<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni | Sağlık Haberleri</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni, sağlık ve tıp alanındaki güncel gelişmeleri bilimsel doğruluk temelinde okuyucularına ulaştıran bağımsız sağlık haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 12 Apr 2026 09:26:14 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alzheimer’ın İlk İşareti Burunda Başlayabilir: Koku Kaybı Erken Uyarı Verebilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/alzheimerin-ilk-isareti-burunda-baslayabilir-koku-kaybi-erken-uyari-verebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/alzheimerin-ilk-isareti-burunda-baslayabilir-koku-kaybi-erken-uyari-verebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırma, Alzheimer hastalığında koku alma bozukluğunun hafıza sorunlarından önce ortaya çıkabileceğini gösterdi. Bulgular, beyindeki bağışıklık hücrelerinin koku ile ilişkili sinir bağlantılarına erken dönemde zarar verebildiğine işaret ediyor.  ￼]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Alzheimer denince çoğu kişinin aklına ilk olarak unutkanlık geliyor. Ancak bilim dünyası, hastalığın çok daha sessiz başladığını düşündüren yeni bulgular üzerinde duruyor. Nature Communications dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, koku alma duyusundaki azalma Alzheimer’ın erken dönem biyolojik değişimlerinin bir parçası olabilir. Üstelik bu değişiklikler, belirgin hafıza problemleri başlamadan önce de görülebiliyor.</p>

<p>Araştırmada dikkat çeken nokta, olfaktör bulbus ile lokus seruleus arasındaki sinir bağlantıları oldu. Bilim insanları, Alzheimer benzeri bulgular taşıyan modellerde bu hatta erken dönemde hasar geliştiğini saptadı. Çalışmaya göre beyindeki bağışıklık hücreleri olan mikroglia, bazı sinir liflerini hatalı biçimde “temizlenmesi gereken yapı” gibi algılıyor ve bu bağlantıların kaybı koku bozukluğunu tetikleyebiliyor.</p>

<p>Makalenin öne çıkardığı mekanizmalardan biri de hücre zarındaki fosfatidilserin değişimi. Normalde hücre zarının iç kısmında bulunan bu molekülün dış yüzeye taşınması, mikroglia için adeta bir “beni ye” sinyali oluşturuyor. Araştırmacılar, Alzheimer’da bu sürecin erken ve yanlış biçimde devreye girmesinin koku ile ilgili sinir ağlarını zedeleyebileceğini bildiriyor.</p>

<p>Çalışma yalnızca deney hayvanlarıyla sınırlı kalmadı. Ekip, bulguları Alzheimer hastalarına ait ölüm sonrası beyin dokuları ve PET görüntüleme verileri ile de destekledi. Araştırmada, prodromal yani henüz tam tabloya dönüşmemiş erken evre Alzheimer sürecinde de benzer değişimlerin izlerine rastlandığı aktarıldı. Bu yönüyle çalışma, koku kaybının sadece eşlik eden bir belirti değil, hastalığın erken patolojik sürecinin doğrudan sonucu olabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Uzmanlara göre bu bulguların en önemli tarafı, erken tanı ihtimali. Son yıllarda geliştirilen bazı amiloid hedefli tedavilerin daha çok erken evrede anlamlı sonuç verdiği biliniyor. Bu nedenle, basit koku testlerinin riskli kişileri daha erken belirlemede yardımcı olabileceği değerlendiriliyor. Ancak uzmanlar burada da frene basıyor: Koku kaybı tek başına Alzheimer tanısı anlamına gelmiyor. Yaşlanma, sinüzit, üst solunum yolu enfeksiyonları ve başka nörolojik hastalıklar da benzer tabloya yol açabiliyor.</p>

<p>ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü de koku duyusundaki gerilemenin Alzheimer’la ilişkili biyobelirteçler ve bilişsel bozulma ile bağlantılı olabileceğini belirtiyor. Buna rağmen bilim insanları, koku testlerinin bugün için tek başına kesin tanı aracı değil, erken risk sinyali olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmanın ortaya koyduğu tablo şu: Alzheimer bazen hafızadan önce burnun kapısını çalıyor. Gündelik hayatta önemsiz gibi görünen koku alma değişiklikleri, beynin derinlerinde sessizce başlayan bir sürecin ilk habercilerinden biri olabilir. Bilim dünyası şimdi bu sessiz alarmı, erken tanıda işe yarayan pratik bir araca dönüştürmenin yollarını arıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/alzheimerin-ilk-isareti-burunda-baslayabilir-koku-kaybi-erken-uyari-verebilir</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 08:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6742.jpeg" type="image/jpeg" length="85131"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ferritin nedir, yüksekliği ve düşüklüğü ne anlama gelir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ferritin-nedir-yuksekligi-ve-dusuklugu-ne-anlama-gelir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ferritin-nedir-yuksekligi-ve-dusuklugu-ne-anlama-gelir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kan tahlilinde “ferritin” sonucu birçok kişinin kafasını karıştırıyor. Çünkü bu değer yalnızca demiri değil, vücudun demir depolarını da ilgilendiriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üstelik ferritin sadece demir eksikliğinde düşmüyor; enfeksiyon, iltihap, karaciğer hastalığı ve bazı metabolik sorunlarda da yükselebiliyor. Bu yüzden ferritin sonucu, tek başına değil, başka testler ve şikâyetlerle birlikte okunması gereken bir biyokimya pusulası gibi değerlendiriliyor.</p>

<p>Ferritin nedir?</p>

<p>Ferritin, vücutta demiri depolayan bir proteindir. Kandaki ferritin düzeyi, genel olarak vücudun demir stokları hakkında fikir verir. Ferritin testi de bu nedenle özellikle demir eksikliği, demir yüklenmesi ve bazı iltihabi durumların araştırılmasında sık istenir. MedlinePlus ve Mayo Clinic’e göre düşük ferritin çoğu zaman azalmış demir deposunu düşündürür; yüksek ferritin ise her zaman “fazla demir” anlamına gelmez.</p>

<p>Ferritin neyi gösterir?</p>

<p>Ferritin en basit anlatımla vücudun “demir ambarı” hakkında ipucu verir. Hemoglobin kandaki aktif demir kullanımını yansıtırken, ferritin depodaki rezervi gösterir. Bu nedenle hemoglobin henüz normal görünse bile ferritin düşmüş olabilir; yani kişi daha kansızlık gelişmeden demir eksikliği yaşamaya başlamış olabilir. Mayo Clinic Laboratories, düşük ferritinin bazen hemoglobin düşmeden önce ortaya çıkabildiğini özellikle vurguluyor.</p>

<p>Ferritin normal değeri nedir?</p>

<p>Ferritin için tek ve evrensel bir “normal” sayı yoktur. Referans aralığı laboratuvara, yaşa, cinsiyete ve kullanılan cihaza göre değişebilir. Örneğin MedlinePlus erişkinlerde erkekler için yaklaşık 30-400 ng/mL, kadınlar için 13-150 ng/mL aralığını verirken, Mayo Clinic erkekler için 24-336 mcg/L, kadınlar için 11-307 mcg/L tipik aralığını paylaşıyor. Cleveland Clinic de laboratuvarlar arasında fark olabileceğini özellikle belirtiyor. Bu nedenle sonuç kâğıdındaki referans aralığı her zaman öncelikle dikkate alınmalıdır.</p>

<p>Ferritin yüksekliği neden olur?</p>

<p>Ferritin yüksekliği sadece demir fazlalığına bağlanmamalıdır. Ferritin aynı zamanda bir “akut faz reaktanı”dır; yani enfeksiyon, iltihap, karaciğer hasarı, böbrek hastalığı, otoimmün hastalıklar, alkol kullanımı, metabolik sendrom, yağlı karaciğer ve bazı kanserlerde de yükselebilir. British Columbia kılavuzu ve Mayo Clinic Laboratories, yüksek ferritinin en sık nedenleri arasında inflamasyon, karaciğer hastalığı, enfeksiyon ve maligniteyi sayıyor. Bu yüzden ferritin yükseldiğinde genellikle transferrin satürasyonu, karaciğer testleri ve bazen CRP gibi ek testler istenir.</p>

<p>Ferritin düşüklüğü neden olur?</p>

<p>Düşük ferritin çoğu zaman demir depolarının azaldığını gösterir. Bunun arkasında yetersiz demir alımı, yoğun adet kanamaları, mide-bağırsak sisteminden gizli kan kaybı, gebelik, sık kan bağışı, emilim bozuklukları ve demir eksikliği anemisi yer alabilir. MedlinePlus, Mayo Clinic ve Cleveland Clinic düşük ferritini özellikle demir eksikliği ile ilişkilendiriyor. NHS kaynakları ise buna bağlı yakınmaların yorgunluk, nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Ferritin yüksek olursa hangi belirtiler görülebilir?</p>

<p>Yüksek ferritin bazen hiç belirti vermeyebilir; belirtiler çoğu zaman ferritinin kendisinden çok altta yatan nedene bağlıdır. Gerçek demir yüklenmesinde halsizlik, eklem ağrısı, karın ağrısı, karaciğer enzim yüksekliği ve zamanla organ hasarı görülebilir. Ama inflamasyona bağlı ferritin yüksekliğinde tabloya enfeksiyon veya kronik hastalık belirtileri eşlik edebilir. Bu nedenle “ferritin yüksek çıktı, kesin demir fazlam var” sonucu doğru değildir.</p>

<p>Ferritin düşük olursa hangi belirtiler görülebilir?</p>

<p>Ferritin düşüklüğünde en sık görülen belirtiler halsizlik, çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, baş ağrısı, solukluk ve dikkat dağınıklığıdır. Demir eksikliği ilerledikçe saç dökülmesi, kırılgan tırnaklar, huzursuz bacak yakınmaları ve egzersiz kapasitesinde düşüş de tabloya eklenebilir. NHS, demir eksikliği anemisinde yorgunluk, solukluk, çarpıntı ve nefes darlığının en yaygın belirtiler arasında olduğunu bildiriyor.</p>

<p>Ferritin hangi değerlerde dikkat edilmelidir?</p>

<p>Ferritin sonucu tek başına değil, bağlam içinde değerlendirilmelidir. Yine de bazı eşikler klinik açıdan dikkat çekicidir. NHS Scotland rehberine göre ferritinin 12 mcg/L’nin altında olması depolanmış demirin neredeyse tükendiğini, 30 mcg/L’nin altında olması ise demir depolarında azalmayı destekler. 30-50 mcg/L aralığı bile özellikle yaşlılarda veya iltihabi durumlarda demir eksikliği ile uyumlu olabilir; çünkü ferritin iltihapta olduğundan yüksek görünebilir. Yüksek tarafta ise 200 mcg/L üzeri kadınlarda ve 300 mcg/L üzeri erkeklerde yükseklik kabul edilebiliyor; 1000 mcg/L ve üzeri değerler ise özellikle karaciğer ve demir yüklenmesi açısından daha ileri değerlendirme gerektirebiliyor.</p>

<p>Ferritin sonucu hangi hastalıklarla ilişkili olabilir?</p>

<p>Düşük ferritin en çok demir eksikliği ve demir eksikliği anemisi ile ilişkilidir. Yüksek ferritin ise herediter hemokromatoz, kronik iltihap, karaciğer hastalığı, yağlı karaciğer, böbrek hastalığı, alkol ilişkili karaciğer hasarı, maligniteler ve metabolik sendrom gibi çok farklı tablolarla bağlantılı olabilir. Ferritin bu yüzden tek başına bir teşhis etiketi değil, başka kapıları açan bir laboratuvar işaretidir.</p>

<p>Ferritin sonucu tek başına ne ifade etmez?</p>

<p>Tek bir ferritin değeriyle kesin hastalık tanısı konulmaz. Çünkü ferritin, demir deposu hakkında bilgi verse de iltihap ve doku hasarından da etkilenir. Sonuç; hemogram, serum demiri, transferrin satürasyonu, total demir bağlama kapasitesi, CRP, karaciğer testleri ve kişinin şikâyetleriyle birlikte yorumlanmalıdır. Cleveland Clinic ve çeşitli klinik kılavuzlar, özellikle yüksek ferritinin tek başına “demir fazlalığı” kabul edilmemesi gerektiğini vurgular.</p>

<p>Ferritin kaç olursa tehlikeli?</p>

<p>Bu sorunun tek cümlelik evrensel bir yanıtı yoktur. “Tehlikeli” eşik; kişinin yaşı, cinsiyeti, gebelik durumu, mevcut hastalıkları ve eşlik eden diğer test sonuçlarına göre değişir. Ancak ferritinin çok düşük olması, özellikle 12-30 mcg/L bandının altına inmesi, demir depolarının belirgin azaldığını düşündürür. Çok yüksek değerlerde, özellikle 1000 mcg/L ve üzerindeyse, altta yatan karaciğer hastalığı, demir yüklenmesi veya başka ciddi nedenler açısından gecikmeden değerlendirme gerekebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ferritin için hangi durumlarda doktora başvurulmalıdır?</p>

<p>Ferritin sonucu düşük ya da yüksek çıktığında, özellikle halsizlik, nefes darlığı, çarpıntı, açıklanamayan kilo kaybı, karın ağrısı, eklem ağrısı, adet düzensizliği, dışkıda gizli kan şüphesi, kronik hastalık öyküsü veya karaciğer enzim yüksekliği varsa doktora başvurulmalıdır. Aynı şekilde gebelerde, çocuklarda, ileri yaşta bireylerde ve kanser, inflamatuvar hastalık ya da böbrek hastalığı olan kişilerde ferritin sonucu daha dikkatli ele alınmalıdır. Çünkü bu gruplarda tek bir rakamın anlamı, genel popülasyondan farklı olabilir.</p>

<p>Sonuç nasıl yorumlanmalı?</p>

<p>Ferritin, vücudun demir depolarını anlamada güçlü bir göstergedir ama tek başına hüküm vermez. Düşük ferritin genellikle demir eksikliği lehine konuşur. Yüksek ferritin ise kimi zaman demir yükünü, kimi zaman da vücuttaki iltihap ve hasar yanıtını yansıtır. Bu yüzden ferritin sonucu “rakam savaşı” gibi değil, klinik tabloyla birlikte okunan bir dosya gibi ele alınmalıdır. En doğru yorum, laboratuvar referansı, hastanın yakınmaları ve eşlik eden testlerle birlikte yapılır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİYOKİMYA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ferritin-nedir-yuksekligi-ve-dusuklugu-ne-anlama-gelir</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 07:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2025/12/kan-biyokimya.webp" type="image/jpeg" length="52308"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CAR-T Nedir? Kanser Tedavisinde Kişiye Özel Yeni Dönem]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/car-t-nedir-kanser-tedavisinde-kisiye-ozel-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/car-t-nedir-kanser-tedavisinde-kisiye-ozel-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser tedavisinde son yılların en dikkat çekici başlıklarından biri olan CAR-T hücre tedavisi, hastanın kendi bağışıklık hücrelerinin laboratuvarda yeniden programlanarak kansere karşı silaha dönüştürülmesine dayanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Özellikle bazı kan kanserlerinde çarpıcı sonuçlar veren bu yöntem, klasik kemoterapi ve radyoterapiden farklı olarak doğrudan bağışıklık sistemini hedef alıyor. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü’ne göre CAR-T tedavisinde hastadan alınan T hücreleri genetik olarak değiştirilerek kanser hücrelerini tanıyıp yok edecek hale getiriliyor ve ardından yeniden hastaya veriliyor.</p>

<p>CAR-T’nin açılımı “Chimeric Antigen Receptor T-cell” yani “Kimerik Antijen Reseptörü Taşıyan T Hücresi” anlamına geliyor. Basit ifadeyle bu tedavi, vücudun doğal savunma askerleri olan T hücrelerine yeni bir hedefleme sistemi yüklenmesi demek. Böylece bağışıklık hücreleri, kanser hücrelerini daha net tanıyabiliyor ve onlara karşı daha güçlü bir saldırı başlatabiliyor. NHS İngiltere, bu yöntemin her hasta için özel üretildiğini ve bu yönüyle standart ilaç tedavilerinden ayrıldığını vurguluyor.</p>

<p>Tedavi süreci ise birkaç aşamadan oluşuyor. Önce hastadan beyaz kan hücreleri toplanıyor. Daha sonra bu hücreler laboratuvarda genetik olarak değiştiriliyor, çoğaltılıyor ve uygun hazırlık sürecinin ardından tekrar hastaya veriliyor. Bu yönüyle CAR-T, “hazır ilaç”tan çok, adeta kişiye özel üretilmiş canlı bir tedavi olarak tanımlanıyor. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü, bu yaklaşımın özellikle daha önce tedavi görmüş ama hastalığı tekrarlamış bazı hastalarda umut verici sonuçlar sunduğunu belirtiyor.</p>

<p>Bugün için CAR-T tedavisi en çok lösemi, lenfoma ve multiple myelom gibi bazı hematolojik kanserlerde öne çıkıyor. Mayo Clinic ve Cancer Research UK’ye göre bu yöntem özellikle belirli B hücreli lösemi ve lenfoma türlerinde, ayrıca bazı multipl miyelom olgularında kullanılabiliyor. ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin güncel listesinde CAR-T sınıfında birden fazla onaylı ürün bulunuyor ve bu alan genişlemeye devam ediyor. Aralık 2025’te FDA, Breyanzi için marjinal zon lenfomada yeni bir kullanım onayı da verdi.</p>

<p>Ancak bu tedavi bir mucize manşetinden ibaret değil. Uzmanlar, CAR-T’nin güçlü olduğu kadar ciddi yan etkiler de taşıyabildiğine dikkat çekiyor. En çok izlenen riskler arasında sitokin salınım sendromu (CRS) ve nörolojik toksisite yer alıyor. NCI, bu nörolojik tablonun “ICANS” olarak adlandırıldığını belirtirken, Amerikan Kanser Derneği de enfeksiyonlar, düşük kan hücresi sayımları ve bağışıklık sisteminin baskılanması gibi başka ciddi sorunların görülebileceğini aktarıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>FDA da güvenlik başlığını yakından izliyor. Kurum, 2025 yılında bazı CAR-T ürünlerinde REMS zorunluluğunu kaldırsa da bunun nedeni risklerin ortadan kalkması değil, bu yan etkilerin yönetiminde klinik deneyimin artmış olması. FDA, ürün etiketlerinde sitokin salınım sendromu ve nörolojik toksisite için kutulu uyarıların sürdüğünü açıkça belirtiyor. Ayrıca 2024’te bazı CAR-T tedavileri için ikincil T-hücre malignitesi riskine ilişkin kutulu uyarı da duyuruldu.</p>

<p>Bilim dünyasının asıl büyük hedefi ise CAR-T’yi yalnızca kan kanserleriyle sınırlı bırakmamak. 2025 tarihli bilimsel derlemelerde, CAR-T’nin solid tümörlerde de etkili hale getirilmesi için yoğun çalışmalar yürütüldüğü, ancak tümör mikroçevresi, hedef seçimi ve güvenlik gibi önemli engellerin henüz tam aşılmadığı belirtiliyor. Yani teknoloji büyüyor, fakat önünde hâlâ zorlu bir biyolojik labirent var.</p>

<p>Sonuç olarak CAR-T, kanser tedavisinde ezber bozan bir yaklaşım olarak görülüyor. Hastanın kendi hücresinden üretilen bu tedavi, tıbbın artık yalnızca hastalığı değil, bağışıklık sisteminin dilini de yeniden yazmaya başladığını gösteriyor. Yine de uzmanlara göre bu yöntem, her hasta için uygun bir seçenek değil; yüksek teknoloji, dikkatli hasta seçimi ve deneyimli merkezler gerektiriyor. Umut büyük, fakat tedavi alanı hâlâ temkinli ilerleyen, pahalı ve karmaşık bir cephe olarak önemini koruyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/car-t-nedir-kanser-tedavisinde-kisiye-ozel-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 07:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6740.jpeg" type="image/jpeg" length="97772"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Dakika | ABD-İran müzakereleri İslamabad’da sonuçsuz kaldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/son-dakika-abd-iran-muzakereleri-islamabadda-sonucsuz-kaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/son-dakika-abd-iran-muzakereleri-islamabadda-sonucsuz-kaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ile İran arasında Pakistan’ın başkenti İslamabad’da gerçekleştirilen kritik temaslar, tarafların temel başlıklarda uzlaşamaması nedeniyle anlaşmaya varılamadan sona erdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, yaklaşık 21 saat süren görüşmelerden sonuç çıkmadığını açıklarken, İran cephesi ise sürecin Washington’ın “aşırı talepleri” yüzünden tıkandığını savundu.</p>

<p>Associated Press ve Reuters’ın aktardığına göre görüşmeler, ABD ile İran arasında uzun yılların ardından yapılan en üst düzey doğrudan temaslardan biri olarak dikkat çekti. Müzakerelerin merkezinde İran’ın nükleer faaliyetleri, bölgesel güvenlik başlıkları ve Hürmüz Boğazı üzerindeki gerilim yer aldı.</p>

<p>JD Vance, İslamabad’dan ayrılmadan önce yaptığı açıklamada, Washington’ın kendi “kırmızı çizgilerini” açık biçimde ortaya koyduğunu ve İran’ın bu koşulları kabul etmediğini söyledi. Vance ayrıca ABD’nin masaya “nihai ve en iyi teklifini” bıraktığını belirterek, bundan sonraki adımın Tahran’a bağlı olduğu mesajını verdi.</p>

<p>İran tarafına yakın kaynaklar ise farklı bir tablo çizdi. Reuters’ın aktardığına göre Tahran, görüşmelerin çökmesinden ABD’nin “aşırı” ya da “abartılı” taleplerini sorumlu tuttu. İran medyasına ve görüşmelere yakın kaynaklara yansıyan iddialarda, Washington’ın İran’ın zenginleştirilmiş nükleer malzemesi konusunda sert talepler ileri sürdüğü ve Hürmüz Boğazı başlığında baskı kurduğu öne sürüldü. Bu ayrıntıların tamamı bağımsız biçimde doğrulanmış değil, ancak Reuters ve AP, Hürmüz dosyasının görüşmelerdeki en sert anlaşmazlık alanlarından biri olduğunu bildiriyor.</p>

<p>Görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanması, zaten kırılgan olan ateşkes zemini açısından da yeni bir risk işareti olarak görülüyor. AP ve Reuters’a göre taraflar arasında güven bunalımı sürerken, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim küresel enerji akışı ve bölgesel istikrar bakımından kritik önem taşıyor. Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen diplomatik çaba şimdilik kalıcı bir çerçeve üretemedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buna rağmen diplomasi kapısının tamamen kapanmadığına işaret eden sinyaller de var. AP, teknik düzeyde temasların sürebileceğine dair değerlendirmelerin gündemde olduğunu aktarırken, Reuters daha önce İran tarafının bazı başlıklarda teknik görüşmelerin devam edebileceği mesajı verdiğini bildirmişti. Ancak mevcut tablo, Washington ile Tahran arasında hem beklentilerin hem de önceliklerin sert biçimde çatıştığını gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/son-dakika-abd-iran-muzakereleri-islamabadda-sonucsuz-kaldi</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 06:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6739.jpeg" type="image/jpeg" length="50236"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beyin ölümü nedir, hisseder mi? Organ naklinde acı duyulur mu?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/beyin-olumu-nedir-hisseder-mi-organ-naklinde-aci-duyulur-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/beyin-olumu-nedir-hisseder-mi-organ-naklinde-aci-duyulur-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yoğun bakım kapılarının önünde en ağır sorular fısıltıyla sorulur.
“Bizi duyuyor mu?”
“Canı yanıyor mudur?”
“Kalbi atıyorsa gerçekten öldü mü?”
“Belki geri döner mi?”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>“Beyin ölümü” kavramı, toplumda en çok yanlış anlaşılan tıbbi eşiklerden biri olmayı sürdürüyor. Çünkü beyin ölümü; koma, bitkisel hayat ve makine desteğiyle sürdürülen yaşam görüntüsüyle sık sık karıştırılıyor. Oysa güncel Batılı tıbbi kılavuzlar, beyin ölümünü ya da nörolojik kriterlere göre ölümü, beynin ve beyin sapının işlevlerinin geri döndürülemez biçimde sona ermesi olarak tanımlıyor. Amerikan Nöroloji Akademisi’nin 2023 kılavuzu ile NHS ve Cleveland Clinic gibi kurumlar, bu durumun ağır koma değil, doğrudan ölüm olduğunu açıkça belirtiyor.</p>

<p>Beyin ölümü nedir, neden kesin ölüm sayılır?</p>

<p>Beyin ölümü, kişinin artık bilinç geliştirememesi, kendiliğinden nefes alamaması ve beyin sapı dahil temel nörolojik işlevlerini kalıcı biçimde kaybetmesi anlamına gelir. Bu nedenle tıp dünyasında beyin ölümü, tedavi bekleyen bir “ara durum” değil, ölümün kendisi olarak kabul edilir. NHS, beyin ölümü gerçekleşen kişinin yasal olarak ölü kabul edildiğini ve iyileşme şansının olmadığını söylüyor. Cleveland Clinic de benzer şekilde, testler beyin ölümünü doğruladığında kişinin klinik olarak ölü kabul edildiğini vurguluyor.</p>

<p>Bu noktada aileleri en çok sarsan şey ise görüntüdür. Çünkü ventilatör desteğiyle göğüs hareket edebilir, kalp bir süre daha atabilir, cilt sıcak kalabilir. Fakat modern tıpta ölüm artık yalnızca kalbin durmasıyla tanımlanmıyor. Amerikan Nöroloji Akademisi’nin 2023 rehberi, nörolojik kriterlerle ölüm tanımını açık biçimde kabul ediyor ve bunu hukuki ölüm anlayışıyla uyumlu çerçevede ele alıyor.</p>

<p>Beyin ölümü hisseder mi, acı duyar mı?</p>

<p>Toplumun en çok aradığı sorulardan biri bu: “Beyin ölümü hisseder mi?” Güncel tıbbi yaklaşımın baskın cevabı nettir: Hayır. Çünkü acının hissedilmesi için yalnızca bedenden bir uyarı gelmesi yetmez; o uyarının beyin tarafından işlenmesi gerekir. Ağrı deneyimi, beyinle kurulan bütüncül bir bilinç işleme sürecinin parçasıdır. NHS ağrı bilgilendirmeleri de ağrının beyinde işlendiğini açık biçimde anlatır. Beyin ölümü gerçekleştiğinde ise bilinç kapasitesi ve beyin işlevleri geri dönüşsüz biçimde kaybolmuş kabul edilir.</p>

<p>Bu yüzden beyin ölümü tanısı doğru biçimde konmuş bir kişide “acı hissi”, “rahatsızlık duyma” ya da “çevreyi fark etme” beklenmez. NHS’ye bağlı hasta bilgilendirme metinlerinde de beyin ölümü gerçekleşen hastanın artık ağrı veya rahatsızlık hissetmeyeceği açıkça belirtilir.</p>

<p>Beyin ölümü organ naklinde acı hisseder mi?</p>

<p>Organ nakli sürecinde en çok korkulan soru da budur: “Beyin ölümü olan kişi organ alınırken acı hisseder mi?” Ana akım tıbbi yaklaşım yine nettir: Hayır. Çünkü beyin ölümü gerçekleşmiş kişi ölü kabul edilir; bilinçli acı deneyimi için gerekli nörolojik temel artık yoktur. UNOS’un hasta bilgilendirme materyali de “beyin öldüğünde kişi hissedemez” ifadesini açık biçimde kullanır.</p>

<p>Ancak ameliyat sırasında bazen tansiyonda değişiklik, kalp hızında artış ya da kol ve bacaklarda bazı hareketler görülebilir. İşte kamuoyundaki kafa karışıklığının önemli kısmı burada doğar. Tıp literatürü bu tür bulguları çoğunlukla spinal refleksler veya otonom yanıtlar olarak açıklar; yani bunlar bilinçli ağrı çekmenin kanıtı sayılmaz. Hastanelerin aile bilgilendirme metinleri de görülebilen bazı hareketlerin beyinle değil, omurilik refleksleriyle ilişkili olabileceğini anlatır.</p>

<p>Bazı merkezlerde ameliyat sırasında ilaç verilmesi de “hasta acı duyuyor” anlamına gelmez. Bu uygulamalar çoğunlukla refleksleri, dolaşım dalgalanmalarını ve cerrahi sürecin fizyolojik etkilerini kontrol etmek içindir. Bu ayrım, organ bağışı tartışmalarında en sık gözden kaçan çizgilerden biridir.</p>

<p>Beyin ölümü geri döner mi, iyileşme olur mu?</p>

<p>“Beyin ölümü geri döner mi?” sorusu, internette en çok aranan başlıklardan biridir. Fakat güncel tıbbi kaynakların verdiği yanıt çok sert ve nettir: Hayır. NHS, beyin ölümü gerçekleşen kişinin yeniden bilincine dönemeyeceğini ve destek olmadan nefes alamayacağını söyler. Cleveland Clinic ise daha da açık konuşur: Beyin ölümünden insanlar iyileşmez.</p>

<p>Burada kritik olan şey, gerçek beyin ölümü ile beyin ölümünü taklit eden durumların birbirine karıştırılmamasıdır. Amerikan Nöroloji Akademisi’nin 2023 kılavuzu; ilaç etkileri, hipotermi, bazı metabolik bozukluklar ve geri döndürülebilir nedenler dışlanmadan beyin ölümü tanısı konulmaması gerektiğini özellikle vurgular. Yani bazen toplumda “beyin ölümü denmişti, sonra düzeldi” diye anlatılan vakalar, çoğu zaman gerçekte beyin ölümü değil; ağır koma, ilaç baskılanması ya da başka geri çevrilebilir tablolar olabilir. Bu nedenle modern kılavuzlar tanı sürecini son derece sıkı tutar.</p>

<p>Beyin ölümü ile koma arasındaki fark nedir?</p>

<p>Beyin ölümü ile koma aynı şey değildir. Koma, ağır bilinç kaybı halidir; bazı beyin işlevleri sürüyor olabilir ve hastanın yaşamsal süreçleri belirli ölçüde devam edebilir. Bazı koma hastalarında kısmi iyileşme ihtimali de bulunabilir. Beyin ölümü ise beynin ve beyin sapının geri döndürülemez işlev kaybıdır. NHS ve Cleveland Clinic’in kamu bilgilendirme metinleri bu ayrımı özellikle vurgular.</p>

<p>Bu yüzden “kalbi atıyor, o halde yaşıyor” düşüncesi tıbbi olarak doğru değildir. Kalp, ventilatör ve yoğun bakım desteği sayesinde bir süre daha çalışabilir. Fakat beyin ölümü tanısı konduğunda kişi artık ölüm sınırında değil, ölümün içindedir.</p>

<p>Beyin ölümü nasıl anlaşılır, nasıl tespit edilir?</p>

<p>Beyin ölümü tanısı sıradan bir klinik kanaatle konulmaz. Amerikan Nöroloji Akademisi’nin 2023 rehberi, bunun çok sıkı ön koşullarla ve standartlaştırılmış testlerle yapılması gerektiğini belirtir. Önce geri döndürülebilir nedenler dışlanır. Ardından klinik muayene, beyin sapı reflekslerinin değerlendirilmesi ve kişinin kendi başına nefes alıp alamadığını anlamaya yönelik testler yapılır. Gerekli durumlarda ek testler de devreye girebilir.</p>

<p>Bu sıkılık boşuna değildir. Çünkü beyin ölümü tanısında hata ihtimali toplum nezdinde korku üretir. Modern kılavuzlar da tam bu nedenle, tanının aceleyle değil, geri döndürülebilir tüm etkiler temizlendikten sonra konulmasını ister.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beyin ölümü konusunda bilimsel kaynaklar ne diyor?</p>

<p>Batılı bilimsel kaynakların ana omurgası büyük ölçüde ortaktır. Amerikan Nöroloji Akademisi, nörolojik kriterlere göre ölümün tıbbi olarak geçerli ve sıkı ölçütlere bağlı bir ölüm tanımı olduğunu kabul eder. NHS, beyin ölümü olan kişinin yasal olarak ölü olduğunu ve iyileşme şansının bulunmadığını söyler. Cleveland Clinic ise “beyin ölümünden dönüş olmaz” ifadesini doğrudan kullanır. Bu üçlü çerçeve, bugün Batı tıbbındaki baskın görüşü özetler.</p>

<p>Ağrı açısından da tablo benzerdir. Ağrının beyinde işlendiği kabulü, beyin ölümü tartışmasının merkezindedir. Bu nedenle beyin ölümü gerçekleşmiş bir kişinin acıyı bilinçli olarak deneyimlediği görüşü, güncel ana akım klinik yaklaşım tarafından desteklenmez.</p>

<p>Beyin ölümü hakkında teolojiler ne söylüyor?</p>

<p>İşin en çetin kısmı burada başlıyor. Çünkü tıp, ölümün nörolojik ölçütlerini tarif ederken; teoloji yalnızca organların işlevine değil, insanın anlamına, ruha, bedene ve ölüm anının mahiyetine de bakıyor.</p>

<p>Katolik dünyada organ bağışı genel olarak sevgi ve dayanışma eylemi olarak olumlu görülüyor. Papa II. Jean Paul, nörolojik kriterlerin doğru ve titiz uygulandığında ölüm anlayışıyla çelişmediğini ifade etmişti. Bu nedenle Katolik ana akımda beyin ölümü ölçütüne güçlü bir kabul çizgisi bulunuyor.</p>

<p>Yahudilikte ise tablo daha parçalıdır. NHS Organ Donation sayfasına göre bazı Yahudiler nörolojik kriterleri, yani beyin sapı ölümünü kabul ederken; bazıları organ alınabilmesi için kalbin ve dolaşımın da durmasını gerekli görür. Başka bir deyişle Yahudi yaklaşımında “hayat kurtarma” değeri çok güçlü olsa da ölümün tam tanımı konusunda iç tartışma sürmektedir.</p>

<p>İslam’da da yekpare bir görüş yoktur. NHS Organ Donation’ın inanç sayfaları, birçok Müslüman âlimin organ bağışını hayat kurtarma amacıyla desteklediğini; ancak ölümün ne zaman kesinleştiği konusunda farklı yorumlar bulunduğunu gösterir. Bazı İslami yorumlar beyin ölümü kriterlerini kabul ederken, bazıları dolaşımın da durmasını daha güvenli eşik olarak görür.</p>

<p>Buradaki asıl düğüm şudur: Tıp “bilinç kapasitesi ve beyin sapı işlevleri geri dönmeyecek şekilde yok oldu” dediğinde ölümü tanımlar; bazı teolojik yaklaşımlar ise “ruhun bedenden ayrılışı” ya da “biyolojik bütünlüğün tam çöküşü” gibi daha farklı ölçülerle meseleye bakar. Bu yüzden beyin ölümü etrafındaki tartışma, sadece tıbbi değil, aynı zamanda felsefi ve dinî bir tartışmadır.</p>

<p>Beyin ölümü neden toplumda sıkça yanlış anlaşılıyor?</p>

<p>Çünkü beyin ölümü, gözün gördüğü ile tıbbın söylediği şeyin en sert biçimde ayrıldığı alandır. Aile yakını yatakta sıcaktır, kalbi atıyordur, göğsü cihaz yardımıyla inip kalkıyordur. Bu manzara, insan zihninde doğal olarak “ölüm” kelimesiyle çarpışır. Fakat modern tıp için ölüm, yalnızca kalbin susması değil; beyin ve beyin sapı işlevlerinin geri döndürülemez biçimde bitmesidir.</p>

<p>Tam da bu yüzden “beyin ölümü hisseder mi”, “beyin ölümü geri döner mi”, “beyin ölümü organ naklinde acı olur mu” gibi aramalar her geçen yıl daha fazla yapılıyor. Çünkü bu konu, sadece bilimsel değil; aynı zamanda vicdani, ailevi ve inançla ilgili bir sınav olarak yaşanıyor.</p>

<p>Sonuç: Beyin ölümü konusunda bilim sert, teoloji temkinli</p>

<p>Batılı bilimsel kaynakların bugünkü ortak çizgisi açıktır:<br />
Beyin ölümü gerçekleşen kişi bilinçli acı hissetmez, geri dönmez ve ölüm gerçekleşmiş kabul edilir. Organ nakli sırasında görülebilen bazı refleksler de bilinçli acı deneyimi olarak değerlendirilmez.</p>

<p>Teolojiler ise aynı noktada tam birleşmez. Bazı gelenekler beyin ölümü ölçütünü kabul ederken, bazıları daha temkinli yaklaşır ve dolaşımın tamamen durmasını daha güçlü eşik sayar. Bu nedenle beyin ölümü tartışması, yalnızca hastane duvarları içinde değil; din, etik ve insanın ölüm anlayışı içinde de sürmeye devam eder.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/beyin-olumu-nedir-hisseder-mi-organ-naklinde-aci-duyulur-mu</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 05:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6738.jpeg" type="image/jpeg" length="45428"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Veteriner Hekim Nesrin Kaya Mesai Sırasında Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/veteriner-hekim-nesrin-kaya-mesai-sirasinda-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/veteriner-hekim-nesrin-kaya-mesai-sirasinda-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in Urla ilçesinde görev yapan Veteriner Hekim Nesrin Kaya’nın, mesai sırasında geçirdiği rahatsızlık sonucu hayatını kaybettiği bildirildi. Kaya’nın vefatı, meslek camiasında ve yakın çevresinde büyük üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Urla İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde görev yaptığı belirtilen Veteriner Hekim Nesrin Kaya’nın, görev başındayken geçirdiği rahatsızlık sonrası yaşamını yitirdiği öğrenildi. Acı haberi paylaşan meslektaşları, Kaya’nın vefatından derin üzüntü duyduklarını ifade etti.</p>

<p>Yapılan paylaşımda, merhumeye Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm veteriner hekim camiasına sabır ve başsağlığı dileğinde bulunuldu.</p>

<p>Öte yandan cenaze programına ilişkin yapılan bilgilendirmede, Nesrin Kaya’nın cenazesinin 12 Nisan 2026 tarihinde ikindi namazını müteakip Bursa Hamitler Köyü Hamitler Mezarlığı’nda defnedileceği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nesrin Kaya’nın vefatı, görev yaptığı kurumda ve veteriner hekimlik camiasında derin bir hüzün oluşturdu. Meslektaşları, Kaya’yı özverili çalışmaları ve görevine bağlılığıyla hatırlayacaklarını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/veteriner-hekim-nesrin-kaya-mesai-sirasinda-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 05:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6737.jpeg" type="image/jpeg" length="26388"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Meryem Göka, ICAPP Kadın Kolları Başkanlığına Seçildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/meryem-goka-icapp-kadin-kollari-baskanligina-secildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/meryem-goka-icapp-kadin-kollari-baskanligina-secildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AK Parti Konya Milletvekili ve AK Parti Kadın Kolları Dış İlişkiler Başkanı Meryem Göka, Asya Siyasi Partiler Uluslararası Konferansı’nın (ICAPP) Kadın Kolları Başkanlığı görevine seçildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>52 ülkeden yaklaşık 350 siyasi partiyi aynı çatı altında buluşturan ICAPP bünyesinde üstlenilen bu görev, yalnızca kurumsal bir unvan olmanın ötesinde, Türkiye’nin uluslararası siyasi diyalog kanallarındaki etkinliğini de yansıtan önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Meryem Göka’nın ICAPP Kadın Kolları Başkanlığına seçilmesiyle birlikte, Asya kıtasında siyasi partiler arasında kadın temsiline dayalı iş birliğinin daha da güçlenmesi bekleniyor. Yeni dönemde partiler arası temasların artırılması, ortak çalışma alanlarının genişletilmesi ve bölgesel meselelerde daha güçlü bir istişare zemini oluşturulması hedefleniyor.</p>

<p>Uluslararası ölçekte geniş bir siyasi ağa sahip olan ICAPP, farklı ülkelerden siyasi yapıları diyalog temelinde bir araya getirerek ortak anlayış ve çok taraflı iş birliği kültürünü geliştirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda Kadın Kolları Başkanlığı görevi, özellikle kadınların siyasi süreçlerdeki görünürlüğünün artırılması ve ülkeler arası deneyim paylaşımının güçlendirilmesi bakımından ayrı bir önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göka’nın bu göreve seçilmesi, Türkiye’nin çok taraflı siyasi platformlarda üstlendiği rolü pekiştiren bir adım olarak öne çıkarken, kadın odaklı uluslararası siyasi diplomaside de yeni bir dönemin kapısını aralıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/meryem-goka-icapp-kadin-kollari-baskanligina-secildi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 22:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6734.jpeg" type="image/jpeg" length="75373"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği’nden Kayyım İddiasına Yalanlama]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hur-ve-kabul-edilmis-masonlar-derneginden-kayyim-iddiasina-yalanlama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hur-ve-kabul-edilmis-masonlar-derneginden-kayyim-iddiasina-yalanlama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği, kamuoyunda yer alan “derneğe kayyım atandı” yönündeki iddialara ilişkin yazılı açıklama yaparak söz konusu haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dernek Yönetim Kurulu, yanıltıcı yayınlara karşı hukuki girişimlerin de başlatıldığını duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İddialar, Can Holding soruşturması kapsamında Dernek Başkanı Remzi Sanver’in tutuklanmasının ardından gündeme geldi. Bazı yayınlarda, yapılamayan genel kurul nedeniyle mahkeme tarafından derneğe geçici kayyım atandığı öne sürüldü. Dernek yönetimi ise bu iddiaların doğru olmadığını belirterek, ortada kayyım atanmasını gerektirecek hukuki bir durum bulunmadığını savundu.</p>

<p>Yapılan açıklamada, bir dernek üyesinin mahkemeye başvurusunun yalnızca genel kurulun toplantıya çağrılması talebini içerdiği, kayyım atanmasına ilişkin herhangi bir talebin söz konusu olmadığı ifade edildi. Yönetim Kurulu, bu başvurunun kamuoyunda farklı yansıtıldığını ve dernek yönetiminde hukuki bir boşluk bulunduğu yönündeki yorumların gerçeği yansıtmadığını kaydetti.</p>

<p>Dernek açıklamasında, Başkan Remzi Sanver’in tutukluluk halinin geçici bir tedbir niteliğinde olduğu, medeni haklarını kullanma ehliyetinin ise kısıtlanmadığı vurgulandı. Bu nedenle, Türk Medeni Kanunu ile dernek tüzüğünün ilgili hükümlerinin “başkanlık makamı boşaldı” şeklinde yorumlanmasının hukuken mümkün olmadığı belirtildi.</p>

<p>Açıklamanın sonunda, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Derneği’ne kayyım atandığına ilişkin haberlerin tamamen asılsız olduğu belirtilirken, Dernek Başkanı, Yönetim Kurulu ve diğer organların görevlerine devam ettiği, bu görevlerin sürdürülmesi önünde herhangi bir hukuki engel bulunmadığı ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>HUKUK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hur-ve-kabul-edilmis-masonlar-derneginden-kayyim-iddiasina-yalanlama</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 21:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6727.jpeg" type="image/jpeg" length="68685"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Afrika’nın Renkleri Derneği Uganda’daki Yardım Faaliyetlerini Durdurdu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/afrikanin-renkleri-dernegi-ugandadaki-yardim-faaliyetlerini-durdurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/afrikanin-renkleri-dernegi-ugandadaki-yardim-faaliyetlerini-durdurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Afrika’nın Renkleri Derneği, Uganda ordusu komutanı Muhoozi Kainerugaba’nın Türkiye’ye yönelik kamuoyunda tepki çeken açıklamalarına sert tepki gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dernek Başkanı Yavuz Atalay tarafından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu ifadelerin kabul edilemez olduğu belirtilirken, Uganda’daki tüm insani yardım faaliyetlerinin süresiz olarak askıya alındığı duyuruldu.</p>

<p>Yavuz Atalay, açıklamasında Uganda halkını bu söylemlerden ayrı tuttuklarını vurgulayarak, tepkinin doğrudan açıklamaları yapan isme yönelik olduğunu ifade etti. Atalay, “Uganda halkını, bu hadsiz ve gerçeklikten kopuk açıklamaları yapan kişiden ayrı tutuyoruz. Afrika’nın kadim kültürüne ve insan onuruna yakışmayan bu ifadeleri kesin bir dille reddediyoruz” dedi.</p>

<p>Dernek, Uganda’da yürütülmesi planlanan tüm yardım faaliyetlerinin de süresiz olarak durdurulduğunu açıkladı. Kararın yalnızca bir tepki değil, aynı zamanda insan onuruna ve uluslararası saygı ilkelerine bağlılığın bir göstergesi olduğu belirtildi. Açıklamada, “Söz konusu kişinin Türkiye’ye yönelik haddini aşan söylemleri karşısında, Uganda’da planladığımız tüm yardım faaliyetlerini süresiz olarak askıya alma kararı aldık” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Afrika’nın Renkleri Derneği Başkanı Atalay, sahada birlikte çalıştıkları diğer sivil toplum kuruluşlarının da benzer bir tavır ortaya koymasını beklediklerini belirtti. Bu tür sorumsuz açıklamaların karşılıksız kalmaması gerektiğini ifade eden Atalay, insani yardım kuruluşlarının ortak bir duruş sergilemesinin önemli olduğunu kaydetti.</p>

<p>Açıklamada ayrıca Türkiye’nin Afrika’daki stratejik iş birliklerine de değinildi. Türkiye’nin Somali ile yürüttüğü projelere dikkat çekilen metinde, Somali’den çıkarılması planlanan gaz nedeniyle bazı Ugandalı yöneticilerde rahatsızlık oluştuğu ve bu durumun talihsiz açıklamalara yansıdığı öne sürüldü.</p>

<p>Dernek Başkanı Atalay, Türkiye’de eğitim gören Ugandalı öğrencilerle ilgili de özel bir vurgu yaptı. Atalay, bu öğrencilerin Türkiye’nin misafiri olduğunu belirterek, yaşanabilecek herhangi bir olumsuzlukta yanlarında olacaklarını söyledi. Açıklamada, “Türkiye’de eğitim görmeye devam eden Ugandalı öğrenciler bizim misafirimizdir. Misafirlerimizi bu durumdan ayrı tutuyor, yaşayacakları en ufak bir problemde yanlarında olacağımızı özellikle ifade ediyoruz” denildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamanın sonunda ise Uganda ordusu komutanı Muhoozi Kainerugaba’dan Türk halkına açık bir özür beklendiği ifade edildi. Dernek, Türkiye ile Afrika arasındaki dostluk ilişkilerine zarar verebilecek bu tür çıkışların kabul edilemeyeceğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/afrikanin-renkleri-dernegi-ugandadaki-yardim-faaliyetlerini-durdurdu</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 21:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6723.jpeg" type="image/jpeg" length="59747"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ordu’da Feci Kaza: Öğretmen Esra Şentürk ile Babası Kadem Şentürk Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/orduda-feci-kaza-ogretmen-esra-senturk-ile-babasi-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/orduda-feci-kaza-ogretmen-esra-senturk-ile-babasi-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ordu’nun Aybastı ilçesinde görev yapan sınıf öğretmeni Esra Şentürk ile babası Kadem Şentürk, Dişkaya-Gümüşköy yolunda meydana gelen trafik kazasında yaşamını yitirdi. Araçlarının uçuruma yuvarlanması sonucu hayatını kaybeden baba-kızın ölümü, Ordu’da büyük üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Edinilen bilgilere göre kaza, Dişkaya ile Gümüşköy mevkileri arasındaki yolda meydana geldi. Esra Şentürk ile babası Kadem Şentürk’ün içinde bulunduğu araç, henüz bilinmeyen bir nedenle kontrolden çıkarak uçuruma yuvarlandı. Kazayı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık, kurtarma ve jandarma ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Ekiplerin olay yerinde yaptığı çalışmaların ardından ağır yaralı olarak araçtan çıkarılan Esra Şentürk ve babasına müdahale edildi. Ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen baba ve kızının kurtarılamadığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genç yaşta yaşamını yitiren öğretmen Esra Şentürk’ün vefatı, başta öğrencileri ve eğitim camiası olmak üzere ilçede derin bir üzüntü oluşturdu. Aynı kazada babasının da hayatını kaybetmesi acıyı daha da büyüttü.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatılırken, olayın kesin nedeninin yapılacak teknik değerlendirme sonrası netlik kazanacağı bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/orduda-feci-kaza-ogretmen-esra-senturk-ile-babasi-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 20:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6719.jpeg" type="image/jpeg" length="85482"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aile ve Sağlık Çalıştayı Gülhane’de Tamamlandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/aile-ve-saglik-calistayi-gulhanede-tamamlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/aile-ve-saglik-calistayi-gulhanede-tamamlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Külliyesi, “Aile ve Sağlık Çalıştayı”nın kapanış programına ev sahipliği yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Ankara Valisi Vasip Şahin ile çok sayıda akademisyen, kamu temsilcisi ve davetli katıldı.</p>

<p>SBÜ Prof. Dr. Cevdet Erdöl Konferans Salonu’nda düzenlenen kapanış programında, aile kurumunun korunması, sağlıklı toplum yapısının güçlendirilmesi, dijital çağda çocukların karşı karşıya kaldığı riskler, bağımlılıkla mücadele, demografik dönüşüm ve sosyal destek politikaları çok boyutlu şekilde ele alındı. Çalıştayın kapanışında yapılan konuşmalarda, ailenin yalnızca sosyal hayatın değil, aynı zamanda toplum sağlığının ve milli geleceğin taşıyıcı zemini olduğuna dikkat çekildi.</p>

<p><img alt="Gülhane Külliyesi’nde aile, sağlık ve toplum başlıkları masaya yatırıldı-1" class="detail-photo img-fluid" height="1706" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/cd095e08-2d2a-4884-9ad7-9e1b31fbe4b9.jpeg" width="2560" /></p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, konuşmasında üniversitenin aile, toplum ve sağlık ekseninde yürütülen her yapıcı çalışmaya kapılarını açık tuttuğunu vurgulayarak, SBÜ’nün yalnızca eğitim veren bir kurum değil, aynı zamanda toplumsal meselelerin ortak akılla konuşulduğu güçlü bir ilim ve istişare merkezi olduğunu ifade etti.</p>

<p>Rektör Aydın, üniversitenin sahip olduğu bütün salonları, bilimsel ve toplumsal fayda üreten çalışmalara açtıklarını belirterek, “Üniversitemiz, yalnızca öğrencilerin ders gördüğü bir yapı değil; sivil toplum kuruluşlarının, kamu kurumlarının, düşünce kuruluşlarının, meslek örgütlerinin ve farklı paydaşların bir araya gelerek memleket meselelerini konuşabildiği açık bir ilim kapısıdır. Kongrelerden sempozyumlara, çalıştaylardan panel ve konferanslara kadar milletimizin hayrına olan her yapıcı faaliyete ev sahipliği yapmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Prof. Dr. Kemalettin Aydın, konuşmasında ayrıca üniversitenin akademik ve idari yapısında kadınların güçlü temsiline dikkat çekti. Kadın emeğinin, kadın aklının ve kadın hassasiyetinin kurumsal niteliği artıran en önemli unsurlardan biri olduğunu vurgulayan Aydın, “Üniversitemizin akademik ve idari kadrolarında kadınların çoğunlukta olması bizim için sadece sayısal bir veri değil, aynı zamanda gurur verici bir kurumsal tablodur. Sağlığı, aileyi, eğitimi ve toplumsal dayanışmayı konuştuğumuz bir zeminde kadınların bilgi, emek ve sorumluluk üstlenen duruşu son derece kıymetlidir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Aydın, aileyi koruma çabasının yalnızca bir sosyal politika başlığı olarak ele alınamayacağını belirterek, sağlık sisteminin sürdürülebilirliği, çocukların güvenli gelişimi, yaşlıların korunması ve toplumsal direnç kapasitesinin artırılması açısından da ailenin merkezi bir yerde durduğunu söyledi. Üniversite olarak bilimsel üretimi sadece laboratuvarlar ve dersliklerle sınırlı görmediklerini dile getiren Aydın, toplumun sorunlarına temas eden, kamu yararını önceleyen ve çözüm önerisi geliştiren her çalışmayı desteklemeye devam edeceklerini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise konuşmasında, iki gün süren çalıştay boyunca hocaların, uzmanların ve kurum temsilcilerinin aileyi ilgilendiren meseleleri büyük bir dikkatle ele aldığını söyledi. Sağlıklı ailenin, toplumu koruyan en güçlü zemin olduğunu vurgulayan Göktaş, aile yapısı sağlam olduğunda çocukların daha güvende olacağını, gençlerin riskler karşısında daha dirençli hale geleceğini, yaşlı ve engelli bireylerin ise hayata daha güçlü bağlanacağını ifade etti.</p>

<p><img alt="Gülhane Külliyesi’nde aile, sağlık ve toplum başlıkları masaya yatırıldı-2" class="detail-photo img-fluid" height="1706" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/3bf361c3-5d17-4ded-b212-4db94fb23179.jpeg" width="2560" /></p>

<p>Bakan Göktaş, günümüzde aileyi etkileyen dinamiklerin çeşitlendiğine işaret ederek, yaşlı nüfusun artışı, demografik dönüşüm, bağımlılık, suça sürüklenen çocuklar, aile içi kırılganlıklar ve dijital içerik akışının oluşturduğu baskıların çok yönlü şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. “Aile ne kadar desteklenirse, toplum da o kadar sağlam kalır” diyen Göktaş, erken farkındalık, etkili danışmanlık ve tedavi sonrası sosyal uyum desteğinin aileyi ayakta tutan temel unsurlar arasında yer aldığını söyledi.</p>

<p>Konuşmasında dijital dünyanın çocuklar üzerindeki etkisine özel bir başlık açan Göktaş, Bakanlık olarak çocuklar ve gençler için daha güvenli bir dijital ortam oluşturmayı önemsediklerini ifade etti. Bu kapsamda, 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinin temel çerçevesinin oluşturulduğunu açıklayan Göktaş, sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan yeni yükümlülükler getirileceğini söyledi. Düzenlemenin çocukları sansürlemeyi değil, onları korumayı amaçladığını vurgulayan Göktaş, bu konuda uzun süredir çok yönlü bir hazırlık yürütüldüğünü kaydetti.</p>

<p>Bakan Göktaş ayrıca, 2024-2028 dönemini kapsayan Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planı doğrultusunda aileyi merkeze alan hizmetlerin yaygınlaştırıldığını belirtti. Sosyal Risk Haritaları ile ilçe, mahalle ve hane ölçeğinde ailelerin daha yakından takip edildiğini ifade eden Göktaş, özellikle suça sürüklenen çocuklar ve kadına yönelik şiddet alanlarında risklerin yerinde tespit edilerek gerekli tedbirlerin devreye alındığını söyledi.</p>

<p>“Aile Dostu Ekosistem” anlayışıyla çok sayıda projeyi hayata geçirdiklerini belirten Göktaş, aileyi koruyan, kuşaklar arası dayanışmayı güçlendiren ve toplumsal yapıyı tahkim eden politikaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı. 2025’in “Aile Yılı” ilan edildiğini hatırlatan Göktaş, 2026-2035 dönemini kapsayan “Aile ve Nüfus 10 Yılı” boyunca da aynı kararlılıkla çalışmalara devam edeceklerini söyledi.</p>

<p>Kapanış programı, aile kurumunun korunmasına yönelik ortak iradenin vurgulanması, kamu-üniversite-sivil toplum iş birliğinin güçlendirilmesi ve sağlıkla aile arasındaki doğrudan ilişkinin yeniden hatırlatılması bakımından dikkat çeken mesajlara sahne oldu. Gülhane Külliyesi’nde gerçekleştirilen çalıştay, aileyi merkeze alan sosyal politikaların bilimsel zeminde tartışıldığı önemli bir buluşma olarak tamamlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/aile-ve-saglik-calistayi-gulhanede-tamamlandi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 20:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/0c8c7093-c632-461c-8369-982d8faf7c4f.jpeg" type="image/jpeg" length="90597"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şırnak’ta Üniversite Öğrencisi Esma Altan Trafik Kazasında Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sirnakta-universite-ogrencisi-esma-altan-trafik-kazasinda-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sirnakta-universite-ogrencisi-esma-altan-trafik-kazasinda-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şırnak’ta üniversite eğitimi gören Esma Altan, geçirdiği trafik kazası sonucu yaşamını yitirdi. Genç öğrencinin vefatı, ailesi ve yakınlarını yasa boğdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Edinilen bilgilere göre, trafik kazasının ardından olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralanan Esma Altan, ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı. Ancak doktorların tüm çabalarına rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>Altan’ın cenazesi, otopsi işlemleri için morga kaldırıldı. Acı haberin, Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde yaşayan ailesine ulaştığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşlemlerin tamamlanmasının ardından Esma Altan’ın cenazesinin memleketi Yüksekova’da toprağa verileceği belirtildi.</p>

<p>Genç yaşta hayatını kaybeden Esma Altan için yakınları ve sevenleri taziye mesajları paylaşırken, ailesine başsağlığı dilekleri iletildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sirnakta-universite-ogrencisi-esma-altan-trafik-kazasinda-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 17:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6628.jpeg" type="image/jpeg" length="96275"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kütahya’nın Simav ilçesinde 4.8 büyüklüğünde deprem]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kutahyanin-simav-ilcesinde-48-buyuklugunde-deprem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kutahyanin-simav-ilcesinde-48-buyuklugunde-deprem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kütahya’nın Simav ilçesi yakınlarında 4.8 büyüklüğünde deprem meydana geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>EMSC ve Kandilli Rasathanesi verilerine dayandırılan paylaşımlarda, depremin merkez üssünün Simav’a bağlı Yeşildere civarı olduğu, sarsıntının yerin yaklaşık 10 ila 13 kilometre derinliğinde gerçekleştiği belirtildi. Kandilli Rasathanesi ile AFAD, son depremlere ilişkin verileri düzenli olarak yayımlıyor.</p>

<p>Sığ derinlikte meydana gelen deprem, başta Bursa olmak üzere çevre illerde de hissedildi. İlk bilgilere göre deprem sonrası herhangi bir hasar ya da yaralanma bildirimi yapılmadı. Bölgede yaşayan vatandaşlar kısa süreli panik yaşarken, gelişmeler yakından takip ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, hissedilen depremlerin ardından resmi kurumların açıklamalarının esas alınması gerektiğini vurgularken, Simav ve çevresinin aktif fay hatları nedeniyle zaman zaman benzer sarsıntılarla gündeme geldiği biliniyor. AFAD’ın son deprem kayıtlarında da Kütahya-Simav çevresinde çok sayıda küçük ölçekli hareketlilik yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kutahyanin-simav-ilcesinde-48-buyuklugunde-deprem</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 17:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/i-m-g-9663.jpeg" type="image/jpeg" length="79843"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni salgınlar kapıda mı? The Lancet kaynakta önlem çağrısı yaptı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yeni-salginlar-kapida-mi-the-lancet-kaynakta-onlem-cagrisi-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yeni-salginlar-kapida-mi-the-lancet-kaynakta-onlem-cagrisi-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın önde gelen tıp dergilerinden The Lancet’in 11 Nisan 2026 tarihli sayısında yayımlanan dikkat çekici yorum yazısı, yeni pandemilerin önlenmesi için yalnızca salgınlara müdahale etmenin yetmeyeceğini, riskin doğduğu noktada önlem alınması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dergide öne çıkarılan değerlendirmede, hayvanlardan insanlara geçen bulaşıcı hastalıkların önlenmesi için küresel sağlık politikalarının kökten güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.</p>

<p>“The Lancet”te yayımlanan “Elevating spillover prevention at the 2026 UN High-Level Meeting on pandemic prevention, preparedness, and response” başlıklı yorumda, COVID-19’un yıkıcı etkilerinin ardından pandemi hazırlığı konusunun dünya gündeminde öne çıktığı, ancak son dönemde savaşlar, ekonomik baskılar ve başka küresel krizler nedeniyle bu ilginin zayıfladığı belirtildi. Yazıda, mpox ve kuş gribi A(H5N1) gibi tehditlerin ise hâlâ sürdüğüne dikkat çekildi.</p>

<p>Araştırmacılar ve küresel sağlık uzmanları, Eylül 2026’da yapılacak Birleşmiş Milletler Yüksek Düzeyli Toplantısı’nın yeni bir yol haritası için kritik fırsat sunduğunu belirtti. Buna göre siyasi deklarasyonun yalnızca salgına müdahale kapasitesini değil, virüslerin hayvandan insana sıçramasını artıran temel nedenleri de hedef alması gerektiği ifade edildi. Yazıda özellikle ormansızlaşma, vahşi yaşam ticareti, yüksek riskli endüstriyel hayvancılık uygulamaları ve zayıf hayvan sağlığı sistemleri gibi faktörlerin pandemi riskini büyüttüğü vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lancet’te yer alan çağrıya göre ülkelerin, insan sağlığı, hayvan sağlığı ve çevreyi birlikte ele alan “Tek Sağlık” yaklaşımını daha güçlü biçimde kurumsallaştırması gerekiyor. Uzmanlar ayrıca uluslararası kuruluşlar arasında daha iyi eşgüdüm sağlanması, Dünya Sağlık Örgütü Pandemi Anlaşması’nın siyasi olarak desteklenmesi ve salgın önleme politikaları için kalıcı finansman oluşturulması gerektiğini savunuyor.</p>

<p>Yorum yazısında verilen ana mesaj net: Pandemiler ortaya çıktıktan sonra kriz yönetimi yürütmek, hem daha pahalı hem de daha yıkıcı. Buna karşılık riskli insan-hayvan-temas alanlarını azaltan, doğa tahribatını sınırlayan ve erken önleme kapasitesini güçlendiren politikalar, gelecekteki küresel sağlık krizlerini başlamadan engelleme potansiyeli taşıyor. Uzmanlara göre 2026’daki BM toplantısı, bu anlayışın uluslararası metinlere güçlü biçimde yansıtılması açısından belirleyici olabilir.</p>

<p>Derginin güncel sayısında öne çıkarılan bu değerlendirme, pandemi meselesinin yalnızca hastaneler, aşılar ve acil müdahale planlarıyla sınırlı olmadığını; tarımdan çevre politikalarına, hayvan sağlığından küresel yönetişime kadar uzanan geniş bir alanın artık doğrudan halk sağlığı başlığı altında ele alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yeni-salginlar-kapida-mi-the-lancet-kaynakta-onlem-cagrisi-yapti</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 16:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6619.jpeg" type="image/jpeg" length="26665"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rize’de Gülümseten İddia: Sevgilisi Askere Gitmesin Diye Bedelli Ücretini Ödedi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/rizede-gulumseten-iddia-sevgilisi-askere-gitmesin-diye-bedelli-ucretini-odedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rizede-gulumseten-iddia-sevgilisi-askere-gitmesin-diye-bedelli-ucretini-odedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize’de sosyal medyada konuşulan ilginç bir iddia, kısa sürede gündem oldu. Öne sürülen bilgilere göre genç bir kadın, sevgilisiyle ayrı kalmamak için bedelli askerlik ücretini kendi imkânlarıyla karşıladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Olay, kentte hem şaşkınlık hem de tebessümle karşılandı.</p>

<p>İddiaya göre Rize’de yaşandığı belirtilen olayda, genç bir kadın sevgilisinin askere gitmesi halinde uzun süre ayrı kalacaklarını düşünerek dikkat çeken bir adım attı. Genç kadının, sevgilisinin bedelli askerlik ücretini kendi cebinden ödediği ileri sürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kısa sürede çevrede yayılan olay, sosyal medyada da geniş yankı buldu. Konuyla ilgili yapılan paylaşımlarda birçok kullanıcı yaşananları “aşkın geldiği son nokta” şeklinde yorumlarken, bazıları ise durumu esprili ifadelerle değerlendirdi.</p>

<p>İddiaya göre genç kadın, yakın çevresine “Ayrılığa dayanamam, çözümü böyle buldum” sözleriyle düşüncesini anlattı. Bu ifade sosyal medya kullanıcıları arasında da en çok paylaşılan cümlelerden biri oldu.</p>

<p>Rize’de konuşulan olayla ilgili resmi bir açıklama bulunmazken, paylaşılan anlatımın doğruluğu bağımsız kaynaklarca teyit edilmiş değil. Buna rağmen hikâye, sosyal medyada ilginç ve sıra dışı olaylar arasında yerini aldı.</p>

<p>Kentte kulaktan kulağa yayılan bu iddia, bir yandan şaşkınlık oluştururken diğer yandan sosyal medyada mizahi içeriklerin çoğalmasına neden oldu. Olayın gerçek olup olmadığı netlik kazanmazken, bedelli askerlik ve ilişkiler üzerinden yapılan yorumlar dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MİZAH</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/rizede-gulumseten-iddia-sevgilisi-askere-gitmesin-diye-bedelli-ucretini-odedi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 16:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6618.jpeg" type="image/jpeg" length="16177"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uganda ordusu komutanından Türkiye’ye skandal sözler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/uganda-ordusu-komutanindan-turkiyeye-skandal-sozler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/uganda-ordusu-komutanindan-turkiyeye-skandal-sozler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uganda Genelkurmay Başkanı Muhoozi Kainerugaba’nın sosyal medya platformu X üzerinden Türkiye hakkında yaptığı paylaşımlar gündem oldu. Kainerugaba’nın 1 milyar dolar talebi ve ardından kullandığı evlilik ifadesi sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uganda ordusunun başındaki isim Muhoozi Kainerugaba, yaptığı son sosyal medya paylaşımlarıyla Türkiye kamuoyunda tartışma yarattı. X hesabından peş peşe mesajlar paylaşan Kainerugaba, Türkiye ile herhangi bir temas kurulmadan önce Uganda’ya en az 1 milyar dolar verilmesi gerektiğini öne sürdü. Aynı hesapta yer alan bir başka paylaşımında ise bu çıkışını daha da ileri taşıyan ifadeler kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Muhoozi Kainerugaba’nın Türkiye paylaşımı neden gündem oldu?</p>

<p>Kainerugaba’nın en çok tepki çeken paylaşımı, Türkiye’den talep ettiği paranın yanında “o ülkedeki en güzel kadını eş olarak istediğini” söylemesi oldu. Sosyal medyada hızla yayılan bu ifadeler, hem diplomatik dil hem de kadınlara yönelik yaklaşım bakımından sert biçimde eleştirildi. Türkçe haberlerde kullanılan “küstah açıklama” ifadesi ise doğrudan alıntı değil, haberleştirme sırasında kullanılan yorumlayıcı başlık dili olarak öne çıktı. Buna karşılık paylaşımdaki alıntı cümlelerin, Kainerugaba’nın X hesabındaki içerikle örtüştüğü görülüyor.</p>

<p>Uganda Genelkurmay Başkanı Muhoozi Kainerugaba kimdir?</p>

<p>Muhoozi Kainerugaba, Uganda Devlet Başkanı Yoweri Museveni’nin oğlu olarak da biliniyor. Reuters haberlerinde kendisinden Uganda’nın askeri şefi olarak söz edilirken, ülkedeki siyasi denklem içinde etkili bir figür olduğuna dikkat çekiliyor. Bu nedenle Kainerugaba’nın yaptığı açıklamalar yalnızca kişisel sosyal medya çıkışı olarak değil, Uganda yönetimiyle ilişkilendirilerek de takip ediliyor.</p>

<p>Kainerugaba’nın tartışmalı çıkışları ilk kez yaşanmıyor</p>

<p>Muhoozi Kainerugaba, sosyal medya üzerinden yaptığı sıra dışı ve gerilim üreten paylaşımlarla daha önce de uluslararası basında gündeme gelmişti. Reuters’ın önceki haberlerinde de Kainerugaba’nın sert üslubu ve siyasi etkisi dikkat çeken başlıklar arasında yer aldı. Bu son Türkiye paylaşımı da onun sosyal medya üzerinden yürüttüğü tartışmalı iletişim çizgisinin yeni bir örneği olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Türkiye hakkında resmi açıklama var mı?</p>

<p>Şu ana kadar kamuya açık ve güvenilir kaynaklara yansıyan bilgiler içinde, Türkiye makamlarından bu paylaşımlara verilmiş resmi bir yanıt görülemiyor. Buna rağmen sosyal medyada dolaşıma giren mesajlar, “Uganda ordu komutanı Türkiye açıklaması”, “Muhoozi Kainerugaba Türkiye paylaşımı” ve “Uganda komutanı 1 milyar dolar” gibi aramalarda dikkat çekici bir yükselişe yol açtı. Olay, diplomatik nezaket sınırlarını aşan üslubu nedeniyle haber siteleri ve sosyal medya kullanıcıları tarafından yoğun biçimde tartışılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MİZAH</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/uganda-ordusu-komutanindan-turkiyeye-skandal-sozler</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6614.jpeg" type="image/jpeg" length="22473"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çevre ve Yoksulluk Beyni Yaşlandırıyor: 34 Ülkeden Çarpıcı Araştırma]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cevre-ve-yoksulluk-beyni-yaslandiriyor-34-ulkeden-carpici-arastirma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cevre-ve-yoksulluk-beyni-yaslandiriyor-34-ulkeden-carpici-arastirma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nature Medicine’da yayımlanan yeni araştırma, hava kirliliğinden sağlık hizmetlerine erişime, sosyal eşitsizlikten yaşam koşullarına kadar birçok etkenin beynin biyolojik yaşını hızlandırabildiğini ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çalışma 34 ülkeden verilerle, beyin yaşlanmasının yalnızca genetik ya da hastalıklarla açıklanamayacağını gösterdi.<br />
Beyin yaşlanması sanılandan çok daha geniş bir çerçevede şekilleniyor. Nature Medicine dergisinde 3 Nisan 2026’da yayımlanan “The exposome of brain aging across 34 countries” başlıklı uluslararası araştırma, insanların yaşadığı çevre, sosyal koşullar ve politik eşitsizliklerin beynin biyolojik yaşını doğrudan etkileyebildiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, “eksposom” olarak tanımlanan ve bireyin hayatı boyunca maruz kaldığı tüm çevresel ve toplumsal etkenleri birlikte değerlendirdi.</p>

<p>Çalışmaya göre hava kirliliği, sağlıksız konut koşulları, sosyal eşitsizlik, sağlık hizmetlerine sınırlı erişim ve kamusal kırılganlık gibi faktörler tek başına değil, birlikte etkili oluyor. Araştırma ekibi bu tabloyu “sindemik” etki olarak tanımlıyor. Yani riskler yan yana gelmekle kalmıyor, birbirini büyüterek beynin yaşlanma hızını artırıyor.</p>

<p>Makalenin öne çıkan bulgularından biri, sosyal maruziyetlerle fiziksel maruziyetlerin beyinde farklı alanlarla ilişkili olması. Nature Medicine özetine göre sosyal maruziyetler daha hızlı “işlevsel” beyin yaşlanmasıyla, fiziksel maruziyetler ise daha hızlı “yapısal” beyin yaşlanmasıyla bağlantı gösterdi. Bu da yoksulluk, eşitsizlik ve sosyal baskının yalnızca ruh halini değil, beynin çalışma biçimini de etkileyebileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Araştırmanın dikkat çeken bir başka yönü de bu etkilerin bazı durumlarda klinik tanıların etkisini aşması. Nature ve bağlı kurumsal özetlerde, eksposom yükünün hızlanmış beyin yaşlanması riskini 3,3 ila 9,1 kat artırdığı ve bu etkinin bazı klinik tanılardan daha güçlü göründüğü belirtildi. Bulguların farklı örneklemlerde, hem kesitsel hem de boylamsal analizlerde doğrulandığı da aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırma yalnızca bireysel yaşam tarzı önerileriyle yetinmenin neden yetersiz kalabileceğini de ortaya koyuyor. Uzmanlara göre beyin sağlığını korumak için sadece egzersiz, beslenme ve uyku önerileri değil; daha temiz hava, daha adil şehirler, daha iyi konut politikaları ve sağlık hizmetlerine daha eşit erişim de gerekiyor. Çalışma bu nedenle beyin yaşlanmasını sadece tıbbi değil, aynı zamanda toplumsal bir mesele olarak konumlandırıyor. Bu çıkarım, çalışmanın yayımlanan bulguları ve araştırmayı duyuran kurumsal özetlerle uyumlu bir değerlendirme niteliği taşıyor.</p>

<p>Uzmanların verdiği mesaj net: Beyin yaşlanması kader değil. Ancak bireyin yaşadığı mahalle, soluduğu hava, erişebildiği sağlık sistemi ve maruz kaldığı eşitsizlikler, beynin takvim yaşından daha hızlı yaşlanıp yaşlanmayacağını belirleyen görünmez bir yük oluşturabiliyor. 34 ülkelik bu geniş çalışma, sağlıklı yaşlanma tartışmalarında çevre ve sosyal adalet başlıklarının artık merkezde yer alması gerektiğini gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cevre-ve-yoksulluk-beyni-yaslandiriyor-34-ulkeden-carpici-arastirma</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 15:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6612.jpeg" type="image/jpeg" length="81034"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sebzelerdeki Zeaksantin, Kanserle Savaşan T Hücrelerini Güçlendirdi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sebzelerdeki-zeaksantin-kanserle-savasan-t-hucrelerini-guclendirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sebzelerdeki-zeaksantin-kanserle-savasan-t-hucrelerini-guclendirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz sağlığıyla anılan zeaksantin bu kez kanser araştırmalarında öne çıktı. University of Chicago araştırmacıları, ıspanak, lahana ve turuncu biber gibi besinlerde bulunan bu karotenoidin, kanserle savaşta kritik rol oynayan CD8+ T hücrelerinin işlevini artırabildiğini ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bulgular, çalışmanın Cell Reports Medicine dergisinde yayımlanmasıyla bilim dünyasında dikkat çekti.</p>

<p>Araştırmaya göre zeaksantin, T hücre reseptörü kompleksini daha kararlı hale getirerek bağışıklık hücrelerinin tümör hücrelerini tanıma ve onlara yanıt verme kapasitesini güçlendiriyor. Bu etki, hücre içi sinyalleşmenin artmasına, sitokin üretiminin yükselmesine ve T hücrelerinin kanser hücrelerini öldürme gücünün belirginleşmesine yol açıyor.</p>

<p>Çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, zeaksantinin immünoterapi ile birlikte daha güçlü sonuç vermesi oldu. Fare modellerinde zeaksantin tek başına tümör büyümesini yavaşlatırken, bağışıklık kontrol noktası inhibitörleriyle birlikte kullanıldığında daha kuvvetli anti-tümör yanıt oluşturdu. Laboratuvar deneylerinde de zeaksantin destekli T hücrelerinin melanom, multipl miyelom ve glioblastoma hücrelerine karşı daha etkili olduğu bildirildi.</p>

<p>Bilim insanları, zeaksantinin halihazırda besinlerle alınabilen ve takviye olarak da kullanılan bir molekül olmasının, bu bulguyu daha da önemli hale getirdiğini belirtiyor. Ancak araştırmacılar, mevcut sonuçların henüz insanlarda kanıtlanmış bir tedavi anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Şimdilik veriler laboratuvar ve hayvan çalışmalarına dayanıyor; klinik kullanım için insan araştırmalarına ihtiyaç duyuluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre bu çalışma, “beslenme immünolojisi” olarak adlandırılan yeni yaklaşımın dikkat çekici örneklerinden biri olabilir. Basit bir besin maddesinin ileri kanser tedavilerini destekleme potansiyeli, gelecekte daha erişilebilir ve düşük maliyetli destekleyici stratejilerin yolunu açabilir. Yine de bugünden “kanser tedavisi bulundu” demek için erken. Şimdilik en doğru cümle şu: Zeaksantin, kanser immünoterapisini güçlendirebilecek umut verici bir aday olarak öne çıktı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sebzelerdeki-zeaksantin-kanserle-savasan-t-hucrelerini-guclendirdi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2025/12/laboratuvar.jpg" type="image/jpeg" length="81981"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[COVID-19 aşılarına bağlı nadir pıhtılaşmanın sırrı çözüldü: Bilim insanları mekanizmayı ortaya koydu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/covid-19-asilarina-bagli-nadir-pihtilasmanin-sirri-cozuldu-bilim-insanlari-mekanizmayi-ortaya-koydu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/covid-19-asilarina-bagli-nadir-pihtilasmanin-sirri-cozuldu-bilim-insanlari-mekanizmayi-ortaya-koydu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[COVID-19 pandemisi sırasında çok nadir görülmesine rağmen ağır sonuçlar doğurabilen aşıya bağlı pıhtılaşma vakalarının altında yatan biyolojik mekanizma önemli ölçüde aydınlatıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Flinders University öncülüğünde yürütülen uluslararası araştırma, özellikle adenovirüs vektörlü COVID-19 aşıları sonrasında tanımlanan VITT tablosunun, bağışıklık sisteminin yaptığı çok nadir bir “yanlış hedefleme” sonucu geliştiğini gösterdi. Bulgular, tıp dünyasının en saygın yayınlarından New England Journal of Medicine’da yayımlandı.</p>

<p>Araştırmaya göre sorun, bağışıklık sisteminin adenovirüse ait bir proteini, kanda doğal olarak bulunan platelet factor 4 (PF4) adlı proteinle karıştırmasından kaynaklanıyor. Bu karışıklık sonrasında oluşan bazı antikorlar trombositleri aktive ediyor ve çok ender durumlarda ciddi pıhtılaşma tablosunu tetikleyebiliyor. Bilim insanları, bu sürecin temelinde “moleküler taklit” olarak bilinen mekanizmanın yer aldığını belirtiyor.</p>

<p>Pandeminin ilk dönemlerinde dikkat çeken bu tablo, tıp literatürüne aşıya bağlı immün trombotik trombositopeni yani VITT olarak geçmişti. İlk olarak adenovirüs tabanlı COVID-19 aşıları sonrası tanımlanan bu durumun, daha sonra bazı doğal adenovirüs enfeksiyonlarının ardından da görülebildiği bildirilmişti. Yeni çalışma, hem aşı sonrası hem de enfeksiyon sonrası gelişen bağışıklık yanıtının ortak bir moleküler zeminde buluştuğunu göstererek, uzun süredir tartışılan soruya güçlü bir açıklama getirdi.</p>

<p>Araştırmacılar, kritik tetikleyicinin adenovirüse ait pVII proteini olduğunu belirledi. Çalışmada ayrıca, bazı kişilerde antikor gelişimi sırasında ortaya çıkan özel bir değişimin bu yanlış tanımayı kolaylaştırabildiği saptandı. Başka bir ifadeyle, bağışıklık sistemi normalde virüse karşı savaşmak üzere oluşturduğu yanıtı, çok nadir vakalarda PF4’e yönelterek tehlikeli bir zinciri başlatabiliyor. Bu bulgu, VITT’nin neden yalnızca çok küçük bir grupta görüldüğünü anlamak açısından da önemli kabul ediliyor.</p>

<p>Bilim insanlarına göre bu keşfin en önemli sonucu, gelecekte daha güvenli aşı tasarımlarının önünü açması. Çünkü artık hangi adenovirüs bileşeninin sorunla ilişkili olabileceği daha net biliniyor. Araştırmacılar, özellikle pVII proteininin değiştirilmesi ya da etkisinin ortadan kaldırılmasıyla, adenovirüs temelli aşıların etkinliği korunurken bu çok nadir yan etki riskinin daha da azaltılabileceğini değerlendiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar bir noktaya özellikle dikkat çekiyor: Bu tablo son derece nadir görülüyor. Yeni çalışma, aşıların genel yararını tartışmaya açmaktan çok, nadir ama ciddi bir yan etkinin nedenini çözerek tıbbi güvenliği daha da ileri taşıyacak bir adım olarak görülüyor. Bu nedenle çalışma, yalnızca COVID-19 aşıları açısından değil, gelecekte geliştirilecek adenovirüs tabanlı diğer aşı ve tedaviler için de kritik bir bilimsel eşik olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/covid-19-asilarina-bagli-nadir-pihtilasmanin-sirri-cozuldu-bilim-insanlari-mekanizmayi-ortaya-koydu</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 09:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6601.jpeg" type="image/jpeg" length="34861"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rize’de “Şifacı Fatma Teyze” Gündemi Büyüdü: Google’da Aramalar Arttı, Mizah Gerçeğe Karıştı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/rizede-sifaci-fatma-teyze-gundemi-buyudu-googleda-aramalar-artti-mizah-gercege-karisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rizede-sifaci-fatma-teyze-gundemi-buyudu-googleda-aramalar-artti-mizah-gercege-karisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize’nin Güneysu ilçesine bağlı Selamet Köyü’nde yaşayan ve sosyal medyada “şifacı” olarak anılan Fatma teyze, son günlerde internet kullanıcılarının en çok konuştuğu isimlerden biri hâline geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ancak olayın önemli bir boyutu var: Dolaşıma giren içeriklerin önemli kısmının mizah amaçlı üretildiği, paylaşımların espri ve sosyal medya eğlencesi çerçevesinde yayıldığı belirtiliyor.</p>

<p>Sosyal medyada art arda yapılan mizahi paylaşımlar sonrası Google’da “Güneysu Selamet Köyü Fatma teyze” aramalarında dikkat çekici artış yaşandığı ifade edildi. Çok sayıda kişinin, paylaşımları gerçek sanarak köye nasıl ulaşılacağını, Selamet Köyü’nün nerede olduğunu ve Fatma teyzeye nasıl erişilebileceğini araştırdığı öne sürüldü.</p>

<p>İnternette başlayan bu dalga, kısa sürede sosyal medya şakasını adeta dijital bir köy efsanesine dönüştürdü. Bazı kullanıcıların paylaşımları tamamen mizah olarak değerlendirdiği, bazılarının ise anlatılanları gerçek sanarak detaylı bilgi aradığı görülüyor. Böylece espri niyetiyle başlayan içerikler, zamanla ciddi aramalara da kapı aralamış oldu.</p>

<p>Köy sakinlerinin anlatımlarına göre, son günlerde Selamet Köyü’ne yönelik merakta artış dikkat çekiyor. Ancak ortada doğrulanmış bir “şifacılık merkezi”nden çok, sosyal medyanın büyüttüğü mizahi bir gündem bulunduğu vurgulanıyor. Yani mesele biraz köy haberi, biraz internet şakası, biraz da Karadeniz’e özgü sıcak bir gündem dalgası.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Google aramalarında öne çıkan başlıklar arasında “Fatma teyze kimdir?”, “Selamet Köyü nerede?”, “Fatma teyze gerçekten ziyaretçi kabul ediyor mu?” gibi sorular yer alırken, bu tablo sosyal medyada üretilen mizahın bazen gerçek hayatta da karşılık bulabildiğini gösterdi.</p>

<p>Sonuç olarak “Şifacı Fatma Teyze” başlığı etrafında büyüyen ilginin, büyük ölçüde mizah içerikli paylaşımlardan beslendiği anlaşılıyor. Yani ortada hem tebessüm ettiren bir internet hikâyesi hem de sosyal medyanın gündem üretme hızını gösteren dikkat çekici bir örnek var. Kısacası bu kez Google’da trend olan sadece bir isim değil, mizahın kendisi oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MİZAH</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/rizede-sifaci-fatma-teyze-gundemi-buyudu-googleda-aramalar-artti-mizah-gercege-karisti</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 06:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6577.jpeg" type="image/jpeg" length="92243"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="68685"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="93038"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="82453"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="18999"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="63504"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="69205"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
