<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 09 Sep 2026 22:36:47 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Antalya Şehir Hastanesi’nin Acı Kaybı: Uzm. Dr. Sevinç Akkoyun Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/antalya-sehir-hastanesinin-aci-kaybi-uzm-dr-sevinc-akkoyun-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/antalya-sehir-hastanesinin-aci-kaybi-uzm-dr-sevinc-akkoyun-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya Şehir Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı olarak görev yapan Uzm. Dr. Sevinç Akkoyun vefat etti. Trakya Üniversitesi’nde uzmanlık eğitimini tamamlayan Akkoyun, hastane enfeksiyonları alanındaki akademik çalışmalarıyla da mesleki kayıtlarda yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Antalya Şehir Hastanesi’nde görev yapan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Sevinç Akkoyun vefat etti.</p>

<p>Akkoyun, Antalya Şehir Hastanesi’nin Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji bölümünde uzman hekim olarak görev yapıyordu.</p>

<p>SEVİNÇ AKKOYUN KİMDİR?</p>

<p>Uzm. Dr. Sevinç Akkoyun, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanıydı.</p>

<p>Trakya Üniversitesi kayıtlarına göre Akkoyun, tıpta uzmanlık eğitimini Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalında tamamladı.</p>

<p>2006 yılında hazırladığı tıpta uzmanlık tezinde hastane kaynaklı üriner sistem enfeksiyonlarında risk faktörleri, enfeksiyona neden olan mikroorganizmalar ve antibiyotik duyarlılıklarını araştırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akkoyun’un akademik çalışmalarından biri de 2008 yılında yayımlandı. Sevinç Akkoyun, Figen Kuloğlu ve Burcu Tokuç imzalı çalışmada hastane kaynaklı üriner sistem enfeksiyonlarının etkenleri ve risk faktörleri ele alındı. Çalışma Mikrobiyoloji Bülteni’nde yayımlandı ve uluslararası tıp veri tabanı PubMed’de indekslendi.</p>

<p>KISA BİLGİ KARTI</p>

<p>Adı Soyadı: Sevinç Akkoyun</p>

<p>Uzmanlık Alanı: Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji</p>

<p>Uzmanlık Eğitimi: Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi</p>

<p>Görev Yeri: Antalya Şehir Hastanesi</p>

<p>MESLEKİ YAŞAMI</p>

<p>Sevinç Akkoyun’un mesleki çalışmalarında enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji alanı öne çıktı.</p>

<p>Trakya Üniversitesi’ndeki uzmanlık çalışmasında hastane enfeksiyonlarına odaklanan Akkoyun, ilerleyen yıllarda Antalya’da hekimlik görevini sürdürdü.</p>

<p>Antalya Şehir Hastanesi’nin resmî hekim kadrosunda Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı olarak yer alan Akkoyun, mesleki yaşamının son döneminde Antalya’da sağlık hizmeti sunmaya devam etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/antalya-sehir-hastanesinin-aci-kaybi-uzm-dr-sevinc-akkoyun-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 22:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0163.jpeg" type="image/jpeg" length="38961"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uzun Süre Ayakta Çalışmak Masum Değil: Prof. Dr. Ulvi Saran Kasiyerlerin Çalışma Koşullarını Gündeme Taşıdı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/uzun-sure-ayakta-calismak-masum-degil-prof-dr-ulvi-saran-kasiyerlerin-calisma-kosullarini-gundeme-tasidi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/uzun-sure-ayakta-calismak-masum-degil-prof-dr-ulvi-saran-kasiyerlerin-calisma-kosullarini-gundeme-tasidi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Ulvi Saran, indirim marketlerinde kasiyerlerin sürekli ayakta çalıştırılmasına dikkat çekerek Avrupa’daki oturarak çalışma örneklerini gündeme taşıdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Peki uzun süre ayakta çalışmak vücudu nasıl etkiliyor? Bilimsel çalışmalar, özellikle bel ve alt ekstremite yakınmaları, bacaklarda rahatsızlık ve yorgunluk açısından önemli bulgular ortaya koyuyor.</p>

<p>Kasiyerlerin uzun çalışma saatleri boyunca ayakta kalması, bu kez çalışan sağlığı ve işyeri ergonomisi açısından gündemde.</p>

<p>Prof. Dr. Ulvi Saran, indirim marketlerinde kasiyerlerin ayakta çalıştırılmasına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Avrupa ve Asya’daki farklı uygulamalara dikkat çekti.</p>

<p>Saran, indirim marketi modelinin Avrupa’daki bilinen örneklerinden Aldi’de kasiyerlerin oturarak görev yaptığını, Lidl’de de benzer uygulamanın bulunduğunu belirtti. Japonya ve Güney Kore’den de örnek veren Saran, çalışanların sürekli ayakta tutulmasının verimlilik gerekçesiyle açıklanmasını eleştirdi.</p>

<p>Saran mesajında şu ifadeyi kullandı:</p>

<p>“İnsanın dayanma gücünün de bir sınırı var.”</p>

<p>Tartışmayı gündeme taşıyan isimlerden Fikri Akyüz de kasiyerlerin yalnızca kasada çalışmadığını; raf düzenleme, etiketleme ve gün sonu işlemleri gibi farklı görevleri yerine getirdiğine dikkat çekerek kasada oturma imkânı bulunmamasını sorguladı.</p>

<p>Uzun süre ayakta çalışmak vücudu nasıl etkiliyor?</p>

<p>Meselenin önemli bir de sağlık boyutu bulunuyor.</p>

<p>İş sağlığı ve ergonomi literatüründe uzun süre kesintisiz ayakta çalışma; alt ekstremitelerde rahatsızlık ve yorgunluk, bel ağrısı ve bacaklarda şişlik gibi sorunlarla ilişkilendiriliyor. Özellikle hareket imkânının sınırlı olduğu, kişinin uzun süre aynı pozisyonda kaldığı çalışma düzenleri ergonomik açıdan önem taşıyor.</p>

<p>Burada önemli bir ayrım var: Ayakta durmak başlı başına sağlıksız değildir. Sorun, kişinin uzun süre aynı pozisyonda kalması ve çalışma düzeninin yeterli pozisyon değişikliğine izin vermemesidir.</p>

<p>Bu nedenle çalışan sağlığı açısından çözümün bütün mesainin oturarak geçirilmesi şeklinde değerlendirilmesi de doğru değil. Ergonomik yaklaşım; yapılan işin niteliğine göre çalışanların oturma, ayakta durma ve hareket etme arasında pozisyon değiştirebilmesine imkân sağlayan bir çalışma düzenini öne çıkarıyor.</p>

<p>Bacaklarda ağrı ve yorgunluk görülebiliyor</p>

<p>Uzun süre ayakta kalındığında özellikle bacak ve ayaklarda yorgunluk ve rahatsızlık gelişebiliyor. Hareketsiz biçimde ayakta durmak, alt ekstremitelerde kanın göllenmesini kolaylaştırarak bazı çalışanlarda şişlik ve ağırlık hissini artırabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bel ve kas-iskelet sistemi üzerindeki yük de çalışma süresi, zemin, ayakkabı, kişinin pozisyon değiştirme sıklığı ve işin fiziksel gereksinimlerine göre değişebiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla çalışan sağlığı açısından yalnızca “kaç saat ayakta kalındığı” değil, ne kadar süre kesintisiz aynı pozisyonda kalındığı ve çalışanın hareket özgürlüğünün bulunup bulunmadığı da önem taşıyor.</p>

<p>Ergonomi neden önemli?</p>

<p>Modern iş sağlığı yaklaşımının temel hedeflerinden biri işi çalışana uygun hâle getirmek.</p>

<p>Kasiyerlik gibi hem müşteri hizmeti hem de farklı fiziksel görevleri içerebilen mesleklerde çalışma istasyonunun yüksekliği, ekran ve ekipmanların konumu, uzanma mesafesi, zemin koşulları, mola düzeni ve oturma-ayakta çalışma seçenekleri birlikte değerlendirilmesi gereken unsurlar arasında.</p>

<p>Bu nedenle kasaya yalnızca bir sandalye koymak tek başına bütün ergonomi sorunlarını çözmeyebilir. Ancak çalışanın işi elverdiğinde oturabilmesi ve gerektiğinde pozisyon değiştirebilmesi, ergonomik çalışma tasarımının önemli parçalarından biri olabilir.</p>

<p>Saran’ın çağrısı çalışan sağlığı tartışmasına dönüştü</p>

<p>Ulvi Saran’ın açıklaması böylece marketlerdeki bir çalışma alışkanlığının ötesinde daha geniş bir soruyu gündeme getiriyor:</p>

<p>Bir iş hem oturarak hem de ayakta yapılabiliyorsa, çalışan neden saatler boyunca tek bir pozisyonda kalmak zorunda olsun?</p>

<p>Çalışma hayatında verimlilik kadar çalışanların fiziksel sağlığının korunması da önemli. Kasiyerler üzerinden başlayan tartışma; güvenlik görevlileri, satış danışmanları, üretim çalışanları ve uzun süre ayakta görev yapan diğer meslek grupları açısından da işyeri ergonomisinin önemini yeniden hatırlatıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/uzun-sure-ayakta-calismak-masum-degil-prof-dr-ulvi-saran-kasiyerlerin-calisma-kosullarini-gundeme-tasidi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 22:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0161.jpeg" type="image/jpeg" length="67309"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026 DGS Yerleştirme Sonuçları Açıklandı: 15 Bin 873 Kontenjan Boş Kaldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/2026-dgs-yerlestirme-sonuclari-aciklandi-15-bin-873-kontenjan-bos-kaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/2026-dgs-yerlestirme-sonuclari-aciklandi-15-bin-873-kontenjan-bos-kaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026-DGS yerleştirme sonuçları açıklandı. 103 bin 600 adayın tercih yaptığı süreçte 72 bin 693 kontenjanın 56 bin 820’sine yerleştirme yapılırken, 15 bin 873 kontenjan boş kaldı. Toplam kontenjanların yaklaşık yüzde 78,16’sı doldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 2026 Dikey Geçiş Sınavı (DGS) yerleştirme sonuçlarını açıkladı. Yerleştirme verileri, binlerce adayın lisans eğitimine geçiş yaptığı süreçte önemli sayıda kontenjanın ise boş kaldığını gösterdi.</p>

<p>2026-DGS kapsamında 103 bin 600 aday tercih yaptı. Yükseköğretim programlarında toplam 72 bin 693 kontenjan bulunurken, bu kontenjanların 56 bin 820’sine aday yerleşti. Yerleştirme sonrasında 15 bin 873 kontenjan boş kaldı.</p>

<p>DGS’de kontenjanların yaklaşık yüzde 78,16’sı dolarken, boş kontenjanların toplam kontenjanlara oranı yüzde 21,84 olarak hesaplandı.</p>

<p>Örgün öğretimde 5 bin 7 kontenjan boş kaldı</p>

<p>Program türlerine göre bakıldığında örgün öğretim programlarında toplam 20 bin 343 kontenjan bulunuyordu. Bu kontenjanlara 15 bin 336 aday yerleşirken, 5 bin 7 kontenjan boş kaldı.</p>

<p>Buna göre örgün öğretim programlarındaki doluluk oranı yaklaşık yüzde 75,39 olarak gerçekleşti.</p>

<p>Uzaktan eğitimde 624 aday yerleşti</p>

<p>Uzaktan eğitim programları için ayrılan 800 kontenjanın 624’ü doldu. Bu programlarda 176 kontenjana yerleştirme yapılamadı.</p>

<p>Uzaktan eğitim programlarındaki doluluk oranı yüzde 78 olarak hesaplandı.</p>

<p>Açıköğretimde 40 bin 860 yerleştirme</p>

<p>DGS kontenjanlarının en büyük bölümünü açıköğretim programları oluşturdu. Açıköğretimdeki 51 bin 550 kontenjana 40 bin 860 aday yerleşirken, 10 bin 690 kontenjan boş kaldı.</p>

<p>Açıköğretimdeki doluluk oranı yaklaşık yüzde 79,26 oldu.</p>

<p>Her 5 kontenjandan yaklaşık biri boş kaldı</p>

<p>Genel tabloya bakıldığında 2026-DGS kapsamında ayrılan 72 bin 693 kontenjanın 15 bin 873’ünün boş kaldığı görülüyor. Bu sayı toplam kontenjanların yüzde 21,84’üne karşılık geliyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle DGS kapsamında açılan her 5 kontenjandan yaklaşık biri yerleştirme sonunda boş kaldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tercih yapan her aday yerleşemedi</p>

<p>2026-DGS’de 103 bin 600 aday tercih yaparken 56 bin 820 aday bir programa yerleşti. Buna göre tercih yapan aday sayısı ile yerleşen aday sayısı arasında 46 bin 780 kişilik fark oluştu.</p>

<p>Ancak bu fark doğrudan “yeterli kontenjan bulunmadığı için yerleşemeyen aday sayısı” şeklinde yorumlanmamalı. Yerleştirmelerde adayların DGS puanları, tercih sıralamaları, programların özel koşulları ve kontenjanları birlikte belirleyici oluyor.</p>

<p>Sonuçlar ÖSYM üzerinden görüntülenebiliyor</p>

<p>ÖSYM, 2026-DGS yerleştirme sonuçlarını 8 Eylül 2026 tarihinde adayların erişimine açtı. Adaylar bireysel yerleştirme sonuçlarını ÖSYM’nin Sonuç Açıklama Sistemi üzerinden görüntüleyebiliyor.</p>

<p>Yerleşen adayların bundan sonraki süreçte kayıt işlemleri için yerleştirildikleri yükseköğretim kurumlarının duyurularını ve ÖSYM tarafından açıklanan takvimi takip etmeleri önem taşıyor.</p>

<p>2026 DGS yerleştirme tablosu</p>

<p>Tercih yapan aday: 103.600</p>

<p>Toplam kontenjan: 72.693</p>

<p>Yerleşen aday: 56.820</p>

<p>Boş kontenjan: 15.873</p>

<p>Genel doluluk oranı: %78,16</p>

<p>Boş kontenjan oranı: %21,84</p>

<p>Örgün öğretim: 20.343 kontenjan / 15.336 yerleşen / 5.007 boş</p>

<p>Uzaktan eğitim: 800 kontenjan / 624 yerleşen / 176 boş</p>

<p>Açıköğretim: 51.550 kontenjan / 40.860 yerleşen / 10.690 boş</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)<br />
2026-DGS Yerleştirme Sonuçları<br />
2026-DGS Yerleştirme Sayısal Bilgileri</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/2026-dgs-yerlestirme-sonuclari-aciklandi-15-bin-873-kontenjan-bos-kaldi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 21:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0152.jpeg" type="image/jpeg" length="50679"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Apple’dan iPhone’da tarihi değişim: İlk katlanabilir model tanıtıldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/appledan-iphoneda-tarihi-degisim-ilk-katlanabilir-model-tanitildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/appledan-iphoneda-tarihi-degisim-ilk-katlanabilir-model-tanitildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Apple, akıllı telefon stratejisinde önemli bir dönüm noktasına imza atarak ilk katlanabilir iPhone modelini tanıttı. Kitap gibi açılarak daha büyük bir ekrana dönüşen yeni cihaz, Apple’ın hızla büyüyen katlanabilir telefon pazarındaki ilk modeli oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Apple, iPhone tarihinde yeni bir sayfa açtı. Şirket, 9 Eylül 2026’da Cupertino’da düzenlediği ürün etkinliğinde ilk katlanabilir iPhone modelini sahneye çıkardı.</p>

<p>Yeni cihaz, Apple’ın 2007’de ilk iPhone’u piyasaya sürmesinden bu yana ürün ailesinde yapılan en dikkat çekici tasarım değişikliklerinden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Apple katlanabilir telefon pazarına girdi</p>

<p>Samsung, Huawei, Motorola ve Google gibi üreticiler yıllardır katlanabilir telefon pazarında yer alırken Apple bu teknolojiye daha geç dahil olmayı tercih etti.</p>

<p>Apple’ın pazara girişinin zamanlaması da dikkat çekiyor. Katlanabilir telefonların ilk dönemlerinde ekran dayanıklılığı, menteşe mekanizması, ekranın katlandığı noktada oluşan iz, pil ömrü ve yüksek fiyat gibi sorunlar öne çıkıyordu.</p>

<p>Son yıllarda ekran ve menteşe teknolojilerindeki gelişmeler bu sorunların bir bölümünü azaltırken Apple da ilk katlanabilir iPhone ile pazara giriş yaptı.</p>

<p>Reuters’ın aktardığı Counterpoint verilerine göre Samsung, 2026 itibarıyla küresel katlanabilir telefon pazarının yaklaşık yüzde 40’ını, Huawei ise yaklaşık yüzde 30’unu elinde bulunduruyor. IDC ise katlanabilir telefon sevkiyatlarının 2026’da yaklaşık yüzde 30 artmasını bekliyor.</p>

<p>Telefon açıldığında küçük tablete dönüşüyor</p>

<p>Yeni iPhone’un en önemli özelliği kitap biçiminde açılabilen tasarımı.</p>

<p>Cihaz kapalıyken klasik bir akıllı telefon gibi kullanılabiliyor. Açıldığında ise ekran alanı genişleyerek küçük bir tablete yaklaşan kullanım deneyimi sunuyor.</p>

<p>Etkinlik öncesindeki güvenilir kaynaklı bilgiler cihazın yaklaşık 5,5 inç dış ekran ve yaklaşık 7,8 inç katlanabilir iç ekranla geleceğini gösteriyordu. Ancak bu ölçülerin nihai ürün teknik özellikleriyle birebir eşleşip eşleşmediği Apple’ın ayrıntılı teknik sayfasıyla kesinleştirilmeli.</p>

<p>“iPhone Duo” adı gündemde</p>

<p>Cihaz için etkinlik öncesinde uzun süre “iPhone Fold” ve “iPhone Ultra” gibi isimler kullanılmıştı.</p>

<p>Tanıtımdan hemen önce yayımlanan Bloomberg kaynaklı bilgiler ise Apple’ın katlanabilir model için “iPhone Duo” adını tercih edeceğini bildirdi. The Verge ve MacRumors da aynı bilgiyi aktardı.</p>

<p>Bu nedenle “iPhone Duo” ismi haberlerde yaygın biçimde kullanılmaya başlandı. Bununla birlikte yayın açısından en güvenli yaklaşım, Apple’ın resmi ürün sayfası tamamen erişilebilir hale gelene kadar başlıkta “ilk katlanabilir iPhone” ifadesini kullanmak.</p>

<p>A20 Pro ve Apple Pencil iddiası</p>

<p>Etkinlik öncesinde ortaya çıkan bilgilere göre katlanabilir iPhone’un Apple’ın yeni nesil A20 Pro işlemcisini ve şirketin C2 modemini kullanması bekleniyordu.</p>

<p>Aynı kaynaklarda Apple Pencil desteği, yan yana uygulama çalıştırma ve iPad benzeri çoklu görev özelliklerinden de söz edildi.</p>

<p>Kamera tarafında ise iki adet 48 megapiksel arka kameraya ilişkin bilgiler yayımlandı.</p>

<p>Bu ayrıntıların bir bölümü tanıtım öncesi sızıntılara dayandığından, kesin teknik özellikler açıklanırken Apple’ın nihai teknik dokümanlarının esas alınması gerekiyor.</p>

<p>Fiyatı 2 bin dolar seviyesinde olabilir</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Katlanabilir iPhone, Apple’ın en pahalı telefonlarından biri olmaya hazırlanıyor.</p>

<p>Etkinlik öncesinde Bloomberg kaynaklı olarak yayımlanan bilgilere göre cihazın 256 GB depolama kapasitesine sahip giriş sürümünün ABD fiyatının yaklaşık 2.000 dolar seviyesinden başlaması bekleniyordu. Daha yüksek depolama kapasitesine sahip modellerin fiyatının 3.000 dolara yaklaşabileceği öne sürüldü.</p>

<p>Wall Street Journal ise yeni katlanabilir model için yaklaşık 2.200 dolar seviyesinde bir başlangıç fiyatı beklentisini aktardı. Dolayısıyla kesin fiyatlandırmada Apple’ın ülkelere göre açıklayacağı satış listelerinin dikkate alınması gerekiyor.</p>

<p>Türkiye fiyatının ise ayrıca açıklanması bekleniyor.</p>

<p>Satışların ekim ayında başlaması bekleniyor</p>

<p>Katlanabilir iPhone’un iPhone 18 Pro modellerinden biraz daha geç satışa çıkabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Tanıtım öncesindeki bilgilere göre sevkiyatların Ekim 2026 itibarıyla başlaması planlanıyor. İlk etapta beyaz ve koyu mavi renk seçeneklerinin sunulacağı öne sürülmüştü.</p>

<p>Apple neden katlanabilir telefon için bekledi?</p>

<p>Apple’ın katlanabilir telefon pazarına rakiplerinden yıllar sonra girmesi şirketin geçmişte uyguladığı stratejiyle benzerlik gösteriyor.</p>

<p>Forrester analisti Dipanjan Chatterjee, Apple’ın yaklaşımını teknolojinin sorunlarının azalmasını ve pazarın uygulanabilir hale gelmesini bekleyip ardından kategoriye girme stratejisi olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Katlanabilir telefonların toplam akıllı telefon pazarındaki payı hâlâ sınırlı. Buna rağmen Apple’ın pazara girmesi, bu cihazların daha geniş kullanıcı kitlesine ulaşmasını hızlandırabilecek önemli gelişmelerden biri olarak görülüyor.</p>

<p>Reuters’ın aktardığı IDC tahminlerine göre katlanabilir telefon sevkiyatlarının 2026’da yaklaşık yüzde 30 büyümesi beklenirken geleneksel akıllı telefon sevkiyatlarında yaklaşık yüzde 1,4 düşüş öngörülüyor.</p>

<p>Apple’ın ilk katlanabilir iPhone’u bu nedenle yalnızca yeni bir iPhone modeli değil, katlanabilir telefon pazarının geleceğini etkileyebilecek önemli bir ürün olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/appledan-iphoneda-tarihi-degisim-ilk-katlanabilir-model-tanitildi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 21:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0147.jpeg" type="image/jpeg" length="78284"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yapay Zekâ Hekimlerin Klinik Performansını Artırabilir mi? 249 Hekimle Randomize Çalışma]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yapay-zeka-hekimlerin-klinik-performansini-artirabilir-mi-249-hekimle-randomize-calisma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yapay-zeka-hekimlerin-klinik-performansini-artirabilir-mi-249-hekimle-randomize-calisma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Endonezya, Kenya ve Hollanda’dan 249 hekimin katıldığı randomize kontrollü araştırmada, GPT-4o erişimi verilen hekimler standartlaştırılmış klinik vakalarda yapay zekâ desteği olmayan gruba göre daha yüksek performans gösterdi. En büyük fark Kenya’da görüldü. Araştırmacılar ise sonuçların gerçek hasta bakımından değil, kontrollü klinik vaka ortamından elde edildiğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yapay zekânın hekimlerin klinik kararlarını gerçekten iyileştirip iyileştiremeyeceği tıp dünyasının en önemli tartışmalarından biri haline geldi.</p>

<p>9 Eylül 2026’da npj Digital Medicine dergisinde yayımlanan yeni bir randomize kontrollü çalışma, bu soruya üç farklı ülkeden dikkat çekici veriler sundu.</p>

<p>Endonezya, Kenya ve Hollanda’da gerçekleştirilen araştırmaya toplam 249 hekim katıldı.</p>

<p>Hekimler rastgele iki gruba ayrıldı. Bir gruba klinik vakaları değerlendirirken GPT-4o tabanlı büyük dil modeline erişim sağlandı. Kontrol grubundaki hekimler ise yapay zekâ desteği olmadan vakaları değerlendirdi.</p>

<p>Sonuçlar üç ülkede de yapay zekâ desteği alan hekimlerin klinik vaka performansının daha yüksek olduğunu gösterdi.</p>

<p>EN BÜYÜK FARK KENYA’DA GÖRÜLDÜ</p>

<p>Yapay zekâ desteğinin etkisi ülkeler arasında aynı büyüklükte değildi.</p>

<p>Araştırmacıların bildirdiği sonuçlara göre yapay zekâ erişimi olan ve olmayan hekimler arasındaki performans farkı Kenya’da 18 yüzde puanı olarak ölçüldü.</p>

<p>Endonezya’da fark 10,7 yüzde puanı, Hollanda’da ise 7,2 yüzde puanıydı.</p>

<p>Her üç ülkedeki fark da istatistiksel olarak anlamlı bulundu.</p>

<p>Araştırmacılar, en büyük farkın Kenya’da görülmesinin özellikle düşük ve orta gelirli sağlık sistemlerinde yapay zekâ destekli karar araçlarının potansiyeli açısından araştırılması gereken önemli bir bulgu olduğunu belirtti.</p>

<p>Ancak sonuçların sağlık hizmetlerindeki eşitsizliklerin yapay zekâyla giderilebileceğini kanıtladığını söylemek için henüz erken.</p>

<p>GERÇEK HASTALAR ÜZERİNDE YAPILMADI</p>

<p>Araştırmanın en önemli ayrıntılarından biri çalışma ortamı.</p>

<p>Hekimler gerçek hastaları tedavi ederken karşılaştırılmadı. Bunun yerine standartlaştırılmış klinik vakalar üzerinden değerlendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu ayrım önemli.</p>

<p>Çünkü kontrollü bir klinik vakada doğru tanı veya tedavi yaklaşımına ulaşmak ile yoğun bir hastane veya poliklinik ortamında gerçek bir hastanın bakımını yürütmek aynı şey değil.</p>

<p>Gerçek klinik uygulamada hasta öyküsünün eksik olması, fizik muayene bulguları, zaman baskısı, laboratuvar ve görüntüleme sonuçları, hastanın tercihleri ve eşlik eden hastalıklar gibi çok sayıda değişken karar sürecini etkiliyor.</p>

<p>Bu nedenle araştırmanın sonuçları “yapay zekâ kullanan hekimler daha iyi doktor oluyor” şeklinde yorumlanamaz.</p>

<p>Çalışmanın gösterdiği daha sınırlı ancak önemli sonuç şu:</p>

<p>Kontrollü koşullarda büyük dil modeli desteğine erişimi bulunan hekimler, değerlendirilen klinik vakalarda daha yüksek performans gösterdi.</p>

<p>KONTROL GRUBUNDA İNTERNET VE KLİNİK KILAVUZ YOKTU</p>

<p>Araştırmayı yorumlarken dikkat edilmesi gereken başka bir nokta daha bulunuyor.</p>

<p>Kontrol grubundaki hekimlere internet veya klinik kılavuzlar gibi geleneksel bilgi kaynaklarına erişim sağlanmadı.</p>

<p>Yapay zekâ grubundaki hekimlerin ise GPT-4o’ya erişimi vardı.</p>

<p>Dolayısıyla çalışma doğrudan “yapay zekâ mı, günümüzde hekimin kullandığı bütün geleneksel dijital kaynaklar mı daha iyi?” sorusunu yanıtlamıyor.</p>

<p>Bu durum, yapay zekâ grubunda görülen performans farkının günlük klinik uygulamaya aktarılmasında dikkatli olunmasını gerektiriyor.</p>

<p>HASTA GÜVENLİĞİ İÇİN HENÜZ CEVAP YOK</p>

<p>Çalışmanın bir diğer önemli sınırlaması hasta güvenliğiyle ilgili.</p>

<p>Araştırmacılar çalışmada olası zararların değerlendirilmediğini açıkça belirtti.</p>

<p>Bu nedenle yapay zekânın yanlış önerisinin hekimin kararını nasıl etkileyebileceği veya sistemin hatalı bir klinik kararın oluşmasına katkıda bulunup bulunamayacağı bu araştırmadan anlaşılamıyor.</p>

<p>Tıbbi yapay zekâ sistemleri açısından yalnızca doğru cevapların sayısını artırmak yeterli değil.</p>

<p>Yanlış önerilerin sıklığı, hekimin yapay zekâya ne ölçüde güvendiği, hatalı öneriyi fark edip edemediği ve bunun hasta güvenliğine etkisi de değerlendirilmek zorunda.</p>

<p>GERÇEK KLİNİK ARAŞTIRMALAR DAHA TEMKİNLİ BİR TABLO ÇİZİYOR</p>

<p>Yapay zekânın kontrollü vakalarda gösterdiği başarı ile gerçek klinik uygulamadaki etkisini birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>

<p>2026 yılında Nature Medicine’da yayımlanan başka bir pragmatik randomize çalışma, Kenya’daki 16 birinci basamak sağlık kuruluşunda 9 binden fazla hasta karşılaşmasını değerlendirmişti.</p>

<p>Elektronik sağlık kaydına entegre yapay zekâ destekli klinik karar sistemi kullanılan grupla standart bakım grubu karşılaştırıldığında, 14 günlük tedavi başarısızlığı açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark gösterilememişti.</p>

<p>Bu sonuç iki araştırmanın birbiriyle çeliştiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Aksine tıbbi yapay zekâ araştırmalarındaki önemli bir ayrımı ortaya koyuyor:</p>

<p>Yapay zekâ kontrollü klinik problemlerde hekimin performansını artırabilirken, bunun gerçek hastalarda daha iyi sağlık sonuçlarına dönüşüp dönüşmediğini ayrıca göstermek gerekiyor.</p>

<p>HEKİMİN YERİNİ ALMAK DEĞİL, HEKİME DESTEK OLMAK</p>

<p>Yeni araştırmanın önemli yönlerinden biri de yapay zekâyı hekimin rakibi olarak değil, hekimin kullandığı bir karar destek aracı olarak değerlendirmesi.</p>

<p>Tıbbi yapay zekâ tartışmalarında uzun süredir “yapay zekâ doktorların yerini alacak mı?” sorusu öne çıkıyor.</p>

<p>Ancak klinik uygulama açısından daha gerçekçi soru farklı olabilir:</p>

<p>“Yapay zekâyı kullanan bir hekim, kullanmayan bir hekime göre bazı klinik görevlerde daha iyi karar verebilir mi?”</p>

<p>Üç ülkeden 249 hekimle gerçekleştirilen yeni çalışma, kontrollü klinik vakalar açısından bu soruya olumlu bir işaret veriyor.</p>

<p>Ancak yapay zekânın gerçek sağlık hizmetinde hastalara daha iyi sonuçlar sağlayıp sağlamadığı, güvenliği nasıl etkilediği ve hangi klinik ortamlarda en fazla yarar sağladığı henüz çok daha büyük ve gerçek yaşam çalışmalarında yanıtlanmayı bekliyor.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Rounding N, Arif LS, Berg J, et al. Impact of LLM assistance on physician decision-making: a multi-country randomized controlled trial. npj Digital Medicine. 2026. DOI: 10.1038/s41746-026-03111-5.<br />
AEA RCT Registry: AEARCTR-0013399.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yapay-zeka-hekimlerin-klinik-performansini-artirabilir-mi-249-hekimle-randomize-calisma</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 20:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0142.jpeg" type="image/jpeg" length="95900"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tıp Bu İki Doktorun Adını Neden Terk Etti? Hallervorden–Spatz Hastalığının Nazi Geçmişi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tip-bu-iki-doktorun-adini-neden-terk-etti-hallervorden-spatz-hastaliginin-nazi-gecmisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tip-bu-iki-doktorun-adini-neden-terk-etti-hallervorden-spatz-hastaliginin-nazi-gecmisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir zamanlar “Hallervorden–Spatz hastalığı” adıyla anılan nadir nörodejeneratif hastalıklar, modern genetik sınıflandırmayla bugün daha farklı ve daha doğru biçimde tanımlanıyor. PANK2 genindeki patojenik varyantlarla ilişkili tablo “Pantotenat Kinaz İlişkili Nörodejenerasyon”, yani PKAN olarak adlandırılıyor ve beyinde demir birikimiyle seyreden nörodejenerasyonların oluşturduğu NBIA grubunun bir alt tipini oluşturuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eski eponimin terk edilmesinde yalnızca genetik gelişmeler değil, Julius Hallervorden ve Hugo Spatz’ın Nazi döneminde öldürülen hastaların beyin dokularının kullanıldığı araştırmalarla bağlantılarının belgelenmesi de etkili oldu. Ancak kritik bir ayrıntı var: Hastalığın 1922’deki ilk tanımı Nazi kurbanları üzerinde yapılan araştırmalara dayanmıyordu. Karanlık hikâye daha sonra başladı.</p>

<h1>Bir hastalığın adından çok daha fazlası</h1>

<p>Tıp tarihinde bazı hastalıklar onları ilk tanımlayan hekimlerin isimleriyle anılır.</p>

<p>Alzheimer, Parkinson, Hodgkin ve Behçet hastalıkları bunun bilinen örnekleri arasındadır.</p>

<p>Fakat bazen bir ismin arkasındaki tarih, bilimsel keşfin önüne geçebilir.</p>

<p>Hallervorden–Spatz hastalığı bunun en çarpıcı örneklerinden biri oldu.</p>

<p>Nadir görülen ve beyinde demir birikimiyle seyreden bazı nörodejeneratif hastalıklar yaklaşık bir asır boyunca iki Alman nöropatoloğun, Julius Hallervorden ile Hugo Spatz’ın soyadlarıyla anıldı.</p>

<p>Bugün ise bu isim giderek tıp tarihine bırakılıyor.</p>

<p>Modern terminolojide PANK2 genindeki patojenik varyantlarla ilişkili hastalık <strong>Pantotenat Kinaz İlişkili Nörodejenerasyon — PKAN</strong> olarak adlandırılıyor.</p>

<p>PKAN, <strong>NBIA — Neurodegeneration with Brain Iron Accumulation</strong>, yani beyinde demir birikimiyle seyreden nörodejenerasyon hastalıklarının oluşturduğu daha geniş grubun alt tiplerinden biridir.</p>

<p>Bu ayrım önemlidir.</p>

<p>Tarihsel olarak “Hallervorden–Spatz hastalığı” adı altında değerlendirilen her olgunun bugün mutlaka PKAN olarak sınıflandırılması doğru değildir.</p>

<p>Genetik araştırmalar, beyinde demir birikimiyle seyreden hastalıkların tek bir hastalık olmadığını, farklı genlerle ilişkili çok sayıda alt tipten oluştuğunu ortaya koymuştur.</p>

<p>Peki yaklaşık 80 yıl kullanılan bir hastalık adı neden terk edildi?</p>

<p>Yanıt yalnızca genetikte değil, 20. yüzyıl tıp tarihinin en karanlık dönemlerinden birinde saklı.</p>

<h1>Hikâye 1922’de başladı</h1>

<p>Julius Hallervorden ve Hugo Spatz 1922 yılında aynı aileden beş kız kardeşte ilerleyici bir nörolojik hastalık tanımladı.</p>

<p>Ailede toplam 12 çocuk bulunuyordu ve bu çocuklardan beş kız kardeş benzer nörolojik tablo gösteriyordu.</p>

<p>Çocuklarda hareket bozuklukları, konuşma güçlüğü ve giderek ağırlaşan nörolojik belirtiler bulunuyordu.</p>

<p>Ölümlerinden sonra yapılan incelemelerde beynin özellikle <strong>globus pallidus</strong> ve <strong>substantia nigra</strong> bölgelerinde dikkat çekici kahverengimsi renk değişiklikleri görüldü.</p>

<p>Bu görünümün yüksek demir içeriğiyle ilişkili olduğu anlaşıldı.</p>

<p>Böylece beyin dokusunda anormal demir birikimiyle seyreden bir nörodejeneratif hastalık tıp literatürüne girmiş oldu.</p>

<p>Yıllar içinde hastalık “Hallervorden–Spatz hastalığı” veya “Hallervorden–Spatz sendromu” adıyla tanınmaya başladı.</p>

<p>Ancak burada önemli bir tarihsel ayrım yapılması gerekiyor.</p>

<p><strong>1922’de tanımlanan ilk hastaların Nazi “ötenazi” programıyla bağlantısı yoktu.</strong></p>

<p>Hastalığın ilk bilimsel tanımı, Nazi rejiminin Almanya’da iktidara gelmesinden yaklaşık 11 yıl önce yapılmıştı.</p>

<p>Hallervorden ve Spatz’ın adlarını etik açıdan tartışmalı hâle getiren olaylar daha sonraki yıllarda yaşandı.</p>

<h1>Nazi Almanyası’nda “ötenazi” adı verilen cinayet programı</h1>

<p>1939’dan itibaren Nazi Almanyası zihinsel, nörolojik ve fiziksel engelleri bulunan insanları sistematik biçimde öldürmeye başladı.</p>

<p>Rejimin kullandığı “ötenazi” kelimesi yanıltıcıydı.</p>

<p>Burada söz konusu olan hastaların kendi istekleriyle veya acılarını sonlandırmak amacıyla gerçekleştirilen bir tıbbi uygulama değildi.</p>

<p>Engelli, psikiyatrik veya nörolojik hastalığı bulunan insanların devlet tarafından organize edilen biçimde öldürülmesiydi.</p>

<p>Programın en bilinen bölümü <strong>Aktion T4</strong> adıyla yürütüldü.</p>

<p>Ocak 1940 ile Ağustos 1941 arasındaki merkezi T4 gazla öldürme döneminde <strong>70 binden fazla insan öldürüldü</strong>.</p>

<p>Nazi “ötenazi” programının savaş boyunca devam eden farklı aşamalarında hayatını kaybedenlerin toplam sayısının ise yaklaşık <strong>250 bine ulaştığı</strong> tahmin ediliyor.</p>

<p>Kurbanların önemli bir bölümünü psikiyatri hastaları, nörolojik hastalığı bulunan kişiler, zihinsel veya fiziksel engelliler ve çocuklar oluşturuyordu.</p>

<p>Fakat suç yalnızca öldürmelerle sınırlı kalmadı.</p>

<p>Öldürülen insanların bedenleri ve organları bazı bilim insanları için araştırma materyaline dönüştürüldü.</p>

<h1>Öldürülen insanların beyinleri araştırma merkezlerine gönderildi</h1>

<p>Berlin-Buch’taki <strong>Kaiser Wilhelm Beyin Araştırmaları Enstitüsü</strong>, Nazi döneminin önemli nörobilim merkezlerinden biriydi.</p>

<p>Hugo Spatz enstitünün yöneticileri arasında yer aldı.</p>

<p>Julius Hallervorden ise burada nöropatoloji çalışmalarını yürütüyordu.</p>

<p>Günümüzde Max Planck Beyin Araştırmaları Enstitüsü’nün kurumsal tarihçesinde, Nazi rejiminin öldürdüğü hastalardan elde edilen beyin dokularının 1940–1945 yılları arasında araştırmalarda kullanıldığı açıkça belirtiliyor.</p>

<p>Hallervorden’in bu materyallerle ilişkisi özellikle güçlü biçimde belgelenmiştir.</p>

<p>Tarihsel araştırmalar, Nazi “ötenazi” programı kurbanlarından elde edilen yaklaşık <strong>698 beyin örneğinin Hallervorden tarafından Kaiser Wilhelm Beyin Araştırmaları Enstitüsü’nde incelendiğini</strong> bildiriyor.</p>

<p>Daha sonraki arşiv araştırmaları Hallervorden koleksiyonunun izini sürmeye devam etti.</p>

<p>Çalışmalar, Hallervorden’in Nazi öldürme merkezlerinden yüzlerce beyin örneğine eriştiğini ve bu materyallerin bir bölümünü savaş sonrasında da bilimsel çalışmalarında kullandığını gösterdi.</p>

<h1>Hugo Spatz’ın rolü neydi?</h1>

<p>Hallervorden’in Nazi “ötenazi” programından elde edilen beyin dokularıyla ilişkisi, tarihsel belgelerde daha açık biçimde ortaya konmuştur.</p>

<p>Spatz’ın doğrudan rolü ise daha dikkatli değerlendirilmesi gereken bir konudur.</p>

<p>2021 yılında yayımlanan bir araştırmada, <strong>Spatz’a atfedilen 1940–1945 dönemine ait 305 otopsi indeks kartı</strong>, Nazi “ötenazi” programında öldürülen kişilere ait arşiv kayıtlarıyla karşılaştırıldı.</p>

<p>Araştırmacılar, Nazi “ötenazi” programında öldürüldüğü belirlenen dört kişinin Spatz’ın kayıtlarıyla eşleştiğini tespit etti.</p>

<p>Bu bulgu, Spatz’ın çalışmaları ile Nazi “ötenazi” programından elde edilen insan materyalleri arasında bilimsel bir bağlantı bulunduğuna ilişkin kanıtları güçlendirdi.</p>

<p>Ancak mevcut belgeler, Spatz’ın bu kişilerin öldürülmesini bizzat talep ettiğini veya söz konusu materyalleri doğrudan kendisinin istediğini kesin biçimde göstermiyor.</p>

<p>Bu nedenle Hallervorden ile Spatz’ın tarihsel sorumluluklarının aynı düzeyde ve aynı kesinlikle ifade edilmesi doğru değildir.</p>

<p>Buna karşın modern tıp etiği literatüründe her iki ismin de eski eponimde kullanılmasının uygunluğu ciddi biçimde sorgulanmıştır.</p>

<h1>Savaş bitti ama beyin örnekleri ortadan kalkmadı</h1>

<p>Hikâyenin belki de en rahatsız edici bölümlerinden biri savaş sonrasında yaşandı.</p>

<p>Nazi rejimi 1945’te sona ermesine rağmen kurbanlardan veya Nazi döneminde ölen hastalardan elde edilen histolojik preparatların bir bölümü bilimsel koleksiyonlarda onlarca yıl saklanmaya devam etti.</p>

<p>Hallervorden ve Spatz da savaş sonrasında bilimsel çalışmalarını sürdürdüler.</p>

<p>Kaiser Wilhelm sisteminin yerini alan Max Planck kurumlarında Nazi döneminden kalan çok sayıda histolojik preparat bulunduğu daha sonraki yıllarda ortaya çıktı.</p>

<p><strong>1990 yılında yaklaşık 4 bin kişiden geldiği düşünülen yaklaşık 150 bin beyin preparatı Münih’teki Waldfriedhof Mezarlığı’nda toprağa verildi.</strong></p>

<p>Ancak bu materyallerin tamamının Nazi “ötenazi” programı kurbanlarına ait olduğu kesin olarak belirlenmiş değildi.</p>

<p>Koleksiyonların kökenleri uzun süre tam olarak aydınlatılamadı.</p>

<p><strong>25 Mayıs 1990’da</strong> Münih’teki Waldfriedhof Mezarlığı’nda düzenlenen törenle bu materyaller defnedildi ve kurbanların anısına bir anıt taşı dikildi.</p>

<p>Daha sonraki yıllarda Max Planck Topluluğu, Kaiser Wilhelm kurumlarının Nazi dönemindeki faaliyetlerini ve koleksiyonların kökenini araştırmak amacıyla kapsamlı tarih projeleri başlattı.</p>

<h1>Bilim hastalığın moleküler nedenlerinden birini buldu</h1>

<p>Bu sırada nörogenetik alanındaki gelişmeler hastalığın bilimsel kimliğini de değiştirmeye başlamıştı.</p>

<p>2001 yılında <i>Nature Genetics</i> dergisinde yayımlanan önemli bir çalışmada, bugün PKAN olarak tanımlanan hastalıkla <strong>PANK2 genindeki patojenik değişiklikler</strong> arasında ilişki kuruldu.</p>

<p>PANK2 geni, pantotenat kinaz 2 adlı enzimi kodlar.</p>

<p>Bu enzim, hücre metabolizması açısından kritik öneme sahip olan <strong>koenzim A sentez yolunda</strong> görev yapar.</p>

<p>PANK2 genindeki iki hastalık yapıcı varyantın bulunması, bugün PKAN olarak adlandırılan hastalığın moleküler tanısının temelini oluşturdu.</p>

<p>Böylece hastalığı iki hekimin soyadıyla tanımlamak yerine biyolojik mekanizmasını esas alan yeni bir isim kullanılmaya başlandı:</p>

<p><strong>Pantothenate Kinase-Associated Neurodegeneration — PKAN</strong></p>

<p>Türkçesiyle:</p>

<p><strong>Pantotenat Kinaz İlişkili Nörodejenerasyon.</strong></p>

<p>Ancak PKAN, bütün NBIA hastalıklarının yeni adı değildir.</p>

<p>NBIA daha geniş bir hastalık grubudur.</p>

<p>PKAN ise bu grubun genetik olarak tanımlanmış alt tiplerinden yalnızca biridir.</p>

<h1>Beyinde “kaplan gözü” görüntüsü</h1>

<p>PKAN’ın en dikkat çekici özelliklerinden biri beynin belirli bölgelerinde demir birikmesidir.</p>

<p>Özellikle <strong>globus pallidus</strong> etkilenir.</p>

<p>Manyetik rezonans görüntülemede bazı hastalarda karakteristik bir görünüm ortaya çıkabilir.</p>

<p>Bu görüntü literatürde <strong>“eye-of-the-tiger sign” — kaplan gözü bulgusu</strong> olarak bilinir.</p>

<p>T2 ağırlıklı MR görüntülerinde globus pallidus içinde merkezi hiperintens alanın çevresindeki hipointens bölge bu görüntüyü oluşturabilir.</p>

<p>Ancak kaplan gözü bulgusu tek başına PKAN tanısı koydurmaz.</p>

<p>PANK2 mutasyonu doğrulanmış bazı hastalarda erken dönemde görülmeyebilir ve benzer görüntüler başka nörolojik hastalıklarda da bildirilmiştir.</p>

<p>Bu nedenle günümüzde klinik değerlendirme, görüntüleme ve genetik incelemeler birlikte ele alınır.</p>

<h1>Hastalık çocuklukta başlayabiliyor</h1>

<p>Klasik PKAN çoğunlukla çocukluk çağında başlayan ilerleyici bir nörodejeneratif hastalıktır.</p>

<p>Belirtiler arasında:</p>

<ul>
 <li>distoni,</li>
 <li>konuşma güçlüğü,</li>
 <li>kas sertliği,</li>
 <li>istemsiz hareketler,</li>
 <li>yürüme bozukluğu,</li>
 <li>spastisite</li>
 <li>ve bazı hastalarda pigmenter retina dejenerasyonu</li>
</ul>

<p>yer alabilir.</p>

<p>Daha geç başlayan atipik PKAN ise daha yavaş ilerleyebilir.</p>

<p>Bu hastalarda konuşma bozuklukları, distoni ve bazı nöropsikiyatrik belirtiler ön planda olabilir.</p>

<p>PKAN bugün tek başına bütün “beyinde demir birikimi” hastalıklarını ifade etmiyor.</p>

<p>Aksine, <strong>NBIA</strong> adı verilen daha geniş bir genetik hastalık grubunun alt tiplerinden birini oluşturuyor.</p>

<p>Bu grupta PANK2 dışında PLA2G6, C19orf12, WDR45, COASY ve FA2H gibi farklı genlerle ilişkili hastalıklar da bulunuyor.</p>

<p>Bu bilimsel gelişmeler eski Hallervorden–Spatz teriminin neden hem genetik hem de sınıflandırma açısından yetersiz kaldığını gösteriyor.</p>

<h1>Bir hastalığın adını değiştirmek tarihi değiştirebilir mi?</h1>

<p>Elbette bir hastalığın adını değiştirmek geçmişte yaşananları ortadan kaldırmaz.</p>

<p>Fakat tıbbi terminoloji yalnızca teknik bir sınıflandırma sistemi değildir.</p>

<p>Bir hastalığın her söylenişinde ona adı verilen kişinin bilim tarihindeki yeri de yeniden üretilir.</p>

<p>Bu nedenle Nazi dönemiyle bağlantılı hekimlerin adlarını taşıyan hastalıkların, anatomik yapıların ve tıbbi terimlerin yeniden adlandırılması uzun yıllardır tıp etiğinde tartışılıyor.</p>

<p>Hallervorden–Spatz örneğinde iki ayrı gerekçe aynı noktada birleşti.</p>

<p><strong>Bilimsel gerekçe:</strong></p>

<p>PANK2 geninin bulunması ve NBIA hastalıklarının farklı genetik alt tiplere ayrılması, daha doğru ve mekanizmaya dayalı bir sınıflandırmayı mümkün kıldı.</p>

<p><strong>Etik gerekçe:</strong></p>

<p>Hallervorden’in Nazi rejimi tarafından öldürülen insanların beyin dokularını kullanan araştırmalarla güçlü biçimde belgelenmiş bağlantısı ve Spatz’ın çalışmalarında da Nazi “ötenazi” programı kurbanlarına ait materyallerle bağlantılar bulunduğunun gösterilmesi, bu iki ismi yaşatan eponimin kullanılmasını etik açıdan tartışmalı hâle getirdi.</p>

<h1>En önemli tarihsel ayrıntı</h1>

<p>Hallervorden–Spatz hikâyesi anlatılırken yapılabilecek en ciddi hata, hastalığın Nazi kurbanlarının beyinleri üzerinde keşfedildiğini söylemektir.</p>

<p>Bu doğru değildir.</p>

<p>Hastalık <strong>1922’de</strong>, Nazi rejimi Almanya’da iktidara gelmeden yaklaşık 11 yıl önce tanımlandı.</p>

<p>Hallervorden ve Spatz’ın Nazi dönemiyle ilgili etik tartışmaları, hastalığın ilk tanımından değil; daha sonraki yıllarda Nazi rejimi tarafından öldürülen hastaların beyin dokularının bilimsel araştırmalarda kullanılmasından kaynaklanmaktadır.</p>

<p>Bu ayrım tarihsel gerçeği korumak açısından son derece önemlidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çünkü tıp tarihinin karanlık sayfalarını anlatmak, olayları olduğundan daha sansasyonel hâle getirmeyi değil; belgelerin izin verdiği sınırlar içinde olabildiğince doğru aktarmayı gerektirir.</p>

<h1>Tıp tarihinin bıraktığı soru</h1>

<p>Bugün bir nörolog, PANK2 genindeki patojenik varyantlarla ilişkili hastalık için büyük olasılıkla “Hallervorden–Spatz hastalığı” yerine <strong>PKAN</strong> tanımını kullanacaktır.</p>

<p>Bu değişim yalnızca tıbbi terminolojide yapılan küçük bir düzeltme değildir.</p>

<p>Bir yanda beynin neden demir biriktirdiğini anlamaya çalışan bilimsel ilerleme vardır.</p>

<p>Diğer yanda ise bilimsel araştırma adına insan onurunun nasıl yok sayılabildiğini gösteren tarihsel bir uyarı.</p>

<p>Hallervorden–Spatz’tan PKAN’a uzanan yaklaşık yüz yıllık hikâye, tıp tarihinin en önemli sorularından birini yeniden hatırlatıyor:</p>

<p><strong>Bilimsel bilgi, nasıl elde edildiği sorusundan bağımsız düşünülebilir mi?</strong></p>

<p>Modern tıbbın verdiği yanıt giderek daha açık:</p>

<p><strong>Bilimsel değer, etik sorumluluğun yerine geçemez.</strong></p>

<hr />
<h1>KISA BİLGİ KUTUSU</h1>

<p><strong>Tarihsel adı:</strong> Hallervorden–Spatz hastalığı / sendromu</p>

<p><strong>Günümüzde PANK2 ile ilişkili hastalığın adı:</strong> Pantotenat Kinaz İlişkili Nörodejenerasyon — PKAN</p>

<p><strong>Hastalık grubu:</strong> NBIA — Beyinde demir birikimiyle seyreden nörodejenerasyonlar</p>

<p><strong>PKAN ile ilişkili gen:</strong> PANK2</p>

<p><strong>Kalıtım:</strong> Otozomal resesif</p>

<p><strong>Önemli beyin bölgesi:</strong> Globus pallidus</p>

<p><strong>Karakteristik fakat tek başına tanı koydurmayan MR bulgusu:</strong> “Kaplan gözü” bulgusu</p>

<p><strong>İlk klasik tanımlama:</strong> Hallervorden ve Spatz, 1922</p>

<p><strong>PANK2 ilişkisinin ortaya konması:</strong> 2001</p>

<p><strong>Eski eponimin terk edilmesinin başlıca nedenleri:</strong> Genetik sınıflandırmanın gelişmesi ve isim sahiplerinin Nazi dönemindeki etik sorunlarla bağlantılarının belgelenmesi</p>

<hr />
<h1>Kaynaklar</h1>

<ol start="1">
 <li>Max Planck Institute for Brain Research. Kurumsal tarih ve Nazi dönemi beyin araştırmaları kayıtları.</li>
 <li>Max Planck Society. Kaiser Wilhelm Society ve Nazi dönemi araştırmalarının tarihsel incelemeleri.</li>
 <li>United States Holocaust Memorial Museum. Nazi “Euthanasia Program” ve Aktion T4 arşivleri.</li>
 <li>Hughes JT. <i>Neuropathology in Germany during World War II: Julius Hallervorden and the Nazi programme of “euthanasia”</i>. Journal of Medical Biography. 2007.</li>
 <li>Wässle H. <i>A Collection of Brain Sections of “Euthanasia” Victims: The Series H of Julius Hallervorden</i>. Endeavour. 2017.</li>
 <li>Krauss JK ve ark. <i>Renaming of Hallervorden–Spatz disease: the second man behind the name of the disease</i>. Journal of Neural Transmission. 2021.</li>
 <li>Gregory A, Hayflick SJ. <i>Pantothenate Kinase-Associated Neurodegeneration</i>. GeneReviews.</li>
 <li>Zhou B ve ark. <i>A novel pantothenate kinase gene (PANK2) is defective in Hallervorden-Spatz syndrome</i>. Nature Genetics. 2001.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tip-bu-iki-doktorun-adini-neden-terk-etti-hallervorden-spatz-hastaliginin-nazi-gecmisi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 20:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-20260909-w-a0039.jpg" type="image/jpeg" length="31998"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özvar’dan yasa dışı bahis ve kumar uyarısı: “Gençlerimizi korumak ortak sorumluluğumuz”]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ozvardan-yasa-disi-bahis-ve-kumar-uyarisi-genclerimizi-korumak-ortak-sorumlulugumuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ozvardan-yasa-disi-bahis-ve-kumar-uyarisi-genclerimizi-korumak-ortak-sorumlulugumuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen “Bağımlılığa Dur De: Yasa Dışı Bahis ve Kumar Bağımlılığıyla Mücadele” panelinin ardından yaptığı paylaşımda üniversitelerin sorumluluğuna dikkat çekti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Prof. Dr. Özvar, gençlere yalnızca “uzak durun” demenin yeterli olmadığını belirterek bilim, spor, sanat, öğrenci kulüpleri ve akran eğitimlerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özvar: Üniversitelerin kurumsal ve bilimsel sorumluluğu var</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından Ankara’da “Bağımlılığa Dur De: Yasa Dışı Bahis ve Kumar Bağımlılığıyla Mücadele” paneli düzenlendi.</p>

<p><img alt="Erol Özvar’dan Üniversitelere Bağımlılıkla Mücadele Çağrısı-1" class="detail-photo img-fluid" height="778" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0141.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Panelde dijital teknolojilerle giderek daha erişilebilir hâle gelen yasa dışı bahis ve kumarın özellikle gençler açısından oluşturduğu riskler; sağlık, eğitim, güvenlik, hukuk, finansal denetim, sosyal politika ve stratejik iletişim boyutlarıyla ele alındı.</p>

<p>Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran ve YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın yanı sıra kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler katıldı.</p>

<p>Panelin ardından değerlendirmelerini paylaşan Özvar, üniversitelerin bağımlılıkla mücadelede üstlenmesi gereken kurumsal ve bilimsel sorumluluğa dikkat çekti.</p>

<p>“Akademik dünyamız bilimsel çözümler üretmeli”</p>

<p>Özvar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın değerlendirmelerine de atıfta bulunarak akademik dünyanın Türkiye’nin temel meselelerine bilimsel çözümler üretmesinin önemini vurguladı.</p>

<p>Başta gençleri tehdit eden bağımlılıklar olmak üzere toplumsal sorunların nedenlerini doğru anlamak ve etkili çözüm yolları geliştirmek amacıyla çalışmaların sürdürülmesi gerektiğini belirten Özvar, bağımlılıkla mücadelenin nitelikli bir üniversite ortamı ve sağlıklı kampüs ikliminden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Erol Özvar’dan Üniversitelere Bağımlılıkla Mücadele Çağrısı-2" class="detail-photo img-fluid" height="745" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0140.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Özvar’ın paneldeki açıklamalarında da yasa dışı bahis ve kumar bağımlılığıyla mücadelenin dönemsel kampanyalarla sınırlı kalamayacağı ve tek bir kurumun sorumluluğuna bırakılamayacağı vurgulandı. Aileden üniversitelere, kamu kurumlarından medyaya, dijital platformlardan sivil topluma kadar geniş bir iş birliğine ihtiyaç bulunduğuna dikkat çekildi.</p>

<p>Gençlere yalnızca “uzak durun” demek yetmez</p>

<p>Özvar’ın paylaşımındaki en dikkat çekici mesajlardan biri ise gençlere yönelik koruyucu yaklaşım oldu.</p>

<p>Gençlerin bağımlılık riskleri karşısında yalnızca yasaklarla veya “uzak durun” mesajıyla korunamayacağını belirten Özvar, gençlere alternatif ve üretken alanlar oluşturulmasının önemine işaret etti.</p>

<p>Bilim, spor, sanat ve üretim imkânlarının artırılması; öğrenci kulüplerinin güçlendirilmesi ve akran eğitimlerinin yaygınlaştırılması, gençlerin bağımlılıkla mücadelenin aktif bir parçası hâline gelmesini sağlayabilecek başlıklar arasında gösterildi.</p>

<p>YÖK’ün bu kapsamda yürüttüğü Spor Dostu Kampüs Programı ile hareketli yaşamın ve öğrencilerin spor faaliyetlerine katılımının teşvik edilmesi hedefleniyor. Sağlık Bakanlığı ve Yeşilay iş birliğiyle hazırlanan Dumansız Kampüs Uygulama Rehberi ise farkındalık, eğitim, danışmanlık, yönlendirme ve izlemeyi içeren daha geniş bir kurumsal çerçeve sunuyor.</p>

<p>“Güçlü bir geleceğe hazırlamak hepimizin ortak sorumluluğu”</p>

<p>Özvar paylaşımını, gençlerin sahte kazanç vaatleri ve bağımlılıkların etkisinden korunmasının ortak bir toplumsal sorumluluk olduğuna dikkat çekerek tamamladı.</p>

<p>Bilimin, emeğin, sabrın ve üretmenin gençler için güçlü bir gelecek oluşturmadaki önemini vurgulayan Özvar’ın mesajı, yasa dışı bahis ve kumarla mücadelede üniversitelere yalnızca eğitim veren kurumlar olarak değil; araştırma yapan, önleyici modeller geliştiren ve sağlıklı sosyal ortamlar oluşturan aktörler olarak da görev düştüğünü ortaya koydu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da panelde yasa dışı bahis ve kumarın bireysel sonuçların ötesinde aile yapısı, sosyal ilişkiler, ekonomik güvenlik ve kamu düzeni açısından riskler taşıdığını belirterek mücadelenin güvenlikten sağlığa ve eğitimden finansa kadar koordineli yürütülmesi gerektiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ozvardan-yasa-disi-bahis-ve-kumar-uyarisi-genclerimizi-korumak-ortak-sorumlulugumuz</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 20:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0138.jpeg" type="image/jpeg" length="72707"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnsanları Buzlu Suya Soktular: Dachau’daki Hipotermi Deneylerinin Karanlık Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/insanlari-buzlu-suya-soktular-dachaudaki-hipotermi-deneylerinin-karanlik-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/insanlari-buzlu-suya-soktular-dachaudaki-hipotermi-deneylerinin-karanlik-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nazi Almanyası’nda 1942’de Dachau toplama kampındaki mahkûmlar, soğuk sulara düşen Luftwaffe personelinin hayatta kalma sınırlarını ve ağır hipotermiden sonra yeniden ısıtma yöntemlerini araştırmak amacıyla zorla deneylere maruz bırakıldı. Savaş sonrası Nürnberg tanıklıklarına göre yaklaşık 280–300 kişi, tekrarlarla birlikte 360–400 kadar deneyde kullanıldı ve yaklaşık 80–90 kişi yaşamını yitirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ancak kayıtların eksik ve çelişkili olması nedeniyle kesin sayı bilinmiyor. Daha sonraki bilimsel incelemeler, deneylerin yalnızca ağır etik ihlaller içermediğini, elde edilen verilerin bilimsel güvenilirliğinin de ciddi biçimde sorunlu olduğunu ortaya koydu.</p>

<h2>Alman pilotlarını kurtarmak için başlatıldı</h2>

<p>İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman Hava Kuvvetleri Luftwaffe, özellikle Kuzey Denizi gibi soğuk sularda düşürülen uçakların mürettebatının karşı karşıya kaldığı hipotermi sorununa çözüm arıyordu.</p>

<p>Bu askeri amaç doğrultusunda Dachau toplama kampındaki mahkûmlar üzerinde insan deneyleri gerçekleştirildi.</p>

<p>Dönemin kayıtlarına göre Dachau’daki sistematik hipotermi deneyleri 15 Ağustos 1942’de başladı. Nürnberg belgeleri, çalışmaların farklı biçimlerde 1943 yılının ilk yarısına kadar sürdüğünü göstermektedir.</p>

<p>Programın temel amacı, soğuk suya düşen bir insanın ne kadar süre yaşayabildiğini, vücut sıcaklığının hangi düzeye kadar düşebildiğini ve ağır hipotermi gelişen kişilerin hangi yöntemlerle yeniden ısıtılabileceğini araştırmaktı.</p>

<p>Ancak bu sorular gönüllü araştırma katılımcıları üzerinde değil, özgür iradeleri ellerinden alınmış toplama kampı mahkûmları üzerinde araştırıldı.</p>

<h2>Mahkûmlar buzlu su tanklarına sokuldu</h2>

<p>Nürnberg’de delil olarak sunulan dönemin raporlarına göre mahkûmlar, bazı deneylerde uçuş kıyafetleri giydirilerek, bazı deneylerde ise farklı koşullar altında soğuk su tanklarına yerleştirildi.</p>

<p>Sigmund Rascher’in 1942 tarihli ara raporunda su sıcaklıklarının yaklaşık 2,5 ile 12 derece arasında değiştiği belirtiliyordu.</p>

<p>Araştırmacılar vücut sıcaklığını, klinik bulguları ve bazı biyokimyasal ve fizyolojik ölçümleri kaydetmeye çalışıyordu.</p>

<p>Ancak daha sonraki incelemeler, deneylerde ölçüm yöntemlerinin standart olmadığını, bazı temel fizyolojik parametrelerin yetersiz biçimde izlendiğini ve deney kayıtlarının bilimsel açıdan ciddi eksiklikler içerdiğini ortaya koydu.</p>

<p>Deneyler yalnızca buzlu su tanklarıyla sınırlı değildi. Savaş sonrası ifadelerde bazı mahkûmların kış koşullarında açık havada uzun süre soğuğa maruz bırakıldığı da anlatıldı.</p>

<p>Bu uygulamaların hiçbirinde günümüzde tıbbi araştırmaların temel şartlarından biri olan özgür ve bilgilendirilmiş onam bulunmuyordu.</p>

<h2>Amaç yalnızca dayanma süresini ölçmek değildi</h2>

<p>Dachau programının ikinci önemli bölümünü yeniden ısıtma deneyleri oluşturuyordu.</p>

<p>Ağır biçimde soğutulan kişilerin hangi yöntemlerle yeniden ısıtılabileceği araştırıldı. Sıcak su banyoları ve farklı ısıtma yöntemleri karşılaştırıldı.</p>

<p>Nürnberg belgeleri, SS lideri Heinrich Himmler’in de bu deneylerle yakından ilgilendiğini ve yeniden ısıtma yöntemleri hakkında araştırmacılarla yazıştığını gösteriyor.</p>

<p>Hipotermi deneylerinin en çok adı geçen isimlerinden biri SS doktoru Sigmund Rascher oldu.</p>

<p>United States Holocaust Memorial Museum arşivlerinde 1942’de Dachau’da çekilen bir fotoğrafta Rascher’in, soğuk su tankındaki bir mahkûm üzerinde yürütülen deneyi izlediği görülmektedir.</p>

<h2>Kaç kişi kullanıldı, kaç kişi öldü?</h2>

<p>Dachau hipotermi deneyleriyle ilgili en tartışmalı konulardan biri kesin sayılardır.</p>

<p>Belgelerin bir kısmının savaş sırasında yok edilmesi, aynı kişilerin birden fazla deneye maruz bırakılması ve savaş sonrası tanıklıklar arasındaki farklılıklar nedeniyle rakamlar kaynaklara göre değişmektedir.</p>

<p>New England Journal of Medicine’da 1990 yılında yayımlanan Robert L. Berger imzalı tarihsel incelemede, savaş sonrası ifadelerin yaklaşık 280–300 kişinin 360–400 kadar deneyde kullanılmış olabileceğine işaret ettiği belirtilmektedir.</p>

<p>Aynı değerlendirmede bazı savaş sonrası tanıklıkların yaklaşık 80–90 ölümden söz ettiği aktarılmaktadır.</p>

<p>Nürnberg’de görülen Pohl Davası kayıtlarında da yaklaşık 300 mahkûmun deneylere maruz bırakıldığı ve 80’den fazla kişinin öldüğü ifade edilmiştir.</p>

<p>Bu nedenle Dachau hipotermi deneyleriyle ilgili rakamları kesin tarihsel sayılar olarak vermek yerine, “savaş sonrası tanıklıklara göre yaklaşık 280–300 kişi ve yaklaşık 80–90 ölüm” şeklinde ifade etmek daha doğru kabul edilmektedir.</p>

<h2>Deneylerin bilimsel değeri de ciddi biçimde sorgulandı</h2>

<p>Dachau deneyleriyle ilgili tartışma savaş sonrasında yalnızca etik suçlar üzerinden yürütülmedi.</p>

<p>Bazı araştırmacılar, yöntemler insanlık dışı olsa da elde edilen kimi verilerin hipotermi tıbbında kullanılabileceğini savundu.</p>

<p>Ancak daha sonraki bilimsel incelemeler bu görüşe ciddi itirazlar getirdi.</p>

<p>Robert Berger’in 1990 yılında New England Journal of Medicine’da yayımlanan kapsamlı değerlendirmesi, Dachau hipotermi çalışmalarında düzenli bir deney protokolünün bulunmadığını, temel değişkenlerin yeterince kaydedilmediğini ve yöntemlerin standartlaştırılmadığını ortaya koydu.</p>

<p>Berger ayrıca deney raporlarında tutarsızlıklar bulunduğuna, bazı verilerin değiştirilmiş veya uydurulmuş olabileceğine ilişkin göstergeler olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Bu nedenle Dachau deneylerini “etik dışı fakat bilimsel açıdan başarılı araştırmalar” şeklinde tanımlamak tarihsel ve bilimsel açıdan sorunlu kabul edilmektedir.</p>

<p>Sorun yalnızca insanların zorla denek yapılması ve ölümler değildi; elde edilen verilerin güvenilirliği de ciddi biçimde tartışmalıydı.</p>

<h2>Dachau verilerinin modern hipotermi tedavisinin temeli olduğu iddiası desteklenmiyor</h2>

<p>Dachau deneyleri hakkında zaman zaman ortaya çıkan iddialardan biri, günümüzde hipotermi tedavisinde kullanılan bilgilerin önemli bir bölümünün bu çalışmalardan elde edildiğidir.</p>

<p>Ancak bilimsel literatürde bu görüşü destekleyen güçlü bir temel bulunmamaktadır.</p>

<p>Berger’in değerlendirmesi, deneylerin yöntemsel sorunları ve veri güvenilirliğindeki ciddi eksiklikler nedeniyle Dachau sonuçlarının bilimsel açıdan güvenilir kabul edilemeyeceğini savunmuştur.</p>

<p>Modern hipotermi bilgisi; kontrollü fizyoloji araştırmaları, kazara hipotermi vakaları, dağ ve deniz kurtarma tıbbı, yoğun bakım deneyimleri ve sonraki dönemlerde gerçekleştirilen etik araştırmaların birikimiyle gelişmiştir.</p>

<p>Bu ayrım önemlidir. Nazi döneminde gerçekleştirilen tıbbi suçların sonradan “modern tıbbın temelini oluşturduğu” biçiminde sunulması, hem bilimsel gerçekliği hem de tarihsel bağlamı çarpıtabilmektedir.</p>

<h2>Dachau yalnızca hipotermi deneylerinin merkezi değildi</h2>

<p>Dachau’da mahkûmlar üzerinde başka insan deneyleri de gerçekleştirildi.</p>

<p>Bunların arasında düşük basınç odalarında yapılan yüksek irtifa deneyleri, deniz suyunun içilebilir hâle getirilmesine yönelik çalışmalar ve sıtmayla ilgili deneyler bulunuyordu.</p>

<p>Bu araştırmaların önemli bir bölümü mahkûmların özgür iradesi ve rızası dışında yürütüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dachau böylece Nazi döneminde tıp, askeri araştırmalar ve toplama kampı sisteminin kesiştiği başlıca merkezlerden biri hâline geldi.</p>

<h2>Doktorlar Nürnberg’de yargılandı</h2>

<p>İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Nazi dönemindeki tıbbi suçlar Nürnberg’de ayrı bir davanın konusu oldu.</p>

<p>Doktorlar Davası 9 Aralık 1946’da başladı.</p>

<p>Amerikan askeri mahkemesinde 23 Alman doktor ve yönetici savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve diğer ağır suçlamalarla yargılandı.</p>

<p>Yargılama sonucunda 16 sanık suçlu bulundu. Bunlardan yedisi idama mahkûm edildi.</p>

<p>Dava, Nazi döneminde gerçekleştirilen insan deneylerinin hukuki olarak değerlendirilmesi kadar, gelecekte insanlar üzerinde yapılacak araştırmaların hangi etik sınırlar içinde yürütülmesi gerektiğinin belirlenmesi açısından da tarihsel önem taşıdı.</p>

<h2>Nürnberg Kodu’nun merkezinde gönüllü onam vardı</h2>

<p>Mahkeme 19 Ağustos 1947 tarihli kararında, insanlar üzerinde kabul edilebilir tıbbi deneylerin uyması gereken 10 temel ilkeyi “Permissible Medical Experiments” başlığı altında ortaya koydu.</p>

<p>Bu ilkeler daha sonra Nürnberg Kodu adıyla anılmaya başlandı.</p>

<p>Kodun ilk ve en temel ilkesi, araştırmaya katılan kişinin gönüllü onamının kesinlikle gerekli olmasıydı.</p>

<p>Nürnberg Kodu ayrıca gereksiz fiziksel ve zihinsel acının önlenmesini, ölüm veya kalıcı sakatlık beklenen deneylerden kaçınılmasını, risklerin araştırmanın insani önemini aşmamasını ve katılımcının istediği zaman deneyden ayrılabilmesini öngörüyordu.</p>

<p>Nürnberg Kodu tek başına bugünkü araştırma etiği sisteminin tamamını oluşturmasa da, insan araştırmaları etiğinin tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri kabul edilmektedir.</p>

<h2>Dachau’nun bıraktığı asıl tarihsel ders</h2>

<p>Dachau hipotermi deneyleri, tıp tarihinde yalnızca Nazi rejiminin işlediği suçların örneklerinden biri olarak kalmadı.</p>

<p>Aynı zamanda bilimsel araştırmanın etik sınırlarının neden vazgeçilmez olduğunu gösteren en çarpıcı tarihsel vakalardan biri hâline geldi.</p>

<p>Dachau örneği, araştırmanın amacı yararlı olsa bile kullanılan yöntemin insan haklarını ihlal etmesi hâlinde bilimin meşruiyetini kaybedebileceğini gösterdi.</p>

<p>Bugün gönüllü ve bilgilendirilmiş onam, bağımsız etik kurul değerlendirmesi, araştırmacının katılımcıyı koruma yükümlülüğü ve risk–yarar değerlendirmesi gibi ilkelerin modern tıbbi araştırmaların merkezinde bulunmasında bu tarihsel deneyimlerin önemli payı vardır.</p>

<p><strong>Dachau deneylerinin bıraktığı en önemli tarihsel ders, hipotermiye ilişkin veriler değil; insan üzerinde yapılan araştırmalarda bilimin etik sınırlar olmadan ne kadar tehlikeli hâle gelebileceğini gösteren uyarıdır.</strong></p>

<h1>Kaynaklar</h1>

<p>United States Holocaust Memorial Museum – Holocaust Encyclopedia, Dachau.</p>

<p>United States Holocaust Memorial Museum – Nazi Medical Experiments.</p>

<p>United States Holocaust Memorial Museum – The Nuremberg Code.</p>

<p>Harvard Law School – Nuremberg Trials Project, Dachau Freezing Experiments ve ilgili mahkeme kayıtları.</p>

<p>Berger RL. Nazi Science — The Dachau Hypothermia Experiments. New England Journal of Medicine. 1990;322:1435–1440.</p>

<p>Angell M. The Nazi Hypothermia Experiments and Unethical Research Today. New England Journal of Medicine. 1990;322:1462–1464.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/insanlari-buzlu-suya-soktular-dachaudaki-hipotermi-deneylerinin-karanlik-hikayesi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 19:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-20260909-w-a0033.jpg" type="image/jpeg" length="20351"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rektör Aydın’dan Bakan Memişoğlu’na Ziyaret: Sağlık Eğitiminden Hizmet Sunumuna Güçlü İş Birliği]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/rektor-aydindan-bakan-memisogluna-ziyaret-saglik-egitiminden-hizmet-sunumuna-ortak-hedefler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rektor-aydindan-bakan-memisogluna-ziyaret-saglik-egitiminden-hizmet-sunumuna-ortak-hedefler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nu makamında ziyaret etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık eğitimi ile sağlık hizmet sunumunun birlikte geliştirilmesine yönelik önemli başlıkların ele alındığı görüşmede; asistan eğitimi, öğrencilerin staj ve klinik uygulama süreçleri, afiliasyon, bilimsel araştırmalar ve sağlık hizmetlerinin niteliğinin artırılmasına yönelik çalışmalar değerlendirildi.</p>

<p>Asistan eğitimi ve sağlık hizmet sunumu da gündemdeydi</p>

<p>Görüşmenin önemli başlıklarından birini, sağlık sisteminin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünün yetiştirilmesinde kritik öneme sahip asistan eğitimi oluşturdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlık eğitiminin güçlü klinik ortamlarla desteklenmesi, eğitim süreçlerinin niteliğinin artırılması ve akademik kapasite ile sağlık hizmet sunumunun birbirini destekleyecek şekilde geliştirilmesi konusunda değerlendirmelerde bulunuldu.</p>

<p>Tıp ve sağlık bilimleri öğrencilerinin teorik eğitimlerinin güçlü klinik uygulamalarla tamamlanması; staj, uygulamalı eğitim ve klinik eğitim imkânlarının geliştirilmesi de görüşmenin gündeminde yer aldı.</p>

<p>Staj ve afiliasyon süreçleri ele alındı</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile Sağlık Bakanlığı arasındaki iş birliğinin önemli alanlarından biri olan afiliasyon süreçlerinin daha etkin ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması üzerinde duruldu.</p>

<p>Üniversitenin akademik birikimi ile sağlık tesislerinin güçlü klinik ve hizmet kapasitesinin daha etkin şekilde buluşturulması; öğrencilerin staj ve klinik eğitim imkânlarının geliştirilmesi, asistan eğitiminde akademik ve klinik kapasitenin verimli kullanılması ve eğitim faaliyetleri ile sağlık hizmet sunumunun uyum içerisinde yürütülmesine yönelik değerlendirmeler yapıldı.</p>

<p>Görüşmede ayrıca bilimsel araştırma faaliyetlerinin desteklenmesi, üniversite ile sağlık tesisleri arasındaki akademik üretim kapasitesinin güçlendirilmesi ve eğitim, araştırma ve sağlık hizmetlerinin birbirini tamamlayan bir yapı içerisinde geliştirilmesi ele alındı.</p>

<p>Üniversite–Bakanlık iş birliği güçlenecek</p>

<p>Görüşmede; sağlık eğitimi, asistan eğitimi, staj ve klinik uygulamalar, bilimsel araştırmalar ve sağlık hizmet sunumunun birbirini tamamlayan alanlar olarak geliştirilmesi ile Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve Sağlık Bakanlığı arasındaki güçlü iş birliğinin daha etkin, sürdürülebilir ve verimli şekilde sürdürülmesi konusunda değerlendirmelerde bulunuldu.</p>

<p>Rektör Aydın’dan Bakan Memişoğlu’na teşekkür</p>

<p>Görüşmenin ardından değerlendirmelerde bulunan Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun Sağlık Bilimleri Üniversitesine verdiği desteğin son derece kıymetli olduğunu belirterek şunları söyledi:</p>

<p>“Sağlık eğitiminin, sağlık hizmet sunumunun ve bilimsel üretimin birbirinden ayrılmadan güçlendirilmesi ortak hedefimizdir. Üniversitemizin eğitimden araştırmaya, asistan eğitiminden öğrencilerimizin staj ve klinik uygulamalarına kadar yürüttüğü çalışmalarda her daim yanımızda olan ve üniversitemizin gelişimine güçlü destek veren Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na teşekkür ediyorum. Sayın Bakanımızın yakın ilgisi ve desteği, ülkemizin sağlık insan gücünün yetiştirilmesinde üstlendiğimiz sorumluluğu daha güçlü şekilde yerine getirmemiz açısından son derece kıymetlidir. Nazik ev sahiplikleri ve üniversitemize verdikleri değerli destek için kendilerine şükranlarımı sunuyorum.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/rektor-aydindan-bakan-memisogluna-ziyaret-saglik-egitiminden-hizmet-sunumuna-ortak-hedefler</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 19:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0132.jpeg" type="image/jpeg" length="51311"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Deliryum mu Demans mı? Belirtileri Nasıl Ayırt Edilir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/deliryum-mu-demans-mi-belirtileri-nasil-ayirt-edilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/deliryum-mu-demans-mi-belirtileri-nasil-ayirt-edilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaşlı bir kişinin aniden kafa karışıklığı yaşaması her zaman demans anlamına gelmiyor. Saatler veya günler içinde ortaya çıkan, gün içinde dalgalanabilen dikkat ve bilinç değişiklikleri deliryumun habercisi olabilir. Uzmanlara göre özellikle ani başlayan zihinsel değişiklikler, altta yatan ciddi bir sağlık sorununun işareti olabileceğinden gecikmeden değerlendirilmelidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yaşlı bir yakınınızın birkaç ay içinde giderek daha unutkan hale gelmesi ile sabah normal görünürken akşam aniden nerede olduğunu bilememesi aynı durum olmayabilir.</p>

<p>Her iki tabloda da unutkanlık, kafa karışıklığı ve davranış değişiklikleri görülebilse de deliryum ile demans birbirinden farklı durumlardır. Aralarındaki en önemli ipuçlarından biri ise belirtilerin ne kadar hızlı ortaya çıktığıdır.</p>

<p>Deliryum saatler veya günler içinde başlayabilir</p>

<p>Deliryum, kişinin dikkatinde, farkındalığında ve düşünme yeteneğinde ani değişikliklere yol açabilen akut bir tablodur.</p>

<p>Belirtiler çoğu zaman saatler veya birkaç gün içinde gelişir ve gün boyunca belirgin biçimde değişebilir.</p>

<p>Kişi bir süre çevresiyle normal şekilde iletişim kurarken birkaç saat sonra nerede olduğunu anlamakta zorlanabilir, dikkatini sürdüremeyebilir veya alışılmadık davranışlar gösterebilir.</p>

<p>Demans ise genellikle çok daha yavaş gelişir. Hafıza, düşünme, muhakeme ve diğer bilişsel beceriler aylar veya yıllar içinde giderek etkilenebilir.</p>

<p>Bu nedenle “ne zaman başladı?” sorusu iki durumu ayırt etmede son derece önemlidir.</p>

<p>Deliryum neden ortaya çıkar?</p>

<p>Deliryum tek başına bir hastalıktan çok, vücutta veya beyinde gelişen başka bir sorunun işareti olabilir.</p>

<p>Olası tetikleyiciler arasında:</p>

<p>Enfeksiyonlar,</p>

<p>bazı ilaçlar veya ilaç etkileşimleri,</p>

<p>susuz kalma,</p>

<p>elektrolit bozuklukları,</p>

<p>ağır hastalıklar,</p>

<p>organ yetmezliği,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ameliyat ve hastane yatışı,</p>

<p>uyku-uyanıklık düzeninin ciddi şekilde bozulması</p>

<p>yer alabilir.</p>

<p>Özellikle ileri yaştaki, ağır hastalığı bulunan veya yoğun bakımda tedavi gören kişilerde risk artabilir.</p>

<p>Bu nedenle aniden ortaya çıkan zihinsel değişiklik yalnızca “yaşlılık” veya “unutkanlık” olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<p>En önemli belirtilerden biri dikkat bozukluğu</p>

<p>Deliryumda yalnızca hafıza etkilenmez. Kişinin dikkatini bir konuşmaya veya çevresinde olup bitenlere vermesi zorlaşabilir.</p>

<p>Belirtiler arasında ani kafa karışıklığı, çevreyi tanımakta zorlanma, dikkatin kolayca dağılması, alışılmadık davranışlar, huzursuzluk, aşırı uyku hali ve bazı kişilerde halüsinasyonlar bulunabilir.</p>

<p>Üstelik deliryum her zaman kişinin bağırdığı veya aşırı hareketli olduğu bir tablo şeklinde görülmez.</p>

<p>Bazı hastalar tam tersine sessizleşebilir, yavaşlayabilir ve normalden fazla uyuyabilir. “Hipoaktif deliryum” olarak bilinen bu durumun fark edilmesi daha zor olabilir.</p>

<p>Demans nasıl farklı?</p>

<p>Demans genellikle ani başlamaz.</p>

<p>Hafıza ve diğer bilişsel beceriler zaman içinde giderek bozulur ve kişinin günlük yaşamını etkilemeye başlar.</p>

<p>Örneğin kişi sık sık yakın zamanda yaşanan olayları unutabilir, bildiği işleri yapmakta zorlanabilir, konuşurken kelime bulmakta güçlük çekebilir veya zaman ve mekân konusunda giderek daha fazla sorun yaşayabilir.</p>

<p>Demans yaşlanmanın normal bir sonucu değildir.</p>

<p>Alzheimer hastalığı, Lewy cisimcikli demans, frontotemporal demans ve vasküler demans gibi farklı nedenleri ve türleri bulunmaktadır.</p>

<p>Deliryum ve demans arasındaki temel farklar</p>

<p>Deliryum genellikle saatler veya günler içinde ortaya çıkar. Demans ise çoğunlukla aylar veya yıllar içinde gelişir.</p>

<p>Deliryumda belirtiler gün içinde belirgin biçimde dalgalanabilir. Demansta değişim genellikle daha yavaş ve süreklidir.</p>

<p>Deliryumda dikkat ve farkındalık erken dönemde belirgin şekilde bozulabilir. Demansın erken dönemlerinde ise özellikle hafıza ve diğer bilişsel işlevlerdeki değişiklikler daha ön planda olabilir.</p>

<p>Deliryumun altında yatan neden bulunup tedavi edildiğinde tablo çoğu zaman düzelebilir. Demansın birçok türü ise kronik ve ilerleyicidir; tedaviler belirtileri kontrol etmeye veya bazı hastalarda ilerlemeyi yavaşlatmaya yönelik olabilir.</p>

<p>İkisi aynı kişide görülebilir</p>

<p>En önemli noktalardan biri de deliryum ve demansın birbirini dışlamamasıdır.</p>

<p>Demansı bulunan bir kişi aynı zamanda deliryum geliştirebilir.</p>

<p>Örneğin demansı olan yaşlı bir kişi enfeksiyon geçirdiğinde, ameliyat olduğunda veya hastaneye yatırıldığında zihinsel durumunda birkaç saat veya gün içinde belirgin bir kötüleşme görülebilir.</p>

<p>Bu değişikliğin yalnızca mevcut demansın ilerlemesine bağlanması önemli bir hataya dönüşebilir.</p>

<p>Çünkü ani değişimin arkasında tedavi edilmesi gereken enfeksiyon, ilaç yan etkisi, metabolik bozukluk veya başka bir akut sağlık problemi bulunabilir.</p>

<p>Ani kafa karışıklığı neden acil değerlendirilmeli?</p>

<p>Cleveland Clinic, deliryumu hızlı tıbbi değerlendirme gerektiren bir durum olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Özellikle daha önce böyle bir problemi olmayan kişide aniden kafa karışıklığı gelişmesi, dikkat ve uyanıklık düzeyinin hızla değişmesi, yeni başlayan halüsinasyon veya olağan dışı davranışların ortaya çıkması ya da ameliyat, hastalık veya ilaç değişikliğinin ardından zihinsel durumun bozulması gecikmeden sağlık profesyonelleri tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>Ani zihinsel değişikliğin nedeninin evde kesin olarak belirlenmeye çalışılması doğru değildir. İnme, enfeksiyon, düşük oksijen düzeyi, metabolik bozukluklar ve ilaç etkileri dahil olmak üzere farklı nedenlerin ayırıcı tanıda değerlendirilmesi gerekebilir.</p>

<p>Ailelerin fark edebileceği kritik ayrıntı</p>

<p>Sağlık çalışanları hastanın daha önceki zihinsel durumunu her zaman bilmeyebilir. Bu nedenle aile üyelerinin gözlemleri tanıda önemli olabilir.</p>

<p>“Dün böyle değildi”, “Sabah bizimle normal konuşuyordu” veya “Son birkaç saatte tamamen değişti” gibi bilgiler, belirtilerin akut başladığını göstermesi açısından değerlidir.</p>

<p>Kısacası yaşlı bir kişide kafa karışıklığı görüldüğünde yalnızca “unutkanlık başladı” diye düşünmek yeterli değildir.</p>

<p>Aylar ve yıllar içinde gelişen bilişsel gerileme demansı düşündürebilirken, saatler veya günler içinde ortaya çıkan ve gün boyunca değişkenlik gösteren zihinsel durum bozukluğu deliryum açısından uyarıcıdır.</p>

<p>Ani değişiklik varsa zaman kaybetmeden tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Cleveland Clinic Health Essentials<br />
National Institute on Aging<br />
NCBI Bookshelf – StatPearls<br />
Alzheimer’s Association Clinical Practice Guideline </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/deliryum-mu-demans-mi-belirtileri-nasil-ayirt-edilir</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 19:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0131.jpeg" type="image/jpeg" length="92519"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kamuda Taşeron Sistemi Geri mi Dönüyor? İşçi Alımı İddiasında Son Durum]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kamuda-taseron-sistemi-geri-mi-donuyor-isci-alimi-iddiasinda-son-durum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kamuda-taseron-sistemi-geri-mi-donuyor-isci-alimi-iddiasinda-son-durum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamuda taşeron sisteminin yeniden yaygınlaşacağı ve binlerce işçinin bu yöntemle istihdam edileceği yönündeki iddialar gündeme geldi. Bazı kamu kurumlarında hizmet alımı uygulamaları sürerken, mevcut veriler kamuda eski taşeron sistemine genel bir dönüş kararı alındığını göstermiyor. Sağlık Bakanlığında ise son büyük işçi alımları sürekli işçi statüsünde gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kamuda Taşeron Sistemi Geri mi Dönüyor? İşçi Alımında Son Durum</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kamuda taşeron sisteminin yeniden yaygınlaştırılacağı ve binlerce kişinin taşeron şirketler üzerinden istihdam edileceği yönündeki haberler iş arayanların dikkatini çekti.</p>

<p>Özellikle okullarda ve kamu kurumlarında hizmet alımı yönteminin daha fazla kullanılabileceğine ilişkin bilgiler, “Taşeron sistemi geri mi geliyor?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Ancak hizmet alımı ile kamuda eski taşeron işçilik sistemine genel olarak geri dönülmesi arasında önemli bir fark bulunuyor.</p>

<p>GENEL BİR TAŞERON DÖNÜŞÜ KARARI VAR MI?</p>

<p>Mevcut bilgiler itibarıyla kamuda eski taşeron personel sistemine genel dönüş yapıldığını ortaya koyan kapsamlı bir resmî karar açıklanmış değil.</p>

<p>Bu nedenle “taşeron sistemi geri geldi” veya “kamuya binlerce taşeron işçi alınacak” ifadelerini kesinleşmiş bir karar gibi değerlendirmek için henüz erken.</p>

<p>Bununla birlikte kamu kurumlarının belirli hizmetleri dışarıdan hizmet alımı yöntemiyle karşılaması yeni bir uygulama değil ve çeşitli alanlarda devam ediyor.</p>

<p>MEB’DE 60 BİN İŞÇİ İDDİASI</p>

<p>Gündeme gelen haberlerin en dikkat çekici bölümlerinden biri Milli Eğitim Bakanlığıyla ilgili.</p>

<p>Bazı yayınlarda okullardaki temizlik ve benzeri ihtiyaçların karşılanması amacıyla 2027 yılında hizmet alımı modelinin kullanılabileceği ve bu kapsamda on binlerce kişinin çalıştırılabileceği ileri sürüldü.</p>

<p>Hatta 60 bin civarında işçiden söz eden haberler yayımlandı.</p>

<p>Ancak bu rakamı kesinleşmiş bir personel alımı olarak gösterecek resmî bir 60 bin kişilik işçi alım ilanı henüz ortaya konmuş değil.</p>

<p>Dolayısıyla “MEB 60 bin taşeron işçi alacak” bilgisinin şu aşamada kesinleşmiş bir kamu personeli alımı olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.</p>

<p>SAĞLIK BAKANLIĞINDA DURUM FARKLI</p>

<p>Taşeron tartışmalarının en fazla merak edilen alanlarından biri de hastaneler.</p>

<p>Sağlık Bakanlığının son dönem işçi alımlarına bakıldığında doğrudan sürekli işçi istihdamının sürdüğü görülüyor.</p>

<p>Bakanlık 2025 yılında taşra teşkilatında istihdam edilmek üzere 2 bin 764 sürekli işçi alımı gerçekleştirdi. Alımlar temizlik görevlisi ve silahsız güvenlik görevlisi kadrolarını da kapsadı.</p>

<p>2026 yılında bu alımlara ilişkin yedek adayların göreve başlatılması işlemleri de devam etti.</p>

<p>Ayrıca 2026 yılında eski hükümlü ve terörle mücadelede malul sayılmayacak şekilde yaralananlar kapsamında 211 sürekli temizlik işçisine yönelik süreç yürütüldü.</p>

<p>Bu kişiler taşeron şirket çalışanı olarak değil, sürekli işçi statüsünde istihdam ediliyor.</p>

<p>HASTANELERDE HİZMET ALIMI BİTTİ Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Kamu hastanelerinde hizmet alımı uygulamaları tamamen ortadan kalkmış değil.</p>

<p>Bilgi yönetim sistemleri, laboratuvar, görüntüleme, yemek, araç ve çeşitli destek hizmetleri gibi alanlarda kamu kurumlarının hizmet satın aldığı örnekler bulunuyor.</p>

<p>Buradaki kritik nokta ise her hizmet alımının “kamuda taşeron işçilik sistemine dönüş” anlamına gelmemesi.</p>

<p>Bir hastanenin belirli bir hizmet için ihale açması ile devletin personel istihdam politikasını genel olarak taşeron modele çevirmesi birbirinden farklı konular.</p>

<p>HASTANELERE BİNLERCE TAŞERON İŞÇİ ALINACAK MI?</p>

<p>Şu aşamada Sağlık Bakanlığının hastanelere binlerce yeni taşeron işçi alınacağını duyurduğu genel bir personel alım ilanı bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle sosyal medyada veya çeşitli internet sitelerinde görülebilecek “hastanelere taşeron işçi alımı başladı” şeklindeki açıklamalara ihtiyatla yaklaşılması gerekiyor.</p>

<p>Adayların özellikle Sağlık Bakanlığı, İŞKUR ve ilgili kamu kurumlarının resmî duyurularını takip etmeleri önem taşıyor.</p>

<p>HİZMET ALIMI İLE SÜREKLİ İŞÇİ ARASINDAKİ FARK NE?</p>

<p>Sürekli işçi alımında kişi doğrudan ilgili kamu kurumunun işçisi olarak istihdam ediliyor.</p>

<p>Hizmet alımında ise kamu kurumu belirli bir işi veya hizmeti bir yükleniciden satın alabiliyor. Hizmetin niteliğine göre yüklenici kendi personelini kullanabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle bir kamu kurumunun hizmet alımı ihalesine çıkması, aynı kurumun doğrudan taşeron işçi alım ilanına çıktığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>SONUÇ: İDDİALAR İÇİN RESMÎ İLAN BEKLENMELİ</p>

<p>Kamuda hizmet alımı uygulamalarının devam ettiği ve bazı kurumlarda bu yöntemin kullanıldığı doğru.</p>

<p>Ancak mevcut tablo, Türkiye genelinde eski taşeron işçilik sistemine dönülmesine ilişkin kapsamlı bir kararın kesinleştiğini göstermiyor.</p>

<p>Benzer şekilde Sağlık Bakanlığının hastanelere yönelik binlerce kişilik yeni bir taşeron işçi alımı kararı da şu aşamada açıklanmış değil.</p>

<p>MEB için gündeme getirilen on binlerce kişilik istihdam rakamlarının da resmî alım ilanları ve uygulama ayrıntıları açıklanmadan kesin personel alımı olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle taşeron işçi adaylarının “başvurular başladı” veya “binlerce işçi alınacak” şeklindeki haberlerde özellikle resmî ilan bulunup bulunmadığını kontrol etmesi önem taşıyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kamuda-taseron-sistemi-geri-mi-donuyor-isci-alimi-iddiasinda-son-durum</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 15:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0121.jpeg" type="image/jpeg" length="77547"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fırında Yoğurt Soslu Tavuk ve Sebze Tarifi: Pratik Akşam Yemeği]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/firinda-yogurt-soslu-tavuk-ve-sebze-tarifi-pratik-aksam-yemegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/firinda-yogurt-soslu-tavuk-ve-sebze-tarifi-pratik-aksam-yemegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fırında yoğurt soslu tavuk ve sebze tarifi; tavuk göğsü, kabak, biber ve brokoliyle tek tepside hazırlanabilen protein açısından zengin bir akşam yemeği.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fırında Yoğurt Soslu Tavuk ve Sebze Tarifi: Pratik Akşam Yemeği</p>

<p>Akşam yemeğinde hem doyurucu hem de hazırlaması kolay bir seçenek arayanlar için fırında yoğurt soslu tavuk ve sebze, tek tepside hazırlanabilecek pratik tariflerden biri. Tavuk göğsü; yoğurt, sarımsak ve baharatlarla lezzetlendirilirken kabak, brokoli, biber ve soğan yemeğin sebze miktarını artırıyor.</p>

<p>Tarifin en büyük avantajlarından biri, ana yemek ve sebze garnitürünün aynı tepside pişmesi. Hazırlık aşaması yaklaşık 10-15 dakika sürüyor; geri kalan işi büyük ölçüde fırın yapıyor.</p>

<p>Protein açısından zengin tavuk ile farklı sebzeleri aynı öğünde buluşturan bu tarif, porsiyon kontrolü gözetildiğinde dengeli bir akşam öğününün parçası olabilir.</p>

<p>SAĞLIKLI BESLENME AÇISINDAN NEDEN ÖNE ÇIKIYOR?</p>

<p>Tavuk göğsü yüksek miktarda protein sağlayan ve derisiz kullanıldığında yağ miktarı görece düşük tutulabilen bir besindir. Yoğurt hem sosun kıvamını ve lezzetini artırır hem de yemeğe ilave protein sağlar.</p>

<p>Brokoli, kabak, kırmızı biber ve soğan ise öğündeki sebze çeşitliliğini artırır. Sebzeler lif, vitamin ve minerallerin beslenmeye eklenmesine katkıda bulunur.</p>

<p>Tarifte kızartma yerine fırında pişirme yönteminin kullanılması ve yağ miktarının ölçülü tutulması da toplam enerji miktarını kontrol etmeyi kolaylaştırabilir.</p>

<p>TARİF BİLGİLERİ</p>

<p>Hazırlama süresi: 15 dakika<br />
Pişirme süresi: 25-30 dakika<br />
Toplam süre: 40-45 dakika<br />
Kaç kişilik: 4<br />
Zorluk: Kolay<br />
Öğün: Akşam yemeği<br />
Kategori: Yüksek Proteinli Tarifler</p>

<p>YAKLAŞIK BESİN DEĞERLERİ</p>

<p>Porsiyon başına yaklaşık:</p>

<p>Kalori: 330 kcal<br />
Protein: 38-40 g<br />
Karbonhidrat: 14-16 g<br />
Yağ: 11-13 g<br />
Lif: 4-5 g</p>

<p>Besin değerleri kullanılan tavuk miktarına, yoğurdun yağ oranına, sebzelerin büyüklüğüne, zeytinyağı miktarına ve porsiyonlamaya göre değişebilir. Bu nedenle değerler yaklaşık olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>MALZEMELER</p>

<p>600 gram derisiz tavuk göğsü<br />
1 orta boy kabak<br />
1 kırmızı kapya biber<br />
1 orta boy kuru soğan<br />
200 gram brokoli<br />
120 gram sade yoğurt<br />
2 diş sarımsak<br />
2 yemek kaşığı zeytinyağı<br />
1 tatlı kaşığı kekik<br />
1 çay kaşığı tatlı kırmızı toz biber<br />
Yarım çay kaşığı karabiber<br />
Yarım çay kaşığı tuz</p>

<p>NASIL YAPILIR?</p>

<p>Fırını 200 dereceye ısıtın.</p>

<p>Tavuk göğsünü yaklaşık 3-4 santimetrelik eşit parçalar halinde kesin.</p>

<p>Yoğurt, ezilmiş sarımsak, 1 yemek kaşığı zeytinyağı, kekik, kırmızı toz biber, karabiber ve tuzu geniş bir kapta karıştırın.</p>

<p>Tavuk parçalarını yoğurtlu karışıma ekleyip her tarafının soslanmasını sağlayın. Vaktiniz varsa buzdolabında 20-30 dakika dinlendirin. Bekletmeden de pişirebilirsiniz.</p>

<p>Kabak, kırmızı biber ve soğanı iri parçalar halinde kesin. Brokoliyi küçük çiçeklere ayırın.</p>

<p>Sebzeleri fırın tepsisine alın. Kalan 1 yemek kaşığı zeytinyağını ekleyip karıştırın.</p>

<p>Yoğurt soslu tavukları sebzelerin arasına, mümkün olduğunca tek kat halinde yerleştirin. Malzemeleri üst üste yığmamaya çalışın.</p>

<p>Önceden ısıtılmış 200 derece fırında yaklaşık 25-30 dakika pişirin. Tavuk parçalarının büyüklüğüne göre süre değişebilir.</p>

<p>Gıda güvenliği açısından tavuğun en kalın bölümünün merkez sıcaklığının en az 74 dereceye ulaşması önerilir. Mutfak termometresi yoksa tavukların tamamen piştiğinden emin olun.</p>

<p>Daha fazla renk isterseniz pişirmenin son birkaç dakikasında fırının üst ızgara özelliğini kısa süre kullanabilirsiniz. Yanmayı önlemek için bu aşamada yemeği takip edin.</p>

<p>ŞEFİN PÜF NOKTASI</p>

<p>Tavuk ve sebzeleri tepsiye sıkıştırmayın. Malzemeler üst üste geldiğinde kızarmak yerine kendi buharlarında pişebilir.</p>

<p>Tavukları mümkün olduğunca eşit büyüklükte kesin. Böylece küçük parçaların kuruması, büyük parçaların ise geç pişmesi önlenir.</p>

<p>Yoğurtlu marinada çok uzun süre bekletmek şart değildir. 20-30 dakikalık kısa bir dinlendirme bile sosun tavukların yüzeyine daha iyi tutunmasını sağlar.</p>

<p>DAHA SAĞLIKLI HALE NASIL GETİRİLEBİLİR?</p>

<p>Sebze oranını artırmak isteyenler brokoli, kabak veya biber miktarını yükseltebilir.</p>

<p>Tuz tüketimini sınırlamak isteyenler tuzu azaltıp kekik, sarımsak, karabiber, kimyon veya limon gibi farklı aromalardan yararlanabilir.</p>

<p>Daha fazla kompleks karbonhidrat içeren bir öğün isteniyorsa yanına küçük bir porsiyon bulgur, karabuğday veya tam tahıllı bir seçenek eklenebilir.</p>

<p>KİMLER İÇİN UYGUN?</p>

<p>Tarif, özellikle protein miktarı yüksek bir ana öğün arayanlar için uygun bir seçenek olabilir. İlave şeker içermez ve kızartma gerektirmez.</p>

<p>Bulgur veya ekmek eklenmeden servis edildiğinde tarifte doğal olarak gluten içeren temel bir malzeme bulunmaz. Ancak çölyak hastalığı veya tıbben glutensiz beslenmesi gereken kişiler yoğurt, baharat ve diğer paketli ürünlerin etiketlerini kontrol etmeli ve çapraz bulaşma riskini dikkate almalıdır.</p>

<p>Süt veya süt ürünlerine karşı alerjisi bulunanlar için yoğurt içermesi nedeniyle standart hali uygun değildir.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>Fırında yoğurt soslu tavuk kaç kaloridir?</p>

<p>Bu tarifte porsiyon başına yaklaşık 330 kalori hesaplanabilir. Kullanılan yağ, yoğurt, tavuk miktarı ve porsiyon büyüklüğü toplam kaloriyi değiştirebilir.</p>

<p>Tavuk yoğurtla marine edilir mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Evet. Sade yoğurt baharatlarla karıştırılarak tavuk için pratik bir marine sosu olarak kullanılabilir. Aynı zamanda pişmiş tavuğun yüzeyine lezzet ve farklı bir doku kazandırır.</p>

<p>Tavuk ve sebzeler aynı tepside pişer mi?</p>

<p>Evet. Sebzelerin çok büyük kesilmemesi ve tavuk parçalarının benzer büyüklükte hazırlanması pişirme sürelerinin birbirine yaklaşmasına yardımcı olur.</p>

<p>Yanına ne yapılabilir?</p>

<p>Tek başına ana öğün olarak tüketilebileceği gibi bulgur pilavı, tam tahıllı tahıllar veya bol yeşillikli bir salatayla servis edilebilir.</p>

<p>Akşamdan hazırlanabilir mi?</p>

<p>Tavuk yoğurtlu sosla hazırlanıp üzeri kapalı şekilde buzdolabında bekletilebilir. Çiğ tavukla temas eden marinasyon sosu ayrıca pişirilmeden servis sosu olarak kullanılmamalıdır.</p>

<p>SAKLAMA VE SERVİS</p>

<p>Pişmiş tavuk ve sebzeler, pişirme sonrasında uzun süre oda sıcaklığında bırakılmadan uygun şekilde soğutulmalı ve kapalı bir kapta buzdolabına kaldırılmalıdır.</p>

<p>Genel gıda güvenliği yaklaşımı kapsamında pişmiş tavuklu yemeklerin buzdolabında yaklaşık 3-4 gün içinde tüketilmesi uygundur. Yeniden ısıtırken yemeğin tamamının yeterince ısındığından emin olun.</p>

<p>Servis sırasında üzerine taze maydanoz veya dereotu eklenebilir. Daha ferah bir tat için servis anında az miktarda limon suyu kullanılabilir.</p>

<p>SONUÇ</p>

<p>Fırında yoğurt soslu tavuk ve sebze, ayrı ayrı birkaç yemek hazırlamak istemeyenler için tek tepside protein ve sebzeyi bir araya getiriyor.</p>

<p>Özellikle yoğun günlerde önceden hazırlanabilmesi ve farklı mevsim sebzeleriyle uyarlanabilmesi, tarifi pratik bir akşam yemeği alternatifi haline getiriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlıklı Tarifler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/firinda-yogurt-soslu-tavuk-ve-sebze-tarifi-pratik-aksam-yemegi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 15:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0120.jpeg" type="image/jpeg" length="69547"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[YÖK Stratejik Teknoloji Programına Başvurular Başladı: 550 Kontenjan]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yok-stratejik-teknoloji-programina-basvurular-basladi-550-kontenjan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yok-stratejik-teknoloji-programina-basvurular-basladi-550-kontenjan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[YÖK’ün stratejik teknoloji alanlarında nitelikli araştırmacı yetiştirmek amacıyla başlattığı yeni programa başvurular açıldı. İlk etapta 550 kontenjan ayrılan program; yapay zekâ, siber güvenlik, bilişim teknolojileri ile donanım ve bilgisayar sistemleri alanlarını kapsıyor. Programa kabul edilen adaylar doktora eğitimiyle birlikte araştırma görevlisi olarak istihdam edilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>YÖK’ten 550 Kişilik Yeni Program: Başvurular Başladı</p>

<p>Türkiye’nin kritik teknoloji alanlarında ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını artırmayı hedefleyen yeni program için başvuru süreci başladı.</p>

<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından hayata geçirilen Türkiye Stratejik Teknoloji İnsan Kaynağı Programı kapsamında ilk aşamada 550 araştırmacının yetiştirilmesi planlanıyor.</p>

<p>Programın en önemli özelliği ise doktora eğitimi ile araştırma görevlisi istihdamını aynı model içerisinde buluşturması.</p>

<p>4 STRATEJİK ALANA ÖNCELİK VERİLECEK</p>

<p>Program kapsamında kontenjanlar Türkiye açısından kritik kabul edilen dört temel teknoloji alanında oluşturuldu.</p>

<p>Bunlar;</p>

<p>Yapay Zekâ ve Akıllı Sistemler,<br />
Siber Güvenlik,<br />
Bilişim Teknolojileri,<br />
Donanım ve Bilgisayar Sistemleri.</p>

<p>Programla yalnızca akademik eğitim verilmesi değil, stratejik teknoloji alanlarında uzun vadeli araştırmacı insan kaynağının oluşturulması amaçlanıyor.</p>

<p>550 KONTENJAN AYRILDI</p>

<p>Yeni programın ilk döneminde toplam 550 kontenjan bulunuyor.</p>

<p>Programa kabul edilen adayların araştırma üniversitelerinde doktora eğitimlerine devam ederken araştırma görevlisi olarak istihdam edilmesi öngörülüyor.</p>

<p>YÖK’ün hedefi programı ilerleyen yıllarda daha da büyütmek. Beş yıllık süreç içerisinde yaklaşık 3 bin araştırmacının yetiştirilmesi planlanıyor.</p>

<p>BAŞVURULAR 22 EYLÜL’E KADAR SÜRECEK</p>

<p>Programa başvurular 8 Eylül 2026 tarihinde başladı.</p>

<p>Adaylar başvurularını 22 Eylül 2026 tarihine kadar YÖK tarafından oluşturulan merkezi sistem üzerinden gerçekleştirebilecek.</p>

<p>Başvuracak adaylara tercih hakkı da tanınıyor. Adaylar en fazla iki farklı stratejik alan içerisinden toplam beş tercih yapabilecek.</p>

<p>HER LİSANS MEZUNU HER KONTENJANA BAŞVURAMAYACAK</p>

<p>Program geniş bir mezun grubunu ilgilendirse de adayların başvuru yapabileceği kontenjanlar lisans mezuniyet alanlarına göre değişiyor.</p>

<p>Başvuru tablolarında başta mühendislik ve temel bilimler olmak üzere farklı lisans programlarına yer veriliyor.</p>

<p>Bazı kontenjanlarda tıp, diş hekimliği, eczacılık, hukuk ve mimarlık gibi bölümlerden mezun adayların da başvuru yapabilmesine imkân tanınıyor.</p>

<p>Bu nedenle adayların yalnızca genel başvuru şartlarını değil, tercih etmek istedikleri kontenjan için belirlenen lisans mezuniyet şartını da ayrıca kontrol etmeleri gerekiyor.</p>

<p>35 YAŞ ŞARTI BULUNUYOR</p>

<p>Programa başvuracak adaylar açısından dikkat edilmesi gereken koşullardan biri yaş sınırı.</p>

<p>Belirlenen esaslara göre adayların sınavın gerçekleştirildiği yılın 1 Ocak tarihi itibarıyla 35 yaşını doldurmamış olması gerekiyor.</p>

<p>Adayların ayrıca ilgili kontenjan için belirlenen ALES ve yabancı dil koşullarını sağlaması gerekiyor.</p>

<p>İLK ELEME ALES, YABANCI DİL VE MEZUNİYET NOTUYLA</p>

<p>Programa yapılan her başvurunun ardından adaylar doğrudan merkezi sınava alınmayacak.</p>

<p>Ön değerlendirmede üç temel akademik gösterge kullanılacak.</p>

<p>ALES puanı yüzde 40,<br />
yabancı dil puanı yüzde 30,<br />
lisans mezuniyet notu yüzde 30 oranında etkili olacak.</p>

<p>Bu hesaplama sonucunda başarılı bulunan adaylardan, ilan edilen kontenjanın en fazla dört katı kadar aday merkezi yazılı sınava çağrılacak.</p>

<p>MERKEZİ SINAVI ÖSYM YAPACAK</p>

<p>Seçim sürecinin önemli aşamalarından biri ÖSYM tarafından gerçekleştirilecek merkezi yazılı sınav olacak.</p>

<p>Sınavın 28 Kasım 2026 tarihinde yapılması planlanıyor.</p>

<p>Merkezi yazılı sınavdan 70 puanın altında alan adaylar başarısız kabul edilecek.</p>

<p>Bu nedenle ön değerlendirmeyi geçmek tek başına programa yerleşmek için yeterli olmayacak.</p>

<p>NİHAİ PUAN NASIL HESAPLANACAK?</p>

<p>Başarılı adayların belirlenmesinde tek bir sınav sonucu yerine farklı akademik göstergelerin birlikte değerlendirildiği bir sistem uygulanacak.</p>

<p>Nihai değerlendirmede;</p>

<p>merkezi yazılı sınav yüzde 30,<br />
lisans mezuniyet notu yüzde 25,<br />
ALES puanı yüzde 25,<br />
yabancı dil puanı yüzde 20</p>

<p>oranında etkili olacak.</p>

<p>Böylece adayların lisans dönemindeki akademik performansı, lisansüstü eğitim için gerekli akademik yeterliliği, yabancı dil düzeyi ve stratejik alandaki merkezi sınav başarısı birlikte değerlendirilecek.</p>

<p>DOKTORA İLE ARAŞTIRMA GÖREVLİLİĞİ BİRLEŞİYOR</p>

<p>Programı klasik lisansüstü eğitim ilanlarından ayıran temel unsur istihdam modeli.</p>

<p>Başarılı adayların belirlenen araştırma üniversitelerinde doktora eğitimlerine devam etmeleri ve aynı zamanda araştırma görevlisi olarak çalışmaları öngörülüyor.</p>

<p>Bu modelle özellikle yapay zekâ, siber güvenlik ve ileri bilişim teknolojileri gibi küresel rekabetin yoğunlaştığı alanlarda üniversitelerde güçlü araştırma ekiplerinin oluşturulması hedefleniyor.</p>

<p>TIP VE SAĞLIK ALANLARI AÇISINDAN DA ÖNEMLİ</p>

<p>Program yalnızca bilgisayar ve mühendislik alanları açısından önem taşımıyor.</p>

<p>Yapay zekânın tıbbi görüntüleme, klinik karar destek sistemleri, ilaç geliştirme, genomik, kişiselleştirilmiş tıp ve sağlık verilerinin analizi gibi alanlarda giderek daha fazla kullanılması, sağlık bilimleri ile teknoloji arasındaki sınırları da değiştiriyor.</p>

<p>Bazı kontenjanların tıp, diş hekimliği ve eczacılık gibi alanlardan mezun adaylara açık olması bu açıdan dikkat çekiyor.</p>

<p>Ancak sağlık alanından mezun olmak bütün kontenjanlara başvuru hakkı vermiyor. Adayların başvurmayı düşündükleri alan için yayımlanan özel mezuniyet ve puan şartlarını incelemeleri gerekiyor.</p>

<p>Türkiye Stratejik Teknoloji İnsan Kaynağı Programı, ilk etapta 550 kişilik kontenjanıyla başlarken, önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin kritik teknoloji alanlarındaki akademik insan kaynağını güçlendirecek yeni modellerden biri olmaya aday görünüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yok-stratejik-teknoloji-programina-basvurular-basladi-550-kontenjan</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 14:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0116.jpeg" type="image/jpeg" length="61901"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[GLP-1 Smoothie Nedir? Gerçekten GLP-1’i Artırıyor mu?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/glp-1-smoothie-nedir-gercekten-glp-1i-artiriyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/glp-1-smoothie-nedir-gercekten-glp-1i-artiriyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medyada yoğurt, meyve, yulaf ve tohumlarla hazırlanan bazı smoothie’lerin GLP-1’i artırdığı öne sürülüyor. Peki bu içecekler gerçekten böyle bir etki gösteriyor mu?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sosyal medyada son dönemde “GLP-1 smoothie” adı verilen içecekler dikkat çekiyor. Bazı paylaşımlarda bu içeceklerin vücudun GLP-1 üretimini artırabileceği, hatta GLP-1 temelli ilaçlara benzer etki gösterebileceği ileri sürülüyor.</p>

<p>Ancak burada iki farklı konuyu birbirinden ayırmak gerekiyor. Bazı yiyeceklerin bağırsak hormonlarının salgılanmasını etkileyebilmesi bilimsel olarak araştırılıyor. Fakat bundan, evde hazırlanan bir smoothie’nin GLP-1 ilaçlarının etkisini taklit ettiği sonucu çıkmıyor.</p>

<p>SMOOTHIE NEDİR?</p>

<p>Smoothie; meyve, sebze, yoğurt, süt veya kefir gibi yiyeceklerin blenderdan geçirilerek hazırlandığı koyu kıvamlı bir içecektir.</p>

<p>Meyve suyundan önemli bir farkı, meyve ve sebzelerin genellikle posasıyla birlikte kullanılmasıdır. İçine yulaf, chia tohumu, keten tohumu, ceviz veya badem gibi başka yiyecekler de eklenebilir.</p>

<p>Örneğin yoğurt, çilek, yulaf ve chia tohumunu blenderdan geçirerek hazırlanan içecek bir smoothie’dir.</p>

<p>Ancak smoothie olması bir içeceği otomatik olarak sağlıklı yapmaz. İçine ne konulduğu, ne kadar tüketildiği ve kişinin günlük beslenmesinin bütünü önemlidir.</p>

<p>PEKİ GLP-1 NEDİR?</p>

<p>GLP-1, bağırsaklardan salgılanan doğal bir hormondur. Yemek yedikten sonra vücudun verdiği yanıtın parçalarından biridir. İştah, tokluk, mide boşalması ve kan şekeri kontrolüyle ilişkili süreçlerde görev alır.</p>

<p>Semaglutid ve benzeri GLP-1 temelli ilaçlar ise bu doğal sistemden yararlanılarak geliştirilmiş ilaçlardır.</p>

<p>Bu nedenle bir yiyeceğin vücudun doğal GLP-1 yanıtını bir miktar etkilemesi ile GLP-1 temelli bir ilacın vücutta oluşturduğu farmakolojik etki aynı şey değildir.</p>

<p>“GLP-1’İ ARTIRAN SMOOTHIE” İDDİASI NE KADAR DOĞRU?</p>

<p>Protein, lif, yağ ve bazı karbonhidratların sindirim sistemi hormonları üzerindeki etkileri uzun süredir araştırılıyor. Bazı araştırmalar belirli besinlerin veya lif türlerinin vücudun kendi GLP-1 salgısını etkileyebileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Fakat mevcut bilimsel veriler, belirli bir smoothie tarifinin GLP-1 ilaçlarına benzer bir etki oluşturduğunu göstermiyor.</p>

<p>Bu nedenle yoğurt, yulaf, meyve veya chia tohumu içeren bir karışımı “doğal GLP-1 ilacı” olarak tanımlamak doğru değil.</p>

<p>GLP-1 KULLANANLAR İÇİN NEDEN SMOOTHIE ÖNERİLEBİLİYOR?</p>

<p>İkinci iddia ise tamamen farklı.</p>

<p>GLP-1 temelli ilaç kullanan bazı kişiler daha çabuk doyabilir ve eskisine göre daha az yemek yiyebilir. Bazı kişilerde bulantı, erken doyma, kabızlık veya başka sindirim sistemi yakınmaları da görülebilir.</p>

<p>Bu durumda az miktarda yiyecekle yeterli protein, lif ve diğer besin öğelerini almak daha önemli hale gelebilir.</p>

<p>İyi hazırlanmış bir smoothie burada pratik bir seçenek olabilir.</p>

<p>Fakat bunun nedeni smoothie’nin GLP-1’i ilaç gibi artırması değildir. Nedeni, doğru yiyecekler kullanıldığında tek bardakta protein, lif ve farklı besin öğelerinin bir araya getirilebilmesidir.</p>

<p>PROTEİN İÇİN YOĞURT VE KEFİR</p>

<p>Sade yoğurt veya kefir smoothie’ye protein eklemenin kolay yollarından biridir.</p>

<p>Örneğin yalnızca meyve ve meyve suyundan oluşan bir smoothie yerine yoğurt ile hazırlanmış bir karışım daha fazla protein sağlayabilir.</p>

<p>Özellikle GLP-1 kullanan ve daha az yemek yiyen kişilerde yeterli protein alınması önemlidir. Protein yalnızca smoothie’den alınmak zorunda değildir; yumurta, balık, tavuk, süt ürünleri ve baklagiller gibi günlük yiyecekler de protein kaynaklarıdır.</p>

<p>LİF İÇİN YULAF, MEYVE VE TOHUMLAR</p>

<p>Yulaf, bütün meyveler, chia ve öğütülmüş keten tohumu smoothie’nin lif miktarını artırabilir.</p>

<p>Lif içeren yiyecekler tokluk hissine katkıda bulunabilir ve dengeli beslenmenin önemli parçalarıdır.</p>

<p>Ancak “ne kadar fazla lif, o kadar iyi” düşüncesi de doğru değildir. Özellikle GLP-1 kullanan ve şişkinlik, bulantı veya erken doyma yaşayan kişilerde çok yoğun bir smoothie rahatsızlık verebilir.</p>

<p>Bu nedenle miktarı kişinin toleransına göre ayarlamak gerekir.</p>

<p>MEYVEYİ SUYUNU SIKMAK YERİNE POSASIYLA KULLANIN</p>

<p>Çilek, böğürtlen, yaban mersini, elma, armut veya muz smoothie içinde kullanılabilir.</p>

<p>Meyveyi yalnızca suyunu sıkarak kullanmak yerine yenilebilir posasıyla blenderdan geçirmek lifin daha fazla korunmasını sağlar.</p>

<p>Buna karşılık çok miktarda meyve suyu, bal, şurup veya ilave şeker kullanılması smoothie’nin şeker ve enerji miktarını hızla yükseltebilir.</p>

<p>“Sağlıklı smoothie” etiketi, bardağın içine sınırsız malzeme eklenebileceği anlamına gelmez.</p>

<p>CEVİZ, BADEM VE TOHUMLAR EKLENEBİLİR</p>

<p>Ceviz, badem, chia ve keten tohumu lif, doymamış yağlar ve çeşitli besin öğeleri sağlar.</p>

<p>Bunlar smoothie’ye küçük miktarlarda eklenebilir.</p>

<p>Ancak kuruyemişler ve tohumlar enerji açısından yoğundur. Bu nedenle yoğurt, meyve, yulaf, fındık ezmesi, ceviz ve farklı tohumları aynı bardağa büyük miktarlarda doldurmak gereksiz derecede yoğun bir içecek ortaya çıkarabilir.</p>

<p>GLP-1 KULLANANLAR DEV BARDAKLARDAN KAÇINABİLİR</p>

<p>GLP-1 temelli ilaçlar mide boşalmasını yavaşlatabilir ve kişinin daha erken doymasına yol açabilir.</p>

<p>Bu nedenle sosyal medyada görülen çok büyük bardaklarda, çok sayıda malzemeyle hazırlanan smoothie’ler herkes için uygun olmayabilir.</p>

<p>Daha küçük miktarla başlayıp kişinin nasıl hissettiğine bakması daha uygulanabilir bir yaklaşım olabilir.</p>

<p>BASİT BİR SMOOTHIE NASIL HAZIRLANABİLİR?</p>

<p>Karmaşık tariflere ihtiyaç yok.</p>

<p>Örneğin sade yoğurt veya kefir, bir porsiyon meyve, az miktarda yulaf ve bir miktar chia ya da öğütülmüş keten tohumu kullanılabilir.</p>

<p>Buradaki mantık basittir:</p>

<p>Yoğurt veya kefir protein sağlar.</p>

<p>Bütün meyve ve yulaf lif sağlar.</p>

<p>Chia, keten tohumu veya birkaç parça ceviz besin çeşitliliğini artırabilir.</p>

<p>Miktarlar ise kişinin enerji ihtiyacına, iştahına ve sindirim sistemi toleransına göre değişebilir.</p>

<p>NELERİ SINIRLAMAK DAHA İYİ OLABİLİR?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şekerli meyve suları, aromalı şuruplar, fazla miktarda bal, ilave şeker ve çok şekerli aromalı yoğurtlar smoothie’yi hızla tatlı bir içeceğe dönüştürebilir.</p>

<p>Bunların yerine sade yoğurt veya kefir ve bütün meyveler kullanılabilir.</p>

<p>Ayrıca “GLP-1 artırıcı”, “yağ yakıcı” veya benzeri iddialarla satılan tozların smoothie’ye eklenmesi gerektiğine dair bir kural yoktur.</p>

<p>SMOOTHIE NORMAL YEMEĞİN YERİNİ ALMAK ZORUNDA DEĞİL</p>

<p>Smoothie pratik olabilir ancak bütün öğünleri sıvı hale getirmek gerekmez.</p>

<p>Yumurta ve tam tahıllı ekmek, yoğurt ve meyve, mercimek yemeği, balık ve salata gibi günlük yiyecekler de protein, lif, vitamin ve mineralleri sağlayabilir.</p>

<p>Bu nedenle GLP-1 kullanan herkesin smoothie içmesi gerektiği düşüncesi de doğru değildir.</p>

<p>ASIL SORU: GLP-1’İ ARTIRIYOR MU, YOKSA DENGELİ BİR İÇECEK Mİ?</p>

<p>Sosyal medyadaki GLP-1 smoothie tartışmasının en önemli noktası bu ayrımdır.</p>

<p>Protein ve lif içeren bir smoothie kişinin daha tok hissetmesine yardımcı olabilir ve doğru hazırlandığında dengeli beslenmenin bir parçası olabilir.</p>

<p>Ancak bu durum, içeceğin GLP-1 temelli bir ilaç gibi çalıştığı anlamına gelmez.</p>

<p>Bu nedenle bir smoothie değerlendirirken “GLP-1’i ne kadar artırıyor?” sorusundan önce şu sorulara bakmak daha anlamlıdır:</p>

<p>İçinde bir protein kaynağı var mı?</p>

<p>Bütün meyve veya başka bir lif kaynağı içeriyor mu?</p>

<p>Gereksiz miktarda şeker eklenmiş mi?</p>

<p>Porsiyonu kişinin ihtiyacına uygun mu?</p>

<p>Günün geri kalanındaki beslenmeyle dengeli mi?</p>

<p>Kısacası yoğurt, yulaf, meyve ve tohumlardan hazırlanan bir smoothie’nin değerini “doğal GLP-1 ilacı” olmasında değil, bardağın içindeki gerçek yiyeceklerde aramak gerekiyor.</p>

<p>BESLENME / TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel beslenme bilgisi amacı taşır. GLP-1 temelli reçeteli ilaç kullanıyorsanız beslenme düzeninizi, yeterli protein ve enerji alımınızı ve yaşadığınız sindirim sistemi yakınmalarını hekiminiz veya diyetisyeninizle değerlendirin. Herhangi bir yiyecek veya smoothie reçeteli ilacın yerine kullanılmamalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>American College of Lifestyle Medicine, American Society for Nutrition, Obesity Medicine Association ve The Obesity Society — Nutritional Priorities to Support GLP-1 Therapy for Obesity, 2025.</p>

<p>Mozaffarian D. ve arkadaşları — American Journal of Clinical Nutrition, 2025.</p>

<p>Dietary Fibers to Boost Endogenous GLP-1 Secretion and Satiety: A Scoping Review, 2026.</p>

<p>Nutritional Intake Changes During GLP-1 Receptor Agonist Therapy: A Systematic Review and Meta-analysis, 2026.</p>

<p>European Association for the Study of Obesity, European Federation of the Associations of Dietitians ve European Coalition for People Living with Obesity — Incretin-Based Therapies Consensus Statement, 2026. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/glp-1-smoothie-nedir-gercekten-glp-1i-artiriyor-mu</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 14:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0114.jpeg" type="image/jpeg" length="81676"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Londra’da Yeni Tıp Fakültesi İlk Öğrencilerini Alıyor: Simülasyon ve Toplum Temelli Eğitim Öne Çıkıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/londrada-yeni-tip-fakultesi-ilk-ogrencilerini-aliyor-simulasyon-ve-toplum-temelli-egitim-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/londrada-yeni-tip-fakultesi-ilk-ogrencilerini-aliyor-simulasyon-ve-toplum-temelli-egitim-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Londra’da kurulan St Mary’s School of Medicine, Eylül 2026’da ilk tıp öğrencileriyle eğitime başlıyor. Yeni fakültenin modelinde öğrencilerin daha ilk yıldan klinik ve toplum ortamlarıyla buluşması; simülasyon, yapay zekâ, dijital sağlık ve sanal gerçeklik teknolojilerinin eğitim programına entegre edilmesi dikkat çekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Tıp eğitiminde yalnızca ne öğretildiği değil, öğrencinin hastayla ne zaman karşılaştığı ve klinik becerileri nasıl kazandığı da değişiyor.</p>

<p>İngiltere’de kurulan St Mary’s University London School of Medicine, Eylül 2026’da ilk tıp öğrencilerini kabul ederek eğitime başlamaya hazırlanıyor.</p>

<p>Londra’nın Twickenham bölgesinde kurulan yeni tıp fakültesinin eğitim modeli ise klasik derslik ve hastane merkezli eğitimin ötesine geçmeyi hedefliyor.</p>

<p>Öğrenciler ilk yıldan klinikle buluşacak</p>

<p>Programın dikkat çeken özelliklerinden biri erken klinik temas.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tıp öğrencilerinin ilk yıldan itibaren yalnızca kampüste eğitim alması planlanmıyor. Öğrenciler aile hekimliği ve toplum sağlığı ortamlarında hastalar ve aileleriyle karşılaşacak.</p>

<p>Program dokümanlarına göre birinci sınıf öğrencileri ocak-mayıs döneminde yerel aile hekimliği merkezlerinde belirli aralıklarla klinik yerleştirmelere katılacak.</p>

<p>Eğitim modeli hastanın yalnızca hastanedeki dönemine de odaklanmıyor.</p>

<p>Öğrencilerin hastanın evden birinci basamağa, oradan hastaneye ve yeniden toplum içindeki yaşamına uzanan sağlık yolculuğunu anlaması amaçlanıyor.</p>

<p>Simülasyon merkezi eğitimin merkezinde</p>

<p>Yeni tıp fakültesinin önemli yatırımlarından biri de simülasyon altyapısı.</p>

<p>Öğrenciler için kurulan Integrated Skills and Simulation Centre bünyesinde klinik beceri ve simülasyon eğitimlerinin verilmesi planlanıyor.</p>

<p>Yeni Centenary Building içerisinde ayrıca eğitim amaçlı hasta servisi ve destekli yaşam alanlarının simülasyonuna yönelik eğitim ortamları bulunuyor.</p>

<p>Böylece öğrencilerin gerçek hasta karşılaşmalarından önce belirli klinik durumları güvenli ve kontrollü ortamlarda deneyimlemesi hedefleniyor.</p>

<p>VR ve yapay zekâ da müfredatta</p>

<p>Programın bir başka dikkat çekici yönü dijital teknolojilere verilen ağırlık.</p>

<p>Tıp öğrencilerinin yapay zekâ, sağlık teknolojileri ve dijital sağlık alanındaki gelişmeler hakkında eğitim alması öngörülüyor.</p>

<p>Sanal gerçeklik teknolojileri de eğitim araçları arasında yer alıyor.</p>

<p>Bu yaklaşım, son yıllarda dünyada tıp eğitiminde giderek güçlenen bir eğilimi yansıtıyor. Simülasyon ve dijital teknolojiler artık yalnızca belirli klinik becerilerin öğretildiği yardımcı araçlar olarak değil, tıp eğitiminin farklı aşamalarını birbirine bağlayan yöntemler olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Hastane dışındaki sağlık hizmetleri önem kazanıyor</p>

<p>St Mary’s modelinin belki de en dikkat çekici tarafı ise toplum temelli eğitim yaklaşımı.</p>

<p>Öğrencilerin klinik deneyimleri yalnızca büyük hastanelerle sınırlı olmayacak.</p>

<p>Aile hekimliği merkezleri, toplum sağlık hizmetleri, hospisler ve farklı sağlık kuruluşları eğitim ortamlarının bir parçası olacak.</p>

<p>Üniversite, bu yaklaşımın öğrencilerin sağlık eşitsizliklerini ve hastaların sağlık sistemi içerisindeki gerçek yolculuğunu daha iyi anlamalarına yardımcı olmasını amaçlıyor.</p>

<p>Birinci ve ikinci sınıfta temel ve klinik bilimler birlikte yürütülürken öğrenciler klinik iletişim, hasta öyküsü alma, fizik muayene, temel yaşam desteği ve profesyonel uygulama gibi alanlarda da eğitim görecek.</p>

<p>İlerleyen yıllarda eğitim ağırlığı klinik rotasyonlara kayacak.</p>

<p>Üçüncü yılda genel tıp, acil bakım, cerrahi ve aile hekimliği; sonraki dönemlerde ruh sağlığı, kanser bakımı, kadın sağlığı, üroloji ve çocuk sağlığı gibi alanlarda klinik eğitim planlanıyor.</p>

<p>Yeni tıp fakülteleri yakından izleniyor</p>

<p>İngiltere’de yeni bir tıp fakültesinin açılması aynı zamanda uzun bir kalite güvence sürecini gerektiriyor.</p>

<p>General Medical Council, St Mary’s University School of Medicine’ı yeni tıp programları için yürütülen değerlendirme sürecindeki kurumlar arasında gösteriyor.</p>

<p>GMC daha önce fakültenin hazırlık ve geliştirme çalışmalarında yeterli ilerleme kaydettiğini ve ilk öğrencilerin eğitime başlayabilmesi yönünde sürecin ilerlediğini bildirdi.</p>

<p>Ancak yeni İngiliz tıp fakültelerinde kalite güvence süreci ilk öğrenci grubunun eğitimi boyunca devam ediyor. Bu nedenle mevcut durumun tamamlanmış nihai akreditasyon şeklinde değerlendirilmemesi gerekiyor.</p>

<p>Tıp eğitiminde yön değişiyor</p>

<p>St Mary’s örneği aslında daha geniş bir dönüşümün parçası.</p>

<p>Geleneksel modelde öğrenciler temel bilimleri ağırlıklı olarak fakültede öğreniyor, hasta ve klinik ortamla daha yoğun temas ise eğitimin ilerleyen yıllarında gerçekleşiyordu.</p>

<p>Yeni modeller ise bu iki alan arasındaki sınırı giderek azaltıyor.</p>

<p>Erken hasta teması, toplum içinde eğitim, simülasyon, yapay zekâ, sanal gerçeklik ve dijital sağlık aynı müfredat içerisinde bir araya getiriliyor.</p>

<p>Bu yaklaşım Türkiye açısından da önemli bir tartışmayı beraberinde getiriyor.</p>

<p>Yeni tıp fakültelerinin başarısını yalnızca derslik, öğretim üyesi veya hastane yatak kapasitesi üzerinden değerlendirmek yeterli mi?</p>

<p>Yoksa geleceğin tıp fakültesi; öğrenciyi ilk yıllardan itibaren hasta, toplum, teknoloji ve gerçek sağlık sistemiyle buluşturan bütünleşik bir eğitim ortamı olarak mı tasarlanmalı?</p>

<p>Londra’da ilk öğrencilerini karşılamaya hazırlanan yeni fakültenin modeli, bu sorunun önümüzdeki yıllarda tıp eğitiminin önemli gündemlerinden biri olacağını gösteriyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/londrada-yeni-tip-fakultesi-ilk-ogrencilerini-aliyor-simulasyon-ve-toplum-temelli-egitim-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 13:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0108.jpeg" type="image/jpeg" length="48085"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Apple Uyardı, Ankara Harekete Geçti: Bakanların Telefonları Değiştirildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/apple-uyardi-ankara-harekete-gecti-bakanlarin-telefonlari-degistirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/apple-uyardi-ankara-harekete-gecti-bakanlarin-telefonlari-degistirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Apple’ın, Türkiye’de en az üç bakana ait iPhone’un gelişmiş ticari casus yazılımlarla hedef alınmış olabileceği yönünde uyarı gönderdiği bildirildi. Middle East Eye’a konuşan bir Türk yetkili, saldırı girişimlerinin başarılı olmadığının değerlendirildiğini belirtirken, cihazların değiştirilerek ek güvenlik önlemleri alındığını aktardı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Apple’ın Türkiye’de görev yapan en az üç bakana ait iPhone’un gelişmiş casus yazılımlarla hedef alınmış olabileceği konusunda uyarı gönderdiği bildirildi. Bakanların kimlikleri açıklanmazken, olayın ardından telefonların değiştirildiği ve güvenlik önlemlerinin artırıldığı belirtildi.</p>

<p>Middle East Eye’ın konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı habere göre söz konusu bakanlar, Apple’ın geçen ay Türkiye dahil 110 ülkedeki bazı iPhone kullanıcılarına gönderdiği tehdit bildirimlerinin alıcıları arasında yer aldı.</p>

<p>APPLE’DAN CASUS YAZILIM UYARISI</p>

<p>Apple, yüksek profilli kişileri hedef alan gelişmiş ticari casus yazılım saldırıları tespit ettiğinde kullanıcılarına özel tehdit bildirimleri gönderebiliyor.</p>

<p>Bu tür saldırılar sıradan zararlı yazılımlardan farklı olarak belirli kişileri hedef alabiliyor. Hedefler arasında devlet görevlileri, diplomatlar, gazeteciler ve siyasi aktörler bulunabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Middle East Eye’ın haberine göre en az üç Türk bakanın telefonu için de bu kapsamda uyarı gönderildi.</p>

<p>TÜRK YETKİLİ: GİRİŞİMLERİN BAŞARISIZ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ</p>

<p>Haberde görüşlerine yer verilen bir Türk yetkili, bakanların telefonlarının ele geçirilmesine yönelik girişimlerin başarılı olmadığının değerlendirildiğini söyledi.</p>

<p>Yetkili, isimleri açıklanmayan bakanların hassas bilgilerin korunması amacıyla güçlendirilmiş güvenlik önlemlerine sahip telefonlar ve özel şifreli uygulamalar kullandığını da belirtti.</p>

<p>TELEFONLAR DEĞİŞTİRİLDİ</p>

<p>Apple’ın bildirimlerinin ardından Türkiye’de güvenlik birimlerinin harekete geçtiği bildirildi.</p>

<p>Aktarılan bilgilere göre Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı cihazları incelemeye aldı. Bakanların kullandığı telefonlar daha sonra değiştirilirken ilave güvenlik tedbirleri de uygulamaya konuldu.</p>

<p>Ancak cihazlara gerçekten casus yazılım bulaşıp bulaşmadığını ortaya koyan bağımsız bir adli bilişim raporu kamuoyuna açıklanmış değil.</p>

<p>HANGİ CASUS YAZILIMIN KULLANILDIĞI BİLİNMİYOR</p>

<p>Olayın en önemli bilinmeyenlerinden biri saldırıda hangi casus yazılımın kullanıldığı.</p>

<p>Şu ana kadar kamuoyuna yansıyan bilgilerde belirli bir casus yazılım üreticisine veya ürüne yönelik doğrulanmış teknik tespit bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle olayın doğrudan Pegasus veya başka bir ticari casus yazılımla ilişkilendirilmesi için yeterli kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Pegasus, geçmiş yıllarda üst düzey kamu görevlileri, gazeteciler, aktivistler ve diplomatların telefonlarının hedef alınmasıyla ilgili uluslararası araştırmalarda gündeme gelmişti. Ancak geçmişteki bu vakalar, son saldırı girişiminde aynı yazılımın kullanıldığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>SALDIRININ ARKASINDA KİM VAR?</p>

<p>Saldırının kaynağı da henüz belirlenebilmiş değil.</p>

<p>Olayı aktaran bazı haberlerde çeşitli ülkeler ve aktörler hakkında şüphelerden söz edilse de bunları doğrulayan kamuya açık teknik bir kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle saldırının herhangi bir ülkeye veya kuruma atfedilmesi mevcut bilgiler ışığında mümkün değil.</p>

<p>BAKANLARIN İSİMLERİ AÇIKLANMADI</p>

<p>Casus yazılım uyarısı alan en az üç bakanın kim olduğu kamuoyuna açıklanmadı.</p>

<p>Ayrıca Apple tarafından söz konusu bakanlara ilişkin özel bir açıklama yapılmış değil. Kamuoyuna yansıyan bilgiler ağırlıklı olarak Middle East Eye’ın konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara ve ismi açıklanmayan Türk yetkiliye dayandırdığı habere dayanıyor.</p>

<p>Olayın teknik ayrıntılarının ortaya çıkması açısından bağımsız adli bilişim incelemeleri ve Türkiye’deki yetkili kurumların ilerleyen dönemde yapabileceği açıklamalar önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/apple-uyardi-ankara-harekete-gecti-bakanlarin-telefonlari-degistirildi</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 12:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0106.jpeg" type="image/jpeg" length="28324"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026 ÖZYES Sonuçları Açıklandı: Spor Bilimleri Adayları Sonuçlarını Öğreniyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/2026-ozyes-sonuclari-aciklandi-spor-bilimleri-adaylari-sonuclarini-ogreniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/2026-ozyes-sonuclari-aciklandi-spor-bilimleri-adaylari-sonuclarini-ogreniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ÖSYM tarafından düzenlenen 2026 YKS Spor Bilimleri İçin Özel Yetenek Sınavı’nda (ÖZYES) sonuç günü geldi. Spor bilimleri programlarında eğitim almak isteyen adaylar, sınav sonuçlarını ÖSYM’nin sonuç sistemi üzerinden öğrenebiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ÖZYES SONUÇLARI AÇIKLANDI: SPOR BİLİMLERİ ADAYLARININ BEKLEYİŞİ SONA ERDİ</p>

<p>Spor bilimleri programlarında eğitim görmek isteyen adayların katıldığı 2026 YKS Spor Bilimleri İçin Özel Yetenek Sınavı’nda sonuçlar açıklandı. ÖSYM’nin sınav takvimine göre sonuç günü 9 Eylül 2026 olarak belirlenmişti.</p>

<p>2026-ÖZYES, 15-18 Ağustos 2026 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Sınava katılan adaylar, sonuç bilgilerini ÖSYM’nin Sonuç Açıklama Sistemi üzerinden kontrol edebiliyor.</p>

<p>ÖZYES NEDİR?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ÖZYES, Yükseköğretim Kurumları Sınavı kapsamında spor bilimleri alanındaki özel yetenekle öğrenci alan yükseköğretim programları için uygulanan merkezi özel yetenek sınavıdır.</p>

<p>Sınav sistemiyle adayların spor bilimleri programlarına yerleştirme sürecinde kullanılacak performanslarının merkezi olarak ölçülmesi amaçlanıyor.</p>

<p>ÖZYES SONUÇLARI NASIL ÖĞRENİLİR?</p>

<p>Adaylar ÖSYM’nin Sonuç Açıklama Sistemi üzerinden T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle sonuç bilgilerine ulaşabiliyor.</p>

<p>Adayların kişisel bilgilerini yalnızca ÖSYM’nin resmi sistemlerine girmeleri ve sonuç sorgulaması sırasında üçüncü taraf internet sitelerine karşı dikkatli olmaları önem taşıyor.</p>

<p>SINAV 15-18 AĞUSTOS’TA YAPILDI</p>

<p>ÖSYM tarafından yayımlanan 2026 sınav takvimine göre ÖZYES başvuruları 23-28 Temmuz 2026 tarihleri arasında alındı. Geç başvuru işlemleri ise 30 Temmuz’da gerçekleştirildi.</p>

<p>Sınav uygulaması 15 Ağustos’ta başladı ve 18 Ağustos’ta tamamlandı. Sonuç tarihi ise ÖSYM takviminde 9 Eylül 2026 olarak duyuruldu.</p>

<p>ŞİMDİ GÖZLER YERLEŞTİRME SÜRECİNDE</p>

<p>Sonuçların açıklanmasıyla birlikte adaylar açısından bir sonraki önemli aşama tercih ve yerleştirme süreci olacak.</p>

<p>Spor bilimleri programlarını hedefleyen adayların tercih dönemine ilişkin ÖSYM duyurularını ve yayımlanacak kılavuzları takip etmeleri gerekiyor. Tercih tarihleri, programlar, kontenjanlar ve yerleştirmeye ilişkin ayrıntılar ÖSYM tarafından ilan edilen bilgiler doğrultusunda kesinleşecek.</p>

<p>Bu nedenle adayların sosyal medya paylaşımları veya üçüncü taraf kaynaklar yerine ÖSYM tarafından yayımlanan güncel duyuru ve kılavuzları esas almaları önem taşıyor.</p>

<p>KAYNAK</p>

<p>Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)<br />
2026 ÖSYM Sınav Takvimi<br />
2026-ÖZYES Kılavuzu</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/2026-ozyes-sonuclari-aciklandi-spor-bilimleri-adaylari-sonuclarini-ogreniyor</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6272.jpeg" type="image/jpeg" length="41235"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[7 Üniversitedeki Öğrencilere Elginkan Vakfı Bursu 2026-2027: Kimler Başvurabilir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/7-universitedeki-ogrencilere-elginkan-vakfi-bursu-2026-2027-kimler-basvurabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/7-universitedeki-ogrencilere-elginkan-vakfi-bursu-2026-2027-kimler-basvurabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elginkan Vakfı, belirlediği 7 üniversitede öğrenim gören başarılı ve maddi desteğe ihtiyaç duyan öğrencilere karşılıksız burs sağlıyor. Hazırlık, birinci sınıf ve ara sınıf öğrencilerinin yararlanabildiği burs programı tıp öğrencilerini de kapsıyor. Başvurular doğrudan Vakfa değil, öğrencilerin üniversitelerindeki ilgili burs birimlerine yapılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>7 Üniversitedeki Öğrencilere Karşılıksız Burs Desteği</p>

<p>Üniversite öğrencilerinin 2026-2027 eğitim öğretim yılı için burs arayışları sürüyor. Öğrencilere karşılıksız eğitim desteği sağlayan kuruluşlardan Elginkan Vakfı da belirlediği üniversitelerde lisans öğrencilerine burs imkânı sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Elginkan Vakfı burslarından başarılı ancak maddi imkânları yetersiz öğrenciler yararlanabiliyor.</p>

<p>Programın dikkat çeken özelliklerinden biri bursun yalnızca üniversiteye yeni başlayan öğrencilerle sınırlı olmaması. Hazırlık, birinci sınıf ve ara sınıflarda öğrenim gören öğrenciler de koşulları sağlamaları halinde bursiyer olabiliyor.</p>

<p>Hangi üniversitelerde burs veriliyor?</p>

<p>Elginkan Vakfı’nın burs programı bütün üniversiteleri kapsamıyor.</p>

<p>Vakfın açıkladığı lisans bursu kapsamındaki üniversiteler şöyle:</p>

<p>İstanbul Teknik Üniversitesi</p>

<p>İstanbul Üniversitesi</p>

<p>Orta Doğu Teknik Üniversitesi</p>

<p>Boğaziçi Üniversitesi</p>

<p>Ege Üniversitesi</p>

<p>Yıldız Teknik Üniversitesi</p>

<p>Manisa Celal Bayar Üniversitesi</p>

<p>Bu üniversitelerin dışında öğrenim gören öğrencilerin doğrudan Vakfa bireysel burs başvurusu yapması mümkün değil.</p>

<p>Tıp öğrencileri de başvurabiliyor</p>

<p>Elginkan Vakfı burslarında mühendislik ve Türk kültürüyle ilgili alanlara öncelik verilmekle birlikte lisans bursları yalnızca bu bölümlerle sınırlandırılmıyor.</p>

<p>Bu nedenle burs kapsamındaki üniversitelerde tıp fakültesinde öğrenim gören öğrenciler de gerekli koşulları sağlamaları halinde burs için değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Burs kapsamındaki İstanbul Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi gibi kurumlarda tıp fakülteleri bulunuyor.</p>

<p>Tıp öğrencilerine 6 yıla kadar burs</p>

<p>Tıp öğrencileri açısından burs programının dikkat çeken bir başka özelliği burs süresi.</p>

<p>Elginkan Vakfı Burs Yönetmeliğine göre burs, gerekli koşulların korunması halinde tıp fakültesi öğrencilerine azami 6 yıl süreyle verilebiliyor.</p>

<p>Diğer lisans programlarında azami burs süresi 4 yıl olarak uygulanıyor. Hazırlık sınıfı için ise bu sürelere ek olarak en fazla bir yıllık destek sağlanabiliyor.</p>

<p>Ara sınıflarda not ortalaması kaç olmalı?</p>

<p>Ara sınıftan burs başvurusu yapacak öğrencinin başarısız dersinin bulunmaması gerekiyor.</p>

<p>Ağırlıklı genel not ortalamasının 4 üzerinden en az 2,50 veya 100 üzerinden en az 70 olması şartı aranıyor.</p>

<p>Öğrencinin ayrıca bir üst yıl veya yarıyıla geçiş hakkını kazanmış olması gerekiyor.</p>

<p>Üniversiteye yeni başlayanlarda ise öğrencinin ÖSYM giriş puanı değerlendirmede dikkate alınıyor.</p>

<p>23 yaş sınırı bulunuyor</p>

<p>Lisans bursuna başvuracak öğrencilerin başvuru tarihinde 23 yaşından büyük olmaması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması ve maddi desteğe ihtiyaç duyması da temel şartlar arasında bulunuyor.</p>

<p>Burs geri ödemeli mi?</p>

<p>Hayır. Elginkan Vakfı bursları karşılıksız olarak veriliyor.</p>

<p>Bursiyerlerden mezuniyet sonrasında aldıkları bursların geri ödenmesi istenmiyor. Burs nedeniyle öğrenciye zorunlu hizmet yükümlülüğü de getirilmiyor.</p>

<p>Burs 12 ay ödeniyor</p>

<p>Elginkan Vakfı Burs Yönetmeliğine göre burslar genel ilke olarak ekim ayında başlamak üzere yılda 12 ay süreyle ödeniyor.</p>

<p>Ancak mezuniyet yılındaki öğrencilerin bursları mezuniyet ayı olan haziran ayından sonra devam etmiyor.</p>

<p>Tıp fakültesinde bu uygulama altıncı sınıfta, diğer lisans programlarında ise dördüncü sınıfta devreye giriyor.</p>

<p>2026-2027 burs miktarı açıklandı mı?</p>

<p>Elginkan Vakfı, burs kontenjanlarının ve burs miktarlarının her yıl yeniden belirlendiğini bildiriyor.</p>

<p>2026-2027 eğitim öğretim yılı için uygulanacak güncel aylık lisans burs tutarı Vakfın burs bilgilendirmesinde henüz ayrıca ilan edilmiş değil.</p>

<p>Bu nedenle önceki yıllara ait burs rakamlarının yeni dönem için geçerliymiş gibi değerlendirilmemesi gerekiyor.</p>

<p>KYK bursu veya kredisi alanlar başvurabilir mi?</p>

<p>Elginkan Vakfı bursiyerlerinin genel olarak başka bir kurumdan karşılıksız burs almaması gerekiyor.</p>

<p>Ancak Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından verilen burs ve geri ödemeli öğrenim kredisi bu kısıtlamanın dışında tutuluyor.</p>

<p>Başvuru nereye yapılacak?</p>

<p>Elginkan Vakfı bursunda öğrencilerin dikkat etmesi gereken en önemli noktalardan biri başvuru yöntemi.</p>

<p>Öğrenciler doğrudan Elginkan Vakfı’na bireysel burs başvurusu yapmıyor.</p>

<p>Başvurular öğrencinin öğrenim gördüğü üniversitenin burs ofisi, Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı veya üniversite tarafından burs işlemleri için görevlendirilen ilgili birim üzerinden gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Bu nedenle burs kapsamındaki 7 üniversitede öğrenim gören öğrencilerin kendi üniversitelerinin burs duyurularını takip etmeleri gerekiyor.</p>

<p>Başvurular ne zaman?</p>

<p>Elginkan Vakfı’nın burs bilgilendirmesine göre yeni burs başvuruları ilgili üniversiteler aracılığıyla eylül ayında gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Ancak 2026-2027 dönemi için bütün üniversitelerde geçerli tek bir merkezi son başvuru tarihi açıklanmış değil.</p>

<p>Başvuru takvimi üniversitelerin ilgili birimleri tarafından öğrencilere duyuruluyor.</p>

<p>Başvurular nasıl değerlendiriliyor?</p>

<p>Başvurular ilk olarak üniversitelerin ilgili burs birimleri tarafından değerlendiriliyor.</p>

<p>Üniversiteler kendilerine ayrılan burs kontenjanının iki katı kadar adayı belirleyerek Elginkan Vakfı’na bildiriyor.</p>

<p>Son değerlendirmede öğrencilerin akademik başarıları ve maddi durumları dikkate alınıyor.</p>

<p>Vakıf gerekli gördüğü durumlarda adaylardan ek belge talep edebiliyor veya öğrencileri mülakata çağırabiliyor.</p>

<p>Burs mezuniyete kadar devam edebiliyor</p>

<p>Elginkan Vakfı bursunun önemli avantajlarından biri, gerekli koşulların korunması halinde desteğin öğrencinin normal öğrenim süresi boyunca devam edebilmesi.</p>

<p>Öğrencinin başarısız dersinin bulunmaması, belirlenen not ortalamasını koruması ve bir üst sınıfa geçmeye hak kazanması gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, ODTÜ, Boğaziçi Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerin kendi üniversitelerinin 2026-2027 Elginkan Vakfı burs duyurularını takip etmeleri önem taşıyor.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Elginkan Vakfı<br />
Elginkan Vakfı Bursları<br />
Elginkan Vakfı Burs Yönetmeliği </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/7-universitedeki-ogrencilere-elginkan-vakfi-bursu-2026-2027-kimler-basvurabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="20031"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vehbi Koç Vakfı Üniversite Bursu: Başvurular 21 Eylül’de]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/vehbi-koc-vakfi-universite-bursu-basvurular-21-eylulde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/vehbi-koc-vakfi-universite-bursu-basvurular-21-eylulde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vehbi Koç Vakfı’nın üniversite öğrencilerine yönelik 2026 burs başvuruları 21 Eylül’de başlayacak. Maddi desteğe ihtiyaç duyan ve belirlenen başarı koşullarını sağlayan örgün lisans öğrencileri, Vakfın burs kapsamındaki üniversitelerinde öğrenim görmeleri halinde 9 Ekim’e kadar başvurabilecek. VKV ayrıca belirli üniversitelerdeki hemşirelik öğrencilerine özel burs programı yürütüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Vehbi Koç Vakfı Üniversite Bursu: Başvurular 21 Eylül’de</p>

<p>Üniversite öğrencilerinin yakından takip ettiği burs programlarından Vehbi Koç Vakfı Üniversite Bursu için 2026 yılı başvuru takvimi belli oldu.</p>

<p>Vehbi Koç Vakfı (VKV), yeni dönem üniversite bursu başvurularını 21 Eylül-9 Ekim 2026 tarihleri arasında kabul edecek.</p>

<p>Burs, yetenekli ve başarılı olmasına rağmen eğitimini sürdürmek için maddi desteğe ihtiyaç duyan üniversite öğrencilerine yönelik olarak veriliyor.</p>

<p>VKV bursuna kimler başvurabilir?</p>

<p>Vehbi Koç Vakfı Üniversite Bursuna başvuracak öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin örgün eğitim veren bir lisans programında öğrenimine devam etmesi ve eğitimi için maddi desteğe ihtiyaç duyması gerekiyor.</p>

<p>Başvuru koşulları arasında disiplin cezası almamış olmak ve başka bir kurumdan karşılıksız burs almıyor olmak da bulunuyor.</p>

<p>Not ortalaması kaç olmalı?</p>

<p>Başvuru yapacak öğrenciler için akademik başarı şartı bulunuyor.</p>

<p>Öğrencinin başarı notunun 100’lük sistemde en az 60, 4’lük sistemde ise en az 2,50 olması gerekiyor.</p>

<p>Bursun sonraki yıllarda devam edebilmesi için de yıl sonu başarı notunun bu seviyenin altına düşmemesi gerekiyor.</p>

<p>Hangi üniversitelerde okuyanlar başvurabilir?</p>

<p>Vehbi Koç Vakfı Üniversite Bursu Türkiye’deki bütün üniversitelerde uygulanmıyor.</p>

<p>2026 yılı için Vakfın açıkladığı burs kapsamındaki üniversiteler şöyle:</p>

<p>Ankara Üniversitesi<br />
Anadolu Üniversitesi<br />
Akdeniz Üniversitesi<br />
Atatürk Üniversitesi<br />
Boğaziçi Üniversitesi<br />
Çukurova Üniversitesi<br />
Dokuz Eylül Üniversitesi<br />
Ege Üniversitesi<br />
Fırat Üniversitesi<br />
Gaziantep Üniversitesi<br />
Gebze Teknik Üniversitesi<br />
Hacettepe Üniversitesi<br />
Harran Üniversitesi<br />
İnönü Üniversitesi<br />
İskenderun Teknik Üniversitesi<br />
İstanbul Teknik Üniversitesi<br />
İstanbul Üniversitesi (Hukuk Fakültesi)<br />
Karadeniz Teknik Üniversitesi<br />
Marmara Üniversitesi<br />
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (Güzel Sanatlar Fakültesi ve Konservatuvar)<br />
Mersin Üniversitesi<br />
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi<br />
Ondokuz Mayıs Üniversitesi<br />
Orta Doğu Teknik Üniversitesi<br />
Selçuk Üniversitesi<br />
Trakya Üniversitesi<br />
Uludağ Üniversitesi<br />
Van 100. Yıl Üniversitesi</p>

<p>Öğrencilerin başvuru yapmadan önce kendi üniversite ve fakültelerinin ilgili burs kapsamında bulunup bulunmadığını kontrol etmeleri önem taşıyor.</p>

<p>Tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>VKV Üniversite Bursunda temel koşul yalnızca bölüm değil, öğrencinin Vakfın burs verdiği üniversite ve ilgili program kapsamında bulunması.</p>

<p>Bu nedenle tıp öğrencilerinin kendi üniversite ve fakülteleri için yayımlanan burs duyurusunu kontrol etmeleri gerekiyor.</p>

<p>Vakfın burs kapsamındaki üniversiteleri arasında Hacettepe, Ege, Dokuz Eylül, Ankara, Atatürk, Akdeniz, Çukurova ve Fırat gibi tıp eğitimi veren çok sayıda devlet üniversitesi bulunuyor.</p>

<p>Hemşirelik öğrencileri için ayrı burs var</p>

<p>Vehbi Koç Vakfı’nın sağlık alanındaki en dikkat çekici desteklerinden biri Hemşirelik Bursları.</p>

<p>VKV Hemşirelik Destek Fonu kapsamında bugüne kadar 2 binden fazla hemşirelik öğrencisine burs verildiği belirtiliyor.</p>

<p>Hemşirelik bursunun verildiği üniversiteler şöyle:</p>

<p>Atatürk Üniversitesi<br />
Ege Üniversitesi<br />
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi<br />
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi<br />
Hacettepe Üniversitesi<br />
Marmara Üniversitesi<br />
Dokuz Eylül Üniversitesi</p>

<p>Hemşirelik bursunda da öğrencinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması, örgün lisans öğrencisi olması, maddi desteğe ihtiyaç duyması ve disiplin cezası almamış olması gerekiyor.</p>

<p>Başarı notunun 100 üzerinden en az 60 veya 4 üzerinden en az 2,50 olması şartı da bulunuyor.</p>

<p>Hazırlık ve ara sınıf öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Vehbi Koç Vakfı’nın güncel burs bilgilendirmesine göre hazırlık ve ara sınıf öğrencileri burs başvurusunda bulunabiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla burs yalnızca üniversiteye yeni yerleşen öğrencilerle sınırlı değil.</p>

<p>DGS öğrencileri başvurabilir mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Evet.</p>

<p>Dikey Geçiş Sınavı ile lisans programına geçen öğrencilerin de VKV bursuna başvuru yapmasına izin veriliyor.</p>

<p>Ön lisans öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>VKV’nin standart Üniversite Bursu örgün lisans öğrencilerine yönelik.</p>

<p>Ön lisans, yüksek lisans, ikinci öğretim, açık öğretim, uzaktan eğitim ve yurt dışında öğrenim gören öğrenciler bu burs programının kapsamına alınmıyor.</p>

<p>Başka burs alan öğrenciler VKV bursu alabilir mi?</p>

<p>VKV bursunun önemli koşullarından biri başka bir kurumdan karşılıksız burs almıyor olmak.</p>

<p>Öğrenciler başvuru döneminde başka kurumların burslarına da başvurabiliyor.</p>

<p>Ancak hem VKV bursunu hem de başka bir kurumun karşılıksız bursunu kazanan öğrencinin iki burstan birini tercih etmesi gerekiyor.</p>

<p>KYK bursu alanlar ne yapacak?</p>

<p>KYK bursuna veya kredisine başvurmak VKV bursuna başvurmaya engel değil.</p>

<p>Ancak öğrenci hem KYK bursunu hem de Vehbi Koç Vakfı bursunu kazanırsa bunlardan birini tercih etmek zorunda.</p>

<p>Buna karşılık geri ödemeli KYK öğrenim kredisi almak VKV bursuna engel oluşturmuyor.</p>

<p>VKV bursu geri ödemeli mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Vehbi Koç Vakfı bursları karşılıksız olarak veriliyor.</p>

<p>Bursiyerlerden mezuniyet sonrasında aldıkları bursu geri ödemeleri istenmiyor ve burs nedeniyle mecburi hizmet yükümlülüğü getirilmiyor.</p>

<p>Burs miktarı ne kadar?</p>

<p>Vehbi Koç Vakfı’nın 2026 üniversite bursu başvuru sayfasında başvuru tarihleri ve koşulları açıklanmış durumda.</p>

<p>Ancak 2026-2027 akademik döneminde yeni bursiyerlere ödenecek aylık burs miktarı güncel üniversite bursu sayfasında ilan edilmiş değil.</p>

<p>Bu nedenle önceki dönemlere ait rakamların 2026-2027 burs tutarı olarak kullanılmaması gerekiyor.</p>

<p>Başvuru nereye yapılacak?</p>

<p>Başvurular Vehbi Koç Vakfı’nın Burs Portalı üzerinden çevrim içi olarak gerçekleştiriliyor.</p>

<p>İlk kez başvuracak öğrencinin önce kendi adına kullanıcı kaydı oluşturması gerekiyor.</p>

<p>Kayıt sırasında verilen e-posta adresine doğrulama bağlantısı gönderiliyor. Öğrenci hesabını etkinleştirdikten sonra burs başvuru formundaki bilgileri eksiksiz şekilde dolduruyor.</p>

<p>Başvurular nasıl değerlendiriliyor?</p>

<p>Öğrencilerin Burs Portalına girdikleri bilgiler üzerinden ilk değerlendirme yapılıyor.</p>

<p>Bu değerlendirme sonucunda mülakata katılmaya hak kazanan öğrenciler belirleniyor.</p>

<p>Mülakata çağrılan adaylara e-posta ve/veya SMS yoluyla bilgi veriliyor.</p>

<p>Gerekli ek belgeler de bu aşamada Burs Portalı üzerinden yükleniyor.</p>

<p>Mülakatlar nerede yapılıyor?</p>

<p>Mülakatlar çevrim içi olarak veya öğrencinin öğrenim gördüğü üniversitede gerçekleştirilebiliyor.</p>

<p>Vehbi Koç Vakfı ve ilgili üniversitenin yetkililerinden oluşan Burs Komisyonu adaylarla görüşüyor.</p>

<p>Değerlendirme sonucunda asil ve yedek bursiyer listeleri belirleniyor.</p>

<p>Bursun devam etmesi için hangi şartlar aranıyor?</p>

<p>Öğrencinin yıl sonu başarı notunun 100 üzerinden en az 60 veya 4 üzerinden en az 2,50 olması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin bir üst sınıfa geçmiş ve fiilen öğrenciliğine devam ediyor olması da gerekiyor.</p>

<p>Başka bir kurumdan karşılıksız burs alınmaması ve disiplin cezası bulunmaması bursun devam koşulları arasında.</p>

<p>Başvurular 9 Ekim’de sona erecek</p>

<p>Vehbi Koç Vakfı Üniversite Bursu için 2026 yılı başvuruları 21 Eylül’de başlayacak ve 9 Ekim’de sona erecek.</p>

<p>Burs almak isteyen öğrencilerin öncelikle kendi üniversitelerinin VKV burs kapsamındaki kurumlar arasında bulunup bulunmadığını kontrol etmesi, ardından Vehbi Koç Vakfı Burs Portalı üzerinden başvurusunu tamamlaması gerekiyor.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Vehbi Koç Vakfı<br />
VKV Üniversite Bursları<br />
VKV Hemşirelik Bursları<br />
Vehbi Koç Vakfı Burs Portalı</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/vehbi-koc-vakfi-universite-bursu-basvurular-21-eylulde</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="99399"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul’da Üniversite Okuyanlara ÇEV Bursu: Başvurular Başlıyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/istanbulda-universite-okuyanlara-cev-bursu-basvurular-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/istanbulda-universite-okuyanlara-cev-bursu-basvurular-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çağdaş Eğitim Vakfı’nın 2026-2027 üniversite bursu başvuruları 21 Eylül’de başlayacak. İstanbul il sınırları içerisinde öğrenim gören ve maddi desteğe ihtiyaç duyan üniversite öğrencileri 30 Eylül’e kadar başvurabilecek. Vakıf üniversitelerinde okuyan öğrenciler için yüzde 100 burslu olma şartı aranıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>İstanbul’da Üniversite Okuyanlara Burs: Başvurular Başlıyor</p>

<p>Üniversite öğrencilerine yönelik 2026-2027 eğitim öğretim yılı burs başvuruları devam ederken Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) da yeni dönem başvuru takvimini açıkladı.</p>

<p>ÇEV’in üniversite öğrencilerine yönelik burs başvuruları 21 Eylül 2026 tarihinde başlayacak ve 30 Eylül 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>Başvurular yalnızca çevrim içi olarak gerçekleştirilecek.</p>

<p>ÇEV bursuna kimler başvurabilir?</p>

<p>Çağdaş Eğitim Vakfı bursundan yararlanmak isteyen üniversite öğrencilerinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerekiyor.</p>

<p>Öğrencinin ailesinin gelir düzeyinin düşük olması ve eğitimini sürdürebilmek için maddi desteğe ihtiyaç duyması da temel değerlendirme kriterleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Burs programında en önemli şartlardan biri ise öğrencinin İstanbul’da eğitim görüyor olması.</p>

<p>İstanbul şartı bulunuyor</p>

<p>ÇEV’in merkezi İstanbul’da bulunuyor ve Vakfın İstanbul dışında şubesi bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle burs başvuruları yalnızca İstanbul il sınırları içerisinde öğrenim gören öğrencilerden kabul ediliyor.</p>

<p>Öğrencinin ikametinden ziyade öğrenim gördüğü kurumun İstanbul sınırları içerisinde bulunması gerekiyor.</p>

<p>Tıp öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>ÇEV’in üniversite bursu kriterlerinde belirli bir bölüm sınırlaması açıklanmış değil.</p>

<p>Bu nedenle İstanbul’daki üniversitelerin tıp fakültelerinde öğrenim gören öğrenciler, diğer şartları sağlamaları halinde burs başvurusunda bulunabilir.</p>

<p>Diş hekimliği, eczacılık ve hemşirelik öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>İstanbul’da öğrenim gören diş hekimliği, eczacılık, hemşirelik ve diğer sağlık bilimleri öğrencilerinin başvurmasına engel oluşturan bir bölüm kısıtlaması bulunmuyor.</p>

<p>Öğrencilerin diğer burs koşullarını karşılamaları gerekiyor.</p>

<p>Vakıf üniversitesi öğrencileri başvurabilir mi?</p>

<p>Evet, ancak önemli bir koşul bulunuyor.</p>

<p>Vakıf üniversitesinde öğrenim gören öğrencinin yüzde 100 burslu statüde olması gerekiyor.</p>

<p>Kısmi burslu veya ücretli olarak vakıf üniversitesinde öğrenim gören öğrenciler bu koşulu karşılamıyor.</p>

<p>Ara sınıf öğrencileri için not şartı var mı?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Ara sınıflarda öğrenim gören öğrencilerin genel not ortalamasının en az 2,00 olması gerekiyor.</p>

<p>Ancak yalnızca not ortalamasını sağlamak yeterli değil.</p>

<p>ÇEV, ara sınıf öğrencilerinin alttan dersinin bulunmamasını da başvuru kriterleri arasında sayıyor.</p>

<p>Burs geri ödemeli mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Çağdaş Eğitim Vakfı tarafından öğrencilere sağlanan burslar karşılıksız olarak veriliyor.</p>

<p>Vakfın burs yönergesinde de bursların karşılıksız olduğu açıkça belirtiliyor.</p>

<p>Burs miktarı ne kadar?</p>

<p>Çağdaş Eğitim Vakfı’nın resmi internet sitesindeki güncel destek bilgilerinde üniversite öğrencileri için aylık burs miktarı 2.500 TL olarak yer alıyor.</p>

<p>Bununla birlikte öğrencilerin 2026-2027 dönemi için kendilerine uygulanacak ödeme tutarı konusunda bursiyerlik sürecindeki güncel Vakıf bildirimlerini esas almaları gerekiyor.</p>

<p>Başvuru nasıl yapılacak?</p>

<p>ÇEV burs başvuruları yalnızca çevrim içi olarak kabul edilecek.</p>

<p>Başvuru dönemi başladığında Çağdaş Eğitim Vakfı’nın resmi internet sitesindeki ÇEV Burs Aday Formu öğrencilerin erişimine açılacak.</p>

<p>Öğrencilerin bu formu eksiksiz doldurarak başvurularını tamamlamaları gerekiyor.</p>

<p>Fotoğraf yüklemek zorunlu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başvuru sırasında dikkat edilmesi gereken önemli koşullardan biri fotoğraf.</p>

<p>ÇEV, Burs Aday Formunun fotoğraflı olarak doldurulmasını istiyor.</p>

<p>Fotoğrafsız gönderilen başvurular değerlendirmeye alınmayacak.</p>

<p>Başvurular nasıl değerlendirilecek?</p>

<p>Başvuru sürecinin tamamlanmasının ardından adayların verdiği bilgiler Vakıf tarafından görevlendirilen yetkili kişiler veya kurullar tarafından incelenecek.</p>

<p>Gerekli görülmesi halinde öğrencilerle ve aileleriyle görüşme yapılabilecek.</p>

<p>Başvurunun yapılmış olması doğrudan burs kazanıldığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Değerlendirme sonucunda ÇEV’in burs kriterlerine uygun bulunan öğrenciler mevcut kontenjanlar doğrultusunda bursiyer olarak seçilecek.</p>

<p>Nihai kararı kim veriyor?</p>

<p>Değerlendirme sürecinde hazırlanan raporlar Çağdaş Eğitim Vakfı Yönetim Kurulunun onayına sunuluyor.</p>

<p>Burs verilmesine ilişkin nihai karar Yönetim Kurulu tarafından alınıyor.</p>

<p>Kontenjanlar da bursiyer seçiminde belirleyici oluyor.</p>

<p>Burs hangi durumlarda kesilebilir?</p>

<p>ÇEV burs yönergesine göre öğrencinin öğrenimini tamamlaması bursun sona erme nedenlerinden biri.</p>

<p>Akademik başarının Vakfın belirlediği kriterlerin altına düşmesi de bursun kesilmesine yol açabiliyor.</p>

<p>Öğrencinin maddi durumunun burs ihtiyacını ortadan kaldıracak şekilde değişmesi veya burs yönergesindeki koşullara aykırı bir durumun tespit edilmesi halinde de burs desteği sonlandırılabiliyor.</p>

<p>Son başvuru 30 Eylül</p>

<p>Çağdaş Eğitim Vakfı’nın 2026-2027 eğitim öğretim yılı yeni bursiyer başvuruları 21 Eylül’de başlayacak.</p>

<p>Başvurular 30 Eylül 2026 tarihinde sona erecek.</p>

<p>İstanbul’da üniversite öğrenimi gören ve başvuru koşullarını karşılayan öğrencilerin belirtilen tarihler arasında Çağdaş Eğitim Vakfı’nın resmi internet sitesinde açılacak Burs Aday Formunu doldurmaları gerekiyor.</p>

<p>Kaynaklar:<br />
Çağdaş Eğitim Vakfı<br />
ÇEV 2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılı Burs Başvuruları<br />
ÇEV Burs Yönergesi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/istanbulda-universite-okuyanlara-cev-bursu-basvurular-basliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0054.jpeg" type="image/jpeg" length="38203"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="64772"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="35309"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="45788"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="20653"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="56811"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="90638"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
