<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 17 Aug 2026 12:56:47 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akciğer Kanserinde Tedavi Algoritmasını Değiştirebilecek Faz III Başarısı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/akciger-kanserinde-tedavi-algoritmasini-degistirebilecek-faz-iii-basarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/akciger-kanserinde-tedavi-algoritmasini-degistirebilecek-faz-iii-basarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[HUTCHMED ve AstraZeneca’nın küresel Faz III SAFFRON çalışmasında savolitinib-osimertinib kombinasyonu, belirli EGFR mutasyonlu akciğer kanseri hastalarında kemoterapiye kıyasla hem hastalığın ilerlemesini geciktirdi hem de genel sağkalımı uzattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Akciğer Kanserinde Kemoterapisiz İkili Tedavi Faz III’te Yaşam Süresini Uzattı</p>

<p>Akciğer kanserinde hedefe yönelik tedaviye direnç geliştiren belirli bir hasta grubu için araştırılan iki ilaçlı, kemoterapisiz tedaviden dikkat çekici Faz III sonuçları geldi.</p>

<p>HUTCHMED, 17 Ağustos 2026’da yaptığı açıklamada savolitinib ile osimertinib kombinasyonunun küresel SAFFRON Faz III çalışmasında platin bazlı kemoterapiye karşı araştırmanın temel hedeflerine ulaştığını duyurdu.</p>

<p>Çalışmaya, EGFR mutasyonu bulunan ileri veya metastatik küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastaları dahil edildi. Hastaların kanseri daha önce kullanılan osimertinib tedavisine rağmen ilerlemiş ve tümörlerinde MET yolunun devreye girdiğini gösteren biyolojik özellikler belirlenmişti.</p>

<p>Hem hastalığın ilerlemesini geciktirdi hem yaşam süresini uzattı</p>

<p>Açıklanan üst düzey sonuçlara göre savolitinib-osimertinib kombinasyonu, platin ve pemetrekset içeren kemoterapiyle karşılaştırıldığında hastalığın ilerlemeden kontrol altında tutulduğu süreyi anlamlı biçimde uzattı.</p>

<p>Kombinasyonun genel sağkalım açısından da istatistiksel olarak anlamlı üstünlük sağladığı bildirildi.</p>

<p>Genel sağkalım, bir tedavinin hastaların yaşam süresi üzerindeki etkisini değerlendiren kanser araştırmalarındaki en önemli klinik ölçütlerden biri.</p>

<p>Bununla birlikte medyan yaşam süresi, hastalığın ilerlemesine kadar geçen medyan süre ve risk azalmasının ayrıntılı sayısal sonuçları ilk açıklamada paylaşılmadı. Ayrıntılı verilerin bilimsel bir toplantıda sunulması planlanıyor.</p>

<p>Çalışmada 345 hasta yer aldı</p>

<p>SAFFRON, çok merkezli, randomize ve açık etiketli bir Faz III klinik araştırma olarak yürütüldü.</p>

<p>Klinik araştırma kaydına göre çalışmaya 345 hasta dahil edildi.</p>

<p>Katılımcılar iki tedavi grubuna ayrıldı. Bir gruba ağızdan savolitinib ile osimertinib verilirken diğer gruba pemetrekset ile cisplatin veya karboplatinden oluşan platin bazlı kemoterapi uygulandı.</p>

<p>Araştırmada, osimertinib tedavisine rağmen hastalığı ilerleyen ve tümörlerinde MET aşırı ekspresyonu veya MET gen artışı bulunan hastalarda iki yaklaşım doğrudan karşılaştırıldı.</p>

<p>Tedavinin arkasında direnç mekanizması var</p>

<p>Osimertinib, belirli EGFR mutasyonlarını taşıyan ileri akciğer kanserlerinde kullanılan hedefe yönelik tedavilerden biri.</p>

<p>Ancak tümör hücreleri zaman içinde tedaviye karşı direnç geliştirebiliyor. Bu direncin mekanizmalarından biri de MET adı verilen başka bir büyüme yolunun devreye girmesi.</p>

<p>Basit ifadeyle, EGFR yolu osimertinib tarafından baskılandığında bazı tümörler büyümeyi sürdürmek için MET yolunu alternatif bir mekanizma olarak kullanabiliyor.</p>

<p>Savolitinib ise MET’i hedefleyen bir ilaç.</p>

<p>Bu nedenle kombinasyon tedavisinde osimertinib EGFR’yi baskılamaya devam ederken savolitinibin MET üzerinden gelişen direnç mekanizmasını hedeflemesi amaçlanıyor.</p>

<p>Kemoterapiye geçmeden direnci hedefleme yaklaşımı</p>

<p>SAFFRON sonuçlarının dikkat çeken yönlerinden biri de bu yaklaşım.</p>

<p>Osimertinibe direnç geliştiğinde doğrudan klasik kemoterapiye geçmek yerine, uygun hastalarda tümörün geliştirdiği direnç mekanizmasının belirlenmesi ve bu mekanizmanın ikinci bir hedefe yönelik ilaçla baskılanması mümkün olabilir.</p>

<p>Bu yaklaşım, kişiselleştirilmiş kanser tedavisinin önemli örneklerinden birini oluşturuyor.</p>

<p>Ancak bunun uygulanabilmesi için hastalığın ilerlemesinden sonra tümörün moleküler özelliklerinin yeniden değerlendirilmesi önem taşıyor. Çünkü kombinasyon bütün EGFR mutasyonlu hastalar için değil, MET ile ilişkili direnç özellikleri bulunan belirli bir hasta grubu için araştırılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çin’deki Faz III çalışmadan da olumlu sonuçlar gelmişti</p>

<p>Savolitinib ile osimertinib kombinasyonu daha önce Çin’de yürütülen SACHI Faz III çalışmasında da değerlendirilmişti.</p>

<p>The Lancet’ta yayımlanan çalışmada, kombinasyon tedavisi alan hastalarda hastalığın ilerlemeden kontrol altında tutulduğu medyan süre 8,2 ay olarak bildirilirken kemoterapi grubunda bu süre 4,5 ay olmuştu.</p>

<p>Araştırmada hastalığın ilerlemesi veya ölüm riskinin kombinasyon grubunda belirgin biçimde daha düşük olduğu bildirildi.</p>

<p>Tümörün tedaviye yanıt verme oranı da kombinasyon grubunda yüzde 58, kemoterapi grubunda yüzde 34 olarak kaydedildi.</p>

<p>SAFFRON çalışması ise yaklaşımın daha geniş ve uluslararası bir hasta grubundaki etkisini değerlendirmesi açısından önem taşıyor.</p>

<p>Yeni bir güvenlilik sorunu bildirilmedi</p>

<p>HUTCHMED’in açıkladığı ilk sonuçlara göre savolitinib-osimertinib kombinasyonunda daha önce bilinmeyen yeni bir güvenlilik sinyali ortaya çıkmadı.</p>

<p>Tedavinin güvenlilik profilinin iki ilaca ilişkin daha önceki verilerle genel olarak uyumlu olduğu bildirildi.</p>

<p>Ancak ayrıntılı yan etki oranları henüz açıklanmadı.</p>

<p>Bu nedenle tedavinin yarar-risk dengesinin tam olarak değerlendirilebilmesi için ayrıntılı Faz III sonuçlarının görülmesi gerekiyor.</p>

<p>Sonuçlar henüz yeni bir FDA veya EMA onayı anlamına gelmiyor</p>

<p>SAFFRON çalışmasının olumlu sonuçları, kombinasyonun bu hasta grubu için ABD veya Avrupa’da yeni bir kullanım onayı aldığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>HUTCHMED, sonuçları dünya genelindeki düzenleyici kurumlarla görüşmeyi ve verileri olası ruhsat başvurularını desteklemek amacıyla kullanmayı planlıyor.</p>

<p>Hem hastalığın ilerlemeden kontrol altında tutulduğu süre hem de genel sağkalım açısından araştırmanın hedeflerine ulaşması, düzenleyici değerlendirme açısından önem taşıyor.</p>

<p>Bununla birlikte olası ruhsat kararları, düzenleyici kurumların ayrıntılı klinik verileri değerlendirmesinin ardından verilecek.</p>

<p>Hastalar açısından ne ifade ediyor?</p>

<p>Sonuçlar özellikle osimertinib tedavisinden sonra hastalığı ilerleyen belirli EGFR mutasyonlu akciğer kanseri hastaları açısından önem taşıyor.</p>

<p>Bulgular ayrıntılı verilerle doğrulanır ve ileride tedavi kılavuzlarına yansırsa, hastalık ilerlediğinde yalnızca kanserin büyüdüğünün belirlenmesi değil, neden direnç geliştirdiğinin araştırılması da tedavi seçimi açısından daha önemli hale gelebilir.</p>

<p>MET amplifikasyonu veya MET proteininin aşırı üretimi gibi değişikliklerin belirlenmesi, uygun hastalarda sonraki tedavinin seçiminde rol oynayabilir.</p>

<p>Bu durum moleküler tanı ve tümör profillemesinin akciğer kanseri tedavisindeki önemini daha da artırabilir.</p>

<p>Kişiselleştirilmiş kanser tedavisinin yeni örneklerinden biri</p>

<p>SAFFRON çalışmasının ortaya koyduğu yaklaşım yalnızca iki kanser ilacının birlikte kullanılmasına dayanmıyor.</p>

<p>Araştırmanın temelinde, kanser hücrelerinin mevcut tedaviden kaçmak için geliştirdiği biyolojik mekanizmanın belirlenmesi ve bu mekanizmanın doğrudan hedef alınması bulunuyor.</p>

<p>Ayrıntılı sonuçların ilk açıklamaları doğrulaması halinde, belirli EGFR mutasyonlu ve MET pozitif hastalarda osimertinib sonrasında doğrudan kemoterapiye geçmek yerine iki farklı kanser yolunu aynı anda hedefleyen ağızdan ilaç kombinasyonu yeni bir tedavi seçeneği haline gelebilir.</p>

<p>Ancak mevcut sonuçların şirket tarafından açıklanan Faz III üst düzey verilere dayandığı unutulmamalı. Medyan sağkalım süreleri, ayrıntılı yan etki verileri ve farklı hasta gruplarındaki sonuçların bilimsel toplantıda sunulması ve ayrıntılı bilimsel değerlendirmeden geçmesi bekleniyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>HUTCHMED</li>
 <li>AstraZeneca</li>
 <li>SAFFRON Faz III klinik araştırması</li>
 <li>The Lancet</li>
 <li>SACHI Faz III klinik araştırması</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/akciger-kanserinde-tedavi-algoritmasini-degistirebilecek-faz-iii-basarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 12:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8375.jpeg" type="image/jpeg" length="98190"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Shanghai Ranking 2026’da Türkiye’nin üniversite tablosu değişti: İlk 1000’de 14 üniversite]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/shanghai-ranking-2026da-turkiyenin-universite-tablosu-degisti-ilk-1000de-14-universite</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/shanghai-ranking-2026da-turkiyenin-universite-tablosu-degisti-ilk-1000de-14-universite" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın önde gelen üniversite sıralamalarından Shanghai Ranking ARWU 2026 sonuçlarında Türkiye’den ilk 1000’e giren üniversite sayısı 11’den 14’e yükseldi. Hacettepe Üniversitesi 601-700 bandına yükselirken Sağlık Bilimleri Üniversitesi aynı banttaki yerini korudu. İstanbul Üniversitesi ise 501-600’den 601-700 bandına geriledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünyanın en çok takip edilen yükseköğretim sıralamalarından Academic Ranking of World Universities'ın (ARWU) 2026 sonuçları açıklandı. ShanghaiRanking Consultancy tarafından yayımlanan sonuçlar, Türkiye’nin ilk 1000’deki üniversite sayısında artış yaşandığını ancak üniversiteler bazında farklı yönlerde değişimler bulunduğunu gösterdi.</p>

<p>2025 yılında Türkiye’den 11 üniversite dünyanın ilk 1000 üniversitesi arasında yer alırken, 2026’da bu sayı 14’e çıktı.</p>

<p>Yeni sıralamada Türkiye’den üç üniversite 601-700, iki üniversite 701-800, altı üniversite 801-900 ve üç üniversite 901-1000 bandında yer aldı.</p>

<h2>601-700 bandında üç Türk üniversitesi</h2>

<p>ARWU 2026 sonuçlarına göre Türkiye'nin en üst sıralama bandında üç üniversite bulunuyor:</p>

<p><strong>601-700</strong></p>

<ul>
 <li>Hacettepe Üniversitesi</li>
 <li>İstanbul Üniversitesi</li>
 <li>Sağlık Bilimleri Üniversitesi</li>
</ul>

<p>Burada önemli bir metodolojik ayrıntı bulunuyor. ARWU, bu seviyedeki üniversitelere tek tek kesin dünya sırası vermiyor, kurumları sıralama bantları içerisinde açıklıyor.</p>

<p>Dolayısıyla 601-700 bandındaki Hacettepe Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesini kendi aralarında Türkiye 1'incisi, 2'ncisi veya 3'üncüsü şeklinde sıralamak doğru değil. Üç üniversite de ARWU 2026'da aynı dünya sıralama bandında bulunuyor.</p>

<h2>İstanbul Üniversitesi bir bant geriledi</h2>

<p>2025 ile 2026 sonuçları karşılaştırıldığında dikkat çeken değişikliklerden biri İstanbul Üniversitesinde yaşandı.</p>

<p>İstanbul Üniversitesi 2025 ARWU sıralamasında <strong>501-600 bandında</strong> bulunurken 2026 sonuçlarında <strong>601-700 bandına</strong> geriledi.</p>

<p>Böylece İstanbul Üniversitesi 2026’da Hacettepe Üniversitesi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile aynı sıralama bandında yer aldı.</p>

<h2>Hacettepe bir üst banda çıktı</h2>

<p>Hacettepe Üniversitesi açısından ise tablo ters yönde gelişti.</p>

<p>2025 yılında 701-800 bandında bulunan Hacettepe Üniversitesi, 2026 sıralamasında 601-700 bandına yükseldi.</p>

<p>Böylece Hacettepe bir yıllık dönemde bir üst ARWU bandına çıkmış oldu.</p>

<h2>Sağlık Bilimleri Üniversitesi yerini korudu</h2>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi ise iki yıl üst üste aynı sıralama bandında yer aldı.</p>

<p>2025 ARWU sonuçlarında 601-700 bandında bulunan Sağlık Bilimleri Üniversitesi, 2026 sonuçlarında da <strong>601-700 bandındaki konumunu korudu</strong>.</p>

<p>Üniversitenin 2026 göstergelerinde bilimsel yayın performansını ölçen PUB puanı <strong>37,4</strong>, kişi başına akademik performansı gösteren PCP puanı ise <strong>15,6</strong> olarak açıklandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Türkiye’nin 2026 ARWU tablosu</h2>

<p><strong>601-700 bandı</strong></p>

<ul>
 <li>Hacettepe Üniversitesi</li>
 <li>İstanbul Üniversitesi</li>
 <li>Sağlık Bilimleri Üniversitesi</li>
</ul>

<p><strong>701-800 bandı</strong></p>

<ul>
 <li>Ankara Üniversitesi</li>
 <li>Koç Üniversitesi</li>
</ul>

<p><strong>801-900 bandı</strong></p>

<ul>
 <li>Atatürk Üniversitesi</li>
 <li>Ege Üniversitesi</li>
 <li>Gazi Üniversitesi</li>
 <li>İstanbul Teknik Üniversitesi</li>
 <li>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa</li>
 <li>Marmara Üniversitesi</li>
</ul>

<p><strong>901-1000 bandı</strong></p>

<ul>
 <li>Erciyes Üniversitesi</li>
 <li>Orta Doğu Teknik Üniversitesi</li>
 <li>Yıldız Teknik Üniversitesi</li>
</ul>

<p>Böylece Türkiye, ARWU 2026'nın ilk 1000 listesinde toplam <strong>14 üniversiteyle</strong> temsil edildi.</p>

<h2>2025’te 11 üniversite ilk 1000’deydi</h2>

<p>2025 sonuçlarında Türkiye'nin tablosu şöyleydi:</p>

<p><strong>501-600</strong></p>

<ul>
 <li>İstanbul Üniversitesi</li>
</ul>

<p><strong>601-700</strong></p>

<ul>
 <li>Sağlık Bilimleri Üniversitesi</li>
</ul>

<p><strong>701-800</strong></p>

<ul>
 <li>Ankara Üniversitesi</li>
 <li>Hacettepe Üniversitesi</li>
 <li>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa</li>
 <li>Koç Üniversitesi</li>
</ul>

<p><strong>801-900</strong></p>

<ul>
 <li>Ege Üniversitesi</li>
 <li>İstanbul Teknik Üniversitesi</li>
</ul>

<p><strong>901-1000</strong></p>

<ul>
 <li>Atatürk Üniversitesi</li>
 <li>Gazi Üniversitesi</li>
 <li>Marmara Üniversitesi</li>
</ul>

<p>Böylece 2025’te 11 olan ilk 1000’deki Türk üniversitesi sayısı 2026’da 14’e yükseldi.</p>

<h2>Üç üniversite ilk 1000’e dahil oldu</h2>

<p>2026 sonuçlarında Türkiye açısından öne çıkan gelişmelerden biri de ilk 1000’de temsil edilen üniversite sayısındaki artış oldu.</p>

<p>Erciyes Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi 2026’da 901-1000 bandında yer aldı.</p>

<p>Bu değişimle Türkiye’nin ARWU ilk 1000’deki üniversite sayısı <strong>11’den 14’e çıkarak yaklaşık yüzde 27 arttı.</strong></p>

<p>Ancak üniversite sayısındaki artış ile üniversitelerin bireysel sıralama performansını birbirinden ayırmak gerekiyor. Türkiye 2026’da ilk 1000’de daha fazla kurumla temsil edilirken bazı üniversiteler üst banda yükseldi, bazıları yerini korudu, bazıları ise daha alt banda geçti.</p>

<h2>2025’ten 2026’ya kim yükseldi, kim geriledi?</h2>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <th>Üniversite</th>
   <th>2025</th>
   <th>2026</th>
   <th>Değişim</th>
  </tr>
  <tr>
   <td>İstanbul Üniversitesi</td>
   <td>501-600</td>
   <td>601-700</td>
   <td>Geriledi</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Sağlık Bilimleri Üniversitesi</td>
   <td>601-700</td>
   <td>601-700</td>
   <td>Korudu</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Hacettepe Üniversitesi</td>
   <td>701-800</td>
   <td>601-700</td>
   <td>Yükseldi</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Ankara Üniversitesi</td>
   <td>701-800</td>
   <td>701-800</td>
   <td>Korudu</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Koç Üniversitesi</td>
   <td>701-800</td>
   <td>701-800</td>
   <td>Korudu</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa</td>
   <td>701-800</td>
   <td>801-900</td>
   <td>Geriledi</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Ege Üniversitesi</td>
   <td>801-900</td>
   <td>801-900</td>
   <td>Korudu</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>İstanbul Teknik Üniversitesi</td>
   <td>801-900</td>
   <td>801-900</td>
   <td>Korudu</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Atatürk Üniversitesi</td>
   <td>901-1000</td>
   <td>801-900</td>
   <td>Yükseldi</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Gazi Üniversitesi</td>
   <td>901-1000</td>
   <td>801-900</td>
   <td>Yükseldi</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Marmara Üniversitesi</td>
   <td>901-1000</td>
   <td>801-900</td>
   <td>Yükseldi</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Erciyes Üniversitesi</td>
   <td>İlk 1000 dışında</td>
   <td>901-1000</td>
   <td>İlk 1000’e girdi</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Orta Doğu Teknik Üniversitesi</td>
   <td>İlk 1000 dışında</td>
   <td>901-1000</td>
   <td>İlk 1000’e girdi</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Yıldız Teknik Üniversitesi</td>
   <td>İlk 1000 dışında</td>
   <td>901-1000</td>
   <td>İlk 1000’e girdi</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<h2>ARWU hangi kriterlere bakıyor?</h2>

<p>Academic Ranking of World Universities, üniversiteleri ağırlıklı olarak araştırma performansı üzerinden değerlendiriyor.</p>

<p>Sıralamada Nobel Ödülü ve Fields Madalyası kazanan mezun ve akademisyenler, yüksek atıf alan araştırmacılar, Nature ve Science dergilerinde yayımlanan çalışmalar, bilimsel yayın performansı ve kişi başına akademik performans gibi göstergeler kullanılıyor.</p>

<p>ARWU her yıl 2 bin 500’den fazla üniversiteyi değerlendiriyor ve en iyi 1000 üniversiteyi yayımlıyor.</p>

<p>2026 sonuçlarının Türkiye açısından ortaya koyduğu genel tablo, ilk 1000’deki üniversite sayısının artması oldu. Bunun yanında Hacettepe Üniversitesi bir üst banda yükselirken Sağlık Bilimleri Üniversitesi 601-700 bandındaki yerini korudu, İstanbul Üniversitesi ise bir bant geriledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/shanghai-ranking-2026da-turkiyenin-universite-tablosu-degisti-ilk-1000de-14-universite</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/shanghai-ranking-2026da-turkiyeden-ilk-1000e-giren-universite-sayisi-14e-cikti-hacettepe-yukseldi-sbu-yerini-korudu-istanbul-universitesi-geriledi.jpg" type="image/jpeg" length="57825"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sosyal Eşitsizlik Biyolojik Yaşlanmayı Hızlandırıyor mu?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sosyal-esitsizlik-biyolojik-yaslanmayi-hizlandiriyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sosyal-esitsizlik-biyolojik-yaslanmayi-hizlandiriyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[23 ülkeden 65.919 kişinin verilerini kapsayan 140 çalışmanın meta-analizi, düşük sosyoekonomik durumun daha hızlı epigenetik yaşlanmayla ilişkili olduğunu gösterdi. İlişki özellikle hastalık ve ölüm riskiyle bağlantılı biyolojik süreçleri ölçmek üzere geliştirilen yeni nesil epigenetik saatlerde daha belirgindi. Bulgular sosyal eşitsizliğin yaşlanmaya doğrudan neden olduğunu kanıtlamıyor ancak yaşam koşullarının biyolojide iz bırakabileceği görüşünü güçlendiriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Almanya’daki Max Planck Institute for Human Development ile ABD’deki Columbia University araştırmacılarının yürüttüğü kapsamlı çalışma, ekonomik ve sosyal koşullar ile biyolojik yaşlanma arasındaki ilişkiye dair geniş bir bilimsel sentez ortaya koydu. Nature Human Behaviour dergisinde yayımlanan meta-analizde 23 ülkeden 79 ayrı kohorta ait 140 çalışma, 65.919 kişi ve toplam 1.065 istatistiksel etki büyüklüğü birlikte değerlendirildi. Sonuçlar, daha düşük sosyoekonomik düzeydeki kişilerde epigenetik saatlerle ölçülen yaşlanmanın ortalama olarak daha hızlı olma eğiliminde olduğunu gösterdi. [1]<br />
Takvim yaşı ile biyolojik yaş aynı şey değil<br />
Doğum tarihimiz değişmez. Ancak aynı yaşta iki insanın vücudu aynı hızda yaşlanmayabilir.<br />
Bir kişinin 55 yaşında olması kronolojik, yani takvim yaşını gösterir. Biyolojik yaş ise hücrelerin, dokuların ve organların zaman içinde ne kadar değiştiğini anlatmaya çalışan daha geniş bir kavramdır.<br />
Bilim insanları bu süreci ölçebilmek için farklı biyolojik göstergeler kullanıyor. Bunlardan biri “epigenetik saatler”.<br />
Epigenetik saatler, DNA üzerindeki metilasyon adı verilen kimyasal işaretlerin belirli örüntülerini analiz ediyor. DNA metilasyonu, genlerin kendisini değiştiren bir mutasyon değil; genlerin nasıl çalıştığını etkileyebilen kimyasal düzenlemelerden biri.<br />
Araştırmacılar binlerce DNA bölgesindeki bu işaretleri bilgisayar modelleriyle analiz ederek kişinin biyolojik yaşına veya yaşlanma hızına ilişkin tahminler oluşturabiliyor. [1]<br />
Araştırma 140 çalışmayı tek çatı altında topladı<br />
Yeni araştırma tek bir hastanede veya tek bir ülkede yürütülen klasik bir klinik çalışma değil.<br />
Araştırmacılar daha önce yayımlanmış bilimsel çalışmaların sonuçlarını sistematik biçimde bir araya getirerek meta-analiz yaptı. Meta-analiz, aynı soruyu araştıran çok sayıda çalışmanın sonuçlarının istatistiksel yöntemlerle birlikte değerlendirilmesi anlamına geliyor.<br />
Nihai veri setinde 140 çalışma, 79 bağımsız kohort ve 23 ülkeden 65.919 kişi bulunuyordu. Katılımcıların yaşları doğumdan 86 yaşına kadar uzanıyordu ve ortalama yaş yaklaşık 50 idi. Toplam 1.065 etki büyüklüğü çıkarıldı. [1]<br />
Bu 1.065 rakamı “1.065 ayrı kişi” anlamına gelmiyor. Aynı araştırmalardan farklı sosyoekonomik göstergeler veya farklı epigenetik saatlerle ilgili birden fazla istatistiksel sonuç elde edilebildiği için sayı katılımcı sayısından farklı.<br />
Düşük sosyoekonomik durum daha hızlı yaşlanmayla ilişkili bulundu<br />
Araştırmacılar gelir, eğitim ve diğer sosyoekonomik göstergeler ile epigenetik yaşlanma arasındaki ilişkiyi değerlendirdi.<br />
Genel sonuç, daha düşük sosyoekonomik düzeyde bulunan kişilerin daha yüksek sosyoekonomik düzeydekilere göre biyolojik olarak daha hızlı yaşlanma eğilimi gösterdiğini ortaya koydu. [1]<br />
Ancak burada önemli bir ayrıntı var: ilişki bütün epigenetik saatlerde aynı güçte değildi.<br />
Birinci nesil saatlerde sosyoekonomik durumla ilişki oldukça küçüktü. Korelasyon katsayısı yaklaşık eksi 0,03 olarak bulundu.<br />
İkinci nesil saatlerde ilişki eksi 0,11’e, üçüncü nesil saatlerde ise eksi 0,13’e çıktı. [1]<br />
Bu rakamlar “düşük gelirli insanlar yüzde 13 daha hızlı yaşlanıyor” anlamına gelmiyor.<br />
Korelasyon katsayısı iki değişken arasındaki ilişkinin yönünü ve gücünü gösteren istatistiksel bir ölçü. Eksi işareti, sosyoekonomik düzey düştükçe daha hızlı biyolojik yaşlanmanın daha sık görüldüğünü ifade ediyor.<br />
İlişkilerin büyüklüğü genel olarak küçük düzeydeydi; ancak farklı çalışmalar ve özellikle yeni nesil epigenetik saatlerde tutarlı biçimde görülmesi dikkat çekiciydi. [1]<br />
Yeni nesil biyolojik saatler eşitsizliğe daha duyarlı çıktı<br />
Epigenetik saatlerin farklı nesilleri farklı amaçlarla geliştirildi.<br />
İlk nesil saatler ağırlıklı olarak bir insanın takvim yaşını DNA metilasyonundan tahmin etmeye çalışıyor.<br />
İkinci nesil saatlerde amaç yalnızca kaç yaşında olduğunuzu tahmin etmek değil. Bu modeller sağlık sorunları ve ölüm riskiyle ilişkili biyolojik değişimleri de hesaba katacak şekilde geliştirildi.<br />
Üçüncü nesil saatler ise “kaç yaşında göründüğünüzden” çok vücudun hangi hızla yaşlandığını ölçmeye çalışıyor. [1]<br />
Meta-analizde sosyal eşitsizlikle en güçlü ilişkiler GrimAge, DunedinPoAm ve DunedinPACE olarak adlandırılan daha yeni biyolojik yaşlanma ölçümlerinde görüldü.<br />
Bu sonuç araştırmacılara göre önemli. Çünkü sosyoekonomik koşulların etkisi, yalnızca kronolojik yaşı tahmin eden eski saatlerden çok sağlık kaybı ve yaşlanma hızını yakalamaya çalışan yeni modellerde daha görünür hale geliyor. [1]<br />
Çocuklukta bile biyolojik izler görülebiliyor<br />
Araştırmanın dikkat çekici bölümlerinden biri çocukları kapsayan çalışmaların ayrı değerlendirilmesiydi.<br />
Çocukluk dönemindeki DNA metilasyonuna ait 113 etki büyüklüğünün incelendiği analizde, düşük sosyoekonomik koşullarda yaşayan çocuklarda üçüncü nesil biyolojik saatlerle ölçülen yaşlanma hızının daha yüksek olduğu görüldü.<br />
Üçüncü nesil saatlerde ilişki yaklaşık eksi 0,16 düzeyindeydi. DunedinPoAm adlı ölçümde ilişki yaklaşık eksi 0,18 olarak bulundu. Buna karşılık eski nesil saatlerde belirgin bir ilişki saptanmadı. [1]<br />
Bu sonuç “yoksul bir çocuk daha yaşlıdır” anlamına gelmiyor.<br />
Çocukluk döneminde kullanılan epigenetik saatlerin büyüme ve gelişmeyle ilişkili biyolojik değişimleri de yakalayabilmesi mümkün. Bu nedenle çocuklardaki sonuçların yetişkinlerdeki biyolojik yaşlanma ölçümleriyle tamamen aynı anlamı taşıdığı varsayılmamalı. [1]<br />
Bulgular yine de büyüme ve gelişme dönemindeki sosyal çevrenin vücudun bazı moleküler sistemleriyle ilişkili olabileceğini düşündürüyor.<br />
Çocukluk koşullarının izi yetişkinlikte de görülebilir<br />
Araştırmacılar çocukluk dönemindeki sosyoekonomik durum ile yetişkinlikte ölçülen epigenetik yaşlanmayı da değerlendirdi.<br />
Daha dezavantajlı çocukluk koşullarında büyüyen yetişkinlerin bazı yeni nesil biyolojik saatlerde daha hızlı yaşlanma eğilimi gösterdiği görüldü. [1]<br />
Ancak bu bölümde önemli bir sınırlılık vardı.<br />
Çocukluk koşullarına ilişkin verilerin önemli bir kısmı insanların yıllar sonra kendi geçmişlerini hatırlayarak verdikleri bilgilere dayanıyordu. Ayrıca aynı kişilerin DNA’sı çocukluktan yaşlılığa kadar düzenli biçimde izlenmemişti.<br />
Bu nedenle bulgular yaşamın erken dönemindeki dezavantajın ileride biyolojik yaşlanmaya kesin olarak neden olduğunu kanıtlamıyor.<br />
Yetişkinlikteki eşitsizlikte ilişki daha belirgin<br />
Yetişkinlerin mevcut sosyoekonomik durumu ile yetişkinlikteki DNA metilasyonu birlikte değerlendirildiğinde de benzer bir tablo görüldü.<br />
Üçüncü nesil biyolojik saatlerde ilişki yaklaşık eksi 0,14, ikinci nesil saatlerde eksi 0,11 iken birinci nesil saatlerde yalnızca eksi 0,02 düzeyindeydi. [1]<br />
GrimAge, DunedinPoAm ve DunedinPACE isimli ölçümler yetişkinlerdeki sosyal farklılıklara karşı en güçlü ilişkileri gösteren saatler arasında yer aldı.<br />
Bu sonuç yeni nesil saatlerin yaşam koşullarının biyolojik karşılığını araştırmak için daha uygun araçlar olabileceğini düşündürüyor.<br />
Para tek başına açıklama değil<br />
“Sosyoekonomik durum” yalnızca kişinin banka hesabındaki para anlamına gelmiyor.<br />
Bu kavram eğitim, gelir ve mesleki konum gibi birbirleriyle bağlantılı sosyal göstergeleri kapsayabiliyor.<br />
Daha dezavantajlı sosyoekonomik koşullar; kronik stres, çevresel risklere daha fazla maruz kalma, sağlıklı besine ulaşmada güçlük, sağlık hizmetlerine erişimde eşitsizlik veya fiziksel aktivite ve uyku düzenini etkileyen yaşam koşullarıyla birlikte görülebiliyor.<br />
Ancak meta-analiz bu olası mekanizmaların tümünü ayrı ayrı ölçmedi.<br />
Bu nedenle sonuçları “az para hücreleri doğrudan yaşlandırıyor” şeklinde okumak bilimsel olarak doğru değil.<br />
Araştırmanın gösterdiği şey, farklı sosyoekonomik göstergeler ile epigenetik yaşlanma ölçümleri arasında birçok çalışmada tekrarlanan bir ilişki bulunması.<br />
Sigara ve vücut ağırlığı ilişkinin bir bölümünü açıklayabilir<br />
Araştırmacılar çalışmaların sigara kullanımı ve vücut kitle indeksi gibi faktörleri hesaba katıp katmadığını da değerlendirdi.<br />
Sigara kullanımı için istatistiksel düzeltme yapıldığında sosyoekonomik durum ile GrimAge arasındaki ilişki yaklaşık eksi 0,16’dan eksi 0,07’ye, DunedinPoAm ile ilişki ise yaklaşık eksi 0,17’den eksi 0,06’ya geriledi. Vücut kitle indeksi için düzeltmelerde de bazı ilişkilerin zayıfladığı görüldü. [1]<br />
Bu sonuç, sigara kullanımı ve vücut ağırlığı gibi sağlıkla ilişkili faktörlerin sosyal koşullar ile bazı biyolojik yaşlanma ölçümleri arasındaki bağlantının bir bölümünü açıklayabileceğini düşündürüyor.<br />
Ancak bu faktörlerin kesin olarak “aracı neden” olduğu gösterilmiş değil. Üstelik bütün epigenetik saatlerde aynı ölçüde zayıflama görülmedi.<br />
Bu da tablonun tek bir davranış veya tek bir sağlık göstergesiyle açıklanamayacak kadar karmaşık olabileceğine işaret ediyor.<br />
Irk ve etnik köken analizleri yalnızca ABD verilerine dayanıyordu<br />
Meta-analiz, sosyoekonomik durumun yanında araştırmalarda kişilerin kendi bildirdiği ırk ve etnik kimlik ile epigenetik yaşlanma arasındaki farklılıkları da değerlendirdi.<br />
Bu bölümde kullanılan verilerin tamamı ABD’deki kohortlardan geldi. Bazı yeni nesil epigenetik saatlerde siyah ve Latin kökenli katılımcılarda beyaz katılımcılara kıyasla daha hızlı biyolojik yaşlanma göstergeleri saptandı. [1]<br />
Ancak özellikle bazı Latin kökenli–beyaz karşılaştırmalarında çalışmalar arasında yüksek heterojenlik, yani sonuçların birbirinden belirgin biçimde farklılaşması görüldü. Bazı analizlerde yayın yanlılığı ihtimali de göz ardı edilemedi. [1]<br />
Bu nedenle sonuçların bütün gruplara genellenmesi konusunda dikkatli olunması gerekiyor.<br />
Araştırmacılar ayrıca bu bulguların genetik veya doğuştan gelen biyolojik farklılıklar olarak yorumlanmaması gerektiğine dikkat çekiyor.<br />
Kişinin bildirdiği ırk veya etnik kimlik; ayrımcılık, ekonomik eşitsizlik, yaşanılan çevredeki ayrışma veya sağlık hizmetlerine erişimdeki farklılıklar gibi yapısal faktörleri doğrudan ölçmüyor.<br />
Dolayısıyla çalışma, gözlenen epigenetik farklılıkların hangi sosyal mekanizmalardan kaynaklandığını belirleyemiyor. [1]<br />
Epigenetik saatler kaderi göstermiyor<br />
Biyolojik yaş testleri son yıllarda ticari ürünlere de konu oluyor. Ancak bu araştırmadan hareketle tek bir epigenetik saat sonucunu kişinin ne kadar yaşayacağını gösteren kesin bir ölçüm olarak görmek doğru değil.<br />
Araştırmacılar biyolojik yaşlanmanın bugün için tek bir altın standart ölçümünün bulunmadığını özellikle belirtiyor. [1]<br />
Farklı epigenetik saatler farklı biyolojik özellikleri ölçüyor ve aynı insanda bile birbirinden farklı sonuçlar verebiliyor.<br />
Bu çalışmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de tam olarak bu: Sosyal koşullarla ilişki, kullanılan saatin türüne göre ciddi biçimde değişiyor.<br />
Dolayısıyla “biyolojik yaşım 65 çıktı, ömrüm kısaldı” gibi bireysel yorumlar bilimsel verinin taşıyabileceğinden çok daha ileri sonuçlar olur.<br />
Çalışma nedensellik kanıtlamıyor<br />
140 araştırmanın sonuçlarının bir araya getirilmiş olması kanıt gücünü artırıyor ancak önemli bir sınırı ortadan kaldırmıyor.<br />
Meta-analizdeki çalışmaların büyük bölümü gözlemsel araştırmalardan oluşuyor. Bu nedenle düşük sosyoekonomik durumun epigenetik yaşlanmayı doğrudan hızlandırdığını söylemek mümkün değil.<br />
Ters yönlü ilişkiler ve ölçülmemiş başka faktörler de sonuçları etkileyebilir.<br />
Araştırmacılar ayrıca veri setlerinin yüksek gelirli ülkelerde yoğunlaştığını belirtiyor. Kohortların yüzde 52’si ABD’den, yaklaşık yüzde 9’u İngiltere’dendi. Kohortların yarıdan fazlasında katılımcıların çoğunluğunu beyaz bireyler oluşturuyordu. [1]<br />
Dolayısıyla sonuçların dünyanın bütün toplumlarını aynı ölçüde temsil ettiği söylenemez.<br />
Sosyal koşullar sağlıklı yaşlanmanın parçası olabilir<br />
Longevity araştırmaları sıklıkla beslenme, egzersiz, uyku, genetik veya yeni ilaçlar üzerinden tartışılıyor. Yeni meta-analiz ise sağlıklı yaşlanmanın yalnızca bireyin yaptığı seçimlerden ibaret olmayabileceğine dikkat çekiyor.<br />
Eğitim, gelir ve mesleki koşullar gibi sosyal faktörler uzun yıllar boyunca sağlıkla bağlantılı çok sayıda davranışsal ve çevresel etkenle birlikte ilerleyebilir.<br />
Bununla birlikte çalışma, gelir artırmanın veya tek bir sosyal müdahalenin epigenetik yaşlanmayı yavaşlatacağını henüz göstermiyor. Bunu anlayabilmek için insanların sosyal koşullarındaki değişimleri ve biyolojik yaşlanma ölçümlerini yıllar boyunca birlikte izleyen daha güçlü uzunlamasına araştırmalara ihtiyaç var.<br />
Nature Human Behaviour’de yayımlanan meta-analizin ortaya koyduğu en önemli tablo bu nedenle “yoksulluk insanı şu kadar yıl yaşlandırıyor” gibi basit bir denklem değil. Bulgular, sosyal dezavantaj ile biyolojik yaşlanma arasında küçük fakat çok sayıda çalışma ve farklı yaşam dönemlerinde tekrarlanan bir ilişki bulunduğunu gösteriyor. Yeni nesil epigenetik saatlerin bu ilişkiyi daha belirgin yakalaması ise longevity araştırmalarına önemli bir hatırlatma getiriyor: Sağlıklı yaşlanmayı anlamak için yalnızca hücrelere değil, insanların içinde yaşadığı sosyal koşullara da bakmak gerekiyor.<br />
Kaynaklar<br />
[1] Willems YE, Rezaki AD, Aikins M, Bahl A, Wu Q, Belsky DW, Raffington L. Social determinants of health and epigenetic clocks: a systematic review and meta-analysis of 140 studies. Nature Human Behaviour. 2026. DOI: 10.1038/s41562-026-02477-6.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧬 Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sosyal-esitsizlik-biyolojik-yaslanmayi-hizlandiriyor-mu</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 09:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/sosyal-esitsizlik-biyolojik-yaslanma-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="45555"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Egzersiz Yumurtalık Yaşlanmasını Yavaşlatabilir mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/egzersiz-yumurtalik-yaslanmasini-yavaslatabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/egzersiz-yumurtalik-yaslanmasini-yavaslatabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nature Aging’de yayımlanan araştırmada, İngiltere ve ABD’den toplam 164.853 kişinin verilerinin incelendiği iki kesitsel analizde, daha yüksek fiziksel aktivite düzeyi ile menopoz durumu arasında ilişki bulundu. Fare deneylerinde ise düzenli egzersiz yumurtalık rezervinin bazı göstergelerini korudu ve bu etkinin bir bölümünde adiponektin adlı hormonun rol oynadığı belirlendi. İnsan verileri gözlemsel olduğu için çalışma, egzersizin menopozu geciktirdiğini henüz kanıtlamıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çin’de Guangzhou Medical University öncülüğündeki araştırmacılar, fiziksel aktivitenin yumurtalık yaşlanması üzerindeki etkisini hem büyük insan veri kümelerinde hem de fare deneylerinde inceledi. UK Biobank’tan 152.435, ABD Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Araştırması’ndan (NHANES) 12.418 kişinin dahil edildiği analizlerde fiziksel aktivite düzeyi ile menopoz durumu arasında ilişki görüldü. Deneysel bölümde ise egzersiz yapan dişi farelerde yumurtalık rezervinin bazı göstergeleri daha iyi korundu. [1]<br />
Yumurtalıklar vücudun erken yaşlanan organlarından biri<br />
Yumurtalık yaşlanması yalnızca menopoz anlamına gelmiyor.<br />
Kadınlar belirli sayıda yumurta hücresini çevreleyen foliküllerle dünyaya geliyor. Yaş ilerledikçe bu rezerv azalıyor; yumurtalıkların hormon üretimi ve üreme kapasitesi de zaman içinde değişiyor.<br />
“Yumurtalık rezervi” denildiğinde, basitçe yumurtalıklarda kalan ve gelişme potansiyeli taşıyan folikül havuzu anlaşılabilir.<br />
Bu süreç sonunda menopoz ortaya çıkıyor. Menopoz, yumurtalıkların hormonal faaliyetindeki yaşa bağlı değişimlerle birlikte adet döngülerinin kalıcı olarak sona erdiği yaşam dönemini ifade ediyor.<br />
Araştırmacılar, insan ömrünün uzamasına rağmen yumurtalıkların biyolojik yaşlanmasının diğer birçok organdan daha erken başlamasının sağlıklı yaşlanma araştırmaları açısından önemli olduğunu belirtiyor. [1]<br />
Yaklaşık 165 bin kişinin verileri incelendi<br />
Çalışmanın insanlara ilişkin bölümünde iki büyük veri kaynağı kullanıldı.<br />
UK Biobank analizine 152.435 kişi dahil edildi. İkinci analizde ise ABD’de yürütülen NHANES araştırmasından 12.418 kişinin verileri değerlendirildi. Böylece iki veri setinde toplam 164.853 katılımcının bilgileri incelendi. [1]<br />
Araştırmacılar fiziksel aktiviteyi günlük hareket süresi ve MET adı verilen ölçüyle değerlendirdi.<br />
MET, yapılan bir aktivitenin dinlenmeye göre ne kadar enerji harcattığını gösteren bir ölçü. Örneğin sakin oturmakla tempolu yürümek aynı MET değerine sahip değil; aktivitenin yoğunluğu arttıkça enerji harcaması da yükseliyor.<br />
UK Biobank verilerinde menopoz öncesindeki katılımcıların fiziksel aktivite düzeylerinin menopoz sonrasındaki katılımcılardan daha yüksek olduğu görüldü. Benzer ilişki NHANES verilerinde de desteklendi. [1]<br />
Bu sonuç “egzersiz menopozu geciktirir” demek değil<br />
İnsan verilerinin nasıl yorumlandığı burada büyük önem taşıyor.<br />
Araştırmanın insanlara ilişkin bölümü kesitsel. Yani fiziksel aktivite ile menopoz durumu belirli bir dönemde karşılaştırıldı. Katılımcılar yıllarca izlenerek “şu kadar egzersiz yapan kadınların menopozu şu kadar yıl gecikti” şeklinde bir deney yapılmadı.<br />
Bu nedenle neden ile sonucu birbirinden kesin olarak ayırmak mümkün değil.<br />
Daha fazla hareket etmek yumurtalık yaşlanmasını etkiliyor olabilir. Ancak menopoz sonrasındaki hormonal, fiziksel veya yaşam tarzı değişikliklerinin insanların aktivite düzeyini azaltmış olması da mümkün.<br />
Araştırmacılar bu nedenle insan verilerini neden-sonuç kanıtı olarak değil, fiziksel aktivite ile menopoz arasındaki ilişkiyi gösteren gözlemsel bulgular olarak değerlendiriyor. [1]<br />
Asıl mekanizma fare deneylerinde araştırıldı<br />
İnsan verilerindeki ilişkiyi daha ayrıntılı incelemek isteyen ekip, dişi farelerde kontrollü egzersiz deneyleri gerçekleştirdi.<br />
İki aylık farelere dört hafta boyunca haftada beş gün koşu bandında egzersiz yaptırıldı. Egzersiz günde 30 dakika sürdü ve koşu hızı dakikada 15 metre olarak ayarlandı. [1]<br />
Araştırmacılar daha sonra yumurtalık dokusunu inceledi.<br />
Egzersiz yapan farelerde primordial folikül olarak adlandırılan, henüz gelişmeye başlamamış en erken foliküllerin ve toplam folikül sayısının kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu görüldü. [1]<br />
Primordial foliküller, yumurtalık rezervinin temel deposu olarak düşünülebilir. Bu havuz zamanla azaldığı için rezervin daha uzun süre korunması yumurtalık yaşlanması araştırmalarında önemli bir gösterge.<br />
Yumurtalık dokusundaki AMH düzeyi arttı<br />
Farelerde egzersiz sonrasında yumurtalık dokusundaki anti-Müllerian hormon, kısa adıyla AMH protein düzeyinin arttığı belirlendi. [1]<br />
AMH, yumurtalıklardaki gelişmekte olan foliküller tarafından üretilen bir hormon. Klinik uygulamada yumurtalık rezervini değerlendirmeye yardımcı olan göstergelerden biri olarak kullanılıyor.<br />
Ancak AMH’nin yüksek olması tek başına “doğurganlık yüksek” veya “yumurtalar daha kaliteli” anlamına gelmiyor.<br />
Araştırmadaki fare bulgusu, egzersizin yumurtalık rezervinin bazı biyolojik işaretlerini koruyabileceğine işaret ediyor; insanlarda aynı etkinin gerçekleştiğini doğrudan göstermiyor.<br />
Egzersiz sonrası adiponektin dikkat çekti<br />
Araştırmacılar daha sonra egzersizin yumurtalıklarda bu değişimi nasıl oluşturabileceğine odaklandı.<br />
Öne çıkan molekül adiponektin oldu.<br />
Adiponektin, büyük ölçüde yağ dokusundan salgılanan ve enerji metabolizması, insülin duyarlılığı ve inflamasyonla ilişkili süreçlerde görev alan bir hormon. Araştırmalar ayrıca yumurtalık dokusunda da düşük düzeylerde yerel adiponektin üretilebildiğini gösteriyor.<br />
Farelerde egzersiz sonrasında yumurtalıktaki adiponektin düzeyinin belirgin biçimde arttığı görüldü. [1]<br />
Bu bulgu tek başına adiponektinin koruyucu etkinin nedeni olduğunu göstermek için yeterli değildi. Araştırmacılar bunun üzerine hormonun etkisini doğrudan sınayan ek deneyler yaptı.<br />
Adiponektin sinyali azaltılınca koruyucu etki zayıfladı<br />
Araştırmacılar adiponektin sinyalini genetik ve deneysel yöntemlerle azalttıklarında egzersizin yumurtalık rezervini koruyucu etkisinin önemli bir bölümünün zayıfladığını gördü. [1]<br />
Başka bir ifadeyle adiponektin sistemi gerektiği gibi çalışmadığında egzersizin yumurtalık dokusunda sağladığı avantajın bir bölümü kayboldu.<br />
Bu sonuç, adiponektinin egzersiz ile yumurtalık yaşlanması arasındaki biyolojik bağlantının önemli parçalarından biri olabileceğini düşündürüyor.<br />
Ancak mekanizmanın yalnızca adiponektinden oluştuğunu söylemek için henüz erken. Egzersiz çok sayıda hormon, metabolik yol ve hücresel sinyal üzerinden etkili olabiliyor. [1]<br />
Deneysel bir molekül üreme yaşam süresini uzattı<br />
Çalışmada adiponektinin bağlandığı reseptörleri uyaran AdipoRon adlı deneysel bir molekül de kullanıldı.<br />
AdipoRon verilen yaşlı farelerde üreme kapasitesinin ileri yaşlarda daha uzun süre korunduğu ve toplam üreme yaşam süresinin uzadığı bildirildi. [1]<br />
Bu sonuç gelecekte adiponektin yolunun yeni tedavi hedefleri açısından araştırılabileceğini düşündürüyor.<br />
Ancak AdipoRon bugün insanlarda yumurtalık yaşlanmasını geciktirmek amacıyla kullanılan onaylanmış bir ilaç değil. Farelerde elde edilen sonuçları doğrudan insan tedavisine çevirmek mümkün değil.<br />
Araştırmanın bu bölümü şimdilik mekanizmayı anlamaya yönelik deneysel bir bulgu niteliğinde.<br />
Genetik analiz de adiponektin bağlantısını destekledi<br />
Araştırmacılar insan verilerinde adiponektinle ilişkili genetik farklılıkları da inceledi.<br />
Önce 146.609 UK Biobank katılımcısında adiponektin sistemiyle ilişkili yedi genetik varyant değerlendirildi. Doğal menopoza girmiş 97.032 kişilik alt grupta ise iki varyantın menopoz yaşında yaklaşık 1,0 ve 1,3 aylık gecikmeyle ilişkili olduğu görüldü. [1]<br />
Bu fark klinik açıdan büyük değil.<br />
Ancak araştırmacılar açısından önemi, farelerde ortaya çıkan adiponektin mekanizmasının insan biyolojisinde de araştırılmaya değer olabileceğine dair ek bir ipucu sağlaması.<br />
Daha fazla egzersiz her zaman daha iyi anlamına gelmiyor<br />
Araştırmadan “ne kadar fazla egzersiz yapılırsa yumurtalıklar o kadar genç kalır” sonucu çıkarılamaz.<br />
Çalışma insanlarda yumurtalık yaşlanmasını yavaşlatmak için gerekli ideal egzersiz süresini, yoğunluğunu veya türünü belirlemedi.<br />
Üstelik aşırı egzersiz özellikle vücudun ihtiyacını karşılamayan düşük enerji alımıyla birleştiğinde adet düzensizliği ve üreme sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabiliyor.<br />
Araştırmacılar da çok yüksek fiziksel aktivite düzeylerinin üreme sağlığı üzerindeki etkilerinin her koşulda aynı olmadığını belirtiyor. [1]<br />
Dolayısıyla çalışmanın günlük yaşam açısından mesajı profesyonel spor düzeyinde egzersiz yapmak değil; düzenli fiziksel aktivitenin sağlıklı yaşlanmanın başka alanlarında olduğu gibi kadın üreme biyolojisi açısından da araştırılması gereken önemli bir yaşam tarzı faktörü olabileceği.<br />
Çalışmanın önemli sınırlılıkları var<br />
164 binden fazla insanın verisinin kullanılması araştırmanın güçlü yönlerinden biri olsa da büyük örneklem, neden-sonuç sorununu ortadan kaldırmıyor.<br />
UK Biobank ve NHANES analizleri kesitseldi. Fiziksel aktivite ölçümleri ve menopozla ilgili bazı bilgiler katılımcıların bildirimlerine dayanıyordu. [1]<br />
Bu nedenle araştırma, daha fazla egzersizin kadınlarda menopoz yaşını doğrudan ileri taşıdığını kanıtlamıyor.<br />
Fare deneyleri mekanizma açısından daha güçlü kanıt sağlasa da insan ve fare üreme biyolojisi aynı değil. Farede bir aylık kontrollü koşu programından elde edilen sonucu insanlara belirli bir egzersiz reçetesi olarak çevirmek doğru olmaz.<br />
Nature Aging’de yayımlanan çalışma bu nedenle egzersizin kadınlarda menopozu geciktirdiğini göstermiş değil. Bunun yerine yaklaşık 165 bin kişilik insan verisinde görülen ilişkiyi kontrollü fare deneyleri ve adiponektin mekanizmasıyla destekleyen önemli bir araştırma sunuyor. En dikkat çekici sonuç ise egzersizin etkisinin yalnızca kas, kalp ve metabolizmayla sınırlı olmayabileceği; yumurtalık yaşlanmasının da vücudun genel hormonal ve metabolik durumundan etkilenebileceği fikrini güçlendirmesi.<br />
Kaynaklar<br />
[1] Li B, Zheng N, Luo T, et al. Physical activity delays ovarian aging in part through adiponectin-related signaling pathways. Nature Aging. 2026. DOI: 10.1038/s43587-026-01177-0.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧬 Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/egzersiz-yumurtalik-yaslanmasini-yavaslatabilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 08:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/egzersiz-yumurtalik-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="99114"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk girişimcilerin kurduğu Provenance’a 20 milyon dolar değerleme üzerinden yatırım]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/turk-girisimcilerin-kurdugu-provenancea-20-milyon-dolar-degerleme-uzerinden-yatirim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/turk-girisimcilerin-kurdugu-provenancea-20-milyon-dolar-degerleme-uzerinden-yatirim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Finans ekiplerinin yoğun emek gerektiren model ve doküman inceleme süreçlerini yapay zekâ ile hızlandırmayı hedefleyen Provenance, yatırım turuna yeni yatırımcıların katıldığını açıkladı. Türk girişimciler Tuna Üsküdar ve Arda Dinç tarafından kurulan şirketin yatırım turunda değerlemesi 20 milyon dolar olarak belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Provenance yatırımcı kadrosunu genişletti</p>

<p>Finans dünyasında yapay zekâ kullanımına odaklanan teknoloji girişimi Provenance, yeni yatırımlarla büyüme yolculuğunu sürdürüyor.</p>

<p>Daha önce Glasswing Ventures ve Jackson Square Ventures tarafından desteklenen girişime, girişim sermayesi fonu 212 de yatırım yaptı. 212, Provenance’a 20 milyon dolar değerleme üzerinden 500 bin dolar yatırım gerçekleştirerek şirketin yatırımcıları arasına katıldı.</p>

<p>Aynı yatırım turuna SSC Venture Partners da 100 bin dolarlık yatırımla dahil oldu. Böylece Provenance, finans teknolojileri ve yapay zekâ kesişimindeki ürününü geliştirmek için yatırımcı tabanını genişletti.</p>

<p>Peter Bell de yatırımcılar arasında</p>

<p>Provenance’ın yeni yatırımcıları arasında teknoloji sektöründe uzun yıllara dayanan deneyime sahip Peter Bell de bulunuyor.</p>

<p>StorageNetworks’ün kurucusu ve eski CEO’su olan Bell, şirketi halka arz eden isim olarak teknoloji dünyasında tanınıyor. Bell daha sonraki dönemde Amity Ventures bünyesinde yatırımcı olarak farklı teknoloji şirketlerine destek verdi.</p>

<p>Türk girişimcilerin yapay zekâ girişimi</p>

<p>Tuna Üsküdar ve Arda Dinç tarafından kurulan Provenance, özellikle finans profesyonellerinin günlük iş akışlarında karşılaştıkları zaman kaybını azaltmayı amaçlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Finans ekipleri şirket değerlemeleri, yatırım süreçleri ve çeşitli işlemler sırasında kapsamlı finansal modeller, sunumlar ve işlem dokümanları üzerinde çalışıyor. Bu belgelerin farklı sürümlerinin karşılaştırılması, değişikliklerin belirlenmesi ve rakamların kaynaklarıyla doğrulanması ise önemli ölçüde zaman gerektirebiliyor.</p>

<p>Provenance’ın geliştirdiği yapay zekâ tabanlı platform, bu sürecin daha hızlı ve sistematik yürütülmesine yardımcı olmayı hedefliyor.</p>

<p>Platform; finansal modellerde ve dokümanlarda sürümler arasında yapılan değişiklikleri analiz edebiliyor, rakamların kaynaklarla karşılaştırılmasına yardımcı oluyor ve karmaşık finansal modellerin incelenmesini kolaylaştırıyor.</p>

<p>Finans profesyonellerinin iş yükünü azaltmayı hedefliyor</p>

<p>Yapay zekânın finans sektöründeki kullanım alanları giderek genişlerken Provenance, teknolojisini doğrudan profesyonel finans ekiplerinin iş akışlarına konumlandırıyor.</p>

<p>Girişimin temel hedefi, uzmanların saatler sürebilen manuel kontrol ve karşılaştırma işlemlerine ayırdığı zamanı azaltarak analiz ve karar süreçlerine daha fazla odaklanabilmelerini sağlamak.</p>

<p>Yeni yatırımın ardından Provenance’ın ürün geliştirme çalışmalarını ve finans sektöründeki kullanım alanlarını genişletmeye odaklanması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/turk-girisimcilerin-kurdugu-provenancea-20-milyon-dolar-degerleme-uzerinden-yatirim</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 07:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8361.jpeg" type="image/jpeg" length="95244"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ameliyat mı, ışın tedavisi mi, takip mi? Prostat kanserinde çarpıcı sonuç]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ameliyat-mi-isin-tedavisi-mi-takip-mi-prostat-kanserinde-carpici-sonuc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ameliyat-mi-isin-tedavisi-mi-takip-mi-prostat-kanserinde-carpici-sonuc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere’de yürütülen ve 1.643 erkeğin dahil edildiği ProtecT araştırmasının 15 yıllık sonuçları, erken evrede ve prostata sınırlı kanserlerde hastalığa bağlı ölüm oranının aktif izlem, ameliyat ve radyoterapi gruplarında düşük kaldığını gösterdi. Ancak aktif izlem grubunda hastalığın ilerlemesi ve yayılması daha sık görüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Prostat kanseri denildiğinde akla çoğu zaman hızla tedaviye başlanması geliyor. Ancak hastalığın her erkekte aynı hızda ilerlemediğini gösteren uzun dönemli bilimsel veriler, özellikle prostata sınırlı ve uygun risk özelliklerine sahip kanserlerde tedavi kararının kişiye göre verilmesinin önemini ortaya koyuyor.</p>

<p>İngiltere’de gerçekleştirilen geniş kapsamlı ProtecT çalışmasının 15 yıllık takip sonuçları, bu konuda şimdiye kadar elde edilen en önemli uzun dönemli veriler arasında bulunuyor.</p>

<p>New England Journal of Medicine’da yayımlanan araştırmada, prostata sınırlı kanser tanısı alan 1.643 erkek aktif izlem, prostatın cerrahi olarak çıkarılması ve radyoterapi olmak üzere üç gruba ayrıldı.</p>

<p>Katılımcılar tanı sırasında 50 ile 69 yaş arasındaydı. Ortanca takip süresi 15 yıl olurken bazı hastalar 21 yıla kadar izlendi.</p>

<p>Prostat kanserine bağlı ölüm üç grupta da düşük kaldı</p>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu prostat kanserine bağlı ölüm oranlarında ortaya çıktı.</p>

<p>15 yıllık takip sonunda prostat kanseri nedeniyle toplam 45 kişi hayatını kaybetti. Bu, araştırmaya katılanların yüzde 2,7’sine karşılık geldi.</p>

<p>Prostat kanserine bağlı ölüm oranları:</p>

<ul>
 <li>Aktif izlem grubunda yüzde 3,1</li>
 <li>Ameliyat grubunda yüzde 2,2</li>
 <li>Radyoterapi grubunda yüzde 2,9</li>
</ul>

<p>olarak belirlendi.</p>

<p>Araştırmacılar üç yaklaşım arasında prostat kanserine bağlı ölüm açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptamadı.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, 15 yıl sonunda prostat kanserine özgü sağkalım üç grupta da yaklaşık yüzde 97 düzeyindeydi.</p>

<p>Ancak aktif izlemin önemli bir farkı vardı</p>

<p>Sonuçlar, “tedaviye gerek yok” anlamına gelmiyor.</p>

<p>Aktif izlem grubunda hastalığın ilerlemesi ve vücudun başka bölgelerine yayılması, ameliyat veya radyoterapi uygulanan hastalara göre daha sık görüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanserin başka bölgelere yayıldığı hasta oranı aktif izlem grubunda yüzde 9,4 olurken, bu oran ameliyat grubunda yüzde 4,7 ve radyoterapi grubunda yüzde 5 olarak kaydedildi.</p>

<p>Klinik olarak hastalığın ilerlemesi de aktif izlem grubunda yüzde 25,9’a ulaştı. Aynı oran ameliyat uygulananlarda yüzde 10,5, radyoterapi alanlarda ise yüzde 11 olarak belirlendi.</p>

<p>Bu sonuç, aktif izlemin hiçbir şey yapmadan beklemek anlamına gelmediğini gösteriyor.</p>

<p>Aktif izlemde hasta düzenli olarak takip ediliyor. PSA ölçümleri, muayene, görüntüleme ve gerektiğinde biyopsi gibi yöntemlerle tümörün davranışı değerlendiriliyor. Hastalığın ilerlediğini düşündüren bir değişiklik ortaya çıkarsa tedavi gündeme geliyor.</p>

<p>Dört hastadan yaklaşık biri tedavi almadan yaşamını sürdürdü</p>

<p>Araştırmanın dikkat çeken bir başka sonucu ise aktif izlem grubundaki bazı erkeklerin uzun yıllar boyunca radikal tedaviye ihtiyaç duymaması oldu.</p>

<p>15 yıllık takip sonunda aktif izlem grubundaki 133 erkek, yani grubun yüzde 24,4’ü hayattaydı ve prostat kanserine yönelik radikal tedavi veya uzun süreli hormon tedavisi almamıştı.</p>

<p>Bununla birlikte aktif izlem grubundaki hastaların yüzde 61,1’i takip süresince sonunda ameliyat veya radyoterapiye geçti.</p>

<p>Dolayısıyla aktif izlem, tedaviden tamamen vazgeçilmesi değil, tedavinin gerçekten gerekli hale geldiği zamanı belirlemeye yönelik kontrollü bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Prostat kanseri neden bazı kişilerde yavaş ilerliyor?</p>

<p>Prostat kanseri tek tip bir hastalık değil.</p>

<p>Bazı tümörler uzun yıllar boyunca prostata sınırlı kalabilir ve kişinin yaşamını tehdit edecek düzeye ulaşmayabilir. Bazıları ise daha hızlı büyüyebilir, çevre dokulara ilerleyebilir veya başka organlara yayılabilir.</p>

<p>Bu nedenle tanıdan sonra yalnızca “kanser var” bilgisiyle karar verilmiyor.</p>

<p>PSA düzeyi, biyopsi bulguları, tümörün derecesi, görüntüleme sonuçları, hastalığın yaygınlığı, kişinin yaşı, genel sağlık durumu ve beklenen yaşam süresi birlikte değerlendiriliyor.</p>

<p>Amaç gereksiz tedaviyi azaltmak</p>

<p>Bu ayrım önemli çünkü prostat kanserinin ameliyat ve radyoterapi gibi tedavileri yaşam kurtarıcı olabilmekle birlikte bazı hastalarda idrar kontrolü, cinsel işlev veya bağırsak fonksiyonları üzerinde uzun süreli yan etkilere yol açabiliyor.</p>

<p>Yavaş seyretmesi beklenen düşük riskli bir tümörde bu nedenle tedavinin sağlayacağı yarar ile olası yan etkiler arasında denge kurulması gerekiyor.</p>

<p>ProtecT araştırması da erken tedavinin hastalığın ilerlemesini ve yayılmasını azalttığını, ancak incelenen hasta grubunda 15 yıllık prostat kanserine bağlı ölüm oranlarında anlamlı bir fark oluşturmadığını gösterdi.</p>

<p>Araştırmanın önemli bir sınırlılığı var</p>

<p>Çalışmanın sonuçları günümüzde tanı alan her prostat kanseri hastasına doğrudan uygulanamaz.</p>

<p>Araştırmaya katılımlar 1999 ile 2009 yılları arasında gerçekleşti. O dönemde günümüzde kullanılan çok parametreli prostat MR’ı, MR hedefli biyopsiler ve PSMA PET gibi gelişmiş yöntemler rutin olarak kullanılmıyordu.</p>

<p>Ayrıca araştırmadaki “aktif izlem” yaklaşımı, günümüzde birçok merkezde uygulanan modern aktif izlem programlarından daha farklı ve daha az yoğun bir takip sistemine dayanıyordu.</p>

<p>Bu nedenle günümüzde hangi hastanın güvenle aktif izleme alınabileceği daha ayrıntılı değerlendirmelerle belirleniyor.</p>

<p>Her prostat kanseri hastası aktif izleme uygun değil</p>

<p>Uzun dönemli sonuçların en önemli mesajlarından biri, prostat kanseri tedavisinin tek tip olmaması gerektiği.</p>

<p>Aktif izlem özellikle seçilmiş düşük riskli ve bazı uygun orta riskli hastalarda değerlendirilebiliyor. Daha saldırgan özellik taşıyan, ilerleme veya yayılma riski yüksek prostat kanserlerinde ise gecikmeden aktif tedavi gerekebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle prostat kanseri tanısı alan bir kişinin yalnızca bu araştırmaya dayanarak tedavisini ertelemesi veya bırakması uygun değil.</p>

<p>Tedavi kararı üroloji ve gerektiğinde radyasyon onkolojisi ile medikal onkoloji uzmanlarının değerlendirmesiyle, tümörün özellikleri ve kişinin genel sağlık durumu dikkate alınarak veriliyor.</p>

<p>Uzun dönemli veriler ise uygun hastalarda karar vermek için zaman bulunabileceğini ve prostat kanserinde “hemen tedavi” yaklaşımının her hasta için zorunlu olmadığını gösteriyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ul>
 <li>New England Journal of Medicine</li>
 <li>ProtecT Study Group</li>
 <li>National Institute for Health and Care Research</li>
 <li>National Cancer Institute</li>
 <li>WebMD</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ameliyat-mi-isin-tedavisi-mi-takip-mi-prostat-kanserinde-carpici-sonuc</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 06:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8358.jpeg" type="image/jpeg" length="15895"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gut Hastaları İçin Beslenme Rehberi: Neleri Azaltmalı, Neleri Tercih Etmeli?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gut-hastalari-icin-beslenme-rehberi-neleri-azaltmali-neleri-tercih-etmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gut-hastalari-icin-beslenme-rehberi-neleri-azaltmali-neleri-tercih-etmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gut hastalığında yalnızca kırmızı eti kesmek yeterli değil. Alkol, bazı deniz ürünleri ve fruktozlu içecekler atağı tetikleyebilirken dengeli beslenme ve kilo kontrolü önemli rol oynuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gecenin bir yarısı ayak başparmağında başlayan, çarşafın dokunmasını bile zorlaştıracak kadar şiddetli bir ağrı… Gut atağı çoğu zaman böyle kendini gösterebiliyor. Hastalığın temelinde kandaki ürik asidin yükselmesi ve eklemlerde kristaller halinde birikmesi bulunuyor. Beslenme ise bu süreci etkileyen önemli faktörlerden biri.</p>

<p>Johns Hopkins Medicine tarafından yayımlanan güncel beslenme değerlendirmesinde; dengeli beslenmenin, yeterli sıvı tüketiminin ve ürik asidi hızla yükseltebilecek bazı yiyecek ve içeceklerin sınırlandırılmasının gut yönetimine yardımcı olabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Ancak önemli bir ayrıntı var: Gut yalnızca yanlış beslenmenin yol açtığı bir hastalık değildir ve tek başına diyetle tedavi edilemez. Genetik özellikler, böbreklerin ürik asidi vücuttan uzaklaştırma kapasitesi, kilo, kullanılan bazı ilaçlar ve eşlik eden hastalıklar da önemli rol oynar.</p>

<p>Gut nedir, ürik asit neden önemlidir?</p>

<p>Gut, eklemlerde ani ve şiddetli iltihap ataklarına neden olabilen bir artrit türüdür. Sorunun merkezinde ürik asit bulunur.</p>

<p>Vücut, “pürin” adı verilen doğal maddeleri parçalarken ürik asit üretir. Pürinler hem vücudumuzda doğal olarak bulunur hem de bazı yiyeceklerle alınır. Ürik asit normalde büyük ölçüde böbrekler aracılığıyla vücuttan uzaklaştırılır.</p>

<p>Kanda uzun süre fazla miktarda ürik asit bulunması durumunda monosodyum ürat kristalleri oluşabilir. Bu kristaller eklemlerde biriktiğinde bağışıklık sisteminin güçlü iltihabi yanıtını tetikleyerek gut atağına yol açabilir.</p>

<p>Bununla birlikte ürik asidi yüksek olan herkes gut hastası olmaz. Tanı yalnızca bir kan sonucuna bakılarak konulmaz.</p>

<p>Gut hastaları ne yemeli?</p>

<p>Gut için önerilen beslenme biçimi, aslında genel olarak sağlıklı kabul edilen beslenme düzeninden çok farklı değildir. Amaç aç kalmak veya uzun bir “yasak yiyecekler” listesi oluşturmak değil; ürik asit yükünü artırabilecek gıdaları sınırlarken sağlıklı ve sürdürülebilir bir beslenme düzeni kurmaktır.</p>

<p>Sebze ve meyveler, tam tahıllar, düşük yağlı süt ve süt ürünleri, kuruyemişler ve uygun miktarlarda bitkisel protein kaynakları beslenmenin temelini oluşturabilir.</p>

<p>Protein tamamen kesilmemelidir. Önemli olan proteinin kaynağı, miktarı ve kişinin genel beslenme düzenidir.</p>

<p>Her pürin içeren yiyecek aynı etkiye sahip değil</p>

<p>Gut denildiğinde ilk akla gelen kelimelerden biri “pürin” olsa da yalnızca yiyeceklerin pürin miktarına bakarak beslenme planı oluşturmak aşırı kısıtlamaya yol açabilir.</p>

<p>New England Journal of Medicine’da yayımlanan ve 47 binden fazla erkeğin 12 yıl izlendiği büyük gözlemsel araştırmada, daha fazla et ve deniz ürünü tüketimi yeni gut gelişimiyle ilişkili bulundu.</p>

<p>Buna karşılık pürinden zengin bazı sebzelerin tüketimiyle gut riskinde artış arasında anlamlı bir ilişki görülmedi. Düşük yağlı süt ürünlerinin daha fazla tüketilmesi ise daha düşük gut riskiyle bağlantılıydı.</p>

<p>Araştırma gözlemsel olduğu için bu sonuçlar tek başına neden-sonuç ilişkisini kanıtlamıyor. Ancak bitkisel pürin kaynaklarının et ve bazı deniz ürünleriyle aynı kefeye konulmaması gerektiğini gösteren önemli veriler arasında yer alıyor.</p>

<p>Gut hastalarının sınırlaması gereken yiyecekler</p>

<p>Özellikle sakatatlar pürin açısından oldukça zengindir. Karaciğer ve böbrek gibi organ etlerinin sık veya fazla miktarda tüketilmesi gut hastaları açısından uygun olmayabilir.</p>

<p>Kırmızı etin büyük porsiyonlar halinde ve sık tüketilmesi de sınırlandırılması gereken alışkanlıklardan biridir.</p>

<p>Sardalya ve hamsi gibi bazı balıkların yanı sıra karides, yengeç ve diğer bazı kabuklu deniz ürünleri de yüksek pürin yükü nedeniyle dikkatli tüketilmesi gereken gıdalar arasındadır.</p>

<p>Buradaki amaç bütün hayvansal gıdaları tamamen yasaklamak değil, yüksek pürin içeren kaynakları azaltmak ve porsiyon kontrolü sağlamaktır.</p>

<p>Şekerli içecekler neden gözden kaçmamalı?</p>

<p>Gut beslenmesinde yalnızca et ve deniz ürünlerine odaklanmak önemli bir ayrıntının kaçmasına yol açabilir: fruktoz.</p>

<p>Özellikle yüksek fruktozlu mısır şurubu içeren şekerli içecekler ve yoğun biçimde tatlandırılmış işlenmiş ürünler ürik asit açısından sorun oluşturabilir.</p>

<p>BMJ’de yayımlanan uzun süreli gözlemsel araştırmada, şekerle tatlandırılmış meşrubatların ve yüksek fruktoz tüketiminin erkeklerde daha yüksek gut gelişme riskiyle bağlantılı olduğu bildirildi.</p>

<p>Bu nedenle gut hastaları açısından sadece tabaktakiler değil, bardaktakiler de önem taşıyor.</p>

<p>Su ise günlük sıvı ihtiyacını karşılamak için en uygun seçeneklerden biridir. Ancak kalp veya böbrek hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması gereken kişilerde alınması gereken sıvı miktarı bireysel olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Alkol gut atağını tetikleyebilir mi?</p>

<p>Evet. Alkol, gut hastalarında üzerinde özellikle durulan faktörlerden biridir.</p>

<p>Amerikan Romatoloji Koleji kılavuzu gut hastalarında alkol tüketiminin sınırlandırılmasını öneriyor. Özellikle bira ve yüksek alkollü içecekler sorun oluşturabilir.</p>

<p>Alkol ürik asit dengesini etkileyebildiği gibi bazı kişilerde akut gut atağının tetikleyicilerinden biri olabilir. Kişinin geçmişte belirli bir içeceğin ardından tekrarlayan ataklar yaşaması da önemli bir ipucudur.</p>

<p>Bu nedenle “hangi alkollü içecek gut için güvenlidir?” sorusuna herkes için geçerli tek bir miktarla cevap vermek doğru değildir.</p>

<p>Süt ve yoğurt tüketilebilir mi?</p>

<p>Genellikle evet. Özellikle düşük yağlı süt ve süt ürünleri gut açısından uygun besin seçenekleri arasında kabul edilir.</p>

<p>Uzun süreli gözlemsel çalışmalar düşük yağlı süt ürünlerinin daha fazla tüketilmesi ile daha düşük gut riski arasında ilişki bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle gut hastalarının bütün hayvansal ürünleri beslenmeden çıkarması gerektiği düşüncesi doğru değildir.</p>

<p>Yoğurt ve süt gibi düşük yağlı seçenekler, kişinin başka bir sağlık sorunu veya intoleransı bulunmuyorsa dengeli beslenmenin bir parçası olabilir.</p>

<p>Sebze ve bakliyatlar tamamen yasak mı?</p>

<p>Hayır. Bu, gutla ilgili en yaygın beslenme yanlışlarından biridir.</p>

<p>Mercimek, fasulye, bezelye, ıspanak, mantar ve karnabahar gibi bazı bitkisel besinlerde pürin bulunabilir. Ancak bitkisel kaynaklardaki pürinlerin gut üzerindeki etkisinin hayvansal kaynaklarla aynı olmadığına işaret eden veriler vardır.</p>

<p>Sebzeleri yalnızca pürin içeriyor diye geniş çapta beslenmeden çıkarmak, lif, vitamin ve mineral açısından zengin gıdaların gereksiz yere kaybedilmesine neden olabilir.</p>

<p>Bu nedenle gut diyeti “sebzeleri yasaklama diyeti” değildir.</p>

<p>Kiraz gerçekten ürik asidi düşürür mü?</p>

<p>Kiraz, gut söz konusu olduğunda en fazla merak edilen besinlerden biri.</p>

<p>Bazı gözlemsel araştırmalarda kiraz veya kiraz ürünlerinin tüketimi daha düşük gut atağı riskiyle ilişkili bulundu. Ancak bu bulgular kirazın gutu tedavi ettiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Kiraz sağlıklı bir beslenme düzeninin parçası olabilir fakat ilaç tedavisinin yerine geçmez. Özellikle şeker eklenmiş yoğun kiraz ürünleri ve içeceklerinde toplam şeker miktarı da dikkate alınmalıdır.</p>

<p>“Her gün kiraz yiyerek gutu ortadan kaldırmak” bilimsel olarak desteklenen bir yaklaşım değildir.</p>

<p>Kahve gut hastaları için uygun mu?</p>

<p>Bazı araştırmalar kahve tüketimi ile daha düşük ürik asit veya gut riski arasında bağlantı olduğunu düşündürüyor. Ancak kahve de bir gut ilacı değildir.</p>

<p>Kişinin tansiyon, ritim bozukluğu, reflü, uyku sorunu veya kafeine duyarlılık gibi başka durumları varsa kahve tüketimi bunlar dikkate alınarak değerlendirilmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir besinin gut açısından olası yararı bulunması, herkesin onu daha fazla tüketmesi gerektiği anlamına gelmez.</p>

<p>Kilo vermek gut açısından neden önemli?</p>

<p>Fazla kilo ve obezite, yüksek ürik asit ve gutla yakından ilişkilidir. Bu nedenle fazla kilosu bulunan kişilerde sürdürülebilir kilo kaybı hastalık yönetiminin önemli parçalarından biridir.</p>

<p>Amerikan Romatoloji Koleji de fazla kilolu veya obez gut hastalarında kilo verme programlarını koşullu olarak öneriyor.</p>

<p>Ancak hızlı kilo vermeyi amaçlayan sert diyetler doğru yaklaşım değildir. Uzun süre aç kalma ve bazı aşırı diyet uygulamaları metabolik değişikliklere yol açabilir.</p>

<p>Hedef kısa sürede tartıda büyük değişiklik görmekten çok, sürdürülebilir bir beslenme ve hareket düzeni oluşturmaktır.</p>

<p>DASH tipi beslenme ürik asidi etkileyebilir mi?</p>

<p>Sebze, meyve, tam tahıl ve düşük yağlı süt ürünlerini öne çıkaran; kırmızı et, doymuş yağ ve şekerli ürünleri sınırlayan DASH beslenme modeli üzerinde de araştırmalar yapıldı.</p>

<p>Randomize kontrollü bir beslenme çalışmasında 103 yetişkin incelendi ve DASH tipi beslenmenin özellikle başlangıçtaki ürik asidi daha yüksek kişilerde serum ürik asidini azaltabildiği görüldü.</p>

<p>Bu sonuç, tek bir “mucize yiyecek” aramak yerine beslenme düzeninin tamamına odaklanmanın daha anlamlı olabileceğini destekliyor.</p>

<p>Ancak bu tür beslenme modelleri de gerekli ilaç tedavisinin alternatifi olarak görülmemeli.</p>

<p>Gut hastalığında diyet neden tek başına yeterli değil?</p>

<p>Gut konusunda en önemli yanlışlardan biri hastalığı yalnızca yeme alışkanlıklarının sonucu olarak görmek.</p>

<p>Bilimsel kılavuzlar beslenme değişikliklerinin serum ürik asit düzeyinde genellikle sınırlı değişiklikler oluşturabileceğini, buna karşılık bazı yiyecek ve içeceklerin atakları tetikleyebileceğini vurguluyor.</p>

<p>Tekrarlayan gut atakları, eklemlerde ürat birikimleri veya belirli klinik özellikleri bulunan hastalarda ürik asit düşürücü ilaç tedavisi gerekebilir.</p>

<p>Bu nedenle beslenme, ilaç tedavisinin rakibi değil; uygun hastalarda tedaviyi tamamlayan unsurlardan biridir. Kullanılan gut ilaçları hekim değerlendirmesi olmadan bırakılmamalı veya dozları değiştirilmemelidir.</p>

<p>Gut hastası için sofradaki temel yaklaşım ne olmalı?</p>

<p>Gutla yaşayan kişinin beslenmesini uzun bir yasaklar listesine dönüştürmesi gerekmiyor. Daha uygulanabilir yaklaşım; sakatatları ve aşırı kırmızı et tüketimini azaltmak, bazı deniz ürünlerinde porsiyon kontrolü yapmak, şekerli içecekleri sınırlamak, alkol konusunda dikkatli olmak ve suyu temel içecek haline getirmektir.</p>

<p>Sebze, meyve, tam tahıl ve düşük yağlı süt ürünlerinin ağırlıkta olduğu dengeli bir beslenme düzeni; uygun kilo yönetimi ve düzenli hareketle birlikte düşünülebilir.</p>

<p>En önemlisi, gut hastalığını yalnızca “fazla et yemenin bedeli” olarak görmemektir. Genetik yatkınlık, böbrek fonksiyonları, vücut ağırlığı, bazı ilaçlar ve başka sağlık sorunları da hastalığın gelişiminde rol oynayabilir.</p>

<p>Ne zaman sağlık kuruluşuna başvurulmalı?</p>

<p>İlk kez ortaya çıkan ani, şiddetli, kızarık ve şiş bir eklem mutlaka değerlendirilmelidir. Çünkü gut atağına benzeyen belirtiler bazen eklem enfeksiyonu gibi hızlı tedavi gerektiren başka hastalıklarda da görülebilir.</p>

<p>Özellikle eklemde şiddetli ağrı ve şişliğe ateş, titreme veya belirgin genel durum bozukluğu eşlik ediyorsa gecikmeden tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Daha önce gut tanısı bulunan kişilerde atakların sıklaşması, tedaviye rağmen devam etmesi veya eklemlerde kalıcı şişliklerin gelişmesi de tedavinin yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Johns Hopkins Medicine – Gout Diet: What to Eat and What to Avoid – Myma Albayda – 2026</li>
 <li>Arthritis &amp; Rheumatology – 2020 American College of Rheumatology Guideline for the Management of Gout – FitzGerald ve arkadaşları – 2020 – DOI: 10.1002/art.41247</li>
 <li>Annals of the Rheumatic Diseases – 2016 updated EULAR evidence-based recommendations for the management of gout – Richette ve arkadaşları – 2017 – DOI: 10.1136/annrheumdis-2016-209707</li>
 <li>New England Journal of Medicine – Purine-Rich Foods, Dairy and Protein Intake, and the Risk of Gout in Men – Choi ve arkadaşları – 2004 – DOI: 10.1056/NEJMoa035700</li>
 <li>BMJ – Soft Drinks, Fructose Consumption, and the Risk of Gout in Men: Prospective Cohort Study – Choi ve Curhan – 2008 – DOI: 10.1136/bmj.39449.819271.BE</li>
 <li>Arthritis &amp; Rheumatism – Cherry Consumption and the Risk of Recurrent Gout Attacks – Zhang ve arkadaşları – 2012 – DOI: 10.1002/art.34677</li>
 <li>Arthritis &amp; Rheumatology – Effects of the Dietary Approaches to Stop Hypertension Diet and Sodium Intake on Serum Uric Acid – Juraschek ve arkadaşları – 2016 – DOI: 10.1002/art.39813</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gut-hastalari-icin-beslenme-rehberi-neleri-azaltmali-neleri-tercih-etmeli</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 06:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8357.jpeg" type="image/jpeg" length="44090"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kalp sağlığı için 10 bin adım şart mı? Bilim daha ulaşılabilir bir hedefe işaret ediyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kalp-sagligi-icin-10-bin-adim-sart-mi-bilim-daha-ulasilabilir-bir-hedefe-isaret-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kalp-sagligi-icin-10-bin-adim-sart-mi-bilim-daha-ulasilabilir-bir-hedefe-isaret-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günde 10 bin adım hedefi yıllardır sağlıkla özdeşleşiyor. Oysa araştırmalar, daha düşük adım sayılarında da önemli kazanımlar görülebileceğini ve asıl meselenin daha fazla hareket etmek olduğunu gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Telefonunuz gün sonunda 10 bin adımı göstermiyorsa o günü “başarısız” saymanız gerekmiyor. Kalp sağlığı söz konusu olduğunda bilimsel verilerin verdiği mesaj, tek bir sihirli rakamdan çok daha basit: Hareketsiz kalmak yerine mümkün olduğunca hareket etmek ve mevcut düzeyin üzerine çıkmak önemli.</p>

<p>Koruyucu kardiyoloji uzmanı ve epidemiyolog Dr. Sadiya S. Khan, fiziksel aktivitenin kalp ve damar sağlığındaki önemini değerlendirirken yıllardır yaygın biçimde kullanılan “günde 10 bin adım” hedefinin herkese uygulanması gereken bilimsel bir eşik olmadığını vurguluyor.</p>

<p>Bu yaklaşımı destekleyen araştırmalar da giderek artıyor. The Lancet Public Health’te yayımlanan kapsamlı bir sistematik derleme ve meta-analiz, sağlık açısından anlamlı kazanımların 10 bin adıma ulaşmadan önce başladığını gösteriyor.</p>

<p>10 bin adım nereden çıktı?</p>

<p>Günde 10 bin adım, zaman içinde sağlıklı yaşamın en tanınan hedeflerinden biri haline geldi. Akıllı saatler ve telefon uygulamaları da bu rakamı günlük hareketin adeta bir “geçme notu” gibi gösterdi.</p>

<p>Ancak 10 bin adım başlangıçta bilimsel araştırmalar sonucunda belirlenmiş kesin bir sağlık sınırı değildi. Rakamın yaygınlaşmasının kökeninde, 1960’lı yıllarda Japonya’da kullanılan bir adımsayarın pazarlama kampanyası bulunuyor.</p>

<p>Bu, 10 bin adımın kötü bir hedef olduğu anlamına gelmiyor. Fiziksel durumu uygun bir kişi için 10 bin veya daha fazla adım atmak yararlı olabilir. Yanlış olan, 10 binin altındaki hareketin işe yaramadığı düşüncesi.</p>

<p>Bilimsel veriler tam tersine, özellikle çok az hareket eden insanların günlük adımlarını artırmasının önemli sağlık kazanımlarıyla ilişkili olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>7 bin adım neden gündemde?</p>

<p>The Lancet Public Health’te yayımlanan sistematik derleme ve doz-yanıt meta-analizinde araştırmacılar, yetişkinlerde cihazlarla ölçülen günlük adım sayıları ile çeşitli sağlık sonuçları arasındaki ilişkiyi değerlendirdi.</p>

<p>Sistematik derlemeye 35 kohorttan 57 çalışma dahil edildi. Bunların 24 kohorttan 31’i meta-analizlerde değerlendirildi.</p>

<p>Sonuçlar dikkat çekiciydi.</p>

<p>Günde yaklaşık 2 bin adımla karşılaştırıldığında 7 bin adım atılması;</p>

<ul>
 <li>tüm nedenlere bağlı ölüm riskinin yüzde 47 daha düşük olması,</li>
 <li>kalp ve damar hastalığı gelişme riskinin yüzde 25 daha düşük olması,</li>
 <li>kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölüm riskinin yüzde 47 daha düşük olması</li>
</ul>

<p>ile ilişkili bulundu.</p>

<p>Araştırmada 7 bin adım ayrıca tip 2 diyabet, demans, depresif belirtiler ve düşmeler gibi çeşitli sağlık sonuçlarında daha düşük riskle bağlantılıydı.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Bu sonuçlar ağırlıklı olarak gözlemsel verilerden geliyor. Dolayısıyla “7 bin adım atan kişinin riski kesin olarak şu kadar azalır” şeklinde bireysel bir sonuç çıkarmak doğru değil.</p>

<p>İnsanların beslenmesi, kilosu, sigara kullanımı, mevcut hastalıkları, sosyoekonomik koşulları ve diğer yaşam tarzı özellikleri de sağlık sonuçlarını etkileyebilir.</p>

<p>Peki herkes günde tam 7 bin adım mı atmalı?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Araştırmanın en önemli mesajlarından biri aslında belirli bir rakama ulaşmaktan çok, çok düşük hareket düzeyinden daha yüksek bir düzeye çıkmanın değerli olması.</p>

<p>Günde 2-3 bin adım atan bir kişinin bir anda 10 bin adımı hedeflemesi hem zorlayıcı hem de sürdürülemez olabilir.</p>

<p>Bunun yerine kişinin kendi başlangıç noktasından hareket etmesi daha gerçekçi bir yaklaşım olabilir.</p>

<p>Örneğin günlük yaşamında yaklaşık 3 bin adım atan biri hareketini kademeli olarak artırabilir. Aynı şekilde 5 bin adım civarında olan bir kişi günlük rutinine biraz daha fazla yürüyüş ekleyebilir.</p>

<p>Araştırmalarda sağlık kazanımlarının tek bir eşikte aniden başlamadığı görülüyor. Genel eğilim, hareket arttıkça riskin azaldığı yönünde.</p>

<p>Başka bir ifadeyle sağlık açısından 6 bin 900 adımın “yetersiz”, 7 bin adımın ise bir anda “koruyucu” hale geldiği biyolojik bir sınır bulunmuyor.</p>

<p>En büyük kazanç az hareket edenlerde olabilir</p>

<p>Günlük adım araştırmalarının halk sağlığı açısından belki de en umut verici tarafı burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Hareketsiz bir yaşam süren kişinin daha fazla hareket etmeye başlaması, ulaşılması güç spor hedeflerinin peşinden gitmesinden daha önemli bir ilk adım olabilir.</p>

<p>Asansör yerine merdiven kullanmak, kısa mesafelerde otomobil yerine yürümek, toplu taşımadan bir durak önce inmek, telefon görüşmelerini yürüyerek yapmak veya gün içine birkaç kısa yürüyüş eklemek toplam hareket miktarını artırabilir.</p>

<p>Tek başına bunların hiçbiri “mucize” değildir.</p>

<p>Fakat günler, haftalar ve yıllar boyunca tekrarlandığında günlük hareket alışkanlığının bir parçasına dönüşebilir.</p>

<p>Yürüyüş kalbi nasıl destekliyor?</p>

<p>Düzenli fiziksel aktivite kalbin daha verimli çalışmasına yardımcı olurken kan damarlarının sağlığını da destekler.</p>

<p>Fiziksel aktivite aynı zamanda kan basıncının kontrolü, kan şekeri dengesi, vücut ağırlığının yönetimi ve metabolik sağlık üzerinde olumlu etkiler sağlayabilir.</p>

<p>Bu nedenle yürüyüş yalnızca “kalori yakmak” olarak düşünülmemeli.</p>

<p>Düzenli hareket, kalp ve damar hastalıklarının önlenmesine yönelik yaşam tarzının temel parçalarından biridir.</p>

<p>Araştırmalar daha fazla günlük hareketin yalnızca kalple değil; daha düşük tip 2 diyabet riski, daha iyi fiziksel işlev, ruh sağlığı ve beyin sağlığıyla da ilişkili olabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Adım sayısı mı, yürüyüşün hızı mı daha önemli?</p>

<p>Her ikisi de farklı bilgiler verir.</p>

<p>Adım sayısı günlük toplam hareket miktarını anlamanın kolay yollarından biridir. Ancak 7 bin yavaş adım ile tempolu yürüyüş içeren 7 bin adım vücutta tamamen aynı yükü oluşturmayabilir.</p>

<p>Yürüyüş temposu yükseldiğinde kalp atım hızı ve solunum genellikle artar. Bu nedenle fiziksel aktivite rehberleri yalnızca adım sayısına değil, aktivitenin süresine ve yoğunluğuna da odaklanır.</p>

<p>Yetişkinler için genel hedef, haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta aerobik aktivite veya 75 dakika daha yüksek yoğunlukta aktivitedir. Bunların uygun kombinasyonları da kullanılabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca haftada en az iki gün kas güçlendirici aktiviteler önerilir.</p>

<p>Bu nedenle telefonunuzdaki adım sayacı yararlı bir araç olabilir ancak sağlık durumunun tamamını ölçen bir gösterge değildir.</p>

<p>Tempolu yürüyüş ne demek?</p>

<p>Orta yoğunlukta yürüyüşü anlamanın pratik yollarından biri “konuşma testi”dir.</p>

<p>Kişi yürürken konuşabiliyor ancak uzun uzun şarkı söylemekte zorlanıyorsa aktivite çoğu zaman orta yoğunluk düzeyindedir. Bununla birlikte kişinin yaşı, kondisyonu ve sağlık durumu aynı yürüyüş temposuna vereceği yanıtı değiştirebilir.</p>

<p>Daha önce uzun süre hareketsiz yaşayanların hareket miktarını ve yoğunluğunu kademeli artırması daha uygundur.</p>

<p>Masa başında çalışanlar için küçük hareketler gerçekten sayılır mı?</p>

<p>Evet. Günlük hareket yalnızca spor salonunda geçirilen süreden ibaret değildir.</p>

<p>Uzun süre oturulan bir işte belirli aralıklarla ayağa kalkmak, kısa yürüyüşler yapmak, merdiven kullanmak veya öğle arasında yürümek toplam hareket miktarını artırabilir.</p>

<p>“Egzersiz yapacak 30 dakikam yok, o halde hiçbir şey yapmayayım” düşüncesi bu nedenle yanıltıcıdır.</p>

<p>Günün farklı zamanlarına yayılan kısa hareket dönemleri de toplam fiziksel aktiviteye katkıda bulunur.</p>

<p>Özellikle çok az hareket eden kişiler için başlangıç hedefinin mükemmel bir egzersiz programı değil, dünden biraz daha fazla hareket etmek olması daha uygulanabilir olabilir.</p>

<p>10 bin adımı geçmenin faydası yok mu?</p>

<p>Böyle bir sonuç da çıkarılmamalı.</p>

<p>Araştırmalar 7 bin adım civarında birçok sağlık sonucu açısından anlamlı kazanımlar görüldüğünü gösterse de bu, 7 binden sonraki her adımın gereksiz olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Daha yüksek adım sayıları bazı sağlık sonuçlarında ek yararlarla ilişkili olabilir.</p>

<p>Dolayısıyla 10 bin adım rahatlıkla ulaşılabilen bir hedefse bırakılması gerekmez. Buradaki temel değişiklik, 10 bin adımın herkes için zorunlu ve bilimsel olarak belirlenmiş tek doğru sayı olarak görülmemesidir.</p>

<p>Yürüyüş tek başına kalp hastalığını önler mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Kalp sağlığı tek bir alışkanlığa bağlı değildir.</p>

<p>Sigara kullanmamak, kan basıncını kontrol altında tutmak, kolesterol ve kan şekeri düzeylerini izlemek, dengeli beslenmek, sağlıklı vücut ağırlığını korumak, yeterli uyumak ve düzenli fiziksel aktivite yapmak kalp ve damar sağlığının farklı parçalarını oluşturur.</p>

<p>Günde binlerce adım atmak diğer önemli risk faktörlerini ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Bu nedenle adım sayısı bir sağlık hedefi olabilir ancak kalp sağlığının tek ölçüsü değildir.</p>

<p>Kimler yürüyüşe başlarken daha dikkatli olmalı?</p>

<p>Çoğu sağlıklı yetişkin için yürüyüş güvenli ve ulaşılabilir bir fiziksel aktivitedir. Ancak uzun süredir hareketsiz olanlar, bilinen kalp veya akciğer hastalığı bulunanlar, ciddi hareket kısıtlılığı olanlar ya da egzersiz sırasında belirti yaşayanlar için aktivitenin düzeyi kişisel sağlık durumuna göre değerlendirilmelidir.</p>

<p>Yürüyüş veya egzersiz sırasında yeni başlayan ya da şiddetli göğüs ağrısı, belirgin nefes darlığı, bayılma veya bayılacak gibi olma gibi belirtiler ortaya çıkarsa aktiviteye devam etmek yerine tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Kalp için en gerçekçi hedef ne?</p>

<p>Bilimsel veriler, “10 bine ulaşamadıysanız yürüyüşün faydası yok” anlayışını desteklemiyor.</p>

<p>Daha gerçekçi mesaj şu olabilir:</p>

<p>Ne kadar hareket ettiğinizi öğrenin, ardından sürdürülebilir biçimde biraz daha fazlasını yapmaya çalışın.</p>

<p>Akıllı saat veya telefon adımları takip etmeyi kolaylaştırabilir. Ancak cihazdaki rakamın günlük hayatı yöneten katı bir kurala dönüşmesine gerek yok.</p>

<p>7 bin adım araştırmalarda dikkat çekici ve ulaşılabilir bir referans noktası olarak öne çıkıyor. Fakat kalp sağlığında esas mesele belirli bir sayıyı kusursuz biçimde tamamlamak değil, hareketsiz geçirilen zamanı azaltarak düzenli hareketi yaşamın kalıcı bir parçası haline getirmek.</p>

<p>Kalp için önemli olan yalnızca 10 bininci adım değil, oturduğunuz yerden kalktıktan sonra attığınız ilk adımdan itibaren başlayan hareketin devamlılığıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>The Lancet Public Health – Daily steps and health outcomes in adults: a systematic review and dose-response meta-analysis – Ding D, Nguyen B, Nau T ve arkadaşları – 2025 – DOI: 10.1016/S2468-2667(25)00164-1</li>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü – WHO Guidelines on Physical Activity and Sedentary Behaviour – 2020</li>
 <li>ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı – Physical Activity Guidelines for Americans, Second Edition – 2018</li>
 <li>American Heart Association – Physical Activity Recommendations for Adults – güncel klinik ve halk sağlığı önerileri</li>
 <li>Circulation – Heart Disease and Stroke Statistics 2026 Update – American Heart Association – 2026</li>
 <li>The Lancet – Coronary heart-disease and physical activity of work – Morris JN ve arkadaşları – 1953</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kalp-sagligi-icin-10-bin-adim-sart-mi-bilim-daha-ulasilabilir-bir-hedefe-isaret-ediyor</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 06:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/spor-yuruyus-beyin.jpg" type="image/jpeg" length="15370"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gripten Strese, İlaçlardan Fibromiyaljiye: Vücut Ağrılarının Olası Nedenleri]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gripten-strese-ilaclardan-fibromiyaljiye-vucut-agrilarinin-olasi-nedenleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gripten-strese-ilaclardan-fibromiyaljiye-vucut-agrilarinin-olasi-nedenleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yoğun egzersizden sonra ortaya çıkan ağrı çoğu zaman şaşırtıcı değildir. Ancak bütün vücudu tutan, tekrarlayan veya başka belirtilerin eşlik ettiği ağrıların arkasında farklı nedenler bulunabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir sabah yataktan kalktığınızda bacaklarınız, sırtınız ve kollarınız sızlıyor olabilir. Bazen nedeni bir gün önce yapılan ağır egzersizdir. Bazen geçirilen bir enfeksiyon, stres veya uykusuzluk tabloya eşlik eder. Bazı durumlarda ise yaygın vücut ağrıları daha ayrıntılı değerlendirilmesi gereken bir sağlık sorununun belirtisi olabilir.</p>

<p>“Vücut ağrısı” tek başına bir hastalık değildir. Kaslardan, eklemlerden veya çevredeki yumuşak dokulardan kaynaklanabilen geniş bir yakınmayı tarif eder. Ağrının nerede olduğu, ne kadar sürdüğü ve ateş, halsizlik, şişlik veya kas güçsüzlüğü gibi başka belirtilerin bulunup bulunmadığı neden konusunda önemli ipuçları verir.</p>

<p>En sık nedenlerden biri: Kasların fazla kullanılması</p>

<p>Yeni bir egzersize başlamak, alışılmıştan uzun yürümek, ağır eşya taşımak veya fiziksel olarak yoğun bir gün geçirmek kas ağrısına yol açabilir.</p>

<p>Kasların aşırı kullanılması, küçük zorlanmalar ve yaralanmalar kas ağrısının en sık görülen nedenleri arasındadır. Bu tür ağrılarda kişi çoğu zaman hangi hareketin veya aktivitenin ağrıyı başlattığını tahmin edebilir.</p>

<p>Belirli bir bölgede ortaya çıkan ağrı ile bütün vücudu etkileyen yaygın ağrı arasında da önemli bir fark vardır. Tek bir kas grubundaki ağrı daha çok zorlanma veya yaralanmayla ilişkiliyken, yaygın ağrılarda enfeksiyonlar ve vücudun genelini etkileyen hastalıklar da değerlendirilir.</p>

<p>Grip neden bütün vücudu ağrıtabilir?</p>

<p>Grip denildiğinde akla ilk olarak ateş ve öksürük gelse de kas ve vücut ağrıları hastalığın karakteristik belirtileri arasındadır.</p>

<p>Grip belirtileri çoğunlukla aniden ortaya çıkar. Vücut ağrısına ateş veya titreme, öksürük, boğaz ağrısı, baş ağrısı ve belirgin yorgunluk eşlik edebilir. Üstelik grip olan herkeste ateş görülmesi şart değildir.</p>

<p>Viral enfeksiyon sırasında bağışıklık sisteminin verdiği yanıt, kişinin kendisini “dayak yemiş gibi” ağrılı ve halsiz hissetmesine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Grip dışında başka viral enfeksiyonlarda da kas ve vücut ağrıları görülebilir. Bu nedenle yalnızca vücut ağrısına bakılarak hangi enfeksiyonun bulunduğunu söylemek mümkün değildir.</p>

<p>Stres gerçekten kasları ağrıtabilir mi?</p>

<p>Evet. Stres yalnızca zihinsel bir yük değildir; vücutta da fiziksel belirtilere yol açabilir.</p>

<p>Uzun süre gergin kalmak kasların sürekli kasılı tutulmasına neden olabilir. Özellikle boyun, omuz ve sırt bölgesindeki ağrılarda stres ve kas gerginliği önemli bir rol oynayabilir.</p>

<p>Strese yetersiz uyku, uzun süre masa başında çalışma ve hareketsizlik eklendiğinde ağrı daha belirgin hissedilebilir.</p>

<p>Ancak uzun süren veya giderek şiddetlenen ağrıyı yalnızca “stresten” diyerek geçiştirmek doğru değildir.</p>

<p>Bazı ilaçlar kas ağrısıyla ilişkili olabilir</p>

<p>Vücut ağrılarının değerlendirilmesinde kullanılan ilaçların da gözden geçirilmesi gerekir.</p>

<p>Özellikle kolesterol düşürücü statin grubu ilaçlar bazı kişilerde kas ağrısı veya kasla ilgili yakınmalara neden olabilir. Bunun dışında farklı ilaçlar da çeşitli mekanizmalarla kas yakınmalarıyla ilişkili olabilir.</p>

<p>Burada önemli nokta, ağrı ortaya çıktığında reçeteli bir ilacı kişinin kendi kararıyla bırakmamasıdır. İlacın gerçekten ağrının nedeni olup olmadığı ve tedavide değişiklik gerekip gerekmediği sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>Elektrolit dengesi de önemli</p>

<p>Kasların düzgün çalışabilmesi için potasyum ve kalsiyum gibi minerallerin uygun düzeylerde bulunması gerekir.</p>

<p>Bu maddelerdeki dengesizlikler bazı kişilerde kas krampları, güçsüzlük veya ağrı gibi yakınmalarla kendini gösterebilir.</p>

<p>Ancak yalnızca kas ağrısından yola çıkarak “potasyumum düşük” ya da “kalsiyumum eksik” sonucuna varmak mümkün değildir. Gerektiğinde kan testleri ve kişinin genel sağlık durumu birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Tiroid sorunları ağrıya yol açabilir mi?</p>

<p>Tiroid bezinin yeterince çalışmadığı hipotiroidi, kas ağrısı ve güçsüzlük dahil çeşitli belirtilerle ortaya çıkabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu tabloda yorgunluk, üşüme, kabızlık, cilt kuruluğu veya kilo alma eğilimi gibi başka yakınmalar da bulunabilir.</p>

<p>Bu belirtiler birçok farklı durumda görülebildiği için yalnızca ağrı üzerinden tiroid hastalığı tanısı konulamaz.</p>

<p>Fibromiyaljide ağrı neden farklıdır?</p>

<p>Uzun süren ve vücudun geniş bir bölümünü etkileyen ağrının nedenlerinden biri fibromiyaljidir.</p>

<p>Fibromiyalji yalnızca “kasların ağrıması” anlamına gelmez. Yaygın ağrıya sıklıkla yorgunluk, dinlendirmeyen uyku ve dikkat veya odaklanma güçlüğü eşlik eder.</p>

<p>Ağrı genellikle uzun sürelidir ve vücudun her iki tarafını, belin üst ve alt bölgelerini etkileyebilir.</p>

<p>Fibromiyaljinin tanısı tek bir kan testiyle konulmaz. Benzer yakınmalara neden olabilecek başka sağlık sorunlarının değerlendirilmesi ve kişinin belirtilerinin bütün olarak ele alınması gerekir.</p>

<p>Eklem ağrısı ile kas ağrısı aynı şey değil</p>

<p>İnsanlar bazen kas, kemik ve eklem ağrılarını birbirinden ayırmakta zorlanabilir.</p>

<p>Eklem ağrısı artrit, bursit, tendon sorunları, gut, enfeksiyonlar, yaralanmalar ve aşırı kullanım gibi çok sayıda nedenden kaynaklanabilir.</p>

<p>Ağrılı eklemde belirgin şişlik, sıcaklık artışı, hassasiyet veya kızarıklık bulunması özellikle önemlidir.</p>

<p>Kemik ağrısı ise kas ve eklem ağrısından daha az görülür. Travma ve kırıklardan kemik enfeksiyonlarına kadar farklı nedenleri olabileceğinden açıklanamayan ve kalıcı kemik ağrısının değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Otoimmün hastalıklar da vücut ağrısı yapabilir</p>

<p>Bağışıklık sisteminin yanlışlıkla kişinin kendi dokularına yöneldiği bazı hastalıklarda kas ve eklem ağrıları görülebilir.</p>

<p>Romatoid artrit ve lupus bunlar arasında yer alır. Bazı iltihaplı kas hastalıklarında ise ağrıdan çok kas güçsüzlüğü dikkat çekebilir.</p>

<p>Bu hastalıkların yalnızca vücut ağrısına bakılarak teşhis edilmesi mümkün değildir. Belirtilerin süresi, muayene bulguları ve gerektiğinde laboratuvar incelemeleri birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Her ağrı vitamin eksikliği anlamına gelmez</p>

<p>Yaygın vücut ağrısı yaşayan kişilerin sık yaptığı hatalardan biri, nedeni doğrudan vitamin veya mineral eksikliğine bağlamaktır.</p>

<p>Bazı eksiklikler kas-iskelet sistemi yakınmalarıyla ilişkili olabilir. Ancak vücut ağrısının çok sayıda olası nedeni bulunduğundan, belirtilere bakarak hangi vitaminin eksik olduğunu tahmin etmek güvenilir değildir.</p>

<p>Gereksiz ve yüksek doz takviye kullanmak da her zaman zararsız değildir. Bu nedenle özellikle uzun süren yakınmalarda nedenin belirlenmesi daha doğru bir yaklaşımdır.</p>

<p>Ağrının süresi önemli bir ipucu</p>

<p>Egzersiz veya geçici kas zorlanmasına bağlı hafif ağrıların zaman içinde azalması beklenir.</p>

<p>Buna karşılık ağrı açıklanamıyorsa, sürekli tekrarlıyorsa, giderek artıyorsa veya günlük yaşamı belirgin biçimde etkiliyorsa değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Özellikle şu durumlar önemsenmelidir:</p>

<ul>
 <li>Belirgin kas güçsüzlüğü</li>
 <li>Eklemde kızarıklık, sıcaklık veya ciddi şişlik</li>
 <li>Nedensiz ve uzun süren yaygın ağrı</li>
 <li>Yüksek veya devam eden ateş</li>
 <li>Açıklanamayan kilo kaybı</li>
 <li>Yeni bir ilaç başladıktan sonra gelişen belirgin kas yakınmaları</li>
 <li>Ağrının günler içinde düzelmek yerine giderek şiddetlenmesi</li>
</ul>

<p>Hangi vücut ağrıları acil olabilir?</p>

<p>Vücut ağrısı tek başına çoğu zaman acil bir durum anlamına gelmez. Ancak ağrıya bazı ciddi belirtiler eşlik ediyorsa beklememek gerekir.</p>

<p>Belirgin nefes darlığı, göğüste sürekli veya şiddetli ağrı ya da baskı, bilinç değişikliği, bayılma, nöbet, çok şiddetli kas ağrısı, ağır güçsüzlük veya kişinin ayakta durmasını güçleştiren dengesizlik gibi belirtiler acil değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Özellikle enfeksiyon belirtileri bulunan kişilerde durum düzelirken yeniden kötüleşme de dikkate alınmalıdır.</p>

<p>Vücudun neresi ağrıyor sorusu kadar “başka ne var?” sorusu da önemli</p>

<p>Vücut ağrısının nedenini anlamaya çalışırken yalnızca ağrının şiddetine odaklanmak yeterli değildir.</p>

<p>Ağrının egzersizden sonra mı başladığı, tek bölgede mi yoksa bütün vücutta mı olduğu, ateş veya solunum yolu belirtilerinin bulunup bulunmadığı, eklemlerde şişlik olup olmadığı, kas güçsüzlüğünün eşlik edip etmediği ve yeni kullanılan ilaçların bulunup bulunmadığı tabloyu değiştirebilir.</p>

<p>Kısacası vücut ağrısı bazen yoğun geçen bir günün bedeli, bazen bir enfeksiyonun ilk işaretlerinden biri olabilir. Uzun süren, açıklanamayan veya başka önemli belirtilerle birlikte görülen ağrılarda ise nedeni tahmin etmek yerine tıbbi değerlendirme daha güvenli bir yoldur.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>MedlinePlus Medical Encyclopedia – Muscle Aches – U.S. National Library of Medicine – Güncel tıbbi başvuru kaynağı</li>
 <li>Mayo Clinic – Muscle Pain: Causes – Mayo Clinic Staff – 2023</li>
 <li>Centers for Disease Control and Prevention – Signs and Symptoms of Flu – 2024</li>
 <li>Centers for Disease Control and Prevention – About Influenza – 2026</li>
 <li>MedlinePlus Medical Encyclopedia – Joint Pain – U.S. National Library of Medicine – Güncel tıbbi başvuru kaynağı</li>
 <li>MedlinePlus Medical Encyclopedia – Bone Pain or Tenderness – U.S. National Library of Medicine – Güncel tıbbi başvuru kaynağı</li>
 <li>Mayo Clinic – Fibromyalgia: Symptoms and Causes – Mayo Clinic Staff – Güncel klinik başvuru kaynağı</li>
 <li>National Health Service – Joint Pain – Güncel sağlık rehberi</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gripten-strese-ilaclardan-fibromiyaljiye-vucut-agrilarinin-olasi-nedenleri</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 06:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8356.jpeg" type="image/jpeg" length="79379"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erzurumspor Elisha Owusu ile anlaştı: Fransa’dan transfer haberi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/erzurumspor-elisha-owusu-ile-anlasti-fransadan-transfer-haberi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/erzurumspor-elisha-owusu-ile-anlasti-fransadan-transfer-haberi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elisha Owusu için Erzurumspor’un yürüttüğü transfer görüşmelerinde önemli bir gelişme yaşandı. Fransız L’Équipe, Auxerre kaptanı Ganalı orta saha oyuncusunun Erzurumspor’a transfer olmak üzere kulübünden ayrılacağını bildirdi. Henüz Erzurumspor’dan resmî açıklama yapılmadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Erzurumspor’un yeni sezon kadro planlaması kapsamında gündemine aldığı Elisha Owusu transferinde Fransa’dan dikkat çeken bir haber geldi. L’Équipe, 16 Ağustos 2026 tarihinde yayımladığı haberde Auxerre kaptanının Türkiye’ye giderek Erzurumspor’a imza atmasının beklendiğini duyurdu. </p>

<p>Fransız gazetesinin aktardığı bilgiye göre Owusu, Auxerre’den ayrılmaya hazırlanıyor. Transfer konusunda tarafların hangi mali şartlarda anlaşmaya vardığına ilişkin ayrıntılar ise L’Équipe’nin haberinde açıklanmadı.</p>

<p>Auxerre’nin kaptanlarından</p>

<p>28 yaşındaki Elisha Owusu, Fransa Ligue 1 ekiplerinden Auxerre’de orta saha pozisyonunda görev yapıyor. Gana Milli Takımı forması da giyen futbolcu, Fransız ekibinde kaptanlık sorumluluğu üstlendi. </p>

<p>Owusu, kariyerinde Lyon altyapısının ardından Sochaux ve Belçika ekibi Gent’te forma giydi. Ocak 2023’te Auxerre’e katılan orta saha oyuncusu, Fransız ekibinin Ligue 2’den Ligue 1’e yükseldiği kadroda da yer aldı.</p>

<p>Geçen sezon 29 Ligue 1 maçına çıktı</p>

<p>Owusu, 2025-2026 sezonunda Auxerre formasıyla Ligue 1’de 29 karşılaşmada görev yaptı. Bu maçların 27’sine ilk 11’de başlayan Ganalı futbolcu yaklaşık 2 bin 350 dakika sahada kaldı. Sezonu ligde gol ve asist kaydetmeden tamamladı.</p>

<p>28 yaşındaki oyuncunun temel görev bölgesi merkez orta saha olmakla birlikte savunmanın önünde de görev yapabiliyor. Bu özelliği, Erzurumspor açısından orta saha rotasyonunda farklı görevlerde kullanılabilecek bir oyuncu seçeneği anlamına geliyor.</p>

<p>Sözleşme konusunda farklı veriler bulunuyor</p>

<p>Transfer haberinde dikkat çeken noktalardan biri Owusu’nun Auxerre ile sözleşme durumu. L’Équipe, oyuncunun mevcut sözleşmesinin bitimine bir yıl kaldığını bildiriyor. </p>

<p>Bazı güncel oyuncu veri kaynaklarında da sözleşmenin 2027 yılında sona ereceği bilgisi yer alıyor. Bu nedenle transferin bonservisli olarak gerçekleşmesi bekleniyor. Ancak bonservis bedeline ilişkin kulüpler tarafından doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Erzurumspor neden Owusu ile ilgileniyor?</p>

<p>Owusu’nun son sezonda Ligue 1’de düzenli forma giymesi, merkez orta saha ve ön libero pozisyonlarında görev yapabilmesi transferin sportif çerçevesini oluşturuyor.</p>

<p>Ganalı futbolcunun Auxerre’de kaptanlık yapması ve Fransa ile Belçika liglerinde edindiği tecrübe de Erzurumspor’un orta saha yapılanması açısından transferi dikkat çekici hale getiriyor.</p>

<p>Bununla birlikte oyuncunun Erzurumspor’daki olası rolüne ilişkin kulüp tarafından yapılmış resmî bir açıklama bulunmadığından, teknik planlamaya ilişkin daha ileri değerlendirmeler şu aşamada doğrulanmış bilgi niteliği taşımıyor.</p>

<p>Resmî açıklama henüz yapılmadı</p>

<p>L’Équipe’nin haberi transfer sürecinin ileri aşamaya geldiğine işaret etse de Erzurumspor veya Auxerre tarafından transferin tamamlandığına ilişkin resmî açıklama henüz yapılmadı. </p>

<p>Bu nedenle Owusu’nun Erzurumspor’a transferi, kulüplerden gelecek resmî duyuruya kadar kesinleşmiş transfer olarak değerlendirilmemeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>[1] L’Équipe<br />
[2] Opta Analyst</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/erzurumspor-elisha-owusu-ile-anlasti-fransadan-transfer-haberi</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 05:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8354-1.jpeg" type="image/jpeg" length="58393"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kirpiklerden Saç Derisine: İnsan Vücudunda Yaşayabilen Küçük Canlılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kirpiklerden-sac-derisine-insan-vucudunda-yasayabilen-kucuk-canlilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kirpiklerden-sac-derisine-insan-vucudunda-yasayabilen-kucuk-canlilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsan derisi yalnızca bize ait bir yüzey değil; mikroskobik canlılardan parazitlere kadar pek çok organizmayla temas halinde. Çoğu sorun çıkarmazken bazıları kaşıntı, döküntü ve enfeksiyona yol açabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yüzünüzü yıkadınız, saçınızı taradınız ve yatağınıza girdiniz. Dışarıdan bakıldığında cildinizde hiçbir şey görünmüyor olabilir. Oysa insan derisi, saç kökleri ve çevremiz gözle seçilemeyecek kadar küçük canlılarla sürekli temas halinde.</p>

<p>Bu durum ilk duyulduğunda ürkütücü gelebilir. Fakat önemli bir ayrım var: Vücudumuzda veya cildimizin üzerinde bulunan her canlı hastalık anlamına gelmez.</p>

<p>İnsan derisi bakteriler, mantarlar, virüsler ve bazı mikroskobik akarlarla birlikte yaşayan karmaşık bir biyolojik ortamdır. Bunların önemli bir bölümü normal deri yaşamının parçasıdır. Buna karşılık uyuz akarı ve bit gibi bazı canlılar gerçek bir parazit enfestasyonuna yol açabilir. Tahtakurusu, pire ve kene gibi canlılar ise genellikle sürekli insan vücudunda yaşamaz; beslenmek amacıyla insanla temas eder.</p>

<p>Bu nedenle kaşıntının kaynağını doğru ayırt etmek önemlidir.</p>

<p>Yüzümüzde mikroskobik akarlar bulunabilir</p>

<p>İnsan cildinin en ilginç sakinlerinden biri Demodex adı verilen mikroskobik akarlardır.</p>

<p>Özellikle yüz bölgesindeki kıl kökleri ve yağ bezleri çevresinde bulunabilen Demodex folliculorum ve Demodex brevis, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçüktür. Burun, alın, yanaklar ve kirpik çevresi sık bulundukları bölgeler arasındadır.</p>

<p>Buradaki kritik nokta şu:</p>

<p>Demodex bulunması tek başına hastalık demek değildir.</p>

<p>Bu akarlar birçok kişide herhangi bir belirti oluşturmadan bulunabilir. Bilimsel bilgiler, deri üzerindeki mikroorganizmaların ve bazı akarların sağlıklı cilt ortamının bir parçası olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bazı durumlarda Demodex yoğunluğunun artması belirli deri veya göz kapağı sorunlarıyla ilişkilendirilebilir. Ancak yalnızca kaşıntı veya yüzde kızarıklık bulunması, kişinin Demodex sorunu yaşadığı anlamına gelmez.</p>

<p>Uyuz akarı ise farklı: Derinin üst tabakasına yerleşiyor</p>

<p>Demodex ile uyuz birbirine karıştırılmamalıdır.</p>

<p>Uyuz, Sarcoptes scabiei var. hominis adı verilen mikroskobik akarın yol açtığı bulaşıcı bir deri hastalığıdır. Dişi akar derinin en üst tabakasına tüneller açarak yerleşir.</p>

<p>En karakteristik yakınmalardan biri özellikle geceleri şiddetlenen kaşıntıdır.</p>

<p>Küçük kabarıklıklar ve döküntüler görülebilir. Parmak araları, el bilekleri, koltuk altları, bel çevresi, kalça ve genital bölge sık etkilenen alanlar arasındadır.</p>

<p>İlk kez uyuz geçiren bir kişide belirtilerin ortaya çıkması haftalar sürebilir. Bu süre içerisinde kişi henüz belirgin yakınması olmasa bile enfestasyonu başkalarına aktarabilir.</p>

<p>Uyuzun temel bulaş yolu genellikle uzun süreli yakın ten temasıdır. Daha seyrek olarak giysi, havlu ve yatak takımı gibi eşyalar üzerinden de bulaş gerçekleşebilir.</p>

<p>“Temiz insan uyuz olmaz” düşüncesi doğru değil</p>

<p>Uyuz konusunda en yaygın yanlış inanışlardan biri hastalığın yalnızca kişisel temizliği yetersiz kişilerde ortaya çıktığı düşüncesidir.</p>

<p>Bu doğru değildir.</p>

<p>Uyuz her yaştan ve farklı yaşam koşullarından insanı etkileyebilir. Yakın ve uzun süreli fiziksel temas bulaş açısından kişisel temizlikten çok daha belirleyicidir.</p>

<p>Aynı evde yaşayanlarda veya yakın temaslı kişilerde benzer kaşıntıların başlaması bu nedenle önemli bir ipucu olabilir.</p>

<p>Tanı konulduğunda yalnızca belirtileri olan kişinin değil, yakın temaslıların da değerlendirilmesi yeniden bulaşmanın önlenmesi açısından önem taşır.</p>

<p>Bitler insan üzerinde yaşayabilen gerçek parazitler arasında</p>

<p>İnsanlarda farklı bit türleri görülebilir. Baş biti saçlı deride, vücut biti daha çok giysilerin dikiş bölgelerinde yaşayıp beslenmek için cilde gelir; kasık biti ise çoğunlukla daha kalın kılların bulunduğu bölgeleri tutar.</p>

<p>Baş bitinde en sık yakınmalardan biri saçlı deride kaşıntıdır.</p>

<p>Saç tellerine sıkıca tutunmuş yumurtalar, yani sirkeler görülebilir. Kepekten farklı olarak bunların saç telinden kolayca ayrılmaması dikkat çekicidir.</p>

<p>Bitlenme de yalnızca “temizlik sorunu” olarak görülmemelidir. Özellikle baş biti yakın temasın yoğun olduğu ortamlarda kolaylıkla yayılabilir.</p>

<p>Yoğun kaşıma ise derinin tahriş olmasına ve ikincil bakteriyel enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir.</p>

<p>Tahtakurusu vücudunuzda yaşamaz</p>

<p>Sabah uyandığınızda kolunuzda veya bacağınızda yan yana ya da çizgi şeklinde kaşıntılı kabarıklıklar görmek tahtakurusunu akla getirebilir.</p>

<p>Ancak önemli bir ayrıntı var:</p>

<p>Tahtakuruları bit veya uyuz akarı gibi insan vücudunda sürekli yaşamaz.</p>

<p>Genellikle yatak, baza, mobilya çatlakları ve benzeri saklanma alanlarında bulunur; çoğunlukla gece ortaya çıkarak kanla beslenir ve ardından saklandığı yere döner.</p>

<p>Isırıklar kaşıntılı kabarıklıklara neden olabilir. Bazı kişilerde belirgin bir reaksiyon oluşurken bazılarında çok az iz görülebilir.</p>

<p>Üstelik yalnızca ısırıkların görüntüsüne bakarak tahtakurusu tanısı koymak güvenilir değildir. Sivrisinek, pire ve bazı deri hastalıkları benzer görünümler oluşturabilir.</p>

<p>Yatak veya mobilyada canlı böcekler, yumurtalar, küçük kan lekeleri ya da diğer enfestasyon belirtilerinin araştırılması gerekebilir.</p>

<p>Pireler de genellikle insan vücuduna yerleşmez</p>

<p>Pireler insanı ısırabilir ancak çoğu durumda insan vücudunda kalıcı olarak yaşamaz.</p>

<p>Evcil hayvanlar ve yaşam ortamı önemli kaynaklar olabilir. Isırıklar özellikle ayak bilekleri ve alt bacaklarda küçük, kaşıntılı kırmızı kabarıklıklar oluşturabilir.</p>

<p>Fakat görünüş tek başına yeterli değildir. Çünkü farklı böcek ısırıkları birbirine oldukça benzeyebilir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca derideki kabarıklığın biçiminden hangi canlının sorumlu olduğunu kesin olarak söylemek her zaman mümkün değildir.</p>

<p>Keneler cilde tutunabilir ancak kalıcı sakinlerimiz değildir</p>

<p>Kene de “vücutta yaşayan canlılar” ifadesi kullanılırken dikkatle ayrılması gereken örneklerden biridir.</p>

<p>Keneler insan derisine tutunarak kanla beslenebilir ancak normalde insan üzerinde sürekli yaşayan canlılar değildir.</p>

<p>Önemleri yalnızca ısırığın oluşturduğu deri reaksiyonundan kaynaklanmaz. Bazı kene türleri yaşanılan coğrafyaya bağlı olarak çeşitli enfeksiyon etkenlerini taşıyabilir.</p>

<p>Türkiye açısından kene temasının ayrıca önem taşımasının nedenlerinden biri Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi riskidir.</p>

<p>Vücuda tutunmuş bir kene fark edildiğinde ezmek, üzerine kimyasal madde dökmek veya yakmaya çalışmak yerine uygun biçimde çıkarılması ve kişinin risk durumuna göre sağlık kuruluşunca değerlendirilmesi önemlidir.</p>

<p>Her kaşıntıyı parazite bağlamak da yanlış</p>

<p>Kaşıntı oldukça yaygın bir belirtidir ve nedenleri yalnızca parazitler değildir.</p>

<p>Egzama, kuru cilt, alerjik reaksiyonlar, ürtiker, mantar enfeksiyonları, bazı ilaçlar ve çeşitli sistemik hastalıklar da kaşıntıya yol açabilir.</p>

<p>Örneğin gece kaşıntısının artması uyuz açısından dikkat çekici olsa da tek başına uyuz tanısı koydurmaz.</p>

<p>Benzer şekilde birkaç kırmızı kabarıklık görmek de mutlaka tahtakurusu veya pire bulunduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Tanıda döküntünün dağılımı, kaşıntının zamanı, evde başka kişilerin etkilenip etkilenmediği, yakın temas öyküsü, seyahat ve yaşam ortamı birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Cildimizin görünmeyen dünyasının büyük kısmı düşman değil</p>

<p>“Vücudumuzda canlılar yaşıyor” ifadesi kolaylıkla ürkütücü bir manşete dönüşebilir. Bilimsel tablo ise bundan çok daha dengelidir.</p>

<p>Sağlıklı insan derisi steril değildir.</p>

<p>Bakteriler, mantarlar, virüsler ve bazı mikroskobik canlılardan oluşan deri mikrobiyotası cildin doğal biyolojik ortamının parçasıdır. Araştırmalar bu topluluğun cilt bariyeri ve bağışıklık sistemiyle karmaşık bir ilişki içinde olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle ciltte mikroorganizma bulunmasıyla parazit enfestasyonu aynı şey değildir.</p>

<p>Demodex gibi bazı akarlar belirti vermeden bulunabilirken, uyuz akarı veya bit varlığı değerlendirme ve uygun tedavi gerektirir. Tahtakurusu ve pire gibi canlılarda ise kişinin yanı sıra yaşadığı çevrenin kontrolü de önem kazanır.</p>

<p>Aşırı temizlik çözüm olmayabilir</p>

<p>Vücudumuzdaki mikroskobik yaşamı öğrenince ilk düşünce cildi mümkün olduğunca “steril” hale getirmek olabilir.</p>

<p>Ancak insan cildinin steril olması gerekmez.</p>

<p>Gereksiz antiseptik kullanımı, sert temizleyicilerle sık yıkama veya deriyi sürekli ovalamak cilt bariyerini bozarak kuruluk ve tahrişi artırabilir.</p>

<p>Özellikle nedeni bilinmeyen kaşıntıda rastgele böcek ilacı, parazit ilacı veya güçlü kimyasal ürünlerin cilde uygulanması doğru değildir.</p>

<p>Önce sorunun gerçekten bir parazitten kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesi gerekir.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurmak gerekir?</p>

<p>Gece belirgin şekilde artan ve günlerce devam eden yoğun kaşıntı, parmak aralarında veya bileklerde çizgi şeklinde döküntüler, aynı evde birden fazla kişide benzer yakınmalar ya da saçta canlı bit ve saç tellerine sıkıca yapışmış sirkeler fark edilmesi değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Döküntünün hızla yayılması, yoğun kaşıma sonrasında irin, artan kızarıklık, sıcaklık veya ağrı gelişmesi ikincil enfeksiyon ihtimalini düşündürebilir.</p>

<p>Böcek ısırığı sonrasında nefes almada güçlük, dil veya boğazda şişme ya da yaygın ve ağır alerjik reaksiyon belirtileri gelişirse acil tıbbi değerlendirme gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>En önemli ayrım: Her küçük canlı zararlı değildir</p>

<p>İnsan vücudu, düşündüğümüzden çok daha hareketli bir mikroskobik dünyaya ev sahipliği yapıyor.</p>

<p>Bazı canlılar hayatımız boyunca bizimle birlikte bulunabilir ve hiçbir sorun oluşturmayabilir. Bazıları geçici ziyaretçilerdir. Bazıları ise gerçek bir parazit olarak hastalığa neden olabilir.</p>

<p>Bu nedenle mesele vücudumuzda başka canlıların bulunup bulunmaması değil, hangi canlının nerede bulunduğu ve sağlığımızı etkileyip etkilemediğidir.</p>

<p>Kaşıntı ve döküntünün kaynağını doğru belirlemek, hem gereksiz tedavilerden kaçınmanın hem de gerçekten tedavi edilmesi gereken uyuz veya bit gibi durumları gözden kaçırmamanın en güvenli yoludur.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. JAMA – Scabies, Bedbug, and Body Lice Infestations: A Review – Cristina Thomas, Herbert Castillo Valladares, Timothy G. Berger, Aileen Y. Chang – 2024 – DOI: 10.1001/jama.2024.13896<br />
2. Journal of the American Academy of Dermatology – Ectoparasites: Scabies – Cristina Thomas, Sarah J. Coates, Daniel Engelman, Olivier Chosidow, Aileen Y. Chang – 2020 – DOI: 10.1016/j.jaad.2019.05.109<br />
3. Journal of the American Academy of Dermatology – The Human Skin Microbiome in Health – Margaret A. MacGibeny ve arkadaşları – 2025 – DOI: 10.1016/j.jaad.2024.07.1498<br />
4. Clinical Microbiology Reviews – Laboratory Identification of Arthropod Ectoparasites – Blaine A. Mathison, Bobbi S. Pritt – 2014 – DOI: 10.1128/CMR.00008-13<br />
5. American Academy of Dermatology – Scabies: Overview, Signs and Symptoms, Diagnosis and Treatment<br />
6. American Academy of Dermatology – Bedbugs: Signs and Symptoms, Diagnosis and Treatment<br />
7. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri – Scabies: Clinical and Laboratory Information</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kirpiklerden-sac-derisine-insan-vucudunda-yasayabilen-kucuk-canlilar</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 00:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8350.jpeg" type="image/jpeg" length="53286"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mobbing İddiasını Belgelemek İçin Ses Kaydı Alan Doktor Hakkında Yargıtay Kararı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mobbing-iddiasini-belgelemek-icin-ses-kaydi-alan-doktor-hakkinda-yargitay-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mobbing-iddiasini-belgelemek-icin-ses-kaydi-alan-doktor-hakkinda-yargitay-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bir devlet hastanesinde görev yapan uzman doktorun, mobbing iddialarını belgelemek amacıyla başhekim yardımcısıyla yaptığı yüz yüze görüşmeyi gizlice kaydetmesi nedeniyle yargılandığı davada verilen beraat kararını oybirliğiyle onadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kararda, doktorun bizzat tarafı olduğu konuşmayı kaydetmesi ve görüşmenin özel yaşam kapsamında olmaması belirleyici oldu.</p>

<p>Bir devlet hastanesinde görev yapan uzman doktorun işyerinde psikolojik taciz ve mobbing iddialarını delillendirmek amacıyla aldığı ses kaydı, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin dikkat çeken bir kararına konu oldu.</p>

<p>Yargıtay, doktor hakkında verilen beraat hükmünü onarken, somut olayda ses kaydının Türk Ceza Kanunu’nun 133/1. maddesinde düzenlenen suçun yasal unsurlarını oluşturmadığına hükmetti.</p>

<p>UZMAN DOKTOR BAŞHEKİM YARDIMCISIYLA GÖRÜŞMESİNİ KAYDETTİ</p>

<p>Karara konu olay bir devlet hastanesinde yaşandı.</p>

<p>Kulak burun boğaz uzmanı olarak görev yapan doktor ile hastanenin başhekim yardımcısı arasında idari görevlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar ve adli mercilere de yansıyan bir husumet bulunuyordu.</p>

<p>Uzman doktor, hastane yönetimi ve başhekim yardımcısı tarafından kendisine psikolojik taciz ve mobbing uygulandığı yönündeki iddialarını delillendirmek amacıyla başhekim yardımcısının makam odasında yaptıkları görüşmeyi gizlice ses kaydına aldı.</p>

<p>Doktor hakkında daha sonra “kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları bir aletle dinleme veya ses alma cihazıyla kaydetme” suçlamasıyla dava açıldı.</p>

<p>YEREL MAHKEMEDEN BERAAT</p>

<p>Yargılama sonucunda yerel mahkeme, doktorun üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı sonucuna vararak beraat kararı verdi.</p>

<p>Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin önüne geldi.</p>

<p>YARGITAY: DOKTOR KONUŞMANIN TARAFIYDI</p>

<p>Yargıtay değerlendirmesinde önemli bir ayrım yaptı.</p>

<p>Dosyadaki ses kaydının çözümüne ilişkin tutanak ve diğer deliller incelendiğinde, kaydedilen yüz yüze görüşmenin yalnızca doktor ile başhekim yardımcısı arasında gerçekleştiği belirlendi.</p>

<p>Yüksek Mahkeme, doktorun üçüncü kişiler arasındaki bir konuşmayı gizlice dinleyip kaydetmediğine, bizzat tarafı olduğu konuşmayı kaydettiğine dikkat çekti.</p>

<p>Bu nedenle somut olay bakımından TCK’nın 133/1. maddesinde düzenlenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı sonucuna varıldı.</p>

<p>KONUŞMALAR ÖZEL HAYAT KAPSAMINDA BULUNMADI</p>

<p>Kararın bir başka önemli noktası ise konuşmaların içeriğine ilişkin değerlendirme oldu.</p>

<p>Yargıtay, doktor ile başhekim yardımcısı arasındaki uyuşmazlıklarla ilgili konuşmaların başhekim yardımcısının özel yaşam alanına dahil olmadığı ve özel hayatın gizliliğini ihlal edecek nitelik taşımadığı sonucuna vardı.</p>

<p>Bu değerlendirmeler doğrultusunda yerel mahkemenin beraat kararında hukuka aykırılık bulunmadı.</p>

<p>BERAAT KARARI OYBİRLİĞİYLE ONANDI</p>

<p>Yargıtay 12. Ceza Dairesi, katılanın mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine yönelik temyiz itirazlarını reddetti.</p>

<p>Doktor hakkında verilen beraat hükmü 5 Ekim 2022 tarihinde oybirliğiyle onandı.</p>

<p>Karar, Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2020/1058 Esas, 2022/6239 Karar numarasıyla kayıtlara geçti.</p>

<p>Karar Her Gizli Ses Kaydını Hukuka Uygun Hale Getirmiyor</p>

<p>Kararın, “mobbing iddiası bulunan herkes gizlice ses kaydı alabilir” şeklinde yorumlanmaması gerekiyor.</p>

<p>Yargıtay’ın değerlendirmesi somut olayın özelliklerine dayanıyor. Kaydı yapan kişinin konuşmanın bizzat tarafı olması ve kaydedilen konuşmaların karşı tarafın özel yaşam alanına ilişkin bulunmaması kararda özellikle vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle farklı koşullarda yapılan gizli ses kayıtlarının ceza hukuku ve delil hukuku bakımından sonucu farklı olabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hukuk</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mobbing-iddiasini-belgelemek-icin-ses-kaydi-alan-doktor-hakkinda-yargitay-karari</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 23:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8349.jpeg" type="image/jpeg" length="59362"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Amedspor’dan Süper Lig’e tarihi başlangıç: Erzurumspor’u 3-0 mağlup etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/amedspordan-super-lige-tarihi-baslangic-erzurumsporu-3-0-maglup-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/amedspordan-super-lige-tarihi-baslangic-erzurumsporu-3-0-maglup-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amedspor, tarihinde ilk kez mücadele ettiği Süper Lig’de sezona görkemli başladı. Diyarbakır’da Erzurumspor FK’yı 3-0 mağlup eden yeşil-kırmızılılarda Dia Saba iki golle yıldızlaşırken, diğer gol Gökhan Gül’den geldi. Erzurumspor’un 3. dakikada bulduğu gol ise VAR incelemesinin ardından iptal edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Amedspor, Erzurumspor FK’yı 3-0 mağlup etti</p>

<p>Trendyol Süper Lig 2026-2027 sezonunun ilk haftasında Amed Sportif Faaliyetler ile Erzurumspor FK, Diyarbakır Stadyumu’nda karşı karşıya geldi.</p>

<p>Tarihinde ilk kez Süper Lig’de mücadele eden Amedspor, ilk yarısı golsüz tamamlanan karşılaşmada ikinci yarıda oyunun kontrolünü ele aldı. Dia Saba’nın iki golü ve Gökhan Gül’ün kaydettiği golle sahadan 3-0 galip ayrılan Amedspor, Süper Lig serüvenine üç puanla başladı.</p>

<p>Karşılaşmayı hakem Halil Umut Meler yönetti.</p>

<p>Erzurumspor’un golü 3. dakikada VAR’dan döndü</p>

<p>Mücadele oldukça hareketli başladı. Erzurumspor FK henüz 3. dakikada Fernando Andrade ile topu ağlara gönderdi.</p>

<p>Konuk ekip erken golün sevincini yaşarken pozisyon VAR incelemesine taşındı. Yapılan incelemenin ardından elle oynama gerekçesiyle gol geçerli sayılmadı ve skor 0-0 olarak kaldı.</p>

<p>Bu pozisyonun ardından iki takım da ilk yarıda gol bulamadı. Devre arasına 0-0 eşitlikle girildi.</p>

<p>Amedspor’un Süper Lig’deki ilk golü Dia Saba’dan</p>

<p>Karşılaşmanın düğümü ikinci yarının başlarında çözüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dakikalar 53’ü gösterdiğinde, Lumbardh Dellova’nın asistinde topla buluşan Dia Saba, Erzurumspor filelerini havalandırarak Amedspor’u 1-0 öne geçirdi.</p>

<p>Bu gol aynı zamanda kulüp tarihine geçti. Dia Saba, Amedspor’un Süper Lig tarihindeki ilk golünü atan futbolcu oldu.</p>

<p>Dia Saba 9 dakika sonra bir kez daha sahnede</p>

<p>İlk golün ardından hücumdaki etkinliğini sürdüren Amedspor, farkı artırmak için fazla beklemedi.</p>

<p>62. dakikada Gift Orban’ın pasıyla gelişen atakta bir kez daha Dia Saba sahneye çıktı. Tecrübeli futbolcu topu ağlara göndererek kendisinin ve takımının ikinci golünü kaydetti: 2-0.</p>

<p>Böylece Dia Saba, Amedspor’un Süper Lig tarihindeki ilk iki golüne birden imza attı.</p>

<p>Geçen sezon Amedspor formasıyla 38 karşılaşmada 9 gol ve 10 asistlik performans ortaya koyan Saba, yeni sezonun ilk haftasında da takımının hücumdaki belirleyici isimlerinden biri oldu.</p>

<p>Gökhan Gül oyuna girdi, golünü attı</p>

<p>Amedspor Teknik Direktörü Besnik Hasi, 64. dakikada iki değişikliğe gitti. Cem Üstündağ’ın yerine Gökhan Gül, Mbaye Diagne’nin yerine ise Samuel Ballet oyuna dahil oldu.</p>

<p>Bu değişiklikler yalnızca altı dakika sonra skora doğrudan yansıdı.</p>

<p>70. dakikada Samuel Ballet’nin asistinde Gökhan Gül, topu Erzurumspor ağlarına göndererek farkı üçe çıkardı: 3-0.</p>

<p>Böylece oyuna sonradan giren iki futbolcu üçüncü golde buluştu; Ballet asist yaparken Gökhan Gül golü kaydetti.</p>

<p>Goller</p>

<p>53’ | Amedspor 1-0 Erzurumspor FK: Dia Saba<br />
Asist: Lumbardh Dellova</p>

<p>62’ | Amedspor 2-0 Erzurumspor FK: Dia Saba<br />
Asist: Gift Orban</p>

<p>70’ | Amedspor 3-0 Erzurumspor FK: Gökhan Gül<br />
Asist: Samuel Ballet</p>

<p>3’ | Erzurumspor FK: Fernando Andrade’nin golü VAR incelemesinin ardından elle oynama gerekçesiyle iptal edildi.</p>

<p>Amedspor’un ilk 11’i</p>

<p>Amedspor karşılaşmaya Alban Lafont, Lumbardh Dellova, David Bates, Mehmet Yeşil, Yira Sor, Cem Üstündağ, Rayan Raveloson, Ermal Krasniqi, Gift Orban, Dia Saba ve Mbaye Diagne ilk 11’iyle başladı.</p>

<p>Erzurumspor FK ise Orbanic, Orhan, Amar, Yakup, Nihad, Brandon, Martin, Sefa, Fernando, Fettah ve Eren ile sahaya çıktı.</p>

<p>Süper Lig’de ilk maç, ilk galibiyet</p>

<p>Karşılaşmanın Amedspor açısından en dikkat çekici yönü ise sonucun kulüp tarihindeki yeri oldu.</p>

<p>2025-2026 sezonunda Trendyol 1. Lig’i ikinci sırada tamamlayarak Süper Lig’e yükselen Diyarbakır temsilcisi, kulüp tarihindeki ilk Süper Lig karşılaşmasını 3-0’lık galibiyetle tamamladı.</p>

<p>Amedspor böylece Süper Lig’de çıktığı ilk maçta hem ilk golünü hem de ilk galibiyetini kayıtlara geçirdi.</p>

<p>Dia Saba ise iki golle gecenin öne çıkan futbolcusu olurken, Amedspor’un Süper Lig tarihindeki ilk golünün de sahibi oldu.</p>

<p>Diyarbakır’da tarihi gece</p>

<p>Diyarbakır Stadyumu’nda oynanan karşılaşmaya taraftarlar yoğun ilgi gösterdi. Mücadeleyi İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ve çok sayıda davetli de tribünden takip etti.</p>

<p>Amedspor ile Erzurumspor FK geçen sezon Trendyol 1. Lig’den Süper Lig’e yükselmişti. Erzurumspor FK ligi şampiyon tamamlarken Amedspor ikinci sırayı alarak doğrudan Süper Lig biletini elde etmişti.</p>

<p>İki takımın Süper Lig’deki ilk randevusunda kazanan taraf, ikinci yarıda bulduğu üç golle Amedspor oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/amedspordan-super-lige-tarihi-baslangic-erzurumsporu-3-0-maglup-etti</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 23:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8344.jpeg" type="image/jpeg" length="55291"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Düzce’nin 20 yıllık doktoruna son veda: Dr. Erkut Karaca toprağa verildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/duzcenin-20-yillik-doktoruna-son-veda-dr-erkut-karaca-topraga-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/duzcenin-20-yillik-doktoruna-son-veda-dr-erkut-karaca-topraga-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düzce’de uzun yıllardır Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı olarak görev yapan Dr. Erkut Karaca, 52 yaşında hayatını kaybetti. Nazilli’de başlayan yaşamını tıp eğitimine ve hekimliğe adayan Karaca, yaklaşık 20 yıl Düzce’de sağlık hizmeti verdi. Karaca’nın cenazesi, Şehitlik Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Şehir Mezarlığı’nda toprağa verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Düzce sağlık camiasını üzen kayıp</p>

<p>Düzce’de uzun yıllardır hekimlik yapan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Erkut Karaca’nın 52 yaşında hayatını kaybetmesi ailesi, yakınları, meslektaşları ve hastaları arasında büyük üzüntüye yol açtı.</p>

<p>Meslek yaşamının önemli bölümünü Düzce’de geçiren Karaca, kamu hastanesindeki uzun yıllara dayanan görevinin ardından özel sağlık kuruluşunda çalışmalarını sürdürüyordu.</p>

<p>Dr. Karaca için 16 Ağustos 2026 tarihinde Düzce Şehitlik Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi. Ailesi ve yakınları cenaze namazı öncesinde taziyeleri kabul ederken törene meslektaşları ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>

<p>Cenaze namazını imam olan kuzeni kıldırdı</p>

<p>Dr. Erkut Karaca’nın cenaze namazını kuzeni, Kayseri Melikgazi Müftülüğü Güllük Camisi İmamı Hasan Navruz kıldırdı.</p>

<p>Cenaze namazının ardından Karaca’nın naaşı Düzce Şehir Mezarlığı’na götürüldü. Dr. Karaca, burada ailesi, yakınları ve sevenlerinin duaları eşliğinde toprağa verildi.</p>

<p>Dr. Erkut Karaca kimdi?</p>

<p>Dr. Erkut Karaca, 1974 yılında Aydın’ın Nazilli ilçesinde dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini de Nazilli’de tamamladı.</p>

<p>Hekimlik yolculuğunun ilk önemli adımını 1991 yılında Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesine girerek attı. Altı yıllık tıp eğitiminin ardından 1997 yılında mezun oldu.</p>

<p>Mezuniyetinin ardından Sağlık Bakanlığı bünyesinde Burdur’un Söğüt beldesinde yaklaşık iki yıl pratisyen hekim olarak görev yaptı.</p>

<p>Karaca’nın mesleki hayatının Düzce ile kesişmesi ise 1999 yılında gerçekleşti.</p>

<p>Uzmanlık eğitimine Düzce’de başladı</p>

<p>Dr. Karaca, 1999 yılında Abant İzzet Baysal Üniversitesi Düzce Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalında uzmanlık eğitimine başladı.</p>

<p>Bir yıl sonra kariyerinin yönünü belirleyecek adımı attı ve aynı tıp fakültesinin Ortopedi ve Travmatoloji bölümüne geçti.</p>

<p>Ortopedi ve Travmatoloji alanındaki uzmanlık eğitimini 2004 yılında tamamlayarak uzman hekim oldu.</p>

<p>Böylece 1999 yılında eğitim amacıyla geldiği Düzce, ilerleyen yıllarda Karaca’nın meslek hayatının merkezi haline geldi.</p>

<p>Erzurum ve Ağrı’da görev yaptı</p>

<p>Uzmanlığını aldıktan sonra bir süre Erzurum Numune Hastanesinde Ortopedi Uzmanı olarak çalışan Karaca, 2004 yılında Ağrı’daki 200 yataklı Asker Hastanesinde askerlik görevini tamamladı.</p>

<p>Ardından yeniden Düzce’ye döndü.</p>

<p>2005 yılında Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Düzce Atatürk Devlet Hastanesine atanan Karaca, uzun yıllar burada Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı olarak hastalarına hizmet verdi.</p>

<p>Daha sonraki dönemde Düzce’de özel sağlık sektöründe görev yapmaya devam etti. Son dönemde Özel Fizema Tıp Merkezinde hasta kabul ettiği görülüyor.</p>

<p>Yaklaşık 20 yıl Düzce’de hekimlik yaptı</p>

<p>Dr. Erkut Karaca’nın mesleki özgeçmişi dikkate alındığında Düzce ile bağının yalnızca çalıştığı bir şehir olmanın çok ötesine geçtiği görülüyor.</p>

<p>1999 yılında uzmanlık eğitimi için geldiği kentte, aradaki kısa süreli Erzurum ve Ağrı görevlerinin ardından 2005’ten itibaren yeniden çalışmaya başlayan Karaca, yaklaşık 20 yıl boyunca Düzce’de sağlık hizmeti verdi.</p>

<p>Ortopedi ve Travmatoloji alanında özellikle kırık cerrahisi, diz ve kalça cerrahisi, eklem protezleri, artroskopik girişimler ve kas-iskelet sistemi hastalıklarının tedavisi gibi alanlarda hastalarla ilgilendi.</p>

<p>Karaca’nın mesleki profillerinde çocuk ortopedisi, mikrocerrahi, kırıklar, protez uygulamaları ve çeşitli ortopedik hastalıkların da çalışma alanları arasında gösterildiği görülüyor.</p>

<p>Bilimsel çalışmalarda da yer aldı</p>

<p>Dr. Karaca’nın hekimlik kariyerinin akademik çalışmalara uzanan bir yönü de bulunuyor.</p>

<p>2005 yılında Acta Orthopaedica et Traumatologica Turcica’da yayımlanan, karpal tünelin endoskopik cerrahi tedavisinde lokal anestezi kullanımını inceleyen bilimsel çalışmanın araştırmacıları arasında Erkut Karaca’nın da adı yer aldı.</p>

<p>Çalışmada Düzce’deki Ortopedi ve Travmatoloji kliniğinden araştırmacılarla birlikte görev yapan Karaca’nın adı bilimsel literatüre de girmiş oldu.</p>

<p>Hastaları için bilgilendirici içerikler hazırladı</p>

<p>Dr. Erkut Karaca’nın yalnızca klinik uygulamalarla sınırlı kalmadığı, hastaların ortopedik hastalıklar konusunda bilinçlendirilmesine yönelik içerikler de hazırladığı görülüyor.</p>

<p>Kendi adına yayımlanan sağlık içeriklerinde omuz ağrısı ve güçsüzlüğü, el bileği kırıkları, protez ameliyatları ve kemik kırıklarının tedavisi gibi toplumda sık karşılaşılan ortopedik sorunları ele aldı.</p>

<p>Bu içerikler, Karaca’nın mesleki bilgisini hasta bilgilendirmesine de taşımaya çalıştığını gösteriyor.</p>

<p>Anadolu Otoyolu’ndaki viyadük yakınında bulundu</p>

<p>Dr. Erkut Karaca’nın ölümüyle ilgili ilk haberler 15 Ağustos’ta kamuoyuna yansıdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haber kaynaklarına göre Karaca’ya ait otomobil, Anadolu Otoyolu’nun Düzce geçişindeki 1. viyadükler mevkisinde park halinde bulundu. Yapılan arama ve incelemeler sırasında Karaca’nın cansız bedenine viyadük altında ulaşıldı.</p>

<p>Olay yerine sağlık ve güvenlik ekipleri sevk edilirken Dr. Karaca’nın hayatını kaybettiği belirlendi.</p>

<p>Bazı yayın organlarında ölümün nasıl gerçekleştiğine ilişkin çeşitli iddialara yer verildi. Ancak olayın adli boyutuna ilişkin yetkili makamlarca açıklanmış kesin sonuç bulunmadığı sürece ölüm şekli konusunda kesin hüküm kurulmaması gerekiyor.</p>

<p>Karaca’nın cansız bedeninin inceleme işlemleri için Düzce Üniversitesi Hastanesi morguna götürüldüğü bildirildi.</p>

<p>Son yolculuğuna meslektaşları da eşlik etti</p>

<p>Dr. Erkut Karaca’nın ani ölümü, yıllardır görev yaptığı Düzce’de geniş bir çevrede üzüntü yarattı.</p>

<p>Şehitlik Camisi’ndeki cenaze töreninde ailesi ve yakınlarının yanı sıra meslektaşları ile Karaca’yı tanıyan vatandaşlar da hazır bulundu.</p>

<p>52 yıllık yaşamının önemli bir bölümünü hekimliğe ayıran Dr. Erkut Karaca, cenaze namazının ardından Düzce Şehir Mezarlığı’nda toprağa verildi.</p>

<p>Nazilli’de başlayan ve Düzce’de uzun yıllar süren hekimlik yolculuğu, 52 yaşında sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/duzcenin-20-yillik-doktoruna-son-veda-dr-erkut-karaca-topraga-verildi</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 22:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8337.jpeg" type="image/jpeg" length="10296"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’da Aleksey Batrakov transferinde kritik eşik: Lokomotiv’den 25 milyon euroya onay]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/galatasarayda-aleksey-batrakov-transferinde-kritik-esik-lokomotivden-25-milyon-euroya-onay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/galatasarayda-aleksey-batrakov-transferinde-kritik-esik-lokomotivden-25-milyon-euroya-onay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Aleksey Batrakov transferinde Rusya’dan kritik haber geldi. Rus basınına göre Lokomotiv Moskova üzerinde belirleyici konumdaki Rusya Demiryolları Başkanı Oleg Belozerov, 25 milyon euroluk teklife satış için onay verdi. Moskova ekibinin temel şartının ise Galatasaray’ın önerdiği uzun vadeli ödeme planının kısaltılması olduğu belirtiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’da Batrakov operasyonunda sona doğru</p>

<p>Galatasaray’ın 10 numara transferi için gündeminin ilk sıralarında bulunan Aleksey Batrakov konusunda pazarlığın seyri değişti. Rusya’dan gelen son bilgiler, Lokomotiv Moskova cephesinin 21 yaşındaki futbolcunun satışına artık daha sıcak baktığını gösteriyor.</p>

<p>Rus basınından Championat’ın kulübe yakın bir kaynağa dayandırdığı haberine göre Rusya Demiryolları Başkanı Oleg Belozerov, Batrakov’un Galatasaray’a transferine onay verdi.</p>

<p>Ancak bu onayın önemli bir şartı bulunuyor: ödeme takviminin kısaltılması.</p>

<p>25 milyon euro masada</p>

<p>Galatasaray’ın Lokomotiv Moskova’ya 25 milyon euroluk bir teklif sunduğu ve bu bedeli uzun vadeli bir ödeme programıyla karşılamayı planladığı belirtilmişti.</p>

<p>Championat daha önce sarı-kırmızılıların 25 milyon euroyu beş yıla yayılmış şekilde, yılda 5 milyon euro ödemeyi önerdiğini duyurmuştu.</p>

<p>Son gelişmeye göre Lokomotiv cephesinde artık transfer bedelinden çok paranın hangi vadede ödeneceği üzerinde duruluyor. Belozerov’un satışa olumlu yaklaşırken daha kısa bir ödeme planı talep ettiği bildirildi.</p>

<p>Bu durum, taraflar arasındaki pazarlığın bonservis rakamından ödeme koşullarına kaydığına işaret ediyor.</p>

<p>Rusya’dan satış için yeşil ışık</p>

<p>Batrakov dosyasında Rusya Demiryolları yönetiminin tavrı kritik önem taşıyordu. Championat, 14 Ağustos’ta Belozerov’un Lokomotiv tesislerine giderek transfer konusunda yapılacak görüşmeye katılacağını ve nihai kararda Rusya Demiryolları yönetiminin belirleyici olacağını bildirmişti.</p>

<p>Bir gün sonra gelen haberde ise Belozerov’un transferi, ödeme vadesinin azaltılması şartıyla onayladığı aktarıldı.</p>

<p>Böylece Galatasaray’ın önündeki en önemli engellerden biri büyük ölçüde aşılmış görünüyor.</p>

<p>Batrakov ile anlaşma iddiası</p>

<p>Transferin oyuncu tarafında da önemli mesafe kaydedildiği belirtiliyor.</p>

<p>Rus basınında yer alan ve Türkiye kaynaklarına dayandırılan haberlerde Galatasaray’ın Batrakov ile kişisel şartlarda anlaşmaya vardığı öne sürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>16 Ağustos sabahı Championat’ın aktardığı bir başka haberde ise Fotomaç ve A Spor Genel Yayın Yönetmeni Zeki Uzundurukan’ın, Galatasaray ile Lokomotiv Moskova arasında 25 milyon euro karşılığında anlaşmaya varıldığını duyurduğu belirtildi.</p>

<p>Aynı iddiaya göre Batrakov’a bonuslarla birlikte yıllık 3,5 milyon euro ödenecek ve futbolcuyla 4 yıllık sözleşme yapılacak.</p>

<p>Ancak transfer henüz kulüpler tarafından resmi olarak açıklanmış değil.</p>

<p>Resmi açıklama bekleniyor</p>

<p>Gelinen noktada farklı kaynaklardan gelen haberler Galatasaray’ın Batrakov transferinde ciddi ilerleme sağladığını gösteriyor.</p>

<p>Bununla birlikte resmi imzalar açıklanmadan “transfer tamamlandı” değerlendirmesi yapmak için erken.</p>

<p>Rusya’dan gelen son bilgiler ışığında dosyadaki kritik başlığın artık 25 milyon euroluk bonservis bedelinden çok ödemenin kaç yılda tamamlanacağı olduğu görülüyor.</p>

<p>Galatasaray ödeme planını Lokomotiv’in istediği seviyeye çekerse transferde son pürüzün de ortadan kalkması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/galatasarayda-aleksey-batrakov-transferinde-kritik-esik-lokomotivden-25-milyon-euroya-onay</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 22:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8334.jpeg" type="image/jpeg" length="75530"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erzurumspor’dan Fransa’ya transfer çıkarması: Romain Del Castillo için resmi teklif]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/erzurumspordan-fransaya-transfer-cikarmasi-romain-del-castillo-icin-resmi-teklif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/erzurumspordan-fransaya-transfer-cikarmasi-romain-del-castillo-icin-resmi-teklif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süper Lig’de kadrosunu güçlendirmeyi sürdüren Erzurumspor FK, transferde dikkat çekici bir ismin peşine düştü. Mavi-beyazlıların Brest forması giyen Fransız kanat oyuncusu Romain Del Castillo için resmi teklif yaptığı, taraflar arasındaki görüşmelerin ilerlediği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Erzurumspor FK, transfer döneminin ses getirebilecek hamlelerinden biri için Fransa’ya yöneldi.</p>

<p>Mavi-beyazlıların Ligue 1 ekiplerinden Brest’in 30 yaşındaki kanat oyuncusu Romain Del Castillo için resmi teklif yaptığı bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ajansspor’un Salim Manav imzalı haberinde Erzurumspor’un Brest’e teklifini ilettiği belirtildi. Fransız futbol kamuoyuna yansıyan bilgiler ise dosyanın yalnızca ilk temas aşamasında olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Fransız Foot Mercato, Ouest-France’a dayandırdığı haberinde Del Castillo ile Erzurumspor arasındaki görüşmelerin ilerlediğini ve Türkiye seçeneğinin oyuncu için mevcut alternatifler arasında öne çıktığını aktardı. Bir İngiliz kulübünün de oyuncuyla ilgilendiği belirtiliyor.</p>

<p>Del Castillo ayrılığa sıcak bakıyor</p>

<p>Transferi Erzurumspor açısından daha dikkat çekici hale getiren noktalardan biri, Fransız futbolcunun Brest’ten ayrılma ihtimali.</p>

<p>Fransız basınına yansıyan bilgilere göre Del Castillo yeni bir maceraya sıcak bakıyor ve temsilcilerinden transfer seçeneklerini değerlendirmelerini istedi. Erzurumspor ile yürütülen temasların da bu süreçte ciddi bir noktaya ulaştığı ifade ediliyor.</p>

<p>Geçen sezon 9 gol, 4 asist</p>

<p>29 Mart 1996 doğumlu Romain Del Castillo, ağırlıklı olarak sağ kanatta görev yapıyor. Sol ayağını kullanan Fransız oyuncu hücum hattının farklı bölgelerinde de değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Del Castillo, geride kalan sezonda Brest formasıyla tüm kulvarlarda 33 karşılaşmaya çıktı, 9 gol attı ve 4 asist yaptı. Lyon altyapısından yetişen oyuncu kariyerinde Nîmes ve Rennes formalarını da giydi.</p>

<p>Sözleşmesi 2027’ye kadar</p>

<p>Del Castillo’nun Brest ile sözleşmesi 30 Haziran 2027’ye kadar devam ediyor. Oyuncunun güncel piyasa değeri ise Transfermarkt verilerinde yaklaşık 7 milyon euro seviyesinde gösteriliyor.</p>

<p>Bu nedenle transferin gerçekleşmesi halinde Del Castillo, Erzurumspor’un kadro yapılanmasındaki en dikkat çekici isimlerden biri olacak.</p>

<p>Gözler Brest ile yapılacak görüşmelerde</p>

<p>Şu aşamada transferin tamamlandığına veya tarafların kesin anlaşmaya vardığına ilişkin güvenilir bir doğrulama bulunmuyor. Buna karşılık Erzurumspor’un resmi teklif yaptığı ve Fransız kaynakların da görüşmelerin ilerlediğini bildirmesi, Del Castillo dosyasını sıradan bir transfer söylentisinin ötesine taşıyor.</p>

<p>Transferde bundan sonraki kritik başlık, Erzurumspor ile Brest arasında şartların ne ölçüde yakınlaşacağı olacak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Ajansspor – Salim Manav</li>
 <li>Ouest-France</li>
 <li>Foot Mercato</li>
 <li>Transfermarkt</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/erzurumspordan-fransaya-transfer-cikarmasi-romain-del-castillo-icin-resmi-teklif</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 22:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8333.jpeg" type="image/jpeg" length="12612"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Osimhen için sürpriz gelişme: Arsenal ile Galatasaray arasında temas]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/osimhen-icin-surpriz-gelisme-arsenal-ile-galatasaray-arasinda-temas</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/osimhen-icin-surpriz-gelisme-arsenal-ile-galatasaray-arasinda-temas" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın yıldızı Victor Osimhen için İngiltere’den dikkat çeken bir transfer gelişmesi geldi. İngiliz basınına dayandırılan haberlerde Arsenal ile Galatasaray arasındaki görüşmeler sırasında Nijeryalı golcünün durumunun da gündeme geldiği belirtiliyor. Sarı-kırmızılıların ise yıldız futbolcuyu bırakmaya sıcak bakmadığı aktarılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Arsenal’den Galatasaray’a Osimhen hamlesi: Transfer görüşmesinde yıldız golcünün adı gündeme geldi</p>

<p>Galatasaray’ın dünya çapındaki yıldızı Victor Osimhen, Avrupa transfer piyasasının yeniden merkezine yerleşti. İngiltere’den gelen son haberler, Premier Lig devi Arsenal’in Nijeryalı santrfor için Galatasaray’ın kapısını çaldığını ortaya koydu.</p>

<p>ESPN’in transfer haberinde aktardığı bilgilere göre Arsenal ile Galatasaray arasında gerçekleştirilen temaslarda Osimhen’in olası transferi de konuşuldu. Gelişmenin çıkış noktasında ise iki kulüp arasında başka oyuncular üzerinden yürütülen görüşmeler bulunuyor.</p>

<p>Martinelli görüşmesi Osimhen’e uzandı</p>

<p>Transfer trafiğinin dikkat çekici tarafı, temasların Galatasaray’ın Arsenal kadrosundaki oyunculara ilgisi sırasında gelişmesi.</p>

<p>İngiliz basınındaki haberlerde Galatasaray’ın Gabriel Martinelli için yaklaşık 45 milyon avroluk teklif yaptığı belirtilirken, görüşmeler sırasında Arsenal cephesinin Osimhen’in durumunu gündeme getirdiği bildirildi. Martinelli’nin ise şu aşamada Türkiye’ye transfer konusunda istekli olmadığı aktarılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Böylece transfer masasındaki roller ilginç biçimde değişti. Galatasaray Arsenal’den yıldız oyuncu almaya çalışırken, İngiliz kulübü de sarı-kırmızılıların en önemli hücum silahını gündemine taşıdı.</p>

<p>Osimhen cephesinden dikkat çeken açıklama</p>

<p>Transfer iddialarını daha da hareketlendiren gelişme ise Osimhen’in geleceği konusunda kapıyı tamamen kapatmaması oldu.</p>

<p>16 Ağustos tarihli haberlerde Nijeryalı golcünün Arsenal bağlantılı transfer söylentileri sorulduğunda Galatasaray’dan ayrılmayacağını kesin biçimde söylemediği aktarılıyor. Bununla birlikte bu açıklama, oyuncunun Arsenal ile anlaştığı veya ayrılık kararı aldığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Galatasaray’ın tavrı kritik</p>

<p>İngiltere’den gelen haberlerde Galatasaray’ın Osimhen’i kolaylıkla bırakmaya niyetli olmadığı belirtiliyor. İngiliz basınında sarı-kırmızılı yönetimin yıldız santrfor konusunda güçlü bir pozisyon aldığı yönünde bilgiler bulunuyor.</p>

<p>Osimhen, Galatasaray hücumunun yalnızca gol yükünü taşıyan isimlerden biri değil, aynı zamanda kulübün Avrupa hedeflerinin merkezindeki oyunculardan biri konumunda. Bu nedenle Arsenal’in ilgisinin somut bir transfere dönüşmesi halinde görüşmelerin oldukça yüksek rakamlara ulaşması beklenebilir.</p>

<p>Henüz resmi teklif doğrulanmadı</p>

<p>Dosyada en önemli ayrıntı ise burada.</p>

<p>Mevcut güvenilir haber zinciri, Arsenal ile Galatasaray arasındaki görüşmeler sırasında Osimhen’in adının gündeme geldiğini destekliyor. Ancak şu aşamada Arsenal’in Osimhen için Galatasaray’a resmi ve kabul edilebilir bir bonservis teklifi sunduğunu doğrulayan yeterince güçlü bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Dolayısıyla “Osimhen Arsenal’e gidiyor” ya da “transfer için anlaşma sağlandı” şeklindeki ifadeler için henüz erken.</p>

<p>Buna karşılık İngiltere’den peş peşe gelen haberler, Victor Osimhen dosyasının Avrupa transfer piyasasında yeniden açıldığını gösteriyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>ESPN</li>
 <li>The Telegraph</li>
 <li>The Guardian</li>
 <li>GOAL</li>
 <li>Daily Mirror</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/osimhen-icin-surpriz-gelisme-arsenal-ile-galatasaray-arasinda-temas</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 21:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8332.jpeg" type="image/jpeg" length="45665"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kahve Dünyası’nın Kurucusu Birol Altınkılıç Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kahve-dunyasinin-kurucusu-birol-altinkilic-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kahve-dunyasinin-kurucusu-birol-altinkilic-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin gıda ve perakende sektörünün önemli isimlerinden, Altınmarka Grubu ve Kahve Dünyası’nın kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Birol Altınkılıç, 66 yaşında hayatını kaybetti. Altınkılıç’ın kalp krizi sonucu yaşamını yitirdiği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye iş dünyasının tanınmış isimlerinden Birol Altınkılıç, 66 yaşında hayatını kaybetti.</p>

<p>Kahve Dünyası ile Altınmarka Grubu’nun kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı olan Altınkılıç’ın kalp krizi sonucu yaşamını yitirdiği bildirildi.</p>

<p>Gıda sektörünün önemli isimlerinden biriydi</p>

<p>Birol Altınkılıç, özellikle kakao ve çikolata üretimi alanındaki yatırımlarıyla Türkiye gıda sanayisinin öne çıkan iş insanları arasında yer aldı.</p>

<p>1992 yılında İstanbul’da kurulan Altınmarka, yıllar içinde kakao ve çikolata üretiminde büyüyerek uluslararası pazarlara açıldı. Altınkılıç, sanayi alanındaki faaliyetlerinin yanı sıra Kahve Dünyası markasının büyümesinde de önemli rol oynadı.</p>

<p>Kahve Dünyası Türkiye’nin tanınan markalarından biri oldu</p>

<p>2000’li yıllarda perakende kahve sektörüne giren Kahve Dünyası, İstanbul’da başlayan yolculuğunun ardından Türkiye’nin farklı şehirlerine ve yurt dışına yayıldı.</p>

<p>Altınkılıç ailesinin yönettiği grup; kahve, kakao ve çikolata başta olmak üzere gıda sektörünün farklı alanlarında faaliyet gösterdi.</p>

<p>Birol Altınkılıç, iş dünyasındaki çalışmalarıyla çeşitli dönemlerde girişimcilik ödüllerine de layık görüldü. Ekonomist dergisinin geleneksel araştırmasında 2011 yılının “Erkek Girişimcisi” seçilmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birol Altınkılıç kimdir?</p>

<p>Birol Altınkılıç, Altınmarka Grubu’nun kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanıydı. Kakao ve çikolata üretiminden perakende kahveciliğe uzanan yatırımlarıyla tanınan Altınkılıç, Kahve Dünyası markasının gelişiminde önemli rol üstlendi.</p>

<p>Altınkılıç’ın vefatı, iş ve gıda sektöründe üzüntüyle karşılandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kahve-dunyasinin-kurucusu-birol-altinkilic-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 21:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8330-1.jpeg" type="image/jpeg" length="79471"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dang Virüsü Nedir? Sivrisinek Isırığı Sonrası Ortaya Çıkabilen Belirtiler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dang-virusu-nedir-sivrisinek-isirigi-sonrasi-ortaya-cikabilen-belirtiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dang-virusu-nedir-sivrisinek-isirigi-sonrasi-ortaya-cikabilen-belirtiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dang humması, özellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde sivrisinekler aracılığıyla yayılan ve bazı hastalarda ağır seyredebildiği için dikkatle izlenmesi gereken viral bir enfeksiyondur. Yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, göz arkasında ağrı, kas-eklem ağrıları ve döküntüyle ortaya çıkabilen hastalıkta tedavinin temelini destekleyici bakım ve ağırlaşma belirtilerinin erken fark edilmesi oluşturuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yüksek ateş, baş ağrısı ve bütün vücudu saran yoğun ağrılar ilk bakışta sıradan bir viral enfeksiyonu düşündürebilir. Ancak dang hummasının görüldüğü bir bölgede yaşayan veya yakın zamanda böyle bir bölgeye seyahat eden kişilerde bu tablo farklı değerlendirilmelidir. Hastalığı taşıyan sivrisineğin ısırmasından günler sonra başlayan belirtiler çoğu kişide kendiliğinden düzelirken, küçük bir grupta ciddi damar geçirgenliği, kanama ve dolaşım bozukluklarının eşlik edebildiği ağır dang gelişebilir.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının dang riski altında bulunduğunu ve her yıl tahminen 100 ila 400 milyon enfeksiyon meydana geldiğini bildiriyor. Hastalık açısından en önemli noktalardan biri ise ağırlaşma belirtilerinin bazen ateş düşmeye başladıktan sonra ortaya çıkabilmesi.</p>

<p>Dang Humması Nedir?</p>

<p>Dang humması, DENV olarak adlandırılan dang virüsünün yol açtığı sivrisinek kaynaklı viral bir enfeksiyondur. Virüsün DENV-1, DENV-2, DENV-3 ve DENV-4 olmak üzere dört temel serotipi bulunur.</p>

<p>Hastalık insanlara başlıca enfekte Aedes aegypti sivrisineklerinin, bazı bölgelerde ise Aedes albopictus sivrisineklerinin ısırmasıyla geçer. Bu sivrisinekler özellikle tropikal ve subtropikal iklimlerde yaygındır ve gündüz saatlerinde de aktif biçimde ısırabilir.</p>

<p>Dang enfeksiyonlarının önemli bir bölümü belirti vermeden veya hafif belirtilerle geçirilebilir. Belirti gelişen kişilerin çoğu yaklaşık bir ila iki hafta içinde iyileşir. Bununla birlikte bazı hastalarda hastanede tedavi gerektiren ağır dang tablosu ortaya çıkabilir.</p>

<p>Dang Virüsü Neden Olur ve Nasıl Bulaşır?</p>

<p>Hastalığın nedeni dang virüsüdür. En önemli bulaş yolu, virüsü taşıyan dişi Aedes sivrisineğinin insanı ısırmasıdır.</p>

<p>Sivrisinek, virüsü taşıyan bir kişiden kan emerken enfekte olabilir. Daha sonra başka bir insanı ısırdığında virüsü aktarabilir. Bu nedenle hastalığın yayılmasında insan-sivrisinek-insan döngüsü önemli rol oynar.</p>

<p>Dang, grip veya COVID-19 gibi günlük sosyal temasla insandan insana kolayca yayılan bir enfeksiyon değildir. Nadir görülen farklı bulaş yolları bildirilmiş olsa da toplumdaki yayılımın temel motoru enfekte sivrisineklerdir.</p>

<p>Sıcaklık, yağış, nem, kentleşme, su birikintileri ve sivrisineklerin çoğalabileceği uygun ortamların artması hastalığın yayılımını etkileyebilir.</p>

<p>Dang Humması Belirtileri Nelerdir?</p>

<p>Belirtiler enfekte sivrisineğin ısırmasından genellikle 4 ila 10 gün sonra ortaya çıkar ve çoğunlukla 2 ila 7 gün sürer.</p>

<p>İlk ve Erken Belirtiler</p>

<p>Hastalık çoğu zaman ani başlayan yüksek ateşle kendini gösterebilir. Ateşe şiddetli baş ağrısı ve belirgin halsizlik eşlik edebilir.</p>

<p>Bazı hastalarda gözlerin arkasında hissedilen ağrı dikkat çekicidir. Kas, kemik ve eklem ağrılarının belirgin olması nedeniyle dang geçmişte “kırık kemik ateşi” olarak da adlandırılmıştır.</p>

<p>Sık Görülen Belirtiler</p>

<ul>
 <li>Yüksek ateş</li>
 <li>Şiddetli baş ağrısı</li>
 <li>Gözlerin arkasında ağrı</li>
 <li>Kas ve eklem ağrıları</li>
 <li>Bulantı</li>
 <li>Kusma</li>
 <li>Deri döküntüsü</li>
 <li>Lenf bezlerinde şişme</li>
 <li>Belirgin halsizlik</li>
</ul>

<p>Bu belirtilerin hiçbiri tek başına dang tanısı koydurmaz. Benzer yakınmalar başka viral ve bakteriyel enfeksiyonlarda da görülebilir.</p>

<p>Ağır Dang Belirtileri</p>

<p>Dang enfeksiyonundaki kritik noktalardan biri, ciddi belirtilerin ateş gerilemeye başladıktan sonra gelişebilmesidir. Ateşin düşmesi bu nedenle her zaman hastalığın tamamen geçtiği anlamına gelmez.</p>

<p>Şiddetli karın ağrısı, sürekli kusma, hızlı solunum, burun veya diş eti kanaması, kanlı kusma veya dışkı, belirgin huzursuzluk, aşırı halsizlik, yoğun susama, soluk ve soğuk cilt ağır hastalığın uyarıcı belirtileri arasında yer alır.</p>

<p>Bu bulgular ortaya çıktığında acil tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Dang Humması Nasıl Teşhis Edilir?</p>

<p>Tanıda hastanın belirtileri kadar seyahat ve yaşadığı bölge öyküsü de önem taşır. Hekim, dangın görüldüğü bir bölgeye yakın zamanda seyahat edilip edilmediğini ve sivrisinek maruziyeti olasılığını değerlendirir.</p>

<p>Tanıyı desteklemek veya doğrulamak için hastalığın dönemine göre virüsün genetik materyalini araştıran moleküler testler, NS1 antijen testi veya dang virüsüne karşı gelişen antikorları araştıran serolojik testler kullanılabilir.</p>

<p>Kan sayımı da hastalığın takibinde önemlidir. Trombositlerde azalma ve hematokrit değerindeki değişiklikler klinik tabloyla birlikte değerlendirilebilir.</p>

<p>Testin türü hastalığın kaçıncı gününde olunduğuna göre önem kazandığından, sonuçların hekim tarafından belirtiler ve diğer laboratuvar bulgularıyla birlikte yorumlanması gerekir.</p>

<p>Dang Humması Tedavisi Nasıl Yapılır?</p>

<p>Dang virüsünü doğrudan ortadan kaldıran, rutin kullanımda hastalığa özgü bir antiviral tedavi bulunmamaktadır. Tedavinin temel amacı sıvı dengesinin korunması, belirtilerin kontrol edilmesi ve ağır dang gelişiminin erken fark edilmesidir.</p>

<p>Hafif vakalarda dinlenme, yeterli sıvı alınması ve klinik takip önem taşır. Ateş ve ağrının kontrolünde uygun ilaç seçimi hekim veya sağlık profesyonelinin önerisine göre yapılmalıdır.</p>

<p>Dang şüphesi bulunan kişilerde aspirin ve ibuprofen gibi bazı nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar kanama riskini artırabileceğinden özellikle dikkat gerektirir. Kişinin kendi kendine ilaç başlamaması en güvenli yaklaşımdır.</p>

<p>Ağır dang gelişen hastalarda hastane izlemi gerekebilir. Damar yoluyla sıvı tedavisi ve hastanın dolaşım, kanama ve organ fonksiyonları açısından yakından takip edilmesi yaşamsal önem taşıyabilir.</p>

<p>Tedavi hastanın yaşı, hastalığın şiddeti, gebelik durumu, eşlik eden hastalıkları ve klinik bulgularına göre kişiselleştirilir.</p>

<p>Güncel Bilimsel Gelişmeler</p>

<p>Dang hastalığında son yıllardaki önemli gelişmelerden biri aşılama alanında yaşandı. WHO, TAK-003 olarak bilinen canlı zayıflatılmış dang aşısını yüksek dang bulaş yoğunluğunun bulunduğu bölgelerde 6-16 yaş arasındaki çocuklar için öneriyor.</p>

<p>WHO yaklaşımında aşılama tek başına yeterli bir mücadele yöntemi olarak kabul edilmiyor. Sivrisinek kontrolü, erken tanı, uygun hasta yönetimi ve toplumun korunma yöntemleri konusunda bilinçlendirilmesi birlikte yürütülmesi gereken temel uygulamalar arasında bulunuyor.</p>

<p>Dang aşılarının kullanımı yaşa, kişinin sağlık durumuna, daha önce dang geçirip geçirmediğine, ülkenin ruhsatlandırma koşullarına ve bölgesel hastalık yüküne göre değişebildiğinden aşı kararı bireysel olarak sağlık profesyoneliyle değerlendirilmelidir.</p>

<p>Yeni aşı adayları, antiviral tedaviler, sivrisinek popülasyonunun kontrolüne yönelik biyolojik yöntemler ve daha hızlı tanı teknolojileri üzerindeki araştırmalar da devam ediyor. Araştırma aşamasındaki yöntemlerin tümü henüz rutin klinik uygulamanın parçası değildir.</p>

<p>Dang Hummasından Nasıl Korunulur?</p>

<p>Dangdan korunmada en önemli adım sivrisinek ısırıklarını azaltmaktır. Hastalığı taşıyan Aedes sivrisineklerinin gündüzleri de aktif olabilmesi nedeniyle korunma yalnızca gece saatleriyle sınırlı tutulmamalıdır.</p>

<p>Uzun kollu giysiler ve vücudu daha fazla örten kıyafetler tercih edilebilir. Uygun sivrisinek kovucuların ürün talimatlarına göre kullanılması, pencere ve kapılarda sineklik bulunması ve gerektiğinde cibinlik kullanılması riski azaltabilir.</p>

<p>Sivrisineklerin üreyebildiği durgun suların ortadan kaldırılması da önemlidir. Saksı altlıkları, açık su kapları, kovalar, kullanılmayan lastikler ve yağmur suyunun birikebildiği küçük alanlar bile sivrisineklerin üremesi için uygun ortam oluşturabilir.</p>

<p>Dang Humması ile Yaşam</p>

<p>Akut enfeksiyon sırasında vücudun sıvı ihtiyacının karşılanması ve dinlenme önemlidir. Kusma nedeniyle yeterli sıvı alamayan, idrar miktarı belirgin azalan veya genel durumu kötüleşen kişilerin tıbbi değerlendirmesi geciktirilmemelidir.</p>

<p>Hastalık geçtikten sonra bazı kişilerde halsizlik birkaç hafta devam edebilir. Günlük aktivitelere dönüş kişinin toparlanmasına göre kademeli biçimde yapılabilir.</p>

<p>Dang geçiren kişinin özellikle hastalığın ilk dönemlerinde yeni sivrisinek ısırıklarından korunması da önemlidir. Böylece sivrisineğin enfekte kişiden virüsü alıp başka insanlara taşıma ihtimalinin azaltılmasına katkı sağlanabilir.</p>

<p>Halk Arasında Doğru Bilinen Yanlışlar</p>

<p>Yanlış: Dang yalnızca gece ısıran sivrisineklerden bulaşır.</p>

<p>Doğru: Dangın başlıca taşıyıcıları olan Aedes sivrisinekleri gündüz saatlerinde de aktiftir.</p>

<p>Yanlış: Dang insandan insana grip gibi kolayca bulaşır.</p>

<p>Doğru: Toplumdaki temel bulaş yolu enfekte sivrisineklerin insanları ısırmasıdır.</p>

<p>Yanlış: Ateş düştüyse tehlike tamamen geçmiştir.</p>

<p>Doğru: Ağır dangın uyarıcı belirtileri bazı hastalarda tam da ateşin düşmeye başladığı dönemde ortaya çıkabilir.</p>

<p>Yanlış: Dang geçiren kişi bir daha dang olmaz.</p>

<p>Doğru: Virüsün dört farklı serotipi vardır. Bir serotipe karşı gelişen bağışıklık diğer serotiplere karşı kalıcı ve tam koruma sağlamaz.</p>

<p>Yanlış: İkinci dang enfeksiyonu mutlaka ağır geçer.</p>

<p>Doğru: İkinci enfeksiyonda ağır dang riski artabilir ancak her ikinci enfeksiyonun ağır seyredeceği söylenemez.</p>

<p>Yanlış: Her ateşli sivrisinek ısırığı dang anlamına gelir.</p>

<p>Doğru: Dang belirtileri birçok hastalıkla karışabilir. Tanı, klinik değerlendirme ve gerektiğinde laboratuvar testleriyle konulur.</p>

<p>Tedavi Edilmezse Ne Olur?</p>

<p>Çoğu dang enfeksiyonu hafif seyrederek iyileşir. Ancak ağır hastalık gelişen kişilerde damar geçirgenliğinin artması, ciddi kanama, dolaşım bozukluğu ve şok ortaya çıkabilir.</p>

<p>Bazı ağır vakalarda karaciğer, kalp, beyin veya diğer organlar etkilenebilir. Erken tanı ve uygun sıvı yönetimi ağır dangda komplikasyon ve ölüm riskinin azaltılmasında kritik öneme sahiptir.</p>

<p>Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?</p>

<p>Dangın görüldüğü bir bölgede yaşayan veya yakın zamanda böyle bir bölgeden dönen kişide yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, göz arkasında ağrı, belirgin kas-eklem ağrıları, döküntü, bulantı veya kusma gelişirse sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>Özellikle çocuklar, ileri yaştaki kişiler, gebeler ve önemli kronik hastalığı bulunan kişilerde değerlendirme daha dikkatli yapılmalıdır.</p>

<p>Dang Humması İçin Hangi Doktora Gidilir?</p>

<p>İlk değerlendirme aile hekimi, iç hastalıkları veya enfeksiyon hastalıkları uzmanı tarafından yapılabilir. Çocuklarda çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurulabilir.</p>

<p>Ağır hastalık bulguları bulunan kişilerin ise poliklinik randevusu beklemek yerine acil serviste değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Acil Müdahale Gerektiren Durumlar</p>

<p>Aşağıdaki belirtilerden biri gelişirse acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır:</p>

<ul>
 <li>Şiddetli veya giderek artan karın ağrısı</li>
 <li>Sürekli kusma</li>
 <li>Kanlı kusma veya dışkı</li>
 <li>Burun veya diş etlerinden belirgin kanama</li>
 <li>Hızlı solunum veya nefes almakta zorlanma</li>
 <li>Aşırı halsizlik</li>
 <li>Belirgin huzursuzluk veya bilinç durumunda değişiklik</li>
 <li>Soğuk, soluk veya nemli cilt</li>
 <li>İdrar miktarında belirgin azalma</li>
 <li>Genel durumun hızla kötüleşmesi</li>
</ul>

<p>Ateşin düşmesi sırasında bu belirtilerin ortaya çıkması özellikle önemlidir.</p>

<p>GOOGLE’DA EN ÇOK ARANAN 8 SORU</p>

<p>1. Dang virüsü nedir?</p>

<p>Dang virüsü, insanlara çoğunlukla enfekte Aedes sivrisineklerinin ısırmasıyla bulaşan bir virüstür. Dört temel serotipi bulunur ve dang hummasına yol açabilir.</p>

<p>2. Dang virüsü insandan insana bulaşır mı?</p>

<p>Dang günlük temas, öksürme veya aynı ortamda bulunma yoluyla grip gibi yayılmaz. Temel bulaş yolu, enfekte sivrisineğin insanı ısırmasıdır.</p>

<p>3. Dang virüsü belirtileri kaç günde ortaya çıkar?</p>

<p>Belirtiler genellikle enfekte sivrisinek ısırığından 4-10 gün sonra başlar. Hastalık çoğu kişide birkaç gün içinde gerilemeye başlar ve genellikle 1-2 hafta içinde iyileşir.</p>

<p>4. Dang humması tehlikeli midir?</p>

<p>Çoğu vaka hafif veya orta şiddette seyreder ancak bazı kişilerde ağır dang gelişebilir. Şiddetli karın ağrısı, sürekli kusma, kanama ve dolaşım bozukluğu belirtileri acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>5. Dang hummasının tedavisi var mı?</p>

<p>Dang virüsünü hedefleyen rutin ve hastalığa özgü bir antiviral tedavi bulunmamaktadır. Tedavi sıvı dengesinin korunması, belirtilerin kontrolü ve komplikasyonların erken yönetilmesine dayanır.</p>

<p>6. Dang humması kaç günde geçer?</p>

<p>Belirti gösteren kişilerin çoğu yaklaşık 1-2 hafta içinde iyileşir. Bununla birlikte halsizlik bazı kişilerde iyileşmeden sonra birkaç hafta devam edebilir.</p>

<p>7. Dang humması ikinci kez geçirilir mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Evet. Dang virüsünün dört serotipi bulunduğundan kişi farklı bir serotiple yeniden enfekte olabilir ve sonraki enfeksiyonlarda ağır hastalık riski artabilir.</p>

<p>8. Dang hummasından nasıl korunulur?</p>

<p>En etkili yöntem sivrisinek ısırıklarından korunmak ve sivrisineklerin üreyebileceği durgun su alanlarını azaltmaktır. Uygun kovucular, koruyucu giysiler, sineklik ve çevresel sivrisinek kontrolü birlikte kullanılabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) – Dengue and Severe Dengue</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) – Dengue Vaccines and Immunization</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) – Dengue Vaccine Position Paper</p>

<p>Centers for Disease Control and Prevention (CDC) – Dengue</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dang-virusu-nedir-sivrisinek-isirigi-sonrasi-ortaya-cikabilen-belirtiler</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 20:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8327.jpeg" type="image/jpeg" length="63635"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Egzama tedavisinde dikkat çeken bulgu: Derinin bakteri dengesi değişti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/egzama-tedavisinde-dikkat-ceken-bulgu-derinin-bakteri-dengesi-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/egzama-tedavisinde-dikkat-ceken-bulgu-derinin-bakteri-dengesi-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mount Sinai Icahn Tıp Fakültesi öncülüğündeki JADE MOA verilerinin analizinde, orta ve şiddetli atopik dermatiti bulunan yetişkinlerde abrositinib tedavisinin deri mikrobiyomundaki bozulmayı kısmen tersine çevirebildiği görüldü. 200 mg dozda mikrobiyal çeşitlilik artarken, egzama lezyonlarında Staphylococcus aureus yoğunluğu azaldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Orta ve şiddetli atopik dermatitin tedavisinde kullanılan JAK1 inhibitörü abrositinibin, hastalığın belirtilerini azaltmanın yanı sıra deride yaşayan mikroorganizmaların dengesini de değiştirebileceğine ilişkin dikkat çekici veriler ortaya çıktı.</p>

<p>Mount Sinai Icahn Tıp Fakültesi ve Pfizer araştırmacılarının yer aldığı çalışma, daha önce gerçekleştirilen randomize ve plasebo kontrollü Faz 2a JADE MOA araştırmasının verileri üzerinden yapıldı. Analizde orta ve şiddetli atopik dermatiti bulunan 45 yetişkinden alınan toplam 312 deri sürüntüsü incelendi.</p>

<p>Bulgular, özellikle günde 200 mg abrositinib alan hastalarda 12 haftanın sonunda derideki mikrobiyal çeşitliliğin arttığını gösterdi. Egzamalı deri bölgelerinde Staphylococcus aureus adı verilen bakterinin miktarında da anlamlı azalma saptandı.</p>

<p>Egzamada deri bakterileri neden önemli?</p>

<p>Atopik dermatit yalnızca ciltte kızarıklık, kuruluk ve yoğun kaşıntıyla seyreden bir hastalık değil. Hastaların derisinde yaşayan mikroorganizmaların oluşturduğu doğal denge de bozulabiliyor.</p>

<p>Özellikle Staphylococcus aureus bakterisinin egzamalı bölgelerde artması, daha şiddetli hastalık ve alevlenmelerle ilişkilendiriliyor. Bu bakteri, deri bariyerinin daha fazla bozulmasına ve iltihabi süreçlerin güçlenmesine katkıda bulunabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle araştırmacılar, tedavinin yalnızca gözle görülen deri lezyonlarını ve kaşıntıyı değil, derinin mikrobiyal yapısını değiştirip değiştirmediğini de araştırdı.</p>

<p>45 hastadan 312 deri örneği incelendi</p>

<p>Analize alınan hastaların 14’ü günde 200 mg, 16’sı günde 100 mg abrositinib kullanırken 15 hastaya plasebo verildi.</p>

<p>Tedavi 12 hafta sürdü.</p>

<p>Egzama lezyonlarının bulunduğu bölgelerden başlangıçta ve tedavinin 2, 4 ve 12. haftalarında örnekler alındı. Lezyon bulunmayan deriden ise başlangıçta, 4. haftada ve 12. haftada örnek toplandı.</p>

<p>Araştırmacılar bakterileri, mikroorganizmaların genetik izlerini belirlemeye yarayan 16S ribozomal RNA gen dizileme yöntemiyle analiz etti.</p>

<p>Derideki mikrobiyal çeşitlilik arttı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>En dikkat çekici sonuçlardan biri, 200 mg abrositinib kullanan grupta ortaya çıktı.</p>

<p>On ikinci haftada hem egzama lezyonlarının bulunduğu bölgelerde hem de görünürde sağlam deride mikrobiyal çeşitlilikte istatistiksel olarak anlamlı artış saptandı.</p>

<p>Bu bulgu önemli görülüyor. Çünkü atopik dermatitte deri mikrobiyomunun çeşitliliğinin azalması ve belirli bakterilerin baskın hale gelmesi, hastalığın bilinen özellikleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Araştırmada tedavi gruplarının deri mikrobiyomu yapılarında zaman içinde birbirinden ayrışan değişiklikler de belirlendi.</p>

<p>Staphylococcus aureus miktarı azaldı</p>

<p>Araştırmanın bir diğer önemli sonucu egzamalı deri bölgelerindeki Staphylococcus aureus miktarında görüldü.</p>

<p>Günde 200 mg abrositinib kullanan hastalarda 12. haftada hem genel Staphylococcus bakterilerinin hem de özellikle S. aureus miktarının başlangıca ve plaseboya kıyasla anlamlı biçimde azaldığı belirlendi.</p>

<p>Daha da önemlisi, bazı mikrobiyom değişiklikleri hastalığın klinik olarak düzelmesiyle ilişkili bulundu.</p>

<p>Örneğin 200 mg grubunda egzamalı deride S. aureus miktarındaki değişiklikler; egzamanın yaygınlığı ve şiddetini değerlendiren ölçümlerdeki iyileşmeyle bağlantılıydı.</p>

<p>Abrositinib kullanan hastalarda deri belirtileri ve kaşıntıdaki iyileşmenin ikinci haftadan itibaren görüldüğü ve 12. haftaya kadar sürdüğü bildirildi. Klinik yanıtın doza bağlı olarak daha belirgin hale geldiği de gözlendi.</p>

<p>İlaç bakterileri doğrudan mı öldürüyor?</p>

<p>Araştırma bu soruya doğrudan yanıt vermiyor.</p>

<p>Abrositinib bir antibiyotik değil. JAK1 adı verilen hücresel sinyal yolunu baskılayarak atopik dermatitte rol oynayan iltihabi süreçleri azaltan ağızdan kullanılan bir ilaç.</p>

<p>Bu nedenle ortaya çıkan mikrobiyom değişikliğinin, ilacın bakterileri doğrudan ortadan kaldırmasından ziyade deri iltihabının azalması ve deri bariyerinin düzelmesiyle bağlantılı olabileceği düşünülüyor.</p>

<p>Ancak mevcut çalışma bu mekanizmayı kesin olarak kanıtlamıyor.</p>

<p>Abrositinib zaten onaylı bir tedavi</p>

<p>Araştırmadaki bulguların yeni bir ilaç onayı anlamına gelmediğinin altı çizilmeli.</p>

<p>Abrositinib, orta ve şiddetli atopik dermatitin sistemik tedavisinde halihazırda kullanılan reçeteli bir JAK1 inhibitörü. Avrupa İlaç Ajansı tarafından yetişkinler ve 12 yaşından büyük ergenlerde belirli koşullarda kullanım için ruhsatlandırılmış durumda. ABD’de de atopik dermatit için onaylı bir tedavi olarak kullanılıyor.</p>

<p>Yeni analiz, ilacın bilinen klinik etkisinin arkasında deri mikrobiyomundaki değişikliklerin de bulunabileceğine ilişkin mekanistik bir ipucu sunuyor.</p>

<p>Çalışmanın önemli sınırlılıkları var</p>

<p>Sonuçların temkinli değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Mikrobiyom analizi yalnızca 45 hastayı kapsadı. Araştırmacılar da örneklem büyüklüğünün küçük olması nedeniyle grupların başlangıç özelliklerinin tamamen dengeli olmadığını belirtti.</p>

<p>Ayrıca mikrobiyom ile hastalığın düzelmesi arasında bulunan ilişkiler, mikrobiyom değişikliğinin klinik iyileşmenin doğrudan nedeni olduğunu kanıtlamıyor.</p>

<p>Bazı korelasyon analizlerinde çoklu karşılaştırmalar için istatistiksel düzeltme yapılmamış olması da bulgular yorumlanırken dikkate alınması gereken bir başka nokta.</p>

<p>Bu nedenle daha büyük ve bağımsız çalışmalar, abrositinib tedavisi sırasında deri mikrobiyomunda meydana gelen değişikliklerin hastalığın iyileşmesinde doğrudan rol oynayıp oynamadığını ortaya koymak açısından önem taşıyor.</p>

<p>Buna karşın mevcut sonuçlar, atopik dermatit tedavisinin yalnızca bağışıklık sistemindeki iltihabi sinyalleri değil, hastalık sırasında bozulan deri mikroçevresini de etkileyebileceğini düşündürüyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ul>
 <li>Icahn School of Medicine at Mount Sinai</li>
 <li>European Academy of Dermatology and Venereology (EADV)</li>
 <li>JADE MOA Faz 2a Klinik Araştırması</li>
 <li>Allergy</li>
 <li>European Medicines Agency (EMA)</li>
 <li>U.S. Food and Drug Administration (FDA)</li>
 <li>Medscape Medical News</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/egzama-tedavisinde-dikkat-ceken-bulgu-derinin-bakteri-dengesi-degisti</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 19:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8326.jpeg" type="image/jpeg" length="26540"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="83719"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="62172"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="45935"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="66513"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="20511"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="69001"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
