<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 05 Nov 2026 04:51:25 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İYTE Eski Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Macit Toksoy Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/iyte-eski-rektor-yardimcisi-prof-dr-macit-toksoy-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/iyte-eski-rektor-yardimcisi-prof-dr-macit-toksoy-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünün eski rektör yardımcılarından Prof. Dr. Macit Toksoy vefat etti. Jeotermal enerji ve iklimlendirme alanında çalışan Toksoy için 5 Kasım’da İzmir’de tören düzenlenecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünün (İYTE) eski rektör yardımcılarından ve Makina Mühendisliği Bölümü emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Macit Toksoy hayatını kaybetti.</p>

<p>Isı transferi, jeotermal enerji, enerji verimliliği ve iç hava kalitesi alanlarındaki akademik çalışmalarıyla tanınan Toksoy'un vefatı, 4 Kasım 2026 tarihinde yapılan açıklamalarla duyuruldu. Toksoy, akademik görevlerinin yanı sıra mühendislik meslek kuruluşlarında ve uluslararası spor organizasyonlarında da çeşitli yöneticilik görevleri üstlenmişti.</p>

<p>Prof. Dr. Toksoy için 5 Kasım 2026 Perşembe günü saat 11.00'de Makina Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Anadolu Toplantı Salonu'nda anma töreni düzenleneceği bildirildi.</p>

<p>Törenin ardından Toksoy'un cenazesinin Mavişehir Memur Kardeşler Camii'nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Soğukkuyu Mezarlığı'nda toprağa verileceği açıklandı.</p>

<p>İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran da yayımladığı taziye mesajında, önceki dönem rektör yardımcılarından Prof. Dr. Macit Toksoy'un vefatından duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Baran, Toksoy'a Allah'tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve İYTE camiasına başsağlığı ve sabır diledi.</p>

<p>Prof. Dr. Macit Toksoy kimdir?</p>

<p>1949 yılında İzmir'in Ödemiş ilçesine bağlı İlkkurşun'da doğan Macit Toksoy, yükseköğrenimini İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Fakültesinde tamamladı. 1972 yılında yüksek makina mühendisi olarak mezun olan Toksoy, doktora eğitimini 1976 yılında Ege Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümünde tamamladı.</p>

<p>Akademik kariyerine Ege Üniversitesinde başlayan Toksoy, Dokuz Eylül Üniversitesinde de öğretim üyesi olarak çalıştı. 1978-1980 yılları arasında ABD'deki North Carolina State University'de misafir öğretim üyesi olarak görev yaptı.</p>

<p>1999 yılında İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünde görev almaya başlayan Toksoy, Makina Mühendisliği Bölümü Termodinamik Anabilim Dalında eğitim ve araştırma faaliyetlerini sürdürdü. Enstitüde rektör yardımcılığı görevini de üstlenen Toksoy, üniversite-sanayi iş birliğine yönelik çalışmalarda bulundu.</p>

<p>Toksoy, 2013 yılında İYTE'den emekli oldu. Enstitü tarafından 4 Nisan 2013 tarihinde düzenlenen emeklilik töreninde, 41 yıllık akademik yaşamı boyunca gerçekleştirdiği çalışmalar ve üniversiteye katkıları dolayısıyla kendisine plaket verildi.</p>

<p>Akademik çalışmalarını ısı transferi, güneş enerjisi, jeotermal enerji sistemleri ve enerji verimliliği üzerinde yoğunlaştıran Toksoy, özellikle jeotermal kaynakların doğrudan kullanımı, bölgesel ısıtma sistemleri ve jeotermal enerji santrallarının performansına ilişkin araştırmalar gerçekleştirdi.</p>

<p>Meslek yaşamının ilerleyen dönemlerinde iç hava kalitesi, havalandırma sistemleri ve sağlıklı iç mekân koşulları üzerine çalışmalar yaptı. Konutlar, okullar ve diğer kapalı alanlarda havalandırma koşullarının iyileştirilmesine yönelik teknik yayınlara katkı sundu.</p>

<p>Türk Tesisat Mühendisleri Derneğinin İç Çevre Kalitesi Teknik Komitesi çalışmalarında yer alan Toksoy, derneğin yayımladığı “İç Çevre Kalitesi ve Uyku” ile “Kapalı Hacimlerde ve İklimlendirme Sistemlerinde Ultraviyole Işınım ile Dezenfeksiyon: Teori ve Pratik” adlı teknik eserlerin editörleri arasında bulundu.</p>

<p>Bilimsel çalışmalarının yanı sıra meslek örgütlerinde de sorumluluk üstlenen Toksoy, 1981-1983 yılları arasında TMMOB Makina Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanlığı yaptı. 1999-2003 döneminde ise İzmir İli Jeotermal Enerji Yüksek Danışma Kurulu Başkanlığı görevini yürüttü.</p>

<p>Toksoy, 2005 İzmir Dünya Üniversite Yaz Oyunları'nda genel koordinatör yardımcısı, 2011 Erzurum Dünya Üniversite Kış Oyunları'nda genel sekreter ve 2013 Mersin Akdeniz Oyunları'nda genel koordinatör yardımcısı olarak da görev aldı.</p>

<p>Üniversiteden emekli olduktan sonra çalışmalarını sanayi alanında sürdüren Toksoy, 2013-2018 yıllarında Eneko AŞ'de çalıştı. Daha sonraki dönemde mekanik tesisat ve iklimlendirme sektöründe danışmanlık faaliyetlerinde bulundu.</p>

<p>2019 tarihli mesleki özgeçmişinde yaklaşık 170 makale ve bildirinin yazarı olduğu belirtilen Toksoy, bilimsel yayınlarının yanı sıra mesleki eğitim, mühendislik uygulamaları ve teknik yayıncılık alanındaki çalışmalarıyla da mühendislik literatürüne katkı sağladı. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/iyte-eski-rektor-yardimcisi-prof-dr-macit-toksoy-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 00:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3689.jpeg" type="image/jpeg" length="26702"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kolon Kanserinde İkili İmmünoterapi: Ameliyat Öncesi Dikkat Çeken Sonuçlar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kolon-kanserinde-ikili-immunoterapi-ameliyat-oncesi-dikkat-ceken-sonuclar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kolon-kanserinde-ikili-immunoterapi-ameliyat-oncesi-dikkat-ceken-sonuclar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nature Medicine’da yayımlanan 56 hastalık faz 2 araştırmada, ameliyat öncesi ikili immünoterapi bazı kolon kanseri gruplarında güçlü yanıt sağladı. Uzmanlar, sonuçların daha büyük çalışmalarla doğrulanması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kolon kanserinin ameliyat öncesi tedavisinde bağışıklık sistemini harekete geçiren iki ilacın birlikte kullanılması, yeni bir klinik araştırmada dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Nature Medicine dergisinde 2 Kasım 2026 tarihinde yayımlanan faz 2 UNICORN çalışmasında, özellikle geleneksel immünoterapilere daha az yanıt veren kolon kanseri grubunda önemli tümör gerilemeleri gözlendi.</p>

<p>Araştırmada botensilimab ve balstilimab adlı iki immünoterapi ilacı, ameliyat öncesinde tek başına veya birlikte uygulandı. Toplam 56 hastanın katıldığı çalışmada, bazı hasta gruplarında ameliyat sırasında incelenen dokularda canlı kanser hücresine rastlanmadı.</p>

<p>Bununla birlikte araştırmacılar, elde edilen sonuçların henüz erken aşamada olduğunu ve tedavinin uzun dönem başarısının daha büyük klinik çalışmalarla değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>56 HASTA DÖRT GRUPTA İNCELENDİ</p>

<p>UNICORN adı verilen çok merkezli klinik araştırmaya, ameliyatla çıkarılabilecek durumda olan, bölgesel olarak ilerlemiş ancak uzak organlara yayılmamış kolon kanserine sahip 56 hasta katıldı.</p>

<p>Hastalar, kanser hücrelerinin DNA onarım mekanizmasına göre iki ana gruba ayrıldı.</p>

<p>Birinci grupta, DNA'daki eşleşme hatalarını onarma sistemi normal çalışan pMMR tümörler bulunuyordu. Bu tümörler genellikle mikrosatellit stabil (MSS) olarak tanımlanıyor ve ilk nesil bağışıklık kontrol noktası inhibitörlerine daha düşük yanıt veriyor.</p>

<p>İkinci grupta ise DNA onarım sisteminde bozukluk bulunan dMMR tümörler yer aldı. Bu kanserler, bağışıklık sistemini hedefleyen tedavilere daha duyarlı olabiliyor.</p>

<p>Her iki kanser türünde de 14 hastaya yalnızca botensilimab, diğer 14 hastaya ise botensilimab ve balstilimab birlikte uygulandı.</p>

<p>Tedavilerin ardından bütün hastalar planlanan cerrahi operasyona alındı.</p>

<p>İMMÜNOTERAPİYE AZ YANIT VEREN GRUPTA YÜZDE 29 TAM YANIT</p>

<p>Çalışmanın en önemli bulgularından biri, pMMR/MSS olarak tanımlanan ve mevcut immünoterapilerden genellikle daha az yarar gören kolon kanseri grubunda ortaya çıktı.</p>

<p>Botensilimab ile balstilimabın birlikte verildiği 14 hastanın 5'inde, ameliyat sonrası patolojik incelemede canlı tümör dokusunun yüzde 10 veya daha az kaldığı belirlendi.</p>

<p>Bu sonuç, yüzde 36 oranında majör patolojik yanıt anlamına geliyor.</p>

<p>Aynı gruptaki 4 hastada ise ameliyatla çıkarılan dokularda canlı kanser hücresi saptanmadı.</p>

<p>Böylece patolojik tam yanıt oranı yüzde 29 olarak hesaplandı.</p>

<p>Yalnızca botensilimab verilen 14 pMMR hastasında ise majör patolojik yanıt elde edilemedi.</p>

<p>Bu farklılık, iki ilacın birlikte kullanılmasının belirli kolon kanseri türlerinde araştırılmaya değer bir yaklaşım olabileceğini gösteriyor. Ancak çalışma grupları randomize oluşturulmadığı için elde edilen fark, kesin bir karşılaştırmalı üstünlük kanıtı olarak değerlendirilemiyor.</p>

<p>DİĞER GRUPTA 14 HASTANIN 13'ÜNDE TAM YANIT</p>

<p>DNA onarım sistemi bozuk olan dMMR kolon kanserlerinde daha yüksek yanıt oranları görüldü.</p>

<p>İki ilacın birlikte kullanıldığı 14 hastanın tamamında majör patolojik yanıt elde edildi.</p>

<p>Bu hastaların 13'ünde ise ameliyatla çıkarılan tümör ve ilgili lenf düğümlerinde canlı kanser hücresi bulunmadı.</p>

<p>Böylece bu küçük hasta grubunda patolojik tam yanıt oranı yüzde 93'e ulaştı.</p>

<p>Yalnızca botensilimab uygulanan 14 dMMR hastasında majör patolojik yanıt oranı yüzde 36, tam yanıt oranı ise yüzde 29 olarak kaydedildi.</p>

<p>Araştırmanın bu bölümü, iki ilacın birlikte kullanımının yüksek düzeyde antitümör etkinlik gösterebileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Ancak yüzde 93'lük sonucun yalnızca 14 hastadan oluşan belirli bir alt gruba ait olduğu unutulmamalı.</p>

<p>PATOLOJİK TAM YANIT KANSERİN KESİN İYİLEŞTİĞİ ANLAMINA GELMİYOR</p>

<p>Araştırmada kullanılan patolojik tam yanıt kavramı, tedaviden sonra ameliyatla çıkarılan dokularda canlı kanser hücresi saptanmamasını ifade ediyor.</p>

<p>Bu sonuç, tedavinin tümör üzerinde güçlü bir etki oluşturduğunun önemli göstergelerinden biri kabul ediliyor.</p>

<p>Bununla birlikte patolojik tam yanıt elde edilmesi, hastalığın ilerleyen yıllarda kesinlikle tekrarlamayacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Kanserin uzun dönem kontrol altında tutulup tutulamayacağını değerlendirmek için daha uzun takip sürelerine ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>BİR YILLIK TAKİPTE DİKKAT ÇEKEN BULGULAR</p>

<p>Araştırmacılar hastaları tedavi sonrasında da izledi.</p>

<p>İki ilacın birlikte kullanıldığı pMMR grubunda ortanca takip süresi 19,2 ay, dMMR grubunda ise 16,7 ay olarak bildirildi.</p>

<p>Her iki kombinasyon grubunda da 12 aylık olaysız sağkalım oranı yüzde 100 olarak hesaplandı.</p>

<p>Olaysız sağkalım, belirlenen takip süresinde hastalığın ilerlemesi, tekrarlaması veya ölüm gibi önceden tanımlanmış olayların gerçekleşmemesi anlamına geliyor.</p>

<p>Bu sonuçlar umut verici olmakla birlikte hasta sayılarının küçük olması, uzun vadeli sağkalım hakkında kesin değerlendirme yapılmasını engelliyor.</p>

<p>TEDAVİNİN YAN ETKİLERİ DE İNCELENDİ</p>

<p>İmmünoterapi ilaçları bağışıklık sisteminin kanser hücrelerine karşı etkinliğini artırmayı hedefliyor. Ancak bağışıklık sisteminin normal dokulara da tepki vermesi nedeniyle çeşitli yan etkiler gelişebiliyor.</p>

<p>UNICORN çalışmasında 56 hastanın 23'ünde bağışıklık sistemiyle ilişkili yan etkiler kaydedildi.</p>

<p>Yalnızca botensilimab alan 28 hastanın 8'inde, iki ilacı birlikte kullanan 28 hastanın ise 15'inde bağışıklıkla ilişkili yan etki görüldü.</p>

<p>En sık bildirilen sorunlar grip benzeri belirtiler ve ishal oldu.</p>

<p>Bir hastada ciddi düzeyde tiroit bezinin aşırı çalışması gelişti. İki hastada yan etkiler nedeniyle planlanan ikinci balstilimab dozu uygulanamadı.</p>

<p>Bütün hastalar ameliyat edildi. Hastaların yüzde 98'inde ameliyat, araştırmanın zamanında cerrahi için belirlediği süre içinde gerçekleştirildi.</p>

<p>Çalışmada tedaviye bağlı ölüm bildirilmedi.</p>

<p>İKİ İLAÇ BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ NASIL ETKİLİYOR?</p>

<p>Araştırmada kullanılan botensilimab, bağışıklık sistemindeki CTLA-4 adlı kontrol mekanizmasını hedefleyen deneysel bir monoklonal antikor.</p>

<p>Balstilimab ise PD-1 olarak bilinen başka bir bağışıklık kontrol noktasını hedefliyor.</p>

<p>Kanser hücreleri, bağışıklık sisteminden kaçmak için bu kontrol mekanizmalarından yararlanabiliyor.</p>

<p>İki farklı yolun birlikte hedeflenmesi, bağışıklık hücrelerinin tümörü tanıma ve ona karşı yanıt oluşturma kapasitesini artırabilir.</p>

<p>Araştırmacılar, ameliyat öncesinde ve sonrasında alınan tümör örneklerini ayrıntılı biçimde inceleyerek tedaviye yanıt veren hastaların bağışıklık hücrelerinde ve tümör çevresinde meydana gelen değişiklikleri de değerlendirdi.</p>

<p>Bu incelemeler, gelecekte hangi hastaların tedaviden daha fazla yararlanabileceğini öngörmeye yardımcı olabilecek biyolojik göstergelerin araştırılmasına katkı sağlayabilir.</p>

<p>KOLON KANSERİNDE AMELİYATIN YERİNİ ALABİLİR Mİ?</p>

<p>Araştırmanın ortaya çıkardığı en önemli sorulardan biri, ameliyat öncesi immünoterapinin gelecekte bazı hastalarda tedavi yaklaşımını değiştirip değiştiremeyeceği.</p>

<p>Ancak mevcut araştırma, ameliyatın kaldırılmasını veya ertelenmesini destekleyen bir çalışma değil.</p>

<p>UNICORN araştırmasına katılan 56 hastanın tamamı immünoterapi sonrasında ameliyat edildi.</p>

<p>Bu nedenle sonuçlar, ikili immünoterapinin cerrahinin yerine geçebileceğini değil, ameliyat öncesi dönemde tümör üzerinde önemli etkiler oluşturabileceğini gösteriyor.</p>

<p>ARAŞTIRMANIN SINIRLILIKLARI NELER?</p>

<p>UNICORN, faz 2 düzeyinde yürütülen, açık etiketli ve randomize olmayan bir klinik araştırma.</p>

<p>Her tedavi grubunda yalnızca 14 hastanın bulunması, sonuçların istatistiksel belirsizliğini artırıyor.</p>

<p>Ayrıca araştırmada ikili immünoterapi, standart tedaviyle doğrudan karşılaştırılmadı.</p>

<p>Bu nedenle elde edilen veriler, yeni yaklaşımın mevcut tedavilerden kesin olarak üstün olduğunu göstermiyor.</p>

<p>Tedavinin hastalık tekrarını, uzun dönem sağkalımı ve yaşam kalitesini nasıl etkilediğinin daha büyük, randomize ve uzun süreli araştırmalarla açıklığa kavuşturulması gerekiyor.</p>

<p>KOLON KANSERİ TEDAVİSİNDE YENİ BİR DÖNEM BAŞLAYABİLİR Mİ?</p>

<p>UNICORN çalışmasının önemi, immünoterapiden genellikle sınırlı yarar gören pMMR/MSS kolon kanserlerinde de dikkat çekici patolojik yanıtlar gözlenmiş olması.</p>

<p>Bu bulgular, kanserin moleküler özelliklerine göre seçilen hastalarda ameliyat öncesi bağışıklık tedavilerinin gelecekte daha fazla rol üstlenebileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Bununla birlikte botensilimab ve balstilimab kombinasyonunun bu amaçla rutin kullanımı için yeterli klinik kanıt henüz oluşmuş değil.</p>

<p>Araştırmacıların elde ettiği sonuçlar, mevcut tedavi standartlarını değiştiren kesin kanıtlardan çok, daha geniş klinik araştırmalarda sınanması gereken güçlü bir bilimsel işaret olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu haberde yer verilen immünoterapi yaklaşımı araştırma aşamasındadır. Kolon kanseri tedavisi; hastalığın evresine, tümörün moleküler özelliklerine ve hastanın genel durumuna göre planlanır. Hastalar mevcut tedavilerini bu araştırmaya dayanarak değiştirmemeli, tedavi seçeneklerini tıbbi onkoloji uzmanlarıyla değerlendirmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Ghelardi F. ve arkadaşları. Neoadjuvant botensilimab with or without balstilimab in pMMR and dMMR colon cancer: the phase 2 UNICORN trial. Nature Medicine, 2 Kasım 2026.</p>

<p>2. ClinicalTrials.gov. Pre-operative Targeted Treatments in Molecularly Selected Resectable Colorectal Cancer (UNICORN). NCT05845450.</p>

<p>3. American Society of Clinical Oncology (ASCO). Preoperative botensilimab with or without balstilimab for patients with resectable locally advanced pMMR or dMMR colon cancer: Results from the UNICORN trial by GONO. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kolon-kanserinde-ikili-immunoterapi-ameliyat-oncesi-dikkat-ceken-sonuclar</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 23:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3685.jpeg" type="image/jpeg" length="59396"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yaraların Tedavisinde Soğuk Plazma: Alman Şirketinden Türkiye'de Onay Açıklaması]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yaralarin-tedavisinde-soguk-plazma-alman-sirketinden-turkiyede-onay-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yaralarin-tedavisinde-soguk-plazma-alman-sirketinden-turkiyede-onay-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alman Viromed Medical, yara bakımında kullanılan soğuk plazma cihazına Türkiye'de onay aldığını açıkladı. Şirket, 2028 sonuna kadar en az 7 bin cihazlık sipariş bulunduğunu bildirdi. SGK ödeme durumu belirsiz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Almanya merkezli tıbbi teknoloji şirketi Viromed Medical AG, yara bakımında kullanılan ViroCAP med adlı soğuk atmosferik plazma cihazının Türkiye'de kullanım ve pazarlama için gerekli onayı aldığını açıkladı. Şirketin 4 Kasım 2026 tarihli duyurusuna göre cihazın özellikle açık yaraların tedavisinde ve ameliyat sırasında sağlık çalışanları tarafından kullanılması amaçlanıyor.</p>

<p>Almanya merkezli EQS News üzerinden yayımlanan açıklamada, Türkiye pazarı için 2028 yılı sonuna kadar ViroCAP derma ve ViroCAP med ürünlerinden oluşan en az 7 bin cihazlık bağlayıcı sipariş bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Şirket, Türkiye'deki onay sürecinin beklenenden daha erken tamamlandığını ve cihazların pazara sunulmasına yönelik hazırlıkların sürdüğünü bildirdi.</p>

<p>Bununla birlikte açıklanan onay bilgisi şirket kaynaklı. Türkiye'deki yetkili düzenleyici kurumdan aynı tarihli bağımsız bir doğrulama elde edilemedi.</p>

<p>SOĞUK PLAZMA TEKNOLOJİSİ NEDİR?</p>

<p>Soğuk atmosferik plazma, gazın elektriksel enerjiyle uyarılması sonucunda oluşan ve düşük sıcaklıklarda uygulanabilen iyonlaşmış gaz ortamını ifade ediyor.</p>

<p>Bu teknoloji, yüksek sıcaklık oluşturan geleneksel plazma sistemlerinden farklı olarak canlı dokular üzerinde kontrollü biçimde kullanılabilecek şekilde geliştiriliyor.</p>

<p>Soğuk plazma sistemleri, uygulama sırasında reaktif oksijen ve azot türleri gibi biyolojik etki gösterebilen bileşenler oluşturabiliyor.</p>

<p>Bu bileşenlerin mikroorganizmalar, hücresel sinyal mekanizmaları ve yara iyileşmesiyle ilişkili biyolojik süreçler üzerindeki etkileri araştırılıyor.</p>

<p>Özellikle kapanması geciken kronik yaralar, diyabetik ayak ülserleri ve bazı cerrahi yara uygulamaları, soğuk plazma teknolojisinin araştırıldığı alanlar arasında bulunuyor.</p>

<p>Ancak soğuk plazma cihazlarının tamamı aynı teknik özelliklere, uygulama sürelerine veya klinik kanıt düzeyine sahip değil.</p>

<p>Bu nedenle bir cihazla elde edilen araştırma sonucunun başka bir cihaz için doğrudan geçerli olduğu varsayılamıyor.</p>

<p>ViroCAP med'in de kendi kullanım amacı, teknik özellikleri ve klinik kanıtları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>CİHAZ NASIL ÇALIŞIYOR?</p>

<p>Viromed Medical'in açıklamasına göre ViroCAP med, soğuk atmosferik plazmayı temas gerektirmeden uygulamak üzere geliştirilmiş taşınabilir bir tıbbi cihaz.</p>

<p>Şirket, cihazın her uygulamada yaklaşık bir ila iki dakika kullanılmasının planlandığını belirtiyor.</p>

<p>Üreticinin verdiği teknik bilgilere göre uygulama sırasında cilt sıcaklığı 40 santigrat derecenin altında tutuluyor.</p>

<p>Bu özellik, teknolojinin yüksek sıcaklıkla doku yakılması veya kesilmesine yönelik plazma uygulamalarından farklı olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bununla birlikte kısa uygulama süresi ve düşük sıcaklık, cihazın her hasta için uygun olduğu ya da tüm yaralarda aynı etkiyi göstereceği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Uygulamanın niteliği, yara tipi, hastanın genel sağlık durumu ve cihazın kullanım talimatlarına göre belirlenmek zorunda.</p>

<p>AÇIK YARALARDA VE AMELİYATLARDA KULLANILMASI PLANLANIYOR</p>

<p>Alman şirketinin duyurusunda ViroCAP med'in iki temel kullanım alanı öne çıktı.</p>

<p>Bunlardan ilki açık yaraların tedavisini desteklemek, ikincisi ise ameliyat sırasında belirli tıbbi uygulamalarda kullanılmak.</p>

<p>Yara iyileşmesi; kan dolaşımı, enfeksiyon varlığı, diyabet, beslenme durumu, hastanın bağışıklık sistemi ve uygulanan standart tedavi gibi birçok faktörden etkileniyor.</p>

<p>Özellikle diyabetik ayak yaraları ve kronik yaralarda enfeksiyon kontrolü, uygun pansuman, dolaşımın değerlendirilmesi ve basıncın azaltılması gibi temel yaklaşımlar önem taşıyor.</p>

<p>Soğuk plazma teknolojisi bu standart yaklaşımların yerine geçen kesin bir tedavi olarak değil, uygun hastalarda ek tedavi seçeneği olarak araştırılıyor.</p>

<p>Şirketin açıklaması da ViroCAP med'in bütün kronik yaraları iyileştirdiğini veya ameliyat sonrası enfeksiyonları kesin olarak önlediğini gösteren yeni bir klinik araştırma sonucu içermiyor.</p>

<p>BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR NE GÖSTERİYOR?</p>

<p>Soğuk atmosferik plazma teknolojisinin yara iyileşmesindeki etkileri son yıllarda çeşitli klinik araştırmalarda değerlendirildi.</p>

<p>2026 yılında yayımlanan bir sistematik derleme ve meta-analizde, toplam 477 katılımcıyı kapsayan 12 randomize kontrollü çalışmanın sonuçları incelendi.</p>

<p>Araştırmacılar, soğuk plazma uygulamasının bazı kronik yaralarda yara alanının küçülmesi ve iyileşme göstergeleri bakımından standart tedavilere kıyasla olumlu sonuçlarla ilişkili olduğunu bildirdi.</p>

<p>Ancak çalışmalarda kullanılan teknolojiler, hasta grupları, uygulama sıklıkları ve değerlendirme yöntemleri arasında önemli farklılıklar vardı.</p>

<p>Araştırmacılar bu nedenle daha büyük, kaliteli ve uzun süreli klinik çalışmalara ihtiyaç bulunduğunu vurguladı.</p>

<p>Ayrıca bu meta-analiz, doğrudan ViroCAP med adlı cihazın Türkiye'deki kullanımına ilişkin bir klinik araştırma değil.</p>

<p>Dolayısıyla soğuk plazma teknolojisinin genel olarak umut verici sonuçlar göstermesi, belirli bir ticari cihazın diğer bütün yara bakım yöntemlerinden üstün olduğunu kanıtlamıyor.</p>

<p>TÜRKİYE'DEKİ ONAY SÜRECİ BEKLENENDEN ERKEN TAMAMLANDI</p>

<p>Viromed Medical AG Yönetim Kurulu Üyesi Uwe Perbandt, Türkiye'deki onayın şirketin uluslararası pazarlara açılma stratejisi açısından önemli olduğunu açıkladı.</p>

<p>Perbandt, ViroCAP med için Türkiye'deki onay sürecinin en erken Şubat veya Mart 2027'de tamamlanmasını beklediklerini, ancak gerekli iznin Kasım 2026 itibarıyla alındığını belirtti.</p>

<p>Şirket, bu gelişmenin Türkiye'de ürünün ticari kullanımının yaygınlaştırılması açısından önemli bir aşama olduğunu değerlendiriyor.</p>

<p>Ağustos 2026'da ise ViroCAP ürününün Türkiye'nin Ürün Takip Sistemi'ne kaydedildiği duyurulmuştu.</p>

<p>Ürün Takip Sistemi, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından yönetilen ve tıbbi cihazların kayıt, izleme ve takip süreçlerinde kullanılan ulusal sistem.</p>

<p>Şirketin son açıklaması, ViroCAP med'in Türkiye'deki düzenleyici sürecinde ayrıca bir ilerleme sağlandığını ortaya koyuyor.</p>

<p>Ancak ürünün sistemde kayıtlı olması ya da pazarlama için gerekli düzenleyici koşulların sağlanması, bütün klinik kullanım alanlarında üstün etkinliğin kesin olarak kanıtlandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>TÜRKİYE İÇİN EN AZ 7 BİN CİHAZLIK SİPARİŞ</p>

<p>Alman şirketinin açıklamasındaki dikkat çekici bilgilerden biri de Türkiye pazarı için bildirilen sipariş miktarı oldu.</p>

<p>Viromed, 2028 yılı sonuna kadar ViroCAP derma ve ViroCAP med ürün ailesinden en az 7 bin cihazlık bağlayıcı sipariş bulunduğunu duyurdu.</p>

<p>Bu sayı, yalnızca ViroCAP med modeline ilişkin değil, iki farklı ürünün toplamına yönelik açıklanan sipariş miktarını ifade ediyor.</p>

<p>Şirket, teslimatların Türkiye'deki onay süreci doğrultusunda gerçekleştirileceğini belirtiyor.</p>

<p>Ancak açıklamada cihazların hangi hastanelere, sağlık kuruluşlarına veya dağıtıcılara teslim edileceğine ilişkin ayrıntılı bir liste paylaşılmadı.</p>

<p>Aynı şekilde 7 bin cihazın tamamının bugüne kadar Türkiye'ye getirildiğine veya hastanelerde kullanılmaya başlandığına ilişkin bir bilgi de verilmedi.</p>

<p>Bu nedenle açıklanan rakamın mevcut cihaz sayısı değil, 2028 sonuna kadar karşılanması öngörülen sipariş büyüklüğü olduğu dikkate alınmalı.</p>

<p>SGK BU CİHAZIN KULLANIMINI KARŞILAYACAK MI?</p>

<p>Alman şirketinin açıklamasına göre Türkiye'de sağlık sigortası kapsamında maliyetlerin karşılanmasına yönelik süreç henüz tamamlanmadı.</p>

<p>Viromed, geri ödeme imkânlarının oluşturulması için gerekli işlemlerin sürdüğünü bildirdi.</p>

<p>Ancak 4 Kasım tarihli açıklamada Türkiye'de Sosyal Güvenlik Kurumunun bu cihazla yapılan işlemleri geri ödeme kapsamına aldığına ilişkin kesin bir karar yer almadı.</p>

<p>Bu nedenle cihazın Türkiye'deki bütün hastanelerde geri ödeme kapsamında kullanılabildiği ya da hastaların bu hizmete ücretsiz ulaşabileceği söylenemiyor.</p>

<p>Geri ödeme koşulları, hastanelerde kullanımın yaygınlaşmasını etkileyebilecek önemli faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>ALMANYA'DA KALP DESTEK CİHAZI KULLANAN HASTALAR İÇİN YENİ ANLAŞMA</p>

<p>Viromed Medical, Türkiye'deki gelişmenin yanı sıra Almanya'da da yeni bir sağlık sigortası anlaşması imzalandığını duyurdu.</p>

<p>Şirket, Aşağı Saksonya eyaletindeki bir yasal sağlık sigortası kuruluşuyla belirli bir hasta grubu için geri ödeme anlaşmasına ulaşıldığını açıkladı.</p>

<p>Anlaşma, sol ventrikül destek cihazı olarak adlandırılan LVAD kullanan hastalarla ilgili.</p>

<p>LVAD, ileri kalp yetmezliği bulunan bazı hastalarda kalbin kan pompalama işlevini desteklemek amacıyla kullanılan mekanik bir sistem.</p>

<p>Bu cihazların vücut dışına uzanan bağlantı kablolarının deri çıkış bölgelerinde enfeksiyon gelişmesi önemli komplikasyonlardan biri.</p>

<p>Alman şirketi, soğuk plazma teknolojisinin bu bölgelerde enfeksiyonların önlenmesine yönelik kullanımını geliştirmeyi amaçlıyor.</p>

<p>Ancak Almanya'daki belirli bir sigorta anlaşması, aynı uygulamanın Türkiye'de de geri ödeme kapsamına alındığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>YENİ KLİNİK ARAŞTIRMALAR PLANLANIYOR</p>

<p>Viromed Medical, teknolojinin farklı tıbbi alanlardaki kullanımına yönelik yeni araştırmaların da gündemde olduğunu bildirdi.</p>

<p>Şirket, ameliyat sonrası yara enfeksiyonlarının önlenmesine yönelik tamamlandığını belirttiği geriye dönük bir araştırmanın Kasım 2026'da yayımlanmasının planlandığını açıkladı.</p>

<p>Ayrıca LVAD kullanan hastalarda randomize kontrollü bir çalışma başlatılacağı ifade edildi.</p>

<p>Kalp kapaklarıyla ilişkili uygulamalarda soğuk plazma teknolojisinin değerlendirilmesine yönelik ayrı bir araştırmanın da planlandığı duyuruldu.</p>

<p>Bu çalışmaların planlanması veya şirket tarafından tamamlandığının açıklanması, sonuçların bağımsız bilimsel incelemeden geçerek yayımlandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Özellikle enfeksiyonların önlenmesi, yara iyileşmesi ve hasta güvenliği bakımından yeni klinik sonuçların dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>TÜRK HASTANELERİ AÇISINDAN NE ANLAMA GELİYOR?</p>

<p>Türkiye'deki sağlık kuruluşları, kronik yaraların tedavisi, ameliyat sonrası yara bakımı ve enfeksiyon kontrolü alanlarında yeni teknolojilerin geliştirildiği önemli bir pazarda faaliyet gösteriyor.</p>

<p>Soğuk plazma teknolojisi de bu alanlarda araştırılan yöntemlerden biri.</p>

<p>Alman şirketin Türkiye pazarı için açıkladığı düzenleyici ilerleme, bu teknolojinin sağlık kuruluşlarına sunulması açısından yeni bir aşamaya işaret ediyor.</p>

<p>Ancak cihazın Türkiye'deki gerçek kullanım düzeyi, klinik etkinliği, hasta başına maliyeti ve standart tedavilere sağlayabileceği ek katkılar ayrı ayrı değerlendirilmek zorunda.</p>

<p>Özellikle üniversite hastanelerinde yapılabilecek bağımsız klinik araştırmalar, cihazın farklı yara türlerindeki yarar ve sınırlılıklarının ortaya konulması açısından önem taşıyabilir.</p>

<p>Bu aşamada Türkiye'deki herhangi bir üniversite hastanesinin ViroCAP med ile yeni bir klinik araştırma başlattığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Soğuk plazma uygulamaları, bütün yara türleri için kanıtlanmış ve standart tedavilerin yerini alan bir yöntem olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<p>Diyabetik ayak yaraları, enfekte yaralar ve iyileşmesi geciken diğer açık yaralarda uygun tedavi yöntemi hekim tarafından belirlenmelidir.</p>

<p>Yara bakımında dolaşım bozukluğu, enfeksiyon, diyabet kontrolü ve diğer altta yatan sorunların değerlendirilmesi önemlidir.</p>

<p>Yeni bir tıbbi cihazın düzenleyici onay alması, bütün hastalarda kesin klinik başarı sağlayacağı anlamına gelmez.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Viromed Medical AG. Viromed Medical AG erhält Zulassung für ViroCAP med in der Türkei und gibt weitere operative Fortschritte bekannt. EQS News, 4 Kasım 2026.<br />
2. Viromed Medical AG. Viromed Medical AG erhält ÜTS-Registrierung für ViroCAP in der Türkei und kann bestehende Bestellungen ausliefern. Kurumsal açıklama, 28 Ağustos 2026.<br />
3. Effects of Cold Atmospheric Plasma Therapy on Chronic Wounds: A Systematic Review and Meta-Analysis. Journal of Tissue Viability, 2026. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yaralarin-tedavisinde-soguk-plazma-alman-sirketinden-turkiyede-onay-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 23:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3684.jpeg" type="image/jpeg" length="14671"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ekşi mayalı ekmek gerçekten daha mı sağlıklı? 27 araştırmanın yanıtı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/eksi-mayali-ekmek-gercekten-daha-mi-saglikli-27-arastirmanin-yaniti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/eksi-mayali-ekmek-gercekten-daha-mi-saglikli-27-arastirmanin-yaniti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ekşi mayalı ekmek, uzun fermantasyon sayesinde bazı besinsel avantajlar sağlayabilir. Ancak 27 araştırmayı inceleyen yeni bir derleme, kan şekeri üzerindeki üstünlüğünün henüz kesinleşmediğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Son yıllarda sağlıklı beslenmeye ilgi duyanların gözdesi hâline gelen ekşi mayalı ekmek, geleneksel üretim yöntemi ve kendine özgü aromasıyla öne çıkıyor. Kan şekerini daha yavaş yükselttiği, sindiriminin kolay olduğu ve minerallerin emilimini artırdığı yönündeki iddialar ise tüketicilerin bu ekmeğe ilgisini artırıyor.</p>

<p>Peki, ekşi mayalı ekmek gerçekten diğer ekmeklerden daha mı sağlıklı?</p>

<p>Bilimsel araştırmalar, ekşi mayalı fermantasyonun ekmeğin kimyasal yapısında bazı olumlu değişiklikler oluşturabildiğini gösteriyor. Ancak bu değişikliklerin insan sağlığında ne ölçüde somut fayda sağladığı sorusu henüz kesin olarak yanıtlanmış değil.</p>

<p>2026 yılında Frontiers in Nutrition dergisinde yayımlanan ve 27 insan araştırmasını değerlendiren sistematik derleme, konuya ilişkin önemli bulgular ortaya koydu.</p>

<p>27 ARAŞTIRMA NE GÖSTERDİ?</p>

<p>Ağustos 2026'da yayımlanan sistematik derlemede, fermente ekmeklerin kan şekeri ve insülin yanıtları üzerindeki etkileri değerlendirildi.</p>

<p>Araştırmacılar, ekşi mayalı ekmek ile benzer özellikteki normal mayalı ekmeği doğrudan karşılaştıran 12 çalışmayı ayrıca inceledi.</p>

<p>Bu çalışmaların 10'unda ekşi mayalı ekmeğin yemek sonrası kan şekeri yanıtının en azından bazı ölçümlerinde daha olumlu sonuçlar bildirildi.</p>

<p>Bununla birlikte araştırmaların önemli bölümünde katılımcı sayısının sınırlı olması, kullanılan ekmeklerin farklı özellikler taşıması ve çalışma yöntemlerindeki farklılıklar, kesin bir sonuca ulaşılmasını güçleştirdi.</p>

<p>Derlemenin genel değerlendirmesine göre ekşi mayalı ekmeğin kan şekeri kontrolü açısından normal mayalı ekmeklerden üstün olduğunu söylemek için mevcut bilimsel kanıtlar henüz yeterince güçlü değil.</p>

<p>EKŞİ MAYALI EKMEK NEDEN FARKLI?</p>

<p>Geleneksel ekşi mayalı ekmek, un ve suyla hazırlanan, doğal olarak bulunan maya ve laktik asit bakterilerini içeren bir başlangıç kültürünün fermantasyonuyla üretiliyor.</p>

<p>Bu süreçte mikroorganizmalar, hamurun içindeki bazı karbonhidratları kullanarak laktik asit ve asetik asit gibi organik asitler oluşturuyor.</p>

<p>Fermantasyon sırasında ayrıca tahıldaki proteinlerin, nişastanın ve bazı diğer bileşenlerin yapısında değişiklikler meydana gelebiliyor.</p>

<p>Bu değişiklikler ekmeğin aromasını, dokusunu ve besinsel özelliklerini etkileyebiliyor.</p>

<p>Ancak her ekşi mayalı ekmek aynı özelliklere sahip değil. Kullanılan unun türü, fermantasyon süresi, başlangıç kültürü ve üretim yöntemi sonucu önemli ölçüde değiştirebiliyor.</p>

<p>KAN ŞEKERİNİ DAHA AZ MI YÜKSELTİYOR?</p>

<p>Ekşi mayalı ekmeğin en çok konuşulan özelliklerinden biri, yemek sonrası kan şekeri yükselişini azaltabileceği düşüncesi.</p>

<p>Fermantasyon sırasında oluşan organik asitler ve ekmeğin nişasta yapısındaki değişiklikler, karbonhidratların sindirilme hızını etkileyebiliyor.</p>

<p>Bazı kontrollü araştırmalar, belirli ekşi mayalı ekmeklerin tüketilmesinden sonra kan şekerinin normal mayalı ekmeklere göre daha düşük veya daha yavaş yükseldiğini gösterdi.</p>

<p>Ancak bu sonuç bütün ekşi mayalı ekmekler için geçerli değil.</p>

<p>Özellikle beyaz undan üretilen bir ekşi mayalı ekmek, yüksek miktarda sindirilebilir karbonhidrat içermeye devam ediyor.</p>

<p>Bu nedenle diyabeti bulunan kişilerin ekşi mayalı ekmeği sınırsız tüketebilecekleri veya kan şekerini yükseltmeyeceği düşüncesi doğru değil.</p>

<p>Tüketilen miktar, ekmeğin lif içeriği ve öğünün diğer bileşenleri de kan şekeri yanıtında önemli rol oynuyor.</p>

<p>MİNERALLERİN EMİLİMİNİ ARTIRABİLİR Mİ?</p>

<p>Ekşi mayalı fermantasyonun olası avantajlarından biri, tahıllarda bulunan fitik asit miktarını azaltabilmesi.</p>

<p>Fitik asit, demir ve çinko gibi bazı minerallerin bağırsaklardan emilimini sınırlayabilen doğal bir bileşik.</p>

<p>Fermantasyon sırasında etkinleşen enzimler, bu bileşiğin parçalanmasına yardımcı olabiliyor.</p>

<p>Böylece bazı minerallerin sindirim sırasında kullanılabilirliği artabiliyor.</p>

<p>Ancak Mayıs 2026'da yayımlanan ve sekiz insan müdahale çalışmasını değerlendiren başka bir sistematik derleme, bu mekanizmanın uzun vadede demir düzeylerini iyileştirdiğini gösterecek yeterli kalitede klinik kanıt bulunmadığını bildirdi.</p>

<p>Dolayısıyla ekşi mayalı ekmek tüketmenin demir eksikliğini önleyeceği veya tedavi edeceği ileri sürülemez.</p>

<p>SİNDİRİMİ KOLAYLAŞTIRIYOR MU?</p>

<p>Geleneksel ekşi mayalı fermantasyon, bazı kişilerde gaz ve şişkinliğe neden olabilen fermente edilebilir karbonhidratların miktarını azaltabiliyor.</p>

<p>Özellikle buğday ve çavdardaki fruktanlar, hassas bağırsak sendromu bulunan bazı kişilerde sindirim yakınmalarını artırabiliyor.</p>

<p>Uzun fermantasyon, bu bileşiklerin bir bölümünün parçalanmasını sağlayabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle bazı kişiler ekşi mayalı ekmeği daha rahat tüketebiliyor.</p>

<p>Ancak her ekşi mayalı ürün düşük fruktan içermiyor. Kullanılan un ve fermantasyon süresi sonucu değiştirebiliyor.</p>

<p>Klinik araştırmalar da ekşi mayalı ekmeğin bütün hassas bağırsak hastalarında sindirim yakınmalarını azaltacağını kesin olarak göstermiş değil.</p>

<p>ÇÖLYAK HASTALARI EKŞİ MAYALI EKMEK YİYEBİLİR Mİ?</p>

<p>Ekşi mayalı ekmek hakkında en önemli yanlış inanışlardan biri, fermantasyonun gluteni tamamen ortadan kaldırdığı düşüncesi.</p>

<p>Oysa buğday, arpa veya çavdarla yapılan geleneksel ekşi mayalı ekmekler gluten içermeye devam ediyor.</p>

<p>Fermantasyon bazı gluten proteinlerini parçalayabilse de bu durum ekmeği kendiliğinden glutensiz hâle getirmiyor.</p>

<p>Bu nedenle çölyak hastaları, buğday veya diğer glutenli tahıllarla hazırlanmış geleneksel ekşi mayalı ekmekleri tüketmemeli.</p>

<p>Glutensiz beslenmesi gereken kişiler için uygun seçenek, glutensiz hammaddelerden üretilmiş ve güvenilir biçimde glutensiz olduğu doğrulanmış ürünlerdir.</p>

<p>EKŞİ MAYALI EKMEK PROBİYOTİK Mİ?</p>

<p>Ekşi mayalı hamurun fermantasyonunda yararlı mikroorganizmalar görev alsa da ekmek pişirilirken uygulanan yüksek sıcaklık, bu mikroorganizmaların büyük bölümünü etkisiz hâle getiriyor.</p>

<p>Dolayısıyla sıradan ekşi mayalı ekmeği canlı probiyotik bakteriler açısından önemli bir kaynak olarak değerlendirmek doğru değil.</p>

<p>Fermantasyonun oluşturduğu bazı bileşikler ekmekte kalabilse de bunların bağırsak mikrobiyotasında anlamlı ve kalıcı iyileşmeler sağladığı henüz kesinleşmiş değil.</p>

<p>EKŞİ MAYALI MI, TAM BUĞDAY MI?</p>

<p>Sağlıklı bir ekmek seçiminde yalnızca kullanılan mayanın türüne odaklanmak yeterli değil.</p>

<p>Ekmeğin tam tahıllı olması, lif içeriği, kullanılan unun işlenme derecesi ve içerdiği tuz miktarı da dikkate alınmalı.</p>

<p>Beyaz undan hazırlanan ekşi mayalı bir ekmek ile tam tahıllı normal mayalı bir ekmek karşılaştırıldığında, tam tahıllı olan ürün lif açısından daha avantajlı olabilir.</p>

<p>Tam tahıllı ekşi mayalı ekmek ise uygun üretim koşullarında hem tam tahılların besinsel özelliklerini hem de fermantasyonun olası avantajlarını bir araya getirebilir.</p>

<p>Ancak ürünün gerçekten tam tahıllı olması önem taşıyor.</p>

<p>Koyu renkli veya üzerinde tahıl taneleri bulunan her ekmek tam tahıllı değildir.</p>

<p>EKMEK SATIN ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?</p>

<p>Sağlıklı ekmek seçimi için şu noktalara dikkat edilebilir:</p>

<p>1. İçindekiler listesinde tam tahıllı unların bulunmasına öncelik verilmeli.</p>

<p>2. Lif içeriği yüksek ürünler tercih edilmeli.</p>

<p>3. Tuz miktarı ve porsiyon büyüklüğü kontrol edilmeli.</p>

<p>4. Ekşi mayalı olarak satılan ekmeklerde kullanılan fermantasyon yöntemi hakkında bilgi alınmalı.</p>

<p>5. Yalnızca ürünün ekşi mayalı olarak tanıtılması, onun mutlaka daha sağlıklı olduğunu düşündürmemeli.</p>

<p>6. Diyabet veya özel beslenme gereksinimi bulunan kişiler, ekmek seçimlerini bireysel sağlık durumlarına göre yapmalı.</p>

<p>SONUÇ: EN SAĞLIKLI EKMEK HANGİSİ?</p>

<p>Mevcut bilimsel veriler, ekşi mayalı fermantasyonun ekmeğin besinsel özelliklerini değiştirebildiğini ve belirli koşullarda bazı avantajlar sağlayabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak ekşi mayalı ekmeğin bütün diğer ekmeklerden üstün olduğu, diyabeti önlediği, kilo verdirdiği veya bağırsak sağlığını kesin olarak iyileştirdiği bilimsel açıdan kanıtlanmış değil.</p>

<p>Bu nedenle en sağlıklı ekmeği seçerken yalnızca ekşi mayalı olup olmadığına değil; tam tahıl oranına, lif içeriğine, üretim yöntemine ve tüketilen miktara birlikte bakılması gerekiyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Ekşi mayalı ekmek diyabet tedavisinin veya demir eksikliği tedavisinin yerine geçmez. Çölyak hastaları, gluten içeren tahıllardan üretilmiş geleneksel ekşi mayalı ekmekleri tüketmemelidir. Diyabeti, buğday alerjisi veya özel beslenme gereksinimi bulunan kişiler, ekmek tercihleri konusunda hekimlerinden veya diyetisyenlerinden görüş almalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Frontiers in Nutrition. Effects of Sourdough and Yeast Fermented Breads Consumption on Glycaemia in Healthy Populations: A Systematic Review. 4 Ağustos 2026.</p>

<p>2. Nikolaou A. ve arkadaşları. Effects of Sourdough- or Regular-Bread Fermentation, and Phytate Reduction on Iron Bioavailability, Absorption, and Iron Status in Humans: A Systematic Review of Intervention Studies. Frontiers in Nutrition, 2026.</p>

<p>3. National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK). Eating, Diet, &amp; Nutrition for Celiac Disease. National Institutes of Health. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/eksi-mayali-ekmek-gercekten-daha-mi-saglikli-27-arastirmanin-yaniti</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 23:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3682.jpeg" type="image/jpeg" length="60901"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AYM’nin Canan Karatay Kararında Kritik Ayrıntı: Aşı İddiaları Onaylandı mı?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/aymnin-canan-karatay-kararinda-kritik-ayrinti-asi-iddialari-onaylandi-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/aymnin-canan-karatay-kararinda-kritik-ayrinti-asi-iddialari-onaylandi-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi, Canan Karatay’a aşı açıklamaları nedeniyle verilen bir aylık meslekten men cezasında ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti. Karar, aşı iddialarının bilimsel onayı anlamına gelmiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anayasa Mahkemesi (AYM), Prof. Dr. Canan Karatay’ın aşılarla ilgili açıklamaları nedeniyle aldığı bir aylık geçici meslekten men cezasına ilişkin bireysel başvuruda ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi. 4 Kasım 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan karar, yalnızca Karatay’ın hukuki mücadelesi bakımından değil, hekimlerin kamuoyuna yaptıkları açıklamalara uygulanabilecek disiplin yaptırımlarının sınırları açısından da önem taşıyor.</p>

<p>Ancak kararın en dikkat çekici yönü, kamuoyunda birbirine karıştırılabilecek iki farklı konuyu gündeme getirmesi: Bir hekimin açıklamaları nedeniyle cezalandırılmasının hukuka uygunluğu ve bu açıklamalarda ileri sürülen tıbbi iddiaların bilimsel doğruluğu.</p>

<p>Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı, Karatay’ın aşılarla ilgili görüşlerinin bilimsel olarak doğrulandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>BİR AYLIK MESLEKTEN MEN CEZASI VERİLMİŞTİ</p>

<p>Kalp ve iç hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay hakkında, televizyon programlarında ve medyada aşı uygulamalarına ilişkin yaptığı açıklamalar nedeniyle disiplin süreci başlatılmıştı.</p>

<p>Karatay, açıklamalarında aşıların güvenliğini sorgulayan ve aşıların insan genetiğini değiştirdiği, kısırlığa neden olduğu yönünde bilimsel kanıtlarla desteklenmeyen iddialarda bulunmuştu.</p>

<p>Meslek örgütünün disiplin süreci sonucunda, 4 Aralık 2018 tarihinde Karatay hakkında bir ay süreyle geçici olarak meslekten alıkoyma cezası verilmişti.</p>

<p>Karatay, söz konusu yaptırımın iptali için idari yargıya başvurdu. Ankara 14. İdare Mahkemesi 7 Nisan 2021 tarihinde davanın reddine karar verdi.</p>

<p>İstinaf ve temyiz aşamalarından da istediği sonucu alamayan Karatay, ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.</p>

<p>AYM KARARI 4 KASIM 2026'DA YAYIMLANDI</p>

<p>Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 21 Nisan 2026 tarihinde değerlendirdiği 2022/92607 başvuru numaralı dosyada, Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti.</p>

<p>Karar, 4 Kasım 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak kamuoyunun gündemine geldi.</p>

<p>İhlalin sonuçlarının giderilmesi amacıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 14. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verildi.</p>

<p>Ayrıca Karatay’a 40 bin lira manevi tazminat ve 664 lira 10 kuruş yargılama gideri ödenmesine hükmedildi.</p>

<p>KARARIN MERKEZİNDE AŞILAR DEĞİL, KANUNİLİK İLKESİ VAR</p>

<p>Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesinde belirleyici konu, disiplin cezasının dayandırıldığı yasal düzenlemenin temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması bakımından yeterli güvence sağlayıp sağlamadığı oldu.</p>

<p>Karatay’a uygulanan yaptırımın dayanağını, 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun 39. maddesi oluşturuyordu.</p>

<p>Söz konusu düzenleme, meslek örgütünün disiplin organlarına yazılı uyarıdan para cezasına, geçici meslekten alıkoymaya kadar farklı yaptırımlar uygulama yetkisi veriyordu.</p>

<p>Bununla birlikte hangi davranışın hangi disiplin cezasını gerektirdiği kanun düzeyinde yeterince açık biçimde düzenlenmemişti.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, aynı kanun maddesini daha önce norm denetimi kapsamında incelemiş ve 11 Şubat 2025 tarihli kararıyla Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmişti.</p>

<p>Yüksek Mahkemenin bu değerlendirmesinde, disiplin organlarına tanınan geniş takdir yetkisinin hukuki öngörülebilirliği zayıflattığı ve kişilerin hangi davranışlarının hangi yaptırımlarla karşılaşacağını önceden belirleyebilmesini güçleştirdiği vurgulanmıştı.</p>

<p>Karatay hakkındaki bireysel başvuruda da bu hukuki sorun belirleyici oldu.</p>

<p>AYM AŞILARIN ZARARLI OLDUĞUNA MI KARAR VERDİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Anayasa Mahkemesinin verdiği ifade özgürlüğü ihlali kararı, Karatay’ın aşılar hakkındaki açıklamalarının bilimsel olarak doğru olduğu veya tıp dünyası tarafından kabul edildiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Burada iki ayrı değerlendirme alanı bulunuyor.</p>

<p>Birincisi, açıklamalar nedeniyle uygulanan disiplin yaptırımının Anayasa’ya uygunluğu.</p>

<p>İkincisi ise açıklamalarda ileri sürülen iddiaların bilimsel kanıtlarla desteklenip desteklenmediği.</p>

<p>AYM'nin kararı ilk konuyla ilgili.</p>

<p>Dolayısıyla ihlal kararından hareketle aşıların insan genetiğini değiştirdiği, kısırlığa neden olduğu veya genel olarak sağlığa zararlı olduğu sonucuna ulaşılamaz.</p>

<p>BİLİMSEL KANITLAR AŞILAR HAKKINDA NE SÖYLÜYOR?</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası sağlık otoriteleri, aşıların güvenliğini klinik araştırmalar ve aşılama sonrasında sürdürülen güvenlilik izleme sistemleri üzerinden değerlendiriyor.</p>

<p>Bilimsel veriler, mRNA aşılarının insan DNA'sını değiştirdiği iddiasını desteklemiyor. Bu aşılarda kullanılan mRNA, hücrenin DNA'sının bulunduğu çekirdeğe girerek insan genlerini değiştirmiyor.</p>

<p>Benzer şekilde, aşıların kısırlığa neden olduğu yönündeki genelleyici iddialar da mevcut bilimsel kanıtlarla desteklenmiyor.</p>

<p>Bununla birlikte hiçbir tıbbi müdahale tamamen risksiz değildir. Aşıların da türüne göre değişen yan etkileri ve nadir görülebilen ciddi istenmeyen etkileri bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle bilimsel değerlendirmelerde her aşının yararları, olası riskleri, uygulanacağı yaş grubu ve kişinin sağlık durumu ayrı ayrı ele alınır.</p>

<p>Bir aşının güvenliliği hakkındaki bilimsel tartışmalar ile bir kişinin açıklamaları nedeniyle aldığı disiplin cezasının hukuki denetimi aynı şey değildir.</p>

<p>BU KARAR DİĞER HEKİMLER İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?</p>

<p>Kararın hekimlik mesleği açısından dikkat çekici tarafı, mesleki disiplin yetkisinin kullanımında kanuni güvencelerin önemini yeniden gündeme taşıması.</p>

<p>Hekimler, bilimsel görüşlerini açıklama ve mesleki uygulamaları eleştirme hakkına sahip. Ancak sağlık alanındaki açıklamalar, özellikle geniş kitleleri etkilediğinde, mesleki sorumluluk ve halk sağlığının korunması bakımından da önem taşıyor.</p>

<p>İfade özgürlüğü, hekimlerin bilimsel ve etik sorumluluklarını ortadan kaldırmıyor. Aynı şekilde halk sağlığını koruma amacı da disiplin yaptırımlarının yeterli kanuni dayanak olmaksızın uygulanmasını haklı kılmıyor.</p>

<p>Anayasa Mahkemesinin kararından çıkarılabilecek temel hukuki sonuç, disiplin yaptırımlarının açık, öngörülebilir ve anayasal güvencelere uygun kurallara dayanması gerektiği.</p>

<p>HEKİMLERİN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ İLE HALK SAĞLIĞI ARASINDAKİ SINIR</p>

<p>Canan Karatay kararı, sağlık iletişiminde iki temel ilkenin birlikte korunması gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>Bir tarafta bilim insanlarının düşüncelerini açıklama, farklı görüşler ileri sürme ve yerleşik yaklaşımları eleştirme özgürlüğü bulunuyor.</p>

<p>Diğer tarafta toplumun güvenilir, kanıta dayalı sağlık bilgisine ulaşma hakkı ve hekimlerin mesleki sorumlulukları yer alıyor.</p>

<p>Bu iki alan birbirinin alternatifi değil.</p>

<p>Bilimsel iddiaların doğruluğu araştırmalar, klinik veriler ve bilimsel değerlendirmelerle sınanırken, disiplin yaptırımlarının hukuka uygunluğu anayasal ilkeler ve yargısal denetim kapsamında ele alınıyor.</p>

<p>Karatay hakkındaki son kararın en önemli yönü de burada ortaya çıkıyor: Bir açıklama nedeniyle verilen cezanın Anayasa'ya aykırı bulunması, o açıklamanın bilimsel açıdan doğru kabul edildiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Tıbbi bir iddianın doğruluğunu belirleyen makam mahkemeler değil, bilimsel kanıtların kendisidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Anayasa Mahkemesi. 21 Nisan 2026 tarihli, 2022/92607 başvuru numaralı bireysel başvuru kararı. Resmî Gazete, 4 Kasım 2026.</p>

<p>2. Anayasa Mahkemesi. 11 Şubat 2025 tarihli, E.2024/177, K.2025/40 sayılı karar. Türk Tabipleri Birliği Kanunu'nun 39. maddesinin iptali. Resmî Gazete, 29 Nisan 2025.</p>

<p>3. Dünya Sağlık Örgütü. Vaccine Myths vs Science. Science in 5, 2021. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/aymnin-canan-karatay-kararinda-kritik-ayrinti-asi-iddialari-onaylandi-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 23:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3681.jpeg" type="image/jpeg" length="32090"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Hastanelerde Fark Ücreti Alınamayan 11 Sağlık Hizmeti: SGK Kuralları Neler?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ozel-hastanelerde-fark-ucreti-alinamayan-11-saglik-hizmeti-sgk-kurallari-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ozel-hastanelerde-fark-ucreti-alinamayan-11-saglik-hizmeti-sgk-kurallari-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SGK ile anlaşmalı özel hastanelerde yoğun bakım, kemoterapi, yenidoğan bakımı ve bazı ameliyatlardan ilave ücret alınamıyor. Ancak acil servis, kalp cerrahisi ve hak sahipliğinde önemli istisnalar var.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile anlaşmalı özel hastanelerde tedavi gören vatandaşların bazı sağlık hizmetleri için ilave ücret ödeme yükümlülüğü bulunmuyor. Yoğun bakım, kanser tedavisi, yenidoğan hizmetleri ve belirli ameliyatlar bu kapsamda yer alıyor. Ancak her sağlık hizmetinin ücretsiz olduğu düşüncesi de doğru değil.</p>

<p>SGK’nın Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ve 2026 yılı özel sağlık hizmeti sunucuları sözleşmesi, hastalardan hangi işlemler için ilave ücret alınamayacağını düzenliyor.</p>

<p>Mevzuata göre bazı sağlık hizmetlerinden fark ücreti alınması yasaklanırken, kurallara aykırı tahsilatlar için para iadesi ve hastanelere yönelik yaptırımlar öngörülüyor.</p>

<p>ÖZEL HASTANELERİN FARK ÜCRETİ ALAMAYACAĞI 11 SAĞLIK HİZMETİ</p>

<p>SGK’nın 2026 yılı sözleşmesinde yer alan düzenlemeye göre, ilave ücret alınamayacak sağlık hizmetleri şöyle sıralanıyor:</p>

<p>1. ACİL SAĞLIK HİZMETLERİ</p>

<p>Acil durum nedeniyle başvuran hastalara sunulan ve mevzuatta acil hal kapsamında değerlendirilen sağlık hizmetlerinden ilave ücret alınamaz.</p>

<p>Ancak acil serviste yapılan değerlendirme sonucunda acil olmadığı belirlenen ve “yeşil alan muayenesi” kapsamında işlem gören hastalar bu muafiyetin dışında tutuluyor.</p>

<p>2. YOĞUN BAKIM HİZMETLERİ</p>

<p>Yoğun bakım ünitelerinde verilen ve SGK kapsamında bulunan sağlık hizmetlerinden ilave ücret alınması yasaktır.</p>

<p>Hastanın yoğun bakımda kaldığı süre için tedavi bedeline ayrıca fark ücreti eklenemez.</p>

<p>3. YANIK TEDAVİSİ</p>

<p>Yanık nedeniyle gerçekleştirilen ve mevzuatta tanımlanan tedavi hizmetleri de ilave ücret alınamayacak sağlık hizmetleri arasında bulunuyor.</p>

<p>4. KANSER TEDAVİSİ</p>

<p>Kanser hastalarının kemoterapi, radyoterapi ve radyoizotop tedavileri ilave ücret yasağı kapsamında yer alıyor.</p>

<p>SGK, daha önce yaptığı resmî açıklamada kanser cerrahisine yönelik işlemlerin de ilave ücret alınamayacak şekilde düzenlendiğini belirtmişti.</p>

<p>Bununla birlikte kanser tanısı bulunması, hastaya sunulan her işlemin veya her ilacın otomatik olarak SGK tarafından karşılandığı anlamına gelmiyor. Geri ödeme kapsamı ve işlem türü ayrıca değerlendiriliyor.</p>

<p>5. YENİDOĞAN SAĞLIK HİZMETLERİ</p>

<p>Yenidoğan bebeklere sunulan sağlık hizmetleri, SGK’nın ilave ücret alınamayacak hizmetler listesinde bulunuyor.</p>

<p>6. ORGAN, DOKU VE KÖK HÜCRE NAKİLLERİ</p>

<p>Organ, doku ve kök hücre nakillerine ilişkin sağlık hizmetlerinden mevzuat kapsamında ilave ücret alınamıyor.</p>

<p>7. DOĞUMSAL ANOMALİ AMELİYATLARI</p>

<p>Doğuştan gelen yapısal bozuklukların düzeltilmesi amacıyla gerçekleştirilen cerrahi işlemlere yönelik sağlık hizmetleri de muafiyet kapsamında.</p>

<p>8. HEMODİYALİZ TEDAVİLERİ</p>

<p>Kronik böbrek yetmezliği bulunan hastaların hemodiyaliz tedavileri için ilave ücret talep edilemiyor.</p>

<p>SGK’nın diyaliz hizmetlerine ilişkin açıklamasında ev hemodiyalizi ve periton diyalizi gibi uygulamalarda da ilgili mevzuat çerçevesinde ilave ücret alınamayacağı belirtiliyor.</p>

<p>9. KALP VE DAMAR CERRAHİSİ</p>

<p>Kardiyovasküler cerrahi işlemler ilave ücret alınamayacak hizmetler arasında bulunuyor.</p>

<p>Ancak SUT kapsamında “istisnai sağlık hizmeti” olarak tanımlanan işlemler bu genel kuralın dışında tutuluyor.</p>

<p>Bu nedenle her kalp ameliyatının istisnasız şekilde fark ücretinden muaf olduğunu söylemek doğru değil. Uygulanacak cerrahi işlemin mevzuattaki karşılığı önem taşıyor.</p>

<p>10. İŞİTSEL İMPLANT İŞLEMLERİ</p>

<p>Sağlık Uygulama Tebliği’nin ilgili listelerinde bulunan işitsel implant işlemleri de ilave ücret alınamayacak hizmetler arasında yer alıyor.</p>

<p>Ancak kamu üniversitesi hastanelerinde öğretim üyelerinin sunduğu belirli hizmetler bakımından özel istisnalar bulunuyor.</p>

<p>11. SGK’NIN ÖZEL LİSTESİNDEKİ DİĞER İŞLEMLER</p>

<p>SUT eki EK-2/G listesinde ayrıca belirlenen sağlık işlemleri ve bu işlemlerle ilişkili hizmetler için de ilave ücret alınamıyor.</p>

<p>Bu nedenle hastanın yalnızca tedavi adına değil, gerçekleştirilen işlemin SGK koduna ve mevzuattaki karşılığına da bakması gerekiyor.</p>

<p>ŞEHİT YAKINLARI VE GAZİLERDEN FARK ÜCRETİ ALINABİLİR Mİ?</p>

<p>SGK mevzuatında belirli statülerdeki kişiler için sağlık hizmetinin türünden bağımsız ilave ücret muafiyetleri de bulunuyor.</p>

<p>Şeref aylığı alanlar, ilgili kanunlar kapsamında aylık bağlananlar, harp malulleri ve mevzuatta belirtilen diğer hak sahipleri ile kanunen bakmakla yükümlü oldukları kişiler bu kapsamda değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Ancak yalnızca şehit veya gaziyle birinci derece akraba olmak, her durumda otomatik olarak aynı haktan yararlanıldığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Muafiyetin uygulanması için kişinin ilgili yasal statüye ve hak sahipliği şartlarına sahip olması gerekiyor.</p>

<p>ACİL SERVİSTE HANGİ DURUMDA ÜCRET ALINABİLİR?</p>

<p>Özel hastanelerin acil servislerinde en çok tartışılan konulardan biri, acil müdahale sonrasında talep edilen ücretler.</p>

<p>SGK düzenlemesine göre hastanın acil serviste 24 saat içinde stabil hâle getirilmesi esastır.</p>

<p>Acil durumun sona ermesinin ardından yapılacak işlemlerin ilave ücrete tabi olması mümkünse hastane, hastaya veya yakınına bu durumu özel bilgilendirme formuyla yazılı olarak bildirmek zorundadır.</p>

<p>Acil servise başvurulması, sonraki bütün tedavilerin süresiz olarak ücretsiz sunulacağı anlamına gelmez.</p>

<p>Öte yandan hastane, acil durum kapsamındaki hizmetler için sonradan fark ücreti talep edemez.</p>

<p>HASTANENİN ALDIĞI HER ÜCRET FARK ÜCRETİ Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>SGK’nın düzenlediği ilave ücret ile mevzuatta ayrıca tanımlanan katılım payları, özel otelcilik hizmetleri ve Kurum tarafından finansmanı sağlanmayan işlemler birbirinden farklıdır.</p>

<p>Örneğin hastanın tercih ettiği özel oda hizmeti için mevzuatın izin verdiği koşullarda ayrı bir ücret söz konusu olabilir.</p>

<p>Bu ayrım, yoğun bakım veya kemoterapi gibi ilave ücret alınması yasaklanan işlemlerin başka adlarla ücretlendirilmesini kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmez.</p>

<p>HASTANE FARK ÜCRETİ İSTİYORSA NE YAPILMALI?</p>

<p>SGK ile anlaşmalı özel hastaneler, ilave ücret alınabilecek işlemlerde hastaya veya hasta yakınına önceden bilgi vermek ve yazılı onay almak zorunda.</p>

<p>Ancak hastanın bir belge imzalaması, mevzuatın açıkça ilave ücret alınmasını yasakladığı bir sağlık hizmetinden fark ücreti tahsil edilmesine izin vermez.</p>

<p>Vatandaşların ödeme öncesinde şu soruları sorması önem taşıyor:</p>

<p>1. Talep edilen ücret hangi sağlık hizmetine ait?<br />
2. İşlemin SGK kodu ve geri ödeme durumu nedir?<br />
3. Bu hizmet için ilave ücret alınmasına mevzuat izin veriyor mu?<br />
4. Talep edilen tutar hangi hesaplamayla belirlendi?<br />
5. Ödenen tutarın ayrıntılı belgesi düzenlendi mi?</p>

<p>ÖDENEN FARK ÜCRETİ GERİ ALINABİLİR Mİ?</p>

<p>Mevzuata aykırı ilave ücret tahsil edildiğini düşünen kişiler, belgeleriyle birlikte SGK’ya başvurarak durumun incelenmesini ve haksız tahsil edilen tutarın iadesini talep edebilir.</p>

<p>Başvuru için hastaneden alınan faturanın, ödeme dekontlarının, hizmet dökümünün ve varsa imzalanan formların saklanması önem taşıyor.</p>

<p>SGK’nın 2026 yılı özel hastane sözleşmesinde, ilave ücret alınamayacak sağlık hizmetlerinden ücret tahsil edildiğinin tespiti durumunda hastaneye, alınan tutarın beş katına kadar değil, doğrudan beş katı tutarında sözleşmesel ceza koşulu uygulanması öngörülüyor.</p>

<p>Ancak hastanenin cezanın tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde ücreti tamamen iade etmesi ve bunu Kuruma bildirmesi durumunda ceza tutarı alınan ilave ücret bedeline indiriliyor.</p>

<p>Buradaki 10 iş günlük süre, hastanın şikâyet başvurusunu yapması gereken süre değil, hastanenin ceza tebliğinden sonra iade yapmasına ilişkin düzenleme.</p>

<p>ŞİKÂYET NEREYE YAPILIR?</p>

<p>SGK kapsamındaki hastalar, özel hastanenin bulunduğu ildeki Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne başvurabilir.</p>

<p>ALO 170 Çalışma Hayatı İletişim Merkezi üzerinden de sosyal güvenlik uygulamalarına ilişkin şikâyet ve başvuru yapılabilir.</p>

<p>Acil hizmetlerde SGK kapsamında olmayan kişiler için ise ilgili İl Sağlık Müdürlüğüne başvuru yolu bulunuyor.</p>

<p>HASTALARIN BİLMESİ GEREKEN EN ÖNEMLİ AYRINTI</p>

<p>Özel hastanenin SGK ile anlaşmalı olması, hastadan hiçbir koşulda ücret alınamayacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Ancak SGK’nın açıkça fark ücreti alınmasını yasakladığı hizmetlerde, sözleşmeli hastanenin bu yasağa uyması gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle hastaların tedavi sırasında veya taburculuk sonrasında karşılarına çıkan ücret taleplerinin hangi hizmete ait olduğunu öğrenmeleri ve şüpheli tahsilatları belgelemeleri büyük önem taşıyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Sosyal Güvenlik Kurumu. 2026 Yılı Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesi. EK-3 ve 12.5–12.7 maddeleri.</p>

<p>2. Sosyal Güvenlik Kurumu. İlave Ücret. Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü, resmî bilgilendirme.</p>

<p>3. Sosyal Güvenlik Kurumu. İlave Ücret Alınmayacak Sağlık Hizmetleri. Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü, resmî bilgilendirme. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ozel-hastanelerde-fark-ucreti-alinamayan-11-saglik-hizmeti-sgk-kurallari-neler</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 23:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3679.jpeg" type="image/jpeg" length="35377"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Antik İskenderiye'de İnsan Beynini İnceleyen Hekim: Herophilos'un Tabuları Zorlayan Araştırmaları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/antik-iskenderiyede-insan-beynini-inceleyen-hekim-herophilosun-tabulari-zorlayan-arastirmalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/antik-iskenderiyede-insan-beynini-inceleyen-hekim-herophilosun-tabulari-zorlayan-arastirmalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MÖ 3. yüzyılda İskenderiye'de çalışan Herophilos, insan kadavraları üzerinde yaptığı anatomik incelemelerle beyin, omurilik ve sinirler hakkındaki bilgilerin gelişmesine önemli katkılarda bulundu. Sinirleri kan damarlarından ayırması, anatomi tarihinin dikkat çekici gelişmelerindendi. Ancak araştırmaları, yüzyıllardır tartışılan ağır bir iddiayla da ilişkilendirildi: Canlı mahkûmlar üzerinde deneyler yapılmış mıydı?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><span>Yaklaşık 2.300 yıl önce, insan bedeninin iç yapısı hekimler için büyük ölçüde bilinmeyen bir alandı. Yaralar tedavi ediliyor, hastalıkların belirtileri gözlemleniyor ve organların işlevleri hakkında çeşitli açıklamalar geliştiriliyordu. Ancak beynin ne işe yaradığı, sinirlerin nasıl çalıştığı ve düşüncenin hangi organla ilişkili olduğu konusunda önemli görüş ayrılıkları bulunuyordu.</span></p>

<p>Antik Yunan dünyasında bazı düşünürler kalbi zihinsel faaliyetlerin merkezi kabul ederken, bazıları beynin önemini savunuyordu.</p>

<p>Bu tartışmaların yaşandığı dönemde, Mısır'ın İskenderiye kentinde çalışan Herophilos, insan bedeninin iç yapısını doğrudan inceleyerek tıbbi bilginin geliştirilmesine katkıda bulundu.</p>

<p>Onu diğer birçok antik hekimden ayıran özellik, insan kadavraları üzerinde sistematik anatomik araştırmalar gerçekleştirmesiydi.</p>

<p>Çalışmaları, beynin ve sinir sisteminin anlaşılmasında önemli bir aşamayı temsil etti. Fakat Herophilos'un bilimsel mirası, ölümünden yüzyıllar sonra bile tartışılacak bir etik meseleyle birlikte anılacaktı.</p>

<h2>Kalkhedon'dan İskenderiye'ye: Bir hekimin bilimsel yolculuğu</h2>

<p>Herophilos'un yaklaşık MÖ 330–260 yılları arasında yaşadığı kabul edilmektedir. Bugünkü İstanbul'un Kadıköy çevresinde bulunan antik Kalkhedon'da doğduğu ve dönemin önemli hekimlerinden Koslu Praxagoras'ın öğrencisi olduğu aktarılmaktadır.</p>

<p>Hayatının ilk yılları hakkında bilgiler sınırlıdır. Ailesine, eğitim sürecinin ayrıntılarına ve kişisel yaşamına ilişkin güvenilir kayıtlar bulunmamaktadır.</p>

<p>Buna karşılık çalışmalarını yürüttüğü İskenderiye'nin bilimsel ortamı, onun araştırmalarını anlamak açısından önemlidir.</p>

<p>Büyük İskender tarafından MÖ 331 yılında kurulan şehir, ölümünden sonra Mısır'da iktidarı ele geçiren Ptolemaios Hanedanı döneminde Akdeniz dünyasının önemli bilim merkezlerinden birine dönüştü.</p>

<p>I. Ptolemaios Soter ve II. Ptolemaios Philadelphos dönemlerinde gelişen saray himayesi, farklı coğrafyalardan bilginlerin İskenderiye'de çalışabilmesine imkân sağladı.</p>

<p>Matematik, astronomi, coğrafya, filoloji ve tıp alanında araştırmaların yürütüldüğü bu ortam, bilgi üretimini destekleyen kurumların gelişmesine de katkıda bulundu.</p>

<p>İskenderiye Kütüphanesi ve Mouseion, dönemin bilimsel faaliyetleriyle ilişkilendirilen başlıca kurumlardı. Bununla birlikte Herophilos'un belirli bir kütüphane binasında veya günümüzdeki anlamıyla bir anatomi laboratuvarında çalıştığını gösteren ayrıntılı çağdaş belgeler bulunmamaktadır.</p>

<p>Herophilos'un anatomik incelemelerini mümkün kılan koşullar yalnızca bilimsel merakla açıklanamaz. Dönemin siyasi yapısı, saray himayesi ve insan bedenine ilişkin toplumsal anlayışlar da bu gelişmede rol oynadı.</p>

<h2>İnsan bedenini açmak neden sıra dışıydı?</h2>

<p>Herophilos'tan önce de hekimler insan anatomisi hakkında bazı bilgilere sahipti.</p>

<p>Savaşlarda meydana gelen yaralanmalar, cerrahi müdahaleler ve hastalık gözlemleri bedenin yapısına ilişkin bilgiler sağlıyordu.</p>

<p>Aristoteles gibi araştırmacılar ise hayvanlar üzerinde anatomik incelemeler gerçekleştirerek organların işlevlerini anlamaya çalışmıştı.</p>

<p>Ancak hayvan anatomisinden insan bedenine yapılan çıkarımlar her zaman doğru sonuçlar vermiyordu.</p>

<p>Üstelik antik Yunan toplumunda ölü bedenin kirletici kabul edilmesi, cenaze gelenekleri ve beden bütünlüğüne ilişkin dinî anlayışlar, insan kadavralarının sistematik biçimde incelenmesini sınırlandırıyordu.</p>

<p>Burada önemli bir tarihsel ayrım bulunmaktadır.</p>

<p>Herophilos'un açıkça belgelenmiş, bütün antik dünyada geçerli bir yasal anatomi yasağını ihlal ettiği söylenemez. Onun araştırmaları, daha çok insan bedeninin açılarak incelenmesine yönelik güçlü kültürel ve dinî sınırlamaların aşıldığı istisnai bir bilimsel ortamda gerçekleşti.</p>

<p>İskenderiye'de MÖ 3. yüzyılın ilk yarısında Herophilos ve çağdaşı Erasistratos, antik Yunan tıp geleneğinde insan kadavraları üzerinde sistematik diseksiyon gerçekleştirdiği güçlü biçimde belgelenen en erken araştırmacılar arasında yer aldı.</p>

<p>Tıp tarihçisi Heinrich von Staden, bu gelişmenin dönemin siyasi, toplumsal ve kültürel koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.</p>

<p>Mısır'daki mumyalama geleneğinin insan bedeninin iç yapısına ilişkin bazı pratik bilgiler sağlamış olabileceği düşünülse de mumyalama ile bilimsel amaçlı anatomik diseksiyon aynı faaliyet değildi.</p>

<p>Herophilos'un tıp tarihindeki önemi, insan bedeninin iç yapısını doğrudan gözlemleyerek anatomik bilgiyi geliştirmeye çalışmasında yatıyordu.</p>

<h2>Sinirlerle damarları birbirinden ayıran hekim</h2>

<p>Herophilos'un önemli bilimsel katkılarından biri, sinirlerin anatomik özelliklerini incelemesi ve onları kan damarlarından ayırmasıdır.</p>

<p>Antik tıpta sinir, tendon, bağ ve damar gibi yapıların işlevleri günümüzdeki açıklıkta tanımlanmamıştı.</p>

<p>Bu durum yalnızca anatomik bir sorun değildi. İnsan bedeninin nasıl hareket ettiği ve dış dünyayı nasıl algıladığı sorularını da etkiliyordu.</p>

<p>Herophilos, insan bedeni üzerinde yaptığı incelemelerle sinirlerin beyin ve omurilikle bağlantılarını araştırdı.</p>

<p>Duyuyla ilişkili sinirlerle istemli hareketle ilişkili sinirler arasında ayrım yaptığı, daha sonraki kaynakların aktardığı bilgilerden anlaşılmaktadır.</p>

<p>Bu ayrımın tarihsel önemini anlamak için insan bedenindeki iki farklı işlevi düşünmek yeterlidir.</p>

<p>Bir kişinin sıcak bir nesneye dokunduğunu hissetmesiyle elini hareket ettirmesi, birbirinden farklı sinirsel süreçlerdir.</p>

<p>Herophilos'un anatomik araştırmaları, duyusal algı ile istemli hareket arasındaki bu farklılığın anatomik temellerini açıklamaya yönelik erken girişimlerdendi.</p>

<p>Ayrıca bazı kafa sinirlerini ve özellikle görmeyle ilişkili optik sinirin anatomik özelliklerini incelediği bilinmektedir.</p>

<p>Modern nöroanatomi tarihine ilişkin araştırmalar, onun en az yedi çift kafa sinirinin seyrine ilişkin tanımlamalarla ilişkilendirildiğini göstermektedir.</p>

<p>Bununla birlikte bu bilgiyi modern anlamdaki on iki çift kafa siniri sınıflandırmasını eksiksiz biçimde ortaya koyduğu şeklinde yorumlamak doğru değildir.</p>

<p>Herophilos, nöronları, sinir hücrelerinin elektriksel faaliyetlerini veya günümüzde tanımlanan motor ve duyu yollarının bütün ayrıntılarını bilmiyordu.</p>

<p>Üstelik sinir sistemine yönelik düşünceler onunla başlamamıştı.</p>

<p>Krotonlu Alkmaion, beynin duyularla ilişkisi üzerinde daha önce durmuştu. Praxagoras da bedenin damarları ve işlevlerine ilişkin görüşler geliştirmişti.</p>

<p>Herophilos'un önemli katkısı, önceki düşünsel birikimi insan anatomisine ilişkin doğrudan gözlemlerle geliştirmesiydi.</p>

<h2>Beynin içinde ne buldu?</h2>

<p>Herophilos'un araştırmaları yalnızca sinirlerin izlenmesiyle sınırlı kalmadı.</p>

<p>Beynin zarlarını, içindeki boşlukları ve çeşitli anatomik yapılarını inceleyen çalışmalar gerçekleştirdi.</p>

<p>Beyni ve omuriliği çevreleyen zarların ayırt edilmesi, sinir sisteminin anatomik özelliklerinin anlaşılması bakımından önemliydi.</p>

<p>Özellikle bugün beyin ventrikülleri olarak adlandırılan boşluklar üzerinde durduğu bilinmektedir.</p>

<p>Modern tıpta bu boşluklar, beyin-omurilik sıvısıyla dolu anatomik yapılar olarak tanımlanmaktadır. Ancak Herophilos'un yaşadığı dönemde bunların işlevleri bugünkü fizyolojik bilgilerle açıklanamıyordu.</p>

<p>Herophilos'un özellikle dördüncü ventriküle önem verdiği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Bu boşluğun tabanında bulunan ve kalem biçimini andıran anatomik yapıya ilişkin tanımlamaları, daha sonraki tıp literatüründe <i>calamus scriptorius</i> adıyla anılan bölgeyle ilişkilendirilmiştir.</p>

<p>Herophilos'un ismiyle bağlantılı bir başka anatomik terim ise <i>torcular Herophili</i>dir.</p>

<p>Bu ad, günümüzde kafatası içindeki dural venöz sinüslerin birleşim bölgesi için kullanılan tarihsel bir terimdir.</p>

<p>Ancak modern araştırmalar, bu isimlendirmenin Herophilos'un özgün anatomik gözlemleriyle tam olarak nasıl ilişkilendirileceği konusunda belirsizlikler bulunduğunu göstermektedir.</p>

<p>Dolayısıyla modern terminolojide aynı adın kullanılması, söz konusu yapının bugünkü tanımının bütün ayrıntılarıyla Herophilos tarafından ortaya konulduğunu kanıtlamaz.</p>

<p>Göz anatomisi de onun araştırmalarında önemli yer tutuyordu.</p>

<p>Kornea, iris, retina ve koroid gibi yapıların birbirinden ayrılmasına yönelik gözlemleri, görme organının anatomisinin anlaşılmasına katkıda bulundu.</p>

<p>Bütün bu çalışmaların ortak yönü, duyuların ve hareketlerin belirli anatomik yapılarla ilişkili olduğunu açıklama çabasıydı.</p>

<p>Herophilos, insan beynini yalnızca düşünsel tartışmaların konusu olarak değil, doğrudan incelenebilen bir organ olarak ele alan önemli antik araştırmacılardan biriydi.</p>

<h2>Düşüncenin merkezi kalp miydi, beyin mi?</h2>

<p>Herophilos'un araştırmalarının önemini ortaya koyan tartışmalardan biri de zihinsel faaliyetlerin hangi organla ilişkili olduğuydu.</p>

<p>Aristoteles, kalbe merkezi bir rol verirken beynin işlevlerinden birini bedenin sıcaklığını düzenlemekle ilişkilendirmişti.</p>

<p>Buna karşılık bazı Hipokratik metinler ve Alkmaion gibi erken düşünürler, beynin duyular ve zihinsel faaliyetler bakımından önemine dikkat çekmişti.</p>

<p>Herophilos, beynin bu işlevlerde merkezi bir rol oynadığını savunan yaklaşımı anatomik gözlemlerle geliştirdi.</p>

<p>Sinirlerin beyin ve omurilikle bağlantılı olduğuna ilişkin araştırmaları, bu düşüncenin anatomik dayanaklarını güçlendirdi.</p>

<p>Ancak onun zihinsel faaliyetlere ilişkin görüşleri modern nörobilimle aynı değildi.</p>

<p>Antik tıpta <i>pneuma</i> adı verilen, soluk veya yaşamsal ruh kavramlarıyla ilişkili fizyolojik açıklamalar önemli yer tutuyordu.</p>

<p>Herophilos'un beyin boşluklarına, özellikle dördüncü ventriküle verdiği önem de kendi döneminin bu fizyolojik anlayışı çerçevesinde değerlendirilmelidir.</p>

<p>Günümüzde düşünme, bellek, algı ve hareketin düzenlenmesi, beynin farklı bölgeleri ile sinir ağlarının karmaşık faaliyetleri üzerinden açıklanmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle Herophilos'un modern nörofizyolojiyi keşfettiğini söylemek doğru olmaz.</p>

<p>Onun tarihsel başarısı, beynin anatomik yapısıyla bedenin işlevleri arasında araştırılabilir ilişkiler kurmaya çalışmasıydı.</p>

<h2>Nabzı ölçmek için su saati kullandığı doğru mu?</h2>

<p>Herophilos'un bilimsel yaklaşımını gösteren bir başka konu, nabız üzerine çalışmalarıdır.</p>

<p>Antik hekimler nabzın hızını, düzenini ve gücünü hastalıkların değerlendirilmesinde kullanıyordu.</p>

<p>Herophilos, nabız ritimlerini sınıflandırmaya ve aralarındaki farklılıkları açıklamaya çalıştı.</p>

<p>Nabzın ritmik özelliklerini müzikteki zaman ve ölçü kavramlarıyla karşılaştırması, antik tıpta dikkat çekici bir yaklaşımdı.</p>

<p>Daha sonraki tıp tarihi anlatılarında, nabız sıklığını değerlendirmek için <i>klepsydra</i> adı verilen bir su saatinden yararlandığı da aktarılmaktadır.</p>

<p>Buna göre belirli bir zaman aralığındaki nabız atımları karşılaştırılmaya çalışılıyordu.</p>

<p>Ancak bu anlatı, günümüze ulaşmış bir Herophilos cihazına veya onun özgün eserlerinden doğrudan korunmuş ayrıntılı bir kullanım tarifine dayanmamaktadır.</p>

<p>Bu nedenle Herophilos'un modern nabız ölçümünü icat ettiğini söylemek yerine, nabız ritmi ve sıklığını ölçülebilir özellikler olarak değerlendirmeye çalışan erken hekimlerden biri olduğunu belirtmek daha doğrudur.</p>

<h2>Canlı mahkûmlar üzerinde deney yaptı mı?</h2>

<p>Herophilos'un bilimsel çalışmalarına ilişkin en ciddi tartışma, canlı insanlar üzerinde anatomik deneyler gerçekleştirdiği iddiasıdır.</p>

<p>Bu iddianın başlıca antik kaynaklarından biri, MS 1. yüzyılda yaşayan Romalı yazar Aulus Cornelius Celsus'tur.</p>

<p>Celsus, <i>De Medicina</i> adlı eserinin girişinde, Herophilos ve Erasistratos'un hükümdarlardan teslim aldıkları mahkûmları canlıyken açarak bedenlerinin iç yapılarını incelediklerinin anlatıldığını aktarır.</p>

<p>Söz konusu anlatıya göre bu yöntemi savunan hekimler, canlı bedenin anatomik özelliklerinin ölü bedende görülenlerden farklı olabileceğini düşünüyordu.</p>

<p>Dolayısıyla iç organların canlı durumdaki özelliklerini anlamak için doğrudan inceleme yapılması gerektiğini ileri sürüyorlardı.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrıntı vardır.</p>

<p><strong>Celsus, canlı insan bedeninin açılmasını savunan bir yazar değildi.</strong></p>

<p><i>De Medicina</i> adlı eserinin giriş bölümünde farklı tıbbi görüşleri aktardıktan sonra kendi değerlendirmesini ortaya koyar.</p>

<p>Canlı insan bedeninin açılmasını zalimce ve gereksiz bulurken, ölü bedenin anatomik incelemesini tıp eğitimi açısından gerekli kabul eder.</p>

<p>Bu nedenle Celsus'un metni, yalnızca canlı diseksiyon iddiasını değil, antik dünyada bu uygulamaya yöneltilen ahlaki itirazları da göstermektedir.</p>

<p>Üstelik Celsus, Herophilos'un çağdaşı değildi.</p>

<p>Aralarında yaklaşık üç yüzyıllık bir zaman farkı bulunuyordu.</p>

<p>Dolayısıyla anlattıkları, doğrudan görgü tanıklığı olarak değil, kendisinden önceki döneme ilişkin tarihsel aktarım olarak değerlendirilmelidir.</p>

<h2>Tertullianus'un ağır suçlamaları</h2>

<p>Herophilos'a yönelik suçlamaların bulunduğu bir başka önemli metin, Hristiyan yazar Tertullianus'un <i>De Anima</i> adlı eseridir.</p>

<p>MS 2. ve 3. yüzyıllarda yaşayan Tertullianus, Herophilos'u insan bedenini inceleme yöntemleri nedeniyle son derece sert ifadelerle eleştirir.</p>

<p>Eserinin onuncu bölümünde Herophilos'un çok sayıda insanı anatomik araştırmalarında kullandığını ileri sürer.</p>

<p>Latince metinde geçen <i>sexcentos</i> sözcüğü bazı çevirilerde altı yüz, bazılarında ise çok sayıda insan anlamında aktarılmıştır.</p>

<p>Bu ifade, doğrulanmış bir diseksiyon sayısı olarak kabul edilemez.</p>

<p>Tertullianus'un anlatısında asıl önemli olan, Herophilos'un araştırmalarını ahlaki yönden eleştirmesi ve bedenin ölüm sürecinde değişime uğraması nedeniyle anatomik incelemelerin güvenilirliğini de sorgulamasıdır.</p>

<p>Ancak Tertullianus da Herophilos'un çağdaşı değildi.</p>

<p>Metni, söz konusu olaylardan yaklaşık dört ila beş yüzyıl sonra kaleme alınmıştı.</p>

<p>Üstelik anlatının polemik niteliği, tarihsel olayları değerlendirirken dikkatli olunmasını gerektirir.</p>

<p>Modern tarihçiler bu konuda farklı sonuçlara ulaşmıştır.</p>

<p>Heinrich von Staden, antik tanıklıkları değerlendirerek mahkûmlar üzerinde canlı diseksiyon yapılmış olmasını tarihsel bakımdan muhtemel görmektedir.</p>

<p>Buna karşılık J. Ganz, 2014 yılında yayımladığı araştırmada canlı insan bedeninin anatomik inceleme amacıyla kullanılmasının pratik güçlüklerine dikkat çekmiş ve bu anlatının doğruluğuna şüpheyle yaklaşmıştır.</p>

<p>Bu görüş ayrılığı, antik tıp tarihinin önemli kaynak sorunlarından birini ortaya koymaktadır.</p>

<p>Bir olayın eski kaynaklarda anlatılması, onun bütün ayrıntılarıyla doğrulandığı anlamına gelmez. Buna karşılık doğrudan belgenin bulunmaması da olayın kesinlikle gerçekleşmediğini göstermez.</p>

<p>Bu nedenle Herophilos hakkında iki farklı sonuç birbirinden ayrılmalıdır.</p>

<p><strong>İnsan kadavraları üzerinde sistematik anatomik incelemeler gerçekleştirdiği güçlü tarihsel kanıtlara dayanmaktadır. Canlı mahkûmlar üzerinde deney yaptığı iddiası ise önemli antik tanıklıklar bulunmasına rağmen tarihçiler arasında tartışmalıdır.</strong></p>

<p>Böyle bir uygulamanın gerçekten yapılmış olması durumunda bilimsel amaç taşıması, insan yaşamının ve beden bütünlüğünün ihlal edilmesini etik açıdan haklı kılmaz.</p>

<p>Ancak tarihsel bir kişiye ilişkin ağır suçlamaların da mevcut kanıtların izin verdiğinden daha kesin biçimde sunulmaması gerekir.</p>

<h2>Eserleri neden günümüze ulaşmadı?</h2>

<p>Herophilos'un çalışmalarını yeniden değerlendirmeyi güçleştiren önemli sorunlardan biri, özgün eserlerinin eksiksiz biçimde korunmamış olmasıdır.</p>

<p>Antik kaynaklarda ona anatomi, nabız ve göz hastalıkları gibi konularda çeşitli eserler atfedilmektedir.</p>

<p>Ancak bunların hiçbiri bugün tam bir özgün metin hâlinde elimizde değildir.</p>

<p>Herophilos hakkındaki bilgilerimizin önemli bölümü, sonraki dönemlerde yaşayan hekimlerin ve yazarların aktardığı metin parçalarından oluşmaktadır.</p>

<p>Özellikle MS 2. yüzyılda yaşayan Galenos, önceki hekimlerin görüşlerini değerlendirirken Herophilos'a ilişkin çeşitli bilgiler aktarmıştır.</p>

<p>Bu sayede onun anatomik araştırmalarının bir bölümü sonraki kuşaklar tarafından öğrenilebilmiştir.</p>

<p>Ancak başka bir yazarın aktardığı görüşlerle özgün metnin kendisi aynı tarihsel kanıt değerine sahip değildir.</p>

<p>Bir görüşün aktarılması sırasında seçilmesi, özetlenmesi, eleştirilmesi veya yeniden yorumlanması mümkündür.</p>

<p>Herophilos'un eserlerinin kaybını tek bir İskenderiye Kütüphanesi yangınına bağlamak da mevcut kanıtların ötesine geçen bir açıklamadır.</p>

<p>Antik eserlerin kaybolması, uzun zaman içinde metinlerin kopyalanmaması, dolaşımdan çıkması ve korunamaması gibi çeşitli süreçlerle ilişkili olabilir.</p>

<p>Herophilos'un bilimsel mirasını modern araştırmacılar için yeniden erişilebilir hâle getiren önemli çalışmalardan biri, Heinrich von Staden'in 1989 yılında yayımladığı <i>Herophilus: The Art of Medicine in Early Alexandria</i> adlı eseridir.</p>

<p>Von Staden, antik tanıklıkları ve günümüze ulaşabilen metin parçalarını karşılaştırarak Herophilos'un çalışmalarını yeniden değerlendirmiştir.</p>

<h2>Herophilos'un modern tıp açısından önemi nedir?</h2>

<p>Herophilos ve Erasistratos'un çalışmalarından sonra insan kadavraları üzerinde sistematik diseksiyon, antik Akdeniz tıbbında sürekli ve yaygın bir araştırma uygulamasına dönüşmedi.</p>

<p>Galenos gibi sonraki hekimler, anatomik bilgilerinin önemli bölümünü hayvan incelemelerinden elde etti.</p>

<p>İnsan anatomisinin doğrudan incelenmesi, daha sonraki dönemlerde farklı coğrafyalarda ve yeni kurumsal koşullar altında yeniden gelişti.</p>

<p>Orta Çağ'ın sonlarında bazı Avrupa üniversitelerinde insan kadavraları üzerinde anatomik eğitim yaygınlaşmaya başladı. Rönesans döneminde Andreas Vesalius'un çalışmaları, insan anatomisinin doğrudan gözlem yoluyla yeniden değerlendirilmesinde önemli rol oynadı.</p>

<p>Ancak Herophilos'tan modern anatomiye kesintisiz ilerleyen tek bir gelişme çizgisi bulunduğu düşünülmemelidir.</p>

<p>Anatomik bilgi; kaybolan eserler, korunan metin parçaları, çeviriler, yorumlar ve farklı dönemlerde gerçekleştirilen yeni gözlemler aracılığıyla değişerek gelişmiştir.</p>

<p>Herophilos'un tarihsel önemini belirleyen şey, modern nörolojinin bütün kavramlarını önceden ortaya koymuş olması değildir.</p>

<p>O, sinir sisteminin elektriksel işleyişini bilmiyordu. Beynin bütün işlevlerini açıklayamamıştı. Fizyolojiye ilişkin düşünceleri, kendi döneminin kavramsal sınırları içindeydi.</p>

<p>Buna karşılık insan beynini, sinirleri, beyin boşluklarını ve duyu organlarını doğrudan anatomik inceleme konusu hâline getiren en önemli antik hekimlerden biriydi.</p>

<p>Onun çalışmaları, tıp tarihinde iki farklı gelişmeyi aynı anda görünür kılmaktadır.</p>

<p>Birincisi, insan bedenine ilişkin bilginin doğrudan gözlem ve anatomik araştırmayla geliştirilmesidir.</p>

<p>İkincisi ise bilimsel bilgi elde etme yöntemlerinin etik sınırlarının sorgulanmasıdır.</p>

<p>Herophilos'un ölümünün üzerinden yaklaşık 2.300 yıl geçmiş olmasına rağmen araştırmaları ve hakkındaki tartışmalar bugün de önemini korumaktadır.</p>

<p>Çünkü onun hikâyesi, yalnızca antik bir hekimin insan beyninde neler gördüğünü anlatmaz.</p>

<p>Aynı zamanda bilimsel bilginin hangi koşullarda üretildiğini, nasıl aktarıldığını ve insan hayatına yönelik sorumluluklardan bağımsız değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini de sorgular.</p>

<p><strong>Herophilos'un tıp tarihine bıraktığı temel meselelerden biri bugün de geçerlidir: İnsan bedenini anlamak için yürütülen bilimsel araştırmaların sınırlarını ne belirlemelidir?</strong></p>

<hr />
<h2>Kaynaklar</h2>

<ol>
 <li>
 <p>von Staden, H. (1989). <i>Herophilus: The Art of Medicine in Early Alexandria: Edition, Translation and Essays.</i> Cambridge University Press.</p>
 </li>
 <li>
 <p>von Staden, H. (1992). The discovery of the body: Human dissection and its cultural contexts in ancient Greece. <i>Yale Journal of Biology and Medicine</i>, 65(3), 223–241. PMID: 1285450.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Celsus, A. Cornelius. <i>De Medicina</i>, Prooemium, özellikle 23–26 ve 74–75. Antik birincil kaynak.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tertullianus. <i>De Anima</i>, bölüm 10. Antik birincil kaynak.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Pearce, J. M. S. (2013). The neuroanatomy of Herophilus. <i>European Neurology</i>, 69(5), 292–295. DOI: 10.1159/000346232.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Panegyres, K. P., &amp; Panegyres, P. K. (2016). The Ancient Greek discovery of the nervous system: Alcmaeon, Praxagoras and Herophilus. <i>Journal of Clinical Neuroscience</i>, 29, 21–24. DOI: 10.1016/j.jocn.2015.10.047.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Stefanou, M. I. (2020). The footprints of neuroscience in Alexandria during the 3rd-century BC: Herophilus and Erasistratus. <i>Journal of Medical Biography</i>, 28(4), 186–194. DOI: 10.1177/0967772018789349.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Štrkalj, G., &amp; Chorn, D. (2008). Herophilus of Chalcedon and the practice of dissection in Hellenistic Alexandria. <i>South African Medical Journal</i>, 98(2), 86–89.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ganz, J. (2014). Herophilus and vivisection: A re-appraisal. <i>History of Medicine</i>, 1(4).</p>
 </li>
 <li>
 <p>McCormack, I. G., Neumann, P. E., &amp; Tubbs, R. S. (2022). Torcular Herophili: A review of the history of the term and synonyms. <i>World Neurosurgery</i>, 159, 120–125. DOI: 10.1016/j.wneu.2021.12.104.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ghasemzadeh, N., &amp; Zafari, A. M. (2011). A brief journey into the history of the arterial pulse. <i>Cardiology Research and Practice</i>, 2011, 164832. DOI: 10.4061/2011/164832.</p>
 </li>
</ol><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/antik-iskenderiyede-insan-beynini-inceleyen-hekim-herophilosun-tabulari-zorlayan-arastirmalari</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 22:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/herophilos-haber-gorseli-200kb.webp" type="image/jpeg" length="77361"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sakız Adası'ndan Hastalar İzmir'e Gönderilebilir mi? Yunan Basınında Dikkat Çeken Açıklama]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sakiz-adasindan-hastalar-izmire-gonderilebilir-mi-yunan-basininda-dikkat-ceken-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sakiz-adasindan-hastalar-izmire-gonderilebilir-mi-yunan-basininda-dikkat-ceken-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yunanistan'ın Sakız Adası'nda havalimanının dört ay kapanacak olması, hastaların İzmir'e sevki ihtimalini gündeme getirdi. Yunan sağlık çalışanının açıklaması henüz resmî bir nakil kararına dönüşmedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yunanistan'da Sakız Adası Havalimanı'nın dört ay süreyle kapatılacak olması, sağlık hizmetlerine erişim konusunda dikkat çekici bir tartışma başlattı. Yunan basınına konuşan bir sağlık çalışanı temsilcisi, hastaların gerekli durumlarda Türkiye'ye, özellikle İzmir'e nakledilmesinin gündeme gelebileceğini söyledi.</p>

<p>Yunanistan'da yayımlanan Documento gazetesinin 1 Kasım 2026 tarihli haberinde, Sakız Adası'ndaki sağlık çalışanlarının havalimanının kapanmasına ilişkin endişelerine yer verildi. Adada yaşayan hastaların ana karadaki sağlık merkezlerine ulaşımının zorlaşabileceği belirtilirken Türkiye üzerinden alternatif ulaşım ve tedavi seçenekleri tartışmaya açıldı.</p>

<p>Yunanistan Sivil Havacılık Kurumunun 15 Ekim 2026 tarihinde duyurduğu karara göre Sakız Adası'ndaki Omirou Havalimanı'nın pisti, yenileme ve genişletme çalışmaları nedeniyle 15 Kasım 2026 akşamından 15 Mart 2027 tarihine kadar tarifeli uçak seferlerine kapalı kalacak.</p>

<p>Havalimanının kapanması, özellikle düzenli tedavi görmek için Atina'ya seyahat eden hastalar açısından önemli sorunlar oluşturabileceği gerekçesiyle eleştiriliyor.</p>

<p>YUNAN SAĞLIK ÇALIŞANINDAN İZMİR AÇIKLAMASI</p>

<p>Documento gazetesine konuşan Sakız Hastanesi Çalışanları Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi ve hemşire Giorgos Koutsodontis, havalimanının uzun süre kapalı kalmasının sağlık hizmetleri üzerindeki etkilerine dikkat çekti.</p>

<p>Koutsodontis, ciddi bir zorunluluk ortaya çıkması hâlinde hastaların Türkiye'ye gönderilmesi için girişimde bulunabileceklerini söyledi.</p>

<p>Yunan sağlık çalışanı, hastaların hayatını her şeyin üzerinde tuttuklarını belirterek Yunanistan'daki mevcut imkânların yetersiz kalması durumunda İzmir seçeneğinin değerlendirilebileceğini ifade etti.</p>

<p>Bu açıklama, Sakız Adası'ndaki hastaların Türkiye'ye nakledilmesine yönelik resmî bir anlaşma yapıldığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>İzmir'deki herhangi bir hastaneyle hasta kabul protokolü imzalandığına veya Yunan makamlarının Türkiye'ye hasta sevkini resmen kararlaştırdığına ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Bununla birlikte açıklama, iki ülke arasındaki coğrafi yakınlığın sağlık hizmetlerine erişim konusunda alternatif olarak değerlendirilebileceğini gündeme getirdi.</p>

<p>SAKIZ ADASI'NDAN ÇEŞME'YE, ORADAN İZMİR'E</p>

<p>Yunan basınında değerlendirilen ulaşım seçeneklerinden biri Sakız Adası'ndan deniz yoluyla Çeşme'ye geçilmesi.</p>

<p>Çeşme üzerinden İzmir'e ulaşılması ve ardından İzmir Havalimanı kullanılarak Atina'ya seyahat edilmesi de alternatif güzergâhlar arasında tartışılıyor.</p>

<p>Ancak bu güzergâh ile hastaların doğrudan İzmir'deki sağlık kuruluşlarında tedavi edilmesi farklı olasılıklar.</p>

<p>İlkinde Türkiye, Yunanistan'ın ana karasına ulaşmak için alternatif bir ulaşım güzergâhı olarak değerlendiriliyor. İkincisinde ise hastaların Türkiye'deki sağlık kuruluşlarına kabul edilmesi söz konusu olabilecek.</p>

<p>Her iki seçeneğin uygulanabilmesi için hastanın sağlık durumunun yolculuğa uygun olması, ulaşım imkânlarının bulunması ve gerekli idari işlemlerin tamamlanması gerekiyor.</p>

<p>Özellikle kritik durumdaki hastaların nakli, sıradan yolcu taşımacılığından farklı tıbbi ve operasyonel koşullar gerektiriyor.</p>

<p>KANSER HASTALARI İÇİN TEDAVİYE ERİŞİM ENDİŞESİ</p>

<p>Yunan sağlık çalışanının açıklamalarında en fazla dikkat çekilen konulardan biri, düzenli aralıklarla Atina'ya gitmesi gereken hastaların durumu oldu.</p>

<p>Koutsodontis, adada yaşayan bazı kanser hastalarının tedavi için her hafta ana karaya seyahat ettiğini belirtti.</p>

<p>Bu hastaların uçuşların durdurulması hâlinde deniz ulaşımına bağımlı kalabileceğini ifade etti.</p>

<p>Ancak Ege Denizi'nde kış aylarında yaşanabilen olumsuz hava koşulları, deniz seferlerinin de aksamasına yol açabiliyor.</p>

<p>Düzenli tedavi gerektiren hastalıkların yönetiminde ulaşım sürekliliği büyük önem taşıyor.</p>

<p>Kanser tedavilerinde kemoterapi, radyoterapi, kontrol muayeneleri veya diğer işlemler belirli bir takvime göre planlanabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle ulaşımda yaşanabilecek gecikmelerin hastaların tedavi süreçlerini aksatmaması için alternatif sağlık ve sevk planlarının önceden hazırlanması gerekiyor.</p>

<p>AMELİYAT MALZEMELERİ VE ÖZEL İLAÇLAR DA GÜNDEMDE</p>

<p>Havalimanının kapanmasına yönelik eleştiriler yalnızca hasta nakilleriyle sınırlı değil.</p>

<p>Documento'ya konuşan sağlık çalışanı, hastanelerde kullanılan bazı özel tıbbi malzemelerin ve ilaçların hava yoluyla adaya ulaştırıldığını anlattı.</p>

<p>Özellikle ortopedi ameliyatlarında ihtiyaç duyulan belirli implant, plak ve vidaların bazı durumlarda ameliyattan kısa süre önce sipariş edildiğine dikkat çekti.</p>

<p>Bu tür malzemelerin ulaştırılmasında yaşanabilecek gecikmelerin planlanmış ya da acil cerrahi işlemleri etkileyebileceğini belirtti.</p>

<p>Özel ilaçların zamanında temin edilmesi de hastane hizmetlerinin sürekliliği bakımından önem taşıyor.</p>

<p>Dolayısıyla havalimanının kapanması, yalnızca hastaların seyahatini değil, tıbbi tedarik zincirini de ilgilendiren bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>ACİL HASTA NAKLİ TAMAMEN DURACAK MI?</p>

<p>Yunanistan Sivil Havacılık Kurumunun açıklamasına göre havalimanının pistinin tarifeli uçak seferlerine kapatılması, bütün hava ambulansı faaliyetlerinin yasaklandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Resmî düzenleme kapsamında acil hasta nakli, arama kurtarma, yangınla mücadele, insani yardım ve belirli kamu hizmetleri için kullanılan helikopterlerin uygun koşullarda faaliyet göstermesine izin verilecek.</p>

<p>Bu helikopterlerin pist yerine doğrudan havalimanının park alanına iniş ve kalkış yapabilmesi öngörülüyor.</p>

<p>Ancak helikopter uçuşlarına izin verilmesi, bütün hastaların her koşulda hava yoluyla nakledilebileceği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Uygun hava aracı bulunması, uçuş koşulları, sağlık ekibinin hazırlığı ve hastanın klinik durumu gibi faktörler gerçek nakil kapasitesini belirliyor.</p>

<p>Bu nedenle Yunanistan'daki sağlık çalışanları, dört aylık dönem boyunca yalnızca acil hava nakillerinin değil, planlı tedavi ve hastane tedarik süreçlerinin de güvence altına alınmasını istiyor.</p>

<p>YUNAN HÜKÜMETİ 4 KASIM'DA TOPLANDI</p>

<p>Sakız Adası'ndaki gelişmeler üzerine Yunanistan hükümeti 4 Kasım 2026 tarihinde üst düzey bir toplantı gerçekleştirdi.</p>

<p>Başbakan Yardımcısı Kostis Hatzidakis başkanlığındaki toplantıya ilgili bakanlıkların temsilcileri, yerel yöneticiler ve adadaki kurumların temsilcileri katıldı.</p>

<p>Toplantıda havalimanı çalışmalarının takvimi, ulaşım bağlantılarının sürdürülmesi ve sağlık hizmetlerinin güvence altına alınması ele alındı.</p>

<p>Yunan basınında yer alan bilgilere göre hükümet, havalimanının dört aylık kapanış kararını değiştirmedi.</p>

<p>Buna karşılık deniz ulaşımının güçlendirilmesi, sağlık hizmetlerinin desteklenmesi ve çalışmaların takvime uygun ilerlemesi için yeni taahhütlerde bulunuldu.</p>

<p>Yunanistan Sağlık Bakanlığının, adadaki sağlık kuruluşlarının ve EKAB olarak bilinen acil sağlık yardım sisteminin ihtiyaçlarına yönelik destek sağlaması gündeme geldi.</p>

<p>Altyapı ve Ulaştırma Bakanlığının ise çalışmaların ayrıntılı takvimini hafta sonuna kadar açıklaması bekleniyor.</p>

<p>Bununla birlikte toplantının ardından sağlık hizmetlerinin hangi somut önlemlerle güçlendirileceğine ilişkin bütün ayrıntılar henüz kamuoyuna duyurulmadı.</p>

<p>ADADA HAVALİMANI KARARINA TEPKİLER SÜRÜYOR</p>

<p>Sakız Adası'ndaki yerel yöneticiler ve meslek kuruluşları, havalimanının dört ay kapalı kalmasına yönelik tepkilerini sürdürüyor.</p>

<p>Ada sakinleri, ulaşımın yalnızca ekonomik bir konu olmadığını, sağlık hizmetlerine erişim bakımından da önemli olduğunu savunuyor.</p>

<p>Özellikle kronik hastalığı bulunanlar, düzenli tedaviye ihtiyaç duyanlar, öğrenciler ve sık seyahat etmek zorunda kalan kişiler açısından alternatif ulaşım çözümleri talep ediliyor.</p>

<p>Yerel temsilciler, havalimanı çalışmalarının tamamlanma takvimi konusunda daha açık ve bağlayıcı güvenceler verilmesini istiyor.</p>

<p>Yunan hükümeti ise mevcut çalışmaların havalimanının gelecekte daha yüksek kapasite ve güvenlikle hizmet vermesi için gerekli olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Havalimanı pistinin genişletilmesinin ardından uzunluğunun 1.799 metreye ulaşması planlanıyor.</p>

<p>TÜRK HASTANELERİ İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?</p>

<p>Sakız Adası'nda ortaya çıkan tartışma, Türkiye ile Yunanistan arasındaki coğrafi yakınlığın sağlık hizmetlerine erişim bakımından taşıdığı önemi gündeme getirdi.</p>

<p>İzmir ve Çeşme'nin Sakız Adası'na yakınlığı, özellikle ulaşımın aksadığı dönemlerde alternatif bağlantıların değerlendirilmesine imkân sağlayabilecek bir unsur.</p>

<p>Ancak coğrafi yakınlık tek başına uluslararası hasta nakli yapılabilmesi için yeterli değil.</p>

<p>Hastaların başka bir ülkede tedavi edilebilmesi için iki ülkenin sağlık kuruluşları ve ilgili makamları arasında uygun koordinasyonun kurulması gerekiyor.</p>

<p>Ayrıca hastanın klinik durumu, kabul edileceği sağlık kuruluşunun kapasitesi, ödeme ve sigorta koşulları ile sınır geçişi gibi konuların açıklığa kavuşturulması gerekiyor.</p>

<p>Türkiye'deki hastanelerin böyle bir süreçte rol üstlenip üstlenmeyeceği, gelecekte alınabilecek somut kararlara bağlı olacak.</p>

<p>Şu aşamada haberin temelini, Yunanistan'daki bir sağlık çalışanı temsilcisinin dile getirdiği olasılık oluşturuyor.</p>

<p>ULUSLARARASI SAĞLIK İŞ BİRLİĞİ AÇISINDAN DİKKAT ÇEKEN GELİŞME</p>

<p>Sakız Adası'ndaki gelişmeler, sınır bölgelerinde sağlık hizmetlerinin sürekliliğine yönelik planlamaların önemini ortaya koyuyor.</p>

<p>Özellikle adalar ve ulaşım bağlantıları sınırlı yerleşimlerde, büyük altyapı çalışmalarının sağlık hizmetlerini etkilememesi için önceden kapsamlı hazırlık yapılması gerekiyor.</p>

<p>Uluslararası hasta nakli, acil sağlık koordinasyonu ve sınır ötesi hastane iş birliği, bu tür durumlarda değerlendirilebilecek seçenekler arasında yer alıyor.</p>

<p>Yunan basınında İzmir'in alternatif olarak gündeme gelmesi de bu çerçevede önem taşıyor.</p>

<p>Ancak Türkiye'ye hasta naklinin başlayacağı yönünde kesin bir karar bulunmadığından gelişmenin bir sağlık iş birliği anlaşması veya başlatılmış sevk programı olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.</p>

<p>Önümüzdeki süreçte Yunanistan'ın sağlık ve ulaşım makamlarının alacağı kararlar, Sakız Adası sakinlerinin dört aylık kapanış döneminde sağlık hizmetlerine nasıl ulaşacağını belirleyecek.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Documento. Χίος: «Ώρα μηδέν» για το αεροδρόμιο που κλείνει 4 μήνες – «Αν αρρωστήσουμε θα πάμε Τουρκία». 1 Kasım 2026.<br />
2. Yunanistan Sivil Havacılık Kurumu (ΥΠΑ). Sakız Adası Havalimanı pistinin geçici olarak kapatılması ve altyapı çalışmaları. Resmî açıklama, 15 Ekim 2026.<br />
3. Ta Nea. Διυπουργική σύσκεψη για το αεροδρόμιο της Χίου: Λουκέτο για τέσσερις μήνες. 4 Kasım 2026. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sakiz-adasindan-hastalar-izmire-gonderilebilir-mi-yunan-basininda-dikkat-ceken-aciklama</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 21:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3673.jpeg" type="image/jpeg" length="14653"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dünya Bankası'ndan 9 Üniversite Hastanesine 700 Milyon Dolar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dunya-bankasindan-9-universite-hastanesine-700-milyon-dolar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dunya-bankasindan-9-universite-hastanesine-700-milyon-dolar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Bankası, Türkiye'de dokuz ilde depreme dayanıklı üniversite hastaneleri için 700 milyon dolarlık finansmanı onayladı. Toplam 4 bin 21 yataklık yatırımla yılda 3,14 milyon kişiye ulaşılması hedefleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünya Bankası, Türkiye'de üniversite hastanelerinin deprem ve diğer afetlere karşı dayanıklılığını artırmak amacıyla 700 milyon ABD doları tutarında finansman paketini onayladı. Türkiye Üniversite Hastaneleri Dayanıklılık Projesi kapsamında dokuz ilde toplam 4 bin 21 yatak kapasiteli modern hastane binalarının yapılması planlanıyor.</p>

<p>Dünya Bankası'nın proje kayıtlarına göre finansman kararı 30 Ekim 2026 tarihinde onaylandı. Türkiye'de 3 Kasım'da kamuoyuna duyurulan yatırım, ileri düzey sağlık hizmetlerinin geliştirilmesinin yanı sıra üniversite hastanelerinin afet anlarında çalışmaya devam edebilmesini ve tıp eğitiminin sürdürülebilirliğini amaçlıyor.</p>

<p>Projenin tamamlanmasının ardından yılda yaklaşık 3,14 milyon kişinin ileri düzey sağlık hizmetlerine erişiminin iyileştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>HANGİ İLLERDE ÜNİVERSİTE HASTANELERİ YAPILACAK?</p>

<p>Dünya Bankası tarafından desteklenen yatırım dokuz ili kapsıyor.</p>

<p>Proje kapsamında Ağrı, Adana, Erzurum, İzmir, Kahramanmaraş, Kastamonu, Kayseri, Konya ve Samsun'da üniversite hastanesi binalarının tasarım ve inşası finanse edilecek.</p>

<p>Bu illerde yapılması planlanan hastane binalarının toplam yatak kapasitesi 4 bin 21 olarak açıklandı.</p>

<p>Yatırım yalnızca yeni binaların yapılmasıyla sınırlı değil. Hastanelerin deprem, iklim kaynaklı afetler ve sağlık hizmetlerinin sürekliliğini etkileyebilecek diğer riskler karşısında dayanıklı olması da projenin temel hedefleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Bununla birlikte finansman açıklamasında dokuz ildeki bütün üniversitelerin isimlerini ve her hastanenin yatak kapasitesini ayrı ayrı gösteren kesin bir liste bulunmuyor. Bu nedenle ilgili üniversite ve hastanelerin isimleri konusunda ayrıntılı resmî duyuruların takip edilmesi gerekiyor.</p>

<p>700 MİLYON DOLARLIK FİNANSMAN NE İÇİN KULLANILACAK?</p>

<p>Türkiye Üniversite Hastaneleri Dayanıklılık Projesi, yalnızca sağlık altyapısını büyütmeyi değil, mevcut sağlık hizmetlerinin afetlere karşı güvenliğini de artırmayı hedefliyor.</p>

<p>Finansman kapsamında inşa edilecek hastanelerin güncel deprem güvenliği standartlarına uygun olması, enerji verimliliğini gözetmesi ve farklı hasta gruplarının erişim ihtiyaçlarına cevap vermesi planlanıyor.</p>

<p>Hastanelerde afet sırasında temel hizmetlerin kesintiye uğramaması için yedek enerji sistemleri, güvenli su kaynakları ve güvenilir ısıtma-soğutma altyapıları oluşturulacak.</p>

<p>Bu sistemler, özellikle büyük bir deprem sonrasında elektrik ve su kesintisi yaşanması durumunda ameliyathane, yoğun bakım, acil servis ve diğer kritik birimlerin hizmet sürekliliğinin korunması bakımından önem taşıyor.</p>

<p>Projeye ilişkin açıklamalarda binaların yaşlılar, engelliler, anneler ve çocuklar dahil olmak üzere farklı ihtiyaçları bulunan kişilerin sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıracak şekilde tasarlanacağı da belirtildi.</p>

<p>DEPREM ANINDA HİZMET VERMEYE DEVAM EDEBİLEN HASTANELER</p>

<p>Türkiye'de 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler, sağlık altyapısının afetlere karşı dayanıklılığının önemini bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p>Büyük afetlerde hastanelerin yalnızca fiziksel olarak ayakta kalması yeterli olmuyor. Enerji, su, tıbbi gaz, iletişim ve ulaşım sistemlerinin çalışmaya devam etmesi de kritik önem taşıyor.</p>

<p>Özellikle yoğun bakım hastalarının yaşam destek sistemleri, acil cerrahi müdahaleler ve ağır yaralıların tedavisi için altyapı sürekliliği hayati rol oynuyor.</p>

<p>Bu nedenle yeni nesil hastane yatırımlarında yapısal dayanıklılığın yanında operasyonel dayanıklılık da önem kazanıyor.</p>

<p>Dünya Bankası'nın desteklediği proje, üniversite hastanelerinin büyük afetler sonrasında artabilecek hasta talebini karşılayabilme kapasitesini güçlendirmeyi amaçlıyor.</p>

<p>ÜNİVERSİTE HASTANELERİ NEDEN ÖNEMLİ?</p>

<p>Üniversite hastaneleri, sağlık sisteminde yalnızca tedavi hizmeti sunan kurumlar olarak faaliyet göstermiyor.</p>

<p>Bu kuruluşlar aynı zamanda tıp öğrencilerinin uygulamalı eğitim aldığı, uzmanlık öğrencilerinin yetiştirildiği, bilimsel araştırmaların yürütüldüğü ve ileri düzey tedavi yöntemlerinin uygulandığı merkezler arasında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle karmaşık cerrahi girişimler, yoğun bakım, onkoloji, organ nakli ve diğer ileri uzmanlık alanlarında üniversite hastanelerinin sağlık sistemi içindeki rolü büyük önem taşıyor.</p>

<p>Afet nedeniyle bir üniversite hastanesinin hizmet dışı kalması, hasta bakımının yanı sıra klinik eğitim ve araştırma faaliyetlerini de etkileyebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle üniversite hastanelerinin afetlere karşı güçlendirilmesi, sağlık hizmetlerinin sürekliliği kadar akademik faaliyetlerin sürdürülebilirliği bakımından da değerlendiriliyor.</p>

<p>Dünya Bankası'nın yatırım programı, ileri düzey sağlık hizmetleriyle eğitim ve araştırma faaliyetlerini bir arada yürüten üniversite hastanelerinin altyapısının geliştirilmesini hedefliyor.</p>

<p>YILDA 3,14 MİLYON KİŞİNİN SAĞLIK HİZMETLERİNE ERİŞİMİ İYİLEŞTİRİLECEK</p>

<p>Projenin en dikkat çekici hedeflerinden biri, yılda yaklaşık 3,14 milyon kişinin kaliteli ileri düzey sağlık hizmetlerine erişiminin iyileştirilmesi.</p>

<p>Dünya Bankası'nın açıkladığı bu sayı, hastanelerin tamamlanıp hizmete girmesinden sonraki döneme ilişkin hedefi ifade ediyor.</p>

<p>Dolayısıyla 3,14 milyon kişinin hâlihazırda yeni tesislerde tedavi edildiği veya bu hastanelerin bugünden hizmet vermeye başladığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Yeni hastanelerin hizmete alınmasıyla birlikte ileri tanı ve tedavi hizmetlerinin kapasitesinin artırılması, afet durumlarında ise sağlık hizmetlerindeki aksamaların azaltılması amaçlanıyor.</p>

<p>Projenin ülke genelinde sağlık hizmetlerinin daha dengeli sunulmasına katkı sağlaması da bekleniyor.</p>

<p>122 BİNE KADAR İSTİHDAM EŞDEĞERİ HEDEFİ</p>

<p>Dünya Bankası'nın finansman açıklamasında yatırımın ekonomik etkilerine de yer verildi.</p>

<p>Projenin sağlık altyapısına sağlayacağı katkının yanında yerel ekonomilerdeki faaliyetleri desteklemesi ve 122 bine kadar ilave, daha iyi ücretli istihdam eşdeğeri oluşturması öngörülüyor.</p>

<p>Açıklamaya göre beklenen istihdam katkısının yaklaşık yüzde 38,3'ünün kadınlarla ilişkili olması hedefleniyor.</p>

<p>Ancak bu rakam, üniversite hastanelerine 122 bin kişinin doğrudan ve kalıcı olarak işe alınacağı anlamına gelmiyor. Açıklanan sayı, projenin ekonomik etkilerine ilişkin tahmini istihdam göstergesi olarak değerlendirilmeli.</p>

<p>Gerçekleşecek istihdamın niteliği ve büyüklüğü, projenin uygulama aşamaları ilerledikçe ortaya çıkacak.</p>

<p>DÜNYA BANKASI TÜRKİYE ÜLKE DİREKTÖRÜNDEN AÇIKLAMA</p>

<p>Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Jean-Christophe Carret, finansman kararına ilişkin açıklamasında Türkiye'nin sağlık hizmetlerine erişimi yaygınlaştırma konusunda önemli ilerleme kaydettiğini belirtti.</p>

<p>Carret, elde edilen kazanımların korunabilmesi için sağlık tesislerinin afet sırasında da hizmet vermeyi sürdürebilmesinin gerekli olduğunu vurguladı.</p>

<p>Yeni yatırımın Türkiye'de ileri düzey sağlık hizmetlerinin altyapısını uzun vadede güçlendirmesinin beklendiğini ifade eden Carret, proje kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) ile yürütülen iş birliğinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Bu yaklaşım, sağlık yatırımlarında yalnızca bina ve yatak kapasitesinin değil, hizmetlerin afetlere karşı sürekliliğinin de uluslararası finansman kuruluşlarının öncelikleri arasında yer aldığını gösteriyor.</p>

<p>PROJEYİ HANGİ KURUM YÜRÜTECEK?</p>

<p>Türkiye Üniversite Hastaneleri Dayanıklılık Projesi'nin uygulayıcı kuruluşu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olacak.</p>

<p>Projenin hayata geçirilmesinde bina tasarımlarının hazırlanması, teknik standartların belirlenmesi, inşaat süreçlerinin yürütülmesi ve ilgili kurumlarla koordinasyon sağlanması önem taşıyacak.</p>

<p>Finansman onayı, bütün hastanelerin inşaatına aynı tarihte başlanacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Her bir hastane için proje, ihale, yapım ve hizmete alma aşamalarının ayrıca takip edilmesi gerekiyor.</p>

<p>Dünya Bankası'nın açıklamasında dokuz hastanenin tamamı için kesin açılış tarihleri ilan edilmedi.</p>

<p>ALMANYA DA PROJEYİ TAKİBE ALMIŞTI</p>

<p>Türkiye'deki üniversite hastanelerine yönelik yatırım, finansman onayından önce Almanya'nın dış ticaret ve yatırım ajansı Germany Trade &amp; Invest'in gündemine de girmişti.</p>

<p>Alman kuruluş, 17 Temmuz 2026 tarihli proje kaydında Türkiye'nin Dünya Bankası Grubundan 700 milyon dolar tutarında kredi talebinde bulunduğunu duyurmuştu.</p>

<p>Almanca yayımlanan kayıtta yatırımın üniversite hastanelerinin dayanıklılığını güçlendirmeyi amaçladığı ve projenin referans numarasının P515155 olduğu belirtilmişti.</p>

<p>Bu kayıt, finansman hazırlıklarının uluslararası kuruluşlar tarafından daha önce de izlendiğini gösteriyor.</p>

<p>30 Ekim 2026 tarihinde kayıtlara geçen onay kararı ise söz konusu finansman sürecinde yeni aşamayı oluşturdu.</p>

<p>AYNI DÖNEMDE BİR BAŞKA ULUSLARARASI HASTANE FİNANSMANI DA AÇIKLANDI</p>

<p>Türkiye'nin sağlık altyapısına yönelik yatırımlar açısından dikkat çeken bir diğer gelişme, Asya Kalkınma Bankasının (ADB) 28 Ekim 2026 tarihinde açıkladığı ayrı finansman kararı oldu.</p>

<p>Asya Kalkınma Bankası da Türkiye'de afetlere dayanıklı kamu hastanelerinin geliştirilmesi için 700 milyon dolar karşılığı kredi onayladığını duyurdu.</p>

<p>Bu proje, Sağlık Bakanlığı aracılığıyla geliştirilecek kamu hastanelerini kapsıyor.</p>

<p>Dünya Bankası'nın üniversite hastanelerine yönelik 700 milyon dolarlık finansmanı ile Asya Kalkınma Bankasının kamu hastaneleri için açıkladığı finansman birbirinden ayrı projeler olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Her iki projenin de dokuz hastaneyi ve yaklaşık 700 milyon dolarlık finansmanı içermesi, haberlerin birbirine karıştırılmaması gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>TÜRKİYE'NİN SAĞLIK ALTYAPISINDA YENİ BİR DÖNEM</p>

<p>Dünya Bankası'nın desteklediği üniversite hastaneleri projesi, sağlık altyapısına yönelik yatırımlarda afet dayanıklılığının giderek daha belirleyici hâle geldiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Dokuz ilde toplam 4 bin 21 yatak kapasitesine ulaşması planlanan tesislerin yalnızca sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine değil, tıp eğitimi ve araştırma ortamlarının güçlendirilmesine de katkı sağlaması hedefleniyor.</p>

<p>Bununla birlikte yatırımın gerçek etkisi, binaların tamamlanması, hizmete alınması, personel ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlık hizmetlerinin sürdürülebilir biçimde sunulmasıyla değerlendirilebilecek.</p>

<p>Türkiye açısından projenin en önemli yönü, büyük afetlerde ayakta kalabilen ve sağlık hizmetlerini kesintisiz sürdürebilen üniversite hastanelerinin oluşturulması olarak öne çıkıyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. World Bank. Türkiye University Hospital Resilience Project, P515155. Proje onay kaydı, 30 Ekim 2026.<br />
2. Germany Trade &amp; Invest. Resilienzstärkung von Universitätskliniken in der Türkei. Proje duyurusu, 17 Temmuz 2026.<br />
3. Asian Development Bank. ADB Approves $700 Million Loan to Support Disaster-Resilient Hospitals in Türkiye. Basın açıklaması, 28 Ekim 2026. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dunya-bankasindan-9-universite-hastanesine-700-milyon-dolar</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 21:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3672.jpeg" type="image/jpeg" length="52817"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'nin En İyi Üniversiteleri: 2026 Dünya Sıralamasında İlk 50]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/turkiyenin-en-iyi-universiteleri-2026-dunya-siralamasinda-ilk-50</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/turkiyenin-en-iyi-universiteleri-2026-dunya-siralamasinda-ilk-50" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Leiden Ranking 2026 sonuçlarında Türkiye'den 50 üniversite dünya listesine girdi. Bilimsel yayın hacmi sıralamasında 22 Türk üniversitesi ilk 1000'de yer aldı. İşte üniversitelerin tam listesi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye'nin bilimsel araştırma alanındaki uluslararası konumunu ortaya koyan CWTS Leiden Ranking 2026 sonuçları açıklandı. Dünya genelinde 1.618 üniversitenin değerlendirildiği sıralamada Türkiye'den 50 yükseköğretim kurumu yer aldı. Türk üniversitelerinden 22'si bilimsel yayın hacmi göstergesinde dünyanın ilk 1000 üniversitesi arasına girdi.</p>

<p>Hollanda'daki Leiden Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Bilim ve Teknoloji Çalışmaları Merkezi (CWTS) tarafından 4 Kasım 2026'da yayımlanan sonuçlar, üniversitelerin bilimsel üretimini, araştırmalarının uluslararası etkisini ve akademik iş birliklerini farklı göstergeler üzerinden inceleme imkânı sunuyor.</p>

<p>Türkiye'deki üniversitelerin yayın hacmine göre sıralandığı listede Sağlık Bilimleri Üniversitesi ilk sırada yer aldı. Hacettepe Üniversitesi ikinci, İstanbul Teknik Üniversitesi üçüncü, Gazi Üniversitesi dördüncü ve Ankara Üniversitesi beşinci oldu.</p>

<p>İlk 10'da ayrıca Ege Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa bulunuyor.</p>

<p>TÜRKİYE'DEN 22 ÜNİVERSİTE DÜNYANIN İLK 1000'İNDE</p>

<p>Leiden Ranking 2026 sonuçlarına göre Türkiye'den 10 üniversite bilimsel yayın hacmi göstergesinde dünyanın ilk 750 üniversitesi arasına girmeyi başardı.</p>

<p>İlk 1000'e giren Türk üniversitelerinin sayısı ise 22 olarak kaydedildi.</p>

<p>İlk 10'un ardından Erciyes Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi sıralandı.</p>

<p>Çukurova Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi, Bursa Uludağ Üniversitesi, Koç Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi de dünyanın ilk 1000 üniversitesi arasında yer aldı.</p>

<p>TÜRKİYE'NİN EN İYİ 50 ÜNİVERSİTESİ: TAM LİSTE</p>

<p>CWTS Leiden Ranking Traditional Edition 2026 sonuçlarında, tüm bilim alanlarını kapsayan kesirli sayımlı bilimsel yayın hacmi (P) göstergesine göre Türkiye'deki üniversitelerin sıralaması şöyle:</p>

<p>TÜRKİYE SIRASI | ÜNİVERSİTE | DÜNYA SIRASI | YAYIN HACMİ</p>

<p>1. Sağlık Bilimleri Üniversitesi<br />
Dünya: 225 | Yayın hacmi: 6.542</p>

<p>2. Hacettepe Üniversitesi<br />
Dünya: 375 | Yayın hacmi: 4.629</p>

<p>3. İstanbul Teknik Üniversitesi<br />
Dünya: 551 | Yayın hacmi: 3.309</p>

<p>4. Gazi Üniversitesi<br />
Dünya: 573 | Yayın hacmi: 3.175</p>

<p>5. Ankara Üniversitesi<br />
Dünya: 589 | Yayın hacmi: 3.095</p>

<p>6. Ege Üniversitesi<br />
Dünya: 603 | Yayın hacmi: 3.042</p>

<p>7. İstanbul Üniversitesi<br />
Dünya: 669 | Yayın hacmi: 2.727</p>

<p>8. Yıldız Teknik Üniversitesi<br />
Dünya: 679 | Yayın hacmi: 2.699</p>

<p>9. Atatürk Üniversitesi<br />
Dünya: 730 | Yayın hacmi: 2.514</p>

<p>10. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa<br />
Dünya: 745 | Yayın hacmi: 2.475</p>

<p>11. Erciyes Üniversitesi<br />
Dünya: 805 | Yayın hacmi: 2.202</p>

<p>12. Orta Doğu Teknik Üniversitesi<br />
Dünya: 814 | Yayın hacmi: 2.181</p>

<p>13. Dokuz Eylül Üniversitesi<br />
Dünya: 824 | Yayın hacmi: 2.147</p>

<p>14. Akdeniz Üniversitesi<br />
Dünya: 843 | Yayın hacmi: 2.092</p>

<p>15. Marmara Üniversitesi<br />
Dünya: 853 | Yayın hacmi: 2.074</p>

<p>16. Çukurova Üniversitesi<br />
Dünya: 906 | Yayın hacmi: 1.906</p>

<p>17. Fırat Üniversitesi<br />
Dünya: 918 | Yayın hacmi: 1.863</p>

<p>18. Selçuk Üniversitesi<br />
Dünya: 937 | Yayın hacmi: 1.821</p>

<p>19. Bursa Uludağ Üniversitesi<br />
Dünya: 960 | Yayın hacmi: 1.758</p>

<p>20. Koç Üniversitesi<br />
Dünya: 975 | Yayın hacmi: 1.724</p>

<p>21. Karadeniz Teknik Üniversitesi<br />
Dünya: 979 | Yayın hacmi: 1.719</p>

<p>22. Ondokuz Mayıs Üniversitesi<br />
Dünya: 997 | Yayın hacmi: 1.650</p>

<p>23. Sakarya Üniversitesi<br />
Dünya: 1059 | Yayın hacmi: 1.508</p>

<p>24. Kocaeli Üniversitesi<br />
Dünya: 1107 | Yayın hacmi: 1.419</p>

<p>25. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi<br />
Dünya: 1134 | Yayın hacmi: 1.388</p>

<p>26. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi<br />
Dünya: 1178 | Yayın hacmi: 1.315</p>

<p>27. İnönü Üniversitesi<br />
Dünya: 1185 | Yayın hacmi: 1.302</p>

<p>28. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi<br />
Dünya: 1220 | Yayın hacmi: 1.239</p>

<p>29. Necmettin Erbakan Üniversitesi<br />
Dünya: 1248 | Yayın hacmi: 1.198</p>

<p>30. Pamukkale Üniversitesi<br />
Dünya: 1301 | Yayın hacmi: 1.123</p>

<p>31. Süleyman Demirel Üniversitesi<br />
Dünya: 1307 | Yayın hacmi: 1.116</p>

<p>32. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi<br />
Dünya: 1344 | Yayın hacmi: 1.077</p>

<p>33. Mersin Üniversitesi<br />
Dünya: 1349 | Yayın hacmi: 1.071</p>

<p>34. İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi<br />
Dünya: 1354 | Yayın hacmi: 1.067</p>

<p>35. Gebze Teknik Üniversitesi<br />
Dünya: 1439 | Yayın hacmi: 972</p>

<p>36. Gaziantep Üniversitesi<br />
Dünya: 1443 | Yayın hacmi: 968</p>

<p>37. Başkent Üniversitesi<br />
Dünya: 1460 | Yayın hacmi: 948</p>

<p>38. Boğaziçi Üniversitesi<br />
Dünya: 1463 | Yayın hacmi: 945</p>

<p>39. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi<br />
Dünya: 1465 | Yayın hacmi: 944</p>

<p>40. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi<br />
Dünya: 1491 | Yayın hacmi: 916</p>

<p>41. İstanbul Medipol Üniversitesi<br />
Dünya: 1506 | Yayın hacmi: 900</p>

<p>42. Harran Üniversitesi<br />
Dünya: 1512 | Yayın hacmi: 895</p>

<p>43. Manisa Celal Bayar Üniversitesi<br />
Dünya: 1522 | Yayın hacmi: 882</p>

<p>44. Düzce Üniversitesi<br />
Dünya: 1543 | Yayın hacmi: 861</p>

<p>45. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi<br />
Dünya: 1557 | Yayın hacmi: 850</p>

<p>46. Sabancı Üniversitesi<br />
Dünya: 1564 | Yayın hacmi: 843</p>

<p>47. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi<br />
Dünya: 1572 | Yayın hacmi: 838</p>

<p>48. Dicle Üniversitesi<br />
Dünya: 1587 | Yayın hacmi: 823</p>

<p>49. Karabük Üniversitesi<br />
Dünya: 1609 | Yayın hacmi: 808</p>

<p>50. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi<br />
Dünya: 1614 | Yayın hacmi: 803</p>

<p>TÜRKİYE'DEN LİSTEYE GİREN ÜNİVERSİTE SAYISI ARTTI</p>

<p>CWTS Leiden Ranking'in 2025 sonuçlarında Türkiye'den 45 üniversite değerlendirmeye alınırken 2026 yılında bu sayı 50'ye yükseldi.</p>

<p>Böylece Türkiye'nin listede temsil edilen üniversite sayısı bir yılda beş arttı.</p>

<p>Aynı dönemde dünya genelindeki üniversite sayısı da 1.594'ten 1.618'e çıktı.</p>

<p>Bu değişim, uluslararası sıralamanın kapsamının genişlediğini gösteriyor. Ancak listede daha fazla üniversitenin bulunması, tek başına araştırma kalitesinde aynı oranda iyileşme yaşandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>YAYIN SAYISINDA ÖNDE OLMAK EN İYİ ARAŞTIRMA PERFORMANSI ANLAMINA MI GELİYOR?</p>

<p>Leiden Ranking sonuçlarını değerlendirirken dikkat edilmesi gereken en önemli ayrıntılardan biri, yayın sayısıyla bilimsel etkinin aynı gösterge olmaması.</p>

<p>Bazı üniversiteler yüksek sayıda bilimsel yayın üretirken diğerleri daha sınırlı sayıdaki çalışmalarıyla uluslararası bilim dünyasında yüksek atıf etkisine ulaşabiliyor.</p>

<p>2026 sonuçlarında en fazla atıf alan yüzde 10'luk bilimsel yayın grubuna girme oranı bakımından bazı üniversitelerin dikkat çekici sonuçlar elde ettiği görüldü.</p>

<p>Sabancı Üniversitesi yüzde 12,3, Düzce Üniversitesi yüzde 10,4, Karabük Üniversitesi yüzde 9,7 ve Boğaziçi Üniversitesi yüzde 9,1 oranıyla bu göstergede öne çıkan kurumlar arasında yer aldı.</p>

<p>Bu sonuçlar, toplam yayın hacmi sıralamasında daha alt basamaklarda bulunan üniversitelerin bilimsel etki bakımından farklı bir performans sergileyebildiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Dolayısıyla üniversitelerin başarılarını değerlendirirken yalnızca kaç yayın ürettiklerine değil, bu yayınların bilim dünyasında ne kadar etkili olduğuna da bakılması gerekiyor.</p>

<p>TIP, SAĞLIK VE BİYOMEDİKAL ARAŞTIRMALARDA TÜRK ÜNİVERSİTELERİ</p>

<p>CWTS Leiden Ranking, üniversitelerin tüm bilim alanlarındaki performanslarının yanı sıra farklı disiplinlerdeki bilimsel üretimini de ayrı ayrı değerlendiriyor.</p>

<p>Biyomedikal ve sağlık bilimleri alanında Sağlık Bilimleri Üniversitesi yayın hacmi göstergesinde dünya 58'incisi olarak yer aldı.</p>

<p>Hacettepe Üniversitesi aynı alanda dünya 196'ncısı, İstanbul Üniversitesi ise dünya 325'incisi oldu.</p>

<p>Tıp ve sağlık alanındaki araştırmaların yanı sıra mühendislik, matematik, bilgisayar bilimleri, fizik, yaşam bilimleri ve sosyal bilimlerde de üniversitelerin performansları ayrı göstergelerle incelenebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle üniversitelerin alan bazlı başarılarının genel yayın hacmi sıralamasından farklılaşması mümkün.</p>

<p>DEVLET VE VAKIF ÜNİVERSİTELERİ AYNI LİSTEDE</p>

<p>Leiden Ranking 2026'nın Türkiye sonuçlarında devlet üniversitelerinin yanı sıra vakıf üniversiteleri de yer aldı.</p>

<p>Koç Üniversitesi dünya 975'incisi olarak ilk 1000'e girerken İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi 1354'üncü, Başkent Üniversitesi 1460'ıncı, İstanbul Medipol Üniversitesi 1506'ncı ve Sabancı Üniversitesi 1564'üncü sırada bulunuyor.</p>

<p>Vakıf üniversitelerinin atıf etkisi göstergelerindeki performansları ise yayın hacmi sıralamasından farklı sonuçlar ortaya koyabiliyor.</p>

<p>Üniversitelerin büyüklükleri, akademik kadro sayıları ve araştırma alanlarının dağılımı gibi faktörler, toplam bilimsel yayın üretimlerini etkileyebiliyor.</p>

<p>LEIDEN RANKING HANGİ ÖLÇÜTLERE GÖRE HAZIRLANIYOR?</p>

<p>CWTS Leiden Ranking Traditional Edition, üniversitelerin araştırma performansını Web of Science veri tabanında yer alan bilimsel çalışmalar üzerinden değerlendiriyor.</p>

<p>2026 sonuçlarında 2021-2024 yılları arasında yayımlanan araştırmalar esas alındı.</p>

<p>Sıralamada bilimsel yayın hacmi, yüksek atıf alan makaleler, uluslararası araştırma iş birlikleri ve açık erişimli yayınlar gibi farklı göstergeler bulunuyor.</p>

<p>Yayın hacminin hesaplanmasında kullanılan kesirli sayım yöntemi, birden fazla üniversitenin katkıda bulunduğu yayınları kurumların katkılarına göre ağırlıklandırıyor.</p>

<p>Bu yaklaşım, ortak araştırmaların tamamının her üniversite için ayrı ayrı sayılmasını önlemeyi amaçlıyor.</p>

<p>Leiden Ranking'in QS ve Times Higher Education gibi kuruluşlardan önemli bir farkı bulunuyor. Leiden doğrudan bilimsel araştırma performansını incelerken diğer sistemler eğitim ortamı, uluslararasılaşma ve farklı kurumsal özellikleri de değerlendirebiliyor.</p>

<p>Üniversitelerin akademik başarılarını tek bir göstergeyle açıklamak mümkün olmadığı için farklı sıralamaların sonuçları birbirinden ayrılabiliyor.</p>

<p>2027'DE LEIDEN SIRALAMASINDA YENİ DÖNEM</p>

<p>CWTS tarafından açıklanan takvime göre Web of Science verilerine dayanan Traditional Edition'ın 2026 sonuçları, bu sürümün son değerlendirmesi olacak.</p>

<p>2027 yılından itibaren sıralamanın açık veri temelli Leiden Ranking Open Edition üzerinden sürdürülmesi planlanıyor.</p>

<p>OpenAlex veri tabanını kullanan yeni sürüm, daha geniş bir üniversite grubunun araştırma performansını analiz etmeye imkân sağlıyor.</p>

<p>Ancak geleneksel ve açık veri sürümleri farklı kapsam ve yöntemlere dayandığından sonuçlarının doğrudan karşılaştırılması doğru değil.</p>

<p>TÜRK ÜNİVERSİTELERİ İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?</p>

<p>CWTS Leiden Ranking 2026 sonuçları, Türkiye'deki üniversitelerin uluslararası bilimsel araştırma üretimindeki konumunu karşılaştırmalı olarak ortaya koyuyor.</p>

<p>Üniversitelerin dünya sıralamasındaki yerleri, bilimsel yayın kapasiteleri ve araştırma alanlarındaki farklılıkları Türkiye'nin yükseköğretim sistemi açısından önemli veriler sunuyor.</p>

<p>Bununla birlikte yayın hacmi, akademik performansın yalnızca bir boyutunu oluşturuyor.</p>

<p>Bir üniversitenin bilimsel niteliğini değerlendirmek için araştırmalarının uluslararası etkisi, yüksek atıf alan yayınların oranı, akademik iş birlikleri, bilimsel yenilikleri ve toplumsal katkısı gibi ölçütlerin birlikte incelenmesi gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle Leiden Ranking 2026'nın Türkiye listesi, üniversitelerin tüm özelliklerini kapsayan kesin bir 'en iyi üniversite' sıralaması değil, bilimsel yayın hacmine dayalı bir araştırma performansı karşılaştırması olarak okunmalı.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Centre for Science and Technology Studies, Leiden University. CWTS Leiden Ranking Traditional Edition 2026, 4 Kasım 2026.<br />
2. Centre for Science and Technology Studies. CWTS Leiden Ranking, Indicators, Methodology and Responsible Use.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/turkiyenin-en-iyi-universiteleri-2026-dunya-siralamasinda-ilk-50</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 21:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3671.jpeg" type="image/jpeg" length="31701"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk Hastaneleri Avrupa ile Yarışıyor mu? İngiliz Basınından Kapsamlı Analiz]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/turk-hastaneleri-avrupa-ile-yarisiyor-mu-ingiliz-basinindan-kapsamli-analiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/turk-hastaneleri-avrupa-ile-yarisiyor-mu-ingiliz-basinindan-kapsamli-analiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngilizce yayımlanan ITIJ, Türk hastanelerinin teknoloji, uzmanlık ve sağlık turizmindeki gücünü ele aldı. Analizde kamu hastanelerinin yoğunluğu, bölgesel erişim ve fiyat şeffaflığı sorunları da gündeme geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası seyahat ve sağlık sigortacılığı alanında yayımlanan International Travel &amp; Health Insurance Journal (ITIJ), Türkiye'nin sağlık sistemini, kamu ve özel hastanelerini ve uluslararası sağlık turizmindeki konumunu kapsamlı bir dosyada değerlendirdi. Derginin 2 Kasım 2026 tarihinde yayımladığı analizde, Türk hastanelerinin tıbbi altyapısı ve uluslararası hasta hizmetlerindeki gelişimi öne çıkarken sağlık hizmetlerine erişim, personel yoğunluğu, iletişim ve fiyatlandırma alanlarındaki sorunlar da ele alındı.</p>

<p>Robin Gauldie imzasını taşıyan “Turkish healthcare” başlıklı dosyada Türkiye'nin sağlık altyapısına yönelik yatırımların uluslararası sağlık hizmetlerindeki rekabeti güçlendirdiği vurgulandı. Türk sağlık sektöründe faaliyet gösteren uluslararası tıbbi yardım ve hasta koordinasyon kuruluşlarının yöneticileriyle yapılan görüşmeler ise kamu ve özel hastanelerin farklı güçlü yönlerini ve operasyonel sorunlarını ortaya koydu.</p>

<p>TÜRK HASTANELERİ AVRUPA'DAKİ KURUMLARLA REKABET EDEBİLİYOR MU?</p>

<p>ITIJ'nin değerlendirmesinde, son yıllarda gerçekleştirilen sağlık altyapısı yatırımları sayesinde Türkiye'deki çok sayıda hastanenin tıbbi teknoloji, uzmanlık ve klinik hizmetler bakımından Avrupa'nın önde gelen sağlık kuruluşlarıyla rekabet edebildiği ifade edildi.</p>

<p>Bu değerlendirme, derginin görüştüğü sağlık hizmetleri ve uluslararası tıbbi yardım sektörü temsilcilerinin görüşlerine dayanıyor. Dolayısıyla bütün Türk hastanelerinin Avrupa hastanelerinden daha başarılı olduğunu gösteren bağımsız bir klinik karşılaştırma ya da uluslararası hastane sıralaması niteliği taşımıyor.</p>

<p>Analizde özellikle İstanbul, Antalya ve İzmir gibi büyükşehirlerde gelişen hastane altyapısına dikkat çekildi. Uluslararası hasta hareketliliğinin yoğun olduğu bu şehirlerin, farklı ülkelerden gelen hastalara hizmet sunma konusunda önemli deneyim kazandığı belirtildi.</p>

<p>ŞEHİR HASTANELERİ VE KAMU YATIRIMLARI DİKKAT ÇEKTİ</p>

<p>Dosyada Türkiye'de 2003 yılında başlatılan Sağlıkta Dönüşüm Programı'ndan bu yana kamu sağlık altyapısının önemli ölçüde geliştirildiği anlatıldı.</p>

<p>Yeni hastaneler, modern tıbbi donanım, uzmanlaşmış sağlık hizmetleri ve şehir hastaneleri yatırımlarının sağlık sisteminin kapasitesini güçlendirdiği değerlendirildi.</p>

<p>İstanbul merkezli Medjet Medical Assistance şirketinin Genel Müdürü Musa Gürçay, kamu sektöründeki yeni yatırımların yüksek hizmet standardına sahip devlet hastanelerinin sayısının artmasına katkıda bulunduğunu belirtti.</p>

<p>Gürçay'a göre bu yatırımlar, Türkiye sağlık sektöründeki gelişimin önemli göstergeleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Bununla birlikte dosyada kamu hastanelerinin taşıdığı hasta yükünün bazı bölgelerde ciddi yoğunluk oluşturduğu ve personel eksikliğinin hizmet sunumunu zorlaştırabildiği de ifade edildi.</p>

<p>KAMU HASTANELERİNDE YOĞUNLUK VE PERSONEL SORUNU</p>

<p>ITIJ'nin değerlendirmesinde kamu hastanelerinin özellikle ağır travmalar, büyük aciller ve yoğun bakım ihtiyacı bulunan hastalar açısından kritik rol oynadığı belirtildi.</p>

<p>Uluslararası tıbbi yardım kuruluşu Remed Assistance'ın Satış ve Müşteri Yönetimi Müdürü Eren Karacaoğlu, kamu hastanelerinin özellikle kırsal bölgelerde ve Türkiye'nin doğusunda acil sağlık hizmetlerinin önemli bir parçası olduğunu ifade etti.</p>

<p>Ancak kamu sağlık kuruluşlarında hasta yoğunluğu, uluslararası sigorta kuruluşlarıyla bilgi paylaşımı ve yabancı dilde iletişim gibi alanlarda zaman zaman güçlükler yaşanabildiği kaydedildi.</p>

<p>Dergiye görüş bildiren sektör temsilcilerine göre yabancı hastaların tıbbi raporlarına ulaşılması, tedavi sürecindeki gelişmelerin uluslararası sigorta kuruluşlarına iletilmesi ve ödeme süreçlerinin tamamlanması bazı kamu kurumlarında daha uzun sürebiliyor.</p>

<p>Bu sorunların yalnızca Türkiye'ye özgü olduğuna ilişkin karşılaştırmalı bir veri sunulmazken, uluslararası hasta yönetiminde süreçlerin daha standart hâle getirilmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p>ÖZEL HASTANELERİN EN ÖNEMLİ AVANTAJI NE?</p>

<p>ITIJ dosyasında özel hastanelerin özellikle yabancı hastalara yönelik hizmet organizasyonunda önemli avantajlara sahip olduğu belirtildi.</p>

<p>Çok dilli personel istihdamı, uluslararası hasta birimleri, yabancı sigorta şirketleriyle iş birliği, doğrudan faturalandırma ve daha kısa bekleme süreleri bu avantajlar arasında gösterildi.</p>

<p>Büyük özel hastane gruplarında İngilizcenin yanı sıra Almanca, Rusça ve Arapça bilen çalışanların bulunmasının uluslararası hastaların tedavi süreçlerini kolaylaştırdığı ifade edildi.</p>

<p>Karacaoğlu, özel sağlık kuruluşlarının uluslararası hastaların tıbbi işlemlerinin takibi ve sigorta süreçlerinin koordinasyonunda daha esnek hareket edebildiğini belirtti.</p>

<p>Bununla birlikte özel hastanelerin tümünün aynı hizmet kapasitesine sahip olmadığı, uluslararası sigorta sistemleriyle kurumsal entegrasyon düzeyinin hastaneler arasında değişebildiği de kaydedildi.</p>

<p>FİYAT ŞEFFAFLIĞI VE FATURALANDIRMA SORUNLARI</p>

<p>İngilizce yayımlanan dosyanın dikkat çekici bölümlerinden biri de özel hastanelerdeki fiyatlandırma uygulamaları oldu.</p>

<p>Uluslararası sigorta ve tıbbi yardım kuruluşlarının karşılaştığı başlıca sorunlar arasında maliyetlerin önceden yeterince öngörülememesi, kurumlar arasında farklı fiyatlandırma yöntemleri uygulanması ve bazı tıbbi işlemlerde standart faturalandırma süreçlerinin bulunmaması gösterildi.</p>

<p>Analizde, uluslararası hastalara yönelik ücretlerin bazı özel hastanelerde yabancı para birimleri üzerinden belirlendiğine de dikkat çekildi.</p>

<p>Ayrıca tedavi öncesinde sigorta onayı alınması ve finansal garanti sağlanması gereken durumlarda işlemlerin gecikebildiği belirtildi.</p>

<p>Sektör temsilcileri, Türkiye'nin uluslararası sağlık hizmetlerindeki büyümesini sürdürebilmesi için fiyat şeffaflığının artırılmasının ve sigorta sistemleriyle entegrasyonun geliştirilmesinin önemli olduğunu ifade etti.</p>

<p>KIRSAL BÖLGELERDE SAĞLIK HİZMETLERİNE ERİŞİM</p>

<p>ITIJ, Türkiye'nin geniş coğrafi yapısının ve bölgeler arasındaki farklılıkların sağlık hizmetlerinin sunumunu da etkilediğini belirtti.</p>

<p>Büyükşehirlerde ve turizm merkezlerinde gelişmiş sağlık altyapısı bulunmasına rağmen uzak kırsal bölgelerde ileri tanı yöntemlerine veya bazı uzmanlık hizmetlerine erişimin güçleşebildiği kaydedildi.</p>

<p>Bu bölgelerde kimi hastaların ileri tetkik veya özellikli tedavi amacıyla başka merkezlere nakledilmesinin gerekebildiği ifade edildi.</p>

<p>Hava ambulansı, helikopter ambulans ve hastaneler arasındaki koordinasyonun bu güçlüklerin azaltılmasında önemli olduğu değerlendirildi.</p>

<p>SAĞLIK TURİZMİNDE TÜRKİYE'NİN GÜÇLÜ OLDUĞU ALANLAR</p>

<p>Dosyada Türkiye'nin uluslararası sağlık turizminin önde gelen merkezlerinden biri hâline geldiği belirtildi.</p>

<p>Özellikle saç ekimi, estetik cerrahi, diş tedavileri, göz hastalıkları ve planlı cerrahi işlemlerde Türkiye'nin uluslararası hasta çekme kapasitesi vurgulandı.</p>

<p>Bunun yanında organ nakli ve onkoloji gibi ileri uzmanlık gerektiren alanlarda hizmet sunabilen sağlık kuruluşlarına da değinildi.</p>

<p>Türkiye'nin coğrafi konumu, turizm altyapısı, uluslararası ulaşım bağlantıları ve gelişmiş hastane ağı, sağlık turizmini destekleyen faktörler arasında gösterildi.</p>

<p>Ancak sağlık turizmindeki güçlü konum, bütün tıbbi işlemlerin aynı güvenlik ve kalite düzeyinde gerçekleştirildiği anlamına gelmiyor. Hastane seçimi, hekimlerin uzmanlığı, işlem sonuçları ve komplikasyon yönetimi uluslararası hastalar açısından önemini koruyor.</p>

<p>ULUSLARARASI AKREDİTASYON VE HASTA GÜVENLİĞİ</p>

<p>ITIJ, Türkiye'deki bazı özel hastanelerin Joint Commission International (JCI) ve Temos gibi uluslararası akreditasyon sistemlerine sahip olduğunu belirtti.</p>

<p>Bu akreditasyonların sağlık kuruluşlarının belirlenmiş kalite ve süreç standartlarına uygunluğunu değerlendirmede önemli bir araç olduğu ifade edildi.</p>

<p>Türkiye'de 26 Nisan 2025 tarihinde yayımlanan Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik de sağlık turizmine ilişkin yetkilendirme, akreditasyon, hasta hakları ve hizmet standartları bakımından önemli düzenlemeler içeriyor.</p>

<p>Yönetmelik, sağlık turizmi kapsamında ameliyathane ortamında gerçekleştirilen cerrahi ve girişimsel işlemler için komplikasyon sigortası yükümlülüğü de öngörüyor.</p>

<p>Söz konusu sigorta ve akreditasyon düzenlemeleri, uluslararası hastaların güvenliği ile sağlık hizmetlerinin izlenebilirliği açısından önem taşıyor. Bununla birlikte akreditasyon belgesi tek başına bir hastanede komplikasyon yaşanmayacağının garantisi olarak değerlendirilmiyor.</p>

<p>TÜRK SAĞLIK SİSTEMİNİN ULUSLARARASI REKABETİNDE YENİ DÖNEM</p>

<p>ITIJ'nin analizinden çıkan genel değerlendirme, Türkiye'nin uluslararası sağlık hizmetlerinde güçlü bir altyapıya ve önemli bir büyüme potansiyeline sahip olduğu yönünde.</p>

<p>Modern hastaneler, uzman sağlık çalışanları, gelişen tıbbi teknoloji ve uluslararası hasta hizmetleri Türkiye'nin öne çıkan özellikleri arasında gösteriliyor.</p>

<p>Buna karşılık kamu hastanelerinin iş yükü, kırsal bölgelerdeki erişim farklılıkları, yabancı hasta iletişimi, maliyetlerin şeffaf biçimde sunulması ve sigorta süreçlerinin standartlaştırılması geliştirilmesi gereken alanlar olarak sıralanıyor.</p>

<p>Yabancı sektör basınında yayımlanan bu değerlendirme, Türkiye'nin sağlık alanındaki uluslararası görünürlüğünü ortaya koyarken sağlık turizminde sürdürülebilir başarının yalnızca modern hastanelerle değil, ölçülebilir hizmet kalitesi, hasta güvenliği, şeffaflık ve etkili koordinasyonla desteklenmesi gerektiğine de işaret ediyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Gauldie, Robin. Turkish healthcare. International Travel &amp; Health Insurance Journal (ITIJ), Sayı 310, 2 Kasım 2026.<br />
 </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/turk-hastaneleri-avrupa-ile-yarisiyor-mu-ingiliz-basinindan-kapsamli-analiz</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 20:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3669.jpeg" type="image/jpeg" length="16444"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salgında Evlerine Kapatılanlar: 17. Yüzyıldan Kalan Mektuplar ve Dilekçeler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/salginda-evlerine-kapatilanlar-17-yuzyildan-kalan-mektuplar-ve-dilekceler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/salginda-evlerine-kapatilanlar-17-yuzyildan-kalan-mektuplar-ve-dilekceler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[17. yüzyıl İngiltere'sinde veba salgınları sırasında evler kapatılıyor, hastalar ve yakınları toplumdan tecrit ediliyordu. Dönemden günümüze ulaşan mektuplar, yardım dilekçeleri ve resmî kayıtlar, karantinanın ardında kalan insan hikâyelerini ortaya çıkarıyor. Çocuklarına bakacak kimse bulamayan aileler, ödenmeyen ücretler ve yoksulluğa sürüklenen insanlar, salgının daha az bilinen yüzünü anlatıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><span>1665 yılında İngiltere'de yayımlanan anonim bir metinde, veba nedeniyle toplumdan uzaklaştırılan insanlar adına dikkat çekici bir çağrı yapılıyordu:</span></p>

<p><strong>“Nefesimiz bulaştırıcı olabilir; sözlerimiz masumdur.”</strong></p>

<p>Bu sözler, <i>The Shutting Up Infected Houses</i> başlıklı yayında yer alıyordu. Metnin yazarı bilinmiyordu. Ancak yazar, enfekte evlerin kapatılmasını eleştirirken hastaların toplum tarafından terk edilmemesi gerektiğini savunuyordu.</p>

<p>Dönemin İngiltere'sinde veba, yalnızca insanların hayatını tehdit etmiyor; ailelerin geçimini, çocukların bakımını ve toplumsal ilişkileri de etkiliyordu. Yetkililer hastalığın yayılmasını önlemek için evleri kapatırken, içeride kalanlar yiyecek, bakım ve maddi destek bulmakta zorlanabiliyordu.</p>

<p>1665 tarihli yayın, belirli bir ailenin özel mektubu değil, salgın mağdurları adına kaleme alınmış bir kamu çağrısıydı. Bununla birlikte aynı yüzyıldan kalan gerçek yardım dilekçeleri ve yazışmalar, salgının insanların hayatında bıraktığı izleri somut örneklerle ortaya koyuyor.</p>

<p>Bu belgelerde adları geçen Ellinor Johnes, Ellen Anderton ve Jane Singleton gibi kadınlar, yalnızca salgın tarihinin sıradan tanıkları değildi. Onların yaşadıkları, hastalığın etkilerinin karantina sona erdikten sonra da sürdüğünü gösteriyordu.</p>

<h2>Bir Evde Hastalık Görülünce Herkesin Hayatı Değişiyordu</h2>

<ol start="16">
 <li>ve 17. yüzyıl İngiltere'sinde veba salgınlarına karşı uygulanan en tartışmalı önlemlerden biri, hastalığın görüldüğü evlerin karantinaya alınmasıydı.</li>
</ol>

<p>İngilizce tarihsel belgelerde <i>shutting up</i> olarak adlandırılan uygulama, belirli koşullarda hasta ve sağlıklı kişilerin aynı evde kalmaya zorlanmasını içeriyordu.</p>

<p>1578 yılında İngiltere'de yayımlanan salgınla mücadele düzenlemeleri, hane karantinasının yaygın biçimde uygulanmasına hukuki ve idari temel oluşturdu. Yerel görevliler enfekte evleri belirliyor, kapıların gözetim altında tutulmasını sağlıyor ve içeride kalanlara gerekli yardımın ulaştırılmasından sorumlu oluyordu.</p>

<p>1665 Londra salgınında bazı evlerin kapılarına kırmızı haç konuluyor, üzerine Tanrı'dan merhamet dilenen bir ifade yazılıyordu. Bu işaret, çevrede yaşayanlara evde veba bulunduğunu bildiriyordu.</p>

<p>Karantina süreleri her dönemde aynı değildi. 1665 Londra düzenlemelerinde hastalığın sona ermesinden sonra dört haftalık kapatma öngörülürken, 1666 tarihli kraliyet emirlerinde enfekte evlerin 40 gün kapalı tutulması isteniyordu.</p>

<p>1666 tarihli düzenlemeler ayrıca hastaların mümkün olduğunda ayrı salgın barınaklarına götürülmesini öngörüyordu. Dolayısıyla bütün dönemlerde hasta ve sağlıklı kişilerin zorunlu olarak aynı evde bırakıldığı söylenemez.</p>

<p>Yetkililer için amaç hastalığın yayılmasını sınırlamaktı. Ancak karantinaya alınan aileler açısından sorun yalnızca enfeksiyon tehlikesi değildi.</p>

<p>İnsanların çalışamaması gelir kaybına yol açıyor, evdeki hastaların bakımı yakınlarına kalıyor ve günlük ihtiyaçların karşılanması yerel yardımlara bağlı hâle gelebiliyordu.</p>

<h2>1665 Yılından Kalan Çağrı: Hastaları Toplumdan Uzaklaştırmak Yeterli miydi?</h2>

<p>1665 yılında yayımlanan <i>The Shutting Up Infected Houses as It Is Practised in England Soberly Debated</i> adlı eser, karantina uygulamalarına yönelik dönemin önemli eleştirilerinden biridir.</p>

<p>Yaklaşık yirmi sayfalık bu metinde yazar, evlerin kapatılmasının hastalar ve aileleri üzerindeki etkilerini tartışıyordu.</p>

<p>Hastalığa yakalanan insanların hekimlere, din görevlilerine ve yakınlarına ulaşmakta güçlük çekebileceğini savunuyor; enfekte kişilerle birlikte kapatılan sağlıklı aile üyelerinin durumuna dikkat çekiyordu.</p>

<p>Metinde bazı insanların karantinaya alınmamak için hastalığı gizleyebileceği veya yaşadıkları yerlerden kaçabileceği ileri sürülüyordu.</p>

<p>Yazar, sert kısıtlamaların hastalığın kontrolünü güçleştirebileceğini düşünüyordu. Sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesini ve hastaların yeterli bakım alamamasını da eleştiriyordu.</p>

<p>Ancak bu iddialar dönemin yazarına aitti.</p>

<p>Bugün vebanın <i>Yersinia pestis</i> bakterisinden kaynaklandığı, enfekte pirelerin ısırması ve belirli enfekte hayvanlarla temas yoluyla bulaşabildiği bilinmektedir. Akciğer vebasında ise yakın temas sırasında solunum yoluyla insandan insana bulaşma görülebilir.</p>

<ol start="17">
 <li>yüzyıl insanları bu bakteriyi ve hastalığın bütün bulaşma yollarını bilmiyordu. Dolayısıyla metindeki tıbbi açıklamaların modern bilimsel bilgiyle eşdeğer kabul edilmesi mümkün değildir.</li>
</ol>

<p>Eserin tarihsel önemi, karantinanın etkili olup olmadığına ilişkin bütün iddialarının doğru olmasında değil, salgın sırasında uygulanan önlemlerin insani sonuçlarının o dönemde de tartışıldığını belgelemesindedir.</p>

<h2>Vebalı Bir Evi Temizlemeye Giden Anne Geri Dönemedi</h2>

<p>1631 yılında İngiltere'nin Lancashire bölgesinde yaşayan Ellinor Johnes, veba nedeniyle yakınlarını kaybetmiş James Dunster'ın evinin temizlenmesi için görevlendirildi.</p>

<p>West Leigh yerel yönetimi tarafından verilen bu tehlikeli iş karşılığında kendisine 50 şilin ödenmesi kararlaştırılmıştı.</p>

<p>Ellinor, sekiz yaşındaki oğlunu Richard Wrinston ve eşinin bakımına bırakarak göreve gitti.</p>

<p>Ancak evin temizliği sırasında hayatını kaybetti.</p>

<p>1632 yılına ait yardım dilekçesinde aktarılan bilgiler, Ellinor'un enfekte evde öldüğünü gösteriyor. Hastalığa bu görev sırasında yakalanmış olması güçlü bir olasılık olmakla birlikte, bulaşmanın kesin olarak nerede gerçekleştiği belirlenemiyor.</p>

<p>Annesinin ölümünün ardından çocukların bakımını üstlenen Wrinston ailesi, geçim sorunlarıyla karşılaştı.</p>

<p>Ellinor'un Mary adlı küçük kızı da aynı ailenin yanına alınmıştı. Dilekçede Mary'nin babası James Lowe'un hayatta olduğu, daha önce bakımına maddi katkıda bulunduğu ancak annenin ölümünden sonra bu sorumluluğu üstlenmediği belirtiliyordu.</p>

<p>Üstelik Ellinor'a vaat edilen 50 şilin de ödenmemişti.</p>

<p>Richard Wrinston, çocukların bakımı için yetkililerden yardım istedi.</p>

<p>Bu dilekçe, salgın sırasında yürütülen tehlikeli işlerin yalnızca görev yapan kişinin hayatını değil, onun bakımından sorumlu olduğu çocukların geleceğini de etkilediğini gösteriyor.</p>

<p>Ellinor Johnes'ın ölümü tarihsel kayıtlarda tek bir kayıp olarak görünebilir. Fakat geride kalan iki çocuğun bakımı için hazırlanan dilekçe, bu ölümün başka insanların yaşamını nasıl değiştirdiğini ortaya koymaktadır.</p>

<p>Belgenin arşiv kaydı Lancashire Archives, QSB/1/102/69 numarasıyla tanımlanmaktadır.</p>

<h2>İki Çocuğa Bakmak İçin Yardım İsteyen Kadın</h2>

<p>1649 yılında Lancashire'ın Wigan bölgesinde yaşayan Thomas Starkie ve eşi Elizebeth, veba salgını sırasında hayatlarını kaybetti.</p>

<p>Dönemin kilise kayıtlarına göre Elizebeth 30 Mart 1649'da, Thomas ise 4 Nisan 1649'da öldü.</p>

<p>Geride küçük çocukları kaldı.</p>

<p>Yerel yönetim görevlileri, çocukların bakımını Ellen Anderton adlı bir kadının üstlenmesini istedi. Ellen'a bakım masraflarının karşılanacağı ve kendisine ayrıca ücret ödeneceği bildirildi.</p>

<p>Ellen, çocuklarla birlikte yaşamaya başladı.</p>

<p>Dilekçede çocukların da hastalıktan etkilendiği, en küçük kız çocuğunun ciddi bir bedensel rahatsızlık yaşadığı anlatılıyordu.</p>

<p>Ellen, çocukların bakımını sürdürdü. Zamanla aralarında güçlü bir bağ oluştu.</p>

<p>Ancak kendisine vaat edilen maddi destek sağlanmadı.</p>

<p>Yaklaşık 1649–1650 yıllarına tarihlenen dilekçede Ellen, çocukları sevdiğini ve onların da kendisine bağlandığını belirtiyordu.</p>

<p>Çocuklardan ayrılmak istemiyordu. Fakat onları geçindirecek imkânı da kalmamıştı.</p>

<p>Yetkililere yaptığı başvurunun temel nedeni buydu.</p>

<p>Ellen, gerekli yardım yapılmadığı takdirde çocukların yanından ayrılmak zorunda kalacağını bildiriyordu.</p>

<p>Bu belge, salgın sonrası hayatın en önemli sorunlarından birinin çocuk bakımı olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Anne ve babalarını kaybeden çocuklar bazen akrabalarının, bazen komşularının, bazen de kendilerini korumayı kabul eden başka yetişkinlerin yanında yaşamaya devam ediyordu.</p>

<p>Ancak bu dayanışmanın sürdürülebilmesi için maddi destek gerekiyordu.</p>

<p>Ellen Anderton'ın dilekçesi, yalnızca yoksulluğun değil, salgın sırasında ortaya çıkan yeni aile ilişkilerinin de tarihsel kanıtıdır.</p>

<p>Dilekçenin sonunda çocukların bakımına ilişkin yardım talep edilmektedir. Başvurunun daha sonra nasıl sonuçlandığı ise mevcut incelemede kesin olarak belirlenememektedir.</p>

<p>Belge Lancashire Archives koleksiyonunda QSP/27/18 numarasıyla kayıtlıdır.</p>

<h2>Salgından Korunmak İçin Ahıra Yerleştirildi, Mal Varlığını Kaybetti</h2>

<p>1641 yılına ait bir başka kayıt, Jane Singleton adlı kadının salgın sırasında yaşadığı ekonomik kayıpları anlatmaktadır.</p>

<p>Lancashire'ın Cabus bölgesinde yaşayan Jane, William Singleton'ın dul eşiydi.</p>

<p>Belgede anlatıldığına göre veba salgını sırasında enfeksiyondan korunma gerekçesiyle evinden uzaklaştırılarak bir ahırda tecrit edilmişti.</p>

<p>Jane'in yaşadığı olay, doğrudan evin içinde uygulanan karantinadan farklıydı. Burada kişi, olağan yaşam alanından çıkarılarak başka bir yerde izole edilmişti.</p>

<p>Bu süreçte Jane'in mal varlığının önemli bir bölümü çalınmış veya başkalarınca alınmıştı.</p>

<p>Daha sonra meydana gelen şiddetli bir sel, geriye kalan mallarına da zarar vermişti.</p>

<p>Dönemin belgesinde Jane'in daha önce yaklaşık 200 sterlin değerinde mal varlığına sahip olduğu, yaşanan kayıpların ardından çocuklarını geçindiremez duruma geldiği belirtiliyordu.</p>

<p>Bu miktar, belgedeki tarihsel değerlemedir; günümüz parasına doğrudan eşdeğer bir tutar olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<p>Jane hakkındaki kayıt, kendisinin yazdığı dilekçenin doğrudan nüshası değildir. Daha önce yaptığı başvurudan söz eden ve kendisi için yardım toplanmasını öneren resmî bir belgedir.</p>

<p>Belgenin bazı bölümleri hasarlı olduğundan bütün ayrıntıların kesin olarak okunması mümkün değildir.</p>

<p>Bununla birlikte kayıt, salgınla mücadele önlemlerinin bazı aileler için ne kadar ağır ekonomik sonuçlar doğurabildiğini göstermektedir.</p>

<p>Jane Singleton'ın yaşadıkları, insanların yalnızca hastalık nedeniyle değil, salgın sırasında uğradıkları mal kayıpları ve çalışma imkânlarının ortadan kalkması sonucunda da yoksullaşabildiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Belge Lancashire Archives, QSP/253/38 numarasıyla korunmaktadır.</p>

<h2>Karantina Altındaki Altı İnsanın Masrafları Tek Tek Yazılmıştı</h2>

<p>1650 yılında Lancashire'ın Halsall bölgesinde hazırlanan bir masraf belgesi, karantinanın gündelik hayattaki işleyişini gösteren ilginç ayrıntılar içeriyor.</p>

<p>Belge, altı erkeğin bir evde tecrit edilmesi sırasında yapılan harcamaları sıralıyordu.</p>

<p>Yiyecek, bira, mum, tütün, çamaşır yıkama ve gözetleme hizmetleri için yapılan ödemeler kaydedilmişti.</p>

<p>İlk kayıtta karantina süresi 22 gün olarak gösterilmişti. Ancak belgenin başka bir yerindeki düzeltme, bu sürenin 28 gün olabileceğine işaret ediyordu.</p>

<p>Evde bulunan kişilerin dışarı çıkmasını önlemek için gündüz iki, gece ise üç gözetleyici görevlendirilmişti.</p>

<p>Belgede dört kişinin diğer ikisinden farklı bir toplumsal statüye sahip olabileceğini düşündüren ifadeler de bulunuyordu. Ancak bu kişilerin kimlikleri ve karantinaya alınma nedenleri kesin olarak bilinmiyor.</p>

<p>Kayıt, hastaların veya şüpheli temaslıların tecrit edilmesinin yalnızca bir yasaklama işlemi olmadığını gösteriyor.</p>

<p>İçeridekilerin beslenmesi, ihtiyaçlarının karşılanması, güvenliğin sağlanması ve bütün bu işlemlerin finanse edilmesi gerekiyordu.</p>

<p>Karantina sona erdiğinde ise yapılan harcamaların kim tarafından karşılanacağı ayrı bir sorun hâline gelebiliyordu.</p>

<p>Halsall belgesi, salgın döneminde kamu sağlığı önlemlerinin ekonomik bir yönü bulunduğunu gösteren somut örneklerden biridir.</p>

<p>Arşiv numarası QSP/35/45'tir.</p>

<h2>Salgın Bitti Ama İnsanlar İşlerine Dönemedi</h2>

<p>Lancashire'dan günümüze ulaşan başka bir mektup, hastalık tehdidi azaldıktan sonra da ekonomik sorunların devam ettiğini gösteriyor.</p>

<p>1630–1631 yıllarında Preston'da ağır bir veba salgını yaşanmış, çok sayıda insan hayatını kaybetmişti.</p>

<p>Salgının ardından yerel yöneticiler, pazarların ve ticaretin yeniden başlaması için yetkililere başvurdu.</p>

<p>Mektupta, pazarların ve ticari faaliyetlerin durmasının halkı ciddi bir yoksulluğa sürüklediği anlatılıyordu.</p>

<p>Başvuru sahipleri, veba nedeniyle ölümlerin sona erdiğini ve belirli bir süredir yeni ölüm görülmediğini bildirerek ticaretin yeniden açılmasını istiyordu.</p>

<p>Bu belge, evlerine kapatılan ailelerin kişisel mektubu değil, yerel yöneticilerin ekonomik hayatın yeniden başlaması amacıyla hazırladığı resmî bir yazışmaydı.</p>

<p>Yine de salgınların toplumsal etkilerini anlamak açısından önemlidir.</p>

<p>Çünkü hastalığın gerilemesi, kaybedilen gelirlerin hemen geri gelmesi anlamına gelmiyordu.</p>

<p>Aileler için geçim kaynaklarının yeniden açılması, salgından sonraki toparlanmanın temel koşullarından biriydi.</p>

<p>Preston yazışması, Lancashire Archives koleksiyonunda QSB/1/98/65 numarasıyla tanımlanmaktadır.</p>

<h2>Karantina Yoksulları Daha mı Ağır Etkiliyordu?</h2>

<p>Tarihçiler, 17. yüzyıl İngiltere'sindeki salgın uygulamalarının toplumun farklı kesimlerini aynı biçimde etkilemediğini ortaya koymaktadır.</p>

<p>Kira L. S. Newman'ın 2012 yılında <i>Journal of Social History</i> dergisinde yayımlanan araştırması, 1636 Londra salgını sırasında karantina önlemlerine yönelik tepkileri incelemiştir.</p>

<p>Newman, yetkililerin hastalığın yayılmasını engellemeye yönelik bir önlem olarak sunduğu uygulamaların, bazı insanlar tarafından cezalandırıcı bir müdahale şeklinde algılandığını göstermektedir.</p>

<p>Özellikle günlük kazancıyla geçinen aileler, evlerinden ayrılamadıklarında gelir kaynaklarını kaybedebiliyordu.</p>

<p>Ancak karantinanın yalnızca yoksullara uygulandığını söylemek de doğru değildir.</p>

<p>Charles Udale'nin Bristol'daki 1565, 1575 ve 1603–1604 salgınlarını karşılaştıran araştırması, karantina uygulamalarının şehrin varlıklı bölgelerinde de güçlü biçimde yürütüldüğünü ortaya koymuştur.</p>

<p>Udale, ölüm kayıtlarındaki hane içi kümelenmeleri inceleyerek 1603–1604 salgınında karantina uygulamalarının daha yoğun hâle geldiğine ilişkin kanıtlar sunmuştur.</p>

<p>Araştırma, karantinanın aynı hanede birden fazla ölüm görülmesiyle ilişkili olabileceğini göstermiştir.</p>

<p>Bununla birlikte tarihsel ölüm kayıtlarından elde edilen bu bulgular, her ölümün doğrudan karantinadan kaynaklandığını kanıtlamaz.</p>

<p><strong>Bu araştırmaların ortak önemi, salgın önlemlerinin yalnızca hastalığın yayılmasına karşı etkileriyle değil, ailelerin yaşam koşulları ve toplumsal sonuçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermeleridir.</strong></p>

<h2>Mektuplar ve Dilekçeler Bize Ne Anlatıyor?</h2>

<ol start="17">
 <li>yüzyıl İngiltere'sindeki salgınlara ilişkin bilgilerin önemli bir bölümü kilise kayıtlarından, ölüm listelerinden, yerel mahkeme belgelerinden ve resmî emirlerden elde edilmektedir.</li>
</ol>

<p>Bu kaynaklar, salgınların ne zaman ve nerede etkili olduğunu anlamak açısından önemlidir.</p>

<p>Ancak insanların gündelik yaşamını bütün ayrıntılarıyla göstermezler.</p>

<p>Bir kilise kaydı, bir annenin ölüm tarihini verebilir. Buna karşılık bir yardım dilekçesi, onun ölümünden sonra çocukların kimin yanında kaldığını, bakım giderlerinin nasıl karşılanmaya çalışıldığını ve hangi sorunların yaşandığını anlatabilir.</p>

<p>Rachel Anderson'ın 2024 yılında <i>The American Historical Review</i> dergisinde yayımlanan çalışması, Lancashire bölgesinden günümüze ulaşan altı belgeyi ayrıntılı biçimde incelemiştir.</p>

<p>1631–1653 yıllarıyla ilişkili bu belgeler, salgınlardan sonra bireylerin ve küçük toplulukların karşılaştıkları ekonomik ve toplumsal sorunları ortaya koymaktadır.</p>

<p>Araştırmanın önemli sonuçlarından biri, salgın sonrasında insanların yalnızca resmî yardımlara dayanmadığını göstermesidir.</p>

<p>Akrabalar, komşular ve arkadaşlar da bakım ve geçim sorumluluklarını üstleniyordu.</p>

<p>Ancak bu destek ağları yetersiz kaldığında yerel mahkemelere ve yöneticilere yardım talepleri yöneltiliyordu.</p>

<p>Bu belgelerin tarihsel açıdan önemli bir sınırlılığı bulunmaktadır.</p>

<p>Dilekçeler her zaman başvuru sahiplerinin kendi elleriyle yazılmamıştır. Bazıları, onların anlattıklarını kaydeden kâtipler tarafından hazırlanmıştır.</p>

<p>Ayrıca yardım amacıyla yazıldıkları için kişilerin yaşadığı güçlükleri özellikle vurgulayan ifadeler içerebilirler.</p>

<p>Bu durum belgelerin değerini ortadan kaldırmaz. Ancak tarihçinin kişisel tanıklık, resmî yazışma dili ve doğrulanabilen olayları birbirinden ayırmasını gerektirir.</p>

<h2>Kapılar Açıldıktan Sonra da Ailelerin Mücadelesi Sürdü</h2>

<p>Veba salgınlarının ardından karantina uygulamaları kaldırıldı, pazarlar yeniden açıldı ve gündelik hayat zamanla devam etmeye başladı.</p>

<p>Ancak her aile eski yaşamına dönemedi.</p>

<p>Ellinor Johnes'ın çocukları annelerinin ölümünden sonra başkalarının bakımına ihtiyaç duydu.</p>

<p>Ellen Anderton, ailesiz kalan çocuklarla yaşamayı sürdürmek için maddi yardım istedi.</p>

<p>Jane Singleton, salgın sırasında uğradığı kayıpların ardından çocuklarını geçindirebilmek için desteğe muhtaç kaldı.</p>

<p>Preston'daki yerel yöneticiler ise ticaretin yeniden başlaması için yetkililere başvurdu.</p>

<p>Bu olayların her biri farklı tarihlerde ve farklı koşullarda yaşandı. Aynı salgının veya aynı karantina uygulamasının parçaları değillerdi.</p>

<p>Ancak hepsi, 17. yüzyıl İngiltere'sinde salgınların insanların yaşamında bıraktığı etkileri anlamamıza yardımcı oluyor.</p>

<p>Dönemin resmî kayıtları hastalığın yayılmasını, alınan önlemleri ve ölümleri belgeledi.</p>

<p>Mektuplar ve yardım dilekçeleri ise başka bir sorunun cevabını aramamızı sağladı:</p>

<p><strong>Salgın geride kaldığında, hayatta kalan insanlar yaşamlarını nasıl sürdürecekti?</strong></p>

<p>Yaklaşık dört yüzyıl önce hazırlanmış bu belgelerin tarihsel değeri burada yatıyor. Onlar, salgınların yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik krizler olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Kapalı kapıların ardında kalan insanların hepsi kendi hikâyelerini yazamadı. Fakat günümüze ulaşan birkaç mektup, dilekçe ve resmî kayıt sayesinde, tarihin yalnızca hayatını kaybedenleri değil, hayatta kalmaya ve ailelerini ayakta tutmaya çalışan insanları da hatırlaması mümkün oluyor.</p>

<hr />
<h2>Kaynaklar</h2>

<p><strong>1. Anonymous (1665).</strong> <i>The Shutting Up Infected Houses as It Is Practised in England Soberly Debated.</i> Londra. Özgün tarihsel eser. <i>Public Health Ethics</i>, 3(1), 4–12 (2010) içerisinde yeniden yayımlanmıştır. DOI: 10.1093/phe/phq002.</p>

<p><strong>2. Anderson, Rachel (2024).</strong> <i>The Lancashire Plague Petitions: Life after the Plague in Early Modern England.</i> The American Historical Review, 129(4), 1640–1667. DOI: 10.1093/ahr/rhae465.</p>

<p><strong>3. Newman, Kira L. S. (2012).</strong> <i>Shutt Up: Bubonic Plague and Quarantine in Early Modern England.</i> Journal of Social History, 45(3), 809–834. DOI: 10.1093/jsh/shr114.</p>

<p><strong>4. Udale, Charles (2023).</strong> <i>Evaluating Early Modern Lockdowns: Household Quarantine in Bristol, 1565–1604.</i> The Economic History Review, 76(1), 118–144. İlk çevrim içi yayım: 14 Temmuz 2022. DOI: 10.1111/ehr.13176.</p>

<p><strong>5. The National Archives, Birleşik Krallık.</strong> <i>Orders for the Prevention of the Plague</i>, 1666. Arşiv referansı: SP 29/155. 17. yüzyıl İngiltere'sindeki karantina düzenlemelerini içeren tarihsel belge.</p>

<p><strong>6. World Health Organization (2026).</strong> <i>Plague.</i> 29 Eylül 2026 tarihli bilgi notu. Vebanın etkeni, bulaşma yolları ve klinik özelliklerine ilişkin güncel bilimsel değerlendirme.</p>

<p><strong>7. Lancashire Archives.</strong> Rachel Anderson'ın 2024 tarihli araştırmasında incelenen belgeler: QSB/1/102/69 (Ellinor Johnes'ın çocuklarının bakımı), QSP/27/18 (Ellen Anderton), QSP/253/38 (Jane Singleton), QSP/35/45 (Halsall karantina giderleri) ve QSB/1/98/65 (Preston ticaret yazışması).</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/salginda-evlerine-kapatilanlar-17-yuzyildan-kalan-mektuplar-ve-dilekceler</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 20:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/veba-salgini-mektuplar-200kb.jpg" type="image/jpeg" length="71234"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağanakta Islanan Tıp Öğrencisine Rektör Aydın’dan İç Isıtan Jest]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saganakta-islanan-tip-ogrencisine-rektor-aydindan-ic-isitan-jest</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saganakta-islanan-tip-ogrencisine-rektor-aydindan-ic-isitan-jest" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı’na katılan Hamidiye Tıp Fakültesi öğrencileri, Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın’a teşekkür ziyaretinde bulundu. Sağanakta ıslanan bir öğrenciye mont ve polar hediye edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Hamidiye Tıp Fakültesini temsilen TÜSEB 12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı’na katılan öğrenciler, Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın’ı makamında ziyaret etti. Bilimsel etkinliklere verdiği destek dolayısıyla gerçekleştirilen teşekkür ziyareti, sağanak yağmurda ıslanan bir öğrenciye Rektör Aydın’ın gösterdiği içten ilgiyle unutulmaz bir hatıraya dönüştü.</p>

<p>Öğrencilerden Rektör Aydın’a teşekkür ziyareti</p>

<p>Hamidiye Tıp Fakültesi öğrencileri, 29-31 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen 12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı’nda üniversitelerini temsil etme fırsatı sağladığı için Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın’a teşekkürlerini sundu.</p>

<p>Öğrenciler ayrıca, 24-25 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen HeSCon 2026 Öğrenci Kongresi’nin açılış törenine katılarak kendilerini yalnız bırakmayan Rektör Aydın’a şükranlarını iletti.</p>

<p>Yağmura aldırmadı, Rektörünün yanına koştu</p>

<p>Ziyaretin en dikkat çekici anlarından biri ise Hamidiye Tıp Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Taha Kürşad Eroğlu’nun yaşadığı küçük bir yağmur macerası oldu.</p>

<p>Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesindeki uygulamalı dersinden çıkan Eroğlu, Rektör Aydın ile gerçekleştirilecek buluşmaya geç kalmamak için şiddetli sağanak yağışa rağmen yola koyuldu.</p>

<p>Genç tıbbiyeli, randevuya yetişmeyi başardı ancak yağmurdan sırılsıklam oldu.</p>

<p>Rektör Aydın’dan babacan bir dokunuş</p>

<p>Öğrencisinin yağmurda ıslandığını gören Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın, kendisine mont ve polar hediye ederek yüzleri gülümseten bir inceliğe imza attı.</p>

<p>Rektör Aydın’ın montu bizzat öğrencisine giydirdiği anlar, ziyaretin en sıcak görüntülerini oluşturdu.</p>

<p>Bir yanda randevusuna yetişmek için sağanak yağmura aldırmayan genç bir tıbbiyelinin heyecanı, diğer yanda öğrencisine bir baba şefkatiyle yaklaşan Rektörün içten davranışı vardı.</p>

<p>Bir monttan çok daha fazlası</p>

<p>Samimi görüntülere sahne olan buluşma, üniversite yaşamında akademik başarı kadar insani ilişkilerin, karşılıklı sevgi ve aidiyet duygusunun da önemini ortaya koydu.</p>

<p>Bilimsel çalışmalara katılma heyecanıyla başlayan teşekkür ziyareti, öğrencisine gösterilen küçük ama anlamlı bir ilgiyle hafızalarda yer etti.</p>

<p>Dışarıda sağanak yağmur etkisini sürdürürken Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de gönülleri ısıtan bir an yaşandı.</p>

<p>Yağmur öğrenciyi ıslattı, Rektörünün şefkati ise içini ısıttı.</p>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saganakta-islanan-tip-ogrencisine-rektor-aydindan-ic-isitan-jest</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 19:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3664.jpeg" type="image/jpeg" length="17868"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Abu Dhabi’s Golden Visa: 100 International University Entries Published for Graduates]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/abu-dhabis-golden-visa-100-international-university-entries-published-for-graduates</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/abu-dhabis-golden-visa-100-international-university-entries-published-for-graduates" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Abu Dhabi’s official Golden Visa guidance includes an international university list featuring leading academic institutions worldwide, alongside eligibility requirements for outstanding graduates seeking long-term residency.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>The Abu Dhabi Residents Office (ADRO) has published an international university list as part of the eligibility framework for the United Arab Emirates’ Golden Visa programme for outstanding university graduates.</p>

<p>The official document contains 100 numbered entries featuring prominent higher education institutions from North America, Europe, Asia, Australia and other regions.</p>

<p>The list includes internationally renowned universities such as Harvard, Oxford, Cambridge, Stanford, the Massachusetts Institute of Technology (MIT), Johns Hopkins University and Imperial College London.</p>

<p>A 10-Year Residency Opportunity for Outstanding Graduates</p>

<p>Abu Dhabi’s Golden Visa programme offers qualifying graduates the opportunity to obtain long-term residency in the UAE for ten years.</p>

<p>According to the Abu Dhabi Residents Office, applicants who graduated from universities outside the UAE must meet several academic requirements.</p>

<p>These include:</p>

<ul>
 <li>Holding a bachelor’s degree from an eligible university recognised under the relevant international classification approved by UAE authorities.</li>
 <li>Achieving a minimum cumulative GPA of 3.5.</li>
 <li>Having graduated within the preceding two years.</li>
 <li>Obtaining the required degree equivalency certificate from the UAE’s competent higher education authority.</li>
</ul>

<p>Applications are subject to official assessment and approval.</p>

<p>The Complete International University List</p>

<p>The following universities and institutions appear in the official ADRO document. The numbering follows the published document and does not represent academic ranking positions.</p>

<ol>
 <li>Brown University</li>
 <li>California Institute of Technology</li>
 <li>Carnegie Mellon University</li>
 <li>City University of Hong Kong</li>
 <li>Columbia University</li>
 <li>Cornell University</li>
 <li>Delft University of Technology</li>
 <li>École Polytechnique Fédérale de Lausanne</li>
 <li>Fudan University</li>
 <li>Georgia Institute of Technology</li>
 <li>Harvard University</li>
 <li>Imperial College London</li>
 <li>Institut Polytechnique de Paris</li>
 <li>Johns Hopkins University</li>
 <li>Katholieke Universiteit Leuven</li>
 <li>King’s College London</li>
 <li>Korea Advanced Institute of Science and Technology</li>
 <li>Korea University</li>
 <li>Kyoto University</li>
 <li>Lomonosov Moscow State University</li>
 <li>London School of Economics and Political Science</li>
 <li>Ludwig Maximilian University of Munich</li>
 <li>Lund University</li>
 <li>Massachusetts Institute of Technology</li>
 <li>McGill University</li>
 <li>Monash University</li>
 <li>Nanyang Technological University</li>
 <li>National Taiwan University</li>
 <li>National University of Singapore</li>
 <li>New York University</li>
 <li>Northwestern University</li>
 <li>Osaka University</li>
 <li>Peking University</li>
 <li>Pennsylvania State University</li>
 <li>Pohang University of Science and Technology</li>
 <li>Princeton University</li>
 <li>PSL Research University</li>
 <li>Rice University</li>
 <li>Royal Institute of Technology</li>
 <li>Heidelberg University</li>
 <li>Seoul National University</li>
 <li>Shanghai Jiao Tong University</li>
 <li>Sorbonne University</li>
 <li>Stanford University</li>
 <li>Sungkyunkwan University</li>
 <li>Technical University of Denmark</li>
 <li>Australian National University</li>
 <li>Chinese University of Hong Kong</li>
 <li>Hong Kong Polytechnic University</li>
 <li>Hong Kong University of Science and Technology</li>
 <li>University of Auckland</li>
 <li>University of Manchester</li>
 <li>University of Melbourne</li>
 <li>University of New South Wales</li>
 <li>University of Queensland</li>
 <li>University of Sheffield</li>
 <li>University of Sydney</li>
 <li>University of Tokyo</li>
 <li>University of Warwick</li>
 <li>University of Western Australia</li>
 <li>Tohoku University</li>
 <li>Tokyo Institute of Technology</li>
 <li>University of Warwick</li>
 <li>Tsinghua University</li>
 <li>University of Buenos Aires</li>
 <li>Universiti Malaya</li>
 <li>University College London</li>
 <li>University of Amsterdam</li>
 <li>University of Birmingham</li>
 <li>University of Bristol</li>
 <li>University of British Columbia</li>
 <li>University of California, Berkeley</li>
 <li>University of California, Los Angeles</li>
 <li>University of California, San Diego</li>
 <li>University of Cambridge</li>
 <li>University of Chicago</li>
 <li>University of Copenhagen</li>
 <li>University of Edinburgh</li>
 <li>University of Glasgow</li>
 <li>University of Hong Kong</li>
 <li>University of Illinois Urbana-Champaign</li>
 <li>University of Leeds</li>
 <li>Durham University</li>
 <li>University of Washington</li>
 <li>University of Michigan</li>
 <li>University of North Carolina at Chapel Hill</li>
 <li>University of Oxford</li>
 <li>University of Pennsylvania</li>
 <li>University of Science and Technology of China</li>
 <li>University of Southampton</li>
 <li>University of St Andrews</li>
 <li>University of Texas at Austin</li>
 <li>University of Toronto</li>
 <li>University of Washington</li>
 <li>University of Wisconsin–Madison</li>
 <li>University of Zurich</li>
 <li>Yale University</li>
 <li>Yonsei University</li>
 <li>Zhejiang University</li>
 <li>ETH Zurich</li>
</ol>

<p>Important Clarification About the Published List</p>

<p>Although the official document contains 100 numbered entries, two universities appear twice: the University of Warwick and the University of Washington.</p>

<p>Consequently, the document contains 98 distinct university names across its 100 numbered positions.</p>

<p>The order of institutions should not be interpreted as an academic ranking.</p>

<p>Is This a Global University Ranking?</p>

<p>The ADRO document is an eligibility-related university list associated with the Golden Visa programme, rather than an independent assessment of global academic performance.</p>

<p>It differs from international university rankings such as QS World University Rankings, Times Higher Education World University Rankings and the Academic Ranking of World Universities (ARWU).</p>

<p>These ranking systems assess universities using different indicators, including academic reputation, research performance, citations, internationalisation and other measures.</p>

<p>The ADRO list instead serves an administrative purpose related to graduate eligibility under the residency programme.</p>

<p>Abu Dhabi’s Strategy to Attract Global Talent</p>

<p>The Golden Visa initiative forms part of Abu Dhabi’s broader efforts to attract internationally qualified professionals, researchers, entrepreneurs and academically successful graduates.</p>

<p>By providing a longer-term residency pathway, the programme seeks to support professional development, scientific innovation and investment in human capital.</p>

<p>The initiative is particularly relevant to sectors associated with knowledge-based economic development, including healthcare, medicine, biotechnology, engineering, artificial intelligence and advanced scientific research.</p>

<p>Applicants Should Confirm the Latest University Eligibility Rules</p>

<p>The university list is available through an official Abu Dhabi government website. However, the publication should not automatically be treated as a newly issued or permanently valid list.</p>

<p>University classifications, eligibility requirements and administrative procedures may change over time.</p>

<p>Prospective applicants should therefore verify the latest officially recognised institutions, degree requirements and application procedures before applying.</p>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/abu-dhabis-golden-visa-100-international-university-entries-published-for-graduates</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 19:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3663.jpeg" type="image/jpeg" length="75121"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[أبوظبي تنشر قائمة الجامعات الدولية ضمن شروط الإقامة الذهبية للخريجين]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/abothby-tnshr-kaym-algamaaat-aldoly-dmn-shrot-alakam-althhby-llkhrygyn</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/abothby-tnshr-kaym-algamaaat-aldoly-dmn-shrot-alakam-althhby-llkhrygyn" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[تضم قائمة منشورة على الموقع الرسمي لمكتب أبوظبي للمقيمين 100 إدراج لجامعات دولية مرموقة، في إطار برنامج الإقامة الذهبية الذي يتيح للخريجين المتميزين فرصة الحصول على إقامة طويلة الأمد تصل إلى عشر سنوات.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p dir="rtl">نشر مكتب أبوظبي للمقيمين (ADRO) قائمة بالجامعات الدولية في إطار معايير الأهلية المعتمدة لبرنامج الإقامة الذهبية في دولة الإمارات العربية المتحدة، والمخصص لفئات من خريجي الجامعات المتميزين.</p>

<p dir="rtl">وتتضمن الوثيقة الرسمية 100 إدراج لمؤسسات تعليمية وأكاديمية بارزة من أمريكا الشمالية وأوروبا وآسيا وأستراليا ومناطق أخرى من العالم.</p>

<p dir="rtl">وتشمل القائمة جامعات مرموقة عالمياً، مثل هارفارد وأكسفورد وكامبريدج وستانفورد ومعهد ماساتشوستس للتكنولوجيا (MIT) وجامعة جونز هوبكنز وإمبريال كوليدج لندن.</p>

<p dir="rtl">فرصة للحصول على إقامة ذهبية لمدة عشر سنوات</p>

<p dir="rtl">يتيح برنامج الإقامة الذهبية في أبوظبي للخريجين المؤهلين فرصة الحصول على إقامة طويلة الأمد في دولة الإمارات العربية المتحدة لمدة عشر سنوات.</p>

<p dir="rtl">ووفقاً لمكتب أبوظبي للمقيمين، يتعين على المتقدمين من خريجي الجامعات الواقعة خارج دولة الإمارات استيفاء مجموعة من الشروط الأكاديمية والإدارية.</p>

<p dir="rtl">وتشمل هذه المتطلبات:</p>

<ul>
 <li>الحصول على درجة البكالوريوس من جامعة مؤهلة ومعترف بها وفق التصنيف الدولي المعتمد لدى الجهات الإماراتية المختصة.</li>
 <li>ألا يقل المعدل التراكمي (GPA) عن 3.5.</li>
 <li>ألا يكون قد مضى على تاريخ التخرج أكثر من عامين عند تقديم الطلب.</li>
 <li>الحصول على شهادة معادلة للمؤهل الجامعي من الجهة الإماراتية المختصة بالتعليم العالي.</li>
</ul>

<p dir="rtl">وتخضع جميع الطلبات للتقييم والمراجعة والموافقة من الجهات الرسمية المعنية، ولا يعني استيفاء الشروط الحصول التلقائي على الإقامة.</p>

<p dir="rtl">القائمة الكاملة للجامعات الدولية</p>

<p dir="rtl">فيما يلي أسماء الجامعات والمؤسسات الأكاديمية الواردة في الوثيقة الرسمية الصادرة عن مكتب أبوظبي للمقيمين.</p>

<p dir="rtl">وتتبع الأرقام ترتيب الأسماء في الوثيقة المنشورة، ولا تعكس ترتيب الجامعات من حيث الأداء الأكاديمي أو جودة البحث العلمي.</p>

<ol>
 <li>جامعة براون</li>
 <li>معهد كاليفورنيا للتكنولوجيا</li>
 <li>جامعة كارنيغي ميلون</li>
 <li>جامعة مدينة هونغ كونغ</li>
 <li>جامعة كولومبيا</li>
 <li>جامعة كورنيل</li>
 <li>جامعة دلفت للتكنولوجيا</li>
 <li>المدرسة الفيدرالية المتعددة التقنيات في لوزان</li>
 <li>جامعة فودان</li>
 <li>معهد جورجيا للتكنولوجيا</li>
 <li>جامعة هارفارد</li>
 <li>إمبريال كوليدج لندن</li>
 <li>معهد باريس متعدد التقنيات</li>
 <li>جامعة جونز هوبكنز</li>
 <li>الجامعة الكاثوليكية في لوفين</li>
 <li>كلية كينغز لندن</li>
 <li>المعهد الكوري المتقدم للعلوم والتكنولوجيا</li>
 <li>جامعة كوريا</li>
 <li>جامعة كيوتو</li>
 <li>جامعة لومونوسوف موسكو الحكومية</li>
 <li>كلية لندن للاقتصاد والعلوم السياسية</li>
 <li>جامعة لودفيغ ماكسيميليان في ميونيخ</li>
 <li>جامعة لوند</li>
 <li>معهد ماساتشوستس للتكنولوجيا</li>
 <li>جامعة مكغيل</li>
 <li>جامعة موناش</li>
 <li>جامعة نانيانغ التكنولوجية</li>
 <li>جامعة تايوان الوطنية</li>
 <li>جامعة سنغافورة الوطنية</li>
 <li>جامعة نيويورك</li>
 <li>جامعة نورث وسترن</li>
 <li>جامعة أوساكا</li>
 <li>جامعة بكين</li>
 <li>جامعة ولاية بنسلفانيا</li>
 <li>جامعة بوهانغ للعلوم والتكنولوجيا</li>
 <li>جامعة برينستون</li>
 <li>جامعة باريس للعلوم والآداب (PSL)</li>
 <li>جامعة رايس</li>
 <li>المعهد الملكي للتكنولوجيا في السويد</li>
 <li>جامعة هايدلبرغ</li>
 <li>جامعة سيول الوطنية</li>
 <li>جامعة شنغهاي جياو تونغ</li>
 <li>جامعة السوربون</li>
 <li>جامعة ستانفورد</li>
 <li>جامعة سونغكيونكوان</li>
 <li>الجامعة التقنية في الدنمارك</li>
 <li>الجامعة الوطنية الأسترالية</li>
 <li>الجامعة الصينية في هونغ كونغ</li>
 <li>جامعة هونغ كونغ للفنون التطبيقية</li>
 <li>جامعة هونغ كونغ للعلوم والتكنولوجيا</li>
 <li>جامعة أوكلاند</li>
 <li>جامعة مانشستر</li>
 <li>جامعة ملبورن</li>
 <li>جامعة نيو ساوث ويلز</li>
 <li>جامعة كوينزلاند</li>
 <li>جامعة شيفيلد</li>
 <li>جامعة سيدني</li>
 <li>جامعة طوكيو</li>
 <li>جامعة ووريك</li>
 <li>جامعة أستراليا الغربية</li>
 <li>جامعة توهوكو</li>
 <li>معهد طوكيو للتكنولوجيا</li>
 <li>جامعة ووريك</li>
 <li>جامعة تسينغهوا</li>
 <li>جامعة بوينس آيرس</li>
 <li>جامعة مالايا</li>
 <li>كلية لندن الجامعية</li>
 <li>جامعة أمستردام</li>
 <li>جامعة برمنغهام</li>
 <li>جامعة بريستول</li>
 <li>جامعة كولومبيا البريطانية</li>
 <li>جامعة كاليفورنيا في بيركلي</li>
 <li>جامعة كاليفورنيا في لوس أنجلوس</li>
 <li>جامعة كاليفورنيا في سان دييغو</li>
 <li>جامعة كامبريدج</li>
 <li>جامعة شيكاغو</li>
 <li>جامعة كوبنهاغن</li>
 <li>جامعة إدنبرة</li>
 <li>جامعة غلاسكو</li>
 <li>جامعة هونغ كونغ</li>
 <li>جامعة إلينوي في أوربانا-شامبين</li>
 <li>جامعة ليدز</li>
 <li>جامعة درم</li>
 <li>جامعة واشنطن</li>
 <li>جامعة ميشيغان</li>
 <li>جامعة نورث كارولينا في تشابل هيل</li>
 <li>جامعة أكسفورد</li>
 <li>جامعة بنسلفانيا</li>
 <li>جامعة العلوم والتكنولوجيا في الصين</li>
 <li>جامعة ساوثهامبتون</li>
 <li>جامعة سانت أندروز</li>
 <li>جامعة تكساس في أوستن</li>
 <li>جامعة تورونتو</li>
 <li>جامعة واشنطن</li>
 <li>جامعة ويسكونسن-ماديسون</li>
 <li>جامعة زيورخ</li>
 <li>جامعة ييل</li>
 <li>جامعة يونسي</li>
 <li>جامعة تشجيانغ</li>
 <li>المعهد الفيدرالي السويسري للتكنولوجيا في زيورخ (ETH Zurich)</li>
</ol>

<p dir="rtl">ملاحظة مهمة بشأن القائمة المنشورة</p>

<p dir="rtl">على الرغم من احتواء الوثيقة الرسمية على 100 إدراج مرقّم، فإن اسم جامعتين يتكرر مرتين في القائمة، وهما جامعة ووريك (University of Warwick) وجامعة واشنطن (University of Washington).</p>

<p dir="rtl">وبالتالي، تتضمن الوثيقة 98 اسماً مختلفاً للجامعات ضمن 100 موضع مرقّم.</p>

<p dir="rtl">ولا ينبغي تفسير ترتيب المؤسسات الوارد في القائمة على أنه ترتيب أكاديمي بحسب جودة التعليم أو الإنتاج البحثي.</p>

<p dir="rtl">هل تمثل هذه القائمة تصنيفاً عالمياً للجامعات؟</p>

<p dir="rtl">تُعد الوثيقة المنشورة من مكتب أبوظبي للمقيمين قائمة مرتبطة بمعايير الأهلية لبرنامج الإقامة الذهبية، وليست تقييماً مستقلاً للأداء الأكاديمي للجامعات على المستوى العالمي.</p>

<p dir="rtl">وتختلف هذه القائمة عن التصنيفات الدولية المعروفة، مثل تصنيف QS للجامعات العالمية، وتصنيف Times Higher Education، والتصنيف الأكاديمي لجامعات العالم (ARWU).</p>

<p dir="rtl">وتعتمد تلك التصنيفات على مؤشرات متنوعة تشمل السمعة الأكاديمية والأداء البحثي والاستشهادات العلمية والتدويل وغيرها من المعايير.</p>

<p dir="rtl">أما قائمة مكتب أبوظبي للمقيمين، فتؤدي وظيفة إدارية تتعلق بتحديد أهلية خريجي الجامعات الدولية ضمن برنامج الإقامة الذهبية.</p>

<p dir="rtl">استراتيجية أبوظبي لاستقطاب الكفاءات العالمية</p>

<p dir="rtl">تأتي مبادرة الإقامة الذهبية ضمن الجهود الأوسع التي تبذلها أبوظبي لاستقطاب الكفاءات المهنية المؤهلة دولياً والباحثين ورواد الأعمال والخريجين المتفوقين أكاديمياً.</p>

<p dir="rtl">ومن خلال توفير مسار للإقامة طويلة الأمد، يسعى البرنامج إلى دعم التطور المهني والابتكار العلمي والاستثمار في رأس المال البشري.</p>

<p dir="rtl">وتكتسب هذه المبادرة أهمية خاصة في القطاعات المرتبطة بتطوير اقتصاد قائم على المعرفة، بما في ذلك الرعاية الصحية والطب والتكنولوجيا الحيوية والهندسة والذكاء الاصطناعي والبحث العلمي.</p>

<p dir="rtl">ضرورة التحقق من أحدث شروط أهلية الجامعات</p>

<p dir="rtl">تتوفر قائمة الجامعات الدولية عبر الموقع الإلكتروني الرسمي لحكومة أبوظبي. ومع ذلك، لا ينبغي افتراض أن الوثيقة المنشورة قد صدرت حديثاً أو أن محتواها سيظل سارياً دون تغيير.</p>

<p dir="rtl">فقد تخضع تصنيفات الجامعات ومتطلبات الأهلية والإجراءات الإدارية للتحديث بمرور الوقت.</p>

<p dir="rtl">ولذلك، يُنصح المتقدمون المحتملون بالتحقق من أحدث قوائم المؤسسات الجامعية المعترف بها وشروط المؤهلات الأكاديمية وإجراءات التقديم الرسمية قبل تقديم طلب الحصول على الإقامة الذهبية.</p>

<p dir="rtl">المصادر</p>

<ol>
 <li>مكتب أبوظبي للمقيمين (ADRO)، قائمة الجامعات الدولية، الوثيقة الحكومية الرسمية.</li>
 <li>مكتب أبوظبي للمقيمين، الإقامة الذهبية للطلاب وخريجي الجامعات، المتطلبات الرسمية وشروط الأهلية.</li>
</ol>

<ol>
 <li></li>
</ol><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/abothby-tnshr-kaym-algamaaat-aldoly-dmn-shrot-alakam-althhby-llkhrygyn</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 19:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3663.jpeg" type="image/jpeg" length="75100"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CWTS Leiden 2026’da SBÜ Türkiye Birinciliğini Korudu: Sağlık Bilimlerinde Dünya 58’incisi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cwts-leiden-2026da-sbu-turkiye-birinciligini-korudu-saglik-bilimlerinde-dunya-58incisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cwts-leiden-2026da-sbu-turkiye-birinciligini-korudu-saglik-bilimlerinde-dunya-58incisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CWTS Leiden 2026 verilerine göre Sağlık Bilimleri Üniversitesi, yayın hacminde Türkiye birinciliğini korudu. Dünya sırası genel alanda 302’den 225’e, biyomedikal ve sağlık bilimlerinde 84’ten 58’e yükseldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ), uluslararası bilimsel araştırma performansının önemli göstergelerinden CWTS Leiden Ranking 2026 sonuçlarında Türkiye birinciliğini koruyarak dünya sıralamasındaki yükselişini sürdürdü. Üniversite, bilimsel yayın hacminde dünyada 225'inci sıraya yerleşirken biyomedikal ve sağlık bilimleri alanında dünya 58'inciliğine ulaştı.</p>

<p>Hollanda'daki Leiden Üniversitesine bağlı Bilim ve Teknoloji Çalışmaları Merkezi (CWTS) tarafından 4 Kasım 2026'da açıklanan sonuçlar, Sağlık Bilimleri Üniversitesinin bilimsel araştırma kapasitesindeki gelişimi ortaya koydu.</p>

<p>Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) diploma denklik süreçlerinde kabul ettiği dört uluslararası sıralama kuruluşundan biri olan CWTS Leiden Ranking'in 2026 geleneksel değerlendirmesinde 78 ülke ve bölgeden 1.618 üniversite yer aldı.</p>

<p>SBÜ, bilimsel yayın hacmi göstergesinde Türkiye'den sıralamaya giren 50 üniversite arasında ilk sıradaki yerini korudu.</p>

<p>Dünya Sıralamasında 77 Basamak Yükseldi</p>

<p>CWTS Leiden Ranking'in 2025 ve 2026 sonuçları karşılaştırıldığında, Sağlık Bilimleri Üniversitesinin uluslararası araştırma performansında önemli bir ilerleme kaydettiği görüldü.</p>

<p>Üniversite, tüm bilim alanlarını kapsayan yayın hacmi sıralamasında 2025 yılında dünya 302'ncisi iken 2026 yılında 225'inci sıraya yükseldi.</p>

<p>Böylece SBÜ, bir önceki sıralamaya göre 77 basamak ilerledi.</p>

<p>Kesirli sayım yöntemiyle hesaplanan bilimsel yayın hacmi değeri de 5.371'den 6.542'ye çıktı.</p>

<p>Türkiye genelinde yayın hacmi göstergesinde ilk sıradaki yerini sürdüren SBÜ'yü Hacettepe Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi takip etti.</p>

<p>Biyomedikal ve Sağlık Bilimlerinde Dünya 58'inciliği</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesinin en dikkat çekici başarısı, kuruluş misyonunun merkezinde bulunan biyomedikal ve sağlık bilimleri alanında gerçekleşti.</p>

<p>Üniversite, CWTS Leiden Ranking'in Biomedical and Health Sciences kategorisinde 2025 yılındaki dünya 84'üncülüğünden 2026 yılında 58'inci sıraya yükseldi.</p>

<p>Bu sonuçla SBÜ, biyomedikal ve sağlık bilimlerindeki yayın hacmi bakımından Türkiye birinciliğini korurken dünya genelinde ilk 60 üniversite arasında yer aldı.</p>

<p>Aynı alanda kesirli sayımla hesaplanan yayın hacmi değeri 5.116'dan 6.167'ye ulaştı.</p>

<p>Ortaya çıkan sonuç, üniversitenin tıp, biyomedikal araştırmalar ve sağlık bilimleri alanlarında uluslararası bilimsel yayın üretimindeki konumunu güçlendirdiğini gösterdi.</p>

<p>Rektör Aydın: Rakiplerimiz Dünyanın Önde Gelen Üniversiteleri</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, CWTS Leiden Ranking sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, elde edilen uluslararası başarının önemli olduğunu ancak üniversitenin bilimsel hedeflerinin çok daha ileriye uzandığını vurguladı.</p>

<p>Türkiye birinciliğinin önemli bir aşama olduğunu belirten Aydın, üniversitenin vizyonunu şu sözlerle ortaya koydu:</p>

<p>“Biz hedeflerimizi yalnızca ülkemizdeki üniversitelerle karşılaştırarak belirlemiyoruz. Daha önce de ifade ettiğim gibi, rakiplerimiz; tıp, sağlık bilimleri ve biyomedikal araştırmalarda dünyanın önde gelen üniversiteleri olan Harvard, Oxford, Johns Hopkins, Cambridge, Imperial College London, Stanford ve University College London’dır.</p>

<p>Bu üniversitelerin bilimsel üretim kapasitesini, araştırma kültürünü, uluslararası akademik etkisini ve insan sağlığına sundukları katkıları kendimize ölçü alıyoruz.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi olarak bilimsel rekabeti yalnızca ülke sınırları içerisinde değerlendirmiyoruz. Hedefimiz, Türkiye'nin sağlık alanındaki bilgi birikimini dünya biliminin en üst düzeyine taşımaktır.</p>

<p>CWTS Leiden Ranking'de Türkiye birinciliğimizi korumamız ve biyomedikal ve sağlık bilimlerinde dünya 58'inciliğine yükselmemiz, bu büyük hedefe doğru attığımız önemli adımlardan biridir.</p>

<p>Ancak bizim için başarı, yalnızca bir sıralamada yükselmek değildir. Asıl başarı; insan sağlığına değer katan, hastalara umut olan, sağlık sistemine katkı sunan ve dünya bilim literatüründe kalıcı iz bırakan araştırmalar gerçekleştirmektir.”</p>

<p>“Bu Başarının Gerçek Sahibi Bilim İnsanlarımızdır”</p>

<p>Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın, üniversitenin uluslararası bilimsel başarılarının arkasında güçlü bir akademik birikim, ortak çalışma kültürü ve büyük bir emeğin bulunduğunu belirterek akademik camiaya yönelik tebrik mesajını da paylaştı.</p>

<p>Aydın, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Bu anlamlı başarının gerçek sahibi; laboratuvarlarda, kliniklerde, araştırma merkezlerinde ve bilimsel çalışma ortamlarında büyük bir özveriyle çalışan kıymetli bilim insanlarımızdır.</p>

<p>Üniversitemizin bilimsel gücüne katkıda bulunan bütün öğretim üyelerimizi, hekimlerimizi, araştırmacılarımızı, araştırma görevlilerimizi, genç akademisyenlerimizi ve öğrencilerimizi gönülden tebrik ediyorum.</p>

<p>Hamidiye ve Gülhane külliyelerimiz başta olmak üzere üniversitemizin bütün akademik birimlerinde görev yapan, bilgi üreten, araştıran, geliştiren ve bilime emek veren tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.</p>

<p>Her bilimsel yayının arkasında yılların birikimi, büyük bir gayret, sabır ve fedakârlık vardır. Bu başarıyı yalnızca rakamlardan ve sıralamalardan ibaret görmüyoruz. Bizim için bu sonuçlar, güçlü bir bilim ailesinin ortak emeğinin uluslararası düzeyde görünür hâle gelmesidir.</p>

<p>Türkiye birinciliği bizim için bir gurur olduğu kadar büyük bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun bilinciyle daha nitelikli araştırmalara, daha güçlü uluslararası ortaklıklara ve dünya çapında bilimsel etki oluşturacak çalışmalara odaklanmaya devam edeceğiz.</p>

<p>Hedefimiz yalnızca dünyanın önde gelen üniversiteleri arasında yer almak değil, insan sağlığının geleceğine yön veren bilimsel gelişmelerin öncülerinden biri olmaktır.</p>

<p>Bu başarıya katkı sunan bütün akademik ve idari çalışma arkadaşlarımı yürekten kutluyor, üniversitemizin bilimsel yolculuğunda emeği bulunan herkese şükranlarımı sunuyorum.”</p>

<p>Yüksek Etkili Bilimsel Yayın Sayısında da Yükseliş</p>

<p>CWTS Leiden Ranking 2026 sonuçları, Sağlık Bilimleri Üniversitesinin yalnızca bilimsel yayın hacminde değil, yüksek atıf alan yayınların sayısında da ilerleme kaydettiğini gösterdi.</p>

<p>Aynı bilim alanında ve aynı yılda yayımlanan çalışmalar arasında en fazla atıf alan yüzde 10'luk dilime giren yayınları ölçen P(top %10) göstergesinde SBÜ, tüm bilim alanlarını kapsayan dünya sıralamasında 914'üncülükten 798'inciliğe yükseldi.</p>

<p>Türkiye sıralamasında ise dokuzunculuktan dördüncülüğe ilerledi.</p>

<p>Bu kapsamdaki yüksek etkili yayın değeri 152'den 197'ye çıktı.</p>

<p>Biyomedikal ve sağlık bilimlerinde ise dünya sıralaması 398'incilikten 323'üncülüğe yükseldi.</p>

<p>Üniversite, bu göstergede Türkiye ikinciliğinden birinciliğine ulaşırken yüksek etkili yayın değeri 140'tan 181'e çıktı.</p>

<p>Araştırma Niteliğini Artırma Hedefi Önemini Koruyor</p>

<p>CWTS Leiden Ranking'in yüksek atıf alan yayınların toplam yayınlar içerisindeki payını gösteren PP(top %10) verileri ise bilimsel üretimin niteliği bakımından geliştirilmesi gereken alanları da ortaya koydu.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesinin bu göstergedeki oranı tüm bilim alanlarında yüzde 2,8'den yüzde 3,0'e, biyomedikal ve sağlık bilimlerinde ise yüzde 2,7'den yüzde 2,9'a yükseldi.</p>

<p>Bununla birlikte söz konusu oransal göstergelerde dünya ve Türkiye sıralamalarında gerileme yaşandı.</p>

<p>Veriler, üniversitenin bilimsel yayın hacminde güçlü bir konumda bulunduğunu ve yüksek etkili yayın sayısını artırdığını gösterirken yüksek atıf alan araştırmaların toplam üretim içerisindeki payının geliştirilmesinin önemini de ortaya koydu.</p>

<p>Açık Erişim Yayıncılıkta Belirgin İlerleme</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi, bilimsel araştırmaların erişilebilirliği bakımından önemli bir gösterge olan açık erişim yayıncılıkta da gelişme kaydetti.</p>

<p>CWTS Leiden Ranking verilerine göre üniversitenin açık erişimli yayınlarının toplam yayınlar içerisindeki oranı, tüm bilim alanlarında yüzde 39,8'den yüzde 49,7'ye yükseldi.</p>

<p>Biyomedikal ve sağlık bilimlerinde ise bu oran yüzde 40,2'den yüzde 49,9'a çıktı.</p>

<p>Böylece SBÜ'nün ilgili değerlendirme dönemindeki bilimsel yayınlarının yaklaşık yarısı açık erişim kapsamında yer aldı.</p>

<p>Kurumlar arası bilimsel iş birliğiyle gerçekleştirilen yayınların oranı da genel bilim alanlarında yüzde 68,6'dan yüzde 70,2'ye yükseldi.</p>

<p>Biyomedikal ve sağlık bilimlerinde ise aynı oran yüzde 67,4'ten yüzde 69,0'a ulaştı.</p>

<p>Bu sonuçlar, üniversitenin araştırma üretiminde iş birliği kültürünün ve bilimsel bilgiye erişimin önemli bir yer tuttuğunu gösterdi.</p>

<p>Uluslararası Bilimsel Rekabette Yeni Hedefler</p>

<p>CWTS Leiden Ranking 2025 ve 2026 sonuçları, Sağlık Bilimleri Üniversitesinin bilimsel üretim hacmi bakımından Türkiye'deki liderliğini koruduğunu ve dünya sıralamasındaki konumunu güçlendirdiğini ortaya koydu.</p>

<p>Biyomedikal ve sağlık bilimleri alanında dünya 58'inciliğine ulaşılması, üniversitenin uzmanlık alanındaki uluslararası görünürlüğü açısından önemli bir aşama oldu.</p>

<p>Yüksek atıf alan yayınların sayısındaki artış, açık erişim oranındaki yükseliş ve bilimsel iş birliklerindeki gelişme de 2026 performansının dikkat çeken diğer sonuçları arasında yer aldı.</p>

<p>Sıralamanın 2025 sürümü 2020-2023, 2026 sürümü ise 2021-2024 yayın dönemlerini kapsadığı için karşılaştırmalar birbirini izleyen dört yıllık veri dönemlerine dayanıyor.</p>

<p>Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın'ın Harvard, Oxford, Johns Hopkins, Cambridge, Imperial College London, Stanford ve University College London gibi dünyanın önde gelen üniversitelerini bilimsel rekabet açısından hedef olarak göstermesi, SBÜ'nün uluslararası araştırma vizyonunun büyüklüğünü ortaya koyuyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi, bilimsel üretim hacmindeki güçlü konumunu daha yüksek araştırma etkisiyle birleştirmeyi ve tıp ile sağlık bilimleri alanlarında dünya çapında rekabet edebilen bir araştırma üniversitesi olma hedefini sürdürmeyi amaçlıyor.</p>

<p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cwts-leiden-2026da-sbu-turkiye-birinciligini-korudu-saglik-bilimlerinde-dunya-58incisi</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 17:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3650.jpeg" type="image/jpeg" length="87555"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CWTS Leiden 2026 Açıklandı: Türkiye’den 50 Üniversite Dünya Sıralamasında]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cwts-leiden-2026-aciklandi-turkiyeden-50-universite-dunya-siralamasinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cwts-leiden-2026-aciklandi-turkiyeden-50-universite-dunya-siralamasinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YÖK’ün denklik süreçlerinde kabul ettiği dört uluslararası sıralamadan biri olan CWTS Leiden, 2026 sonuçlarını yayımladı. Türkiye’den 50 üniversitenin yer aldığı listede ilk sırayı Sağlık Bilimleri Üniversitesi aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünyanın önde gelen üniversite araştırma performansı değerlendirme sistemlerinden CWTS Leiden Ranking, 2026 yılı sonuçlarını 4 Kasım'da açıkladı. Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) diploma denklik süreçlerinde kabul ettiği dört uluslararası sıralama kuruluşundan biri olan CWTS Leiden'in geleneksel değerlendirmesinde Türkiye'den 50 üniversite yer aldı.</p>

<p>Hollanda'daki Leiden Üniversitesine bağlı Bilim ve Teknoloji Çalışmaları Merkezi (CWTS) tarafından hazırlanan sıralamada, 78 ülke ve bölgeden toplam 1.618 üniversitenin bilimsel araştırma performansı değerlendirildi.</p>

<p>Bilimsel yayın hacmi göstergesine göre oluşturulan Türkiye sıralamasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi birinci, Hacettepe Üniversitesi ikinci, İstanbul Teknik Üniversitesi üçüncü, Gazi Üniversitesi dördüncü ve Ankara Üniversitesi beşinci oldu.</p>

<p>YÖK'ün Kabul Ettiği Dört Sıralama Kuruluşundan Biri</p>

<p>CWTS Leiden Ranking, Yükseköğretim Kurulu tarafından diploma denklik süreçlerinde kabul edilen dört uluslararası dünya üniversite sıralama kuruluşundan biri olarak gösteriliyor.</p>

<p>YÖK'ün resmî belgelerinde yer alan kuruluşlar şunlar:</p>

<p>1. Academic Ranking of World Universities (ARWU - Shanghai Ranking)<br />
2. CWTS Leiden Ranking<br />
3. QS World University Rankings<br />
4. Times Higher Education (THE) World University Rankings</p>

<p>Bu sıralama sistemleri, üniversitelerin uluslararası araştırma ve yükseköğretim performanslarının farklı ölçütlerle değerlendirilmesini sağlıyor.</p>

<p>CWTS Leiden Ranking, diğer bazı küresel sıralamalardan farklı olarak üniversitelerin bilimsel araştırma çıktılarına odaklanıyor.</p>

<p>Sistemde bilimsel yayın sayısı, yüksek atıf alan araştırmalar, uluslararası bilimsel iş birlikleri ve açık erişim yayıncılık gibi göstergeler kullanılıyor.</p>

<p>Üniversitelerin kendilerinin sunduğu beyanlara dayanmayan Leiden sıralaması, uluslararası bilimsel yayın veri tabanlarından elde edilen verilerle hazırlanıyor.</p>

<p>Türkiye'de İlk Beş Üniversite</p>

<p>CWTS Leiden Ranking Traditional Edition 2026 sonuçlarında Türkiye'den 50 üniversite değerlendirmeye girdi.</p>

<p>Tüm bilim alanlarını kapsayan yayın hacmi göstergesinde Sağlık Bilimleri Üniversitesi, dünyada 225'inci sırada yer alarak Türkiye birincisi oldu.</p>

<p>SBÜ'yü dünyada 375'inci sıradaki Hacettepe Üniversitesi izledi.</p>

<p>İstanbul Teknik Üniversitesi 551'inci, Gazi Üniversitesi 573'üncü, Ankara Üniversitesi ise 589'uncu sıraya yerleşti.</p>

<p>Ege Üniversitesi dünya 603'üncüsü, İstanbul Üniversitesi 669'uncusu, Yıldız Teknik Üniversitesi 679'uncusu, Atatürk Üniversitesi 730'uncusu ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa 745'incisi oldu.</p>

<p>Bu sonuçlarla Türkiye'den 10 üniversite, yayın hacmi göstergesinde dünyanın ilk 750 üniversitesi arasına girdi.</p>

<p>CWTS Leiden 2026: Türkiye'den 50 Üniversitenin Tam Sıralaması</p>

<p>Aşağıdaki liste, CWTS Leiden Ranking Traditional Edition 2026'nın tüm bilim alanlarını kapsayan yayın hacmi (P) göstergesine göre hazırlandı.</p>

<p>Sıralamada 2021-2024 dönemine ait yayınlar esas alındı. Yayın hacmi değerleri, ortak yazarlı çalışmaların kurumlara ağırlıklandırılarak dağıtıldığı kesirli sayım yöntemiyle hesaplandı.</p>

<p>TÜRKİYE SIRALAMASI – DÜNYA SIRALAMASI – YAYIN HACMİ</p>

<p>1. Sağlık Bilimleri Üniversitesi<br />
Dünya: 225 | Yayın hacmi: 6.542</p>

<p>2. Hacettepe Üniversitesi<br />
Dünya: 375 | Yayın hacmi: 4.629</p>

<p>3. İstanbul Teknik Üniversitesi<br />
Dünya: 551 | Yayın hacmi: 3.309</p>

<p>4. Gazi Üniversitesi<br />
Dünya: 573 | Yayın hacmi: 3.175</p>

<p>5. Ankara Üniversitesi<br />
Dünya: 589 | Yayın hacmi: 3.095</p>

<p>6. Ege Üniversitesi<br />
Dünya: 603 | Yayın hacmi: 3.042</p>

<p>7. İstanbul Üniversitesi<br />
Dünya: 669 | Yayın hacmi: 2.727</p>

<p>8. Yıldız Teknik Üniversitesi<br />
Dünya: 679 | Yayın hacmi: 2.699</p>

<p>9. Atatürk Üniversitesi<br />
Dünya: 730 | Yayın hacmi: 2.514</p>

<p>10. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa<br />
Dünya: 745 | Yayın hacmi: 2.475</p>

<p>11. Erciyes Üniversitesi<br />
Dünya: 805 | Yayın hacmi: 2.202</p>

<p>12. Orta Doğu Teknik Üniversitesi<br />
Dünya: 814 | Yayın hacmi: 2.181</p>

<p>13. Dokuz Eylül Üniversitesi<br />
Dünya: 824 | Yayın hacmi: 2.147</p>

<p>14. Akdeniz Üniversitesi<br />
Dünya: 843 | Yayın hacmi: 2.092</p>

<p>15. Marmara Üniversitesi<br />
Dünya: 853 | Yayın hacmi: 2.074</p>

<p>16. Çukurova Üniversitesi<br />
Dünya: 906 | Yayın hacmi: 1.906</p>

<p>17. Fırat Üniversitesi<br />
Dünya: 918 | Yayın hacmi: 1.863</p>

<p>18. Selçuk Üniversitesi<br />
Dünya: 937 | Yayın hacmi: 1.821</p>

<p>19. Bursa Uludağ Üniversitesi<br />
Dünya: 960 | Yayın hacmi: 1.758</p>

<p>20. Koç Üniversitesi<br />
Dünya: 975 | Yayın hacmi: 1.724</p>

<p>21. Karadeniz Teknik Üniversitesi<br />
Dünya: 979 | Yayın hacmi: 1.719</p>

<p>22. Ondokuz Mayıs Üniversitesi<br />
Dünya: 997 | Yayın hacmi: 1.650</p>

<p>23. Sakarya Üniversitesi<br />
Dünya: 1059 | Yayın hacmi: 1.508</p>

<p>24. Kocaeli Üniversitesi<br />
Dünya: 1107 | Yayın hacmi: 1.419</p>

<p>25. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi<br />
Dünya: 1134 | Yayın hacmi: 1.388</p>

<p>26. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi<br />
Dünya: 1178 | Yayın hacmi: 1.315</p>

<p>27. İnönü Üniversitesi<br />
Dünya: 1185 | Yayın hacmi: 1.302</p>

<p>28. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi<br />
Dünya: 1220 | Yayın hacmi: 1.239</p>

<p>29. Necmettin Erbakan Üniversitesi<br />
Dünya: 1248 | Yayın hacmi: 1.198</p>

<p>30. Pamukkale Üniversitesi<br />
Dünya: 1301 | Yayın hacmi: 1.123</p>

<p>31. Süleyman Demirel Üniversitesi<br />
Dünya: 1307 | Yayın hacmi: 1.116</p>

<p>32. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi<br />
Dünya: 1344 | Yayın hacmi: 1.077</p>

<p>33. Mersin Üniversitesi<br />
Dünya: 1349 | Yayın hacmi: 1.071</p>

<p>34. İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi<br />
Dünya: 1354 | Yayın hacmi: 1.067</p>

<p>35. Gebze Teknik Üniversitesi<br />
Dünya: 1439 | Yayın hacmi: 972</p>

<p>36. Gaziantep Üniversitesi<br />
Dünya: 1443 | Yayın hacmi: 968</p>

<p>37. Başkent Üniversitesi<br />
Dünya: 1460 | Yayın hacmi: 948</p>

<p>38. Boğaziçi Üniversitesi<br />
Dünya: 1463 | Yayın hacmi: 945</p>

<p>39. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi<br />
Dünya: 1465 | Yayın hacmi: 944</p>

<p>40. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi<br />
Dünya: 1491 | Yayın hacmi: 916</p>

<p>41. İstanbul Medipol Üniversitesi<br />
Dünya: 1506 | Yayın hacmi: 900</p>

<p>42. Harran Üniversitesi<br />
Dünya: 1512 | Yayın hacmi: 895</p>

<p>43. Manisa Celal Bayar Üniversitesi<br />
Dünya: 1522 | Yayın hacmi: 882</p>

<p>44. Düzce Üniversitesi<br />
Dünya: 1543 | Yayın hacmi: 861</p>

<p>45. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi<br />
Dünya: 1557 | Yayın hacmi: 850</p>

<p>46. Sabancı Üniversitesi<br />
Dünya: 1564 | Yayın hacmi: 843</p>

<p>47. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi<br />
Dünya: 1572 | Yayın hacmi: 838</p>

<p>48. Dicle Üniversitesi<br />
Dünya: 1587 | Yayın hacmi: 823</p>

<p>49. Karabük Üniversitesi<br />
Dünya: 1609 | Yayın hacmi: 808</p>

<p>50. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi<br />
Dünya: 1614 | Yayın hacmi: 803</p>

<p>Türkiye'den Üniversite Sayısı 45'ten 50'ye Yükseldi</p>

<p>CWTS Leiden Ranking'in 2025 geleneksel sıralamasında Türkiye'den 45 üniversite yer alırken 2026 yılında bu sayı 50'ye çıktı.</p>

<p>Dünya genelinde değerlendirilen üniversite sayısı da 1.594'ten 1.618'e yükseldi.</p>

<p>Bu değişim, sıralamanın kapsadığı üniversite sayısının genişlediğini gösterirken bilimsel performansın değerlendirilmesinde yayın hacminin yanı sıra araştırma etkisinin de incelenmesini önemli hâle getiriyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi 77 Basamak Yükseldi</p>

<p>Türkiye sıralamasının ilk basamağında bulunan Sağlık Bilimleri Üniversitesi, önceki yılın sonuçlarına göre dünya sıralamasında da ilerleme kaydetti.</p>

<p>SBÜ, 2025 yılında dünya 302'ncisi iken 2026 yılında 225'inciliğe yükselerek 77 basamaklık ilerleme gösterdi.</p>

<p>Üniversitenin yayın hacmi göstergesi de 5.371'den 6.542'ye çıktı.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi ayrıca biyomedikal ve sağlık bilimleri alanındaki yayın hacmi sıralamasında Türkiye birincisi, dünya 58'incisi oldu.</p>

<p>Aynı alanda Hacettepe Üniversitesi dünya 196'ncısı, İstanbul Üniversitesi ise 325'incisi olarak listelendi.</p>

<p>Bu sonuçlar, Türkiye'deki üniversitelerin bilimsel üretiminde sağlık bilimlerinin önemli bir yer tuttuğunu gösteren dikkat çekici veriler arasında bulunuyor.</p>

<p>Yayın Sayısı ile Bilimsel Etki Aynı Şey Değil</p>

<p>CWTS Leiden Ranking'in önemli özelliklerinden biri, üniversiteleri yalnızca toplam yayın hacmi üzerinden değerlendirmemesi.</p>

<p>Sistem, üniversitelerin çalışmalarının ne ölçüde bilimsel atıf aldığını da ayrı göstergelerle inceliyor.</p>

<p>Örneğin 2026 sonuçlarında en fazla atıf alan yüzde 10'luk yayın dilimine girme oranı, Sabancı Üniversitesinde yüzde 12,3, Düzce Üniversitesinde yüzde 10,4, Karabük Üniversitesinde yüzde 9,7 ve Boğaziçi Üniversitesinde yüzde 9,1 olarak hesaplandı.</p>

<p>Bu oranlar, yayın sayısı bakımından daha alt sıralarda bulunan üniversitelerin bazı bilimsel etki göstergelerinde öne çıkabildiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Dolayısıyla açıklanan listenin tek başına üniversitelerin bütün akademik niteliklerini gösteren genel bir kalite sıralaması olmadığına dikkat çekiliyor.</p>

<p>2026 Verileri Hangi Dönemi Kapsıyor?</p>

<p>CWTS Leiden Ranking Traditional Edition 2026, Web of Science veri tabanında bulunan 2021-2024 dönemine ait bilimsel yayınları esas alıyor.</p>

<p>Yayınların atıf etkileri hesaplanırken 2025 yılı sonuna kadar alınan atıflar dikkate alınıyor.</p>

<p>Sıralamada bilimsel makaleler ve derleme yayınları belirli bibliyometrik ölçütlere göre değerlendirilirken kitaplar, konferans bildirileri ve ilgili veri tabanlarında bulunmayan yayınlar kapsam dışında kalabiliyor.</p>

<p>Leiden ayrıca üniversiteleri biyomedikal ve sağlık bilimleri, yaşam ve yer bilimleri, matematik ve bilgisayar bilimleri, fizik bilimleri ve mühendislik ile sosyal ve beşerî bilimler gibi alanlarda ayrı ayrı inceleme imkânı sunuyor.</p>

<p>2027'de Leiden Sıralamasında Yeni Dönem</p>

<p>CWTS tarafından yapılan açıklamaya göre 2026 yılı, Web of Science verilerine dayanan Leiden Ranking Traditional Edition'ın son yayını oldu.</p>

<p>2027 yılından itibaren geleneksel sürümün yayımlanmasına son verilecek ve OpenAlex verilerini kullanan açık veri temelli Leiden Ranking Open Edition ile devam edilecek.</p>

<p>2026 açık veri sürümünde dünya genelinde 3.049 üniversitenin yer alması, iki sistem arasındaki kapsam farkını da ortaya koyuyor.</p>

<p>Farklı veri kaynakları kullanan bu iki sürümün sonuçlarının doğrudan aynı sıralamaymış gibi karşılaştırılmaması gerekiyor.</p>

<p>Türkiye Üniversiteleri İçin Uluslararası Araştırma Göstergesi</p>

<p>CWTS Leiden Ranking 2026 sonuçları, Türkiye'deki üniversitelerin dünya bilimsel yayın üretimindeki konumlarını karşılaştırmalı olarak ortaya koydu.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi yayın hacminde ilk beşi oluştururken farklı üniversitelerin atıf etkisi ve araştırma iş birliği göstergelerinde değişen performanslar sergilediği görüldü.</p>

<p>YÖK'ün diploma denklik değerlendirmelerinde kabul ettiği dört uluslararası sıralama kuruluşundan biri olan CWTS Leiden'in verileri, Türk yükseköğretiminin uluslararası araştırma görünürlüğünü ve üniversitelerin bilimsel üretim kapasitesini izlemek açısından önemli bir karşılaştırma kaynağı sunuyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Centre for Science and Technology Studies, Leiden University. CWTS Leiden Ranking Traditional Edition 2026. 4 Kasım 2026.</p>

<p>2. Centre for Science and Technology Studies. CWTS Leiden Ranking Traditional Edition 2026, Scientific Impact Indicators and Methodology.</p>

<p>3. Yükseköğretim Kurulu. Yükseköğretimde Uluslararasılaşma Strateji Belgesi 2024-2028. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cwts-leiden-2026-aciklandi-turkiyeden-50-universite-dunya-siralamasinda</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 17:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3646.jpeg" type="image/jpeg" length="78155"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karadeniz’in Çanakkale’si: Harşit’te direniş ve muhacirlik]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/karadenizin-canakkalesi-harsitte-direnis-ve-muhacirlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/karadenizin-canakkalesi-harsitte-direnis-ve-muhacirlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Harşit savunması, Türkçe arşiv araştırmaları ve Rus kaynaklarıyla yeniden okunuyor. Tirebolu önlerindeki mevzi savaşları, Kabaktepe taarruzu ve muhacirlerin yaşadıkları aynı cephede buluşuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ahmet Balcı/Araştırmacı Yazar</p>

<p>Birinci Dünya Savaşı’nda Doğu Karadeniz boyunca ilerleyen Rus kuvvetlerinin karşısında, 1916 sonbaharında Harşit çevresinde önemli bir Osmanlı savunma hattı oluştu. Tirebolu’nun doğusundan iç kesimlerdeki dağlık alanlara uzanan mücadele; düzenli birliklerin direnişi, yerel halkın desteği ve ağır ikmal koşulları içinde sürdü. Dönemin Rus gazeteleri de Tirebolu önlerindeki bombardımanları ve 1917 yazında devam eden baskınları kayda geçirdi.</p>

<p>Günümüzde “Karadeniz’in Çanakkale’si” adıyla anılan Harşit savunmasının hikâyesinde askerî harekât kadar, evlerini terk eden aileler ve cephe gerisinde yaşanan geçim mücadelesi de önemli yer tutuyor. Türkçe arşiv araştırmaları ile Rusça yayınlar birlikte okunduğunda, uzun süre tutulan bir cephe hattı ve bu hattın iki yanında ağırlaşan savaş koşulları ortaya çıkıyor.</p>

<p>Trabzon’dan Harşit’e uzanan geri çekilme</p>

<p>Rus kuvvetlerinin 18 Nisan 1916’da Trabzon’u işgal etmesi, Doğu Karadeniz’deki askerî dengeyi değiştirdi. Batıya doğru ilerleyiş karşısında Osmanlı birlikleri farklı dere ve vadi hatlarında savunma yaptı; geri çekilmelerle karşı taarruzların birbirini izlediği bir dönem yaşandı.</p>

<p>Ayhan Yüksel’in askerî tarih kaynaklarına dayanan araştırmasına göre, sahil kesimindeki Türk kuvvetleri 21 Ekim 1916’da Harşit Deresi boyunca mevzilenerek burada savunma hattı oluşturdu. Bu tarih, vadi çevresindeki bütün çatışmaların aynı gün başladığı anlamına gelmiyor. İç kesimlerdeki askerî hareketler, sahildeki gelişmelerle birlikte fakat farklı güzergâhlarda ilerliyordu.</p>

<p>Harşit’in kıyı kesiminde hattın tutulması, Rus kara ilerleyişinin Giresun yönünde sürmesini engelleyen önemli bir sonuç doğurdu. İşgale uğramayan Giresun ve Ordu, cephenin askerî ve lojistik ihtiyaçlarının karşılandığı merkezler arasında yer aldı.</p>

<p>Savunmayı ayakta tutan askerî düzen ve yerel destek</p>

<p>Harşit çevresindeki savunma, 3. Ordu’nun sevk ve idaresi içinde yürütüldü. Düzenli birlikler, sahil kuvvetleri ve yerel milisler farklı görevler üstlendi. Bölgeyi tanıyan insanların katkısı; kılavuzluk, haberleşme, taşıma ve silahlı mücadelede önem taşıdı.</p>

<p>Doğu Karadeniz’deki milis faaliyetlerini inceleyen araştırmalar, gönüllü kuvvetlerin birçok yerde subayların yönetiminde teşkilatlandırıldığını gösteriyor. Harşit’in askerî hikâyesi de bu düzenli kuvvetlerle yerel desteğin birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor.</p>

<p>Akarsu, dik yamaçlar ve hâkim tepeler savunma mevzilerinin kuruluşunu etkilerken, aynı coğrafya askerlerin beslenmesini, mühimmatın taşınmasını ve yaralıların geriye ulaştırılmasını güçleştiriyordu. Bir mevziyi elde tutabilmek, o mevziye sürekli erzak ve malzeme ulaştırabilmeye de bağlıydı.</p>

<p>Rus gazetelerinde Tirebolu bombardımanı</p>

<p>Harşit cephesinin kıyı kesimindeki mücadele, Rusya’nın uzak şehirlerinde yayımlanan gazetelere kadar ulaştı.</p>

<p>Tomsk’ta çıkan Sibirskaya Jizn gazetesinin 6 Ekim 1916 tarihli nüshasında, sahil yönündeki Rus topçusunun Tirebolu limanını ateşe tuttuğu bildiriliyordu. Rusya’da o tarihte kullanılan takvimle basılan gazetenin yayın günü, bugünkü takvimde 19 Ekim’e karşılık geliyor.</p>

<p>Bu kısa haber, Tirebolu çevresindeki askerî hareketliliğin Rus tarafında da izlendiğini gösteriyor. Limanın bombalanması, kasabanın işgal edildiği anlamına gelmiyordu.</p>

<p>Blagoveşçensk’te yayımlanan Amurskoye Eho gazetesinin 14/27 Temmuz 1917 tarihli sayısı da Tirebolu çevresine ilişkin bir savaş bülteni taşıyordu. Haberde Strogi ve Smetlivıy adlı muhriplerin katıldığı bombardıman anlatılıyor; ardından bir Rus keşif kolunun Türk mevzilerine yönelik baskından sonra kendi siperlerine döndüğü belirtiliyordu.</p>

<p>Bu anlatımlar, cephedeki kısa süreli baskınların ve yerel hareketlerin, kalıcı bir ilerlemeden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Savaş bültenlerinde verilen tahribat ve esir sayıları ise onları yayımlayan tarafın iddiaları niteliğinde.</p>

<p>Denizden ateş desteği, karada mevzi savaşı</p>

<p>Rus donanmasının faaliyetlerini ele alan askerî tarih çalışmaları, 1917’de kıyı cephesinin büyük ölçüde mevzi mücadelesine dönüştüğünü anlatıyor. Kuvvet ve ikmal yetersizliği geniş çaplı harekâtları sınırlarken, gemilerden Türk mevzilerine ateş açılması ve keşif baskınları devam ediyordu.</p>

<p>Rus askerî tarih dergisinde Aleksey Pavlenko’nun yayımladığı araştırmada, Ağustos 1917’de Dacia yardımcı kruvazörünün Tirebolu yakınlarındaki Türk mevzilerini bombaladığı aktarılıyor. Kara topçu subaylarının yönlendirdiği ateşin ardından Rus birliklerinin hücuma geçtiği, ancak şiddetli yağmur nedeniyle ilerleyişin durdurulduğu belirtiliyor. Aynı hava koşulları, gemiden keşif uçağı kaldırılmasını da engelliyordu.</p>

<p>Bu olay, Harşit çevresindeki savaşta deniz gücü, kara birlikleri ve hava şartlarının birbirine bağlı etkisini gösteren örneklerden biri.</p>

<p>Kabaktepe’de karşı taarruz</p>

<p>Harşit savunmasının önemli askerî aşamalarından biri, Kürtün’ün Güvende Yaylası çevresindeki Kabaktepe mevzilerine yönelik harekâttı. Bölgeye hâkim yüksek noktalar, birliklerin hareketini ve çevredeki mevzilerin güvenliğini doğrudan etkiliyordu.</p>

<p>Adnan Yazıcı’nın ATASE belgelerine dayanan araştırmasına göre, 3. Ordu Komutanı Vehip Paşa, Rus kuvvetlerinin Kabaktepeler ve Kuzugöl hattından çıkarılmasını istedi. Hazırlıkların ardından, 2. Kafkas Kolordusu bünyesindeki 11. Kafkas Tümeni birlikleri 7–8 Kasım 1917’de taarruza geçti ve Rus mevzilerini ele geçirdi.</p>

<p>Araştırmada, Rusların Harşit ve Habre derelerinin doğusuna sürülmesini amaçlayan harekâtın 23 Kasım 1917’de sona erdiği belirtiliyor. Bu nedenle Kabaktepe taarruzunun başlangıcı ile bütün cephenin kapanışını aynı tarihe yerleştirmek mümkün değil.</p>

<p>Rus ilerleyişinin durmasını hangi etkenler belirledi?</p>

<p>Harşit’teki askerî sonucu anlamak için savunma düzeni, arazi ve ikmal koşullarını birlikte değerlendirmek gerekiyor. Osmanlı birliklerinin hattı tutması, yerel destek ve karşı taarruzlar, Rusların batıya doğru kalıcı ilerlemesinin önünde önemli engeller oluşturdu.</p>

<p>Rus askerî tarihçisi Nikolay Korsun’un Kafkas Cephesi üzerine çalışması, 1916–1917 kışında her iki ordunun da beslenme, barınma ve hastalık sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını anlatıyor. Bu değerlendirme bütün Kafkas Cephesi’ni kapsıyor; Harşit’teki her çatışmanın nedenini tek başına açıklamıyor. Bununla birlikte uzun süreli savaşın iki tarafı da nasıl yıprattığını gösteriyor.</p>

<p>1917’de Rusya’da yaşanan devrimler, ordudaki disiplin kaybı ve askerlerin cepheden ayrılması ise mücadelenin sonraki aşamasını belirledi. Harşit’te daha önce oluşturulan savunma hattıyla, Rus ordusunun yıl sonunda hızlanan çözülüşü, kronolojik olarak birbirinden ayrılıyor.</p>

<p>Cephenin gerisinde kadınların taşıdığı yük</p>

<p>Savaşın sürdürülebilmesi, cephe gerisindeki insanların emeğine de dayanıyordu. Giresun ve çevresine ilişkin arşiv araştırmaları, nakliye hayvanlarının azalması üzerine kadınların ve askerlik çağına gelmemiş erkeklerin ordu erzağının taşınmasında görev aldığını aktarıyor.</p>

<p>Aynı dönemde doğudan gelen muhacirlerin barınması, beslenmesi ve tedavisi için kaynak bulunmaya çalışılıyordu. Hastane hizmetleri, giysi hazırlanması ve yakacak yardımları yürütülse de ihtiyaçlar ağırdı.</p>

<p>Harşit’in gerisindeki yerleşimler, işgal dışında kalmış olsalar da savaşın ekonomik ve toplumsal yükünü taşıyordu.</p>

<p>Dokuz kadının yardım telgrafı</p>

<p>Bu yükün somut örneklerinden biri, Tirebolu ile Espiye arasındaki Adabük köyünden gönderilen bir telgrafta görülüyor.</p>

<p>Volkan Aksoy’un Osmanlı arşiv belgelerine dayanan araştırmasına göre, dokuz kadın 31 Aralık 1917’de Dâhiliye Nezaretine başvurdu. Tohum bulamadıkları için ekim yapamadıklarını, ürünlerinin azaldığını ve ellerindeki yiyeceğin çocuklarını beslemeye yetmeyeceğini bildirdiler. Hayvanların ve ürünlerin askerî ihtiyaçlar için alınmasının geçimlerini daha da zorlaştırdığını anlattılar.</p>

<p>Bu başvuru, ateşkesin ardından da cephe gerisindeki sıkıntıların sürdüğünü gösteriyor. Aileler için savaşın etkisi; üretimin yeniden başlaması, yiyeceğe ulaşılması ve evlerine dönebilmeleriyle aşılabilecek uzun bir döneme yayılıyordu.</p>

<p>Göç yollarında hastalık</p>

<p>Muhacirlik, barınma ve beslenme sorunlarıyla birlikte sağlık krizini de büyüttü. Dönemin yazışmalarını inceleyen çalışmalar, Giresun, Espiye, Tirebolu ve Keşap çevresinde kolera vakalarının ve ölümlerin yetkililere bildirildiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Hastalığın yayılmasını önlemek için tecrit ve sağlık yardımı gibi tedbirler gündeme geldi. Bu kayıtlar, cephe tarihinin askerî kayıpların yanında sivil nüfusun yaşadığı hastalık ve yoksunluklarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>Ateşkesten 1918’deki ileri harekâta</p>

<p>18 Aralık 1917’de imzalanan Erzincan Mütarekesi, Kafkas Cephesi’ndeki düşmanca hareketlerin durdurulmasını öngördü. Yayımlanmış Rusça metin, tarafların mevcut bölgelerdeki durumlarını ve aralarındaki sınırlandırma hatlarını düzenliyordu.</p>

<p>Ateşkes, Rus birliklerinin aynı gün bütün işgal bölgelerinden ayrılması anlamına gelmedi. Ordunun çözülmesi ve tahliye süreci devam ederken, Osmanlı kuvvetleri Şubat 1918’de ileri harekâta geçti.</p>

<p>Harşit’in tarihî önemi, bu uzun süreç içinde belirginleşiyor: Hat, Rus kara ilerleyişinin karşısında tutuldu; askerler ve yerel halk ağır koşullarda savunmayı sürdürdü. Bugün bu geçmişi anlatan kaynaklar arasında askerî raporlar, Rus gazetelerindeki kısa savaş haberleri ve çocuklarını beslemek için yardım isteyen kadınların telgrafları birlikte yer alıyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Yazıcı, Adnan. Birinci Dünya Savaşı’nda Harşit Savunması. Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, yüksek lisans tezi, 2019. Özellikle s. 184–193 ve 203.</p>

<p>2. Yüksel, Ayhan. “Birinci Dünya Savaşı Yıllarında Giresun.” Karadeniz İncelemeleri Dergisi, sayı 17, 2014, s. 55–70.</p>

<p>3. Bal, Mehmet Akif. “Birinci Dünya Savaşı Yıllarında Trabzon’daki Milis Müdâfaası ve Milisler.” Türk Dünyası Araştırmaları, cilt 125, sayı 247, 2020, s. 363–404.</p>

<p>4. Sibirskaya Jizn — Сибирская жизнь. Sayı 215, 6/19 Ekim 1916, s. 2, “Novosti dnya” bölümü.</p>

<p>5. Amurskoye Eho — Амурское эхо. Sayı 701, 14/27 Temmuz 1917, s. 2, “Kafkas Cephesi” başlıklı savaş bülteni.</p>

<p>6. Pavloviç, N. B. (ed.). Flot v Pervoy mirovoy voyne. Cilt 1: Deystviya russkogo flota. Moskova: Voenizdat, 1964, s. 543–544.</p>

<p>7. Pavlenko, Aleksey Pavloviç. “Bıstrohodnıye korabli iz Rumınii v sostave russkogo Çernomorskogo flota v 1916–1918 gg.” Voenno-istoriçeskiy jurnal, çevrimiçi yayın, 5 Haziran 2025.</p>

<p>8. Korsun, Nikolay Georgiyeviç. Pervaya mirovaya voyna na Kavkazskom fronte: Operativno-strategiçeskiy oçerk. Moskova: Voenizdat, 1946, s. 78–82.</p>

<p>9. Aksoy, Volkan. “Birinci Dünya Savaşı’nda ‘Göç’ün Acılarına Tanıklık Eden Şehir: Giresun.” Karadeniz Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, cilt 4, sayı 5, 2018, s. 83–101.</p>

<p>10. Dokumentı vneşney politiki SSSR. Cilt 1. Moskova: Gospolitizdat, 1959, s. 47–51. 5/18 Aralık 1917 tarihli Erzincan Mütarekesi metni.</p>

<p>11. Kurat, Akdes Nimet. “Brest-Litovsk Müzakereleri ve Barışı.” Belleten, cilt 31, sayı 123, 1967.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/karadenizin-canakkalesi-harsitte-direnis-ve-muhacirlik</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3638.jpeg" type="image/jpeg" length="41248"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sarımsak Tansiyonu Düşürür mü? 108 Klinik Araştırmayı Kapsayan Analizin Sonuçları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sarimsak-tansiyonu-dusurur-mu-108-klinik-arastirmayi-kapsayan-analizin-sonuclari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sarimsak-tansiyonu-dusurur-mu-108-klinik-arastirmayi-kapsayan-analizin-sonuclari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[108 randomize araştırmayı kapsayan meta-analizde sarımsak preparatları, büyük tansiyonda ortalama 3,71, küçük tansiyonda 1,97 mmHg düşüşle ilişkilendirildi. Ancak mutfaktaki sarımsağa genellenemez.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sarımsağın tansiyon üzerindeki etkisini inceleyen klinik araştırmalar, bu yaygın besinden elde edilen preparatların kan basıncında mütevazı düşüşler sağlayabileceğini gösteriyor. Toplam 7.137 yetişkinin yer aldığı 108 randomize kontrollü araştırmayı kapsayan geniş meta-analizde, sarımsak müdahaleleri büyük tansiyonda ortalama 3,71 mmHg, küçük tansiyonda ise 1,97 mmHg düşüşle ilişkili bulundu. Ancak bu sonuçlar, her gün birkaç diş çiğ sarımsak yemenin aynı etkiyi oluşturacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Nutrition Reviews dergisinin Ocak 2026 sayısında yayımlanan araştırma, sarımsağın kan basıncı, kolesterol, kan şekeri ve diğer kalp-damar risk göstergeleri üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Bulgular, özellikle sarımsak takviyelerinin olası yararları ile günlük beslenmede kullanılan sarımsağın etkileri arasındaki ayrımı gündeme getiriyor.</p>

<p>108 Klinik Araştırmada Ne Bulundu?</p>

<p>İran ve Birleşik Krallık'tan araştırmacıların hazırladığı sistematik derleme ve meta-analiz, sarımsağın yetişkinlerde kalp-damar sağlığıyla ilişkili göstergeler üzerindeki etkilerini araştıran randomize kontrollü çalışmaları bir araya getirdi.</p>

<p>Araştırmacılar PubMed, Scopus ve Web of Knowledge veri tabanlarını Haziran 2024'e kadar taradı.</p>

<p>Değerlendirme sonucunda 108 araştırma ve toplam 7.137 katılımcının verileri analize dahil edildi.</p>

<p>Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Araştırmaların tamamı tansiyonu incelemiyordu. Bazıları kolesterolü, bazıları kan şekerini, bazıları ise iltihaplanmayla ilişkili biyolojik göstergeleri değerlendiriyordu.</p>

<p>Dolayısıyla 108 sayısı, yalnızca tansiyon araştırmalarının değil, sarımsağın farklı kardiyovasküler risk göstergeleri üzerindeki etkilerini inceleyen bütün çalışmaların toplamını ifade ediyor.</p>

<p>Tansiyona ilişkin sonuçlar, bu geniş araştırma grubunda kan basıncı verisi sağlayan çalışmaların birleştirilmesiyle elde edildi.</p>

<p>Sarımsak Büyük Tansiyonu Ne Kadar Düşürdü?</p>

<p>Meta-analizde sarımsak müdahaleleriyle kontrol grupları karşılaştırıldığında büyük tansiyonda ortalama 3,71 mmHg azalma hesaplandı.</p>

<p>Sistolik kan basıncı olarak da adlandırılan büyük tansiyon, kalbin kasılarak kanı damarlara gönderdiği sırada oluşan basıncı gösteriyor.</p>

<p>Araştırmada büyük tansiyon için hesaplanan ortalama fark eksi 3,71 mmHg olurken yüzde 95 güven aralığı eksi 5,07 ile eksi 2,36 mmHg arasında bulundu.</p>

<p>Sonuç istatistiksel olarak anlamlıydı.</p>

<p>Bu değer, çalışmalardaki sarımsak müdahalelerinin kontrol koşullarına kıyasla oluşturduğu ortalama farkı ifade ediyor.</p>

<p>Ancak büyük tansiyonu 150 mmHg olan bir kişinin sarımsak tükettiğinde değerinin mutlaka 146 mmHg'ye ineceği söylenemez.</p>

<p>Klinik araştırmalardan elde edilen ortalama sonuçlar, her birey için aynı etkiyi garanti etmiyor.</p>

<p>Küçük Tansiyonda da Düşüş Görüldü</p>

<p>Araştırmanın ikinci önemli bulgusu küçük tansiyonla ilgiliydi.</p>

<p>Diyastolik kan basıncı, kalbin iki kasılma arasında gevşediği sıradaki damar basıncını gösteriyor.</p>

<p>Meta-analizde küçük tansiyonda ortalama 1,97 mmHg düşüş hesaplandı.</p>

<p>Bu sonucun yüzde 95 güven aralığı eksi 2,86 ile eksi 1,08 mmHg arasındaydı.</p>

<p>Böylece araştırma, sarımsak müdahalelerinin hem büyük hem küçük tansiyon üzerinde ortalama olarak azaltıcı etki gösterebileceğine ilişkin bulgular ortaya koydu.</p>

<p>Bununla birlikte düşüşlerin büyüklüğü sınırlıydı.</p>

<p>Kan basıncında ölçülen bu değişiklikler, sarımsak tüketiminin kalp krizi, inme veya kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riskini azalttığının doğrudan kanıtı değil.</p>

<p>Araştırmanın temel sonuçları hastalık olaylarından çok kan basıncı ve diğer risk göstergelerine dayanıyor.</p>

<p>Çiğ Sarımsak ile Sarımsak Takviyesi Aynı Etkiyi Gösterir mi?</p>

<p>Haberin en önemli ayrımlarından biri burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Günlük yaşamda sarımsak çoğunlukla yemeklere eklenerek, çiğ olarak veya pişirilerek tüketiliyor.</p>

<p>Klinik araştırmalarda ise sarımsak tozu, özütü ve farklı biçimlerde hazırlanmış sarımsak preparatları kullanılabiliyor.</p>

<p>Bu ürünler içerikleri, işlenme yöntemleri ve etkin bileşik miktarları bakımından birbirinden farklı olabiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla belirli bir preparatın kontrollü araştırmada kan basıncını düşürmesi, aynı sonucun yemeklere eklenen birkaç diş sarımsakla da elde edileceğini göstermiyor.</p>

<p>Araştırmacılar doz, müdahale süresi, kullanılan ürün türü ve katılımcıların sağlık durumlarına göre alt grup değerlendirmeleri yaptı.</p>

<p>Ancak erişilebilen bilimsel özet, bütün katılımcılarda aynı etkiyi oluşturacak ortak bir günlük miktar veya kullanım süresi belirlemiyor.</p>

<p>Bu nedenle araştırmanın sonuçlarından hareketle herkese belirli sayıda sarımsak dişi tüketme önerisi çıkarmak doğru değil.</p>

<p>Sarımsak Kan Basıncını Nasıl Etkileyebilir?</p>

<p>Sarımsak, kendine özgü kokusunu ve biyolojik özelliklerinin bir bölümünü oluşturan kükürtlü bileşikler içeriyor.</p>

<p>Bu bileşiklerin damar işlevleri ve kan basıncının düzenlenmesiyle ilişkili biyolojik süreçlerde rol oynayabileceği araştırılıyor.</p>

<p>Ancak sarımsağın olası etkilerini tek bir maddeyle açıklamak mümkün değil.</p>

<p>Sarımsağın ezilmesi, doğranması, pişirilmesi veya farklı preparatlara dönüştürülmesi, içerdiği bazı bileşiklerin miktarını ve yapısını değiştirebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle mutfakta kullanılan sarımsak ile standartlaştırılmış takviye ürünleri aynı kabul edilmemeli.</p>

<p>Ayrıca biyolojik mekanizmaların açıklanması, bir ürünün hastalarda uzun vadeli klinik yarar sağladığını tek başına kanıtlamıyor.</p>

<p>Yüksek Tansiyonu Olanlarda Sonuçlar Daha mı Belirgin?</p>

<p>Meta-analizde başlangıçta kardiyovasküler risk göstergeleri olumsuz olan yetişkinlerde sarımsak müdahalelerinin bazı ölçümler üzerinde daha belirgin yararlar gösterebileceği bildirildi.</p>

<p>Ancak bütün katılımcılar aynı sağlık durumuna sahip değildi.</p>

<p>Araştırmaların bir bölümünde yüksek tansiyon veya metabolik risk faktörleri bulunan kişiler yer alırken, diğerlerinde farklı katılımcı grupları değerlendirildi.</p>

<p>Bu çeşitlilik, sonuçların genel topluma doğrudan uygulanmasını güçleştiriyor.</p>

<p>ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri bünyesindeki Ulusal Tamamlayıcı ve Bütünleştirici Sağlık Merkezi de sarımsak takviyelerinin yüksek tansiyonu olan kişilerde kan basıncını küçük ölçüde azaltabileceğine ilişkin kanıtların sınırlı olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Dolayısıyla sarımsağın tansiyon üzerindeki olası etkisi, yerleşik hipertansiyon tedavilerinin yerine geçebilecek düzeyde kanıtlanmış bir tedavi yöntemi olarak değerlendirilmemeli.</p>

<p>Sarımsak Her Gün Tüketilmeli mi?</p>

<p>Sarımsak, farklı yemeklerde kullanılabilen yaygın bir besin.</p>

<p>Ancak sarımsağın yemeklerde kullanılması ile tansiyonu düşürmek amacıyla yoğunlaştırılmış takviye alınması birbirinden farklı durumlar.</p>

<p>Meta-analizde elde edilen ortalama kan basıncı değişimlerinden herkes için geçerli bir günlük tüketim önerisi çıkarılamıyor.</p>

<p>Özellikle sarımsak takviyelerinde ürünün hazırlanma biçimi, içeriği, kullanılan miktarı ve olası ilaç etkileşimleri önem taşıyor.</p>

<p>Bu nedenle daha fazla sarımsak tüketmenin mutlaka daha büyük tansiyon düşüşü sağlayacağı düşünülmemeli.</p>

<p>Sarımsak Tüketiminin Yan Etkileri Var mı?</p>

<p>Sarımsak, bazı kişilerde ağız ve vücut kokusunun yanı sıra gaz, karın ağrısı ve bulantı gibi yakınmalara neden olabiliyor.</p>

<p>Sarımsağa karşı alerjik reaksiyonlar da görülebiliyor.</p>

<p>Özellikle takviye ürünlerinde dikkat edilmesi gereken önemli bir konu, kanama riskidir.</p>

<p>ABD Ulusal Tamamlayıcı ve Bütünleştirici Sağlık Merkezi, sarımsak takviyelerinin kanama riskini artırabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Bu durum özellikle aspirin, varfarin ve diğer pıhtılaşmayı etkileyen ilaçları kullanan kişiler açısından önem taşıyor.</p>

<p>Ameliyat planlanan kişilerin de kullandıkları sarımsak takviyelerini sağlık ekibine bildirmeleri gerekiyor.</p>

<p>Hamilelik ve emzirme dönemlerinde besinlerde bulunan miktarların üzerindeki sarımsak tüketiminin güvenliliğine ilişkin belirsizlikler bulunuyor.</p>

<p>Araştırma Ne Gösteriyor, Ne Göstermiyor?</p>

<p>108 randomize kontrollü araştırmayı kapsayan meta-analiz, sarımsak müdahalelerinin kan basıncı dahil çeşitli kardiyovasküler risk göstergelerini olumlu yönde etkileyebileceğine ilişkin bulgular sağlıyor.</p>

<p>Ancak araştırmanın bazı sınırları bulunuyor.</p>

<p>Çalışmalarda farklı ürünler, miktarlar ve uygulama süreleri kullanılmış olması, tek bir standart tüketim önerisi oluşturmayı zorlaştırıyor.</p>

<p>Katılımcıların başlangıçtaki sağlık durumlarının farklı olması da sonuçların bireysel düzeyde yorumlanmasını sınırlandırıyor.</p>

<p>Araştırmacılar daha büyük örneklemli, uzun süreli ve yöntem açısından güçlü klinik araştırmalara ihtiyaç bulunduğunu vurguluyor.</p>

<p>Bilimsel makale ilk olarak 28 Haziran 2025'te çevrim içi yayımlandı ve Nutrition Reviews dergisinin Ocak 2026 sayısında yer aldı.</p>

<p>Bulguların önemi yeni bir tedavinin keşfedilmiş olmasından değil, mevcut randomize klinik çalışmaların geniş kapsamlı biçimde değerlendirilmesinden kaynaklanıyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Sarımsak ve sarımsak takviyeleri yüksek tansiyon ilaçlarının yerine geçmez. Tansiyon tedavisi görenler ilaçlarını kendi kendilerine bırakmamalı veya dozlarını değiştirmemelidir. Özellikle kan sulandırıcı kullananlar, ameliyat planlananlar, hamileler ve emzirenler sarımsak takviyelerini sağlık profesyoneline danışmadan kullanmamalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Behrouz V, Zahroodi M, Clark CCT, Mir E, Atashi N, Rivaz R. Effects of Garlic Supplementation on Cardiovascular Risk Factors in Adults: A Comprehensive Updated Systematic Review and Meta-Analysis of Randomized Controlled Trials. Nutrition Reviews. 2026;84(1):1-35. İlk çevrim içi yayın: 28 Haziran 2025. DOI: 10.1093/nutrit/nuaf090.</p>

<p>2. National Center for Complementary and Integrative Health (NCCIH), National Institutes of Health. Garlic: Usefulness and Safety. Şubat 2025. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sarimsak-tansiyonu-dusurur-mu-108-klinik-arastirmayi-kapsayan-analizin-sonuclari</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 13:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3635.jpeg" type="image/jpeg" length="18218"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dizlerim ağrıyor, yağmur geliyor”: Hava ile ağrı arasında nasıl bir ilişki var?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dizlerim-agriyor-yagmur-geliyor-hava-ile-agri-arasinda-nasil-bir-iliski-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dizlerim-agriyor-yagmur-geliyor-hava-ile-agri-arasinda-nasil-bir-iliski-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Dizlerim ağrıyor, yağmur geliyor” sözü bilimsel araştırmalara da konu oldu. Bazı çalışmalar nem ve basınçla ağrı arasında ilişki bulsa da eklemlerin yağışı önceden haber verdiği kanıtlanmış değil.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Dizlerim ağrıyor, yağmur yağacak.” Hava değişmeden önce eklemlerinde sızı hissettiğini söyleyenlerin bu gözlemi, bilimsel araştırmaların da konusu. Ancak bugün eldeki bulgular, eklemlerin güvenilir biçimde yağmuru önceden haber verdiğini göstermiyor. Bazı araştırmalar hava koşullarıyla ağrı arasında sınırlı ilişkiler bulurken, bazıları bu bağlantıyı doğrulamıyor.</p>

<p>Sorunun iki ayrı boyutu var: Havanın ağrıyla ilişkili olması ve ağrıdan yola çıkarak yaklaşan yağışı tahmin etmek. İlkine ilişkin bulgular bulunması, ikincisinin de kanıtlandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>2 bin 658 kişinin ağrı kayıtları incelendi</p>

<p>2019’da yayımlanan “Cloudy with a Chance of Pain” araştırması, Birleşik Krallık’ta kronik ağrısı bulunan 2 bin 658 kişinin akıllı telefon üzerinden bildirdiği belirtileri hava verileriyle karşılaştırdı. Çalışmanın veri toplama dönemi 15 ayı kapsıyordu; herkes aynı süre boyunca kayıt tutmadı.</p>

<p>Daha yüksek bağıl nem ve rüzgâr hızı ile daha düşük atmosfer basıncı, ağrı artışıyla ilişkili bulundu. İlişkiler istatistiksel olarak anlamlıydı ancak büyüklükleri sınırlıydı. Ruh hâli ve fiziksel aktivite hesaba katıldığında da bağlantı tamamen ortadan kalkmadı.</p>

<p>Burada dikkat çeken ayrıntı yağıştı: Çalışmada yağmur miktarıyla ağrı artışı arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Sıcaklık için de anlamlı bağlantı bulunmadı. Dolayısıyla sonuç, “Yağmur eklemleri ağrıtıyor” cümlesine indirgenemiyor.</p>

<p>Daha geniş değerlendirmede aynı sonuç çıkmadı</p>

<p>2024’te yayımlanan bir sistematik derleme ve meta-analiz, toplam 15 bin 315 katılımcıyı kapsayan 11 araştırmayı değerlendirdi. İncelenen çalışmalar, kişilerin yakınmalarının başladığı veya arttığı dönemlerdeki hava koşullarını, aynı kişilerin karşılaştırma dönemleriyle ele alıyordu.</p>

<p>Birleştirilmiş analizlerde nem, hava basıncı, sıcaklık veya yağış ile romatoid artrit yakınmaları, diz ağrısı ve bel ağrısı atakları arasında ilişki saptanmadı.</p>

<p>Bu sonuç, hava değiştiğinde ağrı hissettiğini söyleyen kişilerin yakınmalarını geçersiz kılmaz. Ancak hava koşullarını herkes için geçerli ve güvenilir bir ağrı tetikleyicisi olarak sunmayı da desteklemez.</p>

<p>Hava basıncı açıklaması neden kesin değil?</p>

<p>Atmosfer basıncı, havanın yeryüzüne uyguladığı basınçtır. Basınç değişiminin eklem çevresindeki dokuları etkileyerek ağrıya yol açtığı açıklaması sık dile getirilse de burada ele alınan araştırmalar bu mekanizmayı doğrudan kanıtlamıyor.</p>

<p>Bir hava değişkeniyle ağrının birlikte görülmesi, ağrının mutlaka o değişkenden kaynaklandığını göstermez. Üstelik incelenen hasta grupları, ağrının ölçülme biçimi ve araştırmaların yöntemleri farklıdır. Kronik ağrının günlük şiddetini incelemekle yeni bir ağrı atağının başlangıcını araştırmak aynı soruyu yanıtlamaz.</p>

<p>Bu nedenle “Büyüklerimiz kesinlikle haklıydı” demek de “Havanın ağrıyla hiçbir ilişkisi olamaz” demek de mevcut bulguların izin verdiğinden daha kesin bir yargıdır.</p>

<p>Ağrıyı yalnızca havaya bağlamayın</p>

<p>Tekrarlayan eklem ağrısında ne zaman başladığını, ne kadar sürdüğünü ve şişlik eşlik edip etmediğini not etmek, hekim görüşmesinde yakınmayı anlatmayı kolaylaştırabilir. Ancak yağmur beklentisi, yeni başlayan veya giderek artan ağrının değerlendirilmesinin önüne geçmemelidir.</p>

<p>Ağrı uykuyu veya günlük işleri etkiliyorsa, şişlik tekrarlıyorsa ya da yakınmalar kötüleşiyorsa hekime başvurulmalıdır. Ağrılı eklemde belirgin sıcaklık ve şişlik varsa gecikmeden değerlendirme gerekir. Bunlara ateş, titreme veya genel durum bozukluğu eşlik etmesi eklem enfeksiyonu gibi acil sorunları düşündürebilir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Yeni veya şiddetlenen eklem ağrısını yalnızca hava değişimine bağlamayın. Sıcak ve şiş bir ekleme ateş eşlik ediyorsa tıbbi değerlendirmeyi geciktirmeyin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Dixon WG ve arkadaşları. How the weather affects the pain of citizen scientists using a smartphone app. npj Digital Medicine. 2019;2:105.<br />
2. Come rain or shine: Is weather a risk factor for musculoskeletal pain? A systematic review with meta-analysis of case-crossover studies. Seminars in Arthritis and Rheumatism. 2024.<br />
3. NHS. Joint pain. Son gözden geçirme: 26 Şubat 2026. </p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dizlerim-agriyor-yagmur-geliyor-hava-ile-agri-arasinda-nasil-bir-iliski-var</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 12:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/11/i-m-g-3630.jpeg" type="image/jpeg" length="97812"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="25289"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="92866"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="30091"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="71197"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="71426"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="86901"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
