<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 24 Aug 2026 09:47:09 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Zeytinyağlı Taze Fasulye Nasıl Yapılır? Rengini ve Kıvamını Koruyan Tarif]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/zeytinyagli-taze-fasulye-nasil-yapilir-rengini-ve-kivamini-koruyan-tarif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/zeytinyagli-taze-fasulye-nasil-yapilir-rengini-ve-kivamini-koruyan-tarif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarının sevilen zeytinyağlılarından taze fasulye; domates, soğan ve az suyla ağır ağır pişiriliyor. Fasulyenin dağılmaması, sert kalmaması ve lezzetini koruması için gereken ölçüler tarifte.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ZEYTİNYAĞLI TAZE FASULYE NASIL YAPILIR? ÖLÇÜLÜ VE KOLAY TARİF</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaz aylarında lezzeti belirginleşen taze fasulye, Türk mutfağının en çok hazırlanan zeytinyağlı yemekleri arasında yer alıyor. Domates, soğan ve zeytinyağıyla pişirilen yemek sıcak, ılık veya soğuk servis edilebiliyor.</p>

<p>Zeytinyağlı taze fasulyede iyi sonucun anahtarı, sebzenin körpe seçilmesi ve gereğinden fazla su kullanılmaması. Domatesin bıraktığı su hesaba katılmadan tencereye fazla su eklenmesi, yemeğin lezzetini seyreltebilir ve fasulyelerin dağılmasına yol açabilir.</p>

<p>TARİF KARTI</p>

<p>Kaç kişilik: 4–6 kişilik<br />
Hazırlık süresi: 20 dakika<br />
Pişirme süresi: 40–50 dakika<br />
Dinlendirme süresi: En az 30 dakika<br />
Toplam süre: Yaklaşık 1 saat 40 dakika<br />
Pişirme yöntemi: Tencerede<br />
Zorluk düzeyi: Kolay<br />
Temel ekipman: 24 cm geniş tabanlı, kapaklı tencere</p>

<p>ZEYTİNYAĞLI TAZE FASULYE İÇİN MALZEMELER</p>

<p>- 1 kg taze fasulye<br />
- 2 orta boy kuru soğan (yaklaşık 220 g)<br />
- 4 orta boy olgun domates (yaklaşık 500 g)<br />
- 2 diş sarımsak<br />
- 80 ml zeytinyağı<br />
- 100 ml sıcak su<br />
- 1 tatlı kaşığı toz şeker; isteğe bağlı<br />
- 1 çay kaşığı tuz; damak tadına göre ayarlanabilir</p>

<p>ZEYTİNYAĞLI TAZE FASULYE NASIL YAPILIR?</p>

<p>1. Fasulyeleri bol su altında yıkayın ve süzün. Uçlarını ayıklayın; varsa iki kenarındaki kılçıkları alın. Fasulyeleri uzunluklarına göre iki veya üç parçaya bölün.</p>

<p>2. Soğanları yarım ay biçiminde ince doğrayın. Sarımsakları küçük parçalar hâlinde kesin. Domateslerin kabuklarını isteğe göre soyup küp şeklinde doğrayın veya iri rendeleyin.</p>

<p>3. Zeytinyağının 60 ml’sini geniş tabanlı tencereye alın. Soğanları ekleyip orta-kısık ateşte 5–6 dakika, renk almadan yumuşayana kadar pişirin.</p>

<p>4. Sarımsakları ekleyerek yaklaşık 30 saniye karıştırın. Fasulyeleri tencereye alın ve orta ateşte 5 dakika çevirin. Fasulyelerin tamamının yağ ve soğanla temas etmesini sağlayın.</p>

<p>5. Domatesleri, şekeri ve tuzun yarısını ekleyin. Tencerenin kapağını kapatın ve domateslerin suyunu bırakması için yemeği kısık ateşte 10 dakika pişirin.</p>

<p>6. Fasulyelerin suyunu kontrol edin. Domatesler yeterince sulu değilse 100 ml sıcak suyu ekleyin. Çok sulu domates kullanıldıysa su miktarını 50 ml’ye düşürün.</p>

<p>7. Kapağı kapalı şekilde kısık ateşte 25–35 dakika daha pişirin. Fasulyeler çatalla kolayca bölünebilecek kadar yumuşamalı, ancak şekillerini kaybetmemelidir.</p>

<p>8. Fasulyelerin pişmesine yakın kalan tuzu kontrol ederek ekleyin. Ocaktan aldıktan sonra kalan 20 ml zeytinyağını yemeğin üzerinde gezdirin.</p>

<p>9. Yemeği kapağı kapalı olarak en az 30 dakika dinlendirin. Ilık servis edebilir veya tamamen soğuduktan sonra buzdolabına kaldırabilirsiniz.</p>

<p>ZEYTİNYAĞLI TAZE FASULYENİN PÜF NOKTALARI</p>

<p>- Körpe, canlı renkli ve kolay kırılan fasulyeler daha kısa sürede pişer. Kalın ve iri taneli fasulyeler daha uzun süre gerektirebilir.<br />
- Fasulyeleri yıkadıktan sonra ayıklayın. Önceden kesilmiş fasulyeyi suda uzun süre bekletmek dokusunu ve aromasını olumsuz etkileyebilir.<br />
- Tencereye suyu tek seferde fazla miktarda eklemeyin. Domatesin bırakacağı suyu gördükten sonra karar verin.<br />
- Fasulyelerin rengini korumak için aşırı uzun süre pişirmeyin. Ancak yalnızca rengini canlı tutmak amacıyla sert bırakmayın.<br />
- Yemeği sürekli karıştırmak fasulyelerin parçalanmasına yol açabilir. Tencereyi arada bir saplarından hafifçe sallamak yeterlidir.<br />
- Son zeytinyağını ocak kapandıktan sonra eklemek, zeytinyağı aromasının daha belirgin kalmasını sağlar.<br />
- Zeytinyağlı yemek dinlendikçe lezzeti dengelenir. Vakit varsa servis etmeden birkaç saat önce hazırlayın.</p>

<p>MALZEME İKAMELERİ</p>

<p>Taze domates yerine yaklaşık 400 g rendelenmiş domates kullanılabilir. Domates püresi daha yoğun olduğundan eklenecek su miktarı kontrol edilmelidir.</p>

<p>Kuru soğan yerine aynı miktarda arpacık soğan kullanılabilir. Arpacık soğanlar bütün bırakılırsa pişme süresi birkaç dakika uzayabilir.</p>

<p>Şeker kullanmak zorunlu değildir. Olgun ve tatlı domates kullanılıyorsa tariften tamamen çıkarılabilir.</p>

<p>SERVİS ÖNERİSİ</p>

<p>Zeytinyağlı taze fasulye ılık veya soğuk servis edilebilir. Yanında pirinç pilavı, bulgur pilavı, cacık ya da sade yoğurt sunulabilir.</p>

<p>Yemek servis edilirken tencerede kalan domatesli sos fasulyelerin üzerine paylaştırılabilir. İsteğe göre birkaç damla limon eklenebilir; ancak limonun yemeğin doğal tadını bastırmamasına dikkat edilmelidir.</p>

<p>SAKLAMA VE YENİDEN ISITMA</p>

<p>Yemek oda sıcaklığına geldikten sonra geciktirilmeden kapalı bir saklama kabına aktarılmalı ve buzdolabına kaldırılmalıdır. Buzdolabında 3 güne kadar saklanabilir.</p>

<p>Soğuk tüketilecekse servis edilecek miktar ayrı bir kaba alınmalı, kalan yemek uzun süre oda sıcaklığında bekletilmemelidir.</p>

<p>Sıcak servis için yalnızca tüketilecek porsiyon, kısık ateşte az miktarda su eklenerek ısıtılabilir. Sık karıştırmak fasulyeleri parçalayabileceğinden tencereyi hafifçe sallamak daha uygundur.</p>

<p>Zeytinyağlı taze fasulye dondurulabilir; ancak çözüldüğünde dokusu yumuşayabilir. Dondurulacak yemek tamamen soğutulmalı, hava almayan bir kaba porsiyonlanmalı ve bir ay içinde tüketilmelidir. Buzdolabında çözdürüldükten sonra yeniden dondurulmamalıdır.</p>

<p>SIK YAPILAN HATALAR</p>

<p>Fasulyenin sert kalması: Fasulyenin olgunluğu veya domatesin asit oranı pişme süresini uzatabilir. Süre dolduğunda sertse azar azar sıcak su ekleyerek pişirmeyi sürdürün.</p>

<p>Yemeğin fazla sulu olması: Domates suyunu bırakmadan tencereye gereğinden fazla su eklemeyin. Pişmenin sonunda su fazlaysa kapağı açarak birkaç dakika kısık ateşte çektirin.</p>

<p>Fasulyelerin dağılması: Yemeği yüksek ateşte kaynatmak, sık karıştırmak ve gereğinden uzun pişirmek dokunun bozulmasına neden olabilir.</p>

<p>Soğanların yanması: Soğanları yüksek ateşte kavurmayın. Renk almadan, orta-kısık ateşte yumuşatın. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/zeytinyagli-taze-fasulye-nasil-yapilir-rengini-ve-kivamini-koruyan-tarif</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 08:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8925.jpeg" type="image/jpeg" length="42461"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Reçetesiz Satılıyor Ama Risksiz Değil: Ağrı Kesicilerde Organ Hasarı Uyarısı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/recetesiz-satiliyor-ama-risksiz-degil-agri-kesicilerde-organ-hasari-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/recetesiz-satiliyor-ama-risksiz-degil-agri-kesicilerde-organ-hasari-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Reçetesiz satılması ağrı kesicileri herkes için risksiz kılmıyor. Yanlış ilaç seçimi, yüksek miktar, susuzluk ve aynı etken maddeyi içeren ürünlerin birlikte alınması ciddi organ hasarına yol açabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Baş ağrısı, diş sızısı ya da bel tutulması… Evde bulunan ilk ağrı kesiciye uzanmak çoğu zaman sıradan bir davranış gibi görülüyor. Oysa ilacın etken maddesi, ne kadar ve ne süreyle kullanıldığı, kişinin böbrek ve karaciğer sağlığı ile birlikte aldığı diğer ilaçlar güvenlik açısından belirleyici oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ağrı kesiciler önerilen biçimde kullanıldığında çoğu kişi için güvenli olabilir. Tehlike; dozu aşmak, birden fazla ilacı bilinçsizce birleştirmek, günlerce kontrolsüz kullanmak veya riskli bir hastalığa rağmen önlem almamakla büyür. Böbrek ya da karaciğer yetmezliği her kullanıcıda görülen olağan bir sonuç değildir; ancak bazı koşullarda gelişebilecek ciddi bir komplikasyondur.</p>

<p>Böbrekler açısından öne çıkan grup: İltihap giderici ağrı kesiciler</p>

<p>İbuprofen, naproksen, diklofenak, deksketoprofen, ketoprofen, indometazin, meloksikam ve selekoksib gibi ilaçlar “steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçlar” grubundadır. Kısaca NSAİİ olarak adlandırılan bu ilaçlar ağrıyı, ateşi ve iltihabı azaltabilir.</p>

<p>Bu grup, böbrek damarlarının açık kalmasına yardımcı olan prostaglandin adlı maddelerin üretimini baskılar. Sağlıklı ve yeterince sıvı alan bir kişide kısa süreli kullanım sorun oluşturmayabilir. Fakat böbreklere giden kan akımının zaten azaldığı durumlarda bu etki, akut böbrek hasarına yol açabilir. Akut böbrek hasarı, böbrek işlevlerinin saatler veya günler içinde belirgin biçimde bozulmasıdır.</p>

<p>Kusma, ishal, yüksek ateş, yoğun terleme ve yeterince su içememe gibi sıvı kaybına yol açan durumlarda risk artar. Kronik böbrek hastalığı, kalp yetmezliği, ileri yaş, kontrolsüz tansiyon ve karaciğer sirozu da böbrekleri daha kırılgan hâle getirebilir.</p>

<p>Bazı ilaç birliktelikleri riski artırıyor</p>

<p>NSAİİ grubu bir ağrı kesicinin, bazı tansiyon ilaçları ve idrar söktürücülerle birlikte kullanılması böbreklere giden kan akımını daha fazla azaltabilir. Özellikle ACE inhibitörü veya anjiyotensin reseptör blokeri olarak bilinen tansiyon ilaçlarıyla idrar söktürücü kullanan kişiler, reçetesiz ağrı kesici almadan önce hekim ya da eczacıya danışmalıdır.</p>

<p>Bu bilgi, düzenli kullanılan tansiyon ilacının bırakılması gerektiği anlamına gelmez. Sorun, tedavinin kişinin kendi kararıyla değiştirilmesi veya üzerine kontrolsüz biçimde başka ilaç eklenmesidir.</p>

<p>NSAİİ’lerin uzun süreli ya da yüksek miktarda kullanılması yalnızca böbrekleri ilgilendirmez. Mide ve bağırsak kanaması, tansiyon yükselmesi, vücutta sıvı tutulması ve bazı kişilerde kalp-damar sorunları da görülebilir. Diklofenak başta olmak üzere bazı NSAİİ’ler nadiren karaciğer hasarıyla da ilişkilendirilebilir.</p>

<p>Parasetamolde asıl tehlike karaciğer</p>

<p>Parasetamol, ateş ve ağrı için yaygın kullanılan farklı bir etken maddedir. Önerilen kullanım sınırları içinde genellikle güvenli kabul edilir ve NSAİİ’ler kadar belirgin mide kanaması veya böbrek kan akımı sorunu oluşturmaz. Buna karşılık fazla miktarda alınması ağır karaciğer hasarının en iyi bilinen ilaç kaynaklı nedenlerinden biridir.</p>

<p>Karaciğer parasetamolü işlerken az miktarda zararlı bir ara ürün oluşur. Vücut bunu normal koşullarda etkisiz hâle getirir. Aşırı alımda koruyucu mekanizma yetersiz kalabilir; karaciğer hücreleri zarar görebilir ve akut karaciğer yetmezliği gelişebilir. Çok yüksek miktarlar böbrekleri de etkileyebilir.</p>

<p>İlk saatlerde hiçbir belirti görülmemesi tehlikenin geçtiğini göstermez. Bulantı, kusma ve karın ağrısı hafif olabilir veya hiç olmayabilir. Karaciğer hasarının belirtileri daha sonra ortaya çıkabileceği için olası doz aşımında şikâyetlerin başlaması beklenmemelidir.</p>

<p>En sık hatalardan biri aynı etken maddeyi iki kez almak</p>

<p>Parasetamol yalnızca üzerinde “ağrı kesici” yazan ürünlerde bulunmaz. Grip, soğuk algınlığı, sinüzit ve kombine ağrı ilaçlarının içinde de yer alabilir. Farklı marka isimleri taşıyan iki ürünün birlikte kullanılması, kişinin farkında olmadan aynı etken maddeyi tekrar almasına neden olabilir.</p>

<p>Benzer bir durum NSAİİ’ler için de geçerlidir. İbuprofen içeren bir ürünün üzerine naproksen, diklofenak veya deksketoprofen almak daha güçlü ve güvenli bir ağrı kontrolü sağlamaz; yan etki ihtimalini yükseltebilir. Reçeteli ya da reçetesiz bütün ürünlerin “etken madde” bölümü kontrol edilmelidir.</p>

<p>Alkol, açlık ve mevcut hastalıklar riski değiştirebilir</p>

<p>Düzenli veya yoğun alkol kullanımı, karaciğer hastalığı, uzun süre yetersiz beslenme ve aynı anda birden fazla parasetamol içeren ürün kullanımı karaciğer hasarı ihtimalini artırabilir. Bu koşullarda güvenli kullanım kararı kişiye göre değişebileceğinden standart bir öneriye güvenmek doğru değildir.</p>

<p>Böbrek hastalığı bulunanlarda da “bol su içersem zarar görmez” düşüncesi güvenli değildir. İleri böbrek veya kalp hastalığında gelişigüzel fazla sıvı almak ayrıca sakıncalı olabilir. Korunmanın temel yolu, uygun ağrı kesicinin kişinin hastalıkları ve diğer ilaçları dikkate alınarak seçilmesidir.</p>

<p>Bitkisel olması karaciğer için güvence değil</p>

<p>Bazı bitkisel ürünler, kas-eklem ağrısı için satılan karışımlar ve içeriği belirsiz takviyeler ilaçlarla etkileşebilir veya doğrudan karaciğer hasarına neden olabilir. Ruhsatsız ürünlerde etikette bildirilmeyen ağrı kesici maddeler de bulunabilir. “Doğal” ifadesi güvenli doz, temiz içerik veya ilaçlarla uyumluluk garantisi vermez.</p>

<p>Hangi belirtiler ciddiye alınmalı?</p>

<p>Ağrı kesici kullanımından sonra idrar miktarında belirgin azalma, ayaklarda veya yüzde şişme, açıklanamayan halsizlik, nefes darlığı, bulantı ve bilinç bulanıklığı böbrek işlevlerinde bozulmayla ilişkili olabilir.</p>

<p>Göz aklarında veya ciltte sararma, koyu renkli idrar, sağ üst karında ağrı, sürekli kusma, olağan dışı uyku hâli, bilinç değişikliği, kolay kanama veya morarma ise ciddi karaciğer hasarında görülebilir. Bu bulguların başka nedenleri de vardır; değerlendirme kan testleri ve klinik muayeneyle yapılır.</p>

<p>Olası doz aşımı beklenmeden değerlendirilmelidir</p>

<p>Önerilenden fazla parasetamol veya başka bir ağrı kesici alındığından şüpheleniliyorsa kişi kendisini iyi hissetse bile gecikmeden acil sağlık hizmetine başvurmalıdır. Erken dönemde uygulanan tedavi, özellikle parasetamol zehirlenmesinde karaciğer hasarı riskini belirgin biçimde azaltabilir.</p>

<p>Bilinç kaybı, nöbet, nefes almada güçlük, şiddetli uyku hâli, kanlı kusma, siyah dışkı, idrarın kesilmesi veya sarılıkla birlikte bilinç değişikliği acil değerlendirme gerektirir. İlaç kutularının sağlık ekibine gösterilmesi, alınan etken maddenin belirlenmesini kolaylaştırır.</p>

<p>Daha güvenli kullanım için temel kurallar</p>

<p>Ağrı kesici seçerken marka adına değil etken maddeye bakılmalı, kullanım talimatındaki sınırlar aşılmamalı ve benzer içerikli ürünler üst üste alınmamalıdır. İlacın etkisiz kaldığı düşünülerek dozun artırılması yerine ağrının nedeni değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kronik böbrek veya karaciğer hastalığı, kalp yetmezliği, mide kanaması öyküsü, gebelik, ileri yaş ya da düzenli ilaç kullanımı varsa reçetesiz ürün alınmadan önce sağlık profesyoneline danışılması gerekir. Sürekli tekrarlayan veya uzayan ağrıyı yalnızca ilaçla bastırmak, altta yatan sorunun tanısını geciktirebilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Kidney Disease: Improving Global Outcomes – KDIGO 2024 Clinical Practice Guideline for the Evaluation and Management of Chronic Kidney Disease – KDIGO CKD Work Group – 2024 – DOI: 10.1016/j.kint.2023.10.018<br />
2. National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases – Keeping Kidneys Safe: Smart Choices about Medicines – Güncel hasta bilgilendirme kaynağı<br />
3. National Kidney Foundation – Safe Medicine Use with Chronic Kidney Disease – 2025<br />
4. U.S. Food and Drug Administration – Safe Use Initiative: Acetaminophen Toxicity – 2025<br />
5. National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases ve National Library of Medicine – LiverTox: Clinical and Research Information on Drug-Induced Liver Injury – 2012’den itibaren güncellenen bilimsel kaynak </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/recetesiz-satiliyor-ama-risksiz-degil-agri-kesicilerde-organ-hasari-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8924-1.jpeg" type="image/jpeg" length="60859"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beşiktaş’ın Ghedjemis planında yeni gelişme: Alvini kararını açıkladı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-ghedjemis-planinda-yeni-gelisme-alvini-kararini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-ghedjemis-planinda-yeni-gelisme-alvini-kararini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın transfer gündemindeki Farès Ghedjemis için Frosinone’dan bu kez temkinli bir mesaj geldi. Teknik Direktör Massimiliano Alvini, oyuncuyu salı günü antrenmanda beklediğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ghedjemis transferinde Frosinone’dan ters mesaj</p>

<p>Beşiktaş’ın transfer gündeminde bulunan Farès Ghedjemis’in geleceğiyle ilgili İtalya’dan yeni bir açıklama geldi.</p>

<p>Ghedjemis’in transfer süreci nedeniyle Juventus karşılaşmasında kullanılmamasının ardından bu kez Frosinone Teknik Direktörü Massimiliano Alvini konuştu.</p>

<p>Alvini’nin mesajı, oyuncunun ayrılığının henüz kesinleşmediğini ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Salı günü onu antrenmanda bekliyorum”</p>

<p>Juventus karşılaşmasının ardından Ghedjemis’in geleceğine ilişkin konuşan Alvini, oyuncuyu hâlâ kadrosunun bir parçası olarak gördüğünü belirtti.</p>

<p>İtalyan teknik adam, “Benim için burada kalıyor. Salı günü onu antrenmanda bekliyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu sözler, Beşiktaş-Ghedjemis transferinin tamamlandığı yönünde bir durum bulunmadığını ve Frosinone cephesinin oyuncuyu henüz ayrılmış kabul etmediğini gösteriyor.</p>

<p>“Şampiyonlar Ligi seviyesinde”</p>

<p>Alvini, Ghedjemis’in futbol kalitesine ilişkin de güçlü ifadeler kullandı.</p>

<p>Teknik direktör, oyuncuyu “Şampiyonlar Ligi seviyesinde” gördüğünü belirtirken, Ghedjemis’in takım açısından taşıdığı değere vurgu yaptı.</p>

<p>Alvini, oyuncu için çok yüksek bir teklif gelmesi durumunda ise kararın kendisine değil kulüp yönetimine ait olacağını ifade etti.</p>

<p>Bu açıklama, Frosinone’nun Ghedjemis’in ayrılığına kapıyı tamamen kapatmadığını ancak oyuncuyu bırakmak için tatmin edici şartlar beklediğini gösteriyor.</p>

<p>Birkaç saat içinde iki farklı mesaj</p>

<p>Ghedjemis dosyasını dikkat çekici hale getiren nokta ise Frosinone cephesinden kısa süre içerisinde gelen iki açıklama oldu.</p>

<p>Frosinone Sportif Direktörü Renzo Castagnini, Juventus karşılaşması öncesinde Ghedjemis’in transfer gündeminden etkilendiğini ve bu nedenle oynatılmadığını açıklamıştı.</p>

<p>Castagnini ayrıca oyuncunun geleceğinin yeniden değerlendirileceğini belirtmişti.</p>

<p>Maçın ardından konuşan Alvini ise Ghedjemis’i salı günü antrenmanda beklediğini söyledi.</p>

<p>İki açıklama birlikte değerlendirildiğinde Frosinone’nun oyuncu için gelen teklifleri değerlendirdiği ancak henüz ayrılık kararı vermediği anlaşılıyor.</p>

<p>Beşiktaş açısından transfer hâlâ açık</p>

<p>Alvini’nin açıklaması, Beşiktaş açısından transfer kapısının kapandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Aksine teknik adamın, çok yüksek bir teklif gelmesi halinde kararın kulüp yönetimine ait olduğunu söylemesi, uygun ekonomik şartların oluşması durumunda transfer ihtimalinin sürdüğüne işaret ediyor.</p>

<p>Ancak mevcut aşamada Beşiktaş ile Frosinone arasında kesin anlaşmaya varıldığına ilişkin resmi bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Gözler yeni görüşmelerde</p>

<p>Ghedjemis’in Juventus karşılaşmasında transfer gündemi nedeniyle kullanılmaması, Beşiktaş’ın girişiminin ciddi bir aşamaya ulaştığını gösteren önemli bir gelişmeydi.</p>

<p>Alvini’nin son sözleri ise dosyanın henüz sonuçlanmadığını ortaya koyuyor.</p>

<p>Beşiktaş’ın transferi ilerletebilmesi için Frosinone yönetimini ekonomik şartlarda ikna etmesi gerekecek. Ghedjemis’in salı günü Frosinone antrenmanında yer alıp almayacağı da transfer sürecinin yönüne ilişkin yeni bir işaret verebilir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Massimiliano Alvini – Frosinone maç sonu basın toplantısı, 23 Ağustos 2026</li>
 <li>DAZN Italia</li>
 <li>TuttoFrosinone</li>
 <li>FrosinoneNews</li>
 <li>TuttomercatoWeb</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktasin-ghedjemis-planinda-yeni-gelisme-alvini-kararini-acikladi</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 08:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8923.jpeg" type="image/jpeg" length="56258"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[En Güzel Mevlid Kandili Mesajları: En Güzel Mevlid Kandili Tebrikleri]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/en-guzel-mevlid-kandili-mesajlari-en-guzel-mevlid-kandili-tebrikleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/en-guzel-mevlid-kandili-mesajlari-en-guzel-mevlid-kandili-tebrikleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mevlid Kandili’nde ailenize, dostlarınıza ve yakınlarınıza gönderebileceğiniz dualı, kısa ve anlamlı mesajları bir araya getirdik. İşte gönüllere dokunacak 25 kandil mesajı…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mevlid Kandili İçin En Güzel 25 Mesaj ve Tebrik </p>

<p>Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in dünyaya teşrifinin idrak edildiği Mevlid Kandili; dua, rahmet ve manevi yenilenme gecesi olarak kabul ediliyor. Bu mübarek gecede sevdiklerinizi hatırlamak ve güzel dileklerinizi paylaşmak için aşağıdaki mesajlardan yararlanabilirsiniz.</p>

<p>Dualı Mevlid Kandili Mesajları</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ol>
 <li>Mevlid Kandili’nin gönlünüze huzur, hanenize bereket ve hayatınıza hayırlar getirmesini dilerim. Kandiliniz mübarek olsun.</li>
 <li>Bu mübarek gecede edilen duaların kabul, gönüllerin huzurla dolu olması dileğiyle… Hayırlı kandiller.</li>
 <li>Rabbim bu güzel gecenin hürmetine gönlünüzden geçen hayırlı duaları kabul etsin. Mevlid Kandiliniz mübarek olsun.</li>
 <li>Mevlid Kandili’nin ülkemize, milletimize ve bütün insanlığa sağlık, barış ve merhamet getirmesini diliyorum.</li>
 <li>Dualarınızın kabul, ibadetlerinizin makbul, gönlünüzün huzurlu olduğu bir kandil geçirmeniz dileğiyle…</li>
</ol>

<p>Kısa ve Anlamlı Kandil Mesajları</p>

<ol start="6">
 <li>Geceniz mübarek, dualarınız kabul olsun. Hayırlı kandiller.</li>
 <li>Mevlid Kandiliniz sağlık, huzur ve bereket getirsin.</li>
 <li>Gönüllerimizin rahmetle buluştuğu bu mübarek gece hayırlara vesile olsun.</li>
 <li>Kalbiniz huzurla, eviniz bereketle dolsun. Kandiliniz mübarek olsun.</li>
 <li>Sevdiklerinizle birlikte nice huzurlu kandillere ulaşmanız dileğiyle…</li>
</ol>

<p>Aileye Gönderilebilecek Mevlid Kandili Mesajları</p>

<ol start="11">
 <li>Ailemizin birlik, beraberlik ve huzurunun daim olması dileğiyle Mevlid Kandilimiz mübarek olsun.</li>
 <li>Rabbim ailemizi her türlü kötülükten korusun, evimizden sağlık ve bereketi eksik etmesin. Hayırlı kandiller.</li>
 <li>Bu mübarek gecede dualarımda sizler varsınız. Allah birlik ve beraberliğimizi daim etsin.</li>
 <li>Mevlid Kandili’nin güzel ailemize sağlık, mutluluk ve gönül huzuru getirmesini diliyorum.</li>
 <li>Aynı sofranın bereketini, aynı duanın huzurunu paylaşabildiğimiz nice kandillere…</li>
</ol>

<p>Dostlara Gönderilebilecek Kandil Mesajları</p>

<ol start="16">
 <li>Dostluğumuzun daim, dualarımızın kabul olması dileğiyle Mevlid Kandilin mübarek olsun.</li>
 <li>Güzel insanların hatırlandığı bu kıymetli gecede seni de dualarımla anıyorum. Hayırlı kandiller.</li>
 <li>Uzaklıklar gönüllere engel değildir. Bu mübarek gecede dualarım seninle olsun.</li>
 <li>Mevlid Kandili’nin hayatına huzur, kalbine umut ve yarınlarına güzellik getirmesini dilerim.</li>
 <li>Gönülden edilen dualarda ve güzel günlerde yeniden buluşmak dileğiyle… Kandilin mübarek olsun.</li>
</ol>

<p>Duygulu ve Etkileyici Kandil Mesajları</p>

<ol start="21">
 <li>Bu gece kırgınlıkların sona erdiği, gönüllerin sevgiyle birleştiği ve umutların yeniden yeşerdiği bir gece olsun.</li>
 <li>Peygamber Efendimizin merhamet, sabır ve güzel ahlakla şekillenen örnek hayatını anlayabilmek dileğiyle Mevlid Kandiliniz mübarek olsun.</li>
 <li>Bir dua kadar yakın, bir selam kadar sıcak olan bu mübarek gecenin huzuru kalbinizden hiç eksilmesin.</li>
 <li>Eller semaya, gönüller duaya açıldığında aramızdaki bütün mesafeler kaybolsun. Rabbim dualarımızı kabul etsin.</li>
 <li>Mevlid Kandili’nin manevi iklimi kalplerimizi iyilikte buluştursun; hayatımıza sağlık, huzur, bereket ve umut katsın.</li>
</ol>

<p>Keşfet Başlığı Önerileri</p>

<ol>
 <li>En Güzel Mevlid Kandili Mesajları: 25 Anlamlı Söz</li>
 <li>Sevdiklerinize Gönderebileceğiniz 25 Kandil Mesajı</li>
 <li>Kısa, Dualı ve Anlamlı Mevlid Kandili Mesajları</li>
 <li>Aileye ve Dostlara Gönderilecek Mevlid Kandili Mesajları</li>
 <li>Gönüllere Dokunan En Güzel Kandil Mesajları</li>
 <li>Mevlid Kandili’nde Paylaşabileceğiniz Anlamlı Sözler</li>
 <li>Herkese Gönderebileceğiniz Kısa Kandil Mesajları</li>
 <li>Dualı Mevlid Kandili Mesajları ve Güzel Dilekler</li>
 <li>Mevlid Kandili İçin En Anlamlı 25 Mesaj</li>
 <li>WhatsApp’ta Paylaşılabilecek Mevlid Kandili Mesajları</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🎗️ Özel Günler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/en-guzel-mevlid-kandili-mesajlari-en-guzel-mevlid-kandili-tebrikleri</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 08:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8922-1.jpeg" type="image/jpeg" length="97777"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göz Altı Morluklarının Nedeni Nedir? Sorun Uykudan Fazlası Olabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/goz-alti-morluklarinin-nedeni-nedir-sorun-uykudan-fazlasi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/goz-alti-morluklarinin-nedeni-nedir-sorun-uykudan-fazlasi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz altındaki koyu halkalar yalnızca uykusuzluktan kaynaklanmıyor. Genetik yapıdan alerjiye, ince deriden yaşla gelişen hacim kaybına kadar pek çok etken görünümü değiştirebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sabah aynaya bakıldığında gözlerin altında görülen koyuluk, iyi bir gece uykusunun ardından bile kaybolmayabilir. Çünkü “göz altı morluğu” adı verilen görünüm tek bir nedene bağlı değildir. Bazı kişilerde pigment artışı, bazılarında ince derinin altındaki damarlar, bazılarında ise gözyaşı oluğunun oluşturduğu gölge ön plandadır.</p>

<p>Tıpta göz çevresi hiperpigmentasyonu veya göz altı koyuluğu olarak tanımlanan bu durum çoğu zaman sağlık açısından tehlikeli değildir. Buna karşılık görünümü etkileyebilir ve kişiyi olduğundan daha yorgun gösterebilir. Etkili bir yaklaşım için önce koyuluğun kaynağını anlamak gerekir.</p>

<p>Göz Altı Morluğu Tek Bir Sorun Değil</p>

<p>Göz çevresindeki koyuluğun görünümü kişiden kişiye değişir. Kahverengi tonlar çoğunlukla melanin adı verilen renk pigmentinin artışıyla bağlantılıdır. Mavi, mor veya pembemsi halkalarda ince derinin altından görünen damarlar daha etkili olabilir. Gözyaşı oluğu, torbalanma ya da cilt gevşekliğinin oluşturduğu gölge ise bölgeyi koyu gösterebilir.</p>

<p>Bu etkenlerin birkaçı aynı kişide birlikte bulunabilir. Bu nedenle yalnızca “morluk giderici” etiketi taşıyan tek bir üründen herkeste aynı sonucu beklemek gerçekçi değildir.</p>

<p>Genetik Yapı ve Cilt Özellikleri Etkili Olabilir</p>

<p>Göz altındaki koyuluk aile bireylerinde de görülüyorsa genetik yatkınlık olasılığı artar. Bazı kişilerde bu görünüm çocukluk veya gençlik döneminden itibaren fark edilir. Cilt rengi, göz kapağı derisinin kalınlığı ve yüzün kemik yapısı da görünümü etkileyebilir.</p>

<p>Melanin üretimi daha yüksek olan ciltlerde pigment kaynaklı koyuluk daha belirgin olabilir. Güneş ışınları melanin üretimini artırarak bu görünümü koyulaştırabilir. Göz çevresine uygun geniş spektrumlu güneş koruyucu kullanılması ve güneş gözlüğü takılması, pigment artışını sınırlamaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Uykusuzluk Morluk Yapar mı?</p>

<p>Yetersiz uyku her zaman doğrudan pigment oluşturmaz. Ancak cildin daha soluk ve mat görünmesine, damarların daha belirgin hâle gelmesine ve göz çevresinde sıvı birikmesine katkıda bulunabilir. Bu değişiklikler mevcut koyuluğu daha görünür kılar.</p>

<p>Düzenli uyku, uykusuzluğa bağlı yorgun görünümü azaltabilir; genetik pigmenti, belirgin gözyaşı oluğunu veya yaşla gelişen hacim kaybını ortadan kaldırmaz. Bu nedenle yeterince uyuduğu hâlde koyuluğu geçmeyen kişinin yalnızca uyku süresine odaklanması doğru olmayabilir.</p>

<p>Alerji ve Gözleri Ovuşturmak Görünümü Koyulaştırabilir</p>

<p>Alerjik nezle, egzama ve göz çevresinde gelişen temas alerjileri kaşıntıya yol açabilir. Sürekli ovuşturma ve kaşıma cildi tahriş ederek iltihap sonrasında oluşan renk koyulaşmasını artırabilir. Burun tıkanıklığına eşlik eden damar dolgunluğu da göz çevresini daha koyu gösterebilir.</p>

<p>Kaşıntı, sulanma, hapşırma, burun akıntısı veya göz kapağında pullanma varsa altta yatan alerjik ya da dermatolojik sorun değerlendirilmelidir. Sorunun kaynağı kontrol altına alınmadan yalnızca kozmetik ürün kullanılması yeterli sonuç vermeyebilir.</p>

<p>Yaş İlerledikçe Neden Daha Belirginleşiyor?</p>

<p>Yaşla birlikte cilt incelir, kolajen miktarı azalır ve göz çevresindeki yağ dokusunun dağılımı değişebilir. Gözyaşı oluğu derinleştiğinde ışık bu bölgeye farklı açıyla düşer ve koyu bir gölge oluşur. Alt göz kapağındaki torbalanma da gölgeyi güçlendirebilir.</p>

<p>Bu yapısal değişiklikler, gerçek bir renk artışı bulunmasa bile göz altını mor veya kahverengi gösterebilir. Koyuluğun belirli ışıklarda azalması ya da yüzün açısına göre değişmesi, gölgenin etkili olduğuna işaret edebilir.</p>

<p>Her Göz Altı Morluğu Kansızlık Anlamına Gelmez</p>

<p>Göz altındaki koyuluk tek başına demir eksikliği, kansızlık, tiroit hastalığı veya vitamin eksikliği tanısı koydurmaz. Kansızlığı bulunan bir kişide cildin soluklaşması mevcut damar görünümünü belirginleştirebilir; ancak yalnızca göz altına bakılarak kan değerleri hakkında güvenilir yorum yapılamaz.</p>

<p>Koyuluğa belirgin halsizlik, çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi, açıklanamayan kilo değişikliği veya saç dökülmesi eşlik ediyorsa hekim değerlendirmesi uygun olur. Gerekli görülürse kan sayımı ve diğer testler kişinin belirtilerine göre planlanır. Belirti olmadan rastgele vitamin ya da demir takviyesi kullanılması doğru değildir.</p>

<p>Evde Uygulanabilecek Basit Adımlar</p>

<p>Soğuk kompres, özellikle sabah saatlerindeki şişkinliği ve yüzeysel damarların belirginliğini geçici olarak azaltabilir. Temiz ve soğuk bir bez birkaç dakika göz çevresinde tutulabilir. Buzun doğrudan cilde uygulanması tahrişe ve soğuk hasarına yol açabileceğinden önerilmez.</p>

<p>Düzenli uyumak, gözleri ovuşturmamak, alerjiyi kontrol altında tutmak ve güneşten korunmak görünümün ağırlaşmasını önleyebilir. Başın hafif yükseltilerek uyunması, sabahları göz çevresinde sıvı birikimi yaşayan bazı kişilerde şişliği azaltabilir.</p>

<p>Yeni bir kozmetik ürüne başlarken göz çevresinin hassas olduğu hesaba katılmalıdır. Yanma, kızarıklık, kaşıntı veya pullanma gelişirse ürün bırakılmalı ve bölge nazikçe temizlenmelidir.</p>

<p>Göz Altı Kremleri Ne Kadar Etkili?</p>

<p>Kafein içeren ürünler damar görünümünü ve şişliği geçici olarak azaltabilir. C vitamini, niasinamid ve bazı renk açıcı bileşenler pigment görünümünde sınırlı iyileşme sağlayabilir. Retinoid adı verilen A vitamini türevleri zamanla ince çizgiler ve cilt yapısı üzerinde etkili olabilir; ancak göz çevresinde tahriş oluşturma olasılıkları vardır.</p>

<p>Kozmetik ürünlerle ilgili çalışmaların önemli bir bölümü küçük katılımcı gruplarıyla yapılmıştır. Ürünlerin içerikleri ve yoğunlukları da birbirinden farklıdır. Bu nedenle etkiler kişiden kişiye değişir ve kalıcı sonuç garantisi verilemez.</p>

<p>Göz çevresine gelişigüzel asit, peeling ürünü, limon suyu, karbonat veya güçlü renk açıcı sürülmemelidir. Bu maddeler tahrişe, göz hasarına ve koyuluğun daha da artmasına neden olabilir. Reçeteli renk açıcılar ve retinoidler dermatolog değerlendirmesiyle kullanılmalıdır.</p>

<p>Tıbbi ve Kozmetik İşlemler Nedene Göre Seçiliyor</p>

<p>Pigmentin baskın olduğu durumlarda dermatolog kontrolünde renk düzenleyici ilaçlar, kimyasal peeling veya uygun lazer yöntemleri değerlendirilebilir. Damar görünümünde farklı lazer seçenekleri gündeme gelebilir. Cilt gevşekliği ve kırışıklık söz konusuysa enerji temelli işlemler düşünülebilir.</p>

<p>Gözyaşı oluğuna bağlı belirgin gölgelenmede dolgu veya yağ aktarımı, fazla deri ve ileri torbalanmada ise cerrahi seçenekler değerlendirilebilir. Bunların hiçbiri her göz altı koyuluğu için uygun değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle göz çevresi dolgusu sıradan bir kozmetik uygulama olarak görülmemelidir. Şişlik, düzensizlik, mavimsi renk değişikliği ve damar tıkanıklığı gibi komplikasyonlar gelişebilir. Çok seyrek de olsa görme kaybı gibi ağır sonuçlar bildirilmiştir. İşlemin yüz anatomisi konusunda eğitimli ve komplikasyonları yönetebilecek yetkin bir hekim tarafından yapılması gerekir.</p>

<p>Tek Bir Standart Tedavi Bulunmuyor</p>

<p>Bilimsel incelemeler, pigment kaynaklı koyulukla hacim kaybı veya gölge kaynaklı koyuluğun aynı tedaviye yanıt vermediğini gösteriyor. Dolgu ve yağ aktarımı yapısal çöküklüklerde; lazerler ise seçilmiş pigment veya damar kaynaklı durumlarda yarar sağlayabilir.</p>

<p>Bununla birlikte çalışmalar arasında kullanılan yöntem, katılımcı sayısı ve başarı ölçütleri bakımından belirgin farklılıklar bulunuyor. Göz altı koyuluğunu tamamen ortadan kaldırdığı kanıtlanmış tek bir yöntem yok. Gerçekçi hedef, doğru neden belirlendikten sonra görünümde güvenli ve makul bir iyileşme sağlamaktır.</p>

<p>Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?</p>

<p>İki gözün altında uzun süredir benzer biçimde bulunan koyuluk çoğunlukla kozmetik bir durumdur. Yeni başlayan, yalnızca bir tarafta görülen veya giderek artan renk değişikliği ise değerlendirilmelidir.</p>

<p>Koyuluğa göz kapağında belirgin şişme, ağrı, kızarıklık, ısı artışı, akıntı, ateş, göz hareketleriyle ağrı ya da görmede değişiklik eşlik ediyorsa gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Bu belirtiler basit göz altı morluğundan farklı bir göz veya çevre doku sorununu düşündürebilir.</p>

<p>Kalıcı koyuluktan rahatsız olan kişilerde dermatoloji muayenesi; rengin pigmentten, damarlardan, tahrişten veya yüz yapısının oluşturduğu gölgeden kaynaklanıp kaynaklanmadığını ayırt etmeye yardımcı olabilir. Tedavinin başarısını belirleyen en önemli basamak, doğru üründen önce doğru nedenin bulunmasıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Journal of Clinical and Aesthetic Dermatology – Periorbital Hyperpigmentation: A Comprehensive Review – Rashmi Sarkar, Rashmi Ranjan, Shilpa Garg, Vijay K. Garg, Sidharth Sonthalia ve Shivani Bansal – 2016</p>

<p>2. Journal of Cutaneous and Aesthetic Surgery – Infraorbital Dark Circles: A Review of the Pathogenesis, Evaluation and Treatment – Ivan Vrcek, Omar Ozgur ve Tanuj Nakra – 2016 – DOI: 10.4103/0974-2077.184046</p>

<p>3. Dermatologic Surgery – Treatments of Periorbital Hyperpigmentation: A Systematic Review – Lauren Michelle, Delila Pouldar Foulad, Chloe Ekelem, Nazanin Saedi ve Natasha Atanaskova Mesinkovska – 2021 – DOI: 10.1097/DSS.0000000000002484</p>

<p>4. Annals of Dermatology – Treatments of Infra-Orbital Dark Circles by Various Etiologies – Kui Young Park, Hyun Jung Kwon, Choon Shik Youn, Seong Jun Seo ve Myeong Nam Kim – 2018 – DOI: 10.5021/ad.2018.30.5.522</p>

<p>5. Journal of Cosmetic Dermatology – What Causes Dark Circles Under the Eyes? – Fernanda Magagnin Freitag ve Tania Ferreira Cestari – 2007 – DOI: 10.1111/j.1473-2165.2007.00324.x</p>

<p>6. Dermatologic Surgery – Infraorbital Dark Circles: Definition, Causes, and Treatment Options – Mi Ryung Roh ve Kee Yang Chung – 2009 – DOI: 10.1111/j.1524-4725.2009.01213.x </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/goz-alti-morluklarinin-nedeni-nedir-sorun-uykudan-fazlasi-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 06:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8921.jpeg" type="image/jpeg" length="76965"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Geğirme ve Bağırsak Gazı Neden Olur? Sofradan Günlük Alışkanlıklara Olası Nedenler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gegirme-ve-bagirsak-gazi-neden-olur-sofradan-gunluk-aliskanliklara-olasi-nedenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gegirme-ve-bagirsak-gazi-neden-olur-sofradan-gunluk-aliskanliklara-olasi-nedenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Geğirme ve bağırsak gazı sindirimin doğal parçalarıdır. Ancak şikâyetin sıklaşması; yeme biçiminden kabızlığa, besin intoleranslarından bazı sindirim sistemi hastalıklarına kadar farklı nedenlere dayanabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yemekten sonra birkaç kez geğirmek ya da gün içinde bağırsak gazı çıkarmak çoğu zaman vücudun olağan işleyişinin bir parçasıdır. Sorun, gazın sıklaşması, ağrıya yol açması, karında belirgin şişme oluşturması veya günlük hayatı etkilemesiyle başlar.</p>

<p>“Aşırı gaz” denildiğinde tek bir durumdan söz edilmez. Bazı insanlarda sindirim sisteminde gerçekten daha fazla gaz oluşabilir. Bazılarında ise gaz miktarı normal olduğu hâlde bağırsakların gerilmeye karşı hassasiyeti nedeniyle şişkinlik ve basınç daha yoğun hissedilir. Bu nedenle yalnızca gaz çıkarma sayısına bakarak hastalık tanısı konulamaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gaz Sindirim Sisteminde Nasıl Oluşur?</p>

<p>Sindirim sistemindeki gazın iki temel kaynağı vardır. İlki yemek yerken, içerken veya konuşurken yutulan havadır. Bu havanın bir bölümü geğirme yoluyla ağızdan çıkar; kalan kısmı bağırsaklara ilerleyebilir.</p>

<p>İkinci kaynak ise kalın bağırsakta yaşayan mikroorganizmalardır. İnce bağırsakta tamamen sindirilemeyen bazı karbonhidratlar kalın bağırsağa ulaştığında bakteriler tarafından parçalanır ve bu sırada hidrojen, karbondioksit ve bazı kişilerde metan gibi gazlar ortaya çıkar.</p>

<p>Bağırsak gazının kokusu, miktarından farklı bir konudur. Gazın büyük kısmı kokusuzdur. Hoş olmayan koku daha çok bağırsak bakterilerinin ürettiği az miktardaki kükürtlü bileşiklerden kaynaklanır. Bu nedenle kötü kokulu gaz, tek başına bağırsakta ciddi bir hastalık bulunduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Geğirme, Şişkinlik ve Karın Şişmesi Aynı Şey Değil</p>

<p>Geğirme, mide veya yemek borusundaki havanın ağızdan çıkarılmasıdır. Şişkinlik, kişinin karnında doluluk, basınç ya da gerilme hissetmesidir. Karın distansiyonu olarak adlandırılan durumdaysa karın çevresinde gözle görülebilen veya ölçülebilen bir genişleme meydana gelir.</p>

<p>Şişkinlik ile karın genişlemesi birlikte görülebilir, ancak her zaman aynı anda ortaya çıkmaz. Kişi yoğun bir şişkinlik hissederken karnında belirgin büyüme olmayabilir. Benzer şekilde karın çevresi genişlediği hâlde rahatsızlık hissi sınırlı kalabilir.</p>

<p>Bu ayrım önemlidir; çünkü geğirme, bağırsak gazı, şişkinlik ve karın genişlemesinin nedenleri ve tedavi yaklaşımları birbirinden farklı olabilir.</p>

<p>Günlük Alışkanlıklar Gazı Artırabilir</p>

<p>Hızlı yemek, lokmaları yeterince çiğnemeden yutmak ve yemek sırasında çok konuşmak daha fazla hava yutulmasına yol açabilir. Pipet kullanmak, sakız çiğnemek, sert şeker emmek, sigara içmek ve gazlı içecek tüketmek de aynı etkiyi yaratabilir.</p>

<p>Uygun oturmayan takma dişler yemek sırasında hava yutmayı artırabilir. Uyku apnesi nedeniyle CPAP cihazı kullanan bazı kişilerde de sabahları karında hava birikmesi ve şişkinlik hissedilebilir.</p>

<p>Kaygı ve stres dönemlerinde farkında olmadan daha sık hava yutulması mümkündür. Bazı kişiler rahatlamak amacıyla tekrarlayan geğirme davranışı geliştirebilir. Bu tür geğirmelerin bir bölümü doğrudan mideden değil, havanın yemek borusuna alınıp hızla geri çıkarılmasından kaynaklanır. Hekimlerin “supragastrik geğirme” dediği bu durumda diyafram nefesi, konuşma terapisi veya bağırsak-beyin odaklı davranışçı yaklaşımlar değerlendirilebilir.</p>

<p>Hangi Yiyecekler Daha Fazla Gaz Yapabilir?</p>

<p>Kuru fasulye, nohut, mercimek, lahana, brokoli, karnabahar, soğan ve bazı tam tahıllar bağırsak bakterilerince fermente edilen karbonhidratlar içerir. Bu besinler bazı kişilerde gazı artırabilir. Ancak lif, bağırsak ve genel sağlık açısından değerlidir; bu nedenle belirtilere yol açıyor diye lifli besinlerin tamamını uzun süre diyetten çıkarmak doğru değildir.</p>

<p>Süt ve süt ürünlerinden sonra gaz, karın ağrısı veya ishal gelişmesi laktoz intoleransını düşündürebilir. Bu durumda süt şekeri olan laktozu sindiren laktaz enzimi yetersizdir. Meyvelerde ve balda bulunan fruktoz ile sorbitol, mannitol ve ksilitol gibi bazı tatlandırıcılar da hassas kişilerde gaz ve ishale yol açabilir.</p>

<p>Şekersiz sakızlar, şekerlemeler ve bazı “diyet” ürünleri şeker alkolleri içerebilir. Etikette sorbitol, mannitol, maltitol veya ksilitol yazması, ürünün bazı kişilerde neden gaz yaptığını açıklayabilir.</p>

<p>Yağlı yemekler doğrudan çok fazla gaz üretmeyebilir; ancak midenin boşalmasını yavaşlatarak yemek sonrası doluluk ve şişkinliği belirginleştirebilir. Porsiyon büyüklüğü de önemlidir. Aynı besinin küçük miktarı sorun oluşturmazken büyük bir porsiyonu belirtiye neden olabilir.</p>

<p>Her Şişkinlik Yalnızca Yiyeceklerden Kaynaklanmaz</p>

<p>Kabızlık, dışkı ve gazın bağırsakta ilerlemesini zorlaştırarak şişkinliğe yol açabilen yaygın nedenlerden biridir. Huzursuz bağırsak sendromunda bağırsak hareketleri ve bağırsakların gerilmeye duyarlılığı değişebilir. Kişi normal miktardaki gazı bile ağrı ve baskı şeklinde hissedebilir.</p>

<p>Fonksiyonel hazımsızlık, yemeklerden sonra erken doyma, üst karında doluluk ve şişkinlikle kendini gösterebilir. Laktoz veya fruktoz intoleransı, çölyak hastalığı, mide boşalmasının yavaşlaması ve daha seyrek olarak ince bağırsakta bakteri artışı da değerlendirilmesi gereken durumlar arasındadır.</p>

<p>Diyabet, Parkinson hastalığı ve bağ dokusunu etkileyen bazı hastalıklar sindirim kanalının hareketlerini yavaşlatabilir. Daha önce mide veya bağırsak ameliyatı geçirenlerde de bağırsak yapısı ve hareketleri değişebilir.</p>

<p>Bazı ilaçlar kabızlık, mide boşalmasında yavaşlama veya şişkinlik yapabilir. Bu nedenle yeni başlayan belirtilerde kullanılan reçeteli ilaçların, reçetesiz ürünlerin ve takviyelerin hekimle birlikte gözden geçirilmesi yararlı olabilir. İlaçlar hekime danışılmadan bırakılmamalı veya dozları değiştirilmemelidir.</p>

<p>Gazı Azaltmak İçin İlk Olarak Neler Denenebilir?</p>

<p>Yeme hızını düşürmek, lokmaları iyi çiğnemek ve daha küçük porsiyonları tercih etmek basit fakat etkili başlangıç adımlarıdır. Gazlı içecekleri, pipeti, sakızı ve sert şekerleri azaltmak hava yutulmasını sınırlayabilir.</p>

<p>Hangi yiyeceğin ne zaman belirti oluşturduğunu anlamak için kısa süreli beslenme ve belirti günlüğü tutulabilir. Yiyeceklerin yanında porsiyon miktarı, yeme saati, dışkılama düzeni ve eşlik eden yakınmalar da kaydedilebilir. Böylece çok sayıda besini aynı anda kesmek yerine olası tetikleyiciler daha sağlıklı değerlendirilebilir.</p>

<p>Lif tüketimi hızlı artırıldığında gaz ve şişkinlik geçici olarak artabilir. Lifin yavaş yavaş artırılması ve yeterli sıvı alınması daha iyi tolere edilmesini sağlayabilir. Kabızlığın giderilmesi de bazı kişilerde şişkinliği azaltır.</p>

<p>Düzenli hareket bağırsakların çalışmasını destekleyebilir. Özellikle yemek sonrasında yapılan hafif bir yürüyüş, bazı kişilerde doluluk ve gaz hissini hafifletebilir.</p>

<p>Düşük FODMAP Diyeti Herkes İçin Uygun mu?</p>

<p>FODMAP; ince bağırsakta yeterince emilemeyen ve kalın bağırsakta hızla fermente olabilen bazı karbonhidratların ortak adıdır. Düşük FODMAP diyeti, özellikle huzursuz bağırsak sendromu bulunan bazı kişilerde gaz ve şişkinliği azaltabilir.</p>

<p>Bu beslenme modeli bütün şüpheli yiyeceklerin ömür boyu kesilmesi anlamına gelmez. Genellikle kısa bir kısıtlama dönemini, besinlerin kontrollü biçimde yeniden eklenmesi izler. Uzun süre bilinçsiz uygulanması besin çeşitliliğini azaltabilir, yetersiz beslenmeye yol açabilir ve bağırsak mikrobiyotasını olumsuz etkileyebilir. Gerektiğinde gastroenteroloji alanında çalışan bir diyetisyenden destek alınmalıdır.</p>

<p>Çölyak hastalığı araştırılacak kişiler, testler tamamlanmadan glutensiz beslenmeye başlamamalıdır. Gluteni önceden kesmek kan testlerinin ve biyopsinin doğru değerlendirilmesini güçleştirebilir.</p>

<p>Probiyotikler ve Gaz İlaçları Kesin Çözüm Değil</p>

<p>Piyasada şişkinlik için çok sayıda probiyotik, bitkisel ürün ve gaz giderici ilaç bulunur. Buna karşılık her ürünü ve her kişiyi kapsayan güçlü bir fayda kanıtı yoktur. Amerikan Gastroenteroloji Derneğinin klinik güncellemesi, karın şişkinliği ve genişlemesini tedavi etmek amacıyla probiyotiklerin rutin kullanılmasını önermemektedir.</p>

<p>Simetikon içeren ürünler bazı kişilerde rahatlama sağlayabilse de şişkinliğe karşı etkilerine ilişkin bilimsel sonuçlar tutarlı değildir. Laktoz intoleransı veya belirli karbonhidratların sindirimindeki güçlüklerde kullanılan enzim ürünleri ise ancak doğru neden saptandığında yararlı olabilir.</p>

<p>Antibiyotikler, “bağırsak bakterilerini azaltmak” amacıyla gelişigüzel kullanılmamalıdır. İnce bağırsakta bakteri artışı şüphesi değerlendirme gerektirir; bu tanı konulsa bile antibiyotik kararı hekim tarafından verilmelidir.</p>

<p>Tanıda Herkese Aynı Test Yapılmaz</p>

<p>Gaz ve şişkinliğin değerlendirilmesi çoğu zaman ayrıntılı öykü ve fizik muayeneyle başlar. Belirtilerin ne zaman ortaya çıktığı, hangi yiyeceklerle ilişkili olduğu, dışkılama düzeni, kullanılan ilaçlar, geçirilmiş ameliyatlar ve eşlik eden yakınmalar yol gösterir.</p>

<p>Her gaz şikâyetinde endoskopi, tomografi veya nefes testi yapılması gerekmez. Laktoz ve fruktoz intoleransı ya da ince bağırsakta bakteri artışı düşünüldüğünde hidrojen ve metan ölçen nefes testleri kullanılabilir. Çölyak hastalığı için önce kan testleri, gerekli görülürse ince bağırsak biyopsisi değerlendirilebilir.</p>

<p>Görüntüleme ve üst sindirim sistemi endoskopisi daha çok uyarıcı belirtileri bulunan, muayenesinde olağan dışı bulgu saptanan veya yakınmaları yeni ve giderek kötüleşen kişiler için düşünülür. Bulantı ve kusma yoksa mide boşalma testinin yalnızca şişkinlik nedeniyle rutin yapılması önerilmez.</p>

<p>Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?</p>

<p>Gaz ve şişkinlik sık tekrarlıyor, giderek artıyor, uykuyu veya günlük yaşamı bozuyor ya da beslenmeyi belirgin biçimde kısıtlıyorsa hekim değerlendirmesi gerekir. Şikâyete sürekli karın ağrısı, uzun süren ishal veya kabızlık, açıklanamayan kilo kaybı, iştahsızlık, yutma güçlüğü, tekrarlayan kusma, ateş, dışkıda kan ya da kansızlık eşlik etmesi gecikmeden araştırılmalıdır.</p>

<p>Ani başlayan çok şiddetli karın ağrısı, hızla artan karın şişliği, sürekli kusma veya dışkı ve gaz çıkaramama bağırsak tıkanıklığı gibi acil bir durumu düşündürebilir. Bu belirtilerde acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.</p>

<p>Gaz çoğu kişide doğal ve zararsızdır. Fakat herkesin tetikleyicisi aynı değildir. Kalıcı rahatlama, bütün yiyecekleri yasaklamak ya da rastgele ürün kullanmak yerine şikâyetin kaynağını doğru belirlemekle mümkündür.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Gastroenterology – AGA Clinical Practice Update on Evaluation and Management of Belching, Abdominal Bloating, and Distention: Expert Review – Baha Moshiree, Douglas Drossman, Aasma Shaukat – 2023 – DOI: 10.1053/j.gastro.2023.04.039<br />
2. Clinical Gastroenterology and Hepatology – Abdominal Bloating in the United States: Results of a Survey of 88,795 Americans Examining Prevalence and Healthcare Seeking – Janice E. Oh, William D. Chey, Brennan Spiegel – 2023 – DOI: 10.1016/j.cgh.2022.10.031<br />
3. Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü – Gas in the Digestive Tract – 2021<br />
4. Amerikan Gastroenteroloji Koleji – Belching, Bloating &amp; Flatulence – 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gegirme-ve-bagirsak-gazi-neden-olur-sofradan-gunluk-aliskanliklara-olasi-nedenler</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 05:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8920.jpeg" type="image/jpeg" length="95463"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni Araştırma Çocukluk Çağı Obezitesinde Gebelik Dönemine İşaret Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yeni-arastirma-cocukluk-cagi-obezitesinde-gebelik-donemine-isaret-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yeni-arastirma-cocukluk-cagi-obezitesinde-gebelik-donemine-isaret-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaklaşık 2 bin 900 anne-çocuk çiftini izleyen araştırma, gebelik öncesi vücut ağırlığı ve gebelikteki kilo artışıyla çocuğun üç yaşındaki kilo durumu arasında bağlantı bulunduğunu gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir çocuğun kilo gelişimi yalnızca tabağındaki yemeklerle ya da ne kadar hareket ettiğiyle açıklanamıyor. Genetik özelliklerden aile ortamına, uyku düzeninden yaşanılan çevreye kadar pek çok etken aynı tabloya katkıda bulunuyor. Yeni bir araştırma, bu sürecin gebelikten önce başlayabileceğini gösteren verilere bir yenisini ekledi.</p>

<p>International Journal of Obesity’de yayımlanan çalışmada, Kuzey Virginia’da yaşayan 2 bin 899 anne ve çocuğa ait veriler incelendi. Araştırmacılar, annenin gebelik öncesindeki vücut kitle indeksi ile gebelik boyunca aldığı kilonun çocuğun ilk üç yıldaki ağırlık gelişimiyle ilişkisini değerlendirdi.</p>

<p>Bulgular, gebelik öncesinde obezitesi bulunan annelerin çocuklarında üç yaşına gelindiğinde yaşına göre yüksek ağırlık görülme riskinin daha fazla olduğunu ortaya koydu. Gebelikte önerilen aralığın üzerinde kilo alınması da benzer biçimde daha yüksek riskle ilişkili bulundu.</p>

<p>Araştırma Ne Gösterdi?</p>

<p>Çalışmaya alınan annelerin gebelik öncesi ortalama vücut kitle indeksi 25,5 olarak hesaplandı. Yaklaşık yüzde 35’inde gebelik öncesi obezite, yüzde 41’inde ise gebelik boyunca önerilen düzeyin üzerinde kilo artışı vardı.</p>

<p>Çocukların ağırlıkları doğumdan 24 aya kadar altı ayda bir, ardından üç yaşına kadar yıllık olarak takip edildi. Üç yaş değerlendirmesinde çocukların yüzde 25,4’ü yaşına göre fazla kilolu, yüzde 10,5’i ise obezite sınırları içinde sınıflandırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacıların diğer etkenleri hesaba katarak yaptığı analizde, gebelik öncesi obezitesi bulunan kadınların çocuklarında üç yaşındaki fazla kilo veya obezite riskinin yüzde 64 daha yüksek olduğu görüldü. Gebelikte önerilenin üzerinde kilo alanların çocuklarında ise risk yüzde 38 daha yüksekti.</p>

<p>Bu oranlar, her çocuğun aynı sonucu yaşayacağı anlamına gelmiyor. Bir grupta görülen göreli risk artışını gösteriyor; tek bir anne veya çocuk için kesin tahmin sunmuyor.</p>

<p>Doğum Ağırlığı Bağlantının Bir Bölümünü Açıklıyor</p>

<p>Araştırmada doğum ağırlığının, annenin gebelik öncesi vücut kitle indeksi ile çocuğun üç yaşındaki kilo durumu arasındaki bağlantının yaklaşık dörtte birini açıklayabileceği hesaplandı. Bu bulgu, anne karnındaki büyümenin sonraki kilo gelişimine uzanan yollardan biri olabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Ancak bağlantının büyük bölümü doğum ağırlığıyla açıklanamadı. Genetik miras, gebelikte annenin kan şekeri ve metabolik durumu, bebeğin beslenme biçimi, ek gıdaya geçiş, uyku, hareket, aile içindeki beslenme alışkanlıkları ve sosyal koşullar da çocuğun büyümesini etkileyebilir.</p>

<p>Gebelikte alınan ağırlığın tamamı yağ dokusundan oluşmaz. Bebeğin, plasentanın ve amniyon sıvısının ağırlığı; kan hacmindeki artış ve vücutta tutulan sıvı da tartıdaki değişime dahildir. Bu nedenle gebelik kilosu tek başına değerlendirilmemeli, anne ve bebeğin sağlık durumu birlikte izlenmelidir.</p>

<p>İlişki Bulundu, Neden-Sonuç Kanıtlanmadı</p>

<p>Araştırma ileriye dönük bir kohort çalışmasıydı. Başka bir ifadeyle araştırmacılar belirli bir grubu zaman içinde izledi; katılımcıları farklı kilo hedeflerine rastgele ayırmadı. Bu tasarım bir ilişkinin varlığını gösterebilir fakat annedeki kilo artışının çocukta doğrudan obeziteye yol açtığını tek başına kanıtlayamaz.</p>

<p>Çalışmanın başka sınırlılıkları da bulunuyor. Gebelik öncesi ağırlık ve çocukların takipteki ağırlıkları katılımcıların bildirimlerine dayanıyordu. Üç yaşındaki değerlendirmede boy bilgilerinin büyük bölümünün eksik olması nedeniyle standart beden kitle indeksi yerine yaşa göre ağırlık kullanıldı.</p>

<p>Araştırmaya yalnızca zamanında doğan, yenidoğan yoğun bakımına ihtiyaç duymayan tekil gebelikler dahil edildi. Üçüncü yıldaki takip formuna başlangıçtaki grubun yaklaşık üçte biri yanıt verdi. Bulgular bu nedenle çoğul gebeliklere, erken doğan bebeklere veya farklı toplumlara doğrudan genellenemeyebilir.</p>

<p>Çocukluk Çağı Obezitesi Annenin Sorumluluğuna İndirgenemez</p>

<p>Bu sonuçların anne adaylarını suçlayıcı bir dille yorumlanması bilimsel açıdan da etik açıdan da doğru olmaz. Vücut ağırlığı yalnızca kişisel tercihlerle belirlenmez. Genetik yatkınlık, kullanılan ilaçlar, hormonal hastalıklar, ruh sağlığı, çalışma koşulları, gelir düzeyi, sağlıklı gıdaya erişim ve yaşanılan çevre kilo üzerinde etkili olabilir.</p>

<p>Babanın genetik özellikleri ve yaşam biçimi de çocuğun gelişimine katkıda bulunur. Doğumdan sonraki beslenme ortamı, aile alışkanlıkları ve çocuğun hareket edebileceği güvenli alanlara erişimi de uzun vadeli kilo seyrini şekillendirir.</p>

<p>Annenin gebelik öncesindeki kilosu ya da gebelikte aldığı kilo, çocuğun ileride obezite yaşayacağını belirleyen bir kader değildir. Bunlar değiştirilebilen ve değiştirilemeyen çok sayıdaki etken arasında yalnızca birer risk göstergesidir.</p>

<p>Gebelikte İdeal Kilo Artışı Herkes İçin Aynı Değildir</p>

<p>Gebelikte uygun kilo artışı; gebelik öncesi vücut kitle indeksine, çoğul gebelik durumuna, annenin mevcut hastalıklarına ve bebeğin büyümesine göre değişebilir. Bu nedenle bütün anne adaylarına uygulanabilecek tek bir kilo hedefi yoktur.</p>

<p>Amaç mümkün olduğunca az kilo almak değildir. Yetersiz kilo artışı da bebeğin büyümesi ve gebeliğin sağlıklı ilerlemesi açısından sorun oluşturabilir. Sıkı diyetler, öğün atlama, kontrolsüz takviye kullanımı veya hızlı kilo verme girişimleri gebelik döneminde uygun değildir.</p>

<p>Düzenli gebelik kontrollerinde ağırlık seyri; tansiyon, kan şekeri, bebeğin büyümesi ve annenin genel sağlık durumuyla birlikte değerlendirilir. Gerektiğinde kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile diyetisyen tarafından kişiye uygun bir beslenme ve hareket planı oluşturulabilir.</p>

<p>Gebelikten Önce Destek Almak Ne Sağlayabilir?</p>

<p>Gebelik planlayan kişilerin mevcut hastalıklarını kontrol altına alması, yeterli ve dengeli beslenmesi, sigara ve alkolden uzak durması, düzenli hareket etmesi ve kullandığı ilaçları hekimiyle değerlendirmesi hem anne hem bebek sağlığına katkı sağlayabilir.</p>

<p>Fazla kilosu veya obezitesi bulunan bir kişinin gebelik öncesinde sağlık desteği alması; gebelik şekeri, yüksek tansiyon ve aşırı gebelik kilo artışı gibi sorunların yönetilmesine yardımcı olabilir. Buna karşılık mevcut araştırmalar, gebelikten önce kilo vermenin çocukluk çağı obezitesini kesin biçimde önlediğini henüz göstermiyor.</p>

<p>2026 yılında yayımlanan bir bilimsel derleme, gebelik öncesi kilo verme girişimlerinin çocukların ilerleyen yıllardaki kilo durumu üzerindeki etkisini değerlendirebilmek için yeterli verinin bulunmadığı sonucuna vardı. Uzun süreli ve kontrollü çalışmalara ihtiyaç sürüyor.</p>

<p>Çocuğun Büyümesi Tek Bir Tartı Değeriyle Değerlendirilmez</p>

<p>Bebek ve çocuklarda büyüme değerlendirmesi yetişkinlerden farklıdır. Yaşa ve cinsiyete uygun boy, kilo ve beden kitle indeksi eğrileri kullanılır. Tek ölçümden çok, çocuğun zaman içindeki büyüme çizgisi dikkate alınır.</p>

<p>Büyüme eğrisinde belirgin ve kalıcı bir yükseliş, kısa sürede aşırı kilo alma, boy uzamasında yavaşlama ya da ebeveynin çocuğun gelişimi hakkında kaygı duyması halinde çocuk hekimine başvurulabilir. Hekim; beslenme, uyku, hareket, kullanılan ilaçlar ve aile öyküsünü birlikte değerlendirir.</p>

<p>Çocukların kilosu hakkında utandırıcı ifadeler kullanmak, onları akranlarıyla karşılaştırmak veya hekim değerlendirmesi olmadan kısıtlayıcı diyetlere yöneltmek doğru değildir. Hedef tartıdaki tek bir sayıyı düşürmek değil, büyümeyi ve sağlıklı alışkanlıkları ailece desteklemektir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. International Journal of Obesity – The association of prenatal adiposity characteristics with early childhood overweight and obesity: findings from a large and diverse mother–child cohort – Hua Min, Michael S. Bloom, Grace N. Lawrence ve çalışma arkadaşları – 2026 – DOI: 10.1038/s41366-026-02082-7</p>

<p>2. Current Obesity Reports – Preconception Weight Loss to Prevent Childhood Obesity: Current Evidence and Research Gaps – Kimberly K. Vesco, Erin S. LeBlanc, Suzanne Phelan ve çalışma arkadaşları – 2026 – DOI: 10.1007/s13679-025-00682-4</p>

<p>3. Pediatrics – Clinical Practice Guideline for the Evaluation and Treatment of Children and Adolescents With Obesity – Sarah E. Hampl, Sandra G. Hassink, Asheley C. Skinner ve çalışma arkadaşları – 2023 – DOI: 10.1542/peds.2022-060640</p>

<p>4. The Lancet Child &amp; Adolescent Health – Parental lifestyle patterns around pregnancy and risk of childhood obesity in four European birth cohort studies – Marion Lecorguillé ve çalışma arkadaşları – 2023 – DOI: 10.1016/S2352-4642(23)00090-6</p>

<p>5. Dünya Sağlık Örgütü – Report of the Commission on Ending Childhood Obesity – 2016</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yeni-arastirma-cocukluk-cagi-obezitesinde-gebelik-donemine-isaret-etti</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 05:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8919-1.jpeg" type="image/jpeg" length="60741"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp Krizi Her Zaman Şiddetli Ağrıyla Başlamıyor: Bu İşaretlere Dikkat]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kalp-krizi-her-zaman-siddetli-agriyla-baslamiyor-bu-isaretlere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kalp-krizi-her-zaman-siddetli-agriyla-baslamiyor-bu-isaretlere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp krizi bazen göğüste ezici bir ağrıyla, bazen nefes darlığı, soğuk terleme veya alışılmadık yorgunlukla ortaya çıkabilir. Belirtileri tanımak ve gecikmemek kalp kasındaki hasarı azaltabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp krizi denildiğinde çoğu kişinin aklına göğsünü tutarak yere yığılan biri gelir. Oysa gerçek yaşamda belirtiler her zaman bu kadar belirgin değildir. Göğsün ortasında hafif bir baskı, mide rahatsızlığı sanılan bulantı, sırta yayılan ağrı ya da açıklanamayan bir halsizlik de tablonun parçası olabilir.</p>

<p>Kalp krizi, kalbi besleyen damarlardan birindeki kan akışının aniden ciddi biçimde azalması veya kesilmesi sonucu gelişir. Tıptaki adı miyokart enfarktüsüdür. Oksijensiz kalan kalp kası zarar görmeye başladığı için belirtiler karşısında beklemek yerine acil yardım istemek gerekir.</p>

<p>Kalp Krizi En Sık Neden Olur?</p>

<p>Kalp krizlerinin büyük bölümü koroner arter hastalığı zemininde gelişir. Kalbi besleyen damarların duvarında zamanla kolesterol ve başka maddelerden oluşan plaklar birikir. Bu plaklardan biri yırtıldığında üzerinde pıhtı oluşabilir ve kan akışı engellenebilir.</p>

<p>Daha seyrek olarak kalp damarında ani kasılma, damarın kendiliğinden yırtılması veya kalbin oksijen gereksinimi ile aldığı oksijen arasındaki ciddi dengesizlik de kalp kasında hasara yol açabilir. Bu nedenle her kalp krizi aynı mekanizmayla ortaya çıkmaz.</p>

<p>Göğüsteki Baskı En Bilinen İşaret</p>

<p>En sık görülen belirti, göğsün orta veya sol bölümünde hissedilen ağrı ya da rahatsızlıktır. Kişi bunu baskı, sıkışma, ağırlık, yanma, dolgunluk veya göğsün üzerine bir yük oturmuş hissi şeklinde tarif edebilir.</p>

<p>Rahatsızlık birkaç dakikadan uzun sürebilir, azalabilir ve yeniden başlayabilir. Ağrı yalnızca göğüste kalmayabilir; bir veya iki kola, omuzlara, sırta, boyna, çeneye ya da midenin üst bölümüne yayılabilir.</p>

<p>Her Göğüs Ağrısı Kalp Krizi Değildir</p>

<p>Kas ve eklem sorunları, reflü, akciğer hastalıkları ve yoğun kaygı da göğüs ağrısına yol açabilir. Ancak ağrının biçimine bakarak evde güvenli biçimde ayrım yapmak her zaman mümkün değildir.</p>

<p>Özellikle yeni başlayan, dinlenmekle geçmeyen veya nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı ve baş dönmesiyle birlikte görülen göğüs rahatsızlığı acil değerlendirme gerektirir. Bilinen kalp hastalığı bulunmaması da kalp krizini dışlamaz.</p>

<p>Göğüs Ağrısı Olmadan da Gelişebilir</p>

<p>Kalp krizine nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, kusma, baş dönmesi, sersemlik, çarpıntı ve olağan dışı güçsüzlük eşlik edebilir. Bazı kişilerde göğüs ağrısı geri planda kalırken bu yakınmalar daha belirgin olabilir.</p>

<p>Diyabeti olanlarda, ileri yaştaki kişilerde ve bazı kadınlarda belirtiler daha silik seyredebilir. Açıklanamayan nefes darlığı, günlerdir süren alışılmadık yorgunluk veya sırta ve çeneye yayılan rahatsızlık bu nedenle küçümsenmemelidir.</p>

<p>Kadınlarda Belirtiler Nasıl Görülebilir?</p>

<p>Kadınlarda da en sık görülen kalp krizi belirtisi göğüs ağrısı veya göğüste rahatsızlıktır. Bununla birlikte nefes darlığı, bulantı, omuz veya sırt ağrısı, olağan dışı yorgunluk ve güçsüzlük gibi eşlik eden yakınmalar daha fazla öne çıkabilir.</p>

<p>“Kadınlarda kalp krizi göğüs ağrısı yapmaz” düşüncesi doğru değildir. Asıl sorun, göğüs ağrısı dışındaki işaretlerin mide rahatsızlığına, strese ya da yorgunluğa bağlanarak yardım istemenin geciktirilmesidir.</p>

<p>Kalp Krizi ile Kalp Durması Aynı Şey Değildir</p>

<p>Kalp krizi bir dolaşım sorunudur; kalp kasına giden kan akışı bozulur. Kalp durması ise kalbin etkili biçimde pompalama yapmayı bırakmasıyla gelişen elektriksel bir acil durumdur.</p>

<p>Kalp krizi geçiren kişi çoğu zaman uyanık ve nefes alıyor olabilir. Kalbi duran kişi ise aniden çöker, yanıt vermez ve normal nefes almaz; yalnızca düzensiz, iç çeker gibi soluklar görülebilir. Kalp krizi, bazı hastalarda kalp durmasını tetikleyebilir.</p>

<p>Şüphe Varsa İlk Olarak Ne Yapılmalı?</p>

<p>Kalp krizini düşündüren belirtilerde Türkiye’de 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır. Kişinin kendi aracıyla hastaneye gitmeye çalışması veya bir yakınının araç kullanması yerine ambulans istemek daha güvenlidir. Acil sağlık ekibi ilk değerlendirmeyi ve gerekli müdahaleyi yolda başlatabilir.</p>

<p>Belirtilerin kendiliğinden geçmesini beklemek, kişiyi yürütmek ya da öksürterek kalp krizini durdurmaya çalışmak doğru değildir. “Öksürükle kalp masajı” adıyla yayılan yöntem, halkın evde uygulayabileceği güvenilir bir müdahale değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aspirin herkese uygun olmayabilir. Kanama, alerji veya başka bir acil durum söz konusu olabileceğinden, acil çağrı görevlisi ya da sağlık personeli önermeden ilaç alınmamalıdır. Kişi daha önce göğüs ağrısı için hekimi tarafından verilmiş bir ilacı kullanıyorsa yine kendi tedavi planına ve acil ekibin yönlendirmesine uymalıdır.</p>

<p>Kişi aniden bilincini kaybeder ve normal nefes almıyorsa 112’nin yönlendirmesiyle kalp masajına başlanmalı, ulaşılabiliyorsa otomatik şok cihazı kullanılmalıdır.</p>

<p>Tanı Nasıl Konulur?</p>

<p>Kalp krizi tanısı yalnızca belirtilere bakılarak konulmaz. Acil serviste elektrokardiyografi, yani kalbin elektriksel faaliyetini gösteren EKG çekilir. Kalp kası hücreleri zarar gördüğünde kana karışan troponin adlı proteini ölçmek için kan testleri yapılır.</p>

<p>Troponin zaman içinde değişebileceği için testin tekrarlanması gerekebilir. İlk EKG’nin normal görünmesi de bazı kalp krizlerini tek başına dışlamaz. Hekim; belirtileri, muayeneyi, seri EKG ve kan testlerini birlikte değerlendirir. Gerektiğinde kalp ultrasonu, koroner anjiyografi veya başka görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır.</p>

<p>Tedavide Amaç Kan Akışını Yeniden Sağlamak</p>

<p>Tedavi, tıkanan damardaki kan akışını olabildiğince erken yeniden sağlamayı ve kalp kasındaki hasarı sınırlamayı amaçlar. Hastanın durumuna göre ilaçlar, koroner anjiyografi sırasında balon ve stent uygulaması ya da daha seyrek olarak bypass ameliyatı gündeme gelebilir.</p>

<p>Hangi tedavinin seçileceği kalp krizinin türüne, belirtilerin başladığı zamana, EKG ve kan testi sonuçlarına, kanama riskine ve hastanın genel durumuna göre belirlenir. Evde uygulanabilecek bir yöntem, tıkanmış kalp damarını güvenli biçimde açamaz.</p>

<p>Kimlerin Riski Daha Yüksek?</p>

<p>Yüksek tansiyon, yüksek LDL kolesterol, diyabet, sigara kullanımı, hareketsizlik, fazla kilo ve sağlıksız beslenme kalp krizi riskini artırabilir. Yaşın ilerlemesi, ailede erken yaşta kalp damar hastalığı bulunması ve daha önce kalp damar hastalığı geçirilmesi de riski yükseltir.</p>

<p>Risk faktörlerinin bir bölümü değiştirilemez. Buna karşılık sigarayı bırakmak, tansiyon ve kan şekerini izlemek, kolesterolü hekimle birlikte yönetmek, düzenli hareket etmek ve dengeli beslenmek riski azaltmaya yardımcı olabilir. Reçeteli ilaçların gelişigüzel bırakılması ise koruyucu tedaviyi sekteye uğratabilir.</p>

<p>Ne Zaman Acil Yardım İstenmeli?</p>

<p>Göğüste birkaç dakikadan uzun süren veya gelip giden baskı, sıkışma ya da ağrı; kola, sırta, boyna veya çeneye yayılan rahatsızlık; ani nefes darlığı; soğuk terleme; bulantı; bayılma hissi veya açıklanamayan ağır halsizlik varsa 112 aranmalıdır.</p>

<p>Belirtiler hafif olsa ya da kişinin kalp krizi geçirip geçirmediğinden emin olunamasa bile gecikmemek gerekir. Kalp krizinde geçen süre, zarar gören kalp kası miktarını ve tedavinin başarısını etkileyebilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. European Heart Journal – 2023 ESC Guidelines for the Management of Acute Coronary Syndromes – Byrne RA, Rossello X, Coughlan JJ ve ESC Scientific Document Group – 2023 – DOI: 10.1093/eurheartj/ehad191<br />
2. Circulation – 2021 AHA/ACC/ASE/CHEST/SAEM/SCCT/SCMR Guideline for the Evaluation and Diagnosis of Chest Pain – Gulati M, Levy PD, Mukherjee D ve çalışma grubu – 2021 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000001029<br />
3. Circulation – Fourth Universal Definition of Myocardial Infarction (2018) – Thygesen K, Alpert JS, Jaffe AS ve görev gücü – 2018 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000000617<br />
4. American Heart Association – Warning Signs of a Heart Attack – Son değerlendirme 2024<br />
5. National Heart, Lung, and Blood Institute – Heart Attack: Symptoms, Causes, Diagnosis and Recovery – Güncelleme 2022<br />
6. WebMD – Heart Attack: Symptoms, Causes, Diagnosis, Treatment and Recovery – Tıbbi içerik incelemesi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kalp-krizi-her-zaman-siddetli-agriyla-baslamiyor-bu-isaretlere-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 05:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8915.jpeg" type="image/jpeg" length="55131"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vakfıkebir’de Gece Saatlerinde Feci Kaza: Avni Sağlam Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/vakfikebirde-gece-saatlerinde-feci-kaza-avni-saglam-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/vakfikebirde-gece-saatlerinde-feci-kaza-avni-saglam-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz Sahil Yolu üzerinde yolun karşısına geçmeye çalışan Vakfıkebir’in sevilen esnaflarından Avni Sağlam, bir aracın çarpması sonucu yaşamını yitirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon’un Vakfıkebir ilçesinde gece saatlerinde meydana gelen trafik kazası büyük üzüntüye neden oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaza, Karadeniz Sahil Yolu’nun Vakfıkebir Terminali karşısındaki bölümünde yaşandı. Edinilen bilgilere göre yolun karşısına geçmeye çalışan Avni Sağlam’a bir araç çarptı. Sağlam, kazada hayatını kaybetti.</p>

<p>Sekmenli Mahallesi’nden olan Avni Sağlam’ın uzun yıllar ilçede lokantacı esnafı olarak hizmet verdiği öğrenildi. Güler yüzü, hoş sohbeti ve çevresine karşı samimi yaklaşımıyla tanınan Sağlam’ın vefatı; ailesi, yakınları, sevenleri ve ilçe halkı arasında derin üzüntü yarattı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/vakfikebirde-gece-saatlerinde-feci-kaza-avni-saglam-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 05:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8913.jpeg" type="image/jpeg" length="56358"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[THY’de Geniş Kapsamlı Görev Değişimi: İşte Yeni Atamalar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/thyde-genis-kapsamli-gorev-degisimi-iste-yeni-atamalar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/thyde-genis-kapsamli-gorev-degisimi-iste-yeni-atamalar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Hava Yollarında yurt dışı müdürlüklerinden teknik, kalite güvence, gelir yönetimi, kargo ve eğitim birimlerine uzanan geniş kapsamlı bir görev değişimi gerçekleştirildi. Çok sayıda yönetici farklı ülke ve birimlerde görevlendirilirken yeni bir müdürlük de oluşturuldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>THY’de Geniş Kapsamlı Görev Değişimi: İşte Yeni Atamalar</p>

<p>Türk Hava Yollarının yönetim ve organizasyon yapısında geniş kapsamlı bir görev değişikliğine gidildi. THY İcra Komitesi tarafından alınan kararlar doğrultusunda, şirketin farklı kıtalardaki müdürlükleri ile merkez teşkilatında çok sayıda atama gerçekleştirildi.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre yeni görev dağılımı; Avrupa, Afrika, Asya, Amerika ve Orta Doğu’daki yurt dışı müdürlüklerinin yanı sıra teknik, kalite güvence, gelir yönetimi, kargo, eğitim ve operasyon birimlerini kapsadı.</p>

<p>Yurt dışı müdürlüklerinde yeni dönem</p>

<p>Atama kararları kapsamında Burak Yıldız, Johannesburg Müdürlüğünden Minsk Müdürlüğüne; Mehmet Akay ise Singapur Müdürlüğünden Johannesburg Müdürlüğüne getirildi.</p>

<p>Serkan Özbüyükyörük Viyana’dan Singapur’a, İsmail Selim Ecirli Bogota’dan Viyana’ya, Serkan Baş ise Katmandu’dan Erivan’a görevlendirildi.</p>

<p>Akın Çarkçı Abuja Müdürlüğünden Lüksemburg Müdürlüğüne geçerken Muttalip İlhan Podgoritsa’dan Abuja’ya, Ömer Önder Haberdar da Lahor’dan Podgoritsa’ya atandı.</p>

<p>Görev yeri değiştirilen diğer yöneticiler şöyle:</p>

<ul>
 <li>Alper Kaşıkçı: Lüksemburg’dan Seattle’a</li>
 <li>Lokman Balkan: Lagos’tan Brüksel’e</li>
 <li>Yahya Zahid Şensoy: Budapeşte’den Kuveyt’e</li>
 <li>Ahmet Tursun: Mauritius’tan Budapeşte’ye</li>
 <li>Ali Özdemir: Entebbe’den Mauritius’a</li>
 <li>Ömer Aslan: Bağdat’tan Maskat’a</li>
 <li>İbrahim Dündaran: Maskat’tan Montreal’e</li>
 <li>Abdullah Yılmaz: Şiraz’dan Tahran’a</li>
</ul>

<p>Afrika ve Asya teşkilatında yeni görevlendirmeler</p>

<p>THY’nin Afrika ve Asya’daki yönetim kadrolarında da değişiklik yapıldı. Mehmet Fatih Aygüner, Ulan Batur’daki görevinin ardından Bahreyn Müdürlüğüne atanırken Resul Baş, Dakar’dan Ulan Batur’a geçti.</p>

<p>İbrahim Sedqi Dammam’dan Medine Müdürlüğüne, Ali Battal ise İslamabad’dan Dammam Müdürlüğüne görevlendirildi.</p>

<p>Satış kadrolarından müdürlük görevlerine atama</p>

<p>Yeni görev dağılımında satış birimlerinde çalışan bazı yöneticilerin yurt dışı müdürlüğü görevlerine getirilmesi dikkati çekti.</p>

<p>Gökberk Tatlıgil, Hong Kong Kurumsal Satış Şefliğinden Bogota Müdürlüğüne; Serpil Çekmen Kaya, Kopenhag Satış Şefliğinden Bilbao Müdürlüğüne atandı.</p>

<p>Ali Serdar Terlemez Cidde Satış Şefliğinden Lahor Müdürlüğüne, Üsame Koca Montreal’deki satış görevinden İslamabad Müdürlüğüne getirildi.</p>

<p>Mehmet Gülbudak, Stuttgart Kıdemli Satış Yöneticiliğinden Entebbe Müdürlüğüne; Fatih Sarı ise Frankfurt Kıdemli Satış Yöneticiliğinden Lagos Müdürlüğüne geçti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Teknik ve kalite güvence yönetimi değişti</p>

<p>Atama kararları THY’nin merkez teşkilatında da önemli değişiklikler getirdi. Ahmet İsmail Gülle, Teknik Başkan olarak görevlendirilirken Bilal Tek, Kalite Güvence Başkanlığına atandı.</p>

<p>Burak Küskü ise Rezervasyon ve Biletleme Sistem Yönetim Müdürü olarak görevlendirildi.</p>

<p>Gelir yönetiminde yeni müdürlük oluşturuldu</p>

<p>THY’nin Gelir Yönetimi Başkanlığı bünyesinde yeni bir yapılanmaya da gidildi. Gelir Yönetimi Başkan Yardımcılığına bağlı olarak Teklif ve Sipariş Yönetimi Müdürlüğü kuruldu.</p>

<p>Yeni oluşturulan müdürlüğün başına Mehmet Deveci getirildi.</p>

<p>Kargo teşkilatı yeniden düzenlendi</p>

<p>Kargo Satış Başkanlığı bünyesindeki Doğu Avrupa Kargo Satış Müdürlüğünün görev alanı genişletilerek birimin adı Güney ve Doğu Avrupa Kargo Satış Müdürlüğü olarak değiştirildi. Birimin müdürlüğüne Ahmet Kürşat Baltacı atandı.</p>

<p>Kargo teşkilatındaki diğer görevlendirmeler şöyle sıralandı:</p>

<ul>
 <li>Aydoğan Can: Kargo Kilit Müşteriler Müdürü, Amerika</li>
 <li>Serkan Sönmez: Kargo Kilit Müşteriler Müdürü, Avrupa</li>
 <li>Bayram Eryılmaz: Kargo Satış Müdürü, Orta Doğu</li>
 <li>Mustafa Cihangir Oğuz: Kargo Satış Müdürü, Güneydoğu Asya</li>
 <li>Mustafa Asım Subaşı: Çukurova Kargo Müdürü</li>
 <li>Hilmi Çetin: Kargo Müşteri Deneyimi Müdürü</li>
 <li>Faik Deniz: Kargo Satış Müdürü, Türkistan ve Rusya</li>
 <li>Ozan Belge: İzmir Kargo Müdürü</li>
 <li>Çağkan Torunlar: Kargo Satış Müdürü, İstanbul</li>
 <li>Mustafa Cihat Akgöz: Kargo Satış Müdürü, Kuzeydoğu Asya</li>
</ul>

<p>Eğitim ve operasyon birimlerinde üç atama</p>

<p>İcra Komitesi kararları doğrultusunda Ahmet Han, Uzmanlık Eğitimleri Müdürü; Mustafa Kaya, Seyahat Paketleri Müdürü; Volkan İçpınar ise Simülatör Müdürü olarak görevlendirildi.</p>

<p>Böylece Türk Hava Yollarının küresel teşkilatından merkez birimlerine kadar uzanan geniş bir alanda yönetim kadroları yeniden şekillendirildi. Atamaların, şirketin ticari faaliyetleri ile teknik ve operasyonel süreçlerinde yeni bir görev dağılımı oluşturması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/thyde-genis-kapsamli-gorev-degisimi-iste-yeni-atamalar</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 05:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8912.jpeg" type="image/jpeg" length="79628"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Galatasaray’ın Demirovic transferinde kafa karıştıran gelişme]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/galatasarayin-demirovic-transferinde-kafa-karistiran-gelisme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/galatasarayin-demirovic-transferinde-kafa-karistiran-gelisme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de Galatasaray’ın Ermedin Demirovic için Stuttgart ile anlaşmaya vardığı haberleri yayılırken Almanya’dan farklı bir tablo ortaya çıktı. Stuttgart Sportif Direktörü Fabian Wohlgemuth, görüşmelerin şu anda devam etmediğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Galatasaray-Demirovic transferinde Almanya’dan ters köşe</p>

<p>Galatasaray’ın santrfor transferi için gündemine aldığı Ermedin Demirovic konusunda Türkiye ve Almanya’dan gelen haberler birbiriyle çelişiyor.</p>

<p>Türkiye’de 23 Ağustos’ta yayımlanan çok sayıda haberde sarı-kırmızılıların teklifini 18 milyon euroya yükselttiği, Stuttgart’ın bu rakama olumlu yanıt verdiği ve transferde anlaşmaya varıldığı ileri sürüldü. Ajansspor ve Fotomaç da transferin anlaşma aşamasına geldiğini duyuran yayınlar arasında yer aldı.</p>

<p>Ancak Stuttgart cephesinden gelen doğrudan açıklama, transferin mevcut durumuna ilişkin daha temkinli bir tablo ortaya koyuyor.</p>

<p>Stuttgart yöneticisi: “Şu anda görüşmüyoruz”</p>

<p>Stuttgarter Zeitung’un haberine göre VfB Stuttgart Sportif Direktörü Fabian Wohlgemuth, takımın Rostock’taki kupa karşılaşmasının ardından Demirovic’in geleceği hakkında konuştu.</p>

<p>Wohlgemuth, Galatasaray ile yürütülen süreç sorulduğunda mevcut durumu “Şu anda görüşmüyoruz” sözleriyle açıkladı.</p>

<p>Bu açıklama, transfer ihtimalinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Ancak tarafların şu anda aktif bir pazarlık yürüttüğünü veya anlaşmanın tamamlandığını söylemeyi de güçleştiriyor.</p>

<p>18 milyon euro konusunda çelişkili bilgiler</p>

<p>Transfer dosyasındaki bir diğer önemli başlık bonservis bedeli.</p>

<p>Türkiye’deki haberlerde Galatasaray’ın ilk teklifinin ardından rakamı 18 milyon euroya yükselttiği ve Stuttgart’ın bu bedeli kabul ettiği öne sürülüyor. Bazı yayınlar daha da ileri giderek kulüplerin anlaşmaya vardığını yazdı.</p>

<p>Almanya tarafındaki bilgiler ise bu aşamada aynı kesinliği taşımıyor.</p>

<p>Dolayısıyla 18 milyon euroluk teklifin Stuttgart tarafından kabul edildiği ve transferin sonuçlandığı iddiasını kesinleşmiş bilgi olarak değerlendirmek için henüz erken.</p>

<p>“Anlaşma sağlandı” haberleri Türkiye’de yayıldı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’deki haber akışının önemli bölümü transferin tamamlanmaya çok yakın olduğu yönünde ilerliyor.</p>

<p>Ajansspor, Galatasaray’ın görüşmelerde “mutlu sona ulaştığını” yazarken Fotomaç, Stuttgart’ın son teklife olumlu yanıt verdiğini öne sürdü. Başka yayınlarda da 18 milyon euro karşılığında anlaşmaya varıldığı iddiası tekrarlandı.</p>

<p>Buna karşılık Stuttgart’ın sportif direktöründen gelen doğrudan açıklama nedeniyle transferi şu aşamada “bitti” şeklinde duyurmak risk taşıyor.</p>

<p>Transfer tamamen kapanmış değil</p>

<p>Wohlgemuth’un sözlerinin önemli ayrıntısı, Stuttgart yöneticisinin Demirovic’in ayrılığına kesin olarak kapıyı kapatmaması.</p>

<p>Bu nedenle Galatasaray’ın oyuncuya ilgisinin sürdüğü ve tarafların yeniden masaya oturabileceği ihtimali bulunuyor. Ancak mevcut bilgiler ışığında kulüpler arasında tamamlanmış bir anlaşmanın bulunduğunu söylemek mümkün değil.</p>

<p>Demirovic dosyasında bundan sonraki belirleyici gelişme, Stuttgart ile Galatasaray arasında görüşmelerin yeniden başlayıp başlamayacağı ve Alman kulübünün bonservis beklentisinin karşılanıp karşılanmayacağı olacak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Stuttgarter Zeitung – Carlos Ubina, 22 Ağustos 2026</li>
 <li>BILD – VfB Stuttgart / Ermedin Demirovic transfer dosyası</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/galatasarayin-demirovic-transferinde-kafa-karistiran-gelisme</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 05:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8910.jpeg" type="image/jpeg" length="84338"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göz Altı Çukurları İçin Yeni Dolguya FDA Onayı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/goz-alti-cukurlari-icin-yeni-dolguya-fda-onayi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/goz-alti-cukurlari-icin-yeni-dolguya-fda-onayi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Gıda ve İlaç Dairesi, göz altındaki orta ve ileri dereceli hacim kaybının düzeltilmesi amacıyla geliştirilen RHA Redensity Eye adlı hyalüronik asit dolgusunun kullanım alanını genişletti. Klinik araştırmada tedavi grubunun yüzde 79’unda 12’nci haftada belirgin düzelme saptanırken etkinin bazı katılımcılarda 52 haftaya kadar sürdüğü bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>GÖZ ALTI ÇUKURLARI İÇİN YENİ DOLGUYA FDA ONAYI</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), RHA Redensity Eye ve lokal anestezik içeren RHA Redensity Eye Lido adlı hyalüronik asit dolgularının göz altındaki hacim kaybında kullanılmasını onayladı.</p>

<p>Yeni kullanım alanı; 22 yaş ve üzerindeki yetişkinlerde, göz altı olarak bilinen infraorbital bölgede görülen orta ve ileri dereceli doku hacmi kayıplarının düzeltilmesini kapsıyor. Ürün, deri altına veya kemiği örten dokunun üzerine uygulanıyor.</p>

<p>FDA kayıtlarına göre karar 12 Mayıs 2026 tarihinde verildi. Üretici şirketler ise gelişmeyi 20 Ağustos 2026’da kamuoyuna duyurdu. Bu nedenle söz konusu karar yeni bir ürünün ilk kez onaylanmasından çok, mevcut dolgunun kullanım alanının göz altı bölgesini kapsayacak şekilde genişletilmesi anlamına geliyor.</p>

<p>Araştırmaya 248 yetişkin katıldı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>FDA belgesindeki klinik değerlendirmede 183 kişi dolgu uygulanan grupta, 65 kişi ise başlangıçta işlem yapılmayan kontrol grubunda yer aldı. Araştırma; ileriye dönük, randomize, çok merkezli ve değerlendirmecilerin hangi katılımcıya işlem yapıldığını bilmediği bir tasarımla yürütüldü.</p>

<p>Uygulamadan 12 hafta sonra, her iki göz altında en az bir derecelik düzelme gösterenlerin oranı tedavi grubunda yüzde 79, kontrol grubunda yüzde 9,8 olarak hesaplandı. Katılımcıların kendi değerlendirmelerine dayanan ölçümde ise tedavi edilenlerin yüzde 80,9’u göz altı görünümünde iyileşme bildirdi. FDA kullanım ve klinik değerlendirme belgesi⁠</p>

<p>Üretici şirketlerin açıkladığı yüzde 93’lük sonuç ise temel klinik sonlanım noktasından farklı olarak, daha genel bir estetik iyileşme ölçeğine dayanıyor. Bu nedenle haberde FDA’nın birincil değerlendirmesi olan yüzde 79’luk oranın esas alınması daha doğru.</p>

<p>Etki herkeste 12 ay sürmedi</p>

<p>Kör değerlendirici sonuçlarına göre tedaviye yanıt verenlerin oranı 24’üncü haftada yüzde 74,6, 36’ncı haftada yüzde 69,9 ve 52’nci haftada yüzde 60,5 olarak kaydedildi. Bulgular, etkinin bazı kişilerde yaklaşık bir yıl sürebildiğini ancak bütün hastalarda aynı kalıcılığın sağlanmadığını gösteriyor.</p>

<p>Bu sonuçlar “dolgunun herkeste 12 ay etkili olduğu” şeklinde yorumlanmamalı. Etkinin süresi; kişinin anatomisine, uygulanan miktara, enjeksiyon tekniğine ve dokunun özelliklerine göre değişebilir.</p>

<p>Göz çevresi hassas bir bölge</p>

<p>RHA Redensity Eye, çapraz bağlı ve çapraz bağlı olmayan hyalüronik asit içeren biyolojik olarak parçalanabilir bir jel implant olarak tanımlanıyor. Ürünün iki çeşidinde enjeksiyon sırasında ağrıyı azaltmak amacıyla mepivakain veya lidokain bulunuyor.</p>

<p>Göz altı bölgesi damar ve sinir yapıları bakımından karmaşık olduğu için uygulamanın bu alanda deneyimli, yetkili bir sağlık profesyoneli tarafından gerçekleştirilmesi gerekiyor. FDA belgesinde ürünün damar içine verilmesinin damar tıkanıklığı, doku kanlanmasının bozulması ve enfarktüs gibi ciddi sonuçlara yol açabileceği özellikle belirtiliyor.</p>

<p>Şiddetli alerji veya anafilaksi öyküsü bulunanlarda, amid tipi lokal anesteziklere aşırı duyarlılığı olanlarda ve kanama bozukluğu bulunan kişilerde ürünün kullanılmaması gerekiyor. Araştırmada ciddi tedavi ilişkili olay veya damar tıkanıklığı bildirilmemiş olması, bu komplikasyonların gerçek yaşamda ortaya çıkamayacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>FDA kararı yalnızca ABD’deki kullanım iznini ifade ediyor. Ürünün Türkiye’de ruhsatlandırılması, piyasaya sunulması ve hangi koşullarda uygulanabileceği ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. ABD Gıda ve İlaç Dairesi – PMA P170002/S050⁠<br />
2. ABD Gıda ve İlaç Dairesi – RHA Redensity Eye kullanım ve klinik değerlendirme belgesi⁠<br />
3. Dermatology Times – FDA Clears RHA Redensity Eye for Infraorbital Hollowing⁠</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🤖 Sağlık Teknolojileri</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/goz-alti-cukurlari-icin-yeni-dolguya-fda-onayi</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 21:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8908.jpeg" type="image/jpeg" length="27025"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Meme Sağlığı İçin Ne Yemeli, Neleri Sınırlamalıyız?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/meme-sagligi-icin-ne-yemeli-neleri-sinirlamaliyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/meme-sagligi-icin-ne-yemeli-neleri-sinirlamaliyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Renkli sebzeler, baklagiller, tam tahıllar ve sağlıklı yağlar dengeli beslenmenin parçaları. Ancak meme sağlığı söz konusu olduğunda tabağa eklenenler kadar alkol ve kilo yönetimi de önem taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Markette “sağlıklı” etiketiyle satılan pek çok ürün, meme sağlığını koruduğu veya meme kanseri riskini azalttığı iddiasıyla öne çıkarılıyor. Oysa bilimsel veriler tek bir yiyeceği değil, yıllar boyunca sürdürülen beslenme düzeninin tamamını işaret ediyor.</p>

<p>Sebze, meyve, baklagil ve tam tahılların ağırlıkta olduğu; zeytinyağı, balık ve kuruyemişlere yer veren bir beslenme modeli genel sağlığı destekleyebilir. Bununla birlikte hiçbir yiyecek meme kanserini tek başına önleyemez, mevcut bir tümörü küçültemez veya tıbbi tedavinin yerini alamaz.</p>

<p>Meme Sağlığı İçin “Özel Besin” Var mı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Brokoli, yaban mersini, ceviz, keten tohumu, soya ve zeytinyağı gibi besinler zaman zaman “meme dostu” olarak tanıtılıyor. Bu yiyecekler lif, vitamin, mineral ve bitkisel biyoaktif maddeler içerse de etkilerini tek başlarına değerlendirmek güçtür.</p>

<p>Beslenme araştırmalarının önemli bir bölümü gözlemseldir. Başka bir ifadeyle araştırmacılar insanların ne yediğini ve yıllar içinde kimlerin hastalandığını izler. Bu çalışmalar bir beslenme biçimi ile hastalık riski arasında ilişki gösterebilir; fakat tek başına neden-sonuç ilişkisi kuramaz.</p>

<p>Bu nedenle en gerçekçi yaklaşım, belirli bir ürünü öne çıkarmak yerine sebze, meyve, tam tahıl ve baklagil çeşitliliğini artırmaktır.</p>

<p>Tabağın Yarısında Sebze ve Meyve Olabilir</p>

<p>Yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, karnabahar, lahana, havuç, domates, biber, turunçgiller ve orman meyveleri farklı vitaminler ve bitkisel bileşikler sağlar. Her rengin besin içeriği aynı olmadığı için tek bir sebzeye bağlı kalmak yerine çeşitlilik daha değerlidir.</p>

<p>Sebze ve meyvelerin önemli avantajlarından biri de lif sağlamalarıdır. Lif, bağırsak düzenini destekler, daha uzun süre tokluk sağlayabilir ve sağlıklı vücut ağırlığının korunmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Meyvenin kendisi, çoğu zaman meyve suyundan daha iyi bir seçimdir. Meyve suyu daha az lif içerir ve kısa sürede fazla miktarda doğal şeker alınmasına yol açabilir. Şeker eklenmiş meyve içecekleri ise günlük enerji alımını daha da yükseltebilir.</p>

<p>Tam Tahıllar ve Baklagiller Neden Öne Çıkıyor?</p>

<p>Yulaf, bulgur, tam buğday, esmer pirinç ve çavdar gibi tam tahıllar; beyaz ekmek ve rafine tahıl ürünlerine göre daha fazla lif içerir. Mercimek, nohut, kuru fasulye ve bezelye ise lifin yanında bitkisel protein sağlar.</p>

<p>Bu yiyeceklerin meme kanserini doğrudan önlediğini söylemek doğru olmaz. Fakat daha fazla lif ve daha düşük enerji yoğunluğu içeren bir beslenme düzeni, kilo kontrolünü kolaylaştırabilir. Özellikle menopoz sonrasında fazla vücut yağı ile meme kanseri riskindeki artış arasında güçlü bir ilişki bulunuyor.</p>

<p>Baklagiller aynı zamanda kırmızı ve işlenmiş etin yerine kullanılabilecek seçeneklerdir. Haftanın bazı öğünlerinde et yerine mercimek, nohut veya kuru fasulye tercih edilmesi tabağın lif oranını artırabilir.</p>

<p>Soya Konusunda Yaygın Kaygı Bilimsel mi?</p>

<p>Soya fasulyesi, tofu, tempeh ve şekersiz soya içecekleri izoflavon adı verilen bitkisel bileşikler içerir. İzoflavonlar vücuttaki östrojen hormonuna yapısal olarak benzese de insan vücudunda aynı güçte ve aynı biçimde davranmaz.</p>

<p>Mevcut araştırmalar, ölçülü miktarda tüketilen geleneksel soya gıdalarının sağlıklı kadınlarda meme kanseri riskini artırdığını göstermiyor. Meme kanseri tanısı almış kadınlarda da soya gıdalarının mutlaka yasaklanmasını destekleyen güçlü bir kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Ancak soya içeren yoğunlaştırılmış takviyeler, normal bir porsiyon yiyecekle aynı değildir. Özellikle meme kanseri tedavisi görenlerin veya hormonla ilişkili bir hastalığı bulunanların yüksek doz izoflavon takviyesi kullanmadan önce hekimlerine danışmaları gerekir.</p>

<p>Balık, Kuruyemiş ve Zeytinyağı Dengeli Tabağa Nasıl Girer?</p>

<p>Somon, sardalya ve uskumru gibi yağlı balıklar protein ile omega-3 yağ asitleri sağlar. Ceviz, badem, fındık ve çeşitli tohumlar da doymamış yağ, lif ve bitkisel protein içerir. Bu besinler genel kalp-damar sağlığını destekleyen bir beslenme düzenine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Zeytinyağını temel yağ kaynaklarından biri olarak kullanan Akdeniz tipi beslenme, sebze, meyve, baklagil, tam tahıl ve balık tüketimini de öne çıkarır. PREDIMED araştırmasının meme kanserine ilişkin ikincil analizinde, sızma zeytinyağı eklenen Akdeniz diyeti grubunda daha düşük meme kanseri görülme oranı bildirildi. Bununla birlikte vaka sayısının az olması ve meme kanseri değerlendirmesinin araştırmanın ana amacı olmaması nedeniyle bulguların temkinli yorumlanması gerekir.</p>

<p>Zeytinyağı da yüksek enerji içerir. Sağlıklı bir yağ olması, sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmez. Kuruyemişlerde de porsiyon büyüdükçe günlük enerji alımı hızla artabilir.</p>

<p>Alkol Konusunda En Net Kanıtlardan Biri Var</p>

<p>Beslenme ile meme kanseri arasındaki ilişkiler konuşulurken en güçlü verilerden biri alkole aittir. Alkollü içecek tüketimi hem menopoz öncesinde hem de menopoz sonrasında meme kanseri riskindeki artışla ilişkilidir.</p>

<p>Risk yalnızca yüksek miktarda içenlerle sınırlı değildir; tüketim arttıkça risk de yükselir. Bira, şarap veya sert içki arasında kanser riski bakımından koruyucu kabul edilen bir seçenek bulunmuyor. İçmeyen bir kişinin sağlık amacıyla alkole başlaması önerilmez. Kanserden korunma açısından en düşük riskli seçenek alkol tüketmemektir.</p>

<p>Şeker Meme Kanserini Doğrudan “Besler” mi?</p>

<p>Vücuttaki bütün hücreler enerji için glikoz kullanır. Bu durum yalnızca kanser hücrelerine özgü değildir. Bu nedenle şekeri tamamen kesmenin bir tümörü aç bırakacağı veya tedavi edeceği düşüncesi bilimsel olarak doğru değildir.</p>

<p>Buna karşılık şekerli içecekler, tatlılar ve enerji yoğunluğu yüksek işlenmiş yiyecekler sık tüketildiğinde fazla kalori alımını ve kilo artışını kolaylaştırabilir. Sorun, tek başına bir kaşık şekerden çok uzun süre devam eden beslenme düzeni ve enerji fazlasıdır.</p>

<p>Tatlı ihtiyacını meyve, sade yoğurt veya küçük porsiyonlarla karşılamak; şekerli içecekler yerine su, maden suyu ya da şekersiz içecekler seçmek günlük şeker alımını azaltabilir.</p>

<p>Menopoz Sonrasında Kilo Neden Daha Fazla Önem Kazanıyor?</p>

<p>Yağ dokusu yalnızca enerji depolayan pasif bir yapı değildir. Hormonlar ve iltihaplanmayla ilişkili çeşitli maddeler üretir. Menopoz sonrasında fazla vücut yağı, östrojen düzeyleri ve metabolik değişiklikler üzerinden meme kanseri riskini etkileyebilir.</p>

<p>Amaç kısa sürede büyük kilo kaybı sağlayan sert diyetler uygulamak değildir. Sebze ve baklagil miktarını artırmak, şekerli içecekleri azaltmak, uygun porsiyonlar seçmek ve düzenli hareket etmek daha sürdürülebilir bir yoldur.</p>

<p>Kilo; genetik özellikler, kullanılan ilaçlar, hormonal durum, uyku, ruh sağlığı ve yaşam koşullarından da etkilenir. Bu nedenle kilo yönetimi yalnızca irade meselesi olarak görülmemelidir.</p>

<p>Takviyeler Besinin Yerini Tutar mı?</p>

<p>Antioksidan, zerdeçal, yeşil çay özü, vitamin veya bitkisel karışım içeren takviyelerin meme kanserini önlediği gösterilmiş değildir. Yüksek doz ürünler bazı ilaçların etkisini değiştirebilir, ameliyat döneminde kanama riskini etkileyebilir veya karaciğere zarar verebilir.</p>

<p>Vitamin ya da mineral eksikliği varsa hekim değerlendirmesiyle uygun destek planlanabilir. Bunun dışındaki kullanımlarda “doğal” ifadesi güvenli veya etkili olduğu anlamına gelmez. Özellikle kanser tedavisi sırasında kullanılan her takviyenin onkoloji ekibine bildirilmesi gerekir.</p>

<p>Beslenme Meme Kontrollerinin Yerini Alamaz</p>

<p>Sağlıklı beslenme, hareketli yaşam, kilo yönetimi ve alkolden kaçınma değiştirilebilir risk etkenlerine yönelik adımlardır. Yaş, aile öyküsü, kalıtsal gen değişiklikleri ve meme yoğunluğu gibi etkenler ise beslenmeyle ortadan kaldırılamaz.</p>

<p>Bu nedenle dengeli beslenmek, yaşa ve kişisel risk durumuna uygun meme kanseri taramasının yerine geçmez. Memede veya koltuk altında yeni bir kitle, meme başından kanlı akıntı, meme cildinde çekinti, geçmeyen kızarıklık ya da memenin görünümünde açıklanamayan değişiklik fark edildiğinde değerlendirme için hekime başvurulmalıdır.</p>

<p>Tek bir “meme sağlığı diyeti” bulunmuyor. En sağlam çerçeve; çeşitli bitkisel besinlere dayanan, yeterli protein içeren, enerji fazlasını sınırlayan ve uzun süre sürdürülebilen bir beslenme modelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. CA: A Cancer Journal for Clinicians – American Cancer Society guideline for diet and physical activity for cancer prevention – Rock ve çalışma arkadaşları – 2020 – DOI: 10.3322/caac.21591<br />
2. JAMA Internal Medicine – Mediterranean Diet and Invasive Breast Cancer Risk Among Women at High Cardiovascular Risk in the PREDIMED Trial: A Randomized Clinical Trial – Toledo ve çalışma arkadaşları – 2015 – DOI: 10.1001/jamainternmed.2015.4838<br />
3. World Cancer Research Fund/American Institute for Cancer Research – Diet, Nutrition, Physical Activity and Breast Cancer – 2018<br />
4. World Cancer Research Fund/American Institute for Cancer Research – Diet, Nutrition, Physical Activity and Cancer: A Global Perspective, Third Expert Report – 2018<br />
5. National Cancer Institute – Breast Cancer Prevention (PDQ): Health Professional Version – 2025<br />
6. American Cancer Society – American Cancer Society Guideline for Diet and Physical Activity – 2025 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/meme-sagligi-icin-ne-yemeli-neleri-sinirlamaliyiz</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 21:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8907.jpeg" type="image/jpeg" length="96030"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Günde Ne Kadar Meyve Yemeliyiz? Taze ve Kuru Meyvede Porsiyon Nasıl Değişiyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gunde-ne-kadar-meyve-yemeliyiz-taze-ve-kuru-meyvede-porsiyon-nasil-degisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gunde-ne-kadar-meyve-yemeliyiz-taze-ve-kuru-meyvede-porsiyon-nasil-degisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meyveler vitamin, mineral, lif ve bitkisel bileşiklerin önemli kaynakları. Ancak “meyve sağlıklı, istediğim kadar yiyebilirim” düşüncesi doğru değil. Porsiyon büyüklüğü, meyvenin taze veya kurutulmuş olması ve meyve suyu şeklinde tüketilmesi önemli. Peki günde ne kadar meyve yenmeli, meyveyi yemek için en doğru saat var mı ve kuru meyvede neden porsiyon küçülmeli?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Elma, armut, portakal, mandalina, muz, kivi, üzüm, çilek…<br />
Her meyvenin rengi, tadı ve besin içeriği farklı. Ortak noktaları ise dengeli beslenmenin önemli parçalarından olmaları.<br />
Meyve konusunda iki uç yaklaşım dikkat çekiyor. Bir tarafta içerdiği doğal şeker nedeniyle meyveyi gereksiz yere kısıtlayanlar, diğer tarafta ise “nasıl olsa sağlıklı” diyerek bir oturuşta çok büyük miktarlarda tüketenler bulunuyor.<br />
Bilimsel verilerin işaret ettiği yaklaşım daha dengeli:<br />
Meyveden kaçınmak yerine bütün meyveyi tercih etmek, çeşitliliği artırmak ve porsiyonu toplam beslenmeye göre ayarlamak gerekiyor.<br />
Günde kaç porsiyon meyve yemeliyiz?<br />
Sağlıklı beslenme önerilerinde sık karşılaşılan günde en az 400 gram hedefi yalnızca meyve için değildir; meyve ve sebzelerin toplamını ifade eder.<br />
Bu nedenle “herkes günde 400 gram meyve yemeli” şeklinde bir sonuç çıkarmak doğru değildir.<br />
Yaklaşık 1,9 milyon kişinin verilerinin değerlendirildiği büyük bir çalışmada, günde yaklaşık beş porsiyon meyve ve sebze tüketimi daha düşük ölüm riskiyle ilişkili bulundu. En düşük riskin görüldüğü tüketim düzeyi yaklaşık iki porsiyon meyve ve üç porsiyon sebzeydi.<br />
Ancak burada önemli bir ayrım var:<br />
Bu sonuç, herkesin mutlaka günde iki porsiyon meyve yemesi gerektiğini veya iki porsiyon meyvenin hastalıkları önlediğini kanıtlamıyor.<br />
Çalışma büyük ölçüde gözlemsel verilere dayanıyor. Dolayısıyla ilişki gösteriyor, doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurmuyor.<br />
Günlük meyve miktarı yaşa, enerji gereksinimine, fiziksel aktiviteye, toplam beslenme düzenine ve kişinin sağlık durumuna göre değişebilir.<br />
Bir porsiyon meyve ne kadar?<br />
Porsiyon ölçüleri meyvenin büyüklüğüne ve kullanılan beslenme rehberine göre değişebilir. Bu nedenle aşağıdaki miktarlar kesin bir reçete değil, günlük yaşamda porsiyonu gözde canlandırmaya yardımcı olacak yaklaşık örneklerdir:<br />
1 orta boy elma, armut veya portakal<br />
1 küçük-orta boy muz<br />
2 küçük mandalina<br />
1-2 küçük kivi<br />
Yaklaşık 1 su bardağı çilek veya benzeri küçük meyveler<br />
Küçük bir kâse doğranmış meyve<br />
Çok büyük meyvelerde ise “bir adet” her zaman tek porsiyon anlamına gelmeyebilir.<br />
Meyveyi sabah mı, akşam mı yemeliyiz?<br />
Meyve konusunda en yaygın iddialardan biri, belirli bir saatten sonra meyve yenmemesi gerektiği.<br />
Sağlıklı kişilerde meyvenin yalnızca sabah yenmesi gerektiğini gösteren güçlü bir kanıt bulunmuyor.<br />
Benzer şekilde, akşam tüketilen meyvenin yalnızca tüketildiği saat nedeniyle kilo artışına yol açtığını gösteren yeterli bilimsel kanıt da yok.<br />
Asıl önemli olan günün bütünündeki:<br />
Toplam enerji alımı<br />
Porsiyon büyüklüğü<br />
Beslenme düzeni<br />
Fiziksel aktivite<br />
Kişinin metabolik durumu<br />
Gece televizyon karşısında büyük bir tabak üzüm, birkaç porsiyon meyve veya çok miktarda kuru meyve tüketmek günlük enerji ve karbonhidrat alımını artırabilir.<br />
Buradaki temel sorun çoğu zaman saatten çok miktardır.<br />
Meyve aç karnına mı yenmeli?<br />
Meyvenin vitaminlerinden yararlanabilmek için mutlaka aç karnına yenmesi gerektiği yönündeki iddiği destekleyen güçlü bilimsel kanıt bulunmuyor.<br />
Meyve:<br />
Kahvaltının bir parçası olarak<br />
Öğünle birlikte<br />
Öğün sonrasında<br />
Ara öğünde<br />
tüketilebilir.<br />
Dolayısıyla herkes için geçerli tek bir “meyve yeme saati” yoktur.<br />
Kişinin açlık-tokluk düzeni, günlük yaşamı, kan şekeri kontrolü ve varsa sindirim sistemi yakınmaları zamanlamayı etkileyebilir.<br />
Meyveyi tek başına mı yemeli?<br />
Meyve tek başına tüketilebilir.<br />
Ancak özellikle ara öğünlerde meyvenin yoğurt, kefir veya küçük miktarda tuzsuz kuruyemiş gibi protein ya da yağ içeren besinlerle birlikte tüketilmesi bazı kişilerde daha uzun süre tok kalmaya yardımcı olabilir.<br />
Bu herkes için zorunlu bir yöntem değildir.<br />
Meyveyi mutlaka yoğurtla veya kuruyemişle yemek gerekir şeklinde bir sağlık kuralı yoktur.<br />
Hangi meyvenin hangi özelliği öne çıkıyor?<br />
Meyveleri “en sağlıklı” ve “sağlıksız” diye ikiye ayırmak yerine çeşitliliğe odaklanmak daha doğru.<br />
Elma ve armut<br />
Lif içerikleriyle öne çıkar.<br />
Kabukları yenilebiliyorsa uygun şekilde yıkandıktan sonra kabuğuyla tüketilmeleri lif alımını artırabilir.<br />
Orta büyüklükte bir meyve çoğu kişi için pratik bir porsiyon örneğidir.<br />
Portakal ve mandalina<br />
C vitamini başta olmak üzere çeşitli vitaminler ve bitkisel bileşikler sağlar.<br />
Portakalın suyunu sıkmak yerine kendisini yemek genellikle daha iyi bir seçenektir.<br />
Bütün meyvede lif ve meyvenin doğal yapısı korunur. Ayrıca bir oturuşta birkaç portakalın suyunu içmek, aynı sayıda bütün portakalı yemekten çok daha kolaydır.<br />
Kivi<br />
C vitamini ve lif içeriğiyle dikkat çeker.<br />
Kivi sindirim sistemi üzerindeki olası etkileri açısından da araştırılan meyvelerden biridir.<br />
Ancak herhangi bir sindirim sistemi hastalığının tedavisi olarak görülmemelidir.<br />
Muz<br />
Karbonhidrat, potasyum ve çeşitli mikro besinler içerir.<br />
Taşınmasının kolay olması nedeniyle özellikle fiziksel olarak aktif kişiler için pratik bir meyvedir.<br />
“Muz şekerli olduğu için sağlıksızdır” şeklindeki genelleme doğru değildir.<br />
Burada da belirleyici olan porsiyon ve kişinin toplam beslenmesidir.<br />
Çilek, böğürtlen, ahududu ve yaban mersini<br />
Bu meyveler lif ve polifenoller bakımından dikkat çeker.<br />
Özellikle renklerini veren bazı bitkisel bileşikler nedeniyle kalp ve metabolizma sağlığı açısından araştırılmışlardır.<br />
Araştırmalar umut verici sonuçlar bildirse de belirli bir meyvenin tek başına tansiyonu düşüreceği, kolesterolü düzelteceği veya kalp hastalığını önleyeceği söylenemez.<br />
Üzüm<br />
Üzüm çeşitli bitkisel bileşikler ve besin ögeleri içerir.<br />
Ancak küçük taneli olması nedeniyle farkında olmadan büyük miktarlarda tüketilmesi kolaydır.<br />
Bir salkımı masaya koyup tamamını yemek yerine tüketilecek miktarı önceden küçük bir tabağa ayırmak porsiyon kontrolünü kolaylaştırabilir.<br />
Nar<br />
Nar, polifenoller bakımından zengin meyvelerden biridir.<br />
Ancak “damarları temizler”, “kalbi korur” veya herhangi bir hastalığı tedavi eder gibi kesin ifadeler bilimsel açıdan doğru değildir.<br />
Nar da diğer meyveler gibi çeşitli ve dengeli beslenmenin bir parçası olarak değerlendirilebilir.<br />
Şeftali, erik ve kayısı<br />
Su, lif ve farklı mikro besinler sağlayan meyvelerdir.<br />
Mevsiminde farklı meyvelere yer vermek hem beslenme çeşitliliğini artırabilir hem de günlük meyve tüketimini kolaylaştırabilir.<br />
Kuru kayısı, kuru incir ve kuru üzüm sağlıklı mı?<br />
Kurutulmuş meyve yalnızca “şekerden oluşan” bir yiyecek değildir.<br />
Meyvenin içerdiği lifin ve birçok besin ögesinin bir bölümünü korur.<br />
Ancak taze meyveyle arasında önemli bir fark vardır:<br />
Meyvenin suyunun önemli bölümü uzaklaştırıldığında hacim küçülür; doğal şeker ve enerji daha küçük bir miktarda yoğunlaşır.<br />
Bu nedenle birkaç kuru kayısı ile aynı hacimde taze kayısı beslenme açısından aynı miktar değildir.<br />
Kuru üzümde de benzer durum görülür. Küçük olduğu için çok kısa sürede fazla miktarda tüketilebilir.<br />
Kuru meyvede porsiyon neden daha küçük olmalı?<br />
Taze meyvenin yüksek su içeriği hacmi artırır.<br />
Kurutulmuş meyvede ise aynı miktarda enerji ve karbonhidrat çok daha küçük bir hacimde bulunabilir.<br />
Bu nedenle kuru meyveler genellikle taze meyveden daha küçük porsiyonlarla tüketilir.<br />
Yaklaşık 30 gram gibi küçük miktarlar bazı beslenme rehberlerinde pratik porsiyon örneği olarak kullanılabilse de bu, herkes için zorunlu bir günlük miktar değildir.<br />
Meyvenin türüne, kişinin beslenmesine ve sağlık durumuna göre uygun miktar değişebilir.<br />
Paketli kuru meyvelerde etiket de kontrol edilmeli.<br />
İlave şeker içermeyen ürünlerin tercih edilmesi daha uygun bir seçenek olabilir.<br />
Kuru meyvelerin yapışkan yapısı ve şeker içeriği nedeniyle sık tüketim sonrasında ağız ve diş hijyenine de dikkat etmek gerekir.<br />
Taze meyve mi, kuru meyve mi?<br />
Günlük beslenmede önceliği çoğunlukla bütün ve taze meyveye vermek pratik bir yaklaşımdır.<br />
Kuru meyve ise:<br />
Kolay taşınması<br />
Uzun süre saklanabilmesi<br />
Küçük hacimde enerji sağlaması<br />
nedeniyle zaman zaman kullanışlı olabilir.<br />
Ancak kuru meyveyi taze meyveyle aynı hacimde tüketmek porsiyonun kolayca büyümesine yol açabilir.<br />
En basit ifadeyle:<br />
Taze meyve temel seçenek olabilir; kuru meyvede ise porsiyon daha küçük tutulmalıdır.<br />
Meyve suyu meyvenin yerine geçer mi?<br />
Bütün meyve ile meyve suyu aynı şey değildir.<br />
Bir portakalı yemek ile birkaç portakalın suyunu sıkıp içmek arasında önemli farklar bulunur.<br />
Bütün meyvede lif ve gıdanın doğal yapısı büyük ölçüde korunur.<br />
Meyve suyu ise daha hızlı tüketilebilir ve kısa sürede birkaç meyvenin içerdiği şekeri almak mümkün hale gelir.<br />
Üstelik meyve suyunda doğal olarak bulunan şekerler, beslenme rehberlerinde serbest şekerler kapsamında değerlendirilir.<br />
Bu nedenle:<br />
“Yüzde 100 meyve suyu” veya “ilave şeker içermez” ifadesi, sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmez.<br />
Meyve tüketiminde önceliği bütün meyveye vermek daha uygun bir seçimdir.<br />
Smoothie daha mı sağlıklı?<br />
Smoothie hazırlanırken meyvenin posasının bir bölümü içeceğin içinde kalabilir. Bu nedenle süzülmüş meyve suyuyla tamamen aynı değildir.<br />
Ancak başka bir sorun ortaya çıkabilir.<br />
Örneğin tek bardağa:<br />
2 muz<br />
1 elma<br />
Çilek<br />
Bal<br />
Meyve suyu<br />
eklemek, normal koşullarda bir oturuşta yenmeyecek miktarda meyve ve enerjinin kısa sürede tüketilmesine yol açabilir.<br />
Dolayısıyla bir smoothie'yi yalnızca “meyveden yapılıyor” diye sınırsız sağlıklı kabul etmek doğru değildir.<br />
İçeriği ve toplam miktarı önemlidir.<br />
Diyabeti olanlar meyve yiyebilir mi?<br />
Diyabeti olan kişilerin bütün meyveleri tamamen beslenmeden çıkarması gerektiği şeklinde genel bir kural yoktur.<br />
Ancak meyveler karbonhidrat içerir.<br />
Bu nedenle:<br />
Meyvenin türü<br />
Porsiyon miktarı<br />
Öğündeki diğer karbonhidratlar<br />
Kan şekeri yanıtı<br />
Kullanılan ilaç veya insülin<br />
Kişinin beslenme planı<br />
birlikte değerlendirilmelidir.<br />
Bütün taze veya dondurulmuş meyveler ve ilave şeker içermeyen seçenekler, meyve suyuna kıyasla porsiyon kontrolü ve lif açısından avantaj sağlayabilir.<br />
Kuru meyve ve meyve suyunda ise küçük miktarlar bile anlamlı miktarda karbonhidrat içerebilir.<br />
Özellikle insülin kullanan veya kan şekeri kontrolünde sorun yaşayan kişilerin meyve miktarını kendi tedavi ve beslenme planlarına göre belirlemesi gerekir.<br />
“Şekeri yüksek” meyveler bırakılmalı mı?<br />
Muz, üzüm, mango veya incir gibi meyveleri yalnızca doğal şeker içerikleri nedeniyle “zararlı” olarak nitelemek doğru değildir.<br />
Bütün meyveler aynı zamanda değişen miktarlarda:<br />
Su<br />
Lif<br />
Vitamin<br />
Mineral<br />
Bitkisel bileşikler<br />
içerir.<br />
Bu nedenle tek başına “hangi meyvede daha fazla şeker var?” sorusuna odaklanmak yerine porsiyon ve toplam beslenme düzenine bakmak daha anlamlıdır.<br />
Hangi meyveyi yediğimiz kadar ne kadar yediğimiz de önemlidir.<br />
Her gün aynı meyveyi yemek yerine renkleri değiştirin<br />
Tek bir “süper meyve” aramaya gerek yok.<br />
Bir gün elma ve mandalina, başka bir gün kivi ve muz, başka bir gün armut ve çilek tüketmek farklı besin ögeleri ve bitkisel bileşiklerin beslenmeye katılmasına yardımcı olabilir.<br />
Mevsiminde yetişen ve ulaşılabilir meyveleri tercih etmek de hem ekonomik hem sürdürülebilir bir yaklaşım olabilir.<br />
Meyve tabağındaki gizli sorun: Porsiyon<br />
Akşam büyük bir tabağa:<br />
muz, elma, portakal, üzüm, çilek ve kuru meyve koyulduğunda görüntü son derece sağlıklı görünebilir.<br />
Ancak bu tabak tek oturuşta birkaç porsiyon meyve içerebilir.<br />
Sorun meyvenin kendisi değil, “sağlıklı olduğu için sınırsız yenebilir” düşüncesidir.<br />
Sağlıklı beslenmenin amacı mümkün olduğunca fazla meyve tüketmek değil; uygun miktarda ve çeşitli meyveyi dengeli beslenmenin bir parçası haline getirmektir.<br />
Meyve yerken akılda tutulabilecek 7 kural<br />
Meyveyi yalnızca doğal şeker içerdiği için gereksiz yere beslenmenizden çıkarmayın.<br />
Meyve tüketiminde önceliği bütün meyveye verin.<br />
Tek bir “en sağlıklı meyve” aramak yerine çeşitlilik sağlayın.<br />
Sağlıklı olduğu gerekçesiyle porsiyonu sınırsız büyütmeyin.<br />
Kuru meyveyi taze meyveyle aynı hacimde tüketmeyin.<br />
Meyve suyunu bütün meyvenin birebir karşılığı olarak görmeyin.<br />
Meyveyi belirli bir saatte yemenin herkes için üstün olduğunu söyleyen kesin kurallara temkinli yaklaşın.<br />
SONUÇ<br />
Meyve tüketiminde mucizevi bir çeşit veya herkes için geçerli kusursuz bir saat yok.<br />
Asıl önemli olan bütün meyveyi tercih etmek, farklı meyvelere yer vermek ve porsiyonu kişinin toplam beslenmesine uygun tutmak.<br />
Taze meyveyle kuru meyvenin porsiyonu aynı değil; meyve suyu da bütün meyvenin tam karşılığı değil.<br />
Kısacası meyvede temel soru yalnızca “Hangisi daha sağlıklı?” değil.<br />
“Ne kadar, hangi biçimde ve toplam beslenmenin içinde nasıl tüketiyorum?” sorusu da en az meyvenin çeşidi kadar önemli.<br />
KAYNAKLAR<br />
World Health Organization. Healthy diet. WHO Fact Sheet. 26 January 2026.<br />
World Health Organization. Carbohydrate intake for adults and children: WHO guideline. Geneva: World Health Organization; 2023.<br />
T.C. Sağlık Bakanlığı, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü. Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER) 2022.<br />
Wang DD, Li Y, Bhupathiraju SN, Rosner BA, Sun Q, Giovannucci EL, et al. Fruit and Vegetable Intake and Mortality: Results From 2 Prospective Cohort Studies of US Men and Women and a Meta-Analysis of 26 Cohort Studies. Circulation. 2021;143:1642-1654. DOI: 10.1161/CIRCULATIONAHA.120.048996.<br />
American Diabetes Association. Fruit: Best Choices for Diabetes. Diabetes Food and Nutrition Guidance</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gunde-ne-kadar-meyve-yemeliyiz-taze-ve-kuru-meyvede-porsiyon-nasil-degisiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 21:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/meyve-haber-gorseli-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="57808"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Giresun’un Çanakçı İlçesinde Acı Olay: 42 Yaşındaki Emre Gül Öldü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/giresunun-canakci-ilcesinde-aci-olay-42-yasindaki-emre-gul-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/giresunun-canakci-ilcesinde-aci-olay-42-yasindaki-emre-gul-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Giresun’un Çanakçı ilçesine bağlı Bakımlı köyünde bahçede henüz belirlenemeyen bir nedenle yuvarlanan 1984 doğumlu Emre Gül, bölgeye sevk edilen ekiplerin müdahalesine rağmen hayatını kaybetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Giresun’da Bahçede Yuvarlanan Emre Gül Hayatını Kaybetti</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Giresun’un Çanakçı ilçesine bağlı Bakımlı köyünde bahçede meydana gelen olayda, 1984 doğumlu Emre Gül yaşamını yitirdi.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre Emre Gül, bahçede bulunduğu sırada henüz belirlenemeyen bir nedenle yuvarlandı. İhbar üzerine bölgeye AFAD ve sağlık ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Ekiplerin olay yerinde yaptığı kontrollerde Emre Gül’ün hayatını kaybettiği belirlendi.</p>

<p>Gül’ün cenazesi, olay yerindeki incelemelerin ardından kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla ilgili sağlık kuruluşunun morguna kaldırıldı.</p>

<p>Olayın nasıl meydana geldiğinin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/giresunun-canakci-ilcesinde-aci-olay-42-yasindaki-emre-gul-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 20:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8901.jpeg" type="image/jpeg" length="56007"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğa Uyusun Diye Melatonin Vermek Düşündüğümüz Kadar Basit mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cocuga-uyusun-diye-melatonin-vermek-dusundugumuz-kadar-basit-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cocuga-uyusun-diye-melatonin-vermek-dusundugumuz-kadar-basit-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda uyku sorunu yaşandığında melatonin bazı ailelerin aklına gelen seçeneklerden biri. Ancak 684 çocuğun uyku laboratuvarı kayıtlarını karşılaştıran yeni araştırma, melatonin kullanan çocuklarda REM uykusunun oranının biraz daha düşük olduğunu gösterdi. Araştırmanın tasarımı ise bunun nedeninin melatonin olduğunu kanıtlamıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuğu gece uyumakta zorlanan bir ebeveyn için en temel soru çoğu zaman aynı: “Daha kolay uyuması için ne yapabiliriz?”</p>

<p>Son yıllarda bu sorunun yanıtları arasında melatonin de giderek daha fazla konuşuluyor. Vücudun uyku-uyanıklık zamanlamasında rol oynayan doğal bir hormon olan melatonin, dışarıdan alınabilen ürünler şeklinde de kullanılabiliyor.</p>

<p>Ancak bir maddenin vücutta doğal olarak bulunması, çocuklarda gelişigüzel kullanılabileceği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Ağustos 2026’da yayımlanan yeni bir araştırma, konuyu farklı bir açıdan ele aldı. Araştırmacılar yalnızca çocukların ne kadar süre uyuduğuna değil, uykunun gece boyunca hangi evrelerden oluştuğuna da baktı.</p>

<h3>684 çocuğun uyku kayıtları karşılaştırıldı</h3>

<p>Araştırmada çocuklara ait ayrıntılı uyku laboratuvarı kayıtları incelendi.</p>

<p>Analize alınan 3 bin 392 çocuğun 346’sının melatonin kullandığı belirlendi. Araştırmacılar daha sağlıklı bir karşılaştırma yapabilmek amacıyla melatonin kullanan 342 çocuğu, benzer özelliklere sahip 342 melatonin kullanmayan çocukla eşleştirdi.</p>

<p>Böylece temel analiz 684 çocuk üzerinden gerçekleştirildi.</p>

<p>Çocukların uykuları polisomnografi adı verilen ayrıntılı uyku testiyle değerlendirilmişti. Bu yöntem uyku sırasında farklı uyku evrelerinin yanı sıra solunum, uyanmalar ve çeşitli fizyolojik ölçümlerin incelenmesine olanak sağlıyor.</p>

<p>Araştırmanın özellikle üzerinde durduğu nokta ise REM uykusuydu.</p>

<h3>REM uykusunda küçük bir fark görüldü</h3>

<p>Eşleştirilmiş gruplar karşılaştırıldığında melatonin kullanan çocuklarda toplam uyku süresinin daha küçük bir bölümünün REM uykusunda geçtiği görüldü.</p>

<p>Melatonin kullananlarda uykunun medyan yüzde 16,7’si REM dönemindeyken, kullanmayanlarda bu oran yüzde 19,0 olarak bulundu.</p>

<p>Aradaki fark yaklaşık <strong>2,3 yüzde puanıydı</strong>.</p>

<p>Araştırmacılar bu farkın büyüklüğünü küçük olarak değerlendirdi.</p>

<p>Daha da önemlisi, bu farkın çocukların günlük yaşamı, öğrenmesi, davranışları veya gelişimi açısından herhangi bir olumsuz sonuca yol açtığı bu çalışmada gösterilmedi.</p>

<p>Bu nedenle araştırmayı “melatonin çocukların REM uykusuna zarar veriyor” şeklinde yorumlamak mevcut verinin ötesine geçmek olur.</p>

<h3>Diğer uyku ölçümlerinde belirgin fark bulunmadı</h3>

<p>Araştırmanın dikkat çekici diğer sonucu, incelenen birçok uyku ölçümünde gruplar arasında anlamlı farklılık görülmemesiydi.</p>

<p>REM dışındaki uyku evreleri, solunumla ilişkili ölçümler, uykudan uyanma yapısı ve periyodik bacak hareketleri dahil araştırılan diğer polisomnografi ölçümlerinde, çoklu karşılaştırmalar dikkate alındığında belirgin bir farklılık saptanmadı.</p>

<p>Ancak bu sonuç da “melatoninin çocukların uyku yapısını genel olarak bozmadığı kanıtlandı” şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<p>Çünkü araştırmanın tasarımı böyle bir güvenlik sonucuna ulaşmaya uygun değil.</p>

<h3>En önemli ayrıntı: Bu çalışma neden-sonuç göstermiyor</h3>

<p>Araştırmayı doğru okumak için en önemli nokta burada.</p>

<p>Bu çalışma bir <strong>randomize kontrollü klinik araştırma değil, kesitsel gözlemsel bir çalışma</strong>.</p>

<p>Başka bir ifadeyle araştırmacılar çocuklara melatonin verip daha sonra uykularında ne olduğunu izlemedi. Daha önce melatonin kullandığı kaydedilen çocukların uyku sonuçlarını kullanmayan çocuklarla karşılaştırdı.</p>

<p>Dolayısıyla araştırma iki durum arasında bir ilişki gösterebilir ancak melatoninin REM uykusundaki farkın doğrudan nedeni olduğunu kanıtlayamaz.</p>

<p>Örneğin melatonin kullanan çocukların başlangıçta daha farklı veya daha ciddi uyku sorunlarına sahip olması sonuçları etkileyebilir.</p>

<p>Nitekim melatonin kullanan çocuklarda bazı nörolojik ve psikiyatrik tanıların daha sık bulunduğu görüldü. Araştırmacılar bu farklılıkları istatistiksel yöntemlerle azaltmaya çalıştı ancak gözlemsel araştırmalarda ölçülemeyen başka etkenlerin sonuçları etkilemesi tamamen dışlanamıyor.</p>

<p>Ek analizlerde psikiyatrik tanılar ve eş zamanlı kullanılan uyku ilaçları daha ayrıntılı biçimde hesaba katıldığında REM uykusuyla ilgili ilişkinin zayıflaması da bu nedenle önemli.</p>

<h3>REM uykusu neden önemli?</h3>

<p>Uyku tek parça halinde geçirilen pasif bir dönem değil.</p>

<p>Gece boyunca REM ve REM dışı uyku evreleri birbirini izliyor. REM uykusu; öğrenme, hafıza, duygusal süreçler ve beyin gelişimiyle ilişkilendirilen uyku dönemlerinden biri.</p>

<p>Ancak buradan “REM ne kadar fazla olursa o kadar iyidir” sonucu çıkarılmamalı.</p>

<p>Uyku yapısı yaşa göre değişiyor. Ayrıca bu araştırmada görülen küçük REM farkının çocukların nörogelişimi, öğrenmesi, davranışları veya sağlığı üzerinde herhangi bir zarar oluşturduğu gösterilmiş değil.</p>

<p>Tek gecelik bir uyku laboratuvarı ölçümünde görülen 2,3 yüzde puanlık farkın uzun vadede klinik olarak önemli olup olmadığı da henüz bilinmiyor.</p>

<h3>Araştırmanın önemli sınırlılıkları var</h3>

<p>Çalışmanın dikkatle yorumlanmasını gerektiren başka noktalar da bulunuyor.</p>

<p>Araştırmada melatoninin dozu, hangi saatte alındığı, kullanılan ürünün formülasyonu ve çocukların ürünü ne kadar düzenli kullandığı gibi ayrıntılar yeterince belirlenemedi.</p>

<p>Veriler tek bir merkezde uyku değerlendirmesi yapılan çocuklardan elde edildi. Dolayısıyla sonuçların tüm çocuklara doğrudan genellenmesi doğru değil.</p>

<p>Polisomnografi de çocuğun uyku laboratuvarındaki tek bir gecesini gösteriyor. Bu gece çocuğun evindeki olağan uyku düzenini bütünüyle temsil etmeyebilir.</p>

<p>Bu sınırlılıklar, araştırmacıların neden daha uzun süreli ve ileriye dönük çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguladığını açıklıyor.</p>

<h3>Melatonin sıradan bir “uyku şekeri” olarak görülmemeli</h3>

<p>Melatonin konusunda ebeveynlerin dikkat etmesi gereken önemli noktalardan biri, ürünün kolay ulaşılabilir olmasının kullanım kararını otomatik olarak basit hale getirmemesi.</p>

<p>Melatonin vücudun biyolojik saatinin düzenlenmesinde görev alan aktif bir hormondur.</p>

<p>Çocuklarda uykuya dalma güçlüğünün altında ise çok farklı nedenler bulunabilir. Düzensiz uyku saatleri, akşam ekran kullanımı, davranışsal uyku sorunları, gecikmiş uyku-uyanıklık ritmi, solunumla ilişkili uyku bozuklukları veya bazı nörogelişimsel durumlar bunlar arasında yer alabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle yalnızca çocuğu daha hızlı uyutmaya odaklanmak, asıl uyku probleminin gözden kaçmasına yol açabilir.</p>

<h3>Önce uyku düzeninin neden bozulduğu anlaşılmalı</h3>

<p>Çocukluk çağı uyku sorunlarında temel yaklaşım yalnızca bir ürün kullanmak değildir.</p>

<p>Düzenli yatma ve kalkma saatlerinin oluşturulması, yatmadan önce sakin bir rutin uygulanması, yaşa uygun uyku alışkanlıklarının geliştirilmesi ve gece uykusunu etkileyebilecek davranışların değerlendirilmesi önem taşır.</p>

<p>Melatoninin bazı çocuklarda ve belirli klinik durumlarda hekim değerlendirmesiyle yeri olabilir. Ancak hangi çocukta gerekli olduğu, ne zaman kullanılacağı ve ne kadar süre devam edileceği çocuğun bireysel durumuna göre değerlendirilmelidir.</p>

<p>Özellikle <strong>küçük ve tipik gelişim gösteren çocuklarda</strong> uzun dönem kullanıma ilişkin verilerin sınırlı olması, kontrolsüz kullanımdan kaçınmayı daha önemli hale getiriyor.</p>

<h3>“Kullanmayın” sonucu da bu araştırmadan çıkmıyor</h3>

<p>Yeni araştırmanın verdiği mesaj melatoninin çocuklarda kesin olarak zararlı olduğu değil.</p>

<p>Aynı şekilde çalışma, melatoninin çocuklarda rutin kullanımının tamamen güvenli olduğunu da göstermiyor.</p>

<p>Bilimsel olarak söylenebilecek daha ölçülü sonuç şu:</p>

<p><strong>Melatonin kullanan çocuklarda REM uykusunun oranı biraz daha düşük bulundu; ancak bu farkın melatoninden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve klinik açıdan önemli olup olmadığı henüz bilinmiyor.</strong></p>

<p>Bu nedenle yeni çalışma, ebeveynleri korkutmaktan çok çocuklarda melatonin kullanımının düşündüğümüzden daha dikkatli değerlendirilmesi gereken bir konu olduğunu hatırlatıyor.</p>

<p>Çocuğun uyku sorunu devam ediyorsa çözüm yalnızca “uyumasını sağlamak” değil, <strong>neden uyuyamadığını anlamak</strong> olmalı.</p>

<hr />
<h2>KAYNAKLAR</h2>

<p>Juginovic A, Rodman L. Melatonin Use and Polysomnographic Sleep Architecture in Children. JAMA Network Open. 2026;9(8):e2626983.<br />
DOI: 10.1001/jamanetworkopen.2026.26983</p>

<p>Seixas AA. Melatonin and the Developing Sleep System. JAMA Network Open. 2026;9(8):e2626852.<br />
DOI: 10.1001/jamanetworkopen.2026.26852</p>

<p>Kracht CL, et al. Melatonin Use in Young Children: A Systematic Review. JAMA Network Open. 2026;9(1):e2551958.<br />
DOI: 10.1001/jamanetworkopen.2025.51958</p>

<p>American Academy of Sleep Medicine. Health Advisory: Melatonin Use in Children and Adolescents.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cocuga-uyusun-diye-melatonin-vermek-dusundugumuz-kadar-basit-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 20:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/cocuklarda-melatonin-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="87897"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beşiktaş-Ghedjemis hattında yeni aşama: İtalya’dan resmi ağızdan açıklama]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktas-ghedjemis-hattinda-yeni-asama-italyadan-resmi-agizdan-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktas-ghedjemis-hattinda-yeni-asama-italyadan-resmi-agizdan-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın transfer gündemindeki Farès Ghedjemis, Juventus maçının kadrosuna alınmadı. Frosinone Sportif Direktörü Renzo Castagnini, kararın oyuncunun devam eden transfer sürecinden etkilenmesi nedeniyle verildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beşiktaş’ın istediği Ghedjemis için Frosinone’dan transfer açıklaması</p>

<p>Beşiktaş’ın kadrosuna katmak istediği Farès Ghedjemis konusunda İtalya’dan önemli bir gelişme geldi. Frosinone yönetimi, 23 yaşındaki kanat oyuncusunun transfer süreci nedeniyle Juventus karşılaşmasında forma giymeyeceğini açıkladı.</p>

<p>Açıklama doğrudan Frosinone Sportif Direktörü Renzo Castagnini’den geldi.</p>

<p>“Transfer nedeniyle konsantrasyonu dağılmış durumda”</p>

<p>Juventus karşılaşması öncesinde DAZN Italia’ya konuşan Castagnini’ye doğrudan Ghedjemis’in Beşiktaş’a yakın olup olmadığı soruldu.</p>

<p>Frosinone yöneticisi, oyuncunun transfer gündeminden etkilendiğini belirterek bu nedenle karşılaşmada kullanılmayacağını söyledi.</p>

<p>Castagnini, Ghedjemis’in mevcut durumda transfer nedeniyle konsantrasyonunun dağıldığını ve teknik heyetin bu şartlarda oyuncuyu sahaya sürmemeyi tercih ettiğini ifade etti.</p>

<p>Bu açıklama, Beşiktaş’ın Ghedjemis için yürüttüğü transfer girişiminin Frosinone cephesindeki karşılığını gösteren en güçlü işaretlerden biri oldu.</p>

<p>Ghedjemis Juventus maçının kadrosuna alınmadı</p>

<p>Transfer sürecinin sahaya doğrudan yansıması da dikkat çekti.</p>

<p>Ghedjemis, Frosinone’nin Juventus ile oynayacağı karşılaşmanın kadrosuna dahil edilmedi.</p>

<p>İtalyan basınında yer alan haberlerde de oyuncunun kadro dışında bırakılmasının sportif bir tercihten çok geleceğine ilişkin devam eden görüşmelerle bağlantılı olduğu belirtildi.</p>

<p>Kritik görüşme 24 Ağustos’ta</p>

<p>Castagnini’nin açıklamasındaki bir diğer önemli ayrıntı ise transfer görüşmelerinin takvimine ilişkin oldu.</p>

<p>Frosinone Sportif Direktörü, Ghedjemis’in geleceği konusunda 24 Ağustos’ta yeniden konuşacaklarını açıkladı.</p>

<p>Bu ifade, transfer dosyasının kapanmadığını ve taraflar arasındaki sürecin kısa süre içerisinde yeniden hareketlenebileceğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak mevcut aşamada Beşiktaş ile Frosinone arasında kesin anlaşmaya varıldığına veya oyuncunun transferinin tamamlandığına ilişkin resmi bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Beşiktaş’ın ilgisi somut aşamada</p>

<p>Beşiktaş’ın Ghedjemis’e ilgisi daha önce İtalyan basınına yansımış, siyah-beyazlıların oyuncu için girişimde bulunduğu belirtilmişti.</p>

<p>Son gelişmeyi önceki haberlerden ayıran nokta ise bu kez açıklamanın doğrudan Frosinone yönetiminden gelmesi.</p>

<p>Kulübün sportif direktörünün transfer sürecinin Ghedjemis’i etkilediğini açıkça ifade etmesi ve oyuncunun Juventus karşılaşmasında kullanılmaması, transfer görüşmelerinin ciddi bir aşamada olduğuna işaret ediyor.</p>

<p>Bununla birlikte Castagnini, Beşiktaş ile anlaşmaya varıldığını söylemedi. Bu nedenle mevcut tabloyu “transfer tamamlandı” şeklinde yorumlamak için henüz erken.</p>

<p>Gözler 24 Ağustos’a çevrildi</p>

<p>Beşiktaş cephesinde Ghedjemis transferinin bundan sonraki aşamasında kulüpler arasındaki pazarlık belirleyici olacak.</p>

<p>Frosinone’nun oyuncuyu transfer gündemi nedeniyle maç kadrosundan çıkarması ise dosyada önemli bir eşik olarak öne çıktı.</p>

<p>Castagnini’nin açıkladığı takvim doğrultusunda gözler şimdi 24 Ağustos’ta yapılması beklenen yeni değerlendirmeye çevrildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>DAZN Italia, 23 Ağustos 2026</li>
 <li>Renzo Castagnini, Frosinone Sportif Direktörü</li>
 <li>TuttoFrosinone, 23 Ağustos 2026</li>
 <li>TuttomercatoWeb, 23 Ağustos 2026</li>
 <li>Corriere dello Sport, 23 Ağustos 2026</li>
 <li>Tuttosport, 23 Ağustos 2026</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktas-ghedjemis-hattinda-yeni-asama-italyadan-resmi-agizdan-aciklama</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 20:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8897-1.jpeg" type="image/jpeg" length="31928"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Giresun Çanakçı’da Bahçede Yuvarlanan E.G. Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/giresun-canakcida-bahcede-yuvarlanan-eg-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/giresun-canakcida-bahcede-yuvarlanan-eg-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Giresun’un Çanakçı ilçesine bağlı Bakımlı köyünde, bahçede henüz belirlenemeyen bir nedenle yuvarlanan 1984 doğumlu E.G. hayatını kaybetti. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Giresun’da Bahçede Yuvarlanan E.G. Hayatını Kaybetti</p>

<p>Giresun’un Çanakçı ilçesinde bahçede meydana gelen olayda bir kişi yaşamını yitirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre olay, Çanakçı ilçesine bağlı Bakımlı köyünde meydana geldi. Bahçede bulunduğu sırada henüz belirlenemeyen bir nedenle yuvarlanan 1984 doğumlu E.G. için çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye AFAD ve sağlık ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Ekipler tarafından olay yerinde yapılan kontrollerde E.G.’nin hayatını kaybettiği belirlendi.</p>

<p>E.G.’nin cenazesi, gerekli incelemelerin ardından kesin ölüm nedeninin tespit edilmesi amacıyla ilgili sağlık kuruluşunun morguna kaldırıldı.</p>

<p>Olayın nasıl meydana geldiğinin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/giresun-canakcida-bahcede-yuvarlanan-eg-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 19:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/genel/asayis-acil-ambulans-hastane.jpg" type="image/jpeg" length="73935"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Çocukları Vakfında Rabia Babaoğlu Dönemi Başladı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-cocuklari-vakfinda-rabia-babaoglu-donemi-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/istanbul-cocuklari-vakfinda-rabia-babaoglu-donemi-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaklaşık 40 yıllık kamu hizmetinin ardından İstanbul İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğünden emekliye ayrılan Rabia Babaoğlu, İstanbul Çocukları Vakfı Genel Müdürü olarak göreve başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>RABİA BABAOĞLU İSTANBUL ÇOCUKLARI VAKFI GENEL MÜDÜRÜ OLDU</p>

<p>İstanbul İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğünden yaklaşık 40 yıllık kamu hizmetinin ardından emekliye ayrılan Rabia Babaoğlu, İstanbul Çocukları Vakfı Genel Müdürlüğü görevine getirildi.</p>

<p>Kamu yönetiminin farklı kademelerinde uzun yıllar görev yapan Babaoğlu, yeni dönemde mesleki birikimini çocuklara yönelik eğitim, sağlık, kültür, spor ve sosyal destek çalışmalarında değerlendirecek.</p>

<p>ATAMA KAMUOYUNA DUYURULDU</p>

<p>Babaoğlu’nun yeni görevi, Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan’ın açıklamasıyla kamuoyuna yansıdı. Turan, İstanbul Çocukları Vakfı Genel Müdürü olarak göreve başlayan Babaoğlu’nu ağırladığını belirterek yeni görevinde başarılar diledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaklaşık 40 yıllık kamu hizmetini Ocak 2026’da tamamlayan Babaoğlu için düzenlenen veda programına da katılan Turan, Babaoğlu’nun kamu görevini titizlik ve sorumluluk anlayışıyla yürüttüğünü ifade etmişti.</p>

<p>KAMU YÖNETİMİNDE UZUN YILLAR GÖREV YAPTI</p>

<p>Rabia Babaoğlu, nüfus ve vatandaşlık hizmetlerinin farklı kademelerinde görev aldı. Keban, Manyas, Erdek, Maltepe ve Fatih’in de aralarında bulunduğu çeşitli ilçelerde nüfus müdürlüğü görevlerinde bulundu.</p>

<p>İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünde Arşiv Daire Başkanı olarak da çalışan Babaoğlu, daha sonra İstanbul İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürü olarak görevlendirildi.</p>

<p>Babaoğlu, emekliliği dolayısıyla Ocak 2026’da düzenlenen veda programında meslek hayatı boyunca tarafsızlık, adalet ve insanı anlama ilkelerine bağlı kalmaya çalıştığını söyledi. Vatandaşların sorunlarını dinlemeye ve mevzuat çerçevesinde çözüm üretmeye önem verdiğini ifade etti.</p>

<p>SİVİL TOPLUM ÇALIŞMALARINDA DA YER ALDI</p>

<p>İlk, orta ve lise öğrenimini Keban’da tamamlayan Babaoğlu, Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun oldu. İstanbul Üniversitesinde sivil toplum kuruluşları ve sosyal sorumluluk yönetimi alanında yüksek lisans eğitimi aldı.</p>

<p>Kamu görevlerinin yanı sıra çeşitli sivil toplum kuruluşlarında sorumluluk üstlenen Babaoğlu, Elazığ Dernekler Federasyonunun kuruluş çalışmalarında yer aldı. Federasyonun farklı yönetim kademelerinde görev yapan Babaoğlu, İstanbul Elazığ Vakfı ile Çınar Uluslararası Kültür ve Sanat Derneğindeki çalışmalara da katıldı.</p>

<p>KAMU HAYATINDAKİ HİKÂYELERİNİ “KATIKSIZ”DA ANLATTI</p>

<p>Babaoğlu, kamu hizmetinde tanıklık ettiği gerçek yaşam öykülerini ve mesleki hatıralarını “Katıksız” adlı kitabında topladı. Kasım 2025’te okuyucuyla buluşan eserde, nüfus müdürlüklerinde kesişen farklı hayatlar ve kamu hizmetinin insan odaklı yönü anlatıldı.</p>

<p>Babaoğlu, kitabın tanıtımında meslek hayatı boyunca çok sayıda insan hikâyesi biriktirdiğini ve bu hatıraları gördüğü, yaşadığı biçimiyle kaleme aldığını belirtti.</p>

<p>YENİ GÖREVİNDE ÇOCUKLAR İÇİN ÇALIŞACAK</p>

<p>İstanbul Valisi Davut Gül’ün başkanlığını yürüttüğü İstanbul Çocukları Vakfı; özellikle sosyal desteğe ihtiyaç duyan çocukların eğitim, sağlık, kültür ve spor alanlarında desteklenmesine yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor.</p>

<p>Rabia Babaoğlu, kamu yönetiminde edindiği yaklaşık 40 yıllık deneyimin ardından kariyerini çocuklara yönelik sosyal çalışmalar yürüten İstanbul Çocukları Vakfında sürdürecek.</p>

<p> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-cocuklari-vakfinda-rabia-babaoglu-donemi-basladi</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 18:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8893.jpeg" type="image/jpeg" length="53358"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çayı Sağlıklı Bir Alışkanlığa Dönüştürmenin Püf Noktaları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cayi-saglikli-bir-aliskanliga-donusturmenin-puf-noktalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cayi-saglikli-bir-aliskanliga-donusturmenin-puf-noktalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siyah ve yeşil çay; kalp-damar sağlığından bağırsaklara, dikkatten uzun yaşamla ilişkilendirilen sonuçlara kadar araştırılıyor. Ancak miktar, sıcaklık ve eklenen şeker tabloyu değiştirebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çayın Bilimsel Araştırmalarla Desteklenen 5 Sağlık Etkisi</p>

<p>Türkiye’de çay çoğu zaman ince belli bardakta, günün farklı saatlerine yayılan bir alışkanlık olarak tüketiliyor. Bilimsel araştırmalarda kullanılan “bir fincan” ölçüsü ise çalışmadan çalışmaya değişebiliyor. Bu nedenle araştırmalarda sözü edilen iki fincan çayı, doğrudan iki küçük Türk çay bardağı olarak yorumlamak doğru değil.</p>

<p>Siyah, yeşil, beyaz ve oolong çay aynı bitkiden, Camellia sinensis’ten elde ediliyor. Aralarındaki temel fark, yaprakların işlenme ve oksitlenme biçimi. Papatya, ıhlamur, nane ve hibiskus gibi bitki çayları ise farklı bitkilerden hazırlanıyor; gerçek çayla aynı içerik ve etkilere sahip değiller.</p>

<p>Çayın sağlık araştırmalarında öne çıkmasının başlıca nedeni polifenoller. Bitkilerde bulunan bu bileşikler, hücrelerdeki oksidatif süreçler, damar işlevi, iltihaplanma ve bağırsak bakterileriyle ilişkili etkileri nedeniyle inceleniyor. Fakat çayı bir hastalığı önleyen veya tedavi eden tek başına güçlü bir araç gibi görmek bilimsel verilerin önüne geçmek olur.</p>

<p>Daha Uzun Yaşamla İlişkili Bulundu</p>

<p>Yaklaşık yarım milyon yetişkinin 11 yılı aşkın süre izlendiği İngiltere merkezli geniş bir araştırmada, günde iki veya daha fazla fincan çay içenlerde çalışma süresindeki ölüm riskinin çay içmeyenlere göre daha düşük olduğu görüldü. Katılımcıların büyük bölümü siyah çay tüketiyordu.</p>

<p>Bu araştırmada iki ila üç finan içen gruptaki fark yaklaşık yüzde 13 düzeyindeydi. Kahve tüketimi, süte veya şekere ilişkin tercihler ve kafeinin vücutta işlenmesini etkileyen genetik özellikler hesaba katıldığında da benzer ilişki devam etti.</p>

<p>Yaklaşık 2 milyon kişinin verilerini kapsayan daha sonraki bir meta-analiz de orta düzeyde çay tüketimiyle genel ölüm ve kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm arasında ters yönlü bir ilişki bildirdi.</p>

<p>Bununla birlikte bu çalışmalar gözlemsel nitelikte. Çay içenlerle içmeyenler arasında beslenme, gelir düzeyi, sosyal hayat, fiziksel hareketlilik ve başka alışkanlıklar bakımından ölçülemeyen farklar bulunabilir. Bulgular çayın yaşam süresini doğrudan uzattığını kanıtlamıyor.</p>

<p>Damar İşlevini Destekleyebilir</p>

<p>Damarların iç yüzeyini kaplayan endotel tabakası, kan akımının düzenlenmesinde görev yapıyor. Koroner arter hastalığı bulunan 66 kişiyle yürütülen kontrollü bir çalışmada, yaklaşık dört hafta boyunca her gün siyah çay tüketilmesi damarların kan akımına yanıt olarak genişleme yeteneğinde iyileşmeyle ilişkilendirildi. Su tüketilen dönemde aynı değişiklik görülmedi.</p>

<p>Yeşil çay üzerine yapılan randomize kontrollü çalışmaların bir araya getirildiği analizlerde de sistolik ve diyastolik kan basıncında küçük düşüşler bildirildi. Etkinin büyüklüğü sınırlıydı ve araştırmaların kullandığı ürün, miktar ve süreler birbirinden farklıydı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çay bu nedenle tansiyon ilacının, hareketli yaşamın veya dengeli beslenmenin yerine geçirilemez. Tansiyonu yüksek olan bir kişinin tedavisini değiştirmesi için gerekçe de oluşturmaz.</p>

<p>Kan Şekeri ve İltihaplanma Üzerindeki Etkileri Araştırılıyor</p>

<p>Bazı küçük klinik deneyler, siyah çayın yemek sonrasında kan şekerinin yükselme hızını sınırlayabileceğini düşündürüyor. Başka çalışmalarda çay tüketiminin C-reaktif protein gibi iltihaplanmayla ilişkili bazı göstergeler üzerindeki etkileri incelendi.</p>

<p>Bu bulgular, çayın tip 2 diyabeti önlediği veya tedavi ettiği anlamına gelmiyor. Metabolik sağlık üzerindeki araştırmaların bir bölümü kısa süreli ve az sayıda katılımcıyla yapılmış durumda. Çaya eklenen şeker de ayrı değerlendirilmeli. Gün boyunca çok sayıda şekerli çay içmek, toplam şeker ve enerji alımını belirgin biçimde artırabilir.</p>

<p>Diyabeti bulunan kişiler açısından belirleyici olan yalnızca çayın kendisi değil; içeceğin nasıl hazırlandığı, yanında ne tüketildiği ve günün tamamındaki beslenme düzenidir.</p>

<p>Bağırsak Bakterileriyle Etkileşebilir</p>

<p>Çaydaki polifenollerin tamamı ince bağırsaktan emilmiyor. Bir bölümü kalın bağırsağa ulaşarak burada yaşayan mikroorganizmalarla etkileşime giriyor. Bu durum, çayın bağırsak mikrobiyotası olarak adlandırılan mikroorganizma topluluğu üzerindeki etkisine ilişkin araştırmaların temelini oluşturuyor.</p>

<p>Sağlıklı yetişkinlerle yapılan küçük bir kontrollü çalışmada, 12 hafta boyunca günde üç fincan siyah çay tüketenlerde bazı bağırsak bakterilerinin dağılımında değişiklikler saptandı. Kısa zincirli yağ asidi üreten bakteriler, bağırsak duvarı ve bağışıklık sistemiyle ilişkileri nedeniyle özellikle inceleniyor.</p>

<p>Ancak bağırsak mikrobiyotasındaki bir değişikliğin her zaman doğrudan sağlık yararı anlamına gelmediği bilinmeli. Bu alandaki insan çalışmaları henüz sınırlı ve kişilerin başlangıçtaki bağırsak yapısı birbirinden oldukça farklı.</p>

<p>Dikkat ve Zihinsel Uyanıklığı Artırabilir</p>

<p>Gerçek çay doğal olarak kafein içeriyor. Kafein, kısa süreli uyanıklığı ve dikkati artırabilir. Çay ayrıca L-teanin adı verilen bir amino asit içeriyor. Kafein ile L-teaninin birlikte bulunmasının dikkat, zihinsel performans ve ruh hali üzerinde etkili olabileceği araştırılıyor.</p>

<p>Yeşil çay üzerine yürütülen çalışmaların değerlendirildiği sistematik bir derlemede dikkat, bellek ve kaygı üzerinde olumlu sonuçlar bildiren araştırmalar bulundu. Bununla birlikte kullanılan ürünler ve miktarlar büyük farklılık gösterdi; bazı deneylerde demlenmiş çay yerine yoğunlaştırılmış özüt kullanıldı.</p>

<p>Uzun dönemli gözlemsel çalışmalar çay tüketimiyle daha düşük bilişsel gerileme riski arasında bağlantı kuruyor. Bu bağlantı, çayın demansı önlediğini göstermiyor. Klinik deneylerin sonuçları gözlemsel araştırmalar kadar tutarlı değil.</p>

<p>Çay Kahveden Daha Az Kafein İçerebilir</p>

<p>Demlenme şekline bağlı olmakla birlikte çayın kafein miktarı çoğunlukla aynı hacimdeki filtre kahveden daha düşüktür. Bu durum bazı kişilerde daha az çarpıntı, huzursuzluk veya uyku bozukluğu yaşanmasını sağlayabilir. Yine de koyu demlenmiş ve art arda içilen çaylarla toplam kafein miktarı yükselebilir.</p>

<p>Kafeine duyarlı kişilerde çay; uykusuzluk, çarpıntı, titreme, mide yakınmaları veya kaygıda artış yapabilir. Akşam saatlerinde tüketimi uykuya dalmayı zorlaştırıyorsa miktarı azaltmak ya da daha erken saatlere çekmek düşünülebilir.</p>

<p>Faydayı Belirleyen Yalnızca Çayın Türü Değil</p>

<p>Bilimsel verilerin büyük bölümü sade veya az katkılı siyah ve yeşil çaya dayanıyor. Yüksek miktarda şeker, şurup ya da krema içeren hazır çay içecekleri aynı çerçevede değerlendirilemez. Şişelenmiş ürünlerde şeker miktarı etiketten kontrol edilmeli.</p>

<p>Çayı kaynar halde içmekten de kaçınmak gerekiyor. Çok sıcak içeceklerin yemek borusunda tekrarlayan ısı hasarına yol açabileceğine ilişkin kanıtlar bulunuyor. Çayın bir süre soğumasını beklemek, ağız ve boğazı yakmayacak sıcaklıkta tüketmek daha güvenli bir yaklaşım.</p>

<p>Demir Eksikliği Olanlar Öğün Saatine Dikkat Etmeli</p>

<p>Çaydaki tanenler, özellikle bitkisel kaynaklı demirin bağırsaktan emilimini azaltabilir. Demir eksikliği veya demir eksikliği anemisi bulunan kişilerin çayı ana öğünlerle aynı anda tüketmemesi ve zamanlamayı hekimiyle görüşmesi uygun olabilir.</p>

<p>Gebelikte toplam kafein alımı ayrıca değerlendirilmelidir. Kalp ritim bozukluğu, kontrolsüz reflü, ciddi uykusuzluk veya kafeine belirgin duyarlılığı bulunan kişiler de tüketim miktarı konusunda sağlık profesyoneline danışabilir.</p>

<p>Yoğun yeşil çay özütleri ile normal şekilde demlenmiş çay aynı şey değildir. Takviye biçimindeki yüksek doz özütler, özellikle karaciğer açısından farklı riskler taşıyabilir ve bazı ilaçlarla etkileşebilir. Çay takviyesi kullanmak isteyenlerin bunu hekim veya eczacı değerlendirmesi olmadan başlatmaması gerekir.</p>

<p>Kaç Bardak Çay İçilmeli?</p>

<p>Araştırmalar herkese uygun tek bir sayı vermiyor. Fincan hacmi, çayın koyuluğu, kafein miktarı ve kişinin sağlık durumu değişiyor. Gözlemsel çalışmalarda en sık olumlu ilişki görülen aralık orta düzeyde tüketim olsa da bu bulgu kişisel bir tüketim hedefi olarak yorumlanmamalı.</p>

<p>Çay, şekersiz veya az şekerli tüketildiğinde sağlıklı bir beslenme düzeninin parçası olabilir. Meyve, sebze, tam tahıl, kurubaklagil, yeterli uyku ve hareketin sağlayacağı katkının yerini ise tek başına dolduramaz.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Annals of Internal Medicine – Tea Consumption and All-Cause and Cause-Specific Mortality in the UK Biobank: A Prospective Cohort Study – Maki Inoue-Choi ve arkadaşları – 2022 – DOI: 10.7326/M22-0041<br />
2. Epidemiology and Health – Tea Consumption and Risk of All-Cause, Cardiovascular Disease, and Cancer Mortality: A Meta-Analysis of Thirty-Eight Prospective Cohort Data Sets – Youngyo Kim ve Youjin Je – 2024 – DOI: 10.4178/epih.e2024056<br />
3. Circulation – Short- and Long-Term Black Tea Consumption Reverses Endothelial Dysfunction in Patients With Coronary Artery Disease – Stephen J. Duffy ve arkadaşları – 2001 – DOI: 10.1161/01.CIR.104.2.151<br />
4. Scientific Reports – Effect of Green Tea Consumption on Blood Pressure: A Meta-Analysis of 13 Randomized Controlled Trials – Xiaoli Peng ve arkadaşları – 2014 – DOI: 10.1038/srep06251<br />
5. Journal of Nutritional Science and Vitaminology – The Effects of Black Tea Consumption on Intestinal Microflora: A Randomized Single-Blind Parallel-Group, Placebo-Controlled Study – Reno Tomioka, Yuko Tanaka, Masayuki Suzuki ve Shukuko Ebihara – 2023 – DOI: 10.3177/jnsv.69.326<br />
6. Phytomedicine – Green Tea Effects on Cognition, Mood and Human Brain Function: A Systematic Review – Edele Mancini ve arkadaşları – 2017 – DOI: 10.1016/j.phymed.2017.07.008 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cayi-saglikli-bir-aliskanliga-donusturmenin-puf-noktalari</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 18:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8891.jpeg" type="image/jpeg" length="90888"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="31153"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="53795"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="50919"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="89906"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="88477"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="46205"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
