<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 13 Aug 2026 10:38:06 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Sağlık Camiasının Acı Kaybı: Dr. Cemil Keskin Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzon-saglik-camiasinin-aci-kaybi-dr-cemil-keskin-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzon-saglik-camiasinin-aci-kaybi-dr-cemil-keskin-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde bulunan Pelitli Aile Sağlığı Merkezi’nde görev yapan Dr. Cemil Keskin hayatını kaybetti. Uzun yıllardır bölgede sağlık hizmeti veren Keskin’in vefatı, ailesinin yanı sıra meslektaşları, hastaları ve sevenlerini üzdü. Keskin, 12 Ağustos’ta Esiroğlu Kırankas Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından aile kabristanlığında toprağa verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon Sağlık Camiasının Acı Kaybı: Dr. Cemil Keskin Vefat Etti</p>

<p>Trabzon sağlık camiası, uzun yıllardır Pelitli’de görev yapan Dr. Cemil Keskin’in vefatıyla sarsıldı.</p>

<p>Ortahisar ilçesindeki Pelitli Aile Sağlığı Merkezi’nde aile hekimi olarak hizmet veren Dr. Keskin’in hayatını kaybettiği haberi, başta ailesi ve yakınları olmak üzere meslektaşları ve hastaları arasında büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Pelitli’de Uzun Yıllar Sağlık Hizmeti Verdi</p>

<p>Dr. Cemil Keskin, meslek hayatını Trabzon’da sürdüren hekimler arasında yer alıyordu. Pelitli Aile Sağlığı Merkezi’nin resmi personel kayıtlarında da aile hekimi olarak yer alan Keskin, bölgedeki vatandaşlara birinci basamak sağlık hizmeti veriyordu.</p>

<p>Keskin’in vefatının ardından sosyal medyada çok sayıda taziye mesajı paylaşıldı. Meslektaşları ve yakınları, yıllarca birlikte çalıştıkları Keskin’i sevgi ve saygıyla andı.</p>

<p>Dr. Cemil Keskin Kimdir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Cemil Keskin, Trabzon Ortahisar’daki Pelitli Aile Sağlığı Merkezi’nde görev yapıyordu. Pelitli ASM kayıtlarında 61.01.084 Nolu Aile Hekimi olarak yer alan Keskin’in uzun süredir bölgede hekimlik yaptığı biliniyor.</p>

<p>Mesleki kayıtlarda Keskin’in İç Hastalıkları alanıyla da ilişkilendirildiği görülürken, Pelitli Aile Sağlığı Merkezi’nde aile hekimi olarak görevini sürdürüyordu.</p>

<p>Dr. Cemil Keskin’in Cenazesi Toprağa Verildi</p>

<p>Dr. Cemil Keskin için 12 Ağustos 2026 Çarşamba günü cenaze töreni düzenlendi.</p>

<p>Keskin’in cenazesi, öğle namazına müteakip Esiroğlu Kırankas Camii’nden kaldırıldı. Kılınan cenaze namazının ardından Keskin’in naaşı aile kabristanlığında toprağa verildi.</p>

<p>Ailesi, yakınları, meslektaşları ve sevenleri Dr. Cemil Keskin’i son yolculuğunda yalnız bırakmadı.</p>

<p>Trabzon’da Sevenlerini Üzdü</p>

<p>Uzun yıllar boyunca aynı bölgede sağlık hizmeti sunması nedeniyle çok sayıda vatandaşla yolu kesişen Dr. Cemil Keskin’in vefatı, Pelitli’de de üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Keskin’in ardından yapılan taziye paylaşımlarında meslektaşları kendisini saygı ve sevgiyle anarken, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dilekleri iletildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzon-saglik-camiasinin-aci-kaybi-dr-cemil-keskin-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8012.jpeg" type="image/jpeg" length="34120"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’ta Dušan Vlahović bombası: Yıldız golcü İstanbul’da]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktasta-dusan-vlahovic-bombasi-yildiz-golcu-istanbulda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktasta-dusan-vlahovic-bombasi-yildiz-golcu-istanbulda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş, uzun süredir gündeminde bulunan Dušan Vlahović transferinde kritik eşiği geçti. Siyah-beyazlı kulüp, Sırp santrforla transfer görüşmelerine başlandığını resmen duyurdu. İstanbul’a gelen 26 yaşındaki yıldız futbolcu sağlık kontrollerinden geçerek transfer işlemlerini tamamlamak üzere sürecin son aşamasına girecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’ta Dušan Vlahović bombası: Yıldız golcü İstanbul’da</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beşiktaş’ın haftalardır konuşulan Dušan Vlahović transferinde söylenti dönemi sona erdi.</p>

<p>Siyah-beyazlı kulüp, Sırp santrforla transfer görüşmelerine başlandığını resmen açıkladı. Ardından 26 yaşındaki yıldız futbolcu İstanbul’a geldi.</p>

<p>Kulübün resmî açıklamasına göre Vlahović, sağlık kontrollerinden geçmek ve transfer işlemlerini tamamlamak üzere İstanbul’a getirildi.</p>

<p>Bu gelişmeyle birlikte transfer, kulis ve temas aşamasından çıkarak resmî görüşme sürecine taşındı.</p>

<p>Beşiktaş resmen duyurdu</p>

<p>Vlahović’in Beşiktaş’a transfer olabileceğine ilişkin haberler uzun süredir hem Türkiye hem de Avrupa basınında yer alıyordu.</p>

<p>Ancak 12 Ağustos’ta süreçte kritik gelişme yaşandı.</p>

<p>Beşiktaş, Vlahović ile transfer görüşmelerine başlandığını kamuoyuna duyurdu. Kulübün açıklamasının ardından Sırp yıldızın İstanbul’a gelişi de gerçekleşti.</p>

<p>Anadolu Ajansı da Beşiktaş’ın Vlahović ile görüşmelere başladığını ve oyuncunun İstanbul’a geldiğini bildirdi.</p>

<p>Taraftarlar Vlahović’i karşıladı</p>

<p>İstanbul’a gelen yıldız golcü, siyah-beyazlı taraftarların yoğun ilgisiyle karşılandı.</p>

<p>Beşiktaş’ın resmî açıklamasında oyuncunun sağlık kontrollerinin ardından transfer sürecinin tamamlanmasına yönelik işlemlere devam edeceği belirtildi.</p>

<p>Bu aşamada önemli bir editoryal ayrıntı bulunuyor: Beşiktaş henüz Vlahović’in kesin transferini ve sözleşme ayrıntılarını resmen ilan etmiş değil.</p>

<p>Dolayısıyla mevcut durumda en doğru ifade, tarafların transfer görüşmelerine başladığı ve Vlahović’in işlemleri tamamlamak üzere İstanbul’a geldiği.</p>

<p>Haftalar önce transfer zora girmişti</p>

<p>Transferin geldiği nokta, yaklaşık bir ay önceki tabloyla karşılaştırıldığında daha da dikkat çekici.</p>

<p>Temmuz ayında Vlahović’in kariyerine Avrupa’nın beş büyük liginden birinde devam etmek istediği ve Türkiye seçeneğine mesafeli yaklaştığı belirtiliyordu.</p>

<p>Beşiktaş Futbol Direktörü Önder Özen de 27 Temmuz’da yaptığı açıklamada Vlahović’in serbest oyuncu olması nedeniyle kararın büyük ölçüde futbolcunun elinde olduğunu söylemişti.</p>

<p>Özen, uygun fırsat oluşması halinde Beşiktaş’ın Vlahović transferini değerlendirmek istediğini açık biçimde dile getirmişti.</p>

<p>Aradan geçen yaklaşık iki haftada tablo tamamen değişti.</p>

<p>Beşiktaş’ın ısrarı sonuç verdi ve yıldız santrfor İstanbul’a kadar geldi.</p>

<p>Vincenzo Italiano faktörü</p>

<p>Transferde dikkat çeken unsurlardan biri de Beşiktaş Teknik Direktörü Vincenzo Italiano.</p>

<p>Vlahović ile Italiano daha önce Fiorentina’da birlikte çalıştı.</p>

<p>Önder Özen de temmuz ayındaki açıklamasında Italiano’nun zaman zaman Vlahović ile görüştüğünü ve Sırp futbolcunun teknik adama büyük saygı duyduğunu belirtmişti.</p>

<p>İkilinin geçmişte birlikte çalışmış olması, Beşiktaş’ın transfer sürecindeki önemli avantajlarından biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Avrupa’nın önemli golcülerinden</p>

<p>28 Ocak 2000 doğumlu Dušan Vlahović, Avrupa futbolunun son yıllarda öne çıkan santrforlarından biri.</p>

<p>Partizan altyapısından yetişen Sırp futbolcu, genç yaşta Fiorentina’ya transfer olarak Serie A kariyerine başladı.</p>

<p>Floransa ekibindeki performansıyla Avrupa’nın büyük kulüplerinin radarına giren Vlahović, 2022 yılında Juventus’a transfer oldu.</p>

<p>Güçlü fiziği, sol ayağı, ceza sahasındaki bitiriciliği ve hava toplarındaki etkinliğiyle tanınan yıldız futbolcu, Sırbistan Milli Takımı’nın da önemli isimlerinden biri haline geldi.</p>

<p>Beşiktaş hücum hattında çıtayı yükseltiyor</p>

<p>Vlahović transferinin tamamlanması halinde Beşiktaş, hücum hattına Avrupa futbolunun en tanınmış santrforlarından birini kazandırmış olacak.</p>

<p>26 yaşındaki oyuncunun kariyerinin hâlâ önemli bir döneminde bulunması da transferin sportif değerini artırıyor.</p>

<p>Siyah-beyazlı yönetimin Vlahović hamlesi, yalnızca Süper Lig hedefleri açısından değil Avrupa kupalarındaki kadro planlaması bakımından da önemli bir adım niteliğinde.</p>

<p>Şimdi gözler sağlık kontrolü ve imzada</p>

<p>Transfer sürecinde artık kritik aşamaya gelindi.</p>

<p>Vlahović İstanbul’da.</p>

<p>Beşiktaş, oyuncuyla görüşmelerin başladığını resmen açıkladı.</p>

<p>Sıradaki adımlar sağlık kontrolleri, sözleşme işlemleri ve kulübün nihai transfer açıklaması olacak.</p>

<p>Bu nedenle dosyanın mevcut durumunu tek cümleyle özetlemek mümkün:</p>

<p>Dušan Vlahović artık Beşiktaş için bir transfer söylentisi değil; kulübün resmen görüşme yürüttüğü ve İstanbul’a getirdiği yıldız golcü.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktasta-dusan-vlahovic-bombasi-yildiz-golcu-istanbulda</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8007.jpeg" type="image/jpeg" length="25289"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yaşlanmanın Hücresel Haritası: SenNet Neyi Değiştiriyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yaslanmanin-hucresel-haritasi-sennet-neyi-degistiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yaslanmanin-hucresel-haritasi-sennet-neyi-degistiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri destekli SenNet programı, yaşla birlikte değişen ve bölünmeyi bıraktığı halde bir süre aktif kalabilen hücreleri doku doku haritalıyor. Yeni çalışmalar, bu hücrelerin tek tip olmadığını; bazılarının hastalıklarla ilişkiliyken bazılarının doku onarımı ve tümör baskılanması gibi yararlı görevlerde rol oynayabildiğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından desteklenen Cellular Senescence Network, kısa adıyla SenNet, insan vücudundaki senesan hücrelerin büyük ölçekli bir atlasını oluşturmak için farklı dokuları, kan örneklerini ve milyonlarca hücreyi inceliyor. Hücresel senesens, bir hücrenin kalıcı ya da uzun süreli biçimde bölünmeyi bırakması anlamına geliyor. Araştırmalar, yaşlanmayla ilişkilendirilen bu hücrelerin sanıldığı kadar basit ve tek tip olmadığını ortaya koyuyor. [1]<br />
Yaşlı hücre denince ne anlaşılmalı?<br />
Vücuttaki hücrelerin önemli bir bölümü gerektiğinde bölünerek kendilerini yeniler. Ancak DNA hasarı, yoğun hücresel stres veya tekrarlanan bölünmeler sonucunda bazı hücreler bölünmeyi bırakabilir. Bu duruma hücresel senesens, yani hücresel yaşlanma adı veriliyor.<br />
Senesan hücreler bölünmeyi bırakır ancak bir süre metabolik olarak aktif kalabilir. Çevrelerine proteinler ve iltihabi sinyal molekülleri salgılayabilirler. Bu salgıların bütünü bilimsel literatürde SASP olarak adlandırılıyor.<br />
Basit ifadeyle SASP, yaşlanmış hücrenin çevresindeki diğer hücrelerle kurduğu kimyasal iletişimin önemli bir bölümünü oluşturuyor.<br />
Senesan hücreler sağlıklı dokularda bağışıklık sistemi tarafından temizlenebilir. Ancak yaş ilerledikçe bu temizleme mekanizmalarının yetersiz kalması halinde bazı senesan hücrelerin dokularda birikmesi mümkün olabiliyor.<br />
Bu birikim kronik inflamasyonla, yani vücutta uzun süre devam eden düşük düzeyli iltihabi yanıtla, fibrozisle yani dokunun sertleşmesine yol açan nedbeleşmeyle ve bazı yaşa bağlı hastalıklarla ilişkilendiriliyor. Bununla birlikte bütün senesan hücreleri zararlı kabul etmek doğru değil. Hücresel senesens yara iyileşmesi, doku yeniden yapılanması ve kontrolsüz hücre çoğalmasının baskılanması gibi yararlı süreçlerde de rol oynayabiliyor. [5]<br />
SenNet neden kuruldu?<br />
Bilim insanlarının uzun süredir karşılaştığı önemli sorunlardan biri, senesan hücreleri insan vücudunda güvenilir biçimde tanımlayabilmekti.<br />
p16 ve p21 gibi bazı moleküller yıllardır hücresel yaşlanmanın göstergeleri arasında kullanılıyor. Ancak araştırmalar, tek bir belirtecin bütün senesan hücreleri doğru biçimde tanımlamak için yeterli olmadığını gösteriyor.<br />
SenNet bu nedenle hücrenin yalnızca tek bir özelliğine bakmıyor. Hücrede hangi genlerin çalıştığı, hangi proteinlerin üretildiği, metabolik yapısı, dokudaki konumu ve çevresindeki hücrelerle ilişkisi birlikte inceleniyor.<br />
Programın uzun vadeli amacı, senesan hücrelerin insan yaşamı boyunca hangi organlarda, hangi hücre tiplerinde ve hangi özelliklerle ortaya çıktığını gösteren ayrıntılı bir atlas oluşturmak. SenNet’in başlangıç planında 18 farklı insan dokusundaki senesan hücrelerin tanımlanması ve mekânsal olarak haritalanması hedeflendi. [1]<br />
14 farklı insan hücre tipi incelendi<br />
SenNet kapsamında 2026 yılında Molecular Cell dergisinde yayımlanan önemli çalışmalardan birinde araştırmacılar SenCat adı verilen kapsamlı bir hücresel yaşlanma kataloğu geliştirdi.<br />
Araştırmacılar 14 farklı insan hücre tipini, hücresel yaşlanmaya yol açan 30’dan fazla deneysel koşul altında inceledi. Hücrelerde hangi genlerin aktif olduğu ve hangi proteinlerin üretildiği birlikte analiz edildi. [2]<br />
Çalışmanın dikkat çekici sonuçlarından biri, bütün senesan hücreleri tek başına tanımlayabilecek ortak ve özgül bir belirtecin bulunamamasıydı.<br />
Başka bir ifadeyle bir deri hücresinin yaşlanma biçimiyle başka bir dokudaki hücrenin yaşlanma biçimi aynı olmayabiliyor.<br />
Araştırmacılar buna karşılık metabolizma, doku onarımı ve hücresel hasara verilen yanıtla ilişkili bazı biyolojik yolların çok sayıda hücre tipinde ortak biçimde değişebildiğini belirledi. [2]<br />
Bilim insanları “senotip” kavramını öne çıkarıyor<br />
Senesan hücreler arasındaki bu farklılıklar “senotip” kavramını giderek daha önemli hale getiriyor.<br />
Senotip, bir senesan hücrenin hangi hücre tipinden geldiğini, hangi nedenle yaşlandığını, hangi maddeleri salgıladığını ve çevresindeki hücreleri nasıl etkilediğini anlatan özellikler bütünü olarak düşünülebilir.<br />
Nature Aging dergisinde Temmuz 2026’da yayımlanan bir Perspective makalesinde araştırmacılar, senesan hücreleri yalnızca “var” veya “yok” şeklinde sınıflandırmak yerine farklı senotipleri dikkate alan daha ayrıntılı bir yaklaşım önerdi. Perspective türündeki yayınlar yeni bir klinik deneyden çok, mevcut bilimsel verileri değerlendirerek alana yeni bir kavramsal çerçeve sunmayı amaçlıyor. [5]<br />
Bu yaklaşım tedavi geliştirme açısından önemli olabilir. Çünkü gelecekte hedef bütün senesan hücreleri ortadan kaldırmak yerine, hastalığa katkıda bulunan belirli hücre tiplerini daha seçici biçimde hedeflemek olabilir.<br />
51 kişinin lenf düğümleri hücre hücre incelendi<br />
SenNet kapsamında yürütülen dikkat çekici insan çalışmalarından birinde araştırmacılar 18 ile 86 yaş arasındaki 51 kişiden elde edilen 99 lenf düğümü kesitini inceledi.<br />
Yüksek çözünürlüklü görüntüleme ve mekânsal multi-omik yöntemleri kullanılarak yaklaşık 20 milyon hücre değerlendirildi. [3]<br />
Multi-omik, aynı biyolojik örnekte genlerin, proteinlerin ve diğer moleküler özelliklerin birlikte incelenmesi anlamına geliyor.<br />
Araştırmacılar, yaş ilerledikçe senesens özellikleri taşıyan hücrelerin lenf düğümleri içindeki dağılımının değiştiğini belirledi.<br />
İleri yaş grubundaki dokularda özellikle germinal merkez adı verilen bölgelerde bazı B lenfositlerinin biriktiği görüldü. B lenfositleri bağışıklık sisteminin antikor üretiminde görev alan temel hücrelerinden biri.<br />
Bu hücrelerde antikor üretimiyle bağlantılı işlevlerin zayıfladığına ve metabolik düzenin değiştiğine ilişkin moleküler işaretler saptandı. [3]<br />
Bulgular, yaş ilerledikçe bağışıklık sisteminde ortaya çıkan bazı değişiklikleri anlamaya katkı sağlayabilir. Ancak çalışma, bu hücrelerin yaşla birlikte bağışıklık sisteminde görülen bütün değişikliklerin nedeni olduğunu göstermiyor.<br />
Kanda yaşlanmanın izi görülebilir mi?<br />
SenNet araştırmacıları yalnızca dokuları incelemekle kalmadı. Hücresel yaşlanmanın kana yansıyan protein işaretlerinin sağlık durumuyla ilişkili olup olmadığını da araştırdı.<br />
Cell Reports dergisinde yayımlanan çalışmada Baltimore Longitudinal Study of Aging kapsamındaki 1.275 kişi ile İtalya’daki InCHIANTI çalışmasına katılan 997 kişinin verileri değerlendirildi. Böylece toplam 2.272 kişinin uzun süreli sağlık verileri analiz edildi. [4]<br />
Araştırmacılar, farklı hücre tiplerinin senesensiyle ilişkili protein imzalarını kan örneklerinde araştırdı.<br />
Bazı senesensle ilişkili protein örüntülerinin yaşın yanı sıra yüksek tansiyon, yürüme hızı, diyabet ve böbrek sağlığı gibi özelliklerle ilişkili olduğu görüldü. [4]<br />
Bazı hücre tiplerine ait protein imzalarının, aynı dokuyla bağlantılı sağlık göstergeleriyle daha güçlü ilişki gösterdiği de belirlendi.<br />
Örneğin böbrek hücreleriyle ilişkili senesens imzaları böbrek sağlığıyla, yağ hücrelerine ait bazı imzalar ise vücut kitle indeksiyle bağlantılı bulundu.<br />
Bağışıklık hücrelerine ait bazı senesens imzalarının ise takip dönemindeki ölüm riski ve daha sonra diyabet gelişmesiyle ilişkili olduğu bildirildi. [4]<br />
Ancak bu sonuçlar neden-sonuç ilişkisi göstermiyor. Bir protein örüntüsünün hastalıkla ilişkili bulunması, o proteinin hastalığa doğrudan neden olduğu anlamına gelmiyor.<br />
Bu bulgular yeni bir “yaşlanma kan testi” anlamına gelmiyor<br />
Çalışmanın en kolay yanlış anlaşılabilecek noktalarından biri burada ortaya çıkıyor.<br />
Araştırmacılar kanda yaşlanmayla ilişkili bazı protein örüntüleri belirlemiş olsa da bugün rutin sağlık hizmetlerinde kullanılabilen doğrulanmış bir “senesan hücre yükü testi” bulunmuyor.<br />
Bu proteinlerin tek başına bir kişinin ne kadar yaşayacağını veya gelecekte hangi hastalığa yakalanacağını kesin biçimde tahmin edebildiği de gösterilmiş değil.<br />
Bulguların farklı toplumlarda doğrulanması, ölçümlerin standartlaştırılması ve hangi belirteçlerin gerçekten klinik yarar sağlayacağının belirlenmesi gerekiyor.<br />
Yaşlı hücreleri hedefleyen ilaçlar neden araştırılıyor?<br />
Hücresel senesensin bazı hastalıklarla ilişkisinin anlaşılması, “senolitik” olarak adlandırılan ilaç ve moleküllere ilgiyi artırdı.<br />
Senolitikler, belirli senesan hücreleri ortadan kaldırmayı amaçlayan deneysel tedavilerdir. Senomorfik olarak adlandırılan başka yaklaşımlar ise hücreyi ortadan kaldırmak yerine zararlı salgılarını azaltmayı hedefliyor.<br />
Hayvan çalışmalarında bazı senolitik müdahalelerin yaşlanmayla ilişkili belirli biyolojik süreçleri etkileyebildiğine ilişkin bulgular elde edildi.<br />
Ancak insanlarda bu alan hâlâ deneysel aşamada. Senolitiklerin uzun vadede güvenli ve etkili olduğunu gösterecek yeterli klinik kanıt henüz bulunmuyor.<br />
Bu noktada SenNet’in çalışmaları önem kazanıyor. Çünkü bütün senesan hücreleri aynı kabul ederek ortadan kaldırmaya çalışmak, yararlı işlev gören bazı hücrelerin de kaybedilmesine yol açabilir.<br />
Her “yaşlı hücre” mutlaka kötü değil<br />
Yeni SenNet yaklaşımının longevity araştırmaları açısından en önemli mesajlarından biri bu.<br />
Hücresel senesens başlangıçta koruyucu bir mekanizma olarak ortaya çıkabilir. DNA’sı ciddi biçimde hasar görmüş bir hücrenin bölünmesini durdurmak, kontrolsüz çoğalmayı önlemeye yardımcı olabilir.<br />
Bazı senesan hücreler yara iyileşmesine ve dokuların yeniden düzenlenmesine de katkıda bulunabilir.<br />
Sorun, özellikle yaş ilerledikçe bazı senesan hücrelerin dokularda gereğinden uzun süre kalması ve çevrelerine zarar verebilecek moleküller salgılamasıyla ortaya çıkabilir.<br />
Bu nedenle bilim insanları hücresel yaşlanmayı artık yalnızca “iyi” veya “kötü” şeklinde değerlendirmek yerine, hangi hücrenin hangi dokuda, hangi koşulda ve ne kadar süre bulunduğunu anlamaya çalışıyor. [5]<br />
Longevity araştırmalarında hedef daha sağlıklı yaşlanma<br />
SenNet’in amacı insan ömrünü doğrudan uzatan bir yöntem geliştirmek değil. Programın temel hedefi, yaşlanmanın hücresel mekanizmalarını daha ayrıntılı biçimde ortaya koymak.<br />
Bu bilgiler gelecekte kalp ve damar hastalıklarından metabolik hastalıklara, bağışıklık sistemi yaşlanmasından nörodejeneratif hastalıklara kadar birçok alanda yeni araştırma yolları açabilir.<br />
SenNet çalışmaları yaşlanmanın durdurulduğunu veya tersine çevrildiğini göstermiyor.<br />
Ortaya çıkan asıl yenilik, hücresel yaşlanmanın tek tip bir süreç olmadığının giderek daha açık biçimde görülmesi. Aynı biyolojik yaşlanma başlığı altında farklı hücrelerin farklı biçimlerde davranabilmesi, gelecekte herkese aynı müdahale yerine hücreye, dokuya ve kişiye özgü yaklaşımların araştırılmasına zemin hazırlayabilir.<br />
Şimdilik SenNet’in en önemli katkısı bir “gençlik ilacı” bulmak değil; yaşlanmanın karmaşık hücresel coğrafyasını bilim insanlarının daha ayrıntılı biçimde görmesini sağlayacak bir harita oluşturmaya başlaması.<br />
Kaynaklar<br />
[1] Suryadevara V, Farzad N, Yang M, et al. Charting human cellular senescence in aging and disease. Cell. 2026;189:3501-3505. DOI: 10.1016/j.cell.2026.05.028.<br />
[2] Anerillas C, Altés G, Grešová K, et al. SenCat: Cataloging human cell senescence through multi-omic profiling of multiple senescent primary cell types. Molecular Cell. 2026;86:2605-2616.e8. DOI: 10.1016/j.molcel.2026.05.017.<br />
[3] Farzad N, Enninful A, Lu Y, et al. A spatial multi-omics atlas of immunosenescence reveals germinal-center B cell alteration in human lymph nodes. Cell Press Blue. 2026;100053. DOI: 10.1016/j.cpblue.2026.100053.<br />
[4] Olinger B, Anerillas C, Herman AB, et al. Circulating cell type senescence signatures track distinct dimensions of health status and trajectories in human longitudinal cohorts. Cell Reports. 2026;45:117389. DOI: 10.1016/j.celrep.2026.117389.<br />
[5] Schafer MJ, Basisty N, Hertzel AV, et al. Senotypes define the diverse landscape of senescent cells. Nature Aging. 2026. DOI: 10.1038/s43587-026-01148-5.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧬 Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yaslanmanin-hucresel-haritasi-sennet-neyi-degistiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/sennet-haber-gorseli-1200x750-150kb.webp" type="image/jpeg" length="66449"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Görele’den yürek yakan haber: Zekiye Kırca ve iki kızı sele kurban gitti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/goreleden-yurek-yakan-haber-zekiye-kirca-ve-iki-kizi-sele-kurban-gitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/goreleden-yurek-yakan-haber-zekiye-kirca-ve-iki-kizi-sele-kurban-gitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Giresun’un Görele ilçesinde şiddetli yağışın ardından taşan Zıva Deresi, Kırca ailesinin tatilini faciaya çevirdi. Sel sularına kapılan Burcu ve Burçin Kırca’nın ardından saatlerce aranan anne Zekiye Kırca’nın da cansız bedenine ulaşıldı. Baba Mehmet Kırca’nın kurtulduğu felakette aynı aileden üç kişi hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yarın İstanbul’a döneceklerdi: Görele’de sel bir aileden üç can aldı</p>

<p>Giresun’un Görele ilçesinde şiddetli yağışın ardından yaşanan sel felaketi, Kırca ailesinin memleket tatilini büyük bir acıyla sonlandırdı.</p>

<p>Tatil için Giresun’a gelen ve ertesi gün İstanbul’a dönmeye hazırlanan aile, Zıva Deresi’nin taşmasıyla yükselen suların ortasında kaldı.</p>

<p>Anne Zekiye Kırca ile kızları Burcu Kırca ve Burçin Kırca sel sularına kapıldı. Baba Mehmet Kırca ise felaketten kurtulmayı başardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saatler süren arama çalışmalarının sonunda önce iki kız kardeşten, ardından anne Zekiye Kırca’dan acı haber geldi.</p>

<p>Bir gün sonra dönüş yoluna çıkacaklardı</p>

<p>Kırca ailesi tatil için memleketleri Giresun’daydı.</p>

<p>Ancak ailenin İstanbul’a dönüşünden yalnızca bir gün önce bölgede etkili olan şiddetli yağış, Zıva Deresi’ni kısa sürede tehlikeli bir noktaya taşıdı.</p>

<p>Ailenin bulunduğu bölgede yükselen sular, birkaç dakika içinde hayatlarının akışını değiştirdi.</p>

<p>Baba Mehmet Kırca kurtulurken eşi ve iki kızı akıntıya kapılarak gözden kayboldu.</p>

<p>İhbar üzerine bölgeye AFAD, jandarma ve arama-kurtarma ekipleri sevk edildi. Zorlu arazi şartlarına rağmen dere yatağından denize kadar uzanan geniş bir hatta arama başlatıldı.</p>

<p>Önce iki kız kardeş bulundu</p>

<p>Arama çalışmalarından gelen ilk acı haber, kız kardeşlerden Burcu Kırca için oldu.</p>

<p>Burcu Kırca’nın cansız bedenine ulaşılmasının ardından ekipler çalışmalarını kesintisiz sürdürdü.</p>

<p>Daha sonra kardeşi Burçin Kırca’nın da cansız bedeni bulundu.</p>

<p>İki kardeşin hayatını kaybettiğinin belirlenmesiyle arama çalışmalarında tek bir isim kalmıştı: anne Zekiye Kırca.</p>

<p>Zekiye Kırca’dan da acı haber geldi</p>

<p>Gece boyunca devam eden çalışmalar sabah saatlerinde de sürdürüldü. Ekipler dere yatağını ve suyun ilerlediği güzergâhı yeniden taradı.</p>

<p>Saatler süren aramanın ardından beklenen haber ne yazık ki acı oldu.</p>

<p>55 yaşındaki Zekiye Kırca’nın cansız bedenine Kırıklı Köyü mevkisinde ulaşıldı.</p>

<p>Anne Zekiye Kırca’nın da bulunmasıyla Görele’deki sel felaketinde aynı aileden hayatını kaybedenlerin sayısı üçe yükseldi.</p>

<p>Bir aileden geriye tarifsiz bir acı kaldı</p>

<p>Facianın belki de en ağır ayrıntısı, Kırca ailesinin ertesi gün İstanbul’a dönmeyi planlamasıydı.</p>

<p>Memleketlerinde geçirdikleri tatilin son gününde yaşanan sel, anne ile iki kızının hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı.</p>

<p>Baba Mehmet Kırca ise birkaç saat içinde eşini ve iki kızını kaybetmenin acısıyla baş başa kaldı.</p>

<p>Görele’de başlayan tatil, İstanbul’a dönüş yolculuğuna ulaşamadı.</p>

<p>Zekiye Kırca ile kızları Burcu ve Burçin Kırca, Zıva Deresi’nin taşması sonucu yaşanan sel felaketinde hayatlarını kaybetti.</p>

<p>Görele’ye ise aynı aileden üç canın kaybının hüznü kaldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/goreleden-yurek-yakan-haber-zekiye-kirca-ve-iki-kizi-sele-kurban-gitti</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8006.jpeg" type="image/jpeg" length="78966"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Süleymancılara 17 ilde operasyon: Alihan Kuriş gözaltında]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/suleymancilara-17-ilde-operasyon-alihan-kuris-gozaltinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/suleymancilara-17-ilde-operasyon-alihan-kuris-gozaltinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Alihan Kuriş’in liderliğini yaptığı öne sürülen yapılanmaya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. İstanbul, Ankara ve Antalya’nın da aralarında bulunduğu 17 ilde 123 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda Alihan Kuriş dahil 30 şüpheli gözaltına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Süleymancılara 17 ilde operasyon: Alihan Kuriş gözaltında</p>

<p>Kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen yapılanmayla ilgili Ankara merkezli geniş kapsamlı bir operasyon başlatıldı.</p>

<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, liderliğini Alihan Kuriş’in yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik 17 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi.</p>

<p>Soruşturma kapsamında toplam 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilirken, sabah saatlerinde düzenlenen operasyonlarda aralarında Alihan Kuriş’in de bulunduğu 30 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.</p>

<p>123 adreste arama ve el koyma</p>

<p>Başsavcılığın açıklamasına göre operasyon İstanbul, Ankara ve Antalya başta olmak üzere 17 ilde gerçekleştirildi.</p>

<p>Şüphelilere ait 43 adres ile 33 şirkete ait 80 adres olmak üzere toplam 123 noktada arama ve el koyma işlemleri için karar verildi.</p>

<p>Şüphelilerden üçünün yurt dışında olduğu belirlenirken, hakkında gözaltı kararı bulunan diğer kişilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.</p>

<p>Beş ayrı suçlama soruşturuluyor</p>

<p>Soruşturmanın;</p>

<p>“Suç örgütü kurma ve yönetme, suç örgütüne üye olma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet”</p>

<p>suçları kapsamında yürütüldüğü açıklandı.</p>

<p>Soruşturmadaki suçlamaların henüz yargı kararıyla kesinleşmediği, şüpheliler hakkındaki hukuki sürecin devam ettiği belirtiliyor.</p>

<p>MASAK raporları dosyada</p>

<p>Soruşturmanın önemli ayaklarından birini şirketler ve para hareketleri oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>MASAK tarafından hazırlanan incelemelerde, soruşturma kapsamındaki bazı şirketlerin özellikle 2020 sonrasında finansal işlem hacimleri ile mal alış ve satış hacimlerinde belirgin artışlar görüldüğü bildirildi.</p>

<p>Bazı şirketlerde bölünme ve devir işlemleri yapıldığı, yüksek sermayeyle yeni şirketlerin kurulduğu ve bu şirketlerin farklı illerde ve farklı faaliyet alanlarında yapılandırıldığı yönünde tespitlere yer verildi.</p>

<p>İncelemelerde ayrıca bazı şirket hesaplarındaki yüksek miktarlı nakit girişleri, şirketler arasındaki para transferleri, yurt dışından gerçekleştirilen döviz transferleri ve ticari kayıtlarla uyumu araştırılan mali hareketlerin de mercek altına alındığı bildirildi.</p>

<p>Operasyon mali yapılanmaya yönelik</p>

<p>Soruşturmanın, yapılanmanın sosyal veya dini faaliyetlerinden ziyade iddia edilen örgütlü ekonomik yapılanma ve mali suçlar üzerinde yoğunlaştığı belirtiliyor.</p>

<p>Operasyon kapsamında herhangi bir dernek veya dini hizmet faaliyetine yönelik işlem gerçekleştirilmediği de aktarıldı.</p>

<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada arama, el koyma ve şüphelilerin yakalanmasına yönelik işlemler sürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/suleymancilara-17-ilde-operasyon-alihan-kuris-gozaltinda</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/i-m-g-8126.jpeg" type="image/jpeg" length="70018"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemoterapi ve Radyoterapide Probiyotik Dönemi mi? Araştırmalar Ne Söylüyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kemoterapi-ve-radyoterapide-probiyotik-donemi-mi-arastirmalar-ne-soyluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kemoterapi-ve-radyoterapide-probiyotik-donemi-mi-arastirmalar-ne-soyluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kemoterapi ve radyoterapi sırasında görülen ishal, günlük yaşamı ve tedaviye uyumu zorlaştırabiliyor. Yeni bir çalışma probiyotik kullanan hastalarda dikkat çekici bir fark saptadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser tedavisi sırasında hastaları zorlayan sorunların başında yalnızca yorgunluk, bulantı ve iştahsızlık gelmiyor. Özellikle bazı kemoterapi ilaçları ve karın-pelvis bölgesine uygulanan radyoterapi, bağırsakların çalışma düzenini bozarak ishale yol açabiliyor.</p>

<p>Bu sorun bazen hafif ve geçici kalırken, bazı hastalarda sıvı kaybına, beslenmenin bozulmasına, günlük yaşamın güçleşmesine ve destek tedavisi ihtiyacının artmasına kadar ilerleyebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle bilim dünyasında son yıllarda giderek daha fazla sorulan bir soru var: Bağırsak mikrobiyotasını desteklemek, kanser tedavisine bağlı bağırsak sorunlarını azaltabilir mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Indian Journal of Pharmacology’de yayımlanan yeni bir çalışma bu soruya dikkat çekici veriler ekledi. Araştırmada probiyotik desteği alan hastalarda orta ve daha şiddetli ishal daha az görüldü. Ancak bulgular, kanser tedavisi gören herkesin kendi başına probiyotik kullanması gerektiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Araştırmada ne yapıldı?</p>

<p>Çalışmaya kemoterapi ve/veya radyoterapiye başlayan 18-75 yaş aralığındaki yetişkin hastalar dahil edildi.</p>

<p>İleriye dönük, iki gruplu gözlemsel araştırmada hastaların bir bölümü standart bakım alırken diğer gruba standart bakıma ek olarak altı hafta boyunca Lactobacillus içeren probiyotik desteği verildi.</p>

<p>Takibi tamamlayan 100 hastanın 50’si probiyotik grubunda, 50’si ise probiyotik almayan gruptaydı.</p>

<p>Araştırmacılar yalnızca ishal olup olmadığına bakmadı. İshalin şiddeti, ishal nedeniyle kullanılan kurtarıcı ilaç ihtiyacı, ağrı ve yaşam kalitesinin farklı alanları da değerlendirildi.</p>

<p>Ortaya çıkan fark özellikle ishal açısından dikkat çekiciydi.</p>

<p>Probiyotik kullananlarda orta ve daha şiddetli ishal daha az görüldü</p>

<p>Altı haftanın sonunda orta veya daha yüksek şiddette ishal, probiyotik almayan grubun yüzde 28’inde görüldü.</p>

<p>Probiyotik kullanan grupta ise bu oran yüzde 4 olarak kaydedildi.</p>

<p>İshal şiddetini gösteren ortalama skorlar da probiyotik grubunda daha düşüktü.</p>

<p>İshalin kontrolü amacıyla kullanılan loperamid ihtiyacı probiyotik almayanlarda yüzde 44 iken probiyotik grubunda yüzde 24 olarak bildirildi.</p>

<p>Bu sonuçlar Lactobacillus desteği ile daha hafif tedavi ilişkili ishal arasında bağlantı bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Araştırma gözlemsel nitelikteydi. Hastaların probiyotik alıp almaması randomize edilmiş büyük ölçekli bir klinik deney düzeninde değerlendirilmedi. Bu nedenle sonuçlardan probiyotiğin tek başına bu farkın nedeni olduğu kesin biçimde çıkarılamaz.</p>

<p>Yaşam kalitesinde aynı ölçüde güçlü bir değişiklik görülmedi</p>

<p>Araştırmanın önemli taraflarından biri, yalnızca bağırsak şikâyetlerine odaklanmamasıydı.</p>

<p>Hastaların yaşam kalitesi de uluslararası olarak kullanılan bir kanser yaşam kalitesi ölçeğiyle değerlendirildi.</p>

<p>Altı hafta sonunda probiyotik kullanan hastalarda fiziksel işlev açısından küçük bir avantaj saptandı. Buna karşılık yaşam kalitesinin diğer alanlarında gruplar arasındaki farklılıklar genel olarak belirgin değildi.</p>

<p>Dolayısıyla çalışmayı “probiyotikler kanser hastalarının yaşam kalitesini belirgin biçimde artırıyor” şeklinde yorumlamak mevcut verilerin ötesine geçmek olur.</p>

<p>Asıl dikkat çekici bulgu, tedaviye bağlı ishalin sıklığı ve şiddetiyle ilgiliydi.</p>

<p>Kemoterapi neden ishale yol açabiliyor?</p>

<p>Bağırsakların iç yüzeyi sürekli yenilenen hücrelerden oluşur. Kemoterapi ise hızlı çoğalan kanser hücrelerini hedeflerken vücuttaki bazı sağlıklı ve hızlı yenilenen hücreleri de etkileyebilir.</p>

<p>Bağırsak yüzeyinin zarar görmesi, sıvı ve besinlerin emiliminin değişmesi ve bağırsaktaki mikroorganizma dengesinin bozulması ishal gelişmesine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Her kemoterapi ilacının bağırsak üzerindeki etkisi aynı değildir. Kullanılan ilaç veya ilaç kombinasyonu, doz, eşlik eden radyoterapi, kanserin türü ve kişinin genel sağlık durumu riski değiştirebilir.</p>

<p>Özellikle bazı tedavilerde ishal, yalnızca rahatsız edici bir belirti olmaktan çıkarak yakından takip edilmesi gereken bir tedavi yan etkisine dönüşebilir.</p>

<p>Probiyotikler bağırsakta ne yapıyor?</p>

<p>Probiyotikler, yeterli miktarda alındığında sağlık üzerinde yararlı etkileri olabilen canlı mikroorganizmalardır.</p>

<p>Lactobacillus ve Bifidobacterium türleri bu alanda en sık araştırılan mikroorganizmalar arasındadır.</p>

<p>Kanser tedavisi bağırsak mikrobiyotasının dengesini değiştirebilir. Bilimsel araştırmalar probiyotiklerin bağırsak bariyerinin korunması, mikrobiyal dengenin desteklenmesi ve bazı inflamatuvar süreçlerin düzenlenmesi üzerinde etkili olabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Fakat “probiyotik” tek bir madde değildir.</p>

<p>Farklı ürünlerde farklı bakteri türleri ve suşları, farklı miktarlarda canlı mikroorganizma ve farklı kombinasyonlar bulunabilir. Bir probiyotik preparatıyla elde edilen araştırma sonucunun bütün probiyotik ürünlere doğrudan aktarılması bu nedenle doğru değildir.</p>

<p>Önceki araştırmalar ne gösteriyor?</p>

<p>Yeni çalışma tek başına değerlendirilmemeli.</p>

<p>Kemoterapi ve radyoterapi sırasında probiyotik kullanımını inceleyen daha önceki randomize kontrollü çalışmaların sistematik derlemelerinde de özellikle ishal açısından olası yarara işaret eden sonuçlar bulunuyor.</p>

<p>Integrative Cancer Therapies’de yayımlanan bir sistematik derleme ve meta-analizde sekiz randomize çalışma ve toplam 697 katılımcının verileri değerlendirildi.</p>

<p>Araştırmacılar bazı hasta gruplarında probiyotiklerin yararlı olabileceğine ilişkin işaretler bulmakla birlikte, bütün kanser hastalarında ağır veya genel ishalin önlenmesine ilişkin kanıtın kesin olmadığı sonucuna vardı.</p>

<p>European Journal of Clinical Nutrition’da yayımlanan daha sonraki bir sistematik derleme ve meta-analizde ise gastrointestinal sistem kanserleri bulunan 1.356 hastayı kapsayan 15 çalışma incelendi.</p>

<p>Bu analizde probiyotik veya sinbiyotik kullanılan gruplarda kemoterapiyle ilişkili ishal ile bulantı-kusma gibi bazı komplikasyonların daha az görüldüğü bildirildi.</p>

<p>Daha yeni bir sistematik derleme ve meta-analiz de 29 randomize kontrollü araştırmayı bir araya getirdi. Bu çalışmada probiyotik kullananlarda kemoterapiye bağlı ishal riskinin daha düşük olduğu, probiyotiklerle prebiyotikleri bir araya getiren sinbiyotiklerde de olumlu sonuçlar bulunduğu bildirildi.</p>

<p>Bütün bu veriler aynı yöne doğru umut verici bir tablo oluştursa da kullanılan mikroorganizmaların, kanser türlerinin, tedavilerin ve araştırma yöntemlerinin birbirinden farklı olması kesin bir “herkese probiyotik” sonucuna ulaşmayı engelliyor.</p>

<p>Kanser tedavisi gören herkes probiyotik kullanmalı mı?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Probiyotiklerin market veya eczane rafında kolay ulaşılabilir olması, kanser tedavisi sırasında tamamen risksiz oldukları anlamına gelmez.</p>

<p>Kanser hastalarında güvenlik değerlendirmesi özellikle önemlidir. Çünkü bazı kemoterapiler bağışıklık sistemini baskılayabilir ve beyaz kan hücrelerinin, özellikle enfeksiyonlarla mücadelede önemli rol oynayan nötrofillerin sayısını ciddi biçimde azaltabilir.</p>

<p>Bağışıklığı ileri derecede baskılanmış, ağır hastalığı bulunan veya bağırsak bariyerinin ciddi biçimde bozulduğu bazı kişilerde canlı mikroorganizma içeren ürünlerin kullanımı ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p>Bu nedenle kemoterapi veya radyoterapi gören bir kişinin, “bağırsaklarımı korur” düşüncesiyle rastgele probiyotik takviyesine başlaması doğru bir yaklaşım değildir.</p>

<p>Kullanılacak mikroorganizmanın türü ve suşu, ürünün içeriği, hastanın bağışıklık durumu ve aldığı kanser tedavisi birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Probiyotik yoğurt ile probiyotik takviyesi aynı şey mi?</p>

<p>Bu iki kavram sıklıkla birbirine karıştırılıyor.</p>

<p>Yoğurt ve bazı fermente gıdalar canlı mikroorganizmalar içerebilir. Ancak klinik araştırmalarda kullanılan belirli suş ve miktarlardaki probiyotik preparatlarla herhangi bir fermente gıdayı eşdeğer kabul etmek mümkün değildir.</p>

<p>Benzer biçimde piyasadaki bütün probiyotik takviyelerinin de aynı etkiye sahip olduğu söylenemez.</p>

<p>Probiyotiklerin etkisi kullanılan mikroorganizmanın suşuna, miktarına, ürünün saklanmasına ve hedeflenen sağlık sorununa göre değişebilir.</p>

<p>Bu nedenle bir çalışmada Lactobacillus içeren belirli bir ürünle elde edilen sonuç, raftaki her probiyotik ürününün kemoterapiye bağlı ishali aynı şekilde azaltacağı anlamına gelmez.</p>

<p>Kemoterapi sırasında ishal neden önemsenmeli?</p>

<p>Kanser tedavisi sırasında gelişen ishal “tedavinin normal yan etkisi” denilerek her zaman geçiştirilmemelidir.</p>

<p>Sık ve yoğun ishal sıvı ve elektrolit kaybına neden olabilir. Beslenmeyi bozabilir, halsizliği artırabilir ve bazı hastalarda tedavinin sürdürülmesini güçleştirebilir.</p>

<p>Özellikle çok sık sulu dışkılama, belirgin susuzluk, baş dönmesi, ateş, şiddetli karın ağrısı, dışkıda kan, idrar miktarında belirgin azalma veya ağızdan yeterli sıvı alınamaması durumunda sağlık ekibinin haberdar edilmesi önemlidir.</p>

<p>Kanser tedavisi sırasında ateşle birlikte gelişen ishal ise bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda ayrıca önem taşır ve gecikmeden tıbbi değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Bağırsak mikrobiyotası kanser tedavisinde neden bu kadar araştırılıyor?</p>

<p>İnsan bağırsağında trilyonlarca mikroorganizmanın oluşturduğu karmaşık bir yaşam alanı bulunuyor. Bu topluluk bağırsak mikrobiyotası olarak adlandırılıyor.</p>

<p>Mikrobiyotanın yalnızca sindirimle değil, bağışıklık sistemi, bağırsak bariyeri ve bazı ilaçların vücuttaki etkileriyle de ilişkili olduğu biliniyor.</p>

<p>Kanser araştırmalarında bu alan giderek genişliyor. Bilim insanları bağırsak mikrobiyotasındaki farklılıkların bazı kanser tedavilerinin yan etkileri ve tedavi yanıtıyla nasıl ilişkili olduğunu anlamaya çalışıyor.</p>

<p>Ancak mikrobiyota bilimi henüz kişiye özel bir probiyotik reçetesinin rutin biçimde verilebildiği noktada değil.</p>

<p>Bu araştırmadan ne anlamalıyız?</p>

<p>Yeni çalışma, kanser tedavisi sırasında bağırsak sağlığını desteklemenin gelecekte destekleyici tedavinin önemli parçalarından biri olabileceği fikrini güçlendiriyor.</p>

<p>Araştırmada altı haftalık Lactobacillus desteği alan hastalarda orta ve daha şiddetli ishal yüzde 4 oranında görülürken probiyotik almayanlarda bu oran yüzde 28’di. İshal nedeniyle kullanılan destek ilacına ihtiyaç da daha düşüktü.</p>

<p>Bununla birlikte çalışma yalnızca 100 hastanın takip sonuçlarına dayanıyor ve gözlemsel tasarımı nedeniyle neden-sonuç ilişkisini kesin biçimde kanıtlayamıyor.</p>

<p>Daha geniş randomize kontrollü araştırmalar, hangi kanser türünde, hangi tedavi sırasında, hangi probiyotik suşunun ve hangi hasta grubunda gerçekten yarar sağladığını daha net ortaya koymalı.</p>

<p>Bugünkü bilimsel tablo probiyotiklere kapıyı kapatmıyor, fakat kapıyı sonuna kadar da açmıyor.</p>

<p>En önemli mesaj şu: Probiyotikler kemoterapi veya radyoterapinin yerine geçen bir kanser tedavisi değildir. Bazı hastalarda tedaviye bağlı bağırsak sorunlarının azaltılmasına yardımcı olabilecek destekleyici bir yaklaşım olarak araştırılmaktadır. Kanser tedavisi sırasında kullanılmaları ise hastanın klinik durumuna göre değerlendirilmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Indian Journal of Pharmacology – Impact of probiotic supplementation on chemotherapy and radiotherapy-associated diarrhea and quality of life – Nikhil Menia, Nancy Khajuria, Seema Gupta, Sucheta Hans, Rajesh Kumar – 2026 – DOI: 10.4103/ijp.ijp_465_25</li>
 <li>Integrative Cancer Therapies – Orally Administered Probiotics in the Prevention of Chemotherapy (± Radiotherapy)-Induced Gastrointestinal Toxicity: A Systematic Review With Meta-Analysis of Randomized Trials – 2023 – DOI: 10.1177/15347354221144309</li>
 <li>European Journal of Clinical Nutrition – Efficacy of probiotics or synbiotics supplementation on chemotherapy-induced complications and gut microbiota dysbiosis in gastrointestinal cancer: a systematic review and meta-analysis – Bei Yao ve arkadaşları – 2025 – DOI: 10.1038/s41430-024-01542-5</li>
 <li>Frontiers in Nutrition – Oral Administration of Probiotics Reduces Chemotherapy-Induced Diarrhea and Oral Mucositis: A Systematic Review and Meta-Analysis – Feng ve arkadaşları – 2022 – DOI: 10.3389/fnut.2022.823288</li>
 <li>Bioinformation – Probiotics and quality of life improvement in cancer therapy – Himani Muniyal Jheetay, Nikhil Menia, Kishore Chandra Thakur, Seema Gupta – 2025 – DOI: 10.6026/973206300213110</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kemoterapi-ve-radyoterapide-probiyotik-donemi-mi-arastirmalar-ne-soyluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 05:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7998-1.jpeg" type="image/jpeg" length="19191"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kalbi Korumak Mutfakta Başlıyor: Tabağınızda Bunlara Yer Açın]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kalbi-korumak-mutfakta-basliyor-tabaginizda-bunlara-yer-acin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kalbi-korumak-mutfakta-basliyor-tabaginizda-bunlara-yer-acin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Damarları temizleyen yiyecek” iddiaları sık sık gündeme geliyor. Bilim ise tek bir mucize öğünden çok, LDL kolesterolü, tansiyonu ve kan şekerini etkileyen uzun vadeli beslenme düzenine işaret ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İnternette “damarları temizleyen en iyi öğün”, “plağı eriten yiyecek” ya da “tıkanmış damarları açan besin” başlıklarına rastlamak zor değil. Bu tür içeriklerin cazibesi anlaşılır: İnsan, yıllar içinde oluşan bir sorunun sofradaki birkaç doğru seçimle geri çevrilebileceğini düşünmek istiyor.</p>

<p>Ancak damar sertliği, yani ateroskleroz, mutfak lavabosundaki bir borunun yağla tıkanmasına benzemez. Damarın içinde yıllar boyunca gelişen biyolojik ve iltihabi bir süreçtir. Bu nedenle hiçbir yiyeceğin tek başına damarların içini “kazıyıp temizlediğini” söylemek bilimsel olarak doğru değildir.</p>

<p>Buna karşılık beslenmenin önemsiz olduğu sonucu da çıkarılmamalı. Tam tersine, kalp ve damar hastalıklarının önlenmesinde beslenme son derece önemli bir yere sahip.</p>

<p>Asıl soru “Hangi yiyecek damarları temizler?” değil, “Hangi beslenme biçimi damarların daha fazla zarar görmesini önlemeye ve kalp-damar riskini azaltmaya yardımcı olur?” olmalı.</p>

<p>Damar plağı gerçekte nedir?</p>

<p>Ateroskleroz, atardamar duvarında kolesterol içeren parçacıkların, bağışıklık hücrelerinin ve zamanla farklı doku bileşenlerinin birikmesiyle gelişen karmaşık bir süreçtir.</p>

<p>Bu süreç yıllarca belirti vermeden ilerleyebilir.</p>

<p>LDL kolesterolün yüksek olması aterosklerozun gelişimindeki en önemli değiştirilebilir risk faktörlerinden biridir. Sigara, yüksek tansiyon, diyabet, fazla kilo, hareketsizlik ve bazı genetik özellikler de riski artırabilir.</p>

<p>Plağın büyümesi damarın iç çapını daraltabilir. Fakat kalp krizi açısından tek mesele damarın ne kadar daraldığı değildir. Bazı plakların yüzeyinin bozulması ve üzerinde pıhtı oluşması, kan akımını aniden keserek kalp krizine yol açabilir.</p>

<p>Bu nedenle modern kardiyolojide hedef yalnızca “damarı açmak” değildir. Yeni plak oluşumunu ve mevcut plağın ilerlemesini azaltmak, plağı daha kararlı hale getirmek ve kalp krizi ile inme riskini düşürmek de önemlidir.</p>

<p>Bir öğün damarları gerçekten temizleyebilir mi?</p>

<p>Kısa cevap: Hayır.</p>

<p>Bugünkü bilimsel kanıtlar belirli bir et, sebze, baharat, içecek, vitamin ya da tek bir öğünün damar duvarındaki aterosklerotik plağı temizlediğini göstermiyor.</p>

<p>Beslenmenin etkisi daha farklı çalışıyor.</p>

<p>Sağlıklı bir beslenme düzeni zaman içinde LDL kolesterolün, kan basıncının, vücut ağırlığının ve kan şekeri kontrolünün iyileştirilmesine katkıda bulunabilir. Bunların her biri kalp-damar riskinin azaltılmasında önemlidir.</p>

<p>Yani sofranın gücü bir “damar deterjanı” gibi çalışmasından değil, ateroskleroza zemin hazırlayan risk faktörlerini uzun vadede değiştirebilmesinden geliyor.</p>

<p>Sosyal medyadaki “en iyi öğün” iddialarında nerede dikkatli olmak gerekiyor?</p>

<p>Damar sağlığı konusunda internette düşük karbonhidratlı veya ketojenik beslenme, kırmızı et, peynir, roka, kabak çekirdeği, çeşitli vitaminler ve mineraller üzerinden güçlü iddialar ileri sürülebiliyor.</p>

<p>Bu besinlerin bazıları elbette değerli besin öğeleri içeriyor. Örneğin yeşil yapraklı sebzeler, kuruyemiş ve tohumlar dengeli beslenmenin parçası olabilir.</p>

<p>Ancak buradan “kırmızı et ağırlıklı bir öğün damarları temizler” veya “ketojenik beslenme kalp için en iyi beslenmedir” sonucuna geçmek mümkün değil.</p>

<p>Özellikle doymuş yağ konusu önem taşıyor. Doymuş yağın yerine doymamış yağların tercih edilmesi, LDL kolesterolün kontrolüne yardımcı olabilecek beslenme yaklaşımları arasında bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle kalp sağlığında tek tek besinlere kahraman veya suçlu rolü vermek yerine beslenme düzeninin bütününe bakmak daha doğru.</p>

<p>Peki kalp dostu bir tabak nasıl kurulabilir?</p>

<p>Bilimsel rehberlerin ortaklaştığı noktalar şaşırtıcı ölçüde sade.</p>

<p>Sebze ve meyvelerin ağırlıkta olduğu, tam tahılların yer aldığı, baklagillerin düzenli tüketildiği, kuruyemiş ve tohumların uygun miktarlarda kullanıldığı bir beslenme düzeni kalp sağlığı açısından güçlü bir temel oluşturuyor.</p>

<p>Protein kaynağında balık, deniz ürünleri ve bitkisel protein kaynaklarına daha fazla yer verilmesi; işlenmiş etlerin sınırlandırılması da önem taşıyor.</p>

<p>Yağ seçiminde zeytinyağı gibi doymamış yağ kaynaklarının öne çıkması, özellikle Akdeniz tipi beslenmenin temel özelliklerinden biri.</p>

<p>Şekerli içecekler, aşırı tuz, yüksek oranda işlenmiş gıdalar ve sık tüketilen işlenmiş etler ise günlük beslenmenin merkezine yerleştirilmemeli.</p>

<p>Bir tabağı “kalp dostu” yapan şey üzerinde tek bir mucize besinin bulunması değil, bu parçaların birlikte oluşturduğu beslenme örüntüsüdür.</p>

<p>Akdeniz tipi beslenmenin arkasında neden güçlü kanıt var?</p>

<p>Kalp-damar sağlığı denildiğinde en fazla bilimsel veri bulunan modellerden biri Akdeniz tipi beslenme.</p>

<p>Bu model genel olarak sebze, meyve, baklagil, tam tahıl, kuruyemiş, zeytinyağı ve balık tüketimini öne çıkarıyor; işlenmiş gıdaları ve işlenmiş etleri ise sınırlandırıyor.</p>

<p>Üstelik kanıt yalnızca sağlıklı kişilerle sınırlı değil.</p>

<p>The Lancet’te yayımlanan CORDIOPREV randomize kontrollü araştırmasında daha önce koroner kalp hastalığı bulunan yaklaşık bin kişi uzun yıllar izlendi. Akdeniz tipi beslenme uygulanan grupta önemli kalp-damar olaylarının düşük yağlı beslenme grubuna göre daha az görülmesi, bu beslenme modelinin ikincil korunmadaki değerini destekledi.</p>

<p>Bu sonuç “zeytinyağı damarları temizliyor” anlamına gelmiyor.</p>

<p>Asıl mesaj, beslenme düzeninin bütünü ve bunun yıllarca sürdürülebilmesi.</p>

<p>LDL kolesterol neden bu kadar önemli?</p>

<p>LDL, halk arasında sıklıkla “kötü kolesterol” olarak biliniyor. Aslında LDL bir taşıyıcı parçacıktır ve kandaki kolesterolün dokular arasında taşınmasında görev alır.</p>

<p>Sorun, LDL içeren aterojenik parçacıkların kanda uzun süre yüksek düzeylerde bulunmasıdır. Bu durum aterosklerotik kalp-damar hastalığının gelişmesinde nedensel rol oynar.</p>

<p>Bu nedenle “LDL’nin kalp hastalıklarında önemi abartılıyor” şeklindeki genellemeler mevcut bilimsel kanıtlarla uyumlu değildir.</p>

<p>Beslenme LDL düzeyini etkileyebilir. Ancak kişinin genetik yapısı, yaşı, kilosu, metabolik durumu ve kullandığı ilaçlar da sonucu belirler.</p>

<p>Bazı kişilerde yaşam tarzı değişiklikleri yeterli iyileşmeyi sağlayabilirken, kalp-damar riski yüksek kişilerde ilaç tedavisi de gerekebilir.</p>

<p>Lif neden kalp dostu beslenmenin sessiz kahramanlarından biri?</p>

<p>Yulaf, arpa, baklagiller, sebzeler, meyveler, kuruyemişler ve çeşitli tohumlar farklı miktarlarda lif sağlar.</p>

<p>Özellikle çözünür lif bağırsakta kolesterol metabolizmasını etkileyerek LDL kolesterolün düşürülmesine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Lifli beslenmenin başka bir avantajı da yalnızca kolesterolle sınırlı olmaması. Tokluk, bağırsak sağlığı ve kan şekeri kontrolü açısından da yararlı olabilir.</p>

<p>Bu yüzden damar sağlığı için sofrayı düzenlerken yalnızca “yağı azaltmak” yerine beslenmenin lif kalitesine de bakmak gerekir.</p>

<p>Kuruyemişler ve tohumlar neden değerli?</p>

<p>Ceviz, badem, fındık ve çeşitli tohumlar doymamış yağlar, lif, bitkisel protein ve farklı mikro besinler içerir.</p>

<p>Ancak burada da aynı kural geçerli: Bir avuç ceviz ya da kabak çekirdeği damar plağını ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Bunların yararı, sağlıklı bir beslenme düzeninin parçası olduklarında ortaya çıkar.</p>

<p>Örneğin yüksek oranda işlenmiş atıştırmalıkların yerine uygun miktarda kuruyemiş tercih edilmesi, beslenmenin genel kalitesini yükseltebilir.</p>

<p>Kırmızı et tamamen bırakılmalı mı?</p>

<p>Kalp sağlığını korumak için herkesin kırmızı eti tamamen hayatından çıkarması gerektiğini söylemek doğru olmaz.</p>

<p>Fakat kırmızı et ile işlenmiş eti birbirinden ayırmak önemli.</p>

<p>Sucuk, salam, sosis gibi işlenmiş etlerin sık tüketilmesi kalp-damar sağlığı açısından önerilen bir alışkanlık değildir. Kırmızı et tüketiminde ise miktar, sıklık, etin yağ içeriği ve kişinin toplam beslenme düzeni önem taşır.</p>

<p>Kalp dostu bir beslenme modelinde baklagiller, balık ve diğer uygun protein kaynaklarına daha fazla alan açmak mantıklı bir yaklaşım olabilir.</p>

<p>Karbonhidrat gerçekten damarların düşmanı mı?</p>

<p>“Karbonhidrat insülini yükseltir, insülin damarları bozar, dolayısıyla bütün karbonhidratlar zararlıdır” şeklindeki anlatım fazlasıyla basitleştiricidir.</p>

<p>Bir kutu şekerli içecekle bir tabak mercimeği aynı kategoriye koymak beslenme bilimi açısından doğru değildir.</p>

<p>Rafine tahıllar, şekerli içecekler ve yoğun şekilde işlenmiş karbonhidrat kaynakları ile tam tahıllar, sebzeler, meyveler ve baklagiller vücutta aynı beslenme etkisini oluşturmaz.</p>

<p>Kalp sağlığı açısından karbonhidratın yalnızca miktarı değil, kaynağı ve kalitesi de önemlidir.</p>

<p>Vitamin D ve K2 damarları temizler mi?</p>

<p>Vitaminler söz konusu olduğunda “doğal” kelimesi bazen “zararsız ve ne kadar fazla olursa o kadar iyi” şeklinde algılanabiliyor. Bu doğru değil.</p>

<p>Vitamin D vücudun pek çok işlevinde önemlidir ve eksikliği gerektiğinde uygun şekilde değerlendirilmelidir. Ancak yüksek doz vitamin D almanın damarları temizlediğini söylemek için yeterli klinik kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Aynı şekilde K vitamininin damar kireçlenmesi üzerindeki biyolojik rolü araştırılıyor olsa da, K2 takviyesini aterosklerozu ortadan kaldıran kanıtlanmış bir tedavi olarak sunmak doğru değildir.</p>

<p>Özellikle yüksek doz takviyelerin gelişigüzel kullanılması sakıncalı olabilir.</p>

<p>Besin takviyesi ile besin tüketmek aynı şey değildir. Eksiklik saptanması veya özel bir tıbbi gereksinim bulunması halinde takviye kararı kişinin durumuna göre değerlendirilmelidir.</p>

<p>Damar plağı hiç gerileyemez mi?</p>

<p>Burada önemli bir ayrıntı var.</p>

<p>“Tek bir yiyecek damarları temizlemez” demek, ateroskleroz üzerinde hiçbir şey yapılamayacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Yoğun risk faktörü kontrolüyle bazı kişilerde aterosklerotik plağın ilerlemesi yavaşlatılabilir, plağın yapısı daha kararlı hale getirilebilir ve bazı koşullarda plak yükünde sınırlı gerileme görülebilir.</p>

<p>Bunun için LDL kolesterolün uygun düzeylere indirilmesi, tansiyonun kontrolü, sigaranın bırakılması, diyabet varsa iyi yönetilmesi, fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenme birlikte değerlendirilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalp-damar hastalığı zaten bulunan kişilerde ise yalnızca beslenmeye güvenerek hekim tarafından verilen tedavilerin yerine “doğal damar temizleme” yöntemleri koymak ciddi risk yaratabilir.</p>

<p>Damar sağlığını korumak için en güçlü 7 beslenme ilkesi</p>

<p>Bilimsel veriler tek bir mucize öğünden ziyade şu genel tabloyu destekliyor:</p>

<p>Sebzeyi artırın. Tabağın önemli bölümünün farklı renklerde sebzelerden oluşması iyi bir başlangıçtır.</p>

<p>Baklagilleri unutmayın. Mercimek, nohut, kuru fasulye ve benzeri besinler lif ile bitkisel proteini aynı sofrada buluşturur.</p>

<p>Tam tahılları rafine tahıllara tercih edin. Yulaf, arpa ve diğer tam tahıllar özellikle lif açısından avantaj sağlar.</p>

<p>Yağın türüne dikkat edin. Zeytinyağı, kuruyemiş ve diğer doymamış yağ kaynaklarını öne çıkarmak kalp dostu beslenme modellerinin ortak özelliklerinden biridir.</p>

<p>Balığa ve bitkisel proteinlere daha fazla alan açın. Protein kaynağını çeşitlendirmek önemlidir.</p>

<p>İşlenmiş eti ve aşırı işlenmiş gıdaları sınırlayın. Kalp dostu beslenmenin önemli parçalarından biri yalnızca ne eklediğiniz değil, neyi azalttığınızdır.</p>

<p>Tek besine değil yıllara bakın. Pazartesi günü yenen bir salata, haftanın geri kalanındaki kötü beslenmeyi silemez. Damar sağlığında esas farkı sürdürülebilir alışkanlıklar oluşturur.</p>

<p>Kalp sağlığı yalnızca tabakta belirlenmiyor</p>

<p>Beslenme güçlü bir araç olsa da kalp-damar hastalıkları yalnızca yiyeceklerden ibaret değildir.</p>

<p>Sigara kullanmamak, düzenli hareket etmek, sağlıklı vücut ağırlığını korumaya çalışmak, yeterli uyku, tansiyon ve kan şekeri kontrolü de kalp sağlığının önemli parçalarıdır.</p>

<p>Özellikle LDL kolesterol, tansiyon ve diyabet gibi risk faktörleri “kendimi iyi hissediyorum” denilerek göz ardı edilmemeli. Bunların önemli bölümü uzun süre belirti vermeyebilir.</p>

<p>Göğüs ağrısını “damar temizleyen yiyeceklerle” geçirmeye çalışmayın</p>

<p>Kalp damarındaki ciddi daralma ya da kalp krizi, beslenmeyle evde tedavi edilebilecek durumlar değildir.</p>

<p>Yeni başlayan veya şiddetli göğüs ağrısı, göğüste baskı ve sıkışma, belirgin nefes darlığı, soğuk terleme, bayılma ya da göğüsten kola, sırta veya çeneye yayılan ağrı acil değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Benzer şekilde ani konuşma bozukluğu, yüzün bir tarafında düşme veya kol ve bacakta ani güç kaybı inme belirtisi olabilir ve gecikmeden acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.</p>

<p>Asıl “damar dostu öğün” hangisi?</p>

<p>Bilim bize tek bir tabak vermiyor.</p>

<p>Ama iyi bir yön tarif ediyor.</p>

<p>Sebzesi bol, liften zengin; baklagil, tam tahıl, kuruyemiş ve uygun protein kaynaklarını içeren; zeytinyağı gibi doymamış yağların öne çıktığı bir beslenme düzeni kalp sağlığı açısından çok daha sağlam kanıtlara sahip.</p>

<p>Bu nedenle “Damarlarımı hangi yiyecek temizler?” sorusunun yerine daha yararlı bir soru koymak gerekiyor:</p>

<p>“Her gün nasıl beslenirsem kalp-damar riskimi uzun vadede azaltabilirim?”</p>

<p>Çünkü damar sağlığında sihir tek bir öğünde değil, yıllar boyunca tekrar edilen seçimlerde saklı.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Circulation – Dietary Guidance to Improve Cardiovascular Health: A Scientific Statement From the American Heart Association – Lichtenstein AH ve arkadaşları – 2021 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000001031</li>
 <li>The Lancet – Long-term secondary prevention of cardiovascular disease with a Mediterranean diet and a low-fat diet (CORDIOPREV): a randomised controlled trial – Delgado-Lista J, Alcala-Diaz JF, Torres-Peña JD ve CORDIOPREV araştırmacıları – 2022 – DOI: 10.1016/S0140-6736(22)00122-2</li>
 <li>Progress in Cardiovascular Diseases – Portfolio Dietary Pattern and Cardiovascular Disease: A Systematic Review and Meta-Analysis of Controlled Trials – Chiavaroli L, Nishi SK, Khan TA ve arkadaşları – 2018 – DOI: 10.1016/j.pcad.2018.05.004</li>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü – Healthy Diet – Sağlıklı beslenme ve bulaşıcı olmayan hastalıkların önlenmesine ilişkin güncel öneriler</li>
 <li>American Heart Association – Life’s Essential 8 – Kalp-damar sağlığını korumaya yönelik yaşam tarzı ve risk faktörü çerçevesi</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kalbi-korumak-mutfakta-basliyor-tabaginizda-bunlara-yer-acin</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 23:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7996-1.jpeg" type="image/jpeg" length="95491"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Görele’de sel faciası: İki kız kardeş hayatını kaybetti, anne aranıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gorelede-sel-faciasi-iki-kiz-kardes-hayatini-kaybetti-anne-araniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gorelede-sel-faciasi-iki-kiz-kardes-hayatini-kaybetti-anne-araniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Giresun’un Görele ilçesinde şiddetli yağışın ardından taşan Zıva Deresi, Kırca ailesinin tatilini faciaya çevirdi. Sel sularına kapılan Burcu Kırca ile kardeşi Burçin Kırca’nın cansız bedenlerine ulaşıldı. Anne Zekiye Kırca’yı bulmak için AFAD, jandarma ve arama-kurtarma ekiplerinin bölgedeki çalışmaları sürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Görele’de sel bir aileyi parçaladı: İki kardeş hayatını kaybetti, anne aranıyor</p>

<p>Giresun’un Görele ilçesinde etkili olan şiddetli yağışın ardından yaşanan sel felaketi, bir ailenin tatilini tarifsiz bir acıya dönüştürdü.</p>

<p>Hamzalı köyünden geçen Zıva Deresi’nin taşması sonucu sel sularına kapılan Kırca ailesinden iki kız kardeşin cansız bedenlerine ulaşıldı. Anne Zekiye Kırca’yı bulabilmek için başlatılan geniş çaplı arama çalışmaları ise sürüyor.</p>

<p>Tatil için memleketlerine gelmişlerdi</p>

<p>Edinilen bilgilere göre Kırca ailesi tatil için memleketleri Giresun’a geldi.</p>

<p>Ailenin ertesi gün İstanbul’a dönmeyi planladığı belirtilirken, Görele’de etkili olan sağanak yağışın ardından Zıva Deresi’nin taşması bütün planları altüst etti.</p>

<p>Dere çevresinde bulunan aile, kısa sürede yükselen sel sularının ortasında kaldı.</p>

<p>Anne Zekiye Kırca ile kızları Burcu ve Burçin Kırca sel sularına kapılarak kayboldu.</p>

<p>İki kardeşten peş peşe acı haber</p>

<p>İhbarın ardından bölgeye AFAD, jandarma ve arama-kurtarma ekipleri sevk edildi. Dere yatağı ve çevresinde başlatılan çalışmalar saatler boyunca sürdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Arama çalışmalarında önce kız kardeşlerden birinin, ardından diğerinin cansız bedenine ulaşıldı.</p>

<p>Burcu Kırca ile Burçin Kırca’nın hayatını kaybetmesi, aile yakınlarının yanı sıra Görele’de büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Böylece ekiplerin bütün dikkati, halen kayıp olan anne Zekiye Kırca’ya çevrildi.</p>

<p>Zekiye Kırca için arama sürüyor</p>

<p>55 yaşındaki Zekiye Kırca’nın bulunması amacıyla ekipler Zıva Deresi boyunca çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p>AFAD, jandarma ve arama-kurtarma ekiplerinin dere yatağı ile suyun sürüklenme güzergâhında yoğunlaştığı çalışmalarda bölge adım adım taranıyor.</p>

<p>Görele’de şimdi gözler anne Zekiye Kırca’dan gelecek habere çevrilmiş durumda.</p>

<p>Bir gün sonra İstanbul’a dönmeye hazırlanan ailenin tatilinin böyle bir faciayla sona ermesi, yaşanan acının en sarsıcı ayrıntılarından biri oldu.</p>

<p>Görele’de iki kız kardeşin kaybıyla derinleşen acının ortasında, Zekiye Kırca için arama çalışmaları devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gorelede-sel-faciasi-iki-kiz-kardes-hayatini-kaybetti-anne-araniyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 22:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7995.jpeg" type="image/jpeg" length="35570"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor dünya yıldızını getiriyor: Darwin Núñez için kritik saatler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspor-dunya-yildizini-getiriyor-darwin-nunez-icin-kritik-saatler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonspor-dunya-yildizini-getiriyor-darwin-nunez-icin-kritik-saatler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Transfer döneminin en ses getiren hamlelerinden birine hazırlanan Trabzonspor, Al-Hilal forması giyen Uruguaylı yıldız Darwin Núñez için yürüttüğü görüşmelerde önemli mesafe kat etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Avrupa ve Türkiye’deki transfer haberlerine göre bordo-mavililer, yıldız golcüyü kiralık olarak kadrosuna katmak için Al-Hilal ile anlaşma zemini ararken süreç artık mali detaylara odaklanmış durumda.</p>

<p>Trabzonspor, transfer piyasasında ses getirecek bir operasyon için geri sayıma geçti.</p>

<p>Bordo-mavililerin bir süredir gündeminde bulunan Darwin Núñez transferinde görüşmelerin ileri aşamaya taşındığı öne sürüldü. Al-Hilal forması giyen Uruguaylı santrforun kiralık olarak Trabzonspor’a transfer edilmesi için yürütülen temasların yoğunlaştığı belirtiliyor.</p>

<p>Oyuncu cephesinden olumlu sinyal</p>

<p>Ajansspor’da Salim Manav imzasıyla yayımlanan haberde Trabzonspor’un Darwin Núñez transferinde prensip anlaşmasına vardığı bildirildi. Portekiz’in önde gelen spor gazetelerinden Record da transfer gazetecisi Nicolò Schira’ya dayandırdığı haberinde Trabzonspor ile Al-Hilal arasında kiralık transfer konusunda anlaşma sağlandığını aktardı.</p>

<p>Uluslararası basında yer alan son haberlerde de Núñez’in Trabzonspor’a transferinin yakın olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Bununla birlikte bordo-mavili kulüpten veya Al-Hilal’den transferin tamamlandığına ilişkin henüz resmî açıklama yapılmadı. Bu nedenle transferin kesinleştiğini söylemek için kulüplerden gelecek açıklamayı beklemek gerekiyor.</p>

<p>Masadaki formül: Kiralık transfer</p>

<p>Görüşmelerde öne çıkan modelin bir sezonluk kiralama olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Goal’ın aktardığı bilgilere göre Trabzonspor yönetimi, Al-Hilal ile temaslarını doğrudan yürütürken transferin mali yapısı üzerinde görüşmeler sürüyor. Haberde bordo-mavililerin operasyon için 8 milyon euroluk bir ödeme planı sunduğu ileri sürüldü.</p>

<p>Fotomaç da Núñez’in Al-Hilal’den kiralanmasının planlandığını ve Trabzonspor’un yaklaşık 8 milyon euroluk ödeme üzerinde çalıştığını yazdı.</p>

<p>Darwin Núñez kimdir?</p>

<p>Uruguay Milli Takımı’nın da önemli hücum oyuncularından biri olan Darwin Núñez, Avrupa futbolunda özellikle Benfica formasıyla yaptığı çıkışın ardından dünya çapında tanındı.</p>

<p>Liverpool, Uruguaylı golcüyü 2022 yılında Benfica’dan kadrosuna kattı. Núñez daha sonra 2025 yazında yaklaşık 53 milyon euro bonservis bedeliyle Al-Hilal’e transfer oldu.</p>

<p>27 yaşındaki santrfor; fizik gücü, sürati, savunma arkasına yaptığı koşular ve ceza sahasındaki etkinliğiyle öne çıkıyor.</p>

<p>2025-26 sezonunda Al-Hilal formasıyla 24 resmî karşılaşmaya çıkan Núñez’in 9 gol ve 5 asistlik katkı sağladığı bildirildi.</p>

<p>Trabzonspor’da gözler resmî açıklamada</p>

<p>Transferle ilgili Türkiye’nin yanı sıra İngiltere ve Portekiz basınında da art arda haberlerin çıkması, operasyonun uluslararası transfer gündemine taşındığını gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gelinen noktada haberler yalnızca Trabzonspor’un oyuncuya ilgisinden söz etmiyor. Oyuncu tarafıyla anlaşma sağlandığı ve Al-Hilal ile kiralama modelinin ayrıntılarının görüşüldüğü yönündeki bilgiler ağırlık kazanmış durumda.</p>

<p>Ancak transfer piyasasında son imzaya kadar şartların değişebileceği unutulmamalı.</p>

<p>Trabzonspor cephesinde şimdi gözler, Al-Hilal ile yürütülen görüşmelerin sonuçlanmasına ve bordo-mavili kulüpten gelebilecek resmî açıklamaya çevrildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspor-dunya-yildizini-getiriyor-darwin-nunez-icin-kritik-saatler</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 21:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7987.jpeg" type="image/jpeg" length="25545"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’dan Folarin Balogun hamlesi: Monaco ile temas kuruldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-folarin-balogun-hamlesi-monaco-ile-temas-kuruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-folarin-balogun-hamlesi-monaco-ile-temas-kuruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın hücum hattı için sürpriz bir ismi gündemine aldığı bildirildi. Fabrizio Romano’nun aktardığı bilgiye göre sarı-kırmızılılar, Monaco’nun ABD’li golcüsü Folarin Balogun için son günlerde temas kuran kulüpler arasında yer aldı ve transfer şartları hakkında bilgi aldı. Monaco ise uygun teklif gelmesi halinde oyuncunun ayrılığına kapıyı kapatmıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’dan Folarin Balogun hamlesi: Monaco ile temas kuruldu</p>

<p>Galatasaray’da transfer hareketliliği sürerken hücum hattı için dikkat çekici bir isim gündeme geldi.</p>

<p>Sarı-kırmızılıların, Monaco forması giyen Folarin Balogun için Fransız kulübüyle temas kurduğu bildirildi.</p>

<p>Transfer gazetecisi Fabrizio Romano’ya dayandırılan 12 Ağustos tarihli bilgilere göre son günlerde Balogun için birden fazla kulüp harekete geçti. Bu kulüpler arasında Galatasaray’ın da bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Galatasaray ve bazı Suudi Arabistan kulüplerinin transferin gerçekleştirilebileceği şartlar konusunda Monaco’dan bilgi aldığı ifade edildi.</p>

<p>Şimdilik resmî teklif yok</p>

<p>Balogun dosyasında önemli bir ayrıntı bulunuyor.</p>

<p>Galatasaray’ın ilgisi ve temasları raporlanmış olsa da şu aşamada sarı-kırmızılıların Monaco’ya yaptığı resmî bir bonservis teklifine ilişkin güvenilir bir doğrulama bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle transferin mevcut aşamasını “anlaşma” veya “ileri görüşme” olarak değerlendirmek için henüz erken.</p>

<p>Galatasaray cephesindeki gelişme şimdilik transfer şartlarının öğrenilmesi ve oyuncuya yönelik ilginin somutlaşması seviyesinde.</p>

<p>Monaco satışa kapıyı açmıştı</p>

<p>Balogun transferini mümkün kılan en önemli gelişmelerden biri Monaco cephesinden geldi.</p>

<p>Monaco Genel Müdürü Thiago Scuro, temmuz ayında yaptığı açıklamada Balogun dahil bazı futbolcular için kulüplerden ilgi bulunduğunu doğruladı.</p>

<p>Scuro, Monaco açısından doğru şartların oluşması halinde transferin hızlı şekilde gerçekleşebileceğini belirtirken görüşmelerin sürdüğünü de ifade etti.</p>

<p>Bu açıklama, Fransız ekibinin Balogun için gelecek teklifleri değerlendirmeye hazır olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Monaco’nun beklentisi yüksek</p>

<p>Balogun’un yaz transfer döneminde Monaco’dan ayrılabileceğine ilişkin haberler haziran ayından bu yana Avrupa basınında yer alıyor.</p>

<p>Fransız basınında The Athletic’e dayandırılan haberlerde Monaco’nun ABD’li santrfor için yaklaşık 50 milyon euro seviyesinde bir bonservis beklentisi bulunduğu ileri sürülmüştü.</p>

<p>Ancak Galatasaray ile Monaco arasında bu rakam üzerinden yürütülen resmî bir pazarlığın başladığına dair doğrulanmış bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Premier Lig’den de talipleri var</p>

<p>Balogun için yarışın yalnızca Galatasaray ile sınırlı olmadığı görülüyor.</p>

<p>12 Ağustos tarihli İngiliz basınında Tottenham’ın da oyuncuyla ilgilendiği ve Monaco’nun golcüsünün Premier Lig kulüplerinin radarında bulunduğu bildirildi.</p>

<p>Bununla birlikte Fabrizio Romano’ya dayandırılan son bilgilerde Tottenham cephesinde de henüz somut veya ileri aşamaya ulaşmış bir transfer sürecinin bulunmadığı belirtildi.</p>

<p>Dolayısıyla Balogun dosyası Avrupa transfer piyasasının önümüzdeki günlerde hareketlenebilecek başlıklarından biri durumunda.</p>

<p>Arsenal’den Monaco’ya 30 milyon euroya gitmişti</p>

<p>25 yaşındaki Balogun, Arsenal altyapısından yetişti.</p>

<p>İngiliz kulübünde istediği süreleri bulamamasının ardından kiralık olarak Reims’e giden golcü, Fransa’daki performansıyla dikkatleri üzerine çekti.</p>

<p>Balogun, 2023 yazında yaklaşık 30 milyon euro karşılığında Arsenal’den Monaco’ya transfer oldu.</p>

<p>ABD Milli Takımı formasını da giyen santrfor; sürati, savunma arkasına yaptığı koşular ve ceza sahasındaki hareketliliğiyle öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Galatasaray dosyayı açtı</p>

<p>Son gelişmeler ışığında Balogun transferindeki tablo şimdilik oldukça açık.</p>

<p>Galatasaray oyuncuyla ilgileniyor. Monaco ile temas kuruldu ve transfer şartları hakkında bilgi alındı. Ancak henüz resmî teklif, anlaşma veya ileri aşamaya geçmiş pazarlık bilgisi bulunmuyor.</p>

<p>Monaco’nun oyuncuyu satmaya açık olması ise önümüzdeki günlerde dosyanın hızlanmasının önünü açabilir.</p>

<p>Galatasaray’ın şartları öğrendikten sonra resmî teklif aşamasına geçip geçmeyeceği transferin bundan sonraki kritik adımı olacak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Fabrizio Romano</li>
 <li>L’Équipe</li>
 <li>AFP</li>
 <li>The Athletic</li>
 <li>The Guardian</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-folarin-balogun-hamlesi-monaco-ile-temas-kuruldu</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 21:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7981.jpeg" type="image/jpeg" length="86152"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’dan Martinelli bombası: Arsenal’e 45 milyon euro Teklif]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-martinelli-bombasi-arsenale-45-milyon-euro-teklif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-martinelli-bombasi-arsenale-45-milyon-euro-teklif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray transferde çıtayı yükseltti. Alman gazeteci Florian Plettenberg’in haberine göre sarı-kırmızılılar, Arsenal’in Brezilyalı yıldızı Gabriel Martinelli için 45 milyon euroluk resmî teklif sundu. Teklifin Arsenal’in masasında olduğu, 25 yaşındaki hücum oyuncusunun Galatasaray’ın transfer listesindeki bir numaralı hedef haline geldiği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’dan Gabriel Martinelli için 45 milyon euroluk dev teklif</p>

<p>Galatasaray, yaz transfer döneminin en ses getirecek hamlelerinden biri için düğmeye bastı.</p>

<p>Sarı-kırmızılıların, Arsenal forması giyen Brezilyalı yıldız Gabriel Martinelli için 45 milyon euroluk resmî teklif yaptığı bildirildi.</p>

<p>Sky Almanya muhabiri Florian Plettenberg’in 12 Ağustos’ta aktardığı bilgiye göre Galatasaray’ın teklifi Arsenal’e resmen iletildi ve İngiliz kulübünün masasında bulunuyor.</p>

<p>Plettenberg ayrıca Martinelli’nin şu anda Galatasaray’ın bir numaralı transfer önceliği olduğunu belirtti.</p>

<p>Rakam 45 milyon euroya çıktı</p>

<p>Martinelli dosyasında son günlerde farklı rakamlar gündeme gelmişti.</p>

<p>Türkiye’deki bazı haberlerde Galatasaray’ın 5 milyon euro kiralama bedeli ve 35 milyon euroluk zorunlu satın alma opsiyonundan oluşan 40 milyon euroluk bir formül üzerinde durduğu ileri sürülmüştü.</p>

<p>Ancak 12 Ağustos’ta gelen son bilgi, sarı-kırmızılıların transferde daha ileri bir adım attığını gösterdi.</p>

<p>Plettenberg’in haberine göre Arsenal’e iletilen resmî teklifin toplam bedeli 45 milyon euro.</p>

<p>Bu gelişmeyle birlikte Martinelli transferi yalnızca bir ilgi veya ön görüşme olmaktan çıkarak resmî teklif aşamasına taşındı.</p>

<p>Şimdi gözler Arsenal’de</p>

<p>Transferin bundan sonraki bölümünde belirleyici taraf Arsenal olacak.</p>

<p>İngiliz basınında son günlerde yer alan haberlerde Arsenal’in Martinelli’yi göndermeye sıcak bakmasının, hücum hattına yapacağı yeni transferlerle bağlantılı olabileceği belirtiliyordu.</p>

<p>Martinelli’nin Arsenal ile sözleşmesi 30 Haziran 2027’ye kadar devam ediyor.</p>

<p>Bu nedenle İngiliz kulübünün önünde önemli bir karar bulunuyor. Arsenal, Brezilyalı futbolcuyu bu yaz yüksek bir bonservis bedeliyle elden çıkarabilir ya da oyuncuyu kadroda tutmayı tercih edebilir.</p>

<p>Martinelli kimdir?</p>

<p>18 Haziran 2001 doğumlu Gabriel Martinelli, henüz 25 yaşında olmasına rağmen Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi’nde önemli bir tecrübeye sahip.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Brezilyalı futbolcu ağırlıklı olarak sol kanatta görev yapıyor. Hücum hattının farklı bölgelerinde oynayabilmesi, sürati ve doğrudan kaleye yönelen oyun tarzıyla dikkat çekiyor.</p>

<p>Martinelli, 2019 yılında Brezilya ekibi Ituano’dan Arsenal’e transfer olmuş ve kısa sürede İngiliz kulübünün önemli hücum oyuncularından biri haline gelmişti.</p>

<p>Brezilya Milli Takımı formasını da giyen yıldız futbolcu, Premier Lig’de geçirdiği yıllarla Avrupa futbolunun tanınan kanat oyuncuları arasına girdi.</p>

<p>Galatasaray transferde büyük oynuyor</p>

<p>45 milyon euroluk teklifin doğrulanması, Galatasaray’ın Martinelli transferine verdiği önemi de ortaya koyuyor.</p>

<p>Sarı-kırmızılı yönetimin hedefi, hücum hattına yalnızca rotasyon oyuncusu değil, doğrudan ilk 11 seviyesinde fark oluşturabilecek bir yıldız kazandırmak.</p>

<p>Martinelli’nin transfer edilmesi halinde Galatasaray, Premier Lig’in önde gelen kulüplerinden birinden henüz kariyerinin zirve dönemine yaklaşan önemli bir oyuncuyu Süper Lig’e getirmiş olacak.</p>

<p>Şimdilik transfer tamamlanmış değil.</p>

<p>Ancak dosyada kritik eşik aşılmış durumda: Galatasaray’ın 45 milyon euroluk resmî teklifi Arsenal’in masasında.</p>

<p>Artık gözler Londra’dan gelecek yanıtta.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Florian Plettenberg</li>
 <li>Sky Sport Almanya</li>
 <li>Football London</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-martinelli-bombasi-arsenale-45-milyon-euro-teklif</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 20:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7983.jpeg" type="image/jpeg" length="18873"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Astım Genetiğinde Yeni Adım: Hastalığı Yönlendirebilecek Genler Öne Çıktı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/astim-genetiginde-yeni-adim-hastaligi-yonlendirebilecek-genler-one-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/astim-genetiginde-yeni-adim-hastaligi-yonlendirebilecek-genler-one-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cell dergisinde yayımlanan yeni araştırma, astımla ilişkili genetik sinyaller arasından hastalık biyolojisine daha yakın genleri ayırmak için yeni bir hesaplamalı yöntem geliştirdi. Çalışma ayrıca protein palmitoilasyonu adı verilen ve proteinlerin hücre içindeki davranışını etkileyen bir süreci astımda önemli bir biyolojik yol olarak öne çıkardı. Bulgular henüz yeni bir ilaç ya da genetik test anlamına gelmiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Columbia University Mailman School of Public Health ile University of Chicago araştırmacılarının yürüttüğü çalışma, astımla ilişkili çok sayıdaki genetik işaret arasından hangilerinin hastalığın biyolojik mekanizmasına daha yakın olabileceğini belirlemeyi amaçladı. Araştırmacılar bu amaçla DANDELION adlı hesaplamalı çerçeveyi geliştirdi; insan genetik verilerini ve tek hücreli akciğer verilerini analiz etti, ardından öne çıkan biyolojik yolları laboratuvar deneyleriyle inceledi. Çalışma 11 Ağustos 2026’da Cell dergisinde yayımlandı. [1]<br />
Genetik ilişki gerçek sorumlu geni her zaman göstermiyor<br />
Astım genetiğini araştırmak için kullanılan temel yöntemlerden biri genom çapında ilişkilendirme çalışmaları, kısaca GWAS.<br />
Bu araştırmalarda astımı olan ve olmayan çok sayıda kişinin DNA’sı karşılaştırılıyor ve hastalıkla daha sık birlikte görülen genetik farklılıklar belirleniyor.<br />
Ancak sorun şu: Astımla bağlantılı bir DNA değişikliğinin bulunması, o değişikliğin hemen yakınındaki genin hastalığa doğrudan neden olduğu anlamına gelmiyor.<br />
İnsan genomunda bir DNA bölgesi, yalnızca yakınındaki genleri değil, çok daha uzakta bulunan başka genleri de etkileyebiliyor. Bu uzak etkiler “trans-regülasyon”, yani genomun bir bölgesinin başka bir bölgedeki genin çalışmasını değiştirmesi olarak tanımlanıyor. [1]<br />
Yeni yöntem tam olarak bu uzak genetik bağlantılardan yararlanıyor.<br />
DANDELION ne yapıyor?<br />
DANDELION, trans-regülatuvar bağlantıları hastalıkla ilişkili genetik verilerle bir araya getiren hesaplamalı bir yöntem.<br />
Araştırmacılar yalnızca “Bu DNA değişikliği astımla ilişkili mi?” sorusunu sormuyor.<br />
Aynı zamanda bu genetik değişikliğin uzaktaki başka bir genin çalışmasını etkileyip etkilemediğini ve etkilenen genin hastalıkla ilgili başka genetik kanıtlarla desteklenip desteklenmediğini de inceliyorlar. [1]<br />
Böylece yüzlerce ya da binlerce aday arasından hastalık biyolojisine daha yakın olabilecek genlerin önceliklendirilmesi amaçlanıyor.<br />
Bunu bir şehir haritasına benzetmek mümkün. GWAS size sorunun bulunduğu mahalleyi gösterebilir; DANDELION ise o mahalleden çıkan yolları izleyerek hangi binanın sorunun merkezine daha yakın olabileceğini anlamaya çalışıyor.<br />
Astımda yeni bir biyolojik yol öne çıktı<br />
Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, protein palmitoilasyonu adı verilen biyolojik sürecin astımla bağlantısının öne çıkması oldu. [1]<br />
Protein palmitoilasyonu, palmitik asit adlı bir yağ asidinin belirli proteinlere bağlanmasıyla gerçekleşen kimyasal bir değişikliktir. Bu işlem, proteinin hücre içinde nerede bulunduğunu, başka moleküllerle nasıl etkileştiğini ve ne kadar aktif olduğunu değiştirebilir.<br />
Araştırmacılar DANDELION ile astım verilerini analiz ettiğinde, protein palmitoilasyonunda görev alan bazı enzimleri öncelikli adaylar arasında belirledi. [1]<br />
Bu sonuç, astım araştırmalarında daha önce yeterince öne çıkmamış bir biyolojik yolun daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğine işaret ediyor.<br />
Bulgular tek hücre düzeyinde de incelendi<br />
Araştırmacılar hesaplamalı analizleri yalnızca genetik verilerle sınırlamadı.<br />
DANDELION tarafından önceliklendirilen genlerin akciğerde hangi hücrelerde etkin olduğunu görmek için Human Lung Cell Atlas gibi tek hücreli veri kaynaklarından yararlanıldı. Tek hücreli analiz, bir dokudaki binlerce hücrenin gen faaliyetini hücre hücre incelemeye olanak sağlayan bir yöntem. [1]<br />
Bu yaklaşım sayesinde belirli genetik sinyallerin akciğer dokusunda hangi hücre tipleriyle ilişkili olabileceği daha ayrıntılı biçimde değerlendirildi.<br />
Bu önemli çünkü astım tek bir hücre türünün hastalığı değil. Bağışıklık hücreleri, hava yolu epitel hücreleri ve diğer akciğer hücreleri hastalığın farklı aşamalarında rol oynayabiliyor.<br />
Laboratuvar deneyleri de yapıldı<br />
Çalışmanın önemli yönlerinden biri, sonuçların yalnızca bilgisayar analizine dayanmaması.<br />
Laboratuvar deneylerinde, protein palmitoilasyonunda görev alan enzimlerin astımla ilişkili inflamasyonu etkileyebildiği görüldü. İnflamasyon, vücudun doku hasarı veya zararlı uyaranlara karşı verdiği iltihabi yanıt anlamına geliyor. Astımda bu süreç hava yollarının şişmesine, hassaslaşmasına ve daralmasına katkıda bulunabiliyor. [1]<br />
Bununla birlikte bu deneyler, söz konusu enzimleri hedefleyen bir ilacın insanlarda astımı tedavi ettiğini göstermiyor.<br />
Çalışma insanlarda yapılmış bir ilaç denemesi değil.<br />
Astım neden genetik olarak bu kadar karmaşık?<br />
Astım tek bir gen bozukluğuyla açıklanabilen bir hastalık değil.<br />
Hastalığın ortaya çıkmasında çok sayıda genetik özellik ile alerjenler, hava kirliliği, sigara dumanı, enfeksiyonlar ve diğer çevresel etkenler birlikte rol oynayabiliyor.<br />
Üstelik astım adı altında farklı biyolojik mekanizmaların baskın olduğu hasta grupları bulunuyor. Bazı kişilerde belirli bağışıklık yolları ön plandayken başka kişilerde farklı hücresel süreçler daha önemli olabiliyor.<br />
Bu nedenle astımla ilişkili genetik bölgelerin bulunması araştırmanın yalnızca ilk basamağı.<br />
Asıl zor soru, bu genetik sinyallerin hangi genler ve hangi hücresel yollar üzerinden hastalığa dönüştüğünü anlamak.<br />
Yeni ilaç hedefleri ortaya çıkabilir mi?<br />
Uzun vadede evet, ancak bu noktada temkinli olmak gerekiyor.<br />
Bir genin DANDELION yöntemiyle önceliklendirilmesi, onun doğrudan güvenli ve etkili bir ilaç hedefi olduğu anlamına gelmiyor.<br />
Öncelikle genin hangi hücrelerde çalıştığının, astım sırasında nasıl değiştiğinin ve bu gene ya da ilgili enzime müdahale edildiğinde hastalığın gerçekten etkilenip etkilenmediğinin çok sayıda deneyle doğrulanması gerekiyor.<br />
Daha sonra hayvan modelleri, insan hücreleri, toksisite çalışmaları ve klinik araştırmalar gibi aşamalar geliyor.<br />
Dolayısıyla yeni yöntemin asıl katkısı, bilim insanlarının çok geniş bir gen listesi içinden daha anlamlı adayları seçmesine yardımcı olmak.<br />
Bugün astım hastalarının tedavisi değişiyor mu?<br />
Hayır.<br />
Bu çalışma sonucunda astım hastalarının mevcut inhalerlerini bırakmasını, ilaçlarını değiştirmesini ya da yeni bir genetik test yaptırmasını gerektiren bir klinik sonuç bulunmuyor.<br />
Araştırmanın bugünkü önemi temel bilim ve ilaç geliştirme alanında.<br />
Astımda hangi genlerin yalnızca hastalıkla birlikte görüldüğünü, hangilerinin ise hastalık mekanizmasının merkezine daha yakın olabileceğini ayırmak gelecekte daha hedefli tedavilerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.<br />
“Hastalığı yönlendirebilecek gen” ne anlama geliyor?<br />
Cell’de yayımlanan çalışmanın başlığında “disease drivers”, yani hastalığı yönlendiren ya da sürükleyen genler ifadesi kullanılıyor. [1]<br />
Ancak bu ifade tek bir genin astıma kesin olarak neden olduğu şeklinde anlaşılmamalı.<br />
DANDELION’un yaptığı şey, hastalıkla ilişkili genetik ağ içinde biyolojik olarak daha merkezi görünme ihtimali yüksek genleri önceliklendirmek.<br />
Bu genlerin gerçek nedensel rolleri, bağımsız deneylerle doğrulanmadan kesinleşmiş kabul edilemez.<br />
Bu nedenle çalışma astımın “genetik şifresinin tamamen çözüldüğü” anlamına gelmiyor.<br />
Yeni harita, yeni hedefler gösterebilir<br />
Astım genetiğinde son yıllarda çok sayıda genetik bölge tanımlandı. Farklı kökenlerden insanları içeren büyük genom araştırmaları da hastalığın genetik yapısının oldukça karmaşık olduğunu ve araştırmalarda popülasyon çeşitliliğinin önemini gösterdi. [2]<br />
Yeni çalışma bu geniş genetik haritayı daha işlevsel hale getirmeye çalışıyor.<br />
Araştırmanın değeri yalnızca yeni genler bulmasında değil, genetik sinyalleri hücresel mekanizmalarla birbirine bağlamasında yatıyor.<br />
Protein palmitoilasyonunun ve bu süreçte görev alan enzimlerin astım biyolojisindeki rolü bağımsız çalışmalarla doğrulanırsa, gelecekte yeni ilaç hedeflerinin araştırılmasına kapı açabilir.<br />
Ancak bugün için sonuçlar, klinikte kullanılabilecek yeni bir tedaviden çok, astımın nasıl geliştiğini anlamaya yönelik önemli bir araştırma adımı olarak görülmeli.<br />
Kaynaklar<br />
[1] Salamone IM, Tian P, Qi Z, ve ark. Trans-regulatory gene mapping prioritizes disease drivers in asthma. Cell. 2026. DOI: 10.1016/j.cell.2026.07.034<br />
[2] Tsuo K, Zhou W, Wang Y, ve ark. Multi-ancestry meta-analysis of asthma identifies novel associations and highlights the value of increased power and diversity. Cell Genomics. 2022;2(12):100212. DOI: 10.1016/j.xgen.2022.100212</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/astim-genetiginde-yeni-adim-hastaligi-yonlendirebilecek-genler-one-cikti</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 20:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/astim-genetigi-1200x750-150kb.webp" type="image/jpeg" length="37384"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dört Büyükler Avrupa’yı Salladı: İşte Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor’un Transferleri]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dort-buyukler-avrupayi-salladi-iste-galatasaray-fenerbahce-besiktas-ve-trabzonsporun-transferleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dort-buyukler-avrupayi-salladi-iste-galatasaray-fenerbahce-besiktas-ve-trabzonsporun-transferleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig’de 2026-2027 sezonunun transfer dönemi dünya çapında ses getiren hamlelere sahne oluyor. Galatasaray Lesley Ugochukwu ile orta sahasını güçlendirirken Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor çok sayıda önemli ismi kadrosuna kattı. Ancak transfer masasındaki hareketlilik bitmiş değil. Kulüplerin kadro dengesi, yabancı kontenjanı ve olası ayrılıklar üzerinden yeni hamleler için çalıştığı belirtiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dört Büyüklerde Transfer Yarışı: Süper Lig’in Vitrini Değişti</p>

<p>Türk futbolunda uzun süredir görülmeyen ölçekte bir transfer yazı yaşanıyor.</p>

<p>Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor yalnızca Süper Lig şampiyonluğu için değil, Avrupa kupalarında daha güçlü kadrolarla yer alabilmek için de önemli bir yeniden yapılanmaya gitti.</p>

<p>Ortaya çıkan tablo, transfer yarışının artık yalnızca birkaç yıldız oyuncu üzerinden yürütülmediğini gösteriyor. Kaleciden stopere, merkez orta sahadan kanatlara ve santrfora kadar kadroların omurgası değişiyor.</p>

<p>Galatasaray: Ugochukwu ile merkeze fizik güç</p>

<p>Galatasaray’ın şu ana kadarki dikkat çeken yeni transferi Lesley Ugochukwu oldu.</p>

<p>Fransız orta saha oyuncusunun Galatasaray’a katıldığı uluslararası kaynaklarda da yer alırken, 22 yaşındaki futbolcunun özellikle fizik gücü, top kazanma becerisi ve merkezde sağlayacağı dirençle sarı-kırmızılıların orta saha rotasyonuna farklı bir profil kazandırması bekleniyor.</p>

<p>Galatasaray cephesindeki asıl soru ise transfer döneminin bundan sonraki bölümünde ortaya çıkacak.</p>

<p>Sarı-kırmızılıların mevcut kadro kalitesi düşünüldüğünde yönetimin sayıdan çok doğrudan ilk 11 seviyesini yukarı taşıyabilecek fırsatlara yönelmesi şaşırtıcı olmayacak. Özellikle olası oyuncu satışları, transfer stratejisinin yönünü değiştirebilir.</p>

<p>Fenerbahçe’den ağır toplar</p>

<p>Fenerbahçe ise transfer döneminin en dikkat çekici kadro operasyonlarından birine imza attı.</p>

<p>Sarı-lacivertlilerin kadrosuna kattığı isimler arasında:</p>

<p>Romelu Lukaku<br />
Vedat Muriqi<br />
Nathan Aké<br />
Mason Greenwood</p>

<p>yer alıyor.</p>

<p>Özellikle Lukaku transferi Avrupa basınında da geniş yankı buldu. Son günlerde yayımlanan haberlerde Fenerbahçe ile Napoli arasında transfer konusunda anlaşmaya varıldığı aktarılırken, Lukaku’nun gelişi sarı-lacivertlilerin hücum hattındaki rekabeti bambaşka bir seviyeye taşıyor.</p>

<p>Nathan Aké hamlesi savunmada üst düzey tecrübe anlamına gelirken Mason Greenwood hücumun farklı bölgelerinde kullanılabilecek önemli bir seçenek oluşturuyor. Vedat Muriqi ise Süper Lig’i yakından tanıması ve ceza sahasındaki etkinliğiyle farklı bir santrfor alternatifi sunuyor.</p>

<p>Fenerbahçe’nin bundan sonraki transfer politikasında ise kadroya oyuncu eklemek kadar mevcut yıldızların rol dağılımını belirlemek önem kazanacak.</p>

<p>Beşiktaş bombayı Vlahovic ile patlattı</p>

<p>Beşiktaş transfer döneminin en iddialı takımlarından biri oldu.</p>

<p>Siyah-beyazlıların yeni isimleri arasında:</p>

<p>Dusan Vlahovic<br />
Kassoum Ouattara<br />
Doğan Alemdar<br />
Leandro Trossard<br />
Alexander Nübel<br />
Salih Özcan</p>

<p>bulunuyor.</p>

<p>Listenin zirvesinde kuşkusuz Dusan Vlahovic var.</p>

<p>Beşiktaş’ın Sırp santrforla anlaşmaya vardığı ve oyuncunun bugün İstanbul’a gelmesinin beklendiği bildirildi. Böylece siyah-beyazlılar hücum hattına Avrupa futbolunun en tanınmış santrforlarından birini eklemiş oldu.</p>

<p>Trossard hücum hattında teknik kapasite ve çok yönlülük, Salih Özcan orta sahada mücadele gücü, Nübel ile Doğan Alemdar ise kalede ciddi bir rekabet anlamına geliyor.</p>

<p>Beşiktaş’ın transfer planlamasındaki dikkat çekici nokta yalnızca isimlerin büyüklüğü değil. Siyah-beyazlı yönetim kadronun farklı bölgelerini aynı pencere içerisinde değiştiren daha geniş kapsamlı bir operasyona yönelmiş durumda.</p>

<p>Trabzonspor transfer döneminin en büyük operasyonlarından birini yaptı</p>

<p>Transfer yazının en şaşırtıcı tablosu ise Trabzon’da ortaya çıktı.</p>

<p>Trabzonspor’un kadrosuna kattığı isimler arasında:</p>

<p>Mohamed Salah<br />
Ernest Muçi<br />
Noah Saviolo<br />
Sidny Lopes Cabral<br />
Melih Kabasakal<br />
Rene Mitongo<br />
Ruslan Malinovskyi<br />
Samet Akaydin<br />
Thierry Karadeniz<br />
Andre Onana<br />
Aral Şimşir<br />
Cenk Özkacar<br />
Metehan Mimaroğlu</p>

<p>yer alıyor.</p>

<p>Bu listenin başındaki Mohamed Salah transferi tek başına Türk futbolunun uluslararası görünürlüğünü değiştirebilecek büyüklükte.</p>

<p>Salah’ın Liverpool sonrasında Trabzonspor’a geçtiği uluslararası transfer veri kaynaklarında ve yabancı basında da yer aldı. Karadeniz temsilcisinin bu hamlesi, yalnızca sportif açıdan değil kulübün küresel marka değeri açısından da transfer döneminin en büyük dosyalarından biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Ancak Trabzonspor’un operasyonunu yalnızca Salah üzerinden değerlendirmek eksik kalır.</p>

<p>Ernest Muçi, Aral Şimşir, Sidny Lopes Cabral, Cenk Özkacar, Samet Akaydin ve Ruslan Malinovskyi gibi isimler kadronun farklı bölgelerinde seçenekleri artırıyor. Andre Onana hamlesi de kaleci rotasyonunda çok önemli bir değişime işaret ediyor.</p>

<p>Trabzonspor böylece tek bir yıldız transferinden ziyade kadronun neredeyse tamamına yayılan geniş kapsamlı bir dönüşüm gerçekleştirmiş durumda.</p>

<p>Asıl transfer savaşı şimdi başlayabilir</p>

<p>Dört büyük kulübün yaptığı hamlelere bakıldığında transfer döneminin önemli bölümü tamamlanmış görünse de kulislerde asıl hareketliliğin kadrolardaki ayrılıklar sonrasında yaşanabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Burada kritik başlık denge olacak.</p>

<p>Çünkü büyük isimleri kadroya katmak transfer operasyonunun yalnızca ilk aşaması. Teknik direktörlerin ellerindeki geniş kadroları nasıl yönetecekleri, hangi futbolcuların ilk 11’de oynayacağı ve yüksek maliyetli oyuncular arasındaki forma rekabetinin nasıl yönetileceği sezonun kaderini belirleyebilir.</p>

<p>Özellikle Avrupa kupalarında ilerlemeyi hedefleyen takımlar açısından geniş kadro önemli bir avantaj sağlıyor. Buna karşılık aynı pozisyonda fazla sayıda üst düzey oyuncunun bulunması yeni ayrılıkların kapısını da açabilir.</p>

<p>Kulislerde üç kritik alan</p>

<p>Transfer döneminin kalan bölümünde dört büyük kulüp açısından üç başlık öne çıkıyor:</p>

<p>Fırsat transferleri: Avrupa’nın büyük liglerinde kadro dışında kalan yıldızlar için transfer döneminin son haftaları yeni fırsatlar doğurabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrılıklar: Yeni transferlerin ardından forma şansı azalan oyuncular için kiralama veya bonservisli ayrılık seçenekleri gündeme gelebilir.</p>

<p>Avrupa planlaması: Kulüplerin yalnızca Süper Lig’i değil, Avrupa kupalarının yoğun maç takvimini düşünerek iki farklı 11’e yaklaşabilecek derinlikte kadrolar kurmak istediği görülüyor.</p>

<p>Bu nedenle şu ana kadar açıklanan yıldızlar transfer döneminin finali olmayabilir.</p>

<p>Son günler yeni bir sürprize gebe.</p>

<p>Süper Lig’in marka değeri için tarihi fırsat</p>

<p>Lukaku, Salah, Vlahovic, Aké, Greenwood ve Trossard gibi uluslararası çapta tanınan oyuncuların aynı dönemde Türkiye’de forma giyecek olması Süper Lig açısından yalnızca sportif bir gelişme değil.</p>

<p>Yayın haklarından uluslararası medya görünürlüğüne, forma satışlarından sponsorluklara kadar geniş bir ekonomik alanı etkileyebilecek yeni bir vitrin oluşuyor.</p>

<p>Şimdi sıra sahada.</p>

<p>Transfer masasındaki yıldız savaşının gerçek kazananını isimlerin büyüklüğü değil, sezon sonunda ortaya çıkacak futbol belirleyecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dort-buyukler-avrupayi-salladi-iste-galatasaray-fenerbahce-besiktas-ve-trabzonsporun-transferleri</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 19:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7979.jpeg" type="image/jpeg" length="72882"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’tan dünya çapında transfer: Dusan Vlahovic için resmi açıklama]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktastan-dunya-capinda-transfer-dusan-vlahovic-icin-resmi-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktastan-dunya-capinda-transfer-dusan-vlahovic-icin-resmi-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş, dünya futbolunun önemli santrforları arasında gösterilen Sırp golcü Dusan Vlahovic’in transferi için resmi adımı attı. Siyah-beyazlı kulüp, 26 yaşındaki futbolcuyla transfer görüşmelerine başlandığını kamuoyuna duyurdu. Vlahovic’in İstanbul’a gelerek transfer sürecini tamamlaması bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’tan dünya çapında transfer: Dusan Vlahovic için resmi açıklama</p>

<p>Beşiktaş, uzun süredir gündeminde bulunan Dusan Vlahovic transferinde mutlu sona çok yaklaştı.</p>

<p>Siyah-beyazlı kulüp, Sırp santrforun transferi konusunda resmi açıklama yaparak görüşmelere başlandığını bildirdi.</p>

<p>Beşiktaş Futbol A.Ş. tarafından yapılan açıklamayla birlikte transfer süreci resmiyet kazanırken, 26 yaşındaki yıldız futbolcunun İstanbul’a gelerek işlemlerini tamamlaması bekleniyor.</p>

<p>Beşiktaş resmen duyurdu</p>

<p>Beşiktaş’ın yaptığı resmi bildirimde, profesyonel futbolcu Dusan Vlahovic’in transferi konusunda görüşmelere başlandığı açıklandı.</p>

<p>Böylece son günlerde Avrupa ve Türk spor basınında geniş yer bulan transfer iddialarında kulüpten ilk resmi doğrulama gelmiş oldu.</p>

<p>Transferin sözleşme ve tescil işlemlerinin tamamlanmasının ardından Beşiktaş’ın Vlahovic için kapsamlı bir açıklama yapması bekleniyor.</p>

<p>3 yıllık anlaşma iddiası</p>

<p>Spor basınında yer alan bilgilere göre Beşiktaş ile Vlahovic arasında 3 yıllık sözleşme konusunda anlaşmaya varıldı.</p>

<p>Ancak sözleşmenin süresi, ücret ve diğer mali ayrıntılar konusunda Beşiktaş’ın nihai resmi açıklaması esas alınacak.</p>

<p>Serie A’da dikkatleri üzerine çekti</p>

<p>28 Ocak 2000 tarihinde Belgrad’da dünyaya gelen Dusan Vlahovic, Avrupa futbolunda özellikle Fiorentina formasıyla gösterdiği performansla adından söz ettirdi.</p>

<p>Partizan altyapısından yetişen Sırp golcü, 2018 yılında Fiorentina’ya transfer oldu. İtalya’da yükselişe geçen Vlahovic, 2020-21 sezonunda Serie A’da attığı 21 golle ligin en dikkat çekici genç forvetlerinden biri haline geldi.</p>

<p>Bu performansının ardından Juventus, Ocak 2022’de Vlahovic’i kadrosuna kattı.</p>

<p>Juventus kariyerinde 60’ın üzerinde gol</p>

<p>Vlahovic, Juventus formasıyla tüm kulvarlarda 160’ın üzerinde karşılaşmaya çıkarken 60’ın üzerinde gol kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1.90 metre boyundaki Sırp santrfor; fizik gücü, sol ayağı, hava toplarındaki etkinliği ve ceza sahası içindeki bitiriciliğiyle tanınıyor.</p>

<p>Vlahovic aynı zamanda uzun yıllardır Sırbistan Milli Takımı’nın hücum hattındaki önemli isimleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Beşiktaş hücum hattına büyük takviye</p>

<p>Vlahovic transferinin tamamlanması halinde Beşiktaş, yalnızca Süper Lig için değil Avrupa kupaları hedefi açısından da önemli bir hücum oyuncusunu kadrosuna katmış olacak.</p>

<p>Henüz 26 yaşında olan Sırp golcünün Avrupa’nın üst düzey liglerindeki tecrübesi, transferi siyah-beyazlıların yaz dönemindeki en dikkat çekici hamlelerinden biri haline getiriyor.</p>

<p>Beşiktaş cephesinde artık gözler transferin tamamlanmasının ardından yapılacak nihai açıklamaya çevrildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktastan-dunya-capinda-transfer-dusan-vlahovic-icin-resmi-aciklama</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 18:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7976.jpeg" type="image/jpeg" length="66887"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Napoli ile Anlaşma Sağlandı: Romelu Lukaku’nun Yeni Adresi Fenerbahçe]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/napoli-ile-anlasma-saglandi-romelu-lukakunun-yeni-adresi-fenerbahce</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/napoli-ile-anlasma-saglandi-romelu-lukakunun-yeni-adresi-fenerbahce" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe, dünyaca ünlü Belçikalı golcü Romelu Lukaku transferinde sona geldi. İtalyan basınına göre sarı-lacivertliler Napoli ile 6 milyon euro garanti ücret ve bonuslar karşılığında anlaşmaya vardı. 33 yaşındaki yıldızın sağlık kontrollerinin ardından İstanbul’a gelerek transfer sürecini tamamlaması bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fenerbahçe’den ses getiren Lukaku hamlesi</p>

<p>Fenerbahçe, hücum hattına dünya futbolunun en tanınmış golcülerinden birini katmaya hazırlanıyor.</p>

<p>Sarı-lacivertlilerin bir süredir transferi için görüşmeler yürüttüğü Romelu Lukaku konusunda Napoli ile anlaşmaya vardığı bildirildi.</p>

<p>İtalya’dan gelen son bilgiler, transfer görüşmelerinin artık son aşamaya ulaştığını gösteriyor.</p>

<p>La Gazzetta dello Sport ve Football Italia’nın aktardığı bilgilere göre Fenerbahçe ile Napoli, Belçikalı santrforun bonservisi konusunda el sıkıştı.</p>

<p>Bonservis bedeli belli oldu</p>

<p>İtalyan kaynaklarına göre Fenerbahçe, Lukaku için Napoli’ye 6 milyon euro garanti bonservis bedeli ödeyecek.</p>

<p>Bonusların devreye girmesi halinde transfer paketinin yaklaşık 9 milyon euroya ulaşabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Transferin Napoli açısından bir başka dikkat çekici yönü ise Chelsea’nin Lukaku’nun sonraki satışından pay alma hakkının bulunması. İtalyan basını, Napoli’nin elde edeceği bonservis gelirinin bir bölümünü Chelsea ile paylaşacağını bildiriyor.</p>

<p>Sağlık kontrolleri gündemde</p>

<p>Lukaku’nun Fenerbahçe transferi öncesinde kapsamlı sağlık kontrollerinden geçirilmesinin planlandığı belirtildi.</p>

<p>Football Italia’nın 12 Ağustos tarihli son haberine göre Fenerbahçe, Belçikalı golcünün İstanbul’a gelişi için özel uçak hazırladı.</p>

<p>Bu gelişme, transfer operasyonunun artık imza aşamasına yaklaştığını gösteren en güçlü işaretlerden biri oldu.</p>

<p>Sözleşme konusunda farklı bilgiler var</p>

<p>Lukaku’nun Fenerbahçe ile yapacağı sözleşmenin süresi konusunda kaynaklarda farklı bilgiler bulunuyor.</p>

<p>Bazı haberlerde 1+1 yıllık sözleşme üzerinde anlaşmaya varıldığı belirtilirken, İtalyan kaynaklarında iki yıllık kontrat bilgisi de yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle sözleşmenin kesin süresi ve mali şartlarının Fenerbahçe tarafından yapılacak resmi açıklamayla netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>“Fenerbahçe açıkladı” iddiasına dikkat</p>

<p>Sosyal medyada kısa sürede yayılan bazı paylaşımlarda Fenerbahçe’nin Lukaku ile 1+1 yıllık sözleşme imzalandığını resmen duyurduğu öne sürüldü.</p>

<p>Ancak yapılan kontrollerde transferin tamamlanmak üzere olduğuna ilişkin çok sayıda güçlü kaynak bulunmasına rağmen, Fenerbahçe’nin sözleşmenin imzalandığını duyurduğu resmi açıklama teyit edilemedi.</p>

<p>Bu nedenle transferi şu aşamada “Fenerbahçe resmen açıkladı” şeklinde duyurmak yerine, “Fenerbahçe Lukaku transferinde sona geldi” ifadesini kullanmak daha doğru görünüyor.</p>

<p>Napoli ile anlaşma güçlü kaynaklarda doğrulandı</p>

<p>Transferde en önemli nokta ise Napoli ile anlaşmanın sağlanmış olması.</p>

<p>İtalyan futbolunun önde gelen yayın organlarından La Gazzetta dello Sport, Lukaku’nun Fenerbahçe’ye transfer olmaya hazır olduğunu ve Napoli’nin 6 milyon euro artı bonuslar karşılığında oyuncunun ayrılığına onay verdiğini bildirdi.</p>

<p>Football Italia da kulüpler arasındaki anlaşmayı doğrularken transfer paketinin bonuslarla birlikte yaklaşık 9 milyon euro seviyesine çıkabileceğini aktardı.</p>

<p>Lukaku’nun sağlık kontrollerinin ardından İstanbul’a hareket etmesi bekleniyor.</p>

<p>Avrupa’nın devlerinde oynadı</p>

<p>13 Mayıs 1993 doğumlu olan 33 yaşındaki Romelu Lukaku, Avrupa futbolunun son 15 yılına damga vuran santrforlardan biri.</p>

<p>Profesyonel kariyerine Anderlecht’te başlayan Belçikalı yıldız daha sonra Chelsea, West Bromwich Albion, Everton, Manchester United, Inter, Roma ve Napoli formalarını giydi.</p>

<p>Özellikle Inter dönemindeki performansıyla İtalya’da büyük başarı yakalayan Lukaku, 2024 yılında Chelsea’den Napoli’ye transfer olmuştu.</p>

<p>Belçika Milli Takımı’nın da tarihindeki en önemli golcülerinden biri olan Lukaku, fizik gücü, ceza sahasındaki etkinliği ve bitiriciliğiyle tanınıyor.</p>

<p>Gözler resmi açıklamada</p>

<p>Napoli ile bonservis konusunda anlaşılması ve Lukaku’nun Fenerbahçe’ye gelmeyi kabul etmesinin ardından transferde artık son prosedürlerin tamamlanması bekleniyor.</p>

<p>Sağlık kontrolleri, İstanbul’a geliş ve sözleşmenin imzalanmasının ardından Fenerbahçe’nin transferi kamuoyuna duyurması bekleniyor.</p>

<p>Sarı-lacivertli taraftarların gözü şimdi İstanbul’a çevrildi.</p>

<p>Romelu Lukaku transferinin tamamlanması halinde Fenerbahçe, Avrupa futbolunun en tanınmış santrforlarından birini kadrosuna katmış olacak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>La Gazzetta dello Sport</li>
 <li>Football Italia</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/napoli-ile-anlasma-saglandi-romelu-lukakunun-yeni-adresi-fenerbahce</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 18:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7975.jpeg" type="image/jpeg" length="59586"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kalça ve Dizlerinizi Yıllarca Korumak İçin: Yaş Aldıkça Önem Kazanan 10 Alışkanlık]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kalca-ve-dizlerinizi-yillarca-korumak-icin-yas-aldikca-onem-kazanan-10-aliskanlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kalca-ve-dizlerinizi-yillarca-korumak-icin-yas-aldikca-onem-kazanan-10-aliskanlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eklem sağlığını korumak yalnızca ağrı başladığında önlem almak demek değil. Düzenli hareketten kas gücüne, kilodan uykuya kadar günlük alışkanlıklar ilerleyen yaşlarda hareket kabiliyetini etkileyebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sabah yataktan kalktığınızda dizlerin ilk birkaç adımda biraz tutuk olması, uzun süre oturduktan sonra doğrulurken zorlanmak ya da merdiven çıkarken eskisine göre daha fazla efor harcamak…</p>

<p>Yaş ilerledikçe kas-iskelet sisteminde değişiklikler ortaya çıkabiliyor. Ancak diz, kalça, omuz ve diğer eklemlerde yaşanan her sorunu “yaşlanmanın doğal sonucu” olarak kabul etmek doğru değil.</p>

<p>Eklem sağlığı yalnızca kıkırdaktan ibaret değil. Kaslar, kemikler, bağlar, tendonlar ve eklemin hareketini sağlayan diğer yapılar birlikte çalışan bir sistem oluşturuyor. Bu nedenle eklemleri korumanın yolu da tek bir besinden, takviyeden veya egzersizden geçmiyor.</p>

<p>Bilimsel rehberler özellikle düzenli fiziksel aktiviteyi, kasların korunmasını ve gerektiğinde kilo yönetimini öne çıkarıyor. Beslenme, uyku ve günlük hareket alışkanlıkları ise bu temeli tamamlıyor.</p>

<p>İşte yaş aldıkça hareket kabiliyetini korumaya yardımcı olabilecek 10 önemli alışkanlık.</p>

<p>1. Her gün hareket edin: Eklemler hareketsizliği sevmiyor</p>

<p>Eklem sağlığı için yapılabilecek en basit şeylerden biri yürümek.</p>

<p>Hareket, eklemlerin normal işlevinin sürdürülmesine yardımcı olurken çevresindeki kasların da aktif kalmasını sağlar. Düzenli fiziksel aktivite dengeyi, dayanıklılığı ve günlük hareket kapasitesini destekler.</p>

<p>Özellikle diz ve kalça osteoartritinde, yani halk arasında sıklıkla “kireçlenme” olarak adlandırılan durumda, uygun egzersiz temel yaklaşımlar arasında kabul ediliyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü yetişkinlere haftada 150-300 dakika orta şiddette aerobik aktivite öneriyor.</p>

<p>Ancak bu rakam hareketsiz bir insan için başlangıç çizgisi olmak zorunda değil.</p>

<p>Günde kısa yürüyüşlerle başlayıp süreyi kademeli artırmak da değerlidir. Asıl hedef bir gün çok yürüyüp sonraki günleri koltukta geçirmek değil, hareketi hayatın düzenli bir parçası haline getirmektir.</p>

<p>2. Kaslarınızı koruyun: Eklemin görünmeyen destek sistemi</p>

<p>Yaş ilerledikçe kas kütlesi ve kas gücü azalabilir. Bu süreç ileri düzeye ulaştığında günlük hareketleri, dengeyi ve bağımsız yaşamı bile etkileyebilir.</p>

<p>Kasların güçlü olması eklemlerin çevresindeki mekanik desteği artırır.</p>

<p>Özellikle uyluğun ön bölümündeki kaslar dizin, kalça çevresindeki kaslar ise alt vücudun hareket kontrolünde önemli rol oynar.</p>

<p>Bu nedenle kuvvet egzersizleri yalnızca vücut geliştirmek isteyenlere ait değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dünya Sağlık Örgütü yetişkinlerin büyük kas gruplarını çalıştıran kuvvet egzersizlerini haftada en az iki gün yapmasını öneriyor.</p>

<p>Bunun için mutlaka ağır halterler gerekmez. Vücut ağırlığı, direnç bantları veya kişinin kapasitesine uygun ağırlıklar kullanılabilir.</p>

<p>Önemli olan yükü kontrollü ve kademeli artırmaktır.</p>

<p>3. Fazla kiloyu yalnızca tartı meselesi olarak görmeyin</p>

<p>Vücut ağırlığı özellikle diz ve kalça gibi yük taşıyan eklemler açısından önemlidir.</p>

<p>Fazla kilo yürürken, merdiven çıkarken ve günlük hareketlerde bu eklemlerin taşıdığı mekanik yükü artırabilir. Obezite aynı zamanda diz osteoartriti için önemli risk faktörlerinden biridir.</p>

<p>Bu nedenle fazla kilolu veya obez kişilerde kilo yönetimi birçok osteoartrit rehberinde temel yaklaşımlar arasında yer alıyor.</p>

<p>Burada amaç kısa sürede mümkün olduğunca fazla kilo vermek değildir.</p>

<p>Özellikle ileri yaşlarda hızlı kilo kaybı sırasında kas dokusunun korunması önemlidir. Bu nedenle yeterli beslenme, uygun protein alımı ve direnç egzersizi kilo yönetiminin önemli parçalarıdır.</p>

<p>Kilo verirken kası da kaybetmek, tartıda iyi görünen ancak hareket sistemi açısından istenmeyen bir sonuç doğurabilir.</p>

<p>4. Proteini ihmal etmeyin: Eklem kadar kası da düşünün</p>

<p>Eklem sağlığı konuşulurken bütün dikkat kıkırdağa yöneliyor. Oysa yaş ilerledikçe kas dokusunu korumak da hareket kabiliyeti açısından kritik hale geliyor.</p>

<p>Protein, kas dokusunun yapımı ve korunması için gerekli temel besin öğelerinden biridir.</p>

<p>Yumurta, süt ve yoğurt gibi süt ürünleri, balık, tavuk, et, mercimek, nohut, kuru fasulye ve diğer protein kaynakları dengeli beslenmenin parçaları olabilir.</p>

<p>Burada “ne kadar çok protein, o kadar güçlü eklem” gibi bir denklem yoktur.</p>

<p>İhtiyaç kişinin yaşına, kilosuna, fiziksel aktivitesine ve sağlık durumuna göre değişebilir. Özellikle böbrek hastalığı gibi bazı durumlarda protein miktarının kişiye özel değerlendirilmesi gerekebilir.</p>

<p>Asıl hedef, yaş ilerlerken yeterli beslenme ile kuvvet egzersizini birlikte düşünmektir.</p>

<p>5. Omega-3 faydalı olabilir ama eklem ilacı değildir</p>

<p>Somon, sardalya ve uskumru gibi yağlı balıklar omega-3 yağ asitlerinin önemli kaynaklarıdır. Ceviz, chia ve keten tohumu da bitkisel omega-3 sağlar.</p>

<p>Omega-3 yağ asitları inflamasyonla ilişkili biyolojik süreçlerdeki rolleri nedeniyle eklem hastalıklarında uzun süredir araştırılıyor.</p>

<p>Osteoartritli kişiler üzerinde yapılan araştırmaların bir bölümünde ağrı ve eklem fonksiyonunda mütevazı iyileşmeler bildirilmiş olsa da sonuçlar tamamen tutarlı değil.</p>

<p>Bu nedenle omega-3 için “kıkırdağı yeniler” veya “eklem ağrısını geçirir” demek doğru olmaz.</p>

<p>Daha sağlam yaklaşım, omega-3 içeren besinleri genel olarak sağlıklı beslenmenin parçalarından biri olarak görmektir.</p>

<p>Takviyeler ise ayrı değerlendirilmelidir. Özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan kişiler dahil bazı gruplarda yüksek doz takviyeler gelişigüzel kullanılmamalıdır.</p>

<p>6. Tabağınızı renklendirin ama mucize meyve aramayın</p>

<p>Çilek, yaban mersini, böğürtlen ve ahududu gibi renkli meyveler çeşitli polifenoller ve antosiyaninler içerir.</p>

<p>Bu maddeler antioksidan özellikleri ve inflamasyonla ilişkili biyolojik mekanizmalardaki rolleri nedeniyle araştırılıyor.</p>

<p>Diz osteoartriti bulunan kişilerde yaban mersini tüketimini inceleyen küçük klinik araştırmalarda bazı olumlu sonuçlar bildirilmiş olsa da kanıtlar tek bir besini eklem hastalıklarının tedavisi olarak önermek için yeterli değil.</p>

<p>Buradaki önemli nokta tek bir “süper besin” bulmak değil.</p>

<p>Sebze, meyve, baklagiller, tam tahıllar, balık, sağlıklı yağ kaynakları ve yeterli protein içeren dengeli bir beslenme düzeni genel sağlık açısından daha anlamlıdır.</p>

<p>Bir avuç yaban mersini faydalı bir besin olabilir, fakat aşınmış kıkırdağı yeniden inşa eden bir ilaç değildir.</p>

<p>7. Susuz kalmayın ama suyu eklem tedavisine dönüştürmeyin</p>

<p>Kıkırdak dokusunun önemli bir bölümünü su oluşturur. Buradan hareketle sosyal medyada sık sık “çok su içmek eklemleri yağlar” veya “kıkırdağı yeniler” gibi iddialar ortaya çıkıyor.</p>

<p>Bu ifadeler bilimsel gerçeği fazla basitleştiriyor.</p>

<p>Yeterli sıvı almak vücudun normal işleyişi açısından gereklidir. Ancak normal ihtiyacın üzerinde su içmenin osteoartriti önlediğini veya hasarlı kıkırdağı onardığını gösteren güçlü klinik kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle hedef susuz kalmamak olmalı, litre yarışına girmek değil.</p>

<p>Üstelik herkesin sıvı ihtiyacı aynı değildir. Yaş, aktivite, hava sıcaklığı, beslenme, kullanılan ilaçlar ve hastalıklar ihtiyacı değiştirebilir.</p>

<p>Kalp veya böbrek hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması bulunan kişiler için gelişigüzel “daha fazla su için” önerisi uygun olmayabilir.</p>

<p>8. D vitamini ve kemik sağlığını eklem sağlığıyla karıştırmayın</p>

<p>D vitamini kemik ve kas sağlığı açısından önemlidir.</p>

<p>Ancak burada sık yapılan bir hata var: D vitamini kemikler için gerekli olduğundan, fazladan D vitamini almanın eklem kıkırdağını koruyacağı veya osteoartriti tedavi edeceği düşünülüyor.</p>

<p>Bu doğru değil.</p>

<p>D vitamini eksikliği bulunan kişilerde eksikliğin uygun şekilde giderilmesi önemlidir. Fakat D vitamini takviyesini doğrudan “kireçlenme tedavisi” olarak görmek için yeterli kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Benzer şekilde kalsiyum da kemik sağlığında önemli olsa da eklem kıkırdağını yenileyen bir madde değildir.</p>

<p>Kemik sağlığı ile eklem sağlığı birbirine yakın komşulardır, fakat aynı ev değildir.</p>

<p>9. Uzun süre aynı pozisyonda kalmayın</p>

<p>Egzersiz yapmak kadar günün geri kalanını nasıl geçirdiğimiz de önemli.</p>

<p>Sabah yarım saat yürüyüp günün geri kalanında saatlerce hiç kalkmadan oturmak ideal bir hareket düzeni değildir.</p>

<p>Uzun süre aynı pozisyonda kalmak özellikle eklem sertliği yaşayan kişilerde rahatsızlığı artırabilir.</p>

<p>Masa başında çalışanların gün içine kısa hareket molaları eklemesi, ayağa kalkması, birkaç dakika yürümesi ve pozisyon değiştirmesi yararlı bir alışkanlık olabilir.</p>

<p>Burada amaç her yarım saatte bir spor yapmak değil.</p>

<p>Vücudu saatler boyunca tek pozisyona kilitlememek yeterli bir başlangıçtır.</p>

<p>10. Denge ve hareket açıklığını unutmayın</p>

<p>Yaş ilerledikçe yalnızca kas gücü değil, denge ve koordinasyon da önem kazanıyor.</p>

<p>Özellikle ileri yaşlarda denge çalışmaları düşme riskini azaltmaya yönelik fiziksel aktivite programlarının önemli parçalarından biridir.</p>

<p>Tai chi, yoga veya kişinin fiziksel durumuna uygun denge egzersizleri bu amaçla kullanılabilir.</p>

<p>Esneklik ve hareket açıklığı çalışmaları da günlük hareketlerin rahat yapılmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Ancak ağrılı bir eklemi zorlayarak mümkün olan en geniş açıya getirmeye çalışmak doğru değildir. “Ne kadar esnersem o kadar sağlıklıyım” düşüncesi de her kişi için geçerli değildir.</p>

<p>Hedef, ağrısız ve işlevsel hareket kapasitesini korumaktır.</p>

<p>Uyku da hareket sisteminin sessiz ortaklarından biri</p>

<p>Eklem sağlığında uyku genellikle listenin dışında kalır.</p>

<p>Oysa kronik ağrı ile uyku arasında çift yönlü bir ilişki bulunuyor. Ağrı uykuyu bozabilir, yetersiz veya kalitesiz uyku da ağrının daha yoğun algılanmasıyla ilişkili olabilir.</p>

<p>Bu nedenle eklem ağrısı yaşayan birinin yalnızca dizine veya kalçasına değil, uyku düzenine de bakmak gerekebilir.</p>

<p>Düzenli uyku saatleri, yeterli uyku süresi ve uyku bozukluklarının değerlendirilmesi genel sağlık açısından önem taşır.</p>

<p>Özellikle uzun süren ağrıya ciddi uyku bozukluğu eşlik ediyorsa iki sorun birbirinden bağımsız düşünülmemelidir.</p>

<p>Sigara yalnızca akciğerleri ilgilendirmiyor</p>

<p>Sigaranın zararları çoğunlukla kanser, kalp ve akciğer hastalıkları üzerinden anlatılıyor.</p>

<p>Oysa tütün kullanımı kemik ve kas-iskelet sistemi açısından da önem taşıyor. Sigara kemik sağlığı, kırık iyileşmesi ve cerrahi sonrası iyileşme süreçleri açısından olumsuz sonuçlarla ilişkilendirilmiştir.</p>

<p>Bu nedenle sigaradan uzak durmak yalnızca kalp ve akciğerler için değil, sağlıklı yaşlanmanın bütünü açısından önemlidir.</p>

<p>Eski sakatlıkları küçümsemeyin</p>

<p>Genç yaşta geçirilen ciddi diz yaralanmaları yıllar sonra unutulabilir, fakat eklem her zaman unutmaz.</p>

<p>Özellikle ön çapraz bağ ve menisküs gibi diz yapılarındaki ciddi yaralanmalar ilerleyen yıllarda osteoartrit riskinin artmasıyla ilişkilidir.</p>

<p>Bu nedenle spor sırasında yaralanmaları önlemek, yaralanma sonrasında uygun rehabilitasyonu tamamlamak ve hareket kontrolünü yeniden kazanmak uzun vadeli eklem sağlığının parçalarıdır.</p>

<p>“Nasıl olsa ağrım geçti” diyerek rehabilitasyonu yarıda bırakmak her zaman iyi bir fikir olmayabilir.</p>

<p>Ayakkabı önemli ama pahalı olması gerekmiyor</p>

<p>Eklem ağrısı yaşayan kişiler için internette “ortopedik”, “eklem dostu” veya “diz koruyucu” adı altında çok sayıda ürün satılıyor.</p>

<p>Ayakkabının rahat, ayağa uygun ve yapılan aktiviteye elverişli olması önemlidir. Ancak pahalı bir ayakkabının veya özel tabanlığın herkesin diz ağrısını ortadan kaldıracağı düşüncesi doğru değildir.</p>

<p>Bazı kişiler belirli ayakkabı veya ortezlerden yarar görebilirken herkes için tek bir doğru model bulunmaz.</p>

<p>Özellikle ayak yapısında belirgin sorun, yürüme bozukluğu veya sürekli ağrı varsa kişiye özel değerlendirme daha anlamlıdır.</p>

<p>Eklemden ses gelmesi kireçlenme anlamına mı geliyor?</p>

<p>Dizden çıtırtı, tıkırtı veya başka sesler gelmesi oldukça yaygındır.</p>

<p>Tek başına ses duyulması mutlaka eklemin hasar gördüğü anlamına gelmez.</p>

<p>Daha önemli olan sese ağrı, şişlik, hareket kısıtlılığı, kilitlenme veya eklemin boşalacakmış gibi olması gibi belirtilerin eşlik edip etmediğidir.</p>

<p>Ağrısız bir çıtırtıyla, günlük hayatı engelleyen ağrılı ve şiş bir diz aynı şey değildir.</p>

<p>Ağrı varken egzersiz yapılır mı?</p>

<p>Bu sorunun tek kelimelik cevabı yok.</p>

<p>Osteoartrit dahil birçok kas-iskelet sistemi probleminde uygun egzersiz tedavinin önemli bir parçasıdır. Ancak egzersizin türü, şiddeti ve ilerleme hızı kişinin durumuna göre değişir.</p>

<p>Hafif bir rahatsızlık ile egzersiz sırasında ortaya çıkan keskin ve giderek artan ağrıyı birbirinden ayırmak gerekir.</p>

<p>Yeni başlayan ciddi ağrı, belirgin şişlik, yakın zamanda geçirilmiş travma veya eklemin işlevinde ani değişiklik varsa “hareket iyidir” diyerek zorlamaya devam etmek yerine nedenin değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Eklem takviyeleri gerçekten gerekli mi?</p>

<p>Glukozamin, kondroitin, kolajen ve çeşitli bitkisel ürünler eklem sağlığı için yaygın biçimde pazarlanıyor.</p>

<p>Burada bilimsel kanıtlar ürün ve kullanım amacı açısından değişkenlik gösteriyor.</p>

<p>Bazı çalışmalarda belirli ürünlerle ağrıda küçük iyileşmeler bildirilirken, diğer araştırmalarda anlamlı yarar gösterilememiştir. Üstelik piyasadaki ürünlerin içerikleri ve dozları da birbirinden farklı olabilir.</p>

<p>Bu nedenle “eklem takviyesi kullanırsanız kıkırdak yeniden oluşur” şeklindeki vaatlere temkinli yaklaşmak gerekir.</p>

<p>Takviyeler düzenli egzersizin, kilo yönetiminin veya gerekli tıbbi tedavinin yerine geçmez.</p>

<p>“Yaşlandım, dizlerimin ağrıması normal” demeyin</p>

<p>Yaş ilerledikçe osteoartrit görülme olasılığı artar. Ancak her eklem ağrısını yaşlanmaya bağlamak önemli sorunların gözden kaçmasına neden olabilir.</p>

<p>Eklem ağrısı osteoartrit dışında yaralanmalar, tendon sorunları, romatizmal hastalıklar, kristal artritleri ve daha nadiren enfeksiyonlar gibi farklı nedenlerden kaynaklanabilir.</p>

<p>Özellikle eklemde ani ve şiddetli ağrı, belirgin şişme, kızarıklık veya sıcaklık artışı; ateşle birlikte eklem ağrısı; ciddi travma sonrası üzerine basamama ya da eklem şeklinde belirgin değişiklik varsa gecikmeden değerlendirme gerekir.</p>

<p>Haftalar boyunca devam eden, giderek artan veya günlük yaşamı belirgin biçimde kısıtlayan eklem ağrısı da yalnızca yaşa bağlanmamalıdır.</p>

<p>Eklemler için en güçlü reçete aslında bir yaşam biçimi</p>

<p>Eklem sağlığı söz konusu olduğunda insanın gözü kolayca bir kapsüle, özel bir içeceğe veya “kıkırdak yenileyen” olduğu iddia edilen yiyeceğe çevrilebiliyor.</p>

<p>Bilimsel tablo ise daha az gösterişli ama daha güçlü bir yere işaret ediyor.</p>

<p>Düzenli hareket etmek, kasları korumak, fazla kiloyu yönetmek, dengeli beslenmek, yeterli sıvı almak, uzun süre hareketsiz kalmamak, dengeyi geliştirmek, sigaradan uzak durmak ve yaralanmaları önemsemek…</p>

<p>Bunların hiçbiri bir gecede sonuç vaat etmiyor.</p>

<p>Fakat eklem sağlığı zaten bir gecelik proje değil. Asıl hedef yalnızca bugünkü diz ağrısını düşünmek değil; 60, 70 ve 80’li yaşlarda yürüyebilmek, merdiven çıkabilmek, alışverişini yapabilmek ve günlük hayatı mümkün olduğunca bağımsız sürdürebilmektir.</p>

<p>Yaş almak kaçınılmazdır. Hareketsiz yaş almak ise aynı ölçüde kaçınılmaz değildir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü – WHO Guidelines on Physical Activity and Sedentary Behaviour – 2020.</li>
 <li>National Institute for Health and Care Excellence – Osteoarthritis in Over 16s: Diagnosis and Management – NICE Guideline NG226 – 2022.</li>
 <li>American College of Rheumatology – 2019 American College of Rheumatology/Arthritis Foundation Guideline for the Management of Osteoarthritis of the Hand, Hip, and Knee – Kolasinski ve arkadaşları – 2020 – DOI: 10.1002/acr.24131</li>
 <li>Osteoarthritis and Cartilage – OARSI Guidelines for the Non-Surgical Management of Knee, Hip, and Polyarticular Osteoarthritis – Bannuru ve arkadaşları – 2019 – DOI: 10.1016/j.joca.2019.06.011</li>
 <li>Annals of the Rheumatic Diseases – EULAR Recommendations for the Non-Pharmacological Core Management of Hip or Knee Osteoarthritis – Fernandes ve arkadaşları – 2013 – DOI: 10.1136/annrheumdis-2012-202745</li>
 <li>Annals of the Rheumatic Diseases – Fish Oil in Knee Osteoarthritis: A Randomised Clinical Trial of Low Dose versus High Dose – Hill ve arkadaşları – 2016 – DOI: 10.1136/annrheumdis-2014-207169</li>
 <li>Nutrients – Blueberries Improve Pain, Gait Performance, and Inflammation in Individuals with Symptomatic Knee Osteoarthritis – Du ve arkadaşları – 2019 – DOI: 10.3390/nu11020290</li>
 <li>JAMA – Effect of Vitamin D Supplementation on Tibial Cartilage Volume and Knee Pain Among Patients With Symptomatic Knee Osteoarthritis – Jin ve arkadaşları – 2016 – DOI: 10.1001/jama.2015.19327</li>
 <li>British Journal of Sports Medicine – Risk of Knee Osteoarthritis After Different Types of Knee Injuries in Young Adults: A Population-Based Cohort Study – Snoeker ve arkadaşları – 2020 – DOI: 10.1136/bjsports-2019-100959</li>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü – Osteoarthritis – Sağlık Bilgilendirme Dokümanı – 2023.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kalca-ve-dizlerinizi-yillarca-korumak-icin-yas-aldikca-onem-kazanan-10-aliskanlik</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 18:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7958.jpeg" type="image/jpeg" length="98018"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[William Osler’in Tıp Tarihine Geçen Kırmızı Gül Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/william-oslerin-tip-tarihine-gecen-kirmizi-gul-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/william-oslerin-tip-tarihine-gecen-kirmizi-gul-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Modern tıp eğitiminin öncü isimlerinden William Osler’in, ölmek üzere olan küçük bir hastasını ziyaret ederken yanına kırmızı bir gül aldığı anlatılır. 1958’de yayımlanan bir tıp metninde aktarılan bu olayda Osler, çocuğu iyileştiremeyeceğini biliyordu; ancak korkusunu azaltmak için ölümden doğrudan söz etmek yerine solacak bir gül üzerinden yaşamın sona erişini anlatmayı seçti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><span style="font-size:15px">Sir William Osler ölmek üzere olan küçük bir hastasını ziyaret ediyordu. 1958 yılında Proceedings of the Royal Society of Medicine’da yayımlanan bir tıp metninde aktarılan anlatıya göre Osler, sonun yakın olduğunu biliyordu. Hastasının yanına giderken bahçesindeki güzel kırmızı güllerden birini kopardı ve cebine koydu. Amaç hastalığı tedavi etmek değil, küçük çocuğun korkusunu azaltmaktı. [1]</span></p>

<p>Bu hikâyenin önemli bir tarihçilik sınırı var. Olayın Osler tarafından yazılmış birinci el anlatımı doğrulanmış değil. Elimizdeki güçlü kayıt, Osler’in ölümünden yaklaşık 39 yıl sonra yayımlanan Ronald Gibson’ın aktarımı. Bu nedenle çocuğun adı, kesin yaşı, hastalığı, olayın tarihi ve nerede geçtiği konusunda belgelerin söylemediği ayrıntıları eklememek gerekiyor. [1]</p>

<h2>Cebinden kırmızı bir gül çıkardı</h2>

<p>Anlatıya göre Osler hasta odasına girdiğinde cebindeki kırmızı gülü çıkardı.</p>

<p>Çocuğa, bunun bahçesinde kalan yazın son güzel güllerinden biri olduğunu anlattı. Ardından gülü sanki canlıymış gibi hikâyeleştirdi ve küçük hastasını görmek için kendisiyle gelmek istediğini söyledi. [1]</p>

<p>Osler’in kullandığı dil doğrudan ölüm sözcüğüne dayanmıyordu. Bunun yerine kırmızı rengin ne insanların ne de çiçeklerin üzerinde sonsuza kadar kalamayacağını, hiç kimsenin istediği yerde sonsuza dek kalamayacağını çocuğun anlayabileceği bir hikâye üzerinden anlattı. [1]</p>

<p>Buradaki amaç biyolojik ölümü açıklamak değildi. Osler, yaklaşmakta olan ölümü korkutucu bir konuşmaya dönüştürmek yerine, çocuğun dünyasına ait bir simgeden yararlanmıştı.</p>

<h2>Tedavi yoksa hekimlik biter mi?</h2>

<p>Osler’in yaşadığı dönemde bugünkü yoğun bakım olanakları, modern antibiyotikler, gelişmiş ağrı tedavileri ve günümüz palyatif bakım sistemleri yoktu.</p>

<p>Hekimler, hastalığı durduramadıkları noktada çok daha sınırlı seçeneklerle karşı karşıya kalıyordu.</p>

<p>Osler’in yaklaşımını önemli kılan nokta da buydu. Hastalığın tedavi edilememesi, hastayla ilgilenmenin sona erdiği anlamına gelmiyordu.</p>

<p>Richard L. Golden’ın Osler’in ölüm ve ölmekte olan hastalara yaklaşımını incelediği çalışması, onun yalnızca tanı ve tedaviye değil, ölüm sürecinin fiziksel ve psikolojik yönlerine de ilgi gösterdiğini ortaya koyuyor. [2]</p>

<h2>486 ölmekte olan hastayı kaydetti</h2>

<p>Osler’in yaşam sonu bakıma ilgisi yalnızca anekdotlardan ibaret değildi.</p>

<p>Johns Hopkins Hospital’da 1900 ile 1904 yılları arasında ölmekte olan 486 hastaya ilişkin kayıt tuttu. Bu kayıtlar daha sonra Paul S. Mueller tarafından yeniden incelendi. [3]</p>

<p>Osler’in kendi değerlendirmesinde 104 hastada, yani yaklaşık yüzde 21’inde fiziksel, zihinsel veya ruhsal sıkıntı bildirilmişti. Mueller’in daha sonraki yeniden analizinde ise 186 hastada, yaklaşık yüzde 38 oranında sıkıntı bulundu. Ayrıca 76 kayıt kartıyla Osler’in özet tablosu arasında uyumsuzluk olduğu saptandı. [3]</p>

<p>Bu veriler, Osler’i idealize etmek yerine daha dengeli değerlendirmeyi sağlıyor. O, yaşam sonu bakımına erken dönemde sistematik biçimde ilgi gösteren hekimlerden biriydi; ancak kendi döneminin sınırlılıkları ve kayıt yöntemleri de sonuçları etkiliyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“Umutsuz vaka” aslında umutsuz değildi</h2>

<p>Geçmiş tıp literatüründe tedavi şansı bulunmadığı düşünülen hastalar için zaman zaman “hopeless case”, yani “umutsuz vaka” ifadesi kullanılıyordu.</p>

<p>Bugün bu yaklaşım büyük ölçüde değişti.</p>

<p>Bir hastalığın iyileştirilememesi, hasta için yapılabilecek hiçbir şey kalmadığı anlamına gelmiyor. Ağrının azaltılması, nefes darlığının giderilmesi, kaygının kontrol edilmesi, hastanın yalnız bırakılmaması ve ailesinin desteklenmesi modern palyatif bakımın temel parçaları arasında yer alıyor.</p>

<p>Osler’in kırmızı gülle anlatılan hikâyesi de “palyatif bakım” kavramının bugünkü anlamıyla yerleşmediği bir dönemde bu yaklaşımın insani tarafını gösteriyor.</p>

<p>Hekim çocuğun hastalığını yenemiyordu.</p>

<p>Ama çocuğun korkusunu azaltmak için hâlâ yapabileceği bir şey vardı.</p>

<h2>Osler neden tıp tarihinde bu kadar önemli?</h2>

<p>William Osler 1849’da Kanada’da doğdu. McGill University’de tıp eğitimi aldı ve daha sonra aynı kurumda çalıştı. University of Pennsylvania’dan Johns Hopkins’e geçti ve Johns Hopkins Hospital’ın kurucu hekimlerinden biri oldu. Daha sonra İngiltere’de Oxford University’de Regius Professor of Medicine görevini üstlendi. [3]</p>

<p>Osler’in tıp eğitimindeki en büyük etkilerinden biri öğrencileri yalnızca dersliklerde eğitmek yerine hastaların başına götürmesiydi.</p>

<p>Bugün tıp fakültelerinde doğal kabul edilen yatak başı eğitim anlayışının modern biçiminin gelişmesinde önemli rol oynadı.</p>

<p>Öğrencilerin hastayla konuşmasını, öyküsünü dinlemesini, fizik muayene yapmasını ve hastalığı yalnızca kitaptaki bir tanım olarak değil, gerçek bir insanın yaşadığı durum olarak görmesini istiyordu.</p>

<h2>Ölüm, Osler’in yaşamında da vardı</h2>

<p>Osler’in ölüm konusundaki düşüncelerinin yalnızca mesleki gözlemlerden oluşmadığını gösteren acı bir kişisel geçmişi de vardı.</p>

<p>William ve Grace Osler’in ilk çocukları Paul Revere Osler 1893’te doğdu ve yaklaşık bir hafta yaşadı. Yıllar sonra oğulları Edward Revere Osler de Birinci Dünya Savaşı sırasında aldığı yaralar nedeniyle 1917’de hayatını kaybetti. [4]</p>

<p>Bu kayıplar, ölümün Osler için yalnızca hastane odalarında gözlemlediği bir durum olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Yaşamının son yıllarını Oxford’da geçiren Osler de 29 Aralık 1919’da öldü. [3]</p>

<h2>Kırmızı gül neden hâlâ anlatılıyor?</h2>

<p>Osler’in küçük hastasına götürdüğü kırmızı gülün tıp tarihinde kalmasının nedeni yeni bir tedavi keşfetmiş olması değil.</p>

<p>Tam tersine, hikâyenin merkezinde tedavinin artık mümkün olmadığı an bulunuyor.</p>

<p>Modern tıp bugün Osler’in döneminde hayal bile edilemeyecek ilaçlara, yoğun bakım cihazlarına, görüntüleme yöntemlerine ve cerrahi tekniklere sahip. Buna rağmen hekimler hâlâ iyileştirilemeyen hastalıklarla ve yaşamının sonuna yaklaşan insanlarla karşılaşıyor.</p>

<p>Bu noktada tıbbın amacı değişebiliyor. Hastalığı ortadan kaldırmak mümkün olmadığında acıyı azaltmak, hastanın onurunu korumak ve yaşamının kalan bölümünü mümkün olduğunca rahat geçirmesini sağlamak ön plana çıkıyor.</p>

<h2>Hikâyenin sınırlarını bilmek de önemli</h2>

<p>Tıp tarihindeki ünlü anekdotlar yıllar boyunca tekrarlandıkça yeni ayrıntılar kazanabiliyor. Osler hakkındaki kırmızı gül hikâyesinde de aynı risk bulunuyor.</p>

<p>1958 tarihli tıp literatürü Osler’in ölmek üzere olan küçük bir hastayı ziyaret ettiğini, bahçesinden kırmızı bir gül götürdüğünü ve gülün solması üzerinden yaşamın geçiciliğini anlatmaya çalıştığını aktarıyor. Ancak çocuğun adı, kesin yaşı, hastalığı, olayın tarihi ve yeri bu kaynakta belirtilmiyor. [1]</p>

<p>Bu nedenle hikâyeyi “1884’te Montreal’de zatürre geçiren 10 yaşındaki bir çocuk” şeklinde anlatmak mevcut tarihsel kanıtların ötesine geçiyor.</p>

<p>Belgelere daha sadık anlatı daha sade ama daha güçlü: Dünyanın en tanınmış hekimlerinden biri, artık iyileştiremeyeceğini bildiği küçük hastasının yanına eli boş gitmedi.</p>

<p>Yanında bir ilaç değil, bahçesinden kopardığı kırmızı bir gül vardı.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>[1] Gibson R. Discussion: The Management of the Hopeless Case. Proceedings of the Royal Society of Medicine. 1958;51(2):111-118. DOI: 10.1177/003591575805100209</p>

<p>[2] Golden RL. Sir William Osler: Humanistic Thanatologist. OMEGA – Journal of Death and Dying. 1998;36(3):241-258. DOI: 10.2190/Q16P-KLJX-AC21-DDVP</p>

<p>[3] Mueller PS. William Osler's Study of the Act of Dying: An Analysis of the Original Data. Journal of Medical Biography. 2007;15(Suppl 1):55-63. DOI: 10.1258/J.JMB.2007.S-1-06-11</p>

<p>[4] Golden RL. Paul Revere Osler: The Other Child. Baylor University Medical Center Proceedings. 2015;28(1):21-24. DOI: 10.1080/08998280.2015.11929175</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/william-oslerin-tip-tarihine-gecen-kirmizi-gul-hikayesi</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 17:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/william-osler-kirmizi-gul-hikayesi-1200x750-150kb.webp" type="image/jpeg" length="97931"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Görele’de sel felaketi: Zekiye Kırca ile iki kızı kayıp]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gorelede-sel-felaketi-zekiye-kirca-ile-iki-kizi-kayip</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gorelede-sel-felaketi-zekiye-kirca-ile-iki-kizi-kayip" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Giresun’un Görele ilçesine bağlı Hamzalı köyünde sağanak yağışla birlikte yükselen Zıva Deresi yatağından taştı. Dere kenarında bulunan 55 yaşındaki Zekiye Kırca ile kızları Burcu Kırca ve Burçin Kırca akıntıya kapılarak kayboldu. AFAD ve jandarma ekiplerinin üç kişiye ulaşmak için başlattığı arama kurtarma çalışmaları devam ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Görele’de taşan dere üç kişiyi sürükledi: Anne ve iki kızı aranıyor</p>

<p>Giresun’un Görele ilçesinde etkili olan şiddetli yağış, Hamzalı köyünde endişeli bir bekleyişe dönüştü. Yağışla birlikte su seviyesi hızla yükselen Zıva Deresi taşarken, aynı aileden üç kişi sel sularına kapıldı.</p>

<p>Olay, Görele’ye bağlı Hamzalı köyünde meydana geldi.</p>

<p>Bölgede etkisini artıran yağışın ardından Zıva Deresi’nin debisi yükseldi. Taşkının meydana geldiği sırada dere kenarında bulunan 55 yaşındaki Zekiye Kırca ile kızları Burcu Kırca ve Burçin Kırca, sel sularının sürüklediği akıntının içinde kaldı.</p>

<p>Anne ve iki kızından daha sonra haber alınamadı.</p>

<p>İhbarla birlikte ekipler bölgeye yönlendirildi</p>

<p>Üç kişinin kaybolduğunun bildirilmesi üzerine bölgede geniş çaplı arama kurtarma çalışması başlatıldı.</p>

<p>AFAD ve jandarma ekipleri Hamzalı köyüne sevk edilirken, çalışmalar özellikle dere yatağı ve akıntının ilerlediği kesimlerde yoğunlaştırıldı.</p>

<p>Ekipler, sel sularının taşıma yönünü dikkate alarak Zekiye Kırca ile kızları Burcu ve Burçin Kırca’nın izine ulaşmaya çalışıyor.</p>

<p>Hamzalı köyünde endişeli bekleyiş</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Selin ardından köyde arama çalışmaları sürerken, anne ve iki kızından gelecek iyi haber bekleniyor.</p>

<p>Zıva Deresi boyunca sürdürülen çalışmalarda ekiplerin ulaşılması güç noktaları da kontrol ettiği belirtiliyor. Arama kurtarma faaliyetleri kesintisiz şekilde devam ediyor.</p>

<p>Üç kişinin durumuna ilişkin henüz yeni bir bilgiye ulaşılamazken, bölgedeki çalışmalar sürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gorelede-sel-felaketi-zekiye-kirca-ile-iki-kizi-kayip</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 17:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7956.jpeg" type="image/jpeg" length="78657"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuklarınız Büyürken Tükenmemek İçin: Sağlıklı Yaşlanmanın Temeli Orta Yaşta Atılıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cocuklariniz-buyurken-tukenmemek-icin-saglikli-yaslanmanin-temeli-orta-yasta-atiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cocuklariniz-buyurken-tukenmemek-icin-saglikli-yaslanmanin-temeli-orta-yasta-atiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[40’lı yaşlar yalnızca yaş aldığımız bir dönem değil, ileriki yıllardaki kalp ve beyin sağlığının da şekillendiği önemli bir eşik. Bilimsel veriler, değiştirilebilir risklere erken müdahalenin önemini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çocukların büyüdüğünü görmek, yıllar sonra da merdivenleri rahat çıkabilmek, zihinsel canlılığı korumak ve günlük yaşamda başkasına bağımlı olmadan yaşlanmak…</p>

<p>Sağlıklı yaşlanma denildiğinde asıl hedef yalnızca ömrü uzatmak değil, sağlıklı geçirilen yılları artırmak.</p>

<p>Özellikle 40’lı yaşlardan itibaren yüksek tansiyon, kan şekeri yüksekliği, kolesterol bozuklukları, sigara, hareketsizlik, fazla kilo ve yetersiz uyku gibi faktörlerin yıllar boyunca birikmesi; kalp ve damar hastalıklarından demansa kadar birçok sağlık sorunuyla ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Üstelik bilimsel çalışmalar önemli bir noktaya işaret ediyor: Sağlığın geleceği yalnızca genetik mirasla belirlenmiyor. Değiştirilebilir risk faktörleri de tablonun önemli bir bölümünü oluşturuyor.</p>

<p>Kalp ve beyin birbirinden bağımsız değil</p>

<p>Kalp sağlığı denildiğinde çoğu kişinin aklına kalp krizi, damar tıkanıklığı ve tansiyon geliyor. Ancak damarların durumu beynin geleceğini de ilgilendiriyor.</p>

<p>Beyin, kesintisiz ve sağlıklı bir kan akımına ihtiyaç duyuyor. Uzun yıllar kontrolsüz seyreden yüksek tansiyon, diyabet ve sigara kullanımı gibi damar riskleri yalnızca kalbi değil, beynin küçük ve büyük damarlarını da etkileyebiliyor.</p>

<p>JAMA Neurology’de yayımlanan uzun süreli bir araştırmada yaklaşık 12 bin 300 kişi incelendi. Araştırmacılar özellikle yüksek tansiyon, diyabet ve sigara kullanımının orta yaş ve sonrasındaki demans yüküyle ilişkisini değerlendirdi.</p>

<p>Çalışmanın sonuçları, 80 yaşından önce ortaya çıkan demans vakalarının önemli bir bölümünün bu değiştirilebilir damar riskleriyle bağlantılı olabileceğine işaret etti.</p>

<p>Bu bulgu, her demans vakasının önlenebileceği anlamına gelmiyor. Demans yaş, genetik özellikler ve çok sayıda biyolojik ve çevresel etkenin rol oynadığı karmaşık bir hastalık grubu. Ancak damar sağlığının korunması, beyin sağlığı açısından da önem taşıyor.</p>

<p>Sağlıklı yaşlanmanın 8 temel göstergesi</p>

<p>Amerikan Kalp Derneği, kalp ve damar sağlığını değerlendirmek için “Life’s Essential 8” adı verilen sekiz temel başlık tanımlıyor.</p>

<p>Bunlar dört günlük yaşam alışkanlığı ile dört önemli sağlık göstergesinden oluşuyor:</p>

<p>Beslenme: Sebze, meyve, tam tahıl, kuruyemiş ve sağlıklı protein kaynaklarının ağırlıkta olduğu dengeli bir beslenme düzeni.</p>

<p>Fiziksel aktivite: Düzenli hareket etmek ve uzun süre hareketsiz kalmamak.</p>

<p>Nikotin ve tütün maruziyeti: Sigara ve diğer nikotin ürünlerinden uzak durmak, pasif dumana maruziyeti de azaltmak.</p>

<p>Uyku: Yeterli süre ve kalitede uyumak.</p>

<p>Vücut ağırlığı: Sağlığı olumsuz etkileyebilecek fazla kilo ve özellikle karın çevresindeki yağlanmayı kontrol altında tutmak.</p>

<p>Kolesterol: Kandaki aterojenik, yani damar sertliğiyle ilişkili yağ parçacıklarının yüksekliğini izlemek.</p>

<p>Kan şekeri: Diyabet ve prediyabet gelişimini erken fark edebilmek için kan şekeri durumunu takip etmek.</p>

<p>Tansiyon: Yüksek tansiyonu erken saptamak ve kontrol altında tutmak.</p>

<p>Bu sekiz başlığın önemli özelliği, büyük bölümünün günlük yaşam ve uygun sağlık takibiyle değiştirilebilir olması.</p>

<p>40 yaş neden önemli bir dönemeç?</p>

<p>Kalp krizi çoğu zaman meydana geldiği gün başlamış bir hastalık değildir.</p>

<p>Damar duvarındaki değişiklikler, yüksek tansiyonun oluşturduğu yük, kan şekeri bozukluğu, sigara maruziyeti ve kolesterol yüksekliği yıllar içinde birikebilir.</p>

<p>Bu nedenle 40’lı yaşlarda “Henüz bir şikâyetim yok” düşüncesi tek başına sağlık göstergesi değildir.</p>

<p>JAMA Cardiology’de yayımlanan CARDIA araştırmasının 2025 tarihli analizinde, 18-45 yaş arasındaki kalp-damar sağlığının yıllar boyunca nasıl seyrettiği incelendi.</p>

<p>Yaklaşık 4 bin 800 kişinin değerlendirildiği araştırmada, genç erişkinlik boyunca daha iyi kalp-damar sağlığını koruyanlarda ilerleyen yaşlardaki kalp-damar hastalığı riskinin daha düşük olduğu görüldü.</p>

<p>Daha da dikkat çekici olan nokta şuydu: Zaman içerisinde sağlık göstergelerini iyileştiren kişilerde de daha düşük riskle ilişki saptandı.</p>

<p>Yani geçmişte sağlıksız yaşamış olmak, “artık çok geç” anlamına gelmiyor.</p>

<p>Sağlıklı geçirilen yıllar da artabilir</p>

<p>Amaç yalnızca daha uzun yaşamak değil.</p>

<p>Kalp hastalığı, diyabet, kanser veya demans gibi ciddi kronik hastalıklar ortaya çıkmadan geçirilen yılların sayısı da yaşam kalitesi açısından büyük önem taşıyor.</p>

<p>JAMA Internal Medicine’da yayımlanan ve 135 binden fazla yetişkinin değerlendirildiği bir araştırmada, kalp-damar sağlığı daha iyi olan kişilerde ciddi kronik hastalıklar olmadan geçirilen yaşam süresinin daha uzun olduğu görüldü.</p>

<p>Araştırma gözlemsel olduğu için “bu sekiz kurala uyan herkes şu kadar yıl daha sağlıklı yaşayacak” şeklinde yorumlanamaz.</p>

<p>Ancak geniş katılımlı bilimsel veriler aynı yöne işaret ediyor: Kalp sağlığını koruyan alışkanlıklar yalnızca kalbe değil, genel sağlıklı yaşlanmaya da yatırım niteliği taşıyor.</p>

<p>Hareket için spor salonu şart değil</p>

<p>Sağlıklı yaşam denildiğinde insanların önündeki en büyük psikolojik engellerden biri, yapılması gerekenleri gözünde büyütmek.</p>

<p>Oysa hareket etmek yalnızca spor salonunda egzersiz yapmak anlamına gelmiyor.</p>

<p>Tempolu yürümek, bisiklete binmek, yüzmek, merdiven kullanmak, bahçeyle uğraşmak ve günlük yaşamda daha fazla hareket etmek de fiziksel aktivitenin parçası.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü yetişkinlere haftada en az 150-300 dakika orta şiddette aerobik fiziksel aktivite veya 75-150 dakika yüksek şiddette aktivite öneriyor.</p>

<p>Buna ek olarak büyük kas gruplarını çalıştıran kuvvet egzersizlerinin haftada en az iki gün yapılması öneriliyor.</p>

<p>Buradaki kritik mesaj ise oldukça basit: Hiç hareket etmemektense biraz hareket etmek daha iyidir.</p>

<p>Özellikle yıllardır hareketsiz yaşayan birinin ilk hedefinin mükemmel bir spor programı olması gerekmiyor. Sürdürülebilir şekilde daha fazla hareket etmek, daha gerçekçi bir başlangıç olabilir.</p>

<p>Kasları korumak da sağlıklı yaşlanmanın parçası</p>

<p>Orta yaşlardan sonra yalnızca tartıdaki rakama odaklanmak önemli bir ayrıntının gözden kaçmasına yol açabilir: kas kütlesi.</p>

<p>Yaş ilerledikçe kas miktarı ve kas gücü azalabilir. Hareketsizlik bu süreci hızlandırabilir.</p>

<p>Kaslar yalnızca güçlü görünmek için gerekli değildir. Ayağa kalkmak, merdiven çıkmak, alışveriş poşeti taşımak, düşmelerden korunmak ve ileri yaşlarda bağımsızlığı sürdürmek için de gereklidir.</p>

<p>Bu nedenle sağlıklı yaşlanma planında aerobik hareket kadar kas güçlendirici egzersizlerin de yeri vardır.</p>

<p>Uyku artık ikinci planda görülen bir konu değil</p>

<p>Yıllarca sağlıklı yaşamın temel üçlüsü beslenme, egzersiz ve sigaradan uzak durmak olarak anlatıldı.</p>

<p>Uyku ise artık bu tablonun kenarında duran küçük bir ayrıntı değil.</p>

<p>Amerikan Kalp Derneği uykuyu kalp-damar sağlığının sekiz temel bileşeninden biri olarak kabul ediyor.</p>

<p>Çoğu yetişkin için gecede yaklaşık 7-9 saat uyku hedefleniyor. Ancak yalnızca süre değil, uyku kalitesi ve düzeni de önemli.</p>

<p>Sürekli yorgun uyanmak, yüksek sesle horlamak, uykuda nefesin kesildiğinin söylenmesi veya gün içinde belirgin uyku hali yaşamak, uyku bozuklukları açısından değerlendirmeyi gerektirebilir.</p>

<p>Tansiyonun yüksek olduğunu hissetmeyebilirsiniz</p>

<p>Yüksek tansiyonun önemli sorunlarından biri uzun süre belirgin şikâyet oluşturmayabilmesidir.</p>

<p>İnsan kendisini iyi hissederken tansiyonu yüksek seyredebilir.</p>

<p>Benzer şekilde kolesterol yüksekliği ve erken dönemdeki kan şekeri bozuklukları da çoğu zaman günlük yaşamda belirgin bir işaret vermeyebilir.</p>

<p>Bu nedenle orta yaşlardan itibaren sağlık takibinin yalnızca “Bir yerim ağrırsa doktora giderim” anlayışına bırakılmaması önemlidir.</p>

<p>Tansiyon, kan şekeri, kan yağları, kilo ve kişinin diğer risk faktörleri birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kontrollerin sıklığı ise herkeste aynı değildir. Yaş, aile öyküsü, mevcut hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve önceki ölçümlere göre değişebilir.</p>

<p>“Ailemde var, yapacak bir şey yok” düşüncesi doğru değil</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aile öyküsü önemlidir.</p>

<p>Anne veya babada erken yaşta kalp-damar hastalığı bulunması kişinin risk değerlendirmesini değiştirebilir. Demansın bazı türlerinde de genetik yatkınlık rol oynar.</p>

<p>Ancak genetik risk, değiştirilebilir faktörlerin önemsiz olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Tansiyonu kontrol etmek, sigaradan uzak durmak, hareket etmek, sağlıklı beslenmek, kan şekerini ve kolesterolü takip etmek genetik yapıyı değiştirmez; fakat kişinin toplam risk profilini etkileyebilir.</p>

<p>Genler başlangıç çizgisinin bir bölümünü belirleyebilir. Yaşam boyunca izlenen yol ise yalnızca genlerden oluşmaz.</p>

<p>Çocukların sağlığı da evde şekilleniyor</p>

<p>Sağlıklı yaşlanmanın başka bir boyutu daha var: Çocuklar yetişkinlerin yalnızca söylediklerini değil, yaptıklarını da görüyor.</p>

<p>Evde sebze ve meyvenin bulunması, birlikte yürüyüş yapılması, sigara dumanının olmadığı bir ortam, ekran dışındaki hareketli zamanların desteklenmesi ve düzenli uyku alışkanlıkları çocukların sağlık davranışlarının şekillenmesine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, 5-17 yaş grubundaki çocuk ve ergenler için günde ortalama en az 60 dakika orta veya yüksek şiddette fiziksel aktivite öneriyor.</p>

<p>Dolayısıyla sağlıklı yaşam, yalnızca kişinin kendi geleceğine yaptığı yatırım değildir. Evde oluşan alışkanlık kültürü sonraki kuşağa da taşınabilir.</p>

<p>Her şeyi aynı gün değiştirmek gerekmiyor</p>

<p>Sağlık rehberleri bazen insanın önüne bitmek bilmeyen bir yapılacaklar listesi koyabiliyor.</p>

<p>Oysa sürdürülebilir değişim daha sade başlayabilir.</p>

<p>Sigara kullanılıyorsa bırakmaya yönelik destek almak, tansiyonu öğrenmek, kan şekeri ve kolesterol kontrollerini ihmal etmemek, haftanın çoğu günü hareket etmek, kasları çalıştırmak, uyku saatlerini düzene sokmak ve beslenmenin genel kalitesini artırmak güçlü başlangıç noktalarıdır.</p>

<p>Kusursuz olmak gerekmiyor.</p>

<p>Bilimsel verilerin verdiği en değerli mesajlardan biri, sağlık göstergelerindeki iyileşmenin de anlamlı olduğudur.</p>

<p>40’tan sonra asıl soru: Kaç yıl değil, nasıl yaşayacağız?</p>

<p>Yaşlanmayı durduracak bir ilaç, tek bir besin veya mucize bir egzersiz yok.</p>

<p>Fakat kalp-damar sağlığı, metabolik sağlık, hareket, kas gücü, uyku ve tütün maruziyeti gibi değiştirilebilir alanlarda bugün alınan kararların ileriki yıllardaki sağlıkla ilişkili olduğuna dair güçlü bilimsel kanıtlar bulunuyor.</p>

<p>40 yaşını geçmiş olmak geç kalmak anlamına gelmiyor.</p>

<p>Tam tersine orta yaş, tansiyondan uykuya, kan şekerinden fiziksel aktiviteye kadar uzun süredir ihmal edilen göstergeleri yeniden değerlendirmek için önemli bir dönem olabilir.</p>

<p>Çünkü sağlıklı yaşlanmanın hedefi takvimde mümkün olduğunca çok yıl biriktirmekten ibaret değil.</p>

<p>Asıl mesele, o yılların mümkün olduğunca fazlasını güçlü bir kalp, çalışan bir beden, berrak bir zihin ve bağımsız bir yaşamla geçirebilmek.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>JAMA Cardiology – Cumulative Life’s Essential 8 Scores and Cardiovascular Disease Risk – Walker J, Won D, Guo J ve diğerleri – 2025 – DOI: 10.1001/jamacardio.2025.0630</li>
 <li>JAMA Internal Medicine – Association of Cardiovascular Health With Life Expectancy Free of Cardiovascular Disease, Diabetes, Cancer, and Dementia in UK Adults – 2023</li>
 <li>JAMA Neurology – Contribution of Modifiable Midlife and Late-Life Vascular Risk Factors to Incident Dementia – Smith JR ve çalışma arkadaşları – 2025 – DOI: 10.1001/jamaneurol.2025.1495</li>
 <li>Circulation – Life’s Essential 8: Updating and Enhancing the American Heart Association’s Construct of Cardiovascular Health – Lloyd-Jones DM ve çalışma arkadaşları – 2022</li>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü – Guidelines on Physical Activity and Sedentary Behaviour – 2020</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cocuklariniz-buyurken-tukenmemek-icin-saglikli-yaslanmanin-temeli-orta-yasta-atiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7950.jpeg" type="image/jpeg" length="11718"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yalova’da F-16 Eğitim Uçağı Düştü: Pilot Atlayarak Kurtuldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yalovada-f-16-egitim-ucagi-dustu-pilot-atlayarak-kurtuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yalovada-f-16-egitim-ucagi-dustu-pilot-atlayarak-kurtuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yalova’da askeri eğitim uçuşu gerçekleştirdiği belirtilen F-16 savaş uçağının düştüğü bildirildi. İlk bilgilere göre pilot, uçaktan fırlatma sistemiyle ayrılarak kurtuldu. Uçağın düştüğü bölgeye ekipler sevk edilirken kazanın nedenine ilişkin inceleme başlatılması bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yalova’da F-16 Eğitim Uçağı Düştü: Pilot Atlayarak Kurtuldu</p>

<p>Yalova’da askeri eğitim uçuşu yaptığı belirtilen F-16 savaş uçağının düşmesi bölgede hareketliliğe neden oldu.</p>

<p>İlk bilgilere göre uçakta bulunan pilot, kaza öncesinde fırlatma sistemini kullanarak uçaktan ayrıldı. Pilotun sağ olarak kurtulduğu bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaza bölgesinden dumanlar yükseldi</p>

<p>Olayın ardından bölgeden yükselen yoğun duman çevrede bulunan vatandaşlar tarafından görüntülendi. İhbar üzerine ilgili ekiplerin kaza bölgesine yönlendirildiği belirtildi.</p>

<p>Kazanın meydana geldiği nokta ve uçağın hangi birliğe bağlı olduğu konusunda resmi makamlardan gelecek ayrıntılı açıklamalar bekleniyor.</p>

<p>Pilot sağ kurtuldu</p>

<p>Kazaya ilişkin ilk haberlerde pilotun uçaktan zamanında ayrıldığı ve hayatta olduğu bilgisi paylaşıldı. Pilotun sağlık durumuna ilişkin ayrıntılı resmi açıklama ise henüz kamuoyuna yansımadı.</p>

<p>F-16’nın neden düştüğü de şu aşamada netlik kazanmış değil. Teknik arıza veya kazaya yol açabilecek diğer ihtimaller, resmi incelemenin ardından açıklığa kavuşacak.</p>

<p>Olayla ilgili gelişmeler ve resmi kurumlardan yapılacak açıklamalar yakından takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yalovada-f-16-egitim-ucagi-dustu-pilot-atlayarak-kurtuldu</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-5527.jpeg" type="image/jpeg" length="91831"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="78592"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="56573"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="11133"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="11838"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="11443"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="61075"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
