<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 07 Aug 2026 22:59:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İş Bankası’nda Tarihi Görev Değişimi: Hakan Aran Ayrılıyor, Yeni Genel Müdür H. Cahit Çınar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/is-bankasinda-tarihi-gorev-degisimi-hakan-aran-ayriliyor-yeni-genel-mudur-h-cahit-cinar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/is-bankasinda-tarihi-gorev-degisimi-hakan-aran-ayriliyor-yeni-genel-mudur-h-cahit-cinar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İş Bankası, KAP’a yaptığı açıklamayla Genel Müdür Hakan Aran’ın 31 Ağustos’ta görevinden ayrılacağını, yerine ise BDDK onayının ardından 1 Eylül 2026 itibarıyla H. Cahit Çınar’ın atanacağını duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye İş Bankası’nda üst yönetimde önemli bir değişiklik yaşandı. Banka, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamayla Genel Müdür Hakan Aran’ın görevinden ayrılacağını, yerine ise Genel Müdür Yardımcısı H. Cahit Çınar’ın atanacağını duyurdu.</p>

<p>Yönetim Kurulu’nun 7 Ağustos 2026 tarihli kararı doğrultusunda, Hakan Aran 31 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla görevinden ayrılacak. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) nezdindeki gerekli izin süreçlerinin tamamlanmasının ardından H. Cahit Çınar, 1 Eylül 2026 tarihinden itibaren Türkiye İş Bankası’nın yeni Genel Müdürü olarak görev yapacak.</p>

<p>Hakan Aran Şişecam’ın Yönetim Kurulu Başkanı Olacak</p>

<p>İş Bankası’nın KAP açıklamasına göre Hakan Aran’ın görev değişikliği, grup şirketleri bünyesindeki yeni yapılanma kapsamında gerçekleşti. Aran, görevini bıraktıktan sonra Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş. (Şişecam) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlenecek.</p>

<p>2021 yılından bu yana İş Bankası Genel Müdürü olarak görev yapan Aran, özellikle dijital bankacılık, yapay zekâ uygulamaları, sürdürülebilir finans ve teknoloji yatırımlarına öncülük eden isimlerden biri olarak öne çıktı.</p>

<p>Yeni Genel Müdür H. Cahit Çınar Kimdir?</p>

<p>1967 yılında Ankara’da doğan H. Cahit Çınar, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Eğitimine Almanya’daki Ludwig Maximilian Üniversitesi’nde devam etti.</p>

<p>1991 yılında İş Bankası İktisadi Araştırmalar Bölümü’nde göreve başlayan Çınar, 1992 yılında Teftiş Kurulu Başkanlığı kadrosuna geçti. Kariyeri boyunca Ticari Krediler Tahsis Bölümü, Frankfurt teşkilatı, Güneşli Kurumsal Şubesi ve İşbank AG Genel Müdürlüğü gibi kritik görevlerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2018 yılında Genel Müdür Yardımcılığı görevine atanan Çınar; kurumsal ve ticari krediler, proje finansmanı, kredi tahsis süreçleri, iştirakler, hukuk, vergi ve gayrimenkul yönetimi gibi alanlardan sorumlu oldu. 2023 yılında Trakya Yatırım Holding Genel Müdürlüğü görevini üstlenen Çınar, 2025 yılında yeniden İş Bankası Genel Müdür Yardımcılığı görevine getirildi.</p>

<p>BDDK onay sürecinin tamamlanmasının ardından 1 Eylül 2026 itibarıyla İş Bankası’nın yeni Genel Müdürü olarak görev yapacak.</p>

<p>Bankada Yeni Dönem Başlıyor</p>

<p>Görev değişikliğiyle birlikte İş Bankası’nda yeni bir yönetim dönemi başlayacak. Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali görevini sürdürürken, H. Cahit Çınar’ın liderliğinde bankanın dijital dönüşüm, kurumsal bankacılık, sürdürülebilir büyüme ve uluslararası yatırımlar alanındaki stratejilerini devam ettirmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/is-bankasinda-tarihi-gorev-degisimi-hakan-aran-ayriliyor-yeni-genel-mudur-h-cahit-cinar</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 22:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7558-1.jpeg" type="image/jpeg" length="58588"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kas Gücü Uzun Yaşamın Anahtarlarından Biri Olabilir mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kas-gucu-uzun-yasamin-anahtarlarindan-biri-olabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kas-gucu-uzun-yasamin-anahtarlarindan-biri-olabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kas gücü yalnızca ağır kaldırmakla ilgili değil; sağlıklı yaşlanmanın önemli göstergelerinden biri olabilir. 46 binden fazla kişinin izlendiği geniş bir araştırmada, daha yüksek kas gücü sağlıklı yaşam süresinin daha geç sona ermesiyle ilişkilendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hong Kong Üniversitesi Li Ka Shing Tıp Fakültesi ile Cambridge Üniversitesi MRC Epidemiyoloji Birimi araştırmacılarının UK Biobank verileriyle yürüttüğü çalışma, 46 bin 481 yetişkini ortalama 12,5 yıl izledi. Kas gücü en yüksek üçte birlik grupta bulunan kişilerde kanser, kalp krizi, diyabet, inme, demans gibi ciddi sağlık sorunlarından birinin ortaya çıkması veya ölümle tanımlanan “sağlıklı yaşam süresinin sona erme” riski, kas gücü en düşük üçte birlik gruba göre yaklaşık yüzde 13 daha düşüktü. Ancak araştırma gözlemsel olduğu için güçlü kasların tek başına daha uzun yaşamın nedeni olduğu söylenemez. [1]</p>

<p>Kas Gücü Nasıl Ölçüldü?</p>

<p>Journal of the American Medical Directors Association dergisinde yayımlanan araştırmada kas gücü, el dinamometresi adı verilen ve kişinin bir cihazı ne kadar güçlü sıkabildiğini ölçen aletle değerlendirildi. [1]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>El kavrama gücü doğrudan el ve ön kol gücünü ölçse de tıp araştırmalarında genel kas işlevi ve fiziksel kapasite hakkında fikir veren pratik göstergelerden biri olarak kullanılıyor.</p>

<p>Araştırmacılar aynı zamanda katılımcıların biyolojik yaşını PhenoAge adı verilen bir yöntemle değerlendirdi. Bu yöntem, takvim yaşının yanı sıra kandaki dokuz biyolojik belirteci kullanarak vücudun beklenenden daha hızlı veya daha yavaş yaşlanıp yaşlanmadığını tahmin etmeye çalışıyor. [1]</p>

<p>Daha Güçlü Kaslarda Risk Yaklaşık Yüzde 13 Daha Düşüktü</p>

<p>Araştırmada “sağlıklı yaşam süresinin sona ermesi”; kanser, kalp krizi, diyabet, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, inme, demans, kalp yetersizliği veya ölümden herhangi birinin ilk kez ortaya çıkması olarak tanımlandı. [1]</p>

<p>Kas gücü en yüksek üçte birlik grupta bulunan kişilerde bu sonlanım noktasına ulaşma riski, en düşük üçte birlik gruba göre yaklaşık yüzde 13 daha düşüktü. Kardiyorespiratuvar kapasitesi, yani kalp ve akciğerlerin egzersiz sırasında vücuda oksijen taşıma becerisi daha yüksek olanlarda da yaklaşık yüzde 10 daha düşük risk görüldü. [1]</p>

<p>Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri, biyolojik olarak daha hızlı yaşlandığı tahmin edilen kişilerle ilgiliydi. Daha iyi kas gücü ve fiziksel kapasiteye sahip kişilerde, hızlanmış biyolojik yaşlanmayla ilişkili sağlık riskinin daha düşük olduğu görüldü. [1]</p>

<p>Bu bulgu, güçlü kasların yaşlanmayı durdurduğu veya tersine çevirdiği anlamına gelmiyor. Sonuçlar daha çok fiziksel kapasitenin, sağlıklı yaşlanmayla yakından ilişkili olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>27 Bin Kişilik Başka Bir Araştırma da Benzer Sonuç Verdi</p>

<p>Kas gücü ile sağlıklı yaşlanma arasındaki bağlantıyı inceleyen başka bir UK Biobank çalışması 2025’te Clinical Nutrition dergisinde yayımlandı.</p>

<p>Çin’deki Soochow Üniversitesi ve bağlı kurumların araştırmacıları, 64 yaş ve üzerindeki 27 bin 828 kişiyi değerlendirdi. Çalışmada sağlıklı yaşlanma, kişinin 80 yaşına ulaşırken önemli kronik hastalıklardan uzak kalması olarak tanımlandı. Katılımcıların 16 bin 844’ü, yani yüzde 60,5’i bu ölçütü karşıladı. Daha yüksek kavrama gücü, sağlıklı yaşlanma olasılığıyla ilişkili bulundu. [2]</p>

<p>Araştırmanın 3 bin 366 kişilik bölümünde kandaki binlerce protein de incelendi. Kas gücüyle bağlantılı bazı proteinlerin inflamasyon, yani vücuttaki iltihabi yanıt ve bağışıklık sistemiyle ilişkili yollarla bağlantı gösterdiği bildirildi. [2]</p>

<p>Bu sonuçlar kasların yalnızca hareket sağlayan bir doku olmadığını, metabolizma ve bağışıklık sistemiyle de yakın ilişki içinde bulunduğunu düşündürüyor.</p>

<p>Kas Gücü Beyin Sağlığıyla da İlişkili</p>

<p>10 Haziran 2026’da çevrim içi yayımlanan kapsamlı bir sistematik derleme ve meta-analiz, kavrama gücü ile bilişsel sağlık arasındaki ilişkiyi de inceledi.</p>

<p>Vrije Universiteit Brussel öncülüğündeki araştırmacılar, 37 farklı kohorttan 60 çalışmayı ve toplam 380 bin 960 kişiyi değerlendirdi. Kavrama gücünü zaman içinde koruyan veya artıran kişilerde bilişsel gerileme riskinin yaklaşık yüzde 19 daha düşük olduğu bildirildi. [3]</p>

<p>Ancak bu sonuç “güçlü el sıkışması demansı önler” anlamına gelmiyor. Kavrama gücü; fiziksel aktivite, genel sağlık, beslenme, sinir sistemi işlevleri ve kronik hastalıklar gibi birçok etkenin ortak göstergesi olabilir.</p>

<p>Kas Kütlesi ile Kas Gücü Aynı Şey Değil</p>

<p>Yaş ilerledikçe yalnızca kas miktarı değil, kasların üretebildiği güç de azalabiliyor. Sarkopeni, yani yaşla ilişkili kas gücü ve kas dokusu kaybı; yürüme, merdiven çıkma, sandalyeden kalkma ve günlük işleri bağımsız yapabilme becerisini etkileyebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca kasların büyüklüğüne veya tartıdaki kiloya bakmak sağlıklı yaşlanmayı değerlendirmek için yeterli değil.</p>

<p>Aynı miktarda kas dokusuna sahip iki kişinin güç, denge ve hareket kapasitesi birbirinden oldukça farklı olabilir. Sağlıklı yaşlanma açısından önemli olan, kas miktarının yanında kasların günlük yaşamda ne kadar etkili kullanılabildiği.</p>

<p>El Kavrama Gücü Bir “Ömür Testi” Değil</p>

<p>Bu araştırmaların günlük hayattaki karşılığı, insanların el sıkma gücünü ölçerek kaç yıl yaşayacağını hesaplamak değil.</p>

<p>Kavrama gücü tek başına ömrü tahmin edemez. Yaş, cinsiyet, vücut yapısı, eklem sorunları, sinir sistemi hastalıkları ve mevcut kronik hastalıklar ölçümü etkileyebilir.</p>

<p>Ayrıca söz konusu büyük araştırmaların çoğu gözlemsel. Daha güçlü kişilerin aynı zamanda daha fazla hareket etmesi, daha iyi beslenmesi veya daha az kronik hastalığa sahip olması sonuçların bir bölümünü açıklayabilir.</p>

<p>Bu nedenle “kas gücü ömrü uzatır” demek için henüz yeterli kanıt yok.</p>

<p>Buna karşılık farklı ve geniş katılımcı gruplarında benzer ilişkilerin görülmesi, kas gücünün sağlıklı yaşlanmanın önemli göstergelerinden biri olduğunu destekliyor.</p>

<p>Longevity açısından mesaj daha büyük kaslara sahip olmak değil; ilerleyen yaşla birlikte günlük yaşamı sürdürebilecek gücü ve fiziksel kapasiteyi mümkün olduğunca korumak. Mevcut kanıtlar güçlü kasların doğrudan daha uzun yaşam sağladığını kanıtlamıyor, ancak kas gücünün korunmasının daha sağlıklı geçirilen yıllarla yakından ilişkili olduğunu giderek daha güçlü biçimde gösteriyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Chen Z, Collings PJ, Wang M, Shi Q, Luo S, Au Yeung SL, Brage S, Gonzales T, Kim Y. Physical Fitness, Biological Aging, and Healthy Longevity. Journal of the American Medical Directors Association. 2025;26(10):105792. DOI: 10.1016/j.jamda.2025.105792.</p>

<p>[2] Liu ZY, Yang J, Fang F, Hao YG, Cai XY, Miao MY, et al. Proteomic signatures of grip strength and healthy aging among older adults: A prospective cohort study in the UK Biobank. Clinical Nutrition. 2025;53:60-68. DOI: 10.1016/j.clnu.2025.08.024.</p>

<p>[3] Younis M, Vints WAJ, Bautmans I. Handgrip performance as a predictor of incident cognitive decline in older adults: A systematic review and meta-analysis. Neuroscience and Biobehavioral Reviews. 2026;188:106815. DOI: 10.1016/j.neubiorev.2026.106815.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧬 Longevity, 🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kas-gucu-uzun-yasamin-anahtarlarindan-biri-olabilir-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 22:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-20260807-w-a0052.jpg" type="image/jpeg" length="81377"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SBÜ Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, İVEK Vakfı Mütevelli Heyeti’ne Seçildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sbu-rektoru-prof-dr-kemalettin-aydin-ivek-vakfi-mutevelli-heyetine-secildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sbu-rektoru-prof-dr-kemalettin-aydin-ivek-vakfi-mutevelli-heyetine-secildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın ile Orzax İlaç ve Alyors Group Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. Selman Alimoğlu, İVEK Vakfı’nın 20. Mütevelli Heyeti Toplantısı’nda oy birliğiyle Mütevelli Heyeti üyeliğine seçildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, İlaç, Eczacılık, Sağlık Bilim ve Teknolojileri Vakfı’nın (İVEK) 2 Ağustos’ta gerçekleştirilen 20. Mütevelli Heyeti Toplantısı’nda oy birliğiyle Mütevelli Heyeti üyeliğine seçildi.</p>

<p>Toplantıda ayrıca Orzax İlaç ve Alyors Group Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. Selman Alimoğlu da Mütevelli Heyeti üyeliğine seçilen isimler arasında yer aldı.</p>

<p>İVEK Vakfı tarafından yapılan açıklamada, yeni seçilen Mütevelli Heyeti üyelerinin vakfın çalışmalarına önemli katkılar sunacağı belirtilerek, “Kıymetli Mütevelli Heyeti üyelerimizi tebrik eder, görevlerinde başarılar dileriz.” ifadelerine yer verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlaç, eczacılık ve sağlık bilimleri alanlarında bilimsel faaliyetleri destekleyen İVEK Vakfı, düzenlediği ulusal ve uluslararası etkinliklerle sağlık ekosistemine katkı sunmayı sürdürüyor.</p>

<p><a href="https://www.tibbiyebulteni.com/biyografi/prof-dr-kemalettin-aydin-kimdir">Prof. Dr. Kemalettin Aydın Kimdir?</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sbu-rektoru-prof-dr-kemalettin-aydin-ivek-vakfi-mutevelli-heyetine-secildi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 22:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7554.jpeg" type="image/jpeg" length="97283"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mersin Basınının Acı Kaybı: Duygu Öksüz Canova Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mersin-basininin-aci-kaybi-duygu-oksuz-canova-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mersin-basininin-aci-kaybi-duygu-oksuz-canova-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin basınının tanınan isimlerinden, uzun yıllar yerel medya ve kamu yönetiminde görev yapan Duygu Öksüz Canova, bir süredir mücadele ettiği hastalık nedeniyle yaşamını yitirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Canova’nın vefatı, gazetecilik camiası ile çalışma arkadaşlarını yasa boğdu.</p>

<p>Yerel basının deneyimli isimlerinden Duygu Öksüz Canova’nın vefat haberi sevenlerini derin üzüntüye boğdu. Meslek yaşamı boyunca hem medya sektöründe hem de kamu kurumlarında önemli görevler üstlenen Canova’nın, uzun süredir tedavi gördüğü hastalığa yenik düştüğü öğrenildi.</p>

<p>Canova, geçmiş yıllarda Kanal 33 Haber Müdürlüğü görevini yürütmesinin ardından Mersin Büyükşehir Belediyesi’nde Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı bünyesinde koordinatör ve başkan danışmanı olarak görev yaptı. Yerel basın ile kamu iletişimi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Canova, meslek hayatı boyunca birçok projeye katkı sundu.</p>

<p>Vefat haberinin ardından gazeteciler, siyasetçiler, kamu yöneticileri ve yakınları sosyal medya üzerinden taziye mesajları paylaşarak Canova’nın ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileklerini iletti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cenaze Programı Belli Oldu</p>

<p>Edinilen bilgiye göre Duygu Öksüz Canova’nın cenazesi, 8 Ağustos Cumartesi günü öğle namazının ardından Mezitli Mezarlığı’nda kılınacak cenaze namazı sonrasında toprağa verilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mersin-basininin-aci-kaybi-duygu-oksuz-canova-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 21:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7552.jpeg" type="image/jpeg" length="66890"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uyku Alışkanlıklarınız Ne Kadar Sağlıklı? Basit Günlük Rutinler Daha Kaliteli Uykunun Anahtarı Olabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/uyku-aliskanliklariniz-ne-kadar-saglikli-basit-gunluk-rutinler-daha-kaliteli-uykunun-anahtari-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/uyku-aliskanliklariniz-ne-kadar-saglikli-basit-gunluk-rutinler-daha-kaliteli-uykunun-anahtari-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uyku kalitesi yalnızca kaç saat uyuduğunuza bağlı değil. Uzmanlara göre düzensiz yatma saatleri, akşam ekran kullanımı, kafein tüketimi ve uygun olmayan uyku ortamı gece dinlenmesini olumsuz etkileyebiliyor. Günlük alışkanlıklarda yapılacak küçük değişiklikler ise daha verimli bir uykuya katkı sağlayabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kaliteli uyku, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığın temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor. Ancak birçok kişi yeterli süre uyuduğunu düşünmesine rağmen sabah dinlenmeden uyanabiliyor veya gün içinde kendini yorgun hissedebiliyor. Uzmanlar, bunun nedeninin çoğu zaman “uyku hijyeni” olarak adlandırılan günlük alışkanlıklar olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Uyku hijyeni neden önemli?</p>

<p>Uyku hijyeni; düzenli uyku saatleri, uygun bir yatak odası ortamı ve uyumayı kolaylaştıran yaşam alışkanlıklarının tümünü kapsıyor. Bu alışkanlıklar yalnızca daha kolay uykuya dalmayı değil, gece boyunca kesintisiz dinlenmeyi de destekliyor. Araştırmalar, kaliteli uykunun bağışıklık sisteminden ruh sağlığına, öğrenme ve dikkat becerilerinden kalp ve metabolizma sağlığına kadar birçok alanda önemli rol oynadığını gösteriyor.</p>

<p>Hangi alışkanlıklar uykuyu olumsuz etkileyebilir?</p>

<p>Uzmanlara göre aşağıdaki davranışlar uyku düzenini bozabiliyor:</p>

<ul>
 <li>Her gün farklı saatlerde yatıp kalkmak</li>
 <li>Gece geç saatlere kadar telefon, tablet veya bilgisayar ekranına bakmak</li>
 <li>Akşam saatlerinde fazla miktarda kafein tüketmek</li>
 <li>Uzun süre gündüz uykusu uyumak</li>
 <li>Gürültülü, sıcak veya aydınlık bir odada uyumaya çalışmak</li>
 <li>Yatağı televizyon izlemek veya çalışmak gibi farklı amaçlarla sık kullanmak.</li>
</ul>

<p>Daha kaliteli uyku için neler yapılabilir?</p>

<p>Uzmanlar, vücudun biyolojik saatini destekleyen düzenli bir yaşam tarzının önemine dikkat çekiyor. Her gün benzer saatlerde uyumak ve uyanmak, yatmadan önce rahatlatıcı bir rutin oluşturmak, yatak odasını serin, sessiz ve karanlık tutmak uyku kalitesini artırabilecek temel adımlar arasında yer alıyor. Ayrıca gün içinde düzenli fiziksel aktivite yapmak da gece uykusuna olumlu katkı sağlayabiliyor.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Yaşam tarzı değişikliklerine rağmen haftalar boyunca devam eden uykuya dalma güçlüğü, sık uyanma, sabah aşırı yorgun kalkma, gündüz uyuklama, yüksek sesle horlama veya uykuda nefes durması gibi belirtiler varsa bir sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor. Bu belirtiler uyku apnesi veya başka bir uyku bozukluğunun işareti olabilir ve değerlendirme gerektirebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar Ne Öneriyor?</p>

<ul>
 <li>Her gün mümkün olduğunca aynı saatlerde yatıp kalkın.</li>
 <li>Yatmadan en az 30 ila 60 dakika önce ekran kullanımını azaltın.</li>
 <li>Akşam saatlerinde kahve, çay ve enerji içeceklerini sınırlayın.</li>
 <li>Yatak odasını sessiz, karanlık ve serin tutmaya özen gösterin.</li>
 <li>Düzenli egzersiz yapın ancak yoğun egzersizi yatma saatine çok yakın zamana bırakmayın.</li>
 <li>Uyku sorunları uzun sürüyorsa kendi kendinize ilaç kullanmak yerine bir uzmana danışın.</li>
</ul>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>WebMD – Sleep Hygiene</li>
 <li>WebMD – Sleep Disorders Quizzes</li>
 <li>National Sleep Foundation</li>
 <li>Harvard Health Publishing</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/uyku-aliskanliklariniz-ne-kadar-saglikli-basit-gunluk-rutinler-daha-kaliteli-uykunun-anahtari-olabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 21:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7549.jpeg" type="image/jpeg" length="56962"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’ta Dušan Vlahović Bekleyişi! Sırp Golcü Kararını Erteledi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktasta-dusan-vlahovic-bekleyisi-sirp-golcu-kararini-erteledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktasta-dusan-vlahovic-bekleyisi-sirp-golcu-kararini-erteledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın transfer gündemindeki Dušan Vlahović’in siyah beyazlı kulübe kararını iletmek için ek süre istediği öne sürüldü. Taraflar arasındaki görüşmelerin sürdüğü belirtilirken, transfer henüz sonuçlanmış değil.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yeni sezon öncesi golcü transferine odaklanan Beşiktaş’ta gündemin üst sıralarında yer alan Dušan Vlahović dosyasında bekleyiş sürüyor.</p>

<p>Sırp golcünün siyah beyazlı kulübe kararını henüz bildirmediği, transferle ilgili değerlendirmelerini tamamlamak için ek süre talep ettiği iddia edildi. Beşiktaş yönetiminin ise oyuncudan gelecek yanıtı beklediği ifade ediliyor.</p>

<p>İtalya ve Türkiye kaynaklı haberlere göre siyah beyazlılar, Vlahović’i kadrosuna katmak için şartlarını oyuncu cephesine iletti. Ancak tecrübeli golcünün kariyeriyle ilgili son kararını vermeden önce Avrupa’daki diğer seçeneklerini de değerlendirmek istediği belirtiliyor.</p>

<p>Görüşmeler devam ediyor</p>

<p>Transfer dosyasında şu aşamada kulüpler arasında tamamlanmış bir anlaşma veya sağlık kontrolü planlaması bulunmuyor. Beşiktaş’ın oyuncuyla temaslarını sürdürdüğü, gelişmelerin Vlahović’in vereceği nihai karara bağlı olduğu aktarılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beşiktaş cephesinden transfer sürecine ilişkin resmî bir açıklama yapılmazken, dosyanın önümüzdeki günlerde netlik kazanması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktasta-dusan-vlahovic-bekleyisi-sirp-golcu-kararini-erteledi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 20:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7548.jpeg" type="image/jpeg" length="39152"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’da Renato Nhaga Kararı! Genç Yıldız Kiralık Ayrılabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/galatasarayda-renato-nhaga-karari-genc-yildiz-kiralik-ayrilabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/galatasarayda-renato-nhaga-karari-genc-yildiz-kiralik-ayrilabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’da yeni sezon kadro planlaması sürerken genç orta saha Renato Nhaga için ayrılık ihtimali gündeme geldi. Sarı kırmızılı yönetimin, daha fazla forma şansı bulabilmesi için 19 yaşındaki futbolcuyu kiralık olarak göndermeyi değerlendirdiği öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’da transfer çalışmalarının yanı sıra kadro planlaması da hız kazandı. Sarı kırmızılılarda teknik direktör Okan Buruk’un raporu doğrultusunda bazı genç oyuncuların düzenli forma giyebilecekleri takımlara kiralanması gündemde yer alıyor.</p>

<p>Bu isimlerin başında ise sezon başında büyük umutlarla kadroya katılan Renato Nhaga geliyor. Kulübe yakın kaynaklara göre Galatasaray yönetimi, genç futbolcunun gelişimini sürdürebilmesi için kiralık transfer formülünü değerlendiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İddialara göre yabancı oyuncu kontenjanı ve yoğun orta saha rekabeti nedeniyle Renato Nhaga’nın bu sezon beklediği süreleri bulmasının zor olduğu düşünülüyor. Teknik heyetin de oyuncunun düzenli oynayabileceği bir projeye sıcak baktığı belirtiliyor.</p>

<p>Süper Lig seçeneği masada değil</p>

<p>Haberlere göre Galatasaray, genç oyuncusunu Süper Lig’deki rakiplerinden birine göndermeyi planlamıyor. Yönetimin, Renato Nhaga’nın gelişimini sürdürebileceği farklı liglerden gelecek teklifleri değerlendirmeye daha sıcak baktığı ifade ediliyor.</p>

<p>Şu ana kadar Renato Nhaga’nın yeni adresi konusunda resmî bir açıklama yapılmış değil. Oyuncunun geleceğine ilişkin kararın transfer döneminin ilerleyen bölümünde netleşmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/galatasarayda-renato-nhaga-karari-genc-yildiz-kiralik-ayrilabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 20:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7547.jpeg" type="image/jpeg" length="72986"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Metformin İnsan Ömrünü Uzatabilir mi? Yeni Çalışma Ne Diyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/metformin-insan-omrunu-uzatabilir-mi-yeni-calisma-ne-diyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/metformin-insan-omrunu-uzatabilir-mi-yeni-calisma-ne-diyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaklaşık 70 yıldır diyabet tedavisinde kullanılan metformin, son yıllarda sağlıklı uzun yaşam araştırmalarının en çok konuşulan ilaçlarından biri hâline geldi. 2026’da yayımlanan randomize bir çalışma, ilacın biyolojik yaş göstergeleri üzerindeki etkisini doğrudan test etti; ancak değerlendirilen 11 göstergenin hiçbirinde plaseboya karşı istatistiksel olarak anlamlı üstünlük gösterilemedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İspanya’nın Madrid kentindeki La Paz Üniversite Hastanesi ve IdiPAZ araştırmacılarının yürüttüğü METFORAGING çalışması, metforminin insanlarda biyolojik yaşlanma üzerindeki etkisini araştırdı. Diyabeti olmayan, HIV ile yaşayan ve virüsü tedaviyle baskılanmış 50 yaş ve üzerindeki 40 kişinin katıldığı araştırmada metformin, 96 hafta boyunca plaseboyla karşılaştırıldı. Sonuçlar, biyolojik yaş göstergelerindeki değişimin genel olarak metformin lehine yöneldiğini ancak hiçbir ölçütte farkın istatistiksel anlamlılığa ulaşmadığını gösterdi. [1]</p>

<p>Bu nedenle çalışma, “metformin insanı gençleştiriyor” ya da “ömrü uzatıyor” şeklinde yorumlanamaz. Araştırma yaşam süresini ölçmedi; yalnızca DNA üzerindeki yaşlanmayla ilişkili bazı kimyasal değişikliklerden hesaplanan biyolojik yaş göstergelerini değerlendirdi. [1]</p>

<p>Metforminin uzun yaşam araştırmalarındaki yeri yalnızca bu yeni çalışmaya dayanmıyor. Hayvan deneylerinden gözlemsel insan araştırmalarına kadar uzanan bilimsel birikim, ilacın yaşlanmayla ilişkili bazı hücresel süreçleri etkileyebileceğini düşündürüyor. Ancak bugünkü kanıtlar, diyabeti olmayan sağlıklı insanların yaşam süresini uzatmak amacıyla metformin kullanmasını destekleyecek düzeyde değil. [2] [3]</p>

<p>Diyabet İlacı Nasıl Longevity Adayına Dönüştü?</p>

<p>Metforminin öyküsü günümüzdeki “longevity”, yani sağlıklı ve uzun yaşam tartışmalarından çok daha eskiye dayanıyor.</p>

<p>İlacın tarihsel kökenleri, Avrupa’da geleneksel olarak kullanılan Galega officinalis adlı bitkiye kadar uzanıyor. Fransız hekim Jean Sterne, metforminin diyabet tedavisindeki kullanımını 1957’de bilimsel literatüre taşıdı. İlaç daha sonra tip 2 diyabet tedavisinde dünyanın en yaygın kullanılan seçeneklerinden biri hâline geldi. [4]</p>

<p>Metformin temel olarak karaciğerin gereğinden fazla şeker üretmesini azaltıyor ve vücudun insülini daha etkili kullanmasına yardımcı oluyor. Ancak bilim insanlarının ilgisini çeken nokta, etkilerinin yalnızca kan şekeriyle sınırlı olmayabileceği düşüncesiydi.</p>

<p>Araştırmalarda metforminin AMPK adı verilen hücresel enerji algılama sistemini etkileyebildiği, mTOR olarak bilinen büyüme ve besin algılama yoluyla etkileşime girebildiği ve inflamasyon, yani vücuttaki uzun süreli düşük düzeyli iltihabi süreçler üzerinde etkiler gösterebildiği bildirildi. Bu mekanizmaların birçoğu aynı zamanda yaşlanma biyolojisinin temel araştırma alanları arasında bulunuyor. [3]</p>

<p>Bu nedenle bilim dünyasında zamanla yeni bir soru ortaya çıktı: Metformin yalnızca diyabeti kontrol eden bir ilaç mı, yoksa yaşla birlikte gelişen bazı hastalıkların ortaya çıkışını geciktirebilecek daha geniş etkileri de olabilir mi?</p>

<p>Eski Araştırmalar Dikkat Çekici İpuçları Verdi</p>

<p>Metformine yönelik uzun yaşam ilgisinin önemli nedenlerinden biri, diyabetli kişiler üzerinde yapılan gözlemsel araştırmalar oldu.</p>

<p>2017’de Ageing Research Reviews dergisinde yayımlanan sistematik derleme ve meta-analizde 53 çalışma değerlendirildi. Metformin kullanan tip 2 diyabet hastalarında toplam ölüm oranının, bazı diğer diyabet tedavilerini kullanan gruplara kıyasla daha düşük olduğu bildirildi. Kalp ve damar hastalıkları ile bazı yaşa bağlı hastalıklar açısından da olumlu ilişkiler saptandı. [2]</p>

<p>Bazı analizlerde metformin kullanan diyabetli kişilerin ölüm riskinin, diyabeti olmayan karşılaştırma gruplarına yakın hatta bazı sonuçlarda daha düşük görünmesi bilim dünyasında dikkat çekti. [2]</p>

<p>Ancak bu verilerin önemli bir sınırı var.</p>

<p>Bu çalışmaların büyük bölümü randomize klinik deney değildi. Araştırmacılar sağlıklı insanları rastgele metformin ve plasebo gruplarına ayırıp yıllarca takip etmedi. İlaç kullanan kişilerin sağlık durumu, kilosu, yaşam tarzı, diğer hastalıkları ve sağlık hizmetlerine erişimi gibi birçok farklı etken sonucu değiştirmiş olabilir.</p>

<p>Bu nedenle gözlemsel çalışmalar “metformin ömrü uzatıyor” sonucunu kanıtlamıyor. Daha çok, bu ihtimalin kontrollü insan çalışmalarında araştırılmaya değer olduğunu gösteriyor. [2] [3]</p>

<p>2026 Çalışmasında 40 Kişi Yaklaşık İki Yıl İzledi</p>

<p>EClinicalMedicine dergisinde 18 Nisan 2026’da yayımlanan METFORAGING araştırması, bu soruyu daha kontrollü bir yöntemle incelemeyi amaçladı.</p>

<p>Çalışmaya Madrid’de yaşayan, 50 yaş ve üzerindeki 40 kişi alındı. Katılımcıların hiçbirinde diyabet yoktu. Tümü HIV ile yaşıyor, antiretroviral tedavi kullanıyor ve virüs düzeyleri en az 12 aydır ölçülemeyecek kadar düşük seyrediyordu. [1]</p>

<p>Katılımcılardan 19’u metformin, 21’i plasebo grubuna rastgele yerleştirildi. Metformin tedavisine günde 850 miligramla başlandı ve mide-bağırsak yan etkilerini azaltarak ilaca uyumu artırmak amacıyla dört hafta sonra doz günde iki kez 850 miligrama çıkarıldı. Dolutegravir adlı HIV ilacını kullanan katılımcılarda ise bu ilacın kandaki metformin düzeyini artırabilmesi nedeniyle doz günde 850 miligramda tutuldu. Metformin grubundaki 19 kişinin 11’i dolutegravir kullanıyordu. [1]</p>

<p>Hem katılımcılar hem de araştırmacılar kimin gerçek ilacı, kimin plaseboyu aldığını bilmiyordu. Çift kör randomize olarak adlandırılan bu yöntem, beklentilerin veya araştırmacı değerlendirmelerinin sonucu etkileme riskini azaltıyor.</p>

<p>Tedavi 96 hafta, yani yaklaşık 22 ay sürdü. Çalışmanın 96 haftalık bölümünü 35 kişi tamamladı. Araştırmacılar başlangıçta 60 katılımcı hedeflemişti; ancak katılımın beklenenden yavaş ilerlemesi nedeniyle çalışma 40 kişiyle tamamlandı. [1]</p>

<p>Bu durum araştırmanın önemli sınırlılıklarından biri oldu. Katılımcı sayısının az olması, metforminin küçük veya orta büyüklükteki olası etkilerini güvenilir biçimde ortaya koymayı zorlaştırdı.</p>

<p>Araştırmacılar Takvim Yaşına Değil DNA’daki İşaretlere Baktı</p>

<p>Araştırmanın dikkat çeken yönlerinden biri, insanların yalnızca nüfus kâğıdındaki yaşına değil, “epigenetik yaş” adı verilen biyolojik göstergelere bakılmasıydı.</p>

<p>Epigenetik yaş, DNA’nın harf dizisini değil, DNA üzerinde yaşam boyunca oluşan bazı kimyasal işaretleri değerlendirerek vücudun biyolojik yaşlanma hızını tahmin etmeye çalışan bir yöntem.</p>

<p>Bunlardan en çok incelenenlerden biri DNA metilasyonu olarak biliniyor. Basitçe anlatmak gerekirse, aynı takvim yaşındaki iki kişinin hücrelerinde yaşlanmayla ilişkili değişiklikler aynı hızda birikmeyebilir.</p>

<p>Epigenetik saat adı verilen yöntemler bu farklılığı ölçmeye çalışıyor.</p>

<p>Araştırmacılar Horvath, Hannum, PhenoAge, GrimAge ve DunedinPACE gibi yöntemlerin de aralarında bulunduğu 11 biyolojik yaş göstergesini değerlendirdi. [1]</p>

<p>11 Göstergenin Hiçbirinde Anlamlı Üstünlük Çıkmadı</p>

<p>Çalışmanın önceden belirlenen temel ölçütü PhenoAge adı verilen epigenetik yaş göstergesiydi.</p>

<p>96 haftanın sonunda metformin ile plasebo grubu arasındaki düzeltilmiş fark, metformin lehine 1,02 yıl olarak hesaplandı. Ancak yüzde 95 güven aralığı eksi 5,30 yıl ile artı 3,26 yıl arasında değişiyordu ve p değeri 0,627 bulundu. [1]</p>

<p>Bu sayı, “metformin kullananların biyolojik yaşı 1,02 yıl geriledi” anlamına gelmiyor.</p>

<p>Buradaki 1,02 yıllık değer, PhenoAge epigenetik yaş hızlanmasındaki iki grup arasındaki hesaplanmış farkı gösteriyor. Güven aralığının hem olumlu hem olumsuz sonuçları içerecek kadar geniş olması ve p değerinin 0,05 sınırının üzerinde kalması nedeniyle sonuç istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmedi. [1]</p>

<p>Araştırmada değerlendirilen 11 epigenetik biyobelirtecin tamamında değişimin yönü metformin lehine olsa da hiçbir göstergede metformin ile plasebo arasındaki fark istatistiksel anlamlılığa ulaşmadı. [1]</p>

<p>Bu nedenle araştırma, metforminin biyolojik yaşı geri çevirdiğini kanıtlamıyor.</p>

<p>Çalışma Sağlıklı Genel Nüfusta Yapılmadı</p>

<p>Sonuçları yorumlarken katılımcı grubunun özellikleri de dikkate alınmalı.</p>

<p>Araştırmaya yalnızca HIV ile yaşayan kişiler dahil edildi. HIV, etkili antiviral tedavi altında olsa bile bağışıklık sistemi ve yaşlanmayla ilişkili bazı biyolojik süreçleri etkileyebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle 40 kişiden elde edilen sonuçları diyabeti olmayan bütün orta yaşlı veya yaşlı insanlara doğrudan uygulamak mümkün değil. [1]</p>

<p>Bir başka önemli nokta da araştırmanın gerçek yaşam süresini ölçmemesi.</p>

<p>Katılımcıların daha uzun yaşayıp yaşamadığı, kalp krizi, kanser veya demans gibi yaşla ilişkili hastalıkların daha az gelişip gelişmediği araştırmanın temel konusu değildi. Çalışma esas olarak DNA temelli biyolojik yaş göstergelerine odaklandı. [1]</p>

<p>Epigenetik Saat Yavaşlarsa İnsan Daha Uzun Yaşar mı?</p>

<p>Longevity araştırmalarındaki temel sorunlardan biri de burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Epigenetik saatlerde daha genç görünmek ile gerçekten daha uzun ve daha sağlıklı yaşamak aynı şey değil.</p>

<p>Biyolojik yaş göstergeleri hastalık veya ölüm riskiyle ilişkili olabilir. Ancak bir ilacın bu göstergelerden birini değiştirmesi, otomatik olarak kalp hastalıklarını, kanseri veya demansı azalttığını göstermiyor.</p>

<p>Bilimsel açıdan daha güçlü kanıt elde edilebilmesi için diyabeti olmayan çok daha geniş insan gruplarının yıllarca izlenmesi ve metformin kullananlarda yaşa bağlı hastalıkların, işlev kaybının veya ölümlerin gerçekten azalıp azalmadığının değerlendirilmesi gerekiyor. [3]</p>

<p>Yan Etkiler Açısından Ne Görüldü?</p>

<p>Metformin uzun yıllardır kullanılan ve güvenlilik profili iyi bilinen bir ilaç olsa da yan etkisiz değil.</p>

<p>METFORAGING araştırmasında metformin grubundaki 19 kişinin 16’sında, plasebo grubundaki 21 kişinin ise 19’unda en az bir istenmeyen olay bildirildi. İki grupta da toplam 48’er olay kaydedildi. [1]</p>

<p>Araştırmada metformine bağlanan ciddi bir istenmeyen olay görülmedi. Metforminle ilişkili en sık bildirilen sorun ishaldi ve dört katılımcıda görüldü. [1]</p>

<p>Bu sonuçlar ilacın çalışmadaki küçük grupta genel olarak tolere edildiğini düşündürse de araştırmanın boyutu, nadir yan etkileri değerlendirmek için yeterli değil.</p>

<p>Egzersizin Yerini Alabilecek Bir Uzun Yaşam Hapı Değil</p>

<p>Metformine duyulan ilgi zaman zaman ilacın yaşlanmaya karşı basit bir çözüm olduğu izlenimini oluşturabiliyor. Ancak araştırmaların tamamı aynı yönde değil.</p>

<p>2019’da Aging Cell dergisinde yayımlanan randomize bir çalışmada aerobik egzersiz yapan bazı yaşlı yetişkinlerde metforminin, egzersiz sonucunda beklenen mitokondriyal uyumların bir bölümünü azalttığı görüldü. Mitokondriler, hücrelerin enerji üretim merkezleri olarak biliniyor. [5]</p>

<p>Araştırmada metforminin egzersize bağlı VO₂max, yani vücudun egzersiz sırasında oksijen kullanma kapasitesindeki gelişimi ve bazı insülin duyarlılığı kazanımlarını da azaltabildiği bildirildi. Ayrıca kişilerin metformine verdiği yanıtın birbirinden oldukça farklı olduğu görüldü. [5]</p>

<p>Bu bulgular metforminin zararlı bir ilaç olduğu anlamına gelmiyor. İlacın tip 2 diyabet tedavisinde kanıtlanmış bir yeri bulunuyor.</p>

<p>Ancak sağlıklı bir insanda metabolik yolları etkileyen herhangi bir ilacın her koşulda ve herkes için yararlı olacağının varsayılamayacağını gösteriyor.</p>

<p>Metformin Ömrü Uzatıyor mu?</p>

<p>Bugünkü bilimsel kanıtlarla verilebilecek en doğru yanıt: Henüz bilmiyoruz.</p>

<p>Metformin yaşlanma araştırmaları açısından güçlü bir aday olmayı sürdürüyor. Bunun nedenleri arasında onlarca yıllık klinik kullanım deneyimi, düşük maliyeti ve yaşlanmayla ilişkili bazı metabolik ve hücresel yollar üzerindeki etkileri bulunuyor. Gözlemsel çalışmalar da daha düşük ölüm oranları ve bazı yaşa bağlı hastalıklarla olumlu ilişkiler bildirmiş durumda. [2] [3]</p>

<p>Ancak ilişki, neden-sonuç ilişkisi anlamına gelmiyor.</p>

<p>2026 METFORAGING çalışması konuyu daha ileri taşıyarak diyabeti olmayan kişilerde randomize ve plasebo kontrollü biçimde biyolojik yaş göstergelerini değerlendirdi. Buna rağmen değerlendirilen 11 epigenetik göstergenin hiçbirinde metformin plaseboya karşı istatistiksel olarak anlamlı üstünlük göstermedi. [1]</p>

<p>Üstelik çalışma yalnızca 40 kişinin yer aldığı, belirli özelliklere sahip bir hasta grubunda gerçekleştirildi ve başlangıçta hedeflenen 60 katılımcıya ulaşılamadı.</p>

<p>Bu nedenle metformin bugün diyabeti olmayan sağlıklı insanların daha uzun yaşaması amacıyla kanıtlanmış bir tedavi olarak görülemez. İlacın longevity dünyasındaki ünü bilimsel olarak araştırılmaya değer bir hipoteze dayanıyor; insan ömrünü uzattığına ilişkin kesin bir kanıta değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Metforminin gerçekten bir “sağlıklı yaşlanma ilacı” olup olmadığını belirleyecek olan, epigenetik saatlerdeki küçük değişikliklerden çok, gelecekte yapılacak büyük ve uzun süreli randomize çalışmaların insanların hastalıksız geçirdiği yılları ve yaşam süresini gerçekten artırıp artırmadığını göstermesi olacak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Marcelo-Calvo C, Esteban-Cantos A, Jurado F, et al. Metformin and epigenetic age in non-diabetic older people with HIV in Madrid (METFORAGING): a double-blind, randomised, placebo-controlled, pilot trial. EClinicalMedicine. 2026;95:103874. DOI: 10.1016/j.eclinm.2026.103874.</p>

<p>[2] Campbell JM, Bellman SM, Stephenson MD, Lisy K. Metformin reduces all-cause mortality and diseases of ageing independent of its effect on diabetes control: A systematic review and meta-analysis. Ageing Research Reviews. 2017;40:31-44. DOI: 10.1016/j.arr.2017.08.003.</p>

<p>[3] Barzilai N, Crandall JP, Kritchevsky SB, Espeland MA. Metformin as a Tool to Target Aging. Cell Metabolism. 2016;23(6):1060-1065. DOI: 10.1016/j.cmet.2016.05.011.</p>

<p>[4] Bailey CJ. Metformin: historical overview. Diabetologia. 2017;60(9):1566-1576. DOI: 10.1007/s00125-017-4318-z.</p>

<p>[5] Konopka AR, Laurin JL, Schoenberg HM, et al. Metformin inhibits mitochondrial adaptations to aerobic exercise training in older adults. Aging Cell. 2019;18(1):e12880. DOI: 10.1111/acel.12880.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim, 🧬 Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/metformin-insan-omrunu-uzatabilir-mi-yeni-calisma-ne-diyor</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 20:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-20260807-w-a0049.jpg" type="image/jpeg" length="28353"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uzmanlardan Sağlıklı Saçlar İçin 19 Etkili Bakım Önerisi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/uzmanlardan-saglikli-saclar-icin-19-etkili-bakim-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/uzmanlardan-saglikli-saclar-icin-19-etkili-bakim-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Saçın daha dolgun, parlak ve sağlıklı görünmesi yalnızca kullanılan şampuanla sınırlı değil. Uzmanlar; saç tipine uygun ürün seçimi, doğru yıkama alışkanlıkları ve ısıdan korunmanın saç sağlığını uzun vadede destekleyebileceğini belirtiyor. WebMD’nin uzman değerlendirmesine dayanan rehber, günlük bakımda dikkat edilmesi gereken temel noktaları sıralıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Saç bakımı konusunda yapılan hatalar, zamanla saç tellerinin yıpranmasına, hacmini kaybetmesine ve mat bir görünüm oluşmasına neden olabiliyor. Uzmanlara göre etkili bir saç bakım rutini oluşturmanın ilk adımı, saçın yapısını doğru tanımaktan geçiyor.</p>

<p>WebMD’de yayımlanan ve dermatoloji uzmanı tarafından tıbbi açıdan gözden geçirilen güncel sağlık rehberinde, özellikle ince telli saçlara sahip kişilerin ağır bakım ürünleri yerine saç telini kalınlaştırıcı etki sağlayan içeriklere yönelmesinin daha uygun olabileceği belirtiliyor.</p>

<p>İnce telli saçlarda hangi ürünler tercih edilmeli?</p>

<p>Uzmanlara göre ince telli saçlarda yoğun yağ ve ağır krem içeren ürünler saçın sönük görünmesine yol açabiliyor. Bunun yerine dimetikon veya siklometikon gibi silikon türevleri içeren ürünler, saç telinin yüzeyini ince bir tabakayla kaplayarak daha dolgun bir görünüm sağlayabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu etki saçın yapısını kalıcı olarak değiştirmese de daha hacimli ve canlı görünmesine katkıda bulunabiliyor.</p>

<p>Saç bakımı yalnızca kozmetik değil</p>

<p>Saçın görünümü; beslenme düzeni, stres, hormonlar, kullanılan ilaçlar ve bazı sağlık sorunlarından da etkilenebiliyor. Bu nedenle saç dökülmesi, ani incelme veya saç yapısında belirgin değişiklik yaşayan kişilerin yalnızca kozmetik ürünlere yönelmek yerine gerektiğinde bir dermatoloji uzmanına başvurması öneriliyor.</p>

<p>Günlük saç bakımında nelere dikkat edilmeli?</p>

<p>Uzmanlar sağlıklı saç görünümünü desteklemek için şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:</p>

<ul>
 <li>Saç tipine uygun şampuan ve bakım ürünleri seçin.</li>
 <li>Saçı gereğinden fazla sıcak suyla yıkamaktan kaçının.</li>
 <li>Isı veren şekillendirici cihazları mümkün olduğunca düşük sıcaklıkta kullanın.</li>
 <li>Isıl işlem öncesinde koruyucu ürünlerden yararlanın.</li>
 <li>Saçı sert şekilde havluyla ovalamak yerine nazikçe kurulayın.</li>
 <li>Dengeli beslenmeye ve yeterli protein alımına özen gösterin.</li>
</ul>

<p>Ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Aşağıdaki durumlarda dermatoloji uzmanından değerlendirme alınması öneriliyor:</p>

<ul>
 <li>Ani başlayan yoğun saç dökülmesi</li>
 <li>Bölgesel saç kaybı</li>
 <li>Saçlı deride kızarıklık, yara veya şiddetli kaşıntı</li>
 <li>Ağrı, iltihap veya kabuklanma</li>
 <li>Evde uygulanan bakımlara rağmen uzun süre devam eden saç sorunları</li>
</ul>

<p>Uzmanlar, saç bakım ürünlerinin görünümü iyileştirmeye yardımcı olabileceğini ancak altta yatan tıbbi nedenleri tedavi etmediğini hatırlatıyor. Kalıcı veya hızla ilerleyen saç problemlerinde profesyonel değerlendirme önem taşıyor.</p>

<p>Uzmanlar Ne Öneriyor?</p>

<ul>
 <li>Saç tipinize uygun ürün seçin.</li>
 <li>İnce telli saçlarda ağır kremler yerine hafif formülleri tercih edin.</li>
 <li>Isıl işlemleri mümkün olduğunca azaltın.</li>
 <li>Dengeli beslenme ve yeterli protein alımını ihmal etmeyin.</li>
 <li>Ani veya yoğun saç dökülmesini ciddiye alın ve dermatoloji uzmanına başvurun.</li>
 <li>Yeni bir bakım ürününü düzenli kullanmadan önce saç derinizin verdiği tepkiyi gözlemleyin.</li>
</ul>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>WebMD – Slideshow: 19 Hair Care Tips (Medically Reviewed, 28 Şubat 2025)</li>
 <li>American Academy of Dermatology (AAD) – Hair Care Recommendations</li>
 <li>American Academy of Dermatology – Hair Loss Information</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/uzmanlardan-saglikli-saclar-icin-19-etkili-bakim-onerisi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 20:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7546.jpeg" type="image/jpeg" length="15322"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Egzama kremi seçerken nelere dikkat edilmeli? Uzmanlar doğru nemlendiricinin önemine dikkat çekiyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/egzama-kremi-secerken-nelere-dikkat-edilmeli-uzmanlar-dogru-nemlendiricinin-onemine-dikkat-cekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/egzama-kremi-secerken-nelere-dikkat-edilmeli-uzmanlar-dogru-nemlendiricinin-onemine-dikkat-cekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Egzama tedavisinde tek başına krem seçimi yeterli olmayabilir. Uzmanlara göre cildin nem dengesini koruyan, parfüm içermeyen ve cilt bariyerini destekleyen ürünler belirtilerin kontrolüne yardımcı olabilir. Yanlış ürün tercihleri ise hassas cildi daha fazla tahriş edebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Egzama (atopik dermatit), cildin kurumasına, kaşıntıya ve zaman zaman kızarıklık ile çatlaklara yol açabilen kronik bir deri hastalığı olarak biliniyor. Uzmanlar, uygun bir egzama kremi seçiminin cilt bakımının önemli bir parçası olduğunu ancak her ürünün egzamalı cilt için uygun olmadığını belirtiyor.</p>

<p>Egzama kremi neden önem taşıyor?</p>

<p>Egzamalı ciltte koruyucu deri bariyeri zayıfladığı için cilt daha kolay su kaybediyor ve dış etkenlere karşı hassas hale geliyor. Bu nedenle düzenli nemlendirme, cildin daha uzun süre nemli kalmasına ve tahrişin azalmasına katkı sağlayabiliyor.</p>

<p>Hangi içerikler tercih edilebilir?</p>

<p>Dermatoloji uzmanlarının önerilerine göre egzama için kullanılan nemlendiricilerde şu içerikler öne çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>Seramidler (cilt bariyerini destekler)</li>
 <li>Gliserin</li>
 <li>Hyalüronik asit</li>
 <li>Vazelin (petrolatum)</li>
 <li>Shea yağı</li>
 <li>Mineral yağ</li>
 <li>Dimetikon</li>
 <li>Kolloidal yulaf içeren ürünler</li>
</ul>

<p>Bu bileşenler cildin nem tutmasına yardımcı olurken, bazıları cilt yüzeyinde koruyucu bir tabaka oluşturarak su kaybını azaltabiliyor.</p>

<p>Her nemlendirici egzama için uygun olmayabilir</p>

<p>Uzmanlar özellikle yoğun parfümlü, bitkisel esanslarla kokulandırılmış veya cildi tahriş edebilecek içeriklere sahip kozmetik ürünlerin egzamalı kişilerde alevlenmeleri tetikleyebileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Kaçınılması önerilen içerikler arasında:</p>

<ul>
 <li>Parfüm ve yoğun koku vericiler</li>
 <li>Esansiyel yağlar</li>
 <li>Lavanta ve papatya gibi bazı bitkisel özler</li>
 <li>Zeytinyağını doğrudan cilde uygulamak</li>
 <li>Sodyum lauril sülfat (SLS) içeren bazı ürünler</li>
</ul>

<p>yer alabiliyor. Ancak her bireyin cildi farklı tepki verebildiğinden ürün seçimi kişisel özelliklere göre değişebiliyor.</p>

<p>Krem mi, losyon mu, merhem mi?</p>

<p>Uzmanlara göre ürün seçimi cildin durumuna göre değişebiliyor:</p>

<ul>
 <li>Losyonlar: Hafif yapılıdır ancak nemi daha kısa süre koruyabilir.</li>
 <li>Kremler: Günlük kullanım için sık tercih edilir ve su ile yağ dengesi daha yüksektir.</li>
 <li>Merhemler: En yoğun nem koruyucu etkiye sahip ürünlerdir. Özellikle çok kuru bölgelerde daha uzun süre koruma sağlayabilir.</li>
</ul>

<p>Egzama kremi nasıl uygulanmalı?</p>

<p>Uzmanlar, nemlendiricinin en iyi etkiyi gösterebilmesi için banyo veya duş sonrası cilt hafif nemliyken uygulanmasını öneriyor. Böylece ciltte bulunan suyun korunmasına yardımcı olunabiliyor. Düzenli kullanımın da cilt bakımının önemli bir parçası olduğu vurgulanıyor.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Aşağıdaki durumlarda dermatoloji uzmanına başvurulması öneriliyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>Şiddetli kaşıntı nedeniyle uykunun bozulması</li>
 <li>Ciltte yaygın kızarıklık veya çatlaklar oluşması</li>
 <li>Akıntı, kabuklanma veya enfeksiyon belirtileri gelişmesi</li>
 <li>Düzenli nemlendirici kullanımına rağmen belirtilerin düzelmemesi</li>
</ul>

<p>Bu durumlarda reçeteli ilaçlar veya farklı tedavi seçenekleri değerlendirilebilir.</p>

<p>Uzmanlar Ne Öneriyor?</p>

<ul>
 <li>Parfümsüz ve hassas ciltlere uygun ürünleri tercih edin.</li>
 <li>Seramid içeren nemlendiriciler cilt bariyerini destekleyebilir.</li>
 <li>Duştan hemen sonra nemlendirici uygulayın.</li>
 <li>Çok sıcak suyla uzun süre banyo yapmaktan kaçının.</li>
 <li>Kaşıntı ve kızarıklık şiddetlenirse kendi kendinize tedavi yerine dermatoloji uzmanına başvurun.</li>
</ul>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Cleveland Clinic – How To Choose the Best Eczema Cream</li>
 <li>Cleveland Clinic – Eczema Skin Care: Products and Routines</li>
 <li>Cleveland Clinic – Eczema: What It Is, Symptoms, Causes &amp; Treatment</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/egzama-kremi-secerken-nelere-dikkat-edilmeli-uzmanlar-dogru-nemlendiricinin-onemine-dikkat-cekiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 20:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7544.jpeg" type="image/jpeg" length="62574"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mavi Bir Bebeğin Pembeye Döndüğü Gün: Kalp Cerrahisini Değiştiren Eileen]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mavi-bir-bebegin-pembeye-dondugu-gun-kalp-cerrahisini-degistiren-eileen</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mavi-bir-bebegin-pembeye-dondugu-gun-kalp-cerrahisini-degistiren-eileen" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[29 Kasım 1944 sabahı Baltimore soğuktu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Johns Hopkins Hastanesi’nin ameliyathanesinde ise başka türlü bir soğuk vardı. İnsanların, yapacakları şeyin sonucunu bilmediklerinde hissettikleri o sessiz, ağır soğuk…</p>

<p>Ameliyat masasının üzerinde küçücük bir çocuk yatıyordu.</p>

<p>Adı <strong>Eileen Saxon</strong>’dı.</p>

<p>Yaklaşık bir buçuk yaşındaydı ve yalnızca 4 kilogram civarındaydı. Dudakları, tırnakları, yanakları… Neredeyse bütün bedeni mora çalan koyu bir mavi renkteydi.</p>

<p>Eileen ağladığında rengi daha da koyulaşıyordu.</p>

<p>Çünkü küçük kalbi, kanını akciğerlerine yeterince gönderemiyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vücudu oksijene açtı.</p>

<p>Ve 1944 yılında bunun için hekimlerin elinde neredeyse hiçbir şey yoktu.</p>

<p>O gün ameliyathanede yapılacak şey işe yaramazsa Eileen’in yaşam şansı çok azdı.</p>

<p>Ama işe yararsa…</p>

<p>Belki yalnızca bir çocuk için değil, dünyanın dört bir yanında “mavi bebek” diye anılan binlerce çocuk için kader değişecekti.</p>

<h2>Kalbi vardı ama nefesi yetmiyordu</h2>

<p>Eileen, <strong>Fallot tetralojisi</strong> denilen doğuştan bir kalp hastalığıyla dünyaya gelmişti.</p>

<p>Bu hastalıkta kalpte birden fazla yapısal bozukluk aynı anda bulunur. En önemli sonuçlarından biri, akciğerlere ulaşan kan miktarının azalmasıdır. Kan akciğerlerden yeterince oksijen alamayınca vücudun rengi değişmeye başlar.</p>

<p>Tıpta buna <strong>siyanoz</strong>, yani kandaki oksijen yetersizliği nedeniyle cilt ve dudakların mavimsi görünmesi denir.</p>

<p>Ama anne babalar tıbbi kelimeler kullanmıyordu.</p>

<p>Onların çocukları “mavi”ydi.</p>

<p>Ve o yıllarda ağır siyanozla doğan bir çocuğun ailesine söylenebilecek fazla söz yoktu.</p>

<p>Henüz modern anlamda kalp-akciğer makinesi yoktu. Çocuk yoğun bakımı bugünkü düzeyinden çok uzaktı. Çocuk kalp cerrahisi ise bağımsız bir uzmanlık alanı olarak henüz doğmamıştı.</p>

<p>Kalbin içindeki yapısal bozuklukları açıp düzeltmek çoğu durumda mümkün değildi.</p>

<p>Alfred Blalock ve Helen Taussig’in 1945’te yayımlayacağı bilimsel makalenin çıkış noktası da buydu: Ağır pulmoner darlığı veya pulmoner atrezisi bulunan siyanozlu çocuklar için etkili bir cerrahi tedavi seçeneği bulunmuyordu.</p>

<p>Fakat Johns Hopkins’te bir kadın hekim bu çocukları yıllardır dikkatle izliyordu.</p>

<p>Adı <strong>Helen Brooke Taussig</strong>’di.</p>

<h2>Çocukların kalbini dinleyen kadın</h2>

<p>Taussig, çocuk kardiyolojisinin öncülerinden biriydi.</p>

<p>İşitme yetisini büyük ölçüde kaybetmişti. Stetoskopla kalp seslerini dinlemekte zorlandığı için muayenelerinde dokunma duyusundan da yararlanıyor, çocukların göğsündeki kalp titreşimlerini elleriyle hissetmeye çalışıyordu.</p>

<p>Yıllarca ağır doğumsal kalp hastalığı bulunan çocukları izledi.</p>

<p>Bazı bebeklerde doğumdan sonra normalde kapanması gereken <strong>duktus arteriozus</strong> adlı damar bağlantısının açık kalmasının akciğerlere kan akımını artırabildiği biliniyordu.</p>

<p>Ancak tarihte bu ameliyat fikrinin tam olarak hangi tek gözlemden doğduğunu kesin biçimde söylemek kolay değil. Johns Hopkins’in tarihsel kayıtlarında da anlatımların farklılık gösterdiği belirtiliyor.</p>

<p>Daha güvenle söylenebilecek şey şu:</p>

<p>Taussig’in siyanozlu çocuklar üzerindeki klinik gözlemleri ve 1943 yılı civarında Johns Hopkins’te yapılan cerrahi tartışmalar, akciğerlere daha fazla kan göndermek amacıyla <strong>yapay bir damar bağlantısı oluşturma</strong> düşüncesini giderek somutlaştırdı.</p>

<p>Soru basitti.</p>

<p>Ama dönemin cerrahisi açısından olağanüstü cesurdu:</p>

<p><strong>Kalbin içindeki kusuru düzeltemiyorsak, kanın akciğere giden yolunu değiştirebilir miyiz?</strong></p>

<p>Taussig bu düşünceyi Johns Hopkins Cerrahi Bölümü’nün başındaki <strong>Alfred Blalock</strong> ile tartıştı.</p>

<p>Fikir artık bir çocuk kardiyoloğunun gözlemlerinden çıkmış, cerrahinin kapısına dayanmıştı.</p>

<p>Fakat bunun bir çocuk üzerinde denenebilmesi için önce yöntemin laboratuvarda gerçekten uygulanabilir hâle getirilmesi gerekiyordu.</p>

<p>Bu noktada hikâyeye tıp tarihinin uzun yıllar hak ettiği kadar görünür olmayan üçüncü ismi girdi.</p>

<h2>Ameliyatı elleriyle hazırlayan görünmez adam</h2>

<p>Adı <strong>Vivien Thomas</strong>’tı.</p>

<p>Thomas siyah bir Amerikalıydı. Büyük Buhran’ın ekonomik koşulları nedeniyle tıp eğitimi hayalini sürdürememiş, Alfred Blalock’un laboratuvarında çalışmaya başlamıştı.</p>

<p>Resmî unvanı, yaptığı işin bilimsel değerini yansıtmıyordu.</p>

<p>1940’ların Amerika’sında ırk ayrımcılığı hastanelerin ve üniversitelerin duvarlarının dışında değildi; sistemin içindeydi.</p>

<p>Fakat cerrahi laboratuvarda Thomas’ın ellerinin ne yapabildiğini bilenler vardı.</p>

<p>Taussig’in klinik fikrini uygulanabilir bir cerrahi tekniğe dönüştürmek için yürütülen deneysel çalışmalarda Thomas temel rol üstlendi.</p>

<p>Amaç, vücuttaki bir atardamar ile akciğer atardamarı arasında yeni bir bağlantı oluşturmaktı. Böylece akciğerlere daha fazla kan ulaşacak ve kan daha fazla oksijen alabilecekti.</p>

<p>Thomas hayvan modellerinde bu tekniği tekrar tekrar çalıştı.</p>

<p>Damarlar küçüktü.</p>

<p>Dikişler son derece hassastı.</p>

<p>Bir hata damarın tıkanmasına, ciddi kanamaya veya ölüme yol açabilirdi.</p>

<p>Thomas yalnızca operasyon tekniğinin geliştirilmesine katkı sağlamadı; kullanılacak cerrahi aletlerin ve yöntemin ayrıntılarının şekillenmesinde de önemli rol oynadı.</p>

<p>Aylar süren deneysel çalışmalar sonunda insan üzerinde uygulanabilecek bir yöntem ortaya çıktı.</p>

<p>Şimdi geriye korkutucu soru kalmıştı:</p>

<p><strong>Bir bebeğin üzerinde denenecek miydi?</strong></p>

<h2>Eileen’in bekleyecek zamanı kalmamıştı</h2>

<p>1944 yılının kasım ayına gelindiğinde Eileen’in durumu ağırdı.</p>

<p>Akciğerlerine yeterince kan ulaşmıyor, vücudu ihtiyaç duyduğu oksijeni alamıyordu.</p>

<p>29 Kasım sabahı ameliyat kararı verildi.</p>

<p>Johns Hopkins’in Halsted ameliyathanesinde yapılacak girişim yalnızca Eileen için değil, doğumsal kalp cerrahisinin geleceği açısından da büyük bir bilinmezlik taşıyordu.</p>

<p>Masada Eileen vardı.</p>

<p>Ameliyatı yapan cerrah Alfred Blalock’tu.</p>

<p>Helen Taussig da ekibin içindeydi.</p>

<p>Ve Blalock’un hemen arkasında, gerektiğinde ona teknik ayrıntıları gösterebilmek için yükseltilmiş bir yerde <strong>Vivien Thomas</strong> duruyordu.</p>

<p>Thomas bu operasyonun temelini oluşturan damar bağlantısını laboratuvarda defalarca gerçekleştirmişti.</p>

<p>İnsan üzerinde ise ilk kez uygulanıyordu.</p>

<p>Ameliyat yaklaşık <strong>dört buçuk saat</strong> sürdü.</p>

<p>Blalock kalbin içine girmedi.</p>

<p>Bu nedenle operasyonu bugünkü anlamıyla “açık kalp ameliyatı” olarak tanımlamak doğru değildir.</p>

<p>Amaç, kalbin dışındaki damarlar üzerinden kanın yolunu değiştirmekti.</p>

<p>Kol bölgesine kan taşıyan <strong>subklavyen arter</strong>, akciğere kan götüren pulmoner artere bağlandı.</p>

<p>Böylece akciğere giden kan için yeni bir yol oluşturuldu.</p>

<p>Fakat o anda kimse bu yolun gerçekten yeterince çalışıp çalışmayacağını bilmiyordu.</p>

<p>Sonra damar üzerindeki klemp kaldırıldı.</p>

<p>Kan yeni bağlantıya doğru ilerledi.</p>

<p>Ve ameliyathanedekiler Eileen’e baktı.</p>

<h2>Mavi renk çekilmeye başladı</h2>

<p>O gün ameliyathanede bulunan genç cerrahlardan biri <strong>Denton Cooley</strong>’di.</p>

<p>Daha sonra dünyanın önde gelen kalp cerrahlarından biri olacak Cooley, yıllar sonra o anı anlatırken bebeğin rengindeki değişimi hatırlayacaktı.</p>

<p>Kan akciğerlere daha fazla ulaşmaya başladıkça Eileen’in mavimsi görünümü azaldı.</p>

<p>Tenine pembelik geliyordu.</p>

<p>Bir cerrahi düşünce, insanların gözleri önünde renge dönüşüyordu.</p>

<p>Belki tıp tarihinin en çarpıcı anlarından biri buydu.</p>

<p>Çünkü bazen büyük keşifler mikroskop altında görülmez.</p>

<p>Bazen bir bebeğin dudaklarının renginde görülür.</p>

<p>Eileen’in ameliyatı kalbindeki bütün yapısal bozuklukları ortadan kaldırmamıştı.</p>

<p>Operasyon <strong>palyatifti</strong>; yani hastalığın temel nedenini tamamen düzeltmek yerine vücudun daha fazla oksijen almasını sağlayarak çocuğa zaman kazandırmayı amaçlıyordu.</p>

<p>Ama ilk sonuç açıktı:</p>

<p>Akciğerlere daha fazla kan gidiyordu.</p>

<p>Ve Eileen’in rengi değişmişti.</p>

<h2>İlk vakalar tıp dünyasına duyuruldu</h2>

<p>Blalock ve Taussig, ameliyat edilen ilk çocuklardan elde edilen sonuçları kısa süre sonra bilim dünyasıyla paylaştı.</p>

<p>Makale <strong>19 Mayıs 1945’te JAMA’da</strong> yayımlandı.</p>

<p>Başlığı tıp tarihine geçti:</p>

<p><i>The Surgical Treatment of Malformations of the Heart in Which There Is Pulmonary Stenosis or Pulmonary Atresia.</i></p>

<p>Çalışmada ilk üç çocukta uygulanan cerrahi girişimler anlatılıyor ve sistemik dolaşımdaki bir atardamarın pulmoner artere bağlanmasıyla akciğerlere giden kanın artırılabileceği gösteriliyordu.</p>

<p>Bu, doğumsal kalp hastalıklarında cerrahinin sınırlarını değiştiren gelişmelerden biri oldu.</p>

<p>Haber yayıldıkça Baltimore’a çocuklarını getiren ailelerin sayısı arttı.</p>

<p>Bir zamanlar neredeyse ameliyat edilemez kabul edilen bazı “mavi bebekler” için artık cerrahi bir seçenek vardı.</p>

<p>Tarihte <strong>Blalock-Taussig şantı</strong> olarak yaygınlaşan yöntem, yıllar boyunca dünyanın birçok merkezinde uygulandı. Günümüzde Vivien Thomas’ın yöntemin geliştirilmesindeki vazgeçilmez katkısı daha açık biçimde kabul ediliyor.</p>

<p>Ama o dönemin bilimsel makalesinde onun adı yoktu.</p>

<h2>Makalede iki isim vardı, ameliyathanede üç kişi</h2>

<p>1945 tarihli makalenin yazarları yalnızca iki kişiydi:</p>

<p><strong>Alfred Blalock.<br />
Helen B. Taussig.</strong></p>

<p>Vivien Thomas’ın adı makalede yazar olarak yer almadı.</p>

<p>Oysa daha sonra yapılan tarihsel incelemeler, Thomas’ın yöntemin laboratuvar temelinin kurulmasında, cerrahi tekniğin geliştirilmesinde ve ilk ameliyatların gerçekleştirilmesinde merkezi bir role sahip olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>JAMA’da 2008’de yayımlanan tarihsel değerlendirme de Thomas’ın klasik makalede katkısının belirtilmediğini ve uzun süre Blalock-Taussig iş birliğinin görünmeyen ortağı olarak kaldığını vurguladı.</p>

<p>Thomas daha sonra Johns Hopkins’te onlarca cerrahın yetişmesine katkı sağladı ve cerrahi laboratuvarlarında yaklaşık 35 yıl çalıştı.</p>

<p>Üniversite onu ancak yıllar sonra kurumsal olarak onurlandırdı.</p>

<p>1976 yılında Vivien Thomas’a <strong>fahri hukuk doktorası</strong> verildi.</p>

<p>Bugün Johns Hopkins’te çocuk ve doğumsal kalp hastalıkları alanında onun adı da Blalock ve Taussig ile birlikte anılıyor.</p>

<p>Tarih bazen geç kalır.</p>

<p>Ama bazı isimleri sonunda geri çağırır.</p>

<h2>Eileen’in hikâyesi ameliyathanede bitmedi</h2>

<p>Tıp tarihinin büyük başarı hikâyelerinde ilk hastaların daha sonraki yaşamı bazen keşfin gölgesinde kalır.</p>

<p>Eileen’in öyküsü de yalnızca “mavi bir bebeğin pembeye dönmesi”nden ibaret değildi.</p>

<p>İlk ameliyatın ardından yaşamını sürdürdü ve renginde belirgin düzelme görüldü.</p>

<p>Ancak bu operasyon kalbindeki temel hastalığı ortadan kaldırmıyordu.</p>

<p>Johns Hopkins’in tarihsel kayıtlarına göre <strong>haftalar içinde Eileen’de yeniden siyanoz gelişti.</strong></p>

<p>Blalock ve Thomas ikinci bir cerrahi girişim denedi.</p>

<p>Eileen bu ikinci operasyonu atlatamadı.</p>

<p>Bu nedenle hikâyenin sonunu “Eileen kurtuldu” diye yazmak doğru olmaz.</p>

<p>Ama ilk operasyonun başarısız olduğunu söylemek de tarihsel gerçeği yansıtmaz.</p>

<p>Çünkü Eileen’in küçücük göğsünde oluşturulan o damar bağlantısı çalışmıştı.</p>

<p>Sorun, dönemin tıbbının henüz onun ağır doğumsal kalp hastalığını tamamen düzeltebilecek noktaya ulaşmamış olmasıydı.</p>

<p>Eileen’in kısa yaşamı, sonraki çocuklar için yöntemin geliştirilmesine ve cerrahların doğumsal kalp hastalıklarına farklı gözle bakmasına katkı sağladı.</p>

<h2>Bir bebeğin ameliyatından doğan yeni dönem</h2>

<p>1944’te gerçekleştirilen bu girişim, doğumsal kalp cerrahisinin gelişimindeki en önemli dönüm noktalarından biri oldu.</p>

<p>Ardından cerrahlar daha karmaşık kalp hastalıklarını ameliyat etmeye başladı.</p>

<p>Kalp-akciğer makineleri geliştirildi.</p>

<p>Kalbin içindeki kusurları doğrudan düzelten ameliyatların önü açıldı.</p>

<p>Çocuk kalp cerrahisi bağımsız ve giderek gelişen bir alan hâline geldi.</p>

<p>Bugün Fallot tetralojisiyle doğan birçok çocuk, Eileen’in yaşadığı dönemde hayal dahi edilemeyecek kadar uzun ve aktif bir yaşam sürebiliyor.</p>

<p>Fakat bu gelişmenin ardında tek bir kahraman yoktu.</p>

<p>Hasta çocukları yıllarca dikkatle gözlemleyen <strong>Helen Taussig</strong> vardı.</p>

<p>Cerrahi riski üstlenen <strong>Alfred Blalock</strong> vardı.</p>

<p>Tekniği laboratuvarda elleriyle geliştiren ve yıllarca hak ettiği görünürlüğü elde edemeyen <strong>Vivien Thomas</strong> vardı.</p>

<p>Ve bütün bunların sonunda, bilimin henüz kesin cevabı olmadığı bir günde ameliyat masasına yatırılan küçücük <strong>Eileen Saxon</strong> vardı.</p>

<p>29 Kasım 1944’te ameliyathanedekiler onun renginin değişmesini izledi.</p>

<p>Mavi çekildi.</p>

<p>Pembe geldi.</p>

<p>O anda yalnızca küçük bir çocuğun kanına daha fazla oksijen gitmiyordu.</p>

<p><strong>Kalp cerrahisinin geleceğine de yeni bir yol açılıyordu.</strong></p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>Blalock A, Taussig HB. <i>The Surgical Treatment of Malformations of the Heart in Which There Is Pulmonary Stenosis or Pulmonary Atresia.</i> JAMA. 1945;128(3):189–202. DOI: 10.1001/jama.1945.02860200029009.</p>

<p>Murphy AM, Cameron DE. <i>The Blalock-Taussig-Thomas Collaboration.</i> JAMA. 2008;300(3):328–330. DOI: 10.1001/jama.300.3.328.</p>

<p>Vricella LA, Jacobs ML, Cameron DE. <i>The Birth of a New Era: The Introduction of the Systemic-to-Pulmonary Artery Shunt for the Treatment of Cyanotic Congenital Heart Disease.</i> Cardiology in the Young. 2013;23(6):851–856.</p>

<p>Johns Hopkins University Sheridan Libraries. <i>The Blue Baby Operation.</i> Tarihsel arşiv ve sergi kayıtları.</p>

<p>Johns Hopkins Medicine, Alan Mason Chesney Medical Archives. Vivien Thomas ve Blalock-Taussig-Thomas iş birliğine ilişkin tarihsel kayıtlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mavi-bir-bebegin-pembeye-dondugu-gun-kalp-cerrahisini-degistiren-eileen</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 20:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-20260807-w-a0047.jpg" type="image/jpeg" length="59957"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tedaviye Dirençli Depresyonda Psilosibin: Faz 2b Çalışma Ne Gösterdi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tedaviye-direncli-depresyonda-psilosibin-faz-2b-calisma-ne-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tedaviye-direncli-depresyonda-psilosibin-faz-2b-calisma-ne-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da 144 yetişkinle yürütülen randomize Faz 2b çalışmada, psikoterapötik destek eşliğinde verilen 25 mg psilosibin bazı depresyon ölçümlerinde daha fazla iyileşmeyle ilişkili bulundu. Ancak araştırmanın önceden belirlenmiş ana başarı ölçütü karşılanmadı; bu nedenle sonuçlar umut verici bir sinyal sunsa da psilosibinin etkinliğinin kesin olarak kanıtlandığı söylenemiyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tedaviye dirençli depresyonda psilosibinin etkisini araştıran randomize klinik çalışma, yüksek doz verilen grupta bazı depresyon ölçümlerinde dikkat çekici iyileşmeler gösterdi. Buna karşılık çalışmanın temel hedefi olan altıncı haftadaki tedaviye yanıt oranında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark ortaya çıkmadı. [1]</p>

<p>Central Institute of Mental Health Mannheim ve Charité–Universitätsmedizin Berlin öncülüğünde Almanya’daki iki merkezde yürütülen EPISODE çalışması, JAMA Psychiatry dergisinde 18 Mart 2026’da çevrim içi yayımlandı. Araştırmaya, daha önce farklı antidepresan tedavilere yeterli yanıt vermemiş 25–65 yaş arasındaki 144 yetişkin katıldı. [1]</p>

<h2>Psilosibin kontrollü klinik ortamda verildi</h2>

<p>Psilosibin, bazı mantar türlerinde doğal olarak bulunan ve algı ile bilinç durumunu geçici olarak değiştirebilen psikedelik bir bileşik.</p>

<p>Ancak araştırmada doğal mantar ürünleri değil, kontrollü dozda farmasötik psilosibin kullanıldı.</p>

<p>Katılımcılar tedavi öncesinde ayrıntılı değerlendirmeden geçirildi. Uygulamalar psikoterapötik destek içeren kontrollü bir klinik ortamda gerçekleştirildi.</p>

<p>Çalışmanın ilk aşamasında katılımcılara 25 mg psilosibin, düşük doz olarak 5 mg psilosibin veya aktif plasebo olarak 100 mg nikotinamid verildi. [1]</p>

<p>Araştırma üçlü kör olarak tasarlandı. Bu yöntemle katılımcıların, klinik değerlendirmeyi yapan kişilerin ve araştırma ekibinin ilgili bölümlerinin hangi tedavinin verildiğini bilmemesi hedeflendi.</p>

<h2>Çalışmanın ana hedefi karşılanmadı</h2>

<p>Araştırmanın birincil sonlanım noktası, altıncı haftada Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği olarak bilinen HAMD-17 puanında en az yüzde 50 azalma görülmesiydi.</p>

<p>Bu ölçüt, depresyon belirtilerinde belirgin bir iyileşme olup olmadığını değerlendirmek için kullanılıyor.</p>

<p>Altıncı haftada tedaviye yanıt oranı 25 mg psilosibin verilen grupta yüzde 17, 5 mg alanlarda yüzde 12,5 ve nikotinamid verilenlerde yüzde 10,6 olarak bulundu. Ancak 25 mg psilosibin ile kontrol grubu arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. [1]</p>

<p>Başka bir ifadeyle araştırmanın önceden belirlenmiş ana başarı ölçütü karşılanmadı.</p>

<p>Bu nokta çalışmanın yorumlanması açısından önemli. Bazı ikincil sonuçlarda olumlu bulgular ortaya çıkmış olsa da yalnızca bu sonuçlara bakarak “psilosibinin tedaviye dirençli depresyonda etkili olduğu kanıtlandı” demek bilimsel olarak doğru değil.</p>

<h2>Bazı depresyon ölçümlerinde daha fazla iyileşme görüldü</h2>

<p>Ana sonuçta anlamlı fark ortaya çıkmamasına rağmen, depresyon belirtilerinin toplam şiddetini değerlendiren bazı ikincil analizlerde 25 mg psilosibin lehine sonuçlar elde edildi.</p>

<p>Altıncı haftada HAMD-17 puanındaki azalma, 25 mg psilosibin grubunda nikotinamid grubuna göre ortalama 4,60 puan daha fazlaydı. Beş miligram psilosibin grubuyla karşılaştırıldığında fark yaklaşık 3,09 puan olarak hesaplandı. [1]</p>

<p>Hastaların kendi depresyon belirtilerini değerlendirdiği Beck Depresyon Envanteri gibi bazı ölçümlerde de 25 mg psilosibin grubunda daha fazla iyileşme görüldü. [1]</p>

<p>Araştırmacılar bu sonuçların antidepresan etkiye ilişkin bir sinyal oluşturabileceğini, ancak birincil ve ikincil sonuçların aynı ölçüde güçlü olmaması nedeniyle bulguların dikkatli yorumlanması gerektiğini belirtti. [1]</p>

<h2>Etki ilk haftada daha belirgindi</h2>

<p>Çalışmanın dikkat çekici bulgularından biri, 25 mg psilosibin verilen gruptaki yanıtın ilk haftada daha güçlü görünmesiydi.</p>

<p>İlk haftada tedaviye yanıt oranı 25 mg grubunda yüzde 34’e ulaştı. Aynı oran 5 mg psilosibin grubunda yüzde 10,4, nikotinamid grubunda ise yüzde 6,4 olarak kaydedildi. [1]</p>

<p>Ancak altıncı haftaya gelindiğinde gruplar arasındaki fark azaldı ve çalışmanın ana başarı ölçütünde istatistiksel anlamlılık oluşmadı.</p>

<p>Bu sonuç, psilosibinin bazı kişilerde hızlı bir etki oluşturabileceği ihtimalini desteklese de bu etkinin ne kadar sürdüğü ve kimlerde kalıcı olduğu konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç bulunduğunu gösteriyor.</p>

<h2>İkinci yüksek doz ek yarar göstermedi</h2>

<p>Araştırmanın sonraki aşamasında katılımcılar altıncı haftadan sonra yeniden tedavi aldı.</p>

<p>Çalışmada ikinci kez 25 mg psilosibin verilmesinin ilk yüksek doza kıyasla belirgin ek yarar sağladığı gösterilemedi. On ikinci haftada bütün gruplarda depresyon belirtilerinde azalma görülürken gruplar arasındaki farklar belirgin değildi. [1]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle mevcut verilerden “iki yüksek doz tek dozdan daha etkilidir” sonucu çıkarılamıyor.</p>

<h2>Yan etkilerin çoğu uygulama gününde görüldü</h2>

<p>Psilosibin uygulaması risksiz değildi.</p>

<p>Yan etkilerin önemli bölümü ilacın verildiği gün ortaya çıktı ve çoğu geçiciydi. Bununla birlikte 25 mg grubunda uygulama günündeki intihar düşüncesi bildirimleri yüzde 4 düzeyindeyken karşılaştırma koşullarında yaklaşık yüzde 1–2 oranındaydı. [1]</p>

<p>Araştırmada 25 mg psilosibinle ilişkili olduğu değerlendirilen iki ciddi advers reaksiyon bildirildi. Bunlardan biri, psikedelik etkinin sona ermesinden sonra da görsel veya algısal belirtilerin devam edebildiği halüsinojen kalıcı algı bozukluğuydu. [1]</p>

<p>Bu sonuçlar, psilosibin araştırmalarında yalnızca olası faydanın değil, psikiyatrik ve nörolojik güvenliğin de uzun süreli olarak izlenmesi gerektiğini gösteriyor.</p>

<h2>Psilosibin çalışmalarında “körleme” sorunu</h2>

<p>Psilosibin araştırmalarının temel yöntem sorunlarından biri, ilacın belirgin psikoaktif etkileri nedeniyle katılımcıların hangi grupta olduklarını tahmin edebilmesi.</p>

<p>Bir kişi algısında belirgin değişiklik yaşadığında aktif ilacı aldığını düşünebilir. Bu durum beklentilerin tedavi sonucunu etkilemesine ve klinik araştırmalardaki “körleme” yönteminin zayıflamasına yol açabilir.</p>

<p>EPISODE araştırmacıları da işlevsel körlemenin bozulmasını çalışmanın önemli sınırlılıkları arasında değerlendirdi. Araştırmanın planlama aşamasında beklenen tedavi etkisinin gerçekte olduğundan daha yüksek tahmin edilmiş olması da ana sonuçtaki farkı ortaya koymak için çalışmanın istatistiksel gücünü azaltmış olabilir. [1]</p>

<h2>Sonuçlar ne anlama geliyor?</h2>

<p>Araştırma, psilosibinin tedaviye dirençli depresyonda etkisiz olduğunu göstermiyor. Ancak etkinliğinin kesin biçimde kanıtlandığını da ortaya koymuyor.</p>

<p>Yirmi beş miligram psilosibin bazı depresyon ölçeklerinde kontrol grubundan daha fazla iyileşmeyle ilişkiliydi ve özellikle ilk haftada belirgin bir etki sinyali görüldü. Buna rağmen çalışmanın birincil sonlanım noktası karşılanmadı.</p>

<p>Araştırmacılar bu nedenle sonuçları kesin bir başarı olarak değil, daha büyük ve uzun süreli çalışmalarla doğrulanması gereken bulgular olarak değerlendirdi. Etkinliğin ne kadar sürdüğü, hangi hastaların tedaviden daha fazla yarar görebileceği ve uzun dönem güvenlik profilinin nasıl olduğu henüz net değil. [1]</p>

<p>Çalışma ayrıca psilosibinin kendi kendine kullanılabilecek sıradan bir antidepresan gibi değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor. Araştırmadaki uygulamalar seçilmiş hastalarda, belirlenmiş dozlarda, klinik gözetim altında ve psikoterapötik destek eşliğinde gerçekleştirildi.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>[1] Mertens LJ, Koslowski M, Betzler F, ve ark. Efficacy and Safety of Psilocybin in Treatment-Resistant Major Depression: The EPISODE Randomized Clinical Trial. JAMA Psychiatry. 2026;83(5):448–460. Çevrim içi yayın: 18 Mart 2026. DOI: 10.1001/jamapsychiatry.2026.0132.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tedaviye-direncli-depresyonda-psilosibin-faz-2b-calisma-ne-gosterdi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 19:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-20260807-w-a00461.jpg" type="image/jpeg" length="45345"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hakkâri’de 3 Yaban Keçisi İçin Av Turizmi İhalesi Açıldı: Karar Tepki Topladı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hakkaride-3-yaban-kecisi-icin-av-turizmi-ihalesi-acildi-karar-tepki-topladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hakkaride-3-yaban-kecisi-icin-av-turizmi-ihalesi-acildi-karar-tepki-topladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hakkâri’nin Yüksekova ve Şemdinli ilçelerinde av turizmi kapsamında 3 yaban keçisi kotası ihaleye çıkarıldı. Her bir kota için 1 milyon 650 bin TL muhammen bedel belirlenirken, karar sosyal medyada ve çevre çevrelerinde tartışma yarattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hakkâri’de 2026-2027 av turizmi sezonu kapsamında 3 yaban keçisi için yabancı avcı kotası satışına yönelik ihale açıldı. Doğa Koruma ve Milli Parklar 14. Bölge Müdürlüğü tarafından yayımlanan ilana göre, Şemdinli’deki Konur Devlet Avlağı’nda 1, Yüksekova’daki Gürkavak Genel Avlağı’nda ise 2 olmak üzere toplam 3 av kotası açık teklif usulüyle satışa sunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İhale ilanında, her bir yaban keçisi kotası için muhammen bedelin 1 milyon 650 bin TL, geçici teminatın ise 49 bin 500 TL olduğu belirtildi. İhaleye yalnızca Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen Av Turizmi İzin Belgesi bulunan acenteler katılabiliyor.</p>

<p>Karar neden tartışılıyor?</p>

<p>Av turizmi uygulaması, Türkiye’de uzun yıllardır yürürlükte olan ve belirli kotalar çerçevesinde sürdürülen yasal bir uygulama. Tarım ve Orman Bakanlığı, av kotalarının bilimsel envanter çalışmaları ve popülasyon değerlendirmeleri doğrultusunda belirlendiğini ifade ediyor.</p>

<p>Buna karşın çevre örgütleri ve hayvan hakları savunucuları, yaban hayatının korunması gereken bir dönemde koruma altındaki türler için av kotası açılmasının etik ve ekolojik açıdan doğru olmadığını savunuyor. Benzer ihaleler geçmiş yıllarda da kamuoyunda tartışmalara neden olmuş, bazı ihaleler yargıya taşınmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hakkaride-3-yaban-kecisi-icin-av-turizmi-ihalesi-acildi-karar-tepki-topladi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 19:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7541.jpeg" type="image/jpeg" length="40083"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çağ Çelik CEO’su Ercüment Ünal Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cag-celik-ceosu-ercument-unal-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cag-celik-ceosu-ercument-unal-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çağ Çelik Demir Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş. CEO’su, Yönetim Kurulu ve İcra Kurulu Üyesi Ercüment Ünal, İstanbul’da geçirdiği by-pass ameliyatının ardından tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uzun yıllar demir çelik sektörüne hizmet veren Ünal’ın vefatı, iş dünyasında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Çağ Çelik’ten Acı Haber</p>

<p>Karabük demir çelik sektörünün tanınan yöneticilerinden, Çağ Çelik Demir Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş. CEO’su, Yönetim Kurulu ve İcra Kurulu Üyesi Ercüment Ünal yaşamını yitirdi.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre bir süredir sağlık sorunları nedeniyle İstanbul’da tedavi gören Ünal, geçirdiği by-pass ameliyatının ardından yoğun bakımda tedavi altına alındı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan Ünal’ın vefat haberi, başta Karabük olmak üzere demir çelik camiasında büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Demir Çelik Sektöründe İz Bırakan Bir Yönetici</p>

<p>Meslek yaşamı boyunca demir çelik sektörünün önemli kuruluşlarında görev yapan Ercüment Ünal, yöneticilik kariyeri boyunca sektörün gelişimine katkı sağlayan isimler arasında gösteriliyordu.</p>

<p>Ünal, bir dönem KARDEMİR A.Ş.’de Genel Müdür olarak görev yaptı. Daha sonra Çağ Çelik Demir Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş.‘nin CEO’luğu ile Yönetim Kurulu ve İcra Kurulu üyeliği görevlerini üstlenerek şirketin yönetiminde aktif rol aldı.</p>

<p>İş Dünyasından Taziye Mesajları</p>

<p>Ercüment Ünal’ın vefatının ardından sanayi kuruluşları, iş insanları ve sektör temsilcileri taziye mesajları yayımladı. Uzun yıllara dayanan mesleki birikimi ve yöneticilik tecrübesiyle tanınan Ünal’ın kaybının, Karabük iş dünyasında derin üzüntü oluşturduğu ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ünal’ın cenaze programına ilişkin resmi bilgilendirmenin ailesi ve yakınları tarafından daha sonra paylaşılması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cag-celik-ceosu-ercument-unal-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 19:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7538.jpeg" type="image/jpeg" length="68318"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Personelinin Görevlendirilmesine Yeni Düzenleme İddiası: Resmî Açıklama Bekleniyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglik-personelinin-gorevlendirilmesine-yeni-duzenleme-iddiasi-resmi-aciklama-bekleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglik-personelinin-gorevlendirilmesine-yeni-duzenleme-iddiasi-resmi-aciklama-bekleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığının farklı kamu kurumlarında görevlendirme usulüyle çalışan sağlık personeline yönelik yeni bir düzenleme hazırlığında olduğu öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İddialara göre süreç kademeli yürütülecek ancak şu ana kadar Bakanlık tarafından doğrulanmış resmî bir açıklama veya yayımlanmış düzenleme bulunmuyor.</p>

<p>Sağlık camiasında son günlerde gündeme gelen iddialar, farklı kamu kurumlarında görevlendirme usulüyle görev yapan sağlık çalışanlarını yakından ilgilendiriyor. İddialara göre Sağlık Bakanlığı, görevlendirme uygulamalarına ilişkin yeni bir çalışma yürütüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Paylaşılan bilgilere göre ilk aşamada Bakanlık teşkilatı bünyesinde görev yapan ebe, hemşire, sağlık memuru ve diğer sağlık personelinin asli kadrolarına dönüş sürecinin başlatılması planlanıyor. Sürecin daha sonra valilikler, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri ile diğer kamu kurumlarında görevlendirilen personeli de kapsayacak şekilde genişletilebileceği öne sürülüyor.</p>

<p>İddialarda, düzenlemenin hayata geçirilmesi halinde görevlendirme ile çalışan sağlık personelinin hastaneler, ağız ve diş sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ile aile sağlığı birimleri gibi asli görev yerlerine kademeli olarak döndürülmesinin hedeflendiği belirtiliyor.</p>

<p>Ancak söz konusu çalışma henüz resmiyet kazanmış değil. Sağlık Bakanlığı tarafından konuya ilişkin yayımlanmış bir mevzuat, genelge veya resmî açıklama bulunmuyor. Bu nedenle dolaşımdaki bilgiler şu aşamada yalnızca iddia niteliği taşıyor.</p>

<p>Sağlık çalışanlarını ilgilendiren olası düzenlemeye ilişkin gelişmelerin, Bakanlığın resmî açıklamaları ve yayımlanacak mevzuat doğrultusunda netlik kazanması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglik-personelinin-gorevlendirilmesine-yeni-duzenleme-iddiasi-resmi-aciklama-bekleniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 17:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7534.jpeg" type="image/jpeg" length="75616"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Sağlık ve Teknolojiyi Aynı Çatıda Buluşturuyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-saglik-ve-teknoloji-universitesi-saglik-ve-teknolojiyi-ayni-catida-bulusturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/istanbul-saglik-ve-teknoloji-universitesi-saglik-ve-teknolojiyi-ayni-catida-bulusturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, sağlık ve teknoloji odaklı eğitim modeli, uygulama altyapısı, araştırma kültürü ve disiplinler arası akademik yaklaşımıyla geleceğin sağlık profesyonellerini yetiştirirken, bilimsel üretim ve toplumsal faydayı merkeze alan vizyonunu sürdürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık Sistemlerinin Geleceği, Bilim Üreten Üniversitelerle Şekilleniyor</p>

<p>Sağlık alanında yaşanan dönüşüm, yalnızca yeni tedavi yöntemleri veya ileri teknolojilerin geliştirilmesiyle sınırlı değil. Günümüzde sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği; bilimsel araştırmaların desteklenmesi, teknolojik yeniliklerin sağlık hizmetlerine entegre edilmesi ve tüm bu süreçleri yönetecek nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesiyle mümkün hâle geliyor. Bu nedenle üniversiteler artık yalnızca eğitim veren kurumlar değil; araştıran, geliştiren, üreten ve topluma yön veren bilim merkezleri olarak konumlanıyor.</p>

<p><img alt="İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Bilimle Geleceği İnşa Ediyor-2" class="detail-photo img-fluid" height="711" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7531.jpeg" width="1320" /></p>

<p>İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi (İSTÜN), sağlık ve teknoloji odaklı eğitim anlayışıyla bu dönüşümün önemli aktörlerinden biri olmayı hedefliyor. Bilimsel üretimi, uygulama odaklı eğitimi ve toplumsal katkıyı aynı akademik yaklaşım içerisinde buluşturan üniversite, geleceğin sağlık profesyonellerini yetiştirirken sağlık ekosistemine değer üreten bir yapı oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Alanındaki Birikim, Eğitime ve Bilime Dönüşüyor</p>

<p>Kalıcı yatırımlar, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamak için değil, geleceği inşa etmek amacıyla yapılır. İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesinin kuruluş hikâyesi de bu anlayışın önemli örneklerinden birini oluşturuyor.</p>

<p>Türkiye'nin ilaç sektöründe uzun yıllara dayanan deneyimiyle öne çıkan Neutec'in kurucuları tarafından hayata geçirilen Bilgiç Vakfı, sağlık alanında edinilen bilgi ve deneyimin eğitim, bilimsel araştırma ve toplumsal faydaya dönüştürülmesi hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu vizyon doğrultusunda 18 Mayıs 2018 tarihinde kurulan İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, 2020-2021 akademik yılında eğitim-öğretim faaliyetlerine başladı.</p>

<p><img alt="İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Bilimle Geleceği İnşa Ediyor-1" class="detail-photo img-fluid" height="1619" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7532.jpeg" width="1025" /></p>

<p>Sağlık sektöründe yıllara dayanan deneyimle oluşan bilgi birikimi, üniversitenin eğitim anlayışını ve araştırma vizyonunu şekillendiren temel dinamiklerden birini oluşturuyor. Sağlık hizmetlerinin ihtiyaçlarına hâkim, sektörün dinamiklerini yakından bilen ve bilimsel gelişimi önceleyen bu yaklaşım; uygulama odaklı eğitim modelinden araştırma faaliyetlerine, sektör iş birliklerinden akademik gelişime kadar birçok alanda üniversitenin gelişimini destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Böylece öğrenciler, yalnızca teorik bilgiyle değil; sağlık sektörünün güncel ihtiyaçları ve uygulama deneyiminden beslenen çağdaş bir eğitim anlayışıyla yetişiyor.</p>

<p>Bu anlayış, sağlık sektöründe edinilen deneyimin akademik üretim ve eğitim yaklaşımıyla bütünleşmesini sağlayarak üniversitenin gelişimine yön veren temel unsurlardan birini oluşturuyor.</p>

<p><img alt="İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Bilimle Geleceği İnşa Ediyor-3" class="detail-photo img-fluid" height="836" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7527.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Bugün İSTÜN, yalnızca bir yükseköğretim kurumu olarak değil; sağlık, teknoloji ve yaşam bilimleri alanlarında bilgi üreten, araştırma kültürünü destekleyen ve geleceğin ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikli insan kaynağını yetiştirengüçlü bir akademik ekosistem olarak faaliyetlerini sürdürüyor.</p>

<p></p>

<p>Sağlık ve Teknolojiyi Aynı Akademik Ekosistemde Buluşturan Yapı</p>

<p>Sağlık hizmetleri, farklı disiplinlerin bilgi ve deneyimini bir araya getiren bütüncül bir yaklaşımı gerekli kılıyor. Bu doğrultuda İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, sağlık ve teknoloji odaklı eğitim anlayışını disiplinler arası bir akademik yapıyla destekliyor.</p>

<p>Üniversite bünyesinde faaliyet gösteren Tıp, Diş Hekimliği, Eczacılık, Sağlık Bilimleri, Mühendislik ve Doğa Bilimleri ile İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler fakülteleri; sağlık, mühendislik, teknoloji ve sosyal bilimleri ortak bir akademik anlayışta buluşturan güçlü bir eğitim ve araştırma ekosistemi sunuyor. Farklı disiplinlerin aynı akademik yapı içerisinde bir araya gelmesi, öğrencilerin yalnızca kendi alanlarında değil, disiplinler arası iş birliği ve ortak çalışma kültürü içerisinde yetişmelerine de katkı sağlıyor. Bu yaklaşım, sağlık alanındaki bilgi birikiminin mühendislik, teknoloji ve sosyal bilimlerin farklı bakış açılarıyla desteklenmesine olanak tanırken, öğrencilerin çok yönlü ve bütüncül bir eğitim anlayışıyla yetişmelerini de destekliyor.</p>

<p>Lisansüstü Eğitim Enstitüsü tarafından yürütülen yüksek lisans ve doktora programları ile İlaç Araştırma ve Geliştirme Enstitüsünün araştırma faaliyetleri de bu yapıyı bilimsel üretim açısından tamamlıyor.</p>

<p>İSTÜN'de eğitim yalnızca dersliklerle sınırlı görülmüyor. Öğrenciler, ileri teknolojiyle donatılmış laboratuvarlarda, uygulama alanlarında ve araştırma merkezlerinde teorik bilgilerini uygulama deneyimiyle pekiştirme fırsatı buluyor. Uygulama odaklı eğitim anlayışı, disiplinler arası akademik yaklaşım ve güçlü araştırma altyapısı sayesinde öğrenciler; bilgi üreten, sorgulayan ve mesleklerinin gerektirdiği yetkinliklerle donanmış bireyler olarak yetişiyor. Sağlık sektöründe yıllara dayanan deneyimden beslenen bu eğitim yaklaşımı, akademik bilgi ile uygulamayı aynı ekosistemde buluşturarak üniversitenin öne çıkan özelliklerinden birini oluşturuyor.</p>

<p></p>

<p>Araştıran ve Üreten Sağlık Profesyonelleri Yetiştiriliyor</p>

<p>Modern sağlık sistemlerinin ihtiyaç duyduğu insan kaynağı; yalnızca mesleki bilgiye sahip bireylerden oluşmuyor. Analitik düşünebilen, bilimsel araştırma yapabilen, teknolojiyi etkin kullanan, ekip çalışmasına yatkın ve etik değerlere bağlı profesyoneller sağlık hizmetlerinin geleceğinde belirleyici rol üstleniyor.</p>

<p>İSTÜN'ün eğitim anlayışı da bu yaklaşım üzerine inşa ediliyor.</p>

<p>Teorik bilgi ile uygulamayı aynı öğrenme sürecinde buluşturan eğitim modeli sayesinde öğrenciler; eleştirel düşünme, problem çözme, bilimsel araştırma, iletişim ve liderlik gibi yetkinliklerini geliştirerek mezun oluyor. Böylece yalnızca mesleki yetkinliğe sahip bireyler değil, değişime uyum sağlayabilen ve bilgi üretebilen sağlık profesyonelleri yetişiyor.</p>

<p>Bu yaklaşım, üniversitenin mezun başarısına da yansıyor. Yükseköğretim Kurulu tarafından yayımlanan Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu 2025 verilerine göre İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, lisans mezunlarının mezuniyetlerini takip eden ilk altı ay içerisinde yurt içi istihdama katılım oranında Türkiye genelinde dördüncü sırada yer aldı. Bu sonuç, uygulama odaklı eğitim modeli ile sektörle kurulan güçlü iş birliklerinin somut göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p></p>

<p>Dentistün: Eğitimin Klinik Deneyimle Buluştuğu Merkez</p>

<p>Sağlık eğitiminde teorik bilginin uygulamayla desteklenmesi, mesleki gelişimin en önemli unsurlarından biri olarak kabul ediliyor.</p>

<p>İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesinin uygulama odaklı eğitim anlayışını destekleyen Dentistün Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi, İstanbul'un önemli sağlık merkezlerinden biri olan Bahçelievler'de faaliyetlerini sürdürüyor. Merkez, ağız ve diş sağlığı alanında sunduğu sağlık hizmetlerinin yanı sıra diş hekimliği öğrencilerinin klinik eğitim süreçlerine katkı sağlayan önemli bir uygulama ve araştırma merkezi olarak konumlanıyor.</p>

<p>İleri teknolojiyle donatılmış altyapısı, akademik kadrosu ve hasta odaklı hizmet anlayışıyla hizmet veren Dentistün'deöğrenciler, akademik eğitimlerini klinik uygulamalarla destekleyerek mesleki gelişimlerini güçlendirecek uygulama deneyimi kazanıyor. Eğitim, araştırma ve sağlık hizmetinin aynı yapı içerisinde yürütülmesi, teorik bilginin uygulamayla bütünleşmesini destekleyen önemli bir eğitim ortamı oluşturuyor.</p>

<p>Üniversitenin uygulama odaklı eğitim yaklaşımının önemli bileşenlerinden biri olan Dentistün, nitelikli sağlık hizmeti sunarken aynı zamanda geleceğin diş hekimlerinin yetişmesine katkı sağlayan akademik bir merkez olarak faaliyetlerini sürdürüyor.</p>

<p></p>

<p>Bilimsel Araştırmalarla Sağlık Ekosistemine Katkı</p>

<p>Üniversitelerin topluma katkısı yalnızca mezun sayısıyla ölçülmüyor. Üretilen bilimsel bilgi, yürütülen araştırmalar ve geliştirilen yenilikçi çalışmalar da yükseköğretim kurumlarının temel sorumlulukları arasında yer alıyor.</p>

<p>İSTÜN, araştırma kültürünü destekleyen akademik yaklaşımı doğrultusunda sağlık bilimleri, ilaç araştırmaları, mühendislik ve yaşam bilimleri alanlarında yürütülen çalışmalarla bilimsel üretime katkı sunuyor.</p>

<p>İlaç Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü başta olmak üzere araştırma merkezlerinde yürütülen çalışmalar; akademisyenler, araştırmacılar ve öğrenciler arasındaki iş birliğini güçlendirirken, disiplinler arası araştırma kültürünün gelişmesine de katkı sağlıyor.</p>

<p>Üniversitede yürütülen araştırma faaliyetleri yalnızca akademik yayın üretmeyi değil, sağlık alanındaki güncel ihtiyaçlara çözüm üretmeyi de amaçlıyor. Akademisyenler, araştırmacılar ve öğrencilerin ortak çalışmalarıyla hayata geçirilen projeler, bilimsel bilginin toplumsal faydaya dönüşmesini destekleyen güçlü bir araştırma kültürünü yansıtıyor.</p>

<p></p>

<p>İstanbul'un Merkezinde Bilim ve Yaşamın Buluştuğu Kampüs</p>

<p>Beyoğlu Sütlüce'de konumlanan İSTÜN kampüsü, merkezi ulaşım avantajının yanı sıra modern eğitim altyapısı, laboratuvarları, sosyal yaşam alanları ve kütüphanesiyle öğrencilerine çok yönlü bir üniversite deneyimi sunuyor.</p>

<p>Haliç'e hâkim konumu, ortak çalışma alanları, uygulama laboratuvarları ve öğrenci odaklı kampüs yaşamıyla İSTÜN; akademik gelişimin sosyal ve kültürel yaşamla bütünleştiği dinamik bir öğrenme ortamı oluşturuyor.</p>

<p>Uluslararası akademik iş birlikleri, Erasmus değişim programı, çift anadal ve yandal olanakları öğrencilerin yalnızca akademik gelişimlerini değil, farklı kültürlerle etkileşim kurmalarını ve uluslararası düzeyde deneyim kazanmalarını da destekliyor.</p>

<p></p>

<p>Geleceğe Yön Veren Bir Akademik Vizyon</p>

<p>Sağlık sektörünün gelişimi; bilimsel araştırma, nitelikli eğitim ve toplumsal faydanın birlikte üretildiği güçlü akademik yapılarla mümkün oluyor.</p>

<p>Bilgiç Vakfının eğitim ve toplumsal gelişim vizyonu doğrultusunda faaliyetlerini sürdüren İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi; sağlık alanındaki bilgi ve deneyimi akademik üretimle buluşturan, araştırma kültürünü destekleyen ve disiplinler arası eğitim anlayışıyla nitelikli insan kaynağı yetiştiren yaklaşımıyla ülkemizin bilimsel ve toplumsal gelişimine katkı sunuyor.</p>

<p>Sağlık sektöründe yıllar içerisinde oluşan bilgi birikimini eğitim ve bilimsel araştırmalarla buluşturan üniversite, öğrencilerini yalnızca mesleki bilgiyle değil; araştıran, sorgulayan, etik değerlere bağlı, topluma katkı sunma bilincine sahip ve değişen dünyanın ihtiyaçlarına uyum sağlayabilecek donanımla yetiştirmeyi hedefliyor.</p>

<p>Bilimden aldığı güçle eğitimi geliştiren, eğitimden aldığı güçle topluma değer üreten bu yaklaşım; sağlık, teknoloji ve farklı disiplinleri ortak bir akademik vizyonda buluşturarak İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesini yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin bilim ve sağlık ekosistemine de katkı sunan öncü bir yükseköğretim kurumu olarak konumlandırıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/istanbul-saglik-ve-teknoloji-universitesi-saglik-ve-teknolojiyi-ayni-catida-bulusturuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 17:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7525.jpeg" type="image/jpeg" length="63480"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[FDA’dan Yeni Dünya Vida Kurduna Karşı Acil Kullanım Yetkisi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fdadan-yeni-dunya-vida-kurduna-karsi-acil-kullanim-yetkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fdadan-yeni-dunya-vida-kurduna-karsi-acil-kullanim-yetkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), hayvanlarda ciddi doku hasarına yol açabilen Yeni Dünya vida kurdu istilasını önlemek amacıyla CLiK Extra adlı yara spreyine acil kullanım yetkisi verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ürün sığır, koyun, keçi ve domuz dahil çok sayıda türde kullanılabilecek. [1]</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), 7 Ağustos 2026’da Yeni Dünya vida kurdu olarak bilinen parazitin hayvanlarda yol açtığı miyazis vakalarını önlemeye yönelik yeni bir acil kullanım yetkisi açıkladı. Karar kapsamında CLiK Extra (dicyclanil topikal süspansiyon) adlı yara spreyinin belirlenen hayvan türlerinde kullanılmasına izin verildi. [1]</p>

<p>FDA’nın kararı, ABD’de Yeni Dünya vida kurduna karşı yürütülen hayvan sağlığı mücadelesinin yeni adımlarından biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Sığırdan koyuna birçok hayvan türünü kapsıyor</p>

<p>FDA açıklamasına göre acil kullanım yetkisi; koyun, sığır, keçi, domuz ve devegillerin yanı sıra belirli yaban hayatı türlerini de kapsıyor.</p>

<p>Yetkilendirilen türler arasında geyik ve elk gibi servidler, Amerikan bizonu, büyük boynuzlu koyun ve Sonoran pronghorn da bulunuyor. [1]</p>

<p>Ürünün özellikle yara çevresinde Yeni Dünya vida kurdu istilasının gelişmesini önlemek amacıyla kullanılması öngörülüyor.</p>

<p>Yaralara ve bazı işlemler sonrasında uygulanabilecek</p>

<p>CLiK Extra; mevcut veya yeni oluşan yaralara, doğum sırasında ortaya çıkan hassas bölgelere ve bazı cerrahi ya da hayvancılık uygulamalarının ardından kullanılabilecek.</p>

<p>FDA; boynuz köreltme, kulak küpeleme, kastrasyon, kuyruk kesme ve kırkma gibi işlemlerden sonra oluşabilecek yaraları da kullanım alanları arasında sıraladı. [1]</p>

<p>Ürünün yara ortaya çıktığında veya yara oluşturulduğu sırada uygulanması gerekiyor.</p>

<p>Larvayı doğrudan öldürmek yerine gelişimini engelliyor</p>

<p>FDA’nın verdiği bilgilere göre dicyclanil içeren sprey, parazit larvalarını doğrudan öldüren klasik bir ilaç gibi çalışmıyor.</p>

<p>Etken madde bir böcek büyüme düzenleyicisi olarak görev yapıyor ve larvaların gelişim sürecini bozarak yaşam döngüsünün ilerlemesini engellemeyi amaçlıyor. Böylece larvaların hayvanın canlı dokusunda ciddi hasar oluşturmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. [1]</p>

<p>Ürün reçetesiz olarak temin edilebilecek ve yalnızca yara üzerine veya yara çevresine topikal olarak uygulanabilecek.</p>

<p>Mevcut istilanın tedavisi için değil</p>

<p>FDA, acil kullanım yetkisinin önemli bir sınırına da dikkat çekti.</p>

<p>CLiK Extra’nın kullanım yetkisi Yeni Dünya vida kurdu istilasının önlenmesine yönelik. Bir yara halihazırda larvalarla istila edilmişse veya ürün uygulandıktan sonra istila gelişirse veteriner hekime başvurulması gerekiyor. [1]</p>

<p>Bu nedenle karar, mevcut enfestasyonların doğrudan tedavisine yönelik genel bir ilaç onayı anlamına gelmiyor.</p>

<p>FDA: Normal ilaç onayı değil</p>

<p>FDA ayrıca CLiK Extra’nın Yeni Dünya vida kurdu dahil herhangi bir endikasyon için FDA tarafından standart şekilde onaylanmış veya koşullu onay almış bir ürün olmadığını açıkça belirtti.</p>

<p>Verilen karar bir Acil Kullanım Yetkisi (EUA) niteliğinde.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>FDA, mevcut bilimsel kanıtların bütünü değerlendirildiğinde ürünün yetkilendirilen şekilde kullanılması halinde Yeni Dünya vida kurdu miyazisini önlemede etkili olabileceğine inanmak için makul gerekçe bulunduğunu ve bilinen veya potansiyel yararlarının risklerinden ağır bastığını bildirdi. [1]</p>

<p>Yetki, geri çekilmediği veya ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı tarafından Yeni Dünya vida kurduna ilişkin acil durum bildirimi sona erdirilmediği sürece yürürlükte kalacak. [1]</p>

<p>ABD’de vakalar yeniden gündeme geldi</p>

<p>Yeni Dünya vida kurdu, sıcak kanlı hayvanların canlı dokularıyla beslenen larvaları nedeniyle özellikle çiftlik hayvanları açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor.</p>

<p>ABD Tarım Bakanlığı, Haziran 2026’da Texas’ta bir buzağıda Yeni Dünya vida kurdu tespit edildiğini açıklamıştı. Ardından yeni vakalar da doğrulandı. Parazit başta çiftlik hayvanları, evcil hayvanlar ve yaban hayatını etkilerken, daha nadir olarak insanlarda da görülebiliyor. [2]</p>

<p>FDA’nın yeni acil kullanım yetkisi, ABD’de parazitin yayılmasını sınırlamaya yönelik ilaç ve veterinerlik önlemlerinin genişletildiğini gösteriyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>[1] ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA)<br />
[2] ABD Tarım Bakanlığı Hayvan ve Bitki Sağlığı Denetim Servisi (USDA APHIS)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>💊 İlaç</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fdadan-yeni-dunya-vida-kurduna-karsi-acil-kullanim-yetkisi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 17:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-5876.jpeg" type="image/jpeg" length="59467"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adnan Kahveci’nin Oğlu Mehmet Bozkurt Kahveci Yoğun Bakımda]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/adnan-kahvecinin-oglu-mehmet-bozkurt-kahveci-yogun-bakimda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/adnan-kahvecinin-oglu-mehmet-bozkurt-kahveci-yogun-bakimda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski Maliye Bakanı ve ANAP’ın önemli isimlerinden merhum Adnan Kahveci’nin büyük oğlu Mehmet Bozkurt Kahveci, uzun süredir mücadele ettiği sağlık sorunları nedeniyle İstanbul’da hastaneye kaldırıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren Kahveci’nin durumunun yakından takip edildiği öğrenildi.</p>

<p>ANAP iktidarlarının önemli isimlerinden, eski Devlet ve Maliye Bakanı merhum Adnan Kahveci’nin büyük oğlu Mehmet Bozkurt Kahveci (51), sağlık sorunları nedeniyle yoğun bakımda tedavi görüyor.</p>

<p>Uzun süredir böbrek yetmezliği nedeniyle diyaliz tedavisi gördüğü belirtilen Kahveci’nin, diyabete bağlı gelişen sağlık problemleriyle de mücadele ettiği öğrenildi. Hastalığı nedeniyle görme yetisini kaybeden Kahveci’nin ayaklarında ise damar tıkanıklığına bağlı dolaşım sorunlarının ortaya çıktığı ifade edildi.</p>

<p>İstanbul Kartal’da babasından kalan apartman dairesinde bakıcısının desteğiyle yaşamını sürdüren Mehmet Bozkurt Kahveci’nin, perşembe günü rahatsızlanmasının ardından Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi’ne kaldırıldığı bildirildi.</p>

<p>Hastanede yapılan ilk değerlendirmelerin ardından yoğun bakım ünitesine alınan Kahveci’nin tedavisi sürüyor. Sağlık durumunun yakından takip edildiği, tedavi süreciyle hastanenin Başhekimi Prof. Dr. Hasan Fehmi Küçük’ün de ilgilendiği öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Acı Kaza Aileyi Dağıtmıştı</p>

<p>Adnan Kahveci, Turgut Özal döneminde Devlet Planlama Teşkilatı ve Hazine’den sorumlu Devlet Bakanı, ardından Maliye Bakanı olarak görev yapmıştı.</p>

<p>5 Şubat 1993 tarihinde Bolu’nun Gerede ilçesi yakınlarında meydana gelen trafik kazasında Adnan Kahveci ile eşi yaşamını yitirmişti. Kazada yaralanan kızları Aslıhan Kahveci ise yaklaşık 10 gün süren yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybetmişti. Küçük oğulları Cihan Kahveci ise kazadan yaralı olarak kurtulmuştu.</p>

<p>O dönemde Bilkent Üniversitesi’nde eğitim gördüğü için araçta bulunmayan Mehmet Bozkurt Kahveci ise kazadan fiziksel olarak etkilenmese de, ailesini aynı kazada kaybetmenin acısını yaşamıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/adnan-kahvecinin-oglu-mehmet-bozkurt-kahveci-yogun-bakimda</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7521.jpeg" type="image/jpeg" length="97280"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray, Gabriel Martinelli’yi Gündemine Aldı İddiası]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/galatasaray-gabriel-martinelliyi-gundemine-aldi-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/galatasaray-gabriel-martinelliyi-gundemine-aldi-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiliz basınında yer alan iddiaya göre Galatasaray, Arsenal forması giyen Brezilyalı kanat oyuncusu Gabriel Martinelli’yi transfer listesine ekledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ancak transfer sürecine ilişkin kulüplerden herhangi bir resmî açıklama yapılmadı.</p>

<p>Yeni sezon öncesinde kadrosunu yıldız isimlerle güçlendirmeyi sürdüren Galatasaray’ın, bu kez Arsenal’in Brezilyalı kanat oyuncusu Gabriel Martinelli ile ilgilendiği öne sürüldü. İngiliz basınında yer alan haberlere göre sarı kırmızılı ekip, sol kanat transferi için oluşturduğu aday listesine 25 yaşındaki futbolcuyu da dahil etti.</p>

<p>Haberde, Galatasaray’ın daha önce gündemine aldığı Rafael Leão transferinde istediği sonucu alamaması üzerine alternatif isimlere yöneldiği ve bu kapsamda Martinelli’nin değerlendirildiği belirtildi. Aynı kaynak, Arsenal’in de hücum hattına yeni bir yıldız transferi planlaması nedeniyle Brezilyalı oyuncunun geleceğinin belirsiz hâle geldiğini iddia etti.</p>

<p>Gabriel Martinelli, 2019 yılında Arsenal’e transfer olduktan sonra İngiliz ekibinde önemli bir çıkış yakaladı. Brezilyalı futbolcu bugüne kadar Arsenal formasıyla 278 resmi maçta 62 gol kaydetti ve takımın hücum hattının önemli parçalarından biri oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bununla birlikte transfer dosyasında şu aşamada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrıntı bulunuyor. Martinelli’nin Galatasaray’ın transfer listesinde yer aldığı iddiası şu an için ağırlıklı olarak İngiliz tabloid basınına dayanıyor. Arsenal, Galatasaray veya oyuncu cephesinden transfer görüşmelerini doğrulayan resmî bir açıklama yapılmış değil. Ayrıca İngiltere’deki güvenilir transfer muhabirleri tarafından da henüz ikinci bir doğrulama gelmedi.</p>

<p>Bu nedenle Gabriel Martinelli transferi, şu an itibarıyla iddia ve ilgi aşamasında değerlendiriliyor. Taraflar arasında resmî görüşme, teklif veya anlaşmaya ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/galatasaray-gabriel-martinelliyi-gundemine-aldi-iddiasi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 15:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7519.jpeg" type="image/jpeg" length="91548"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Semen Mikrobiyomu Gebelik ve Canlı Doğumla İlişkili Bulundu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/semen-mikrobiyomu-gebelik-ve-canli-dogumla-iliskili-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/semen-mikrobiyomu-gebelik-ve-canli-dogumla-iliskili-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danimarka’da infertilite tedavisi gören veya tekrarlayan gebelik kaybı yaşayan çiftlerde yapılan araştırma, erkek partnerin semenindeki belirli mikrobiyal dengesizliğin daha düşük canlı doğum ve daha yüksek gebelik kaybı olasılığıyla ilişkili olduğunu gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çalışma önemli bir bağlantıya işaret ediyor ancak bu bakteriyel değişimlerin gebelik sorunlarına doğrudan neden olduğunu kanıtlamıyor.</p>

<p>Danimarka’da Kopenhag Üniversitesi ve Kopenhag Üniversite Hastanelerindeki araştırmacıların öncülüğünde yürütülen ileriye dönük çok kohortlu çalışmada, infertilite tedavisi gören veya tekrarlayan gebelik kaybı yaşayan çiftlerin vajinal, bağırsak ve semen mikrobiyomları incelendi. İnsanlar üzerinde yapılan araştırmanın sonuçları, European Society of Human Reproduction and Embryology 2026 bilimsel toplantısında sunuldu ve Human Reproduction dergisinin ESHRE 2026 ek sayısında yayımlandı. Bulgular özellikle erkek partnerin semenindeki mikrobiyal yapının gebeliğin oluşması, gebelik kaybı ve canlı doğum gibi sonuçlarla ilişkili olabileceğini ortaya koydu. [1].</p>

<p>Araştırmada kadın ve erkek birlikte değerlendirildi</p>

<p>Mikrobiyom, insan vücudunun farklı bölgelerinde yaşayan bakteri ve diğer mikroorganizmaların oluşturduğu topluluğa verilen isim. Bu topluluğun olağan yapısının bozulması ise “disbiyozis”, yani mikrobiyal dengesizlik olarak adlandırılıyor.</p>

<p>Araştırmacılar üreme sağlığını yalnızca kadının vajinal mikrobiyomu üzerinden incelemek yerine, çiftin farklı vücut bölgelerindeki mikrobiyal yapıları birlikte değerlendirdi.</p>

<p>Çalışmanın tüp bebek tedavisi gören Mi-IVF kohortunda 249 kadın ve 96 erkek yer aldı. Tekrarlayan gebelik kaybı yaşayan Mi-RPL kohortunda ise 112 olgu değerlendirildi; bu grupta 104 kadın ve 96 erkek bulunuyordu. Katılımcılardan vajinal, bağırsak ve semen örnekleri alındı ve mikroorganizmalara ait genetik materyali ayrıntılı biçimde inceleyen metagenomik dizileme yöntemi kullanıldı. [1].</p>

<p>Semendeki belirli bakteriyel örüntü dikkat çekti</p>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri erkeklerin semen örneklerinde ortaya çıktı.</p>

<p>Bilim insanları bazı semen örneklerinde, vajinal mikrobiyal dengesizlikte görülen yapıya benzeyen bir bakteri topluluğu belirledi. Araştırmada bu durum “seminal V-dysbiosis” olarak adlandırıldı.</p>

<p>Bu mikrobiyal örüntü tüp bebek grubundaki 96 erkeğin 23’ünde, yani yaklaşık yüzde 24’ünde görüldü. Tekrarlayan gebelik kaybı grubunda ise 96 erkeğin 39’unda, yaklaşık yüzde 41 oranında saptandı. [1].</p>

<p>Araştırmacılar iki kohortu birlikte değerlendirdiklerinde, bu semen mikrobiyomu örüntüsünün gebelik kaybıyla bağımsız olarak ilişkili olduğunu belirledi. Gebelik kaybına ilişkin odds oranı 2,56 olarak hesaplandı.</p>

<p>Bu sayı dikkatli yorumlanmalı. Odds oranının 2,56 olması, gebelik kaybı riskinin doğrudan yüzde 156 arttığı ya da her erkeğin 2,56 kat fazla risk taşıdığı anlamına gelmiyor. Bulgular, incelenen gruplarda söz konusu mikrobiyal örüntünün bulunduğu çiftlerde gebelik kaybının istatistiksel olarak daha güçlü biçimde görüldüğünü ifade ediyor. [1].</p>

<p>Gebeliğin oluşmasıyla da bağlantı bulundu</p>

<p>Semen mikrobiyomundaki farklılık yalnızca gebelik kaybıyla ilişkili değildi.</p>

<p>Tüp bebek grubunda söz konusu semen disbiyozisinin bulunduğu çiftlerde embriyo transferi başına gebelik elde edilme olasılığı daha düşük bulundu. Araştırmada bu ilişki için odds oranı 0,41 olarak hesaplandı. Bulgular yaş, vücut kitle indeksi ve infertilite tanısı gibi sonucu etkileyebilecek bazı faktörler hesaba katıldıktan sonra da anlamlılığını korudu. [1].</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca seminal disbiyozisin daha düşük canlı doğum oranlarıyla ilişkili olduğunu bildirdi. Ancak çalışma, belirli bir bakterinin tek başına gebeliğin oluşmasını engellediğini veya gebelik kaybına yol açtığını göstermiyor.</p>

<p>Bulgular daha çok semen içindeki bakteri topluluğunun genel yapısının üreme sonuçlarıyla bağlantılı olabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Kadının bağırsak mikrobiyomu da önemli bir sinyal verdi</p>

<p>Araştırmada yalnızca erkeklerin semen mikrobiyomu değil, kadınların bağırsak mikrobiyomu da incelendi.</p>

<p>Bağırsaktaki mikrobiyal dengesizliğin artması hem tüp bebek tedavisi gören kadınlarda hem de tekrarlayan gebelik kaybı grubunda gebeliğin oluşma olasılığının azalmasıyla ilişkili bulundu. Buna karşılık bağırsak mikrobiyomundaki dengesizlik ile gebelik kaybı arasında anlamlı bir ilişki gösterilemedi. [1].</p>

<p>Bağırsakta yaşayan mikroorganizmaların bağışıklık sistemi, metabolizma ve hormonlarla yakın ilişkisi bulunuyor. Ancak mevcut çalışma, bağırsak mikrobiyomunun gebelik üzerine hangi biyolojik mekanizma aracılığıyla etki edebileceğini kanıtlayacak şekilde tasarlanmadı.</p>

<p>Vajinal mikrobiyomda tutarlı ilişki saptanmadı</p>

<p>Çalışmanın dikkat çeken bir başka sonucu ise vajinal mikrobiyomla ilgiliydi.</p>

<p>Araştırmacılar, vajinal mikrobiyomun yapısıyla incelenen üreme sonuçları arasında iki kohort boyunca tutarlı bir ilişki belirlemedi. [1].</p>

<p>Bu bulgu, vajinal mikrobiyomun üreme sağlığında önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Daha çok infertilite ve gebelik kaybını açıklamaya çalışırken yalnızca kadın üreme sistemindeki mikroorganizmalara odaklanmanın yetersiz kalabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Araştırmanın ortaya koyduğu daha geniş tablo, üreme sağlığının kadın ve erkeğin biyolojik özelliklerinin birlikte değerlendirilmesini gerektirdiğini destekliyor.</p>

<p>İnfertilite değerlendirmesinde erkek mikrobiyomu yeni bir alan olabilir</p>

<p>Erkek infertilitesinin değerlendirilmesinde günümüzde sperm sayısı, hareketliliği ve şekli gibi klasik semen ölçümleri önemli yer tutuyor.</p>

<p>Yeni bulgular, gelecekte semen mikrobiyomunun da bazı çiftlerde ek biyolojik bilgi sağlayıp sağlayamayacağının araştırılması gerektiğini düşündürüyor.</p>

<p>Ancak araştırma henüz semen mikrobiyomu testlerinin rutin infertilite değerlendirmesine eklenmesi gerektiğini göstermiyor. Bu tür bir testin gerçekten gebelik sonuçlarını öngörüp öngöremediğinin daha büyük ve bağımsız çalışmalarla doğrulanması gerekiyor.</p>

<p>Antibiyotik veya probiyotik tedavisi için kanıt yok</p>

<p>Çalışmanın günlük yaşam açısından en önemli noktalarından biri, araştırmanın bir tedavi deneyi olmaması.</p>

<p>Bu nedenle semen veya bağırsak mikrobiyomunu değiştirmek amacıyla antibiyotik, probiyotik, özel beslenme programı ya da başka bir müdahalenin gebelik ve canlı doğum şansını artırdığı sonucu çıkarılamaz.</p>

<p>Araştırmanın bulduğu şey bir “ilişki”. Bunun bir “neden” olup olmadığı henüz bilinmiyor.</p>

<p>Örneğin yaşam tarzı, beslenme, kullanılan ilaçlar, vücut ağırlığı, çevresel etkenler veya henüz belirlenmemiş başka biyolojik özellikler hem mikrobiyomu hem de üreme sonuçlarını etkiliyor olabilir.</p>

<p>Nedensellik henüz kanıtlanmadı</p>

<p>Araştırmanın en önemli sınırlılığı gözlemsel yapısı. Bu tür çalışmalar iki durumun birlikte görülüp görülmediğini gösterebilir ancak birinin diğerine doğrudan neden olduğunu tek başına kanıtlayamaz.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca bazı alt gruplardaki örneklem sayısının sınırlı olduğunu, gebelik kayıplarında embriyo veya fetüse ait kromozom durumunun her vakada bilinmediğini ve semen için kullanılan yeni disbiyozis sınıflandırmasının keşif aşamasında olduğunu belirtti. [1].</p>

<p>Mikrobiyomun beslenme, ilaç kullanımı, yaşam tarzı ve coğrafi çevre gibi çok sayıda etkene göre değişebilmesi de bulguların farklı ülkelerde ve daha geniş katılımcı gruplarında doğrulanmasını gerekli kılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışma bu nedenle infertilite için yeni bir mikrobiyom tedavisinin bulunduğunu göstermiyor. Buna karşılık önemli bir araştırma yönünü güçlendiriyor: Gebeliğin oluşmasını ve devamını anlamaya çalışırken yalnızca kadına değil, çifte bakmak ve erkek partnerin biyolojik özelliklerini de daha ayrıntılı incelemek gerekebilir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Behrendt-Møller I, Krog MC, Myers PN, ve ark. Dysbiosis-associated gut and seminal microbiomes are linked to impaired pregnancy establishment and increased pregnancy loss. Human Reproduction. 2026;41(Supplement 1):i100. DOI: 10.1093/humrep/deag083.156.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/semen-mikrobiyomu-gebelik-ve-canli-dogumla-iliskili-bulundu</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 14:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-20260807-w-a0028.jpg" type="image/jpeg" length="21566"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="69660"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="31472"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="84642"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="31088"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="39264"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="19210"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
