<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 09 Aug 2026 12:57:39 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yozgat Bozok Üniversitesi’ni Yasa Boğan Vefat: Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yozgat-bozok-universitesini-yasa-bogan-vefat-doc-dr-betul-unsal-yesilyurt-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yozgat-bozok-universitesini-yasa-bogan-vefat-doc-dr-betul-unsal-yesilyurt-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yozgat Bozok Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt hayatını kaybetti. Yeşilyurt’un vefatı, üniversite camiasında büyük üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yozgat Bozok Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü’nde görev yapan Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt’tan gelen acı haber, mesai arkadaşlarını ve öğrencilerini yasa boğdu.</p>

<p>Evinde Hareketsiz Halde Bulundu</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, bir süre kendisinden haber alınamayan Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt’un durumundan endişelenen yakınları ve arkadaşları evine gitti.</p>

<p>Yeşilyurt’un evinde hareketsiz halde bulunması üzerine durum sağlık ekiplerine bildirildi.</p>

<p>İhbarın ardından olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan Yeşilyurt, Yozgat Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’ne kaldırıldı.</p>

<p>Hastanede Hayatını Kaybetti</p>

<p>Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt, hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.</p>

<p>Yeşilyurt’un vefat haberi, görev yaptığı Yozgat Bozok Üniversitesi başta olmak üzere akademik çevrede ve öğrencileri arasında büyük üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Ölüm Nedeniyle İlgili Açıklama Bekleniyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt’un kesin ölüm nedenine ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.</p>

<p>Cenaze programı ve defin bilgilerine ilişkin ayrıntıların da netleşmesinin ardından kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.</p>

<p>Doç. Dr. Betül Ünsal Yeşilyurt’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, mesai arkadaşlarına, öğrencilerine ve Yozgat Bozok Üniversitesi camiasına başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yozgat-bozok-universitesini-yasa-bogan-vefat-doc-dr-betul-unsal-yesilyurt-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 12:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7731.jpeg" type="image/jpeg" length="79147"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tonya’da Acı Haber: 3 Çocuk Babası Osman Balta Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tonyada-aci-haber-3-cocuk-babasi-osman-balta-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tonyada-aci-haber-3-cocuk-babasi-osman-balta-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Tonya ilçesine bağlı Biçinlik Mahallesi’nde yaşayan 3 çocuk babası Osman Balta, evinde meydana gelen elim olay sonucu hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Balta’nın kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için cenazesi Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre olay gece saatlerinde Osman Balta’nın Biçinlik Mahallesi’ndeki evinde meydana geldi. Yaşanan elim olayın ardından Balta’nın hayatını kaybettiği belirlendi.</p>

<p>Osman Balta’nın ani vefatı ailesi, yakınları ve mahalle sakinlerini yasa boğdu.</p>

<p>Kesin Ölüm Nedeni Araştırılıyor</p>

<p>Olayın ardından gerekli incelemeler başlatılırken Balta’nın cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Trabzon Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.</p>

<p>Adli Tıp incelemesinin ardından ölüm nedeninin kesinlik kazanması bekleniyor. Olayın meydana geliş şekline ilişkin resmi makamlar tarafından açıklanmayan ayrıntılara haberde yer verilmedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tonyada-aci-haber-3-cocuk-babasi-osman-balta-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7727.jpeg" type="image/jpeg" length="54031"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sinir Sistemine Yeni Bir Dil Kazandıran Charles Sherrington]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sinir-sistemine-yeni-bir-dil-kazandiran-charles-sherrington</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sinir-sistemine-yeni-bir-dil-kazandiran-charles-sherrington" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kolumuzu bükerken bir kasın kasılıp karşısındaki kasın gevşemesi, gözlerimiz kapalıyken ayağımızın nerede olduğunu bilmemiz ve basit bir dokunuşun saniyenin çok küçük bir bölümünde harekete dönüşmesi, sinir sisteminin kusursuz koordinasyonu sayesinde mümkün oluyor. İngiliz fizyolog Charles Scott Sherrington, refleksler, sinirsel baskılama, sinaps ve vücudun konum duyusu üzerine yaptığı çalışmalarla modern nörofizyolojinin temel kavramlarından bazılarını şekillendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Elimizi sıcak bir yüzeyden hızla çektiğimizde, yürürken dengemizi koruduğumuzda veya bir bardağı kırmadan kavradığımızda beynimiz, omuriliğimiz, sinirlerimiz ve kaslarımız birlikte çalışıyor. Bugün doğal kabul ettiğimiz bu koordinasyonun nasıl gerçekleştiğini anlamamıza en büyük katkılardan birini Charles Scott Sherrington yaptı.</p>

<p>İngiltere’de çalışan Sherrington, özellikle Liverpool Üniversitesi ve daha sonra Oxford Üniversitesi’ndeki araştırmalarıyla sinir sisteminin yalnızca mesajları bir noktadan diğerine taşıyan bir ağ olmadığını gösterdi. Döneminin yöntemleriyle çoğunlukla deney hayvanları üzerinde yürüttüğü çalışmalar, omuriliğin ve sinir hücreleri arasındaki bağlantıların gelen bilgiyi seçen, düzenleyen ve uygun harekete dönüştüren aktif bir sistem olduğunu ortaya koydu. [1]</p>

<h2>Bir kas çalışırken karşısındaki kas neden gevşiyor?</h2>

<p>Dirseğinizi büktüğünüzü düşünün. Bu hareket için pazu kasının kasılması tek başına yeterli değildir. Dirseği ters yönde hareket ettiren karşıt kasın da aynı anda uygun biçimde gevşemesi gerekir.</p>

<p>Aksi hâlde iki kas grubu birbirine karşı çalışır ve hareket sert, verimsiz hatta bazı durumlarda olanaksız hâle gelir.</p>

<p>Sherrington’ın 19. yüzyılın sonlarında yaptığı deneyler, birbirine karşı çalışan kasların sinir sistemi tarafından koordineli şekilde kontrol edildiğini ayrıntılı biçimde ortaya koydu. Bir kas grubuna hareket emri gönderilirken karşıt kas grubunun sinirsel etkinliği azaltılabiliyordu. [1]</p>

<p>Bu düzenleme “karşılıklı innervasyon” olarak bilinir. Bunun önemli parçalarından biri “karşılıklı inhibisyon”, yani bir kasın çalışabilmesi için karşıt kasın sinirsel olarak baskılanmasıdır.</p>

<p>Buradaki “inhibisyon” kelimesi bir hastalık ya da işlev kaybı anlamına gelmez. Sinir sisteminin gerekli olmayan bir faaliyeti geçici olarak azaltması veya durdurması anlamına gelir.</p>

<p>Sherrington’ın önemli katkılarından biri, merkezi sinir sistemindeki bu baskılayıcı mekanizmaların hareketin koordinasyonundaki rolünü sistematik biçimde göstermesiydi.</p>

<p>Bugün yürümekten koşmaya, merdiven çıkmaktan elimizle hassas bir nesneyi tutmaya kadar çok sayıda hareketin arkasında benzer sinirsel düzenlemeler bulunuyor.</p>

<h2>Omurilik yalnızca bir iletişim kablosu değildi</h2>

<p>Sherrington’ın yaşadığı dönemde omuriliğin çalışma biçimi bugünkü kadar ayrıntılı bilinmiyordu.</p>

<p>Omuriliğin beyinden gelen emirleri kaslara, vücuttan gelen duyuları da beyne taşıyan bir tür iletişim hattı olduğu biliniyordu. Ancak bu yapının gelen bilgileri ne ölçüde işleyebildiği henüz tam olarak anlaşılmamıştı.</p>

<p>Sherrington’ın deneyleri bu düşünceyi değiştirdi.</p>

<p>1906 yılında The Journal of Physiology’de yayımlanan ünlü çalışmalarından birinde köpeklerde “kaşınma refleksi”ni inceledi. Araştırmalar, omuriliğin belirli uyaranlara karşı yalnızca tek bir kası harekete geçirmek yerine, art arda çalışan kas gruplarını düzenleyebildiğini gösterdi. [2]</p>

<p>Başka bir ifadeyle omurilik, pasif bir kablodan çok daha fazlasıydı.</p>

<p>Sinir sistemine ulaşan farklı uyarılar birbirleriyle etkileşebiliyor, bazıları hareketi güçlendirirken bazıları baskılayabiliyordu. Sonuçta vücut, tek tek kas kasılmaları yerine amaca uygun ve koordineli bir hareket ortaya çıkarıyordu.</p>

<p>Bu çalışmaların büyük bölümünün deney hayvanlarında gerçekleştirildiğini özellikle belirtmek gerekiyor. Sherrington’ın araştırmaları günümüzdeki anlamıyla insanlarda yürütülen klinik araştırmalar değildi. Ayrıca deneylerin gerçekleştirildiği dönemin hayvan araştırmalarına ilişkin etik standartları da bugünkülerden önemli ölçüde farklıydı.</p>

<h2>Sinir hücreleri arasındaki kavşak: Sinaps</h2>

<p>Charles Sherrington denildiğinde akla gelen en önemli kavramlardan biri de “sinaps”.</p>

<p>Sinaps, basit anlatımla bir sinir hücresinin başka bir sinir hücresine veya hedef hücreye bilgi aktardığı özel bağlantı bölgesidir.</p>

<p>Beynimizde ve omuriliğimizde bulunan milyarlarca sinir hücresi, birbirleriyle bu bağlantılar üzerinden iletişim kurar. Bir düşüncenin oluşması, bir kasın hareket etmesi veya bir dokunuşun hissedilmesi, çok sayıda sinapsın birlikte çalışmasını gerektirir.</p>

<p>Ancak “sinaps kelimesini Sherrington icat etti” demek tarihsel süreci fazla basitleştirir.</p>

<ol start="19">
 <li>yüzyılın sonunda sinir hücreleri arasındaki özel bağlantıyı tanımlamak için yeni bir terime ihtiyaç duyuldu. Sherrington, fizyolojik kavramın geliştirilmesinde merkezi rol oynarken kelimenin oluşturulmasına Cambridge Üniversitesi klasik diller uzmanı Arthur Woollgar Verrall katkıda bulundu. “Synapse” sözcüğü 1897’de Michael Foster’ın A Textbook of Physiology adlı eserinin Sherrington’ın katkıda bulunduğu bölümünde bilimsel kullanıma girdi. [3]</li>
</ol>

<p>Sherrington’ın asıl kalıcı katkısı kelimenin kendisinden çok, bu bağlantıların sinir sisteminin çalışma biçimindeki önemini kavramasıydı.</p>

<p>Sinir sistemi yalnızca elektriksel mesajların kablolar boyunca ilerlediği bir yapı değildi. Sinir hücrelerinin birbirleriyle buluştuğu bağlantı noktalarında bilgi değiştirilebiliyor, güçlendirilebiliyor veya baskılanabiliyordu.</p>

<p>Modern nörobilimin en önemli araştırma alanlarından biri hâline gelen sinaptik iletişimin kavramsal temellerinde Sherrington’ın bu yaklaşımının önemli bir yeri bulunuyor. [3]</p>

<h2>Gözlerinizi kapatınca elinizin nerede olduğunu nasıl biliyorsunuz?</h2>

<p>Gözlerinizi kapatıp sağ kolunuzu başınızın üzerine kaldırın.</p>

<p>Kolunuzu görmüyor olmanıza rağmen onun yukarıda olduğunu bilirsiniz. Aynı şekilde karanlıkta ayakta dururken bacaklarınızın konumunu sürekli gözlerinizle kontrol etmeniz gerekmez.</p>

<p>Bu yeteneğin temelinde “propriyosepsiyon” bulunur.</p>

<p>Propriyosepsiyon, vücudun kendi konumunu ve hareketini algılama duyusudur. Kaslardan, tendonlardan, eklemlerden ve diğer yapılardan gelen bilgiler beyne ve omuriliğe sürekli olarak vücudun hangi pozisyonda bulunduğunu bildirir.</p>

<p>Sherrington, 1906’da yayımlanan The Integrative Action of the Nervous System adlı eserinde proprioseptif sistemi nörofizyolojik bir çerçeveye yerleştirdi. Daha sonra proprioseptif sistem üzerine çalışmalarını ayrıntılandırdı. [4][5]</p>

<p>Bu duyunun günlük hayattaki önemini çoğu insan fark etmez çünkü propriyosepsiyon sürekli ve büyük ölçüde bilinç dışında çalışır.</p>

<p>Bir merdiveni çıkarken ayağın basamağa hangi açıyla yerleşeceği, yürürken dizin ne kadar büküleceği veya elimizi burnumuza götürürken kolun hangi konumda olduğu sürekli olarak sinir sistemine bildirilir.</p>

<p>Propriyoseptif bilgiler ciddi biçimde bozulduğunda ise kişi kas gücü korunmuş olsa bile hareketlerini kontrol etmekte zorlanabilir. Özellikle görsel bilgi ortadan kalktığında denge ve hareket kontrolü belirgin biçimde güçleşebilir.</p>

<h2>Refleksleri tek tek değil, bir bütünün parçaları olarak gördü</h2>

<p>Sherrington’ın bilim dünyasına yaptığı en büyük katkılardan biri, refleksleri birbirinden bağımsız otomatik hareketler olarak görmek yerine sinir sisteminin bütünleşmiş çalışmasının parçaları olarak değerlendirmesiydi.</p>

<p>1906 tarihli The Integrative Action of the Nervous System adlı kitabı bu düşüncenin en önemli eserlerinden biri oldu. [4]</p>

<p>Sherrington’ın temel sorusu oldukça büyüktü:</p>

<p>Vücudun farklı bölgelerinden aynı anda gelen binlerce sinyal nasıl oluyor da tek ve uyumlu bir davranışa dönüşüyordu?</p>

<p>Örneğin yürümek yalnızca bacak kaslarının kasılması değildir.</p>

<p>Ayak tabanından gelen dokunma bilgisi, kaslardan gelen gerilme bilgisi, iç kulaktaki denge sistemi, omurilikteki sinir devreleri ve beyinden gelen hareket emirleri aynı anda değerlendirilir.</p>

<p>Sinir sistemi bu bilgilerin bazılarını güçlendirir, bazılarını baskılar ve sonunda dengeli bir hareket ortaya çıkarır.</p>

<p>Sherrington’ın “bütünleştirici eylem” yaklaşımı, sinir sisteminin yalnızca uyarılara tepki veren basit bir makine olmadığını ortaya koyuyordu. Sistem, aynı anda gelen çok sayıda bilgiyi bir araya getiriyor ve organizmanın ihtiyacına uygun tek bir yanıt oluşturuyordu. [4][6]</p>

<p>Bu düşünce, daha sonraki nörofizyoloji araştırmalarının önemli kavramsal temellerinden biri hâline geldi.</p>

<h2>Nobel Ödülü’ne uzanan bilimsel yolculuk</h2>

<p>Sherrington, 1895’ten 1913’e kadar Liverpool Üniversitesi’nde fizyoloji profesörü olarak çalıştı. Ardından Oxford Üniversitesi’ne geçti ve burada Waynflete Fizyoloji Profesörü olarak araştırmalarını sürdürdü.</p>

<p>1932 yılında Edgar Douglas Adrian ile birlikte Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’ne layık görüldü.</p>

<p>Nobel Komitesi ödülü iki bilim insanının “nöronların işlevlerine ilişkin keşifleri” nedeniyle verdi. Sherrington’ın reflekslerin organizasyonu, merkezi sinir sistemindeki uyarıcı ve baskılayıcı süreçler ve sinir sisteminin bütünleştirici çalışması üzerine yaptığı araştırmalar bu bilimsel mirasın temelini oluşturuyordu. [7]</p>

<p>Ancak Sherrington’ı modern nörobilimin tek kurucusu olarak tanımlamak doğru olmaz.</p>

<p>Sinir sisteminin anlaşılmasına Santiago Ramón y Cajal, Camillo Golgi, Edgar Adrian, John Eccles, Alan Hodgkin, Andrew Huxley ve çok sayıda başka bilim insanı da temel katkılar yaptı.</p>

<p>Sherrington’ın özel yeri, hareket ve reflekslerin tek tek sinirlerden değil, birbirleriyle sürekli etkileşen sinir devrelerinden doğduğunu güçlü bir deneysel ve kavramsal çerçeve içinde göstermesiydi.</p>

<p>Bugün bir nöroloğun refleks muayenesinden fizyoterapistin denge ve hareket çalışmalarına, omurilik araştırmalarından sinapsların moleküler yapısını inceleyen laboratuvarlara kadar pek çok alan Sherrington’ın geliştirilmesine katkıda bulunduğu kavramları kullanmaya devam ediyor.</p>

<p>Charles Scott Sherrington 1952’de yaşamını yitirdiğinde elektron mikroskobu, modern beyin görüntüleme yöntemleri ve moleküler nörobilim henüz bugünkü düzeyinde değildi. Sonraki araştırmalar sinir hücreleri arasındaki iletişimin Sherrington’ın görebildiğinden çok daha karmaşık olduğunu ortaya koydu. Ancak onun yaklaşık bir asır önce sorduğu temel soru güncelliğini koruyor: Milyarlarca ayrı sinir hücresinin faaliyeti nasıl oluyor da tek bir bedenin uyumlu hareketine, algısına ve davranışına dönüşüyor? Modern nörobilim bugün hâlâ bu sorunun ayrıntılarını çözmeye çalışıyor. [3][6]</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>[1] Sherrington CS. Further Experimental Note on the Correlation of Action of Antagonistic Muscles. British Medical Journal. 1893;1:1218. DOI: 10.1136/bmj.1.1693.1218.</p>

<p>[2] Sherrington CS. Observations on the Scratch-Reflex in the Spinal Dog. The Journal of Physiology. 1906;34:1-50. DOI: 10.1113/jphysiol.1906.sp001139.</p>

<p>[3] Tansey EM. The Synapse: People, Words and Connections. Neuronal Signaling. 2022;6(2):NS20220017. DOI: 10.1042/NS20220017.</p>

<p>[4] Sherrington CS. The Integrative Action of the Nervous System. Yale University Press. 1906.</p>

<p>[5] Sherrington CS. On the Proprio-ceptive System, Especially in Its Reflex Aspect. Brain. 1907;29(4):467-482. DOI: 10.1093/brain/29.4.467.</p>

<p>[6] Levine DN. Sherrington's “The Integrative Action of the Nervous System”: A Centennial Appraisal. Journal of the Neurological Sciences. 2007;253(1-2):1-6. DOI: 10.1016/j.jns.2006.12.002.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>[7] Nobel Foundation. The Nobel Prize in Physiology or Medicine 1932: Charles Scott Sherrington and Edgar Douglas Adrian. Nobel Foundation. 1932.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sinir-sistemine-yeni-bir-dil-kazandiran-charles-sherrington</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/charles-sherrington-haber-gorseli-1200x650-150kb.jpg" type="image/jpeg" length="94058"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kalori Kısıtlaması Yaşlanmayı Yavaşlatabilir mi? Yeni Bulgular]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kalori-kisitlamasi-yaslanmayi-yavaslatabilir-mi-yeni-bulgular</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kalori-kisitlamasi-yaslanmayi-yavaslatabilir-mi-yeni-bulgular" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İki yıl süren CALERIE randomize çalışmasının yeni analizi, kalori kısıtlamasının kalp-damar, metabolizma ve bağışıklık sistemiyle ilişkili bazı biyolojik yaş göstergelerindeki artışı yavaşlatabileceğini gösterdi. Ancak bulgular, daha az kalori tüketmenin insan ömrünü uzattığını kanıtlamıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çin’deki Fudan Üniversitesi araştırmacıları, ABD’de yürütülen CALERIE Faz 2 randomize kontrollü çalışmasının verilerini yeniden analiz ederek 185 sağlıklı yetişkinin biyolojik yaşındaki değişimi inceledi. Clinical Nutrition dergisinde 2026’da yayımlanan ikincil analizde 120 kişi kalori kısıtlaması, 65 kişi ise kontrol grubundaydı. İki yıl sonunda özellikle metabolik ve kardiyovasküler sistemlerde, yani metabolizma ile kalp-damar sistemlerinde biyolojik yaş artışının daha yavaş olduğu görüldü. Böbrek biyolojik yaşında ise anlamlı fark bulunmadı. [1]<br />
İki Yıl Boyunca Kalori Alımı Azaltıldı<br />
CALERIE, obezitesi olmayan sağlıklı yetişkinlerde uzun süreli kalori kısıtlamasını inceleyen en önemli randomize insan araştırmalarından biri.<br />
ABD’de Pennington Biomedical Research Center, Tufts Üniversitesi ve Washington University School of Medicine’da yürütülen ana çalışmaya 218 kişi katıldı. Erkekler 21–50, kadınlar ise 21–47 yaş arasındaydı ve katılımcılarda obezite bulunmuyordu. Bir grup iki yıl boyunca günlük enerji alımını yüzde 25 azaltmayı hedeflerken kontrol grubu normal beslenmesini sürdürdü. [2]<br />
Ancak yüzde 25’lik hedefi günlük yaşamda uzun süre uygulamak kolay olmadı. İki yıl boyunca gerçekleşen ortalama enerji kısıtlaması yaklaşık yüzde 11,9’da kaldı. Kalori kısıtlaması grubunun başlangıçtaki ortalama günlük enerji alımı yaklaşık 2 bin 467 kaloriyken bu değer yaklaşık 2 bin 170 kaloriye düştü. [2]<br />
Bu nedenle araştırma “iki yıl boyunca aç kalmak” şeklinde yorumlanmamalı.<br />
Kalori kısıtlaması, protein, vitamin ve mineral gibi temel besin ihtiyaçları karşılanmaya devam ederken alınan toplam enerjinin azaltılması anlamına geliyor. Uzun süreli açlık veya aralıklı oruçla aynı yöntem değil.<br />
Kalp ve Metabolik Yaşlanmada Fark Görüldü<br />
2026’daki analizde araştırmacılar başlangıçta, 12. ayda ve 24. ayda elde edilen sağlık verilerini kullanarak farklı organ ve sistemlerin biyolojik yaşlarını hesapladı.<br />
Kalp-damar sistemi, bağışıklık sistemi, böbrek, karaciğer ve metabolik sistem ayrı ayrı değerlendirildi. Ayrıca tüm vücudu temsil eden genel bir biyolojik yaş ölçümü oluşturuldu. [1]<br />
İki yıl sonunda kalori kısıtlaması grubundaki biyolojik yaş artışı kontrol grubuna kıyasla kardiyovasküler sistemde yaklaşık 1 yıl, metabolik sistemde 0,63 yıl ve genel biyolojik yaşta 1,27 yıl daha düşük bulundu. Bağışıklık sisteminde fark yaklaşık 0,62 yıl, karaciğerde ise 0,54 yıl olarak hesaplandı. Böbrek biyolojik yaşında anlamlı fark görülmedi. [1]<br />
Bu rakamların doğru yorumlanması önemli.<br />
Sonuçlar, “iki yıl daha az yiyenlerin vücudu 1,27 yıl gençleşti” anlamına gelmiyor. Araştırmacılar laboratuvar ve klinik göstergelerden oluşturulan biyolojik yaş modellerinin zaman içinde ne kadar değiştiğini karşılaştırdı.<br />
Biyolojik Yaş Takvim Yaşı Değil<br />
Takvim yaşı doğum tarihinden itibaren geçen zamanı gösteriyor. Biyolojik yaş ise kan basıncı, metabolik değerler, organ işlevleri veya DNA üzerindeki bazı değişiklikler gibi verilerden vücudun yaşlanma durumunu tahmin etmeye çalışan bilimsel modelleri ifade ediyor.<br />
Bu göstergeler araştırmalarda yararlı olabilir ancak bir insanın kaç yıl yaşayacağını kesin olarak gösteren bir “ömür saati” değiller.<br />
CALERIE verilerinin 2023’te Nature Aging dergisinde yayımlanan başka bir analizinde DunedinPACE adlı epigenetik yaşlanma hızı ölçümü kullanıldı. Bu yöntem, DNA üzerindeki kimyasal değişikliklerden biyolojik süreçlerin ne hızla ilerlediğini tahmin etmeye çalışıyor.<br />
Kalori kısıtlaması grubunda DunedinPACE ile ölçülen yaşlanma hızının yaklaşık yüzde 2–3 daha düşük olduğu bildirildi. Buna karşılık PhenoAge ve GrimAge adlı diğer epigenetik yaş göstergelerinde anlamlı değişiklik bulunmadı. [3]<br />
Farklı yöntemlerin farklı sonuçlar vermesi, biyolojik yaşın henüz tek bir standart ölçümle belirlenemediğini gösteriyor.<br />
Daha Az Kalori Yaşlanmayı Neden Etkileyebilir?<br />
Nature Aging dergisinde 2026’da yayımlanan kapsamlı bilimsel değerlendirmeye göre kalori ve besin kısıtlaması, yaşlanmayla ilişkili çeşitli biyolojik yolları etkileyebilir. [4]<br />
Bunlar arasında mTORC1 ve AMPK gibi hücrenin enerji ve besin durumunu algılayan sistemler ile otofaji bulunuyor. Otofaji, hücrenin hasarlı veya işlevini kaybetmiş bazı parçalarını temizleyip yeniden kullanmasını sağlayan doğal geri dönüşüm sistemi olarak düşünülebilir.<br />
Bilim insanları etkinin yalnızca “daha az yemek”ten kaynaklanmayabileceğine de dikkat çekiyor. Kilo kaybı, yağ dokusunun azalması, öğünler arasındaki açlık süresinin değişmesi, hormonal yanıtlar ve metabolik uyum da sonuçlara katkıda bulunabilir. [4]<br />
Herkes Kalorisini Yüzde 25 Azaltmalı Sonucu Çıkmıyor<br />
Araştırmanın günlük yaşamdaki karşılığı, insanların mümkün olduğunca az yemeye başlaması değil.<br />
CALERIE katılımcıları obezitesi bulunmayan, genç ve orta yaşlı sağlıklı yetişkinlerdi. Çalışma ileri yaştaki kırılgan kişilerde, düşük kilolu bireylerde veya ciddi kronik hastalığı bulunanlarda yapılmadı.<br />
Üstelik hedeflenen yüzde 25’lik kalori kısıtlamasına ortalama olarak ulaşılamadı; katılımcılar gerçekte yaklaşık yüzde 12 daha az enerji tüketti. Bu ayrıntı, çalışmanın sonuçlarını günlük yaşama aktarırken özellikle önemli.<br />
Uzun süreli ve aşırı enerji kısıtlaması yeterli protein, vitamin ve mineral alınmasını güçleştirebilir. Özellikle ileri yaşlarda kas ve yağsız doku kaybı önemli bir sorun hâline gelebilir. Besin kısıtlamasının enfeksiyonlara karşı dayanıklılık veya yara iyileşmesi açısından olumsuz sonuçlara yol açabileceği durumlar da bulunuyor. [4]<br />
Bu nedenle kalori kısıtlaması ile yetersiz beslenme aynı şey değil.<br />
2026’daki çalışma, yeni bir randomize deneyden çok, randomize CALERIE araştırmasının önemli bir ikincil analizi. Bulgular kontrollü kalori azaltımının bazı biyolojik yaşlanma göstergelerinin ilerlemesini yavaşlatabileceğini düşündürüyor. Ancak araştırma iki yıl sürdü; katılımcıların ne kadar yaşadığını veya kalori kısıtlamasının ölüm, demans, kanser ya da kalp hastalığı riskini uzun vadede azaltıp azaltmadığını göstermedi. İnsanların gerçekten daha uzun yaşayıp yaşamadığı sorusunun yanıtı için çok daha uzun süreli takip çalışmalarına ihtiyaç var.<br />
Kaynaklar<br />
[1] Li Y, Xu X, Sehgal R, He X, Zheng Y, Chen X, Xu K. Effect of caloric restriction on organ-specific biological aging in a randomized clinical trial. Clinical Nutrition. 2026;60:106625. DOI: 10.1016/j.clnu.2026.106625.<br />
[2] Kraus WE, Bhapkar M, Huffman KM, et al. 2 years of calorie restriction and cardiometabolic risk (CALERIE): exploratory outcomes of a multicentre, phase 2, randomised controlled trial. The Lancet Diabetes &amp; Endocrinology. 2019;7(9):673-683. DOI: 10.1016/S2213-8587(19)30151-2.<br />
[3] Waziry R, Ryan CP, Corcoran DL, et al. Effect of long-term caloric restriction on DNA methylation measures of biological aging in healthy adults from the CALERIE trial. Nature Aging. 2023;3:248-257. DOI: 10.1038/s43587-022-00357-y.<br />
[4] Schmauck-Medina T, Lautrup S, Di Francesco A, et al. Dietary restriction in aging and longevity. Nature Aging. 2026;6:485-505. DOI: 10.1038/s43587-026-01091-5.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧬 Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kalori-kisitlamasi-yaslanmayi-yavaslatabilir-mi-yeni-bulgular</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 11:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/kalori-kisitlamasi-haber-gorseli-150kb.jpg" type="image/jpeg" length="86296"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[B12 Eksikliği Ellerde Uyuşma Yapar mı? Sinir Sistemi İçin Önemli Uyarı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/b12-eksikligi-ellerde-uyusma-yapar-mi-sinir-sistemi-icin-onemli-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/b12-eksikligi-ellerde-uyusma-yapar-mi-sinir-sistemi-icin-onemli-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[B12 vitamini, sinir sisteminin sağlıklı çalışması için gerekli vitaminlerden biri olarak kabul ediliyor. Uzmanlara göre B12 eksikliği, özellikle ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma ve denge sorunları gibi nörolojik belirtilere yol açabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Elde uyuşma ve karıncalanma şikâyeti yaşayan birçok kişi, bunun B12 vitamini eksikliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını merak ediyor. Uzmanlar, B12 eksikliğinin sinir hücrelerini koruyan miyelin kılıfını etkileyebileceğini ve tedavi edilmediğinde kalıcı sinir hasarı riskini artırabileceğini belirtiyor.</p>

<p>B12 Vitamini Nedir?</p>

<p>B12 vitamini, kırmızı kan hücrelerinin üretimi, DNA sentezi ve sinir sisteminin sağlıklı çalışması için görev yapan temel vitaminlerden biridir.</p>

<p>Vücutta yeterli B12 bulunmadığında sinir hücrelerinin işlevi bozulabilir ve çeşitli nörolojik belirtiler ortaya çıkabilir.[1]</p>

<p>B12 Eksikliği Ellerde Uyuşma Yapar mı?</p>

<p>Uzmanlara göre evet.</p>

<p>B12 eksikliğinin en yaygın nörolojik belirtileri arasında ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, iğnelenme hissi ve his kaybı yer alıyor.</p>

<p>Eksiklik uzun süre devam ettiğinde denge problemleri, yürüme güçlüğü ve kas zayıflığı da gelişebiliyor.[2]</p>

<p>Ancak her uyuşmanın nedeni B12 eksikliği değildir. Diyabet, boyun fıtığı, sinir sıkışmaları, tiroit hastalıkları ve bazı nörolojik hastalıklar da benzer şikâyetlere yol açabiliyor.</p>

<p>B12 Eksikliğinin Diğer Belirtileri</p>

<p>B12 eksikliğinde şu belirtiler görülebilir:</p>

<ul>
 <li>Ellerde ve ayaklarda uyuşma</li>
 <li>Karıncalanma hissi</li>
 <li>Halsizlik</li>
 <li>Çabuk yorulma</li>
 <li>Unutkanlık</li>
 <li>Dikkat dağınıklığı</li>
 <li>Denge kaybı</li>
 <li>Kas güçsüzlüğü</li>
 <li>Soluk cilt görünümü</li>
 <li>Dilde ağrı veya kızarıklık</li>
</ul>

<p>Belirtiler kişiden kişiye farklılık gösterebilir.</p>

<p>Kimlerde Daha Sık Görülüyor?</p>

<p>B12 eksikliği özellikle şu gruplarda daha sık görülebiliyor:</p>

<ul>
 <li>İleri yaş bireyler</li>
 <li>Vejetaryen ve vegan beslenenler</li>
 <li>Mide ameliyatı geçirenler</li>
 <li>Emilim bozukluğu bulunan kişiler</li>
 <li>Uzun süre mide asidini azaltan ilaç kullananlar</li>
 <li>Bazı bağırsak hastalıklarına sahip bireyler</li>
</ul>

<p>Uzmanlar, risk grubundaki kişilerin gerekli durumlarda B12 düzeylerini kontrol ettirmesini öneriyor.[3]</p>

<p>B12 Eksikliği Nasıl Tedavi Ediliyor?</p>

<p>Tedavi, eksikliğin nedenine göre planlanıyor.</p>

<p>Bazı kişilerde ağızdan alınan B12 takviyeleri yeterli olurken, emilim bozukluğu bulunan hastalarda enjeksiyon tedavisi gerekebiliyor.</p>

<p>Tedavinin hekim önerisiyle düzenlenmesi önem taşıyor.</p>

<p>Uyuşma Ne Zaman Ciddiye Alınmalı?</p>

<p>Uyuşmaya kol veya bacakta güç kaybı, konuşma bozukluğu, yüzün bir tarafında düşme, görme kaybı veya ani başlayan şiddetli baş ağrısı eşlik ediyorsa acil tıbbi değerlendirme gerekiyor.</p>

<p>Uzun süren uyuşma şikâyetlerinde ise altta yatan nedenin belirlenmesi için hekim muayenesi ve gerekli kan testlerinin yapılması öneriliyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] National Institutes of Health (NIH), Vitamin B12 Fact Sheet for Health Professionals.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>[2] British Society for Haematology, Guidelines for the Diagnosis and Treatment of Vitamin B12 Deficiency.</p>

<p>[3] National Health Service (NHS), Vitamin B12 or Folate Deficiency Anaemia.</p>

<p>[4] O’Leary F, Samman S. Vitamin B12 in Health and Disease.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/b12-eksikligi-ellerde-uyusma-yapar-mi-sinir-sistemi-icin-onemli-uyari</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 10:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7721.jpeg" type="image/jpeg" length="93213"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nature: Nadir FNIP1 gen varyantı metabolik hastalık riskinde koruyucu etkiyle ilişkilendirildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/nature-nadir-fnip1-gen-varyanti-metabolik-hastalik-riskinde-koruyucu-etkiyle-iliskilendirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/nature-nadir-fnip1-gen-varyanti-metabolik-hastalik-riskinde-koruyucu-etkiyle-iliskilendirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’deki Regeneron Genetics Center öncülüğünde yürütülen ve Nature dergisinde yayımlanan yeni bir genetik analiz, bir milyondan fazla genom verisinin incelenmesi sonucunda FNIP1 genindeki nadir işlev kaybı (loss-of-function) varyantlarının obezite, tip 2 diyabet ve kardiyometabolik hastalık riskinde belirgin azalmayla ilişkili olabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Araştırmacılar, bulguların yeni ilaç hedeflerinin geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini ancak bunun doğrudan bir tedavi anlamına gelmediğini vurguladı.</p>

<p>ABD’de Regeneron Genetics Center araştırmacıları tarafından gerçekleştirilen geniş ölçekli genetik çalışma, insan metabolizmasını etkileyebilecek yeni bir koruyucu genetik mekanizmaya işaret etti. Nature’da yayımlanan araştırmada, bir milyondan fazla genom örneği analiz edilerek FNIP1 genindeki nadir işlev kaybı mutasyonlarının metabolik sağlık üzerindeki etkileri değerlendirildi.</p>

<p>Araştırmanın amacı, doğal olarak hastalıklara karşı koruma sağlayan genetik değişiklikleri belirleyerek gelecekte geliştirilebilecek ilaçlar için yeni biyolojik hedefler ortaya çıkarmaktı. Bunun için araştırmacılar geniş ölçekli genom verilerini sağlık kayıtlarıyla birlikte analiz etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmada, FNIP1 geninin işlevini kaybetmesine yol açan nadir varyantları taşıyan bireylerde obezite, tip 2 diyabet ve kardiyometabolik hastalık riskinin daha düşük olduğu gözlendi. Araştırmacılar ayrıca bu varyantların daha düşük karaciğer yağı, daha sağlıklı kan lipit profili ve görece daha yüksek yağsız kas kütlesiyle ilişkili olabileceğini bildirdi. [1]</p>

<p>Araştırmada söz konusu genetik varyantların toplumda oldukça nadir görüldüğü, yaklaşık her 7 bin kişiden birinde bulunabileceği belirtildi. Bununla birlikte gözlenen ilişkinin, bu genin ilaçlarla hedeflenmesinin aynı etkiyi sağlayacağı anlamına gelmediği ifade edildi. Genetik ilişki çalışmaları biyolojik mekanizmaları anlamaya yardımcı olsa da klinik uygulamaya geçmeden önce ek laboratuvar ve klinik araştırmalar gerekiyor.</p>

<p>Uzmanlara göre bu tür çalışmalar, insanlarda doğal olarak görülen koruyucu genetik değişikliklerden yararlanarak yeni obezite ve diyabet tedavilerinin geliştirilmesine zemin hazırlayabilir. Ancak mevcut bulgular, bireylerin genetik test yaptırmasını veya tedavisini değiştirmesini gerektiren klinik öneriler niteliğinde değil.</p>

<p>Araştırmanın önemli sınırlılıklarından biri, elde edilen sonuçların gözlemsel genetik analizlere dayanmasıdır. Bulguların farklı popülasyonlarda doğrulanması ve FNIP1’in güvenli biçimde hedeflenip hedeflenemeyeceğinin klinik çalışmalarla gösterilmesi gerekiyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Nature<br />
[2] Regeneron Genetics Center<br />
[3] NCBI Gene</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/nature-nadir-fnip1-gen-varyanti-metabolik-hastalik-riskinde-koruyucu-etkiyle-iliskilendirildi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7720.jpeg" type="image/jpeg" length="92288"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uzun Yaşamda Tek Bir Besin Değil, Yiyeceklerin Birlikteliği Önemli Olabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/uzun-yasamda-tek-bir-besin-degil-yiyeceklerin-birlikteligi-onemli-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/uzun-yasamda-tek-bir-besin-degil-yiyeceklerin-birlikteligi-onemli-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanada’da yapılan geniş ölçekli araştırma, uzun yaşam açısından yalnızca hangi besinlerin tüketildiğinin değil, yiyeceklerin hangi kombinasyonlarla yenildiğinin de önemli olabileceğini gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Makine öğrenmesiyle belirlenen sebze ağırlıklı beslenme örüntüsü daha düşük ölüm ve kalp-damar hastalığı riskiyle ilişkilendirilirken, 45 yaşındaki kadınlarda tahmini yaşam beklentisi farkı 8,3 yıla, erkeklerde 6,1 yıla kadar ulaştı.</p>

<p>Uzun yaşam için “hangi besini yemeliyiz?” sorusunun yanıtı sandığımızdan daha karmaşık olabilir. Kanada’da yürütülen yeni araştırma, tek tek besinlerden ziyade insanların hangi yiyecekleri birlikte ve düzenli olarak tükettiğine odaklandı. Makine öğrenmesiyle ortaya çıkarılan beslenme ağlarının ölüm riski, kalp-damar hastalıkları ve tahmini yaşam beklentisiyle farklı biçimlerde ilişkili olduğu belirlendi.[1]</p>

<p>British Columbia Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü ve hakemli The Journal of Nutrition dergisinde yayımlanan çalışmada, Kanada Toplum Sağlığı Araştırması’nın 2004 ve 2015 beslenme verileri kullanıldı. İlk örneklemde 15 bin 835, ikinci örneklemde ise 13 bin 557 yetişkinin beslenme verileri analiz edildi.[1]</p>

<p>Araştırmacılar klasik “tek besin-tek sonuç” yaklaşımı yerine yapay zekâ ve makine öğrenmesinden yararlanarak hangi yiyecek gruplarının insanların günlük beslenmesinde birbirleriyle bağlantılı olduğunu haritaladı.[1]</p>

<p>Makine Öğrenmesi Üç Beslenme Ağı Belirledi</p>

<p>Analiz sonucunda üç temel beslenme topluluğu ortaya çıktı.</p>

<p>Bunlar sebzeden zengin beslenme ağı, şekerli içecek tüketiminin yüksek ve meyve tüketiminin düşük olduğu beslenme ağı ile yüksek yağlı kahvaltı örüntüsü olarak sınıflandırıldı.[1]</p>

<p>Araştırmanın yenilikçi tarafı, örneğin yalnızca “sebze tüketiyor mu?” sorusuna bakmamasıydı.</p>

<p>Bunun yerine sebzelerin hangi diğer yiyeceklerle birlikte tüketildiği, bu besinlerin kişinin genel beslenme ağı içerisindeki konumu ve ortaya çıkan bütünsel örüntünün sağlık sonuçlarıyla ilişkisi değerlendirildi.</p>

<p>Başka bir ifadeyle araştırmacılar tabağı parçalara ayırmak yerine tabağın tamamındaki ilişkileri incelemeye çalıştı.</p>

<p>Sebze Ağırlıklı Beslenme Daha Düşük Ölüm Riskiyle İlişkili</p>

<p>En dikkat çekici sonuç sebzeden zengin beslenme ağında ortaya çıktı.</p>

<p>Araştırmacılar, bu beslenme ağı puanının 90’ıncı yüzdelik diliminde bulunan kişilerle 10’uncu yüzdelik dilimdekileri karşılaştırdığında, daha yüksek puanın tüm nedenlere bağlı ölüm riskiyle yaklaşık yüzde 51 daha düşük düzeyde ilişkili olduğunu hesapladı.[1]</p>

<p>İstatistiksel analizde hazard oranı 0,49 olarak bulundu. Kadınlarda 0,41, erkeklerde ise 0,52 olarak hesaplandı.[1]</p>

<p>Sebzeden zengin beslenme ağı aynı zamanda kalp-damar hastalığı açısından da daha düşük riskle ilişkilendirildi. Genel popülasyondaki hazard oranı 0,55 olarak bildirildi.[1]</p>

<p>Bu rakamların gözlemsel bir araştırmadan geldiğinin altını çizmek gerekiyor. Sonuçlar, sebze ağırlıklı bir beslenme ağının ölüm riskini doğrudan yüzde 51 azalttığını kanıtlamıyor; iki durum arasında güçlü bir istatistiksel ilişki bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>Şekerli İçecek ve Az Meyve Kombinasyonunda Tersine İlişki</p>

<p>Tablonun diğer tarafında ise şekerli içecek tüketiminin yüksek, meyve tüketiminin düşük olduğu beslenme örüntüsü vardı.</p>

<p>Bu ağda daha yüksek puan, genel popülasyonda tüm nedenlere bağlı ölüm riskinin daha yüksek olmasıyla ilişkilendirildi. Hazard oranı 1,31 olarak hesaplandı.[1]</p>

<p>Erkeklerde ise oran 1,39 olarak bildirildi.[1]</p>

<p>Yüksek yağlı kahvaltı ağı ile tüm nedenlere bağlı ölüm arasında ise genel popülasyonda istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı.[1]</p>

<p>Bu farklılık, araştırmanın temel mesajını da güçlendiriyor: Bir yiyeceğin sağlık üzerindeki anlamı, kişinin geri kalan beslenmesinden tamamen bağımsız olmayabilir.</p>

<p>Yaşam Beklentisinde 8,3 Yıla Ulaşan Fark</p>

<p>Longevity açısından çalışmanın en dikkat çekici bölümü yaşam beklentisi hesaplamaları oldu.</p>

<p>Araştırmacılar 45 yaşından itibaren tahmini yaşam beklentisini farklı beslenme ağı puanlarına göre modelledi.</p>

<p>Sebzeden zengin beslenme ağı puanının daha yüksek olması veya şekerli içecek-düşük meyve ve yüksek yağlı kahvaltı ağlarının daha düşük olması, kadınlarda 1 ile 8,3 yıl, erkeklerde ise 0,8 ile 6,1 yıl arasında değişen daha uzun tahmini yaşam beklentisiyle ilişkilendirildi.[1]</p>

<p>Özellikle sebzeden zengin örüntüde en yüksek ve en düşük puanların karşılaştırılmasında tahmini fark kadınlarda 8,3, erkeklerde 6,1 yıla ulaştı.[1]</p>

<p>Ancak bu sonuç “bu şekilde beslenen herkes 8,3 yıl fazla yaşayacak” anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bunlar nüfus verilerinden elde edilen istatistiksel yaşam beklentisi tahminleri. Beslenme dışında fiziksel aktivite, sosyoekonomik durum, genetik özellikler ve diğer yaşam tarzı faktörleri de yaşam süresini etkileyebiliyor.</p>

<p>Uzun Yaşam Araştırmalarında Yeni Soru: Ne Yediğimiz mi, Nasıl Birlikte Yediğimiz mi?</p>

<p>Beslenme araştırmaları uzun yıllar boyunca tek tek besinlere veya besin öğelerine yoğunlaştı. Yağ, karbonhidrat, protein, şeker veya belirli vitaminlerin hastalıklarla ilişkileri ayrı ayrı araştırıldı.</p>

<p>Son yıllarda ise bilim insanlarının ilgisi giderek genel beslenme örüntülerine kayıyor.</p>

<p>Yeni araştırma bu yaklaşımı bir adım daha ileri taşıyarak beslenmeyi bir ağ sistemi şeklinde değerlendiriyor.</p>

<p>Bir kişinin çok sebze tüketmesi tek başına bütün hikâyeyi anlatmayabilir. Sebzelerin hangi protein kaynakları, tahıllar, meyveler, içecekler ve diğer yiyeceklerle birlikte tüketildiği genel beslenme profilinin farklı sağlık sonuçlarıyla ilişkisini değiştirebilir.</p>

<p>Makine öğrenmesi de insan gözünün büyük veri kümelerinde kolayca fark edemeyeceği bu bağlantıları ortaya çıkarmak için kullanılabiliyor.</p>

<p>Bulgular Neden Doğrudan “Uzun Yaşam Diyeti” Anlamına Gelmiyor?</p>

<p>Araştırma geniş ve ulusal düzeyde veriler içermesine rağmen gözlemsel nitelikte.</p>

<p>Dolayısıyla belirlenen beslenme ağlarının insanların daha uzun yaşamasına doğrudan neden olduğu söylenemez.</p>

<p>Beslenme verilerinin kişinin kendi bildirimlerine dayanması da hata payı oluşturabiliyor. Araştırmacılar ayrıca gözlenemeyen veya yeterince ölçülemeyen yaşam tarzı faktörlerinin sonuçları etkilemiş olabileceğini belirtiyor.[1]</p>

<p>Buna rağmen çalışma, beslenme ile longevity arasındaki ilişkiye farklı bir mercek tutuyor.</p>

<p>Gelecekte kişiselleştirilmiş beslenme sistemleri yalnızca “daha fazla sebze tüketin” demek yerine, kişinin bütün beslenme ağını analiz ederek hangi yiyecek kombinasyonlarının uzun dönem sağlık sonuçlarıyla ilişkili olduğunu değerlendirebilir.</p>

<p>Uzun yaşam araştırmalarında tabağın yeni matematiği, tek bir “süper besin” aramaktan çok yiyeceklerin oluşturduğu bütünsel örüntüyü anlamaya doğru ilerliyor.</p>

<p>Kaynaklar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>[1] Wang Y, Sutherland JM, Jessri M. Cardiovascular Disease Events and Life Expectancy Lost Attributable to Machine Learning-Derived Dietary Networks: Evidence from Canadian National Nutrition Survey Linked to Routinely Collected Administrative Databases. The Journal of Nutrition. 2026;101598. DOI: 10.1016/j.tjnut.2026.101598</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧬 Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/uzun-yasamda-tek-bir-besin-degil-yiyeceklerin-birlikteligi-onemli-olabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7717-1.jpeg" type="image/jpeg" length="54222"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Amedspor’un Yira Sor transferinde yeni gelişme: Türkiye’ye geldi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/amedsporun-yira-sor-transferinde-yeni-gelisme-turkiyeye-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/amedsporun-yira-sor-transferinde-yeni-gelisme-turkiyeye-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yira Collins Sor için Amedspor’un yürüttüğü transfer sürecinde dikkat çeken yeni gelişmeler yaşandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Belçika’dan gelen bilgilere göre Genk’in Nijeryalı kanat oyuncusu Türkiye’ye gelirken, futbolcunun takımının antrenmanlarında yer almadığı doğrulandı. [1][2]</p>

<p>Amedspor’un hücum hattı için gündemine aldığı Yira Collins Sor dosyasında görüşmelerin ileri aşamaya taşındığına işaret eden yeni sinyaller ortaya çıktı. Genk çevresinden aktarılan bilgilere göre 26 yaşındaki futbolcu Türkiye’ye geldi ve Belçika ekibinin son antrenman çalışmalarına katılmadı. [1]</p>

<p>Genk teknik direktöründen Yira Sor açıklaması</p>

<p>Transfer sürecindeki en güçlü işaretlerden biri Genk Teknik Direktörü Jess Thorup’tan geldi. Thorup, Sor’un takımın yanında bulunmadığını ve lig maçının kadrosunda olmayacağını doğruladı. [1]</p>

<p>Danimarkalı teknik adamın açıklamasında transfer işlemlerinin tamamen sonuçlandığına ilişkin kesin bir ifade kullanmaması ise dosyanın henüz resmiyet kazanmadığını gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle mevcut gelişmeler transferin ileri aşamaya ulaştığına işaret etse de Amedspor veya Genk tarafından resmî açıklama yapılmadan anlaşmanın tamamlandığını söylemek mümkün değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’ye gelmesi süreci farklı bir aşamaya taşıdı</p>

<p>Sor hakkında daha önce gündeme gelen temaslardan farklı olarak son gelişmeler artık yalnızca transfer görüşmelerine dayanmıyor.</p>

<p>Oyuncunun Türkiye’de bulunması, Genk antrenmanlarından ayrılması ve teknik direktör tarafından maç kadrosunun dışında olduğunun açıklanması transfer ihtimalini güçlendiren somut gelişmeler olarak öne çıkıyor. [1][2]</p>

<p>Tarafların transferin mali ve sözleşmesel ayrıntıları üzerinde son işlemleri yürütüp yürütmediğine ilişkin ise henüz doğrulanmış kapsamlı bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Amedspor hücum hattına kanat takviyesi arıyor</p>

<p>26 yaşındaki Nijeryalı futbolcu ağırlıklı olarak kanat bölgelerinde görev yapıyor. Hızı ve hücum hattının farklı noktalarında oynayabilmesi nedeniyle Sor’un transferinin gerçekleşmesi halinde Amedspor’un hücum rotasyonuna yeni bir seçenek eklenmiş olacak.</p>

<p>Ancak futbolcunun Amedspor oyuncusu olduğu yönünde kulüplerden resmî bir duyuru yapılmış değil. Bu nedenle süreç, transfer görüşmeleri kapsamında değerlendiriliyor.</p>

<p>Gözler resmî açıklamada</p>

<p>Genk cephesinden gelen açıklama ve oyuncunun Türkiye’ye hareket etmesi dosyada önemli bir aşamaya gelindiğini gösteriyor.</p>

<p>Bundan sonraki süreçte sağlık kontrolü, sözleşmenin imzalanması ve kulüplerin resmî duyuruları takip edilecek. Taraflardan açıklama gelmesi halinde transferin koşulları da netlik kazanacak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Genk çevresi bölgesel spor basını<br />
[2] Belçika yerel futbol kaynakları</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/amedsporun-yira-sor-transferinde-yeni-gelisme-turkiyeye-geldi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7715.jpeg" type="image/jpeg" length="28188"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Paul Broca Konuşmanın Beyindeki İzini Nasıl Buldu?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/paul-broca-konusmanin-beyindeki-izini-nasil-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/paul-broca-konusmanin-beyindeki-izini-nasil-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1861’de Paris’teki Bicêtre Hastanesi’nde Paul Broca’nın karşısına, yaklaşık 20 yıldır neredeyse yalnızca “tan” hecesini söyleyebilen Louis Victor Leborgne çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ölümünden sonra beynindeki hasarı inceleyen Broca, konuşma üretimi ile sol frontal beyin bölgeleri arasındaki ilişkiyi gösteren ve nörolojinin yönünü değiştiren gözlemlerden birine imza attı.<br />
Fransız cerrah Paul Broca, 1861’de 51 yaşındaki Louis Victor Leborgne’u incelediğinde hastasının dili belirli ölçüde anlayabildiğini, sorulara jestlerle karşılık verebildiğini ancak anlaşılır konuşmasının neredeyse tamamen kaybolduğunu gördü. Leborgne’un en sık çıkarabildiği ses “tan” olduğu için hastanede bu adla tanınıyordu. Ölümünden sonra yapılan beyin incelemesinde sol frontal lobda geniş bir hasar saptandı. Broca, gözlemlerini aynı yıl Paris’teki bilim çevrelerine sundu ve Bulletin de la Société Anatomique de Paris’de yayımladı. [1]<br />
Bu vaka, belirli zihinsel işlevlerin beynin belirli bölgeleri ve bağlantılarıyla ilişkili olabileceği düşüncesinin en önemli tarihsel kanıtlarından biri hâline geldi.<br />
“Tan” Dışında Neredeyse Hiçbir Sözcük Söyleyemiyordu<br />
Leborgne konuşma yetisini yaklaşık 30 yaşındayken kaybetmişti. Yıllar boyunca sorulara çoğunlukla “tan, tan” diyerek ve el hareketleriyle karşılık verdi.<br />
Ancak konuşamaması, çevresinde olup biten hiçbir şeyi anlamadığı anlamına gelmiyordu. Broca’nın gözlemlerine göre Leborgne bazı soruları anlayabiliyor, sayıları parmaklarıyla gösterebiliyor ve günlük olaylara uygun tepkiler verebiliyordu. Bununla birlikte Broca, hastanın bütün zihinsel işlevlerinin tamamen normal olduğunu da ileri sürmedi; bazı bilişsel sorunlar bulunduğunu kaydetti. [1]<br />
Hastalık ilerledikçe Leborgne’un vücudunun sağ tarafında güç kaybı gelişti. Sağ kol ve bacağındaki felç giderek ağırlaştı.<br />
Leborgne 17 Nisan 1861’de hayatını kaybetti. Broca ertesi gün beynini inceleyerek yıllardır gözlenen konuşma bozukluğu ile anatomik hasar arasında ilişki kurmaya çalıştı. [1]<br />
Otopsi Beynin Sol Ön Bölgesini İşaret Etti<br />
Broca, otopside beynin sol frontal lobunda geniş ve eski bir hasar gördü. Hasarın başka bölgelere de yayıldığını fark etti ancak hastalığın başlangıç noktasının sol frontal bölgede olduğunu düşündü. [1]<br />
İlk gözlemlerinde özellikle beynin ön bölümlerinin konuşma açısından önemini vurgulayan Broca, sonraki vakalarının da katkısıyla konuşma işlevlerinde sol beyin yarımküresinin özel rolünü giderek daha açık biçimde savundu.<br />
Bugün “Broca alanı” olarak adlandırılan bölge, klasik anlatımda sol inferior frontal girusun, yani beynin sol ön-alt bölümünün bazı kısımlarıyla ilişkilendiriliyor.<br />
Ancak Broca bu düşünceyi tamamen sıfırdan ortaya atmadı.<br />
Jean-Baptiste Bouillaud ve Ernest Auburtin gibi hekimler konuşma yetisi ile beynin ön bölgeleri arasında ilişki olabileceğini daha önce savunmuştu. Marc Dax da konuşma bozukluklarının sol beyin yarımküresiyle bağlantılı olabileceğine ilişkin daha erken gözlemler bildirmişti. Bilim tarihinde kimin hangi fikri önce ortaya koyduğu konusunda uzun süre tartışmalar yaşandı. [4]<br />
Broca’nın belirleyici katkılarından biri, klinik muayene ile ölüm sonrası anatomik incelemeyi sistemli ve etkili biçimde birleştirmesiydi.<br />
İkinci Hasta Bulguyu Güçlendirdi<br />
Leborgne’dan birkaç ay sonra Broca, 84 yaşındaki Lelong adlı başka bir hastayı inceledi.<br />
Lelong’un konuşması da ciddi biçimde sınırlıydı ve yalnızca birkaç sözcük söyleyebiliyordu. Ölümünden sonra yapılan incelemede yine sol frontal bölgede hasar bulundu. [2]<br />
Bu ikinci vaka, Broca’nın konuşma üretiminin belirli beyin bölgeleriyle ilişkili olduğu görüşünü güçlendirdi.<br />
Böylece afazi, yani beyin hasarı nedeniyle konuşma, anlama, okuma veya yazma gibi dil becerilerinin bozulması, yalnızca genel bir zihinsel yetersizlik olarak değil; sinir sistemindeki belirli yapıların ve bağlantıların hasarıyla ilişkili nörolojik bir durum olarak incelenmeye başladı.<br />
Broca Afazisi Bugün Nasıl Görülüyor?<br />
Klasik Broca afazisinde kişi ne söylemek istediğini büyük ölçüde bilir ancak düşüncesini sözcüklere dönüştürmekte zorlanabilir.<br />
Konuşma yavaş, kısa ve çabalıdır.<br />
Örneğin kişi “Bugün çocuklarımla parka gitmek istiyorum” demek yerine “Bugün... çocuk... park... git” gibi kısa ifadeler kullanabilir.<br />
Dilbilgisi bozulabilir ve sözcük üretmek büyük çaba gerektirebilir. Buna karşılık konuşulan dili anlama becerisi, özellikle daha basit cümlelerde, konuşma üretimine göre daha iyi korunabilir.<br />
Modern nöroloji ise her hastayı yalnızca “Broca afazisi” gibi tek bir etikete yerleştirmenin yeterli olmadığını biliyor. Konuşma akıcılığı, sözcük bulma, tekrarlama, okuma, yazma ve anlama becerileri ayrı ayrı değerlendiriliyor.<br />
Leborgne’un Beyni 146 Yıl Sonra Yeniden İncelendi<br />
Broca, Leborgne’un beynini tamamen keserek incelemek yerine korumayı tercih etmişti. Bu karar yaklaşık bir buçuk yüzyıl sonra bilim insanlarına önemli bir fırsat sağladı.<br />
Nina Dronkers ve çalışma arkadaşları, Leborgne ile Broca’nın ikinci hastası Lelong’un korunmuş beyinlerini yüksek çözünürlüklü manyetik rezonans görüntüleme yöntemiyle yeniden inceledi. Bulgular 2007’de Brain dergisinde yayımlandı. [2]<br />
Modern görüntüleme önemli bir ayrıntıyı ortaya çıkardı.<br />
Leborgne’un hasarı yalnızca bugün “Broca alanı” olarak adlandırılan küçük kortikal bölgeyle sınırlı değildi. Hasar insulaya, beynin derin gri cevher yapılarına ve farklı bölgeleri birbirine bağlayan geniş beyaz cevher yollarına kadar uzanıyordu. [2]<br />
Bu durum, klasik ders kitaplarında zaman zaman verilen “Broca alanı zarar görür, konuşma kaybolur” şeklindeki basit anlatımın gerçeği tam olarak yansıtmadığını gösterdi.<br />
Konuşma Tek Bir Beyin Noktasından Çıkmıyor<br />
Günümüz nörobilimi dili tek bir merkezden yönetilen bir işlev olarak görmüyor.<br />
Nature Reviews Neuroscience dergisinde 2024’te yayımlanan kapsamlı değerlendirmeye göre temel dil işlemleri özellikle sol frontal ve temporal bölgeleri kapsayan, güçlü biçimde bağlantılı bir çekirdek dil ağı tarafından destekleniyor. Bu ağ aynı zamanda algısal, motor ve diğer bilişsel sistemlerle birlikte çalışıyor. [3]<br />
Sözcükleri bulmak, cümle kurmak, konuşmayı planlamak ve anlam çıkarmak beynin birbirine bağlı farklı bölgelerinin ortak çalışmasını gerektiriyor.<br />
Dolayısıyla Broca alanı önemli olsa da konuşmanın tek “merkezi” değil.<br />
Leborgne’un beyninin modern yöntemlerle yeniden incelenmesi de ağır ve kalıcı konuşma bozukluğunun yalnızca küçük bir frontal bölgenin hasarından değil, daha geniş kortikal alanların ve bunları birbirine bağlayan sinir yollarının zarar görmesinden kaynaklanabileceğini gösterdi. [2]<br />
Broca’nın Keşfinin Asıl Önemi Neydi?<br />
Paul Broca’nın tarihsel önemini yalnızca “konuşma merkezini buldu” şeklinde anlatmak bugünün bilgileriyle fazla basit kalıyor.<br />
Onun daha kalıcı katkısı, insan davranışı ile beyin anatomisi arasında sistemli biçimde ilişki kurulabileceğini göstermesiydi.<br />
1861’de Leborgne’un beynini incelerken kullanılan yaklaşım, modern davranış nörolojisinin temel yöntemlerinden birinin erken örneğiydi: Önce hastanın hangi işlevinin bozulduğu belirleniyor, ardından bu işlev kaybının beynin hangi bölgeleri ve bağlantılarıyla ilişkili olabileceği araştırılıyordu.<br />
Paul Pierre Broca 1824’te Fransa’nın Sainte-Foy-la-Grande kentinde doğdu. Cerrahi, anatomi, nöroloji ve antropoloji dahil çok sayıda alanda çalıştı. 1880’de Paris’te yaşamını yitirdi. [5]<br />
Broca’nın 1861’deki modeli bugünün bilgileriyle eksikti. Leborgne’un beyin hasarı düşünüldüğünden çok daha genişti ve insan dili tek bir küçük noktada oluşmuyordu.<br />
Ancak neredeyse yalnızca “tan” diyebilen bir hastadan yola çıkarak insan davranışının beyindeki karşılığını araması, nörolojinin gelişiminde önemli bir dönüm noktası oldu. Tek bir hece, zamanla insan beynindeki dil ağının anlaşılmasına uzanan yaklaşık iki yüzyıllık bilimsel yolculuğun en tanınmış başlangıçlarından birine dönüştü.<br />
Kaynaklar<br />
[1] Broca P. Remarques sur le siège de la faculté du langage articulé, suivies d’une observation d’aphémie (perte de la parole). Bulletin de la Société Anatomique de Paris. 1861;36:330-357.<br />
[2] Dronkers NF, Plaisant O, Iba-Zizen MT, Cabanis EA. Paul Broca’s historic cases: high resolution MR imaging of the brains of Leborgne and Lelong. Brain. 2007;130(5):1432-1441. DOI: 10.1093/brain/awm042.<br />
[3] Fedorenko E, Ivanova AA, Regev TI. The language network as a natural kind within the broader landscape of the human brain. Nature Reviews Neuroscience. 2024;25(5):289-312. DOI: 10.1038/s41583-024-00802-4.<br />
[4] Buckingham HW. The Marc Dax (1770–1837)/Paul Broca (1824–1880) controversy over priority in science: left hemisphere specificity for seat of articulate language and for lesions that cause aphemia. Clinical Linguistics &amp; Phonetics. 2006;20(7-8):613-619. DOI: 10.1080/02699200500266703.<br />
[5] Tandon PN. Paul Pierre Broca: Birth Bicentenary. Neurology India. 2024;72(5):925-929. DOI: 10.4103/neurol-india.neurol-india_94_24.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/paul-broca-konusmanin-beyindeki-izini-nasil-buldu</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/paul-broca-haber-gorseli-150kb.jpg" type="image/jpeg" length="23035"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son Dakika Deprem: AFAD’dan Gaziantep’teki 4,5 Büyüklüğündeki Depreme İlişkin Açıklama]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/son-dakika-deprem-afaddan-gaziantepteki-45-buyuklugundeki-depreme-iliskin-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/son-dakika-deprem-afaddan-gaziantepteki-45-buyuklugundeki-depreme-iliskin-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dakika deprem gelişmeleri kapsamında Gaziantep’te meydana gelen 4,5 büyüklüğündeki deprem sonrası AFAD’dan ilk açıklama geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Depremin ardından saha tarama çalışmalarının başlatıldığı, ilk belirlemelere göre olumsuz bir durumun tespit edilmediği bildirildi.</p>

<p>Yetkili kurumlar bölgede gelişmeleri takip ederken, vatandaşların resmî açıklamalar dışındaki paylaşımlara itibar etmemesi istendi.</p>

<p>Son dakika deprem: Gaziantep’te 4,5 büyüklüğünde sarsıntı</p>

<p>Son dakika deprem aramaları, Gaziantep’te hissedilen 4,5 büyüklüğündeki depremin ardından yoğunlaştı. AFAD’ın paylaştığı ilk bilgilere göre deprem çevre illerde de hissedildi. Depremin ardından ilgili kurumlar tarafından saha kontrolleri başlatıldı.</p>

<p>AFAD’dan ilk açıklama</p>

<p>AFAD, deprem sonrasında ekiplerin saha tarama çalışmalarını sürdürdüğünü açıkladı. İlk değerlendirmelere göre can kaybı veya yıkıma ilişkin doğrulanmış resmî bir bilgi bulunmadığı belirtildi. Çalışmaların devam ettiği ve yeni bilgilerin kamuoyuyla paylaşılacağı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saha çalışmaları sürüyor</p>

<p>Depremin ardından ilgili kamu kurumları ve yerel ekipler bölgede incelemelerini sürdürüyor. Olası ihbarlar değerlendirilirken, resmî makamlar vatandaşların yalnızca doğrulanmış açıklamaları takip etmeleri gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Son Durum</p>

<p>Gaziantep’te meydana gelen 4,5 büyüklüğündeki deprem sonrasında AFAD’ın ilk açıklamasına göre şu ana kadar olumsuz bir duruma ilişkin doğrulanmış resmî bilgi paylaşılmadı. Saha tarama faaliyetleri devam ederken, yeni gelişmeler resmî kurumlar tarafından duyurulacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/son-dakika-deprem-afaddan-gaziantepteki-45-buyuklugundeki-depreme-iliskin-aciklama</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 07:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6918-1.jpeg" type="image/jpeg" length="15861"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Saç dökülmesi kadınlarda mı erkeklerde mi daha sık? Uzmanlar farkın nedenini açıkladı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sac-dokulmesi-kadinlarda-mi-erkeklerde-mi-daha-sik-uzmanlar-farkin-nedenini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sac-dokulmesi-kadinlarda-mi-erkeklerde-mi-daha-sik-uzmanlar-farkin-nedenini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Saç dökülmesi hem kadınları hem de erkekleri etkiliyor ancak şekli ve nedenleri farklı olabiliyor. Uzmanlara göre erkeklerde kalıcı saç kaybı daha yaygın görülürken, kadınlarda geçici dökülme ve saç seyrelmesi daha sık yaşanabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Saç dökülmesi kadınlarda mı, erkeklerde mi daha fazla görülüyor?</p>

<p>Bu sorunun tek bir cevabı yok. Çünkü saç dökülmesi ile saç teli dökülmesi (saç dökme) aynı şey değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre erkeklerde kalıcı kelliğe yol açan genetik saç dökülmesi daha yaygın. Buna karşılık kadınlar; hamilelik, doğum sonrası dönem, menopoz, hormonal değişiklikler ve bazı yaşam tarzı etkenleri nedeniyle belirli dönemlerde daha fazla saç teli dökebiliyor.</p>

<p>Erkeklerde neden daha sık kalıcı saç kaybı görülüyor?</p>

<p>Erkeklerde en yaygın neden androjenik alopesi olarak bilinen genetik saç dökülmesidir. Bu durumda saç kökleri zamanla küçülür ve yeni saç üretme kapasitesi azalır.</p>

<p>Genellikle;</p>

<ul>
 <li>Şakaklardan gerileme,</li>
 <li>Tepe bölgesinde seyrelme,</li>
 <li>İlerleyen yıllarda belirgin kellik</li>
</ul>

<p>şeklinde ilerleyebilir. Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar.</p>

<p>Kadınlarda saç neden seyrelir?</p>

<p>Kadınlarda saç kaybı çoğu zaman tamamen kelleşme şeklinde değil, saçın genelinde incelme ve hacim kaybı olarak ortaya çıkar.</p>

<p>Bunu tetikleyebilen başlıca nedenler şunlardır:</p>

<ul>
 <li>Hamilelik ve doğum sonrası hormonal değişimler</li>
 <li>Menopoz</li>
 <li>Demir eksikliği ve bazı vitamin eksiklikleri</li>
 <li>Tiroit hastalıkları</li>
 <li>Yoğun stres</li>
 <li>Hızlı kilo kaybı</li>
 <li>Sık boya, yüksek ısı ve saça zarar veren işlemler</li>
 <li>Çok sıkı saç modelleri</li>
</ul>

<p>Araştırmalar, kadınların saç şekillendirme alışkanlıklarının da saç kırılması ve dökülmeyi artırabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Günde kaç tel saç dökülmesi normal kabul edilir?</p>

<p>Saç sürekli yenilenen canlı bir yapıdır. Bu nedenle her gün bir miktar saç dökülmesi beklenen doğal bir süreçtir.</p>

<p>Uzmanlara göre sağlıklı bireylerde günde yaklaşık 50 ila 100 tel saçın dökülmesi normal kabul edilir. Bu saçların büyük bölümü yeniden büyüme döngüsüne girer.</p>

<p>Hangi alışkanlıklar saç dökülmesini artırabilir?</p>

<p>Tek başına genetik faktörler değil, günlük yaşam alışkanlıkları da saç sağlığını etkileyebilir.</p>

<p>Özellikle;</p>

<ul>
 <li>Sürekli yüksek ısıyla şekillendirme</li>
 <li>Çok sık saç boyama</li>
 <li>Kimyasal işlemler</li>
 <li>Çok sıkı at kuyruğu veya örgüler</li>
 <li>Yetersiz protein alımı</li>
 <li>Uzun süren stres</li>
 <li>Hızlı kilo verme diyetleri</li>
</ul>

<p>saç tellerinin daha kolay dökülmesine veya kırılmasına katkıda bulunabilir.</p>

<p>Saç dökülmesi her zaman kalıcı mıdır?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Enfeksiyonlar, ameliyatlar, yoğun stres, bazı ilaçlar veya doğum sonrası görülen birçok saç dökülmesi geçici olabilir. Altta yatan neden düzeldiğinde saçlar yeniden çıkabilir.</p>

<p>Buna karşılık genetik saç dökülmesinde erken değerlendirme ve uygun tedavi seçenekleri saç kaybının ilerlemesini yavaşlatmada önem taşıyabilir.</p>

<p>Uzmanlar Ne Öneriyor?</p>

<ul>
 <li>Dengeli ve yeterli protein içeren beslenmeye özen gösterin.</li>
 <li>Saçı sürekli yüksek ısıya maruz bırakmaktan kaçının.</li>
 <li>Çok sıkı saç modellerini uzun süre kullanmayın.</li>
 <li>Gereksiz takviye kullanmak yerine eksiklik şüphesi varsa hekim önerisiyle değerlendirme yaptırın.</li>
 <li>Ani ve belirgin saç dökülmesi, saçta yama şeklinde açıklık veya hızla artan seyrelme gelişirse bir dermatoloji uzmanına başvurun.</li>
</ul>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Everyday Health<br />
[2] Mayo Clinic<br />
[3] Cleveland Clinic<br />
[4] American Academy of Dermatology (AAD)<br />
[5] MedlinePlus (NIH)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sac-dokulmesi-kadinlarda-mi-erkeklerde-mi-daha-sik-uzmanlar-farkin-nedenini-acikladi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 06:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7710.jpeg" type="image/jpeg" length="49312"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Araştırma: Uzun Süreli Sıcak Hava Biyolojik Yaşlanmayı Hızlandırabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/arastirma-uzun-sureli-sicak-hava-biyolojik-yaslanmayi-hizlandirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/arastirma-uzun-sureli-sicak-hava-biyolojik-yaslanmayi-hizlandirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’deki araştırmacılar tarafından yürütülen ve Cyborg and Bionic Systems dergisinde yayımlanan çalışma, uzun süre yüksek sıcaklıklara maruz kalmanın biyolojik yaşlanmayı hızlandırabilecek hücresel değişikliklerle ilişkili olabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bulgular, iklim değişikliğinin insan sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkilerine ilişkin yeni veriler sundu. [1]</p>

<p>İklim değişikliğine bağlı olarak daha sık görülen sıcak hava dalgalarının insan sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin yeni bir araştırma yayımlandı. ABD’de yürütülen çalışmada, uzun süre yüksek sıcaklıklara maruz kalan bireylerde biyolojik yaşlanmayı gösteren belirteçlerin daha hızlı değişebildiği bildirildi. Araştırmacılar, bulguların sıcaklığın yalnızca kısa vadeli sağlık sorunlarıyla değil, yaşlanma süreciyle de ilişkili olabileceğine işaret ettiğini belirtti. [1]</p>

<p>Araştırmanın amacı, sıcak hava dalgalarının insan vücudunda hücresel düzeyde yaşlanma sürecini etkileyip etkilemediğini incelemekti. Bu kapsamda araştırmacılar, biyolojik yaşı değerlendirmede kullanılan epigenetik belirteçler ile uzun dönem çevresel sıcaklık verilerini karşılaştırdı. [1]</p>

<p>Çalışmada farklı bölgelerde yaşayan yetişkinlerden elde edilen biyolojik veriler ile iklim kayıtları birlikte analiz edildi. Araştırmacılar, özellikle uzun süre yüksek sıcaklığa maruz kalan bireylerde biyolojik yaş ile kronolojik yaş arasındaki farkın artabildiğini gözlemledi. [1]</p>

<p>Araştırmaya göre sıcak hava, hücrelerde oksidatif stresin artmasına, metabolik süreçlerin etkilenmesine ve yaşlanma ile ilişkili biyolojik mekanizmaların hızlanmasına katkıda bulunabilecek çevresel faktörlerden biri olabilir. Ancak araştırmacılar, bunun doğrudan neden-sonuç ilişkisini kanıtlamadığını, farklı yaşam tarzı ve çevresel etkenlerin de sonuçlarda rol oynayabileceğini vurguladı. [1]</p>

<p>Bilim insanları, küresel sıcaklık artışlarının devam etmesi halinde yaşlanan nüfusun sıcak hava dalgalarından daha fazla etkilenebileceğini ifade etti. Özellikle ileri yaş grubundaki bireyler, kronik hastalığı bulunanlar ve açık havada çalışan kişiler için sıcaklık kaynaklı sağlık risklerinin artabileceği değerlendirildi. [2]</p>

<p>Araştırmacılar, elde edilen bulguların iklim değişikliğinin uzun vadeli sağlık etkilerini anlamaya katkı sağladığını ancak biyolojik yaşlanma ile sıcaklık arasındaki ilişkinin daha geniş ve uzun süreli çalışmalarla doğrulanması gerektiğini belirtti. Çalışmanın sonuçları, sıcak hava dalgalarının yalnızca sıcak çarpması gibi akut sağlık sorunları açısından değil, sağlıklı yaşlanma politikaları açısından da dikkate alınması gerektiğine işaret ediyor. [1][2]</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Cyborg and Bionic Systems</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>[2] Nature</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/arastirma-uzun-sureli-sicak-hava-biyolojik-yaslanmayi-hizlandirabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 06:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7709.jpeg" type="image/jpeg" length="57412"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Münübe Gürbüz har avlid i Stockholm]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/munube-gurbuz-har-avlid-i-stockholm</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/munube-gurbuz-har-avlid-i-stockholm" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Münübe Gürbüz, bosatt i Sveriges huvudstad Stockholm, har avlidit. Beskedet har väckt sorg inom den turkiska gemenskapen i Sverige.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Enligt uppgifter som offentliggjorts av turkiska samhällsplattformar i Sverige kommer Münübe Gürbüz att begravas i Turkiet. Efter begravningen kommer familjen att återvända till Sverige.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kondoleanser kommer därefter att tas emot i Fittja Ulu Camii i Stockholm. Tid och datum för minnesstunden meddelas senare av familjen.</p>

<p>Någon officiell information om dödsorsaken har inte offentliggjorts.</p>

<p>Många medlemmar av den turkiska diasporan i Sverige har uttryckt sina kondoleanser och sitt deltagande till familjen efter beskedet om Münübe Gürbüzs bortgång.</p>

<p>Vi framför våra djupaste kondoleanser till familjen, de anhöriga och alla som stod henne nära. Må hon vila i frid.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/munube-gurbuz-har-avlid-i-stockholm</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 01:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7706.jpeg" type="image/jpeg" length="52897"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Stockholm’de Yaşayan Münübe Gürbüz Vefat Etti: Cenazesi Türkiye’ye Getirilecek]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/stockholmde-yasayan-munube-gurbuz-vefat-etti-cenazesi-turkiyeye-getirilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/stockholmde-yasayan-munube-gurbuz-vefat-etti-cenazesi-turkiyeye-getirilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsveç’in başkenti Stockholm’de yaşayan Münübe Gürbüz’ün vefatı, İsveç’teki Türk toplumu arasında üzüntüyle karşılandı. Cenazesinin Türkiye’ye gönderileceği, taziyelerin ise ailenin İsveç’e dönüşünün ardından Stockholm’deki Fittja Ulu Camii’nde kabul edileceği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsveç’in başkenti Stockholm’de yaşayan Münübe Gürbüz’ün hayatını kaybettiği duyuruldu. Vefat haberi, İsveç’te faaliyet gösteren Türk toplumuna yönelik yayın yapan platformlar aracılığıyla kamuoyuyla paylaşıldı.</p>

<p>Paylaşılan bilgilere göre, Münübe Gürbüz’ün cenazesi defnedilmek üzere Türkiye’ye gönderilecek. Defin işlemlerinin ardından ailenin yeniden İsveç’e dönmesiyle birlikte taziyelerin Stockholm’de bulunan Fittja Ulu Camii’nde kabul edileceği belirtildi.</p>

<p>Ölüm Nedeni Açıklanmadı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kamuoyuna yansıyan bilgilerde Münübe Gürbüz’ün vefat nedenine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı. Açık kaynaklarda ve resmi makamlardan yapılan duyurularda da ölüm sebebine ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>İsveç’teki Türk Toplumu Yasta</p>

<p>Vefat haberinin ardından İsveç’te yaşayan çok sayıda Türk vatandaşı ve sivil toplum temsilcisi, Gürbüz ailesine başsağlığı mesajları iletti. Taziye kabul tarih ve saatinin ise ailenin İsveç’e dönüşünün ardından ayrıca duyurulacağı ifade edildi.</p>

<p>Münübe Gürbüz’e Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/stockholmde-yasayan-munube-gurbuz-vefat-etti-cenazesi-turkiyeye-getirilecek</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 01:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7705.jpeg" type="image/jpeg" length="25792"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yükseköğretimde Yeni Dönem Başladı: 7592 Sayılı Kanun Resmî Gazete’de Yayımlandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yuksekogretimde-yeni-donem-basladi-7592-sayili-kanun-resmi-gazetede-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yuksekogretimde-yeni-donem-basladi-7592-sayili-kanun-resmi-gazetede-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yükseköğretim sistemini ilgilendiren çok sayıda düzenlemeyi içeren 7592 sayılı “Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanun; öğrencilerden öğretim üyelerine, vakıf üniversitelerinden yurt dışı kampüslere, akademik etik kurallarından sağlık alanındaki üniversitelere kadar geniş kapsamlı değişiklikler getiriyor.</p>

<p>Yükseköğretim Mevzuatında Kapsamlı Değişiklik</p>

<p>30 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen ve 8 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7592 sayılı Kanun ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu başta olmak üzere birçok kanunda önemli değişiklik yapıldı.</p>

<p>Düzenleme, yükseköğretim kurumlarının akademik işleyişi, disiplin hükümleri, vakıf üniversitelerinin denetimi, öğrenci hakları, öğretim üyelerinin çalışma esasları ve bilimsel araştırma süreçlerine ilişkin yeni hükümler içeriyor.</p>

<p>Son Sınıf Öğrencilerine Ek Sınav Hakkı</p>

<p>Kanunun en dikkat çeken düzenlemelerinden biri azami öğrenim süresini dolduran öğrencileri ilgilendiriyor.</p>

<p>Buna göre;</p>

<ul>
 <li>İntörn eğitimi hariç son sınıfta bulunan öğrencilere başarısız oldukları veya alamadıkları teorik ve uygulamalı dersler için iki ek sınav veya tekrar hakkı tanınacak.</li>
 <li>Teorik derslerini tamamlayan ancak uygulamalı eğitim veya intörn eğitimini bitiremeyen öğrencilere eğitimlerini tamamlama imkânı verilecek.</li>
 <li>Ara sınıf öğrencileri ise bu ek sınav hakkından yararlanamayacak.</li>
</ul>

<p>Uygulamanın usul ve esaslarını Yükseköğretim Kurulu belirleyecek.</p>

<p>İlişiği Kesilen Öğrencilere Üniversiteye Dönüş Fırsatı</p>

<p>Kanunla birlikte uzun süredir beklenen öğrenci affı niteliğinde bir düzenleme de hayata geçirildi.</p>

<p>Terör, kasten öldürme, cinsel suçlar, uyuşturucu ticareti, sahte belge ve belirli güvenlik gerekçeleri dışında;</p>

<ul>
 <li>Herhangi bir nedenle üniversiteyle ilişiği kesilenler,</li>
 <li>Kendi isteğiyle kaydını sildirenler,</li>
 <li>Üniversiteyi kazandığı halde kayıt yaptırmayanlar,</li>
</ul>

<p>dört ay içerisinde başvurmaları halinde 2026-2027 eğitim öğretim yılında öğrenimlerine yeniden başlayabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu kapsamda yeniden kayıt yaptıran öğrenciler, belirli şartları taşımaları halinde farklı diploma programlarına yatay geçiş de yapabilecek.</p>

<p>Akademik Hayalet Yazarlığa Ağır Yaptırımlar</p>

<p>Kanunun en dikkat çeken başlıklarından biri akademik etik ihlalleri oldu.</p>

<p>Yeni düzenlemeye göre;</p>

<ul>
 <li>Tezini, makalesini, kitabını veya akademik projesini başkasına hazırlatanların akademik unvanları ve diplomaları geri alınacak.</li>
 <li>Üniversite öğretim mesleğinden çıkarılabilecekler.</li>
 <li>Bu hizmeti ücretli veya ücretsiz sunan kişi ve kuruluşlara 5 bin günden 20 bin güne kadar adli para cezası uygulanabilecek.</li>
 <li>Bu tür çalışmalara aracılık edenler de cezai sorumluluk taşıyacak.</li>
</ul>

<p>Sahte Üniversite ve Kaçak Eğitim Programlarına Hapis Cezası</p>

<p>Kanun, Türkiye’de mevzuata aykırı şekilde faaliyet gösteren eğitim kurumlarını da hedef aldı.</p>

<p>Buna göre;</p>

<ul>
 <li>Yurt dışındaki üniversiteler adına izinsiz program açanlar,</li>
 <li>Mevzuata aykırı yükseköğretim kurumu işletenler,</li>
 <li>Bu kurumların tanıtımını yapanlar,</li>
</ul>

<p>hapis ve adli para cezalarıyla karşı karşıya kalacak.</p>

<p>Sahte diploma düzenlenmesi ise Türk Ceza Kanunu kapsamında ayrıca cezalandırılacak.</p>

<p>Vakıf Üniversitelerine Yeni Denetim Sistemi</p>

<p>Kanunla vakıf yükseköğretim kurumları için kademeli yaptırım sistemi getirildi.</p>

<p>Buna göre ihlalin ağırlığına göre;</p>

<ul>
 <li>Uyarı,</li>
 <li>Eksikliklerin giderilmesi,</li>
 <li>Yeni bölüm açılmasının durdurulması,</li>
 <li>Öğrenci kontenjanının azaltılması,</li>
 <li>Öğrenci alımının durdurulması,</li>
 <li>Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması,</li>
 <li>Faaliyet izninin tamamen kaldırılması</li>
</ul>

<p>gibi yaptırımlar uygulanabilecek.</p>

<p>Denetimlerde mali yapı, akademik kadro, öğrenci hizmetleri, öğretim kalitesi ve yönetim süreçleri ayrıntılı biçimde değerlendirilecek.</p>

<p>Tıp Fakülteleri İçin Hastane Şartında Ek Süre</p>

<p>Özel tıp fakültelerini ilgilendiren önemli bir düzenleme de kanunda yer aldı.</p>

<p>Kendi eğitim hastanesini kurma sürecinde imar iptali veya yargı süreci gibi zorunlu nedenlerle gecikme yaşayan fakültelere 30 aya kadar ek süre verilecek.</p>

<p>Süre sonunda şartları yerine getirmeyen fakültelerin öğrencileri için Yükseköğretim Kanunundaki ilgili hükümler uygulanacak.</p>

<p>67 Yaşını Dolduran Uzman Öğretim Üyelerine Sözleşmeli Çalışma İmkânı</p>

<p>Devlet üniversitelerinde görev yapmış ve 67 yaşını doldurmuş tıpta veya diş hekimliğinde uzman öğretim üyeleri, ihtiyaç bulunan üniversitelerde üç yıl içinde başvurmaları halinde sözleşmeli olarak yeniden görev alabilecek.</p>

<p>Yurt Dışında Üniversite Açılmasının Önü Açıldı</p>

<p>Yeni düzenleme ile devlet üniversiteleri Cumhurbaşkanı kararıyla;</p>

<ul>
 <li>Yurt dışında kampüs,</li>
 <li>Akademik birim,</li>
 <li>Fakülte,</li>
 <li>Program,</li>
 <li>Eğitim tesisleri</li>
</ul>

<p>kurabilecek.</p>

<p>Bu merkezlerde görev yapacak akademik ve idari personelin çalışma usulleri de yeniden düzenlendi.</p>

<p>Döner Sermaye ve Sağlık Üniversitelerine Yeni Kaynak</p>

<p>Kanunla birlikte;</p>

<ul>
 <li>Yan dal uzmanı öğretim üyeleri için döner sermaye üst limitleri yükseltildi.</li>
 <li>Birlikte kullanılan sağlık tesislerinin yıllık gayrisafi hasılatının yüzde 2,5’i üniversitelerde yürütülen bilimsel araştırma projelerine aktarılacak.</li>
 <li>Ortak uygulama ve araştırma merkezlerinde elde edilen proje gelirlerinin paylaşımına ilişkin yeni esaslar getirildi.</li>
</ul>

<p>Patent ve Akademik Buluşların Ticarileştirilmesi Desteklenecek</p>

<p>Yükseköğretim kurumlarının teknoloji transfer ofislerine yeni yetkiler tanındı.</p>

<p>Patent, hizmet buluşu ve fikri mülkiyet haklarının teknoloji transfer ofislerine devredilebilmesi sağlanırken;</p>

<ul>
 <li>Gelirin en az üçte biri buluş sahibine,</li>
 <li>Üçte biri üniversite döner sermayesine,</li>
 <li>Kalan kısmı teknoloji transfer ofisine bırakılabilecek.</li>
</ul>

<p>Ofisler ayrıca şirket kurabilecek ve yatırım yapabilecek.</p>

<p>Disiplin Süreçlerinde Savunma Güvencesi Güçlendirildi</p>

<p>Disiplin soruşturmalarında ifade ve savunma usulleri ayrıntılı şekilde yeniden düzenlendi.</p>

<p>Buna göre;</p>

<ul>
 <li>Hakkındaki iddialar açıkça bildirilecek.</li>
 <li>En az yedi günlük savunma süresi verilecek.</li>
 <li>Soruşturma dosyasını inceleme hakkı tanınacak.</li>
 <li>Savunma alınmadan disiplin kararı verilmesine ilişkin süreç ayrıntılı kurallara bağlanacak.</li>
</ul>

<p>Kahramanmaraş’taki Üniversite Yapısı Değişti</p>

<p>Kanun kapsamında Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesinin adı İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi olarak değiştirildi.</p>

<p>Ayrıca çok sayıda fakülte, yüksekokul ve enstitünün bağlantıları yeniden düzenlenirken öğrencilerin, personelin ve bütçelerin yeni üniversitelere aktarılmasına ilişkin hükümler de yürürlüğe girdi.</p>

<p>Öne Çıkan Düzenlemeler</p>

<ul>
 <li>Son sınıf öğrencilerine iki ek sınav hakkı.</li>
 <li>Öğrenci affı niteliğinde yeniden kayıt imkânı.</li>
 <li>Tez yazdıran ve yazanlara ağır yaptırımlar.</li>
 <li>Sahte üniversite ve kaçak eğitim programlarına hapis cezası.</li>
 <li>Vakıf üniversitelerine kademeli yaptırım sistemi.</li>
 <li>Devlet üniversitelerine yurt dışında kampüs açma yetkisi.</li>
 <li>Yan dal uzmanlarına artırılmış döner sermaye ek ödemesi.</li>
 <li>Bilimsel araştırmalara yeni finansman modeli.</li>
 <li>Teknoloji transfer ofislerine yeni yetkiler.</li>
 <li>67 yaşını dolduran uzman öğretim üyelerine sözleşmeli çalışma imkânı.</li>
 <li>Disiplin soruşturmalarında savunma hakkının ayrıntılı güvence altına alınması.</li>
</ul>

<p>Değerlendirme</p>

<p>7592 sayılı Kanun, son yıllarda yükseköğretim alanında yapılan en kapsamlı düzenlemelerden biri olarak öne çıkıyor. Düzenleme yalnızca öğrencilerin eğitim hayatını değil, öğretim üyelerinin çalışma koşullarını, üniversitelerin mali yapısını, vakıf yükseköğretim kurumlarının denetimini, bilimsel araştırmaları ve akademik etik kurallarını da doğrudan etkiliyor. Özellikle öğrenci affı, son sınıfa ek sınav hakkı, akademik usulsüzlüklere yönelik cezalar ve yurt dışı kampüs düzenlemeleri önümüzdeki dönemde yükseköğretim sisteminde önemli değişikliklere yol açması beklenen başlıklar arasında yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📜 Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yuksekogretimde-yeni-donem-basladi-7592-sayili-kanun-resmi-gazetede-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 00:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7701.jpeg" type="image/jpeg" length="30061"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Öğrenci Affı Resmi Gazete’de Yayımlandı: Üniversiteye Dönüşte Yeni Dönem Başladı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ogrenci-affi-resmi-gazetede-yayimlandi-universiteye-donuste-yeni-donem-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ogrenci-affi-resmi-gazetede-yayimlandi-universiteye-donuste-yeni-donem-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yükseköğretimde binlerce kişiyi ilgilendiren öğrenci affı düzenlemesi Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Üniversiteyle ilişiği kesilenler ile kayıt hakkı kazanmasına rağmen kayıt yaptıramayanlar, belirlenen şartları taşımaları halinde yeniden öğrenim hakkı elde edecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Öğrenci Affı Resmen Yürürlüğe Girdi</p>

<p>Yükseköğretim Kanunu’nda yapılan değişiklikleri içeren düzenlemenin Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte öğrenci affı resmen yürürlüğe girdi. Düzenleme, çeşitli nedenlerle üniversiteyle ilişiği kesilen öğrencilerin yanı sıra, yerleştirildiği yükseköğretim programına kayıt yaptıramayan adaylara da yeniden eğitim kapısını açıyor.</p>

<p>Kanun kapsamında yapılacak başvuruların ardından şartları sağlayan adaylar, 2026-2027 eğitim öğretim yılında üniversitelerine geri dönebilecek.</p>

<p>Kimler Yararlanabilecek?</p>

<p>Öğrenci affından;</p>

<ul>
 <li>Hazırlık sınıfı,</li>
 <li>Ön lisans,</li>
 <li>Lisans tamamlama,</li>
 <li>Lisans,</li>
 <li>Yüksek lisans,</li>
 <li>Doktora programlarında öğrenim gören veya öğrenim hakkını kaybedenler,</li>
</ul>

<p>yararlanabilecek.</p>

<p>Bunun yanında, merkezi yerleştirme sonucunda üniversiteye kayıt hakkı elde ettiği halde herhangi bir nedenle kayıt işlemini tamamlayamayan adaylar da düzenleme kapsamına alındı.</p>

<p>Başvurular İçin 4 Aylık Süre</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aftan yararlanmak isteyenlerin, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 4 ay içinde ilişiğinin kesildiği ya da kayıt hakkı kazandığı yükseköğretim kurumuna başvurması gerekiyor.</p>

<p>Başvuruların değerlendirilmesinin ardından kabul edilen öğrenciler, üniversitelerin intibak esasları doğrultusunda eğitimlerine devam edecek.</p>

<p>Askerlik Nedeniyle Başvuru Yapamayanlara Özel Hak</p>

<p>Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte askerlik görevini sürdürenler için de ayrı bir düzenleme getirildi.</p>

<p>Bu kişiler, terhis tarihinden itibaren iki ay içinde başvurmaları halinde öğrenci affından yararlanabilecek.</p>

<p>Daha Önce Aftan Yararlananlara Yeni İmkân</p>

<p>Düzenlemenin dikkat çeken hükümlerinden biri de daha önce farklı bir eğitim kademesinde öğrenci affından yararlanmış kişilere ilişkin oldu.</p>

<p>Buna göre, önceki aflardan yararlanılmış olması, farklı bir öğrenim düzeyi için bu düzenleme kapsamında yeniden başvuru yapılmasına engel oluşturmayacak.</p>

<p>Bazı Suçlardan Hüküm Giyenler Kapsam Dışında</p>

<p>Kanun, belirli suçlardan kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunan kişileri kapsam dışında bırakıyor.</p>

<p>Buna göre;</p>

<ul>
 <li>Terör suçları,</li>
 <li>Kasten öldürme,</li>
 <li>İşkence,</li>
 <li>Eziyet,</li>
 <li>Cinsel saldırı,</li>
 <li>Çocuğun cinsel istismarı,</li>
 <li>Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,</li>
</ul>

<p>suçlarından hüküm giyenler öğrenci affından yararlanamayacak.</p>

<p>Ayrıca sahte belgeyle kayıt yaptırdığı tespit edilenler ile kanunda açıkça belirtilen diğer istisna kapsamındaki kişiler de düzenlemeden faydalanamayacak.</p>

<p>Üniversiteler Takvimlerini Açıklayacak</p>

<p>Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından yükseköğretim kurumlarının başvuru tarihleri, istenecek belgeler ve kayıt süreçlerine ilişkin duyuruları önümüzdeki günlerde yayımlaması bekleniyor.</p>

<p>Başvuruları kabul edilen öğrenciler, yeni eğitim öğretim yılında yeniden üniversite sıralarına dönebilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📜 Mevzuat</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ogrenci-affi-resmi-gazetede-yayimlandi-universiteye-donuste-yeni-donem-basladi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 00:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7700.jpeg" type="image/jpeg" length="19607"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gabriel Martinelli Galatasaray’ın Gündeminde! İngiltere’den Dikkat Çeken Transfer İddiası]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gabriel-martinelli-galatasarayin-gundeminde-ingiltereden-dikkat-ceken-transfer-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gabriel-martinelli-galatasarayin-gundeminde-ingiltereden-dikkat-ceken-transfer-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiliz basınında yer alan iddialara göre Galatasaray, Arsenal forması giyen Brezilyalı kanat oyuncusu Gabriel Martinelli’yi transfer listesine aldı. Ancak taraflardan henüz resmî bir açıklama yapılmadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’ın yaz transfer dönemindeki kanat arayışında sürpriz bir isim gündeme geldi. İngiltere’de yayımlanan haberlere göre sarı kırmızılı ekip, Arsenal’in Brezilyalı yıldızı Gabriel Martinelli’nin durumunu yakından takip ediyor. Transferin henüz görüşme ve değerlendirme aşamasında olduğu belirtilirken, kulüplerden veya oyuncu cephesinden resmî bir doğrulama bulunmuyor.</p>

<p>Transfer iddiası nasıl ortaya çıktı?</p>

<p>İngiliz basınında yer alan haberlere göre Galatasaray, hücum hattını güçlendirmek için Avrupa’nın önemli isimlerini değerlendiriyor. Bu kapsamda Gabriel Martinelli’nin de adaylar arasında yer aldığı öne sürüldü.</p>

<p>Haberde, Arsenal’in kadrosuna yeni hücum oyuncuları katma planı nedeniyle Martinelli’nin geleceğinin belirsizleşebileceği ve Galatasaray’ın bu durumu fırsata çevirmek istediği iddia edildi. Bununla birlikte transfer görüşmelerinin başladığına veya resmî teklif yapıldığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Gabriel Martinelli’nin performansı</p>

<p>24 yaşındaki Brezilyalı futbolcu, son yıllarda Arsenal’in hücum hattının önemli isimlerinden biri oldu. Hızı, bire birdeki etkinliği ve skor katkısıyla dikkat çeken Martinelli, Premier Lig ve Avrupa kupalarında düzenli forma giyen oyuncular arasında yer alıyor.</p>

<p>Arsenal kariyerinde yüzlerce resmî maça çıkan Brezilyalı kanat oyuncusu, attığı goller ve yaptığı asistlerle takımına önemli katkılar sağladı.</p>

<p>Galatasaray’ın kadro planlamasına etkisi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Galatasaray’ın yeni sezon planlamasında kanat rotasyonunu güçlendirmek istediği biliniyor. Martinelli gibi üst düzey bir oyuncunun kadroya katılması durumunda hücum kalitesi önemli ölçüde artabilir. Ancak oyuncunun güncel piyasa değeri ve maaş seviyesi, transferin ekonomik açıdan oldukça zorlu bir dosya olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle olası bir transferin gerçekleşebilmesi için hem Arsenal’in bonservis beklentisi hem de oyuncunun mali şartlarında önemli bir uzlaşma sağlanması gerekecek.</p>

<p>Sonuç</p>

<p>Gabriel Martinelli’nin Galatasaray’ın transfer gündeminde olduğu yönündeki haberler İngiliz basınında yer alsa da süreç henüz iddia aşamasında bulunuyor. Taraflar arasında resmî teklif, anlaşma veya imza sürecini doğrulayan bir açıklama yapılmış değil. Transfer dosyasındaki gelişmelerin önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Kaynak: The Sun</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gabriel-martinelli-galatasarayin-gundeminde-ingiltereden-dikkat-ceken-transfer-iddiasi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 00:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7699.jpeg" type="image/jpeg" length="56205"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’tan Youssef Chermiti Hamlesi! Rangers’ın Talebi Ortaya Çıktı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/besiktastan-youssef-chermiti-hamlesi-rangersin-talebi-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/besiktastan-youssef-chermiti-hamlesi-rangersin-talebi-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın Rangers forması giyen genç golcü Youssef Chermiti ile ilgilendiği iddia edildi. İskoç basınında yer alan haberlere göre siyah beyazlılar transferi yakından takip ederken, Rangers’ın bonservis beklentisi de netleşmeye başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’ın yeni sezon öncesi forvet hattını güçlendirmek için Youssef Chermiti’yi transfer listesine aldığı öne sürüldü. İskoçya kaynaklı haberlere göre siyah beyazlı yönetim, Rangers’ta forma giyen 22 yaşındaki santrforun durumunu yakından izliyor. Taraflar arasında resmî bir anlaşma bulunmazken, transferin şu aşamada ilgi ve ön temas seviyesinde olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Rangers’ın bonservis beklentisi dikkat çekiyor</p>

<p>İskoç basınında yer alan iddialara göre Rangers, genç golcüsünü düşük bir bedelle bırakmayı düşünmüyor. Kulübün, Youssef Chermiti için yaklaşık 30 milyon avro seviyesinde bir bonservis beklentisi bulunduğu öne sürülüyor. Bu rakamın altında yapılacak tekliflere sıcak bakılmadığı ifade ediliyor.</p>

<p>Beşiktaş cephesinden transfer iddialarıyla ilgili resmî bir açıklama yapılmazken, görüşmelerin henüz başlangıç aşamasında olduğu ve herhangi bir resmî teklifin doğrulanmadığı aktarılıyor.</p>

<p>Genç golcü Avrupa’nın radarında</p>

<p>Portekizli santrfor, fizik gücü, hava toplarındaki etkinliği ve ceza sahası içerisindeki bitiriciliğiyle dikkat çekiyor. Genç yaşına rağmen Avrupa’da gelişime açık forvetler arasında gösterilen Chermiti’nin, son dönemde sergilediği performansla birçok kulübün transfer listesine girdiği konuşuluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rangers teknik ekibinin de oyuncuyu geleceğin önemli yatırım isimlerinden biri olarak gördüğü ve bu nedenle yüksek bonservis beklentisi belirlediği ifade ediliyor.</p>

<p>Beşiktaş’ın transfer planlamasına nasıl etki edecek?</p>

<p>Beşiktaş’ın yaz transfer döneminde hücum hattına önemli bir takviye yapmayı hedeflediği biliniyor. Yönetimin, yaş ortalamasını düşürürken uzun vadeli yatırım olabilecek isimlere yönelmesi nedeniyle Youssef Chermiti’nin profile uygun bir aday olduğu değerlendiriliyor.</p>

<p>Bununla birlikte transfer sürecinde şu ana kadar kulüpler arasında resmî görüşmelerin tamamlandığına, anlaşmaya varıldığına veya oyuncunun sağlık kontrolüne davet edildiğine ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle transfer dosyası şimdilik iddia aşamasında değerlendiriliyor.</p>

<p>Kaynak: Rangers News, Turkish Football</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/besiktastan-youssef-chermiti-hamlesi-rangersin-talebi-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 00:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7698-1.jpeg" type="image/jpeg" length="69460"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Resmî Gazete’de Yeni Büyükelçi Atamaları Yayımlandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/resmi-gazetede-yeni-buyukelci-atamalari-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/resmi-gazetede-yeni-buyukelci-atamalari-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[9 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile İzlanda, Ukrayna, Hollanda ve Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi nezdindeki Türkiye temsilciliklerine yeni atamalar gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan 2026/223 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 9 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yer aldı. Karar kapsamında, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin ilgili hükümleri uyarınca çeşitli büyükelçilik ve daimi temsilcilik görevlerine yeni atamalar yapıldı.</p>

<p>Yayımlanan karara göre, İzlanda Cumhuriyeti Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, halen Ukrayna Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi olarak görev yapan Mustafa Levent Bilgen atandı.</p>

<p>Ukrayna Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine ise Hollanda Krallığı Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan getirildi.</p>

<p>Kararla birlikte Hollanda Krallığı Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliğine, Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Burak Akçapar atandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öte yandan, Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Daimi Temsilciliğine de Ayşe Sözen Usluer görevlendirildi.</p>

<p>Atama kararının 8 Ağustos 2026 tarihinde imzalandığı, 9 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği bildirildi.</p>

<p>Atanan isimler</p>

<ul>
 <li>İzlanda Büyükelçisi: Mustafa Levent Bilgen</li>
 <li>Ukrayna Büyükelçisi: Fatma Ceren Yazgan</li>
 <li>Hollanda Büyükelçisi: Burak Akçapar</li>
 <li>BM Cenevre Daimi Temsilcisi: Ayşe Sözen Usluer</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/resmi-gazetede-yeni-buyukelci-atamalari-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-6516.jpeg" type="image/jpeg" length="51159"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hayatın İlk 1000 Gününde Daha Az Şeker: Alzheimer Riski Yüzde 46 Daha Düşük Bulundu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hayatin-ilk-1000-gununde-daha-az-seker-alzheimer-riski-yuzde-46-daha-dusuk-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hayatin-ilk-1000-gununde-daha-az-seker-alzheimer-riski-yuzde-46-daha-dusuk-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırma, anne karnından 2 yaşına kadar daha düşük şeker maruziyetinin ilerleyen yıllarda Alzheimer hastalığı riskinin yüzde 46 daha düşük olmasıyla ilişkili olabileceğini gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İlk yıllardaki şeker tüketimi onlarca yıl sonra beyni etkileyebilir mi?</p>

<p>Hayatın ilk 1000 gününde daha az şeker tüketilmesi, yalnızca çocukluk dönemindeki beslenme alışkanlıklarını değil, ileri yaştaki beyin sağlığını da etkiliyor olabilir. 2026 yılında yayımlanan yeni bir araştırmada, gebelikten başlayarak yaklaşık 2 yaşına kadar şeker kısıtlamasına maruz kalan kişilerde Alzheimer hastalığı riskinin yüzde 46 daha düşük olduğu görüldü. [1][2]</p>

<p>Araştırmanın dikkat çeken yanı, klasik bir beslenme anketine dayanmaması. Bilim insanları, İngiltere’de İkinci Dünya Savaşı sonrasında uygulanan şeker karnesinin sona ermesini adeta doğal bir deney olarak kullandı.</p>

<p>Şeker kısıtlamasının Eylül 1953’te kaldırılmasıyla ülkedeki tüketim hızla yükseldi. Böylece araştırmacılar, yaşamlarının ilk dönemini şeker kısıtlaması altında geçirenlerle kısıtlamanın kaldırılmasından hemen sonra doğan kişilerin uzun dönem sağlık verilerini karşılaştırabildi.</p>

<p>60 binden fazla kişinin verileri incelendi</p>

<p>Araştırmada 1951-1956 yılları arasında doğan ve UK Biobank veri tabanında bulunan 60 bin 394 kişinin sağlık kayıtları değerlendirildi. Katılımcılar, anne karnında ve doğumdan sonraki erken dönemde şeker kısıtlamasına ne kadar süreyle maruz kaldıklarına göre karşılaştırıldı. [1]</p>

<p>Sonuçlar oldukça dikkat çekiciydi. Hayatın ilk 1000 gününde şeker kısıtlamasına maruz kalanlarda:</p>

<ul>
 <li>Herhangi bir nedene bağlı demans riski yüzde 27 daha düşük,</li>
 <li>Alzheimer hastalığı riski yüzde 46 daha düşük,</li>
 <li>Anksiyete riski yüzde 20 daha düşük,</li>
 <li>Depresyon riski ise yüzde 11 daha düşük bulundu.</li>
</ul>

<p>Parkinson hastalığı açısından ise benzer bir ilişki saptanmadı.</p>

<p>Buradaki yüzde 46’lık rakamın göreceli risk azalmasını ifade ettiğini özellikle belirtmek gerekiyor. Araştırma, “az şeker tüketen her çocukta Alzheimer riski yüzde 46 azalır” şeklinde yorumlanamaz.</p>

<p>Alzheimer riski açısından neden ilk 1000 gün önemli?</p>

<p>Gebeliğin başlangıcından çocuğun yaklaşık ikinci yaş gününe kadar uzanan dönem, beynin çok hızlı geliştiği bir zaman dilimi.</p>

<p>Araştırmacılar, bu dönemdeki beslenmenin metabolizmanın çalışma biçimi üzerinde uzun süreli izler bırakabileceğini düşünüyor. Buna bazen “metabolik programlama” adı veriliyor. Basitçe anlatmak gerekirse, gelişmekte olan vücut erken dönemde karşılaştığı beslenme ortamına göre bazı biyolojik ayarlarını şekillendirebiliyor.</p>

<p>Fazla şeker tüketiminin insülin direnci, kilo artışı ve düşük düzeyli kronik iltihaplanma gibi süreçlerle ilişkili olması da olası açıklamalar arasında. Ancak yeni araştırma bu mekanizmaları doğrudan test etmedi. Bu nedenle şeker ile Alzheimer arasındaki biyolojik zincirin tam olarak nasıl geliştiği henüz bilinmiyor.</p>

<p>Beyin görüntülerinde de farklılık görüldü</p>

<p>Araştırmanın ilginç bölümlerinden biri de beyin MR görüntüleriydi.</p>

<p>Bilim insanları 9 bin 53 katılımcının görüntülerini ayrıca değerlendirdi. Doğum sonrasında şeker kısıtlamasına maruz kalan kişilerin beyinlerinin biyolojik olarak kronolojik yaşlarından ortalama 0,39 yıl daha genç göründüğü hesaplandı. [1]</p>

<p>Ayrıca hafıza ve bilişsel işlevlerle ilişkili hipokampus ve talamus gibi bazı beyin bölgelerinin hacimleri daha büyük bulundu.</p>

<p>Bu bulgular erken dönem beslenmenin beyin yaşlanmasıyla bağlantılı olabileceği fikrini güçlendiriyor. Ancak tek bir zamanda çekilmiş MR görüntüleri, bu farklılıkların doğrudan daha az şeker tüketiminden kaynaklandığını kanıtlayamıyor.</p>

<p>Doğumdan sonraki dönem daha belirgin görünüyor</p>

<p>Araştırmada dikkat çeken başka bir ayrıntı daha vardı.</p>

<p>Şeker kısıtlamasının yalnızca gebelik döneminde yaşandığı kişilerde sonuçlar daha sınırlıydı. En belirgin ilişkiler, şeker kısıtlamasının doğumdan sonra da devam ettiği kişilerde ortaya çıktı.</p>

<p>Bu durum, özellikle bebeğin doğumdan sonraki ilk yıllarındaki beslenme ortamının uzun vadeli beyin sağlığı açısından önemli olabileceğine işaret ediyor. [1]</p>

<p>Şeker tamamen kesilmeli mi?</p>

<p>Hayır. Çalışmanın konusu meyve, sebze veya süt gibi besinlerde doğal olarak bulunan şekeri hayatımızdan çıkarmak değil.</p>

<p>Burada özellikle eklenmiş ve serbest şekerlerin azaltılması önem taşıyor. Şekerli içecekler, tatlılar, şekerlemeler ve birçok işlenmiş ürüne sonradan eklenen şekerler bu gruba giriyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü de serbest şeker tüketiminin yaşam boyunca sınırlandırılmasını öneriyor. Genel öneri, serbest şekerlerden alınan enerjinin günlük toplam enerjinin yüzde 10’unun altında tutulması; mümkün olduğunda yüzde 5’in altına indirilmesinin ek yarar sağlayabileceği yönünde. [3]</p>

<p>Meyve ve sebzelerin kendi yapısındaki doğal şekerler ise aynı kategoride değerlendirilmemeli.</p>

<p>Bulgular güçlü ama önemli bir sınır var</p>

<p>Araştırmanın en önemli mesajı aynı zamanda en önemli uyarısı: Bu çalışma, erken yaşta daha az şeker tüketmenin Alzheimer hastalığını önlediğini kanıtlamıyor.</p>

<p>Çalışma randomize kontrollü bir klinik araştırma değildi. İngiltere’deki tarihsel şeker kısıtlamasının oluşturduğu doğal koşullardan yararlanıldı.</p>

<p>Üstelik araştırmacılar her annenin veya çocuğun gerçekte kaç gram şeker tükettiğini bilmiyordu. Şeker karnesinin sona erdiği dönemde savaş sonrası İngiltere’de beslenme ve yaşam koşullarında başka değişiklikler de yaşanmış olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir başka sınırlama ise vaka sayısı. Takip sırasında 307 kişide demans gelişirken bunların yalnızca 123’ünde Alzheimer hastalığı görüldü. Bu nedenle yüzde 46’lık risk azalması dikkat çekici olsa da yeni ve farklı toplumlarda yapılacak araştırmalarla doğrulanması gerekiyor.</p>

<p>Günlük hayatta nasıl uygulanabilir?</p>

<p>Bu araştırmadan çıkarılabilecek mesaj çocukların karbonhidratlardan veya meyvelerden uzak tutulması değil. Daha uygulanabilir yaklaşım, özellikle gereksiz eklenmiş şeker kaynaklarını azaltmak.</p>

<p>Şekerli içecek yerine su tercih etmek, aromalı ve şeker eklenmiş ürünler yerine sade seçeneklere yönelmek, paketli ürünlerin etiketlerini okumak ve tatlıyı günlük beslenmenin merkezine yerleştirmemek bu yaklaşımın temelini oluşturuyor.</p>

<p>Üstelik şekerin sınırlandırılmasının olası yararları Alzheimer araştırmalarıyla sınırlı değil. Fazla eklenmiş şeker tüketimi kilo artışı, obezite, tip 2 diyabet ve kalp-damar hastalıkları gibi sağlık sorunlarıyla da ilişkilendiriliyor. [4]</p>

<p>Uzmanlar Ne Öneriyor?</p>

<ul>
 <li>Çocukların damak tadını erken yaşlardan itibaren aşırı tatlı yiyeceklere alıştırmamaya çalışın.</li>
 <li>Şekerli içecekleri günlük alışkanlık haline getirmeyin.</li>
 <li>Paketli ürünlerde “eklenmiş şeker” miktarına dikkat edin.</li>
 <li>Meyve, sebze ve süt gibi besinlerde doğal olarak bulunan şekeri eklenmiş şekerle aynı değerlendirmeyin.</li>
 <li>Şekeri azaltırken beslenmenin genel kalitesine odaklanın; sebze, meyve, tam tahıl ve besleyici temel gıdaları öne çıkarın.</li>
 <li>Araştırmadaki yüzde 46’lık sonucu kişisel Alzheimer riskinde garanti edilmiş bir azalma olarak yorumlamayın.</li>
</ul>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Lian X. ve ark. Early-life sugar rationing, brain aging, and long-term neurodegenerative and psychiatric health outcomes: a population-based natural experiment study. npj Aging, 2026.</li>
 <li>ScienceAlert. Low-Sugar Diet Early in Life Linked to 46% Lower Alzheimer’s Risk. 29 Temmuz 2026.</li>
 <li>World Health Organization. Guideline: Sugars Intake for Adults and Children.</li>
 <li>Centers for Disease Control and Prevention. Get the Facts: Added Sugars. 2026.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hayatin-ilk-1000-gununde-daha-az-seker-alzheimer-riski-yuzde-46-daha-dusuk-bulundu</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 23:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7694.jpeg" type="image/jpeg" length="45516"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="20694"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="86781"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="91502"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="56580"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="94495"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="45773"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
