<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni | Sağlık Haberleri</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni, sağlık ve tıp alanındaki güncel gelişmeleri bilimsel doğruluk temelinde okuyucularına ulaştıran bağımsız sağlık haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 17 Apr 2026 15:08:44 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bedelli askerlik ücreti 416 bin 361 liraya çıktı: Yeni başvurular başladı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bedelli-askerlik-ucreti-416-bin-361-liraya-cikti-yeni-basvurular-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bedelli-askerlik-ucreti-416-bin-361-liraya-cikti-yeni-basvurular-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Savunma Bakanlığı Askeralma Genel Müdürlüğü, 17 Nisan 2026 ile 30 Haziran 2026 tarihleri arasını kapsayan yeni bedelli askerlik müracaat duyurusunu yayımladı. Duyuruya göre bedelli askerlik başvuruları, 17 Nisan 2026 itibarıyla yeni tutar üzerinden alınmaya başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bakanlığın duyurusunda, 7179 sayılı Askeralma Kanunu’nun 9’uncu maddesinde yer alan “240.000” ibaresinin, 17 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7577 sayılı kanunla “300.000” olarak değiştirildiği belirtildi. Aynı açıklamada, 1 Ocak-30 Haziran 2026 dönemi için memur aylık katsayısının 1,387871 olduğu hatırlatılarak yeni bedelli askerlik tutarının 416 bin 361 lira 30 kuruş olarak uygulanacağı bildirildi.</p>

<p>MSB’nin yayımladığı bilgiye göre yoklama kaçağı ve bakaya durumundakiler için aylık ek bedel tutarı da 4 bin 857 lira 55 kuruş olacak. Böylece bedelli askerlikten yararlanmak isteyen yükümlüler için hem ana ödeme kalemi hem de ek bedel kalemi güncellenmiş oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Duyuruda dikkat çeken bir başka ayrıntı ise ödeme süresiyle ilgili oldu. Bedelli askerlik hizmetine daha önce müracaat edip iki aylık ödeme süresinin bitimi 16 Nisan 2026 saat 23.59 sonrasına kalan yükümlülerin de ödemelerini yeni bedel üzerinden yapacağı açıklandı. Aynı kişiler, celp tercihlerini e-Devlet üzerinden ya da askerlik şubeleri aracılığıyla güncelleyebilecek.</p>

<p>Askeralma Genel Müdürlüğü’nün resmî duyuru listesinde de 17 Nisan 2026 tarihli bu yeni bedelli askerlik müracaat ilanı yer aldı. Bakanlığın sıkça sorulan sorular bölümünde ise bedelli askerlik başvurularında yıl içinde başvuru yapılabildiği, ancak başvuru sonrası ödemenin iki ay içinde tamamlanması gerektiği bilgisi paylaşılıyor.</p>

<p>Yeni düzenlemeyle birlikte bedelli askerlikte başvuru ve ödeme süreci yeniden şekillenmiş oldu. Özellikle başvurusunu daha önce yapmış ancak ödeme süresi yeni döneme sarkan yükümlüler açısından güncel tutarın esas alınacak olması, en çok takip edilen başlıklar arasında yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bedelli-askerlik-ucreti-416-bin-361-liraya-cikti-yeni-basvurular-basladi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7248.jpeg" type="image/jpeg" length="14481"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Popstar yarışmasıyla tanınan Rıza Tamer yaşamını yitirdi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/popstar-yarismasiyla-taninan-riza-tamer-yasamini-yitirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/popstar-yarismasiyla-taninan-riza-tamer-yasamini-yitirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Popstar yarışmasıyla adını geniş kitlelere duyuran şarkıcı Rıza Tamer’den acı haber geldi. 17 Nisan 2026 Cuma günü paylaşılan haberlerde, Tamer’in Bodrum’da geçirdiği ani rahatsızlığın ardından hastaneye kaldırıldığı ve yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadığı aktarıldı. Ölümüne ilişkin ilk bilgilerde fenalaşma, solunum sıkıntısı ve beyne oksijen gitmemesi gibi ifadeler öne çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir döneme damga vuran Popstar Türkiye yarışmasıyla tanınan Rıza Tamer, özellikle yarışmadaki performansıyla hafızalarda yer edinmişti. Aradan geçen yıllarda zaman zaman müzik kariyeri ve hayat hikâyesiyle yeniden gündeme gelen Tamer’in vefat haberi, sevenleri arasında üzüntü yarattı.</p>

<p>Haberlerde yer alan ilk bilgilere göre Tamer, Bodrum’un Konacık Mahallesi’ndeki evinde ya da kaldığı adreste rahatsızlandı. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye sevk edilen sanatçının yaşamını yitirdiği bildirildi. Bazı yayınlarda ölüm nedenine ilişkin ayrıntılar farklı aktarılsa da, ortak nokta Tamer’in ani bir sağlık sorunu sonrası hastaneye kaldırıldığı yönünde oldu.</p>

<p>Rıza Tamer kimdir sorusu yeniden gündemde</p>

<p>Rıza Tamer’in vefat haberinin ardından internette en çok aratılan başlıklar arasında “Rıza Tamer kimdir”, “Rıza Tamer neden öldü” ve “Popstar Rıza Tamer hayatını kaybetti mi” soruları yer aldı. Yarışmayla tanınan sanatçı, televizyon izleyicisinin hafızasında güçlü sesi ve sahne performansıyla yer etmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanat camiasında üzüntü yarattı</p>

<p>Rıza Tamer’in ölüm haberi kısa sürede sosyal medyada da yayılırken, sanatçının vefatıyla ilgili çok sayıda taziye ve anma paylaşımı yapıldı. İlk saatlerde ortaya çıkan bilgiler sınırlı olduğu için, ölüm nedenine ilişkin resmi ve net açıklamaların ilerleyen süreçte daha da netleşmesi bekleniyor. Şu an için haber akışında öne çıkan bilgi, sanatçının ani rahatsızlık sonrası yaşamını yitirdiği yönünde.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>MAGAZİN</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/popstar-yarismasiyla-taninan-riza-tamer-yasamini-yitirdi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 13:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7244.png" type="image/jpeg" length="41903"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında adı geçen Tuncay Sonel açığa alındı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gulistan-doku-sorusturmasinda-adi-gecen-tuncay-sonel-aciga-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gulistan-doku-sorusturmasinda-adi-gecen-tuncay-sonel-aciga-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında dikkat çeken bir gelişme daha yaşandı. Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında İçişleri Bakanlığı tarafından soruşturma başlatıldı, müfettiş görevlendirildi ve Sonel açığa alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gelişme, Gülistan Doku dosyasında son günlerde art arda yaşanan gözaltı, tutuklama ve yeni ifade süreçlerinin ardından geldi.</p>

<p>Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmada, eski polis Gökhan Ertok’un savcılık ifadesi kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. İfadede, Gülistan Doku’ya ait SIM kartın dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in yakın koruma polisi tarafından verildiği ve bazı dijital verilerin silinmesi yönünde talimatlar bulunduğu iddiaları yer aldı. Bu iddiaların ardından Bakanlık düzeyinde idari süreç başlatıldı.</p>

<p>İçişleri Bakanlığı kaynaklarına dayandırılan haberlerde, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatıyla soruşturmanın başlatıldığı, mülkiye müfettişi görevlendirildiği ve Tuncay Sonel’in soruşturma kapsamında açığa alındığı aktarıldı. Dosyanın hem adli hem de idari yönüyle derinleştiği görülürken, kamuoyunun odağı şimdi soruşturmanın bundan sonraki aşamasına çevrilmiş durumda.</p>

<p>Gülistan Doku dosyası, yıllardır yalnızca bir kayıp soruşturması olarak değil, aynı zamanda delillerin akıbeti, kamu görevlilerinin olası sorumluluğu ve sürecin neden sonuçlandırılamadığı yönündeki tartışmalarla da gündemde yer alıyor. Sonel hakkında alınan karar, dosyada idari sorumluluk boyutunun da artık çok daha görünür hale geldiğine işaret ediyor.</p>

<p>Tuncay Sonel kimdir?</p>

<p>Tuncay Sonel, mülki idare amirliği kariyerinde Türkiye’nin farklı illerinde kaymakamlık ve valilik görevlerinde bulundu. Gülistan Doku’nun kaybolduğu dönemde Tunceli Valisi olarak görev yapan Sonel, daha sonra Ordu Valiliği görevini üstlendi. Ağustos 2023 sonrasında ise İçişleri Bakanlığı bünyesinde Vali-Mülkiye Başmüfettişi olarak görev aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sonel’in adı bugün yeniden, Gülistan Doku soruşturmasındaki gelişmeler nedeniyle Türkiye gündeminin üst sıralarına taşındı. Açığa alınmasıyla birlikte hem idari inceleme hem de soruşturma sürecinin nasıl ilerleyeceği daha da kritik hale geldi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gulistan-doku-sorusturmasinda-adi-gecen-tuncay-sonel-aciga-alindi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7241.jpeg" type="image/jpeg" length="19766"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zombi hücreler” yağlı karaciğerde yeni hedef oldu: Hasar farelerde geriledi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/zombi-hucreler-yagli-karacigerde-yeni-hedef-oldu-hasar-farelerde-geriledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/zombi-hucreler-yagli-karacigerde-yeni-hedef-oldu-hasar-farelerde-geriledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaşlanma ve yağlı karaciğer hastalığıyla bağlantılı “zombi hücreler”, yeni bir araştırmayla yeniden gündeme geldi. UCLA öncülüğündeki çalışma, bağışıklık sistemine ait bazı yaşlanmış hücrelerin temizlenmesinin farelerde karaciğer yağlanmasını ve iltihabı azaltabildiğini gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bulgular, özellikle metabolik disfonksiyonla ilişkili yağlı karaciğer hastalığında yeni tedavi yollarının kapısını aralayabilir.</p>

<p>Araştırmada odak noktası, normalde dokuları temizleyen ve savunmada görev alan makrofajlar oldu. Bilim insanları, bu hücrelerin bir bölümünün zamanla “senesan”, yani halk arasında söylendiği gibi “zombi hücre” haline geçtiğini ortaya koydu. Bu hücreler çoğalmayı bırakıyor ama ölmediği için dokuda kalmaya devam ediyor ve çevreye iltihabı besleyen sinyaller yayıyor. Çalışmaya göre bu yaşlanmış makrofajlar, kronik inflamasyonun ve yağlı karaciğer tablosunun önemli sürükleyicilerinden biri olabilir.</p>

<p>Yaşlanma tek başına değil, kolesterol de etkili</p>

<p>Araştırmanın dikkat çeken yönlerinden biri, süreci yalnızca biyolojik yaşlanmanın değil, kolesterol yükünün de hızlandırması oldu. Nature Aging’de yayımlanan çalışmada, aşırı kolesterol birikiminin makrofajları yaşlanmış ve işlevi bozulmuş bir yapıya itebildiği belirtildi. Araştırmacılar, özellikle yüksek LDL ve kolesterol yükünün bu hücresel dönüşümü besleyebileceğini vurguladı.</p>

<p>Çalışmada ayrıca yaşla birlikte karaciğerde bu hücrelerin belirgin biçimde arttığı gösterildi. Araştırma metnine göre p21+ ve F4/80+ özellik taşıyan yaşlanmış makrofajların oranı yaşlanmayla yaklaşık yüzde 5’ten yüzde 50’ye çıktı; ABT-263 adlı senolitik ilaç sonrası bu oran yaklaşık yüzde 10’a geriledi. Bulgular, yaşlanmış hücrelerin hedeflenmesinin yalnızca teorik bir yaklaşım olmadığını, deneysel olarak ölçülebilir sonuçlar verdiğini ortaya koydu.</p>

<p>İlaç sonrası karaciğer yağlanması azaldı</p>

<p>Araştırmacılar farelerde yaşlanmış hücreleri hedef alan ABT-263 ile tedavi uyguladı. Çalışmada bu tedavi sonrası karaciğerde inflamasyonun düştüğü, yağlanmanın gerilediği ve karaciğer lipid içeriğinde iyileşme görüldüğü bildirildi. Yine aynı çalışmada, ABT-263 verilen hayvanlarda gıda alımı değişmeden vücut ağırlığında anlamlı düşüş saptandığı kaydedildi.</p>

<p>Araştırmanın en güçlü yanlarından biri de bulguların yalnızca farelerle sınırlı kalmaması oldu. İnsan karaciğer dokularına ait veriler incelendiğinde, hastalıklı karaciğerlerde benzer “senesan makrofaj” imzasının zenginleştiği görüldü. Bu durum, mekanizmanın insan hastalığında da rol oynayabileceğini düşündürüyor. Ancak bu aşamada eldeki veriler, tedavinin insanlarda işe yaradığını değil, araştırılmaya değer güçlü bir biyolojik hedef bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>Umut verici ama henüz erken</p>

<p>Uzmanlara göre sonuçlar heyecan verici olsa da, haberin en kritik satırı burada başlıyor: çalışma henüz hayvan deneylerine dayanıyor. ABT-263 benzeri senolitik yaklaşımların insanlarda güvenli, etkili ve uzun vadede uygulanabilir olup olmadığı klinik çalışmalarla netleşecek. Bu nedenle “yağlı karaciğer için kesin çözüm bulundu” demek için henüz çok erken.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buna rağmen araştırma, yağlı karaciğer hastalığında klasik yaklaşımın dışına çıkan yeni bir pencere açıyor. Hedef artık sadece yağ birikimi değil, bu tabloyu sürekli körükleyen yaşlanmış hücreler olabilir. Bilim dünyası için bu, karaciğer hastalıklarının tedavisinde yeni bir rota anlamına geliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/zombi-hucreler-yagli-karacigerde-yeni-hedef-oldu-hasar-farelerde-geriledi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 12:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7238.jpeg" type="image/jpeg" length="25511"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Okullarda şiddet durdurulabilir: Prof. Dr. Nurdan Duman çözüm yolunu gösterdi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/okullarda-siddet-durdurulabilir-prof-dr-nurten-duman-cozum-yolunu-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/okullarda-siddet-durdurulabilir-prof-dr-nurten-duman-cozum-yolunu-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Sağlık Bilimleri Fakültesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurdan Duman, açıklamasında toplumun tamamını ilgilendiren bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu ifade etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul’da öğrencisi tarafından öldürülen öğretmen Fatmanur Çelik olayı ile Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’taki okullarda yaşanan silahlı saldırıların yalnızca belirli şehirlerin sorunu olarak görülemeyeceğini belirten Duman, bu olayların çocukların korunması konusunda daha kapsamlı bir sistem kurulması gerektiğini açık biçimde ortaya koyduğunu dile getirdi.</p>

<p>Duman’a göre çocuk ve gençlerin dahil olduğu bu tür olaylar yaşandıktan sonra yalnızca adli süreçlere odaklanmak yeterli değil. Çünkü okulda ortaya çıkan şiddet, çoğu zaman okulun duvarları içinde başlamıyor. Aile içi ilişkiler, sosyal çevre, ihmal, duygusal yoksunluk, dijital etkiler, davranışsal riskler ve erken fark edilmeyen psikososyal sorunlar zamanla daha büyük krizlere dönüşebiliyor. Bu nedenle çözümün merkezinde hem önleyici yaklaşım hem de sahada çalışan uzman desteği yer almak zorunda. Bu çerçeve, yüklenen metindeki “risklerin belirlenmesi” ve “koruyucu sistem kurulması” çağrısıyla doğrudan örtüşmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Okullardaki şiddet neden yalnızca disiplin meselesi değil?</p>

<p>Türkiye’de okul şiddeti tartışmaları çoğu zaman disiplin, güvenlik ya da cezai süreçler üzerinden yürütülüyor. Ancak Prof. Dr. Nurdan Duman’ın vurguladığı temel nokta, okulda yaşanan şiddetin aynı zamanda bir sosyal hizmet ve çocuk koruma meselesi olduğu. Çünkü risk altındaki çocukların bir kısmı davranışlarıyla erken sinyal verirken, bir kısmı sessizce görünmez hale geliyor. Her iki durumda da okulun sadece akademik başarıya odaklanan bir yapı olmaktan çıkıp, öğrenciyi sosyal, duygusal ve çevresel koşullarıyla birlikte gören bir sisteme dönüşmesi gerekiyor.</p>

<p>Bu bakış açısı, öğretmeni yalnız bırakan, idareyi sadece kriz anlarında devreye sokan ve aile ile kurumlar arasında dağınık bir sorumluluk alanı oluşturan mevcut yapının gözden geçirilmesini gerektiriyor. Bir başka deyişle, çocuk için risk oluştuğunda devreye giren değil, risk oluşmadan önce koruyucu çember kuran bir model gerekiyor.</p>

<p>“Okul Sosyal Hizmeti” neden gündemde?</p>

<p>Prof. Dr. Nurdan Duman’ın en dikkat çekici çağrısı, okullarda “Okul Sosyal Hizmeti” uygulamasının acilen başlatılması yönünde oldu. Duman, güvenli okul ikliminin oluşturulması, risk altındaki çocuk ve gençlerin erken tespiti, uygun müdahale programlarının hazırlanması ve şiddetin önlenmesine yönelik çalışmaların sürdürülebilir hale gelmesi için bu uygulamanın artık ertelenmemesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Okul sosyal hizmeti yaklaşımı, öğrenciyi yalnızca ders başarısıyla değerlendiren dar çerçevenin dışına çıkarıyor. Bu modelde çocuk, ailesi, ekonomik koşulları, sosyal ilişkileri, okul uyumu, duygusal ihtiyaçları ve maruz kaldığı risklerle birlikte ele alınıyor. Böylece öğretmenlerin fark ettiği ancak tek başına çözmekte zorlandığı birçok sorun, uzman desteğiyle daha erken aşamada değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Bu sistemin öne çıkan yönlerinden biri de kriz olduktan sonra değil, kriz ihtimali belirdiğinde devreye girmesi. Yani okul sosyal hizmeti yalnızca sorun yaşayan öğrenciyi takip eden bir mekanizma değil; aynı zamanda okul-aile-çevre hattında koruyucu, önleyici ve onarıcı işlev gören bir yapı.</p>

<p>Risk altındaki çocukların erken tespiti neden hayati?</p>

<p>Şiddet olayları kamuoyuna yansıdığında herkes aynı soruyu soruyor: “Bu çocuk daha önce fark edilmedi mi?” İşte tam bu noktada Prof. Dr. Nurdan Duman’ın dikkat çektiği erken tespit meselesi öne çıkıyor. Çünkü birçok risk işareti, olay yaşanmadan çok önce çevre tarafından görülebiliyor. Fakat bu işaretleri değerlendirecek, aileyle temas kuracak, çocuğun ihtiyaç haritasını çıkaracak ve gerekiyorsa ilgili kurumları devreye sokacak uzmanlık mekanizması yeterince güçlü olmadığında, küçük belirtiler ağır sonuçlara dönüşebiliyor. Bu ihtiyaç, yüklenen metinde açık şekilde “riskli durumdan korunma” ve “uygun müdahale programlarının oluşturulması” başlıklarıyla ifade edilmektedir.</p>

<p>Erken tespit yalnızca güvenlik açısından değil, çocuğun geleceği açısından da belirleyici. Çünkü risk altındaki bir çocuğun zamanında desteklenmesi, onun hem kendisine hem çevresine zarar verme ihtimalini azaltırken, eğitimden kopmasını, sosyal dışlanmayı ve daha ağır psikososyal kırılmaları da önleyebilir.</p>

<p>Çözüm yalnızca okulda değil, kurumlar arası eşgüdümde</p>

<p>Prof. Dr. Nurdan Duman açıklamasında, bu tür olayların önlenmesi için sadece eğitim kurumlarının değil; sağlık, güvenlik, adalet ve diğer ilgili kamu yapılarının da eşgüdüm içinde çalışması gerektiğini belirtiyor. Bu vurgu son derece önemli. Çünkü çocuk koruma alanında en büyük sorunlardan biri, riskin herkes tarafından görülmesine rağmen sorumluluğun dağılması. Her kurum kendi alanına çekildiğinde, çocuk çoğu zaman sistemin boşluklarına düşüyor.</p>

<p>Oysa etkili bir koruma mekanizması için kurumların birbirinden bağımsız değil, birbirini tamamlayan bir yapıda çalışması gerekiyor. Okulun fark ettiği risk, sağlık sistemiyle, sosyal hizmet ağıyla, rehberlik yapısıyla ve gerektiğinde güvenlik birimleriyle koordineli biçimde ele alınmalı. Aksi halde sorun yalnızca ertelenmiş oluyor.</p>

<p>Güvenli okul iklimi nasıl kurulabilir?</p>

<p>Güvenli okul iklimi, sadece bina güvenliği, kamera sistemi ya da giriş çıkış kontrolüyle sağlanan bir şey değil. Güvenli okul iklimi, öğrencinin kendini görülmüş hissettiği, öğretmenin yalnız bırakılmadığı, idarenin risk yönetimini ciddiyetle yürüttüğü ve aileyle gerçek temas kurulduğu bir ortamla mümkün. Prof. Dr. Nurdan Duman’ın çağrısı da aslında tam olarak buna işaret ediyor.</p>

<p>Bu iklimin kurulabilmesi için öğrencilerin davranış değişikliklerinin izlenmesi, devamsızlık, içe kapanma, öfke patlamaları, sosyal izolasyon, tehdit dili, akran zorbalığına maruz kalma ya da zorbalık uygulama gibi belirtilerin yalnızca disiplin problemi gibi değerlendirilmemesi gerekiyor. Her belirti, çocuğun yardıma ihtiyaç duyduğuna dair bir sinyal olabilir.</p>

<p>Prof. Dr. Nurdan Duman’dan TRT çağrısı</p>

<p>Prof. Dr. Nurdan Duman, okul sosyal hizmetinin okullardaki şiddet olaylarının önlenmesindeki rolünü kamuoyuna daha güçlü şekilde anlatmak istediklerini de ifade etti. Bu kapsamda, Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yasemin Özkan ile birlikte TRT 1 ya da TRT Haber’de bilgilendirici bir yayın için hazır olduklarını belirtti. Duman, konunun uzmanlık temelinde topluma anlatılması, çözüm yollarının görünür hale getirilmesi ve karar vericilere somut mesaj verilmesi bakımından bu tür bir yayın platformunun önemli olduğunu kaydetti.</p>

<p>Bu talep, yalnızca bir medya görünürlüğü isteği değil. Aynı zamanda çocukların korunmasına dönük bir uzmanlık çağrısı. Toplumun, okulda yaşanan şiddeti sadece “olay olduktan sonra konuşulan” bir başlık olmaktan çıkarıp, önlenebilir bir sosyal risk alanı olarak görmesi gerektiği fikri burada merkezde duruyor.</p>

<p>Okullardaki şiddet olayları neden daha fazla konuşuluyor?</p>

<p>Son yıllarda kamuoyunun okul şiddeti olaylarına daha duyarlı hale gelmesinin birkaç nedeni var. Birincisi, olayların görünürlüğü arttı. İkincisi, toplum artık sadece fail ve mağdur üzerinden değil, sistemi de sorgulamaya başladı. Üçüncüsü ise aileler çocuklarını teslim ettikleri alanların gerçekten ne kadar güvenli olduğunu daha yüksek sesle soruyor.</p>

<p>Bu tablo, uzmanların uzun süredir dile getirdiği bir gerçeği görünür kılıyor: Eğitim ortamı ile çocuk koruma sistemi arasında güçlü bağ kurulmadan, yalnızca dönemsel önlemlerle kalıcı sonuç almak kolay değil. Prof. Dr. Nurdan Duman’ın yaptığı vurgu da tam olarak bu kırılma noktasına oturuyor. Sorun ortaya çıktıktan sonra tepki vermek değil, onu doğuran koşulları önceden görmek gerekiyor.</p>

<p>Aile, okul ve toplum birlikte hareket etmeli</p>

<p>Habere yansıyan temel mesaj, çocukların korunmasının parçalı değil bütüncül bir sorumluluk olduğu. Ailelerin fark ettiği ama çözemediği, öğretmenlerin sezdiği ama taşıyamadığı, idarenin gördüğü ama yönlendiremediği sorunlar büyüdüğünde bedeli çok ağır olabiliyor. Bu yüzden okulda şiddeti önleme tartışması sadece güvenlik görevlisi sayısı, kamera sistemi ya da disiplin cezası ile sınırlı kalmamalı.</p>

<p>Daha güçlü psikososyal destek mekanizmaları, okul temelli sosyal hizmet uygulamaları, aile odaklı takip sistemi, riskli davranışların erken analizi ve kurumlar arası hızlı iş birliği, bu alanda atılabilecek en kritik adımlar arasında yer alıyor. Prof. Dr. Duman’ın yaklaşımı, çocukları yalnızca korumayı değil, onların kriz eşiğine gelmesini önlemeyi hedefleyen bir model ortaya koyuyor.</p>

<p>Son mesaj: Şiddeti önlemek mümkün, yeter ki sistem kurulsun</p>

<p>Prof. Dr. Nurdan Duman’ın açıklaması, yaşanan acı olayların ardından sadece üzüntü bildiren bir değerlendirme değil; aynı zamanda çözüm odaklı bir çağrı niteliği taşıyor. Çocukların ailede, okulda ve toplumda maruz kalabileceği şiddeti önlemek için riskleri zamanında gören, uzman desteğini okul ortamına taşıyan ve kurumları ortak zeminde buluşturan bir yaklaşımın artık zorunluluk haline geldiği anlaşılıyor.</p>

<p>Okulda güvenlik, yalnızca kapıdaki önlemle değil; çocuğun iç dünyasını, sosyal çevresini ve ihtiyaçlarını anlayan bir sistemle sağlanabilir. Bugün sorulması gereken esas soru şu: Yeni acılar yaşandıktan sonra mı harekete geçilecek, yoksa çocukları koruyan yapılar şimdi mi kurulacak?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/okullarda-siddet-durdurulabilir-prof-dr-nurten-duman-cozum-yolunu-gosterdi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7237.jpeg" type="image/jpeg" length="43104"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ozon Tabakasındaki İyileşmeyi Yavaşlatan Gizli Tehlike Ortaya Çıktı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ozon-tabakasindaki-iyilesmeyi-yavaslatan-gizli-tehlike-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ozon-tabakasindaki-iyilesmeyi-yavaslatan-gizli-tehlike-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyayı zararlı ultraviyole ışınlardan koruyan ozon tabakasının toparlanma süreci, sanayideki görünmeyen bir sızıntı nedeniyle beklenenden daha yavaş ilerliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>MIT öncülüğünde yayımlanan yeni araştırma, Montreal Protokolü kapsamında “hammadde” olarak kullanılmasına izin verilen bazı ozon inceltici kimyasalların atmosfere tahmin edilenden çok daha fazla karıştığını ortaya koydu. Bilim insanlarına göre bu tablo, müdahale edilmezse ozon tabakasının iyileşmesini yıllarca geciktirebilir.</p>

<p>1987’de imzalanan Montreal Protokolü, ozon tabakasına zarar veren birçok kimyasalın küresel ölçekte sınırlandırılmasını sağlamış ve çevre tarihinin en başarılı uluslararası anlaşmalarından biri olarak görülmüştü. Ancak anlaşmada önemli bir istisna bırakılmıştı. Bazı maddelerin, başka ürünlerin üretiminde “feedstock” yani endüstriyel hammadde olarak kullanılmasına izin verilmişti. Uzun yıllar boyunca bu kullanımın atmosfere çok düşük düzeyde sızıntı yaptığı varsayıldı.</p>

<p>Yeni çalışmada ise bu varsayımın gerçeği tam yansıtmadığı görüldü. Araştırmacılar, söz konusu kimyasallar için daha önce yaklaşık yüzde 0,5 kabul edilen sızıntı oranının gerçekte ortalama yüzde 3,6 seviyesinde olabileceğini hesapladı. Bazı kimyasallarda ise bu oranın daha da yüksek olabileceği belirtildi. Bu da, yasaklı ya da sıkı denetim altındaki ozon inceltici maddelerin sanayi kaynaklı kaçak emisyonlarla hâlâ atmosfere ulaşmayı sürdürdüğü anlamına geliyor.</p>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, bu sızıntıların ozon tabakasının toparlanma takvimini doğrudan etkilemesi oldu. Çalışmaya göre sızıntıların tamamen önlenmesi halinde orta enlemlerde ozon tabakasının toparlanması yaklaşık 2065 civarında gerçekleşebilirken, düşük sızıntı senaryosunda bu tarih 2066’ya kayıyor. Mevcut emisyon düzeylerinin sürmesi halinde ise iyileşmenin 2073’e sarkabileceği hesaplandı. Yani görünüşte küçük olan endüstriyel kaçaklar, küresel ölçekte yaklaşık 7 yıllık bir gecikme yaratabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu gecikme yalnızca atmosfer kimyası açısından teknik bir mesele değil. Ozon tabakası, Güneş’ten gelen zararlı UV ışınlarını filtreleyerek insan sağlığını koruyor. Bu doğal kalkanın zayıflaması ya da geç toparlanması, cilt kanseri, katarakt ve ekosistem üzerindeki baskının daha uzun süre devam etmesi anlamına geliyor. Bilim insanları bu nedenle birkaç yıllık sapmanın bile halk sağlığı açısından küçümsenmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Araştırmacılar çözümün ulaşılamaz olmadığını vurguluyor. Endüstriyel süreçlerdeki sızıntıların daha sıkı izlenmesi, alternatif kimyasallara geçişin hızlandırılması ve mevcut düzenlemelerdeki boşlukların kapatılması halinde bu gecikmenin azaltılabileceği belirtiliyor. Başka bir ifadeyle, ozon tabakasının iyileşme hikâyesi henüz başarısızlığa dönüşmüş değil; fakat başarıyı tamamlamak için şimdi daha dikkatli bir denetim gerekiyor.</p>

<p>Nature Communications’ta yayımlanan çalışma, insanlığın çevre alanındaki en büyük kazanımlarından birinin hâlâ korunması gerektiğini yeniden hatırlatıyor. Çünkü bazen küresel bir sorunu büyüten şey dev bir felaket değil, yıllarca fark edilmeyen küçük bir endüstriyel açık olabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ozon-tabakasindaki-iyilesmeyi-yavaslatan-gizli-tehlike-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7233-1.jpeg" type="image/jpeg" length="83505"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tıp eğitiminde dikkat çeken uyarı: Öğrenciler daha çok biliyor, daha az anlıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tip-egitiminde-dikkat-ceken-uyari-ogrenciler-daha-cok-biliyor-daha-az-anliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tip-egitiminde-dikkat-ceken-uyari-ogrenciler-daha-cok-biliyor-daha-az-anliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tıp eğitimine ilişkin yayımlanan dikkat çekici bir değerlendirme yazısı, modern tıp öğrencilerinin bilgiye her zamankinden daha kolay ulaştığını ancak bu bilginin klinik karar süreçlerine aktarılmasında ciddi sorunlar yaşandığını ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Medical Science Educator dergisinde yayımlanan “The Paradox of Knowledge: Why Medical Students Know More But Understand Less” başlıklı yazıda, ezbere dayalı öğrenme ve sınav odaklı sistemin derin kavrayışı zayıflattığı vurgulandı.</p>

<p>Heidi L. Lujan ve Stephen E. DiCarlo imzasını taşıyan değerlendirmede, tıp eğitiminde giderek büyüyen bir çelişkiye dikkat çekildi. Buna göre öğrenciler, ilaç protokollerini ve tanı kriterlerini sıralayabilecek kadar geniş bir bilgiye sahip olsa da, bu bilgilerin ardındaki mantığı ve klinik bağlamı yeterince kavrayamayabiliyor.</p>

<p>Bilgi artıyor, klinik muhakeme aynı hızda gelişmiyor</p>

<p>Yazıda, günümüz tıp öğrencilerinin çevrim içi kaynaklar, veri tabanları, güncel araştırmalar ve mobil uygulamalar sayesinde neredeyse sınırsız bilgiye erişebildiği belirtildi. Ancak bu bolluğun, öğrenmeyi derinleştirmek yerine yüzeyselleştirebildiği ifade edildi.</p>

<p>Araştırmacılara göre asıl sorun, bilgi eksikliğinden çok bilginin işlenme biçiminde yatıyor. Öğrenciler birçok veriyi kısa sürede öğreniyor, fakat karmaşık klinik durumlarda bu bilgiyi birleştirme, yorumlama ve uygulama konusunda zorlanıyor.</p>

<p>Sınav odaklı sistem eleştirisi</p>

<p>Değerlendirme yazısında, mevcut eğitim modelinin eleştirilen yönlerinden biri de sınav başarısını merkezine alması oldu. Yazarlara göre tıp eğitimi, giderek eleştirel düşünme ve kavramsal anlayıştan uzaklaşıp, protokollerin ezberlenmesine ve test performansına dayalı bir yapıya kayıyor.</p>

<p>Bu durumun öğrencileri “çok bilen ama nedenini tam açıklayamayan” bir profile sürüklediği, bunun da gerçek hasta karşılaşmalarında yetersizlik hissini artırdığı ifade edildi.</p>

<p>Temel bilimlere vurgu zayıflıyor</p>

<p>Yazıda dikkat çeken bir başka nokta ise temel bilimlerin eğitim içindeki ağırlığının azalması oldu. Yazarlar, anatomi, fizyoloji ve biyokimya gibi alanların yalnızca ilk yıllarda geçilmesi gereken dersler gibi görülmesinin, klinik düşünme becerisini zedelediğini savundu.</p>

<p>Temel bilimlerle klinik uygulama arasındaki bağın zayıflamasının, öğrencilerin hastalığı yalnızca bir algoritma ya da protokol çerçevesinde değerlendirmesine yol açtığı belirtildi.</p>

<p>Çözüm: Derin öğrenme ve sorgulayıcı eğitim</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Makalenin sonuç bölümünde ise tıp eğitiminde yön değişikliğine ihtiyaç olduğu vurgulandı. Buna göre daha etkili bir eğitim modeli için temel ve klinik bilimlerin daha güçlü biçimde entegre edilmesi, aktif öğrenme yöntemlerinin artırılması ve öğrencilerin sorgulayıcı düşünmeye teşvik edilmesi gerekiyor.</p>

<p>Yazarlara göre hedef, yalnızca sınavı geçen öğrenciler değil; düşünen, problem çözen ve değişen koşullara uyum sağlayabilen hekimler yetiştirmek olmalı.</p>

<p>Tıp eğitimi için yeni tartışma başlığı</p>

<p>Değerlendirme yazısı, özellikle yapay zekâ, dijital veri tabanları ve çevrim içi öğrenme araçlarının hızla yaygınlaştığı bir dönemde tıp eğitimine yeni bir tartışma başlığı açtı. Bilgiye erişimin kolaylaşmasının tek başına nitelikli hekim yetiştirmeye yetmediği, asıl belirleyici unsurun bu bilginin nasıl anlamlandırıldığı olduğu mesajı öne çıktı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tip-egitiminde-dikkat-ceken-uyari-ogrenciler-daha-cok-biliyor-daha-az-anliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7229.jpeg" type="image/jpeg" length="13386"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Resmi Gazete’de Engelli araç alımında ÖTV muafiyeti yeniden şekillendi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/resmi-gazetede-engelli-arac-aliminda-otv-muafiyeti-yeniden-sekillendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/resmi-gazetede-engelli-arac-aliminda-otv-muafiyeti-yeniden-sekillendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni düzenleme, engellilerin ÖTV muafiyetli araç alımına ilişkin şartları yeniden belirledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Düzenlemenin en dikkat çeken kısmı, ortopedik engel oranı yüzde 40 ve üzeri olan ve bu nedenle sürücü belgesi alamayan kişiler için ÖTV’siz araç alım yolunun açılması oldu. Kararla birlikte belirli yerlilik oranını sağlayan modeller yeniden gündeme geldi.</p>

<p>Yeni çerçeveye göre, ortopedik engeli nedeniyle ehliyet alamayan malul ve engelliler 10 yılda bir kez ÖTV muafiyetli araç satın alabilecek. Düzenlemenin dayanağı, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun ilgili bendinde yapılan değişiklik olarak öne çıkıyor. Haberde öne çıkan yorumlara göre bu adım, Anayasa Mahkemesi’nin iptalinin ardından oluşan boşluğun yeniden doldurulması anlamına geliyor.</p>

<p>Kimleri kapsıyor?</p>

<p>Düzenleme özellikle ortopedik engel oranı yüzde 40 ve üzerinde olan vatandaşları ilgilendiriyor. Metne göre, bu kişilerin engel durumu nedeniyle sürücü belgesi alamaması halinde ÖTV muafiyetli araç edinmesinin önü açılmış durumda. Bunun yanında, engelliliğine uygun hareket ettirici özel tertibat yaptıran malul ve engelliler için mevcut çerçevenin de sürdüğü belirtiliyor.</p>

<p>Araç alımında hangi sınırlar öne çıkıyor?</p>

<p>Düzenlemede binek otomobiller için vergi dahil satış bedeli sınırının 2 milyon 873 bin 900 TL olduğu aktarılıyor. Ayrıca 87.04 sınıfındaki araçlarda motor silindir hacminin 2.800 cm³’ü aşmaması şartı da dikkat çekiyor. Böylece yalnızca engel raporu değil, aracın teknik ve mali özellikleri de muafiyet kapsamını doğrudan belirliyor.</p>

<p>ÖTV muafiyetli araçlarda yerlilik şartı</p>

<p>Yayımlanan bilgilerde, en az yüzde 40 yerlilik oranı şartını sağlayan araçların düzenlemeden yararlanabildiği ifade ediliyor. Bu çerçevede Togg T10X ve T10F’nin yanı sıra Fiat Egea Sedan, Egea Cross, Renault Clio, Megane Sedan, Duster, Toyota Corolla, Corolla Hybrid, C-HR, Hyundai i20 ve Bayon gibi modeller öne çıkıyor. Bazı haberlerde Fiat Ulysse de kapsamda gösterildi. Ancak model bazlı uygunluğun satış fiyatı, donanım seviyesi ve güncel listeye göre değişebileceği unutulmamalı.</p>

<p>Vatandaşın en çok aradığı soru: Hangi araçlar alınabilecek?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzenlemenin ardından en çok merak edilen başlık, “ÖTV muafiyetli araç listesinde hangi modeller var?” sorusu oldu. Özellikle 2026 yılı için uygun fiyat sınırı içinde kalan yerli ve yerli katkı oranı yeterli modellerin öne çıkması bekleniyor. Ancak nihai uygunluk değerlendirmesinde hem resmi mevzuat hem de bayi satış fiyatı belirleyici olacak. Bu nedenle vatandaşların işlem öncesinde güncel fiyat ve teknik uygunluğu ayrıca kontrol etmesi gerekecek.</p>

<p>Düzenleme neden önemli?</p>

<p>Bu değişiklik, sadece araç piyasasını değil, engelli bireylerin ulaşım hakkını da doğrudan ilgilendiriyor. Yeni çerçeveyle birlikte özellikle ortopedik engeli nedeniyle araç kullanma belgesi alamayan kişilere dönük kapsamanın genişletilmesi, sahada yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Resmi Gazete’de yayımlanan düzenleme 17 Nisan 2026 itibarıyla yürürlüğe girmiş durumda.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/resmi-gazetede-engelli-arac-aliminda-otv-muafiyeti-yeniden-sekillendi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2025/12/sma-hastaligi.jpg" type="image/jpeg" length="87983"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doğal bir hormon obezite tedavisinde yeni kapı araladı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dogal-bir-hormon-obezite-tedavisinde-yeni-kapi-araladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dogal-bir-hormon-obezite-tedavisinde-yeni-kapi-araladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Obezite tedavisinde yıllardır iştah baskılayıcı ilaçlar öne çıkarken, bu kez bilim dünyasının radarına bambaşka bir mekanizma girdi. University of Oklahoma araştırmacıları, FGF21 adlı doğal hormonun farelerde obeziteyi tersine çevirdiğini ve bunu iştahı kısmadan, enerji harcamasını artırarak yaptığını ortaya koydu. Bulgular, 31 Mart 2026’da Cell Reports’ta yayımlandı.  ￼]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Araştırmaya göre FGF21’in etkisi, sanılandan farklı bir beyin bölgesinde ortaya çıkıyor. Ekip, hormonun kilo kontrolünde sıkça öne çıkarılan hipotalamus yerine arka beyin olarak bilinen bölgede, özellikle nucleus of the solitary tract (NTS) ve area postrema (AP) üzerinden sinyal verdiğini belirledi. Bu devrenin parabrachial nucleus ile bağlantı kurarak metabolik yanıtı yönettiği bildirildi.</p>

<p>Çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri de mevcut zayıflama ilaçlarından ayrışan tarafı oldu. Yaygın kullanılan GLP-1 sınıfı ilaçlar, örneğin Ozempic ve Wegovy, daha çok iştahı baskılayarak kilo kaybı sağlarken; FGF21’in enerji yakımını hızlandıran bir yol izlediği aktarıldı. Araştırmacılar, bu farkın gelecekte iki ayrı mekanizmanın birlikte hedeflendiği yeni tedavi stratejilerine zemin hazırlayabileceğini değerlendiriyor.</p>

<p>University of Oklahoma tarafından paylaşılan bilgilere göre araştırma ekibi, FGF21’in etkisini taşıyan sinir devresini daha net biçimde haritalandırdı. Bu bulgu, yalnızca kilo kontrolü açısından değil, metabolik hastalıkların beyin üzerinden nasıl düzenlendiğini anlamak bakımından da önemli görülüyor. Çalışma, hormonun vücutta “daha az yemek yeme” komutundan çok “daha fazla enerji yakma” yönünde etki oluşturduğunu gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>FGF21’in umut vaat ettiği alan yalnızca obeziteyle sınırlı değil. Araştırmacılar, bu hormonun metabolik disfonksiyona bağlı steatohepatit yani MASH gibi ciddi karaciğer hastalıklarında da potansiyel taşıdığını vurguluyor. Nitekim FGF21 benzeri bazı ajanların hâlihazırda klinik araştırmalarda değerlendirildiği belirtiliyor.</p>

<p>Bununla birlikte uzmanlar temkinli olunması gerektiğinin altını çiziyor. Çünkü söz konusu sonuçlar şimdilik hayvan deneylerine dayanıyor ve insanlarda güvenli, etkili tedavilere dönüşebilmesi için ek çalışmalara ihtiyaç var. Ayrıca FGF21 benzeri ajanlarla ilgili gastrointestinal yan etkiler ve kemik kaybı gibi olası risklerin de gündemde olduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Bilim dünyasında giderek güçlenen görüş ise net: Obezite tedavisinde yalnızca iştahı azaltmaya odaklanan yaklaşımın yanına, enerji harcamasını artıran yeni bir kulvar ekleniyor. FGF21 üzerine gelen bu bulgu, gelecekte daha etkili ve daha kişiselleştirilmiş obezite tedavileri için önemli bir dönemeç olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dogal-bir-hormon-obezite-tedavisinde-yeni-kapi-araladi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7227-1.jpeg" type="image/jpeg" length="88194"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon’da kayık çekme tartışması silahlı kavgaya döndü: 2 yaralı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonda-kayik-cekme-tartismasi-silahli-kavgaya-dondu-2-yarali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonda-kayik-cekme-tartismasi-silahli-kavgaya-dondu-2-yarali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde balıkçı barınağında çıkan tartışma kanlı bitti. Kayık çekme meselesi nedeniyle büyüyen gerginlikte iki kişi silahla yaralanırken, olayın ardından kaçan şüphelinin yakalanması için çalışma başlatıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Olay, Faroz Balıkçı Barınakları’nda meydana geldi. İddiaya göre kayık çekme konusunda yaşanan anlaşmazlık kısa sürede büyüdü ve taraflar arasında silah kullanılan bir saldırıya dönüştü. Açılan ateş sonucu iki kişi ayaklarından yaralandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İhbar üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralılar ilk müdahalenin ardından Fatih Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi.</p>

<p>Yaralanan kişilerin kooperatif başkanı M.C. ile kooperatif üyesi M.K. olduğu belirtildi. Olay sonrası bölgeden kaçtığı bildirilen şüphelinin yakalanması için polis ekiplerinin çalışma yürüttüğü aktarıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonda-kayik-cekme-tartismasi-silahli-kavgaya-dondu-2-yarali</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7225.jpeg" type="image/jpeg" length="99028"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Necmettin Bekçi kimdir, ceza alır mı? Kahramanmaraş saldırısında kritik müdahale]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/necmettin-bekci-kimdir-ceza-alir-mi-kahramanmaras-saldirisinda-kritik-mudahale</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/necmettin-bekci-kimdir-ceza-alir-mi-kahramanmaras-saldirisinda-kritik-mudahale" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahramanmaraş’taki okul saldırısında daha büyük bir felaketin önüne geçtiği değerlendirilen isimlerden biri Necmettin Bekçi oldu. Olay anında saldırgana müdahale eden Bekçi’nin kim olduğu ve bu müdahalesi nedeniyle ceza alıp almayacağı kamuoyunda en çok merak edilen başlıklar arasına girdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Edinilen bilgilere göre Necmettin Bekçi, olay sırasında okul çevresinde bulunan ve saldırıyı fark eder etmez harekete geçen isimlerden biri oldu. Yaşanan panik sırasında saldırganın etkisiz hale getirilmesi için müdahalede bulunan Bekçi’nin, olayın büyümesini önleyen kritik kişiler arasında yer aldığı değerlendiriliyor.</p>

<p>Olayın ardından en çok konuşulan ayrıntılardan biri de saldırganın nasıl durdurulduğu oldu. İddialara göre Necmettin Bekçi, saldırganın yeniden hareket ederek çevreye zarar vermesini önlemek amacıyla fiziksel müdahalede bulundu. Bu müdahale sırasında saldırganın bıçakla yaralandığı, daha sonra da bu yaralanmaya bağlı gelişen kanama nedeniyle hayatını kaybettiği öne sürüldü.</p>

<p>Necmettin Bekçi kimdir?</p>

<p>Necmettin Bekçi hakkında kamuoyuna yansıyan bilgiler sınırlı olsa da, olay anında gösterdiği refleks nedeniyle adı kısa sürede ülke gündemine taşındı. Saldırı sırasında soğukkanlı davranarak müdahalede bulunduğu belirtilen Bekçi, birçok kişi tarafından daha büyük bir faciayı önleyen isim olarak görülüyor. Özellikle okul gibi çocukların bulunduğu bir ortamda, saldırının kontrol altına alınmasında rol oynaması nedeniyle dikkat çekiyor.</p>

<p>Necmettin Bekçi ceza alır mı?</p>

<p>Bu sorunun yanıtı doğrudan soruşturmanın seyrine bağlı. Çünkü hukukta her ölümle sonuçlanan müdahale otomatik olarak aynı şekilde değerlendirilmez. Burada belirleyici olan unsur, saldırının o anda devam edip etmediği, müdahalenin zorunlu olup olmadığı ve saldırıyı durdurmak için başka bir imkan bulunup bulunmadığıdır.</p>

<p>Eğer soruşturma dosyasında, yapılan müdahalenin çocukları, öğretmenleri ve çevredeki diğer kişileri korumak için zorunlu olduğu kanaatine varılırsa, olay meşru savunma çerçevesinde değerlendirilebilir. Böyle bir durumda ceza verilmemesi ihtimali gündeme gelir. Ancak müdahalenin sınırının aşıldığı yönünde bir değerlendirme yapılırsa, bu kez farklı bir hukuki süreç başlayabilir.</p>

<p>Hukuki değerlendirmede hangi noktalar öne çıkacak?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Savcılık ve mahkeme açısından en kritik başlıklar, saldırganın müdahale anında hala aktif tehlike oluşturup oluşturmadığı, kullanılan gücün olayın şartları içinde gerekli sayılıp sayılamayacağı ve müdahalenin panik anında mı geliştiği olacak. Okulda çocukların bulunduğu, büyük bir korku ve kargaşanın yaşandığı bir ortamda verilen tepkinin hukuk önünde nasıl yorumlanacağı, dosyanın en önemli yönlerinden biri olacak.</p>

<p>Soruşturma ilerledikçe tablo netleşecek</p>

<p>Şu aşamada Necmettin Bekçi hakkında kesin bir hukuki hüküm kurmak için erken. Ancak dosyada ortaya çıkacak kamera kayıtları, tanık ifadeleri, olay yeri incelemeleri ve adli raporlar, müdahalenin ceza sorumluluğu doğurup doğurmayacağını belirleyecek. Kamuoyundaki ilk değerlendirme ise, Bekçi’nin müdahalesinin daha ağır sonuçların önüne geçtiği yönünde.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/necmettin-bekci-kimdir-ceza-alir-mi-kahramanmaras-saldirisinda-kritik-mudahale</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7223.jpeg" type="image/jpeg" length="43619"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuklar neden suça ve şiddete yöneliyor? Uzmanlar uyarıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cocuklar-neden-suca-ve-siddete-yoneliyor-uzmanlar-uyariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cocuklar-neden-suca-ve-siddete-yoneliyor-uzmanlar-uyariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocukların suça ve şiddete yönelmesi, son yıllarda ailelerin, eğitimcilerin ve toplumun en fazla kaygı duyduğu başlıklardan biri haline geldi. Uzmanlara göre bu tablo, tek bir sebeple açıklanamayacak kadar karmaşık. Aile içi ilişkilerden sosyal çevreye, okul deneyiminden dijital içeriklere kadar birçok etken, çocukların davranış gelişiminde belirleyici rol oynuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>AGEM Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Hizmetleri Kurucusu Nöropsikolog Merve Tuğçe Ertaş, çocuklarda saldırganlık ve suça eğilimli davranışların çoğu zaman ani bir kırılmanın değil, uzun süredir biriken risklerin sonucu olarak ortaya çıktığını belirtiyor. Ertaş’a göre meseleyi yalnızca disiplin sorunu gibi görmek, asıl nedenleri gözden kaçırmaya yol açıyor.</p>

<p>Çocuklar şiddeti çoğu zaman çevresinden öğreniyor</p>

<p>Uzmanlara göre çocukların davranış dünyası, içinde büyüdükleri ortamdan bağımsız düşünülemiyor. Ev içinde sürekli öfkeye, aşağılamaya, bağırışa ya da şiddete maruz kalan çocuklar, zamanla bu dili sıradan görebiliyor. Benzer şekilde ihmal edilen, duygusal desteği zayıf olan veya tutarsız tutumlarla büyüyen çocuklarda da davranış sorunları daha görünür hale gelebiliyor.</p>

<p>Merve Tuğçe Ertaş, çocuğun yalnızca yaşadıklarıyla değil, yaşadıklarını nasıl anlamlandırdığıyla da şekillendiğini vurguluyor. Güvende hissetmeyen, anlaşılmadığını düşünen ve duygularını sağlıklı biçimde ifade etmeyi öğrenemeyen çocukların öfkelerini farklı biçimlerde dışa vurabildiğine dikkat çekiliyor.</p>

<p>Aile ortamı en güçlü koruyucu alanlardan biri</p>

<p>Uzmanlar, güvenli bağlanmanın kurulduğu, iletişimin açık olduğu ve sınırların net biçimde belirlendiği aile ortamlarının çocuk için güçlü bir koruyucu zemin oluşturduğunu ifade ediyor. Çocuğa hem sevgi hem sınır sunabilen aile yapılarında, saldırganlık ve suça yönelme riskinin daha düşük olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Buna karşılık aşırı baskıcı, ilgisiz ya da tutarsız ebeveynlik biçimlerinin, çocuğun iç denetim becerilerini zayıflatabildiği kaydediliyor. Ertaş’a göre burada önemli olan yalnızca çocuğu kontrol etmek değil; onunla bağ kurmak, duygusunu anlamak ve davranışına sağlıklı sınırlar çizebilmek.</p>

<p>Ergenlik dönemi riskleri daha görünür kılıyor</p>

<p>Çocukluktan ergenliğe geçiş süreci, duygusal ve davranışsal açıdan en hassas dönemlerden biri olarak görülüyor. Dürtü kontrol mekanizmalarının henüz tam olgunlaşmaması, risk alma eğiliminin artması ve kimlik arayışının yoğunlaşması, bu dönemde çocukları daha kırılgan hale getirebiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, her öfke belirtisinin doğrudan suç davranışına işaret etmediğini, ancak bazı uyarı işaretlerinin dikkatle izlenmesi gerektiğini belirtiyor. Ani içe kapanma, yoğun öfke patlamaları, kurallara aşırı direnç, empati kaybı, arkadaş çevresinde belirgin değişim ve şiddet içeriklerine aşırı ilgi, dikkat edilmesi gereken başlıklar arasında gösteriliyor.</p>

<p>Dijital dünya da çocukların davranışlarını etkiliyor</p>

<p>Günümüzde çocukların yalnızca fiziksel çevresi değil, dijital çevresi de davranış gelişiminde önemli rol oynuyor. Şiddetin yoğun biçimde yer aldığı oyunlar, videolar, kapalı çevrim içi gruplar ve saldırganlığı sıradanlaştıran içeriklerin bazı çocuklarda duyarsızlaşmaya yol açabildiği belirtiliyor.</p>

<p>Ertaş, ailelerin yalnızca ekran süresine değil, çocuğun hangi içeriklere maruz kaldığına da dikkat etmesi gerektiğini söylüyor. Hangi oyunların oynandığı, kimlerle iletişim kurulduğu ve çocuğun izlediği içerikleri nasıl yorumladığı, riskleri anlamada belirleyici unsurlar arasında yer alıyor.</p>

<p>Sorun büyümeden fark edilmesi gerekiyor</p>

<p>Uzmanlara göre çocukların suça yönelmesini önlemede en etkili yol, erken farkındalık ve zamanında müdahale. Sorun ortaya çıktıktan sonra yalnızca cezaya odaklanan yaklaşımların çoğu zaman yetersiz kaldığı, önleyici ve destekleyici yöntemlerin ise daha kalıcı sonuçlar verdiği ifade ediliyor.</p>

<p>Bu kapsamda ailelerin çocuklarıyla düzenli iletişim kurması, öğretmenlerin davranış değişikliklerini erken fark etmesi ve gerektiğinde psikolojik destek süreçlerinin gecikmeden devreye alınması büyük önem taşıyor. Uzmanlar, çocuğun yalnızca davranışına değil, o davranışın arkasındaki duygusal ihtiyaca da bakılması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Çözüm sadece ailede değil, okulda ve toplumda da başlıyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, çocukların suça ve şiddete yönelmesini önlemenin yalnızca anne babaların sorumluluğuna bırakılamayacağını belirtiyor. Okul iklimi, akran ilişkileri, mahalle yapısı, medya dili ve sosyal destek mekanizmaları da bu sürecin önemli parçaları arasında yer alıyor.</p>

<p>Merve Tuğçe Ertaş, çocukların çoğu zaman bir anda değişmediğini, aksine uzun süre görülmeyen veya ciddiye alınmayan sinyaller verdiğini ifade ediyor. Bu nedenle çocukları yalnızca sonuç üzerinden değerlendirmek yerine, onları bu noktaya getiren şartları konuşmanın daha sağlıklı bir yaklaşım olduğu vurgulanıyor.</p>

<p>Uzmanlardan ailelere çağrı</p>

<p>Uzmanlar, ailelerin çocuklarının yalnızca okul başarısına ya da dışarıdaki davranışına odaklanmaması gerektiğini belirtiyor. Çocuğun duygusal durumu, arkadaş ilişkileri, öfke ile baş etme biçimi ve dijital dünyadaki varlığı da en az bunlar kadar önem taşıyor.</p>

<p>Sevgi, sınır, güven ve iletişim dengesinin kurulduğu ortamlarda büyüyen çocukların, riskli davranışlara karşı daha dayanıklı hale geldiği ifade ediliyor. Çocukların suça ve şiddete yönelmesini önlemede en etkili adımın ise, erken dönemde kurulan sağlıklı ilişki olduğu belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>RUH SAĞLIĞI</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cocuklar-neden-suca-ve-siddete-yoneliyor-uzmanlar-uyariyor</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7222.jpeg" type="image/jpeg" length="57349"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zayıflama ilaçlarında ezber bozan sonuç: Karaciğeri kilodan bağımsız koruyabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclarinda-ezber-bozan-sonuc-karacigeri-kilodan-bagimsiz-koruyabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclarinda-ezber-bozan-sonuc-karacigeri-kilodan-bagimsiz-koruyabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zayıflama ve diyabet tedavisinde yaygın kullanılan semaglutid etken maddeli GLP-1 ilaçlarıyla ilgili yeni bir çalışma, bu ilaçların karaciğerdeki olumlu etkisinin yalnızca kilo kaybına bağlı olmayabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Toronto Üniversitesi ve Sinai Health araştırmacıları, semaglutidin karaciğerde belirli hücreler üzerinde doğrudan etkili olarak iltihabı ve hasarı azaltabildiğini bildirdi. Bulgular, Cell Metabolism dergisinde yayımlandı.</p>

<p>15 Nisan 2026’da yayımlanan üniversite açıklamasına göre araştırma ekibi, semaglutidin karaciğer fonksiyonunu doğrudan iyileştirdiğini ve bunun kilo kaybından bağımsız bir mekanizma ile gerçekleşebildiğini belirledi. Çalışmayı yöneten isimlerden Daniel Drucker, bazı hastalarda az kilo verilmesine rağmen karaciğer iltihabı, skar dokusu ve enzim düzeylerinde benzer düzelmeler görülmesinin uzun süredir bilim insanlarının dikkatini çektiğini söyledi.</p>

<p>Araştırmada özellikle metabolik disfonksiyonla ilişkili steatohepatit yani MASH üzerinde duruldu. Bu tablo, yağlı karaciğer hastalığının daha ağır bir formu olarak tanımlanıyor ve ilerlediğinde siroz ile karaciğer yetmezliğine kadar gidebiliyor. Araştırmacılar, semaglutidin karaciğerde “liver sinusoidal endothelial cells” olarak bilinen özel bir hücre grubunda reseptörler üzerinden etkili olduğunu, bu hücrelerin de iltihabı baskılayan sinyaller üreterek karaciğer ortamını daha sağlıklı bir yapıya ittiğini bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmanın önemli noktalarından biri de, semaglutidin karaciğer üzerindeki bu etkisinin iştahı kontrol eden beyin reseptörlerinden bağımsız olarak gösterilmiş olması. Bu bulgu, ilacın karaciğer yararının sadece iştah azalması ve buna bağlı kilo kaybıyla açıklanamayacağını düşündürüyor. Reuters’ın aktardığına göre söz konusu mekanizma çalışması fare modelleri üzerinden yürütüldü. Bu nedenle bulgular dikkat çekici olsa da, klinik uygulamaya yansımasının nasıl olacağı için insan verileriyle desteklenmesi gerekiyor.</p>

<p>Araştırmacılar, bu keşfin tedavi yaklaşımını da etkileyebileceğini belirtiyor. Buna göre hekimler ileride, sadece yüksek kilo kaybı hedefi üzerinden değil, karaciğer sağlığındaki düzelmeyi de ayrı bir başarı ölçütü olarak değerlendirebilir. Ayrıca daha düşük dozların bazı hastalarda yeterli olup olmayacağı ve yan etki-maliyet dengesinin nasıl değişeceği de yeni dönemin önemli tartışma başlıkları arasında gösteriliyor.</p>

<p>Uzmanlar yine de kilo kaybının önemsiz hale geldiği gibi bir sonuç çıkarılmaması gerektiğini vurguluyor. Çünkü obezite, tip 2 diyabet ve yağlı karaciğer hastalığı arasında güçlü bir ilişki bulunuyor. Yeni çalışma, yalnızca tabloya yeni bir mekanizma ekliyor: Semaglutid, bazı hastalarda karaciğeri kilo kaybının ötesinde de koruyor olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/zayiflama-ilaclarinda-ezber-bozan-sonuc-karacigeri-kilodan-bagimsiz-koruyabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7220.jpeg" type="image/jpeg" length="51669"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Cevdet Erdöl: Türkiye, 5 milyonluk ev genci gerçeğiyle yüzleşmek zorunda]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-cevdet-erdol-turkiye-5-milyonluk-ev-genci-gercegiyle-yuzlesmek-zorunda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-cevdet-erdol-turkiye-5-milyonluk-ev-genci-gercegiyle-yuzlesmek-zorunda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu eski Başkanı, hekim, akademisyen ve kamu idaresi tecrübesiyle tanınan Prof. Dr. Cevdet Erdöl, Türkiye’de giderek büyüyen “ev genci” tablosunun artık yalnızca işsizlik ya da eğitimden kopuş başlığı altında değerlendirilemeyeceğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Erdöl, meselenin toplum sağlığı, aile yapısı, ruhsal dayanıklılık ve kamu güvenliği boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Prof. Dr. Cevdet Erdöl, Türkiye’de ne eğitimde ne de istihdamda yer alan, uzun süre ev içine kapanan yaklaşık 5 milyon gencin artık sadece sosyal politika meselesi olarak değil, çok boyutlu bir risk alanı olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarının ardından gençlik politikalarının yeniden ele alınmasının kaçınılmaz hâle geldiğini belirtti.</p>

<p>Şanlıurfa Siverek’te eski bir öğrencinin okula silahla girerek 16 kişiyi yaraladığı, Kahramanmaraş Onikişubat’taki saldırıda ise 10 kişinin hayatını kaybettiği ve 12 kişinin yaralandığı olayların toplumda derin bir sarsıntı oluşturduğunu söyleyen Erdöl, bu tür hadiselerin yalnızca fail üzerinden okunmasının büyük bir eksiklik olacağını dile getirdi.</p>

<p>Erdöl, “Bu hadiseler bize sadece güvenlik açığını değil, gençliğin bir bölümünde derinleşen kopuşu da gösteriyor. Evine kapanmış, eğitimle bağı zayıflamış, üretimden uzak kalmış, dijital dünyanın kontrolsüz akışı içinde yönsüzleşmiş bir genç kitleyle karşı karşıyayız. Bu tabloyu yalnızca işsizlik rakamı gibi okumak, tehlikeyi küçümsemektir” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’de 2025 yılı için 15-29 yaş grubundaki genç nüfusun yaklaşık 19,38 milyon olarak projekte edildiğini hatırlatan Erdöl, bu yaş grubunda ne eğitimde ne de istihdamda yer alan gençlere ilişkin tablonun kamuoyunda 5 milyon rakamıyla ifade edildiğine dikkat çekti. Erdöl, sayıdan daha önemli olan hususun, bu kitlenin giderek daha görünür bir sosyal kırılganlık alanına dönüşmesi olduğunu kaydetti.</p>

<p>Prof. Dr. Cevdet Erdöl, “Uzun süre evde kalan, gündelik hayattan kopan, rol modelsiz kalan, dijital mecraların karanlık akışına açık hâle gelen gençler zamanla gerçek hayattan uzaklaşıyor. Öfkeye, yabancılaşmaya, bağımlılığa ve manipülasyona daha açık hâle geliyor. Bu, görmezden gelinecek bir sosyal gevşeme değil; geleceği ilgilendiren ciddi bir risk alanıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>“Gençlik meselesi sadece diploma meselesi değildir”</p>

<p>Erdöl, özellikle internet bağımlılığı, çevrim içi oyun bağımlılığı, zararlı içerik akışı, mafyatik dilin normalleşmesi ve dijital ağlar üzerinden kurulan yönlendirme mekanizmalarının gençleri sessizce kuşattığını belirtti.</p>

<p>“Bugün bazı gençler sokağın değil, ekranın içinde kayboluyor. Eline silah almadan önce zihni esir alınan bir kuşakla karşı karşıyayız. Çete romantizmi, şiddetin gösteriye dönüşmesi, kolay para hayali, kumara ve uyuşturucuya açılan dijital kapılar, sosyal medya üzerinden kurulan sahte aidiyetler bu çocukların ruhunu adım adım aşındırıyor” diyen Erdöl, gençliğin yalnızca eğitim ve istihdam verileriyle okunamayacağını söyledi.</p>

<p>Erdöl’e göre ne eğitimde ne istihdamda olan gençler meselesi, yalnızca Çalışma Bakanlığı’nın ya da Milli Eğitim Bakanlığı’nın sınırları içinde ele alınamaz. Bu yapının; Aile ve Sosyal Hizmetler, İçişleri, Sağlık ve Adalet bakanlıkları ile yerel yönetimlerin eşgüdümü içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Erdöl, “Bir genci sadece işe yerleştirerek kurtaramazsınız. Önce onu hayata yeniden bağlamanız gerekir” dedi.</p>

<p>Çözüm için öne çıkan başlıklar</p>

<p>Prof. Dr. Cevdet Erdöl, tabloyu tersine çevirmek için acil bir gençlik seferberliği çağrısı yaparak şu önerileri sıraladı:</p>

<p>Mahalle ve okul çevresi temelli erken uyarı sistemi kurulmalı. Okuldan kopan, uzun süre eve kapanan, şiddet dili kullanan, bağımlılık riski taşıyan ya da çete ve uyuşturucu ağına yaklaşan gençler için; rehberlik, aile hekimliği, sosyal hizmet ve kolluğun eşgüdüm içinde çalışacağı yerel takip sistemi oluşturulmalı.</p>

<p>“Ev genci” için özel bir ulusal eylem planı hazırlanmalı. Bu gençler yalnızca istatistik başlığı olarak değil, sahada izlenen özel bir risk grubu olarak ele alınmalı. Her ilde gençliğe yeniden temas kuracak koordinasyon birimleri kurulmalı.</p>

<p>Dijital bağımlılık ve zararlı içeriklerle mücadele güçlendirilmeli. Çevrim içi oyun bağımlılığı, dijital kumar, uyuşturucuya özendiren içerikler, şiddeti parlatan sosyal medya ağları ve çocukları etkileyen suç dili için özel düzenleme ve denetim mekanizmaları hayata geçirilmeli.</p>

<p>Okul ve üniversite çevrelerinde güvenlik görünürlüğü artırılmalı. Uyuşturucu, silah, çeteleşme ve organize suç ağlarının eğitim alanlarına yaklaşmasını önleyecek sabit ve hareketli güvenlik politikaları uygulanmalı.</p>

<p>Gençlere ücretli beceri, üretim ve kamu yararı programları açılmalı. Meslek edindirme, teknik eğitim, spor, sanat, bakım hizmetleri, dijital üretim ve kamu destekli geçiş istihdamı birlikte düşünülmeli. Gençler yalnızca kursa değil, hayata bağlanmalı.</p>

<p>Aileye yönelik rehberlik sistemi yeniden yapılandırılmalı. Evde içine kapanan, öfke biriktiren, ekran bağımlılığı yaşayan ve sosyal çevreden kopan gençleri erken fark edebilmek için ailelere sistemli destek verilmeli.</p>

<p>Ceza ve ıslah sistemi gençler açısından yeniden ele alınmalı. Suçla temas eden gençler için yalnızca dosya açan değil; rehabilitasyon, psikolojik destek, bağımlılık tedavisi ve meslek kazandırmayı birlikte yürüten güçlü bir model kurulmalı.</p>

<p>“Bu sadece sosyal bir yara değil, güvenlik alarmıdır”</p>

<p>Türkiye’nin genç nüfus avantajını kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Prof. Dr. Cevdet Erdöl, “Bir ülke gençlerini yalnız bırakırsa önce üretim gücünü kaybeder. Sonra toplumsal huzurunu kaybeder. Ardından güvenlik sorunu derinleşir. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş gibi hadiseler sadece acı birer olay değildir. Aynı zamanda gençlikle ilgili ihmallerin hangi noktaya varabileceğini gösteren ağır uyarılardır” dedi.</p>

<p>Erdöl, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Türkiye’nin milyonlarla ifade edilen bir genç kitlesini evde, ekranda, boşlukta ve etkilenmeye açık bir hâlde bırakma lüksü yoktur. Gençliği konuşurken yalnızca sınavı, diplomayı ve atamayı konuşamayız. Ruh sağlığını, dijital kuşatmayı, aileyi, güvenliği, istihdamı ve ahlaki iklimi birlikte konuşmak zorundayız. Çünkü kaybolan her genç, sadece bir birey değil; zayıflayan bir memleket demektir.”<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>RUH SAĞLIĞI</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-cevdet-erdol-turkiye-5-milyonluk-ev-genci-gercegiyle-yuzlesmek-zorunda</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7218-1.jpeg" type="image/jpeg" length="90789"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsveç’te eğitimde rota değişti: Kitap, kağıt ve kalem yeniden öne çıkıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/isvecte-egitimde-rota-degisti-kitap-kagit-ve-kalem-yeniden-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/isvecte-egitimde-rota-degisti-kitap-kagit-ve-kalem-yeniden-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsveç’te eğitim politikalarında dikkat çeken bir yön değişimi yaşanıyor. Uzun yıllar dijital araçların sınıflarda yoğun biçimde kullanıldığı ülkede hükümet, özellikle küçük yaş gruplarında fiziksel kitap, kağıt ve kalem kullanımını yeniden merkeze alan bir çizgiye yöneldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Resmi açıklamalar ve uluslararası veriler, bu değişimin arkasında okuma becerileri, dikkat ve temel öğrenme süreçlerine ilişkin kaygıların bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>Sosyal medyada dolaşan “İsveç tamamen dijital eğitimi bırakıyor” iddiası ise tam olarak gerçeği yansıtmıyor. İsveç hükümetinin yaklaşımı, teknolojiyi bütünüyle okul dışına itmekten çok, dijital araçların hangi yaşta ve hangi ölçüde kullanılacağına yeniden sınır çizmek üzerine kurulu. Hükümet, dijital öğrenme araçlarının ancak öğrencinin öğrenmesini desteklediği yaş ve düzeylerde kullanılmasını savunuyor.</p>

<p>Hedef: daha fazla okuma, daha az ekran</p>

<p>İsveç hükümeti 2024’te yayımladığı resmi politika metninde, öğrencilerin her ders ve her öğrenci için ders kitabına erişimini güçlendirmeyi hedeflediğini duyurdu. Bu kapsamda ders kitapları ve öğretmen kılavuzları için 2023, 2024, 2025 ve sonraki yıllara yayılan kamu desteği ayrıldı. 1 Temmuz 2024’te yürürlüğe giren düzenlemelerle öğrencilerin ders kitabı ve diğer öğretim materyallerine erişiminin güçlendirilmesi de yasal zemine taşındı.</p>

<p>Hükümetin eğitim politikası sayfasında da temel vurgu açık: İsveç, okulun ilk yıllarında okuma, yazma ve aritmetik gibi temel becerilere yeniden ağırlık vermek istiyor. Aynı metinde, dijital yardımcıların öğrenmeyi kolaylaştırdığı yaşlarda kullanılmasının doğru olduğu, aksi durumda ise sınıf içi öğrenmeyi zayıflatabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Okuma becerilerindeki dalgalanma kararın zeminini hazırladı</p>

<p>Bu dönüşümün en önemli gerekçelerinden biri, öğrenci başarısına ilişkin uluslararası ölçümlerde görülen baskı. OECD’nin PISA 2022 ülke notuna göre İsveç’in ortalama sonuçları 2018’e kıyasla matematik ve okumada geriledi. Aynı şekilde PIRLS 2021 sonuçlarında da İsveçli dördüncü sınıf öğrencileri arasında düşük performans gösterenlerin oranında artış dikkat çekti.</p>

<p>Bu tablo, ülkede “ekranın sınıftaki yeri” tartışmasını daha da büyüttü. Hükümetin “daha çok okuma süresi, daha az ekran süresi” yaklaşımı da tam bu zeminde öne çıktı. Resmi kaynaklarda fiziksel kitapların öğrencinin öğrenmesi ve öğretmenin sınıf içi çalışması açısından önemli olduğu özellikle vurgulanıyor.</p>

<p>Okul öncesinde dijital zorunluluk gevşetildi</p>

<p>Kamuoyunda en çok konuşulan başlıklardan biri, okul öncesi dönemde dijital araçların konumu oldu. Son dönemde yayımlanan haberlerde, okul öncesi kurumlarda dijital araç kullanımına ilişkin zorunlu yaklaşımın gevşetildiği ve küçük yaş gruplarında ekran maruziyetinin azaltılmasının hedeflendiği aktarılıyor. Bu çerçevede, sınıfta ekran yerine basılı materyal ve yüz yüze etkileşimi önceleyen model öne çıkıyor.</p>

<p>Ancak burada altı çizilmesi gereken nokta şu: İsveç’in attığı adım, “teknolojiyi tamamen yasaklamak” değil, erken yaş eğitiminde ekran merkezli anlayışı geri çekmek. Özellikle okul öncesi ve ilk yıllarda dikkat, odaklanma ve okuma-yazma becerilerinin daha geleneksel araçlarla güçlendirilmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Cep telefonlarına da daha sıkı kurallar geliyor</p>

<p>İsveç hükümeti yalnızca tablet ve bilgisayar kullanımını tartışmıyor. Resmi açıklamalara göre zorunlu eğitim kapsamındaki okullarda öğrencilerin cep telefonlarının tüm okul günü boyunca toplanmasını zorunlu hale getirecek düzenlemeler planlanıyor. Hükümet, bunun öğrenme ortamını ve öğrencilerin güven duygusunu güçlendireceğini savunuyor. Yeni kuralların 2026 sonbahar döneminden önce yürürlüğe girmesi hedefleniyor.</p>

<p>Uzman tartışması sürüyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İsveç’teki yeni yönelim herkes tarafından aynı şekilde karşılanmıyor. Bir yanda ekranların dikkat dağınıklığını artırdığı ve öğrencilerin derin okuma becerisini zayıflattığı görüşü öne çıkarken, diğer yanda dijital yeterliliğin çağdaş eğitim için vazgeçilmez olduğu savunuluyor. Bu nedenle ülkede tartışma, “dijital mi analog mu?” sorusundan çok, “hangi yaşta, hangi araç, ne kadar?” sorusu etrafında dönüyor.</p>

<p>Sonuç: İddia abartılı, yön değişimi gerçek</p>

<p>Özetle sosyal medyada paylaşılan “İsveç sınıflarda fiziksel kitap, kağıt ve kaleme geri dönüyor” bilgisi ana hatlarıyla doğru. İsveç gerçekten de özellikle erken yaş eğitiminde ekran kullanımını azaltan, ders kitaplarını ve kağıt-kalem temelli öğrenmeyi güçlendiren bir politika izliyor. Ancak bu adım, dijital araçların eğitimden tamamen çıkarıldığı anlamına gelmiyor. Ülke, dijital eğitimi tümüyle terk etmekten çok, ekranın sınıftaki ağırlığını yeniden ayarlayan bir modele geçiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/isvecte-egitimde-rota-degisti-kitap-kagit-ve-kalem-yeniden-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 04:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7217.jpeg" type="image/jpeg" length="39283"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Deniz Erdoğan hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-deniz-erdogan-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-deniz-erdogan-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk Histoloji ve Embriyoloji camiasının önemli isimlerinden Prof. Dr. Deniz Erdoğan’ın vefat ettiği duyuruldu. Acı haber, Türk Histoloji Embriyoloji Derneği’nin sosyal medya hesabından paylaşıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Paylaşımda, Prof. Dr. Deniz Erdoğan’ın çok sayıda öğrenci ve akademisyen yetiştirerek bilim dünyasına önemli katkılar sunduğu vurgulandı. Dernek tarafından yapılan açıklamada, Erdoğan’ın vefatının büyük üzüntüye yol açtığı belirtildi.</p>

<p>Cenaze programı açıklandı</p>

<p>Yayımlanan taziye mesajına göre Prof. Dr. Deniz Erdoğan’ın cenazesi, 17 Nisan Cuma günü öğle namazını müteakip Ankara Gölbaşı Mezarlığı Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından Gölbaşı Mezarlığı’na defnedilecek.</p>

<p>Bilim dünyasına önemli katkılar sundu</p>

<p>Açıklamada, Prof. Dr. Deniz Erdoğan’ın histoloji ve embriyoloji alanında sayısız öğrenci ve akademisyenin yetişmesine katkı sunduğu ifade edildi. Mesajda, “duayen hocalarımızdan” ifadesi kullanılarak Erdoğan’ın akademik dünyadaki yeri ve etkisine dikkat çekildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Taziye mesajı yayımlandı</p>

<p>Paylaşımın sonunda, Prof. Dr. Deniz Erdoğan’ın aziz hatırası önünde saygıyla eğilinirken, ailesine, sevenlerine ve Histoloji ve Embriyoloji camiasına başsağlığı ve sabır dilekleri iletildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-deniz-erdogan-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 04:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7215.jpeg" type="image/jpeg" length="26599"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Balıkesir Üniversitesi’ni yasa boğan ölüm: Semih Kaçmaz’ın vefat nedeni ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/balikesir-universitesini-yasa-bogan-olum-semih-kacmazin-vefat-nedeni-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/balikesir-universitesini-yasa-bogan-olum-semih-kacmazin-vefat-nedeni-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Balıkesir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Semih Kaçmaz’ın vefatı, üniversite camiasında derin üzüntü yarattı. Kamuoyunun en çok merak ettiği soru ise genç akademisyenin neden hayatını kaybettiği oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İlk bilgilere göre Kaçmaz, Balıkesir’de bir iş yerine düzenlenen silahlı saldırı sırasında, yan taraftaki dükkânda yemek yerken kurşunların isabet etmesi sonucu ağır yaralandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Balıkesir Üniversitesi tarafından paylaşılan taziye mesajında, Hukuk Fakültesi akademisyeni Arş. Gör. Semih Kaçmaz’ın “elim bir hadise sonucunda” vefat ettiği belirtildi. Bu kısa açıklamanın ardından olayın perde arkası da netleşmeye başladı. İlk haberlerde yer alan bilgilere göre saldırı, Balıkesir’in merkez Altıeylül ilçesi Gaziosmanpaşa Mahallesi’nde meydana geldi.</p>

<p>İddiaya göre kimliği henüz açıklanmayan kişi ya da kişiler bir markete silahla ateş açtı. O sırada marketin yanındaki dükkânda yemek yiyen Semih Kaçmaz, saldırının ortasında kaldı. Kurşunların isabet ettiği genç akademisyen ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Ancak doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>Olayın en dikkat çeken yönü, Semih Kaçmaz’ın doğrudan hedef alındığına dair herhangi bir bilginin bulunmaması oldu. Mevcut ilk bilgilere göre Kaçmaz, başka bir iş yerine yönelik silahlı saldırının ortasında kalarak yaşamını yitirdi. Bu yönüyle olay, kentte büyük infial yarattı.</p>

<p>Genç bir akademisyenin günlük hayatın akışı içinde, yemek yerken gelen kurşunla hayatını kaybetmesi Balıkesir’de güvenlik tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı. Özellikle iş yeri baskınları, rastgele açılan ateş ve bireysel silahlanmanın yol açtığı tehdit, bu acı olayla birlikte bir kez daha kamuoyunun önüne çıktı.</p>

<p>Balıkesir Üniversitesi’nde görev yapan Semih Kaçmaz’ın ölümü yalnızca akademi çevresinde değil, şehir genelinde de derin yankı uyandırdı. Polis ekiplerinin saldırıyı gerçekleştiren şüpheli ya da şüphelileri yakalamak için çalışma başlattığı, olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/balikesir-universitesini-yasa-bogan-olum-semih-kacmazin-vefat-nedeni-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 04:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7213.jpeg" type="image/jpeg" length="87532"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hemofili belirtileri nasıl anlaşılır, tedavisi var mı?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hemofili-belirtileri-nasil-anlasilir-tedavisi-var-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hemofili-belirtileri-nasil-anlasilir-tedavisi-var-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gökbilim dünyasında dikkat çeken yeni bir çalışma, Dünya’dan izlenen bazı meteorların Güneş’e fazla yaklaşınca parçalanmaya başlayan, henüz doğrudan görüntülenememiş küçük bir asteroidle bağlantılı olabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Araştırmacılar, milyonlarca gözlem içinden ayıklanan 282 meteorun yeni bir akıma işaret ettiğini belirtiyor. Ancak uzmanlara göre bu bulgu, sosyal medyada öne sürüldüğü gibi “acil bir tehdit” anlamına gelmiyor.</p>

<p>Yeni çalışmada bilim insanları, Kanada, Japonya, California ve Avrupa’daki gökyüzü kamera ağlarından elde edilen milyonlarca meteor gözlemini taradı. Bu tarama sonunda, daha önce fark edilmemiş küçük ve yeni oluşmuş bir meteor kümesi belirlendi. Araştırmaya göre söz konusu 282 meteor, Güneş’e fazla yaklaşarak ısı ve fiziksel gerilim altında parçalanan bir gökcisminin geride bıraktığı izleri taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici yönü, ortada doğrudan gözlenen bir asteroid olmamasına rağmen, onun varlığının meteor izleri üzerinden anlaşılabilmesi oldu. Bilim insanları bu tabloyu, “gizli” bir asteroidin bıraktığı parçacık akımının Dünya’dan gözlenmesi olarak yorumluyor. Böylece meteor yağmurlarının yalnızca görsel bir gökyüzü olayı değil, aynı zamanda uzaydaki küçük cisimleri keşfetmenin de bir yolu olduğu vurgulanıyor.</p>

<p>Sosyal medyada dolaşan bazı paylaşımlarda bu durum, “Dünya enkaz alanının içinden geçiyor” başlığıyla alarm diliyle sunulsa da, bilimsel çerçeve daha sakin. Dünya’nın uzaydaki toz ve küçük parçacık akımlarıyla karşılaşması yeni bir durum değil. Bu olayın haber değeri, gezegen için olağanüstü bir tehdit oluşturmasından çok, Güneş’e yakın bölgelerde parçalanan asteroidlerin davranışlarına dair yeni ipuçları vermesinden kaynaklanıyor.</p>

<p>Uzmanlara göre bu tür cisimler, Güneş’e yakın yörüngelerde ilerledikleri için çoğu zaman doğrudan tespit edilemiyor. Yoğun ısı, yüzey çatlakları ve gaz çıkışları nedeniyle zamanla dağılmaya başlayan bu asteroidler, geride toz ve küçük kaya parçaları bırakabiliyor. Yeni meteor akımının da tam olarak böyle bir sürecin sonucu olabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Çalışma, gökbilim açısından iki önemli kapıyı aynı anda aralıyor. Bir yandan Güneş’e çok yaklaşan küçük asteroidlerin nasıl parçalandığına dair yeni veriler sunuyor, diğer yandan da Dünya atmosferinde görülen meteorların, uzayın derinliklerinde saklı kalan cisimleri ortaya çıkarmada kullanılabileceğini gösteriyor. Kısacası mesele bir felaket senaryosundan çok, uzayın sessiz izlerini çözmeye çalışan bilimin dikkat çekici başarısı olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hemofili-belirtileri-nasil-anlasilir-tedavisi-var-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 04:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7211.jpeg" type="image/jpeg" length="16947"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hemofili Nedir, Nasıl Anlaşılır? Belirtiler ve Güncel Tedavi Seçenekleri]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hemofili-nedir-nasil-anlasilir-belirtiler-ve-guncel-tedavi-secenekleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hemofili-nedir-nasil-anlasilir-belirtiler-ve-guncel-tedavi-secenekleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hemofili, kanın normal hızda pıhtılaşamamasıyla seyreden kalıtsal bir kanama bozukluğudur. Erken fark edildiğinde eklem hasarı ve ciddi iç kanama riski daha iyi yönetilebilir; güncel tedaviler ise hastalığın kontrolünde eskiye göre çok daha güçlü seçenekler sunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hemofili nedir ve vücutta nasıl ilerler?</p>

<p>Hemofili, en basit anlatımla, kanın pıhtı oluşturmak için ihtiyaç duyduğu bazı proteinlerin eksikliği ya da yetersizliği nedeniyle ortaya çıkan bir kanama bozukluğu. En sık görülen iki tablo hemofili A ve hemofili B. İlki faktör VIII, ikincisi ise faktör IX eksikliğiyle ilişkili. Sorun dışarıdan bakıldığında her zaman büyük bir kanama olarak görünmeyebilir; bazen esas hasar eklem içine, kasa ya da yumuşak dokuya sızan kanamalarla sessizce birikir. İşte burada tablo değişiyor: Tekrarlayan iç kanamalar zamanla kronik eklem ağrısı, hareket kısıtlılığı ve kalıcı hasara kadar uzanabiliyor.</p>

<p>Hemofili nasıl anlaşılır, erken belirtileri nelerdir?</p>

<p>Hastalığın erken işaretleri her yaşta aynı görünmeyebilir. Ağır olgularda bebeklik döneminde, emekleme ve yürüme çağında olağandışı morarma ya da kafa çarpması sonrası beklenenden fazla kanama dikkat çekebilir. Daha hafif olgularda ise kişi yıllarca tanı almayabilir; ilk uyarı ameliyat, diş çekimi, sünnet, büyük bir çarpma ya da spor yaralanmasından sonra normalden uzun süren kanama olabilir. CDC’ye göre eklem içine kanama, cilt altında geniş morluklar, kas ve yumuşak dokuda hematom, ağız-diş eti kanamaları ve zor duran kanamalar hemofilide öne çıkan işaretler arasında.</p>

<p>Her zaman düşünüldüğü kadar basit olmayabilir. Çünkü bazı hastalarda belirti “kan kaybı” gibi görünmez; dizde sıcaklık, ayakta basarken rahatsızlık, dirsekte sıkışma hissi ya da sebepsiz şişlik ilk işaret olabilir. Özellikle tekrar eden eklem şişliği, kolay morarma, nedensiz burun kanaması, işlem sonrası uzayan kanama ve ailede benzer öykü birlikte görülüyorsa “nasıl olsa hassas bünyedir” diye geçiştirmek doğru olmaz.</p>

<p>Kimlerde daha sık görülür, neden olur?</p>

<p>Hemofili çoğunlukla kalıtsaldır ve X kromozomu üzerinden aktarılır. Bu yüzden hastalık erkeklerde daha sık görülür; çünkü erkeklerde tek bir X kromozomu vardır ve kusurlu gen taşındığında hastalık ortaya çıkabilir. Kadınlar ise çoğu zaman taşıyıcı olarak bilinse de bu anlatı eksik kalır; bazı kız ve kadınlarda da belirgin kanama belirtileri görülebilir, hatta nadir durumlarda hastalık erkeklerdeki kadar ciddi seyredebilir. Ağır adet kanamaları, kolay morarma ve işlem sonrası uzayan kanamalar bu grupta gözden kaçabilen uyarılardır.</p>

<p>ABD CDC verilerine göre yalnızca Amerika’da hemofili ile yaşayan erkek sayısının 33 bine kadar çıktığı tahmin ediliyor. Bu da hastalığın çok sık görülmemesine rağmen klinik açıdan önemli bir halk sağlığı başlığı olduğunu gösteriyor. Nadir olması, geç tanı almasını mazur göstermez.</p>

<p>Ne zaman doktora gidilmeli, hangi doktora gidilir?</p>

<p>İlk başvuru noktası çoğu zaman çocuklarda çocuk sağlığı ve hastalıkları, erişkinlerde ise iç hastalıkları veya aile hekimliği olabilir. Ancak hemofili şüphesi doğduğunda esas değerlendirme ve takibin hematoloji, mümkünse de kanama bozuklukları konusunda deneyimli bir merkez tarafından yapılması gerekir. CDC, hemofili tedavi merkezlerinde hematolog, hemşire, fizik tedavi uzmanı ve diğer disiplinlerin birlikte çalıştığı özel ekiplerin önemini özellikle vurguluyor.</p>

<p>Erken başvuru kritik. Çünkü tanı yalnızca “kanama var mı yok mu” sorusuyla konmuyor; tarama testleri ve ardından faktör VIII ile faktör IX düzeylerini ölçen özel testler gerekiyor. Baş, beyin, boğaz veya büyük eklem içi kanama şüphesi varsa süreç acil hâle gelir. CDC, hemofilinin baş içinde kanama dahil hayati sonuçlar doğurabileceğini açıkça belirtiyor. Bu nedenle kafa travması sonrası uzayan yakınmalar, açıklanamayan şişlik, şiddetli ağrı veya durmayan kanama varsa beklemek yerine acil değerlendirme gerekir.</p>

<p>Hemofili tedavisi var mı, klasik yaklaşım nasıl uygulanır?</p>

<p>Klasik tedavinin temelini eksik olan pıhtılaşma faktörünün yerine konması oluşturur. Yani hemofili A’da faktör VIII, hemofili B’de faktör IX içeren ürünler damardan verilir. Bu yaklaşım kanama olduğunda kullanılabildiği gibi, düzenli koruyucu tedavi şeklinde de uygulanabilir. Özellikle ağır hemofilide düzenli koruyucu tedavi, eklem kanamalarını ve buna bağlı hasarı azaltmada temel strateji olarak görülüyor.</p>

<p>Bazı hastalarda sorun daha da karmaşıklaşır. Çünkü zamanla verilen faktöre karşı “inhibitör” denilen nötralize edici antikorlar gelişebilir. FDA inceleme belgelerine göre bu durum yaklaşık olarak hemofili A’da hastaların yüzde 30’una, hemofili B’de ise yüzde 5’ine kadar ulaşabiliyor. Tedavi planının kişiye özel kurulmasının nedeni de biraz burada yatıyor.</p>

<p>Güncel gelişmeler: Haftalık koruyucu tedaviler ve yeni nesil seçenekler</p>

<p>Son yıllarda hemofili tedavisi yalnızca faktör replasmanından ibaret olmaktan çıktı. FDA’nın Ekim 2024’te onay verdiği Hympavzi (marstacimab), doku faktör yolu inhibitörünü hedefleyen bir monoklonal antikor. İlaç, 12 yaş ve üzeri, inhibitörü olmayan hemofili A veya B hastalarında kanama sıklığını azaltmak için kullanılıyor. FDA’nın ilaç özetine göre bu tedavi haftalık uygulanıyor; EMA da ilacın Avrupa’da 12 yaş üstü ve en az 35 kilo hastalarda kanama profilaksisi için onaylandığını bildiriyor.</p>

<p>EMA verileri, hemofili A grubunda rutin profilaksi altında yılda ortalama yaklaşık 9 tedavi gerektiren kanamanın Hympavzi ile yaklaşık 5’e indiğini gösteriyor. Hemofili B tarafında ilk veriler daha sınırlı ve bazı alt gruplarda erken dönemde aynı düzeyde üstünlük net görünmese de, uzun dönem uzatma çalışmasında kanama oranının daha da düştüğü bildiriliyor. Bu yüzden yeni ilaçları “her hastada aynı sonucu verir” diye anlatmak doğru olmaz; hasta seçimi ve yakın izlem hâlâ belirleyici.</p>

<p>FDA’nın Mart 2025’te onayladığı Qfitlia (fitusiran) ise antitrombin düzeyini hedefleyen bir siRNA tedavisi. 12 yaş ve üzeri hemofili A veya B hastalarında, inhibitör olsun ya da olmasın, rutin koruma amacıyla onay aldı. FDA’nın resmi verilerine göre inhibitörü olan hastalarda yıllık kanama olaylarında yüzde 73, inhibitörü olmayan hastalarda ise yüzde 71 azalma sağlandı. Ancak denge tarafı da var: FDA ve ilaç bilgi dökümanları trombotik olaylar, safra kesesi sorunları ve karaciğer toksisitesi riskine dikkat çekiyor. Bu nedenle “tedavisi var mı?” sorusunun yanıtı bugün daha umut verici olsa da, her yeni ilacın kendi güvenlik izlem yükü bulunuyor.</p>

<p>Hemofili A için daha uzun etkili faktör ürünleri de tedavide alan açtı. Altuviiio/Altuvoct (efanesoctocog alfa), hem FDA hem EMA tarafından hemofili A’da kanamayı önleme ve tedavi etme amacıyla onaylandı. FDA klinik incelemesine göre haftada bir uygulanan 50 IU/kg dozla faktör VIII düzeyleri 2 ila 3 gün normal ya da normale yakın aralıkta, yaklaşık 6 ila 7 gün boyunca da yüzde 10’un üzerinde tutulabildi. Bu da özellikle sık damar yolu açılması gereken hastalarda pratik bir avantaj sağlayabiliyor. En sık bildirilen yan etkiler arasında baş ağrısı, döküntü, eklem ağrısı ve ateş yer alıyor.</p>

<p>Gen tedavisi gerçekten geldi mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Evet, ama herkes için değil. FDA’nın 2023’te onayladığı Roctavian, ağır hemofili A’lı erişkinlerde kullanılan bir gen tedavisi. Resmi verilere göre en az 3 yıl izlenen 112 hastada yıllık ortalama kanama oranı 5.4’ten 2.6’ya düştü. Yine hemofili B için Hemgenix hem FDA hem EMA tarafından erişkin hastalarda onaylandı; EMA verileri yıllık kanama oranının 4.2’den 1.5’e gerilediğini ve hastaların yüzde 96’sının iki yıla kadar rutin faktör IX tedavisine ihtiyaç duymadığını bildiriyor. Bunlar dikkat çekici sonuçlar, ancak bu tedaviler belirli erişkin hasta grupları için, özel testler ve yakın takip eşliğinde uygulanıyor. Karaciğer izlemi, bağışıklık yanıtı ve hasta uygunluğu bu alanda kritik başlıklar olmaya devam ediyor.</p>

<p>Nasıl önlenir?</p>

<p>Hemofili kalıtsal olduğu için hastalığın kendisini klasik anlamda “önlemek” her zaman mümkün değil. Ama kanamaları ve komplikasyonları azaltmak mümkün. Düzenli takip, koruyucu tedavinin aksatılmaması, diş işlemleri ve ameliyat öncesi hekim bilgilendirmesi, travmadan korunma, eklem sağlığını destekleyen güvenli egzersiz planı ve aile öyküsü varsa erken test bu çerçevede önem taşıyor. Kadınlarda ağır adet kanamalarının da sadece jinekolojik bir sorun gibi görülmeyip kanama bozukluğu açısından değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>En sık yapılan hata</p>

<p>En yaygın yanlış, hemofiliyi yalnızca “kesilince çok kanama” sanmak. Oysa hastalığın asıl yükü çoğu zaman dışarıdan görülmeyen eklem, kas ve iç organ kanamalarında birikiyor. Morarmayı bünyeye, uzayan kanamayı şansa, ağır adet kanamasını “normal kişisel fark”a bağlamak tanıyı geciktirebiliyor.</p>

<p>Kısa soru-cevap<br />
• Hemofili nedir?<br />
Kanın pıhtılaşmasını sağlayan faktör VIII ya da faktör IX eksikliği nedeniyle gelişen, çoğunlukla kalıtsal bir kanama bozukluğudur.<br />
• Hemofili nasıl anlaşılır?<br />
Kolay morarma, eklem içine kanama, işlem sonrası uzayan kanama ve açıklanamayan şişlikler uyarıcı olabilir; kesin tanı için pıhtılaşma testleri ve faktör düzeyi ölçümü gerekir.<br />
• Hangi doktora gidilir?<br />
İlk başvuru aile hekimi, çocuk doktoru ya da iç hastalıkları olabilir; kesin değerlendirme için hematoloji ve mümkünse hemofili konusunda deneyimli merkez önemlidir.<br />
• Tedavisi var mı?<br />
Evet. Faktör replasmanı temel tedavidir; ayrıca bazı hastalarda marstacimab, fitusiran, uzun etkili faktör ürünleri ve seçilmiş erişkinlerde gen tedavileri kullanılabiliyor.<br />
• Kadınlarda da görülür mü?<br />
Daha nadirdir ama yalnızca erkek hastalığı değildir; taşıyıcı kadın ve kızlarda da belirgin kanama belirtileri görülebilir.</p>

<p>Hemofili bugün eskisine göre çok daha iyi yönetilebilen bir hastalık. Yine de küçük gibi görünen bir morluk, durmayan bir kanama ya da tekrar eden eklem şişliği bazen vücudun verdiği ciddi bir sinyal olabilir. Belirti varsa gecikmemek, özellikle de doğru branşa erken başvurmak, bu hastalıkta farkı çoğu zaman sessizce ama belirgin biçimde değiştirir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hemofili-nedir-nasil-anlasilir-belirtiler-ve-guncel-tedavi-secenekleri</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 04:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7210.jpeg" type="image/jpeg" length="74952"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sinem Dedetaş’ın babası İbrahim Serhan hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sinem-dedetasin-babasi-ibrahim-serhan-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sinem-dedetasin-babasi-ibrahim-serhan-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, babası İbrahim Serhan’ın vefat ettiğini duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dedetaş, yaptığı paylaşımda, yaşadığı derin üzüntüyü dile getirirken bu süreçte arayan, mesaj gönderen ve yanlarında olan herkese teşekkür etti.</p>

<p>Paylaşılan bilgilere göre İbrahim Serhan’ın cenazesi, 17 Nisan Cuma günü öğle namazının ardından Üsküdar’daki Şakirin Camisi’nden kaldırılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sinem Dedetaş’ın paylaşımı sonrası çok sayıda taziye mesajı iletildi. Vefat haberi, yakın çevresi ve sevenleri arasında üzüntü yarattı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sinem-dedetasin-babasi-ibrahim-serhan-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 03:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7207.jpeg" type="image/jpeg" length="64190"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="34415"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="52989"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="81469"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="67892"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="81607"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="77023"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
