemez biçimde sona ermesi olarak tanımlıyor. Amerikan Nöroloji Akademisi’nin 2023 kılavuzu ile NHS ve Cleveland Clinic gibi kurumlar, bu durumun ağır koma değil, doğrudan ölüm olduğunu açıkça belirtiyor.</p>

<p>Beyin ölümü nedir, neden kesin ölüm sayılır?</p>

<p>Beyin ölümü, kişinin artık bilinç geliştirememesi, kendiliğinden nefes alamaması ve beyin sapı dahil temel nörolojik işlevlerini kalıcı biçimde kaybetmesi anlamına gelir. Bu nedenle tıp dünyasında beyin ölümü, tedavi bekleyen bir “ara durum” değil, ölümün kendisi olarak kabul edilir. NHS, beyin ölümü gerçekleşen kişinin yasal olarak ölü kabul edildiğini ve iyileşme şansının olmadığını söylüyor. Cleveland Clinic de benzer şekilde, testler beyin ölümünü doğruladığında kişinin klinik olarak ölü kabul edildiğini vurguluyor.</p>

<p>Bu noktada aileleri en çok sarsan şey ise görüntüdür. Çünkü ventilatör desteğiyle göğüs hareket edebilir, kalp bir süre daha atabilir, cilt sıcak kalabilir. Fakat modern tıpta ölüm artık yalnızca kalbin durmasıyla tanımlanmıyor. Amerikan Nöroloji Akademisi’nin 2023 rehberi, nörolojik kriterlerle ölüm tanımını açık biçimde kabul ediyor ve bunu hukuki ölüm anlayışıyla uyumlu çerçevede ele alıyor.</p>

<p>Beyin ölümü hisseder mi, acı duyar mı?</p>

<p>Toplumun en çok aradığı sorulardan biri bu: “Beyin ölümü hisseder mi?” Güncel tıbbi yaklaşımın baskın cevabı nettir: Hayır. Çünkü acının hissedilmesi için yalnızca bedenden bir uyarı gelmesi yetmez; o uyarının beyin tarafından işlenmesi gerekir. Ağrı deneyimi, beyinle kurulan bütüncül bir bilinç işleme sürecinin parçasıdır. NHS ağrı bilgilendirmeleri de ağrının beyinde işlendiğini açık biçimde anlatır. Beyin ölümü gerçekleştiğinde ise bilinç kapasitesi ve beyin işlevleri geri dönüşsüz biçimde kaybolmuş kabul edilir.</p>

<p>Bu yüzden beyin ölümü tanısı doğru biçimde konmuş bir kişide “acı hissi”, “rahatsızlık duyma” ya da “çevreyi fark etme” beklenmez. NHS’ye bağlı hasta bilgilendirme metinlerinde de beyin ölümü gerçekleşen hastanın artık ağrı veya rahatsızlık hissetmeyeceği açıkça belirtilir.</p>

<p>Beyin ölümü organ naklinde acı hisseder mi?</p>

<p>Organ nakli sürecinde en çok korkulan soru da budur: “Beyin ölümü olan kişi organ alınırken acı hisseder mi?” Ana akım tıbbi yaklaşım yine nettir: Hayır. Çünkü beyin ölümü gerçekleşmiş kişi ölü kabul edilir; bilinçli acı deneyimi için gerekli nörolojik temel artık yoktur. UNOS’un hasta bilgilendirme materyali de “beyin öldüğünde kişi hissedemez” ifadesini açık biçimde kullanır.</p>

<p>Ancak ameliyat sırasında bazen tansiyonda değişiklik, kalp hızında artış ya da kol ve bacaklarda bazı hareketler görülebilir. İşte kamuoyundaki kafa karışıklığının önemli kısmı burada doğar. Tıp literatürü bu tür bulguları çoğunlukla spinal refleksler veya otonom yanıtlar olarak açıklar; yani bunlar bilinçli ağrı çekmenin kanıtı sayılmaz. Hastanelerin aile bilgilendirme metinleri de görülebilen bazı hareketlerin beyinle değil, omurilik refleksleriyle ilişkili olabileceğini anlatır.</p>

<p>Bazı merkezlerde ameliyat sırasında ilaç verilmesi de “hasta acı duyuyor” anlamına gelmez. Bu uygulamalar çoğunlukla refleksleri, dolaşım dalgalanmalarını ve cerrahi sürecin fizyolojik etkilerini kontrol etmek içindir. Bu ayrım, organ bağışı tartışmalarında en sık gözden kaçan çizgilerden biridir.</p>

<p>Beyin ölümü geri döner mi, iyileşme olur mu?</p>

<p>“Beyin ölümü geri döner mi?” sorusu, internette en çok aranan başlıklardan biridir. Fakat güncel tıbbi kaynakların verdiği yanıt çok sert ve nettir: Hayır. NHS, beyin ölümü gerçekleşen kişinin yeniden bilincine dönemeyeceğini ve destek olmadan nefes alamayacağını söyler. Cleveland Clinic ise daha da açık konuşur: Beyin ölümünden insanlar iyileşmez.</p>

<p>Burada kritik olan şey, gerçek beyin ölümü ile beyin ölümünü taklit eden durumların birbirine karıştırılmamasıdır. Amerikan Nöroloji Akademisi’nin 2023 kılavuzu; ilaç etkileri, hipotermi, bazı metabolik bozukluklar ve geri döndürülebilir nedenler dışlanmadan beyin ölümü tanısı konulmaması gerektiğini özellikle vurgular. Yani bazen toplumda “beyin ölümü denmişti, sonra düzeldi” diye anlatılan vakalar, çoğu zaman gerçekte beyin ölümü değil; ağır koma, ilaç baskılanması ya da başka geri çevrilebilir tablolar olabilir. Bu nedenle modern kılavuzlar tanı sürecini son derece sıkı tutar.</p>

<p>Beyin ölümü ile koma arasındaki fark nedir?</p>

<p>Beyin ölümü ile koma aynı şey değildir. Koma, ağır bilinç kaybı halidir; bazı beyin işlevleri sürüyor olabilir ve hastanın yaşamsal süreçleri belirli ölçüde devam edebilir. Bazı koma hastalarında kısmi iyileşme ihtimali de bulunabilir. Beyin ölümü ise beynin ve beyin sapının geri döndürülemez işlev kaybıdır. NHS ve Cleveland Clinic’in kamu bilgilendirme metinleri bu ayrımı özellikle vurgular.</p>

<p>Bu yüzden “kalbi atıyor, o halde yaşıyor” düşüncesi tıbbi olarak doğru değildir. Kalp, ventilatör ve yoğun bakım desteği sayesinde bir süre daha çalışabilir. Fakat beyin ölümü tanısı konduğunda kişi artık ölüm sınırında değil, ölümün içindedir.</p>

<p>Beyin ölümü nasıl anlaşılır, nasıl tespit edilir?</p>

<p>Beyin ölümü tanısı sıradan bir klinik kanaatle konulmaz. Amerikan Nöroloji Akademisi’nin 2023 rehberi, bunun çok sıkı ön koşullarla ve standartlaştırılmış testlerle yapılması gerektiğini belirtir. Önce geri döndürülebilir nedenler dışlanır. Ardından klinik muayene, beyin sapı reflekslerinin değerlendirilmesi ve kişinin kendi başına nefes alıp alamadığını anlamaya yönelik testler yapılır. Gerekli durumlarda ek testler de devreye girebilir.</p>

<p>Bu sıkılık boşuna değildir. Çünkü beyin ölümü tanısında hata ihtimali toplum nezdinde korku üretir. Modern kılavuzlar da tam bu nedenle, tanının aceleyle değil, geri döndürülebilir tüm etkiler temizlendikten sonra konulmasını ister.</p>

<p>Beyin ölümü konusunda bilimsel kaynaklar ne diyor?</p>

<p>Batılı bilimsel kaynakların ana omurgası büyük ölçüde ortaktır. Amerikan Nöroloji Akademisi, nörolojik kriterlere göre ölümün tıbbi olarak geçerli ve sıkı ölçütlere bağlı bir ölüm tanımı olduğunu kabul eder. NHS, beyin ölümü olan kişinin yasal olarak ölü olduğunu ve iyileşme şansının bulunmadığını söyler. Cleveland Clinic ise “beyin ölümünden dönüş olmaz” ifadesini doğrudan kullanır. Bu üçlü çerçeve, bugün Batı tıbbındaki baskın görüşü özetler.</p>

<p>Ağrı açısından da tablo benzerdir. Ağrının beyinde işlendiği kabulü, beyin ölümü tartışmasının merkezindedir. Bu nedenle beyin ölümü gerçekleşmiş bir kişinin acıyı bilinçli olarak deneyimlediği görüşü, güncel ana akım klinik yaklaşım tarafından desteklenmez.</p>

<p>Beyin ölümü hakkında teolojiler ne söylüyor?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşin en çetin kısmı burada başlıyor. Çünkü tıp, ölümün nörolojik ölçütlerini tarif ederken; teoloji yalnızca organların işlevine değil, insanın anlamına, ruha, bedene ve ölüm anının mahiyetine de bakıyor.</p>

<p>Katolik dünyada organ bağışı genel olarak sevgi ve dayanışma eylemi olarak olumlu görülüyor. Papa II. Jean Paul, nörolojik kriterlerin doğru ve titiz uygulandığında ölüm anlayışıyla çelişmediğini ifade etmişti. Bu nedenle Katolik ana akımda beyin ölümü ölçütüne güçlü bir kabul çizgisi bulunuyor.</p>

<p>Yahudilikte ise tablo daha parçalıdır. NHS Organ Donation sayfasına göre bazı Yahudiler nörolojik kriterleri, yani beyin sapı ölümünü kabul ederken; bazıları organ alınabilmesi için kalbin ve dolaşımın da durmasını gerekli görür. Başka bir deyişle Yahudi yaklaşımında “hayat kurtarma” değeri çok güçlü olsa da ölümün tam tanımı konusunda iç tartışma sürmektedir.</p>

<p>İslam’da da yekpare bir görüş yoktur. NHS Organ Donation’ın inanç sayfaları, birçok Müslüman âlimin organ bağışını hayat kurtarma amacıyla desteklediğini; ancak ölümün ne zaman kesinleştiği konusunda farklı yorumlar bulunduğunu gösterir. Bazı İslami yorumlar beyin ölümü kriterlerini kabul ederken, bazıları dolaşımın da durmasını daha güvenli eşik olarak görür.</p>

<p>Buradaki asıl düğüm şudur: Tıp “bilinç kapasitesi ve beyin sapı işlevleri geri dönmeyecek şekilde yok oldu” dediğinde ölümü tanımlar; bazı teolojik yaklaşımlar ise “ruhun bedenden ayrılışı” ya da “biyolojik bütünlüğün tam çöküşü” gibi daha farklı ölçülerle meseleye bakar. Bu yüzden beyin ölümü etrafındaki tartışma, sadece tıbbi değil, aynı zamanda felsefi ve dinî bir tartışmadır.</p>

<p>Beyin ölümü neden toplumda sıkça yanlış anlaşılıyor?</p>

<p>Çünkü beyin ölümü, gözün gördüğü ile tıbbın söylediği şeyin en sert biçimde ayrıldığı alandır. Aile yakını yatakta sıcaktır, kalbi atıyordur, göğsü cihaz yardımıyla inip kalkıyordur. Bu manzara, insan zihninde doğal olarak “ölüm” kelimesiyle çarpışır. Fakat modern tıp için ölüm, yalnızca kalbin susması değil; beyin ve beyin sapı işlevlerinin geri döndürülemez biçimde bitmesidir.</p>

<p>Tam da bu yüzden “beyin ölümü hisseder mi”, “beyin ölümü geri döner mi”, “beyin ölümü organ naklinde acı olur mu” gibi aramalar her geçen yıl daha fazla yapılıyor. Çünkü bu konu, sadece bilimsel değil; aynı zamanda vicdani, ailevi ve inançla ilgili bir sınav olarak yaşanıyor.</p>

<p>Sonuç: Beyin ölümü konusunda bilim sert, teoloji temkinli</p>

<p>Batılı bilimsel kaynakların bugünkü ortak çizgisi açıktır:<br />
Beyin ölümü gerçekleşen kişi bilinçli acı hissetmez, geri dönmez ve ölüm gerçekleşmiş kabul edilir. Organ nakli sırasında görülebilen bazı refleksler de bilinçli acı deneyimi olarak değerlendirilmez.</p>

<p>Teolojiler ise aynı noktada tam birleşmez. Bazı gelenekler beyin ölümü ölçütünü kabul ederken, bazıları daha temkinli yaklaşır ve dolaşımın tamamen durmasını daha güçlü eşik sayar. Bu nedenle beyin ölümü tartışması, yalnızca hastane duvarları içinde değil; din, etik ve insanın ölüm anlayışı içinde de sürmeye devam eder.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/beyin-olumu-nedir-hisseder-mi-organ-naklinde-aci-duyulur-mu</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 05:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6738.jpeg" type="image/jpeg" length="97476"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Veteriner Hekim Nesrin Kaya Mesai Sırasında Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/veteriner-hekim-nesrin-kaya-mesai-sirasinda-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/veteriner-hekim-nesrin-kaya-mesai-sirasinda-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Urla ilçesinde görev yapan Veteriner Hekim Nesrin Kaya’nın, mesai sırasında geçirdiği rahatsızlık sonucu hayatını kaybettiği bildirildi. Kaya’nın vefatı, meslek camiasında ve yakın çevresinde büyük üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Urla İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde görev yaptığı belirtilen Veteriner Hekim Nesrin Kaya’nın, görev başındayken geçirdiği rahatsızlık sonrası yaşamını yitirdiği öğrenildi. Acı haberi paylaşan meslektaşları, Kaya’nın vefatından derin üzüntü duyduklarını ifade etti.</p>

<p>Yapılan paylaşımda, merhumeye Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm veteriner hekim camiasına sabır ve başsağlığı dileğinde bulunuldu.</p>

<p>Öte yandan cenaze programına ilişkin yapılan bilgilendirmede, Nesrin Kaya’nın cenazesinin 12 Nisan 2026 tarihinde ikindi namazını müteakip Bursa Hamitler Köyü Hamitler Mezarlığı’nda defnedileceği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nesrin Kaya’nın vefatı, görev yaptığı kurumda ve veteriner hekimlik camiasında derin bir hüzün oluşturdu. Meslektaşları, Kaya’yı özverili çalışmaları ve görevine bağlılığıyla hatırlayacaklarını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/veteriner-hekim-nesrin-kaya-mesai-sirasinda-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 05:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6737.jpeg" type="image/jpeg" length="78930"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="67889"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="62661"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="81710"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="81633"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="54980"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="43512"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
