<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 21 Sep 2026 16:50:30 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İdrarda Protein Kaç Olmalı? +1, +2 ve +3 Protein Ne Demek?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/idrarda-protein-kac-olmali-1-2-ve-3-protein-ne-demek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/idrarda-protein-kac-olmali-1-2-ve-3-protein-ne-demek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İdrarda protein normalde negatif ya da çok düşük düzeydedir. Protein +1, +2 veya +3 çıkması farklı düzeylerde proteinüriyi düşündürebilir; ancak tek bir sonuç böbrek hastalığı tanısı koydurmaz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İDRARDA PROTEİN NEDİR?</p>

<p>İdrarda protein, böbreklerden idrara normalden fazla protein geçtiğini gösteren bir laboratuvar bulgusudur. İdrar çubuğu testi özellikle albümine duyarlıdır. Sonucun +1, +2 veya +3 olması idrardaki protein yoğunluğunun giderek arttığını düşündürür.</p>

<p>Ancak tek bir idrar tahlilinde protein pozitif çıkması kronik böbrek hastalığı olduğu anlamına gelmez. Yoğun egzersiz, ateş, enfeksiyon, idrarın çok yoğun olması ve bazı geçici durumlar sonucu etkileyebilir. Kalıcı protein kaçağında ise böbrek hastalıkları başta olmak üzere neden araştırılmalıdır.</p>

<p>İDRARDA PROTEİN KAÇ OLMALI?</p>

<p>Sağlıklı kişilerde standart idrar çubuğu testinde protein genellikle “negatif” olarak raporlanır. Bazı testlerde çok düşük miktarlar “eser” veya “trace” şeklinde görülebilir.</p>

<p>İdrar çubuğundaki + işaretleri kesin günlük protein kaybını göstermez. Bunlar yarı nicel sonuçlardır ve kullanılan test sistemine, idrarın yoğunluğuna ve örneğin özelliklerine göre değişebilir.</p>

<p>Pozitif sonuç özellikle tekrarlıyorsa daha doğru değerlendirme için idrar albümin/kreatinin oranı (ACR) veya protein/kreatinin oranı (PCR) gibi nicel testler kullanılabilir.</p>

<p>İDRARDA PROTEİN +1 NE DEMEK?</p>

<p>Standart dipstick testlerinde +1 protein yaklaşık 30 mg/dL protein konsantrasyonuna karşılık gelebilir. Ancak bu rakam kullanılan test sistemine göre değişebildiğinden evrensel bir sınır olarak değerlendirilmemelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>+1 sonuç tek başına ciddi böbrek hastalığını kanıtlamaz. Özellikle ilk kez saptandıysa geçici nedenler göz önüne alınır ve gerektiğinde ilk sabah idrarıyla tekrar veya nicel ölçüm yapılır.</p>

<p>İDRARDA PROTEİN +2 NE DEMEK?</p>

<p>+2 protein klasik dipstick ölçeklerinde yaklaşık 100 mg/dL düzeyine karşılık gelebilir.</p>

<p>Bu sonuç +1'e göre daha belirgin protein varlığını düşündürür. Özellikle tekrar eden +2 sonuçlarda ACR veya PCR ile protein kaybının miktarının belirlenmesi ve böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi önem kazanır.</p>

<p>İDRARDA PROTEİN +3 NE DEMEK?</p>

<p>+3 protein klasik dipstick ölçeklerinde yaklaşık 300 mg/dL protein konsantrasyonuna karşılık gelebilir.</p>

<p>Bu değer belirgin proteinüri açısından daha fazla önem taşır ve özellikle kalıcıysa değerlendirilmelidir. Ancak +3 sonucu bile tek başına belirli bir böbrek hastalığının tanısını koydurmaz.</p>

<p>İDRARDA PROTEİN NEDEN ÇIKAR?</p>

<p>Proteinüri geçici veya kalıcı olabilir.</p>

<p>Yoğun fiziksel egzersiz, ateşli hastalıklar ve bazı enfeksiyonlar geçici protein artışına yol açabilir. Bazı gençlerde ayakta kalmakla ortaya çıkan ve sabah ilk idrarda kaybolan ortostatik proteinüri de görülebilir.</p>

<p>Kalıcı proteinüri ise diyabete bağlı böbrek hasarı, hipertansiyonla ilişkili böbrek hastalığı ve glomerüler hastalıklar dahil çeşitli böbrek sorunlarıyla ilişkili olabilir.</p>

<p>İDRARDA PROTEİN POZİTİF ÇIKMASI BÖBREK HASTALIĞI MI?</p>

<p>Her zaman değil.</p>

<p>Asıl önemli ayrımlardan biri protein kaçağının geçici mi kalıcı mı olduğudur. Bu nedenle tek bir pozitif dipstick sonucundan kronik böbrek hastalığı tanısı konulmaz.</p>

<p>KDIGO, strip testinde saptanan pozitif proteinüri veya albüminürinin mümkün olduğunda ACR veya PCR gibi nicel laboratuvar ölçümleriyle doğrulanmasını önerir.</p>

<p>İDRARDA PROTEİN İLE ALBÜMİN AYNI ŞEY Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>“Protein” daha geniş bir kavramdır. Albümin ise idrarda ölçülebilen proteinlerden biridir ve kronik böbrek hastalığının değerlendirilmesinde özellikle önemlidir.</p>

<p>Standart idrar stripleri albümine daha duyarlıdır ancak bazı diğer proteinleri yeterince saptamayabilir.</p>

<p>İDRARDA PROTEİN YANLIŞ POZİTİF ÇIKABİLİR Mİ?</p>

<p>Evet. İdrarın çok konsantre olması, kan bulunması ve bazı örnek/test koşulları sonucu etkileyebilir. Adet kanaması da idrar protein veya albümin ölçümünü yükseltebilir.</p>

<p>Egzersiz ve semptomatik idrar yolu enfeksiyonu da protein ölçümünü artırabilir. Bu nedenle beklenmedik bir pozitif sonuç gerektiğinde uygun koşullarda tekrar doğrulanır.</p>

<p>İDRARDA PROTEİN VARSA HANGİ TESTLERE BAKILIR?</p>

<p>En önemli testlerden biri idrar albümin/kreatinin oranıdır (ACR). Gerektiğinde idrar protein/kreatinin oranı (PCR) kullanılabilir.</p>

<p>Bunlara serum kreatinin ve eGFR gibi böbrek fonksiyon göstergeleri, kan basıncı ve tam idrar incelemesi eşlik edebilir. Hangi testlerin gerekli olduğu kişinin diğer hastalıklarına ve proteinürinin derecesine göre değişir.</p>

<p>İDRARDA PROTEİN NASIL DÜŞÜRÜLÜR?</p>

<p>Tedavinin hedefi idrar tahlilindeki + işaretini doğrudan azaltmak değil, protein kaçağına neden olan durumu belirlemek ve gerektiğinde tedavi etmektir.</p>

<p>Kalıcı proteinüride yaklaşım nedene göre değişir. Diyabet, hipertansiyon veya böbrek hastalığı bulunan kişilerde kan şekeri, kan basıncı ve böbrek hastalığının uygun şekilde yönetilmesi önemlidir. İlaç tedavisi ise proteinürinin nedenine ve kişinin klinik durumuna göre hekim tarafından belirlenir.</p>

<p>İDRARDA PROTEİN NE ZAMAN DAHA FAZLA ÖNEM TAŞIR?</p>

<p>Protein pozitifliğinin tekrarlaması, miktarının belirgin olması veya beraberinde kanlı idrar, ödem, yüksek tansiyon ya da böbrek fonksiyonlarında bozulma bulunması değerlendirmeyi daha önemli hale getirir.</p>

<p>Tek bir strip sonucu yerine protein kaçağının kalıcılığı ve nicel miktarı klinik açıdan daha değerlidir.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>İdrarda protein +1 tehlikeli mi?</p>

<p>Tek başına +1 sonucu tehlikeli bir hastalık anlamına gelmez. Geçici nedenlerle ortaya çıkabilir; ancak tekrarlıyorsa nicel ölçümle değerlendirilmesi gerekebilir.</p>

<p>İdrarda protein +2 böbrek hastalığı mı?</p>

<p>+2 protein böbrek hastalığı tanısı değildir. Sonucun kalıcı olup olmadığı, ACR/PCR, kreatinin, eGFR ve diğer idrar bulgularıyla birlikte değerlendirilir.</p>

<p>İdrarda protein +3 ciddi mi?</p>

<p>+3 daha belirgin protein varlığını düşündürür ve özellikle tekrarlıyorsa araştırılması önemlidir. Tek başına hastalığın nedenini veya böbrek hasarının derecesini göstermez.</p>

<p>İdrarda protein geçici olarak yükselir mi?</p>

<p>Evet. Yoğun egzersiz, ateş ve bazı enfeksiyonlar geçici proteinüriye neden olabilir. Bu nedenle beklenmedik sonuçlarda tekrar test gerekebilir.</p>

<p>Köpüklü idrar protein kaçağı anlamına gelir mi?</p>

<p>Belirgin proteinüri köpüklü idrarla ilişkili olabilir; ancak idrarın köpürmesi tek başına protein kaçağını kanıtlamaz. Tanı laboratuvar ölçümüyle yapılır.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Tek bir pozitif idrar protein sonucu üzerinden böbrek hastalığı tanısı konulmamalıdır. Protein +2/+3 gibi belirgin sonuçlar tekrarlıyorsa veya ödem, kanlı idrar, yüksek tansiyon ya da böbrek fonksiyon bozukluğu eşlik ediyorsa tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>KDIGO 2024 Clinical Practice Guideline for the Evaluation and Management of Chronic Kidney Disease</p>

<p>KDIGO Clinical Practice Guideline for the Management of Glomerular Diseases</p>

<p>American Family Physician — Office-Based Urinalysis: A Comprehensive Review</p>

<p>Merck Manual Professional Edition — Proteinuria </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/idrarda-protein-kac-olmali-1-2-ve-3-protein-ne-demek</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-8439.jpeg" type="image/jpeg" length="99312"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Potasyum Sürekli Düşüyorsa Magnezyuma da Bakın: İki Mineral Birbiriyle Bağlantılı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/potasyum-surekli-dusuyorsa-magnezyuma-da-bakin-iki-mineral-birbiriyle-baglantili</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/potasyum-surekli-dusuyorsa-magnezyuma-da-bakin-iki-mineral-birbiriyle-baglantili" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Magnezyum kaç olmalı, 1, 1.5, 1.7, 2 ve 3 mg/dL ne demek? Düşük magnezyum kas krampları ve ritim sorunlarıyla ilişkili olabilir, potasyum düşüklüğünün düzelmesini zorlaştırabilir; yüksekliği ise özellikle böbrek yetmezliğinde önem kazanır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Magnezyum, kasların, sinir sisteminin ve kalbin normal çalışması için gerekli temel minerallerden biridir. Kandaki magnezyumun hem ciddi şekilde düşmesi hem de yükselmesi klinik sorunlara yol açabilir.</p>

<p>Magnezyum eksikliğinin özellikle önemli bir özelliği potasyum ve kalsiyum metabolizmasını da etkileyebilmesidir. Potasyum tedaviye rağmen sürekli düşük kalıyorsa eşlik eden magnezyum eksikliği bunun nedenlerinden biri olabilir.</p>

<p>Ancak serum magnezyumunun normal çıkması vücuttaki bütün magnezyum depolarının kesin olarak yeterli olduğunu göstermez. Vücuttaki magnezyumun yalnızca çok küçük bir bölümü kanda bulunur.</p>

<p>Magnezyum nedir?</p>

<p>Magnezyum vücutta yüzlerce enzimatik reaksiyonda görev alan temel bir mineraldir.</p>

<p>Enerji üretimi, DNA ve protein sentezi, sinir iletimi, kas kasılması, kalp ritmi, glukoz metabolizması ve kemik yapısının korunması gibi birçok süreçte rol oynar.</p>

<p>Vücuttaki magnezyumun büyük bölümü kemiklerde ve hücrelerin içinde bulunur.</p>

<p>Serumda bulunan miktarı toplam vücut magnezyumunun çok küçük bir bölümüdür.</p>

<p>Bu nedenle serum magnezyumu klinik olarak yararlı bir test olmakla birlikte vücudun bütün magnezyum depolarını kusursuz biçimde ölçmez.</p>

<p>Magnezyum kaç olmalı?</p>

<p>Referans aralığı laboratuvar ve kullanılan yönteme göre değişebilir.</p>

<p>Serum magnezyumu için yaklaşık:</p>

<p>1,7-2,4 mg/dL</p>

<p>aralığıyla sık karşılaşılır.</p>

<p>Bazı laboratuvarlarda alt sınır yaklaşık 1,6 veya 1,8 mg/dL olabilir.</p>

<p>SI birimleriyle sonuçlar mmol/L olarak da raporlanabilir.</p>

<p>Bu nedenle e-Nabız veya laboratuvar sonucundaki kişinin kendi referans aralığı esas alınmalıdır.</p>

<p>Magnezyum 1 ne anlama gelir?</p>

<p>Magnezyum 1 mg/dL belirgin derecede düşük bir değerdir.</p>

<p>Bu düzeyde nöromüsküler ve kardiyak belirtilerin ortaya çıkma riski artabilir.</p>

<p>Kas krampları, titreme, güçsüzlük ve kalp ritmi bozuklukları görülebilir.</p>

<p>Ağır hipomagnezemi nöbetlere ve ciddi ritim bozukluklarına katkıda bulunabilir.</p>

<p>Magnezyum 1 mg/dL civarında veya daha düşükse özellikle belirtileri bulunan kişilerde hızlı tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Magnezyum 1.5 ne demek?</p>

<p>1,5 mg/dL birçok laboratuvarda düşük magnezyum anlamına gelir.</p>

<p>Kişi hiçbir belirti hissetmeyebilir ancak eş zamanlı potasyum veya kalsiyum düşüklüğü bulunabilir.</p>

<p>Özellikle uzun süren ishal, idrar söktürücü kullanımı, alkol kullanım bozukluğu veya uzun süreli bazı mide asidi baskılayıcı ilaçların kullanımı varsa neden araştırılabilir.</p>

<p>Magnezyum 1.7 ne anlama gelir?</p>

<p>1,7 mg/dL birçok laboratuvarın alt referans sınırına yakın bir değerdir.</p>

<p>Bazı laboratuvarlarda normal, bazılarında hafif düşük kabul edilebilir.</p>

<p>Bu nedenle tek başına 1,7 rakamından magnezyum eksikliği tanısı konmamalıdır.</p>

<p>Kişinin belirtileri, kullanılan ilaçlar, potasyum ve kalsiyum değerleri ile laboratuvarın referans aralığı birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Magnezyum 2 ne demek?</p>

<p>2 mg/dL birçok laboratuvarın normal serum magnezyum aralığındadır.</p>

<p>Çoğu kişide normal bir sonuçtur.</p>

<p>Ancak serum magnezyumunun normal olması vücudun bütün hücre içi magnezyum depolarının kesin olarak ideal olduğunu kanıtlamaz.</p>

<p>Bununla birlikte belirti bulunmayan bir kişide normal serum magnezyumu genellikle klinik olarak rahatlatıcıdır.</p>

<p>Magnezyum 2.5 ne anlama gelir?</p>

<p>2,5 mg/dL bazı laboratuvarlarda üst sınıra yakın veya hafif yüksek kabul edilebilir.</p>

<p>Hafif yükseklik tek başına ciddi magnezyum zehirlenmesi anlamına gelmez.</p>

<p>Böbrek fonksiyonları ve magnezyum içeren ilaç veya takviye kullanımı değerlendirilmelidir.</p>

<p>Özellikle böbrek fonksiyonları azalmış kişiler magnezyumu vücuttan uzaklaştırmakta zorlanabilir.</p>

<p>Magnezyum 3 ne demek?</p>

<p>3 mg/dL birçok laboratuvar için yüksek bir değerdir.</p>

<p>Böbrek fonksiyon bozukluğu, magnezyum içeren antasit veya laksatiflerin fazla kullanılması ve tıbbi magnezyum uygulamaları olası nedenler arasındadır.</p>

<p>Bu düzeyde herkes belirti göstermez.</p>

<p>Magnezyum daha fazla yükseldikçe reflekslerde azalma, kas güçsüzlüğü, tansiyon düşüklüğü, kalp iletim bozuklukları ve solunum sorunları gibi belirtilerin riski artabilir.</p>

<p>Magnezyum düşüklüğü neden olur?</p>

<p>Hipomagnezemi magnezyumun bağırsaktan yeterince alınamaması, gastrointestinal kayıplar veya böbreklerden aşırı kaybedilmesi nedeniyle gelişebilir.</p>

<p>Olası nedenler arasında:</p>

<p>Uzun süren ishal</p>

<p>Kusma ve gastrointestinal kayıplar</p>

<p>Yetersiz beslenme</p>

<p>Alkol kullanım bozukluğu</p>

<p>Malabsorpsiyon</p>

<p>Çölyak hastalığı</p>

<p>Bazı idrar söktürücü ilaçlar</p>

<p>Bazı antibiyotik ve kemoterapi ilaçları</p>

<p>Uzun süreli proton pompa inhibitörü kullanımı</p>

<p>Kontrolsüz diyabette artmış idrar kaybı</p>

<p>bulunabilir.</p>

<p>Nedeni belirlemek tedavinin kalıcı olabilmesi açısından önemlidir.</p>

<p>Mide koruyucu ilaçlar magnezyumu düşürür mü?</p>

<p>Proton pompa inhibitörü olarak bilinen mide asidi baskılayıcı ilaçların uzun süre kullanılması nadiren ciddi hipomagnezemiyle ilişkilendirilmiştir.</p>

<p>Omeprazol, pantoprazol ve benzeri ilaçları kullanan herkesin magnezyumu düşmez.</p>

<p>Ancak uzun süreli kullanım sırasında açıklanamayan magnezyum düşüklüğü gelişirse ilaçlar olası nedenlerden biri olarak değerlendirilir.</p>

<p>Bazı vakalarda yalnızca magnezyum takviyesi yeterli olmayabilir ve tedavi planının yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.</p>

<p>Reçeteli mide ilacı magnezyum düşük çıktı diye kendi kendine bırakılmamalıdır.</p>

<p>Magnezyum ile potasyum arasındaki ilişki nedir?</p>

<p>Bu, magnezyum eksikliğinin en önemli klinik özelliklerinden biridir.</p>

<p>Magnezyum eksikliği böbreklerden potasyum kaybını artırabilir.</p>

<p>Sonuçta hipokalemi gelişebilir.</p>

<p>Daha da önemlisi, magnezyum eksikliği devam ederken verilen potasyum vücutta yeterince tutulamayabilir.</p>

<p>Bu nedenle potasyumu sürekli düşük olan ve potasyum tedavisine rağmen yeterince yükselmeyen kişilerde magnezyum da değerlendirilir.</p>

<p>Bazı hastalarda potasyumun kalıcı biçimde düzelmesi için önce veya eş zamanlı olarak magnezyum eksikliğinin giderilmesi gerekir.</p>

<p>Magnezyum kalsiyumu da düşürür mü?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Ciddi magnezyum eksikliği paratiroid hormonunun salgılanmasını ve dokuların bu hormona yanıtını bozabilir.</p>

<p>Bunun sonucunda hipokalsemi, yani düşük kalsiyum gelişebilir.</p>

<p>Bu nedenle magnezyum, potasyum ve kalsiyum bozuklukları bazen birlikte görülür.</p>

<p>Tedaviye dirençli hipokalsemide magnezyum eksikliğinin değerlendirilmesinin nedenlerinden biri budur.</p>

<p>Magnezyum düşüklüğü kas krampları yapar mı?</p>

<p>Ciddi magnezyum eksikliği kas ve sinir sistemini etkileyebilir.</p>

<p>Kas krampları, kas seğirmeleri, titreme ve güçsüzlük görülebilir.</p>

<p>Ancak gece kramplarının çok sayıda nedeni vardır.</p>

<p>Serum magnezyumu normal olan herkeste krampların nedeninin “gizli magnezyum eksikliği” olduğunu varsaymak doğru değildir.</p>

<p>Magnezyum takviyelerinin sıradan gece kramplarını önlemedeki etkinliği de bütün kişiler için güçlü ve tutarlı biçimde gösterilmiş değildir.</p>

<p>Magnezyum düşüklüğü çarpıntı yapar mı?</p>

<p>Ciddi hipomagnezemi kalbin elektriksel aktivitesini etkileyebilir ve çeşitli ritim bozukluklarına yatkınlığı artırabilir.</p>

<p>Özellikle eş zamanlı potasyum düşüklüğü varsa risk daha fazla olabilir.</p>

<p>QT uzaması ve torsades de pointes gibi ciddi ventriküler ritim bozukluklarında intravenöz magnezyum belirli durumlarda tedavinin bir parçasıdır.</p>

<p>Ancak her çarpıntı magnezyum eksikliğinden kaynaklanmaz.</p>

<p>Ritim bozukluğu şüphesinde EKG ve klinik değerlendirme gerekir.</p>

<p>Magnezyum yüksekliği neden olur?</p>

<p>Hipermagnezemi, hipomagnezemiye göre daha az görülür.</p>

<p>Sağlıklı böbrekler fazla magnezyumu idrarla etkili biçimde uzaklaştırabilir.</p>

<p>Bu nedenle belirgin yüksekliğin en önemli risk faktörlerinden biri böbrek fonksiyon bozukluğudur.</p>

<p>Olası nedenler arasında:</p>

<p>İleri böbrek yetmezliği</p>

<p>Magnezyum içeren antasitlerin fazla kullanılması</p>

<p>Magnezyum içeren laksatiflerin aşırı kullanılması</p>

<p>Yüksek doz magnezyum takviyesi</p>

<p>Hastanede tıbbi amaçla verilen magnezyum</p>

<p>bulunabilir.</p>

<p>Böbrek fonksiyonu normal olan kişilerde yalnızca besinlerden aşırı magnezyum alarak ciddi hipermagnezemi gelişmesi nadirdir.</p>

<p>Böbrek hastalarında magnezyum neden yükselir?</p>

<p>Magnezyumun önemli bölümü böbrekler aracılığıyla uzaklaştırılır.</p>

<p>Böbrek fonksiyonları ciddi biçimde azaldığında magnezyum atılımı bozulabilir.</p>

<p>Özellikle bu kişiler magnezyum içeren antasit, laksatif veya takviye kullanıyorsa yüksekliğin riski artabilir.</p>

<p>Bu nedenle böbrek hastalığı bulunan kişiler magnezyum takviyesini gelişigüzel kullanmamalıdır.</p>

<p>Magnezyum yüksekliği hangi belirtileri yapar?</p>

<p>Hafif hipermagnezemi çoğu zaman belirti vermeyebilir.</p>

<p>Düzey yükseldikçe:</p>

<p>Bulantı</p>

<p>Halsizlik</p>

<p>Kas güçsüzlüğü</p>

<p>Reflekslerde azalma</p>

<p>Tansiyon düşüklüğü</p>

<p>Nabız yavaşlaması</p>

<p>uyuşukluk</p>

<p>gibi belirtiler ortaya çıkabilir.</p>

<p>Çok ağır hipermagnezemi kalp iletim bozukluğu, solunum baskılanması ve kardiyak arrest gibi yaşamı tehdit eden sonuçlara yol açabilir.</p>

<p>Serum magnezyumu normal olduğu halde eksiklik olabilir mi?</p>

<p>Mümkündür.</p>

<p>Vücuttaki toplam magnezyumun çok küçük bir bölümü serumda bulunur.</p>

<p>Bu nedenle serum düzeyi hücre içi ve kemik magnezyum depolarını kusursuz biçimde yansıtmaz.</p>

<p>Ancak bu durum normal magnezyum sonucu bulunan herkeste gizli eksiklik olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Serum magnezyumu klinik pratikte hâlâ en yaygın kullanılan ve yararlı başlangıç testidir.</p>

<p>Magnezyum hangi yiyeceklerde bulunur?</p>

<p>Magnezyum açısından zengin besinler arasında:</p>

<p>Kabak çekirdeği ve diğer tohumlar</p>

<p>Badem ve diğer kuruyemişler</p>

<p>Baklagiller</p>

<p>Tam tahıllar</p>

<p>Ispanak ve diğer yeşil yapraklı sebzeler</p>

<p>bazı kakao ürünleri</p>

<p>bulunur.</p>

<p>Dengeli beslenen sağlıklı kişiler magnezyum gereksiniminin önemli bölümünü besinlerden karşılayabilir.</p>

<p>Magnezyum takviyesi ne zaman gerekir?</p>

<p>Doğrulanmış magnezyum eksikliğinde takviye veya ilaç tedavisi gerekebilir.</p>

<p>Hafif ve belirtisiz eksiklikte ağızdan magnezyum kullanılabilir.</p>

<p>Ciddi eksiklik, belirgin belirtiler veya ciddi ritim bozukluklarında damar yoluyla magnezyum gerekebilir.</p>

<p>Hangi preparatın ve dozun kullanılacağı kişinin magnezyum düzeyi, böbrek fonksiyonları ve eksikliğin nedenine göre belirlenir.</p>

<p>Magnezyum sitrat mı glisinat mı?</p>

<p>Takviyelerin bağırsaktan emilimi ve gastrointestinal toleransı preparata göre farklılık gösterebilir.</p>

<p>Magnezyum sitrat genellikle iyi emilen formlardan biridir ancak bazı kişilerde bağırsak hareketlerini artırabilir.</p>

<p>Magnezyum glisinat da iyi tolere edilen formlardan biri olarak pazarlanır.</p>

<p>Magnezyum oksit ise yüksek elementel magnezyum içermesine rağmen biyoyararlanımı bazı organik tuzlardan daha düşük olabilir ve laksatif etkisi belirgin olabilir.</p>

<p>Ancak bütün kullanıcılar için “en iyi magnezyum formu” şeklinde tek bir bilimsel cevap yoktur.</p>

<p>Takviyenin seçimi kullanım amacı, doz, tolerans ve böbrek fonksiyonlarına göre yapılmalıdır.</p>

<p>Magnezyum takviyesi ishal yapar mı?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Ağızdan alınan magnezyumun sık görülen yan etkilerinden biri ishaldir.</p>

<p>Özellikle emilmeyen magnezyum bağırsak içine su çekerek laksatif etki oluşturabilir.</p>

<p>Magnezyum oksit, hidroksit ve bazı diğer tuzlarda bu etki daha belirgin olabilir.</p>

<p>Yüksek doz takviyelerde karın krampları ve ishal gelişebilir.</p>

<p>Magnezyum nasıl yükseltilir?</p>

<p>Tedavi eksikliğin derecesine ve nedenine göre yapılır.</p>

<p>Hafif eksiklikte magnezyumdan zengin beslenme ve gerektiğinde oral preparatlar kullanılabilir.</p>

<p>Uzun süren ishal veya emilim bozukluğu varsa öncelikle nedenin tedavisi önemlidir.</p>

<p>İlaçlara bağlı böbrek kaybı bulunuyorsa tedavi planı gözden geçirilebilir.</p>

<p>Ciddi veya belirtili hipomagnezemide damar yoluyla magnezyum gerekebilir.</p>

<p>Böbrek fonksiyonları azalmış kişilerde replasman daha dikkatli yapılmalıdır çünkü magnezyum birikme riski vardır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Magnezyum ne kadar sürede yükselir?</p>

<p>Serum magnezyumu tedavi başladıktan sonra görece hızlı düzelebilir ancak vücudun toplam depolarının yenilenmesi daha uzun sürebilir.</p>

<p>Devam eden ishal, böbrekten magnezyum kaybı veya ilaç etkisi varsa değer tekrar düşebilir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca ilk normal serum sonucuna değil, eksikliğin nedeninin düzelip düzelmediğine de bakılır.</p>

<p>Hangi magnezyum değerleri tehlikeli olabilir?</p>

<p>Kesin risk yalnızca rakama göre belirlenmez.</p>

<p>Belirtiler, potasyum ve kalsiyum değerleri, EKG ve böbrek fonksiyonları önemlidir.</p>

<p>Bununla birlikte yaklaşık 1,2 mg/dL'nin altındaki magnezyum ciddi hipomagnezemi olarak değerlendirilir ve nörolojik veya kardiyak belirtiler açısından önem taşır.</p>

<p>Çok yüksek magnezyum düzeylerinde ise kas reflekslerinin kaybı, hipotansiyon, kalp iletim bozuklukları ve solunum baskılanması gelişebilir.</p>

<p>Belirgin anormal sonuçla birlikte çarpıntı, bayılma, nöbet, ciddi kas güçsüzlüğü veya nefes almada güçlük varsa hızlı tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>Magnezyum 1.5 düşük mü?</p>

<p>Evet. 1,5 mg/dL birçok laboratuvarda düşük kabul edilir. İshal, kullanılan ilaçlar, böbrekten magnezyum kaybı veya emilim bozukluğu gibi nedenler araştırılabilir. Potasyum ve kalsiyum değerlerinin de değerlendirilmesi yararlı olabilir.</p>

<p>Magnezyum 1 tehlikeli mi?</p>

<p>1 mg/dL belirgin derecede düşük magnezyum düzeyidir. Ciddi hipomagnezemi kas krampları, titreme, nöbet ve kalp ritmi bozukluklarıyla ilişkili olabilir. Özellikle çarpıntı, bayılma, nöbet veya ciddi kas güçsüzlüğü varsa hızlı tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Magnezyum 1.7 normal mi?</p>

<p>Laboratuvara göre değişir. 1,7 mg/dL bazı laboratuvarlarda normal aralığın alt sınırında, bazılarında ise hafif düşük olabilir. Kişinin kendi laboratuvar referans aralığı esas alınmalıdır.</p>

<p>Magnezyum 2 normal mi?</p>

<p>2 mg/dL birçok laboratuvarda normal serum magnezyum aralığındadır. Ancak serum magnezyumu vücuttaki toplam magnezyum depolarının yalnızca küçük bir bölümünü yansıtır.</p>

<p>Magnezyum 3 yüksek mi?</p>

<p>Evet. 3 mg/dL birçok laboratuvarda yüksek kabul edilir. Özellikle böbrek fonksiyon bozukluğu veya magnezyum içeren takviye, antasit ya da laksatif kullanımı varsa neden değerlendirilmelidir.</p>

<p>Magnezyum düşükse potasyum neden yükselmiyor?</p>

<p>Magnezyum eksikliği böbreklerden potasyum kaybını artırabilir. Bu nedenle ciddi magnezyum eksikliği devam ederken yalnızca potasyum verilmesi potasyum düşüklüğünün kalıcı olarak düzelmesini zorlaştırabilir. Dirençli hipokalemide magnezyumun kontrol edilmesinin önemli nedenlerinden biri budur.</p>

<p>Magnezyum eksikliği çarpıntı yapar mı?</p>

<p>Ciddi magnezyum eksikliği kalbin elektriksel aktivitesini etkileyebilir ve bazı ritim bozukluklarına yatkınlığı artırabilir. Ancak her çarpıntının nedeni magnezyum değildir; ritim bozukluğu şüphesinde EKG ve klinik değerlendirme gerekir.</p>

<p>Magnezyum eksikliği kas krampları yapar mı?</p>

<p>Ciddi eksiklik kas krampları, kas seğirmeleri, titreme ve güçsüzlük yapabilir. Ancak sıradan gece kramplarının çok sayıda başka nedeni vardır ve normal magnezyum sonucu bulunan herkese magnezyum takviyesi verilmesi gerekmez.</p>

<p>Magnezyum testi aç karnına mı yapılır?</p>

<p>Serum magnezyumu için çoğu durumda özel bir açlık şartı bulunmaz. Ancak magnezyum başka kan testleriyle birlikte istenmişse bu testlerin gerektirdiği hazırlık kuralları uygulanabilir.</p>

<p>Magnezyum takviyesi herkes kullanabilir mi?</p>

<p>Hayır. Özellikle ileri böbrek hastalığı bulunan kişilerde magnezyumun vücuttan atılması azalabilir ve takviyeler tehlikeli yüksekliğe yol açabilir. Kullanılan ilaçlarla etkileşim de mümkündür.</p>

<p>Bazı magnezyum preparatları tetrasiklin ve kinolon grubu antibiyotikler ile levotiroksin gibi ilaçların emilimini azaltabilir. Bu nedenle birlikte kullanımın zamanlaması önemlidir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Magnezyum düşüklüğü veya yüksekliği yalnızca takviye kullanılarak kendi kendine tedavi edilmemelidir.</p>

<p>Özellikle yaklaşık 1,2 mg/dL'nin altındaki ciddi hipomagnezemi; nöbet, ciddi kas güçsüzlüğü ve kalp ritmi bozuklukları açısından önem taşıyabilir.</p>

<p>Böbrek fonksiyonları ileri derecede azalmış kişilerde ise magnezyum içeren takviyeler, antasitler ve laksatifler vücutta magnezyum birikmesine yol açabilir.</p>

<p>Çarpıntı, bayılma, nöbet, belirgin bilinç değişikliği, ciddi kas güçsüzlüğü veya nefes almada güçlük gibi belirtiler varsa laboratuvar sonucundan bağımsız olarak hızlı tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. National Institutes of Health Office of Dietary Supplements. Magnesium Fact Sheet for Health Professionals. National Institutes of Health.</p>

<p>2. Gröber U, Schmidt J, Kisters K. Magnesium in Prevention and Therapy. Nutrients, 2015.</p>

<p>3. de Baaij JHF, Hoenderop JGJ, Bindels RJM. Magnesium in Man: Implications for Health and Disease. Physiological Reviews, 2015.</p>

<p>4. U.S. Food and Drug Administration. Low Magnesium Levels Can Be Associated With Long-Term Use of Proton Pump Inhibitor Drugs.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/potasyum-surekli-dusuyorsa-magnezyuma-da-bakin-iki-mineral-birbiriyle-baglantili</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 15:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0973.jpeg" type="image/jpeg" length="41324"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Burhan Özfatura Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dr-burhan-ozfatura-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dr-burhan-ozfatura-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, bürokrat ve eski üniversite öğretim görevlisi Dr. Burhan Özfatura, 83 yaşında hayatını kaybetti. Özfatura, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde tedavi görüyordu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, bürokrat ve eski öğretim görevlisi Dr. Burhan Özfatura, 83 yaşında hayatını kaybetti.</p>

<p>Özfatura, 20 Eylül’de evinde geçirdiği ani kalp durmasının ardından Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Kardiyovasküler Cerrahi Yoğun Bakım Servisi’nde tedavi altına alınan Özfatura, 21 Eylül 2026’da yaşamını yitirdi.</p>

<p>BURHAN ÖZFATURA KİMDİR?</p>

<p>Burhan Özfatura, 8 Haziran 1943’te Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde dünyaya geldi.</p>

<p>1964 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Mezuniyetinin ardından Maliye Bakanlığı Hesap Uzman Muavinliği sınavını kazanarak kamu görevine başladı ve hesap uzmanı oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1966 yılında İzmir’e atanan Özfatura, ilerleyen yıllarda İzmir Hesap Uzmanları Grup Başkanlığı görevini üstlendi.</p>

<p>1973-1974 yıllarında Belçika’da katma değer vergisi konusunda ihtisas yaptı. Türkiye’ye dönüşünün ardından İzmir Defterdarlığı görevine getirildi.</p>

<p>DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ’NDE 9 YIL DERS VERDİ</p>

<p>Özfatura’nın kariyerinin bir bölümü akademide geçti.</p>

<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde görev yapan Özfatura, ücret sistemleri üzerine yüksek lisans, işgücü planlaması üzerine doktora çalışmasını tamamladı.</p>

<p>Dokuz Eylül Üniversitesi’nde 9 yıl öğretim görevlisi olarak görev yaptı.</p>

<p>İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINI İKİ DÖNEM YAPTI</p>

<p>Burhan Özfatura, 1984 yerel seçimlerinde Anavatan Partisi’nden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi ve 1989 yılına kadar görev yaptı.</p>

<p>1994 yerel seçimlerinde bu kez Doğru Yol Partisi’nden yeniden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Özfatura, ikinci başkanlık dönemini 1999 yılına kadar sürdürdü.</p>

<p>Özfatura’nın belediye başkanlığı dönemlerinde İzmir’in altyapısı, toplu konut projeleri, ulaşım yatırımları ve Büyük Kanal Projesi gibi çalışmalar kentin gündeminde önemli yer tuttu.</p>

<p>BÜROKRASİDEN AKADEMİYE, AKADEMİDEN YEREL YÖNETİME</p>

<p>Özfatura’nın çalışma hayatı yalnızca yerel yönetimlerle sınırlı kalmadı.</p>

<p>Maliye Bakanlığı hesap uzmanlığı, İzmir Hesap Uzmanları Grup Başkanlığı ve İzmir Defterdarlığının yanı sıra Başbakanlık Müşavirliği görevinde bulundu.</p>

<p>Emekliliğinin ardından yeminli mali müşavir olarak çalışmalarını sürdüren Özfatura, çeşitli gazetelerde köşe yazıları da kaleme aldı.</p>

<p>83 YAŞINDA HAYATINI KAYBETTİ</p>

<p>20 Eylül 2026’da evinde ani kalp durması geçiren Özfatura, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırıldı.</p>

<p>Yoğun bakımda tedavisi sürdürülen Dr. Burhan Özfatura, 21 Eylül 2026’da 83 yaşında hayatını kaybetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dr-burhan-ozfatura-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1066.jpeg" type="image/jpeg" length="50551"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Probiyotik Ne İşe Yarar? Faydaları ve Zararları Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/probiyotik-ne-ise-yarar-faydalari-ve-zararlari-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/probiyotik-ne-ise-yarar-faydalari-ve-zararlari-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Probiyotiklerin etkisi kullanılan mikroorganizmanın suşuna ve kullanım amacına göre değişiyor. Sağlıklı kişilerin her gün probiyotik almasını gerektiren genel bir öneri bulunmuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>HER GÜN PROBİYOTİK KULLANMAK GEREKLİ Mİ?</p>

<p>Probiyotikler bağırsak sağlığı denildiğinde ilk akla gelen takviyelerden biri haline geldi. Ancak sağlıklı bir kişinin bağırsaklarını “düzeltmek” veya mikrobiyotasını sürekli desteklemek amacıyla her gün probiyotik takviyesi kullanması gerektiğini gösteren genel bir bilimsel öneri bulunmuyor.</p>

<p>ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri Besin Takviyeleri Ofisi de sağlıklı kişiler için probiyotik kullanımını öneren veya kullanımına karşı çıkan resmi ve genel bir tavsiye bulunmadığını belirtiyor. Bazı probiyotiklerin belirli sağlık durumlarında yararı olabilir; fakat bu sonuçlar bütün probiyotik ürünlerine genellenemez.</p>

<p>PROBİYOTİK NEDİR?</p>

<p>Probiyotik, yeterli miktarda alındığında kişiye sağlık yararı sağlayan canlı mikroorganizmaları ifade eder.</p>

<p>Bu tanımdaki “sağlık yararı” kısmı önemli. İçinde canlı bakteri bulunması bir ürünü otomatik olarak kanıtlanmış probiyotik haline getirmez.</p>

<p>Dünya Gastroenteroloji Örgütü de “probiyotik” ifadesinin kontrollü insan çalışmalarında sağlık yararı gösterilmiş canlı mikroorganizmalar için kullanılmasını vurguluyor.</p>

<p>HER PROBİYOTİK AYNI DEĞİL</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Probiyotiklerin en çok gözden kaçan özelliği suş farklılığıdır.</p>

<p>Mikroorganizmalar cins, tür ve suş düzeyinde tanımlanır. Örneğin aynı bakteri türünün iki farklı suşu insan vücudunda aynı etkiyi göstermek zorunda değildir.</p>

<p>Bu nedenle bir araştırmada belirli bir probiyotik suşunun belirli bir hastalık veya belirti için yararlı bulunması, market veya eczanedeki bütün probiyotik ürünlerinin aynı sonucu sağlayacağı anlamına gelmez.</p>

<p>Dünya Gastroenteroloji Örgütü, klinik önerilerin mümkün olduğunca çalışmalarda faydası gösterilen belirli suş, doz ve kullanım süresine dayanması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>“50 MİLYAR BAKTERİ” DAHA İYİ Mİ?</p>

<p>Probiyotik ambalajlarında sıkça 1 milyar, 10 milyar veya 50 milyar CFU gibi ifadeler görülür.</p>

<p>CFU, üründe canlı kalabilen mikroorganizmaların miktarını ifade etmek için kullanılan “koloni oluşturan birim” ölçüsüdür.</p>

<p>Ancak sayı yükseldikçe ürünün otomatik olarak daha etkili hale geldiği düşünülmemeli.</p>

<p>NIH Besin Takviyeleri Ofisi, daha yüksek CFU içeren ürünlerin daha düşük CFU içerenlerden mutlaka daha etkili olmadığını açıkça belirtiyor.</p>

<p>Bir probiyotiğin olası faydasını değerlendirirken yalnızca toplam bakteri sayısına değil, hangi mikroorganizmayı ve özellikle hangi suşu içerdiğine bakmak gerekir.</p>

<p>ŞİŞKİNLİK VE GAZ İÇİN PROBİYOTİK İŞE YARAR MI?</p>

<p>Şişkinlik, gaz ve karın ağrısı probiyotiklerin en sık kullanılma nedenleri arasında.</p>

<p>Özellikle irritabl bağırsak sendromu, yani IBS üzerine çok sayıda çalışma yapılmış durumda.</p>

<p>Bazı meta-analizlerde belirli probiyotiklerin IBS'de genel belirtiler, karın ağrısı, şişkinlik veya gaz üzerinde mütevazı faydalar sağlayabileceği bildirildi.</p>

<p>Ancak sonuçlar bütün ürünlerde aynı değil. Çalışmalarda farklı bakteri türleri, suşlar, kombinasyonlar, dozlar ve tedavi süreleri kullanıldığı için “IBS varsa probiyotik kullanın” şeklinde bütün ürünleri kapsayan basit bir sonuç çıkarmak mümkün değil.</p>

<p>Bazı çalışmalarda belirli suşlar fayda gösterirken diğerlerinde anlamlı bir etki bulunmaması bunun en açık örneklerinden biri.</p>

<p>ANTİBİYOTİK KULLANIRKEN PROBİYOTİK GEREKİR Mİ?</p>

<p>Probiyotikler konusunda kanıtın daha somut olduğu alanlardan biri antibiyotik kullanımına bağlı ishalin önlenmesi.</p>

<p>Antibiyotikler bağırsak mikrobiyotasını değiştirebilir ve bazı kişilerde antibiyotiğe bağlı ishal gelişebilir.</p>

<p>NIH'nin değerlendirdiği meta-analizlerde belirli probiyotiklerin antibiyotiğe bağlı ishal riskini azaltabildiği görülüyor. Ancak burada da “her probiyotik” sonucu çıkarılmamalı.</p>

<p>Örneğin Lacticaseibacillus rhamnosus GG ve Saccharomyces boulardii üzerine bu alanda klinik çalışmalar bulunuyor.</p>

<p>Çalışmaların toplu değerlendirmelerinde yararın yaşa, kullanılan antibiyotiğe, kişinin hastanede olup olmamasına, probiyotik suşuna ve tedavinin ne zaman başlatıldığına göre değişebildiği görülüyor.</p>

<p>Bu nedenle antibiyotik alan herkesin rastgele bir probiyotik satın almasıyla, klinik çalışmalarda belirli suşlarla elde edilen sonuçlar aynı şey değildir.</p>

<p>PROBİYOTİK İLE PREBİYOTİK AYNI ŞEY DEĞİL</p>

<p>İsimleri birbirine benzese de probiyotik ve prebiyotik aynı kavram değildir.</p>

<p>Probiyotikler sağlık yararı gösteren belirli canlı mikroorganizmalardır.</p>

<p>Prebiyotikler ise bağırsaktaki belirli mikroorganizmalar tarafından kullanılan ve sağlık yararı sağlayabilen maddelerdir. İnülin, fruktooligosakkaritler ve galaktooligosakkaritler sık incelenen örnekler arasındadır.</p>

<p>Probiyotik ve prebiyotiğin birlikte bulunduğu ürünler ise “sinbiyotik” olarak adlandırılabilir.</p>

<p>HER YOĞURT VE FERMENTE GIDA PROBİYOTİK Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Yoğurt, kefir, kimchi, lahana turşusu, kombucha ve diğer fermente ürünler bağırsak sağlığı tartışmalarında sıkça aynı başlık altında değerlendiriliyor. Ancak “fermente gıda” ile “kanıtlanmış probiyotik” aynı anlama gelmez.</p>

<p>Bazı fermente gıdalarda tüketildiği sırada canlı mikroorganizmalar bulunabilir. Bazılarında ise üretim sonrasında uygulanan işlemler nedeniyle canlı kültür kalmayabilir.</p>

<p>Daha da önemlisi, bir gıdada canlı mikroorganizma bulunması o mikroorganizmanın belirli bir sağlık yararının kontrollü insan çalışmalarında gösterildiği anlamına gelmez.</p>

<p>Bu nedenle “fermente olan her şey probiyotiktir” yaklaşımı bilimsel tanımla uyumlu değildir.</p>

<p>PROBİYOTİK ALIRKEN ETİKETTE NEYE BAKILMALI?</p>

<p>Bir ürün belirli bir sağlık amacıyla kullanılacaksa yalnızca ambalajın önündeki “probiyotik” ifadesine bakmak yeterli değildir.</p>

<p>Etikette mümkünse mikroorganizmanın:</p>

<p>Cinsi</p>

<p>Türü</p>

<p>Suşu</p>

<p>CFU miktarı</p>

<p>Son kullanma tarihi</p>

<p>Saklama koşulları</p>

<p>kontrol edilmelidir.</p>

<p>Özellikle suş bilgisinin bulunması önemlidir. Çünkü klinik çalışmada faydası gösterilen sonuç, çoğu zaman belirli bir mikroorganizma suşuna aittir.</p>

<p>CFU bilgisinde de ürünün üretildiği gündeki sayıdan çok raf ömrünün sonuna kadar canlı kalması beklenen miktarın belirtilmesi daha anlamlıdır.</p>

<p>DAHA FAZLA SUŞ DAHA İYİ Mİ?</p>

<p>Bir üründe 10 veya 20 farklı mikroorganizmanın bulunması, tek suşlu bir üründen otomatik olarak daha etkili olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>NIH'nin antibiyotiğe bağlı ishal değerlendirmesinde de birden fazla probiyotik suşu kullanılmasının faydayı mutlaka artırdığına ilişkin kanıt bulunmadığı belirtiliyor.</p>

<p>Burada da temel soru “kaç bakteri var?” değil, “hangi sağlık amacı için hangi suşun hangi dozda araştırıldığı?” olmalı.</p>

<p>PROBİYOTİKLER ZARAR VEREBİLİR Mİ?</p>

<p>Sağlıklı kişilerde yaygın kullanılan probiyotiklerin ciddi sorun oluşturması nadirdir. Gaz gibi geçici sindirim sistemi yakınmaları görülebilir.</p>

<p>Ancak “doğal” veya “faydalı bakteri” ifadeleri probiyotiklerin herkes için tamamen risksiz olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Ciddi hastalığı bulunan veya bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde probiyotik mikroorganizmaların kana geçerek enfeksiyona yol açtığı nadir vakalar bildirilmiştir.</p>

<p>Bu nedenle Dünya Gastroenteroloji Örgütü, bağışıklık sistemi baskılanmış veya ciddi hastalığı bulunan kişilerde kullanımın kanıtlanmış suşlar ve endikasyonlarla sınırlandırılmasını öneriyor.</p>

<p>Prematüre bebeklerde ise güvenlik konusu daha da önemlidir. ABD Gıda ve İlaç Dairesi daha önce hastanede yatan prematüre bebeklerde probiyotik kullanımına bağlı ciddi ve potansiyel olarak ölümcül enfeksiyon riski konusunda uyarıda bulunmuştur.</p>

<p>“BAĞIRSAK MİKROBİYOTAMI DÜZELTMEK İSTİYORUM” YETERLİ BİR NEDEN Mİ?</p>

<p>Bağırsak mikrobiyotası kişiden kişiye oldukça farklıdır ve yüzlerce farklı mikroorganizmayı barındıran karmaşık bir ekosistemdir.</p>

<p>Bir probiyotik kapsülünün bu sistemi herkes için aynı yönde ve kalıcı biçimde “düzelttiği” düşüncesi mevcut bilimsel bilgilerden daha güçlü bir iddiadır.</p>

<p>Probiyotiklerin bağırsakta kalıcılığı da kişiden kişiye değişebilir. Bazı probiyotik mikroorganizmalar sindirim sisteminden geçici olarak geçer ve kullanım sonrasında kalıcı olarak yerleşmeyebilir.</p>

<p>Bu nedenle bağırsak sağlığını yalnızca günlük bir kapsüle indirgemek doğru değildir.</p>

<p>HER GÜN PROBİYOTİK ALMALI MIYIM?</p>

<p>Sağlıklı kişiler için “herkes her gün probiyotik kullanmalı” şeklinde genel bir öneri bulunmuyor.</p>

<p>Probiyotiklerin bilimsel olarak daha anlamlı kullanımı, belirli bir sağlık problemi için faydası araştırılmış suşun, uygun doz ve süreyle değerlendirilmesidir.</p>

<p>Şişkinlik, gaz, ishal veya kabızlık uzun süredir devam ediyorsa yalnızca probiyotik değiştirerek belirtileri bastırmaya çalışmak yerine altta yatan nedenin değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Bağırsak alışkanlıklarında yeni ve kalıcı değişiklik, dışkıda kan, açıklanamayan kilo kaybı, sürekli veya şiddetli karın ağrısı ya da ateş gibi belirtiler varsa sağlık profesyoneline başvurulmalıdır.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır ve kişisel tanı veya tedavi önerisi değildir. Kronik sindirim sistemi yakınmalarınız, bağışıklık sistemini etkileyen bir hastalığınız veya ciddi bir sağlık sorununuz varsa probiyotik kullanmadan önce sağlık profesyoneline danışın.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>National Institutes of Health, Office of Dietary Supplements — Probiotics Fact Sheet for Health Professionals</p>

<p>National Institutes of Health, Office of Dietary Supplements — Probiotics Fact Sheet for Consumers</p>

<p>World Gastroenterology Organisation — Global Guidelines: Probiotics and Prebiotics, 2023</p>

<p>International Scientific Association for Probiotics and Prebiotics — Consensus Statement on the Scope and Appropriate Use of the Term Probiotic, Nature Reviews Gastroenterology &amp; Hepatology, 2014 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/probiyotik-ne-ise-yarar-faydalari-ve-zararlari-nelerdir</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1064.jpeg" type="image/jpeg" length="25127"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Lor Peynirli Menemen Tarifi: Yüksek Proteinli Kahvaltı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/lor-peynirli-menemen-tarifi-yuksek-proteinli-kahvalti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/lor-peynirli-menemen-tarifi-yuksek-proteinli-kahvalti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lor peynirli menemen; yumurta, domates, biber ve lorla yaklaşık 15 dakikada hazırlanan, protein açısından güçlü ve pratik bir kahvaltı tarifi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Lor Peynirli Menemen Tarifi: Yüksek Proteinli Kahvaltı</p>

<p>Menemen, domates, biber ve yumurtayla hazırlanan en pratik sıcak kahvaltılardan biri. Bu versiyonda klasik tarife lor peyniri eklenerek protein miktarı artırılıyor ve daha doyurucu bir kahvaltı seçeneği elde ediliyor.</p>

<p>Tarifin iyi sonuç vermesi için domatesin suyunu tamamen kurutmamak, yumurtayı gereğinden uzun pişirmemek ve lor peynirini son aşamada eklemek önemli.</p>

<p>Lorun tuz miktarı üründen ürüne değişebildiği için tuzu başlangıçta eklemek yerine yemeğin sonunda kontrol etmek de daha güvenli sonuç veriyor.</p>

<p>Sağlıklı beslenme açısından neden öne çıkıyor?</p>

<p>Yumurta ve lor peyniri tarifin başlıca protein kaynaklarıdır. Domates ve biber ise kahvaltıya sebze eklenmesini sağlar.</p>

<p>Türkiye Beslenme Rehberi'nde yumurta et, balık, tavuk ve kuru baklagillerle birlikte protein kaynaklarının bulunduğu besin grubunda; peynir ise süt ve süt ürünleri grubunda değerlendirilir.</p>

<p>Menemenin yanında taze sebzeler ve ihtiyaca uygun miktarda tam tahıllı ekmek kullanılması kahvaltının besin çeşitliliğini artırabilir.</p>

<p>Tarif bilgileri</p>

<p>Hazırlama süresi: 5 dakika<br />
Pişirme süresi: 10 dakika<br />
Toplam süre: Yaklaşık 15 dakika<br />
Kaç kişilik: 2 kişilik<br />
Yaklaşık porsiyon büyüklüğü: Kişi başı yarım tava<br />
Zorluk: Çok kolay<br />
Öğün: Kahvaltı<br />
Kategori: Yüksek Proteinli Tarifler</p>

<p>Yaklaşık besin değerleri</p>

<p>1 porsiyon için yaklaşık:</p>

<p>Kalori: 310 kcal<br />
Protein: 28 g<br />
Karbonhidrat: 11 g<br />
Yağ: 18 g<br />
Lif: 3 g</p>

<p>Değerler 4 büyük yumurta, 150 gram lor peyniri, yaklaşık 350 gram domates, 100 gram biber ve 10 ml zeytinyağı üzerinden iki porsiyon için yaklaşık hesaplanmıştır.</p>

<p>Yumurtaların büyüklüğü, lor peynirinin yağ ve protein oranı, kullanılan yağ miktarı ve gerçek porsiyon büyüklüğü değerleri değiştirebilir.</p>

<p>Malzemeler</p>

<p>4 adet büyük yumurta<br />
150 gram lor peyniri<br />
3 orta boy olgun domates, yaklaşık 350 gram<br />
2 adet yeşil biber<br />
1 küçük kırmızı kapya biber, isteğe bağlı<br />
2 çay kaşığı zeytinyağı, yaklaşık 10 ml<br />
Yarım çay kaşığı karabiber<br />
Yarım çay kaşığı kırmızı pul biber<br />
Kontrollü miktarda tuz<br />
İsteğe göre maydanoz</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lor peynirli menemen nasıl yapılır?</p>

<p>1. Domatesleri yıkayın. Kabuklarını isteğe göre soyup küçük küpler halinde doğrayın veya iri rendeleyin.</p>

<p>2. Yeşil biberleri ve kullanıyorsanız kapya biberi küçük parçalar halinde kesin.</p>

<p>3. Geniş yapışmaz tavayı orta ateşte ısıtın.</p>

<p>4. Zeytinyağını ekleyin.</p>

<p>5. Biberleri tavaya alın ve yaklaşık 2-3 dakika, hafifçe yumuşayana kadar soteleyin.</p>

<p>6. Domatesleri ekleyin.</p>

<p>7. Orta ateşte yaklaşık 4-5 dakika pişirin.</p>

<p>8. Domatesin çiğ aroması azalmalı ancak tavadaki bütün su buharlaşmamalıdır. Menemenin sulu dokusu için bir miktar domates suyu kalmalıdır.</p>

<p>9. Yumurtaları ayrı bir kaseye kırın.</p>

<p>10. Yumurtaları çatalla yalnızca sarıları ve beyazları birleşecek kadar çırpın.</p>

<p>11. Yumurtaları domatesli karışımın üzerine dökün.</p>

<p>12. Ateşi orta-kısık seviyeye indirin.</p>

<p>13. Spatulayla kenarlardan ortaya doğru yavaşça karıştırın.</p>

<p>14. Yumurtalar büyük ölçüde pişmiş ancak hâlâ hafif nemliyken lor peynirini ekleyin.</p>

<p>15. Loru tamamen ezmeden karışıma dağıtın.</p>

<p>16. Yaklaşık 1 dakika daha kontrollü biçimde pişirin.</p>

<p>17. Karabiber ve pul biberi ekleyin.</p>

<p>18. Lor peynirinin tuzunu dikkate alarak tadına bakın ve gerekiyorsa çok az tuz ekleyin.</p>

<p>19. Yumurtalar tamamen piştiğinde ocağı kapatın. Menemeni tavada gereğinden uzun bekletmeyin; kalan ısı pişirmeye devam edecektir.</p>

<p>20. İsteğe göre ince kıyılmış maydanoz ekleyip sıcak servis edin.</p>

<p>Şefin püf noktası</p>

<p>Menemenin domatesini tamamen kurutmayın. Domatesin bütün suyunu uçurmak, yumurtalar eklendikten sonra yemeğin kuru olmasına neden olabilir.</p>

<p>Lor peynirini yumurtayla aynı anda eklemek yerine yumurta toparlanmaya başladığında ekleyin. Böylece lorun dokusu tamamen kaybolmaz.</p>

<p>Yumurtayı yüksek ateşte uzun süre pişirmeyin. Fazla pişmiş yumurta kuru ve lastiksi bir yapıya dönüşebilir.</p>

<p>Lor peyniri tuzluysa ayrıca tuz kullanmak gerekmeyebilir.</p>

<p>Daha sağlıklı hale nasıl getirilebilir?</p>

<p>Tarifte yüksek miktarda yağ kullanmak gerekmiyor. Yapışmaz tavada yaklaşık iki çay kaşığı zeytinyağı yeterlidir.</p>

<p>Kahvaltıda sebze miktarını artırmak için menemeni salatalık, roka, maydanoz veya mevsim yeşillikleriyle servis edebilirsiniz.</p>

<p>Ekmek tüketilecekse kişinin gereksinimine uygun porsiyonda tam tahıllı seçenekler tercih edilebilir.</p>

<p>Kimler için uygun?</p>

<p>Lor peynirli menemen, protein açısından güçlü sıcak bir kahvaltı isteyenler için uygun bir seçenektir.</p>

<p>Et tüketmeyen ancak yumurta ve süt ürünlerini tüketen vejetaryen beslenme biçimine uygundur.</p>

<p>Tarifin temel malzemelerinde gluten içeren tahıl bulunmaz. Çölyak hastalığı bulunan kişiler lor peyniri ve baharat gibi paketli ürünlerin etiketlerini ve çapraz bulaşma riskini kontrol etmelidir.</p>

<p>Yumurta veya süt proteini alerjisi bulunan kişiler için standart hali uygun değildir.</p>

<p>Lor peynirli menemen kaç kaloridir?</p>

<p>Bu tarif iki eşit porsiyona ayrıldığında bir porsiyon yaklaşık 310 kalori sağlayabilir.</p>

<p>Lor peynirinin yağ oranı, yumurtaların büyüklüğü ve kullanılan zeytinyağı miktarı toplam enerji değerini değiştirebilir.</p>

<p>Lor peynirli menemen kaç gram protein içerir?</p>

<p>Verilen ölçülerle bir porsiyon yaklaşık 28 gram protein sağlayabilir.</p>

<p>Kesin değer özellikle kullanılan lor peynirinin protein içeriğine göre değişir.</p>

<p>Menemene lor peyniri ne zaman eklenir?</p>

<p>Lor peynirini yumurtalar büyük ölçüde toparlandıktan sonra eklemek iyi sonuç verir.</p>

<p>Böylece peynir hem ısınır hem de tamamen eriyip domatesli karışımın içinde kaybolmaz.</p>

<p>Menemenin domatesi ne kadar pişmeli?</p>

<p>Domatesin çiğ aroması kaybolmalı ve bir miktar suyu buharlaşmalıdır. Ancak bütün suyunu çektirmek gerekmez.</p>

<p>Olgun ve çok sulu domatesler biraz daha uzun, etli domatesler daha kısa pişirme gerektirebilir.</p>

<p>Menemene soğan konur mu?</p>

<p>Soğanlı ve soğansız menemen Türkiye'de yaygın iki farklı tercihtir. Bu tarif, kahvaltıda daha hızlı hazırlanması ve domates-biber lezzetinin öne çıkması için soğansız hazırlanmıştır.</p>

<p>Soğan kullanılmak istenirse küçük bir kuru soğan ince doğranıp biberlerden önce yumuşayana kadar sotelenebilir.</p>

<p>Saklama ve servis</p>

<p>Yumurta ve süt ürünü içeren menemen en iyi dokusuna pişirildiği anda sahiptir.</p>

<p>Artan yemek oda sıcaklığında uzun süre bırakılmamalı; uygun şekilde soğutulduktan sonra kapalı bir kapta buzdolabına kaldırılmalıdır.</p>

<p>Yeniden ısıtılırken yemeğin tamamının güvenli biçimde ısındığından emin olun. Ancak tekrar tekrar ısıtmak yumurtanın dokusunu belirgin biçimde bozabilir.</p>

<p>Lor peynirli menemen, klasik menemeni daha yüksek protein içeren bir kahvaltıya dönüştürmenin basit yollarından biri. Ekstra protein tozu veya özel bir ürüne ihtiyaç duymadan yumurta ve lor peynirinden yararlanılıyor.</p>

<p>İyi sonuç için domatesi tamamen kurutmamak, yumurtayı düşük-orta ateşte kontrollü pişirmek ve loru son aşamada eklemek yeterli.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı – Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER 2022)<br />
USDA – FoodData Central </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlıklı Tarifler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/lor-peynirli-menemen-tarifi-yuksek-proteinli-kahvalti</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 15:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1063.jpeg" type="image/jpeg" length="81295"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Cengiz İpek hayatını kaybetti: Cengiz İpek kimdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-cengiz-ipek-hayatini-kaybetti-cengiz-ipek-kimdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-cengiz-ipek-hayatini-kaybetti-cengiz-ipek-kimdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kocaeli’de akademi, mühendislik ve sivil toplum alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Cengiz İpek, 59 yaşında hayatını kaybetti. Haliç Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı görevini yürüten İpek’in vefatı, akademi ve sivil toplum çevrelerinde üzüntüyle karşılandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Prof. Dr. Cengiz İpek’in geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdiği bildirildi. Uzun yıllardır Kocaeli’de yaşayan İpek, akademik kariyerinin yanı sıra Türk Kızılay ve çeşitli meslek kuruluşlarında üstlendiği görevlerle de tanınıyordu.</p>

<p>Haliç Üniversitesi’nde dekanlık görevini yürütüyordu</p>

<p>İnşaat yüksek mühendisi ve akademisyen olan Prof. Dr. Cengiz İpek, son olarak Haliç Üniversitesi bünyesinde görev yapıyordu.</p>

<p>Üniversitenin resmi akademik kayıtlarında İpek, Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü öğretim üyesi ve Güzel Sanatlar Fakültesi yönetiminde dekan olarak yer alıyordu.</p>

<p>İpek’in akademik çalışma alanları arasında deprem mühendisliği, yapı mühendisliği, katı cisimler mekaniği ve afet yönetimi bulunuyordu.</p>

<p>Kızılay Kocaeli Başkanlığı yaptı</p>

<p>Prof. Dr. Cengiz İpek, akademik çalışmalarının yanında Kocaeli’de sivil toplum faaliyetlerinde de uzun yıllar görev aldı.</p>

<p>2016-2022 yılları arasında Türk Kızılay Kocaeli Şube Başkanlığı görevini yürüten İpek, 2021-2022 döneminde Türk Kızılay Genel Merkez Denetim Kurulu üyeliğinde bulundu.</p>

<p>Kocaeli Ticaret Odası’nda iki dönem komite üyeliği yapan İpek, Mimar ve Mühendisler Grubu Kocaeli Başkanlığı görevini de yürütüyordu.</p>

<p>Prof. Dr. Cengiz İpek kimdir?</p>

<p>Prof. Dr. Cengiz İpek, 1967 yılında doğdu. Aslen Erzurumlu olan İpek, yaklaşık 40 yıl Kocaeli’de yaşadı.</p>

<p>İpek, 1988 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesinden mezun oldu. Lisans eğitiminin ardından akademik çalışmalarını sürdüren İpek, 1993 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Mekanik Ana Bilim Dalında yüksek lisans eğitimini tamamladı.</p>

<p>Doktora eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi Yapı Mühendisliği Bölümünde tamamlayan Cengiz İpek, 2011 yılında doktorasını aldı.</p>

<p>Türkiye ve yurt dışında üniversitelerde görev yaptı</p>

<p>Prof. Dr. Cengiz İpek’in akademik kariyeri Türkiye ile sınırlı kalmadı.</p>

<p>İpek’in kariyeri boyunca South Bank Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Buffalo Üniversitesi, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi gibi farklı yükseköğretim kurumlarında akademik çalışmalar yürüttüğü bildirildi.</p>

<p>İngiltere, ABD, Kanada, Almanya, Hollanda ve Japonya başta olmak üzere farklı ülkelerde araştırma ve akademik faaliyetlerde bulunan İpek’in yurt içi ve yurt dışında çok sayıda bilimsel çalışmaya katkı sunduğu belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yerel kaynaklarda İpek’in akademik kariyeri boyunca 123 makale ve bildiriye imza attığı bilgisi yer aldı.</p>

<p>Deprem ve yapı mühendisliği üzerine çalıştı</p>

<p>Prof. Dr. Cengiz İpek’in bilimsel çalışmalarında özellikle yapı güvenliği ve deprem mühendisliği öne çıktı.</p>

<p>Haliç Üniversitesi akademisyen profilinde de araştırma alanları deprem mühendisliği, yapı mühendisliği, katı cisimler mekaniği ve afet yönetimi olarak gösteriliyordu. İpek’in betonarme yapılarda deprem hasarları, yapı güvenliği ve sıvılaşma gibi konularda akademik çalışmaları bulunuyordu.</p>

<p>Akademik birikimini mimarlık eğitimiyle de buluşturan İpek, yapı mühendisliği ile mimari tasarım arasındaki teknik ilişkinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürüttü.</p>

<p>Prof. Dr. Cengiz İpek neden öldü?</p>

<p>21 Eylül 2026 tarihinde yayımlanan birden fazla yerel haberde Prof. Dr. Cengiz İpek’in geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p>59 yaşında yaşamını yitiren İpek, evli ve iki çocuk babasıydı.</p>

<p>İpek’in vefatı, görev yaptığı üniversitelerin yanı sıra Kocaeli’deki akademi, mühendislik ve sivil toplum çevrelerinde üzüntüyle karşılandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-cengiz-ipek-hayatini-kaybetti-cengiz-ipek-kimdir</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 14:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1062.jpeg" type="image/jpeg" length="44329"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Troponin Kaç Olmalı? 5, 14, 20, 50 ve 100 Ne Demek?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/troponin-kac-olmali-5-14-20-50-ve-100-ne-demek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/troponin-kac-olmali-5-14-20-50-ve-100-ne-demek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Troponin kaç olmalı, 5, 14, 20, 50 ve 100 ne demek? Troponin yüksekliği kalp kası hasarını gösterebilir ancak her yükseklik kalp krizi değildir. Normal sınır hs-Troponin I/T testine ve laboratuvar yöntemine göre değişir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Troponin, kalp krizi şüphesinde kullanılan en önemli kan testlerinden biridir. Ancak troponinin yüksek çıkması ile kalp krizi aynı şey değildir.</p>

<p>Troponin yüksekliği kalp kası hücrelerinde hasar bulunduğunu düşündürür. Bu hasarın nedeni kalp krizi olabileceği gibi miyokardit, kalp yetersizliği, ciddi ritim bozukluğu, akciğer embolisi, ağır enfeksiyon ve başka hastalıklar da olabilir.</p>

<p>Kalp krizi tanısında ise troponin sonucunun yanı sıra hastanın belirtileri, EKG, seri troponin değişimi ve gerektiğinde görüntüleme bulguları birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Troponin nedir?</p>

<p>Troponin, kas kasılmasını düzenleyen protein kompleksinin bir parçasıdır.</p>

<p>Kalp kasına özgü değerlendirmede başlıca iki biyobelirteç kullanılır:</p>

<p>Kardiyak troponin I (cTnI)</p>

<p>Kardiyak troponin T (cTnT)</p>

<p>Günümüzde birçok hastanede yüksek duyarlılıklı testler kullanılmaktadır.</p>

<p>Bunlar:</p>

<p>hs-cTnI</p>

<p>ve</p>

<p>hs-cTnT</p>

<p>olarak raporlanabilir.</p>

<p>Yüksek duyarlılıklı testler çok küçük miktarlardaki kardiyak troponini ölçebildiği için kalp kası hasarının daha erken saptanmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Troponin kaç olmalı?</p>

<p>Troponinde bütün laboratuvarlara uygulanabilecek tek bir normal sayı yoktur.</p>

<p>Bu nokta son derece önemlidir.</p>

<p>Troponin sonucunun yorumlanması:</p>

<p>Hangi testin kullanıldığına</p>

<p>hs-Troponin I mı T mi olduğuna</p>

<p>Cihaz ve analiz yöntemine</p>

<p>Sonucun birimine</p>

<p>Laboratuvarın 99. persentil üst referans sınırına</p>

<p>Bazı testlerde cinsiyete özgü eşiklere</p>

<p>bağlıdır.</p>

<p>Bu nedenle internette sık görülen “troponin 14'ün altındaysa normaldir” ifadesi bütün troponin testlerine uygulanamaz.</p>

<p>14 ng/L bazı hs-cTnT yöntemleriyle ilişkilendirilen bir sınır olabilirken başka bir hs-cTnI testinde tamamen farklı üst referans değeri kullanılabilir.</p>

<p>Kişinin kendi laboratuvar raporundaki yöntem ve referans sınırı esas alınmalıdır.</p>

<p>99. persentil ne demek?</p>

<p>Troponin değerlendirmesinde önemli kavramlardan biridir.</p>

<p>Sağlıklı referans popülasyonunun yüzde 99'unun altında kaldığı troponin düzeyi belirlenir.</p>

<p>Bunun üzerindeki değer miyokard hasarı açısından üst referans sınırını aşmış kabul edilir.</p>

<p>Ancak 99. persentilin üzerinde troponin bulunması tek başına kalp krizi demek değildir.</p>

<p>Bu sonuç “miyokard hasarı var” şeklinde değerlendirilir.</p>

<p>Hasarın kalp krizinden kaynaklandığını söylemek için akut iskemi kanıtları gerekir.</p>

<p>Troponin 5 ne anlama gelir?</p>

<p>Troponin 5 ng/L yüksek duyarlılıklı birçok testte düşük bir sonuç olabilir.</p>

<p>Ancak hangi testin kullanıldığı bilinmeden “kesin normal” denilemez.</p>

<p>Bazı acil servis algoritmalarında çok düşük başlangıç hs-troponin düzeyleri, belirtilerin başlangıç zamanı ve EKG ile birlikte kullanılarak kalp krizinin erken dışlanmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Ancak göğüs ağrısı çok kısa süre önce başladıysa ilk troponin henüz yükselmemiş olabilir.</p>

<p>Bu nedenle tek başına 5 rakamı bütün hastalarda kalp krizini dışlamaz.</p>

<p>Troponin 14 ne demek?</p>

<p>14 ng/L özellikle bazı yüksek duyarlılıklı troponin T testleri nedeniyle internette sık aranan bir değerdir.</p>

<p>Ancak 14'ü bütün troponin testlerinin evrensel normal sınırı olarak kullanmak doğru değildir.</p>

<p>Laboratuvar farklı hs-cTnI yöntemi kullanıyorsa üst referans sınırı farklı olabilir.</p>

<p>Ayrıca kadın ve erkek için farklı 99. persentil değerleri kullanan testler vardır.</p>

<p>Bu nedenle sonuç raporundaki referans değeri kontrol edilmelidir.</p>

<p>Troponin 20 ne anlama gelir?</p>

<p>Troponin 20 ng/L bazı yüksek duyarlılıklı testlerde üst referans sınırının üzerinde olabilirken başka bir testte farklı yorumlanabilir.</p>

<p>Eğer laboratuvarın 99. persentil sınırının üzerindeyse miyokard hasarı açısından pozitif kabul edilir.</p>

<p>Ancak burada asıl soru şudur:</p>

<p>Troponin 20'de sabit mi kalıyor?</p>

<p>Yoksa birkaç saat içinde 20'den 50'ye mi yükseliyor?</p>

<p>Akut yükselme veya düşme paterni yeni gelişen kalp kası hasarı açısından önemli bilgi sağlar.</p>

<p>Troponin 50 ne demek?</p>

<p>50 ng/L birçok yüksek duyarlılıklı testte üst referans sınırının üzerinde olacaktır.</p>

<p>Ancak yine kalp krizi tanısı değildir.</p>

<p>Göğüs ağrısı, EKG'de iskemi bulguları ve troponinde dinamik yükselme-düşme varsa akut miyokard enfarktüsü olasılığı güçlenir.</p>

<p>Buna karşılık kronik böbrek hastalığı veya kalp yetersizliği bulunan bir kişide troponin uzun süredir yüksek olabilir.</p>

<p>Bu durumda önceki sonuçlar ve seri değişim özellikle değerlidir.</p>

<p>Troponin 100 ne anlama gelir?</p>

<p>100 ng/L birçok modern yüksek duyarlılıklı troponin yönteminde belirgin yüksek bir sonuç olacaktır.</p>

<p>Kalp krizi olasılığı klinik tabloya göre ciddi biçimde değerlendirilir.</p>

<p>Ancak 100 ng/L dahi tek başına “kesin kalp krizi” anlamına gelmez.</p>

<p>Miyokardit, ciddi taşikardi, kalp yetersizliği, akciğer embolisi, sepsis ve başka ağır hastalıklar da bu düzeylerde troponin yüksekliğine yol açabilir.</p>

<p>Troponin 1000 ne demek?</p>

<p>Troponinin yüzlerce veya binlerce ng/L düzeyine ulaşması büyük miktarda kalp kası hasarı bulunduğunu düşündürebilir.</p>

<p>Akut miyokard enfarktüsü önemli nedenlerden biridir.</p>

<p>Ancak miyokardit, ciddi dolaşım bozukluğu ve başka büyük miyokard hasarı durumlarında da çok yüksek troponin görülebilir.</p>

<p>Rakamın büyüklüğü klinik ciddiyet açısından önemli bilgi sağlayabilir ancak kalp hasarının nedenini tek başına belirleyemez.</p>

<p>Troponin yüksekliği her zaman kalp krizi midir?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Troponin yüksekliği “miyokard hasarı” olduğunu gösterir.</p>

<p>Kalp krizi ise miyokard hasarının belirli bir nedenidir.</p>

<p>Güncel miyokard enfarktüsü tanımında kalp krizi için troponinin 99. persentilin üzerinde olması ve akut yükselme veya düşme göstermesinin yanında miyokard iskemisini destekleyen kanıt gerekir.</p>

<p>Bunlar arasında:</p>

<p>İskemik göğüs ağrısı</p>

<p>Yeni iskemik EKG değişiklikleri</p>

<p>Patolojik Q dalgaları</p>

<p>Görüntülemede yeni kalp kası kaybı veya bölgesel duvar hareket bozukluğu</p>

<p>Koroner trombüsün gösterilmesi</p>

<p>bulunabilir.</p>

<p>Dolayısıyla troponin yüksekliği ile kalp krizi aynı tanım değildir.</p>

<p>Miyokard hasarı nedir?</p>

<p>Troponinin 99. persentil üst referans sınırının üzerine çıkması miyokard hasarı olarak tanımlanır.</p>

<p>Seri ölçümlerde belirgin yükselme veya düşme varsa akut miyokard hasarı düşünülür.</p>

<p>Değer yüksek ancak zaman içinde görece sabitse kronik miyokard hasarı gündeme gelebilir.</p>

<p>Bu ayrım özellikle kronik böbrek hastalığı ve yapısal kalp hastalığı bulunan kişilerde önemlidir.</p>

<p>İlk troponin normal çıkarsa kalp krizi dışlanır mı?</p>

<p>Her zaman değil.</p>

<p>Göğüs ağrısının başlamasından hemen sonra alınan ilk örnekte troponin henüz yükselmemiş olabilir.</p>

<p>Yüksek duyarlılıklı testler eski testlere göre daha erken yükselmeyi saptayabilir ancak zamanlama yine önemlidir.</p>

<p>Bu nedenle klinik şüphe varsa seri troponin ölçümü yapılabilir.</p>

<p>Modern protokollerde 0 ve 1 saat veya 0 ve 2 saat gibi hızlandırılmış algoritmalar kullanılabilir.</p>

<p>Hangi algoritmanın uygulanacağı kullanılan troponin testine bağlıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Troponin delta değeri nedir?</p>

<p>Delta, iki troponin ölçümü arasındaki değişimi ifade eder.</p>

<p>Örneğin ilk ölçüm 12 ng/L, ikinci ölçüm 35 ng/L ise yalnızca ikinci değerin yüksek olması değil, kısa sürede meydana gelen artış da önemlidir.</p>

<p>Akut kalp kası hasarında troponinin yükselme veya düşme göstermesi beklenir.</p>

<p>Kronik yüksekliği bulunan kişilerde ise değerler daha stabil olabilir.</p>

<p>Ancak “delta şu kadar olursa kesin kalp krizidir” şeklinde bütün testlere uygulanabilecek tek bir sayı yoktur.</p>

<p>Mutlak veya yüzdesel değişim için kullanılan eşikler kullanılan assay ve klinik algoritmaya göre değişebilir.</p>

<p>Troponin ne kadar sürede yükselir?</p>

<p>Yüksek duyarlılıklı troponin testleri miyokard hasarını belirtilerin başlamasından sonraki erken saatlerde saptayabilir.</p>

<p>Ancak çok erken başvuran kişilerde ilk test negatif olabilir.</p>

<p>Bu nedenle göğüs ağrısının ne zaman başladığı laboratuvar sonucunun yorumlanmasında önemlidir.</p>

<p>Troponin yükseldikten sonra günler boyunca yüksek kalabilir.</p>

<p>Bu özellik yakın zamanda geçirilmiş bir kalp krizinde yeni bir olayın değerlendirilmesini de karmaşıklaştırabilir.</p>

<p>hs-Troponin I ile hs-Troponin T arasındaki fark nedir?</p>

<p>İkisi de kalp kası hasarının güvenilir biyobelirteçleridir.</p>

<p>Ancak farklı proteinleri ölçerler ve farklı üreticilerin testlerinde farklı referans değerleri bulunur.</p>

<p>Bu nedenle hs-cTnI sonucu ile hs-cTnT sonucu aynı sayısal eşikle karşılaştırılamaz.</p>

<p>Bir hastanenin troponin üst sınırı 14 ng/L iken başka bir laboratuvarın hs-cTnI üst sınırı farklı olabilir.</p>

<p>Bu farklılık hata değildir; kullanılan test yöntemlerinin farklılığından kaynaklanabilir.</p>

<p>Troponin T ile Troponin I hangisi daha iyi?</p>

<p>Her ikisi de uygun yüksek duyarlılıklı yöntemlerle akut miyokard enfarktüsü değerlendirmesinde kullanılabilir.</p>

<p>Klinik uygulamada önemli olan laboratuvarın doğrulanmış yüksek duyarlılıklı testini ve o teste özgü karar algoritmasını kullanmaktır.</p>

<p>Bir hastada seri takip mümkünse aynı troponin yöntemiyle yapılmalıdır.</p>

<p>Troponin yüksekliği neden olur?</p>

<p>Kalp krizi dışında birçok neden troponini yükseltebilir.</p>

<p>Bunlar arasında:</p>

<p>Miyokardit</p>

<p>Akut veya kronik kalp yetersizliği</p>

<p>Çok hızlı veya çok yavaş ritim bozuklukları</p>

<p>Akciğer embolisi</p>

<p>Sepsis ve ağır enfeksiyon</p>

<p>Şok</p>

<p>Hipertansif aciller</p>

<p>Aort diseksiyonu gibi ağır kardiyovasküler durumlar</p>

<p>Böbrek hastalıkları</p>

<p>Kalp cerrahisi veya girişimleri</p>

<p>Yoğun ve uzun süreli egzersiz sonrası geçici yükselmeler</p>

<p>bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle troponin “kalp krizi testi” olarak bilinse de aslında daha doğru ifade “kalp kası hasarı biyobelirteci”dir.</p>

<p>Böbrek hastalığında troponin neden yüksek olur?</p>

<p>Kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerde özellikle hs-cTnT kronik olarak yüksek olabilir.</p>

<p>Bunun nedeni yalnızca böbreklerin troponini temizleyememesi değildir.</p>

<p>Kronik kalp kası stresi, sol ventrikül hipertrofisi, mikrovasküler hastalık ve başka kardiyovasküler sorunlar da katkıda bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle böbrek hastasında tek bir yüksek troponinden çok:</p>

<p>Önceki troponin değerleri</p>

<p>Seri değişim</p>

<p>Belirtiler</p>

<p>EKG</p>

<p>önem kazanır.</p>

<p>Böbrek hastalığı bulunması gerçek kalp krizini dışlamaz.</p>

<p>Miyokarditte troponin yükselir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Miyokardit kalp kasının inflamasyonudur ve kalp hücrelerinde hasara neden olduğu için troponin yükselebilir.</p>

<p>Göğüs ağrısı ve troponin yüksekliği kalp krizine benzeyebilir.</p>

<p>EKG, ekokardiyografi, koroner değerlendirme ve özellikle kardiyak MR gibi yöntemler ayrımda kullanılabilir.</p>

<p>Troponinin ne kadar yüksek olduğu tek başına miyokardit ile kalp krizini ayırt edemez.</p>

<p>Akciğer embolisinde troponin yükselir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Büyük veya hemodinamik olarak önemli akciğer embolisinde sağ ventrikül üzerindeki ani basınç yükü kalp kası hasarına neden olabilir ve troponin yükselebilir.</p>

<p>Bu durumda troponin emboliyi teşhis etmek için değil, tanısı konmuş veya kuvvetle düşünülen embolide risk değerlendirmesine katkıda bulunmak için kullanılabilir.</p>

<p>Akciğer embolisi tanısında klinik olasılık, D-Dimer ve uygun görüntüleme yöntemleri farklı roller üstlenir.</p>

<p>Sepsiste troponin neden yükselir?</p>

<p>Ağır enfeksiyon ve sepsis sırasında kalp kası birçok mekanizmayla etkilenebilir.</p>

<p>Dolaşım bozukluğu, inflamasyon, oksijen arz-talep dengesizliği ve doğrudan miyokard stresi troponin salınımına katkıda bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle yoğun bakım hastalarında troponin yüksekliği oldukça sık görülebilir.</p>

<p>Bu sonuç otomatik olarak koroner damarın pıhtıyla tıkandığı Tip 1 kalp krizi anlamına gelmez.</p>

<p>Tip 1 ve Tip 2 kalp krizi nedir?</p>

<p>Tip 1 miyokard enfarktüsü genellikle aterosklerotik plağın yırtılması veya erozyonu sonucu koroner arterde trombüs oluşmasıyla ilişkilidir.</p>

<p>Tip 2 miyokard enfarktüsünde ise akut aterotromboz olmadan kalbin oksijen ihtiyacı ile oksijen sunumu arasında ciddi dengesizlik gelişir.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p>Ciddi anemi</p>

<p>Çok hızlı ritim</p>

<p>Şiddetli hipertansiyon veya hipotansiyon</p>

<p>Hipoksemi</p>

<p>gibi durumlar uygun klinik bağlamda Tip 2 miyokard enfarktüsüne yol açabilir.</p>

<p>Ancak her troponin yüksekliği Tip 2 kalp krizi de değildir.</p>

<p>İskemi kanıtı yoksa durum akut miyokard hasarı olarak sınıflandırılabilir.</p>

<p>Egzersiz troponini yükseltir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Özellikle maraton ve uzun süreli dayanıklılık egzersizleri sonrasında geçici troponin yükselmesi görülebilir.</p>

<p>Bu durum çoğunlukla kısa sürede geriler.</p>

<p>Ancak egzersiz sırasında veya sonrasında göğüs ağrısı, nefes darlığı, bayılma gibi belirtiler varsa troponin yüksekliğini yalnızca egzersize bağlamak güvenli değildir.</p>

<p>Klinik değerlendirme gerekir.</p>

<p>Troponin yüksekliği nasıl düşürülür?</p>

<p>Troponin doğrudan düşürülmesi gereken bağımsız bir hastalık değildir.</p>

<p>Tedavi kalp kası hasarının nedenine yöneliktir.</p>

<p>Akut koroner tıkanıklık varsa koroner kan akımının yeniden sağlanması gerekebilir.</p>

<p>Miyokarditte yaklaşım farklıdır.</p>

<p>Akciğer embolisinde uygun antikoagülan tedavi gerekebilir.</p>

<p>Sepsiste enfeksiyon ve dolaşım bozukluğu tedavi edilir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca troponin rakamını düşürmek amacıyla aspirin veya kan sulandırıcı kullanılmaz.</p>

<p>Troponin yüksekken EKG normal olabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>EKG'nin normal olması miyokard hasarını veya bütün kalp krizlerini tek başına dışlamaz.</p>

<p>Özellikle NSTEMI olarak adlandırılan ST yükselmesiz miyokard enfarktüsünde ilk EKG normal veya tanısal olmayan değişiklikler gösterebilir.</p>

<p>Bu nedenle göğüs ağrısı veya başka şüpheli belirtiler bulunan bir kişide değerlendirme yalnızca tek EKG veya tek troponin sonucuna dayandırılmaz.</p>

<p>Gerektiğinde seri EKG, seri yüksek duyarlılıklı troponin ölçümleri ve klinik risk değerlendirmesi birlikte kullanılır.</p>

<p>Troponin normal ama kalp krizi olabilir mi?</p>

<p>Özellikle belirtilerin başlamasından çok kısa süre sonra alınan ilk troponin normal olabilir.</p>

<p>Kalp kası hasarı başladıktan sonra troponinin ölçülebilir düzeyde kana geçmesi zaman alabilir.</p>

<p>Yüksek duyarlılıklı testler bu süreyi önemli ölçüde kısaltmıştır ancak çok erken başvuruda tek negatif sonuç her hastada yeterli değildir.</p>

<p>Bu nedenle acil servislerde kullanılan doğrulanmış 0/1 saat veya 0/2 saat algoritmaları önemlidir.</p>

<p>İkinci ölçümde yalnızca laboratuvar üst sınırı değil, ilk sonuca göre meydana gelen değişim de değerlendirilir.</p>

<p>Troponin kaç olursa kalp krizi olur?</p>

<p>Kalp krizi tanısı için herkese uygulanabilecek “troponin şu rakamı geçerse kalp krizidir” değeri yoktur.</p>

<p>Örneğin troponin 20, 50, 100 veya 1000 ng/L olabilir.</p>

<p>Bu rakamların hiçbiri tek başına kalp krizi tanısı koydurmaz.</p>

<p>Tanıda:</p>

<p>Troponinin kullanılan teste özgü 99. persentilin üzerinde olması</p>

<p>Seri ölçümlerde yükselme veya düşme bulunması</p>

<p>ve miyokard iskemisini destekleyen klinik, EKG veya görüntüleme kanıtı</p>

<p>birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Bu nedenle çok yüksek troponin önemli bir kalp kası hasarını düşündürse de hasarın nedeni ayrıca belirlenmelidir.</p>

<p>Troponin ne kadar yükselirse kalp krizi o kadar büyük mü?</p>

<p>Genel olarak daha büyük miyokard hasarı daha yüksek troponin salınımıyla ilişkili olabilir.</p>

<p>Ancak tek bir maksimum troponin değerinden kalp krizinin büyüklüğünü veya kişinin prognozunu kesin olarak hesaplamak mümkün değildir.</p>

<p>Troponin düzeyini:</p>

<p>Kullanılan test</p>

<p>Kan örneğinin ne zaman alındığı</p>

<p>Kalp kası hasarının süresi</p>

<p>Böbrek fonksiyonları</p>

<p>Reperfüzyon</p>

<p>ve başka klinik faktörler etkileyebilir.</p>

<p>Kalp hasarının büyüklüğünün değerlendirilmesinde ekokardiyografi ve kardiyak MR gibi görüntüleme yöntemleri de önemli bilgiler sağlayabilir.</p>

<p>Troponin ne zaman normale döner?</p>

<p>Troponinin normale dönüş süresi hasarın nedenine, büyüklüğüne ve kullanılan troponin testine göre değişir.</p>

<p>Akut miyokard enfarktüsünden sonra troponin günler boyunca yüksek kalabilir.</p>

<p>Troponin T bazı durumlarda Troponin I'dan daha uzun süre yüksek kalabilir.</p>

<p>Bu nedenle yakın zamanda kalp krizi geçirmiş bir kişide yeni göğüs ağrısı ortaya çıktığında troponinin hâlâ yüksek olması değerlendirmeyi zorlaştırabilir.</p>

<p>Bu durumda tek rakam yerine yeni yükselme veya düşme paterni, belirtiler ve EKG önem kazanır.</p>

<p>Troponin yüksekliği tehlikeli mi?</p>

<p>Troponin yüksekliği kalp kası hasarı bulunduğunu gösterdiği için klinik olarak önemlidir.</p>

<p>Ancak tehlikenin derecesi yalnızca troponin rakamıyla belirlenemez.</p>

<p>Troponin 50 olan akut koroner sendromlu bir kişi ile aynı değere sahip kronik böbrek hastasının klinik durumu tamamen farklı olabilir.</p>

<p>Özellikle yeni başlayan göğüs ağrısı, nefes darlığı, soğuk terleme, bayılma veya ciddi ritim bozukluğu belirtileriyle birlikte troponin yüksekliği acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Troponin yüksekliği stresten olur mu?</p>

<p>Gündelik psikolojik stres tek başına belirgin troponin yüksekliğinin olağan açıklaması değildir.</p>

<p>Ancak çok ağır fiziksel veya fizyolojik stres kalp kasını etkileyebilir.</p>

<p>Takotsubo sendromu olarak bilinen stres kardiyomiyopatisinde troponin yükselebilir.</p>

<p>Bu tablo yoğun duygusal veya fiziksel stres sonrasında gelişebilir ve kalp krizine benzeyen göğüs ağrısı, EKG değişiklikleri ve kalp kası fonksiyon bozukluğu oluşturabilir.</p>

<p>Ancak Takotsubo tanısı yalnızca “stres yaşadım ve troponin yüksek” denilerek konmaz.</p>

<p>Koroner arter hastalığı ve diğer nedenlerin uygun şekilde değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Troponin yüksekliğinde koroner anjiyografi gerekir mi?</p>

<p>Her troponin yüksekliğinde otomatik olarak koroner anjiyografi yapılmaz.</p>

<p>Karar:</p>

<p>Göğüs ağrısının özellikleri</p>

<p>EKG bulguları</p>

<p>Troponinin yükselme-düşme paterni</p>

<p>Hemodinamik durum</p>

<p>Kişinin kalp-damar riski</p>

<p>ve diğer klinik bulgular</p>

<p>üzerinden verilir.</p>

<p>Akut koroner sendrom düşünülen yüksek riskli hastalarda erken invaziv değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>Buna karşılık miyokardit, sepsis veya kronik miyokard hasarı gibi koroner tıkanıklık dışındaki nedenlerde yaklaşım farklıdır.</p>

<p>Troponin ile CK-MB arasındaki fark nedir?</p>

<p>Geçmişte kalp krizi tanısında CK-MB yaygın biçimde kullanılıyordu.</p>

<p>Günümüzde yüksek duyarlılıklı kardiyak troponinler miyokard hasarını saptamada daha duyarlı ve kalp kasına daha özgül oldukları için temel biyobelirteç haline gelmiştir.</p>

<p>Birçok klinik durumda hs-troponin mevcutken kalp krizi tanısı için rutin CK-MB ölçümüne ihtiyaç duyulmaz.</p>

<p>Ancak belirli özel klinik durumlarda başka biyobelirteçler ayrıca değerlendirilebilir.</p>

<p>Troponin sonucu tek başına yorumlanmalı mı?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Troponin özellikle bağlam gerektiren bir laboratuvar testidir.</p>

<p>Aynı 50 ng/L sonucu:</p>

<p>Yeni başlayan göğüs ağrısı ve iskemik EKG değişikliği bulunan bir kişide</p>

<p>kronik böbrek hastalığında</p>

<p>miyokarditte</p>

<p>akciğer embolisinde</p>

<p>ve sepsiste</p>

<p>tamamen farklı anlamlara gelebilir.</p>

<p>Bu nedenle troponin için en önemli sorular yalnızca “kaç çıktı?” değildir.</p>

<p>Hangi troponin testi kullanıldı?</p>

<p>Laboratuvarın 99. persentil sınırı kaç?</p>

<p>İlk değer neydi?</p>

<p>İkinci değer ne oldu?</p>

<p>Belirtiler ne zaman başladı?</p>

<p>EKG nasıl?</p>

<p>soruları birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>Troponin 14 yüksek mi?</p>

<p>Tek başına söylenemez. 14 ng/L bazı hs-Troponin T yöntemlerinde üst referans sınırına yakın olabilir ancak farklı hs-Troponin I testlerinin referans değerleri farklıdır. Laboratuvarın kullandığı test ve 99. persentil sınırı esas alınmalıdır.</p>

<p>Troponin 50 kalp krizi mi?</p>

<p>Troponin 50 ng/L birçok yüksek duyarlılıklı testte yüksek olabilir ancak tek başına kalp krizi tanısı değildir. Seri değişim, göğüs ağrısı, EKG ve diğer iskemi bulguları birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Troponin 100 çok mu yüksek?</p>

<p>Birçok hs-troponin testinde 100 ng/L belirgin yüksek olacaktır ve kalp kası hasarını düşündürür. Ancak kalp krizi dışında miyokardit, akciğer embolisi, sepsis ve başka nedenler de bu düzeylere yol açabilir.</p>

<p>İlk troponin normal çıkarsa kalp krizi yok mudur?</p>

<p>Her zaman değil. Belirtiler çok yeni başladıysa ilk troponin henüz yükselmemiş olabilir. Klinik şüphe varsa kullanılan teste özgü seri ölçüm algoritmaları uygulanabilir.</p>

<p>Troponin yüksek ama EKG normalse kalp krizi olabilir mi?</p>

<p>Evet. Normal EKG bütün kalp krizlerini dışlamaz. NSTEMI'de ilk EKG normal veya tanısal olmayan bulgular gösterebilir. Troponinin seri değişimi ve klinik tablo önemlidir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Troponin yüksekliği evde yorumlanarak tedavi edilecek bir laboratuvar bulgusu değildir. Yeni başlayan veya devam eden göğüs ağrısı, göğüste baskı, nefes darlığı, soğuk terleme, bayılma, çeneye veya kola yayılan ağrı gibi belirtiler varsa troponin rakamından bağımsız olarak acil tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Troponin için internetten bulunan tek bir “normal değer” kullanılmamalıdır. hs-cTnI ve hs-cTnT testlerinin 99. persentil üst referans sınırları kullanılan cihaz ve yönteme göre değişir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Thygesen K, Alpert JS, Jaffe AS, et al. Fourth Universal Definition of Myocardial Infarction. European Heart Journal.</p>

<p>2. European Society of Cardiology. Guidelines for the Management of Acute Coronary Syndromes. European Heart Journal, 2023.</p>

<p>3. Gulati M, Levy PD, Mukherjee D, et al. Guideline for the Evaluation and Diagnosis of Chest Pain. Circulation, 2021.</p>

<p>4. Sandoval Y, Jaffe AS. Using High-Sensitivity Cardiac Troponin T for Acute Cardiac Care. American Journal of Medicine. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/troponin-kac-olmali-5-14-20-50-ve-100-ne-demek</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0973.jpeg" type="image/jpeg" length="43342"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alzheimer’da Yeni Dönem: 158 İlaç 192 Klinik Çalışmada Araştırılıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/alzheimerda-yeni-donem-158-ilac-192-klinik-calismada-arastiriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/alzheimerda-yeni-donem-158-ilac-192-klinik-calismada-arastiriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[21 Eylül Dünya Alzheimer Günü’nde yayımlanan 2026 Dünya Alzheimer Raporu klinik araştırmaları odağına aldı. ADI’ye göre demans için 158 ilaç, 192 klinik çalışmada araştırılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünya Alzheimer Günü 2026: 158 İlaç 192 Klinik Çalışmada Araştırılıyor</p>

<p>Alzheimer ve diğer demans türleriyle mücadelede bilim dünyası yeni bir döneme giriyor. Her yıl 21 Eylül’de düzenlenen Dünya Alzheimer Günü’nde yayımlanan 2026 Dünya Alzheimer Raporu, bu kez doğrudan demans klinik araştırmalarına odaklandı.</p>

<p>Alzheimer’s Disease International’ın (ADI) açıkladığı verilere göre halen demans alanında 158 ilaç, 192 klinik çalışmada araştırılıyor. Ancak yeni ilaçların geliştirilmesi kadar bu çalışmaların kimlere ulaşabildiği, hastaların araştırmalara nasıl katıldığı ve klinik çalışmaların dünyanın farklı bölgelerine ne ölçüde yayıldığı da giderek önem kazanıyor.</p>

<p>2026 Dünya Alzheimer Raporu bu nedenle “Demans Klinik Araştırmalarında Yeni Bir Dönem” başlığını taşıyor.</p>

<p>158 İLAÇ, 192 KLİNİK ÇALIŞMA</p>

<p>ADI, Alzheimer ve diğer demans türlerinde yeni tanı ve tedavi yöntemlerinin hastalara ulaşmasının klinik araştırmalardan geçtiğini vurguluyor.</p>

<p>Bugün araştırma hattında bulunan 158 ilacın 192 klinik çalışmada değerlendiriliyor olması, alandaki bilimsel hareketliliğin boyutunu gösteriyor.</p>

<p>Ancak bu sayıların tamamı gelecekte onaylanacak tedaviler anlamına gelmiyor. Klinik araştırmalardaki ilaçların önemli bir bölümü etkinlik veya güvenlik sorunları nedeniyle geliştirme sürecini tamamlayamayabilir.</p>

<p>Bu nedenle araştırma hattındaki ilaç sayısı “158 yeni Alzheimer ilacı geliyor” şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<p>2026 RAPORUNUN MERKEZİNDE HASTALAR VAR</p>

<p>Yeni rapor yalnızca deneysel ilaçlara odaklanmıyor.</p>

<p>Klinik araştırmalara hasta alımından araştırma etiğine, farklı toplumların çalışmalarda temsil edilmesinden araştırmalara erişimdeki eşitsizliklere kadar geniş bir alan inceleniyor.</p>

<p>Raporda öne çıkan temel sorulardan biri şu:</p>

<p>Alzheimer araştırmalarındaki hızlı bilimsel ilerleme dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan hastalara eşit biçimde ulaşabilecek mi?</p>

<p>ADI, gelecekteki tedavilerin geliştirilebilmesi için demansın erken, orta ve ileri dönemlerinde bulunan binlerce kişinin dünya genelinde klinik araştırmalara katılımına ihtiyaç olduğunu belirtiyor.</p>

<p>ERKEN TANI NEDEN DAHA ÖNEMLİ HALE GELDİ?</p>

<p>2026 Dünya Alzheimer Ayı kampanyasının teması da bu değişimi yansıtıyor:</p>

<p>“Ne kadar erken bilirseniz, o kadar çok şey yapabilirsiniz: Demans tanısı önemlidir.”</p>

<p>Erken tanı yalnızca hastalığın adını daha erken koymak anlamına gelmiyor.</p>

<p>Tanı alan kişinin uygun bakım ve destek hizmetlerine ulaşması, geleceğe ilişkin planlama yapabilmesi, uygun hastalarda mevcut tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesi ve klinik araştırmalara katılım fırsatlarının araştırılması açısından da önem taşıyor.</p>

<p>ADI, araştırmalar ilerledikçe erken evredeki hastaların yanı sıra hastalık açısından yüksek risk taşıyan ve henüz belirti göstermeyen kişilerin de bilimsel çalışmalar açısından giderek daha fazla gündeme geleceğini belirtiyor.</p>

<p>DSÖ: DEMANS RİSKİNİN YÜZDE 45’İ DEĞİŞTİRİLEBİLİR FAKTÖRLERLE İLİŞKİLİ OLABİLİR</p>

<p>2026’nın Alzheimer ve demans alanındaki bir diğer önemli gelişmesi Dünya Sağlık Örgütü’nden geldi.</p>

<p>DSÖ, temmuz ayında bilişsel gerileme ve demans riskinin azaltılmasına ilişkin rehberinin ikinci baskısını yayımladı.</p>

<p>DSÖ’ye göre dünya genelinde 57 milyondan fazla kişi demansla yaşıyor ve her yıl yaklaşık 10 milyon yeni tanı konuluyor. Alzheimer hastalığının demans vakalarının yaklaşık yüzde 60–70’ini oluşturduğu tahmin ediliyor.</p>

<p>Yeni rehberde, demans riskinin yüzde 45’e kadar olan bölümünün değiştirilebilir risk faktörleriyle ilişkili olabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Bunlar arasında sigara kullanımı, alkol tüketimi, fiziksel hareketsizlik, sosyal izolasyon, hava kirliliği ile hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalıklar bulunuyor.</p>

<p>Bu ifade önemli bir ayrım gerektiriyor.</p>

<p>Risk faktörlerinin değiştirilmesi Alzheimer hastalığının kesin olarak önleneceği anlamına gelmiyor. Ancak toplum düzeyinde bu faktörlerin azaltılması, bazı demans vakalarının önlenmesine veya başlangıcının geciktirilmesine katkı sağlayabilir.</p>

<p>ALZHEIMER’IN İLK BELİRTİLERİ NELER?</p>

<p>Alzheimer hastalığının en bilinen belirtisi yakın dönem hafızasında yaşanan bozulmadır.</p>

<p>Ancak hastalık yalnızca unutkanlıktan ibaret değildir.</p>

<p>Yeni öğrenilen bilgileri tekrar tekrar unutmak, aynı soruları sık sık sormak, günlük işleri planlamakta zorlanmak, tanıdık yerlerde yön bulma güçlüğü yaşamak, zaman ve tarih konusunda karışıklık, kelime bulmakta giderek artan zorluk ve davranış değişiklikleri değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında olabilir.</p>

<p>Bununla birlikte zaman zaman isim veya randevu unutmak tek başına Alzheimer hastalığı anlamına gelmez.</p>

<p>Belirtilerin sürekliliği, giderek kötüleşmesi ve günlük yaşamı etkilemeye başlaması önemlidir.</p>

<p>ALZHEIMER İLE NORMAL YAŞLANMA AYNI ŞEY DEĞİL</p>

<p>Yaş ilerledikçe bilgiye ulaşma hızının bir miktar yavaşlaması veya zaman zaman bir ismin hatırlanmasının gecikmesi görülebilir.</p>

<p>Demans ise günlük yaşamı etkileyebilecek düzeyde bilişsel işlev kaybıyla seyreden bir klinik tablodur.</p>

<p>Bu nedenle kişinin para yönetimi, ilaçlarını kullanma, yemek hazırlama, yol bulma veya daha önce rahatlıkla gerçekleştirdiği günlük görevlerde belirgin güçlük yaşamaya başlaması tıbbi değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>2026’NIN MESAJI: TANIYI GECİKTİRMEMEK</p>

<p>Alzheimer hastalığının halen kesin bir tedavisi bulunmuyor.</p>

<p>Ancak tanı yöntemlerindeki gelişmeler, hastalığın biyolojik süreçlerini hedefleyen tedaviler ve hızla büyüyen klinik araştırma programları nedeniyle erken ve doğru tanının önemi geçmiş yıllara göre daha fazla gündemde.</p>

<p>2026 Dünya Alzheimer Raporu da bu değişimin önemli bir göstergesi.</p>

<p>Bilim dünyası artık yalnızca “Alzheimer nasıl tedavi edilir?” sorusunu sormuyor.</p>

<p>Yeni dönemin soruları daha geniş:</p>

<p>Hastalık ne kadar erken saptanabilir?</p>

<p>Yeni tedaviler kimlere fayda sağlayabilir?</p>

<p>Klinik araştırmalara kimler ulaşabiliyor?</p>

<p>Farklı ülkeler ve toplumlar araştırmalarda yeterince temsil ediliyor mu?</p>

<p>Ve bilimsel ilerleme gerçek yaşamda hastalara ne kadar hızlı ulaşabilecek?</p>

<p>21 Eylül Dünya Alzheimer Günü’nün 2026 mesajı bu nedenle yalnızca farkındalık değil.</p>

<p>Erken tanı, araştırmaya erişim ve bilimsel gelişmelerin toplumun tamamına ulaşabilmesi artık Alzheimer mücadelesinin temel başlıkları arasında.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Unutkanlık tek başına Alzheimer hastalığı anlamına gelmez. Depresyon, uyku bozuklukları, bazı ilaçlar, tiroid hastalıkları, vitamin eksiklikleri ve başka sağlık sorunları da bilişsel yakınmalara yol açabilir. Yeni başlayan, ilerleyen veya günlük yaşamı etkileyen unutkanlık ve diğer bilişsel değişikliklerde hekim değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alzheimer’s Disease International – World Alzheimer Report 2026: A New Era in Dementia Clinical Trials</p>

<p>Alzheimer’s Disease International – World Alzheimer’s Month 2026</p>

<p>World Health Organization – Risk Reduction of Cognitive Decline and Dementia: WHO Guidelines, Second Edition, 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/alzheimerda-yeni-donem-158-ilac-192-klinik-calismada-arastiriliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1059.jpeg" type="image/jpeg" length="66387"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alzheimer Belirti Vermeden Önce Kanda İz Bırakıyor Olabilir: 1.350 Kişilik Araştırma]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/alzheimer-belirti-vermeden-once-kanda-iz-birakiyor-olabilir-1350-kisilik-arastirma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/alzheimer-belirti-vermeden-once-kanda-iz-birakiyor-olabilir-1350-kisilik-arastirma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[The Lancet’te yayımlanan 1.350 kişilik araştırmada, yaş ortalaması 61 olan yetişkinlerde Alzheimer ile ilişkili p-tau217 ve amiloid-beta kan biyobelirteçleri bilişsel gerilemeyle bağlantılı bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Alzheimer hastalığının beyindeki biyolojik izleri, belirgin unutkanlık ve demans ortaya çıkmadan yıllar önce kanda saptanabilir mi?</p>

<p>The Lancet’te yayımlanan geniş kapsamlı bir çalışma, bu soruya dikkat çekici verilerle yanıt verdi. Araştırmacılar, 50’li ve 60’lı yaşlarındaki yetişkinlerin kanında Alzheimer hastalığıyla ilişkili amiloid-beta ve fosforile tau proteinlerini inceledi.</p>

<p>Sonuçlar, Alzheimer nöropatolojisiyle ilişkili kan biyobelirteçlerinin orta yaş döneminde bazı kişilerde saptanabildiğini ve bu bulguların belirli bilişsel alanlardaki daha düşük performans ve hızlanmış gerilemeyle ilişkili olduğunu gösterdi.</p>

<p>1.350 kişi incelendi</p>

<p>Araştırma, ABD’de uzun yıllardır sürdürülen CARDIA çalışmasının katılımcıları üzerinden gerçekleştirildi.</p>

<p>Nihai analizde 1.350 kişi yer aldı. Katılımcıların yaş ortalaması 61’di ve yaşları 53 ile 69 arasında değişiyordu.</p>

<p>Katılımcıların yüzde 58’i kadın, yüzde 42’si erkekti.</p>

<p>Araştırmanın önemli özelliklerinden biri de klinik Alzheimer hastalarından ziyade toplumdan seçilmiş orta yaş grubundaki yetişkinlerin incelenmesiydi. Olası demansı bulunan kişiler analiz dışında bırakıldı.</p>

<p>Kanda hangi Alzheimer belirteçlerine bakıldı?</p>

<p>Araştırmacılar özellikle üç ölçümü değerlendirdi:</p>

<p>Aβ42/Aβ40 oranı,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>p-tau217,</p>

<p>p-tau217/Aβ42 oranı.</p>

<p>Amiloid-beta ve fosforile tau, Alzheimer hastalığının biyolojik sürecinde merkezi öneme sahip proteinler arasında bulunuyor.</p>

<p>Araştırmacılar kandaki değerleri, amiloid PET görüntüleme yöntemleriyle doğrulanmış eşik değerler üzerinden sınıflandırdı.</p>

<p>Katılımcıların yüzde 4 ila 15’inde pozitiflik saptandı</p>

<p>Sonuçlar kullanılan biyobelirtece göre değişti.</p>

<p>p-tau217/Aβ42 ölçümüne göre katılımcıların yaklaşık yüzde 6’sında Alzheimer nöropatolojisiyle uyumlu pozitiflik görüldü.</p>

<p>Aβ42/Aβ40 ölçümünde bu oran yüzde 15’e ulaştı.</p>

<p>Tek başına p-tau217 ölçümünde ise yaklaşık yüzde 4 olarak hesaplandı.</p>

<p>Bu rakamların doğrudan “katılımcıların yüzde 4–15’inde Alzheimer hastalığı vardı” şeklinde yorumlanmaması gerekiyor.</p>

<p>Araştırılan konu klinik Alzheimer tanısı değil, hastalıkla ilişkili biyolojik değişikliklerin kan biyobelirteçleriyle saptanmasıydı.</p>

<p>Düşünme hızında farklılık ortaya çıktı</p>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri bilişsel testlerde görüldü.</p>

<p>Alzheimer nöropatolojisi açısından biyobelirteçleri pozitif bulunan kişiler, bilgi işleme hızını değerlendiren testlerde daha düşük performans gösterdi.</p>

<p>Yürütücü işlevlerde de benzer bir ilişki saptandı.</p>

<p>Yürütücü işlev; planlama, organize olma, dikkati yönetme, karar verme ve bir görevi sürdürebilme gibi günlük yaşam açısından kritik zihinsel becerileri kapsıyor.</p>

<p>Buna karşılık araştırmada genel biliş ve sözel akıcılık açısından aynı düzeyde bir ilişki gösterilemedi.</p>

<p>Beş yıllık değişim daha da dikkat çekici</p>

<p>Araştırmacılar yalnızca tek bir zamandaki bilişsel performansa bakmadı.</p>

<p>Katılımcıların bilişsel testlerinin beş yıllık değişimi de değerlendirildi.</p>

<p>Alzheimer biyobelirteçleri pozitif olan bazı gruplarda sözel hafızada hızlanmış gerileme olasılığının belirgin biçimde yükseldiği görüldü.</p>

<p>Aβ42/Aβ40 pozitifliği, hızlanmış sözel hafıza gerilemesi açısından yaklaşık 4,3 kat daha yüksek olasılıkla ilişkiliydi.</p>

<p>p-tau217/Aβ42 pozitifliğinde ise bu olasılık yaklaşık 2,4 kat daha yüksekti.</p>

<p>İşlem hızındaki gerilemeyle de bağlantı bulundu</p>

<p>Benzer sonuçlar bilgi işleme hızında görüldü.</p>

<p>p-tau217 pozitifliği hızlanmış işlem hızı gerilemesinin yaklaşık 4 kat daha yüksek olasılığıyla ilişkiliydi.</p>

<p>p-tau217/Aβ42 pozitifliğinde ise yaklaşık 3,4 katlık bir ilişki saptandı.</p>

<p>Burada önemli bir ayrım var.</p>

<p>Bu değerler bir kişinin kesin olarak Alzheimer hastalığına yakalanma riskinin “4 kat arttığı” anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bunlar araştırmada tanımlanan hızlanmış bilişsel gerileme ölçütüyle elde edilen istatistiksel ilişkilerdir.</p>

<p>Alzheimer gerçekten yıllar önce mi başlıyor?</p>

<p>Alzheimer hastalığının biyolojik sürecinin klinik belirtilerden yıllar önce başlayabildiği uzun süredir biliniyor.</p>

<p>Asıl sorun, bu sessiz dönemin kolay, güvenilir ve uygulanabilir yöntemlerle nasıl tespit edileceği.</p>

<p>Beyin omurilik sıvısı incelemeleri ve PET görüntüleme önemli bilgiler sağlayabiliyor ancak maliyet, erişilebilirlik ve invazivlik gibi nedenlerle geniş toplum taraması açısından sınırlamalar taşıyor.</p>

<p>Kan biyobelirteçleri bu nedenle Alzheimer araştırmalarının en hızlı gelişen alanlarından biri haline geldi.</p>

<p>p-tau217 neden önemli?</p>

<p>Son yıllarda özellikle p-tau217, Alzheimer hastalığıyla ilişkili beyin patolojisinin belirlenmesinde güçlü biyobelirteç adaylarından biri olarak öne çıktı.</p>

<p>Yeni çalışma ise tartışmayı farklı bir noktaya taşıyor.</p>

<p>Çünkü araştırmacılar yalnızca ileri yaştaki veya bilişsel yakınmaları bulunan hastaları değil, 53–69 yaş aralığındaki toplum temelli bir grubu değerlendirdi.</p>

<p>Bulgular, Alzheimer ile ilişkili biyolojik değişikliklerin orta yaş döneminde kan yoluyla araştırılmasının gelecekte önemli olabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Bu testler sağlıklı herkese yapılmalı mı?</p>

<p>Hayır. Çalışmadan böyle bir sonuç çıkarılamaz.</p>

<p>Araştırma gözlemsel bir kohort çalışmasıdır ve biyobelirteçler tek bir zaman noktasında ölçülmüştür.</p>

<p>Kan testinde Alzheimer ile ilişkili biyobelirteçlerin yüksek çıkması tek başına klinik Alzheimer hastalığı tanısı anlamına gelmez.</p>

<p>Yanlış pozitif sonuçlar, kullanılan eşik değerleri, kişinin yaşı ve testin hangi klinik grupta kullanıldığı gibi faktörlerin dikkate alınması gerekir.</p>

<p>NIH de çalışmayı değerlendirirken, bu testlerin orta yaşta rutin klinik kullanıma girebilmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç bulunduğunun altını çiziyor.</p>

<p>Asıl hedef belirtileri beklemeden müdahale etmek olabilir</p>

<p>Çalışmanın uzun vadeli önemi burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Eğer Alzheimer hastalığının biyolojik süreci güvenilir biçimde çok erken dönemde belirlenebilirse, gelecekte müdahaleler hafıza kaybının belirginleşmesini beklemeden başlayabilir.</p>

<p>Bu müdahaleler yalnızca ilaçlardan oluşmak zorunda değil.</p>

<p>Kalp-damar sağlığının korunması, fiziksel aktivite, sigaradan uzak durulması, bilişsel ve sosyal aktivitenin sürdürülmesi ve diğer değiştirilebilir demans risk faktörlerinin yönetilmesi de erken dönemde önem taşıyor.</p>

<p>Araştırmanın kıdemli yazarı Prof. Dr. Kristine Yaffe ve ekibi de erken belirlemenin değiştirilebilir risk faktörlerinin daha erken ele alınmasına kapı açabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Alzheimer tanısında kan testlerinin dönemi başlıyor mu?</p>

<p>Araştırmanın sonuçları umut verici ancak henüz son söz değil.</p>

<p>Çalışma, kan biyobelirteçlerinin orta yaşta Alzheimer ile ilişkili nöropatolojik değişiklikler ve bazı bilişsel gerileme ölçütleri arasında bağlantı kurabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bunun, semptomsuz milyonlarca insanın rutin olarak taranması gerektiği anlamına gelip gelmediğini ise gelecekteki çalışmalar belirleyecek.</p>

<p>Ancak elde edilen bulgular Alzheimer araştırmalarındaki yön değişikliğini açık biçimde gösteriyor:</p>

<p>Hedef artık yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra tanı koymak değil, beyindeki biyolojik süreci mümkün olduğunca erken yakalamak.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu haber bilimsel araştırma sonuçlarını aktarmaktadır ve kişisel tıbbi değerlendirme yerine geçmez. Alzheimer hastalığı tanısı yalnızca tek bir kan biyobelirteci sonucuna dayanılarak konulamaz. Unutkanlık veya bilişsel yakınması bulunan kişilerin nöroloji veya ilgili sağlık uzmanına başvurması gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>The Lancet — Jiang X, Hoang TD, Shaw LM ve ark. Alzheimer’s disease neuropathology plasma biomarkers and cognition in midlife: a community-based cohort study. 2026.</p>

<p>National Institutes of Health (NIH) — Alzheimer’s proteins in blood linked to midlife cognition.</p>

<p>NIH News in Health — Blood Tests May Flag Early Alzheimer’s. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji, Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/alzheimer-belirti-vermeden-once-kanda-iz-birakiyor-olabilir-1350-kisilik-arastirma</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1058.jpeg" type="image/jpeg" length="20746"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin acı kaybı: Uzm. Dr. Semih Lütfi Mirapoğlu hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/umraniye-egitim-ve-arastirma-hastanesinin-aci-kaybi-uzm-dr-semih-lutfi-mirapoglu-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/umraniye-egitim-ve-arastirma-hastanesinin-aci-kaybi-uzm-dr-semih-lutfi-mirapoglu-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Uzm. Dr. Semih Lütfi Mirapoğlu, 61 yaşında hayatını kaybetti. Mirapoğlu’nun kalp krizi sonucu yaşamını yitirdiği öğrenildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Çocuk Cerrahisi Uzmanı olarak görev yapan Uzm. Dr. Semih Lütfi Mirapoğlu hayatını kaybetti.</p>

<p>61 yaşındaki Mirapoğlu’nun kalp krizi sonucu yaşamını yitirdiği öğrenildi. Acı haberin ardından sağlık camiasından peş peşe taziye mesajları geldi.</p>

<p>İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü de Mirapoğlu’nun vefatını yayımladığı taziye mesajıyla duyurdu.</p>

<p>Semih Lütfi Mirapoğlu kimdir?</p>

<p>Uzm. Dr. Semih Lütfi Mirapoğlu, çocuk cerrahisi uzmanıydı. Mesleki yaşamının son döneminde Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi Kliniği’nde görev yapıyordu. Güncel akademik kayıtlarda da Mirapoğlu’nun Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi bünyesinde çalışmalarını sürdürdüğü görülüyor.</p>

<p>Mirapoğlu daha önce Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile de ilişkilendirilen mesleki kayıtlara sahipti. Hekim profilindeki hasta değerlendirmeleri 2013 yılına kadar uzanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilimsel çalışmaları bulunuyor</p>

<p>Mirapoğlu yalnızca klinik hekimliğiyle değil, çocuk cerrahisi alanındaki akademik çalışmalarıyla da biliniyordu.</p>

<p>2026 yılında Ümraniye Pediatri Dergisi’nde yayımlanan çocuklarda akut apandisit ile reaktif lenfoid hiperplazinin ayırıcı tanısında hematolojik belirteçleri inceleyen araştırmanın yazarları arasında yer aldı.</p>

<p>Uluslararası bilimsel etkinliklerde de çalışmaları bulunan Mirapoğlu, 2025 Dünya Çocuk Cerrahları Dernekleri Federasyonu (WOFAPS) kongre programında Ümraniye Eğitim ve Araştırma Merkezi Çocuk Cerrahisi bünyesinde araştırmacı olarak yer aldı.</p>

<p>Çocuk cerrahisi alanında kitap bölümü çalışmalarına da katkı sağladı; Akademisyen Yayınevi kayıtlarında 2021 tarihli Yeni Nesil Cerrahi kitabının yazarları arasında adı bulunuyor.</p>

<p>Sağlık camiasını üzen vefat</p>

<p>Uzun yıllar çocuk hastaların tedavisinde görev alan Uzm. Dr. Semih Lütfi Mirapoğlu’nun 61 yaşındaki vefatı, meslektaşları, hastaları ve yakınları arasında üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Mirapoğlu’na Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sağlık camiasına başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/umraniye-egitim-ve-arastirma-hastanesinin-aci-kaybi-uzm-dr-semih-lutfi-mirapoglu-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1057.jpeg" type="image/jpeg" length="19739"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pankreas Kanserinde Yeni Kan Testi: Erken Evrede Yüzde 86,8 Duyarlılık]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/pankreas-kanserinde-yeni-kan-testi-erken-evrede-yuzde-868-duyarlilik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/pankreas-kanserinde-yeni-kan-testi-erken-evrede-yuzde-868-duyarlilik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nature Medicine’da yayımlanan 1.785 kişilik çalışmada mikroRNA ve CA19-9’u birleştiren PANXEON, evre I–II pankreas kanserinde yüzde 86,8 duyarlılık gösterdi. Test henüz rutin tarama için onaylı değil.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pankreas kanserini henüz erken evredeyken kan örneğinden yakalamaya yönelik yeni bir yöntem umut verici sonuçlar verdi. Nature Medicine’da yayımlanan uluslararası çalışmada mikroRNA imzasını CA19-9 ile birleştiren PANXEON yaklaşımı, evre I ve II pankreas kanserinde yüzde 86,8 duyarlılığa ulaştı.</p>

<p>Araştırmaya dört ülkeden toplam 1.785 kişi katıldı. Bununla birlikte PANXEON bugün için rutin pankreas kanseri taramasında kullanılan veya FDA ya da EMA tarafından bu amaçla onaylanmış bir test değil.</p>

<p>Çalışma ayrıca testin pankreas kanserinden ölümleri azalttığını göstermedi. Sonuçlar, daha büyük ve gerçek tarama popülasyonlarında doğrulanması gereken bir biyobelirteç yaklaşımına işaret ediyor.</p>

<p>Pankreas kanserinde erken tanı neden önemli?</p>

<p>Pankreas kanseri, erken dönemde belirgin şikâyetlere neden olmayabilen kanserlerden biri.</p>

<p>Belirtiler ortaya çıktığında hastalık bazı kişilerde pankreas dışına yayılmış olabiliyor. Bu durum cerrahi gibi potansiyel olarak küratif tedavi seçeneklerinin uygulanabileceği hasta sayısını azaltabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle pankreas kanserini henüz evre I veya II aşamasındayken yakalayabilecek güvenilir yöntemler uzun süredir araştırılıyor.</p>

<p>Ancak genel nüfusta pankreas kanseri taraması için bugün yaygın biçimde kullanılan basit bir kan testi bulunmuyor.</p>

<p>PANXEON nedir?</p>

<p>PANXEON, araştırmacıların pankreas kanserinin erken tespiti amacıyla geliştirdiği kan temelli çoklu biyobelirteç yaklaşımı.</p>

<p>Sistem iki farklı biyolojik bilgiyi bir araya getiriyor.</p>

<p>Bunlardan ilki kanda ölçülen 10 mikroRNA’dan oluşan moleküler imza.</p>

<p>İkincisi ise pankreas kanserinin klinik değerlendirmesinde uzun süredir kullanılan CA19-9 biyobelirteci.</p>

<p>Araştırmacılar bu iki veri grubunu birlikte değerlendirerek tek başına CA19-9 veya mikroRNA imzasından daha güçlü bir erken tanı modeli oluşturmayı amaçladı.</p>

<p>MikroRNA nedir?</p>

<p>MikroRNA’lar, protein üretmeyen ancak genlerin ne ölçüde aktif olacağını düzenlemeye katkıda bulunan çok küçük RNA molekülleri.</p>

<p>Kanser hücrelerinin biyolojisi değiştiğinde bazı mikroRNA'ların üretim ve dolaşımdaki düzeyleri de değişebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle kandaki mikroRNA profilleri farklı kanser türlerinde erken tanı biyobelirteci olarak uzun süredir araştırılıyor.</p>

<p>PANXEON çalışmasında araştırmacılar pankreas kanseriyle ilişkili olabilecek 10 mikroRNA’dan oluşan özel bir imza geliştirdi.</p>

<p>Araştırmaya 1.785 kişi katıldı</p>

<p>Çalışma uluslararası ve çok merkezli olarak gerçekleştirildi.</p>

<p>Dört ülkeden toplam 1.785 katılımcının kan örnekleri değerlendirildi.</p>

<p>Araştırma popülasyonu yalnız pankreas kanseri hastalarından oluşmadı.</p>

<p>Kanser tanısı bulunan kişilerle birlikte düşük riskli kontrol grupları ve pankreas kanseri açısından yüksek risk taşıyan kişiler de değerlendirmeye dahil edildi.</p>

<p>Bu tasarım, testin yalnız kanseri saptama kapasitesini değil, kanseri olmayan kişilerde ne sıklıkla yanlış pozitif sonuç üretebileceğini de incelemeye olanak sağladı.</p>

<p>İlk mikroRNA modeli ne gösterdi?</p>

<p>Araştırmacıların geliştirdiği 10 mikroRNA'lık imza, bağımsız test kohortunda pankreas kanserini ayırt etmede güçlü performans gösterdi.</p>

<p>Modelin ROC eğrisi altında kalan alanı, yani AUC değeri yaklaşık yüzde 88,6 olarak bildirildi.</p>

<p>AUC, bir testin hastalığı bulunan ve bulunmayan kişileri birbirinden ayırma performansını değerlendirmede kullanılan istatistiksel ölçütlerden biri.</p>

<p>Değer 1'e yaklaştıkça ayırt etme performansı yükseliyor.</p>

<p>MikroRNA imzasının tek başına erken evre pankreatik duktal adenokarsinom için duyarlılığı yüzde 83,8 olarak hesaplandı.</p>

<p>CA19-9 eklenince duyarlılık yüzde 86,8’e ulaştı</p>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonucu mikroRNA imzasıyla CA19-9’un birleştirilmesinden sonra ortaya çıktı.</p>

<p>PANXEON olarak adlandırılan birleşik yaklaşım, evre I ve II pankreatik duktal adenokarsinomda yüzde 86,8 duyarlılık gösterdi.</p>

<p>Duyarlılık, hastalığı gerçekten bulunan kişilerin ne kadarının test tarafından pozitif olarak yakalanabildiğini ifade ediyor.</p>

<p>Dolayısıyla yüzde 86,8 rakamı testin doğruluğunun yüzde 86,8 olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Aynı şekilde pankreas kanserlerinin yüzde 86,8’inin toplum taramasında kesin olarak bulunacağı anlamına da gelmiyor.</p>

<p>Gerçek tarama performansının anlaşılabilmesi için özgüllük, yanlış pozitif sonuçlar, hastalığın toplumdaki sıklığı ve pozitif öngörü değeri gibi başka ölçütlerin de birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Yanlış pozitiflik oranı neydi?</p>

<p>Kanser tarama testlerinde en önemli sorunlardan biri yanlış pozitif sonuçlar.</p>

<p>Bir test kanseri olmayan kişiye kanser şüphesi verirse, kişi gereksiz görüntüleme, endoskopik işlemler, biyopsiler ve psikolojik kaygıyla karşılaşabilir.</p>

<p>PANXEON araştırmasında düşük riskli kontrol grubundaki yanlış pozitiflik oranı yüzde 3,2 olarak bildirildi.</p>

<p>Ancak pankreas kanseri açısından yüksek risk taşıyan kontrol grubunda yanlış pozitiflik oranı yüzde 15,6’ya yükseldi.</p>

<p>Bu fark özellikle önemli.</p>

<p>Çünkü gelecekte böyle bir testin kullanılabileceği grupların başında ailesel veya genetik nedenlerle pankreas kanseri riski yüksek kişiler gelebilir.</p>

<p>Bu popülasyonda yanlış pozitif sonuçların nasıl yönetileceği daha büyük prospektif çalışmalarda değerlendirilmek zorunda.</p>

<p>Pankreas kistlerinde de araştırıldı</p>

<p>Araştırmacılar PANXEON yaklaşımını pankreas kisti bulunan yüksek riskli kişilerde de değerlendirdi.</p>

<p>Pankreas kistlerinin tamamı kansere dönüşmüyor.</p>

<p>Bu nedenle hangi kistin düşük riskli, hangisinin yüksek dereceli displazi veya kanserleşme potansiyeli taşıdığını belirlemek klinikte önemli bir sorun.</p>

<p>Çalışmada yüksek riskli pankreas kistlerinde yüksek dereceli displaziyi belirleme duyarlılığı yüzde 64,3 olarak bildirildi.</p>

<p>Bu sonuç erken bir sinyal olmakla birlikte tek başına mevcut kist takip yöntemlerinin yerini alacak düzeyde bir kanıt oluşturmuyor.</p>

<p>Tedaviden sonra mikroRNA sinyali değişti</p>

<p>Araştırmanın ilginç bölümlerinden biri de hastaların zaman içinde izlendiği küçük longitudinal analizdi.</p>

<p>Bu bölüm yalnız 19 kişiyi kapsıyordu.</p>

<p>Araştırmacılar mikroRNA sinyalinin neoadjuvan kemoterapi ve cerrahi sonrasında azaldığını gözlemledi.</p>

<p>Bazı hastalarda hastalık tekrar ortaya çıkmadan önce mikroRNA sinyalinin yeniden yükseldiği bildirildi.</p>

<p>Bu bulgu, yaklaşımın gelecekte yalnız erken tanı için değil, tedavi yanıtının veya nüksün izlenmesinde de araştırılabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Ancak 19 kişilik analiz bu kullanım alanını kanıtlamak için yeterli değil.</p>

<p>CA19-9 neden tek başına yeterli değil?</p>

<p>CA19-9 pankreas kanserinde en yaygın kullanılan kan biyobelirteçlerinden biri.</p>

<p>Ancak genel nüfusta pankreas kanseri taraması için tek başına yeterince güvenilir değil.</p>

<p>CA19-9 pankreatit, safra yolu tıkanıklığı ve bazı başka iyi huylu durumlarda da yükselebiliyor.</p>

<p>Ayrıca bazı insanlar genetik özellikleri nedeniyle CA19-9’u yeterli miktarda üretmiyor.</p>

<p>Erken evre pankreas kanserlerinde de CA19-9 her zaman yüksek olmayabiliyor.</p>

<p>Araştırmacıların mikroRNA imzasını CA19-9 ile birleştirmesinin temel gerekçelerinden biri bu sınırlılıkları azaltmaya çalışmak.</p>

<p>PANXEON pankreas kanserini kesin teşhis ediyor mu?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Kan testindeki pozitif sonuç tek başına pankreas kanseri tanısı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Pankreas kanserinin tanısında klinik değerlendirme, bilgisayarlı tomografi, MR, endoskopik ultrasonografi ve gerektiğinde doku örneklemesi gibi yöntemler kullanılıyor.</p>

<p>PANXEON bugün bu yöntemlerin yerine geçen bir tanı testi değil.</p>

<p>Araştırılan temel fikir, kan testinin riskli kişileri daha ileri inceleme için belirleyip belirleyemeyeceği.</p>

<p>Test rutin kullanıma hazır mı?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>PANXEON şu anda araştırma aşamasında.</p>

<p>FDA veya EMA tarafından genel nüfusta pankreas kanseri taraması için onaylanmış rutin bir test değil.</p>

<p>Nature Medicine çalışmasının güçlü yönlerinden biri 1.785 kişilik uluslararası veri seti kullanması ve bağımsız doğrulama gruplarını içermesi.</p>

<p>Ancak bir biyobelirteç testinin gerçek bir kanser tarama programına dönüşmesi için bundan daha fazlası gerekiyor.</p>

<p>Testin kanser belirtisi olmayan binlerce veya on binlerce kişide prospektif olarak değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Kaç kanseri gerçekten erken yakaladığı, kaç kişide yanlış alarm oluşturduğu ve en önemlisi erken tanının pankreas kanserinden ölüm oranını azaltıp azaltmadığı gösterilmeli.</p>

<p>Yüzde 86,8 ne anlama geliyor?</p>

<p>Araştırmanın en kolay yanlış yorumlanabilecek sonucu bu rakam.</p>

<p>Yüzde 86,8 duyarlılık, araştırmada erken evre pankreas kanseri bulunan kişilerin yaklaşık yüzde 86,8'inin PANXEON tarafından pozitif olarak sınıflandırılabildiğini ifade ediyor.</p>

<p>Bu rakam:</p>

<p>“Test yüzde 86,8 kesin sonuç veriyor”</p>

<p>veya</p>

<p>“Pankreas kanserini yüzde 86,8 doğrulukla teşhis ediyor”</p>

<p>anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bir tarama testinin gerçek hayattaki değerini belirleyen önemli faktörlerden biri hastalığın taranan toplumdaki sıklığı.</p>

<p>Pankreas kanseri genel toplumda görece nadir olduğu için özgüllükte küçük bir kayıp bile çok sayıda yanlış pozitif sonuca yol açabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle gelecekteki büyük tarama çalışmalarının yalnız duyarlılığa değil, pozitif öngörü değerine ve gereksiz girişim oranlarına da odaklanması gerekecek.</p>

<p>Araştırma neden önemli?</p>

<p>Pankreas kanserinde tedavi sonuçlarını iyileştirmenin en önemli yollarından biri hastalığı cerrahi uygulanabilecek erken evrede yakalayabilmek.</p>

<p>Ancak hastalığın erken dönemde çoğu zaman belirti vermemesi bu hedefi zorlaştırıyor.</p>

<p>Kan örneğinden ölçülebilen mikroRNA imzasının mevcut CA19-9 biyobelirteciyle birleştirilerek evre I–II hastalıkta yüzde 86,8 duyarlılığa ulaşması bu nedenle dikkat çekici.</p>

<p>Ayrıca araştırmanın dört ülkeden 1.785 kişiyi içermesi, sonuçları küçük tek merkezli biyobelirteç çalışmalarından daha güçlü hale getiriyor.</p>

<p>Buna karşılık yüksek riskli kontrol grubundaki yüzde 15,6 yanlış pozitiflik oranı, testin rutin kullanıma geçmeden önce çözülmesi gereken önemli sorunlardan birini gösteriyor.</p>

<p>Bir sonraki kritik aşama, PANXEON’un kanser belirtisi olmayan yüksek riskli bireylerin ileriye dönük olarak takip edildiği büyük prospektif çalışmalarda değerlendirilmesi olacak.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik bilimsel bir araştırmayı haberleştirmek amacıyla hazırlanmıştır. PANXEON rutin kullanıma girmiş veya pankreas kanseri taraması için onaylanmış bir test değildir. Pankreas kanseri riski veya belirtileri bulunan kişiler değerlendirme için hekime başvurmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Xu C ve arkadaşları. A circulating microRNA signature combined with CA19-9 for early detection of pancreatic ductal adenocarcinoma. Nature Medicine, 2026.</p>

<p>Nature Medicine, PANXEON Uluslararası Prospektif Biyobelirteç Araştırması, 2026</p>

<p>ClinicalTrials NCT06388967 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji, Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/pankreas-kanserinde-yeni-kan-testi-erken-evrede-yuzde-868-duyarlilik</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1052.jpeg" type="image/jpeg" length="17460"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocukluk Çağı MS’inde Dikkat Çeken Sonuç: Aktif Beyin Lezyonları Yüzde 87 Azaldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cocukluk-cagi-msinde-dikkat-ceken-sonuc-aktif-beyin-lezyonlari-yuzde-87-azaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cocukluk-cagi-msinde-dikkat-ceken-sonuc-aktif-beyin-lezyonlari-yuzde-87-azaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[OPERETTA 2 Faz III çalışmasında Ocrevus, 10–17 yaşındaki MS hastalarında fingolimoda kıyasla nüksleri yüzde 48, gadolinyum tutan aktif beyin lezyonlarını ise yüzde 87 azalttı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çocukluk ve ergenlik döneminde başlayan multipl sklerozun tedavisinde dikkat çekici Faz III sonuçları açıklandı. Ocrelizumab etken maddeli Ocrevus, aktif karşılaştırıcı fingolimoda kıyasla klinik nüksleri ve beyindeki yeni hastalık aktivitesini belirgin biçimde azalttı.</p>

<p>OPERETTA 2 Faz III çalışmasında 10–17 yaşındaki 187 çocuk ve ergen değerlendirildi. Ocrevus ile yıllık MS nükslerinde yüzde 48, yeni veya büyüyen T2 beyin lezyonlarında yüzde 48 ve gadolinyum tutan aktif T1 lezyonlarında yüzde 87 azalma bildirildi.</p>

<p>Sonuçların ardından Avrupa İlaç Ajansı’nın beşeri ilaçlar komitesi CHMP, Ocrevus’un aktif relapsing multipl sklerozu bulunan 10 yaş ve üzerindeki çocuk ve ergenlerde kullanılmasını tavsiye etti.</p>

<p>Ancak bu karar henüz Avrupa Komisyonu tarafından verilmiş nihai ruhsat değil.</p>

<p>Çocukluk çağı multipl sklerozu nedir?</p>

<p>Multipl skleroz, bağışıklık sisteminin merkezi sinir sistemindeki miyelin ve diğer sinir dokusu yapılarına zarar verdiği kronik inflamatuvar bir hastalık.</p>

<p>Hastalık çoğunlukla genç erişkinlik döneminde ortaya çıksa da çocuklarda ve ergenlerde de başlayabiliyor.</p>

<p>Pediatrik başlangıçlı MS, tüm MS olgularının küçük bir bölümünü oluşturuyor ancak bu hastalarda inflamatuvar hastalık aktivitesi yüksek olabiliyor.</p>

<p>Çocuklarda klinik nükslerin erişkin başlangıçlı hastalığa göre daha sık görülebilmesi, yaşamın erken döneminde beyinde daha fazla inflamatuvar hasar birikmesi açısından önem taşıyor.</p>

<p>OPERETTA 2 çalışmasına 187 çocuk ve ergen katıldı</p>

<p>OPERETTA 2, pediatrik relapsing multipl sklerozda yürütülen global Faz III klinik çalışma.</p>

<p>Araştırmaya 10 ile 17 yaş arasında aktif relapsing MS tanısı bulunan toplam 187 çocuk ve ergen dahil edildi.</p>

<p>Çalışma randomize, çift kör ve çift dummy aktif kontrollü olarak tasarlandı.</p>

<p>Bu ayrıntı önemli.</p>

<p>Çünkü Ocrevus yalnız plaseboyla değil, pediatrik MS tedavisinde kullanılan aktif bir hastalık değiştirici tedavi olan fingolimodla doğrudan karşılaştırıldı.</p>

<p>Katılımcılar vücut ağırlığına göre intravenöz ocrelizumab veya günlük oral fingolimod almak üzere randomize edildi.</p>

<p>Çalışmanın çift dummy tasarımı nedeniyle her iki gruptaki hastalar ayrıca karşılaştırmalı plasebo uygulamalarını aldı.</p>

<p>Ocrevus nasıl etki ediyor?</p>

<p>Ocrevus’un etken maddesi ocrelizumab.</p>

<p>Ocrelizumab, bağışıklık sistemindeki CD20 proteinini taşıyan belirli B hücrelerini hedefleyen insanlaştırılmış monoklonal antikor.</p>

<p>B hücrelerinin MS’te miyelin hasarı ve nöroinflamasyona katkıda bulunduğu biliniyor.</p>

<p>Ocrelizumab, CD20-pozitif B hücrelerini azaltarak merkezi sinir sistemindeki inflamatuvar hastalık aktivitesini baskılamayı amaçlıyor.</p>

<p>Fingolimod ise bağışıklık hücrelerinin lenf düğümlerinden dolaşıma çıkmasını azaltan sfingozin-1-fosfat reseptör modülatörü.</p>

<p>Dolayısıyla OPERETTA 2, iki farklı güçlü immünolojik mekanizmayı doğrudan karşılaştırdı.</p>

<p>MS nüksleri yüzde 48 azaldı</p>

<p>Çalışmanın temel klinik ölçütlerinden biri yıllık nüks oranıydı.</p>

<p>Ocrevus, fingolimoda kıyasla yıllık MS nüks oranını yüzde 48 azalttı.</p>

<p>Araştırmada Ocrevus’un yıllık nüks oranı açısından fingolimoda karşı önceden belirlenmiş non-inferiority, yani aşağı kalmama kriterini karşıladığı bildirildi.</p>

<p>Bunun ötesinde klinik nükslerde gözlenen yüzde 48’lik azalma Ocrevus lehine güçlü bir etkinlik sinyali oluşturdu.</p>

<p>Ancak yüzde 48 rakamı “çocukların yüzde 48’i tamamen iyileşti” anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bu değer iki tedavi grubundaki yıllık nüks oranlarının göreceli karşılaştırmasını ifade ediyor.</p>

<p>Beyindeki aktif lezyonlar yüzde 87 azaldı</p>

<p>Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri beyin MR görüntülerinde ortaya çıktı.</p>

<p>Gadolinyum tutan T1 lezyonları, kan-beyin bariyerinin bozulduğu aktif inflamatuvar MS lezyonlarını gösteren önemli görüntüleme bulgularından biri.</p>

<p>Ocrevus kullanan çocuk ve ergenlerde bu aktif lezyonların sayısı fingolimod grubuna kıyasla yüzde 87 daha düşük bulundu.</p>

<p>Bu sonuç “MS yüzde 87 azaldı” anlamına gelmiyor.</p>

<p>Yüzde 87 rakamı özellikle MR’da gadolinyum tutan aktif T1 lezyonlarının sayısındaki göreceli azalmayı ifade ediyor.</p>

<p>Yeni veya büyüyen T2 lezyonlarında yüzde 48 azalma</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca yeni oluşan veya büyüyen T2 lezyonlarını değerlendirdi.</p>

<p>T2 lezyonları MS’in beyinde zaman içerisinde oluşturduğu toplam inflamatuvar lezyon yükünü izlemekte kullanılan temel MR ölçütlerinden biri.</p>

<p>Ocrevus ile yeni veya büyüyen T2 lezyonlarının sayısı fingolimoda kıyasla yüzde 48 azaldı.</p>

<p>Klinik nüksler ve iki farklı MR ölçütünün aynı yönde sonuç vermesi, tedavinin pediatrik MS hastalık aktivitesini farklı düzeylerde baskıladığına ilişkin kanıtı güçlendiriyor.</p>

<p>Güvenlik sonuçları nasıldı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>OPERETTA 2 çalışmasında Ocrevus’un güvenlik profili erişkin MS çalışmalarında bilinen güvenlik özellikleriyle genel olarak uyumlu bulundu.</p>

<p>Advers olaylar iki tedavi grubunda da yaygındı ancak ciddi advers olaylar ve ciddi enfeksiyonlar seyrek görüldü.</p>

<p>Ocrevus grubunda advers olay nedeniyle tedaviyi bırakan hasta olmadığı bildirildi.</p>

<p>Ocrelizumabın bilinen önemli güvenlik başlıkları arasında infüzyon reaksiyonları ve enfeksiyonlar bulunuyor.</p>

<p>CD20 hedefli tedaviler B hücrelerini baskıladığı için immünoglobulin düzeyleri ve enfeksiyon riski uzun dönem kullanımda ayrıca izleniyor.</p>

<p>Pediatrik hastalarda uzun yıllar sürebilecek tedavi söz konusu olduğundan uzun dönem güvenlik takibi özellikle önem taşıyor.</p>

<p>Avrupa’dan olumlu görüş geldi</p>

<p>Faz III sonuçlarının ardından CHMP, Ocrevus’un Avrupa Birliği’ndeki kullanım alanının aktif relapsing MS bulunan 10 yaş ve üzerindeki çocuk ve ergenleri kapsayacak şekilde genişletilmesi yönünde olumlu görüş verdi.</p>

<p>Bu, Avrupa ruhsat sürecinin en önemli bilimsel aşamalarından biri.</p>

<p>Ancak CHMP görüşü Avrupa Komisyonu’nun nihai pazarlama ruhsatı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Avrupa Komisyonu’nun olumlu görüşü değerlendirmesinin ardından nihai karar vermesi bekleniyor.</p>

<p>ABD’de çocuklarda kullanım onaylandı</p>

<p>Ocrevus’un pediatrik MS kullanımı açısından ABD süreci Avrupa’dan daha ileride.</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi, Mayıs 2026’da Ocrevus ve deri altından uygulanan Ocrevus Zunovo’nun kullanımını 10 yaş ve üzerindeki relapsing multipl skleroz hastalarını kapsayacak şekilde genişletti.</p>

<p>Dolayısıyla ilaç ABD’de bu yaş grubunda onaylı durumda.</p>

<p>Avrupa’daki yeni gelişme ise aynı pediatrik kullanımın Avrupa Birliği ruhsatına eklenmesine yönelik CHMP tavsiyesi.</p>

<p>Sonuçlar neden önemli?</p>

<p>Çocukluk çağında başlayan MS uzun bir hastalık süresi anlamına geliyor.</p>

<p>Bu nedenle erken yaşta ortaya çıkan inflamatuvar aktivitenin mümkün olduğunca etkili kontrol edilmesi, ilerleyen yıllarda birikebilecek nörolojik hasarın azaltılması açısından önemli bir araştırma konusu.</p>

<p>OPERETTA 2 çalışmasının güçlü yönlerinden biri Ocrevus’un plaseboyla değil, aktif ve etkili bir MS tedavisi olan fingolimodla karşılaştırılması.</p>

<p>Nükslerde yüzde 48, yeni veya büyüyen T2 lezyonlarında yüzde 48 ve aktif gadolinyum tutan T1 lezyonlarında yüzde 87 azalma görülmesi bu nedenle klinik açıdan dikkat çekici.</p>

<p>Bununla birlikte MR lezyonlarının azalması ile uzun dönem engelliliğin önlenmesi aynı şey değil.</p>

<p>Pediatrik hastaların onlarca yıl yaşayabileceği düşünüldüğünde, tedavinin bilişsel gelişim, enfeksiyon riski, immün sistem üzerindeki uzun dönem etkileri ve kalıcı engellilik üzerindeki sonuçlarının uzun süreli takiplerle değerlendirilmesi gerekecek.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik yeni klinik araştırma ve düzenleyici gelişmeleri haberleştirmek amacıyla hazırlanmıştır. Multipl skleroz tedavisi hastanın yaşı, hastalık aktivitesi ve klinik özelliklerine göre nöroloji uzmanı tarafından planlanmalıdır. Mevcut tedaviler hekim değerlendirmesi olmadan değiştirilmemeli veya bırakılmamalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>European Medicines Agency, Committee for Medicinal Products for Human Use, Ocrevus Pediatrik Endikasyon Genişletme Görüşü, Eylül 2026</p>

<p>OPERETTA 2 Faz III Klinik Çalışması</p>

<p>ClinicalTrials.gov, NCT05123703</p>

<p>Roche, OPERETTA 2 Faz III Pediatrik Multipl Skleroz Sonuçları, 2026</p>

<p>U.S. Food and Drug Administration, Ocrevus Pediatrik Relapsing Multipl Skleroz Endikasyon Genişletmesi, Mayıs 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cocukluk-cagi-msinde-dikkat-ceken-sonuc-aktif-beyin-lezyonlari-yuzde-87-azaldi</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1051.jpeg" type="image/jpeg" length="97470"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kronik Ürtikerde Yeni Antikor: Hastaların Yüzde 54’ünde Kurdeşen Tamamen Kayboldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kronik-urtikerde-yeni-antikor-hastalarin-yuzde-54unde-kurdesen-tamamen-kayboldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kronik-urtikerde-yeni-antikor-hastalarin-yuzde-54unde-kurdesen-tamamen-kayboldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antihistaminiklere rağmen kontrol edilemeyen kronik ürtikerli 145 hastanın katıldığı Faz II çalışmada CUE-221’in en yüksek dozuyla 12. haftada hastaların yüzde 54’ünde kurdeşen tamamen kayboldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kronik spontan ürtiker tedavisi için geliştirilen yeni nesil anti-IgE antikoru CUE-221, randomize Faz II çalışmasında dikkat çekici sonuçlar verdi. Antihistaminik tedaviye rağmen hastalığı kontrol altına alınamayan kişilerde en yüksek CUE-221 dozunu alanların yüzde 54’ünde 12. haftada kurdeşen tamamen ortadan kalktı.</p>

<p>Plasebo grubunda aynı sonuca ulaşanların oranı yüzde 11’de kaldı. Bununla birlikte CUE-221 henüz onaylanmış bir ürtiker tedavisi değil. Bulgular şirket tarafından açıklanan topline Faz II verilerine dayanıyor ve çalışmanın tam sonuçları henüz hakemli bilimsel makale olarak yayımlanmış değil.</p>

<p>Kronik spontan ürtiker nedir?</p>

<p>Kronik spontan ürtiker, bilinen belirgin bir dış tetikleyici olmaksızın tekrarlayan kurdeşen, kızarıklık ve yoğun kaşıntıyla seyreden inflamatuvar bir deri hastalığı.</p>

<p>Belirtilerin altı haftadan uzun sürmesi veya tekrar tekrar ortaya çıkması kronik hastalık açısından temel özelliklerden biri.</p>

<p>Tedavide genellikle ikinci kuşak H1 antihistaminikler kullanılıyor. Ancak bazı hastalarda uygun antihistaminik tedaviye rağmen belirtiler yeterince kontrol altına alınamıyor.</p>

<p>Bu hastalarda IgE’yi hedefleyen biyolojik tedaviler dahil daha ileri tedavi seçenekleri gündeme gelebiliyor.</p>

<p>CUE-221 nedir?</p>

<p>CUE-221, daha önce UB-221 adıyla da geliştirilen insanlaştırılmış IgG1 sınıfı deneysel bir anti-IgE monoklonal antikor.</p>

<p>IgE, alerjik hastalıkların biyolojisinde önemli rol oynayan bir immünoglobulin.</p>

<p>CUE-221 serbest IgE’yi güçlü biçimde nötralize etmek üzere tasarlandı. Ancak geliştiricileri ilacın mevcut bazı anti-IgE tedavilerinden farklı ikinci bir özelliğinin bulunduğunu belirtiyor.</p>

<p>Antikor, IgE’nin B hücrelerinin yüzeyindeki CD23 reseptörüne bağlanabilmesini koruyacak şekilde tasarlandı. Bu mekanizmanın yeni IgE üretimini azaltabileceği düşünülüyor.</p>

<p>Dolayısıyla CUE-221’in yalnız dolaşımdaki serbest IgE’yi azaltmak değil, yeni IgE üretimini de baskılamak üzere çift mekanizmayla çalışması hedefleniyor.</p>

<p>Ancak bu mekanizmanın mevcut tedavilere karşı klinik üstünlük sağlayıp sağlamadığı henüz doğrulanmış değil.</p>

<p>Çalışmaya 145 hasta katıldı</p>

<p>Faz II çalışma Çin’de gerçekleştirildi.</p>

<p>Araştırmaya H1 antihistaminik kullanılmasına rağmen hastalığı yeterince kontrol altına alınamayan orta-ağır kronik spontan ürtikerli toplam 145 hasta dahil edildi.</p>

<p>Çalışma çok merkezli, randomize, çift kör, plasebo ve aktif karşılaştırıcılı olarak tasarlandı.</p>

<p>Katılımcılar beş gruba ayrıldı.</p>

<p>CUE-221 gruplarında ilaç dört haftada bir 4 mg/kg, 2 mg/kg veya 1 mg/kg dozlarında deri altından uygulandı.</p>

<p>Bir grup dört haftada bir plasebo aldı.</p>

<p>Aktif karşılaştırma grubundaki hastalara ise dört haftada bir 300 mg omalizumab uygulandı.</p>

<p>Tedavi dönemi 16 hafta sürdü. Hastalar tedavi bittikten sonra 20 hafta daha takip edilerek toplam 36 haftalık değerlendirme yapıldı.</p>

<p>En yüksek dozda yüzde 54 tam kurdeşen düzelmesi</p>

<p>Çalışmanın birincil sonlanım noktası 12. haftada HSS7 skorunun sıfıra düşmesiydi.</p>

<p>HSS7’nin sıfır olması, hastanın değerlendirilen hafta boyunca kurdeşen yaşamaması anlamına geliyor.</p>

<p>CUE-221’in 4 mg/kg dozunu alan 35 hastanın yüzde 54’ünde bu sonuca ulaşıldı.</p>

<p>Yüzde 95 güven aralığı yüzde 37 ile yüzde 71 arasındaydı.</p>

<p>Plasebo grubundaki 18 hastada ise oran yüzde 11 olarak gerçekleşti.</p>

<p>En yüksek dozun plaseboya karşı farkı istatistiksel olarak anlamlıydı; p değeri 0,005’in altında bildirildi.</p>

<p>Daha düşük dozlarda da olumlu sonuç görüldü</p>

<p>Sonuçlar yalnız en yüksek dozla sınırlı değildi.</p>

<p>2 mg/kg CUE-221 alan 36 hastanın yüzde 53’ünde 12. haftada kurdeşen tamamen ortadan kalktı.</p>

<p>Yüzde 95 güven aralığı yüzde 36 ile yüzde 70 arasındaydı ve plaseboya karşı p değeri 0,005’in altındaydı.</p>

<p>1 mg/kg kullanan 37 hastada ise oran yüzde 43 oldu.</p>

<p>Bu grupta yüzde 95 güven aralığı yüzde 27 ile yüzde 61 arasındaydı ve plaseboya karşı p değeri 0,05’in altında bildirildi.</p>

<p>Böylece araştırmanın birincil sonlanım noktası test edilen üç CUE-221 dozunda da karşılandı.</p>

<p>Kaşıntı da tamamen kayboldu mu?</p>

<p>Araştırmacılar yalnız kurdeşen sayısını değil, kurdeşen ve kaşıntıyı birlikte değerlendiren UAS7 skorunu da inceledi.</p>

<p>UAS7’nin sıfır olması, değerlendirilen hafta boyunca hastanın hem kurdeşen hem de kaşıntı yaşamaması anlamına geliyor.</p>

<p>Bu daha katı tam yanıt ölçütüne 12. haftada 4 mg/kg CUE-221 grubundaki hastaların yüzde 46’sı ulaştı.</p>

<p>Plaseboda oran yüzde 11’di.</p>

<p>En yüksek doz için fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu; p değeri 0,05’in altındaydı.</p>

<p>2 mg/kg grubunda tam UAS7 yanıtı yüzde 39, 1 mg/kg grubunda yüzde 38 olarak bildirildi.</p>

<p>Omalizumab grubunda ne bulundu?</p>

<p>Çalışmaya mevcut anti-IgE tedavilerinden omalizumabın kullanıldığı aktif karşılaştırma kolu da dahil edildi.</p>

<p>Omalizumab grubunda 17 hasta bulunuyordu.</p>

<p>12. haftada HSS7=0, yani kurdeşenin tamamen ortadan kalkması omalizumab kullananların yüzde 41’inde görüldü.</p>

<p>CUE-221’in 4 mg/kg grubunda bu oran yüzde 54’tü.</p>

<p>Ancak burada çok önemli bir bilimsel ayrım bulunuyor.</p>

<p>Çalışma CUE-221 ile omalizumab arasında istatistiksel üstünlük göstermek üzere tasarlanmadı. Omalizumab kolu karşılaştırmalı klinik bilgi sağlamak amacıyla çalışmaya eklendi ve 12. haftadaki iki tedavi arasında planlanmış bir üstünlük testi yapılmadı.</p>

<p>Bu nedenle mevcut verilerden “CUE-221 omalizumabdan daha etkili” sonucu çıkarılamaz.</p>

<p>Tedavi bittikten sonra da etki sürdü</p>

<p>Çalışmanın dikkat çekici sonuçlarından biri tedavi sonrası takip döneminde ortaya çıktı.</p>

<p>CUE-221 ve diğer çalışma tedavilerinin son dozu 16. haftada verildi.</p>

<p>Buna rağmen 4 mg/kg CUE-221 grubunda kurdeşenin tamamen ortadan kalktığı hastaların oranı 22. haftada yüzde 69’a kadar yükseldi.</p>

<p>28. haftada, yani son dozdan 12 hafta sonra, bu oran yüzde 60 olarak bildirildi.</p>

<p>Aynı zaman noktasında omalizumab grubunda oran yüzde 24’tü.</p>

<p>Şirket tarafından yapılan post-hoc analizde 28. haftadaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu.</p>

<p>Ancak bu analiz önceden belirlenmiş temel karşılaştırmalardan biri değildi.</p>

<p>Post-hoc analizler yeni hipotezler oluşturmak açısından değerli olsa da doğrulayıcı randomize bir üstünlük çalışmasının yerine geçmez.</p>

<p>Yan etkiler nasıldı?</p>

<p>Şirket tarafından açıklanan ilk güvenlik sonuçlarında CUE-221 ile ilişkili ciddi advers olay bildirilmedi.</p>

<p>Anafilaksi dahil aşırı duyarlılık reaksiyonu görülmediği açıklandı.</p>

<p>Enjeksiyon bölgesi reaksiyonlarının seyrek olduğu ve yalnızca bir reaksiyonun derece 1’in üzerinde bulunduğu bildirildi.</p>

<p>Hiçbir hasta enjeksiyon bölgesi reaksiyonu nedeniyle çalışmadan ayrılmadı.</p>

<p>Bununla birlikte 145 hastalık Faz II çalışma, özellikle nadir veya uzun dönemde ortaya çıkabilecek güvenlik sorunlarını belirlemek için yeterince büyük değil.</p>

<p>Daha geniş Faz IIb/III ve Faz III çalışmalarında güvenlik profilinin doğrulanması gerekecek.</p>

<p>CUE-221 onaylandı mı?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>CUE-221 kronik spontan ürtiker tedavisi için henüz FDA, EMA veya diğer büyük düzenleyici kurumlar tarafından onaylanmış bir ilaç değil.</p>

<p>Mevcut sonuçlar Faz II klinik araştırmadan geliyor.</p>

<p>Geliştirici şirket sonuçların ardından kronik spontan ürtikerde Faz IIb/III çalışmasına geçmeyi planladığını açıkladı.</p>

<p>CUE-221 ayrıca gıda alerjisinde de Faz II düzeyinde araştırılmak üzere geliştiriliyor.</p>

<p>Sonuçlar neden önemli?</p>

<p>Kronik spontan ürtiker bazı hastalarda yıllarca devam edebiliyor ve yoğun kaşıntı, tekrarlayan kurdeşen, uyku bozukluğu ve yaşam kalitesinde ciddi düşüşe neden olabiliyor.</p>

<p>H1 antihistaminiklere rağmen belirtileri devam eden hastalarda daha etkili ve uzun süreli kontrol sağlayabilecek yeni biyolojik tedavilere ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>CUE-221’in üç farklı dozunun da plaseboya karşı birincil sonlanımı karşılaması ve en yüksek dozda hastaların yüzde 54’ünde 12. haftada kurdeşenin tamamen ortadan kalkması bu nedenle dikkat çekici.</p>

<p>Tedavi kesildikten 12 hafta sonra 4 mg/kg grubunda hastaların yüzde 60’ında tam kurdeşen kontrolünün devam etmesi de ilacın biyolojik etkisinin uzun sürebileceğine dair önemli bir sinyal oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak çalışma halen Faz II düzeyinde.</p>

<p>Sonuçlar Çin’de 145 hastada elde edildi, omalizumab karşılaştırması üstünlük göstermek üzere tasarlanmadı ve tam çalışma verileri henüz bağımsız hakem değerlendirmesinden geçmiş bir bilimsel makale olarak yayımlanmadı.</p>

<p>Bu nedenle CUE-221 için bugün söylenebilecek en güçlü ifade, kronik spontan ürtikerde randomize Faz II çalışmasının temel etkinlik hedefini karşılayan ve daha büyük doğrulayıcı çalışmalara geçmeyi destekleyen umut verici bir anti-IgE tedavi adayı olduğudur.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik yeni bir klinik araştırmayı haberleştirmek amacıyla hazırlanmıştır. CUE-221 araştırma aşamasındadır ve onaylı bir kronik ürtiker tedavisi değildir. Ürtiker tedavisi hekim değerlendirmesine göre planlanmalı; mevcut ilaçlar kişisel olarak bırakılmamalı veya değiştirilmemelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Cue Biopharma, CUE-221 Faz II Kronik Spontan Ürtiker Topline Sonuçları, 20 Eylül 2026</p>

<p>Genesis Life Sciences, CUE-221/UB-221 Faz II Klinik Araştırması</p>

<p>Cue Biopharma, CUE-221 Klinik Geliştirme Programı</p>

<p>Kuo ve arkadaşları, CUE-221/UB-221 Faz I Anti-IgE Araştırması, Journal of Clinical Investigation, 2022 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kronik-urtikerde-yeni-antikor-hastalarin-yuzde-54unde-kurdesen-tamamen-kayboldu</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1050.jpeg" type="image/jpeg" length="10087"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TEV 2026-2027 Üniversite Bursu: Sağlık Öğrencilerine Aylık 8 Bin TL]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tev-2026-2027-universite-bursu-saglik-ogrencilerine-aylik-8-bin-tl</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tev-2026-2027-universite-bursu-saglik-ogrencilerine-aylik-8-bin-tl" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Eğitim Vakfı’nın 2026-2027 Üniversite Eğitim Bursu başvuruları devam ediyor. Aylık 8 bin TL olarak belirlenen karşılıksız burs ekim-haziran döneminde 9 ay ödenecek. Üniversite bazında ayrılan kontenjanlara göre tıp, diş hekimliği, eczacılık ve hemşirelik öğrencileri de programa başvurabiliyor. Son başvuru tarihi 8 Ekim 2026.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Tıp, Diş, Eczacılık ve Hemşirelik Öğrencilerine 8 Bin TL Burs</p>

<p>Üniversite öğrencilerinin yakından takip ettiği Türk Eğitim Vakfı bursunda 2026-2027 başvuruları devam ediyor.</p>

<p>TEV Üniversite Eğitim Bursu yeni dönemde aylık 8 bin TL olarak uygulanacak.</p>

<p>Burs ekim-haziran döneminde toplam 9 ay ödenecek. Böylece bursiyer olmaya hak kazanan bir üniversite öğrencisi bir akademik yılda toplam 72 bin TL eğitim desteği alabilecek.</p>

<p>Başvurular 8 Ekim 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>Sağlık öğrencileri TEV bursuna başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>TEV Üniversite Eğitim Bursunda başvuru süreci üniversite ve ilgili kontenjanlar doğrultusunda yürütülüyor.</p>

<p>2026-2027 döneminde yayımlanan üniversite kontenjanlarında tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve farklı sağlık alanlarındaki öğrencilerin başvurabileceği fakülteler bulunuyor.</p>

<p>Öğrencilerin kendi üniversitelerinde TEV bursu için kontenjan ayrılıp ayrılmadığını kontrol etmeleri gerekiyor.</p>

<p>İstanbul Tıp öğrencileri başvurabiliyor</p>

<p>İstanbul Üniversitesi’nin 2026-2027 TEV bursu için açıkladığı güncel fakülte listesinde İstanbul Tıp Fakültesi açıkça bulunuyor.</p>

<p>Dolayısıyla İstanbul Tıp Fakültesinde öğrenim gören ve TEV’in diğer burs koşullarını sağlayan öğrenciler başvuruda bulunabiliyor.</p>

<p>Diş hekimliği öğrencileri de kapsamda</p>

<p>İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi de 2026-2027 TEV burs kontenjanı ayrılan fakülteler arasında.</p>

<p>Bu fakültede öğrenim gören öğrenciler de genel koşulları sağlamaları halinde burs başvurusu yapabiliyor.</p>

<p>Eczacılık öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi de TEV Üniversite Eğitim Bursu için kontenjan ayrılan fakülteler listesinde bulunuyor.</p>

<p>Hemşirelik öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>İstanbul Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi de 2026-2027 burs kontenjanı kapsamına açıkça dahil edilmiş durumda.</p>

<p>Sağlık bilimleri öğrencileri üniversitelerini kontrol etmeli</p>

<p>TEV bursunda tüm üniversiteler ve fakülteler için tek bir merkezi bölüm listesi üzerinden hareket edilmemesi gerekiyor.</p>

<p>Üniversitelere ayrılan kontenjanlar ve kapsamdaki fakülteler değişebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle sağlık bilimleri alanında öğrenim gören öğrencilerin kendi üniversitelerinin 2026-2027 TEV burs duyurusunu ayrıca kontrol etmeleri önemli.</p>

<p>Kimler TEV Üniversite Eğitim Bursuna başvurabilir?</p>

<p>TEV Üniversite Eğitim Bursu maddi desteğe ihtiyaç duyan başarılı üniversite öğrencilerine yönelik.</p>

<p>Başvuru yapacak öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin devlet üniversitesinde örgün öğretimde öğrenim görmesi ve üniversiteye YKS sonucuyla yerleşmiş olması temel koşullar arasında bulunuyor.</p>

<p>25 yaş sınırı var</p>

<p>TEV Üniversite Eğitim Bursunda yaş koşulu bulunuyor.</p>

<p>Başvuru yapacak öğrencinin 25 yaşını aşmamış olması gerekiyor.</p>

<p>Ara sınıflarda not ortalaması kaç olmalı?</p>

<p>Ara sınıf öğrencilerinin genel not ortalamasının 4 üzerinden en az 2,50 veya 100 üzerinden en az 70 olması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin akademik açıdan başarılı olması ve öğrenimine devam etmesi burs değerlendirmesinde dikkate alınıyor.</p>

<p>DGS öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>DGS ile lisans programına yerleşen öğrenciler için ayrıca akademik kriter bulunuyor.</p>

<p>Bu öğrencilerin iki yıllık ön lisans mezuniyet ortalamasının 4 üzerinden en az 2,80 veya 100 üzerinden en az 71 olması gerekiyor.</p>

<p>Burs miktarı 8 bin TL</p>

<p>Türk Eğitim Vakfı 2026-2027 akademik yılı Üniversite Eğitim Bursu tutarını aylık 8 bin TL olarak açıkladı.</p>

<p>Burs ekim-haziran döneminde 9 ay ödenecek.</p>

<p>Bu durumda bir bursiyerin yıllık toplam desteği 72 bin TL’ye ulaşıyor.</p>

<p>Üstün Başarı Bursu aylık 16 bin TL</p>

<p>TEV’in akademik başarısı çok yüksek öğrenciler için ayrı bir burs programı da bulunuyor.</p>

<p>2026-2027 Üstün Başarı Bursu aylık 16 bin TL.</p>

<p>Bu burs da ekim-haziran döneminde 9 ay ödeniyor. Böylece yıllık toplam destek 144 bin TL’ye ulaşabiliyor.</p>

<p>Kimler 16 bin TL Üstün Başarı Bursuna başvurabilir?</p>

<p>Üstün Başarı Bursunda daha yüksek akademik kriterler uygulanıyor.</p>

<p>YKS’de SAY, SÖZ veya EA puan türünde yerleştiği puan türünde ilk 5 bine giren hazırlık, 1. sınıf veya 2. sınıf öğrencileri başvurabiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla YKS sayısal sıralamasında ilk 5 bine girerek tıp fakültesine yerleşen ve sınıf koşulunu sağlayan öğrenciler açısından da bu burs önemli bir seçenek.</p>

<p>Üstün Başarı Bursu için başvurular da 8 Ekim’de sona erecek.</p>

<p>TEV bursuna nasıl başvurulur?</p>

<p>2026-2027 Üniversite Eğitim Bursu başvuruları dijital ortamda gerçekleştiriliyor.</p>

<p>TEV, başvuruları Obigenç mobil uygulaması üzerinden kabul ediyor.</p>

<p>Öğrencilerin uygulamada üyelik oluşturarak burs başvuru formunu tamamlaması ve istenen belgeleri sisteme yüklemesi gerekiyor.</p>

<p>Başvurular 8 Ekim’de sona erecek</p>

<p>TEV Üniversite Eğitim Bursu başvuruları 14 Eylül’de başladı.</p>

<p>Son başvuru tarihi 8 Ekim 2026.</p>

<p>Üniversite Eğitim Bursu aylık 8 bin TL, Üstün Başarı Bursu ise aylık 16 bin TL olarak uygulanacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve diğer sağlık alanlarında öğrenim gören öğrencilerin kendi üniversiteleri için ayrılan TEV kontenjanlarını kontrol ederek başvurularını belirtilen süre içerisinde tamamlamaları gerekiyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Türk Eğitim Vakfı<br />
TEV Üniversite Eğitim Bursu<br />
TEV Üstün Başarı Bursu<br />
İstanbul Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Burslar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tev-2026-2027-universite-bursu-saglik-ogrencilerine-aylik-8-bin-tl</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="33557"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cerenler Vakfı 2026-2027 Bursu: Aylık 10 Bin TL]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cerenler-vakfi-2026-2027-bursu-aylik-10-bin-tl</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cerenler-vakfi-2026-2027-bursu-aylik-10-bin-tl" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cerenler Vakfı’nın 2026-2027 üniversite bursu başvuruları devam ediyor. Başarılı ve maddi desteğe ihtiyaç duyan öğrencilere aylık 10 bin TL olmak üzere 9 ayda toplam 90 bin TL burs verilecek. Bölüm sınırlaması bulunmadığından tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve sağlık bilimleri öğrencileri de koşulları sağlamaları halinde 24 Eylül’e kadar başvurabilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Üniversite Öğrencilerine Aylık 10 Bin TL Burs</p>

<p>Üniversite öğrencilerine yönelik 2026-2027 eğitim öğretim yılı burs başvuruları devam ediyor.</p>

<p>Cerenler Vakfı, başarılı ve maddi desteğe ihtiyaç duyan üniversite öğrencilerine aylık 10 bin TL karşılıksız burs sağlayacak.</p>

<p>Burs 9 ay boyunca ödenecek. Böylece bursiyer olmaya hak kazanan bir öğrenci bir eğitim öğretim döneminde toplam 90 bin TL destek alabilecek.</p>

<p>Başvurular 24 Eylül 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>Cerenler Vakfı bursuna kimler başvurabilir?</p>

<p>Burs programına Türkiye’deki üniversitelerde öğrenim gören ve belirlenen akademik ve ekonomik koşulları sağlayan öğrenciler başvurabiliyor.</p>

<p>Öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerekiyor.</p>

<p>Bursiyer seçiminde akademik başarının yanı sıra öğrencinin ve ailesinin ekonomik durumu da dikkate alınıyor.</p>

<p>Tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Cerenler Vakfı’nın 2026-2027 burs koşullarında tıp öğrencilerini kapsam dışında bırakan bir bölüm sınırlaması bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle tıp fakültesinde öğrenim gören öğrenciler diğer başvuru şartlarını sağlamaları halinde burs için başvurabiliyor.</p>

<p>Diş hekimliği öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Diş hekimliği fakültesi öğrencileri açısından da bölüm kaynaklı bir başvuru engeli bulunmuyor.</p>

<p>Öğrencinin akademik başarı, maddi ihtiyaç ve diğer genel burs koşullarını karşılaması gerekiyor.</p>

<p>Eczacılık, hemşirelik ve sağlık bilimleri öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Eczacılık, hemşirelik ve diğer sağlık bilimleri lisans programlarında öğrenim gören öğrenciler de Cerenler Vakfı bursuna başvurabiliyor.</p>

<p>Burs programının sağlık alanına özgü ayrı bir kontenjanı açıklanmış değil.</p>

<p>Vakıf üniversitesi öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet, ancak önemli bir koşul bulunuyor.</p>

<p>Vakıf veya özel üniversitelerde öğrenim gören öğrencilerin yüzde 100 burslu olması gerekiyor.</p>

<p>Ücretli veya kısmi burslu olarak vakıf üniversitesinde öğrenim gören öğrenciler başvuru koşulunu karşılamıyor.</p>

<p>Ara sınıflarda not ortalaması kaç olmalı?</p>

<p>Ara sınıftaki öğrenciler için akademik başarı kriteri bulunuyor.</p>

<p>Öğrencinin genel not ortalamasının 4 üzerinden en az 2,50 veya 100 üzerinden en az 65 olması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin eğitimine başarılı biçimde devam etmesi burs değerlendirmesinde dikkate alınıyor.</p>

<p>Üniversiteye yeni başlayanlar başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Üniversiteye yeni yerleşen öğrenciler de burs programına başvurabiliyor.</p>

<p>Yeni öğrencilerde henüz üniversite not ortalaması bulunmadığından üniversiteye giriş ve yerleştirme bilgileri değerlendirme sürecinde kullanılıyor.</p>

<p>Burs miktarı ne kadar?</p>

<p>Cerenler Vakfı’nın 2026-2027 eğitim öğretim dönemi burs miktarı aylık 10 bin TL.</p>

<p>Burs bir eğitim öğretim yılında toplam 9 ay ödenecek.</p>

<p>Böylece bursiyerin alabileceği toplam destek 90 bin TL’ye ulaşıyor.</p>

<p>Burs geri ödemeli mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Cerenler Vakfı’nın öğrencilere sağladığı eğitim bursu karşılıksız.</p>

<p>Bursiyerden mezuniyet sonrasında aldığı bursu kredi gibi geri ödemesi istenmiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başka burs alanlar başvurabilir mi?</p>

<p>Öğrencilerin başka kurumlardan aldıkları burs ve eğitim desteklerini başvuru sırasında doğru şekilde beyan etmeleri gerekiyor.</p>

<p>Başka bursların Cerenler Vakfı bursuyla birlikte alınıp alınamayacağı konusunda öğrencilerin başvuru dönemindeki güncel burs sözleşmesi ve koşullarını esas almaları gerekiyor.</p>

<p>Başvuru nasıl yapılacak?</p>

<p>Cerenler Vakfı burs başvuruları çevrim içi gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Öğrencilerin Vakfın resmi internet sitesinde bulunan burs başvuru formunu doldurarak işlemlerini tamamlaması gerekiyor.</p>

<p>Başvuru formunda öğrencinin kişisel bilgileri, üniversitesi, bölümü, akademik durumu ve ailesinin ekonomik koşullarına ilişkin bilgiler talep ediliyor.</p>

<p>Başvuruda hangi belgeler isteniyor?</p>

<p>Başvuru sürecinde öğrencinin verdiği bilgileri doğrulayan belgeler talep edilebiliyor.</p>

<p>Öğrenci belgesi ve ara sınıflardaki öğrenciler için transkript akademik değerlendirmede kullanılabilecek temel belgeler arasında.</p>

<p>Üniversiteye yeni başlayan öğrencilerden YKS sonuç ve yerleştirme bilgileri istenebiliyor.</p>

<p>Ailenin ekonomik durumunu gösteren gelir ve sosyal güvenlik belgeleri de bursiyer seçiminde kullanılabiliyor.</p>

<p>Başvurular nasıl değerlendirilecek?</p>

<p>Başvuru döneminin tamamlanmasının ardından adayların bilgileri Vakıf tarafından değerlendirilecek.</p>

<p>Öğrencinin akademik başarısı ve maddi ihtiyaç durumu değerlendirmedeki temel unsurlar arasında bulunuyor.</p>

<p>Başvuru yapmak tek başına burs hakkı kazanıldığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Burs kontenjanları doğrultusunda uygun adaylar belirleniyor.</p>

<p>Son başvuru 24 Eylül</p>

<p>Cerenler Vakfı’nın 2026-2027 burs başvuruları 24 Eylül 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>Başarılı ve maddi desteğe ihtiyaç duyan üniversite öğrencilerinin başvurularını Vakfın çevrim içi burs sistemi üzerinden tamamlamaları gerekiyor.</p>

<p>Bölüm sınırlaması bulunmadığından tıp, diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve diğer sağlık bilimleri öğrencileri de genel koşulları sağlamaları halinde programa başvurabilecek.</p>

<p>Burs almaya hak kazanan öğrencilere aylık 10 bin TL olmak üzere 9 ayda toplam 90 bin TL karşılıksız eğitim desteği sağlanacak.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Cerenler Vakfı<br />
Cerenler Vakfı Burs Başvurusu<br />
Cerenler Vakfı Burs Başvuru Koşulları </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Burslar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cerenler-vakfi-2026-2027-bursu-aylik-10-bin-tl</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="28778"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İÜC Geliştirme Vakfı 2026-2027 Burs Başvuruları Başladı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/iuc-gelistirme-vakfi-2026-2027-burs-basvurulari-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/iuc-gelistirme-vakfi-2026-2027-burs-basvurulari-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Geliştirme Vakfı’nın 2026-2027 Öğrenim Bursu başvuruları başladı. Cerrahpaşa Tıp, Diş Hekimliği, Eczacılık, Florence Nightingale Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri fakülteleri dahil İÜC’nin belirlenen fakültelerinde öğrenim gören öğrenciler 2 Ekim’e kadar başvurabilecek. Vakfın mevcut aylık Öğrenim Bursu tutarı 5 bin TL.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Tıp, Diş, Eczacılık ve Hemşirelik Öğrencilerine Burs Başvurusu Açıldı</p>

<p>Sağlık alanında üniversite eğitimi gören öğrenciler için dikkat çeken burs programlarından birinde 2026-2027 başvuruları başladı.</p>

<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Geliştirme Vakfı’nın yeni dönem Öğrenim Bursu başvuruları 21 Eylül 2026 tarihinde açıldı.</p>

<p>Öğrenciler 2 Ekim 2026 tarihine kadar başvurularını tamamlayabilecek.</p>

<p>Vakfın mevcut Öğrenim Bursu tutarı aylık 5 bin TL olarak uygulanıyor.</p>

<p>Tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencileri Vakfın Öğrenim Bursu kapsamında bulunuyor.</p>

<p>Başvuru koşullarını sağlayan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi lisans öğrencileri yeni dönem bursuna başvurabiliyor.</p>

<p>Diş hekimliği öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Diş Hekimliği Fakültesi öğrencileri de burs programının kapsadığı fakülteler arasında bulunuyor.</p>

<p>Eczacılık öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Eczacılık Fakültesinde lisans eğitimi gören öğrenciler de Vakfın burs programına başvurabiliyor.</p>

<p>Hemşirelik öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi öğrencileri burs kapsamındaki sağlık öğrencileri arasında.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencileri de kapsamda</p>

<p>Burs programı yalnızca Tıp, Diş Hekimliği, Eczacılık ve Hemşirelik öğrencileriyle sınırlı değil.</p>

<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Sağlık Bilimleri Fakültesinde lisans eğitimi gören öğrenciler de başvuru yapabiliyor.</p>

<p>Hangi fakülteler kapsamda?</p>

<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Geliştirme Vakfı’nın burs ve eğitim desteklerinde yer alan fakülteler arasında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Mühendislik Fakültesi, Orman Fakültesi, Veteriner Fakültesi, Hasan Âli Yücel Eğitim Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi, Spor Bilimleri Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi ve Eczacılık Fakültesi bulunuyor.</p>

<p>Dolayısıyla sağlık alanındaki çok sayıda bölüm aynı burs programı kapsamında değerlendiriliyor.</p>

<p>Ara sınıflarda not ortalaması kaç olmalı?</p>

<p>Ara sınıf öğrencilerinin akademik başarıları burs değerlendirmesinde dikkate alınıyor.</p>

<p>Vakfın yayımladığı burs koşullarında ara sınıf öğrencileri için genel not ortalamasının en az 2,50 olması isteniyor.</p>

<p>Öğrencinin akademik durumunun yanı sıra disiplin durumu da değerlendirme sürecinde dikkate alınıyor.</p>

<p>Maddi ihtiyaç da değerlendiriliyor</p>

<p>İÜC Geliştirme Vakfı Öğrenim Bursu yalnızca akademik başarıya göre verilen bir destek değil.</p>

<p>Öğrencinin ve ailesinin ekonomik durumu da bursiyer seçiminde önemli bir kriter.</p>

<p>Başvuru formunda öğrencinin aile gelirine, sosyal güvenlik durumuna, ikamet ve barınma koşullarına ilişkin bilgiler istenebiliyor.</p>

<p>Burs miktarı ne kadar?</p>

<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Geliştirme Vakfı Öğrenim Bursu tutarı Ocak 2026 itibarıyla aylık 5 bin TL’ye yükseltildi.</p>

<p>Vakfın güncel Öğrenim Bursu sayfasında da mevcut burs miktarı 5 bin TL olarak yer alıyor.</p>

<p>Vakıf, burs miktarı ve ödeme süresinin Yönetim Kurulu tarafından belirlendiğini ve burs almaya hak kazanan öğrenciye bildirildiğini belirtiyor.</p>

<p>Burs geri ödemeli mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Geliştirme Vakfı Öğrenim Bursu karşılıksız olarak veriliyor.</p>

<p>Vakıf, bursiyerlerinden mezuniyet sonrasında aldıkları bursu geri ödemelerini istemiyor.</p>

<p>Bunun yerine mezun bursiyerlerin çalışma hayatına başladıktan sonra imkânları ölçüsünde Vakfa destek olarak gelecekte daha fazla öğrenci ve akademisyene katkı sağlamalarını beklediğini belirtiyor.</p>

<p>Başvuruda hangi belgeler istenebilir?</p>

<p>Başvuru değerlendirmesinde öğrencinin beyan ettiği bilgileri kanıtlayan belgeler önem taşıyor.</p>

<p>Önceki güncel burs kılavuzunda aynı hanede yaşayan kişileri gösteren belge, adli sicil kaydı, sosyal güvenlik kayıt belgeleri ve ailede eğitim gören diğer kardeşlerin öğrenci belgeleri istenen evraklar arasında bulunuyor.</p>

<p>Ailenin ikamet ettiği adresi gösteren belge ve kirada oturan aileler için kira kontratı da talep edilebiliyor.</p>

<p>Çalışmayan anne veya baba bulunması halinde SGK kaydı olmadığını gösteren belgelerin sunulması gerekiyor.</p>

<p>Çalışan aile bireylerinin gelir durumunu gösteren belgeler de ekonomik değerlendirmede kullanılabiliyor.</p>

<p>Başvuru nasıl yapılacak?</p>

<p>Başvurular çevrim içi sistem üzerinden gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Öğrencilerin İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’nın burs ve eğitim desteği başvuru sistemindeki formu doldurması ve kendilerinden istenen belgeleri sisteme yüklemesi gerekiyor.</p>

<p>Şahsen, posta veya e-posta yoluyla yapılan başvurular yerine çevrim içi başvuru sistemi kullanılıyor.</p>

<p>Başvurular nasıl değerlendirilecek?</p>

<p>Başvuru döneminin tamamlanmasının ardından öğrencilerin beyanları ve belgeleri ön değerlendirmeye alınacak.</p>

<p>Vakfın burs uygulamasında öğrencinin ekonomik ihtiyacı ile akademik durumu birlikte değerlendiriliyor.</p>

<p>Ön değerlendirmeyi geçen öğrenciler gerektiğinde mülakata davet edilebiliyor.</p>

<p>Mülakatlar çevrim içi veya yüz yüze gerçekleştirilebiliyor.</p>

<p>Burs almaya hak kazanan öğrenciler kendilerine bildirilen banka hesabı işlemlerini tamamladıktan sonra ödeme sürecine dahil ediliyor.</p>

<p>Başvurular 2 Ekim’de sona erecek</p>

<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Geliştirme Vakfı 2026-2027 Öğrenim Bursu başvuruları 21 Eylül’de başladı.</p>

<p>Son başvuru tarihi 2 Ekim 2026.</p>

<p>Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Eczacılık Fakültesi, Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören ve diğer burs koşullarını karşılayan öğrenciler yeni dönem için başvuruda bulunabilecek.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Geliştirme Vakfı<br />
İÜC Geliştirme Vakfı Öğrenim Bursu<br />
İÜC Geliştirme Vakfı Burs Başvuru Kılavuzu </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Burslar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/iuc-gelistirme-vakfi-2026-2027-burs-basvurulari-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="83430"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuklukta Psikiyatri İlacı Kullanmak Polisliğe Engel mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cocuklukta-psikiyatri-ilaci-kullanmak-polislige-engel-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cocuklukta-psikiyatri-ilaci-kullanmak-polislige-engel-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklukta psikiyatri ilacı kullanmak polisliğe engel mi? Eski psikiyatri kaydı, antidepresan ve DEHB ilacı geçmişi, POMEM’de 2 yıl kriteri ve epikriz sürecini inceledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>ÇOCUKLUKTA PSİKİYATRİ İLACI KULLANMAK POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Polislik hayali kuran bazı adayların karşısına yıllar önce, henüz çocukluk veya ergenlik döneminde oluşmuş psikiyatri muayenesi ve ilaç kayıtları çıkabiliyor. “Çocukken psikiyatri ilacı kullandım, polis olabilir miyim?”, “Eski psikiyatri kaydı POMEM’e engel mi?”, “DEHB ilacı kullanan polis olabilir mi?” ve “Psikiyatri kaydı kaç yıl sonra sorun olmaz?” soruları bu nedenle adayların en çok araştırdığı konular arasında.</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği incelendiğinde önemli bir ayrıntı ortaya çıkıyor: Geçmişte psikiyatri muayenesi veya psikotrop ilaç kaydının bulunması ile adayın bugün polisliğe engel aktif bir psikiyatrik hastalığının bulunması aynı şey değil.</p>

<p>Ancak eski kayıtların hiçbir öneminin olmadığı da söylenemez.</p>

<p>Adayın tanısı, ilacın neden verildiği, tedavi süresi, son yıllardaki klinik durumu ve tanının yönetmelikte hangi sağlık diliminde değerlendirildiği birlikte önem taşıyor.</p>

<p>PSİKİYATRİYE GİTMEK POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Hayatının herhangi bir döneminde psikiyatri polikliniğine başvurmuş olmak tek başına “polis olamaz” sonucu çıkarmak için yeterli değil.</p>

<p>Sağlık değerlendirmesinde yalnızca hastane başvurusunun bulunup bulunmadığına değil, başvurunun nedenine ve sonucuna da bakılıyor.</p>

<p>Adaya psikiyatrik bir tanı konulup konulmadığı, ilaç başlanıp başlanmadığı, tedavinin ne kadar sürdüğü ve kişinin sonraki sağlık durumu önem taşıyor.</p>

<p>Özellikle çocukluk dönemindeki kayıtların bu nedenle kendi klinik bağlamı içerisinde değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>ÇOCUKLUKTA PSİKİYATRİ İLACI KULLANMAK POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Tek başına geçmişte ilaç kullanılmış olması üzerinden kesin “engel” kararı verilemez.</p>

<p>Çocukluk ve ergenlik döneminde DEHB, anksiyete, depresif belirtiler, uyum sorunları veya başka nedenlerle psikiyatri değerlendirmesi yapılmış ve ilaç reçete edilmiş olabilir.</p>

<p>Sağlık değerlendirmesinde kritik konulardan biri, geçmişte kullanılan ilacın hangi nedenle reçete edildiğidir.</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinin ruh sağlığı hükümleri, son iki yıl içerisinde psikiyatrik muayene veya psikotrop ilaç kullanım kaydı görülmesi halinde bu kayıtların ayrıntılarının araştırılmasına imkân veriyor.</p>

<p>Gerekli durumda ilacın reçete edildiği sağlık kuruluşundan epikriz istenebiliyor.</p>

<p>EPİKRİZ NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?</p>

<p>Eski bir ilaç kaydında yalnızca ilacın ismi görülebilir.</p>

<p>Fakat bu kayıt tek başına o kişinin hangi klinik nedenle tedavi edildiğini her zaman açıklamaz.</p>

<p>Epikriz ise ilgili dönemdeki muayene bulgularını, tanıyı, tedaviyi ve ilacın hangi nedenle reçete edildiğini ortaya koyabilir.</p>

<p>Yönetmelikte psikotrop ilaçların psikiyatrik hastalık dışında başka bir klinik durumun tedavisine destek amacıyla kullanılabileceği ihtimali de dikkate alınıyor.</p>

<p>Bu nedenle eski psikiyatri veya ilaç kaydı bulunan aday açısından doğru yaklaşım kaydı gizlemeye çalışmak değil, kaydın gerçek klinik nedenini belgeleyebilmektir.</p>

<p>POMEM’DE PSİKİYATRİ İÇİN 2 YIL KURALI NEDİR?</p>

<p>Adayların özellikle dikkat etmesi gereken hükümlerden biri son iki yılla ilgili.</p>

<p>Yönetmeliğin ruh sağlığı A dilimi hükümlerinde son iki yılın semptomsuz ve tedavisiz geçirilmesinin psikiyatrik yönden sağlam kabul edilme açısından önemi bulunuyor.</p>

<p>Burada yalnızca “son reçetenin üzerinden iki yıl geçti” şeklinde basit bir tarih hesabı yapılmamalı.</p>

<p>İki kavram birlikte önem taşıyor:</p>

<p>Semptomsuz olmak.</p>

<p>Tedavisiz olmak.</p>

<p>Dolayısıyla iki yıllık dönemde psikiyatrik belirtilerin ve tedavinin bulunup bulunmadığı önem kazanıyor.</p>

<p>Ancak çok önemli bir istisna var.</p>

<p>C ve D sağlık dilimlerinde değerlendirilen psikiyatrik tanılarda süre ayrımı bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle “Psikiyatri kaydının üzerinden iki yıl geçtiyse kesin polis olunur” bilgisi doğru değil.</p>

<p>ESKİ PSİKİYATRİ KAYDI KAÇ YIL SONRA SORUN OLMAZ?</p>

<p>Bu soruya “tam olarak iki yıl” şeklinde herkes için geçerli bir cevap vermek doğru olmaz.</p>

<p>İki yıllık semptomsuz ve tedavisiz dönem önemli olmakla birlikte geçmiş tanının niteliği de belirleyici.</p>

<p>Tanı C veya D sağlık diliminde değerlendirilen bir hastalıksa süre farklı bir sonuç doğurmayabilir.</p>

<p>Bu nedenle adayın yalnızca kayıt tarihine değil, geçmişte kendisine hangi tanının konulduğuna da bakması gerekiyor.</p>

<p>ANTİDEPRESAN KULLANMIŞ OLMAK POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Antidepresan kullanımı da tek başına bütün adaylar için otomatik elenme anlamına gelmez.</p>

<p>Önemli olan ilacın hangi nedenle reçete edildiği, psikiyatrik tanı bulunup bulunmadığı, tedavinin ne kadar sürdüğü ve adayın sonraki klinik durumudur.</p>

<p>Son iki yılda psikotrop ilaç kaydı bulunması halinde reçetenin nedeni ve ilgili muayenenin ayrıntıları incelenebilir.</p>

<p>Bu nedenle “Bir kez antidepresan yazıldı, artık polis olunamaz” şeklindeki genelleme doğru değildir.</p>

<p>DEHB İLACI KULLANAN POLİS OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Çocuklukta en fazla gündeme gelen konulardan biri dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, yani DEHB.</p>

<p>Bazı adayların çocukluk veya ergenlik döneminden DEHB tanısı ve ilaç kullanım kayıtları bulunabiliyor.</p>

<p>Bu durumda yalnızca ilaç adına bakılarak sonuç çıkarılması doğru değil.</p>

<p>Tanının niteliği, tedavi geçmişi, kişinin sonraki klinik seyri ve mevcut ruhsal durumu ilgili yönetmelik hükümleriyle birlikte değerlendirilir.</p>

<p>AİLENİN ÇOCUĞU PSİKİYATRİYE GÖTÜRMÜŞ OLMASI NE ANLAMA GELİYOR?</p>

<p>Çocukluk döneminde sağlık hizmetlerine başvuru kararını çoğunlukla ebeveynler verir.</p>

<p>Bu nedenle kişinin çocukluk dönemindeki psikiyatri başvurusunu yetişkinlik döneminde kendi verdiği bir tedavi kararı gibi değerlendirmek her zaman doğru olmayabilir.</p>

<p>Ancak sağlık kurulu açısından belirleyici olan “Ailesi götürdü” açıklamasından ziyade o dönemdeki tıbbi kayıtlardır.</p>

<p>Hangi yakınmayla başvuruldu?</p>

<p>Hangi tanı konuldu?</p>

<p>İlaç hangi nedenle verildi?</p>

<p>Tedavi ne kadar sürdü?</p>

<p>Sonraki yıllarda belirtiler devam etti mi?</p>

<p>Yeni tedavi gerekti mi?</p>

<p>Bu soruların yanıtları çok daha önemlidir.</p>

<p>Bu nedenle çocukluk döneminden psikiyatri kaydı bulunan aday açısından eski epikriz ve tıbbi belgeler değer kazanıyor.</p>

<p>E-NABIZ’DA PSİKİYATRİ İLACI GÖRÜNÜRSE NE OLUR?</p>

<p>Adayların yaptığı önemli hatalardan biri e-Nabız veya sağlık kayıtlarında bir ilaç gördüklerinde doğrudan “eleneceğim” sonucuna varmaları.</p>

<p>Oysa ilaç kaydı ile kesin psikiyatrik hastalık tanısı aynı şey değildir.</p>

<p>Yönetmelik de bu nedenle gerekli durumlarda ilacın neden reçete edildiğinin araştırılmasını öngörüyor.</p>

<p>Son iki yıldaki psikiyatri muayenesi veya psikotrop ilaç kaydı açısından geçmiş muayene ve tedavi ayrıntıları incelenebilir ve gerektiğinde epikriz talep edilebilir.</p>

<p>ESKİ PSİKİYATRİ KAYDINI SİLDİRMEK ÇÖZÜM MÜ?</p>

<p>Adayların odaklanması gereken konu kayıt “sildirmek” değil, gerçek sağlık geçmişini doğru biçimde belgelemektir.</p>

<p>Sağlık değerlendirmesinin amacı yalnızca ekranda bir kayıt bulunup bulunmadığını görmek değil, adayın gerçek sağlık durumunu belirlemektir.</p>

<p>Sağlık bilgi formunun doğru doldurulması ve geçmiş sağlık bilgilerinin eksiksiz bildirilmesi gerekir.</p>

<p>Yanlış veya eksik beyanda bulunmak aday açısından ayrıca sorun oluşturabilir.</p>

<p>POLİS OKULUNA GİRDİKTEN SONRA ESKİ KAYIT TEKRAR KARŞIYA ÇIKABİLİR Mİ?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Sağlık değerlendirmesi yalnızca POMEM veya PMYO kapısından girildiği gün sona ermiyor.</p>

<p>Yönetmelik öğrencilerin sağlık durumlarının eğitim sürecinde takip edilmesine ilişkin hükümler içeriyor.</p>

<p>Öğrenciler eğitim-öğretim dönemlerinde sağlık yönünden yeniden değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Ruh sağlığı açısından ilgili sağlık dilimlerinde bir hastalık şüphesi oluşması halinde sağlık kurulu değerlendirmesi istenebiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla “Okula girdim, bundan sonra geçmiş sağlık kayıtları hiçbir şekilde karşıma çıkmaz” düşüncesi doğru değil.</p>

<p>MEZUNİYETE YAKIN PSİKİYATRİ KAYDI SORUN OLUR MU?</p>

<p>Emniyet sağlık mevzuatı yalnızca okula giriş sürecinden ibaret değil.</p>

<p>Öğrencilik sürecindeki sağlık değerlendirmeleri ve Emniyet Teşkilatı kadrolarına ilk atama aşaması da sağlık mevzuatı kapsamında önem taşıyor.</p>

<p>Bu nedenle konuyu üç ayrı aşamada düşünmek gerekiyor:</p>

<p>Adaylık.</p>

<p>Öğrencilik.</p>

<p>Memuriyete ilk atama.</p>

<p>Her aşamada adayın veya öğrencinin statüsüne göre uygulanacak sağlık hükümleri farklılaşabilir.</p>

<p>OKULDA PSİKİYATRİK SORUN ORTAYA ÇIKARSA NE OLUR?</p>

<p>Okula girişte adaylardan A dilimi sağlık şartları aranıyor.</p>

<p>Ancak öğrenci olduktan sonraki sağlık değerlendirmeleri farklı hükümlere tabi olabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle okula girişte uygulanan kriterlerle öğrencilik sırasında ortaya çıkan bir hastalığın değerlendirilmesini birbirine karıştırmamak gerekiyor.</p>

<p>Özellikle ruh sağlığı konusunda yeni ortaya çıkan veya tekrar eden bir klinik durum, öğrencilik sırasında yeniden sağlık kurulu değerlendirmesine neden olabilir.</p>

<p>ESKİ PSİKİYATRİ KAYDI BULUNAN ADAY NE YAPMALI?</p>

<p>Öncelikle paniğe kapılarak yalnızca e-Nabız’daki ilaç adına göre kendi hakkında karar vermemeli.</p>

<p>Geçmiş kaydın hangi sağlık kuruluşunda oluştuğunu belirlemeli.</p>

<p>Mümkünse o döneme ait epikriz ve muayene belgelerini edinmeli.</p>

<p>İlacın hangi tanı veya klinik nedenle reçete edildiğini öğrenmeli.</p>

<p>Tedavinin başlangıç ve bitiş tarihlerini doğru şekilde belgelemeli.</p>

<p>Sonraki dönemde başka psikiyatri muayenesi veya tedavisi bulunuyorsa bunları da dikkate almalı.</p>

<p>Sağlık bilgi formunda doğru beyanda bulunmalı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ve en önemlisi, kişisel uygunluk konusunda internet yorumlarından değil yürürlükteki yönetmelik ve resmi sağlık kurulu değerlendirmesinden hareket etmeli.</p>

<p>ÇOCUKLUK KAYDI OLAN ADAYLAR İÇİN EN ÖNEMLİ NOKTA</p>

<p>Bir kişinin 10 veya 15 yıl önce çocukken psikiyatri polikliniğine götürülmüş olması, geçmişte bir ilaç reçetesi bulunması ve bugün aktif psikiyatrik hastalığının bulunması birbirinden farklı durumlardır.</p>

<p>Sağlık değerlendirmesinde bu ayrımın belgeler üzerinden ortaya konulması önemlidir.</p>

<p>Bu nedenle eski psikiyatri kaydı bulunan adayların en büyük hatası kayıtlarını araştırmadan başvuru sürecine girmek olabilir.</p>

<p>Doğru yaklaşım geçmişi gizlemek değil, geçmişin ne anlama geldiğini başvurudan önce öğrenmek ve mümkün olduğunca belgelendirmektir.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>Çocukken psikiyatriye gitmek polisliğe engel mi?</p>

<p>Tek başına çocukluk döneminde psikiyatri başvurusunun bulunması üzerinden kesin sonuç çıkarılamaz. Tanı, tedavi, sonraki klinik seyir ve mevcut sağlık durumu önemlidir.</p>

<p>Çocukken psikiyatri ilacı kullandım, POMEM’e girebilir miyim?</p>

<p>Yalnızca geçmiş ilaç kaydı üzerinden kesin karar verilemez. İlacın neden verildiği, tanı, tedavi süresi ve yönetmelikteki sağlık dilimi değerlendirilir.</p>

<p>Psikiyatri kaydı kaç yıl sonra polisliğe engel olmaz?</p>

<p>Yönetmelikte son iki yılın semptomsuz ve tedavisiz geçirilmesine ilişkin önemli bir kriter bulunuyor. Ancak bu bütün psikiyatrik tanılar için otomatik iki yıllık af anlamına gelmez. C ve D dilimindeki tanılarda süre ayrımı bulunmaz.</p>

<p>Antidepresan kullanmış olmak polisliğe engel mi?</p>

<p>İlacın yalnızca adına bakılarak karar verilmez. Reçete nedeni, tanı, tedavi geçmişi ve mevcut sağlık durumu değerlendirilir.</p>

<p>DEHB ilacı kullanmak polisliğe engel mi?</p>

<p>DEHB ve tedavi geçmişi ruh sağlığı hükümleri kapsamında değerlendirilir. Çocukluk dönemindeki ilaç kaydı tek başına kişisel uygunluk kararını belirlemez.</p>

<p>Epikriz neden istenir?</p>

<p>Epikriz geçmişteki muayenenin nedenini, klinik bulguları, tanıyı ve ilacın hangi amaçla verildiğini açıklamaya yardımcı olur. Özellikle eski ilaç kayıtlarının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.</p>

<p>Polis okuluna girdikten sonra eski psikiyatri kaydı sorun olabilir mi?</p>

<p>Öğrencilerin sağlık durumları eğitim sürecinde de takip edilebilir. Gerekli görülmesi halinde yeniden sağlık kurulu değerlendirmesi yapılabilir.</p>

<p>TIBBİ VE HUKUKİ UYARI</p>

<p>Bu haber genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Geçmiş psikiyatri tanısı veya ilaç kaydı bulunan bir adayın polisliğe uygun olup olmadığına ilişkin kişisel sağlık kurulu kararı yerine geçmez. Tanının niteliği, tedavi geçmişi, güncel sağlık durumu, yürürlükteki Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği ve yetkili sağlık kurulu/sağlık komisyonu değerlendirmesi esas alınmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği EK-3 – Ruh Sağlığı ve Hastalıkları</p>

<p>Polis Akademisi Başkanlığı</p>

<p>Danıştay 8. Daire – Polis eğitim kurumlarının sağlık şartlarına ilişkin kararları </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Aday Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cocuklukta-psikiyatri-ilaci-kullanmak-polislige-engel-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1048.jpeg" type="image/jpeg" length="38893"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Psikiyatri İlaç Kaydı Polisliğe Engel mi? Yönetmelik Ne Diyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/psikiyatri-ilac-kaydi-polislige-engel-mi-yonetmelik-ne-diyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/psikiyatri-ilac-kaydi-polislige-engel-mi-yonetmelik-ne-diyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[POMEM’de psikiyatri geçmişi nasıl değerlendiriliyor? Yönetmelikte son iki yılın semptomsuz ve tedavisiz geçirilmesi, belirli durumlarda psikiyatrik yönden sağlam kabul ediliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>POMEM Psikiyatri Şartları: Psikiyatri Geçmişi ve İlaç Kullanımı Engel mi?</p>

<p>POMEM adaylarının sağlık şartları konusunda en fazla araştırdığı konulardan biri psikiyatri geçmişi.</p>

<p>“Psikiyatriye gitmek polisliğe engel mi?”, “Antidepresan kullanan polis olabilir mi?”, “Anksiyete POMEM’e engel mi?”, “Depresyon polisliğe engel mi?”, “DEHB tanısı olan polis olabilir mi?” ve “Psikiyatri kaydı kaç yıl sonra sorun olmaz?” soruları adayların yanıt aradığı başlıklar arasında.</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği, öğrenci adaylarının ruh sağlığı şartlarını EK-3’ün “Ruh Sağlığı ve Hastalıkları” bölümünde ayrıntılı olarak düzenliyor.</p>

<p>Burada adayların özellikle bilmesi gereken bir süre bulunuyor:</p>

<p>Son iki yıl.</p>

<p>POMEM’DE PSİKİYATRİ İÇİN 2 YIL KURALI NEDİR?</p>

<p>Yönetmeliğin A dilimi hükümlerinde ruh sağlığı yönünden adayın sağlam olması gerektiği belirtiliyor.</p>

<p>Aynı düzenlemede “son iki yılın semptomsuz ve tedavisiz geçirilmesi” psikiyatrik yönden sağlam kabul ediliyor.</p>

<p>Buradaki iki ifade önemli:</p>

<p>Semptomsuz.</p>

<p>Tedavisiz.</p>

<p>Dolayısıyla yalnızca son psikiyatri muayenesinin üzerinden iki yıl geçmiş olması üzerinden otomatik sonuç çıkarılması doğru değil.</p>

<p>Yönetmelikte belirtilen değerlendirmede bu sürenin semptomsuz ve tedavisiz geçirilmesi önem taşıyor.</p>

<p>Ancak bu kural bütün psikiyatrik hastalıklar için geçerli değil.</p>

<p>C ve D diliminde geçen tanılar açısından süre ayrımı bulunmuyor ve bu tanılar öğrenciliğe engel kabul ediliyor.</p>

<p>PSİKİYATRİYE GİTMEK POMEM’E ENGEL Mİ?</p>

<p>Yalnızca bir kişinin hayatının herhangi bir döneminde psikiyatri polikliniğine başvurmuş olması üzerinden “kesinlikle polis olamaz” sonucu çıkarılması doğru değil.</p>

<p>Yönetmelik özellikle son iki yıldaki psikiyatrik muayene ve psikotrop ilaç kayıtlarının nasıl değerlendirileceğine ilişkin ayrıntılı hükümler içeriyor.</p>

<p>Adayın geçmiş muayene ve tedavi ayrıntıları ile ilaç kayıtlarının bulunduğu sistemler incelenebiliyor.</p>

<p>Son iki yıl içerisinde psikiyatrik muayene veya psikotrop ilaç kullanım kaydı görülmesi halinde kaydın nedeni araştırılıyor.</p>

<p>Dolayısıyla “psikiyatriye bir kez gittim, otomatik elenirim” şeklindeki genelleme doğru bir değerlendirme yöntemi değil.</p>

<p>ANTİDEPRESAN KULLANAN POLİS OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Bu sorunun yanıtı yalnızca ilacın adına bakılarak verilemez.</p>

<p>Yönetmelik, son iki yılda psikotrop ilaç kaydı görülmesi halinde ilacın neden reçete edildiğinin araştırılmasını öngörüyor.</p>

<p>İlacın reçete edildiği sağlık kuruluşundan, o tarihteki muayene ayrıntılarını, klinik bulguları ve ilacın hangi nedenle reçete edildiğini açıklayan epikriz raporu istenebiliyor.</p>

<p>Bunun nedeni önemli.</p>

<p>Bazı psikotrop ilaçlar yalnızca psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılmıyor. Başka branşlardaki bazı klinik durumlarda da destek amacıyla reçete edilebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle sistemde yalnızca bir ilaç kaydının bulunması ile psikiyatrik bir hastalık tanısının bulunması aynı şey olarak değerlendirilmemeli.</p>

<p>İLACIN NEDEN YAZILDIĞINA BAKILIYOR MU?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Yönetmelikteki değerlendirme sistemi tam olarak bunu amaçlıyor.</p>

<p>Psikotrop ilaç kaydı görüldüğünde epikriz üzerinden kişinin o tarihte psikiyatrik tanı kriterlerini karşılayacak düzeyde bir psikopatolojisinin bulunup bulunmadığı değerlendiriliyor.</p>

<p>İlacın psikiyatrik tanı ve tedavi amacı dışında başka bir branştaki patolojik sürece destek amacıyla verilip verilmediği de araştırılabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle adayların yalnızca e-Nabız’da gördükleri ilaç adına bakarak kendi kendilerine “elenirim” veya “sorun olmaz” kararı vermeleri doğru değil.</p>

<p>DEPRESYON POMEM’E ENGEL Mİ?</p>

<p>Depresyon bozuklukları yönetmeliğin ruh sağlığı bölümünde yer alan tanı gruplarından biri.</p>

<p>Ancak değerlendirmede tanının hangi sağlık diliminde karşılık bulduğu, hastalığın geçmişi, tedavi durumu ve adayın mevcut sağlık durumu önem taşıyor.</p>

<p>Yönetmeliğin A dilimindeki iki yıllık semptomsuz ve tedavisiz dönem hükmü de bu değerlendirmede önem taşıyor.</p>

<p>Buna karşılık C ve D diliminde değerlendirilen tanılarda iki yıllık süre istisnası uygulanmıyor.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca “geçmişte depresyon tanısı aldım” bilgisiyle kişisel uygunluk konusunda kesin karar verilemez.</p>

<p>ANKSİYETE POMEM’E ENGEL Mİ?</p>

<p>Anksiyete bozuklukları da yönetmelikte ruhsal bozukluklar arasında düzenleniyor.</p>

<p>Burada da hastalığın geçmişte bulunup bulunmadığının yanı sıra mevcut durum, tedavi geçmişi ve sağlık dilimi değerlendirmesi önem taşıyor.</p>

<p>Nitekim yargıya taşınan bazı polis eğitim kurumu uyuşmazlıklarında geçmiş anksiyete tanısı ve ilaç kullanımı bulunan adayların son iki yıllık sağlık durumlarının ayrıca değerlendirildiği görülüyor.</p>

<p>Dolayısıyla anksiyete için de bütün adaylara uygulanabilecek tek cümlelik “engel olur” veya “engel olmaz” cevabı vermek doğru değil.</p>

<p>DEHB POMEM’E ENGEL Mİ?</p>

<p>Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu da yönetmelikte ruh sağlığı kapsamında adı geçen tanılar arasında.</p>

<p>Adayın tanısının niteliği, tedavi geçmişi, ilaç kullanımı ve mevcut sağlık durumu değerlendirmede önem taşıyor.</p>

<p>Özellikle DEHB nedeniyle kullanılan bazı ilaçların reçete kayıtlarının bulunabileceği dikkate alındığında sağlık geçmişinin eksiksiz değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>PANİK ATAK POMEM’E ENGEL Mİ?</p>

<p>“Panik atak” günlük kullanımda sık kullanılan bir ifade olmakla birlikte sağlık değerlendirmesinde esas olan uzman hekim tarafından konulmuş tanı ve bu tanının yönetmelikteki karşılığıdır.</p>

<p>Panik belirtilerinin hangi psikiyatrik tanı kapsamında ortaya çıktığı, tedavi gerektirip gerektirmediği ve adayın mevcut sağlık durumu birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca geçmişte bir kez panik benzeri yakınma yaşanmış olması üzerinden kesin POMEM uygunluk kararı verilemez.</p>

<p>PSİKOLOGA GİTMEK POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Psikolog görüşmesi ile psikiyatri uzmanı tarafından konulmuş bir hastalık tanısı veya uygulanan ilaç tedavisi aynı şey değildir.</p>

<p>POMEM sağlık değerlendirmesinde önemli olan adayın ruh sağlığı durumu ve yönetmelikteki kriterlerdir.</p>

<p>Dolayısıyla yalnızca “psikoloğa gittim” bilgisinden otomatik bir elenme sonucu çıkarmak doğru değildir.</p>

<p>Ancak adayın sağlık geçmişinde psikiyatrik tanı veya tedavi bulunuyorsa bunun ayrıca değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>E-NABIZ’DAKİ PSİKİYATRİ KAYITLARINA BAKILIYOR MU?</p>

<p>Yönetmelik geçmiş muayene ve tedavi ayrıntıları ile geçmiş ilaç kayıtlarını gösteren sistemler üzerinden inceleme yapılmasını öngörüyor.</p>

<p>Son iki yıl içerisinde psikiyatrik muayene veya psikotrop ilaç kullanım kaydı görülürse kaydın ayrıntılarının araştırılması mümkün.</p>

<p>Bu noktada epikriz raporu önem kazanıyor.</p>

<p>Adaydan ilacın reçete edildiği sağlık kuruluşundaki muayenenin ayrıntılarını ve ilacın neden verildiğini gösteren epikriz raporunu temin etmesi istenebiliyor.</p>

<p>PSİKİYATRİ KAYDI SİLİNİRSE SORUN ÇÖZÜLÜR MÜ?</p>

<p>Sağlık değerlendirmesinin amacı yalnızca ekranda bir kaydın görünüp görünmediğini kontrol etmek değildir.</p>

<p>Adayın gerçek sağlık geçmişi ve mevcut sağlık durumu değerlendirilir.</p>

<p>Bu nedenle bir sağlık kaydını gizlemeye, sildirmeye veya eksik beyan etmeye çalışmak yerine sağlık geçmişinin doğru biçimde bildirilmesi gerekir.</p>

<p>Nihai değerlendirme sağlık kurulu ve ilgili sağlık komisyonunca yapılır.</p>

<p>İKİ YIL GEÇİNCE KESİN POLİS OLUNABİLİR Mİ?</p>

<p>Hayır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“İki yıl geçti, artık kesin sorun olmaz” şeklinde bir sonuç yönetmelikten çıkarılamaz.</p>

<p>Yönetmelik son iki yılın semptomsuz ve tedavisiz geçirilmesini psikiyatrik yönden sağlam kabul etme bakımından bir kriter olarak düzenliyor.</p>

<p>Ancak adayın tanısının hangi sağlık diliminde bulunduğu önem taşıyor.</p>

<p>C ve D diliminde yer alan tanılarda süre ayrımı bulunmuyor.</p>

<p>Ayrıca sağlık kurulu adayın bütün psikiyatrik geçmişini, mevcut muayenesini ve ilgili kayıtlarını birlikte değerlendiriyor.</p>

<p>POMEM PSİKİYATRİ ŞARTLARINDA EN ÖNEMLİ 5 NOKTA</p>

<ol>
 <li>Öğrenci adayının ruh sağlığı yönünden A dilimi şartlarını karşılaması gerekiyor.</li>
 <li>Son iki yılın semptomsuz ve tedavisiz geçirilmesi psikiyatrik yönden sağlam kabul edilme açısından önemli.</li>
 <li>C ve D dilimindeki tanılarda iki yıllık süre ayrımı bulunmuyor.</li>
 <li>Son iki yıldaki psikiyatri muayenesi ve psikotrop ilaç kayıtları ayrıntılı olarak değerlendirilebiliyor.</li>
 <li>İlaç kaydı görülmesi halinde ilacın hangi nedenle reçete edildiğini açıklayan epikriz istenebiliyor.</li>
</ol>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>Bir kez psikiyatriye gittim, POMEM’e engel mi?</p>

<p>Tek başına bir psikiyatri başvurusunun varlığından kesin sonuç çıkarılamaz. Muayenenin nedeni, konulan tanı, tedavi ve mevcut sağlık durumu önemlidir.</p>

<p>Antidepresan kullandım, polis olabilir miyim?</p>

<p>Yalnızca ilaç adına bakılarak karar verilemez. İlacın hangi nedenle reçete edildiği, psikiyatrik tanı bulunup bulunmadığı ve adayın sağlık geçmişi değerlendirilir.</p>

<p>Psikiyatri ilacı kullanmayı bıraktıktan sonra iki yıl geçmesi yeterli mi?</p>

<p>Yönetmelik son iki yılın hem semptomsuz hem tedavisiz geçirilmesini psikiyatrik yönden sağlam kabul edilme bakımından düzenliyor. Ancak C ve D dilimindeki tanılarda süre ayrımı bulunmuyor. Bu nedenle iki yılın dolması her aday için otomatik uygunluk anlamına gelmez.</p>

<p>Anksiyete tanısı polisliğe engel mi?</p>

<p>Tanının geçmişi, derecesi, tedavi durumu, mevcut ruh sağlığı ve yönetmelikte karşılık geldiği sağlık dilimi birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Depresyon geçmişi polisliğe engel mi?</p>

<p>Geçmiş depresyon tanısı tek başına kişisel uygunluk kararını belirlemek için yeterli değildir. Yönetmelikteki sağlık dilimi, tedavi geçmişi ve mevcut durum değerlendirilir.</p>

<p>DEHB polisliğe engel mi?</p>

<p>DEHB yönetmelikte ruh sağlığı kapsamında değerlendirilen tanılardan biridir. Tanının ve tedavinin niteliği ile adayın mevcut sağlık durumu üzerinden resmi değerlendirme yapılır.</p>

<p>TIBBİ VE HUKUKİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Bir kişinin POMEM öğrenciliğine ruh sağlığı açısından uygun olup olmadığı konusunda kişisel sağlık kurulu kararı yerine geçmez. Tanı, reçete veya e-Nabız kaydı üzerinden tek başına kesin “olur” ya da “olamaz” sonucu çıkarılmamalıdır. Yürürlükteki Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği, resmi muayene ve yetkili sağlık kurulu/sağlık komisyonu değerlendirmesi esas alınır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği EK-3 – Ruh Sağlığı ve Hastalıkları</p>

<p>Polis Akademisi Başkanlığı</p>

<p>Danıştay 8. Daire – Polis eğitim kurumları sağlık şartlarına ilişkin kararlar </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Aday Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/psikiyatri-ilac-kaydi-polislige-engel-mi-yonetmelik-ne-diyor</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1047.jpeg" type="image/jpeg" length="45241"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2 Numara Miyop POMEM’e Engel mi? Göz Şartları Ne Diyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/2-numara-miyop-pomeme-engel-mi-goz-sartlari-ne-diyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/2-numara-miyop-pomeme-engel-mi-goz-sartlari-ne-diyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[POMEM göz şartlarında miyop için −2, hipermetrop için +1 diyoptri sınırı öne çıkıyor. Astigmat, gözlük, görme keskinliği ve renk körlüğü kriterlerini inceledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>POMEM Göz Şartları: Miyop, Astigmat ve Gözlük Polisliğe Engel mi?</p>

<p>POMEM adaylarının sağlık şartları konusunda en fazla araştırdığı konuların başında göz derecesi geliyor.</p>

<p>“2 numara miyop polisliğe engel mi?”, “Astigmatı olan POMEM’e girebilir mi?”, “Gözlük kullanan polis olabilir mi?”, “İki gözün numarası toplanıyor mu?” ve “Renk körlüğü POMEM’e engel mi?” soruları özellikle öne çıkıyor.</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği, polis eğitim kurumlarına alınacak adaylarda göz sağlığı kriterlerini EK-3’ün Göz Hastalıkları bölümünde düzenliyor.</p>

<p>POMEM adaylarının A dilimi sağlık şartlarını karşılaması gerekiyor.</p>

<p>POMEM’DE MİYOP SINIRI KAÇ?</p>

<p>Yönetmeliğe göre okullara alınacak öğrencilerde her iki göz ayrı ayrı değerlendiriliyor.</p>

<p>Miyoplarda her bir göz için sferik ve silindirik değerlerin toplamı −2 diyoptriyi geçemiyor.</p>

<p>Burada iki önemli ayrıntı var.</p>

<p>Birincisi, −2 diyoptri iki gözün numaralarının birbirine eklenmesi anlamına gelmiyor.</p>

<p>Her göz ayrı değerlendiriliyor.</p>

<p>İkincisi, yalnızca reçetede görülen sferik miyop değerine bakmak her durumda yeterli değil. Yönetmelik sferik ve silindirik değerlerin toplamını esas alıyor.</p>

<p>2 NUMARA MİYOP POMEM’E ENGEL Mİ?</p>

<p>Yönetmelikte kullanılan ifade “−2 diyoptriyi geçemez” şeklinde.</p>

<p>Dolayısıyla tam −2,00 diyoptri sınır değer olarak önem taşıyor.</p>

<p>Ancak adayın yalnızca “miyopum −2,00” demesi kesin uygunluk kararı vermek için yeterli değil.</p>

<p>Çünkü sferik ve silindirik değer birlikte değerlendiriliyor. Ayrıca görme keskinliği ve gözde başka bir hastalık bulunup bulunmadığı da önem taşıyor.</p>

<p>Örneğin yalnızca reçetedeki SPH değerine bakılarak kesin “POMEM’e girer” sonucu çıkarılmamalı.</p>

<p>ASTİGMAT POMEM’E ENGEL Mİ?</p>

<p>Astigmat bulunması tek başına otomatik olarak POMEM’e engel anlamına gelmiyor.</p>

<p>Ancak astigmatın değerlendirilmesinde silindirik değer önem taşıyor.</p>

<p>Miyoplarda yönetmeliğin öğrenci adayları için belirlediği hesaplamada sferik ve silindirik değerlerin toplamı dikkate alınıyor.</p>

<p>Mikst astigmatlarda ise transpozisyon sonrasındaki değerler üzerinden işlem yapılıyor.</p>

<p>Bu nedenle “Astigmatım 0,75, geçer miyim?” sorusuna yalnızca tek rakam üzerinden kesin yanıt vermek doğru değil.</p>

<p>Göz reçetesinin tamamının ve resmi göz muayenesinin değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>HİPERMETROP SINIRI KAÇ?</p>

<p>Hipermetrop adaylar açısından sınır daha farklı.</p>

<p>Yönetmeliğe göre her göz ayrı ayrı değerlendirilmek üzere hipermetroplarda ilgili değer +1 diyoptriyi geçemiyor.</p>

<p>Burada da sferik ve silindirik değerlerin toplamı dikkate alınıyor.</p>

<p>Dolayısıyla hipermetropisi bulunan adayın yalnızca SPH değerine bakması yeterli olmayabilir.</p>

<p>GÖZLÜK KULLANAN POMEM’E GİREBİLİR Mİ?</p>

<p>Gözlük kullanmak tek başına POMEM’e engel değil.</p>

<p>Yönetmelik “gözlük kullanan aday öğrenci olamaz” şeklinde genel bir yasak koymuyor.</p>

<p>Belirleyici olan adayın refraksiyon değerlerinin, görme keskinliğinin ve diğer göz bulgularının A dilimi kriterlerine uygun olması.</p>

<p>Bu nedenle gözlük kullanan bir aday, gerekli göz şartlarını karşılıyorsa yalnızca gözlük kullandığı gerekçesiyle otomatik olarak elenmiş sayılmaz.</p>

<p>GÖRME KESKİNLİĞİ KAÇ OLMALI?</p>

<p>Göz numarasının sınırlar içerisinde olması tek başına yeterli değil.</p>

<p>Düzeltmeden sonra her iki gözün görme güçleri toplamının en az 20’de 16 olması gerekiyor.</p>

<p>Ayrıca gözlerden birinin düzeltilmiş görme gücü en az 10’da 7 olabilir.</p>

<p>Ancak bir göz 10’da 7 seviyesindeyse diğer gözün düzeltmeden sonra 10’da 10, yani tam görmesi gerekiyor.</p>

<p>Dolayısıyla POMEM göz muayenesinde yalnızca diyoptri değerleri değil, adayın düzeltilmiş görme keskinliği de önem taşıyor.</p>

<p>İKİ GÖZÜN NUMARASI TOPLANIYOR MU?</p>

<p>Bu konuda adaylar arasında önemli bir kafa karışıklığı bulunuyor.</p>

<p>Öğrenci adayları için A dilimi hükmünde “her iki gözde ayrı ayrı” ifadesi kullanılıyor.</p>

<p>Dolayısıyla sağ göz ile sol gözün numaralarını birbirine ekleyip “toplam göz numarası” üzerinden hesaplama yapmak doğru değil.</p>

<p>Ancak her gözün kendi içinde sferik ve silindirik değerlerinin değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Bu iki hesap birbirinden farklı.</p>

<p>RENK KÖRLÜĞÜ POMEM’E ENGEL Mİ?</p>

<p>Evet, yönetmeliğin öğrenci adaylarına ilişkin A dilimi göz hükümlerinde parsiyel veya total diskromatopsi, yani renk görme bozukluğu öğrenciliğe engel durumlar arasında sayılıyor.</p>

<p>Renk görme muayenesinde lens kullanılmasına da izin verilmiyor.</p>

<p>Bu nedenle renk körlüğü POMEM adayları açısından önemli göz kriterlerinden biri.</p>

<p>ŞAŞILIK POMEM’E ENGEL Mİ?</p>

<p>Yönetmeliğin A dilimi göz hükümlerinde şaşılık da öğrenciliğe engel durumlar arasında sayılıyor.</p>

<p>Göz kapağı düşüklüğü, göz kasları veya sinirlerindeki fonksiyon kaybı ve nistagmus da aynı bölümde değerlendirilen durumlar arasında.</p>

<p>KERATOKONUS POMEM’E ENGEL Mİ?</p>

<p>Keratokonus da A dilimindeki öğrenciliğe engel göz hastalıkları arasında açık biçimde yer alıyor.</p>

<p>Aynı düzenlemede glokom ve belirli retina patolojileri de öğrenciliğe engel durumlar arasında sayılıyor.</p>

<p>KATARAKT VE KATARAKT AMELİYATI POMEM’E ENGEL Mİ?</p>

<p>Yönetmelikte katarakt, katarakt cerrahisi ve psödofaki öğrenciliğe engel durumlar arasında düzenleniyor.</p>

<p>Ancak göz hastalıkları bölümündeki bütün hükümler birlikte değerlendirilmeli ve adayın kişisel sağlık durumu resmi sağlık kurulunca belirlenmeli.</p>

<p>POMEM GÖZ ŞARTLARINDA EN ÖNEMLİ RAKAMLAR</p>

<p>Miyop: Her gözde sferik + silindirik değer −2 diyoptriyi geçmemeli.</p>

<p>Hipermetrop: Her gözde sferik + silindirik değer +1 diyoptriyi geçmemeli.</p>

<p>Mikst astigmat: Transpozisyon sonrası değerler esas alınıyor.</p>

<p>Görme keskinliği: Düzeltmeden sonra iki gözün görme güçleri toplamı en az 20/16 olmalı.</p>

<p>Tek göz: Gözlerden biri en az 7/10 olabilir; bu durumda diğer göz 10/10 olmalı.</p>

<p>Bu rakamların tamamı diğer göz sağlığı şartlarıyla birlikte değerlendirilir.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>0,50 miyop POMEM’e engel mi?</p>

<p>Tek başına 0,50 miyop değeri yönetmelikte belirtilen −2 diyoptri sınırının üzerinde değildir. Ancak sferik ve silindirik değerlerin birlikte değerlendirilmesi, gerekli görme keskinliğinin sağlanması ve başka bir engel göz hastalığının bulunmaması gerekir.</p>

<p>1 numara miyop POMEM’e engel mi?</p>

<p>−1,00 miyopi tek başına −2 sınırını aşmaz. Ancak adayın silindirik değeri, görme keskinliği ve diğer göz bulguları da değerlendirilir.</p>

<p>2 numara miyop POMEM’e engel mi?</p>

<p>Yönetmelikte miyoplar için “−2 diyoptriyi geçemez” hükmü bulunuyor. Bu nedenle −2,00 sınır değerdir. Ancak sferik ve silindirik değerlerin toplamı ile diğer göz kriterleri birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>2,25 miyop POMEM’e engel mi?</p>

<p>−2,25 diyoptri, öğrenci adayları için belirtilen −2 diyoptri sınırının üzerindedir. Kişisel sağlık kararı ise resmi muayene ve yetkili sağlık kurulu tarafından verilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gözlük takmak POMEM’e engel mi?</p>

<p>Hayır. Gözlük kullanımı tek başına engel değildir. Adayın göz değerlerinin ve görme fonksiyonlarının A dilimi şartlarına uygun olması gerekir.</p>

<p>Renk körlüğü POMEM’e engel mi?</p>

<p>Yönetmeliğin A dilimi göz hükümlerinde parsiyel veya total diskromatopsi öğrenciliğe engel olarak belirtiliyor.</p>

<p>TIBBİ VE HUKUKİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel sağlık uygunluğu kararı değildir. Gözlük reçetesindeki tek bir değer üzerinden “POMEM’e girer” veya “giremez” kararı verilmemelidir. POMEM başvurularında yürürlükteki Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği, resmi göz muayenesi ve yetkili sağlık kurulunun değerlendirmesi esas alınır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği EK-3 – Göz Hastalıkları</p>

<p>Polis Akademisi Başkanlığı </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Aday Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/2-numara-miyop-pomeme-engel-mi-goz-sartlari-ne-diyor</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1046.jpeg" type="image/jpeg" length="53478"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rektör Aydın, Sultan II. Abdülhamid Han’ı Doğumunun 184. Yılında Andı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/rektor-aydin-sultan-ii-abdulhamid-hani-dogumunun-184-yilinda-andi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rektor-aydin-sultan-ii-abdulhamid-hani-dogumunun-184-yilinda-andi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, Sultan II. Abdülhamid Han’ı doğumunun 184. yıl dönümünde andı. Aydın, Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne ve Gülhane’nin banisi olan Sultan Abdülhamid’in Osmanlı coğrafyasına kazandırdığı sağlık ve eğitim kurumlarına dikkat çekti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, Osmanlı Devleti’nin 34. padişahı Sultan II. Abdülhamid Han’ın doğumunun 184. yıl dönümü dolayısıyla bir anma mesajı yayımladı.</p>

<p>Rektör Aydın’ın mesajında, Sultan II. Abdülhamid’in yalnızca bir hükümdar olarak değil, sağlık hizmetlerinin kurumsallaşması ve modern tıp eğitiminin gelişmesi bakımından bıraktığı tarihî miras öne çıktı.</p>

<p>Prof. Dr. Kemalettin Aydın mesajında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne ve Gülhane’nin banisi; Osmanlı coğrafyasına 300’ü aşkın hastane ve yüzlerce eğitim müessesesi kazandıran Sultan II. Abdülhamid Han’ı, doğumunun 184. yıl dönümünde rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyorum.”</p>

<p>II. Abdülhamid döneminde sağlıkta kurumsallaşma</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sultan II. Abdülhamid’in 1876-1909 yıllarını kapsayan saltanat dönemi, Osmanlı sağlık sisteminin kurumsallaşmasının hızlandığı önemli dönemlerden biri oldu.</p>

<p>Döneme ilişkin akademik çalışmalarda hastanelerin yanı sıra bakteriyoloji laboratuvarları, aşı kurumları, doğumhaneler, karantina yapıları, tıp ve veterinerlik okulları gibi çok sayıda sağlık kuruluşunun faaliyete geçirildiği görülüyor. Bu tablo, sağlık politikasının yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi sunan bir anlayışla sınırlı kalmadığını; eğitim, laboratuvar, salgınlarla mücadele ve koruyucu sağlık hizmetlerinin de gelişmekte olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Özellikle 19. yüzyılın sonlarında mikrobiyoloji ve bakteriyolojide yaşanan büyük bilimsel dönüşüm, Osmanlı sağlık kurumlarına da yansıdı. 1887’de Askerî Tıbbiye bünyesinde kuduz müessesesi, 1888’de aşı evi ve 1893’te bakteriyolojihane açılması bu dönüşümün önemli örnekleri arasında yer aldı.</p>

<p>Böylece hekim yetiştirmek ile hastane kurmak, laboratuvar kapasitesini artırmak ve salgın hastalıklarla mücadele etmek giderek birbirini tamamlayan bir sağlık yapılanmasının parçaları hâline geldi.</p>

<p>Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne bu vizyonun simge kurumlarından oldu</p>

<p>II. Abdülhamid döneminin tıp eğitimi açısından en görünür eserlerinden biri Haydarpaşa’daki Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne oldu.</p>

<p>Modern Osmanlı tıp eğitiminin kökleri II. Mahmud dönemine kadar uzanmasına rağmen, Haydarpaşa’daki büyük Tıbbiye binasının yapımı II. Abdülhamid döneminde gerçekleştirildi. Binanın inşasına 1894 yılında başlandı. Alexandre Vallaury ve Raimondo D’Aronco tarafından tasarlanan yapı 1903 yılında tamamlandı ve 6 Kasım 1903’te eğitime açıldı.</p>

<p>Yapının yalnızca büyüklüğü ve mimarisi değil, tıp eğitimi için tasarlanan fonksiyonları da dönemin yaklaşımını yansıtıyordu.</p>

<p>Tıbbiye bünyesinde cerrahi eğitim imkânlarının yanı sıra botanik bahçesi ve tıbbi bitkiler bulunuyor, eczacı yetiştirilmesine de katkı sağlanıyordu. Haydarpaşa Asker Hastanesi ise öğrencilerin klinik eğitimi açısından Tıbbiye ile ilişkilendirilmişti.</p>

<p>Bu yönüyle Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne, yalnızca ders verilen bir okul olmaktan öte; teorik bilgi, klinik uygulama ve sağlık hizmetinin aynı ekosistem içerisinde buluştuğu bir tıp eğitimi merkezi niteliği taşıyordu.</p>

<p>Gülhane ile klinik tıp eğitiminde yeni dönem</p>

<p>Sultan II. Abdülhamid’in sağlık eğitimi mirasının ikinci büyük ayağını ise Gülhane oluşturdu.</p>

<p>Osmanlı tıp eğitim sisteminin geliştirilmesi amacıyla 1897 yılında Almanya ile yapılan protokolün ardından Bonn Üniversitesi profesörlerinden Dr. Robert Rieder ile Dr. Georg Deycke İstanbul’a geldi.</p>

<p>Amaçlardan biri tıp eğitimini geliştirmek, diğeri ise çağdaş klinik uygulamaların gerçekleştirilebileceği örnek bir sağlık kurumu oluşturmaktı.</p>

<p>Topkapı Sarayı yakınındaki Gülhane Askerî Rüştiye binası bu amaç doğrultusunda hastaneye dönüştürüldü ve Gülhane Seririyat Hastanesi 30 Aralık 1898 tarihinde hizmete açıldı.</p>

<p>Gülhane böylece hekimlerin yalnızca teorik bilgi edinmelerini değil, hasta başında eğitim almalarını ve klinik tecrübe kazanmalarını sağlayan önemli bir merkez hâline geldi.</p>

<p>Bugün Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesinin kurumsal tarihçesi de Gülhane’nin temellerinin Sultan II. Abdülhamid tarafından 1898 yılında atıldığını belirtiyor.</p>

<p>Hastane, laboratuvar ve okul aynı sağlık anlayışının parçalarıydı</p>

<p>II. Abdülhamid dönemindeki sağlık yatırımlarına bütüncül bakıldığında dikkat çekici bir model ortaya çıkıyor.</p>

<p>Bir tarafta hastaneler kurulurken diğer tarafta bu hastanelerde görev yapacak hekimlerin eğitimi geliştiriliyor; laboratuvarlar açılıyor, aşı ve bakteriyoloji alanındaki yeni bilimsel yöntemlerin Osmanlı sağlık sistemine aktarılmasına çalışılıyordu.</p>

<p>Darülaceze, bakteriyolojihane, cüzamhane, doğumhane, telkihhane, karantinahane, hastaneler ile tıp ve veterinerlik okulları dönemin sağlık altyapısının farklı bileşenlerini oluşturuyordu.</p>

<p>Bu nedenle II. Abdülhamid döneminin sağlık mirasını yalnızca “kaç hastane yapıldı?” sorusuyla değerlendirmek eksik kalıyor.</p>

<p>Asıl önemli noktalardan biri, sağlık hizmeti, tıp eğitimi, klinik uygulama, laboratuvar bilimi ve koruyucu hekimliğin aynı modernleşme sürecinin içerisinde ele alınmasıydı.</p>

<p>Avrupa’daki tıp eğitimi yakından takip edildi</p>

<p>Dönemin önemli özelliklerinden biri de Avrupa’daki bilimsel ve tıbbi gelişmelerin takip edilmesiydi.</p>

<p>Gülhane’nin kuruluşunda Alman hekimlerin görev alması bunun somut örneklerinden biriydi. Robert Rieder ve Georg Deycke’nin çalışmaları, Osmanlı tıp eğitiminin klinik uygulama boyutunun geliştirilmesine katkı sağladı.</p>

<p>Dönemin önemli hekimlerinden Besim Ömer Paşa’nın sağlık yıllıkları üzerine yapılan akademik araştırmalar da Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne’deki müfredat, sağlık birimleri, yerli ve yabancı öğretim kadrosu ile eğitim altyapısının dönemin tıp eğitimindeki modernleşmeyi yansıttığını ortaya koyuyor.</p>

<p>Bu nedenle Haydarpaşa Tıbbiye ve Gülhane, yalnızca iki tarihî yapı değil; Osmanlı’nın modern tıp bilimini kurumsallaştırma çabasının en önemli merkezleri arasında değerlendiriliyor.</p>

<p>Bir asrı aşan Tıbbiye mirası</p>

<p>Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne 1903-1909 yılları arasında Askerî Tıp Mektebi olarak faaliyet gösterdi. Daha sonra askerî ve sivil tıp eğitiminin birleşmesiyle Haydarpaşa’daki yapı tıp eğitiminin merkezi olmaya devam etti. Bina 1933 Üniversite Reformu’na kadar Tıbbiye olarak kullanıldı.</p>

<p>Aradan geçen uzun yılların ardından tarihî yapı yeniden asli işlevine döndü.</p>

<p>2015 yılında kurulan Sağlık Bilimleri Üniversitesine tahsis edilen Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne, bugün Hamidiye Külliyesi olarak yeniden sağlık bilimleri eğitiminin merkezlerinden biri durumunda.</p>

<p>Gülhane’nin akademik ve eğitim misyonu da bugün Sağlık Bilimleri Üniversitesi çatısı altında devam ediyor.</p>

<p>Böylece Haydarpaşa’daki Tıbbiye ile Gülhane’nin tarihî çizgileri, bir asrı aşan sürenin ardından aynı üniversitenin çatısı altında yeniden buluşmuş durumda.</p>

<p>Rektör Aydın’dan tarihî sürekliliğe vurgu</p>

<p>SBÜ Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın’ın Sultan II. Abdülhamid Han’ın doğumunun 184. yıl dönümündeki mesajı da bu tarihsel sürekliliğe dikkat çekiyor.</p>

<p>Aydın daha önce Gülhane’nin kuruluş yıl dönümünde yaptığı açıklamada da kurumun Sultan II. Abdülhamid tarafından 30 Aralık 1898’de açıldığını hatırlatarak Gülhane’nin Türk tıp tarihindeki yerine vurgu yapmıştı.</p>

<p>Bugün İstanbul’daki Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne ile Ankara’daki Gülhane Külliyesi sağlık bilimleri eğitimini sürdürürken, bu iki kurumun tarihsel kökleri de Sultan II. Abdülhamid döneminin sağlık ve tıp eğitimi politikalarında kesişiyor.</p>

<p>Prof. Dr. Kemalettin Aydın’ın 184. doğum yıl dönümü mesajı bu nedenle yalnızca tarihî bir şahsiyetin anılması değil; Türkiye’nin modern sağlık ve tıp eğitimi hafızasının önemli kurumlarının kuruluş dönemine yapılan bir gönderme niteliği taşıyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tarih</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/rektor-aydin-sultan-ii-abdulhamid-hani-dogumunun-184-yilinda-andi</guid>
      <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 08:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1042.jpeg" type="image/jpeg" length="76953"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="37979"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="25389"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="72121"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="78957"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="90513"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="41264"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
