<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 10 Aug 2026 22:16:46 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Amedspor’a Komorlar Milli Takımı’ndan Transfer İddiası: Rayan Lutin]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/amedspora-komorlar-milli-takimindan-transfer-iddiasi-rayan-lutin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/amedspora-komorlar-milli-takimindan-transfer-iddiasi-rayan-lutin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amedspor’un hücum hattı için Amiens forması giyen Komorlar Milli Takımı oyuncusu Rayan Lutin ile ilgilendiği öne sürüldü. 23 yaşındaki futbolcunun Fransa’dan ayrılabileceğine ilişkin transfer sinyalleri bulunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Amedspor’un transfer çalışmaları kapsamında Fransa’dan dikkat çeken bir ismi gündemine aldığı iddia edildi.</p>

<p>Yeşil-kırmızılı ekibin, Fransa’da Amiens forması giyen Rayan Lutin’in durumunu takip ettiği öne sürülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>23 yaşındaki futbolcu, hücum hattının farklı bölgelerinde görev yapabilmesiyle dikkat çekiyor. Sol ayağını kullanan Lutin, ağırlıklı olarak ofansif orta saha ve kanat pozisyonlarında forma giyiyor.</p>

<p>Amiens’ten Ayrılabilir</p>

<p>Rayan Lutin’in geleceğine ilişkin Fransa’da da transfer hareketliliği bulunuyor.</p>

<p>Fransız basınında haziran ayında yayımlanan haberde Amiens’in oyuncunun ayrılığına sıcak bakabileceği ve Rodez ile Sochaux’nun da Lutin’e ilgi gösterdiği belirtilmişti.</p>

<p>Bu gelişme, oyuncunun yaz transfer döneminde takım değiştirme ihtimalini güçlendiren sinyaller arasında yer alıyor.</p>

<p>Amedspor İddiasında Temkinli Bekleyiş</p>

<p>Amedspor ile Rayan Lutin arasında görüşmeler gerçekleştirildiğine yönelik iddialar bulunmasına rağmen, güncel taramada transferin tamamlandığını veya kulüpler arasında anlaşmaya varıldığını doğrulayacak resmî bir açıklamaya ulaşılamadı.</p>

<p>Bu nedenle transfer şu aşamada iddia ve takip edilen dosya niteliğini koruyor.</p>

<p>Rayan Lutin Kimdir?</p>

<p>16 Ocak 2003 tarihinde Fransa’nın Villepinte kentinde dünyaya gelen Rayan Lutin, Komorlar Milli Takımı’nı tercih etti.</p>

<p>Paris FC, Reims ve Auxerre altyapılarından geçen Lutin, daha sonra Amiens’e katıldı ve burada profesyonel seviyeye yükseldi.</p>

<p>2025-2026 sezonunda Amiens formasıyla Ligue 2’de 26 karşılaşmada görev alan hücum oyuncusu 2 gol ve 2 asistlik katkı sağladı.</p>

<p>Komorlar Milli Takımı formasını da giyen Lutin’in Amiens ile sözleşmesinin 2027 yılına kadar devam ettiği belirtiliyor.</p>

<p>Amedspor’un oyuncuya yönelik ilgisinin somut bir transfere dönüşüp dönüşmeyeceği önümüzdeki süreçte netlik kazanacak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Fransa yerel ve futbol basınında Rayan Lutin’in transfer durumuna ilişkin haberler, Haziran-Ağustos 2026.</p>

<p>[2] Güncel futbolcu ve müsabaka kayıtları, Ağustos 2026.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/amedspora-komorlar-milli-takimindan-transfer-iddiasi-rayan-lutin</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7833.jpeg" type="image/jpeg" length="48161"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bursaspor’a Senegal Milli Takımı’ndan Stoper İddiası: Seydou Sano]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bursaspora-senegal-milli-takimindan-stoper-iddiasi-seydou-sano</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bursaspora-senegal-milli-takimindan-stoper-iddiasi-seydou-sano" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Transfer çalışmalarını sürdüren Bursaspor’un, Senegal Milli Takımı forması da giyen 21 yaşındaki stoper Seydou Sano’yu gündemine aldığı öne sürüldü. Bonservisi elinde bulunan genç savunmacıyla Kasımpaşa ve Gençlerbirliği’nin de ilgilendiği belirtiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bursaspor’un savunma hattı için dikkat çeken bir ismi transfer listesine aldığı iddia edildi. Afrika futbolunu yakından takip eden kaynaklarda yer alan bilgilere göre yeşil-beyazlıların, Senegalli stoper Seydou Sano’nun durumunu takip ettiği belirtiliyor. (AfricaFoot⁠)</p>

<p>Kasımpaşa’nın İlgisi Daha Güçlü</p>

<p>29 Temmuz 2026 tarihli haberde, Kasımpaşa’nın 21 yaşındaki savunmacıyı yaz transfer dönemindeki öncelikli seçeneklerden biri olarak değerlendirdiği öne sürüldü.</p>

<p>Aynı haberde Bursaspor ve Gençlerbirliği’nin de Seydou Sano ile ilgilenen Türk kulüpleri arasında bulunduğu ifade edildi. Henüz Bursaspor tarafından oyuncuyla ilgili resmî bir açıklama yapılmadı. (AfricaFoot⁠)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Avrupa’da Oynamak İstiyor</p>

<p>Sano’nun Katar ekibi Al Gharafa’dan ayrıldıktan sonra kariyerine Avrupa’da devam etmek istediği belirtiliyor. Güncel oyuncu kayıtlarında Senegalli futbolcu serbest oyuncu statüsünde gösteriliyor. (Transfermarkt⁠)</p>

<p>Bu durum, transferde bonservis maliyetinin bulunmaması nedeniyle oyuncuya yönelik ilgiyi artıran unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Seydou Sano Kimdir?</p>

<p>28 Ekim 2004 doğumlu Seydou Sano, stoper mevkisinde görev yapıyor.</p>

<p>Senegal’de US Gorée forması giydikten sonra Portekiz ekibi Braga’ya transfer olan genç savunmacı, daha sonra Katar temsilcisi Al Gharafa’nın kadrosuna katıldı.</p>

<p>Sano, Senegal’in 2023 Afrika U20 Uluslar Kupası’nı kazanan kadrosunda yer aldı. Genç savunmacı daha sonra Senegal A Milli Takımı’na da yükseldi ve ilk A Milli maçına 22 Mart 2024 tarihinde çıktı. (AfricaFoot⁠)</p>

<p>Al Gharafa’daki üç sezonunda tüm kulvarlarda 83 karşılaşmaya çıktığı, 8 gol ve 2 asist ürettiği belirtiliyor. (AfricaFoot⁠)</p>

<p>Bursaspor Transferde Yarışabilir</p>

<p>Bursaspor, 2026-2027 sezonunda 1. Lig’de mücadele ediyor ve yeni sezona Bodrum FK deplasmanında aldığı 2-0’lık galibiyetle başladı. (Bursaspor Kulübü Resmi İnternet Sitesi⁠)</p>

<p>Seydou Sano konusunda şu aşamada imza veya anlaşmaya ilişkin doğrulanmış bir gelişme bulunmuyor. Ancak oyuncunun serbest statüde olması ve Bursaspor’un adının yabancı kaynaklarda transfer yarışının içinde gösterilmesi, dosyanın takip edilmesini önemli hale getiriyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bursaspora-senegal-milli-takimindan-stoper-iddiasi-seydou-sano</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 21:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7831.jpeg" type="image/jpeg" length="23878"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sabah İlk Adımda Topuğunuz Ağrıyorsa Nedeni Bu Olabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sabah-ilk-adimda-topugunuz-agriyorsa-nedeni-bu-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sabah-ilk-adimda-topugunuz-agriyorsa-nedeni-bu-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Topuk ağrısı, özellikle sabah yataktan kalkınca atılan ilk adımları zorlaştırarak yürüme ve günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Halk arasında “topuk dikeni” olarak bilinen kemiksi çıkıntı her zaman ağrının asıl nedeni değildir; ağrının önemli nedenlerinden biri plantar fasya dokusundaki zorlanmadır. [1][2]</p>

<p>Sabah İlk Adımlarda Topuğunuz Ağrıyorsa Dikkat</p>

<p>Sabah yataktan kalkıyorsunuz ve ayağınızı yere bastığınız anda topuğun altında keskin bir ağrı hissediyorsunuz. Birkaç dakika yürüdükten sonra ağrı azalıyor, ancak uzun süre ayakta kalınca yeniden belirginleşiyor. Bu tablo, plantar topuk ağrısının ve plantar fasya sorunlarının en tipik özelliklerinden biridir. [1][2]</p>

<p>Topuk dikeni ise topuk kemiğinde röntgende görülebilen kemiksi bir çıkıntıdır. Önemli ayrıntı şu: Röntgende topuk dikeni görülmesi, ağrının mutlaka bu çıkıntıdan kaynaklandığı anlamına gelmez. Topuk dikeni bulunan birçok kişide hiçbir ağrı olmayabilir. [1][3]</p>

<p>Topuk Dikeni Nedir?</p>

<p>Topuk dikeni, topuk kemiği üzerinde zaman içinde gelişebilen kemiksi çıkıntıdır. Genellikle topuğun alt kısmında görülür ve plantar fasya problemleriyle birlikte bulunabilir. [1]</p>

<p>Plantar fasya ise topuk kemiğinden ayak parmaklarına doğru uzanan, ayak tabanındaki kalın bağ dokusu bandıdır. Bu dokunun aşırı yüklenmesi ve tekrarlayan zorlanması plantar topuk ağrısına yol açabilir. [1][2]</p>

<p>Bu nedenle günlük dilde “topuk dikeni ağrısı” denilen şikâyetin arkasında çoğu zaman yalnızca kemiksi çıkıntı değil, plantar fasya ve çevresindeki dokuların aşırı yüklenmesi vardır.</p>

<p>Plantar fasya kaynaklı topuk ağrısı özellikle 40-60 yaş arasında daha sık görülür. Koşucular, uzun süre ayakta çalışanlar ve fazla kilolu kişiler de risk altındadır. [2][3]</p>

<p>Topuk Dikeni Neden Olur?</p>

<p>Topuk dikeni ve plantar topuk ağrısı tek bir nedene bağlanamaz. Ayağa tekrarlayan mekanik yük binmesi önemli bir etkendir.</p>

<p>Riski artırabilecek başlıca durumlar şunlardır: [2][3]</p>

<ul>
 <li>Uzun süre ayakta kalmak</li>
 <li>Uzun mesafe yürümek veya koşmak</li>
 <li>Egzersiz miktarını aniden artırmak</li>
 <li>Sert zeminde yoğun egzersiz yapmak</li>
 <li>Fazla kilo</li>
 <li>Ayak tabanına yeterli destek sağlamayan ayakkabılar</li>
 <li>Baldır ve Aşil tendonunda gerginlik</li>
 <li>Ayak bileği hareket açıklığının azalması</li>
 <li>Düztabanlık</li>
 <li>Ayak kavsinin normalden yüksek olması</li>
 <li>Ayağın yük dağılımındaki biyomekanik bozukluklar</li>
 <li>Yaşla birlikte dokuların esnekliğinin azalması</li>
</ul>

<p>Genetik özellikler ayak yapısını ve biyomekaniğini etkileyebilse de topuk dikeni basit biçimde “genetik bir hastalık” olarak değerlendirilmez.</p>

<p>Topuk Dikeni Belirtileri Nelerdir?</p>

<p>En karakteristik şikâyet topuğun altında ağrıdır. Ağrı bazen ayak kavsına doğru yayılabilir. [1][2]</p>

<p>Sık görülen belirtiler:</p>

<ul>
 <li>Sabah yataktan kalkınca ilk adımlarda topuk ağrısı</li>
 <li>Uzun süre oturduktan sonra ayağa kalkınca ağrı</li>
 <li>Topuğun altına basınca hassasiyet</li>
 <li>Uzun süre ayakta kaldıktan sonra artan ağrı</li>
 <li>Uzun yürüyüş veya koşu sonrasında belirginleşen şikâyetler</li>
 <li>Ayak tabanı gerildiğinde ağrı</li>
 <li>Merdiven çıkarken rahatsızlık</li>
</ul>

<p>Tipik olarak kişi hareket etmeye başladıktan sonra ağrıda bir miktar azalma hissedebilir. Ancak uzun süre ayakta durmak, yürümek veya koşmak ağrıyı yeniden artırabilir. [1]</p>

<p>Topuk Dikeni Nasıl Teşhis Edilir?</p>

<p>Tanının ilk basamağı hastanın şikâyetlerinin dinlenmesi ve fizik muayenedir. Hekim ağrının yerini, ayağın yapısını, hassas bölgeleri ve yürüme biçimini değerlendirir. [1][3]</p>

<p>Her hastada röntgen, ultrason veya MR gerekmez.</p>

<p>Röntgen gerektiğinde topuk kemiğindeki kemiksi çıkıntıyı gösterebilir. Ancak görüntüde topuk dikeni bulunması tek başına ağrının nedenini kanıtlamaz. [1]</p>

<p>MR veya başka görüntüleme yöntemleri; stres kırığı veya başka bir hastalıktan şüphelenildiğinde ya da şikâyetler beklenen şekilde düzelmediğinde kullanılabilir. [1][3]</p>

<p>Topuk dikeni için rutin bir kan testi yoktur. Ancak hekimin romatizmal veya sistemik bir hastalıktan şüphelenmesi durumunda nedene yönelik laboratuvar incelemeleri istenebilir.</p>

<p>Topuk Dikeni Tedavisi Nasıl Yapılır?</p>

<p>Tedavinin amacı röntgende görülen çıkıntıyı ortadan kaldırmaktan çok ağrıyı azaltmak, plantar fasyanın yükünü düzenlemek ve ayağın işlevini iyileştirmektir.</p>

<p>Plantar fasya kaynaklı topuk ağrılarının büyük bölümü cerrahi dışı yöntemlerle zaman içerisinde düzelir. [1][3]</p>

<p>Tedavide hastaya göre şu yöntemlerden yararlanılabilir:</p>

<ul>
 <li>Ağrıyı artıran aktivitelerin geçici olarak azaltılması</li>
 <li>Plantar fasya germe egzersizleri</li>
 <li>Baldır ve Aşil tendonuna yönelik germe çalışmaları</li>
 <li>Uygun egzersiz programı</li>
 <li>Fizik tedavi</li>
 <li>Ayağı destekleyen uygun ayakkabı</li>
 <li>Gerektiğinde tabanlık veya ark desteği</li>
 <li>Bazı hastalarda gece atelleri</li>
 <li>Kısa süreli soğuk uygulama</li>
 <li>Uygun hastalarda ağrı kesici/antiinflamatuvar ilaçlar</li>
 <li>Dirençli vakalarda enjeksiyon veya şok dalga tedavisi gibi seçenekler</li>
</ul>

<p>İlaç kullanımı kişinin diğer hastalıkları ve kullandığı ilaçlar dikkate alınarak hekim veya eczacı önerisiyle planlanmalıdır.</p>

<p>Topuk Dikenine Hangi Egzersizler İyi Gelir?</p>

<p>Tedavide en önemli yaklaşımlardan biri plantar fasya ve baldır kaslarının esnekliğini artırmaya yönelik egzersizlerdir. [1][4]</p>

<p>Özellikle:</p>

<ul>
 <li>Plantar fasya germe</li>
 <li>Baldır germe</li>
 <li>Aşil tendonuna yönelik germe</li>
 <li>Ayak ve alt ekstremite kaslarını güçlendirme</li>
</ul>

<p>programları kullanılabilir.</p>

<p>Egzersiz sırasında keskin veya giderek artan ağrı oluşuyorsa zorlamaya devam edilmemelidir. Egzersizin türü ve yoğunluğu kişiye göre fizyoterapist veya hekim tarafından düzenlenebilir.</p>

<p>Topuk Dikeninde Ayakkabı Seçimi Önemli mi?</p>

<p>Evet. Yetersiz destek ve yastıklama sağlayan ayakkabılar şikâyetleri artırabilir. [2][4]</p>

<p>Ayağı yeterince destekleyen, uygun taban yapısına sahip ve aşınmamış ayakkabılar tercih edilmelidir. Özellikle sert zeminde uzun süre çıplak ayakla yürümek bazı hastalarda şikâyetleri artırabilir.</p>

<p>Kişiye özel tabanlık ise herkese zorunlu değildir. Gereklilik ayak yapısı ve şikâyetlere göre değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kilo Vermek Topuk Dikeni Ağrısını Azaltabilir mi?</p>

<p>Fazla kilo plantar fasyanın maruz kaldığı mekanik yükü artırabilir ve plantar fasya kaynaklı topuk ağrısı için bilinen risk faktörlerinden biridir. [2][3]</p>

<p>Bu nedenle fazla kilosu bulunan kişilerde sağlıklı ve sürdürülebilir kilo kontrolü, tedavi planının yardımcı parçalarından biri olabilir.</p>

<p>Topuk Dikeni İçin İğne Tedavisi Yapılır mı?</p>

<p>Bazı dirençli vakalarda enjeksiyon tedavileri değerlendirilebilir. Kortikosteroid enjeksiyonları kısa dönem ağrı kontrolünde kullanılabilse de tekrarlayan enjeksiyonların plantar fasyayı zayıflatma gibi riskleri bulunduğundan her hasta için uygun değildir. [1]</p>

<p>PRP gibi uygulamalar da araştırılmıştır. Ancak hangi enjeksiyon yönteminin hangi hasta için en uygun olduğu konusunda kanıtlar ve tedavi protokolleri aynı düzeyde değildir.</p>

<p>Bu nedenle enjeksiyon tedavileri rutin bir “topuk dikeni çözümü” şeklinde görülmemelidir.</p>

<p>Şok Dalga Tedavisi Topuk Dikeninde Etkili mi?</p>

<p>Ekstrakorporeal şok dalga tedavisi (ESWT), özellikle standart konservatif tedavilere rağmen devam eden plantar fasya kaynaklı topuk ağrısında kullanılan cerrahi dışı seçeneklerden biridir. [4][5]</p>

<p>2024 yılında yayımlanan randomize çalışmaların sistematik inceleme ve meta-analizinde ESWT’nin üç aylık değerlendirmelerde kortikosteroid enjeksiyonlarına kıyasla ağrı ve ayak fonksiyonunda avantaj sağlayabildiği bildirildi. Ancak tedavinin etkisi uygulama protokolüne ve hastanın özelliklerine göre değişebilir. [5]</p>

<p>Güncel Bilimsel Gelişmeler</p>

<p>Son yıllardaki araştırmalar topuk ağrısında yalnızca röntgende görülen kemiğe odaklanmak yerine plantar fasya dokusunun yüklenmesi ve fonksiyonunun düzeltilmesine ağırlık veriyor.</p>

<p>Şok dalga tedavisi ve PRP gibi cerrahi dışı seçenekler özellikle kronik ve standart tedaviye dirençli vakalarda araştırılmaya devam ediyor. 2024 tarihli bir meta-analiz PRP ile ESWT’yi karşılaştıran randomize kontrollü çalışmaları değerlendirdi. [5]</p>

<p>Bununla birlikte bu yöntemler herkes için ilk basamak tedavi değildir. Egzersiz, yük yönetimi ve uygun ayakkabı gibi konservatif yaklaşımlar tedavinin temelini korumaktadır.</p>

<p>Topuk Dikeni ile Yaşam ve Günlük Alışkanlıklar</p>

<p>Topuğu tamamen hareketsiz bırakmak yerine ağrıyı artıran yükleri kontrollü biçimde azaltmak genellikle daha uygun bir yaklaşımdır.</p>

<p>Günlük yaşamda:</p>

<ul>
 <li>Egzersiz yükünü birden artırmayın.</li>
 <li>Uzun süre sert zeminde ayakta kalmayı mümkün olduğunca azaltın.</li>
 <li>Destekleyici ve rahat ayakkabı kullanın.</li>
 <li>Eskimiş spor ayakkabılarını değiştirin.</li>
 <li>Germe egzersizlerini düzenli uygulayın.</li>
 <li>Ağrıyı artırıyorsa koşu yerine geçici olarak düşük darbeli aktiviteleri değerlendirin.</li>
 <li>Fazla kilo varsa sağlıklı kilo yönetimini hedefleyin.</li>
 <li>Ağrıya rağmen yoğun egzersizi sürdürmeyin.</li>
</ul>

<p>[1][2][4]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Halk Arasında Doğru Bilinen Yanlışlar</p>

<p>Yanlış: “Röntgende topuk dikeni varsa ağrının nedeni kesinlikle odur.”<br />
Doğru: Topuk dikeni bulunan birçok kişide ağrı yoktur. Kemiksi çıkıntı ile ağrı arasında bire bir ilişki bulunmaz. [1]</p>

<p>Yanlış: “Topuk dikeninin mutlaka kırılması gerekir.”<br />
Doğru: Tedavinin temel hedefi kemiği “kırmak” değil, ağrıya yol açan dokusal ve mekanik sorunları yönetmektir.</p>

<p>Yanlış: “Topuk dikeni olan herkes ameliyat olmalıdır.”<br />
Doğru: Hastaların büyük bölümünde cerrahi gerekmez. Konservatif tedaviler ilk seçenektir. [1]</p>

<p>Yanlış: “Ağrı varsa mümkün olduğunca yürüyerek ayağı açmak gerekir.”<br />
Doğru: Aşırı yüklenme şikâyetleri artırabilir. Aktivite yükünün kontrollü düzenlenmesi gerekir.</p>

<p>Yanlış: “Topuk dikeni yalnızca yaşlılarda görülür.”<br />
Doğru: Orta yaşta daha sık görülse de koşucular ve yoğun fiziksel aktivite yapan daha genç kişilerde plantar topuk ağrısı gelişebilir. [2]</p>

<p>Yanlış: “Tek bir krem veya ev yöntemi topuk dikenini tamamen yok eder.”<br />
Doğru: Böyle bir tedavinin etkinliğini destekleyen güçlü bilimsel kanıt yoktur. Tedavi şikâyetin gerçek nedenine göre planlanmalıdır.</p>

<p>Topuk Dikeni Tedavi Edilmezse Ne Olur?</p>

<p>Topuk dikeni görüntüsünün kendisi mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık değildir. Tedavi gereksinimini belirleyen esas unsur hastanın ağrısı ve fonksiyon kaybıdır.</p>

<p>Plantar fasya kaynaklı ağrı uzun süre devam ederse kronik topuk ağrısına dönüşebilir ve kişinin yürümesini, egzersiz yapmasını ve günlük aktivitelerini kısıtlayabilir. [1][2]</p>

<p>Kişi ağrıdan kaçınmak amacıyla yürüyüş şeklini değiştirdiğinde ayak, diz, kalça veya bel bölgesinde ek mekanik sorunlar ortaya çıkabilir. [2]</p>

<p>Ne Zaman Doktora Başvurulmalı?</p>

<p>Topuk ağrısı günlük yaşamı etkiliyorsa, tekrarlıyorsa veya evde alınan önlemlere rağmen düzelmiyorsa değerlendirme gerekir.</p>

<p>Ortopedi ve Travmatoloji veya Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon polikliniklerine başvurulabilir. Gerektiğinde fizyoterapi değerlendirmesi yapılabilir.</p>

<p>Acil Değerlendirme Gerektiren Durumlar</p>

<p>Topuk ağrısına şu bulgulardan biri eşlik ediyorsa sıradan bir “topuk dikeni” olduğu varsayılmamalıdır:</p>

<ul>
 <li>Travma sonrasında aniden başlayan şiddetli ağrı</li>
 <li>Ayağın üzerine basamama</li>
 <li>Belirgin şişlik veya şekil bozukluğu</li>
 <li>Yaralanma sırasında kopma/patlama sesi hissedilmesi</li>
 <li>Aşil tendonunun kopmasından şüphelenilmesi</li>
 <li>Kırık şüphesi</li>
 <li>Ateşle birlikte kızarıklık, sıcaklık artışı veya hızla artan şişlik</li>
</ul>

<p>Bu belirtiler farklı ve daha ciddi nedenlerin araştırılmasını gerektirebilir.</p>

<p>Google’da En Çok Aranan 8 Soru</p>

<p>1. Topuk dikeni nasıl geçer?</p>

<p>Çoğu hastada aktivitenin düzenlenmesi, uygun ayakkabı, plantar fasya ve baldır germe egzersizleri ile fizik tedavi gibi cerrahi dışı yöntemler kullanılır. İyileşme haftalar veya aylar sürebileceğinden sabırlı ve düzenli tedavi önemlidir. [1]</p>

<p>2. Topuk dikenine ne iyi gelir?</p>

<p>Uygun ayakkabı, kontrollü aktivite, germe egzersizleri ve kısa süreli soğuk uygulama ağrının kontrolüne yardımcı olabilir. Dirençli şikâyetlerde tedavi seçenekleri hekim tarafından genişletilebilir. [1][2]</p>

<p>3. Topuk dikeni neden olur?</p>

<p>Topuk dikeni uzun süreli mekanik yüklenmeyle ilişkili olabilir. Plantar topuk ağrısında ise aşırı yüklenme, fazla kilo, uzun süre ayakta kalma, koşu, ayak yapısı ve yetersiz ayakkabı desteği gibi birçok faktör rol oynayabilir. [2][3]</p>

<p>4. Topuk dikeni belirtileri nelerdir?</p>

<p>En tipik şikâyet topuğun altında ağrıdır. Özellikle sabah ilk adımlarda veya uzun süre oturduktan sonra ayağa kalkıldığında ağrının belirginleşmesi plantar fasya kaynaklı ağrı açısından karakteristiktir. [1]</p>

<p>5. Topuk dikeni için hangi doktora gidilir?</p>

<p>Ortopedi ve Travmatoloji veya Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon uzmanına başvurulabilir. Hekim muayene sonucuna göre fizyoterapi veya başka değerlendirmeler önerebilir.</p>

<p>6. Topuk dikeni ameliyatsız geçer mi?</p>

<p>Evet. Plantar fasya kaynaklı topuk ağrısı bulunan hastaların büyük bölümünde cerrahi dışı tedaviler yeterlidir ve cerrahi nadiren gündeme gelir. [1][3]</p>

<p>7. Topuk dikeni röntgende belli olur mu?</p>

<p>Topuk kemiğindeki kemiksi çıkıntı röntgende görülebilir. Ancak röntgende diken görülmesi ağrının kesin olarak bu çıkıntıdan kaynaklandığını göstermez. [1]</p>

<p>8. Topuk dikeni olan kişi yürüyüş yapabilir mi?</p>

<p>Tamamen hareketsiz kalmak genellikle gerekli değildir ancak ağrıyı belirgin artıran yürüyüş ve egzersiz yükünün azaltılması gerekebilir. Aktivitenin miktarı kişinin ağrısına ve tedavi planına göre kademeli biçimde düzenlenmelidir. [1][4]</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Mayo Clinic – Plantar Fasciitis: Symptoms, Causes, Diagnosis and Treatment<br />
[2] National Health Service (NHS) – Plantar Fasciitis and Heel Pain<br />
[3] National Library of Medicine / NCBI – Plantar Fasciitis, StatPearls ve InformedHealth<br />
[4] American Physical Therapy Association / Orthopaedic Physical Therapy ve güncel konservatif tedavi yaklaşımları<br />
[5] PubMed – Plantar fasiit tedavisinde ekstrakorporeal şok dalga tedavisi, kortikosteroid ve PRP üzerine sistematik inceleme ve meta-analizler</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sabah-ilk-adimda-topugunuz-agriyorsa-nedeni-bu-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 21:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7829.jpeg" type="image/jpeg" length="75691"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Her Gün Yiyoruz Ama Çoğumuz Bilmiyoruz: Meyve ve Sebzelerle İlgili 11 Şaşırtıcı Bilgi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/her-gun-yiyoruz-ama-cogumuz-bilmiyoruz-meyve-ve-sebzelerle-ilgili-11-sasirtici-bilgi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/her-gun-yiyoruz-ama-cogumuz-bilmiyoruz-meyve-ve-sebzelerle-ilgili-11-sasirtici-bilgi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her gün soframızda olan meyve ve sebzeler, sandığımızdan daha ilginç özelliklere sahip. Muzun botanikte üzümsü meyve sayılmasından biber ve avokadonun aslında meyve olmasına kadar, mutfakta bildiklerimizi değiştirebilecek 11 şaşırtıcı bilgi var.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meyve ve sebzeler sağlıklı beslenmenin temel parçaları arasında yer alıyor. Ancak onları yalnızca vitamin, mineral ve lif kaynakları olarak tanımak eksik kalıyor. Çünkü mutfakta “sebze” dediğimiz bazı yiyecekler botanik açıdan aslında meyve.</p>

<p>Daha da ilginci, meyvelerin bilimsel sınıflandırılması günlük hayatta kullandığımız isimlerden oldukça farklı olabiliyor. İşte meyve ve sebzeler hakkında pek bilinmeyen 11 bilgi:</p>

<p>1. Biber aslında bir meyve</p>

<p>Biberi salatada, yemekte ve dolmada kullandığımız için onu doğal olarak sebze olarak görüyoruz. Botanik açıdan ise biber bir meyve.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bunun nedeni oldukça basit: Bitkinin çiçeğinden gelişiyor ve içerisinde tohum taşıyor.</p>

<p>Aynı bilimsel sınıflandırmaya göre domates, salatalık, kabak ve balkabağı da botanik açıdan meyve kabul ediliyor.</p>

<p>2. Muz botanikte üzümsü meyve sayılıyor</p>

<p>Muzla ilgili en şaşırtıcı bilgilerden biri bilimsel sınıflandırması.</p>

<p>Botanikte meyveler yalnızca tatlarına veya büyüklüklerine göre sınıflandırılmıyor. Meyvenin çiçekten nasıl geliştiğine, iç yapısına ve tohumlarının nasıl yerleştiğine bakılıyor.</p>

<p>Bu özellikler dikkate alındığında muz, botanikte “üzümsü meyve” olarak adlandırılan gruba giriyor.</p>

<p>Yani günlük hayatta üzümle pek benzetmediğimiz muz, bilimsel açıdan üzüm ve domates gibi üzümsü meyvelerle aynı temel sınıflandırmada değerlendirilebiliyor.</p>

<p>3. Brokoliyi nasıl pişirdiğiniz önemli</p>

<p>Sebzelerden alınan besin öğelerini yalnızca ne yediğimiz değil, onları nasıl hazırladığımız da etkiliyor.</p>

<p>Brokoliyi uzun süre bol suda haşlamak, özellikle suda çözünen bazı vitaminlerin pişirme suyuna geçmesine neden olabilir.</p>

<p>Bu nedenle kısa süreli buharda pişirme iyi seçeneklerden biri. Brokolinin gereğinden fazla pişirilmemesi hem dokusunun hem de bazı besin öğelerinin korunmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>4. Avokado sebze değil, meyve</p>

<p>Salatalarda kullanılması ve tatlı olmaması nedeniyle avokado çoğu kişinin zihninde sebze olarak yer etmiş durumda.</p>

<p>Ancak avokado botanik açıdan bir meyve.</p>

<p>Beslenme açısından da diğer birçok meyveden farklı bir özelliğe sahip. Avokadonun yağ oranı görece yüksek ve içerdiği yağların önemli bölümünü doymamış yağlar oluşturuyor.</p>

<p>Aynı zamanda lif ve çeşitli vitamin ve mineraller sağlıyor.</p>

<p>5. Potasyum denildiğinde yalnızca muz düşünmeyin</p>

<p>Muz denildiğinde akla gelen ilk minerallerden biri potasyum. Ancak muz bu mineralin tek önemli kaynağı değil.</p>

<p>Patates de potasyum sağlayan besinler arasında.</p>

<p>Potasyum; kasların çalışması, sinir iletimi ve vücuttaki sıvı dengesinin korunması gibi birçok işlevde rol oynuyor.</p>

<p>Bu nedenle potasyum ihtiyacını karşılamak için tek bir besine yönelmek yerine farklı sebze ve meyveleri tüketmek daha dengeli bir yaklaşım.</p>

<p>6. Domates mutfakta sebze, botanikte meyve</p>

<p>Domates belki de “meyve mi, sebze mi?” tartışmasının en bilinen örneği.</p>

<p>Botanik açısından cevap açık: Domates çiçekten gelişiyor ve içerisinde tohum taşıyor. Bu nedenle meyve olarak sınıflandırılıyor.</p>

<p>Mutfakta ise tatlı olmaması ve yemeklerde kullanılması nedeniyle sebze gibi değerlendiriliyor.</p>

<p>Bu konu geçmişte hukuki bir tartışmaya dahi dönüştü. ABD Yüksek Mahkemesi 1893 yılında görülen bir gümrük vergisi davasında domatesi günlük kullanım açısından sebze olarak değerlendirdi.</p>

<p>7. Kuru incir kalsiyum da içeriyor</p>

<p>Kalsiyum denildiğinde çoğu kişinin aklına öncelikle süt ve süt ürünleri geliyor. Ancak bazı bitkisel besinler de kalsiyum sağlayabiliyor.</p>

<p>Kuru incir bunlardan biri.</p>

<p>Aynı zamanda lif de içeriyor. Ancak meyve kurutulduğunda su miktarı azaldığı için şeker ve enerji daha yoğun hale geliyor.</p>

<p>Bu nedenle kuru meyvelerde porsiyon miktarına dikkat etmek önemli.</p>

<p>8. Çilek ve böğürtlenin botanik sınıflandırması şaşırtıyor</p>

<p>Günlük hayatta küçük, yumuşak ve sulu meyveleri aynı grupta düşünmeye alışığız. Botanikte ise sınıflandırma çok daha farklı.</p>

<p>Örneğin çilek, ahududu ve böğürtlen bilimsel açıdan gerçek üzümsü meyveler arasında değerlendirilmiyor.</p>

<p>Ahududu ve böğürtlen, çok sayıda küçük meyve yapısının birleşmesiyle meydana geliyor.</p>

<p>Çileğin üzerindeki küçük noktalar da düşündüğümüzden daha ilginç. Meyvenin üzerinde gördüğümüz ve çoğunlukla “tohum” dediğimiz yapıların her biri botanik açıdan ayrı bir meyve yapısının parçası.</p>

<p>9. Kivi güçlü bir C vitamini kaynağı</p>

<p>C vitamini denildiğinde portakal ve mandalina ilk akla gelen meyveler arasında. Ancak kivi de önemli miktarda C vitamini içeriyor.</p>

<p>Üstelik kivi yalnızca C vitamini sağlamıyor. Lif, potasyum ve çeşitli bitkisel bileşikler de içeriyor.</p>

<p>Bu durum, sağlıklı beslenmede meyve çeşitliliğinin neden önemli olduğunun güzel örneklerinden biri.</p>

<p>10. Elma ile gül aslında akraba</p>

<p>Bir elmayla bahçedeki gül arasında ilk bakışta bağlantı kurmak zor.</p>

<p>Ancak botanik sınıflandırmada elma, armut, kiraz, şeftali, erik ve çilek gibi birçok tanıdık meyve gülgiller ailesinde yer alıyor.</p>

<p>Yani soframızdaki elma ile bahçedeki gül, aynı geniş bitki ailesinin üyeleri.</p>

<p>Elma aynı zamanda özellikle kabuğuyla tüketildiğinde lif sağlayan meyvelerden biri.</p>

<p>11. Küçük paket havuçların hepsi gerçekten “bebek havuç” değil</p>

<p>Marketlerde paketler içerisinde satılan küçük ve düzgün şekilli havuçları henüz büyümemiş havuçlar sanabilirsiniz.</p>

<p>Ancak yaygın olarak satılan küçük havuçların önemli bir bölümü aslında daha büyük havuçların kesilip yuvarlatılarak şekillendirilmesiyle hazırlanıyor.</p>

<p>Bu havuçların yüzeyinde zaman zaman görülen beyazlaşma da her zaman küf veya bozulma anlamına gelmiyor. Nem kaybı yüzeyde beyaz bir görünüm oluşturabiliyor.</p>

<p>Bununla birlikte kötü koku, sümüksü yapı veya belirgin bozulma belirtileri bulunan ürünler tüketilmemeli.</p>

<p>Meyve ve sebzelerde asıl önemli olan çeşitlilik</p>

<p>Muzun botanikte üzümsü meyve sayılması veya biberin aslında meyve olması ilginç bilgiler. Ancak beslenme açısından asıl önemli mesaj çok daha basit: Çeşitlilik.</p>

<p>Farklı renklerde meyve ve sebzeler tüketmek; lif, vitamin, mineral ve farklı bitkisel bileşiklerin beslenmeye dahil edilmesini kolaylaştırıyor.</p>

<p>Tek bir yiyeceği “süper besin” ilan etmek yerine, sofrada çeşitliliği artırmak daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir yaklaşım.</p>

<p>Uzmanlar Ne Öneriyor?</p>

<ul>
 <li>Her gün farklı renklerde meyve ve sebzelere yer verin.</li>
 <li>Brokoli gibi sebzeleri gereğinden uzun süre pişirmeyin.</li>
 <li>Potasyum için yalnızca muza bağlı kalmayın; farklı sebze ve meyveleri tüketin.</li>
 <li>Kuru meyvelerde porsiyon miktarını kontrol edin.</li>
 <li>Meyve suyu yerine mümkün olduğunca meyvenin kendisini tercih edin.</li>
 <li>Tek bir “mucize besin” aramak yerine çeşitli ve dengeli beslenmeye odaklanın.</li>
</ul>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>WebMD. Fun Facts About Fruits and Vegetables.</li>
 <li>WebMD. Raw or Cooked? How to Get the Most Out of Fruits and Veggies.</li>
 <li>WebMD. How Much Fruit Is Too Much?</li>
 <li>Penn State Health PRO Wellness. Fun Facts About Fruits and Vegetables.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/her-gun-yiyoruz-ama-cogumuz-bilmiyoruz-meyve-ve-sebzelerle-ilgili-11-sasirtici-bilgi</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 20:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7828.jpeg" type="image/jpeg" length="32366"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karaciğerinizi Korumak İçin Sofrada Bunlara Dikkat Edin]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/karacigerinizi-korumak-icin-sofrada-bunlara-dikkat-edin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/karacigerinizi-korumak-icin-sofrada-bunlara-dikkat-edin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karaciğer sağlığını korumada tek bir “mucize besin” yok. Sebze, meyve, tam tahıl, balık, baklagiller ve zeytinyağı öne çıkarken; şekerli içecekler, aşırı işlenmiş gıdalar, doymuş yağ ve alkol karaciğer için olumsuz sonuçlar doğurabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Karaciğer sağlığında tabağınızdakiler neden önemli?</p>

<p>Karaciğer, yediğimiz besinlerden gelen maddelerin işlenmesinden enerji depolanmasına kadar çok sayıda hayati görev üstleniyor. Bu nedenle karaciğer için en iyi ve en kötü yiyecekler söz konusu olduğunda mesele tek tek besinlerden çok, beslenmenin bütünü.</p>

<p>Özellikle metabolik işlev bozukluğu ile ilişkili yağlı karaciğer hastalığında (MASLD) beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri tedavinin temel parçalarından biri. Güncel öneriler, sebze ve meyvenin bol olduğu, tam tahılları, baklagilleri, balığı ve doymamış yağları öne çıkaran Akdeniz tipi beslenme modelini destekliyor.</p>

<p>Peki günlük sofrada hangi yiyecekleri daha sık, hangilerini daha seyrek tüketmek gerekiyor?</p>

<p>1. Sebzeler: Tabağın en geniş bölümünü ayırın</p>

<p>Brokoli, ıspanak, havuç, kabak, domates, biber ve diğer sebzeler lif, vitamin, mineral ve çeşitli bitkisel bileşikler açısından zengindir.</p>

<p>Mayo Clinic, özellikle yağlı karaciğer hastalığı bulunan kişiler için Akdeniz tipi beslenme kapsamında sebzelerin günlük beslenmenin önemli bir bölümünü oluşturmasını öneriyor.</p>

<p>Buradaki önemli nokta çeşitlilik. Sürekli tek bir sebzeye yüklenmek yerine farklı renklerde sebzeleri dönüşümlü tüketmek daha dengeli bir yaklaşım.</p>

<p>2. Kahve: Karaciğer dostu seçeneklerden biri olabilir</p>

<p>Şekersiz kahve, karaciğer sağlığı araştırmalarında dikkat çeken içeceklerden biri. Kahvede bulunan polifenoller, antioksidan ve iltihap karşıtı özelliklere sahip bitkisel bileşiklerdir.</p>

<p>Mayo Clinic de şekersiz kahveyi, su ve çayla birlikte uygun içecek seçenekleri arasında gösteriyor.</p>

<p>Ancak kahvenin içine bol miktarda şeker, şurup veya krema eklemek aynı avantajı sağlamayabilir. Ayrıca kahve bir karaciğer hastalığının tedavisi değildir.</p>

<p>3. Yulaf ve tam tahıllar: Beyaz undan daha iyi seçenek</p>

<p>Yulaf, tam tahıllı ekmek, bulgur ve esmer pirinç gibi tam tahıllar lif açısından daha zengin seçeneklerdir.</p>

<p>Buna karşılık beyaz ekmek ve diğer rafine karbonhidratların sık tüketilmesi kan şekerinde daha hızlı yükselmelere yol açabilir.</p>

<p>NIDDK, yağlı karaciğer hastalığında çoğu sebze, meyve ve tam tahıl gibi kan şekerini daha yavaş yükselten besinlerin tercih edilmesini öneriyor.</p>

<p>4. Balık: Özellikle yağlı balıklar öne çıkıyor</p>

<p>Somon, sardalya, uskumru ve benzeri balıklar protein sağlarken omega-3 yağ asitleri açısından da zengin olabilir.</p>

<p>Akdeniz tipi beslenmede balık önemli bir yere sahip. Mayo Clinic, özellikle yağlı soğuk su balıklarının omega-3 içeriğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Burada pişirme yöntemi de önemli. Balığı sürekli kızartarak tüketmek yerine fırınlama, ızgara veya buharda pişirme tercih edilebilir.</p>

<p>5. Ceviz ve diğer kuruyemişler: Küçük porsiyon yeterli</p>

<p>Ceviz, badem ve diğer tuzsuz kuruyemişler doymamış yağlar, lif ve çeşitli bitkisel bileşikler içerir.</p>

<p>Ancak enerji yoğun oldukları için “sağlıklı” olmaları sınırsız tüketilebilecekleri anlamına gelmez. Küçük bir avuç çoğu öğün planı için daha makul bir porsiyondur.</p>

<p>Mayo Clinic’in Akdeniz tipi beslenme önerileri de kuruyemiş ve tohumlara düzenli olarak yer veriyor.</p>

<p>6. Baklagiller: Karaciğer dostu tabağın güçlü oyuncularından</p>

<p>Mercimek, nohut, kuru fasulye ve bezelye hem bitkisel protein hem de lif sağlar.</p>

<p>Et tüketiminin bir bölümünü baklagillerle değiştirmek, doymuş yağ tüketiminin azaltılmasına da yardımcı olabilir. Akdeniz tipi beslenmede baklagiller haftalık beslenmenin düzenli bir parçasıdır.</p>

<p>7. Zeytinyağı: Tereyağının yerine düşünülebilir</p>

<p>Karaciğer sağlığı açısından yağın yalnızca miktarı değil, türü de önemli.</p>

<p>NIDDK, doymuş ve trans yağların yerine doymamış yağların tercih edilmesini öneriyor. Zeytinyağı da Akdeniz tipi beslenmenin temel yağ kaynaklarından biri.</p>

<p>Ancak zeytinyağı da yüksek kalorili. Bu nedenle “ne kadar çok, o kadar iyi” yaklaşımı doğru değil.</p>

<p>Karaciğer İçin Sınırlandırılması Gereken Yiyecekler</p>

<p>Karaciğeri korumak yalnızca sağlıklı besinleri sofraya eklemekle bitmiyor. Bazı yiyecek ve içeceklerin azaltılması da en az bunun kadar önemli.</p>

<p>1. Şekerli içecekler</p>

<p>Gazlı içecekler, şeker eklenmiş çaylar, enerji ve spor içecekleri ile bazı hazır meyve içecekleri yüksek miktarda basit şeker içerebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle fruktoz içeriği yüksek şekerli içeceklerin fazla tüketilmesi yağlı karaciğer açısından olumsuz bir beslenme alışkanlığı olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>NIDDK, MASLD bulunan kişilerin yüksek miktarda basit şeker, özellikle fruktoz içeren yiyecek ve içecekleri sınırlandırmasını öneriyor.</p>

<p>2. Beyaz ekmek ve rafine karbonhidratlar</p>

<p>Beyaz ekmek, hamur işleri, bazı paketli atıştırmalıklar ve rafine tahıllardan yapılan ürünler lif açısından genellikle daha fakirdir.</p>

<p>Bunların yerine yulaf, bulgur ve tam tahıllı ürünlere ağırlık vermek daha uygun bir tercih olabilir.</p>

<p>3. Kızartmalar ve doymuş yağdan zengin yiyecekler</p>

<p>Patates kızartması, yüksek yağlı fast food ürünleri, fazla miktarda tereyağı ve yağlı etler doymuş yağ ve enerji alımını artırabilir.</p>

<p>Mayo Clinic, yağlı karaciğer açısından doymuş yağ oranı yüksek yiyeceklerin ve yoğun işlenmiş ürünlerin sınırlandırılmasını öneriyor.</p>

<p>4. İşlenmiş etler</p>

<p>Sosis, salam ve benzeri işlenmiş et ürünlerinin sık tüketilmesi yerine balık, baklagiller ve daha az yağlı protein kaynaklarının tercih edilmesi Akdeniz tipi beslenmeye daha uygun.</p>

<p>Kırmızı ve işlenmiş etlerin azaltılması, Mayo Clinic’in MASLD için beslenme önerileri arasında da bulunuyor.</p>

<p>5. Aşırı işlenmiş yiyecekler</p>

<p>Hazır paketli ürünler, bazı dondurulmuş hazır yemekler, şekerli kahvaltılık gevrekler, paketli hamur işleri ve benzeri ürünler genellikle şeker, tuz, rafine karbonhidrat veya doymuş yağ açısından yoğun olabilir.</p>

<p>Bu nedenle günlük beslenmenin temelini bu ürünlerin değil, mümkün olduğunca az işlenmiş gıdaların oluşturması öneriliyor.</p>

<p>6. Alkol</p>

<p>Karaciğer söz konusu olduğunda alkol özel bir yere sahip. Alkol doğrudan karaciğer hasarına yol açabilir ve mevcut karaciğer hastalıklarını ağırlaştırabilir.</p>

<p>Özellikle siroz gibi ileri karaciğer hastalıklarında alkolün tamamen bırakılması öneriliyor. Yağlı karaciğer hastalığında da alkol konusunda kişisel riskin sağlık profesyoneliyle değerlendirilmesi önem taşıyor.</p>

<p>Karaciğer için en iyi beslenme modeli hangisi?</p>

<p>Tek tek “karaciğeri temizleyen” yiyecekler aramak yerine genel beslenme düzenini değiştirmek daha anlamlı.</p>

<p>Akdeniz tipi beslenme bu noktada en güçlü seçeneklerden biri olarak öne çıkıyor. Sebze, meyve, tam tahıl, baklagil, balık, kuruyemiş ve zeytinyağını merkeze alan bu model; şekerli içecekleri, rafine karbonhidratları, aşırı işlenmiş yiyecekleri ve doymuş yağdan zengin ürünleri sınırlandırıyor.</p>

<p>Özellikle fazla kilosu ve MASLD’si bulunan kişilerde kilo kaybı da önemli. Mayo Clinic, başlangıç kilosunun yüzde 3 ila 5’inin verilmesinin bile yarar sağlayabileceğini, daha yüksek ve sürdürülebilir kilo kaybının daha fazla fayda sağlayabileceğini bildiriyor. Kilo kaybının hızlı değil, kontrollü olması gerekiyor.</p>

<p>Pratik olarak tabak nasıl hazırlanabilir?</p>

<p>Günlük hayatta karmaşık hesaplamalar yapmak yerine basit bir tabak modeli kullanılabilir:</p>

<ul>
 <li>Tabağın yaklaşık yarısını sebzelere ayırın.</li>
 <li>Dörtte birinde balık, tavuk veya baklagil gibi protein kaynaklarına yer verin.</li>
 <li>Kalan dörtte birini bulgur, esmer pirinç veya diğer tam tahıllarla tamamlayın.</li>
 <li>Yemeklerde tereyağı yerine ölçülü miktarda zeytinyağı kullanın.</li>
 <li>Şekerli içecek yerine su, şekersiz çay veya kahve tercih edin.</li>
 <li>Meyveyi mümkün olduğunca meyve suyu yerine bütün olarak tüketin.</li>
</ul>

<p>Sonuç: Karaciğer için tek bir süper besin yok</p>

<p>Karaciğer için en iyi ve en kötü yiyecekler listesinin verdiği asıl mesaj oldukça basit: Tek bir besin karaciğeri “temizlemez”, tek bir yiyecek de tek başına karaciğer yağlanmasının nedeni değildir.</p>

<p>Sebze, tam tahıl, baklagil, balık, kuruyemiş ve zeytinyağının ağırlıkta olduğu; şekerli içeceklerin, aşırı işlenmiş gıdaların, rafine karbonhidratların ve doymuş yağların sınırlandığı bir beslenme düzeni karaciğer sağlığı açısından daha güçlü bir yaklaşım oluşturuyor.</p>

<p>Uzmanlar Ne Öneriyor?</p>

<ul>
 <li>Her öğünde sebzelere daha fazla yer ayırın.</li>
 <li>Beyaz ekmek yerine tam tahıllı seçenekleri tercih edin.</li>
 <li>Haftalık menüde balık ve baklagillere düzenli yer verin.</li>
 <li>Şekerli içecekleri günlük alışkanlık olmaktan çıkarın.</li>
 <li>Kızartma yerine fırın, ızgara veya buharda pişirmeyi tercih edin.</li>
 <li>İşlenmiş etleri ve aşırı işlenmiş paketli ürünleri sınırlandırın.</li>
 <li>“Karaciğer detoksu” adıyla satılan ürünlere temkinli yaklaşın. Bazı bitkisel ürünler karaciğere zarar verebilir.</li>
 <li>Karaciğer hastalığınız varsa vitamin, bitkisel ürün veya takviyeleri gelişigüzel kullanmayın.</li>
</ul>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>WebMD, Best and Worst Foods for Your Liver.</li>
 <li>Mayo Clinic, Fatty Liver Disease (MASLD) Diet, 2025.</li>
 <li>Mayo Clinic, Fatty Liver Disease (MASLD): Diagnosis and Treatment, 2026.</li>
 <li>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK), Eating, Diet &amp; Nutrition for NAFLD &amp; NASH.</li>
 <li>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK), Eating, Diet &amp; Nutrition for Cirrhosis.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/karacigerinizi-korumak-icin-sofrada-bunlara-dikkat-edin</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 20:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7827.jpeg" type="image/jpeg" length="60188"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Coşkun Özdemir Hayatını Kaybetti: Prof. Dr. Coşkun Özdemir Kimdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-coskun-ozdemir-hayatini-kaybetti-prof-dr-coskun-ozdemir-kimdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-coskun-ozdemir-hayatini-kaybetti-prof-dr-coskun-ozdemir-kimdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Tabip Odası’nın eski başkanlarından, nöroloji ve kas hastalıkları alanının öncü isimlerinden Prof. Dr. Coşkun Özdemir hayatını kaybetti. Özdemir, akademik çalışmaları ve meslek örgütlerindeki görevleriyle Türk tıbbında önemli izler bıraktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Tabip Odası’nın eski başkanlarından, nöroloji alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Coşkun Özdemir hayatını kaybetti.</p>

<p>Uzun yıllar İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde akademik çalışmalar yürüten Özdemir’in vefatı, tıp ve akademi camiasında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, Özdemir’in bilim insanı, öğretim üyesi ve meslek örgütündeki çalışmalarıyla güçlü bir bilimsel ve mesleki miras bıraktığı belirtildi.</p>

<p>Prof. Dr. Coşkun Özdemir Kimdir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Coşkun Özdemir, Türkiye’de nöroloji ve özellikle kas hastalıkları alanının gelişimine katkı sağlayan hekim ve akademisyenlerden biriydi.</p>

<p>1952 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Özdemir, Ruh ve Sinir Hastalıkları (Nöropsikiyatri) alanında uzmanlaştı. Meslek yaşamını nöroloji alanındaki klinik, akademik ve bilimsel çalışmalara adadı.</p>

<p>Özdemir, ilerleyen yıllarda İstanbul Tıp Fakültesi bünyesinde akademik çalışmalarını sürdürerek nöroloji alanında önemli görevler üstlendi.</p>

<p>Türkiye Kas Hastalıkları Derneği’nin Kurucu Başkanlığını Üstlendi</p>

<p>Prof. Dr. Coşkun Özdemir’in meslek yaşamındaki önemli çalışmalarından biri kas hastalıkları alanında oldu.</p>

<p>1978 yılında Türkiye Kas Hastalıkları Derneği’nin kurucu başkanlığını üstlenen Özdemir, Türkiye’de kas hastalıklarına yönelik bilimsel çalışmaların gelişmesine ve bu alandaki farkındalığın artmasına katkıda bulundu.</p>

<p>Özdemir, nöromüsküler hastalıklar alanındaki çalışmalarıyla da nöroloji camiasında tanınan isimlerden biri oldu.</p>

<p>İstanbul Tabip Odası Başkanlığı Yaptı</p>

<p>Prof. Dr. Coşkun Özdemir, akademik çalışmalarının yanı sıra hekimlerin meslek örgütlerinde de aktif görev aldı.</p>

<p>12 Eylül 1980 darbesinin ardından İstanbul Tabip Odası Başkanlığı görevini üstlenen Özdemir, demokratik hakların ve meslek örgütlerinin yoğun baskı altında bulunduğu dönemde görev yaptı.</p>

<p>İstanbul Tabip Odası, Özdemir’in bu süreçte hekimlik değerlerini ve meslek örgütlenmesini savunarak önemli sorumluluk üstlendiğini bildirdi.</p>

<p>İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanlığı Yaptı</p>

<p>Akademik kariyerini İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde sürdüren Prof. Dr. Coşkun Özdemir, 1989-1996 yılları arasında Nöroloji Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürüttü.</p>

<p>Özdemir, akademisyenliği boyunca nöroloji ve kas hastalıkları alanındaki bilimsel çalışmaların gelişmesine katkıda bulunurken, hekimlerin ve akademisyenlerin yetişmesinde de rol aldı.</p>

<p>Prof. Dr. Coşkun Özdemir’in Ardında Bıraktığı Miras</p>

<p>Prof. Dr. Coşkun Özdemir, hekimlik ve akademik yaşamının yanı sıra meslek örgütlerindeki çalışmalarıyla da tanındı.</p>

<p>İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu, Özdemir’in vefatının ardından yayımladığı mesajda kendisini saygı, minnet ve özlemle andıklarını belirterek ailesine, yakınlarına, meslektaşlarına ve sevenlerine başsağlığı dileklerini iletti.</p>

<p>Özdemir, Türkiye’de nöroloji ve kas hastalıkları alanındaki çalışmaları, akademik görevleri ve meslek örgütlenmesine katkılarıyla tıp camiasının önemli isimleri arasında yer aldı.</p>

<p>Prof. Dr. Coşkun Özdemir’in Biyografisi</p>

<p>Mezuniyet: İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, 1952<br />
Uzmanlık alanı: Ruh ve Sinir Hastalıkları (Nöropsikiyatri) / Nöroloji<br />
1978: Türkiye Kas Hastalıkları Derneği Kurucu Başkanı<br />
1980 sonrası: İstanbul Tabip Odası Başkanı<br />
1989-1996: İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı<br />
Çalışma alanları: Nöroloji, kas ve nöromüsküler hastalıklar<br />
Mesleği: Hekim, akademisyen ve bilim insanı</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-coskun-ozdemir-hayatini-kaybetti-prof-dr-coskun-ozdemir-kimdir</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 19:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7826.jpeg" type="image/jpeg" length="59528"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beyoğlu’nda Agop Demircioğlu Cinayete Kurban Gitti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/beyoglunda-agop-demircioglu-cinayete-kurban-gitti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/beyoglunda-agop-demircioglu-cinayete-kurban-gitti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Beyoğlu’nda 64 yaşındaki Agop Demircioğlu evinde öldürülmüş halde bulundu. Olayla ilgili gözaltına alınan komşusu Mehmet Şerif T.’nin tutuklanarak cezaevine gönderildiği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Agop Demircioğlu Evinde Öldürülmüş Halde Bulundu</p>

<p>İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde yaşayan 64 yaşındaki Agop Demircioğlu cinayete kurban gitti. Şehit Muhtar Mahallesi’ndeki bir binada yaşayan Demircioğlu, evinde hayatını kaybetmiş halde bulundu.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre Demircioğlu’nun alt komşusu, eve girdiğinde kendisini hareketsiz halde gördüğünü belirterek durumu polis ekiplerine bildirdi.</p>

<p>İhbar üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yapılan kontrolde Demircioğlu’nun hayatını kaybettiği belirlendi.</p>

<p>İncelemede Cinayet Ortaya Çıktı</p>

<p>Olay yerinde yapılan incelemede Demircioğlu’nun vücudunda kesici alet yaraları tespit edildi. Bulgular üzerine olayın cinayet olduğu değerlendirilerek soruşturma genişletildi.</p>

<p>Polis ekipleri, Demircioğlu’nu ölü bulduğunu söyleyerek ihbarda bulunan komşusu Mehmet Şerif T.’yi gözaltına aldı.</p>

<p>Şüphelinin emniyetteki sorgusunda cinayeti itiraf ettiği öne sürüldü. İlk bilgilere göre taraflar arasında kira meselesi nedeniyle anlaşmazlık bulunduğu ve olay günü yaşanan tartışmanın ardından cinayetin gerçekleştiği iddia edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şüpheli Tutuklandı</p>

<p>Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen Mehmet Şerif T., çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.</p>

<p>Agop Demircioğlu’nun kesin ölüm nedenine ilişkin adli işlemler sürerken olayla ilgili soruşturmanın devam ettiği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/beyoglunda-agop-demircioglu-cinayete-kurban-gitti</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 18:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/genel/adli-tip-1.jpg" type="image/jpeg" length="83741"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Abdullah Şamil Çağlar Yüksekten Düşme Sonucu Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/dr-abdullah-samil-caglar-yuksekten-dusme-sonucu-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/dr-abdullah-samil-caglar-yuksekten-dusme-sonucu-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniğinde görev yapan Dr. Abdullah Şamil Çağlar hayatını kaybetti. Van yerel basını, genç doktorun yüksekten düşerek ağır yaralandığını ve yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadığını bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Van sağlık camiası, Dr. Abdullah Şamil Çağlar’ın vefat haberiyle üzüntü yaşadı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kardiyoloji Asistan Doktoru olarak görev yapan Çağlar’ın yüksekten düşme sonucu hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p>4. kattan düştüğü bildirildi</p>

<p>Van yerel basınında 10 Ağustos’ta yayımlanan bilgilere göre Dr. Abdullah Şamil Çağlar, 4. kattan düşerek ağır yaralandı. Çağlar’ın olayın ardından yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadığı belirtildi.</p>

<p>Olayın nasıl ve hangi nedenle gerçekleştiğine ilişkin resmî makamlardan doğrulanmış ayrıntılı bir açıklama ise henüz yapılmadı. Bu nedenle olayın nedenine ilişkin yerel basında ve sosyal medyada yer alan iddialar kesinleşmiş bilgi olarak değerlendirilmemeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kardiyoloji Asistan Doktoru olarak görev yapıyordu</p>

<p>SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin resmî personel kayıtlarında Abdullah Şamil Çağlar’ın Kardiyoloji Kliniğinde Asistan Doktor olarak görev yaptığı yer alıyor.</p>

<p>Çağlar’ın vefatının ardından Van İl Sağlık Müdürlüğü tarafından taziye mesajı yayımlandı. Van-Hakkâri Tabip Odası da ailesine, yakınlarına ve çalışma arkadaşlarına başsağlığı dileklerini iletti.</p>

<p>Dr. Abdullah Şamil Çağlar’ın cenaze ve defin programına ilişkin doğrulanmış ayrıntılı bilgi ise henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/dr-abdullah-samil-caglar-yuksekten-dusme-sonucu-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 17:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7820.jpeg" type="image/jpeg" length="65822"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Hilmi Karatosun Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-hilmi-karatosun-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-hilmi-karatosun-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde uzun yıllar akademik görevlerde bulunan emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Hilmi Karatosun hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Karatosun’un vefatı, üniversite ve akademi camiasında üzüntüyle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Hilmi Karatosun hayatını kaybetti.</p>

<p>Akademik yaşamı boyunca sağlık bilimleri alanında görev yapan Karatosun, MAKÜ Bucak Sağlık Yüksekokulu Acil Yardım ve Afet Yönetimi Bölümünde de görev aldı. Karatosun, üniversitedeki akademik çalışmalarının ardından emekliye ayrıldı.</p>

<p>Rektör Dalgar’dan Başsağlığı Mesajı</p>

<p>MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar da Prof. Dr. Hilmi Karatosun’un vefatı dolayısıyla başsağlığı mesajı yayımladı.</p>

<p>Dalgar, Karatosun’un üniversitede görev yaptığı dönemde eğitim-öğretim ve akademik faaliyetlere önemli katkılar sunduğunu belirterek ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve akademik camiaya başsağlığı dileklerini iletti.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Alanında Akademik Çalışmalar Yürüttü</p>

<p>Prof. Dr. Hilmi Karatosun, akademik kariyeri boyunca sağlık ve spor bilimleriyle ilişkili çeşitli araştırmalarda yer aldı. Karatosun’un adı, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi tarafından düzenlenen uluslararası sağlık bilimleri kongrelerinin bilimsel yapılanmalarında da yer aldı.</p>

<p>Yayımlanmış akademik çalışmalarında egzersiz fizyolojisi ve fiziksel performans gibi konular üzerinde çalışan Karatosun, akademik yaşamı boyunca öğrenci yetiştirilmesine ve bilimsel çalışmalara katkı sağladı.</p>

<p>Isparta’da Son Yolculuğuna Uğurlanacak</p>

<p>Prof. Dr. Hilmi Karatosun’un cenazesinin, öğle namazının ardından Isparta Asri Mezarlığı’nda toprağa verileceği bildirildi.</p>

<p>Karatosun’un vefatı başta ailesi ve yakınları olmak üzere öğrencileri, meslektaşları ve üniversite camiasında üzüntüyle karşılandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-hilmi-karatosun-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 17:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7818.jpeg" type="image/jpeg" length="26703"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kene Kaynaklı KKKA’ya Karşı Yerli Aşıda Yeni Dönem: İnsan Deneyleri Gündemde]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kene-kaynakli-kkkaya-karsi-yerli-asida-yeni-donem-insan-deneyleri-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kene-kaynakli-kkkaya-karsi-yerli-asida-yeni-donem-insan-deneyleri-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de özellikle yaz aylarında yeniden gündeme gelen Kırım Kongo Kanamalı Ateşine karşı geliştirilen yerli aşı adayında klinik öncesi çalışmalar tamamlandı. TURKOVAC’ı geliştiren ekibin yürüttüğü projede sıradaki hedef, gönüllülerle Faz 1 çalışmalarına geçmek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kırım Kongo Kanamalı Ateşine (KKKA) karşı Türkiye’de yürütülen yerli aşı çalışmalarında kritik bir aşamaya ulaşıldı. Erciyes Üniversitesi bünyesinde geliştirilen aşı adayının laboratuvar ve deney hayvanlarını kapsayan klinik öncesi süreci tamamlandı.</p>

<p>Çalışmalar, Türkiye’nin yerli Kovid-19 aşısı TURKOVAC’ın geliştirilmesinde de görev alan Prof. Dr. Aykut Özdarendeli ve ekibi tarafından yürütülüyor.</p>

<p>Sırada Faz 1 çalışmaları var</p>

<p>Aşı geliştirme sürecinin bundan sonraki bölümünde gönüllüler üzerinde gerçekleştirilecek klinik araştırmalar bulunuyor. Gerekli değerlendirme ve izin süreçlerinin ardından Faz 1 çalışmalarına geçilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Faz 1 aşamasında öncelikli olarak aşının insanlardaki güvenliliği, olası yan etkileri ve bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri değerlendirilecek.</p>

<p>Bu aşamadan elde edilecek sonuçların uygun bulunması durumunda çalışma daha geniş gönüllü gruplarının katılacağı Faz 2 ve ardından Faz 3 araştırmalarıyla ilerleyebilecek.</p>

<p>TURKOVAC deneyimi KKKA aşısına taşınıyor</p>

<p>Yerli KKKA aşısının geliştirilmesinde TURKOVAC sürecinde edinilen bilimsel ve teknik deneyimin önemli bir avantaj oluşturması bekleniyor.</p>

<p>Aşı geliştirilirken yalnızca laboratuvar çalışmaları değil, üretim koşulları ve ileride klinik araştırmalara geçiş için gerekli süreçler de birlikte değerlendiriliyor.</p>

<p>Araştırma ekibinin hedefi, güvenlilik ve etkinlik çalışmalarının başarılı sonuçlanması halinde Türkiye’de geliştirilen bir KKKA aşısını kullanıma sunabilecek noktaya ulaşmak.</p>

<p>Aşının kullanıma girmesi birkaç yıl sürebilir</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aşı adayının klinik öncesi aşamayı tamamlaması, hemen kullanıma sunulacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>İnsanlarda uygulanacak Faz 1, Faz 2 ve Faz 3 çalışmalarının tamamlanması ve sonuçların ilgili sağlık otoritelerince değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Çalışmaların planlandığı şekilde ilerlemesi durumunda sürecin yaklaşık 4-5 yıllık bir zaman dilimine yayılabileceği öngörülüyor.</p>

<p>KKKA Türkiye için önemli bir halk sağlığı sorunu</p>

<p>Kene aracılığıyla bulaşabilen KKKA, Türkiye’de özellikle ilkbahar ve yaz aylarında vaka artışları nedeniyle yakından takip ediliyor.</p>

<p>Hastalık yüksek ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı ve bazı vakalarda kanama gibi ciddi belirtilere yol açabiliyor. Ağır seyreden olgularda hastalık ölümcül olabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle etkili ve güvenli bir aşının geliştirilmesi, yalnızca Türkiye açısından değil, KKKA vakalarının görüldüğü diğer ülkeler açısından da önem taşıyor.</p>

<p>Yerli aşı henüz kullanımda değil</p>

<p>Gelinen aşamada en önemli nokta, geliştirilen ürünün henüz ruhsatlandırılmış veya vatandaşlara uygulanmaya başlanmış bir KKKA aşısı olmadığı.</p>

<p>Klinik öncesi çalışmalarda elde edilen sonuçlar umut verici olsa da aşının insanlarda güvenli ve etkili olduğunun klinik araştırmalarla gösterilmesi gerekiyor.</p>

<p>Gönüllülerle yapılacak Faz 1 çalışmalarına geçilmesi, yerli KKKA aşısının geliştirilmesinde yeni ve kritik bir dönemin başlangıcı olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kene-kaynakli-kkkaya-karsi-yerli-asida-yeni-donem-insan-deneyleri-gundemde</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 16:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7815.jpeg" type="image/jpeg" length="62752"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kolombiya’da 7,4 Büyüklüğünde Deprem: Chocó’da Yaralılar ve Hasar Bildirildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kolombiyada-74-buyuklugunde-deprem-chocoda-yaralilar-ve-hasar-bildirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kolombiyada-74-buyuklugunde-deprem-chocoda-yaralilar-ve-hasar-bildirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kolombiya’nın Chocó bölgesinde 7,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. San José del Palmar yakınlarında kaydedilen deprem Bogotá, Cali ve Medellín dahil çok sayıda kentte hissedildi. Chocó’da yaralılar ve bina hasarları bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kolombiya, 10 Ağustos 2026 Pazartesi sabahı meydana gelen güçlü depremle sarsıldı. Güncellenen verilere göre depremin büyüklüğü 7,4 olarak açıklandı.</p>

<p>Kolombiya Jeoloji Servisi’nin (SGC) güncellenen verilerine dayanan haberlere göre deprem yerel saatle 07.34’te, Chocó eyaletindeki San José del Palmar’ın yaklaşık 20 kilometre yakınında meydana geldi. Depremin derinliği 96 kilometre olarak bildirildi.</p>

<p>Çok sayıda kentte hissedildi</p>

<p>Güçlü sarsıntı yalnızca merkez üssünün bulunduğu Chocó’da değil, ülkenin geniş bir bölümünde hissedildi. Bogotá, Cali, Medellín, Pereira, Manizales, Armenia ve Ibagué depremi hisseden kentler arasında yer aldı. Bazı binalarda tedbir amacıyla tahliyeler gerçekleştirildi.</p>

<p>Depremin yaklaşık 96 kilometrelik derinlikte gerçekleşmesinin, sismik dalgaların geniş bir coğrafyada hissedilmesinde etkili olduğu değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Chocó’da yaralılar ve bina hasarları bildirildi</p>

<p>Depremin ardından ilk hasar haberleri de gelmeye başladı. Chocó Valiliğinden yapılan açıklamalara göre Quibdó’da yaralanan kişiler ve binalarda ciddi hasarlar bulunduğuna ilişkin ilk bildirimler alındı. Ancak yaralıların toplam sayısı henüz kesinleşmiş değil.</p>

<p>Manizales, Cali ve Armenia gibi kentlerden de yapılarda çeşitli hasarlar olduğuna ilişkin bildirimler geldi. Yetkililer, depremden etkilenen bölgelerde hasar tespit çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<p>Acil durum protokolleri devreye alındı</p>

<p>Kolombiya Ulusal Afet Risk Yönetimi Birimi (UNGRD), depremin ardından ülke genelinde izleme ve doğrulama protokollerini devreye aldı. Kurum, yerel yönetimler ve afet yönetimi birimleriyle temas kurarak konutlar, yollar, altyapı ve temel hizmetlerde meydana gelmiş olabilecek hasarları belirlemeye çalışıyor.</p>

<p>Depreme ilişkin ilk veriler farklı kurumlar tarafından farklı büyüklüklerde açıklanmıştı. SGC’nin ilk değerlendirmesinde 6,7 olarak verilen büyüklük daha sonra 7,4 olarak güncellendi. Depremlere ilişkin büyüklük ve derinlik verilerinin analizler ilerledikçe revize edilebildiği belirtiliyor.</p>

<p>Yetkililerin Chocó başta olmak üzere etkilenen bölgelerdeki incelemeleri devam ediyor. Bu nedenle yaralı ve hasar bilançosunun önümüzdeki saatlerde değişebileceği belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kolombiyada-74-buyuklugunde-deprem-chocoda-yaralilar-ve-hasar-bildirildi</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6918-1.jpeg" type="image/jpeg" length="10545"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vanspor FK’den Orta Sahaya Karayip Hamlesi: Molik Khan]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/vanspor-fkden-orta-sahaya-karayip-hamlesi-molik-khan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/vanspor-fkden-orta-sahaya-karayip-hamlesi-molik-khan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vanspor FK, Trinidad ve Tobago Milli Takımı’nda da görev yapan 22 yaşındaki orta saha Molik Khan’ı kadrosuna kattı. AS Trenčín’den gelen genç futbolcunun sözleşmesinin 2028’e kadar olduğu görülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trendyol 1. Lig’de kadrosunu şekillendiren Vanspor FK’nin yeni sezon yapılanmasında dikkat çeken isimlerden biri Molik Khan oldu.</p>

<p>Uluslararası futbol veri kayıtlarına göre 8 Nisan 2004 doğumlu Trinidad ve Tobagolu futbolcu, Temmuz 2026’da Slovakya temsilcisi AS Trenčín’den Vanspor FK’ye geçti. Transfer kayıtlarında geçişin bedelsiz gerçekleştiği belirtiliyor. [1]</p>

<p>Avrupa ve ABD deneyimi bulunuyor</p>

<p>Asıl mevkisi orta saha olan Khan, merkez ve hücuma dönük orta saha rollerinde görev yapabiliyor. Kariyerinde Trinidad ve Tobago’nun ardından ABD, Danimarka ve Slovakya’da forma giydi.</p>

<p>Genç futbolcu Minnesota United organizasyonunda oynadıktan sonra 2024’te Danimarka ekibi HB Køge’ye kiralandı. Ardından Slovakya’nın AS Trenčín takımına geçti. [2]</p>

<p>Khan’ın AS Trenčín kariyerinde 25 lig karşılaşmasında 8 gol kaydettiği güncel kariyer kayıtlarında yer alıyor.</p>

<p>Trinidad ve Tobago Milli Takımı’nda oynadı</p>

<p>Molik Khan’ın transferini farklılaştıran ayrıntılardan biri de genç yaşına rağmen milli takım deneyimine sahip olması.</p>

<p>22 yaşındaki orta saha, Trinidad ve Tobago A Milli Takımı formasını da giydi. Güncel kayıtlarda milli takım kariyerinde 10 karşılaşmaya çıktığı görülüyor.</p>

<p>Vanspor ile 2028’e kadar</p>

<p>Oyuncu kayıtlarında Khan’ın Vanspor FK ile sözleşmesinin 30 Haziran 2028’e kadar devam ettiği belirtiliyor. Ayrıca güncel Vanspor kadrosunda orta saha oyuncusu olarak yer alıyor.</p>

<p>Vanspor’un bu hamlesi; 22 yaşında, farklı ülkelerde futbol deneyimi bulunan ve milli takım seviyesine ulaşmış bir oyuncunun 1. Lig kadrosuna dahil edilmesi açısından dikkat çekiyor.</p>

<p>Kaynaklar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>[1] Sofascore<br />
[2] FotMob<br />
[3] National Football Teams<br />
[4] Weltfussball</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/vanspor-fkden-orta-sahaya-karayip-hamlesi-molik-khan</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 14:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7811-1.jpeg" type="image/jpeg" length="51825"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Erzurumspor FK, Nariman Akhundzade Transferinde Sona Yaklaştı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/erzurumspor-fk-nariman-akhundzade-transferinde-sona-yaklasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/erzurumspor-fk-nariman-akhundzade-transferinde-sona-yaklasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzurumspor FK, Columbus Crew forması giyen 22 yaşındaki Azerbaycanlı hücumcu Nariman Akhundzade ile prensip anlaşmasına vardı. Oyuncunun sağlık kontrolünün ardından sözleşme sürecinin tamamlanması bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Süper Lig için kadrosunu güçlendiren Erzurumspor FK’de Azerbaycan Milli Takımı oyuncusu Nariman Akhundzade dosyasında süreç ileri aşamaya taşındı.</p>

<p>Azerbaycan basınında 3-4 Ağustos’ta ortaya çıkan ilk bilgilerde Akhundzade’nin Columbus Crew’dan ayrılarak Türkiye’ye gelmeye hazırlandığı belirtilirken, sürecin ilk aşamasında oyuncuyla kişisel şartların henüz tamamen sonuçlandırılmadığı aktarılmıştı. [1]</p>

<p>Daha sonra Erzurumspor FK’nin 22 yaşındaki futbolcuyla prensip anlaşmasına vardığı bilgisi kamuoyuna yansıdı. Oyuncunun Erzurum’a gelmesinin ardından sağlık kontrolünden geçirilerek sözleşme işlemlerinin tamamlanmasının planlandığı bildirildi. [2]</p>

<p>Columbus Crew’dan kiralık formülü</p>

<p>Güncel oyuncu kayıtları transferin kiralık formülüyle ilerlediğini gösteriyor. Akhundzade’nin Erzurumspor FK’de Haziran 2027’ye kadar kiralık olarak yer alması, ardından Columbus Crew’a dönmesi öngörülüyor. [3]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akhundzade, Şubat 2026’da Azerbaycan’ın Qarabağ takımından Columbus Crew’a geçmişti. 23 Nisan 2004 doğumlu futbolcu, hücum hattında görev yapıyor ve sol ayağını kullanıyor.</p>

<p>MLS döneminde istediği ölçüde düzenli forma şansı bulamayan Azerbaycanlı oyuncunun Türkiye seçeneğinin öne çıkmasında daha fazla süre alma ihtimalinin etkili olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Akhundzade’nin Avrupa kupaları deneyimi de bulunuyor. Futbolcu 2025-26 sezonunda Qarabağ formasıyla UEFA Şampiyonlar Ligi’nde görev aldı. [4]</p>

<p>Erzurumspor hücum hattına genç seçenek</p>

<p>Transferin tamamlanması halinde Erzurumspor FK, hücum rotasyonuna 22 yaşında ve Azerbaycan Milli Takımı tecrübesi bulunan bir oyuncu eklemiş olacak.</p>

<p>Akhundzade santrfor olarak görev yapmasının yanı sıra hücum hattının farklı bölgelerinde değerlendirilebilen bir profil olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Dosyada artık temel soru oyuncunun Erzurumspor’un gündeminde olup olmadığı değil, prensip anlaşmasının resmî sözleşmeye ne zaman dönüşeceği.</p>

<p>Sağlık kontrolü ve sözleşme işlemlerinin ardından transfer sürecinin netlik kazanması bekleniyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] İdman.Biz<br />
[2] Erzurumspor FK / Offsideplus<br />
[3] FotMob<br />
[4] UEFA</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/erzurumspor-fk-nariman-akhundzade-transferinde-sona-yaklasti</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 14:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7810.jpeg" type="image/jpeg" length="45141"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Crystal Palace, Trabzonsporlu Chibuike Nwaiwu’yu takibe aldı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/crystal-palace-trabzonsporlu-chibuike-nwaiwuyu-takibe-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/crystal-palace-trabzonsporlu-chibuike-nwaiwuyu-takibe-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Chibuike Nwaiwu için Crystal Palace’ın devreye girdiği bildirildi. Nijerya basınına göre Premier Lig ekibi, Trabzonspor’un 22 yaşındaki stoperini savunma transferi için seçenekleri arasına aldı; bordo-mavililerin bonservis beklentisinin ise 30-35 milyon avro seviyesinde olduğu öne sürülüyor. [1][2]]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor forması giyen Chibuike Nwaiwu’nun geleceğine ilişkin İngiltere’den yeni bir transfer bağlantısı gündeme geldi. Nijerya futbolunu takip eden kaynaklar, Premier Lig temsilcisi Crystal Palace’ın genç savunmacıyı transfer listesine eklediğini bildirdi. [1]</p>

<p>Crystal Palace’ın stoper bölgesindeki kadro planlaması doğrultusunda Nwaiwu’nun durumunu takip ettiği belirtilirken, henüz İngiliz kulübünün Trabzonspor’a kabul edilmiş veya reddedilmiş resmî bir teklif yaptığı doğrulanmış değil.</p>

<p>Trabzonspor’un beklentisi 30-35 milyon avro</p>

<p>Nwaiwu için yaz transfer döneminde en somut girişimlerden biri Fulham tarafından geldi. Nijerya basını, İngiliz kulübünün daha önce yaptığı tekliflerin Trabzonspor tarafından yeterli bulunmadığını ve bordo-mavililerin oyuncu için yaklaşık 30-35 milyon avro seviyesinde bonservis beklentisi taşıdığını bildirdi. [2][3]</p>

<p>Bu rakamın karşılanması halinde transferin Trabzonspor açısından kulüp tarihinin en yüksek satışlarından birine dönüşebileceği belirtiliyor.</p>

<p>Crystal Palace’ın ilgisinin somut teklife dönüşüp dönüşmeyeceği ise transfer dosyasının bundan sonraki aşamasını belirleyecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ocak ayında Trabzonspor’a geldi</p>

<p>22 yaşındaki Nijeryalı futbolcu, Ocak 2026’da Avusturya temsilcisi Wolfsberger AC’den Trabzonspor’a transfer edildi.</p>

<p>Nwaiwu, bordo-mavili forma altında kısa sürede düzenli oynayan isimlerden biri oldu. Nijerya kaynaklarındaki sezon verilerine göre genç stoper, Trabzonspor kariyerinin ilk bölümünde tüm kulvarlarda 21 karşılaşmada görev yaptı. [4]</p>

<p>Savunmanın merkezinde görev yapan Nwaiwu, gerektiğinde ön libero pozisyonunda da değerlendirilebiliyor.</p>

<p>Premier Lig kulüplerinin takibinde</p>

<p>Crystal Palace’ın yanı sıra Fulham başta olmak üzere farklı İngiliz kulüplerinin de Nwaiwu’yu takip ettiği daha önce Nijerya ve İngiltere basınına yansıdı. [1][3]</p>

<p>Oyuncunun Trabzonspor ile uzun süreli sözleşmesinin bulunması, bordo-mavili kulübün transfer görüşmelerindeki elini güçlendiren faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Trabzonspor’un oyuncuyu satmak zorunda olmadığı, ancak kulübün belirlediği seviyeye ulaşan bir teklif gelmesi durumunda transfer seçeneğinin değerlendirilebileceği belirtiliyor.</p>

<p>Crystal Palace’tan resmî teklif doğrulanmadı</p>

<p>Transferle ilgili şu aşamadaki en önemli ayrım, Crystal Palace’ın ilgisinin doğrulanmasına karşın 30 milyon avroluk resmî teklif yaptığı yönündeki iddiaların bağımsız biçimde teyit edilememiş olması.</p>

<p>Bu nedenle mevcut gelişme, Crystal Palace’ın Nwaiwu’yu transfer seçenekleri arasında değerlendirdiği çerçevesinde ele alınmalı.</p>

<p>Trabzonspor veya Crystal Palace tarafından oyuncunun transferi konusunda görüşmelerin başladığını doğrulayan resmî bir açıklama henüz yapılmadı.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>[1] PUNCH Sports Extra<br />
[2] PUNCH Sports Extra<br />
[3] Soccernet Nigeria<br />
[4] Trabzonspor</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/crystal-palace-trabzonsporlu-chibuike-nwaiwuyu-takibe-aldi</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 14:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7809.jpeg" type="image/jpeg" length="56415"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir El, Bir Yüzük ve Tıbbı Değiştiren Görünmez Işın]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/bir-el-bir-yuzuk-ve-tibbi-degistiren-gorunmez-isin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/bir-el-bir-yuzuk-ve-tibbi-degistiren-gorunmez-isin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1895’te Alman fizikçi Wilhelm Conrad Röntgen’in laboratuvarında fark ettiği görünmez ışınlar, insan bedeninin ameliyat edilmeden içine bakabilmenin yolunu açtı. Haftalar sonra eşi Anna Bertha’nın elini görüntülediğinde kemiklerle birlikte yüzüğün de görünmesi, radyoloji tarihinin en tanınmış görüntülerinden birini ortaya çıkardı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>8 Kasım 1895 akşamı Almanya’nın Würzburg kentindeki Würzburg Üniversitesi Fizik Enstitüsü’nde çalışan Wilhelm Conrad Röntgen, katot ışınlarıyla deney yapıyordu. Deney tüpünün üzerini ışığın dışarı çıkmasını engelleyecek biçimde kapatmasına rağmen laboratuvardaki floresan özellikli bir ekranın parladığını fark etti. Görünmeyen bir tür ışının kaplamayı aşarak ekranı etkilediğini anlamıştı; ancak bunun ne olduğunu henüz bilmiyordu. [1]</p>

<p>Bu nedenle yeni ışınlara matematikte bilinmeyeni ifade eden “X” harfinden hareketle X-ışınları adını verdi. Sonraki haftalarda Röntgen, bu ışınların kâğıt, tahta ve insan dokusu gibi bazı maddelerden geçebildiğini, kemik ve metal gibi daha yoğun yapılarda ise daha fazla tutulduğunu sistemli deneylerle araştırdı. [1]</p>

<h3>Laboratuvardaki beklenmedik parıltı</h3>

<p>Röntgen’in karşılaştığı olay ilk bakışta küçük bir laboratuvar ayrıntısıydı. Fakat fizikçi, gördüğü parıltının sıradan bir ışık sızıntısı olmadığını fark etti.</p>

<p>Katot ışınlarının kendisi bu kadar uzağa ulaşamıyordu. Üstelik tüp siyah kartonla kaplıydı. Buna rağmen yakındaki floresan ekran ışıldıyordu.</p>

<p>Röntgen farklı malzemeleri ışınların önüne yerleştirerek ne olduğunu anlamaya çalıştı. Bazı maddeler ışınları büyük ölçüde geçirirken daha yoğun maddeler ekranda belirgin gölgeler oluşturuyordu.</p>

<p>Röntgen, insan elini floresan ekran önüne tuttuğunda kemiklerin koyu gölgeler halinde seçilebildiğini gördü. [1]</p>

<p>Tıbbın önünde yeni bir kapı açılıyordu: İnsan bedeninin içindeki yapılar, vücut kesilmeden görülebilecekti.</p>

<h3>22 Aralık 1895: Anna Bertha elini uzattı</h3>

<p>Keşiften yaklaşık altı hafta sonra, 22 Aralık 1895’te Röntgen tarihe geçecek görüntülerden birini elde etti.</p>

<p>Bu kez ışınların önünde eşi Anna Bertha Röntgen’in sol eli vardı. Uzun pozlama sonucunda ortaya çıkan görüntüde elin kemikleri açık biçimde seçiliyor, parmağındaki yüzük ise yoğun bir halka halinde görünüyordu. [2]</p>

<p>Bugün basit görünen bu görüntü, 19. yüzyılın insanı için sıra dışıydı.</p>

<p>İnsan bedeninin içindeki kemikler, cerrahi işlem yapılmadan bir görüntü üzerinde açık biçimde görülebiliyordu.</p>

<p>Anna Bertha’nın “yüzüklü eli”, daha sonra X-ışınlarının keşfinin simgesi haline geldi. Nobel Prize arşivinde de Röntgen’in erken X-ışını görüntülerinden biri olarak yer alan bu radyografide kemikler ve yüzük belirgin biçimde görülebiliyor. [3]</p>

<h3>Bir radyograf tıbbın bakışını değiştirdi</h3>

<p>Röntgen’in keşfinden önce doktorlar kemik kırıklarının yerini büyük ölçüde muayene bulgularıyla anlamaya çalışıyordu. Vücuda saplanan mermi veya başka bir yabancı cismin tam konumunu belirlemek de çoğu zaman oldukça güçtü.</p>

<p>X-ışınları bu soruna tamamen yeni bir çözüm getirdi.</p>

<p>Doktor artık kemiği doğrudan görmeden önce onun görüntüsünü elde edebiliyordu. Cerrah, vücudun içindeki metal bir yabancı cismin yaklaşık yerini ameliyattan önce belirleyebiliyordu.</p>

<p>Keşfin tıp dünyasında olağanüstü hızla karşılık bulmasının nedenlerinden biri buydu. Röntgen'in çalışmasının duyurulmasından kısa süre sonra farklı ülkelerde hekimler ve fizikçiler X-ışınlarını kırıkların ve yabancı cisimlerin görüntülenmesinde kullanmaya başladı. [2]</p>

<p>Bu gelişme modern tıbbi görüntülemenin başlangıç noktalarından biri oldu.</p>

<h3>Röntgen önce ne bulduğunu anlamaya çalıştı</h3>

<p>Keşfin hikâyesindeki önemli ayrıntılardan biri Röntgen’in hemen büyük açıklamalar yapmamasıydı.</p>

<p>Yaklaşık yedi hafta boyunca yeni ışınların özelliklerini araştırdı. Işınların hangi maddelerden geçebildiğini, nasıl gölge oluşturduğunu ve fotoğraf plakalarını nasıl etkilediğini incelemeye devam etti. [1]</p>

<p>Çalışmalarını 28 Aralık 1895 tarihli “Über eine neue Art von Strahlen”, yani “Yeni Bir Işın Türü Üzerine” başlıklı raporunda bilim dünyasına sundu. [1]</p>

<p>Haber kısa süre içinde Avrupa’ya ve ardından dünyanın diğer bölgelerine yayıldı.</p>

<p>Gazetelerde insan kemiklerini gösteren görüntüler basılmaya başlandı. X-ışınları yalnızca bilim insanlarının değil, kamuoyunun da ilgisini çekti.</p>

<h3>Kırıkları ve mermileri görmenin yolu açıldı</h3>

<p>X-ışınlarının tıbbi değeri kısa sürede anlaşıldı.</p>

<p>Özellikle kırık kemiklerin görüntülenmesi ve vücuda saplanmış yabancı cisimlerin yerinin belirlenmesi cerrahi açısından büyük önem taşıyordu. X-ışını görüntüleme, cerrahların bazı işlemleri daha fazla bilgiyle planlamasına olanak sağladı. [2]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bugün radyografi olarak adlandırılan yöntemin temel mantığı da büyük ölçüde aynı fiziksel özelliğe dayanıyor.</p>

<p>X-ışınları vücuttan geçirilir. Farklı dokular ışını farklı oranlarda tutar.</p>

<p>Kemik gibi yoğun yapılar daha fazla X-ışını tuttuğu için görüntüde belirgin görünür. Akciğerlerdeki hava gibi daha az yoğun bölgeler ise ışınları daha fazla geçirir.</p>

<p>Böylece vücudun içindeki yapılar farklı tonlarda görüntülenebilir.</p>

<h3>Görünmez ışınların tehlikesi başlangıçta bilinmiyordu</h3>

<p>X-ışınlarının sağladığı büyük yararın yanında önemli bir sorun da vardı: İlk yıllarda radyasyonun insan dokularına verebileceği zarar yeterince bilinmiyordu.</p>

<p>Radyasyon güvenliği kuralları henüz gelişmemişti. Erken dönem araştırmacıları ve sağlık çalışanları uzun süre ve yüksek miktarda X-ışınına maruz kalabiliyordu.</p>

<p>Zaman içinde iyonlaştırıcı radyasyonun, yani hücrelerin yapısına zarar verebilecek kadar enerji taşıyan ışınların deri hasarı ve kanser dahil ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği anlaşıldı.</p>

<p>Modern radyolojide bu nedenle görüntü elde etmek kadar hastaya ve sağlık çalışanına verilen radyasyon dozunu mümkün olduğunca düşük tutmak da temel güvenlik ilkelerinden biri haline geldi.</p>

<h3>Röntgen ilk Nobel Fizik Ödülü’nü aldı</h3>

<p>Keşfin üzerinden yalnızca altı yıl geçmişti.</p>

<p>1901 yılında Nobel Ödülleri ilk kez verildiğinde fizik alanındaki ödül Wilhelm Conrad Röntgen’e verildi. Nobel Komitesi, ödülü daha sonra onun adıyla da anılacak ışınları keşfetmesinden dolayı verdi. [3]</p>

<p>Röntgen böylece tarihin ilk Nobel Fizik Ödülü sahibi oldu.</p>

<p>Ancak keşfin gerçek mirası tek bir ödülden çok daha büyüktü.</p>

<p>Anna Bertha’nın kemikleri ve yüzüğü görünen eli, insan bedenine bakışın değiştiği anlardan birini simgeliyordu.</p>

<h3>Bir el görüntüsünden modern tıbbi görüntülemeye</h3>

<p>1895 yılında elde edilen o erken radyografi bugünkü görüntüleme teknolojileriyle karşılaştırıldığında oldukça basitti. Günümüzde birkaç saniye içinde alınabilen bazı görüntüler için o dönemde uzun pozlama süreleri gerekiyordu.</p>

<p>Buna rağmen temel fikir devrim niteliğindeydi: Bedenin içi, cerrahi olarak açılmadan görüntülenebilirdi.</p>

<p>Sonraki yıllarda radyografi gelişti; floroskopi ve bilgisayarlı tomografi gibi X-ışını kullanan daha ileri yöntemler ortaya çıktı. Ultrason ve manyetik rezonans gibi farklı fiziksel prensiplere dayanan görüntüleme teknolojilerinin gelişmesiyle de hekimlerin insan bedenini inceleme gücü çok daha ileri bir noktaya ulaştı.</p>

<p>Fakat modern tıbbi görüntülemenin tarihindeki en unutulmaz sahnelerden biri hâlâ 22 Aralık 1895’e ait: Bir fizikçinin laboratuvarında, ışınların karşısına uzatılmış bir kadın eli, görünen kemikler ve parmakta karanlık bir halka gibi duran yüzük.</p>

<p>Röntgen’in gördüğü şey yalnızca bir elin içi değildi. Tıp, o görüntüyle birlikte insan bedeninin içine bakmanın yeni bir yolunu bulmuştu.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Mould RF. Röntgen and the discovery of X-rays. British Journal of Radiology. 1995;68(815):1145-1176. DOI: 10.1259/0007-1285-68-815-1145.</p>

<p>[2] Toledo-Pereyra LH. X-rays surgical revolution. Journal of Investigative Surgery. 2009;22(5):327-332. DOI: 10.1080/08941930903300054.</p>

<p>[3] Nobel Prize Outreach AB. Wilhelm Conrad Röntgen: Facts, Biographical Information and Photo Gallery. Nobel Prize. 1901 Nobel Prize in Physics historical archive.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/bir-el-bir-yuzuk-ve-tibbi-degistiren-gorunmez-isin</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/rontgen-tibbi-degistiren-1200x650-150kb.jpg" type="image/jpeg" length="78485"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella ile Tümöre Hedefli Yeni Tedavi Yaklaşımı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/salmonella-ile-tumore-hedefli-yeni-tedavi-yaklasimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/salmonella-ile-tumore-hedefli-yeni-tedavi-yaklasimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Koreli araştırmacılar, zayıflatılmış Salmonella bakterilerini tümöre yönelen deneysel bir kanser tedavisinin parçası olarak kullandı. Hücre kültürü ve tümör taşıyan fare modellerinde tümör büyümesi baskılanırken bağışıklık yanıtı da güçlendi; ancak yöntem henüz insanlarda denenmedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Güney Kore’de Chonnam National University öncülüğündeki araştırmacılar, tümör dokusunda birikebilen zayıflatılmış Salmonella bakterilerini bağışıklık sistemini harekete geçirmeyi amaçlayan deneysel bir proteinle birleştirdi. Cell Death Discovery dergisinde 9 Ağustos 2026’da yayımlanan preklinik araştırmada yöntem, hücre kültürü ve tümör taşıyan fare modellerinde antitümör etki gösterdi. Çalışma insanlarda yapılmadığı için sonuçlar henüz bir kanser tedavisi olarak değerlendirilemiyor. [1]</p>

<h3>Salmonella neden kanser araştırmasında kullanıldı?</h3>

<p>Salmonella denildiğinde akla genellikle gıda zehirlenmesine yol açabilen bakteriler geliyor. Araştırmada ise hastalık oluşturma kapasitesi azaltılmış, bilimsel amaçlarla değiştirilmiş CNC018 adlı Salmonella suşu kullanıldı. [1]</p>

<p>Bu yaklaşımın arkasında bazı bakterilerin tümör dokusunun kendine özgü ortamında birikebilmesi yatıyor. Katı tümörlerin bazı bölgelerinde oksijen düzeyi düşebiliyor ve bağışıklık sistemi yeterince etkili çalışamayabiliyor. Araştırmacılar bu biyolojik özelliklerden yararlanarak bakterilerle tümör bölgesini hedefleyen deneysel bir yaklaşım geliştirmeyi amaçladı.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrım var: Çalışmada kullanılan bakteriler, insanların Salmonella enfeksiyonunda karşılaştığı bakterilerin doğrudan tedavi amacıyla verilmesi anlamına gelmiyor. Araştırma için özel olarak zayıflatılmış ve deneysel amaçla kullanılan bir bakteri sistemi söz konusu. [1]</p>

<h3>Bakteriye iki farklı biyolojik araç eşlik etti</h3>

<p>Araştırmacılar bakteriyel sistemi CRT3LFP adı verilen deneysel bir füzyon proteinle birleştirdi. Füzyon proteinleri, farklı biyolojik görevleri olan protein parçalarının tek bir yapıda bir araya getirilmesiyle oluşturuluyor.</p>

<p>Bu yapının önemli bileşenlerinden biri L-asparaginazdı. Bu enzim, bazı hücrelerin ihtiyaç duyduğu asparajin adlı amino asidin miktarını azaltabiliyor.</p>

<p>Diğer bileşen ise flagellin B alt birimiydi. Flagellin, bakterilerin hareket etmesini sağlayan kamçı benzeri yapıların temel proteinlerinden biri. Bağışıklık sistemi flagellini yabancı bir işaret olarak algılayabildiği için bağışıklık yanıtının başlamasına katkıda bulunabiliyor. [1]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar böylece tümör metabolizmasını etkileyen bir mekanizmayla bağışıklık sistemini uyaran mekanizmayı aynı deneysel yaklaşımda buluşturmayı amaçladı.</p>

<h3>Tümörün bağışıklık ortamı değişti</h3>

<p>Kanser tedavisinin önündeki önemli sorunlardan biri, tümörlerin çevrelerindeki bağışıklık hücrelerini kendi lehlerine değiştirebilmesi. Buna tümör mikroçevresi, yani kanser hücrelerinin çevresindeki bağışıklık hücreleri, damarlar ve diğer dokuların oluşturduğu ortam deniliyor.</p>

<p>Araştırmada bakteriyel tedavi ile füzyon proteinin birlikte kullanılması, bu ortamda çeşitli bağışıklık değişiklikleriyle ilişkili bulundu. Makrofaj adı verilen ve mikropları veya hasarlı hücreleri temizleyebilen bağışıklık hücrelerinin daha tümör karşıtı özellikler göstermesi bunlardan biriydi. [1]</p>

<p>Araştırmacılar özellikle makrofajların M2 olarak adlandırılan, tümörü destekleyebilen özelliklerden M1 olarak adlandırılan daha tümör karşıtı özelliklere doğru kaydığını bildirdi. Dendritik hücrelerin olgunlaşmasında ve CD8+ T hücreleri olarak bilinen, kanserleşmiş hücreleri öldürebilen bağışıklık hücrelerinin etkinliğinde de artış gözlendi. [1]</p>

<p>Bu değişikliklerle birlikte deneysel tümör modellerinde tümör büyümesinin baskılandığı görüldü.</p>

<h3>CD47 engellendiğinde bağışıklık yanıtı daha da güçlendi</h3>

<p>Araştırmacılar deneysel sisteme ayrıca CD47 blokajını ekledi.</p>

<p>CD47, bazı kanser hücrelerinin yüzeyinde yüksek miktarda bulunabilen ve bağışıklık hücrelerine kabaca “beni yeme” sinyali gönderen bir proteindir. Bu sinyalin engellenmesi, bağışıklık sisteminin tümör hücrelerini daha kolay tanıyıp ortadan kaldırmasına yardımcı olabilecek kanser tedavisi stratejilerinden biri olarak araştırılıyor.</p>

<p>Çalışmada CD47 blokajının bakteriyel tedavi yaklaşımıyla birleştirilmesi, antitümör bağışıklık yanıtını daha da güçlendirdi. Araştırmacılar ayrıca kalıcı bağışıklık belleği oluşumunu destekleyen deneysel bulgular bildirdi. [1]</p>

<p>Bağışıklık belleği, bağışıklık sisteminin daha önce karşılaştığı hedefi hatırlaması ve yeniden karşılaştığında daha hızlı yanıt verebilmesi anlamına geliyor. Ancak bu sonuçlar yalnızca deneysel modellerden elde edildi ve insanlarda aynı etkinin oluşup oluşmayacağı bilinmiyor.</p>

<h3>Sonuçlar insan tedavisi anlamına gelmiyor</h3>

<p>Çalışmanın en önemli sınırlılığı, yöntemin henüz insanlarda denenmemiş olması.</p>

<p>Bir tedavinin farelerde veya laboratuvar ortamında tümörü baskılaması, aynı sonucun kanser hastalarında da ortaya çıkacağını göstermiyor. İnsanlarda kullanılabilecek canlı bakteri temelli tedavilerde bakterinin güvenliği, vücuttaki dağılımı, uygun dozu ve kontrol altında tutulup tutulamayacağı özellikle önemli.</p>

<p>Bağışıklık sistemini güçlü biçimde uyaran yaklaşımların sağlıklı dokular üzerindeki etkilerinin de ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle çalışma yeni bir kanser ilacının geliştirildiğini değil, tümörde birikebilen zayıflatılmış bakterilerle tümörü hedefleyen füzyon proteinin birlikte kullanılmasının metabolik ve bağışıklık yanıtlarını güçlendirip güçlendiremeyeceğini araştıran preklinik bir yaklaşımı gösteriyor. [1]</p>

<p>Dergi, yayımlanan metnin henüz nihai editoryal işlemlerden geçmemiş sürüm olduğunu ve son yayımdan önce teknik düzeltmeler yapılabileceğini belirtiyor. [1]</p>

<p>Araştırmanın bundan sonraki kritik aşaması, yaklaşımın güvenliğinin ve etkinliğinin daha kapsamlı deneysel modellerde doğrulanması olacak. Ancak bu basamaklardan sonra insanlarda yapılacak klinik çalışmalar gündeme gelebilir. Bu nedenle Salmonella temelli sistem bugün hastaların kullanabileceği bir kanser tedavisi değil; henüz erken aşamadaki deneysel bir araştırma yaklaşımıdır.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Nguyen DH, Afzal AR, Nguyen PTM, et al. Calreticulin-targeting L-asparaginase-flagellin conjugate enhances Salmonella-mediated antitumor efficacy. Cell Death Discovery. 2026. DOI: 10.1038/s41420-026-03300-x.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim, 🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/salmonella-ile-tumore-hedefli-yeni-tedavi-yaklasimi</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/salmonella-tumore-hedefli-1200x650-150kb.jpg" type="image/jpeg" length="96810"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD’de Gündem Oldu: Etin Yanında Yoğurt ve Turşu Tüketmek Sağlıklı mı?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/abdde-gundem-oldu-etin-yaninda-yogurt-ve-tursu-tuketmek-saglikli-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/abdde-gundem-oldu-etin-yaninda-yogurt-ve-tursu-tuketmek-saglikli-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de et ile mayalanmış gıdaları bir araya getiren beslenme yaklaşımı gündemde. Türkiye’de sofraların yabancı olmadığı et, yoğurt, kefir ve turşu birlikteliği için bilim ne söylüyor? Araştırmalar bazı faydalara işaret ediyor, ancak kritik nokta etin miktarı ve türü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD’de başlayan beslenme tartışması bizim sofralara hiç yabancı değil</p>

<p>ABD’de kırmızı et ile kimchi ve diğer mayalanmış gıdaları öne çıkaran bir beslenme yaklaşımı son günlerde tartışılıyor.</p>

<p>The New York Times Magazine’in 4 Ağustos 2026’da ele aldığı yaklaşım, özellikle ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. çevresindeki beslenme tercihleri üzerinden dikkat çekti.</p>

<p>Tartışmanın merkezinde etin yanında kimchi, lahana turşusu ve benzeri mayalanmış yiyeceklerin tüketilmesi bulunuyor.</p>

<p>Amerikalılar için yeni bir sağlık trendi gibi görünen bu tabak, Türkiye’de aslında oldukça tanıdık.</p>

<p>Etin yanında yoğurt, ayran veya turşu tüketmek uzun yıllardır sofralarımızın bir parçası. Kefir de son yıllarda giderek daha fazla tüketiliyor.</p>

<p>Peki bu alışkanlığın bilimsel açıdan gerçekten bir avantajı var mı?</p>

<p>Kısa yanıt şu: Yoğurt, kefir ve bazı turşular dengeli beslenmenin değerli parçaları olabilir. Ancak bunların etle birlikte tüketilmesinin özel bir sağlık avantajı sağladığı henüz kanıtlanmış değil.</p>

<p>Kimchi aslında nedir?</p>

<p>ABD’deki tartışmada adı sık geçen kimchi, Türkiye’de herkesin bildiği bir yiyecek değil.</p>

<p>Kimchi, Kore mutfağının geleneksel yiyeceklerinden biri. Genellikle lahana ve farklı sebzelerin tuz ve baharatlarla mayalanmasıyla hazırlanıyor.</p>

<p>Bizim mutfaktaki birebir karşılığı olmasa da baharatlı, mayalanmış bir sebze turşusu olarak düşünülebilir.</p>

<p>Kimchinin yoğurt, kefir ve geleneksel yöntemle hazırlanmış bazı turşularla ortak noktası ise fermantasyon, yani halk arasındaki ifadeyle mayalanma.</p>

<p>Yoğurt, kefir ve turşunun ortak özelliği ne?</p>

<p>Mayalanma sırasında bakteriler ve bazı diğer mikroorganizmalar gıdanın içerisindeki maddeleri dönüştürüyor.</p>

<p>Sütün yoğurda dönüşmesi bunun en tanıdık örneği.</p>

<p>Bu süreç yalnızca gıdanın tadını ve kıvamını değiştirmiyor. Bazı ürünlerde canlı mikroorganizmaların bulunmasına da olanak sağlıyor.</p>

<p>Bu nedenle yoğurt, kefir ve diğer mayalanmış gıdalar özellikle bağırsak mikrobiyotası araştırmalarında dikkat çekiyor.</p>

<p>Bağırsak mikrobiyotası, bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmanın oluşturduğu ekosisteme verilen isim.</p>

<p>Sindirimden bağışıklık sistemine kadar birçok süreçle ilişkili olduğu biliniyor.</p>

<p>Bilimsel araştırma dikkat çekici sonuç verdi</p>

<p>Stanford Üniversitesi araştırmacılarının Cell dergisinde yayımlanan randomize kontrollü çalışması bu konuda en fazla dikkat çeken araştırmalardan biri.</p>

<p>Araştırmada sağlıklı yetişkinlerden oluşan bir grup 10 hafta boyunca yoğurt, kefir, fermente sebzeler ve benzeri mayalanmış gıdaların tüketimini artırdı.</p>

<p>Sonuçta bu gruptaki katılımcıların bağırsak mikrobiyotasındaki çeşitliliğin arttığı görüldü.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca ölçülen bazı iltihap göstergelerinde azalma saptadı.</p>

<p>Ancak burada önemli bir sınır var.</p>

<p>Çalışma yalnızca 36 yetişkin üzerinde gerçekleştirildi. Bu nedenle sonuçlar umut verici olsa da “yoğurt, kefir veya turşu tüketmek hastalıkları önler” sonucuna varmak mümkün değil.</p>

<p>Peki etin yanında tüketilirse ne oluyor?</p>

<p>Yeni beslenme tartışmasının en önemli sorusu burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Yoğurt, kefir veya turşunun sağlık üzerindeki etkilerini araştıran çalışmalar bulunmasına rağmen bunların kırmızı etle aynı öğünde tüketilmesinin özel bir sağlık avantajı sağladığını gösteren güçlü klinik kanıt yok.</p>

<p>Başka bir ifadeyle tabağın yanına yoğurt veya turşu koymak, fazla miktarda kırmızı ya da işlenmiş et tüketiminin olası sağlık risklerini ortadan kaldırmıyor.</p>

<p>Bununla birlikte dengeli bir tabakta bu gıdaların birlikte bulunmasının önünde genel olarak bir engel de yok.</p>

<p>Burada asıl mesele birlikte yenip yenmemelerinden çok porsiyonlar ve tabağın geri kalanının nasıl oluşturulduğu.</p>

<p>Kırmızı etin faydası da var, dikkat edilmesi gereken tarafı da</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kırmızı et kaliteli protein kaynaklarından biri.</p>

<p>Aynı zamanda demir, çinko ve B12 vitamini gibi önemli besin öğelerini içeriyor.</p>

<p>Bu nedenle bilimsel tartışma “et sağlıklı mı, sağlıksız mı?” şeklindeki basit bir ikileme indirgenemez.</p>

<p>Etin miktarı, ne sıklıkla tüketildiği ve işlenmiş olup olmadığı önem taşıyor.</p>

<p>Özellikle salam, sosis ve benzeri işlenmiş etler konusunda kanıtlar daha güçlü.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı, işlenmiş et tüketimini insanlarda kansere yol açtığına dair yeterli kanıt bulunan Grup 1 kategorisinde değerlendiriyor. Bu sınıflandırma tehlikenin varlığını ifade ediyor; sigara ile aynı miktarda risk oluşturduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Kırmızı et ise “muhtemelen kanserojen” olarak sınıflandırılıyor.</p>

<p>Bu nedenle yoğurt veya turşu eklemek, sınırsız et tüketimi için bir sağlık kalkanı olarak görülmemeli.</p>

<p>Turşunun faydasını düşünürken tuzu unutmayın</p>

<p>Turşu söz konusu olduğunda önemli bir ayrıntı var: tuz miktarı.</p>

<p>Geleneksel turşuların bazıları oldukça fazla sodyum içerebilir.</p>

<p>Dolayısıyla “mayalanmış gıda sağlıklıdır” düşüncesiyle çok miktarda turşu tüketmek doğru değil.</p>

<p>Özellikle günlük beslenmede zaten fazla tuz tüketiliyorsa turşu porsiyonunun küçük tutulması daha dengeli bir yaklaşım.</p>

<p>Ayrıca sirke eklenerek kısa sürede hazırlanan her turşu ile doğal mayalanma sürecinden geçen turşu aynı özellikleri taşımayabilir.</p>

<p>Yoğurt ve kefirde de her ürün aynı değil</p>

<p>Market rafındaki bütün yoğurt ve kefir ürünlerini aynı değerlendirmek doğru olmaz.</p>

<p>Sade yoğurt veya kefir ile yüksek miktarda ilave şeker içeren aromalı ürünlerin beslenme profili farklı.</p>

<p>Bu nedenle ürün seçerken içeriğe bakmak önemli.</p>

<p>Özellikle ilave şeker miktarı düşük seçenekler tercih edilebilir.</p>

<p>Asıl kazanç şeker ve yoğun işlenmiş gıdaları azaltmak olabilir</p>

<p>ABD’de gündeme gelen beslenme yaklaşımının daha az konuşulan ama sağlık açısından belki de daha önemli bir tarafı bulunuyor.</p>

<p>Bu tür beslenme modellerinde şekerli içeceklerin, tatlıların ve yoğun işlenmiş ürünlerin azaltılması da öneriliyor.</p>

<p>Bir kişi paketli atıştırmalıkları, şekerli içecekleri ve yoğun işlenmiş yiyecekleri azaltıp bunların yerine sebze, yoğurt, kefir ve daha az işlenmiş gıdaları koyduğunda yalnızca tek bir yiyeceği değiştirmiş olmuyor.</p>

<p>Bütün beslenme düzeni değişiyor.</p>

<p>Dolayısıyla ortaya çıkan olumlu sonuçları sadece “etin yanında turşu yedi” şeklinde açıklamak yanıltıcı olabilir.</p>

<p>Etin yanında ne tüketilebilir?</p>

<p>Sağlıklı bir öğün için tek bir mucize eşleşme bulunmuyor.</p>

<p>Et tüketilecekse porsiyon makul tutulabilir. Tabağın önemli bir bölümünü sebzeler veya salata oluşturabilir. Yanına sade yoğurt eklenebilir. Turşu ise tuz miktarı göz önünde bulundurularak küçük porsiyonda tüketilebilir.</p>

<p>Kefirin aynı öğünde tüketilmesi şart değil. Günün farklı bir saatinde de beslenmeye dahil edilebilir.</p>

<p>Protein kaynaklarını çeşitlendirmek de önemli.</p>

<p>Balık, yumurta, mercimek, nohut, kuru fasulye ve diğer baklagiller kırmızı ete alternatif oluşturabilir.</p>

<p>Sonuç: Bizim eski soframız, dünyanın yeni tartışması</p>

<p>ABD’de yeni bir beslenme yaklaşımı olarak tartışılan et ile mayalanmış gıdaların birlikteliği, Türkiye için aslında çok da yeni değil.</p>

<p>Etin yanında yoğurt, ayran ve turşu tüketmek geleneksel sofralarımızda uzun zamandır var.</p>

<p>Bilimsel araştırmalar özellikle yoğurt, kefir ve bazı mayalanmış gıdaların bağırsak mikrobiyotası açısından ilgi çekici olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Fakat etin yanında yoğurt, kefir veya turşu tüketmenin kırmızı eti daha sağlıklı hale getirdiğini gösteren güçlü bir kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Sağlık açısından belirleyici olan tek bir yiyecek veya yiyecek eşleşmesi değil; etin miktarı, işlenmiş olup olmadığı, sebze ve lif tüketimi ve beslenmenin tamamı.</p>

<p>Uzmanlar Ne Öneriyor?</p>

<ul>
 <li>Et tüketirken tabağın önemli bir bölümünü sebze ve salataya ayırın.</li>
 <li>Yoğurt ve kefirde ilave şekeri düşük veya şekersiz seçenekleri tercih edin.</li>
 <li>Turşuyu tuz içeriği nedeniyle küçük porsiyonlarda tüketin.</li>
 <li>Salam ve sosis gibi işlenmiş etleri mümkün olduğunca sınırlayın.</li>
 <li>Kırmızı eti tek protein kaynağı haline getirmeyin.</li>
 <li>Balık, yumurta ve baklagillerle protein çeşitliliği sağlayın.</li>
 <li>Şekerli içecekleri ve yoğun işlenmiş gıdaları azaltın.</li>
 <li>Yoğurt, kefir veya turşuyu fazla et tüketiminin olası etkilerini ortadan kaldıran bir “koruyucu” olarak görmeyin.</li>
</ul>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>The New York Times Magazine. Et, kimchi ve mayalanmış gıdaları öne çıkaran beslenme yaklaşımına ilişkin dosya, 4 Ağustos 2026.</li>
 <li>Wastyk HC ve arkadaşları. Gut-microbiota-targeted diets modulate human immune status. Cell, 2021.</li>
 <li>Stanford School of Medicine. Fermented-food diet increases microbiome diversity and decreases inflammatory proteins, 2021.</li>
 <li>World Health Organization. Healthy Diet.</li>
 <li>International Agency for Research on Cancer. Red Meat and Processed Meat.</li>
 <li>Harvard T.H. Chan School of Public Health. The Nutrition Source: Yogurt.</li>
 <li>Harvard T.H. Chan School of Public Health. The Nutrition Source: Protein.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/abdde-gundem-oldu-etin-yaninda-yogurt-ve-tursu-tuketmek-saglikli-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7808-1.jpeg" type="image/jpeg" length="59647"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ufuk Üniversitesi Öğrencisi Cansu Dilara Bakacak Vefat Etti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ufuk-universitesi-ogrencisi-cansu-dilara-bakacak-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ufuk-universitesi-ogrencisi-cansu-dilara-bakacak-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ufuk Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi Görüntüleme Teknikleri Programı öğrencisi Cansu Dilara Bakacak’ın vefat ettiği bildirildi. Üniversite yönetimi, Bakacak için başsağlığı mesajı yayımladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ufuk Üniversitesi öğrencisi Cansu Dilara Bakacak’ın vefatı, üniversite camiasında üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Üniversite tarafından yayımlanan başsağlığı mesajında, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Tıbbi Görüntüleme Teknikleri Programı öğrencisi Cansu Dilara Bakacak’ın hayatını kaybettiği duyuruldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, öğrencinin vefatının derin bir üzüntüyle öğrenildiği belirtilerek ailesine, yakınlarına, arkadaşlarına ve sevenlerine başsağlığı dilekleri iletildi.</p>

<p>Ufuk Üniversitesi tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Sevgili öğrencimize Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, arkadaşlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı ve sabır dileriz.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ufuk-universitesi-ogrencisi-cansu-dilara-bakacak-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-7807.jpeg" type="image/jpeg" length="28163"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kalbin Önüne Yeni Bir Yol Açan Cerrah: René Favaloro]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kalbin-onune-yeni-bir-yol-acan-cerrah-rene-favaloro</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kalbin-onune-yeni-bir-yol-acan-cerrah-rene-favaloro" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Arjantinli cerrah René Favaloro, 1967’de Cleveland Clinic’te bacak toplardamarını koroner cerrahide kullanarak kalbin tıkalı damarlarına yeniden kan ulaştırmanın yolunu değiştirdi. Aynı yıl içinde geliştirilen aortokoroner bypass yaklaşımı, modern kalp cerrahisinin en önemli dönüm noktalarından biri oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bugün “bypass” denildiğinde milyonlarca insanın ne anlama geldiğini az çok bildiği bir kalp ameliyatından söz ediyoruz. Ancak 1960’ların ortasında kalbi besleyen koroner damarları ciddi biçimde tıkanmış hastalar için seçenekler çok daha sınırlıydı. Arjantin’den ABD’ye gelen René Favaloro ve Cleveland Clinic’teki çalışma arkadaşları, hastanın bacağından alınan safen veni, yani bacağın yüzeyel toplardamarlarından birini kullanarak kalp kasına yeniden kan ulaştıran cerrahi yöntemlerin geliştirilmesinde belirleyici rol oynadı. Favaloro, bu yaklaşımı 1968’de The Annals of Thoracic Surgery’de yayımladı; ertesi yıl ekip ilk 100 hastalık klinik deneyimini bilim dünyasıyla paylaştı. [1] [2]</p>

<p>Köy doktorluğundan kalp cerrahisinin merkezine</p>

<p>René Gerónimo Favaloro, 12 Temmuz 1923’te Arjantin’in La Plata kentinde doğdu. Tıp eğitimini La Plata Üniversitesi’nde tamamladı. Kariyerinin ilk büyük durağı ise dünyaca ünlü bir hastane değil, Arjantin’in La Pampa bölgesindeki küçük Jacinto Aráuz kasabasıydı.</p>

<p>Başlangıçta kısa süreliğine başka bir hekimin yerine gitmişti. Ancak bölgede sağlık hizmetlerinin yetersizliğini görünce kalmaya karar verdi. Yaklaşık 12 yıl boyunca burada hekimlik yaptı. Kardeşi Juan José’nin de katılmasıyla ameliyathane olanaklarının geliştirilmesine, kan bankası kurulmasına, hemşire ve sağlık çalışanlarının eğitimine ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasına katkıda bulundu. [4]</p>

<p>Bu yıllar Favaloro’nun tıbba bakışını da biçimlendirdi. Onun için hekimlik yalnızca hastalıklı organı tedavi etmek değildi; hastanın yaşadığı çevreyi, yoksulluğu ve sağlık hizmetine erişimini de anlamak gerekiyordu. Daha sonra dünyanın en tanınmış kalp cerrahlarından biri olduğunda bile kırsal hekimlik yıllarını meslek hayatının temel deneyimlerinden biri olarak görmeye devam etti. [4]</p>

<p>1962’de Cleveland’a gitti</p>

<p>Favaloro’nun ilgisi zamanla göğüs ve kalp cerrahisine yöneldi. 1962’de ABD’nin Ohio eyaletindeki Cleveland Clinic’e giderek kardiyovasküler cerrahi, yani kalp ve damar cerrahisi alanında çalışmaya başladı.</p>

<p>Burada cerrah Donald Effler ve kardiyolog F. Mason Sones gibi dönemin önemli isimleriyle aynı ekipte yer aldı. Sones’un geliştirdiği selektif koroner anjiyografi, yani kalbi besleyen damarların kontrast madde ve X ışını yardımıyla ayrıntılı biçimde görüntülenmesi, cerrahların önünde yeni bir harita açmıştı.</p>

<p>Artık hangi koroner damarın nerede ve ne ölçüde daraldığı daha açık biçimde görülebiliyordu. Favaloro bu görüntüleri inceleyerek hangi hastalarda cerrahi yolla yeniden kan akımı sağlanabileceği üzerine yoğunlaştı.</p>

<p>Tıkanıklığı açmak yerine yeni bir yol oluşturmak</p>

<p>Koroner arter hastalığında kalbi besleyen damarların içinde yağ ve kolesterol içeren plaklar birikir. Damar ciddi biçimde daraldığında kalp kasına yeterli kan ve oksijen ulaşamaz. Bunun sonucu göğüs ağrısı ortaya çıkabilir; damar tamamen tıkanırsa kalp krizi gelişebilir.</p>

<p>Bypass cerrahisinin temel mantığı, tıkanmış bölgenin çevresinden kanın geçebileceği alternatif bir yol oluşturmaktır.</p>

<p>Bu amaçla hastanın kendi damarlarından biri kullanılabilir. Favaloro’nun çalışmalarında bacağın yüzeyel toplardamarlarından olan safen ven önemli rol oynadı. Damarın bir ucu aortaya, yani vücudun ana atardamarına; diğer ucu ise koroner damarın tıkanıklığın ötesindeki bölümüne bağlandığında kan, kapalı bölgeyi dolaşarak kalp kasına ulaşabilir.</p>

<p>“Bypass” sözcüğü de günlük dilde tam olarak bunu anlatır: Tıkanmış yolun çevresinden yeni bir geçiş oluşturmak.</p>

<p>9 Mayıs 1967 önemli bir başlangıçtı</p>

<p>Favaloro’nun çalışmalarındaki kritik tarihlerden biri 9 Mayıs 1967 oldu. O gün Cleveland Clinic’te 51 yaşındaki bir kadın hastanın sağ koroner arterindeki ciddi hastalıklı bölüm çıkarıldı ve araya hastanın bacağından alınan safen ven parçası yerleştirildi.</p>

<p>Bu operasyon, günümüzde yaygın olarak uygulanan klasik aortokoroner bypassın birebir aynısı değildi. Kullanılan yöntem bir “interpozisyon grefti”ydi; yani hastalıklı damar bölümü çıkarılmış, yerine safen venden alınan bir damar parçası yerleştirilmişti.</p>

<p>Favaloro ve Cleveland Clinic ekibi aynı yıl içinde yöntemi geliştirmeye devam etti. Daha sonraki operasyonlarda safen venin bir ucu aortaya, diğer ucu koroner arterin tıkanıklığın sonrasındaki bölümüne bağlandı. Böylece bugün aortokoroner bypass olarak bilinen yaklaşımın sistematik uygulamasına geçildi. [1] [3]</p>

<p>Bu ayrım tıp tarihi açısından önemli. Favaloro’nun başarısı tek bir ameliyatla “bypassı icat etmesi” değil, safen veni koroner dolaşımda kullanarak yöntemi adım adım geliştirmesi ve uygulanabilir bir cerrahi stratejiye dönüştürmesiydi.</p>

<p>Bypass Favaloro’dan önce de denenmişti</p>

<p>Tıp tarihinde büyük gelişmeler çoğu zaman tek bir kişinin bir anda yaptığı keşiflerden değil, birbirinin üzerine eklenen çalışmaların sonucunda ortaya çıkar.</p>

<p>Koroner damarlara yeniden kan ulaştırmaya yönelik ameliyatlar Favaloro’dan önce de yapılmıştı. Robert Goetz 1961’de insanda başarılı bir koroner bypass operasyonu gerçekleştirmiş, Vasilii Kolesov ise iç meme atardamarını kullanarak koroner damarlarla bağlantı kuran önemli operasyonlar yapmıştı. [3]</p>

<p>Bu nedenle René Favaloro’yu “bypassı tarihte ilk kez yapan cerrah” olarak tanımlamak doğru değil.</p>

<p>Onun tarihsel önemi, özellikle safen venle aortokoroner bypassı sistematik, tekrarlanabilir ve başka merkezlerde de uygulanabilir bir cerrahi yönteme dönüştüren başlıca öncülerden biri olmasıydı. [3]</p>

<p>İlk 100 hastanın sonuçları yayımlandı</p>

<p>Favaloro ve Cleveland Clinic ekibi yöntemi birkaç başarılı ameliyatla sınırlı bırakmadı. Hastalarda uygulanan operasyonların sonuçlarını sistematik biçimde izledi ve bilimsel dergilerde yayımladı.</p>

<p>1969’da Diseases of the Chest dergisinde yayımlanan çalışmada, safen ven kullanılarak doğrudan miyokardiyal revaskülarizasyon, yani kalp kasına yeniden kan ulaştırılması uygulanan ilk 100 hastanın sonuçları bildirildi. Araştırma insanlarda yapılmış klinik bir çalışmaydı. Hastaların 83’ü erkek, 17’si kadındı ve büyük bölümü 41 ile 60 yaş arasındaydı. [2]</p>

<p>Makalenin hazırlandığı sırada 100 hastadan 92’sinin hayatta olduğu bildirildi. Ameliyat sonrasında yeniden kalp kateterizasyonu yapılan 50 hastanın 40’ında greftin, yani oluşturulan yeni damar yolunun açık olduğu görüldü. [2]</p>

<p>Bu sonuçları bugünkü bypass ameliyatlarının sonuçlarıyla doğrudan karşılaştırmak doğru olmaz. Çünkü 1960’larda yoğun bakım, anestezi, kalp-akciğer makineleri, ilaçlar ve ameliyat sonrası bakım günümüzden çok farklıydı.</p>

<p>Buna rağmen bu ilk hasta serileri, yöntemin yalnızca teorik bir fikir olmadığını; gerçek hastalarda uygulanabildiğini ve kalbe yeniden kan ulaştırabildiğini gösterdi.</p>

<p>Bir kişinin değil, bir ekibin başarısıydı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Modern koroner bypass cerrahisi yalnızca Favaloro’nun çalışmalarıyla ortaya çıkmadı.</p>

<p>Koroner anjiyografinin geliştirilmesi, kalp-akciğer makinelerindeki ilerlemeler, damar cerrahisindeki teknik gelişmeler, anestezi olanakları ve farklı ülkelerde çalışan cerrahların deneyimleri birbirini tamamladı.</p>

<p>Tıp tarihçileri bu gelişimi Alexis Carrel’den Arthur Vineberg’e, Robert Goetz’den Vasilii Kolesov’a, F. Mason Sones’tan René Favaloro’ya kadar uzanan uzun bir bilimsel zincirin sonucu olarak değerlendiriyor. [3]</p>

<p>Favaloro’nun en önemli katkılarından biri, safen ven greftini planlı bir cerrahi strateji hâline getirmesi, sonuçlarını hızla yayımlaması ve yöntemin başka merkezlerde uygulanabilmesine öncülük etmesiydi.</p>

<p>1971’de Arjantin’e döndü</p>

<p>Favaloro, Cleveland Clinic’te uluslararası bir kariyer kurmuş olmasına rağmen 1971’de Arjantin’e dönmeye karar verdi.</p>

<p>Amacı yalnızca ameliyat yapılan bir hastane kurmak değildi. Hasta bakımı, eğitim ve bilimsel araştırmanın aynı çatı altında yürütüldüğü bir merkez oluşturmayı hedefliyordu.</p>

<p>1975’te Favaloro Vakfı kuruldu. Kurum zamanla kardiyoloji ve kalp cerrahisi alanlarında Latin Amerika’nın önemli eğitim, araştırma ve sağlık merkezlerinden biri hâline geldi. [4]</p>

<p>Favaloro, meslek yaşamı boyunca sağlık hizmetinin yalnızca ödeme gücü olanlara ulaşmaması gerektiğini savundu. Kırsal hekimlik yıllarında edindiği toplumsal sağlık anlayışını ileri teknoloji kullanılan kalp cerrahisi döneminde de sürdürdü.</p>

<p>Yaşamının son yılları ise kurduğu sağlık kuruluşunun ciddi ekonomik sorunlarıyla gölgelendi. René Favaloro, 29 Temmuz 2000’de Buenos Aires’te yaşamına son verdi. [4]</p>

<p>Favaloro’nun açtığı yol bugün hâlâ kullanılıyor</p>

<p>Koroner bypass cerrahisi 1960’lardan bu yana önemli ölçüde gelişti.</p>

<p>Günümüzde yalnızca bacaktaki safen ven değil, özellikle göğüs duvarındaki internal torasik arter gibi atardamarlar da greft olarak kullanılabiliyor. Cerrahi teknikler, yoğun bakım ve ilaç tedavileri de Favaloro’nun dönemine göre büyük ilerleme gösterdi.</p>

<p>Öte yandan her koroner damar hastasına bypass uygulanmıyor. Bazı hastalarda ilaç tedavisi veya stent tercih edilirken, özellikle çok sayıda damarın ciddi biçimde etkilendiği ve damar yapısının karmaşık olduğu bazı hastalarda bypass cerrahisi hâlâ temel tedavi seçeneklerinden biri. [5]</p>

<p>Güncel kılavuzlar tedavi kararının hastanın damar yapısı, kalbin çalışma gücü, eşlik eden hastalıkları ve kişisel özellikleri birlikte değerlendirilerek verilmesini öneriyor. Karmaşık hastalarda kardiyolog ve kalp cerrahlarının birlikte karar verdiği “Kalp Ekibi” yaklaşımı önem taşıyor. [5]</p>

<p>René Favaloro’nun tıp tarihindeki yeri bu nedenle yalnızca 1967’de gerçekleştirilen tek bir ameliyata dayanmıyor. Onun asıl mirası, yıllar boyunca geliştirilen bir fikri sistematik bir cerrahi yönteme dönüştürerek kalbin tıkanmış damarlarının çevresinden yeni bir yol açmanın güvenilir ve öğretilebilir bir tedavi yaklaşımı hâline gelmesine yaptığı katkıda yatıyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Favaloro RG. Saphenous Vein Autograft Replacement of Severe Segmental Coronary Artery Occlusion: Operative Technique. The Annals of Thoracic Surgery. 1968;5(4):334-339. DOI: 10.1016/S0003-4975(10)66351-5.</p>

<p>[2] Favaloro RG, Effler DB, Groves LK, Sheldon WC, Riahi M. Direct Myocardial Revascularization with Saphenous Vein Autograft: Clinical Experience in 100 Cases. Diseases of the Chest. 1969;56(4):279-283. DOI: 10.1378/chest.56.4.279.</p>

<p>[3] Bakaeen FG, Blackstone EH, Pettersson GB, Gillinov AM, Svensson LG. The Father of Coronary Artery Bypass Grafting: René Favaloro and the 50th Anniversary of Coronary Artery Bypass Grafting. The Journal of Thoracic and Cardiovascular Surgery. 2018;155(6):2324-2328. DOI: 10.1016/j.jtcvs.2017.09.167.</p>

<p>[4] Captur G. Memento for René Favaloro. Texas Heart Institute Journal. 2004;31(1):47-60.</p>

<p>[5] Lawton JS, Tamis-Holland JE, Bangalore S, ve ark. 2021 ACC/AHA/SCAI Guideline for Coronary Artery Revascularization: A Report of the American College of Cardiology/American Heart Association Joint Committee on Clinical Practice Guidelines. Circulation. 2022;145(3):e18-e114. DOI: 10.1161/CIR.0000000000001038.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kalbin-onune-yeni-bir-yol-acan-cerrah-rene-favaloro</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/rene-favaloro-1200x650-150kb.jpg" type="image/jpeg" length="47821"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uyku Süresi Biyolojik Yaşlanmayı Etkiliyor mu? Yeni Çalışma]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/uyku-suresi-biyolojik-yaslanmayi-etkiliyor-mu-yeni-calisma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/uyku-suresi-biyolojik-yaslanmayi-etkiliyor-mu-yeni-calisma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nature dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı araştırma, hem çok kısa hem de uzun uyku süresinin bazı organ ve moleküler biyolojik yaş göstergeleriyle olumsuz yönde ilişkili olduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>En düşük biyolojik yaş farkları, incelenen sistem ve cinsiyete göre yaklaşık 6,4–7,8 saatlik uyku aralığında görüldü; ancak çalışma bu sürenin yaşlanmayı doğrudan yavaşlattığını kanıtlamıyor.<br />
Columbia Üniversitesi araştırmacılarının da yer aldığı uluslararası MULTI Consortium, Birleşik Krallık’taki UK Biobank verilerini kullanarak 37–84 yaş arasındaki yaklaşık 500 bin kişinin bildirdiği uyku süresi ile biyolojik yaşlanma arasındaki ilişkiyi inceledi. Nature dergisinde 2026’da yayımlanan çalışmada uyku bilgileri geniş katılımcı grubundan elde edilirken, biyolojik yaş hesaplamaları görüntüleme, proteomik ve metabolomik verileri bulunan daha küçük alt gruplarda gerçekleştirildi. [1]<br />
Araştırmada beynin yanı sıra akciğer, karaciğer, bağışıklık sistemi, deri, endokrin sistem, yağ dokusu ve pankreas gibi yapıları da kapsayan 17 organ veya doku sistemi için toplam 23 biyolojik yaş göstergesi değerlendirildi. [1]<br />
Araştırmacılar 23 Farklı Biyolojik Yaş Göstergesini İnceledi<br />
Takvim yaşı, doğumdan itibaren geçen süreyi gösteriyor. Biyolojik yaş ise organların, dokuların veya vücuttaki moleküler süreçlerin aynı takvim yaşındaki diğer insanlara göre daha genç ya da daha yaşlı özellikler gösterip göstermediğini tahmin etmeye çalışan bilimsel ölçümlere verilen genel ad.<br />
Araştırmada 11 proteomik, 5 metabolomik ve 7 manyetik rezonans görüntüleme temelli olmak üzere toplam 23 biyolojik yaş göstergesi kullanıldı. [1]<br />
Proteomik analiz, kandaki çok sayıdaki proteinin ölçülmesi anlamına geliyor. Metabolomik ise vücudun enerji üretimi ve diğer kimyasal süreçleri sırasında ortaya çıkan küçük moleküllerin incelenmesini ifade ediyor.<br />
İncelenen 23 göstergenin 9’unda uyku süresi ile biyolojik yaş arasında istatistiksel olarak anlamlı, doğrusal olmayan bir ilişki bulundu. Bu ilişkilerin çoğu U harfine benziyordu: Bazı biyolojik yaş göstergeleri hem kısa hem de uzun uyku sürelerinde daha yüksekken, orta aralıkta daha düşük değerlere sahipti. [1]<br />
En Düşük Değerler 6,4 ile 7,8 Saat Arasında Görüldü<br />
Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri, biyolojik yaş açısından tek bir “ideal uyku saati” ortaya çıkmamasıydı.<br />
Organ veya sistem ile cinsiyete göre değişmekle birlikte biyolojik yaş farklarının en düşük olduğu noktalar erkeklerde yaklaşık 6,4–7,7 saat, kadınlarda ise yaklaşık 6,5–7,8 saatlik uyku arasında görüldü. Araştırmacılar sonraki analizlerde 6–8 saatlik uykuyu referans aralık olarak kullandı. [1]<br />
Ancak bu değerler “herkes tam 7 saat uyumalı” şeklinde yorumlanmamalı.<br />
Bunlar araştırma örnekleminde istatistiksel eğrilerin en düşük noktalarını gösteriyor. Bir insanın gerçek uyku ihtiyacı yaşına, sağlık durumuna, fiziksel aktivitesine, genetik özelliklerine ve yaşam koşullarına göre değişebilir.<br />
Kısa ve Uzun Uyku Ölüm Riskiyle de İlişkili Bulundu<br />
Araştırmacılar uyku süresi ile uzun dönem sağlık sonuçları arasındaki bağlantıyı da değerlendirdi.<br />
6–8 saatlik uyku referans alındığında, 6 saatin altında uyuyanlarda tüm nedenlere bağlı ölüm için hesaplanan tehlike oranı 1,50, 8 saatten fazla uyuyanlarda ise 1,40 olarak bulundu. Kısa uyku ayrıca kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet ve depresyon dahil çeşitli sağlık sorunlarıyla ilişkiliydi. [1]<br />
Bu sonuç “6 saatten az uyuyan herkesin ölüm riski kesin olarak yüzde 50 artar” anlamına gelmiyor.<br />
Tehlike oranı, araştırmadaki grupların zaman içindeki sonuçlarını karşılaştırmak için kullanılan istatistiksel bir ölçü. Üstelik çalışma gözlemsel olduğu için kısa veya uzun uykunun tek başına hastalık ya da erken ölüme neden olduğunu kanıtlamıyor.<br />
Özellikle uzun uykuda ters nedensellik önemli bir olasılık.<br />
Ters nedensellik, neden olduğunu düşündüğümüz durumun aslında bir sonucun göstergesi olması anlamına geliyor. Örneğin kronik bir hastalık, depresyon veya henüz tanı konmamış başka bir sağlık sorunu kişinin normalden daha uzun uyumasına yol açabilir. Böyle bir durumda uzun uyku hastalığın nedeni değil, mevcut sağlık durumunun bir işareti olabilir. [1]<br />
Uyku Yalnızca Beyinle İlgili Değil<br />
Çalışmanın önemli yönlerinden biri, uyku ile yaşlanma ilişkisinin yalnızca beyin üzerinden araştırılmamasıydı.<br />
Toplam 17 organ ve doku sistemini kapsayan biyolojik yaş göstergelerinde beyin, akciğer, karaciğer, bağışıklık sistemi, deri, endokrin sistem, yağ dokusu ve pankreas gibi farklı alanlarda uyku süresiyle anlamlı ilişkiler görüldü. [1]<br />
Araştırmacılar ayrıca kandaki proteinleri ve metabolitleri değerlendirdi.<br />
Metabolit, vücudun besinleri ve diğer maddeleri işlerken oluşturduğu küçük moleküllere verilen isim. Uyku süresinin bağışıklık sistemiyle ilişkili proteinler, yağ metabolizması ve çeşitli biyolojik yollarla bağlantılı olduğu görüldü. [1]<br />
Bu sonuçlar, uykunun yalnızca beynin dinlenmesini sağlayan bir süreç olmadığını; metabolizma, bağışıklık sistemi ve farklı organların işleyişiyle ilişkili geniş bir biyolojik süreç olduğunu destekliyor.<br />
Ancak bu bulgulardan “az uyku organları doğrudan yaşlandırıyor” sonucu çıkarmak mümkün değil.<br />
500 Bin Kişinin Tamamında Organ Yaşı Ölçülmedi<br />
Çalışmanın büyüklüğü dikkat çekici olsa da yaklaşık 500 bin katılımcının tamamında 23 biyolojik yaş göstergesinin tümü hesaplanmadı.<br />
Uyku süresine ilişkin bilgi yaklaşık 500 bin kişiden elde edilirken manyetik rezonans görüntüleme, proteomik ve metabolomik veriler yalnızca bunların belirli alt gruplarında bulunuyordu. Dolayısıyla farklı biyolojik yaş saatleri, gerekli verileri bulunan daha küçük katılımcı gruplarında hesaplandı. [1]<br />
Uyku süresinin temel ölçümü de kişilerin kendi bildirimlerine dayanıyordu. Katılımcılara 24 saat içinde, gündüz uykuları da dahil olmak üzere ortalama kaç saat uyudukları soruldu. [1]<br />
Bu yöntem yüz binlerce kişiyi kapsayan araştırmalar için kullanışlı olsa da hareket sensörleri veya uyku laboratuvarında yapılan ölçümler kadar kesin olmayabilir.<br />
Çalışmanın bir diğer sınırlılığı, katılımcıların büyük bölümünün Avrupa kökenli olmasıydı. Bu nedenle sonuçların farklı etnik ve coğrafi topluluklarda aynı şekilde görülüp görülmeyeceğinin ayrıca araştırılması gerekiyor.<br />
Araştırmadaki biyolojik yaş değerlendirmelerinin önemli bir bölümü de belirli bir zaman noktasındaki verilerin karşılaştırılmasına dayanıyordu. Bu nedenle çalışmanın ortaya koyduğu ilişkiler, uyku süresindeki değişimin zaman içinde organları ne ölçüde yaşlandırdığını veya gençleştirdiğini doğrudan göstermiyor. [1]<br />
Günlük Yaşamda Hedef Yalnızca Saat Sayısı Değil<br />
Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi ve Sleep Research Society’nin ortak uzlaşı açıklamasına göre 18–60 yaş arasındaki yetişkinlerin genel sağlıklarını desteklemek için düzenli olarak gecede 7 veya daha fazla saat uyuması öneriliyor. [2]<br />
Ancak uyku sağlığını yalnızca saat sayısıyla değerlendirmek yeterli değil.<br />
Uykunun düzenliliği, zamanlaması, gece boyunca ne kadar bölündüğü ve kişinin sabah ne kadar dinlenmiş uyandığı da önemli.<br />
Bu nedenle araştırmada görülen 6,4–7,8 saatlik aralık, herkes için geçerli bir “uzun yaşam reçetesi” olarak görülmemeli.<br />
Örneğin her gece 5 saat uyuyup gün boyunca belirgin uykululuk yaşayan bir kişiyle düzenli olarak 7 saat uyuyup sabah dinlenmiş uyanan bir kişinin uyku durumu yalnızca toplam saat üzerinden karşılaştırılamaz.<br />
Benzer şekilde yeterli uyku fırsatı bulunmasına rağmen uzun süredir 9–10 saat veya daha fazla uyuma ihtiyacı hissedilmesi, yalnızca “fazla uyuma” olarak değerlendirilmemeli; uyku kalitesi ve genel sağlık durumuyla birlikte ele alınmalı.<br />
Nature’daki araştırma, uyku süresinin beyinle sınırlı olmayan geniş bir biyolojik yaşlanma tablosuyla ilişkili olduğunu gösteren önemli insan verileri sunuyor. Ancak çalışma gözlemsel ilişkiler üzerine kurulu; uyku süresini değiştirmenin biyolojik yaşı geriye çevirdiğini veya insan ömrünü uzattığını göstermiyor. Longevity açısından bugünkü verilerin desteklediği yaklaşım, mümkün olduğunca az ya da çok uyumaya çalışmak değil; kişinin ihtiyacına uygun, yeterli, kaliteli ve düzenli bir uyku düzenini korumak.<br />
Kaynaklar<br />
[1] The MULTI Consortium, O’Toole CK, Song Z, et al. Sleep chart of biological ageing clocks in middle and late life. Nature. 2026. DOI: 10.1038/s41586-026-10524-5.<br />
[2] Watson NF, Badr MS, Belenky G, et al. Recommended Amount of Sleep for a Healthy Adult: A Joint Consensus Statement of the American Academy of Sleep Medicine and Sleep Research Society. Sleep. 2015;38(6):843-844. DOI: 10.5665/sleep.4716.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧬 Longevity</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/uyku-suresi-biyolojik-yaslanmayi-etkiliyor-mu-yeni-calisma</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/uyku-biyolojik-yaslanma-150kb.jpg" type="image/jpeg" length="30933"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="16918"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="98539"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="55467"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="75197"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="30805"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="30144"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
