<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 05 Sep 2026 17:42:01 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vergi dünyasının duayen ismi Prof. Dr. Veysi Seviğ hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/vergi-dunyasinin-duayen-ismi-prof-dr-veysi-sevig-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/vergi-dunyasinin-duayen-ismi-prof-dr-veysi-sevig-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de vergi hukuku ve maliye alanının önemli isimlerinden Prof. Dr. Veysi Seviğ, 87 yaşında hayatını kaybetti. Akademisyenliği, kamu görevleri ve ekonomi basınındaki uzun soluklu yazılarıyla tanınan Seviğ’in vefatı, meslek ve ekonomi çevrelerinde üzüntü yarattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Vergi hukuku ve maliye alanında uzun yıllar çalışmalar yürüten Prof. Dr. Veysi Seviğ’den acı haber geldi. 1939 doğumlu Seviğ, 87 yaşında yaşamını yitirdi.</p>

<p>Meslek hayatı boyunca vergi mevzuatı, maliye ve finans alanlarında çalışan Seviğ; akademik çalışmalarının yanı sıra kamu bürokrasisi ve ekonomi basınındaki faaliyetleriyle de tanınıyordu.</p>

<p>Kamu görevlerinden akademiye uzanan kariyer</p>

<p>Veysi Seviğ, kariyerinin önemli bölümünde kamu kurumlarında görev aldı. Maliye Bakanlığı bünyesinde Baş Hesap Uzmanı olarak çalışan Seviğ, meslek yaşamı boyunca Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Başbakanlık ve İstanbul Ticaret Odası gibi kurumlarda da çeşitli görevler üstlendi.</p>

<p>Vergi hukuku alanındaki akademik çalışmalarıyla mesleki literatüre katkı sağlayan Seviğ, kamu tecrübesini akademik birikimiyle bir araya getiren isimlerden biri oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>30 yılı aşkın süre ekonomi yazıları kaleme aldı</p>

<p>Prof. Dr. Veysi Seviğ, akademik ve mesleki çalışmalarının yanı sıra ekonomi basınındaki yazılarıyla da geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı.</p>

<p>Vergi mevzuatındaki değişiklikler, mali düzenlemeler ve iş dünyasını yakından ilgilendiren uygulamalar üzerine 30 yılı aşkın süre yazılar kaleme aldı.</p>

<p>Son döneminde EKONOMİ Gazetesi’nde yazılarını sürdüren Seviğ, özellikle karmaşık vergi düzenlemelerini meslek mensupları ve iş dünyası açısından değerlendiren çalışmalarıyla tanınıyordu.</p>

<p>Vergi Dünyası’nın kurucuları arasında yer aldı</p>

<p>Seviğ, Türkiye’de vergi alanındaki önemli mesleki yayınlardan Vergi Dünyası dergisinin kuruluşunda görev alan isimler arasında yer aldı.</p>

<p>Yıllar boyunca yayımladığı makaleler ve mesleki çalışmalarıyla vergi hukuku alanında önemli bir birikim bıraktı.</p>

<p>Prof. Dr. Veysi Seviğ kimdir?</p>

<p>Prof. Dr. Veysi Seviğ, 1939 yılında dünyaya geldi. Eğitim hayatının ardından maliye ve vergi alanına yönelen Seviğ, kamu bürokrasisinden akademiye, mesleki yayıncılıktan ekonomi basınına uzanan uzun bir kariyere sahipti.</p>

<p>Maliye Bakanlığı’nda Baş Hesap Uzmanı olarak görev yapan Seviğ, Devlet Planlama Teşkilatı ve Başbakanlık bünyesinde de çeşitli görevler üstlendi. İstanbul Ticaret Odası’ndaki çalışmalarıyla iş dünyasının vergi ve mali mevzuata ilişkin konularıyla yakından ilgilendi.</p>

<p>Akademik kariyerinde özellikle vergi hukuku üzerine yoğunlaşan Seviğ, uzun yıllar boyunca bilgi ve deneyimini öğrenciler, meslek mensupları ve iş dünyasıyla paylaştı.</p>

<p>Vergi Dünyası dergisinin kurucuları arasında bulunan Seviğ, mesleki yayıncılığın yanı sıra ekonomi gazeteciliğinde de uzun soluklu bir kariyer yürüttü. Vergi mevzuatı ve mali düzenlemeler başta olmak üzere ekonomiyle ilgili çok sayıda konuda 30 yılı aşkın süre köşe yazıları kaleme aldı.</p>

<p>Son yıllarında EKONOMİ Gazetesi’nde yazmayı sürdüren Prof. Dr. Veysi Seviğ, vergi alanındaki akademik ve mesleki çalışmalarıyla Türkiye’de bu alanda tanınan isimlerden biri haline geldi.</p>

<p>Cenaze programı belli oldu</p>

<p>Prof. Dr. Veysi Seviğ’in cenazesinin 6 Eylül Pazar günü öğle namazının ardından İstanbul Ataköy 5. Kısım Camii’nden kaldırılması planlanıyor.</p>

<p>Seviğ’in vefatıyla Türkiye’nin vergi hukuku, maliye, akademi ve ekonomi basınında uzun yıllar çalışmalar yürütmüş önemli isimlerinden biri hayatını kaybetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/vergi-dunyasinin-duayen-ismi-prof-dr-veysi-sevig-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 17:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9856.jpeg" type="image/jpeg" length="73231"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Torosların Açık Hava Eczanesi: Yörüklerin Yüzyıllık Sağlık Bilgisi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/toroslarin-acik-hava-eczanesi-yoruklerin-yuzyillik-saglik-bilgisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/toroslarin-acik-hava-eczanesi-yoruklerin-yuzyillik-saglik-bilgisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yörük topluluklarının sağlık kültürü yalnızca birkaç bitkisel reçeteden ibaret değildi. Göçebe ve yarı göçebe yaşam; bitki bilgisi, hayvan sağlığı, doğum ve çocuk bakımı, kırık-çıkık uygulamaları, beslenme ve inanç temelli pratikleri aynı yaşam düzeni içinde bir araya getirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İç Toroslar’da yapılan etnofarmakolojik araştırmalar 124 bitki ve üç hayvan türünden hazırlanan 256 geleneksel kullanım kaydederken, Mersin’deki daha yeni saha çalışmaları bu bilginin önemli bölümünün hâlâ yaşlı kuşaklarda yaşadığını gösteriyor. Ancak bu verilerin tamamı yalnızca Yörüklere ait değil; Torosların farklı yerel topluluklarını da kapsıyor.</p>

<p>Yörüklerin sağlık tarihi, Anadolu’nun tıp tarihi içinde ayrı bir yerde duruyor. Bunun nedeni yalnızca kullandıkları bitkiler değil; hastalıkla mücadele biçimlerinin doğrudan göçebe yaşamın koşulları içinde şekillenmiş olması.</p>

<p>Yaylak ile kışlak arasında hareket eden topluluklar için sağlık hizmetine sürekli erişim uzun yüzyıllar boyunca mümkün değildi. Hekime, eczaneye veya hastaneye ulaşmanın zor olduğu dönemlerde aile ve oba, karşılaştığı birçok sağlık sorununu kendi bilgi birikimiyle yönetmek zorunda kaldı.</p>

<p>Bu yapı bugünkü anlamıyla düzenli ve standartlaştırılmış bir tıp sistemi değildi. Daha doğru tanımla; çevre bilgisi, deneyim, aile içi aktarım, inanç, hayvancılık ve zorunluluğun birleştiği bir halk hekimliği kültürüydü.</p>

<h3>Eski Türk sağlık kültüründen Anadolu’ya</h3>

<p>Yörüklerin geleneksel sağlık uygulamalarını doğrudan ve kesintisiz biçimde Orta Asya’daki şaman veya kam geleneğine bağlamak bilimsel açıdan doğru değil.</p>

<p>Eski Türk topluluklarında hastalık ve şifa, bitkisel uygulamalar kadar inanç dünyasıyla da ilişkilendiriliyordu. Kam veya şamanın bazı hastalık ve ritüellerde rol üstlendiği biliniyor. Eski ve Orta Türkçe tıp metinlerinde bitkisel ilaçlar, çeşitli sağaltım yöntemleri ve koruyucu uygulamalara ilişkin kayıtlar da bulunuyor.</p>

<p>Anadolu’ya gelindikten sonra ise sağlık kültürü yeni bir coğrafyada yeniden şekillendi. Türk halk hekimliğinin daha eski unsurları, Anadolu’nun bitki bilgisi, yerel topluluklarla kültürel etkileşim ve İslami dönem uygulamalarıyla birleşti.</p>

<p>Bu nedenle günümüzde Toros Yörükleri arasında kaydedilen herhangi bir uygulamayı doğrudan “Orta Asya’dan taşınmış ve değişmeden kalmış bir reçete” olarak değerlendirmek mümkün değil.</p>

<h3>Anadolu’da göçebe yaşam sağlık bilgisini biçimlendirdi</h3>

<p>Anadolu’daki Türkmen göçer topluluklarının hayvancılığa dayalı hareketli yaşamı Selçuklu ve beylikler dönemlerinde de görülürken, “Yörük” adı özellikle XIV. yüzyıldan itibaren Anadolu ve Rumeli’deki göçebe veya yarı göçebe Türkmen topluluklarını tanımlayan yaygın bir ad hâline geldi.</p>

<p>Bu hareketlilik sağlık bilgisini de doğrudan etkiledi.</p>

<p>Bir yerleşim yerinde uzun süre kalmayan topluluklar için hangi bitkinin hangi vadide yetiştiğini, hangi mevsimde toplanacağını, hayvanlarda görülen bazı sorunlarda ne yapılacağını veya doğum sırasında hangi deneyimli kadına başvurulacağını bilmek gündelik yaşamın parçasıydı.</p>

<p>Sağlık bilgisi yazılı kitaplardan çok gözlem ve sözlü aktarım yoluyla korunuyordu.</p>

<h3>Osmanlı döneminde farklı sağlık gelenekleri yan yana yaşadı</h3>

<p>Osmanlı şehirlerinde medrese ve darüşşifa geleneği üzerinden hekimlik kurumsallaşırken, kırsal ve göçebe topluluklarda halk hekimliği uygulamaları yaşamayı sürdürdü.</p>

<p>Osmanlı dünyasında kurumsal hekimlik ile halk hekimliği aynı tarihsel dönemde yan yana varlığını sürdürdü. Yörüklerin sağlık pratikleri de bu geniş Anadolu sağlık kültürü içinde şekillendi.</p>

<p>Bitkisel uygulamalar, ocaklılar, kırık-çıkık konusunda deneyimli kişiler, yaşlı kadınlar ve aile içinde sağlık bilgisi taşıyan bireyler özellikle kırsal ve hareketli yaşam içinde önemli roller üstlendi.</p>

<p>Bu durum Yörük sağlık kültürünün yalnızca bir “bitki bilgisi” olmadığını, sosyal ilişkiler ve deneyim aktarımı üzerine kurulu daha geniş bir sistem olduğunu gösteriyor.</p>

<h3>Toroslar doğal bir sağlık bilgi alanına dönüştü</h3>

<p>Yörük halk hekimliğinin en görünür alanlarından biri bitki bilgisiydi.</p>

<p>Toroslar, Akdeniz bitki örtüsüyle yüksek dağ ekosistemlerinin kesiştiği son derece zengin bir flora barındırıyor.</p>

<p>Yüzyıllar boyunca aynı göç yollarını kullanan topluluklar hangi bitkinin nerede yetiştiğini, hangi dönemde toplanabileceğini ve halk arasında hangi amaçlarla kullanıldığını kuşaktan kuşağa aktardı.</p>

<p>Bu bilgi yalnız Yörüklere ait değildi. Torosların yerleşik köylerinde yaşayan farklı topluluklar da aynı ekolojik çevreden yararlanıyordu.</p>

<p>Bu nedenle bölgedeki etnobotanik çalışmalar Yörük kültürünün önemli bir parçasını anlamaya yardımcı olsa da elde edilen her veriyi yalnızca Yörüklere özgü kabul etmek doğru değil.</p>

<h3>İç Toroslarda 124 bitki ve 256 geleneksel kullanım kaydedildi</h3>

<p>1995 yılında Journal of Ethnopharmacology’de yayımlanan İç Toroslar araştırması, bölgenin halk hekimliği bilgisinin genişliğini ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmada 124 bitki ve üç hayvan türünden hazırlanan toplam 256 geleneksel ilaç veya kullanım kayda geçirildi.</p>

<p>Bu sayı, Toros halk hekimliğinin yalnızca birkaç iyi bilinen bitkiye dayanmadığını gösteriyor.</p>

<p>Ancak araştırma doğrudan yalnızca Yörükler üzerinde yürütülmediği için bu 256 kullanımın tamamını “Yörük reçeteleri” olarak tanımlamak bilimsel açıdan doğru olmaz.</p>

<p>Bu veriler daha çok Yörüklerin de yaşadığı İç Toroslar’daki geniş halk hekimliği kültürünün zenginliğini gösteriyor.</p>

<h3>Mersin’de geleneksel bilgi hâlâ yaşıyor</h3>

<p>2018 ve 2019 yıllarında Mersin kırsalında yapılan geniş etnobotanik araştırma, sözlü sağlık bilgisinin günümüzde de tamamen kaybolmadığını ortaya koydu.</p>

<p>Çalışmada 338 kişiyle görüşüldü.</p>

<p>Araştırma Mersin kırsalındaki farklı yerel toplulukları kapsadığı için sonuçların tamamını yalnızca Yörüklere özgülemek doğru değil.</p>

<p>Çalışmada 93 tıbbi bitki türü ve toplam 189 tıbbi kullanım kayda geçirildi.</p>

<p>Belirlenen 93 bitkinin 83’ü yabani, 10’u kültüre alınmış türlerdi.</p>

<p>En sık kullanılan bitki bölümleri toprak üstü kısımlar, yapraklar ve meyvelerdi. Hazırlama yöntemleri arasında demleme, doğrudan uygulama ve kaynatma öne çıktı.</p>

<p>Bu veriler, Toros coğrafyasında sözlü sağlık bilgisinin yakın zamana kadar ne kadar geniş bir çeşitlilik koruduğunu gösteriyor.</p>

<h3>Zeytinyağı, bal ve bitkiler aynı hazırlamada buluşuyordu</h3>

<p>Toros halk hekimliğinde bitki her zaman tek başına kullanılmıyordu.</p>

<p>Zeytinyağı, bal, un ve şeker gibi günlük yaşamda bulunan maddeler bazı geleneksel hazırlamalarda taşıyıcı veya yardımcı unsur olarak yer alıyordu.</p>

<p>Bazı reçinelerin zeytinyağıyla karıştırılarak yaralara sürüldüğü, kimi hatmi türlerinin öksürük amacıyla kaynatıldığı ve bazı bitki yapraklarının yanıklara uygulandığı saha araştırmalarında kaydedildi.</p>

<p>Bunlar tarihsel ve etnobotanik kullanım kayıtlarıdır.</p>

<p>Bir uygulamanın geçmişte kullanılmış olması, modern tıp açısından etkin ve güvenli olduğunun kanıtı değildir.</p>

<p>Açık yaralara steril olmayan maddelerin uygulanması enfeksiyon riskini artırabileceği gibi bazı bitkiler doğrudan zehirli de olabilir.</p>

<h3>Hayvancılık insan sağlığıyla iç içeydi</h3>

<p>Yörüklerin sağlık dünyasını anlamak için hayvancılığı ayrı düşünmek mümkün değil.</p>

<p>Sürü yalnız ekonomik değer taşımıyordu. Süt, et, deri, yün ve ulaşım gibi temel ihtiyaçların kaynağıydı.</p>

<p>Bu nedenle hayvan sağlığı doğrudan insan yaşamının devamlılığıyla bağlantılıydı.</p>

<p>Çobanlar ve sürü sahipleri hayvan yaralarını, doğumları, ayak sorunlarını ve çeşitli hastalık belirtilerini gözlemleyerek zamanla geniş bir pratik bilgi geliştirdi.</p>

<p>Mersin araştırmasında bazı bitkilerin hem insanlar hem de hayvanlar için geleneksel amaçlarla kullanıldığı kaydedildi.</p>

<p>Bu durum Yörük yaşamında halk hekimliği ile halk veterinerliğinin neden birbirine yakın geliştiğini açıklıyor.</p>

<h3>Kırık ve çıkık göçebe yaşamda önemliydi</h3>

<p>Dağlık arazide uzun mesafe yürümek, hayvanlarla çalışmak, yük taşımak ve zorlu doğa koşullarında hareket etmek travma riskini artırıyordu.</p>

<p>Bu nedenle kırık ve çıkıkların fark edilmesi, yaralı uzvun korunması veya hareketsiz tutulması gibi bilgiler göçebe yaşamda pratik önem taşıyordu.</p>

<p>Anadolu halk hekimliği literatüründe kırık-çıkık uygulamaları en yaygın geleneksel sağaltım alanlarından biri olarak yer alıyor.</p>

<p>Yörük topluluklarında da bu tür uygulamaların varlığı biliniyor.</p>

<p>Ancak Yörüklerin diğer Anadolu topluluklarından daha gelişmiş bir kırık-çıkık bilgisine sahip olduğunu söylemek için yeterli karşılaştırmalı bilimsel veri bulunmuyor.</p>

<p>Ayrıca geçmişte uygulanan her müdahalenin güvenli olduğu düşünülmemeli. Günümüzde kırık veya çıkık şüphesinde görüntüleme ve uzman değerlendirmesi yapılmadan yapılan müdahaleler damar, sinir ve yumuşak doku hasarına yol açabilir.</p>

<h3>Sağlık bilgisinin önemli taşıyıcılarından biri kadındı</h3>

<p>Yörük sağlık kültüründe bilgi yalnız belirli bir halk hekiminde toplanmıyordu.</p>

<p>Özellikle kadınlar; çocuk bakımı, doğum, lohusalık, beslenme, bitki toplama ve günlük sağlık sorunlarının yönetilmesinde belirgin rol oynuyordu.</p>

<p>Mersin Sarıkeçili Yörükleri üzerine yapılan çalışma, kadınların halk hekimliği uygulamalarındaki yerini doğrudan inceleyen önemli araştırmalardan biri.</p>

<p>Bu çalışmada kadınların doğum, lohusalık, çeşitli hastalıklar ve ilk yardım niteliğindeki uygulamalarda geleneksel bilgi taşıyıcısı olduğu gösterildi.</p>

<p>Bilgi çoğunlukla yazılı değildi.</p>

<p>Anne kızına, kayınvalide geline, yaşlı kadın daha genç aile üyelerine uygulamayı göstererek aktarıyordu.</p>

<p>Bu nedenle Yörük sağlık kültürünün önemli bir bölümü kadınların belleğinde taşındı.</p>

<h3>Doğum ve lohusalık ayrı bir sağlık dünyasıydı</h3>

<p>Göçebe yaşamda doğum uzun süre ev veya oba içinde gerçekleşen bir süreçti.</p>

<p>Deneyimli kadınlar ve geleneksel ebeler doğumun yönetiminde önemli rol üstlendi.</p>

<p>Doğum sonrası dönemde annenin beslenmesi, bebeğin korunması ve lohusalığa ilişkin çeşitli uygulamalar sözlü kültürle aktarıldı.</p>

<p>Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Anadolu’nun genel doğum gelenekleriyle Yörüklere özgü uygulamaların her zaman birbirinden kesin biçimde ayrılamaması.</p>

<p>Dua, çeşitli bitkiler, beslenmeye ilişkin uygulamalar ve koruyucu ritüeller Anadolu’nun birçok bölgesinde farklı topluluklarda da görülüyor.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca belirli bir saha araştırmasıyla doğrulanabilen uygulamalar doğrudan “Yörük geleneği” olarak adlandırılmalı.</p>

<h3>Hastalık yalnız bedensel olarak açıklanmıyordu</h3>

<p>Yörüklerin geleneksel sağlık anlayışında hastalık her zaman yalnız bedensel bir sorun olarak görülmedi.</p>

<p>Nazar, korku, kutsal yerler, ocaklar, dua ve çeşitli ritüeller de halk hekimliği içinde yer buldu.</p>

<p>Manisa Yörük köylerinde kaydedilen halk uygulamalarını inceleyen çalışmalar, bitkisel ve fiziksel yöntemlerle inanç temelli uygulamaların aynı kültürel yapı içinde birlikte kullanılabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Ağız sorunları, çıban, diş ağrısı, sarılık, siğil ve nazar gibi birbirinden farklı durumlara yönelik halk uygulamalarının kayda geçtiği biliniyor.</p>

<p>Bu ritüellerin kültürel ve tarihsel değeri bulunması, hastalık tedavisinde biyolojik etkinliklerinin bilimsel olarak kanıtlandığı anlamına gelmez.</p>

<h3>İslamiyet eski sağlık kültürünü yeniden şekillendirdi</h3>

<p>Anadolu’da İslamlaşma süreci eski Türk sağlık uygulamalarını bir anda ortadan kaldırmadı.</p>

<p>Bazı inanç ve ritüeller yeni dini kavramlarla yeniden yorumlandı.</p>

<p>Ocaklılar, okuyucular, hocalar, yaşlı kadınlar ve yerel halk hekimleri zaman içinde Anadolu sağlık kültürünün farklı aktörleri hâline geldi.</p>

<p>Ancak “şamanın yerini doğrudan hoca aldı” şeklinde basit bir tarihsel çizgi kurmak doğru olmaz.</p>

<p>Daha gerçekçi olan, farklı dönemlerden gelen uygulamaların Anadolu’da birbirine eklenerek yeni halk hekimliği biçimleri oluşturduğunu kabul etmek.</p>

<h3>Yerleşik hayata geçiş sağlık kültürünü değiştirdi</h3>

<p>Yörüklerin tarihindeki en önemli kırılmalardan biri yerleşik hayata geçiş süreciydi.</p>

<p>Osmanlı’nın çeşitli dönemlerde uyguladığı iskân politikalarıyla başlayan dönüşüm, Cumhuriyet döneminde ulaşımın, eğitimin ve kamu sağlık hizmetlerinin yaygınlaşmasıyla hızlandı.</p>

<p>Göç yollarının kısalması veya tamamen sona ermesi sağlık hizmetlerine erişimi de değiştirdi.</p>

<p>Sağlık ocaklarının, hastanelerin ve eczanelerin yaygınlaşmasıyla geleneksel uygulamaların günlük hayattaki zorunlu rolü azaldı.</p>

<p>Doğumların sağlık kuruluşlarına taşınması, antibiyotikler ve modern ilaçların yaygınlaşması, röntgen ve laboratuvar olanaklarının ulaşılabilir hâle gelmesi özellikle enfeksiyon, travma ve doğum gibi alanlarda büyük dönüşüm yarattı.</p>

<p>Geleneksel sağlık bilgisi tamamen kaybolmadı; ancak zorunlu bir sağlık sistemi olmaktan giderek kültürel ve tamamlayıcı bir bilgi alanına dönüştü.</p>

<h3>Yaşlı kuşak bilgiyle birlikte azalıyor</h3>

<p>Mersin’de yapılan etnobotanik araştırmada katılımcıların yaş ortalamasının yaklaşık 68 olması önemli bir işaret.</p>

<p>Bu veri, geleneksel sağlık bilgisinin önemli bölümünün hâlâ yaşlı kuşaklarda yoğunlaştığını gösteriyor.</p>

<p>Gençlerin şehirleşmesi, modern sağlık hizmetlerine erişimin artması ve günlük yaşamın değişmesiyle bitki toplama, hazırlama ve kullanma bilgisi giderek daha az aktarılıyor.</p>

<p>Bu nedenle araştırmacılar açısından mesele yalnızca hangi bitkinin kullanıldığı değil, bu bilginin tamamen kaybolmadan kayıt altına alınması.</p>

<h3>Geleneksel bilgi modern bilim için araştırma sorusu oluşturabilir</h3>

<p>Etnobotanik ve etnofarmakoloji araştırmalarının amacı eski reçetelerin tamamını doğru kabul etmek değil.</p>

<p>Bilimsel değer, belirli bir bitkinin belirli amaçlarla uzun süre kullanılmış olmasının yeni bir araştırma sorusu oluşturabilmesinde yatıyor.</p>

<p>Araştırmacılar önce kullanımın nerede, kim tarafından ve nasıl yapıldığını kaydediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Daha sonra bitkinin kimyasal içeriği, toksisitesi ve biyolojik etkileri laboratuvar çalışmalarında incelenebiliyor.</p>

<p>İnsanlarda gerçekten yararlı olup olmadığı ise ancak uygun klinik araştırmalarla belirlenebilir.</p>

<p>Bu nedenle Yörük ve Toros halk hekimliği doğrudan modern tedavi rehberi olarak değil; tarih, antropoloji, farmakognozi ve etnofarmakoloji için zengin bir araştırma alanı olarak değerlendirilmeli.</p>

<h3>Doğal olan her zaman güvenli değil</h3>

<p>Geleneksel bitki bilgisinin romantikleştirilmesi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.</p>

<p>Mersin saha araştırmasında bazı bitkilerin yan etkilerine ilişkin yerel uyarılar da kaydedildi.</p>

<p>Ecballium elaterium ve Drimia maritima gibi bazı türlerin dikkatle kullanılması gerektiği belirtilirken, Atropa belladonna meyvesini tıbbi amaçla değil susuzluğunu gidermek için tüketen genç bir kişinin halüsinasyon, ağız kuruluğu ve görme bozukluğu yaşayarak hastaneye başvurduğu bildirildi.</p>

<p>Bu olay geleneksel bitki bilgisindeki temel güvenlik sorununu açık biçimde gösteriyor.</p>

<p>Doğal olması, bir bitkinin güvenli olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Yanlış türün toplanması, miktarın bilinmemesi, zehirli bileşenler veya kullanılan ilaçlarla etkileşim ciddi sonuçlara yol açabilir.</p>

<h3>Yörük halk hekimliğinin asıl mirası reçetelerden daha büyük</h3>

<p>Yörüklerin sağlık tarihine yalnızca “hangi bitki hangi hastalıkta kullanıldı?” sorusuyla bakmak yetersiz kalıyor.</p>

<p>Asıl görülen şey, hareket hâlindeki bir toplumun coğrafya ve sağlık arasında kurduğu ilişki.</p>

<p>Yaylada hangi bitkinin nerede yetiştiğini bilmek, sürünün hastalığını tanımak, doğum sırasında deneyimli kadınlardan yararlanmak, yaralanmayı yönetmek, gıdayı korumak ve bu bilgiyi sonraki kuşağa aktarmak aynı yaşam sisteminin parçalarıydı.</p>

<p>İç Toroslar’da 124 bitki ve üç hayvan türünden 256 geleneksel kullanımın kayda geçirilmesi, Mersin’de ise 93 tıbbi bitki türü ve 189 kullanım kaydının belgelenmesi bu kültürel belleğin ne kadar geniş olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Ancak bu veriler yalnızca Yörüklere ait değil; Toros coğrafyasının farklı topluluklarını da kapsıyor.</p>

<p>Yörüklere özgü halk hekimliğinin anlaşılması için Sarıkeçili gibi belirli topluluklar üzerinde yapılan saha çalışmalarının ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Bugün bu miras iki nedenle değer taşıyor.</p>

<p>Birincisi, Türk tıp tarihi ve somut olmayan kültürel mirasın belgelenmesi.</p>

<p>İkincisi, geçmişte kullanılan bitki ve yöntemlerin modern bilim tarafından bağımsız olarak incelenebileceği araştırma soruları oluşturması.</p>

<p>Yörüklerin sağlık mirasını korumanın yolu eski uygulamaları sorgulamadan yeniden kullanmak değil; onları doğru topluluğa, doğru coğrafyaya ve doğru tarihsel döneme yerleştirerek belgelemek ve tıbbi iddialarını modern bilimsel yöntemlerle ayrı ayrı sınamak.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>• Journal of Ethnopharmacology – Traditional Medicine in Turkey IV. Folk Medicine in the Mediterranean Subdivision</p>

<p>• Journal of Ethnopharmacology – Traditional Medicine in Turkey V. Folk Medicine in the Inner Taurus Mountains</p>

<p>• Frontiers in Pharmacology – An Ethnobotanical Study of Medicinal Plants in Mersin</p>

<p>• Türkiye Klinikleri Tıp Etiği, Hukuku ve Tarihi – Mersin Sarıkeçili Yörükleri’nde Halk Hekimliği Uygulamalarında Kadının Yeri</p>

<p>• International Journal of Language Academy – Manisa’da Şifa Kültürünün İzleri: Selim Altan’ın Manisa Tıp Folkloru Adlı Çalışmasının Folklorik Açıdan İncelenmesi</p>

<p>• Ondokuz Mayıs Üniversitesi – Anadolu’da Yaşayan Halk Hekimliği Uygulamalarının Eski ve Orta Türkçe Tıp Metinlerindeki Temelleri</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/toroslarin-acik-hava-eczanesi-yoruklerin-yuzyillik-saglik-bilgisi</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 17:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/yoruklerin-unutulan-saglik-mirasi-200kb.jpg" type="image/jpeg" length="65342"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Meme Kanserinde Oyunu Değiştirecek Karar: FDA Yeni Hapa Onay Verdi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/meme-kanserinde-oyunu-degistirecek-karar-fda-yeni-hapa-onay-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/meme-kanserinde-oyunu-degistirecek-karar-fda-yeni-hapa-onay-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[FDA, camizestrant etken maddeli Etcamah’a belirli ileri evre meme kanseri hastalarında hızlandırılmış onay verdi. Karar, ESR1 mutasyonunu kan testiyle erken saptamaya dayanan yeni bir tedavi yaklaşımını öne çıkarıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>FDA’DAN MEME KANSERİ TEDAVİSİNDE YENİ ONAY: ETCAMAH KİMLERDE KULLANILACAK?</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi, camizestrant etken maddesini içeren Etcamah adlı ağızdan alınan ilaca, belirli ileri evre meme kanseri hastalarında hızlandırılmış onay verdi. Onay, tüm meme kanseri hastalarını değil; hormon reseptörü pozitif, HER2 negatif, lokal ileri veya metastatik hastalığı bulunan ve tedavi sırasında ESR1 mutasyonu saptanan yetişkinleri kapsıyor.</p>

<p>Etcamah tek başına kullanılmak üzere onaylanmadı. Tedavinin abemaciclib, palbociclib veya ribociclib gibi bir CDK4/6 inhibitörüyle birlikte uygulanması öngörülüyor.</p>

<p>FDA kararını dikkat çekici kılan noktalardan biri ise tedavinin değiştirilmesi için görüntüleme yöntemlerinde hastalığın ilerlediğinin görülmesinin beklenmemesi. ESR1 adı verilen direnç mutasyonu, dolaşımdaki tümör DNA’sının incelendiği kan testiyle saptanabiliyor.</p>

<p>ESR1 MUTASYONU NEDİR?</p>

<p>ESR1, östrojen reseptörünün çalışmasını yöneten genlerden biridir. Hormon reseptörü pozitif meme kanserinde tümör hücrelerinin büyümesi büyük ölçüde östrojen sinyallerinden yararlanabilir.</p>

<p>Aromataz inhibitörü adı verilen hormon baskılayıcı ilaçlarla tedavi sırasında bazı tümörlerde ESR1 mutasyonları gelişebilir. Bu değişiklikler, kanser hücrelerinin mevcut hormon tedavisine karşı direnç kazanmasının moleküler işaretlerinden biri olabilir.</p>

<p>Yeni yaklaşımın temelinde de bu direnç işaretini hastalık görüntüleme yöntemlerinde belirgin biçimde ilerlemeden önce yakalamak bulunuyor.</p>

<p>KANDAKİ TÜMÖR DNA’SI TEDAVİ KARARINDA KULLANILIYOR</p>

<p>Tümör hücrelerinden kana çok küçük DNA parçaları geçebilir. Dolaşımdaki tümör DNA’sı olarak adlandırılan bu materyalin incelenmesi, kanserin moleküler özellikleri hakkında bilgi sağlayabilir.</p>

<p>FDA, Etcamah tedavisine uygun hastaların belirlenebilmesi için ESR1 mutasyonunu saptayan eşlikçi tanı testine de onay verdi.</p>

<p>Bu nedenle yeni onay yalnızca yeni bir ilacın kullanıma girmesi açısından değil, tedavi direncinin kan testiyle izlenerek tedavinin daha erken değiştirilmesi yaklaşımı açısından da dikkat çekiyor.</p>

<p>SERENA-6 ÇALIŞMASINDA NE BULUNDU?</p>

<p>Hızlandırılmış onayın temelini SERENA-6 adlı Faz III klinik araştırması oluşturdu. Çalışmaya hormon reseptörü pozitif, HER2 negatif ileri meme kanseri bulunan ve ilk basamakta aromataz inhibitörü ile CDK4/6 inhibitörü tedavisi alan 315 yetişkin dahil edildi.</p>

<p>Hastalarda ESR1 mutasyonu kan dolaşımındaki tümör DNA’sı üzerinden takip edildi. Mutasyon saptandığında ancak görüntüleme değerlendirmesine göre hastalık henüz ilerlememişken hastalar iki tedavi grubuna ayrıldı.</p>

<p>Bir grupta aromataz inhibitörü bırakılarak camizestranta geçildi ve mevcut CDK4/6 inhibitörüne devam edildi. Diğer grupta ise aromataz inhibitörü ile CDK4/6 inhibitörü tedavisi sürdürüldü.</p>

<p>HASTALIĞIN İLERLEMESİNE KADAR GEÇEN SÜRE UZADI</p>

<p>Araştırmada camizestrant grubunda medyan progresyonsuz sağkalım 16 ay olarak hesaplandı. Mevcut aromataz inhibitörü tedavisine devam eden grupta ise bu süre 9,2 ay oldu.</p>

<p>İstatistiksel analizde hastalığın ilerlemesi veya ölüm riskinde yüzde 56 oranında göreceli azalma bildirildi.</p>

<p>Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Bu sonuç, camizestrantın yaşam süresini yüzde 56 uzattığı anlamına gelmiyor. Ölçülen sonuç, çalışmanın takip dönemi içinde hastalığın ilerlemesi veya ölümden oluşan birleşik sonlanım noktasının göreceli riskindeki azalmayı ifade ediyor.</p>

<p>GENEL SAĞKALIM İÇİN HENÜZ KESİN SONUÇ YOK</p>

<p>Çalışmanın progresyonsuz sağkalım sonuçları olumlu olmakla birlikte genel sağkalım verileri analiz sırasında henüz olgunlaşmamıştı.</p>

<p>Bu nedenle Etcamah’ın hastaların toplam yaşam süresini ne ölçüde etkilediği konusunda kesin bir sonuç çıkarmak için daha uzun süreli takip gerekiyor.</p>

<p>FDA’nın verdiği onayın “hızlandırılmış onay” olması da bu noktada önem taşıyor. Kurum, klinik yararın doğrulanması ve daha ayrıntılı biçimde ortaya konması amacıyla doğrulayıcı çalışmaların sürdürülmesini istiyor.</p>

<p>FDA AÇISINDAN NEDEN FARKLI BİR KARAR?</p>

<p>FDA, bu kararı kanser tedavisinde direnç mutasyonunun dolaşımdaki tümör DNA’sında saptanmasına dayanarak, görüntüleme yöntemlerinde hastalık ilerlemesi görülmeden tedavinin değiştirilmesine yönelik ilk onay olarak tanımladı.</p>

<p>Başka bir ifadeyle tedavi değişikliğinin zamanlamasında yalnızca tümörün görüntülerde büyümesi değil, kanserin moleküler yapısında ortaya çıkan direnç işareti de belirleyici hale geliyor.</p>

<p>Bu yaklaşım, gelecekte kanser tedavisinin nasıl izleneceği konusunda da araştırılması gereken yeni bir alan açıyor.</p>

<p>ETCAMAH NASIL ETKİ GÖSTERİYOR?</p>

<p>Camizestrant, seçici östrojen reseptörü parçalayıcı olarak tanımlanan ilaç grubunda yer alıyor. Östrojen reseptörünü hedefleyerek hormon sinyalinin kanser hücrelerini besleyen etkisini engellemeyi amaçlıyor.</p>

<p>İlaç ağızdan tablet şeklinde kullanılıyor. FDA tarafından belirtilen önerilen camizestrant dozu günde bir kez 75 miligram ve tedavi bir CDK4/6 inhibitörüyle birlikte uygulanıyor.</p>

<p>YAN ETKİLER VE UYARILAR NELER?</p>

<p>Yeni bir kanser ilacının onaylanması, ilacın risksiz olduğu anlamına gelmiyor. Camizestrantın reçete bilgilerinde belirli ilaçlarla birlikte kullanıldığında kalbin elektriksel ritmini etkileyebilecek QTc uzaması ve buna bağlı ritim bozukluğu riski için kutulu uyarı bulunuyor.</p>

<p>Kalp hızının normalden yavaşlaması anlamına gelen bradikardi ve anne karnındaki bebeğe zarar verme olasılığı da uyarılar arasında bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle tedavinin başlanması, sürdürülmesi ve diğer ilaçlarla birlikte kullanılması onkoloji ekibi tarafından hastanın klinik durumuna göre değerlendirilmelidir.</p>

<p>HER MEME KANSERİ HASTASI BU İLACI KULLANABİLİR Mİ?</p>

<p>Hayır. FDA onayı belirli moleküler ve klinik özelliklere sahip hasta grubuyla sınırlı.</p>

<p>Hasta hormon reseptörü pozitif ve HER2 negatif lokal ileri veya metastatik meme kanserine sahip olmalı; aromataz inhibitörü ve CDK4/6 inhibitörü tedavisi sırasında ESR1 mutasyonu yetkilendirilmiş bir testle saptanmış olmalı.</p>

<p>Dolayısıyla yalnızca “meme kanseri tanısı” Etcamah kullanımı için yeterli bir ölçüt değil. Hastalığın evresi, reseptör özellikleri, mevcut tedavisi ve moleküler test sonucu birlikte değerlendiriliyor.</p>

<p>HIZLANDIRILMIŞ ONAY NE ANLAMA GELİYOR?</p>

<p>Hızlandırılmış onay, ciddi hastalıklarda umut verici klinik veriler bulunan tedavilere daha erken erişim sağlanmasına yönelik düzenleyici bir mekanizma.</p>

<p>Ancak bu statü klinik yararın bütün yönleriyle kesinleştiği anlamına gelmiyor. Etcamah için devam eden onayın gelecekte yapılacak doğrulayıcı araştırmalarda klinik yararın doğrulanmasına bağlı olabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle SERENA-6 araştırmasının uzun dönem sonuçları, özellikle genel sağkalım verileri, tedavinin gerçek klinik değerini değerlendirmede yakından izlenecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi, 4 Eylül 2026 tarihli camizestrant hızlandırılmış onay duyurusu.</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi, Etcamah ve eşlikçi tanı testi hakkındaki düzenleyici değerlendirme.</p>

<p>SERENA-6 Faz III klinik araştırması.</p>

<p>AstraZeneca, 4 Eylül 2026 tarihli Etcamah düzenleyici onay ve SERENA-6 sonuç açıklaması.</p>

<p>The New England Journal of Medicine, SERENA-6 Faz III araştırma sonuçları. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>💊 İlaç</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/meme-kanserinde-oyunu-degistirecek-karar-fda-yeni-hapa-onay-verdi</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9851.jpeg" type="image/jpeg" length="78119"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kas ve Kemik İyileşirken Tendonlar Zor Toparlanıyor: Yeni Bulgular]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kas-ve-kemik-iyilesirken-tendonlar-zor-toparlaniyor-yeni-bulgular</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kas-ve-kemik-iyilesirken-tendonlar-zor-toparlaniyor-yeni-bulgular" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Michigan Medicine araştırmacıları, 4 Eylül 2026’da yayımlanan bilimsel değerlendirmede tendonların sınırlı iyileşme kapasitesini, laboratuvarda geliştirilen mikrotendon platformunu ve tendon-kemik birleşim bölgesindeki düşük oksijen ortamını inceleyen son bulguları bir araya getirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Development’ta yayımlanan fare ve hücre çalışması, HIF-1α adlı proteinin Aşil tendonunun kemiğe bağlandığı bölgenin gelişimi, kollajen düzeni ve yapısal bütünlüğü için gerekli olduğunu gösterirken, sonuçlar henüz insanlarda yeni bir tedavi anlamına gelmiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Omuzdaki rotator cuff yırtıkları, Aşil tendonu sorunları ve tenisçi dirseği gibi tendon hastalıkları haftalar değil, çoğu zaman aylar süren bir iyileşme dönemine yol açabiliyor. Michigan Medicine araştırmacılarının 4 Eylül 2026’da yayımlanan değerlendirmesi, tendonların neden kas ve kemik kadar etkili onarılamadığını anlamaya yönelik iki araştırma hattını öne çıkardı: laboratuvarda geliştirilen mikrotendonlar ve tendonun kemiğe bağlandığı bölgedeki düşük oksijen ortamını inceleyen deneysel çalışma.<br />
Hakemli araştırma, Development dergisinde 22 Haziran 2026’da çevrim içi yayımlandı. Çalışmada farelerin Aşil tendonunun topuk kemiğine bağlandığı bölge ile tendon hücreleri incelendi.<br />
Araştırmacılar özellikle HIF-1α adı verilen proteinin rolüne odaklandı. Bu protein, hücrelerin düşük oksijen koşullarına verdiği biyolojik yanıtın düzenlenmesinde görev yapıyor.<br />
Tendonlar eski gücüne dönmekte zorlanabiliyor<br />
Tendonlar, kasların oluşturduğu kuvveti kemiğe aktaran yoğun kollajen yapılardan oluşuyor. Kanlanmalarının birçok başka dokuya göre daha sınırlı olması, yaralanma sonrası onarım sürecini zorlaştıran faktörlerden biri kabul ediliyor.<br />
Tendonun iyileşmesi yalnızca yeni kollajen üretilmesine bağlı değil. Kollajen liflerinin doğru yönde düzenlenmesi ve dokunun yeniden mekanik yüke dayanabilecek bir yapı kazanması gerekiyor.<br />
Bu nedenle tendon dokusu iyileşmiş görünse bile eski yapısını ve gücünü tamamen geri kazanamayabiliyor. Kronik tendon sorunlarında hücrelerin uzun süre stres altında kalması ve daha düzensiz, skar benzeri bir doku oluşturması da iyileşme kalitesini etkileyebiliyor.<br />
Sorunun geniş bir nüfusu ilgilendirdiğini gösteren örneklerden biri rotator cuff yırtıkları. Michigan Medicine’in aktardığı verilere göre 60 yaş üzerindeki yetişkinlerin yaklaşık yüzde 30’unda rotator cuff yırtığı bulunuyor.<br />
Aşil tendonunun kemiğe bağlandığı bölge incelendi<br />
Development’ta yayımlanan araştırma doğrudan yetişkin tendon yaralarının tedavisini test etmedi. Bilim insanları, tendonun kemiğe bağlandığı “entezis” adı verilen özel bölgenin doğum sonrası gelişimini anlamaya çalıştı.<br />
Farelerde yapılan incelemelerde hem tendonun hem de tendon-kemik birleşim bölgesinin gelişimin erken dönemlerinde düşük oksijen koşullarına maruz kaldığı görüldü.<br />
Doğumdan sonra tendon dokusundaki düşük oksijen durumu hızla azalırken, tendonun kemiğe bağlandığı bölgenin en azından doğum sonrası beşinci güne kadar düşük oksijenli ortamını koruduğu belirlendi.<br />
Araştırmacılar, bu ortamın tendon-kemik bağlantısının normal gelişiminde görev alan biyolojik süreçlerden biri olabileceğini değerlendirdi.<br />
HIF-1α devre dışı bırakıldığında yapı bozuldu<br />
Araştırmanın ikinci aşamasında tendon ve tendon-kemik bağlantısındaki belirli hücrelerde HIF-1α üretimi genetik yöntemlerle engellendi.<br />
Bu farelerde tendon-kemik bağlantısının biçiminin bozulduğu, topuk kemiğinin yapısında değişiklikler oluştuğu ve mineralizasyonun azaldığı görüldü.<br />
Kollajen liflerinin organizasyonu da normal gruptan farklıydı. Tendon-kemik birleşim bölgesinde daha fazla hücre ölümü saptandı.<br />
Hayvanların kavrama gücü ölçümlerinde de belirgin kayıplar görüldü. Bulgular, HIF-1α sinyalinin tendon-kemik bağlantısının normal gelişimi ve yapısal bütünlüğüyle ilişkili olduğunu gösterdi.<br />
Laboratuvar ortamında incelenen tendon fibroblastlarında ise HIF-1α eksikliğinin hücrelerin düşük oksijene verdiği genetik yanıtı zayıflattığı, metabolik süreçleri değiştirdiği ve hücre dışı matriks üretimini bozduğu belirlendi.<br />
Hücre dışı matriks, tendonun dayanıklılığına katkı sağlayan kollajen gibi yapısal bileşenlerin oluşturduğu destek ağı olarak tanımlanıyor.<br />
Bulgular yetişkin tendon yarasının tedavisi anlamına gelmiyor<br />
Çalışmanın önemli bir sınırı, deneylerin ağırlıklı olarak gelişmekte olan farelerin Aşil tendon-kemik birleşim bölgesinde yapılmış olması.<br />
Araştırma, yetişkin bir insanda meydana gelen Aşil tendonu kopmasının veya rotator cuff yırtığının HIF-1α üzerinden tedavi edilebileceğini göstermiyor.<br />
Düşük oksijen ortamının tendon hastalıklarında her zaman zararlı ya da her zaman yararlı olduğu sonucu da bu çalışmadan çıkarılamaz.<br />
Araştırmanın gösterdiği temel nokta, gelişim sırasında kontrollü düşük oksijen ortamının ve buna verilen HIF-1α yanıtının tendon-kemik birleşim bölgesinin normal yapısının oluşmasında rol oynaması.<br />
Bu mekanizmanın yetişkin tendon onarımında nasıl değiştiğinin ayrıca araştırılması gerekiyor.<br />
İnsan saç teli kalınlığında mikrotendonlar<br />
Michigan Medicine ekibinin tendon araştırmalarındaki diğer hattını “mikrotendon” adı verilen minyatür doku modelleri oluşturuyor.<br />
Araştırmacılar, tendon hücrelerini laboratuvar ortamında üç boyutlu küçük dokular halinde düzenleyerek tendon biyolojisini kontrollü koşullarda inceleyebiliyor.<br />
Bu yapıların yaklaşık bir insan saç teli kalınlığında olduğu ve tek bir donörden yüzlerce, hatta binlerce mikrotendon üretilebildiği belirtiliyor.<br />
Mikrotendonlar farklı ilaçlara ve mekanik kuvvetlere maruz bırakılabiliyor. Araştırmacılar daha sonra dokunun işlevindeki değişiklikleri ölçebiliyor.<br />
Bu sistem gerçek insan tendonunun bütün biyolojik ve mekanik özelliklerini yeniden oluşturmuyor. Buna karşılık çok sayıda deneyin benzer koşullarda yapılabilmesine ve tendon hücrelerinin belirli uyaranlara verdiği yanıtların karşılaştırılmasına olanak sağlıyor.<br />
Amaç tedavi adaylarını laboratuvarda daha iyi incelemek<br />
Tendon hastalıklarının araştırılmasındaki sorunlardan biri, hayvan modellerinde elde edilen sonuçların insan tendonunda her zaman aynı biçimde ortaya çıkmaması.<br />
Mikrotendon yaklaşımı, bu araştırma boşluğunun bir bölümünü laboratuvar ortamında azaltmayı amaçlıyor.<br />
Gelecekte farklı ilaçların, biyolojik moleküllerin ve mekanik yüklenme biçimlerinin tendon dokusu üzerindeki etkileri çok sayıda mikrotendon üzerinde karşılaştırılabilir.<br />
Ancak platform şu aşamada deneysel bir araştırma aracı. Rotator cuff yırtığı, Aşil tendinopatisi veya başka bir tendon hastalığı için onaylanmış yeni bir tedavi ortaya çıkmış değil.<br />
Tendon araştırmalarında iki farklı ölçek birleşiyor<br />
Michigan Medicine’de yürütülen çalışmalar tendon sorunlarını iki farklı düzeyden ele alıyor.<br />
Mikrotendon sistemi, hücrelerin ve minyatür tendon dokularının mekanik kuvvetlere veya deneysel maddelere nasıl yanıt verdiğinin laboratuvarda incelenmesine olanak sağlıyor.<br />
HIF-1α çalışması ise tendonun kemiğe bağlandığı bölgenin gelişiminde hücrelerin düşük oksijen ortamına nasıl uyum sağladığını ortaya koyuyor.<br />
Bu araştırma hatları, tendonların sınırlı onarım kapasitesinin tek bir nedene bağlanamayacağını; kanlanma, oksijen düzeyi, hücresel stres, kollajen organizasyonu ve mekanik yüklenme gibi birbiriyle bağlantılı süreçlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.<br />
Araştırmalar henüz hastalara yeni bir tedavi sunmuyor. Bilimsel hedef, tendon dokusunun neden çoğu zaman eski yapısına ve gücüne tam olarak dönemediğini daha ayrıntılı biçimde çözerek gelecekte geliştirilecek tedavilerin hangi biyolojik süreçleri hedeflemesi gerektiğini belirlemek.<br />
KAYNAKLAR<br />
• Michigan Medicine – Why Tendons Heal So Poorly and How Researchers Hope to Fix Them, 4 Eylül 2026<br />
• Development – The Developing Tendon and Enthesis Are Hypoxic and Rely on Hypoxia-Inducible Factor 1α During Postnatal Development, 22 Haziran 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kas-ve-kemik-iyilesirken-tendonlar-zor-toparlaniyor-yeni-bulgular</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 16:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/tendonlar-neden-zor-iyilesiyor-200kb.jpg" type="image/jpeg" length="16791"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Köprübaşı’nı Yasa Boğan Haber: Şahin Sancak (30) Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzon-koprubasini-yasa-bogan-haber-sahin-sancak-30-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzon-koprubasini-yasa-bogan-haber-sahin-sancak-30-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Köprübaşı ilçesi nüfusuna kayıtlı 30 yaşındaki Şahin Sancak, diyabetik ayak nedeniyle tedavi gördüğü Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Edinilen bilgilere göre, bir süredir diyabetik ayak nedeniyle Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde tedavi gören Şahin Sancak’tan acı haber geldi.</p>

<p>30 yaşındaki Sancak, hastanede devam eden tedavi sürecinde yaşamını yitirdi. Sancak’ın vefatı ailesi, yakınları ve sevenlerini üzüntüye boğdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>BİLGİLENDİRME | Diyabetik ayak nedir?</p>

<p>Diyabetik ayak, özellikle dolaşım bozukluğu ve sinir hasarına bağlı olarak oluşan yaraların iyileşmemesi ve enfeksiyon gelişmesiyle ciddi sonuçlara yol açabilen bir sağlık sorunudur.</p>

<p>İleri vakalarda enfeksiyonun yayılmasını önlemek ve hastanın yaşamını tehdit edebilecek komplikasyonların önüne geçmeamacıyla hekimler amputasyon seçeneğini gündeme getirebilir. Amputasyonun tıbben gerekli görüldüğü durumlarda müdahalenin kabul edilmemesi veya geciktirilmesi; enfeksiyonun ilerlemesi, dokulardaki hasarın artması ve sistemik enfeksiyon (sepsis) gibi ciddi komplikasyonların ortaya çıkması riskini artırabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzon-koprubasini-yasa-bogan-haber-sahin-sancak-30-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 16:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9849.jpeg" type="image/jpeg" length="59115"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sıcak havalarda daha da önemli: Susuzluk böbrekleri nasıl etkiliyor?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/sicak-havalarda-daha-da-onemli-susuzluk-bobrekleri-nasil-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/sicak-havalarda-daha-da-onemli-susuzluk-bobrekleri-nasil-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yetersiz sıvı alımı yalnızca susama hissine yol açmıyor. Susuzluk böbreklere giden kan akımını azaltabilir; idrarı yoğunlaştırarak böbrek taşı ve bazı idrar yolu sorunlarının riskini artırabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gün içinde yeterince sıvı alınmadığında ilk akla gelen belirtiler susama, ağız kuruluğu veya halsizlik olabilir. Ancak sıvı kaybının önemli etkilerinden biri böbreklerde ortaya çıkar.</p>

<p>Böbrekler kandaki atık maddeleri süzer, vücudun sıvı ve mineral dengesinin korunmasına yardım eder ve idrar oluşumunu sağlar. Vücutta su azaldığında böbrekler mevcut sıvıyı korumaya çalışır; bunun sonucunda idrar miktarı azalabilir ve idrar daha yoğun hale gelebilir.</p>

<p>SUSUZ KALINCA BÖBREKLERE NE OLUR?</p>

<p>Dehidrasyon, yani vücudun aldığı sıvıdan daha fazlasını kaybetmesi, dolaşımdaki kan hacmini etkileyebilir. Özellikle belirgin sıvı kaybında böbreklere ulaşan kan miktarı azalabilir.</p>

<p>Böbrekler buna su kaybını azaltmaya çalışarak yanıt verir. İdrarın daha koyu renkte ve daha yoğun hale gelmesinin nedenlerinden biri budur.</p>

<p>Hafif ve kısa süreli susuzluk sağlıklı bir kişide çoğu zaman sıvının yerine konmasıyla düzelebilir. Ancak şiddetli veya uzun süren sıvı kaybı böbreklerin kanı yeterince süzmesini güçleştirebilir.</p>

<p>ŞİDDETLİ SUSUZLUK BÖBREK HASARINA YOL AÇABİLİR Mİ?</p>

<p>Evet. Özellikle ciddi sıvı kaybında böbreklere giden kan akımının belirgin biçimde azalması akut böbrek hasarına zemin hazırlayabilir.</p>

<p>Akut böbrek hasarı, böbreklerin süzme kapasitesinin saatler veya günler içinde aniden azalması anlamına gelir. Şiddetli ishal ve kusma, yüksek ateş, aşırı terleme veya sıcak havada uzun süre yoğun fiziksel aktivite sıvı kaybını artırabilir.</p>

<p>Yaşlılar, kronik hastalığı bulunanlar ve bazı ilaçları kullanan kişiler sıvı kaybının etkilerine karşı daha hassas olabilir.</p>

<p>Özellikle sıvı kaybının bulunduğu dönemlerde bazı ağrı kesicilerin bilinçsiz kullanılması böbrek açısından ek risk oluşturabilir. Düzenli ilaç kullanan kişilerin sıvı kaybı yaşadıklarında ilaçlarını kendi kendilerine kesmek veya değiştirmek yerine hekimlerine danışmaları gerekir.</p>

<p>AZ SU İÇMEK BÖBREK TAŞINA NEDEN OLUR MU?</p>

<p>Yetersiz sıvı tüketimi böbrek taşı oluşumunu kolaylaştırabilen faktörlerden biridir.</p>

<p>İdrar azaldığında kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi taş oluşumuyla ilişkili maddelerin idrardaki yoğunluğu artabilir. Bu maddelerin kristalleşmesi ve zamanla birleşmesi böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlayabilir.</p>

<p>Bu nedenle daha önce böbrek taşı geçiren kişilerde yeterli sıvı tüketimi korunmanın temel basamakları arasında yer alır. Ancak gereken sıvı miktarı kişinin taş türüne, sağlık durumuna, beslenmesine, fiziksel aktivitesine ve yaşadığı iklime göre değişebilir.</p>

<p>SUSUZLUK İDRAR YOLU ENFEKSİYONU RİSKİNİ ARTIRIR MI?</p>

<p>Susuzluk tek başına idrar yolu enfeksiyonunun doğrudan nedeni değildir. Enfeksiyon çoğunlukla bakterilerin idrar yollarında çoğalması sonucu gelişir.</p>

<p>Bununla birlikte yeterli sıvı alınmadığında idrar üretimi ve idrara çıkma sıklığı azalabilir. Yeterli sıvı tüketimi idrar akışını desteklediği için üriner sistem sağlığının korunmasına katkıda bulunur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, kötü kokulu veya bulanık idrar, ateş ya da bel ve yan ağrısı gibi belirtiler varsa yalnızca daha fazla su içerek sorunun geçmesini beklemek doğru değildir. Özellikle ateş ve yan ağrısı enfeksiyonun böbreklere ilerlemesi açısından tıbbi değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>VÜCUT SUSUZ KALDIĞINI NASIL ANLATIR?</p>

<p>Susama en bilinen işarettir ancak tek belirti değildir. Ağız kuruluğu, normalden daha az idrara çıkma, koyu sarı idrar, baş ağrısı, yorgunluk ve baş dönmesi de sıvı eksikliğiyle birlikte görülebilir.</p>

<p>İleri derecede sıvı kaybında belirgin halsizlik, sersemlik, bilinç değişikliği, hızlı kalp atımı ve çok az idrar çıkarma gibi daha ciddi belirtiler ortaya çıkabilir. Bu durumlarda tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir.</p>

<p>HERKES GÜNDE AYNI MİKTARDA SU MU İÇMELİ?</p>

<p>Hayır. Sağlıklı sıvı tüketimi için herkese uygulanabilecek tek bir litre hedefi vermek doğru değildir.</p>

<p>İhtiyaç; yaşa, vücut yapısına, beslenmeye, hava sıcaklığına, fiziksel aktiviteye, gebelik ve emzirme durumuna, kullanılan ilaçlara ve mevcut hastalıklara göre değişir. Sıcak havalarda veya yoğun egzersizde terlemeyle kaybedilen sıvı arttığı için gereksinim de yükselebilir.</p>

<p>Üstelik alınan sıvının tamamı yalnızca içilen sudan gelmez. Sebze, meyve, çorba ve diğer yiyecek ve içecekler de günlük sıvı alımına katkıda bulunur.</p>

<p>DAHA FAZLA SU HER ZAMAN DAHA İYİ Mİ?</p>

<p>Hayır. “Ne kadar çok su, o kadar sağlıklı böbrek” yaklaşımı doğru değildir.</p>

<p>Özellikle ileri böbrek yetmezliği, diyaliz gereksinimi veya kalp yetmezliği gibi bazı durumlarda sıvının sınırlandırılması gerekebilir. Bu kişilerin internette önerilen genel su miktarlarını uygulamak yerine kendileri için belirlenen sıvı planına uymaları gerekir.</p>

<p>Gereğinden çok ve çok kısa sürede su tüketmek de vücudun sodyum dengesini bozabilir. Bu nedenle amaç zorla litrelerce su tüketmek değil, kişinin gereksinimine uygun sıvı dengesini korumaktır.</p>

<p>BÖBREKLERİ SUSUZLUKTAN KORUMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?</p>

<p>Suyu gün içine yayarak tüketmek pratik bir yöntemdir. Özellikle sıcak günlerde, spor sırasında, uzun süre dışarıda kalındığında veya terlemenin arttığı durumlarda sıvı kaybı hesaba katılmalıdır.</p>

<p>Su şişesini görünür ve kolay ulaşılabilir bir yerde tutmak, öğünlerle birlikte su içmek ve sıvı açısından zengin sebze ve meyveleri beslenmeye eklemek günlük sıvı alımını destekleyebilir.</p>

<p>İdrar renginin sürekli koyulaşması veya idrar miktarının belirgin biçimde azalması da sıvı durumunu yeniden değerlendirmek için bir işaret olabilir. Bununla birlikte idrar renginin ilaçlar, vitaminler ve bazı gıdalardan da etkilenebileceği akılda tutulmalıdır.</p>

<p>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI?</p>

<p>Sıvı alamayacak kadar yoğun kusma veya ishal, çok az idrar yapma, belirgin baş dönmesi, bayılma, bilinç değişikliği ya da ciddi halsizlik varsa tıbbi yardım gerekebilir.</p>

<p>Şiddetli yan veya bel ağrısı, idrarda kan, ateş ve titreme de böbrek taşı veya böbreğe ulaşmış bir enfeksiyon gibi başka sorunların belirtisi olabilir.</p>

<p>Böbrek sağlığını korumada temel hedef “mümkün olduğunca fazla su içmek” değildir. Asıl hedef, kişinin sağlık durumuna ve günlük sıvı kaybına uygun biçimde yeterli hidrasyonu sürdürmektir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü — Böbrek taşları; beslenme ve sıvı tüketimi hasta bilgilendirme materyalleri.</p>

<p>Ulusal Böbrek Vakfı — Sağlıklı hidrasyon, dehidrasyon ve böbrek fonksiyonları hasta bilgilendirme materyalleri.</p>

<p>Courbebaisse M, Travers S, Bouderlique E ve arkadaşları. Yetişkin böbrek taşı hastalarında hidrasyon ve güncel öneriler. Nutrients, 2023; 15:4885. DOI: 10.3390/nu15234885</p>

<p>Drożdżal S, Lechowicz K, Szostak B ve arkadaşları. Steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçlarla ilişkili böbrek hasarına ilişkin literatür değerlendirmesi. Pharmacology Research and Perspectives, 2021; 9:e00817. DOI: 10.1002/prp2.817</p>

<p>Hamid MKI, Lima AK, Hasneen S ve arkadaşları. Kronik böbrek hastalığı ile idrar yolu enfeksiyonları arasındaki ilişkiye ilişkin kapsamlı değerlendirme. Therapeutic Advances in Infectious Disease, 2026; 13:20499361261441056. DOI: 10.1177/20499361261441056</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/sicak-havalarda-daha-da-onemli-susuzluk-bobrekleri-nasil-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 15:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9846.jpeg" type="image/jpeg" length="30272"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Antik Mısır’ın Tıp Metinlerini Yapay Zekâ Yeniden Okuyabilir mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/antik-misirin-tip-metinlerini-yapay-zeka-yeniden-okuyabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/antik-misirin-tip-metinlerini-yapay-zeka-yeniden-okuyabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Binlerce yıllık papirüsler artık yalnızca insan gözüyle incelenmiyor. Makine öğrenmesi, gelişmiş görüntüleme ve dijital rekonstrüksiyon yöntemleri Antik Mısır’dan kalan parçalanmış metinlerin araştırılma biçimini değiştiriyor. Bu teknolojiler henüz Ebers veya Edwin Smith gibi ünlü tıp papirüslerini kendi başına “yeniden çevirmiş” değil.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ancak antik yazmaları sınıflandırma, parçaları eşleştirme ve el yazısı özelliklerini analiz etmedeki gelişmeler, tıp tarihinin en eski metinlerinin gelecekte daha ayrıntılı incelenmesine yeni olanaklar sağlayabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaklaşık 3 bin 600 yıl önce bir Mısırlı kâtip, bugün tıp tarihinin en önemli belgelerinden biri kabul edilen bir metni papirüse aktarıyordu.<br />
Metinde baş yaralanmaları, kırıklar, çıkıklar, omurga travmaları, hastanın nasıl muayene edileceği ve tedavinin mümkün olup olmadığı anlatılıyordu.<br />
Başka Mısır papirüslerinde ise göz hastalıklarından sindirim sistemi yakınmalarına, cilt sorunlarından kadın sağlığına kadar çok sayıda sağlık problemi için reçeteler ve tedavi uygulamaları bulunuyordu.<br />
Bu metinlerin bazıları günümüze ulaştı.<br />
Ancak onları okumak ve yeniden bir araya getirmek kolay değil.<br />
Papirüsler parçalanabiliyor, yazılar solabiliyor, aynı işaret farklı kâtiplerin elinde farklı biçimlere dönüşebiliyor. Üstelik Antik Mısır’da günlük ve idari metinlerde yaygın biçimde kullanılan hiyeratik yazı, taş anıtlardan tanıdığımız düzenli hiyerogliflerden çok daha akıcı bir el yazısı karakteri taşıyor.<br />
Son yıllarda bu sorunların çözümüne yardımcı olabilecek yeni bir araç öne çıkıyor:<br />
Yapay zekâ ve makine öğrenmesi.<br />
Yapay zekâ Antik Mısır papirüslerinde ne yapıyor?<br />
Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.<br />
Bugün yapay zekâ, Antik Mısır metinlerini eksiksiz biçimde okuyup tarihçilerin önüne hazır çeviri koyan bir sistem değil.<br />
Makine öğrenmesinin en güçlü kullanım alanlarından biri, çok sayıdaki papirüs parçasının görsel özelliklerini karşılaştırmak ve uzmanların incelemesi gereken olası eşleşmeleri belirlemek.<br />
Bunun dikkat çekici örneklerinden biri Crossing Boundaries projesi.<br />
Museo Egizio, Basel Üniversitesi ve Liège Üniversitesi ortaklığındaki proje, özellikle Torino’daki Deir el-Medina kökenli Ramessid dönemi hiyeratik papirüsleri üzerinde yürütüldü.<br />
Bu koleksiyon yaklaşık MÖ 1350–1050 yılları arasındaki döneme ait çok sayıda papirüs parçasını içeriyor.<br />
Araştırmacılar dijital görüntülerden;<br />
papirüs lifleri,<br />
renk,<br />
parça biçimi,<br />
metnin sayfadaki konumu,<br />
el yazısının özellikleri<br />
ve katalog bilgileri gibi unsurları karşılaştırarak hangi parçaların birbirine ait olabileceğini araştırdı.<br />
Makine öğrenmesi de bu büyük veri içinde uzmanların dikkatini olası eşleşmelere yönlendirebilecek yardımcı araçlardan biri hâline geldi.<br />
Dev bir yapbozu yeniden kurmak<br />
Antik papirüslerin önemli bir bölümü günümüze bütün hâlde ulaşmadı.<br />
Bazı metinler yüzlerce küçük parçaya ayrılmış durumda.<br />
Geleneksel yöntemde uzmanların papirüs liflerini, kenarları, mürekkebi, yazı biçimini ve metnin anlamını tek tek karşılaştırması gerekiyor.<br />
Bu süreç oldukça uzun sürebiliyor.<br />
Dijital rekonstrüksiyon sistemleri ise parçaların ekranda taşınmasına, döndürülmesine ve farklı kombinasyonlarda karşılaştırılmasına olanak sağlıyor.<br />
Makine öğrenmesi de çok sayıdaki parçayı tarayarak birbirine benzeyen adayları ön plana çıkarabiliyor.<br />
Ancak son karar hâlâ insan uzmanlara ait.<br />
Algoritma:<br />
“Bu iki parça birbirine ait olabilir.”<br />
diyebilir.<br />
Bunun gerçekten doğru olup olmadığına papirüs uzmanı, filolog ve Mısırbilimci karar verir.<br />
Peki bu teknoloji Ebers ve Edwin Smith Papirüslerinde kullanılıyor mu?<br />
Bugünkü bilgilerle bu soruya verilecek yanıt:<br />
Doğrudan böyle bir iddiada bulunmak doğru değil.<br />
Crossing Boundaries projesi Ebers veya Edwin Smith Papirüsü üzerine kurulmuş bir çalışma değil.<br />
Ayrıca 2026 itibarıyla yapay zekânın bu iki büyük tıp papirüsünü bütünüyle yeniden okuyup çevirdiğini gösteren doğrulanmış bir bilimsel çalışma bulunmuyor.<br />
Ancak burada tıp tarihi açısından önemli bir potansiyel ortaya çıkıyor.<br />
Antik papirüslerde geliştirilen:<br />
dijital rekonstrüksiyon,<br />
görüntü analizi,<br />
el yazısı karşılaştırması,<br />
parça eşleştirme<br />
ve makine öğrenmesi yöntemlerinin gelecekte tıbbi içerikli papirüslerin yeni parçalarının tanımlanmasına veya mevcut metinlerin daha ayrıntılı incelenmesine katkı sağlaması mümkün.<br />
Bu nedenle konu bugün için bir “yapay zekâ eski Mısır tıbbını çözdü” hikâyesi değil.<br />
Daha doğru ifade şu:<br />
Yapay zekâ, Antik Mısır metinlerinin nasıl araştırıldığını değiştiriyor; bu dönüşüm tıp papirüslerine de yeni araştırma imkânları sağlayabilir.<br />
Edwin Smith Papirüsü: 48 klinik vaka<br />
Tıp tarihinin en dikkat çekici Antik Mısır belgelerinden biri Edwin Smith Papirüsü.<br />
Günümüze ulaşan nüsha yaklaşık MÖ 1600'e tarihleniyor ve daha eski bir tıbbi geleneği yansıttığı düşünülüyor.<br />
Papirüste 48 klinik vaka yer alıyor.<br />
Vakaların büyük bölümü travmatik yaralanmalarla ilgili.<br />
Baş, yüz, boyun ve omurga yaralanmaları ayrıntılı biçimde ele alınıyor.<br />
Metnin dikkat çekici tarafı yalnızca hastalık veya yaralanmaları sıralaması değil.<br />
Vakalar belirli bir düzen içerisinde değerlendiriliyor.<br />
Hastanın önce muayene edilmesi, bulguların gözlenmesi ve ardından hastalığın veya yaralanmanın nasıl seyredeceğine ilişkin bir sonuca ulaşılması amaçlanıyor.<br />
Metinde vakalar kabaca:<br />
“Tedavi edeceğim”,<br />
“mücadele edeceğim”<br />
ve<br />
“tedavi etmeyeceğim”<br />
şeklindeki prognostik yaklaşımlarla ele alınıyor.<br />
Bu nedenle Edwin Smith Papirüsü, tıp tarihinin bilinen en eski sistematik cerrahi ve travma metinlerinden biri olarak kabul ediliyor.<br />
3 bin 600 yıl önce klinik gözlem<br />
Edwin Smith Papirüsü'nün bazı bölümleri bugün okunduğunda dikkat çekici ölçüde gözleme dayalı görünüyor.<br />
Hekim yalnızca yaraya bakmıyor.<br />
Hastanın hareketleri, konuşması, bilinç durumu ve yaralanmaya eşlik eden diğer belirtiler de değerlendiriliyor.<br />
Özellikle kafa ve omurga travmalarıyla ortaya çıkan işlev kayıpları arasındaki ilişkiler, tıp tarihi açısından büyük önem taşıyor.<br />
Modern nörolojinin bilgisi elbette henüz ortada yoktu.<br />
Buna rağmen metnin bazı bölümleri, hastanın belirtilerini sistematik biçimde gözlemleme ve bu belirtilerden hastalığın seyri hakkında sonuç çıkarma çabasının çok eski dönemlere uzandığını gösteriyor.<br />
Ebers Papirüsü: Antik dünyanın büyük tıp metinlerinden biri<br />
Antik Mısır tıbbının diğer temel kaynaklarından biri Ebers Papirüsü.<br />
Yaklaşık MÖ 1550'lere tarihlenen papirüs, Antik Mısır'dan günümüze ulaşan en kapsamlı tıp metinlerinden biri.<br />
Metinde yüzlerce reçete, hastalık tarifi ve tedavi uygulaması bulunuyor.<br />
Sindirim sistemi sorunları,<br />
göz hastalıkları,<br />
cilt hastalıkları,<br />
ağrı,<br />
çeşitli iç hastalıkları<br />
ve farklı sağlık sorunları metinde ele alınıyor.<br />
Ancak Ebers Papirüsü'nü modern bir tıp kitabı gibi değerlendirmek yanıltıcı olur.<br />
Antik Mısır sağlık anlayışında gözleme dayalı uygulamalar, bitkisel ve mineral içerikli tedaviler ile dinsel ve büyüsel yaklaşımlar yan yana bulunabiliyordu.<br />
Bugün birbirinden kesin çizgilerle ayırdığımız tıp, din ve büyü, o dönemin insanı için her zaman ayrı dünyalar değildi.<br />
Bu durum papirüsleri yalnızca hastalık tarihi açısından değil, insanlığın hastalık karşısındaki düşünce biçiminin tarihi açısından da değerli kılıyor.<br />
Yapay zekâ eski reçetelerin anlamını çözebilir mi?<br />
Bir algoritmanın papirüs üzerindeki bir şekli tanıması ile bir tıp metninin gerçek anlamını çözmesi aynı şey değil.<br />
Eski Mısır dilinde kullanılan bazı bitki, organ ve hastalık adlarının modern karşılıkları bugün bile tartışmalı olabiliyor.<br />
Örneğin:<br />
Eski metindeki bitki hangi modern türe karşılık geliyor?<br />
Tarif edilen hastalık bugün hangi hastalık olarak adlandırılırdı?<br />
Bir ölçü biriminin günümüzdeki karşılığı nedir?<br />
Bir kelime gerçek anlamıyla mı, mecazi veya dinsel bir anlamla mı kullanılmıştır?<br />
Bir kâtip metni kopyalarken hata yapmış olabilir mi?<br />
Bunlar yalnızca görüntü tanıma algoritmalarıyla çözülebilecek sorular değil.<br />
Mısırbilim,<br />
filoloji,<br />
tıp tarihi,<br />
arkeoloji,<br />
botanik<br />
ve farmakoloji gibi farklı disiplinlerin birlikte çalışması gerekiyor.<br />
Bu nedenle yapay zekânın en gerçekçi rolü, uzmanın yerine geçmekten çok uzmanın araştırma kapasitesini artırmak.<br />
Silik ve zarar görmüş yazılar yeniden görünür hâle gelebilir mi?<br />
Antik metin araştırmalarındaki dönüşüm yalnızca yapay zekâyla sınırlı değil.<br />
Yüksek çözünürlüklü fotoğrafçılık, farklı dalga boylarında görüntüleme, multispektral teknikler ve dijital görüntü işleme yöntemleri, insan gözünün kolaylıkla seçemediği yazı izlerinin incelenmesine yardımcı olabiliyor.<br />
Bu teknolojiler farklı antik el yazması koleksiyonlarında giderek daha fazla kullanılıyor.<br />
Makine öğrenmesi ile gelişmiş görüntüleme yöntemlerinin birlikte kullanılması, gelecekte zarar görmüş veya okunması güç papirüslerin araştırılmasını daha da kolaylaştırabilir.<br />
Ancak bu yöntemlerin her başarılı örneğini doğrudan Ebers veya Edwin Smith Papirüsü'ne uygulamak doğru olmaz.<br />
Her papirüsün fiziksel durumu, mürekkebi, yazı biçimi ve korunma geçmişi farklı.<br />
Müzelerde yeni bir tıp metni bulunabilir mi?<br />
Bu, tıp tarihi açısından en heyecan verici ihtimallerden biri.<br />
Antik Mısır'dan günümüze ulaşan tıbbi bilgi yalnızca Ebers ve Edwin Smith papirüslerinden ibaret değil.<br />
Kahun, Hearst, Berlin ve başka papirüsler de sağlık, hastalık, gebelik ve tedavi uygulamaları hakkında bilgiler içeriyor.<br />
Aynı zamanda dünyanın farklı müzelerinde çok sayıda küçük, parçalanmış veya kesin olarak tanımlanamamış papirüs parçası bulunuyor.<br />
Makine öğrenmesi bu parçaların sistematik olarak karşılaştırılmasını kolaylaştırırsa, bugün birbirinden bağımsız olarak kataloglanan bazı parçaların aynı metnin bölümleri olduğu anlaşılabilir.<br />
Bunun mutlaka yeni bir tıp metni ortaya çıkaracağı söylenemez.<br />
Ancak teorik olarak, bugün müze depolarında bulunan ve henüz niteliği tam olarak anlaşılmamış bazı parçaların gelecekte tıbbi bir metne ait olduğunun belirlenmesi mümkün.<br />
Bu durumda yeni keşif, Mısır çöllerindeki bir kazıdan değil, yıllardır bir müze koleksiyonunda bulunan küçücük bir papirüs parçasından gelebilir.<br />
Yapay zekâ eski Mısırcayı tek başına çevirebilir mi?<br />
Şimdilik hayır.<br />
Popüler anlatılarda zaman zaman:<br />
“Yapay zekâ hiyeroglifleri çözdü”<br />
veya<br />
“3 bin yıllık metni çevirdi”<br />
gibi ifadeler kullanılabiliyor.<br />
Gerçek süreç bundan çok daha karmaşık.<br />
Bir sistem belirli bir işareti tanıyabilse bile;<br />
işaretin cümledeki görevi,<br />
kelimenin hangi anlamda kullanıldığı,<br />
metnin tarihsel bağlamı,<br />
eksik bölümün nasıl tamamlanacağı,<br />
kâtibin hata yapıp yapmadığı<br />
ve tıbbi bir terimin ne anlama geldiği<br />
gibi sorular hâlâ uzman değerlendirmesi gerektiriyor.<br />
Üstelik Edwin Smith ve Ebers gibi önemli tıp papirüslerinin büyük bölümü anıtlardaki resimsel hiyerogliflerle değil, daha akıcı ve el yazısı niteliğindeki hiyeratik yazıyla kaleme alınmış durumda.<br />
Bu durum otomatik metin tanıma çalışmalarını daha da zorlaştırıyor.<br />
İnsan ile yapay zekâ birlikte çalışacak<br />
Antik metin araştırmalarında ortaya çıkan tablo, tarihçinin veya filoloğun yerini yapay zekânın alması değil.<br />
Daha çok insan ile makinenin birlikte çalışması söz konusu.<br />
Algoritmalar:<br />
binlerce görüntüyü karşılaştırabilir,<br />
benzer özellikteki parçaları gruplayabilir,<br />
olası eşleşmeleri önerebilir,<br />
tekrarlayan görsel örüntüleri belirleyebilir<br />
ve araştırmacının incelemesi gereken materyali azaltabilir.<br />
Ancak tarihsel anlamı belirleyen son yorum yine uzmanlara ait.<br />
Bu ayrım özellikle tıp tarihi açısından kritik.<br />
Çünkü binlerce yıllık bir reçeteyi günümüzdeki hastalık, ilaç veya tedavi kavramlarıyla doğrudan eşleştirmek ciddi bilimsel hatalara yol açabilir.<br />
3 bin yıllık tıp metinleri neden hâlâ önemli?<br />
Antik Mısır tıp papirüslerinin değeri, içlerindeki reçetelerin bugün kullanılıp kullanılamayacağından çok daha büyük.<br />
Bu metinler insanların binlerce yıl önce hastalık karşısında nasıl düşündüğünü gösteriyor.<br />
Hekim hastaya nasıl bakıyordu?<br />
Bir yaralanmanın ağır olduğunu nasıl anlıyordu?<br />
Hangi belirtilere önem veriyordu?<br />
Bir hastalığın tedavi edilemeyeceğini nasıl değerlendiriyordu?<br />
İnsan bedenini nasıl anlamlandırıyordu?<br />
Gözlem ile inanç hangi noktada birbirinden ayrılıyor, hangi noktada birleşiyordu?<br />
Edwin Smith ve Ebers papirüsleri bu sorulara binlerce yıl öncesinden cevaplar taşıyor.<br />
Yapay zekâ ve yeni dijital yöntemlerin önemi de burada ortaya çıkıyor.<br />
Teknoloji, bu metinlerin yerine yeni bir tarih yazmıyor.<br />
Zaten elimizde bulunan tarihin daha ayrıntılı okunmasına yardımcı oluyor.<br />
Bilimsel sonuç<br />
Bugün için:<br />
“Yapay zekâ Ebers ve Edwin Smith papirüslerini yeniden çevirdi ve tıp tarihini değiştirdi”<br />
demek doğru değil.<br />
Buna karşılık daha gerçek ve bilimsel açıdan daha ilginç bir dönüşüm yaşanıyor.<br />
Makine öğrenmesi, dijital rekonstrüksiyon ve gelişmiş görüntüleme teknolojileri Antik Mısır papirüslerinin sınıflandırılma, karşılaştırılma ve yeniden birleştirilme biçimini değiştiriyor.<br />
Bu yöntemler henüz ünlü tıp papirüslerini kendi başına yeniden okumuyor.<br />
Ancak teknolojinin gelişmesi, gelecekte tıp tarihinin bilinen metinlerinin yeni ayrıntılarının ortaya çıkarılmasını ve bugün tanımlanamayan bazı papirüs parçalarının yeniden değerlendirilmesini mümkün kılabilir.<br />
Tıp tarihinin en eski sayfalarının önemli bir bölümü binlerce yıl önce yazıldı.<br />
Şimdi teknoloji, onları daha dikkatli okumamıza yardım ediyor.</p>

<p>Kaynaklar<br />
Polis S, Gabler K, Greco C, Hertel E, Loprieno A, Müller M, Pietri R, Sojic N, Töpfer S, Unter S. Crossing Boundaries: Understanding Complex Scribal Practices in Ancient Egypt. Rivista del Museo Egizio. 2020;4.<br />
Museo Egizio. Crossing Boundaries: Understanding Complex Scribal Practices in Ancient Egypt. Turin Papyrus Online Platform / Papyrus Collection.<br />
Stiefel M, Shaner A, Schaefer SD. The Edwin Smith Papyrus: the birth of analytical thinking in medicine and otolaryngology. The Laryngoscope. 2006;116(2):182–188.<br />
Minagar A, Ragheb J, Kelley RE. The Edwin Smith surgical papyrus: description and analysis of the earliest case of aphasia. Journal of Medical Biography. 2003;11(2):114–117.<br />
Nunn JF. Ancient Egyptian Medicine. British Museum Press. London; 1996.<br />
University of Leipzig Library. Papyrus Ebers. Papyrus and Ostraca Collection.<br />
Stevens JM. Gynaecology from ancient Egypt: the Papyrus Kahun. Medical Journal of Australia. 1975;2:949–952.<br />
Töpfer S. The Turin Papyrus Online Platform: An Introduction. Rivista del Museo Egizio. 2018;2.<br />
Kanıt Notu<br />
Yapay zekânın Ebers veya Edwin Smith papirüslerini bütünüyle yeniden çevirdiğini gösteren doğrulanmış bir bilimsel çalışma bulunmamaktadır. Haberde Antik Mısır papirüsleri üzerinde kullanılan doğrulanmış dijital ve makine öğrenmesi yöntemleri ile bu teknolojilerin tıp papirüsleri açısından taşıdığı gelecekteki araştırma potansiyeli birbirinden ayrılmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/antik-misirin-tip-metinlerini-yapay-zeka-yeniden-okuyabilir-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 15:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/antik-misir-tibbi-yapay-zeka-200kb.jpg" type="image/jpeg" length="21757"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cilt ve gözler neden sararır? Sarılığın arkasında farklı nedenler olabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cilt-ve-gozler-neden-sararir-sariligin-arkasinda-farkli-nedenler-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cilt-ve-gozler-neden-sararir-sariligin-arkasinda-farkli-nedenler-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ciltte ve göz aklarında sararma, koyu idrar ve açık renk dışkı sarılığın işareti olabilir. Sarılık tek başına hastalık değil; karaciğer, safra yolları veya kanla ilgili bir sorunun belirtisidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sarılık nedir?</p>

<p>Sarılık, kandaki bilirubin miktarının artmasıyla ciltte, göz aklarında ve bazen ağız içindeki dokularda sarı renk değişikliği oluşmasıdır. Bilirubin, yaşlanan kırmızı kan hücrelerinin parçalanması sırasında doğal olarak ortaya çıkan sarı renkli bir maddedir.</p>

<p>Karaciğer normal koşullarda bilirubinin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Bilirubinin fazla üretilmesi, karaciğerin onu gerektiği gibi işleyememesi veya safra akışının engellenmesi kandaki miktarın yükselmesine ve sarılığın ortaya çıkmasına yol açabilir.</p>

<p>Bu nedenle sarılık tek başına bir hastalık olarak değerlendirilmez. Özellikle yetişkinlerde karaciğer, safra yolları, pankreas veya kan hücreleriyle ilişkili farklı sağlık sorunlarının belirtisi olabilir.</p>

<p>Sarılık belirtileri nelerdir?</p>

<p>En karakteristik bulgu ciltte ve gözlerin beyaz bölümünde görülen sararmadır. Sarılığa neden olan hastalığa göre başka yakınmalar da tabloya eklenebilir.</p>

<p>Sarılıkla birlikte görülebilen belirtiler arasında koyu renkli idrar, normalden daha açık veya kil renginde dışkı, kaşıntı, yorgunluk, iştahsızlık, bulantı, kusma ve karın ağrısı bulunabilir.</p>

<p>Bazı kişilerde ateş veya istemsiz kilo kaybı da görülebilir. Belirtilerin türü ve şiddeti, bilirubin artışının altında yatan nedene göre değişir.</p>

<p>Koyu ten renginde sarılık nasıl fark edilir?</p>

<p>Ciltteki sarı renk değişikliği koyu tenlerde daha zor fark edilebilir. Böyle durumlarda gözlerin beyaz bölümü, ağız içi ve dil altındaki renk değişiklikleri daha belirgin ipuçları sağlayabilir.</p>

<p>Yalnızca cildin sarı veya turuncuya dönmesi ise her zaman sarılık anlamına gelmez. Örneğin beta karoten bakımından zengin besinlerin çok fazla tüketilmesi cildin rengini değiştirebilirken göz akları genellikle sararmaz.</p>

<p>Sarılık neden olur?</p>

<p>Sarılığın nedenleri bilirubinin vücutta hangi aşamada biriktiğine göre genel olarak üç grupta değerlendirilir: karaciğer öncesi, karaciğer kaynaklı ve karaciğer sonrası nedenler.</p>

<p>Karaciğer öncesi sarılıkta kırmızı kan hücrelerinin normalden hızlı parçalanması sonucu çok fazla bilirubin oluşabilir. Hemolitik anemi olarak adlandırılan ve kırmızı kan hücrelerinin hızla parçalandığı bazı kan hastalıkları bu tabloya yol açabilir.</p>

<p>Karaciğer kaynaklı sarılıkta ise sorun bilirubinin karaciğer tarafından işlenmesi aşamasındadır. Viral hepatitler, siroz, bazı ilaçlara bağlı karaciğer hasarı, alkolle ilişkili karaciğer hastalıkları ve bazı kalıtsal hastalıklar olası nedenler arasındadır.</p>

<p>Karaciğer sonrası sarılık, bilirubini taşıyan safra akışının engellenmesiyle gelişebilir. Safra taşları, safra yollarındaki iltihap veya darlıklar ve bazı pankreas, safra kesesi ya da safra yolu hastalıkları bu grupta değerlendirilir.</p>

<p>Bilirubin nedir?</p>

<p>Bilirubin, yaşlanan kırmızı kan hücreleri parçalandığında oluşan sarı renkli bir maddedir. Karaciğer bilirubinin işlenmesine yardımcı olur ve bilirubin daha sonra safra yoluyla bağırsaklara taşınarak vücuttan uzaklaştırılır.</p>

<p>Bu sistemin herhangi bir aşamasında aksama meydana geldiğinde kandaki bilirubin yükselebilir. Bilirubin testi bu nedenle sarılığın araştırılmasında kullanılan temel kan testlerinden biridir.</p>

<p>Gözlerde sararma neden önemlidir?</p>

<p>Gözlerin beyaz bölümündeki sararma, kandaki bilirubin artışının görülebilen işaretlerinden biri olabilir. Yetişkinlerde yeni başlayan göz veya cilt sararmasının nedeni tıbbi değerlendirmeyle araştırılmalıdır.</p>

<p>Sarılığın yanında koyu idrar, çok açık renk dışkı, ateş, belirgin karın ağrısı, kusma veya açıklanamayan kilo kaybı bulunması altta yatan neden açısından ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p>Sarılık nasıl teşhis edilir?</p>

<p>Doktor öncelikle sarılığın ne zaman başladığını, kullanılan ilaçları, alkol tüketimini, mevcut hastalıkları ve eşlik eden belirtileri değerlendirir. Fizik muayenede karaciğer ve karın bölgesindeki bulgular araştırılabilir.</p>

<p>Kan testlerinde toplam ve doğrudan bilirubinin yanı sıra karaciğer enzimleri ve tam kan sayımı gibi değerlerden yararlanılabilir. Gerektiğinde pıhtılaşmayla ilişkili testler de değerlendirmeye eklenebilir.</p>

<p>Safra yollarında tıkanıklık veya karaciğer ve pankreasla ilgili bir sorun düşünülüyorsa ultrason, bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans temelli görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilir.</p>

<p>Nedeni kan testleri ve görüntüleme yöntemleriyle açıklanamayan bazı hastalarda daha ileri incelemeler gerekebilir. Hangi testin uygulanacağı kişinin belirtilerine ve olası nedene göre belirlenir.</p>

<p>Sarılık nasıl tedavi edilir?</p>

<p>Sarılığın herkese uygulanan tek bir tedavisi yoktur. Tedavinin temel amacı bilirubin artışına yol açan nedeni belirlemek ve mümkünse bu nedeni ortadan kaldırmaktır.</p>

<p>Örneğin safra kanalını tıkayan bir taş ile viral hepatit veya kırmızı kan hücrelerinin aşırı parçalanmasına bağlı gelişen sarılık aynı şekilde tedavi edilmez. Bazı safra yolu tıkanıklıklarında endoskopik veya cerrahi girişim gerekebilirken diğer hastalıklarda ilaç tedavileri veya hastalığa özgü takip uygulanabilir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca cilt rengini düzeltmeye yönelik ev uygulamaları sarılığın gerçek nedenini tedavi etmez. Tedavi planı, bilirubin yüksekliğinin kaynağı belirlendikten sonra oluşturulur.</p>

<p>Sarılık bulaşıcı mıdır?</p>

<p>Sarılığın kendisi bulaşıcı değildir. Ancak sarılığa neden olan bazı hastalıklar bulaşıcı olabilir.</p>

<p>Örneğin bazı viral hepatit türleri enfeksiyon yoluyla gelişebilir. Safra taşı, Gilbert sendromu veya birçok kan hastalığına bağlı sarılık ise kişiden kişiye bulaşmaz.</p>

<p>Sarılık nasıl önlenebilir?</p>

<p>Bütün sarılık türlerini önlemek mümkün değildir. Kalıtsal bilirubin metabolizması bozuklukları gibi bazı nedenler kişinin yaşam biçiminden bağımsız olarak ortaya çıkabilir.</p>

<p>Buna karşılık hepatitlerden korunmaya yönelik uygun aşılama, güvenli hijyen uygulamaları, alkol tüketiminin sınırlandırılması ve karaciğer hastalıklarının düzenli takibi bazı sarılık nedenlerinin riskini azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>İlaçların önerilen dozların üzerinde kullanılmaması da önemlidir. Karaciğer üzerinde etkili olabilecek ilaçlar ve bitkisel ürünler konusunda sağlık profesyonelinin önerisi dikkate alınmalıdır.</p>

<p>Yenidoğanlarda sarılık neden sık görülür?</p>

<p>Yenidoğanların karaciğeri bilirubini yetişkinlerdeki kadar hızlı işleyemeyebilir. Bu nedenle yaşamın ilk günlerinde bilirubin yükselmesi ve buna bağlı sarılık oldukça sık görülür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yenidoğan sarılığının büyük bölümü zamanla düzelir. Ancak bilirubinin çok yükseldiği bazı durumlarda tedavi gerekebilir.</p>

<p>Bebeğin doğumdan sonraki ilk 24 saat içinde sararması, giderek daha uykulu hale gelmesi, beslenmemesi, solunum güçlüğü yaşaması veya sarılığın giderek artması hızlı tıbbi değerlendirme gerektiren bulgulardır.</p>

<p>Tedavi gereken yenidoğanlarda en sık kullanılan yöntemlerden biri fototerapidir. Bu yöntemde özel ışık, bilirubinin bebeğin vücudundan daha kolay uzaklaştırılabilecek biçime dönüşmesine yardımcı olur.</p>

<p>Sarılık ne zaman ciddiye alınmalı?</p>

<p>Yetişkinlerde ciltte veya göz aklarında yeni başlayan sararma tıbbi değerlendirme gerektirir. Çünkü görünür sarılığın arkasında basit nedenlerin yanı sıra tedavi gerektiren karaciğer veya safra yolu hastalıkları da bulunabilir.</p>

<p>Sarılığa şiddetli karın ağrısı, yüksek ateş, bilinç değişikliği veya genel durumda belirgin kötüleşme eşlik ediyorsa gecikmeden sağlık hizmetine başvurulmalıdır.</p>

<p>Sarılığın nedeni yalnızca görünüşe bakılarak belirlenemez. Bilirubin ve diğer kan testleri ile gerektiğinde görüntüleme yöntemleri, sorunun kırmızı kan hücrelerinden, karaciğerden veya safra yollarından kaynaklanıp kaynaklanmadığını ayırt etmeye yardımcı olur.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Health sağlık editoryal içeriği — Jaundice Symptoms, Causes, Diagnosis, and Treatment. Güncelleme: 3 Mayıs 2026.</p>

<p>American Family Physician — Nelson M, Mulani SR, Saguil A. Evaluation of Jaundice in Adults. 2025;111(1):25-30.</p>

<p>ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi, MedlinePlus — Jaundice; Jaundice Causes; Bilirubin Blood Test.</p>

<p>Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Servisi — Jaundice; Jaundice in Babies. Yenidoğan sarılığı sayfası son inceleme: 24 Mart 2026.</p>

<p>Joseph A, Samant H. Jaundice. StatPearls.</p>

<p>Ansong-Assoku B, Shah SD, Adnan M, Ankola P. Neonatal Jaundice. StatPearls.</p>

<p>Bu içerik genel sağlık bilgisi amacıyla hazırlanmıştır; tanı veya kişiye özel tedavi önerisinin yerine geçmez. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cilt-ve-gozler-neden-sararir-sariligin-arkasinda-farkli-nedenler-olabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 15:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9842.jpeg" type="image/jpeg" length="88449"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hafta İçi Başka, Hafta Sonu Başka Saatte Yemek: 104 Bin Kişilik Araştırmadan Dikkat Çeken Sonuç]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hafta-ici-baska-hafta-sonu-baska-saatte-yemek-104-bin-kisilik-arastirmadan-dikkat-ceken-sonuc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hafta-ici-baska-hafta-sonu-baska-saatte-yemek-104-bin-kisilik-arastirmadan-dikkat-ceken-sonuc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa’da 104 binden fazla yetişkinin izlendiği yeni araştırma, hafta içi ile hafta sonu arasındaki yemek saatleri farkının kalp-damar sağlığıyla ilişkili olabileceğini gösterdi. İstatistiksel olarak anlamlı ilişki özellikle erkeklerde görülürken, kadın ve erkekler arasındaki farkı doğrudan değerlendiren etkileşim analizi anlamlı çıkmadı. Çalışma gözlemsel olduğu için yemek saatlerindeki değişimin doğrudan kalp hastalığına yol açtığı söylenemiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hafta içi işe yetişmek için erken kahvaltı yapıyor, akşam yemeğinizi belirli bir saatte yiyorsunuz. Hafta sonu geldiğinde ise ilk öğün öğleye yaklaşıyor, akşam yemeği de birkaç saat ileri kayıyor olabilir.<br />
Günlük yaşamda oldukça yaygın olan bu değişiklik, bilim insanlarının giderek daha fazla ilgilendiği bir kavramın merkezinde yer alıyor:<br />
“Yemek jetlagı.”<br />
Communications Medicine dergisinde 1 Eylül 2026’da yayımlanan yeni araştırma, hafta içi ve hafta sonu arasındaki yemek zamanlaması farklılığının uzun vadeli kalp-damar hastalığı riskiyle bağlantılı olup olmadığını inceledi.<br />
Fransa’daki NutriNet-Santé kohortundan 104 bin 806 yetişkinin dahil edildiği araştırmada katılımcıların ortalama yaşı 42,7 idi. Katılımcıların yaklaşık yüzde 79’unu kadınlar oluşturuyordu.<br />
Ortanca takip süresi 8,1 yıldı.<br />
“Yemek jetlagı” nedir?<br />
Buradaki jetlag, uzun uçak yolculuklarından sonra yaşanan saat farkıyla aynı şey değil.<br />
Araştırmacılar kişinin hafta içi ve hafta sonundaki günlük yeme penceresinin orta noktası arasındaki farkı hesapladı.<br />
Bu değerlendirmede günün ilk ve son kalorili tüketiminin saatleri dikkate alındı.<br />
Örneğin hafta içindeki yeme penceresinin orta noktası ile hafta sonundaki orta nokta arasında bir saatlik fark bulunuyorsa, yaklaşık bir saatlik “yemek jetlagı” olduğu kabul edildi.<br />
Dolayısıyla çalışma yalnızca kahvaltının kaçta yapıldığına değil, gün içindeki genel beslenme zamanlamasına odaklandı.<br />
Katılımcıların beslenme alışkanlıkları tekrarlanan 24 saatlik beslenme kayıtlarıyla değerlendirildi.<br />
8 yılda 2 bin 368 kalp-damar olayı kaydedildi<br />
Toplam 814 bin 338 kişi-yıllık izlem sırasında 2 bin 368 yeni kardiyovasküler olay kaydedildi.<br />
Bunların:<br />
1.270’i koroner kalp hastalığı,<br />
1.098’i serebrovasküler hastalık olarak sınıflandırıldı.<br />
Kalp krizi, anjina, akut koroner sendrom ve koroner girişimler koroner hastalık grubunda; inme ve geçici iskemik atak ise serebrovasküler hastalık grubunda değerlendirildi.<br />
Erkeklerde dikkat çekici ilişki görüldü<br />
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, bazı ilişkilerin erkeklerde istatistiksel olarak anlamlı bulunmasıydı.<br />
Erkeklerde yemek jetlagındaki her bir saatlik artış, temel çok değişkenli modelde kardiyovasküler hastalık açısından yaklaşık yüzde 14 daha yüksek göreli riskle ilişkili bulundu.<br />
Uyku süresi ve uyku zamanlaması gibi değişkenlerin de hesaba katıldığı analizlerde ilişki benzer şekilde devam etti.<br />
Koroner kalp hastalığında ise erkeklerde her bir saatlik yemek jetlagı yaklaşık yüzde 20 daha yüksek göreli riskle ilişkiliydi.<br />
Kadınlarda aynı yönde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki gösterilemedi.<br />
Ancak burada önemli bir bilimsel ayrıntı bulunuyor.<br />
Kadınlar ile erkekler arasındaki farkı doğrudan değerlendiren cinsiyet × yemek jetlagı etkileşim analizi istatistiksel olarak anlamlı değildi.<br />
Bu nedenle sonuçları:<br />
“Yemek jetlagı yalnızca erkekler için risklidir”<br />
şeklinde yorumlamak doğru olmaz.<br />
Daha doğru ifade, anlamlı ilişkinin bu çalışmada erkek katılımcılar arasında görülmüş olmasıdır.<br />
Yalnızca geç yemek değil, düzensizlik de önemli olabilir<br />
Araştırmacılar katılımcıları hafta içi ve hafta sonundaki yeme zamanlaması farkına göre ayrıca gruplandırdı.<br />
Yeme penceresinin orta noktası hafta içi ile hafta sonu arasında bir saatten az değişenler “düzeni koruyan” grup olarak değerlendirildi.<br />
Katılımcıların yaklaşık yüzde 71’i bu gruptaydı.<br />
Yaklaşık yüzde 24’ü hafta sonu yemek zamanlamasını bir saatten fazla ileri kaydırırken, yaklaşık yüzde 5’i bir saatten fazla erkene çekiyordu.<br />
Erkeklerde yemek zamanlamasını hafta sonu bir saatten fazla erkene çekenlerde, düzenini koruyanlara kıyasla toplam kardiyovasküler hastalık için göreli risk yaklaşık yüzde 44, koroner kalp hastalığı için ise yaklaşık yüzde 68 daha yüksek bulundu.<br />
Yemek zamanlamasını bir saatten fazla geciktiren erkeklerde ise koroner kalp hastalığı için yaklaşık yüzde 36 daha yüksek göreli risk saptandı.<br />
Buna karşılık, yeme zamanını geciktiren erkeklerde toplam kardiyovasküler hastalık açısından gözlenen artış istatistiksel olarak anlamlı değildi.<br />
Bu sonuçlar, konunun yalnızca “geç yemek” olmayabileceğini; hafta içi ile hafta sonu arasındaki zamanlama değişkenliğinin de önemli olabileceğini düşündürüyor.<br />
Ancak bu rakamlar mutlak risk artışını değil, gruplar arasındaki göreli risk farklarını ifade ediyor.<br />
Vücudumuz yemeğin saatine de duyarlı olabilir<br />
Bulguların olası açıklamalarından biri sirkadiyen ritimler.<br />
İnsan vücudundaki yaklaşık 24 saatlik biyolojik saat sistemi yalnızca uyku ve uyanıklığı düzenlemiyor.<br />
Metabolizma, hormon salgılanması, glukoz kullanımı, kan basıncı ve birçok hücresel süreç de gün içindeki biyolojik ritimlerden etkileniyor.<br />
Işık, beyindeki merkezi biyolojik saatin başlıca zamanlayıcılarından biri olurken, besin alımı da vücudun farklı dokularındaki periferik biyolojik saatler için önemli bir zaman sinyali oluşturabiliyor.<br />
Bu nedenle yemek zamanlarının sürekli değişmesinin biyolojik saat ile metabolik süreçler arasında uyumsuzluğa katkıda bulunabileceği düşünülüyor.<br />
Ancak bunun insanlarda doğrudan kalp-damar hastalığına yol açtığını gösteren kesin mekanistik kanıt henüz bulunmuyor.<br />
İlk öğününü daha geç yapanlarda ilişki daha belirgin bulundu<br />
Araştırmacılar ek analizlerde katılımcıların günün ilk kalorili tüketimini ne zaman yaptığını da değerlendirdi.<br />
Çalışma grubunda ilk kalorili tüketimin ortanca saati 08.02 idi.<br />
Yemek jetlagı ile bazı kardiyovasküler sonuçlar arasındaki ilişki, ilk kalorili tüketimini bu saatten daha sonra yapan katılımcılarda daha belirgin görüldü.<br />
Ancak 08.02 tıbbi bir eşik veya önerilen kahvaltı saati değildir.<br />
Bu değer yalnızca araştırma grubundaki katılımcıların dağılımını ikiye ayırmak amacıyla kullanılan istatistiksel bir referanstır.<br />
Dolayısıyla çalışmadan:<br />
“08.02’den sonra kahvaltı yapmak kalbe zararlıdır”<br />
şeklinde bir sonuç çıkarılamaz.<br />
Uyku düzeninden bağımsız olabilir mi?<br />
Yemek jetlagı kavramı, daha önce çok sayıda araştırmaya konu olan sosyal jetlag kavramıyla yakından ilişkili.<br />
Sosyal jetlag, kişinin hafta içi ile hafta sonundaki uyku zamanları arasında belirgin fark bulunmasını ifade ediyor.<br />
Bu nedenle yemek saatlerindeki kaymanın aslında hafta sonu geç yatma ve geç kalkma alışkanlığını yansıtıyor olması mümkün.<br />
Araştırmacılar uyku süresi, uyku zamanlaması ve sosyal jetlag gibi değişkenleri istatistiksel modellere eklediğinde erkeklerdeki bazı ilişkilerin devam ettiğini bildirdi.<br />
Bu sonuç, yemek zamanlamasının uyku düzeninden tamamen bağımsız olduğunu kanıtlamıyor.<br />
Ancak yemek zamanlamasının kendi başına araştırılması gereken bir faktör olabileceğini düşündürüyor.<br />
Çalışmanın önemli sınırlılıkları var<br />
Araştırmanın güçlü yönleri arasında çok sayıda katılımcının bulunması, uzun takip süresi ve tekrarlanan beslenme kayıtları yer alıyor.<br />
Ancak çalışma randomize kontrollü bir araştırma değil, prospektif gözlemsel bir kohort çalışması.<br />
Bu nedenle yemek saatlerindeki farklılık ile kalp-damar hastalıklarının birlikte görülmesi, birinin diğerine doğrudan neden olduğunu kanıtlamıyor.<br />
Araştırmacılar yaş, sigara kullanımı, fiziksel aktivite, alkol tüketimi, vücut kitle indeksi, beslenme kalitesi ve çok sayıda başka değişkeni istatistiksel olarak hesaba kattı.<br />
Buna rağmen ölçülmemiş veya yeterince ölçülememiş başka yaşam tarzı ve sosyoekonomik faktörlerin sonuçları etkilemiş olması mümkün.<br />
Araştırmanın bir başka sınırlılığı, katılımcıların büyük çoğunluğunun kadın olması ve NutriNet-Santé gönüllülerinin genel Fransız toplumunu bütünüyle temsil etmeyebilmesi.<br />
Ayrıca araştırmada pazartesi-cuma günleri çalışma günleri, cumartesi-pazar ise hafta sonu günleri olarak ele alındı.<br />
Vardiyalı çalışanlar veya hafta sonu çalışan kişilerde gerçek çalışma ve izin günleri bundan farklı olabilir.<br />
Araştırmacılar da sonuçların nedensel ilişki olarak yorumlanmaması gerektiğini vurguluyor.<br />
Peki yemek saatlerimizi her gün aynı mı tutmalıyız?<br />
Bugünkü veriler, insanlara:<br />
“Her gün mutlaka aynı saatte yemek yiyin”<br />
şeklinde kesin bir tıbbi öneride bulunmak için yeterli değil.<br />
Ancak çalışma, giderek büyüyen kronobeslenme alanına önemli bir veri daha ekliyor.<br />
Sağlıklı beslenmede yalnızca:<br />
Ne yediğimiz,<br />
ne kadar yediğimiz<br />
değil,<br />
ne zaman ve ne kadar düzenli yediğimiz<br />
de önem taşıyor olabilir.<br />
Eğer bu sonuçlar farklı toplumlarda ve yeni araştırmalarda doğrulanırsa, hafta içi ile hafta sonu arasındaki yemek zamanlamasının mümkün olduğunca düzenli tutulması gelecekte kardiyovasküler korunma önerilerinin bir parçası hâline gelebilir.<br />
Ancak bunun için daha güçlü kanıtlara ihtiyaç var.<br />
Bilimsel sonuç<br />
Bu araştırma:<br />
“Hafta sonu geç kahvaltı yaparsanız kalp hastası olursunuz”<br />
demiyor.<br />
Bilimsel olarak daha doğru sonuç şu:<br />
Hafta içi ile hafta sonu arasındaki yemek zamanlaması farkının bazı katılımcılarda, özellikle erkeklerde, kalp-damar hastalıklarıyla ilişkili olduğu görüldü. Ancak bu ilişkinin erkeklere özgü olduğu kanıtlanmadı ve çalışma nedensellik göstermiyor.<br />
Yemek zamanlamasının gerçekten kalp-damar hastalıklarını etkileyip etkilemediğini ortaya koymak için farklı toplumlarda yapılacak yeni kohort çalışmalarına ve mümkün olduğunda kontrollü müdahale araştırmalarına ihtiyaç bulunuyor.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<ol>
 <li>
 <p>Le Folcalvez X, Obeid E, Palomar-Cros A, et al. Eating jetlag based on meal timing discrepancies and risk of cardiovascular disease using the prospective cohort NutriNet-Santé. <i>Communications Medicine</i>. 2026;6:453. doi:10.1038/s43856-026-01758-5.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Palomar-Cros A, et al. Dietary circadian rhythms and cardiovascular disease risk in the prospective NutriNet-Santé cohort. <i>Nature Communications</i>. 2023;14:7899.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Palomar-Cros A, et al. Associations of meal timing, number of eating occasions and night-time fasting duration with incidence of type 2 diabetes in the NutriNet-Santé cohort. <i>International Journal of Epidemiology</i>. 2023;52:1486–1497.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zerón-Rugerio M, Hernáez Á, Porras-Loaiza A, Cambras T, Izquierdo-Pulido M. Eating jet lag: a marker of the variability in meal timing and its association with body mass index. <i>Nutrients</i>. 2019;11:2980.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Makarem N, et al. Variability in daily eating patterns and eating jetlag are associated with worsened cardiometabolic risk profiles in the American Heart Association Go Red for Women Strategically Focused Research Network. <i>Journal of the American Heart Association</i>. 2021;10:e022024.</p>
 </li>
 <li>
 <p>St-Onge MP, et al. Meal timing and frequency: implications for cardiovascular disease prevention: a scientific statement from the American Heart Association. <i>Circulation</i>. 2017;135:e96–e121.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Liu HY, Eso AA, Cook N, O’Neill HM, Albarqouni L. Meal timing and anthropometric and metabolic outcomes: a systematic review and meta-analysis. <i>JAMA Network Open</i>. 2024;7:e2442163.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hercberg S, et al. The NutriNet-Santé Study: a web-based prospective study on the relationship between nutrition and health and determinants of dietary patterns and nutritional status. <i>BMC Public Health</i>. 2010;10:242.</p>
 </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hafta-ici-baska-hafta-sonu-baska-saatte-yemek-104-bin-kisilik-arastirmadan-dikkat-ceken-sonuc</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 14:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/hafta-ici-hafta-sonu-yemek-200kb.jpg" type="image/jpeg" length="26324"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yemek yerken öksürük ve boğazda takılma hissi birlikteyse dikkat]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/yemek-yerken-oksuruk-ve-bogazda-takilma-hissi-birlikteyse-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/yemek-yerken-oksuruk-ve-bogazda-takilma-hissi-birlikteyse-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yemekten sonra ara sıra öksürmek basit bir kaçıştan kaynaklanabilir. Ancak her öğünde tekrarlayan öksürüğün arkasında yutma güçlüğü, reflü, astım veya alerji bulunabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>YEMEKTEN SONRA ÖKSÜRÜK NEDEN OLUR? HER ÖĞÜNDE TEKRARLIYORSA DİKKAT</p>

<p>Yemek yerken veya hemen sonrasında ortaya çıkan öksürüğün en basit açıklamalarından biri, yiyecek ya da içeceğin yanlışlıkla hava yoluna yönelmesidir. Ancak sorun hemen her öğünde yaşanıyorsa aspirasyon, yutma güçlüğü, reflü, astım, alerji veya üst hava yollarıyla ilişkili başka nedenler değerlendirilmelidir.</p>

<p>Özellikle öksürüğe yutma güçlüğü, lokmanın boğazda ya da göğüste takıldığı hissi, ses kısıklığı, nefes darlığı veya istemsiz kilo kaybı eşlik ediyorsa tıbbi değerlendirme gerekir. Öksürüğün yemek sırasında mı yoksa yemekten bir süre sonra mı başladığı da nedenin araştırılmasında yardımcı olabilir.</p>

<p>YİYECEĞİN HAVA YOLUNA KAÇMASI ÖKSÜRÜĞÜ TETİKLEYEBİLİR</p>

<p>Yemek sırasında başlayan öksürüğün olası nedenlerinden biri aspirasyondur. Aspirasyon; yiyecek, içecek veya tükürüğün yemek borusu yerine hava yoluna girmesi anlamına gelir.</p>

<p>Öksürmek bu durumda vücudun koruyucu reflekslerinden biridir. Hava yoluna giren maddenin akciğerlere doğru ilerlemesini önlemeye yardımcı olur.</p>

<p>Hemen herkes zaman zaman bir lokmanın veya içeceğin “yanlış yere kaçması” nedeniyle öksürebilir. Bunun sık tekrarlanması ise yutma işlevinde bir sorun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesini gerektirebilir.</p>

<p>YUTMA GÜÇLÜĞÜ ÖNEMLİ BİR İPUCU</p>

<p>Disfaji adı verilen yutma güçlüğü, yiyecek ve sıvıların ağızdan mideye normal biçimde ilerlemesinde sorun yaşanmasıdır. Yutkunurken öksürmek veya öğürmek, lokmanın takıldığı hissi ve yutmak için normalden fazla çaba göstermek belirtiler arasında bulunur.</p>

<p>Yutma; ağız, boğaz ve yemek borusundaki kaslarla sinirlerin koordineli çalışmasını gerektiren karmaşık bir süreçtir. Bu sistemde ortaya çıkan bazı bozukluklar yiyecek ve sıvıların hava yoluna yönelme riskini artırabilir.</p>

<p>Özellikle yemek sırasında sürekli öksürme ve yutma güçlüğünün birlikte görülmesi göz ardı edilmemelidir. Tekrarlayan aspirasyon bazı kişilerde akciğer enfeksiyonu gibi komplikasyonlara yol açabilir.</p>

<p>REFLÜ YEMEKTEN SONRA ÖKSÜRÜK YAPABİLİR</p>

<p>Gastroözofageal reflü hastalığında mide içeriği yemek borusuna doğru geri kaçar. Bu durum bazı kişilerde yemeklerden sonra öksürük, boğaz temizleme ihtiyacı, ağıza acı veya ekşi sıvı gelmesi ve göğüste yanma gibi yakınmalara neden olabilir.</p>

<p>Laringofaringeal reflü adı verilen durumda ise mide içeriğinin etkisi boğaz ve ses kutusu bölgesine kadar ulaşabilir. Ses değişikliği, boğazda rahatsızlık ve öksürük görülebilir.</p>

<p>Bununla birlikte kronik öksürüğü olan bir kişide reflünün bulunması, öksürüğün kesin olarak reflüden kaynaklandığını göstermez. Klinik değerlendirmede astım ve üst hava yolu öksürük sendromu gibi diğer yaygın nedenler de dikkate alınır.</p>

<p>ALERJİK REAKSİYON DA ÖKSÜRÜKLE BAŞLAYABİLİR</p>

<p>Belirli bir yiyeceğin ardından öksürük ortaya çıkıyorsa gıda alerjisi de olası nedenlerden biridir. Bağışıklık sisteminin bir gıda proteinine karşı reaksiyon göstermesi farklı belirtilere yol açabilir.</p>

<p>Öksürüğe kurdeşen, kaşıntı, dudak veya dilde şişme, hırıltı ya da nefes almada güçlük eşlik edebilir. Belirtilerin belirli bir yiyecek tüketildikten sonra tekrar tekrar ortaya çıkması özellikle önemlidir.</p>

<p>Boğazda şişme veya daralma, ciddi nefes darlığı, bayılma hissi ya da hızla kötüleşen belirtiler ciddi alerjik reaksiyonun işareti olabilir. Böyle bir durumda acil tıbbi yardım gerekir.</p>

<p>ASTIMDA ÖKSÜRÜK TEK BELİRTİ OLABİLİR</p>

<p>Astım, hava yollarında iltihaplanma ve dönemsel daralmayla seyreden kronik bir solunum yolu hastalığıdır. Hırıltı ve nefes darlığının yanı sıra öksürük de sık görülen belirtiler arasındadır.</p>

<p>Bazı kişilerde öksürük astımın baskın, hatta tek belirtisi olabilir. Yemek sırasında solunan tahriş edici maddeler veya alerjenler hassas hava yollarında öksürüğü tetikleyebilir.</p>

<p>Öksürüğe hırıltı, göğüste sıkışma veya nefes darlığı eşlik ediyorsa astım açısından değerlendirme gerekebilir. Gerektiğinde solunum fonksiyon testlerinden yararlanılabilir.</p>

<p>ÜST HAVA YOLLARINDAN GELEN SALGILAR DA ETKİLİ OLABİLİR</p>

<p>Burun ve sinüslerden boğazın arkasına doğru ilerleyen salgılar boğazda tahriş ve sürekli temizleme ihtiyacı oluşturabilir. Bu tablo bazı kişilerde öksürüğün belirginleşmesine neden olur.</p>

<p>Alerjik rinit ve kronik burun ya da sinüs sorunları üst hava yolu kaynaklı öksürükle ilişkili olabilir. Bu nedenle uzun süren öksürük yalnızca mide ve yemek borusuyla ilgili nedenler üzerinden değerlendirilmemelidir.</p>

<p>HER YEMEKTEN SONRA ÖKSÜRMEK NORMAL Mİ?</p>

<p>Ara sıra hızlı yemek yerken veya bir içecek yanlışlıkla hava yoluna yöneldiğinde kısa süreli öksürmek yaygın bir durumdur. Asıl dikkat edilmesi gereken, öksürüğün sürekli veya hemen her öğünde tekrarlamasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yutma sırasında sık öksürme, boğuluyor gibi olma, yiyeceğin boğazda veya göğüste takılması ve açıklanamayan kilo kaybı değerlendirilmesi gereken belirtiler arasındadır. Tekrarlayan kusma veya yiyeceklerin geri gelmesi de hekime bildirilmelidir.</p>

<p>Yetişkinlerde sekiz haftadan uzun süren öksürük kronik öksürük olarak tanımlanır. Bu durumda yalnızca yemeklerle ilişkisi değil, kullanılan ilaçlar, astım, reflü, üst hava yolları ve diğer olası nedenler birlikte değerlendirilir.</p>

<p>YEMEK SONRASI ÖKSÜRÜĞÜ AZALTMAK İÇİN NE YAPILABİLİR?</p>

<p>Tedavi öksürüğün nedenine göre değişir. Aspirasyon veya yutma bozukluğu bulunan bir kişiyle reflüsü ya da astımı bulunan bir kişinin ihtiyaç duyacağı yaklaşım aynı değildir.</p>

<p>Yavaş yemek, lokmaları iyice çiğnemek ve yiyeceği yutarken aynı anda konuşmamaya çalışmak bazı kişilerde öksürük ataklarını azaltabilir. Yemekten hemen sonra uzanmamak da reflü yakınmaları bulunan kişiler için yararlı olabilir.</p>

<p>Ancak sürekli öksürüğü yalnızca yeme alışkanlıklarını değiştirerek geçirmeye çalışmak doğru olmayabilir. Özellikle her öğünde tekrarlayan veya başka belirtilerin eşlik ettiği öksürükte nedenin belirlenmesi gerekir.</p>

<p>HANGİ BELİRTİLERDE ACİL YARDIM GEREKİR?</p>

<p>Yemekten sonra kişinin nefes alamaması, konuşamaması veya belirgin biçimde boğulması hava yolunun ciddi şekilde tıkanabileceğini düşündürür ve acil müdahale gerektirir.</p>

<p>Bir yiyeceğin ardından hızla gelişen boğaz veya dil şişmesi ve ciddi solunum güçlüğü de ağır alerjik reaksiyon belirtisi olabilir. Bu tür belirtilerde beklemek yerine acil sağlık yardımı alınmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Health<br />
5 Causes of Coughing After Eating You Shouldn't Ignore<br />
Tıbbi değerlendirme: Soma Mandal<br />
Güncelleme tarihi: 18 Ocak 2026</p>

<p>American Family Physician<br />
Chronic Cough: Evaluation and Management<br />
Kento Sonoda, Ravi Nayak<br />
2024; 110(2): 167-173</p>

<p>Mayo Clinic<br />
Dysphagia: Symptoms and Causes</p>

<p>National Institute on Deafness and Other Communication Disorders<br />
Dysphagia</p>

<p>National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases<br />
Gastroözofageal reflü hastalığına ilişkin hasta ve klinik bilgilendirme kaynakları </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/yemek-yerken-oksuruk-ve-bogazda-takilma-hissi-birlikteyse-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 14:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9841.jpeg" type="image/jpeg" length="61277"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon’da acı kaza: Dereye yuvarlanan kamyonun sürücüsü Hüseyin Eskihellaç hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonda-aci-kaza-dereye-yuvarlanan-kamyonun-surucusu-huseyin-eskihellac-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonda-aci-kaza-dereye-yuvarlanan-kamyonun-surucusu-huseyin-eskihellac-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Yomra ilçesinde kontrolden çıkan kamyonun dere yatağına yuvarlanması sonucu 55 yaşındaki Hüseyin Eskihellaç hayatını kaybetti. Gülyurdu Mahallesi Özdil Yolu’nda meydana gelen kazanın ardından olayla ilgili inceleme başlatıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yomra’da kamyon dereye yuvarlandı</p>

<p>Trabzon’un Yomra ilçesinde meydana gelen trafik kazası can kaybıyla sonuçlandı. Edinilen bilgilere göre kaza, 4 Eylül Cuma günü Yomra’nın Gülyurdu Mahallesi Özdil Yolu’nda meydana geldi.</p>

<p>Bölgede seyir halinde olan kamyon, sürücüsünün kontrolünden çıkarak dere yatağına yuvarlandı. Kazada kamyonun sürücüsü 55 yaşındaki Hüseyin Eskihellaç hayatını kaybetti.</p>

<p>Yerel kaynaklardan Yomra Sonhaber, kazanın Özdil Yolu’nun Dulbant mevkiinde meydana geldiğini ve kamyonun virajı alamayarak kontrolden çıktığını bildirdi.</p>

<p>Hüseyin Eskihellaç olay yerinde hayatını kaybetti</p>

<p>Kazanın ardından bölgeye ekipler sevk edildi. Yapılan kontrollerde kamyon sürücüsü Hüseyin Eskihellaç’ın yaşamını yitirdiği belirlendi. Kazanın ardından olay yerinde inceleme başlatıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aynı gün Yomra’nın Kıratlı Mahallesi Hozarak Sokak’ında meydana gelen başka bir trafik kazasında ise iki aracın kafa kafaya çarpışması sonucu 5’i çocuk toplam 8 kişi yaralandı. Yaralıların KTÜ Farabi Hastanesi ile Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındığı bildirildi.</p>

<p>Cenazesi Düzyurt’ta toprağa verilecek</p>

<p>Paylaşılan cenaze bilgilerine göre Hüseyin (Cemal) Eskihellaç’ın cenazesinin 5 Eylül Cumartesi günü öğle namazına müteakip Düzyurt Mahalle Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verileceği belirtildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme sürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonda-aci-kaza-dereye-yuvarlanan-kamyonun-surucusu-huseyin-eskihellac-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 14:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9838.jpeg" type="image/jpeg" length="96225"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eller ve ayaklar neden karıncalanır? Her zaman masum olmayabilir]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/eller-ve-ayaklar-neden-karincalanir-her-zaman-masum-olmayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/eller-ve-ayaklar-neden-karincalanir-her-zaman-masum-olmayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[El ve ayaklarda karıncalanma bazen sinire geçici baskıdan kaynaklanırken diyabet, vitamin eksikliği veya sinir hasarıyla da ilişkili olabilir. Eşlik eden bazı belirtiler ise hızlı değerlendirme gerektirir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>EL VE AYAKLARDA KARINCALANMA NEDEN OLUR?</p>

<p>Elinizin üzerine uyuduktan veya uzun süre aynı pozisyonda oturduktan sonra ortaya çıkan karıncalanma çoğu zaman kısa sürede geçer. Ancak tekrarlayan, uzun süren veya giderek artan uyuşma ve iğnelenme hissinin altında sinirleri etkileyen farklı sağlık sorunları bulunabilir.</p>

<p>Özellikle her iki ayakta başlayıp zamanla yukarı doğru ilerleyen karıncalanma, periferik nöropati adı verilen çevresel sinir hasarının belirtilerinden biri olabilir. Diyabet, bazı vitamin eksiklikleri, sinir sıkışmaları, bazı ilaçlar ve başka hastalıklar bu tabloya yol açabilir.</p>

<p>KARINCALANMA HİSSİ NEDEN ORTAYA ÇIKAR?</p>

<p>Tıpta karıncalanma ve iğnelenme gibi olağan dışı duyular parestezi olarak adlandırılır. Sinirin geçici olarak baskı altında kalması, tahriş olması veya hasar görmesi bu hissin ortaya çıkmasına neden olabilir.</p>

<p>Uzun süre bacak bacak üstüne atmak, kolun üzerine yatmak veya aynı pozisyonda kalmak bunun en tanıdık örnekleridir. Pozisyon değiştirildiğinde sinir üzerindeki baskı ortadan kalkar ve his genellikle birkaç dakika içinde düzelir.</p>

<p>Sorun sürekli tekrarlıyor veya giderek belirginleşiyorsa neden yalnızca oturma ya da yatma pozisyonu olmayabilir.</p>

<p>DİYABET SİNİRLERİ ETKİLEYEBİLİR</p>

<p>El ve ayaklardaki kalıcı karıncalanmanın önemli nedenlerinden biri periferik nöropatidir. Bu durum, beyin ve omurilik dışındaki sinirlerin zarar görmesini ifade eder.</p>

<p>Diyabet, periferik nöropatinin en sık görülen nedenleri arasındadır. Uzun süre yüksek seyreden kan şekeri sinirlere ve onları besleyen küçük damarlara zarar verebilir.</p>

<p>Diyabete bağlı sinir hasarında yakınmalar çoğunlukla ayak ve bacaklarda başlar. Uyuşma, yanma, batma, ağrı ve sıcaklık değişikliklerini algılamada azalma görülebilir.</p>

<p>Bazı kişiler geceleri daha belirgin yakınmalar yaşayabilir.</p>

<p>B12 VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ DE ARAŞTIRILABİLİR</p>

<p>B12 vitamini sinir sisteminin sağlıklı çalışması için gereklidir. Eksikliği, bazı kişilerde el ve ayaklarda uyuşma veya karıncalanmayla kendini gösterebilir.</p>

<p>Ancak karıncalanma yaşayan herkesin gelişigüzel vitamin takviyesi kullanması doğru değildir. Belirtilerin nedeninin hekim değerlendirmesi ve gerekli görülürse kan testleriyle belirlenmesi gerekir.</p>

<p>B12 dışında bazı başka vitamin ve mineral dengesizlikleri de sinir işlevlerini etkileyebilir.</p>

<p>SİNİR SIKIŞMASI ELLERDE UYUŞMAYA YOL AÇABİLİR</p>

<p>Karıncalanmanın bulunduğu bölge, hangi sinirin etkilenmiş olabileceği konusunda ipucu verebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Örneğin karpal tünel sendromunda el bileğindeki median sinir baskı altında kalır. Başparmak, işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağının bir bölümünde uyuşma veya karıncalanma görülebilir.</p>

<p>Yakınmalar özellikle geceleri belirginleşebilir. Bazı kişiler ellerinde güç kaybı hissedebilir veya tuttukları eşyaları düşürebilir.</p>

<p>BOYUN VE BEL KAYNAKLI SORUNLAR DA ETKİLİ OLABİLİR</p>

<p>Omurgadan çıkan sinirlerin sıkışması veya tahriş olması da kol ve bacaklara yayılan uyuşma, karıncalanma ya da ağrıya neden olabilir.</p>

<p>Boyun bölgesindeki sinirlerin etkilenmesi kola ve ele, bel bölgesindeki sinirlerin etkilenmesi ise kalça, bacak ve ayağa yayılan yakınmalar oluşturabilir.</p>

<p>Bu durumda karıncalanmaya boyun veya bel ağrısı, kas güçsüzlüğü ya da belirli hareketlerle artan ağrı eşlik edebilir.</p>

<p>BAZI İLAÇLAR SİNİRLERİ ETKİLEYEBİLİR</p>

<p>Bazı kanser tedavileri başta olmak üzere belirli ilaçlar periferik sinirlerde hasara yol açabilir. Tedavi sırasında başlayan yeni uyuşma, yanma veya karıncalanma şikâyetleri bu nedenle sağlık ekibine bildirilmelidir.</p>

<p>İlaçların hekime danışılmadan kesilmesi ise doğru değildir. Tedavinin değiştirilip değiştirilmeyeceğine hastanın klinik durumu değerlendirilerek karar verilir.</p>

<p>ALKOL VE TOKSİK MADDE MARUZİYETİ</p>

<p>Uzun süreli yoğun alkol kullanımı hem doğrudan sinirleri etkileyebilir hem de sinir sistemi için gerekli bazı besinlerin yetersizliğine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Kurşun ve cıva gibi bazı ağır metallere veya belirli endüstriyel kimyasallara maruz kalmak da periferik sinir hasarının nedenleri arasında yer alabilir.</p>

<p>BÖBREK, KARACİĞER VE TİROİD HASTALIKLARI</p>

<p>Karıncalanmanın nedeni her zaman doğrudan sinirin kendisinden kaynaklanmaz. Böbrek ve karaciğer hastalıkları ile tiroid bezinin yavaş çalışması gibi bazı sistemik hastalıklar da sinir sistemi üzerinde etkili olabilir.</p>

<p>Bu nedenle uzun süren yakınmalarda kişinin diğer belirtileri, kullandığı ilaçlar ve mevcut hastalıkları birlikte değerlendirilir.</p>

<p>BAĞIŞIKLIK SİSTEMİYLE İLİŞKİLİ HASTALIKLAR</p>

<p>Bazı otoimmün hastalıklarda bağışıklık sistemi sinirleri veya sinirleri çevreleyen yapıları etkileyebilir. Guillain-Barré sendromu ve bazı iltihabi nöropatiler bu grupta değerlendirilen nedenler arasındadır.</p>

<p>Özellikle karıncalanmayla birlikte hızla ilerleyen kas güçsüzlüğünün ortaya çıkması geciktirilmeden tıbbi değerlendirme gerektirir.</p>

<p>DOLAŞIM SORUNLARIYLA KARIŞABİLİR</p>

<p>El ve ayaklardaki her uyuşma doğrudan sinir hasarı anlamına gelmez. Soğuğa bağlı damar daralması veya Raynaud fenomeni gibi dolaşımı etkileyen durumlarda parmaklarda uyuşma ve karıncalanma görülebilir.</p>

<p>Parmakların soğukta belirgin biçimde renk değiştirmesi bu açıdan dikkat çekici olabilir.</p>

<p>MULTİPL SKLEROZ GİBİ NÖROLOJİK HASTALIKLAR</p>

<p>Daha seyrek olarak karıncalanma, merkezi sinir sistemini etkileyen hastalıklarla ilişkili olabilir. Multipl skleroz bunlardan biridir.</p>

<p>Ancak yalnızca karıncalanma hissinden yola çıkarak belirli bir nörolojik hastalık tanısı koymak mümkün değildir. Belirtinin dağılımı, süresi ve beraberindeki nörolojik bulgular değerlendirilmelidir.</p>

<p>KARINCALANMA NE ZAMAN CİDDİYE ALINMALI?</p>

<p>Uzun süre aynı pozisyonda kaldıktan sonra ortaya çıkan ve pozisyon değiştirince birkaç dakika içinde geçen karıncalanma çoğu zaman geçici sinir baskısıyla ilişkilidir.</p>

<p>Buna karşılık sürekli devam eden, sık tekrarlayan, giderek yayılan veya ağrı ve kas güçsüzlüğüyle birlikte görülen karıncalanma değerlendirilmelidir.</p>

<p>Özellikle diyabeti bulunan kişilerde ayaklardaki his kaybı ayrıca önem taşır. Duyu azalması küçük yaraların fark edilmesini güçleştirebilir ve ayak sorunlarının ilerlemesine zemin hazırlayabilir.</p>

<p>HANGİ DURUMLARDA ACİL YARDIM GEREKEBİLİR?</p>

<p>Uyuşma veya karıncalanmanın aniden başlaması ve özellikle vücudun tek tarafında ortaya çıkması acil değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Yüzde kayma, kol veya bacakta ani güçsüzlük, konuşmanın bozulması, bilinç bulanıklığı, denge kaybı ya da ani ve şiddetli baş ağrısı eşlik ediyorsa inme gibi zamanla yarışılan durumlar düşünülmelidir.</p>

<p>Ciddi bir yaralanmanın ardından başlayan uyuşma ve hızla ilerleyen güç kaybı da acil tıbbi değerlendirme gerektirir.</p>

<p>NEDENİ NASIL BULUNUR?</p>

<p>Tanıda karıncalanmanın nerede başladığı, tek taraflı mı çift taraflı mı olduğu, ne kadar sürdüğü ve hangi durumlarda arttığı önemlidir.</p>

<p>Hekim gerekli gördüğünde kan şekeri, B12 vitamini ve tiroid işlevleri gibi değerleri inceleyen kan testleri isteyebilir. Bulgulara göre sinir iletim çalışmaları, elektromiyografi veya görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilir.</p>

<p>Tedavi ise karıncalanmanın kendisinden çok altta yatan nedene göre planlanır. Bu nedenle uzun süren uyuşma ve karıncalanmayı tek başına vitamin eksikliğine veya dolaşım bozukluğuna bağlamak yanıltıcı olabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>WebMD<br />
Why Are My Hands and Feet Tingling?<br />
Sağlık rehberi ve hasta bilgilendirme içeriği.</p>

<p>Mayo Clinic<br />
Peripheral Neuropathy: Symptoms and Causes.<br />
Güncellenme: 19 Mayıs 2026.</p>

<p>Mayo Clinic<br />
Numbness: Causes and Definition.<br />
Güncellenme: 31 Ekim 2025.</p>

<p>Mayo Clinic<br />
Diabetic Neuropathy: Symptoms and Causes.<br />
Hasta bilgilendirme ve klinik başvuru kaynağı.</p>

<p>Mayo Clinic<br />
When to Worry About Numbness and Tingling.<br />
Yayın tarihi: 13 Ağustos 2026.</p>

<p>Bu içerik genel sağlık bilgilendirmesi amacı taşır; kişisel tanı veya tedavi önerisinin yerine geçmez.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/eller-ve-ayaklar-neden-karincalanir-her-zaman-masum-olmayabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9827.jpeg" type="image/jpeg" length="26422"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çayeli’ni Yasa Boğan Kaza: Selahattin ve Süleyman Sipahioğlu Kardeşler Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cayelini-yasa-bogan-kaza-selahattin-ve-suleyman-sipahioglu-kardeslerhayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cayelini-yasa-bogan-kaza-selahattin-ve-suleyman-sipahioglu-kardeslerhayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize’nin Çayeli ilçesine bağlı Yavuzlar Köyü’nde meydana gelen kazada Selahattin Sipahioğlu ile kardeşi Süleyman Sipahioğlu hayatını kaybetti. Kazada yaralanan Ömer Sipahioğlu ise hastanede tedavi altına alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Park edilmeye çalışılan araç geriye kaydı</p>

<p>Edinilen bilgilere göre kaza, Çayeli’nin Yavuzlar Köyü’nde meydana geldi. Park edilmeye çalışılan araç, henüz bilinmeyen bir nedenle geriye doğru kaymaya başladı. Kontrolden çıkan aracın yuvarlanması sonucu Selahattin Sipahioğlu, Süleyman Sipahioğlu ve Ömer Sipahioğlu kazadan etkilendi.</p>

<p>Olayın ardından Selahattin Sipahioğlu ile kardeşi Süleyman Sipahioğlu’nun hayatını kaybettiği belirtildi.</p>

<p>Ömer Sipahioğlu hastaneye kaldırıldı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazada yaralanan Ömer Sipahioğlu ise hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Yaralının sağlık durumuna ilişkin ayrıntılı bir açıklama henüz paylaşılmadı.</p>

<p>İki kardeşin yaşamını yitirmesi Sipahioğlu ailesi ve yakınlarını yasa boğarken, cenaze programına ilişkin bilgilerin daha sonra açıklanması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cayelini-yasa-bogan-kaza-selahattin-ve-suleyman-sipahioglu-kardeslerhayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9826.jpeg" type="image/jpeg" length="50077"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Van’da Akademik Yükselme, Cübbe Giyme ve Yeni Dönem Heyecanı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/vanda-akademik-yukselme-cubbe-giyme-ve-yeni-donem-heyecani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/vanda-akademik-yukselme-cubbe-giyme-ve-yeni-donem-heyecani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2026-2027 Akademik Yılı Açılışı ile Akademik Yükselme, Cübbe Giyme ve Belge Takdim Töreni gerçekleştirildi. Törende sağlık hizmeti, uzmanlık eğitimi, akademik kadro ihtiyacı ve Van’ın bölgesel sağlık merkezi rolü öne çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2026-2027 Akademik Yılı Açılışı ile Akademik Yükselme, Cübbe Giyme ve Belge Takdim Töreni düzenlendi.</p>

<p><img alt="Van’da Akademik Yükselme, Cübbe Giyme ve Yeni Dönem Heyecanı-1" class="detail-photo img-fluid" height="837" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9832.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa Van Vali Vekili Musa Göktaş, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, SBÜ yöneticileri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, hekimler ve sağlık çalışanları katıldı.</p>

<p>Törende konuşan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, hastanenin sağlık hizmeti sunumunun yanı sıra akademik eğitim boyutuyla da güçlendiğini belirtti. Sarıkaya, 2011 yılında hizmete giren hastanenin bugün 1550 yatak kapasitesiyle bölgenin en önemli sağlık merkezlerinden biri haline geldiğini ifade etti.</p>

<p>Hastanede 2023 yılından itibaren akademik yapılanmanın daha görünür hale geldiğini aktaran Sarıkaya, açılan klinikler ve asistan eğitimleriyle kurumun yalnızca hizmet veren değil, aynı zamanda hekim yetiştiren güçlü bir merkez konumuna ulaştığını söyledi.</p>

<p>Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Doğu Anadolu’da birçok il için ileri sevk merkezi niteliği taşıdığına dikkat çeken Sarıkaya, sağlık hizmetlerinde kalite, eğitim ve bilimsel üretimin birlikte ilerlediğini vurguladı. Hastanenin kalite değerlendirmelerinde yüksek puan aldığını belirten Sarıkaya, sağlık çalışanlarının emeğiyle kurumun bölgesel ölçekte güçlü bir seviyeye ulaştığını ifade etti.</p>

<p>Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun da törende yaptığı konuşmada, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin son yıllarda akademik kimliğini daha güçlü biçimde ortaya koyduğunu dile getirdi. Tosun, Van’da yaklaşık 12 bin sağlık personeli, kamu, özel ve üniversite hastaneleriyle birlikte 3 bin yatak kapasitesi üzerinden geniş bir nüfusa sağlık hizmeti sunulduğunu söyledi.</p>

<p>Tosun, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde günlük yaklaşık 15 bin vatandaşa nitelikli sağlık hizmeti verildiğini belirterek, eğitim kliniklerinin kurulmasının bölge sağlığı açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu kaydetti.</p>

<p>Törende konuşan Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın ise Van’da sağlık eğitimi adına önemli bir sürecin başladığını belirtti. Rektör Aydın, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kısa süre önce bulunmayan akademik yapılanmanın bugün araştırma görevlileri, öğretim üyeleri ve hekim kadrosuyla güçlü bir eğitim ortamına dönüştüğünü ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Aydın, Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin yalnızca Türkiye’de değil, gönül ve ata coğrafyasında da sağlık eğitimi misyonunu sürdürdüğünü belirterek, Van’daki akademik yapılanmanın bölgenin sağlık hizmeti ihtiyacına doğrudan katkı sunacağını söyledi.</p>

<p>Van’daki akademik kadro ihtiyacına da değinen Aydın, kriterleri karşılayan hekimlerin akademik yükselme süreçlerinde desteklenmesi için çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Aydın, mevcut kliniklerin güçlendirilmesi ve yeni eğitim kliniklerinin açılmasıyla Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin eğitim kapasitesinin daha da artırılmasının hedeflendiğini kaydetti.</p>

<p><img alt="Van’da Akademik Yükselme, Cübbe Giyme ve Yeni Dönem Heyecanı-2" class="detail-photo img-fluid" height="845" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9830.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Konuşmaların ardından akademik yükselme sürecini tamamlayan akademik personele cübbeleri protokol üyeleri tarafından giydirildi ve belgeleri takdim edildi.</p>

<p>Tören, hatıra fotoğrafı çekimi ve tebriklerin ardından sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/vanda-akademik-yukselme-cubbe-giyme-ve-yeni-donem-heyecani</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9829.jpeg" type="image/jpeg" length="24129"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor ve Başakşehir’den Eddy Doué İçin Son Saat Operasyonu: Teklif 6 Milyon Euroya Çıktı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspor-ve-basaksehirden-eddy-doue-icin-son-saat-operasyonu-teklif-6-milyon-euroya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/trabzonspor-ve-basaksehirden-eddy-doue-icin-son-saat-operasyonu-teklif-6-milyon-euroya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor ve Başakşehir’in Estrela da Amadora forması giyen Eddy Doué için transfer döneminin son bölümünde harekete geçtiği ortaya çıktı. L’Équipe muhabiri Loïc Tanzi, iki Türk kulübünün 20 yaşındaki orta saha oyuncusu için teklif yaptığını ve rakamın yaklaşık 6 milyon euro seviyesine ulaştığını bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk kulüplerinin yaz transfer döneminin son bölümünde gerçekleştirdiği dikkat çekici girişimlerden birinin perde arkası Fransa ve Portekiz basınında ortaya çıktı.</p>

<p>Fransız L’Équipe’in transfer muhabiri Loïc Tanzi’nin aktardığı bilgilere göre Trabzonspor ve Başakşehir, Estrela da Amadora forması giyen Eddy Doué için harekete geçti.</p>

<p>20 yaşındaki orta saha oyuncusu için iki Türk kulübünün de teklif sunduğu, son aşamada konuşulan rakamın yaklaşık 6 milyon euro seviyesine kadar yükseldiği bildirildi.</p>

<p>TEKLİFİN SEVİYESİ 6 MİLYON EUROYA ÇIKTI</p>

<p>Eddy Doué dosyasındaki ilk dikkat çekici haber Portekiz’den gelmişti.</p>

<p>Record, Türkiye’den genç oyuncu için yaklaşık 4 milyon euro seviyesinde teklifler bulunduğunu ancak bu girişimlerin sonuç vermediğini bildirdi. İlk haberlerde teklifleri yapan Türk kulüplerinin isimleri açıklanmamıştı.</p>

<p>Ardından L’Équipe muhabiri Loïc Tanzi dosyaya ilişkin yeni ayrıntıları paylaştı.</p>

<p>Tanzi’nin haberine göre Doué için devreye giren kulüpler Trabzonspor ve Başakşehir’di. İki kulübün de oyuncu için teklif yaptığı ve rakamın yaklaşık 6 milyon euro seviyesine kadar yükseldiği belirtildi.</p>

<p>ANLAŞMA SAĞLANAMADI</p>

<p>Fransa’dan aktarılan bilgilere göre girişim ciddi bir aşamaya ulaşmasına rağmen transfer sonuçlandırılamadı.</p>

<p>Haberin yayımlandığı aşamada Estrela da Amadora ile Türk kulüpleri arasında bonservis konusunda anlaşma bulunmadığı gibi Eddy Doué cephesiyle de sözleşme şartlarında el sıkışılmadığı belirtildi.</p>

<p>Dolayısıyla 6 milyon euroluk rakamın transferin tamamlandığı anlamına gelmediğinin altını çizmek gerekiyor.</p>

<p>PORTEKİZ’DEN GELEN İLK HABERLE ÖRTÜŞÜYOR</p>

<p>Dosyayı dikkat çekici kılan noktalardan biri de Fransa ve Portekiz’den gelen bilgilerin birbirini belirli ölçüde tamamlaması.</p>

<p>Record daha önce Doué için Türkiye’den tekliflerin bulunduğunu ortaya çıkarmış ancak kulüplerin isimlerini açıklamamıştı.</p>

<p>L’Équipe’in sonraki haberi ise Trabzonspor ve Başakşehir isimlerini vererek operasyonun taraflarını ortaya çıkardı. Ayrıca daha önce yaklaşık 4 milyon euro olarak aktarılan seviyenin son aşamada 6 milyon euro civarına yükseldiği bildirildi.</p>

<p>Bununla birlikte iki haberin bütün ayrıntılarının birbirinden bağımsız olarak doğrulandığını söylemek mümkün değil. Özellikle 6 milyon euroluk son rakam ve iki Türk kulübünün isimleri konusunda temel kaynak Loïc Tanzi’nin aktardığı bilgiler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>EDDY DOUÉ KİMDİR?</p>

<p>Eddy Doué, orta sahada görev yapan ve Estrela da Amadora forması giyen genç futbolcular arasında yer alıyor.</p>

<p>Fizik gücü, merkez orta sahadaki dinamizmi ve gelişim potansiyeliyle dikkat çeken Doué’nun genç yaşına rağmen Türk kulüplerinin transfer listesine girmesi, operasyonun yalnızca kısa vadeli kadro takviyesi olarak değerlendirilmediğini düşündürüyor.</p>

<p>Trabzonspor ve Başakşehir’in aynı oyuncu için devreye girdiğine ilişkin haberler, genç futbolcunun Türkiye’den ciddi biçimde takip edildiğini de gösteriyor.</p>

<p>SON SAATLERDE SONUÇ ÇIKMADI</p>

<p>Ortaya çıkan bilgiler, Trabzonspor ve Başakşehir’in Eddy Doué transferinde yalnızca oyuncuyu takip etmekle kalmadığını, teklif aşamasına kadar ilerlediğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak tarafların anlaşmaya ulaşamaması nedeniyle operasyon transfer döneminin son bölümünde sonuçlandırılamadı.</p>

<p>Böylece Eddy Doué dosyası, Türk kulüplerinin transfer döneminin kapanış bölümünde gerçekleştirdiği ancak imzaya dönüşmeyen dikkat çekici girişimlerden biri olarak kaldı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/trabzonspor-ve-basaksehirden-eddy-doue-icin-son-saat-operasyonu-teklif-6-milyon-euroya-cikti</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9805.jpeg" type="image/jpeg" length="68632"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İzmir Köfte Nasıl Yapılır? Dağılmayan Tam Ölçülü Tarif]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/izmir-kofte-nasil-yapilir-dagilmayan-tam-olculu-tarif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/izmir-kofte-nasil-yapilir-dagilmayan-tam-olculu-tarif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Köfte, patates, domates ve biberle hazırlanan İzmir köfte; doğru harç kıvamı ve kontrollü fırınlamayla dağılmadan pişiyor. Ölçülü salçalı sos, süre, saklama ve püf noktaları tarifte.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İZMİR KÖFTE NASIL YAPILIR? DAĞILMAYAN TAM ÖLÇÜLÜ TARİF</p>

<p>İzmir köfte; uzun biçim verilen köftelerin patates, domates ve sivri biberle birlikte salçalı sos içinde pişirilmesiyle hazırlanan geleneksel ana yemeklerden biri. Tavada kızartılarak yapılabilse de köfte ve patateslerin önceden fırınlanmasıyla daha az yağ kullanılan bir yöntem uygulanabilir.</p>

<p>Köftenin dağılmaması için soğanın fazla suyunun alınması, harcın yeterince yoğrulması ve şekillendirmeden önce buzdolabında dinlendirilmesi gerekiyor. Patatesleri doğrudan sosun içine çiğ olarak koymak ise köfteler piştiği hâlde patateslerin sert kalmasına yol açabiliyor.</p>

<p>TARİF KARTI</p>

<p>Kaç kişilik: 6 kişilik<br />
Köfte adedi: Yaklaşık 18 adet<br />
Hazırlık süresi: 30 dakika<br />
Köfteyi dinlendirme: 30 dakika<br />
Ön pişirme süresi: 20–25 dakika<br />
Sosla pişirme süresi: 30–35 dakika<br />
Toplam süre: Yaklaşık 1 saat 55 dakika<br />
Pişirme yöntemi: Fırında<br />
Fırın sıcaklığı: 210 ve 190 derece<br />
Zorluk düzeyi: Orta<br />
Temel ekipman: Karıştırma kabı, geniş fırın tepsisi, fırın kabı ve küçük sos tenceresi</p>

<p>İZMİR KÖFTE İÇİN MALZEMELER</p>

<p>KÖFTE HARCI İÇİN</p>

<p>- 500 g orta yağlı dana kıyma<br />
- 1 küçük kuru soğan (yaklaşık 100 g)<br />
- 1 büyük yumurta<br />
- 60 g galeta unu<br />
- 2 diş sarımsak (yaklaşık 8 g)<br />
- 8 g tuz<br />
- 1 çay kaşığı kimyon<br />
- Yarım çay kaşığı karabiber<br />
- Yarım çay kaşığı tatlı kırmızı toz biber<br />
- 20 g ince kıyılmış maydanoz</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>SEBZELER İÇİN</p>

<p>- 5 orta boy patates (soyulmuş yaklaşık 800 g)<br />
- 4 adet sivri biber (yaklaşık 150 g)<br />
- 3 orta boy domates (yaklaşık 350 g)<br />
- 40 ml zeytinyağı<br />
- Yarım çay kaşığı tuz</p>

<p>SALÇALI SOS İÇİN</p>

<p>- 25 g domates salçası<br />
- 10 g biber salçası; isteğe bağlı<br />
- 500 ml sıcak su<br />
- 15 ml zeytinyağı<br />
- Yarım çay kaşığı tuz<br />
- Yarım çay kaşığı toz kırmızı biber<br />
- Çeyrek çay kaşığı karabiber</p>

<p>İZMİR KÖFTE NASIL YAPILIR?</p>

<p>1. Kuru soğanı rendenin ince tarafıyla rendeleyin. Rendelenmiş soğanı temiz bir mutfak bezine veya ince süzgece alın ve fazla suyunu sıkın.</p>

<p>2. Sarımsakları ezin. Kıyma, soğan, sarımsak, yumurta, galeta unu, tuz, kimyon, karabiber, kırmızı toz biber ve maydanozu geniş bir kaba alın.</p>

<p>3. Köfte harcını yaklaşık 6–8 dakika yoğurun. Harç yapışkan, bütünleşmiş ve şekil verilebilen bir kıvama gelmelidir.</p>

<p>4. Kabın üzerini kapatın ve köfte harcını buzdolabında 30 dakika dinlendirin. Çiğ kıymayı oda sıcaklığında bekletmeyin.</p>

<p>5. Fırını alt-üst ayarda 210 dereceye ısıtın. Geniş bir fırın tepsisine pişirme kâğıdı serin.</p>

<p>6. Patatesleri soyup yıkayın. Her patatesi uzunlamasına, yaklaşık 1,5–2 cm kalınlığında elma dilimleri hâlinde kesin.</p>

<p>7. Patatesleri kurulayıp tepsiye alın. Üzerlerine 25 ml zeytinyağı ve yarım çay kaşığı tuz ekleyerek karıştırın.</p>

<p>8. Patatesleri tepsiye tek sıra hâlinde yayın. Önceden ısıtılmış 210 derece fırında, pişmenin ortasında çevirerek 20–25 dakika ön pişirmeye alın.</p>

<p>9. Dinlenen köfte harcını yaklaşık 18 eşit parçaya ayırın. Her parçaya hafif yassı, uzun ve parmak biçiminde şekil verin.</p>

<p>10. Patatesleri fırından çıkarın. Köfteleri aynı tepsinin boş bölümüne veya ikinci bir tepsiye aralıklı biçimde yerleştirin.</p>

<p>11. Köftelerin üzerine kalan 15 ml zeytinyağını ince bir tabaka hâlinde sürün. 210 derece fırında yaklaşık 10 dakika ön pişirin. Tamamen pişirmeyin; yalnızca dış yüzeylerinin sabitlenmesini sağlayın.</p>

<p>12. Domatesleri yıkayıp kalın halkalar veya yarım aylar hâlinde kesin. Sivri biberlerin saplarını alın ve uzunluklarına göre ikiye bölün.</p>

<p>13. Sos için zeytinyağını küçük bir tencerede ısıtın. Domates ve kullanıyorsanız biber salçasını ekleyerek orta-kısık ateşte yaklaşık 1 dakika kavurun.</p>

<p>14. Sıcak suyu salçaya azar azar ekleyip çırpıcıyla karıştırın. Tuz, kırmızı toz biber ve karabiberi ilave edin.</p>

<p>15. Sosu 3–4 dakika hafifçe kaynatın. Sos akışkan olmalı; ancak su gibi renksiz ve ince kalmamalıdır.</p>

<p>16. Fırının sıcaklığını 190 dereceye düşürün. Patates ve köfteleri geniş fırın kabına bir köfte, bir patates olacak şekilde sıralayın.</p>

<p>17. Domates dilimlerini ve sivri biberleri köfte ile patateslerin aralarına yerleştirin.</p>

<p>18. Sıcak salçalı sosu fırın kabının kenarından dökün. Sosun köfte ve patateslerin üzerini tamamen kapatmaması gerekir.</p>

<p>19. Fırın kabını orta rafa yerleştirin. İzmir köfteyi 190 derecede 30–35 dakika pişirin.</p>

<p>20. Pişmenin son 10 dakikasında sosu kontrol edin. Fazla koyulaşmışsa kabın kenarından 50–100 ml sıcak su ekleyebilirsiniz.</p>

<p>21. Köftelerin tamamen piştiğinden emin olun. Mutfak termometresi kullanılıyorsa köftelerin merkez sıcaklığı en az 71 dereceye ulaşmalıdır.</p>

<p>22. Patatesler yumuşayıp domates ve biberler kızardığında yemeği fırından çıkarın.</p>

<p>23. İzmir köfteyi servis etmeden önce yaklaşık 10 dakika dinlendirin. Böylece sosun kıvamı dengelenir ve köfteler servis sırasında daha kolay taşınır.</p>

<p>İZMİR KÖFTENİN PÜF NOKTALARI</p>

<p>- Orta yağlı kıyma kullanın. Çok yağsız kıyma, köftelerin kuru ve sert kalmasına neden olabilir.<br />
- Rendelenmiş soğanın fazla suyunu alın. Sulu soğan köfte harcını gevşeterek fırında dağılmasına yol açabilir.<br />
- Harcı en az 6 dakika yoğurun. Yeterli yoğurma, köftenin bütünleşmesini ve şeklini korumasını kolaylaştırır.<br />
- Köfte harcını şekillendirmeden önce buzdolabında dinlendirin.<br />
- Köfteleri birbirine yakın büyüklükte hazırlayın. Farklı kalınlıktaki köfteler aynı sürede pişmez.<br />
- Patatesleri doğrudan çiğ olarak sosun içine koymayın. Ön pişirme, patateslerin köftelerle aynı anda yumuşamasını sağlar.<br />
- Patatesleri çok ince kesmeyin. İnce dilimler sosun içinde dağılabilir.<br />
- Salçayı kısa süre yağda kavurmak çiğ kokuyu azaltır; ancak yakmak sosu acılaştırabilir.<br />
- Sosu tepsinin kenarından dökün. Doğrudan köftelerin üzerine hızlıca dökmek şekillerinin bozulmasına neden olabilir.<br />
- Fırın kabını gereğinden küçük seçmeyin. Üst üste binen patates ve köfteler eşit pişmez.<br />
- Yemeği fırından çıkarır çıkarmaz servis etmeyin. Kısa dinlenme, sosun toparlanmasına yardımcı olur.</p>

<p>UYGUN MALZEME İKAMELERİ</p>

<p>Dana kıyma yerine dana ve kuzu kıyma karışımı kullanılabilir. Kuzu kıyma daha belirgin bir aroma ve daha yağlı bir doku verir.</p>

<p>Galeta unu yerine 70 g ufalanmış bayat ekmek içi kullanılabilir. Ekmek çok kuruysa birkaç kaşık suyla hafifçe nemlendirilmeli, ancak ıslak bırakılmamalıdır.</p>

<p>Taze domates bulunmadığında 300 g süzülmüş konserve doğranmış domates kullanılabilir. Konserve ürün tuz içeriyorsa sostaki tuz azaltılmalıdır.</p>

<p>Sivri biber yerine çarliston biber kullanılabilir. Acı tat isteniyorsa biberlerin bir bölümü acı sivri biberle değiştirilebilir.</p>

<p>Biber salçası zorunlu değildir. Kullanılmadığında domates salçası miktarı 30 grama çıkarılabilir.</p>

<p>Maydanoz çıkarılabilir; ancak köftenin taze aroması azalır.</p>

<p>TAVADA KIZARTMA SEÇENEĞİ</p>

<p>Geleneksel kızartmalı yöntemde patatesleri iyice kuruladıktan sonra 170–175 derece yağda hafifçe renk alıncaya kadar kızartabilirsiniz.</p>

<p>Köfteleri de dış yüzeyleri sabitlenecek şekilde kısa süre kızartın. Köfte ve patatesleri kâğıt havlu yerine mümkünse tel ızgara üzerine alarak fazla yağlarını süzdürün.</p>

<p>Kızartılan malzemeleri domates, biber ve salçalı sosla fırın kabına dizin. Önceden ısıtılmış 190 derece fırında yaklaşık 25–30 dakika pişirin.</p>

<p>SERVİS ÖNERİSİ</p>

<p>İzmir köfteyi sıcak veya ılık olarak, fırın kabında kalan salçalı sostan üzerine gezdirerek servis edin.</p>

<p>Yanında sade pirinç pilavı, bulgur pilavı, cacık, yoğurt veya mevsim salatası sunulabilir. Yemekte patates bulunduğu için pilav porsiyonu kontrollü tutulabilir.</p>

<p>Köfte ve patatesleri parçalamadan kaldırmak için geniş bir servis spatulası kullanın.</p>

<p>SAKLAMA VE YENİDEN ISITMA</p>

<p>İzmir köfte oda sıcaklığında iki saatten, çok sıcak ortamlarda ise bir saatten uzun bekletilmemelidir.</p>

<p>İlk sıcaklığı geçen yemek kapalı bir saklama kabına alınarak buzdolabına kaldırılmalıdır. Buzdolabında 3 gün içinde tüketilmesi önerilir.</p>

<p>Yeniden ısıtırken yalnızca tüketilecek porsiyonu alın. Yemeği 180 derece fırında 12–15 dakika veya kapaklı tavada kısık ateşte iyice ısınıncaya kadar tutun.</p>

<p>Sos koyulaşmışsa ısıtma sırasında az miktarda sıcak su eklenebilir. Köftenin içi dâhil yemeğin tamamı buhar çıkaracak kadar ısınmalıdır.</p>

<p>İzmir köfte tamamen soğutulduktan sonra porsiyonlanarak 2 aya kadar dondurulabilir. Buzdolabında çözdürülmeli, iyice ısıtılmalı ve yeniden dondurulmamalıdır. Çözülen patateslerin dokusu bir miktar yumuşayabilir.</p>

<p>SIK YAPILAN HATALAR</p>

<p>Köftenin dağılması: Soğanın suyunu sıkmamak, harcı kısa yoğurmak veya dinlendirmeden şekillendirmek köftelerin parçalanmasına yol açabilir.</p>

<p>Köftenin sert olması: Çok yağsız kıyma kullanmak, gereğinden fazla galeta unu eklemek veya köfteleri uzun süre ön pişirmek dokuyu kurutabilir.</p>

<p>Patateslerin çiğ kalması: Patatesleri kalın doğramak veya ön pişirme aşamasını atlamak fırın süresinin yetmemesine neden olabilir.</p>

<p>Sosun fazla sulu olması: Domateslerin çok sulu olması veya ölçünün üzerinde sıcak su kullanılması sosun kıvamını inceltebilir.</p>

<p>Sosun koyulaşması: Fırın kabının geniş olması veya yemeğin gereğinden uzun pişirilmesi sıvının fazla buharlaşmasına yol açabilir.</p>

<p>Patateslerin dağılması: Patatesleri çok ince kesmek, fazla ön pişirmek veya fırın kabını sık sık karıştırmak dokuyu bozabilir. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/izmir-kofte-nasil-yapilir-dagilmayan-tam-olculu-tarif</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 09:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9804.jpeg" type="image/jpeg" length="17356"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Lösemi, Lenfoma ve Miyelom Belirtileri Nelerdir? Kan Kanseri Rehberi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/losemi-lenfoma-ve-miyelom-belirtileri-nelerdir-kan-kanseri-rehberi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/losemi-lenfoma-ve-miyelom-belirtileri-nelerdir-kan-kanseri-rehberi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kan kanserleri tek bir hastalık değil; lösemi, lenfoma ve multipl miyelom farklı hücrelerden gelişiyor. Geçmeyen yorgunluk, gece terlemesi, kilo kaybı, morarma ve lenf bezi şişliği görülebiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kan kanseri denildiğinde tek bir hastalıktan söz edilmiyor. Lösemi, lenfoma ve multipl miyelom başta olmak üzere farklı kanser türleri; kan hücrelerini, kemik iliğini veya bağışıklık sisteminin bir parçası olan lenf sistemini etkileyebiliyor.</p>

<p>Belirtiler de hastalığın türüne göre değişiyor. Açıklanamayan ve geçmeyen yorgunluk, ateş, gece terlemesi, istemsiz kilo kaybı, sık enfeksiyon, kolay morarma veya kanama, lenf bezlerinde şişlik ve bazı hastalarda kemik ağrısı değerlendirilmesi gereken bulgular arasında bulunuyor.</p>

<p>Bu belirtilerin tek başına kanser anlamına gelmediğini özellikle vurgulamak gerekiyor. Enfeksiyonlar, kansızlık ve çok sayıda başka sağlık sorunu benzer yakınmalara yol açabiliyor. Ancak belirtilerin devam etmesi, kötüleşmesi veya birden fazlasının birlikte görülmesi durumunda hekime başvurmak gerekiyor.</p>

<p>Kan kanseri nedir?</p>

<p>Kan kanserleri, kanı oluşturan dokularda veya bağışıklık sistemi hücrelerinde başlayan kanserlerin genel adı. Sağlıklı kan hücrelerinin üretimi ve işlevi hastalığın türüne bağlı olarak bozulabiliyor.</p>

<p>Başlıca gruplar lösemiler, lenfomalar ve multipl miyelom olarak sıralanıyor. Bunların kendi içinde de farklı alt türleri bulunuyor ve hastalıkların ilerleme hızları birbirinden oldukça farklı olabiliyor.</p>

<p>Lösemi nedir?</p>

<p>Lösemi, kan hücrelerinin üretildiği kemik iliğini ve kanı etkileyen kanserlerin genel adı. Akut lösemiler daha hızlı ilerleyebilirken bazı kronik lösemiler daha yavaş seyredebilir.</p>

<p>Normal kan hücrelerinin üretiminin azalması kansızlık, enfeksiyona yatkınlık veya kanama eğilimine yol açabilir. Bu nedenle halsizlik, nefes darlığı, sık enfeksiyon, ateş, kolay morarma, burun veya diş eti kanaması gibi belirtiler ortaya çıkabilir.</p>

<p>Lenfomada ağrısız şişliğe dikkat</p>

<p>Lenfoma, enfeksiyonlarla mücadelede görev alan lenfosit adı verilen beyaz kan hücrelerinden gelişen kanser grubudur. Hodgkin lenfoma ve Hodgkin dışı lenfomalar en bilinen ana gruplardır.</p>

<p>Boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde ortaya çıkan, özellikle açıklanamayan ve devam eden lenf bezi büyümesi lenfomada görülebilir. Lenf bezleri enfeksiyonlarda da çok sık büyüdüğü için her şişlik kanser anlamına gelmez.</p>

<p>Bazı lenfomalarda açıklanamayan ateş, yoğun gece terlemesi ve istemsiz kilo kaybı birlikte görülebilir. Halsizlik, kaşıntı, öksürük veya nefes darlığı da hastalığın yerleşimine göre tabloya eşlik edebilir.</p>

<p>Multipl miyelom kemikleri de etkileyebilir</p>

<p>Multipl miyelom, bağışıklık sisteminde görev yapan plazma hücrelerinden gelişen bir kanserdir. Anormal plazma hücreleri kemik iliğinde birikerek sağlıklı kan hücrelerinin üretimini bozabilir.</p>

<p>Miyelomda özellikle sırt, kalça veya kaburgalarda kemik ağrısı görülebilir. Kemiklerin zayıflaması ve kırık riskinin artmasının yanı sıra kansızlık, tekrarlayan enfeksiyonlar ve böbrek sorunları da ortaya çıkabilir.</p>

<p>Bazı hastalarda kandaki kalsiyum düzeyinin yükselmesi aşırı susama, sık idrara çıkma, kabızlık, güçsüzlük ve bilinç bulanıklığı gibi belirtilere neden olabilir.</p>

<p>Geçmeyen yorgunluk neden önemli?</p>

<p>Yorgunluk günlük yaşamda son derece yaygın bir yakınma. Ancak dinlenmeyle düzelmeyen, giderek artan ve kişinin günlük aktivitelerini belirgin biçimde etkileyen yorgunluğun altında kansızlık dahil farklı sağlık sorunları bulunabilir.</p>

<p>Kan kanserlerinde kemik iliğinin normal kırmızı kan hücrelerini yeterince üretememesi kansızlığa yol açabilir. Bunun sonucunda halsizlikle birlikte solukluk, baş dönmesi, çarpıntı veya nefes darlığı gelişebilir.</p>

<p>Kolay morarma ve kanamalar görülebilir</p>

<p>Trombositler kanamanın durdurulmasında görev yapan kan hücreleridir. Bazı lösemilerde sağlıklı trombosit üretiminin azalması nedeniyle normalden daha kolay morarma veya kanama görülebilir.</p>

<p>Sık burun kanaması, diş eti kanaması, açıklanamayan morluklar veya cilt üzerinde küçük kırmızı-mor noktalar bu tablonun parçalarından olabilir. Bununla birlikte ilaçlardan başka kan hastalıklarına kadar çok sayıda farklı neden de benzer belirtiler oluşturabilir.</p>

<p>Sık enfeksiyon da tabloya eşlik edebilir</p>

<p>Beyaz kan hücreleri bağışıklık sisteminin temel savunma elemanları arasında yer alır. Kan kanserlerinde beyaz kan hücresi sayısı yüksek görünse bile oluşan anormal hücreler normal savunma görevini yeterince yerine getiremeyebilir.</p>

<p>Bu durum bazı hastalarda sık tekrarlayan veya uzun süren enfeksiyonlarla kendini gösterebilir. Ateş de enfeksiyona bağlı gelişebileceği gibi bazı kan kanserlerinde hastalığın kendisiyle ilişkili olabilir.</p>

<p>Kan kanseri belirtileri nasıl anlaşılır?</p>

<p>Belirtilere bakılarak kan kanseri tanısı konulamaz. Hekim değerlendirmesinde kişinin yakınmaları, fizik muayene bulguları ve tıbbi öyküsü birlikte ele alınır.</p>

<p>Tam kan sayımı ve periferik yayma gibi kan testleri ilk değerlendirmede önemli bilgiler sağlayabilir. Şüphe edilen hastalığa göre kemik iliği incelemesi, lenf bezi biyopsisi, görüntüleme yöntemleri, akım sitometrisi, genetik ve moleküler testler gerekebilir.</p>

<p>Hangi belirtilerde doktora başvurulmalı?</p>

<p>Açıklanamayan belirtilerin birkaç hafta boyunca devam etmesi veya giderek kötüleşmesi tıbbi değerlendirmeyi gerektirir. Özellikle açıklanamayan kilo kaybı, tekrarlayan ateş, yoğun gece terlemesi, kalıcı lenf bezi büyümesi, sürekli halsizlik, kolay morarma veya tekrarlayan enfeksiyonlar birlikte görülüyorsa gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması uygun olur.</p>

<p>Bu belirtilerin çoğunun kanser dışındaki hastalıklardan kaynaklanabileceği unutulmamalı. Amaç belirtilerden kanser sonucu çıkarmak değil, kalıcı veya olağandışı değişikliklerin nedenini doğru biçimde belirlemektir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>WebMD, Kan Kanserleri ve Temel Türleri</li>
 <li>Amerikan Kanser Derneği, Kan Kanserleri</li>
 <li>Amerikan Kanser Derneği, Hodgkin Dışı Lenfoma Belirti ve Bulguları</li>
 <li>Amerikan Kanser Derneği, Akut Miyeloid Lösemi Belirti ve Bulguları</li>
 <li>Amerikan Kanser Derneği, Multipl Miyelom Belirti ve Bulguları</li>
 <li>ABD Ulusal Kanser Enstitüsü, Kan Kanseri Tanımı ve Kanser Belirtileri </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/losemi-lenfoma-ve-miyelom-belirtileri-nelerdir-kan-kanseri-rehberi</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 00:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-9786.jpeg" type="image/jpeg" length="72891"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığına Derya Örs Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/ataturk-kultur-dil-ve-tarih-yuksek-kurumu-baskanligina-derya-ors-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/ataturk-kultur-dil-ve-tarih-yuksek-kurumu-baskanligina-derya-ors-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan 2026/290 sayılı kararla, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığına Derya Örs atandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığına yeni atama gerçekleştirildi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 2026/290 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kurumun başkanlığına Derya Örs atandı.</p>

<p>Kararda, atamanın 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2, 3 ve 7’nci maddeleri gereğince gerçekleştirildiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Derya Örs Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Oldu</p>

<p>4 Eylül 2026 tarihli kararda şu ifadeye yer verildi:</p>

<p>“Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığına, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2, 3 ve 7’nci maddeleri gereğince Derya ÖRS atanmıştır.”</p>

<p>Böylece Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığı görevine Derya Örs getirilmiş oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/ataturk-kultur-dil-ve-tarih-yuksek-kurumu-baskanligina-derya-ors-atandi</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 00:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-6516.jpeg" type="image/jpeg" length="52483"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Büyükelçi ve Dışişleri Bakanlığı Atamaları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cumhurbaskani-erdogandan-buyukelci-ve-disisleri-bakanligi-atamalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cumhurbaskani-erdogandan-buyukelci-ve-disisleri-bakanligi-atamalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararlarıyla çok sayıda büyükelçilik ve Dışişleri Bakanlığı üst düzey görevine yeni atamalar yapıldı. Kararlarda Burundi Büyükelçiliği için de görev değişikliği yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Büyükelçiliklere yapılan atamalar</p>

<p>4 Eylül 2026 tarihli 2026/285 ve 2026/286 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararlarına göre atama ve görev değişiklikleri şöyle:</p>

<ul>
 <li>Burundi Büyükelçiliği: Büyükelçi Alp Işıklı merkeze alındı. Yerine Teftiş Kurulu Üyesi Haydar Kerem Divanlıoğlu atandı.</li>
 <li>Kuzey Makedonya Büyükelçisi: Fatih Ulusoy merkeze alındı.</li>
 <li>Filipinler Büyükelçiliği: Kaan Esener</li>
 <li>Finlandiya Büyükelçiliği: Ayşe Hilal Sayan Koytak</li>
 <li>Bahreyn Büyükelçiliği: Necati Sancaktutan</li>
 <li>Umman Büyükelçiliği: Hüseyin Ergani</li>
 <li>Namibya Büyükelçiliği: Fikriye Aslı Güven</li>
 <li>Kore Cumhuriyeti Büyükelçiliği: Fatih Yıldız</li>
 <li>Sudan Büyükelçiliği: Fahri Türker Oba</li>
 <li>Kuzey Makedonya Büyükelçiliği: Alper Aktaş</li>
 <li>Somali Büyükelçiliği: Ferhat Alkan</li>
 <li>Gambiya Büyükelçiliği: Özgür Gökmen</li>
 <li>Mozambik Büyükelçiliği: Ayça Oşrafoğlu İnam</li>
</ul>

<p>Dışişleri Bakanlığında üst düzey atamalar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2026/287 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla Dışişleri Bakanlığında da çok sayıda genel müdürlük ve başkanlık görevine atama gerçekleştirildi:</p>

<ul>
 <li>İkili İlişkiler Genel Müdürlüğü (Batı ve Orta Afrika): Volkan Işıkcı</li>
 <li>İnsani ve Teknik Yardımlar Genel Müdürlüğü: Sadık Babür Girgin</li>
 <li>İkili İlişkiler Genel Müdürlüğü (Güney ve Çok Taraflı Afrika): Yönet Can Tezel</li>
 <li>İkili İlişkiler Genel Müdürlüğü (Suriye): Rıza Hakan Tekin</li>
 <li>Konsolosluk Hizmetleri ve Yurtdışında Yaşayan Vatandaşlar Genel Müdürlüğü: Esin Çakıl</li>
 <li>Protokol ve Diplomatik İşlemler Genel Müdürlüğü: Ertan Yalçın</li>
 <li>Yurtdışı Tanıtım ve Kültürel İşler Genel Müdürlüğü: Ülkü Kocaefe</li>
 <li>İkili İlişkiler Genel Müdürlüğü (Kuzeydoğu Akdeniz): Levent Eler</li>
 <li>Personel Genel Müdürlüğü: Tufan Büyükuzun</li>
 <li>Kamu Diplomasisi ve Stratejik İletişim Genel Müdürlüğü: Polat Safi</li>
 <li>Göç Politikaları ve Vize İşlemleri Genel Müdürlüğü: Reyhan Özgür</li>
 <li>Strateji Geliştirme Başkanlığı: Burcu Aykut</li>
</ul>

<p>Kararlar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla 4 Eylül 2026 tarihinde alındı. Böylece Türkiye’nin farklı ülkelerdeki diplomatik temsilciliklerinin yanı sıra Dışişleri Bakanlığının merkez teşkilatında da kapsamlı bir görev değişimi gerçekleştirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cumhurbaskani-erdogandan-buyukelci-ve-disisleri-bakanligi-atamalari</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 00:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-6516.jpeg" type="image/jpeg" length="26006"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İmzasıyla Diyanet’te Büyük Atama Kararı: Çok Sayıda İl Müftüsü Değişti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/cumhurbaskani-erdoganin-imzasiyla-diyanette-buyuk-atama-karari-cok-sayida-il-muftusu-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/cumhurbaskani-erdoganin-imzasiyla-diyanette-buyuk-atama-karari-cok-sayida-il-muftusu-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan 2026/279 sayılı karar kapsamında Diyanet İşleri Başkanlığında kapsamlı görev değişiklikleri yapıldı. Altı ilin müftüsü görevden alınırken çok sayıda ile yeni müftü atandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diyanet İşleri Başkanlığında Kapsamlı Atama Kararı</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Diyanet İşleri Başkanlığına ilişkin geniş kapsamlı atama kararı yayımlandı.</p>

<p>3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2’nci maddesi gereğince alınan 2026/279 sayılı kararla bazı il müftüleri görevden alınırken, çok sayıda il müftülüğünde görev değişikliğine gidildi.</p>

<p>Karar 4 Eylül 2026 tarihini taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>6 İl Müftüsü Görevden Alındı</p>

<p>Karara göre görevden alınan il müftüleri şöyle:</p>

<ul>
 <li>Bilecik İl Müftüsü Ahmet Dilek</li>
 <li>Karabük İl Müftüsü Ali Erhun</li>
 <li>Kocaeli İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu</li>
 <li>Nevşehir İl Müftüsü Kazım Güzel</li>
 <li>Zonguldak İl Müftüsü İbrahim Halil Demir</li>
 <li>Konya İl Müftüsü Ali Öge</li>
</ul>

<p>Yeni İl Müftüsü Atamaları</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı kararıyla yapılan atamalar ise şöyle:</p>

<ul>
 <li>Bilecik İl Müftülüğüne: Yusuf Dikmen</li>
 <li>Tunceli İl Müftülüğüne: Fethullah Yavuz</li>
 <li>Iğdır İl Müftülüğüne: Kilis İl Müftüsü Alettin Bozkurt</li>
 <li>Kilis İl Müftülüğüne: Iğdır İl Müftüsü Zahit Demirel</li>
 <li>Karabük İl Müftülüğüne: Mustafa Yavuz</li>
 <li>Kocaeli İl Müftülüğüne: Bolu İl Müftüsü Hüseyin Demirtaş</li>
 <li>Bolu İl Müftülüğüne: Giresun İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay</li>
 <li>Giresun İl Müftülüğüne: Hakkari İl Müftüsü Hüseyin Okuş</li>
 <li>Hakkari İl Müftülüğüne: Recep Eren</li>
 <li>Niğde İl Müftülüğüne: Kars İl Müftüsü Yavuz Yıldız</li>
 <li>Kars İl Müftülüğüne: Selami Aykul</li>
 <li>Nevşehir İl Müftülüğüne: Gümüşhane İl Müftüsü Hayri Erenay</li>
 <li>Gümüşhane İl Müftülüğüne: Karaman İl Müftüsü Faruk Gürbüz</li>
 <li>Karaman İl Müftülüğüne: Isparta İl Müftüsü Muharrem Biçer</li>
 <li>Isparta İl Müftülüğüne: Kırklareli İl Müftüsü Yusuf Eviş</li>
 <li>Kırklareli İl Müftülüğüne: Aksaray İl Müftüsü Veysel Işıldar</li>
 <li>Aksaray İl Müftülüğüne: Ali Efe</li>
 <li>Zonguldak İl Müftülüğüne: Bayburt İl Müftüsü Bayram Danacı</li>
 <li>Bayburt İl Müftülüğüne: Basri Bektaş</li>
 <li>Konya İl Müftülüğüne: Diyarbakır İl Müftüsü Celal Büyük</li>
 <li>Diyarbakır İl Müftülüğüne: Erzincan İl Müftüsü İsmail Fakirullahoğlu</li>
 <li>Erzincan İl Müftülüğüne: Selim Yazıcı</li>
 <li>Yalova İl Müftülüğüne: Rize İl Müftüsü Naci Çakmakçı</li>
 <li>Rize İl Müftülüğüne: Yalova İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk</li>
 <li>Şanlıurfa İl Müftülüğüne: Van İl Müftüsü Mehmet Sırrı Şık</li>
 <li>Van İl Müftülüğüne: Bitlis İl Müftüsü Kadir Koçak</li>
 <li>Bitlis İl Müftülüğüne: Bartın İl Müftüsü Ömer Keskin</li>
 <li>Bartın İl Müftülüğüne: Mehmet Çelebi</li>
 <li>Aydın İl Müftülüğüne: Samsun İl Müftüsü Seyfullah Çakır</li>
 <li>Samsun İl Müftülüğüne: Aydın İl Müftüsü Hasan Güneş</li>
 <li>Adana İl Müftülüğüne: Afyonkarahisar İl Müftüsü Lütfü İmamoğlu</li>
 <li>Afyonkarahisar İl Müftülüğüne: Burdur İl Müftüsü Ali Hayri Çelik</li>
 <li>Burdur İl Müftülüğüne: Sinop İl Müftüsü Paşa Bektaş</li>
 <li>Sinop İl Müftülüğüne: Mehmet Arslaner</li>
 <li>Kütahya İl Müftülüğüne: Hasan İzmirli</li>
</ul>

<p>Diyanet’te Çok Sayıda İlde Görev Değişimi</p>

<p>Kararla birlikte bazı il müftülerinin farklı illere atanması dikkat çekti. Kocaeli, Bolu, Giresun, Hakkari, Nevşehir, Gümüşhane, Karaman, Isparta, Kırklareli, Zonguldak, Konya, Diyarbakır, Rize, Yalova, Şanlıurfa, Van, Bitlis, Aydın, Samsun, Afyonkarahisar ve Burdur dahil birçok ilde müftülük görevlerinde değişiklik yapıldı.</p>

<p>Karar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/cumhurbaskani-erdoganin-imzasiyla-diyanette-buyuk-atama-karari-cok-sayida-il-muftusu-degisti</guid>
      <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-6516.jpeg" type="image/jpeg" length="52807"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="40133"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="40920"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="76854"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="83630"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="30110"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="24669"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
