<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni | Sağlık Haberleri</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni, sağlık ve tıp alanındaki güncel gelişmeleri bilimsel doğruluk temelinde okuyucularına ulaştıran bağımsız sağlık haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 11 Jul 2026 15:59:01 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kocaelispor’da Orta Saha Düğümü: Salih Uçan ve Berkan Kutlu Masada]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kocaelisporda-orta-saha-dugumu-salih-ucan-ve-berkan-kutlu-masada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kocaelisporda-orta-saha-dugumu-salih-ucan-ve-berkan-kutlu-masada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kocaelispor’un orta saha transferinde Salih Uçan ve Berkan Kutlu isimleri üzerinde durduğu, yönetimin mali şartlara göre son tercihini yapacağı öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kocaelispor’da yeni sezon öncesi en kritik transfer operasyonlarından biri orta saha hattında yürütülüyor. Yeşil-siyahlıların Salih Uçan ve Berkan Kutlu’nun şartlarını araştırdığı, iki oyuncudan biri için görüşmeleri ilerletmeyi planladığı iddia ediliyor.</p>

<p>Kocaelispor transfer gündeminde deneyimli ve yerli bir orta saha oyuncusu arayışı öne çıkarken, teknik heyetin hem 8 hem de 10 numara özellikleri gösterebilecek bir isim istediği belirtiliyor.</p>

<p>Kocaelispor’un İlk Tercihi Berkan Kutlu</p>

<p>Transfer kulislerinde yer alan bilgilere göre Kocaelispor’un orta saha listesindeki öncelikli isim Berkan Kutlu. Ancak tecrübeli futbolcunun kariyerine yurt dışında devam etmeyi değerlendirdiği öne sürülüyor.</p>

<p>Yeşil-siyahlı yönetimin oyuncu cephesiyle ilk şartları görüştüğü, ancak Berkan Kutlu’nun gelecek planının dosyanın seyrini belirleyeceği ifade ediliyor.</p>

<p>Berkan Kutlu’nun dinamizmi, savunma katkısı ve farklı orta saha rollerinde oynayabilmesi, teknik heyetin oyuncuya olumlu yaklaşmasının başlıca nedenleri arasında gösteriliyor.</p>

<p>Salih Uçan İçin Maliyet Hesabı Yapılıyor</p>

<p>Berkan Kutlu dosyasındaki belirsizlik nedeniyle Salih Uçan seçeneğinin güç kazandığı iddia ediliyor. Bonservisinin elinde bulunan deneyimli orta sahanın Kocaelispor’un teklifine sıcak yaklaşabileceği konuşuluyor.</p>

<p>Ancak Salih Uçan’ın maaş beklentisi ile Kocaelispor’un belirlediği bütçe arasında fark bulunduğu, yönetimin mali sınırlarını aşmadan anlaşma zemini aradığı belirtiliyor.</p>

<p>Kocaelispor’un iki oyuncuyu birden kadrosuna katmasından çok, Salih Uçan veya Berkan Kutlu arasında tercih yapması bekleniyor. Son kararın teknik direktörün raporu ve oyuncuların mali şartlarına göre verileceği ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kocaelispor cephesinden iki transfer dosyasıyla ilgili resmi açıklama yapılmadı. Buna karşın orta saha operasyonunun kısa süre içinde yeşil-siyahlı kulübün en hareketli transfer başlığına dönüşebileceği belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kocaelisporda-orta-saha-dugumu-salih-ucan-ve-berkan-kutlu-masada</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/futbol-kulis/i-m-g-5581.jpeg" type="image/jpeg" length="52963"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Samsunspor’da Çifte Transfer Hamlesi: Kevin Carlos ve Makoun Gündemde]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/samsunsporda-cifte-transfer-hamlesi-kevin-carlos-ve-makoun-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/samsunsporda-cifte-transfer-hamlesi-kevin-carlos-ve-makoun-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsunspor’un hücum hattında Kevin Carlos, savunmada ise Christian Makoun dosyalarını takip ettiği öne sürüldü. İki transferde farklı formüller masada.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Samsunspor’da yeni sezon transfer çalışmaları iki kritik mevki üzerinde yoğunlaştı. Kırmızı-beyazlıların santrfor bölgesi için Kevin Carlos, savunma hattı için ise Christian Makoun dosyalarını açık tuttuğu iddia ediliyor.</p>

<p>Samsunspor transfer gündeminde son saatlerin en hareketli başlığı Kevin Carlos oldu. Nice forması giyen İspanyol santrfor için satın alma opsiyonlu kiralama formülünün değerlendirildiği öne sürülüyor.</p>

<p>Samsunspor Kevin Carlos İçin Formülü Belirledi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fizik gücü, ceza sahasındaki etkinliği ve hava toplarındaki başarısıyla dikkat çeken Kevin Carlos’un teknik heyetin istediği santrfor profiline uyduğu belirtiliyor.</p>

<p>Kırmızı-beyazlı yönetimin yüksek bonservis maliyetine girmeden transferi sonuçlandırmak amacıyla kiralama seçeneği üzerinde durduğu konuşuluyor. Oyuncunun maaş şartları ve satın alma opsiyonunun miktarı, görüşmelerin temel başlıkları arasında gösteriliyor.</p>

<p>Kevin Carlos transferinin gerçekleşmesi halinde Samsunspor’un hücum hattındaki rekabetin artması ve mevcut forvetlerden biriyle ilgili ayrılık dosyasının açılması beklenebilir.</p>

<p>Christian Makoun Dosyasında Bekleme Sürüyor</p>

<p>Samsunspor’un savunma transferinde takip ettiği isimlerden Christian Makoun için ise kulübünün vereceği kararın beklendiği öne sürülüyor.</p>

<p>Sol ayaklı stoperin hem savunmanın merkezinde hem de solunda görev yapabilmesi, teknik heyetin ilgisini çeken özelliklerden biri olarak değerlendiriliyor. Ancak oyuncunun kulübünün, yerine yeni bir savunmacı almadan ayrılığa onay vermek istemediği konuşuluyor.</p>

<p>Samsunspor cephesinden Kevin Carlos ve Christian Makoun iddialarıyla ilgili resmi açıklama yapılmadı. Buna rağmen iki dosyanın da kırmızı-beyazlıların transfer planlamasında farklı aşamalarda takip edildiği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/samsunsporda-cifte-transfer-hamlesi-kevin-carlos-ve-makoun-gundemde</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 15:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/futbol-kulis/i-m-g-5581.jpeg" type="image/jpeg" length="25260"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor’da Yerli Stoper Listesi Değişti: Cenk Özkaçar Sürprizi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonsporda-yerli-stoper-listesi-degisti-cenk-ozkacar-surprizi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonsporda-yerli-stoper-listesi-degisti-cenk-ozkacar-surprizi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un savunma transferinde yerli alternatiflere yöneldiği, Cenk Özkaçar’ın menajerler aracılığıyla bordo-mavili kulübe önerildiği öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’da yeni sezon kadro planlaması sürerken savunma hattı için hazırlanan transfer listesinin genişlediği iddia edildi. Bordo-mavililerin yerli stoper arayışında milli futbolcu Cenk Özkaçar ismini değerlendirmeye aldığı konuşuluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Transfer kulislerinde yer alan bilgilere göre genç savunmacı, temsilcileri aracılığıyla Trabzonspor’a önerildi. Bordo-mavili yönetimin oyuncunun sözleşme şartlarını, kulübündeki durumunu ve olası transfer maliyetini incelemeye aldığı öne sürülüyor.</p>

<p>Trabzonspor Savunmada Yerli Formülünü Masaya Aldı</p>

<p>Trabzonspor’un yabancı oyuncu kontenjanını hücum ve orta saha transferlerinde kullanmak istediği, bu nedenle stoper bölgesinde yerli alternatiflere ağırlık verebileceği belirtiliyor.</p>

<p>Sol ayağını kullanan Cenk Özkaçar’ın hem stoper hem de savunmanın solunda görev yapabilmesi, teknik heyet açısından dikkat çekici bir avantaj olarak değerlendiriliyor. Oyuncunun Avrupa tecrübesi ve milli takım geçmişi de dosyayı öne çıkaran başlıklar arasında gösteriliyor.</p>

<p>Bordo-mavililerin yalnızca Cenk Özkaçar üzerinde durmadığı, savunma listesinde farklı yerli ve yabancı oyuncuların da bulunduğu ifade ediliyor. Ancak Cenk Özkaçar isminin menajer önerisinin ardından transfer masasına giren yeni adaylardan biri olduğu konuşuluyor.</p>

<p>Cenk Özkaçar İçin İlk Kararı Teknik Heyet Verecek</p>

<p>Trabzonspor’un şu aşamada oyuncu için resmi teklif hazırlamadığı, öncelikle teknik heyetin değerlendirmesinin beklendiği öne sürülüyor. Kadrodaki olası ayrılıklar ve yabancı kontenjanındaki son durumun da transfer kararında etkili olacağı belirtiliyor.</p>

<p>Cenk Özkaçar transfer iddiasıyla ilgili taraflardan resmi açıklama gelmedi. Buna karşın oyuncunun ismi, Trabzonspor transfer gündeminde savunma hattı için ortaya çıkan en dikkat çekici yeni dosyalardan biri haline geldi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonsporda-yerli-stoper-listesi-degisti-cenk-ozkacar-surprizi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/futbol-kulis/i-m-g-5663.jpeg" type="image/jpeg" length="38020"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eskişehir’de Silahlı Saldırı: Jandarma Uzman Çavuş Mehmet Demirbaş Şehit Oldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/eskisehirde-silahli-saldiri-jandarma-uzman-cavus-mehmet-demirbas-sehit-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/eskisehirde-silahli-saldiri-jandarma-uzman-cavus-mehmet-demirbas-sehit-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinde çevreye ateş açıldığı ihbarı üzerine bölgeye sevk edilen jandarma ekiplerine silahlı saldırı düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çatışmada ağır yaralanan Uzman Jandarma VIII. Kademe Çavuş Mehmet Demirbaş, kaldırıldığı hastanede şehit oldu. Olayda bir jandarma personeli ile mahalle muhtarı da yaralandı.</p>

<p>Eskişehir’in Mihalıççık ilçesine bağlı Narlı Mahallesi’nde meydana gelen silahlı olayda Uzman Jandarma VIII. Kademe Çavuş Mehmet Demirbaş şehit oldu.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, İbrahim Günsel isimli kişinin tüfekle çevreye ateş açtığı yönündeki ihbar üzerine bölgeye jandarma ekipleri sevk edildi. Ekiplerin olay yerine ulaşmasının ardından şüpheli ile güvenlik güçleri arasında silahlı çatışma çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mehmet Demirbaş hastanede şehit oldu</p>

<p>Çatışma sırasında Uzman Jandarma VIII. Kademe Çavuş Mehmet Demirbaş, bir başka jandarma personeli ve Narlı Mahallesi Muhtarı Mutlu Şahin yaralandı.</p>

<p>Ağır yaralanan Mehmet Demirbaş, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Mihalıççık Devlet Hastanesine kaldırıldı. Demirbaş, hastanede doktorların tüm çabasına rağmen kurtarılamayarak şehit oldu.</p>

<p>Diğer yaralı jandarma personeli ile mahalle muhtarının hastanedeki tedavilerinin sürdüğü bildirildi.</p>

<p>Saldırgan olay yerinde hayatını kaybetti</p>

<p>Jandarma ekiplerine ateş açtığı öne sürülen İbrahim Günsel’in de çıkan çatışma sırasında olay yerinde hayatını kaybettiği belirtildi.</p>

<p>Olayın ardından Narlı Mahallesi ve çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde olayın bütün yönleriyle aydınlatılması amacıyla kapsamlı soruşturma başlatıldı.</p>

<p>Evli ve iki çocuk babasıydı</p>

<p>Şehit Mehmet Demirbaş’ın evli ve iki kız çocuğu babası olduğu öğrenildi. Demirbaş’ın 2017 yılından bu yana Eskişehir’de görev yaptığı belirtildi.</p>

<p>Şehit jandarma personelinin cenazesinin Samsun’un Terme ilçesinde düzenlenecek törenin ardından son yolculuğuna uğurlanacağı bildirildi.</p>

<p>İçişleri Bakanlığından başsağlığı mesajı</p>

<p>İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı emrinde görevli Mehmet Demirbaş’ın yaşanan bir olaya müdahale ettiği sırada yaralandığı ve kaldırıldığı hastanede şehit olduğu bildirildi.</p>

<p>Açıklamada, şehit Mehmet Demirbaş’a Allah’tan rahmet, ailesine, Jandarma Teşkilatına ve millete başsağlığı dilekleri iletildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/eskisehirde-silahli-saldiri-jandarma-uzman-cavus-mehmet-demirbas-sehit-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 15:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/genel/asayis-acil-ambulans-hastane.jpg" type="image/jpeg" length="83660"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’ta Lorenzo Pellegrini Gündemi Büyüyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktasta-lorenzo-pellegrini-gundemi-buyuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktasta-lorenzo-pellegrini-gundemi-buyuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın orta sahaya yaratıcı bir takviye yapmak için yürüttüğü çalışmalar kapsamında İtalyan futbolcu Lorenzo Pellegrini’nin yeniden gündeme geldiği öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Siyah beyazlıların deneyimli oyuncunun durumunu yakından takip ettiği konuşulurken, transfer dosyasının henüz tamamen kapanmadığı ifade ediliyor.</p>

<p>Transfer kulislerinde yer alan iddialara göre Beşiktaş yönetimi, hücum organizasyonlarını yönlendirebilecek tecrübeli bir orta saha arayışını sürdürüyor. Bu kapsamda Lorenzo Pellegrini’nin isminin teknik heyetin değerlendirdiği alternatifler arasında yer aldığı belirtiliyor.</p>

<p>Beşiktaş Transfer Planında Orta Saha Önceliği</p>

<p>Siyah beyazlıların özellikle oyun kurulumuna katkı verecek, duran toplarda etkili ve lider özellikleri taşıyan bir futbolcu istediği biliniyor. İtalyan yıldızın kariyeri boyunca sergilediği performansın bu profile uyduğu değerlendirilirken, mali şartların transfer sürecindeki en önemli başlıklardan biri olduğu konuşuluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İtalya’da çıkan haberlerde Beşiktaş’ın oyuncuyla ilgilendiği ve teklif sunduğu öne sürülse de, Pellegrini’nin önceliğinin Roma ile yeni sözleşme olduğu yönünde bilgiler de paylaşıldı. Henüz taraflardan resmi doğrulama gelmedi.</p>

<p>Gözler Beşiktaş’ın Orta Saha Hamlesinde</p>

<p>Beşiktaş’ın transfer döneminde birden fazla orta saha dosyasını aynı anda yürüttüğü belirtilirken, Lorenzo Pellegrini isminin de gündemde tutulduğu ifade ediliyor. Siyah beyazlı yönetimin oluşacak fırsatları değerlendirmek için temaslarını sürdürdüğü, ancak şu aşamada resmi bir anlaşmanın bulunmadığı aktarılıyor.</p>

<p>Transfer döneminin ilerleyen günlerinde Beşiktaş’ın orta saha planlamasında yeni gelişmeler yaşanması beklenirken, Lorenzo Pellegrini dosyası da yakından takip edilen başlıklardan biri olmayı sürdürüyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktasta-lorenzo-pellegrini-gundemi-buyuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 14:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-5037.jpeg" type="image/jpeg" length="73146"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’ta Orel Mangala İçin Yeni Transfer Formülü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktasta-orel-mangala-icin-yeni-transfer-formulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktasta-orel-mangala-icin-yeni-transfer-formulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ta orta saha transferi için yürütülen çalışmalar hız kazanırken, Lyon forması giyen Orel Mangala’nın siyah-beyazlıların gündemindeki dikkat çekici isimlerden biri olduğu öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yeni sezon kadrosunda merkez orta sahaya fizik gücü, tempo ve top kazanma becerisi yüksek bir oyuncu eklemek isteyen Beşiktaş’ın, Belçikalı futbolcunun transfer şartlarını değerlendirdiği iddia ediliyor. Yönetimin yüksek bonservis maliyetini aşmak amacıyla satın alma opsiyonlu kiralama formülü üzerinde durduğu konuşuluyor.</p>

<p>Beşiktaş Orta Sahada Güç Arıyor</p>

<p>Orel Mangala, ön libero ve merkez orta saha bölgelerinde görev yapabilen çok yönlü yapısıyla öne çıkıyor. Baskı altında top kullanabilmesi, ikili mücadelelerdeki direnci ve savunma ile hücum arasındaki bağlantıyı kurabilmesi, Beşiktaş’ın aradığı orta saha profiliyle örtüşüyor.</p>

<p>Siyah-beyazlı teknik heyetin, orta sahada yalnızca pas kalitesi değil, fiziksel direnç ve geçiş savunmasına da önem verdiği belirtiliyor. Mangala’nın Avrupa’nın önemli liglerinde edindiği tecrübenin bu nedenle transfer dosyasını daha cazip hale getirdiği ifade ediliyor.</p>

<p>Orel Mangala İçin Sağlık Raporu Detayı</p>

<p>Beşiktaş’ın transfer değerlendirmesinde oyuncunun yaşadığı sakatlık sürecinin ardından gösterdiği performansı ve güncel sağlık durumunu ayrıntılı şekilde inceleyeceği belirtiliyor. Siyah-beyazlıların mali şartlar kadar sağlık raporunu da karar sürecinin merkezine yerleştirdiği öne sürülüyor.</p>

<p>Orel Mangala transferiyle ilgili henüz Beşiktaş veya Lyon cephesinden resmi bir açıklama yapılmadı. Taraflardan doğrulama gelmezken, satın alma opsiyonlu kiralama seçeneğinin şartların uygun hale gelmesi durumunda masaya taşınabileceği konuşuluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beşiktaş transfer gündemini hareketlendiren Orel Mangala dosyası, orta saha planlamasının en dikkat çekici başlıklarından biri haline geldi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktasta-orel-mangala-icin-yeni-transfer-formulu</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-5037.jpeg" type="image/jpeg" length="53317"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Ersin Sekreter Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cocuk-hastaliklari-uzmani-dr-ersin-sekreter-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cocuk-hastaliklari-uzmani-dr-ersin-sekreter-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana Seyhan Devlet Hastanesi Marsa Ek Hizmet Binası’nda görev yapan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ersin Sekreter’in vefatı, sağlık camiasını ve tedavi ettiği binlerce hastayı yasa boğdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adana’da sağlık camiası, uzun yıllardır çocuk hastaların tedavisinde görev yapan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ersin Sekreter’in vefat haberiyle derin üzüntü yaşadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Seyhan Devlet Hastanesi Marsa Ek Hizmet Binası’nda görev yapan Dr. Ersin Sekreter’in yaşamını yitirdiği, hastane yönetimi tarafından yayımlanan taziye mesajıyla duyuruldu.</p>

<p>Yapılan açıklamada, meslek hayatı boyunca sayısız çocuğun sağlığına kavuşmasına katkı sunan Dr. Sekreter’in güler yüzü, mesleki özverisi ve hastalarına yaklaşımıyla hafızalarda yer edindiği vurgulandı.</p>

<p>Hastane tarafından yayımlanan taziye mesajında şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Meslek hayatı boyunca sayısız çocuğa şifa dağıtan değerli hekimimiz Uzm. Dr. Ersin Sekreter’in vefat haberini derin bir teessürle öğrenmiş bulunuyoruz. Çocukların sağlığı için verdiği emekler ve güler yüzü asla unutulmayacak. Merhum doktorumuza Allah’tan rahmet; başta kederli ailesi olmak üzere çalışma arkadaşlarına, hastalarına ve tüm sağlık camiasına sabır ve başsağlığı dileriz.”</p>

<p>Dr. Ersin Sekreter’in vefatı, birlikte görev yaptığı sağlık çalışanları ile tedavi ettiği hastalar ve aileleri arasında büyük üzüntüye neden oldu. Meslek yaşamını çocuk sağlığına adayan deneyimli hekimin ardından çok sayıda taziye mesajı paylaşıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cocuk-hastaliklari-uzmani-dr-ersin-sekreter-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-5658.jpeg" type="image/jpeg" length="79109"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müfide Küley: Tıbbiyenin Kapısından Kürsüye Yürüyen Kadın]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mufide-kuley-tibbiyenin-kapisindan-kursuye-yuruyen-kadin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mufide-kuley-tibbiyenin-kapisindan-kursuye-yuruyen-kadin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadınların tıp fakültesine kabul edilmesinin dahi tartışıldığı bir dönemde Müfide Küley, önce o kapının açılması için mücadele etti; ardından profesörlüğe yükselerek Türkiye’de gastroenterolojinin kurumsallaşmasına öncülük etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dar Bir Hayata Sığmayan Hekimlik İdeali</p>

<p>“Tıp tahsili yorucudur, verem olursun.”</p>

<p>Genç Müfide, hekim olmak istediğini söylediğinde karşılaştığı cevaplardan biri buydu. Bir başkası, kızların fazla okumasının zararlı olduğunu söylüyor; bazıları ise kadın öğrencilerin derslerin düzenini bozacağını ileri sürüyordu. Onun yeteneğini, çalışkanlığını ya da hekimlik arzusunu değerlendirmiyorlardı. Gördükleri yalnızca genç bir kadındı ve dönemin anlayışına göre kadınlara tıbbiyenin ağır kapıları değil, daha dar bir hayatın sınırları uygun görülüyordu.</p>

<p>Fatma Müfide Kâzım, Sakız Adası’nda dünyaya geldi. Babası askerî hekim Mustafa Kâzım Bey’di. Henüz küçük yaşta babasını kaybetmesine rağmen eğitimini sürdürdü; orta ve lise öğrenimini Çamlıca Kız Lisesinde tamamladı. Hekimlik onun için yalnızca saygın bir meslek değil, çocukluğundan beri tanıdığı bir dünyanın ve insanlara faydalı olma arzusunun devamıydı.</p>

<p>Ancak 20. yüzyılın başındaki İstanbul’da bir kadının hekim olmak istemesi, yalnızca sınavları kazanmasını gerektirmiyordu. Öncelikle kadınların tıp okuyabileceği fikrinin kabul edilmesi gerekiyordu. Darülfünunun bazı bölümleri kadınlara açılmış olsa da Tıp Fakültesi uzun süre erkeklere ait bir alan olarak görülmeye devam etti. Kadınların kadavralarla çalışamayacağı, hastane şartlarına dayanamayacağı ve evlendikten sonra mesleği bırakacağı söyleniyordu. Hatta kadınların tıp eğitimi almasının ahlaki sorunlar doğuracağını ileri sürenler bile vardı.</p>

<p>Tıbbiyeye Açılan İlk Kapı</p>

<p>Müfide, önündeki kapının kapalı olduğunu gördüğünde hayalinden vazgeçmedi. İstanbul Darülfünunu Fen Fakültesinin Biyoloji Bölümüne kaydoldu ve 1921 yılında mezun oldu. Bilimsel düşünmeyi, gözlem yapmayı ve doğayı anlamayı burada öğrendi. Fakat tıp, zihninin bir köşesinde yaşamaya devam ediyordu. Fen Fakültesi onun için son durak değil, tıbbiyeye ulaşmak için çıktığı yolun ilk basamağıydı.</p>

<p>Kadınların Tıp Fakültesine kabul edilmesi yönündeki tartışmalar sürerken Müfide ve onun gibi hekim olmak isteyen genç kadınlar geri çekilmedi. Dönemin Darülfünun emini Besim Ömer Paşa’nın desteğiyle kadın öğrencilerin önündeki direnç kırılmaya başladı. Müfide Kâzım, Sabiha Sayın ve İffet Çağlar 5 Ekim 1922’de Hadi Faik Bey’in kimya dersine girdiklerinde yalnızca bir derse katılmıyorlardı. O güne kadar erkeklere ait kabul edilen bir mekânda kadınların da bilim öğrenebileceğini ve hekim olabileceğini ilan ediyorlardı.</p>

<p>Tıp eğitimi boyunca hayat onun için kolaylaşmadı. Ağır dersleri ve hastane uygulamalarını sürdürürken annesiyle geçimlerini sağlayabilmek için Selçuk Hatun ve Üsküdar Kız Sanat mekteplerinde fizyoloji dersleri verdi. Gündüzleri tıp öğrencisi, belirli saatlerde öğretmen, geri kalan zamanında ise ailesinin sorumluluğunu taşıyan genç bir kadındı.</p>

<p>1927’de tıp eğitimini, 1928’de zorunlu stajını tamamladı ve beş kadın arkadaşıyla birlikte hekimlik mesleğine adım attı. Bu altı kadın, Türkiye’de tıp eğitimi görerek meslek hayatına başlayan ilk kadın hekimler arasında yer aldı.</p>

<p>Safiye Ali, yurt dışında aldığı eğitimin ardından Türkiye’nin ilk kadın hekimi olarak yolu açmıştı. Müfide Küley ve arkadaşları ise bu yolu Türkiye’deki tıp fakültelerinin sıralarına, laboratuvarlarına ve kliniklerine taşıdı. Müfide’nin hikâyesini farklı kılan yalnızca hekim olması değildi. Öğrenci olarak kabul edilmekte zorlandığı kurumun bir gün akademik kürsüsüne çıkacaktı.</p>

<p>Klinisyen ve Bilim İnsanı</p>

<p>1929 yılında İstanbul Darülfünunu Tıp Fakültesi II. Dâhiliye Kliniğinde asistanlığa başladı. İç hastalıklarını seçmişti. Hastalıkları tek bir organın sınırları içinde değil, insan bedeninin bütünlüğü içinde değerlendiren bu alan, onun araştırmacı karakterine uygundu. Uzmanlık eğitiminin ardından bir süre öğretmenliğe devam etti; 1936’da ise yeni açılan Haydarpaşa Numune Hastanesinin İç Hastalıkları Kliniğinde görev aldı.</p>

<p>Haydarpaşa Numune Hastanesindeki yıllar, klinisyen ve bilim insanı kimliğinin olgunlaştığı dönem oldu. Dönemin önemli iç hastalıkları hocalarından Tevfik Sağlam ile çalıştı. Hasta muayene etti, klinik toplantılara katıldı, olgular sundu ve Avrupa’daki merkezleri ziyaret ederek mesleki bilgisini geliştirdi. Berlin, Viyana ve Düsseldorf’ta yaptığı incelemeler, Türkiye’deki klinik uygulamaları uluslararası gelişmelerle karşılaştırmasına imkân verdi.</p>

<p>Beslenmeyi Tedavinin Bir Parçası Kıldı</p>

<p>Müfide Küley yalnızca hastalığı teşhis edip reçete yazan bir hekim değildi. Hastanın ne yediğinin, nasıl yaşadığının ve hastane bakımının tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu görüyordu. Haydarpaşa Numune Hastanesinde Türkiye’nin ilk hastane diyet mutfaklarından birinin kurulmasına katkıda bulundu. Hastalıkların özelliklerine göre hazırlanan yemeklerin miktarı, içeriği ve kalorisi hesaplanıyor; beslenme, tedavinin bilimsel bir unsuru hâline getiriliyordu.</p>

<p>1937’de yayımladığı Zehirlenmeler Teşhis ve Tedavi adlı eseri, kimyasal maddeler ve ilaçlarla oluşan zehirlenmelere karşı uygulanabilir bilgiler sunan bir klinik başvuru kitabıydı. 1942’de yayımladığı İç Hastalıklarında Diyetle Tedavi ise besinlerin sınıflandırılmasından vitaminlere, kalori hesaplarından çeşitli hastalıklarda uygulanacak diyetlere kadar geniş bir alanı kapsıyordu. Üç baskı yapan kitapta yemek tarifleri ve besin cetvelleri de bulunuyordu. Müfide Küley, Türkiye’de klinik tıp alanında kitap yayımlayan en erken kadın hekimlerden biri olmuştu.</p>

<p>Tıbbiyenin Öğrencisinden Profesörüne</p>

<p>Akademik yükselişi tesadüf değildi. Henüz asistanken bilimsel makaleler yayımlamaya başlamış, yabancı literatürü takip edebilmek için Almanca ve Fransızcasını geliştirmişti. 1943 yılında kalp krizleri ve koroner bozukluklarda elektrokardiyografi üzerine hazırladığı çalışmayla doçentlik sınavını kazandı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi III. Dâhiliye Kliniğine atandı. 1953’te profesörlüğe yükseldi.</p>

<p>Böylece Cumhuriyet döneminin ilk klinisyen kadın profesörlerinden biri olarak, yıllar önce öğrencisi olmasına karşı çıkılan fakültenin akademik kadrosunda yerini aldı. Bu yalnızca kişisel bir yükseliş değildi. Onun kürsüdeki varlığı, kadınların yalnızca tıp okuyabileceğini değil; araştırma yapabileceğini, klinik yönetebileceğini, öğrenci yetiştirebileceğini ve tıbbi bilginin yönünü belirleyebileceğini gösteriyordu.</p>

<p>147’ler Mücadelesi</p>

<p>Fakat karşısına çıkan engeller gençlik yıllarıyla sınırlı kalmadı. 27 Mayıs 1960 askerî müdahalesinin ardından üniversitelerden uzaklaştırılan 147 öğretim üyesi arasında Müfide Küley de bulunuyordu. Yıllarını verdiği kurumdan bir kararla uzaklaştırılmıştı. Sessiz kalmadı; 147’ler Derneğinin kuruluşunda görev aldı ve derneğin başkanlığını üstlenerek akademisyenlerin haklarını savundu. Yaklaşık 17 ay süren mücadelenin ardından 1962’de üniversitedeki görevine döndü.</p>

<p>Gastroenterolojinin Kurumsallaşmasına Öncülük</p>

<p>Dönüşünden kısa süre sonra, 1963 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi III. İç Hastalıkları Kliniği bünyesinde Gastroenteroloji Bölümünü kurdu. Sindirim sistemi hastalıklarının bağımsız bir uzmanlık alanı olarak gelişmesine katkı sundu ve emekli oluncaya kadar bölümün başkanlığını yürüttü. Böylece yıllar önce tıbbiyenin kapısında başlayan yolculuğu, Türkiye’de gastroenterolojinin kurumsal bir kimlik kazanmasına kadar uzandı.</p>

<p>Bilimsel ilgisi yalnızca mide ve bağırsak hastalıklarıyla sınırlı değildi. Zehirlenmelerden karaciğer hastalıklarına, böbrek biyopsisinden akciğer kanserinin erken tanısına, alerjiden yaşlılıkta görülen sindirim sistemi sorunlarına kadar çok sayıda konuda çalıştı. Kitaplar, makaleler ve bildiriler yayımladı. Bilgiyi yalnızca akademik çevrelere değil, halka da ulaştırmaya çalıştı; veremden korunma ve sağlıklı yaşlanma gibi konularda konferanslar verdi.</p>

<p>Ardından Gelenlere Açık Bıraktığı Kapı</p>

<p>1973 yılında üniversiteden kendi isteğiyle emekli oldu. Fakat hekimlikten kopmadı; 1980’li yıllara kadar hastalarını görmeyi sürdürdü. 26 Aralık 1995’te hayatını kaybettiğinde geride yalnızca unvanlar ve yayınlar değil, yetiştirdiği binlerce öğrenci, tedavi ettiği hastalar ve kurumsallaşmasına öncülük ettiği bir bilim dalı bıraktı.</p>

<p>Müfide Küley’in hayatı, kadınların tıp tarihindeki yerini yalnızca “ilkler” üzerinden anlatmanın yetersiz olduğunu gösterir. Çünkü o sadece tıp fakültesine kabul edilen ilk kadınlardan biri değildi. Bilgiyi kliniğe taşıdı, hastane hizmetlerini dönüştürdü, kitaplar yazdı, akademik kürsüye yükseldi, haksızlığa uğradığında mücadele etti ve Türkiye’de gastroenterolojinin gelişmesine öncülük etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Onu hekimlikten vazgeçirmeye çalışanlar, tıp eğitiminin kadınlar için fazla yorucu olduğunu söylemişti. Müfide Küley ise yalnızca bu eğitimi tamamlamakla kalmadı; başkalarına tıp öğreten bir profesör oldu.</p>

<p>Yıllar sonra mesleği hakkında söylediği şu söz, bütün hayatını özetliyordu:</p>

<p>“Yeniden hayata gelsem ve tahsile başlasam ancak doktor olarak mesut olacağıma inanıyorum.”</p>

<p>Müfide Küley, tıbbiyenin kapısından içeri girebilmek için mücadele eden genç bir kadın olarak başladığı yolculuğu, aynı kurumun kürsüsünde binlerce hekime yol gösteren bir bilim insanı olarak tamamladı. O kapıdan yalnız geçmedi; ardından gelecek kadınlar için yolu da açık bıraktı.</p>

<p>Müfide Küley | Tıp Tarihinde İz Bırakan Hekimler</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>TIP TARİHİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mufide-kuley-tibbiyenin-kapisindan-kursuye-yuruyen-kadin</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-5653.jpeg" type="image/jpeg" length="60431"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KKTC Güzelyurt’ta Arka Ayakları Bağlı Ölü Köpek Bulundu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kktc-guzelyurtta-arka-ayaklari-bagli-olu-kopek-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kktc-guzelyurtta-arka-ayaklari-bagli-olu-kopek-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Güzelyurt bölgesinde arka ayakları iple bağlanmış halde ölü bulunan bir köpekle ilgili polise bilgi verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Köpeğin gece saatlerinde tenha bir noktaya araçtan atıldığı öne sürülürken, olayın aydınlatılması için inceleme başlatılması bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Güzelyurt’ta yaşandığı belirtilen olay, hayvanseverlerin tepkisine neden oldu. Edinilen bilgilere göre arka ayakları iple bağlı olan ölü bir köpek, gece saatlerinde bölgedeki tenha ve karanlık bir noktada bulundu.</p>

<p>Köpeğin, İsuzu Elf Van tipi olduğu öne sürülen bir araçla bölgeye getirildikten sonra yol kenarına bırakıldığı iddia edildi. Hayvanın ayaklarının bağlı olması nedeniyle kötü muameleye veya işkenceye maruz kalmış olabileceği değerlendirilirken, kesin ölüm nedeninin yapılacak incelemeyle belirlenebileceği ifade edildi.</p>

<p>Olayın fark edilmesinin ardından Güzelyurt Polis Müdürlüğü’ne bilgi verildiği öğrenildi. Güzelyurt Polis Müdürlüğü’ne bağlı Adli Şube ekiplerinin, köpeğin bölgeye kim ya da kimler tarafından getirildiğini belirlemek amacıyla çevredeki güvenlik kameralarını ve araç hareketlerini incelemesi bekleniyor.</p>

<p>Olayla ilgili henüz resmî bir açıklama yapılmazken, hayvanseverler sorumluların tespit edilmesini ve olayın tüm yönleriyle araştırılmasını istedi.</p>

<p>Güvenlik Kameraları İncelenecek</p>

<p>Köpeğin bırakıldığı bölgedeki kamera kayıtlarının, şüpheli aracın plakasının ve izlediği güzergâhın belirlenmesinde önemli rol oynayabileceği belirtiliyor. Hayvanın ölüm nedeni ve ölüm zamanı konusunda ise veteriner incelemesinin belirleyici olması bekleniyor.</p>

<p>Polisin olayla ilgili soruşturma başlatıp başlatmadığına ilişkin resmî açıklama bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kktc-guzelyurtta-arka-ayaklari-bagli-olu-kopek-bulundu</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-5651.jpeg" type="image/jpeg" length="10051"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rebecca Lee Crumpler: İki Duvarı Birden Aşan Hekim]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/rebecca-lee-crumpler-iki-duvari-birden-asan-hekim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rebecca-lee-crumpler-iki-duvari-birden-asan-hekim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadınların hekimliğe, Afrikalı Amerikalıların ise tıp eğitimine kabul edilmediği bir çağda Rebecca Lee Crumpler, ABD’nin ilk siyah kadın doktoru olarak tarihin yönünü değiştirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tıp tarihinde bazı isimler yalnızca bilimsel başarılarıyla değil, değiştirdikleri toplumsal dengelerle de hatırlanır. Rebecca Lee Crumpler, bunlardan biridir. Kadınların hekimliğe, Afrikalı Amerikalıların ise tıp eğitimine layık görülmediği bir çağda yalnızca doktor olmadı; kendisinden sonra gelecek kuşaklar için kapanmayacak bir kapı araladı.</p>

<p>1864 yılında Boston’da genç bir kadın tıp diplomasını eline aldığında, bu belge yalnızca bir mesleğe kabulün simgesi değildi. Amerika Birleşik Devletleri İç Savaş’ın ortasındaydı. Kölelik düzeni henüz tamamen sona ermemiş, kadınların hekim olabileceği düşüncesi ise birçok çevrede hâlâ alay ve kuşkuyla karşılanıyordu. O genç kadının adı Rebecca Lee Crumpler’dı. New England Female Medical College’dan mezun olmuş ve Amerika Birleşik Devletleri’nde tıp doktoru unvanını kazanan ilk Afrikalı Amerikalı kadın olarak tarihe geçmişti.</p>

<p>Rebecca, 1831 yılında Delaware’de dünyaya geldi. Çocukluğunu Pennsylvania’da, hasta komşularına yardım etmesiyle tanınan teyzesinin yanında geçirdi. İnsanların acısını hafifletmeye çalışan bu fedakâr kadının yanında büyümesi, onun tıbba yönelmesinde belirleyici oldu. Crumpler için hekimlik sonradan seçilmiş bir meslek değil, çocukluk yıllarında filizlenen bir hizmet anlayışının doğal devamıydı.</p>

<p>1850’li yılların başında Massachusetts’e taşındı ve yaklaşık sekiz yıl boyunca hemşire olarak çalıştı. O dönemde bugünkü anlamıyla standartlaştırılmış hemşirelik eğitimi henüz yaygın değildi. Rebecca, hekimlerin yanında çalışarak hastaları gözlemledi, bakım verdi ve güçlü bir klinik deneyim kazandı. Birlikte görev yaptığı doktorların referansları sayesinde 1860 yılında New England Female Medical College’a kabul edildi.</p>

<p>Ancak okulun kapısından içeri girebilmek, mücadelesinin sona erdiği anlamına gelmiyordu. O yıllarda kadınların zihinsel ve fiziksel olarak hekimliğe uygun olmadığı ileri sürülüyor, Afrikalı Amerikalı öğrenciler ise birçok tıp okulunun kapısından geri çevriliyordu. Rebecca, kadın olduğu için bir duvara, siyah olduğu için ise ikinci bir duvara çarpıyordu. Onun eğitim hayatı, yalnızca derslerle değil, önyargılarla da mücadele ederek geçti.</p>

<p>Dört yıllık eğitimin ardından 1864 yılında mezun olduğunda yalnızca kişisel bir başarı elde etmedi. Kendisinden sonra gelecek Afrikalı Amerikalı kadınlara, daha önce hiç açılmamış bir yolu görünür hâle getirdi. Diplomasında dönemin diliyle “Doctress of Medicine” unvanı yer alıyordu. Ne var ki tarih, öncü isimleri her zaman hak ettikleri hızla hatırlamaz. Crumpler’ın önemi uzun yıllar gölgede kaldı; yaşam öyküsü, geride bıraktığı eserler ve sonraki tarih araştırmaları sayesinde yeniden gün yüzüne çıktı.</p>

<p>Mezuniyetinin ardından kısa bir süre Boston’da çalışan Rebecca Lee Crumpler, İç Savaş’ın sona ermesiyle Richmond, Virginia’ya gitti. Kölelikten yeni kurtulan binlerce insan özgürlüğüne kavuşmuştu; ancak sağlık hizmetlerine erişimleri hâlâ son derece sınırlıydı. Yoksulluk, salgın hastalıklar, yetersiz beslenme ve savaşın bıraktığı ağır yıkım, özgürlüğün sevincine büyük sağlık sorunlarını da ekliyordu.</p>

<p>Crumpler, Richmond’u gerçek anlamda bir hizmet alanı olarak gördü. Freedmen’s Bureau bünyesinde çalışarak kölelikten kurtulan ve düzenli sağlık hizmetine ulaşamayan insanlara bakım sundu. Hastalarının önemli bölümünü yoksullar, kadınlar ve çocuklar oluşturuyordu. Bunlar, dönemin hem toplumunun hem de sağlık sisteminin en kolay göz ardı edilen kesimleriydi.</p>

<p>Rebecca yalnızca hastalıklarla mücadele etmiyordu. Siyah bir kadın hekimin mesleki yetkinliğini sorgulayan ırkçı ve cinsiyetçi önyargılarla da her gün yüzleşiyordu. Buna rağmen hekimliği hiçbir zaman kişisel yükselişin aracı olarak görmedi. Ona göre tıp, en çok ihtiyaç duyanlara ulaştırılması gereken bir kamu hizmetiydi. Hastasının ekonomik durumu, ten rengi ya da toplumdaki yeri, tedavi hakkını belirleyemezdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boston’a döndükten sonra kadınlar ve çocuklara hizmet vermeyi sürdürdü. Maddi imkânı olmayan hastaları geri çevirmedi. Bu yaklaşım, onun meslek anlayışını en yalın biçimde özetliyordu: Tıp, yalnızca bilgi sahibi olmak değil; o bilgiyi en fazla ihtiyacı olan insanlara ulaştırabilmektir.</p>

<p>1883 yılında yayımladığı A Book of Medical Discourses, yıllar boyunca tuttuğu klinik notların ve saha deneyiminin ürünüdür. Kitabın ilk bölümü bebek ve çocuk hastalıklarına, ikinci bölümü ise kadın sağlığı ile gençlerin gelişimine ayrılmıştı. Crumpler yalnızca hekimlere seslenmiyordu; annelere, hemşirelere ve aile içinde bakım sorumluluğunu üstlenen kadınlara da ulaşmayı hedefliyordu.</p>

<p>Bu eser, Afrikalı Amerikalı bir yazar tarafından yayımlanan ilk tıp kitaplarından biri ve siyah kadınların tıp yazarlığındaki en erken örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Böylece Rebecca Lee Crumpler yalnızca hastalarını tedavi eden bir hekim değil, bilgisini kalıcı hâle getirerek gelecek kuşaklara aktaran bir tıp yazarı da oldu.</p>

<p>Rebecca Lee Crumpler, 1895 yılında Boston’un Hyde Park bölgesinde hayatını kaybetti. Bugün ona ait doğrulanmış bir fotoğraf bulunmuyor. Yüzü tarihin sisleri arasında kaybolmuş olabilir; ancak bıraktığı miras hâlâ canlıdır. O miras, yazdığı kitabın satırlarında, iyileştirdiği insanların yaşamlarında ve ondan sonra tıp fakültelerinin kapısından içeri giren binlerce siyah kadının hikâyesinde yaşamayı sürdürmektedir.</p>

<p>Rebecca Lee Crumpler’ın öyküsü yalnızca “ilk Afrikalı Amerikalı kadın doktor” unvanından ibaret değildir. Onun yaşamı, tıbbın kimin elinde olduğuna, hastane kapılarının kime açıldığına ve bilginin kimden geldiğinde değer gördüğüne ilişkin güçlü bir vicdan muhasebesidir.</p>

<p>Çünkü tıp tarihi yalnızca yeni ilaçların, ameliyatların ve bilimsel keşiflerin tarihi değildir. Aynı zamanda bazı insanların hekim olabilmek, bazılarının ise yalnızca tedavi görebilmek için vermek zorunda kaldıkları mücadelenin de tarihidir.</p>

<p>Rebecca Lee Crumpler iki büyük engeli aştı: Irkçılığı ve cinsiyetçiliği. Ardından gelenler için ise o iki duvarda, bir daha kapanmayacak bir kapı açtı. Bu nedenle onun adı yalnızca tıp tarihinin değil, insanlık tarihinin de sessiz ama en güçlü öncülerinden biri olarak anılmayı hak etmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>TIP TARİHİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/rebecca-lee-crumpler-iki-duvari-birden-asan-hekim</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 10:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-5647.jpeg" type="image/jpeg" length="69657"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sarılmak Sadece Mutlu Etmiyor: Beyinden Kalbe Vücudu Baştan Aşağı Etkiliyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sarilmak-sadece-mutlu-etmiyor-beyinden-kalbe-vucudu-bastan-asagi-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sarilmak-sadece-mutlu-etmiyor-beyinden-kalbe-vucudu-bastan-asagi-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yoğun iş temposu, günlük kaygılar ve dijital dünyanın giderek artırdığı yalnızlık hissi, insanların fiziksel ve duygusal yakınlığa duyduğu ihtiyacı daha görünür hâle getiriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uzmanlara göre sevilen bir kişiye sarılmak, el ele tutuşmak veya güvenli bir fiziksel temas kurmak yalnızca ilişkileri güçlendirmiyor; vücudun stresle mücadele sistemini de etkileyebiliyor.</p>

<p>WebMD tarafından yayımlanan sağlık derlemesinde, sarılma ve yakın fiziksel temas sırasında vücutta “bağlanma hormonu” olarak da bilinen oksitosin düzeylerinin artabileceğine dikkat çekildi. Oksitosin; güven, yakınlık, sakinlik ve sosyal bağ kurma süreçlerinde rol oynayan önemli hormonlardan biri olarak biliniyor.</p>

<p>Stres Hormonunu Azaltabilir</p>

<p>Sarılma sırasında oluşan güven ve destek hissi, beynin tehdit algısıyla ilişkili tepkilerini yatıştırabiliyor. Bazı bilimsel çalışmalarda, sevilen birinden alınan sarılmanın veya kişinin kendi kendine uyguladığı rahatlatıcı temasın stres hormonu kortizolün yükselmesini sınırlayabildiği görüldü.</p>

<p>Özellikle stresli bir görüşme, sınav, sunum veya zorlayıcı bir olay öncesinde kurulan destekleyici fiziksel temasın kişinin kendisini daha sakin ve güvende hissetmesine yardımcı olabileceği belirtiliyor. Bununla birlikte etkinin kişiden kişiye, ilişkinin niteliğine ve temasın istenip istenmemesine göre değişebileceği vurgulanıyor.</p>

<p>Tansiyon ve Kalp Hızını Etkileyebilir</p>

<p>Sarılmanın kalp ve damar sistemi üzerindeki etkileri de araştırılıyor. Partnerleriyle daha sık sarıldığını bildiren kişiler üzerinde gerçekleştirilen bazı çalışmalarda, daha yüksek oksitosin düzeyleri ile daha düşük kan basıncı ve kalp hızı arasında bağlantı bulundu.</p>

<p>Bu sonuçlar sarılmanın hipertansiyonu tedavi ettiği anlamına gelmiyor. Ancak güvenli fiziksel temasın gevşemeyi sağlayan parasempatik sinir sistemini destekleyerek kalp hızının ve kan basıncının düzenlenmesine katkıda bulunabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Ağrı Algısını Hafifletebilir</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fiziksel temasın ağrı üzerindeki etkisi yalnızca psikolojik rahatlamayla sınırlı olmayabilir. Sarılma sırasında salgılanan oksitosin ve vücudun doğal rahatlatıcı kimyasalları, bazı kişilerde ağrının daha az yoğun hissedilmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Sevilen bir kişinin elini tutmanın, masajın veya güven veren bir dokunuşun özellikle stresle artan kas gerginliği ve rahatsızlık hissini azaltabileceği belirtiliyor. Ancak kronik ya da şiddetli ağrılarda fiziksel temasın tıbbi değerlendirme ve tedavinin yerine geçmemesi gerekiyor.</p>

<p>Daha Rahat Uykuya Yardımcı Olabilir</p>

<p>Uykuya dalmadan önce kurulan sakin ve güvenli temas, kaygı düzeyini azaltarak uykuya geçişi kolaylaştırabilir. Sarılmanın oluşturduğu emniyet hissi, zihinsel uyarılmayı ve gece boyunca devam eden düşünce döngüsünü hafifletebilir.</p>

<p>Bununla birlikte herkes sarılarak uyumaktan hoşlanmayabilir. Sıcaklık, hareket, kişisel alan ihtiyacı ve uyku alışkanlıkları nedeniyle bazı kişiler fiziksel teması uyku öncesinde tercih ederken uyku sırasında mesafeye ihtiyaç duyabilir. Uzmanlar, çiftlerin birbirlerinin sınırlarını gözetmesini öneriyor.</p>

<p>Bağışıklık Sistemiyle İlişkisi Araştırılıyor</p>

<p>Sosyal destek ve düzenli fiziksel temasın bağışıklık sistemi üzerindeki olası etkileri de bilimsel çalışmaların konusu olmaya devam ediyor. Stresin uzun süre yüksek kalması bağışıklık yanıtını olumsuz etkileyebilirken, sarılma gibi rahatlatıcı sosyal davranışların stres yükünü azaltarak dolaylı bir koruyucu etki oluşturabileceği düşünülüyor.</p>

<p>Ancak sarılmanın enfeksiyonları önlediği veya bağışıklığı tek başına güçlendirdiği yönünde kesin bir sonuca varmak mümkün değil. Dengeli beslenme, düzenli uyku, fiziksel aktivite ve gerekli aşıların yerini herhangi bir fiziksel temas alamıyor.</p>

<p>İlişkilerde Güven ve Yakınlığı Artırabilir</p>

<p>Sarılma, çiftler arasındaki duygusal bağı desteklemenin yanı sıra aile bireyleri ve yakın arkadaşlar arasındaki güven duygusunu da pekiştirebilir. Sözlü iletişimin yetersiz kaldığı zamanlarda güvenli bir dokunuş, “yanındayım” mesajını güçlü biçimde iletebilir.</p>

<p>Fiziksel yakınlığın özellikle tartışma veya stres sonrasında duygusal düzenlenmeye katkı sağlayabileceği belirtiliyor. Bununla birlikte sarılmanın sağlıklı olabilmesi için karşılıklı istek, güven ve rıza büyük önem taşıyor.</p>

<p>Her Sarılma Aynı Etkiyi Oluşturmuyor</p>

<p>Uzmanlar, tanınmayan veya güvenilmeyen bir kişiden gelen istenmeyen temasın rahatlama yerine stres ve kaygıya neden olabileceğini hatırlatıyor. Bu nedenle sarılmanın olası faydaları, temasın güvenli, gönüllü ve kişinin sınırlarına saygılı olmasıyla yakından ilişkili.</p>

<p>Fiziksel temastan hoşlanmayan kişiler için de benzer sakinleşme yolları bulunuyor. Evcil hayvanla vakit geçirmek, kişinin kendi omuzlarına dokunması, sıcak bir battaniye kullanması veya yakınlarıyla destekleyici bir sohbet gerçekleştirmesi rahatlama sağlayabiliyor.</p>

<p>Sarılmak bir ilaç ya da hastalık tedavisi değil. Ancak güven duyulan biriyle kurulan sıcak ve karşılıklı bir temas, günlük hayatın görünmez ağırlığını birkaç dakikalığına hafifletebilen güçlü bir sosyal destek biçimi olabilir. WebMD’nin 23 Nisan 2026 tarihli derlemesi sarılmayı oksitosin salınımı, stresin azalması, ağrı algısının hafiflemesi ve bağların güçlenmesiyle ilişkilendiriyor. İnsan çalışmalarında da destekleyici temasın kortizol tepkisini azaltabildiği ve sık partner sarılmalarıyla daha düşük kan basıncı arasında ilişki bulunduğu bildiriliyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sarilmak-sadece-mutlu-etmiyor-beyinden-kalbe-vucudu-bastan-asagi-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 07:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-5643.jpeg" type="image/jpeg" length="39764"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pankreatit Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/pankreatit-nedir-belirtileri-nedenleri-ve-tedavisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/pankreatit-nedir-belirtileri-nedenleri-ve-tedavisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pankreatit, pankreasın aniden veya uzun süreli olarak iltihaplanmasıdır. Şiddetli karın ağrısı, bulantı, kusma ve ateşle başlayabilen hastalık, bazı kişilerde sindirim bozukluğu, kilo kaybı ve diyabete kadar ilerleyebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Akut pankreatit acil hastane tedavisi gerektirebilirken kronik pankreatitte kalıcı pankreas hasarı gelişebilir.</p>

<p>Pankreatit nedir?</p>

<p>Pankreatit, midenin arkasında bulunan pankreas bezinin iltihaplanmasıdır. Pankreas, besinlerin parçalanmasını sağlayan sindirim enzimlerini üretir. Aynı zamanda kan şekerinin düzenlenmesinde görev alan insülin ve glukagon hormonlarını salgılar.</p>

<p>Normal koşullarda pankreas enzimleri ince bağırsağa ulaştıktan sonra etkinleşir. Pankreatitte ise bu enzimler pankreas dokusu içinde erken aktive olarak organa zarar verebilir ve iltihaplanmaya yol açabilir. Hastalık akut veya kronik biçimde görülebilir. Her iki form da ciddi komplikasyonlara neden olabileceğinden pankreatit belirtileri hafife alınmamalıdır. (⁠MedlinePlus)</p>

<p>Akut pankreatit ve kronik pankreatit arasındaki fark nedir?</p>

<p>Akut pankreatit</p>

<p>Akut pankreatit aniden gelişir. Hastalık birkaç gün içinde gerileyebileceği gibi bazı kişilerde haftalarca sürebilir. Hafif vakalarda pankreas tamamen iyileşebilir. Ancak ağır akut pankreatit; pankreas dokusunda ölüm, enfeksiyon, dolaşım bozukluğu, solunum yetmezliği ve çoklu organ yetmezliği gibi yaşamı tehdit eden sonuçlara yol açabilir.</p>

<p>Kronik pankreatit</p>

<p>Kronik pankreatit, pankreasta zaman içinde kalıcı yara dokusu ve yapısal hasar oluşmasıdır. Tekrarlayan akut pankreatit atakları kronik pankreatite dönüşebilir. Hastalık ilerledikçe pankreasın sindirim enzimi ve insülin üretme kapasitesi azalabilir. Bunun sonucunda besin emilim bozukluğu, kilo kaybı, yağlı dışkılama ve diyabet gelişebilir. (⁠MSD Manuals)</p>

<p>Pankreatit belirtileri nelerdir?</p>

<p>Pankreatitin en yaygın belirtisi üst karın bölgesinde hissedilen ağrıdır. Ağrı sırta, yanlara veya omuzlara yayılabilir. Özellikle akut pankreatitte ağrı çoğu zaman ani, şiddetli ve sürekli karakterdedir.</p>

<p>Akut pankreatit belirtileri</p>

<p>Akut pankreatitte şu belirtiler görülebilir:</p>

<p>* Karnın üst bölümünde aniden başlayan şiddetli ağrı<br />
* Ağrının sırta veya omuzlara yayılması<br />
* Bulantı ve kusma<br />
* Karında hassasiyet veya şişkinlik<br />
* Ateş<br />
* Kalp atım hızında artış<br />
* Hızlı ve yüzeysel solunum<br />
* Terleme<br />
* Halsizlik<br />
* Tansiyon düşüklüğü<br />
* Sarılık</p>

<p>Öne doğru eğilmek bazı kişilerde ağrıyı bir miktar azaltabilir. Yemek yemek, özellikle yağlı yiyecekler, ağrının artmasına yol açabilir. (⁠Diyabet ve Sindirim Enstitüsü)</p>

<p>Kronik pankreatit belirtileri</p>

<p>Kronik pankreatit yavaş ilerleyebilir ve ilk dönemlerde belirgin şikâyet oluşturmayabilir. Hastalık ilerlediğinde şu belirtiler ortaya çıkabilir:</p>

<p>* Üst karın bölgesinde tekrarlayan veya sürekli ağrı<br />
* Yemeklerden sonra artan karın ağrısı<br />
* Hazımsızlık ve şişkinlik<br />
* İştahsızlık<br />
* İstem dışı kilo kaybı<br />
* İshal<br />
* Kötü kokulu, açık renkli veya yağlı dışkı<br />
* Dışkının tuvalette yağlı bir tabaka bırakması<br />
* Bulantı ve kusma<br />
* Halsizlik veya baş dönmesi<br />
* Kan şekerinde yükselme ve diyabet belirtileri</p>

<p>Yağlı, kötü kokulu ve su üzerinde yüzen dışkı, pankreasın yeterli sindirim enzimi üretemediğini düşündürebilir. Bu durum ekzokrin pankreas yetersizliği olarak adlandırılır. (⁠Diyabet ve Sindirim Enstitüsü)</p>

<p>Pankreatit neden olur?</p>

<p>Akut pankreatitin en sık nedenleri safra taşları ve yoğun alkol kullanımıdır. Safra taşı, safra ve pankreas kanallarının birleştiği bölgede tıkanıklık oluşturarak pankreas enzimlerinin akışını engelleyebilir. Alkol ise pankreas hücrelerinde doğrudan hasara ve salgı kanallarında bozulmaya neden olabilir. (⁠MSD Manuals)</p>

<p>Pankreatitin diğer nedenleri şunlardır:</p>

<p>* Kandaki trigliserid düzeyinin çok yüksek olması<br />
* Kandaki kalsiyum seviyesinin yükselmesi<br />
* Bazı ilaçlar<br />
* Karın bölgesine alınan darbeler<br />
* Pankreas veya safra kanalı girişimleri<br />
* Endoskopik retrograd kolanjiyopankreatografi sonrası gelişen iltihap<br />
* Viral, bakteriyel veya paraziter enfeksiyonlar<br />
* Otoimmün hastalıklar<br />
* Pankreas kanalındaki yapısal bozukluklar<br />
* Kalıtsal gen değişiklikleri<br />
* Kistik fibrozis<br />
* Pankreas tümörleri<br />
* Sigara kullanımı</p>

<p>Bazı hastalarda yapılan incelemelere rağmen kesin neden belirlenemeyebilir. Bu durum idiyopatik pankreatit olarak adlandırılır.</p>

<p>Kronik pankreatitin en sık nedenleri nelerdir?</p>

<p>Uzun süreli yoğun alkol kullanımı kronik pankreatitin önemli nedenlerinden biridir. Sigara kullanımı da hastalığın ortaya çıkma ve ilerleme riskini artırabilir. Bununla birlikte her kronik pankreatit vakası alkole bağlı değildir.</p>

<p>Tekrarlayan akut pankreatit atakları, genetik yatkınlık, otoimmün hastalıklar, pankreas kanalındaki tıkanıklıklar ve bazı metabolik bozukluklar da kronik pankreatite neden olabilir. (⁠MSD Manuals)</p>

<p>Pankreatit ağrısı nerede olur?</p>

<p>Pankreatit ağrısı çoğunlukla göğüs kafesinin altında, karnın üst-orta bölümünde hissedilir. Ağrı kuşak biçiminde yanlara veya sırta yayılabilir. Akut pankreatitte genellikle ani ve çok şiddetlidir. Kronik pankreatitte ise zaman zaman gelen ataklar şeklinde olabileceği gibi sürekli de hissedilebilir.</p>

<p>Sırta yayılan her karın ağrısı pankreatit anlamına gelmez. Safra kesesi hastalıkları, mide ülseri, kalp krizi, bağırsak hastalıkları ve pankreas kanseri de benzer belirtilere neden olabilir. Bu nedenle tanı yalnızca şikâyetlere bakılarak konulamaz.</p>

<p>Pankreatit tanısı nasıl konulur?</p>

<p>Pankreatit tanısında hastanın şikâyetleri, fizik muayene bulguları, kan testleri ve görüntüleme yöntemleri birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Kan testleri</p>

<p>Akut pankreatitte özellikle kandaki lipaz ve amilaz enzimleri incelenir. Lipaz, pankreatit açısından daha özgül bir test olarak kabul edilir. Ayrıca şu değerler değerlendirilebilir:</p>

<p>* Karaciğer fonksiyon testleri<br />
* Bilirubin<br />
* Trigliserid<br />
* Kalsiyum<br />
* Kan şekeri<br />
* Böbrek fonksiyonları<br />
* Hemogram<br />
* Enfeksiyon ve inflamasyon göstergeleri</p>

<p>Görüntüleme yöntemleri</p>

<p>Nedeni ve hastalığın şiddetini değerlendirmek için şu yöntemlerden yararlanılabilir:</p>

<p>* Karın ultrasonografisi<br />
* Bilgisayarlı tomografi<br />
* Manyetik rezonans görüntüleme<br />
* MRCP<br />
* Endoskopik ultrasonografi<br />
* Gereken durumlarda ERCP</p>

<p>Kronik pankreatitin erken dönemlerde teşhis edilmesi zor olabilir. Görüntüleme testlerine ek olarak pankreas fonksiyon testleri ve dışkıda elastaz ölçümü gibi incelemeler gerekebilir. (⁠Diyabet ve Sindirim Enstitüsü)</p>

<p>Pankreatit tedavisi nasıl yapılır?</p>

<p>Tedavi; hastalığın akut veya kronik olmasına, nedenine, şiddetine ve gelişen komplikasyonlara göre planlanır. Akut pankreatit şüphesi bulunan hastaların önemli bir bölümü hastanede takip edilir.</p>

<p>Akut pankreatit tedavisi</p>

<p>Akut pankreatitin başlangıç tedavisinde şu uygulamalar yer alabilir:</p>

<p>* Damar yoluyla sıvı verilmesi<br />
* Ağrı kesici tedavi<br />
* Bulantı ve kusmanın kontrol altına alınması<br />
* Oksijen desteği<br />
* Kan şekeri ve elektrolitlerin izlenmesi<br />
* Beslenme desteği<br />
* Organ fonksiyonlarının yakından takip edilmesi</p>

<p>Hafif akut pankreatitte hasta tolere edebiliyorsa ilk 24-48 saat içinde düşük yağlı ağızdan beslenmeye başlanması önerilebilir. Uzun süre tamamen aç bırakma yaklaşımı artık her hasta için rutin kabul edilmemektedir. Ağızdan beslenemeyen ağır hastalarda mümkün olduğunda mide veya bağırsak yoluyla enteral beslenme tercih edilir. (⁠Mayo Clinic)</p>

<p>Akut pankreatitte antibiyotikler her hastaya rutin olarak verilmez. Antibiyotik tedavisi genellikle enfeksiyon şüphesi veya kanıtlanmış enfeksiyon bulunduğunda değerlendirilir. (⁠Doğru Kararlar)</p>

<p>Safra taşına bağlı pankreatit tedavisi</p>

<p>Pankreatitin nedeni safra taşıysa, safra kanalında tıkanıklık veya enfeksiyon bulunup bulunmadığı araştırılır. Safra yolu enfeksiyonu gelişmişse acil ERCP gerekebilir.</p>

<p>Hastalık kontrol altına alındıktan sonra yeni pankreatit ataklarını önlemek amacıyla safra kesesinin ameliyatla alınması gündeme gelebilir.</p>

<p>Alkole bağlı pankreatit tedavisi</p>

<p>Alkole bağlı pankreatitte alkol kullanımının tamamen bırakılması tedavinin temel parçalarından biridir. Bağımlılık söz konusuysa psikiyatri, bağımlılık tedavisi ve sosyal destek programlarından yararlanılması gerekebilir.</p>

<p>Kronik pankreatit tedavisi</p>

<p>Kronik pankreatitte oluşmuş kalıcı pankreas hasarını tamamen geri döndürmek her zaman mümkün değildir. Tedavinin amacı ağrıyı azaltmak, beslenme yetersizliğini önlemek, sindirimi desteklemek ve komplikasyonları kontrol altına almaktır.</p>

<p>Tedavide şu yöntemler kullanılabilir:</p>

<p>* Alkolün tamamen bırakılması<br />
* Sigaranın bırakılması<br />
* Beslenme düzeninin kişiye göre planlanması<br />
* Pankreas enzimi içeren ilaçlar<br />
* Yağda çözünen vitaminlerin desteklenmesi<br />
* Ağrı tedavisi<br />
* Diyabet gelişmişse kan şekeri tedavisi<br />
* Kanal tıkanıklıkları için endoskopik işlemler<br />
* Pankreas taşlarının çıkarılması veya parçalanması<br />
* Pseudokistlerin boşaltılması<br />
* Gerekli hastalarda cerrahi tedavi</p>

<p>Pankreas enzimi tedavisi, besinlerin özellikle de yağların sindirilmesine yardımcı olabilir. Enzimlerin dozu ve kullanım şekli hastanın dışkılama özelliklerine, kilosuna ve beslenme durumuna göre hekim tarafından düzenlenmelidir. (⁠nhs.uk)</p>

<p>Pankreatit hastaları nasıl beslenmeli?</p>

<p>Pankreatitte herkese uygulanabilecek tek bir diyet yoktur. Beslenme planı hastalığın türüne, ağırlığına, kişinin kilosuna ve pankreas yetersizliği bulunup bulunmadığına göre hazırlanmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genel olarak şu noktalara dikkat edilebilir:</p>

<p>* Alkol tamamen bırakılmalıdır.<br />
* Çok yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden kaçınılmalıdır.<br />
* Büyük öğünler yerine daha küçük ve sık öğünler tercih edilebilir.<br />
* Yeterli protein ve kalori alınmalıdır.<br />
* Hızlı kilo kaybı varsa diyetisyen desteği alınmalıdır.<br />
* Pankreas enzimi reçete edilmişse öğünlerle birlikte kullanılmalıdır.<br />
* Vitamin ve mineral eksiklikleri kontrol edilmelidir.<br />
* Yeterli sıvı tüketilmelidir.</p>

<p>Yağ tüketiminin gereğinden fazla kısıtlanması yetersiz beslenmeye yol açabilir. Bu nedenle kronik pankreatitte diyet, gastroenteroloji uzmanı ve diyetisyen gözetiminde düzenlenmelidir.</p>

<p>Pankreatit komplikasyonları nelerdir?</p>

<p>Akut ve kronik pankreatit farklı komplikasyonlara neden olabilir.</p>

<p>Akut pankreatit komplikasyonları</p>

<p>* Pankreas nekrozu<br />
* Enfekte pankreas dokusu<br />
* Pankreas çevresinde sıvı birikmesi<br />
* Pseudokist<br />
* Safra kanalı veya mide çıkışında tıkanıklık<br />
* İç kanama<br />
* Şok<br />
* Akut böbrek yetmezliği<br />
* Solunum yetmezliği<br />
* Çoklu organ yetmezliği</p>

<p>Ağır akut pankreatit yoğun bakım tedavisi gerektirebilir ve yaşamı tehdit edebilir. (⁠Mayo Clinic)</p>

<p>Kronik pankreatit komplikasyonları</p>

<p>* Ekzokrin pankreas yetersizliği<br />
* Vitamin eksiklikleri<br />
* Kas ve kilo kaybı<br />
* Kemik yoğunluğunda azalma<br />
* Diyabet<br />
* Pankreas kanalında taş veya darlık<br />
* Pseudokist<br />
* Safra yolu tıkanıklığı<br />
* Kronik ağrı<br />
* Pankreas kanseri riskinde artış</p>

<p>Kronik pankreatit hastalarının düzenli hekim kontrolünde olması, beslenme durumlarının ve kan şekerlerinin izlenmesi önem taşır.</p>

<p>Pankreatit ölümcül müdür?</p>

<p>Pankreatit her zaman ölümcül değildir. Hafif akut pankreatit vakalarının önemli bir kısmı uygun tedaviyle düzelir. Ancak pankreas nekrozu, enfeksiyon, dolaşım bozukluğu veya organ yetmezliği gelişen ağır vakalar yaşamı tehdit edebilir.</p>

<p>Risk; ileri yaş, eşlik eden hastalıklar, düşük tansiyon, böbrek fonksiyonlarında bozulma, solunum sıkıntısı ve kalıcı organ yetmezliği bulunan hastalarda daha yüksek olabilir.</p>

<p>Pankreatit tekrarlar mı?</p>

<p>Pankreatit, altta yatan neden ortadan kaldırılmazsa tekrarlayabilir. Safra taşlarının tedavi edilmemesi, alkol kullanımının sürmesi, trigliserid yüksekliğinin kontrol altına alınmaması ve sigara kullanımı yeni ataklara zemin hazırlayabilir.</p>

<p>Tekrarlayan akut pankreatit atakları zaman içinde kronik pankreatite ve kalıcı pankreas hasarına dönüşebilir.</p>

<p>Pankreatit kanser midir?</p>

<p>Pankreatit kanser değildir. Ancak pankreas kanseri bazı kişilerde pankreas kanalını tıkayarak pankreatite neden olabilir. Özellikle 40 yaşın üzerinde, belirgin bir neden bulunmadan ilk kez pankreatit gelişen kişilerde altta yatan yapısal hastalıkların araştırılması gerekebilir.</p>

<p>Kronik pankreatit de uzun dönemde pankreas kanseri riskini artırabilir. Bu durum her kronik pankreatit hastasının kanser olacağı anlamına gelmez.</p>

<p>Ne zaman acil servise başvurulmalı?</p>

<p>Aşağıdaki belirtilerden biri varsa vakit kaybetmeden acil servise başvurulmalıdır:</p>

<p>* Aniden başlayan ve geçmeyen şiddetli üst karın ağrısı<br />
* Sırta yayılan karın ağrısı<br />
* Tekrarlayan veya durmayan kusma<br />
* Yüksek ateş<br />
* Hızlı kalp atışı<br />
* Nefes darlığı<br />
* Bayılma veya belirgin baş dönmesi<br />
* Tansiyon düşüklüğü<br />
* Karında sertleşme veya aşırı hassasiyet<br />
* Ciltte veya gözlerde sararma<br />
* Bilinç bulanıklığı</p>

<p>Pankreatit evde yalnızca ağrı kesici kullanılarak takip edilmemelidir. Şikâyetlerin şiddeti, hastalığın gerçek ağırlığını her zaman göstermeyebilir. Erken değerlendirme, ciddi komplikasyonların önlenmesinde belirleyici olabilir.</p>

<p>Pankreatit hakkında sık sorulan sorular</p>

<p>Pankreatit kendiliğinden geçer mi?</p>

<p>Bazı hafif akut pankreatit vakaları birkaç gün içinde düzelebilir. Ancak hangi hastanın ağırlaşacağını evde anlamak mümkün değildir. Bu nedenle pankreatit şüphesinde tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Pankreatit ağrısı kaç gün sürer?</p>

<p>Akut pankreatit ağrısı birkaç gün sürebilir. Ağır vakalarda haftalarca devam edebilir. Kronik pankreatitte ağrı tekrarlayan ataklar veya sürekli ağrı şeklinde görülebilir.</p>

<p>Pankreatitte amilaz ve lipaz yükselir mi?</p>

<p>Akut pankreatitte amilaz ve özellikle lipaz düzeyleri yükselebilir. Ancak enzim değerlerinin yüksekliği hastalığın ne kadar ağır olduğunu tek başına göstermez.</p>

<p>Pankreatit ishal yapar mı?</p>

<p>Özellikle kronik pankreatit, sindirim enzimlerinin azalmasına bağlı olarak ishal ve yağlı dışkılamaya neden olabilir.</p>

<p>Pankreatit şeker hastalığına yol açar mı?</p>

<p>Pankreasın insülin üreten hücreleri zarar gördüğünde diyabet gelişebilir. Bu durum kronik pankreatitte daha sık görülür.</p>

<p>Pankreatit tamamen iyileşir mi?</p>

<p>Hafif akut pankreatit uygun tedaviyle tamamen iyileşebilir. Kronik pankreatitte meydana gelen yapısal hasar genellikle kalıcıdır. Bununla birlikte tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle hastalığın etkileri kontrol altına alınabilir.</p>

<p>Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Tanı veya kişisel tedavi önerisi yerine geçmez. Şiddetli karın ağrısı, kusma, ateş, sarılık ya da nefes darlığı varsa acil sağlık değerlendirmesi gerekir. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/pankreatit-nedir-belirtileri-nedenleri-ve-tedavisi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 07:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/02/i-m-g-1694.jpeg" type="image/jpeg" length="42696"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uzman Erbaş ve Sözleşmeli Erlerin Hakları Yeniden Düzenlendi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/uzman-erbas-ve-sozlesmeli-erlerin-haklari-yeniden-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/uzman-erbas-ve-sozlesmeli-erlerin-haklari-yeniden-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Silahlı Kuvvetleri personelini ilgilendiren yeni düzenleme Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. En az 7 yıl görev yapan sözleşmeli erlere belirli şartlarla kamu kurumlarına geçiş imkânı tanınırken, uzman erbaşların astsubaylığa geçiş kriterleri, sicil sistemi ve askeri tesislerin hukuki statüsüne ilişkin önemli değişiklikler de hayata geçirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uzman erbaş ve sözleşmeli erlere yeni haklar: 7 yıl şartı ve memurluk süreci</p>

<p>Uzman erbaş ve sözleşmeli erlerin haklarını yeniden düzenleyen 7588 sayılı Kanun Resmî Gazete’de yayımlandı. Düzenlemeyle en az 7 yıl görev yapan sözleşmeli erbaş ve erler için belirli kamu kadrolarına geçiş yolu açılırken, uzman erbaşların sicil sistemi, astsubaylığa geçiş şartları ve sınav kriterleri de değiştirildi.</p>

<p>Türk Silahlı Kuvvetleri personelini yakından ilgilendiren 7588 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 11 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>

<p>Yeni düzenleme; sözleşmeli erbaş ve erlerin kamu kurumlarında istihdam edilmesi, uzman erbaşların astsubaylığa geçişi, sicil değerlendirmeleri, sınav puanları ve askeri tesislerin hukuki statüsü gibi birçok başlıkta değişiklik içeriyor. Kanun, TBMM Genel Kurulunda 2 Temmuz 2026’da kabul edilmişti.</p>

<p>7 yılını dolduran sözleşmeli erlere memurluk yolu</p>

<p>Kanunun en çok merak edilen maddelerinden biri, sözleşmeli erbaş ve erlerin görev sonrasında kamu kurumlarına geçişi oldu.</p>

<p>Buna göre sözleşmeli erbaş veya er statüsünde en az 7 hizmet yılını tamamladıktan sonra görevinden ayrılanlar, kanunda belirtilen koşulları sağlamaları halinde kamu kurum ve kuruluşlarındaki bazı kadrolara başvurabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başvuru yapacak personelin olumlu nitelik belgesine sahip olması, başvuru tarihinde 41 yaşını doldurmamış bulunması ve atanacağı kadro için öngörülen diğer şartları taşıması gerekecek.</p>

<p>Hangi kamu kadrolarına atama yapılabilecek?</p>

<p>Sözleşmeli erbaş ve erler için ayrılacak istihdam kontenjanı, ağırlıklı olarak güvenlik ve destek hizmetlerindeki kadroları kapsayacak.</p>

<p>Düzenleme kapsamında şu unvanlara atama yapılabilecek:</p>

<ul>
 <li>İnfaz ve koruma memuru</li>
 <li>Çarşı ve mahalle bekçisi</li>
 <li>Orman muhafaza memuru</li>
 <li>İdari gözetim personeli</li>
 <li>Koruma ve güvenlik görevlisi</li>
 <li>Zabıta memuru</li>
 <li>İtfaiye eri</li>
 <li>Şoför</li>
 <li>Destek personeli</li>
</ul>

<p>Kamu kurum ve kuruluşları, söz konusu unvanlar için yapacakları personel alımlarında belirlenen kontenjanın yüzde 10’unu şartları taşıyan eski sözleşmeli erbaş ve erlere ayıracak.</p>

<p>Sözleşmeli erlere sınavsız memurluk mu geliyor?</p>

<p>Düzenleme kamuoyunda “sözleşmeli erlere sınavsız memurluk hakkı” şeklinde yorumlansa da sistem doğrudan ve koşulsuz atama anlamına gelmiyor.</p>

<p>Kanun kapsamında adaylar, atanacakları kadro için öngörülen yazılı sınavdan muaf tutulabilecek. Ancak başvuru yapan herkes otomatik olarak devlet memuru olamayacak.</p>

<p>İlan edilen kadro sayısının dört katına kadar aday kura yöntemiyle belirlenecek. Kurada seçilen adaylar ilgili kurum tarafından yapılacak sözlü sınava alınacak. Atamalar, sözlü sınav başarı sıralaması ile ilan edilen kontenjanlar dikkate alınarak gerçekleştirilecek.</p>

<p>Bu nedenle yeni uygulama, tamamen sınavsız bir memurluk modeli yerine yazılı sınav muafiyeti, kura ve sözlü sınavdan oluşan özel bir kamuya geçiş sistemi getiriyor.</p>

<p>Başvurular nasıl yapılacak?</p>

<p>Sözleşmeli erbaş ve erlerin kamuya atanmasına ilişkin başvurular, personelin görev yaptığı kuruma göre Milli Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı üzerinden alınacak.</p>

<p>Başvuru şartlarını taşıyanlara ait bilgiler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına gönderilecek. Kamu kurumları da ihtiyaç duydukları kadroları ve kadrolar için aranan koşulları ilgili Bakanlığa bildirecek.</p>

<p>Başvuru takvimi, tercih işlemleri, kura, sözlü sınav ve yerleştirme sürecinin ayrıntıları çıkarılacak yönetmelikle netleşecek.</p>

<p>Askerlikte geçen süre memuriyette sayılacak</p>

<p>Kamu kurumlarına atanan sözleşmeli erbaş ve erlerin askerlik statüsünde geçen hizmet süreleri, derece ve kademe hesabında değerlendirilecek.</p>

<p>Her hizmet yılı için bir kademe ilerlemesi, her üç hizmet yılı için ise bir derece yükselmesi uygulanabilecek. Ancak hesaplama, personelin öğrenim durumu itibarıyla ulaşabileceği en yüksek dereceyi aşamayacak.</p>

<p>Kamuya atanan personel, dört yıl boyunca atandığı unvan dışında başka bir kadroya geçirilemeyecek. Ataması yapıldığı halde göreve başlamayan veya başladıktan sonra görevinden ayrılanlar ise aynı istihdam hakkından yeniden yararlanamayacak.</p>

<p>Uzman erbaş sicil sistemi değişti</p>

<p>7588 sayılı Kanun ile uzman erbaşların sicil işlemleri de yeniden düzenlendi.</p>

<p>Yeni sisteme göre uzman erbaşların sicil dönemi her yıl 2 Mayıs tarihinde başlayacak ve bir sonraki yılın 2 Mayıs tarihine kadar devam edecek.</p>

<p>Sicil tam notu 100 olarak uygulanacak. Uzman erbaşın sicilinin olumlu kabul edilebilmesi için sicil notunun en az 60 olması gerekecek. Sicil notu, personelin sicil üstleri tarafından verilen puanların ortalaması üzerinden hesaplanacak.</p>

<p>Sicil belgelerinin hazırlanması, değerlendirme yöntemi ve sicil üstlerinin görevleriyle ilgili ayrıntılar yönetmelikle belirlenecek.</p>

<p>Uzman erbaşların astsubaylığa geçiş şartları değişti</p>

<p>Uzman erbaşların astsubaylığa geçişinde aranan sicil şartları da yeni kanunla yeniden belirlendi.</p>

<p>Astsubaylık sınavına başvuracak uzman erbaşların, göreve başladıkları tarihten itibaren en az dört yıl sicil almış olmaları gerekecek.</p>

<p>Ayrıca mevcut sicil notlarının ortalamasının 100 üzerinden en az 90 olması şartı aranacak. Astsubay meslek yüksekokulu giriş sınavına katılacak uzman erbaşlar da aynı sicil ortalaması koşuluna tabi olacak.</p>

<p>Sicil şartını karşılamak tek başına astsubaylığa geçiş için yeterli olmayacak. Adayların eğitim, yaş, sağlık, sınav ve kontenjan şartlarını da yerine getirmesi gerekecek.</p>

<p>Uzman erbaşlık sınavında kaç puan gerekiyor?</p>

<p>Sözleşmeli erbaş ve erlerden uzman erbaşlığa geçmek isteyen adaylar için uygulanacak sınav puanları da kanunda ayrıntılı biçimde düzenlendi.</p>

<p>Yazılı sınav yapılması halinde adayların 100 üzerinden en az 50 puan alması gerekecek.</p>

<p>Fiziki yeterlilik testindeki her aşamadan en az 50 puan alınması ve testlerin genel ortalamasının en az 60 olması şartı uygulanacak.</p>

<p>Mülakat yapılması durumunda ise başarılı sayılabilmek için en az 70 puan gerekecek.</p>

<p>Başarı puanlarının eşit olması halinde fiziki yeterlilik puanı, fiili hizmet süresi, eğitim durumu, rütbe ile ödül ve ceza bilgileri sırasıyla dikkate alınacak.</p>

<p>Ordu evleri askeri mahal kapsamına alındı</p>

<p>Yeni düzenlemeyle ordu evleri, askeri gazinolar ve kışla gazinolarının hukuki statüsü de netleştirildi.</p>

<p>Vardiya yatakhaneleri, gazi uyum evleri, özel eğitim merkezleri, yerel eğitim merkezleri ve kış eğitim merkezleri de askeri bina ve askeri mahal kapsamına dahil edildi. TBMM kayıtlarında düzenlemenin, bu tesislerin askeri mahal statüsünü açık biçimde tanımlamayı amaçladığı belirtildi.</p>

<p>Ayrılan subayların yeniden TSK’ye dönüşüne sınırlama</p>

<p>Kanunla, Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan subayların yeniden muvazzaf subay olarak göreve alınmalarına ilişkin esaslarda da değişikliğe gidildi.</p>

<p>Askeralma Kanunu kapsamında askerlik hizmetini yapanlar ve kanunda belirtilen özel istisnalar dışında, Silahlı Kuvvetlerden herhangi bir nedenle ayrılan subayların yeniden muvazzaf subay olarak TSK hizmetine alınamayacağı hükme bağlandı.</p>

<p>Uygulamanın ayrıntıları yönetmelikle belirlenecek</p>

<p>Uzman erbaş ve sözleşmeli erlerin yeni haklarını düzenleyen kanun yürürlüğe girmiş olsa da kamuya geçiş işlemleri hemen ve otomatik biçimde başlamayacak.</p>

<p>Başvuruların hangi tarihte alınacağı, kura işlemlerinin nasıl yapılacağı, sözlü sınavın kapsamı, kurumların bildireceği kadrolar ve yerleştirme takvimi hazırlanacak ikincil mevzuatla kesinleşecek.</p>

<p>Bu nedenle kamuya geçmek isteyen sözleşmeli erbaş ve erlerin Milli Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayımlanacak resmi duyuruları takip etmesi gerekecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>KARİYER</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/uzman-erbas-ve-sozlesmeli-erlerin-haklari-yeniden-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 01:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/i-m-g-4040.jpeg" type="image/jpeg" length="58144"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Giresun’da ayı saldırısı: Meradaki 25 küçükbaş hayvan telef oldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/giresunda-ayi-saldirisi-meradaki-25-kucukbas-hayvan-telef-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/giresunda-ayi-saldirisi-meradaki-25-kucukbas-hayvan-telef-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Giresun’un Görele ilçesine bağlı Tepeköy köyünde akşam saatlerinde merada otlayan 25 küçükbaş hayvanın ayı saldırısı sonucu telef olduğu bildirildi. Olay, bölgedeki yetiştiricileri tedirgin etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Giresun’da ayı dehşeti: 25 küçükbaş hayvan telef oldu</p>

<p>Giresun’un Görele ilçesine bağlı Tepeköy köyünde yaşanan ayı saldırısı, hayvancılıkla geçimini sağlayan vatandaşları endişelendirdi. Edinilen bilgilere göre, akşam saatlerinde merada otlayan 25 küçükbaş hayvan ayının saldırısına uğrayarak telef oldu. Olayın ardından köyde büyük üzüntü yaşandı.</p>

<p>Saldırının ardından hayvan sahipleri durumu yetkililere bildirirken, bölgede inceleme yapılması ve zarar tespit çalışmalarının başlatılması bekleniyor. Özellikle yaz aylarında yiyecek arayışıyla yerleşim yerlerine yaklaşan yabani hayvanların, kırsal alanlarda benzer olaylara neden olabildiği belirtiliyor.</p>

<p>Bölgede yaşayan üreticiler, sürülerini korumak için daha fazla önlem alınmasını isterken, ayıların yerleşim alanlarına yaklaşmasının hem hayvancılığı hem de vatandaşların güvenliğini tehdit ettiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yetkililerin olayla ilgili inceleme başlatması ve üreticilerin uğradığı zararın tespit edilmesine yönelik çalışmaların sürmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/giresunda-ayi-saldirisi-meradaki-25-kucukbas-hayvan-telef-oldu</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 00:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-5637.jpeg" type="image/jpeg" length="68830"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[LGS’de 500 Tam Puan Sevinci: Türkiye’nin Şampiyonları Konuştu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/lgsde-500-tam-puan-sevinci-turkiyenin-sampiyonlari-konustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/lgsde-500-tam-puan-sevinci-turkiyenin-sampiyonlari-konustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 LGS sonuçlarının açıklanmasıyla Türkiye’nin farklı illerinden 452 öğrenci, soruların tamamını doğru yanıtlayarak 500 tam puana ulaştı. Başarılı öğrencilerin kimi düzenli çalışmayı, kimi öğretmenini dikkatle dinlemeyi, kimi de telefon ve sosyal medyadan uzak durmayı başarısının anahtarı olarak gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>LGS’de 500 Tam Puan Sevinci: Türkiye’nin Şampiyonları Konuştu</p>

<p>Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 13 Haziran’da gerçekleştirilen Liselere Geçiş Sistemi kapsamındaki merkezi sınavın sonuçları açıklandı. Türkiye genelinde 452 öğrenci, sınavdaki bütün soruları doğru cevaplayarak 500 tam puan aldı.</p>

<p>Sonuçların duyurulmasının ardından İstanbul’dan Van’a, Ankara’dan Gaziantep’e kadar birçok kentte öğrenciler, aileler ve öğretmenler büyük sevinç yaşadı. Aynı puana ulaşan öğrencilerin başarı yolculukları ise birbirinden farklı hikâyeler ortaya çıkardı.</p>

<p>Aynı okuldan üç Türkiye birincisi</p>

<p>İstanbul Başakşehir’deki İBB Akşemsettin Ortaokulu, üç öğrencisini birden Türkiye birincileri arasına soktu. Musab Erol, Gökçe Ağar ve Ahmed Sami Güneş, soruların tamamını doğru yanıtlayarak 500 puana ulaştı.</p>

<p>Ankara’da da çok sayıda öğrenci zirveye çıktı. Başarılı öğrencilerden bazıları sınava hazırlanırken günlük hayatlarını tamamen değiştirmediklerini ancak telefon kullanımını sınırlandırdıklarını anlattı. Dershaneye gitmeden yalnızca okul kurslarından yararlanan öğrenciler de düzenli çalışmayla tam puana ulaşılabileceğini gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gaziantep’ten 11 şampiyon</p>

<p>LGS sonuçlarında öne çıkan illerden biri Gaziantep oldu. Kentten 11 öğrenci sınavdaki bütün sorulara doğru cevap vererek Türkiye birinciliğini paylaştı.</p>

<p>Kayseri’de 7, Kütahya’da 4, Afyonkarahisar ve Erzincan’da ise üçer öğrenci 500 tam puan aldı. Kırıkkale’de devlet okullarında eğitim gören Fatma Berra Şener ile İrem Uğurer de Türkiye birincileri arasına girdi.</p>

<p>Şener, dersleri sınıfta dikkatle dinlemenin önemine işaret ederken Uğurer, düzenli çalıştığını ve günde en az 200 soru çözdüğünü belirtti.</p>

<p>Hedefleri teknoloji, mühendislik ve yazılım</p>

<p>Van’da tüm soruları doğru cevaplayan Meryem Sakman, lise eğitimine Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesinde devam etmeyi hedeflediğini söyledi.</p>

<p>Elazığlı Sefa Fırat gelecekte mühendis olmak istediğini belirtirken, Adıyamanlı Kerem Tuncel milli teknoloji çalışmalarına katkı sağlamayı amaçladığını ifade etti. Tuncel, Baykar Fen Lisesinde eğitim görmeyi hedeflediğini dile getirdi.</p>

<p>Bursa’da 500 tam puana ulaşan öğrencilerden Alptekin Keçe, kodlama ve yazılım alanlarında kendisini geliştirmek istediğini söyledi. Yağız Tamer Kostik ise başarısında dersleri sınıfta dikkatle dinlemesinin etkili olduğunu vurguladı.</p>

<p>Sosyal medya yerine çalışma masası</p>

<p>Konya’dan Türkiye birincileri arasına giren Tarık Mizra Bişgin, hazırlık döneminde sosyal medya ve arkadaş çevresinden gelen dikkat dağıtıcı çağrılara karşı sınır koyduğunu anlattı.</p>

<p>Sınav sürecini yalnızca akademik değil, psikolojik bir mücadele olarak gördüğünü belirten Bişgin, istikrarlı çalışmanın ve zamanı doğru yönetmenin başarıyı getirdiğini ifade etti.</p>

<p>Öğrencilerin anlattıkları, 500 tam puana ulaşan tek bir çalışma modelinin bulunmadığını ortaya koydu. Kimi yoğun soru çözerek, kimi dersleri dikkatle takip ederek, kimi de dijital dünyayla arasına mesafe koyarak zirveye ulaştı.</p>

<p>Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen bu başarı hikâyelerinin ortak noktasını ise düzenli çalışma, hedef belirleme, aile desteği ve öğretmenlerin rehberliği oluşturdu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/lgsde-500-tam-puan-sevinci-turkiyenin-sampiyonlari-konustu</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 22:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-5631.jpeg" type="image/jpeg" length="76961"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tufan Erhürman Etkinlikte Fenalaştı, Hastaneye Kaldırıldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tufan-erhurman-etkinlikte-fenalasti-hastaneye-kaldirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tufan-erhurman-etkinlikte-fenalasti-hastaneye-kaldirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, katıldığı bir etkinlik sırasında aniden rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Sağlık durumuna ilişkin resmi açıklamanın yapılması bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tufan Erhürman Rahatsızlanınca Hastaneye Sevk Edildi</p>

<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, katıldığı bir program sırasında fenalaştı. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Erhürman, tedbir amacıyla hastaneye kaldırıldı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre rahatsızlık, etkinlik esnasında meydana geldi. Olay yerine çağrılan sağlık ekipleri kısa sürede müdahalede bulunurken, Erhürman ambulansla hastaneye sevk edildi.</p>

<p>Resmi Açıklama Bekleniyor</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erhürman’ın hastanede kontrol ve tetkiklerinin sürdüğü öğrenildi. Rahatsızlığın nedeni ve sağlık durumuna ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yetkililerden gelecek açıklamanın ardından kamuoyunun ayrıntılı şekilde bilgilendirilmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tufan-erhurman-etkinlikte-fenalasti-hastaneye-kaldirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 21:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-5629.jpeg" type="image/jpeg" length="34507"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Frederick Banting: Diyabetin Kaderini Değiştiren Israr]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/frederick-banting-diyabetin-kaderini-degistiren-israr</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/frederick-banting-diyabetin-kaderini-degistiren-israr" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sessiz bir muayenehanede doğan fikir, laboratuvarın zorlu deneylerinden geçerek milyonlarca insanın hayatını değiştirdi. Frederick Banting ve Toronto ekibinin insülini tedaviye dönüştüren mücadelesi, tıp tarihinin en çarpıcı dönüm noktalarından biri oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1922 yılının soğuk bir ocak sabahı, Toronto General Hospital’ın sessiz bir odasında on dört yaşındaki Leonard Thompson ölümle yaşam arasında bekliyordu. Tip 1 diyabet, o yıllarda çocuklar için neredeyse kesin bir ölüm hükmüydü. Hekimlerin elindeki en etkili yöntem ise paradoksal biçimde hastaları yaşatmaya değil, ölümlerini biraz geciktirmeye çalışan son derece düşük kalorili açlık diyetleriydi. Günler geçtikçe çocuklar yalnızca kilolarını değil, umutlarını da kaybediyordu.</p>

<p>Leonard’ın yatağına yaklaşan genç cerrah Frederick Banting’in elindeki şırınga ise yalnızca yeni bir tedaviyi değil, tıp tarihinin yönünü değiştirecek bir fikri taşıyordu.</p>

<p>11 Ocak 1922’de yapılan ilk enjeksiyon beklendiği kadar başarılı olmadı. Kan şekeri bir miktar düştü ancak yeterince arıtılmamış pankreas özütü enjeksiyon yerinde apse gelişmesine neden oldu. Çalışma burada sona erebilirdi. Fakat ekip vazgeçmedi. Biyokimyacı James Collip’in daha ileri düzeyde saflaştırdığı yeni özüt, 23 Ocak’ta yeniden uygulandı. Bu kez yalnızca laboratuvar değerleri değişmedi; Leonard’ın bedeni yeniden yaşama tutundu. Kan şekeri belirgin biçimde düştü, idrarındaki ketonlar kayboldu ve genel durumu hızla düzeldi.</p>

<p>Bir hastane odasında yaşanan bu değişim, yalnızca bir çocuğun ömrünü uzatmadı. Diyabetin tarihini de ikiye ayırdı.</p>

<p>Bugün bu başarının merkezinde Frederick Grant Banting’in adı anılır. Ancak insülinin öyküsü, tek başına çalışan bir dâhinin ani keşfi değildir. Banting’in ortaya attığı fikir, Charles Best’in laboratuvardaki emeği, John James Rickard Macleod’un bilimsel rehberliği ve James Collip’in özütü insanlar için güvenle kullanılabilir hâle getiren biyokimyasal çalışmaları birleşmeden bu başarı mümkün olmazdı.</p>

<p>Toronto ekibinin tarihsel başarısı, pankreasın kan şekerini düzenleyen bir madde salgıladığını ilk kez düşünmeleri değildi. Onları ölümsüzleştiren, bu bilgiyi etkili, tekrarlanabilir ve üretilebilir bir tedaviye dönüştürmeleriydi.</p>

<p>Frederick Banting, 14 Kasım 1891’de Kanada’nın Ontario eyaletindeki Alliston yakınlarında çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Toronto Üniversitesinde önce ilahiyat eğitimi düşünse de daha sonra tıp öğrenimine yöneldi. 1916’da mezun olduktan sonra Kanada Ordusu Sağlık Birliğine katıldı ve Birinci Dünya Savaşı sırasında Fransa cephesinde görev yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1918 yılında Cambrai Muharebesi’nde sağ kolundan şarapnelle yaralanmasına rağmen cepheden ayrılmayı reddetti; yaralı askerleri tedavi etmeyi sürdürdü. Bu cesareti nedeniyle Askerî Haç ile ödüllendirildi.</p>

<p>Savaş sonrasında Toronto’da cerrahi eğitimi aldı. Ancak istediği hastane görevini bulamadı ve Ontario’nun London kentinde küçük bir muayenehane açtı. Hastası azdı, geliri sınırlıydı ve geleceğinin nasıl şekilleneceğini bilmiyordu. Geçimini sağlayabilmek için Western Üniversitesi Tıp Fakültesinde yarı zamanlı anatomi ve cerrahi dersleri vermeye başladı.</p>

<p>İnsüline giden yol, büyük bir araştırma merkezinde değil; hasta bekleyen sessiz bir muayenehanede, ertesi gün anlatacağı ders için hazırlık yapan genç bir hekimin zihninde başladı.</p>

<p>31 Ekim 1920 gecesi Banting, pankreas üzerine okurken cerrah Moses Barron’un pankreas kanallarının tıkanmasına ilişkin makalesine rastladı. Yazıda pankreasın sindirim enzimlerini üreten kısmı hasar görürken Langerhans adacıklarının korunabildiği anlatılıyordu.</p>

<p>Bu gözlem, Banting’in zihninde yeni bir soru doğurdu: Sindirim dokusu ortadan kaldırılır ve geride kalan adacıklardan kan şekerini düzenleyen iç salgı elde edilebilirse diyabet tedavi edilebilir miydi?</p>

<p>O gece uyuyamadı. Kalktı ve düşüncesini küçük not defterine yazdı. “Diabetes” kelimesini “Diabetus” şeklinde yazmış olması, onun henüz diyabet araştırmalarında uzman olmadığını gösteren küçük ama anlamlı bir ayrıntıydı.</p>

<p>Başlangıçtaki hipotezi bütünüyle doğru değildi. Bugün biliyoruz ki pankreas kanallarını bağlama fikri, insülinin elde edilmesi için gerekli temel mekanizmayı tam olarak açıklamıyordu. Üstelik Banting’den önce de pankreas özütleri üzerinde çalışan birçok araştırmacı vardı.</p>

<p>Ancak bilim tarihinde büyük dönüşümler çoğu zaman kusursuz fikirlerle başlamaz. Eksik bir varsayım bazen doğru sorunun peşinden gitmeye yeter. Banting’i farklı kılan şey ilk anda tamamen haklı olması değil, düşüncesini deneyle sınamakta gösterdiği olağanüstü ısrardı.</p>

<p>Aslında pankreas ile diyabet arasındaki ilişki onlarca yıldır araştırılıyordu. Paul Langerhans, 1869’da pankreastaki özel hücre kümelerini tanımlamıştı. Oscar Minkowski ile Joseph von Mering, 1889’da pankreası çıkarılan köpeklerde ağır diyabet geliştiğini göstermişti. Georg Zülzer, Ernest Lyman Scott, Israel Kleiner ve Nicolae Paulescu gibi araştırmacılar da pankreas özütlerinin kan şekerini düşürebileceğine ilişkin önemli bulgular elde etmişti.</p>

<p>Ancak özütler yeterince saf değildi. Toksik reaksiyonlar oluşturuyor, güvenilir biçimde üretilemiyor ve insanlar için sürdürülebilir tedaviye dönüşemiyordu.</p>

<p>İşte Toronto ekibini tarihe taşıyan fark da burada ortaya çıktı.</p>

<p>Banting fikrini Toronto Üniversitesinin deneyimli fizyoloji profesörü John Macleod’a anlattığında, Macleod temkinliydi. Yıllardır birçok araştırmacı benzer yolları denemişti. Buna rağmen laboratuvarını açtı, deney hayvanlarını sağladı ve Charles Best’i Banting’in yardımcısı olarak görevlendirdi.</p>

<p>1921 yazı boyunca yürütülen deneylerde her şey planlandığı gibi gitmedi. Bazı hayvanlar öldü, ölçümler tutarsız çıktı ve özütlerin etkisi her zaman tekrarlanamadı. Buna rağmen bazı deneylerde pankreas özütünün diyabetli köpeklerin kan şekerini belirgin biçimde düşürdüğü görüldü.</p>

<p>Araştırma ilerledikçe ekip, başlangıçtaki kanal bağlama yönteminden uzaklaşarak sığır pankreasından doğrudan özüt hazırlamaya yöneldi.</p>

<p>Hayvan deneylerinden elde edilen başarı ise tek başına yeterli değildi. İnsanlarda güvenle kullanılabilecek kadar saf bir özüt gerekiyordu. İşte bu kritik aşamada James Collip devreye girdi. Geliştirdiği arıtma yöntemi sayesinde ilk başarısız enjeksiyonun ardından Leonard Thompson’a uygulanan ikinci özüt, tarihe geçen klinik başarıyı sağladı.</p>

<p>Böylece ölüm bekleyen çocuklar yeniden kilo almaya, yataklarından kalkmaya ve normal yaşamlarına dönmeye başladı. İnsülin diyabeti ortadan kaldırmıyordu; fakat tip 1 diyabeti kısa sürede ölümle sonuçlanan bir hastalık olmaktan çıkarıp uzun yıllar yönetilebilen kronik bir hastalığa dönüştürüyordu.</p>

<p>İlk klinik başarının ardından yeni sorun üretimdi. Laboratuvarda hazırlanan birkaç şişe özüt binlerce hastaya yetemezdi. Toronto Üniversitesine bağlı Connaught Laboratuvarları üretim yöntemlerini geliştirdi. Daha sonra Eli Lilly ile kurulan iş birliği sayesinde insülin büyük ölçekte, daha saf ve güvenilir biçimde üretilebilir hâle geldi.</p>

<p>Patent süreci de çoğu zaman romantikleştirilir. Banting, Best ve Collip patent haklarını sembolik bir bedelle Toronto Üniversitesine devrederek tedavinin ticari tekellerin eline geçmesini önlemeyi amaçladı. Üniversite ise üretim lisansları vererek insülinin dünya çapında yaygınlaşmasını sağladı.</p>

<p>1923 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü Frederick Banting ile John Macleod’a verildi. Charles Best ile James Collip’in ödül dışında bırakılması ekip içinde ciddi kırgınlıklara yol açtı. Banting para ödülünün yarısını Best’e, Macleod ise kendi payının yarısını Collip’e verdi.</p>

<p>Bu tablo bile insülinin tek kahramanlı bir keşif olmadığını göstermeye yeter.</p>

<p>Banting yaşamının ilerleyen yıllarında silikoz, kanser, havacılık tıbbı ve askerî fizyoloji üzerine çalıştı. Kanada doğasını resmetmeyi seven başarılı bir ressamdı. Bilimin yoğun baskısından uzaklaştığı anlarda fırçasına sığınıyordu.</p>

<p>İkinci Dünya Savaşı sırasında havacılık tıbbı araştırmaları kapsamında İngiltere’ye giderken bulunduğu askerî uçak Newfoundland’da düştü. Ağır yaralı olarak kurtarılsa da 21 Şubat 1941’de, henüz 49 yaşındayken yaşamını yitirdi.</p>

<p>Frederick Banting’i yalnızca “insülini bulan hekim” diye anmak eksik kalır. O, kendisinden önce oluşan bilimsel mirası tek başına yaratmadı; insülini tek başına izole etmedi, arıtmadı ya da üretmedi. Fakat doğru soruya inandı, başarısızlıklara rağmen geri dönmedi ve laboratuvardaki fikrin hasta yatağına ulaşması için olağanüstü bir kararlılık gösterdi.</p>

<p>İnsülin aslında tek bir keşif değil, onlarca yıl süren bilimsel emeğin ortak eseriydi. Deney hayvanları, başarısız denemeler, laboratuvar tartışmaları, ekip çalışması ve farklı disiplinlerin bilgisi sonunda aynı noktada buluştu.</p>

<p>Ve bir gün Leonard Thompson’ın idrarındaki ketonlar kayboldu.</p>

<p>O gün yalnızca bir laboratuvar sonucu değişmedi.</p>

<p>Diyabetin kaderi değişti.</p>

<p>İnsülinden önce aileler çocuklarının ne kadar yaşayacağını hesaplıyordu.</p>

<p>İnsülinden sonra ise çocuklar nasıl bir hayat yaşayacaklarını planlamaya başladılar.</p>

<p>Bazı keşifler yalnızca hastalıkları tedavi etmez.</p>

<p>İnsanlığın geleceğe bakışını da değiştirir.</p>

<p>İnsülin, işte onlardan biridir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>TIP TARİHİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/frederick-banting-diyabetin-kaderini-degistiren-israr</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 20:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/95d04566-6bd1-42f4-b00f-09c09ea18a8a.jpeg" type="image/jpeg" length="32944"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Safiye Ali: Hekimlik Hakkı İçin Açılan Kapı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/safiye-ali-hekimlik-hakki-icin-acilan-kapi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/safiye-ali-hekimlik-hakki-icin-acilan-kapi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de hekimlik ruhsatıyla mesleğini düzenli biçimde icra eden ilk Türk kadın doktor Safiye Ali, yalnızca bir öncü değildi. Anne ve çocuk sağlığından kadın emeğinin eşitliğine, tıp eğitiminden sosyal yardıma uzanan mücadelesiyle beyaz önlüğün kadınlara da ait olduğunu kanıtladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>1927 yılında İstanbul gazetelerinde yayımlanan küçük bir ilan, dönemin toplumsal düzeni açısından büyük bir anlam taşıyordu. Nuruosmaniye Caddesi’ndeki 52 numaralı muayenehanede “Kadın Doktor Safiye”, kadınları ve çocukları kabul ediyordu. İlanda muayene saatleriyle birlikte İstanbul 2866 numaralı telefon da yer alıyordu. Safiye Ali muayenehanesini aslında 1923’te açmıştı. Fakat 1927 tarihli bu ilan, kadınların hekimlik mesleğinde neredeyse hiç görünmediği bir ülkede onun artık kamusal hayatın kalıcı bir parçası olduğunu gösteriyordu.<br />
Safiye Ali çoğu zaman “Türkiye’nin ilk kadın doktoru” cümlesiyle anılır. Tarihsel açıdan daha dikkatli tanım, onun Türkiye’de hekimlik ruhsatı alarak mesleğini düzenli biçimde icra eden ilk Türk kadın hekim olmasıdır. Ancak onu yalnızca “ilk” sözcüğüyle hatırlamak, hayatının asıl büyüklüğünü gölgeler. O; klinik hekimliği, koruyucu çocuk sağlığını, anne eğitimini, sosyal yardımı, kadınların mesleki eşitliğini ve siyasal temsil talebini aynı hayatın içinde birleştirmiştir.<br />
Belgelerde Kesinleşmeyen Bir Doğum Tarihi<br />
Hatice Safiye Ali’nin doğum tarihi genellikle 2 Şubat 1894 olarak kabul edilir. Bununla birlikte farklı arşiv ve biyografi kayıtlarında 1891, 1894 ve 1895 yıllarına rastlanır. Bu nedenle doğum yılını kesin bir hükümle vermek yerine kaynaklardaki farklılığı belirtmek daha doğrudur.<br />
Ali Kırat Paşa ile Emine Hasene Hanım’ın dört kızından en küçüğü olarak İstanbul’da büyüdü. İyi bir eğitim aldı; yabancı dillere, edebiyata ve müziğe ilgi duydu. Arnavutköy Amerikan Kız Kolejinde öğrenim görürken hekim olmaya karar verdi. Fakat Osmanlı Devleti’ndeki tıp okulları kadın öğrencilere kapalıydı. Kadınların sağlık alanındaki rolleri çoğunlukla ebelik ve hastabakıcılıkla sınırlandırılıyor, hekimlik erkeklere ait bir meslek sayılıyordu.<br />
Safiye Ali için doktor olmanın yolu, ülkesinden ayrılmaktan geçiyordu.<br />
Devlet Bursuyla Würzburg’a<br />
1916 yılında Maarif Nezaretinin desteğiyle Almanya’ya gönderildi ve Würzburg Üniversitesi Tıp Fakültesine başladı. Eğitim giderleri devlet tarafından karşılanıyor, kendisine aylık yaklaşık 350–400 Alman markı gönderiliyordu. Bu ayrıntı önemlidir; çünkü Safiye Ali yalnızca ailesinin imkânlarıyla Avrupa’ya çıkan ayrıcalıklı bir genç kadın değildi. Kadınların kendi ülkesinde tıp okuyamadığı bir dönemde, devlet bursuyla hekim olarak yetiştirilmek üzere gönderilmiş öncü bir öğrenciydi.<br />
Henüz öğrenciyken, imkân bulması hâlinde akademik hayatta ilerlemek ve profesörlüğe kadar yükselmek istediğini ifade etmişti. Bu hedef, onun hekimliği yalnızca kişisel bir meslek edinme aracı değil, uzun soluklu bir bilim hayatı olarak gördüğünü gösterir.<br />
Würzburg Üniversitesi kayıtlarına göre 1916 ile 1921 yılları arasında 68 ders, seminer ve uygulamaya katıldı. Fizik derslerini Nobel ödüllü Wilhelm Wien’den, psikolojiyi Karl Marbe’den aldı; anatomi, pediatri, patoloji ve göz hastalıklarında dönemin tanınmış akademisyenleriyle çalıştı.<br />
1918’de önemli bir bürokratik engelle karşılaştı. Bavyera Eğitim Bakanlığı, Amerikan Kız Kolejinden aldığı bitirme belgesini yeterli görmeyerek tıp eğitiminin temel sınavı olan Physikum’a girmesine başlangıçta izin vermedi. Üniversite yönetimi ve hocalarının girişimleriyle sınava kabul edildi. Safiye Ali’nin Osmanlı makamlarına gönderdiği mektuptaki beyanına göre 22 Temmuz 1918’deki sınavı birincilikle geçti. Ardından Patoloji Enstitüsünde çalışmaya başladı; tatil dönemlerinde klinik eğitimini sürdürürken felsefe ve tarih dersleri de aldı.<br />
Bebek Sağlığıyla Başlayan Bilimsel Yönelim<br />
Safiye Ali, 1921’de “Bebeklik Çağında İç Hemorajik Pakimenenjit” başlıklı teziyle doktorasını tamamladı. Çalışması, bebeklerde beyin ve omuriliği çevreleyen sert zarın iç yüzeyinde görülen kanamalı hastalık tablosunu ele alıyordu. Tez konusunun bebek sağlığıyla ilgili olması, sonraki yıllarda anne ve çocuk sağlığına yönelmesinin bütünüyle rastlantısal olmadığını düşündürür.<br />
Gerekli sınavları tamamlayarak Almanya’da hekimlik yapma yetkisi aldı. İstanbul’a döndükten kısa süre sonra kadın hastalıkları ve çocuk sağlığı alanlarında ileri eğitim görmek ve uzmanlaşmak amacıyla yeniden Almanya’ya gitti. Ancak bu döneme ilişkin resmî uzmanlık belgesinin ayrıntıları tam olarak ortaya konulamadığından, “uzmanlık diploması aldı” şeklinde kesin bir ifade kullanmak doğru değildir.<br />
Almanya’daki öğrencilik yıllarında tanıştığı göz hekimi Ferdinand Krekeler ile 28 Kasım 1924’te İstanbul’daki Alman Büyükelçiliğinde evlendi. Krekeler, Türkiye’de “Ferdi Ali” adını kullandı. Bazı popüler anlatılar bu ismi din değiştirmeyle ilişkilendirse de bunu kesin olarak doğrulayan bir belge bulunmamaktadır.<br />
Muayenehanede Eşitlik Mücadelesi<br />
Safiye Ali 1923’te İstanbul’da hekimlik yapmaya başladığında, Darülfünun Tıp Fakültesine kadın öğrenciler ancak bir yıl önce kabul edilmişti. İlk kadın mezunlar eğitim ve stajlarını tamamlayarak 1928’de meslek hayatına katılacaktı. Safiye Ali ise yurt dışındaki eğitimini tamamlayıp daha önce çalışma hayatına başlamıştı.<br />
Nuruosmaniye’de eşiyle birlikte açtığı muayenehanede kadın ve çocuk hastalara bakıyordu. Ancak diploma sahibi olması, toplumun onu erkek meslektaşlarıyla hemen eşit kabul ettiği anlamına gelmedi. Bazı hastalar kadın olduğu için bilgisine kuşkuyla yaklaşıyor, ödeme gücü bulunan kimi kişiler erkek hekimlere verdiklerinden daha düşük ücret ödemeyi doğal görüyordu.<br />
Safiye Ali bunu kabul etmedi. Yoksul hastalara yardım ediyor, fakat ödeme gücü bulunanlardan erkek meslektaşlarıyla aynı ücreti talep ediyordu. Kadın emeğinin değersizleştirilmesine karşı mücadelesini doğrudan muayene odasında yürüttü. 1928 tarihli bir ticaret salnamesinde adının “Safiye Ali Bey” şeklinde yazılması, dönemin kadın hekimi tanımlayacak yerleşik bir meslek diline bile henüz sahip olmadığını gösteren çarpıcı bir ayrıntıdır.<br />
Tıp Öğreten Bir Kadın<br />
Safiye Ali’nin öncülüğü muayenehaneyle sınırlı kalmadı. Eski öğretmeni Mary Mills Patrick’in daveti üzerine Arnavutköy Amerikan Kız Kolejinin tıp bölümünde kadın hastalıkları ve doğum bilgisi dersleri verdi. Bölümün 1924’te kapanmasına kadar sürdürdüğü bu görev, onu Türkiye’de kadın öğrencilere tıp eğitimi veren ilk kadın hekimlerden biri hâline getirdi. Böylece kadınların yalnızca hasta muayene edebileceğini değil, tıbbi bilgiyi üretebileceğini ve öğretebileceğini de gösterdi.<br />
Çocuğu Ailesiyle Birlikte Değerlendirmek<br />
Safiye Ali’nin hekimlik anlayışı yalnızca hastalığın teşhis ve tedavisine dayanmıyordu. Çocuğun sağlığını anlayabilmek için ailesinin ekonomik durumu, yaşadığı ev, beslenme koşulları ve annenin sağlık bilgisi de değerlendirilmeliydi.<br />
Hilal-i Ahmer Kadınlar Merkezi bünyesindeki Küçük Çocuklar Muayenehanesinde çocuklar tartılıyor, gelişimleri kaydediliyor ve her biri için sağlık cüzdanı hazırlanıyordu. Ailelerin sosyal ve ekonomik durumları dosyalara geçiriliyor, eğitimli hastabakıcılar gerektiğinde ev ziyaretleri yapıyordu. 1923–1924 döneminde 9.360 çocuğun tartıldığı, 150 çocuğun evinde takip edildiği ve 20 çocuğun hastaneye yatırıldığı kaydedildi.<br />
Bugün aile hekimliği ve toplum sağlığı hizmetlerinin olağan parçaları kabul edilen büyüme-gelişme izlemi, sağlık kaydı ve ev ziyareti, Safiye Ali’nin çalışmalarında erken bir biçimde uygulanıyordu.<br />
Süt Damlası: Yardımdan Koruyucu Sağlığa<br />
Safiye Ali’nin adı en çok Süt Damlası ile özdeşleşti. Kurumun amacı yoksul ailelerin bebeklerine güvenli süt sağlamak, anne sütünü teşvik etmek ve bebek ölümlerini azaltmaktı. Safiye Ali 1926’da kurumun yönetimini üstlendiğinde burayı yalnızca süt dağıtan bir yardım noktasından kapsamlı bir anne-çocuk sağlığı merkezine dönüştürdü.<br />
Anneler emzirmeye teşvik ediliyor; annesini kaybeden bebeklere, ikiz çocuk sahibi kadınlara ve yoksul ailelere süt, mama ve pirinç unu desteği veriliyordu. Çocukların ağırlıkları düzenli olarak ölçülüyor, gelişimleri izleniyor, verem aşısı ve frengi kontrolleri yapılıyordu. Dönemin tıbbi anlayışı içinde ultraviyole ışını verilen “suni güneş” seansları ve kum banyoları da uygulanıyordu.<br />
Safiye Ali’nin yaklaşımında yardım ile takip birbirinden ayrılmıyordu. Bir aileye yalnızca süt vermek yeterli değildi; bebeğin gelişimini izlemek, annenin bilgi ihtiyacını karşılamak ve gerektiğinde eve kadar ulaşmak gerekiyordu.<br />
Nazarlığın da Bulunduğu Çocuk Müzesi<br />
En az bilinen çalışmalarından biri, annelere çocuk bakımını öğretmek amacıyla oluşturduğu çocuk müzesiydi. Burası klasik anlamda eski eşyaların sergilendiği bir yer değil, görsel ve uygulamalı bir sağlık eğitimi alanıydı.<br />
Müzede doğru ve yanlış kundaklama örnekleri, temizlik malzemeleri, emzirme bilgileri, inek sütüyle beslenme yöntemleri, büyüme çizelgeleri, çiçek aşısına ilişkin açıklamalar ve çocuk hastalıklarını gösteren resimler bulunuyordu. Nazarlık ve kurşun dökme gibi halk inanışlarına ait nesnelerin de sergilenmesi özellikle dikkat çekiciydi. Bu uygulama, geleneksel inançlarla tıbbi bilginin aynı eğitim ortamında yan yana getirilmesi olarak değerlendirilebilir.<br />
Süt Damlası ve çocuk muayenehanesindeki deneyimlerini “Küçük Çocuklar Muayenehanesi ve Süt Damlası” adlı yaklaşık 44 sayfalık kitabında topladı. Almanca, Fransızca ve İngilizce kaynaklardan yararlanırken İstanbul’daki saha gözlemlerini de metne kattı; eserini Besim Ömer Paşa’ya ithaf etti.<br />
Kadın Hakları ve Uluslararası Temsil<br />
Safiye Ali, Türk Kadınlar Birliğinin çalışmalarına katıldı; kadınların eğitim, çalışma, seçme ve seçilme haklarını savundu. Kadınların bir gün milletvekili olacağına inanıyor, Meclise girmesi hâlinde özellikle yoksul çocukların sorunlarıyla ilgilenmek istediğini söylüyordu. Onun düşüncesinde kadın hakları ile çocuk sağlığı birbirinden ayrı değildi. Eğitimden, gelirden ve karar alma süreçlerinden dışlanan kadınların kendi sağlıklarını ve çocuklarının geleceğini koruması da güçleşiyordu.<br />
1924’te Londra’da düzenlenen uluslararası kadın hekimler toplantısına katıldı ve ele alınacak başlıkları belirleyen delegeler arasında yer aldı. Aynı yıl Besim Ömer Paşa ile birlikte Viyana’da başlayıp Budapeşte’de devam eden uluslararası çocuk koruma kongresinde Türkiye’yi temsil etti. 1928’de Bolonya’daki uluslararası kadın hekimler kongresinde Türkiye’deki sağlık çalışmaları ve kadınların değişen toplumsal konumu hakkında bilgi verdi.<br />
Dortmund Yılları<br />
Safiye Ali ve eşi 1929’da Dortmund’a yerleşti. Şehir rehberleri ve meslek kayıtları, onun Almanya’ya yalnızca dinlenmek ya da tedavi görmek için gitmediğini, burada düzenli biçimde hekimlik yaptığını gösterir.<br />
kayıt bulunmamaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İkinci Dünya Savaşı sırasında Dortmund ağır bombardımanlara uğradı. Arşiv temelli araştırmalara göre Safiye Ali ile eşi evlerini ve muayenehanelerini beş kez kaybetmelerine rağmen sağlık hizmeti vermeyi sürdürdü. Savaşın yıkımı içinde mesleğine devam etmesi, hayatının az bilinen fakat en çarpıcı bölümlerinden biridir.<br />
Safiye Ali kansere yakalandı ve 5 Temmuz 1952’de Dortmund’da hayatını kaybetti. Cenaze töreni 9 Temmuz’da yapıldı ve Dortmund Merkez Mezarlığı’na defnedildi. Bazı kaynaklarda 9 Temmuz’un ölüm tarihi olarak verilmesi, cenaze tarihiyle ölüm tarihinin karıştırılmasından kaynaklanmaktadır.<br />
Safiye Ali’yi yalnızca “ilk Türk kadın hekim” olarak anmak, onun mirasını küçültür. O; kadın olduğu için daha az ücret ödenmesini reddeden bir hekim, çocuğun hastalığını ailesinin yoksulluğundan ayrı görmeyen bir toplum sağlığı öncüsü, anneleri muayenehanenin dışına taşan yöntemlerle eğiten bir sağlık eğitimcisi ve kadınların bilimsel, mesleki ve siyasal hayatta eşit yer almasını savunan bir hak mücadelesi insanıydı.<br />
Bazı hekimler tarihe yeni bir ilaç, ameliyat ya da cihazla girer.<br />
Safiye Ali’nin en büyük başarısı ise bir toplumun imkânsız saydığı şeyi gündelik hayatın olağan gerçeğine dönüştürmek oldu.<br />
O yalnızca beyaz önlüğü giyen ilk Türk kadın hekim değildi.<br />
O önlüğün kadınlara da ait olduğunu kanıtladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>TIP TARİHİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/safiye-ali-hekimlik-hakki-icin-acilan-kapi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 20:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-5625.jpeg" type="image/jpeg" length="44171"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş Sol Bek Sorununu Kassoum Ouattara ile Çözdü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktas-sol-bek-sorununu-kassoum-ouattara-ile-cozdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktas-sol-bek-sorununu-kassoum-ouattara-ile-cozdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş, yeni sezon kadro yapılanmasının dikkat çeken hamlelerinden birini gerçekleştirerek Kassoum Ouattara’yı renklerine bağladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Siyah-beyazlılar, Fransa Ligue 1 temsilcisi Monaco’dan transfer edilen genç sol bekle dört yıllık sözleşme imzaladı.</p>

<p>Beşiktaş transfer çalışmalarında savunmanın soluna atletik, gelişime açık ve hücum katkısı yüksek bir oyuncu kazandırmayı hedefliyordu. Bu doğrultuda kadroya katılan Kassoum Ouattara, sürati ve enerjik oyunuyla yeni sezon planlamasının önemli parçalarından biri olmaya aday.</p>

<p>Kassoum Ouattara Beşiktaş’a Ne Katacak?</p>

<p>Savunmanın solunda görev yapan Fransız futbolcu, çizgi boyunca yaptığı koşular ve hücum geçişlerindeki hareketliliğiyle öne çıkıyor. Genç oyuncunun bire bir savunmadaki çevikliği, top taşıma becerisi ve yüksek temposu, Beşiktaş’ın daha dinamik bir oyun kurma hedefiyle örtüşüyor.</p>

<p>Kassoum Ouattara’nın yalnızca mevcut kadroya katkı sağlaması değil, yaşının getirdiği gelişim ve satış potansiyeliyle uzun vadeli değer üretmesi de bekleniyor. Siyah-beyazlıların bu transferle sol bek bölgesinde hem rekabeti hem de kadro derinliğini artırdığı görülüyor.</p>

<p>Beşiktaş Transferde Genç ve Dinamik Profile Yöneldi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beşiktaş’ın Kassoum Ouattara hamlesi, transfer politikasında genç, atletik ve Avrupa deneyimi bulunan oyunculara yönelme arzusunu da ortaya koydu. Monaco formasıyla üst düzey futbol tecrübesi kazanan genç sol bek, siyah-beyazlı forma altında kariyerinin yeni dönemine başlayacak.</p>

<p>Beşiktaş taraftarlarının merakla beklediği Kassoum Ouattara’nın kamp dönemindeki performansı, teknik heyetin savunma planlamasında belirleyici olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktas-sol-bek-sorununu-kassoum-ouattara-ile-cozdu</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 19:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-5037.jpeg" type="image/jpeg" length="98278"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erzurumspor’da Thapelo Maseko İsmi Transfer Kulislerinde]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/erzurumsporda-thapelo-maseko-ismi-transfer-kulislerinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/erzurumsporda-thapelo-maseko-ismi-transfer-kulislerinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzurumspor FK’nın yeni sezon planlamasında kanat hattını güçlendirmek için farklı oyuncu profilleri üzerinde çalıştığı konuşulurken, kulislerde öne çıkan isimlerden biri de Güney Afrikalı futbolcu Thapelo Maseko oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Transfer çevrelerinde dile getirilen iddialara göre mavi beyazlı ekip, genç kanat oyuncusunun durumunu ve transfer şartlarını değerlendiren kulüpler arasında yer alıyor. Henüz resmi bir girişim doğrulanmazken, oyuncunun dosyasının teknik heyetin önüne geldiği öne sürülüyor.</p>

<p>Erzurumspor Kanat Rotasyonunu Güçlendirmek İstiyor</p>

<p>Hızı, bire birdeki etkinliği ve iki kanatta da görev yapabilmesiyle dikkat çeken Thapelo Maseko’nun, Erzurumspor’un oluşturmak istediği dinamik hücum yapısına uygun bir profil sunduğu ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Teknik ekibin özellikle geçiş oyununa katkı verebilecek, genç yaşına rağmen uluslararası tecrübe kazanmış oyuncular üzerinde durduğu belirtilirken, Maseko’nun bu kriterleri karşılayan isimlerden biri olduğu konuşuluyor.</p>

<p>Transferde Gözler Oyuncu Cephesinde</p>

<p>Transfer sürecinde oyuncunun kulübüyle olan sözleşme şartları ve maliyet hesaplarının belirleyici olacağı belirtiliyor. Erzurumspor’un farklı transfer modellerini değerlendirdiği, kesin kararın ise yapılacak mali analizlerin ardından verileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Transfer iddiasına ilişkin Erzurumspor FK veya oyuncu cephesinden resmi bir açıklama yapılmış değil. Taraflardan doğrulama gelmezken, Thapelo Maseko ismi Erzurumspor’un kanat transferiyle ilgili kulislerde konuşulan dosyalar arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/erzurumsporda-thapelo-maseko-ismi-transfer-kulislerinde</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 19:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/futbol-kulis/i-m-g-5267.jpeg" type="image/jpeg" length="21700"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="13922"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="95424"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="50868"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="23034"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62316"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="86786"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
