<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 14 Aug 2026 00:49:03 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Ekşi mayalı ekmeğin 5 olası faydası: Her ekşi maya aynı değil]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/eksi-mayali-ekmegin-5-olasi-faydasi-her-eksi-maya-ayni-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/eksi-mayali-ekmegin-5-olasi-faydasi-her-eksi-maya-ayni-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ekşi mayalı ekmek, uzun fermantasyon süreci nedeniyle sindirimden kan şekeri yanıtına kadar bazı avantajlar sağlayabilir. Ancak bilimsel veriler, her ekşi mayalı ekmeğin otomatik olarak daha sağlıklı olmadığını gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ekmek alışverişinde artık yalnızca beyaz, tam buğday ya da çavdar seçenekleri yok. Son yıllarda raflarda ve fırınlarda giderek daha fazla karşımıza çıkan “ekşi mayalı” ifadesi, birçok tüketici için neredeyse doğrudan “sağlıklı ekmek” anlamına gelmeye başladı.</p>

<p>Peki gerçekten öyle mi?</p>

<p>Bilimsel araştırmalar, ekşi maya fermantasyonunun ekmeğin yapısında dikkate değer değişiklikler oluşturabildiğini gösteriyor. Bazı çalışmalar özellikle yemek sonrası kan şekeri yanıtı, sindirim rahatlığı ve minerallerin kullanılabilirliği açısından olası avantajlara işaret ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak önemli bir ayrıntı var: Ekşi maya tek başına bir sağlık garantisi değil. Kullanılan unun türü, tam tahıl oranı, fermantasyon süresi, eklenen şeker ve tuz miktarı ile ekmeğin nasıl üretildiği en az “ekşi mayalı” olması kadar önemli.</p>

<p>Ekşi mayalı ekmek nedir?</p>

<p>Ekşi mayalı ekmeğin temelinde un ve suyun fermantasyonu bulunur. Geleneksel üretimde hamurdaki doğal mayalar ile laktik asit bakterileri birlikte çalışır.</p>

<p>Bu mikroorganizmalar hamurdaki bazı karbonhidratları kullanırken çeşitli organik asitler oluşturur. Ekşi mayalı ekmeğin kendine özgü hafif ekşi tadı, kokusu ve dokusu büyük ölçüde bu süreçten kaynaklanır.</p>

<p>Fermantasyon yalnızca lezzeti değiştirmez. Hamurdaki bazı bileşenlerin parçalanmasını ve besin öğelerinin vücut tarafından kullanılabilirliğini de etkileyebilir.</p>

<p>Bu nedenle ekşi mayalı ekmeğin olası sağlık etkileri araştırmacıların uzun süredir ilgisini çekiyor.</p>

<p>Kan şekerini daha yavaş yükseltebilir mi?</p>

<p>Ekşi mayalı ekmekle ilgili en çok araştırılan konulardan biri, yemekten sonraki kan şekeri yanıtı.</p>

<p>Critical Reviews in Food Science and Nutrition’da yayımlanan sistematik derlemede 18 klinik çalışma değerlendirildi. Bulgular, ekşi mayalı ekmek tüketiminin bazı karşılaştırmalarda yemek sonrası kan şekeri artışını azaltabileceğini gösterdi. Etki özellikle tam buğday unu kullanılan ekmeklerde daha belirgin görünüyordu.</p>

<p>Ancak araştırmacılar kanıtların kesinlik düzeyini düşük veya çok düşük olarak değerlendirdi.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, “Ekşi mayalı ekmek kan şekerini yükseltmez” demek doğru değil.</p>

<p>Ekşi mayalı ekmek de karbonhidrat içerir ve kan şekerini yükseltebilir. Üstelik kişinin verdiği yanıt ekmeğin içeriğine, porsiyona, yanında tüketilen yiyeceklere ve kişinin metabolik özelliklerine göre değişebilir.</p>

<p>Cell Metabolism’da yayımlanan küçük bir kontrollü çalışma da bu kişisel farklılığın önemine dikkat çekti. Araştırmacılar, bazı kişilerin tam tahıllı ekşi mayalı ekmeğe, bazılarının ise beyaz ekmeğe daha düşük kan şekeri yanıtı verdiğini gözlemledi.</p>

<p>Bu nedenle diyabeti veya kan şekeri kontrolüyle ilgili sorunu bulunan kişiler için “ekşi mayalı olduğu sürece sınırsız yenebilir” düşüncesi doğru değildir.</p>

<p>Sindirimi neden bazı insanlara daha kolay gelebilir?</p>

<p>Uzun fermantasyon sırasında mikroorganizmalar undaki bazı karbonhidratları parçalayabilir.</p>

<p>Bunların arasında FODMAP adı verilen ve bazı kişilerde bağırsakta kolay fermente olarak gaz, şişkinlik ve karın rahatsızlığına katkıda bulunabilen karbonhidratlar da bulunur.</p>

<p>Özellikle geleneksel ve uzun fermantasyon yöntemleri bazı ekmeklerde fruktan miktarını azaltabilir. Bu durum, hassas bağırsak sendromu bulunan bazı kişilerde ekmeğin daha iyi tolere edilmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Fakat burada da genelleme yapmak doğru değil.</p>

<p>Ekmeğin yapıldığı tahıl, fermantasyon süresi ve üretim yöntemi sonucu önemli ölçüde değiştirebilir. Bu nedenle her ekşi mayalı ekmek düşük FODMAP özelliği taşımaz ve hassas bağırsak sorunu yaşayan herkeste aynı sonucu vermez.</p>

<p>Ekşi maya gluteni ortadan kaldırır mı?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Ekşi maya fermantasyonu sırasında buğdaydaki bazı proteinlerde değişiklikler meydana gelebilir ve belirli üretim koşullarında gluten miktarı azalabilir. Ancak sıradan buğday veya çavdar unundan yapılan geleneksel ekşi mayalı ekmek bu nedenle glutensiz hale gelmez.</p>

<p>Bu ayrım özellikle çölyak hastalığında önemlidir.</p>

<p>Çölyak hastalığı bulunan bir kişinin buğday, arpa veya çavdar içeren ekşi mayalı ekmeği yalnızca “uzun fermente edildiği” gerekçesiyle güvenli kabul etmesi doğru değildir.</p>

<p>Çölyak hastalığında gereken, uygun biçimde üretilmiş ve glutensiz kriterlerini karşılayan ürünlerin tercih edilmesidir.</p>

<p>“Ekşi maya gluteni yok eder” sözü bu nedenle sağlık açısından yanıltıcı bir genellemedir.</p>

<p>Minerallerin emilimini artırabilir mi?</p>

<p>Tahıllarda doğal olarak fitat adı verilen bir bileşik bulunur. Fitat; demir, çinko ve bazı diğer minerallerle bağlanarak bunların bağırsaktan kullanılabilirliğini azaltabilir.</p>

<p>Ekşi maya fermantasyonu sırasında oluşan asidik ortam ve enzimatik süreçler fitatın parçalanmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle ekşi maya yöntemi teorik olarak bazı minerallerin vücut tarafından kullanılabilirliğini artırabilir.</p>

<p>Ancak laboratuvar ortamında mineralin daha erişilebilir hale gelmesi, uzun vadede kişinin mineral düzeylerinin mutlaka yükseleceği anlamına gelmez.</p>

<p>Frontiers in Nutrition’da yayımlanan 2026 tarihli sistematik derleme, ekmek fermantasyonu ve fitat azalmasının demir açısından olası avantajlarını değerlendirdi. Sekiz insan müdahale çalışmasını inceleyen araştırmacılar, kısa süreli emilim deneylerinde bazı olumlu sonuçlar bulunmasına karşın uzun vadeli demir durumu üzerindeki kanıtların tutarlı olmadığını bildirdi.</p>

<p>Dolayısıyla ekşi mayalı ekmeği “demir eksikliğini önleyen” veya “demiri yükselten” bir besin olarak tanımlamak mevcut bilimsel kanıtların ötesine geçer.</p>

<p>Bağırsak sağlığı için probiyotik sayılır mı?</p>

<p>Bu konuda sık yapılan bir başka hata, ekşi mayalı ekmeği doğrudan probiyotik bir gıda olarak tanımlamak.</p>

<p>Hamurun fermantasyonunda bakteriler ve mayalar rol oynasa da ekmek yüksek sıcaklıkta pişirilir. Bu nedenle fermantasyonda görev alan canlı mikroorganizmaların önemli bölümü pişirme sırasında canlılığını kaybeder.</p>

<p>Ekşi mayanın bağırsak açısından olası avantajları, ekmeğin içinde çok sayıda canlı probiyotik bulunmasından çok fermantasyon sırasında gıdanın yapısında meydana gelen değişikliklerle ilişkilidir.</p>

<p>Bu iki kavram birbirine karıştırılmamalıdır.</p>

<p>Bilimsel araştırmaların genel sonucu ne?</p>

<p>Ekşi mayalı ekmek üzerine yapılan çalışmalar umut verici olsa da tablo sanıldığı kadar siyah-beyaz değil.</p>

<p>Advances in Nutrition’da yayımlanan kapsamlı bir sistematik derleme, toplam 542 kişinin yer aldığı 25 klinik çalışmayı değerlendirdi.</p>

<p>Araştırmalarda ağırlıklı olarak kan şekeri yanıtı, iştah, sindirim sistemiyle ilgili göstergeler ve kalp-damar sağlığına ilişkin bazı ölçümler incelendi.</p>

<p>Bazı çalışmalarda kan şekeri yanıtı, tokluk veya sindirim rahatlığı açısından olumlu sonuçlar görüldü. Ancak çalışmaların kullandığı tahıllar, unlar, bakteri türleri, fermantasyon yöntemleri ve ekmek tarifleri birbirinden oldukça farklıydı.</p>

<p>Bu nedenle araştırmacılar ekşi mayanın kendi başına diğer ekmeklerden kesin biçimde daha sağlıklı olduğu sonucuna varmak için yeterli klinik kanıt bulunmadığını belirtti.</p>

<p>Frontiers in Nutrition’da yayımlanan ayrı bir bilimsel değerlendirme de benzer noktaya dikkat çekiyor: Ekşi maya fermantasyonunun laboratuvar ortamında gösterilen birçok avantajının insanlarda anlamlı ve uzun vadeli sağlık yararına dönüşüp dönüşmediği konusunda daha güçlü araştırmalara ihtiyaç var.</p>

<p>Ekşi mayalı ekmek seçerken neye bakılmalı?</p>

<p>Bir ekmeğin üzerinde büyük harflerle “EKŞİ MAYALI” yazması beslenme açısından bütün hikâyeyi anlatmaz.</p>

<p>İlk bakılması gereken noktalardan biri kullanılan undur.</p>

<p>Tam tahıllı veya tam buğday unundan hazırlanan ekmek, tahılın kepek ve diğer besleyici bölümlerini daha fazla koruduğu için genellikle daha fazla lif sağlar. Lif içeriği, ekmeğin yalnızca fermantasyon yönteminden bağımsız olarak önemli bir beslenme özelliğidir.</p>

<p>İçindekiler listesinin gereksiz yere uzamaması, ilave şeker miktarı ve tuz içeriği de değerlendirilmelidir.</p>

<p>Ayrıca “ekşi maya aromalı”, ekşi maya ilaveli ve geleneksel yöntemle uzun süre fermente edilmiş ekmekler aynı ürün değildir.</p>

<p>Bu nedenle etiketteki tek bir ifadeden çok ekmeğin tamamına bakmak gerekir.</p>

<p>Beyaz ekşi maya mı, tam buğday ekmeği mi?</p>

<p>Bu sorunun yanıtı yalnızca mayada saklı değil.</p>

<p>Rafine beyaz undan hazırlanmış ekşi mayalı bir ekmek, sırf ekşi maya kullanıldığı için otomatik olarak lif açısından zengin hale gelmez.</p>

<p>Tam tahıllı ekmeklerde ise tahılın daha büyük bölümü kullanıldığı için lif ve bazı mikro besin öğeleri daha yüksek miktarda bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle sağlıklı bir ekmek seçerken “ekşi maya mı normal maya mı?” sorusunun yanında “hangi undan yapılmış?” sorusunu da sormak gerekir.</p>

<p>Pratikte tam tahıllı ve geleneksel yöntemle fermente edilmiş bir ekşi mayalı ekmek, iki özelliğin avantajlarını aynı üründe buluşturabilir.</p>

<p>Ekşi mayalı ekmek kilo verdirir mi?</p>

<p>Tek başına hayır.</p>

<p>Hiçbir ekmek türünün bağımsız olarak kilo verdirdiğini söylemek bilimsel açıdan doğru değildir.</p>

<p>Vücut ağırlığındaki değişim, uzun vadede toplam enerji alımı ve harcaması başta olmak üzere beslenme düzeni, fiziksel aktivite, uyku, sağlık durumu ve birçok faktörden etkilenir.</p>

<p>Lif içeriği yüksek ekmeklerin daha doyurucu olması günlük beslenmede avantaj sağlayabilir. Ancak bu durum “ekşi mayalı ekmek yerseniz zayıflarsınız” anlamına gelmez.</p>

<p>Porsiyon yine önemlidir.</p>

<p>Her gün yenebilir mi?</p>

<p>Sağlıklı bir kişinin ekşi mayalı ekmeği dengeli beslenmenin parçası olarak tüketmesine genel olarak engel yoktur.</p>

<p>Ancak uygun miktar herkes için aynı değildir.</p>

<p>Günlük enerji ihtiyacı, fiziksel aktivite düzeyi, diğer tahıl tüketimi, diyabet veya insülin direnci gibi metabolik durumlar ve kişinin genel beslenme düzeni porsiyon konusunda belirleyicidir.</p>

<p>Bu nedenle ekşi mayalı ekmeği “ne kadar yenirse o kadar faydalı” bir ürün olarak görmek doğru değildir.</p>

<p>En önemli ayrıntı: “Ekşi mayalı” tek başına yeterli değil</p>

<p>Ekşi mayalı ekmeğin yükselen popülerliğinin arkasında tamamen boş bir sağlık iddiası yok. Fermantasyon gerçekten de hamurun kimyasal ve besinsel özelliklerini değiştirebiliyor.</p>

<p>Bazı araştırmalar yemek sonrası kan şekeri yanıtının daha düşük olabileceğini, bazı karbonhidratların parçalanabileceğini ve minerallerin kullanılabilirliğinin artabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Fakat bilimsel kanıtların ortak mesajı daha ölçülü:</p>

<p>Ekşi mayanın sağlık üzerindeki etkisini yalnızca maya belirlemiyor. Kullanılan tahılın türü, unun ne kadar rafine edildiği, fermantasyon koşulları, ekmeğin tarifi, porsiyon ve kişinin metabolik özellikleri de sonucu değiştiriyor.</p>

<p>Bu nedenle markette veya fırında ekmek seçerken sihirli kelimeyi aramak yerine bütün ürüne bakmak daha doğru: Tam tahıl oranı, lif miktarı, içerik listesi, tuz ve ilave şeker miktarı ile gerçek fermantasyon yöntemi birlikte değerlendirilmeli.</p>

<p>Ekşi maya iyi bir seçenek olabilir. Ama bilim onu “mucize ekmek” ilan etmiyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Advances in Nutrition – Nutritional benefits of sourdoughs: A systematic review – Léa Ribet, Robin Dessalles, Corinne Lesens, Nele Brusselaers, Mickaël Durand-Dubief – 2023 – DOI: 10.1016/j.advnut.2022.10.003</li>
 <li>Critical Reviews in Food Science and Nutrition – Consumption of sourdough bread and changes in the glycemic control and satiety: A systematic review – Maria Esther Rolim, Maria Izabel Fortes, Anize Von Frankenberg, Camila Kümmel Duarte – 2024 – DOI: 10.1080/10408398.2022.2108756</li>
 <li>Frontiers in Nutrition – Does sourdough bread provide clinically relevant health benefits? – Vera D’Amico, Michael Gänzle, Lisa Call, Benjamin Zwirzitz, Heinrich Grausgruber, Stefano D’Amico, Fred Brouns – 2023 – DOI: 10.3389/fnut.2023.1230043</li>
 <li>Cell Metabolism – Bread Affects Clinical Parameters and Induces Gut Microbiome-Associated Personal Glycemic Responses – Korem ve çalışma arkadaşları – 2017 – DOI: 10.1016/j.cmet.2017.05.002</li>
 <li>Frontiers in Nutrition – Effects of sourdough- or regular-bread fermentation, and phytate reduction on iron bioavailability, absorption, and iron status in humans: a systematic review of intervention studies – Nikolaou ve çalışma arkadaşları – 2026 – DOI: 10.3389/fnut.2026.1778997</li>
 <li>Celiac Disease Foundation – Gluten-Free Foods – Çölyak hastalığında glutensiz beslenmeye ilişkin hasta bilgilendirme kaynağı</li>
 <li>Monash University – FODMAPs ve geleneksel ekşi maya fermantasyonuna ilişkin klinik beslenme bilgilendirmesi</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/eksi-mayali-ekmegin-5-olasi-faydasi-her-eksi-maya-ayni-degil</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 00:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8087.jpeg" type="image/jpeg" length="31311"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Metformin, GLP-1 ve SGLT2 ilaçları sadece şekeri mi düşürüyor? Bazı diyabet ilaçları yaşlanma araştırmalarının radarında]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/metformin-glp-1-ve-sglt2-ilaclari-sadece-sekeri-mi-dusuruyor-bazi-diyabet-ilaclari-yaslanma-arastirmalarinin-radarinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/metformin-glp-1-ve-sglt2-ilaclari-sadece-sekeri-mi-dusuruyor-bazi-diyabet-ilaclari-yaslanma-arastirmalarinin-radarinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Metformin, GLP-1 reseptör agonistleri ve SGLT2 inhibitörleri diyabet tedavisinin ötesindeki etkileriyle araştırılıyor. Mitokondrilerden kalp ve böbreğe uzanan bulgular umut verici, ancak “yaşlanma ilacı” demek için henüz erken.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyabet ilaçları denildiğinde akla ilk olarak kan şekerini düşürmek geliyor. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, bazı ilaçların etkisinin glikoz kontrolünün çok ötesine uzanabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Metformin uzun süredir yaşlanma biyolojisinin en çok araştırılan ilaçlarından biri. GLP-1 reseptör agonistleri ve SGLT2 inhibitörleri ise kalp ve böbrek üzerindeki klinik yararları ortaya çıktıkça bilim insanlarının dikkatini başka bir soruya çevirdi:</p>

<p>Bu ilaçlar, yaşlanmayla ilişkili hücresel süreçleri de olumlu yönde etkiliyor olabilir mi?</p>

<p>Bu sorunun merkezinde mitokondriler, kronik inflamasyon, hücresel enerji dengesi, insülin duyarlılığı ve hücrenin hasarlı parçalarını temizleme mekanizmaları bulunuyor.</p>

<p>Fakat burada önemli bir çizgi var. Bu ilaçlardan bazılarının kalp, böbrek veya metabolizma üzerindeki yararları güçlü klinik çalışmalarla gösterilmiş durumda. İnsan ömrünü uzattıkları veya sağlıklı kişilerde yaşlanmayı yavaşlattıkları ise henüz kanıtlanmış değil.</p>

<p>Mitokondri neden yaşlanma araştırmalarının merkezinde?</p>

<p>Mitokondriler çoğu zaman hücrenin “enerji santralleri” olarak tanımlanıyor. Besinlerden gelen enerjinin hücrenin kullanabileceği forma dönüştürülmesinde temel görev üstleniyorlar.</p>

<p>Yaş ilerledikçe mitokondrilerin çalışma biçiminde değişiklikler meydana gelebiliyor. Enerji metabolizmasındaki bozulmalar, oksidatif stres, hücresel hasar ve kronik düşük düzeyli inflamasyon yaşlanma biyolojisinin birbiriyle bağlantılı parçaları arasında kabul ediliyor.</p>

<p>Bu nedenle araştırmacılar yalnızca hastalıkları tedavi etmeyi değil, yaşlanmayla ilişkili temel biyolojik süreçleri etkileyebilecek yolları da inceliyor.</p>

<p>Diyabet tedavisinde kullanılan bazı ilaçların bu mekanizmalarla kesişmesi, konuyu özellikle ilgi çekici hale getiriyor.</p>

<p>Metformin neden yaşlanma araştırmalarında bu kadar öne çıktı?</p>

<p>Metformin onlarca yıldır tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan bir ilaç.</p>

<p>Kan şekerinin kontrolüne yardımcı olmasının yanı sıra karaciğerin glikoz üretimini azaltıyor ve hücresel enerji düzenlenmesini etkiliyor.</p>

<p>Metforminin yaşlanma araştırmalarında öne çıkmasının nedenlerinden biri, hücrenin enerji durumunu algılayan mekanizmalarla etkileşime girmesi.</p>

<p>İlacın mitokondriyal solunum zincirini etkileyebildiği ve hücrenin enerji durumuna yanıt veren AMPK adlı sistemi değiştirebildiği biliniyor. AMPK, basitçe hücrenin enerji durumunu algılayan önemli mekanizmalardan biri olarak düşünülebilir.</p>

<p>Metformin ayrıca mTOR, inflamasyon, oksidatif stres ve otofaji gibi yaşlanma araştırmalarında önemli kabul edilen başka biyolojik yollarla da ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Otofaji ise hücrenin hasarlı veya artık işlev görmeyen bazı parçalarını temizleyip geri dönüştürdüğü doğal sistem.</p>

<p>Metformin mitokondriyi gerçekten “güçlendiriyor” mu?</p>

<p>Burada sık yapılan bir bilimsel sadeleştirme hatasına dikkat etmek gerekiyor.</p>

<p>Metforminin mitokondriler üzerindeki etkisini yalnızca “enerji üretimini artırıyor” şeklinde anlatmak doğru değil.</p>

<p>Araştırmalar, metforminin belirli koşullarda mitokondriyal solunum zincirinin özellikle kompleks I adı verilen bölümünü etkileyebildiğini gösteriyor.</p>

<p>Hücre buna enerji algılama ve metabolik uyum mekanizmalarını değiştirerek yanıt verebiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla bilim insanlarının ilgisini çeken nokta, metforminin mitokondriyi basitçe daha fazla enerji üretmeye zorlaması değil; hücresel enerji kullanımını ve stres yanıtlarını yeniden düzenleyebilmesi.</p>

<p>Bu ayrım, metforminin yaşlanma biyolojisindeki olası rolünü anlamak açısından önemli.</p>

<p>Hayvanlarda umut verici sonuçlar var, insanlarda kanıt daha sınırlı</p>

<p>Metforminin yaşam süresi üzerindeki dikkat çekici sonuçlarından bazıları deneysel hayvan modellerinden geldi.</p>

<p>Bazı çalışmalarda belirli koşullarda yaşam süresinde ve yaşla ilişkili metabolik göstergelerde olumlu değişiklikler bildirildi.</p>

<p>Ancak hayvanlarda yaşam süresini etkileyen bir müdahalenin insanlarda aynı sonucu vermesi garanti değil.</p>

<p>İnsanlarda metformin kullanan diyabet hastalarından elde edilen gözlemsel veriler de yaşlanma ve uzun yaşam araştırmalarına ilgi uyandırdı. Bununla birlikte bunların önemli bir bölümü, sağlıklı insanlarda metforminin yaşlanmayı yavaşlatıp yavaşlatmadığını doğrudan test eden randomize kontrollü araştırmalar değil.</p>

<p>Bu nedenle bugün için “metformin insan ömrünü uzatır” demek bilimsel olarak kanıtlanmış bir sonuç değildir.</p>

<p>GLP-1 ilaçlarının hikâyesi kan şekerinin ötesine geçti</p>

<p>Semaglutid gibi GLP-1 reseptör agonistleri başlangıçta özellikle tip 2 diyabet tedavisindeki rolleriyle biliniyordu.</p>

<p>Bu ilaçlar kan şekerine bağlı insülin salgısını artırabiliyor, glukagon salgısını azaltabiliyor, mide boşalmasını yavaşlatabiliyor ve beyindeki iştah merkezlerini etkileyerek tokluk hissini artırabiliyor.</p>

<p>Ancak büyük klinik araştırmalar, GLP-1 ilaçlarının bazı hasta gruplarında yalnızca kan şekeri ve vücut ağırlığı üzerinde etkili olmadığını gösterdi.</p>

<p>New England Journal of Medicine’da yayımlanan SELECT araştırmasına fazla kilolu veya obez, daha önce kalp-damar hastalığı bulunan ancak diyabeti olmayan 17 bin 604 kişi katıldı.</p>

<p>Ortalama yaklaşık 40 aylık takipte kalp-damar kaynaklı ölüm, ölümcül olmayan kalp krizi veya ölümcül olmayan inmeden oluşan birleşik sonlanım semaglutid grubunda yüzde 6,5, plasebo grubunda yüzde 8,0 olarak gerçekleşti.</p>

<p>Bu sonuç yaklaşık yüzde 20’lik göreceli risk azalmasına karşılık geliyor.</p>

<p>Araştırma önemli bir noktayı ortaya koydu: GLP-1 temelli tedavilerin bazı kardiyovasküler yararları yalnızca diyabetli kişilerle sınırlı olmayabilir.</p>

<p>Ancak SELECT araştırması semaglutidin yaşlanmayı yavaşlattığını veya insan ömrünü uzattığını kanıtlamadı.</p>

<p>GLP-1 ilaçları mitokondrileri de etkileyebilir mi?</p>

<p>Deneysel araştırmalar GLP-1 sinyalinin enerji metabolizması, inflamasyon, oksidatif stres ve mitokondri fonksiyonlarıyla bağlantılı olabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Özellikle kalp, sinir sistemi, yağ dokusu ve diğer metabolik dokulardaki hücresel etkiler araştırılıyor.</p>

<p>Bu bulgular, GLP-1 ilaçlarının yaşlanma biyolojisi açısından neden ilgi gördüğünü açıklıyor.</p>

<p>Fakat hücre veya hayvan deneylerinde görülen mitokondriyal bir değişikliğin, insanlarda daha uzun veya daha sağlıklı yaşam anlamına geldiğini varsaymak doğru değil.</p>

<p>Bunun gösterilebilmesi için uzun süreli insan çalışmalarına ihtiyaç var.</p>

<p>SGLT2 inhibitörleri neden ayrı bir ilgi odağı oldu?</p>

<p>Empagliflozin ve benzeri SGLT2 inhibitörleri böbreklerin glikozu geri emmesini azaltarak idrarla daha fazla glikoz atılmasını sağlıyor.</p>

<p>Ancak bu ilaçların klinik öyküsü de kan şekeri kontrolünün çok ötesine geçti.</p>

<p>Büyük randomize kontrollü araştırmalar, uygun hasta gruplarında SGLT2 inhibitörlerinin kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatış ve böbrek hastalığının ilerlemesi gibi önemli sonuçları azaltabildiğini gösterdi.</p>

<p>EMPA-REG OUTCOME araştırmasında yüksek kalp-damar riski taşıyan tip 2 diyabet hastalarında empagliflozin ile önemli kardiyovasküler yararlar görüldü.</p>

<p>Daha sonra yapılan kalp yetersizliği çalışmalarında ise yararın diyabeti olmayan hastalara da uzanabildiği ortaya çıktı.</p>

<p>EMPEROR-Reduced araştırmasında empagliflozin kullananlarda kardiyovasküler ölüm veya kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatıştan oluşan birleşik sonuç yüzde 19,4 iken plasebo grubunda yüzde 24,7 olarak gerçekleşti.</p>

<p>Etkinin diyabeti olan ve olmayan hastalarda benzer yönde görülmesi özellikle dikkat çekti.</p>

<p>SGLT2 ilaçları hücrenin yakıt kullanımını değiştirebilir</p>

<p>SGLT2 inhibitörlerinin oluşturduğu metabolik değişikliklerin hücrelerin enerji kaynaklarını kullanma biçimini etkileyebileceği düşünülüyor.</p>

<p>Keton metabolizmasındaki değişiklikler, oksidatif stres, inflamasyon, otofaji ve mitokondri fonksiyonları olası mekanizmalar arasında araştırılıyor.</p>

<p>Bu mekanizmaların bir kısmı yaşlanma biyolojisinde incelenen yollarla örtüşüyor.</p>

<p>Ancak burada da klinik olarak kanıtlanmış kalp ve böbrek yararları ile deneysel düzeyde araştırılan yaşlanmanın biyolojik süreçlerine yönelik olası etkileri birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>

<p>Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu: “Asıl mesele ömrü değil, sağlıklı geçirilen yılları uzatmak”</p>

<p>Moleküler biyoloji, genetik ve longevity alanındaki çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, diyabet tedavisinde kullanılan bazı ilaçların yaşlanma biyolojisi açısından da dikkat çekici araştırma alanları oluşturduğunu belirterek, kanıtlanmış tedavi etkileri ile henüz araştırma aşamasındaki uzun yaşam etkilerinin birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çekti.</p>

<p>Yılancıoğlu şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Metformin, GLP-1 reseptör agonistleri ve SGLT2 inhibitörleri yalnızca kan şekerini etkileyen ilaçlar olarak değerlendirilmemeli. Bu ilaçların enerji metabolizması, inflamasyon, hücresel stres yanıtları ve mitokondri fonksiyonlarıyla kesişen etkileri olduğuna ilişkin giderek artan bilimsel veri bulunuyor. Özellikle mitokondriler burada önemli; çünkü yaşlanmayı yalnızca takvim yaşı olarak değil, hücrenin enerjiyi üretme ve kullanma kapasitesi, hasara verdiği yanıt ve metabolik esnekliği üzerinden de anlamaya çalışıyoruz.”</p>

<p>Yılancıoğlu, mevcut bulguların “yaşlanmayı durduran ilaç bulundu” şeklinde yorumlanmaması gerektiğini vurgulayarak değerlendirmesini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Bir ilacın yaşlanmayla ilişkili bir moleküler yolu etkilemesi, insan ömrünü uzattığının kanıtı değildir. Metformin için uzun yıllardır önemli veriler var; GLP-1 ve SGLT2 gruplarında ise kardiyometabolik yararların yanında hücresel enerji dengesi, inflamasyon ve mitokondri biyolojisi giderek daha fazla araştırılıyor. Fakat sağlıklı insanlara bu ilaçları sadece daha uzun yaşamak amacıyla vermeyi destekleyen yeterli klinik kanıt henüz yok.”</p>

<p>Uzun yaşam araştırmalarında asıl hedefin yalnızca insan ömrüne birkaç yıl eklemek olmadığını belirten Yılancıoğlu:</p>

<p>“Bence asıl soru ‘Kaç yıl daha yaşayabiliriz?’ değil, ‘Kaç yılı sağlıklı yaşayabiliriz?’ olmalı. Bilimde bunun karşılığı sağlıklı yaşam süresidir. Kalp-damar hastalıklarının, metabolik bozuklukların, böbrek hastalıklarının ve kırılganlığın daha geç ortaya çıktığı bir yaşam hedefleniyor. Eğer gelecekte bazı mevcut ilaçların bu süreçleri güvenli biçimde etkileyebildiği güçlü klinik çalışmalarla gösterilirse, yaşlanma tıbbında önemli bir dönüşüm görebiliriz. Ama bugün için bilimsel heyecanla klinik kanıt arasındaki mesafeyi korumamız gerekiyor.”</p>

<p>Üç ilaç grubu aynı şeyi yapmıyor</p>

<p>Metformin, GLP-1 reseptör agonistleri ve SGLT2 inhibitörlerini tek bir “yaşlanma ilacı” kategorisine koymak doğru olmaz.</p>

<p>Her birinin temel etki mekanizması farklı.</p>

<p>Metformin hücresel enerji algısı ve karaciğerin glikoz üretimi üzerinde önemli etkilere sahip.</p>

<p>GLP-1 reseptör agonistleri iştah, insülin-glukagon dengesi, vücut ağırlığı ve çeşitli metabolik yollar üzerinden çalışıyor.</p>

<p>SGLT2 inhibitörleri ise böbrekten glikoz ve sodyum geri emilimini değiştirirken kalp ve böbrek fizyolojisi üzerinde önemli sonuçlar oluşturuyor.</p>

<p>Ortak nokta, bu ilaçların etkilerinin kan şekerinden ibaret olmadığının giderek daha açık hale gelmesi.</p>

<p>Kalp ve böbrek yararları güçlü kanıta sahip</p>

<p>“Yaşlanma karşıtı” olası etkiler ile bugün klinik olarak kanıtlanmış yararları ayırmak özellikle önemli.</p>

<p>Güncel diyabet tedavi yaklaşımında, tip 2 diyabetle birlikte kalp-damar veya kronik böbrek hastalığı bulunan uygun kişilerde kanıtlanmış yarara sahip SGLT2 inhibitörleri ve GLP-1 reseptör agonistleri önemli bir yer tutuyor.</p>

<p>Üstelik bazı hasta gruplarında bu ilaçların seçimi yalnızca kan şekerini ne kadar düşürdüklerine göre yapılmıyor.</p>

<p>Kalp, böbrek, vücut ağırlığı ve genel kardiyometabolik risk üzerindeki etkiler tedavi seçiminde giderek daha önemli hale geldi.</p>

<p>Bu, diyabet tedavisindeki en önemli değişimlerden biri.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Peki bunlara “yaşlanma karşıtı ilaç” diyebilir miyiz?</p>

<p>Bugünkü kanıtlarla hayır.</p>

<p>Bu ilaçların bazıları yaşlanmayla ilişkili biyolojik mekanizmaları etkileyebilir. Hayvan, hücre ve insan çalışmalarından gelen sonuçlar araştırmacılar için önemli ipuçları sağlıyor.</p>

<p>Ancak bir ilacın inflamasyonu azaltması, mitokondri fonksiyonlarını değiştirmesi veya kalp-damar riskini düşürmesi otomatik olarak insan yaşlanmasını yavaşlattığı anlamına gelmez.</p>

<p>Bunu kanıtlamak için sağlıklı yaşam süresi, yaşa bağlı hastalıkların ortaya çıkışı, fiziksel ve bilişsel işlevler ve mümkünse yaşam süresi gibi sonuçları uzun yıllar boyunca izleyen kontrollü insan çalışmalarına ihtiyaç var.</p>

<p>Bilimsel açıdan bugün söylenebilecek en dengeli sonuç şu:</p>

<p>Metformin, GLP-1 reseptör agonistleri ve SGLT2 inhibitörleri yaşlanma biyolojisiyle kesişen mekanizmaları etkileyebilir; fakat bugün hiçbiri yalnızca yaşlanmayı yavaşlatmak veya ömrü uzatmak amacıyla kullanılabilecek kanıtlanmış bir “uzun yaşam ilacı” değildir.</p>

<p>Sağlıklı insanların uzun yaşam amacıyla kullanması doğru mu?</p>

<p>Araştırmaların en kritik noktalarından biri burada.</p>

<p>Bir ilacın diyabet, obezite, kalp yetersizliği veya böbrek hastalığı bulunan uygun kişilerde yararlı olması, sağlıklı insanların daha uzun yaşamak amacıyla aynı ilacı kullanmasının yararlı olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Reçeteli ilaçların yararlarının yanında riskleri de bulunur.</p>

<p>Metformin özellikle mide-bağırsak yakınmalarına yol açabilir; uzun süreli kullanımda B12 vitamini düzeyleri açısından değerlendirme gerekebilir. Böbrek fonksiyonlarının ciddi şekilde bozulduğu bazı durumlarda kullanımı uygun değildir.</p>

<p>GLP-1 reseptör agonistlerinde bulantı, kusma, ishal veya kabızlık gibi mide-bağırsak etkileri görülebilir ve belirli klinik durumlarda özel değerlendirme gerekir.</p>

<p>SGLT2 inhibitörlerinde genital enfeksiyonlar, sıvı kaybı ve nadiren kan şekeri çok yüksek olmadan da gelişebilen diyabetik ketoasidoz gibi önemli riskler bulunabilir.</p>

<p>Yılancıoğlu’nun onayına sunulan görüş taslağında bu konuda da şu uyarı yer aldı:</p>

<p>“Uzun yaşam arayışı, gereksiz ilaç kullanımına dönüşmemeli. Her ilacın bir kullanım amacı, yarar-risk dengesi ve uygun hasta profili vardır. Bugün elimizdeki en güçlü mesaj, bu ilaçların uygun hastalarda diyabet tedavisinin ötesine geçen önemli kardiyometabolik yararlar sağlayabildiğidir. Yaşlanmanın biyolojisini ne ölçüde değiştirebildikleri ise önümüzdeki yılların en heyecan verici araştırma alanlarından biri olmaya devam edecek.”</p>

<p>Hedef yalnızca uzun yaşamak değil, sağlıklı yaş almak</p>

<p>Modern yaşlanma araştırmalarında giderek daha fazla öne çıkan kavramlardan biri “sağlıklı yaşam süresi”.</p>

<p>Amaç yalnızca insanın kaç yıl yaşadığını artırmak değil; kalp-damar hastalıkları, metabolik bozukluklar, böbrek hastalıkları, kırılganlık ve diğer yaşla ilişkili sorunların mümkün olduğunca geç ortaya çıktığı, kişinin bağımsızlığını ve yaşam kalitesini koruduğu dönemi uzatmak.</p>

<p>Metformin, GLP-1 ve SGLT2 ilaçlarının oluşturduğu bilimsel ilginin önemli bir bölümü de buradan kaynaklanıyor.</p>

<p>Bu ilaçlar gelecekte yaşlanmanın biyolojik mekanizmalarını anlamamız için yeni kapılar açabilir. Fakat bugünkü güçlü klinik kanıtların söylediği şey daha somut:</p>

<p>Doğru hastada doğru tedavi kullanıldığında modern diyabet tedavisi artık yalnızca kan şekerini düşürmeyi değil; kalbi, böbrekleri ve uzun vadeli sağlığı korumayı da hedefliyor.</p>

<p>Yaşlanmanın kendisini ilaçla güvenli biçimde yavaşlatmanın mümkün olup olmadığı ise bilimin cevap aradığı büyük sorulardan biri olmaya devam ediyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. New England Journal of Medicine – Semaglutide and Cardiovascular Outcomes in Obesity without Diabetes – Lincoff AM ve arkadaşları, SELECT Trial Investigators – 2023 – DOI: 10.1056/NEJMoa2307563<br />
2. New England Journal of Medicine – Empagliflozin, Cardiovascular Outcomes, and Mortality in Type 2 Diabetes – Zinman B ve arkadaşları, EMPA-REG OUTCOME Investigators – 2015 – DOI: 10.1056/NEJMoa1504720<br />
3. New England Journal of Medicine – Cardiovascular and Renal Outcomes with Empagliflozin in Heart Failure – Packer M ve arkadaşları, EMPEROR-Reduced Trial Investigators – 2020 – DOI: 10.1056/NEJMoa2022190<br />
4. Diabetes Care – Standards of Care in Diabetes 2026: Pharmacologic Approaches to Glycemic Treatment – American Diabetes Association Professional Practice Committee – 2026<br />
5. Diabetes Care – Standards of Care in Diabetes 2026: Cardiovascular Disease and Risk Management – American Diabetes Association Professional Practice Committee – 2026<br />
6. Biochemical Journal – Effects of metformin and other biguanides on oxidative phosphorylation in mitochondria – Bridges HR, Jones AJ, Pollak MN, Hirst J – 2014 – DOI: 10.1042/BJ20140620<br />
7. Drug Design, Development and Therapy – Metformin: a review of its potential indications – Wang YW, He SJ, Feng X ve arkadaşları – 2017 – DOI: 10.2147/DDDT.S141675</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🧬 Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/metformin-glp-1-ve-sglt2-ilaclari-sadece-sekeri-mi-dusuruyor-bazi-diyabet-ilaclari-yaslanma-arastirmalarinin-radarinda</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 00:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8085.jpeg" type="image/jpeg" length="84006"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ordu’da heyelanzede üreticinin fındık mesaisi çileye döndü: “1 ay kalacak yer istedik, vermediler”]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/orduda-heyelanzede-ureticinin-findik-mesaisi-cileye-dondu-1-ay-kalacak-yer-istedik-vermediler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/orduda-heyelanzede-ureticinin-findik-mesaisi-cileye-dondu-1-ay-kalacak-yer-istedik-vermediler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ordu’nun Kumru ilçesinde yaklaşık 1,5 yıl önce meydana gelen heyelanda iki evi hasar gören fındık üreticisi Adem Perik, 3 ton fındığını toplamak için köyüne dönmek istiyor ancak ailesiyle kalabileceği bir yer bulamıyor. Perik, yalnızca hasat döneminde kullanmak üzere köydeki kültür evi veya atıl durumdaki lojmanın tahsis edilmesini istediğini ancak talebinin kabul edilmediğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaşanan mağduriyet, Türkiye’nin farklı bölgelerinde eğitim amacıyla artık kullanılmayan eski köy okulları ve diğer kamu binalarının kırsal nüfusun ihtiyaçları için nasıl değerlendirilebileceği tartışmasını da gündeme taşıdı.</p>

<p>Heyelan evlerini kullanılamaz hale getirdi</p>

<p>Ordu’nun Kumru ilçesine bağlı Güneycik Mahallesi’nde yaklaşık 1,5 yıl önce meydana gelen heyelan, bölgedeki bazı evleri kullanılamaz hale getirdi.</p>

<p>Heyelanda 5 evin kullanılamaz hale geldiği, yıkılma tehlikesi bulunan 2 evin de tahliye edildiği belirtildi.</p>

<p>Afetten etkilenen isimlerden biri de fındık üreticisi Adem Perik oldu. Perik’in yaklaşık 15 yıl önce yaptırdığı iki katlı binası ile eski evi ağır hasar gördü.</p>

<p>Perik ailesi, AFAD tarafından sağlanan bir yıllık kira desteğinin ardından Kumru ilçe merkezinde yaşamaya başladı.</p>

<p>Ancak Karadeniz’de fındık hasadının başlaması aileyi yeni bir sorunla karşı karşıya bıraktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>3 ton fındık tarlada, aile kalacak yer arıyor</p>

<p>Yaklaşık 3 ton fındığı bulunan Adem Perik’in ürününü toplayabilmesi için hasat döneminde köyünde bulunması gerekiyor.</p>

<p>Perik, KOAH hastası anne ve babası ile üç çocuğuyla birlikte köyde kalabilecekleri bir ev bulunmadığını belirterek, yalnızca hasat süresince kullanılmak üzere köy kültür evi veya atıl durumdaki lojmanın kendilerine tahsis edilmesini talep ettiğini söyledi.</p>

<p>Milli Eğitim Müdürlüğü ve Kaymakamlık başta olmak üzere çeşitli makamlara başvurduğunu anlatan Perik, sonuç alamadığını ifade etti.</p>

<p>“Kalıcı istemiyorum, sadece bir ay”</p>

<p>Yaşadığı durumu anlatan Perik, talebinin kalıcı bir konut olmadığının altını çizerek şunları söyledi:</p>

<p>“AFAD ev için bir senelik kira yardımı yaptı, köyde yer bulamadığımız için Kumru merkeze yerleştik. Ancak 3 ton fındığımız var ve sezon başladı. Fındık hasadı sürecinde köy kültür evinde veya lojmanda kalmak istedik. Milli Eğitim’e, Kaymakamlığa başvurduk, Vali Bey’e kadar çıktık. Kaymakam Bey, Milli Eğitim Müdürü ile yaptığı görüşme sonucunda ‘Senin iş olmuyor’ dedi. En azından fındık sezonu için 1-2 aylığına istedik ama bize münasip görmediler, vermediler.”</p>

<p>Perik, ailesinin şartlarına da dikkat çekerek şöyle devam etti:</p>

<p>“Ben orayı kalıcı olarak istemiyorum. Tek istediğim sadece bir ay kalmak. Annem ve babam KOAH hastası, 3 tane de çocuğum var. Bizim 15 yıllık yeni yaptırdığımız 2 katlı binamız ve eski evimiz hasar gördü, perişan olduk. Fındığımızı toplayabilmek için geçici bir barınma desteği bekliyoruz.”</p>

<p>Muhtar: Birden fazla mağdur hane var</p>

<p>Güneycik Mahallesi Muhtarı Nevzat Bayın da heyelanın yaklaşık 1,5 yıl önce meydana geldiğini ve bölgede benzer durumda birden fazla hanenin bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Bayın, geçici barınma amacıyla gündeme gelen kamuya ait yer konusunda Milli Eğitim Müdürlüğü ile görüştüklerini ancak olumlu sonuç alamadıklarını belirtti.</p>

<p>“Burada 5-6 tane hane var. Birine vereceğim, birine olmayacak. Biz bu konuyla ilgili Milli Eğitim’e de gittik. Milli Eğitim kabul etmedi” diyen Bayın, kendilerine hukuki ve idari sorumluluk gerekçelerinin aktarıldığını ifade etti.</p>

<p>Bayın’ın aktardığına göre yetkililer, binada kalan bir kişinin sağlık sorunu yaşaması gibi durumlarda kurum açısından sorumluluk doğabileceğini ve söz konusu yeri bu amaçla tahsis etme yetkilerinin bulunmadığını belirtti.</p>

<p>“Kaymakama da Valiye de gidildi”</p>

<p>Sorunun çözümü amacıyla farklı kurumların kapısının çalındığını anlatan Muhtar Bayın, “Kaymakam’a gidiyorsun, Kaymakam Milli Eğitim Müdürü’nü arıyor. Biz Vali’ye de gittik. Vali’ye gidiyorsun, AFAD’ı arıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Heyelan mağdurlarının yeni ev yapabilecekleri uygun alan bulmakta da güçlük çektiğini belirten Bayın, bürokratik süreçlerin çözümü geciktirdiğini söyledi.</p>

<p>Bayın, “Bunlar ev yapmaya yer bulamayınca mağduriyet yaşadılar. Herkes bir çare arıyor ama devlet işleri hemen olmuyor, bir sürü prosedürü var” dedi.</p>

<p>Ordu’daki olay eski köy okullarını da gündeme taşıdı</p>

<p>Adem Perik ailesinin yaşadığı sorun, yalnızca bir üreticinin fındık hasadı sırasında karşılaştığı barınma problemi olmaktan öte, kırsaldaki kullanılmayan kamu taşınmazlarının durumunu da yeniden tartışmaya açıyor.</p>

<p>Türkiye’de taşımalı eğitim, öğrenci sayısının azalması ve köylerden kentlere göç gibi nedenlerle eğitim amacıyla kullanılmayan çok sayıda eski köy okulu bulunuyor. Bu yapıların bir bölümü Köy Yaşam Merkezi gibi projelerle yeniden kullanıma kazandırılırken, uzun süre kullanılmayan bazı yapıların ise zaman içerisinde bakımsız hale geldiği görülüyor.</p>

<p>Bir tarafta köyünde üretimini sürdüren veya afet nedeniyle barınma problemi yaşayan vatandaşlar, diğer tarafta asli kamu hizmetinde artık kullanılmayan taşınmazlar bulunması, yeni bir değerlendirme modeline ihtiyaç olup olmadığı sorusunu beraberinde getiriyor.</p>

<p>Çürümeye bırakmak yerine köylünün hizmetine sunulabilir mi?</p>

<p>Eğitim amacıyla yeniden kullanılmayacağı kesinleşen eski köy okulları ve benzeri kamu taşınmazlarının hukuki statülerinin tek tek incelenerek kırsal kalkınmaya kazandırılması değerlendirilebilir.</p>

<p>Mülkiyet durumu ve yürürlükteki mevzuat uygun olduğu ölçüde bu yapıların köy sakinlerine uzun süreli kiralanması, afet mağdurlarına geçici olarak tahsis edilmesi, tarımsal kooperatiflere kullandırılması, köy yaşam merkezlerine dönüştürülmesi veya kamu açısından ihtiyaç kalmayan taşınmazların mevzuata uygun yöntemlerle satışının değerlendirilmesi seçenekler arasında yer alabilir.</p>

<p>Böyle bir model hem kamu malının atıl kalarak değer kaybetmesinin önüne geçebilir hem de kırsalda yaşamaya ve üretmeye devam eden vatandaşlara yeni imkânlar sağlayabilir.</p>

<p>Atıl köy okulları için kapsamlı envanter çağrısı</p>

<p>Konunun yalnızca Kumru özelinde değil, Türkiye genelinde ele alınması da önem taşıyor.</p>

<p>Kullanılmayan eski köy okullarının kaçının yeniden eğitim amacıyla kullanılabileceği, kaçının Köy Yaşam Merkezi olarak değerlendirilebileceği, kaçının başka kamu hizmetlerine tahsis edilebileceği ve hangilerinin artık kamu açısından kullanım ihtiyacının bulunmadığı kapsamlı bir envanter çalışmasıyla ortaya konulabilir.</p>

<p>Kamu hizmetinde kullanılmasına ihtiyaç bulunmayan taşınmazlar için de köylüyü ve kırsal üretimi önceleyen kiralama, tahsis veya mevzuata uygun satış modellerinin tartışılması mümkün.</p>

<p>Böylece yıllarca kapalı kaldığı için fiziksel olarak yıpranan yapılar ekonomiye ve köy hayatına yeniden kazandırılabilir.</p>

<p>Fındığını toplamak isteyen afetzede çözüm bekliyor</p>

<p>Kumru’daki Perik ailesinin talebi ise çok daha kısa vadeli.</p>

<p>Aile kalıcı olarak kamuya ait bir taşınmaz istemediğini, yalnızca fındık hasadı boyunca yaklaşık bir ay barınabilecekleri güvenli bir yer talep ettiklerini belirtiyor.</p>

<p>Şimdi gözler, hasat devam ederken Perik ailesinin geçici barınma sorununa bir çözüm bulunup bulunamayacağına çevrildi.</p>

<p>Yaşanan olay aynı zamanda daha büyük bir soruyu da gündeme taşıdı:</p>

<p>Köylerde artık kullanılmayan kamu binaları yıllar içerisinde çürümeye terk edilmek yerine, kamu yararı korunarak yeniden köylünün ve üreticinin hizmetine kazandırılabilir mi?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/orduda-heyelanzede-ureticinin-findik-mesaisi-cileye-dondu-1-ay-kalacak-yer-istedik-vermediler</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8084.jpeg" type="image/jpeg" length="31803"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DİTİB’in eski Genel Başkanı Dr. Mehmet Aksoy vefat etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ditibin-eski-genel-baskani-dr-mehmet-aksoy-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ditibin-eski-genel-baskani-dr-mehmet-aksoy-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’da uzun yıllar din hizmetlerinde görev yapan ve Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Genel Başkanlığı görevini üstlenen Dr. Mehmet Aksoy hayatını kaybetti. Aksoy’un vefatı ailesi, yakınları ve DİTİB camiasında üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DİTİB’in eski Genel Başkanı Dr. Mehmet Aksoy vefat etti</p>

<p>Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’nin (DİTİB) eski genel başkanlarından Dr. Mehmet Aksoy hayatını kaybetti.</p>

<p>DİTİB tarafından yayımlanan taziye mesajında, Aksoy’un vefatının üzüntüyle öğrenildiği belirtilerek ailesine, yakınlarına ve DİTİB camiasına başsağlığı dilekleri iletildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Mehmet Aksoy, 1993-1998 yılları arasında Almanya’da Din Hizmetleri Müşaviri olarak görev yaptı. Aksoy, 1994-1999 yılları arasında ise DİTİB Genel Başkanlığı görevini yürüttü.</p>

<p>Almanya’daki Türk toplumuna yönelik din hizmetleri ve teşkilat çalışmalarında uzun yıllar görev alan Aksoy’un, DİTİB bünyesinde gerçekleştirdiği çalışmalar ve kuruma sunduğu katkılarla hatırlanacağı belirtildi.</p>

<p>Dr. Mehmet Aksoy’un cenazesi, 12 Ağustos 2026 tarihinde memleketi Çorum’un Kargı ilçesinde aile kabristanında toprağa verildi.</p>

<p>DİTİB tarafından yayımlanan taziye mesajında Dr. Mehmet Aksoy’a Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve DİTİB camiasına sabır ve başsağlığı dilendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ditibin-eski-genel-baskani-dr-mehmet-aksoy-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 22:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8083-1.jpeg" type="image/jpeg" length="81946"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Borçka’da büyük üzüntü: Öğretmen Türkan Küçük hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/borckada-buyuk-uzuntu-ogretmen-turkan-kucuk-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/borckada-buyuk-uzuntu-ogretmen-turkan-kucuk-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Artvin’in Borçka ilçesinde eğitim camiasının sevilen isimlerinden, yıllar boyunca yetiştirdiği öğrenciler ve çevresinde bıraktığı izlerle anılan öğretmen Türkan Küçük hayatını kaybetti. Küçük’ün vefatı öğrencileri, meslektaşları ve sevenleri arasında büyük üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Borçka eğitim camiası yasa boğuldu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Borçka’da uzun yıllar eğitime emek veren ve öğrencileri tarafından sevgiyle anılan öğretmen Türkan Küçük’ten acı haber geldi.</p>

<p>“Her öğrencinin öğretmeni” olarak gönüllerde yer edindiği ifade edilen Küçük’ün hayatını kaybetmesi, ilçede büyük üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Öğrencilerinin hafızasında iz bıraktı</p>

<p>Meslek hayatı boyunca çok sayıda öğrencinin eğitimine katkıda bulunan Türkan Küçük, yalnızca dersleriyle değil, öğrencileriyle kurduğu bağ ve eğitim camiasında bıraktığı izlerle de anılıyor.</p>

<p>Vefat haberinin duyulmasının ardından öğrencileri, meslektaşları ve sevenleri üzüntülerini dile getirirken, Küçük’ün hatırasının yetiştirdiği öğrencilerle yaşamaya devam edeceği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/borckada-buyuk-uzuntu-ogretmen-turkan-kucuk-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 22:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8080.jpeg" type="image/jpeg" length="74581"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zonguldak’ta akademi dünyasının acı kaybı: Aziz Gökçe vefat etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/zonguldakta-akademi-dunyasinin-aci-kaybi-aziz-gokce-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/zonguldakta-akademi-dunyasinin-aci-kaybi-aziz-gokce-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi’nde uzun yıllar görev yapan Türk dili araştırmacısı Dr. Öğr. Üyesi Aziz Gökçe hayatını kaybetti. Gökçe’nin vefatı, üniversite camiası ile öğrencileri ve sevenleri arasında üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Zonguldak akademi camiası, uzun yıllar eğitim ve bilim dünyasına hizmet eden akademisyenlerinden birini kaybetti.</p>

<p>Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Ereğli Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü’nden emekli Dr. Öğr. Üyesi Aziz Gökçe’nin hayatını kaybettiği öğrenildi.</p>

<p>Gökçe’nin vefat haberi 13 Ağustos 2026 tarihinde kamuoyuna yansırken, acı haber başta ailesi ve yakınları olmak üzere üniversite camiasında ve öğrencileri arasında büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Aziz Gökçe kimdir?</p>

<p>Aziz Gökçe, akademik çalışmalarını ağırlıklı olarak Türk dili, Türkçenin tarihî dönemleri, Eski Anadolu Türkçesi, Osmanlı Türkçesi, Anadolu ağızları ve dil tarihi alanlarında sürdüren bir akademisyendi.</p>

<p>Uzun yıllar Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Ereğli Eğitim Fakültesi bünyesinde görev yapan Gökçe, Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü’nde öğrencilerin yetişmesine katkıda bulundu. Akademik yaşamının ardından buradaki görevinden emekliye ayrıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gökçe, kendisini akademik platformlarda “Türk dili araştırmacısı” olarak tanımlıyordu.</p>

<p>Türk dili üzerine çalışmalarıyla tanınıyordu</p>

<p>Aziz Gökçe’nin bilimsel çalışmalarında Türkçenin tarihsel gelişimi önemli bir yer tutuyordu.</p>

<p>Gökçe’nin özellikle Eski Türkçeden Eski Anadolu Türkçesine uzanan dönemde yapım eklerinin tarihsel seyri, Eski Anadolu Türkçesinden Osmanlı Türkçesine dudak ve ünsüz uyumu ile Anadolu ağızlarında kelimelerin anlam dünyası üzerine çalışmalar yaptığı görülüyor.</p>

<p>2009 yılında yayımlanan “Bünyesinde Art veya Ön Damak /g/ Ünsüzü Bulunduran Yapım Eklerinin Eski Türkçeden Eski Anadolu Türkçesine Kadar Tarihî Seyirleri” başlıklı çalışması da Türk dilinin tarihî gelişimine yönelik akademik araştırmaları arasında yer aldı.</p>

<p>Gökçe’nin “Oğuz Adının Anadolu Ağızlarındaki Anlamları Üzerine” başlıklı çalışması da Anadolu ağızları ve Türk dili üzerine yaptığı araştırmalar arasında bulunuyor.</p>

<p>Türkiye Türkçesinin tarihî sözlüklerini kaleme aldı</p>

<p>Aziz Gökçe’nin akademik birikimi yalnızca makalelerle sınırlı kalmadı.</p>

<p>Gökçe, “Türkiye Türkçesinin Tarihî Sözlükleri” adlı eserin de yazarıydı. Ankara’da Kebikeç Yayınları tarafından 1998 yılında yayımlanan eser, Türkiye Türkçesinin sözlük tarihine yönelik bibliyografik çalışmalardan biri olarak kayıtlarda yer aldı.</p>

<p>Öğretim üyeliği boyunca Türk dili alanındaki çalışmalarını sürdüren Gökçe, aynı zamanda öğretmen adaylarının yetiştirilmesine katkı sundu.</p>

<p>Üniversite camiasında üzüntü</p>

<p>Yıllarını eğitime ve Türk dili araştırmalarına veren Aziz Gökçe’nin vefatı, görev yaptığı Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi çevresinde üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Ardında yetişmesine katkıda bulunduğu öğrenciler, akademik çalışmalar ve Türk dili üzerine yayımlanmış eserler bırakan Aziz Gökçe’nin hatırası, eğitim ve akademi camiasındaki hizmetleriyle yaşayacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/zonguldakta-akademi-dunyasinin-aci-kaybi-aziz-gokce-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 22:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8077.jpeg" type="image/jpeg" length="93790"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Turkish Court Sentences Driver to Aggravated Life Imprisonment Over British Woman’s Death]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/turkish-court-sentences-driver-to-aggravated-life-imprisonment-over-british-womans-death</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/turkish-court-sentences-driver-to-aggravated-life-imprisonment-over-british-womans-death" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[A court in Türkiye has sentenced Şenay Koparal to aggravated life imprisonment over the death of British national Lisa Jane Di Palma in the resort town of Fethiye. The case began as a road incident involving an intoxicated driver but ultimately resulted in a conviction for intentional killing.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>A Turkish court has handed down an aggravated life sentence to a driver convicted over the death of 61-year-old British national Lisa Jane Di Palma in Fethiye, a popular holiday destination in the southwestern province of Muğla.</p>

<p>The incident occurred on August 6, 2025, at around 7:30 p.m. on Cahit Beğenç Boulevard in Fethiye’s Foça neighbourhood.</p>

<p>According to case reports, Di Palma was crossing the road when she was struck by a car driven by Şenay Koparal.</p>

<p>Driver was found to be over the legal alcohol limit</p>

<p>Following the incident, Koparal was found to have a blood alcohol level of 2.14 promille.</p>

<p>Investigators also determined that she initially gave police the identity of her sibling, Özgür Koparal. Koparal was subsequently arrested and remanded in custody.</p>

<p>The case took a much more serious turn because of what happened immediately after the initial collision.</p>

<p>According to evidence presented in the case, bystanders rushed to help Di Palma as she lay injured on the road. Koparal then moved the vehicle forward and drove over the injured woman.</p>

<p>People at the scene, including Di Palma’s husband, attempted to stop the vehicle. Footage of the incident was also reported to have been recorded on a mobile phone.</p>

<p>Lisa Jane Di Palma died one week later</p>

<p>Di Palma suffered serious injuries, including fractures to her hip and leg, and was taken to hospital for treatment.</p>

<p>Despite medical intervention, she died on August 13, 2025, one week after the incident.</p>

<p>The death led to criminal proceedings against Koparal that went beyond charges normally associated with a fatal traffic collision.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Court rules the killing was intentional</p>

<p>At the final hearing before the Fethiye 2nd High Criminal Court, Koparal attended proceedings via Turkey’s SEGBİS video-conferencing system from prison.</p>

<p>The court convicted her of intentional killing under aggravated circumstances, finding that the killing was committed in connection with an attempt to conceal an offence or avoid being caught.</p>

<p>She was sentenced to aggravated life imprisonment, one of the most severe penalties available under Turkish criminal law.</p>

<p>Driver denied intending to kill Di Palma</p>

<p>Koparal acknowledged that she had consumed alcohol but denied deliberately killing the British woman.</p>

<p>She reportedly told the court that she had intended to put the vehicle into reverse but accidentally selected a forward gear.</p>

<p>The court did not accept that account as sufficient to establish that what happened was merely an accidental traffic death.</p>

<p>Di Palma’s husband, Keith Anthony Di Palma, who travelled from the United Kingdom for the proceedings, described his efforts to stop the vehicle after his wife had been struck.</p>

<p>He said he stood in front of the car and hit the vehicle in an attempt to prevent the driver from moving forward.</p>

<p>He was reported to have become emotional after the court announced its verdict.</p>

<p>Case transformed from road collision into murder prosecution</p>

<p>The judgment is significant because the fatality was not ultimately treated simply as a death caused by drink-driving or negligent driving.</p>

<p>The court’s assessment of the driver’s actions after the initial collision changed the legal character of the case, resulting in a conviction for intentional killing and an aggravated life sentence.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/turkish-court-sentences-driver-to-aggravated-life-imprisonment-over-british-womans-death</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 21:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8073.jpeg" type="image/jpeg" length="45383"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fenerbahçe’de Fred dönemi bitiyor! Atlético Mineiro ile anlaşma sağlandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-fred-donemi-bitiyor-atletico-mineiro-ile-anlasma-saglandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-fred-donemi-bitiyor-atletico-mineiro-ile-anlasma-saglandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe’de Fred dönemi sona yaklaştı. Sarı-lacivertliler ile Brezilya ekibi Atlético Mineiro’nun 33 yaşındaki orta saha oyuncusunun transferi konusunda anlaşmaya vardığı bildirildi. Brezilya ve Türkiye’den gelen haberlerde bonservisin 2 milyon euro, bonusların ise 500 bin euro olduğu belirtiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fenerbahçe’de Fred dönemi bitiyor! Atlético Mineiro ile anlaşma sağlandı</p>

<p>Fenerbahçe’de uzun süredir geleceği merak edilen Fred konusunda beklenen gelişme yaşandı. Atlético Mineiro’nun deneyimli futbolcu için yaptığı görüşmeler sonuç verirken, iki kulübün transfer şartlarında anlaşmaya vardığı bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Güncel bilgilere göre Atlético Mineiro, Fred için Fenerbahçe’ye 2 milyon euro bonservis bedeli ödeyecek. Anlaşmada performansa bağlı 500 bin euroluk bonus maddelerinin de bulunduğu belirtiliyor. Böylece sarı-lacivertlilerin transferden elde edebileceği toplam rakam 2,5 milyon euroya ulaşabilecek.</p>

<p>Fred’e uzun süreli sözleşme</p>

<p>Brezilya basınındaki bilgilere göre Fred ile Atlético Mineiro arasındaki anlaşma da büyük ölçüde hazır. Tecrübeli orta saha oyuncusunun Brezilya temsilcisiyle yaklaşık 3,5 yıllık bir sözleşmeye imza atması bekleniyor.</p>

<p>Fred’in önümüzdeki günlerde Belo Horizonte’ye giderek sağlık kontrollerinden geçmesi ve ardından transferin resmî işlemlerini tamamlaması planlanıyor.</p>

<p>11 yıl sonra Brezilya’ya dönüyor</p>

<p>Fred açısından transferin dikkat çeken bir başka yönü ise Avrupa macerasının sona erecek olması. Brezilyalı futbolcu, Shakhtar Donetsk ve Manchester United dönemlerinin ardından 2023 yazında Fenerbahçe’ye gelmişti.</p>

<p>Transferin resmiyet kazanması halinde Fred, yaklaşık 11 yıl sonra yeniden ülkesinde kulüp futbolu oynayacak.</p>

<p>Fenerbahçe orta sahasında yeni dönem</p>

<p>Fred’in ayrılığı yalnızca bir oyuncu vedası anlamına gelmiyor. Tecrübeli futbolcu, Fenerbahçe’ye geldiği günden itibaren orta sahadaki oyun temposu, pres gücü ve hücum-savunma bağlantısında önemli roller üstlendi.</p>

<p>Bu nedenle transferin tamamlanması halinde sarı-lacivertli yönetimin orta saha planlamasında nasıl bir yol izleyeceği de transfer döneminin önemli başlıklarından biri olacak.</p>

<p>Henüz kulüplerden nihai resmî transfer duyurusu gelmeden süreci tamamlanmış bir transfer gibi değerlendirmemek gerekiyor. Ancak 13 Ağustos akşamı itibarıyla birden fazla güncel kaynak iki kulüp arasındaki anlaşmayı doğruluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-fred-donemi-bitiyor-atletico-mineiro-ile-anlasma-saglandi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 21:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8069-1.jpeg" type="image/jpeg" length="87799"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yıldız Teknik Üniversitesi’nden acı haber: Berke Miraç Ural hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yildiz-teknik-universitesinden-aci-haber-berke-mirac-ural-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yildiz-teknik-universitesinden-aci-haber-berke-mirac-ural-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yıldız Teknik Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği Bölümü öğrencisi Berke Miraç Ural hayatını kaybetti. Ural’ın vefatı ailesi, arkadaşları ve üniversite camiasında büyük üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisi Berke Miraç Ural hayatını kaybetti</p>

<p>Yıldız Teknik Üniversitesi’nden acı haber geldi. Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği Bölümü öğrencisi Berke Miraç Ural’ın hayatını kaybettiği duyuruldu.</p>

<p>Ural’ın vefat haberi, Yıldız Teknik Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Denizcilik Kulübü tarafından yayımlanan taziye mesajıyla paylaşıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üniversite camiasını yasa boğan vefat</p>

<p>Yayımlanan mesajda Berke Miraç Ural’ın vefatından duyulan derin üzüntü dile getirilerek ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı temennisinde bulunuldu.</p>

<p>Genç üniversite öğrencisinin vefatı, arkadaşları ve Yıldız Teknik Üniversitesi camiasında büyük üzüntü yarattı.</p>

<p>Cenazesi Bursa Karacabey’de defnedilecek</p>

<p>Paylaşılan bilgilere göre Berke Miraç Ural’ın cenazesi 15 Ağustos Cumartesi günü öğle namazının ardından Bursa’nın Karacabey ilçesindeki Emir Sultan Camii’nden kaldırılacak.</p>

<p>Ural, ailesi, yakınları ve sevenlerinin katılımıyla son yolculuğuna uğurlanacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yildiz-teknik-universitesinden-aci-haber-berke-mirac-ural-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8068.jpeg" type="image/jpeg" length="52342"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mide ülseri olanlar ne yemeli? Rahatlatan ve şikâyeti artırabilen yiyecekler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/mide-ulseri-olanlar-ne-yemeli-rahatlatan-ve-sikayeti-artirabilen-yiyecekler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/mide-ulseri-olanlar-ne-yemeli-rahatlatan-ve-sikayeti-artirabilen-yiyecekler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mide ülserinde yıllardır süt, kahve, acı ve baharat için farklı öneriler yapılıyor. Peki gerçekten özel bir ülser diyeti var mı? Bilimsel veriler sofradaki yasaklara daha farklı bakıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mide ülserinde ne yemeli? Yasak listesinden önce bunu bilmek gerekiyor</p>

<p>Midenizde yanma başladığında ilk şüpheli çoğu zaman son yediğiniz yemek olur. Kahve mi dokundu, acı mı fazla geldi, yoksa aç kalmak mı mideyi kötüleştirdi? Mide ülseri yaşayanların önemli bir bölümü zamanla kendi “yasak yiyecekler” listesini oluşturmaya başlıyor.</p>

<p>Ancak mide ülseri konusunda en önemli ayrıntılardan biri burada ortaya çıkıyor: Ülserin temel nedeni çoğu zaman tek başına beslenme değildir.</p>

<p>Güncel tıbbi bilgiler, peptik ülserlerin önemli nedenleri arasında Helicobacter pylori adı verilen bakteriyi ve bazı ağrı kesicilerin uzun süreli veya uygunsuz kullanımını öne çıkarıyor. Bu nedenle yalnızca sofrayı değiştirmek, altta yatan neden tedavi edilmediğinde ülseri ortadan kaldırmaya yetmeyebilir.</p>

<p>Mide ülseri nedir?</p>

<p>Mide ülseri, midenin iç yüzeyini koruyan tabakada oluşan açık yaradır. Benzer yaralar mideden sonraki ilk bağırsak bölümü olan onikiparmak bağırsağında da gelişebilir. Bu iki durum genel olarak “peptik ülser” başlığı altında değerlendirilir.</p>

<p>En sık karşılaşılan nedenlerden biri Helicobacter pylori enfeksiyonudur. Bu bakteri mideye yerleşerek koruyucu yapının bozulmasına ve ülser gelişmesine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Bir diğer önemli neden ise ibuprofen, naproksen ve aspirin gibi steroid olmayan iltihap giderici ağrı kesicilerdir. Özellikle uzun süreli kullanım, ileri yaş, yüksek doz veya bazı başka ilaçlarla birlikte kullanım ülser riskini artırabilir.</p>

<p>Ülserin en sık belirtileri neler?</p>

<p>Ülserde en tipik yakınmalardan biri üst karın bölgesindeki yanma veya ağrıdır. Ancak herkes aynı belirtileri yaşamaz.</p>

<p>Bazı kişilerde şu şikâyetler görülebilir:</p>

<ul>
 <li>Karnın üst bölümünde yanma veya kemirici ağrı</li>
 <li>Hazımsızlık</li>
 <li>Şişkinlik</li>
 <li>Geğirme</li>
 <li>Bulantı</li>
 <li>Yemekten sonra rahatsızlık</li>
 <li>Çabuk doyma hissi</li>
</ul>

<p>Ağrının yemekle ilişkisi ülserin bulunduğu yere ve kişiye göre değişebilir. Bu nedenle “yemek yiyince geçiyorsa kesin ülserdir” gibi çıkarımlar doğru değildir.</p>

<p>Üstelik bazı ülserler ciddi bir sorun gelişene kadar belirgin yakınma oluşturmayabilir.</p>

<p>Mide ülserinde özel bir diyet gerçekten gerekli mi?</p>

<p>Burada yıllardır aktarılan bilgilerle günümüzdeki bilimsel yaklaşım arasında önemli bir fark bulunuyor.</p>

<p>Eskiden ülseri olan kişilere uzun yasak listeleri içeren özel diyetler önerilebiliyordu. Günümüzde ise herkes için geçerli tek bir “ülser diyeti” olduğu kabul edilmiyor.</p>

<p>ABD Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü, beslenmenin peptik ülserlerin oluşmasını önlemek veya mevcut ülseri tedavi etmek açısından temel bir rol oynadığının gösterilemediğini belirtiyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, belirli bir yiyeceği tüketmek ülseri tek başına iyileştirmez; belirli bir yiyeceği tamamen bırakmak da ülserin asıl nedenini ortadan kaldırmayabilir.</p>

<p>Ancak bu, ne yenildiğinin hiçbir önemi olmadığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bazı yiyecek ve içecekler kişiden kişiye değişmek üzere ağrı, yanma, reflü veya hazımsızlık gibi yakınmaları artırabilir. Buradaki temel ayrım, “ülseri oluşturan yiyecek” ile “mevcut şikâyeti artıran yiyecek” arasındadır.</p>

<p>Acı ve baharatlı yiyecekler ülser yapar mı?</p>

<p>Toplumdaki en yaygın inanışlardan biri acı yiyeceklerin mide ülserine neden olduğudur.</p>

<p>Oysa baharatlı yiyecekler peptik ülserin başlıca nedenleri arasında kabul edilmez. Bununla birlikte acı veya yoğun baharat bazı kişilerde mide yanması, ağrı ve hazımsızlığı belirginleştirebilir.</p>

<p>Bu nedenle herkesin acıyı tamamen bırakması gerektiğini söylemek yerine, kişinin kendi belirtilerini gözlemlemesi daha anlamlıdır.</p>

<p>Bir yiyeceği her tükettiğinizde ağrı veya yanma belirginleşiyorsa o yiyeceğin miktarını azaltmak ya da bir süre tüketmemek rahatlama sağlayabilir.</p>

<p>Kahve tamamen yasak mı?</p>

<p>Kahve konusunda da herkese uygulanabilecek tek bir kural yok.</p>

<p>Kafeinli içecekler bazı kişilerde mide asidiyle ilişkili yakınmaları, reflüyü veya mide rahatsızlığını artırabilir. Kahve içtikten sonra belirgin yanma ya da ağrı yaşayan kişinin tüketimini azaltması mantıklı olabilir.</p>

<p>Ancak “ülseri olan herkes kahveyi tamamen bırakmalıdır” şeklinde evrensel bir kural koymak bilimsel açıdan doğru değildir.</p>

<p>Burada yine kişinin kendi belirtileri önem kazanır.</p>

<p>Süt mide ülserine iyi gelir mi?</p>

<p>Süt, mide yanmasına karşı geçmişte en sık başvurulan yöntemlerden biriydi. İçildiğinde kısa süreli rahatlama hissi oluşturabilmesi, sütün yıllarca “ülser ilacı” gibi görülmesine yol açtı.</p>

<p>Ancak süt ülser tedavisi değildir.</p>

<p>Özellikle yağlı süt ürünleri bazı kişilerde sindirim yakınmalarını artırabilir. Sütün geçici rahatlatıcı etkisini ülserin iyileştiği şeklinde yorumlamak doğru olmaz.</p>

<p>Yoğurt ve kefir gibi fermente süt ürünleri dengeli bir beslenmenin parçası olabilir, ancak bunların da ülseri tek başına tedavi ettiği söylenemez.</p>

<p>Sebze ve meyveler neden önemli?</p>

<p>Ülser hastalarının gereksiz yere çok kısıtlı beslenmesi doğru bir yaklaşım değildir.</p>

<p>Sebze, meyve, tam tahıllar ve diğer lif içeren besinler genel sağlıklı beslenmenin önemli parçalarıdır. Farklı renklerde sebze ve meyveler vitamin, mineral ve çeşitli bitkisel bileşikler sağlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak kişisel tolerans burada da önemlidir.</p>

<p>Örneğin domates, turunçgiller veya asitli yiyecekler bazı insanlarda yanma ve reflü yakınmalarını artırabilirken başka bir kişide hiçbir sorun oluşturmayabilir.</p>

<p>Bu nedenle sırf ülser tanısı bulunduğu için sağlıklı besinleri gereksiz yere diyetten çıkarmak yerine, tekrarlayan şikâyetlerle açık bir ilişki olup olmadığına bakılmalıdır.</p>

<p>Lifli beslenmenin yeri ne?</p>

<p>Sebze, meyve, baklagiller ve tam tahıllar lif açısından zengindir.</p>

<p>Liften zengin bir beslenme genel sindirim ve metabolik sağlık açısından değerlidir. Bununla birlikte lif de ülseri iyileştiren bir ilaç olarak görülmemelidir.</p>

<p>Beslenmenin temel amacı vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri karşılamak ve kişide yakınma oluşturan yiyecekleri gereksiz kısıtlamalara gitmeden belirlemektir.</p>

<p>Probiyotikler ülseri iyileştirir mi?</p>

<p>Yoğurt, kefir ve bazı fermente gıdalar probiyotik mikroorganizmalar içerebilir. Özellikle Helicobacter pylori tedavisiyle birlikte probiyotiklerin olası yararları konusunda çok sayıda çalışma yapılmıştır.</p>

<p>Bazı araştırmalar belirli probiyotiklerin antibiyotik tedavisi sırasında ortaya çıkan bazı sindirim sistemi yan etkilerini azaltabileceğini veya tedavi başarısına sınırlı katkıda bulunabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Ancak probiyotik bir gıda ya da takviye, Helicobacter pylori enfeksiyonunu ortadan kaldırmak için gereken tıbbi tedavinin yerine geçmez.</p>

<p>Amerikan Gastroenteroloji Koleji’nin güncel Helicobacter pylori rehberinde de probiyotiklerin standart tedavinin yerini alabileceğini gösteren yeterli kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Alkol ülserde sorun yaratabilir mi?</p>

<p>Alkol mide iç yüzeyini tahriş edebilir ve özellikle fazla tüketildiğinde mevcut sindirim sistemi yakınmalarını kötüleştirebilir.</p>

<p>Ülser veya belirgin mide yakınması bulunan kişilerde alkol tüketiminin sınırlandırılması, hatta belirtilerle açık ilişkisi varsa kaçınılması uygun olabilir.</p>

<p>Özellikle mide kanaması riski bulunan kişilerde alkol, kullanılan ilaçlar ve diğer risk faktörleri birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Ülseri olan kişinin asıl dikkat etmesi gereken ne?</p>

<p>Sofradaki tek tek yiyeceklerden daha önemli olan konu, ülserin neden geliştiğinin belirlenmesidir.</p>

<p>Helicobacter pylori saptanmışsa enfeksiyonun uygun şekilde tedavi edilmesi gerekir. Güncel kılavuzlar, antibiyotik direncindeki artış nedeniyle tedavi seçiminin dikkatli yapılmasını ve tedaviden sonra bakterinin ortadan kalktığının doğrulanmasını özellikle önemsiyor.</p>

<p>Ülser ağrı kesici kullanımına bağlıysa kullanılan ilacın gerekliliği ve mide açısından oluşturduğu risk sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilmelidir. Düzenli kullanılan aspirin veya başka bir reçeteli ilacın kişinin kendi kararıyla kesilmesi de doğru değildir.</p>

<p>Ülser tedavisinde mide asidini azaltan ilaçlardan ve neden Helicobacter pylori ise uygun antibiyotik tedavisinden yararlanılabilir. Tedavinin ayrıntıları kişinin durumuna göre değişir.</p>

<p>Sigara ülserin iyileşmesini etkileyebilir</p>

<p>Beslenme konuşulurken gözden kaçabilen önemli noktalardan biri sigaradır.</p>

<p>Sigara kullanımı ülser gelişimi ve iyileşmesi açısından olumsuz bir faktör olabilir. Sigarayı bırakmak yalnızca mide açısından değil, kalp-damar hastalıkları ve kanser başta olmak üzere çok sayıda sağlık riski açısından da önem taşır.</p>

<p>Bu nedenle ülser konusunda yalnızca “ne yememeliyim?” sorusuna odaklanmak büyük resmi kaçırabilir.</p>

<p>Herkese aynı yasak listesini uygulamak doğru değil</p>

<p>Mide ülserinde beslenmenin en pratik kurallarından biri kişisel belirtileri takip etmektir.</p>

<p>Bir kişide kahve rahatsızlık yaratırken başka bir kişide sorun oluşturmayabilir. Bir başkası domates veya acı yediğinde yanma hissederken diğer kişi aynı yiyecekleri rahatlıkla tüketebilir.</p>

<p>Bu nedenle gereksiz derecede katı diyetler yerine dengeli beslenmek, kişide tekrarlayan yakınma oluşturan yiyecekleri belirlemek ve ülserin gerçek nedeninin tedavisini aksatmamak daha önemlidir.</p>

<p>Özellikle uzun süre çok sayıda besini diyetten çıkarmak beslenme çeşitliliğini azaltabilir.</p>

<p>Mide ağrısında sık yapılan hata: Ağrı kesiciye sarılmak</p>

<p>Ülser şüphesi bulunan kişinin dikkat etmesi gereken konulardan biri de kontrolsüz ağrı kesici kullanımıdır.</p>

<p>İbuprofen, naproksen ve aspirin gibi bazı ilaçlar mide ve onikiparmak bağırsağındaki koruyucu mekanizmaları etkileyerek ülser ve kanama riskini artırabilir.</p>

<p>Ancak düzenli aspirin veya başka bir ilaç kullanan kişi tedavisini kendi başına bırakmamalıdır. İlacın neden kullanıldığı, dozu ve kişinin diğer hastalıkları birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Hangi belirtilerde beklememek gerekir?</p>

<p>Ülser bazen kanama veya mide-bağırsak duvarında delinme gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir.</p>

<p>Özellikle:</p>

<ul>
 <li>Kan kusma veya kahve telvesini andıran kusma</li>
 <li>Siyah, katranı andıran dışkı</li>
 <li>Dışkıda belirgin kan</li>
 <li>Ani başlayan ve çok şiddetli karın ağrısı</li>
 <li>Bayılma veya belirgin baş dönmesi</li>
 <li>Soğuk terleme ve ciddi halsizlik</li>
</ul>

<p>gibi belirtiler ortaya çıktığında gecikmeden acil tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Tekrarlayan mide ağrısı, açıklanamayan kilo kaybı, sürekli kusma, kansızlık bulguları veya giderek artan sindirim yakınmaları da sağlık kuruluşuna başvurmayı gerektirir.</p>

<p>Mide ülserinde sofranın altın kuralı</p>

<p>Mide ülserinde mesele yalnızca “yasak yiyecekler listesi” hazırlamak değildir.</p>

<p>Güncel bilimsel yaklaşım, herkes için geçerli özel bir ülser diyeti bulunduğunu desteklemiyor. Dengeli beslenmek, kişisel olarak şikâyetleri artıran yiyecek ve içecekleri tanımak önem taşıyor.</p>

<p>Fakat daha da önemlisi ülserin altında Helicobacter pylori enfeksiyonu veya ağrı kesici kullanımı gibi tedavi edilmesi gereken bir neden bulunup bulunmadığını belirlemek.</p>

<p>Kısacası sofrayı düzenlemek belirtileri yönetmeye yardımcı olabilir; ülserin nedenini bulmak ve gerektiğinde tedavi etmek ise işin temelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases – Eating, Diet, &amp; Nutrition for Peptic Ulcers – Son bilimsel değerlendirme: 2022</li>
 <li>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases – Peptic Ulcers: Symptoms &amp; Causes, Diagnosis and Treatment – Son bilimsel değerlendirme: 2022</li>
 <li>The American Journal of Gastroenterology – ACG Clinical Guideline: Treatment of Helicobacter pylori Infection – William D. Chey, Colin W. Howden, Steven F. Moss ve arkadaşları – 2024 – DOI: 10.14309/ajg.0000000000002968</li>
 <li>American Gastroenterological Association – Integrating Potassium-Competitive Acid Blockers Into Clinical Practice – Amit Patel, Loren Laine, Paul Moayyedi, Justin Wu – 2024</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/mide-ulseri-olanlar-ne-yemeli-rahatlatan-ve-sikayeti-artirabilen-yiyecekler</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 20:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8064.jpeg" type="image/jpeg" length="27279"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emekli Tabip Yarbay Zafer Topçu hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kadin-dogum-uzmani-dr-zafer-topcudan-aci-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kadin-dogum-uzmani-dr-zafer-topcudan-aci-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GATA Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini 1983 yılında tamamlayan Emekli Tabip Yarbay Zafer Topçu, uzun yıllardır yaşadığı Denizli’de hayatını kaybetti. Topçu’nun vefatı, ailesi, sevenleri ve meslektaşlarını üzdü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Zafer Topçu’dan acı haber</p>

<p>Emekli Tabip Yarbay, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Zafer Topçu, 13 Ağustos 2026 sabah saatlerinde uzun yıllardır yaşadığı Denizli’de vefat etti.</p>

<p>Askerî hekimlik geleneğinden gelen Topçu, uzmanlık eğitimini Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’nda tamamladı. 1983 yılında ihtisasını tamamlayarak kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olan Topçu, meslek yaşamı boyunca hekimlik hizmetinde bulundu.</p>

<p>Denizli’de hekimlik yaptı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Askerî hekimlik kariyerinin ardından yaşamını Denizli’de sürdüren Dr. Zafer Topçu’nun Denizli Devlet Hastanesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yaptığı biliniyor.</p>

<p>Topçu’nun Denizli’deki meslek yaşamına ilişkin kayıtlar geçmiş yıllara uzanıyor. Alanındaki tecrübesiyle uzun yıllar kadın sağlığı ve doğum alanında hastalarına hizmet veren Topçu, sağlık konularında kamuoyunu bilgilendiren açıklamalarda da bulundu.</p>

<p>Meslektaşları saygı ve sevgiyle yad ediyor</p>

<p>Dr. Zafer Topçu’nun vefatı, birlikte görev yaptığı ve aynı dönemde ihtisas yapan meslektaşları arasında da üzüntüyle karşılandı. Topçu’yu yakından tanıyan meslektaşları, kendisini değerli bir hekim ve kıdemli bir meslektaş olarak anarak hatırasını saygı ve sevgiyle yad etti.</p>

<p>Topçu’nun vefatının ardından ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve meslektaşlarına başsağlığı dilekleri iletildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kadin-dogum-uzmani-dr-zafer-topcudan-aci-haber</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 20:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8070.jpeg" type="image/jpeg" length="89951"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan hakkında cinsel taciz ve saldırı soruşturması]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/chp-edirne-milletvekili-ahmet-baran-yazgan-hakkinda-cinsel-taciz-ve-saldiri-sorusturmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/chp-edirne-milletvekili-ahmet-baran-yazgan-hakkinda-cinsel-taciz-ve-saldiri-sorusturmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 28. Dönem CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan hakkında sosyal medyada dolaşıma sokulan görüntüler ve iddialar üzerine resen soruşturma başlattı. Soruşturmanın “cinsel taciz” ve “sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı” suçları kapsamında yürütüldüğü bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan hakkında sosyal medyada yayılan görüntü içerikleri ve beraberindeki iddialar üzerine soruşturma başlatıldığını açıkladı.</p>

<p>Başsavcılığın Medya İletişim Bürosu tarafından 13 Ağustos 2026 tarihinde yapılan basın açıklamasında, soruşturmanın herhangi bir şikâyet beklenmeksizin resen başlatıldığı belirtildi.</p>

<p>BAŞSAVCILIKTAN RESEN SORUŞTURMA</p>

<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“28. Dönem CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran YAZGAN ile ilgili olarak sosyal medyada dolaşıma sokulan görüntü içerikleri ve iddialar nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığımızca 5237 sayılı TCK’nın 105/1 maddesinde düzenlenen Cinsel Taciz ve 102/1-2. cümle maddesinde düzenlenen Sarkıntılık Düzeyinde Kalan Cinsel Saldırı suçlarından resen soruşturma başlatılmıştır.”</p>

<p>Başsavcılık, açıklamasını “Kamuoyunun bilgisine sunulur” ifadeleriyle tamamladı.</p>

<p>SORUŞTURMA İKİ SUÇ BAŞLIĞI ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLÜYOR</p>

<p>Başsavcılığın duyurusuna göre soruşturma, Türk Ceza Kanunu’nun 105/1. maddesinde düzenlenen “cinsel taciz” ile 102/1. maddesi kapsamında belirtilen “sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel saldırı” suçları yönünden yürütülüyor.</p>

<p>Soruşturmanın başlatılmış olması, yöneltilen iddiaların kesinleştiği veya suçun işlendiğinin tespit edildiği anlamına gelmiyor. Sürece ilişkin hukuki değerlendirme soruşturma kapsamında toplanacak deliller ve yapılacak incelemeler doğrultusunda gerçekleştirilecek.</p>

<p>SOSYAL MEDYADAKİ GÖRÜNTÜLER SONRASI HAREKETE GEÇİLDİ</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başsavcılığın resmi açıklamasında soruşturmanın, sosyal medyada dolaşıma sokulan görüntü içerikleri ve iddialar nedeniyle başlatıldığı özellikle belirtildi.</p>

<p>Soruşturmanın bundan sonraki aşamalarına ilişkin ise açıklamada başka bir ayrıntıya yer verilmedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/chp-edirne-milletvekili-ahmet-baran-yazgan-hakkinda-cinsel-taciz-ve-saldiri-sorusturmasi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 20:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/02/i-m-g-2275.jpeg" type="image/jpeg" length="10499"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Süleyman Hilmi Tunahan’dan Alihan Kuriş’e: Süleymancılar Dosyası]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/suleyman-hilmi-tunahandan-alihan-kurise-suleymancilar-dosyasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/suleyman-hilmi-tunahandan-alihan-kurise-suleymancilar-dosyasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamuoyunda “Süleymancılar”, mensuplarının ise daha çok “Süleymanlılar” olarak adlandırdığı dinî yapı, Türkiye’nin en eski ve en yaygın cemaatlerinden biri olarak biliniyor. Kökleri Süleyman Hilmi Tunahan’ın 1940’lı yıllarda oluşturduğu Kur’an eğitim halkalarına uzanan hareket; öğrenci yurtları, Kur’an eğitimi ve güçlü teşkilat yapısıyla Türkiye sınırlarını aşarak Avrupa’ya kadar yayıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yıllar boyunca mümkün olduğunca kamuoyu önüne çıkmamayı tercih eden cemaat, bugün Alihan Kuriş ve beraberindeki isimlere yönelik geniş çaplı soruşturmayla yeniden Türkiye’nin gündeminde.</p>

<p>SÜLEYMANCILARIN TEMELİNDE KİM VAR?</p>

<p>Süleymancılar denildiğinde hikâyenin başlangıç noktası Süleyman Hilmi Tunahan.</p>

<p>1888 yılında, bugün Bulgaristan sınırları içinde bulunan Silistre’de dünyaya gelen Tunahan, Osmanlı’nın son döneminde dinî eğitim aldı. İstanbul’da medrese tahsilini sürdürdü ve geleneksel İslami ilimler alanında yetişti.</p>

<p>TDV İslâm Ansiklopedisi, Tunahan’ı Nakşibendî-Müceddidî şeyhi ve son dönem din âlimi olarak tanımlıyor.</p>

<p>Cumhuriyet’in ilk yıllarında din eğitiminin kurumsal yapısında büyük değişiklikler yaşanırken Tunahan özellikle Kur’an öğretimine ağırlık verdi. 1940’lı yıllarda İstanbul’daki camilerde verdiği vaazlar ve çevresinde oluşturduğu ders halkaları zamanla genişledi.</p>

<p>Bugün Süleymancılar olarak adlandırılan toplumsal ve dinî çevrenin çekirdeği de esas olarak bu eğitim ağı içerisinde şekillendi.</p>

<p>Buradaki önemli ayrıntı şu:</p>

<p>Tunahan’ın başlangıçta bugünkü anlamıyla tabelası, tüzel kişiliği ve merkezi bulunan bir “cemaat teşkilatı” kurduğunu söylemek tarihsel açıdan fazla basitleştirici olur. Önce hoca-talebe ilişkisine dayanan din eğitimi ağı oluştu; daha kurumsal yapı sonraki yıllarda gelişti.</p>

<p>CEMAATİ BÜYÜTEN ANA MODEL: ÖĞRENCİ VE KUR’AN EĞİTİMİ</p>

<p>Süleymancıları Türkiye’deki diğer birçok dinî yapıdan ayıran en belirgin özelliklerden biri, örgütlenmenin merkezine çok erken dönemden itibaren öğrenciyi ve din eğitimini yerleştirmesi oldu.</p>

<p>Akademik çalışmalarda ve cemaat üzerine yapılan araştırmalarda 1950’lerden itibaren Kur’an kurslarının hızlı biçimde yaygınlaştığı belirtiliyor.</p>

<p>Cemaat üzerine doktora çalışması yapan Prof. Dr. Mehmet Ali Kirman’ın aktardığı verilere göre, cemaat kaynaklarında 1950-1956 döneminde yaklaşık 70 olan kurs sayısının 1956’da 400 civarına ulaştığı, 1960’a gelindiğinde ise 1000’i geçtiği ifade ediliyor.</p>

<p>Bu rakamların cemaat kaynaklarına dayandığını özellikle belirtmek gerekiyor. Ancak farklı araştırmaların ortaklaştığı nokta, hareketin büyümesinde Kur’an kursları ve öğrenci barınmasının belirleyici rol oynadığı.</p>

<p>Zaman içinde sistem kabaca şu eksen üzerinde gelişti:</p>

<p>Öğrenci → barınma → din eğitimi → cemaat çevresi → yeni eğitim ve yurt ağı</p>

<p>Bu model, Süleymancıların onlarca yıl boyunca varlığını sürdürebilmesinin temel mekanizmalarından biri oldu.</p>

<p>SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN’DAN SONRA KİM LİDER OLDU?</p>

<p>Süleyman Hilmi Tunahan 1959 yılında hayatını kaybetti.</p>

<p>Bundan sonra hareket açısından kritik bir dönem başladı.</p>

<p>Cemaatin yönetiminde öne çıkan isim Tunahan’ın damadı Kemal Kacar oldu.</p>

<p>Bu geçiş aynı zamanda Süleymancıların tarihinde önemli bir dönüşüme işaret ediyordu. Tunahan daha çok dinî ve manevi otoriteyi temsil ederken, sonraki dönemlerde teşkilatlanma, yurtlar, dernekler ve idari organizasyon giderek daha belirgin hale geldi.</p>

<p>Akademik çalışmalarda da bu ayrım dikkat çekiyor.</p>

<p>Cemaat içerisinde Tunahan’ın “Üstaz” olarak anılması, daha sonraki yöneticilerin ise aynı manevi konumda değerlendirilmemesi, hareketin liderlik anlayışındaki özgün özelliklerden biri.</p>

<p>KEMAL KACAR DÖNEMİ: CEMAAT SİYASETLE TANIŞIYOR</p>

<p>Kemal Kacar döneminde hareket yalnızca din eğitimi alanında büyümedi.</p>

<p>Siyasetle doğrudan temas da görünür hale geldi.</p>

<p>Kacar milletvekilliği yaptı. Önce Millet Partisi, ardından Adalet Partisi çizgisinde siyaset sahnesinde yer aldı.</p>

<p>Bu durum Süleymancılar açısından önemliydi.</p>

<p>Çünkü cemaat kendi adıyla siyasi parti kurmak yerine, farklı dönemlerde mevcut siyasi partilerle ilişki geliştiren bir model izledi.</p>

<p>Siyasi tercihler de zaman içerisinde değişti.</p>

<p>Araştırmalar ve tarihsel kayıtlar; cemaat çevresinin farklı dönemlerde Demokrat Parti, Millet Partisi, Adalet Partisi, ANAP, DYP ve Refah Partisi gibi farklı sağ veya merkez sağ siyasi hareketlerle temas ettiğini gösteriyor.</p>

<p>Dolayısıyla Süleymancıları başından bugüne değişmeyen tek bir siyasi partinin uzantısı olarak tanımlamak doğru değil.</p>

<p>Daha doğru tanım, dönemin siyasi şartlarına göre farklı aktörlerle ilişki kurabilen pragmatik bir cemaat yapılanması olacaktır.</p>

<p>ARİF AHMET DENİZOLGUN DÖNEMİ</p>

<p>Kemal Kacar’ın 2000 yılında hayatını kaybetmesinden sonra yönetimde Arif Ahmet Denizolgun öne çıktı.</p>

<p>Denizolgun, Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunuydu.</p>

<p>Aynı zamanda siyasetçi kimliği de vardı.</p>

<p>1995 genel seçimlerinde Refah Partisi’nden milletvekili seçildi. Daha sonra ANAP döneminde Ulaştırma Bakanlığı yaptı.</p>

<p>Böylece cemaatin en üst düzeyindeki bir isim doğrudan hükümet görevinde de bulunmuş oldu.</p>

<p>Ancak Süleymancıların siyasal tercihleri sonraki yıllarda yine değişiklik gösterdi.</p>

<p>Çeşitli araştırmalarda 2011 seçimlerinde MHP’ye, 2018 seçimlerinde ise İYİ Parti ve Meral Akşener’e yönelik destek iddiaları gündeme geldi. 2019 İstanbul seçimlerinde CHP adayı Ekrem İmamoğlu’na destek verildiği de farklı gazetecilik çalışmalarında ileri sürüldü.</p>

<p>Bu tür seçim desteği iddialarının cemaatin resmî ve açık şekilde yayımlanmış kararlarıyla her zaman doğrulanamadığını belirtmek gerekir.</p>

<p>ALİHAN KURİŞ NASIL ÖNE ÇIKTI?</p>

<p>Arif Ahmet Denizolgun 8 Eylül 2016’da hayatını kaybetti.</p>

<p>Ardından cemaat yönetiminde Alihan Kuriş öne çıktı.</p>

<p>Kuriş, Süleyman Hilmi Tunahan ailesiyle akrabalık bağlarına sahip bir isim.</p>

<p>Sonraki yaklaşık on yıllık dönemde kamuoyunda Süleymancıların lideri olarak tanındı.</p>

<p>Ancak bu dönem aynı zamanda cemaat içerisindeki liderlik ve yönetim tartışmalarının dışarıya daha fazla yansıdığı dönem oldu.</p>

<p>Süleyman Hilmi Tunahan ailesinin bazı üyeleriyle mevcut yönetim arasında son derece sert suçlamalara varan anlaşmazlıklar kamuoyuna taşındı.</p>

<p>Bu nedenle bugünkü Süleymancılar yapılanmasını değerlendirirken “Tunahan ailesi” ile “mevcut cemaat yönetimini” bütünüyle aynı yapı gibi değerlendirmek de yanıltıcı olabilir.</p>

<p>NEDEN “KAPALI KUTU” DENİLİYOR?</p>

<p>Süleymancılar hakkında araştırma yapan gazetecilerin ve akademisyenlerin en sık karşılaştığı sorunlardan biri şeffaflık.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cemaatin kamuoyuna açık, herkes tarafından kabul edilen ayrıntılı bir teşkilat şeması bulunmuyor.</p>

<p>Üye sayısı konusunda doğrulanabilir güncel veriler yok.</p>

<p>Mali büyüklüğü konusunda kamuya açık kapsamlı tablolar bulunmuyor.</p>

<p>Türkiye’de hangi vakıf, dernek, şirket, öğrenci yurdu veya diğer tüzel kişiliklerin doğrudan cemaatin merkezi yönetimine bağlı olduğu konusunda da tartışmalar bulunuyor.</p>

<p>BBC Türkçe’nin 2024 yılında yaptığı kapsamlı araştırmada da bu nedenle yapı için “kapalı kutu” tanımlaması kullanılmıştı.</p>

<p>Araştırma kapsamında cemaatle bağlantılı olduğu düşünülen çeşitli kurumlara görüş talepleri iletilmesine rağmen kapsamlı bir kurumsal cevap alınamadığı aktarılmıştı.</p>

<p>Bu durum Süleymancılar hakkında çok sayıda iddianın dolaşmasına, buna karşılık iddiaların bir bölümünün bağımsız biçimde doğrulanmasının güçleşmesine yol açıyor.</p>

<p>TÜRKİYE DIŞINDA NASIL ÖRGÜTLENDİLER?</p>

<p>Süleymancıların dikkat çekici özelliklerinden biri de uluslararası yaygınlığı.</p>

<p>Özellikle Avrupa’ya giden Türk işçilerinin ardından cemaatin faaliyetleri Almanya başta olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerine taşındı.</p>

<p>Almanya’daki en önemli yapılardan biri Verband der Islamischen Kulturzentren (VIKZ), Türkçesiyle İslam Kültür Merkezleri Birliği.</p>

<p>VIKZ’nin kökleri 1970’li yıllara uzanıyor.</p>

<p>Almanya’daki yapılanma; camiler, din eğitimi, gençlik çalışmaları ve öğrencilere yönelik faaliyetleriyle zaman içerisinde büyük bir kurumsal ağ oluşturdu.</p>

<p>Süleymancı gelenekle bağlantılı yapılanmaların yalnızca Almanya’da değil, Hollanda, Belçika, Avusturya, Fransa, İngiltere ve İskandinav ülkeleri dahil farklı ülkelerde faaliyet gösterdiği akademik araştırmalarda yer alıyor.</p>

<p>Örneğin Norveç üzerine yapılan akademik araştırmalarda Süleymancı çevrelerin Kur’an, fıkıh ve Arapça eğitimine ağırlık verdiği ve ülkedeki Müslüman çatı kuruluşları içerisinde yer aldığı belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle hareketi yalnızca Türkiye içerisindeki bir cemaat olarak görmek artık yeterli değil.</p>

<p>Bugün söz konusu gelenek uluslararası bir dinî ve sosyal ağ niteliği taşıyor.</p>

<p>DİYANET RAPORUNDA SÜLEYMANCILAR</p>

<p>Cemaat hakkındaki en tartışmalı belgelerden biri kamuoyuna 2019 yılında yansıyan ve Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde hazırlandığı belirtilen dinî oluşumlar raporu oldu.</p>

<p>Raporda Süleymancılar hakkında oldukça sert değerlendirmelerin bulunduğu basına yansıdı.</p>

<p>Özellikle grubun bazı yabancı istihbarat örgütleriyle bağlantısı bulunduğuna ilişkin iddiaların araştırılması gerektiği yönündeki değerlendirme büyük tartışma yarattı.</p>

<p>Burada kritik bir ayrım yapmak gerekiyor:</p>

<p>Raporda yer alan bu değerlendirmeler bir yargı kararı veya kanıtlanmış suç tespiti değildir. Bir kamu kurumu bünyesinde hazırlandığı aktarılan değerlendirme ve risk analizidir.</p>

<p>Bu nedenle “Süleymancıların yabancı istihbarat örgütleriyle bağlantısı vardır” şeklinde kesin hüküm kurmak mevcut açık kaynaklarla mümkün değildir.</p>

<p>13 AĞUSTOS 2026: NEDEN YENİDEN GÜNDEMDELER?</p>

<p>Süleymancılar bugün yeniden gündemin ilk sıralarında çünkü Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi hakkında işlem başlatıldı.</p>

<p>13 Ağustos 2026’da Ankara merkezli 17 ilde operasyon gerçekleştirildi.</p>

<p>Soruşturma kapsamında 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.</p>

<p>Günün ilerleyen saatlerinde Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 30 şüphelinin gözaltına alındığı açıklandı.</p>

<p>Soruşturma dosyasında şüphelilere “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme”, “örgüte üye olma”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” ve bağlantılı mali suçlamaların yöneltildiği bildirildi.</p>

<p>Operasyon kapsamında şirketler ve mali hareketler de soruşturmanın önemli başlıklarından biri haline geldi.</p>

<p>Ancak hukuken altı çizilmesi gereken nokta açık:</p>

<p>Soruşturmadaki suçlamalar henüz kesinleşmiş mahkeme hükmü değildir. Şüpheliler açısından masumiyet karinesi geçerlidir.</p>

<p>Dolayısıyla soruşturmanın varlığı ile suçun yargı kararıyla sabit olması birbirine karıştırılmamalıdır.</p>

<p>SÜLEYMANCILAR TARİKAT MI, CEMAAT Mİ?</p>

<p>Bu sorunun cevabı kullanılan tanıma göre değişiyor.</p>

<p>Hareketin manevi kökleri açık biçimde Nakşibendî-Müceddidî geleneğine dayanıyor.</p>

<p>Süleyman Hilmi Tunahan da TDV İslâm Ansiklopedisi’nde Nakşibendî-Müceddidî şeyhi olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Buna karşılık modern Süleymancı yapılanma klasik anlamdaki tekke merkezli tarikat organizasyonundan farklı özellikler taşıyor.</p>

<p>Merkezinde tekke yerine büyük ölçüde:</p>

<p>Kur’an eğitimi, öğrenci yetiştirme, yurtlar, eğitim kurumları, dernekler ve sosyal organizasyonlar bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle akademik literatürde Süleymancılar çoğunlukla Nakşibendî kökenli veya Nakşi eğilimli dinî cemaat şeklinde tanımlanıyor.</p>

<p>NEDEN BU KADAR UZUN ÖMÜRLÜ BİR YAPI OLDU?</p>

<p>Süleymancıların yaklaşık üç kuşaktır varlığını koruyabilmesinde birkaç özellik öne çıkıyor.</p>

<p>Birincisi, eğitim.</p>

<p>Hareket siyaseti doğrudan örgütlenmenin merkezine yerleştirmek yerine uzun yıllar öğrenci ve Kur’an eğitimi üzerinden taban oluşturdu.</p>

<p>İkincisi, yurt sistemi.</p>

<p>Özellikle Anadolu’dan eğitim için büyük şehirlere gelen öğrenciler açısından barınma ihtiyacı cemaatlerin toplumsal nüfuz kazanabileceği önemli alanlardan biriydi.</p>

<p>Üçüncüsü, iç disiplin.</p>

<p>Akademik araştırmalar Süleymancıların liderlik ve siyaset anlayışında önemli dönüşümler yaşamasına rağmen temel söylemlerini ve iç organizasyon disiplinini büyük ölçüde koruduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Dördüncüsü ise görünürlükten kaçınma.</p>

<p>Türkiye’de bazı dinî gruplar medya, siyaset ve kamusal tartışmalarda son derece görünür hale gelirken Süleymancılar uzun süre daha düşük profilli bir çizgide kaldı.</p>

<p>Bu özellik yapının kamuoyu tarafından daha az tanınmasına, buna karşılık kendi sosyal ağı içerisinde büyümeye devam etmesine imkân verdi.</p>

<p>SÜLEYMANCILAR HAKKINDA NEYİ BİLİYORUZ, NEYİ BİLMİYORUZ?</p>

<p>Yaklaşık 80 yıllık tarih incelendiğinde bazı noktalar oldukça net.</p>

<p>Hareket Süleyman Hilmi Tunahan’ın çevresindeki din eğitimi halkalarından doğdu.</p>

<p>Nakşibendî-Müceddidî geleneğinden beslendi.</p>

<p>Büyümesinde Kur’an eğitimi ile öğrenci yurtları belirleyici oldu.</p>

<p>Tunahan’dan sonra Kemal Kacar, ardından Arif Ahmet Denizolgun ve son olarak Alihan Kuriş yönetimde öne çıktı.</p>

<p>Türkiye dışındaki en güçlü örgütlenme alanlarından biri Avrupa, özellikle Almanya oldu.</p>

<p>Cemaatin farklı dönemlerde siyasetle temas ettiği de tarihsel kayıtlardan görülebiliyor.</p>

<p>Buna karşılık güncel üye sayısı, toplam ekonomik büyüklüğü, bütün şirket-vakıf-dernek ağının sınırları ve karar alma mekanizmasının ayrıntıları konusunda kamuoyuna açık ve bağımsız biçimde doğrulanmış bilgiler sınırlı.</p>

<p>Süleymancılar hakkındaki tartışmanın merkezinde de tam olarak bu nokta bulunuyor:</p>

<p>Türkiye’nin en eski ve yaygın dinî cemaatlerinden biri olmasına rağmen, kurumsal yapısının önemli bölümü kamuoyu açısından hâlâ sisli bir alan.</p>

<p>13 Ağustos 2026’da başlayan soruşturma bu sisli alanın ne kadarını aydınlatacak, mali ve idari yapıya ilişkin iddiaların ne kadarı yargı önünde doğrulanacak, ne kadarı karşılıksız kalacak?</p>

<p>Bunun cevabını artık haberlerden çok soruşturma dosyası ve yargı süreci verecek.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>TDV İslâm Ansiklopedisi – “Tunahan, Süleyman Hilmi” maddesi.</li>
 <li>TDV İslâm Ansiklopedisi – “Süleymancılık” maddesi.</li>
 <li>İsmail Çağlar – “Tevarüs Edilmemiş Gelenek: Süleymancılık”, İnsan &amp; Toplum / DergiPark.</li>
 <li>Mehmet Ali Kirman – “Süleymancılık” üzerine akademik çalışma ve cemaat araştırmaları.</li>
 <li>Hasan Gümüşoğlu – “Çağdaş İslâmî Oluşumlar Temelinde Süleyman Hilmi Tunahan’ın Din Eğitimi Anlayışı ve Uygulamaları”, Akademik Kaynak / DergiPark.</li>
 <li>Ahmet Turan – “Süleymancılık”, akademik inceleme.</li>
 <li>BBC Türkçe – “Süleymancılar: ‘Kapalı kutu’ olarak tanımlanan cemaat hakkında neler biliniyor?”, 21 Ağustos 2024.</li>
 <li>Deutsche Welle Türkçe – “Türkiye’nin içe kapalı cemaati Süleymancılar kimdir?”, 13 Ağustos 2026.</li>
 <li>Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde hazırlandığı belirtilen dinî oluşumlar/tarikatlar raporunun kamuoyuna yansıyan Süleymancılar bölümü.</li>
 <li>Yılmaz Çoştu – Avrupa’daki Türk dinî ve sosyo-kültürel organizasyonları üzerine akademik çalışmalar.</li>
 <li>Norveç’te Türklere ait dinî ve sosyo-kültürel organizasyonlar üzerine akademik araştırma, DergiPark.</li>
 <li>Verband der Islamischen Kulturzentren – VIKZ kurumsal tarih ve faaliyet bilgileri.</li>
 <li>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmasına ilişkin 13 Ağustos 2026 tarihli adli bilgiler.</li>
 <li>TRT Haber – Alihan Kuriş soruşturması ve 17 ilde gerçekleştirilen operasyon, 13 Ağustos 2026.</li>
 <li>Deutsche Welle Türkçe – Alihan Kuriş’in gözaltına alınmasına ilişkin haber, 13 Ağustos 2026.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/suleyman-hilmi-tunahandan-alihan-kurise-suleymancilar-dosyasi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 19:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8059-1.jpeg" type="image/jpeg" length="27269"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü’nde yeni dönem: Mehmet Meral atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/erzurum-il-saglik-mudurlugunde-yeni-donem-mehmet-meral-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/erzurum-il-saglik-mudurlugunde-yeni-donem-mehmet-meral-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü’nde görev değişikliğine gidildi. İl Sağlık Müdürü Dr. Gürsel Bedir’in yerine, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı olarak görev yapan Uzm. Dr. Mehmet Meral atandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum sağlık yönetiminde önemli bir görev değişikliği yaşandı. Erzurum İl Sağlık Müdürü Dr. Gürsel Bedir’in yerine Uzm. Dr. Mehmet Meral getirildi.</p>

<p>13 Ağustos 2026’da kamuoyuna yansıyan görev değişikliğiyle birlikte Meral, Erzurum’daki sağlık hizmetlerinin yönetiminden sorumlu isim oldu.</p>

<p>Mehmet Meral kimdir?</p>

<p>Uzm. Dr. Mehmet Meral, 1976 yılında Erzurum’un Tortum ilçesinde dünyaya geldi. İlköğrenimini Aşağı Serdarlı İlkokulu’nda, ortaokul ve lise eğitimini Bursa Merkez İmam Hatip Lisesi’nde tamamladı.</p>

<p>1994 yılında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesine başlayan Meral, 2000 yılında mezun oldu.</p>

<p>Hekimlik mesleğine Uzundere İlçe Devlet Hastanesi’nde başlayan Meral, daha sonra Erzurum Numune Hastanesi Acil Servisi’nde görev yaptı. Buradaki görevinin ardından yoğun bakım ünitesinde çalıştı.</p>

<p>Aile hekimliği ve hastane yöneticiliği yaptı</p>

<p>Mehmet Meral, 2008-2018 yılları arasında Erzurum Palandöken Aile Sağlığı Merkezi’nde aile hekimi olarak görev yaptı.</p>

<p>Daha sonra Erzurum Mareşal Fevzi Çakmak Devlet Hastanesi’nde başhekim yardımcılığı görevini üstlendi.</p>

<p>2018 yılında Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesinde Acil Tıp Uzmanlığı eğitimine başlayan Meral, uzmanlık eğitiminin ardından Erzurum Şehir Hastanesi’nde başhekim yardımcılığı görevine getirildi.</p>

<p>Meral daha sonra Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı olarak görev yaptı.</p>

<p>Erzurum sağlık teşkilatının başına geçti</p>

<p>Sağlık hizmetlerinin farklı kademelerinde görev yapan Uzm. Dr. Mehmet Meral, son görev değişikliğiyle Erzurum İl Sağlık Müdürü oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meral, yeni görevinde kent genelindeki sağlık hizmetlerinin koordinasyonu ve sağlık tesislerinin yönetiminden sorumlu olacak.</p>

<p>Görev değişikliğinin ardından AK Parti Erzurum İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu da Meral’i tebrik ederek yeni görevinin Erzurum ve sağlık camiası için hayırlı olmasını diledi.</p>

<p>Küçükoğlu, görevi devreden Dr. Gürsel Bedir’e de Erzurum’a sunduğu hizmetler dolayısıyla teşekkür etti.</p>

<p>Dr. Gürsel Bedir, 2019 yılının ekim ayından bu yana Erzurum İl Sağlık Müdürü olarak görev yapıyordu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/erzurum-il-saglik-mudurlugunde-yeni-donem-mehmet-meral-atandi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 19:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8057.jpeg" type="image/jpeg" length="96018"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sakarya Üniversitesi Öğrencisi Merve Yardım Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sakarya-universitesi-ogrencisi-merve-yardim-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sakarya-universitesi-ogrencisi-merve-yardim-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sakarya Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Resim Bölümü son sınıf öğrencisi Merve Yardım hayatını kaybetti. Üniversite, genç öğrencinin vefatının ardından taziye mesajı yayımlayarak ailesine, yakınlarına ve arkadaşlarına başsağlığı diledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sakarya Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Resim Bölümü son sınıf öğrencisi Merve Yardım hayatını kaybetti.</p>

<p>28 yaşındaki Merve Yardım’ın vefatı ailesi ve yakınlarının yanı sıra arkadaşları ve üniversite camiasında büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre Merve Yardım, Sakarya’nın Serdivan ilçesindeki evinde ağır yaralı halde bulundu. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından genç öğrenci ambulansla Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.</p>

<p>Hastanede hayatını kaybetti</p>

<p>Hastanede tedavi altına alınan Merve Yardım, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.</p>

<p>Olayın ayrıntılarına ilişkin inceleme sürerken, genç öğrencinin ölümünün ardından Sakarya Üniversitesi de taziye mesajı yayımladı.</p>

<p>Üniversiteden Merve Yardım için taziye mesajı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sakarya Üniversitesi tarafından yapılan açıklamada, Merve Yardım’ın Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Resim Bölümü son sınıf öğrencisi olduğu belirtildi.</p>

<p>Üniversite açıklamasında, Merve Yardım’ın vefatından duyulan derin üzüntü ifade edilerek öğrenciye Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, arkadaşlarına ve üniversite camiasına başsağlığı ve sabır dilendi.</p>

<p>Son yolculuğuna uğurlanacak</p>

<p>Merve Yardım’ın cenazesinin Erenler Aile Kabristanlığı’nda son yolculuğuna uğurlanacağı bildirildi.</p>

<p>Genç yaşta hayatını kaybeden Merve Yardım’ın vefatı, eğitim hayatının son yılında olduğu Sakarya Üniversitesi’nde de derin üzüntüyle karşılandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sakarya-universitesi-ogrencisi-merve-yardim-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 18:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8056.jpeg" type="image/jpeg" length="59694"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Transfer hattı hareketlendi: Erzurumspor’dan Fransa’ya çıkarma, Amedspor’da Diagne kararı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/transfer-hatti-hareketlendi-erzurumspordan-fransaya-cikarma-amedsporda-diagne-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/transfer-hatti-hareketlendi-erzurumspordan-fransaya-cikarma-amedsporda-diagne-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni sezon öncesinde transfer çalışmalarını sürdüren Erzurumspor FK ile Amedspor’da hareketlilik devam ediyor. Erzurumspor’un Brest’in yıldızı Romain Del Castillo için teklif yaptığı ve görüşmelerin ilerlediği bildirilirken, Miguel Cardoso ve Ognjen Mimović dosyaları da gündemde. Amedspor’da ise Mbaye Diagne’nin geleceğine ilişkin kulüp yönetiminden yeni açıklama geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erzurumspor ve Amedspor’da transfer trafiği hızlandı</p>

<p>Yeni sezon öncesinde kadrolarını güçlendirmek isteyen Erzurumspor FK ve Amedspor’da transfer gündemi hareketli. Son günlerde iki kulüp çevresinde birçok isim konuşulsa da yapılan güncel taramada özellikle Erzurumspor’un Romain Del Castillo hamlesi diğer dosyalardan ayrılıyor.</p>

<p>Erzurumspor’dan Del Castillo için teklif</p>

<p>Erzurumspor FK’nın Fransa Ligue 1 ekiplerinden Brest’te forma giyen 30 yaşındaki kanat oyuncusu Romain Del Castillo için harekete geçtiği bildirildi.</p>

<p>Ajansspor’un 11 Ağustos tarihli haberine göre mavi-beyazlı ekip oyuncu için teklif yaptı. Transfer piyasasını takip eden diğer kaynaklarda ise görüşmelerin ilerlediği, sözleşmesinin son yılına giren Del Castillo’nun Brest’ten ayrılmaya sıcak baktığı aktarılıyor.</p>

<p>Bu nedenle Erzurumspor cephesindeki mevcut dosyalar arasında haber değeri en yüksek ve en sıcak gelişme Del Castillo transferi olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Miguel Cardoso dosyasında işler karıştı</p>

<p>Erzurumspor’un gündemine daha önce Kayserisporlu Miguel Cardoso da gelmişti. İlk haberlerde tarafların prensip anlaşmasına vardığı ve 600 bin avroluk bonservis bedelinin konuşulduğu ileri sürüldü.</p>

<p>Ancak daha sonraki gelişmeler transferin planlandığı kadar kolay ilerlemediğini gösterdi. Erzurum yerel basınında 5 Ağustos’ta yayımlanan haberde Cardoso transferinin şimdilik rafa kaldırıldığı belirtildi. Bu nedenle Cardoso için şu aşamada “transfer tamamlanıyor” demek yerine bekleyen dosya ifadesini kullanmak daha doğru görünüyor.</p>

<p>Mimović de Erzurumspor’un radarında</p>

<p>Erzurumspor’un bir diğer hedefi ise Fenerbahçe’nin Sırp sağ beki Ognjen Mimović.</p>

<p>2 Ağustos tarihli haberde Erzurumspor’un 21 yaşındaki futbolcuyu kadrosuna katmak istediği ve Fenerbahçe cephesinden gelecek gelişmelerin beklendiği aktarılmıştı. Ancak Mimović konusunda son günlerde Del Castillo dosyasındaki kadar güçlü yeni bir aşama görülmüyor.</p>

<p>Bu nedenle Mimović ismi gündemde tutulabilir ancak yeni transfer gelişmesi gibi manşete çıkarılması için henüz erken.</p>

<p>Erzurumspor Gyrano Kerk’i de bitirdi</p>

<p>Erzurumspor cephesinde yalnızca görüşmeler yok. Kulüp bugün Gyrano Kerk transferini resmiyete döktü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mavi-beyazlı kulübün açıklamasına dayandırılan habere göre 30 yaşındaki hücum oyuncusu Erzurumspor tesislerinde sözleşmesini imzaladı. Böylece Erzurumspor hücum hattına önemli bir takviye gerçekleştirmiş oldu.</p>

<p>Amedspor’da beş yeni isim imzayı attı</p>

<p>Amedspor ise transfer döneminin hareketli ekiplerinden biri. Yeşil-kırmızılı ekip Samuel Ballet, Yira Sor, Mohamed Khalil, Gökhan Gül ve Rayan Lutin için toplu imza töreni düzenledi.</p>

<p>Özellikle Genk’ten kadroya katılan Yira Sor transferi yabancı basında da yer buldu.</p>

<p>Diagne için başkandan açıklama</p>

<p>Amedspor’daki asıl yeni gelişmelerden biri ise Mbaye Diagne konusunda yaşandı.</p>

<p>Amedspor Başkanı Nahit Eren’in bugün yaptığı açıklamalarla deneyimli golcünün geleceği yeniden gündeme geldi. Eren’in açıklamalarına ilişkin haberlerde Diagne’nin Amedspor’da kalmaya sıcak baktığı aktarılıyor. Çekdar Orhan’ın da takımda devam etmek istediği belirtiliyor.</p>

<p>Bu tablo, Amedspor’un yalnızca dış transferle değil mevcut kadronun korunmasıyla da ilgilendiğini gösteriyor.</p>

<p>Şu anda en sıcak dosya Del Castillo</p>

<p>Güncel haber akışını söylentilerden ayırdığımızda tablo daha net:</p>

<p>Erzurumspor–Romain Del Castillo dosyası, teklif ve ilerleyen görüşmeler nedeniyle şu anda iki kulüp çevresindeki en güçlü yeni transfer kulisi.</p>

<p>Miguel Cardoso görüşmeleri bir dönem ciddi aşamaya gelmesine rağmen şu anda beklemede görünüyor. Ognjen Mimović ilgisi devam eden ancak yeni aşaması doğrulanmayan dosyalardan biri.</p>

<p>Amedspor tarafında ise son günlerin ağırlığı yeni bir yıldız söylentisinden çok tamamlanan beş transfer ve Mbaye Diagne’nin geleceği üzerinde.</p>

<p>Dolayısıyla bugün tek bir transfer manşeti seçilecekse “Erzurumspor’dan Romain Del Castillo bombası: Resmî teklif yapıldı” başlığı mevcut veriler içerisinde en güçlü haber olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/transfer-hatti-hareketlendi-erzurumspordan-fransaya-cikarma-amedsporda-diagne-karari</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 17:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8052-1.jpeg" type="image/jpeg" length="25722"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fenerbahçe’de Berke Özer operasyonu! İlk temas kuruldu, dönüşe sıcak bakıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-berke-ozer-operasyonu-ilk-temas-kuruldu-donuse-sicak-bakiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-berke-ozer-operasyonu-ilk-temas-kuruldu-donuse-sicak-bakiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe’de kaleci transferi için Berke Özer ismi yeniden öne çıktı. Ederson’un ayrılık ihtimaline karşı yerli kaleci seçeneğine yönelen sarı-lacivertlilerin Lille forması giyen eski oyuncusu için ilk girişimleri yaptığı, Berke Özer’in de Fenerbahçe’ye dönmeye sıcak baktığı öne sürüldü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fenerbahçe’de kaleci hattında dikkat çeken bir transfer hareketliliği yaşanıyor. Sarı-lacivertlilerin gündemindeki isim ise kulübü ve Süper Lig’i yakından tanıyan Berke Özer.</p>

<p>Bugün yayımlanan haberlerde Fenerbahçe yönetiminin, Ederson’un takımdan ayrılması ihtimaline karşı kaleyi yerli bir oyuncuya emanet etmeyi değerlendirdiği ve bu doğrultuda ilk sıraya Lille’in milli kalecisi Berke Özer’i aldığı belirtiliyor.</p>

<p>İlk girişimler başladı</p>

<p>Dosyayı önceki söylentilerden ayıran yeni gelişme, transfer için temas aşamasına geçildiğine yönelik haberler.</p>

<p>Kaynakları, Fenerbahçe’nin Berke Özer için girişimlere başladığını bildirirken, başka güncel haberlerde sarı-lacivertli yönetimin Lille cephesiyle transfer şartlarını öğrenmek amacıyla temas kurduğu aktarılıyor.</p>

<p>Ancak şu aşamada Fenerbahçe’nin Lille’e yaptığı kesin bonservis teklifine veya iki kulübün anlaşmasına ilişkin güvenilir bir doğrulama bulunmuyor. Bu nedenle transferi “bitti” veya “anlaşma sağlandı” şeklinde duyurmak için henüz erken.</p>

<p>Berke Özer dönüşe sıcak</p>

<p>Transfer açısından dikkat çekici bir başka ayrıntı da oyuncunun yaklaşımı.</p>

<p>Bugünkü haberlerde Berke Özer’in Fenerbahçe’ye geri dönmeye sıcak baktığı ve kulüpler arasındaki sürecin sonucunu beklediği ileri sürülüyor.</p>

<p>Bu ayrıntı doğrulanır ve kulüpler bonservis konusunda anlaşabilirse transferde önemli bir engel aşılmış olacak.</p>

<p>Lille ile uzun sözleşmesi var</p>

<p>Berke Özer, 2025 yazında Eyüpspor’dan Lille’e transfer olmuştu. Fransız kulübüyle 2029 yılına kadar sözleşmesi bulunuyor. Dolayısıyla Fenerbahçe açısından dosyanın belirleyici tarafının Lille ile yapılacak bonservis pazarlığı olması bekleniyor.</p>

<p>Üstelik geçmiş transfer anlaşmalarından kaynaklanan bir başka önemli ayrıntı bulunuyor. Türk basınındaki haberlere göre Fenerbahçe, Berke’nin Lille’den sonraki satışından yüzde 20 pay hakkına sahip. Bu durum, sarı-lacivertlilerin olası bir geri dönüş operasyonunda mali açıdan avantaj sağlayabilir.</p>

<p>Yıllar sonra yeniden Fenerbahçe mi?</p>

<p>Berke Özer daha önce 2018-2022 yılları arasında Fenerbahçe kadrosunda bulunmuş, ardından kariyerine farklı kulüplerde devam etmişti.</p>

<p>Şimdi ise yolların yeniden kesişme ihtimali ortaya çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mevcut bilgiler ışığında dosyanın en doğru özeti şu: Fenerbahçe’nin ilgisi söylenti seviyesinin üzerine çıktı ve ilk girişimlerin başladığı bildiriliyor; Berke Özer’in de dönüşe sıcak baktığı öne sürülüyor. Ancak Lille ile anlaşma veya transferin tamamlandığı yönünde henüz teyit yok. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-berke-ozer-operasyonu-ilk-temas-kuruldu-donuse-sicak-bakiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 17:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8051.jpeg" type="image/jpeg" length="12306"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trabzonspor’dan Darwin Núñez bombası: Yıldız golcü “evet” dedi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-darwin-nunez-bombasi-yildiz-golcu-evet-dedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-darwin-nunez-bombasi-yildiz-golcu-evet-dedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un Al-Hilal forması giyen Uruguaylı yıldız Darwin Núñez için yürüttüğü transfer operasyonunda kritik gelişme yaşandı. İngiltere’den gelen son haberlere göre 27 yaşındaki santrfor Trabzonspor’a gitmeyi kabul etti. Oyuncu tarafında anlaşma sağlandığı belirtilirken bordo-mavililerin Al-Hilal ile görüşmelerinin sürdüğü bildiriliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzonspor’dan Darwin Núñez bombası: Yıldız golcü “evet” dedi</p>

<p>Trabzonspor, transfer döneminin en ses getirecek hamlelerinden biri için önemli mesafe aldı.</p>

<p>Bordo-mavililerin Al-Hilal forması giyen Darwin Núñez ile anlaşmaya vardığı ve Uruguaylı yıldızın Trabzonspor’a transfer olmaya sıcak baktığı bildirildi.</p>

<p>13 Ağustos’ta İngiltere’den gelen haberlerde, eski Liverpool golcüsünün Trabzonspor’a transfer konusunda anlaşma sağladığı ve Al-Hilal’den ayrılmaya hazırlandığı belirtildi.</p>

<p>Oyuncu tarafında anlaşma, gözler Al-Hilal’de</p>

<p>Transferdeki en önemli ayrıntı ise sürecin henüz tamamen bitmemiş olması.</p>

<p>Güncel bilgilere göre Trabzonspor ile Darwin Núñez tarafı arasında anlaşma sağlandı ancak Al-Hilal ile görüşmeler devam ediyor. Bu nedenle transfer için henüz “resmen tamamlandı” demek mümkün değil.</p>

<p>Daha önce yayımlanan haberlerde de Al-Hilal’in Núñez’in Trabzonspor’a bir sezonluk kiralık olarak gitmesine izin vermeye hazır olduğu ileri sürülmüştü.</p>

<p>Kiralık formülü masada</p>

<p>Transferin hangi formülle sonuçlanacağı da merak konusu.</p>

<p>Son haberlerde Trabzonspor’un Uruguaylı santrforu kiralık olarak kadrosuna katmak istediği belirtiliyor. Oyuncuyla anlaşma sağlandığı yönündeki haberlerin ardından bordo-mavililerin şimdi Al-Hilal ile operasyonu tamamlamaya çalıştığı aktarılıyor.</p>

<p>Dolayısıyla transferde sıradaki kritik eşik, iki kulübün şartlarda anlaşması olacak.</p>

<p>Salah ile yeniden buluşabilir</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Darwin Núñez transferini daha da dikkat çekici hale getiren ayrıntı ise Mohamed Salah.</p>

<p>Núñez ile Salah, Liverpool’da yıllarca aynı hücum hattında görev yaptı. Trabzonspor’un Núñez operasyonunu tamamlaması durumunda iki eski takım arkadaşı bu kez bordo-mavili forma altında yeniden buluşacak.</p>

<p>Bu ihtimal İngiliz basınında da transfer haberlerinin en dikkat çekici ayrıntılarından biri olarak öne çıkarılıyor.</p>

<p>Liverpool’dan Al-Hilal’e gitmişti</p>

<p>24 Haziran 1999 doğumlu Darwin Núñez, Avrupa futbolunda Benfica formasıyla yaptığı çıkışın ardından 2022’de Liverpool’a transfer oldu.</p>

<p>Uruguaylı santrfor daha sonra kariyerini Suudi Arabistan’da sürdürme kararı aldı ve Al-Hilal’e geçti.</p>

<p>Fizik gücü, sürati ve savunma arkasına yaptığı koşularla tanınan Núñez, Uruguay Milli Takımı’nın da önemli hücum oyuncuları arasında bulunuyor.</p>

<p>Trabzonspor’da büyük transfer operasyonu</p>

<p>Trabzonspor’un Darwin Núñez hamlesi gerçekleşirse bordo-mavililer hücum hattına uluslararası düzeyde önemli bir yıldız daha kazandırmış olacak.</p>

<p>Ancak dosyada hâlâ tamamlanması gereken önemli bir aşama bulunuyor.</p>

<p>Mevcut tabloya göre Darwin Núñez, Trabzonspor’a transfer olmaya onay verdi ve oyuncu tarafında anlaşma sağlandı. Trabzonspor ile Al-Hilal arasındaki görüşmeler ise transferi sonuçlandırmak için devam ediyor.</p>

<p>Bu nedenle resmî açıklama gelene kadar haberin en doğru tanımı “oyuncuyla anlaşma sağlandı, kulüpler arasındaki görüşmeler sürüyor” şeklinde.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>1. This Is Anfield<br />
2. Liverpool Echo<br />
3. Liverpool com<br />
4. Al-Yaum<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-darwin-nunez-bombasi-yildiz-golcu-evet-dedi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 17:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8050.jpeg" type="image/jpeg" length="26007"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Carlos Finlay: 20 Yıl Sonra Doğrulanan Sarı Humma Teorisi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/carlos-finlay-20-yil-sonra-dogrulanan-sari-humma-teorisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/carlos-finlay-20-yil-sonra-dogrulanan-sari-humma-teorisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kübalı hekim Carlos Finlay, 1881’de sarı hummanın belirli bir sivrisinek aracılığıyla insandan insana taşınabileceğini öne sürdü. Yıllarca yeterli kanıt bulunamadığı için kuşkuyla karşılanan bu düşünce, yaklaşık 20 yıl sonra Walter Reed başkanlığındaki ekibin kontrollü deneyleriyle doğrulandı ve salgın hastalıklarla mücadelenin yönünü değiştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün sarı hummanın enfekte sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşan viral bir hastalık olduğunu biliyoruz. Ancak 19. yüzyılda hastalığın neden özellikle sıcak bölgelerdeki kentleri ve limanları tekrar tekrar vurduğu bilinmiyordu. Küba’da çalışan hekim Carlos Juan Finlay, 1881’de bugün Aedes aegypti adıyla bilinen sivrisineğin sarı hummanın insanlara taşınmasında rol oynadığını savundu ve bu düşünceyi deneylerle sınamaya çalıştı. [1]</p>

<h2>Sarı humma neden bu kadar korkutucuydu?</h2>

<p>Sarı humma; ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, bulantı ve halsizlikle başlayabilen viral bir enfeksiyon. Ağır vakalarda karaciğer hasarı nedeniyle sarılık, kanama, şok ve organ yetmezliği gelişebiliyor.</p>

<p>Ancak 1800’lü yıllarda hastalığa bir virüsün yol açtığı bilinmiyordu. Salgınlar sırasında kötü hava, kirli çevre, hastaların kıyafetleri ve kullandıkları eşyalar gibi birçok farklı etken suçlanıyordu.</p>

<p>Bu nedenle alınan önlemler de çoğunlukla karantina, temizlik ve eşyaların dezenfekte edilmesi üzerine kuruluydu.</p>

<p>Asıl soru ise yanıtsızdı: Hastalık bir insandan diğerine tam olarak nasıl geçiyordu?</p>

<h2>Carlos Finlay kimdi?</h2>

<p>Carlos Juan Finlay, 1833 yılında Küba’nın Camagüey kentinde doğdu. Tıp eğitimini ABD’de Jefferson Medical College’da tamamladı ve 1855’te mezun oldu.</p>

<p>Daha sonra Küba’ya dönerek hekimlik yaptı. Özellikle Havana’da sık görülen sarı humma salgınları Finlay’ın bilimsel çalışmalarının merkezine yerleşti.</p>

<p>Finlay, hastalığın yalnızca çevresel koşullarla açıklanamayacağını düşünüyordu. Vakaların ortaya çıkışıyla sivrisineklerin varlığı arasında bir bağlantı olabileceği üzerinde durmaya başladı.</p>

<h2>1881’de ortaya attığı teori dönemin anlayışından farklıydı</h2>

<p>Finlay, Şubat 1881’de Washington’da düzenlenen Uluslararası Sağlık Konferansı sırasında sarı hummanın hastadan sağlıklı kişiye geçebilmesi için bir ara taşıyıcı bulunabileceği düşüncesini dile getirdi.</p>

<p>14 Ağustos 1881’de Havana’daki Kraliyet Tıp, Fizik ve Doğa Bilimleri Akademisi’nde sunduğu “El mosquito hipotéticamente considerado como agente de transmisión de la fiebre amarilla” başlıklı çalışmasında teorisini ayrıntılı biçimde açıkladı. [1]</p>

<p>Finlay’ın üzerinde durduğu sivrisinek, dönemin adlandırmalarında farklı isimlerle anılmış, günümüzde ise Aedes aegypti olarak sınıflandırılan türdü.</p>

<p>Finlay’ın düşüncesinin asıl önemi yalnızca sivrisineklerle hastalık arasında bir ilişki olabileceğini söylemesi değildi.</p>

<p>Enfekte bir insanın kanını emen sivrisineğin hastalığı alabileceğini, daha sonra başka bir insanı ısırdığında enfeksiyonu ona aktarabileceğini düşünüyordu.</p>

<p>Başka bir ifadeyle insan-sivrisinek-insan biçimindeki bulaş zincirini tarif ediyordu.</p>

<h2>Finlay sivrisinek fikrini ortaya atan ilk kişi değildi</h2>

<p>Finlay’ın tıp tarihindeki yerini doğru değerlendirmek için önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.</p>

<p>Sivrisineklerin ve diğer böceklerin bazı hastalıkların yayılmasında rol oynayabileceği düşüncesi Finlay’dan önce de dile getirilmişti. Fransız hekim Louis-Daniel Beauperthuy, 19. yüzyılın ortalarında sarı humma dahil bazı hastalıkların sivrisineklerle ilişkili olabileceğini savunan isimlerden biriydi. [4]</p>

<p>Finlay’ın ayırt edici katkısı ise sarı humma için belirli bir sivrisinek türünü işaret etmesi, hastalığın nasıl taşınabileceğine ilişkin ayrıntılı bir mekanizma kurması ve bunu insan deneyleriyle sınamaya çalışmasıydı. [4]</p>

<p>Bu nedenle Finlay, sarı hummanın sivrisinek aracılığıyla bulaşması fikrinin bilimsel bir hipoteze dönüştürülmesindeki temel isimlerden biri kabul ediliyor.</p>

<h2>Teori güçlüydü ancak deneyler kesin sonuç vermedi</h2>

<p>Finlay teorisini sınamak amacıyla sivrisineklerle gönüllüler üzerinde deneyler yaptı.</p>

<p>Ancak bu deneyler sarı hummanın sivrisinekle bulaştığını kesin biçimde kanıtlamaya yetmedi.</p>

<p>Bunun önemli nedenlerinden biri bugün “dış kuluçka süresi” olarak adlandırılan süreçti. Bu terim, virüsün sivrisineğin vücuduna girdikten sonra çoğalıp sivrisineğin başka bir insana hastalık bulaştırabilecek hale gelmesine kadar geçen süre anlamına geliyor.</p>

<p>Finlay bu sürenin ne kadar olması gerektiğini tam olarak bilmiyordu.</p>

<p>Sonraki araştırmalar, virüsün sivrisineğin vücudunda çoğalması için günler gerektiğini ve sivrisineğin enfekte kanı aldıktan hemen sonra bulaştırıcı hale gelmediğini gösterdi. [5]</p>

<p>Finlay’ın bazı deneylerinde sivrisineklerin yeterince uzun süre bekletilmemiş olması, sonuçların neden tutarlı çıkmadığını açıklayan önemli nedenlerden biri olarak değerlendirildi. [4]</p>

<h2>Havana’daki koşullar deneyleri daha da zorlaştırıyordu</h2>

<p>Bir başka sorun, deneylerin sarı hummanın zaten yaygın olduğu Havana’da yapılmasıydı.</p>

<p>Deneye katılan bir kişinin daha sonra hastalanması halinde enfeksiyonun Finlay’ın deneyinde kullanılan sivrisinekten mi yoksa çevredeki başka bir enfekte sivrisinekten mi kaynaklandığını kesin biçimde ayırt etmek zordu.</p>

<p>Bugünkü klinik araştırmalarda kullanılan kontrollü deney yöntemleri o yıllarda henüz yeterince gelişmemişti.</p>

<p>Bu nedenle Finlay’ın düşüncesi dikkat çekici olmasına rağmen bilim dünyasının önemli bir bölümü tarafından kesin kanıtlanmış kabul edilmedi.</p>

<h2>Yaklaşık 20 yıl sonra Walter Reed Komisyonu devreye girdi</h2>

<p>1900 yılında ABD Ordusu, Küba’daki sarı humma sorununu araştırmak amacıyla Walter Reed başkanlığında bir komisyon oluşturdu.</p>

<p>Komisyonda James Carroll, Aristides Agramonte ve Jesse William Lazear da bulunuyordu.</p>

<p>Reed ve arkadaşları Finlay’ın teorisini yakından inceledi. Finlay araştırmacılarla bilgi ve deneyimlerini paylaştı, ayrıca çalışmalarında kullanılmak üzere sivrisinek yumurtaları sağladı. [4]</p>

<p>Komisyon, Finlay’ın yaklaşık 20 yıl önce ortaya koyduğu düşünceyi daha sıkı kontrol edilen deney koşullarında yeniden sınamaya başladı.</p>

<h2>Sivrisinekle bulaş deneysel olarak doğrulandı</h2>

<p>Walter Reed Komisyonu’nun 1900’de yayımladığı ilk sonuçlarda, sarı hummalı hastaların kanıyla beslenmiş sivrisineklerin hastalığı sağlıklı insanlara taşıyabildiğini gösteren bulgular bildirildi. [2]</p>

<p>Araştırmacılar farklı bulaş ihtimallerini birbirinden ayırmak için kontrollü deneyler gerçekleştirdi.</p>

<p>1901’de yayımlanan ek çalışma özellikle dikkat çekiciydi. Sarı hummalı hastaların kullandığı, salgın dönemlerinde bulaştırıcı olduğu düşünülen kirli yatak takımları, çarşaflar ve giysilerle temas eden gönüllüler hastalanmadı. Buna karşılık enfekte sivrisineklerin ısırdığı bazı gönüllülerde sarı humma gelişti. [3]</p>

<p>Bu sonuçlar hastalığın temel bulaş yolunun kirli eşyalar olmadığını, sivrisineklerin kritik rol oynadığını güçlü biçimde ortaya koydu.</p>

<p>Finlay’ın 1881’de geliştirdiği temel bulaş teorisi böylece yaklaşık 20 yıl sonra kontrollü deneylerle doğrulanmış oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Reed Komisyonu Finlay’ın teorisine ne ekledi?</h2>

<p>Finlay doğru yöne işaret etmişti ancak bilimsel kanıtın tamamlanması için daha kontrollü deneylere ihtiyaç vardı.</p>

<p>Reed ve arkadaşlarının önemli katkılarından biri, sivrisineğin enfekte kanı aldıktan hemen sonra bulaştırıcı olmadığını göstermeleriydi.</p>

<p>Virüsün sivrisineğin içinde çoğalıp bulaştırılabilir hale gelmesi için belirli bir sürenin geçmesi gerekiyordu.</p>

<p>Bu bulgu, Finlay’ın daha önce gerçekleştirdiği bazı deneylerin neden sonuç vermediğini de açıklıyordu.</p>

<p>Daha sonraki deneysel çalışmalar, Aedes aegypti içindeki bu dış kuluçka süresini ayrıntılı biçimde inceleyerek virüsün sivrisinek içinde gelişmesi için zamana ihtiyaç duyduğunu doğruladı. [5]</p>

<h2>Bilimsel keşif doğrudan salgın mücadelesine dönüştü</h2>

<p>Sarı hummanın sivrisineklerle bulaştığının anlaşılması yalnızca bilimsel bir başarı olarak kalmadı.</p>

<p>Bu bilgi kentlerin salgınla mücadele yöntemlerini değiştirdi.</p>

<p>Sivrisineklerin üreyebileceği durgun suların ortadan kaldırılması, su depolarının ve kapların korunması, sivrisinek larvalarının kontrol edilmesi ve sarı hummalı hastaların sivrisineklerden uzak tutulması gibi önlemler uygulamaya konuldu.</p>

<p>ABD Ordusu hekimi William Gorgas’ın Havana’da yürüttüğü kapsamlı sivrisinek kontrol çalışmaları sonrasında kentteki sarı humma vakaları büyük ölçüde azaldı. [4]</p>

<p>Bu sonuç, hastalığın yalnızca hastaları karantinaya alarak değil, bulaş zincirindeki sivrisineği hedefleyerek de kontrol edilebileceğini gösterdi.</p>

<p>Benzer yöntemler daha sonra Panama Kanalı’nın yapımı sırasında sarı humma ve sıtmayla mücadelede de önemli rol oynadı.</p>

<h2>Sarı hummaya bir virüsün yol açtığı ne zaman anlaşıldı?</h2>

<p>Finlay sivrisineğin hastalığı taşıdığını düşündüğünde sarı hummaya hangi mikroorganizmanın neden olduğunu bilmiyordu.</p>

<p>Walter Reed ve arkadaşlarının sonraki araştırmaları, hastalığa yol açan etkenin bakterileri tutabilen filtrelerden geçebildiğini gösterdi. Bu bulgu, etkenin dönemin bilinen bakterilerinden daha küçük olduğuna işaret ediyordu.</p>

<p>Ancak sarı humma virüsünün deneysel olarak elde edilmesi için daha uzun süre beklendi.</p>

<p>1927’de Rockefeller Foundation’ın Batı Afrika Sarı Humma Komisyonu araştırmacıları, o dönem Gold Coast olarak bilinen bugünkü Gana’da Asibi adlı bir hastadan alınan kanla sarı humma etkenini rhesus maymunlarına aktarmayı başardı. Bu çalışmalarda Alexander F. Mahaffy ve Johannes Bauer dahil komisyon araştırmacıları önemli rol oynadı. Bulgular daha sonra Adrian Stokes, Johannes Bauer ve N. Paul Hudson tarafından ayrıntılı biçimde yayımlandı. [6]</p>

<p>Asibi’den elde edilen virüs suşu, sonraki yıllarda sarı humma virüsünün araştırılmasında ve aşının geliştirilmesine giden bilimsel süreçte büyük önem taşıdı.</p>

<h2>Bir teoriden modern halk sağlığına</h2>

<p>Finlay’ın düşüncesinin etkisi sarı hummayla sınırlı kalmadı.</p>

<p>Bugün “vektörle bulaş” olarak adlandırılan kavram birçok enfeksiyon hastalığının kontrolünde temel öneme sahip.</p>

<p>Vektör, bir mikrobu bir canlıdan diğerine taşıyan sivrisinek veya kene gibi canlılara verilen isim.</p>

<p>Dang humması, Zika ve chikungunya gibi enfeksiyonların kontrolünde de sivrisineklerin yaşam döngüsünü ve hastalığı nasıl taşıdığını anlamak büyük önem taşıyor.</p>

<h2>Sarı humma bugün hâlâ görülüyor</h2>

<p>Sarı humma günümüzde özellikle Afrika ve Güney Amerika’nın bazı bölgelerinde görülmeye devam ediyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne göre hastalığın bulaşında Aedes, Haemagogus ve Sabethes cinslerine ait sivrisinekler rol oynuyor. Kentlerde insanlar arasındaki bulaş döngüsünde Aedes aegypti özellikle önemli bir taşıyıcı. [7]</p>

<p>Sarı hummaya karşı etkili bir aşı bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü, tek doz sarı humma aşısının çoğu kişi için uzun süreli ve yaşam boyu koruma sağlayabildiğini belirtiyor. [7]</p>

<p>Buna karşılık hastalığı doğrudan ortadan kaldıran rutin kullanıma girmiş özgül bir antiviral tedavi bulunmuyor. Ağır hastalarda tedavi; sıvı desteği, ateşin kontrolü ve karaciğer ile böbrek gibi organlarda gelişebilecek sorunların yönetilmesine dayanıyor. [7]</p>

<p>Carlos Finlay’ın 1881’de geliştirdiği teori bugün geriye dönüp bakıldığında döneminin çok ilerisinde bir düşünceydi. Ancak sarı hummanın hikâyesinin asıl bilimsel değeri, tek bir kişinin doğru tahminde bulunmasından daha fazlasını anlatıyor.</p>

<p>Finlay bulaş zincirindeki sivrisineği işaret etti; Walter Reed Komisyonu bu mekanizmayı kontrollü deneylerle doğruladı; sonraki araştırmacılar ise sarı humma virüsünü laboratuvar çalışmalarına taşıyarak hastalığın biyolojik temelini daha ayrıntılı biçimde ortaya koydu. Sarı hummanın çözülme öyküsü bu nedenle gözlem, hipotez, deney ve bağımsız doğrulamanın tıp tarihindeki en dikkat çekici örneklerinden biri olarak önemini koruyor.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>[1] Finlay CJ. El mosquito hipotéticamente considerado como agente de transmisión de la fiebre amarilla. Anales de la Real Academia de Ciencias Médicas, Físicas y Naturales de la Habana. 1881-1882;18:147-169.</p>

<p>[2] Reed W, Carroll J, Agramonte A, Lazear JW. The Etiology of Yellow Fever—A Preliminary Note. Public Health Papers and Reports. 1900;26:37-53.</p>

<p>[3] Reed W, Carroll J, Agramonte A. The Etiology of Yellow Fever: An Additional Note. JAMA. 1901;36(7):431-440. DOI: 10.1001/jama.1901.52470070017001f</p>

<p>[4] Chaves-Carballo E. Carlos Finlay and Yellow Fever: Triumph Over Adversity. Military Medicine. 2005;170(10):881-885. DOI: 10.7205/MILMED.170.10.881</p>

<p>[5] Bauer JH, Hudson NP. The Incubation Period of Yellow Fever in the Mosquito. Journal of Experimental Medicine. 1928;48(1):147-153. DOI: 10.1084/jem.48.1.147</p>

<p>[6] Stokes A, Bauer JH, Hudson NP. The Transmission of Yellow Fever to Macacus Rhesus: Preliminary Note. JAMA. 1928;90(4):253-254. DOI: 10.1001/jama.1928.02690310005002</p>

<p>[7] World Health Organization. Yellow Fever. Fact Sheet. 2025</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/carlos-finlay-20-yil-sonra-dogrulanan-sari-humma-teorisi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/carlos-finlay-1200x750-150kb-2.webp" type="image/jpeg" length="11459"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diş eti hastalığında yeni seçenek mi? Klinik çalışmadan önemli bulgular]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dis-eti-hastaliginda-yeni-secenek-mi-klinik-calismadan-onemli-bulgular</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dis-eti-hastaliginda-yeni-secenek-mi-klinik-calismadan-onemli-bulgular" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Brezilya’da 109 kişiyle yapılan klinik araştırmada, ileri diş eti hastalığının standart tedavisine omega-3 ve düşük doz aspirin eklendi. Bir yılın sonunda bu gruptaki hastaların yüzde 57,7’si araştırmacıların belirlediği tedavi hedefine ulaştı. Antibiyotik verilen grupta ise oran yüzde 58,6 oldu. Sonuçlar umut verici ancak araştırma, “omega-3 ve aspirin antibiyotiğin yerini alabilir” anlamına gelmiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diş eti hastalıklarının tedavisinde omega-3 ve düşük doz aspirinin etkisini araştıran yeni bir çalışma dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.</p>

<p>Journal of Periodontology dergisinde yayımlanan araştırmaya, ileri derecede diş eti hastalığı bulunan 109 yetişkin katıldı.</p>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici tarafı ise omega-3 ve düşük doz aspirin verilen hastalarda elde edilen sonuçların, antibiyotik verilen hastalardaki sonuçlara oldukça yakın olmasıydı.</p>

<p>Önce bütün hastalara standart diş eti tedavisi yapıldı</p>

<p>Burada önemli bir ayrıntı var.</p>

<p>Araştırmada omega-3 veya aspirin, diş eti hastalığının tek başına tedavisi olarak kullanılmadı.</p>

<p>Bütün hastalara önce diş hekimlerinin uyguladığı standart periodontal tedavi yapıldı. Diş eti altında biriken bakteri plağı ve diğer birikintiler profesyonel olarak temizlendi.</p>

<p>Ardından hastalar dört farklı gruba ayrıldı.</p>

<p>Bir grup yalnızca standart tedavi aldı. Diğer gruplara ise standart tedavinin yanında antibiyotik, omega-3 + düşük doz aspirin veya bunların birlikte kullanıldığı tedaviler verildi.</p>

<p>Hastalar bir yıl boyunca takip edildi.</p>

<p>Omega-3 ve aspirin grubunda yüzde 57,7</p>

<p>Bir yılın sonunda araştırmacıların önceden belirlediği tedavi hedefine ulaşanların oranı şöyle gerçekleşti:</p>

<ul>
 <li>Omega-3 + düşük doz aspirin verilenlerde yüzde 57,7</li>
 <li>Antibiyotik verilenlerde yüzde 58,6</li>
 <li>Antibiyotik + omega-3 + aspirin verilenlerde yüzde 57,1</li>
 <li>Yalnızca standart mekanik tedavi uygulananlarda yüzde 23,1</li>
</ul>

<p>Rakamlar özellikle omega-3 ve aspirin grubuyla antibiyotik grubu arasındaki yakınlık nedeniyle dikkat çekti.</p>

<p>Ancak burada önemli bir bilimsel ayrıntı bulunuyor.</p>

<p>Yüzde 57,7 rakamı “hastaların yüzde 57,7’sinin enfeksiyonu geçti” anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bu oran, araştırmacıların önceden belirlediği diş eti sağlığıyla ilgili klinik tedavi hedefine ulaşan hastaları ifade ediyor.</p>

<p>Peki omega-3 ve aspirin antibiyotik kadar etkili mi?</p>

<p>Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında iki gruptaki oranlar gerçekten birbirine çok yakın.</p>

<p>Fakat bu çalışmadan yola çıkarak “omega-3 ve aspirin antibiyotik kadar etkilidir” veya “artık antibiyotiğe gerek yok” demek için henüz erken.</p>

<p>Çünkü çalışma, iki tedavinin birbirine kesin olarak eşit olduğunu kanıtlamak amacıyla tasarlanmadı.</p>

<p>Sonuçlar daha çok omega-3 ve düşük doz aspirinin, standart diş eti tedavisine yardımcı bir seçenek olarak araştırılmaya değer olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bunun kesinleşmesi için daha fazla hasta üzerinde yapılacak yeni araştırmalara ihtiyaç var.</p>

<p>Neden omega-3 ve aspirin?</p>

<p>İleri diş eti hastalığında sorun yalnızca ağızdaki bakteriler değil.</p>

<p>Vücudun bu bakterilere verdiği aşırı iltihabi yanıt da diş etlerine ve dişleri destekleyen dokulara zarar verebiliyor.</p>

<p>Omega-3 yağ asitleri, vücuttaki iltihabi süreçlerle ilişkili etkileri nedeniyle uzun süredir araştırılıyor.</p>

<p>Düşük doz aspirin de bu süreçleri etkileyebildiği için araştırmacılar iki maddenin birlikte kullanılmasının diş eti tedavisindeki sonuçları iyileştirip iyileştiremeyeceğini görmek istedi.</p>

<p>Ortaya çıkan sonuçlar da bu yaklaşımın daha kapsamlı biçimde araştırılabileceğini gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üçünü birlikte kullanmak daha iyi sonuç vermedi</p>

<p>Araştırmanın ilginç sonuçlarından biri de antibiyotik, omega-3 ve aspirinin birlikte verilmesiyle ortaya çıktı.</p>

<p>“Üçü birlikte kullanılırsa sonuç daha iyi olur” düşüncesi bu çalışmada karşılık bulmadı.</p>

<p>Antibiyotik verilen grupta tedavi hedefine ulaşanların oranı yüzde 58,6 iken, antibiyotik + omega-3 + aspirin grubunda oran yüzde 57,1 oldu.</p>

<p>Yani tedavilerin hepsini bir araya getirmek ek bir üstünlük sağlamadı.</p>

<p>“Antibiyotiğin yerine omega-3 kullanın” sonucu çıkarılmamalı</p>

<p>Araştırmanın sosyal medyada en kolay yanlış anlaşılabilecek noktası burası.</p>

<p>Çalışma, antibiyotiklerin bırakılıp yerine omega-3 ve aspirin kullanılmasını önermiyor.</p>

<p>Ayrıca omega-3 ve aspirinin antibiyotik direncini ortadan kaldırdığı da gösterilmiş değil.</p>

<p>Araştırmacılar yalnızca ileri diş eti hastalığında standart tedaviye eklenen farklı yöntemlerin sonuçlarını karşılaştırdı.</p>

<p>Bu nedenle çalışmanın bulguları umut verici olsa da tedavi kararının diş hekimi tarafından hastanın durumuna göre verilmesi gerekiyor.</p>

<p>Kendi kendinize aspirin başlamayın</p>

<p>Araştırmada kullanılan tedaviyi evde uygulamaya çalışmak da doğru değil.</p>

<p>Çalışmada omega-3 grubundaki hastalara günde 3 gram omega-3 ve 100 mg aspirin verildi ve tedavi kontrollü koşullarda yürütüldü.</p>

<p>Özellikle aspirin herkes için güvenli değildir. Kanama riskini artırabilir, bazı mide ve bağırsak sorunlarında sakıncalı olabilir ve kullanılan başka ilaçlarla etkileşime girebilir.</p>

<p>Bu nedenle bu araştırmayı okuyup “Diş etlerim için her gün aspirin ve omega-3 kullanayım” sonucuna varılmamalı.</p>

<p>Araştırmanın asıl mesajı ne?</p>

<p>Çalışmanın verdiği mesaj oldukça açık:</p>

<p>İleri diş eti hastalığında temel tedavi yine profesyonel periodontal tedavidir.</p>

<p>Ancak standart tedaviye eklenen omega-3 ve düşük doz aspirin, bu klinik araştırmada dikkat çekici sonuçlar verdi.</p>

<p>Bir yıl sonunda omega-3 + aspirin grubundaki hastaların yüzde 57,7’si belirlenen tedavi hedefine ulaşırken antibiyotik grubunda bu oran yüzde 58,6 oldu.</p>

<p>Bu yakınlık, bilim insanlarına önemli bir araştırma alanı açıyor.</p>

<p>Şimdi yanıtlanması gereken asıl soru şu:</p>

<p>Omega-3 ve düşük doz aspirin, hangi hastalarda antibiyotiklere ihtiyaç duyulmadan güvenli ve etkili bir yardımcı tedavi olabilir?</p>

<p>Bunun cevabı için daha büyük ve özellikle bu soruya yanıt vermek üzere tasarlanmış klinik araştırmalar gerekiyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Journal of Periodontology</li>
 <li>American Academy of Periodontology</li>
 <li>PubMed</li>
 <li>Hospital Israelita Albert Einstein</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dis-eti-hastaliginda-yeni-secenek-mi-klinik-calismadan-onemli-bulgular</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 16:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8040.jpeg" type="image/jpeg" length="72452"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="81611"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="97302"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="48323"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="74581"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="74232"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="38321"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
