<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 20 Sep 2026 07:44:06 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Serbest T4 Nedir, Kaç Olmalı? Yüksekliği ve Düşüklüğü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/serbest-t4-nedir-kac-olmali-yuksekligi-ve-dusuklugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/serbest-t4-nedir-kac-olmali-yuksekligi-ve-dusuklugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Serbest T4 0.5, 0.7, 1, 1.5 veya 2 ng/dL ne anlama gelir? Düşük veya yüksek FT4 tek başına tiroid hastalığı tanısı koydurmaz; TSH, laboratuvar referans aralığı, gebelik, ilaçlar ve klinik bulgularla birlikte yorumlanır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Serbest T4, tiroid bezinin çalışmasını değerlendirmede TSH ile birlikte kullanılan temel testlerden biridir. TSH hipofizin tiroid bezine gönderdiği uyarıyı gösterirken serbest T4 kanda proteinlere bağlı olmayan, dokuların kullanımına açık tiroksin bölümünü ölçer.</p>

<p>Bu nedenle iki test birlikte çok daha anlamlıdır. TSH yüksek ve serbest T4 düşükse primer hipotiroidi; TSH düşük ve serbest T4 yüksekse hipertiroidi gündeme gelir. TSH yüksek olduğu halde serbest T4 normalse tablo açık hipotiroididen farklıdır.</p>

<p>Serbest T4 nedir?</p>

<p>Tiroid bezi başlıca T4 yani tiroksin ve daha az miktarda T3 hormonu üretir.</p>

<p>Kandaki T4'ün büyük bölümü taşıyıcı proteinlere bağlıdır. Çok küçük bir bölümü ise serbest halde bulunur.</p>

<p>Serbest T4 veya FT4 testi bu bağlı olmayan kısmı ölçer.</p>

<p>T4 dokularda daha aktif tiroid hormonu olan T3'e dönüştürülebilir.</p>

<p>FT4 özellikle TSH sonucunun normal olmadığı durumlarda tiroid fonksiyon bozukluğunun türünü anlamaya yardımcı olur.</p>

<p>Serbest T4 kaç olmalı?</p>

<p>Serbest T4 için evrensel tek bir normal aralık yoktur.</p>

<p>Laboratuvarın analiz yöntemine göre referans değerleri değişebilir. Sonuçlar ng/dL veya pmol/L gibi farklı birimlerle raporlanabilir.</p>

<p>Birçok laboratuvarda yaklaşık 0,8-1,8 ng/dL civarında referans aralıkları görülebilir; ancak kişinin e-Nabız veya laboratuvar raporundaki kendi referans aralığı esas alınmalıdır.</p>

<p>Özellikle 0,7 veya 1,8 gibi sınıra yakın rakamları başka bir laboratuvarın internetten bulunan referans değerleriyle karşılaştırmak yanlış yorumlamaya yol açabilir.</p>

<p>Serbest T4 0.5 ne anlama gelir?</p>

<p>FT4 0,5 ng/dL birçok laboratuvarda belirgin düşük bir değerdir.</p>

<p>TSH aynı anda yüksekse primer hipotiroidi olasılığı güçlenir.</p>

<p>Hashimoto tiroiditi, tiroid ameliyatı, radyoaktif iyot tedavisi veya tiroid hormonunun yetersizliği olası nedenler arasında bulunabilir.</p>

<p>Ancak FT4 düşük olduğu halde TSH yüksek değilse değerlendirme farklılaşır.</p>

<p>TSH'nin düşük veya normal olmasıyla birlikte FT4 düşüklüğü hipofiz veya hipotalamus kaynaklı santral hipotiroidiyi gündeme getirebilir. Ağır tiroid dışı hastalıklar ve bazı ilaçlar da benzer laboratuvar paternlerine neden olabilir.</p>

<p>Bu nedenle düşük FT4 otomatik olarak Hashimoto anlamına gelmez.</p>

<p>Serbest T4 0.7 ne demek?</p>

<p>FT4 0,7 ng/dL bazı laboratuvarlarda düşük, bazılarında ise alt sınıra çok yakın olabilir.</p>

<p>TSH yüksekse tiroid hormon üretimindeki azalma açısından daha anlamlı hale gelir.</p>

<p>TSH normalse yalnızca FT4 rakamına bakılarak hipotiroidi tanısı konmaz.</p>

<p>Özellikle sonuç laboratuvar sınırına yakınsa kullanılan yöntem, kişinin klinik durumu ve önceki tiroid sonuçları dikkate alınır.</p>

<p>Serbest T4 1 ne anlama gelir?</p>

<p>FT4 1 ng/dL birçok laboratuvarın normal referans aralığı içinde yer alır.</p>

<p>Ancak “FT4 1 ise tiroid kesin normaldir” denemez.</p>

<p>Örneğin TSH yüksek olduğu halde FT4 normal kalıyorsa subklinik hipotiroidi düşünülebilir.</p>

<p>TSH baskılı ancak FT4 normal ise serbest T3 sonucu ve klinik durum önem kazanabilir.</p>

<p>Tiroid fonksiyonları yalnızca tek bir FT4 rakamıyla değerlendirilmez.</p>

<p>Serbest T4 1.5 ne demek?</p>

<p>FT4 1,5 ng/dL birçok laboratuvarda normal aralıkta bulunabilir.</p>

<p>TSH de normal ise sonuç genellikle normal tiroid fonksiyonuyla uyumludur.</p>

<p>Ancak tiroid hormonu kullanan kişilerde kan örneğinin levotiroksin alımından ne kadar sonra verildiği FT4 sonucunu etkileyebilir.</p>

<p>Bu nedenle takip sonuçlarını karşılaştırırken kan alma koşullarının mümkün olduğunca benzer olması yararlı olabilir.</p>

<p>Serbest T4 2 ne anlama gelir?</p>

<p>FT4 2 ng/dL birçok laboratuvarda yüksek kabul edilir.</p>

<p>TSH aynı zamanda baskılanmışsa hipertiroidi olasılığı artar.</p>

<p>Graves hastalığı, toksik tiroid nodülü, bazı tiroiditler veya gereğinden fazla tiroid hormonu kullanılması olası nedenler arasındadır.</p>

<p>Ancak laboratuvar girişimleri de unutulmamalıdır.</p>

<p>Özellikle yüksek doz biotin kullanan kişilerde bazı test yöntemleri FT4'ü yanlış yüksek, TSH'yi ise yanlış düşük gösterebilir.</p>

<p>Serbest T4 düşüklüğü neden olur?</p>

<p>Düşük FT4'ün anlamı TSH sonucuna göre değişir.</p>

<p>TSH yüksek + FT4 düşük:<br />
Primer hipotiroidiyle uyumludur.</p>

<p>TSH yüksek + FT4 normal:<br />
Subklinik hipotiroidi düşünülebilir.</p>

<p>TSH normal veya düşük + FT4 düşük:<br />
Santral hipotiroidi, ağır tiroid dışı hastalıklar, bazı ilaçlar veya laboratuvarla ilişkili nedenler değerlendirilir.</p>

<p>Bu nedenle “FT4 düşük = tiroid bezi kesin az çalışıyor” şeklinde tek basamaklı yorum doğru değildir.</p>

<p>Serbest T4 yüksekliği neden olur?</p>

<p>FT4 yüksekliği özellikle TSH düşük olduğunda tiroid hormon fazlalığını düşündürür.</p>

<p>Olası nedenler arasında:</p>

<p>- Graves hastalığı<br />
- Toksik multinodüler guatr<br />
- Toksik adenom<br />
- Tiroiditin bazı dönemleri<br />
- Gereğinden fazla levotiroksin kullanımı<br />
- Bazı ilaçlar<br />
- Laboratuvar ölçümünü etkileyen biotin kullanımı</p>

<p>bulunabilir.</p>

<p>FT4 yüksek ancak TSH baskılanmamışsa klasik primer hipertiroidi paterni yoktur. Bu durumda ilaçlar, test etkileşimleri, nadir hormon direnci tabloları veya hipofiz kaynaklı durumlar gibi farklı olasılıklar değerlendirilir.</p>

<p>TSH yüksek, serbest T4 düşükse ne demek?</p>

<p>Bu kombinasyon primer hipotiroidinin klasik laboratuvar paternidir.</p>

<p>Tiroid bezi yeterli hormon üretemediğinde FT4 düşer. Hipofiz bunu telafi etmek için daha fazla TSH salgılar.</p>

<p>En sık nedenlerden biri Hashimoto tiroiditidir.</p>

<p>Ancak tiroid ameliyatı, radyoaktif iyot tedavisi, bazı ilaçlar ve başka tiroid hastalıkları da aynı paterni oluşturabilir.</p>

<p>TSH yüksek, serbest T4 normalse ne demek?</p>

<p>Bu patern subklinik hipotiroidiyle uyumludur.</p>

<p>Tiroid hormon düzeyi hâlâ normal aralıkta kalırken hipofiz tiroid bezini daha güçlü uyarmak zorunda kalmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TSH'nin ne kadar yükseldiği önemlidir.</p>

<p>Özellikle TSH'nin kalıcı olarak 10 mIU/L veya üzerinde olması, daha hafif yükselmelere göre tedavinin daha güçlü biçimde gündeme geldiği bir durumdur.</p>

<p>Anti-TPO pozitifliği, belirtiler, yaş ve gebelik durumu da değerlendirmeyi etkiler.</p>

<p>TSH düşük, serbest T4 yüksekse ne demek?</p>

<p>Bu kombinasyon primer hipertiroidiyle uyumludur.</p>

<p>Graves hastalığı sık nedenlerden biridir.</p>

<p>Toksik tiroid nodülleri ve tiroidit gibi başka nedenler de bulunabilir.</p>

<p>Serbest T3, tiroid reseptör antikorları ve gerektiğinde görüntüleme yöntemleri altta yatan nedeni belirlemeye yardımcı olabilir.</p>

<p>TSH düşük ama serbest T4 normalse ne olur?</p>

<p>Bu durumda serbest T3 sonucu önem kazanabilir.</p>

<p>TSH düşük olduğu halde FT4 ve FT3 normalse subklinik hipertiroidi düşünülebilir.</p>

<p>Bazı kişilerde ise FT4 normal kalırken T3 yükselmiştir. Bu durum T3 toksikozu olarak adlandırılabilir.</p>

<p>Bu nedenle baskılanmış TSH'nin değerlendirilmesi yalnızca FT4 ile sonlandırılmayabilir.</p>

<p>Serbest T4 normal ama tiroid hastalığı olabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Subklinik hipotiroidide TSH yüksekken FT4 normaldir.</p>

<p>Subklinik hipertiroidide ise TSH düşükken FT4 ve çoğu zaman FT3 normal kalabilir.</p>

<p>Hashimoto tiroiditinin erken dönemlerinde de tiroid hormonları normal olabilirken Anti-TPO pozitif bulunabilir.</p>

<p>Dolayısıyla normal FT4 sonucu bütün tiroid hastalıklarını dışlamaz.</p>

<p>Gebelikte serbest T4 nasıl yorumlanır?</p>

<p>Gebelik tiroid testlerinin yorumlanmasını zorlaştıran önemli fizyolojik değişikliklere neden olur.</p>

<p>Tiroid hormonlarını taşıyan proteinlerin düzeyi değişir ve kullanılan FT4 analizlerinin gebelikteki güvenilirliği yöntemden yönteme farklılaşabilir.</p>

<p>Bu nedenle mümkün olduğunda gebelik ve trimester için laboratuvara özgü referans aralıkları kullanılmalıdır.</p>

<p>Gebe olmayan yetişkinlerin FT4 referans aralıklarını gebeliğe doğrudan uygulamak doğru değildir.</p>

<p>Gebelikte TSH de trimester ve gebelik fizyolojisi dikkate alınarak değerlendirilir.</p>

<p>Levotiroksin serbest T4 sonucunu etkiler mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Levotiroksin T4 hormonunun sentetik formudur.</p>

<p>İlacın alınmasından sonraki saatlerde serum FT4 geçici olarak yükselebilir.</p>

<p>Bu nedenle levotiroksin kullanan kişilerde seri testlerin mümkün olduğunca benzer koşullarda yapılması sonuçların karşılaştırılmasını kolaylaştırır.</p>

<p>İlaç yalnızca test sonucu farklı çıkmasın diye kendi kendine kesilmemelidir.</p>

<p>Tedavi takibinde primer hipotiroidili birçok kişide temel parametre TSH'dir.</p>

<p>Biotin serbest T4 sonucunu yanlış gösterebilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Özellikle yüksek doz biotin içeren saç, cilt ve tırnak takviyeleri bazı laboratuvar test yöntemleriyle etkileşebilir.</p>

<p>Tipik olarak TSH'nin yanlış düşük, FT4 ve FT3'ün yanlış yüksek görünmesine neden olabilir.</p>

<p>Bu durum laboratuvarda hipertiroidi varmış izlenimi oluşturabilir.</p>

<p>Beklenmeyen tiroid sonuçlarında kullanılan takviyelerin sorgulanmasının önemli nedenlerinden biri budur.</p>

<p>Biotinin ne kadar süre kesileceği kullanılan doz ve test yöntemine bağlı olabileceğinden laboratuvar veya sağlık profesyonelinin talimatı esas alınmalıdır.</p>

<p>Serbest T4 nasıl normale döner?</p>

<p>FT4 doğrudan yükseltilmesi veya düşürülmesi gereken bağımsız bir hedef değildir.</p>

<p>Hipotiroidide düşük FT4 uygun tiroid hormonu tedavisiyle düzelebilir.</p>

<p>Hipertiroidide yüksek FT4 ise hastalığın nedenine göre antitiroid ilaçlar, radyoaktif iyot, cerrahi veya başka yaklaşımlarla kontrol altına alınabilir.</p>

<p>İlaç veya takviye kullanımına bağlı laboratuvar değişikliklerinde ise altta yatan neden farklıdır.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca FT4 rakamını değiştirmek amacıyla iyot veya tiroid takviyesi kullanmak doğru değildir.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>Serbest T4 0.7 düşük mü?</p>

<p>Laboratuvara göre değişir. 0,7 ng/dL birçok yöntemde düşük veya alt sınıra yakın olabilir. TSH yüksekse hipotiroidi açısından daha anlamlıdır; sonuç laboratuvar referansıyla birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>TSH yüksek ama serbest T4 normal olması ne demek?</p>

<p>Bu patern subklinik hipotiroidiyle uyumlu olabilir. Açık hipotiroidide ise TSH yüksekliğine serbest T4 düşüklüğü eşlik eder.</p>

<p>TSH düşük ve serbest T4 yüksekse hipertiroidi midir?</p>

<p>Bu sonuç primer hipertiroidiyle güçlü biçimde uyumludur ancak Graves hastalığı, toksik nodül, tiroidit, tiroid ilacı kullanımı ve laboratuvar etkileşimleri gibi nedenler ayrıca değerlendirilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. American Thyroid Association. Thyroid Function Tests. American Thyroid Association.</p>

<p>2. National Institute for Health and Care Excellence. Thyroid Disease: Assessment and Management. NICE Guideline, updated 2023.</p>

<p>3. Ross DS, Burch HB, Cooper DS, et al. American Thyroid Association Guidelines for Diagnosis and Management of Hyperthyroidism and Other Causes of Thyrotoxicosis. Thyroid, 2016.</p>

<p>4. Jonklaas J, Bianco AC, Bauer AJ, et al. Guidelines for the Treatment of Hypothyroidism. Thyroid, 2014. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/serbest-t4-nedir-kac-olmali-yuksekligi-ve-dusuklugu</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 06:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/genel/i-m-g-7337.jpeg" type="image/jpeg" length="79138"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TSH Nedir, Kaç Olmalı? Yüksekliği ve Düşüklüğü Ne Demek?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tsh-nedir-kac-olmali-yuksekligi-ve-dusuklugu-ne-demek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tsh-nedir-kac-olmali-yuksekligi-ve-dusuklugu-ne-demek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TSH 0.1, 2.5, 4, 5, 10 veya 20 mIU/L ne anlama gelir? Düşük TSH hipertiroidiyle, yüksek TSH hipotiroidiyle ilişkili olabilir; ancak serbest T4, yaş, gebelik, ilaçlar ve klinik durum bilinmeden tek başına TSH ile tanı konmaz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TSH, tiroid testleri arasında en sık karşılaşılan değerlerden biridir. Ancak TSH sonucunu yorumlarken yalnızca rakamın yüksek veya düşük olmasına bakmak yeterli değildir.</p>

<p>TSH yüksekken serbest T4 normal olabilir. Bu tablo subklinik hipotiroidiyle uyumlu olabilir ve serbest T4'ün düşük olduğu açık hipotiroidiyle aynı değildir. Benzer şekilde düşük TSH'nin anlamı da serbest T4, gerektiğinde serbest T3, kullanılan ilaçlar ve klinik durumla birlikte belirlenir.</p>

<p>TSH nedir?</p>

<p>TSH, tiroid uyarıcı hormonun kısaltmasıdır. Tiroid bezinden değil, beyindeki hipofiz bezinden salgılanır.</p>

<p>Görevi tiroid bezini uyararak başta T4 ve T3 olmak üzere tiroid hormonlarının üretimini düzenlemektir.</p>

<p>Sistem bir geri bildirim mekanizmasıyla çalışır.</p>

<p>Tiroid hormonları azaldığında hipofiz genellikle daha fazla TSH salgılar. Tiroid hormonları fazla olduğunda ise TSH baskılanır.</p>

<p>Bu nedenle primer hipotiroidide TSH çoğunlukla yükselirken primer hipertiroidide düşer.</p>

<p>TSH kaç olmalı?</p>

<p>TSH için tek bir evrensel referans aralığı yoktur.</p>

<p>Laboratuvar yöntemine, yaşa ve gebelik durumuna göre sınırlar değişebilir. Birçok yetişkin laboratuvarında yaklaşık 0,4-4,0 mIU/L civarında referans aralıklarıyla karşılaşılabilir.</p>

<p>Bazı laboratuvarlarda üst sınır 4,5 mIU/L civarında olabilir.</p>

<p>Bu rakamlar tedavi hedefleriyle aynı şey değildir.</p>

<p>Tiroid hormonu kullanan bir kişinin hedef TSH'si yaşına, hastalığına, gebelik durumuna ve tedavi nedenine göre farklı olabilir.</p>

<p>TSH 0.1 ne anlama gelir?</p>

<p>TSH 0,1 mIU/L belirgin derecede düşük veya baskılanmış bir sonuçtur.</p>

<p>Primer hipertiroidi olasılığını düşündürebilir ancak serbest T4 ve gerektiğinde serbest T3 bilinmeden neden belirlenemez.</p>

<p>TSH düşük, serbest T4 veya T3 yüksekse açık hipertiroidi gündeme gelir.</p>

<p>TSH düşük olduğu halde serbest T4 ve T3 normal kalıyorsa subklinik hipertiroidi olarak adlandırılan tablo düşünülebilir.</p>

<p>Tiroid hormonu tedavisinin dozunun yüksek olması da TSH'yi baskılayabilir.</p>

<p>Gebelik ve bazı ilaçlar da düşük TSH sonucuna yol açabilir.</p>

<p>TSH 0.5 ne demek?</p>

<p>TSH 0,5 mIU/L birçok laboratuvarda normal referans aralığında bulunur.</p>

<p>Ancak sonuç laboratuvarın kendi sınırına göre değerlendirilmelidir.</p>

<p>Tek başına 0,5 değeri hipertiroidi anlamına gelmez.</p>

<p>Serbest T4 normal ve kişinin belirgin tiroid belirtileri yoksa çoğu durumda bu değer fizyolojik aralıkta olabilir.</p>

<p>TSH 2.5 ne anlama gelir?</p>

<p>TSH 2,5 mIU/L gebe olmayan yetişkinlerin çoğunda normal laboratuvar aralığında yer alır.</p>

<p>Ancak internette sık karşılaşılan “TSH mutlaka 2,5'in altında olmalı” ifadesi bütün yetişkinlere uygulanabilecek evrensel bir kural değildir.</p>

<p>2,5 değeri özellikle gebelik ve gebelik planlaması tartışmalarında daha sık gündeme gelir.</p>

<p>Gebelikte değerlendirme trimester, laboratuvarın gebeliğe özgü referans aralığı, serbest T4, tiroid antikorları ve kişinin klinik durumuna göre yapılır.</p>

<p>Bu nedenle gebe olmayan bir kişide TSH 3 görmek otomatik olarak tiroid hastalığı anlamına gelmez.</p>

<p>TSH 4 ne demek?</p>

<p>TSH 4 mIU/L bazı laboratuvarlarda üst sınıra yakınken bazı laboratuvarlarda hafif yüksek işaretlenebilir.</p>

<p>Bu nedenle 4 rakamı tek başına hipotiroidi tanısı değildir.</p>

<p>Serbest T4 sonucu burada önemlidir.</p>

<p>TSH hafif yüksek ancak serbest T4 normalse subklinik hipotiroidi olasılığı gündeme gelebilir.</p>

<p>Tek ölçüm yerine sonucun kalıcı olup olmadığı da önemlidir; geçici TSH değişiklikleri görülebilir.</p>

<p>TSH 5 ne anlama gelir?</p>

<p>TSH 5 mIU/L birçok laboratuvarda hafif yüksek kabul edilir.</p>

<p>Serbest T4 normalse bu tablo subklinik hipotiroidiyle uyumlu olabilir.</p>

<p>Ancak tek bir TSH 5 sonucu herkeste ilaç başlanması gerektiği anlamına gelmez.</p>

<p>Yaş, belirtiler, Anti-TPO antikorları, kalp-damar durumu, gebelik veya gebelik planı ve TSH'nin tekrarlayan ölçümlerde yüksek kalıp kalmadığı tedavi kararını etkileyebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TSH 10 ne demek?</p>

<p>TSH 10 mIU/L önemli bir karar düzeyidir.</p>

<p>Serbest T4 düşükse açık primer hipotiroidi düşünülür.</p>

<p>Serbest T4 normal olsa bile TSH'nin kalıcı olarak 10 mIU/L veya üzerinde olması, daha hafif TSH yükselmelerine göre tedavinin daha güçlü biçimde gündeme geldiği bir durumdur.</p>

<p>Ancak ilaç kararı yine kişinin yaşı, belirtileri, gebelik durumu, kalp hastalıkları ve diğer klinik özellikleriyle birlikte verilir.</p>

<p>TSH 20 ne anlama gelir?</p>

<p>TSH 20 mIU/L belirgin yüksekliktir.</p>

<p>Özellikle serbest T4 de düşükse primer hipotiroidi olasılığı güçlüdür.</p>

<p>Hashimoto tiroiditi gibi otoimmün tiroid hastalıkları sık nedenlerden biridir.</p>

<p>Tiroid bezinin cerrahi olarak çıkarılması, radyoaktif iyot tedavisi ve bazı ilaçlar da belirgin TSH yüksekliğine neden olabilir.</p>

<p>Tiroid hormonu kullanan bir kişide TSH 20 görülmesi doz yetersizliği, ilacın düzensiz kullanımı veya emilim problemi gibi nedenleri de gündeme getirebilir.</p>

<p>TSH yüksekliği neden olur?</p>

<p>Yüksek TSH'nin en önemli nedenlerinden biri primer hipotiroididir.</p>

<p>Olası nedenler arasında:</p>

<p>- Hashimoto tiroiditi<br />
- Tiroid ameliyatı<br />
- Radyoaktif iyot tedavisi<br />
- İyot dengesizliği<br />
- Bazı ilaçlar<br />
- Tiroid hormonunun yetersiz dozda alınması<br />
- Tiroid ilacının emilimini bozan durumlar<br />
- Geçici tiroidit dönemleri</p>

<p>bulunabilir.</p>

<p>TSH yüksekliğinin nedeni yalnızca rakama bakılarak belirlenemez.</p>

<p>TSH yüksek ama serbest T4 normalse ne demek?</p>

<p>Bu sonuç subklinik hipotiroidiyle uyumlu olabilir.</p>

<p>Subklinik hipotiroidide TSH yükselmiştir ancak dolaşımdaki serbest T4 hâlâ referans aralığındadır.</p>

<p>“Subklinik” kelimesi hastalığın önemsiz olduğu anlamına gelmez. Laboratuvar paternini tanımlar.</p>

<p>Bazı kişilerde TSH zamanla normale dönebilir, bazılarında ise açık hipotiroidiye ilerleyebilir.</p>

<p>Anti-TPO pozitifliği, daha yüksek başlangıç TSH'si ve altta yatan otoimmün tiroid hastalığı ilerleme olasılığını artırabilir.</p>

<p>TSH yüksekliği hangi belirtileri yapar?</p>

<p>TSH'nin kendisi çoğu belirtinin doğrudan nedeni değildir. Belirtiler esas olarak tiroid hormonlarının yetersizliğiyle ilişkilidir.</p>

<p>Hipotiroidide görülebilecek yakınmalar arasında:</p>

<p>- Halsizlik<br />
- Soğuğa tahammülsüzlük<br />
- Kabızlık<br />
- Kilo alma eğilimi<br />
- Cilt kuruluğu<br />
- Saçlarda incelme<br />
- Konsantrasyon güçlüğü<br />
- Adet düzensizlikleri<br />
- Nabzın yavaşlaması</p>

<p>bulunabilir.</p>

<p>Ancak bu belirtiler tiroid hastalığına özgü değildir.</p>

<p>Hafif TSH yüksekliği bulunan bazı kişilerde hiçbir belirti olmayabilir.</p>

<p>TSH düşüklüğü neden olur?</p>

<p>TSH düşüklüğü en sık tiroid hormonlarının fazla olduğu durumlarla ilişkilendirilir.</p>

<p>Graves hastalığı, toksik tiroid nodülleri ve bazı tiroidit dönemleri olası nedenlerdir.</p>

<p>Tiroid hormonu kullanan kişilerde dozun gereğinden fazla olması TSH'yi baskılayabilir.</p>

<p>Gebeliğin özellikle erken dönemindeki hormonal değişiklikler de TSH'yi düşürebilir.</p>

<p>Bazı ilaçlar ve hipofiz hastalıkları da TSH sonucunu etkileyebilir.</p>

<p>Bu nedenle düşük TSH her zaman hipertiroidi anlamına gelmez.</p>

<p>TSH düşük ama serbest T4 normalse ne demek?</p>

<p>TSH düşük, serbest T4 ve T3 normal ise subklinik hipertiroidi düşünülebilir.</p>

<p>Ancak sonuç tekrarlanabilir ve neden araştırılır.</p>

<p>Özellikle TSH'nin 0,1 mIU/L'nin altında kalıcı şekilde baskılanması; ileri yaş, atriyal fibrilasyon ve kemik sağlığı gibi konular açısından daha fazla önem taşıyabilir.</p>

<p>Tiroid ilacı kullananlarda ise aşırı doz olasılığı değerlendirilir.</p>

<p>Hashimoto'da TSH nasıl olur?</p>

<p>Hashimoto tiroiditi, bağışıklık sisteminin tiroid dokusunu hedef aldığı otoimmün bir hastalıktır.</p>

<p>Hastalığın erken dönemlerinde TSH normal olabilir.</p>

<p>Tiroid bezinin hormon üretimi azaldıkça TSH yükselmeye başlayabilir.</p>

<p>Anti-TPO ve bazen Anti-Tg antikorları tanıyı destekleyebilir ancak antikor düzeyinin yüksekliği tek başına tiroid hormon tedavisinin dozunu belirlemez.</p>

<p>Tedavide temel takip testlerinden biri TSH'dir.</p>

<p>Gebelikte TSH kaç olmalı?</p>

<p>Gebelikte tiroid fizyolojisi değişir.</p>

<p>Özellikle hCG hormonunun etkisiyle ilk trimesterde TSH gebe olmayan yetişkinlere göre daha düşük olabilir.</p>

<p>En doğru yaklaşım laboratuvarın gebelik ve trimester için oluşturulmuş referans aralığını kullanmaktır.</p>

<p>Gebeliğe özgü referans aralığı yoksa güncel kılavuzların önerdiği yöntemler kullanılır.</p>

<p>Bu nedenle “gebelikte TSH mutlaka 2,5'in altında olmalıdır” şeklinde bütün gebelere uygulanabilecek tek cümlelik bir kural güncel yaklaşımı tam olarak yansıtmaz.</p>

<p>Bilinen hipotiroidisi olan gebelerde ise tedavi hedefleri ve takip daha farklıdır.</p>

<p>Yaş ilerledikçe TSH değişir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Sağlıklı yaşlanmayla birlikte TSH'nin üst sınırı bir miktar yükselebilir.</p>

<p>Bu nedenle genç yetişkinler için kullanılan aynı TSH sınırını ileri yaştaki herkese otomatik olarak uygulamak aşırı tanı ve tedavi riskini artırabilir.</p>

<p>Özellikle hafif TSH yüksekliğinde kişinin yaşı değerlendirmede önemlidir.</p>

<p>TSH testi aç karnına mı yapılır?</p>

<p>TSH ölçümü için genellikle özel bir açlık şartı yoktur.</p>

<p>Ancak TSH gün içinde değişebilir ve laboratuvar sonuçlarının karşılaştırılabilir olması için tekrarlayan ölçümlerin benzer koşullarda yapılması yararlı olabilir.</p>

<p>Tiroid hormonu kullanan kişilerde kan örneğinin ilaca göre zamanlaması özellikle serbest T4 sonucunu etkileyebilir.</p>

<p>Ayrıca yüksek doz biotin içeren saç-tırnak takviyeleri bazı tiroid testlerinde ciddi ölçüm hatalarına yol açabilir.</p>

<p>Biotin TSH sonucunu bozar mı?</p>

<p>Evet, bazı laboratuvar yöntemlerinde bozabilir.</p>

<p>Yüksek doz biotin kullanımı TSH'nin yanlış düşük, serbest T4 ve T3'ün ise yanlış yüksek görünmesine neden olabilir.</p>

<p>Bu tablo laboratuvarda sahte hipertiroidi görünümü oluşturabilir.</p>

<p>Bu nedenle özellikle yüksek doz biotin içeren takviye kullanan kişiler bunu test öncesinde sağlık ekibine ve laboratuvara bildirmelidir.</p>

<p>Takviyenin ne kadar süre kesilmesi gerektiği kullanılan doz ve laboratuvar yöntemine göre değişebileceğinden kendi başına sabit bir süre uygulanmamalıdır.</p>

<p>Tiroid ilacı kullanınca TSH ne zaman düzelir?</p>

<p>Levotiroksin dozundaki değişikliğin TSH üzerindeki tam etkisinin ortaya çıkması zaman alır.</p>

<p>Bu nedenle tedavi başlangıcı veya doz değişikliğinden sonra TSH çoğunlukla yaklaşık 6-8 hafta sonra tekrar değerlendirilir.</p>

<p>TSH normale gelir gelmez ilacın bırakılması doğru değildir.</p>

<p>Hashimoto veya kalıcı primer hipotiroidi bulunan birçok kişide tedavi uzun sürelidir.</p>

<p>İlacın dozu TSH, yaş, gebelik ve klinik duruma göre ayarlanır.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>TSH 5 yüksek mi?</p>

<p>Birçok laboratuvarda TSH 5 mIU/L hafif yüksek kabul edilir. Serbest T4 normalse subklinik hipotiroidi düşünülebilir; tek sonuç herkeste tedavi başlanması gerektiği anlamına gelmez.</p>

<p>TSH 10 olursa ilaç kullanmak gerekir mi?</p>

<p>Kalıcı TSH 10 mIU/L veya üzerindeyse tedavi daha güçlü biçimde gündeme gelir. Ancak serbest T4, yaş, belirtiler, gebelik durumu ve diğer klinik özellikler tedavi kararını etkiler.</p>

<p>TSH yüksek ama T4 normalse hipotiroidi var mı?</p>

<p>Bu patern subklinik hipotiroidiyle uyumlu olabilir. Açık hipotiroididen farklıdır; sonucun kalıcılığı, Anti-TPO, belirtiler ve kişinin riskleriyle birlikte değerlendirilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Jonklaas J, Bianco AC, Bauer AJ, et al. Guidelines for the Treatment of Hypothyroidism. Thyroid, 2014.</p>

<p>2. Alexander EK, Pearce EN, Brent GA, et al. Guidelines for the Diagnosis and Management of Thyroid Disease During Pregnancy and the Postpartum. Thyroid, 2017.</p>

<p>3. National Institute for Health and Care Excellence. Thyroid Disease: Assessment and Management. NICE Guideline, updated 2023.</p>

<p>4. American Thyroid Association. Thyroid Function Tests. American Thyroid Association. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tsh-nedir-kac-olmali-yuksekligi-ve-dusuklugu-ne-demek</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 06:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0973.jpeg" type="image/jpeg" length="99381"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Günde Ne Kadar Su İçilmeli? 8 Bardak Kuralı ve Gerçek Su İhtiyacı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gunde-ne-kadar-su-icilmeli-8-bardak-kurali-ve-gercek-su-ihtiyaci</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gunde-ne-kadar-su-icilmeli-8-bardak-kurali-ve-gercek-su-ihtiyaci" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Günlük su ihtiyacı herkeste aynı değildir. Sağlıklı yetişkinlerde toplam su için kadınlarda yaklaşık 2,7, erkeklerde 3,7 litre referans alınır; ancak buna içeceklerin yanı sıra yiyeceklerdeki su da dahildir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Günde Ne Kadar Su İçilmeli? 8 Bardak Kuralı ve Gerçek Su İhtiyacı</p>

<p>“Günde kaç litre su içmeliyim?” sorusunun herkes için geçerli tek bir cevabı yok. Sağlıklı yetişkinler için sık kullanılan referans değer, kadınlarda günde yaklaşık 2,7 litre, erkeklerde ise 3,7 litre toplam sudur. Ancak önemli ayrıntı şu: Bu miktar yalnızca bardakla içilen sade su anlamına gelmez. Yiyeceklerden ve diğer içeceklerden alınan su da toplamın içindedir.</p>

<p>Bu nedenle “herkes günde 8 bardak su içmeli” şeklindeki yaygın kural bilimsel olarak kişiye özel bir gereksinimi tanımlamaz. Su ihtiyacı yaşa, vücut yapısına, fiziksel aktiviteye, hava sıcaklığına, gebelik ve emzirme durumuna, hastalıklara ve bazı ilaçlara göre önemli ölçüde değişebilir.</p>

<p>Günde kaç litre su içilmeli?</p>

<p>ABD Ulusal Akademilerinin referans değerlerine göre yetişkinlerde günlük yeterli toplam su alımı yaklaşık olarak:</p>

<p>Kadınlarda: 2,7 litre</p>

<p>Erkeklerde: 3,7 litre</p>

<p>olarak belirlenmiştir.</p>

<p>Buradaki “toplam su” ifadesi kritik öneme sahiptir. Sade suyun yanı sıra çay, kahve, süt ve diğer içecekler ile meyve, sebze, çorba ve başka yiyeceklerin içerdiği su da bu hesaba girer.</p>

<p>Ulusal Akademilerin verilerinde toplam suyun yaklaşık yüzde 80’inin su ve diğer içeceklerden, yaklaşık yüzde 20’sinin ise yiyeceklerden geldiği görülüyor. Bu oran beslenme düzenine göre değişebilir.</p>

<p>Dolayısıyla 2,7 veya 3,7 litreyi doğrudan “her gün bu kadar sade su içmeliyim” şeklinde yorumlamak doğru değildir.</p>

<p>Günde 8 bardak su kuralı doğru mu?</p>

<p>Sekiz bardak, pratik bir hatırlatma olabilir ancak fizyolojik gereksinimi herkes için doğru biçimde hesaplayan evrensel bir formül değildir.</p>

<p>Örneğin sıcak havada çalışan ve yoğun egzersiz yapan bir kişinin sıvı kaybı, serin bir ortamda hareketsiz çalışan bir kişiden çok daha fazla olabilir.</p>

<p>Aynı şekilde ateş, ishal veya kusma nedeniyle sıvı kaybedildiğinde ihtiyaç artabilir.</p>

<p>Bu nedenle günlük su tüketimini yalnızca sabit bir bardak sayısına bağlamak yerine kişinin koşullarını değerlendirmek daha anlamlıdır.</p>

<p>Su vücutta ne işe yarar?</p>

<p>Su yalnızca susuzluğu gideren bir içecek değildir. Normal fizyolojik işlevlerin sürdürülebilmesi için gereklidir.</p>

<p>Vücut suyu;</p>

<p>vücut sıcaklığının düzenlenmesine,</p>

<p>eklemlerin kayganlığının korunmasına,</p>

<p>dokuların desteklenmesine,</p>

<p>idrar ve bağırsaklar yoluyla atıkların uzaklaştırılmasına,</p>

<p>normal dolaşım ve hücresel işlevlerin sürdürülmesine</p>

<p>katkı sağlar.</p>

<p>CDC, yeterli su alınmamasına bağlı dehidrasyonun düşünmede güçlük, ruh halinde değişiklik, aşırı ısınma ve kabızlık gibi sorunlarla ilişkili olabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Yeterince su içtiğinizi nasıl anlarsınız?</p>

<p>Sağlıklı yetişkinlerin büyük bölümünde susama mekanizması günlük sıvı dengesinin korunmasında önemli rol oynar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İdrar rengi de pratik bir ipucu sağlayabilir. Açık sarı idrar çoğu zaman yeterli hidrasyonla uyumludur. Daha koyu ve konsantre idrar ise özellikle susama ile birlikteyse daha fazla sıvıya ihtiyaç olabileceğini düşündürebilir.</p>

<p>Ancak idrar rengi kusursuz bir “su ölçer” değildir.</p>

<p>Vitaminler, bazı ilaçlar, besinler ve çeşitli hastalıklar idrar rengini değiştirebilir. Bu nedenle tek başına idrar rengine bakarak sağlık değerlendirmesi yapılmamalıdır.</p>

<p>Su ihtiyacı ne zaman artar?</p>

<p>Günlük gereksinim sabit değildir.</p>

<p>Özellikle;</p>

<p>sıcak ve nemli havalarda,</p>

<p>yoğun fiziksel aktivitede,</p>

<p>fazla terlemede,</p>

<p>ateş sırasında,</p>

<p>kusma ve ishalde,</p>

<p>gebelik ve emzirme dönemlerinde</p>

<p>sıvı ihtiyacı değişebilir.</p>

<p>CDC de sıcak iklim, artan fiziksel aktivite, ateş, ishal ve kusma durumlarında daha fazla su gerekebileceğini belirtiyor.</p>

<p>Spor yapanlarda yalnızca su yeterli mi?</p>

<p>Kısa ve hafif egzersizlerde çoğu sağlıklı kişi için su genellikle yeterli olabilir.</p>

<p>Ancak uzun süren yoğun egzersizlerde veya çok fazla ter kaybedildiğinde mesele yalnızca su kaybı değildir. Sodyum başta olmak üzere elektrolitler de terle kaybedilir.</p>

<p>Bu nedenle uzun süreli dayanıklılık sporlarında sıvı ve elektrolit planı kişiye, egzersizin süresine, sıcaklığa ve terleme miktarına göre değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kahve ve çay su ihtiyacına dahil mi?</p>

<p>Evet. Kahve ve çay gibi içeceklerin içerdiği su toplam sıvı alımına katkıda bulunur.</p>

<p>Kafeinin idrar söktürücü etkisi bulunabilse de normal miktarlarda tüketilen kafeinli içeceklerin içerdiği sıvının tamamını “yok saymak” doğru değildir.</p>

<p>Bu, gün boyunca su yerine sürekli kahve veya şekerli içecek tüketilmesi gerektiği anlamına gelmez. Özellikle ilave şeker içermeyen sade su, kalorisiz olması nedeniyle günlük sıvı tüketiminde en uygun temel seçeneklerden biridir.</p>

<p>Yiyeceklerden de su alınır mı?</p>

<p>Evet. Günlük suyun dikkate değer bir bölümü yiyeceklerden gelebilir.</p>

<p>Karpuz, çilek, portakal ve benzeri meyveler; salatalık, domates, marul ve diğer birçok sebze yüksek oranda su içerir.</p>

<p>Çorbalar, yoğurt ve çeşitli yemekler de toplam su alımına katkıda bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle aynı miktarda sade su içen iki kişinin toplam günlük su alımı, beslenme biçimleri nedeniyle farklı olabilir.</p>

<p>Su içmek kilo vermeyi sağlar mı?</p>

<p>Su kalori içermez. Bu nedenle şekerli ve yüksek kalorili içeceklerin yerine su tercih edilmesi günlük enerji alımını azaltabilir.</p>

<p>Ancak suyu tek başına “yağ yakan” veya doğrudan kilo verdiren bir yöntem olarak değerlendirmek doğru değildir.</p>

<p>Kilo yönetimi toplam enerji alımı, beslenme düzeni, fiziksel aktivite, uyku, sağlık durumu ve birçok başka faktörden etkilenir.</p>

<p>Fazla su içmek zararlı olabilir mi?</p>

<p>Evet. “Ne kadar çok su, o kadar sağlıklı” düşüncesi doğru değildir.</p>

<p>Kısa sürede böbreklerin uzaklaştırabileceğinden çok daha fazla su tüketmek kandaki sodyum konsantrasyonunun tehlikeli biçimde düşmesine yol açabilir. Bu tablo hiponatremi olarak adlandırılır.</p>

<p>Bulantı, baş ağrısı, sersemlik ve bilinç değişiklikleri görülebilir; ağır hiponatremi nöbet ve yaşamı tehdit eden komplikasyonlara yol açabilir.</p>

<p>Bu durum sağlıklı kişilerin normal günlük su tüketiminde sık görülen bir problem değildir. Risk özellikle kısa zamanda aşırı miktarda sıvı tüketildiğinde veya su atılımını etkileyen bazı sağlık sorunları ve ilaçlar bulunduğunda artabilir.</p>

<p>Kimler su miktarı konusunda daha dikkatli olmalı?</p>

<p>Kalp yetmezliği, ileri böbrek hastalığı veya karaciğer hastalığı bulunan bazı kişilere doktorları tarafından sıvı kısıtlaması önerilebilir.</p>

<p>Bazı ilaçlar ve hormonal bozukluklar da vücudun su-sodyum dengesini etkileyebilir.</p>

<p>Bu nedenle genel nüfusa yönelik “daha fazla su için” önerileri bu kişiler için otomatik olarak geçerli değildir.</p>

<p>Yaşlı yetişkinlerde de susama hissinin azalabilmesi nedeniyle yeterli sıvı alımı ayrıca önem kazanabilir.</p>

<p>Susuz kalmanın belirtileri nelerdir?</p>

<p>Dehidrasyonun olası belirtileri arasında;</p>

<p>susama,</p>

<p>ağız kuruluğu,</p>

<p>koyu renkli idrar,</p>

<p>normalden daha az idrara çıkma,</p>

<p>baş dönmesi,</p>

<p>halsizlik ve yorgunluk</p>

<p>bulunabilir.</p>

<p>Şiddetli veya uzun süren kusma ve ishal, belirgin bilinç değişikliği, bayılma, çok az idrar yapma ya da sıvı alamama gibi durumlarda tıbbi değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>Sonuç: Herkes için tek bir “doğru litre” yok</p>

<p>Günlük su ihtiyacını tek bir rakama indirmek kolay görünse de insan vücudunun gereksinimi bundan daha değişkendir.</p>

<p>Kadınlarda yaklaşık 2,7 litre ve erkeklerde 3,7 litre olarak sık kullanılan referanslar “toplam su” miktarını ifade eder; yalnızca içilen sade suyu değil.</p>

<p>Sağlıklı yetişkinlerde susama, beslenme, aktivite, çevre sıcaklığı ve günlük sıvı kayıpları birlikte düşünülmelidir.</p>

<p>Bu nedenle asıl hedef mümkün olduğunca fazla su içmek değil, vücudun kaybettiği sıvıyı uygun biçimde yerine koyarak normal hidrasyonu sürdürmektir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişisel tıbbi öneri yerine geçmez. Böbrek, kalp veya karaciğer hastalığınız varsa ya da size sıvı kısıtlaması önerildiyse günlük sıvı miktarınızı sağlık profesyonelinizle belirleyin.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>National Academies of Sciences, Engineering, and Medicine — Dietary Reference Intakes for Water, Potassium, Sodium, Chloride, and Sulfate</p>

<p>Centers for Disease Control and Prevention (CDC) — About Water and Healthier Drinks</p>

<p>Mayo Clinic — Water: How Much Should You Drink Every Day? </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gunde-ne-kadar-su-icilmeli-8-bardak-kurali-ve-gercek-su-ihtiyaci</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 05:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0971.jpeg" type="image/jpeg" length="53219"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kollajen Takviyesi Gerçekten İşe Yarıyor mu? Cilt ve Kırışıklık İçin Kanıtlar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kollajen-takviyesi-gercekten-ise-yariyor-mu-cilt-ve-kirisiklik-icin-kanitlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kollajen-takviyesi-gercekten-ise-yariyor-mu-cilt-ve-kirisiklik-icin-kanitlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kollajen takviyeleri cilt nemi ve elastikiyetinde küçük iyileşmelerle ilişkilendirilse de bağımsız çalışmalar incelendiğinde kırışıklık karşıtı etkinin ne kadar güçlü olduğu tartışmalı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kollajen Takviyesi Gerçekten İşe Yarıyor mu? Cilt ve Kırışıklık İçin Kanıtlar</p>

<p>Kollajen takviyelerinin cilt yaşlanmasını yavaşlattığı, kırışıklıkları azalttığı ve cildi daha sıkı hale getirdiği sıkça öne sürülüyor. Araştırmalarda bazı olumlu sonuçlar bildirilmiş olsa da güncel kanıtlar, özellikle çalışma kalitesi ve endüstri finansmanı hesaba katıldığında, “kollajen takviyesi cildi kesin gençleştirir” demek için yeterince güçlü değil.</p>

<p>Bazı randomize kontrollü çalışmalarda hidrolize kollajen veya kollajen peptitleri kullananlarda cilt nemi ve elastikiyeti gibi ölçümlerde iyileşme görüldü. Buna karşılık 2025'te yayımlanan kapsamlı bir meta-analiz, yüksek kaliteli ve ilaç/takviye endüstrisi tarafından finanse edilmeyen çalışmalar ayrı değerlendirildiğinde cilt yaşlanmasına karşı belirgin yararın gösterilemediğini bildirdi.</p>

<p>KOLLAJEN NEDİR?</p>

<p>Kollajen insan vücudundaki temel yapısal proteinlerden biridir.</p>

<p>Cilt, kemik, tendon, bağ ve kıkırdak gibi birçok dokunun yapısında bulunur. Ciltte ise dermisin yapısal bütünlüğü ve mekanik özellikleri açısından önemli rol oynar.</p>

<p>Yaş ilerledikçe cildin kollajen yapısında ve üretiminde değişiklikler meydana gelir. Ultraviyole ışınları ve sigara gibi çevresel etkenler de ciltteki kollajen kaybını ve bozulmasını hızlandırabilir.</p>

<p>Bu biyolojik gerçek, ağızdan kollajen almanın kaybedilen kollajeni doğrudan yerine koyduğu anlamına gelmez.</p>

<p>KOLLAJEN TOZU İÇİNCE CİLDE Mİ GİDİYOR?</p>

<p>Doğrudan değil.</p>

<p>Yediğimiz diğer proteinler gibi kollajen de sindirim sisteminde parçalanır. Aminoasitlere ve daha küçük peptitlere ayrılır ve bunlar bağırsaktan emilir.</p>

<p>Dolayısıyla içilen kollajen tozunun doğrudan yüzdeki kırışıklığa gidip orada yeni kollajen olarak yerleştiği düşüncesi doğru değildir.</p>

<p>Araştırmacıların asıl ilgilendiği nokta, emilen bazı kollajen kaynaklı peptitlerin fibroblastlar ve hücre dışı matriks üzerinde biyolojik sinyaller oluşturup oluşturamayacağıdır.</p>

<p>Laboratuvar ve insan çalışmalarında bunun mümkün olabileceğine ilişkin bulgular bulunuyor.</p>

<p>Ancak biyolojik olarak mümkün olması ile günlük hayatta belirgin bir gençleşme sağlaması aynı şey değildir.</p>

<p>KOLLAJEN TAKVİYESİ CİLDİ NEMLENDİRİYOR MU?</p>

<p>Araştırmalardaki daha tutarlı bulgulardan biri cilt nemiyle ilgili.</p>

<p>2023 yılında yayımlanan sistematik derleme ve meta-analizde 26 randomize kontrollü çalışma ve toplam 1.721 katılımcı değerlendirildi.</p>

<p>Araştırmacılar hidrolize kollajen kullanımının cilt hidrasyonu ve elastikiyetinde istatistiksel olarak anlamlı iyileşmelerle ilişkili olduğunu bildirdi.</p>

<p>Ancak çalışmalar arasında kullanılan kollajen türü, doz, kullanım süresi ve katılımcı özellikleri açısından önemli farklılıklar vardı.</p>

<p>Dolayısıyla ortalama bir olumlu sonuç, piyasadaki her kollajen ürününün aynı etkiyi sağlayacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>KOLLAJEN KIRIŞIKLIKLARI AZALTIYOR MU?</p>

<p>Asıl tartışma burada başlıyor.</p>

<p>Daha eski meta-analizlerde kollajen takviyeleri lehine sonuçlar bildirilmişti.</p>

<p>Ancak 2025 yılında American Journal of Medicine'da yayımlanan yeni bir meta-analiz 23 randomize kontrollü çalışmayı ve 1.474 katılımcıyı değerlendirdi.</p>

<p>Bütün çalışmalar birlikte incelendiğinde kollajen takviyeleri cilt hidrasyonu, elastikiyeti ve kırışıklıklarda iyileşmeyle ilişkili görünüyordu.</p>

<p>Fakat araştırmacılar çalışmaların finansman kaynağına ve metodolojik kalitesine göre ayrı analiz yaptığında önemli bir tablo ortaya çıktı.</p>

<p>İlaç veya takviye şirketlerinden finansman almayan çalışmalarda kollajen takviyesinin kırışıklık, elastikiyet veya cilt nemi üzerinde anlamlı yararı gösterilemedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Benzer şekilde yüksek kaliteli çalışmalarda da cilt hidrasyonu, elastikiyeti ve kırışıklıklarda anlamlı bir fayda bulunmadı.</p>

<p>Araştırmacılar bu nedenle mevcut klinik kanıtların kollajen takviyelerinin cilt yaşlanmasını önlemek veya tedavi etmek amacıyla kullanımını desteklemediği sonucuna vardı.</p>

<p>Bu sonuç “kollajen kesinlikle işe yaramıyor” anlamına gelmiyor.</p>

<p>Ancak olumlu görünen toplam literatürün çalışma kalitesi ve finansman kaynağından etkilenebileceğini gösteriyor.</p>

<p>KOLLAJEN TAKVİYESİ KAÇ AY KULLANILMALI?</p>

<p>Araştırmalarda kullanım süreleri aynı değil.</p>

<p>Çalışmaların önemli bölümünde takviyeler birkaç hafta ile birkaç ay arasında kullanılıyor. Bu nedenle “15 gün kullanın, kırışıklıklarınız azalır” gibi çok kısa süreli vaatlerin güçlü bilimsel dayanağı yok.</p>

<p>Aynı şekilde herkesin belirli bir süre kollajen kullanması gerektiğine ilişkin standart bir tıbbi öneri de bulunmuyor.</p>

<p>Bir araştırmada belirli bir ürünün 8 veya 12 haftada sonuç vermesi, bütün kollajen ürünlerinin aynı sürede etkili olacağı anlamına gelmez.</p>

<p>HİDROLİZE KOLLAJEN NEDİR?</p>

<p>Takviyelerde sık karşılaşılan ifade “hidrolize kollajen” veya “kollajen peptitleri”dir.</p>

<p>Burada kollajen proteini daha küçük peptit parçalarına ayrılmıştır.</p>

<p>Amaç sindirim ve çözünürlük özelliklerini değiştirmektir.</p>

<p>Kollajen üzerine yapılan klinik araştırmaların önemli bölümü bu tür hidrolize ürünlerle gerçekleştirilmiştir.</p>

<p>Ancak “hidrolize” ifadesinin etikette bulunması ürünün otomatik olarak klinik olarak etkili olduğunu göstermez.</p>

<p>Kullanılan peptitlerin yapısı, kaynak, doz ve ürün kalitesi değişebilir.</p>

<p>TİP 1, TİP 2 VE TİP 3 KOLLAJEN NE DEMEK?</p>

<p>İnsan vücudunda çok sayıda kollajen tipi bulunur.</p>

<p>Tip I kollajen cilt, kemik ve tendon gibi dokularda yaygındır.</p>

<p>Tip II kollajen kıkırdak dokusunun önemli bileşenlerinden biridir.</p>

<p>Tip III ise cilt ve çeşitli bağ dokularında Tip I ile birlikte bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle cilt için pazarlanan ürünlerde sıklıkla Tip I ve Tip III ifadeleri görülür.</p>

<p>Eklem sağlığına yönelik bazı ürünlerde ise Tip II öne çıkarılır.</p>

<p>Ancak etikette daha fazla kollajen tipi yazması ürünün daha etkili olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>“5 tip kollajen içerir” gibi bir ifade tek başına klinik üstünlük kanıtı değildir.</p>

<p>BALIK KOLLAJENİ Mİ SIĞIR KOLLAJENİ Mİ?</p>

<p>Balık kaynaklı kollajen genellikle Tip I kollajen açısından zengindir. Sığır kaynaklı ürünlerde ise çoğunlukla Tip I ve Tip III kollajen bulunabilir.</p>

<p>Balık kollajeninin daha küçük peptit yapısı veya emilimi nedeniyle daha üstün olduğu yönünde pazarlama iddiaları bulunuyor.</p>

<p>Ancak tüketicinin “balık kollajeni kesin olarak sığır kollajeninden daha iyi çalışır” sonucuna varmasını sağlayacak güçlü klinik karşılaştırma verileri sınırlı.</p>

<p>Ürünün kaynağından daha önemli olabilecek noktalar kullanılan formülasyon, doz, üretim kalitesi ve o spesifik ürünün klinik olarak araştırılıp araştırılmadığıdır.</p>

<p>Ayrıca balık veya sığır kaynaklı ürünler ilgili gıda alerjileri açısından değerlendirilmelidir.</p>

<p>KOLLAJEN C VİTAMİNİYLE Mİ ALINMALI?</p>

<p>C vitamini vücudun normal kollajen sentezi için gereklidir.</p>

<p>Bu nedenle C vitamini eksikliği kollajen üretimini olumsuz etkileyebilir.</p>

<p>Ancak bundan “kollajen takviyesi mutlaka portakal suyuyla içilmelidir” sonucu çıkmaz.</p>

<p>Yeterli C vitamini alan sağlıklı bir kişide kollajen takviyesini belirli bir C vitamini ürünüyle aynı anda tüketmenin cilt üzerindeki etkisini belirgin biçimde artırdığına ilişkin güçlü klinik kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Dengeli beslenmeyle yeterli C vitamini almak normal kollajen sentezi açısından önemlidir.</p>

<p>KOLLAJEN SAÇLARI UZATIR MI?</p>

<p>Kollajen takviyelerinin saçları belirgin biçimde uzattığı veya kadın tipi saç dökülmesini tedavi ettiği konusunda güçlü klinik kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Saçın temel yapısal proteini keratindir.</p>

<p>Vücudun protein ve aminoasitlere ihtiyacı vardır ancak bundan kollajen tozunun doğrudan saç folikülüne giderek saç çıkardığı sonucu çıkarılamaz.</p>

<p>Kadınlarda belirgin saç dökülmesi varsa demir eksikliği, tiroid hastalıkları, telogen effluvium, hormonal faktörler ve kadın tipi saç dökülmesi gibi nedenler değerlendirilmelidir.</p>

<p>Saç dökülmesini yalnızca kollajen eksikliğine bağlamak altta yatan gerçek nedenin gözden kaçmasına yol açabilir.</p>

<p>KOLLAJEN TIRNAKLARI GÜÇLENDİRİR Mİ?</p>

<p>Tırnaklar konusunda bazı küçük çalışmalar bulunuyor.</p>

<p>Ancak kanıt cilt araştırmalarından bile daha sınırlı.</p>

<p>Tırnak kırılmasının çok sayıda nedeni olabilir. Sürekli su ve kimyasallara maruz kalmak, travma, bazı dermatolojik hastalıklar, demir eksikliği ve başka sağlık sorunları bunlar arasındadır.</p>

<p>Bu nedenle kırılgan tırnakları otomatik olarak kollajen eksikliği olarak yorumlamak doğru değildir.</p>

<p>TOZ KOLLAJEN Mİ, TABLET Mİ?</p>

<p>Formdan çok alınan gerçek içerik önemlidir.</p>

<p>Toz, kapsül veya sıvı ürünlerin birbirinden kesin olarak üstün olduğunu gösteren güçlü kanıt yoktur.</p>

<p>Tablet veya kapsüllerde bir porsiyonda alınabilecek miktar sınırlı olabildiğinden aynı peptit dozuna ulaşmak için birden fazla kapsül gerekebilir.</p>

<p>Tüketici açısından etikette yalnızca “kollajen” yazmasına değil, bir porsiyonda kaç gram kollajen peptidi bulunduğuna bakmak daha anlamlıdır.</p>

<p>Ancak daha yüksek dozun otomatik olarak daha iyi sonuç verdiği de söylenemez.</p>

<p>KOLLAJEN TAKVİYESİ ALIRKEN NELERE BAKILMALI?</p>

<p>Takviye pazarında ürünler arasında büyük farklılıklar bulunabilir.</p>

<p>Etikette kollajenin kaynağı ve miktarı açıkça belirtilmeli.</p>

<p>Bir porsiyondaki gerçek kollajen miktarı kontrol edilmeli.</p>

<p>Üründe gereksiz ilave şeker veya çok sayıda ek bileşen bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli.</p>

<p>Gıda alerjisi olanlar kollajenin hangi kaynaktan üretildiğini özellikle kontrol etmeli.</p>

<p>“10 yıl gençleştirir”, “kırışıklıkları tamamen yok eder” veya “saç dökülmesini durdurur” gibi iddialara temkinli yaklaşılmalı.</p>

<p>Bir ürünün sosyal medyada popüler olması klinik olarak etkili olduğunu göstermez.</p>

<p>KOLLAJEN TAKVİYELERİNİN YAN ETKİLERİ VAR MI?</p>

<p>Kollajen takviyeleri birçok çalışmada genel olarak iyi tolere edilmiştir.</p>

<p>Bununla birlikte sindirim sistemi yakınmaları, ağızda hoş olmayan tat veya kullanılan kaynağa bağlı alerjik reaksiyonlar görülebilir.</p>

<p>Balık, kabuklu deniz ürünü veya diğer hayvansal proteinlere alerjisi bulunan kişilerin ürün kaynağını kontrol etmesi özellikle önemlidir.</p>

<p>Kronik hastalığı bulunanlar, gebeler, emzirenler veya düzenli ilaç kullananlar takviye başlamadan önce sağlık profesyoneline danışmalıdır.</p>

<p>CİLT İÇİN KOLLAJEN TOZUNDAN DAHA GÜÇLÜ KANIT NEREDE?</p>

<p>Cildin erken yaşlanmasını azaltmak isteyen biri için en güçlü kanıtlardan biri hâlâ güneşten korunmadır.</p>

<p>Ultraviyole radyasyon kollajenin parçalanmasını hızlandırabilir ve foto-yaşlanmanın temel nedenlerinden biridir.</p>

<p>Sigara da cilt yaşlanması ve kırışıklıklarla ilişkilidir.</p>

<p>Yeterli protein, sebze ve meyve içeren dengeli beslenme; C vitamini, çinko ve diğer besin öğelerinin normal kollajen sentezine katkı sağlaması açısından önemlidir.</p>

<p>Foto-yaşlanma tedavisinde ise topikal retinoidler gibi bazı yöntemlerin klinik kanıtı oral kollajen takviyelerinden daha yerleşiktir.</p>

<p>KOLLAJEN TAKVİYESİ GERÇEKTEN İŞE YARIYOR MU?</p>

<p>Bugünkü bilimsel tablo siyah-beyaz değil.</p>

<p>Bazı randomize kontrollü çalışmalar ve meta-analizler hidrolize kollajen takviyelerinin cilt nemi ve elastikiyetinde küçük iyileşmeler sağlayabileceğini, bazı çalışmalarda kırışıklık ölçümlerinin de iyileştiğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak daha yeni analizlerde çalışma kalitesi ve endüstri finansmanı hesaba katıldığında bu olumlu sonuçların belirgin biçimde zayıfladığı görülüyor.</p>

<p>Bu nedenle kollajen takviyesini “kanıtlanmış gençlik formülü” olarak sunmak doğru değil.</p>

<p>Aynı şekilde bütün araştırmaları yok sayarak “kesinlikle hiçbir etkisi yok” demek de mevcut literatürü tam olarak yansıtmaz.</p>

<p>Daha doğru sonuç şu:</p>

<p>Kollajen takviyelerinin cilt üzerinde bazı küçük yararlar sağlayabileceğine ilişkin veriler var; ancak etkinin büyüklüğü, klinik önemi ve ne kadarının araştırma yanlılığından etkilenebileceği konusunda belirsizlik devam ediyor.</p>

<p>Kırışıklık karşıtı bir stratejide güneşten korunma, sigaradan uzak durma ve kanıtı daha yerleşik dermatolojik yaklaşımlar kollajen tozunun önüne konulmalı.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel tıbbi öneri değildir. Gıda alerjisi, kronik hastalığı olanların, gebelerin, emzirenlerin veya düzenli ilaç kullananların takviye kullanmadan önce sağlık profesyoneline danışması gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>The American Journal of Medicine — Effects of Collagen Supplements on Skin Aging: A Systematic Review and Meta-Analysis of Randomized Controlled Trials</p>

<p>Nutrients — Effects of Hydrolyzed Collagen Supplementation on Skin Aging: A Systematic Review and Meta-Analysis</p>

<p>Harvard T.H. Chan School of Public Health — Collagen </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kollajen-takviyesi-gercekten-ise-yariyor-mu-cilt-ve-kirisiklik-icin-kanitlar</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 05:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0968.jpeg" type="image/jpeg" length="85468"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi’nin Acı Kaybı: Prof. Dr. Hadi Özbal Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bogazici-universitesinin-aci-kaybi-prof-dr-hadi-ozbal-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bogazici-universitesinin-aci-kaybi-prof-dr-hadi-ozbal-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü’nün emeritus öğretim üyelerinden, Türkiye’de arkeometri çalışmalarının öncü isimleri arasında yer alan Prof. Dr. Hadi Özbal hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Özbal, kimya ile arkeolojiyi buluşturan çalışmaları ve yetiştirdiği bilim insanlarıyla Türkiye’de arkeometrinin gelişmesine önemli katkılar sağladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boğaziçi Üniversitesi camiasının önemli bilim insanlarından Prof. Dr. Hadi Özbal’ın vefat ettiği bildirildi.</p>

<p>Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü’nde uzun yıllar görev yapan Özbal, özellikle arkeometri ve arkeometalürji alanındaki çalışmalarıyla tanınıyordu. Üniversitenin resmi kayıtlarında Özbal, Kimya Bölümü emeritus profesörü olarak yer alıyor. Araştırma alanları arasında enstrümantal analiz, arkeometalürji, antik Anadolu metalürjisi ve antik çömleklerde organik kalıntı analizleri bulunuyordu.</p>

<p>Paylaşılan vefat duyurusunda Prof. Dr. Hadi Özbal’ın cenazesinin 20 Eylül 2026 Pazar günü ikindi namazının ardından Etiler Camii’nden kaldırılacağı belirtildi. Cenaze bilgisi söz konusu duyuruya dayanıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Hadi Özbal kimdir?</p>

<p>Prof. Dr. Hadi Özbal, 1967 yılında Robert Kolej Yüksek Okulu Kimya Bölümü’nden mezun oldu. Ardından ABD’de Villanova Üniversitesi’nde organik kimya alanında doktora eğitimini tamamladı ve 1971 yılında doktorasını aldı. Aynı yıl Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü’nde akademik çalışmalarına başladı. 1988 yılında profesörlüğe yükseldi.</p>

<p>1989-1990 yıllarında Massachusetts Üniversitesi’nde misafir profesör olarak bulunan Özbal, Boğaziçi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde de 1999-2002 yılları arasında müdürlük yaptı.</p>

<p>Ancak Hadi Özbal’ın bilim tarihindeki en dikkat çekici çalışmalarından biri, kimya ile arkeolojiyi aynı laboratuvarda buluşturması oldu.</p>

<p>Türkiye’de arkeometri eğitiminin öncülerindendi</p>

<p>Boğaziçi Üniversitesi, Özbal’ı Türkiye’de arkeometri denildiğinde öne çıkan isimlerden biri olarak tanımlıyor. Üniversitenin yayımladığı kapsamlı biyografiye göre Özbal, Türkiye’de ilk kez Boğaziçi Üniversitesi’nde arkeometriyi bir ders programı haline getirdi.</p>

<p>Arkeometri; arkeolojik buluntuların kimya, fizik, biyoloji ve diğer fen bilimlerinin yöntemleri kullanılarak incelenmesine dayanıyor. Bir metal parçanın hangi alaşımdan yapıldığı, seramik kaplarda hangi organik maddelerin bulunduğu veya eski toplumların üretim teknolojilerinin nasıl geliştiği bu yöntemlerle araştırılabiliyor.</p>

<p>Özbal’ın çalışmaları da bu disiplinlerarası yaklaşımın Türkiye’deki önemli örneklerinden biri oldu.</p>

<p>Boğaziçi Üniversitesi Arkeometri Laboratuvarı’nı kurdu</p>

<p>Prof. Dr. Hadi Özbal, 1991 yılında Boğaziçi Üniversitesi Arkeometri Laboratuvarı’nın kurulmasına öncülük etti.</p>

<p>Laboratuvarda Anadolu’nun farklı bölgelerindeki arkeolojik kazılardan çıkarılan buluntular bilimsel yöntemlerle incelendi. Çalışmalar zaman içinde Anadolu metalleri, tarih öncesi madencilik ve metalürjinin yanı sıra antik seramiklerdeki organik kalıntıların analizine kadar genişledi.</p>

<p>Özbal ve çalışma arkadaşlarının araştırmaları; Anadolu’daki eski metal üretim teknolojilerinin anlaşılmasından tarih öncesi toplumların beslenme alışkanlıklarının araştırılmasına kadar uzanan geniş bir bilimsel alanı kapsadı.</p>

<p>Emekliliğinden sonra da çalışmalarını sürdürdü</p>

<p>Prof. Dr. Özbal 2010 yılında, 63 yaşında emekliye ayrıldı. Ancak üniversiteden ve bilimsel çalışmalardan kopmadı.</p>

<p>Boğaziçi Üniversitesi’nin 2020 yılında yayımladığı biyografiye göre emekliliğinin ardından yaklaşık 10 yıl daha üniversitede gönüllü olarak çalışmalarını sürdürdü; laboratuvar araştırmalarına ve genç bilim insanlarının yetişmesine katkı verdi.</p>

<p>Bilimsel çalışmalarında kızı, arkeolog Doç. Dr. Rana Özbal ile de ortak araştırmalar gerçekleştirdi.</p>

<p>Prof. Dr. Hadi Özbal, kimyanın analitik gücünü arkeolojik buluntulara uygulayan çalışmalarıyla Türkiye’de arkeometri alanının gelişmesine katkı sağlayan akademisyenlerden biri olarak bilim dünyasında iz bıraktı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bogazici-universitesinin-aci-kaybi-prof-dr-hadi-ozbal-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 04:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0967.jpeg" type="image/jpeg" length="80160"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Melazma Nedir? Yüz Lekeleri Neden Olur ve Nasıl Geçer?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/melazma-nedir-yuz-lekeleri-neden-olur-ve-nasil-gecer</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/melazma-nedir-yuz-lekeleri-neden-olur-ve-nasil-gecer" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Melazma özellikle yanaklar, alın ve üst dudakta görülen kahverengi-gri lekelerle kendini gösterebiliyor. Güneş, görünür ışık, hormonlar ve genetik yatkınlık rol oynayabiliyor; tedavi edilse bile tekrar edebilmesi ise melazmayı diğer cilt lekelerinden ayıran önemli özelliklerden biri.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yüzünüzdeki Kahverengi Lekeler Neden Geçmiyor? Melazmaya Dikkat</p>

<p>Yanaklarda iki taraflı kahverengi lekeler…</p>

<p>Üst dudağın üzerinde bıyık görünümünü andıran koyuluk…</p>

<p>Alında veya burun üzerinde giderek belirginleşen renk değişiklikleri…</p>

<p>Özellikle kadınlarda sık görülen bu görünümün arkasında melazma bulunabilir.</p>

<p>Melazma, yüzde kahverengiden gri-kahverengiye kadar değişebilen pigment lekeleriyle seyreden, kronik ve tekrarlamaya eğilimli bir cilt sorunudur. En önemli tetikleyicilerden biri ultraviyole ışınlarıdır. Ancak güneş tek faktör değildir.</p>

<p>Hormonlar, genetik yatkınlık ve görünür ışık da melazmanın ortaya çıkması veya koyulaşmasında rol oynayabilir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca “leke kremi” sürerek kalıcı sonuç almaya çalışmak çoğu zaman yeterli olmaz.</p>

<p>Melazma en çok nerede görülür?</p>

<p>Melazma çoğunlukla yüzün güneşe açık bölgelerinde ortaya çıkar.</p>

<p>Özellikle:</p>

<p>Yanaklar</p>

<p>Alın</p>

<p>Üst dudak</p>

<p>Burun</p>

<p>Çene</p>

<p>sık etkilenen alanlardır.</p>

<p>Lekeler çoğunlukla yüzün iki tarafında benzer dağılım gösterir.</p>

<p>Melazma kadınlarda erkeklere göre çok daha sık görülür ve özellikle daha koyu cilt fototiplerinde daha belirgin olabilir.</p>

<p>Melazma neden olur?</p>

<p>Tek bir nedeni yoktur.</p>

<p>Melazma gelişiminde birden fazla faktörün birlikte rol oynadığı düşünülüyor.</p>

<p>1. Güneş ışınları</p>

<p>Ultraviyole radyasyon melazmanın en önemli tetikleyicilerinden biridir.</p>

<p>UV ışınları ciltte pigment üreten melanositleri uyarabilir. Bu nedenle lekeler yaz aylarında veya yoğun güneş maruziyetinden sonra daha belirgin hale gelebilir.</p>

<p>Tedaviyle açılan lekelerin yeniden koyulaşmasının nedenlerinden biri de güneş maruziyetidir.</p>

<p>Bu nedenle melazma tedavisinin temelinde güneşten korunma bulunur.</p>

<p>2. Görünür ışık</p>

<p>Melazmada son yıllarda üzerinde daha fazla durulan konulardan biri görünür ışıktır.</p>

<p>Özellikle yüksek enerjili görünür ışığın koyu cilt tiplerinde pigmentasyonu artırabileceğini gösteren çalışmalar bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle bazı dermatoloji kılavuzlarında yalnızca UV koruması sağlayan ürünlerden ziyade görünür ışığa karşı da koruma sağlayabilecek demir oksit içeren renkli güneş koruyucular melazma yönetiminde değerlendiriliyor.</p>

<p>Her fondöten veya renkli güneş kremi aynı korumayı sağlamaz. Burada ürünün formülasyonu önemlidir.</p>

<p>3. Hormonlar</p>

<p>Melazmanın gebelik sırasında ortaya çıkabilmesi tesadüf değil.</p>

<p>Östrojen ve progesteron gibi hormonal değişikliklerin pigment üretimini etkileyebileceği düşünülüyor.</p>

<p>Bu nedenle melazmaya halk arasında zaman zaman “gebelik maskesi” adı veriliyor.</p>

<p>Ancak melazma yalnızca gebelerde görülmez.</p>

<p>Hormonal doğum kontrol yöntemleri veya diğer hormonal faktörlerle de ilişkili olabilir.</p>

<p>Bazı kadınlarda gebelik sonrasında lekeler hafiflerken bazılarında uzun yıllar devam edebilir.</p>

<p>4. Genetik yatkınlık</p>

<p>Ailesinde melazma bulunan kişilerde görülme olasılığı daha yüksek olabilir.</p>

<p>Bu nedenle aynı miktarda güneşe maruz kalan iki kişiden yalnızca birinde belirgin melazma gelişebilir.</p>

<p>Genetik özellikler kişinin pigment üretme eğilimini etkileyebilir.</p>

<p>Melazma ile güneş lekesi aynı şey mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Bu iki durum günlük dilde birbirine karıştırılıyor.</p>

<p>Güneş lekesi olarak bilinen solar lentigolar genellikle yıllar boyunca biriken güneş maruziyetiyle ilişkilidir. Yüzün yanı sıra ellerin üzerinde ve güneşe açık başka bölgelerde de görülebilir.</p>

<p>Melazma ise çoğunlukla yüzde daha geniş, düzensiz ve simetrik pigment alanları oluşturur.</p>

<p>Tedavileri de aynı değildir.</p>

<p>Bu nedenle yüzdeki her kahverengi lekeye gelişigüzel “güneş lekesi” tedavisi uygulanmamalıdır.</p>

<p>Üst dudakta bıyık gibi koyuluk neden olur?</p>

<p>Kadınların en fazla aradığı sorunlardan biri üst dudak bölgesindeki koyuluktur.</p>

<p>Melazma bu bölgede ortaya çıktığında üst dudağın üzerinde kahverengi bir gölge oluşturabilir.</p>

<p>Uzaktan bakıldığında tüy veya bıyık gibi algılanabilir.</p>

<p>Ancak her üst dudak koyuluğu melazma değildir.</p>

<p>Tahriş sonrası gelişen hiperpigmentasyon, epilasyon uygulamaları ve başka pigment bozuklukları da benzer görünüm oluşturabilir.</p>

<p>Özellikle ağda, ip veya farklı epilasyon yöntemlerinden sonra sürekli tahriş oluşuyorsa pigmentasyon daha belirgin hale gelebilir.</p>

<p>Melazma tamamen geçer mi?</p>

<p>Melazma tedavisinde en önemli beklenti yönetimi burada başlıyor.</p>

<p>Melazma tedaviyle belirgin biçimde açılabilir.</p>

<p>Ancak kronik ve tekrarlamaya yatkın bir pigment bozukluğudur.</p>

<p>Başarılı bir tedaviden sonra güneş ve diğer tetikleyicilerle tekrar koyulaşabilir.</p>

<p>Bu nedenle melazmayı bir kez tedavi edip tamamen unutulacak bir leke olarak görmek yerine uzun dönemli kontrol gerektirebilen bir durum olarak değerlendirmek daha doğru.</p>

<p>Melazma nasıl geçer?</p>

<p>Tedavi kişinin cilt tipi, lekenin özellikleri, kullanılan ilaçlar, gebelik durumu ve önceki tedavilere göre değişebilir.</p>

<p>Temel yaklaşım genellikle birkaç yöntemin birlikte kullanılmasını içerir.</p>

<p>Güneş koruyucu</p>

<p>Melazma tedavisinin vazgeçilmez basamaklarından biridir.</p>

<p>Geniş spektrumlu ve yüksek koruma faktörlü güneş koruyucu kullanılmalıdır.</p>

<p>Amerikan Dermatoloji Akademisi en az SPF 30 geniş spektrumlu güneş koruması öneriyor. Melazmada birçok dermatolog daha yüksek SPF değerlerini tercih edebilir.</p>

<p>Ancak yalnızca sabah güneş kremi sürmek yeterli olmayabilir.</p>

<p>Açık havada geçirilen süreye, terlemeye ve ürünün özelliklerine göre koruyucunun yenilenmesi gerekir.</p>

<p>Şapka ve gölge gibi fiziksel korunma yöntemleri de önemlidir.</p>

<p>Renkli güneş kremi neden konuşuluyor?</p>

<p>Çünkü klasik güneş koruyucular esas olarak ultraviyole ışınlarını hedefler.</p>

<p>Melazmada ise görünür ışık da pigmentasyonu etkileyebilir.</p>

<p>Demir oksit içeren renkli güneş koruyucuların görünür ışığa karşı ek koruma sağlayabileceğine ilişkin klinik çalışmalar bulunuyor.</p>

<p>Bu özellikle melazması olan ve daha koyu cilt fototiplerine sahip kişiler açısından önemli olabilir.</p>

<p>Hidrokinon melazmada işe yarar mı?</p>

<p>Hidrokinon uzun yıllardır melazma tedavisinde kullanılan en önemli pigment azaltıcı maddelerden biridir.</p>

<p>Melanin üretiminde rol oynayan tirozinaz enzimini baskılayarak etki gösterir.</p>

<p>Tek başına kullanılabileceği gibi tretinoin ve kortikosteroid içeren kombinasyonlarla da kullanılabilir.</p>

<p>Hidrokinon güçlü bir tedavidir ancak kontrolsüz ve uzun süreli kullanılmamalıdır.</p>

<p>Tahriş ve renk değişiklikleri görülebilir. Uzun süre uygunsuz kullanım nadir fakat ciddi bir pigment bozukluğu olan ekzojen okronozise yol açabilir.</p>

<p>Bu nedenle özellikle yüksek konsantrasyonlu ürünlerin dermatolog gözetiminde kullanılması gerekir.</p>

<p>Üçlü kombinasyon kremi nedir?</p>

<p>Melazma tedavisinde en güçlü kanıtlara sahip topikal seçeneklerden biri hidrokinon, tretinoin ve düşük güçlü bir kortikosteroid içeren üçlü kombinasyondur.</p>

<p>Bu bileşenler farklı mekanizmalar üzerinden pigmentasyonu azaltmayı hedefler.</p>

<p>Ancak reçeteli ve tıbbi değerlendirme gerektiren bir tedavidir.</p>

<p>Özellikle kortikosteroid içeren ürünlerin gelişigüzel ve uzun süre kullanılması cilt incelmesi ve başka yan etkilere neden olabilir.</p>

<p>Azelaik asit melazmaya iyi gelir mi?</p>

<p>Azelaik asit melazma ve bazı hiperpigmentasyon türlerinde kullanılabilen seçeneklerden biridir.</p>

<p>Pigment üretimini etkileyebilir ve bazı kişilerde hidrokinona alternatif olarak değerlendirilebilir.</p>

<p>Ayrıca akne tedavisinde de kullanıldığı için hem akne hem de akne sonrası koyu lekeleri bulunan kişiler açısından özellikle ilgi çekebilir.</p>

<p>Ancak etkinlik kişiden kişiye değişir.</p>

<p>Tretinoin lekeleri açar mı?</p>

<p>Tretinoin hücre yenilenmesini ve pigment dağılımını etkileyerek melazma tedavisinin bir parçası olabilir.</p>

<p>Tek başına veya diğer tedavilerle birlikte kullanılabilir.</p>

<p>Ancak ilk dönemde kızarıklık, kuruluk ve soyulmaya neden olabilir.</p>

<p>Burada önemli bir nokta var:</p>

<p>Tahrişin kendisi özellikle pigmentasyona yatkın ciltlerde lekenin koyulaşmasına katkıda bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle “ne kadar çok soyulursa o kadar iyi” yaklaşımı doğru değildir.</p>

<p>Traneksamik asit melazmada işe yarıyor mu?</p>

<p>Son yılların en çok araştırılan melazma tedavilerinden biri traneksamik asit.</p>

<p>Topikal, deri içine uygulanan ve ağızdan kullanılan formları araştırılmış durumda.</p>

<p>Özellikle ağızdan traneksamik asitle yapılan çalışmalarda bazı hastalarda melazmada anlamlı iyileşmeler bildirilmiştir.</p>

<p>Ancak oral traneksamik asit herkes için uygun değildir.</p>

<p>İlacın pıhtılaşma sistemiyle ilişkili etkileri nedeniyle kişinin tromboz öyküsü ve diğer risk faktörleri değerlendirilmelidir.</p>

<p>Bu nedenle internetten görüp kendi kendine başlanabilecek bir “leke hapı” değildir.</p>

<p>Kimyasal peeling melazmayı geçirir mi?</p>

<p>Glikolik asit ve farklı peeling ajanları bazı hastalarda tedaviye yardımcı olabilir.</p>

<p>Ancak melazmada agresif işlem her zaman daha iyi sonuç anlamına gelmez.</p>

<p>Aşırı tahriş ve inflamasyon, özellikle koyu cilt tiplerinde inflamasyon sonrası hiperpigmentasyona neden olarak mevcut lekeyi daha kötü hale getirebilir.</p>

<p>Bu nedenle peeling tedavileri cilt tipine göre planlanmalıdır.</p>

<p>Lazer melazmayı tamamen yok eder mi?</p>

<p>Melazmada en dikkatli yaklaşılması gereken konulardan biri lazer.</p>

<p>Bazı lazer ve ışık bazlı tedaviler seçilmiş hastalarda pigmentasyonu azaltabilir.</p>

<p>Ancak melazma tekrar edebilir.</p>

<p>Daha önemlisi, aşırı enerji veya uygun olmayan lazer uygulaması inflamasyonu artırarak pigmentasyonun kötüleşmesine neden olabilir.</p>

<p>Özellikle koyu cilt tiplerinde işlem sonrası hiperpigmentasyon riski dikkate alınmalıdır.</p>

<p>Bu nedenle “bir seans lazerle melazmayı tamamen silme” gibi vaatlere temkinli yaklaşmak gerekir.</p>

<p>Melazmada en sık yapılan hata ne?</p>

<p>Sadece lekeyi açmaya odaklanıp yeni pigment oluşumunu engellememek.</p>

<p>Güçlü leke kremi kullanıp güneşten yeterince korunmamak tedavinin başarısını ciddi biçimde azaltabilir.</p>

<p>İkinci önemli hata ise cildi gereğinden fazla tahriş etmektir.</p>

<p>Peelingler, asitler, retinoidler ve farklı aktifleri aynı anda yoğun biçimde kullanmak cilt bariyerini bozabilir.</p>

<p>İnflamasyon arttığında bazı kişilerde pigmentasyon daha da belirginleşebilir.</p>

<p>Melazmada amaç cildi mümkün olduğunca fazla soymak değil, pigment üretimini kontrollü biçimde azaltırken yeni pigment oluşumunu önlemektir.</p>

<p>Melazmada evde ne yapılabilir?</p>

<p>En temel adım düzenli güneş korumasıdır.</p>

<p>Güneş koruyucuyu yalnızca yaz aylarında değil yıl boyunca kullanmak önemlidir.</p>

<p>Güneşli günlerde şapka ve gölge gibi ek önlemlerden yararlanılabilir.</p>

<p>Cildi tahriş eden agresif bakım rutinlerinden kaçınılmalıdır.</p>

<p>Dermatolog tarafından önerilmiş tedaviler düzenli kullanılmalıdır.</p>

<p>Sonuçların birkaç günde ortaya çıkması beklenmemelidir.</p>

<p>Melazma tedavisi çoğunlukla haftalar veya aylar gerektirir.</p>

<p>Limon, karbonat ve sirke lekelere iyi gelir mi?</p>

<p>İnternette en sık karşılaşılan önerilerden bazıları bunlar.</p>

<p>Ancak limon suyu, sirke veya karbonat gibi maddelerin yüze uygulanması tahrişe neden olabilir.</p>

<p>Özellikle güneşle birlikte bazı bitkisel maddeler fototoksik reaksiyonlara ve sonrasında daha koyu pigmentasyona yol açabilir.</p>

<p>Cildi yakmak lekeyi tedavi etmek anlamına gelmez.</p>

<p>Tam tersine inflamasyon sonrası hiperpigmentasyon nedeniyle sorun daha belirgin hale gelebilir.</p>

<p>Gebelikte melazma tedavisi nasıl olmalı?</p>

<p>Gebelikte tedavi seçenekleri daha sınırlıdır.</p>

<p>Özellikle retinoidler gebelikte kullanılmamalıdır.</p>

<p>Hidrokinonun sistemik emiliminin diğer birçok topikal ürüne kıyasla yüksek olması nedeniyle gebelik döneminde kullanılmasından genellikle kaçınılır.</p>

<p>Bu dönemde güneşten korunma temel yaklaşım haline gelir.</p>

<p>Gebelik sırasında kullanılacak herhangi bir leke tedavisinin hekimle değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Melazma için ne zaman dermatoloğa gidilmeli?</p>

<p>Yüzdeki her kahverengi oluşum melazma değildir.</p>

<p>Yeni ortaya çıkan, hızla büyüyen, düzensiz kenarlı, birden fazla renk içeren, kanayan veya belirgin şekilde değişen bir leke kozmetik ürünlerle tedavi edilmeye çalışılmamalıdır.</p>

<p>Dermatolog gerektiğinde dermatoskopi gibi yöntemlerle lezyonu değerlendirebilir.</p>

<p>Melazmanın tanısı çoğunlukla klinik muayeneyle konulabilir.</p>

<p>Melazmada en etkili yaklaşım ne?</p>

<p>Tek bir mucize krem yok.</p>

<p>Başarılı melazma yönetimi genellikle üç temel noktaya dayanır:</p>

<p>Pigment üretimini azaltmak.</p>

<p>Yeni pigment oluşumunu tetikleyen ışık maruziyetini kontrol etmek.</p>

<p>Cildi gereksiz tahrişten korumak.</p>

<p>Hidrokinon ve üçlü kombinasyon tedavileri güçlü seçenekler arasında yer alırken azelaik asit, retinoidler ve traneksamik asit belirli hastalarda değerlendirilebilir.</p>

<p>Peeling ve lazer gibi işlemler ise doğru hasta seçimi gerektirir.</p>

<p>Ancak bütün bu seçeneklerin üzerinde duran temel nokta güneşten korunmadır.</p>

<p>Çünkü melazma tedavisinin başarısı yalnızca lekenin ne kadar açıldığıyla değil, yeniden koyulaşmasının ne ölçüde önlenebildiğiyle de ilgilidir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel tanı veya tedavi önerisi değildir. Yüzde yeni ortaya çıkan veya değişen pigmentli lezyonların dermatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekir. Hidrokinon, tretinoin ve oral traneksamik asit gibi tedaviler kişisel riskler ve uygunluk değerlendirilmeden kullanılmamalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>American Academy of Dermatology Association — Melasma: Diagnosis and Treatment</p>

<p>Journal of the American Academy of Dermatology — Melasma: A Comprehensive Update</p>

<p>Dermatology and Therapy — Melasma: Updates on Pathogenesis and Treatment</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/melazma-nedir-yuz-lekeleri-neden-olur-ve-nasil-gecer</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 04:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0966.jpeg" type="image/jpeg" length="44259"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akademisyen Hatice Kumalar Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/akademisyen-hatice-kumalar-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/akademisyen-hatice-kumalar-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Brandistanbul PR Kurucusu ve Ajans Başkanı, iletişim uzmanı ve akademisyen Hatice Kumalar hayatını kaybetti. Gazetecilikten halkla ilişkilere uzanan kariyeriyle tanınan Kumalar, Afyonkarahisar’da son yolculuğuna uğurlanacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Brandistanbul PR Kurucusu ve Ajans Başkanı, iletişim uzmanı ve akademisyen Hatice Kumalar hayatını kaybetti.</p>

<p>Kumalar’ın vefatı ailesi ve yakınlarının yanı sıra iletişim, medya, halkla ilişkiler ve akademi dünyasında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Brandistanbul PR tarafından yapılan açıklamada Hatice Kumalar’ın 18 Eylül 2026 tarihinde hayatını kaybettiği duyuruldu.</p>

<p>HATİCE KUMALAR KİMDİR?</p>

<p>Hatice Kumalar, gazetecilik, halkla ilişkiler, kurumsal iletişim ve akademik eğitim alanlarında çalışmalar yapan iletişim uzmanıydı.</p>

<p>Afyonkarahisar doğumlu Kumalar, üniversite eğitimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde tamamladı.</p>

<p>Ardından Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde halkla ilişkiler alanında yüksek lisans eğitimi aldı.</p>

<p>GAZETECİLİKLE BAŞLADI</p>

<p>Hatice Kumalar’ın profesyonel kariyerinin önemli duraklarından biri gazetecilik oldu.</p>

<p>Star, Dünya ve Sabah gazetelerinde muhabirlik ve editörlük görevlerinde bulunan Kumalar, basın sektöründeki deneyiminin ardından halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim alanına yöneldi.</p>

<p>Medya deneyimini iletişim danışmanlığıyla birleştiren Kumalar; halkla ilişkiler, medya iletişimi, itibar yönetimi, kriz iletişimi ve kurumsal iletişim alanlarında çalışmalar yürüttü.</p>

<p>BRANDISTANBUL PR’I KURDU</p>

<p>Hatice Kumalar, mesleki kariyerinin ilerleyen döneminde Brandistanbul Public Relations’ı kurdu.</p>

<p>Ajans Başkanı olarak görev yapan Kumalar, farklı sektörlerde faaliyet gösteren kurum ve markalara iletişim danışmanlığı verdi.</p>

<p>Kariyeri boyunca medya ilişkileri, kurumsal iletişim, dijital iletişim, etkinlik yönetimi ve itibar yönetimi alanlarında çok sayıda projede görev aldı.</p>

<p>ÜNİVERSİTELERDE DERS VERDİ</p>

<p>Kumalar, iletişim sektöründeki çalışmalarının yanı sıra deneyimlerini üniversite öğrencileriyle de paylaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni medya ve iletişim alanlarında öğretim görevlisi olarak dersler verdi; farklı üniversitelerde genç iletişimcilere yönelik eğitim, seminer ve atölye çalışmalarına katıldı.</p>

<p>Mesleki deneyimini akademik eğitimle bir araya getiren Kumalar, özellikle iletişim alanında kariyer yapmaya hazırlanan gençlerle çalışmalar yürüttü.</p>

<p>AFYONKARAHİSAR’DA SON YOLCULUĞUNA UĞURLANACAK</p>

<p>Hatice Kumalar’ın cenazesi 20 Eylül 2026 Pazar günü öğle namazının ardından Afyonkarahisar Paşa Camii’nde kılınacak cenaze namazı sonrası son yolculuğuna uğurlanacak.</p>

<p>Kumalar, Bayraktepe Mezarlığı’nda toprağa verilecek.</p>

<p>Hatice Kumalar’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, çalışma arkadaşlarına, öğrencilerine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/akademisyen-hatice-kumalar-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 04:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0963.jpeg" type="image/jpeg" length="88937"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[B12 100, 200, 300, 500 ve 1000 Ne Demek?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/b12-100-200-300-500-ve-1000-ne-demek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/b12-100-200-300-500-ve-1000-ne-demek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[B12 100, 200, 300, 500 veya 1000 pg/mL ne anlama gelir? 100-200 pg/mL düzeyleri eksiklik açısından dikkat gerektirirken sınırdaki sonuçlarda metilmalonik asit gibi ek testler gerekebilir; normal hemoglobin B12 eksikliğini tek başına dışlamaz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>B12 vitamini eksikliği yalnızca kansızlık yapan bir durum değildir. Sinir sistemi de B12'ye ihtiyaç duyar ve bazı kişilerde ellerde-ayaklarda uyuşma, denge bozukluğu veya bilişsel yakınmalar hemoglobin ve MCV belirgin şekilde bozulmadan ortaya çıkabilir.</p>

<p>Bu nedenle B12 sonucu yalnızca “referans aralığında mı?” sorusuyla değerlendirilmemelidir. Özellikle 200-300 pg/mL civarındaki sınırda sonuçlarda kişinin belirtileri, risk faktörleri ve gerektiğinde metilmalonik asit gibi fonksiyonel testler önem kazanabilir.</p>

<p>B12 vitamini nedir?</p>

<p>B12, diğer adıyla kobalamin, DNA sentezi, kırmızı kan hücrelerinin oluşumu ve sinir sisteminin normal çalışması için gerekli suda çözünen bir vitamindir.</p>

<p>İnsan vücudu B12 üretemez. B12 doğal olarak başlıca et, balık, yumurta, süt ve diğer hayvansal kaynaklı besinlerde bulunur; ayrıca B12 ile zenginleştirilmiş gıdalardan veya takviyelerden alınabilir.</p>

<p>B12'nin bağırsaktan emilebilmesi için mide ve ince bağırsakta birden fazla basamağın düzgün çalışması gerekir. Bu nedenle yeterli B12 tüketen bir kişide bile emilim bozukluğu nedeniyle eksiklik gelişebilir.</p>

<p>B12 kaç olmalı?</p>

<p>B12 için laboratuvarlar arasında tamamen standart tek bir referans aralığı yoktur.</p>

<p>Sonuçlar genellikle pg/mL veya pmol/L ile raporlanır.</p>

<p>Klinik uygulamada yaklaşık 200 pg/mL'nin altındaki değerler B12 eksikliği açısından güçlü şüphe oluşturabilir. 200-300 pg/mL civarındaki sonuçlar ise bazı kişilerde sınırda kabul edilir ve belirtiler veya risk faktörleri varsa ek değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>300 pg/mL'nin üzerindeki değerler çoğu kişide eksikliği daha az olası hale getirir.</p>

<p>Ancak tek bir eşik kusursuz değildir.</p>

<p>Özellikle belirtileri bulunan kişide serum B12'nin sınırda olması eksikliği tamamen dışlamaz.</p>

<p>B12 100 ne anlama gelir?</p>

<p>B12'nin 100 pg/mL civarında olması belirgin düşüklüktür ve gerçek B12 eksikliği olasılığını güçlü biçimde düşündürür.</p>

<p>Bu düzeyde hemoglobin, MCV ve diğer tam kan sayımı parametreleri değerlendirilebilir.</p>

<p>Ancak kan sayımı normal olsa bile sinir sistemi etkilenmiş olabilir.</p>

<p>Eksikliğin nedeni de araştırılmalıdır. Yetersiz alım, pernisiyöz anemi, mide-bağırsak hastalıkları, geçirilmiş mide ameliyatları ve bazı ilaçlar olası nedenler arasındadır.</p>

<p>B12 200 ne demek?</p>

<p>200 pg/mL civarı birçok laboratuvar ve klinik yaklaşımda eksiklik ile sınırda bölgenin kesiştiği bir değerdir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca “200'ün altında eksik, üzerinde normal” şeklinde kesin bir çizgi çizmek doğru değildir.</p>

<p>Belirti veya risk faktörü bulunan kişilerde metilmalonik asit ölçümü B12'nin hücresel düzeyde yeterli olup olmadığını anlamaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Homosistein de yükselebilir ancak B12 eksikliğine özgü değildir; folat eksikliği ve başka faktörlerden etkilenebilir.</p>

<p>B12 300 ne anlama gelir?</p>

<p>B12 300 pg/mL çoğu kişide eksiklik olasılığını azaltır ancak klinik bağlam önemlidir.</p>

<p>Özellikle güçlü nörolojik belirtiler, pernisiyöz anemi şüphesi veya ciddi emilim bozukluğu riski varsa yalnızca serum B12 sonucuna güvenilmeyebilir.</p>

<p>Serum B12 ile dokuların gerçek B12 durumu arasında her zaman kusursuz bir ilişki yoktur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle sınırda ve klinikle uyumsuz sonuçlarda ek testler değerlendirilebilir.</p>

<p>B12 500 ne demek?</p>

<p>B12 500 pg/mL çoğu laboratuvarda normal aralıktadır ve genellikle B12 eksikliğiyle uyumlu değildir.</p>

<p>Ancak laboratuvar sonuçları kullanılan yönteme göre değişebilir.</p>

<p>Ayrıca yakın zamanda B12 takviyesi veya enjeksiyonu kullanılmışsa serum düzeyi kişinin tedavi öncesindeki B12 durumunu yansıtmayabilir.</p>

<p>B12 1000 veya daha yüksek çıkarsa ne anlama gelir?</p>

<p>B12'nin 1000 pg/mL veya üzerinde bulunması özellikle B12 takviyesi veya enjeksiyonu kullanan kişilerde görülebilir.</p>

<p>Takviye kullanımı en basit açıklamalardan biridir.</p>

<p>Ancak takviye kullanmayan bir kişide tekrarlayan ve açıklanamayan yüksek B12 sonucu farklı değerlendirilir.</p>

<p>Karaciğer hastalıkları, böbrek fonksiyon bozukluğu ve bazı hematolojik veya başka ciddi hastalıklarda serum B12 yüksek bulunabilir.</p>

<p>Buradaki önemli ayrım şudur: Yüksek B12 tek başına bu hastalıklardan herhangi birinin tanısı değildir.</p>

<p>B12 yüksekliği kanser belirtisi midir?</p>

<p>Tek başına hayır.</p>

<p>Bazı gözlemsel çalışmalarda açıklanamayan ve kalıcı yüksek serum B12 düzeyleri belirli kanserler ve hematolojik hastalıklarla ilişkilendirilmiştir.</p>

<p>Ancak ilişki tanı anlamına gelmez.</p>

<p>Kanserin kendisi veya eşlik eden karaciğer ve inflamatuvar değişiklikler B12 düzeyini etkileyebilir. Ayrıca yüksek B12'nin çok daha basit nedeni takviye kullanımı olabilir.</p>

<p>Bu nedenle tek bir yüksek B12 sonucundan “kanser var” sonucu çıkarılamaz.</p>

<p>Takviye kullanmayan bir kişide belirgin yüksekliğin tekrarlaması durumunda klinik bağlama göre neden araştırılabilir.</p>

<p>B12 düşüklüğü hangi belirtileri yapar?</p>

<p>B12 eksikliğinde belirtiler kişiden kişiye değişebilir.</p>

<p>Görülebilecek yakınmalar arasında:</p>

<p>- Halsizlik ve yorgunluk<br />
- Solukluk<br />
- Çarpıntı<br />
- Dil ağrısı veya dilde hassasiyet<br />
- El ve ayaklarda uyuşma-karıncalanma<br />
- His kaybı<br />
- Denge ve yürüme sorunları<br />
- Kas güçsüzlüğü<br />
- Konsantrasyon veya bilişsel yakınmalar</p>

<p>bulunabilir.</p>

<p>Bu belirtilerin hiçbiri yalnızca B12 eksikliğine özgü değildir.</p>

<p>Özellikle nörolojik belirtilerin uzun süre devam etmesi halinde hasarın tamamen geri dönüşü zorlaşabileceğinden belirgin eksikliğin geciktirilmeden değerlendirilmesi önemlidir.</p>

<p>B12 düşüklüğü unutkanlık yapar mı?</p>

<p>B12 eksikliği nöropsikiyatrik ve bilişsel belirtilerle ilişkili olabilir.</p>

<p>Konsantrasyon güçlüğü, zihinsel yavaşlama ve bellek yakınmaları görülebilir.</p>

<p>Ancak unutkanlığın çok sayıda başka nedeni vardır ve yalnızca düşük-normal bir B12 sonucundan bütün bilişsel şikâyetleri B12'ye bağlamak doğru değildir.</p>

<p>B12 eksikliği doğrulanmışsa tedavi edilmesi gerekir; buna rağmen devam eden bilişsel yakınmalarda diğer nedenler değerlendirilir.</p>

<p>Hemoglobin normal olduğu halde B12 eksikliği olur mu?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Bu, B12 hakkında en önemli klinik ayrımlardan biridir.</p>

<p>B12 eksikliğinde klasik olarak makrositik anemi görülebilir ancak anemi her hastada bulunmaz.</p>

<p>Sinir sistemi bulguları hematolojik değişikliklerden bağımsız olarak gelişebilir.</p>

<p>Bu nedenle normal hemoglobin sonucu B12 eksikliğini dışlamaz.</p>

<p>MCV normal olduğu halde B12 düşük olabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>B12 eksikliğinde MCV yükselerek makrositoz gelişebilir ancak MCV'nin normal olması eksikliği dışlamaz.</p>

<p>Örneğin eş zamanlı demir eksikliği MCV'nin yükselmesini maskeleyebilir.</p>

<p>Ayrıca B12 eksikliğinin erken dönemlerinde kan sayımı henüz değişmemiş olabilir.</p>

<p>Bu nedenle “MCV normal, B12 eksikliği olamaz” yorumu doğru değildir.</p>

<p>B12 neden düşer?</p>

<p>B12 eksikliğinin başlıca nedenleri yetersiz alım ve emilim bozukluğudur.</p>

<p>Olası nedenler arasında:</p>

<p>- Vegan veya çok kısıtlı hayvansal gıda tüketimi<br />
- Pernisiyöz anemi<br />
- Atrofik gastrit<br />
- Mide veya bağırsak ameliyatları<br />
- Crohn hastalığı gibi emilimi etkileyen bağırsak hastalıkları<br />
- İleri yaşta emilim bozukluğu<br />
- Bazı ilaçların uzun süre kullanılması</p>

<p>bulunabilir.</p>

<p>Eksikliğin nedenini bilmek tedavinin süresini ve uygulanma şeklini değiştirebilir.</p>

<p>Metformin B12'yi düşürür mü?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Metforminin uzun süre kullanılması bazı kişilerde B12 emilimini azaltabilir ve eksiklik riskini artırabilir.</p>

<p>Bu nedenle özellikle uzun süreli metformin kullanan, anemisi veya nöropati belirtileri bulunan kişilerde B12 değerlendirmesi önem kazanabilir.</p>

<p>Ancak yalnızca bu risk nedeniyle metformin kendi kendine bırakılmamalıdır.</p>

<p>Mide koruyucu ilaçlar B12'yi düşürür mü?</p>

<p>Mide asidini uzun süre baskılayan proton pompa inhibitörleri ve bazı diğer asit azaltıcı ilaçlar, besinlerde proteine bağlı B12'nin serbestleşmesini azaltarak emilimi etkileyebilir.</p>

<p>Risk özellikle uzun süreli kullanımda daha anlamlı olabilir.</p>

<p>Bu ilaçları kullanan herkes B12 eksikliği geliştirmez.</p>

<p>İlacın gerekliliği ve kullanım süresi kişisel klinik duruma göre değerlendirilmelidir.</p>

<p>Pernisiyöz anemi nedir?</p>

<p>Pernisiyöz anemi, B12 emilimi için gerekli intrinsik faktörün otoimmün mekanizmalarla azalması sonucu gelişen B12 eksikliğinin önemli nedenlerinden biridir.</p>

<p>Bu kişiler yeterli B12 tüketse bile bağırsaktan normal emilim gerçekleşmeyebilir.</p>

<p>Şüpheli durumlarda intrinsik faktör antikoru gibi testlerden yararlanılabilir.</p>

<p>Pernisiyöz anemide tedavi genellikle uzun süreli, çoğu zaman yaşam boyu B12 replasmanı gerektirir.</p>

<p>Metilmalonik asit neden bakılır?</p>

<p>Metilmalonik asit, B12'nin hücresel işlevi hakkında serum B12'den farklı bilgi sağlar.</p>

<p>B12 yetersiz olduğunda metilmalonik asit yükselir.</p>

<p>Özellikle serum B12'nin sınırda olduğu ancak klinik olarak eksiklik şüphesinin devam ettiği kişilerde yararlı olabilir.</p>

<p>Ancak böbrek fonksiyon bozukluğu metilmalonik asidi yükseltebilir. Bu nedenle sonuç böbrek fonksiyonlarıyla birlikte yorumlanmalıdır.</p>

<p>Homosistein de B12 eksikliğinde yükselebilir ancak folat eksikliği ve başka faktörlerden etkilendiği için daha az özgüldür.</p>

<p>B12 nasıl yükseltilir?</p>

<p>Tedavi eksikliğin nedeni ve şiddetine göre belirlenir.</p>

<p>Beslenmeye bağlı hafif eksiklikte B12 içeren gıdaların artırılması ve uygun dozda ağızdan B12 kullanılması yeterli olabilir.</p>

<p>Yüksek doz oral B12 birçok kişide etkili şekilde emilebilir.</p>

<p>Belirgin nörolojik belirtiler, ciddi eksiklik veya önemli emilim bozukluğu bulunan kişilerde enjeksiyon tedavisi tercih edilebilir.</p>

<p>Tedaviden sonra serum B12'nin hızla yükselmesi beklenebilir. Ancak tedavinin başarısı yalnızca B12 rakamına bakılarak değil, kan sayımı ve klinik belirtilerin düzelmesiyle de değerlendirilir.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>B12 200 düşük mü?</p>

<p>200 pg/mL eksiklik açısından sınırda veya düşük kabul edilebilecek bir değerdir. Belirti ve risk faktörü varsa metilmalonik asit gibi ek testlerle gerçek B12 yetersizliği araştırılabilir.</p>

<p>B12 1000 yüksek olması tehlikeli mi?</p>

<p>Takviye veya enjeksiyon sonrası B12'nin 1000 pg/mL üzerine çıkması sık görülebilir. Takviye kullanmayan kişilerde kalıcı ve açıklanamayan yüksek sonuç ise klinik bağlama göre araştırılabilir.</p>

<p>B12 eksikliği kansızlık olmadan uyuşma yapabilir mi?</p>

<p>Evet. B12 eksikliğinin nörolojik belirtileri hemoglobin ve MCV belirgin şekilde bozulmadan ortaya çıkabilir. Bu nedenle normal kan sayımı B12 eksikliğini tek başına dışlamaz.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. National Institutes of Health Office of Dietary Supplements. Vitamin B12 Fact Sheet for Health Professionals. National Institutes of Health.</p>

<p>2. National Institute for Health and Care Excellence. Vitamin B12 Deficiency in Over 16s: Diagnosis and Management. NICE Guideline, 2024.</p>

<p>3. Devalia V, Hamilton MS, Molloy AM. Guidelines for the Diagnosis and Treatment of Cobalamin and Folate Disorders. British Journal of Haematology, 2014.</p>

<p>4. Stabler SP. Vitamin B12 Deficiency. New England Journal of Medicine, 2013. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/b12-100-200-300-500-ve-1000-ne-demek</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 01:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2025/12/genel/kan-tahlilleri.jpg" type="image/jpeg" length="13284"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ürik Asit 6, 7, 8, 9, 10 ve 12 Ne Demek? Gut Yapar mı?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/urik-asit-6-7-8-9-10-ve-12-ne-demek-gut-yapar-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/urik-asit-6-7-8-9-10-ve-12-ne-demek-gut-yapar-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ürik asit 6, 7, 8, 9, 10 veya 12 mg/dL ne anlama gelir? Yüksek ürik asit gut ve böbrek taşı riskini artırabilir ancak tek başına gut tanısı koydurmaz; sonuç böbrek fonksiyonları, belirtiler, ilaçlar ve diğer risklerle birlikte değerlendirilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ürik asit, pürin adı verilen maddelerin parçalanması sonucunda oluşur. Büyük bölümü böbreklerden atılır. Kanda fazla biriktiğinde hiperürisemi adı verilen durum ortaya çıkar.</p>

<p>Ürik asit yüksekliği denildiğinde ilk akla gelen hastalık guttur. Ancak burada önemli bir ayrım vardır: Ürik asidi yüksek olan herkes gut hastası değildir.</p>

<p>Bazı insanlar yıllarca yüksek ürik asitle hiçbir gut atağı geçirmeyebilir. Buna karşılık ürat kristalleri eklemlerde birikmeye başladığında ani ve çok şiddetli eklem ağrıları ortaya çıkabilir.</p>

<p>Ürik asit nedir?</p>

<p>Pürinler vücudun kendi hücrelerinde ve çeşitli gıdalarda bulunan doğal bileşiklerdir.</p>

<p>Pürinler parçalandığında ürik asit oluşur. Ürik asidin önemli bölümü böbrekler aracılığıyla idrarla, daha küçük bir bölümü bağırsaklardan uzaklaştırılır.</p>

<p>Üretimin artması veya özellikle böbreklerden atılımın azalması kandaki ürik asidi yükseltebilir.</p>

<p>Ürik asit kaç olmalı?</p>

<p>Referans aralığı laboratuvara, ölçüm yöntemine ve biyolojik cinsiyete göre değişebilir.</p>

<p>Yetişkinlerde yaklaşık olarak:</p>

<p>Kadınlarda 2,4-6,0 mg/dL</p>

<p>Erkeklerde 3,4-7,0 mg/dL</p>

<p>gibi referans aralıkları görülebilir.</p>

<p>Ancak laboratuvar referans aralığı ile gut tedavisindeki hedef değer aynı kavram değildir.</p>

<p>Gut tedavisinde serum ürat için yaygın hedef 6 mg/dL'nin altıdır.</p>

<p>Tophüs bulunan veya daha ağır gut tablolarında bazı kılavuzlarda daha düşük hedefler kullanılabilir.</p>

<p>Ürik asit 6 ne demek?</p>

<p>6 mg/dL birçok laboratuvarda normal referans aralığında bulunabilir.</p>

<p>Ancak gut tedavisi gören bir kişi açısından 6 mg/dL önemli bir tedavi hedefidir ve genellikle değerin bunun altında tutulması amaçlanır.</p>

<p>Dolayısıyla aynı 6 mg/dL sonucu gut hastalığı olmayan biri ile ürat düşürücü tedavi alan bir kişide farklı anlam taşıyabilir.</p>

<p>Ürik asit 7 ne anlama gelir?</p>

<p>7 mg/dL özellikle erkeklerde bazı laboratuvarların üst referans sınırına yakın olabilir; kadınlarda ise sıklıkla yüksek kabul edilir.</p>

<p>Ayrıca üratın kandaki çözünürlüğü açısından yaklaşık 6,8 mg/dL önemli bir düzeydir.</p>

<p>Bu seviyenin üzerinde monosodyum ürat kristallerinin oluşması için biyolojik koşullar daha uygun hale gelir.</p>

<p>Ancak ürik asidin 7 mg/dL olması kişinin mutlaka gut geliştireceği anlamına gelmez.</p>

<p>Ürik asit 8 veya 9 çıkarsa ne demek?</p>

<p>8 veya 9 mg/dL belirgin hiperürisemi olarak değerlendirilebilir.</p>

<p>Değer yükseldikçe gut gelişme olasılığı genel olarak artar ancak tek bir sayıdan kişinin ne zaman veya hatta hiç gut atağı geçirip geçirmeyeceği tahmin edilemez.</p>

<p>Bu düzeylerde böbrek fonksiyonları, kullanılan ilaçlar, metabolik hastalıklar ve daha önce gut atağı veya böbrek taşı yaşanıp yaşanmadığı özellikle önemlidir.</p>

<p>Ürik asit 10 ne anlama gelir?</p>

<p>10 mg/dL belirgin derecede yüksek serum ürat düzeyidir.</p>

<p>Bu düzey uzun süre devam ettiğinde ürat kristali birikimi, gut ve ürik asit taşı gibi sorunların olasılığı artabilir.</p>

<p>Ancak 10 mg/dL sonucu bile tek başına “gut hastalığı” tanısı değildir.</p>

<p>Gut tanısında kişinin tipik eklem bulguları önemlidir. Gerektiğinde eklem sıvısında monosodyum ürat kristallerinin gösterilmesi tanıyı doğrulayabilir.</p>

<p>Ürik asit 12 çıkarsa ne olur?</p>

<p>12 mg/dL ciddi hiperürisemidir ve nedeninin değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Özellikle değer kalıcıysa böbrek fonksiyon bozukluğu, ilaçlar, ciddi metabolik durumlar veya ürik asit üretimini artıran hastalıklar araştırılabilir.</p>

<p>Kemoterapi gibi hızlı hücre yıkımına yol açan durumlarda ürik asit kısa sürede çok yükselebilir ve tümör lizis sendromunun bir parçası olabilir.</p>

<p>Ancak kronik olarak 12 mg/dL saptanmasıyla akut tümör lizis tablosu aynı şey değildir.</p>

<p>Ürik asit yüksekliği neden olur?</p>

<p>Ürik asidin yükselmesinin en sık mekanizmalarından biri böbreklerden yeterince atılamamasıdır.</p>

<p>Olası nedenler arasında:</p>

<p>- Böbrek fonksiyonlarının azalması<br />
- Genetik yatkınlık<br />
- Fazla kilo ve metabolik sendrom<br />
- İnsülin direnci<br />
- Alkol kullanımı<br />
- Pürinden zengin bazı gıdalar<br />
- Fruktoz içeriği yüksek içeceklerin fazla tüketimi<br />
- Bazı idrar söktürücü ilaçlar<br />
- Düşük doz aspirin dahil bazı ilaçlar<br />
- Hızlı hücre yıkımının görüldüğü bazı hastalık ve tedaviler</p>

<p>bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca beslenmeye odaklanmak yüksek ürik asidin nedenini açıklamak için yeterli olmayabilir.</p>

<p>Ürik asit yüksekliği ile gut aynı şey mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Hiperürisemi kanda ürik asidin yüksek olmasıdır.</p>

<p>Gut ise monosodyum ürat kristallerinin eklemlerde ve dokularda birikmesine bağlı gelişen inflamatuvar hastalıktır.</p>

<p>Yüksek ürik asit gut gelişimi için temel risk faktörüdür ancak hiperürisemisi bulunan herkes gut olmaz.</p>

<p>Bu ayrım tedavi açısından da önemlidir.</p>

<p>Belirti vermeyen hiperürisemide yalnızca laboratuvar rakamını düşürmek amacıyla herkese rutin ilaç tedavisi başlanması önerilmez.</p>

<p>Gut atağı nasıl anlaşılır?</p>

<p>Gut atağı çoğunlukla aniden başlar.</p>

<p>Klasik olarak ayak başparmağının kökündeki eklem etkilenebilir ancak ayak bileği, diz, el bileği ve başka eklemler de tutulabilir.</p>

<p>Etkilenen eklemde:</p>

<p>Şiddetli ağrı</p>

<p>Şişlik</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kızarıklık</p>

<p>Sıcaklık artışı</p>

<p>ve dokunmaya karşı aşırı hassasiyet görülebilir.</p>

<p>Ağrı bazen kişinin çarşafın ekleme değmesine bile tahammül edemeyeceği kadar şiddetli olabilir.</p>

<p>Ancak ateşli, kızarık ve şiş bir eklem yalnızca gut değildir. Septik artrit gibi acil değerlendirme gerektiren eklem enfeksiyonları da benzer tablo oluşturabilir.</p>

<p>Gut atağı sırasında ürik asit normal çıkabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Bu, ürik asitle ilgili en önemli ve şaşırtıcı klinik ayrımlardan biridir.</p>

<p>Akut gut atağı sırasında serum ürik asidi normal sınırlarda bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle atak sırasında “ürik asitim normal çıktı, gut olamam” şeklinde bir sonuç çıkarılamaz.</p>

<p>Şüpheli durumlarda serum ürat daha sonra tekrar değerlendirilebilir ve tanı klinik bulgularla birlikte ele alınır.</p>

<p>Ürik asit böbrek taşı yapar mı?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Ürik asit yüksekliği ve özellikle asidik idrar ortamı ürik asit taşlarının oluşumuna katkıda bulunabilir.</p>

<p>Gut hastalarında böbrek taşı riski de artabilir.</p>

<p>Ancak bütün böbrek taşları ürik asitten oluşmaz. Kalsiyum oksalat taşları çok daha yaygındır.</p>

<p>Taşın türünü bilmek korunma ve tedavi yaklaşımını değiştirebilir.</p>

<p>Et ürik asidi yükseltir mi?</p>

<p>Pürin içeriği yüksek bazı hayvansal gıdalar serum ürat düzeyini ve gut atağı riskini etkileyebilir.</p>

<p>Özellikle sakatatlar, bazı kırmızı etler ve bazı deniz ürünleri yüksek pürin içerebilir.</p>

<p>Ancak gut yönetimini yalnızca “et yememek” şeklinde özetlemek doğru değildir.</p>

<p>Genetik, böbreklerin üratı atma kapasitesi, vücut ağırlığı, alkol, şekerli içecekler ve kullanılan ilaçlar da önemli rol oynar.</p>

<p>Şeker ürik asidi yükseltir mi?</p>

<p>Özellikle fruktoz bu açıdan önemlidir.</p>

<p>Yüksek miktarda fruktoz içeren şekerli içeceklerin tüketimi ürik asit üretimini artırabilir ve gut riskiyle ilişkilidir.</p>

<p>Bu nedenle yüksek ürik asitte yalnızca kırmızı et ve sakatat değil, şekerle tatlandırılmış içecekler de değerlendirilmelidir.</p>

<p>Meyvenin tamamını tüketmek ile yüksek miktarda ilave fruktoz içeren içecekleri tüketmek aynı metabolik durum değildir.</p>

<p>Alkol ürik asidi yükseltir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Alkol ürik asit üretimini ve böbreklerden atılımını etkileyebilir.</p>

<p>Özellikle bira ve yüksek miktarda alkollü içecek tüketimi gut atağı riskini artırabilir.</p>

<p>Alkolün etkisi kişiden kişiye değişebilir ancak tekrarlayan gut atağı veya belirgin hiperürisemisi bulunan kişilerde tüketimin azaltılması önemlidir.</p>

<p>Ürik asit nasıl düşürülür?</p>

<p>Yaklaşım kişinin yalnızca laboratuvar rakamına değil, gut veya böbrek taşı bulunup bulunmadığına ve yüksekliğin nedenine göre belirlenir.</p>

<p>Fazla kilo varsa sürdürülebilir kilo kaybı serum ürat düzeyini ve gut riskini azaltabilir.</p>

<p>Şekerle tatlandırılmış içeceklerin ve aşırı fruktoz tüketiminin azaltılması yararlı olabilir.</p>

<p>Alkol, özellikle aşırı tüketiliyorsa sınırlandırılmalıdır.</p>

<p>Pürin içeriği çok yüksek gıdaların aşırı tüketiminden kaçınmak yardımcı olabilir.</p>

<p>Yeterli sıvı alımı özellikle böbrek taşı açısından önemlidir ancak kalp veya böbrek hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması gereken kişilerde miktar kişiye göre belirlenmelidir.</p>

<p>Ürik asidi düşüren ilaçlar hangileridir?</p>

<p>Tekrarlayan gut atakları, tofüsler veya belirli yüksek riskli durumlarda ürat düşürücü ilaç tedavisi gündeme gelebilir.</p>

<p>Allopurinol en yaygın kullanılan ürat düşürücü ilaçlardan biridir. Ksantin oksidaz enzimini baskılayarak ürik asit üretimini azaltır.</p>

<p>Febuksostat da aynı enzimi farklı bir yapıyla hedefler.</p>

<p>Bazı hastalarda ürik asidin böbreklerden atılımını artıran ürikozürik tedaviler kullanılabilir.</p>

<p>Tedavi genellikle “hedefe yönelik” yürütülür ve serum üratın çoğu gut hastasında 6 mg/dL'nin altında tutulması amaçlanır.</p>

<p>Bu ilaçlar yalnızca laboratuvar sonucunu düşürmek amacıyla kendi kendine başlanmamalıdır.</p>

<p>Ürik asit düşüklüğü ne anlama gelir?</p>

<p>Düşük ürik asit yüksekliğe göre çok daha az karşılaşılan bir klinik sorundur.</p>

<p>Bazı ilaçlar, böbrekten ürik asit kaybının arttığı durumlar ve nadir metabolik hastalıklar düşük sonuçlara yol açabilir.</p>

<p>Tek başına hafif düşük serum üratı çoğu kişide ciddi hastalık anlamına gelmez.</p>

<p>Belirgin ve tekrarlayan düşüklük varsa kişinin klinik durumu ve diğer laboratuvar sonuçlarıyla birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>Ürik asit 8 veya 9 olunca gut olunur mu?</p>

<p>Hayır. 8-9 mg/dL hiperürisemiyle uyumludur ve gut riskini artırabilir ancak yüksek ürik asidi bulunan herkes gut geliştirmez. Gut klinik ve gerektiğinde kristal incelemesiyle değerlendirilir.</p>

<p>Ürik asit 10 tehlikeli mi?</p>

<p>10 mg/dL belirgin yüksek bir değerdir ve özellikle kalıcıysa nedeninin değerlendirilmesi gerekir. Gut ve ürik asit taşı riski artabilir ancak tek başına acil durum veya gut tanısı değildir.</p>

<p>Gut atağında ürik asit normal olabilir mi?</p>

<p>Evet. Akut gut atağı sırasında serum ürik asidi normal çıkabilir. Bu nedenle normal sonuç aktif gut atağını tek başına dışlamaz.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. FitzGerald JD, Dalbeth N, Mikuls T, et al. 2020 American College of Rheumatology Guideline for the Management of Gout. Arthritis Care &amp; Research, 2020.</p>

<p>2. Richette P, Doherty M, Pascual E, et al. Updated EULAR Evidence-Based Recommendations for the Management of Gout. Annals of the Rheumatic Diseases, 2017.</p>

<p>3. National Institute for Health and Care Excellence. Gout: Diagnosis and Management. NICE Guideline, 2022.</p>

<p>4. National Institute of Arthritis and Musculoskeletal and Skin Diseases. Gout. National Institutes of Health. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/urik-asit-6-7-8-9-10-ve-12-ne-demek-gut-yapar-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 01:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2025/12/genel/kan-tahlilleri.jpg" type="image/jpeg" length="49399"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[GTÜ Teknopark Genel Müdürü Dr. Yusuf Çalık Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/gtu-teknopark-genel-muduru-dr-yusuf-calik-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/gtu-teknopark-genel-muduru-dr-yusuf-calik-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gebze Teknik Üniversitesi Teknopark A.Ş. Genel Müdürü Dr. Yusuf Çalık hayatını kaybetti. Savunma sanayii, enerji, teknoloji ve Ar-Ge alanlarında uzun yıllar yöneticilik yapan Çalık’ın vefatı, GTÜ ve teknoloji camiasında üzüntüyle karşılandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) Teknopark A.Ş. Genel Müdürü Dr. Yusuf Çalık’ın hayatını kaybettiği açıklandı.</p>

<p>GTÜ Teknopark tarafından yayımlanan taziye mesajında, Çalık’ın kuruma sağladığı katkılar, vizyonu ve çalışmalarının daima şükranla anılacağı belirtilerek ailesine, yakınlarına ve çalışma arkadaşlarına başsağlığı dilendi.</p>

<p>19 Eylül 2026 tarihinde yayımlanan haberlerde Çalık’ın yaklaşık bir hafta önce kalp krizi geçirdiği ve hastanede tedavi altında bulunduğu bildirildi. Cenazesinin 20 Eylül 2026 Pazar günü ikindi namazının ardından Osmaniye’nin Sakarcalık Köyü’nde defnedileceği açıklandı.</p>

<p>Dr. Yusuf Çalık kimdir?</p>

<p>Dr. Yusuf Çalık, mühendislik eğitiminin ardından enerji, havacılık, inşaat, savunma sanayii, Ar-Ge ve teknoloji yönetimi alanlarında farklı kurumlarda görev yaptı.</p>

<p>Çalık, Gazi Üniversitesi Metalurji Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Lisans eğitiminin ardından İngiltere’ye giderek Newcastle Üniversitesi’nde yüksek lisans, Ulster Üniversitesi’nde doktora eğitimini tamamladı.</p>

<p>Kariyerinin ilk döneminde özel sektörde çalışan Çalık, 2003 yılında BOTAŞ’ta sözleşme ve proje yöneticisi olarak göreve başladı. BOTAŞ’taki görevini 2010 yılına kadar sürdürdü.</p>

<p>2011-2013 yılları arasında uçak kabin sistemleri alanında faaliyet gösteren TCI Aircraft Interiors bünyesinde görev yaptı. Ardından 2013-2016 döneminde STFA İnşaat bünyesinde çalıştı.</p>

<p>TÜBİTAK BİLGEM’de Başkan Yardımcılığı yaptı</p>

<p>Çalık’ın kariyerindeki önemli dönemlerden biri TÜBİTAK BİLGEM oldu.</p>

<p>Kasım 2016’da TÜBİTAK BİLGEM’de göreve başlayan Çalık, 2018 yılında TÜBİTAK BİLGEM Başkan Yardımcılığına getirildi. Aralık 2020’ye kadar kurumda görev yaptı.</p>

<p>Buradan ayrıldıktan sonra savunma sanayii alanındaki kariyerini sürdürerek ASFAT’ta Strateji ve İş Geliştirme Direktörü olarak görev aldı. Mart 2022’de ASFAT’tan ayrılan Çalık, daha sonra BOTAŞ’ın iştiraklerinden BOTAS Trading’de Genel Müdür Yardımcısı olarak çalıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>GTÜ Teknopark Genel Müdürlüğüne getirildi</p>

<p>Yusuf Çalık, Eylül 2022’de Gebze Teknik Üniversitesi Teknopark A.Ş. Genel Müdürlüğü görevini üstlendi. Dönemin haberlerinde de Çalık’ın GTÜ Teknopark Genel Müdürü olarak görevlendirildiği duyuruldu.</p>

<p>Görev süresince üniversite-sanayi iş birliği, teknoloji transferi, girişimcilik ve öğrencilerin teknoloji projelerinin desteklenmesi üzerinde çalıştı.</p>

<p>Çalık, Teknopark yaklaşımını anlatırken üniversite ile sanayiyi aynı platformda buluşturmayı temel hedeflerden biri olarak tanımlıyor; özellikle genç girişimcilerin desteklenmesi, öğrencilerin yatırımcılarla buluşturulması ve akademik birikimin teknoloji şirketlerine aktarılması üzerinde duruyordu.</p>

<p>GTÜ Teknoloji Transfer Ofisi ile GTÜ Teknopark arasında 2024 yılında imzalanan protokolde de Çalık, Teknopark Genel Müdürü sıfatıyla yer aldı. İş birliği; araştırmaların ticarileştirilmesi, teknoloji transferi ve girişimcilik mekanizmalarının geliştirilmesini hedefliyordu.</p>

<p>Son dönemde NİTEM projesi üzerinde çalışıyordu</p>

<p>Çalık’ın 2026 yılında kamuoyuna açıkladığı projeler arasında Nitelikli Teknik İş Gücü ve İstihdam Merkezi (NİTEM) de bulunuyordu.</p>

<p>Şubat 2026’da yaptığı açıklamada GTÜ Teknopark bünyesinde yaklaşık 150 firmanın faaliyet gösterdiğini; bilişim teknolojilerinin yanı sıra savunma sanayii, mekatronik, kimya ve biyoteknoloji alanlarında da şirketlerin bulunduğunu belirtmişti.</p>

<p>NİTEM kapsamında 12 ayda 100 mühendise eğitim verilmesi ve bunların en az 40’ının istihdama kazandırılması hedefleniyordu.</p>

<p>Haziran 2026’da GTÜ, GTÜ Teknopark ve Gebze Ticaret Odası iş birliğiyle gerçekleştirilen Geleceğin Kadın Girişimcileri Programı ödül töreninde de Çalık, GTÜ Teknopark Genel Müdürü olarak yer almıştı.</p>

<p>Yusuf Çalık’ın eğitim ve kariyer özeti</p>

<ul>
 <li>Gazi Üniversitesi Metalurji Mühendisliği mezunu</li>
 <li>Newcastle Üniversitesi yüksek lisans</li>
 <li>Ulster Üniversitesi doktora</li>
 <li>BOTAŞ – Sözleşme ve Proje Yöneticisi</li>
 <li>TCI Aircraft Interiors</li>
 <li>STFA İnşaat</li>
 <li>TÜBİTAK BİLGEM</li>
 <li>TÜBİTAK BİLGEM Başkan Yardımcısı</li>
 <li>ASFAT – Strateji ve İş Geliştirme Direktörü</li>
 <li>BOTAS Trading – Genel Müdür Yardımcısı</li>
 <li>GTÜ Teknopark A.Ş. – Genel Müdür </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/gtu-teknopark-genel-muduru-dr-yusuf-calik-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 00:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0959.jpeg" type="image/jpeg" length="87877"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Harvard Zirvede, Çin Damga Vurdu: Türkiye’den Sağlık Bilimleri Üniversitesi İlk 100’de]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/harvard-zirvede-cin-damga-vurdu-turkiyeden-saglik-bilimleri-universitesi-ilk-100de</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/harvard-zirvede-cin-damga-vurdu-turkiyeden-saglik-bilimleri-universitesi-ilk-100de" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[CWTS Leiden Ranking 2025’in Biyomedikal ve Sağlık Bilimleri sonuçları küresel araştırma rekabetindeki değişimi ortaya koydu. Harvard dünya birincisi olurken Çin üniversiteleri ilk 10’da güçlü bir ağırlık oluşturdu. Türkiye’den Sağlık Bilimleri Üniversitesi ise dünya 84’üncülüğüyle ilk 100’de yükselişini sürdürdü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Harvard Zirvede, Çin Damga Vurdu: Türkiye’den Sağlık Bilimleri Üniversitesi İlk 100’de</p>

<p>Biyomedikal ve sağlık bilimlerinde dünyanın araştırma açısından öne çıkan üniversiteleri belli oldu. CWTS Leiden Ranking 2025 sonuçları, ABD’nin zirvedeki gücünü korurken Çin üniversitelerinin özellikle ilk sıralarda ulaştığı ağırlığı gözler önüne serdi.</p>

<p>Listenin bir numarası Harvard University oldu. Harvard’ı Çin’den Shanghai Jiao Tong University ve Sichuan University takip etti. Kanada’dan University of Toronto dördüncü, Çin’den Zhejiang University ise beşinci sıraya yerleşti.</p>

<p>Türkiye açısından sıralamanın en dikkat çekici sonucu ise 84’üncü basamakta geldi: Sağlık Bilimleri Üniversitesi (University of Health Sciences, Türkiye), Biyomedikal ve Sağlık Bilimleri alanında dünyanın ilk 100 üniversitesi arasında yer aldı.</p>

<p>İlk 10’da Çin ağırlığı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CWTS Leiden Ranking 2025’in ilk 10 sırası küresel bilim üretimindeki dönüşümü açık biçimde gösteriyor.</p>

<p>Harvard University’nin ardından Shanghai Jiao Tong University, Sichuan University, University of Toronto, Zhejiang University, Fudan University ve Sun Yat-sen University geliyor.</p>

<p>Sekizinci sırada Chinese Academy of Medical Sciences &amp; Peking Union Medical College, dokuzuncu sırada Capital Medical University, 10’uncu sırada ise ABD’den Johns Hopkins University bulunuyor.</p>

<p>Böylece ilk 10 içerisinde Çin’den altı kurum yer alıyor.</p>

<p>Bu durum özellikle biyomedikal ve sağlık bilimlerinde Çin üniversitelerinin bilimsel yayın üretimindeki ölçeğinin geldiği noktayı göstermesi açısından dikkat çekiyor.</p>

<p>Dünyanın köklü tıp ve araştırma merkezleri listede</p>

<p>İlk 100, tıp ve biyomedikal araştırmaların dünyadaki önemli merkezlerinin geniş bir panoramasını sunuyor.</p>

<p>University of Pennsylvania 13’üncü, University of Michigan 15’inci, Stanford University 18’inci ve University of California San Francisco 21’inci sırada.</p>

<p>University College London 25’inci, Duke University 28’inci, Yale University 29’uncu ve Karolinska Institutet 32’nci sırada bulunuyor.</p>

<p>University of Oxford 43’üncü, King’s College London 55’inci, Imperial College London 69’uncu, University of Tokyo 78’inci ve University of Cambridge 82’nci sırada yer alıyor.</p>

<p>Ancak bu sıraları üniversitelerin genel eğitim veya akademik kalitesinin doğrudan karşılaştırması olarak okumamak gerekiyor. Leiden Ranking’in bibliyometrik yapısı nedeniyle sonuçlar kullanılan araştırma göstergelerine göre şekilleniyor.</p>

<p>Türkiye’den Sağlık Bilimleri Üniversitesi dünya 84’üncüsü</p>

<p>Türkiye açısından listenin öne çıkan kurumu Sağlık Bilimleri Üniversitesi oldu.</p>

<p>SBÜ, Biyomedikal ve Sağlık Bilimleri alanında 84’üncü sırada yer alarak dünyanın ilk 100 kurumu arasına yükselişini sürdürdü.</p>

<p>Üstelik üniversitenin listedeki konumu, küresel sıralamanın yoğun rekabetinin görüldüğü bir aralıkta bulunuyor.</p>

<p>SBÜ’nün hemen önünde University of Cambridge 82’nci, National University of Singapore 83’üncü sırada yer alırken; ardından University of Groningen 85’inci, Tehran University of Medical Sciences 86’ncı ve Chang Gung University 87’nci sırada geliyor.</p>

<p>Bu sonuç, özellikle sağlık bilimlerine odaklanmış bir Türk üniversitesinin küresel bibliyometrik araştırma sıralamasında ilk 100 içerisinde bulunması bakımından dikkat çekiyor.</p>

<p>SBÜ 14 basamak yükseldi</p>

<p>Sonucun bir diğer önemli tarafı ise yalnızca ilk 100’e girilmiş olması değil, sıralamadaki yükseliş.</p>

<p>CWTS Leiden Ranking 2024 verilerine göre üniversite, Biyomedikal ve Sağlık Bilimleri alanında bir önceki yıla göre 10 basamak yükselerek dünya 84’üncülüğüne çıktı.</p>

<p>Tüm bilim alanlarının birlikte değerlendirildiği genel sıralamada ise üniversitenin 32 basamak yükselerek dünya 302’nciliğine ulaştığı bildirildi.</p>

<p>Dolayısıyla 84’üncülük, tek yıllık bir sıralama rakamının ötesinde SBÜ’nün bilimsel yayın ve araştırma görünürlüğündeki değişimin izlenebileceği bir gösterge niteliği taşıyor.</p>

<p>SBÜ’nün sağlık ağı araştırma üretiminde önemli</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin Leiden Ranking’deki konumunu değerlendirirken üniversitenin yapısı da önemli.</p>

<p>CWTS’nin kurum profilinde SBÜ ile ilişkilendirilen araştırma ağı içerisinde Ankara Bilkent Şehir Hastanesi, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi, Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi gibi 70’e yakın sağlık kuruluşu görülüyor.</p>

<p>Bu geniş klinik yapı; hasta verisi, klinik araştırmalar, akademik yayınlar ve çok merkezli bilimsel çalışmalar bakımından üniversitenin araştırma üretim kapasitesini anlamak açısından önemli bir arka plan oluşturuyor.</p>

<p>Sıralamanın en çarpıcı mesajlarından biri Çin</p>

<p>Türkiye açısından SBÜ sonucu öne çıksa da küresel tablonun belki de en dikkat çekici yönü Çin.</p>

<p>İlk 100’e Shanghai Jiao Tong, Sichuan, Zhejiang, Fudan, Sun Yat-sen, Peking, Wuhan, Shandong, Tongji ve çok sayıda başka Çin üniversitesi giriyor.</p>

<p>ABD ise Harvard, Johns Hopkins, Pennsylvania, Michigan, Stanford, UCSF, Pittsburgh, Duke, Yale, UCLA, Columbia ve diğer büyük araştırma üniversiteleriyle listenin geniş bölümünde güçlü biçimde temsil ediliyor.</p>

<p>Avrupa’da Karolinska Institutet, Oxford, UCL, King’s College London, Imperial College London, Cambridge, KU Leuven, Heidelberg ve diğer araştırma üniversiteleri öne çıkıyor.</p>

<p>Ortaya çıkan tablo, biyomedikal araştırmaların artık yalnızca ABD ve Batı Avrupa merkezli bir yapı olmadığını; özellikle Çin ve daha geniş Asya coğrafyasının bilimsel üretimde giderek daha görünür hale geldiğini gösteriyor.</p>

<p>Leiden Ranking’i nasıl okumak gerekiyor?</p>

<p>Burada kritik bir ayrım bulunuyor.</p>

<p>CWTS Leiden Ranking, “hangi üniversitede tıp eğitimi daha iyi?” sorusunun doğrudan cevabı değil.</p>

<p>Sıralama ağırlıklı olarak üniversitelerin bilimsel araştırma performansını bibliyometrik göstergeler üzerinden değerlendiriyor. Dolayısıyla öğrenci memnuniyeti, eğitim ortamı, kampüs olanakları veya klinik eğitimin niteliği gibi unsurlar bu sıralamadan doğrudan çıkarılamaz.</p>

<p>Bu nedenle sonuçları “dünyanın en iyi 100 tıp üniversitesi” şeklinde değil, “CWTS Leiden Ranking 2025 Biyomedikal ve Sağlık Bilimleri alanında araştırma performansıyla ilk 100’de yer alan üniversiteler” şeklinde ifade etmek daha doğru.</p>

<p>2025 tablosunun verdiği büyük resim ise net: Harvard zirvedeki yerini alırken Çin, biyomedikal araştırmalardaki büyük ölçeğini listenin üst sıralarına taşıyor; Türkiye ise küresel ilk 100 içerisinde Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile yer alıyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/harvard-zirvede-cin-damga-vurdu-turkiyeden-saglik-bilimleri-universitesi-ilk-100de</guid>
      <pubDate>Sun, 20 Sep 2026 00:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0954.jpeg" type="image/jpeg" length="74725"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Astsubaylıkta Göz Şartları: 1 Numara Miyop, Astigmat ve Gözlük Engel mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/astsubaylikta-goz-sartlari-1-numara-miyop-astigmat-ve-gozluk-engel-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/astsubaylikta-goz-sartlari-1-numara-miyop-astigmat-ve-gozluk-engel-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Astsubaylıkta göz derecesi kaç olmalı? Dış kaynak adaylarda 1,00 diyoptri miyop ve hipermetrop ile astigmat sınırını, gözlük ve renk görme şartlarını inceledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Astsubaylıkta Göz Şartları: 1 Numara Miyop, Astigmat ve Gözlük Engel mi?</p>

<p>Astsubay olmak isteyen adayların sağlık şartları konusunda en fazla araştırdığı konulardan biri göz derecesi.</p>

<p>“1 numara miyop astsubaylığa engel mi?”, “Astigmatı olan astsubay olabilir mi?”, “Gözlük kullananlar elenir mi?” ve “Renk körlüğü astsubaylığa engel mi?” soruları özellikle dış kaynaktan astsubay adaylarının gündeminde.</p>

<p>Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği, dış kaynaktan alınan muvazzaf ve sözleşmeli subay ile astsubay adaylarının sağlık şartlarını ayrıca düzenliyor.</p>

<p>1 NUMARA MİYOP ASTSUBAYLIĞA ENGEL Mİ?</p>

<p>Dış kaynaktan alınan muvazzaf ve sözleşmeli astsubay adaylarında belirli sınırlar içerisinde miyopiye izin veriliyor.</p>

<p>Yönetmeliğe göre her iki gözde görmenin düzeltmeyle ayrı ayrı tam olması şartıyla her bir gözde 1,00 diyoptri dahil miyopi bulunabiliyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle 1,00 diyoptri miyopi, yönetmelikte dış kaynak astsubay adayları için belirtilen sınır içerisinde yer alıyor.</p>

<p>Ancak yalnızca göz numarasının bu sınırda bulunması adayın otomatik olarak sağlık açısından uygun olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Diğer göz ve genel sağlık kriterlerinin de karşılanması gerekiyor.</p>

<p>HİPERMETROP SINIRI KAÇ?</p>

<p>Aynı düzenleme hipermetropi için de bir sınır belirliyor.</p>

<p>Her iki gözde görmenin düzeltmeyle ayrı ayrı tam olması koşuluyla her bir gözde 1,00 diyoptri dahil hipermetropiye izin veriliyor.</p>

<p>Dolayısıyla 1,00 diyoptri sınırı miyopide olduğu gibi hipermetropide de önem taşıyor.</p>

<p>ASTİGMAT ASTSUBAYLIĞA ENGEL Mİ?</p>

<p>Astigmatın bulunması tek başına dış kaynak astsubay adayları açısından otomatik engel anlamına gelmiyor.</p>

<p>Yönetmelikte 1,00 diyoptriyi geçmeyen astigmatizmaya izin veriliyor.</p>

<p>Ancak burada da görmenin düzeltmeyle her iki gözde ayrı ayrı tam olması ve diğer sağlık kriterlerinin karşılanması gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca “astigmatım var” demek adayın sağlık açısından uygun olup olmadığını belirlemek için yeterli değil.</p>

<p>GÖZLÜK KULLANAN ASTSUBAY OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Gözlük kullanmak tek başına astsubaylığa engel değil.</p>

<p>Asıl önemli olan adayın refraksiyon kusurunun yönetmelikte belirtilen sınırlar içerisinde bulunması ve düzeltmeyle görme şartını karşılaması.</p>

<p>Bu nedenle gözlük kullanan bir aday, diğer sağlık şartlarını da taşıması halinde yalnızca gözlük kullandığı için otomatik olarak elenmiş sayılmaz.</p>

<p>RENK KÖRLÜĞÜ ASTSUBAYLIĞA ENGEL Mİ?</p>

<p>Dış kaynaktan alınan subay ve astsubay adaylarında renk görme bozukluğu konusunda yönetmelik açık bir hüküm içeriyor.</p>

<p>Adaylarda diskromatopsi bulunmaması gerekiyor.</p>

<p>Diskromatopsi, renk görme bozukluklarını ifade ediyor.</p>

<p>Bu nedenle renk görme muayenesi dış kaynak astsubay adaylarının göz değerlendirmesinde önemli kriterlerden biri.</p>

<p>İKİ GÖZÜN NUMARASI TOPLANIYOR MU?</p>

<p>Yönetmelikte miyopi ve hipermetropi açısından “her bir gözde” ifadesi kullanılıyor.</p>

<p>Bu nedenle iki gözün derecesini birbiriyle toplayıp tek bir rakam üzerinden değerlendirme yapmak doğru değil.</p>

<p>Örneğin adayın sağ ve sol gözünün refraksiyon değerleri ayrı ayrı değerlendirilir.</p>

<p>Ancak adayın gözlük reçetesindeki rakamlara bakarak kendi başına kesin “geçerim” veya “elenirim” sonucuna ulaşması da doğru değildir.</p>

<p>Sağlık muayenesinde gözün diğer yapıları ve görme fonksiyonları da değerlendirilir.</p>

<p>GÖRMENİN TAM OLMASI NE ANLAMA GELİYOR?</p>

<p>Dış kaynak astsubay adaylarında yönetmelik, görmenin her iki gözde ayrı ayrı tam olmasını şart koşuyor.</p>

<p>Bu görme düzeltmeli veya düzeltmesiz olabilir.</p>

<p>Dolayısıyla yönetmeliğin izin verdiği sınırlar içinde refraksiyon kusuru bulunan aday açısından gözlük veya başka bir optik düzeltmeyle elde edilen görme seviyesi de önem taşıyor.</p>

<p>ASTSUBAY MYO ADAYLARINDA AYNI SINIRLAR MI GEÇERLİ?</p>

<p>Burada önemli bir ayrım yapılmalı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yukarıdaki 1,00 diyoptri hükümleri, yönetmeliğin dış kaynaktan alınan muvazzaf ve sözleşmeli subay ve astsubay adaylarını düzenleyen hükümleri kapsamında değerlendirilmelidir.</p>

<p>Millî Savunma Üniversitesi Astsubay Meslek Yüksekokullarına başvuran adaylar ise askerî öğrenci adayıdır.</p>

<p>Dolayısıyla dış kaynak astsubay adayına uygulanan bir göz sınırının Astsubay Meslek Yüksekokulu adayına otomatik olarak uygulanacağı düşünülmemeli.</p>

<p>Askerî öğrenci adayları kendi sağlık hükümleri ve güncel öğrenci temin kılavuzu kapsamında değerlendirilir.</p>

<p>ASTSUBAY ADAYLARININ BİLMESİ GEREKEN 5 GÖZ ŞARTI</p>

<p>Dış kaynaktan muvazzaf ve sözleşmeli astsubay adayları açısından temel noktalar şöyle özetlenebilir:</p>

<p>Her bir gözde 1,00 diyoptri dahil miyopiye izin verilebiliyor.</p>

<p>Her bir gözde 1,00 diyoptri dahil hipermetropiye izin verilebiliyor.</p>

<p>Astigmatizma 1,00 diyoptriyi geçmemeli.</p>

<p>Her iki gözde görme düzeltmeyle ayrı ayrı tam olmalı.</p>

<p>Renk görme bozukluğu, yani diskromatopsi bulunmamalı.</p>

<p>Ancak bu kriterlerden birini tek başına karşılamak, adayın bütün sağlık muayenesinden geçeceği anlamına gelmez.</p>

<p>Nihai değerlendirme yetkili sağlık kuruluşunda yapılan muayene ve yürürlükteki mevzuat kapsamında gerçekleştirilir.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>0,50 miyop astsubaylığa engel mi?</p>

<p>Dış kaynak astsubay adaylarında yönetmelikteki diğer şartların da sağlanması kaydıyla her bir gözde 1,00 diyoptri dahil miyopiye izin veriliyor. Bu nedenle 0,50 miyopi tek başına sınırın üzerinde değildir.</p>

<p>1,00 miyop astsubaylığa engel mi?</p>

<p>Yönetmelik “1,00 diyoptri dahil” ifadesini kullanıyor. Dolayısıyla dış kaynak adaylarda diğer şartların karşılanması koşuluyla 1,00 diyoptri sınır içerisinde bulunuyor.</p>

<p>1,25 miyop astsubaylığa uygun mu?</p>

<p>1,25 diyoptri, dış kaynak adaylar için ilgili hükümde belirtilen 1,00 diyoptri sınırının üzerindedir. Bununla birlikte kişisel sağlık uygunluğu konusunda nihai değerlendirme yetkili sağlık kurulu tarafından yapılır.</p>

<p>1,00 astigmat astsubaylığa engel mi?</p>

<p>İlgili hüküm 1,00 diyoptriyi geçmeyen astigmatizmaya izin veriyor. Diğer göz ve sağlık kriterlerinin de karşılanması gerekiyor.</p>

<p>Gözlük kullanan astsubay olabilir mi?</p>

<p>Gözlük kullanımı tek başına engel değildir. Refraksiyon kusurunun izin verilen sınırlar içerisinde olması, görmenin gerekli seviyeyi karşılaması ve diğer sağlık şartlarının uygun bulunması gerekir.</p>

<p>ÖNEMLİ UYARI</p>

<p>Bu içerikteki 1,00 diyoptri sınırları dış kaynaktan alınan muvazzaf ve sözleşmeli astsubay adayları için açıklanmıştır. Astsubay Meslek Yüksekokulu askerî öğrenci adayları farklı hükümlere tabi olabilir. Kişisel sağlık uygunluğunda yürürlükteki yönetmelik, başvurulan teminin güncel kılavuzu ve yetkili sağlık kurulu kararı esas alınmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği</p>

<p>Sağlık Yeteneği Yönetmeliği Madde 71</p>

<p>Personel Adaylarının Hastalıklara Göre Değerlendirme Çizelgesi</p>

<p>T.C. Millî Savunma Bakanlığı Personel Temin Sistemi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/astsubaylikta-goz-sartlari-1-numara-miyop-astigmat-ve-gozluk-engel-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 21:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0943.jpeg" type="image/jpeg" length="30365"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Astsubay Adaylarında Sağlık Muayenesi: Gözden Psikiyatriye Kriterler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/astsubay-adaylarinda-saglik-muayenesi-gozden-psikiyatriye-kriterler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/astsubay-adaylarinda-saglik-muayenesi-gozden-psikiyatriye-kriterler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Astsubay olmak için hangi sağlık şartları aranıyor? Göz derecesi, renk körlüğü, psikiyatri, boy-kilo, ortopedi ve diğer hastalıkların nasıl değerlendirildiğini inceledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Astsubay Olmak İçin Sağlık Şartları 2026: Hangi Hastalıklar Engel?</p>

<p>Astsubay olmak isteyen adayların en fazla araştırdığı konuların başında sağlık şartları geliyor.</p>

<p>“Gözlük kullanan astsubay olabilir mi?”, “Astsubaylıkta göz derecesi kaç olmalı?”, “Renk körlüğü engel mi?”, “Psikiyatri geçmişi sorun olur mu?”, “Skolyoz astsubaylığa engel mi?” ve “Boy-kilo sınırı nedir?” soruları adayların yanıt aradığı başlıklar arasında.</p>

<p>Astsubay adaylarının sağlık durumları Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği kapsamında değerlendiriliyor.</p>

<p>Ancak kritik bir ayrıntı var:</p>

<p>Astsubay Meslek Yüksekokuluna girecek askerî öğrenci adayı ile dış kaynaktan muvazzaf veya sözleşmeli astsubay adayı aynı statüde değerlendirilmemeli.</p>

<p>Adayın hangi temin türüne başvurduğu, sağlık şartlarının belirlenmesinde önem taşıyor.</p>

<p>DIŞ KAYNAKTAN ASTSUBAY ADAYLARINDA HANGİ ŞARTLAR ARANIYOR?</p>

<p>Dış kaynaktan alınan subay ve astsubay adaylarının sağlık şartları yönetmeliğin 71. maddesinde ayrıca düzenleniyor.</p>

<p>Muayenelerin sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşlarında yapılması gerekiyor.</p>

<p>Adaylarda renk görme bozukluğu, yani diskromatopsi bulunmaması gerekiyor.</p>

<p>Görmenin her iki gözde ayrı ayrı, düzeltmeli veya düzeltmesiz tam olması şartı aranıyor.</p>

<p>Ayrıca adayların ruh sağlığı ve hastalıkları açısından tam sağlam olması gerekiyor.</p>

<p>Yönetmelikte hava yolu hastalıkları açısından da ayrıca bir sınırlama bulunuyor.</p>

<p>ASTSUBAYLIKTA GÖZ DERECESİ KAÇ OLABİLİR?</p>

<p>Göz şartları adayların en çok merak ettiği konulardan biri.</p>

<p>Dış kaynaktan alınan muvazzaf ve sözleşmeli astsubay adaylarında, yönetmelikteki diğer şartların da karşılanması kaydıyla belirli refraksiyon kusurlarına izin veriliyor.</p>

<p>Her iki gözde görmenin düzeltmeyle ayrı ayrı tam olması şartıyla;</p>

<p>her bir gözde 1,00 diyoptri dahil olmak üzere miyopi,</p>

<p>her bir gözde 1,00 diyoptri dahil olmak üzere hipermetropi,</p>

<p>1,00 diyoptriyi geçmeyen astigmatizma</p>

<p>bulunabilmesi yönetmelikte düzenleniyor.</p>

<p>Burada özellikle “her bir göz” ifadesine dikkat edilmeli.</p>

<p>Adayların iki gözün numaralarını toplayarak kendi kendilerine uygunluk hesabı yapmaları doğru değil.</p>

<p>Ayrıca göz numarasının sınırlar içerisinde bulunması tek başına yeterli değil. Görmenin her iki gözde ayrı ayrı tam olması ve yönetmelikte belirtilen diğer göz şartlarının da karşılanması gerekiyor.</p>

<p>RENK KÖRLÜĞÜ ASTSUBAYLIĞA ENGEL Mİ?</p>

<p>Dış kaynaktan alınan subay ve astsubay adayları açısından yönetmeliğin 71. maddesi oldukça açık bir hüküm içeriyor:</p>

<p>Adaylarda diskromatopsi bulunmaması gerekiyor.</p>

<p>Diskromatopsi, renkleri normal biçimde ayırt etme yeteneğindeki bozuklukları ifade ediyor.</p>

<p>Dolayısıyla dış kaynaktan muvazzaf veya sözleşmeli astsubay adayının renk görme değerlendirmesi sağlık muayenesinin önemli bölümlerinden biri.</p>

<p>GÖZLÜK KULLANAN ASTSUBAY OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Gözlük kullanmak tek başına astsubaylığa engel şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<p>Yönetmelik belirli sınırlar içindeki miyopi, hipermetropi ve astigmatizmaya izin veriyor.</p>

<p>Ancak adayın görmesinin düzeltmeyle her iki gözde ayrı ayrı tam olması ve diğer göz sağlığı kriterlerini karşılaması gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca “gözlük kullanıyorum” bilgisinden hareketle adayın uygun veya uygun olmadığı söylenemez.</p>

<p>PSİKİYATRİ GEÇMİŞİ ASTSUBAYLIĞA ENGEL Mİ?</p>

<p>Ruh sağlığı değerlendirmesi astsubay adayları açısından özellikle önemli.</p>

<p>Dış kaynaktan alınan subay ve astsubay adaylarının ruh sağlığı ve hastalıkları açısından tam sağlam olması yönetmelikte açıkça aranıyor.</p>

<p>Ancak adayın geçmişindeki tek bir doktor başvurusu veya tek başına bir ilaç ismi üzerinden kişisel uygunluk kararı vermek doğru olmaz.</p>

<p>Tanı, tedavi geçmişi, mevcut sağlık durumu ve sağlık kurulunun değerlendirmesi birlikte önem taşır.</p>

<p>ASTIM VE SOLUNUM HASTALIKLARI ASTSUBAYLIĞA ENGEL Mİ?</p>

<p>Yönetmeliğin 71. maddesinde solunum sistemi açısından da özel bir düzenleme bulunuyor.</p>

<p>Dış kaynaktan alınan subay ve astsubay adaylarında Hastalıklar Listesinin hava yolu hastalıklarını düzenleyen 47’nci maddesinin A dilimi kapsamında hastalık bulunmaması gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle astım ve diğer hava yolu hastalıkları astsubay adaylarının sağlık muayenesinde özellikle değerlendirilmesi gereken başlıklardan biri.</p>

<p>SKOLYOZ ASTSUBAYLIĞA ENGEL Mİ?</p>

<p>Skolyoz, kifoz, omurga sorunları, geçirilmiş kırıklar, eklem hareket kısıtlılıkları ve diğer ortopedik hastalıklar da yönetmeliğin hastalık listeleri ve aday değerlendirme çizelgesi kapsamında değerlendiriliyor.</p>

<p>Burada yalnızca “skolyoz var” veya “bel fıtığı var” denilerek kesin sonuç çıkarmak doğru değil.</p>

<p>Hastalığın derecesi, oluşturduğu fonksiyon kaybı, görüntüleme bulguları ve ilgili değerlendirme çizelgesindeki karşılığı önem taşıyor.</p>

<p>BOY VE KİLO ŞARTI VAR MI?</p>

<p>Astsubay adaylarında fiziki değerlendirme de seçim sürecinin önemli parçalarından biri.</p>

<p>Boy ve vücut ağırlığı açısından yönetmelik ve ilgili personel temin kılavuzunda belirtilen kriterler esas alınıyor.</p>

<p>Bu nedenle adayların yalnızca önceki yıllarda internette yayımlanmış boy-kilo tablolarına güvenmemesi gerekiyor.</p>

<p>Başvurulan dönemin güncel personel temin kılavuzundaki tablo esas alınmalı.</p>

<p>AMELİYAT GEÇİREN ASTSUBAY OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Geçirilmiş bir ameliyatın bulunması tek başına bütün adaylar için otomatik ret anlamına gelmez.</p>

<p>Ameliyatın nedeni, mevcut anatomik durum, kalıcı sekel veya fonksiyon kaybı bulunup bulunmadığı ve ortaya çıkan sağlık durumunun yönetmelikteki karşılığı değerlendirilir.</p>

<p>Örneğin geçirilmiş ortopedik bir ameliyatta yalnızca ameliyat öyküsü değil, kişinin mevcut hareket ve fonksiyon durumu önem taşıyabilir.</p>

<p>ASTSUBAY MYO ADAYLARI İLE DIŞ KAYNAKTAN ASTSUBAY ADAYLARI AYNI MI?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Bu ayrım sağlık şartlarını araştırırken özellikle dikkate alınmalı.</p>

<p>Millî Savunma Üniversitesi Astsubay Meslek Yüksekokullarına başvuranlar askerî öğrenci adayıdır.</p>

<p>Üniversite veya yükseköğretim mezunları arasından yapılan dış kaynak muvazzaf ya da sözleşmeli astsubay teminleri ise farklı bir personel temin sürecidir.</p>

<p>Bu nedenle dış kaynak astsubay adayları için düzenlenen 71’inci madde hükümlerindeki bir rakam veya kriter, hiçbir kontrol yapılmadan askerî öğrenci adaylarına uygulanmamalıdır.</p>

<p>Aday öncelikle hangi statüde başvurduğunu belirlemeli ve o statü için yayımlanan güncel kılavuz ile Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin ilgili hükümlerini birlikte incelemelidir.</p>

<p>SAĞLIK RAPORUNU NEREDEN ALMAK GEREKİYOR?</p>

<p>Dış kaynaktan alınan subay ve astsubay adaylarının muayeneleri sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşlarında yapılıyor.</p>

<p>Dolayısıyla adayın kendi seçtiği herhangi bir hastaneden aldığı raporun personel temin sürecinde otomatik olarak geçerli olacağı düşünülmemeli.</p>

<p>Adaylar resmi sevk ve personel temin kılavuzundaki sağlık işlemlerini takip etmeli.</p>

<p>ASTSUBAYLIĞA HANGİ HASTALIKLAR ENGEL?</p>

<p>Bu sorunun bütün adaylar için geçerli tek satırlık bir cevabı yok.</p>

<p>Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinde hastalıklar sistemler ve maddeler halinde sınıflandırılıyor. Ayrıca Personel Adaylarının Hastalıklara Göre Değerlendirme Çizelgesinde aday kategorilerine göre değerlendirmeler bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle hastalığın yalnızca adına değil;</p>

<p>hastalığın derecesine,</p>

<p>mevcut bulgulara,</p>

<p>fonksiyon kaybına,</p>

<p>adayın temin şekline,</p>

<p>başvurduğu sınıf veya branşa,</p>

<p>yönetmelikteki ilgili hastalık maddesine</p>

<p>bakılması gerekiyor.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>1 numara miyop astsubaylığa engel mi?</p>

<p>Dış kaynaktan muvazzaf veya sözleşmeli astsubay adaylarında yönetmeliğin diğer şartları da karşılanmak kaydıyla her bir gözde 1,00 diyoptri dahil miyopiye izin veriliyor. Her iki gözün görmesinin düzeltmeyle ayrı ayrı tam olması gerekiyor.</p>

<p>1 numara hipermetrop astsubaylığa engel mi?</p>

<p>Dış kaynak adaylarda yine diğer şartların karşılanması ve görmenin her iki gözde ayrı ayrı tam olması kaydıyla her bir gözde 1,00 diyoptri dahil hipermetropi yönetmelikte kabul edilen sınır içinde yer alıyor.</p>

<p>Astigmat astsubaylığa engel mi?</p>

<p>Dış kaynak muvazzaf/sözleşmeli astsubay adaylarında diğer şartların da sağlanması koşuluyla 1,00 diyoptriyi geçmeyen astigmatizmaya izin veriliyor.</p>

<p>Renk körlüğü astsubaylığa engel mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yönetmeliğin dış kaynaktan alınan subay ve astsubay adaylarını düzenleyen 71’inci maddesinde adaylarda diskromatopsi bulunmaması şartı açıkça yer alıyor.</p>

<p>Psikiyatri geçmişi olan astsubay olabilir mi?</p>

<p>Yönetmelik dış kaynak subay ve astsubay adaylarında ruh sağlığı ve hastalıkları açısından tam sağlamlık arıyor. Bireysel sağlık geçmişinin nasıl değerlendirileceği ise tanı, tedavi ve resmi sağlık kurulu incelemesine bağlıdır.</p>

<p>ÖNEMLİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel sağlık uygunluğu kararı değildir. Astsubay adayının sağlık açısından uygunluğunda başvurduğu temin türü, güncel personel temin kılavuzu, yürürlükteki Sağlık Yeteneği Yönetmeliği ve yetkili sağlık kurulunun kararı esas alınmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yeteneği Yönetmeliği</p>

<p>Sağlık Yeteneği Yönetmeliği Madde 71 – Dış Kaynaktan Alınan Subay ve Astsubay Adaylarının Sağlık Yetenekleri</p>

<p>Personel Adaylarının Hastalıklara Göre Değerlendirme Çizelgesi</p>

<p>T.C. Millî Savunma Bakanlığı Personel Temin Sistemi</p>

<p>Millî Savunma Üniversitesi – Askerî Öğrenci Temin Süreci</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/astsubay-adaylarinda-saglik-muayenesi-gozden-psikiyatriye-kriterler</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 21:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0942.jpeg" type="image/jpeg" length="21016"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Et Beni Nedir, Neden Çıkar? Et Benleri Hakkında Bilmeniz Gerekenler]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/et-beni-nedir-neden-cikar-et-benleri-hakkinda-bilmeniz-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/et-beni-nedir-neden-cikar-et-benleri-hakkinda-bilmeniz-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Et benleri çoğunlukla zararsız cilt oluşumlarıdır ve özellikle boyun, koltuk altı ile deri kıvrımlarında görülür. Ancak büyüyen, ağrıyan veya kanayan oluşumların değerlendirilmesi gerekir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Et Beni Nedir, Neden Çıkar? Et Benleri Hakkında Bilmeniz Gerekenler</p>

<p>Boyunda, koltuk altında veya göz kapağında fark edilen küçük, yumuşak ve bazen ince bir sapla deriye bağlı çıkıntılar çoğu zaman “et beni” olarak adlandırılır. Tıptaki adı akrokordon olan bu oluşumlar iyi huyludur ve çoğunlukla tedavi gerektirmez.</p>

<p>Et benlerinin özellikle derinin birbirine veya giysilere sürtündüğü bölgelerde ortaya çıkması dikkat çeker. Boyun, koltuk altları, kasıklar, meme altları ve göz kapakları sık görüldükleri yerler arasındadır. Ancak her çıkıntının et beni olduğu varsayılmamalıdır.</p>

<p>Et beni nasıl görünür?</p>

<p>Et benleri genellikle yumuşak yapıdadır. Ten renginde olabilecekleri gibi deriden biraz daha koyu, pembe veya tahriş olduğunda kırmızı görünebilirler.</p>

<p>Bazıları deriye geniş bir yüzeyle bağlıyken bazıları ince bir sap üzerinden dışarı doğru uzanır. Çoğu küçüktür ve herhangi bir ağrıya yol açmaz.</p>

<p>Et benleri neden çıkar?</p>

<p>Et benlerinin neden oluştuğunu tek bir mekanizmayla açıklamak mümkün değildir. Bununla birlikte deri yüzeylerinin birbirine sürtündüğü bölgelerde daha sık görülmeleri, mekanik sürtünmenin gelişimlerinde etkili olabileceğini düşündürür.</p>

<p>Amerikan Dermatoloji Akademisi; fazla kilo, gebelik ve gevşek deri nedeniyle deri kıvrımlarında sürtünmenin artmasının et beni oluşumuyla ilişkili olabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Ailede et beni bulunması da olasılığı artırabilir. Yaş ilerledikçe daha sık görülmeleri de bilinen özellikleri arasındadır.</p>

<p>Et beni ile diyabet arasında bağlantı var mı?</p>

<p>Et benlerinin özellikle çok sayıda bulunması ile insülin direnci, tip 2 diyabet ve metabolik sendrom arasında ilişki bildirilmiştir. Amerikan Dermatoloji Akademisi de diyabet veya metabolik sendromu bulunan kişilerde et beni gelişme olasılığının daha yüksek olabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrım var: Bir kişide et beni bulunması, tek başına diyabet veya insülin direnci olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Et beni kanser midir?</p>

<p>Gerçek bir et beni iyi huylu, yani kanser olmayan bir cilt oluşumudur. Et benlerinin kendisi cilt kanseri olarak değerlendirilmez.</p>

<p>Asıl sorun, kişinin et beni sandığı oluşumun başka bir cilt lezyonu olabilmesidir. Benler, siğiller, seboreik keratozlar ve bazı cilt kanserleri zaman zaman et benine benzeyebilir.</p>

<p>Bu nedenle yeni ortaya çıkan ve alışılmış et benlerinden farklı görünen oluşumları kişinin kendi kendine teşhis etmesi doğru değildir.</p>

<p>Et beni mi siğil mi?</p>

<p>Et benleri çoğunlukla yumuşaktır ve bazen ince bir sapla deriden dışarı doğru uzanır. Siğiller ise genellikle daha sert ve pürüzlü bir yüzeye sahiptir.</p>

<p>Görünüm her zaman bu kadar tipik olmayabilir. Özellikle alışılmadık renkte, şekilde veya büyüklükteki bir oluşumun ne olduğundan emin olunamıyorsa dermatoloji değerlendirmesi en güvenli yaklaşımdır.</p>

<p>Et benleri bulaşıcı mı?</p>

<p>Et benleri siğiller gibi bulaşıcı bir enfeksiyon değildir. Bir kişiden diğerine dokunmayla geçen cilt oluşumları olarak kabul edilmezler.</p>

<p>Aynı kişide zaman içinde yeni et benlerinin ortaya çıkması ise “yayıldıkları” anlamına gelmez. Yeni oluşumlar, kişinin et beni geliştirmesine yol açan aynı yatkınlık ve çevresel faktörlerle ilişkili olabilir.</p>

<p>Et benini koparmak güvenli mi?</p>

<p>Et beninin makasla kesilmesi, koparılması, yakılması veya benzer yöntemlerle evde çıkarılmaya çalışılması önerilmez.</p>

<p>Bunun birkaç nedeni vardır. Et beni kan damarları içerebilir ve kesildiğinde kanayabilir. Evde yapılan müdahaleler enfeksiyon, yara izi ve çevredeki sağlıklı deride hasar oluşturabilir.</p>

<p>Daha önemli bir risk ise kişinin et beni sandığı oluşumun aslında başka bir cilt lezyonu olmasıdır. Böyle bir oluşumu evde ortadan kaldırmaya çalışmak doğru tanının gecikmesine neden olabilir.</p>

<p>Amerikan Dermatoloji Akademisi evde et beni çıkarmak amacıyla satılan ürünlerin kullanılmasını önermiyor. Cleveland Clinic de evde uygulanan yöntemlerde kanama, enfeksiyon, tahriş, yara izi ve yanlış lezyona müdahale risklerine dikkat çekiyor.</p>

<p>Elma sirkesi veya çay ağacı yağı işe yarar mı?</p>

<p>İnternette et benlerini düşürmek amacıyla elma sirkesi, çay ağacı yağı ve çeşitli kimyasal ürünlerin kullanılması önerilebiliyor.</p>

<p>Bu yöntemlerin güvenli ve etkili olduğuna ilişkin yeterli klinik kanıt bulunmuyor. Üstelik bazı maddeler tahriş, alerjik kontakt dermatit veya kimyasal yanık gibi cilt sorunlarına yol açabilir.</p>

<p>Siğil ilacı et benine sürülür mü?</p>

<p>Et beni ile siğil aynı oluşum değildir. Amerikan Dermatoloji Akademisi, siğil giderici ürünlerin et benlerinde kullanılmaması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Siğiller için kullanılan güçlü kimyasal maddeler daha yumuşak yapıdaki et beninin çevresindeki sağlıklı deriye zarar verebilir ve tahriş ya da yara izi oluşturabilir.</p>

<p>Et beni nasıl alınır?</p>

<p>Et beni herhangi bir sorun oluşturmuyorsa çoğunlukla çıkarılması gerekmez. Giysiye veya takıya takılması, sürekli tahriş olması, kanaması ya da göz kapağındaki bir et beninin görmeyi etkilemesi durumunda çıkarılması düşünülebilir.</p>

<p>Dermatologlar et beninin özelliklerine ve bulunduğu bölgeye göre farklı yöntemler kullanabilir.</p>

<p>Kriyoterapide oluşum çok düşük sıcaklıkla dondurulur. Elektrokoter veya elektrodessikasyon yöntemlerinde kontrollü elektrik enerjisinden yararlanılır. Uygun et benleri steril cerrahi makas veya benzeri bir aletle de çıkarılabilir.</p>

<p>Hangi yöntemin kullanılacağı et beninin büyüklüğüne, konumuna ve kişinin cilt özelliklerine göre belirlenir.</p>

<p>Et beni alındıktan sonra tekrar çıkar mı?</p>

<p>Tamamen çıkarılmış bir et beninin aynı noktadan yeniden büyümesi beklenen bir durum değildir. Ancak kişinin et beni geliştirme eğilimi devam ediyorsa vücudun başka bölgelerinde zaman içinde yeni et benleri oluşabilir.</p>

<p>Bu nedenle yeni et benlerinin çıkması, daha önce yapılan işlemin başarısız olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Et beni ne zaman doktora gösterilmeli?</p>

<p>Uzun süredir değişmeden duran, tipik görünümlü ve şikâyete neden olmayan bir et beni çoğunlukla tıbbi müdahale gerektirmez.</p>

<p>Buna karşılık şu değişikliklerde değerlendirme uygun olur:</p>

<p>Oluşumun belirgin şekilde büyümesi</p>

<p>Kendiliğinden veya tekrarlayan biçimde kanaması</p>

<p>Yeni başlayan ağrı oluşturması</p>

<p>Görünümünün diğer et benlerinden belirgin biçimde farklı olması</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ne olduğundan emin olunamaması</p>

<p>Kısa zamanda çok sayıda yeni oluşum ortaya çıkması</p>

<p>Bu belirtiler mutlaka ciddi bir hastalık olduğu anlamına gelmez. Ama özellikle tanısı belirsiz bir cilt oluşumunun evde çıkarılması yerine sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilmesi daha güvenlidir.</p>

<p>Et benlerini önlemek mümkün mü?</p>

<p>Et benlerini tamamen engellemenin kanıtlanmış bir yöntemi bulunmuyor. Derinin birbirine veya kıyafet ve takılara sürekli sürtündüğü alanların azaltılması bazı kişilerde tahrişi azaltabilir ancak bunun et benlerini kesin olarak önleyeceği söylenemez.</p>

<p>En önemli nokta, tipik bir et beninin genellikle zararsız olduğunu bilmek ve şüpheli bir cilt oluşumunu yalnızca görünüşüne bakarak et beni kabul etmemektir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel tanı veya tedavi önerisi değildir. Yeni gelişen, büyüyen, ağrıyan, kanayan veya görünümü değişen cilt oluşumları için sağlık profesyoneline başvurulmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>American Academy of Dermatology Association — Skin Tags: Why They Develop, and How to Remove Them</p>

<p>American Academy of Dermatology Association — 5 Reasons to See a Dermatologist for Mole, Skin Tag Removal</p>

<p>Cleveland Clinic — Skin Tags (Acrochordons): Causes, Locations, Treatment</p>

<p>Cleveland Clinic — How to Get Rid of Skin Tags, 2026</p>

<p>NHS — Skin Tags, 2026</p>

<p>WebMD — The Truth About Skin Tags </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/et-beni-nedir-neden-cikar-et-benleri-hakkinda-bilmeniz-gerekenler</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 21:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0941.jpeg" type="image/jpeg" length="71380"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vitiligo Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir? Cilt Rengi Geri Gelebilir mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/vitiligo-neden-olur-nasil-tedavi-edilir-cilt-rengi-geri-gelebilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/vitiligo-neden-olur-nasil-tedavi-edilir-cilt-rengi-geri-gelebilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vitiligo, bağışıklık sisteminin pigment üreten melanositleri hedef aldığı kronik bir hastalıktır. Kesin bir tedavisi olmasa da kremler, fototerapi ve yeni tedavilerle yeniden pigment oluşumu sağlanabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Vitiligo Neden Olur, Nasıl Tedavi Edilir? Cilt Rengi Geri Gelebilir mi?</p>

<p>Vitiligo, deriye rengini veren melanositlerin kaybı sonucunda süt beyazı, belirgin sınırlı alanların ortaya çıktığı kronik bir pigment hastalığıdır. Günümüzde hastalığın temelinde bağışıklık sisteminin melanositleri hedef aldığı otoimmün bir süreç bulunduğu kabul ediliyor.</p>

<p>Vitiligonun bugün için hastalığı kesin ve kalıcı biçimde ortadan kaldıran tek bir tedavisi bulunmuyor. Ancak bu, “vitiligonun tedavisi yok” anlamına gelmiyor. Hastalığın yayılmasını kontrol altına almak ve bazı bölgelerde yeniden pigment oluşmasını sağlamak mümkün olabiliyor. Tedavi başarısı lekenin yerine, hastalığın süresine, aktivitesine, vitiligo tipine ve kişiden kişiye değişen başka faktörlere bağlı.</p>

<p>Vitiligo nedir?</p>

<p>Normal cilt renginin oluşmasında melanosit adı verilen hücreler önemli rol oynar. Bu hücreler melanin pigmentini üretir.</p>

<p>Vitiligoda işlevsel melanositler azalır veya kaybolur. Bunun sonucunda deri pigmentini kaybeder ve karakteristik beyaz alanlar ortaya çıkar.</p>

<p>Lekeler vücudun hemen her bölgesinde gelişebilir. Eller, ayaklar, kollar ve yüz sık etkilenen bölgeler arasındadır. Saç, kaş, kirpik veya sakal gibi kıllarda da beyazlaşma meydana gelebilir.</p>

<p>Vitiligo neden olur?</p>

<p>Vitiligonun tek bir nedeni yoktur.</p>

<p>Mevcut bilimsel kanıtlar özellikle nonsegmental vitiligoda otoimmün mekanizmayı güçlü biçimde destekliyor. Bağışıklık sisteminin bazı hücreleri ve sinyal yolları melanositleri hedef alan sürecin oluşmasına katkıda bulunuyor.</p>

<p>Genetik yatkınlık da önem taşıyor. Vitiligo bazı ailelerde daha sık görülebiliyor ancak ailesinde vitiligo bulunan herkes hastalığı geliştirmiyor.</p>

<p>Şiddetli güneş yanığı veya başka cilt travmalarının bazı kişilerde yeni lezyonların ortaya çıktığı bölgelerle ilişkili olabildiği biliniyor. Bu durum Koebner fenomeni olarak adlandırılıyor.</p>

<p>Dolayısıyla vitiligoyu yalnızca “stres yaptı” veya “vitamin eksikliğinden oldu” şeklinde açıklamak bilimsel açıdan doğru değil.</p>

<p>Vitiligo bulaşıcı mı?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Vitiligo bir enfeksiyon değildir ve kişiden kişiye bulaşmaz. Dokunmak, aynı eşyaları kullanmak veya yakın temasta bulunmak vitiligoyu bulaştırmaz.</p>

<p>Ciltteki her beyaz leke vitiligo mudur?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Cilt renginin açılmasına veya beyaz lekelerin oluşmasına yol açabilen başka dermatolojik durumlar da vardır. Bu nedenle yalnızca görüntüye bakarak kişinin kendi kendine vitiligo tanısı koyması doğru değildir.</p>

<p>Dermatolog çoğu vakada deri muayenesiyle tanıya yaklaşabilir. Gerektiğinde Wood lambasıyla inceleme yapılabilir. Bazı hastalarda eşlik eden otoimmün hastalıklar açısından ek değerlendirme veya kan testleri gerekebilir.</p>

<p>Vitiligo ile tiroid hastalıkları arasında ilişki var mı?</p>

<p>Vitiligosu olan kişilerde bazı başka otoimmün hastalıkların görülme olasılığı artabilir.</p>

<p>Bunların arasında özellikle otoimmün tiroid hastalıkları bulunur. Tip 1 diyabet, pernisiyöz anemi ve bazı diğer otoimmün hastalıklarla da birliktelik görülebilir.</p>

<p>Ancak vitiligosu olan herkesin başka bir otoimmün hastalığı olduğu anlamına gelmez. Hangi testlerin gerekli olduğuna kişinin belirtileri, öyküsü ve klinik değerlendirmesi doğrultusunda hekim karar vermelidir.</p>

<p>Vitiligo tedavi edilebilir mi?</p>

<p>Vitiligo tedavisinde iki temel hedef vardır: aktif hastalıkta yeni pigment kaybını durdurmak veya yavaşlatmak ve mümkün olduğunda beyaz alanlarda yeniden pigment oluşmasını sağlamak.</p>

<p>Tedavi kişiye göre planlanır.</p>

<p>Topikal kortikosteroidler belirli hastalarda kullanılabilir. Özellikle yüz gibi bazı bölgelerde topikal kalsinörin inhibitörleri de dermatologların kullandığı seçenekler arasındadır.</p>

<p>Daha yaygın hastalıkta dar bant UVB (NB-UVB) fototerapisi önemli tedavi seçeneklerinden biridir.</p>

<p>Uzun süredir stabil olan ve uygun özellikleri taşıyan bazı hastalarda cerrahi pigmentasyon yöntemleri de değerlendirilebilir.</p>

<p>Yeni seçenek: Ruxolitinib krem</p>

<p>Vitiligo tedavisindeki önemli gelişmelerden biri JAK inhibitörlerinin kullanıma girmesi oldu.</p>

<p>Ruxolitinib, JAK1 ve JAK2 adlı hücresel sinyal proteinlerini inhibe eden bir ilaçtır. Topikal ruxolitinib krem, ABD Gıda ve İlaç Dairesi tarafından 12 yaş ve üzerindeki nonsegmental vitiligo hastalarında repigmentasyon amacıyla onaylanan ilk ilaç oldu.</p>

<p>İki Faz III çalışmada toplam 674 hasta değerlendirildi. Çalışmaların 24. haftasında ruxolitinib kullanan hastaların yaklaşık yüzde 30'u yüz bölgesindeki pigment kaybında başlangıca göre en az yüzde 75 iyileşme ölçütüne ulaştı. Kontrol gruplarında bu oran yaklaşık yüzde 7-11 düzeyindeydi.</p>

<p>Tedaviye devam eden hastalarda 52. haftaya kadar yanıtların artabildiği görüldü.</p>

<p>Bu sonuçlar bütün hastalarda aynı derecede pigment geri dönüşü olacağı anlamına gelmiyor. İlaçların endikasyonu, erişilebilirliği ve ruhsat durumu ülkelere göre de farklılık gösterebilir.</p>

<p>Cilt rengi tamamen geri gelebilir mi?</p>

<p>Bazı hastalarda belirgin repigmentasyon sağlanabilir. Ancak sonuçlar kişiden kişiye ve vücudun farklı bölgelerine göre önemli ölçüde değişebilir.</p>

<p>Özellikle yüz ve boyun bölgesi genellikle tedaviye daha iyi yanıt verebilirken el ve ayak uçları daha dirençli olabilir.</p>

<p>Bir diğer önemli nokta zamandır.</p>

<p>Pigmentin yeniden oluşması yavaş bir biyolojik süreçtir. Bazı tedavilerin etkisini değerlendirmek için aylar gerekebilir. Bu nedenle birkaç haftada sonuç alınmaması tedavinin mutlaka başarısız olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Vitiligo tekrarlar mı?</p>

<p>Olabilir.</p>

<p>Başarılı repigmentasyondan sonra bazı bölgelerde yeniden pigment kaybı gelişebilir. 2026 yılında yayımlanan uluslararası konsensüste “relaps”, daha önce kendiliğinden veya tedaviyle yeniden pigment kazanmış bir bölgede pigmentin tekrar kaybedilmesi olarak tanımlandı.</p>

<p>Aynı konsensüs vitiligonun şiddetini değerlendirirken yalnızca vücudun ne kadarının etkilendiğine bakılmasının yeterli olmadığını da vurguladı.</p>

<p>Hastalığın yayılması, yüz gibi görünür bölgelerin etkilenmesi ve kişinin psikososyal yaşamındaki yükü de değerlendirmeye katılmalı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vitiligo psikolojik olarak da etkileyebilir</p>

<p>Vitiligo fiziksel olarak çoğunlukla ağrılı bir hastalık değildir ancak görünür olması nedeniyle yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyebilir.</p>

<p>Özellikle yüz ve ellerdeki değişiklikler bazı kişilerde özgüven kaybı, sosyal çekilme, damgalanma hissi, kaygı veya depresif belirtilerle ilişkili olabilir.</p>

<p>Bu nedenle vitiligo yalnızca kozmetik bir sorun olarak görülmemelidir. 2026 uluslararası konsensüsü de psikolojik sıkıntı ve damgalanmayı hastalık şiddetinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken önemli ölçütler arasında sayıyor.</p>

<p>Güneşten korunmak neden önemli?</p>

<p>Pigmentini kaybetmiş bölgelerde melanin koruması azaldığından güneş yanığı riski artar.</p>

<p>Güneşten korunmak aynı zamanda normal deri ile depigmente alan arasındaki renk kontrastının belirginleşmesini azaltmaya yardımcı olabilir. Güneş koruyucu ürünler, uygun giysiler ve aşırı UV maruziyetinden kaçınma günlük bakımın önemli parçalarıdır.</p>

<p>Solaryum ise vitiligo için tıbbi fototerapinin alternatifi değildir.</p>

<p>Ne zaman dermatoloğa başvurulmalı?</p>

<p>Yeni ortaya çıkan veya giderek büyüyen beyaz lekeler dermatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.</p>

<p>Özellikle son aylarda çok sayıda yeni lekenin oluşması veya mevcut lekelerin hızla genişlemesi hastalığın aktif olduğunu düşündürebilir. 2026 uluslararası konsensüsü, son üç ayda çok sayıda yeni depigmente lekenin ortaya çıkmasını veya mevcut alanların belirgin genişlemesini hızla ilerleyen vitiligo açısından önemli kabul ediyor.</p>

<p>Erken değerlendirme hem doğru tanının konulması hem de aktif hastalıkta uygun tedavi stratejisinin belirlenmesi açısından önem taşır.</p>

<p>Vitiligoda tedavi dönemi değişiyor</p>

<p>Vitiligo yıllarca çoğunlukla kozmetik bir pigment problemi olarak değerlendirildi. Günümüzde ise hastalığın otoimmün biyolojisi çok daha iyi anlaşılıyor.</p>

<p>JAK-STAT sinyal yolunun hastalıktaki rolünün ortaya çıkarılması ve hedefe yönelik tedavilerin geliştirilmesi bunun önemli örneklerinden biri.</p>

<p>Bununla birlikte vitiligoda tek bir tedavinin herkese uygun olmadığı unutulmamalı. Hastalığın tipi, yaygınlığı, aktif olup olmadığı, etkilenen bölge, yaş ve kişinin tedaviden beklentileri birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>En önemli değişimlerden biri ise belki de bakış açısında yaşanıyor: Vitiligo artık yalnızca “beyaz lekelerin yüzdesiyle” ölçülen bir hastalık olarak değerlendirilmiyor. Hastalığın görünürlüğü, ilerlemesi ve kişinin yaşamındaki etkisi de klinik tablonun bir parçası kabul ediliyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI<br />
Bu içerik genel sağlık bilgilendirmesi amacıyla hazırlanmıştır; tanı veya kişiye özel tedavi önerisi değildir. Ciltte yeni veya ilerleyen pigment kaybında dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır. Reçeteli ilaçlar ve fototerapi yalnızca uygun tıbbi değerlendirme sonrasında kullanılmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR<br />
National Institute of Arthritis and Musculoskeletal and Skin Diseases (NIAMS) – Vitiligo<br />
National Institute of Arthritis and Musculoskeletal and Skin Diseases (NIAMS) – Vitiligo: Diagnosis, Treatment, and Steps to Take<br />
U.S. Food and Drug Administration (FDA) – Ruxolitinib Cream Approval for Nonsegmental Vitiligo<br />
The New England Journal of Medicine – Two Phase 3, Randomized, Controlled Trials of Ruxolitinib Cream for Vitiligo<br />
JAMA Dermatology – Definition of Severity and Relapse for Vitiligo: An International Consensus Statement<br />
NHS – Vitiligo </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/vitiligo-neden-olur-nasil-tedavi-edilir-cilt-rengi-geri-gelebilir-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 21:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8090.jpeg" type="image/jpeg" length="39830"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Öğrencisi Haşim Kılıç Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dicle-universitesi-dis-hekimligi-ogrencisi-hasim-kilic-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dicle-universitesi-dis-hekimligi-ogrencisi-hasim-kilic-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Haşim Kılıç hayatını kaybetti. Kılıç’ın vefatı ailesi, arkadaşları ve üniversite çevresinde üzüntüyle karşılandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>DİYARBAKIR – Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Haşim Kılıç hayatını kaybetti.</p>

<p>Genç öğrencinin vefatı, ailesi ve yakınlarının yanı sıra sınıf arkadaşları ve Dicle Üniversitesi çevresinde üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİ 3. SINIF ÖĞRENCİSİYDİ</p>

<p>Haşim Kılıç, Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde eğitim görüyordu.</p>

<p>Diş hekimliği eğitimine 3. sınıfta devam eden Kılıç’ın vefatının ardından ailesine, sevenlerine ve sınıf arkadaşlarına yönelik başsağlığı mesajları paylaşıldı.</p>

<p>Vefat haberinin ardından üniversite öğrencilerine yönelik paylaşımlar yapan Dedikodu Dicle hesabı da taziye mesajı yayımladı.</p>

<p>Paylaşımda, Haşim Kılıç’ın hatırasına duyulan saygı nedeniyle hesabın üç gün boyunca paylaşım yapmayacağı belirtildi.</p>

<p>HAŞİM KILIÇ KİMDİR?</p>

<p>Haşim Kılıç, Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 3. sınıf öğrencisiydi.</p>

<p>Diyarbakır’da diş hekimliği eğitimini sürdüren Kılıç’ın vefatı, birlikte eğitim gördüğü arkadaşları arasında da büyük üzüntüye neden oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haşim Kılıç’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, arkadaşlarına ve Dicle Üniversitesi camiasına başsağlığı diliyoruz. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dicle-universitesi-dis-hekimligi-ogrencisi-hasim-kilic-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 20:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0933-1.jpeg" type="image/jpeg" length="84743"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karnıyarık Tarifi: Fırında Tam Ölçülü Ev Usulü]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/karniyarik-tarifi-firinda-tam-olculu-ev-usulu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/karniyarik-tarifi-firinda-tam-olculu-ev-usulu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karnıyarık tarifi; patlıcan, kıyma, domates, biber ve soğanla hazırlanıyor. Kızartmadan fırında pişirme yöntemi, tam ölçüler ve püf noktaları burada.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Karnıyarık Tarifi: Fırında Tam Ölçülü Ev Usulü</p>

<p>Karnıyarık, patlıcanların kıymalı, soğanlı ve domatesli iç harçla doldurulmasıyla hazırlanan Türk mutfağının klasik ana yemeklerinden biri. Geleneksel tariflerde patlıcanlar çoğunlukla yağda kızartılıyor; ancak doğru teknikle fırında ön pişirerek de yumuşak, kızarmış ve lezzetli bir sonuç elde etmek mümkün.</p>

<p>Kızartmadan karnıyarığın en önemli noktası patlıcanı tamamen yağsız bırakmak değil. Patlıcanların yüzeyine ölçülü miktarda zeytinyağı sürülüp yüksek sıcaklıkta ön pişirme yapılması, sebzenin yumuşamasını ve yüzeyinin renk almasını sağlıyor.</p>

<p>İç harçta ise kıymayı sebzelerle birlikte uzun süre kurutmamak gerekiyor. Harcın hafif sulu bırakılması, karnıyarığın ikinci kez fırına girdiğinde kuru olmamasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Sağlıklı beslenme açısından neden öne çıkıyor?</p>

<p>Patlıcan, domates, biber, soğan ve sarımsak yemeğin sebze çeşitliliğini oluşturuyor.</p>

<p>Kıyma tarifin temel protein kaynağıdır. Kıymanın yağ oranı toplam enerji ve doymuş yağ miktarını önemli ölçüde etkileyebilir.</p>

<p>Patlıcanların derin yağda kızartılmak yerine fırında ölçülü zeytinyağıyla hazırlanması kullanılan ilave yağ miktarının daha kolay kontrol edilmesini sağlar.</p>

<p>Bununla birlikte karnıyarığın fırında hazırlanması tek başına onu düşük kalorili bir yemek yapmaz. Kıyma, zeytinyağı ve porsiyon büyüklüğü toplam enerji miktarını belirler.</p>

<p>Tarif bilgileri</p>

<p>Hazırlama süresi: 25 dakika<br />
Ön pişirme süresi: 20-25 dakika<br />
Son pişirme süresi: 20-25 dakika<br />
Toplam süre: Yaklaşık 1 saat 15 dakika<br />
Kaç kişilik: 6 kişilik<br />
Yaklaşık porsiyon büyüklüğü: Kişi başı 1 orta boy karnıyarık<br />
Zorluk: Orta<br />
Öğün: Öğle / akşam yemeği<br />
Kategori: Sağlıklı Tarifler</p>

<p>Yaklaşık besin değerleri</p>

<p>1 porsiyon için yaklaşık:</p>

<p>Kalori: 360 kcal<br />
Protein: 25 g<br />
Karbonhidrat: 19 g<br />
Yağ: 22 g<br />
Lif: 7 g</p>

<p>Değerler 6 orta boy patlıcan, 500 gram orta yağlı dana kıyma ve yaklaşık 40 ml zeytinyağı üzerinden altı porsiyon için yaklaşık hesaplanmıştır.</p>

<p>Patlıcanların büyüklüğü, kıymanın yağ oranı, kullanılan yağ miktarı ve porsiyon büyüklüğü gerçek değerleri değiştirebilir.</p>

<p>Malzemeler</p>

<p>6 orta boy kemer patlıcan, yaklaşık 1,2 kilogram<br />
500 gram orta yağlı dana kıyma<br />
2 orta boy kuru soğan, yaklaşık 200 gram<br />
3 orta boy domates<br />
3 yeşil biber<br />
4 diş sarımsak<br />
Yarım demet maydanoz<br />
Yaklaşık 3 yemek kaşığı zeytinyağı, 40 ml<br />
1 yemek kaşığı domates salçası<br />
1 çay kaşığı karabiber<br />
Yarım çay kaşığı kimyon<br />
Yarım çay kaşığı kırmızı toz biber<br />
Kontrollü miktarda tuz</p>

<p>Sosu için:</p>

<p>1 yemek kaşığı domates salçası<br />
300 ml sıcak su<br />
Yarım çay kaşığı karabiber</p>

<p>Üzeri için:</p>

<p>1 orta boy domates<br />
2-3 yeşil biber</p>

<p>Karnıyarık nasıl yapılır?</p>

<p>1. Patlıcanları yıkayın ve saplarını tamamen kesmeden temizleyin.</p>

<p>2. Kabuklarını uzunlamasına şeritler halinde alacalı soyun.</p>

<p>3. Patlıcanların orta bölümüne, iki ucuna ulaşmayacak şekilde uzunlamasına bir çizik atın. Patlıcanı tamamen ikiye bölmeyin.</p>

<p>4. Patlıcanlarda belirgin acılık varsa hafif tuzlu suda yaklaşık 15 dakika bekletin.</p>

<p>5. Sudan çıkarıp durulayın ve mutfak havlusuyla tamamen kurulayın.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>6. Fırını 220 derece alt-üst ayarda önceden ısıtın.</p>

<p>7. Patlıcanların yüzeyine yaklaşık 2 yemek kaşığı zeytinyağını fırça yardımıyla ince bir tabaka halinde sürün.</p>

<p>8. Patlıcanları pişirme kağıdı serili fırın tepsisine yerleştirin.</p>

<p>9. Yaklaşık 20-25 dakika ön pişirme yapın. Sürenin yarısında patlıcanları bir kez çevirin.</p>

<p>10. Patlıcanların tamamen dağılmasını beklemeyin. Dışı renk almaya başlamalı, içi ise kaşıkla açılabilecek kadar yumuşamalıdır.</p>

<p>11. Patlıcanlar fırındayken kıymalı iç harcı hazırlayın.</p>

<p>12. Soğanları küçük küpler halinde doğrayın.</p>

<p>13. Sarımsakları ince kıyın.</p>

<p>14. İki domatesi küçük küpler halinde doğrayın.</p>

<p>15. İki yeşil biberi ince doğrayın.</p>

<p>16. Geniş tavayı orta-yüksek ateşte ısıtın.</p>

<p>17. Kıymayı tavaya alın ve tahta kaşıkla küçük parçalara ayırarak birkaç dakika kavurun.</p>

<p>18. Kıyma renk değiştirmeye başladığında kalan zeytinyağını ve soğanları ekleyin.</p>

<p>19. Soğanlar yumuşayana kadar yaklaşık 4-5 dakika pişirin.</p>

<p>20. Sarımsak ve biberleri ekleyip yaklaşık 2 dakika daha soteleyin.</p>

<p>21. Domates salçasını ekleyip yaklaşık 1 dakika karıştırın.</p>

<p>22. Doğranmış domatesleri ilave edin.</p>

<p>23. Karabiber, kimyon, kırmızı toz biber ve kontrollü miktarda tuz ekleyin.</p>

<p>24. Harcı orta ateşte yaklaşık 5-7 dakika pişirin.</p>

<p>25. Domatesin tamamen kurumasını beklemeyin. İç harç hafif nemli ve sulu kalmalıdır.</p>

<p>26. Ocağı kapattıktan sonra ince kıyılmış maydanozu ekleyin.</p>

<p>27. Ön pişmiş patlıcanları fırından çıkarın.</p>

<p>28. Patlıcanların önceden çizdiğiniz orta bölümlerini kaşığın arkasıyla dikkatlice açın.</p>

<p>29. İç kısmı hafifçe bastırarak kıymalı harç için boşluk oluşturun. Patlıcanın tabanını delmeyin.</p>

<p>30. Hazırlanan kıymalı harcı altı patlıcana eşit şekilde paylaştırın.</p>

<p>31. Üzerlerine domates dilimi ve yeşil biber yerleştirin.</p>

<p>32. Sos için domates salçasını sıcak suyla tamamen açın.</p>

<p>33. Karabiberi ekleyip karıştırın.</p>

<p>34. Salçalı sosu patlıcanların üzerine doğrudan boca etmek yerine fırın kabının kenarından dökün.</p>

<p>35. Fırın sıcaklığını 190 dereceye düşürün.</p>

<p>36. Karnıyarıkları yaklaşık 20-25 dakika daha pişirin.</p>

<p>37. Pişmenin son bölümünde kıymalı harcın yüzeyi hafifçe kızarmalı, domates ve biberler yumuşamalıdır.</p>

<p>38. Kıymanın tamamen piştiğinden emin olun. Mutfak termometresi kullanılıyorsa kıymalı harcın merkezinde yaklaşık 71 derece güvenli pişirme açısından temel referanslardan biridir.</p>

<p>39. Fırından çıkardıktan sonra yaklaşık 5-10 dakika dinlendirin.</p>

<p>40. Tepside oluşan sostan az miktarda patlıcanların üzerine gezdirerek sıcak servis edin.</p>

<p>Şefin püf noktası</p>

<p>Kızartmadan karnıyarık yaparken patlıcanları tamamen yağsız fırına vermek beklenen klasik dokuyu sağlamayabilir. Az miktarda zeytinyağını fırçayla bütün yüzeye ince biçimde dağıtmak daha iyi sonuç verir.</p>

<p>Patlıcanların büyüklüklerinin birbirine yakın olması önemlidir. Çok küçük ve çok büyük patlıcanlar aynı tepside farklı sürelerde pişebilir.</p>

<p>İç harcı tamamen kurutmayın. Karnıyarık ikinci kez fırına gireceği için tavada kupkuru hale gelen kıyma fırından çıktığında sert olabilir.</p>

<p>Patlıcanı doldururken iç kısmını tamamen ezmeyin. Sebzenin kendi dokusunu koruması hem servis hem de lezzet açısından daha iyi sonuç verir.</p>

<p>Daha sağlıklı hale nasıl getirilebilir?</p>

<p>En önemli değişiklik patlıcanları derin yağda kızartmamak. Fırça yardımıyla ölçülü zeytinyağı kullanmak patlıcanın ne kadar yağ aldığını kontrol etmeyi kolaylaştırır.</p>

<p>Kıymanın yağ oranı toplam doymuş yağ miktarını etkileyebilir. Orta veya daha düşük yağ oranlı dana kıyma tercih edilebilir.</p>

<p>Tuz miktarını artırmak yerine sarımsak, maydanoz, kimyon, karabiber, domates ve biber gibi aromatik malzemeler kullanılabilir.</p>

<p>Karnıyarığın yanında ayrıca kızartılmış patates yerine mevsim salatası veya yoğurt tercih edilebilir.</p>

<p>Kimler için uygun?</p>

<p>Karnıyarık, et tüketen kişiler için sebze ve proteini aynı ana yemekte buluşturan bir seçenektir.</p>

<p>Tarifin temel malzemelerinde gluten içeren tahıl kullanılmaz. Ancak çölyak hastalığı bulunan kişilerin salça ve baharat gibi paketli ürünlerde etiket ve çapraz bulaşma kontrolü yapması gerekir.</p>

<p>Standart tarif yumurta ve süt ürünü içermez.</p>

<p>Karnıyarık kaç kaloridir?</p>

<p>Bu ölçülerle hazırlanan bir orta boy karnıyarık yaklaşık 360 kalori sağlayabilir.</p>

<p>Kıymanın yağ oranı, patlıcanların büyüklüğü ve özellikle kullanılan yağ miktarı kalori değerini önemli ölçüde değiştirebilir.</p>

<p>Karnıyarık fırında kaç derecede pişer?</p>

<p>Patlıcanlar ilk aşamada 220 derecede yaklaşık 20-25 dakika ön pişiriliyor.</p>

<p>İç harç eklendikten sonra karnıyarık 190 derece fırında yaklaşık 20-25 dakika daha pişiriliyor.</p>

<p>Karnıyarık için patlıcan kızartmak şart mı?</p>

<p>Hayır. Patlıcanların yüzeyine ölçülü miktarda zeytinyağı sürüp yüksek sıcaklıktaki fırında ön pişirmek mümkündür.</p>

<p>Bu yöntem derin yağda kızartmaya göre kullanılan ilave yağ miktarının kontrol edilmesini kolaylaştırır.</p>

<p>Karnıyarığın iç harcına ne konur?</p>

<p>Klasik kıymalı harçta dana kıyma, kuru soğan, domates, yeşil biber, sarımsak, salça, maydanoz ve baharatlar kullanılabilir.</p>

<p>İç harcın fırına girmeden önce tamamen kurutulmaması daha sulu bir sonuç sağlar.</p>

<p>Karnıyarığın yanına ne gider?</p>

<p>Cacık veya sade yoğurt ve büyük bir mevsim salatası iyi eşlikçiler arasındadır.</p>

<p>Daha geleneksel bir öğün için pirinç veya bulgur pilavı eklenebilir; ancak porsiyon büyüklüğü öğünün toplam enerji ve karbonhidrat miktarını etkiler.</p>

<p>Karnıyarık önceden hazırlanabilir mi?</p>

<p>Patlıcanlar ve kıymalı iç harç önceden hazırlanabilir. Yemek uygun şekilde soğutulup buzdolabında muhafaza edilmeli ve servis öncesinde tamamen ısıtılmalıdır.</p>

<p>Saklama ve servis</p>

<p>Kıyma içeren karnıyarığı oda sıcaklığında uzun süre bırakmayın.</p>

<p>Artan yemek uygun şekilde soğutulduktan sonra kapalı bir saklama kabında buzdolabında muhafaza edilmelidir.</p>

<p>Yeniden ısıtırken yalnızca patlıcanın değil kıymalı iç harcın merkezinin de tamamen ısındığından emin olun.</p>

<p>Fırında karnıyarık, klasik yemeğin temel lezzetini korurken patlıcanın kızartılması aşamasını ortadan kaldıran pratik bir yöntem sunuyor.</p>

<p>İyi sonuç için üç nokta özellikle önemli: patlıcanları yüksek sıcaklıkta yeterince ön pişirmek, kıymalı harcı tavada kurutmamak ve yemeği ikinci fırınlama sırasında gereğinden uzun tutmamak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı – Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER 2022)<br />
USDA – FoodData Central<br />
USDA – Food Safety and Inspection Service </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlıklı Tarifler</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/karniyarik-tarifi-firinda-tam-olculu-ev-usulu</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 20:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0931.jpeg" type="image/jpeg" length="57467"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erciyes Üniversitesi Öğrencisi Ahmet Yimenici ABD’de Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/erciyes-universitesi-ogrencisi-ahmet-yimenici-abdde-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/erciyes-universitesi-ogrencisi-ahmet-yimenici-abdde-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erciyes Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi öğrencisi 21 yaşındaki Ahmet Yimenici, Work and Travel programıyla bulunduğu ABD’nin New Jersey eyaletinde denizde boğularak hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Erciyes Üniversitesi öğrencisi Ahmet Yimenici’den acı haber geldi. Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Havacılık Elektrik ve Elektroniği Bölümü 2. sınıf öğrencisi olan 21 yaşındaki Yimenici, Work and Travel programı kapsamında bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri’nde denizde boğularak hayatını kaybetti.</p>

<p>İzin gününde denize girdi</p>

<p>ABD basınında North Wildwood polisinin verdiği bilgilere dayandırılan haberlere göre olay, 17 Eylül 2026 Perşembe günü New Jersey eyaletindeki North Wildwood sahilinde meydana geldi.</p>

<p>Yaz döneminde ABD’de bulunan Yimenici’nin izin gününde denize girdiği bildirildi. Saat 14.00 sıralarında Second Avenue yakınlarında denizde zor durumda kalan genç öğrenciyi çevrede bulunan sörfçüler fark etti.</p>

<p>Sörfçüler tarafından sudan çıkarılan Yimenici’nin bilincinin kapalı olduğu belirtildi. Olay yerine gelen ekipler genç öğrenciye müdahalede bulundu.</p>

<p>Hastaneye kaldırıldı ancak kurtarılamadı</p>

<p>İlk müdahalenin ardından hastaneye kaldırılan Ahmet Yimenici, sağlık ekiplerinin tüm çabalarına rağmen hayatını kaybetti.</p>

<p>North Wildwood polisinin yerel basına verdiği bilgilere göre olayla bağlantılı şüpheli bir duruma rastlanmadı.</p>

<p>Work and Travel programıyla ABD’ye gitmişti</p>

<p>21 yaşındaki Ahmet Yimenici, Erciyes Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi Havacılık Elektrik ve Elektroniği Bölümü 2. sınıf öğrencisiydi.</p>

<p>Yimenici’nin yaz döneminde Work and Travel programı kapsamında ABD’ye gittiği ve New Jersey’de çalıştığı bildirildi.</p>

<p>Genç öğrencinin hayatını kaybetmesinin ardından cenazesinin Türkiye’ye getirilmesi için de girişimler başlatıldı.</p>

<p>Erciyes Üniversitesi’nden başsağlığı mesajı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Erciyes Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi de öğrencisinin vefatının ardından başsağlığı mesajı yayımladı.</p>

<p>Fakültenin mesajında şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Fakültemiz Havacılık Elektrik ve Elektroniği Bölümü 2. sınıf öğrencisi Ahmet Yimenici’yi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve arkadaşlarına başsağlığı dileriz.”</p>

<p>Ahmet Yimenici’nin vefatı ailesi, arkadaşları ve Erciyes Üniversitesi camiasında büyük üzüntüye neden oldu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayıplarımız</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/erciyes-universitesi-ogrencisi-ahmet-yimenici-abdde-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 19:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-0930.jpeg" type="image/jpeg" length="76494"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Lp(a) Yüksekliği Ne Demek? Normal Değer ve Kalp Krizi Riski]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/lpa-yuksekligi-ne-demek-normal-deger-ve-kalp-krizi-riski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/lpa-yuksekligi-ne-demek-normal-deger-ve-kalp-krizi-riski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lp(a) 30, 50 veya 100 mg/dL ne anlama gelir? Lipoprotein(a) büyük ölçüde genetik belirlenen bir kalp-damar risk faktörüdür; LDL normal olsa bile yüksek olabilir ve standart lipid panelinde ayrıca ölçülmesi gerekir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Lipoprotein(a), kısaca Lp(a), son yıllarda kalp-damar risk değerlendirmesinde daha fazla öne çıkan kan testlerinden biridir. Bunun önemli bir nedeni, kişinin LDL kolesterolü iyi görünürken Lp(a)'sının yüksek olabilmesidir.</p>

<p>Lp(a) düzeyi büyük ölçüde genetik olarak belirlenir. Beslenme, kilo verme ve egzersiz genel kalp-damar sağlığı için son derece önemli olsa da Lp(a)'yı LDL veya trigliserit kadar belirgin değiştirmez.</p>

<p>Bu nedenle Lp(a), klasik kolesterol testlerinden biraz farklı düşünülmelidir.</p>

<p>Lipoprotein(a) nedir?</p>

<p>Lp(a), LDL benzeri bir lipoprotein parçacığıdır.</p>

<p>Yapısında ApoB-100 bulunur. Buna ayrıca apolipoprotein(a) adı verilen özel bir protein bağlanmıştır.</p>

<p>Bu yapı Lp(a)'yı aterojenik, yani damar sertliği oluşumuna katkıda bulunabilen bir parçacık haline getirir.</p>

<p>Yüksek Lp(a) yalnızca koroner kalp hastalığı ve kalp kriziyle değil, iskemik inme ve kalsifik aort kapak darlığı gibi durumlarla da ilişkilidir.</p>

<p>Genetik ve Mendel randomizasyon çalışmalarından elde edilen kanıtlar, yüksek Lp(a)'nın aterosklerotik kalp-damar hastalığında yalnızca bir belirteç olmadığını, nedensel bir risk faktörü olduğunu güçlü biçimde desteklemektedir.</p>

<p>Lp(a) kaç olmalı?</p>

<p>Lp(a) sonuçlarının yorumlanmasında kullanılan birim çok önemlidir.</p>

<p>Sonuç:</p>

<p>mg/dL</p>

<p>veya</p>

<p>nmol/L</p>

<p>olarak raporlanabilir.</p>

<p>Sık kullanılan risk sınıflandırmalarından birinde:</p>

<p>30 mg/dL'nin altı genellikle daha düşük riskli,</p>

<p>30-50 mg/dL arası ara bölge,</p>

<p>50 mg/dL ve üzeri ise kalp-damar riskini artıran düzey</p>

<p>olarak değerlendirilir.</p>

<p>nmol/L ile raporlandığında yaklaşık 125 nmol/L ve üzerindeki değerler sıklıkla risk artırıcı olarak kabul edilir.</p>

<p>Ancak mg/dL ile nmol/L arasında herkese uygulanabilecek sabit bir dönüşüm katsayısı yoktur. Bunun nedeni Lp(a) parçacıklarının büyüklüğünün kişiler arasında değişebilmesidir.</p>

<p>Bu nedenle laboratuvar sonucunu yorumlarken hangi birimin kullanıldığı mutlaka kontrol edilmelidir.</p>

<p>Lp(a) 30 ne anlama gelir?</p>

<p>Lp(a) 30 mg/dL civarı, düşük risk ile ara risk bölgesinin sınırında değerlendirilebilecek bir sonuçtur.</p>

<p>Tek başına kalp-damar hastalığı anlamına gelmez.</p>

<p>Kişinin LDL kolesterolü, ApoB'si, tansiyonu, diyabet durumu, sigara kullanımı, böbrek fonksiyonları ve aile öyküsüyle birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Lp(a)'nın önemli özelliği toplam riske ek bilgi sağlamasıdır.</p>

<p>Lp(a) 50 ne demek?</p>

<p>Lp(a) 50 mg/dL ve üzerindeki değerler güncel kardiyovasküler değerlendirmelerde önemli bir risk artırıcı faktör olarak kabul edilir.</p>

<p>Bu değer kişinin kalp krizi geçireceği anlamına gelmez.</p>

<p>Ancak diğer koşullar aynı olduğunda yüksek Lp(a)'ya sahip kişinin yaşam boyu aterosklerotik kalp-damar riski daha yüksek olabilir.</p>

<p>Bu nedenle yüksek Lp(a) saptandığında özellikle LDL ve diğer değiştirilebilir risk faktörlerinin daha yoğun kontrol edilmesi gündeme gelebilir.</p>

<p>Lp(a) 100 ne anlama gelir?</p>

<p>Lp(a) 100 mg/dL belirgin derecede yüksek bir sonuçtur.</p>

<p>Bu düzey büyük ölçüde genetik özelliklerle ilişkili olabilir ve kişinin yaşam boyu kalp-damar riskini artırabilir.</p>

<p>Ancak Lp(a) için “100'ün üzerinde kesin kalp hastalığı vardır” şeklinde bir eşik yoktur.</p>

<p>Lp(a) bir damar görüntüleme testi değildir.</p>

<p>Yüksek sonuç kişinin damarlarında ne kadar plak bulunduğunu doğrudan göstermez; gelecekteki aterosklerotik hastalık riskinin değerlendirilmesine katkıda bulunur.</p>

<p>LDL normal ama Lp(a) yüksek olabilir mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Lp(a)'nın en önemli klinik özelliklerinden biri budur.</p>

<p>Standart lipid panelinde LDL, HDL, total kolesterol ve trigliserit ölçülür. Lp(a) ise ayrıca istenmesi gereken ayrı bir testtir.</p>

<p>Bu nedenle LDL'si 80 veya 90 mg/dL olan bir kişinin Lp(a)'sı belirgin yüksek olabilir.</p>

<p>Normal LDL sonucu yüksek Lp(a)'yı dışlamaz.</p>

<p>Özellikle genç yaşta kalp krizi veya inme geçiren, ailesinde erken kalp-damar hastalığı bulunan ya da klasik risk faktörleriyle açıklanamayan damar hastalığı gelişen kişilerde bu ayrım önem kazanır.</p>

<p>Lp(a) neden yükselir?</p>

<p>Lp(a) düzeyinin temel belirleyicisi genetiktir.</p>

<p>LPA genindeki genetik farklılıklar kişinin Lp(a) düzeyinin büyük bölümünü belirler.</p>

<p>Bu nedenle aynı aile içinde yüksek Lp(a) kümelenebilir.</p>

<p>Yaşam tarzı Lp(a) üzerinde LDL veya trigliseritte olduğu kadar güçlü değildir.</p>

<p>Bazı böbrek hastalıkları ve fizyolojik durumlar Lp(a) düzeyini etkileyebilse de kişinin temel düzeyi büyük ölçüde kalıtsaldır.</p>

<p>Bu nedenle yüksek Lp(a)'yı yalnızca “yanlış beslendim” şeklinde açıklamak doğru değildir.</p>

<p>Lp(a) neden hayatta en az bir kez ölçülüyor?</p>

<p>Lp(a) düzeyi büyük ölçüde genetik olduğu ve yetişkinlik boyunca görece kararlı kaldığı için her yıl rutin olarak ölçülmesi çoğu kişide gerekli değildir.</p>

<p>Güncel kardiyoloji ve lipid kılavuzlarında yetişkinlerin Lp(a) düzeyinin en az bir kez ölçülmesi giderek daha güçlü biçimde önerilmektedir.</p>

<p>Bunun amacı klasik kolesterol panelinde görünmeyen kalıtsal bir risk faktörünü belirlemektir.</p>

<p>Sonuç çok yüksekse veya kişinin klinik durumu değişirse tekrar ölçüm gerekebilir.</p>

<p>Ailede yüksek Lp(a) varsa diğer aile bireyleri de ölçtürmeli mi?</p>

<p>Bu özellikle anlamlı olabilir.</p>

<p>Lp(a) büyük ölçüde kalıtsal olduğu için belirgin yüksek Lp(a) saptanan kişilerin birinci derece yakınlarında da yüksek değer bulunma olasılığı artar.</p>

<p>Bu nedenle aile taraması değerlendirilebilir.</p>

<p>Özellikle ailede genç yaşta kalp krizi, koroner arter hastalığı, inme veya aort kapak darlığı öyküsü varsa Lp(a) ölçümü daha fazla önem kazanabilir.</p>

<p>Lp(a) kalp krizi riskini neden artırıyor?</p>

<p>Lp(a), kolesterol taşıyan aterojenik bir parçacıktır.</p>

<p>Damar duvarına girerek aterosklerotik plak oluşumuna katkıda bulunabilir.</p>

<p>Ayrıca yapısında bulunan oksitlenmiş fosfolipitler inflamatuvar ve aterojenik süreçlerle ilişkilidir.</p>

<p>Bu nedenle Lp(a)'nın etkisi yalnızca taşıdığı kolesterol miktarından ibaret değildir.</p>

<p>Yaşam boyunca yüksek Lp(a)'ya maruz kalmak koroner kalp hastalığı riskini artırabilir.</p>

<p>Lp(a) aort darlığıyla ilişkili mi?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Yüksek Lp(a) yalnızca damar sertliğiyle değil, kalsifik aort kapak hastalığıyla da güçlü biçimde ilişkilidir.</p>

<p>Genetik çalışmalar yüksek Lp(a)'nın aort kapağında kalsifikasyon ve aort darlığı gelişiminde nedensel rol oynayabileceğini desteklemektedir.</p>

<p>Bu, Lp(a)'yı diğer birçok lipid parametresinden ayıran dikkat çekici özelliklerden biridir.</p>

<p>Ancak yüksek Lp(a) bulunan herkes aort darlığı geliştirmez.</p>

<p>Lp(a) beslenmeyle düşer mi?</p>

<p>Genellikle belirgin ölçüde değil.</p>

<p>Akdeniz tipi beslenme, düzenli egzersiz, sağlıklı kilo ve sigaradan uzak durmak kalp-damar riskini azaltmak için son derece değerlidir.</p>

<p>Ancak bu değişikliklerin Lp(a) düzeyini büyük ölçüde düşürmesi beklenmez.</p>

<p>Bu durum yaşam tarzının önemsiz olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Tam tersine değiştirilemeyen genetik Lp(a) riski varsa değiştirilebilir risk faktörlerinin daha iyi kontrol edilmesi daha önemli hale gelir.</p>

<p>Lp(a) yüksekse ne yapılır?</p>

<p>Bugünkü yaklaşımın temelinde toplam kalp-damar riskini mümkün olduğunca azaltmak vardır.</p>

<p>Özellikle LDL kolesterolün kişisel risk düzeyine uygun şekilde kontrol edilmesi önemlidir.</p>

<p>Tansiyon, diyabet, sigara kullanımı, kilo ve fiziksel aktivite gibi değiştirilebilir risk faktörleri de yönetilir.</p>

<p>Statinler Lp(a)'yı anlamlı biçimde düşürmez ve bazı kişilerde küçük artışlara yol açabilir. Buna rağmen yüksek Lp(a)'lı ve uygun risk düzeyindeki hastalarda statinler LDL'yi düşürerek kalp-damar riskini azaltabildiği için önemli tedavilerdir.</p>

<p>PCSK9 inhibitörleri LDL'yi güçlü biçimde düşürürken Lp(a)'da da yaklaşık yüzde 20-30 civarında azalma sağlayabilir.</p>

<p>Ancak bugün Lp(a)'yı çok güçlü ve seçici biçimde düşürmek amacıyla geliştirilmekte olan tamamen yeni tedaviler bulunmaktadır.</p>

<p>Lp(a)'yı düşüren yeni ilaçlar geliyor mu?</p>

<p>Evet. Lp(a), lipid tedavisindeki en hareketli araştırma alanlarından biri haline geldi.</p>

<p>Yeni ilaçların önemli bölümü karaciğerde apolipoprotein(a) üretimini genetik mesaj düzeyinde hedefliyor.</p>

<p>Bunların arasında antisens oligonükleotidler ve küçük girişimci RNA, yani siRNA tedavileri bulunuyor.</p>

<p>Ama burada kritik bir ayrım yapılmalıdır:</p>

<p>Bir ilacın Lp(a)'yı yüzde 80 veya yüzde 90 düşürmesi, kalp krizi ve inmeyi de aynı oranda azalttığı anlamına gelmez.</p>

<p>Yeni tedavilerin asıl sınavı klinik sonuç çalışmalarında olacak.</p>

<p>Pelacarsen nedir?</p>

<p>Pelacarsen, apolipoprotein(a) üretimini azaltmayı hedefleyen antisens oligonükleotid tedavisidir.</p>

<p>Çalışmalarda Lp(a)'da güçlü düşüşler sağlamıştır.</p>

<p>En önemli araştırmalardan biri Lp(a) HORIZON çalışmasıdır. Bu çalışma, daha önce aterosklerotik kalp-damar hastalığı bulunan ve Lp(a)'sı yüksek kişilerde pelacarsenin kalp krizi, inme ve diğer kardiyovasküler olayları azaltıp azaltmadığını değerlendirmek üzere tasarlanmıştır.</p>

<p>Dolayısıyla pelacarsen için kritik soru artık yalnızca “Lp(a)'yı düşürüyor mu?” değil, “Bu düşüş hastaların daha az kalp-damar olayı yaşamasını sağlıyor mu?” sorusudur.</p>

<p>Olpasiran nedir?</p>

<p>Olpasiran, LPA geninden gelen mesajı hedefleyen bir siRNA tedavisidir.</p>

<p>Faz II çalışmalarında Lp(a) düzeyinde yüzde 90'ı aşabilen çok büyük düşüşler bildirilmiştir.</p>

<p>Bu sonuçlar oldukça dikkat çekicidir ancak laboratuvar değerindeki düşüş klinik faydanın kesin kanıtı değildir.</p>

<p>Olpasiranın büyük kardiyovasküler sonuç çalışmalarında kalp krizi, inme ve diğer olayları azaltıp azaltmadığı araştırılmaktadır.</p>

<p>Lepodisiran neden dikkat çekiyor?</p>

<p>Lepodisiran da Lp(a) üretimini hedefleyen siRNA temelli yeni nesil tedavilerden biridir.</p>

<p>Erken ve orta faz çalışmalarda tek veya seyrek dozlarla çok uzun süre devam eden ve yüzde 90'ın üzerine çıkabilen Lp(a) düşüşleri bildirilmiştir.</p>

<p>Bu uzun etki süresi tedavinin en dikkat çekici özelliklerinden biridir.</p>

<p>Ancak lepodisiran için de temel soru aynıdır: Çok büyük biyokimyasal düşüşün gerçek dünyada daha az kalp krizi ve inme anlamına gelip gelmediği büyük klinik sonuç çalışmalarıyla gösterilmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni Lp(a) ilaçları ne kadar umut verici?</p>

<p>Biyolojik etki açısından oldukça güçlü sonuçlar var.</p>

<p>Bir zamanlar yaşam tarzıyla veya mevcut ilaçlarla büyük ölçüde değiştirilemeyen bir risk faktörünün yüzde 80-90'dan fazla azaltılabilmesi önemli bir bilimsel gelişmedir.</p>

<p>Ancak modern kardiyolojide yalnızca laboratuvar değerini değiştirmek yeterli kabul edilmez.</p>

<p>Yeni ilaçların güvenli olması ve en önemlisi kalp krizi, inme ve kardiyovasküler ölüm gibi hasta açısından anlamlı sonuçları azaltması gerekir.</p>

<p>Bu sonuçlar netleştiğinde Lp(a), yalnızca ölçülen bir genetik risk belirteci olmaktan çıkıp doğrudan hedeflenen önemli bir tedavi alanına dönüşebilir.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>Lp(a) 50 yüksek mi?</p>

<p>Evet. 50 mg/dL ve üzerindeki Lp(a) birçok güncel yaklaşımda kalp-damar riskini artıran düzey olarak kabul edilir. Ancak kişinin toplam riski LDL, tansiyon, diyabet ve diğer faktörlerle birlikte değerlendirilir.</p>

<p>LDL normal olduğu halde Lp(a) yüksek olabilir mi?</p>

<p>Evet. Lp(a) ayrı ve büyük ölçüde genetik bir lipoproteindir. Normal LDL sonucu yüksek Lp(a)'yı dışlamaz; bu nedenle Lp(a)'nın ayrı olarak ölçülmesi gerekir.</p>

<p>Lp(a) nasıl düşürülür?</p>

<p>Yaşam tarzı Lp(a)'yı genellikle büyük ölçüde değiştirmez. Mevcut yaklaşım LDL ve diğer değiştirilebilir riskleri yoğun biçimde kontrol etmektir; Lp(a)'yı doğrudan hedefleyen yeni RNA temelli ilaçlar ise klinik çalışmalarda araştırılmaktadır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. European Atherosclerosis Society. Lipoprotein(a) in Atherosclerotic Cardiovascular Disease and Aortic Stenosis: A European Atherosclerosis Society Consensus Statement. European Heart Journal, 2022.</p>

<p>2. American Heart Association. Lipoprotein(a): A Genetically Determined, Causal, and Prevalent Risk Factor for Atherosclerotic Cardiovascular Disease. Arteriosclerosis, Thrombosis, and Vascular Biology.</p>

<p>3. O'Donoghue ML, Rosenson RS, Gencer B, et al. Small Interfering RNA to Reduce Lipoprotein(a) in Cardiovascular Disease. New England Journal of Medicine, 2022.</p>

<p>4. Nissen SE, Wolski K, Balog C, et al. Single Ascending Dose Study of a Short Interfering RNA Targeting Lipoprotein(a) Production. JAMA, 2023.</p>

<p>5. Tsimikas S, Karwatowska-Prokopczuk E, Gouni-Berthold I, et al. Lipoprotein(a) Reduction in Persons with Cardiovascular Disease. New England Journal of Medicine, 2020. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/lpa-yuksekligi-ne-demek-normal-deger-ve-kalp-krizi-riski</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 19:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/genel/i-m-g-7337.jpeg" type="image/jpeg" length="18823"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ApoB Nedir, Kaç Olmalı? 80, 90, 100 ve 130 Ne Demek?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/apob-nedir-kac-olmali-80-90-100-ve-130-ne-demek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/apob-nedir-kac-olmali-80-90-100-ve-130-ne-demek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ApoB 80, 90, 100 veya 130 mg/dL ne anlama gelir? ApoB, LDL dahil damar sertliğine yol açabilen lipoprotein parçacıklarının sayısını yansıtır; bu nedenle LDL normal görünürken bile bazı kişilerde ek kalp-damar riski gösterebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ApoB, klasik kolesterol testlerinden farklı bir soruya cevap verir. LDL kolesterol bu parçacıkların taşıdığı kolesterol miktarını ölçerken ApoB, damar duvarına girebilen aterojenik lipoprotein parçacıklarının sayısını daha doğrudan yansıtır.</p>

<p>Bu ayrım özellikle trigliseriti yüksek, Tip 2 diyabeti, obezitesi veya metabolik sendromu bulunan kişilerde önem kazanabilir. Çünkü LDL kolesterol normal veya hedefte görünürken kandaki aterojenik parçacık sayısı beklenenden fazla olabilir.</p>

<p>ApoB nedir?</p>

<p>ApoB, apolipoprotein B'nin kısaltmasıdır.</p>

<p>Kandaki başlıca aterojenik lipoproteinlerin yüzeyinde bulunan yapısal bir proteindir.</p>

<p>LDL, VLDL, IDL, lipoprotein kalıntıları ve Lipoprotein(a) gibi ateroskleroza katkıda bulunabilen parçacıkların her biri bir ApoB molekülü taşır.</p>

<p>Bu nedenle kandaki ApoB miktarı, aterojenik parçacıkların toplam sayısını yaklaşık olarak yansıtır.</p>

<p>Basit ifadeyle:</p>

<p>LDL kolesterol = parçacıkların taşıdığı kolesterol miktarı</p>

<p>ApoB = aterojenik parçacıkların sayısı hakkında bilgi</p>

<p>Bu iki değer çoğu kişide paralel hareket eder ancak her zaman değil.</p>

<p>ApoB kaç olmalı?</p>

<p>ApoB için tek bir “herkes için normal” hedef kullanmak doğru değildir. Hedef kişinin kalp-damar riskine göre değişebilir.</p>

<p>Laboratuvarların referans aralıkları da farklı olabilir.</p>

<p>Klinik değerlendirmede yaklaşık olarak 90 mg/dL'nin altındaki ApoB birçok düşük-orta riskli kişide uygun kabul edilebilirken yüksek veya çok yüksek kalp-damar riski bulunan kişilerde daha düşük hedefler gündeme gelir.</p>

<p>Bazı Avrupa kılavuzlarında ikincil ApoB hedefleri risk düzeyine göre yaklaşık olarak:</p>

<p>Orta risk: 100 mg/dL'nin altı</p>

<p>Yüksek risk: 80 mg/dL'nin altı</p>

<p>Çok yüksek risk: 65 mg/dL'nin altı</p>

<p>şeklinde kullanılmıştır.</p>

<p>Bunlar laboratuvar “normal aralığı” değil, risk düzeyine göre kullanılan tedavi hedefleridir.</p>

<p>Bu nedenle ApoB 85 mg/dL bir kişi için uygunken daha önce kalp krizi geçirmiş çok yüksek riskli başka bir kişide hedefin üzerinde olabilir.</p>

<p>ApoB 80 ne anlama gelir?</p>

<p>ApoB 80 mg/dL birçok kişi için düşük veya kabul edilebilir bir aterojenik parçacık yüküyle uyumlu olabilir.</p>

<p>Ancak yüksek riskli hastalarda 80 mg/dL civarı bir tedavi hedefi olarak kullanılırken çok yüksek riskli kişilerde daha düşük ApoB hedefleri tercih edilebilir.</p>

<p>Dolayısıyla “80 normaldir” şeklinde herkese uygulanabilecek tek bir kural yoktur.</p>

<p>ApoB 90 ne demek?</p>

<p>ApoB 90 mg/dL bazı düşük veya orta riskli kişilerde kabul edilebilir olabilir.</p>

<p>Ancak diyabet, kronik böbrek hastalığı, bilinen aterosklerotik kalp-damar hastalığı veya başka güçlü risk faktörleri bulunan kişilerde daha düşük hedef gerekebilir.</p>

<p>ApoB'nin en önemli kullanım alanlarından biri burada ortaya çıkar: LDL hedefte görünse bile ApoB kişinin kalan aterojenik parçacık yükünün yüksek olduğunu gösterebilir.</p>

<p>ApoB 100 ne anlama gelir?</p>

<p>ApoB 100 mg/dL, aterojenik parçacık sayısının birçok yüksek riskli kişi için istenenden fazla olabileceğini düşündürür.</p>

<p>Ancak tek başına hastalık tanısı değildir.</p>

<p>ApoB 100 sonucunun anlamı LDL, non-HDL kolesterol, trigliserit ve kişinin toplam kalp-damar riskiyle birlikte belirlenir.</p>

<p>Örneğin genç ve başka risk faktörü bulunmayan bir kişiyle daha önce kalp krizi geçirmiş bir kişinin ApoB 100 sonucu aynı şekilde değerlendirilmez.</p>

<p>ApoB 130 ne demek?</p>

<p>ApoB 130 mg/dL belirgin yüksek aterojenik parçacık yükünü düşündürür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ApoB'nin 130 mg/dL ve üzerinde olması bazı kardiyovasküler risk değerlendirmelerinde risk artırıcı bir faktör olarak kullanılmıştır.</p>

<p>Bu sonuç özellikle yüksek LDL, yüksek trigliserit veya ailede erken yaşta kalp-damar hastalığı öyküsüyle birlikteyse daha fazla önem kazanabilir.</p>

<p>Ancak ApoB 130 kişinin damarlarının tıkalı olduğunu göstermez. Uzun dönem aterosklerotik risk hakkında bilgi veren bir biyobelirteçtir.</p>

<p>LDL normal ama ApoB neden yüksek olabilir?</p>

<p>ApoB'nin en önemli klinik özelliklerinden biri budur.</p>

<p>LDL kolesterol, LDL parçacıklarının içinde taşınan toplam kolesterolü ölçer. Fakat bütün LDL parçacıkları aynı miktarda kolesterol taşımaz.</p>

<p>Bir kişinin kandaki LDL parçacıkları az sayıda fakat kolesterolden zengin olabilir.</p>

<p>Başka bir kişide ise aynı miktarda LDL kolesterol çok daha fazla sayıda, daha az kolesterol taşıyan parçacığın içinde bulunabilir.</p>

<p>İkinci kişinin LDL kolesterol sonucu aynı görünmesine rağmen ApoB'si daha yüksek olabilir.</p>

<p>Bu duruma LDL-C ile ApoB arasında uyumsuzluk veya diskordans denebilir.</p>

<p>Ateroskleroz açısından önemli olan, damar duvarıyla karşılaşan aterojenik parçacıkların sayısıdır.</p>

<p>Bu nedenle LDL ile ApoB uyuşmadığında bazı araştırmalar riskin ApoB'yi daha yakından izleyebildiğini göstermektedir.</p>

<p>ApoB neden diyabet ve yüksek trigliseritte önemli?</p>

<p>İnsülin direnci, Tip 2 diyabet, obezite ve yüksek trigliseritte kandaki lipoproteinlerin yapısı değişebilir.</p>

<p>Kişide daha fazla sayıda kolesterol açısından görece fakir aterojenik parçacık bulunabilir.</p>

<p>Bu durumda LDL kolesterol beklenenden düşük veya normal görünürken ApoB yüksek kalabilir.</p>

<p>Bu nedenle ApoB özellikle:</p>

<p>Yüksek trigliseriti bulunanlarda</p>

<p>Tip 2 diyabetlilerde</p>

<p>Metabolik sendromu bulunanlarda</p>

<p>Obezitesi olanlarda</p>

<p>LDL sonucu ile klinik riskin uyuşmadığı kişilerde</p>

<p>ek risk bilgisi sağlayabilir.</p>

<p>ApoB ile non-HDL kolesterol arasındaki fark nedir?</p>

<p>Non-HDL kolesterol total kolesterolden HDL çıkarılarak hesaplanır.</p>

<p>Bu değer LDL, VLDL ve diğer aterojenik lipoproteinlerde taşınan toplam kolesterolü gösterir.</p>

<p>ApoB ise bunların taşıdığı kolesterol miktarını değil, parçacık sayısını yaklaşık olarak yansıtır.</p>

<p>Dolayısıyla:</p>

<p>Non-HDL = aterojenik parçacıklardaki kolesterol yükü</p>

<p>ApoB = aterojenik parçacık sayısı</p>

<p>Her iki değer de LDL kolesterolden daha geniş bir aterojenik risk değerlendirmesi sağlayabilir.</p>

<p>ApoB ile Lipoprotein(a) aynı şey mi?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Lipoprotein(a), yani Lp(a), belirli bir aterojenik lipoprotein türüdür.</p>

<p>ApoB ise LDL, VLDL kalıntıları ve Lp(a) dahil çok sayıda aterojenik parçacığın ortak yapısal proteinidir.</p>

<p>Lp(a) parçacığının üzerinde de ApoB bulunur.</p>

<p>Bu nedenle yüksek Lp(a), ApoB ölçümüne katkıda bulunabilir ancak ApoB sonucuna bakılarak kişinin Lp(a)'sının yüksek olup olmadığı anlaşılamaz.</p>

<p>Lp(a) ayrı bir testle ölçülmelidir.</p>

<p>ApoB yüksekliği neden olur?</p>

<p>ApoB'nin yükselmesi kandaki aterojenik lipoprotein parçacıklarının artması anlamına gelir.</p>

<p>Buna katkıda bulunabilecek durumlar arasında:</p>

<p>- LDL kolesterol yüksekliği<br />
- Genetik lipid bozuklukları<br />
- İnsülin direnci<br />
- Tip 2 diyabet<br />
- Metabolik sendrom<br />
- Yüksek trigliserit<br />
- Fazla kilo ve abdominal obezite<br />
- Hipotiroidi<br />
- Bazı böbrek hastalıkları</p>

<p>bulunabilir.</p>

<p>Tek başına ApoB sonucu yüksekliğin nedenini göstermez.</p>

<p>ApoB yüksekliği kalp krizi riskini artırır mı?</p>

<p>Yüksek ApoB, daha fazla aterojenik lipoprotein parçacığının dolaşımda bulunması anlamına gelir.</p>

<p>Bu parçacıklar damar duvarına girerek kolesterol bırakabilir ve aterosklerotik plak oluşumuna katkıda bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle ApoB düzeyi yükseldikçe aterosklerotik kalp-damar hastalığı riski de genel olarak artar.</p>

<p>Önemli nokta, aterosklerozun yalnızca parçacıkların taşıdığı kolesterol miktarından değil, damar duvarının bu parçacıklara kaç kez maruz kaldığından da etkilenmesidir.</p>

<p>Bu nedenle ApoB'nin parçacık sayısını yansıtması klinik açıdan değerlidir.</p>

<p>ApoB testi için aç olmak gerekir mi?</p>

<p>Genellikle ApoB ölçümü için özel olarak açlık şart değildir.</p>

<p>Bu özellik ApoB'nin pratik avantajlarından biridir.</p>

<p>Ancak test tam lipid paneliyle birlikte yapılıyorsa ve özellikle ciddi trigliserit yüksekliği değerlendirilecekse açlık istenebilir.</p>

<p>Laboratuvarın veya sağlık profesyonelinin test hazırlık talimatı esas alınmalıdır.</p>

<p>ApoB nasıl düşürülür?</p>

<p>ApoB'yi düşürmek aterojenik lipoprotein parçacıklarının sayısını azaltmak anlamına gelir.</p>

<p>LDL ve ApoB yüksekliğinde doymuş yağların azaltılması, çözünür liften zengin beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve fazla kilo varsa kilo kaybı yararlı olabilir.</p>

<p>Yüksek trigliserit ve insülin direnci bulunan kişilerde rafine karbonhidratların, ilave şekerlerin ve aşırı alkol tüketiminin azaltılması ayrıca önem kazanır.</p>

<p>Kalp-damar riski yüksek kişilerde statinler ApoB'yi ve LDL'yi düşürür.</p>

<p>Gerektiğinde ezetimib, PCSK9 inhibitörleri, inclisiran veya bempedoik asit gibi LDL ve ApoB içeren parçacıkları azaltan tedaviler kullanılabilir.</p>

<p>Tedavinin amacı yalnızca ApoB rakamını değiştirmek değil, aterojenik parçacıklara yaşam boyu maruziyeti ve kalp-damar olayları riskini azaltmaktır.</p>

<p>ApoB mi LDL mi daha önemli?</p>

<p>Bu sorunun herkese uyan tek cevabı yoktur.</p>

<p>LDL kolesterol halen lipid tedavisinin temel ölçümlerinden biridir ve güçlü klinik kanıta sahiptir.</p>

<p>ApoB ise özellikle LDL'nin kişinin gerçek aterojenik parçacık yükünü tam yansıtmadığı durumlarda ek bilgi sağlayabilir.</p>

<p>Özellikle yüksek trigliserit, diyabet ve metabolik sendromda ApoB daha değerli hale gelebilir.</p>

<p>Bu nedenle ApoB, LDL'nin rakibi değil; belirli kişilerde risk değerlendirmesini daha hassas hale getiren tamamlayıcı bir ölçüm olarak düşünülmelidir.</p>

<p>Sıkça Sorulan Sorular</p>

<p>ApoB 100 yüksek mi?</p>

<p>Kişinin kalp-damar riskine bağlıdır. ApoB 100 mg/dL bazı düşük riskli kişilerde laboratuvar sınırlarında olabilir ancak yüksek veya çok yüksek riskli kişilerde tedavi hedefinin üzerinde kalabilir.</p>

<p>LDL normal ama ApoB yüksek olması önemli mi?</p>

<p>Evet. LDL normal görünürken ApoB yüksekse kandaki aterojenik parçacıkların sayısı beklenenden fazla olabilir. Bu durum özellikle yüksek trigliserit, diyabet ve metabolik sendromda görülebilir.</p>

<p>ApoB yüksekliği nasıl düşürülür?</p>

<p>ApoB, LDL ve diğer aterojenik parçacıkları azaltan yaşam tarzı ve ilaç tedavileriyle düşürülebilir. Uygun yaklaşım kişinin LDL, trigliserit ve toplam kalp-damar riskine göre belirlenir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. American College of Cardiology/American Heart Association. Guideline on the Management of Blood Cholesterol. Circulation.</p>

<p>2. European Society of Cardiology and European Atherosclerosis Society. Guidelines for the Management of Dyslipidaemias. European Heart Journal.</p>

<p>3. Sniderman AD, Thanassoulis G, Glavinovic T, et al. Apolipoprotein B Particles and Cardiovascular Disease. JAMA Cardiology, 2019.</p>

<p>4. National Lipid Association. Role of Apolipoprotein B in the Clinical Management of Cardiovascular Risk. Journal of Clinical Lipidology. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/apob-nedir-kac-olmali-80-90-100-ve-130-ne-demek</guid>
      <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 19:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2025/12/genel/kan-tahlilleri.jpg" type="image/jpeg" length="80563"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="21858"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="74062"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="25523"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="96463"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="89907"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="75728"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
