<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 30 Sep 2026 16:21:52 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Wegovy Hapı İğnenin Yerini Tutabilir mi? 194 Hastadan İlk Gerçek Yaşam Verileri]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/wegovy-hapi-ignenin-yerini-tutabilir-mi-194-hastadan-ilk-gercek-yasam-verileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/wegovy-hapi-ignenin-yerini-tutabilir-mi-194-hastadan-ilk-gercek-yasam-verileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Wegovy veya Mounjaro enjeksiyonundan günlük Wegovy tabletine geçen 194 kişide, üç ay sonunda ortalama yüzde 4,1 ek kilo kaybı görüldü. Ancak çalışma doğrudan tedavi karşılaştırması değildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Wegovy veya Mounjaro gibi enjeksiyonla uygulanan kilo yönetimi ilaçlarından günlük ağızdan semaglutide geçen kişilerde kilo kaybının devam edebildiğini gösteren ilk gerçek yaşam verilerinden biri açıklandı. OCTANE çalışmasında 194 yetişkin, tablet tedavisine geçtikten sonraki üç ay boyunca izlendi ve ortalama vücut ağırlığı kaybı yüzde 4,1 olarak hesaplandı.</p>

<p>Bu oran ortalama yaklaşık 4 kilogramlık ek kilo kaybına karşılık geldi. Ancak çalışma, Wegovy tabletini enjeksiyonlarla doğrudan karşılaştıran randomize bir klinik araştırma değildi. Bu nedenle sonuçlar “hap iğneden daha etkili” veya “herkes güvenle iğneden hapa geçebilir” şeklinde yorumlanamaz.</p>

<p>İğneden Wegovy hapına geçenlerde ne kadar kilo kaybı görüldü?</p>

<p>OCTANE adı verilen gerçek yaşam analizinde, fazla kilolu veya obezitesi bulunan ve daha önce enjeksiyon yoluyla semaglutide ya da tirzepatide kullanan yetişkinler değerlendirildi.</p>

<p>Katılımcılar günlük oral semaglutide geçtikten sonra en az üç ay tedavide kaldı. Başlangıçtaki ortalama vücut ağırlığı yaklaşık 100,5 kilogramdı.</p>

<p>Üç ay sonunda ortalama kilo kaybı yüzde 4,1, kilogram olarak ise yaklaşık 4 kilogram oldu.</p>

<p>Katılımcıların yüzde 40,7'si başlangıç ağırlığının en az yüzde 5'ini kaybetti.</p>

<p>Obezite sınıfındaki hasta oranı da değişti</p>

<p>Araştırmada yalnızca ortalama kilo değişimine değil, beden kitle indeksi sonuçlarına da bakıldı.</p>

<p>Tedavi değişikliği sırasında katılımcıların yüzde 87,1'inin beden kitle indeksi 30 veya üzerindeydi ve obezite sınıfında değerlendiriliyordu.</p>

<p>Üç ay sonunda bu oran yüzde 65,5'e geriledi. Başka bir ifadeyle obezite sınıfındaki katılımcıların oranında 21,6 yüzde puanlık azalma görüldü.</p>

<p>Bu sonuç, her katılımcının obezite sınırının altına indiği anlamına gelmiyor. Veriler grubun genelindeki değişimi gösteriyor.</p>

<p>Wegovy hapı ile iğnesi aynı ilaç mı?</p>

<p>Wegovy'nin enjeksiyon ve tablet formları aynı etkin maddeyi, semaglutidi içeriyor.</p>

<p>Semaglutid, GLP-1 reseptör agonisti olarak bilinen ilaç grubunda yer alıyor. İştahın ve tokluk hissinin düzenlenmesine yardımcı olarak enerji alımını azaltabiliyor.</p>

<p>Ancak tablet ve enjeksiyon aynı etkin maddeyi içerse de kullanım biçimleri, dozları ve emilim özellikleri aynı değil. Bu nedenle bir formdan diğerine geçiş, yalnızca “iğneyi bırakıp aynı ilacı hap olarak almak” şeklinde değerlendirilmemeli.</p>

<p>Tablet formu her gün kullanılıyor. İlacın ağızdan yeterince emilebilmesi için kullanım koşullarına uyulması da önem taşıyor.</p>

<p>Klinik çalışmalarda Wegovy hapıyla ne kadar kilo verildi?</p>

<p>Oral semaglutidin kilo yönetimindeki etkinliğini değerlendiren OASIS 4 adlı faz 3 çalışması, gerçek yaşam çalışmasından farklı bir soruyu araştırdı.</p>

<p>Faz 3 araştırmada fazla kilolu veya obezitesi bulunan 306 yetişkin değerlendirildi. Diyabeti olmayan katılımcılarda günlük 25 mg oral semaglutid ile 64 haftanın sonunda ortalama yüzde 16,6 düzeyinde kilo kaybı hesaplandı. Plasebo grubundaki ortalama kayıp yüzde 2,7 olarak bildirildi.</p>

<p>Katılımcıların tamamına aynı zamanda kalori azaltılmış beslenme ve fiziksel aktivite desteği verildi.</p>

<p>Bu rakamlarla OCTANE çalışmasındaki üç aylık yüzde 4,1'lik kaybın doğrudan karşılaştırılması doğru değil. Çalışmaların süreleri, tasarımları ve katılımcı özellikleri farklı.</p>

<p>Yeni çalışma neden önemli?</p>

<p>Klinik araştırmalar bir tedavinin kontrollü koşullarda ne kadar etkili ve güvenli olduğunu değerlendirmek için temel kanıtı sağlıyor.</p>

<p>Gerçek yaşam çalışmaları ise ilacın günlük klinik uygulamada nasıl kullanıldığına ilişkin tamamlayıcı bilgiler verebiliyor.</p>

<p>OCTANE özellikle enjeksiyonla kilo yönetimi tedavisi kullanmış kişilerin tablet formuna geçtikten sonra ne olduğuna odaklanması nedeniyle dikkat çekiyor.</p>

<p>Sonuçlar, uygun hastalarda enjeksiyondan oral semaglutide geçildikten sonra kilo kaybının en azından kısa dönemde devam edebileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Ancak üç aylık takip süresi; uzun vadeli kilo kontrolü, tedaviyi bırakma oranları, yan etkiler veya enjeksiyonlarla karşılaştırmalı etkinlik konusunda kesin sonuç çıkarmak için yeterli değil.</p>

<p>Çalışmanın önemli sınırlaması: Doğrudan karşılaştırma yapılmadı</p>

<p>OCTANE randomize, kontrollü bir çalışma değil. ABD merkezli bir tele-sağlık platformunda bulunan kimliksizleştirilmiş gerçek yaşam verilerinin analizine dayanıyor.</p>

<p>Katılımcılar rastgele “enjeksiyona devam edenler” ve “tablete geçenler” şeklinde iki gruba ayrılmadı.</p>

<p>Üstelik analiz, tablet tedavisinde üç ay kalabilen kişileri değerlendiriyor. Tedaviyi erken bırakan veya yeterli takip verisi bulunmayan kişilerin sonuçları aynı şekilde yansımayabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle araştırma, tablet formunun enjeksiyondan üstün olduğunu kanıtlamıyor.</p>

<p>Wegovy hapı herkes için enjeksiyonun alternatifi olabilir mi?</p>

<p>Hayır. Tedavi seçimi yalnızca uygulama kolaylığına göre yapılmamalı.</p>

<p>Kişinin beden kitle indeksi, obeziteye eşlik eden hastalıkları, daha önce kullandığı tedaviler, yan etkiler, diğer ilaçları ve tıbbi öyküsü değerlendirilmelidir.</p>

<p>Semaglutid tedavisinde bulantı, kusma, ishal, kabızlık ve karın yakınmaları gibi gastrointestinal yan etkiler görülebilir. Daha seyrek fakat daha ciddi olabilecek riskler de bulunduğundan tedavi tıbbi değerlendirme altında yürütülmelidir.</p>

<p>Özellikle mevcut enjeksiyon tedavisinden tablete geçişin dozu ve zamanı kişisel olarak planlanmalıdır.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Wegovy, Mounjaro veya başka bir GLP-1 temelli tedaviyi kullanan kişiler yalnızca yeni araştırma sonuçlarına dayanarak ilacı bırakmamalı, değiştirmemeli veya farklı forma geçmemelidir. Tedavi değişikliği hekim değerlendirmesiyle yapılmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR<br />
1. European Association for the Study of Diabetes — OCTANE: Enjeksiyon tedavisinden oral semaglutide geçiş sonrası üç aylık gerçek yaşam kilo sonuçları — 30 Eylül 2026<br />
2. Novo Nordisk — OCTANE gerçek yaşam çalışması sonuçları — 30 Eylül 2026<br />
3. New England Journal of Medicine — Oral Semaglutide at a Dose of 25 mg in Adults with Overweight or Obesity — 2025 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/wegovy-hapi-ignenin-yerini-tutabilir-mi-194-hastadan-ilk-gercek-yasam-verileri</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 14:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1659.jpeg" type="image/jpeg" length="90603"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gaziantep Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Mehmet Yavuz Coşkun Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gaziantep-universitesi-eski-rektoru-prof-dr-yavuz-coskun-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gaziantep-universitesi-eski-rektoru-prof-dr-yavuz-coskun-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Üniversitesi’nde 2008-2016 yılları arasında rektörlük yapan, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Mehmet Yavuz Coşkun vefat etti. Akademik yaşamının büyük bölümünü Gaziantep Üniversitesi’ne adayan Coşkun, Tıp Fakültesi’nin kurucu öğretim üyeleri arasında yer almıştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gaziantep Üniversitesi’nin eski rektörlerinden Prof. Dr. Mehmet Yavuz Coşkun vefat etti.</p>

<p>Gaziantep Üniversitesi’nde 2008-2016 yılları arasında iki dönem rektörlük görevini yürüten Prof. Dr. Yavuz Coşkun’un vefatı, üniversite ve sağlık camiasında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Yerel basında yer alan bilgilere göre bir süredir rahatsızlığı nedeniyle hastanede tedavi gören Coşkun’un cenazesinin İslahiye’de toprağa verileceği bildirildi.</p>

<p>Prof. Dr. Yavuz Coşkun kimdir?</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Yavuz Coşkun, 28 Kasım 1955 tarihinde Gaziantep’te doğdu.</p>

<p>1972 yılında başladığı Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1978 yılında mezun oldu. Tıpta uzmanlık eğitimini Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatri Anabilim Dalı’nda tamamlayarak çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı oldu.</p>

<p>Akademik kariyerini Gaziantep Üniversitesi’nde sürdüren Coşkun, 1988 yılında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin kurucu öğretim üyeleri arasında yer aldı. 1989 yılında doçent, 1996 yılında profesör unvanını aldı.</p>

<p>Gaziantep Üniversitesi’nde uzun yıllar görev yaptı</p>

<p>Prof. Dr. Coşkun, Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığının yanı sıra fakültede dekan yardımcılığı, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü, rektör danışmanlığı ve Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı gibi çeşitli akademik ve idari görevlerde bulundu.</p>

<p>1998-2002 yılları arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, 2000-2002 yılları arasında ise Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi olarak görev yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2008 yılında Gaziantep Üniversitesi Rektörlüğüne getirilen Prof. Dr. Yavuz Coşkun, iki dönem boyunca sürdürdüğü görevini 2016 yılında tamamladı.</p>

<p>Kent Konseyi Başkanlığı da yaptı</p>

<p>Akademik görevlerinin yanı sıra Gaziantep’ın kent yönetimi ve sivil toplum çalışmalarında da görev alan Coşkun, Gaziantep Kent Konseyi Başkanlığı yaptı.</p>

<p>Meslek yaşamı boyunca özellikle pediatri alanında öğrenci ve uzman hekimlerin yetişmesine katkı sağlayan Prof. Dr. Yavuz Coşkun, evli ve iki çocuk babasıydı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gaziantep-universitesi-eski-rektoru-prof-dr-yavuz-coskun-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 13:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1652.jpeg" type="image/jpeg" length="80162"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kabızlık Neden Olur? Lif, Su, İlaçlar ve Bağırsak Alışkanlıkları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kabizlik-neden-olur-lif-su-ilaclar-ve-bagirsak-aliskanliklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kabizlik-neden-olur-lif-su-ilaclar-ve-bagirsak-aliskanliklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kabızlık her gün tuvalete çıkmamak demek değildir; dışkının sertliği, zorlanma ve haftada üçten az dışkılama daha anlamlıdır. Lif ve su yararlı olsa da her kabızlığın tek nedeni beslenme değildir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kabızlık, yalnızca her gün tuvalete çıkamamak anlamına gelmiyor. Haftada üçten az dışkılama, sert veya kuru dışkı, dışkılama sırasında belirgin zorlanma ve bağırsakların tam boşalmadığı hissi kabızlığın temel belirtileri arasında yer alıyor.</p>

<p>Bağırsak alışkanlıkları kişiden kişiye değişebiliyor. Bu nedenle bir kişinin her gün, başka bir kişinin ise haftada birkaç kez dışkılaması normal olabilir. Asıl önemli nokta kişinin kendi düzenindeki değişiklik ve buna eşlik eden zorlanma, sert dışkı veya rahatsızlık gibi belirtiler.</p>

<p>Her gün tuvalete çıkmak zorunlu mu?</p>

<p>Hayır. Sağlıklı bağırsak düzeninin herkeste günde bir kez olması gerektiği düşüncesi yaygın bir yanılgı.</p>

<p>Bazı kişiler günde birkaç kez, bazıları ise haftada birkaç kez dışkılayabilir. Dışkının rahat çıkarılması, aşırı sert olmaması ve kişinin belirgin bir rahatsızlık yaşamaması sıklık kadar önemlidir.</p>

<p>Haftada üçten az dışkılama kabızlık açısından kullanılan ölçütlerden biri olsa da tek başına tanı koydurmaz.</p>

<p>Kabızlık vücutta toksin birikmesine yol açar mı?</p>

<p>Kabızlığın dışkıdaki “toksinlerin” vücuda yayılarak çeşitli hastalıklara neden olduğu yönündeki iddiaları destekleyen güvenilir klinik kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle bağırsakları sözde toksinlerden arındırmak amacıyla yapılan gereksiz kolon temizliği veya kontrolsüz lavman uygulamaları sağlık açısından gerekli kabul edilmiyor.</p>

<p>Kabızlık yalnızca lif eksikliğinden mi kaynaklanır?</p>

<p>Lif yetersizliği önemli nedenlerden biri olabilir ancak kabızlığın tek nedeni değildir.</p>

<p>Yetersiz sıvı alımı, hareketsizlik, tuvalet ihtiyacını erteleme, seyahat ve günlük düzen değişiklikleri bağırsak alışkanlıklarını etkileyebilir.</p>

<p>Diyabet, hipotiroidi, çölyak hastalığı, Parkinson hastalığı ve bazı bağırsak veya pelvik taban sorunları da kabızlıkla ilişkili olabilir.</p>

<p>Lif miktarını artırmak birçok kişide yararlı olabilir. Ancak lifin birden ve aşırı miktarda artırılması şişkinlik ve gaz yakınmalarını artırabileceğinden kademeli artış daha uygun olabilir.</p>

<p>Kuru erik gerçekten kabızlığa yardımcı olur mu?</p>

<p>Kuru erik, lif içeriğinin yanı sıra doğal olarak sorbitol içerir. Sorbitol bağırsakta su tutulmasına yardımcı olabilen bir şeker alkolüdür.</p>

<p>Bu özellikleri nedeniyle kuru erik bazı kişilerde dışkının yumuşamasına ve bağırsak hareketlerinin kolaylaşmasına katkıda bulunabilir.</p>

<p>Ancak tek bir besinin kronik kabızlığın altında yatan bütün nedenleri çözmesi beklenmemelidir.</p>

<p>Daha fazla su içmek her kabızlığı geçirir mi?</p>

<p>Yeterli sıvı almak dışkının daha yumuşak kalmasına yardımcı olabilir ve özellikle lif tüketimi artırıldığında önem taşır.</p>

<p>Ancak yeterince sıvı tüketen bir kişide yalnızca çok daha fazla su içmenin kabızlığı mutlaka düzelteceğini söylemek mümkün değildir.</p>

<p>Kabızlığın nedeni kullanılan ilaçlar, bağırsak hareketlerinde yavaşlama veya pelvik taban sorunları gibi başka etkenlerse yaklaşımın buna göre belirlenmesi gerekir.</p>

<p>Egzersiz bağırsak hareketlerini etkiler mi?</p>

<p>Düzenli fiziksel aktivite bağırsak hareketlerinin desteklenmesine yardımcı olabilir. Uzun süre hareketsiz kalmak ise bazı kişilerde kabızlık riskini artırabilir.</p>

<p>Günlük yürüyüş gibi düzenli hareket, lif ve yeterli sıvı tüketimiyle birlikte kabızlığın önlenmesine yönelik temel yaşam tarzı adımlarından biridir.</p>

<p>Bazı ilaçlar kabızlık yapabilir</p>

<p>Kabızlığın gözden kaçan nedenlerinden biri kullanılan ilaçlar ve bazı takviyelerdir.</p>

<p>Opioid türü ağrı kesiciler, bazı depresyon ilaçları, bazı tansiyon ilaçları, Parkinson hastalığında kullanılan bazı tedaviler ile demir ve kalsiyum içeren ürünler kabızlığa katkıda bulunabilir.</p>

<p>Bu durumda ilaç kişinin kendi kararıyla bırakılmamalıdır. Tedavinin değiştirilmesi veya doz düzenlemesi gerekiyorsa hekim değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>Müshil kullanmak her zaman zararlı mı?</p>

<p>Kabızlık ilaçlarının tamamını aynı şekilde değerlendirmek doğru değildir. Lif takviyeleri, ozmotik ilaçlar ve uyarıcı laksatifler gibi farklı gruplar bulunur ve kullanım amaçları birbirinden farklıdır.</p>

<p>Kronik idiyopatik kabızlığın tedavisine ilişkin güncel gastroenteroloji kılavuzlarında da yaşam tarzı önlemlerinin yanı sıra farklı ilaç seçenekleri hastanın durumuna göre değerlendirilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sorun, gereksiz veya kontrolsüz kullanımda ortaya çıkabilir. Özellikle uzun süre düzenli müshil kullanan veya müshil olmadan dışkılayamayan kişilerin sağlık profesyoneline danışması gerekir.</p>

<p>Tuvalet ihtiyacını ertelemek kabızlığı artırabilir mi?</p>

<p>Dışkılama isteğinin sık sık ertelenmesi bağırsak düzenini olumsuz etkileyebilir.</p>

<p>Özellikle yemeklerden sonra kolon hareketlerinin doğal olarak arttığı dönemlerde tuvalet için zaman ayırmak bazı kişilerde düzenli bağırsak alışkanlığı oluşturulmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Ayakların küçük bir yükselti üzerine yerleştirilmesi de dışkılama pozisyonunu bazı kişiler için daha rahat hale getirebilir.</p>

<p>Kabızlık ne zaman doktora başvurmayı gerektirir?</p>

<p>Kısa süreli ve hafif kabızlık çoğu zaman beslenme, sıvı tüketimi ve hareket düzenindeki değişikliklerle düzelebilir.</p>

<p>Ancak yakınmaların uzun sürmesi, sık tekrarlaması veya kişinin günlük yaşamını belirgin biçimde etkilemesi durumunda altta yatan nedenin değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Özellikle dışkıda kan, makattan kanama, sürekli veya şiddetli karın ağrısı, gaz çıkaramama, kusma, ateş ya da istemsiz kilo kaybı gibi belirtiler varsa tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Uzun süren veya yeni başlayan belirgin kabızlık tek başına beslenme alışkanlığına bağlanmamalıdır. Alarm belirtileri bulunan kişilerde nedenin hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Düzenli kullanılan ilaçlar hekime danışılmadan bırakılmamalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. WebMD — 19 Constipation Myths and Facts — 16 Nisan 2026<br />
2. National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases — Constipation: Symptoms, Causes and Treatment — Güncel hasta bilgilendirme kaydı<br />
3. American Gastroenterological Association ve American College of Gastroenterology — Chronic Idiopathic Constipation Pharmacological Management Guideline — 2023 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kabizlik-neden-olur-lif-su-ilaclar-ve-bagirsak-aliskanliklari</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 13:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1650.jpeg" type="image/jpeg" length="41805"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pankreas Kanseri Hücrelerini Ferroptozdan Koruyan Selenyum Mekanizması Bulundu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/pankreas-kanseri-hucrelerini-ferroptozdan-koruyan-selenyum-mekanizmasi-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/pankreas-kanseri-hucrelerini-ferroptozdan-koruyan-selenyum-mekanizmasi-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cell’de yayımlanan yeni çalışma, bazı bağışıklık hücrelerinin pankreas kanseri hücrelerine selenyum taşıyan bir protein aktararak ferroptozdan kaçışa yardımcı olabileceğini gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pankreas kanserinin saldırgan davranışının arkasındaki mekanizmalardan birine ilişkin yeni bir ipucu bulundu. Cell’de yayımlanan araştırmaya göre dokuda yerleşik bazı makrofajlar, pankreas kanseri hücrelerine selenyum taşıyan Selenop adlı proteini aktararak bu hücrelerin ferroptoz adı verilen hücre ölümü biçiminden korunmasına yardımcı olabiliyor.</p>

<p>Araştırmanın en önemli noktası, bunun hastalarda denenmiş yeni bir tedavi olmadığı. Bulguların mekanistik ve nedensel bölümü ağırlıklı olarak fare pankreas kanseri modelleri ve deneysel sistemlerden geliyor. İnsan pankreas kanseri dokularında ise aynı biyolojik ilişkinin izlerini destekleyen mekânsal bulgular saptandı.</p>

<p>Pankreas kanserinde tümörün çevresindeki bağışıklık hücreleri neden önemli?</p>

<p>Pankreas duktal adenokarsinomu, pankreas kanserinin en önemli ve saldırgan türlerinden biri. Kanser hücreleri tek başına hareket etmiyor; çevrelerindeki bağışıklık hücreleri, bağ dokusu hücreleri ve çeşitli moleküllerle sürekli iletişim kuruyor.</p>

<p>Araştırmacılar özellikle makrofaj adı verilen bağışıklık hücrelerinin iki farklı grubuna odaklandı. Bunlardan biri dokuda tümör ortaya çıkmadan önce de bulunan yerleşik doku makrofajları, diğeri ise tümör geliştikçe bölgeye gelen monosit kökenli makrofajlardı.</p>

<p>Tek hücre profilleme, mekânsal analiz, hücre soyunun izlenmesi, makrofajların deneysel olarak azaltılması ve selenyum izleme yöntemlerinin birlikte kullanıldığı çalışmada, yerleşik doku makrofajlarının tümörün özellikle sınır bölgelerinde yoğunlaştığı görüldü.</p>

<p>Makrofajlar kanser hücresini ferroptozdan nasıl koruyor?</p>

<p>Çalışmanın merkezinde Selenop adlı selenyum taşıyan bir protein bulunuyor. Araştırmacılar, yerleşik doku makrofajlarının Selenop proteinini daha saldırgan özellikler kazanan pankreas kanseri hücrelerine aktarabildiğini belirledi.</p>

<p>Kanser hücrelerinin bu proteini alabilmesi için LRP8 adı verilen bir reseptörün önemli olduğu görüldü. Selenop-LRP8 hattı sayesinde tümör hücresinin kullanabildiği selenyum miktarı artarken, hücre zarındaki yağların oksidatif hasarı olarak tanımlanabilecek lipid peroksidasyonu azaldı.</p>

<p>Bunun sonucunda kanser hücreleri ferroptozdan daha iyi korunabildi.</p>

<p>Ferroptoz nedir?</p>

<p>Ferroptoz, klasik programlı hücre ölümünden farklı özellikler taşıyan, demir ve lipid oksidasyonuyla ilişkili düzenlenmiş bir hücre ölümü biçimidir.</p>

<p>Hücrede oksitlenmiş yağların kontrol edilemeyecek düzeyde birikmesi hücresel yapıları bozabilir ve hücrenin ölümüne yol açabilir. Bu nedenle kanser araştırmalarında tümör hücrelerinin ferroptoza karşı nasıl direnç geliştirdiği önemli araştırma alanlarından biri haline geldi.</p>

<p>Yeni çalışma, pankreas kanseri hücrelerinin bu savunmayı yalnızca kendi iç mekanizmalarıyla kurmadığını; çevresindeki bağışıklık hücrelerinden de moleküler destek alabileceğini düşündürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Selenop veya LRP8 engellendiğinde ne oldu?</p>

<p>Araştırmacılar, yerleşik makrofajlarda Selenop üretimini genetik olarak bozduklarında pankreas kanserinin ilerlemesiyle bağlantılı bazı özelliklerin azaldığını bildirdi.</p>

<p>Benzer biçimde kanser hücrelerindeki LRP8 mekanizmasının bozulması da epitel-mezenkimal geçiş olarak bilinen süreci ve tümör ilerlemesini azalttı.</p>

<p>Epitel-mezenkimal geçiş, kanser hücrelerinin daha hareketli ve invaziv özellikler kazanmasıyla ilişkilendirilen biyolojik bir program. Araştırmada Selenop desteğinin özellikle bu özellikleri yüksek olan tümör hücrelerinde önem taşıdığı görüldü.</p>

<p>Ferroptozun deneysel olarak engellenmesi ise yerleşik makrofajların azaltılmasıyla ortaya çıkan etkinin tersine çevrilmesine yardımcı oldu. Bu bulgu, araştırmacıların gözlemlediği mekanizmada ferroptozun merkezi rolünü destekledi.</p>

<p>İnsan pankreas kanserinde de benzer bir yapı görüldü</p>

<p>Çalışmada yalnızca deneysel hayvan modelleri incelenmedi. İnsan pankreas duktal adenokarsinomu örneklerinin analizinde de tümör sınırında SEPP1 pozitif yerleşik makrofajların, daha yüksek epitel-mezenkimal özellik gösteren kanser hücrelerinin yakınında yoğunlaştığı bildirildi.</p>

<p>Bu gözlem, fare modellerinde tanımlanan makrofaj-selenyum ilişkisinin insan tümörlerinde de karşılığı olabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Ancak insan dokusundaki bu mekânsal birliktelik tek başına, insanlarda aynı mekanizmanın tümör ilerlemesine neden olduğunu veya söz konusu yolun engellenmesinin hastaları tedavi edeceğini kanıtlamıyor.</p>

<p>Yeni bir pankreas kanseri tedavisi bulundu mu?</p>

<p>Henüz hayır.</p>

<p>Araştırma yeni bir biyolojik hedef ortaya koyuyor ancak Selenop, LRP8 veya yerleşik makrofajları hedefleyen bir yaklaşımın pankreas kanseri hastalarında etkili ve güvenli olduğunu gösteren bir klinik çalışma bulunmuyor.</p>

<p>Bulgular gelecekte tümörün çevresindeki destek sistemlerini kesintiye uğratmayı amaçlayan tedavilerin geliştirilmesine zemin hazırlayabilir. Bunun için önce mekanizmanın farklı modellerde doğrulanması, ardından ilaç geliştirme ve klinik araştırma aşamalarının tamamlanması gerekiyor.</p>

<p>Çalışmanın yazarlarından bazıları bu araştırmayla ilişkili bekleyen bir patent başvurusunda ortak mucit olarak çıkar beyanında bulundu. Bu durum çalışmanın bilimsel sonuçlarını tek başına geçersiz kılmaz ancak araştırmanın değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken açıklanmış bir çıkar ilişkisidir.</p>

<p>Bu çalışma selenyum takviyesinin pankreas kanserine yol açtığını mı gösteriyor?</p>

<p>Hayır. Çalışmadan çıkarılmaması gereken en önemli sonuçlardan biri bu.</p>

<p>Araştırma, besinlerle alınan selenyumun veya selenyum takviyesi kullanımının pankreas kanserine neden olduğunu göstermedi. İncelenen konu, tümörün kendi mikroçevresinde makrofajlardan kanser hücrelerine aktarılan Selenop proteini ve hücresel selenyum kullanım mekanizmasıydı.</p>

<p>Bu nedenle bulgular, sağlıklı kişilerin selenyum içeren yiyeceklerden kaçınması gerektiği ya da pankreas kanseri hastalarının hekim önerisiyle kullandıkları ürünleri bırakması gerektiği şeklinde yorumlanamaz.</p>

<p>Araştırmanın en önemli mesajı ne?</p>

<p>Çalışma, pankreas kanserinin çevresindeki bağışıklık hücrelerini yalnızca bağışıklık sistemi açısından değerlendirmek yerine, tümör hücresinin metabolik ihtiyaçlarını karşılayan bir kaynak olarak da incelemek gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>Yerleşik makrofajların oluşturduğu selenyum açısından avantajlı mikroçevrenin, saldırgan tümör hücrelerinin ferroptozdan korunmasına yardım etmesi yeni bir tedavi araştırma hattı oluşturabilir.</p>

<p>Ancak bugün için bulgu klinik uygulamayı değiştiren bir tedavi değil; pankreas kanserinin biyolojisini daha iyi anlamaya yönelik güçlü bir preklinik mekanizma çalışması niteliğinde.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu araştırma, selenyum içeren gıdaların veya takviyelerin pankreas kanserine yol açtığını göstermemektedir. Kanser hastaları takviye veya ilaçlarını bu çalışma nedeniyle kendi başlarına başlatmamalı, bırakmamalı ya da değiştirmemelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Cell — Resident tissue macrophages transfer selenium transporter protein to protect pancreatic cancer from ferroptosis — 24 Eylül 2026<br />
2. PubMed — Guo W ve arkadaşları, pankreas kanserinde yerleşik makrofajlar, Selenop ve ferroptoz çalışması — 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/pankreas-kanseri-hucrelerini-ferroptozdan-koruyan-selenyum-mekanizmasi-bulundu</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 13:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1648.jpeg" type="image/jpeg" length="10470"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Atriyal fibrilasyon nedir? Belirtileri, inme riski ve tedavisi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/atriyal-fibrilasyon-nedir-belirtileri-inme-riski-ve-tedavisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/atriyal-fibrilasyon-nedir-belirtileri-inme-riski-ve-tedavisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Atriyal fibrilasyon bazen çarpıntı yapar, bazen belirti vermez; asıl tehlikesi pıhtı ve inme riskidir. EKG ile tanıdan kan sulandırıcılara, ritim tedavisine ve yeni ablasyon yöntemine kapsamlı bakış.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Atriyal fibrilasyon, kalbin üst odacıklarının düzenli biçimde kasılmak yerine hızlı ve karmaşık elektrik sinyalleriyle çalıştığı bir ritim bozukluğudur. Çarpıntı, nefes darlığı ve yorgunluk yapabilir; ancak bazı kişilerde hiçbir belirti görülmez. Hastalığın önemi yalnızca düzensiz nabızdan kaynaklanmaz. Kalpte pıhtı oluşması ve bu pıhtının beyne giderek inmeye yol açması da mümkündür.</p>

<p>Tedavide üç ayrı amaç bulunur: İnme riskini azaltmak, kalp hızını veya ritmini kontrol etmek ve hastalığı ağırlaştıran diğer sağlık sorunlarını yönetmek. Kalp ritminin normale dönmesi, inme riskinin kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Kan sulandırıcı gereksinimi yaş, geçirilmiş inme ve eşlik eden hastalıklar gibi kişisel risklere göre ayrıca değerlendirilir.</p>

<p>Atriyal fibrilasyon nedir?</p>

<p>Sağlıklı kalpte elektrik sinyalleri düzenli aralıklarla oluşur ve kalbin odacıklarının uyum içinde çalışmasını sağlar. Atriyal fibrilasyonda atriyum adı verilen üst odacıklardaki elektrik faaliyeti düzensizleşir. Alt odacıkların atımı da çoğunlukla düzensiz, bazen normalden hızlı olur.</p>

<p>Atakların başlayıp kendiliğinden sona erdiği biçime paroksismal atriyal fibrilasyon denir. Ritim bozukluğu devam ediyor ve normale dönmesi için tedavi gerekiyorsa kalıcı olabilen diğer türlerden söz edilir. Bu sınıflandırma tedaviyi etkiler; fakat kısa süren atakların mutlaka zararsız olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Atriyal fibrilasyon neden olur, kimlerde daha sık görülür?</p>

<p>Hastalığın tek bir nedeni yoktur. Yaş ilerledikçe görülme olasılığı artar. Yüksek tansiyon, kalp yetersizliği, kalp kapak hastalıkları, koroner damar hastalığı ve geçirilmiş kalp ameliyatları ritim bozukluğuna zemin hazırlayabilir.</p>

<p>Diğer risk etkenleri arasında şunlar bulunur:</p>

<p>- Diyabet ve kronik böbrek hastalığı<br />
- Obezite<br />
- Uyku apnesi<br />
- Tiroid bezinin fazla çalışması<br />
- Sigara<br />
- Fazla alkol tüketimi<br />
- Bazı enfeksiyonlar ve ağır hastalık dönemleri<br />
- Ailede atriyal fibrilasyon öyküsü</p>

<p>Fazla alkol, uykusuzluk veya ağır bir enfeksiyon bazı kişilerde atağı kolaylaştırabilir. Bunlar ile hastalığın altında yatan yapısal ve elektriksel değişiklikler birbirine karıştırılmamalıdır. Atriyal fibrilasyon bazen belirgin bir kalp hastalığı bulunmayan kişilerde de görülebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Atriyal fibrilasyon belirtileri nelerdir?</p>

<p>Belirtiler aniden başlayabilir, gelip gidebilir veya sürekli hâle gelebilir. Sık görülen yakınmalar şunlardır:</p>

<p>- Kalbin hızlı, düzensiz veya atlıyor gibi hissedilmesi<br />
- Göğüste çırpınma ya da vurma hissi<br />
- Nefes darlığı<br />
- Çabuk yorulma ve egzersiz kapasitesinde azalma<br />
- Baş dönmesi veya sersemlik<br />
- Göğüste ağrı ya da baskı<br />
- Bayılacak gibi olma</p>

<p>Bazı kişilerde nabız düzensiz olduğu hâlde hiçbir yakınma bulunmaz. Hastalık rutin muayenede, ameliyat öncesi incelemede veya başka bir nedenle çekilen EKG’de fark edilebilir.</p>

<p>Bu belirtiler yalnızca atriyal fibrilasyona özgü değildir. Kansızlık, tiroid hastalığı, başka ritim bozuklukları, panik atak ve kalp-damar hastalıkları benzer yakınmalara yol açabilir.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Tekrarlayan çarpıntı, açıklanamayan nefes darlığı, egzersiz kapasitesinde düşme veya düzensiz nabız için aile hekimi ya da kardiyoloji uzmanına başvurulmalıdır. Atak kısa sürse bile düzenli olarak tekrarlıyorsa değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Hızlı veya düzensiz kalp atımına aşağıdaki belirtilerden biri eşlik ediyorsa gecikmeden 112 aranmalıdır:</p>

<p>- Göğüs ağrısı veya şiddetli nefes darlığı<br />
- Bayılma ya da belirgin bilinç değişikliği<br />
- Yüzde kayma, tek taraflı güçsüzlük veya uyuşma<br />
- Konuşma bozukluğu, kafa karışıklığı<br />
- Ani görme kaybı<br />
- Alışılmadık derecede şiddetli baş ağrısı</p>

<p>Bu bulgular kalp krizi, inme veya dolaşım bozukluğu belirtisi olabilir. Kişi kendi aracıyla sağlık kuruluşuna gitmeye çalışmamalıdır.</p>

<p>Atriyal fibrilasyon nasıl teşhis edilir?</p>

<p>Tanının doğrulanması için ritim bozukluğunun bir EKG kaydında görülmesi gerekir. Muayenede düzensiz nabız fark edilmesi veya akıllı saatin uyarı vermesi şüphe oluşturabilir; ancak tek başına kesin tanı sağlamaz.</p>

<p>Atak muayene sırasında yoksa 24 saatlik veya daha uzun süreli taşınabilir ritim kaydı kullanılabilir. Seyrek yakınmalarda daha uzun süre kayıt yapan olay kaydediciler gerekebilir.</p>

<p>Kalbin yapısını ve pompalama gücünü değerlendirmek için ekokardiyografi yapılabilir. Kan testleriyle tiroid işlevi, elektrolitler, böbrek fonksiyonu ve kansızlık gibi ritmi etkileyebilecek durumlar araştırılabilir. Her test her hastada gerekli değildir.</p>

<p>Tanıdan sonra belirtilerin yanı sıra kalp yetersizliği, yüksek tansiyon, yaş, diyabet, damar hastalığı ve geçirilmiş inme gibi etkenler değerlendirilir. Bu bilgiler tedavinin özellikle inmeden korunma bölümünü belirler.</p>

<p>Atriyal fibrilasyon nasıl tedavi edilir?</p>

<p>Tedavi kişiye göre planlanır. Aynı ritim kaydına sahip iki hastanın inme riski, belirtileri ve uygun tedavisi farklı olabilir.</p>

<p>İnmeden korunma</p>

<p>Atriyal fibrilasyonda kan, kalbin üst odacığında bulunan küçük bir cepte göllenebilir ve pıhtı oluşturabilir. İnme riski; yaş, yüksek tansiyon, diyabet, kalp yetersizliği, damar hastalığı ve geçirilmiş inme gibi etkenlerle hesaplanır.</p>

<p>Riski yeterince yüksek kişilerde pıhtılaşmayı azaltan antikoagülan ilaçlar kullanılır. Bunlar günlük dilde “kan sulandırıcı” olarak bilinse de kanı gerçekten sulandırmaz; pıhtı oluşma olasılığını azaltır.</p>

<p>Tedavinin başlıca sınırlılığı kanama riskidir. İlaç seçimi böbrek işlevi, yaş, başka ilaçlar ve kalp kapaklarının durumuna göre yapılır. Aspirin, atriyal fibrilasyona bağlı inmeyi önlemede uygun bir antikoagülanın yerine geçmez.</p>

<p>Ritim normale dönse veya ablasyon başarılı olsa bile ilacı kendiliğinden bırakmak tehlikeli olabilir. Uzun dönem karar, yalnızca çarpıntının kaybolmasına değil kişinin inme riskine dayanır.</p>

<p>Kalp hızının kontrolü</p>

<p>Bazı hastalarda öncelik kalbin aşırı hızlı çalışmasını önlemektir. Beta blokerler, belirli kalsiyum kanal blokerleri veya digoksin gibi ilaçlar seçilebilir. Tercih; kalbin pompalama gücüne, tansiyona ve diğer hastalıklara bağlıdır.</p>

<p>Ritim kontrolü</p>

<p>Amaç normal kalp ritmini yeniden sağlamak ve korumaktır. Elektriksel kardiyoversiyonda kontrollü bir elektrik şoku uygulanır. Bazı hastalarda ritim düzenleyici ilaçlar kullanılır.</p>

<p>Kardiyoversiyon öncesi ve sonrasında pıhtı riski ayrıca yönetilir. Ritim bozukluğunun ne kadar süredir devam ettiği bilinmiyorsa işlemden önce kan sulandırıcı tedavi veya kalpte pıhtı bulunup bulunmadığını gösteren özel ultrason incelemesi gerekebilir.</p>

<p>Kateter ablasyonu</p>

<p>Ablasyonda kasıktaki bir damardan kalbe ince kateterler ilerletilir. Ritim bozukluğunu başlatan elektrik sinyallerini engellemek amacıyla belirli kalp dokuları etkisizleştirilir. Isı, dondurma veya yüksek enerjili elektrik alanları kullanılabilir.</p>

<p>Ablasyon özellikle belirtileri ilaçlarla kontrol edilemeyen veya ilaçları kullanamayan hastalarda değerlendirilebilir. Bazı hasta gruplarında ilk ritim tedavisi olarak da gündeme gelebilir. Ancak işlem herkes için uygun değildir; kanama, damar hasarı, kalp çevresinde sıvı birikmesi ve inme gibi riskleri vardır. Ritim bozukluğu tekrarlayabilir ve ikinci bir işlem gerekebilir.</p>

<p>Eşlik eden sorunların yönetimi</p>

<p>Tansiyonun kontrolü, fazla kilonun azaltılması, uyku apnesinin tedavisi ve aşırı alkolden kaçınılması atakları ve tedavi başarısını etkileyebilir. Bu önlemler reçeteli ilaçların veya gerekli girişimlerin yerine geçmez.</p>

<p>En güncel tedavi yöntemleri: Atımlı alan ablasyonu</p>

<p>Atımlı alan ablasyonu, kalp dokusunu yakmak veya dondurmak yerine çok kısa süreli yüksek voltajlı elektrik alanları kullanır. Amaç, ritim bozukluğuyla ilişkili kalp hücrelerini hedeflerken çevredeki yemek borusu ve sinir gibi dokulara verilen zararı sınırlamaktır.</p>

<p>FDA, FARAPULSE sistemini 30 Ocak 2024’te ABD’de ilaç tedavisine rağmen tekrarlayan ve belirti veren paroksismal atriyal fibrilasyonda akciğer toplardamarlarının elektriksel olarak yalıtılması için onayladı.</p>

<p>ADVENT adlı randomize araştırmada ilaçlara dirençli paroksismal atriyal fibrilasyonu bulunan 607 hasta değerlendirildi. Bir yıllık birleşik başarı olasılığı atımlı alan ablasyonunda yüzde 73,3, ısı veya dondurma kullanılan standart ablasyonda yüzde 71,3 bulundu. Ciddi cihaz ya da işlem ilişkili olaylar sırasıyla yüzde 2,1 ve yüzde 1,5’ti.</p>

<p>Çalışma yeni yöntemin standart termal ablasyondan geri kalmadığını gösterdi; üstün olduğunu kanıtlamadı. Ayrıca araştırma seçilmiş paroksismal atriyal fibrilasyon hastalarını kapsıyordu.</p>

<p>FDA, 3 Temmuz 2025’te aynı sistemin kullanım alanını, ilaçlara rağmen belirti veren ve atağı bir yıldan kısa süren kalıcı atriyal fibrilasyon hastalarında akciğer toplardamarları ile kalbin arka duvarının yalıtılmasını da içerecek biçimde genişletti.</p>

<p>Bu karar ABD’ye aittir. Sistemin Türkiye’deki ruhsat, yaygın erişim ve geri ödeme durumu bu haber kapsamında güvenilir bir resmî kaynaktan doğrulanamadı.</p>

<p>Umut vaat eden çalışmalar</p>

<p>2026’da yayımlanan AVANT GUARD araştırması, daha önce ritim düzenleyici tedavi almamış kalıcı atriyal fibrilasyon hastalarında atımlı alan ablasyonunu ilaç tedavisiyle karşılaştırdı.</p>

<p>Randomize bölümde 207 kişi ablasyona, 103 kişi ritim düzenleyici ilaca ayrıldı. On iki ayda araştırmanın birleşik başarı ölçütü ablasyon grubunda yüzde 56, ilaç grubunda yüzde 30 olarak hesaplandı. Birleşik ablasyon güvenlilik grubundaki 257 kişinin 13’ünde, yani yüzde 5,1’inde birincil güvenlilik olayı görüldü.</p>

<p>Bu sonuçlar, seçilmiş kalıcı atriyal fibrilasyon hastalarında ablasyonun ilk ritim tedavisi olarak daha erken kullanılabileceğini düşündürüyor. Ancak takip 12 ayla sınırlıydı; çalışma inme veya ölüm azalmasını kanıtlamak için tasarlanmadı. Sonuçlar bütün hastalara genellenemez ve işlem kararı deneyimli bir elektrofizyoloji ekibiyle verilmelidir.</p>

<p>Sık sorulan diğer sorular</p>

<p>Atriyal fibrilasyon bulaşıcı mıdır?</p>

<p>Hayır. Atriyal fibrilasyon bir enfeksiyon değildir ve kişiden kişiye geçmez.</p>

<p>Akıllı saat atriyal fibrilasyon tanısı koyabilir mi?</p>

<p>Hayır. Akıllı saat veya benzeri cihazların düzensiz ritim uyarısı değerlendirme için yararlı olabilir; kesin tanı, sağlık profesyonelinin incelediği uygun bir EKG kaydıyla doğrulanmalıdır.</p>

<p>Atriyal fibrilasyon tamamen geçer mi?</p>

<p>Bazı ataklar kendiliğinden sona erebilir ve tedaviyle uzun süre kontrol sağlanabilir. Buna rağmen hastalık yeniden ortaya çıkabilir; düzenli takip sürdürülmelidir.</p>

<p>Kahve atriyal fibrilasyonu tetikler mi?</p>

<p>Herkes için geçerli kesin bir yasak yoktur. Normal miktarlarda kahve bazı kişilerde sorun oluşturmazken kişi çarpıntıyla açık bir ilişki fark edebilir. Enerji içecekleri ve çok yüksek kafein alımı ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p>Atriyal fibrilasyonu olan kişi egzersiz yapabilir mi?</p>

<p>Çoğu kişi uygun değerlendirmeden sonra egzersiz yapabilir. Ancak yeni tanı, kontrolsüz hızlı ritim, göğüs ağrısı veya bayılma varsa egzersize başlamadan önce hekim değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>Ablasyondan sonra kan sulandırıcı bırakılır mı?</p>

<p>Her zaman değil. Karar, işlemin başarılı görünmesinden çok kişinin uzun dönem inme riskine göre verilir. İlaç yalnızca takip eden hekimin planıyla değiştirilmelidir.</p>

<p>Tıbbi uyarı</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Kişisel tanı, ilaç ve girişim kararları sağlık profesyoneli değerlendirmesi gerektirir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. Van Gelder IC ve arkadaşları. 2024 ESC Guidelines for the management of atrial fibrillation. European Heart Journal, 2024.</p>

<p>2. NHS. Atrial fibrillation. Güncelleme: 13 Ocak 2025.</p>

<p>3. ABD Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü. Atrial Fibrillation. Hasta bilgilendirme kaynağı.</p>

<p>4. ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri. About Atrial Fibrillation. 14 Mayıs 2024.</p>

<p>5. ABD Gıda ve İlaç Dairesi. FARAPULSE Pulsed Field Ablation System, PMA P230030. Karar tarihi: 30 Ocak 2024.</p>

<p>6. ABD Gıda ve İlaç Dairesi. FARAPULSE PMA eki P230030/S007. Kalıcı atriyal fibrilasyon için genişletilmiş kullanım kararı: 3 Temmuz 2025.</p>

<p>7. Reddy VY ve arkadaşları. Pulsed Field or Conventional Thermal Ablation for Paroxysmal Atrial Fibrillation. New England Journal of Medicine, 2023.</p>

<p>8. Andrade JG ve arkadaşları. Pulsed Field Ablation as Initial Therapy for Persistent Atrial Fibrillation. New England Journal of Medicine, 2026. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıbbiye Kütüphanesi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/atriyal-fibrilasyon-nedir-belirtileri-inme-riski-ve-tedavisi</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7978.jpeg" type="image/jpeg" length="90076"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Midesindeki Delik Tıp Tarihini Değiştirdi: Alexis St. Martin’in Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/midesindeki-delik-tip-tarihini-degistirdi-alexis-st-martinin-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/midesindeki-delik-tip-tarihini-degistirdi-alexis-st-martinin-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[6 Haziran 1822’de yakın mesafeden ateşlenen bir silah Alexis St. Martin’in göğüs ve üst karın bölgesinde ağır bir yara oluşturdu. Dönemin koşullarında ölümcül kabul edilebilecek bu yaralanmadan sağ kurtulan St. Martin’in midesi ile deri arasında kalıcı bir fistül gelişti. Hekim William Beaumont, bu açıklık üzerinden yıllar boyunca yaptığı gözlemlerle insan sindirim fizyolojisinin anlaşılmasına önemli katkılar sağladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2>Bir Silah Kazasıyla Başlayan Tıp Tarihi</h2>

<p>Takvimler <strong>6 Haziran 1822’yi</strong> gösteriyordu.</p>

<p>Kuzey Amerika’daki Mackinac Adası’nda bulunan American Fur Company mağazasında çalışan genç Alexis St. Martin’in yakınındaki bir silah kazara ateşlendi.</p>

<p>Saçmalar ve barut, sol göğüs ile üst karın bölgesinde ağır bir yara oluşturdu. Kaburgalar, akciğer dokusu ve mide ciddi biçimde hasar görmüştü.</p>

<p>Dönemin tıbbi imkânları düşünüldüğünde St. Martin’in hayatta kalması son derece güç görünüyordu.</p>

<p>Onu tedavi eden ABD Ordusu cerrahı <strong>William Beaumont</strong>, aylar boyunca yarayla ilgilendi.</p>

<p>St. Martin iyileşti ancak yaralanmanın ardından olağan dışı bir durum kalıcı hale geldi:</p>

<p><strong>Mide ile deri arasında kalıcı bir fistül oluştu.</strong></p>

<p>Bugünkü terminolojiyle bu durum <strong>gastro-kütanöz fistül</strong> olarak tanımlanabilir.</p>

<p>Bu açıklık, Beaumont’a yaşayan bir insanın midesindeki süreçleri doğrudan gözlemleyebilme fırsatı verdi.</p>

<h2>İnsan Midesine Açılan Bir Pencere</h2>

<p>Bugün endoskopi sayesinde sindirim sisteminin içini görüntülemek sıradan bir tıbbi işlem.</p>

<p>1820’lerde ise bu mümkün değildi.</p>

<p>Hekimler insan anatomisini büyük ölçüde otopsiler, cerrahi girişimler ve hayvan deneyleri üzerinden öğreniyordu. Çalışan bir insan midesinde sindirimin doğrudan izlenebilmesi olağanüstü bir durumdu.</p>

<p>St. Martin’in fistülü sayesinde mide içeriği gözlenebiliyor, mide sıvısından örnek alınabiliyor ve farklı yiyeceklerin sindirilme süreci takip edilebiliyordu.</p>

<p>Böylece tıp tarihinin en dikkat çekici fizyoloji çalışmalarından biri başladı.</p>

<h2>İpe Bağlanan Yiyecekler Mideye Bırakıldı</h2>

<p>Beaumont’un kullandığı yöntemler günümüz ölçütleriyle son derece sıra dışı görünür.</p>

<p>Et, ekmek ve farklı yiyeceklerden küçük parçalar hazırlanıyor, bazı deneylerde bunlar bir ipe bağlanarak fistülden St. Martin’in midesine yerleştiriliyordu.</p>

<p>Belirli bir süre sonra yiyecekler çıkarılıyor ve ne ölçüde sindirildikleri inceleniyordu.</p>

<p>Beaumont ayrıca mide sıvısından örnekler alıyor ve yiyeceklerin bu sıvı içindeki değişimini vücut dışında da karşılaştırıyordu.</p>

<p>Bu gözlemler, sindirimin yalnızca midenin mekanik hareketleriyle açıklanamayacağını gösteren önemli kanıtlar sağladı.</p>

<p>Beaumont, mide sıvısının kimyasal rolünü sistematik insan gözlemleriyle ortaya koydu.</p>

<p>Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir:</p>

<p><strong>Beaumont mide asidini keşfeden ilk kişi değildi.</strong></p>

<p>Ancak mide salgılarının sindirimdeki kimyasal etkisini insan üzerinde uzun süreli ve sistematik biçimde inceleyen öncü araştırmacılardan biri oldu.</p>

<h2>Tam 238 Deney</h2>

<p>Beaumont’un St. Martin üzerindeki deneyleri <strong>1825 yılında başladı</strong> ve aralıklarla <strong>1833 yılına kadar</strong> sürdü.</p>

<p>1833’te yayımlanan eserinde <strong>238 deney</strong> kaydedildi.</p>

<p>Bu çalışmalar yalnızca “hangi yiyecek daha hızlı sindirilir?” sorusuna yanıt aramıyordu.</p>

<p>Beaumont;</p>

<ul>
 <li>
 <p>farklı yiyeceklerin sindirilme sürelerini,</p>
 </li>
 <li>
 <p>mide salgısının özelliklerini,</p>
 </li>
 <li>
 <p>mide hareketlerini,</p>
 </li>
 <li>
 <p>fiziksel aktivitenin etkilerini,</p>
 </li>
 <li>
 <p>çevresel koşulları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>hastalık dönemlerini,</p>
 </li>
 <li>
 <p>duygusal durumlarla sindirim arasındaki olası ilişkileri</p>
 </li>
</ul>

<p>gözlemledi.</p>

<p>Bu yönüyle çalışma, yalnızca tek bir klinik vakanın kaydı olmaktan çıktı ve sistematik insan fizyolojisi araştırmasına dönüştü.</p>

<h2>Duygusal Durumlarla Mide Arasında Erken Bir Gözlem</h2>

<p>Beaumont’un kayıtlarında dikkat çekici bir başka ayrıntı da St. Martin’in duygusal durumları sırasında mide işlevlerinde görülen değişikliklerdi.</p>

<p>Öfke, huzursuzluk veya yoğun duygusal uyarılma dönemlerinde mide salgıları ve sindirim sürecinde farklılıklar bildirdi.</p>

<p>Ancak bu bulguları günümüz bilgilerinin doğrudan karşılığı gibi yorumlamak doğru olmaz.</p>

<p>Beaumont’un çalışmaları, bugün “beyin-bağırsak ekseni” olarak adlandırılan karmaşık ilişkinin bilimsel açıklaması değildi.</p>

<p>Buna rağmen, <strong>duygusal durumlarla mide işlevleri arasındaki ilişkiye dair erken insan gözlemlerinden biri</strong> olarak tıp tarihinde dikkat çekici bir yere sahiptir.</p>

<h2>1833’te Tıp Tarihine Geçen Kitap</h2>

<p>William Beaumont çalışmalarını 1833 yılında yayımladığı şu eserde topladı:</p>

<p><strong>Experiments and Observations on the Gastric Juice and the Physiology of Digestion</strong></p>

<p>Kitapta deneyler, gözlemler ve bunlardan çıkarılan sonuçlar ayrıntılı biçimde yer aldı.</p>

<p>Eser, insan sindirim fizyolojisinin erken dönem klasik çalışmalarından biri kabul edildi.</p>

<p>Beaumont da zamanla gastrik fizyolojinin öncü isimleri arasında anılmaya başladı.</p>

<h2>Bu Deneylerin Etik Sınırı Neredeydi?</h2>

<p>Hikâyenin bilimsel yönü kadar önemli bir başka boyutu da etik tartışmadır.</p>

<p>Alexis St. Martin yalnızca sıra dışı bir vaka değildi.</p>

<p>Yoksul bir işçiydi.</p>

<p>Beaumont ise hem onu tedavi eden hekim hem de araştırmayı yöneten kişiydi.</p>

<p>İkili arasında zaman içinde deneylere ve çalışma koşullarına ilişkin sözleşmeler yapıldı.</p>

<p>Özellikle <strong>1832 tarihli sözleşmede</strong>, St. Martin’e yıllık ücretin yanı sıra yiyecek, giyecek, barınma ve diğer temel ihtiyaçların sağlanması öngörülüyordu. Buna karşılık St. Martin’in Beaumont’un belirlediği deneylere katılması bekleniyordu.</p>

<p>St. Martin’in belgeyi okuryazar olmadığı için <strong>“X” işaretiyle imzaladığı</strong> aktarılır.</p>

<p>Bugünkü araştırma etiği açısından bakıldığında bu tablo önemli sorular doğuruyor.</p>

<p>Modern anlamda bağımsız etik kurul yoktu.</p>

<p>Standartlaştırılmış bilgilendirilmiş onam süreçleri bulunmuyordu.</p>

<p>Hasta ile hekim arasındaki ekonomik ve mesleki güç dengesi de eşit değildi.</p>

<p>Bu nedenle Beaumont–St. Martin ilişkisi bugün yalnızca fizyoloji tarihinin değil, <strong>insan araştırmalarında rıza, ekonomik bağımlılık ve güç ilişkilerinin tarihi</strong> açısından da incelenmektedir.</p>

<h2>Bilim İnsanının Adı Öne Çıktı, Hastanınki Gölgede Kaldı</h2>

<p>Tıp tarihi uzun yıllar boyunca bu hikâyeyi daha çok William Beaumont’un bilimsel başarısı üzerinden anlattı.</p>

<p>Oysa ortada ikinci bir isim vardı:</p>

<p><strong>Alexis St. Martin.</strong></p>

<p>Onun yaralanması, bedeni ve yıllar boyunca deneylere katılımı olmadan bu çalışmaların gerçekleşmesi mümkün değildi.</p>

<p>Bu nedenle günümüzde tarihçiler yalnızca şu soruyu sormuyor:</p>

<p><strong>Beaumont ne keşfetti?</strong></p>

<p>Bir başka soru da giderek daha fazla önem kazanıyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bilimsel bilginin üretilmesinde hastaların ve araştırma katılımcılarının payı nasıl hatırlanmalı?</strong></p>

<p>St. Martin vakası, bilim tarihinde hastaların yalnızca “denek” olarak değil, bilginin oluşumuna doğrudan katkıda bulunan insanlar olarak değerlendirilmesi gerektiğini gösteren güçlü örneklerden biridir.</p>

<h2>Alexis St. Martin 58 Yıl Daha Yaşadı</h2>

<p>Hikâyenin en şaşırtıcı ayrıntılarından biri de St. Martin’in uzun yaşamıdır.</p>

<p>1822’deki ağır yaralanmadan sonra yaşamını sürdürdü.</p>

<p>Beaumont ile yolları zaman zaman kesişti, zaman zaman ayrıldı.</p>

<p>William Beaumont <strong>1853 yılında</strong> hayatını kaybetti.</p>

<p>Alexis St. Martin ise <strong>1880 yılına kadar yaşadı.</strong></p>

<p>Yani ölümcül olabilecek yaralanmadan sonra yaklaşık <strong>58 yıl daha hayatını sürdürdü.</strong></p>

<p>Midesindeki fistül de uzun yıllar varlığını korudu.</p>

<h2>Bir Hastanın Bedeni Modern Fizyolojiye Ders Verdi</h2>

<p>Alexis St. Martin’in hikâyesi tıp tarihinin en sıra dışı vakalarından biri.</p>

<p>Bir silah kazası…</p>

<p>Kapanmayan bir mide yarası…</p>

<p>Yaşayan insan bedenine açılan doğal bir pencere…</p>

<p>Ve yıllarca süren sistematik gözlemler.</p>

<p>Bu vaka sayesinde mide salgıları, sindirimin kimyasal özellikleri, mide hareketleri ve farklı yiyeceklerin sindirilme süreleri üzerine önemli insan verileri elde edildi.</p>

<p>Ancak hikâye yalnızca bilimsel ilerlemenin öyküsü değildir.</p>

<p>Aynı zamanda tıp tarihinin bugün giderek daha fazla sorduğu bir soruyu da önümüze koyar:</p>

<p><strong>Bilimsel ilerleme ile insanın bedeni üzerindeki hakları arasındaki sınır nerede başlamalıdır?</strong></p>

<p>İki yüzyıl sonra Alexis St. Martin’in hikâyesinin hâlâ anlatılmasının nedeni tam da budur.</p>

<p>Onun midesindeki yara yalnızca tıbbi bir sorun olarak kalmadı.</p>

<p><strong>İnsan fizyolojisinin anlaşılmasına açılan tarihsel bir pencereye dönüştü.</strong></p>

<hr />
<h2>Kaynaklar</h2>

<ul>
 <li>
 <p>William Beaumont, <i>Experiments and Observations on the Gastric Juice and the Physiology of Digestion</i>, 1833.</p>
 </li>
 <li>
 <p>National Library of Medicine – William Beaumont koleksiyonları.</p>
 </li>
 <li>
 <p>NCBI Bookshelf – William Beaumont ve erken dönem gastrik fizyoloji çalışmaları.</p>
 </li>
 <li>
 <p>PubMed – Beaumont–St. Martin ilişkisi üzerine tıp tarihi ve etik çalışmaları.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulletin of the History of Medicine – Beaumont, St. Martin ve 19. yüzyılda tıbbi araştırma etiği.</p>
 </li>
 <li>
 <p>JAMA Surgery – Alexis St. Martin vakasının tarihsel değerlendirmeleri.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gastroenteroloji tarihi üzerine PubMed Central incelemeleri.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/midesindeki-delik-tip-tarihini-degistirdi-alexis-st-martinin-hikayesi</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 12:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/238-deney.jpg" type="image/jpeg" length="96760"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ordu Üniversitesi Öğrencisi Irmak Camekan Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ordu-universitesi-ogrencisi-irmak-camekan-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ordu-universitesi-ogrencisi-irmak-camekan-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ordu Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Programcılığı öğrencisi Irmak Camekan’ın vefat ettiği açıklandı. Üniversite Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş, yayımladığı taziye mesajında Camekan’ın ailesine, yakınlarına, arkadaşlarına ve üniversite camiasına başsağlığı diledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ordu Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Programcılığı öğrencisi Irmak Camekan hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Acı haber, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş tarafından yayımlanan taziye mesajıyla duyuruldu.</p>

<p>Rektör Baş mesajında, genç yaşta hayatını kaybeden Irmak Camekan’ın vefatından duyduğu üzüntüyü dile getirerek ailesine, yakınlarına, arkadaşlarına, hocalarına ve üniversite camiasına başsağlığı temennisinde bulundu.</p>

<p>Üniversite tarafından paylaşılan mesajda şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Üniversitemiz Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Programcılığı öğrencimiz Irmak Camekan’ın vefat haberini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum. Genç yaşta aramızdan ayrılan kıymetli öğrencimize Allah’tan rahmet; kederli ailesine, yakınlarına, arkadaşlarına, hocalarına ve Üniversitemiz camiasına sabır ve başsağlığı diliyorum. Mekânı cennet, makamı âli olsun.”</p>

<p>Ordu Üniversitesi camiasını yasa boğan vefatın ardından öğrenciye yönelik taziye mesajları paylaşıldı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ordu-universitesi-ogrencisi-irmak-camekan-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1640.jpeg" type="image/jpeg" length="47934"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hangi Ülkelerde Doktora Gitmek Daha Kolay? Yıllık Muayene Sayıları Karşılaştırması]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hangi-ulkelerde-doktora-gitmek-daha-kolay-yillik-muayene-sayilari-karsilastirmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hangi-ulkelerde-doktora-gitmek-daha-kolay-yillik-muayene-sayilari-karsilastirmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Güney Koreli yılda ortalama 17,8, bir Japon 12,1, Türkiye’de yaşayan bir kişi ise 11,4 kez yüz yüze doktor muayenesi oluyor. OECD’nin karşılaştırmalı tablosunda 31 ülkenin ortalaması 6,8. Ancak bu rakamlar tek başına “doktora erişimin kolaylığını” göstermiyor. Hekim sayısı, sevk sistemi, ödeme modeli, muayene süresi ve uzaktan sağlık hizmetlerinin kullanımı tabloyu önemli ölçüde değiştirebiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h1>Bir Yılda Kaç Kez Doktora Gidiyoruz?</h1>

<p>Bir yılda kaç kez doktorun kapısını çalıyorsunuz?</p>

<p>İki kez mi, beş kez mi, yoksa ondan fazla mı?</p>

<p>Bu sorunun cevabı yalnızca kişinin yaşı veya sağlık durumuyla ilgili değil. Yaşadığı ülkenin sağlık sisteminin nasıl örgütlendiği de doktorla ne kadar sık karşılaşacağını önemli ölçüde etkiliyor.</p>

<p>OECD’nin <strong>Health at a Glance 2025</strong> raporu ülkeler arasındaki farkın ne kadar büyük olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>2023 yılı veya karşılaştırılabilir en yakın yıl verilerine göre bazı ülkelerde kişi başına yılda üçten az yüz yüze doktor muayenesi gerçekleşirken Güney Kore’de sayı 18’e yaklaşıyor.</p>

<p>Türkiye ise OECD ülkeleri arasında yüz yüze doktor muayenesinin en sık gerçekleştiği ülkelerden biri.</p>

<h2>Zirvede Güney Kore Var</h2>

<p>OECD verilerinde kişi başına yüz yüze doktor muayenesinin en yüksek olduğu ülke Güney Kore.</p>

<p><strong>Güney Kore: 17,8 muayene/yıl</strong></p>

<p>Bu sayı, ortalama olarak bir kişinin yaklaşık üç haftada bir doktorla yüz yüze görüşmesine karşılık geliyor.</p>

<p>OECD, Güney Kore’deki yüksek sayının nedenlerinden biri olarak kısa muayene sürelerine dikkat çekiyor. Kısa görüşme süreleri hekimlerin bir çalışma oturumunda daha fazla hasta görmesine olanak sağlayabiliyor.</p>

<p>OECD ayrıca Güney Kore’de hastaların önemli bölümünün randevusu olmasa bile temel sağlık hizmetini aynı gün alabildiğini belirtiyor.</p>

<p>Ancak yüksek muayene sayısı tek başına sağlık sisteminin daha iyi veya daha erişilebilir olduğu anlamına gelmiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Japonya'da Yılda 12,1 Muayene</h2>

<p>Japonya’da kişi başına yıllık yüz yüze doktor muayenesi:</p>

<p><strong>12,1</strong></p>

<p>Japonya da doktor başvurularının yüksek olduğu ülkelerden biri.</p>

<p>Sağlık sisteminin finansmanı, hizmet sunucularına yapılan ödemeler ve hastaların sağlık kuruluşlarına başvuru biçimleri ülkeler arasındaki muayene sıklığını etkileyebiliyor.</p>

<h2>Türkiye'de Kişi Başına 11,4 Muayene</h2>

<p>Türkiye’de kişi başına yılda:</p>

<p><strong>11,4 yüz yüze doktor muayenesi</strong></p>

<p>gerçekleşiyor.</p>

<p>OECD’nin karşılaştırmalı grafiğindeki 31 ülkenin ortalaması ise:</p>

<p><strong>6,8 muayene.</strong></p>

<p>Buna göre Türkiye’de kişi başına yüz yüze doktor muayenesi bu ortalamadan yaklaşık <strong>yüzde 68 daha yüksek.</strong></p>

<p>Başka bir ifadeyle Türkiye’de yaşayan bir kişi yılda ortalamaya göre yaklaşık <strong>4,6 kez daha fazla</strong> yüz yüze doktor muayenesi oluyor.</p>

<h1>Ülkelerde Yıllık Doktor Muayenesi</h1>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <th>Ülke</th>
   <th>Kişi başına yıllık yüz yüze muayene</th>
  </tr>
  <tr>
   <td>Güney Kore</td>
   <td>17,8</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Japonya</td>
   <td>12,1</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Türkiye</strong></td>
   <td><strong>11,4</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Macaristan</td>
   <td>10,7</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Almanya</td>
   <td>9,7</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>İtalya</td>
   <td>9,7</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Litvanya</td>
   <td>9,4</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>İsrail</td>
   <td>8,9</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Hollanda</td>
   <td>8,8</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Çekya</td>
   <td>8,6</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Belçika</td>
   <td>8,2</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Polonya</td>
   <td>7,9</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Kolombiya</td>
   <td>7,5</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>OECD-31 ortalaması</strong></td>
   <td><strong>6,8</strong></td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Avustralya</td>
   <td>6,5</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>İspanya</td>
   <td>6,0</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Fransa</td>
   <td>5,6</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Slovenya</td>
   <td>5,4</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Danimarka</td>
   <td>5,3</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Lüksemburg</td>
   <td>5,3</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>İsviçre</td>
   <td>5,0</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Şili</td>
   <td>4,5</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Finlandiya</td>
   <td>4,2</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Estonya</td>
   <td>4,1</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Portekiz</td>
   <td>3,9</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>ABD</td>
   <td>3,9</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Norveç</td>
   <td>3,5</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Yunanistan</td>
   <td>3,3</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>İsveç</td>
   <td>2,7</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Kosta Rika</td>
   <td>2,3</td>
  </tr>
  <tr>
   <td>Meksika</td>
   <td>2,2</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p><strong>Not:</strong> Veriler 2023 yılına veya karşılaştırılabilir en yakın yıla aittir. Gösterge yüz yüze doktor muayenelerini ifade eder. Ülkelerin veri toplama yöntemleri ve kapsadıkları sağlık hizmetleri arasında farklılıklar bulunabilir.</p>

<h1>Türkiye ile ABD Arasında Yaklaşık Üç Kat Fark Var</h1>

<p>ABD’de kişi başına yıllık yüz yüze doktor muayenesi:</p>

<p><strong>3,9</strong></p>

<p>Türkiye’de ise:</p>

<p><strong>11,4</strong></p>

<p>Türkiye’deki sayı ABD’nin yaklaşık <strong>2,9 katı</strong>.</p>

<p>Fransa’da kişi başına yıllık 5,6 yüz yüze muayene gerçekleşirken Türkiye’deki sayı bunun yaklaşık iki katı.</p>

<p>Fakat bu farklar “hangi ülkenin sağlık sistemi daha iyi?” sorusunun cevabı olarak kullanılamaz.</p>

<p>Çünkü doktor başvurularını sağlık sisteminin finansmanından sevk zincirine, hastaların ödediği katkılardan muayene sürelerine kadar birçok unsur etkiliyor.</p>

<h1>Türkiye'de Hekim Sayısı Düşük, Muayene Sayısı Yüksek</h1>

<p>Türkiye açısından en dikkat çekici noktalardan biri yüksek muayene sayısının görece düşük hekim yoğunluğuyla birlikte görülmesi.</p>

<p>OECD 2025 verilerine göre Türkiye’de:</p>

<p><strong>1.000 kişiye 2,4 çalışan hekim</strong></p>

<p>düşüyor.</p>

<p>OECD ortalaması ise:</p>

<p><strong>1.000 kişiye 3,9 çalışan hekim.</strong></p>

<p>Türkiye, nüfusa göre çalışan hekim sayısında OECD ortalamasının belirgin biçimde altında olmasına rağmen kişi başına yüz yüze doktor muayenesinde ortalamanın oldukça üzerinde.</p>

<p>Bu iki veri birlikte değerlendirildiğinde hekimlerin karşı karşıya kaldığı yüksek muayene hacmi daha görünür hale geliyor.</p>

<h2>Türkiye'de Bir Hekime Yılda Tahmini 4.763 Muayene</h2>

<p>OECD’nin hesaplamasına göre 2023’te hekim başına düşen tahmini yüz yüze muayene sayısı:</p>

<p><strong>Güney Kore: 6.755</strong></p>

<p><strong>Türkiye: 4.763</strong></p>

<p><strong>Japonya: 4.566</strong></p>

<p><strong>OECD-33 ortalaması: 1.908</strong></p>

<p>Türkiye’de hekim başına tahmini yüz yüze muayene sayısı bu ortalamanın yaklaşık <strong>2,5 katı</strong>.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrım var.</p>

<p>OECD bu göstergenin <strong>hekim üretkenliğinin ölçüsü olarak değerlendirilmemesi gerektiğini</strong> özellikle belirtiyor.</p>

<p>Çünkü muayenelerin süresi ve niteliği ülkeden ülkeye değişiyor. Ayrıca hastanede yatan hastalara verilen hizmetler ile hekimlerin araştırma ve idari görevler için harcadığı zaman bu hesaplamaya dahil değil.</p>

<p>Dolayısıyla bu rakam bize esas olarak <strong>muayene hacmini</strong> gösteriyor.</p>

<h1>İsveç'te Neden Yalnızca 2,7?</h1>

<p>Tablonun diğer ucundaki ülkelerden biri İsveç.</p>

<p><strong>İsveç: 2,7 yüz yüze doktor muayenesi/yıl</strong></p>

<p>Türkiye’deki sayı bunun yaklaşık dört katı.</p>

<p>Ancak buradan “İsveç’te doktora ulaşmak dört kat daha zor” sonucu çıkarılamaz.</p>

<p>OECD, İsveç’te hem birinci basamakta hem de hastanelerde doktor görüşmelerinin daha ağır ve karmaşık vakalara yoğunlaşma eğiliminde olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Ülkeler arasında uzaktan sağlık hizmetlerinin kullanımı ve hemşireler başta olmak üzere diğer sağlık profesyonellerinin üstlendiği roller de farklılık gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca yüz yüze muayene sayısı sağlık hizmeti kullanımının tamamını göstermiyor.</p>

<h1>Az Muayene Kötü, Çok Muayene İyi mi?</h1>

<p>Hayır.</p>

<p>Bir ülkede doktor muayenesinin yüksek olması;</p>

<ul>
 <li>
 <p>sağlık kuruluşlarına kolay başvurulabilmesi,</p>
 </li>
 <li>
 <p>sevk sisteminin yapısı,</p>
 </li>
 <li>
 <p>kısa muayene süreleri,</p>
 </li>
 <li>
 <p>sağlık hizmetlerinin ödeme modeli,</p>
 </li>
 <li>
 <p>kronik hastalık yükü,</p>
 </li>
 <li>
 <p>sık kontrol gerektiren uygulamalar</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi birçok faktörden kaynaklanabilir.</p>

<p>Düşük muayene sayısı da mutlaka sağlık hizmetine erişimde sorun olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Bir ülkede hemşireler ve diğer sağlık profesyonelleri daha fazla görev üstlenebilir.</p>

<p>Bir doktor görüşmesine daha uzun zaman ayrılabilir.</p>

<p>Uzaktan sağlık hizmetleri daha yaygın kullanılabilir.</p>

<p>Güçlü bir birinci basamak ve sevk sistemi gereksiz uzman başvurularını azaltabilir.</p>

<p>Dolayısıyla ülkeleri yalnızca yıllık doktor muayenesi sayısına bakarak sağlık sistemlerinin kalitesi açısından sıralamak doğru değildir.</p>

<h1>Peki “Doktora Gitmek Daha Kolay” Ne Anlama Geliyor?</h1>

<p>Başlıktaki sorunun önemli bir ayrımı var.</p>

<p>Yıllık muayene sayısı bize insanların doktorlarla <strong>ne kadar sık yüz yüze görüştüğünü</strong> gösteriyor.</p>

<p>Sağlık hizmetine erişim ise bundan daha geniş bir kavram.</p>

<p>Erişim değerlendirilirken;</p>

<ul>
 <li>
 <p>randevu ve bekleme süreleri,</p>
 </li>
 <li>
 <p>nüfusa düşen hekim sayısı,</p>
 </li>
 <li>
 <p>sağlık güvencesinin kapsamı,</p>
 </li>
 <li>
 <p>cepten yapılan sağlık harcamaları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>coğrafi ulaşılabilirlik,</p>
 </li>
 <li>
 <p>karşılanmamış sağlık hizmeti ihtiyacı,</p>
 </li>
 <li>
 <p>birinci basamak ve sevk sistemi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi göstergelerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>OECD’nin <strong>Health at a Glance 2025: Türkiye</strong> ülke notuna göre Türkiye’de nüfusun <strong>yüzde 99’u temel sağlık hizmetlerini kapsayan bir sistemin kapsamında.</strong></p>

<p>Buna karşılık kaliteli sağlık hizmetlerinin bulunabilirliğinden memnun olduğunu belirtenlerin oranı Türkiye’de <strong>yüzde 41</strong>, OECD ortalamasında <strong>yüzde 64</strong>.</p>

<p>Karşılanmamış sağlık hizmeti ihtiyacı bildirenlerin oranı ise Türkiye’de <strong>yüzde 1,2</strong>, OECD ortalamasında <strong>yüzde 3,4</strong>.</p>

<p>Bu göstergeler aynı noktaya işaret ediyor:</p>

<p><strong>Muayene sıklığı, sağlık hizmetine erişimin yalnızca bir boyutudur.</strong></p>

<h1>Türkiye'nin Verileri Ne Anlatıyor?</h1>

<p>Türkiye açısından üç rakam yan yana getirildiğinde dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor:</p>

<p><strong>Kişi başına çalışan hekim sayısı OECD ortalamasının altında.</strong></p>

<p>Buna karşılık:</p>

<p><strong>Kişi başına yüz yüze doktor muayenesi OECD ortalamasının oldukça üzerinde.</strong></p>

<p>Ve:</p>

<p><strong>Hekim başına yıllık tahmini yüz yüze muayene sayısı 4.763.</strong></p>

<p>Bu veriler Türkiye’de sağlık hizmetlerinin yoğun biçimde kullanıldığını ve hekimlerin yüksek bir muayene hacmiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Ancak bu rakamlardan tek başına sağlık hizmetinin kalitesi, hasta memnuniyeti veya sağlık sisteminin genel başarısı hakkında sonuç çıkarmak mümkün değil.</p>

<h1>Sonuç</h1>

<p>“Hangi ülkede doktora gitmek daha kolay?” sorusuna yalnızca yıllık muayene sayılarına bakarak kesin cevap vermek mümkün değil.</p>

<p>Ama şu sorunun cevabı daha açık:</p>

<p><strong>İnsanlar hangi ülkelerde doktorla daha sık yüz yüze görüşüyor?</strong></p>

<p>OECD verilerine göre:</p>

<p><strong>Güney Kore: 17,8</strong></p>

<p><strong>Japonya: 12,1</strong></p>

<p><strong>Türkiye: 11,4</strong></p>

<p><strong>OECD-31 ortalaması: 6,8</strong></p>

<p>Türkiye, OECD ülkeleri arasında yüz yüze doktor muayenesinin en sık gerçekleştiği ülkelerden biri.</p>

<p>Üstelik bu yüksek muayene hacmi OECD ortalamasından daha düşük hekim yoğunluğuyla birlikte görülüyor.</p>

<p>Dolayısıyla rakamların anlattığı hikâye yalnızca hastaların doktor kapısını ne kadar sık çaldığı değil.</p>

<p>Aynı zamanda o kapının arkasındaki hekimin <strong>bir yıl boyunca karşılaştığı muayene hacmi</strong>.</p>

<h2>KAYNAKLAR</h2>

<p><strong>OECD — Health at a Glance 2025: OECD Indicators</strong></p>

<p><strong>OECD Health Statistics 2025 — Consultations with Doctors</strong></p>

<p><strong>OECD — Health at a Glance 2025: Türkiye</strong></p>

<p>Veriler 2023 yılına veya karşılaştırılabilir en yakın yıla aittir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hangi-ulkelerde-doktora-gitmek-daha-kolay-yillik-muayene-sayilari-karsilastirmasi</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 11:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/hangi-ulkelerde-doktora-daha-sik-gidiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="60571"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bursa’da Emekli Dr. İbrahim Aydın Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bursada-emekli-dr-ibrahim-aydin-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bursada-emekli-dr-ibrahim-aydin-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’nın Orhangazi ilçesinde bir süredir kendisinden haber alınamayan emekli Dr. İbrahim Aydın, yalnız yaşadığı evinde ölü bulundu. 70 yaşındaki hekimin evine, komşularının ihbarı üzerine ekipler girdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bursa’nın Orhangazi ilçesinde yaşayan emekli hekim Dr. İbrahim Aydın, komşularının ihbarı üzerine ekiplerin girdiği evinde ölü bulundu. 70 yaşındaki Aydın’ın vefatıyla ilgili inceleme başlatıldı.</p>

<p>Komşuları 112’ye haber verdi</p>

<p>Yalnız yaşayan Aydın’a bir süredir ulaşamayan komşuları, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbarın ardından Soydaşkent’teki adrese sağlık ve itfaiye ekipleri yönlendirildi.</p>

<p>İtfaiye ekiplerinin yardımıyla eve girildi</p>

<p>Apartmanın dördüncü katındaki dairenin kapısı, itfaiye görevlileri tarafından açıldı. Eve giren sağlık ekipleri, yaptıkları kontrolde Aydın’ın yaşamını yitirdiğini tespit etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olayla ilgili inceleme sürüyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bursada-emekli-dr-ibrahim-aydin-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1637.jpeg" type="image/jpeg" length="90504"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Bilimleri Öğrencilerine Burs: Başvurular 7 Aralık’a Kadar Sürecek]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/saglik-bilimleri-ogrencilerine-burs-basvurular-7-aralika-kadar-surecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/saglik-bilimleri-ogrencilerine-burs-basvurular-7-aralika-kadar-surecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege Sağlık Vakfı, 2026–2027 eğitim öğretim yılı için sağlık alanında üniversite eğitimi gören öğrencilere yönelik burs başvurularını açtı. Maddi desteğe ihtiyaç duyan ve başarı kriterlerini karşılayan öğrenciler 7 Aralık 2026’ya kadar başvurabilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Ege Sağlık Vakfı, 2026–2027 eğitim öğretim yılı Sağlık Bilimleri Öğrenci Burs Programı için başvuru sürecini başlattı. Program, Türkiye’de sağlık bilimleri veya sağlık hizmetleri alanında yükseköğrenim gören öğrencilere yönelik uygulanacak.</p>

<p>Başvurular 1 Eylül 2026 tarihinde başladı. Öğrenciler için son başvuru tarihi ise 7 Aralık 2026 olarak açıklandı.</p>

<p>Sağlık bölümlerinde okuyan öğrenciler başvurabilecek</p>

<p>Vakfın yayımladığı duyuruya göre Türkiye’de bir yükseköğretim kurumunda sağlık bilimleri veya sağlık hizmetleri alanında eğitim gören öğrenciler burs programına başvurabilecek.</p>

<p>Programa 2026–2027 eğitim öğretim yılında sağlık alanındaki bir yükseköğretim programına yeni yerleşen öğrencilerin yanı sıra öğrenimine devam eden ara sınıf öğrencileri de başvurabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Duyuruda bölümler tek tek sıralanmadı. Vakıf, burs kapsamında sağlık bilimleri ve sağlık hizmetleri alanındaki öğrencilerin başvurularının değerlendirileceğini, ancak her eğitim döneminde kapsama alınacak bölüm ve programları belirleme hakkını saklı tuttuğunu bildirdi.</p>

<p>Bu nedenle tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve diğer sağlık bilimleri bölümlerindeki öğrencilerin başvuru öncesinde burs yönetmeliğindeki güncel kapsamı kontrol etmeleri gerekiyor.</p>

<p>Sadece not ortalamasına bakılmayacak</p>

<p>Burs değerlendirmesinde öğrencinin akademik başarısının yanı sıra ekonomik ve sosyal koşulları da dikkate alınacak.</p>

<p>Vakfın açıklamasına göre öğrencinin maddi ihtiyaç durumu, ailesinin ekonomik ve sosyal koşulları, akademik başarısı ve eğitim hedefleri birlikte değerlendirilecek.</p>

<p>Başvuru yapan öğrencilerin istenen bilgi ve belgeleri doğru ve eksiksiz şekilde sunması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencilerden kendilerini anlatan yazı isteniyor</p>

<p>Başvuru dosyasında öğrencilerden “Kendini Tanıtım ve Burs Talep Yazısı” da talep ediliyor.</p>

<p>Öğrencinin bu yazıda kendisini ve ailesini tanıtması, okuduğu bölümü neden seçtiğini anlatması, mesleki hedeflerine değinmesi, yaşadığı ekonomik güçlükleri ve bursa neden ihtiyaç duyduğunu açıklaması isteniyor.</p>

<p>Ayrıca adaylardan gelecekte mesleki bilgi ve deneyimlerini toplum yararına nasıl kullanmayı düşündüklerini anlatmaları bekleniyor.</p>

<p>Vakfın duyurusunda bu yazının öğrencinin kendi anlatımıyla hazırlanması ve mümkünse 750 ile 1.500 kelime arasında olması gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Hangi belgeler isteniyor?</p>

<p>Başvuru kapsamında öğrencilerden burs başvuru formu, güncel öğrenci belgesi ve aile gelir durumunu gösteren belgeler talep ediliyor.</p>

<p>Ara sınıf öğrencilerinden transkript, üniversiteye yeni başlayanlardan ise YKS ve yerleştirme sonuç belgesi isteniyor.</p>

<p>İkametgâh belgesi, vukuatlı nüfus kayıt örneği, anne ve babanın çalışma veya SGK durumunu gösteren belgeler ile varsa alınan diğer burs ve eğitim desteklerine ilişkin bilgiler de başvuru dosyasına ekleniyor.</p>

<p>Vakıf gerekli gördüğü durumlarda adaylardan ek belge talep edebilecek.</p>

<p>Başvurular posta veya kargoyla yapılacak</p>

<p>Başvurular için gerekli formlar ve belgeler hazırlandıktan sonra dosyanın süresi içerisinde Ege Sağlık Vakfı’na ulaştırılması gerekiyor.</p>

<p>Vakfın güncel duyurusuna göre evraklar posta veya kargo yoluyla İzmir Alsancak’taki vakıf adresine gönderilecek.</p>

<p>Başvurular Burs Değerlendirme Komisyonu tarafından incelenecek. Gerekli görülmesi halinde öğrencilerle çevrim içi veya yüz yüze görüşme gerçekleştirilebilecek.</p>

<p>Ege Sağlık Vakfı bursu ne kadar?</p>

<p>Vakfın 2026–2027 eğitim öğretim yılı duyurusunda öğrencilere verilecek aylık burs miktarı henüz açıklanmadı.</p>

<p>Burs yönetmeliğine göre bursiyer sayısı ve burs miktarı, vakfın ilgili dönem bütçesi ve oluşturulan fon dikkate alınarak Yönetim Kurulu tarafından belirleniyor.</p>

<p>Burs karşılıksız verilecek</p>

<p>Ege Sağlık Vakfı, öğrencilere sağlanan bursun karşılıksız eğitim desteği olduğunu özellikle belirtiyor.</p>

<p>Bursiyerlerden mezuniyet sonrasında vakfa maddi ödeme veya bağış yapma zorunluluğu bulunmuyor. Vakıf, öğrencilerin ilerleyen yıllarda imkânları doğrultusunda gönüllülük, mentorluk ve sosyal sorumluluk çalışmalarına katkı sağlamasını teşvik ediyor.</p>

<p>Ege Sağlık Vakfı burs başvurusu 2026–2027</p>

<p>Başvuru başlangıcı: 1 Eylül 2026</p>

<p>Son başvuru: 7 Aralık 2026</p>

<p>Kimler başvurabilir: Sağlık bilimleri ve sağlık hizmetleri alanında yükseköğrenim gören öğrenciler</p>

<p>Burs türü: Karşılıksız eğitim desteği</p>

<p>Burs miktarı: Henüz açıklanmadı</p>

<p>Başvuru yöntemi: Gerekli belgelerin posta veya kargo yoluyla Ege Sağlık Vakfı’na ulaştırılması </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Burslar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/saglik-bilimleri-ogrencilerine-burs-basvurular-7-aralika-kadar-surecek</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="26544"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[THE 2027’de Türkiye Tablosu Değişti: İlk 1500’e Girenler, Gerileyenler ve Bandını Koruyanlar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/the-2027de-turkiye-tablosu-degisti-ilk-1500e-girenler-gerileyenler-ve-bandini-koruyanlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/the-2027de-turkiye-tablosu-degisti-ilk-1500e-girenler-gerileyenler-ve-bandini-koruyanlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[THE 2027 sıralamasında ODTÜ ve İstinye daha üst bantlara çıkarken İTÜ ve Yıldız Teknik geriledi. İlk 1500’e geçişler, sınırın dışına çıkanlar ve aynı bantta kalan üniversiteler karşılaştırıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Times Higher Education’ın (THE) 2027 Dünya Üniversite Sıralaması, Türkiye’den üniversitelerin konumlarında farklı yönlerde değişiklikler ortaya koydu. ODTÜ, Koç Üniversitesi ile aynı dünya sıralaması bandına yükselirken İstanbul Teknik Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi daha gerideki bantlara geçti.</p>

<p>İlk 1500 sınırında da hareketlilik yaşandı. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, 1501+ grubundan 1201–1400 bandına geçerek bu sınırın içine girdi. İstanbul Medeniyet Üniversitesi ise 1201–1500 bandından 1601–1800 bandına gerileyerek ilk 1500’ün dışında kaldı.</p>

<p>Türkiye’den sıralanan üniversite sayısı 2026’da 109 iken 2027’de 124’e yükseldi. Ancak temsil sayısındaki bu artış, bütün üniversitelerin dünya sıralamasında yükseldiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>İNCELENEN 60 ÜNİVERSİTEDE 8 YÜKSELİŞ, 11 GERİLEME</p>

<p>THE’nin 2026 Türkiye tablosu ile 2027 sonuçlarının karşılaştırmaya alınan 68 üniversitelik bölümünde, 60 kurumun iki yıla ait sıra bantları eşleştirildi.</p>

<p>Bu kurumların sekizi, önceki bandıyla örtüşmeyen daha üst bir banda çıktı. On bir üniversite daha gerideki bir banda geçti. Beş üniversitenin dünya sıralaması bandı değişmedi.</p>

<p>Diğer 36 kurumda ise eski ve yeni aralıklar örtüşüyor. Bu üniversiteler için yalnızca bant bilgisine bakarak yükseliş veya gerileme yönünde kesin hüküm verilemiyor.</p>

<p>İLK 1500’E GEÇİŞİ NET GÖRÜLEN ÜNİVERSİTE</p>

<p>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, karşılaştırmada ilk 1500 sınırını dışarıdan içeriye geçtiği açık biçimde görülen kurum oldu.</p>

<p>Üniversite, 2026’da 1501+ bandında bulunurken 2027’de 1201–1400 bandına yerleşti. Yeni bandın tamamının 1500 sınırının içinde kalması, bu geçişi kesinleştiriyor.</p>

<p>Bununla birlikte önceki yılın 1501+ aralığı açık uçlu olduğu için yükselişi kesin bir basamak sayısıyla ifade etmek mümkün değil.</p>

<p>2026 TÜRKİYE LİSTESİNDE BULUNMAYAN ÜÇ İSİM İLK 1400 İÇİNDE</p>

<p>THE’nin yayımladığı 2026 Türkiye derece tablosunda yer almayan üç üniversite, incelenen 2027 sonuçlarında ilk 1400 içindeki bantlarda görünüyor:</p>

<p>İstanbul Nişantaşı Üniversitesi: 801–1000<br />
Bingöl Üniversitesi: 1201–1400<br />
Hasan Kalyoncu Üniversitesi: 1201–1400</p>

<p>Bu kurumların durumu, önceki yıl sıralanmış bir üniversitenin alt banttan üst banda yükselmesiyle aynı kategoride değerlendirilmiyor. 2026 tablosunda karşılaştırılabilir bir dünya dereceleri bulunmadığı için bu üç üniversite, sekiz kurumluk yükseliş hesabına eklenmedi.</p>

<p>İSTANBUL MEDENİYET İLK 1500 SINIRININ DIŞINA ÇIKTI</p>

<p>İstanbul Medeniyet Üniversitesi, 2026’da 1201–1500 bandında yer alıyordu. Üniversitenin 2027 derecesi 1601–1800 olarak açıklandı.</p>

<p>İki aralığın örtüşmemesi ve yeni bandın tamamının 1500’ün üzerinde bulunması, ilk 1500 sınırının dışına çıkıldığını gösteriyor.</p>

<p>Bu sonuç, üniversitenin THE sıralamasından çıktığı anlamına gelmiyor. İstanbul Medeniyet Üniversitesi listede yer almaya devam ediyor; değişen, dünya sıralamasındaki konumu.</p>

<p>ODTÜ KOÇ İLE AYNI BANDA YÜKSELDİ</p>

<p>Üst sıralardaki belirgin değişikliklerden biri ODTÜ’de yaşandı. Üniversite, 2026’daki 351–400 bandından 2027’de 326–350 bandına yükseldi.</p>

<p>Böylece ODTÜ, Koç Üniversitesi ile aynı dünya sıralaması bandında yer aldı. Bu sonuç iki üniversitenin aynı aralıkta bulunduğunu gösteriyor; bant içindeki kesin sıralarını veya birbirlerine üstünlüğünü göstermiyor.</p>

<p>İstinye Üniversitesi de 1001–1200 bandından 801–1000 bandına yükselerek ilk 1000 içinde yer aldı.</p>

<p>YÜKSELİŞ YÖNÜ KESİN OLAN SEKİZ ÜNİVERSİTE</p>

<p>Karşılaştırmada eski ve yeni bantları tamamen ayrılan, daha üst aralığa geçen üniversiteler şöyle:</p>

<p>Üniversite — 2026 → 2027</p>

<p>Orta Doğu Teknik Üniversitesi — 351–400 → 326–350<br />
İstinye Üniversitesi — 1001–1200 → 801–1000<br />
Biruni Üniversitesi — 1201–1500 → 1001–1200<br />
Erciyes Üniversitesi — 1201–1500 → 1001–1200<br />
Gebze Teknik Üniversitesi — 1201–1500 → 1001–1200<br />
İstanbul Üniversitesi — 1201–1500 → 1001–1200<br />
Süleyman Demirel Üniversitesi — 1201–1500 → 1001–1200<br />
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi — 1501+ → 1201–1400</p>

<p>Biruni, Erciyes, Gebze Teknik, İstanbul ve Süleyman Demirel üniversitelerinin aynı geçişi gerçekleştirmesi dikkat çekti. Bu beş kurum, 1201–1500 grubundan çıkarak 1001–1200 bandına yerleşti.</p>

<p>İTÜ VE YILDIZ TEKNİK DAHA GERİ BANTLARA GEÇTİ</p>

<p>İstanbul Teknik Üniversitesi, 2026’da bulunduğu 501–600 bandından 2027’de 651–700 bandına geriledi.</p>

<p>Yıldız Teknik Üniversitesi ise 601–800 bandından 801–1000 bandına geçti. Üniversite ilk 1000 içinde kalmasına rağmen önceki yıla göre daha gerideki bir aralıkta yer aldı.</p>

<p>Bahçeşehir, Çankaya ve İstanbul Medipol üniversiteleri de 801–1000 bandından 1001–1200 bandına geçerek ilk 1000 sınırının dışında kaldı. Bu üç üniversite, ilk 1500 içinde bulunmaya devam ediyor.</p>

<p>DAHA GERİ BANDA GEÇEN 11 ÜNİVERSİTE</p>

<p>Üniversite — 2026 → 2027</p>

<p>İstanbul Teknik Üniversitesi — 501–600 → 651–700<br />
Yıldız Teknik Üniversitesi — 601–800 → 801–1000<br />
Bahçeşehir Üniversitesi — 801–1000 → 1001–1200<br />
Çankaya Üniversitesi — 801–1000 → 1001–1200<br />
İstanbul Medipol Üniversitesi — 801–1000 → 1001–1200<br />
Bartın Üniversitesi — 1001–1200 → 1201–1400<br />
Fırat Üniversitesi — 1001–1200 → 1201–1400<br />
İstanbul Gelişim Üniversitesi — 1001–1200 → 1201–1400<br />
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü — 1001–1200 → 1201–1400<br />
Selçuk Üniversitesi — 1001–1200 → 1201–1400<br />
İstanbul Medeniyet Üniversitesi — 1201–1500 → 1601–1800</p>

<p>Bu gruptaki İstanbul Medeniyet Üniversitesi dışındaki 10 kurum, daha gerideki bantlara geçmesine rağmen ilk 1500 sınırının içinde kalıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>BANDINI KORUYAN BEŞ ÜNİVERSİTE</p>

<p>İki yılın sonuçlarında aynı dünya sıralaması aralığında kalan üniversiteler şöyle:</p>

<p>Abdullah Gül Üniversitesi — 801–1000<br />
Atatürk Üniversitesi — 801–1000<br />
Hacettepe Üniversitesi — 801–1000<br />
Özyeğin Üniversitesi — 801–1000<br />
Anadolu Üniversitesi — 1001–1200</p>

<p>Bu kurumlar açıklanan sıra bantlarını korudu. Ancak aynı bantta kalmak, bant içindeki kesin sıranın veya bütün performans puanlarının değişmediği anlamına gelmiyor.</p>

<p>KOÇ, SABANCI, BOĞAZİÇİ VE BİLKENT’TE FARKLI BİR DURUM VAR</p>

<p>Bazı üniversitelerin yeni aralıkları, önceki yılın daha geniş bantlarının içinde kalıyor:</p>

<p>Koç Üniversitesi — 301–350 → 326–350<br />
Sabancı Üniversitesi — 351–400 → 376–400<br />
Boğaziçi Üniversitesi — 401–500 → 401–450<br />
Bilkent Üniversitesi — 601–800 → 651–700</p>

<p>Bu nedenle Koç veya Sabancı için yalnızca bantların başlangıç sayılarına bakarak “25 sıra geriledi” demek doğru değil. Aynı şekilde Boğaziçi için bandın üst sınırının daralmasından hareketle “50 sıra yükseldi” sonucu çıkarılamıyor.</p>

<p>Bu dört üniversitenin ilk 1500 içindeki konumu devam ediyor; ancak dünya sıralamasındaki değişimin yönü, açıklanan bantlardan kesinleştirilemiyor.</p>

<p>ALTI ÜNİVERSİTE İLK 1500 İÇİNDE KALMAYA DEVAM ETTİ</p>

<p>Akdeniz, Ankara, Gazi, İnönü, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa ve Sakarya üniversiteleri, 2026’daki 1201–1500 bandından 2027’de 1201–1400 bandına geçti.</p>

<p>Yeni aralık, önceki aralığın içinde bulunduğu için bu değişiklik tek başına kesin yükseliş kanıtı değil. Buna karşılık altı kurumun da ilk 1500 içinde yer almaya devam ettiği açık.</p>

<p>İLK 1500 SINIRINI KESEN BANTTA DOKUZ ÜNİVERSİTE</p>

<p>2027 sonuçlarında karşılaştırmanın en dikkatli okunması gereken bölümü 1401–1600 bandı oldu.</p>

<p>İncelenen Türkiye sonuçlarında bu aralıkta dokuz üniversite bulunuyor:</p>

<p>Üniversite — 2026 → 2027</p>

<p>Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi — 1501+ → 1401–1600<br />
Dokuz Eylül Üniversitesi — 1501+ → 1401–1600<br />
Düzce Üniversitesi — 1201–1500 → 1401–1600<br />
Ege Üniversitesi — 1201–1500 → 1401–1600<br />
Karadeniz Teknik Üniversitesi — 1501+ → 1401–1600<br />
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi — 1201–1500 → 1401–1600<br />
Yaşar Üniversitesi — 1201–1500 → 1401–1600<br />
Yeditepe Üniversitesi — 1501+ → 1401–1600</p>

<p>Bezmiâlem Vakıf, Dokuz Eylül, Karadeniz Teknik ve Yeditepe üniversiteleri için “kesin olarak ilk 1500’e girdi” denilemiyor. Çünkü yeni bandın 1501–1600 bölümü de bulunuyor.</p>

<p></p>

<p>36 ÜNİVERSİTE İLK 1400 İÇİNDE; DOKUZ KURUMUN DURUMU BANT NEDENİYLE BELİRSİZ</p>

<p>İncelenen 2027 sonuçlarında 36 üniversite, tamamı ilk 1400 içinde kalan bantlarda yer alıyor. Bu kurumların ilk 1500 sınırının içinde olduğu kesin.</p>

<p>1401–1600 bandındaki dokuz üniversitenin eklenmesiyle oluşan 45 kurumluk toplam ise “ilk 1500’de 45 üniversite var” şeklinde sunulamıyor. Kesin sayı için bu dokuz kurumun bant içindeki konumlarının bilinmesi gerekiyor.</p>

<p>Benzer şekilde, 2026’da 1501+ grubunda bulunan bir üniversitenin 2027’de 1601–1800 bandında görünmesi de otomatik olarak gerileme anlamına gelmiyor. Önceki yılın açık uçlu aralığı, yeni bandın tamamını zaten kapsıyor.</p>

<p>TEMSİL ARTIŞI İLE SIRALAMADA YÜKSELİŞ AYNI ŞEY DEĞİL</p>

<p>THE 2027 sonuçları, Türkiye’nin daha fazla üniversiteyle temsil edildiğini; buna karşılık kurumların dünya sıralamasındaki hareketinin tek yönlü olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Bazı üniversiteler daha üst bantlara çıkarken bazıları geriledi. Bazıları aynı aralığı korudu; bazılarında ise bantların daralması, kesin bir yükseliş veya düşüş yorumu yapılmasını engelledi.</p>

<p>Bu nedenle sıralamanın ana sonucu yalnızca listeye giren üniversite sayısıyla değil; ilk 1000 ve ilk 1500 gibi eşiklerin hangi yönde geçildiği ve karşılaştırılabilir sıra bantlarının nasıl değiştiğiyle birlikte okunmalı.</p>

<p>KAPSAM NOTU</p>

<p>Bu karşılaştırma, THE’nin 2026 Türkiye tablosu ile 2027 sonuçlarının incelenen 68 üniversitelik bölümüne dayanıyor; Türkiye’den sıralanan 124 üniversitenin tamamının yıllık değişimini kapsamıyor.</p>

<p>Kadir Has Üniversitesi ve Necmettin Erbakan Üniversitesi’nin 2027 dünya dereceleri bu incelemede doğrulanamadığından, bu iki kurum için yükseliş, gerileme veya listeden çıkış değerlendirmesi yapılmadı.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Times Higher Education — Best Universities in Turkey 2026.<br />
Times Higher Education — World University Rankings 2027 sonuç tablosu ve üniversite profilleri.<br />
Times Higher Education — 2027 katılım verileri ve yeni sıralama bantlarına ilişkin açıklama.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/the-2027de-turkiye-tablosu-degisti-ilk-1500e-girenler-gerileyenler-ve-bandini-koruyanlar</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1634.jpeg" type="image/jpeg" length="88694"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Japonlar Neden Daha Uzun Yaşıyor? Uzun Ömrün Ardındaki Sağlık Sistemi ve Yaşam Kültürü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/japonlar-neden-daha-uzun-yasiyor-uzun-omrun-ardindaki-saglik-sistemi-ve-yasam-kulturu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/japonlar-neden-daha-uzun-yasiyor-uzun-omrun-ardindaki-saglik-sistemi-ve-yasam-kulturu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Japonya’da yaşam beklentisi yaklaşık 84 yıl. Kadınlarda bu süre 87 yılı aşarken ülkede 100 yaş ve üzerindeki insanların sayısı 2026’da ilk kez 100 bini geçti. Peki Japonya’nın uzun ömür başarısının ardında ne var? Veriler; sağlık hizmetlerine yaygın erişimden halk sağlığı politikalarına, beslenme kültüründen yaşlı bakım sistemine kadar birbirini tamamlayan çok sayıda etkene işaret ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünyada uzun yaşam denildiğinde akla gelen ilk ülkelerden biri Japonya.</p>

<p>Bu yalnızca kültürel bir algı değil.</p>

<p>Japonya Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığının 2024 yaşam tablolarına göre ülkede doğuşta beklenen yaşam süresi erkeklerde <strong>81,09 yıl</strong>, kadınlarda ise <strong>87,13 yıl</strong>.</p>

<p>OECD’nin karşılaştırmalı verilerinde Japonya’nın toplam yaşam beklentisi <strong>84,1 yıl</strong> düzeyinde. Bu değer OECD ortalamasından yaklaşık üç yıl daha yüksek.</p>

<p>Daha dikkat çekici gelişme ise 2026 yılında yaşandı.</p>

<p>Japonya Sağlık Bakanlığının Eylül 2026 verilerine göre ülkede <strong>100 yaş ve üzerindeki insanların sayısı 107 bin 677’ye ulaştı.</strong></p>

<p>Bunların 94 bin 298’i kadın, 13 bin 379’u erkek.</p>

<p>Böylece Japonya’da 100 yaş ve üzerindeki nüfus ilk kez 100 bin sınırını geçti.</p>

<p>Ancak bu tabloyu yalnızca balık, yeşil çay veya geleneksel Japon mutfağıyla açıklamak mümkün değil.</p>

<p>Japonya’nın uzun yaşam başarısının ardında onlarca yıl içinde şekillenmiş geniş bir sağlık ve yaşam sistemi bulunuyor.</p>

<h2>1. Herkesi Kapsayan Sağlık Sistemi</h2>

<p>Japonya’nın uzun yaşam tablosunun önemli parçalarından biri sağlık hizmetlerine yaygın erişim.</p>

<p>OECD verilerine göre ülkede nüfusun tamamı temel sağlık hizmetlerini kapsayan bir sistem içinde bulunuyor.</p>

<p>Sağlık harcamalarının yaklaşık <strong>yüzde 85’i zorunlu ön ödeme mekanizmalarıyla</strong> karşılanıyor.</p>

<p>Nüfusun yaklaşık yüzde 80’i kaliteli sağlık hizmetlerine erişim konusunda memnun olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Geniş sağlık güvencesi; hastalıkların izlenmesi, kronik hastalıkların yönetimi ve ihtiyaç duyulan sağlık hizmetlerine erişim açısından önemli bir altyapı oluşturuyor.</p>

<h2>2. Başarı Hastanede Başlamıyor</h2>

<p>Japonya’nın sağlık başarısını yalnızca hastanelerin sayısı veya kullanılan tıbbi teknolojiyle açıklamak yeterli değil.</p>

<p>Ülke uzun yıllardır halk sağlığı, aşılama, okul sağlığı, işyeri sağlık kontrolleri ve hastalıkların erken belirlenmesine yönelik uygulamalara önem veriyor.</p>

<p>Japonya Sağlık Bakanlığı da yaşam süresindeki artışı yalnızca tıbbi teknolojideki gelişmelerle değil;</p>

<p><strong>halk sağlığındaki ilerlemeler, beslenmenin iyileşmesi ve yaşam koşullarındaki gelişmelerle</strong> birlikte değerlendiriyor.</p>

<p>OECD verileri bu tabloyu destekleyen önemli göstergeler sunuyor.</p>

<p>Japonya’da önlenebilir nedenlere bağlı ölüm hızı 100 bin kişide <strong>86</strong>.</p>

<p>OECD ortalaması ise <strong>145</strong>.</p>

<p>Tedavi edilebilir nedenlere bağlı ölüm hızı Japonya’da 100 binde <strong>49</strong>, OECD ortalamasında ise <strong>77</strong>.</p>

<p>Bu veriler Japonya’nın önlenebilir ve tedavi edilebilir ölümler açısından OECD ortalamasından daha olumlu bir tabloya sahip olduğunu gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>3. Japon Sofrasının Rolü</h2>

<p>Geleneksel Japon beslenme kültürü de uzun yaşam tartışmasının önemli parçalarından biri.</p>

<p>Klasik Japon beslenmesinde;</p>

<p>sebzeler, balık, deniz ürünleri, soya ürünleri, pirinç, yosun ve fermente gıdalar önemli yer tutuyor.</p>

<p>Öğünler çoğunlukla farklı besin gruplarını bir araya getiren görece küçük porsiyonlardan oluşuyor.</p>

<p>Ancak burada tek bir “mucize besin” aramak doğru değil.</p>

<p>Beslenme bilimi açısından önemli olan yalnızca tek tek yiyecekler değil, beslenme düzeninin tamamı.</p>

<p>Dolayısıyla Japonya’nın uzun yaşamını yeşil çay, balık veya herhangi bir tek gıdaya bağlamak bilimsel açıdan doğru olmaz.</p>

<h2>4. Japon Mutfağının Zayıf Noktası: Tuz</h2>

<p>Japon beslenmesi her yönüyle kusursuz değil.</p>

<p>En önemli sorunlardan biri yüksek tuz tüketimi.</p>

<p>Japonya Sağlık Bakanlığının 2024 Ulusal Sağlık ve Beslenme Araştırmasına göre ülkede günlük ortalama tuz tüketimi <strong>9,6 gram</strong>.</p>

<p>Bu miktar son 12 yılın en düşük düzeyi olsa da ülkenin <strong>7 gramlık ulusal hedefinin üzerinde</strong>.</p>

<p>Soya sosu, miso ve bazı fermente ürünler geleneksel beslenmede sodyum alımını artırabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle Japonya örneği, sağlıklı kabul edilen bir beslenme kültürünün bile önemli riskler barındırabileceğini gösteriyor.</p>

<h2>5. Alkol Tüketimi OECD Ortalamasının Altında</h2>

<p>OECD verilerine göre Japonya’da kişi başına yıllık alkol tüketimi <strong>6,7 litre saf alkol</strong> eşdeğerinde.</p>

<p>OECD ortalaması ise <strong>8,5 litre</strong>.</p>

<p>Bu değer Japonya’nın bazı yaşam tarzı risk göstergelerinde OECD ortalamasından daha düşük bir düzeyde bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>Ancak toplumların yaşam beklentisini tek bir alışkanlık veya risk faktörüyle açıklamak mümkün değil.</p>

<h2>6. “Japonlar Çok Yürüyor” Genellemesi Her Zaman Doğru Değil</h2>

<p>Japonya’nın uzun ömrü sık sık hareketli şehir yaşamı, toplu taşıma kullanımı ve günlük yürüyüş alışkanlıklarıyla ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Ancak güncel OECD verileri daha karmaşık bir tablo ortaya koyuyor.</p>

<p>Japon yetişkinlerin <strong>yüzde 51’i yeterli fiziksel aktivite düzeyine ulaşmıyor.</strong></p>

<p>OECD ortalaması ise yüzde 30.</p>

<p>Bu veri, Japonya’nın uzun yaşam başarısını yalnızca “çok yürüyen bir toplum” şeklinde açıklamanın doğru olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Uzun ömürle ilgili kültürel anlatılar ile nüfus düzeyindeki sağlık verilerini birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>

<h2>7. Yaşlılık Sağlık Sisteminin Ayrı Bir Parçası</h2>

<p>Japonya’nın önemli özelliklerinden biri sağlık hizmetleriyle yaşlı bakım hizmetlerini birlikte ele almaya çalışması.</p>

<p>Ülkede <strong>2000 yılında uzun süreli bakım sigortası sistemi</strong> kuruldu.</p>

<p>Nüfus yaşlandıkça sağlık ve bakım hizmetlerinin entegrasyonu giderek daha önemli hale geldi.</p>

<p>Japonya’nın toplum temelli bakım yaklaşımında;</p>

<p><strong>konut, sağlık hizmetleri, bakım, koruyucu hizmetler ve günlük yaşam desteğinin</strong> mümkün olduğunca birlikte sunulması hedefleniyor.</p>

<p>Amaç yalnızca yaşlı bireyin yaşam süresini uzatmak değil, mümkün olduğunca bağımsız yaşayabilmesini desteklemek.</p>

<h2>8. 65 Yaşından Sonra da Uzun Bir Hayat Var</h2>

<p>Japonya’nın uzun ömür başarısı yalnızca doğuşta yaşam beklentisinde görülmüyor.</p>

<p>OECD’nin 2024 verilerine göre Japonya’da 65 yaşındaki bir kadının kalan ortalama yaşam beklentisi <strong>24,9 yıl</strong>.</p>

<p>Bu değer OECD ülkeleri arasındaki en yüksek düzey.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, 65 yaşındaki Japon bir kadın mevcut ölüm hızları esas alındığında ortalama olarak yaklaşık <strong>90 yaşına kadar</strong> yaşayabiliyor.</p>

<h2>Uzun Yaşamak ile Sağlıklı Yaşamak Aynı Şey Değil</h2>

<p>Modern sağlık politikalarında artık yalnızca yaşam beklentisine bakılmıyor.</p>

<p>Bir başka önemli ölçüt de <strong>sağlıklı yaşam beklentisi</strong>.</p>

<p>Bu kavram, kişinin yalnızca kaç yıl yaşayacağını değil, bu yılların ne kadarını ciddi sağlık kaybı olmadan geçirmesinin beklendiğini değerlendirmeye çalışıyor.</p>

<p>Japonya açısından da giderek daha önemli hale gelen soru şu:</p>

<p><strong>İnsanlar yalnızca ne kadar uzun yaşayacak değil, bu yılların ne kadarını sağlıklı ve bağımsız geçirecek?</strong></p>

<p>Bu ayrım özellikle nüfusu hızla yaşlanan ülkelerde giderek daha kritik hale geliyor.</p>

<h2>“İkigai” Gerçekten Uzun Yaşamın Sırrı mı?</h2>

<p>Japon uzun ömrünü anlatan popüler içeriklerde “ikigai” kavramıyla sık karşılaşılıyor.</p>

<p>Genel anlamıyla insanın yaşamına amaç veya anlam veren unsurları ifade eden bu kavram; sosyal ilişkiler ve psikolojik iyilik hali açısından ilgi çekici olabilir.</p>

<p>Ancak Japonya’nın ulusal yaşam beklentisini tek başına ikigai ile açıklamak mümkün değil.</p>

<p>Aynı durum yeşil çay, balık, yosun veya belirli bir Japon yemeği için de geçerli.</p>

<p>Japonya’nın uzun yaşam tablosu tek bir besine, davranışa veya kültürel kavrama indirgenemez.</p>

<h1>Japonya’nın da Sağlık Sorunları Var</h1>

<p>Uzun yaşam Japonya’nın sağlık açısından sorunsuz olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Japonya Sağlık Bakanlığının 2024 araştırmasına göre halen düzenli olarak sigara içenlerin oranı <strong>yüzde 14,8</strong>.</p>

<p>Aynı araştırmaya göre ülkede diyabetten kuvvetle şüphe edilen yaklaşık <strong>11 milyon kişi</strong> bulunuyor.</p>

<p>OECD verilerinde Japonya’da intihar nedeniyle ölüm oranı 100 bin kişide yaklaşık <strong>16</strong> iken OECD ortalaması <strong>11</strong>.</p>

<p>Bir başka büyük sorun ise nüfusun hızla yaşlanması.</p>

<p>Japonya Sağlık Bakanlığının projeksiyonlarına göre <strong>2040 yılında 65 yaş üzerindeki nüfusun toplam nüfus içindeki payının yaklaşık yüzde 35’e ulaşması</strong> bekleniyor.</p>

<p>Bu nedenle uzun ömür Japonya için aynı zamanda sağlık finansmanı, bakım hizmetleri ve çalışan nüfus açısından büyük bir sınav anlamına geliyor.</p>

<h1>107 Bin Kişinin 100 Yaşını Geçmesi Ne Anlatıyor?</h1>

<p>Japonya’da 1963 yılında 100 yaş ve üzerinde yalnızca <strong>153 kişi</strong> bulunuyordu.</p>

<p>1981’de sayı 1000’i geçti.</p>

<p>1998’de 10 bine, 2012’de 50 bine ulaştı.</p>

<p>2026 yılında ise ilk kez <strong>100 bin sınırı aşarak 107 bin 677’ye çıktı.</strong></p>

<p>Bu artış yalnızca Japonya’nın sağlık başarısının değil, aynı zamanda ülkenin ne kadar hızlı yaşlandığının da göstergesi.</p>

<p>Uzun yaşam bir sağlık başarısı olabilir.</p>

<p>Fakat çok yaşlı nüfusun hızla artması; bakım hizmetlerinden emeklilik sistemine, sağlık harcamalarından iş gücüne kadar yeni sorunlar da yaratıyor.</p>

<h2>Uzun Ömrün Tek Bir Sırrı Yok</h2>

<p>Japonya örneğinin verdiği en önemli mesaj belki de şu:</p>

<p><strong>Uzun yaşamın tek bir sırrı yok.</strong></p>

<p>Sağlık hizmetlerine yaygın erişim, halk sağlığı politikaları, düşük önlenebilir ölüm oranları, beslenme kültürünün bazı olumlu özellikleri, uzun süreli bakım sistemi ve onlarca yıl içinde iyileşen yaşam koşulları aynı tablonun parçaları.</p>

<p>Japonya aynı zamanda yüksek tuz tüketimi, fiziksel hareketsizlik, sigara, diyabet, ruh sağlığı sorunları ve hızla yaşlanan nüfusla mücadele ediyor.</p>

<p>Bu nedenle Japonya’dan çıkarılabilecek ders yalnızca “Japonlar gibi yemek” değil.</p>

<p>Daha geniş bir ders var:</p>

<p><strong>Bir toplumun ne kadar uzun yaşayacağını yalnızca hastaneleri değil; çocukluktan yaşlılığa kadar oluşturduğu sağlık, beslenme, sosyal yaşam ve bakım sistemi birlikte şekillendiriyor.</strong></p>

<p>Japonya’da 2026 yılında 100 yaş ve üzerindeki nüfusun 107 bini aşması ise bu uzun ömür deneyiminin belki de en çarpıcı göstergelerinden biri.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>Japonya Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı — 2024 Kısaltılmış Yaşam Tabloları</p>

<p>Japonya Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı — 2024 Ulusal Sağlık ve Beslenme Araştırması</p>

<p>Japonya Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı — 100 Yaş ve Üzeri Nüfus Verileri, Eylül 2026</p>

<p>Japonya Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı — Japonya Nüfus ve Yaşlanma Projeksiyonları</p>

<p>OECD — Health at a Glance 2025: Japan</p>

<p>OECD — Pensions at a Glance 2025</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/japonlar-neden-daha-uzun-yasiyor-uzun-omrun-ardindaki-saglik-sistemi-ve-yasam-kulturu</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/japonya-uzun-omur.jpg" type="image/jpeg" length="31767"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ozempic ve Mounjaro Karşılaştırıldı: Yeni Çalışmada Kalp-Damar Sonuçları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ozempic-ve-mounjaro-karsilastirildi-yeni-calismada-kalp-damar-sonuclari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ozempic-ve-mounjaro-karsilastirildi-yeni-calismada-kalp-damar-sonuclari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tip 2 diyabetli yüz binlerce kişinin sağlık kayıtlarının incelendiği yeni gerçek yaşam analizinde, Ozempic dozunu 1 mg’dan 2 mg’a çıkaranlarda majör kalp-damar olayları, Mounjaro’ya geçenlere göre yüzde 6 daha düşük görüldü. Ancak araştırma gözlemsel olduğu için iki ilaç arasında doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurulamıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tip 2 diyabet tedavisinde yaygın kullanılan semaglutid ve tirzepatide ilişkin yeni bir karşılaştırma, Avrupa Diyabet Araştırmaları Derneği'nin 2026 yıllık toplantısında gündeme geldi.</p>

<p>COMPETE SWITCH CV adı verilen gerçek yaşam analizinde, haftada bir kez semaglutid 1 mg kullanan tip 2 diyabet hastalarında iki farklı tedavi stratejisinin kalp-damar sonuçları karşılaştırıldı.</p>

<p>Araştırmacılar, Ozempic olarak bilinen semaglutidin dozunu 1 mg’dan 2 mg’a çıkaran hastalar ile tedavisi Mounjaro olarak bilinen tirzepatide değiştirilen hastaları inceledi.</p>

<p>YÜZ BİNLERCE HASTANIN VERİSİ İNCELENDİ</p>

<p>Araştırmanın genel veri setinde 636 bin 525 tip 2 diyabetli yetişkin yer aldı.</p>

<p>Kardiyovasküler sonlanımların değerlendirildiği bölümde ise semaglutid dozunu 2 mg’a çıkaran 185 bin 705 kişi ile tirzepatide geçen 23 bin 104 kişinin sonuçları karşılaştırıldı.</p>

<p>Çalışmada ABD'deki geniş bir sağlık sigortası ve sağlık hizmeti kayıt veri tabanı kullanıldı.</p>

<p>Araştırma geriye dönük ve gözlemsel olarak gerçekleştirildi.</p>

<p>KALP KRİZİ, İNME VE ÖLÜM BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLDİ</p>

<p>Araştırmanın ana değerlendirme noktalarından biri majör olumsuz kardiyovasküler olaylar oldu.</p>

<p>Bu birleşik sonuç kapsamında tüm nedenlere bağlı ölüm, kalp krizi ve inme olayları incelendi.</p>

<p>Analize göre semaglutid dozunu 1 mg’dan 2 mg’a çıkaran hastalarda bu olayların görülme riski, tirzepatide geçen gruba kıyasla istatistiksel olarak yüzde 6 daha düşük bulundu.</p>

<p>Araştırmacılar farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğunu bildirdi.</p>

<p>Ancak yüzde 6'lık sonuç, Ozempic'in Mounjaro'dan kesin olarak daha güvenli veya daha üstün olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>OZEMPIC MOUNJARO'DAN DAHA MI GÜVENLİ?</p>

<p>Mevcut çalışma bu soruya kesin bir yanıt vermiyor.</p>

<p>Bunun en önemli nedeni araştırmanın randomize ve doğrudan karşılaştırmalı bir klinik çalışma olmaması.</p>

<p>Hastaların hangi ilacı kullandığı araştırmacılar tarafından rastgele belirlenmedi. Tedavi değişiklikleri gerçek yaşam koşullarında doktor ve hastaların kararları doğrultusunda gerçekleşti.</p>

<p>Bu nedenle yaş, eşlik eden hastalıklar, önceki tedaviler, ilaç kullanımına uyum ve sağlık hizmetlerine erişim gibi ölçülmeyen faktörler sonuçları etkilemiş olabilir.</p>

<p>Araştırmacılar da gerçek yaşam verilerinin tedaviler arasında ilişki gösterebileceğini ancak tek başına neden-sonuç ilişkisini kanıtlayamayacağını vurguluyor.</p>

<p>HASTALARIN ÇOĞU OZEMPIC 1 MG'DA KALDI</p>

<p>Araştırmada başlangıçta semaglutid 1 mg kullanan 636 bin 525 yetişkinin tedavi değişimleri de takip edildi.</p>

<p>İlk 365 gün içinde hastaların yüzde 67,2'si semaglutid 1 mg kullanmaya devam etti.</p>

<p>Yüzde 29,2'sinin dozu 2 mg’a çıkarılırken yüzde 3,6'sı tirzepatide geçti.</p>

<p>720 günlük takipte semaglutid 1 mg kullanmaya devam edenlerin oranı yüzde 57,4'e geriledi.</p>

<p>Bu dönemde hastaların yüzde 36,9'u semaglutid 2 mg’a çıkarken yüzde 5,7'si tirzepatide geçmişti.</p>

<p>MOUNJARO DOZLARI DA ZAMAN İÇİNDE ARTIRILDI</p>

<p>Tirzepatide geçen hastalar tedaviye çoğunlukla 2,5 mg veya 5 mg dozlarından başladı.</p>

<p>Takip sırasında doktorlar hastaların ihtiyacına göre tirzepatide dozunu artırabildi.</p>

<p>Tirzepatide geçen hastaların yaklaşık yüzde 31'inin takip sürecinde 10 mg veya daha yüksek dozlara ulaştığı bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>GÜVENLİLİK SONUÇLARI BU ÇALIŞMADA İNCELENMEDİ</p>

<p>Çalışmanın önemli sınırlamalarından biri de yan etkilerin ve genel ilaç güvenliliğinin değerlendirilmemesi.</p>

<p>Dolayısıyla araştırmanın sonuçlarından hareketle iki ilacın yan etki profilleri veya genel güvenlilikleri konusunda karşılaştırmalı bir yargıya varmak mümkün değil.</p>

<p>Ayrıca çalışma ABD sağlık kayıtlarından elde edilen verilere dayanıyor. Bu nedenle sonuçların farklı ülkelerdeki tüm hasta gruplarına aynı şekilde uygulanıp uygulanamayacağı bilinmiyor.</p>

<p>ÇALIŞMANIN DESTEKLEYİCİSİ NOVO NORDISK</p>

<p>COMPETE SWITCH analizinin semaglutide ilişkin sonuçları Ozempic'in üreticisi Novo Nordisk tarafından açıklandı.</p>

<p>Bu durum araştırmanın değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken unsurlardan biri.</p>

<p>Bulguların bağımsız çalışmalar ve özellikle randomize doğrudan karşılaştırmalı klinik araştırmalarla desteklenmesi, semaglutid ve tirzepatide arasındaki kardiyovasküler farkın daha net anlaşılmasını sağlayabilir.</p>

<p>HASTALAR TEDAVİLERİNİ KENDİLERİ DEĞİŞTİRMEMELİ</p>

<p>Ozempic ve Mounjaro reçeteli ilaçlardır ve farklı hastalarda tedavi tercihi yalnızca kalp-damar sonuçlarına göre yapılmaz.</p>

<p>Kan şekeri kontrolü, kilo, eşlik eden hastalıklar, kullanılan diğer ilaçlar, yan etkiler ve kişisel riskler tedavi kararında birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Bu nedenle mevcut araştırma sonuçları gerekçe gösterilerek ilaç dozunun artırılması, ilacın bırakılması veya başka bir ilaca geçilmesi uygun değildir. Tedavi değişikliklerinin hekim değerlendirmesiyle yapılması gerekir. </p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>• European Association for the Study of Diabetes (EASD) 2026 – COMPETE SWITCH CV, LBA 44: “Major Adverse Cardiovascular Events in Adults With Type 2 Diabetes Escalating to Semaglutide 2.0 mg vs Switching to Tirzepatide”</p>

<p>• Novo Nordisk – 29 Eylül 2026 tarihli COMPETE SWITCH CV gerçek yaşam analizi duyurusu</p>

<p>• Reuters Health – 29 Eylül 2026, Ozempic ve Mounjaro’nun kardiyovasküler sonuçlarının karşılaştırıldığı EASD 2026 haberi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ozempic-ve-mounjaro-karsilastirildi-yeni-calismada-kalp-damar-sonuclari</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1624.jpeg" type="image/jpeg" length="90424"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[131. Dönem DHY İsim Listeleri Açıklandı: Hekimler İçin 2 Ekim Uyarısı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/131-donem-dhy-isim-listeleri-aciklandi-hekimler-icin-2-ekim-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/131-donem-dhy-isim-listeleri-aciklandi-hekimler-icin-2-ekim-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, 131. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü Kurasına alınacak tabip ve uzman tabiplerin isim listelerini yayımladı. Eş veya sağlık mazeretiyle atanma talebinde bulunacak hekimlerin başvurularını 2 Ekim 2026 saat 18.00’e kadar EKİP üzerinden tamamlaması gerekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Sağlık Bakanlığı, hekimlerin yakından takip ettiği 131. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü Kurasında yeni aşamaya geçti.</p>

<p>Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından 29 Eylül 2026 tarihinde yayımlanan duyuruyla birlikte 131. Dönem DHY Kurasına ilişkin ilan metni ile kuraya alınacak tabip ve uzman tabiplerin isim listeleri erişime açıldı.</p>

<p>Eş ve sağlık mazereti başvuruları başladı</p>

<p>Kuraya alınan hekimlerden eş durumu veya sağlık mazereti nedeniyle atanma talebinde bulunacakların ayrıca başvuru yapması gerekiyor.</p>

<p>Sağlık Bakanlığının ilanına göre mazeret başvuruları 29 Eylül 2026 tarihinde başladı. Başvurular 2 Ekim 2026 Cuma günü saat 18.00’de sona erecek.</p>

<p>Başvurular Sağlık Bakanlığının Entegre Kurumsal İşlem Platformu (EKİP) üzerinden gerçekleştirilecek.</p>

<p>Bu nedenle isim listesinde yer alan ve eş ya da sağlık mazeretinden yararlanmak isteyen hekimlerin son başvuru tarihini kaçırmaması önem taşıyor.</p>

<p>Kimler 131. Dönem DHY Kurasına alındı?</p>

<ol start="131">
 <li>Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü sürecinde, tıp fakültelerinden mezun olan tabipler ile uzmanlık eğitimini tamamlayan uzman tabiplerin işlemleri değerlendirildi.</li>
</ol>

<p>Bakanlığın daha önce açıkladığı takvime göre tıp fakültesi mezunlarının mezuniyet bilgilerinin ve uzman tabiplerin uzmanlık tesciline esas belgelerinin 25 Eylül 2026 saat 18.00’e kadar Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğüne ulaşması gerekiyordu.</p>

<p>Yapılan değerlendirme sonucunda tescil işlemleri tamamlanan hekimler 131. Dönem DHY Kurası kapsamına alındı.</p>

<p>Daha önce Devlet Hizmeti Yükümlüsü olarak atanmasına rağmen görevine hiç başlamayan veya yükümlülük süresi tamamlanmadan görevinden ayrılan bazı tabip ve uzman tabiplerin de mevzuatta belirtilen şartları taşımaları halinde bu dönem için başvuru yapabilmelerine imkân tanındı.</p>

<p>DHY nedir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Devlet Hizmeti Yükümlülüğü, tıp fakültesinden mezun olan hekimler ile uzmanlık eğitimini tamamlayan uzman hekimlerin belirli süreyle devlet hizmetinde görev yapmasını öngören uygulama olarak yürütülüyor.</p>

<p>Hekimlerin görev yapacağı sağlık kuruluşları ve yerleştirme süreçleri Sağlık Bakanlığının her dönem için yayımladığı kura takvimi doğrultusunda belirleniyor.</p>

<p>Hekimler 2 Ekim saat 18.00’e dikkat</p>

<ol start="131">
 <li>Dönem DHY sürecinde şu anda en yakın kritik tarih 2 Ekim 2026.</li>
</ol>

<p>Eş veya sağlık mazeretine bağlı atanma talebinde bulunacak hekimlerin EKİP sistemindeki işlemlerini bu tarihte saat 18.00’e kadar tamamlaması gerekiyor.</p>

<p>Kuraya ilişkin sonraki aşamalarda münhal kadrolar, tercih işlemleri ve kura sonuçları için Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanacak resmî duyuruların takip edilmesi gerekiyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/131-donem-dhy-isim-listeleri-aciklandi-hekimler-icin-2-ekim-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7321-1.jpeg" type="image/jpeg" length="76527"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[THE 2027 Dünya Üniversite Sıralaması Açıklandı: Türkiye’den Üniversitelerin Yeri Belli Oldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/the-2027-dunya-universite-siralamasi-aciklandi-turkiyeden-universitelerin-yeri-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/the-2027-dunya-universite-siralamasi-aciklandi-turkiyeden-universitelerin-yeri-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Times Higher Education (THE) World University Rankings 2027 açıklandı. Oxford dünya birinciliğini korurken Türkiye’den Koç Üniversitesi ve ODTÜ 326–350 bandında yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Times Higher Education (THE) tarafından hazırlanan World University Rankings 2027 sonuçları açıklandı. Dünyanın önde gelen yükseköğretim sıralamalarından biri olan listede üniversiteler; öğretim, araştırma ortamı, araştırma kalitesi, uluslararası görünüm ve sanayi ile ilişkiler gibi temel göstergeler üzerinden değerlendirildi.</p>

<p>2027 sıralamasında önceki yıllara göre daha dar ve ayrıntılı sıralama bantları kullanılması dikkat çekti.</p>

<p>OXFORD DÜNYA BİRİNCİSİ</p>

<p>THE World University Rankings 2027’de University of Oxford dünya birinciliğini korudu. Massachusetts Institute of Technology (MIT) ikinci, Princeton University üçüncü sırada yer aldı.</p>

<p>Dünya genelinde ilk 10 üniversite şöyle sıralandı:</p>

<p>1. University of Oxford<br />
2. Massachusetts Institute of Technology (MIT)<br />
3. Princeton University<br />
4. Stanford University<br />
5. University of Cambridge<br />
6. Harvard University<br />
7. California Institute of Technology (Caltech)<br />
8. Imperial College London<br />
9. University of California, Berkeley<br />
10. Yale University</p>

<p>Çin’den Tsinghua University ise 11’inci sıraya yükselerek ilk 10’un hemen arkasında yer aldı.</p>

<p>TÜRKİYE’DE KOÇ VE ODTÜ 326–350 BANDINDA</p>

<p>THE’nin Türkiye filtresinde Koç Üniversitesi ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi 326–350 dünya sıralaması bandında yer aldı.</p>

<p>Sabancı Üniversitesi 376–400, Boğaziçi Üniversitesi ise 401–450 bandında bulunuyor.</p>

<p>Bilkent Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi 651–700 dünya sıralaması bandında yer aldı.</p>

<p>Türkiye’den gönderilen THE 2027 sıralama kesitlerinde yer alan üniversitelerin dünya sıralama bantları şöyle:</p>

<p>326–350 BANDI</p>

<p>Koç Üniversitesi<br />
Orta Doğu Teknik Üniversitesi</p>

<p>376–400 BANDI</p>

<p>Sabancı Üniversitesi</p>

<p>401–450 BANDI</p>

<p>Boğaziçi Üniversitesi</p>

<p>651–700 BANDI</p>

<p>Bilkent Üniversitesi<br />
İstanbul Teknik Üniversitesi</p>

<p>801–1000 BANDI</p>

<p>Abdullah Gül Üniversitesi<br />
Atatürk Üniversitesi<br />
Hacettepe Üniversitesi<br />
İstanbul Nişantaşı Üniversitesi<br />
İstinye Üniversitesi<br />
Özyeğin Üniversitesi<br />
Yıldız Teknik Üniversitesi</p>

<p>1001–1200 BANDI</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anadolu Üniversitesi<br />
Bahçeşehir Üniversitesi<br />
Biruni Üniversitesi<br />
Çankaya Üniversitesi<br />
Erciyes Üniversitesi<br />
Gebze Teknik Üniversitesi<br />
İstanbul Medipol Üniversitesi<br />
İstanbul Üniversitesi<br />
Süleyman Demirel Üniversitesi</p>

<p>1201–1400 BANDI</p>

<p>Akdeniz Üniversitesi<br />
Ankara Üniversitesi<br />
Bartın Üniversitesi<br />
Bingöl Üniversitesi<br />
Fırat Üniversitesi<br />
Gazi Üniversitesi<br />
Hasan Kalyoncu Üniversitesi<br />
İnönü Üniversitesi<br />
İstanbul Gelişim Üniversitesi<br />
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa<br />
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü<br />
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi<br />
Sakarya Üniversitesi<br />
Selçuk Üniversitesi</p>

<p>1401–1600 BANDI</p>

<p>Bezmialem Vakıf Üniversitesi<br />
Dokuz Eylül Üniversitesi<br />
Düzce Üniversitesi<br />
Ege Üniversitesi<br />
Karadeniz Teknik Üniversitesi<br />
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi<br />
Sağlık Bilimleri Üniversitesi<br />
Yaşar Üniversitesi<br />
Yeditepe Üniversitesi</p>

<p>1601–1800 BANDI</p>

<p>Acıbadem Üniversitesi<br />
Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi<br />
Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi<br />
Çukurova Üniversitesi<br />
Erzurum Teknik Üniversitesi<br />
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi<br />
Gaziantep Üniversitesi<br />
İstanbul Aydın Üniversitesi<br />
İstanbul Medeniyet Üniversitesi<br />
İzmir Ekonomi Üniversitesi<br />
Karabük Üniversitesi<br />
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi<br />
Kastamonu Üniversitesi<br />
Mardin Artuklu Üniversitesi<br />
Marmara Üniversitesi<br />
Ondokuz Mayıs Üniversitesi<br />
Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi<br />
Tarsus Üniversitesi<br />
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi</p>

<p>1801–2000 BANDI</p>

<p>Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi<br />
Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi<br />
Altınbaş Üniversitesi<br />
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi</p>

<p>THE SIRALAMASI NASIL HAZIRLANIYOR?</p>

<p>Times Higher Education dünya üniversite sıralaması, üniversitelerin yalnızca öğrenci sayısına ya da akademik büyüklüğüne göre hazırlanmıyor.</p>

<p>Değerlendirmede öğretim ortamı, araştırma ortamı, araştırma kalitesi, uluslararası görünüm ve üniversite-sanayi ilişkileri birlikte dikkate alınıyor. Bu nedenle sıralama, üniversitelerin eğitim ve araştırma performansını farklı boyutlarıyla karşılaştırmayı amaçlıyor.</p>

<p>2027 sonuçlarında daha ayrıntılı sıralama bantlarına geçilmesiyle özellikle orta ve alt sıralardaki üniversitelerin dünya ölçeğindeki konumlarının önceki yıllara göre daha dar aralıklarla izlenebilmesi mümkün hale geldi.</p>

<p>Kaynak: Times Higher Education (THE) World University Rankings 2027 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/the-2027-dunya-universite-siralamasi-aciklandi-turkiyeden-universitelerin-yeri-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 06:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1622.jpeg" type="image/jpeg" length="71731"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sakız Çiğnemek Zararlı mı? Faydaları, Riskleri ve Doğru Tercih]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sakiz-cignemek-zararli-mi-faydalari-riskleri-ve-dogru-tercih</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sakiz-cignemek-zararli-mi-faydalari-riskleri-ve-dogru-tercih" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakız çiğnemek tek başına zararlı değildir. Şekersiz sakız tükürük akışını artırarak dişleri korumaya yardımcı olabilir; ancak uzun ve sık çiğneme çene ağrısını, şişkinlik ve ishali tetikleyebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sakız çiğnemek çoğu sağlıklı kişi için tek başına zararlı bir alışkanlık değil. Hatta şeker içermeyen sakız, özellikle yemeklerden sonra çiğnendiğinde tükürük üretimini artırarak ağızdaki asitlerin nötralize edilmesine ve diş minesinin korunmasına yardımcı olabilir. Ancak sakızın türü, ne kadar süre çiğnendiği ve kişinin çene ya da sindirim sistemi hassasiyeti önemli.</p>

<p>Bu nedenle “Sakız faydalı mı, zararlı mı?” sorusunun tek kelimelik bir yanıtı bulunmuyor. Şekerli sakız diş çürüğü riskini artırabilirken, şekersiz sakız ağız sağlığına destek olabilir. Buna karşılık gün boyunca sürekli sakız çiğnemek bazı kişilerde çene kasları ve çene eklemi üzerinde gereksiz yük oluşturabilir.</p>

<p>Şekersiz sakız neden dişler için daha iyi bir seçenek?</p>

<p>Sakız çiğnemeye başladıktan sonra ağızdaki tükürük üretimi belirgin biçimde artıyor. Tükürük yalnızca ağzın nemli kalmasını sağlamıyor; yiyecek ve içeceklerden sonra oluşan asitlerin etkisinin azaltılmasında da rol oynuyor.</p>

<p>Artan tükürük akışı ağızdaki asitlerin seyreltilmesine yardımcı olurken, içerdiği kalsiyum ve fosfat gibi mineraller diş minesinin yeniden mineral kazanmasını destekleyebiliyor.</p>

<p>Amerikan Diş Hekimleri Birliği, şekersiz sakızın düzenli ağız bakımına ek olarak çürük riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini belirtiyor. Özellikle yemeklerden sonra yaklaşık 20 dakika şekersiz sakız çiğnenmesinin tükürük akışını artırdığına ilişkin klinik veriler bulunuyor.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrım var: Sakız, diş fırçasının veya diş arası temizliğinin yerine geçmiyor. Dişlerin florürlü diş macunuyla düzenli fırçalanması ve diş aralarının temizlenmesi temel ağız bakımının yerini koruyor.</p>

<p>Şekerli sakız neden aynı etkiyi göstermiyor?</p>

<p>Şeker içeren sakızlarda sakaroz, glikoz veya benzeri fermente edilebilir karbonhidratlar bulunabiliyor. Ağızdaki bazı bakteriler bu şekerleri kullanarak asit oluşturuyor. Bu süreç sık tekrarlandığında diş minesinde mineral kaybına ve zamanla çürük gelişimine katkıda bulunabiliyor.</p>

<p>Şekersiz sakızlarda ise xylitol, sorbitol, mannitol ve benzeri tatlandırıcılar kullanılabiliyor. Bunların çürüğe yol açan ağız bakterileri tarafından şekerle aynı şekilde kullanılamaması, şekersiz ürünlerin dişler açısından daha uygun kabul edilmesinin temel nedenlerinden biri.</p>

<p>Xylitol gibi belirli tatlandırıcıların tek başına ayrıca güçlü bir çürük önleyici etkiye sahip olup olmadığı konusunda ise kanıtlar daha sınırlı. Şekersiz sakızın bilinen yararının önemli bölümü doğrudan çiğneme hareketinin tükürük salgısını artırmasından kaynaklanıyor.</p>

<p>Fazla sakız çiğnemek çene eklemine zarar verir mi?</p>

<p>Bu konuda kanıtlar tamamen siyah-beyaz değil. Sakız çiğnemenin sağlıklı kişilerde doğrudan temporomandibular eklem bozukluğuna neden olduğu kesin olarak gösterilmiş değil.</p>

<p>Buna karşılık 2025 yılında yayımlanan sistematik incelemede, sakız çiğneme sıklığı ve süresi arttıkça bazı çalışmalarda çene kaslarında rahatsızlık ve temporomandibular bozukluk belirtilerinin daha sık görülebildiği bildirildi. İncelemedeki çalışmaların sonuçları birbirinden farklı olduğu için doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurmak mümkün değil.</p>

<p>Pratik açıdan önemli nokta şu: Gün boyunca saatlerce sakız çiğnemek çene kaslarını sürekli çalıştırır. Özellikle daha önce çene eklemi problemi, diş sıkma veya diş gıcırdatma öyküsü olan kişilerde bu ek yük ağrı ve hassaslığı artırabilir.</p>

<p>Çenede tıklama, ağrı veya baş ağrısı oluyorsa dikkat</p>

<p>Sakız çiğnerken veya sonrasında çene ağrısı, kulak çevresinde rahatsızlık, çene hareketlerinde tıklama ya da kaslarda yorgunluk ortaya çıkıyorsa alışkanlığı azaltmak yararlı olabilir.</p>

<p>Dişlerini sıkan veya geceleri diş gıcırdatan kişilerde çene kasları zaten normalden fazla yük altında olabilir. Bu kişilerde uzun süre sakız çiğnemek rahatsızlığı daha belirgin hale getirebilir.</p>

<p>Sakız gaz ve şişkinlik yapabilir mi?</p>

<p>Bazı kişilerde evet. Sakız çiğnerken daha fazla hava yutulması, hassas kişilerde gaz ve şişkinliğe katkıda bulunabilir.</p>

<p>Şekersiz sakızlarda yaygın olarak kullanılan sorbitol ve bazı diğer şeker alkolleri de bağırsaklardan tamamen emilmez. Yüksek miktarda tüketildiklerinde karın krampları, gaz, şişkinlik veya ishal görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle “şekersiz” ifadesi bir ürünün sınırsız miktarda tüketilebileceği anlamına gelmez. Özellikle gün içinde çok sayıda sakız tüketen ve bağırsak yakınmaları yaşayan kişiler ürünün içerik listesindeki şeker alkollerini kontrol edebilir.</p>

<p>Yemekten sonra sakız çiğnemek faydalı mı?</p>

<p>Diş sağlığı açısından en anlamlı kullanım şekillerinden biri, yemeklerden sonra şekersiz sakız çiğnemektir. Bunun temel nedeni yemek sonrası azalan ağız pH’sının tükürük üretiminin artmasıyla daha hızlı dengelenebilmesidir.</p>

<p>Amerikan Diş Hekimleri Birliği, bazı şekersiz sakızlarda yemek sonrası yaklaşık 20 dakikalık çiğnemenin tükürük akışını artırarak plak asitlerinin azaltılmasına ve dişlerin korunmasına yardımcı olabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Ancak çene eklemi veya çene kası hassasiyeti olan kişiler için bu süre uygun olmayabilir. Ağrı ortaya çıkıyorsa sakızı bırakmak ve yakınmalar devam ediyorsa diş hekimi değerlendirmesi almak daha doğru olur.</p>

<p>Kimler sakız çiğnerken daha dikkatli olmalı?</p>

<p>Çene eklemi rahatsızlığı bulunanlar, diş sıkma veya diş gıcırdatma problemi yaşayanlar ve sakız çiğnedikten sonra düzenli olarak çene ağrısı gelişen kişiler aşırı sakız tüketiminden kaçınmalı.</p>

<p>Yakın zamanda dolgu, implant, kuron veya başka bir diş tedavisi yaptıran kişilerin de özellikle yapışkan ürünler konusunda diş hekiminin önerisini dikkate alması uygun olur.</p>

<p>Şeker alkollerine hassas kişiler fazla miktarda şekersiz sakız tükettiğinde sindirim sistemi yakınmaları yaşayabilir.</p>

<p>Ayrıca bazı şekersiz sakızlar aspartam içerebilir. Fenilketonüri hastalarının fenilalanin içeren ürünlerden kaçınması gerektiğinden ürün etiketinin kontrol edilmesi önemlidir.</p>

<p>Sakız seçerken nelere bakılmalı?</p>

<p>Diş sağlığı açısından şeker içermeyen ürünler tercih edilmeli. Sakız özellikle yemeklerden sonra kısa süreli kullanılabilir ve bütün gün ağızda tutulmamalı.</p>

<p>Özetle en önemli noktalar şunlar:</p>

<p>• Diş sağlığı açısından şekerli yerine şekersiz sakız tercih edilmeli.<br />
• Sakız, diş fırçalamanın ve diş arası temizliğinin yerine geçmez.<br />
• Yemeklerden sonra kısa süreli çiğneme tükürük akışını artırabilir.<br />
• Saatler boyunca aralıksız sakız çiğnemekten kaçınılmalı.<br />
• Çene ağrısı veya tıklama ortaya çıkarsa sakız tüketimi azaltılmalı.<br />
• Fazla miktarda şeker alkollü sakız gaz, şişkinlik veya ishale yol açabilir.</p>

<p>Sonuç olarak sakızın sağlığa etkisini belirleyen temel unsur yalnızca sakız çiğnemek değil; hangi sakızın seçildiği ve ne kadar tüketildiğidir. Şekersiz sakız ölçülü tüketildiğinde ağız sağlığını destekleyen yardımcı bir alışkanlık olabilir. Ancak daha fazla çiğnemenin daha fazla fayda sağladığı düşünülmemeli.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Çene veya yüz bölgesinde kalıcı ağrı, ağzı açmada kısıtlılık, belirgin eklem sesi ya da tekrarlayan baş ağrısı varsa yalnızca sakız tüketimini azaltmakla yetinilmemeli; diş hekimi veya ilgili sağlık profesyonelinin değerlendirmesi alınmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1. Cleveland Clinic — The Pros and Cons of Chewing Gum — 28 Eylül 2026<br />
2. American Dental Association — Chewing Gum — Güncel ağız sağlığı rehberi<br />
3. Journal of Oral &amp; Facial Pain and Headache — Association of Temporomandibular Disorders and Other Jaw Anomalies in Chewing Gum Users: A Systematic Review — 2025 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sakiz-cignemek-zararli-mi-faydalari-riskleri-ve-dogru-tercih</guid>
      <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 00:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1608.jpeg" type="image/jpeg" length="75379"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Retatrutide Faz 3’te yüzde 28,3 kilo kaybı: NEJM sonuçları yayımladı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/retatrutide-faz-3te-yuzde-283-kilo-kaybi-nejm-sonuclari-yayimladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/retatrutide-faz-3te-yuzde-283-kilo-kaybi-nejm-sonuclari-yayimladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[NEJM’de yayımlanan Faz 3 TRIUMPH-1 çalışmasında retatrutide, obezitesi olan yetişkinlerde 80 haftada doza göre ortalama yüzde 19,0–28,3 kilo kaybı sağladı; ilaç halen araştırma aşamasında.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Obezite tedavisi için geliştirilen üçlü hormon reseptörü agonisti retatrutide, Faz 3 TRIUMPH-1 çalışmasında 80 haftalık tedavi sonunda vücut ağırlığında ortalama yüzde 28,3’e varan azalma sağladı. 29 Eylül 2026’da The New England Journal of Medicine’de yayımlanan çalışma, ilacın bugüne kadarki en kapsamlı obezite verilerinden birini ortaya koydu.</p>

<p>Sonuçlar yalnızca kilo kaybıyla sınırlı değildi. TRIUMPH-1 kapsamında yürütülen ayrı alt çalışmalarda diz osteoartriti ağrısında ve orta-ağır obstrüktif uyku apnesinde de belirgin iyileşmeler gözlendi. Bununla birlikte retatrutide halen araştırma aşamasında olan bir ilaç ve yayımlanan sonuçlar ilacın rutin klinik kullanım için onaylandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Retatrutide nedir, neden “üçlü agonist” olarak adlandırılıyor?</p>

<p>Retatrutide, tek bir molekülle üç farklı hormon reseptörünü hedefliyor: GIP, GLP-1 ve glukagon reseptörleri.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>GLP-1 ve GIP yolları iştah, tokluk, glukoz metabolizması ve insülin yanıtıyla ilişkiliyken, glukagon reseptörü üzerinden oluşan etkinin enerji harcaması ve metabolizma üzerinde ek rol oynayabileceği düşünülüyor.</p>

<p>Bu üçlü mekanizma retatrutideyi semaglutid gibi yalnızca GLP-1 reseptörünü ve tirzepatid gibi GIP ile GLP-1 reseptörlerini hedefleyen ilaçlardan farmakolojik olarak ayırıyor.</p>

<p>Ancak farklı ilaçların farklı çalışmalarındaki kilo kaybı yüzdelerini yan yana koyarak doğrudan “hangisi daha etkili?” sonucuna ulaşmak doğru değil. Bunun için aynı hasta grubunda yapılan doğrudan karşılaştırmalı çalışmalar gerekiyor.</p>

<p>TRIUMPH-1 nasıl yapıldı?</p>

<p>TRIUMPH-1; Faz 3, randomize, çift kör ve plasebo kontrollü bir çalışma olarak tasarlandı.</p>

<p>Çalışmada obezitesi bulunan ya da fazla kilolu olup en az bir kilo ilişkili sağlık sorunu bulunan ve diyabeti olmayan 2 bin 339 yetişkin değerlendirildi.</p>

<p>Katılımcılar dört gruba ayrılarak haftada bir kez retatrutide 4 mg, 9 mg, 12 mg veya plasebo aldı. Retatrutide verilen gruplarda tedavi düşük dozdan başlatıldı ve hedef doza kademeli biçimde yükseltildi.</p>

<p>Ana değerlendirme noktası, başlangıçtan 80. haftaya kadar vücut ağırlığındaki yüzdesel değişimdi.</p>

<p>80 haftada ne kadar kilo kaybı görüldü?</p>

<p>Çalışmanın etkinlik analizinde başlangıçtaki ortalama vücut ağırlığı 112,7 kilogramdı.</p>

<p>80 haftanın sonunda ortalama vücut ağırlığı değişimi şöyleydi:</p>

<p>Retatrutide 4 mg: yüzde 19,0 azalma</p>

<p>Retatrutide 9 mg: yüzde 25,9 azalma</p>

<p>Retatrutide 12 mg: yüzde 28,3 azalma</p>

<p>Plasebo: yüzde 2,2 azalma</p>

<p>En yüksek doz olan 12 mg grubundaki yüzde 28,3’lük ortalama azalma, başlangıç ağırlığı üzerinden yaklaşık 31,9 kilogramlık ortalama kayba karşılık geliyor.</p>

<p>Burada önemli bir istatistiksel ayrım bulunuyor. Çalışmanın tedavi rejimini dikkate alan diğer analizinde kilo kaybı daha düşük hesaplandı. Bu yaklaşımda 80. haftada ortalama ağırlık değişimi 4 mg grubunda yüzde 17,6, 9 mg grubunda yüzde 23,7 ve 12 mg grubunda yüzde 25,0 oldu. Plasebo grubundaki azalma ise yüzde 3,9 olarak hesaplandı.</p>

<p>Bu fark, klinik araştırma sonuçlarında hangi istatistiksel yaklaşımın kullanıldığının neden önemli olduğunu gösteriyor. Bu nedenle retatrutide için yalnızca “yüzde 28,3 kilo verdiriyor” şeklinde bağlamdan kopuk bir ifade kullanmak çalışmanın tamamını yansıtmıyor.</p>

<p>Katılımcıların önemli bölümünde obezite sınırının altına inildi</p>

<p>12 mg retatrutide alan katılımcıların yüzde 65,3’ünde 80. haftada beden kitle indeksi 30’un altına indi.</p>

<p>Aynı gruptaki katılımcıların yüzde 33,3’ünde ise beden kitle indeksi 25’in altına düştü.</p>

<p>Bu sonuçlar yüksek doz grubunda ortalama kilo kaybının yanı sıra katılımcıların önemli bir bölümünde BMI kategorisinin de değiştiğini gösteriyor.</p>

<p>Bununla birlikte BMI tek başına kişinin metabolik sağlığını, vücut kompozisyonunu veya bireysel sağlık riskini tam olarak gösteren bir ölçüt değil. Çalışmanın sonuçları bu nedenle yalnızca BMI değişimine indirgenmemeli.</p>

<p>Diz osteoartriti ağrısında da azalma görüldü</p>

<p>TRIUMPH-1’in dikkat çeken özelliklerinden biri, obezitenin bazı önemli komplikasyonlarını aynı araştırma programı içinde ayrıca incelemesiydi.</p>

<p>Diz osteoartriti bulunan katılımcılardan oluşan alt çalışmada ağrı, WOMAC ağrı ölçeği kullanılarak değerlendirildi.</p>

<p>Retatrutide ile WOMAC ağrı puanında başlangıçtaki 6 puanlık düzeyden 4,3 puana kadar azalma görüldü. Bu değişim başlangıca göre yüzde 73,1’e varan azalmaya karşılık geldi.</p>

<p>Bu sonuç “retatrutide osteoartriti tedavi ediyor” şeklinde yorumlanmamalı. Çalışmada ölçülen sonuç diz osteoartritine bağlı ağrı ve işlevle ilgili klinik göstergelerdeki değişimdi.</p>

<p>Kilo kaybının eklem üzerine binen mekanik yükü azaltması önemli bir açıklama olabilir. Bunun dışında tedavinin metabolik ve inflamatuvar yollar üzerinden ek etkilerinin bulunup bulunmadığı ayrı araştırmalar gerektiriyor.</p>

<p>Uyku apnesinde saatte 36,1 olaya kadar azalma</p>

<p>Orta-ağır obstrüktif uyku apnesi bulunan katılımcılarda ise apne-hipopne indeksi değerlendirildi.</p>

<p>Apne-hipopne indeksi, kişinin uyku sırasında bir saat içinde yaşadığı tam veya kısmi solunum durması olaylarının sayısını ifade ediyor.</p>

<p>Başlangıçta saatte ortalama 58,6 olay bulunan ilgili hasta grubunda retatrutide ile saatte 36,1 olaya kadar azalma bildirildi. Bu, başlangıca göre yüzde 60,6’ya varan düşüş anlamına geliyor.</p>

<p>Bu bulgu özellikle önemli çünkü obezite, obstrüktif uyku apnesinin önemli risk faktörlerinden biri. Ancak sonuçların uyku apnesi olan tüm hastalara otomatik olarak genellenmesi doğru değil ve mevcut standart tedavilerin bırakılması gerektiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Yan etkiler nelerdi?</p>

<p>TRIUMPH-1’de en sık bildirilen yan etkiler, diğer inkretin temelli tedavilerde de görülebilen gastrointestinal şikâyetlerdi.</p>

<p>Bulantı, ishal, kabızlık ve kusma öne çıkan yan etkiler arasında yer aldı. Genel olarak yan etkilerin sıklığı doz yükseldikçe arttı.</p>

<p>Duyu değişiklikleri olarak tanımlanan disestezi ve idrar yolu enfeksiyonları da retatrutide gruplarında plaseboya kıyasla daha sık bildirilen olaylar arasındaydı.</p>

<p>Yan etki nedeniyle tedaviyi bırakma oranlarının da yüksek dozlarda arttığı görüldü. Bu bulgu, bir obezite ilacının değerlendirilmesinde yalnızca sağlanan kilo kaybının değil, tedavinin tolere edilebilirliğinin de dikkate alınması gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>Sonuçlar neden önemli?</p>

<p>TRIUMPH-1’in dikkat çekici yönü yalnızca vücut ağırlığında elde edilen azalma değil.</p>

<p>Aynı araştırma programında kilo kaybı ile birlikte obeziteyle ilişkili iki önemli sağlık sorununun, diz osteoartriti ağrısı ve obstrüktif uyku apnesinin de değerlendirilmiş olması obezite tedavisinin yalnızca tartıdaki rakama indirgenmemesi gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>Bununla birlikte çalışma bazı önemli soruları henüz yanıtlamıyor.</p>

<p>Retatrutide bırakıldığında verilen kilonun ne kadarının geri alınacağı, uzun yıllar devam eden kullanımda güvenlilik profilinin nasıl olacağı, kardiyovasküler olaylar üzerindeki etkisi ve gerçek yaşam koşullarında hastaların tedaviyi ne ölçüde sürdürebileceği daha uzun izlem gerektiriyor.</p>

<p>Çalışma ayrıca retatrutideyi semaglutid, tirzepatid veya bariatrik cerrahiyle doğrudan karşılaştırmadı. Bu nedenle farklı araştırmalardan elde edilen kilo kaybı oranları kullanılarak tedaviler arasında kesin üstünlük sonucu çıkarılamaz.</p>

<p>Retatrutide kullanıma çıktı mı?</p>

<p>Hayır. NEJM’de Faz 3 sonuçlarının yayımlanması, retatrutidenin eczanelerde kullanılabilen onaylı bir obezite ilacı olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Retatrutide 29 Eylül 2026 itibarıyla klinik geliştirme süreci devam eden araştırma amaçlı bir molekül olarak değerlendirilmelidir. İlacın gelecekte kullanım onayı alıp almayacağı ve hangi hasta grupları için hangi koşullarda ruhsatlandırılacağı düzenleyici kurumların değerlendirmesine bağlı olacak.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Retatrutide halen araştırma aşamasındaki bir ilaçtır. İnternette veya yetkisiz kaynaklarda retatrutide adıyla satılan ürünler klinik araştırmalarda kullanılan ürünle aynı kabul edilmemelidir. Bu haber kişisel tedavi önerisi değildir; obezite tedavisi hekim değerlendirmesiyle planlanmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR<br />
1. The New England Journal of Medicine — Retatrutide, a Triple Hormone Receptor Agonist, for Treatment of Obesity (TRIUMPH-1) — 29 Eylül 2026<br />
2. Eli Lilly and Company — TRIUMPH-1 Faz 3 retatrutide sonuçları ve obezite komplikasyonu analizleri — 6 Haziran 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/retatrutide-faz-3te-yuzde-283-kilo-kaybi-nejm-sonuclari-yayimladi</guid>
      <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 23:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1606.jpeg" type="image/jpeg" length="88908"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SBÜ’de 200’ü Aşkın Tıp Öğrencisi Da Vinci Robotuyla Cerrahi Eğitimi Aldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sbude-200u-askin-tip-ogrencisi-da-vinci-robotuyla-cerrahi-egitimi-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sbude-200u-askin-tip-ogrencisi-da-vinci-robotuyla-cerrahi-egitimi-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hamidiye Tıp Fakültesi’nde Dünya Kalp Günü kapsamında düzenlenen bilimsel programa 200’ün üzerinde öğrenci ve akademisyen katıldı. Da Vinci robotik cerrahi, kalp anatomisi ve anastomoz kursları öğrencilerden yoğun ilgi gördü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Hamidiye Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı tarafından Dünya Kalp Günü kapsamında düzenlenen bilimsel program gerçekleştirildi.</p>

<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Bülent Rabuş’un öncülüğünde gerçekleştirilen etkinliğe, Anabilim Dalı öğretim üyeleri ile farklı sınıflardan 200’ün üzerinde tıp öğrencisi katıldı.</p>

<p>Katılımcıların büyük bölümünü 1, 2 ve 3. sınıf öğrencileri oluştururken, üst sınıflardan öğrenciler de programda yer aldı.</p>

<p>DA VİNCİ ROBOTİK CERRAHİ UYGULAMASINA YOĞUN İLGİ</p>

<p>Programın uygulamalı bölümlerinde öğrenciler, Da Vinci robotik cerrahi sistemiyle gerçekleştirilen eğitimleri yakından takip etme imkânı buldu.</p>

<p>Robotik cerrahinin çalışma prensipleri ve kalp damar cerrahisindeki uygulama alanlarının ele alındığı eğitim, öğrencilerin en fazla ilgi gösterdiği bölümlerden biri oldu.</p>

<p>Öğrenciler, cerrahi teknolojiler hakkında bilgi edinirken sistemi uygulamalı olarak tanıma fırsatı da buldu.</p>

<p>ANATOMİ VE ANASTOMOZ KURSLARI DÜZENLENDİ</p>

<p>Etkinlik kapsamında kalp anatomisi ve anastomoz tekniklerine yönelik uygulamalı kurslar da gerçekleştirildi.</p>

<p>Anatomi eğitiminde öğrenciler kalbin anatomik yapılarını uygulamalı olarak incelerken, anastomoz kursunda kalp damar cerrahisinde kullanılan temel cerrahi teknikler ele alındı.</p>

<p>Da Vinci robotik cerrahi eğitiminin yanı sıra anatomi ve anastomoz kursları da öğrencilerden yoğun ilgi gördü.</p>

<p>KALP CERRAHİSİNDEKİ YENİ GELİŞMELER ELE ALINDI</p>

<p>Bilimsel oturumlarda robotik cerrahi, kalp nakli, organ transplantasyonu, yeni tedavi yaklaşımları, pediatrik kardiyovasküler cerrahi ve kalp-akciğer sistemlerindeki gelişmeler değerlendirildi.</p>

<p>Programda öğrenciler, Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyeleriyle bir araya gelerek alanın güncel uygulamaları ve yeni teknolojiler hakkında bilgi aldı.</p>

<p>Özellikle tıp eğitiminin ilk yıllarındaki öğrencilerin programa gösterdiği yüksek katılım dikkati çekti. Birinci, ikinci ve üçüncü sınıf öğrencileri, bilimsel oturumların yanı sıra uygulamalı eğitimlere de katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>PROGRAM ÖĞRENCİLERLE AKŞAM YEMEĞİYLE TAMAMLANDI</p>

<p>Gün boyunca devam eden bilimsel ve uygulamalı etkinliklerin ardından öğretim üyeleri ile öğrenciler akşam yemeğinde bir araya geldi.</p>

<p>Dünya Kalp Günü kapsamında gerçekleştirilen program, 200’ü aşkın katılımcının yanı sıra Da Vinci robotik cerrahi, kalp anatomisi ve anastomoz eğitimleriyle tamamlandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sbude-200u-askin-tip-ogrencisi-da-vinci-robotuyla-cerrahi-egitimi-aldi</guid>
      <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 23:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1602.jpeg" type="image/jpeg" length="10479"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Lensle Duşa Girmekten Ekran Molasına: Göz Sağlığında 10 Kritik Hata]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/lensle-dusa-girmekten-ekran-molasina-goz-sagliginda-10-kritik-hata</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/lensle-dusa-girmekten-ekran-molasina-goz-sagliginda-10-kritik-hata" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz sağlığını korumak yalnızca iyi görmekle ilgili değil. Düzenli muayeneyi ertelemek, UV korumasız kalmak, ekran molası vermemek ve lensleri suyla temas ettirmek riski artırabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Göz sağlığında yapılan hataların önemli bir bölümü günlük alışkanlıklardan kaynaklanıyor. Göz muayenesini sürekli ertelemek, güneş gözlüğünü önemsememek, uzun süre ekrana ara vermeden bakmak ve kontakt lensleri yanlış kullanmak gözlerde tahrişten enfeksiyona kadar farklı sorunlara zemin hazırlayabiliyor.</p>

<p>WebMD'de yer alan ve 2020 yılında uzman incelemesinden geçen göz sağlığı rehberindeki temel uyarıların önemli bölümü, ABD Ulusal Göz Enstitüsü ve ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinin güncel önerileriyle de örtüşüyor. Ancak önemli bir ayrım var: Örneğin göz muayenesinin sıklığı herkes için aynı değil; yaşa, mevcut hastalıklara ve kişisel risklere göre belirlenmesi gerekiyor.</p>

<p>1. Göz muayenesini yalnızca görme bozulunca yaptırmak</p>

<p>Net görüyor olmak gözlerde hiçbir sorun olmadığı anlamına gelmiyor. Glokom, diyabetik retinopati ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi bazı hastalıklar erken dönemde belirgin yakınma oluşturmayabilir.</p>

<p>Bu nedenle göz muayenesini yalnızca gözlük numarasını kontrol ettirmek olarak düşünmemek gerekiyor. Genişletilmiş göz muayenesi, gözün iç yapılarının değerlendirilmesine ve bazı hastalıkların belirti vermeden saptanmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Bununla birlikte herkese otomatik olarak yılda bir muayene gerektiğini söylemek doğru değildir. Muayene sıklığı yaş, aile öyküsü, diyabet, yüksek tansiyon ve daha önce saptanmış göz hastalıkları gibi faktörlere göre değişebilir.</p>

<p>2. Ağrılı veya belirgin şekilde kızarmış gözü bekletmek</p>

<p>Gözlerde hafif kaşıntı veya sulanma alerji ve çevresel tahriş gibi birçok nedenle ortaya çıkabilir. Ancak kızarıklığa ağrı, ışığa hassasiyet, bulanık görme veya yoğun akıntı eklenmesi daha dikkatli değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Özellikle kontakt lens kullanan bir kişide ağrılı ve kızarık gözün önemsenmemesi ciddi kornea enfeksiyonlarının tanısını geciktirebilir. Böyle bir durumda lens çıkarılmalı ve göz hekimine başvurulmalıdır.</p>

<p>3. Göz yaralanmasını küçük görmek</p>

<p>Göze alınan darbe, yabancı cisim veya kimyasal madde teması dışarıdan hafif görünse bile gözün daha derin yapılarında hasara yol açabilir.</p>

<p>Görme azalması, şiddetli ağrı, gözü açamama, göz bebeğinde şekil değişikliği veya göz hareketlerinde belirgin bozulma varsa yaralanmanın kendiliğinden geçmesini beklemek doğru değildir.</p>

<p>Kimyasal madde göze sıçradığında ise ilk yapılması gerekenlerden biri gözü gecikmeden bol suyla yıkamak ve tıbbi değerlendirme almaktır.</p>

<p>4. Güneş gözlüğünü yalnızca aksesuar olarak görmek</p>

<p>Güneş gözlüğünün temel işlevlerinden biri ultraviyole ışınlarına karşı gözleri korumaktır. Uzun süreli UV maruziyeti özellikle katarakt gelişimiyle ilişkilidir.</p>

<p>Güneş gözlüğü seçerken yalnızca camın koyuluğuna bakmak yeterli değildir. UVA ve UVB ışınlarının yüzde 99 ila 100'ünü engelleyen ürünlerin tercih edilmesi önerilir.</p>

<p>Bulutlu havalarda da UV maruziyeti tamamen ortadan kalkmadığı için güneş koruması yalnızca çok güneşli yaz günleriyle sınırlandırılmamalıdır.</p>

<p>5. Saatlerce ekrana ara vermeden bakmak</p>

<p>Telefon, tablet ve bilgisayar kullanımı göz yorgunluğu, kuruluk, geçici bulanıklık ve baş ağrısı gibi yakınmalara yol açabilir. Bunun nedeni yalnızca ekranın kendisi değil; uzun süre yakın mesafeye odaklanmak ve ekran karşısında daha az göz kırpmak da etkili olabilir.</p>

<p>Sık kullanılan pratik yöntemlerden biri 20-20-20 kuralıdır. Yaklaşık her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca yaklaşık 20 fit yani 6 metre uzaktaki bir noktaya bakmak gözlerin yakın odaktan kısa süreli uzaklaşmasını sağlar.</p>

<p>Ekran mesafesini ve ortam aydınlatmasını uygun tutmak, bilinçli olarak daha sık göz kırpmak da göz konforunu artırabilir.</p>

<p>6. Kontakt lensle uyumak veya bakım kurallarını aksatmak</p>

<p>Kontakt lensler tıbbi cihazlardır ve yanlış kullanım enfeksiyon riskini artırabilir. Lensleri takıp çıkarmadan önce ellerin yıkanması, önerilen solüsyonun kullanılması ve değiştirme süresine uyulması temel güvenlik kuralları arasında yer alır.</p>

<p>Gece kullanımına özel olarak reçete edilmemiş günlük lenslerle uyumak ciddi göz enfeksiyonu riskini artırabilir. Lens kabındaki eski solüsyonun üzerine yeni solüsyon eklemek de uygun bir bakım yöntemi değildir.</p>

<p>Lens kabının düzenli temizlenmesi ve belirli aralıklarla yenilenmesi gerekir.</p>

<p>7. Kontakt lensle duş almak veya yüzmek</p>

<p>Kontakt lens kullanımındaki en önemli hatalardan biri lenslerin musluk, duş, havuz veya doğal su kaynaklarıyla temas etmesine izin vermektir.</p>

<p>Su steril değildir. Ayrıca yumuşak lensler suyla temas ettiklerinde şekil değiştirebilir ve korneaya daha fazla yapışabilir. Bu durum kornea yüzeyinde hasarı ve mikroorganizmaların göze ulaşmasını kolaylaştırabilir.</p>

<p>Özellikle Acanthamoeba adı verilen mikroorganizmanın neden olduğu keratit nadir görülse de tedavisi güç ve görmeyi tehdit edebilen ciddi bir enfeksiyondur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle kontakt lenslerin duş, yüzme ve sıcak su havuzu gibi aktivitelerden önce çıkarılması önerilir. Lenslerin temizliğinde musluk suyu veya tükürük kullanılmamalıdır.</p>

<p>8. Gözleri sürekli ovuşturmak ve göz çevresi hijyenini önemsememek</p>

<p>Kaşınan veya yorulan gözleri ovuşturmak geçici rahatlama sağlayabilir; ancak sert ve tekrarlayan ovalama tahrişi artırabilir. Eller de mikroorganizmaların göze taşınmasına aracılık edebilir.</p>

<p>Gözlere dokunmadan önce ellerin temiz olması özellikle önemlidir.</p>

<p>Göz makyajının gece boyunca göz çevresinde bırakılması da kirpik diplerinde ve göz yüzeyinde tahrişe neden olabilir. Makyaj temizliği sırasında gözün içine ürün kaçırmamak ve kızarıklık, ağrı veya akıntı gelişirse değerlendirme almak gerekir.</p>

<p>9. Koruyucu gözlük kullanmamak</p>

<p>Göz yaralanmalarının önemli bir kısmı iş sırasında, evde tamirat yaparken veya spor faaliyetlerinde meydana gelebilir.</p>

<p>Taşlama, delme, biçme, kimyasallarla çalışma veya göze cisim gelme ihtimali bulunan sporlarda sıradan numaralı gözlükler yeterli koruma sağlamayabilir. Yapılan işe veya spora uygun koruyucu gözlük kullanılması gerekir.</p>

<p>Koruyucu gözlük, oluşmuş bir göz yaralanmasını tedavi etmez; ancak birçok yaralanmanın baştan önlenmesini sağlayabilecek basit bir güvenlik önlemidir.</p>

<p>10. Sigara ve aile öyküsünü göz sağlığından bağımsız görmek</p>

<p>Sigaranın zararları yalnızca akciğer ve kalp-damar sistemiyle sınırlı değildir. Sigara kullanımı katarakt ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi görme kaybına yol açabilen bazı göz hastalıklarıyla da ilişkilidir.</p>

<p>Aile öyküsü de önem taşır. Glokom veya yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi bazı hastalıklarda ailesel yatkınlık risk değerlendirmesinde dikkate alınır.</p>

<p>Diyabet ve yüksek tansiyon gibi kronik hastalıkların kontrolü de göz sağlığının bir parçasıdır. Bu nedenle göz hekimine ailedeki önemli göz hastalıklarını ve mevcut sistemik hastalıkları bildirmek gerekir.</p>

<p>Gözleri korumak için en önemli alışkanlıklar neler?</p>

<p>Göz sağlığını korumak çoğu zaman karmaşık uygulamalar gerektirmez. Kişisel risk durumuna uygun göz muayenelerini yaptırmak, UV korumalı güneş gözlüğü kullanmak, ekran sırasında düzenli mola vermek, kontakt lens hijyenine dikkat etmek ve riskli işlerde koruyucu gözlük takmak temel adımlar arasındadır.</p>

<p>En önemli nokta ise yeni gelişen görme değişikliklerini yalnızca yorgunluk veya yaşlanmaya bağlamamaktır. Ani veya belirgin değişikliklerde erken değerlendirme kalıcı görme kaybının önlenmesi açısından önemli olabilir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Ani görme kaybı, şiddetli göz ağrısı, ciddi göz travması, kimyasal madde teması, ışık çakmalarıyla birlikte aniden artan uçuşmalar veya görüş alanında perde-gölge hissi acil değerlendirme gerektirebilir. Kontakt lens kullanırken gelişen belirgin ağrı, kızarıklık, ışık hassasiyeti veya görme azalması da geciktirilmemelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. National Eye Institute — Keep Your Eyes Healthy — 11 Eylül 2025<br />
2. Centers for Disease Control and Prevention — Preventing Eye Infections When Wearing Contacts — 27 Mayıs 2025<br />
3. WebMD / MedicineNet — Eye Mistakes You Might Be Making — 14 Nisan 2020 uzman incelemesi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/lensle-dusa-girmekten-ekran-molasina-goz-sagliginda-10-kritik-hata</guid>
      <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 22:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8117.jpeg" type="image/jpeg" length="32712"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Patoloji Uzmanı Dr. Güler Akın Ersoy Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/patoloji-uzmani-dr-guler-akin-ersoy-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/patoloji-uzmani-dr-guler-akin-ersoy-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Atatürk Devlet Hastanesi’nde uzun yıllar Patoloji Uzmanı olarak görev yapan Dr. Güler Akın Ersoy hayatını kaybetti. Ersoy, Antalya’da düzenlenen cenaze töreninin ardından son yolculuğuna uğurlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Antalya sağlık camiasının tanınan isimlerinden Patoloji Uzmanı Dr. Güler Akın Ersoy hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinden mezun olan Dr. Güler Akın Ersoy, meslek hayatının önemli bölümünde Antalya Atatürk Devlet Hastanesi’nde Patoloji Uzmanı olarak görev yaptı.</p>

<p>Uzun yıllar patoloji uzmanı olarak görev yaptı</p>

<p>Dr. Güler Akın Ersoy, uzun yıllar Antalya’da hekimlik yaptı. Mesleki çalışmalarının yanı sıra kentteki sivil toplum faaliyetlerinde de yer alan Ersoy’un vefatının ardından meslektaşları, yakınları ve çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından taziye mesajları paylaşıldı.</p>

<p>Antalya’da son yolculuğuna uğurlandı</p>

<p>Dr. Güler Akın Ersoy için 29 Eylül 2026 Salı günü Antalya Muratpaşa Camii’nde cenaze töreni düzenlendi.</p>

<p>Öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası Ersoy’un cenazesi Andızlı Mezarlığı’nda toprağa verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/patoloji-uzmani-dr-guler-akin-ersoy-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 21:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1593.jpeg" type="image/jpeg" length="42949"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="46018"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="52351"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="47204"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="98771"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="20401"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="90450"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
