<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 07 Sep 2026 08:37:23 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kahve Kemikleri Zayıflatıyor mu? 9.704 Kadının Uzun Süreli Verileri İncelendi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kahve-kemikleri-zayiflatiyor-mu-9704-kadinin-uzun-sureli-verileri-incelendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kahve-kemikleri-zayiflatiyor-mu-9704-kadinin-uzun-sureli-verileri-incelendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[65 yaş ve üzerindeki 9.704 kadının yer aldığı uzun süreli kohortun verilerini inceleyen araştırmada, genel kahve tüketimi ile kalça veya femur boynu kemik mineral yoğunluğu arasında anlamlı bir olumsuz ilişki bulunmadı. Analizler, çok yüksek kahve tüketiminde daha düşük kemik yoğunluğu yönünde bir eğilim olabileceğini düşündürürken, araştırmacılar bulguların neden-sonuç ilişkisi göstermediğini vurguluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kahvenin kemikleri zayıflattığı ve osteoporoz riskini artırdığı yönündeki tartışma uzun yıllardır devam ediyor. Özellikle menopoz sonrası dönemde kafein tüketiminin kemik sağlığı üzerindeki etkisi merak edilirken, yaşlı kadınları uzun süre izleyen bir araştırma konuya ayrıntılı verilerle yaklaştı.</p>

<p>Flinders Üniversitesi Tıp ve Halk Sağlığı Fakültesi araştırmacılarının yürüttüğü çalışma, 23 Kasım 2025'te Nutrients dergisinde yayımlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmada, ABD'deki uzun soluklu Study of Osteoporotic Fractures kohortuna dahil edilen 65 yaş ve üzerindeki 9.704 kadının verileri kullanıldı. Kahve ve çay tüketimi farklı takip ziyaretlerinde tekrar tekrar sorgulanırken, kalça ve femur boynundaki kemik mineral yoğunluğu DXA yöntemiyle ölçüldü.</p>

<p>Kohort 9.704 kadınla başlamasına rağmen bütün katılımcılardan her değerlendirme döneminde eksiksiz kemik mineral yoğunluğu verisi elde edilmedi. Araştırmacılar dört değerlendirme dalgasından toplam 24.638 gözlemi analiz etti.</p>

<p>Çalışmanın ölçüm dönemi yaklaşık 10 yıla uzanırken, analitik örneklemde ortalama takip süresi yaklaşık 8,1 yıl olarak bildirildi.</p>

<h2>Genel kahve tüketimi kemik yoğunluğunda belirgin azalmayla ilişkili bulunmadı</h2>

<p>Araştırmanın temel sonuçlarından biri, kahve tüketimi ile total kalça veya femur boynu kemik mineral yoğunluğu arasında genel olarak anlamlı bir olumsuz ilişki saptanmaması oldu.</p>

<p>Başka bir ifadeyle çalışma, kahve içen yaşlı kadınlarda kahvenin tek başına kemik yoğunluğunu düşürdüğünü göstermedi.</p>

<p>Araştırmacıların tüketim miktarına göre yaptığı değerlendirmelerde, günde yaklaşık 2-3 fincan civarındaki tüketimde kemik mineral yoğunluğunda belirgin bir değişiklik yönünde güçlü bir sinyal görülmedi.</p>

<p>Ancak bu sonuç, günde 2-3 fincan kahvenin herkes için “güvenli eşik” olduğu anlamına gelmiyor. Çalışma belirli bir güvenli tüketim sınırı belirlemek amacıyla tasarlanmadı.</p>

<h2>5 fincanın üzerinde bir eğilim görüldü ancak sonuç kesin değil</h2>

<p>Araştırmacılar kahve miktarı ile kemik yoğunluğu arasındaki olası doğrusal olmayan ilişkiyi de inceledi.</p>

<p>Spline analizlerinin görsel değerlendirmesi, günlük tüketimin yaklaşık 5 fincanı aşmasıyla daha düşük kemik mineral yoğunluğu yönünde bir eğilim olabileceğini düşündürdü.</p>

<p>Ancak bu nokta özellikle dikkatli yorumlanmalı.</p>

<p>Doğrusal olmayan ilişkinin istatistiksel testi anlamlı değildi. Bu nedenle yaklaşık 5 fincan düzeyi kesin bir biyolojik sınır, risk eşiği veya “bu miktardan sonra kemik kaybı başlıyor” şeklinde yorumlanamaz.</p>

<p>Araştırma ayrıca günde 5 fincandan fazla kahvenin doğrudan osteoporoza yol açtığını veya kırık riskini belirli bir oranda artırdığını göstermedi.</p>

<p>Bulgular yalnızca çok yüksek tüketim düzeylerinde daha düşük kemik mineral yoğunluğu yönünde incelenmeye değer bir eğilim olabileceğine işaret ediyor.</p>

<h2>Alkol tüketimi de ilişkiyi etkileyebilir</h2>

<p>Araştırmada kahvenin kemik yoğunluğuyla ilişkisi bütün katılımcılarda aynı değildi.</p>

<p>Yaşam boyu alkol tüketimi daha yüksek olan kadınlarda kahve tüketimi ile femur boynu kemik mineral yoğunluğu arasındaki olumsuz ilişkinin daha belirgin olduğu görüldü.</p>

<p>Bu bulgu, kemik sağlığının tek bir besin veya içecekle açıklanamayacağını bir kez daha gösteriyor.</p>

<p>Yaş, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite, sigara ve alkol kullanımı, kullanılan ilaçlar, menopoz sonrası hormonal değişiklikler, kalsiyum ve D vitamini durumu gibi birçok faktör kemik sağlığını birlikte etkileyebiliyor.</p>

<h2>Çay içenlerde küçük bir fark bulundu</h2>

<p>Araştırmanın bir diğer dikkat çekici sonucu çay tüketimiyle ilgiliydi.</p>

<p>Çay tüketen kadınların total kalça kemik mineral yoğunluğu, çay içmeyen kadınlara göre istatistiksel olarak biraz daha yüksek bulundu.</p>

<p>Araştırmada ortalama total kalça kemik mineral yoğunluğu çay içenlerde yaklaşık 0,718 g/cm², çay içmeyenlerde ise 0,715 g/cm² olarak bildirildi.</p>

<p>İki grup arasındaki ortalama fark yalnızca 0,003 g/cm² düzeyindeydi.</p>

<p>Bu nedenle sonuç “çay kemikleri güçlendiriyor” veya “çay osteoporozu önlüyor” şeklinde yorumlanamaz. İstatistiksel olarak anlamlı görülen farkın bireysel düzeyde klinik öneminin sınırlı olabileceği belirtiliyor.</p>

<h2>Kahvenin içindeki kafein neden tartışılıyor?</h2>

<p>Kahve ile kemik sağlığı arasındaki tartışmanın önemli başlıklarından biri kafein.</p>

<p>Kafeinin kalsiyum emilimi ve kalsiyum metabolizması üzerinde küçük etkiler oluşturabileceğini gösteren daha önce yayımlanmış çalışmalar bulunuyor.</p>

<p>Ancak kahve yalnızca kafeinden oluşmuyor. İçerdiği polifenoller ve diğer biyolojik aktif bileşikler nedeniyle sağlık üzerindeki etkisinin tek bir mekanizmayla açıklanması mümkün değil.</p>

<p>Benzer şekilde çayda bulunan kateşinler ve diğer polifenollerin de kemik metabolizması üzerindeki olası etkileri araştırılıyor.</p>

<p>Bu olası biyolojik mekanizmalar, mevcut gözlemsel çalışmanın kahvenin kemik kaybına veya çayın kemik kazanımına doğrudan neden olduğunu kanıtladığı anlamına gelmiyor.</p>

<h2>Araştırma “kahve osteoporoz yapıyor” demiyor</h2>

<p>Çalışmanın en önemli sınırlamalarından biri gözlemsel olması.</p>

<p>Araştırmacılar katılımcılara belirli miktarda kahve veya çay içirmedi. Kadınların mevcut tüketim alışkanlıkları takip edildi ve bunlarla kemik mineral yoğunluğu ölçümleri arasındaki ilişkiler değerlendirildi.</p>

<p>Yaş, fiziksel aktivite, eşlik eden hastalıklar ve ilaç kullanımı dahil çeşitli değişkenler için istatistiksel düzeltmeler yapılmış olsa da gözlemsel araştırmalarda bütün karıştırıcı faktörlerin tamamen ortadan kaldırılması mümkün değil.</p>

<p>Çalışmanın yalnızca 65 yaş ve üzerindeki kadınlardan oluşması da önemli bir sınırlılık. Sonuçların genç kadınlara, erkeklere veya farklı toplumlara doğrudan genellenmesi doğru olmaz.</p>

<p>Araştırma esas olarak kemik mineral yoğunluğunu değerlendirdi. Kahve tüketiminin doğrudan kalça kırığı veya diğer osteoporotik kırıklar üzerindeki etkisini kanıtlamadı.</p>

<h2>Peki kahve içenler ne yapmalı?</h2>

<p>Araştırmanın sonuçları, kemik sağlığını korumak için kahvenin tamamen bırakılması gerektiğini göstermiyor.</p>

<p>Genel analizlerde kahve tüketimi ile total kalça veya femur boynu kemik mineral yoğunluğu arasında anlamlı olumsuz bir ilişki saptanmaması bu açıdan önemli.</p>

<p>Buna karşılık kahve tüketimi çok yüksek olan kişilerde toplam kafein alımının yanı sıra yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı, fiziksel aktivite, sigara ve alkol kullanımı gibi kemik sağlığını etkileyen diğer faktörlerin birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor.</p>

<p>Özellikle menopoz sonrası kadınlarda osteoporoz riski yalnızca kahve tüketimine bakılarak değerlendirilemez.</p>

<p>Araştırmanın temel mesajı, genel kahve tüketiminin daha düşük kemik mineral yoğunluğuyla anlamlı biçimde ilişkili bulunmadığı; buna karşılık çok yüksek tüketimde görülen olası olumsuz eğilimin daha ileri çalışmalarla doğrulanması gerektiğidir.</p>

<h1>Kaynaklar</h1>

<p>Nutrients — Longitudinal Association of Coffee and Tea Consumption with Bone Mineral Density in Older Women: A 10-Year Repeated-Measures Analysis in the Study of Osteoporotic Fractures, 23 Kasım 2025</p>

<p>Flinders University — Tea vs Coffee: Which Drink Is Better for Your Bones?</p>

<p>Study of Osteoporotic Fractures</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kahve-kemikleri-zayiflatiyor-mu-9704-kadinin-uzun-sureli-verileri-incelendi</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/kahve-kemik-sagligi-200kb.webp" type="image/jpeg" length="44340"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uyanıksınız Ama Hareket Edemiyorsunuz: Karabasanın Bilimsel Açıklaması]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/uyaniksiniz-ama-hareket-edemiyorsunuz-karabasanin-bilimsel-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/uyaniksiniz-ama-hareket-edemiyorsunuz-karabasanin-bilimsel-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uyku felcinde kişi uyanık olduğunu hissederken birkaç saniye veya dakika boyunca hareket edemez ya da konuşamaz. Korkutucu olabilen bu durum çoğu zaman kendiliğinden geçer.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uyku Felci Nedir? Karabasan Neden Olur ve Ne Zaman Önemsenmeli?</p>

<p>Uyku felci, kişinin uykuya dalarken veya uykudan uyanırken çevresinin farkında olmasına rağmen kısa süreli olarak hareket edememesi ya da konuşamamasıdır. Halk arasında “karabasan” olarak da adlandırılan bu deneyim çoğunlukla saniyeler veya birkaç dakika içinde kendiliğinden sona erer.</p>

<p>Tıbbi açıklama, hızlı göz hareketlerinin görüldüğü REM uykusuyla yakından ilişkilidir. REM döneminde beynin rüyaları fiziksel olarak gerçekleştirmemizi önleyen doğal mekanizmaları nedeniyle iskelet kaslarının büyük bölümünde geçici hareketsizlik oluşur. Uyku felcinde kişi uyanıklık bilincine dönerken bu kas hareketsizliği kısa bir süre daha devam edebilir.</p>

<p>Uyku felci sırasında ne yaşanır?</p>

<p>En belirgin özellik, kişinin çevresinin farkında olmasına rağmen vücudunu hareket ettirememesi veya konuşamamasıdır. Kişi uyanık olduğunu düşünebilir, çevresindeki sesleri algılayabilir ancak kısa süreliğine hareketlerini kontrol edemeyebilir.</p>

<p>Bu deneyim yoğun korkuya yol açabilir. Atağın süresi kişiden kişiye değişmekle birlikte genellikle kısa sürer ve hareket yeteneği kendiliğinden geri gelir.</p>

<p>Odada biri varmış gibi hissetmek neden olur?</p>

<p>Uyku felcinin en dikkat çekici özelliklerinden biri, bazı kişilerde son derece gerçekçi algıların ortaya çıkabilmesidir. Odada başka birinin bulunduğunu hissetme, bir gölge veya figür görme, ses duyma ya da dokunuluyormuş hissine kapılma bildirilebilir.</p>

<p>Bunlar uyku ile uyanıklık arasındaki geçiş sırasında ortaya çıkabilen halüsinasyonlarla ilişkilendirilir. Başka bir ifadeyle beynin rüya üretimiyle ilişkili bazı süreçleri devam ederken kişinin çevresine ilişkin farkındalığı geri dönmüş olabilir.</p>

<p>Bu nedenle deneyimin kişiye son derece gerçek gelmesi, odada gerçekten başka birinin bulunduğu anlamına gelmez. Uyku felcinin geçmişte farklı kültürlerde doğaüstü açıklamalarla ilişkilendirilmesinde bu yoğun ve gerçekçi deneyimlerin etkili olduğu düşünülüyor.</p>

<p>Göğüste baskı ve nefes alamama hissi olabilir mi?</p>

<p>Bazı kişiler uyku felci sırasında göğsünde bir ağırlık bulunduğunu veya nefes almakta zorlandığını hissedebilir. Bu algı atağın korkutucu yönlerinden biridir.</p>

<p>Uyku felcinde solunum tamamen durmaz. REM uykusundaki kas aktivitesi değişiklikleri ve atağa eşlik eden yoğun korku, kişinin solunumunu farklı algılamasına ve göğüste baskı hissi yaşamasına katkıda bulunabilir.</p>

<p>Uyku felci neden olur?</p>

<p>Uyku felcinin tek bir nedeni yoktur. Temel mekanizmanın REM uykusundaki kas hareketsizliği ile uyanıklık bilincinin kısa süreli olarak üst üste gelmesi olduğu kabul edilir.</p>

<p>Düzensiz uyku saatleri ve yetersiz uyku, uyku felciyle ilişkilendirilen faktörler arasındadır. Vardiyalı çalışma veya jet lag gibi uyku-uyanıklık düzenini bozan durumlar da bazı kişilerde atakların ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir.</p>

<p>Sırtüstü uyuma ile uyku felci arasında da bazı çalışmalarda ilişki bildirilmiştir. Bununla birlikte bir risk faktörünün bulunması, kişinin mutlaka uyku felci yaşayacağı anlamına gelmez.</p>

<p>Uyku felci tehlikeli midir?</p>

<p>Tek başına ve seyrek ortaya çıkan uyku felci çoğu durumda ciddi bir sağlık sorunu olarak kabul edilmez. Korkutucu olmasına rağmen atak genellikle kendiliğinden geçer ve kalıcı fiziksel hasar bırakması beklenmez.</p>

<p>Ancak atakların sıklaşması farklı bir sorun yaratabilir. Kişi tekrar uyku felci yaşayacağı endişesiyle uyumaktan kaçınabilir ve bunun sonucunda uyku düzeni daha da bozulabilir.</p>

<p>Uyku felci ne kadar yaygın?</p>

<p>Uyku felcinin toplumdaki sıklığı konusunda araştırmalar birbirinden oldukça farklı sonuçlar vermektedir. Bunun önemli nedenlerinden biri çalışmaların farklı yaş gruplarında ve toplumlarda yapılması, ayrıca uyku felcinin tanımlanmasında kullanılan yöntemlerin aynı olmamasıdır.</p>

<p>2024 yılında yayımlanan geniş kapsamlı bir sistematik derleme ve meta-analiz, 25 ülkeden 167 binden fazla katılımcının yer aldığı 76 gözlemsel çalışmayı değerlendirdi. Araştırmacılar çalışmalar bir araya getirildiğinde uyku felci görülme sıklığını yaklaşık yüzde 30 olarak hesapladı.</p>

<p>Ancak çalışmalar arasındaki farklılık oldukça yüksekti. Bu nedenle söz konusu oran, “her toplumda insanların yüzde 30'u uyku felci yaşar” şeklinde kesin bir istatistik olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<p>Başka klinik değerlendirmelerde daha düşük yaşam boyu sıklık oranları bildirilmiştir. Bu farklılıklar, uyku felcinin ne kadar yaygın olduğuna ilişkin tek bir oran vermenin neden güç olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Uyku felci narkolepsi anlamına mı gelir?</p>

<p>Hayır. Uyku felci yaşamak tek başına kişinin narkolepsisi olduğu anlamına gelmez. İzole uyku felci başka bir uyku hastalığı bulunmayan kişilerde de görülebilir.</p>

<p>Bununla birlikte uyku felci narkolepside görülebilen belirtilerden biridir. Narkolepsi, gündüz aşırı uykululuk ve kontrol edilmesi güç uyku atakları gibi başka belirtilerle seyreden nörolojik bir uyku bozukluğudur.</p>

<p>Uyku felcine belirgin gündüz uykululuğu veya olağandışı uyku atakları eşlik ediyorsa değerlendirme için hekime başvurulması uygun olabilir.</p>

<p>Uyku felci riskini azaltmak mümkün mü?</p>

<p>Özellikle tekrarlayan uyku felcinde düzenli ve yeterli uyku önemli bir yaklaşım olarak kabul edilir. Her gün mümkün olduğunca benzer saatlerde yatmak ve kalkmak, sık uyku kaybından kaçınmak ve uyku düzenini korumak yararlı olabilir.</p>

<p>Uyku felcinin altında başka bir uyku bozukluğu bulunuyorsa yaklaşım buna göre değişebilir. Bu nedenle sık tekrarlayan ataklarda kişiye özel değerlendirme önemlidir.</p>

<p>Uyku felci sırasında ne yapılabilir?</p>

<p>Atağın geçici olduğunu ve uyku fizyolojisiyle ilişkili bulunduğunu bilmek bazı kişilerde korkunun kontrol edilmesini kolaylaştırabilir. Uyku felci çoğunlukla kendiliğinden sona erer.</p>

<p>Atağı yaşayan kişi tamamen hareket etmeye çalışmak yerine parmak gibi küçük bir vücut bölümünü hareket ettirmeye odaklanmayı deneyebilir. Ancak bunu herkes için atağı kesin olarak sonlandıran bir yöntem olarak görmek doğru değildir.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Ara sıra ortaya çıkan ve kısa sürede geçen uyku felci çoğunlukla özel bir tedavi gerektirmez. Ataklar sık tekrarlıyorsa, uyumaktan korkmaya yol açıyorsa, kişinin uykusunu ciddi biçimde bozuyorsa veya gündüz belirgin uykululuk eşlik ediyorsa sağlık profesyoneline başvurmak uygun olur.</p>

<p>Özellikle kontrol edilemeyen gündüz uyku atakları gibi başka belirtilerin bulunması durumunda altta yatan bir uyku bozukluğu açısından değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>Uyku dışında başlayan ani felç veya güçsüzlük ise uyku felci olarak değerlendirilmemelidir. Yüzde ani asimetri, kol veya bacakta aniden gelişen güç kaybı ya da konuşma bozukluğu gibi belirtiler varsa acil tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>American Academy of Sleep Medicine, International Classification of Sleep Disorders, Parasomnias</p>

<p>Stefani A, Tang Q. Recurrent Isolated Sleep Paralysis. Sleep Medicine Clinics, 2024. DOI: 10.1016/j.jsmc.2023.10.006</p>

<p>Hefnawy MT ve arkadaşları. Prevalence and Clinical Characteristics of Sleeping Paralysis: A Systematic Review and Meta-Analysis, 2024</p>

<p>NHS, Sleep Paralysis hasta bilgilendirmesi</p>

<p>Sleep Education, American Academy of Sleep Medicine, Sleep Paralysis Explained </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/uyaniksiniz-ama-hareket-edemiyorsunuz-karabasanin-bilimsel-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9945.jpeg" type="image/jpeg" length="30871"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kabuslardan Kurtulmak Mümkün mü? Tekrarlayan Kötü Rüyalar İçin Bilim Ne Diyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kabuslardan-kurtulmak-mumkun-mu-tekrarlayan-kotu-ruyalar-icin-bilim-ne-diyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kabuslardan-kurtulmak-mumkun-mu-tekrarlayan-kotu-ruyalar-icin-bilim-ne-diyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tekrarlayan kabuslar uykuyu ve gündüz yaşamını etkileyebilir. Araştırmalar, rüyanın daha güvenli bir senaryoyla yeniden yazılıp gündüz prova edildiği yöntemin bazı yetişkinlerde yarar sağlayabildiğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kabuslardan Kurtulmak Mümkün mü? Tekrarlayan Kötü Rüyalar İçin Bilim Ne Diyor?</p>

<p>Ara sıra kötü bir rüyayla uyanmak çoğu yetişkin için olağandışı değildir. Ancak kabuslar sıklaşıyor, kişiyi uykudan uyandırıyor, yeniden uyumayı zorlaştırıyor veya ertesi günün ruh halini ve işlevselliğini etkiliyorsa konu yalnızca “kötü bir gece” olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<p>Tekrarlayan kabuslar için en fazla araştırılan psikolojik yaklaşımlardan biri imgeleme prova terapisidir. İngilizce adıyla Imagery Rehearsal Therapy olarak bilinen yöntemde kişi kabusunun içeriğini hatırlar, daha az tehdit edici veya daha güvenli bir senaryoya dönüştürür ve yeni versiyonu uyanıkken zihninde tekrar eder.</p>

<p>Kabuslar neden olur?</p>

<p>Kabusların tek bir nedeni yoktur. Stres ve kaygı dönemleri kötü rüyaları artırabilir. Travmatik olaylar ve travma sonrası stres bozukluğu da tekrarlayan kabuslarla yakından ilişkilidir.</p>

<p>Uyku yoksunluğu, düzensiz uyku saatleri ve uykusuzluk da kabus görülme olasılığını artırabilir. Bazı kişilerde rahatsız edici film, görüntü veya haberlerle özellikle yatmadan hemen önce karşılaşmak da kötü rüyalarla ilişkilendirilebilir.</p>

<p>Bazı ilaçlar kabusları tetikleyebilir</p>

<p>Kabusların başlaması bazen kullanılan ilaçlarla aynı döneme denk gelebilir. Bazı antidepresanlar, bazı tansiyon ilaçları ve beta blokerler ile Parkinson hastalığında veya sigarayı bırakma sürecinde kullanılan bazı ilaçlar kabuslarla ilişkilendirilebilmektedir.</p>

<p>Bu durum ilacın kendi kendine bırakılması gerektiği anlamına gelmez. Kabuslar yeni bir ilaç başladıktan veya doz değişikliğinden sonra ortaya çıktıysa hekimle görüşmek daha güvenli bir yaklaşımdır.</p>

<p>Alkol ve bazı maddeler de etkili olabilir</p>

<p>Yoğun alkol veya madde kullanımı kadar bunların bırakılması sırasında yaşanan yoksunluk süreçleri de rüya içeriğini ve uykuyu etkileyebilir.</p>

<p>Bu nedenle yeni başlayan veya belirgin biçimde artan kabuslar değerlendirilirken yalnızca psikolojik stres değil; uyku düzeni, kullanılan ilaçlar, alkol ve diğer maddeler de göz önünde bulundurulur.</p>

<p>Kabusun sonunu değiştirmek işe yarayabilir mi?</p>

<p>İmgeleme prova terapisinin temelinde oldukça dikkat çekici bir yöntem bulunur: Kabus aynen tekrar tekrar düşünülmek yerine farklı bir hikâyeye dönüştürülür.</p>

<p>Örneğin sürekli kovalandığını gören bir kişi, terapötik çalışmada rüyanın devamını güvenli bir yere ulaştığı veya tehdidin ortadan kalktığı farklı bir senaryoyla yeniden kurgulayabilir. Ardından bu yeni senaryo uyanık olduğu saatlerde zihinsel olarak prova edilir.</p>

<p>Amaç kişinin “bir daha hiç kötü rüya görmemesini” garanti etmek değildir. Hedef kabusun tekrar sıklığını, yarattığı sıkıntıyı ve uyku üzerindeki etkisini azaltmaktır.</p>

<p>Araştırmalar ne gösteriyor?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Amerikan Uyku Tıbbı Akademisinin yetişkinlerde kabus bozukluğuna ilişkin değerlendirmesinde imgeleme prova terapisi hem kabus bozukluğu hem de travma sonrası stres bozukluğuyla ilişkili kabuslar için önerilen psikolojik yaklaşımlar arasında yer almaktadır.</p>

<p>2023 yılında yayımlanan ve yetişkinlerle yapılan çalışmaları değerlendiren sistematik derlemede de imgeleme prova terapisi ve benzeri maruz bırakma temelli psikolojik yaklaşımlar için kabus sıklığı, şiddeti ve yarattığı sıkıntının azaltılması açısından destekleyici kanıt bulundu.</p>

<p>Travmaya bağlı kabuslar üzerine yapılan farklı meta-analizler de imgeleme prova terapisinin yarar sağlayabileceğini bildiriyor. Bununla birlikte tedavinin etkisi kişiden kişiye değişebilir ve özellikle travma sonrası stres bozukluğu gibi eşlik eden durumlarda daha kapsamlı psikolojik değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>Evde kabus günlüğü tutmak yararlı olabilir</p>

<p>Tekrarlayan kabuslarda hangi günlerde kötü rüya görüldüğünü, uyku saatlerini ve o gün yaşanan belirgin stresleri not etmek örüntüyü fark etmeyi kolaylaştırabilir.</p>

<p>Kabusların yeni bir ilaçtan, vardiya değişikliğinden, uykusuzluk döneminden veya belirgin bir stres kaynağından sonra artıp artmadığını görmek de sağlık profesyoneliyle yapılacak değerlendirmeyi kolaylaştırabilir.</p>

<p>Uyku düzenini korumak neden önemli?</p>

<p>Yetersiz uyku ve düzensiz uyku saatleri kabuslarla ilişkili olabildiğinden mümkün olduğunca düzenli yatış ve kalkış saatlerinin korunması yararlı olabilir.</p>

<p>Gece boyunca sürekli uyanan, uzun süredir uyuyamayan veya başka bir uyku bozukluğundan şüphelenen kişilerde yalnızca kabusların değil genel uyku sorununun da değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Yatmadan önce zihni uyarmak kabusları artırabilir mi?</p>

<p>Herkeste aynı etki görülmese de korkutucu filmler, yoğun şiddet içeren görüntüler veya kişinin duygusal olarak zorlayıcı bulduğu haberlerle yatmadan hemen önce karşılaşmak bazı kişilerde kabuslarla bağlantılı olabilir.</p>

<p>Bu nedenle kendi kabuslarını hangi durumların tetiklediğini fark eden kişiler, özellikle uyku öncesindeki saatlerde bu uyaranları azaltmayı deneyebilir.</p>

<p>Kabus ne zaman bir sağlık sorunu sayılabilir?</p>

<p>Tek bir kötü rüya çoğunlukla hastalık anlamına gelmez. Ancak kabuslar sık tekrarlanıyorsa, uyumaktan kaçınmaya yol açıyorsa, uykuyu düzenli biçimde bölüyorsa veya gündüz yorgunluk, dikkat sorunu ve belirgin sıkıntıya neden oluyorsa profesyonel değerlendirme düşünülebilir.</p>

<p>Kabusların travmatik bir olaydan sonra başlaması, yoğun kaygı veya depresif belirtilerle birlikte görülmesi ya da kişinin ruhsal durumunu belirgin şekilde etkilemesi de değerlendirme için önemli nedenlerdir.</p>

<p>Her kabus aynı şekilde tedavi edilmez</p>

<p>Kabusların nedeni kişiden kişiye değiştiği için tek bir yöntem herkes için uygun değildir. Bazı kişilerde uyku düzeninin düzeltilmesi ve tetikleyicilerin azaltılması yeterli olabilirken, tekrarlayan kabus bozukluğunda yapılandırılmış psikolojik tedaviler gerekebilir.</p>

<p>Travma sonrası stres bozukluğu veya başka bir ruhsal sağlık sorunu eşlik ediyorsa tedavi yalnızca rüyaya değil altta yatan duruma da yönelik planlanabilir.</p>

<p>İlaç tedavisinin gerekip gerekmediğine ise kişinin sağlık durumu, kullandığı diğer ilaçlar ve kabusların nedeni değerlendirilerek hekim tarafından karar verilmelidir.</p>

<p>Kabusun yeniden yazılması nasıl bir yaklaşım?</p>

<p>İmgeleme prova terapisi basit görünse de esasen yapılandırılmış psikolojik bir tekniktir. Kabusun hatırlanması, hikâyenin değiştirilmesi ve yeni senaryonun uyanıkken zihinsel olarak prova edilmesi yaklaşımın temel parçalarıdır.</p>

<p>Araştırmalar özellikle kronik ve tekrarlayan kabus yaşayan bazı yetişkinlerde bu yöntemin kabus sıklığını ve kabusların yarattığı sıkıntıyı azaltabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Sık kabus görüyorsanız ne yapabilirsiniz?</p>

<p>Öncelikle kabusların ne sıklıkta yaşandığını ve uykuyu ne ölçüde etkilediğini gözlemlemek yararlı olabilir. Düzenli uyku saatleri oluşturmak, belirgin uyku yoksunluğunu azaltmak ve kişisel tetikleyicileri fark etmek ilk adımlar arasında yer alabilir.</p>

<p>Kabuslar devam ediyor veya yaşam kalitesini bozuyorsa aile hekimi, psikiyatri uzmanı, psikolog ya da uyku tıbbı alanında çalışan bir sağlık profesyoneliyle görüşülebilir. Özellikle tekrarlayan kabuslarda bilimsel olarak araştırılmış psikolojik tedavilerin bulunması, sorunun yalnızca katlanılması gereken bir gece deneyimi olmadığını gösteriyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>American Academy of Sleep Medicine — Position Paper for the Treatment of Nightmare Disorder in Adults, 2018</p>

<p>Morgenthaler ve arkadaşları — Position Paper for the Treatment of Nightmare Disorder in Adults, Journal of Clinical Sleep Medicine, 2018</p>

<p>Gieselmann ve arkadaşları — Psychosocial Treatments for Nightmares in Adults and Children: A Systematic Review, 2023</p>

<p>Yücel ve arkadaşları — Comparative Efficacy of Imagery Rehearsal Therapy and Prazosin in the Treatment of Trauma-Related Nightmares in Adults, Sleep Medicine Reviews, 2020</p>

<p>Casement ve Swanson — A Meta-Analysis of Imagery Rehearsal for Post-Trauma Nightmares, Clinical Psychology Review, 2012</p>

<p>Mayo Clinic — Nightmare Disorder: Symptoms and Causes</p>

<p>CNN Health — How to Stop Nightmares in Adults, 2020 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kabuslardan-kurtulmak-mumkun-mu-tekrarlayan-kotu-ruyalar-icin-bilim-ne-diyor</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9941.jpeg" type="image/jpeg" length="76058"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2 Milyon Kişilik Analiz: Şekerli ve Gazlı İçecekler Depresyon ve Kaygıyla İlişkilendirildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/2-milyon-kisilik-analiz-sekerli-ve-gazli-icecekler-depresyon-ve-kaygiyla-iliskilendirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/2-milyon-kisilik-analiz-sekerli-ve-gazli-icecekler-depresyon-ve-kaygiyla-iliskilendirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[59 çalışmayı ve 2 milyondan fazla kişiyi kapsayan analizde bazı şekerli ve gazlı içecekler depresyon veya kaygıyla ilişkili bulundu. Kahve ise depresyon açısından ters yönde bir ilişki gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2 Milyon Kişilik Analiz: Bazı İçecekler Depresyon ve Kaygıyla İlişkilendirildi</p>

<p>59 araştırmadan 2 milyondan fazla kişinin verilerini bir araya getiren sistematik derleme ve meta-analiz, alkolsüz içecek tüketimi ile depresyon, kaygı ve stres arasındaki ilişkileri değerlendirdi. Bulgular, bütün içecekleri aynı kefeye koymanın doğru olmadığını gösterdi: Şekerle tatlandırılmış, gazlı ve bazı popüler içeceklerde depresyon veya kaygıyla pozitif ilişki görülürken kahve depresyon açısından ters yönde bir ilişki gösterdi.</p>

<p>Ancak araştırma, belirli bir içeceğin depresyona ya da kaygıya doğrudan neden olduğunu kanıtlamıyor. Çalışmaların büyük bölümünün kesitsel olması, yani içecek tüketimi ile ruh sağlığının aynı dönemde değerlendirilmesi, neden-sonuç ilişkisi kurulmasını önemli ölçüde sınırlıyor.</p>

<p>2 milyondan fazla kişinin verileri incelendi</p>

<p>Depression and Anxiety dergisinde yayımlanan sistematik derleme ve meta-analizde araştırmacılar PubMed, Web of Science, PsycINFO ve EMBASE veri tabanlarında yer alan çalışmaları taradı. Taramaya 19 Kasım 2024'e kadar yayımlanan araştırmalar dahil edildi.</p>

<p>Analiz sonunda 59 çalışma ve 132 bağımsız rapordan toplam 2 milyon 50 bin 716 katılımcının verileri değerlendirildi. Çalışmalar 22 ülkede gerçekleştirilmişti. Dahil edilen araştırmaların yüzde 71,67'si orta, yüzde 20'si yüksek ve yüzde 8,33'ü düşük kalite kategorisinde değerlendirildi.</p>

<p>Depresyon açısından hangi içecekler öne çıktı?</p>

<p>İçecek türlerine göre yapılan analizde şekerle tatlandırılmış içecekler, bubble tea, gazlı içecekler, alkolsüz meşrubatlar, yapay tatlandırıcılı içecekler ve enerji içeceklerinin daha yüksek tüketimi depresyonla pozitif yönde ilişkili bulundu.</p>

<p>Birleştirilmiş sonuçlarda şekerle tatlandırılmış içeceklerde depresyon için olasılık oranı 1,29; bubble tea'de 2,62; gazlı içeceklerde 1,81; meşrubatlarda 1,39 olarak hesaplandı. Yapay tatlandırıcılı içecekler ve enerji içeceklerinde ise değer 1,30'du.</p>

<p>Bu rakamlar, bir içeceğin depresyon riskini kesin olarak bu oranlarda artırdığı anlamına gelmiyor. Değerler, incelenen araştırmalardaki ilişkilerin bir araya getirilmesiyle elde edilen istatistiksel tahminleri ifade ediyor.</p>

<p>Kahve neden farklı çıktı?</p>

<p>Kahve, depresyon analizinde diğer bazı içeceklerden farklı bir tablo ortaya koydu. Daha yüksek kahve tüketimi depresyonla ters yönde ilişkiliydi; birleştirilmiş olasılık oranı 0,87 olarak hesaplandı.</p>

<p>Bu bulgu yaklaşık yüzde 13 daha düşük depresyon olasılığıyla uyumlu olsa da kahvenin depresyondan koruduğunu kanıtlamıyor. Kahve içenlerle içmeyenler arasında beslenme, uyku, fiziksel aktivite, sigara kullanımı, sosyoekonomik koşullar ve başka yaşam tarzı özellikleri bakımından farklılıklar bulunabilir.</p>

<p>Kahve ile kaygı arasında ise meta-analizde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı.</p>

<p>Araştırmacılar, kahvedeki çeşitli biyoaktif bileşiklerin antioksidan özellikleri ve inflamasyonla ilişkili etkilerinin olası açıklamalar arasında bulunabileceğini tartıştı. Ancak bu mekanizmalar söz konusu meta-analizde doğrudan test edilmediğinden biyolojik açıklamaların kesinleşmiş sonuçlar olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.</p>

<p>Kaygı açısından bubble tea ve gazlı içecekler öne çıktı</p>

<p>Tüm alkolsüz içeceklerin birlikte değerlendirildiği analizde daha yüksek tüketim kaygıyla da ilişkiliydi. İçecek türleri ayrı değerlendirildiğinde özellikle bubble tea ve gazlı içeceklerde pozitif ilişki saptandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmada genel alkolsüz içecek tüketimi ile kaygı arasındaki birleştirilmiş olasılık oranı 1,31 olarak bildirildi. Bununla birlikte araştırmalar arasındaki yüksek farklılık ve sınırlı sayıdaki ileriye dönük çalışma, bu tahminlerin dikkatli yorumlanmasını gerektiriyor.</p>

<p>En dikkat çekici ilişki çocuk ve ergen gruplarında görüldü</p>

<p>Alt grup analizleri, depresyonla ilişkinin yalnızca çocuk ve ergenlerden oluşan araştırmalarda daha güçlü olduğunu gösterdi. Depresyon için bu gruptaki birleştirilmiş tahmin 1,39'du.</p>

<p>Kaygı açısından da en yüksek ilişki tahminlerinin çocuk ve ergen popülasyonlarında görüldüğü bildirildi. Bu bulgu, gençlerin içecek alışkanlıkları ile ruh sağlığı arasındaki ilişkinin uzun süreli ve daha güçlü araştırma tasarımlarıyla incelenmesi gerektiğine işaret ediyor.</p>

<p>Stres konusunda kanıt daha belirsiz</p>

<p>Depresyon ve kaygıdan farklı olarak stres için ana analiz istatistiksel olarak anlamlı değildi. Birleştirilmiş olasılık oranı 1,15 olarak hesaplandı ve güven aralığı istatistiksel anlamlılık sınırını içeriyordu.</p>

<p>Bir çalışma analizden çıkarıldığında ilişkinin anlamlı hale gelmesi, stres konusundaki sonucun belirli çalışmaların etkisine daha duyarlı olabileceğini gösterdi. Bu nedenle stresle ilgili kanıt depresyon ve kaygı bulgularına kıyasla daha belirsiz görünüyor.</p>

<p>Bulgular neden “bu içecekler depresyon yapıyor” anlamına gelmiyor?</p>

<p>Araştırmanın en önemli sınırlılıklarından biri, meta-analize dahil edilen çalışmaların büyük bölümünün kesitsel olması. Bu tür araştırmalarda bir kişinin içecek tüketimi ile ruh sağlığı arasındaki ilişki belirlenebilir ancak hangisinin önce geldiği her zaman anlaşılamaz.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, yüksek miktarda belirli içecekleri tüketmenin ruhsal sorunlara katkıda bulunması mümkün olabileceği gibi depresyon veya kaygı yaşayan kişilerin içecek tercihlerinin değişmesi de mümkün. Gözlemsel veriler tek başına bu iki olasılığı birbirinden kesin biçimde ayıramaz.</p>

<p>Nitekim depresyon için yalnızca ileriye dönük kohort çalışmalarının değerlendirildiği alt grupta genel ilişki istatistiksel olarak anlamlı değildi. Araştırmacılar ayrıca çalışmalar arasında yüksek istatistiksel heterojenlik bulunduğunu bildirdi.</p>

<p>İçecek tüketiminin birçok araştırmada kişilerin kendi bildirimlerine dayanması da ölçüm ve hatırlama hatalarına yol açabilir. Sosyoekonomik durum, genel beslenme kalitesi, fiziksel aktivite, uyku ve sigara kullanımı gibi etkenlerin bütün çalışmalarda aynı ölçüde kontrol edilmemesi de sonuçları etkileyebilir.</p>

<p>Günlük yaşam açısından ne anlam taşıyor?</p>

<p>Araştırmanın bulguları, depresyon veya kaygıyı önlemek amacıyla belirli miktarda kahve tüketilmesi gerektiği şeklinde yorumlanmamalı. Benzer biçimde tek başına belirli bir içeceğin depresyonun nedeni olduğu da söylenemez.</p>

<p>Buna karşılık şekerle tatlandırılmış, gazlı ve enerji içeceklerinin sık tüketimi ile ruh sağlığı arasındaki ilişkinin farklı araştırmalarda incelenmesi dikkat çekiyor. Daha güçlü bir sonuca ulaşılabilmesi için kişileri zaman içinde takip eden ileriye dönük araştırmalara ve uygun tasarlanmış müdahale çalışmalarına ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>Mevcut çalışma, günlük içecek tercihlerinin ruh sağlığıyla ilişkisini araştırmak için önemli bir veri havuzu sunuyor; ancak bireysel tüketim kararları açısından sonuçların neden-sonuç kanıtı olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Ouyang Y, Liang J, He X ve diğerleri. Nonalcoholic Beverage Consumption and the Risk of Depression, Anxiety, and Stress: A Systematic Review and Meta-Analysis. Depression and Anxiety, 2026. DOI: 10.1155/da/7404084</p>

<p>News-Medical. Some Popular Drinks Were Linked to Depression and Anxiety: Coffee Was Different. 2026. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/2-milyon-kisilik-analiz-sekerli-ve-gazli-icecekler-depresyon-ve-kaygiyla-iliskilendirildi</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9938.jpeg" type="image/jpeg" length="78108"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sadece Havuç Değil: Göz Sağlığını Destekleyen 10 Besin]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sadece-havuc-degil-goz-sagligini-destekleyen-10-besin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sadece-havuc-degil-goz-sagligini-destekleyen-10-besin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lutein, zeaksantin, A, C ve E vitaminleri, çinko ve omega-3 yağ asitleri gözün normal işlevleriyle ilişkilidir. Bu besin öğelerini sağlayan gıdalar dengeli beslenmenin parçası olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Göz sağlığı denildiğinde akla ilk gelen yiyecek çoğu zaman havuç oluyor. Oysa gözün normal işlevlerini destekleyen beslenme modeli çok daha geniş: koyu yeşil yapraklı sebzelerden yumurtaya, kırmızı biberden balığa kadar farklı besin grupları önemli besin öğeleri sağlayabiliyor.</p>

<p>Özellikle lutein ve zeaksantin, A, C ve E vitaminleri, çinko ile omega-3 yağ asitleri göz sağlığı bağlamında en çok incelenen besin öğeleri arasında. Bununla birlikte tek bir yiyeceğin görmeyi güçlendirdiğini veya göz hastalıklarını tek başına önlediğini söylemek bilimsel olarak doğru değil. Esas yaklaşım, çeşitli ve dengeli beslenme.</p>

<p>Göz sağlığı için öne çıkan 10 besin</p>

<p>Kırmızı biber</p>

<p>Kırmızı biber C vitamini açısından zengin besinlerden biri. Aynı zamanda çeşitli karotenoidler ve A vitamini öncülleri de sağlayabiliyor.</p>

<p>C vitamini antioksidan özellik taşıyor ve vücuttaki pek çok dokunun normal işlevlerinde görev alıyor. Göz sağlığı açısından değerlendirildiğinde C vitaminini tek bir besinden yüksek miktarda almak yerine sebze ve meyve çeşitliliğine odaklanmak daha doğru bir yaklaşım.</p>

<p>Ay çekirdeği ve kuruyemişler</p>

<p>Ay çekirdeği, badem, fındık ve yer fıstığı gibi besinler E vitamini kaynakları arasında bulunuyor. E vitamini hücreleri oksidatif hasardan korumaya katkıda bulunan antioksidan vitaminlerden biri.</p>

<p>Kuruyemişler ayrıca sağlıklı yağlar ve farklı mineraller sağladıkları için dengeli bir beslenme planına kolaylıkla eklenebilir. Ancak enerji yoğun olduklarından porsiyon miktarı da dikkate alınmalı.</p>

<p>Koyu yeşil yapraklı sebzeler</p>

<p>Ispanak, kara lahana ve benzeri koyu yeşil yapraklı sebzeler göz sağlığı denildiğinde özellikle dikkat çekiyor. Bunun temel nedenlerinden biri lutein ve zeaksantin içermeleri.</p>

<p>Lutein ve zeaksantin, retinanın merkezindeki makula bölgesinde de bulunan karotenoidlerdir. Bu nedenle yaşa bağlı makula dejenerasyonu üzerine yapılan beslenme araştırmalarının önemli başlıkları arasında yer alırlar.</p>

<p>Somon ve diğer yağlı balıklar</p>

<p>Somon, sardalya, uskumru ve bazı diğer yağlı balıklar EPA ve DHA adı verilen uzun zincirli omega-3 yağ asitlerini sağlar.</p>

<p>DHA retinanın yapısında bulunan önemli yağ asitlerinden biridir. Bununla birlikte omega-3 takviyelerinin her göz hastalığını önlediği veya tedavi ettiği söylenemez. Örneğin AREDS2 çalışmasında omega-3 takviyesi, yaşa bağlı makula dejenerasyonunun ilerlemesi açısından ek genel yarar göstermedi.</p>

<p>Tatlı patates</p>

<p>Turuncu renkli tatlı patates beta-karoten açısından zengin besinlerden biri. Beta-karoten vücutta gerektiğinde A vitaminine dönüştürülebiliyor.</p>

<p>A vitamini normal görmenin sürdürülmesi açısından gereklidir. Özellikle ciddi A vitamini eksikliği karanlıkta görme güçlüğü ve daha ileri göz sorunlarına yol açabilir. Ancak eksiklik bulunmayan kişilerde yüksek doz A vitamini almak görmeyi normalin üzerine çıkarmaz.</p>

<p>Yağsız et ve kümes hayvanları</p>

<p>Et ve kümes hayvanları çinko sağlayabilen besinler arasında. Çinko pek çok enzimin çalışmasına katılır ve göz dokularında da çeşitli biyolojik süreçlerde görev alır.</p>

<p>Çinko aynı zamanda yaşa bağlı makula dejenerasyonu konusunda araştırılan besin öğelerinden biridir. Ancak yüksek doz çinko içeren özel formüller normal beslenme tavsiyesiyle aynı şey değildir.</p>

<p>Fasulye, mercimek ve nohut</p>

<p>Hayvansal ürün tüketmeyen veya bitkisel kaynakları artırmak isteyenler için baklagiller önemli bir seçenek. Nohut, mercimek ve fasulye türleri çinkonun yanı sıra protein, lif ve çeşitli mineraller sağlar.</p>

<p>Bu nedenle göz sağlığını destekleyen genel beslenme modelinin yalnızca et veya balık üzerine kurulması gerekmez.</p>

<p>Yumurta</p>

<p>Yumurta sarısı lutein ve zeaksantin içeriyor. Yumurta ayrıca protein, yağ ve çeşitli mikro besin öğelerini tek bir gıdada sunuyor.</p>

<p>Lutein ve zeaksantin özellikle makula sağlığı konusunda araştırılan karotenoidler arasında. Yumurtayı tek başına koruyucu bir besin olarak görmek yerine sebze, meyve, baklagil, kuruyemiş ve balık gibi farklı besinlerle birlikte düşünmek daha doğru.</p>

<p>Kabak</p>

<p>Sarı ve turuncu kabak çeşitleri karotenoidler açısından dikkat çekiyor. Türüne göre beta-karoten, lutein ve zeaksantin gibi farklı bileşenler sağlayabiliyor.</p>

<p>Sebze ve meyvelerde renk çeşitliliğini artırmak, yalnızca göz sağlığı için değil genel beslenme kalitesi açısından da pratik bir yöntem.</p>

<p>Brokoli ve Brüksel lahanası</p>

<p>Brokoli ve Brüksel lahanası C vitamini başta olmak üzere çeşitli antioksidan bileşikler ve karotenoidler içeriyor.</p>

<p>Bu sebzeler, koyu yeşil yapraklı sebzelerle birlikte düşünüldüğünde göz sağlığı açısından araştırılan birçok besin öğesinin günlük beslenmeden alınmasına katkı sağlayabilir.</p>

<p>Hangi besin öğeleri göz sağlığında öne çıkıyor?</p>

<p>Göz sağlığıyla ilişkilendirilen besinlerin ortak noktası tek bir vitamin içermeleri değil. Farklı besinler farklı öğeler sağlıyor.</p>

<p>Lutein ve zeaksantin: Ispanak, koyu yeşil yapraklı sebzeler, yumurta sarısı, brokoli ve kabak.</p>

<p>A vitamini ve beta-karoten: Tatlı patates, havuç, kabak ve diğer turuncu renkli sebzeler.</p>

<p>C vitamini: Kırmızı biber, turunçgiller, çilek, brokoli ve Brüksel lahanası.</p>

<p>E vitamini: Ay çekirdeği, badem, fındık ve farklı kuruyemişler.</p>

<p>Çinko: Et, kümes hayvanları, deniz ürünleri ve baklagiller.</p>

<p>Omega-3 yağ asitleri: Somon, sardalya, uskumru ve diğer yağlı balıklar.</p>

<p>AREDS2 takviyeleri herkes için gerekli mi?</p>

<p>Hayır. Göz sağlığı konusunda besinlerle takviyeleri birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>

<p>ABD Ulusal Göz Enstitüsü tarafından yürütülen AREDS ve AREDS2 araştırmaları, belirli evrelerde yaşa bağlı makula dejenerasyonu bulunan kişiler için C ve E vitaminleri, çinko, bakır, lutein ve zeaksantin içeren özel bir formülün hastalığın ilerleme riskini azaltabildiğini gösterdi.</p>

<p>Bu sonuç, gözleri sağlıklı olan herkesin AREDS2 takviyesi kullanması gerektiği anlamına gelmiyor. Araştırmalardaki dozlar günlük beslenmeyle alınan miktarlardan çok daha yüksek ve formül belirli hasta grupları için değerlendiriliyor. Ulusal Göz Enstitüsü de uygun olup olmadığının göz hekimiyle görüşülmesini öneriyor.</p>

<p>Beta-karoten konusunda da önemli bir ayrıntı bulunuyor. AREDS2 formülünde beta-karoten yerine lutein ve zeaksantin tercih ediliyor; beta-karoten içeren önceki formüller özellikle sigara içen veya geçmişte sigara kullanmış kişiler açısından uygun kabul edilmiyor.</p>

<p>Göz sağlığını tek başına beslenmeye bırakmamak gerekiyor</p>

<p>Sağlıklı beslenme göz sağlığının yalnızca bir parçası. Görme değişikliklerinin erken fark edilmesi için gerektiğinde göz muayenesi, diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıkların kontrolü, sigaradan uzak durmak ve gözü aşırı ultraviyole ışınlarından korumak da önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ani görme kaybı, görüş alanında yeni karanlık bölge, ışık çakmaları, aniden belirginleşen çok sayıda uçuşan cisim veya şiddetli göz ağrısı gibi yakınmalar yalnızca beslenmeyle ilişkilendirilmemeli ve gecikmeden tıbbi değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>National Eye Institute — Age-Related Eye Disease Studies, AREDS ve AREDS2</p>

<p>National Eye Institute — AREDS/AREDS2 Frequently Asked Questions</p>

<p>National Center for Complementary and Integrative Health — Dietary Supplements for Eye Conditions</p>

<p>National Institutes of Health Office of Dietary Supplements — Vitamin A and Carotenoids</p>

<p>American Optometric Association — Diet and Nutrition</p>

<p>WebMD — 10 Foods That Are Good for Your Eyes, tıbbi değerlendirme güncellemesi 2024 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sadece-havuc-degil-goz-sagligini-destekleyen-10-besin</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 06:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9937.jpeg" type="image/jpeg" length="29503"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tansiyon Aleti Seçerken Marka Değil Bu Özellik Öne Çıkıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tansiyon-aleti-secerken-marka-degil-bu-ozellik-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tansiyon-aleti-secerken-marka-degil-bu-ozellik-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Evde tansiyon takibinde doğru cihaz kadar doğru manşet ve ölçüm tekniği de önemli. Güncel öneriler, klinik doğrulaması yapılmış otomatik üst kol cihazlarını öncelikli seçenek olarak gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Evde Tansiyon Aleti Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?</p>

<p>Evde tansiyon ölçümü, hipertansiyonun izlenmesinde ve sağlık profesyonelinin tedavinin etkisini değerlendirmesinde önemli bilgiler sağlayabiliyor. Ancak güvenilir bir sonuç için yalnızca bir tansiyon aleti satın almak yeterli değil; cihazın klinik olarak doğrulanmış olması, manşetin kola uygun gelmesi ve ölçümün doğru teknikle yapılması gerekiyor.</p>

<p>American Heart Association, ev kullanımı için otomatik ve üst kola takılan manşetli tansiyon cihazlarını tercih ediyor. Bilek ve parmak cihazları, rutin ev takibinde üst kol cihazlarına göre daha az güvenilir olabildiğinden ilk seçenek olarak önerilmiyor. 2025 hipertansiyon kılavuzu da evde tansiyon takibinin önemini vurgularken manşetsiz akıllı saat ve benzeri teknolojilerin tanı veya tedavi kararlarında henüz yeterince güvenilir olmadığını belirtiyor.</p>

<p>Markadan önce klinik doğrulamaya bakın</p>

<p>Bir tansiyon aletinin çok satılması, pahalı olması veya çok sayıda teknolojik özelliğe sahip olması tek başına ölçüm doğruluğunu göstermiyor.</p>

<p>Cihaz seçiminde en önemli noktalardan biri, modelin kabul edilmiş bir protokole göre bağımsız olarak doğrulanmış olması. ValidateBP ve STRIDE BP gibi programlar, doğrulama çalışmalarını belirli kriterlere göre değerlendirerek uygun cihazların listelerini oluşturuyor.</p>

<p>Bu ayrıntı özellikle önemli çünkü aynı markanın farklı modellerinin doğrulama durumu birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle yalnızca marka adına değil, satın alınacak cihazın tam modeline bakılması gerekiyor.</p>

<p>Üst koldan ölçen cihazlar neden öne çıkıyor?</p>

<p>Standart tansiyon ölçümünün temel bölgesi üst koldur. Otomatik üst kol cihazlarında manşet, brakiyal arter olarak adlandırılan ana kol atardamarının bulunduğu bölge üzerinden ölçüm yapar.</p>

<p>American Heart Association evde kullanım için otomatik üst kol cihazını öneriyor. Bilekten ölçüm yapan doğrulanmış cihazlar bazı özel durumlarda kullanılabilse de bileğin ölçüm sırasında kalp hizasında tutulması gibi teknik ayrıntılara daha hassastır.</p>

<p>Üst kola uygun manşet bulunamaması veya üst kol ölçümünün tıbbi nedenlerle uygun olmaması gibi durumlarda doğrulanmış bir bilek cihazı sağlık profesyonelinin önerisiyle alternatif olabilir.</p>

<p>Manşet ölçüsü cihaz kadar önemli</p>

<p>Tansiyon aleti seçerken en kolay gözden kaçan konulardan biri manşet boyutudur.</p>

<p>Manşetin kişinin kol çevresine uygun olmaması ölçümü bozabilir. Bu nedenle cihaz satın almadan önce üst kol çevresinin ölçülmesi ve üreticinin belirttiği manşet aralığıyla karşılaştırılması gerekir.</p>

<p>Özellikle çok ince veya geniş kola sahip kişilerde kutudan çıkan standart manşetin otomatik olarak uygun olduğu varsayılmamalı. Bazı cihazlarda farklı boyutlarda manşet seçenekleri bulunması bu nedenle önemli bir avantajdır.</p>

<p>Hangi özellikler gerçekten işe yarıyor?</p>

<p>Temel amaç doğru ve tekrarlanabilir tansiyon ölçümüdür. Bunun ardından kullanım kolaylığını artırabilecek özellikler değerlendirilebilir.</p>

<p>Evde kullanılacak cihazda şu özellikler yararlı olabilir:</p>

<p>Klinik olarak doğrulanmış model olması</p>

<p>Üst kola takılan otomatik manşet kullanması</p>

<p>Kol çevresine uygun manşet seçeneği bulunması</p>

<p>Sonuçları hafızada saklayabilmesi</p>

<p>Birden fazla kullanıcı için ayrı kayıt tutabilmesi</p>

<p>Büyük ve kolay okunabilir ekrana sahip olması</p>

<p>Birden fazla ölçümün ortalamasını gösterebilmesi</p>

<p>Bluetooth veya uygulama bağlantısı ise zorunlu bir özellik değildir. Düzenli kayıt tutmayı kolaylaştırıyorsa kullanışlı olabilir; ancak uygulama desteği ölçüm doğruluğunun yerine geçmez.</p>

<p>Akıllı saat tansiyon aletinin yerini tutar mı?</p>

<p>Giyilebilir teknolojiler tansiyon takibi açısından hızla gelişiyor. Buna karşın 2025 ACC/AHA hipertansiyon kılavuzu, manşetsiz cihazların doğruluk ve güvenilirliği daha iyi gösterilene kadar klinik karar vermek amacıyla kullanılmamasını öneriyor.</p>

<p>American Heart Association'ın 2025 tarihli bilimsel değerlendirmesinde de akıllı saat, yüzük, yama ve benzeri manşetsiz sistemlerin umut verici olduğu ancak hipertansiyon tanısı koymak veya tedaviyi yönlendirmek için henüz yeterince güvenilir kabul edilmediği belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle akıllı saatte görülen tansiyon değerleri, doğrulanmış üst kol cihazıyla yapılan standart ev ölçümünün yerine geçirilmemeli.</p>

<p>İyi cihaz yanlış kullanılırsa sonuç yine hatalı olabilir</p>

<p>En iyi tansiyon aleti bile doğru kullanılmadığında yanıltıcı sonuç verebilir.</p>

<p>Ölçümden önce en az beş dakika sakin biçimde oturulması öneriliyor. Ölçümden önceki 30 dakika içinde egzersiz, sigara ve kafeinli içeceklerden kaçınılması; mesanenin boş olması gerekiyor.</p>

<p>Ölçüm sırasında sırt desteklenmeli, ayaklar yere düz basmalı ve bacaklar çaprazlanmamalı. Kol desteklenerek kalp hizasında tutulmalı ve manşet giysinin üzerinden değil çıplak üst kola yerleştirilmeli.</p>

<p>Ölçüm sırasında konuşmamak veya telefonla ilgilenmemek de önemli.</p>

<p>Tek ölçüm yerine tekrar ölçüm daha değerlidir</p>

<p>Tansiyon gün içinde doğal olarak değişebilir. Bu nedenle tek bir değer kişinin genel tansiyon durumunu her zaman doğru biçimde yansıtmaz.</p>

<p>American Heart Association, ev ölçümünde her seferinde yaklaşık bir dakika arayla iki ölçüm yapılmasını ve değerlerin kaydedilmesini öneriyor. Ölçümlerin mümkün olduğunca benzer saatlerde yapılması karşılaştırmayı kolaylaştırıyor.</p>

<p>Evde elde edilen kayıtlar daha sonra doktorla paylaşılabilir. Ölçüm sıklığı ise kişinin sağlık durumuna ve takip amacına göre sağlık profesyoneliyle birlikte belirlenmeli.</p>

<p>Yeni cihazı doktor kontrolüne götürmek yararlı olabilir</p>

<p>Yeni alınan tansiyon aletinin bir sağlık kontrolüne götürülmesi de öneriliyor. Böylece kişinin manşeti doğru takıp takmadığı kontrol edilebilir ve ev cihazından alınan değerler klinikte kullanılan ekipmanla karşılaştırılabilir.</p>

<p>American Heart Association ayrıca ev cihazının doğruluğunun belirli aralıklarla yeniden kontrol edilmesini öneriyor.</p>

<p>Health editörlerinin 2026 değerlendirmesinde ne yapıldı?</p>

<p>Health tarafından Haziran 2026'da güncellenen ürün değerlendirmesinde 35 ev tipi tansiyon cihazı test edildi. Editörler, STRIDE BP ve ValidateBP doğrulama kriterlerini karşılayan cihazları değerlendirerek ölçüm tutarlılığı, kullanım kolaylığı, manşet uyumu, ekran, veri saklama ve taşınabilirlik gibi özellikleri karşılaştırdı.</p>

<p>Değerlendirmede sekiz model farklı kullanım ihtiyaçları açısından öne çıkarıldı. Ancak bir ürün sıralamasından daha önemli olan ortak nokta, önerilen modellerin üst koldan ölçüm yapması ve doğrulama kriterlerine göre seçilmiş olmasıydı.</p>

<p>Türkiye'de cihaz alırken ne yapılmalı?</p>

<p>Türkiye'de satılan modeller, ABD'deki veya başka ülkelerdeki ürün listeleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle yabancı bir listede belirli bir markanın bulunmasını tek başına satın alma gerekçesi yapmak yerine, Türkiye'de satılan cihazın tam model numarasının bağımsız doğrulama kaydının kontrol edilmesi daha doğru bir yaklaşım olur.</p>

<p>Satın alma kararında üç soru öne çıkıyor: Cihaz klinik olarak doğrulanmış mı, üst kol manşeti kişinin kol çevresine uyuyor mu ve cihaz günlük kullanım için yeterince kolay mı?</p>

<p>Bu üç kriter karşılandıktan sonra hafıza kapasitesi, uygulama bağlantısı, çoklu kullanıcı desteği ve ekran büyüklüğü gibi özellikler kişisel tercihe göre değerlendirilebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çok yüksek ölçümde ne yapılmalı?</p>

<p>Tek bir yüksek tansiyon ölçümü tek başına acil durum anlamına gelmez. Beklenmedik derecede yüksek bir değer görüldüğünde ölçüm tekniğinin doğru olduğundan emin olunarak ölçümün tekrarlanması gerekir.</p>

<p>American Heart Association, tansiyon 180/120 mmHg'nin üzerindeyse en az bir dakika sonra yeniden ölçüm yapılmasını öneriyor. Değer hâlâ bu düzeydeyse sağlık profesyoneliyle hızla iletişim kurulması gerekir.</p>

<p>180/120 mmHg'nin üzerindeki tansiyona göğüs ağrısı, nefes darlığı, güçsüzlük veya uyuşma, görmede değişiklik ya da konuşma güçlüğü gibi yeni belirtiler eşlik ediyorsa acil tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Evde tansiyon takibi doktor kontrolünün yerine geçmez. Ölçüm sonuçlarına bakarak tansiyon ilacını kendi kendine başlatmak, bırakmak veya dozunu değiştirmek uygun değildir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>American Heart Association, Home Blood Pressure Monitoring, son değerlendirme 2025</p>

<p>American Heart Association ve American College of Cardiology, 2025 High Blood Pressure Guideline, 2025</p>

<p>American Heart Association, Cuffless Devices for the Measurement of Blood Pressure bilimsel bildirisi, 2025</p>

<p>ValidateBP, Validated Device Listing</p>

<p>STRIDE BP, Validated Blood Pressure Monitors</p>

<p>Health, The 8 Best Blood Pressure Monitors of 2026, güncelleme 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tansiyon-aleti-secerken-marka-degil-bu-ozellik-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 06:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9936.jpeg" type="image/jpeg" length="17763"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Besni Devlet Hastanesi’nin Acı Günü: Genç Hemşire Muhammet Mustafa Özkan Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besni-devlet-hastanesinin-aci-gunu-genc-hemsire-muhammet-mustafa-ozkan-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besni-devlet-hastanesinin-aci-gunu-genc-hemsire-muhammet-mustafa-ozkan-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Besni Devlet Hastanesi’nde görev yapan 28 yaşındaki hemşire Muhammet Mustafa Özkan, Ankara’da sürdürdüğü kanser tedavisi sırasında hayatını kaybetti. Genç sağlık çalışanının vefatı ailesini, yakınlarını ve mesai arkadaşlarını yasa boğdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Besni Devlet Hastanesi’nde hemşire olarak görev yapan 28 yaşındaki Muhammet Mustafa Özkan hayatını kaybetti.</p>

<p>Bir süredir kanserle mücadele eden ve tedavisi Ankara’da devam eden Özkan’ın vefatı, ailesi ve yakınlarının yanı sıra birlikte görev yaptığı sağlık çalışanlarını da derin üzüntüye boğdu.</p>

<p>BESNİ DEVLET HASTANESİ’NDE BÜYÜK ÜZÜNTÜ</p>

<p>Genç yaşta yaşamını yitiren Muhammet Mustafa Özkan’ın vefatının ardından Besni Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Ali Helli de bir başsağlığı mesajı yayımladı.</p>

<p>Helli, çalışma arkadaşları Muhammet Mustafa Özkan’ın hayatını kaybetmesinden duyduğu üzüntüyü ifade ederek ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dileklerini iletti.</p>

<p>SON YOLCULUĞUNA ŞAMBAYAT’TA UĞURLANACAK</p>

<p>Muhammet Mustafa Özkan’ın cenazesi, 7 Eylül 2026 Pazartesi günü öğle namazının ardından Şambayat Ulu Camii’nde kılınacak cenaze namazı sonrası Şambayat Büyük Mezarlığı’nda toprağa verilecek.</p>

<p>Taziyelerin ise Şambayat Merinos Taziye Evi’nde kabul edileceği bildirildi.</p>

<p>SAĞLIK CAMİASININ ACI KAYBI</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Henüz 28 yaşında olan Özkan’ın vefatı, görev yaptığı hastanede ve çevresinde büyük üzüntüye neden oldu. Genç hemşirenin mesai arkadaşları ve sevenleri acı haberin ardından taziye dileklerini paylaştı.</p>

<p>Muhammet Mustafa Özkan’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve sağlık camiasına başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besni-devlet-hastanesinin-aci-gunu-genc-hemsire-muhammet-mustafa-ozkan-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9935.jpeg" type="image/jpeg" length="69140"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Egzama İçin Krem Nasıl Seçilir? Hangi İçerikler Tercih Edilmeli?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/egzama-icin-krem-nasil-secilir-hangi-icerikler-tercih-edilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/egzama-icin-krem-nasil-secilir-hangi-icerikler-tercih-edilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Egzamada doğru nemlendirici seçimi, cilt bariyerini destekleyip kuruluk ve kaşıntıyı azaltmaya yardımcı olabilir. Parfümsüz, kısa içerik listeli krem ve merhemler genellikle daha iyi tolere edilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Egzamalı ciltte nemlendirici seçerken yalnızca ürünün üzerinde “egzama için” yazmasına bakmak yeterli değil. Ürünün kıvamı, içerdiği nem tutucu ve bariyer destekleyici maddeler ile parfüm ve tahriş edici içeriklerden uzak olması daha önemli olabilir.</p>

<p>Atopik dermatit olarak da bilinen en yaygın egzama türünde cilt bariyeri yeterince güçlü çalışmaz. Cilt daha kolay su kaybeder; kuruluk, kaşıntı, çatlama ve hassasiyet gelişebilir. Düzenli nemlendirme bu nedenle tedavinin ve günlük bakımın temel parçalarından biridir.</p>

<p>Krem, losyon ve merhem arasındaki fark ne?</p>

<p>Nemlendirici ürünlerin yapısı birbirinden farklıdır. Losyonlar daha hafif ve kolay yayılır ancak genellikle daha fazla su içerdiğinden ciltteki etkileri daha kısa sürebilir.</p>

<p>Kremler losyonlara göre daha yoğun yapıdadır ve yağ oranları daha yüksektir. Günlük kullanım açısından birçok kişi için konforlu bir denge sağlayabilir.</p>

<p>Merhemler ise su kaybını azaltmada genellikle en güçlü seçenekler arasındadır. Yağlı his bırakabilmeleri nedeniyle herkes tarafından tercih edilmese de özellikle çok kuru ve çatlamaya eğilimli bölgelerde yararlı olabilir.</p>

<p>Egzama kremlerinde hangi içeriklere bakılmalı?</p>

<p>Egzamalı cilt için nemlendirici seçerken ürünün tamamı değerlendirilmelidir. Tek bir bileşenin bulunması ürünün herkes için uygun olduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte nem tutan, cilt bariyerini destekleyen ve su kaybını azaltan bazı içerikler egzamalı cilt bakımında öne çıkar.</p>

<p>Aşağıdaki tablo ürün etiketlerini daha hızlı değerlendirmeye yardımcı olabilir:</p>

<p>| Kategori | İçerik | Ne işe yarar? | Kullanım notu |<br />
|---|---|---|---|<br />
| TERCİH EDİLEBİLİR | Seramidler | Cilt bariyerinin doğal yağ yapısını desteklemeye yardımcı olur | Kuru ve bariyeri zayıflamış ciltler için uygun seçeneklerden biri olabilir |<br />
| TERCİH EDİLEBİLİR | Gliserin | Suyu cildin üst tabakalarında tutmaya yardımcı olur | Nemlendiricilerde yaygın kullanılır ve genellikle iyi tolere edilir |<br />
| TERCİH EDİLEBİLİR | Petrolatum | Cilt yüzeyinde koruyucu tabaka oluşturarak su kaybını azaltır | Özellikle çok kuru ve çatlamaya eğilimli ciltlerde yararlı olabilir |<br />
| TERCİH EDİLEBİLİR | Mineral yağ | Cilt yüzeyinden su kaybının azaltılmasına yardımcı olur | Oklüzif özellik taşıyan nemlendirici bileşenlerden biridir |<br />
| TERCİH EDİLEBİLİR | Dimetikon | Cilt yüzeyinde koruyucu bariyer oluşturmaya yardımcı olur | Nem kaybını azaltmayı amaçlayan ürünlerde kullanılabilir |<br />
| TERCİH EDİLEBİLİR | Hyalüronik asit | Cildin su tutmasına yardımcı olur | Nem desteği sağlayabilir ancak tek başına bariyer bakımının yerini tutmaz |<br />
| DİKKATLİ KULLANILMALI | Üre | Nem tutmaya ve kuru, kalınlaşmış cildin yumuşamasına yardımcı olabilir | Çatlak, iltihaplı veya çok hassas ciltte yanma ve batmaya neden olabilir |<br />
| DİKKATLİ KULLANILMALI | Lanolin | Yumuşatıcı ve su kaybını azaltıcı özellik gösterebilir | Bazı hassas kişilerde kontakt alerji gelişebilir |<br />
| DİKKATLİ KULLANILMALI | Bitkisel özler | Ürüne farklı bakım özellikleri kazandırmak amacıyla eklenebilir | “Doğal” olması egzamalı ciltte mutlaka güvenli olduğu anlamına gelmez |<br />
| DİKKATLİ KULLANILMALI | Bazı bitkisel yağlar | Cildi yumuşatabilir ve ürünün yağ fazına katkı sağlayabilir | Yağın türüne ve kişinin hassasiyetine göre tolerans değişebilir |<br />
| KAÇINILABİLİR | Parfüm ve koku vericiler | Ürüne koku kazandırır | Egzamalı ve hassas ciltte irritasyon veya kontakt alerji riskini artırabilir; parfümsüz ürünler genellikle daha uygun bir seçimdir |<br />
| KAÇINILABİLİR | Uçucu yağlar | Genellikle koku veya bitkisel özellik amacıyla eklenir | Bazıları hassas ciltte tahriş veya alerjik kontakt dermatite yol açabilir |<br />
| KAÇINILABİLİR | Sodyum lauril sülfat | Temizleyici ve köpürtücü yüzey aktif maddedir | Hassas ciltte bariyeri bozabilir ve irritasyonu artırabilir |</p>

<p>“Tercih edilebilir” ifadesi bu maddelerin her kişide sorunsuz olacağı anlamına gelmez. Aynı şekilde “kaçınılabilir” kategorisi mutlak bir yasak olarak değerlendirilmemelidir. Egzama kişiden kişiye değişir ve ürünün bütün formülü, konsantrasyonu ve kişinin hassasiyeti sonucu etkiler.</p>

<p>Seramid neden öne çıkıyor?</p>

<p>Seramidler cilt bariyerinin doğal yapısında bulunan yağ molekülleridir. Seramid içeren nemlendiriciler, özellikle bariyer bütünlüğü bozulmuş kuru ve egzamalı ciltlerde günlük bakımın bir parçası olarak tercih edilebilir.</p>

<p>Ancak tek bir bileşenin tüm egzama hastalarında aynı sonucu sağlaması beklenmemeli. Kişinin cilt hassasiyeti, egzamanın bulunduğu bölge, hastalığın şiddeti ve ürünün diğer içerikleri de toleransı etkileyebilir.</p>

<p>Parfümsüz ürünler neden tercih ediliyor?</p>

<p>Egzamalı cilt, tahriş edici veya alerjik temas reaksiyonlarına karşı daha hassas olabilir. Bu nedenle parfümsüz ürünler genellikle daha uygun bir seçenek olarak değerlendirilir.</p>

<p>Burada önemli bir etiket ayrıntısı bulunuyor: “Kokusuz” ifadesi her zaman “parfümsüz” anlamına gelmeyebilir. Bazı ürünlerde diğer kokuları maskelemek amacıyla koku verici bileşenler bulunabilir. Bu nedenle hassas cilt için ürün seçerken içerik listesini kontrol etmek yararlı olabilir.</p>

<p>Bitkisel özler ve uçucu yağlar “doğal” olmalarına rağmen hassas ciltte her zaman daha güvenli değildir. Bazı kişilerde irritasyon veya alerjik kontakt dermatite yol açabilirler.</p>

<p>Lanolin de bazı kişiler tarafından iyi tolere edilse de hassas bireylerde alerjen haline gelebilir.</p>

<p>Zeytinyağı egzamalı cilde sürülmeli mi?</p>

<p>Mutfakta sağlıklı bir yağ olarak bilinen zeytinyağının doğrudan cilde uygulanması aynı faydayı sağlayacağı anlamına gelmez. Zeytinyağının önemli bileşenlerinden oleik asidin cilt bariyeri üzerinde istenmeyen etkiler oluşturabileceğini düşündüren çalışmalar bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle egzama bakımında mutfakta kullanılan yağları rastgele cilde sürmek yerine hassas veya egzamalı cilt için formüle edilmiş, içeriği daha öngörülebilir ürünlerin kullanılması daha uygun olabilir.</p>

<p>Nemlendirici ne zaman sürülmeli?</p>

<p>Nemlendiriciyi banyo veya duş sonrasında, cilt henüz hafif nemliyken uygulamak suyun ciltte tutulmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Çok sıcak ve uzun duşlar ciltteki kuruluğu artırabileceğinden ılık su tercih edilebilir. Temizlik sonrasında cildi sert biçimde ovalamak yerine nazikçe kurulamak da hassas cilt açısından daha uygun bir yaklaşımdır.</p>

<p>Nemlendiricinin düzenli kullanılması yalnızca egzama alevlendiğinde değil, belirtilerin daha sakin olduğu dönemlerde de cilt bariyerinin desteklenmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Egzama kremi ile ilaçlı krem aynı şey değil</p>

<p>Reçetesiz kullanılan nemlendiriciler egzama bakımının önemli bir bölümünü oluştursa da aktif inflamasyonu her zaman tek başına kontrol edemez.</p>

<p>Orta veya şiddetli alevlenmelerde topikal kortikosteroidler, topikal kalsinörin inhibitörleri veya başka reçeteli topikal tedaviler gerekebilir. American Academy of Dermatology yetişkin atopik dermatit rehberlerinde nemlendiricilerin yanı sıra farklı topikal antiinflamatuvar tedavilere yer veriyor.</p>

<p>Bu nedenle nemlendirici ile tedavi amacıyla kullanılan ilaçlı kremleri birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>

<p>Özellikle kortizon içeren kremlerin gücü, uygulanacağı vücut bölgesi, kişinin yaşı ve kullanım süresi önemlidir. Bu ürünler gelişigüzel kullanılmamalı; özellikle çocuklarda, yüzde, göz çevresinde ve hassas bölgelerde tedavi sağlık profesyonelinin önerisine göre planlanmalıdır.</p>

<p>Ne zaman dermatoloğa başvurulmalı?</p>

<p>Düzenli nemlendirmeye rağmen egzama kontrol altına alınamıyorsa, sık tekrarlıyorsa, yayılıyorsa veya uyku ve günlük yaşamı belirgin biçimde etkiliyorsa dermatoloji değerlendirmesi gerekebilir.</p>

<p>Ciltte hızla artan ağrı, belirgin sıcaklık artışı, akıntı, sarı kabuklanma veya ateş gibi enfeksiyon düşündürebilecek bulgular gelişmesi halinde tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir.</p>

<p>Egzama için tek bir “en iyi krem” yok</p>

<p>Egzamalı ciltte herkes için geçerli tek bir en iyi nemlendiriciden söz etmek mümkün değildir. Cildin kuruluk düzeyi, egzamanın bulunduğu bölge, kişinin yaşı, ürünün yapısı ve içeriklere karşı bireysel hassasiyet seçimde etkili olabilir.</p>

<p>Genel olarak parfümsüz, mümkün olduğunca sade formüllü, cilt bariyerini destekleyen ve kişinin düzenli kullanabileceği bir nemlendirici iyi bir başlangıç noktası olabilir.</p>

<p>Yeni bir ürün belirgin yanma, kızarıklık, şişme veya kaşıntıda artış yapıyorsa kullanımın yeniden değerlendirilmesi ve gerektiğinde sağlık profesyoneline danışılması uygun olur.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Cleveland Clinic Health Essentials — How To Choose the Best Eczema Cream — 2026</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>American Academy of Dermatology — Guidelines of Care for the Management of Atopic Dermatitis in Adults With Topical Therapies — 2023</p>

<p>National Institute for Health and Care Excellence — Atopic Eczema: Diagnosis and Management </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/egzama-icin-krem-nasil-secilir-hangi-icerikler-tercih-edilmeli</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 23:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9931.jpeg" type="image/jpeg" length="84815"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CEA Nedir? Yüksek Çıkması Ne Anlama Gelir ve Neden Yükselir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cea-nedir-yuksek-cikmasi-ne-anlama-gelir-ve-neden-yukselir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cea-nedir-yuksek-cikmasi-ne-anlama-gelir-ve-neden-yukselir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CEA, özellikle kolorektal kanser başta olmak üzere bazı kanserlerin tedavi ve takip sürecinde kullanılan bir tümör belirtecidir. Ancak CEA yüksekliği tek başına kanser tanısı koydurmaz; sigara kullanımı, karaciğer hastalıkları ve bazı inflamatuvar hastalıklar da değeri yükseltebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Kan tahlilinde CEA değerinin yüksek görülmesi, testin “tümör belirteci” olarak bilinmesi nedeniyle ciddi kaygıya neden olabilir. Ancak CEA sonucunun referans aralığının üzerinde olması, tek başına kişinin kanser olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>CEA özellikle kolorektal kanser tanısı konmuş kişilerde tedavinin etkisini ve tedavi sonrasında hastalığın yeniden ortaya çıkıp çıkmadığını izlemeye yardımcı olmak amacıyla kullanılabilir. Bazı başka kanserlerde de yükselebilir. Buna karşılık sigara kullanımı, karaciğer hastalıkları, inflamatuvar bağırsak hastalıkları ve bazı diğer kanser dışı durumlar CEA seviyesini artırabilir.</p>

<p>Bu nedenle CEA sonucu tek başına değil; kişinin öyküsü, muayenesi, görüntüleme sonuçları ve gerektiğinde diğer laboratuvar ve patoloji bulgularıyla birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Kısaca CEA</p>

<p>CEA, “karsinoembriyonik antijen” adı verilen ve kanda ölçülebilen bir tümör belirtecidir.</p>

<p>En yaygın kullanım alanlarından biri kolorektal kanser tedavisinin ve tedavi sonrası takibin desteklenmesidir.</p>

<p>CEA yüksekliği kanser nedeniyle ortaya çıkabilir, ancak kanser dışı nedenlerle de yükselebilir. Normal bir CEA sonucu da tek başına kanser bulunmadığını kanıtlamaz.</p>

<p>CEA nedir?</p>

<p>CEA, karsinoembriyonik antijenin kısaltmasıdır. Anne karnındaki gelişim sırasında daha yüksek miktarlarda bulunan bu protein doğumdan sonra belirgin biçimde azalır ve sağlıklı yetişkinlerin kanında genellikle düşük düzeylerde bulunur.</p>

<p>Bazı kanser hücreleri daha fazla CEA üretebildiğinden kandaki CEA düzeyi tümör belirteci olarak kullanılabilir.</p>

<p>Ancak CEA yalnızca kanser hücrelerine özgü değildir. Bu özellik, testin neden tek başına kanser tanısı koymak için kullanılamadığını açıklayan temel noktalardan biridir.</p>

<p>CEA neyi gösterir?</p>

<p>CEA özellikle daha önce CEA üreten bir kanser tanısı almış kişilerde hastalığın zaman içindeki seyri hakkında yardımcı bilgi sağlayabilir.</p>

<p>Tedavi öncesinde yüksek olan CEA’nın tedaviyle düşmesi, diğer klinik bulgularla birlikte değerlendirildiğinde tedavi yanıtını destekleyebilir. Tedavi sonrasında yeniden yükselmesi ise hastalığın tekrarlaması açısından araştırma gerektirebilir.</p>

<p>CEA’nın en bilinen kullanım alanı kolorektal kanserdir. Bunun yanında bazı akciğer, pankreas, mide, meme, yumurtalık ve medüller tiroid kanserlerinde de yükselebilir.</p>

<p>CEA testi neden istenir?</p>

<p>Hekim CEA testini şu amaçlarla isteyebilir:</p>

<ul>
 <li>Kolorektal kanser tanısı bulunan kişilerde tedavinin etkisini izlemek</li>
 <li>Tedavi öncesindeki CEA düzeyini belirlemek</li>
 <li>Tedavi sırasında CEA’nın zaman içindeki değişimini takip etmek</li>
 <li>Kolorektal kanser tedavisi sonrasında olası nüksü değerlendirmeye yardımcı olmak</li>
 <li>CEA üretebilen bazı diğer kanserlerin takip sürecine ek bilgi sağlamak</li>
 <li>Klinik değerlendirme ve diğer incelemelerle birlikte hastalığın seyri hakkında bilgi edinmek</li>
</ul>

<p>CEA’nın hangi sıklıkta ölçüleceği ve hangi hastalarda kullanılacağı kişiye ve kanser türüne göre değişir.</p>

<p>CEA normal değeri nedir?</p>

<p>CEA için referans aralığı kullanılan laboratuvar yöntemine göre değişebilir.</p>

<p>Yaygın kullanılan referanslardan birinde sigara içmeyen yetişkinler için yaklaşık 0-2,5 ng/mL aralığı verilir. Sigara kullananlarda ise CEA doğal olarak biraz daha yüksek olabilir ve bazı laboratuvarlarda 5 ng/mL’ye kadar değerler referans sınırları içinde değerlendirilebilir.</p>

<p>Ancak internette görülen bu rakamlar kişinin kendi laboratuvarının referans aralığının yerine geçmez.</p>

<p>Ayrıca CEA’nın laboratuvar referans üst sınırının aşılması ile “kanser sınırı” aynı kavram değildir.</p>

<p>CEA sonucu nasıl yorumlanır ve e-Nabız raporu nasıl okunur?</p>

<p>e-Nabız veya laboratuvar sonucunda CEA’nın yanında H işareti görülmesi, sonucun o laboratuvarın referans üst sınırının üzerinde olduğu anlamına gelir.</p>

<p>H işareti “kanser pozitif” anlamına gelmez.</p>

<p>CEA yorumlanırken kişinin sigara kullanıp kullanmadığı özellikle önemlidir. Sigara CEA düzeyinin kanser bulunmadan da yükselmesine yol açabilir.</p>

<p>Sonuç değerlendirilirken önceki CEA değerleri de önem taşır. Kanser takibinde tek bir ölçümden çok, uygun klinik koşullarda zaman içindeki eğilim daha anlamlı olabilir.</p>

<p>CEA yüksekliği neden olur?</p>

<p>CEA yüksekliğinin nedenleri iki ana grupta düşünülebilir: kanserle ilişkili nedenler ve kanser dışı nedenler.</p>

<p>CEA şu kanserlerde yükselebilir:</p>

<ul>
 <li>Kolon ve rektum kanserleri</li>
 <li>Akciğer kanseri</li>
 <li>Pankreas kanseri</li>
 <li>Mide kanseri</li>
 <li>Meme kanseri</li>
 <li>Yumurtalık kanseri</li>
 <li>Medüller tiroid kanseri</li>
 <li>Bazı diğer gastrointestinal ve ürogenital kanserler</li>
</ul>

<p>Ancak kanser dışında da CEA yüksekliği görülebilir.</p>

<p>Bunlar arasında:</p>

<ul>
 <li>Sigara kullanımı</li>
 <li>Karaciğer sirozu ve diğer bazı karaciğer hastalıkları</li>
 <li>Safra kesesi ve safra yollarına ilişkin bazı hastalıklar</li>
 <li>Crohn hastalığı</li>
 <li>Ülseratif kolit</li>
 <li>Divertikülit</li>
 <li>Kronik obstrüktif akciğer hastalığı</li>
 <li>Bazı inflamatuvar ve otoimmün hastalıklar</li>
 <li>Bazı mide hastalıkları</li>
</ul>

<p>yer alabilir.</p>

<p>Dolayısıyla yalnızca CEA yüksekliğine bakılarak nedenin kanser olduğu söylenemez.</p>

<p>CEA yüksekliği her zaman kanser mi?</p>

<p>Hayır. CEA yüksekliği her zaman kanser anlamına gelmez.</p>

<p>Özellikle sigara kullanan kişilerde CEA kanser olmadan da yüksek bulunabilir. Karaciğer hastalıkları, inflamatuvar bağırsak hastalıkları ve başka iyi huylu durumlar da değeri artırabilir.</p>

<p>Tersi de doğrudur: Bir kişide kanser bulunmasına rağmen CEA normal olabilir.</p>

<p>Bu nedenle yüksek CEA kanseri kesinleştirmez, normal CEA da kanseri kesin olarak dışlamaz.</p>

<p>CEA hangi kanserlerde yükselir?</p>

<p>CEA en güçlü biçimde kolorektal kanserle ilişkilendirilir ve bu kanserde takip amacıyla yaygın olarak kullanılır.</p>

<p>CEA artışı ayrıca bazı:</p>

<ul>
 <li>Akciğer</li>
 <li>Pankreas</li>
 <li>Mide</li>
 <li>Meme</li>
 <li>Yumurtalık</li>
 <li>Tiroid</li>
</ul>

<p>kanserlerinde görülebilir.</p>

<p>Ancak CEA’nın hangi organdan kaynaklandığını tek başına söyleme kapasitesi yoktur.</p>

<p>Örneğin yüksek CEA sonucuna bakılarak “kanser kolonda” veya “kanser akciğerde” şeklinde bir sonuca varılamaz.</p>

<p>CEA kolon kanserini gösterir mi?</p>

<p>CEA kolon ve rektum kanserlerinde yükselebilir, ancak tek başına kolorektal kanser tanısı koydurmaz.</p>

<p>CEA’nın yanlış pozitif ve yanlış negatif sonuç verebilmesi nedeniyle kolorektal kanserin genel toplum taramasında tek başına kullanılabilecek bir test olmadığı kabul edilir.</p>

<p>Kolorektal kanser taramasında kişinin yaşına ve risk durumuna göre dışkı testleri, kolonoskopi ve diğer kabul edilmiş tarama yöntemleri kullanılır.</p>

<p>CEA daha çok tanısı konmuş uygun hastalarda takip amacıyla değer taşır.</p>

<p>CEA kanser tarama testi midir?</p>

<p>CEA genel toplumda kanser taraması için uygun bir test değildir.</p>

<p>Bunun iki temel nedeni vardır:</p>

<p>Kanser bulunmayan kişilerde CEA yüksek çıkabilir.</p>

<p>Kanser bulunan bazı kişilerde ise CEA normal kalabilir.</p>

<p>Bu özellikler testin sağlıklı kişilere uygulanarak “vücutta kanser var mı?” sorusunun cevabını güvenilir şekilde vermesine engel olur.</p>

<p>Tümör belirteci olması, CEA’nın genel bir “kanser testi” olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>CEA sonucu tek başına ne ifade etmez?</p>

<p>Tek bir CEA sonucu:</p>

<ul>
 <li>Kanser tanısı koydurmaz</li>
 <li>Kolon kanserini kesinleştirmez</li>
 <li>Kanserin hangi organda olduğunu göstermez</li>
 <li>Kanserin evresini tek başına belirlemez</li>
 <li>Hastalığın yayıldığını tek başına kanıtlamaz</li>
 <li>Normal çıktığında kanseri kesin olarak dışlamaz</li>
</ul>

<p>Şüpheli durumlarda tanı; klinik değerlendirme, görüntüleme, endoskopik incelemeler ve gerektiğinde biyopsi gibi yöntemlerle konur.</p>

<p>CEA kaç olursa tehlikeli?</p>

<p>CEA için herkese uygulanabilecek tek bir “tehlikeli değer” bulunmaz.</p>

<p>Laboratuvar referans sınırının üzerinde olmak ile acil bir sağlık tehlikesi içinde olmak aynı şey değildir.</p>

<p>CEA değeri ne kadar yüksek olursa olsun tek başına kanser tanısı koydurmaz. Sonucun büyüklüğü, kişinin sigara kullanımı, bilinen hastalıkları, önceki CEA değerleri ve diğer inceleme sonuçları birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Özellikle kanser nedeniyle izlenen bir kişide zaman içinde sürekli yükselen CEA, yeniden değerlendirme gerektirebilir. Ancak bu durumda bile karar yalnızca tümör belirtecine dayanmaz.</p>

<p>Sigara CEA’yı yükseltir mi?</p>

<p>Evet. Sigara kullanımı CEA seviyesini yükseltebilir.</p>

<p>Bu nedenle sigara içenlerde referans değerleri sigara içmeyenlere göre farklı değerlendirilebilir.</p>

<p>CEA sonucu yorumlanırken kişinin sigara kullanımının bilinmesi önemlidir. Sigara nedeniyle oluşabilecek yükselme, yüksek sonucun otomatik olarak kanserle ilişkilendirilmemesi gerektiğinin örneklerinden biridir.</p>

<p>CEA düşmesi ne anlama gelir?</p>

<p>Kanser tedavisinden önce CEA yüksek olan bir hastada tedavi sırasında değerin düşmesi tedaviye yanıtla uyumlu olabilir.</p>

<p>Ancak CEA düşüklüğü veya düşüşü tek başına kanserin tamamen ortadan kalktığını kanıtlamaz.</p>

<p>Tedavi yanıtının değerlendirilmesinde görüntüleme ve diğer klinik bulgular da kullanılır.</p>

<p>CEA yeniden yükselirse ne anlama gelir?</p>

<p>Daha önce CEA yüksekliği bulunan ve kanser tedavisi tamamlanan bir kişide takip sırasında CEA’nın yeniden yükselmesi hastalığın tekrarlaması açısından değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>CEA bu nedenle özellikle kolorektal kanserin belirli takip programlarında kullanılabilir.</p>

<p>Ancak tek bir yüksek ölçümle nüks tanısı konmaz. Sonucun tekrar edilmesi, zaman içindeki eğilimin incelenmesi ve görüntüleme gibi başka değerlendirmeler gerekebilir.</p>

<p>CEA nasıl düşer?</p>

<p>CEA’yı düşürmeye yönelik genel bir ilaç, diyet veya takviye yaklaşımı yoktur.</p>

<p>Önemli olan CEA’nın neden yüksek olduğunu belirlemektir.</p>

<p>Yükseklik sigara veya kanser dışı başka bir hastalıkla ilişkiliyse nedenin yönetilmesi sonucunda değer değişebilir. Kanser nedeniyle yüksek olan CEA ise hastalığın tedavisi sırasında takip edilebilir.</p>

<p>Yalnızca laboratuvar rakamını düşürmek amacıyla kontrolsüz ilaç veya takviye kullanılması uygun değildir.</p>

<p>CEA için hangi durumlarda doktora başvurulmalıdır?</p>

<p>CEA testi referans aralığının üzerinde çıktıysa öncelikle testin hangi nedenle istendiği değerlendirilmelidir.</p>

<p>Daha önce kanser tanısı olmayan bir kişide yüksek CEA, tek başına kanser anlamına gelmez; ancak nedeni hekimin klinik değerlendirmesiyle araştırılabilir.</p>

<p>Daha önce kolorektal veya CEA ile takip edilen başka bir kanser tanısı bulunan kişilerde, seri ölçümlerde yükselme görülmesi takip eden hekim tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>Açıklanamayan kilo kaybı, dışkılama alışkanlığında kalıcı değişiklik, dışkıda kan, devam eden karın ağrısı veya başka yeni ve kalıcı yakınmalar varsa yalnızca CEA sonucuna odaklanılmamalı; belirtilerin nedeni ayrıca araştırılmalıdır.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>CEA yüksek çıktı, kanser miyim?</p>

<p>Hayır. CEA yüksekliği tek başına kanser tanısı değildir. Sigara kullanımı, karaciğer hastalıkları, inflamatuvar bağırsak hastalıkları ve başka kanser dışı durumlar da CEA’yı yükseltebilir.</p>

<p>CEA normal çıkarsa kanser olmadığı kesin midir?</p>

<p>Hayır. Bazı kanserler CEA’yı yükseltmez. Bu nedenle normal CEA sonucu tek başına kanseri dışlamak amacıyla kullanılamaz.</p>

<p>CEA testi için aç olmak gerekir mi?</p>

<p>CEA kan testi için çoğunlukla özel bir açlık hazırlığı gerekmez. Ancak beraberinde başka testler istenmişse laboratuvarın veya hekimin verdiği hazırlık talimatları uygulanmalıdır.</p>

<p>Sigara CEA sonucunu ne kadar etkiler?</p>

<p>Sigara kullanan kişilerde CEA düzeyi sigara içmeyenlere göre daha yüksek olabilir. Bu nedenle laboratuvarın referans aralığı ve kişinin sigara kullanımı sonuç yorumlanırken birlikte dikkate alınır.</p>

<p>CEA yüksekliğinde hangi doktora gidilir?</p>

<p>Bu durum testin neden istendiğine bağlıdır. Daha önce kanser tanısı bulunan kişinin öncelikle takip eden onkoloji veya ilgili branş hekimiyle görüşmesi uygundur. Yeni saptanan bir yükseklikte ise testi isteyen hekim klinik bulgulara göre gastroenteroloji, genel cerrahi, göğüs hastalıkları veya başka bir branşa yönlendirme yapabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>U.S. National Library of Medicine. CEA Test. MedlinePlus Medical Test, 2026.</li>
 <li>U.S. National Library of Medicine. CEA Blood Test. MedlinePlus Medical Encyclopedia.</li>
 <li>National Cancer Institute. Tumor Marker Tests in Common Use. Carcinoembryonic Antigen (CEA).</li>
 <li>National Cancer Institute. Colon Cancer Treatment (PDQ®), Health Professional Version.</li>
 <li>National Cancer Institute. NCI Dictionary of Cancer Terms: Carcinoembryonic Antigen. </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cea-nedir-yuksek-cikmasi-ne-anlama-gelir-ve-neden-yukselir</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 22:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/genel/i-m-g-7337.jpeg" type="image/jpeg" length="41537"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CA 19-9 Nedir, Kaç Olmalı? Yüksekliği Her Zaman Kanser mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ca-19-9-nedir-kac-olmali-yuksekligi-her-zaman-kanser-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ca-19-9-nedir-kac-olmali-yuksekligi-her-zaman-kanser-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CA 19-9, özellikle pankreas ve safra yolları kanserlerinin izleminde kullanılan bir tümör belirtecidir. Ancak yüksek CA 19-9 tek başına kanser tanısı koydurmaz; safra yolu tıkanıklığı ve pankreatit gibi kanser dışı durumlarda da yükselebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kan tahlili sonucunda “CA 19-9 yüksek” ifadesini görmek, doğal olarak kanser endişesine yol açabilir. Testin tümör belirteci olarak adlandırılması da bu kaygıyı artırabilir. Oysa CA 19-9’un referans aralığının üzerinde bulunması, kişinin kanser olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>CA 19-9 özellikle pankreas kanseri başta olmak üzere bazı gastrointestinal kanserlerle ilişkili olabilir. Buna karşılık pankreatit ve safra yolu tıkanıklığı gibi iyi huylu durumlarda da yükselebilir. Bazı kişiler ise genetik özellikleri nedeniyle CA 19-9’u çok az üretir veya hiç üretemez. Bu nedenle testin hem yüksek hem de normal sonuçları klinik bağlam içinde değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kısaca CA 19-9</p>

<p>CA 19-9, kanda ölçülebilen bir tümör belirtecidir. En bilinen kullanım alanlarından biri pankreas kanseri bulunan hastalarda hastalığın ve tedaviye yanıtın izlenmesidir.</p>

<p>CA 19-9’un yüksek çıkması tek başına kanser tanısı değildir. Kanser dışı hastalıklar da değeri yükseltebilir ve bazı kanser hastalarında CA 19-9 normal kalabilir.</p>

<p>Bu nedenle CA 19-9, tek başına “kanser var mı, yok mu?” sorusuna yanıt veren bir test olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<p>CA 19-9 nedir?</p>

<p>CA 19-9, “Carbohydrate Antigen 19-9” olarak adlandırılan ve kanda ölçülebilen bir tümör belirtecidir.</p>

<p>Hem normal hücreler hem de bazı kanser hücreleri CA 19-9 ile ilişkili antijeni kana bırakabilir. Bu nedenle “tümör belirteci” ifadesi, maddenin yalnızca tümör hücreleri tarafından üretildiği anlamına gelmez.</p>

<p>CA 19-9 en çok pankreas kanseriyle ilişkilendirilse de safra yolu, safra kesesi ve bazı mide-bağırsak sistemi kanserlerinde de yükselebilir.</p>

<p>CA 19-9 neyi gösterir?</p>

<p>CA 19-9 özellikle daha önce pankreas veya bazı safra yolu kanserleri tanısı konmuş kişilerde hastalığın seyri ve tedaviye yanıt hakkında yardımcı bilgi sağlayabilir.</p>

<p>Tek bir ölçümden çok, uygun hastalarda zaman içindeki değişimin değerlendirilmesi daha anlamlı olabilir. Tedavi sırasında düşmesi tedavi yanıtıyla ilişkili olabilirken yeniden yükselmesi hastalığın ilerlemesi veya tekrarlaması açısından araştırma gerektirebilir.</p>

<p>Ancak bu değişiklikler de tek başına karar vermek için yeterli değildir. Görüntüleme, klinik bulgular ve gerektiğinde patolojik değerlendirme ile birlikte ele alınır.</p>

<p>CA 19-9 testi neden istenir?</p>

<p>Hekim CA 19-9 testini klinik duruma göre şu amaçlarla isteyebilir:</p>

<ul>
 <li>Pankreas kanseri tanısı bulunan hastalarda tedavi yanıtının izlenmesine yardımcı olmak</li>
 <li>Hastalığın seyri hakkında ek bilgi edinmek</li>
 <li>Tedavi sonrasında olası nüksü değerlendirmeye yardımcı olmak</li>
 <li>Safra yolu ve bazı diğer gastrointestinal kanserlerde takip amacıyla kullanmak</li>
 <li>Pankreas veya safra yollarıyla ilgili şüpheli klinik ve görüntüleme bulgularını diğer incelemelerle birlikte değerlendirmek</li>
</ul>

<p>CA 19-9 tek başına kanser tanısı koymak amacıyla kullanılmamalıdır.</p>

<p>CA 19-9 normal değeri nedir?</p>

<p>CA 19-9 için kullanılan referans üst sınırı laboratuvar yöntemine göre değişebilir. Birçok laboratuvarda yaklaşık 35-37 U/mL civarında bir üst sınır kullanılsa da kişinin kendi laboratuvar raporunda belirtilen referans aralığı esas alınmalıdır.</p>

<p>Referans aralığının üzerinde sonuç almak ile kanser tanısı almak aynı şey değildir.</p>

<p>Ayrıca laboratuvarın “normal” sınırı ile kanser tanısı koyduran bir eşik birbirinden farklı kavramlardır. CA 19-9 için herkese uygulanabilecek ve aşıldığında “kesin kanser” anlamına gelen bir değer yoktur.</p>

<p>CA 19-9 sonucu nasıl yorumlanır ve e-Nabız raporu nasıl okunur?</p>

<p>e-Nabız veya laboratuvar raporunda CA 19-9 sonucunun yanında H işareti görülmesi, değerin o laboratuvarın referans üst sınırından yüksek olduğunu gösterir.</p>

<p>Bu işaret “kanser pozitif” anlamına gelmez.</p>

<p>Sonucun yorumlanmasında değerin ne kadar yüksek olduğu kadar kişinin şikâyetleri, daha önce bilinen hastalıkları, karaciğer ve safra yolu testleri, görüntüleme sonuçları ve CA 19-9’un zaman içindeki seyri dikkate alınabilir.</p>

<p>Özellikle safra yolu tıkanıklığı gibi durumlar CA 19-9’u yükseltebildiğinden tek bir sonuç üzerinden hüküm verilmemelidir.</p>

<p>CA 19-9 yüksekliği neden olur?</p>

<p>CA 19-9 yüksekliği hem kötü huylu hem de iyi huylu durumlarda görülebilir.</p>

<p>Kanserle ilişkili olabilecek durumlar arasında pankreas, safra yolu, safra kesesi ve bazı mide-bağırsak sistemi kanserleri bulunur.</p>

<p>Kanser dışı nedenler arasında ise özellikle:</p>

<ul>
 <li>Safra yolu tıkanıklığı</li>
 <li>Pankreatit</li>
 <li>Bazı karaciğer ve safra yolu hastalıkları</li>
 <li>Safra yollarındaki inflamatuvar durumlar</li>
</ul>

<p>yer alabilir.</p>

<p>Bu nedenle yüksekliğin nedeni yalnızca CA 19-9 sonucuna bakılarak belirlenemez.</p>

<p>CA 19-9 yüksekliği her zaman kanser mi?</p>

<p>Hayır. CA 19-9 yüksekliği tek başına kanser anlamına gelmez.</p>

<p>Bu, CA 19-9 hakkında bilinmesi gereken en önemli noktalardan biridir. İyi huylu pankreas ve safra yolu hastalıkları da belirgin yükselmelere neden olabilir.</p>

<p>Tersi de mümkündür: Kanser bulunmasına rağmen CA 19-9 normal olabilir. Bazı kişiler genetik özellikleri nedeniyle CA 19-9’u yeterli miktarda üretemediği için test hastalığı yansıtmayabilir.</p>

<p>Dolayısıyla ne yüksek CA 19-9 tek başına kanseri doğrular ne de normal CA 19-9 tek başına kanseri dışlar.</p>

<p>CA 19-9 hangi kanserlerde yükselebilir?</p>

<p>CA 19-9 en çok pankreas kanseriyle ilişkilendirilir.</p>

<p>Ayrıca:</p>

<ul>
 <li>Safra yolu kanserleri</li>
 <li>Safra kesesi kanseri</li>
 <li>Bazı mide kanserleri</li>
 <li>Bazı diğer gastrointestinal kanserler</li>
</ul>

<p>ile ilişkili yükseklikler görülebilir.</p>

<p>Ancak testin bu kanserlerle ilişkili olması, yüksek çıkan her sonucun bu hastalıklardan birine işaret ettiği anlamına gelmez.</p>

<p>CA 19-9 pankreas kanserini gösterir mi?</p>

<p>CA 19-9 pankreas kanserinde yükselebilir ancak tek başına pankreas kanserini göstermez.</p>

<p>Pankreas kanseri bulunan birçok hastada CA 19-9 yüksek olabilir. Buna karşılık testin özgüllüğünün sınırlı olması ve kanser dışı pankreas-safra yolu hastalıklarında da yükselebilmesi nedeniyle tanı için tek başına yeterli değildir.</p>

<p>Pankreas kanseri şüphesinde klinik değerlendirme ve görüntüleme başta olmak üzere başka incelemeler gerekir.</p>

<p>CA 19-9 kanser tarama testi midir?</p>

<p>Genel toplumda tek başına CA 19-9 kullanılarak pankreas kanseri taraması yapılması uygun değildir.</p>

<p>Bunun temel nedenlerinden biri, CA 19-9’un erken pankreas kanserini güvenilir biçimde ayırt etmek için yeterli duyarlılık ve özgüllüğe sahip olmamasıdır.</p>

<p>Kanser bulunmayan kişilerde yüksek sonuç görülebileceği gibi pankreas kanseri bulunan bazı kişilerde de test normal kalabilir.</p>

<p>Bu nedenle herhangi bir şikâyeti olmayan kişinin yalnızca “kanser taraması yaptırmak” amacıyla CA 19-9 sonucunu tek başına yorumlaması doğru değildir.</p>

<p>CA 19-9 sonucu tek başına ne ifade etmez?</p>

<p>CA 19-9 sonucu tek başına:</p>

<ul>
 <li>Pankreas kanseri tanısı koydurmaz</li>
 <li>Safra yolu kanseri tanısı koydurmaz</li>
 <li>Kanserin bulunduğu organı kesin olarak göstermez</li>
 <li>Kanserin evresini tek başına belirlemez</li>
 <li>Normal olduğunda kanseri kesin olarak dışlamaz</li>
</ul>

<p>Bir tümör belirteci sonucu, hastanın öyküsü ve muayenesinin yanı sıra görüntüleme ve gerektiğinde biyopsi gibi diğer incelemelerle birlikte değerlendirilir.</p>

<p>CA 19-9 kaç olursa tehlikeli?</p>

<p>CA 19-9 için herkese uygulanabilecek tek bir “tehlikeli değer” yoktur.</p>

<p>Değer yükseldikçe klinik değerlendirme gereksinimi artabilir; ancak çok yüksek bir CA 19-9 sonucu bile tek başına kanser tanısı değildir. Özellikle safra yolu tıkanıklığı gibi kanser dışı durumlarda oldukça yüksek değerler görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle 37, 100, 500 veya 1000 U/mL gibi tek bir rakam üzerinden “kanser var” ya da “kanser yok” sonucu çıkarılmamalıdır.</p>

<p>Hekim değerin düzeyinin yanı sıra zaman içindeki değişimini, kişinin klinik durumunu, karaciğer-safra yolu testlerini ve görüntüleme bulgularını birlikte değerlendirir.</p>

<p>CA 19-9 düşmesi ne anlama gelir?</p>

<p>Kanser nedeniyle CA 19-9 takibi yapılan ve başlangıçta yüksek değeri bulunan bir hastada tedavi sırasında seviyenin düşmesi tedaviye yanıtla ilişkili olabilir.</p>

<p>Ancak CA 19-9’daki düşüş tek başına tedavinin başarılı olduğunu kanıtlamaz.</p>

<p>Benzer şekilde safra yolu tıkanıklığı gibi iyi huylu bir neden ortadan kalktığında da CA 19-9 düşebilir.</p>

<p>Bu nedenle değişimin hangi nedenle gerçekleştiği klinik bağlamda değerlendirilir.</p>

<p>CA 19-9 yükselmeye devam ederse ne anlama gelir?</p>

<p>Bilinen bir kanser nedeniyle takip edilen hastada seri ölçümlerde CA 19-9’un yükselmesi hastalığın ilerlemesi veya tekrarlaması açısından değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Fakat tek bir yükseliş üzerinden tedavinin başarısız olduğu sonucuna varılmaz. Yeni bir safra yolu tıkanıklığı veya başka bir iyi huylu durum da değeri etkileyebilir.</p>

<p>Seri sonuçların anlamı hastanın görüntüleme ve diğer klinik bulgularıyla birlikte değerlendirilir.</p>

<p>CA 19-9 nasıl düşer?</p>

<p>CA 19-9’u doğrudan düşürmek için uygulanabilecek genel bir diyet, takviye veya ev tedavisi yoktur.</p>

<p>Amaç CA 19-9 rakamını düşürmek değil, yüksekliğe neden olan durumu belirlemek ve gerekiyorsa onu tedavi etmektir.</p>

<p>Örneğin yükselmenin nedeni safra yolu tıkanıklığıysa tıkanıklığın giderilmesiyle değer değişebilir. Kanser nedeniyle yüksekse CA 19-9’un seyri uygulanan tedaviyle birlikte izlenebilir.</p>

<p>Doktor önerisi olmadan yalnızca tümör belirtecini düşürmek amacıyla ilaç veya takviye kullanılmamalıdır.</p>

<p>CA 19-9 için hangi durumlarda doktora başvurulmalıdır?</p>

<p>CA 19-9 sonucunun referans aralığının üzerinde olması, özellikle testin hangi nedenle istendiği bilinmiyorsa hekim tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>Sarılık, koyu renkli idrar, açıklanamayan kilo kaybı, sürekli veya giderek artan karın ya da sırt ağrısı gibi yakınmalar varsa yalnızca CA 19-9 sonucuna odaklanılmamalı ve klinik değerlendirme geciktirilmemelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Daha önce pankreas, safra yolu veya başka bir kanser nedeniyle takip edilen kişilerde ise CA 19-9 sonuçları kendi takip planları çerçevesinde değerlendirilmelidir.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>CA 19-9 yüksek çıktı, kanser miyim?</p>

<p>Hayır. Yüksek CA 19-9 tek başına kanser tanısı koydurmaz. Pankreatit ve safra yolu tıkanıklığı gibi kanser dışı durumlar da değeri yükseltebilir.</p>

<p>CA 19-9 normal çıkarsa pankreas kanseri olmadığı kesin midir?</p>

<p>Hayır. Normal CA 19-9 sonucu pankreas kanserini kesin olarak dışlamaz. Bazı kanserlerde değer yükselmeyebilir ve bazı kişiler genetik özellikleri nedeniyle CA 19-9’u çok az üretir veya üretemez.</p>

<p>CA 19-9 testi aç karnına mı yapılır?</p>

<p>CA 19-9’un kendisi için çoğu durumda özel bir açlık gereksinimi bulunmaz. Ancak aynı kan örneğinde başka testler de yapılacaksa laboratuvar veya hekimin verdiği hazırlık talimatına uyulmalıdır.</p>

<p>CA 19-9 yüksekliğinde hangi doktora gidilir?</p>

<p>Testin neden istendiğine ve eşlik eden bulgulara göre gastroenteroloji, genel cerrahi veya tıbbi onkoloji değerlendirmesi gerekebilir. İlk değerlendirmeyi testi isteyen hekimle yapmak genellikle en uygun yoldur.</p>

<p>CA 19-9 tek başına kanser taraması için kullanılabilir mi?</p>

<p>Hayır. CA 19-9 genel toplumda tek başına kanser tarama testi olarak kullanılmaya uygun değildir. Test daha çok belirli kanserlerde hastalığın ve tedavi yanıtının izlenmesine yardımcı olmak amacıyla kullanılır.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>National Cancer Institute. Tumor Markers. Cancer Diagnosis and Staging.</li>
 <li>National Cancer Institute. CA 19-9. NCI Dictionary of Cancer Terms.</li>
 <li>National Cancer Institute. Pancreatic Cancer Treatment (PDQ®). Health Professional Version.</li>
 <li>National Cancer Institute. Tumor Marker Tests in Common Use.</li>
 <li>Krusen BM, Gimotty PA, Donahue G, et al. Improving a Plasma Biomarker Panel for Early Detection of Pancreatic Ductal Adenocarcinoma with ANPEP and PIGR. Clinical Cancer Research, 2026.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ca-19-9-nedir-kac-olmali-yuksekligi-her-zaman-kanser-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 22:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/genel/i-m-g-7337.jpeg" type="image/jpeg" length="41690"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk Kardiyoloji Derneği Genel Müdürlüğüne Yusuf Bilgin Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/turk-kardiyoloji-dernegi-genel-mudurlugune-yusuf-bilgin-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/turk-kardiyoloji-dernegi-genel-mudurlugune-yusuf-bilgin-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Kardiyoloji Derneği Yönetim Kurulu, Genel Müdürlük görevine Yusuf Bilgin’in atandığını duyurdu. Bilgin’in yeni görevine başladığı bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk Kardiyoloji Derneği’nde Genel Müdürlük görevine yeni atama yapıldı. Dernek Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, Yusuf Bilgin’in Türk Kardiyoloji Derneği Genel Müdürü olarak görevine başladığı duyuruldu.</p>

<p>Türk Kardiyoloji Derneği, yeni atamayı üyelerine yönelik yayımladığı açıklamayla kamuoyuna duyurdu.</p>

<p>Açıklamada, Yusuf Bilgin’in kurumsal birikimiyle derneğin idari ve organizasyonel yapısının gelişimine, kurumsal işleyişin güçlendirilmesine ve kurum imajına katkı sağlamasının beklendiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türk Kardiyoloji Derneği Yönetim Kurulu, Bilgin’e yeni görevinde başarı dileklerini ileterek dernek açısından verimli bir çalışma dönemi temennisinde bulundu.</p>

<p>Genel Müdürlük iletişim numarasının değişmediği de açıklamada özellikle belirtildi. Mevcut iletişim numarasının Yusuf Bilgin tarafından kullanılmaya devam edeceği kaydedildi.</p>

<p>Türk Kardiyoloji Derneği, 60 yılı aşkın bilimsel ve kurumsal birikimini geleceğe taşımak amacıyla üyeleriyle iletişim ve koordinasyon çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atamalar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/turk-kardiyoloji-dernegi-genel-mudurlugune-yusuf-bilgin-atandi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 21:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9930.jpeg" type="image/jpeg" length="99585"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kan yerine damarlarına süt verdiler: 150 yıl önceki inanılmaz transfüzyon deneyleri]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kan-yerine-damarlarina-sut-verdiler-150-yil-onceki-inanilmaz-transfuzyon-deneyleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kan-yerine-damarlarina-sut-verdiler-150-yil-onceki-inanilmaz-transfuzyon-deneyleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19. yüzyılda kan nakli bugünkü kadar güvenli değildi; kan grupları henüz bilinmiyor, alınan kan hızla pıhtılaşıyor ve ağır reaksiyonlar görülebiliyordu. Çözüm arayan bazı hekimler şaşırtıcı bir yönteme başvurdu: İnek, keçi ve hatta insan sütünü doğrudan hastaların damarlarına verdiler. Bir dönem umut bağlanan “süt transfüzyonu”, ağır yan etkiler ve ölümler sonrasında tıp tarihinin terk edilmiş uygulamalarından biri oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bugün bir hastaya kan verilmeden önce kan grubu belirleniyor, uygunluk testleri yapılıyor, kan bileşenleri kontrollü koşullarda hazırlanıyor ve transfüzyon sırasında hasta yakından izleniyor.</p>

<p>Ancak yaklaşık 150 yıl önce durum tamamen farklıydı.</p>

<ol start="19">
 <li>
 <p>yüzyıl hekimleri ağır kan kaybı, doğum sonrası kanama veya ileri hastalık nedeniyle ölümün eşiğine gelen bir hastayı kurtarmaya çalışırken çok temel sorunlarla karşılaşıyordu. İnsanların kan grupları henüz bilinmiyor, alınan kan hızla pıhtılaşabiliyor ve transfüzyon sonrasında bazı hastalarda ağır, hatta ölümcül reaksiyonlar gelişebiliyordu.</p>
 </li>
</ol>

<p>Bazen kan nakli işe yarıyor, bazen hastanın durumu bir anda kötüleşiyordu. Bu sonuçların önemli nedenlerinden biri olan kan grubu uyumsuzluğunun bilimsel açıklaması ise ancak 20. yüzyılın başında ortaya konacaktı.</p>

<p>İşte bu ortamda bazı hekimler son derece sıra dışı bir soru sordu:</p>

<p><strong>Kanın yerine başka bir sıvı kullanılabilir miydi?</strong></p>

<p>Bir dönem verilen cevaplardan biri şaşırtıcıydı:</p>

<p><strong>Süt.</strong></p>

<h2>İnsanlardaki ilk belgelenmiş uygulamalar 1854'te Toronto'da yapıldı</h2>

<p>İnsan damarına inek sütü verilmesine ilişkin bilinen ilk belgelenmiş uygulamalardan bazıları, 1854 yılında Toronto'daki kolera salgını sırasında gerçekleştirildi.</p>

<p>Hekimler <strong>James Bovell ve Edwin Hodder</strong>, ağır durumdaki kolera hastalarında intravenöz süt uygulamayı denedi.</p>

<p>Bu fikir tamamen rastgele ortaya çıkmamıştı. Dönemin bazı araştırmacıları sütte bulunan yağ parçacıklarının dolaşım sisteminde değişime uğrayabileceğini ve kan hücrelerinin oluşumuna katkıda bulunabileceğini düşünüyordu.</p>

<p>Bugün yanlış olduğunu bildiğimiz bu görüş, 19. yüzyılın sınırlı hücre biyolojisi ve fizyoloji bilgisi içerisinde bazı hekimlere makul görünüyordu.</p>

<p>İlk hastalardan biri yaklaşık 40 yaşındaki <strong>Thomas Harrison</strong> adlı bir erkekti.</p>

<p>Hastaneye getirilen bir ineğin taze sütünden yaklaşık <strong>12 ons, yani 350 mililitre civarında</strong> süt damar yoluyla verildi. Süt sağılmış, süzülmüş ve vücut sıcaklığına yakın bir sıcaklıkta tutulmuştu.</p>

<p>Hastanın durumunda düzelme görüldüğü ve daha sonra hastaneden taburcu edildiği bildirildi.</p>

<p>Üç gün sonra <strong>Mary Hall</strong> adlı başka bir hastaya yaklaşık <strong>8 ons süt</strong> verildi. Bu hastanın da iyileşerek taburcu olduğu kaydedildi.</p>

<p>Ancak sonraki sonuçlar aynı derecede umut verici değildi.</p>

<p>Bovell ve Hodder'ın sonraki hafta süt transfüzyonu uyguladığı <strong>iki hasta yaşamını yitirdi</strong>. Bovell'in öğrencisi <strong>John Mackenzie'nin</strong> aynı yöntemi uyguladığı <strong>üç hasta da kısa süre sonra öldü</strong>.</p>

<p>İlk olumlu sonuçlar, böylece kısa süre içerisinde ciddi soru işaretleriyle karşı karşıya kaldı.</p>

<h2>Fikir ortadan kalkmadı, yıllar sonra yeniden denendi</h2>

<p>Bu sonuçlara rağmen süt transfüzyonu hemen terk edilmedi.</p>

<p>1873 yılında New Yorklu cerrah <strong>Joseph W. Howe</strong>, ağır tüberküloz hastalarında keçi sütünü damar yoluyla kullanmayı denedi.</p>

<p>İlk hastaya yaklaşık <strong>1,5 ons keçi sütü</strong> verildikten sonra baş dönmesi, istemsiz göz hareketleri ve göğüs ağrısı gelişti. Aynı gün daha fazla süt verilmesinin ardından belirtiler tekrarlandı. Hasta ertesi gün yaşamını yitirdi.</p>

<p>İkinci ileri tüberküloz hastasında ise süt verilirken göğüs ağrısı, şiddetli bel ağrısı ve nefes darlığı ortaya çıktı. Hasta birkaç saat sonra komaya girdi ve öldü.</p>

<p>Bugünün klinik araştırma anlayışı açısından daha da şaşırtıcı olan gelişme bundan sonra yaşandı.</p>

<p>Howe, insanlardaki sonuçlarının ardından hayvan deneyleri yaptı.</p>

<p>Ağır kan kaybına uğratılmış <strong>yedi köpeğe süt verildi ve hayvanların tamamı öldü</strong>. Aynı şekilde kan kaybettirilen ancak süt verilmeyen <strong>iki köpek ise hayatta kaldı</strong>.</p>

<p>Buna rağmen süt transfüzyonu fikri birkaç yıl daha yaşamaya devam etti.</p>

<h2>Süt transfüzyonunun en güçlü savunucularından biri T. Gaillard Thomas'tı</h2>

<p>Süt transfüzyonunun 1870'lerde yeniden gündeme gelmesinin arkasındaki önemli isimlerden biri New Yorklu hekim <strong>Theodore Gaillard Thomas</strong> oldu.</p>

<p>Thomas, 1875'te ağır uterin kanaması bulunan bir kadına inek sütü uyguladı.</p>

<p>Uygulama sırasında hasta başında son derece şiddetli bir basınç hissettiğini bildirdi. Ardından kalp hızında belirgin artış ve yüksek ateş gelişti.</p>

<p>Buna karşın hasta sonraki günlerde giderek iyileşti.</p>

<p>Thomas bu sonucu yöntemin işe yarayabileceğine dair bir işaret olarak yorumladı ve sonraki yıllarda farklı hastalara süt uygulamaya devam etti.</p>

<p>Mayıs 1878'de deneyimlerini dönemin <i>New York Medical Journal</i> dergisinde yayımladı.</p>

<p>Çalışmanın adı oldukça açıktı:</p>

<p><strong>“The Intra-venous Injection of Milk as a Substitute for the Transfusion of Blood: Illustrated by Seven Operations.”</strong></p>

<p>Türkçeye yaklaşık olarak:</p>

<p><strong>“Kan transfüzyonunun yerine sütün intravenöz enjeksiyonu: Yedi uygulamayla gösterilmiştir.”</strong></p>

<p>olarak çevrilebilecek bu çalışma, süt transfüzyonunun tıp literatüründeki en dikkat çekici belgelerinden biri haline geldi.</p>

<h2>Hekimler neden gerçekten sütün kanın yerini alabileceğini düşündü?</h2>

<p>Bugünkü bilgilerimizle süt ile kan arasındaki fark son derece açık.</p>

<p>Süt, oksijen taşıyan eritrositlere sahip değildir. Kan kaybıyla azalan kırmızı kan hücrelerinin görevini yerine getiremez ve damar içine verilmesi ciddi fizyolojik sorunlara yol açabilir.</p>

<p>Ancak 1870'lerde durum farklıydı.</p>

<p>Thomas ve bazı meslektaşları, kan naklinin önündeki en büyük sorunlardan biri olan <strong>pıhtılaşmadan</strong> kaçınmak istiyordu.</p>

<p>Ayrıca dönemin fizyoloji anlayışında sütün, bağırsakta sindirildikten sonra lenfatik sisteme geçen yağdan zengin <strong>şil</strong> sıvısına benzediği düşünülüyordu.</p>

<p>Şil kana karıştığına göre, süt de doğrudan dolaşıma verildiğinde organizma tarafından kullanılabilir düşüncesi ortaya çıktı.</p>

<p>Thomas, sütün kimyasal olarak kandan daha yetersiz olsa bile, kanın oluşumunda rol oynadığı düşünülen şile diğer sıvılardan daha yakın olduğunu savunuyordu.</p>

<p>Bugün yanlış olduğu bilinen bu biyolojik varsayım, dönemin bazı hekimlerini o kadar etkiledi ki süt transfüzyonunun geleceğin tedavisi olacağını düşünenler bile çıktı.</p>

<p>1878'de hekim <strong>J. H. Brinton</strong>, yöntemin birkaç yıl içerisinde kan transfüzyonunun yerini tamamen alabileceğini öngörüyordu.</p>

<p>Tarih bunun tam tersini gösterecekti.</p>

<h2>Ateş, kalp çarpıntısı, ağrı ve idrarda protein görüldü</h2>

<p>Süt transfüzyonları yaygınlaştıkça olumsuz sonuçlar da birikmeye başladı.</p>

<p>Hekim <strong>William Pepper'ın</strong> inek sütü verdiği iki hastada şiddetli baş ağrısı, ateş ve taşikardi gelişti. Her iki hastada da idrarda protein saptandığı bildirildi.</p>

<p>Hayvan deneylerinde yüksek miktarlarda verilen sütün akciğer damarlarında embolilere yol açabileceğine ilişkin bulgular da ortaya çıktı.</p>

<p>Artık iyimser raporların karşısında giderek büyüyen bir komplikasyon tablosu vardı.</p>

<p>1879 yılında Fransız hekimler <strong>Moutard-Martin ve Charles Richet</strong>, yaptıkları deneysel çalışmaların ardından intravenöz süt uygulamasının tehlikeli olduğu sonucuna vardı.</p>

<p>Aynı dönemde ABD'deki bazı hekimler de süt transfüzyonunun kan transfüzyonundan daha güvenli olmadığı görüşünü savunmaya başladı.</p>

<h2>İnek ve keçiden sonra insan sütünü bile denediler</h2>

<p>Hikâyenin belki de en sıra dışı bölümü 1880 yılında yaşandı.</p>

<p>Joseph Howe bu kez sorunun sütün kendisinde değil, <strong>hangi canlıdan elde edildiğinde</strong> olabileceğini düşündü.</p>

<p>İnek ve keçi sütü uygun değilse insan sütü daha güvenli olabilir miydi?</p>

<p>Sağlıklı, doğum yapmış bir kadından alınan insan sütü, ağır akciğer hastalığı bulunan başka bir kadının damarına verilmeye başlandı.</p>

<p>Planlanan miktar yaklaşık üç ons civarındaydı.</p>

<p>Ancak yaklaşık <strong>iki ons süt verildiğinde hastanın solunumu durdu</strong>.</p>

<p>Tarihsel kayıtlara göre hasta yapay solunum ve dönemin diğer müdahaleleriyle yeniden hayata döndürüldü.</p>

<p>Howe bundan sonra insan sütünün de inek veya keçi sütünden daha uygun olmadığı sonucuna vardı.</p>

<h2>Serumun gelişmesi süt transfüzyonunun sonunu getirdi</h2>

<p>1880'lere gelindiğinde tıp dünyasının süt transfüzyonuna ilgisi hızla azalıyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üstelik hekimlerin önüne çok daha mantıklı bir seçenek çıkmaya başlamıştı:</p>

<p><strong>İzotonik tuz çözeltileri.</strong></p>

<ol start="19">
 <li>
 <p>yüzyılın sonlarına doğru intravenöz salin solüsyonlarının geliştirilmesi ve yaygınlaşması, sıvı kaybının tedavisinde süt gibi tehlikeli alternatiflere duyulan ilgiyi büyük ölçüde ortadan kaldırdı.</p>
 </li>
</ol>

<p>1880'lerin ortalarına gelindiğinde intravenöz tuz çözeltileri, süt transfüzyonlarının yerini almaya başlamıştı.</p>

<p>Fakat güvenli kan transfüzyonu için başka bir büyük keşfin daha yapılması gerekiyordu.</p>

<h2>Asıl devrim 1901'de geldi</h2>

<p>Avusturyalı hekim ve bilim insanı <strong>Karl Landsteiner</strong>, farklı insanların kanlarının bir araya getirildiğinde neden bazen kümelendiğini araştırdı.</p>

<p>1901'de yayımladığı çalışmalar, insanlarda farklı kan grupları bulunduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Böylece önceki yüzyıldaki bazı transfüzyonların neden başarılı olurken bazılarının ölümcül sonuç verdiğinin temel nedenlerinden biri anlaşılmış oldu.</p>

<p>Landsteiner bu keşfi nedeniyle 1930 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü aldı.</p>

<p>Modern transfüzyon tıbbı bundan sonra hızla gelişti.</p>

<p><strong>1907'de kan gruplaması ve çapraz karşılaştırmanın transfüzyon güvenliğinde kullanılması yönünde önemli adımlar atıldı. 1910'lu yıllarda ise sodyum sitratla pıhtılaşmanın önlenmesi ve kanın saklanabilmesine yönelik gelişmeler modern transfüzyon tıbbının temelini güçlendirdi.</strong></p>

<p>Böylece kan nakli giderek daha güvenli, kontrollü ve bilimsel bir uygulamaya dönüştü.</p>

<h2>Tıbbın ilerlemesi bazen yanlış yollardan geçiyor</h2>

<p>Damardan süt verilmesi bugün son derece tehlikeli ve bilimsel olarak kabul edilemez bir uygulama.</p>

<p>Ancak süt transfüzyonu hikâyesini yalnızca geçmiş hekimlerin yaptığı “tuhaf bir hata” olarak görmek eksik olur.</p>

<ol start="19">
 <li>
 <p>yüzyıl hekimlerinin karşısında ölümcül kanamalar vardı; ancak ellerinde kan grubu bilgisi, modern antikoagülanlar, kan bankaları, steril tek kullanımlık sistemler veya günümüzün gelişmiş transfüzyon tıbbı bulunmuyordu.</p>
 </li>
</ol>

<p>Bu nedenle tıp tarihi bazen bugün şaşırtıcı görünen denemelerden geçerek ilerledi.</p>

<p>Süt transfüzyonu başarısız oldu.</p>

<p>Fakat bu başarısızlık da hekimlerin şu temel soruya cevap aradığı uzun bilimsel yolculuğun parçalarından biriydi:</p>

<p><strong>Bir insan ağır kan kaybettiğinde onu güvenli biçimde nasıl hayatta tutabiliriz?</strong></p>

<p>Yaklaşık 150 yıl sonra bu sorunun cevabı artık süt değil; kan grubu uyumu belirlenmiş, test edilmiş ve uygun koşullarda hazırlanmış kan ve kan bileşenleridir.</p>

<p><strong>Önemli not:</strong> Sütün damar yoluyla verilmesinin modern tıpta kan kaybı veya herhangi bir hastalığın tedavisinde yeri yoktur. Burada anlatılan uygulamalar yalnızca tıp tarihinin terk edilmiş ve tehlikeli deneyleri kapsamında aktarılmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kan-yerine-damarlarina-sut-verdiler-150-yil-onceki-inanilmaz-transfuzyon-deneyleri</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 21:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/tip-tarihinin-en-tuhaf-transfuzyon-deneyi-insana-aktarim-200kb.webp" type="image/jpeg" length="18224"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazetecilerden Silah Ruhsatı Harcı Çağrısı: Avukatlara Tanınacak Hak Bize de Uygulansın]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gazetecilerden-ruhsati-harci-cagrisi-avukatlara-taninacak-hak-bize-de-uygulansin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gazetecilerden-ruhsati-harci-cagrisi-avukatlara-taninacak-hak-bize-de-uygulansin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avukatların silah taşıma ruhsatlarında ilk başvuruda yüzde 50 harç indirimi, yenilemelerde ise muafiyet sağlanmasına yönelik çalışma gündemdeyken gazetecilerden de çağrı geldi. Mevzuat kapsamında silah taşıma ruhsatı alma hakkına sahip basın kartı sahibi gazeteciler, yapılacak harç düzenlemesinin kendilerini de kapsamasını istiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazetecilerden Silah Ruhsatı Harçlarında Eşitlik Çağrısı</p>

<p>Avukatların silah taşıma ruhsatı harçlarında indirim ve muafiyetten yararlanmasına yönelik bir düzenleme üzerinde çalışıldığına ilişkin açıklamaların ardından gazeteciler de benzer bir düzenleme için çağrıda bulundu.</p>

<p>Gazetecilerin talebi yeni bir silah taşıma hakkı değil. Geçerli basın kartı sahibi gazeteciler, mevcut mevzuat kapsamında silah taşıma ruhsatı verilebilecek meslek grupları arasında bulunuyor.</p>

<p>Gazeteciler şimdi, avukatlar için gündeme gelen harç avantajının mevcut ruhsat hakkına sahip basın mensuplarına da uygulanmasını istiyor.</p>

<p>AVUKATLARA YÜZDE 50 İNDİRİM VE YENİLEMEDE MUAFİYET GÜNDEMDE</p>

<p>Avukatların silah taşıma ruhsatlarına ilişkin harç yükünün azaltılması amacıyla yeni bir düzenleme üzerinde çalışıldığı belirtiliyor.</p>

<p>Gündeme gelen düzenlemeyle avukatların ilk ruhsat başvurusunda yüzde 50 harç indirimi, ruhsat yenilemelerinde ise harç muafiyetinden yararlanmasının öngörüldüğü ifade ediliyor.</p>

<p>Bu gelişmenin ardından silah taşıma ruhsatı alma hakkı bulunan gazeteciler açısından da harçların yeniden değerlendirilmesi talebi gündeme geldi.</p>

<p>GAZETECİLER: RUHSAT HAKKIMIZ ZATEN VAR</p>

<p>Gazetecilerin çağrısında özellikle bir noktanın altı çiziliyor: İstenen yeni bir silah taşıma hakkı değil.</p>

<p>Basın kartı sahibi gazetecilere belirli şartlar altında silah taşıma ruhsatı alma hakkı zaten mevcut mevzuatla tanınıyor. Gazeteciler, avukatlara yönelik hazırlanacak düzenlemenin bu nedenle kendileri açısından da değerlendirilmesini istiyor.</p>

<p>Talep, mevcut ruhsat hakkının harç boyutunda eşitlik sağlanması üzerinde yoğunlaşıyor.</p>

<p>MESLEĞİN RİSKLERİ DE DİKKATE ALINSIN</p>

<p>Gazeteciler ayrıca mesleğin çalışma koşullarının yapılacak değerlendirmede göz önünde bulundurulmasını istiyor.</p>

<p>Özellikle suç, uyuşturucu, kaçakçılık, organize suç ve yasa dışı yapılanmalar üzerine çalışan gazeteciler yaptıkları haberler nedeniyle zaman zaman tehdit ve hedef göstermelerle karşılaşabiliyor.</p>

<p>Asayiş ve adliye muhabirleri silahlı olayları ve suç örgütlerine yönelik operasyonları sahada takip ederken; savaş ve çatışma bölgelerinde çalışan gazeteciler çok daha ağır güvenlik riskleri altında görev yapıyor.</p>

<p>Yerel gazeteciler açısından da farklı bir risk söz konusu. Gazeteci, hakkında haber yaptığı kişi veya gruplarla aynı şehirde yaşamaya devam ediyor. Hassas dosyaların ve suç haberlerinin ardından karşılaşılan tehditler bu nedenle yalnızca haberin yayımlandığı günle sınırlı kalmayabiliyor.</p>

<p>Gazeteciler, bütün bu koşulların yeni bir ruhsat hakkının gerekçesi olarak değil, zaten mevcut olan ruhsat hakkına ilişkin harç düzenlemesi değerlendirilirken mesleğin özel şartları olarak dikkate alınmasını istiyor.</p>

<p>“AVUKATLARA UYGULANACAKSA GAZETECİLER DE KAPSAMA ALINSIN”</p>

<p>Gazetecilerin çağrısı, avukatlara yönelik gündeme gelen düzenlemenin kapsamının genişletilmesi yönünde.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Basın mensupları, mevcut mevzuatla kendilerine tanınan silah taşıma ruhsatı hakkını hatırlatarak, ilk başvuruda harç indirimi ve yenilemede muafiyet gibi avantajların gazeteciler açısından da değerlendirilmesini talep ediyor.</p>

<p>Gazetecilerin beklentisi, yapılacak düzenlemede meslek grupları arasında hakkaniyetli bir yaklaşım benimsenmesi.</p>

<p>Özetle çağrı açık:</p>

<p>Gazetecilerin ruhsat hakkı zaten var. Avukatlara silah ruhsatı harçlarında indirim ve muafiyet getirilecekse, basın kartı sahibi gazeteciler de düzenlemenin kapsamına alınsın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gazetecilerden-ruhsati-harci-cagrisi-avukatlara-taninacak-hak-bize-de-uygulansin</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 20:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9928.jpeg" type="image/jpeg" length="43761"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çoğu Kist Zararsız Ama Her Şişlik Kist Değil: Ne Zaman Kontrol Gerekir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cogu-kist-zararsiz-ama-her-sislik-kist-degil-ne-zaman-kontrol-gerekir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cogu-kist-zararsiz-ama-her-sislik-kist-degil-ne-zaman-kontrol-gerekir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kistler deriden eklemlere kadar vücudun farklı bölgelerinde ortaya çıkabilir. Çoğu iyi huyludur; ancak ağrı, kızarıklık, hızlı büyüme veya belirsiz bir kitle değerlendirme gerektirebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kist, vücudun farklı bölgelerinde gelişebilen; içinde sıvı, hava, keratin veya başka maddeler bulunabilen kese benzeri bir oluşumdur. Deride görülebileceği gibi eklem çevresinde, diz arkasında, göz kapağında veya bazı iç organlarda da oluşabilir.</p>

<p>Kistlerin büyük bölümü iyi huyludur ve her kist tedavi gerektirmez. Ancak “kist” tek bir hastalığın adı değildir. Epidermoid kistten ganglion kistine, Baker kistinden Bartholin kistine kadar oluşum yeri, içeriği, nedeni ve tedavisi birbirinden farklı çok sayıda kist tipi vardır.</p>

<p>Kist nedir?</p>

<p>Kistler çevresinde bir duvar veya kapsül bulunan, içi sıvı ya da farklı materyallerle dolabilen yapılardır. Bazıları oldukça küçük kalırken bazıları zaman içinde büyüyebilir.</p>

<p>Kistin bulunduğu yer, kişinin yaşı, görünümü, büyüme şekli ve eşlik eden belirtiler tanı açısından önem taşır. Bazı kistler yalnızca fizik muayeneyle tanınabilirken, bazı durumlarda ultrason, diğer görüntüleme yöntemleri veya doku incelemesi gerekebilir.</p>

<p>Ciltte en sık görülenlerden biri: Epidermoid kist</p>

<p>Epidermoid kistler cilt altında gelişen en sık kist türlerinden biridir. Halk arasında sıklıkla “yağ bezesi” veya “sebase kist” olarak adlandırılsalar da epidermoid kistlerin içeriğinin temelini sebum değil, derinin yapısında bulunan keratin oluşturur.</p>

<p>Genellikle yuvarlak, yavaş büyüyen ve deri altında hareket edebilen bir şişlik şeklinde görülürler. Yüz, boyun, gövde ve saçlı deri gibi bölgelerde ortaya çıkabilirler.</p>

<p>Ağrısız ve sorun yaratmayan epidermoid kistler her zaman çıkarılmak zorunda değildir. Ancak iltihaplanma, ağrı, tekrarlayan rahatsızlık veya kozmetik sorun varsa tedavi değerlendirilebilir.</p>

<p>Kisti sıkmak neden önerilmiyor?</p>

<p>Evde kisti sıkmak veya delmeye çalışmak kistin tamamen ortadan kalkmasını sağlamaz. Epidermoid kistlerde yalnızca içeriğin boşaltılması, kist duvarının yerinde kalması nedeniyle tekrar oluşmasına yol açabilir.</p>

<p>Ayrıca sıkma ve travma inflamasyonu artırabilir, dokuyu zedeleyebilir ve enfeksiyon riskini yükseltebilir.</p>

<p>2026 yılında yayımlanan ve epidermoid kistlerin cerrahi tedavilerini değerlendiren sistematik derleme, tam cerrahi çıkarımın kesi ve boşaltmaya kıyasla daha düşük tekrarlama oranlarıyla ilişkili olduğunu bildirdi. Derleme beş çalışmayı bir araya getirdi; araştırmacılar mevcut kanıtların çoğunlukla gözlemsel olması ve teknikler arasındaki farklılıklar nedeniyle daha güçlü karşılaştırmalı çalışmalara ihtiyaç bulunduğunu da vurguladı.</p>

<p>Ganglion kisti en sık bilek ve elde görülüyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ganglion kistleri çoğunlukla eklem veya tendonların çevresinde ortaya çıkan, jel kıvamında sıvı içeren yapılardır. En sık el ve bilek çevresinde görülürler.</p>

<p>Bazıları hiçbir belirti oluşturmazken bazı ganglion kistleri hareketle ağrı, basınç hissi, uyuşma veya güçsüzlüğe yol açabilir. Boyutları zaman içinde değişebilir ve bazıları kendiliğinden küçülebilir.</p>

<p>Belirti oluşturmayan ganglion kistleri takip edilebilir. Şikâyet oluşturan vakalarda ise aspirasyon veya cerrahi gibi yöntemler hastanın durumuna göre değerlendirilebilir.</p>

<p>Diz arkasındaki şişlik: Baker kisti</p>

<p>Baker kisti dizin arka bölümünde oluşan sıvı dolu bir şişliktir. Çoğunlukla diz eklemi içinde sıvı üretimini artıran başka bir problemle bağlantılıdır.</p>

<p>Artrit, menisküs yaralanmaları veya dizdeki diğer inflamatuvar durumlar buna zemin hazırlayabilir. Diz arkasında dolgunluk, gerginlik veya hareketle artan rahatsızlık görülebilir.</p>

<p>Baker kistinde yalnızca kistin kendisine değil, altta yatan diz sorununa da odaklanmak gerekir.</p>

<p>Bartholin kisti nedir?</p>

<p>Bartholin bezleri vajina girişinin iki yanında bulunan küçük bezlerdir. Bu bezlerin kanalının tıkanması sıvının birikmesine ve Bartholin kisti gelişmesine yol açabilir.</p>

<p>Küçük kistler belirti vermeyebilir. Enfeksiyon gelişerek apse oluştuğunda ise belirgin ağrı, hassasiyet ve şişlik ortaya çıkabilir. Tedavi, kistin büyüklüğüne, belirtilere ve enfeksiyon bulunup bulunmamasına göre değişir.</p>

<p>Pilonidal kist neden oluşur?</p>

<p>Kuyruk sokumu bölgesinde gelişen pilonidal hastalık özellikle kıl ve deri artıklarının cilt altında oluşturduğu inflamatuvar süreçlerle ilişkilidir. Uzun süre oturma, yoğun kıllanma ve sürtünme gibi etkenler riski artırabilir.</p>

<p>Enfeksiyon geliştiğinde ağrı, kızarıklık, şişlik ve akıntı görülebilir. Apse oluşmuşsa drenaj gerekebilir; tekrarlayan hastalıkta cerrahi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<p>Göz kapağındaki her şişlik de aynı değil</p>

<p>Şalazyon, göz kapağındaki yağ bezlerinden birinin tıkanmasıyla gelişebilen ve çoğunlukla ağrısız bir şişlik oluşturan durumdur. Halk arasında zaman zaman arpacıkla karıştırılır.</p>

<p>Arpacık daha çok akut, ağrılı ve enfeksiyonla ilişkili bir tablo oluşturabilirken şalazyon genellikle daha yavaş gelişir. Uzun süre geçmeyen veya tekrarlayan göz kapağı oluşumlarının değerlendirilmesi gerekebilir.</p>

<p>Her kitle kist midir?</p>

<p>Hayır. Deri altında veya vücudun başka bir bölgesinde hissedilen her şişliğin kist olduğunu yalnızca görünümüne bakarak söylemek mümkün değildir.</p>

<p>Lipomlar, lenf düğümleri, apseler, damar kaynaklı yapılar ve daha nadiren tümörler de kitle şeklinde fark edilebilir. Bu nedenle özellikle yeni ortaya çıkan veya özellik değiştiren bir kitlenin tanısını kişinin kendi kendine koyması doğru değildir.</p>

<p>Kist ne zaman değerlendirilmelidir?</p>

<p>Yeni fark edilen ve tanısı bilinmeyen bir kitle sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilebilir. Özellikle hızla büyüyen, belirgin ağrı oluşturan, kızaran, ısınan, akıntı yapan, kanayan, sertleşen veya çevre dokulara sabitlenmiş gibi hissedilen oluşumlarda değerlendirme daha önemlidir.</p>

<p>Ateş, hızla yayılan kızarıklık veya ciddi ağrı gibi enfeksiyon düşündürebilecek belirtiler varsa gecikmeden tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Kist kendiliğinden geçer mi?</p>

<p>Bu sorunun tek bir cevabı yoktur. Bazı ganglion kistleri küçülebilir veya kaybolabilirken epidermoid kistler uzun süre aynı şekilde kalabilir veya zaman içinde büyüyebilir. Kistin türü, bulunduğu bölge ve oluşma nedeni doğal seyri belirler.</p>

<p>Bu nedenle tedavi kararı yalnızca “kist var mı?” sorusuna göre değil; kistin türüne, belirtilere, büyümesine ve komplikasyon riskine göre verilmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>WebMD — Visual Guide to Cysts, tıbbi inceleme 2022</p>

<p>Mayo Clinic — Epidermoid Cysts: Diagnosis and Treatment</p>

<p>MedlinePlus Medical Encyclopedia — Epidermoid Cyst, güncelleme 2025</p>

<p>NHS — Skin Cyst</p>

<p>Naidu ve arkadaşları — Surgical Excision Versus Incision and Drainage for Epidermoid Cysts: A Systematic Review, Cureus, 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cogu-kist-zararsiz-ama-her-sislik-kist-degil-ne-zaman-kontrol-gerekir</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 20:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9926.jpeg" type="image/jpeg" length="59128"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sabahları Tok Kalmak İsteyenlere: 5 Dakikada Yoğurtlu Yulaf Tarifi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sabahlari-tok-kalmak-isteyenlere-5-dakikada-yogurtlu-yulaf-tarifi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sabahlari-tok-kalmak-isteyenlere-5-dakikada-yogurtlu-yulaf-tarifi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yoğurt, yulaf ve meyvelerle yalnızca 5 dakikada hazırlanan bu pratik kahvaltı; lif ve protein içeriğiyle güne doyurucu bir başlangıç sunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sabahları hem hızlı hazırlanabilen hem de doyurucu bir kahvaltı arayanlar için yoğurtlu yulaf kasesi pratik seçeneklerden biri. Yulaf; kompleks karbonhidratların yanı sıra beta-glukan adı verilen çözünür lif açısından dikkat çeker. Yoğurt ise protein ve kalsiyum içeriğiyle tarifi tamamlar.</p>

<p>Taze meyveler, ceviz ve chia tohumu eklendiğinde farklı besin gruplarını tek kasede buluşturmak mümkün. Üstelik pişirme gerektirmeyen bu tarif birkaç dakika içinde hazırlanabilir.</p>

<p>Yoğurtlu yulafın bir başka avantajı da kolayca kişiselleştirilebilmesi. Mevsim meyveleri değiştirilebilir, farklı kuruyemişler kullanılabilir ve meyvenin doğal tatlılığından yararlanılarak ilave şeker kullanılmadan hazırlanabilir.</p>

<p>Tarif Bilgi Kartı</p>

<p>Kategori: Sağlıklı Kahvaltılar<br />
Hazırlama Süresi: 5 dakika<br />
Pişirme Süresi: Yok<br />
Porsiyon: 1 kişilik<br />
Zorluk: Çok kolay</p>

<p>Yaklaşık Besin Değerleri</p>

<p>Kalori: 380 kcal<br />
Protein: 20 g<br />
Karbonhidrat: 48 g<br />
Yağ: 13 g<br />
Lif: 9 g</p>

<p>Değerler kullanılan malzemelerin markasına, miktarına ve seçilen meyveye göre değişebilir.</p>

<p>Malzemeler</p>

<ul>
 <li>150 gram sade veya süzme yoğurt</li>
 <li>40 gram yulaf ezmesi</li>
 <li>1 küçük muzun yarısı</li>
 <li>4-5 adet çilek veya mevsim meyvesi</li>
 <li>1 tatlı kaşığı chia tohumu</li>
 <li>2 tam ceviz içi</li>
 <li>1 çay kaşığı tarçın</li>
 <li>Kıvamı ayarlamak için 1-2 yemek kaşığı süt veya kefir</li>
</ul>

<p>Yoğurtlu Yulaf Nasıl Yapılır?</p>

<ol>
 <li>Yoğurdu geniş bir kahvaltı kasesine alın.</li>
 <li>Yulaf ezmesini ekleyip iyice karıştırın.</li>
 <li>Daha yumuşak bir kıvam istiyorsanız 1-2 yemek kaşığı süt veya kefir ekleyin.</li>
 <li>Muzu dilimleyin. Çilekleri veya kullanacağınız diğer mevsim meyvelerini doğrayın.</li>
 <li>Meyveleri yulaflı yoğurdun üzerine yerleştirin.</li>
 <li>Chia tohumu, iri kırılmış ceviz ve tarçını üzerine serpin.</li>
 <li>Bekletmeden tüketebilir veya daha yumuşak bir yulaf dokusu için buzdolabında 15-30 dakika dinlendirebilirsiniz.</li>
</ol>

<p>Şefin Püf Noktası</p>

<p>Yoğurtlu yulafın lezzetini artırmak için şeker veya şurup eklemek yerine olgun muz kullanın. Muz ne kadar olgunsa doğal tatlılığı o kadar belirgin olur.</p>

<p>Daha yüksek proteinli bir öğün için protein oranı yüksek sade süzme yoğurt tercih edilebilir. Ancak kullanılan yoğurdun besin değerleri markaya göre önemli ölçüde değişebileceğinden etiketi kontrol etmek faydalıdır.</p>

<p>Yoğurtlu Yulaf Akşamdan Hazırlanabilir mi?</p>

<p>Evet. Yoğurt ve yulafı akşamdan karıştırarak kapalı bir kapta buzdolabında bekletebilirsiniz. Böylece yulaf gece boyunca sıvıyı emerek daha yumuşak ve kremsi bir kıvam kazanır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meyve, ceviz ve diğer çıtır malzemeleri ise dokularını korumaları için mümkünse servis sırasında ekleyin.</p>

<p>Yoğurtlu Yulaf Kilo Vermek İsteyenler İçin Uygun mu?</p>

<p>Yoğurtlu yulaf, porsiyon miktarı kişinin enerji ihtiyacına göre ayarlandığında dengeli bir beslenme düzeninin parçası olabilir. Yulafın lif, yoğurdun ise protein içeriği öğünün doyuruculuğuna katkı sağlayabilir.</p>

<p>Ancak tek bir yiyecek veya tarif tek başına kilo vermeyi sağlamaz. Toplam enerji alımı, beslenme düzeni ve fiziksel aktivite gibi faktörler birlikte değerlendirilmelidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sabahlari-tok-kalmak-isteyenlere-5-dakikada-yogurtlu-yulaf-tarifi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 19:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9924.jpeg" type="image/jpeg" length="84302"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Endometriozis Neden Yıllarca Tanı Alamıyor? Belirtiler ve Yeni Tanı Yöntemleri]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/endometriozis-neden-yillarca-tani-alamiyor-belirtiler-ve-yeni-tani-yontemleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/endometriozis-neden-yillarca-tani-alamiyor-belirtiler-ve-yeni-tani-yontemleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Endometriozis, şiddetli adet ağrısından kısırlığa uzanan belirtilerle yıllarca tanı bekletebiliyor. Yeni testler umut verse de uzmanlar, klinik değerlendirme ve görüntülemenin hâlâ temel olduğunu vurguluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Endometriozis, rahim içini döşeyen dokuya benzer dokunun rahim dışında bulunmasıyla tanımlanan kronik inflamatuvar bir hastalık. Dünya Sağlık Örgütü, üreme çağındaki yaklaşık 190 milyon kadın ve kız çocuğunun, yani yaklaşık yüzde 10’unun endometriozisle yaşadığını bildiriyor.</p>

<p>Hastalığın en önemli sorunlarından biri tanının gecikmesi. Güncel veriler, belirtilerin başlaması ile tanı arasında yıllar geçebildiğini gösteriyor. Şiddetli adet ağrısının sıradan kabul edilmesi, belirtilerin başka hastalıklarla karışabilmesi ve endometriozis konusunda yeterli farkındalığın bulunmaması bu gecikmenin nedenleri arasında gösteriliyor.</p>

<p>Endometriozis nedir?</p>

<p>Endometriozis lezyonları en sık yumurtalıklar, karın zarı, fallop tüpleri ve pelvisteki diğer yapılarda görülüyor. Bağırsak ve mesane gibi organlar da etkilenebiliyor; daha nadir durumlarda lezyonlar pelvis dışındaki bölgelerde ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Hastalığın kesin nedeni henüz bilinmiyor. Genetik ve biyolojik birçok mekanizmanın rol oynadığı düşünülüyor.</p>

<p>Belirtiler kişiden kişiye değişebiliyor</p>

<p>Endometriozis yalnızca ağrılı adet görmek anlamına gelmiyor. Hastalık bazı kişilerde belirgin yakınmalara yol açarken, bazılarında uzun süre belirti vermeyebiliyor.</p>

<p>Sık görülen yakınmalar arasında şunlar bulunuyor:</p>

<p>Şiddetli veya günlük yaşamı bozan adet ağrısı</p>

<p>Kronik pelvik ağrı</p>

<p>Cinsel ilişki sırasında veya sonrasında ağrı</p>

<p>Bağırsak hareketleri sırasında ağrı</p>

<p>Bazı hastalarda idrar yaparken ağrı</p>

<p>Karında şişkinlik</p>

<p>Yorgunluk</p>

<p>Yoğun adet kanaması</p>

<p>Gebe kalmada güçlük</p>

<p>Ağrının okul, iş, uyku ya da günlük aktiviteleri engelleyecek kadar şiddetli olması değerlendirilmesi gereken bir durum olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Tanı neden yıllarca gecikebiliyor?</p>

<p>Associated Press’in aktardığı hasta öykülerinden biri, tanı gecikmesinin günlük hayattaki karşılığını ortaya koyuyor. Zoë Armstrong adlı hasta, çocukluk çağında başlayan şiddetli ağrılarına rağmen endometriozis tanısını ancak 29 yaşında alabildi.</p>

<p>Ultrason incelemesinde endometrioma olarak adlandırılan, endometriozisle ilişkili yumurtalık kistinin görülmesi tanı sürecinde önemli bir dönüm noktası oldu. Armstrong'un deneyimi, endometriozis belirtilerinin uzun süre başka nedenlere bağlanabileceğini gösteren örneklerden biri.</p>

<p>Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Koleji'nin 2026'da yayımladığı yeni klinik kılavuz da tanı gecikmesini temel sorunlardan biri olarak değerlendiriyor. Kurum, ortalama gecikmenin yaklaşık 4 ila 11 yıl arasında değişebildiğini bildiriyor.</p>

<p>Endometriozis tanısında yaklaşım değişiyor</p>

<p>Endometriozis geçmişte sıklıkla cerrahi olarak doğrulanması gereken bir hastalık şeklinde ele alınıyordu. Güncel yaklaşım ise her hastanın tanı için ameliyat edilmesinin gerekmediğini daha güçlü biçimde vurguluyor.</p>

<p>ACOG'un 2026 tarihli klinik kılavuzu; hastanın öyküsü, belirtileri, fizik muayene bulguları ve görüntüleme yöntemlerinin birlikte değerlendirilmesine dayanan klinik tanının önemini artırıyor.</p>

<p>Ultrason ve gerektiğinde manyetik rezonans görüntüleme, özellikle belirli endometriozis türlerinin değerlendirilmesinde kullanılabiliyor. Cerrahi ise bazı hastalarda tanı ve tedavi amacıyla hâlâ gerekli olabiliyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü de belirtiler ve görüntüleme bulgularına dayanarak klinik tanı konulabileceğini ve tedaviye başlanmadan önce mutlaka cerrahi doğrulama gerekmediğini belirtiyor.</p>

<p>Yeni testler ne vaat ediyor?</p>

<p>Endometrioziste yıllardır araştırılan temel hedeflerden biri, hastalığı daha kolay ve girişimsel olmayan yöntemlerle saptayabilecek güvenilir testler geliştirmek.</p>

<p>Associated Press’in aktardığına göre çeşitli ülkelerde bu amaçla yeni teknolojiler değerlendiriliyor.</p>

<p>EndoSure adı verilen bir yöntem, karın üzerine yerleştirilen sensörlerle bağırsak bölgesindeki elektriksel sinyalleri ölçmeyi hedefliyor. İşlem yaklaşık yarım saat sürüyor ve elde edilen veriler hekimin değerlendirmesine sunuluyor.</p>

<p>Endotest ise tükürük örneğindeki mikroRNA adı verilen küçük genetik düzenleyici molekülleri analiz ederek endometriozis olasılığını belirlemeyi amaçlıyor.</p>

<p>İngiltere’de NICE, EndoSure, Endotest ve başka bir hızlı tanı teknolojisini sağlık sistemi içerisinde nasıl kullanılabilecekleri açısından değerlendirmeye aldı. Ancak bu testlerle ilgili kanıtların gelişmeye devam ettiği ve klinik yararlarının daha geniş verilerle ortaya konulması gerektiği özellikle dikkate alınmalı.</p>

<p>Yeni testler mevcut yöntemlerin yerini almış değil</p>

<p>Yeni testlerin haber değeri yüksek olsa da bunları “endometriozisi kesin olarak saptayan yeni testler” şeklinde sunmak mevcut kanıtları aşar.</p>

<p>Associated Press’in görüştüğü uzmanlar da söz konusu yöntemlerin klinik değerlendirme, görüntüleme ve gerektiğinde cerrahi gibi mevcut tanı araçlarının tamamen yerine geçmesini beklemiyor.</p>

<p>Bu teknolojilerin gelecekte tanı yolculuğunu kısaltabilecek tamamlayıcı araçlar olup olmayacağını daha fazla klinik veri gösterecek.</p>

<p>Belirti günlüğü tanı görüşmesine yardımcı olabilir</p>

<p>Ağrının ne zaman başladığını, adet döngüsüyle ilişkisini, nerede hissedildiğini ve günlük yaşamı ne ölçüde etkilediğini kaydetmek hekim görüşmesini kolaylaştırabilir.</p>

<p>Özellikle her ay tekrarlayan veya okul, iş ve sosyal yaşamı aksatan ağrıların yalnızca “normal adet ağrısı” olarak kabul edilmemesi önemli.</p>

<p>Endometriozis nasıl tedavi ediliyor?</p>

<p>Endometriozisi herkes için kesin olarak ortadan kaldıran tek bir tedavi bulunmuyor. Tedavi; hastanın belirtilerine, yaşına, çocuk sahibi olma planına, hastalığın yerine ve kişisel tercihlerine göre planlanıyor.</p>

<p>Ağrı kesici ilaçlar bazı hastalarda belirtilerin kontrolünde kullanılabiliyor. Hormonal tedaviler de adet döngüsünü ve endometriozisle ilişkili ağrıyı baskılamak amacıyla tercih edilebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cerrahi tedavide endometriozis lezyonları ve yapışıklıklar çıkarılabiliyor. Cerrahinin gerekip gerekmediği ve hangi yöntemin uygulanacağı kişiye göre değişiyor.</p>

<p>Histerektomi, yani rahmin cerrahi olarak alınması, endometriozis tanısı alan herkes için standart veya ilk basamak tedavi değil. Belirli koşullarda ve diğer seçeneklerden yarar görmeyen hastalarda değerlendirilebilecek daha ileri bir seçenek.</p>

<p>Hangi durumda değerlendirme düşünülmeli?</p>

<p>Adet ağrısı kişinin günlük yaşamını belirgin biçimde bozuyorsa, ağrı giderek artıyorsa, cinsel ilişki veya bağırsak hareketleri sırasında tekrarlayan pelvik ağrı yaşanıyorsa ya da gebe kalma güçlüğü bulunuyorsa kadın hastalıkları ve doğum değerlendirmesi uygun olabilir.</p>

<p>Endometriozis tanısında son yıllardaki en önemli değişim, her hastada cerrahi doğrulama beklemek yerine klinik bulguların ve görüntülemenin daha erken kullanılabilmesi. Yeni biyobelirteç ve sensör tabanlı testler ise bu süreci daha da kısaltma potansiyeli açısından araştırılıyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, Endometriosis Fact Sheet, 2025</p>

<p>American College of Obstetricians and Gynecologists, Diagnosis of Endometriosis, Clinical Practice Guideline No. 11, 2026</p>

<p>American College of Obstetricians and Gynecologists, New Endometriosis Clinical Guidance, 2026</p>

<p>European Society of Human Reproduction and Embryology, ESHRE Guideline: Endometriosis, 2022</p>

<p>National Institute for Health and Care Excellence, Technologies for the Rapid Diagnosis of Endometriosis, Final Scope, 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/endometriozis-neden-yillarca-tani-alamiyor-belirtiler-ve-yeni-tani-yontemleri</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 15:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9919.jpeg" type="image/jpeg" length="42816"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üniversitelerin 2027 Bütçe Tavanları Belli Oldu: İşte 127 Üniversitenin Tam Listesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/universitelerin-2027-butce-tavanlari-belli-oldu-iste-127-universitenin-tam-listesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/universitelerin-2027-butce-tavanlari-belli-oldu-iste-127-universitenin-tam-listesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2027-2029 Orta Vadeli Program kapsamında üniversitelerin önümüzdeki üç yıllık döneme ilişkin ödenek teklif tavanları belirlendi. 2027 yılı için çok sayıda üniversitenin bütçesi milyarlarca lirayı aşarken, sağlık temalı üniversitelere ayrılan kaynaklar da dikkat çekti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>6 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Orta Vadeli Program’ın Ek 2 bölümünde, özel bütçeli idarelerin 2027, 2028 ve 2029 yıllarına ilişkin ödenek teklif tavanları açıklandı.</p>

<p>Üniversiteler de özel bütçeli idareler kapsamında listelendi. Açıklanan rakamlar üniversitelerin kesinleşmiş 2027 bütçeleri değil, bütçe hazırlık sürecinde esas alınacak ödenek teklif tavanlarını ifade ediyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne 14,1 milyar liralık bütçe tavanı</p>

<p>Sağlık alanındaki üniversiteler arasında en dikkat çekici rakamlardan biri Sağlık Bilimleri Üniversitesi için belirlendi.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin 2027 yılı toplam ödenek teklif tavanı 14 milyar 129 milyon 46 bin TL olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Üniversite için öngörülen toplam tutar 2028 yılında 16 milyar 479 milyon 442 bin TL’ye, 2029 yılında ise 18 milyar 835 milyon 607 bin TL’ye yükseliyor.</p>

<p>Böylece üç yıllık dönemde Sağlık Bilimleri Üniversitesi için belirlenen toplam ödenek teklif tavanı yaklaşık 49,4 milyar TL’ye ulaşıyor.</p>

<p>Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne 5,8 milyar TL</p>

<p>Sağlık odaklı ihtisas üniversitelerinden Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi için de milyarlarca liralık ödenek tavanı belirlendi.</p>

<p>Üniversitenin toplam ödenek teklif tavanı;</p>

<p>2027’de 5 milyar 766 milyon 857 bin TL, 2028’de 6 milyar 660 milyon 783 bin TL, 2029’da ise 7 milyar 547 milyon 628 bin TL olarak öngörüldü.</p>

<p>Üç yılın toplamı yaklaşık 20 milyar TL seviyesinde bulunuyor.</p>

<p>Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne 2,7 milyar TL</p>

<p>Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin 2027 yılı toplam ödenek teklif tavanı ise 2 milyar 716 milyon 458 bin TL olarak belirlendi.</p>

<p>Bu rakam 2028 için 3 milyar 180 milyon 451 bin TL, 2029 için ise 3 milyar 640 milyon 126 bin TL olarak öngörüldü.</p>

<p>Buna göre üniversitenin üç yıllık toplam ödenek teklif tavanı yaklaşık 9,5 milyar TL olacak.</p>

<p>Sağlık üniversitelerine üç yılda yaklaşık 79 milyar TL</p>

<p>Üç sağlık bilimleri üniversitesinin ödenek teklif tavanları birlikte değerlendirildiğinde dikkat çekici bir büyüklük ortaya çıkıyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi için 2027-2029 döneminde belirlenen toplam ödenek teklif tavanı yaklaşık 78,9 milyar TL düzeyine ulaşıyor.</p>

<p>Bunun yaklaşık 49,4 milyar TL’sini tek başına Sağlık Bilimleri Üniversitesi oluşturuyor.</p>

<p>Büyük üniversitelerin bütçeleri de dikkat çekiyor</p>

<p>OVP tabloları yalnızca sağlık bilimleri üniversitelerini değil, Türkiye’deki devlet üniversitelerinin bütçe tavanlarını da kapsıyor.</p>

<p>Örneğin 2027 yılı toplam ödenek teklif tavanı Ankara Üniversitesi için 19 milyar 501 milyon 388 bin TL, Hacettepe Üniversitesi için 18 milyar 459 milyon 79 bin TL ve İstanbul Üniversitesi için 17 milyar 728 milyon 707 bin TL olarak belirlendi.</p>

<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa için ise 2027 yılı toplam ödenek teklif tavanı 17 milyar 32 milyon 227 bin TL olarak öngörüldü.</p>

<p>Tıp ve sağlık bilimleri alanında güçlü akademik yapılanmalara sahip bu üniversitelerin bütçe büyüklükleri de sağlık eğitimi ve araştırmaları açısından dikkat çekiyor.</p>

<p>En yüksek ödenek teklif tavanı Ankara Üniversitesi’nin</p>

<p>2027 yılı için belirlenen toplam ödenek teklif tavanlarına göre Ankara Üniversitesi 25 milyar 990 milyon 811 bin TL ile ilk sırada yer aldı.</p>

<p>Ankara Üniversitesi’ni 24 milyar 737 milyon 380 bin TL ile Hacettepe Üniversitesi ve 22 milyar 369 milyon 212 bin TL ile İstanbul Üniversitesi izledi.</p>

<p>Gazi Üniversitesi için 21 milyar 453 milyon 167 bin TL, Ege Üniversitesi için ise 20 milyar 278 milyon 966 bin TL ödenek teklif tavanı belirlendi.</p>

<p>2027 üniversite ödenek teklif tavanları: Tam liste</p>

<p>Aşağıdaki sıralama 2027 yılı toplam ödenek teklif tavanına göre en yüksekten en düşüğe hazırlanmıştır.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>Sıra</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Üniversite</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2027 Ödenek Teklif Tavanı</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>1</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ankara Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>25.990.811.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>2</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hacettepe Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>24.737.380.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>3</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İstanbul Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>22.369.212.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>4</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Gazi Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>21.453.167.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>5</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ege Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>20.278.966.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>6</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Dokuz Eylül Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>17.888.988.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>7</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Atatürk Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>16.988.502.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>8</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Akdeniz Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>16.864.504.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>9</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>16.834.916.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>10</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bursa Uludağ Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>14.875.295.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>11</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Selçuk Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>14.785.752.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>12</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Çukurova Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>14.633.905.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>13</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>14.129.168.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>14</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Dicle Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>14.007.380.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>15</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Erciyes Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>13.788.709.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>16</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Fırat Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>13.487.602.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>17</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>13.442.713.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>18</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>13.330.756.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>19</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Marmara Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>13.183.864.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>20</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İnönü Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>13.058.251.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>21</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>12.403.680.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>22</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Pamukkale Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.991.110.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>23</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Karadeniz Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.778.416.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>24</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Necmettin Erbakan Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.625.707.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>25</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İstanbul Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.519.958.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>26</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kocaeli Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.475.199.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>27</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Gaziantep Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.448.026.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>28</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Orta Doğu Teknik Üniversitesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.222.305.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>29</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Eskişehir Osmangazi Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>11.068.697.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>30</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Süleyman Demirel Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>10.830.107.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>31</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Aydın Adnan Menderes Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>10.776.199.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>32</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Mersin Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>10.772.161.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>33</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>10.654.424.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>34</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Trakya Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>10.390.692.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>35</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Manisa Celal Bayar Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>9.531.220.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>36</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Anadolu Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>9.250.022.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>37</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>9.126.041.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>38</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>8.701.537.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>39</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Harran Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>8.506.060.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>40</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Yıldız Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.996.972.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>41</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.854.165.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>42</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.613.155.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>43</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Balıkesir Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.576.150.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>44</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.474.093.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>45</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Boğaziçi Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.430.897.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>46</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sakarya Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>7.205.008.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>47</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>6.930.071.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>48</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kırıkkale Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>6.718.818.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>49</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>6.716.438.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>50</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>6.508.771.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>51</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Düzce Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>6.498.063.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>52</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kafkas Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.945.746.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>53</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.772.216.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>54</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.766.530.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>55</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.558.238.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>56</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Yozgat Bozok Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.524.211.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>57</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Karabük Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.088.524.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>58</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kütahya Dumlupınar Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.078.589.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>59</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>5.047.107.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>60</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Adıyaman Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.984.634.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>61</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Giresun Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.902.702.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>62</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Afyon Kocatepe Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.879.589.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>63</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.728.508.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>64</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İzmir Katip Çelebi Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.719.511.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>65</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.539.428.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>66</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ordu Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.469.718.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>67</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kastamonu Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.208.924.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>68</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Eskişehir Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.125.369.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>69</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Uşak Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>4.068.036.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>70</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.955.300.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>71</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.953.355.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>72</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Aksaray Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.947.123.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>73</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hitit Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.900.609.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>74</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kırklareli Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.825.405.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>75</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bingöl Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.810.180.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>76</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Siirt Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.801.411.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>77</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.560.917.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>78</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.542.468.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>79</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Mardin Artuklu Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.520.241.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>80</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Çankırı Karatekin Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.329.193.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>81</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.259.337.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>82</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Amasya Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.183.269.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>83</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.168.193.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>84</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Batman Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.150.997.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>85</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Muş Alparslan Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.096.228.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>86</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Gebze Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.090.715.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>87</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.067.467.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>88</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.037.643.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>89</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Yalova Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.034.343.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>90</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.029.428.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>91</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>3.029.188.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>92</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bartın Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.883.022.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>93</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Gümüşhane Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.841.833.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>94</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Malatya Turgut Özal Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.841.050.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>95</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sinop Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.836.359.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>96</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bitlis Eren Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.796.762.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>97</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.761.327.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>98</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Trabzon Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.756.667.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>99</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.715.579.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>100</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.691.926.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>101</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bursa Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.510.552.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>102</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İskenderun Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.468.695.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>103</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Iğdır Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.448.870.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>104</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Konya Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.432.611.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>105</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Munzur Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.400.126.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>106</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Artvin Çoruh Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.355.953.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>107</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Bayburt Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.340.808.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>108</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ardahan Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.274.495.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>109</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.224.697.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>110</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Samsun Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.169.897.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>111</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kilis 7 Aralık Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>2.154.315.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>112</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İzmir Bakırçay Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.976.147.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>113</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Hakkari Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.941.721.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>114</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İzmir Demokrasi Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.912.588.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>115</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Galatasaray Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.904.231.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>116</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.882.016.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>117</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Şırnak Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.758.385.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>118</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Erzurum Teknik Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.743.831.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>119</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Türk-Alman Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.734.616.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>120</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Kayseri Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.686.602.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>121</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Abdullah Gül Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.662.519.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>122</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.418.834.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>123</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Tarsus Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.406.058.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>124</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.279.677.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>125</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>1.099.131.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>126</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>998.339.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td valign="middle">
   <p>127</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>Türkiye Uluslararası İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</p>
   </td>
   <td valign="middle">
   <p>253.074.000 TL</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p>127 üniversite için toplam 865,9 milyar TL’lik tavan</p>

<p>OVP’deki 2027 rakamları birlikte değerlendirildiğinde, listede yer alan 127 üniversite için belirlenen toplam ödenek teklif tavanı yaklaşık 865 milyar 988 milyon TL düzeyine ulaşıyor.</p>

<p>Üniversiteler arasındaki bütçe büyüklüklerinde akademik personel sayısı, öğrenci kapasitesi, kampüs büyüklüğü, araştırma altyapısı, yatırım programları ve sağlık hizmetleri gibi çok sayıda unsur etkili olabiliyor. Bu nedenle yalnızca toplam bütçe büyüklüğünden hareketle üniversitelerin akademik performansı veya mali etkinliği hakkında doğrudan sonuç çıkarmak doğru değil.</p>

<p>Sağlık ağırlıklı üniversiteler dikkat çekiyor</p>

<p>Tıp fakülteleri, üniversite hastaneleri ve sağlık bilimleri alanında geniş yapılara sahip köklü üniversitelerin listenin üst sıralarında bulunması dikkat çekiyor.</p>

<p>Hacettepe Üniversitesi için 24,7 milyar TL, İstanbul Üniversitesi için 22,3 milyar TL, Gazi Üniversitesi için 21,4 milyar TL, Ege Üniversitesi için 20,2 milyar TL ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa için 16,8 milyar TL ödenek teklif tavanı belirlendi.</p>

<p>Doğrudan sağlık alanında ihtisaslaşmış üniversiteler arasında ise Sağlık Bilimleri Üniversitesi 14,1 milyar TL ile öne çıkarken, Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi için 5,77 milyar TL, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi için 2,72 milyar TL tavan öngörüldü.</p>

<p>Kesin bütçeler daha sonra netleşecek</p>

<p>OVP’de açıklanan bu rakamlar, 2027 Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile kesinleşmiş bütçe ödenekleri değil.</p>

<p>Kamu kurum ve kuruluşlarının 2027-2029 dönemine ilişkin bütçe tekliflerini çok yıllı bütçeleme anlayışı doğrultusunda hazırlayarak 30 Eylül 2026 tarihine kadar Strateji ve Bütçe Başkanlığına sunmaları gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle üniversitelerin nihai 2027 bütçeleri, merkezi yönetim bütçe hazırlama ve kanunlaşma sürecinin tamamlanmasının ardından kesinleşecek.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Resmî Gazete, 6 Eylül 2026, Sayı: 33362 (Mükerrer)<br />
Orta Vadeli Program (2027-2029), Ek 2<br />
Merkezî Yönetim Bütçesi 2027-2029 Ödenek Teklif Tavanları</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık Eğitimi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/universitelerin-2027-butce-tavanlari-belli-oldu-iste-127-universitenin-tam-listesi</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9917.jpeg" type="image/jpeg" length="43646"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Turizminde Yeni Dönem: Mükemmeliyet Merkezleri Yaygınlaşacak]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglik-turizminde-yeni-donem-mukemmeliyet-merkezleri-yayginlasacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglik-turizminde-yeni-donem-mukemmeliyet-merkezleri-yayginlasacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2027-2029 Orta Vadeli Program’da Türkiye’nin sağlık turizmindeki kapasitesinin geliştirilmesine yönelik yeni hedefler belirlendi. Sağlık turizminde sertifikasyon ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesinin yanı sıra mükemmeliyet merkezi uygulamalarının yaygınlaştırılması öngörülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>6 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Orta Vadeli Program (2027-2029), Türkiye’nin hizmet ihracatını artırmaya yönelik politikalar içerisinde sağlık turizmine özel yer ayırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programda sağlık turizminin hem nitelik hem de nicelik açısından geliştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Sağlık turizmi kapasitesi artırılacak</p>

<p>OVP’ye göre Türkiye’nin sağlık turizmindeki kapasitesinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar sürdürülecek.</p>

<p>Programda yalnızca sağlık turisti sayısının veya hizmet kapasitesinin artırılması değil, sunulan hizmetlerin niteliğinin geliştirilmesine yönelik uygulamalar da öne çıkıyor.</p>

<p>Bu kapsamda sağlık turizminde kalite ve güvenilirliğin güçlendirilmesine yönelik mekanizmaların geliştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Mükemmeliyet merkezi uygulamaları yaygınlaşacak</p>

<p>Programın sağlık turizmi açısından en dikkat çekici hedeflerinden biri “mükemmeliyet merkezi” uygulamalarının yaygınlaştırılması oldu.</p>

<p>OVP’de sağlık turizminde mükemmeliyet merkezi uygulamalarının yaygınlaştırılacağı açık biçimde belirtiliyor.</p>

<p>Programda bu merkezlerin hangi tıbbi branşlarda kurulacağı, hangi sağlık kuruluşlarının kapsama alınacağı veya mükemmeliyet merkezi olabilmek için aranacak kriterlerin ayrıntıları ise yer almıyor.</p>

<p>Bu nedenle uygulamanın kapsamının önümüzdeki dönemde yapılacak düzenlemelerle netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Sertifikasyon ve denetim güçlendirilecek</p>

<p>Sağlık turizminde büyümenin yanı sıra hizmet kalitesinin güvence altına alınması da OVP’nin hedefleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Program kapsamında sağlık turizminde sertifikasyon ve denetim mekanizmalarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması öngörülüyor.</p>

<p>Bu yaklaşım, uluslararası hastalara hizmet veren sağlık kuruluşlarının kalite ve standartlarının sağlık turizminin büyümesiyle birlikte ele alınacağını gösteriyor.</p>

<p>Sağlık turizmi hizmet ihracatında stratejik alan</p>

<p>OVP’de sağlık turizmi, Türkiye’nin yüksek katma değerli hizmet ihracatının geliştirilmesi hedeflenen alanlarından biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Programda sağlık turizminin yanı sıra spor turizmi gibi yüksek katma değer oluşturabilecek hizmet alanlarının da geliştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Böylece sağlık hizmetlerinin yalnızca iç sağlık sistemi açısından değil, Türkiye’nin hizmet ihracatı ve uluslararası rekabet gücü açısından da değerlendirilmesi öngörülüyor.</p>

<p>Yeni dönemin ayrıntıları bekleniyor</p>

<p>OVP’nin ortaya koyduğu çerçeve; sağlık turizminde kapasite artışının kalite, sertifikasyon ve denetim mekanizmalarıyla birlikte yürütüleceğini gösteriyor.</p>

<p>Özellikle mükemmeliyet merkezi uygulamasının yaygınlaştırılması, üniversite hastaneleri, şehir hastaneleri ve özel sağlık kuruluşları açısından önümüzdeki dönemde dikkatle takip edilecek başlıklardan biri olacak.</p>

<p>Ancak Program, hangi kuruluşların mükemmeliyet merkezi kapsamına alınacağına ilişkin bir liste veya uygulama takvimi vermiyor. Bu nedenle ayrıntılar daha sonraki düzenlemelerle ortaya çıkacak.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Resmî Gazete, 6 Eylül 2026, Sayı: 33362 (Mükerrer)<br />
Orta Vadeli Program (2027-2029)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📜 Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglik-turizminde-yeni-donem-mukemmeliyet-merkezleri-yayginlasacak</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9916.jpeg" type="image/jpeg" length="69589"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yerli Aşı, İlaç ve Tıbbi Cihaza Yeni Destek: Yapay Zekâ da Programda]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yerli-asi-ilac-ve-tibbi-cihaza-yeni-destek-yapay-zeka-da-programda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yerli-asi-ilac-ve-tibbi-cihaza-yeni-destek-yapay-zeka-da-programda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2027-2029 Orta Vadeli Program’da sağlık teknolojilerinde yerli üretimin güçlendirilmesine yönelik önemli hedefler belirlendi. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu aşı, ilaç, tıbbi cihaz, tanı kiti ve biyoteknolojik ürünlerin yanı sıra yapay zekâ tabanlı sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi öngörülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>6 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Orta Vadeli Program (2027-2029), sağlık sektörünü ekonomik güvenlik açısından stratejik alanlardan biri olarak ele aldı.</p>

<p>Programda kritik sağlık ürünlerinde yerli üretim kapasitesinin geliştirilmesine özel vurgu yapıldı.</p>

<p>Yerli aşı ve ilaç üretimi desteklenecek</p>

<p>OVP kapsamında ulusal sağlık sisteminin ihtiyaç duyduğu aşı ve ilaçların geliştirilmesine yönelik araştırma ve ürün geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi planlanıyor.</p>

<p>Hedef yalnızca yeni ürün geliştirmekle sınırlı değil. Program, sağlık alanında yerli üretim kapasitesinin artırılmasını da öngörüyor.</p>

<p>Bu yaklaşım, kritik sağlık ürünlerinde Türkiye’nin üretim kabiliyetinin güçlendirilmesini ekonomik güvenlik politikalarının bir parçası haline getiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tıbbi cihaz ve tanı kitleri de kapsamda</p>

<p>Programda ilaç ve aşının yanı sıra tıbbi cihaz ve tanı kitlerine de açık biçimde yer verildi.</p>

<p>Ulusal sağlık sisteminin ihtiyaç duyduğu tıbbi cihaz ve tanı kitlerinin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi hedefleniyor.</p>

<p>Böylece sağlık teknolojilerinde araştırmadan ürüne ve üretim kapasitesine uzanan daha geniş bir politika çerçevesi oluşturulması amaçlanıyor.</p>

<p>Biyoteknolojik ürünlere özel önem</p>

<p>OVP’de dikkat çeken alanlardan biri de biyoteknoloji oldu.</p>

<p>Sağlık alanındaki biyoteknolojik ürünlerin geliştirilmesi ve yerli üretim kapasitesinin artırılması desteklenecek alanlar arasında bulunuyor.</p>

<p>Programda hangi biyoteknolojik ürün gruplarına öncelik verileceği veya desteklerin hangi mekanizmalar üzerinden sağlanacağına ilişkin ayrıntılı bilgi ise yer almıyor.</p>

<p>Yapay zekâ tabanlı sağlık teknolojileri OVP’ye girdi</p>

<p>Programın en dikkat çekici unsurlarından biri yapay zekânın sağlık teknolojileri başlığı altında açık biçimde yer alması oldu.</p>

<p>Yapay zekâ tabanlı sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi ve bu alandaki yerli üretim kapasitesinin artırılması hedefleniyor.</p>

<p>Bu hedef, yapay zekânın sağlık sisteminde yalnızca dijitalleşme aracı olarak değil, geliştirilecek sağlık teknolojileri ve ürünleri açısından da stratejik bir alan olarak değerlendirildiğini gösteriyor.</p>

<p>Kamu alımları yerli sağlık teknolojilerini destekleyebilir</p>

<p>OVP’de yerli üretimi ilgilendiren bir başka önemli politika da kamu alımlarında bulunuyor.</p>

<p>Program kapsamında savunma sanayiinde uygulanan talep oluşturma ve uzun vadeli sipariş yaklaşımının sağlık teknolojileri başta olmak üzere belirlenen stratejik sektörlere yaygınlaştırılması öngörülüyor.</p>

<p>Bu model, geliştirilen yerli sağlık teknolojileri açısından kamunun uzun vadeli talebinin üretim kapasitesini destekleyen bir araç olarak kullanılmasının önünü açabilecek nitelikte.</p>

<p>Sağlık teknolojilerinde yeni dönem</p>

<p>OVP’deki hedefler birlikte değerlendirildiğinde aşıdan ilaca, tıbbi cihazdan tanı kitine, biyoteknolojiden yapay zekâ tabanlı teknolojilere uzanan geniş bir sağlık teknolojileri politikası ortaya çıkıyor.</p>

<p>Programda desteklerin bütçesi, başvuru mekanizmaları, önceliklendirilecek ürünler veya uygulama takvimi ayrıntılı olarak açıklanmış değil.</p>

<p>Bu nedenle önümüzdeki dönemde açıklanacak uygulama programları ve destek mekanizmaları, üniversitelerden araştırma merkezlerine, sağlık girişimlerinden ilaç ve tıbbi cihaz üreticilerine kadar sektörün birçok aktörü açısından yakından takip edilecek.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Resmî Gazete, 6 Eylül 2026, Sayı: 33362 (Mükerrer)<br />
Orta Vadeli Program (2027-2029)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📜 Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yerli-asi-ilac-ve-tibbi-cihaza-yeni-destek-yapay-zeka-da-programda</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9915.jpeg" type="image/jpeg" length="73347"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Metformin Kullananlarda B12 Eksikliğine Dikkat: Yeni Araştırma Nöropatiyle İlişki Buldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/metformin-kullananlarda-b12-eksikligine-dikkat-yeni-arastirma-noropatiyle-iliski-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/metformin-kullananlarda-b12-eksikligine-dikkat-yeni-arastirma-noropatiyle-iliski-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BMC Endocrine Disorders’da 3 Eylül 2026’da yayımlanan yeni sistematik derleme ve meta-analizde, 15 ülkeden yaklaşık 292 bin kişinin yer aldığı 20 araştırma incelendi. Metformin kullanımı periferik nöropatiyle, B12 eksikliği ise tip 2 diyabet hastalarında daha yüksek nöropati olasılığıyla ilişkili bulundu. Bulgular, özellikle uzun süre metformin kullananlarda B12 düzeylerinin izlenmesine ilişkin mevcut önerileri destekliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tip 2 diyabet tedavisinde yaygın olarak kullanılan metformin ile B12 vitamini eksikliği ve periferik nöropati arasındaki ilişkiye dair geniş kapsamlı yeni bir analiz yayımlandı.</p>

<p>BMC Endocrine Disorders’da 3 Eylül 2026’da yayımlanan sistematik derleme ve meta-analizde, 15 ülkeden yaklaşık 292 bin kişinin yer aldığı 20 araştırmanın sonuçları bir araya getirildi. Araştırmacılar, metformin kullanımı ile B12 eksikliğinin el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma ve duyu kaybıyla seyredebilen periferik sinir hasarıyla ilişkisini değerlendirdi.</p>

<h3>Metformin kullananlarda nöropati olasılığı daha yüksek bulundu</h3>

<p>Araştırmacılar, Ocak 2009 ile Nisan 2026 arasında yayımlanan çalışmaları sistematik biçimde taradı. Çalışmaların kalitesi standart bilimsel yöntemlerle değerlendirildi ve uygun araştırmaların sonuçları ortak analizde birleştirildi.</p>

<p>Altı kesitsel çalışmanın birlikte değerlendirilmesinde, metformin kullananlarda periferik nöropati görülme olasılığı kullanmayanlara kıyasla yaklaşık 1,84 kat daha yüksek bulundu. Güven aralığı 1,18 ile 2,88 arasındaydı.</p>

<p>İki kohort çalışmasından elde edilen sonuçların da genel olarak aynı yönde olduğu bildirildi.</p>

<p>Ancak bu bulgu, metforminin doğrudan sinir hasarına neden olduğunu göstermiyor. Tip 2 diyabetin kendisi periferik nöropatinin başlıca nedenlerinden biri. Hastalığın süresi, kan şekeri kontrolü, yaş, kullanılan ilaç dozu, beslenme durumu ve eşlik eden hastalıklar da nöropati olasılığını etkileyebiliyor.</p>

<h3>B12 eksikliği olanlarda nöropati olasılığı yaklaşık iki kat</h3>

<p>Meta-analizin önemli bulgularından biri B12 eksikliği ile periferik nöropati arasındaki ilişkiydi.</p>

<p>Tip 2 diyabet hastalarını kapsayan dört çalışmanın ortak analizinde B12 eksikliği bulunanlarda periferik nöropati görülme olasılığı yaklaşık 2,09 kat daha yüksek bulundu. Güven aralığı 1,03 ile 4,22 arasındaydı.</p>

<p>Sonucun istatistiksel olarak anlamlı bulunmasına karşın güven aralığının geniş olması, ilişkinin büyüklüğü konusunda belirli bir belirsizlik bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>B12 vitamini sinir sisteminin sağlıklı işleyişinde, DNA sentezinde ve kırmızı kan hücrelerinin üretiminde görev alıyor. Uzun süre devam eden eksiklik, kansızlığın yanı sıra uyuşma, karıncalanma, denge sorunları ve başka nörolojik belirtilerle ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle diyabet hastalarında gelişen nöropatinin yalnızca yüksek kan şekerine bağlı olduğunun düşünülmesi, eşlik eden B12 eksikliğinin gözden kaçmasına yol açabiliyor.</p>

<h3>Bazı çalışma gruplarında yaklaşık her üç kişiden birinde B12 eksikliği</h3>

<p>B12 eksikliğini benzer ölçütlerle değerlendiren araştırmalar birlikte ele alındığında, metformin kullanan gruplarda B12 eksikliği sıklığı yüzde 32,1 olarak hesaplandı. Güven aralığı yüzde 29,1 ile yüzde 35,3 arasındaydı.</p>

<p>Bu sonuç, tüm metformin kullanıcılarının yaklaşık üçte birinde B12 eksikliği bulunduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Meta-analize alınan çalışmalar farklı ülkelerde ve farklı hasta gruplarında yürütüldü. Metformin dozu, kullanım süresi, yaş, beslenme alışkanlıkları ve B12 eksikliğini tanımlamak için kullanılan laboratuvar eşikleri çalışmalar arasında değişiklik gösterdi.</p>

<p>Bu nedenle yüzde 32,1’lik oran, analizdeki belirli çalışma gruplarının ortak sonucunu ifade ediyor ve bütün metformin kullanıcılarına doğrudan genellenemiyor.</p>

<h3>Metformin ile B12 arasındaki ilişki uzun süredir izleniyor</h3>

<p>Metforminin uzun süreli kullanımının bazı kişilerde B12 düzeylerini düşürebildiği daha önceki araştırmalarda da gösterilmişti.</p>

<p>Metforminin B12 emilimini farklı mekanizmalar üzerinden etkileyebildiği düşünülüyor. Etkinin özellikle tedavi süresi uzadıkça ve kullanılan doz yükseldikçe daha belirgin hale gelebileceğine ilişkin veriler bulunuyor.</p>

<p>Yeni meta-analiz, bu bilinen ilişkinin periferik nöropati açısından taşıdığı olası önemi daha geniş bir veri grubu üzerinden değerlendiriyor.</p>

<h3>Diyabet ile B12 eksikliğinin belirtileri birbirine benzeyebilir</h3>

<p>Periferik nöropati hem diyabetin uzun dönem komplikasyonlarından biri hem de B12 eksikliğinde görülebilen bir tablo.</p>

<p>El ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma hissi, ağrı ve duyu kaybı her iki durumda da görülebiliyor. Bu benzerlik, B12 eksikliğinin fark edilmesini güçleştirebiliyor.</p>

<p>Uzun süredir metformin kullanan ve yeni nöropati belirtileri gelişen bir hastada B12 düzeyinin değerlendirilmesi bu nedenle klinik açıdan önem taşıyor.</p>

<p>Amerikan Diyabet Derneği’nin 2026 Diyabette Bakım Standartları, uzun süre metformin kullanan kişilerde B12 düzeylerinin dönemsel olarak değerlendirilmesini öneriyor. Özellikle anemi veya periferik nöropati bulunanlarda B12 eksikliğinin araştırılması tavsiye ediliyor.</p>

<p>Standartlarda B12 eksikliği olasılığının 4–5 yıllık metformin kullanımından sonra arttığı, 4 yıldan uzun süredir metformin kullanan veya vegan beslenme ya da geçirilmiş mide-bağırsak cerrahisi gibi ek risk faktörleri bulunan kişilerde yıllık izlemin düşünülmesi gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Aynı standartların kapsamlı değerlendirme tablosunda ise metformin kullanımının 5 yılı aşması, B12 düzeyinin değerlendirilmesi açısından ayrıca işaretlenen durumlardan biri olarak yer alıyor.</p>

<p>Bu iki ifade birlikte değerlendirildiğinde, metformin kullanım süresi uzadıkça B12 takibinin önem kazandığı; izlem sıklığının ise kişinin klinik durumu ve ek risk faktörlerine göre belirlenmesi gerektiği anlaşılıyor.</p>

<h3>Bulgular metforminin bırakılması gerektiği anlamına gelmiyor</h3>

<p>Araştırma, metformin kullanan hastaların ilacı bırakması gerektiği yönünde bir sonuç ortaya koymuyor.</p>

<p>Metformin, tip 2 diyabet tedavisinde uzun yıllardır kullanılan ve etkinliği konusunda geniş klinik deneyim bulunan ilaçlardan biri olmayı sürdürüyor.</p>

<p>Yeni verilerin işaret ettiği temel konu, özellikle uzun süreli kullanımda ortaya çıkabilecek B12 düşüklüğünün fark edilmesi ve gerektiğinde değerlendirilmesi.</p>

<p>Hastaların araştırma sonuçlarına dayanarak metformini kendi kendine bırakması, dozunu değiştirmesi veya hekime danışmadan B12 takviyesi kullanmaya başlaması uygun değil.</p>

<p>B12 eksikliğinin değerlendirilmesinde laboratuvar sonuçlarıyla birlikte belirtiler, beslenme alışkanlıkları, kullanılan diğer ilaçlar ve emilimi etkileyebilecek sağlık sorunlarının birlikte ele alınması gerekiyor.</p>

<h3>Çalışma neden-sonuç ilişkisini kanıtlamıyor</h3>

<p>Meta-analizin geniş bir hasta grubuna ulaşması önemli bir avantaj sağlasa da araştırmaların büyük bölümü gözlemsel ve kesitsel tasarıma sahip.</p>

<p>Bu tür çalışmalar iki durumun birlikte daha sık görülüp görülmediğini gösterebilir ancak birinin diğerine doğrudan neden olduğunu kanıtlayamaz.</p>

<p>Metformin kullanımı ile periferik nöropati arasındaki altı çalışmanın ortak analizinde araştırmalar arasındaki farklılığı gösteren heterojenlik oranı yüzde 68,9 olarak hesaplandı. Bu düzey, çalışmalar arasında dikkate değer farklılıklar bulunduğunu ve ortak sonucun dikkatli yorumlanması gerektiğini gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle yeni veriler “metformin sinir hasarı yapıyor” biçiminde yorumlanmamalı.</p>

<p>Araştırma, uzun süre metformin kullanan tip 2 diyabet hastalarında, özellikle nöropati veya kansızlık belirtileri bulunduğunda B12 durumunun da değerlendirilmesini destekleyen mevcut bilimsel kanıtlara yeni veriler ekliyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>• BMC Endocrine Disorders – Metformin kullanımı, B12 vitamini eksikliği ve tip 2 diyabette periferik nöropati ilişkisini inceleyen sistematik derleme ve meta-analiz, 3 Eylül 2026</p>

<p>• Amerikan Diyabet Derneği – Diyabette Bakım Standartları 2026</p>

<p>• Current Nutrition Reports – B vitamini eksiklikleri ve ilişkili nöropatiler derlemesi, 29 Ocak 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/metformin-kullananlarda-b12-eksikligine-dikkat-yeni-arastirma-noropatiyle-iliski-buldu</guid>
      <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/metformin-b12-200kb.jpg" type="image/jpeg" length="13474"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="41637"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="30748"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="67974"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="45155"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="50777"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="73257"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
