<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 11 Aug 2026 12:54:21 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserde Üç Yeni Klinik Çalışma: Tedavi ve Taramadan Sonuçlar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kanserde-uc-yeni-klinik-calisma-tedavi-ve-taramadan-sonuclar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kanserde-uc-yeni-klinik-calisma-tedavi-ve-taramadan-sonuclar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[10 Ağustos 2026’da yayımlanan üç randomize klinik çalışma, akciğer ve meme kanseri alanında yeni veriler ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çin’de ileri akciğer kanserinde osimertinibe kemoterapi eklenmesi hastalığın ilerlemeden kontrol altında kaldığı medyan süreyi uzatırken, BRCA mutasyonlu meme kanserinde yeni bir PARP inhibitörü araştırıldı; ABD’de ise kademeli hatırlatma sistemi akciğer kanseri taramasına katılımı belirgin biçimde artırdı.<br />
Kanser araştırmalarında aynı gün yayımlanan üç çalışma, tedaviden erken tanıya uzanan farklı alanlarda sonuçlar sundu. Çin’de 294 ileri evre akciğer kanseri hastasının katıldığı faz 3 çalışmada hedefe yönelik tedavi ile kemoterapinin birlikte kullanılması hastalığın ilerlemesini geciktirdi. Yine Çin’de 63 kadınla yürütülen faz 2 çalışmada BRCA mutasyonlu ileri meme kanseri için geliştirilen TSL-1502 adlı yeni PARP inhibitörü ön-ilacı değerlendirildi. ABD’de 1.837 kişinin yer aldığı üçüncü araştırmada ise hekimlere ve hastalara zamanında yapılan kademeli hatırlatmaların yıllık akciğer kanseri taramasına katılımı artırdığı görüldü. [1] [2] [3]<br />
Akciğer kanserinde medyan progresyonsuz sağkalım 34 aya ulaştı<br />
Üç araştırma arasında klinik kanıt düzeyi açısından en güçlü sonuçlardan biri ileri evre küçük hücreli dışı akciğer kanserinden geldi.<br />
Çin’deki Sun Yat-sen University Cancer Center araştırmacılarının da yer aldığı ekip, ülke genelindeki 17 merkezde 294 hastayı inceledi. Hastalarda EGFR ve TP53 adı verilen iki gende belirli değişiklikler bulunuyordu. EGFR, kanser hücresinin büyümesini yönlendirebilen önemli hedeflerden biri; TP53 ise hücrelerin kontrolsüz çoğalmasını önlemeye yardımcı olan sistemlerde görev alan bir gen. [1]<br />
Hastaların 146’sına osimertinib adlı hedefe yönelik kanser ilacı kemoterapiyle birlikte verilirken, 148 hasta yalnızca osimertinib aldı.<br />
JAMA’da yayımlanan faz 3 randomize klinik çalışmada medyan progresyonsuz sağkalım, yani hastalığın ilerlemeden veya ölüm gerçekleşmeden geçen ortanca süre, kombinasyon tedavisinde 34,0 ay, yalnız osimertinib alanlarda ise 15,6 ay olarak hesaplandı. Hastalığın ilerlemesi veya ölüm riski kombinasyon grubunda daha düşüktü; hazard oranı 0,44 olarak bildirildi. [1]<br />
Bu rakam, kombinasyon tedavisindeki bütün hastaların 34 ay boyunca hastalık ilerlemesi yaşamadan kaldığı anlamına gelmiyor. Medyan değer, çalışma grubundaki hastaların yarısının bu sonlanım noktasına ulaştığı zamanı ifade ediyor.<br />
Objektif yanıt oranı, yani tümörün belirlenen bilimsel ölçütlere göre küçülmesi veya kaybolması, kombinasyon grubunda yüzde 82,9, yalnız osimertinib alanlarda yüzde 71,6 olarak bildirildi. [1]<br />
Daha uzun hastalık kontrolüne daha fazla yan etki eşlik etti<br />
Kombinasyon tedavisinin sağladığı yararın yanında önemli bir güvenlik farkı da ortaya çıktı.<br />
Derece 3 veya daha ağır tedaviyle ilişkili yan etkiler kombinasyon tedavisi alan hastaların yüzde 62,4’ünde görülürken, yalnız osimertinib verilen grupta bu oran yüzde 14,9’du. Kombinasyon grubunda trombosit düşüklüğüyle ilişkili bir ölüm de bildirildi. [1]<br />
Bu nedenle sonuçlar, iki tedavinin her hasta için mutlaka daha iyi olduğu anlamına gelmiyor. Çalışmanın önemi, EGFR mutasyonunun yanında TP53 mutasyonu bulunan belirli bir ileri evre akciğer kanseri grubunda tedavinin kişiselleştirilmesine yönelik güçlü klinik veri sağlaması.<br />
Genel sağkalım verileri henüz olgun değil. Araştırmanın Çin’de yürütülmüş olması da sonuçların farklı toplumlarda doğrulanmasının önemini artırıyor. [1]<br />
BRCA mutasyonlu meme kanserinde yeni PARP inhibitörü denendi<br />
İkinci çalışma da Çin’den geldi ancak bu kez araştırmanın odağında meme kanseri vardı.<br />
Signal Transduction and Targeted Therapy dergisinde yayımlanan randomize faz 2 çalışmaya, kalıtsal BRCA1 veya BRCA2 mutasyonu bulunan, HER2-negatif, bölgesel olarak ilerlemiş ya da metastatik meme kanserli 63 kadın katıldı. Araştırma Çin’deki 28 merkezde gerçekleştirildi. [2]<br />
BRCA genleri, hücrelerde hasar gören DNA’nın onarılmasına yardımcı oluyor. Bu genlerde hastalık yapıcı değişiklikler bulunduğunda bazı kanser hücreleri hayatta kalabilmek için başka DNA onarım yollarına daha bağımlı hale gelebiliyor.<br />
PARP inhibitörleri olarak adlandırılan ilaçlar bu zayıf noktayı hedefliyor.<br />
Araştırılan TSL-1502 ise bir ön-ilaç olarak tasarlandı. Ön-ilaç, vücuda verildikten sonra etkin biçimine dönüşmesi amaçlanan bir molekül anlamına geliyor. TSL-1502’nin tasarımında etkin PARP inhibitörünün özellikle tümör çevresinde açığa çıkması hedefleniyor. [2]<br />
500 miligram grubunda tümör yanıtı yüzde 55,6 bulundu<br />
Hastalar TSL-1502’nin 350 miligram ve 500 miligram dozlarını alan gruplar ile araştırmacının seçtiği kemoterapi grubuna ayrıldı.<br />
Bağımsız değerlendirmeye göre objektif yanıt oranı 350 miligram grubunda yüzde 36,0, 500 miligram grubunda yüzde 55,6 ve kemoterapi grubunda yüzde 40,0 olarak bulundu. [2]<br />
Ancak yalnızca tümörün küçülme oranına bakarak bir tedavinin diğerinden üstün olduğu sonucuna varmak mümkün değil.<br />
Medyan progresyonsuz sağkalım 500 miligram TSL-1502 grubunda 8,8 ay, kemoterapi grubunda ise 9,2 ay olarak hesaplandı. Bu nedenle çalışma, TSL-1502’nin kemoterapiye üstünlüğünü göstermedi; ancak 500 miligram dozunun daha ileri klinik araştırmalarda değerlendirilmesini destekleyen bir etkinlik sinyali verdi. [2]<br />
Derece 3 ve üzerindeki tedaviyle ilişkili yan etkiler 500 miligram grubunda yüzde 59,3, kemoterapi grubunda yüzde 80,0 olarak bildirildi. TSL-1502 alan hastalarda ciddi yan etkiler arasında kansızlık öne çıktı ve tedaviyle ilişkili ölüm bildirilmedi. [2]<br />
Yeni ilaç henüz standart tedavi değil<br />
TSL-1502 sonuçlarının dikkatli yorumlanmasının en önemli nedenlerinden biri araştırmanın yalnızca 63 hastayı kapsaması.<br />
Üstelik çalışma faz 2 aşamasında. Bu tür araştırmalar bir ilacın etkinliği ve güvenliği hakkında önemli veriler sağlayabilir ancak yeni bir tedavinin standart uygulamadaki yerini belirlemek için genellikle daha büyük ve doğrulayıcı klinik çalışmalara ihtiyaç duyulur.<br />
Araştırmanın açık etiketli olması, bütün hastaların Çin’den seçilmesi ve tedavi gruplarındaki hasta sayılarının küçük olması da sonuçların genellenebilirliğini sınırlandırıyor. Bulgular bu nedenle yeni ilacın standart tedavinin yerini aldığı şeklinde değil, ileri faz araştırmaları hak eden bir aday olduğu şeklinde değerlendirilmelidir. [2]<br />
Üçüncü çalışma yeni ilaca değil taramaya odaklandı<br />
Kanserle mücadelede yalnızca yeni ilaçlar değil, kanıtlanmış tarama programlarına uygun kişilerin düzenli katılımını sağlamak da önem taşıyor.<br />
ABD’de Kaiser Permanente Washington Health Research Institute öncülüğünde yürütülen ve JAMA Internal Medicine’da yayımlanan randomize klinik çalışma bu soruna odaklandı. [3]<br />
Araştırmaya daha önce düşük doz bilgisayarlı tomografi ile akciğer kanseri taraması yaptırmış 1.837 kişi katıldı.<br />
Düşük doz bilgisayarlı tomografi, akciğer kanseri açısından yüksek risk taşıyan uygun kişilerde kullanılan ve standart bilgisayarlı tomografiye göre daha düşük radyasyon dozu içeren bir görüntüleme yöntemi.<br />
Araştırmacılar, katılımcıların önerilen yıllık taramaya yeniden gelmesini sağlamak amacıyla farklı iletişim ve hatırlatma yöntemlerini karşılaştırdı. [3]<br />
Hatırlatma sistemi tarama uyumunu yüzde 47,4’ten 75,5’e çıkardı<br />
En etkili yaklaşım yalnızca insanlara akciğer kanseri hakkında daha fazla bilgi vermek olmadı.<br />
Hekime tarama tetkikini istemesi için elektronik sistem üzerinden hatırlatma yapılması ve ardından hastaya görüntüleme randevusunu planlaması için ulaşılmasını içeren kademeli sistem belirgin fark oluşturdu.<br />
Kademeli hatırlatma uygulanmayan grupta yıllık taramaya uyum yüzde 47,4 düzeyindeyken, sistemi alan grupta yüzde 75,5’e yükseldi. Aradaki fark yaklaşık 28 yüzde puanıydı. Göreli risk 1,59 olarak hesaplandı. [3]<br />
Etki, araştırma sırasında halen tütün kullanan kişilerde de belirgindi. Bu grupta hatırlatma sistemi uygulananların yüzde 73,0’ü yıllık taramaya uyarken, sistemi almayanlarda oran yüzde 41,2’de kaldı. [3]<br />
Buna karşılık basılı ve videolu ek sağlık iletişimi taramaya katılımı artırmadı; sonuçlar bu müdahaleyle küçük bir düşüşe işaret etti. [3]<br />
Bu bulgu, insanların taramanın önemini bilmelerinin tek başına yeterli olmayabileceğini; sağlık sisteminin tetkik isteme ve randevu aşamalarındaki engelleri azaltmasının da önemli olabileceğini düşündürüyor.<br />
Üç araştırma kanserle mücadelenin farklı basamaklarını gösteriyor<br />
Bu çalışmalar birbirinden farklı hasta gruplarını ve farklı amaçları ele aldığı için sonuçlarını doğrudan karşılaştırmak doğru değil.<br />
Akciğer kanserindeki osimertinib araştırması faz 3 düzeyinde ve doğrudan bir tedavi stratejisinin etkinliğini değerlendiriyor. TSL-1502 araştırması daha küçük bir faz 2 çalışma ve yeni bir ilacın klinik geliştirme sürecindeki daha erken basamaklarından birini temsil ediyor. Üçüncü araştırmada ise yeni bir kanser ilacı değil, mevcut tarama programına katılımı artırabilecek bir sağlık sistemi müdahalesi inceleniyor. [1] [2] [3]<br />
Bununla birlikte üç araştırma kanserle mücadelenin yalnızca yeni ilaç geliştirmekten ibaret olmadığını gösteriyor. Moleküler özelliklere göre tedavinin kişiselleştirilmesi, yeni ilaç adaylarının dikkatle sınanması ve erken tanı programlarına uygun kişilerin erişiminin artırılması aynı mücadelenin farklı parçalarını oluşturuyor.<br />
İlk çalışmada genel sağkalım verilerinin henüz olgun olmaması, ikinci çalışmanın yalnızca 63 hastayı kapsaması ve üçüncü araştırmanın tek bir ABD sağlık sistemi içinde yürütülmesi önemli sınırlılıklar. Bu nedenle 10 Ağustos 2026’da yayımlanan üç çalışma yeni ve değerli veriler sağlasa da sonuçların klinik uygulamadaki anlamı her araştırmanın kendi kanıt düzeyi ve sınırları içinde değerlendirilmelidir.<br />
Kaynaklar<br />
[1] Zhou T, Zhou H, Gao F, et al. Osimertinib With or Without Chemotherapy in Advanced Non–Small Cell Lung Cancer With EGFR and Concurrent TP53 Mutations: A Randomized Clinical Trial. JAMA. 2026. DOI: 10.1001/jama.2026.10599.<br />
[2] Lan B, Xu F, Sun T, et al. Randomized phase 2 trial of a PARP inhibitor TSL-1502 in germline BRCA-mutated, HER2-negative locally advanced/metastatic breast cancer. Signal Transduction and Targeted Therapy. 2026;11:316. DOI: 10.1038/s41392-026-02771-9.<br />
[3] Wernli KJ, Anderson ML, Palazzo L, et al. Health Communication and Stepped Reminders Interventions for Lung Cancer Screening: A Randomized Clinical Trial. JAMA Internal Medicine. 2026. DOI: 10.1001/jamainternmed.2026.3666.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim, 🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kanserde-uc-yeni-klinik-calisma-tedavi-ve-taramadan-sonuclar</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/kanserde-uc-yeni-klinik-calisma-1200x750-150kb.webp" type="image/jpeg" length="71423"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Menopozda Yeni Tedavi Umudu: Tek Dozla Sıcak Basmalarında Yüzde 83 Azalma]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/menopozda-yeni-tedavi-umudu-tek-dozla-sicak-basmalarinda-yuzde-83-azalma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/menopozda-yeni-tedavi-umudu-tek-dozla-sicak-basmalarinda-yuzde-83-azalma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanada merkezli AbCellera, ClinicalTrials’da kayıtlı Faz I/II klinik çalışmasının Faz II bölümünde, deneysel ABCL635 antikorunun menopozla ilişkili orta ve şiddetli sıcak basmalarını tek deri altı dozdan sonra belirgin şekilde azalttığını açıkladı. [1][2]]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tek dozla sıcak basmalarında belirgin azalma</p>

<p>Menopoz döneminde görülen sıcak basmaları ve gece terlemelerine karşı geliştirilen uzun etkili, hormonal olmayan yeni bir tedavi yaklaşımından umut veren sonuçlar geldi.</p>

<p>AbCellera, 10 Ağustos 2026’da ABCL635 adlı deneysel monoklonal antikorun Faz II klinik çalışma sonuçlarını açıkladı. Şirket tarafından paylaşılan ilk verilere göre tedavi, orta ve şiddetli vazomotor semptomların hem sıklığını hem de şiddetini plaseboya kıyasla istatistiksel olarak anlamlı ölçüde azalttı. [1]</p>

<p>ABCL635, menopozdaki sıcak basmalarının düzenlenmesinde rol oynayan nörokinin-3 reseptörünü (NK3R) hedefleyen uzun etkili bir antikor olarak geliştiriliyor.</p>

<p>Çalışmaya 92 kadın katıldı</p>

<p>Çok merkezli, randomize, çift kör ve plasebo kontrollü Faz II bölümüne orta veya şiddetli sıcak basmaları yaşayan 92 postmenopozal kadın katıldı.</p>

<p>Katılımcıların başlangıçta günde ortalama yaklaşık 10 orta veya şiddetli sıcak basması yaşadığı bildirildi.</p>

<p>Kadınlar iki gruba ayrılarak tek doz 600 miligram ABCL635 veya plasebo aldı. Tedavi deri altına enjeksiyon yoluyla uygulandı. [1]</p>

<p><a href="http://clinicaltrials.gov/" rel="nofollow">ClinicalTrials.gov</a> kayıtlarına göre çalışma ABCL635’in güvenliliği, tolere edilebilirliği, farmakokinetik özellikleri ve menopozla ilişkili vazomotor semptomlar üzerindeki etkisini değerlendirmek üzere tasarlandı. [2]</p>

<p>Dört haftada yüzde 83 azalma bildirildi</p>

<p>Klinik çalışmada elde edilen ilk verilere göre ABCL635 alan kadınlarda dört haftanın sonunda orta ve şiddetli sıcak basmalarının günlük sayısı başlangıca göre ortalama 8,8 azaldı.</p>

<p>Plasebo grubundaki azalma ise günlük ortalama 3,5 olarak kaydedildi.</p>

<p>Böylece iki grup arasındaki plaseboya göre düzeltilmiş fark günlük 5,3 sıcak basması oldu. Sonucun istatistiksel olarak anlamlı olduğu bildirildi. [1]</p>

<p>Oransal olarak değerlendirildiğinde sıcak basması sıklığında ABCL635 grubunda yüzde 83, plasebo grubunda ise yüzde 33 azalma görüldü.</p>

<p>Semptomların şiddetinde de benzer yönde sonuç elde edildi. ABCL635 grubunda şiddet skorunda yüzde 58, plasebo grubunda yüzde 12 azalma bildirildi. [1]</p>

<p>Uyku üzerinde de olumlu sinyal</p>

<p>Araştırmada yalnızca sıcak basmalarının sayısı değerlendirilmedi. Hasta tarafından bildirilen uyku skorları ve genel değişim değerlendirmelerinde de ABCL635 lehine iyileşmeler gözlendi. [1]</p>

<p>Bu bulgu özellikle önem taşıyor. Menopozla ilişkili vazomotor semptomlar yalnızca gün içinde sıcak basmalarına yol açmıyor; gece terlemeleri üzerinden uyku kalitesini ve günlük yaşamı da etkileyebiliyor.</p>

<p>Bilim insanlarına göre NK3R yolu, menopoz döneminde vücut sıcaklığının düzenlenmesinde rol oynayan sinirsel mekanizmaların önemli bileşenlerinden biri.</p>

<p>ABCL635’in farkı ise bu hedefi uzun etkili bir monoklonal antikorla baskılamayı amaçlaması.</p>

<p>Hormonal olmayan uzun etkili seçenek hedefleniyor</p>

<p>Tedavinin geliştirilmesindeki temel hedeflerden biri, menopoz belirtileri için hormonal olmayan ve günlük ilaç kullanımını gerektirmeyen daha uzun etkili bir seçenek oluşturmak.</p>

<p>ABCL635 henüz aylık kullanım için onaylanmış bir tedavi değil. Ancak geliştirici şirket, ilacın farmakolojik özelliklerinin gelecekte yaklaşık ayda bir uygulanabilecek bir tedavi rejimine olanak sağlayabileceğini değerlendiriyor. [1]</p>

<p>Bu nedenle mevcut veriler “aylık menopoz iğnesi geliştirildi” şeklinde yorumlanmamalı. Uygun doz aralığının ileri klinik çalışmalarla kesinleştirilmesi gerekiyor.</p>

<p>İlk güvenlilik verileri olumlu</p>

<p>Dört haftalık değerlendirme döneminde ciddi advers olay, şiddetli advers olay veya yan etki nedeniyle çalışmayı bırakma bildirilmedi.</p>

<p>ABCL635 grubunda plaseboya göre daha sık görülen yan etkiler arasında baş ağrısı, yorgunluk ve enjeksiyon bölgesi reaksiyonları yer aldı. [1]</p>

<p>Bununla birlikte çalışma yalnızca 92 katılımcının yer aldığı erken aşamadaki bir klinik değerlendirmeye dayanıyor.</p>

<p>Bu nedenle uzun dönem güvenlilik hakkında kesin sonuç çıkarmak için henüz erken.</p>

<p>Faz III sonuçları belirleyici olacak</p>

<p>Virginia Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. JoAnn Pinkerton, açıklanan dört haftalık verilerin sıcak basmalarının sıklığı ve şiddetindeki azalmayla birlikte uyku üzerindeki iyileşme açısından dikkat çekici olduğunu belirtti.</p>

<p>Pinkerton’a göre sonuçların Faz III çalışmalarda doğrulanması halinde ABCL635, daha seyrek dozlama olanağı sağlayabilecek yeni bir tedavi seçeneği oluşturabilir. [1]</p>

<p>Ancak mevcut sonuçların önemli bir sınırlılığı bulunuyor: Veriler şirket tarafından açıklanan topline sonuçlardan oluşuyor ve henüz hakemli bilimsel makale olarak yayımlanmış değil.</p>

<p>Bulguların daha geniş katılımcı gruplarıyla ve daha uzun takip süreleriyle doğrulanması gerekiyor.</p>

<p>Menopoz tedavisinde yeni bir yaklaşım olabilir</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABCL635’in Faz III çalışmalarında da benzer etkinlik ve güvenlilik göstermesi durumunda, menopozdaki sıcak basmalarının tedavisinde yeni bir ilaç sınıfının önü açılabilir.</p>

<p>Özellikle hormon tedavisi kullanmak istemeyen veya çeşitli nedenlerle hormonal tedavilerin uygun olmadığı kadınlar açısından uzun etkili hormonal olmayan seçenekler önem taşıyor.</p>

<p>Ancak ABCL635 halen deneysel bir ilaç. Düzenleyici kurumlar tarafından menopoz tedavisi için onaylanmış değil ve rutin klinik kullanımda bulunmuyor.</p>

<p>Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır. Tanı, tedavi veya ilaç kullanım önerisi niteliği taşımaz. Menopoz belirtileri ve tedavi seçenekleri için hekime başvurulmalıdır.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] AbCellera Biologics</p>

<p>[2] ClinicalTrials– ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/menopozda-yeni-tedavi-umudu-tek-dozla-sicak-basmalarinda-yuzde-83-azalma</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7867.jpeg" type="image/jpeg" length="88169"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yanlış Bir Dirençten Milyonlarca Kalbe: Kalp Pilinin Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yanlis-bir-direncten-milyonlarca-kalbe-kalp-pilinin-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yanlis-bir-direncten-milyonlarca-kalbe-kalp-pilinin-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1956’da ABD’li mühendis Wilson Greatbatch, kalple ilgili bir kayıt devresi üzerinde çalışırken 10 bin ohm yerine yanlışlıkla 1 milyon ohmluk bir direnç taktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ortaya çıkan düzenli elektrik darbeleri ona kalbi vücudun içine yerleştirilecek küçük bir cihazla uyarma fikrini verdi. Bu laboratuvar hatası, cerrah William Chardack ile yürütülen çalışmaların ve implant edilebilir kalp pilinin gelişimindeki önemli dönüm noktalarından birinin başlangıcı oldu.<br />
1956’da New York’taki University at Buffalo’da çalışan elektrik mühendisi Wilson Greatbatch’ın amacı kalp pili yapmak değildi. Kalple ilgili hızlı elektriksel olayları kaydetmeye yardımcı olacak bir devre üzerinde çalışıyordu. Daha sonra anlattığına göre devreye 10 kiloohmluk bir direnç takması gerekirken renk kodlarını yanlış okuyarak 1 megaohmluk, yani yaklaşık 100 kat daha yüksek dirençli bir parçayı yerleştirdi. [1]<br />
Devre çalıştı.<br />
Ama beklediği gibi değil.<br />
Yaklaşık 1,8 milisaniyelik kısa bir elektrik darbesinin ardından yaklaşık bir saniyelik sessizlik geliyor, sonra aynı döngü yeniden başlıyordu. Greatbatch bu düzenli ritmin insan kalbinin atış düzenine benzediğini fark etti. [1]<br />
Yanlış Parçayı Çıkarmak Yerine Devreyi Dinledi<br />
Bir elektronik devrede yanlış direnç kullanılması çoğu zaman düzeltilmesi gereken basit bir hata olarak görülür.<br />
Greatbatch’ın hikâyesini farklılaştıran şey, yanlış parçayı hemen söküp atmak yerine ortaya çıkan sinyalin ne işe yarayabileceğini düşünmesiydi.<br />
Kalp kendi doğal elektrik sistemi sayesinde düzenli biçimde kasılır. Ancak atriyoventriküler blokta, yani kalbin üst odacıklarında oluşan elektriksel uyarının alt odacıklara yeterince iletilemediği durumda kalp hızı tehlikeli biçimde yavaşlayabilir.<br />
Greatbatch’ın devresinden çıkan kısa ve düzenli darbeler, böyle bir kalbin ritmini elektriksel olarak desteklemek için gereken uyarıya benziyordu. [1]<br />
Fakat masa üzerinde çalışan bir elektronik devre ile insan vücudunun içine yerleştirilebilecek kadar küçük, güvenilir ve dayanıklı bir cihaz arasında büyük bir mühendislik mesafesi vardı.<br />
Cerrah William Chardack ile Yolları Kesişti<br />
Greatbatch fikrini gerçek bir tıbbi cihaza dönüştürebilmek için bir cerrahla çalışması gerektiğini biliyordu.<br />
Bu kişi Buffalo’daki Veterans Administration Hospital’da görev yapan cerrah William Chardack oldu.<br />
Greatbatch, Chardack ve cerrah Andrew Gage birlikte çalışarak küçük, pille çalışan ve tamamen vücut içine yerleştirilebilecek bir kalp pili geliştirmeye başladı. Elektronik sistem vücut sıvılarından korunmak amacıyla uygun bir malzemeyle kaplanıyor, elektrotlar ise kalp kasına elektriksel uyarı gönderecek şekilde tasarlanıyordu. [1]<br />
7 Nisan 1958’de ekip geliştirdikleri sistemin ilk önemli hayvan deneylerinden birini gerçekleştirdi. Kalbin cihazın gönderdiği elektrik darbelerini izlemesi, implant edilebilir bir sistemin mümkün olabileceğini gösteren kritik aşamalardan biri oldu. [1]<br />
Ancak çözülmesi gereken sorunlar bitmemişti.<br />
Cihazın vücut sıvılarından korunması, elektrotların uzun süre güvenilir biçimde çalışması, pilin yeterli enerji sağlaması ve kalbi uyaracak elektrik darbesinin güvenli sınırlar içinde tutulması gerekiyordu.<br />
Dünyadaki İlk İmplant Greatbatch’a Ait Değildi<br />
Kalp pilinin tarihini yalnızca “yanlış dirençle başlayan bir buluş” şeklinde anlatmak eksik olur.<br />
Greatbatch’ın çalışmaları sürerken İsveç’te cerrah Åke Senning ve hekim-mühendis Rune Elmqvist de tamamen vücut içine yerleştirilebilecek bir kalp pili üzerinde çalışıyordu.<br />
8 Ekim 1958’de Stockholm’deki Karolinska Hastanesi’nde 43 yaşındaki Arne Larsson’a dünyanın ilk tamamen implant edilebilir kalp pili yerleştirildi. Larsson ciddi kalp bloğu nedeniyle tekrarlayan bayılma ve yaşamı tehdit eden ritim sorunları yaşıyordu. [3]<br />
İlk cihaz yalnızca birkaç saat çalıştı ve kısa süre sonra ikinci bir cihazla değiştirilmesi gerekti. Buna rağmen işlem, kalbin vücudun içine yerleştirilen elektrikli bir sistemle desteklenebileceğini gösteren tarihsel bir dönüm noktası oldu. [3]<br />
Dolayısıyla Greatbatch ve Chardack, dünyanın ilk implant edilebilir kalp pilini yapan ekip değildi.<br />
Onların katkısı, bağımsız olarak geliştirdikleri ve daha sonra yaygınlaşacak implant edilebilir kalp pili teknolojisinin ABD’deki en önemli öncü sistemlerinden birini ortaya çıkarmaktı.<br />
6 Haziran 1960: Cihaz Bir İnsanın Göğsüne Yerleştirildi<br />
Greatbatch’ın geliştirdiği sistem için kritik tarih 6 Haziran 1960 oldu.<br />
Buffalo’da William Chardack, Greatbatch’ın tasarlayıp ürettiği kalp pilini tam atriyoventriküler blok bulunan 77 yaşındaki bir erkeğe yerleştirdi. Bu işlem, ABD’deki ilk başarılı kalıcı implant edilebilir kalp pili uygulaması olarak tıp tarihine geçti. Hasta implantasyondan sonra yaklaşık 18 ay daha yaşadı. [1]<br />
Aynı yıl Chardack, Gage ve Greatbatch geliştirdikleri cihazı Surgery dergisinde yayımladıkları makaleyle bilim dünyasına ayrıntılı biçimde tanıttı. [2]<br />
Makalenin başlığı dönemin yeniliğini açık biçimde anlatıyordu: Tam kalp bloğunun uzun süreli düzeltilmesi için transistörlü, kendi enerji kaynağına sahip ve vücut içine yerleştirilebilen bir kalp pili.<br />
15 Hastalık Deneyim Bilimsel Literatüre Girdi<br />
Ekibin çalışması tek bir hastayla sınırlı kalmadı.<br />
Chardack, Gage ve Greatbatch 1961’de Journal of Thoracic and Cardiovascular Surgery dergisinde yayımladıkları makalede implant edilebilir kalp pili uygulanan 15 hastadaki klinik deneyimlerini bildirdi. [4]<br />
Bu aşama önemliydi. Çünkü artık karşılarında yalnızca laboratuvarda çalışan bir elektronik cihaz veya tek bir başarılı vaka değil, farklı hastalarda uygulanmaya başlayan yeni bir tedavi yöntemi vardı.<br />
Kalp Pili Aslında Ne Yapıyor?<br />
Kalp pili kalbin yerine çalışmıyor.<br />
Kalbin elektrik sistemi yeterli ritmi oluşturamadığında küçük elektrik darbeleri göndererek kalp kasının uygun zamanda kasılmasına yardımcı oluyor.<br />
Özellikle tam kalp bloğunda kalbin üst bölümlerindeki elektriksel komutlar alt bölümlere ulaşamayabiliyor. Bunun sonucunda nabız çok yavaşlayabiliyor; baş dönmesi, bayılma, bilinç kaybı ve yaşamı tehdit eden dolaşım sorunları ortaya çıkabiliyor.<br />
Kalp pili bu elektriksel iletişim sorununu telafi ederek kalbin yeterli ritimde çalışmasına yardımcı oluyor.<br />
Greatbatch’ın 1956’da masa üzerindeki devrede gördüğü kısa ve düzenli elektrik darbelerinin önemi tam da burada yatıyordu.<br />
İlk Büyük Sorunlardan Biri Pil Ömrüydü<br />
Kalp pili geliştirilmişti ancak mühendislerin önünde başka bir sorun vardı: enerji.<br />
İlk implant edilebilir cihazlarda kullanılan pillerin ömrü sınırlıydı. Pil tükendiğinde hastanın cihazının değiştirilmesi için yeniden ameliyat edilmesi gerekebiliyordu.<br />
Greatbatch sonraki yıllarda bu probleme de yoğunlaştı.<br />
1970’lerde lityum-iyot pil teknolojisinin kalp pillerine uyarlanması ve yaygınlaştırılmasında önemli rol oynadı. Bu sistemler, daha önce kullanılan cıva-çinko pillerden daha uzun ömürlü enerji kaynaklarının geliştirilmesine yardımcı oldu.<br />
Ancak lityum-iyot pilin temel kimyası Greatbatch’ın tek başına yaptığı bir buluş değildi. Temel pil teknolojisi başka araştırmacılar ve şirketler tarafından geliştirilirken Greatbatch ve çalışma arkadaşları bu teknolojinin kalp pilleri için uygulanması ve geliştirilmesine önemli katkı sağladı.<br />
Böylece Greatbatch’ın kalp pili tarihindeki rolü 1956’daki yanlış dirençle sınırlı kalmadı.<br />
Kalp Pilini Gerçekten Bir Tesadüf mü Doğurdu?<br />
Kalp pilinin hikâyesi zaman zaman “bir mühendis yanlış parçayı taktı ve kalp pilini buldu” şeklinde anlatılıyor.<br />
Gerçek tarih bundan daha zengin.<br />
Kalbi elektrikle uyarma fikri Greatbatch’tan çok önce ortaya çıkmıştı. Albert Hyman 1930’larda “artificial pacemaker” ifadesini kullanmış, sonraki yıllarda farklı araştırmacılar kalbin elektrikle uyarılması üzerine çalışmıştı.<br />
Paul Zoll ise 1950’lerde göğüs üzerinden uygulanan elektriksel uyarılarla kalp ritminin desteklenebileceğini klinik olarak göstermişti. [3]<br />
İsveç’te Elmqvist ve Senning ile ABD’de Greatbatch ve Chardack birbirlerinden büyük ölçüde bağımsız biçimde implant edilebilir sistemler geliştiriyordu. 1958 ve 1960’taki bu erken uygulamalar, modern implant edilebilir kalp pillerinin gelişimindeki başlıca kilometre taşları arasında yer aldı. [1][3]<br />
Greatbatch’ın yanlış direnç seçmesi gerçekten önemli bir tesadüftü.<br />
Ama tesadüf tek başına tıbbi bir buluş yaratmadı.<br />
O yanlış devreyi insan vücudunda uzun süre çalışabilecek bir cihaza dönüştürmek; elektronik tasarım, cerrahi iş birliği, hayvan deneyleri, pil teknolojisi, elektrot geliştirme ve yıllarca süren denemeler gerektirdi.<br />
Kalp pilinin hikâyesini değerli kılan da tam olarak bu.<br />
1956’da bir mühendis yanlış parçayı söküp atmak yerine ortaya çıkan ritme dikkat etti. Birkaç yıl sonra o fikir, insan göğsünün içinde atan bir kalbin ritmini destekleyen teknolojiye dönüşmüştü.<br />
Kaynaklar<br />
[1] Beck H, Boden WE, Patibandla S, et al. 50th Anniversary of the First Successful Permanent Pacemaker Implantation in the United States: Historical Review and Future Directions. American Journal of Cardiology. 2010;106(6):810-818. DOI: 10.1016/j.amjcard.2010.04.043.<br />
[2] Chardack WM, Gage AA, Greatbatch W. A transistorized, self-contained, implantable pacemaker for the long-term correction of complete heart block. Surgery. 1960;48:643-654.<br />
[3] Aquilina O. A brief history of cardiac pacing. Images in Paediatric Cardiology. 2006;8(2):17-81.<br />
[4] Chardack WM, Gage AA, Greatbatch W. Correction of complete heart block by a self-contained and subcutaneously implanted pacemaker. Clinical experience with 15 patients. Journal of Thoracic and Cardiovascular Surgery. 1961;42:814-830.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yanlis-bir-direncten-milyonlarca-kalbe-kalp-pilinin-hikayesi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/kalp-pili-hikayesi-150kb.webp" type="image/jpeg" length="22905"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Romelu Lukaku Transferinde Yeni Aşama: İtalya’dan Fenerbahçe İddiası]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/romelu-lukaku-transferinde-yeni-asama-italyadan-fenerbahce-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/romelu-lukaku-transferinde-yeni-asama-italyadan-fenerbahce-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe’nin Romelu Lukaku transferinde önemli bir gelişme yaşandığı bildirildi. İtalya’dan gelen haberlerde Napoli ile anlaşma sağlandığı ve Belçikalı golcünün sağlık kontrolü sürecinden geçtiği öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Lukaku Transferinde Görüşmeler Yeni Aşamaya Geldi</p>

<p>Fenerbahçe’nin Romelu Lukaku transferi için yürüttüğü görüşmelerde süreç ilerliyor.</p>

<p>İtalya’dan gelen son bilgilere göre sarı-lacivertliler ile Napoli arasında Belçikalı santrforun transferi konusunda anlaşma sağlandı.</p>

<p>İtalyan transfer gazetecisi Gianluca Di Marzio’ya dayandırılan haberlerde, kulüpler arasındaki görüşmelerin olumlu sonuçlandığı ve transfer işlemlerinin tamamlanmasına yönelik sürecin devam ettiği belirtildi.</p>

<p>Bu gelişme, daha önce bonservis bedeli üzerinde pazarlık yaptığı bildirilen iki kulüp arasındaki görüşmelerde yeni bir aşamaya geçildiğine işaret ediyor.</p>

<p>Sağlık Kontrolü İddiası</p>

<p>Transferle ilgili İtalya’dan gelen bir diğer önemli bilgi ise sağlık kontrolü konusunda oldu.</p>

<p>Corriere dello Sport’a dayandırılan haberlerde Lukaku’nun sağlık kontrollerinden geçtiği ve transferin tamamlanmasına yönelik işlemlerin sürdüğü öne sürüldü.</p>

<p>Sağlık kontrolü bilgisi henüz Fenerbahçe veya Napoli tarafından resmî olarak açıklanmadı.</p>

<p>Bu nedenle transferin tamamlandığına ilişkin kesin bir ifade kullanmak için kulüplerden gelecek açıklamanın beklenmesi gerekiyor.</p>

<p>Önce Pazarlık, Şimdi Anlaşma İddiası</p>

<p>Lukaku dosyasındaki son gelişme, önceki haberlerden bu yönüyle ayrılıyor.</p>

<p>İtalya’dan daha önce gelen bilgilerde Fenerbahçe ile Napoli’nin bonservis bedeli üzerinde pazarlık yaptığı ve yaklaşık 7 milyon avroluk bir anlaşma zemininin oluştuğu bildirilmişti.</p>

<p>Yeni bilgilerde ise görüşmelerin kulüpler arası anlaşma aşamasına ulaştığı aktarılıyor.</p>

<p>Böylece transfer sürecinin aktif pazarlık aşamasından resmiyet öncesindeki işlemlere doğru ilerlediği değerlendiriliyor.</p>

<p>Romelu Lukaku Kimdir?</p>

<p>13 Mayıs 1993 doğumlu Romelu Lukaku, 33 yaşında ve santrfor mevkisinde görev yapıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Profesyonel kariyerine Anderlecht’te başlayan Belçikalı futbolcu; Chelsea, West Bromwich Albion, Everton, Manchester United, Inter ve Roma gibi Avrupa’nın önemli kulüplerinde forma giydi.</p>

<p>Belçika Milli Takımı’nın uzun yıllardır önemli hücum oyuncularından biri olan Lukaku, fizik gücü, ceza sahasındaki etkinliği ve golcülüğüyle tanınıyor.</p>

<p>Deneyimli santrforun Napoli ile sözleşmesi Haziran 2027’ye kadar devam ediyor.</p>

<p>Gözler Resmî Açıklamada</p>

<p>Fenerbahçe açısından Lukaku transferinde bundan sonraki en önemli aşama kulüplerden gelecek resmî açıklama olacak.</p>

<p>İtalyan kaynaklarının kulüpler arası anlaşma ve sağlık kontrolü yönündeki haberleri transferin önemli ölçüde ilerlediğini gösterse de Fenerbahçe henüz Lukaku’nun transfer edildiğini resmen duyurmadı.</p>

<p>Bu nedenle süreç şu aşamada anlaşma ve resmiyet öncesi işlemler seviyesinde değerlendiriliyor.</p>

<p>Doğrulama Kaynaklarının Özeti</p>

<p>İtalya’dan gelen son haberlerde Gianluca Di Marzio’ya dayandırılarak Fenerbahçe ile Napoli’nin Lukaku transferi konusunda anlaşmaya vardığı bildirildi. Corriere dello Sport kaynaklı haberlerde ise Belçikalı futbolcunun sağlık kontrolü sürecinden geçtiği öne sürüldü.</p>

<p>Sağlık kontrolü ve transferin tamamlandığı bilgileri henüz kulüpler tarafından resmen açıklanmadı.</p>

<p>Kaynak güveni: ★★★★☆<br />
Transfer aşaması: 9/10 – Anlaşma / resmiyet öncesi işlemler</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/romelu-lukaku-transferinde-yeni-asama-italyadan-fenerbahce-iddiasi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7866.jpeg" type="image/jpeg" length="46177"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nature 11 Bin Örneği İnceledi: Yaşlanmanın Ortak İmzaları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/nature-11-bin-ornegi-inceledi-yaslanmanin-ortak-imzalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/nature-11-bin-ornegi-inceledi-yaslanmanin-ortak-imzalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nature dergisinde yayımlanan yeni araştırma, insan, maymun, fare ve sıçandan alınan 11 binden fazla gen aktivitesi profilini karşılaştırarak yaşlanma ve ölüm riskiyle ilişkili ortak moleküler izler belirledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Çalışmada inflamasyon, mitokondri işlevleri ve hücresel yaşlanmayla ilişkili bazı genlerin farklı tür ve dokularda benzer biçimde değiştiği görüldü; ancak geliştirilen sistem henüz kişilerin ne kadar yaşayacağını söyleyen klinik bir test değil.<br />
ABD’de Brigham and Women’s Hospital ve Harvard Medical School araştırmacılarının öncülüğündeki uluslararası ekip, 25’ten fazla dokudan elde edilen toplam 11.165 gen aktivitesi profilini bir araya getirdi. Nature dergisinde 27 Mayıs 2026’da yayımlanan araştırmada fare, sıçan, makak maymunu ve insan verileri birlikte değerlendirilerek yaşlanmanın farklı memelilerde ortak moleküler özellikleri araştırıldı. [1]<br />
Genlerin Kendisi Değil, Çalışma Biçimleri İncelendi<br />
Araştırmanın merkezinde “transkriptom” bulunuyor.<br />
Transkriptom, bir hücre veya dokuda belirli bir anda hangi genlerin ne kadar aktif olduğunu gösteren RNA moleküllerinin bütünü olarak açıklanabilir. Genetik şifre büyük ölçüde aynı kalsa da hangi genlerin ne kadar çalıştığı yaş, hastalık, çevre ve hücrenin durumuna göre değişebiliyor.<br />
Bilim insanları bu nedenle yalnızca DNA dizisine değil, genlerin yaş ilerledikçe nasıl çalıştığına baktı.<br />
Araştırmada kalite kontrolün ardından 3.876 fare, 663 sıçan, 2.623 makak ve 4.003 insan örneği olmak üzere toplam 11.165 transkriptom profili kullanıldı. İnsan verileri arasında beyin, iskelet kası, deri ve kan gibi farklı dokular bulunurken, hayvan verileri çok daha geniş bir doku yelpazesini kapsıyordu. [1]<br />
Bu büyük veri seti, farklı yaş ve türlerde tekrar eden ortak yaşlanma değişikliklerini belirlemek için analiz edildi.<br />
Yaşlanmanın Ortak Moleküler İzleri Ortaya Çıktı<br />
Türler farklı olsa da yaşlanmayla birlikte bazı biyolojik yolların benzer yönde değiştiği görüldü.<br />
İnflamasyon, yani vücudun hasar ve strese karşı verdiği iltihabi yanıtla ilişkili interferon ve TNF sinyalleri ile hücresel stres yanıtında görev alan p53 yolu yaşla birlikte daha aktif bir görünüm sergiledi. [1]<br />
Buna karşılık mitokondri işlevleri, DNA onarımı ve enerji üretimiyle bağlantılı bazı süreçlerde azalma gözlendi.<br />
Özellikle oksidatif fosforilasyon ve mitokondriyal protein üretimi dikkat çekti. Oksidatif fosforilasyon, mitokondrilerin besinlerden hücrenin kullanabileceği enerjiyi üretmesini sağlayan temel süreçlerden biri.<br />
Araştırmada ayrıca kromatin düzenlenmesi ve hücre dışı matriks adı verilen, hücrelere yapısal destek sağlayan dokusal sistemlerde de yaşlanmayla ilişkili değişiklikler belirlendi. [1]<br />
Bu tablo, yaşlanmanın tek bir “yaşlanma geni” tarafından yönetilmediğini gösteriyor. Enerji üretimi, inflamasyon, hücresel stres, DNA düzenlenmesi ve dokuların yapısal bütünlüğü gibi birçok sistem birlikte değişiyor.<br />
Araştırmacılar Moleküler Yaş Saatleri Geliştirdi<br />
Bilim insanları gen aktivitesindeki bu değişiklikleri kullanarak “transkriptomik saatler” geliştirdi.<br />
Transkriptomik saat, bir dokudaki RNA ve gen aktivitesi profilinden yaşlanma veya ölüm riskiyle ilişkili moleküler durumu tahmin etmeye çalışan matematiksel bir model.<br />
Araştırmacılar yalnızca tek bir genel model oluşturmadı. Birlikte çalışan genleri biyolojik gruplara ayırarak inflamasyon, kromatin düzenlenmesi, mitokondri işlevleri ve başka hücresel sistemler için ayrı moleküler göstergeler geliştirdi. [1]<br />
Kromatin, DNA’nın hücre çekirdeğinde düzenlenmesini ve paketlenmesini sağlayan yapı. Kromatinin nasıl düzenlendiği, hangi genlerin aktif olup olmayacağını etkileyebiliyor.<br />
Bu yaklaşım, yalnızca “doku yaşlı görünüyor” demek yerine hangi biyolojik sistemlerin yaşlanma ve ölüm riskiyle daha güçlü ilişkili olduğunu göstermeyi amaçlıyor.<br />
CDKN1A ve LGALS3 Dikkat Çeken Genler Arasında<br />
Araştırmada yaşlanma ve ölümle tutarlı ilişkiler gösteren genler arasında CDKN1A ve LGALS3 özellikle öne çıktı. GPNMB de mortaliteyle ilişkili modellerde dikkat çeken genlerden biri oldu. [1]<br />
CDKN1A, hücre bölünmesinin kontrolü ve hücresel senesens adı verilen süreçle ilişkili.<br />
Senesens, hasar görmüş veya yaşlanmış bir hücrenin bölünmeyi kalıcı biçimde bırakması anlamına geliyor. Bu hücreler tamamen ortadan kaybolmayabilir ve çevrelerindeki dokuları etkileyen çeşitli maddeler salgılayabilir.<br />
LGALS3 ise bağışıklık sistemi, inflamasyon ve doku hasarıyla ilişkili galektin-3 adlı proteinin üretiminde görev alan gen.<br />
Bu genlerle ilişkili değişikliklerin farklı türler ve dokular arasında tekrar etmesi, araştırmacıların yaşlanmanın memelilerde ortak bazı biyolojik imzaları olabileceği görüşünü güçlendirdi. [1]<br />
50 Binden Fazla İnsanın Kan Verileri de İncelendi<br />
Araştırmacılar hayvan ve doku analizlerinden ortaya çıkan bazı moleküler işaretleri geniş insan verilerinde ayrıca değerlendirdi.<br />
UK Biobank verilerinde GPNMB için 50.117, CDKN1A için 51.276 ve LGALS3 için 51.647 kişinin plazma protein ölçümleri incelendi. [1]<br />
Bu proteinlerin daha yüksek düzeyleri tüm nedenlere bağlı ölümün yanı sıra kalp yetmezliği, diyabet, böbrek yetmezliği, karaciğer sirozu ve ateroskleroz gibi çeşitli sağlık sonuçlarıyla pozitif ilişkili bulundu. [1]<br />
Ateroskleroz, damar duvarlarında yağ ve başka maddelerin birikmesi sonucu damarların sertleşmesi ve daralması anlamına geliyor.<br />
Ancak burada önemli bir ayrım var.<br />
Bir proteinin yüksek olmasıyla hastalık veya ölüm riskinin birlikte görülmesi, o proteinin doğrudan hastalığa neden olduğunu göstermiyor. Bu moleküller, vücuttaki yaşlanma, inflamasyon veya hastalık yükünün göstergeleri olabilir.<br />
Framingham Verilerinde Ölüm Riskiyle İlişki Test Edildi<br />
Araştırmacılar geliştirdikleri transkriptomik ölüm saatlerini Framingham Heart Study verilerinde de değerlendirdi.<br />
RNA profilleri bulunan 3.709 katılımcıdan takip verileri uygun olan 3.698 kişi mortalite analizine dahil edildi. [1]<br />
Bazı transkriptomik saatlerin, kişinin takvim yaşı ve cinsiyeti hesaba katıldıktan sonra bile sonraki ölüm zamanı ile istatistiksel ilişki gösterdiği bildirildi.<br />
Bazı modellerin performansı, biyolojik yaşlanmayı değerlendirmek için kullanılan ikinci nesil DNA metilasyon saatlerine benzer düzeydeydi. [1]<br />
DNA metilasyon saatleri, DNA üzerindeki bazı kimyasal işaretleri ölçerek biyolojik yaş hakkında tahminde bulunan yöntemler. Bu yaklaşım longevity araştırmalarında uzun süredir kullanılıyor. [2]<br />
Yeni çalışmanın farkı, DNA üzerindeki kimyasal işaretler yerine RNA üzerinden genlerin o anda ne kadar aktif olduğunu değerlendirmesi ve hangi biyolojik yolların tahmine katkıda bulunduğunu daha ayrıntılı göstermeye çalışması.<br />
Bu Test Kaç Yıl Yaşayacağımızı Söyleyebilir mi?<br />
Henüz hayır.<br />
Araştırmada geliştirilen saatler büyük insan gruplarında ölüm riski ve yaşlanmayla ilişkili moleküler değişimler hakkında istatistiksel tahminler yapabiliyor.<br />
Bu durum, bugün tek bir kişiden kan alıp “şu kadar yıl ömrünüz kaldı” denilebileceği anlamına gelmiyor.<br />
Modellerin farklı toplumlarda, yaş gruplarında ve klinik koşullarda bağımsız biçimde doğrulanması gerekiyor.<br />
Ayrıca bir moleküler göstergenin yaşlanma veya ölüm riskiyle ilişkili olması, o göstergenin ilaç, beslenme veya başka bir müdahaleyle değiştirilmesinin insan ömrünü uzatacağını da kanıtlamıyor.<br />
Araştırmanın bir başka önemli noktası, analizlerin insan verilerinin yanı sıra fare, sıçan ve makaklardan elde edilen çok sayıda dokuyu içermesi. Türler arasındaki ortaklık bilimsel açıdan değerli olsa da hayvanlarda gözlenen her mekanizmanın insanlarda aynı biçimde işlediği varsayılamaz.<br />
Nature’daki çalışma yine de longevity araştırmaları açısından önemli bir yaklaşım sunuyor. Yaşlanmayı tek bir rakama indirgemek yerine inflamasyon, mitokondri, kromatin ve diğer hücresel sistemleri ayrı ayrı izlemek gelecekte daha anlamlı biyolojik yaş modelleri geliştirilmesine yardımcı olabilir. Ancak bu moleküler haritanın günlük tıpta kullanılabilecek kişisel bir “ömür testi”ne dönüşmesi için daha fazla insan araştırmasına ihtiyaç var.<br />
Kaynaklar<br />
[1] Tyshkovskiy A, Kholdina D, Davitadze M, et al. Universal transcriptomic hallmarks of mammalian ageing and mortality. Nature. 2026;654:173-188. DOI: 10.1038/s41586-026-10542-3.<br />
[2] Horvath S, Raj K. DNA methylation-based biomarkers and the epigenetic clock theory of ageing. Nature Reviews Genetics. 2018;19:371-384. DOI: 10.1038/s41576-018-0004-3.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim, 🧬 Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/nature-11-bin-ornegi-inceledi-yaslanmanin-ortak-imzalari</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/yaslanmanin-ortak-imzalari-150kb.webp" type="image/jpeg" length="13088"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Narkolepside Bir İlk: Hastalığın Biyolojisini Hedefleyen İlaç Onaylandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/narkolepside-bir-ilk-hastaligin-biyolojisini-hedefleyen-ilac-onaylandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/narkolepside-bir-ilk-hastaligin-biyolojisini-hedefleyen-ilac-onaylandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), yetişkinlerde tip 1 narkolepsi tedavisi için oveporexton etken maddeli Orzeyful’u onayladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Oreksin sistemini doğrudan hedefleyen ilaç, hastalığın altında yatan biyolojik mekanizmaya yönelik yeni bir tedavi yaklaşımı sunuyor. [1]</p>

<p>Narkolepsi Tedavisinde Yeni Dönem</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi, tip 1 narkolepsi tedavisinde önemli bir düzenleyici karara imza attı. FDA, Orzeyful (oveporexton) tabletlerini tip 1 narkolepsisi bulunan yetişkinlerin tedavisinde onayladı. [1]</p>

<p>FDA’nın 5 Ağustos 2026 tarihli açıklamasına göre Orzeyful, tip 1 narkolepsinin altında yatan oreksin sinyal kaybını doğrudan hedefleyen ilk onaylı ilaç olma özelliği taşıyor. FDA ayrıca ilacı, hastalığı yalnızca tek tek belirtiler üzerinden değil, tip 1 narkolepsinin geniş semptom yelpazesi üzerinden ele alan ilk tedavi olarak tanımlıyor. [1]</p>

<p>Bu özellik, mevcut tedavi seçeneklerinden ayrıldığı en önemli noktalardan biri olarak gösteriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Oreksin Eksikliğini Hedefliyor</p>

<p>Tip 1 narkolepsi, beyinde oreksin üreten sinir hücrelerinin kaybıyla ilişkili kronik nörolojik bir hastalık. Oreksin; uyanıklık, uyku ve kas tonusunun düzenlenmesinde önemli görev üstlenen bir nöropeptit. [1][2]</p>

<p>Oreksin sinyalinin azalması sonucunda hastalarda gün içinde aşırı uyku hali görülebiliyor. Katapleksi olarak bilinen ani kas tonusu kaybı, bilişsel yakınmalar ve gece uykusunun bozulması da hastalığın önemli belirtileri arasında bulunuyor. [1]</p>

<p>ABD’de tip 1 narkolepsinin yaklaşık her 2 bin kişiden birini etkilediği tahmin ediliyor. [1]</p>

<p>Orzeyful Nasıl Çalışıyor?</p>

<p>Oveporexton, ağızdan kullanılan seçici bir oreksin reseptörü 2 (OX2R) agonisti olarak geliştirildi.</p>

<p>İlacın temel yaklaşımı, tip 1 narkolepside eksilen oreksin sinyalini yeniden harekete geçirmek. Başka bir ifadeyle tedavi, yalnızca uykululuk gibi tek bir belirtiyi baskılamaya çalışmak yerine hastalığın temel biyolojik mekanizmalarından birine müdahale ediyor. [1][3]</p>

<p>FDA’nın değerlendirmesinde bu mekanizma özellikle öne çıkarıldı.</p>

<p>Klinik Araştırmalarda Ne Bulundu?</p>

<p>Oveporexton ile ilgili daha önce yayımlanan randomize, plasebo kontrollü Faz 2 çalışmasında 112 tip 1 narkolepsi hastası değerlendirildi. Bunların 90’ı farklı dozlarda oveporexton, 22’si plasebo aldı. [2]</p>

<p>Sekiz haftalık araştırmada oveporexton verilen gruplarda uyanıklığın sürdürülmesi, gündüz uykululuğu ve bazı doz gruplarında katapleksi sıklığı açısından plaseboya kıyasla anlamlı iyileşmeler bildirildi. [2]</p>

<p>Örneğin Uyanıklığı Sürdürme Testi’nde ortalama uykuya dalma süresindeki değişim, kullanılan doz rejimine göre yaklaşık 12,5 ile 25,4 dakika arasında artarken, plasebo grubunda 1,2 dakikalık azalma görüldü. [2]</p>

<p>Epworth Uykululuk Ölçeği’ndeki ortalama düşüş ise oveporexton gruplarında 8,9 ile 13,8 puan arasında gerçekleşirken plasebo grubunda 2,5 puan olarak kaydedildi. [2]</p>

<p>Bu sonuçlar, ilacın geliştirilmesinin arkasındaki bilimsel zemini güçlendiren bulgular arasında yer aldı.</p>

<p>Yan Etkiler de Değerlendirildi</p>

<p>Faz 2 araştırmasında en sık bildirilen yan etkiler arasında uykusuzluk, idrar yapma aciliyeti ve sık idrara çıkma yer aldı. Araştırmacılar bu çalışmada hepatotoksisite saptanmadığını bildirdi. [2]</p>

<p>Bununla birlikte klinik araştırmalardaki sonuçlar, ilacın her hasta için aynı yarar-risk profiline sahip olacağı anlamına gelmiyor. Tedavinin uygunluğu, dozlama ve güvenlilik açısından hastaların hekim tarafından bireysel olarak değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>ABD’de Hemen Kullanıma Sunulmayacak</p>

<p>FDA onayı, ilacın ABD’deki düzenleyici sürecinde önemli bir aşamayı tamamlıyor ancak üretici Takeda’nın açıklamasına göre Orzeyful’un piyasaya sunulabilmesi için ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesinin (DEA) sınıflandırma sürecinin tamamlanması bekleniyor. [3]</p>

<p>Dolayısıyla FDA onayı, ilacın ABD’deki eczanelerde hemen erişilebilir olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Ayrıca söz konusu karar ABD için geçerli bir FDA onayıdır. Türkiye’deki ruhsatlandırma ve erişim durumu ayrı düzenleyici süreçlere tabidir.</p>

<p>Neden Önemli?</p>

<p>Tip 1 narkolepsi tedavisinde yıllardır gündüz uykululuğu ve katapleksi gibi belirtilerin kontrolüne yönelik farklı ilaç seçenekleri kullanılıyor.</p>

<p>Oveporextonu farklılaştıran nokta ise oreksin reseptörünü doğrudan uyararak hastalıkta eksik olan oreksin sinyalini hedeflemesi. Bu nedenle FDA kararı yalnızca yeni bir ilacın onaylanması değil, narkolepsi tedavisinde yeni bir ilaç sınıfının klinik kullanıma girmesi açısından da önem taşıyor. [1][2]</p>

<p>Bununla birlikte Orzeyful tip 1 narkolepsiyi tamamen ortadan kaldıran bir “kür” olarak değerlendirilmemeli. FDA’nın açıklaması, ilacın hastalığın altında yatan biyolojik mekanizmayı hedeflediğini belirtiyor; bu ifade hastalığın kalıcı olarak iyileştirildiği anlamına gelmiyor. [1]</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA)<br />
[2] New England Journal of Medicine<br />
[3] Takeda Pharmaceutical Company</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim, 💊 İlaç</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/narkolepside-bir-ilk-hastaligin-biyolojisini-hedefleyen-ilac-onaylandi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7865.jpeg" type="image/jpeg" length="39691"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tümör, Kist ve Kanser Aynı Şey Değil: Aralarındaki Farklar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tumor-kist-ve-kanser-ayni-sey-degil-aralarindaki-farklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tumor-kist-ve-kanser-ayni-sey-degil-aralarindaki-farklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser merkezleri ve tıbbi kaynaklar, vücutta saptanan her tümörün kanser anlamına gelmediğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İyi huylu ve kötü huylu tümörler; çevre dokulara yayılma, metastaz oluşturma ve hücresel özellikleri bakımından birbirinden ayrılıyor. [1][2][3]</p>

<p>Vücutta yeni fark edilen bir kitle veya görüntüleme sırasında saptanan tümör, çoğu kişide doğrudan kanser endişesine yol açıyor. Ancak tıbbi açıdan “tümör” ile “kanser” aynı anlama gelmiyor.</p>

<p>Tümörler genel olarak iyi huylu ve kötü huylu olmak üzere farklı özellikler gösterebiliyor. İyi huylu tümörler kanserli değilken, kötü huylu tümörler kanser olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte bir kitlenin niteliğini yalnızca büyüklüğüne, sertliğine veya büyüme hızına bakarak kesin biçimde belirlemek mümkün değil. [1][2]</p>

<p>En önemli ayrım: Çevre dokulara yayılıyor mu?</p>

<p>İyi huylu tümörlerin temel özelliklerinden biri çevredeki dokuları istila etmemeleri ve vücudun uzak bölgelerine metastaz yapmamaları.</p>

<p>Kötü huylu tümörlerde ise kanser hücreleri kontrolsüz biçimde çoğalabiliyor, çevredeki sağlıklı dokulara ilerleyebiliyor ve bazı durumlarda kan ya da lenf sistemi aracılığıyla vücudun başka bölgelerine ulaşabiliyor. [1][2]</p>

<p>Kanser hücrelerinin başladıkları bölgeden ayrılarak başka bir bölgede yeni tümör oluşturmasına metastaz adı veriliyor. Metastaz, iyi ve kötü huylu tümörler arasındaki en önemli biyolojik ayrımlardan biri olarak kabul ediliyor. [1]</p>

<p>Büyüme hızı tek başına kanser göstergesi değil</p>

<p>Yaygın inanışlardan biri, hızlı büyüyen her kitlenin kanser olduğu yönünde.</p>

<p>Oysa büyüme hızı önemli bir klinik bulgu olsa da tek başına kesin tanı koydurmuyor. Bazı iyi huylu oluşumlar büyüyebilirken, bazı kanser türleri görece yavaş ilerleyebiliyor. [2]</p>

<p>Bu nedenle bir kitlenin kısa sürede büyümesi tıbbi değerlendirme gerektirebilir ancak tek başına “kötü huylu” olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>İyi huylu tümörler de sorun oluşturabilir</p>

<p>İyi huylu olması, bir tümörün her durumda zararsız olduğu anlamına da gelmiyor.</p>

<p>Bu tümörler metastaz yapmasalar bile bulundukları bölgeye ve büyüklüklerine bağlı olarak çevredeki organlara, sinirlere veya diğer önemli yapılara baskı uygulayabiliyor.</p>

<p>Özellikle beyin gibi sınırlı bir anatomik alanda gelişen iyi huylu tümörler ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Bu nedenle tümörün iyi veya kötü huylu olmasının yanı sıra bulunduğu yer, büyüklüğü ve çevre dokular üzerindeki etkisi de klinik açıdan önem taşıyor. [1]</p>

<p>Görüntüleme önemli ancak her zaman yeterli değil</p>

<p>Ultrason, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme gibi yöntemler bir kitlenin yapısı, büyüklüğü, sınırları ve çevredeki dokularla ilişkisi hakkında önemli bilgiler sağlayabiliyor.</p>

<p>Ancak görüntüleme yöntemlerinden elde edilen bulgular her zaman tek başına kesin tanı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bir kitlenin iyi veya kötü huylu olup olmadığının belirlenmesinde gerektiğinde biyopsiye başvuruluyor. Biyopsi sırasında kitleden alınan hücre veya doku örneği laboratuvarda incelenerek yapının özellikleri değerlendiriliyor. [2][3]</p>

<p>Patoloji tanıda kritik rol oynuyor</p>

<p>Biyopsiyle alınan örneklerin patolog tarafından incelenmesi, kanser tanısının en önemli aşamalarından birini oluşturuyor.</p>

<p>Hücrelerin görünümü, dokudaki yerleşimleri ve normal hücrelerden ne ölçüde farklılaştıkları değerlendirilirken gerekli durumlarda ek laboratuvar incelemeleri de yapılabiliyor.</p>

<p>Bu değerlendirme yalnızca kitlenin iyi veya kötü huylu olduğunun belirlenmesinde değil, kanser saptanması halinde tümörün türünün ve bazı biyolojik özelliklerinin ortaya konulmasında da önem taşıyor. [2][3]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İyi huylu ile kanser arasında bir kategori daha var</p>

<p>Tıbbi değerlendirmede bütün oluşumlar yalnızca “iyi huylu” veya “kötü huylu” şeklinde iki gruba ayrılmıyor.</p>

<p>Bazı dokularda kanser öncüsü olarak değerlendirilen değişiklikler gelişebiliyor. Bu hücresel değişiklikler henüz kanser anlamına gelmese de ilerleyen dönemde kansere dönüşme potansiyeli taşıyabiliyor.</p>

<p>Kolondaki bazı polipler bu durumun bilinen örneklerinden biri. Bazı polip türleri başlangıçta kanserli olmamasına rağmen zaman içinde kansere dönüşebildiğinden tarama sırasında saptanmaları ve uygun şekilde değerlendirilmesi önem taşıyor. [2]</p>

<p>Kist ve tümör aynı şey değil</p>

<p>Vücutta saptanan her kitle tümör de olmayabilir.</p>

<p>Kist ile tümör birbirinden farklı yapılar. Kistler genellikle sıvı, hava veya başka maddeler içerebilen kesecikler şeklinde oluşurken, tümörler doku kitlesi olarak ortaya çıkıyor.</p>

<p>Kistlerin büyük bölümü iyi huylu olsa da görüntülemede katı bölümler içeren veya şüpheli özellik gösteren oluşumların ileri değerlendirilmesi gerekebiliyor. [3]</p>

<p>Bir kitlenin görünümünden kesin sonuç çıkarılmamalı</p>

<p>Uzman sağlık kuruluşlarının bilgileri, vücutta fark edilen bir kitlenin yalnızca sert, hareketli, ağrısız veya hızlı büyüyor olmasına bakılarak kanserli olup olmadığının belirlenemeyeceğini ortaya koyuyor. [1][2][3]</p>

<p>Klinik muayene ve görüntüleme yöntemleri önemli ipuçları sağlasa da şüpheli oluşumlarda kesin değerlendirme için patolojik inceleme gerekebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle yeni ortaya çıkan, büyüyen veya yapısında değişiklik fark edilen kitlelerin tıbbi olarak değerlendirilmesi önem taşıyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>[1] National Cancer Institute</p>

<p>[2] The University of Texas MD Anderson Cancer Center</p>

<p>[3] Mayo Clinic</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tumor-kist-ve-kanser-ayni-sey-degil-aralarindaki-farklar</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7862.jpeg" type="image/jpeg" length="28618"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Egzersiz Kasları Moleküler Olarak Genç Tutabilir mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/egzersiz-kaslari-molekuler-olarak-genc-tutabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/egzersiz-kaslari-molekuler-olarak-genc-tutabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nature Aging dergisinde yayımlanan yeni insan çalışması, düzenli antrenman yapan ileri yaştaki kişilerin kaslarında yaşla ilişkili moleküler farklılıkların yaklaşık yarısının görülmediğini ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bulgular, egzersiz alışkanlığı ile kasın enerji üretimi ve hücresel işleyişinin daha genç bir moleküler profile sahip olması arasında ilişki bulunduğunu gösteriyor; ancak çalışma kasların gerçekten “gençleştiğini” veya insanların daha uzun yaşadığını kanıtlamıyor.<br />
Hollanda merkezli, çok kurumlu bir araştırma ekibi; Amsterdam Üniversitesi, Amsterdam UMC ve Maastricht Üniversitesi başta olmak üzere farklı merkezlerden bilim insanlarının katılımıyla genç ve ileri yaştaki yetişkinlerin iskelet kaslarını inceledi. Nature Aging dergisinde 3 Temmuz 2026’da yayımlanan araştırmada gen aktivitesi, yağ molekülleri ve metabolizma ürünleri hem dinlenme sırasında hem de tek seferlik orta şiddette egzersiz sonrasında karşılaştırıldı. [1]<br />
Gençler ve Yaşlıların Kasları Karşılaştırıldı<br />
Çalışmanın dayandığı insan kohortu toplam 59 kişiden oluşuyordu: 17 genç ve 42 ileri yaştaki yetişkin.<br />
İleri yaştaki katılımcıların 17’si normal fiziksel aktivite düzeyindeydi, 19’u düzenli antrenman yapıyordu, 6’sında ise fiziksel işlevler azalmıştı. Gençlerin yaş ortalaması yaklaşık 24, normal fiziksel aktivite düzeyindeki ileri yaş grubunun yaklaşık 71, antrenmanlı ileri yaş grubunun ise yaklaşık 68’di. [2]<br />
Ancak 59 katılımcının tamamında bütün moleküler analizler yapılmadı.<br />
Kas biyopsilerinden elde edilen kullanılabilir örnek sayısı yönteme göre değişti. Bu nedenle transkriptomik, lipidomik ve metabolomik analizler, her yöntem için yeterli örneği bulunan katılımcı alt gruplarında gerçekleştirildi. [1]<br />
Transkriptomik, hangi genlerin ne kadar aktif olduğunu inceliyor. Lipidomik, hücrelerdeki yağ moleküllerini; metabolomik ise hücrelerin enerji üretirken ve diğer kimyasal işlemleri gerçekleştirirken oluşturduğu küçük molekülleri ölçüyor.<br />
Bu yöntemlerin birlikte kullanılması, kasın yalnızca büyüklüğünün veya gücünün değil, hücrelerin içeride nasıl çalıştığının da değerlendirilmesini sağladı.<br />
Düzenli Antrenman Yapanlar Nasıl Belirlendi?<br />
Araştırmada “antrenmanlı” kabul edilen ileri yaştaki kişiler, en az bir yıldır haftada en az üç kez ve her seferinde en az bir saat yapılandırılmış egzersiz yapan kişilerdi. [2]<br />
Normal fiziksel aktivite grubundaki ileri yaştaki kişiler ise haftada en fazla bir yapılandırılmış egzersiz seansı gerçekleştiriyordu.<br />
Dolayısıyla çalışma, yalnızca günlük yaşamda hareketli olmakla uzun süredir düzenli egzersiz yapmak arasındaki farkı da değerlendirebildi.<br />
Yaşla İlişkili Farkların Yaklaşık Yarısı Görülmedi<br />
Normal fiziksel aktivite düzeyindeki ileri yaştaki kişilerin kasları genç yetişkinlerle karşılaştırıldığında, özellikle hücresel solunum ve enerji metabolizmasıyla ilişkili birçok moleküler farklılık görüldü.<br />
Hücresel solunum, hücrelerin besinlerden kullanılabilir enerji üretmesini sağlayan temel süreçlerden biri.<br />
Düzenli antrenman yapan ileri yaştaki kişilerde ise dikkat çekici bir tablo ortaya çıktı: Gençlerle normal aktif ileri yaştaki kişiler arasında saptanan yaşla ilişkili moleküler farklılıkların yaklaşık yarısı, antrenmanlı ileri yaş grubunda görülmedi. [1]<br />
Başka bir ifadeyle antrenmanlı kişilerin kasları, bazı moleküler özellikler açısından genç yetişkinlerin kaslarına daha çok benziyordu.<br />
Ancak bu sonuç “egzersiz kası yüzde 50 gençleştirdi” anlamına gelmiyor.<br />
Yüzde 50 ifadesi, araştırmacıların yaşlanmayla bağlantılı olarak belirlediği moleküler farklılıkların yaklaşık yarısının antrenmanlı ileri yaştaki kişilerde bulunmamasını ifade ediyor. Kişinin biyolojik yaşının yarıya indiği veya kas dokusunun genç bir insanın kasıyla aynı hâle geldiği anlamına gelmiyor.<br />
Mitokondriler ve Enerji Üretimi Öne Çıktı<br />
Araştırmada öne çıkan yapılardan biri mitokondrilerdi.<br />
Mitokondriler, hücrelerin ihtiyaç duyduğu enerjinin büyük bölümünü üreten yapılardır ve bu nedenle sıklıkla “hücrenin enerji santralleri” olarak tanımlanır.<br />
Araştırmacılar aynı katılımcı grubunda daha önce yaptıkları çalışmada, ileri yaştaki kişilerde kasların mitokondriyal kapasitesinin genç yetişkinlere göre daha düşük olduğunu göstermişti. Düzenli antrenman yapan ileri yaştaki kişilerde ise mitokondriyal kapasite, normal aktif ileri yaştaki gruba göre daha iyi korunmuş görünüyordu. [2]<br />
Bu bulgu tek başına antrenmanın mitokondrileri doğrudan koruduğunu kanıtlamıyor. Çünkü gruplar yıllarca rastgele egzersiz ve egzersiz yapmama koşullarına atanmadı.<br />
2026’daki yeni moleküler analiz de enerji metabolizması, mitokondri solunumu ve yağların kullanılmasıyla ilişkili moleküler ağların fiziksel uygunluk düzeyiyle bağlantılı olduğunu gösterdi. [1]<br />
Fit Yaşlıların Egzersize Moleküler Yanıtı Daha Güçlüydü<br />
Araştırmacılar yalnızca dinlenme durumundaki kas dokusunu incelemedi.<br />
Katılımcılara tek seferlik, maksimum kapasitenin altında gerçekleştirilen bir egzersiz yaptırıldı ve kas dokusunun buna verdiği moleküler yanıt değerlendirildi.<br />
Egzersizin ardından tüm gruplarda bağışıklık sistemi ve hücresel stres yanıtıyla ilişkili genlerde değişiklikler görüldü. İleri yaştaki kişiler arasında ise fiziksel uygunluğu daha yüksek olanların egzersize verdiği moleküler yanıtın daha belirgin olduğu saptandı. [1]<br />
Bu sonuç, uzun süredir düzenli antrenman yapan kişilerin kaslarının yalnızca dinlenme sırasındaki moleküler özelliklerinde değil, yeni bir egzersiz uyaranına verdikleri yanıtta da farklılık gösterebileceğini düşündürüyor.<br />
NAD+ da İncelenen Moleküler Ağın İçindeydi<br />
Çalışmada longevity araştırmalarında sık gündeme gelen NAD+ adlı molekül de dikkat çeken biyolojik yollar arasında yer aldı.<br />
NAD+, hücrelerin enerji üretiminde ve çok sayıda kimyasal reaksiyonda kullandığı doğal bir molekül.<br />
Araştırmacılar mitokondri solunumu, yağ metabolizması, stres yanıtları ve NAD+ biyolojisi arasında ilişkiler saptadı. [1]<br />
Ancak bu bulgu, NAD+, NMN veya NR içeren takviyelerin egzersizin etkilerini taklit ettiğini göstermiyor.<br />
Araştırmada bu takviyeler verilmedi ve herhangi bir ürünün biyolojik yaşlanmayı yavaşlatıp yavaşlatmadığı veya insan ömrünü uzatıp uzatmadığı test edilmedi.<br />
Çalışma Egzersizin Ömrü Uzattığını Kanıtlamıyor<br />
Araştırmanın en önemli sınırlılıklarından biri, antrenmanlı ve antrenmansız kişilerin yıllar önce rastgele iki gruba ayrılmamış olması.<br />
Katılımcılar mevcut fiziksel uygunlukları ve egzersiz alışkanlıklarına göre karşılaştırıldı. Bu nedenle antrenmanlı ileri yaştaki kişilerin kaslarında görülen bütün farklılıkların yalnızca egzersizden kaynaklandığını kesin biçimde söylemek mümkün değil.<br />
Genetik yapı, beslenme, vücut ağırlığı, geçmiş yaşam tarzı ve başka sağlık davranışları da sonuçları etkilemiş olabilir.<br />
Katılımcı sayısı da büyük nüfus araştırmalarıyla karşılaştırıldığında sınırlıydı. Üstelik her moleküler analizde aynı sayıda kişiden örnek bulunmuyordu.<br />
Buna karşılık çalışmanın önemli güçlü yönü, insan kas dokusunu doğrudan incelemesi ve gen aktivitesi, yağ molekülleri ile metabolizmayı aynı araştırma çerçevesinde değerlendirmesiydi.<br />
Bu nedenle çalışmanın verdiği mesaj “egzersiz kasları gençleştiriyor” şeklinde kesin bir cümle değil. Daha doğru yorum şu: Uzun süredir düzenli egzersiz yapan ileri yaştaki kişilerin kaslarında, yaşlanmayla ilişkili bazı moleküler farklılıklar daha az belirgin ve enerji üretimiyle ilişkili sistemler daha genç bir profile yakın görünüyor. Bunun insan ömrüne kaç yıl ekleyebileceği ise bu araştırmanın yanıtladığı bir soru değil.<br />
Kaynaklar<br />
[1] Janssens GE, Trętowicz MM, Grevendonk L, et al. Delayed molecular aging, preservation of energy metabolism and enhanced exercise response in exercise-trained human muscle. Nature Aging. 2026;6:1482-1500. DOI: 10.1038/s43587-026-01150-x.<br />
[2] Grevendonk L, Connell NJ, McCrum C, et al. Impact of aging and exercise on skeletal muscle mitochondrial capacity, energy metabolism, and physical function. Nature Communications. 2021;12:4773. DOI: 10.1038/s41467-021-24956-2.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧬 Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/egzersiz-kaslari-molekuler-olarak-genc-tutabilir-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-20260811-w-a0003.jpg" type="image/jpeg" length="16963"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe Otobüsüne Saldırıda 11 Yıl Sonra Yeni Gelişme: 5 Gözaltı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fenerbahce-otobusune-saldirida-11-yil-sonra-yeni-gelisme-5-gozalti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fenerbahce-otobusune-saldirida-11-yil-sonra-yeni-gelisme-5-gozalti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe futbol takımını taşıyan otobüse 2015 yılında Trabzon’da düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Dosyanın yeniden incelenmesi ve yapılan yeni analizlerin ardından 5 şüpheli gözaltına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fenerbahçe futbol takımını taşıyan otobüse 4 Nisan 2015 tarihinde Trabzon’da düzenlenen silahlı saldırıya ilişkin soruşturma, 11 yıl sonra yeniden hareketlendi. Yürütülen çalışmalar kapsamında 5 şüpheli gözaltına alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dosya Yeniden Ele Alındı</p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, saldırıya ilişkin dosyanın Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının çalışmaları kapsamında yeniden ele alındığını açıkladı.</p>

<p>Soruşturma kapsamında geçmişte elde edilen veriler, gelişen teknolojik imkânlardan yararlanılarak yeniden incelendi. Özellikle HTS kayıtları ve baz istasyonu verileri üzerinde gerçekleştirilen yeni analizler sonucunda soruşturmanın seyrini etkileyebilecek bulgulara ulaşıldığı bildirildi.</p>

<p>5 Şüpheli Gözaltına Alındı</p>

<p>Yeni bulguların ardından Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde operasyon için harekete geçildi.</p>

<p>Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince 11 Ağustos sabahı gerçekleştirilen operasyonda 5 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin adreslerinde arama ve el koyma işlemleri de gerçekleştirildi.</p>

<p>Gözaltına alınan şüpheliler hakkındaki adli işlemler sürüyor.</p>

<p>Fenerbahçe Kafilesi Büyük Tehlike Atlatmıştı</p>

<p>Olay, 4 Nisan 2015 tarihinde Fenerbahçe’nin Çaykur Rizespor deplasmanından dönüşü sırasında meydana gelmişti.</p>

<p>Fenerbahçe futbol takımını taşıyan otobüs, Trabzon’un Sürmene ilçesi yakınlarında silahlı saldırıya uğramıştı. Saldırıda otobüs şoförü ağır yaralanırken, araçta bulunan futbolcular ve kulüp görevlileri büyük bir tehlike atlatmıştı.</p>

<p>Türk futbolunun hafızasında yer eden olayın faillerinin belirlenmesine yönelik soruşturma uzun yıllardır gündemdeki yerini koruyordu.</p>

<p>Soruşturmada Yeni Aşama</p>

<p>Aradan geçen 11 yılın ardından gerçekleştirilen yeni teknik incelemeler ve gözaltılar, soruşturmayı yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı.</p>

<p>Şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin ardından adli mercilere sevk edilmeleri bekleniyor. Soruşturmanın yeni bulgular doğrultusunda çok yönlü olarak sürdürüldüğü bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fenerbahce-otobusune-saldirida-11-yil-sonra-yeni-gelisme-5-gozalti</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7860.jpeg" type="image/jpeg" length="15886"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bağırsak Bakterileri Biyolojik Yaşlanma Hızını Gösterebilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bagirsak-bakterileri-biyolojik-yaslanma-hizini-gosterebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bagirsak-bakterileri-biyolojik-yaslanma-hizini-gosterebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de Hawaii Üniversitesi Manoa araştırmacılarının Scientific Reports dergisinde yayımlanan çalışması, bağırsak mikrobiyomundaki bazı bakteri örüntülerinin biyolojik yaşlanma hızıyla anlamlı biçimde ilişkili olduğunu gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>123 yetişkinin dışkı ve kan örneklerinin birlikte analiz edildiği araştırmada, Bifidobacterium adolescentis daha yavaş, Succinivibrio dextrinosolvens ise daha hızlı yaşlanmayla ilişkili en güçlü mikrobiyal sinyaller arasında yer aldı.</p>

<p>Bağırsak bakterilerinin yalnızca sindirim sistemiyle değil, insanın biyolojik yaşlanma hızıyla da bağlantılı olabileceğine ilişkin yeni bulgular elde edildi. Hawaii Üniversitesi Manoa öncülüğündeki araştırmada, 17 ile 82 yaş arasındaki 123 katılımcıdan aynı gün alınan dışkı ve kan örnekleri incelendi. Araştırmacılar, bağırsak bakterilerinin bileşimini DNA metilasyonuna dayalı biyolojik yaş ölçümleriyle karşılaştırdı.[1][2]</p>

<p>14 Temmuz 2026’da yayımlanan çalışma, bağırsak mikrobiyomundan elde edilen bilgilerin kişinin yalnızca kronolojik yaşını değil, vücudunun hangi hızda yaşlandığını yansıtan moleküler göstergelerle de bağlantılı olabileceğini ortaya koydu.[1]</p>

<p>123 Kişinin Bağırsak ve Kan Verileri Birlikte İncelendi</p>

<p>Araştırmada katılımcıların bağırsak mikrobiyomu 16S rRNA gen dizilemesiyle analiz edildi. Kan örneklerinden ise monosit olarak adlandırılan bağışıklık hücreleri ayrıştırılarak DNA metilasyon profilleri çıkarıldı.[1]</p>

<p>Çalışmada klasik Horvath, Levine ve GrimAge2 epigenetik saatlerinin yanı sıra DunedinPACE adlı yeni nesil biyolojik yaşlanma göstergesi kullanıldı.</p>

<p>DunedinPACE, kişinin “kaç yaşında göründüğünü” hesaplamak yerine biyolojik yaşlanmanın hangi hızda ilerlediğini ölçmeyi amaçlayan DNA metilasyonu temelli bir biyobelirteç olarak geliştirildi.[1]</p>

<p>Araştırmacılar daha sonra bağırsak bakterilerinden elde edilen verilerle epigenetik yaşlanma göstergelerini tahmin etmek amacıyla makine öğrenmesi modelleri oluşturdu.</p>

<p>Bağırsak Mikrobiyomu Yaşlanma Hızındaki Farkın Yaklaşık Yüzde 15’ini Açıklayabildi</p>

<p>Çalışmanın en dikkat çekici sonucu DunedinPACE analizinde ortaya çıktı.</p>

<p>Tür düzeyinde oluşturulan en başarılı makine öğrenmesi modeli, katılımcılar arasındaki biyolojik yaşlanma hızı farklılığının yaklaşık yüzde 15,2’sini açıklayabildi. Cins düzeyindeki modelde bu oran yaklaşık yüzde 9,9 olarak hesaplandı.[1][2]</p>

<p>Araştırmacılar modele kişinin kronolojik yaşını eklediklerinde tahmin performansının iyileşmediğini belirledi. Bu sonuç, bağırsak mikrobiyomundaki sinyalin yalnızca kişinin daha genç veya daha yaşlı olmasından kaynaklanmayabileceğini düşündürdü.[1]</p>

<p>Bununla birlikte araştırmacılar yüzde 15’lik değerin “bağırsak bakterileri yaşlanmanın yüzde 15’ine neden oluyor” şeklinde yorumlanamayacağını özellikle belirtti. Biyolojik yaşlanma; genetik, beslenme, fiziksel aktivite, çevresel maruziyetler, hastalıklar ve çok sayıda başka faktörden etkileniyor.[1]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bifidobacterium adolescentis Daha Yavaş Yaşlanmayla İlişkili Bulundu</p>

<p>Makine öğrenmesi analizinde Bifidobacterium adolescentis, daha yavaş biyolojik yaşlanmayla ilişkili en güçlü bakteri türü olarak öne çıktı.[1]</p>

<p>Bu bakterinin göreceli miktarı arttıkça DunedinPACE tarafından ölçülen yaşlanma hızının daha düşük olma eğiliminde olduğu görüldü.[1]</p>

<p>Bifidobacterium cinsi genel olarak bağırsak mikrobiyotasının bilinen üyelerinden biri. Ancak araştırmanın sonucu, Bifidobacterium adolescentis içeren bir probiyotiğin insanların biyolojik yaşını yavaşlattığını göstermiyor.</p>

<p>Çalışmada herhangi bir bakteri takviyesi verilmedi ve katılımcıların mikrobiyomu deneysel olarak değiştirilmedi.</p>

<p>Bir Bakteri Türü Daha Hızlı Yaşlanmayla Bağlantılı Çıktı</p>

<p>Analizde Succinivibrio dextrinosolvens ise daha hızlı biyolojik yaşlanmayla ilişkili en güçlü mikrobiyal göstergelerden biri olarak belirlendi.[1]</p>

<p>Parabacteroides merdae, Gemmiger formicilis, Prevotella stercorea ve Megamonas rupellensis gibi bazı türler de makine öğrenmesi modeline katkı sağladı.</p>

<p>Araştırmacılar, bu sonuçların tek tek bakterileri “iyi” veya “kötü” olarak sınıflandırmak için yeterli olmadığını vurguladı. Bağırsak mikrobiyomu binlerce mikroorganizmanın birbirleriyle ve insan metabolizmasıyla sürekli etkileşim halinde olduğu karmaşık bir ekosistem olarak değerlendiriliyor.[1]</p>

<p>Eski Biyolojik Yaş Saatlerinde Aynı Sonuç Görülmedi</p>

<p>Araştırmanın bilimsel açıdan önemli ayrıntılarından biri de farklı epigenetik yaş ölçümlerinin aynı sonucu vermemesi oldu.</p>

<p>Bağırsak bakterilerinden elde edilen veriler, Horvath, Levine ve GrimAge2 gibi geleneksel epigenetik yaşlanma saatlerinin hızlanma ölçümlerini anlamlı biçimde tahmin edemedi.[1]</p>

<p>Buna karşılık DunedinPACE için hem tür hem de cins düzeyindeki modeller istatistiksel olarak anlamlı sonuç verdi.[1]</p>

<p>Araştırmacılara göre bu farklılık, biyolojik yaş saatlerinin yaşlanmanın aynı yönlerini ölçmediğini gösterebilir. Geleneksel saatler kişinin biyolojik yaşının kronolojik yaşından ne kadar farklı olduğunu tahmin etmeye çalışırken, DunedinPACE doğrudan yaşlanmanın hızını ölçmeye odaklanıyor.[1]</p>

<p>Yaşlanma Hızı ile Kilo ve Kan Şekeri Arasında da Bağlantı Bulundu</p>

<p>Çalışmada DunedinPACE değerleri ile vücut kitle indeksi ve HbA1c arasında da pozitif ilişki saptandı.[1]</p>

<p>Tip 2 diyabeti bulunan katılımcıların ortalama DunedinPACE değeri, diyabeti olmayanlara göre daha yüksek bulundu. Obezitesi bulunan kişilerde de normal kilodaki katılımcılara kıyasla daha hızlı biyolojik yaşlanma göstergeleri görüldü.[1]</p>

<p>Bu sonuçlar da gözlemsel nitelikte. Araştırma, obezitenin veya bağırsak bakterilerinin tek başına biyolojik yaşlanmaya doğrudan neden olduğunu kanıtlamıyor.</p>

<p>Çalışma Yeni Bir “Biyolojik Yaş Testi” Anlamına Gelmiyor</p>

<p>Araştırmacılar sonuçların bireysel düzeyde tanı amacıyla kullanılamayacağını özellikle belirtti.</p>

<p>Çalışmanın toplam 123 kişiyle yapılmış olması, makine öğrenmesi açısından nispeten küçük bir örneklem oluşturuyor. Test grubunda yalnızca 37 kişinin bulunması da modelin kesinliğini sınırlayan faktörlerden biri.[1]</p>

<p>Ayrıca katılımcıların yüzde 63’ünün Yerli Hawaiili ve Pasifik Adalı topluluklardan gelmesi sağlık eşitliği araştırmaları açısından önemli bir güç oluştururken, belirlenen mikrobiyal özelliklerin diğer toplumlara doğrudan genellenmesini zorlaştırıyor.[1]</p>

<p>Araştırmacılar sonuçların farklı ülkelerde ve daha büyük insan gruplarında bağımsız olarak doğrulanması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Longevity Araştırmalarında Mikrobiyom Yeni Bir Katman Açıyor</p>

<p>Bağırsak mikrobiyomu beslenme, yaşam tarzı, çevre, ilaç kullanımı ve metabolik sağlık gibi çok sayıda etkenden etkilenebiliyor.[2]</p>

<p>Bu nedenle bilim insanları mikrobiyomu, genetik yapı ile günlük yaşam arasındaki etkileşimi yansıtabilecek dinamik biyolojik sistemlerden biri olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Yeni çalışma, gelecekte biyolojik yaşlanmanın yalnızca insan DNA’sına bakılarak değil, bağırsakta yaşayan mikroorganizmaların oluşturduğu biyolojik örüntülerle birlikte değerlendirilmesi ihtimalini güçlendiriyor.</p>

<p>Ancak şu aşamada belirli bir bakteriyi artırmanın veya azaltmanın insanlarda biyolojik yaşlanmayı yavaşlattığı gösterilmiş değil. Araştırmanın asıl yeniliği, bağırsak mikrobiyomunda ölçülebilir bir yaşlanma hızı imzasının bulunabileceğine ilişkin insan verisi sunması.[1][2]</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>[1] Scientific Reports</p>

<p>[2] University of Hawaiʻi at Mānoa</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧬 Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bagirsak-bakterileri-biyolojik-yaslanma-hizini-gosterebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7859.jpeg" type="image/jpeg" length="70451"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe’nin Lukaku Transferinde Yeni Gelişme]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fenerbahcenin-lukaku-transferinde-yeni-gelisme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fenerbahcenin-lukaku-transferinde-yeni-gelisme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe’nin Romelu Lukaku transferi için Napoli ile yürüttüğü görüşmelerde yeni bir aşamaya geçildiği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İtalyan basını, tarafların bonservis konusunda anlaşmaya yaklaşmakta olduğunu aktardı.</p>

<p>Fenerbahçe ile Napoli Arasında Lukaku Görüşmeleri</p>

<p>Fenerbahçe’nin Romelu Lukaku transferi için yürüttüğü temaslarda dikkat çeken bir gelişme yaşandı.</p>

<p>İtalya’dan gelen son bilgilere göre sarı-lacivertli yönetim ile Napoli arasındaki bonservis görüşmeleri ilerledi. Alfredo Pedullà’nın aktardığı bilgilere göre taraflar yaklaşık 7 milyon avroluk bonservis bedeli üzerinden anlaşma zemini arıyor.</p>

<p>Napoli’nin de görüşmelerde ortaya çıkan bu seviyeye olumlu yaklaşabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Bu gelişme, Lukaku dosyasında daha önce gündeme gelen oyuncu tarafıyla yapılan temasların ardından kulüpler arasındaki pazarlığın da önemli bir aşamaya ulaştığını gösteriyor.</p>

<p>İtalyan Basını Görüşmelerin İlerlediğini Bildirdi</p>

<p>İtalya’dan transferle ilgili gelen bilgiler yalnızca tek bir kaynakla sınırlı değil.</p>

<p>La Gazzetta dello Sport tarafından aktarılan bilgilere göre de Fenerbahçe ile Napoli arasındaki Lukaku görüşmelerinde önemli mesafe kaydedildi. Tarafların kalan şartlar üzerinde çalıştığı ve sürecin kısa süre içerisinde daha da netleşebileceği ifade edildi.</p>

<p>Buna karşın Fenerbahçe veya Napoli tarafından transfer konusunda henüz resmî bir açıklama yapılmadı.</p>

<p>Bu nedenle Lukaku’nun transferinin tamamlandığını söylemek için henüz erken.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lukaku 33 Yaşında</p>

<p>13 Mayıs 1993 doğumlu Romelu Lukaku, 33 yaşında ve santrfor mevkisinde görev yapıyor.</p>

<p>Belçikalı golcü kariyerinde Anderlecht, Chelsea, West Bromwich Albion, Everton, Manchester United, Inter ve Roma gibi önemli kulüplerin formasını giydi.</p>

<p>Belçika Milli Takımı’nın da uzun yıllardır önemli isimlerinden biri olan Lukaku; fizik gücü, ceza sahası etkinliği ve golcülüğüyle öne çıkıyor.</p>

<p>Napoli ile sözleşmesi Haziran 2027’ye kadar devam eden deneyimli santrforun geleceği, yaz transfer döneminin dikkat çeken dosyalarından biri haline geldi.</p>

<p>Fenerbahçe’nin Hücum Planlaması</p>

<p>Lukaku transferinin gerçekleşmesi halinde Fenerbahçe, hücum hattına Avrupa futbolunda önemli tecrübeye sahip bir santrfor kazandırmış olacak.</p>

<p>Sarı-lacivertliler açısından transferin belirleyici başlıklarını bonservis bedeli, oyuncunun mali şartları ve Napoli ile yapılacak görüşmelerin sonucu oluşturuyor.</p>

<p>İtalya’dan gelen son bilgiler kulüpler arasındaki mesafenin azaldığına işaret etse de süreç henüz resmiyet kazanmış değil.</p>

<p>Doğrulama Kaynaklarının Özeti</p>

<p>Transferdeki yeni gelişme İtalya kaynaklı iki ayrı kanaldan aktarılıyor. Alfredo Pedullà, Fenerbahçe ile Napoli arasında yaklaşık 7 milyon avroluk bonservis bedeli üzerinden anlaşma zemini oluştuğunu bildirirken, La Gazzetta dello Sport da görüşmelerin ileri aşamaya ulaştığını aktardı.</p>

<p>Henüz kulüplerden resmî açıklama bulunmadığından transfer aktif görüşme ve pazarlık aşamasında değerlendiriliyor.</p>

<p>Kaynak güveni: ★★★★☆<br />
Transfer aşaması: 7/10 – Aktif pazarlık</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fenerbahcenin-lukaku-transferinde-yeni-gelisme</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7856-1.jpeg" type="image/jpeg" length="74168"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Osmaniye’de Traktör Dereye Yuvarlandı: Mehmet Say ve Elif Say Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/osmaniyede-traktor-dereye-yuvarlandi-mehmet-say-ve-elif-say-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/osmaniyede-traktor-dereye-yuvarlandi-mehmet-say-ve-elif-say-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Osmaniye’nin Bahçe ilçesine bağlı Kaman köyünde kontrolden çıkarak dereye yuvarlanan traktörün altında kalan Mehmet Say ile eşi Elif Say hayatını kaybetti. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Osmaniye’nin Bahçe ilçesinde meydana gelen traktör kazası iki can kaybıyla sonuçlandı. Kaman köyü yakınlarında dereye yuvarlanan traktörde bulunan 70 yaşındaki Mehmet Say ile 71 yaşındaki eşi Elif Say yaşamını yitirdi.</p>

<p>Traktör kontrolden çıkarak dereye yuvarlandı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaza, gece saatlerinde Bahçe ilçesine bağlı Kaman köyü yakınlarında meydana geldi.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre Mehmet Say’ın kullandığı traktör, seyir halindeyken kontrolden çıkarak yoldan savruldu. Traktör ve arkasındaki römork dereye yuvarlandı.</p>

<p>Kazayı görenlerin durumu bildirmesi üzerine bölgeye sağlık, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Mehmet ve Elif Say kurtarılamadı</p>

<p>Ekiplerin olay yerinde yaptığı kontrolde traktörün altında kalan Mehmet Say ile eşi Elif Say’ın hayatını kaybettiği belirlendi.</p>

<p>Çiftin bulunduğu yerden çıkarılması için ekipler yaklaşık bir saat çalışma yürüttü. Mehmet ve Elif Say’ın cenazeleri, işlemlerin ardından otopsi yapılmak üzere hastane morguna kaldırıldı.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı</p>

<p>Kazanın traktörün arkasındaki römorkun yan yatmasının ardından sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu meydana geldiği değerlendiriliyor.</p>

<p>Jandarma ekipleri kazanın kesin nedeninin belirlenmesi için inceleme başlattı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/osmaniyede-traktor-dereye-yuvarlandi-mehmet-say-ve-elif-say-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 08:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7855.jpeg" type="image/jpeg" length="53620"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Amedspor’da Oumar Diakité Transferi İçin Kritik Gelişme]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/amedsporda-oumar-diakite-transferi-icin-kritik-gelisme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/amedsporda-oumar-diakite-transferi-icin-kritik-gelisme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amedspor’un Fildişi Sahilli santrfor Oumar Diakité için Stade de Reims ile anlaşmaya vardığı öne sürüldü. Transferin tamamlanabilmesi için oyuncuyla görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Amedspor’un hücum hattına yönelik transfer çalışmalarında dikkat çekici bir isim öne çıktı.</p>

<p>Yeşil-kırmızılı ekibin, Fransa temsilcisi Stade de Reims’in 22 yaşındaki Fildişi Sahilli santrforu Oumar Diakité için girişimlerini ilerlettiği iddia edildi.</p>

<p>İlk olarak transfer çevrelerinde ortaya çıkan iddia, daha sonra Fildişi Sahili futbolunu takip eden bölgesel Afrika basınına da yansıdı.</p>

<p>Reims ile Anlaşma İddiası</p>

<p>Son bilgilere göre Amedspor’un Oumar Diakité’nin bonservisi konusunda Stade de Reims ile anlaşmaya vardığı öne sürülüyor.</p>

<p>Ancak transfer henüz tamamlanmış değil.</p>

<p>Oyuncu tarafıyla görüşmelerin devam ettiği ve kişisel şartlarda anlaşma sağlanması halinde transfer sürecinin sonuçlanabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Amedspor veya Stade de Reims tarafından transfer konusunda henüz resmî açıklama yapılmadığı için süreç anlaşma iddiası olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Geçen Sezon Belçika’da Oynadı</p>

<p>Oumar Diakité, geçtiğimiz sezon Stade de Reims tarafından Belçika ekibi Cercle Brugge’e kiralandı.</p>

<p>Genç santrfor Belçika Ligi’nde 25 karşılaşmada görev yaparken 7 gol kaydetti.</p>

<p>Kiralık döneminin tamamlanmasının ardından Reims’e dönen Diakité’nin Fransız kulübüyle sözleşmesi 30 Haziran 2028’e kadar devam ediyor.</p>

<p>Fildişi Sahili Milli Takımı’nda Oynuyor</p>

<p>20 Aralık 2003 tarihinde Fildişi Sahili’nin Bingerville kentinde dünyaya gelen Diakité, santrforun yanı sıra hücum hattının sağında da görev yapabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ASEC Mimosas altyapısından yetişen oyuncu daha sonra Avrupa’ya geçerek Salzburg organizasyonuna katıldı.</p>

<p>FC Liefering formasıyla gösterdiği performansın ardından 2023 yılında Stade de Reims’e transfer oldu.</p>

<p>Diakité aynı zamanda Fildişi Sahili Milli Takımı formasını giyiyor. Genç hücum oyuncusu, ülkesinin Afrika Uluslar Kupası’nı kazanan kadrosunda da yer aldı.</p>

<p>Amedspor İçin Dikkat Çeken Transfer</p>

<p>Diakité’nin yaşı, milli takım tecrübesi ve Avrupa’da düzenli forma giymiş olması transfer iddiasının önemini artırıyor.</p>

<p>Amedspor açısından dosyadaki en kritik aşama ise oyuncuyla yürütüldüğü belirtilen görüşmeler olacak.</p>

<p>Kulüpler arasındaki anlaşma iddiasının ardından oyuncu tarafıyla da şartların sağlanması durumunda transfer sürecinin hızlanabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Şu aşamada sağlık kontrolü, Türkiye’ye seyahat veya imza programına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Fildişi Sahili ve Afrika futbol basını, Ağustos 2026.</p>

<p>[2] Reims çevresi transfer yayınları, Ağustos 2026.</p>

<p>[3] Güncel futbolcu ve müsabaka kayıtları, Ağustos 2026.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/amedsporda-oumar-diakite-transferi-icin-kritik-gelisme</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 08:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7852.jpeg" type="image/jpeg" length="11539"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gaziantep FK’da Faris Moumbagna Transferinde Yeni Gelişme]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gaziantep-fkda-faris-moumbagna-transferinde-yeni-gelisme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gaziantep-fkda-faris-moumbagna-transferinde-yeni-gelisme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep FK’nin Marsilya forması giyen Kamerunlu santrfor Faris Moumbagna ile ilgilendiği öne sürülürken, yerel kaynaklardan transfer konusunda dikkat çeken yeni bir iddia geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gaziantep FK’nin forvet arayışında gündeme gelen Faris Moumbagna konusunda yeni bir gelişme yaşandığı öne sürüldü.</p>

<p>Kamerun futbolunu takip eden kaynaklar, geçtiğimiz haftalarda Gaziantep FK’nin Marsilya forması giyen 26 yaşındaki santrfor için kiralama seçeneğini değerlendirdiğini ve Fransız kulübüyle temas kurulduğunu bildirmişti.</p>

<p>Ancak Gaziantep’te kulüp çevresini takip eden yerel kaynaklardan gelen son bilgiler, transfer ihtimalinin zayıfladığına işaret ediyor.</p>

<p>Gaziantep FK’nin Oyuncuyu Reddettiği İddiası</p>

<p>Yerel basında yer alan son haberde Faris Moumbagna’nın Gaziantep FK’ye önerildiği ancak kırmızı-siyahlı yönetimin oyuncunun sakatlık geçmişini değerlendirdikten sonra transfere sıcak bakmadığı öne sürüldü.</p>

<p>Bu bilgi, Kamerun kaynaklarında daha önce yer alan “Gaziantep FK görüşmelere başladı” iddiasından farklı bir tablo ortaya koyuyor.</p>

<p>Kulüpten konuya ilişkin resmî bir açıklama yapılmadığı için transferin tamamen kapandığını söylemek mümkün değil. Bununla birlikte yerel kaynaklardan gelen son sinyal, Moumbagna seçeneğinin şu aşamada geri plana düştüğünü gösteriyor.</p>

<p>Faris Moumbagna Kimdir?</p>

<p>1 Temmuz 2000 tarihinde Kamerun’da dünyaya gelen Faris Moumbagna, santrfor mevkisinde görev yapıyor.</p>

<p>Kariyerinde Kristiansund ve Bodø/Glimt formaları giyen Moumbagna, Norveç’teki performansının ardından Marsilya’ya transfer oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kamerun Milli Takımı’nda da görev yapan 1,85 metre boyundaki futbolcu, fizik gücü ve ceza sahası etkinliğiyle tanınıyor.</p>

<p>Moumbagna’nın Marsilya ile sözleşmesinin 2028 yılına kadar devam etmesi nedeniyle olası transfer seçenekleri arasında kiralama modeli de bulunuyor.</p>

<p>Gaziantep FK açısından ise yeni bir gelişme yaşanmadığı sürece Moumbagna dosyasının transfer listesindeki öncelikli seçeneklerden biri olmadığı değerlendiriliyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Kamerun futbol basını, Faris Moumbagna transfer haberleri, Temmuz-Ağustos 2026.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gaziantep-fkda-faris-moumbagna-transferinde-yeni-gelisme</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 08:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7851.jpeg" type="image/jpeg" length="48981"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şenol Demirtaş (44) overleden in Oosterhout]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/senol-demirtas-44-overleden-in-oosterhout</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/senol-demirtas-44-overleden-in-oosterhout" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[De 44-jarige Şenol Demirtaş, afkomstig uit Sinop en woonachtig in het Nederlandse Oosterhout, is overleden.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Zijn overlijden heeft veel verdriet veroorzaakt onder zijn familie, vrienden en de Turkse gemeenschap in Nederland.</p>

<p>Volgens de bekendgemaakte informatie vindt de uitvaart van Şenol Demirtaş plaats op dinsdag 11 augustus 2026.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>De uitvaart en begrafenis vinden om 15.00 uur plaats op Gedenkpark Leijsenakkers in Oosterhout.</p>

<p>Familieleden, vrienden en bekenden zijn geïnformeerd over de uitvaart. Over de oorzaak van zijn overlijden is geen informatie bekendgemaakt.</p>

<p>Wij wensen de familie, vrienden en nabestaanden van Şenol Demirtaş veel sterkte en betuigen onze oprechte deelneming.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/senol-demirtas-44-overleden-in-oosterhout</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 06:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7849.jpeg" type="image/jpeg" length="93774"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hollanda’da Yaşayan Sinoplu Şenol Demirtaş 44 Yaşında Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hollandada-yasayan-sinoplu-senol-demirtas-44-yasinda-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hollandada-yasayan-sinoplu-senol-demirtas-44-yasinda-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda’nın Oosterhout kentinde yaşayan Sinoplu Şenol Demirtaş, 44 yaşında hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Demirtaş’ın cenazesinin 11 Ağustos Salı günü Oosterhout’ta düzenlenecek törenin ardından defnedileceği bildirildi.</p>

<p>Hollanda’da yaşayan Türk toplumunu üzen bir vefat haberi Oosterhout kentinden geldi. Sinoplu olduğu belirtilen Şenol Demirtaş’ın 44 yaşında vefat ettiği duyuruldu.</p>

<p>Demirtaş’ın vefat haberi, ailesi ve yakınlarının yanı sıra Hollanda’daki Türk toplumu arasında da üzüntüyle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cenazesi Oosterhout’ta Defnedilecek</p>

<p>Paylaşılan cenaze duyurusuna göre Şenol Demirtaş için cenaze işlemleri 11 Ağustos 2026 Salı günü gerçekleştirilecek.</p>

<p>Cenaze programının saat 15.00’te, Oosterhout’ta bulunan Gedenkpark Leijsenakkers’ta yapılacağı bildirildi. Demirtaş’ın burada son yolculuğuna uğurlanacağı belirtildi.</p>

<p>Vefat haberinin ardından Demirtaş’ın ailesi, yakınları ve sevenlerine taziye mesajları iletildi.</p>

<p>Şenol Demirtaş Kimdir?</p>

<p>Şenol Demirtaş’ın Sinoplu olduğu ve Hollanda’nın Oosterhout kentinde yaşadığı belirtildi. 44 yaşında vefat eden Demirtaş’ın ölüm nedenine ilişkin paylaşılan duyuruda herhangi bir bilgi yer almadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hollandada-yasayan-sinoplu-senol-demirtas-44-yasinda-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 06:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7848.jpeg" type="image/jpeg" length="13922"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İvermektinin Bilinmeyen Yönü: Kanser Hücreleri Üzerindeki Etkisi Araştırılıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ivermektinin-bilinmeyen-yonu-kanser-hucreleri-uzerindeki-etkisi-arastiriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ivermektinin-bilinmeyen-yonu-kanser-hucreleri-uzerindeki-etkisi-arastiriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaklaşık 40 yıldır insanlarda kullanılan ivermektin, bu kez kanser araştırmalarıyla gündemde. Deneysel çalışmalar, ilacın bazı kanser hücreleri, tedavi direnci ve enflamasyon üzerindeki potansiyel etkilerine işaret ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ivermektin, yalnızca veteriner hekimlikte kullanılan bir ilaç değil. İnsanlarda kullanımı onlarca yıllık geçmişe sahip olan ilaç, özellikle nehir körlüğü olarak bilinen onkoserkiazis ve bazı diğer paraziter enfeksiyonların tedavisinde önemli bir yere sahip.</p>

<p>İvermektinin geliştirilmesine temel oluşturan keşifler, William C. Campbell ve Satoshi Ōmura’ya 2015 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü kazandırdı.</p>

<p>Son yıllarda ise bilim insanlarının ilgisi ivermektinin antiparaziter etkisinin ötesindeki potansiyeline yönelmiş durumda.</p>

<p>Kanser Araştırmalarında Dikkat Çeken Bulgular</p>

<p>İvermektinle ilgili en dikkat çekici araştırma alanlarından biri kanser.</p>

<p>Hücre kültürü ve hayvan modellerinde gerçekleştirilen çeşitli çalışmalarda ivermektinin bazı kanser hücrelerinin çoğalmasını baskılayabildiği, programlanmış hücre ölümünü etkileyebildiği ve tümör gelişiminde rol oynayan bazı hücresel sinyal yollarına müdahale edebildiği bildirildi.</p>

<p>Araştırmalarda meme, yumurtalık, kolon, akciğer ve bazı kan kanseri modelleri dahil olmak üzere farklı kanser türleri incelendi.</p>

<p>Bilim insanlarının özellikle üzerinde durduğu konulardan biri de ilaç direnci.</p>

<p>Bazı deneysel araştırmalar ivermektinin kanser hücrelerinin tedavilere karşı geliştirdiği direnç mekanizmalarını etkileyebileceğini ve bazı antikanser ilaçlarının etkinliğini artırabilecek kombinasyonların araştırılabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Ancak bu sonuçların büyük bölümünün hücre ve hayvan çalışmalarından geldiğinin altı çiziliyor. İvermektinin kanseri tedavi ettiği veya kemoterapinin yerine kullanılabileceği henüz klinik olarak gösterilmiş değil.</p>

<p>Antienflamatuvar Etkileri de Araştırılıyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İvermektinin bilim dünyasında araştırılan bir diğer özelliği ise enflamasyon üzerindeki etkileri.</p>

<p>Deneysel çalışmalarda ilacın enflamatuvar yanıtla ilişkili bazı moleküler yolları etkileyebildiğine ilişkin bulgular elde edildi.</p>

<p>Bu nedenle ivermektinin antiparaziter etkilerinin dışında immün sistem ve enflamasyon üzerindeki etkilerinin hangi hastalıklarda klinik açıdan anlamlı olabileceği araştırılıyor.</p>

<p>Ancak romatoid artrit, Crohn hastalığı, ankilozan spondilit veya diğer otoimmün hastalıkların ivermektinle tedavi edilebildiğini gösteren yeterli klinik kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Antiviral Özellikleri Laboratuvarda Gösterildi</p>

<p>İvermektinin bazı virüslere karşı etkileri de uzun süredir araştırılıyor.</p>

<p>Laboratuvar çalışmalarında çeşitli RNA ve DNA virüslerinin çoğalmasını etkileyebildiğine ilişkin sonuçlar bildirildi. SARS-CoV-2 üzerinde gerçekleştirilen hücre kültürü çalışmaları da bu araştırmaların önemli örneklerinden biri oldu.</p>

<p>Ancak laboratuvarda görülen antiviral etkinin insanlarda aynı şekilde ortaya çıkması garanti değil.</p>

<p>Nitekim COVID-19 döneminde gerçekleştirilen büyük randomize klinik araştırmalar ivermektinin hastaneye yatış veya ölüm riskini anlamlı biçimde azalttığını doğrulamadı.</p>

<p>Bu nedenle ivermektinin antiviral özellikleri bilimsel araştırma açısından ilgi çekici olsa da COVID-19 için kanıtlanmış bir tedavi olarak kabul edilmiyor.</p>

<p>Metabolizma Üzerindeki Etkileri de İnceleniyor</p>

<p>İvermektin konusunda daha erken aşamada bulunan araştırma alanlarından biri de metabolizma.</p>

<p>Hayvan ve laboratuvar çalışmalarında glikoz metabolizması, insülin duyarlılığı ve yağ metabolizması üzerinde olası etkiler araştırıldı.</p>

<p>Bu çalışmalar yeni araştırma alanlarının önünü açabilecek nitelikte görülse de ivermektinin diyabet, yüksek kolesterol veya karaciğer yağlanmasının tedavisinde kullanılmasını destekleyen yeterli klinik kanıt henüz bulunmuyor.</p>

<p>Eski Bir İlaç İçin Yeni Araştırma Alanları</p>

<p>İvermektin örneği, tıpta giderek önem kazanan “ilaçların yeniden konumlandırılması” yaklaşımının dikkat çekici örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Bu yaklaşımda uzun yıllardır kullanılan ilaçların bilinen hedeflerinin dışında başka hastalıklarda etkili olup olamayacağı araştırılıyor.</p>

<p>İvermektinin avantajlarından biri, insanlardaki farmakolojisi ve bilinen kullanım alanlarının uzun yıllardır incelenmiş olması.</p>

<p>Bununla birlikte deneysel bir etkinin gerçek bir tedaviye dönüşebilmesi için kontrollü insan çalışmalarında hem etkinliğin hem de güvenliğin gösterilmesi gerekiyor.</p>

<p>En Çok Kanser Araştırmaları Merak Uyandırıyor</p>

<p>Bugünkü bilimsel veriler ivermektinin en güçlü ve tartışmasız kullanım alanının paraziter hastalıklar olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bunun yanında kanser hücrelerinin çoğalması, tedavi direnci, hücresel sinyal mekanizmaları ve enflamasyon üzerindeki deneysel etkileri yeni araştırmalar için dikkat çekici ipuçları sunuyor.</p>

<p>Özellikle kanser alanındaki preklinik bulgular, ivermektinin gelecekte mevcut tedavilerle birlikte kullanılabilecek bir ilaç olup olamayacağının daha kapsamlı klinik çalışmalarla araştırılması gerektiğine işaret ediyor.</p>

<p>Ancak mevcut veriler ivermektinin kanser veya diğer kronik hastalıkların kanıtlanmış tedavisi olduğunu göstermiyor. Bu nedenle ilacın bu amaçlarla hekim kontrolü dışında kullanılması önerilmiyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>World Health Organization – Ivermectin ve paraziter hastalıkların kontrolündeki kullanımı.</li>
 <li>Nobel Prize – 2015 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü, William C. Campbell ve Satoshi Ōmura.</li>
 <li>Anticancer Research – Ivermektinin antikanser potansiyeline ilişkin deneysel çalışmalar.</li>
 <li>Pharmacological Research – Ivermektinin farklı hastalıklarda yeniden konumlandırılmasına yönelik araştırmalar.</li>
 <li>New England Journal of Medicine – TOGETHER randomize ivermektin çalışması.</li>
 <li>JAMA – ACTIV-6 ivermektin randomize klinik çalışmaları.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ivermektinin-bilinmeyen-yonu-kanser-hucreleri-uzerindeki-etkisi-arastiriliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 06:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7845.jpeg" type="image/jpeg" length="18515"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dövme Yaptıranlarda Kanser Riski Artıyor mu? Yeni Araştırmalar Ne Gösteriyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dovme-yaptiranlarda-kanser-riski-artiyor-mu-yeni-arastirmalar-ne-gosteriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dovme-yaptiranlarda-kanser-riski-artiyor-mu-yeni-arastirmalar-ne-gosteriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dövme mürekkebinin uzun vadeli etkileri yeniden gündemde. İsveç’teki araştırmalarda dövmeli kişilerde lenfoma ve melanom riskinin daha yüksek olabileceği görüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dövme mürekkebi vücutta yalnızca deride kalmıyor</p>

<p>Dövme yaptırmak giderek yaygınlaşırken, bilim dünyası mürekkebin vücuttaki uzun vadeli etkilerini daha yakından araştırıyor. Son yıllarda yayımlanan çalışmalar, dövme ile bazı kanser türleri arasında olası bir ilişkiye işaret etti. Ancak mevcut bulgular, “dövme kanser yapar” demek için yeterli değil.</p>

<p>Araştırmaların odağındaki konulardan biri, dövme pigmentlerinin deri altında tamamen sabit kalmaması. Mürekkep deriye verildiğinde bağışıklık sistemi bunu yabancı bir madde olarak algılıyor. Pigmentlerin bir bölümü bağışıklık hücreleri tarafından tutulurken bazı parçacıklar lenf sistemi aracılığıyla lenf düğümlerine taşınabiliyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), dövme pigmentlerinin lenf düğümlerine ve potansiyel olarak başka organlara ulaşabildiğinin bilindiğini belirtiyor. Bazı dövme mürekkeplerinde kanserojen, muhtemel kanserojen veya olası kanserojen olarak sınıflandırılmış maddeler de tespit edilmiş durumda. Ancak IARC, dövme yaptırmayı veya belirli dövme mürekkeplerini şu anda kanserojen olarak sınıflandırmış değil. [1]</p>

<p>Dövmeli kişilerde lenfoma riski yüzde 21 daha yüksek bulundu</p>

<p>Dikkat çeken araştırmalardan biri 2024 yılında eClinicalMedicine’de yayımlandı.</p>

<p>İsveç’te gerçekleştirilen nüfus temelli araştırmada, 20-60 yaşları arasında lenfoma tanısı alan kişiler ile benzer yaş ve cinsiyetteki kontrol grubu karşılaştırıldı.</p>

<p>Araştırmanın analizine göre dövmesi bulunan kişilerde genel malign lenfoma riski, dövmesi bulunmayanlara kıyasla yüzde 21 daha yüksek hesaplandı. [2]</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Yüzde 21 rakamı göreli risk artışını ifade ediyor. Bir kişinin kanser olma ihtimalinin yüzde 21 olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Üstelik genel lenfoma için bulunan risk tahmininin güven aralığı 0,99-1,48 olarak bildirildi. Bu nedenle sonuç dikkat çekici olsa da tek başına kesin bir nedensellik kanıtı olarak değerlendirilemiyor.</p>

<p>Araştırmacılar da dövmenin lenfomaya neden olduğunu söylemiyor. Bulgular, daha kapsamlı çalışmalarla araştırılması gereken bir ilişkiye işaret ediyor.</p>

<p>Melanom araştırmasında yüzde 29’luk fark</p>

<p>Dövme ve kanser tartışmasını güçlendiren ikinci önemli çalışma ise melanom üzerine yapıldı.</p>

<p>Lund Üniversitesi araştırmacıları, 20-60 yaşları arasında melanom tanısı konulan 2 bin 880 kişiyi belirledi ve her hasta için aynı yaş ve cinsiyette üç kontrol seçti.</p>

<p>Katılımcıların güneşe maruz kalması, solaryum kullanımı ve cilt tipi gibi melanom riskini etkileyebilecek faktörler de değerlendirmeye alındı.</p>

<p>Melanom tanısı alanların yüzde 22’sinin, kontrol grubunun ise yüzde 20’sinin dövmeli olduğu belirlendi.</p>

<p>Diğer faktörler hesaba katıldığında araştırmacılar, dövmeli kişilerde melanom için yüzde 29 daha yüksek göreli risk hesapladı. [3]</p>

<p>Bu sonuç da “dövme melanom riskini kesin olarak yüzde 29 artırır” şeklinde yorumlanmamalı. Araştırmacılar, bulgunun toplum düzeyinde istatistiksel bir ilişki olduğunu ve neden-sonuç bağlantısını göstermek için daha fazla çalışmaya ihtiyaç bulunduğunu özellikle belirtiyor.</p>

<p>Her cilt kanseri için aynı sonuç çıkmadı</p>

<p>Bilimsel tablo aslında sosyal medyada dolaşan iddialardan daha karmaşık.</p>

<p>Dövme ile bütün cilt kanserlerini aynı başlık altında değerlendirmek doğru değil.</p>

<p>Lund Üniversitesi araştırmacıları, başka bir çalışmalarında dövme ile skuamöz hücreli cilt kanseri arasında ilişki saptamadı. [3]</p>

<p>Dahası, IARC ve ortaklarının Fransa’da yaklaşık 13 bin dövmeli ve 100 bin dövmesiz katılımcıyı içeren araştırmasında, yalnızca dövmeye sahip olmak ile genel olarak cilt kanseri gelişmesi arasında ilişki bulunmadı. Araştırmacılar mevcut sonuçların dikkatle yorumlanması ve daha büyük, ileriye dönük çalışmalar yapılması gerektiğini bildirdi. [4]</p>

<p>Dolayısıyla mevcut bilimsel veriler, tüm cilt kanserlerinin dövme nedeniyle arttığını göstermiyor.</p>

<p>Dövme mürekkebi neden araştırılıyor?</p>

<p>Bilim insanlarının üzerinde durduğu temel noktalardan biri mürekkebin içeriği.</p>

<p>Dövme mürekkeplerinin kimyasal analizlerinde bazı metaller, polisiklik aromatik hidrokarbonlar ve aromatik aminler gibi sağlık açısından önem taşıyan maddeler tespit edilebiliyor.</p>

<p>Bir başka konu ise pigmentlerin vücuttaki yolculuğu.</p>

<p>Deriye enjekte edilen pigmentlerin bir kısmının zaman içinde lenf düğümlerine ulaşabildiği biliniyor. Lenf düğümleri bağışıklık sisteminin önemli parçalarından biri olduğu için araştırmacılar burada oluşabilecek uzun süreli maruziyetin sonuçlarını inceliyor. [1]</p>

<p>Olası mekanizmalardan biri kronik iltihap, yani bağışıklık sisteminin uzun süre düşük düzeyde aktif kalması. Ancak bugün için dövmenin kronik iltihaba yol açarak kansere neden olduğu şeklinde kesinleşmiş bir mekanizma bulunmuyor.</p>

<p>Dövme sildirmek kanser riskini artırıyor mu?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sosyal medyada dikkat çeken bir başka iddia, lazerle dövme silmenin kanser riskini iki katına çıkardığı yönünde.</p>

<p>Bu konuda kesin konuşmak için bilimsel kanıt yetersiz.</p>

<p>Lazer uygulamasında pigmentler daha küçük parçalara ayrılıyor. IARC, bazı pigmentlerin lazer ışığı altında parçalanmasının potansiyel olarak toksik ürünlerin açığa çıkmasına yol açabileceğini, ancak lazerle dövme silmenin uzun vadeli sağlık sonuçlarına ilişkin çalışmaların yetersiz olduğunu belirtiyor. [1]</p>

<p>Dolayısıyla “lazerle dövme silmek kanser riskini ikiye katlıyor” ifadesi bugün için kanıtlanmış bir tıbbi bilgi olarak sunulmamalı.</p>

<p>Dövmesi olanlar endişelenmeli mi?</p>

<p>Mevcut araştırmalar dövmesi bulunan herkesin kanser açısından yüksek risk altında olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>IARC’nin güncel değerlendirmesi de oldukça temkinli. İsveç araştırmasında lenfoma açısından artış görülmesine karşılık, Kanada ve ABD’de yapılan başka epidemiyolojik çalışmalarda genel lenfoma riskinde artış saptanmadı. IARC bu nedenle mevcut çalışmaların bazı kan kanserleri açısından sınırlı işaretler verdiğini, fakat kesin sonuca ulaşmaya yetmediğini bildiriyor. [1]</p>

<p>Kanser riskini değerlendirirken yaş, genetik yatkınlık, ultraviyole ışınlarına maruz kalma, sigara kullanımı ve diğer çevresel faktörler de önem taşıyor.</p>

<p>Özellikle melanom açısından güneşten ve solaryumdan kaynaklanan ultraviyole ışınları, bilimsel olarak çok daha iyi ortaya konmuş bir risk faktörü. [5]</p>

<p>Bu nedenle yeni araştırmalar önemli bir soru işareti yaratıyor, fakat henüz son noktayı koymuyor.</p>

<p>Uzmanlar Ne Öneriyor?</p>

<ul>
 <li>Dövme yaptırılacaksa hijyen standartlarına uyan ve güvenilir malzemeler kullanan profesyonel merkezler tercih edilmeli.</li>
 <li>Kullanılan mürekkebin içeriği ve mevzuata uygunluğu sorgulanmalı.</li>
 <li>Dövmeli deri de güneşten korunmalı ve solaryumdan kaçınılmalı.</li>
 <li>Dövme üzerinde veya çevresinde yeni oluşan, büyüyen, şekli ya da rengi değişen benler göz ardı edilmemeli.</li>
 <li>Lazerle dövme silme işlemi bilinmeyen ürünlerle veya kontrolsüz yöntemlerle yapılmamalı.</li>
 <li>Sosyal medyadaki “dövme kanser yapıyor” veya “lazer riski iki katına çıkarıyor” gibi kesin ifadeler bilimsel kanıt olarak kabul edilmemeli.</li>
</ul>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>International Agency for Research on Cancer (IARC), Research on Potential Long-Term Health Effects of Tattooing, güncel değerlendirme.</li>
 <li>Nielsen C, Jerkeman M, Jöud AS. Tattoos as a risk factor for malignant lymphoma: a population-based case-control study. eClinicalMedicine, 2024;72:102649.</li>
 <li>Rietz Liljedahl E ve ark. Does tattoo exposure increase the risk of cutaneous melanoma? A population-based case-control study. European Journal of Epidemiology, 2025.</li>
 <li>Mo T ve ark. Tattoos and risk of cutaneous melanoma and non-melanoma skin cancer in France. Journal of the National Cancer Institute, 2025.</li>
 <li>International Agency for Research on Cancer (IARC), European Code Against Cancer, Ultraviolet Radiation and Cancer.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dovme-yaptiranlarda-kanser-riski-artiyor-mu-yeni-arastirmalar-ne-gosteriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 05:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7844.jpeg" type="image/jpeg" length="27371"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı Daire Başkanı Muhammed Hamdi Büyüktaş Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tarim-ve-orman-bakanligi-daire-baskani-muhammed-hamdi-buyuktas-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tarim-ve-orman-bakanligi-daire-baskani-muhammed-hamdi-buyuktas-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı bünyesinde Yayın ve Tanıtım Hizmetleri Daire Başkanı olarak görev yapan Muhammed Hamdi Büyüktaş, geçirdiği rahatsızlık sonucu hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı, Yayın ve Tanıtım Hizmetleri Daire Başkanı Muhammed Hamdi Büyüktaş’ın vefat ettiğini duyurdu.</p>

<p>Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Büyüktaş’ın geçirdiği rahatsızlık sonucu hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da Büyüktaş’ın vefatı dolayısıyla taziye mesajı yayımladı. Yumaklı, Büyüktaş’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendiğini belirterek ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dileklerini iletti.</p>

<p>Muhammed Hamdi Büyüktaş kimdir?</p>

<p>Muhammed Hamdi Büyüktaş, Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı bünyesinde Yayın ve Tanıtım Hizmetleri Daire Başkanı olarak görev yapıyordu.</p>

<p>Büyüktaş, görevi kapsamında Bakanlığın yayın, tanıtım ve tarımsal yayım faaliyetlerinde yer aldı. Temmuz 2026’da Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanı Dr. Bülent Kahraman Çolakoğlu ile birlikte Mardin, Şırnak ve Hakkari’deki çeşitli program ve incelemelere katılmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Büyüktaş’ın vefatı, Tarım ve Orman Bakanlığı camiasında üzüntüyle karşılandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tarim-ve-orman-bakanligi-daire-baskani-muhammed-hamdi-buyuktas-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7842.jpeg" type="image/jpeg" length="71195"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gönyeli’de Evde Tartışma Kanlı Bitti: 26 Yaşındaki Kadın Yaralandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gonyelide-evde-tartisma-kanli-bitti-26-yasindaki-kadin-yaralandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gonyelide-evde-tartisma-kanli-bitti-26-yasindaki-kadin-yaralandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lefkoşa’nın Gönyeli bölgesinde bir evde çıkan tartışmada 26 yaşındaki kadın bacağından yaralandı. Hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edilen kadının şikâyeti üzerine gözaltına alınan B.H., mahkeme kararıyla 3 gün tutuklu kalacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Evde çıkan tartışma yaralanmayla sonuçlandı</p>

<p>Lefkoşa’nın Gönyeli bölgesinde meydana gelen olayda, 26 yaşındaki Sudan uyruklu bir kadın çıkan tartışma sırasında yaralandı. Olayla ilgili B.H. polis tarafından gözaltına alınarak mahkemeye çıkarıldı.</p>

<p>Polisin mahkemede aktardığı bilgilere göre B.H., yaklaşık üç yıldır tanıdığı ve iki gündür evinde misafir olarak kalan kadınla cinsel ilişki talebi nedeniyle tartışmaya başladı.</p>

<p>Tartışmanın büyümesi üzerine B.H.’nin kadını bacağından bıçakla yaraladığı iddia edildi.</p>

<p>Yaralı kadın hastaneye kaldırıldı</p>

<p>İhbar üzerine olay yerine giden polis ekipleri, şüpheliyi apartmanın merdivenlerinde, yaralı kadını ise evin salonunda buldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ambulansla Lefkoşa Devlet Hastanesi’ne kaldırılan kadının yaralarına müdahale edildi. Tedavisinin tamamlanmasının ardından sağlık durumunun iyi olduğu belirtilen kadın taburcu edildi.</p>

<p>Olayda kullanıldığı değerlendirilen bıçak bulundu</p>

<p>Polis ekiplerinin evde yaptığı incelemede, olayda kullanıldığı değerlendirilen bıçak koltuk yastıkları arasında bulunarak emare olarak alındı.</p>

<p>Yaralanan kadının B.H.’den şikâyetçi olduğu belirtilirken, polis olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü mahkemeye bildirdi.</p>

<p>Mahkeme, soruşturmanın devam ettiği gerekçesiyle B.H.’nin 3 gün süreyle tutuklu kalmasına karar verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gonyelide-evde-tartisma-kanli-bitti-26-yasindaki-kadin-yaralandi</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 22:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7838.jpeg" type="image/jpeg" length="66490"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="36539"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="82640"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="53765"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="56066"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="14430"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="21111"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
