<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 03 Sep 2026 21:19:02 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Afrika’da Geleneksel Tıp Neden Hâlâ Bu Kadar Yaygın? Bilim Ne Diyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/afrikada-geleneksel-tip-neden-hala-bu-kadar-yaygin-bilim-ne-diyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/afrikada-geleneksel-tip-neden-hala-bu-kadar-yaygin-bilim-ne-diyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şifalı bitkilerden geleneksel kırıkçılığa uzanan uygulamalar Afrika’nın birçok bölgesinde sağlık kültürünün önemli bir parçası olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü ise geleneksel tıbbın geleceğini bilimsel araştırma, güvenlik, standardizasyon ve modern sağlık sistemiyle kontrollü entegrasyon üzerinden şekillendirmeye çalışıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1><span style="font-size:15px">Afrika’da küçük bir yerleşim yeri düşünün.</span></h1>

<p>En yakın sağlık kuruluşu kilometrelerce uzakta olabilir. Buna karşılık köyde hangi bitkinin hangi yakınma için kullanıldığını bilen, aileleri tanıyan ve hastalık karşısında insanların ilk başvurduğu geleneksel bir sağlık uygulayıcısı bulunabilir.</p>

<p>Bu tablo yalnızca geçmişe ait değil.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) 2 Eylül 2026’da Güney Afrika’dan duyurduğu yeni uygulama, geleneksel tıbbın kıtadaki rolünün nasıl değişmeye başladığını gösteriyor.</p>

<p>Güney Afrika’nın Mpumalanga bölgesindeki bazı geleneksel sağlık uygulayıcılarına tansiyon ölçümü, kan şekeri taraması ve tüberküloz belirtilerini fark etme konusunda eğitim veriliyor.</p>

<p>Amaç geleneksel uygulayıcıların doktorların yerini alması değil.</p>

<p>Toplum içinde güçlü güven ilişkilerine sahip bu kişilerin riskli hastaları daha erken fark ederek modern sağlık hizmetlerine yönlendirmesi hedefleniyor.</p>

<p>Bu örnek, Afrika geleneksel tıbbında giderek öne çıkan yeni yaklaşımı özetliyor:</p>

<p><strong>Geleneksel bilgiyi tamamen reddetmek yerine, güvenli ve yararlı olabilecek yönlerini bilimsel değerlendirmeden geçirerek sağlık sistemiyle kontrollü biçimde ilişkilendirmek.</strong></p>

<h2>Afrika’da Tek Bir Geleneksel Tıp Sistemi Yok</h2>

<p>“Afrika geleneksel tıbbı” ifadesi çoğu zaman tek bir sistem varmış gibi algılanıyor.</p>

<p>Oysa Afrika onlarca ülkeye, binlerce etnik ve kültürel topluluğa ev sahipliği yapıyor.</p>

<p>Batı Afrika’daki uygulamalar ile Güney Afrika’dakiler, Sahra çevresindeki geleneklerle Doğu Afrika’daki sağlık uygulamaları arasında önemli farklılıklar bulunuyor.</p>

<p>Buna rağmen bazı ortak uygulama alanlarından söz etmek mümkün.</p>

<p>Bunların başında;</p>

<p>bitkisel preparatlar,</p>

<p>geleneksel kırık ve çıkık uygulamaları,</p>

<p>masaj ve fiziksel yöntemler,</p>

<p>doğumla ilişkili geleneksel uygulamalar,</p>

<p>beslenmeye dayalı yöntemler</p>

<p>ve bazı topluluklarda spiritüel ya da ritüel uygulamalar geliyor.</p>

<p>WHO, 2025 yılında geleneksel tıp tanımını güncelledi.</p>

<p>Geleneksel tıp; farklı tarihsel ve kültürel bağlamlardan doğmuş, biyotıbbın gelişmesinden önce şekillenmiş sağlık ve iyilik hâli sistemleri ile bunlarla ilişkili bilgi, beceri, uygulama ve yaklaşımları kapsayan geniş bir alan olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Dolayısıyla konu yalnızca birkaç şifalı bitkinin kullanılmasından çok daha geniş.</p>

<h2>Neden Hâlâ Bu Kadar Yaygın?</h2>

<p>Afrika’da geleneksel tıbbın varlığını sürdürmesini yalnızca “geleneğe bağlılık” ile açıklamak yeterli değil.</p>

<p>Sağlık hizmetlerine coğrafi erişim,</p>

<p>tedavi maliyetleri,</p>

<p>sağlık çalışanı yetersizliği,</p>

<p>aile ve toplum gelenekleri,</p>

<p>dil,</p>

<p>kültürel yakınlık</p>

<p>ve geleneksel uygulayıcılara duyulan güven bu tercihte rol oynayabiliyor.</p>

<p>WHO Afrika Bölgesinin 2 Eylül 2026 tarihli açıklamasında, Afrika nüfusunun tahminen yüzde 80’inin temel sağlık ihtiyaçlarının en az bir bölümünde geleneksel tıbba başvurduğu belirtiliyor.</p>

<p>Ancak bu oran kesin bir nüfus ölçümü olarak değerlendirilmemeli.</p>

<p>Ülkeler, bölgeler, kullanım biçimleri ve sağlık sistemleri arasında büyük farklılıklar bulunduğundan, rakam kıta genelini ifade eden geniş bir tahmin niteliğinde.</p>

<p>Bu nedenle daha doğru ifade şu:</p>

<p><strong>WHO’nun aktardığı tahmine göre Afrika nüfusunun önemli bir bölümü temel sağlık ihtiyaçlarının bir kısmında geleneksel tıp uygulamalarına başvuruyor.</strong></p>

<h2>Geleneksel Tıbbın Merkezinde Bitkiler Var</h2>

<p>Afrika geleneksel tıbbının en dikkat çekici alanlarından biri tıbbi bitkiler.</p>

<p>Yapraklar, kökler, ağaç kabukları, tohumlar ve çeşitli bitki özleri farklı toplumlarda farklı amaçlarla kullanılabiliyor.</p>

<p>Bazıları kaynatılarak içiliyor.</p>

<p>Bazıları toz hâline getiriliyor.</p>

<p>Bazıları ise deriye uygulanan preparatlar içinde kullanılıyor.</p>

<p>Fakat bilimsel açıdan kritik nokta tam burada başlıyor.</p>

<p>Bir bitkinin yalnızca adını bilmek yeterli değil.</p>

<p>Aynı bitkinin hangi türünün kullanıldığı,</p>

<p>hangi bölümünün toplandığı,</p>

<p>hangi dönemde hasat edildiği,</p>

<p>nasıl saklandığı,</p>

<p>hangi yöntemle hazırlandığı,</p>

<p>hangi dozda verildiği</p>

<p>ve başka ilaçlarla birlikte kullanılıp kullanılmadığı sonucu tamamen değiştirebilir.</p>

<p>Bu nedenle geleneksel kullanım bilim insanları için önemli bir araştırma ipucu sağlayabilir ancak tek başına etkinlik veya güvenlik kanıtı oluşturmaz.</p>

<h2>Güney Afrika’dan Laboratuvara: Pelargonium Örneği</h2>

<p>Geleneksel bilginin modern farmakolojiyle buluşmasına ilişkin dikkat çekici örneklerden biri Güney Afrika kökenli <strong>Pelargonium sidoides</strong> bitkisi.</p>

<p>Bitkinin kökü Güney Afrika’daki geleneksel uygulamalarda özellikle solunum sistemi yakınmaları için kullanılmıştı.</p>

<p>Zamanla bu bitkiden standardize edilmiş preparatlar geliştirildi ve klinik araştırmalar yapılmaya başlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2026’da yayımlanan kapsamlı bir sistematik derleme, Pelargonium sidoides’in geleneksel kullanımından modern farmasötik preparatlara uzanan araştırma sürecini yeniden değerlendirdi.</p>

<p>Pelargonium sidoides’in özellikle <strong>EPs 7630</strong> adıyla standardize edilen ekstresi üzerine çok sayıda klinik çalışma yapılmış durumda.</p>

<p>Daha eski randomize çalışmalar ve meta-analizlerin bir bölümünde akut bronşit ve bazı solunum yolu enfeksiyonlarında semptomlarda iyileşme bildirilmişti.</p>

<p>Ancak kanıtlar bütünüyle tutarlı değil.</p>

<p>Nitekim 2026’da yayımlanan pragmatik randomize <strong>PHYTOBRONCH</strong> çalışmasında EPs 7630, akut bronşitte standart bakıma kıyasla semptomların yarıya inme süresini anlamlı biçimde kısaltmadı.</p>

<p>Çalışmada yan etkiler daha sık bildirilmekle birlikte bunların çoğu hafif düzeydeydi.</p>

<p>Bu nedenle Pelargonium, geleneksel bir bitkinin bilimsel araştırmaya taşınmasına güçlü bir örnek oluştursa da etkinliği her preparat ve her solunum yolu hastalığı için kanıtlanmış bir tedavi olarak değerlendirilmemeli.</p>

<p>Avrupa İlaç Ajansının da Pelargonium kökü için bitkisel tıbbi ürün monografı bulunuyor.</p>

<p>Ancak burada çok önemli bir ayrım var:</p>

<p><strong>Bilimsel araştırmalarda kullanılan standardize bir bitki ekstresi ile evde hazırlanan herhangi bir bitki karışımı aynı ürün değildir.</strong></p>

<p>Bu fark, geleneksel tıbbın neden bilimsel değerlendirme ve standardizasyon gerektirdiğini açık biçimde gösteriyor.</p>

<h2>Geleneksel Kırıkçılık: Fayda Arayışı ile Ciddi Riskler Arasında</h2>

<p>Afrika’nın bazı bölgelerinde geleneksel kırık ve çıkık tedavileri hâlâ yaygın.</p>

<p>Kırıkların çeşitli ateller, bitkisel karışımlar, masaj veya kuşaktan kuşağa aktarılan yöntemlerle tedavi edilmeye çalışıldığı uygulamalar bulunuyor.</p>

<p>Geleneksel kırıkçılar bazı toplumlarda hastaların ilk başvurduğu kişiler arasında yer alabiliyor.</p>

<p>Ancak bu alan geleneksel sağlık uygulamalarının neden mutlaka güvenlik denetimine ihtiyaç duyduğunu da gösteriyor.</p>

<p>Afrika’dan araştırmaların da yer aldığı düşük ve orta gelirli ülkelerde yapılan sistematik incelemelerde geleneksel kırık tedavilerinin ardından ciddi komplikasyonlarla sağlık kuruluşlarına başvuran hastalar bildirildi.</p>

<p>Yanlış veya aşırı sıkı bandajlama,</p>

<p>dolaşım bozukluğu,</p>

<p>enfeksiyon,</p>

<p>kırığın yanlış kaynaması,</p>

<p>tedavinin gecikmesi</p>

<p>ve bazı ağır vakalarda uzuv kaybına kadar ilerleyen sonuçlar rapor edildi.</p>

<p>Ancak araştırmacıların yaklaşımı yalnızca “yasaklama” yönünde değil.</p>

<p>Bazı çalışmalarda geleneksel kırıkçıların temel travma bilgisi, komplikasyon belirtileri ve zamanında hastaneye sevk konusunda eğitilmesinin zararları azaltabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Bu yaklaşım, geleneksel ve modern sağlık sistemlerinin gelecekte nasıl ilişkilendirilebileceğine dair önemli ipuçları taşıyor.</p>

<h2>Geleneksel Doğum Uygulayıcılarının Rolü Değişiyor</h2>

<p>Bazı Afrika toplumlarında geleneksel doğum uygulayıcıları uzun yıllardır gebelik ve doğum süreçlerinde kadınların yanında yer alıyor.</p>

<p>Bu kişilerin toplumla kurduğu güven ilişkisi önemli olabilir.</p>

<p>Ancak gebelik ve doğum komplikasyonları hızla gelişebildiği için geleneksel uygulamaların profesyonel obstetrik bakımın yerine geçmesi ciddi risk oluşturabilir.</p>

<p>Bu nedenle yeni yaklaşımın merkezinde farklı bir görev tanımı bulunuyor:</p>

<p><strong>Riskli gebeliği fark etmek, anne adayını sağlık kuruluşuna yönlendirmek ve profesyonel sağlık hizmetiyle toplum arasında köprü kurmak.</strong></p>

<p>Geleneksel uygulayıcının değeri böylece modern sağlık çalışanının yerine geçmesinde değil, sağlık hizmetine ulaşmayı kolaylaştırmasında ortaya çıkabilir.</p>

<h2>Spiritüel Şifa Neden Önemli?</h2>

<p>Afrika’nın bazı geleneksel toplumlarında hastalık yalnızca biyolojik bir bozukluk olarak değerlendirilmiyor.</p>

<p>Aile ilişkileri,</p>

<p>toplumsal çevre,</p>

<p>manevi yaşam,</p>

<p>inanç sistemleri</p>

<p>ve kişinin toplum içindeki konumu da sağlık anlayışının bir parçası olabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle bazı geleneksel sağlık uygulayıcıları yalnızca bitki hazırlamıyor.</p>

<p>Dinleme, danışmanlık, toplumsal destek veya ritüel uygulamalar da iyileşme sürecinin parçası olarak görülebiliyor.</p>

<p>Bu uygulamaların kültürel ve psikososyal anlamı bulunabilir.</p>

<p>Ancak burada sınırın iyi çizilmesi gerekiyor.</p>

<p><strong>Kanser, ağır enfeksiyonlar, diyabet, hipertansiyon, tüberküloz, ciddi travmalar ve diğer tıbbi hastalıklarda etkili olduğu gösterilmiş tedavilerin yerine spiritüel veya ritüel uygulamaların konulması ciddi sağlık risklerine yol açabilir.</strong></p>

<p>Bu nedenle entegrasyonun temel koşullarından biri, geleneksel uygulamanın gerekli tıbbi tanı ve tedaviyi geciktirmemesidir.</p>

<h2>“Doğal” Her Zaman “Zararsız” Değildir</h2>

<p>Geleneksel tıp konusunda en önemli yanlış kabullerden biri, doğal ürünlerin otomatik olarak güvenli olduğu düşüncesidir.</p>

<p>Oysa bitkiler çok sayıda biyolojik olarak aktif kimyasal madde içerir.</p>

<p>Yanlış bitki türünün kullanılması,</p>

<p>yüksek doz,</p>

<p>üretim sırasında mikrobiyolojik kirlenme,</p>

<p>ağır metal veya başka maddelerle kontaminasyon,</p>

<p>karaciğer ve böbrek toksisitesi,</p>

<p>gebelikte uygunsuz kullanım</p>

<p>ve reçeteli ilaçlarla etkileşim önemli sağlık sorunlarına yol açabilir.</p>

<p>Bir bitkisel ürünün güvenli biçimde kullanılabilmesi için yalnızca hangi bitkiden üretildiğinin değil, içeriğinin ve dozunun da standardize edilmesi gerekir.</p>

<p>Modern ilaç güvenliğinde kullanılan farmakovijilans yaklaşımının geleneksel ve bitkisel ürünlerde de geliştirilmesi bu nedenle önem taşıyor.</p>

<h2>WHO’nun Yaklaşımı: Ne Körü Körüne Kabul Ne de Toptan Ret</h2>

<p>Geleneksel tıp konusunda uzun yıllardır iki uç görüş bulunuyor.</p>

<p>Bir tarafta bütün geleneksel uygulamaları hiçbir bilimsel değerlendirme yapmadan reddeden yaklaşım var.</p>

<p>Diğer tarafta ise bir yöntemin yüzlerce yıldır kullanılıyor olmasını tek başına etkinliğin kanıtı sayan anlayış bulunuyor.</p>

<p>WHO’nun <strong>2025–2034 Küresel Geleneksel Tıp Stratejisi</strong> bu iki yaklaşımın dışında bir çerçeve öneriyor.</p>

<p>Stratejinin dört temel amacı bulunuyor:</p>

<p><strong>Geleneksel, tamamlayıcı ve integratif tıp konusunda bilimsel kanıt tabanını güçlendirmek.</strong></p>

<p><strong>Uygun düzenleyici mekanizmalar yoluyla güvenli ve etkili uygulamaları desteklemek.</strong></p>

<p><strong>Güvenli ve etkili olduğu gösterilen uygulamaları uygun biçimde sağlık sistemlerine entegre etmek.</strong></p>

<p><strong>Sektörler arası iş birliğini geliştirmek, alanın toplumsal değerini artırmak ve toplumları güçlendirmek.</strong></p>

<p>Biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilirlik ve yerli toplulukların haklarına saygı ise stratejinin temel uygulama ilkeleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Strateji 2025 yılında gerçekleştirilen 78. Dünya Sağlık Asamblesinde kabul edildi.</p>

<h2>Afrika Artık “Geleneksel Tıp Var mı?” Sorusunu Değil, “Nasıl Düzenlenmeli?” Sorusunu Tartışıyor</h2>

<p>2026 yılında bu yaklaşım Afrika’da daha görünür hâle geldi.</p>

<p>Nisan 2026’da Nairobi’de gerçekleştirilen Dünya Sağlık Zirvesi Bölgesel Toplantısı’nda hükümet temsilcileri, akademisyenler, düzenleyici kurumlar ve geleneksel tıp temsilcileri bir araya geldi.</p>

<p>Gündemde artık yalnızca geleneksel tıbbın kültürel değeri yoktu.</p>

<p>Araştırma,</p>

<p>ürün geliştirme,</p>

<p>düzenleme,</p>

<p>finansman,</p>

<p>sağlık sistemine entegrasyon</p>

<p>ve bilimsel kanıt üretme konuları öne çıktı.</p>

<p>Bu dönüşüm önemli.</p>

<p>Çünkü asıl mesele geleneksel tıbbın varlığını kabul edip etmemek değil.</p>

<p>Milyonlarca insanın zaten başvurduğu bir alanın <strong>daha güvenli, denetlenebilir ve gerektiğinde modern sağlık sistemiyle bağlantılı hâle getirilmesi</strong>.</p>

<h2>Geleneksel Tıp Üniversitelerin ve Araştırma Merkezlerinin de Konusu</h2>

<p>Afrika’da geleneksel tıp artık yalnızca toplum içinde kuşaktan kuşağa aktarılan bir bilgi alanı değil.</p>

<p>Bilimsel araştırmaların da konusu hâline geliyor.</p>

<p>WHO Afrika Bölgesinin 2022’de paylaştığı verilere göre 26 ülkede geleneksel tıp araştırma ve geliştirmesine odaklanan toplam 34 araştırma enstitüsü bulunuyordu.</p>

<p>Aynı dönemde 25 ülke geleneksel tıpla ilgili konuları sağlık bilimleri eğitim programlarına dâhil etmiş, 20 ülke ise geleneksel sağlık uygulayıcılarına veya sağlık öğrencilerine yönelik çeşitli eğitim programları geliştirmişti.</p>

<p>Bu rakamlar, geleneksel tıbbın giderek laboratuvar, üniversite ve düzenleyici kurumların alanına girdiğini gösteriyor.</p>

<h2>Çünkü Geleneksel Bilginin İçinde Yeni İlaçların İpuçları Bulunabilir</h2>

<p>Modern ilaç geliştirme tarihinin önemli bir bölümü doğal kaynaklardan elde edilen moleküllere dayanıyor.</p>

<p>Bu nedenle Afrika’nın zengin biyolojik çeşitliliği ve yüzyıllar boyunca oluşmuş etnobotanik bilgi birikimi farmakoloji açısından önemli bir araştırma alanı oluşturuyor.</p>

<p>Ancak bilim insanlarının sorduğu soru yalnızca:</p>

<p>“Bu bitki hangi hastalığa iyi geliyor?”</p>

<p>değil.</p>

<p>Asıl sorular daha ayrıntılı:</p>

<p>Bitkinin içerisindeki aktif molekül hangisi?</p>

<p>Hangi doz biyolojik etki oluşturuyor?</p>

<p>Toksik doz nedir?</p>

<p>İnsan vücudunda nasıl metabolize ediliyor?</p>

<p>Başka ilaçlarla etkileşiyor mu?</p>

<p>Standardize edildiğinde aynı etki tekrar elde edilebiliyor mu?</p>

<p>İnsanlarda yapılan kontrollü çalışmalarda gerçekten yarar sağlıyor mu?</p>

<p>Uzun süre kullanıldığında güvenli mi?</p>

<p>Geleneksel bir bilgi ancak bu tür soruların bilimsel yöntemlerle araştırılması sonucunda modern tıbbın kanıt sistemine girebilir.</p>

<h2>Bir Başka Büyük Soru: Bu Bilginin Sahibi Kim?</h2>

<p>Geleneksel tıp tartışmasının bir başka önemli boyutu etik ve ekonomik haklarla ilgili.</p>

<p>Bir toplumun yüzlerce yıldır kullandığı bir bitkiden hareketle araştırmacılar yeni bir ilaç geliştirirse önemli bir soru ortaya çıkıyor:</p>

<p><strong>Bu geleneksel bilgiyi yüzyıllardır koruyan toplum elde edilen bilimsel ve ekonomik değerden pay alacak mı?</strong></p>

<p>Bu konu yalnızca sağlık politikasının değil, uluslararası biyolojik çeşitlilik hukukunun da önemli tartışmalarından biri.</p>

<p>Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamındaki Nagoya Protokolü, genetik kaynakların ve bunlarla ilişkili geleneksel bilginin kullanımından doğan yararların adil ve hakkaniyetli biçimde paylaşılmasını temel ilkelerden biri olarak kabul ediyor.</p>

<p>Dolayısıyla Afrika geleneksel tıbbının geleceği yalnızca yeni moleküller keşfetmekle ilgili değil.</p>

<p><strong>Bilginin kimden alındığı, nasıl kullanıldığı ve ortaya çıkan değerin nasıl paylaşıldığı da bilimsel etik açısından büyük önem taşıyor.</strong></p>

<h2>31 Ağustos 2026: Afrika Geleneksel Tıp Günü’nün Yeni Mesajı</h2>

<p>31 Ağustos 2026’da kutlanan <strong>24. Afrika Geleneksel Tıp Günü</strong>, bu dönüşümün sembolik tarihlerinden biri oldu.</p>

<p>WHO bu yıl özellikle geleneksel tıpta araştırmanın güçlendirilmesi, ürünlerin güvenlik ve kalite açısından değerlendirilmesi, düzenleyici sistemlerin geliştirilmesi ve uygun uygulamaların sağlık hizmetlerine ulaştırılması üzerinde durdu.</p>

<p>Mesaj artık oldukça açık:</p>

<p>Bir uygulamanın geleneksel olması tek başına onu modern sağlık sistemine sokmak için yeterli değil.</p>

<p>Aynı şekilde geleneksel kökenli olması, bilimsel araştırmaya değmeyeceği anlamına da gelmiyor.</p>

<p>Güvenlik,</p>

<p>kalite,</p>

<p>standardizasyon,</p>

<p>etkinlik</p>

<p>ve gerektiğinde klinik araştırma gerekiyor.</p>

<h2>Kadim Bilgi ile Modern Bilim Arasında Yeni Bir Dönem</h2>

<p>Afrika’nın geleneksel tıp mirasını yalnızca egzotik bitkiler veya ritüeller üzerinden değerlendirmek ciddi bir eksiklik olur.</p>

<p>Ortada yüzyıllar boyunca kuşaktan kuşağa aktarılan büyük bir kültürel ve etnobotanik bilgi birikimi bulunuyor.</p>

<p>Bu uygulamaların bazıları bilimsel araştırmalar sonucunda etkisiz bulunabilir.</p>

<p>Bazıları zararlı olabilir.</p>

<p>Bazıları yalnızca kültürel veya psikososyal değer taşıyabilir.</p>

<p>Bazıları ise yeni ilaçların veya yeni sağlık uygulamalarının geliştirilmesi için bilim insanlarına önemli ipuçları sağlayabilir.</p>

<p>Bu nedenle geleneksel tıbbın geleceği ne geçmişi romantikleştirmekte ne de geçmişten gelen bütün bilgiyi reddetmekte yatıyor.</p>

<p>Belki de Afrika’da geleneksel tıbbın geleceğini en iyi özetleyen cümle şu:</p>

<p><strong>Bilimin görevi geleneğe inanmak ya da onu küçümsemek değil; onu sınamaktır.</strong></p>

<p>Sınamadan geçen bilgi ise yalnızca geçmişin mirası olmaktan çıkarak geleceğin tıbbına katkı sağlayabilir.</p>

<h2>TEMEL KAYNAKLAR</h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü — Global Traditional Medicine Strategy 2025–2034</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü — African Traditional Medicine Day 2026</p>

<p>WHO Regional Office for Africa — South Africa, African Traditional Medicine Day 2026</p>

<p>WHO — Turning Commitments into Care: Africa Accelerates Action on Traditional Medicine, 2026</p>

<p>WHO Regional Office for Africa — African Traditional Medicine Day 2022</p>

<p>European Medicines Agency — Pelargonii radix monografı</p>

<p>Pelargonium sidoides üzerine 2026 tarihli sistematik derleme</p>

<p>PHYTOBRONCH — 2026 randomize kontrollü akut bronşit çalışması</p>

<p>Geleneksel kırık tedavileri ve komplikasyonları üzerine sistematik incelemeler</p>

<p>Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi — Nagoya Protokolü</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/afrikada-geleneksel-tip-neden-hala-bu-kadar-yaygin-bilim-ne-diyor</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 21:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebulteni.com/vendor/te/assets/images/placeholder.png" type="image/jpeg" length="85046"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ölüden Alınan Kan Canlıya Verildi: SSCB’de Tıp Tarihine Geçen 1930 Transfüzyonu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/oluden-alinan-kan-canliya-verildi-sscbde-tip-tarihine-gecen-1930-transfuzyonu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/oluden-alinan-kan-canliya-verildi-sscbde-tip-tarihine-gecen-1930-transfuzyonu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sovyet cerrah Sergey Yudin, 1930’da Moskova’daki Sklifosovsky Acil Tıp Enstitüsü’nde yaklaşık altı saat önce hayatını kaybetmiş bir kişiden alınan 420 mililitre kanı ağır kan kaybındaki genç bir mühendise nakletti. Yudin’in daha sonra JAMA ve The Lancet’te yayımlanan çalışmaları bin vakalık deneyime ulaşırken, kadavra kanı transfüzyonu Sklifosovsky Enstitüsü’nde yaklaşık dört on yıl boyunca uygulanmaya devam etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>23 Mart 1930’da Moskova’daki Sklifosovsky Acil Tıp Enstitüsü’nde çalışan Sovyet cerrah Sergey Yudin, ağır kan kaybı nedeniyle yaşamı tehdit altında olan genç bir mühendise, yaklaşık altı saat önce otomobil kazasında hayatını kaybetmiş 60 yaşındaki bir kişiden alınan 420 mililitre kanı nakletti.</p>

<p>Yudin, uygulamanın ayrıntılarını 1936’da JAMA’da yayımladığı makalesinde anlattı. Hastanın hastaneye nabzı alınamayacak kadar ağır durumda getirildiğini ve kan transfüzyonunun ardından klinik durumunun hızla düzeldiğini bildirdi.</p>

<p>23 Mart 1930’daki uygulama, tıp tarihi literatüründe insanda gerçekleştirilen başarılı kadavra kanı transfüzyonunun en erken ve en iyi belgelenmiş örneklerinden biri olarak yer aldı. Birçok tarihsel kaynak bunu ilk başarılı klinik uygulama olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Bugünden bakıldığında sıra dışı görünen yöntemin arkasında dönemin en temel acil tıp sorunlarından biri vardı: Ağır yaralanmalar ve ameliyatlarda hızla kana ihtiyaç duyuluyor, ancak ihtiyaç duyulan anda uygun canlı donör her zaman bulunamıyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Fikrin temeli hayvan deneylerinde atıldı</h3>

<p>Kadavradan alınan kanın yaşayan bir canlıya aktarılabileceği fikrinin deneysel temeli Sovyet cerrah Vladimir Shamov’un çalışmalarına dayanıyordu.</p>

<p>Shamov ve çalışma arkadaşları 1920’lerin sonunda yaptıkları hayvan deneylerinde, ölümden birkaç saat sonra alınan kanın ağır kan kaybına uğramış hayvanlara aktarılmasını araştırdı.</p>

<p>Bu deneyler, ölüm gerçekleştikten sonra alınan kanın belirli koşullarda yeniden dolaşıma verilebileceği düşüncesine bilimsel zemin oluşturdu.</p>

<p>Yudin, Shamov’un çalışmalarını Moskova’daki yoğun acil cerrahi pratiğine taşıdı. Sklifosovsky Enstitüsü travma, ciddi kanamalar ve acil ameliyatlar nedeniyle sürekli kan ihtiyacının bulunduğu bir merkezdi.</p>

<p>Sorun oldukça yalındı:</p>

<p><strong>Hasta kan kaybediyordu ancak her zaman zamanında uygun bir donör bulunamıyordu.</strong></p>

<p>Yudin bu soruna, dönemi için son derece sıra dışı bir çözüm aradı.</p>

<h3>İlk uygulama tek vakayla kalmadı</h3>

<p>23 Mart 1930’daki ilk klinik deneyimin ardından Yudin uygulamayı sürdürdü.</p>

<p>Aynı yılın eylül ayında Harkiv’de düzenlenen cerrahi toplantıda ilk yedi klinik vakasını bilim dünyasına sundu.</p>

<p>1932 yılına gelindiğinde yaklaşık 100 kadavra kanı transfüzyonu gerçekleştirdiğini bildirdi. Kanın uygun şartlarda belirli sürelerle saklanabilmesi de araştırmaların önemli bölümlerinden biriydi.</p>

<p>Çalışmalar birkaç yıl içinde çok daha büyük bir klinik deneyime dönüştü.</p>

<h3>İlk bin vaka The Lancet’te yayımlandı</h3>

<p>1937’de The Lancet’te yayımlanan çalışma, Yudin’in saklanmış kadavra kanıyla gerçekleştirdiği ilk bin vakalık deneyimi ele aldı.</p>

<p>Makalenin başlığı uygulamanın ulaştığı boyutu açık biçimde gösteriyordu:</p>

<p><strong>“Transfusion of Stored Cadaver Blood: Practical Considerations — The First Thousand Cases.”</strong></p>

<p>Başlangıçta olağanüstü bir klinik girişim gibi görünen yöntem, Moskova’daki Sklifosovsky Enstitüsü’nde sistemli bir uygulamaya dönüştü.</p>

<p>Tıp tarihi araştırmalarına göre kadavra kanı transfüzyonu bu kurumda yaklaşık dört on yıl boyunca uygulanmaya devam etti.</p>

<p>Ancak bu sonuçların günümüz klinik araştırmalarıyla aynı biçimde değerlendirilmemesi gerekiyor.</p>

<p>Yudin’in verileri modern randomize kontrollü araştırmaların, etik kurul süreçlerinin, günümüzdeki enfeksiyon taramalarının ve hemovijilans sistemlerinin bulunmadığı bir döneme ait klinik gözlem ve kayıtları yansıtıyordu.</p>

<p>Bu nedenle tarihsel vaka sayıları önemli olmakla birlikte, günümüzün kanıt düzeyi ölçütleriyle doğrudan karşılaştırılamaz.</p>

<h3>Ölümden sonra kanın yeniden sıvılaşması yöntemin temelindeydi</h3>

<p>Yudin ve diğer Sovyet araştırmacıların üzerinde durduğu temel biyolojik özelliklerden biri, bazı ani ölüm vakalarında kanın ölüm sonrasında yeniden sıvı özellik kazanabilmesiydi.</p>

<p>Burada fibrinoliz adı verilen doğal süreç devreye giriyor.</p>

<p>Fibrinoliz, vücudun oluşmuş kan pıhtılarını parçalama mekanizmasıdır. Ölüm sonrasında bazı koşullarda pıhtıların çözünmesi, kanın yeniden sıvılaşmasına yol açabiliyordu.</p>

<p>Sovyet tıp literatüründe bu nedenle kadavradan elde edilen kan için zaman zaman “fibrinolitik kan” ifadesi kullanıldı.</p>

<p>Bu biyolojik özellik, kanın belirli koşullarda alınması ve saklanması açısından önemliydi.</p>

<p>Ancak hayatını kaybeden her kişinin kanı kullanılmıyordu.</p>

<p>Ölüm nedeni, ölümden sonra geçen süre ve laboratuvar incelemeleri gibi ölçütler dikkate alınıyordu.</p>

<p>Dönemin güvenlik standartlarının bugünkü transfüzyon tıbbı kurallarından çok farklı olduğu da unutulmamalı.</p>

<h3>Kanı ihtiyaçtan önce hazırlama düşüncesi güçlendi</h3>

<p>Yudin’in çalışmalarının tarihsel etkisi yalnızca kadavra kanının kullanılması değildi.</p>

<p>Daha kalıcı gelişmelerden biri, kanın yalnızca ihtiyaç anında bir kişiden alınması yerine <strong>önceden toplanması, incelenmesi, saklanması ve gerektiğinde kullanılması</strong> düşüncesinin güçlenmesiydi.</p>

<p>Sklifosovsky Enstitüsü’nde 1930’da kan transfüzyonuna yönelik özel bir laboratuvar oluşturuldu.</p>

<p>Kanın bir süre saklanabilmesi, kullanımdan önce çeşitli incelemelerin yapılmasına da olanak sağlıyordu. Aynı zamanda acil durumlarda hazır kan bulundurma düşüncesini güçlendirdi.</p>

<p>Bu yıllar modern kan bankacılığının şekillenmeye başladığı dönemle örtüşüyordu.</p>

<h3>İlk kan bankası tartışması</h3>

<p>Kan bankacılığı tarihinde “ilk” unvanı kullanılan tanıma göre değişiyor.</p>

<p>Bazı tıp tarihi araştırmaları, Yudin’in 1930’da Sklifosovsky Enstitüsü’nde oluşturduğu sistemi dünyanın ilk kan bankası örneklerinden biri, hatta ilk kan bankası olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Başka tarihsel kronolojiler ise 1932’de Leningrad’da kurulan hastane kan deposunu öne çıkarıyor.</p>

<p>Amerikalı hekim Bernard Fantus ise 1937’de Chicago’daki Cook County Hospital’da oluşturduğu sistemle “blood bank”, yani “kan bankası” terimini tıp pratiğine kazandıran isim olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Bu nedenle Sergey Yudin’i tek başına “kan bankasının mucidi” şeklinde tanımlamak yerine, modern kan depolama ve kan bankacılığının öncü isimlerinden biri olarak değerlendirmek tarihsel açıdan daha temkinli bir yaklaşım oluşturuyor.</p>

<h3>Kadavra kanı neden standart uygulamaya dönüşmedi?</h3>

<p>Kadavra kanı 1930’larda Sovyetler Birliği dışında da bilimsel ilgi gördü.</p>

<p>Ancak canlı donörlerden elde edilen kanın daha güvenli ve düzenli biçimde saklanmasını sağlayan yöntemlerin gelişmesi, kadavra kanının sağlayabileceği avantajı zamanla azalttı.</p>

<p>Yöntemin önemli sorunları da bulunuyordu.</p>

<p>Ölüm nedeninin güvenilir biçimde belirlenmesi gerekiyordu. Enfeksiyon riski değerlendirilmeliydi. Kanın ölümden ne kadar süre sonra güvenle alınabileceğinin belirlenmesi gerekiyordu.</p>

<p>Bunlara laboratuvar güvenliği, ölen kişinin bedeni üzerindeki haklar, yakınlarının izni ve tıbbi etik tartışmaları da ekleniyordu.</p>

<p>Sklifosovsky Enstitüsü’nde yıllarca uygulanmasına karşın yöntem dünya genelinde standart transfüzyon pratiğine dönüşmedi.</p>

<h3>Günümüzde standart yöntem gönüllü donör kanı</h3>

<p>Modern transfüzyon tıbbı kadavradan alınan kan üzerine kurulu değil.</p>

<p>Günümüzde kan sistemlerinin temeli, uygun kriterleri karşılayan gönüllü donörlerden elde edilen kan ve kan bileşenleri.</p>

<p>Bağışlanan kanlar transfüzyonla bulaşabilen enfeksiyonlar açısından taranıyor. Kan grubu ve uygunluk testleri yapılıyor, ürünler belirlenmiş kalite ve saklama standartları içerisinde izleniyor.</p>

<p>Bu nedenle Yudin’in 1930’lardaki uygulamasını günümüzde kullanılabilecek standart bir kan transfüzyonu yöntemi gibi değerlendirmek doğru değil.</p>

<h3>Tarihsel yöntem 2025’te yeniden incelendi</h3>

<p>Kadavradan kan transfüzyonu tamamen tıp tarihi kitaplarının sayfalarında kalmış değil.</p>

<p>Transfusion dergisinde 2025 yılında yayımlanan bir kapsam incelemesi, ölmüş donörlerden alınan kanın kullanıldığı tarihsel uygulamaları yeniden ele aldı.</p>

<p>Araştırmacılar özellikle savaşlar, afetler ve çok sayıda yaralının aynı anda sağlık hizmetine ihtiyaç duyduğu kitlesel olaylarda ortaya çıkabilecek kan gereksinimini değerlendirdi.</p>

<p>İnceleme, kadavra kanının günümüzde rutin kullanıma alınmasını öneren bir tedavi kılavuzu değildi.</p>

<p>Çalışmanın amacı tarihsel deneyimi incelemek ve olağanüstü durumlarda araştırılabilecek bilimsel soruları ortaya koymaktı.</p>

<p>Dolayısıyla yaklaşık bir asır önceki uygulama, günümüzde geçerli bir klinik tedavi önerisi olarak değil, transfüzyon tarihinin sıra dışı bir deneyimi olarak değerlendiriliyor.</p>

<h3>Dünyaca tanınan cerrah Stalin döneminde tutuklandı</h3>

<p>Sergey Yudin’in yaşam öyküsü yalnızca kan transfüzyonuyla sınırlı değildi.</p>

<p>1891 doğumlu Yudin; mide ve yemek borusu cerrahisi, travma cerrahisi, spinal anestezi ve kan transfüzyonu alanlarında yaptığı çalışmalarla Sovyetler Birliği’nin en tanınmış cerrahlarından biri hâline geldi.</p>

<p>Uluslararası cerrahi çevrelerle ilişkiler kurdu ve Sovyetler Birliği dışındaki bilim insanları tarafından da tanınan bir isim oldu.</p>

<p>Ancak mesleki itibarı onu Stalin döneminin siyasi baskılarından korumadı.</p>

<p>Yudin, Aralık 1948’de Sovyet güvenlik makamları tarafından tutuklandı.</p>

<p>Üç yıldan uzun süre yargılanmadan cezaevinde tutuldu. 1952 yılında Sibirya’ya sürgün edildi.</p>

<p>Stalin’in Mart 1953’te ölümünün ardından hakkındaki suçlamalar kaldırıldı ve Moskova’ya dönmesine izin verildi.</p>

<p>Yudin’in özgürlüğüne kavuşmasından sonra fazla zamanı kalmadı.</p>

<p>12 Haziran 1954’te, 62 yaşındayken miyokard enfarktüsü sonucu hayatını kaybetti.</p>

<h3>Bir tıbbi yöntemin ötesinde</h3>

<p>Sergey Yudin’in hikâyesini yalnızca “ölüden kan alan cerrah” şeklinde anlatmak, olayın tarihsel bağlamını eksik bırakıyor.</p>

<p>1930’ların hekimleri bugün kan bankalarında hazır bulunan kan ürünlerine sahip değildi. Ağır kan kaybındaki bir hastanın tedavisi çoğu zaman uygun donörün zamanında bulunabilmesine bağlıydı.</p>

<p>Yudin’in yöntemi bu probleme verilen sıra dışı cevaplardan biriydi.</p>

<p>Kadavra kanı günümüzde standart transfüzyon yöntemi olmadı. Buna karşılık kanın insan vücudu dışında saklanabileceği, önceden incelenebileceği ve gerektiğinde hazır bulundurulabileceği düşüncesinin geliştiği dönemin önemli deneyimlerinden biri olarak tarihe geçti.</p>

<p>Hikâyenin başka bir yönü ise insan dokularının ölümden sonra başka insanların tedavisinde kullanılabilmesi düşüncesiydi.</p>

<p>Bazı tıp tarihçileri, kanın da bir insan dokusu olması nedeniyle kadavradan alınan kanın yaşayan bir hastada kullanılmasını klinik transplantasyon düşüncesinin erken öncüllerinden biri olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Sergey Yudin’in yaşamı böylece <strong>transfüzyon tıbbının gelişimi, bilimsel cesaret, etik tartışmalar ve Stalin döneminin siyasi baskılarının aynı biyografide kesiştiği sıra dışı bir tıp tarihi hikâyesine</strong> dönüştü.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>• JAMA – Transfusion of Cadaver Blood, 1936</p>

<p>• The Lancet – Transfusion of Stored Cadaver Blood: Practical Considerations — The First Thousand Cases, 1937</p>

<p>• Asclepio – Sergei Yudin ve Kadavra Kanı Transfüzyonunun Tarihi, 2022</p>

<p>• Surgery – Sergei S. Yudin: An Untold Story, 2006</p>

<p>• Transfusion – Deceased Donor Blood Transfusion in Emergency Resuscitation: A Scoping Review of Historical Evidence for Military and Mass Casualty Applications, 2025</p>

<p>• Dünya Sağlık Örgütü – Kan Güvenliği ve Erişilebilirliği</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/oluden-alinan-kan-canliya-verildi-sscbde-tip-tarihine-gecen-1930-transfuzyonu</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 20:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/1930-moskova-sira-disi-transfuzyon-200kb.jpg" type="image/jpeg" length="56383"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ’nün Acı Kaybı: Prof. Dr. Yavuz Yaman Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/odtunun-aci-kaybi-prof-dr-yavuz-yaman-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/odtunun-aci-kaybi-prof-dr-yavuz-yaman-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Yavuz Yaman’ın vefatı akademi camiasında üzüntüyle karşılandı. Bölüm tarafından yayımlanan mesajda Yaman için rahmet, ailesi ve ODTÜ camiası için başsağlığı dilekleri paylaşıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Orta Doğu Teknik Üniversitesi Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Yavuz Yaman hayatını kaybetti. Prof. Dr. Yaman’ın vefatı, görev yaptığı bölüm tarafından yayımlanan taziye mesajıyla duyuruldu.</p>

<p>ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü tarafından yapılan açıklamada, merhum akademisyen için rahmet dilenirken ailesine, yakınlarına ve tüm ODTÜ camiasına başsağlığı iletildi. Yaman’ın vefatı, uzun yıllar görev yaptığı üniversitede ve havacılık mühendisliği alanında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Prof. Dr. Yavuz Yaman, ODTÜ’de havacılık ve uzay mühendisliği alanında uzun yıllar akademik çalışmalar yürüttü. Yapısal mekanik, titreşim, aeroelastisite, akıllı yapılar ve şekil değiştirebilen kanat sistemleri gibi alanlarda çalışmalarıyla tanınan Yaman, mühendislik eğitimine ve araştırma kültürüne katkı sundu.</p>

<p>Akademik kariyeri boyunca çok sayıda öğrenci ve araştırmacının yetişmesinde emeği bulunan Prof. Dr. Yaman, ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü’nün hafızasında iz bırakan isimlerden biri olarak anılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Yavuz Yaman Kimdir?</p>

<ul>
 <li>Unvanı: Prof. Dr.</li>
 <li>Kurumu: Orta Doğu Teknik Üniversitesi</li>
 <li>Bölümü: Havacılık ve Uzay Mühendisliği</li>
 <li>Görevi: Emekli öğretim üyesi</li>
 <li>Çalışma Alanları: Havacılık yapıları, titreşim, aeroelastisite, akıllı yapılar ve şekil değiştirebilen kanat sistemleri</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/odtunun-aci-kaybi-prof-dr-yavuz-yaman-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 20:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9715.jpeg" type="image/jpeg" length="35023"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş Raskin Dosyasını Kapatmadı: 16 Milyon Euroluk Yeni Teklif]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktas-raskin-dosyasini-kapatmadi-16-milyon-euroluk-yeni-teklif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktas-raskin-dosyasini-kapatmadi-16-milyon-euroluk-yeni-teklif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş, Nicolas Raskin transferinde geri adım atmadı. İngiltere ve İskoçya kaynaklarına göre ilk kiralama girişiminin reddedilmesinin ardından siyah-beyazlılar yaklaşık 16 milyon euroluk bonservis teklifi yaptı. Rangers bu öneriyi de kabul etmezken, İskoç kulübünün beklentisinin yaklaşık 23 milyon euro seviyesinde olduğu bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş Raskin Dosyasını Kapatmadı: 16 Milyon Euroluk Yeni Teklif Reddedildi</p>

<p>Beşiktaş’ın Nicolas Raskin transferinde dün yaşanan olumsuz gelişmenin ardından dosyayı kapatmadığı ortaya çıktı.</p>

<p>Siyah-beyazlılar, Rangers’ın kiralama formülüne sıcak bakmaması üzerine transfer stratejisini değiştirdi ve bu kez Belçikalı orta saha oyuncusunun bonservisini almak için İskoç kulübünün kapısını çaldı.</p>

<p>İngiliz basınında yer alan son bilgilere göre Beşiktaş’ın yeni teklifi yaklaşık 16 milyon euroya ulaştı.</p>

<p>Rangers ise bu öneriye de “hayır” dedi.</p>

<p>Kiralamadan Bonservis Teklifine</p>

<p>Transferdeki en önemli yeni ayrıntı teklifin yalnızca miktarının değil, yapısının da değişmesi.</p>

<p>Beşiktaş’ın daha önce Raskin için satın alma bağlantılı bir kiralama formülü üzerinde çalıştığı bildirilmişti. Rangers yönetimi ise oyuncuyu geçici olarak göndermek istemediği için bu modeli kabul etmemişti.</p>

<p>Yeni girişimde siyah-beyazlıların doğrudan bonservis formülüne geçtiği belirtiliyor.</p>

<p>TEAMtalk muhabiri Fraser Fletcher’ın kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Beşiktaş, Rangers’a yaklaşık 13,7 milyon sterlin, yani yaklaşık 16 milyon euro değerinde yeni bir teklif sundu.</p>

<p>Rangers 16 Milyon Euroyu da Kabul Etmedi</p>

<p>Beşiktaş’ın teklif modelini değiştirmesi Rangers’ın kararını değiştirmeye yetmedi.</p>

<p>İskoç kulübünün 16 milyon euro seviyesindeki öneriyi reddettiği bildirildi.</p>

<p>Rangers’ın Raskin için yaptığı değerlemenin yaklaşık 20 milyon sterlin, güncel kurla yaklaşık 23 milyon euro seviyesinde olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Bu durumda tarafların değerlemeleri arasında yaklaşık 7 milyon euroluk önemli bir fark bulunuyor.</p>

<p>Ancak transfer görüşmelerinde bonuslar, ödeme takvimi ve sonraki satıştan pay gibi maddeler devreye girebildiği için bu farkın tamamının peşin bonservis bedeli üzerinden kapanması gerekmeyebilir.</p>

<p>Sky Sports: Yeni Teklif de Reddedildi</p>

<p>Dosyanın yalnızca tek bir haber kaynağına dayanmadığını gösteren önemli doğrulama ise Sky Sports cephesinden geldi.</p>

<p>Sky Sports kaynaklı güncel bilgiler, Beşiktaş’ın ilk girişimin ardından Rangers’a yeni bir teklif sunduğunu ve İskoç kulübünün bu öneriyi de reddettiğini doğruluyor.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor.</p>

<p>Yeni teklifin yaklaşık 16 milyon euro olduğu yönündeki spesifik rakamın kaynağı TEAMtalk. Sky Sports yeni teklif ve ret bilgisini desteklerken aynı rakamı bağımsız biçimde doğrulamış değil.</p>

<p>Bu nedenle 16 milyon euroyu kesinleşmiş resmî bonservis bedelinden ziyade, güvenilir kaynakların aktardığı pazarlık rakamı olarak değerlendirmek gerekiyor.</p>

<p>Beşiktaş Raskin’den Vazgeçmedi</p>

<p>Yeni teklifin ortaya çıkması Beşiktaş açısından transferdeki en önemli mesajı da veriyor:</p>

<p>Raskin dosyası kapanmış değil.</p>

<p>İlk teklifin reddedilmesinin ardından siyah-beyazlıların transfer modelini değiştirerek yeniden Rangers yönetiminin karşısına çıkması, oyuncunun orta saha planlamasında ciddi biçimde değerlendirildiğini gösteriyor.</p>

<p>TEAMtalk da transfer penceresi kapanmadan Beşiktaş’ın bir kez daha teklif yükseltme ihtimalinin dışlanamayacağını aktarıyor.</p>

<p>Rangers Neden Direniyor?</p>

<p>Rangers’ın pazarlıkta güçlü davranmasının temel nedenlerinden biri Raskin’in sözleşme durumu.</p>

<p>Belçikalı orta saha oyuncusunun İskoç kulübüyle sözleşmesinin devam etmesi, Rangers yönetimini kısa vadede satış yapmak zorunda bırakmıyor.</p>

<p>25 yaşındaki futbolcunun takımın önemli isimlerinden biri olması da kulübün yüksek bonservis beklentisini destekliyor.</p>

<p>Dolayısıyla Rangers açısından mesele yalnızca Beşiktaş’ın teklifinin büyüklüğü değil. İskoç kulübü, oyuncunun sportif ve ekonomik değerinin karşılığını almak istiyor.</p>

<p>Transferin Matematiği: Yaklaşık 7 Milyon Euro Fark</p>

<p>Mevcut bilgiler üzerinden transfer masasındaki tablo oldukça net:</p>

<p>Beşiktaş yaklaşık 16 milyon euro seviyesine çıktı.</p>

<p>Rangers’ın değerlemesi ise yaklaşık 23 milyon euro.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Arada yaklaşık 7 milyon euro bulunuyor.</p>

<p>Bu farkın büyüklüğü nedeniyle transferin kolay biçimde sonuçlanacağını söylemek mümkün değil.</p>

<p>Bununla birlikte Beşiktaş’ın kısa süre içerisinde kiralama formülünden doğrudan bonservis teklifine geçmesi, siyah-beyazlı yönetimin pazarlığı sürdürme iradesini ortaya koyuyor.</p>

<p>Şimdi Gözler Üçüncü Hamlede</p>

<p>Nicolas Raskin transferinde bundan sonraki kritik soru Beşiktaş’ın üçüncü kez Rangers’ın kapısını çalıp çalmayacağı.</p>

<p>Mevcut durumda anlaşma yok ve Rangers son teklifi de reddetmiş durumda.</p>

<p>Ancak Beşiktaş’ın dosyayı kapatmadığına ilişkin İngiltere’den gelen bilgiler, transfer döneminin son bölümünde yeni bir teklif ihtimalini canlı tutuyor.</p>

<p>Siyah-beyazlıların rakamı yükseltmesi, bonuslarla yeni bir paket oluşturması veya Rangers’ın talebini aşağı çekmesi halinde pazarlık yeniden hızlanabilir.</p>

<p>Şimdilik söylenebilecek en net cümle şu:</p>

<p>Beşiktaş Raskin’den vazgeçmedi, ancak Rangers’ın istediği rakama da henüz ulaşmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktas-raskin-dosyasini-kapatmadi-16-milyon-euroluk-yeni-teklif</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 19:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9713.jpeg" type="image/jpeg" length="95989"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sosyal Medyadaki Mucize Tedavilere Halk Sağlığı Uyarısı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sosyal-medyadaki-mucize-tedavilere-halk-sagligi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sosyal-medyadaki-mucize-tedavilere-halk-sagligi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Açık, Halk Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada dijital mecralarda yayılan mucize kürler, kontrolsüz takviye önerileri ve kaynağı belirsiz sağlık içeriklerine karşı uyardı. Açık, sağlıkla ilgili kararların sosyal medya paylaşımlarına değil, hekim değerlendirmesine dayanması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Açık, 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında yaptığı değerlendirmede, dijital mecralarda hızla yayılan sağlık önerilerinin toplum sağlığı açısından yeni ve ciddi bir risk alanı oluşturduğunu belirtti.</p>

<p>Arama motorları, sosyal medya videoları, mesajlaşma grupları ve yapay zekâ araçları sayesinde sağlık bilgisine ulaşmanın artık birkaç saniye sürdüğünü ifade eden Açık, asıl meselenin bilgiye erişmek değil, ulaşılan bilginin doğruluğunu ayırt edebilmek olduğunu söyledi.</p>

<p>Açık, internette karşılaşılan her sağlık tavsiyesinin güvenilir kabul edilmemesi gerektiğini belirterek özellikle “kesin çözüm”, “mucize kür”, “tek yöntemle tedavi” ve “herkese uygun” gibi ifadelerin dikkatle sorgulanması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Sağlık Okuryazarlığı Artık Daha Kritik</p>

<p>Prof. Dr. Açık’a göre sağlık okuryazarlığı yalnızca bilgiye ulaşmak anlamına gelmiyor. Kişinin ulaştığı bilgiyi anlayabilmesi, kaynağını değerlendirebilmesi ve bu bilgiyi doğru şekilde kullanabilmesi de sağlık okuryazarlığının temel parçaları arasında yer alıyor.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı’nın 2024 yılı sonunda yayımladığı “Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Düzeyi ve İlişkili Faktörleri Araştırması”na dikkat çeken Açık, Türkiye’de sağlıkla ilgili konularda en önemli bilgi kaynağının yüzde 69,1 ile aile hekimleri olduğunu aktardı. Buna karşın nüfusun yüzde 63,7’sinin sağlık bilgisine ulaşmak için internet arama motorlarını, yüzde 45,1’inin televizyonu, yüzde 29,6’sının ise sosyal medyayı kullandığını belirtti.</p>

<p>Bu tabloya son yıllarda yapay zekâ araçlarının da eklendiğini söyleyen Açık, dijital kaynakların bilgiye erişimi kolaylaştırdığını ancak doğru bilgiyi ayıklama sorumluluğunu da artırdığını ifade etti.</p>

<p>Doğal Ürün Uyarısı: Herkes İçin Güvenli Değil</p>

<p>Dijital mecralarda bazı bitkiler, karışımlar, besinler ve takviyelerin hastalıkları önleyen ya da tedavi eden mucize çözümler gibi sunulabildiğine dikkat çeken Açık, “doğal” ifadesinin tek başına güvenlik anlamına gelmediğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açık, her bireyin sağlık durumunun, kullandığı ilaçların, kronik hastalıklarının ve tedavilere verdiği yanıtın farklı olduğunu vurgulayarak, bir kişi için uygun görünen bir ürünün başka bir kişi için risk oluşturabileceğini söyledi.</p>

<p>Özellikle kronik hastalığı bulunanlar, hamileler, çocuklar, yaşlılar ve düzenli ilaç kullananların bitkisel ürün, takviye veya alternatif uygulamalara başlamadan önce mutlaka hekim ya da eczacıya danışması gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p>Çok İzlenmesi Güvenilir Olduğu Anlamına Gelmiyor</p>

<p>Prof. Dr. Açık, sağlık içeriklerinde popülerliğin güvenilirlik ölçütü olmadığını da vurguladı. Bir içeriğin çok izlenmesi, çok paylaşılması veya tanınmış kişiler tarafından dile getirilmesinin onu bilimsel açıdan doğru kılmayacağını belirtti.</p>

<p>Sağlık bilgisinde kaynağın kim olduğu, kişinin ya da kurumun bu alandaki uzmanlığı, bilginin güncel bilimsel verilere dayanıp dayanmadığı ve resmi sağlık kurumlarıyla uyumlu olup olmadığı gibi noktaların mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Yapay Zekâ Yardımcı Olabilir Ama Tanı Koyamaz</p>

<p>Açık, sağlıkla ilgili konularda yapay zekâ araçlarının kullanımına da ayrı bir başlık açtı. Yapay zekânın bir konuyu anlamak, temel bilgiye ulaşmak veya güvenilir kaynaklara yönelmek için yardımcı olabileceğini belirten Açık, bunun tıbbi karar yerine geçemeyeceğini söyledi.</p>

<p>Aynı belirtinin farklı hastalıkların işareti olabileceğini hatırlatan Açık, kişinin sağlık durumunun birkaç belirti üzerinden değerlendirilemeyeceğini kaydetti. Tanı koyma, ilaç başlama, ilaç bırakma, doz değiştirme veya mevcut tedaviyi değiştirme gibi kararların mutlaka hekim kontrolünde alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Sağlık Bilgisini Sorgulamak İçin 5 Soru</p>

<p>Prof. Dr. Yasemin Açık, internette karşılaşılan sağlık içeriklerini değerlendirirken beş temel sorunun sorulmasını önerdi:</p>

<ol>
 <li>Bilgiyi kim paylaşıyor, kişinin ya da kurumun uzmanlığı açık mı?</li>
 <li>İddia bilimsel araştırmalara ve resmi sağlık kurumlarının güncel bilgilerine dayanıyor mu?</li>
 <li>İçeriğin yayımlanma veya güncellenme tarihi bulunuyor mu?</li>
 <li>“Kesin sonuç”, “mucize çözüm”, “herkese uygun” gibi iddialı ifadeler kullanılıyor mu?</li>
 <li>Öneri ilaç bırakmayı, doz değiştirmeyi, tedaviyi ertelemeyi veya kontrolsüz takviye kullanımını içeriyor mu?</li>
</ol>

<p>Açık, bu sorulardan birinin bile şüphe yaratması halinde bilginin uygulanmadan veya başkalarıyla paylaşılmadan önce güvenilir kaynaklardan kontrol edilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Halk Sağlığı Haftası’nda 7 Gün 7 Tema</p>

<p>Sağlık Bakanlığı’nın Halk Sağlığı Haftası kapsamında 7 gün boyunca farklı temalarla toplum sağlığının önemli başlıklarına dikkat çekeceği bildirildi. Anne ve çocuk sağlığı, dijital bağımlılık, sağlıklı yaşam alışkanlıkları, kanser taramaları ve aşıyla korunma gibi konular hafta boyunca gündeme taşınacak.</p>

<p>5 Eylül’de ise “Bilgiyi Sorgula, Kaynağı Doğrula, Sağlığını Aşı ile Koru” temasıyla sağlık okuryazarlığının önemine dikkat çekilecek.</p>

<p>Prof. Dr. Yasemin Açık, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesi için emek veren tüm sağlık çalışanlarının Halk Sağlığı Haftası’nı kutlayarak, güvenilir bilginin sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sosyal-medyadaki-mucize-tedavilere-halk-sagligi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 19:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9712.jpeg" type="image/jpeg" length="55165"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Balıkesir Üniversitesi Öğrencisi Tuba Işın Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/balikesir-universitesi-ogrencisi-tuba-isin-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/balikesir-universitesi-ogrencisi-tuba-isin-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Balıkesir Üniversitesi, Necatibey Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı öğrencisi Tuba Işın’ın vefat ettiğini duyurdu. Üniversite yönetimi, yayımladığı mesajla ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Balıkesir Üniversitesi, Necatibey Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı öğrencisi Tuba Işın’ın hayatını kaybettiğini açıkladı.</p>

<p>Üniversite tarafından yayımlanan başsağlığı mesajında, Tuba Işın’ın vefatının derin bir üzüntüyle öğrenildiği belirtildi. Mesajda, “Öğrencimize Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum” ifadelerine yer verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu imzasıyla yayımlanan mesaj, üniversite camiasında büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Tuba Işın’ın vefat nedeni ve cenaze programına ilişkin resmi bir bilgi paylaşılmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/balikesir-universitesi-ogrencisi-tuba-isin-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9708.jpeg" type="image/jpeg" length="66841"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray Üniversitesi Öğrencisi Fatma Zehra Önen Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/galatasaray-universitesi-ogrencisi-fatma-zehra-onen-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/galatasaray-universitesi-ogrencisi-fatma-zehra-onen-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Karşılaştırmalı Dilbilim ve Uygulamalı Yabancı Diller Bölümü 3. sınıf öğrencisi Fatma Zehra Önen’in tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybettiğini duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi öğrencisi Fatma Zehra Önen hayatını kaybetti.</p>

<p>Üniversiteden yapılan açıklamada, Karşılaştırmalı Dilbilim ve Uygulamalı Yabancı Diller Bölümü 3. sınıf öğrencisi Fatma Zehra Önen’in tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdiği bildirildi.</p>

<p>Galatasaray Üniversitesi tarafından yayımlanan taziye mesajında, Önen’in vefatının derin bir üzüntüyle öğrenildiği ifade edildi. Açıklamada, merhumeye Allah’tan rahmet dilenirken; ailesine, yakınlarına, arkadaşlarına ve Galatasaray Üniversitesi camiasına başsağlığı temennisinde bulunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fatma Zehra Önen’in vefatı, üniversite camiasında ve öğrenci arkadaşları arasında büyük üzüntüye neden oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/galatasaray-universitesi-ogrencisi-fatma-zehra-onen-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 16:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9705.jpeg" type="image/jpeg" length="93408"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BUCKON 2026 Çocuk Sağlığının Geleceğini İzmir’de Tartışacak]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/buckon-2026-cocuk-sagliginin-gelecegini-izmirde-tartisacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/buckon-2026-cocuk-sagliginin-gelecegini-izmirde-tartisacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tıp Fakültesi Pediatri Kongresi BUCKON 2026, 10–12 Eylül 2026 tarihlerinde İzmir’de gerçekleştirilecek. Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ev sahipliğindeki kongrede, “Disiplinlerarası İş Birliği ile Çocuk Sağlığında Güçlü Gelecek” temasıyla pediatrinin farklı alanlarındaki güncel yaklaşımlar, klinik deneyimler ve sağlık profesyonelleri arasındaki iş birliği ele alınacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen <strong>Pediatri Kongresi BUCKON 2026</strong>, 10–12 Eylül 2026 tarihlerinde Wyndham Grand İzmir Özdilek’te gerçekleştirilecek. Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ev sahipliği yapacağı bilimsel toplantı, çocuk sağlığının farklı alanlarında çalışan hekim ve sağlık profesyonellerini İzmir’de bir araya getirecek.</p>

<p><img alt="BUCKON 2026 Çocuk Sağlığının Geleceğini İzmir’de Tartışacak" class="detail-photo img-fluid" height="780" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9701.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Bu yıl kongrenin ana teması <strong>“Disiplinlerarası İş Birliği ile Çocuk Sağlığında Güçlü Gelecek”</strong> olarak belirlendi.</p>

<p>Kongre başkanlığını Prof. Dr. Dilek Orbatu yürütüyor.</p>

<h3>Çocuk sağlığında disiplinlerarası yaklaşım öne çıkacak</h3>

<p>Modern pediatri, yalnızca tek bir uzmanlık alanının sınırları içinde yürütülen bir sağlık hizmeti olmaktan giderek uzaklaşıyor. Yenidoğan döneminden ergenliğe kadar ortaya çıkabilen sağlık sorunları; çocuk kardiyolojisi, nöroloji, hematoloji, enfeksiyon hastalıkları, alerji ve immünoloji, metabolizma, genetik, çocuk cerrahisi ve farklı sağlık disiplinlerinin ortak çalışmasını gerektirebiliyor.</p>

<p>BUCKON 2026’nın ana teması da bu klinik gerçeklik üzerine kuruldu.</p>

<p>Kongrede farklı uzmanlık alanlarının bilgi ve deneyimlerini aynı bilimsel platformda paylaşması, çocuk hastaların değerlendirilmesi ve izlenmesinde disiplinler arasında daha güçlü bir iletişim kurulması hedefleniyor.</p>

<h3>İnteraktif oturumlar, paneller ve özel kurslar</h3>

<p>Kongrenin resmî duyurusuna göre programda ulusal ve uluslararası düzeyde konuşmacıların yer aldığı bilimsel oturumların yanı sıra interaktif oturumlar, paneller ve özel kurslar bulunacak.</p>

<p>Bu yapı, kongrenin yalnızca klasik konferans sunumlarından oluşan bir program yerine klinik uygulama, deneyim paylaşımı ve farklı disiplinlerin karşılıklı tartışmasına alan açan bir bilimsel toplantı olarak planlandığını gösteriyor.</p>

<p><img alt="BUCKON 2026 Çocuk Sağlığının Geleceğini İzmir’de Tartışacak-1" class="detail-photo img-fluid" height="355" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/5393a251-db3e-4748-bd48-3e0731a6c38c.jpeg" width="444" /></p>

<p>Organizasyon ayrıca çocuk sağlığı alanındaki farklı disiplinlerin ortak oturumlarla programa katılmasını hedefliyor.</p>

<h3>Aile hekimleriyle başlayan iş birliği genişletiliyor</h3>

<p>BUCKON’un önceki kongresinde aile hekimleriyle ortak oturumlar düzenlenmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu yaklaşım, çocukların sağlık sistemi içindeki ilk başvuru noktalarından biri olan aile hekimliği ile pediatri arasındaki iletişimin bilimsel toplantı ortamında da güçlendirilmesine yönelik bir adım olmuştu.</p>

<p>2026 kongresinde ise bu modelin çocuk sağlığıyla ilişkili farklı disiplinleri içine alacak şekilde genişletilmesi planlanıyor.</p>

<p>Böylece birinci basamak sağlık hizmetlerinden ileri uzmanlık alanlarına kadar çocuk sağlığında görev alan farklı meslek ve uzmanlık gruplarının aynı bilimsel gündem çevresinde buluşması amaçlanıyor.</p>

<h3>BUCKON’un temeli 2019’da atıldı</h3>

<p>Kongre organizasyonunun açıklamasına göre ilk BUCKON toplantısı 2019 yılında gerçekleştirildi.</p>

<p>İzmir’de çocuk sağlığı alanında sürdürülen bilimsel toplantı geleneği, sonraki yıllarda farklı eğitim etkinlikleri, kurslar ve sempozyumlarla genişledi.</p>

<p>BUCKON 2026 da bu birikimin yeni halkası olarak düzenleniyor.</p>

<h3>Genç pediatristlere yönelik eğitim programı da düzenlendi</h3>

<p>BUCKON 2026 hazırlıkları yalnızca eylül ayındaki ana kongreyle sınırlı kalmadı.</p>

<p>Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 14 Nisan 2026 tarihinde <strong>“1. Yeni Nesil Pediatristler Sempozyumu BUCKON 2026 – Genç Bakış, Güncel Çözümler”</strong> gerçekleştirildi.</p>

<p>Genç hekimlere yönelik programda vaka temelli klinik yaklaşım, karar verme süreçleri, kriz yönetimi ve ekip çalışmasının geliştirilmesine yönelik uygulamalı eğitimlere yer verildi.</p>

<p>Sempozyum, BUCKON çatısı altında genç pediatristlerin bilimsel ve klinik gelişimine yönelik eğitim çalışmalarının da yürütüldüğünü ortaya koydu.</p>

<h3>Pediatrinin değişen gündemi İzmir’de ele alınacak</h3>

<p>Çocuk sağlığındaki bilimsel gelişmeler yalnızca yeni tanı ve tedavi yöntemleriyle sınırlı değil.</p>

<p>Koruyucu sağlık hizmetleri, aşılama, beslenme, kronik hastalıkların izlemi, erken tanı, yenidoğan sağlığı, çocukluk çağı enfeksiyonları, genetik hastalıklar ve teknolojinin klinik uygulamalara girmesi pediatrinin gündemini sürekli genişletiyor.</p>

<p>Bu değişim, çocuk hastaların değerlendirilmesinde farklı uzmanlık alanlarının birlikte çalışmasını daha görünür hâle getiriyor.</p>

<p>BUCKON 2026’nın disiplinlerarası teması da kongrenin bilimsel çerçevesini bu değişim üzerine kuruyor.</p>

<h3>Üç günlük bilimsel buluşma</h3>

<p>SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Pediatri Kongresi, <strong>10 Eylül 2026’da başlayacak ve 12 Eylül 2026’da sona erecek.</strong></p>

<p>İzmir’de üç gün sürecek BUCKON 2026’da çocuk sağlığının farklı alanlarındaki güncel bilimsel bilgi ve klinik deneyimlerin paylaşılması, genç hekimlerin eğitimine katkı sağlanması ve sağlık profesyonelleri arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Kongrenin ana mesajı ise çocuk sağlığında giderek daha fazla öne çıkan bir yaklaşımı merkeze alıyor: <strong>Aynı çocuğun sağlığı için farklı disiplinlerin birlikte çalışması.</strong></p>

<h1>Kaynaklar</h1>

<p>• Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kongre ve Bilimsel Etkinlikler Platformu – SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Pediatri Kongresi</p>

<p>• İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi – SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Pediatri Kongresi duyurusu, 31 Temmuz 2026</p>

<p>• İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi – 1. Yeni Nesil Pediatristler Sempozyumu BUCKON 2026 duyurusu, 14 Nisan 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧪 Bilimsel Etkinlikler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/buckon-2026-cocuk-sagliginin-gelecegini-izmirde-tartisacak</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 13:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/b-u-c-k-o-n.webp" type="image/jpeg" length="31026"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Brezilya’dan Beşiktaş-Bidon Transferine Fren: Henüz Resmî Teklif Yok]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/brezilyadan-besiktas-bidon-transferine-fren-henuz-resmi-teklif-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/brezilyadan-besiktas-bidon-transferine-fren-henuz-resmi-teklif-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın Breno Bidon transferinde Brezilya’dan yeni bilgiler geldi. Türkiye’de yüksek rakamlı resmî teklif iddiaları gündeme gelirken, UOL’un Corinthians cephesinden aktardığı son bilgiye göre Brezilya kulübüne henüz resmî teklif ulaşmadı. Taraflar arasındaki temasın sürdüğü belirtilirken, yaklaşık 12 milyon euro seviyesindeki görüşmelerin henüz bağlayıcı bir teklife dönüşmediği ifade ediliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Brezilya’dan Beşiktaş-Bidon Transferine Fren: Henüz Resmî Teklif Yok</p>

<p>Beşiktaş’ın Corinthians’ın 21 yaşındaki orta saha oyuncusu Breno Bidon için yürüttüğü transfer çalışmasında Brezilya’dan gelen yeni bilgiler, Türkiye’de oluşan beklentiyi değiştirebilecek nitelikte.</p>

<p>Siyah-beyazlıların genç futbolcu için Corinthians ile temas kurduğu ve taraflar arasında görüşmeler gerçekleştirildiği Brezilya kaynaklarınca doğrulanmıştı.</p>

<p>Ancak transferin resmî teklif aşamasına ulaşıp ulaşmadığı konusunda yeni bir ayrıntı ortaya çıktı.</p>

<p>UOL: Corinthians’a Henüz Resmî Teklif Ulaşmadı</p>

<p>Brezilya’nın önde gelen spor yayınlarından UOL’un 3 Eylül tarihli haberine göre Corinthians yönetimi, Beşiktaş’ın Breno Bidon’a yönelik ilgisinden haberdar.</p>

<p>Ancak Brezilya kulübüne şu ana kadar resmî bir teklif ulaşmadığı belirtiliyor.</p>

<p>Bu ayrıntı önemli. Çünkü Türkiye’de son saatlerde Beşiktaş’ın Bidon için oldukça yüksek rakamlara ulaşan resmî bir teklif yaptığı yönünde haberler dolaşıma girmiş durumda.</p>

<p>Brezilya cephesinden gelen güncel bilgi ise görüşme ile resmî teklif arasındaki farkı ortaya koyuyor.</p>

<p>12 Milyon Euro Nereden Çıktı?</p>

<p>Transfer dosyasındaki yaklaşık 12 milyon euroluk rakam ise bir önceki gün UOL yazarı ve Corinthians muhabiri Samir Carvalho tarafından gündeme getirildi.</p>

<p>Carvalho, Corinthians ile Beşiktaş arasındaki temaslarda yaklaşık 12 milyon euro, yani yaklaşık 71 milyon Brezilya reali seviyesindeki bir bedelin konuşulduğunu bildirmişti.</p>

<p>Ancak bu rakamın imzalanmış anlaşma veya Corinthians’a gönderilmiş bağlayıcı resmî teklif anlamına gelmediği anlaşılıyor.</p>

<p>Dolayısıyla Beşiktaş’ın Bidon için 12 milyon euro civarında bir operasyon üzerinde çalışması ile kulübe resmî teklif sunması birbirinden ayrılması gereken iki farklı aşama.</p>

<p>23 Milyon Euro İddiasına Temkinli Yaklaşmak Gerekiyor</p>

<p>Türkiye’de ise transferle ilgili rakam çok daha yukarı çıktı.</p>

<p>Bazı yayınlarda Beşiktaş’ın Breno Bidon için 23 milyon euro seviyesinde resmî teklif yaptığı yönünde haberler yer aldı.</p>

<p>Ancak Corinthians cephesinden gelen son bilgiler bu iddiayı şu aşamada desteklemiyor.</p>

<p>Bu nedenle 23 milyon euro rakamını kesinleşmiş bir teklif olarak vermek yerine iddia olarak değerlendirmek daha doğru görünüyor.</p>

<p>Özellikle transfer dönemlerinin son günlerinde aynı haberin farklı yayınlar tarafından birbirinden kopyalanması, tek bir iddianın birden fazla bağımsız kaynak tarafından doğrulanmış izlenimi oluşturmasına yol açabiliyor.</p>

<p>Bidon dosyasında da kaynağın kaynağına bakmak bu nedenle önem taşıyor.</p>

<p>Beşiktaş’ın İlgisi Gerçek</p>

<p>Son gelişme transfer girişiminin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Brezilya kaynakları Beşiktaş’ın Breno Bidon’a yönelik ilgisini ve Corinthians ile temas kurulduğunu doğruluyor.</p>

<p>Dolayısıyla tartışılan konu “Beşiktaş Bidon’u istiyor mu?” değil, transfer görüşmelerinin hangi aşamaya ulaştığı.</p>

<p>Mevcut tabloya göre siyah-beyazlıların ilgisi somut ancak Corinthians cephesinden gelen son bilgi, görüşmelerin henüz resmî ve bağlayıcı teklif aşamasına geçmediğine işaret ediyor.</p>

<p>Corinthians Daha Yüksek Bedel İstiyor</p>

<p>Transferin bir diğer önemli ayağını Corinthians’ın beklentisi oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Brezilya’dan daha önce aktarılan bilgilere göre Corinthians yönetimi, yaklaşık 12 milyon euro seviyesinde konuşulan rakamı yükseltmek istiyor.</p>

<p>Genç futbolcunun potansiyeli ve Avrupa kulüplerinin ilgisi nedeniyle Brezilya ekibinin pazarlıkta acele etmek istemediği belirtiliyor.</p>

<p>Bu durum Beşiktaş açısından pazarlığın henüz tamamlanmadığını gösteren bir başka unsur.</p>

<p>Oyuncunun Kararı da Kritik</p>

<p>Breno Bidon cephesindeki tercih de transferin belirleyici başlıklarından biri olmaya devam ediyor.</p>

<p>Daha önce Brezilya basını, genç orta saha oyuncusunun Avrupa’da forma giymek istediğini ancak kariyer planlamasında İngiltere, İspanya ve İtalya gibi büyük ligleri öncelikli gördüğünü bildirmişti.</p>

<p>Bu nedenle Beşiktaş’ın Corinthians ile anlaşması halinde bile oyuncu cephesindeki görüşmeler önem taşıyacak.</p>

<p>Transfer Bitmedi, Ancak Henüz Bitme Noktasında da Değil</p>

<p>Bidon dosyasındaki son tabloyu iki uçtan da okumamak gerekiyor.</p>

<p>Beşiktaş’ın ilgisinin gerçek olmadığı sonucunu çıkarmak yanlış. Aynı şekilde Türkiye’de dolaşıma giren yüksek rakamları kullanarak “transfer bitiyor” demek için de yeterli doğrulama bulunmuyor.</p>

<p>Brezilya’dan gelen son güçlü bilgi şu anda daha temkinli bir tablo çiziyor:</p>

<p>Beşiktaş ilgileniyor, Corinthians ile temas bulunuyor ancak Brezilya kulübüne henüz resmî teklif ulaşmış değil.</p>

<p>Transferin yönünü değiştirecek bir sonraki gerçek eşik, Beşiktaş’ın Corinthians’a sunacağı resmî teklif olacak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>UOL Esporte</li>
 <li>Samir Carvalho</li>
 <li>Corinthians kaynakları</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/brezilyadan-besiktas-bidon-transferine-fren-henuz-resmi-teklif-yok</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9694.jpeg" type="image/jpeg" length="36802"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yumuşak Mayalı Poğaça Nasıl Yapılır? Tam Ölçülü Tarif]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yumusak-mayali-pogaca-nasil-yapilir-tam-olculu-tarif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yumusak-mayali-pogaca-nasil-yapilir-tam-olculu-tarif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ilık sütle hazırlanan mayalı hamur, doğru yoğurma ve iki aşamalı dinlendirmeyle yumuşak poğaçalara dönüşüyor. Hamurun kabarması, şeklin korunması ve kurumadan pişmesi için tüm ölçüler tarifte.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>YUMUŞAK MAYALI POĞAÇA NASIL YAPILIR? TAM ÖLÇÜLÜ TARİF</p>

<p>Mayalı poğaça; süt, maya, yumurta ve yağla hazırlanan hamurun dinlendirilip peynirli iç harçla şekillendirilmesiyle yapılan klasik hamur işlerinden biri. Kahvaltıda, çay saatinde veya ara öğünde servis edilebilen poğaça, farklı iç harçlarla da hazırlanabiliyor.</p>

<p>Yumuşak ve gözenekli bir doku için sıvıların sıcaklığı, hamurun kıvamı ve mayalanma süresi önem taşıyor. Fazla un eklenen hamur sertleşirken yeterince dinlenmeyen hamur sıkı kalabiliyor. Gereğinden uzun mayalanan poğaçalar ise fırında yayılabiliyor veya sönebiliyor.</p>

<p>TARİF KARTI</p>

<p>Kaç kişilik: 8 kişilik<br />
Adet: 16 orta boy poğaça<br />
Hazırlık süresi: 30 dakika<br />
İlk mayalanma: 60–75 dakika<br />
Tepsi mayası: 20–25 dakika<br />
Pişirme süresi: 20–24 dakika<br />
Toplam süre: Yaklaşık 2 saat 30 dakika<br />
Pişirme yöntemi: Fırında<br />
Fırın sıcaklığı: 190 derece<br />
Zorluk düzeyi: Orta<br />
Temel ekipman: Büyük yoğurma kabı, mutfak tartısı, fırın tepsisi, pişirme kâğıdı, tel ızgara</p>

<p>MAYALI POĞAÇA İÇİN MALZEMELER</p>

<p>HAMUR İÇİN</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- 600 g un<br />
- 250 ml süt<br />
- 100 ml su<br />
- 100 ml ayçiçek yağı<br />
- 1 büyük yumurta (yaklaşık 55 g)<br />
- 10 g instant kuru maya<br />
- 25 g toz şeker<br />
- 10 g tuz</p>

<p>PEYNİRLİ İÇ HARÇ İÇİN</p>

<p>- 250 g beyaz peynir<br />
- 30 g ince kıyılmış maydanoz<br />
- Yarım çay kaşığı karabiber; isteğe bağlı</p>

<p>ÜZERİ İÇİN</p>

<p>- 1 yumurta sarısı<br />
- 10 ml süt<br />
- 10 g susam<br />
- 5 g çörek otu</p>

<p>YUMUŞAK MAYALI POĞAÇA NASIL YAPILIR?</p>

<p>1. Süt ile suyu küçük bir kapta birleştirin. Karışımı yaklaşık 32–35 dereceye, el yakmayacak ılıklığa getirin. Çok sıcak sıvı mayanın çalışmasını engelleyebilir.</p>

<p>2. Ilık sütlü karışımı geniş yoğurma kabına alın. Toz şekeri ve instant kuru mayayı ekleyip karıştırın.</p>

<p>3. Yumurtayı ve ayçiçek yağını ilave edin. Malzemeleri çırpıcı veya spatulayla homojen hâle gelinceye kadar karıştırın.</p>

<p>4. Unun önce 550 gramını ayrı bir kaba eleyin. Unu sıvı karışıma üç veya dört seferde eklemeye başlayın.</p>

<p>5. Tuzun tamamını unun ikinci bölümüne karıştırarak hamura ilave edin. Tuzu yoğun biçimde doğrudan mayanın üzerine dökmeyin.</p>

<p>6. Hamur toparlanmaya başladığında elinizle yoğurmaya geçin. Kalan unu hamurun kıvamını kontrol ederek azar azar ekleyin.</p>

<p>7. Hamuru tezgâhta veya yoğurma kabında 8–10 dakika yoğurun. Son kıvam yumuşak, esnek ve ele hafifçe yapışan yapıda olmalıdır.</p>

<p>8. Hamuru fazla unla sertleştirmeyin. Hamur çok yapışkansa elinizi hafifçe yağlayarak yoğurmaya devam edin.</p>

<p>9. Temiz bir kabı çok az yağlayın. Hamuru yuvarlayıp kaba alın ve üzerini hava almayacak şekilde kapatın.</p>

<p>10. Hamuru doğrudan güneş almayan, ılık bir ortamda 60–75 dakika bekletin. Süreye değil, hacme bakın; hamur yaklaşık iki katına yaklaşmalıdır.</p>

<p>11. İç harç için beyaz peyniri çatalla ezin. İnce kıyılmış maydanozu ve kullanıyorsanız karabiberi ekleyip karıştırın.</p>

<p>12. Mayalanan hamurun üzerine elinizle hafifçe bastırarak fazla gazını çıkarın. Hamuru mutfak tartısıyla 16 eşit parçaya ayırın. Her parça yaklaşık 70 gram olmalıdır.</p>

<p>13. Hamur parçalarını avucunuzda yuvarlayın. Kurumamaları için üzerlerini temiz bir bez veya gevşek streç filmle örtün.</p>

<p>14. İlk hamur parçasını avucunuzla yaklaşık 10–11 cm çapında açın. Ortasına 1 dolu yemek kaşığı peynirli harç koyun.</p>

<p>15. Hamurun kenarlarını harcın üzerinde birleştirip iyice kapatın. Birleşme yeri altta kalacak şekilde yuvarlak veya oval biçim verin.</p>

<p>16. Hazırlanan poğaçaları pişirme kâğıdı serilmiş tepsiye, aralarında en az 4 cm boşluk bırakarak dizin.</p>

<p>17. Poğaçaların üzerini bastırmadan temiz bir bezle örtün. Oda sıcaklığında 20–25 dakika tepsi mayasına bırakın.</p>

<p>18. Tepsi mayasının son 15 dakikasında fırını alt-üst ayarda 190 dereceye ısıtın.</p>

<p>19. Yumurta sarısıyla sütü küçük bir kâsede karıştırın. Karışımı mayalanan poğaçaların üzerine, hamuru söndürmeden yumuşak hareketlerle sürün.</p>

<p>20. Poğaçaların üzerine susam ve çörek otu serpin. Tepsiyi önceden ısıtılmış fırının orta rafına yerleştirin.</p>

<p>21. Poğaçaları 190 derecede 20–24 dakika pişirin. Üstleri eşit biçimde altın rengini aldığında fırından çıkarın.</p>

<p>22. Poğaçaları tepside 5 dakika dinlendirin. Ardından altlarının nemlenmemesi için tel ızgaraya aktarın.</p>

<p>23. Çok yumuşak kabuk isteniyorsa ilk sıcaklıkları geçtikten sonra üzerlerini temiz bir bezle 10 dakika örtebilirsiniz. Tamamen sıcakken kapalı kaba koymayın.</p>

<p>MAYALI POĞAÇANIN PÜF NOKTALARI</p>

<p>- Süt ve su ılık olmalıdır. Fazla sıcak sıvı mayayı zayıflatabilir; çok soğuk sıvı ise mayalanmayı geciktirebilir.<br />
- Unu tek seferde eklemeyin. Unun nem oranına ve yumurtanın büyüklüğüne göre 20–50 g daha az un yeterli olabilir.<br />
- Hamurun hafif yapışkan kalmasından korkmayın. Sert hamur, kuru ve sıkı poğaçaya dönüşebilir.<br />
- Yoğurma işlemini kısa tutmayın. Hamurun esneklik kazanması ve gazı içinde tutabilmesi için 8–10 dakika yoğurmak gerekir.<br />
- Hamurun yalnızca saate göre değil, hacmine göre mayalandığını kontrol edin. Serin mutfaklarda süre uzayabilir.<br />
- Parmağınızı hamura hafifçe bastırdığınızda iz yavaşça toparlanıyorsa hamur şekillendirmeye hazırdır.<br />
- İç harcı fazla sulu hazırlamayın. Peynir çok nemliyse süzgeçte bekletin veya kâğıt havluyla fazla suyunu alın.<br />
- Poğaçaların kapanma yerlerini iyice birleştirin. Gevşek kapatılan hamur pişerken açılabilir.<br />
- Tepsi mayasını atlamayın. Şekillendirme sırasında sıkışan hamurun yeniden kabarması için bu aşama gereklidir.<br />
- Yumurta sarısını sert fırça darbeleriyle sürmek kabaran hamurun sönmesine yol açabilir.<br />
- Poğaçaları gereğinden uzun pişirmeyin. Üstlerinin koyu kahverengiye ulaşmasını beklemek iç dokuyu kurutabilir.<br />
- Fırından çıkan sıcak poğaçaları hemen kapalı kaba doldurmayın. Biriken buhar tabanlarının ıslanmasına neden olabilir.</p>

<p>UYGUN MALZEME İKAMELERİ</p>

<p>Instant maya yerine 20 g yaş maya kullanılabilir. Yaş mayayı ılık süt, şeker ve suyun bir bölümüyle karıştırıp 5 dakika beklettikten sonra tarife ekleyin.</p>

<p>Ayçiçek yağı yerine 80 ml zeytinyağı kullanılabilir. Zeytinyağının aroması poğaçada daha belirgin hissedilecektir.</p>

<p>Beyaz peynir yerine aynı miktarda lor peyniri kullanılabilir. Lor çok kuruysa harca 15–20 g yoğurt eklenebilir.</p>

<p>Maydanoz yerine dereotu kullanılabilir. Dereotunun aroması daha baskın olduğundan 15–20 g yeterlidir.</p>

<p>Peynirli iç harç yerine 300 g haşlanmış ve ezilmiş patates kullanılabilir. Patates; tuz, karabiber ve az miktarda pul biberle tatlandırılabilir.</p>

<p>Süt kullanılmayacaksa aynı miktarda ılık su tercih edilebilir. Ancak poğaçanın rengi, aroması ve yumuşaklığı bir miktar değişir.</p>

<p>SERVİS ÖNERİSİ</p>

<p>Mayalı poğaçayı ılık veya oda sıcaklığında; çay, ayran ya da sade kahvaltılıklarla servis edebilirsiniz.</p>

<p>Yanında domates, salatalık, zeytin ve taze yeşillik sunulabilir. Peynirli poğaçanın tuz oranı dikkate alınarak eşlik eden peynir ve zeytin miktarı ayarlanmalıdır.</p>

<p>Poğaçaları servis tabağına aktarmadan önce ilk sıcaklıklarının geçmesini bekleyin. Üst üste konulan çok sıcak poğaçalar buhar nedeniyle yumuşayıp ıslanabilir.</p>

<p>SAKLAMA VE YENİDEN ISITMA</p>

<p>Peynirli poğaçalar oda sıcaklığında iki saatten uzun bekletilmemelidir. İlk sıcaklıkları geçtikten sonra kapalı bir kaba alınarak buzdolabında saklanmalıdır.</p>

<p>Buzdolabında 3 gün içinde tüketilmesi önerilir. Poğaçaları yeniden ısıtmak için 160 derece fırında 5–7 dakika tutabilirsiniz.</p>

<p>Mikrodalga kullanılacaksa tek poğaçayı kısa aralıklarla ısıtın. Uzun süre mikrodalgada tutmak hamurun sertleşmesine veya lastiksi bir yapı kazanmasına yol açabilir.</p>

<p>Pişmiş ve tamamen soğumuş poğaçalar hava almayan poşetlerde bir aya kadar dondurulabilir. Buzdolabında çözdürüldükten sonra 160 derece fırında 7–10 dakika ısıtılabilir.</p>

<p>Çözülen poğaçalar yeniden dondurulmamalıdır. Ekşi koku, küflenme, yapışkan yüzey veya belirgin renk değişikliği görülen ürünler tüketilmemelidir.</p>

<p>SIK YAPILAN HATALAR</p>

<p>Hamurun kabarmaması: Mayanın eski olması, sıvıların fazla sıcak veya soğuk kullanılması ve hamurun serin ortamda bekletilmesi mayalanmayı engelleyebilir.</p>

<p>Poğaçanın sert olması: Gereğinden fazla un eklemek, hamuru kısa yoğurmak veya poğaçaları uzun süre pişirmek sert dokuya neden olabilir.</p>

<p>Poğaçaların yayılması: Hamurun fazla yumuşak hazırlanması, gereğinden uzun mayalanması veya fırının yeterince ısıtılmaması şekli bozabilir.</p>

<p>İç harcın dışarı çıkması: Peynirin çok sulu olması, fazla harç kullanılması veya hamurun birleşme yerinin iyi kapatılmaması sızıntıya yol açabilir.</p>

<p>Poğaçanın içinin hamur kalması: Poğaçaları çok büyük hazırlamak, fırını önceden ısıtmamak veya yalnızca üstlerinin rengine bakarak erken çıkarmak iç kısmın pişmemesine neden olabilir.</p>

<p>Poğaçanın tabanının ıslanması: Sıcak poğaçaları tepside uzun süre bırakmak veya tamamen soğumadan kapalı kaba koymak buharın tabanda birikmesine yol açabilir. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yumusak-mayali-pogaca-nasil-yapilir-tam-olculu-tarif</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 12:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9693.jpeg" type="image/jpeg" length="41175"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Testosteronda Denge Mesajı: Kalp Ritmi İçin Azı da Fazlası da Sorun Olabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/testosteronda-denge-mesaji-kalp-ritmi-icin-azi-da-fazlasi-da-sorun-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/testosteronda-denge-mesaji-kalp-ritmi-icin-azi-da-fazlasi-da-sorun-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni derleme, erkeklerde hem düşük hem yüksek testosteron düzeylerinin atriyal fibrilasyon riskiyle ilişkili olabileceğini; tedavide orta aralık ve düzenli ritim takibinin öne çıktığını gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Erkeklerde testosteron düzeyi ile kalp ritmi arasındaki ilişki yeniden tartışmaya açıldı. Journal of the Endocrine Society’de yayımlanan güncel derlemeye göre hem düşük hem de yüksek testosteron düzeyleri, en sık görülen ritim bozukluklarından atriyal fibrilasyon riskinin artmasıyla bağlantılı olabilir.</p>

<p>Araştırmacılar, mevcut verilerin doğrusal bir ilişki yerine U şeklinde bir tabloya işaret ettiğini bildirdi. Buna göre risk, testosteronun çok düşük ve çok yüksek düzeylerinde artarken, orta fizyolojik aralıkta daha düşük görünüyor.</p>

<p>Kansas City Veterans Affairs Medical Center ve University of Kansas Medical Center’dan araştırmacıların hazırladığı derleme, testosteron replasman tedavisi alan orta yaş ve ileri yaştaki erkekler açısından doz, hedef değer ve takip planının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Çalışmanın yazarlarından Rajat S. Barua, testosteron tedavisinin kişiye göre düzenlenmesi ve izlenmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Derlemede MEDLINE/PubMed ve Embase üzerinden 4 Mayıs 2026’ya kadar yayımlanan çalışmalar tarandı. Araştırmacılar ayrıca ilgili kongre özetleri, düzenleyici kurum kayıtları ve daha önceki yayınların kaynak listelerini de değerlendirdi.</p>

<p>Bulgular tek yönde değil. 2017’de ABD gazileri üzerinde yapılan geniş bir geriye dönük analizde, testosteron düzeyi tedaviyle normale gelen erkeklerde yeni atriyal fibrilasyon görülme sıklığının daha düşük olduğu bildirilmişti. Buna karşılık 2023 tarihli TRAVERSE çalışmasında testosteron replasman tedavisi alan grupta atriyal fibrilasyon olaylarının daha fazla görüldüğü raporlandı.</p>

<p>2024’te 106 randomize plasebo kontrollü çalışmayı kapsayan bir meta-analiz ise havuzlanmış verilerde belirgin bir atriyal fibrilasyon sinyali saptamadı. Gerçek yaşam verileri de karışık seyretti; bazı veri tabanı analizleri riski doğrulamazken, 5 yıllık bir kohort çalışmasında testosteron tedavisi alan hipogonadizmli erkeklerde risk artışı bildirildi.</p>

<p>Derlemenin en güçlü mesajı, “testosteron ne kadar yüksekse o kadar iyi” yaklaşımının kalp ritmi açısından doğru kabul edilmemesi gerektiği yönünde. Yazarlar, semptomatik hipogonadizmi olan erkeklerde toplam testosteron için yaklaşık 350-550 ng/dL aralığının makul bir hedef olarak düşünülebileceğini, ancak bu değerin ileriye dönük klinik çalışmalarla kesinleştirilmediğini ifade etti.</p>

<p>Mekanizma tarafında da iki ayrı yol öne çıkıyor. Düşük testosteronun kalp hücrelerinde kalsiyum dengesini bozabileceği, yüksek testosteronun ise potasyum akımları ve elektriksel yeniden giriş mekanizmaları üzerinden ritim düzensizliğine yatkınlık oluşturabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Araştırmacılar, testosteron tedavisi planlanan erkeklerde obezite, uyku apnesi, hipertansiyon, diyabet, alkol kullanımı, böbrek ve karaciğer fonksiyonları gibi eşlik eden durumların da hesaba katılması gerektiğini belirtti. SHBG düzeyinin anormal olduğu durumlarda yalnızca toplam testosterona bakmak yerine hesaplanmış serbest testosteronun da değerlendirilmesi önerildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Derlemeye göre tedavi sırasında hematokrit, kan basıncı, böbrek ve karaciğer fonksiyonları ile kalp ritmi izlenmeli. Yazarlar, kardiyovasküler veya ritim bozukluğu riski yüksek erkeklerde kısa etkili enjeksiyonların oluşturabileceği yüksek pik seviyeler yerine daha dengeli salınım sağlayan formülasyonların tercih edilebileceğini bildirdi.</p>

<p>Bu çalışma yeni bir tedavi talimatı değil, mevcut ve yer yer çelişkili kanıtları yorumlayan yapılandırılmış bir anlatı derlemesi niteliğinde. Bu nedenle testosteron tedavisi kullanan ya da düşünen kişilerin kendi kendine doz değiştirmemesi, kararın endokrinoloji ve kardiyoloji değerlendirmesiyle verilmesi gerekiyor.</p>

<p>[1] Journal of the Endocrine Society - Association of testosterone and testosterone replacement therapy with atrial fibrillation: an updated review - 2026 - DOI: 10.1210/jendso/bvag180. [2] Endocrine Society - Men with low or high testosterone may have higher risk of irregular heartbeat - 2026. [3] Heart Rhythm O2 - Effect of estrogen and testosterone on cardiac electrophysiology and atrial fibrillation - 2026 - DOI: 10.1016/j.hroo.2025.11.007. [4] News-Medical - Too little or too much testosterone may matter for heart rhythm - 2026. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/testosteronda-denge-mesaji-kalp-ritmi-icin-azi-da-fazlasi-da-sorun-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9691.jpeg" type="image/jpeg" length="75901"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erhan Arıklı’dan Pişkin Sözler: “İki Yıldır Beklediğim Fırsattı”]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/erhan-ariklidan-piskin-sozler-iki-yildir-bekledigim-firsatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/erhan-ariklidan-piskin-sozler-iki-yildir-bekledigim-firsatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KKTC’de Girne açıklarında yaşanan gemi faciasına ilişkin soruşturma sürerken, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı görevinden alınan YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı, Parti Meclisi’nin hükümetten çekilme kararı aldığını duyurdu. Arıklı’nın görevden alınmasını “iki yıldır beklediğim fırsat” sözleriyle değerlendirmesi, siyasi krizin en dikkat çeken çıkışı oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>KKTC’de gemi faciasının acısı henüz tazeyken siyaset sahnesinde “şaka gibi” denilebilecek bir gelişme yaşandı. Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanı Erhan Arıklı, Parti Meclisi’nin hükümetten çekilme kararı aldığını açıkladı.</p>

<p>Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı görevinden alınmasının ardından basın mensuplarına konuşan Arıklı, kararın Başbakan Ünal Üstel’e yazılı olarak bildirileceğini söyledi. Böylece Girne açıklarında meydana gelen facianın ardından başlayan tartışma, koalisyon hükümeti içinde doğrudan siyasi krize dönüştü.</p>

<p>Arıklı, görevden alınmadan önce dokunulmazlığının kaldırılması için Meclis Başkanlığı’na dilekçe vereceğini açıkladığını hatırlattı. Bu açıklamadan kısa süre sonra Başbakan Üstel’in kendisini aradığını belirten Arıklı, Üstel’in soruşturmanın selameti açısından kendisini görevden almak zorunda olduğunu söylediğini aktardı.</p>

<p>Sürecin en dikkat çeken kısmı ise Arıklı’nın görevden alınmasına verdiği tepki oldu. Arıklı, bu kararı uzun süredir beklediği bir fırsat olarak nitelendirdi ve Başbakan Üstel’e teşekkür ettiğini ifade etti.</p>

<p>Hükümetin çok daha önce seçime gitmesi gerektiğini savunduğunu söyleyen Arıklı, koalisyon içinde yaşanan sıkıntılar nedeniyle zaman zaman istifanın eşiğine geldiğini ancak çeşitli tepkiler nedeniyle bu adımı atmadığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Arıklı, YDP’de önce Merkez Yürütme Kurulu toplantısı yapılmasının planlandığını, ancak Parti Meclisi üyelerinin de katılımıyla toplantının genişlediğini söyledi. Toplantı sonunda Parti Meclisi’nin hükümetten çekilme kararı aldığını duyurdu.</p>

<p>Girne açıklarındaki gemi faciasında kayıp kişilere ulaşılması için çalışmaların sürdüğünü hatırlatan Arıklı, bu aşamada yeni bir siyasi tartışma başlatmak istemediklerini söyledi. Kayıp yakınlarının bekleyiş içinde olduğunu vurgulayan Arıklı, daha geniş açıklamayı ilerleyen günlere bırakacaklarını kaydetti.</p>

<p>Gelişme, KKTC’de hem hükümetin geleceği hem de facia sonrası siyasi sorumluluk tartışmaları açısından yeni bir dönemin kapısını araladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/erhan-ariklidan-piskin-sozler-iki-yildir-bekledigim-firsatti</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 06:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9687.jpeg" type="image/jpeg" length="33645"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alkol ve sigara isteği için Zayıflama İlaçları umudu: Bilim ne söylüyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/alkol-ve-sigara-istegi-icin-zayiflama-ilaclari-umudu-bilim-ne-soyluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/alkol-ve-sigara-istegi-icin-zayiflama-ilaclari-umudu-bilim-ne-soyluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyabet ve obezite tedavisinde kullanılan GLP-1 ilaçları, bağımlılık araştırmalarında da dikkat çekiyor. İlk veriler alkol ve sigara isteğinde azalma sinyali verse de kullanım için daha güçlü kanıt gerekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>GLP-1 İlaçları Bağımlılık Tedavisinde Yeni Bir Kapı mı Açıyor?</p>

<p>Diyabet ve obezite tedavisinde kullanılan GLP-1 reseptör agonistleri, artık yalnızca kilo ve kan şekeriyle değil, bağımlılık araştırmalarıyla da anılıyor. Araştırmacıların ilgisi, bu ilaçların beyinde istek, ödül ve motivasyonla bağlantılı devreleri etkileyebilme ihtimalinden kaynaklanıyor.</p>

<p>Bugünkü bilimsel tablo umut verici ama temkin gerektiriyor. Semaglutid gibi GLP-1 ilaçları, alkol kullanım bozukluğu başta olmak üzere bazı bağımlılık türlerinde isteği azaltabilir; ancak bu ilaçlar henüz bağımlılık için standart tedavi değildir.</p>

<p>GLP-1, yemekten sonra bağırsaklardan salınan ve pankreas, mide ve beyinle haberleşen bir hormondur. Kan şekerinin düzenlenmesine, tokluk hissine ve iştahın azalmasına katkı verir.</p>

<p>GLP-1 reseptör agonisti denilen ilaçlar, bu hormonun etkisini taklit eder. Semaglutid, liraglutid ve eksenatid gibi ilaçlar bu grupta yer alır.</p>

<p>Bağımlılık araştırmacıları için asıl ilgi noktası ise yalnızca iştah değildir. Çünkü yeme isteği, alkol alma dürtüsü, sigara yakma isteği ya da madde arama davranışı, beyinde ödül ve hazla ilişkili bazı ortak yollardan beslenebilir.</p>

<p>Bağımlılıkta kişi çoğu zaman yalnızca maddeye değil, maddenin yarattığı beklentiye, rahatlama duygusuna ve tekrar etme döngüsüne de bağlanır. GLP-1 sinyalinin bu döngüyü etkileyebileceği düşünülüyor.</p>

<p>Yeni değerlendirmelerde, GLP-1 ilaçlarının mezolimbik ödül sistemi adı verilen bölgelerde dopamin iletimini azaltarak alkol, nikotin ve bazı maddelerin çekiciliğini düşürebileceği belirtiliyor. Dopamin, beynin ödül ve motivasyon yanıtlarında görev alan bir kimyasal habercidir.</p>

<p>İnsan verileri içinde en belirgin ilgi alkol kullanım bozukluğunda yoğunlaşıyor. Küçük bir randomize klinik çalışmada, haftalık semaglutid alan yetişkinlerde laboratuvar ortamında tüketilen alkol miktarı plaseboya göre daha düşük bulundu.</p>

<p>Aynı çalışmada semaglutid, dokuz haftalık izlemde alkol isteğini azalttı; bazı haftalık tüketim ölçütlerinde de düşüşle ilişkilendirildi. Sigara kullanan alt grupta günlük sigara sayısında daha belirgin azalma görüldü.</p>

<p>Buna karşın çalışma küçük ölçekliydi ve katılımcı sayısı sınırlıydı. Bu nedenle sonuçlar, daha büyük ve daha uzun izlemli çalışmalarla doğrulanmadan günlük tedavi kararlarını tek başına değiştirmez.</p>

<p>Tütün kullanımında GLP-1 ilaçlarına dair sonuçlar daha değişken. Bazı çalışmalarda eksenatid ile sigarayı bırakma oranı ve istek puanlarında olumlu bulgular görülürken, dulaglutid bazı ölçütlerde plasebodan üstün bulunmadı.</p>

<p>Opioid kullanım bozukluğunda veriler daha erken aşamada. Liraglutid ile yapılan küçük pilot çalışmalarda güvenlik ve istek azalması açısından olumlu sinyaller bildirildi, ancak bu alan henüz geniş klinik veri bekliyor.</p>

<p>Elektronik sağlık kayıtlarına dayalı geniş analizlerde, GLP-1 kullanan tip 2 diyabetli kişilerde yeni madde kullanım bozukluğu tanısı ve maddeyle ilişkili ağır olayların daha düşük görüldüğü bildirildi. Bir çalışmada altı yüz binden fazla ABD gazisinin verisi incelendi.</p>

<p>Bu tür çalışmalar gerçek yaşamdan güçlü ipuçları verir; ancak neden-sonuç ilişkisini kesin olarak kanıtlamaz. GLP-1 kullanan kişiler ile kullanmayan kişiler arasında kilo, diyabet yönetimi, sağlık takibi, tedaviye erişim ve yaşam tarzı gibi birçok fark bulunabilir.</p>

<p>GLP-1 ilaçları reçeteli tedavilerdir. Bulantı, kusma, ishal, kabızlık, iştah kaybı ve mide boşalmasının yavaşlaması gibi yan etkiler görülebilir.</p>

<p>Yeme bozukluğu öyküsü, gebelik, emzirme, ağır mide-bağırsak hastalığı, pankreas veya safra kesesi sorunu olan kişilerde değerlendirme daha hassas yapılmalıdır. Bazı ailevi tiroid kanseri öykülerinde de hekim özel uyarıları dikkate alır.</p>

<p>Bağımlılık tedavisi yalnız ilaçtan ibaret değildir. Psikososyal destek, psikiyatri ve bağımlılık tıbbı izlemi, aile desteği, davranışçı yaklaşımlar ve mevcut kanıta dayalı tedaviler hâlâ tedavinin omurgasını oluşturur.</p>

<p>Bugün için en doğru yaklaşım şudur: GLP-1 ilaçları alkol, sigara ve bazı madde bağımlılıklarında istek döngüsünü azaltabilecek yeni bir araştırma alanıdır; fakat bağımlılık için hekimsiz, rastgele ya da hızlı çözüm amacıyla kullanılmamalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. News Medical, Why Addiction Researchers Are Paying Closer Attention to GLP-1 Drugs<br />
2. Journal of Clinical Investigation, GLP-1 Targeted Therapies for Alcohol and Other Substance Use Disorders<br />
3. JAMA Psychiatry, Once Weekly Semaglutide in Adults With Alcohol Use Disorder<br />
4. BMJ, Glucagon Like Peptide 1 Receptor Agonists and Risk of Substance Use Disorders<br />
5. Nature, Do Obesity Drugs Treat Addiction? Huge Study Hints at Their Promise<br />
6. Washington University School of Medicine, GLP-1 Medications Get at the Heart of Addiction Study </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/alkol-ve-sigara-istegi-icin-zayiflama-ilaclari-umudu-bilim-ne-soyluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 06:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9686.jpeg" type="image/jpeg" length="42139"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ertuğrul Doğan Londra’da: Richarlison İçin Kritik Pazarlık]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ertugrul-dogan-londrada-richarlison-icin-kritik-pazarlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ertugrul-dogan-londrada-richarlison-icin-kritik-pazarlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un Richarlison transferinde İngiltere’den kritik bir gelişme geldi. The Times, Tottenham’ın Brezilyalı golcünün satışına hazırlandığını bildirirken Başkan Ertuğrul Doğan’ın Londra’da görüşmeler yürüttüğünü ve bordo-mavililerin yeni resmî teklif hazırladığını aktardı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İngilizler Duyurdu: Tottenham Richarlison’ı Satmaya Hazır, Ertuğrul Doğan Londra’da</p>

<p>Trabzonspor’un dünyaca ünlü Brezilyalı santrfor Richarlison için yürüttüğü transfer operasyonunda dengeleri değiştirebilecek yeni bir gelişme yaşandı.</p>

<p>İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden The Times, Tottenham Hotspur’un 29 yaşındaki futbolcunun satışına hazırlandığını yazdı. Haberin en dikkat çekici ayrıntılarından biri ise Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan’ın Londra’da transfer görüşmeleri yürütmesi oldu.</p>

<p>Tottenham’ın Tavrı Değişti</p>

<p>Richarlison dosyasında önceki tablo, Tottenham’ın oyuncuyu satabileceği ancak Trabzonspor’dan gelen rakamları yeterli bulmadığı yönündeydi.</p>

<p>The Times’ın son haberine göre ise Londra kulübü artık Richarlison’ın ayrılığına daha açık bir pozisyonda.</p>

<p>Trabzonspor’un yaklaşık 20 milyon sterlinlik gayriresmî girişiminin Tottenham tarafından geri çevrildiği ancak bordo-mavili yönetimin transferden vazgeçmediği belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle dosyanın yeni aşaması “Tottenham oyuncuyu bırakacak mı?” sorusundan çok, “Trabzonspor ile Tottenham hangi bonservis rakamında anlaşacak?” noktasına gelmiş durumda.</p>

<p>Ertuğrul Doğan Londra’da Pazarlıkta</p>

<p>İngiliz gazetesinin verdiği en yeni bilgi, Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan’ın görüşmeler için Londra’da bulunması.</p>

<p>The Times, bordo-mavililerin Türkiye’deki transfer döneminin kapanmasından önce yeni bir resmî teklif sunmasının beklendiğini aktardı.</p>

<p>Bu ayrıntı, Trabzonspor’un Richarlison ilgisinin yalnızca oyuncu veya menajer düzeyindeki temaslarla sınırlı olmadığını, kulüpler arasındaki pazarlığın üst yönetim seviyesinde sürdüğünü gösteriyor.</p>

<p>Richarlison Ayrılmak İstiyor</p>

<p>Trabzonspor açısından transferi mümkün kılan en önemli unsurlardan biri oyuncunun Tottenham’daki geleceği.</p>

<p>The Guardian, Tottenham Teknik Direktörü Roberto De Zerbi’nin Richarlison’ın yaz boyunca kulüpten ayrılmak istediğini birden fazla kez dile getirdiğini aktardı.</p>

<p>İngiliz gazetesi ayrıca Brezilyalı golcünün Trabzonspor seçeneğine açık olduğunu ve kişisel şartların transferin önündeki temel sorun olarak görülmediğini bildirdi.</p>

<p>Dolayısıyla şu aşamada transferdeki ana düğümün Tottenham ile Trabzonspor arasında belirlenecek bonservis bedeli olduğu görülüyor.</p>

<p>İlk İki Girişim Sonuç Vermedi</p>

<p>Türkiye’de daha önce yayımlanan haberlerde Trabzonspor’un Tottenham’a 15 milyon ve ardından 20 milyon sterlin seviyelerinde teklifler sunduğu, Londra ekibinin ise bu rakamları yeterli bulmadığı belirtilmişti.</p>

<p>The Times’ın yeni haberi ise pazarlığın sona ermediğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Bordo-mavililerin yeni paket üzerinde çalıştığı ve Tottenham’ın önceki döneme kıyasla satışa daha açık hale geldiği aktarılıyor.</p>

<p>Bu nedenle yeni teklifin miktarı ve ödeme planı transferin kaderini belirleyebilir.</p>

<p>Tottenham’ın Kadro Planlaması Trabzonspor’un Elini Güçlendirebilir</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Richarlison’ın Tottenham ile sözleşmesinde son döneme girilmiş olması transfer denklemindeki önemli ayrıntılardan biri.</p>

<p>The Times’a göre oyuncunun mevcut sözleşmesinde son yılı bulunurken Tottenham’ın kontratı uzatma opsiyonu da var. Buna rağmen İngiliz kulübünün kadro yapılanması nedeniyle Brezilyalı oyuncunun satışına açık olduğu bildiriliyor.</p>

<p>The Guardian da Tottenham kadrosundaki yabancı oyuncu sayısının Premier League kayıt kuralları açısından yönetilmesi gereken bir duruma dönüştüğünü aktarıyor.</p>

<p>Bu tablo Trabzonspor’un pazarlık masasındaki konumunu güçlendirebilir.</p>

<p>Richarlison’dan Trabzonspor’a Olumlu Sinyal</p>

<p>Transferde bordo-mavililer açısından en önemli avantajlardan biri de Richarlison cephesinden gelen olumlu sinyaller.</p>

<p>İngiliz kaynakları, Brezilyalı oyuncunun Türkiye’ye transfer ihtimaline kapıyı kapatmadığını ve Trabzonspor ile kişisel şartların önemli bir engel oluşturmasının beklenmediğini bildiriyor.</p>

<p>Bu nedenle kulüplerin bonservis konusunda anlaşması halinde transfer sürecinin hızla ilerleme ihtimali bulunuyor.</p>

<p>Kritik Nokta Yeni Resmî Teklif</p>

<p>Richarlison transferinin tamamlandığını söylemek için henüz erken.</p>

<p>Ancak İngiltere’den gelen son bilgiler, dosyada önceki günlere göre önemli bir değişiklik olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Tottenham artık oyuncunun satışına hazırlanıyor, Richarlison ayrılığa açık, Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan Londra’da görüşmeler yürütüyor ve bordo-mavili kulübün yeni resmî teklifini sunması bekleniyor.</p>

<p>Transferin önündeki en büyük soru ise Tottenham’ın hangi rakamda “evet” diyeceği.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>The Times</li>
 <li>The Guardian</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ertugrul-dogan-londrada-richarlison-icin-kritik-pazarlik</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 06:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9685.jpeg" type="image/jpeg" length="13982"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Maçka’da Fırında Çalışırken Fenalaştı: Yücel Binay Yaşamını Yitirdi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mackada-firinda-calisirken-fenalasti-yucel-binay-yasamini-yitirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mackada-firinda-calisirken-fenalasti-yucel-binay-yasamini-yitirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Maçka ilçesine bağlı Esiroğlu Mahallesi’nde bir fırında çalışan Yücel Binay, rahatsızlanmasının ardından dinlenmek için geçtiği odada hareketsiz halde bulundu. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Binay’ın hayatını kaybettiği belirlendi. Kesin ölüm nedeni yapılacak incelemenin ardından netleşecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Maçka ilçesinde meydana gelen acı olay, ilçede üzüntüye neden oldu. Esiroğlu Mahallesi’nde bir fırında çalışan Yücel Binay, rahatsızlanmasının ardından dinlenmek için iş yerindeki bir odaya geçti.</p>

<p>Bir süre sonra iş arkadaşları tarafından hareketsiz halde bulunan Binay için sağlık ekiplerine haber verildi. Olay yerine gelen ekiplerin yaptığı kontrolde Yücel Binay’ın yaşamını yitirdiği belirlendi.</p>

<p>Binay’ın kesin ölüm nedeninin yapılacak incelemenin ardından netlik kazanacağı öğrenildi. Olayla ilgili süreç devam ederken, acı haber ailesi, yakınları ve sevenlerini yasa boğdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yücel Binay’ın cenazesinin Perşembe günü öğle namazına müteakip Yomra’nın Oymalı Mahallesi’nde toprağa verileceği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mackada-firinda-calisirken-fenalasti-yucel-binay-yasamini-yitirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 02:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9684.jpeg" type="image/jpeg" length="11984"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’tan Breno Bidon Hamlesi: 12 Milyon Euroluk Pazarlık]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktastan-breno-bidon-hamlesi-12-milyon-euroluk-pazarlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktastan-breno-bidon-hamlesi-12-milyon-euroluk-pazarlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın Breno Bidon transferinde Brezilya’dan önemli ayrıntılar geldi. UOL yazarı Samir Carvalho, Corinthians ile siyah-beyazlılar arasındaki ilk görüşmelerde yaklaşık 12 milyon euroluk bonservis bedelinin konuşulduğunu bildirdi. Corinthians rakamı yükseltmeye çalışırken transferin kritik noktalarından birinin 21 yaşındaki oyuncunun Türkiye seçeneğine vereceği yanıt olduğu belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’ın Breno Bidon Pazarlığının Rakamı Brezilya’da Ortaya Çıktı</p>

<p>Beşiktaş, transfer döneminin son bölümünde rotasını Brezilya’ya çevirdi. Siyah-beyazlıların Corinthians forması giyen 21 yaşındaki orta saha Breno Bidon için başlattığı girişim, Brezilya cephesinden gelen yeni bilgilerle ciddi bir transfer dosyasına dönüştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Corinthians’a yakın kaynaklar iki kulüp arasında görüşmelerin başladığını doğrularken, pazarlık masasındaki ilk rakam da ortaya çıktı.</p>

<p>UOL: Görüşmeler 12 Milyon Euro Civarında</p>

<p>Brezilya’nın önde gelen yayınlarından UOL’un Corinthians muhabiri Samir Carvalho, Corinthians’ın Breno Bidon’un Beşiktaş’a satışı için görüşmelere başladığını bildirdi.</p>

<p>Carvalho’nun edindiği bilgiye göre kulüpler arasında ilk aşamada konuşulan rakam yaklaşık 12 milyon euro, güncel kurla yaklaşık 71 milyon Brezilya reali seviyesinde.</p>

<p>Ancak bu rakamın nihai anlaşma anlamına gelmediği özellikle belirtiliyor. Görüşmeler henüz başlangıç aşamasında ve Corinthians Başkanı Osmar Stabile’nin bonservis bedelini yükseltmeye çalıştığı aktarılıyor.</p>

<p>Corinthians Bonservisin Yüzde 90’ına Sahip</p>

<p>Pazarlığın mali boyutunda önemli bir başka ayrıntı daha bulunuyor.</p>

<p>UOL’un haberine göre Corinthians, Breno Bidon’un ekonomik haklarının yüzde 90’ını elinde bulunduruyor.</p>

<p>Olası anlaşmada bonus maddelerinin bulunup bulunmayacağı veya Corinthians’ın gelecekte gerçekleştirilecek bir satıştan pay isteyip istemeyeceği ise henüz netleşmiş değil.</p>

<p>Bu nedenle 12 milyon euro, şu aşamada “Beşiktaş’ın kesin teklifi” veya “anlaşma bedeli” olarak değil, iki kulüp arasında ilk görüşmelerde konuşulan seviye olarak değerlendirilmeli.</p>

<p>Meu Timão Görüşmeleri Bağımsız Olarak Doğruladı</p>

<p>Transfer dosyasını güçlendiren gelişmelerden biri Corinthians’ı yakından takip eden Meu Timão’dan geldi.</p>

<p>Yayın, Beşiktaş’ın Bidon için Corinthians yönetimiyle görüşmelere başladığını kendi kaynaklarından doğruladığını bildirdi.</p>

<p>Meu Timão ayrıca transfer haberinin ilk olarak gazeteci André Hernan tarafından duyurulduğunu belirtti.</p>

<p>Dolayısıyla Beşiktaş’ın ilgisi yalnızca Avrupa merkezli bir transfer iddiasına dayanmıyor. Haber doğrudan oyuncunun kulübünün bulunduğu Brezilya’daki Corinthians kaynaklarından geliyor.</p>

<p>Transferde Asıl Düğüm Breno Bidon Olabilir</p>

<p>Kulüpler arasındaki pazarlık kadar önemli ikinci başlık ise oyuncunun tercihi.</p>

<p>UOL’un haberine göre Corinthians yönetiminin yalnızca Beşiktaş ile mali şartlarda anlaşması yeterli olmayabilir. Breno Bidon’un Türkiye’ye transfer olmaya ikna edilmesi gerekiyor.</p>

<p>21 yaşındaki futbolcunun kariyerini Avrupa’da sürdürmek istediği ancak öncelikli hedefinin İngiltere, İspanya veya İtalya gibi büyük liglerden biri olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Bu ayrıntı, transferin şu anda neden “bitmek üzere” şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini de açıklıyor.</p>

<p>Beşiktaş İçin Zaman Faktörü</p>

<p>Transfer görüşmelerinin başlangıç aşamasında bulunması nedeniyle tarafların önünde hızlı ilerlemesi gereken bir süreç var.</p>

<p>Beşiktaş’ın Corinthians ile bonservis rakamında anlaşmasının ardından oyuncu cephesini de ikna etmesi gerekiyor.</p>

<p>Corinthians yönetiminin yaklaşık 12 milyon euro seviyesinde başlayan pazarlığı yukarı taşımaya çalışması da süreci zorlaştırabilecek diğer faktör.</p>

<p>Bu nedenle önümüzdeki görüşmelerde üç başlık belirleyici olacak: bonservis bedeli, olası bonuslar ve Breno Bidon’un Türkiye kararının netleşmesi.</p>

<p>Breno Bidon Kimdir?</p>

<p>Corinthians altyapısından yetişen Breno Bidon, Brezilya futbolunun dikkat çeken genç orta saha oyuncularından biri.</p>

<p>UOL’un güncel verilerine göre genç futbolcu Corinthians A takımında 143 karşılaşmaya çıktı ve 6 gol kaydetti. Kulüple Paulista, Brezilya Kupası ve Brezilya Süper Kupası şampiyonlukları yaşadı.</p>

<p>Bidon’un özellikle merkez orta sahadaki hareketliliği ve oyunun farklı bölgelerinde görev yapabilmesi öne çıkıyor. UOL yorumcusu Paulo Vinícius Coelho da kısa süre önce genç oyuncuyu Corinthians’ın taktik açıdan en önemli futbolcularından biri olarak değerlendirmişti.</p>

<p>Şimdi Gözler Oyuncunun Kararında</p>

<p>Brezilya’dan gelen bilgiler, Beşiktaş’ın Breno Bidon ilgisinin somut bir pazarlığa dönüştüğünü gösteriyor.</p>

<p>Ancak mevcut tabloya göre transfer tamamlanmış değil.</p>

<p>Corinthians daha yüksek bir bonservis elde etmeye çalışırken, Beşiktaş açısından en kritik eşik oyuncuyu Türkiye projesine ikna etmek olacak.</p>

<p>Bidon’dan olumlu yanıt gelmesi halinde yaklaşık 12 milyon euro seviyesinde başlayan kulüpler arası pazarlığın transferin son aşamasını belirlemesi bekleniyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>UOL / Samir Carvalho</li>
 <li>Meu Timão</li>
 <li>André Hernan</li>
 <li>UOL Esporte</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktastan-breno-bidon-hamlesi-12-milyon-euroluk-pazarlik</guid>
      <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 02:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9682.jpeg" type="image/jpeg" length="12395"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Artvin Avcılar Köyü Muhtarı Medet Tüysüz Kazada Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/artvin-avcilar-koyu-muhtari-medet-tuysuz-kazada-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/artvin-avcilar-koyu-muhtari-medet-tuysuz-kazada-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Artvin’in Yusufeli ilçesinde Avcılar Köyü Muhtarı Medet Tüysüz, köy yolu üzerinde meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybetti. Tüysüz’ün kullandığı otomobilin kontrolden çıkarak devrildiği, olayla ilgili soruşturma başlatıldığı öğrenildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Artvin’in Yusufeli ilçesinde meydana gelen trafik kazasında Avcılar Köyü Muhtarı Medet Tüysüz yaşamını yitirdi.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre kaza, sabah saatlerinde Avcılar köyüne yaklaşık 5 kilometre mesafedeki köy yolunda meydana geldi. Medet Tüysüz’ün kullandığı otomobil, sürücüsünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu yoldan çıkarak devrildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayı görenlerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve güvenlik ekipleri sevk edildi. Ekiplerin olay yerinde yaptığı kontrolde, araçta yalnız olduğu belirtilen Medet Tüysüz’ün hayatını kaybettiği belirlendi.</p>

<p>Olay yerindeki incelemelerin ardından Tüysüz’ün cenazesi Yusufeli Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Avcılar Köyü’nde büyük üzüntüye neden olan kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/artvin-avcilar-koyu-muhtari-medet-tuysuz-kazada-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 21:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9677.jpeg" type="image/jpeg" length="60314"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Silivri’de Haber Kameramanına Saldırı: Fatih Coşgun Görevi Başında Darbedildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/silivride-haber-kameramanina-saldiri-fatih-cosgun-gorevi-basinda-darbedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/silivride-haber-kameramanina-saldiri-fatih-cosgun-gorevi-basinda-darbedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Silivri açıklarında iki geminin çarpışmasının ardından bölgede arama kurtarma çalışmaları devam ederken, olayı takip eden 24 TV haber kameramanı Fatih Coşgun fiziki saldırıya uğradı. Saldırı anlarının görüntülere yansıdığı belirtilirken, basın meslek örgütleri olaya tepki gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Silivri açıklarında meydana gelen gemi kazasını takip eden 24 TV haber kameramanı Fatih Coşgun, görev yaptığı sırada fiziki saldırıya uğradı.</p>

<p>Marmara Denizi’nde Türk bayraklı ALSU ile TUĞBERK İMAMOĞLU isimli ticari gemilerin çarpışmasının ardından bölgede arama kurtarma çalışmaları başlatılmıştı. Tuğberk İmamoğlu gemisindeki 10 mürettebata ulaşılması için deniz ve hava unsurlarıyla çalışma yürütülürken, çok sayıda basın mensubu da gelişmeleri kamuoyuna aktarmak üzere bölgede görev yaptı.</p>

<p>Olay yerinde görüntü alan 24 TV kameramanı Fatih Coşgun’un, bir grubun fiziki saldırısına maruz kaldığı bildirildi. Saldırının, kazada kayıp olan mürettebat yakınları olduğu öne sürülen kişiler tarafından gerçekleştirildiği iddia edildi. Coşgun’un darbedildiği anların görüntülere yansıdığı belirtildi.</p>

<p>Bazı haber kaynaklarında, Coşgun’un ilk müdahalesinin olay yerinde yapıldığı ve güvenli bir alana götürüldüğü aktarıldı. Saldırı sonrası basın meslek örgütleri ve çok sayıda gazeteci, görev başındaki basın mensuplarına yönelik şiddete tepki gösterdi.</p>

<p>Türkiye Haber Kameramanları Derneği Başkanı Zihni Oğuz Akın da yaptığı açıklamada, haber kameramanlarının kamuoyunun doğru bilgiye ulaşması için görev yaptığını vurgulayarak saldırıyı kınadı. Akın, görev başındaki kameramanların daha güçlü yasal koruma altına alınması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Silivri açıklarındaki kazaya ilişkin arama kurtarma çalışmaları sürerken, saldırıyla ilgili adli ve idari sürecin de takip edilmesi bekleniyor.</p>

<p>Tıbbiye Bülteni olarak, Silivri açıklarında meydana gelen gemi kazasını takip ederken görevini yapan 24 TV haber kameramanı Fatih Coşgun’a yönelik fiziki saldırıyı şiddetle kınıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaşanan büyük acı hepimizin yüreğini yakmıştır. Ancak kamuoyunu bilgilendirmek için görev yapan basın mensuplarına yönelik şiddetin hiçbir gerekçesi olamaz. Haber alma hakkı, demokratik toplum düzeninin ve doğru bilgiye ulaşmanın temel unsurlarından biridir.</p>

<p>Fatih Coşgun’a, 24 TV ailesine ve tüm basın camiasına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor; saldırının tüm yönleriyle soruşturularak sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılmasını temenni ediyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/silivride-haber-kameramanina-saldiri-fatih-cosgun-gorevi-basinda-darbedildi</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 21:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-8915-2.jpeg" type="image/jpeg" length="44272"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Richarlison Trabzonspor’a Yeşil Işık Yaktı: Tottenham’dan İki Ret]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/richarlison-trabzonspora-yesil-isik-yakti-tottenhamdan-iki-ret</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/richarlison-trabzonspora-yesil-isik-yakti-tottenhamdan-iki-ret" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un transfer gündeminde yer alan Richarlison için dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Fabrizio Romano’nun aktardığına göre Brezilyalı futbolcu bordo-mavili kulübe katılmaya olumlu yaklaştı, Tottenham ise gelen teklifleri henüz kabul etmedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’da forvet transferi için sıcak saatler yaşanıyor. Bordo-mavili kulübün, Tottenham forması giyen Brezilyalı yıldız Richarlison’u öncelikli hedefleri arasına aldığı öne sürüldü.</p>

<p>Transfer haberleriyle tanınan Fabrizio Romano’nun sosyal medya paylaşımına göre Richarlison, Trabzonspor’a katılma fikrine olumlu yaklaştı. Haberde, oyuncunun maaş şartlarında da anlaşma sağlandığı ve teklif edilen ücretin Tottenham’da kazandığının yaklaşık üç katından fazla olduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak transferin tamamlanması için Trabzonspor ile Tottenham arasındaki bonservis pazarlığının sonuçlanması gerekiyor. İngiliz ekibinin, bordo-mavililerden gelen 15 milyon sterlin ve 20 milyon sterlin seviyesindeki teklifleri reddettiği; yeni teklifin ise kısa süre içinde yapılmasının beklendiği ifade edildi.</p>

<p>Trabzonspor cephesinde Richarlison’un hücum hattına kalite, fizik güç ve uluslararası tecrübe katabilecek bir isim olarak değerlendirildiği belirtiliyor. Brezilyalı oyuncunun Premier Lig tecrübesi, milli takım geçmişi ve çok yönlü forvet profili nedeniyle yönetimin transferde ısrarcı olduğu kaydediliyor.</p>

<p>Bordo-mavili kulübün yeni teklifinin Tottenham’ın beklentilerine yaklaşıp yaklaşmayacağı, transferin kaderini belirleyecek. Şu aşamada resmi imza ya da kulüplerden yapılmış kesin bir açıklama bulunmazken, süreç transfer kulisi olarak yakından takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/richarlison-trabzonspora-yesil-isik-yakti-tottenhamdan-iki-ret</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 19:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9675.jpeg" type="image/jpeg" length="25538"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kas Kütlesi, Uyku ve Hareket: Metabolizmayı Etkileyen Günlük Alışkanlıklar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kas-kutlesi-uyku-ve-hareket-metabolizmayi-etkileyen-gunluk-aliskanliklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kas-kutlesi-uyku-ve-hareket-metabolizmayi-etkileyen-gunluk-aliskanliklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Metabolizma, vücudun yiyecek ve içecekleri enerjiye çevirme sürecidir. Kilo kontrolünde tek belirleyici değildir; kas kütlesi, yaş, hormonlar, hareket, uyku ve beslenme düzeni birlikte etki eder.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Metabolizma Nedir? Kilo ve Enerji Dengesi İçin Bilinmesi Gerekenler</p>

<p>Metabolizma, vücudun besinleri enerjiye dönüştürmek için yürüttüğü kimyasal süreçlerin tamamıdır. Bu süreç yalnızca kilo almak veya vermekle ilgili değildir; nefes alma, kan dolaşımı, vücut ısısının korunması, hücre yenilenmesi ve hormon dengesinin sürdürülmesi için de sürekli çalışır.</p>

<p>Halk arasında “hızlı metabolizma” ya da “yavaş metabolizma” ifadeleri sık kullanılsa da kilo kontrolünü tek başına metabolizma açıklamaz. Günlük kalori alımı, hareket miktarı, kas kütlesi, yaş, uyku düzeni, stres, bazı hastalıklar ve kullanılan ilaçlar birlikte değerlendirilmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Metabolizmanın en büyük bölümünü bazal metabolizma hızı oluşturur. Bu kavram, kişinin tamamen dinlenme halindeyken yaşamını sürdürebilmesi için harcadığı enerjiyi ifade eder. Kalbin çalışması, beynin enerji kullanması, solunum, kan dolaşımı ve hücre onarımı bu enerjiyle devam eder.</p>

<p>Günlük enerji harcaması yalnızca bazal metabolizmadan ibaret değildir. Besinlerin sindirilmesi ve emilmesi sırasında da enerji kullanılır. Ayrıca yürümek, merdiven çıkmak, ev işi yapmak, spor yapmak veya gün içinde ayakta kalmak toplam enerji harcamasını artırır.</p>

<p>Kas kütlesi metabolizma hızını etkileyen en dikkat çekici faktörlerden biridir. Kas dokusu, yağ dokusuna göre dinlenme halinde daha fazla enerji kullanır. Bu nedenle yaşla birlikte kas kaybı arttığında bazal enerji harcaması da azalabilir.</p>

<p>Yaş ilerledikçe metabolizmanın yavaşlamasının tek nedeni takvim yaşı değildir. Daha az hareket etmek, kas kütlesinin azalması, uyku düzeninin bozulması ve hormonal değişiklikler bu süreci belirginleştirebilir. Bu yüzden çözüm yalnızca daha az yemek değil, kası koruyan ve günlük hareketi artıran bir yaşam düzenidir.</p>

<p>Çok düşük kalorili diyetler kısa vadede tartıda hızlı düşüş sağlayabilir. Ancak uzun süre yetersiz enerji almak vücudun tasarruf yanıtını artırabilir, kas kaybını hızlandırabilir ve kilo korumayı zorlaştırabilir. Sağlıklı kilo yönetiminde amaç, sürdürülebilir ve dengeli bir enerji açığı oluşturmaktır.</p>

<p>Protein, liften zengin beslenme ve düzenli direnç egzersizleri metabolik dengeyi destekleyen başlıca adımlar arasında yer alır. Yumurta, yoğurt, baklagiller, balık, tavuk, tam tahıllar, sebzeler ve sağlıklı yağ kaynakları dengeli bir tabakta yer alabilir.</p>

<p>Yürüyüş, bisiklet, yüzme gibi aerobik aktiviteler kalori harcamasını artırırken; ağırlık çalışması, pilates, direnç bandı veya vücut ağırlığı egzersizleri kas kütlesini korumaya yardımcı olur. Haftaya yayılan düzenli hareket, tek seferlik yoğun egzersizden daha sürdürülebilir olabilir.</p>

<p>Uyku da metabolik sağlıkla yakından ilişkilidir. Yetersiz uyku iştahı, kan şekeri dengesini ve gün içi enerji seviyesini etkileyebilir. Gece geç saatte ağır yemek, düzensiz uyku ve hareketsiz yaşam kilo kontrolünü zorlaştıran bir döngü oluşturabilir.</p>

<p>Bazı durumlarda metabolizma şikayetlerinin arkasında tıbbi nedenler bulunabilir. Tiroid hastalıkları, insülin direnci, diyabet, bazı hormon bozuklukları, gebelik, menopoz süreci, kronik hastalıklar ve bazı ilaçlar enerji harcamasını ve kilo değişimini etkileyebilir.</p>

<p>Açıklanamayan hızlı kilo kaybı, beklenmedik kilo artışı, çarpıntı, aşırı terleme, sürekli üşüme, belirgin halsizlik, kabızlık, saç dökülmesi veya adet düzensizliği gibi bulgular varsa hekime başvurmak gerekir. Bu belirtiler tek başına tanı koydurmaz; değerlendirme kan testleri ve klinik muayene ile yapılır.</p>

<p>Metabolizmayı desteklemek için en güvenli yol, abartılı vaatlere değil düzenli alışkanlıklara odaklanmaktır. Yeterli protein almak, kası koruyan egzersiz yapmak, gün içinde daha fazla hareket etmek, uykuyu düzene sokmak ve aşırı kısıtlayıcı diyetlerden kaçınmak vücudun enerji dengesine katkı sağlar.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. WebMD, Understanding Your Metabolism<br />
2. Mayo Clinic, Metabolism and Weight Loss<br />
3. Cleveland Clinic, Metabolism and Basal Metabolic Rate<br />
4. Harvard Health Publishing, Can You Increase Your Metabolism?<br />
5. Better Health Channel, Metabolism Fact Sheet </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kas-kutlesi-uyku-ve-hareket-metabolizmayi-etkileyen-gunluk-aliskanliklar</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 19:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9672.jpeg" type="image/jpeg" length="55326"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="30889"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="31145"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="63251"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="43351"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="39249"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="20950"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
