<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 24 Sep 2026 10:53:37 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Behzat Özkan Yeniden Antalya İl Sağlık Müdürü Olarak Atandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-behzat-ozkan-yeniden-antalya-il-saglik-muduru-olarak-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-behzat-ozkan-yeniden-antalya-il-saglik-muduru-olarak-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan’ın görev süresi uzatıldı. İki yıllık görev dönemini tamamlayan Özkan, en az iki yıl daha Antalya sağlık yönetiminin başında olacak. Özkan, yeni dönem kararını çalışma arkadaşlarına yaptığı açıklamayla duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Antalya sağlık yönetiminde beklenen karar netleşti. Prof. Dr. Behzat Özkan, Antalya İl Sağlık Müdürü olarak yeniden görevlendirildi.</p>

<p>23 Eylül 2024’te Antalya İl Sağlık Müdürlüğü görevine başlayan Özkan, iki yıllık görev döneminin tamamlanmasının ardından en az iki yıl daha görevini sürdüreceğini çalışma arkadaşlarına açıkladı. Özkan’ın 2024’te Sağlık Bakanlığı tarafından Antalya İl Sağlık Müdürlüğüne atandığı dönemin kayıtları da mevcut.</p>

<p>Tıbbiye Bülteni, karar öncesinde sağlık camiasındaki güçlü kulis bilgisini gündeme getirerek Özkan ile yola devam edilmesinin beklendiğini duyurmuştu.</p>

<p>Özkan: En az iki yıl daha çalışma ve hizmet etme görevi verildi</p>

<p>Prof. Dr. Behzat Özkan, yeni dönem kararının ardından çalışma arkadaşlarına hitaben yaptığı açıklamada iki yıllık görev süresinin tamamlandığını belirterek, kendisine en az iki yıl daha çalışma ve hizmet etme görevi verildiğini bildirdi.</p>

<p>Özkan açıklamasında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Sevgili çalışma arkadaşlarım; bugün itibarıyla iki yıllık görev süremizi Allah’ımıza hamdolsun hayırlısıyla bitirmiş olduk. Daha çok çalışmak, hizmet etmek ve başarılı olmak için büyüklerimiz bize en az iki yıl daha çalışma ve hizmet etme görevi verdiler.”</p>

<p>“Bize güvenenleri mahcup etmeyiz”</p>

<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na da teşekkür eden Özkan, yeni dönemde sorumluluklarının arttığına dikkat çekti:</p>

<p>“İnşallah, başta Sayın Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu olmak üzere bize güvenenleri mahcup etmeyiz.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özkan, görev süresinin uzatılması için herhangi bir kişiyi devreye sokmadığını da özellikle vurguladı.</p>

<p>“Bu hepimizin başarısıdır”</p>

<p>Görev süresinin uzatılmasını yalnızca kendi başarısı üzerinden değerlendirmeyen Özkan, Antalya sağlık teşkilatındaki çalışanlara dikkat çekti.</p>

<p>Özkan, “Görev süremin uzatılması sadece benim başarımın tezahürü değil, Antalya’mız ve memleketimiz için çalışan hepimizin başarısıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yeni dönemin çalışma anlayışına ilişkin mesajı da net oldu:</p>

<p>“Birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhu içerisinde azim ve kararlılıkla çalışmalarımıza devam edeceğiz. Sorumluluğumuz büyük, yükümüz ağır. Bu uğurda Allah yardımcımız olsun.”</p>

<p>İki yılda Antalya’nın sağlık yatırımlarını yakından takip etti</p>

<p>Özkan’ın ilk görev döneminde Antalya’nın hastane yatırımları, acil sağlık hizmetleri, birinci basamak sağlık hizmetleri ve sağlık kuruluşlarının kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar öne çıktı.</p>

<p>Son dönemin önemli yatırımlarından biri 300 yataklı Aksu Devlet Hastanesi oldu. Özkan, Ağustos 2026’da Antalya Valisi Hulusi Şahin ve beraberindeki heyetle hastane inşaatında incelemelerde bulundu. İl Sağlık Müdürlüğü, hastanenin tamamlanmasıyla Aksu ve çevresinin sağlık hizmeti kapasitesinin önemli ölçüde artmasının hedeflendiğini açıkladı.</p>

<p>Kepez Devlet Hastanesi Diyaliz Merkezi de Ağustos 2026’da genişletilerek 13 üniteden 28 üniteye çıkarıldı. Özkan, merkezin açılışında sağlık hizmetlerinin vatandaşların ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. Behzat Özkan kimdir?</p>

<p>1964 yılında Trabzon’un Sürmene ilçesinde doğan Prof. Dr. Behzat Özkan, 1989 yılında Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu.</p>

<p>Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlığının ardından Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde çocuk endokrinolojisi ve metabolizma alanında eğitim aldı. 2000 yılında doçent, 2006 yılında profesör unvanını aldı.</p>

<p>Akademik çalışmalarının yanı sıra sağlık yönetiminde de uzun yıllar görev yapan Özkan; Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanelerinde başhekim yardımcılığı, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde başhekimlik ve Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu İzmir İli Güney Bölgesi Genel Sekreterliği görevlerinde bulundu.</p>

<p>Daha sonra Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan Özkan, 2020-2024 yılları arasında hastanenin başhekimliğini yürüttü.</p>

<p>Antalya sağlık yönetiminde Özkan’la yeni dönem</p>

<p>İki yıllık ilk döneminin ardından görev süresi uzatılan Prof. Dr. Behzat Özkan, böylece Antalya sağlık yönetiminde yeni dönemine başlamış oldu.</p>

<p>Özkan’ın açıklamasındaki “en az iki yıl daha” vurgusu ise yeni dönemin temel mesajlarından biri oldu.</p>

<p>Antalya’da devam eden hastane yatırımları, sağlık kuruluşlarının kapasite artışları, 112 Acil Sağlık hizmetleri ve birinci basamak sağlık hizmetleri düşünüldüğünde Özkan’ın önündeki yeni dönem yoğun bir sağlık gündemiyle başlayacak.</p>

<p>Özkan’ın kendi ifadesiyle yeni dönemin çerçevesi ise üç kavram üzerine kuruluyor: “Birlik, beraberlik ve kardeşlik.” </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/prof-dr-behzat-ozkan-yeniden-antalya-il-saglik-muduru-olarak-atandi</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1250.jpeg" type="image/jpeg" length="21047"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eksik Diş Polisliğe Engel mi? POMEM Diş Şartları]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/eksik-dis-polislige-engel-mi-pomem-dis-sartlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/eksik-dis-polislige-engel-mi-pomem-dis-sartlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eksik diş polisliğe engel mi, POMEM’de kaç eksik diş kabul ediliyor? İmplant, protez, 20 yaş dişi, diş teli ve çene bozuklukları için sağlık şartlarını inceledik.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Eksik Diş Polisliğe Engel mi? POMEM Diş Şartları</p>

<p>Polis olmak isteyen adayların sağlık muayenesinde en fazla merak ettiği konulardan biri dişler.</p>

<p>“Eksik diş polisliğe engel mi?”, “Kaç eksik diş POMEM’e engel?”, “İmplantı olan polis olabilir mi?”, “Diş teli POMEM’e engel mi?”, “Dolgu ve kanal tedavisi sorun olur mu?” ve “20 yaş dişi eksik diş sayılır mı?” soruları adayların sık araştırdığı başlıklar arasında.</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinin ağız ve diş hastalıklarına ilişkin hükümlerinde bu soruların bazıları için oldukça açık kriterler bulunuyor.</p>

<p>En dikkat çekici rakam ise:</p>

<p>5 diş.</p>

<p>KAÇ EKSİK DİŞ POLİSLİĞE ENGEL?</p>

<p>Yönetmeliğin A dilimi hükümlerine göre ön grup dişlerde eksiklik bulunmaması şartıyla 5’ten az diş eksikliği sağlam kabul ediliyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle ön grup dışında kalan dişlerde 1, 2, 3 veya 4 diş eksikliği, diğer şartlar da uygunsa tek başına A dilimi dışına çıkılması anlamına gelmiyor.</p>

<p>Buna karşılık 5 ve 5’ten fazla diş eksikliği farklı değerlendiriliyor.</p>

<p>Bu nedenle adaylar açısından kritik eşik “5’ten az” ifadesi.</p>

<p>Ancak burada ön dişlerle arka grup dişleri birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>

<p>ÖN DİŞ EKSİKLİĞİ POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Yönetmeliğin A dilimi düzenlemesinde temel kural, ön grup dişlerde eksiklik bulunmaması.</p>

<p>Ancak bunun da önemli bir istisnası var.</p>

<p>Eksik ön diş nedeniyle oluşan açıklık, sağdaki veya soldaki dişler tarafından eşgal belirleyici olmayacak ve fonksiyon kaybına yol açmayacak biçimde kapanmışsa bu durum sağlam kabul edilebiliyor.</p>

<p>Ayrıca eksiklik sabit protez veya dental implantla giderilmişse de yönetmelikte sağlam kabul edilen durumlar arasında yer alıyor.</p>

<p>Dolayısıyla yalnızca “ön dişim eksik” bilgisi üzerinden bütün adaylar için aynı sonucu çıkarmak doğru değil.</p>

<p>5 EKSİK DİŞ POMEM’E ENGEL Mİ?</p>

<p>Yönetmelikte 5 ve 5’ten fazla diş eksikliği A diliminin dışında değerlendirilen durumlar arasında bulunuyor.</p>

<p>A diliminde sağlam kabul edilen kriter “5’ten az diş eksikliği”.</p>

<p>Dolayısıyla 4 ile 5 arasındaki fark burada önem taşıyor.</p>

<p>Ancak sabit protez veya dental implantla eksikliklerin giderilmiş olması ayrıca değerlendirilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İMPLANTI OLAN POLİS OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Evet, yönetmelik dental implant konusunda açık bir istisna içeriyor.</p>

<p>Sabit protez veya dental implant uygulamasıyla diş eksiklikleri giderilmiş olgular sağlam kabul ediliyor.</p>

<p>Bu nedenle “implantı olan polis olamaz” şeklindeki yaygın genelleme doğru değil.</p>

<p>Asıl önemli olan ağız ve diş sisteminin mevcut durumunun yönetmelikteki kriterlere uygun olması.</p>

<p>SABİT PROTEZ POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Eksik dişin sabit protezle giderilmiş olması da yönetmelikte sağlam kabul edilen durumlar arasında.</p>

<p>Nitekim Danıştay’a taşınan bir POMEM dosyasında ön grup diş eksikliğinin sabit protezle giderildiği tespit edilen aday hakkında hakem hastane “POMEM öğrencisi olur” kararı vermiş ve ilişik kesme işlemi hukuka uygun bulunmamıştı.</p>

<p>Bu örnek, yalnızca dişin doğal olarak bulunup bulunmadığına değil, eksikliğin yönetmeliğe uygun biçimde rehabilite edilip edilmediğine de bakıldığını gösteriyor.</p>

<p>20 YAŞ DİŞİ EKSİK DİŞ SAYILIYOR MU?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Yönetmelikte üçüncü büyük azı dişlerinin, yani yaygın adıyla 20 yaş dişlerinin yokluğu eksik diş olarak değerlendirilmiyor.</p>

<p>Bu nedenle doğuştan bulunmayan veya çekilmiş 20 yaş dişlerinin normal eksik diş hesabına doğrudan eklenmemesi gerekiyor.</p>

<p>GÖMÜLÜ DİŞ EKSİK DİŞ SAYILIYOR MU?</p>

<p>Burada önemli bir ayrıntı var.</p>

<p>Oklüzyonda, yani kapanışta ve fonksiyonda olmayan gömülü dişler yönetmelikte eksik diş kabul ediliyor.</p>

<p>Dolayısıyla röntgende dişin çene kemiği içerisinde bulunması tek başına “dişim eksik değil” anlamına gelmeyebilir.</p>

<p>Dişin fonksiyonda olup olmadığı önem taşıyor.</p>

<p>TEDAVİ EDİLMEMİŞ DİŞ KÖKÜ EKSİK DİŞ SAYILIYOR MU?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Yönetmelikte tedavi edilmemiş mevcut diş kökleri de eksik diş olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Bu nedenle ağızda yalnızca kökü kalmış ve tedavi edilmemiş bir dişi adayın “dişim hâlâ var” şeklinde değerlendirmesi doğru olmayabilir.</p>

<p>DOLGU POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Dolgu yapılmış olması tek başına polisliğe engel olarak tanımlanmıyor.</p>

<p>Diş çürüğünün tedavi edilerek dişin fonksiyonunun korunması ile eksik diş farklı durumlar.</p>

<p>Adayın ağız ve diş sağlığının mevcut durumu değerlendirilir.</p>

<p>Bu nedenle “ağzımda çok dolgu var, polis olamam” şeklinde bir sonuç çıkarılmamalı.</p>

<p>KANAL TEDAVİSİ POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Kanal tedavisi yapılmış bir diş de tek başına eksik diş değildir.</p>

<p>Diş ağızda mevcutsa ve fonksiyon görüyorsa eksik diş hesabıyla aynı şekilde değerlendirilmez.</p>

<p>Ancak aktif enfeksiyon, tedavi edilmemiş kök veya başka bir diş hastalığı bulunuyorsa bunlar ayrıca değerlendirilir.</p>

<p>DİŞ TELİ POMEM’E ENGEL Mİ?</p>

<p>Ortodontik tedavi gören adayların durumu yalnızca “diş teli var” şeklinde değerlendirilmemeli.</p>

<p>Ortodontik tedavinin nedeni önemlidir.</p>

<p>Çene ilişkilerindeki bozukluklar ve kapanış problemleri yönetmelikte ayrıca rakamsal kriterlerle düzenleniyor.</p>

<p>Bu nedenle diş teli kullanan aday açısından asıl soru yalnızca telin bulunması değil, tedavi edilen çene veya kapanış probleminin mevcut durumudur.</p>

<p>ALT ÇENE GERİLİĞİ POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Yönetmelikte retrognati, yani alt çenenin geride olması açısından rakamsal sınır bulunuyor.</p>

<p>Alt ve üst dişler arasındaki farkın 6 milimetreye kadar olan, 6 milimetre dahil alt çene gerilikleri A diliminde sağlam kabul ediliyor.</p>

<p>6 milimetreden büyük alt çene gerilikleri ise A dilimi şartlarının dışında değerlendiriliyor.</p>

<p>ALT ÇENE İLERİLİĞİ POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Prognati, yani alt çenenin önde olması açısından da yönetmelikte sınır bulunuyor.</p>

<p>Alt ve üst dişler arasındaki 3 milimetreye kadar olan, 3 milimetre dahil alt çene ilerilikleri sağlam kabul ediliyor.</p>

<p>3 milimetreden büyük prognati ise farklı sağlık diliminde değerlendiriliyor.</p>

<p>OPEN-BITE POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Open-bite, yani dişler kapatıldığında üst ve alt dişler arasında açıklık kalması da yönetmelikte rakamsal kriterle düzenlenmiş durumda.</p>

<p>6 milimetreye kadar olan, 6 milimetre dahil open-bite A diliminde sağlam kabul ediliyor.</p>

<p>6 milimetreden büyük open-bite ise A diliminin dışında değerlendiriliyor.</p>

<p>ÇENE EKLEMİ PROBLEMİ POLİSLİĞE ENGEL Mİ?</p>

<p>Çene eklemi hastalıklarında özellikle konuşma ve çiğneme fonksiyonları önem taşıyor.</p>

<p>Hareket kısıtlılığı, ankiloz, kemik iltihabı veya çenenin belirgin şekil bozuklukları ayrıca değerlendirilir.</p>

<p>Dolayısıyla yalnızca zaman zaman çene ekleminden ses gelmesi ile ciddi fonksiyon kaybı oluşturan çene eklemi hastalığı aynı durum değildir.</p>

<p>POMEM DİŞ MUAYENESİNDEN ÖNCE NE YAPILMALI?</p>

<p>Adayların sağlık muayenesinden hemen önce yalnızca “eksik diş sayısını” kontrol etmesi yeterli değil.</p>

<p>Tedavi edilmemiş çürükler ve kökler için diş hekimi değerlendirmesi alınabilir.</p>

<p>Gömülü dişlerin fonksiyon durumu değerlendirilebilir.</p>

<p>Eksik dişlerin protez veya implantla rehabilitasyon gerektirip gerektirmediği diş hekimiyle görüşülebilir.</p>

<p>Ortodontik tedavi varsa mevcut çene ve kapanış durumu öğrenilebilir.</p>

<p>Ancak yalnızca POMEM’e girebilmek amacıyla gereksiz diş çekimi, implant veya başka geri dönüşü zor işlemler yaptırılmamalıdır.</p>

<p>POMEM DİŞ ŞARTLARINDA EN ÖNEMLİ 6 NOKTA</p>

<p>Ön grup dişlerde temel olarak eksiklik bulunmaması gerekiyor.</p>

<p>Ön grup dışında 5’ten az diş eksikliği A diliminde sağlam kabul ediliyor.</p>

<p>5 ve 5’ten fazla diş eksikliği A dilimi dışında değerlendiriliyor.</p>

<p>20 yaş dişlerinin yokluğu eksik diş sayılmıyor.</p>

<p>Fonksiyonda olmayan gömülü dişler ve tedavi edilmemiş diş kökleri eksik diş kabul ediliyor.</p>

<p>Sabit protez veya dental implantla eksiklikleri giderilmiş olgular sağlam kabul ediliyor.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>1 eksik diş polisliğe engel mi?</p>

<p>Ön grup dışında olmak ve diğer şartları karşılamak kaydıyla 5’ten az diş eksikliği A diliminde sağlam kabul edilir. Ön grup diş eksikliklerinde ayrıca özel hükümler bulunur.</p>

<p>4 eksik diş POMEM’e engel mi?</p>

<p>Ön grup dışında 4 diş eksikliği, “5’ten az” kriteri içerisinde bulunur. Diğer ağız ve diş şartlarının da karşılanması gerekir.</p>

<p>5 eksik diş polisliğe engel mi?</p>

<p>Yönetmelikte A dilimi açısından sağlam kabul edilen sınır 5’ten az eksik diştir. 5 ve 5’ten fazla diş eksikliği farklı değerlendirilir.</p>

<p>İmplantı olan polis olabilir mi?</p>

<p>Sabit protez veya dental implantla eksiklikleri giderilmiş olgular yönetmelikte sağlam kabul edilir.</p>

<p>20 yaş dişi çekilmiş olan polis olabilir mi?</p>

<p>20 yaş dişlerinin yokluğu yönetmelikte eksik diş olarak değerlendirilmez.</p>

<p>Diş teli polisliğe engel mi?</p>

<p>Diş teli bulunması tek başına kesin sonuç vermez. Ortodontik tedavinin nedeni, çene ilişkileri, kapanış ve mevcut fonksiyon değerlendirilir.</p>

<p>Dolgu veya kanal tedavisi polisliğe engel mi?</p>

<p>Dolgu ve kanal tedavisi tek başına eksik diş anlamına gelmez. Adayın mevcut ağız ve diş sağlığı değerlendirilir.</p>

<p>TIBBİ VE HUKUKİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel sağlık uygunluğu kararı değildir. POMEM ve diğer polis eğitim kurumu adaylarında ağız ve diş sağlığı değerlendirmesinde yürürlükteki Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği, resmi diş hekimi muayenesi ve yetkili sağlık kurulu/sağlık komisyonunun kararı esas alınmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği</p>

<p>Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği EK-3 – Ağız ve Diş Hastalıkları</p>

<p>Polis Akademisi Başkanlığı</p>

<p>Danıştay 8. Daire – POMEM ağız ve diş sağlığı kararları </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Aday Rehberi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/eksik-dis-polislige-engel-mi-pomem-dis-sartlari</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 09:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-1089.jpeg" type="image/jpeg" length="27450"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hacamat nedir, ne işe yarar? Osmanlı kayıtları ve klinik araştırmaların gösterdikleri]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hacamat-nedir-ne-ise-yarar-osmanli-kayitlari-ve-klinik-arastirmalarin-gosterdikleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hacamat-nedir-ne-ise-yarar-osmanli-kayitlari-ve-klinik-arastirmalarin-gosterdikleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hacamat, yüzeysel deri kesilerinden kan alınan yaş kupa uygulamasıdır. Bazı ağrı çalışmalarında kısa süreli yarar görülürken, İslam ve Osmanlı tıbbındaki geçmişi ayrıntılı yazılı kayıtlara dayanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hacamat, deriye uygulanan vakumla birlikte yüzeysel kesilerden kan alınmasına dayanan yaş kupa yöntemidir. Bazı kontrollü insan çalışmalarında ağrının hafiflemesi ve günlük yaşamı etkileyen yakınmaların azalması bakımından olumlu sonuçlar bildirilmiştir. Bu sonuçlar, yöntemin belirli durumlarda yarar sağlayabileceğini gösterirken etkinin süresi ve hangi hastalara ne ölçüde fayda sağladığı konusunda araştırmalar devam ediyor.</p>

<p>Buradaki önemli ayrım, hacamat ile kuru kupanın aynı işlem olmamasıdır. Kuru kupada deri kesilmez ve kan alınmaz. Bilimsel yayınlarda iki yöntem bazen “kupa tedavisi” başlığı altında birlikte değerlendirilir. Bu nedenle bir araştırmanın sonucunu anlamak için yalnızca “kupa faydalı bulundu” ifadesine değil, hangi yöntemin, kimlerde ve neyle karşılaştırılarak incelendiğine bakmak gerekir.</p>

<p>Hacamatın hikâyesi ise klinik araştırmalardan çok daha eskiye uzanıyor. İslam tıbbının klasik eserlerinde ve Osmanlı cerrahi literatüründe uygulamanın tekniği kadar zamanlaması, hasta seçimi ve olası zararları da tartışılmıştı.</p>

<p>Hacamatın tarihi: Mısır ve Çin’den İslam tıbbına uzanan birikim</p>

<p>Kupa uygulamalarını tek bir topluma veya kesin bir başlangıç tarihine bağlamak kolay değil. Journal of Integrative Medicine’da 2017’de yayımlanan tarih incelemesi, farklı biçimlerdeki kupa uygulamalarının Mısır, Çin ve Grek-Roma tıp geleneklerinde yer aldığını ortaya koyuyor. Kullanılan araçlar arasında hayvan boynuzu, bambu, metal ve camdan yapılmış kupalar bulunuyordu.</p>

<p>Ancak bütün bu tarihsel uygulamaları bugünkü hacamat tekniğiyle birebir aynı kabul etmemek gerekiyor. Kan alınan ve alınmayan yöntemler, kullanılan araçlar ve işlemin açıklanma biçimi dönemlere göre değişiyordu.</p>

<p>İslam dünyasında hacamat hem hekimlik geleneğinin hem de dinî-kültürel hayatın parçası oldu. Buhârî ve Müslim gibi hadis kaynaklarında Hz. Muhammed’in hacamat yaptırdığına ilişkin rivayetler yer alıyor. Bu kayıtlar, uygulamanın Müslüman toplumlarda kuşaklar boyunca korunmasının önemli dayanaklarından biri.</p>

<p>İbn Sînâ’nın el-Kānûn fi’t-Tıbb gibi eserlerinde ise kan alma ve hacamat, dönemin tıbbi açıklamaları içinde değerlendirildi. Bu anlayışta sağlık; kan, balgam, sarı safra ve kara safra olarak tanımlanan dört beden sıvısının dengesiyle ilişkilendiriliyordu.</p>

<p>Dolayısıyla hacamatın tarihindeki dinî, kültürel ve tıbbi boyutlar iç içe geçmiş durumda. Bu geçmiş, yöntemin toplumdaki yerini açıklıyor; belirli bir hastalıktaki etkisini değerlendirmek içinse klinik araştırmalar gerekiyor.</p>

<p>Sabuncuoğlu’nun eserinde yalnız teknik değil, hasta güvenliği de var</p>

<p>Hacamatın Osmanlı tıbbındaki en dikkat çekici kayıtlarından biri, 15. yüzyıl cerrahı Sabuncuoğlu Şerefeddin’in Cerrahiyye-i İlhaniyye adlı eserinde bulunuyor. Burada uygulama yalnızca halk arasında sürdürülen bir alışkanlık değil, araçları ve sakıncaları anlatılan bir cerrahi işlem olarak karşımıza çıkıyor.</p>

<p>Elif Gültekin’in 2019’da yayımlanan incelemesi, eserde fasd, hacamat ve sülük uygulamalarının ayrı başlıklar altında ele alındığını gösteriyor. Fasd, bir damarın açılarak kan alınmasıdır. Hacamat ise kupa yardımıyla, daha yüzeysel bir işlem üzerinden gerçekleştirilir. İki yöntemi aynı uygulama gibi sunmak tarihsel açıdan da doğru değildir.</p>

<p>Sabuncuoğlu’nun metnindeki önemli ayrıntılardan biri, işlemin zarar ihtimaline ilişkin uyarılar. Derin kesilerin damar ve sinirlere zarar verebilmesi, fazla kan kaybı ve bayılma gibi sorunlar üzerinde duruluyor.</p>

<p>Bu kayıtlar, dönemin hekimlerinin hacamatı sınırsız ve koşulsuz bir uygulama olarak görmediğini gösteriyor. Teknik bilgi, hasta seçimi ve işlem sırasında ortaya çıkabilecek sorunlar birlikte düşünülmüş.</p>

<p>Yazılı gelenek sonraki yüzyıllarda da sürdü. Halil Tekiner’in incelediği Eskişehirli Osman ibn Musa’nın Risâle-i Hacâmat adlı eserinin ilk baskısı 1860’ta, ikinci baskısı 1883’te yayımlandı. Risalede zamanlama ve beslenme gibi dönemin kabulleri aktarılıyordu. Bunlar günümüzde doğrudan uygulanacak sağlık talimatları değil, Osmanlı toplumunun sağlık kültürünü gösteren tarihsel kayıtlardır.</p>

<p>Hacamat günleri neden hicrî ayın 17, 19 ve 21’ine bağlanıyor?</p>

<p>Hicrî ayların 17, 19 ve 21. günlerine ilişkin tercihler, hacamat hakkındaki dinî rivayetler ve bunların çevresinde gelişen gelenekle bağlantılıdır. Bununla birlikte klasik tıp yazarları arasında zamanlama konusunda tek bir yaklaşım bulunmuyordu.</p>

<p>Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, İbn Sînâ’nın ayın ortasına ilişkin değerlendirmelerini aktarırken Zehrâvî’nin belirli bir zaman tayinine gerek görmediğini de belirtiyor. Dolayısıyla geçmişte bütün hekimlerin değişmez bir “hacamat takvimi” üzerinde birleştiğini söylemek doğru olmaz.</p>

<p>Ayın dönemleri modern araştırmalarda da tamamen göz ardı edilmiş değil. Medical Science Monitor’da 2017’de yayımlanan, 85 migren hastasını içeren bir çalışma, farklı ay dönemlerinde yapılan yaş kupa uygulamalarının sonuçlarını karşılaştırdı.</p>

<p>Ancak bu araştırma randomize bir çalışma değildi ve hacamat uygulanmayan bir kontrol grubu içermiyordu. Bu nedenle bildirilen farklılıklar, belirli günlerin üstünlüğünü güvenilir biçimde ortaya koymak için yeterli değil.</p>

<p>Gelenekte tercih edilen zaman ile daha etkili olduğu klinik araştırmalarla gösterilmiş zaman aynı anlama gelmiyor. İşlem için sağlık değerlendirmesinin gerekliliği de takvimden bağımsız.</p>

<p>Bel ağrısında 80 kişilik çalışma ne gösterdi?</p>

<p>Hacamatın doğrudan incelendiği kontrollü araştırmalardan biri, 2015’te Journal of Alternative and Complementary Medicine’da yayımlandı. Çalışmaya en az üç aydır belirli bir hastalığa bağlanamayan bel ağrısı yaşayan 80 kişi katıldı.</p>

<p>Katılımcılar rastgele iki gruba ayrıldı. Bir gruba yaş kupa uygulanırken diğer gruba kupa yapılmadı. Gerektiğinde her iki grupta da parasetamol kullanımına izin verildi.</p>

<p>İki haftalık uygulama döneminin sonunda, 0–100 üzerinden değerlendirilen ağrı puanı hacamat grubunda 29,2; kontrol grubunda 57,9 olarak bildirildi. Günlük işlevlerdeki kısıtlılığı ölçen değerlendirmede de hacamat lehine sonuç bulundu. İyileşme, uygulamalar bittikten sonraki iki haftalık takipte de devam etti.</p>

<p>Bu sonuç, kısa süreli ağrı rahatlaması bakımından olumlu bir bulgudur. Ancak karşılaştırma, işlemi taklit eden bir plasebo uygulamasıyla yapılmamıştı. Böyle bir tasarımda işlemin kendisine özgü etkiyi; beklenti, ilgi ve tedavi ortamının etkisinden bütünüyle ayırmak mümkün değildir.</p>

<p>Araştırma ayrıca aylar veya yıllar süren kalıcı iyileşmeyi göstermiyor. Bel fıtığı gibi yapısal bir sorunun ortadan kalktığı anlamına da gelmiyor.</p>

<p>656 kişilik analizde ağrı azaldı; her sonuç aynı değildi</p>

<p>Mayıs 2025’te BMJ Open’da yayımlanan sistematik derleme, kronik kas-iskelet sistemi ağrısı bulunan 656 kişinin yer aldığı 10 randomize çalışmayı birleştirdi. Genel analizde kupa uygulamaları ağrı şiddetini azalttı. Araştırmacılar bu sonuç için kanıtın kesinliğini “orta düzey” olarak değerlendirdi.</p>

<p>Ancak bu, 656 kişinin tamamına hacamat yapıldığı anlamına gelmiyor. Çalışmaların sekizi kuru kupa, ikisi yaş kupa hakkındaydı. Dolayısıyla bütün sonucu doğrudan hacamata mal etmek doğru olmaz.</p>

<p>Ağrıda görülen iyileşme, genel analizde hareket ve günlük işlevlerdeki kısıtlılığa veya ruhsal sağlık sonuçlarına aynı açıklıkla yansımadı. Boyun-omuz ağrısı alt grubunda olumlu sonuç bulunurken bel ağrısı alt grubunda istatistiksel olarak anlamlı yarar gösterilemedi.</p>

<p>Çalışmalar arasındaki farklılıklar yüksekti ve değerlendirme esas olarak tedavi bitimindeki sonuçlara dayanıyordu. Bu tablo, kupa uygulamalarında kısa dönem ağrı azalması için dikkate değer kanıt bulunduğunu; fakat kalıcı iyileşme, her ağrı türünde aynı etki veya yaş kupanın kuru kupadan üstünlüğü sonucuna varılamayacağını gösteriyor.</p>

<p>Migren araştırmalarında Türkiye’den de sonuçlar var</p>

<p>Migren, hacamatın klinik olarak araştırıldığı diğer alanlardan biri. Journal of Pharmacopuncture’da 2024’te yayımlanan sistematik derleme, toplam 1.446 katılımcının yer aldığı 18 çalışmayı değerlendirdi.</p>

<p>Ağrı ve araştırmalarda kullanılan tedavi başarısı ölçütlerinde olumlu sonuçlar bildirildi. Yaş kupa uygulamalarında da yarar yönünde bulgular vardı. Buna karşılık migrenin günlük yaşamda oluşturduğu kısıtlılığı değerlendiren MIDAS ölçeğinde anlamlı bir iyileşme gösterilemedi.</p>

<p>Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: İncelenen 18 araştırmanın tamamı randomize kontrollü çalışma değildi. Yöntemsel kalite değerlendirmesinde çalışmaların 16’sı düşük, ikisi orta kalitede sınıflandırıldı. Bu nedenle olumlu sonuçların daha güçlü araştırmalarla doğrulanması gerekiyor.</p>

<p>Türkiye’den 2025’te Istanbul Medical Journal’da yayımlanan ayrı bir araştırmada ise aurasız migreni olan 75 hasta; yaş kupa, kuru kupa ve koruyucu ilaç tedavisi gruplarına rastgele ayrıldı. Çalışmayı 71 kişi tamamladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dört aylık değerlendirmede yaş ve kuru kupa gruplarında başlangıca göre yaşam kalitesi puanları yükseldi. Yaş kupa grubunda bazı kaygı ve depresyon puanlarında da iyileşmeler bildirildi.</p>

<p>Bununla birlikte küçük örneklem, işlemi taklit eden bir kontrol grubunun bulunmaması ve bazı başlangıç ölçümlerinin gruplar arasında farklı olması yorumlamayı güçleştiriyor. Bir grupta başlangıca göre anlamlı iyileşme görülmesi, o yöntemin diğer tedavilerden kesin olarak üstün olduğunu tek başına kanıtlamaz.</p>

<p>Bu araştırmalar, migren konusunda incelenmeye değer bir yarar ihtimali bulunduğunu gösteriyor. Ancak hacamatın migreni tamamen ortadan kaldırdığı veya standart tedavilerin yerine geçirilmesi gerektiği sonucunu desteklemiyor.</p>

<p>Hacamatın olası etkisi “kirli kan” açıklamasına mı bağlı?</p>

<p>Hacamatın ağrıyı etkileyebilmesi için “kirli kanın çıkarılması” açıklamasının doğru olması gerekmiyor. Bir yöntemin geleneksel açıklaması ile gerçek biyolojik etkisi farklı olabilir.</p>

<p>Journal of Traditional and Complementary Medicine’da yayımlanan mekanizma incelemesinde; vakumun oluşturduğu mekanik uyarı, yerel kan akımındaki değişiklikler ve ağrı sinyallerinin sinir sistemi tarafından işlenmesi üzerinde duruluyor. Hastanın beklentisi ve tedavi ortamı da hissedilen rahatlamaya katkıda bulunabilir.</p>

<p>Bu açıklamaların bir bölümü hâlâ araştırma ve hipotez düzeyinde. Örneğin bölgesel dolaşımda veya bazı laboratuvar göstergelerinde değişiklik görülmesi, tek başına bir hastalığın tedavi edildiğini göstermez.</p>

<p>Benzer şekilde alınan kanın bazı özelliklerinin farklı bulunması, vücuttaki zararlı maddelerin seçilerek temizlendiğini kanıtlamaz. “Detoks” iddiasını göstermek için hangi maddenin, ne ölçüde azaldığının ve bunun sağlığa nasıl yansıdığının ortaya konması gerekir.</p>

<p>Kupa sonrasında oluşan dairesel morluklar da bir “toksin haritası” değildir. Vakum, yüzeydeki küçük damarları etkileyerek cilt altında kan birikmesine ve renk değişikliğine yol açabilir.</p>

<p>Dolayısıyla olası ağrı rahatlamasını araştırmak ile “kirli kan” söylemini doğrulamak birbirinden ayrı bilimsel sorulardır.</p>

<p>Hacamatın güvenliği: Kimler için uygun olmayabilir?</p>

<p>Hacamatta deri bütünlüğü bozulduğu için güvenlik değerlendirmesi önemlidir. ABD Ulusal Tamamlayıcı ve Bütünleştirici Sağlık Merkezi, kupa uygulamalarında enfeksiyon, yanık, kalıcı renk değişikliği ve yara izi görülebileceğini belirtiyor.</p>

<p>Uygun biçimde sterilize edilmeyen ve kişiler arasında kullanılan ekipman, hepatit B ve hepatit C gibi kan yoluyla bulaşan enfeksiyonların aktarılmasına neden olabilir. Tekrarlayan yaş kupa uygulamalarında kan kaybına bağlı kansızlık da bildirilmiştir.</p>

<p>Bu nedenle değerlendirme yalnızca kullanılan kupanın temiz olup olmadığıyla sınırlı tutulmamalı. Kişinin kansızlığı, kanama bozukluğu, cilt hastalığı ve kullandığı ilaçlar da dikkate alınmalı.</p>

<p>Özellikle kan sulandırıcı ilaç kullananların veya kanama eğilimi bulunanların hekim değerlendirmesi olmadan yaş kupa yaptırması uygun değildir. Reçeteli ilaçlar hacamat yaptırmak amacıyla kişinin kendi kararıyla kesilmemelidir.</p>

<p>Gebelikte güvenliğe ilişkin bilgi sınırlıdır. Aktif enfeksiyon, açık yara veya belirgin cilt sorunu bulunan bölgelere uygulama yapılması da sakıncalı olabilir.</p>

<p>İşlem sonrasında giderek artan kızarıklık, iltihaplı akıntı, ateş, belirgin ağrı veya durmayan kanama gelişirse sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>Hacamatın bugün için en makul değerlendirmesi, tarihsel birikimini korurken klinik kullanımını hasta, amaç ve kanıt temelinde ele almaktır. Kısa süreli rahatlama hasta açısından değerli olabilir; ancak bu rahatlama, yakınmanın nedenini araştırmanın veya gerekli tedaviyi sürdürmenin yerine geçmez.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Hacamat girişimsel bir uygulamadır; herkes için uygun değildir. Uygulama kararı, mevcut hastalıklar ve kullanılan ilaçlar dikkate alınarak hekimle değerlendirilmelidir. Gerekli tanı ve tedavi hacamat nedeniyle ertelenmemelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>darulfunun ilahiyat — Elif Gültekin: Sabuncuoğlu Şerefeddin’in Cerrahiyye-i İlhaniye Adlı Eserinde Fasd, Hacamat ve Sülük Tedavisi — 2019</p>

<p>BMJ Open — Effects of Cupping Therapy on Chronic Musculoskeletal Pain and Collateral Problems: A Systematic Review and Meta-analysis — 28 Mayıs 2025</p>

<p>National Center for Complementary and Integrative Health — Cupping — Kasım 2018 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tıbbiye Kütüphanesi</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hacamat-nedir-ne-ise-yarar-osmanli-kayitlari-ve-klinik-arastirmalarin-gosterdikleri</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 05:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1234.jpeg" type="image/jpeg" length="34587"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kirpik Serumu Göz Altını Çökertir mi? Prostaglandin Ayrıntısına Dikkat]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/kirpik-serumu-goz-altini-cokertir-mi-prostaglandin-ayrintisina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/kirpik-serumu-goz-altini-cokertir-mi-prostaglandin-ayrintisina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bazı kirpik serumları kirpiklerin uzamasını sağlayabilir; ancak ürünlerin kanıtı aynı değil. Prostaglandin benzeri içerikler göz çevresinde renk ve hacim değişiklikleriyle ilişkilendiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kirpik Serumları Gerçekten İşe Yarıyor mu? Uzatma Etkisi ve Göz Çevresi Riskleri</p>

<p>Kirpik serumlarının tamamı aynı değil. Reçeteli bimatoprostun kirpiklerin uzunluğunu, kalınlığını ve koyuluğunu artırabildiğine ilişkin güçlü klinik kanıt bulunurken, kozmetik serumlarda kullanılan peptitler ve bitkisel içeriklerin çoğu için kanıt çok daha sınırlı.</p>

<p>Asıl dikkat edilmesi gereken noktalardan biri ise prostaglandin veya prostaglandin benzeri maddeler. Bu gruptaki maddeler kirpik büyümesini artırabilirken kızarıklık, göz kapağında pigment değişikliği ve göz çevresi dokularında değişikliklerle de ilişkilendirilmiştir.</p>

<p>KİRPİKLER NASIL UZAR?</p>

<p>Kirpikler de saçlar gibi bir büyüme döngüsüne sahiptir.</p>

<p>Bu döngü kabaca büyüme, geçiş ve dinlenme/dökülme dönemlerinden oluşur. Kirpiğin ne kadar uzun olabileceği, büyüme döneminde ne kadar süre kaldığıyla yakından ilişkilidir.</p>

<p>Kirpik serumlarının çalışma mantığı da kullanılan içeriğe göre değişir.</p>

<p>Bazıları yalnızca kirpiğin kırılmasını azaltmaya ve daha bakımlı görünmesine yardımcı olan kozmetik içerikler taşırken bazı maddeler kirpik folikülünün büyüme döngüsünü biyolojik olarak etkileyebilir.</p>

<p>Bu nedenle “kirpik serumu” adı altında satılan iki ürünün etkisi birbirinden tamamen farklı olabilir.</p>

<p>HANGİ KİRPİK SERUMUNUN ETKİSİ KANITLANDI?</p>

<p>En güçlü klinik kanıt bimatoprost için bulunuyor.</p>

<p>Bimatoprost bir prostaglandin analoğudur. Başlangıçta glokom tedavisinde kullanılan bu maddenin kirpikleri uzattığı fark edildi.</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi 2008 yılında bimatoprost yüzde 0,03 oftalmik solüsyonu yetersiz kirpik büyümesi olarak tanımlanabilecek kirpik hipotrikozunun tedavisinde onayladı.</p>

<p>Bimatoprost kirpiklerin büyüme fazını etkileyerek uzunluk, kalınlık ve koyulukta artış sağlayabilir.</p>

<p>Dolayısıyla “kirpik uzatan hiçbir ürünün kanıtı yok” demek doğru değil.</p>

<p>Ancak bimatoprost ile piyasada kozmetik olarak satılan bütün kirpik serumlarını aynı kategoride değerlendirmek de doğru değil.</p>

<p>KOZMETİK KİRPİK SERUMLARI İŞE YARIYOR MU?</p>

<p>Burada cevap ürüne göre değişiyor.</p>

<p>Reçetesiz kozmetik kirpik serumlarında peptitler, aminoasitler, panthenol, bitkisel özler ve farklı bakım bileşenleri bulunabiliyor.</p>

<p>Bazıları kirpiğin nemlenmesini ve kırılmaya karşı daha dayanıklı hale gelmesini sağlayabilir. Böylece kirpikler daha dolgun veya sağlıklı görünebilir.</p>

<p>Ancak 2024 yılında yayımlanan kapsamlı bir bilimsel derleme, prostaglandin dışındaki kirpik serumu içeriklerinin bazılarında umut verici veriler bulunmakla birlikte resmi klinik kanıtların hâlâ sınırlı olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Bu nedenle bir serumun internette binlerce olumlu yoruma sahip olması, gerçekten kirpik folikülünün büyümesini artırdığını kanıtlamaz.</p>

<p>PROSTAGLANDİN NEDEN KİRPİK UZATIYOR?</p>

<p>Prostaglandin analoglarının kirpik üzerindeki etkisi aslında göz hastalıklarının tedavisi sırasında fark edildi.</p>

<p>Glokom için prostaglandin analoğu içeren göz damlası kullanan hastalarda zaman içerisinde kirpiklerin uzadığı, kalınlaştığı ve koyulaştığı gözlendi.</p>

<p>Bu yan etki daha sonra kozmetik amaçla değerlendirildi.</p>

<p>Ancak aynı biyolojik etkinin göz çevresindeki başka dokular üzerinde de etkileri bulunabilir.</p>

<p>KİRPİK SERUMU GÖZ ÇEVRESİNİ ÇÖKERTEBİLİR Mİ?</p>

<p>Bu, son yıllarda kirpik serumlarıyla ilgili en çok tartışılan güvenlik konularından biri.</p>

<p>Prostaglandin analoglarının glokom hastalarında uzun süreli kullanımıyla ilişkili olarak “prostaglandin ilişkili periorbitopati” adı verilen değişiklikler iyi tanımlanmış durumda.</p>

<p>Bu tabloda göz çevresindeki yağ dokusunda azalma, üst göz kapağı oluğunun derinleşmesi ve göz çevresinin daha çökük görünmesi gibi değişiklikler görülebiliyor.</p>

<p>Kirpik uzatma amacıyla kullanılan prostaglandin benzeri maddeler için kanıt daha sınırlı olmakla birlikte önemli uyarı işaretleri bulunuyor.</p>

<p>2022 yılında Aesthetic Surgery Journal'da yayımlanan bir çalışma, prostaglandin analoğu içeren kirpik uzatıcılarını kullananlarda göz çevresi hacim kaybıyla uyumlu değişiklikler olabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Araştırmada ayrıca bir kadında 10 aylık kullanımın ardından göz çevresinde çöküklük, cilt incelmesi ve koyulaşma bildirildi; ürün bırakıldıktan sonraki aylarda değişikliklerin gerilediği gözlendi.</p>

<p>Ancak bu çalışma büyük, uzun süreli randomize bir güvenlik araştırması değildi.</p>

<p>Dolayısıyla bütün prostaglandin içerikli kirpik serumlarının herkeste göz çevresindeki yağı eriteceği sonucu çıkarılamaz.</p>

<p>Buna karşılık glokom tedavisinde kullanılan topikal prostaglandin analoglarıyla göz çevresi yağ dokusundaki değişiklik arasındaki ilişki daha güçlü biçimde belgelenmiştir.</p>

<p>GÖZ ALTI YAĞINI NASIL ETKİLEYEBİLİR?</p>

<p>Prostaglandin F2-alfa analoglarının yağ hücrelerinin biyolojisini etkileyebildiği düşünülüyor.</p>

<p>Göz çevresindeki yağ dokusunun azalması üst göz kapağı oluğunun daha derin görünmesine ve gözün çevresindeki anatomik konturların değişmesine neden olabilir.</p>

<p>Bu durum özellikle kozmetik amaçla kirpik serumu kullanan kişiler açısından paradoksal bir sonuç oluşturabilir:</p>

<p>Kirpikler uzarken göz çevresi daha çökük görünebilir.</p>

<p>Ancak riskin büyüklüğünün farklı ürünler, dozlar ve kullanım süreleri açısından ne olduğu henüz yeterince net değil.</p>

<p>2026'da yayımlanan yeni bir çalışma da glokom nedeniyle topikal prostaglandin analoğu kullanan hastalarda göz kapağındaki meibomian bezlerinde morfolojik değişiklikler ve prostaglandin ilişkili periorbitopati arasında ilişki bildirdi.</p>

<p>Bu araştırma doğrudan kozmetik kirpik serumlarını incelemese de prostaglandinlerin göz çevresindeki etkilerinin yalnızca kirpiklerle sınırlı olmadığını destekliyor.</p>

<p>KİRPİK SERUMU GÖZ KAPAĞINI KOYULAŞTIRABİLİR Mİ?</p>

<p>Evet, özellikle bimatoprost gibi prostaglandin analoglarında göz kapağı derisinde pigmentasyon artışı bildirilmiştir.</p>

<p>Göz çevresinde kızarıklık, kaşıntı veya tahriş de görülebilir.</p>

<p>Bu değişikliklerin bazıları ürün bırakıldığında gerileyebilir.</p>

<p>Ancak bütün yan etkilerin herkeste tamamen geri döneceğini söylemek mümkün değildir.</p>

<p>KİRPİK SERUMU GÖZ RENGİNİ DEĞİŞTİRİR Mİ?</p>

<p>Bu soru özellikle prostaglandin analogları nedeniyle gündeme geliyor.</p>

<p>Glokom tedavisinde prostaglandin analoglarının doğrudan göz içine damlatılması iris pigmentasyonunda artışla ilişkilendirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bimatoprostun kirpik tedavisindeki kullanımında ürün üst kirpik çizgisine uygulanır; gözün içine damlatılması amaçlanmaz.</p>

<p>Bununla birlikte güvenlik literatüründe iris pigmentasyonu olasılığı tamamen göz ardı edilmiyor.</p>

<p>2021 tarihli bir güvenlik değerlendirmesi, bimatoprostun kirpik büyümesi amacıyla kullanımındaki klinik çalışmaların iris pigmentasyonu ve prostaglandin ilişkili periorbitopati gibi bazı güvenlik sorunlarını yeterince ortaya koymamış olabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Bu nedenle özellikle prostaglandin etkili ürünlerde kullanım talimatına uyulması önemlidir.</p>

<p>PEPTİTLİ KİRPİK SERUMLARI DA AYNI RİSKİ TAŞIR MI?</p>

<p>Hayır; bütün kirpik serumlarının prostaglandinlerle aynı risk profiline sahip olduğunu söylemek doğru değildir.</p>

<p>Peptit, panthenol veya farklı bakım bileşenleri içeren prostaglandin içermeyen serumların çalışma mekanizması farklıdır.</p>

<p>Bunların göz çevresindeki yağ dokusunu azalttığını gösteren güçlü kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Ancak bunun karşılığında gerçek kirpik büyümesini ne ölçüde artırdıklarına ilişkin klinik kanıt da prostaglandinlerden daha zayıf.</p>

<p>Başka bir ifadeyle:</p>

<p>Daha güçlü büyüme kanıtına sahip içeriklerin güvenlik açısından daha fazla dikkate alınması gerekebilir.</p>

<p>Daha hafif kozmetik içeriklerin ise güvenlik profili farklı olsa da “kirpikleri kesin uzatır” iddiası aynı ölçüde kanıtlanmış değildir.</p>

<p>ETİKETTE HANGİ İSİMLERE BAKILMALI?</p>

<p>Tüketicinin yalnızca ürünün ön yüzündeki “lash serum”, “peptide serum” veya “natural lash enhancer” ifadelerine bakması yeterli değil.</p>

<p>Tam içerik listesi incelenmeli.</p>

<p>Bimatoprost bir prostaglandin analoğudur.</p>

<p>Kozmetik ürünlerde ise isopropyl cloprostenate gibi prostaglandin benzeri bileşikler veya farklı prostaglandin türevleriyle karşılaşılabilir.</p>

<p>Kimyasal isimlerin anlaşılması zor olabilir.</p>

<p>Ürünün tam içeriğinin açıkça belirtilmemesi ise özellikle göz çevresinde kullanılan bir ürün açısından temkinli yaklaşılması gereken bir durumdur.</p>

<p>“HORMONSUZ” VEYA “DOĞAL” YAZMASI YETERLİ Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Kozmetik pazarlama ifadeleri ürünün farmakolojik etkisini veya güvenliğini tek başına ortaya koymaz.</p>

<p>“Doğal”, “temiz”, “hormonsuz” veya “vegan” gibi ifadeler bir kirpik serumunun göz çevresinde tahriş yapmayacağını veya klinik olarak güvenli olduğunu garanti etmez.</p>

<p>Karar verirken pazarlama sloganından çok içerik listesine bakılmalıdır.</p>

<p>KİRPİK SERUMU BIRAKILINCA NE OLUR?</p>

<p>Bimatoprost gibi kirpik büyümesini biyolojik olarak artıran ürünlerin etkisi kalıcı değildir.</p>

<p>Tedavi bırakıldığında kirpikler zaman içinde doğal büyüme döngülerine geri döner.</p>

<p>Bu nedenle elde edilen uzunluk ve yoğunluğun süresiz olarak korunması beklenmez.</p>

<p>Kirpiklerin bir gecede dökülmesi de beklenen mekanizma değildir.</p>

<p>Yeni büyüyen kirpikler zaman içerisinde kişinin doğal özelliklerine doğru geri döner.</p>

<p>KİRPİK SERUMU NE ZAMAN BIRAKILMALI?</p>

<p>Göz çevresinde belirgin kızarıklık, sürekli yanma, ağrı, şişlik veya yeni başlayan belirgin pigment değişikliği gelişirse ürünün değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Göz çevresinde giderek artan çöküklük veya üst göz kapağı oluğunda belirginleşme fark eden kişiler de kullandıkları ürünün içeriğini kontrol etmeli ve göz hekimine danışmalıdır.</p>

<p>Görmede değişiklik, şiddetli göz ağrısı veya belirgin göz reaksiyonu varsa kozmetik bir yan etki olarak geçiştirilmemelidir.</p>

<p>KİRPİK SERUMU ALIRKEN EN ÖNEMLİ SORU NE?</p>

<p>“En hızlı hangisi uzatıyor?” sorusundan önce şu soru sorulmalı:</p>

<p>İçinde ne var?</p>

<p>Çünkü “kirpik serumu” tek bir ürün sınıfı değil.</p>

<p>Bimatoprost gibi prostaglandin analoglarının kirpik büyümesini artırdığına ilişkin klinik kanıt güçlüdür ancak göz çevresinde istenmeyen etkileri olabilir.</p>

<p>Reçetesiz prostaglandin benzeri ürünlerde ise etkinlik ve özellikle uzun dönem güvenlik verileri daha sınırlıdır.</p>

<p>Prostaglandin içermeyen peptit ve bakım serumlarında bazı umut verici veriler bulunmasına rağmen kirpik büyümesi açısından kanıt daha zayıftır.</p>

<p>Bu nedenle daha uzun kirpik vaadinin yanında göz çevresinin sağlığını da hesaba katmak gerekir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel tedavi önerisi değildir. Göz hastalığı bulunanlar veya göz ilacı kullananlar kirpik büyütücü ürünleri kullanmadan önce göz hekimine danışmalıdır. Ağrı, görme değişikliği veya belirgin göz reaksiyonu tıbbi değerlendirme gerektirir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Journal of Cosmetic Dermatology — Eyelash Serums: A Comprehensive Review</p>

<p>Dermatologic Surgery — Revisiting the Safety of Prostaglandin Analog Eyelash Growth Products</p>

<p>Aesthetic Surgery Journal — Do Prostaglandin Analogue Lash Lengtheners Cause Eyelid Fat and Volume Loss?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/kirpik-serumu-goz-altini-cokertir-mi-prostaglandin-ayrintisina-dikkat</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 05:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1233.jpeg" type="image/jpeg" length="28089"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pankreas kanseri erken dönemde sessiz olabilir: Bu işaretler ortaya çıkarsa önemseyin]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/pankreas-kanseri-erken-donemde-sessiz-olabilir-bu-isaretler-ortaya-cikarsa-onemseyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/pankreas-kanseri-erken-donemde-sessiz-olabilir-bu-isaretler-ortaya-cikarsa-onemseyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pankreas kanseri erken evrede hiçbir belirti vermeyebilir. Sarılık, koyu idrar, açık renk dışkı, açıklanamayan kilo kaybı ve karın ya da sırt ağrısı ortaya çıktığında değerlendirme gerekir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pankreas kanseri erken evrede çoğu zaman belirgin bir yakınmaya yol açmaz. Belirtiler ortaya çıktığında ise sarılık, açıklanamayan kilo kaybı, iştahsızlık, üst karın veya sırta yayılan ağrı, koyu idrar ve açık renk dışkı görülebilir.</p>

<p>Bu belirtilerden herhangi birinin bulunması kişinin pankreas kanseri olduğu anlamına gelmez. Safra taşı, karaciğer ve safra yolu hastalıkları, pankreatit, mide-bağırsak sorunları ve çok sayıda daha sık görülen durum benzer yakınmalara neden olabilir. Önemli olan özellikle yeni başlayan, açıklanamayan veya devam eden değişikliklerin nedeninin araştırılmasıdır.</p>

<p>Pankreas kanseri neden erken dönemde belirti vermeyebilir?</p>

<p>Pankreas karın boşluğunun derininde yer alan bir organdır. Küçük pankreas tümörleri rutin fizik muayenede kolaylıkla fark edilemez ve hastalığın erken döneminde belirgin bir yakınma oluşturmayabilir.</p>

<p>Belirtilerin tipi tümörün pankreasın hangi bölümünde bulunduğuna da bağlıdır. Özellikle pankreasın baş bölümündeki tümörler safra kanalına yakın oldukları için kanalı tıkayabilir ve bazı hastalarda sarılığın daha erken ortaya çıkmasına yol açabilir.</p>

<p>Sarılık pankreas kanserinin önemli belirtilerinden biri olabilir</p>

<p>Göz aklarında veya ciltte sararma, pankreas kanserinde görülebilen önemli belirtilerden biridir. Bunun nedeni safra akışının engellenmesi sonucunda bilirubin adı verilen maddenin kanda birikmesidir.</p>

<p>Sarılıkla birlikte şu değişiklikler görülebilir:</p>

<p>• İdrarın belirgin biçimde koyulaşması<br />
• Dışkının normalden açık, gri veya kil renginde olması<br />
• Dışkının yağlı görünmesi veya yüzmesi<br />
• Ciltte kaşıntı</p>

<p>Ancak sarılığın pankreas kanserinden çok daha sık görülen başka nedenleri de vardır. Safra taşı, hepatit ve diğer karaciğer veya safra yolu hastalıkları bunların arasındadır. Yeni gelişen sarılık tıbbi değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Açıklanamayan kilo kaybı ve iştahsızlık önemsenmeli</p>

<p>İstenmeden kilo verilmesi ve belirgin iştah azalması pankreas kanserinde görülebilen belirtilerdendir. Özellikle kişinin beslenmesinde veya fiziksel aktivitesinde kilo kaybını açıklayacak bir değişiklik yoksa nedeninin araştırılması gerekir.</p>

<p>Tek başına kilo kaybı pankreas kanserine özgü değildir. Tiroid hastalıklarından sindirim sistemi sorunlarına, enfeksiyonlardan başka kanser türlerine kadar pek çok durum istemsiz kilo kaybına yol açabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karın ve sırt ağrısı nasıl olabilir?</p>

<p>Pankreas kanserinde üst veya orta karın bölgesinde başlayan ve sırta doğru yayılabilen ağrı görülebilir. Tümör büyüdükçe çevredeki dokulara ve sinirlere baskı oluşturması ağrıya katkıda bulunabilir.</p>

<p>Karın ve sırt ağrısı toplumda çok yaygındır ve çoğu zaman kanser dışındaki nedenlerden kaynaklanır. Ancak yeni başlayan, giderek artan, uzun süren veya kilo kaybı ve sarılık gibi başka bulguların eşlik ettiği ağrı değerlendirilmelidir.</p>

<p>Bulantı, kusma ve sindirim yakınmaları görülebilir</p>

<p>Pankreas çevresindeki oluşumlar büyüdüğünde mide ve bağırsakların çalışmasını etkileyebilir. Bazı hastalarda özellikle yemeklerden sonra artabilen bulantı, kusma, şişkinlik veya karında rahatsızlık gelişebilir.</p>

<p>Yağların sindirimindeki bozulma dışkının yağlı, kötü kokulu veya normalden açık renkli hale gelmesine de neden olabilir.</p>

<p>Yeni başlayan diyabet pankreas kanseri belirtisi midir?</p>

<p>Pankreas insülin üretiminde önemli rol oynadığı için pankreas hastalıkları kan şekeri kontrolünü etkileyebilir. Bazı pankreas kanseri hastalarında yeni başlayan diyabet veya daha önce kontrol altında olan kan şekerinde açıklanamayan bozulma görülebilir.</p>

<p>Bununla birlikte yeni tanı alan diyabet hastalarının büyük çoğunluğunda pankreas kanseri yoktur. Yeni başlayan diyabet tek başına kanser belirtisi olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<p>Özellikle ileri yaşta açıklanamayan kilo kaybı, sarılık veya karın-sırt ağrısı gibi başka bulgular da bulunuyorsa doktor klinik tabloya göre ek değerlendirme yapabilir.</p>

<p>Kan pıhtısı nadiren ilk ipuçlarından biri olabilir</p>

<p>Pankreas kanseri kanın pıhtılaşma eğilimini artırabilir. Bazı hastalarda bacakta ağrı, tek taraflı şişlik, kızarıklık veya sıcaklık artışıyla seyreden derin ven trombozu görülebilir.</p>

<p>Pıhtının akciğere gitmesi ani nefes darlığı veya göğüs ağrısına yol açabilir. Bu belirtiler pankreas kanserinden bağımsız olarak da acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Pankreas kanseri için herkese tarama yapılıyor mu?</p>

<p>Belirti göstermeyen ve ortalama risk taşıyan toplumda pankreas kanseri için rutin tarama önerilmemektedir. Bunun önemli nedenlerinden biri, toplum genelinde ölüm riskini azalttığı kanıtlanmış uygun bir tarama testinin bulunmamasıdır.</p>

<p>Güçlü aile öyküsü veya belirli kalıtsal genetik yatkınlıkları nedeniyle yüksek risk taşıyan kişiler ise standart toplum taramasından farklı değerlendirilir. Bu kişilerde uzman merkezlerde manyetik rezonans görüntüleme ve/veya endoskopik ultrason gibi yöntemlerle izlem gündeme gelebilir.</p>

<p>Pankreas kanserinin belirtileri başka hastalıklarla karışabilir</p>

<p>Pankreas kanserinde en önemli sorunlardan biri, görülebilecek belirtilerin hastalığa özgü olmamasıdır. Sarılık dışında kilo kaybı, halsizlik, karın ağrısı, sırt ağrısı, iştahsızlık ve bulantı çok daha sık görülen hastalıklarda da ortaya çıkabilir.</p>

<p>Bu nedenle belirtilerden hareketle kişinin kendi kendine pankreas kanseri tanısı koyması doğru değildir. Aynı şekilde açıklanamayan ve devam eden belirtilerin “önemsizdir” düşüncesiyle uzun süre ertelenmesi de uygun değildir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Gözlerde veya ciltte yeni başlayan sararma, açıklanamayan belirgin kilo kaybı, devam eden karın-sırt ağrısı, koyu idrarla birlikte açık renk dışkı gibi yeni belirtiler varsa sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Ani nefes darlığı, göğüs ağrısı veya tek bacakta belirgin şişlik acil değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Bu belirtiler pankreas kanserine özgü değildir ve çok daha sık olarak başka hastalıklardan kaynaklanır. Kesin neden yalnızca uygun tıbbi değerlendirme ve gerektiğinde görüntüleme veya diğer incelemelerle belirlenebilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>National Cancer Institute — Pancreatic Cancer Symptoms — 2026</p>

<p>American Cancer Society — Signs and Symptoms of Pancreatic Cancer — Güncel hasta bilgilendirmesi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/pankreas-kanseri-erken-donemde-sessiz-olabilir-bu-isaretler-ortaya-cikarsa-onemseyin</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 05:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/02/i-m-g-1301.jpeg" type="image/jpeg" length="77186"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İltihabı Azaltan Takviyeler Var mı? Omega-3, Kurkumin ve Diğerleri İçin Kanıtlar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/iltihabi-azaltan-takviyeler-var-mi-omega-3-kurkumin-ve-digerleri-icin-kanitlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/iltihabi-azaltan-takviyeler-var-mi-omega-3-kurkumin-ve-digerleri-icin-kanitlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İltihabı azalttığı öne sürülen çok sayıda takviye var ancak kanıtları eşit değil. Omega-3 bazı romatoid artrit belirtilerinde yarar sağlayabilir; kurkumin ve diğer ürünlerde kanıt daha sınırlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İltihabı azalttığı iddia edilen omega-3, kurkumin, zencefil, bromelain ve çeşitli vitaminler için bilimsel araştırmalar bulunuyor. Ancak bugün için herhangi bir takviyenin genel olarak “vücuttaki iltihabı tedavi ettiği” söylenemez. Kanıt düzeyi kullanılan ürüne ve ele alınan hastalığa göre önemli ölçüde değişiyor.</p>

<p>Mevcut veriler içinde omega-3 yağ asitleri özellikle romatoid artritte ağrı, hassasiyet ve şiş eklem gibi bazı belirtilerin hafifletilmesine yardımcı olabilecek seçeneklerden biri olarak öne çıkıyor. Buna karşılık kurkumin, zencefil ve birçok başka takviye için elde edilen sonuçlar umut verici olsa da kesin klinik öneri oluşturacak kadar güçlü veya tutarlı olmayabiliyor.</p>

<p>Omega-3 için en dikkat çekici kanıt romatoid artritte</p>

<p>Balık yağı takviyelerinde bulunan EPA ve DHA gibi omega-3 yağ asitleri, iltihapla ilişkili biyolojik süreçleri etkileyebilir.</p>

<p>Araştırmalar özellikle romatoid artriti olan kişilerde omega-3 açısından zengin beslenmenin veya omega-3 desteğinin ağrı, hassas ve şiş eklem sayısı gibi bazı belirtilerde mütevazı iyileşmeler sağlayabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Bu durum omega-3’ün hastalığı tedavi ettiği anlamına gelmiyor. Romatoid artritte eklem hasarını önlemek ve hastalığın ilerlemesini kontrol altına almak için kullanılan temel tedavilerin yerine geçmez.</p>

<p>Zerdeçal ve kurkumin için sonuçlar umut verici ama kesin değil</p>

<p>Zerdeçalın temel bileşenlerinden kurkumin, laboratuvar çalışmalarında iltihapla ilişkili çeşitli yollar üzerinde etkiler gösteriyor. Bu nedenle osteoartrit başta olmak üzere çok sayıda hastalıkta araştırılıyor.</p>

<p>Bazı klinik çalışmalar diz osteoartritinde ağrı ve işlev açısından yarar olabileceğine işaret ediyor. Buna rağmen kullanılan ürünlerin içeriği, dozları ve kurkuminin vücutta emilimini artırmak için uygulanan yöntemler birbirinden oldukça farklı.</p>

<p>Bu nedenle mevcut veriler, kurkuminin bütün iltihabi hastalıklar için etkili bir tedavi olarak kabul edilmesine yetmiyor.</p>

<p>Üstelik daha yüksek emilim sağlamak amacıyla hazırlanmış bazı kurkumin ürünleriyle nadir de olsa karaciğer hasarı vakaları bildirilmiş durumda. “Doğal” olması bir ürünün risksiz olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bromelain her türlü iltihap için aynı kanıta sahip değil</p>

<p>Ananasta bulunan bromelain adlı enzim karışımı da iltihap karşıtı etkileri nedeniyle takviye olarak pazarlanıyor.</p>

<p>Bromelain konusunda en anlamlı veriler daha çok akut burun ve sinüs iltihabı gibi belirli durumlarda yardımcı tedavi olarak kullanımına ilişkin. Eklem hastalıkları veya genel kronik inflamasyon için ise kanıt daha yetersiz.</p>

<p>Dolayısıyla bir takviyenin belirli bir klinik durumda araştırılmış olması, tüm iltihabi hastalıklarda işe yarayacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Zencefil, sarımsak ve resveratrol için kanıt daha sınırlı</p>

<p>Zencefilin laboratuvar ve küçük klinik çalışmalarda inflamasyonla ilişkili bazı süreçleri etkileyebileceği gösterildi. Buna karşın osteoartrit, romatoid artrit veya kas-eklem ağrılarında ne ölçüde klinik yarar sağladığı henüz kesin değil.</p>

<p>Sarımsak ve resveratrol gibi maddeler de antioksidan veya inflamasyonla ilişkili biyolojik etkileri nedeniyle araştırılıyor. Ancak bu mekanizmalar, kişinin hastalığında anlamlı bir iyileşme olacağını tek başına kanıtlamıyor.</p>

<p>Bir maddenin kan testindeki bir inflamasyon belirtecini değiştirmesi ile ağrıyı azaltması, hastalık aktivitesini düşürmesi veya organ hasarını önlemesi aynı şey değildir.</p>

<p>Vitamin takviyesi kullanmak otomatik olarak iltihabı azaltmaz</p>

<p>A, C, D ve E vitaminleri ile çinko gibi mikrobesinler bağışıklık sistemi ve normal hücresel işlevler için gereklidir.</p>

<p>Bununla birlikte bir vitaminin vücutta önemli görevlerinin bulunması, eksikliği olmayan bir kişinin yüksek doz takviye kullanmasının iltihabi bir hastalığı tedavi edeceği anlamına gelmez.</p>

<p>Örneğin düşük D vitamini düzeylerinin bazı inflamatuvar hastalıklarla birlikte görülmesi, herkese D vitamini verildiğinde bu hastalıkların önleneceğini veya tedavi edileceğini göstermiyor.</p>

<p>Eksiklik saptanan kişilerde eksikliğin uygun şekilde giderilmesi ise ayrı bir konudur ve tıbbi değerlendirmeye göre planlanmalıdır.</p>

<p>SAM-e ve diğer ürünlerde hastalığa özgü kanıt önemli</p>

<p>SAM-e başta osteoartrit olmak üzere kas-iskelet sistemi yakınmalarında araştırılmış takviyelerden biridir. Ancak çalışmaların sonuçları kesin değildir.</p>

<p>Takviye değerlendirilirken “anti-inflamatuvar” etiketi yerine hangi hastalıkta, hangi dozda, kaç kişide ve hangi klinik sonuç üzerinde çalışıldığına bakmak daha doğru bir yaklaşım oluşturur.</p>

<p>Takviyeler reçeteli ilaçlarla etkileşebilir</p>

<p>Bitkisel veya vitamin içeren ürünler ilaçlardan bağımsız düşünülmemeli.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kan sulandırıcı kullananlarda bazı takviyeler kanama riskini etkileyebilir. Vitamin K içeren ürünler warfarinin etkisini değiştirebilir. Bazı bitkisel ürünler de karaciğerde ilaçların parçalanmasını etkileyebilir.</p>

<p>Kanser tedavisi görenler, karaciğer veya böbrek hastalığı bulunanlar, gebeler, emzirenler ve düzenli ilaç kullananlar takviye başlamadan önce hekim veya eczacıyla görüşmelidir.</p>

<p>En güçlü yaklaşım takviyeden önce iltihabın nedenini belirlemek</p>

<p>“Vücudumda iltihap var” ifadesi tek başına bir tanı değildir. Enfeksiyonlar, romatolojik hastalıklar, bağırsak hastalıkları, yaralanmalar ve çok sayıda başka durum inflamasyona yol açabilir.</p>

<p>Bu nedenle uzun süren eklem şişliği, açıklanamayan ateş, belirgin halsizlik, istemsiz kilo kaybı veya sürekli yüksek inflamasyon belirteçleri gibi bulgular varsa yalnızca takviye aramak yerine altta yatan nedenin değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel sağlık bilgilendirmesi amacıyla hazırlanmıştır ve tanı veya tedavi önerisi değildir. Takviyeler reçeteli tedavilerin yerine kullanılmamalıdır. Düzenli ilaç kullananların, kronik hastalığı bulunanların, gebelerin ve emzirenlerin takviye kullanmadan önce sağlık profesyoneline danışması gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>WebMD — Vitamins and Supplements to Fight Inflammation — 4 Aralık 2022</p>

<p>National Center for Complementary and Integrative Health (NCCIH) — Omega-3 Supplements: What You Need To Know</p>

<p>National Center for Complementary and Integrative Health (NCCIH) — Turmeric: Usefulness and Safety — 2025 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/iltihabi-azaltan-takviyeler-var-mi-omega-3-kurkumin-ve-digerleri-icin-kanitlar</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 03:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1230.jpeg" type="image/jpeg" length="40167"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Deneysel ilaç Kamuvudine-9 MS farelerinde felç ve görme kaybını tersine çevirdi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/deneysel-ilac-kamuvudine-9-ms-farelerinde-felc-ve-gorme-kaybini-tersine-cevirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/deneysel-ilac-kamuvudine-9-ms-farelerinde-felc-ve-gorme-kaybini-tersine-cevirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Deneysel kamuvudine-9 (K-9), multipl sklerozun fare modelinde mevcut hareket ve görme kaybında belirgin düzelme sağladı. Ancak ilacın MS hastalarında aynı etkiyi gösterip göstermediği henüz bilinmiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kamuvudine-9 adı verilen deneysel ilaç, multipl sklerozun fare modelinde daha önce ortaya çıkmış hareket bozukluğu ve görme kaybında belirgin düzelme sağladı. Araştırmacılar ayrıca sinir lifleri ile onları çevreleyen miyelin yapısının korunmasına yönelik bulgular elde etti.</p>

<p>Ancak sonuçların en önemli sınırı, tedavinin MS hastalarında henüz etkinliğinin gösterilmemiş olması. Science Translational Medicine'da yayımlanan çalışma büyük ölçüde hayvan deneylerine dayanıyor. Bu nedenle farelerde gözlenen işlevsel iyileşmenin insanlarda da ortaya çıkıp çıkmayacağını belirlemek için kontrollü klinik çalışmalara ihtiyaç var.</p>

<p>Kamuvudine-9 nedir?</p>

<p>Kamuvudine-9 veya kısaca K-9, nükleozid/nükleotid ters transkriptaz inhibitörleri olarak bilinen NRTI grubu antiviral ilaçlardan hareketle geliştirilen deneysel bir molekül.</p>

<p>NRTI ilaçları uzun süredir HIV ve hepatit B gibi viral enfeksiyonların tedavisinde kullanılıyor. Araştırma ekibi ise bu ilaçların antiviral etkilerinden bağımsız olarak inflamasyonla ilişkili bazı hücresel mekanizmaları baskılayabildiğini gösteren bulgulardan yola çıktı.</p>

<p>K-9, antiviral işlevden ayrıştırılarak inflammazom adı verilen iltihabi sistemi hedefleyecek şekilde geliştirilen yeni nesil bir türev olarak araştırılıyor.</p>

<p>MS farelerinde hareket ve görme kaybı geriledi</p>

<p>Araştırmacılar farelerde multipl skleroza benzeyen nörolojik bir hastalık modeli oluşturdu. Tedavi, belirtiler ortaya çıktıktan sonra başlatıldı ve yaklaşık iki hafta boyunca K-9 uygulandı.</p>

<p>K-9 verilen hayvanlarda yeni nörolojik kötüleşmenin önlenmesinin yanı sıra, tedaviden önce ortaya çıkmış hareket bozukluğu ve görme kaybında da belirgin iyileşme gözlendi.</p>

<p>Araştırmacılar bu sonucu özellikle önemli buluyor. Çünkü günümüzde kullanılan birçok MS tedavisinin temel amacı yeni bağışıklık saldırılarını ve hastalık alevlenmelerini azaltmak. Daha önce oluşmuş nörolojik kaybın geri kazanılması ise çok daha zor bir hedef.</p>

<p>Sinir lifleri ve miyelin üzerinde koruyucu etki görüldü</p>

<p>K-9 verilen farelerin merkezi sinir sisteminde akson adı verilen sinir liflerinin ve bu lifleri çevreleyen miyelin tabakasının daha iyi korunduğu görüldü.</p>

<p>Çalışmada ayrıca sinir hücresi hasarının göstergelerinden biri olan nörofilament hafif zincir, yani NfL düzeyleri de değerlendirildi. K-9 tedavisi alan hayvanlarda NfL artışının baskılandığı bildirildi.</p>

<p>Bu bulgular, yalnızca davranışsal iyileşme değil, sinir dokusunun korunması yönünde de biyolojik işaretler bulunduğunu düşündürüyor.</p>

<p>K-9 nasıl çalışıyor?</p>

<p>Araştırmanın merkezinde inflammazom adı verilen hücresel sistem bulunuyor. İnflammazomlar, bağışıklık sisteminin tehlike sinyallerine yanıt vermesinde rol oynayan protein kompleksleri.</p>

<p>Multipl sklerozda bağışıklık sistemi merkezi sinir sistemindeki yapılara zarar verebilir. Araştırmacılar K-9'un inflammazom aktivasyonunun iki ayrı yolunu baskılayarak sinir hücrelerini ve miyelini iltihabi hasardan koruyabileceğini düşünüyor.</p>

<p>Bununla birlikte bu mekanizma henüz deneysel araştırma aşamasında. Farelerde gözlenen biyolojik etkinin insanlarda aynı ölçüde gerçekleşeceği kabul edilemez.</p>

<p>3 milyondan fazla kişinin verileri de incelendi</p>

<p>Araştırmanın hayvan deneylerinden ayrı bir bölümünde, ABD'deki üç farklı sağlık sigortası veri tabanından 3 milyondan fazla kişinin kayıtları analiz edildi.</p>

<p>HIV veya hepatit B nedeniyle NRTI kullanan kişilerde MS tanısı görülme oranının daha düşük olduğu bildirildi. NRTI kullanan ve halihazırda MS tanısı bulunan kişilerde ise yıllık atak oranının daha düşük olduğu yönünde bir ilişki saptandı.</p>

<p>Araştırmacıların analizine göre NRTI kullanımı MS gelişme riskinde yaklaşık yüzde 41, yıllık MS atak oranında ise yaklaşık yüzde 36 azalma ile ilişkiliydi.</p>

<p>Ancak bu sonuçların gözlemsel olduğu özellikle vurgulanmalı. NRTI kullanan kişilerde MS'nin daha az görülmesi, bu ilaçların MS'yi önlediğini veya tedavi ettiğini tek başına kanıtlamaz. Ayrıca çalışılan NRTI ilaçları ile deneysel K-9 molekülü aynı ilaç değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kamuvudine-9 insanlarda denendi mi?</p>

<p>K-9'un multipl skleroz tedavisindeki etkinliği insanlarda henüz gösterilmiş değil.</p>

<p>Bununla birlikte Kamuvudine-9 daha önce diyabetik makula ödemi ve tiroid göz hastalığı gibi bazı göz hastalıklarına yönelik klinik araştırmalarda değerlendirildi. Bu deneyim, ilacın MS için gelecekte yapılabilecek klinik araştırmalarına ilişkin güvenlik ve doz geliştirme çalışmalarına katkı sağlayabilir.</p>

<p>Araştırmacılar K-9'un multipl sklerozun yanı sıra ALS gibi nörodejeneratif hastalıklarda da araştırılmasını planlıyor.</p>

<p>MS'de kaybedilen işlev geri kazanılabilir mi?</p>

<p>Günümüzde MS tedavisinde kullanılan hastalık düzenleyici ilaçlar atakların sayısını azaltabilir ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir. Ancak daha önce oluşmuş sinir dokusu hasarının ve kalıcı nörolojik kaybın geri çevrilmesi halen önemli bir araştırma alanı.</p>

<p>Bu nedenle K-9 çalışmasının dikkat çekici yönü, yalnızca yeni hasarın azaltılması değil, hayvanlarda önceden gelişmiş bazı nörolojik kayıpların da gerilemiş olması.</p>

<p>Buna rağmen çalışma, MS hastalarında felç veya görme kaybının K-9 ile geri döndürülebileceği anlamına gelmiyor. Bunun anlaşılabilmesi için ilacın MS hastalarında güvenlik, doz, etkinlik ve uzun dönem sonuçlarının klinik çalışmalarla değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Kamuvudine-9 multipl skleroz için deneysel bir ilaçtır ve insanlarda MS tedavisinde etkinliği kanıtlanmış veya standart tedavi olarak onaylanmış değildir. Mevcut MS ilaçlarının bırakılması, değiştirilmesi veya antiviral ilaçların MS amacıyla kullanılması yalnızca hekim değerlendirmesiyle yapılmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Science Translational Medicine — The nucleoside analog kamuvudine-9 shows protective and therapeutic efficacy in a mouse model of multiple sclerosis — 23 Eylül 2026</p>

<p>National Institutes of Health / National Eye Institute — Modified HIV drug reverses vision loss and paralysis in multiple sclerosis model — 23 Eylül 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/deneysel-ilac-kamuvudine-9-ms-farelerinde-felc-ve-gorme-kaybini-tersine-cevirdi</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 03:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1229.jpeg" type="image/jpeg" length="26590"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[INR Yüksekliği ve Düşüklüğü Neden Olur?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/inr-yuksekligi-ve-dusuklugu-neden-olur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/inr-yuksekligi-ve-dusuklugu-neden-olur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[INR, kanın pıhtılaşma süresini standartlaştırılmış biçimde gösterir. Warfarin kullanmayanlarda yaklaşık 0,8–1,1 normal kabul edilirken, warfarin tedavisinde hedef çoğu durumda 2–3'tür.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>INR NEDİR?</p>

<p>INR, “International Normalized Ratio” yani Uluslararası Normalleştirilmiş Oran anlamına gelir. Protrombin zamanı (PT) testinin laboratuvarlar arasında karşılaştırılabilmesini sağlar ve özellikle warfarin kullanan hastaların takibinde kullanılır.</p>

<p>INR yüksekliği kanın daha yavaş pıhtılaştığını, düşüklüğü ise warfarin kullanan kişilerde pıhtı önleyici etkinin yetersiz kalabileceğini düşündürebilir. Ancak hedef değer kişinin warfarin kullanıp kullanmadığına ve ilacın hangi nedenle verildiğine göre değişir.</p>

<p>INR KAÇ OLMALI?</p>

<p>Warfarin veya başka bir K vitamini antagonisti kullanmayan kişilerde INR çoğunlukla yaklaşık 0,8–1,1 aralığındadır.</p>

<p>Warfarin kullanan hastaların büyük bölümünde hedef INR 2,0–3,0 civarındadır. Ancak mekanik kalp kapağı gibi bazı durumlarda hedef aralık farklı olabilir.</p>

<p>Bu nedenle “normal INR” ile “tedavi hedefi INR” aynı şey değildir.</p>

<p>INR 1 NE DEMEK?</p>

<p>INR 1 civarı, warfarin kullanmayan sağlıklı kişilerde genellikle beklenen düzeydedir.</p>

<p>Ancak pıhtı oluşmasını önlemek amacıyla warfarin kullanan bir hastada INR 1 çoğu endikasyonda tedavi hedefinin altında kalabilir ve pıhtıdan korunmanın yetersiz olabileceğini düşündürebilir.</p>

<p>INR 2 NE DEMEK?</p>

<p>INR 2, warfarin kullanan pek çok hastada terapötik aralığın alt sınırına karşılık gelir.</p>

<p>Örneğin hedefi 2–3 olan bir hastada INR 2 genellikle tedavi aralığındadır. Warfarin kullanmayan bir kişide ise INR 2 normal kabul edilmez ve nedeninin araştırılması gerekir.</p>

<p>INR 3 NE DEMEK?</p>

<p>INR 3, hedefi 2–3 olan bir warfarin hastasında terapötik aralığın üst sınırında olabilir.</p>

<p>Ancak ilacı kullanmayan bir kişide INR 3 belirgin yüksekliktir. Karaciğer hastalığı, K vitamini eksikliği veya pıhtılaşma faktörleriyle ilgili sorunlar gibi nedenler değerlendirilebilir.</p>

<p>INR 4 NE DEMEK?</p>

<p>INR 4, hedefi 2–3 olan çoğu warfarin hastasında hedefin üzerindedir ve kanama riskinin arttığını düşündürür.</p>

<p>Kanama olup olmadığı, diğer ilaçlar, yaş, böbrek ve karaciğer fonksiyonları ile INR'nin ne kadar sürede yükseldiği önemlidir. Tek başına rakama bakılarak tedavi değişikliği yapılmamalıdır.</p>

<p>INR 5 NE DEMEK?</p>

<p>INR 5 belirgin yüksek bir değerdir.</p>

<p>Warfarin kullanan hastalarda kanama riski INR yükseldikçe artar; CHEST verileri özellikle INR 4,5'in üzerinde bu riskin belirginleştiğini gösterir.</p>

<p>INR 5 veya üzerindeki sonuçlarda kanama varlığı ve klinik durum hızlı biçimde değerlendirilmelidir.</p>

<p>INR YÜKSEKLİĞİ NEDEN OLUR?</p>

<p>Warfarin dozunun fazla gelmesi en sık nedenlerden biridir.</p>

<p>Bunun dışında bazı antibiyotikler ve diğer ilaçlar, karaciğer hastalıkları, K vitamini eksikliği, beslenme değişiklikleri, akut hastalıklar ve warfarinle etkileşen ilaç veya bitkisel ürünler INR'yi yükseltebilir.</p>

<p>Bu nedenle beklenmedik bir INR değişikliğinde son günlerde kullanılan ilaçlar ve beslenme alışkanlıkları önemlidir.</p>

<p>INR DÜŞÜKLÜĞÜ NEDEN OLUR?</p>

<p>Warfarin kullanan bir kişide düşük INR ilacın etkisinin yetersiz olduğunu düşündürebilir.</p>

<p>Doz atlamak, K vitamini içeriği yüksek besin tüketiminde belirgin değişiklik, bazı ilaç etkileşimleri veya tedaviye uyumsuzluk neden olabilir.</p>

<p>Warfarin kullanmayan kişilerde INR'nin yaklaşık 1 civarında olması ise genellikle normaldir.</p>

<p>INR YÜKSEKLİĞİ KANAMA YAPAR MI?</p>

<p>INR yükseldikçe kanama riski artar ancak her yüksek INR sonucu mutlaka kanama gelişeceği anlamına gelmez.</p>

<p>Burun kanaması, diş eti kanaması, kolay morarma, idrarda kan veya dışkının siyahlaşması gibi belirtiler daha dikkatli değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Şiddetli baş ağrısı, bilinç değişikliği, kanlı kusma veya kontrol edilemeyen kanama ise acil durum kabul edilmelidir.</p>

<p>WARFARİN KULLANANLARDA HEDEF INR KAÇTIR?</p>

<p>Birçok endikasyonda hedef aralık 2,0–3,0'dır.</p>

<p>Ancak mekanik kalp kapağının tipi ve konumu gibi özel durumlarda hedef farklı olabilir. Bu nedenle herkes için tek bir INR hedefi yoktur.</p>

<p>Ayrıca apiksaban, rivaroksaban veya dabigatran gibi doğrudan etkili oral antikoagülanların takibinde INR warfarinde olduğu şekilde kullanılmaz.</p>

<p>INR YÜKSEKSE K VİTAMİNİ ALINIR MI?</p>

<p>Kendi kendine alınmamalıdır.</p>

<p>CHEST kılavuzunda, warfarin kullanan ve kanaması olmayan kişilerde INR 4,5–10 arasındaysa rutin olarak K vitamini verilmesi önerilmez. INR 10'un üzerindeyse yaklaşım farklılaşabilir.</p>

<p>Kanama varsa tedavi tamamen değişebilir. Bu nedenle yüksek INR'nin yönetimi hekim tarafından yapılmalıdır.</p>

<p>INR NASIL DÜŞÜRÜLÜR?</p>

<p>Amaç sadece rakamı düşürmek değil, nedenin ve kanama riskinin belirlenmesidir.</p>

<p>Warfarin dozu geçici olarak azaltılabilir veya durdurulabilir; bazı durumlarda K vitamini ya da daha hızlı tersine çevirme tedavileri gerekebilir.</p>

<p>Bu kararlar INR düzeyi, kanama olup olmaması ve hastanın pıhtı riskine göre değişir.</p>

<p>HANGİ INR DEĞERİNDE ACİL DEĞERLENDİRME GEREKİR?</p>

<p>Tek başına tek bir rakam yerine kanama belirtileri ve klinik durum önemlidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Warfarin kullananlarda INR 4,5'in üzerinde kanama riski belirgin biçimde artar. INR 5 ve üzeri sonuçlarda özellikle yeni kanama, ciddi morarma veya başka risk faktörleri varsa aynı gün değerlendirme önemlidir.</p>

<p>Kontrol edilemeyen kanama, kafa travması sonrası belirti, kanlı kusma, siyah dışkı, idrarda yoğun kan veya bilinç değişikliği varsa INR değerinden bağımsız olarak acil değerlendirme gerekir.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>INR 1 normal mi?</p>

<p>Warfarin kullanmayan kişilerde yaklaşık 1 normaldir. Warfarin kullananlarda ise çoğu endikasyonda tedavi hedefinin altında kalabilir.</p>

<p>INR 2 iyi mi?</p>

<p>Hedefi 2–3 olan bir warfarin hastasında genellikle terapötik aralıktadır. Warfarin kullanmayan kişide normal değildir.</p>

<p>INR 3 tehlikeli mi?</p>

<p>Hedefi 2–3 olan bir hastada üst sınıra karşılık gelebilir. Ancak warfarin kullanmayanlarda belirgin yüksektir.</p>

<p>INR 5 tehlikeli mi?</p>

<p>Kanama riski belirgin şekilde artmıştır. Özellikle kanama bulguları varsa hızlı değerlendirme gerekir.</p>

<p>INR yüksekliği karaciğerden olur mu?</p>

<p>Evet. Karaciğerde pıhtılaşma faktörleri üretildiği için ciddi karaciğer hastalıklarında INR yükselebilir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Warfarin kullanan kişiler yüksek veya düşük INR sonucuna göre ilacın dozunu kendi başına değiştirmemelidir. Kontrol edilemeyen kanama, kanlı kusma, siyah dışkı, ciddi baş ağrısı veya bilinç değişikliği varsa acil tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>American Heart Association — A Guide to Taking Warfarin</p>

<p>CHEST — Evidence-Based Management of Anticoagulant Therapy </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/inr-yuksekligi-ve-dusuklugu-neden-olur</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 03:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/genel/i-m-g-0973.jpeg" type="image/jpeg" length="18099"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnsülin Direnci Belirtileri Nelerdir? Nasıl Anlaşılır ve Düzelir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/insulin-direnci-belirtileri-nelerdir-nasil-anlasilir-ve-duzelir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/insulin-direnci-belirtileri-nelerdir-nasil-anlasilir-ve-duzelir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsülin direnci çoğu zaman belirgin bir şikâyet oluşturmayabilir. Bel çevresinde artış ve bazı metabolik riskler tabloya eşlik edebilir; HOMA-IR için ise herkese uyan tek bir sınır yoktur.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İNSÜLİN DİRENCİ NEDİR?</p>

<p>İnsülin direnci; kas, yağ ve karaciğer hücrelerinin insüline olması gerektiği kadar iyi yanıt vermemesi durumudur. Pankreas başlangıçta bunu daha fazla insülin üreterek telafi edebilir. Zamanla bu denge bozulursa kan şekeri yükselmeye başlayabilir ve prediyabet veya tip 2 diyabet gelişebilir.</p>

<p>İnsülin direncinin en önemli özelliklerinden biri uzun süre belirgin bir şikâyete yol açmayabilmesidir. Bu nedenle yalnızca yorgunluk, tatlı isteği veya kilo vermekte zorlanma gibi yaygın yakınmalara bakarak “insülin direncim var” sonucuna ulaşmak doğru değildir.</p>

<p>İNSÜLİN DİRENCİ BELİRTİLERİ NELERDİR?</p>

<p>İnsülin direncinin kendisine özgü, herkeste görülen bir belirti listesi yoktur.</p>

<p>Bazı kişilerde insülin direnciyle ilişkili metabolik sorunlar geliştikçe bel çevresinde artış, yüksek trigliserid, düşük HDL kolesterol, yüksek tansiyon veya kan şekeri yüksekliği görülebilir.</p>

<p>Boyun, koltuk altı veya kasık gibi bölgelerde derinin koyulaşıp kalınlaşmasıyla ortaya çıkan “akantozis nigrikans” da insülin direnciyle ilişkili olabilen klinik bulgulardan biridir.</p>

<p>Amerikan Diyabet Derneği'nin 2026 standartları; ciddi obezite, akantozis nigrikans ve metabolik disfonksiyonla ilişkili steatotik karaciğer hastalığını insülin direnciyle ilişkili klinik durumlar arasında sayıyor.</p>

<p>Ancak bu bulguların hiçbiri tek başına tanı koydurmaz.</p>

<p>TATLI İSTEĞİ İNSÜLİN DİRENCİ BELİRTİSİ Mİ?</p>

<p>Tatlı isteği sosyal medyada insülin direncinin tipik belirtisi gibi sunulabiliyor. Bilimsel açıdan bu kadar kesin bir bağlantı kurmak doğru değil.</p>

<p>Tatlı veya karbonhidrat isteği; öğün düzeni, beslenme alışkanlıkları, uyku, stres ve çevresel faktörler dahil birçok durumdan etkilenebilir.</p>

<p>Bu nedenle sık tatlı istemek tek başına insülin direnci testi yaptırılması gerektiğini veya kişide insülin direnci bulunduğunu göstermez.</p>

<p>YEMEKTEN SONRA UYKU BASMASI İNSÜLİN DİRENCİ Mİ?</p>

<p>Yemekten sonra bir miktar uyku hali oluşması da tek başına insülin direnci belirtisi değildir.</p>

<p>Öğünün büyüklüğü, içeriği, uyku eksikliği ve kişinin biyolojik ritmi yemek sonrası uyanıklığı etkileyebilir.</p>

<p>Belirgin ve sürekli yemek sonrası uyku hali başka metabolik belirtilerle birlikteyse değerlendirme yapılabilir; ancak bu şikâyetten hareketle tek başına insülin direnci tanısı konulamaz.</p>

<p>İNSÜLİN DİRENCİ KİLO VERMEYİ ZORLAŞTIRIR MI?</p>

<p>İnsülin direnci ile fazla kilo arasında güçlü ve çift yönlü bir ilişki vardır. Özellikle karın çevresindeki viseral yağlanma insülin duyarlılığının azalmasıyla ilişkilidir.</p>

<p>Ancak kilo veremeyen herkesin insülin direnci bulunduğunu söylemek doğru değildir.</p>

<p>Kilo değişimi alınan ve harcanan enerji, beslenme biçimi, fiziksel aktivite, uyku, ilaçlar, hormonal ve metabolik hastalıklar dahil çok sayıda etkenden etkilenir.</p>

<p>Bu nedenle “diyet yapıyorum ama kilo veremiyorum, kesin insülin direncim var” yaklaşımı bilimsel bir tanı yöntemi değildir.</p>

<p>KİMLERDE RİSK DAHA YÜKSEK?</p>

<p>İnsülin direnci ve tip 2 diyabet riski fazla kilo ve özellikle karın bölgesindeki yağlanmayla artabilir.</p>

<p>Ailede tip 2 diyabet bulunması, fiziksel hareketsizlik, hipertansiyon, yüksek trigliserid veya düşük HDL kolesterol, polikistik over sendromu ve metabolik disfonksiyonla ilişkili karaciğer yağlanması da risk değerlendirmesinde önemlidir.</p>

<p>Amerikan Diyabet Derneği'nin 2026 standartları, fazla kilolu veya obez yetişkinlerde bu tür ek risk faktörlerinden biri veya daha fazlası varsa prediyabet ve tip 2 diyabet açısından test yapılmasının değerlendirilmesini öneriyor.</p>

<p>Diğer yetişkinlerde ise taramanın 35 yaşında başlaması öneriliyor. [oai_citation:0‡Diabetes Journals](https://diabetesjournals.org/care/article/49/Supplement_1/S27/163926/2-Diagnosis-and-Classification-of-Diabetes?utm_source=chatgpt.com)</p>

<p>İNSÜLİN DİRENCİ HANGİ TAHLİLDE ÇIKAR?</p>

<p>Burada internette sık görülen bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek gerekiyor.</p>

<p>Rutin klinik uygulamada insülin direncini herkes için kesin biçimde gösteren, üzerinde uzlaşılmış tek bir basit kan testi ve evrensel eşik bulunmuyor.</p>

<p>Araştırmalarda insülin duyarlılığını ölçmek için farklı yöntemler kullanılabilir. Hiperinsülinemik-öglisemik klemp araştırmalarda referans yöntem olarak kabul edilir; ancak zahmetli ve maliyetli olduğu için rutin tarama testi değildir.</p>

<p>Klinik değerlendirmede ise asıl amaç çoğu zaman kişinin prediyabet, tip 2 diyabet ve diğer kardiyometabolik risklerini belirlemektir.</p>

<p>Açlık plazma glukozu, HbA1c ve gerektiğinde 75 gram oral glukoz tolerans testi bu değerlendirmede kullanılan temel testlerdir. [oai_citation:1‡Diabetes Journals](https://diabetesjournals.org/care/article/49/Supplement_1/S27/163926/2-Diagnosis-and-Classification-of-Diabetes?utm_source=chatgpt.com)</p>

<p>HOMA-IR NEDİR?</p>

<p>HOMA-IR, açlık glukozu ve açlık insülini kullanılarak hesaplanan ve insülin direncini tahmin etmeye çalışan bir indekstir.</p>

<p>Pratik olması nedeniyle araştırmalarda ve bazı klinik uygulamalarda yaygın olarak kullanılır.</p>

<p>Ancak HOMA-IR sonucunun yorumlanmasında önemli bir sorun bulunuyor: Dünyada herkes için geçerli tek bir eşik değer üzerinde uzlaşılmış değil.</p>

<p>2026'da yayımlanan kapsamlı bilimsel değerlendirme, HOMA-IR için önerilen eşiklerin toplumlara, yaşa ve kullanılan laboratuvar yöntemlerine göre değiştiğini vurguluyor. [oai_citation:2‡PubMed Central (PMC)](https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC13516739/?utm_source=chatgpt.com)</p>

<p>Bu nedenle internette sıkça görülen “HOMA-IR şu rakamın üzerindeyse kesin insülin direnci vardır” şeklindeki genellemeler dikkatle değerlendirilmelidir.</p>

<p>HOMA-IR KAÇ OLMALI?</p>

<p>HOMA-IR için tek ve evrensel bir “normal değer” vermek bilimsel açıdan doğru değildir.</p>

<p>Çalışmalarda farklı popülasyonlar için farklı eşikler kullanılmıştır. Sonuçlar laboratuvar yöntemlerinden, yaş ve vücut yapısından ve araştırılan toplumun özelliklerinden etkilenebilir.</p>

<p>HOMA-IR sonucu bu nedenle kişinin diğer laboratuvar değerleri, metabolik riskleri ve klinik özellikleriyle birlikte yorumlanmalıdır. [oai_citation:3‡PubMed Central (PMC)](https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC13516739/?utm_source=chatgpt.com)</p>

<p>AÇLIK İNSÜLİNİ KAÇ OLMALI?</p>

<p>Açlık insülini için de bütün laboratuvarlarda ve bütün toplumlarda insülin direnci tanısı koyduran tek bir evrensel eşik bulunmaz.</p>

<p>İnsülin ölçümlerinin standardizasyonundaki farklılıklar sonuçların laboratuvarlar arasında doğrudan karşılaştırılmasını zorlaştırabilir.</p>

<p>Bu nedenle açlık insülinini tek başına değerlendirip tanı koymak yerine glukoz metabolizması ve kişinin genel risk profili birlikte ele alınmalıdır.</p>

<p>PREDİYABET İLE İNSÜLİN DİRENCİ AYNI ŞEY Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>İnsülin direnci hücrelerin insüline verdiği yanıtın azalmasını tanımlar. Prediyabet ise kan glukozu veya HbA1c değerlerinin normal aralığın üzerinde ancak diyabet tanısı için gereken düzeyin altında bulunduğu klinik durumu ifade eder.</p>

<p>İnsülin direnci prediyabet gelişimine katkıda bulunabilir; ancak kavramlar birbirinin eş anlamlısı değildir.</p>

<p>Amerikan Diyabet Derneği'nin 2026 kriterlerine göre gebelik dışındaki yetişkinlerde prediyabet:</p>

<p>HbA1c yüzde 5,7–6,4</p>

<p>veya açlık plazma glukozu 100–125 mg/dL</p>

<p>veya 75 gram OGTT'nin ikinci saatinde glukoz 140–199 mg/dL</p>

<p>aralıklarından biriyle tanımlanabilir. [oai_citation:4‡Diabetes Journals](https://diabetesjournals.org/care/article/49/Supplement_1/S27/163926/2-Diagnosis-and-Classification-of-Diabetes?utm_source=chatgpt.com)</p>

<p>DİYABET SINIRLARI NELERDİR?</p>

<p>ADA'nın 2026 kriterlerine göre diyabet tanısı için HbA1c'nin yüzde 6,5 veya üzerinde olması ya da açlık plazma glukozunun 126 mg/dL veya üzerinde bulunması kriterlerden biridir.</p>

<p>75 gram OGTT'nin ikinci saatindeki plazma glukozunun 200 mg/dL veya üzerinde olması da tanı kriteridir.</p>

<p>Klasik hiperglisemi belirtileri bulunan bir kişide rastgele plazma glukozunun 200 mg/dL veya üzerinde olması da diyabet tanısını destekler.</p>

<p>Belirgin hiperglisemi bulunmayan kişilerde tanının doğrulayıcı testle teyit edilmesi gerekir. [oai_citation:5‡Diabetes Journals](https://diabetesjournals.org/care/article/49/Supplement_1/S27/163926/2-Diagnosis-and-Classification-of-Diabetes?utm_source=chatgpt.com)</p>

<p>İNSÜLİN DİRENCİ NASIL AZALTILIR?</p>

<p>Fiziksel aktivite, kilo yönetimi ve beslenme alışkanlıklarının iyileştirilmesi insülin duyarlılığını ve tip 2 diyabet riskini etkileyebilir.</p>

<p>Özellikle fazla kilosu bulunan ve prediyabet açısından yüksek risk taşıyan kişilerde sürdürülebilir kilo kaybı önemli olabilir.</p>

<p>Düzenli fiziksel aktivite yalnızca kilo kaybına bağlı değildir; kasların glukoz kullanımını ve insülin duyarlılığını da etkileyebilir.</p>

<p>Beslenmede tek bir “insülin direnci diyeti” veya mucize gıda bulunmaz. Sebze, tam tahıl, baklagiller, uygun protein kaynakları ve doymamış yağların öne çıktığı, eklenmiş şeker ve yüksek derecede işlenmiş gıdaların sınırlandırıldığı dengeli beslenme modelleri kullanılabilir.</p>

<p>İNSÜLİN DİRENCİ İÇİN EKMEK VE MEYVE TAMAMEN BIRAKILMALI MI?</p>

<p>Hayır. İnsülin direnci veya prediyabet yönetimi karbonhidrat içeren bütün besinlerin yasaklanması anlamına gelmez.</p>

<p>Karbonhidratın miktarı kadar kaynağı ve beslenmenin bütünü önemlidir. Tam tahıllar, baklagiller, sebzeler ve bütün meyveler lif ve farklı besin öğeleri sağlar.</p>

<p>Şekerli içecekler, fazla eklenmiş şeker ve yüksek derecede rafine edilmiş ürünlerin sık tüketimini azaltmak ise toplam enerji alımı ve metabolik sağlık açısından yararlı olabilir.</p>

<p>Kişinin diyabeti, kullandığı ilaçlar veya başka hastalıkları varsa beslenme planının kişiselleştirilmesi gerekir.</p>

<p>İNSÜLİN DİRENCİ İLAÇLA TEDAVİ EDİLİR Mİ?</p>

<p>Tedavi kişinin yalnızca “insülin direnci” etiketi taşımasına göre değil, prediyabet, diyabet, obezite, polikistik over sendromu ve diğer klinik durumlarına göre planlanır.</p>

<p>ADA'nın 2026 standartları, tip 2 diyabet gelişme riski özellikle yüksek bazı prediyabetli kişilerde ilaç tedavisinin değerlendirilebileceğini belirtiyor. Farmakolojik yaklaşım kişinin riskleri ve tedavi hedeflerine göre bireyselleştirilmelidir. [oai_citation:6‡Diabetes Journals](https://diabetesjournals.org/care/article/49/Supplement_1/S50/163924/3-Prevention-or-Delay-of-Diabetes-and-Associated?utm_source=chatgpt.com)</p>

<p>Bu nedenle yalnızca HOMA-IR değerine bakarak kendi kendine ilaç başlamak doğru değildir.</p>

<p>İNSÜLİN DİRENCİ TİP 2 DİYABETE DÖNÜŞÜR MÜ?</p>

<p>İnsülin direnci tip 2 diyabet gelişimindeki temel mekanizmalardan biridir; ancak insülin direnci bulunan herkesin diyabet geliştireceği söylenemez.</p>

<p>Tip 2 diyabet, vücudun insülini yeterince etkili kullanamaması ve zaman içinde pankreasın artan ihtiyacı karşılayacak kadar insülin üretememesi sonucunda gelişebilir. [oai_citation:7‡Diyabet ve Sindirim Enstitüsü](https://www.niddk.nih.gov/health-information/diabetes/overview/symptoms-causes?utm_source=chatgpt.com)</p>

<p>Risk kişinin genetik özellikleri, kilosu, fiziksel aktivitesi, kan şekeri düzeyi ve diğer metabolik faktörlerle birlikte değişir.</p>

<p>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI?</p>

<p>Ailede tip 2 diyabet öyküsü, fazla kilo, geniş bel çevresi, hipertansiyon, yüksek trigliserid, polikistik over sendromu veya karaciğer yağlanması gibi riskler varsa prediyabet ve diyabet açısından tarama gerekip gerekmediği sağlık profesyoneliyle değerlendirilebilir.</p>

<p>Aşırı susama, sık idrara çıkma, açıklanamayan kilo kaybı, bulanık görme veya belirgin yorgunluk gibi yüksek kan şekeriyle ilişkili belirtiler varsa kan şekeri ölçümleriyle değerlendirme yapılmalıdır.</p>

<p>Evde kullanılan glukometre veya tek bir HOMA-IR sonucu kendi başına diyabet tanısı koymak için yeterli değildir. Diyabet ve prediyabet tanısı uygun laboratuvar testleriyle konulur. [oai_citation:8‡Diyabet ve Sindirim Enstitüsü](https://www.niddk.nih.gov/health-information/professionals/clinical-tools-patient-management/diabetes/diabetes-prediabetes?utm_source=chatgpt.com)</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır ve kişisel tanı veya tedavi yerine geçmez. Kan şekeri, HbA1c, insülin veya HOMA-IR sonuçlarınızı tek başına yorumlayarak ilaç veya diyet tedavisi başlatmayın; sonuçlarınızı sağlık profesyoneliyle değerlendirin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>American Diabetes Association — Standards of Care in Diabetes 2026: Diagnosis and Classification of Diabetes</p>

<p>American Diabetes Association — Standards of Care in Diabetes 2026: Prevention or Delay of Diabetes and Associated Comorbidities</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/insulin-direnci-belirtileri-nelerdir-nasil-anlasilir-ve-duzelir</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 03:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2025/12/genel/kan-tahlilleri.jpg" type="image/jpeg" length="85635"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Romatoid Faktör Yüksekliği Neden Olur? RF Pozitif Ne Demek?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/romatoid-faktor-yuksekligi-neden-olur-rf-pozitif-ne-demek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/romatoid-faktor-yuksekligi-neden-olur-rf-pozitif-ne-demek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Romatoid faktör (RF), romatoid artrit değerlendirmesinde kullanılan bir otoantikor testidir. 20, 50 ve 100 IU/mL gibi sonuçların anlamı laboratuvara göre değişir; pozitif RF tek başına romatoid artrit tanısı koydurmaz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ROMATOİD FAKTÖR (RF) NEDİR?</p>

<p>Romatoid faktör, bağışıklık sistemi tarafından üretilen bir otoantikordur. En sık romatoid artrit ve Sjögren hastalığı değerlendirmesinde kullanılır.</p>

<p>RF yüksekliği romatoid artrit olasılığını destekleyebilir ancak tek başına tanı koydurmaz. RF başka otoimmün hastalıklarda, kronik enfeksiyonlarda ve bazı sağlıklı kişilerde de pozitif olabilir.</p>

<p>ROMATOİD FAKTÖR KAÇ OLMALI?</p>

<p>RF için tek bir evrensel normal sınır yoktur. Kullanılan yönteme ve laboratuvara göre referans aralığı değişebilir.</p>

<p>Örneğin Mayo Clinic Laboratories total RF için 15 IU/mL altını referans değer olarak kullanır. MedlinePlus ise bazı laboratuvarlarda 15 IU/mL altının normal kabul edildiğini belirtir.</p>

<p>Bu nedenle kişinin kendi laboratuvar raporundaki referans aralığı esas alınmalıdır.</p>

<p>RF 20 NE DEMEK?</p>

<p>RF 20 IU/mL, 15 IU/mL üst sınırı kullanılan bir laboratuvarda hafif pozitif bir sonuçtur.</p>

<p>Ancak hafif RF yüksekliği tek başına romatoid artrit anlamına gelmez. Yaş, belirtiler, eklem muayenesi ve Anti-CCP sonucu klinik önemi belirler.</p>

<p>RF 50 NE DEMEK?</p>

<p>RF 50 IU/mL belirgin pozitif bir sonuç olabilir.</p>

<p>Romatoid artrit veya Sjögren hastalığı gibi otoimmün hastalıklarda görülebilir ancak hepatit C ve bazı kronik enfeksiyonlarda da RF yükselebilir.</p>

<p>Bu nedenle 50 sonucu yalnızca “romatoid artrit var” şeklinde yorumlanmamalıdır.</p>

<p>RF 100 NE DEMEK?</p>

<p>RF 100 IU/mL çoğu laboratuvar için belirgin yüksek bir değerdir.</p>

<p>Yüksek RF düzeyleri romatoid artrit olasılığını artırabilir ancak tanı yine de klinik bulgular ve özellikle Anti-CCP gibi daha özgül testlerle birlikte konulur.</p>

<p>100 IU/mL sonucu hastalığın tam olarak ne kadar aktif olduğunu tek başına göstermez.</p>

<p>RF POZİTİF NE DEMEK?</p>

<p>RF pozitifliği, kanda referans sınırının üzerinde romatoid faktör bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Pozitif sonuç romatoid artriti destekleyebilir ancak özgüllüğü sınırlıdır. RF, Sjögren hastalığı, lupus, hepatit C, endokardit ve tüberküloz gibi başka durumlarda da yükselebilir.</p>

<p>Bazı sağlıklı kişilerde de RF pozitifliği görülebilir.</p>

<p>RF POZİTİFSE ROMATOİD ARTRİT KESİN Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Romatoid artrit tanısı tek bir kan testiyle konulmaz. Eklem şişliği, sabah tutukluğu, semptomların süresi, CRP veya ESR gibi inflamasyon göstergeleri ve Anti-CCP birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Anti-CCP, romatoid artrit açısından RF'den daha özgül bir testtir.</p>

<p>RF POZİTİF, ANTİ-CCP NEGATİF NE DEMEK?</p>

<p>Bu kombinasyon romatoid artrit tanısını tek başına doğrulamaz.</p>

<p>RF başka hastalıklarda ve sağlıklı kişilerde de pozitif olabildiği için Anti-CCP negatifliği romatoid artrit olasılığını azaltabilir.</p>

<p>Ancak tipik eklem bulguları varsa romatoid artrit tamamen dışlanmaz.</p>

<p>RF NEGATİF, ANTİ-CCP POZİTİF OLABİLİR Mİ?</p>

<p>Evet.</p>

<p>Bu durum özellikle erken romatoid artritte görülebilir. Anti-CCP, RF'ye göre daha özgül olduğundan klinik olarak önemli olabilir.</p>

<p>Yine de yalnızca kan testleriyle tanı konulmaz.</p>

<p>RF NEGATİFSE ROMATOİD ARTRİT YOK MU?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hayır.</p>

<p>Romatoid artritli bazı kişilerde hem RF hem de Anti-CCP negatif olabilir. Buna seronegatif romatoid artrit denir.</p>

<p>Bu nedenle negatif RF sonucu, tipik eklem şişliği ve inflamatuvar belirtiler bulunan bir kişide hastalığı tamamen dışlamaz.</p>

<p>ROMATOİD FAKTÖR YÜKSEKLİĞİ NEDEN OLUR?</p>

<p>Romatoid artrit ve Sjögren hastalığı en önemli nedenler arasındadır.</p>

<p>Bunun dışında lupus, kriyoglobulinemi, hepatit C, endokardit, tüberküloz, bazı kronik akciğer veya karaciğer hastalıkları ve bazı enfeksiyonlarda RF yüksekliği görülebilir.</p>

<p>Yaşla birlikte sağlıklı kişilerde de RF pozitifliği görülme olasılığı artabilir.</p>

<p>RF YÜKSEKLİĞİ HASTALIĞIN ŞİDDETİNİ GÖSTERİR Mİ?</p>

<p>Tek başına göstermez.</p>

<p>Yüksek RF düzeyleri bazı romatoid artrit hastalarında daha ağır veya eklem dışı hastalıkla ilişkili olabilir ancak RF, hastalık aktivitesini günlük olarak izlemek için kullanılan doğrudan bir test değildir.</p>

<p>Takipte eklem muayenesi, CRP, ESR ve klinik bulgular daha önemlidir.</p>

<p>ROMATOİD FAKTÖR NASIL DÜŞÜRÜLÜR?</p>

<p>Tedavinin amacı RF rakamını doğrudan düşürmek değildir.</p>

<p>Romatoid artrit veya başka bir hastalık varsa tedavi altta yatan hastalığa yöneliktir. Yalnızca RF yüksek diye ilaç veya takviye başlanmaz.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>RF 20 yüksek mi?</p>

<p>Laboratuvara bağlıdır. Üst sınır 15 IU/mL ise 20 hafif yüksek kabul edilir ancak tek başına romatoid artrit anlamına gelmez.</p>

<p>RF 50 romatoid artrit mi?</p>

<p>Hayır. 50 IU/mL belirgin pozitif olabilir ancak romatoid artrit dışında başka hastalıklarda da görülebilir.</p>

<p>RF 100 çok mu yüksek?</p>

<p>Birçok laboratuvar için belirgin yüksek bir sonuçtur. Klinik önemi Anti-CCP, eklem bulguları ve diğer testlerle birlikte değerlendirilir.</p>

<p>RF pozitif ama hiçbir şikâyet yoksa ne olur?</p>

<p>Bazı sağlıklı kişilerde RF pozitif olabilir. Belirti yoksa sonuç tek başına romatolojik hastalık tanısı anlamına gelmez.</p>

<p>RF ve Anti-CCP ikisi de negatifse romatoid artrit olmaz mı?</p>

<p>Hayır. Seronegatif romatoid artrit mümkündür. Tanı klinik değerlendirmeye dayanır.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>RF sonucuna yalnızca rakam üzerinden romatoid artrit tanısı konulmamalıdır. Özellikle birkaç haftadan uzun süren eklem şişliği, sabah tutukluğu veya el-ayak küçük eklemlerinde simetrik yakınmalar varsa romatoloji değerlendirmesi önemlidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Mayo Clinic Laboratories — Rheumatoid Arthritis Panel, Serum</p>

<p>MedlinePlus — Rheumatoid Factor (RF) Test </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/romatoid-faktor-yuksekligi-neden-olur-rf-pozitif-ne-demek</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 03:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/genel/i-m-g-7337.jpeg" type="image/jpeg" length="55031"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Donuk omuz nedir? Ağrı ve hareket kısıtlılığı nasıl düzelir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/donuk-omuz-nedir-agri-ve-hareket-kisitliligi-nasil-duzelir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/donuk-omuz-nedir-agri-ve-hareket-kisitliligi-nasil-duzelir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Donuk omuz, omuz eklemini çevreleyen kapsülün kalınlaşıp sertleşmesiyle ağrı ve hareket kısıtlılığına yol açan bir durumdur. Tedavi, ağrıyı azaltmayı ve omuz hareketlerini kademeli olarak geri kazandırmayı amaçlar.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Donuk omuz, omuz eklemini saran kapsülün kalınlaşıp sertleşmesi sonucunda ağrı ve hareket kısıtlılığı gelişmesidir. Tıpta “adeziv kapsülit” olarak adlandırılır. Kolu kaldırmak, giyinmek veya sırta uzanmak giderek zorlaşabilir.</p>

<p>Her omuz ağrısı donuk omuz değildir. Ayırt edici bulgulardan biri, kişinin kendi yaptığı hareketlerin yanında, muayenede hekim yardımıyla yapılan hareketlerin de kısıtlanmasıdır. Kesin ayrım muayeneyle yapılır.</p>

<p>Gece ağrısı ve günlük hareketlerde zorlanma öne çıkıyor</p>

<p>Donuk omuzda ağrı gece belirginleşerek uykuyu bozabilir. Saç yıkamak, üst rafa uzanmak ve kolu arkaya götürmek güçleşebilir. Yakınmalar genellikle yavaş gelişir; ağrıya zamanla belirgin sertlik eşlik eder.</p>

<p>Donuk omuz neden olur, kimlerde daha sık görülür?</p>

<p>Kesin neden her zaman belirlenemez. Donuk omuz özellikle 40–60 yaş arasında ve kadınlarda daha sık görülür. Diyabet ve tiroit hastalıkları da risk artışıyla ilişkilidir.</p>

<p>Yaralanma, kırık veya ameliyat sonrasında omzun uzun süre hareketsiz kalması da gelişimini kolaylaştırabilir. Bununla birlikte, bu risk faktörlerinin bulunması mutlaka donuk omuz gelişeceği anlamına gelmez.</p>

<p>Ağrı azalırken hareket kısıtlılığı sürebilir</p>

<p>Hastalığın seyri genellikle üç dönemle açıklanır. İlk dönemde ağrı artarken hareket alanı daralır. İkinci dönemde ağrı hafifleyebilir ancak sertlik ve günlük işlerde zorlanma devam eder. Son dönemde hareketler kademeli olarak açılır.</p>

<p>Bu dönemlerin süresi kişiden kişiye değişir. İyileşme aylar sürebilir, bazı kişilerde üç yıla uzayabilir. Her hastada hareketlerin tamamen eski düzeyine döneceği garanti edilemez.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Donuk omuz tanısında MR her zaman gerekli değil</p>

<p>Tanı büyük ölçüde yakınmaların öyküsü ve omuz muayenesine dayanır. Hekim, kişinin kendi hareketlerini ve muayene sırasında sağlanan hareket açıklığını birlikte değerlendirir.</p>

<p>Röntgen, kireçlenme gibi başka nedenleri araştırmak için kullanılabilir. MR veya ultrason ise tendon yırtığı gibi farklı bir sorun düşünülüyorsa istenebilir; donuk omuz tanısı için her hastada gerekli değildir.</p>

<p>Donuk omuz tedavisinde amaç ağrıyı azaltıp hareketi artırmak</p>

<p>Tedavi, yakınmaların şiddetine ve kişinin ihtiyaçlarına göre planlanır. Hekimin uygun bulduğu ağrı kontrolü, fizik tedavi ve düzenli ev egzersizleri temel seçeneklerdir. Bazı hastalarda eklem içine kortikosteroid enjeksiyonu değerlendirilebilir.</p>

<p>Seçilmiş durumlarda kapsülün sıvı verilerek genişletilmesi işlemi uygulanabilir. Ameliyat ise diğer yöntemlerle yeterli düzelme sağlanamayan hastalarda gündeme gelir; çoğu kişi ameliyatsız yaklaşımlarla iyileşir.</p>

<p>Egzersizde omzu tamamen dinlendirmek de zorlamak da sorun yaratabilir</p>

<p>Omzu sürekli hareketsiz bırakmak yakınmaları artırabilir. Buna karşılık, şiddetli ağrıya rağmen zorlayıcı germe yapmak veya ağır egzersizlere başlamak da uygun değildir.</p>

<p>Hareketler hekim ya da fizyoterapist tarafından kişinin durumuna göre seçilmelidir. Hafif gerilme hissiyle belirgin ağrı birbirinden ayrılmalı; hareket açıklığı kademeli artırılmalıdır. Herkese uygun tek bir egzersiz programı yoktur.</p>

<p>Donuk omuz için hangi doktora, ne zaman başvurulmalı?</p>

<p>Geçmeyen ağrı, uyku bozukluğu veya günlük işleri engelleyen hareket kaybında aile hekimi, fiziksel tıp ve rehabilitasyon ya da ortopedi uzmanına başvurulabilir.</p>

<p>Aniden başlayan şiddetli omuz ağrısı, donuk omuz olduğu varsayılarak bekletilmemelidir. Tedaviye rağmen yakınmaların kötüleşmesi de yeniden değerlendirme gerektirir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve kişisel tedavi önerisi yerine geçmez. İlaç, enjeksiyon ve egzersiz planı sağlık profesyoneli tarafından belirlenmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Amerikan Ortopedik Cerrahlar Akademisi (AAOS), OrthoInfo — Frozen Shoulder.</p>

<p>Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) — Frozen shoulder — 24 Haziran 2024.</p>

<p>Cambridge University Hospitals — Frozen shoulder, hasta bilgilendirme rehberi — 2 Şubat 2024. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/donuk-omuz-nedir-agri-ve-hareket-kisitliligi-nasil-duzelir</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 00:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1221.jpeg" type="image/jpeg" length="19537"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Jandarma sözleşmeli pilot alacak: Başvuru tarihleri ve şartları açıklandı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/jandarma-sozlesmeli-pilot-alacak-basvuru-tarihleri-ve-sartlari-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/jandarma-sozlesmeli-pilot-alacak-basvuru-tarihleri-ve-sartlari-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[şartları açıklandı

Jandarma Genel Komutanlığı, 2026 yılı sözleşmeli uçak pilotu alımı için başvuruları 24 Eylül–11 Ekim arasında kabul edecek. Adaylarda en az 3.500 saat uçuş ve 21 yıllık uçuş tecrübesi aranıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığının ilanına göre, Jandarma Genel Komutanlığı merkez teşkilatında görevlendirilmek üzere bir sözleşmeli uçak pilotu alınacak. Tam zamanlı istihdam, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesi kapsamında gerçekleştirilecek.</p>

<p>Başvurular yalnızca Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Personel Temin Sistemi üzerinden, e-Devlet aracılığıyla yapılacak. Şahsen veya posta yoluyla iletilen başvurular kabul edilmeyecek.</p>

<p>Jandarma pilot alımı başvuruları ne zaman?</p>

<p>Başvuru süreci 24 Eylül 2026 tarihinde başlayacak ve 11 Ekim 2026 saat 23.59’da sona erecek.</p>

<p>Adaylar sisteme e-Devlet şifresi, mobil imza, elektronik imza, T.C. kimlik kartı veya internet bankacılığı seçeneklerinden biriyle giriş yapabilecek. Başvuru öncesinde kılavuzun tamamının okunması gerekiyor.</p>

<p>En az 3.500 saat uçuş ve 21 yıl tecrübe şartı</p>

<p>Sözleşmeli uçak pilotu pozisyonuna başvuracak adayların pilotluk lisansına sahip olması gerekiyor. İlanda yer alan özel şartlar şöyle:</p>

<ul>
 <li>Business Jet tipi yüksek performanslı uçaklarda, 1.500 saati birinci pilot (PIC) olarak gerçekleştirilmiş olmak üzere toplam en az 3.500 saat uçuşu bulunmak.</li>
 <li>En az 21 yıllık uçuş hizmetine, yani uçuş tecrübesine sahip olmak.</li>
 <li>İlanda belirtilen ticari pilot sağlık şartlarını karşılamak.</li>
</ul>

<p>Cessna Citation Sovereign, Longitude ve Latitude; Bombardier Challenger 604 ve 605 ile Gulfstream 450 ve 550 serisi uçak modellerinde tip intibakı ve tecrübe sahibi olmak ise tercih nedeni olarak belirtiliyor.</p>

<p>Yaş ve genel başvuru şartları neler?</p>

<p>Adayların son başvuru tarihi olan 11 Ekim 2026 itibarıyla 18 yaşını tamamlamış ve 1967 veya sonraki yıllarda doğmuş olması gerekiyor. Yaş koşulunun yanı sıra uçuş tecrübesi dâhil diğer şartların da birlikte karşılanması isteniyor.</p>

<p>Başvuru yapacakların 657 sayılı Kanun’un 48’inci maddesinin ilgili bölümündeki şartları taşıması, askerlik hizmetini yapmış veya tamamlamış sayılması ve adli sicil ile arşiv kaydı açısından engelinin bulunmaması gerekiyor.</p>

<p>Herhangi bir siyasi partiye üye olmamak, yapılacak tüm uçuşlarda görevlendirilmeyi ve uygun görülen Jandarma Havacılık birimlerinde çalışmayı kabul etmek de koşullar arasında yer alıyor. Atanmaya hak kazanan adayın güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumlu sonuçlanması isteniyor.</p>

<p>Uçuşa elverişlilik raporu istenecek</p>

<p>Adayların, ilanda atıf yapılan ICAO Annex 1 ve JAR-FCL 3 kapsamındaki ticari pilot sağlık şartlarına uygun olması gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Sınıf 1 – Uçuşa Elverişlidir” sağlık kurulu raporu, adaylar tarafından ilgili hastanelerden kendi imkânlarıyla temin edilecek. Sözlü ve/veya uygulamalı sınava katılmaya hak kazananların bu raporu sınava gelirken yanlarında bulundurması isteniyor.</p>

<p>Sınav tarihi ve yeri nereden açıklanacak?</p>

<p>Alım sürecinde Jandarma Genel Komutanlığınca yapılacak sözlü ve/veya uygulamalı sınavda başarılı olma şartı aranacak.</p>

<p>Sınav tarihi, sınav merkezi, sınav ücreti, uygulama esasları ve diğer duyurular Personel Temin Sistemi üzerinden açıklanacak. İlanda, sınav komisyonunun değerlendirme sonucunda hiçbir adayı başarılı bulmaması hâlinde tüm adayları eleyebileceği de belirtiliyor.</p>

<p>Ayrıca, ataması yapılan personelin ilgili esaslar kapsamında sonradan başka bir birime atanamayacağı bildiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kariyer &amp; Atama</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/jandarma-sozlesmeli-pilot-alacak-basvuru-tarihleri-ve-sartlari-aciklandi</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 00:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-5994.jpeg" type="image/jpeg" length="92406"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Magnezyum Hangi Besinlerde Bulunur? En Güçlü Kaynaklar ve Günlük İhtiyaç]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/magnezyum-hangi-besinlerde-bulunur-en-guclu-kaynaklar-ve-gunluk-ihtiyac</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/magnezyum-hangi-besinlerde-bulunur-en-guclu-kaynaklar-ve-gunluk-ihtiyac" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Magnezyum; kas, sinir ve kemik işlevleri için gerekli bir mineraldir. Kabak çekirdeği, chia, badem ve ıspanak magnezyum açısından öne çıkan besinler arasında yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Magnezyum Hangi Besinlerde Bulunur? En Güçlü Kaynaklar ve Günlük İhtiyaç</p>

<p>Magnezyum açısından zengin besinlerin başında kabak çekirdeği, chia tohumu, badem, ıspanak, kaju ve baklagiller geliyor. Özellikle tohumlar ve kuruyemişler, küçük porsiyonlarda dikkate değer miktarda magnezyum sağlayabiliyor.</p>

<p>Magnezyum yalnızca kaslarla ilişkili bir mineral değil. Vücutta kas ve sinir fonksiyonlarının düzenlenmesi, kan şekeri ve kan basıncının kontrolü ile protein, kemik ve DNA yapımı dahil çok sayıda süreçte görev alıyor.</p>

<p>Magnezyum hangi besinlerde bulunur?</p>

<p>Magnezyum özellikle tohumlar, kuruyemişler, baklagiller, tam tahıllar ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunuyor.</p>

<p>ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri Besin Takviyeleri Ofisi'nin porsiyon verilerine göre magnezyum içeriğiyle öne çıkan bazı besinler şöyle:</p>

<p>Kavrulmuş kabak çekirdeği: Yaklaşık 28 gramda 156 mg</p>

<p>Chia tohumu: Yaklaşık 28 gramda 111 mg</p>

<p>Kavrulmuş badem: Yaklaşık 28 gramda 80 mg</p>

<p>Pişmiş ıspanak: Yarım su bardağında 78 mg</p>

<p>Kavrulmuş kaju: Yaklaşık 28 gramda 74 mg</p>

<p>Yer fıstığı: Çeyrek su bardağında 63 mg</p>

<p>Soya sütü: Bir su bardağında 61 mg</p>

<p>Pişmiş siyah fasulye: Yarım su bardağında 60 mg</p>

<p>Pişmiş edamame: Yarım su bardağında 50 mg</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fıstık ezmesi: İki yemek kaşığında 49 mg</p>

<p>Bu değerler, magnezyum ihtiyacını karşılamak için yalnızca tek bir besine odaklanmak yerine farklı besin gruplarını bir araya getirmenin mümkün olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Magnezyum denince neden yalnızca muz düşünülmemeli?</p>

<p>Muz magnezyum içeriyor ancak mineralin en yoğun besinsel kaynakları arasında bulunmuyor.</p>

<p>Orta büyüklükte bir muz yaklaşık 32 mg magnezyum sağlıyor. Buna karşılık yaklaşık 28 gram kabak çekirdeğinde 156 mg, aynı miktarda chia tohumunda 111 mg ve bademde 80 mg magnezyum bulunuyor.</p>

<p>Dolayısıyla magnezyum alımını artırmayı amaçlayan bir beslenme düzeninde muzun yanında tohumlar, kuruyemişler, baklagiller, tam tahıllar ve yeşil yapraklı sebzelere de yer verilebilir.</p>

<p>Günlük magnezyum ihtiyacı ne kadar?</p>

<p>Günlük magnezyum gereksinimi yaşa, cinsiyete ve yaşam dönemine göre değişiyor.</p>

<p>19–30 yaşındaki erkeklerde önerilen günlük miktar 400 mg, 31 yaş ve üzerindeki erkeklerde 420 mg.</p>

<p>19–30 yaşındaki kadınlarda günlük öneri 310 mg, 31 yaş ve üzerindeki kadınlarda ise 320 mg.</p>

<p>Gebelik döneminde yetişkin kadınlar için önerilen günlük miktar yaşa bağlı olarak 350–360 mg düzeyinde.</p>

<p>Bu değerler sağlıklı kişiler için belirlenen genel beslenme referanslarıdır. Bireysel gereksinim sağlık durumu ve diğer faktörlere bağlı olarak farklılık gösterebilir.</p>

<p>Magnezyum vücutta ne işe yarar?</p>

<p>Magnezyum vücuttaki yüzlerce biyokimyasal reaksiyonda rol oynayan temel minerallerden biridir.</p>

<p>Kasların ve sinirlerin normal işleyişine, kan şekeri ve kan basıncının düzenlenmesine katkıda bulunur. Protein, kemik ve DNA üretiminde kullanılan biyolojik süreçlerde de görev alır.</p>

<p>Bu nedenle magnezyumu yalnızca kas kramplarıyla ilişkilendirmek mineralin vücuttaki görevlerini açıklamak için yeterli değildir.</p>

<p>Magnezyum eksikliği hangi belirtilere yol açabilir?</p>

<p>Uzun süre yetersiz magnezyum alımı veya magnezyum kaybını artıran bazı sağlık sorunları eksikliğe yol açabilir.</p>

<p>Erken dönemde iştahsızlık, bulantı, kusma, yorgunluk ve güçsüzlük görülebilir. Eksiklik ilerlediğinde uyuşma, karıncalanma, kas kasılmaları ve kramplar ortaya çıkabilir. Ağır eksiklikte nöbetler ve kalp ritmi bozuklukları görülebilir.</p>

<p>Ancak bu belirtiler magnezyum eksikliğine özgü değildir. Yorgunluk veya kas kramplarının bulunması tek başına magnezyum eksikliği olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Magnezyum eksikliği kimlerde daha fazla görülebilir?</p>

<p>Beslenmeyle geçici olarak düşük magnezyum alınması her zaman belirgin eksikliğe yol açmaz. Böbrekler, magnezyum azaldığında idrarla kaybı azaltarak mineral dengesinin korunmasına yardımcı olur.</p>

<p>Bununla birlikte gastrointestinal hastalıklar veya emilim bozukluğu bulunan kişilerde, tip 2 diyabeti olanlarda, uzun süre yoğun alkol tüketenlerde ve ileri yaştaki kişilerde yetersizlik riski artabilir.</p>

<p>Uzun süren ishal ve bazı ilaçlar da vücudun magnezyum dengesini etkileyebilir.</p>

<p>Magnezyum takviyesi herkes için gerekli mi?</p>

<p>Hayır. Magnezyum ihtiyacının önemli bölümü çeşitli ve dengeli bir beslenmeyle karşılanabilir. Takviye kullanılması gerekip gerekmediği kişinin beslenmesi, sağlık durumu, kullanılan ilaçlar ve gerektiğinde yapılan tıbbi değerlendirmeye göre değişir.</p>

<p>Burada önemli bir ayrım bulunuyor: Yetişkinler için takviye ve magnezyum içeren ilaçlardan alınan magnezyumun günlük üst sınırı 350 mg olarak belirlenmiştir. Bu sınır besinlerde ve içeceklerde doğal olarak bulunan magnezyumu kapsamaz.</p>

<p>Fazla magnezyum almak zararlı olabilir mi?</p>

<p>Sağlıklı kişilerde besinlerden alınan fazla magnezyum genellikle sorun oluşturmaz; böbrekler fazlalığın idrarla uzaklaştırılmasına yardımcı olur.</p>

<p>Ancak yüksek doz magnezyum takviyeleri veya magnezyum içeren bazı ilaçlar ishal, bulantı ve karın kramplarına neden olabilir. Çok yüksek miktarlar daha ciddi toksisiteye yol açabilir.</p>

<p>Özellikle böbrek fonksiyonları ciddi biçimde azalmış kişilerde magnezyumun vücuttan uzaklaştırılması güçleşebileceği için takviye kullanımı ayrıca değerlendirilmelidir.</p>

<p>Magnezyumu artırmak için tabağa ne eklenebilir?</p>

<p>Magnezyum alımını desteklemek için tek bir “süper besine” ihtiyaç yok.</p>

<p>Kahvaltıya veya yoğurda chia gibi tohumlar eklemek, ara öğünde uygun porsiyonda badem veya kaju tüketmek, öğünlerde baklagillere ve tam tahıllara yer vermek, yeşil yapraklı sebzeleri beslenmenin düzenli parçası hâline getirmek günlük alıma katkıda bulunabilir.</p>

<p>Buradaki temel yaklaşım tek bir besini yüksek miktarda tüketmek değil, magnezyum sağlayan farklı besin gruplarını dengeli bir beslenme düzeni içinde çeşitlendirmektir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişisel tıbbi değerlendirme yerine geçmez. Böbrek hastalığı bulunanlar, düzenli ilaç kullananlar veya magnezyum eksikliğinden şüphelenenler takviye kullanmadan önce sağlık profesyoneline danışmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>National Institutes of Health Office of Dietary Supplements — Magnesium: Fact Sheet for Health Professionals — güncel erişim 2026</p>

<p>National Institutes of Health Office of Dietary Supplements — Magnesium: Fact Sheet for Consumers — güncel erişim 2026</p>

<p>MedlinePlus Medical Encyclopedia — Magnesium in Diet — gözden geçirme 2025 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/magnezyum-hangi-besinlerde-bulunur-en-guclu-kaynaklar-ve-gunluk-ihtiyac</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 22:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1213.jpeg" type="image/jpeg" length="10832"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Haşlanmış Patates ile Kızartma Arasında Diyabet Riski Farkı Çıktı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/haslanmis-patates-ile-kizartma-arasinda-diyabet-riski-farki-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/haslanmis-patates-ile-kizartma-arasinda-diyabet-riski-farki-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Patates kızartmasını haftada üç porsiyon daha fazla tüketmek, büyük bir gözlemsel çalışmada tip 2 diyabet gelişme oranında yaklaşık yüzde 20 artışla ilişkili bulundu; haşlama ve fırınlamada aynı ilişki görülmedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Patates kızartması tüketimi ile tip 2 diyabet arasında dikkat çekici bir ilişki bulundu. BMJ’de yayımlanan ve 205 binden fazla kişinin uzun dönem verilerini inceleyen araştırmada, haftalık patates kızartması tüketiminin her üç porsiyonluk artışı tip 2 diyabet gelişme oranında yaklaşık yüzde 20 artışla ilişkiliydi.</p>

<p>Ancak sonuçlar bütün patates tüketiminin aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor. Haşlanmış, fırınlanmış veya püre hâline getirilmiş patates tüketimi ile tip 2 diyabet arasında aynı düzeyde anlamlı bir ilişki saptanmadı. Araştırma gözlemsel olduğu için patates kızartmasının tek başına diyabete neden olduğunu kanıtlamıyor.</p>

<p>Patates kızartması tip 2 diyabet riskini ne kadar artırdı?</p>

<p>Araştırmacılar Nurses’ Health Study, Nurses’ Health Study II ve Health Professionals Follow-up Study kapsamında yer alan toplam 205 bin 107 kadın ve erkeğin verilerini değerlendirdi.</p>

<p>Katılımcılar başlangıçta diyabet, kalp-damar hastalığı veya kanser tanısı almamış kişilerden oluşuyordu. Otuz yılı aşan takip süresinde 22 bin 299 tip 2 diyabet vakası kaydedildi.</p>

<p>Vücut kitle indeksi, yaşam tarzı ve beslenmeyle ilişkili çeşitli etkenler hesaba katıldıktan sonra haftalık patates kızartması tüketiminin her üç porsiyonluk artışı, tip 2 diyabet görülme oranında yüzde 20 artışla ilişkili bulundu.</p>

<p>Haftada beş veya daha fazla porsiyon patates kızartması tüketenlerde de, neredeyse hiç tüketmeyenlerle karşılaştırıldığında tip 2 diyabet oranının daha yüksek olduğu görüldü.</p>

<p>Haşlanmış ve fırınlanmış patateste aynı sonuç çıkmadı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmanın dikkat çekici yönlerinden biri, patatesin hazırlanma biçimlerini ayrı ayrı değerlendirmesiydi.</p>

<p>Haşlanmış, fırınlanmış veya püre hâline getirilmiş patates tüketiminde haftada üç porsiyonluk artış ile tip 2 diyabet arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı.</p>

<p>Bu bulgu, “patates diyabet yapar” şeklindeki genel bir çıkarımın çalışmanın sonuçlarını doğru yansıtmadığını gösteriyor. Bulgular daha çok kızartma yöntemiyle hazırlanan patateslerin öne çıktığı bir ilişkiye işaret ediyor.</p>

<p>Patates kızartması yerine tam tahıl tüketildiğinde ne oldu?</p>

<p>Araştırmacılar yalnızca patates tüketimini değil, patatesin yerine hangi besinlerin tercih edildiğini de değerlendirdi.</p>

<p>Haftada üç porsiyon patates kızartmasının tam tahıllarla değiştirilmesi, istatistiksel modellemelerde tip 2 diyabet oranının yaklaşık yüzde 19 daha düşük olmasıyla ilişkilendirildi.</p>

<p>Tam tahıllar arasında tam tahıllı ekmek, tam tahıllı makarna ve benzeri liften zengin tahıl ürünleri yer alabiliyor.</p>

<p>Bununla birlikte bu sonuç bir müdahale çalışmasından değil, gözlemsel veriler üzerinden yapılan ikame analizinden elde edildi. Bu nedenle bir kişinin beslenmesinde yapılacak değişikliğin diyabet riskini kesin olarak yüzde 19 azaltacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Neden özellikle patates kızartması öne çıkmış olabilir?</p>

<p>Araştırma, patates kızartmasıyla görülen ilişkinin tek bir mekanizmayla açıklanabileceğini göstermiyor.</p>

<p>Kızartma işlemi yemeğin enerji yoğunluğunu ve yağ içeriğini artırabilir. Yüksek sıcaklıkta pişirme sırasında farklı kimyasal bileşikler de oluşabilir. Ayrıca patates kızartmasının sıklıkla şekerli içecekler, işlenmiş etler ve yüksek enerjili öğünlerle birlikte tüketilmesi toplam beslenme düzenini etkileyebilir.</p>

<p>Araştırmacılar çok sayıda yaşam tarzı ve beslenme değişkenini hesaba katmaya çalışsa da gözlemsel çalışmalarda bütün etkileri tamamen ayırmak mümkün değildir.</p>

<p>Vücut ağırlığının da ilişkinin bir bölümünde rol oynayabileceği hesaplandı. Ancak çalışma, tek başına hangi mekanizmanın tip 2 diyabet riskindeki farklılığı oluşturduğunu kanıtlamadı.</p>

<p>Patates tamamen bırakılmalı mı?</p>

<p>Araştırma böyle bir sonuç ortaya koymuyor.</p>

<p>Haşlanmış, fırınlanmış ve püre hâlindeki patatesler için ana analizde tip 2 diyabet riskiyle anlamlı bir artış görülmedi. Bu nedenle bulgular patatesin tamamını tek bir kategori altında değerlendirmek yerine hazırlama biçimine ve genel beslenme düzenine bakılması gerektiğini düşündürüyor.</p>

<p>Patatesin porsiyonu, yanında tüketilen yiyecekler, kullanılan yağ miktarı ve kişinin toplam beslenme alışkanlığı da önem taşıyor.</p>

<p>Araştırmanın en önemli sınırlaması ne?</p>

<p>Çalışma prospektif kohort araştırmasıydı. Bu tür çalışmalar uzun yıllar boyunca çok sayıda insanı takip ederek beslenme alışkanlıkları ile hastalıkların ortaya çıkışı arasındaki ilişkileri inceleyebilir.</p>

<p>Ancak katılımcılara rastgele patates kızartması veya başka bir yiyecek verilmediği için neden-sonuç ilişkisi kesin olarak kurulamaz.</p>

<p>Beslenme bilgileri belirli aralıklarla doldurulan anketlere dayanıyordu. Hatırlama hataları ve ölçülemeyen yaşam tarzı faktörleri sonuçları etkileyebilir.</p>

<p>Bununla birlikte üç büyük kohortun uzun süre takip edilmesi, beslenmenin tekrar tekrar değerlendirilmesi ve sonuçların daha geniş bir meta-analizle desteklenmesi çalışmanın güçlü yönleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Günlük yaşam için sonuç ne anlama geliyor?</p>

<p>Araştırmanın en pratik mesajı, patatesin yalnızca “iyi” veya “kötü” bir yiyecek olarak sınıflandırılmasının yeterli olmadığı.</p>

<p>Patates kızartmasının sık tüketimini azaltmak ve karbonhidrat kaynağı olarak daha fazla tam tahıl tercih etmek, genel sağlıklı beslenme yaklaşımıyla uyumlu bir seçenek olabilir.</p>

<p>Tip 2 diyabet riski ise tek bir besinden kaynaklanmaz. Vücut ağırlığı, fiziksel aktivite, genetik yatkınlık, yaş, uyku, sigara kullanımı ve genel beslenme düzeni gibi birçok etken birlikte rol oynar.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik genel sağlık bilgisi amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel tıbbi değerlendirme yerine geçmez. Diyabet, prediyabet veya özel beslenme gereksinimi bulunan kişiler beslenme değişikliklerini kendi sağlık durumlarına göre hekim veya diyetisyenle değerlendirmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>The BMJ — Total and specific potato intake and risk of type 2 diabetes: results from three US cohort studies and a substitution meta-analysis of prospective cohorts — 2025</p>

<p>Harvard T.H. Chan School of Public Health — Potatoes may increase risk of type 2 diabetes—depending on their preparation — 2025 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/haslanmis-patates-ile-kizartma-arasinda-diyabet-riski-farki-cikti</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 21:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1211.jpeg" type="image/jpeg" length="15391"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İŞKUR Gençlik Programı 2026 başvuruları ne zaman? Şartlar ve ödeme]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/iskur-genclik-programi-2026-basvurulari-ne-zaman-sartlar-ve-odeme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/iskur-genclik-programi-2026-basvurulari-ne-zaman-sartlar-ve-odeme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İŞKUR Gençlik Programı 2026-2027 başvuruları ne zaman? Üniversiteye göre başvuru takvimi, günlük 1.375 TL ödeme, 84.226,50 TL hane gelir sınırı ve öğrencilerde aranan şartlara ilişkin güncel bilgiler.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İŞKUR Gençlik Programı 2026 başvuruları ne zaman? Şartlar ve ödeme</p>

<p>İŞKUR Gençlik Programı 2026-2027 başvuruları ne zaman? Üniversiteye göre başvuru takvimi, günlük 1.375 TL ödeme, 84.226,50 TL hane gelir sınırı ve öğrencilerde aranan şartlara ilişkin güncel bilgiler.</p>

<p>İŞKUR Gençlik Programı’nda 2026-2027 dönemi başvuru tarihleri, üniversitelerin açtığı programlara göre takip ediliyor. 23 Eylül 2026 itibarıyla taranan resmî kaynaklarda bütün üniversiteler için geçerli ortak bir başlangıç ve son başvuru tarihi doğrulanamadı. Öğrencinin başvuru yapabilmesi için kendi üniversitesine ait güncel ilanın açık olması gerekiyor.</p>

<p>İŞKUR’un 2026 için açıkladığı günlük ödeme 1.375 TL. Aylık toplam, öğrencinin programa katıldığı gün sayısına göre hesaplanıyor. Örneğin 12 günlük katılım 16.500 TL, 14 günlük katılım 19.250 TL karşılığına geliyor.</p>

<p>İŞKUR Gençlik Programı başvuruları başladı mı?</p>

<p>Türkiye genelinde bütün öğrenciler için tek bir “başladı” veya “başlamadı” yanıtı vermek doğru değil. Başvuru başlangıcı, son başvuru günü, kontenjan ve program numarası üniversite ilanından kontrol edilmeli.</p>

<p>İŞKUR e-Şube’de program arama sayfasının erişilebilir olması, her üniversitenin öğrenci kabulüne başladığını göstermiyor. Arama sonucunda bulunan duyurunun hangi akademik yıla ait olduğu da incelenmeli. 2025-2026 dönemine ait başvuru tarihleri, 2026-2027 takvimi olarak kullanılamaz.</p>

<p>İŞKUR Gençlik Programı başvurusu nasıl yapılır?</p>

<p>Öğrenciler başvuru işlemlerini İŞKUR’un resmî e-Şube sistemi üzerinden takip edebiliyor. İzlenecek temel adımlar şöyle:</p>

<p>1. Üniversitenin güncel İŞKUR Gençlik Programı duyurusunu bulun.<br />
2. İŞKUR kaydınızı ve sisteme giriş bilgilerinizi kontrol edin.<br />
3. “İŞKUR Gençlik Program Arama” bölümünde il, üniversite veya ilan edilen program numarasıyla arama yapın.<br />
4. Başvuru tarihlerini ve ilandaki koşulları inceleyerek kendi üniversitenizin uygun programına başvurun.<br />
5. İşlemin ardından “İŞKUR Gençlik Başvurularım” bölümünden başvurunuzu kontrol edin.</p>

<p>Programdan yararlanmak isteyen öğrenci, öğrenim gördüğü üniversitenin ilanını seçmeli. Başka bir üniversitenin açık kontenjanı, kendi üniversitesindeki başvuru yerine geçmiyor.</p>

<p>İŞKUR Gençlik Programı 2026 ücreti ne kadar?</p>

<p>2026 yılında katılım sağlanan her gün için 1.375 TL cep harçlığı ödeniyor. Bu tutar üzerinden örnek hesaplama şöyle:</p>

<p>4 günlük katılım: 5.500 TL<br />
8 günlük katılım: 11.000 TL<br />
12 günlük katılım: 16.500 TL<br />
14 günlük katılım: 19.250 TL</p>

<p>Bu rakamlar, günlük tutarın belirtilen katılım günüyle çarpılmasıyla hesaplandı. Her öğrenciye her ay 19.250 TL ödeneceği anlamına gelmiyor. Üniversitenin programı ve gerçekleşen katılım, aylık toplamı belirliyor.</p>

<p>Günlük 1.375 TL, 2026 yılı için açıklanan tutar. Bu rakam, ayrıca bir karar olmadan 2027 yılı için kesinleşmiş ödeme olarak sunulmamalı.</p>

<p>İŞKUR Gençlik Programı’na kimler başvurabilir?</p>

<p>Program, devlet üniversitelerinde örgün öğrenim gören aktif ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine yönelik. Vakıf üniversitesi, açık öğretim ve uzaktan öğretim öğrencileri bu kapsamda yer almıyor. Kaydını donduran veya öğrenciliği pasif durumda olanlar da yararlanamıyor.</p>

<p>Başlıca koşullar arasında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, İŞKUR’a kayıtlı bulunmak, 18 yaşını tamamlamak, yaşlılık veya malullük aylığı almamak ve hane gelir şartını sağlamak bulunuyor. İŞKUR’un ilgili aktif işgücü ya da işsizlik sigortası programlarından yararlanma durumu da değerlendiriliyor.</p>

<p>İŞKUR Gençlik Programı’nda 25 yaş sınırı var mı?</p>

<p>İŞKUR’un yayımladığı genel katılım şartlarında 18 yaşını tamamlamış olmak koşulu bulunuyor. Aynı listede 25 yaş üst sınırı yer almıyor. Bu nedenle programı yalnızca “18-25 yaş arasındaki öğrenciler” için geçerliymiş gibi anlatmak, resmî şartlarla örtüşmüyor.</p>

<p>Sigortalı çalışan öğrenciler başvurabilir mi?</p>

<p>Öğrencilik durumunun uygun olması tek başına yeterli değil. Başvurudan önceki son bir aylık dönemde 5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi kapsamında sigortalı bildirilmemiş veya sigortalı sayılmamış olmak şartı aranıyor. Başvuru tarihinde aynı Kanun’un 5’inci maddesi kapsamındaki sigortalılık da kontrol ediliyor.</p>

<p>Ayrıca program talep tarihinden önceki bir yıl içinde ve programın fiilen başlayacağı tarihe kadar, programı yürüten üniversitenin veya ilgili kuruluşlarının çalışanı olmama koşulu bulunuyor. İŞKUR bu koşuldaki çalışan tanımını uzun vadeli sigorta bildirimi üzerinden açıklıyor; stajyer ve çırakları bu bir yıllık koşul bakımından aynı kapsamda değerlendirmiyor. Devam eden stajın başvuru tarihindeki sigortalılığa etkisi ise ayrıca kontrol edilmeli.</p>

<p>2026 İŞKUR Gençlik Programı hane gelir sınırı kaç TL?</p>

<p>Genel kurala göre, aynı adreste yaşayanların hesaba katılan aylık toplam gelirinin net asgari ücretin üç katını aşmaması gerekiyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2026 için açıkladığı net asgari ücret 28.075,50 TL olduğundan sınır 84.226,50 TL olarak hesaplanıyor.</p>

<p>Bu tutar kişi başına düşen gelir sınırı değil. Adres Kayıt Sistemi’ndeki hane ve ilgili gelir kalemleri esas alınıyor. Gelir incelemesinde çalışma gelirlerinin yanında emekli, dul ve yetim aylıkları gibi kalemler de dikkate alınıyor. Kesin değerlendirme, istenen belgeler üzerinden yapılıyor.</p>

<p>KYK yurdunda kalan öğrenciler için gelir şartı aranıyor mu?</p>

<p>İŞKUR’un açıklamasına göre yurt ve benzeri toplu yaşam alanlarında ikamet edenler ile diğer adres bilgisi bu yerler olanlar için hane gelir şartı aranmıyor. Bu nedenle öğrencinin başvuru tarihindeki resmî adres kaydı önem taşıyor.</p>

<p>Üniversitelere yönelik uygulama bilgi notunda, başvurudan sonraki adres değişikliklerinin bu kontrol için dikkate alınmadığı belirtiliyor. Yurtta kalma durumunun başvuru sırasında geçerli kayıt ve belgelerle gösterilmesi gerekiyor.</p>

<p>Haftada kaç gün, günde kaç saat çalışılıyor?</p>

<p>Programda günlük katılım süresi 7,5 saat. Haftalık üst sınır üç gün ve toplam 22,5 saat olarak uygulanıyor. Katılım günleri belirlenirken öğrencinin ders programı ve talepleri dikkate alınıyor.</p>

<p>Öğrenciler akademik ve idari destek, sosyal ve kültürel faaliyetler, dijital dönüşüm ve kampüs çalışmalarını destekleyen alanlarda görev alabiliyor. İŞKUR’un GÜÇ programı tanıtımında temizlik ve tehlikeli işlerin kapsam dışında olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Katılım günleri için genel sağlık sigortası ile iş kazası ve meslek hastalığı sigorta primleri karşılanıyor.</p>

<p>Kura sonuçları ve istenen belgeler nereden öğrenilir?</p>

<p>İŞKUR’un açıklamasında katılımcı seçimi için noter kurası belirtiliyor. Kura sonucu oluşan listeler, belge ve şart kontrollerinin ardından kesinleşiyor. Öğrenciler kendi üniversitelerinin sonuç ve evrak teslim duyurularını takip etmeli.</p>

<p>Üniversite duyurularında istenebilen belgeler arasında adli sicil kaydı, tarihçeli ikametgâh, aynı hanede yaşayanları gösteren belge, SGK hizmet dökümü, gelir belgeleri ve katılımcı taahhütnamesi bulunuyor. Kesin belge listesi ve teslim süresi ilgili ilanda yer alıyor. Kurada adın çıkması, belge teslim yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor.</p>

<p>Daha önce katılanlar yeniden başvurabilir mi?</p>

<p>Önceki katılım süresi, yeniden yararlanma hakkını etkiliyor. İŞKUR’un güncel açıklamasında ilgili yönetmelik kapsamındaki programlardan toplam yararlanma sınırı 140 fiilî gün olarak belirtiliyor. Bu süre her akademik yıl yeniden başlamıyor.</p>

<p>Örneğin daha önce 60 gün yararlanan bir öğrencinin, diğer şartları da sağlaması halinde kalan süresi 80 gün olabilir. Programın uygulama süresi ise en fazla 10 ay; her üniversitenin başlangıç ve bitiş tarihleri ayrıca belirleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/iskur-genclik-programi-2026-basvurulari-ne-zaman-sartlar-ve-odeme</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 18:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1205.jpeg" type="image/jpeg" length="60714"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tıp ve sağlık bilimlerinde Türkiye’nin ilk 10 üniversitesi belli oldu]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/tip-ve-saglik-bilimlerinde-turkiyenin-ilk-10-universitesi-belli-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/tip-ve-saglik-bilimlerinde-turkiyenin-ilk-10-universitesi-belli-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[URAP 2025–2026 tıp ve sağlık bilimleri sıralamasında Türkiye’den 82 üniversite yer aldı. Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi Türkiye’de ilk üçü oluşturdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>URAP 2025–2026 Dünya Alan Sıralaması’nda tıp ve sağlık bilimleri alanında Türkiye’nin en yüksek dereceye sahip üniversitesi Hacettepe oldu. Dünyada 311’inci sırada bulunan Hacettepe’yi, 345’inci sıradaki Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve 441’inci sıradaki İstanbul Üniversitesi izledi.</p>

<p>11 Eylül 2026 tarihli rapora göre Türkiye’den 82 üniversite, “Medical and Health Sciences” başlığı altında sıralamaya girdi. Türkiye’nin ilk 10’unda yer alan üniversitelerin dünya dereceleri 311 ile 881 arasında değişti.</p>

<p>TIP VE SAĞLIK BİLİMLERİNDE TÜRKİYE’NİN İLK 10’U</p>

<p>URAP raporundaki akademik performans sonuçlarına göre Türkiye sıralaması ve üniversitelerin dünya dereceleri şöyle:</p>

<ol>
 <li>Hacettepe Üniversitesi: Dünyada 311’inci.</li>
 <li>Sağlık Bilimleri Üniversitesi: Dünyada 345’inci.</li>
 <li>İstanbul Üniversitesi: Dünyada 441’inci.</li>
 <li>Ankara Üniversitesi: Dünyada 493’üncü.</li>
 <li>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa: Dünyada 532’nci.</li>
 <li>Koç Üniversitesi: Dünyada 546’ncı.</li>
 <li>Marmara Üniversitesi: Dünyada 578’inci.</li>
 <li>Gazi Üniversitesi: Dünyada 579’uncu.</li>
 <li>Ege Üniversitesi: Dünyada 584’üncü.</li>
 <li>Dokuz Eylül Üniversitesi: Dünyada 881’inci.</li>
</ol>

<p>DÖRT ÜNİVERSİTE DÜNYANIN İLK 500’ÜNDE</p>

<p>Hacettepe, Sağlık Bilimleri, İstanbul ve Ankara üniversiteleri, tıp ve sağlık bilimleri alanında dünyanın ilk 500’ünde yer aldı.</p>

<p>Türkiye sıralamasının ilk iki basamağındaki Hacettepe ve Sağlık Bilimleri üniversiteleri aynı zamanda ilk 350 içinde bulundu. İstanbul Üniversitesi 441’inci, Ankara Üniversitesi ise 493’üncü sırayla bu grubu tamamladı.</p>

<p>Türkiye’nin ilk 10’unda Ankara, İstanbul ve İzmir’deki üniversiteler yer aldı. Koç Üniversitesi, bu gruptaki tek vakıf üniversitesi oldu.</p>

<p>SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYE İKİNCİSİ</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi, tıp ve sağlık bilimlerinin birlikte değerlendirildiği geniş alan sıralamasında dünyada 345’inci, Türkiye’de ikinci sıraya yerleşti.</p>

<p>Bu derece, üniversitenin cerrahi, pediatri veya diş hekimliği gibi ayrı alanlarda elde ettiği sonuçlardan farklı bir değerlendirmeyi ifade ediyor. URAP’ın her alan listesi, o disiplin kapsamındaki bilimsel üretim ve etki göstergeleri üzerinden hazırlanıyor.</p>

<p>TIP VE SAĞLIK BİLİMLERİNDE 82 ÜNİVERSİTE TEMSİL EDİLDİ</p>

<p>Raporda tıp ve sağlık bilimleri, Türkiye’den en fazla üniversitenin sıralamaya girdiği alan oldu. Bu alanda 82 üniversite yer alırken, mühendislikte 36 üniversite sıralandı.</p>

<p>Alanlar arasındaki temsil sayıları değerlendirilirken kullanılan eşikler de önem taşıyor. URAP, farklı bilim alanlarında yayımlanan makale sayılarının değişmesi nedeniyle sıralamaya alınan üniversite sayılarını alanlara özgü eşiklere göre belirliyor. Dolayısıyla yalnızca listelenen kurum sayısından hareketle alanların başarısını doğrudan karşılaştırmak mümkün değil.</p>

<p>SIRALAMA NEYE DAYANIYOR?</p>

<p>URAP alan sıralamaları, üniversitelerin son beş yıllık akademik performansını değerlendiriyor. Clarivate Analytics InCites verileri kullanılarak bilimsel makaleler, toplam dokümanlar, atıflar, yayınların alan içindeki etkisi ve uluslararası iş birliği inceleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anketlere dayanan kişisel değerlendirmeler sıralamaya katılmıyor. Bin ve daha fazla yazarlı makaleler de hesaplama dışında tutuluyor.</p>

<p>ÜNİVERSİTE TERCİHİNDE NASIL KULLANILMALI?</p>

<p>Tıp ve sağlık bilimleri sıralaması, üniversitelerin araştırma performansını karşılaştırmak için kullanılabilecek göstergelerden biri. Ancak doğrudan tıp fakültelerinin eğitim kalitesini veya üniversite hastanelerinin tedavi başarısını sıralamıyor.</p>

<p>Adayların bu sonuçları; programın akreditasyonu, akademik kadrosu, klinik eğitim olanakları ve öğrencilerin yararlanabildiği imkânlarla birlikte değerlendirmesi gerekiyor.</p>

<p>Kaynak: URAP 2025–2026 Dünya Alan Sıralaması Basın Bildirisi, 11 Eylül 2026; Tablo 6, Tıp ve Sağlık Bilimleri alanı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/tip-ve-saglik-bilimlerinde-turkiyenin-ilk-10-universitesi-belli-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 18:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1203.jpeg" type="image/jpeg" length="90879"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hastane önlüğünün ötesinde: Hasta merkezli kıyafet tasarımı gündemde]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/hastane-onlugunun-otesinde-hasta-merkezli-kiyafet-tasarimi-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/hastane-onlugunun-otesinde-hasta-merkezli-kiyafet-tasarimi-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suudi Arabistan’daki Tabuk Üniversitesi’nden Fida Khader Faraj tarafından hazırlanan ve 6 Temmuz 2026’da Frontiers in Health Services’da yayımlanan sistematik derleme, hasta kıyafetlerine ilişkin 40 çalışmayı değerlendirdi. Bulgular; sağlık çalışanlarının hastaya erişimi için tasarlanan giysilerde hareket özgürlüğü, beden uyumu, örtünme, mahremiyet ve hasta tercihlerinin de birlikte ele alınması gerektiğini gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hasta kıyafetleri, sağlık hizmetlerinin çoğu zaman üzerinde durulmayan ancak günlük hasta deneyimini doğrudan etkileyen unsurlarından biri. Suudi Arabistan’daki Tabuk Üniversitesi’nden Fida Khader Faraj’ın hazırladığı ve 6 Temmuz 2026’da Frontiers in Health Services’da yayımlanan sistematik derleme, farklı sağlık ortamlarında kullanılan hasta giysilerinin ortak özelliklerini ve tasarım sorunlarını değerlendirdi.<br />
Çalışmanın amacı, sağlık çalışanlarının muayene ve tedavi sırasında hastaya erişimini kolaylaştıran kıyafetlerle hastaların rahatlık, hareket ve mahremiyet ihtiyaçları arasında nasıl bir denge kurulabileceğini incelemekti.<br />
Araştırmacı ilk aşamada toplam 300 kaydı değerlendirdi. Bunların 280’i akademik veri tabanlarından, 20’si ise kaynak listeleri ve diğer materyallerden elde edildi. Eleme ve kalite değerlendirmelerinin ardından 40 çalışma nihai bilimsel senteze alındı.<br />
Dört temel tasarım alanı öne çıktı<br />
Derlemede hasta kıyafetlerini şekillendiren dört ortak alan belirlendi: klinik erişilebilirlik, standartlaştırma, enfeksiyon kontrolü ve maliyet etkinliği.<br />
Bu ihtiyaçlar nedeniyle hasta giysilerinde bol kesimler, sade yapılar ve muayene ya da tedavi yapılacak vücut bölgelerine ulaşmayı kolaylaştıran açıklıklar kullanılabiliyor.<br />
Ancak sağlık hizmetinin işleyişini kolaylaştıran standart tasarımlar, hastaların tüm ihtiyaçlarını karşılamayabiliyor.<br />
İncelenen çalışmalarda beden uyumsuzluğu, hareket kısıtlılığı, vücudun yeterince örtülmemesi, sıcaklık konforunun sağlanamaması ve farklı hasta ihtiyaçlarına uyum gösterilememesi gibi sorunlar bildirildi.<br />
Enfeksiyon kontrolü konusunda ise önemli bir ayrım bulunuyor. Hasta giysilerinin sağlık kuruluşlarının hijyen ve enfeksiyon kontrolü süreçlerine uygun biçimde tasarlanması gerekiyor. Ancak mevcut bilimsel veriler, herhangi bir adaptif kıyafetin tek başına enfeksiyon riskini azalttığını göstermiyor.<br />
Mahremiyet de kıyafet tasarımının parçası<br />
Hasta kıyafetleriyle ilgili çalışmalarda en sık gündeme gelen başlıklardan biri mahremiyet.<br />
Geleneksel hastane giysilerinin bazı tasarımlarında vücudun gereğinden fazla açıkta kalabilmesi, hastalarda rahatsızlık ve savunmasızlık hissiyle ilişkilendiriliyor.<br />
2026 tarihli derlemede değerlendirilen araştırmalar, hastaların rahat hareket edebilecekleri, bedenlerine daha iyi uyum sağlayan ve gerektiğinde ayarlanabilen kıyafetlere yönelik beklentilerini ortaya koydu.<br />
Hasta merkezli yaklaşımda amaç, sağlık çalışanının gerekli vücut bölgesine ulaşmasını sağlarken hastanın gereksiz biçimde açıkta kalmasını önlemek.<br />
Adaptif giyim sağlık alanına da uzanıyor<br />
Adaptif giyim, fiziksel hareket kısıtlılığı veya özel kullanım ihtiyacı bulunan kişilerin daha kolay giyinip soyunabilmesi amacıyla değiştirilmiş ya da özel olarak tasarlanmış kıyafetleri tanımlıyor.<br />
Kullanıcının ihtiyacına göre farklı çözümler uygulanabiliyor. Küçük düğmeler yerine daha kolay kullanılabilen kapatma sistemleri, çeşitli noktalardan açılabilen giysiler, genişleyebilen bölümler veya tıbbi işlem yapılacak alana erişim sağlayan açıklıklar bunlar arasında bulunuyor.<br />
Bu kıyafetlerin amacı bir hastalığı tedavi etmek değil.<br />
Temel hedef; giyinme ve soyunmayı kolaylaştırmak, kişinin mümkün olduğu ölçüde bağımsızlığını korumasına yardımcı olmak ve bakım sırasında gerekli vücut bölgelerine erişimi kolaylaştırmak.<br />
51 bilimsel makale daha değerlendirildi<br />
International Journal of Consumer Studies’da 2024 yılında yayımlanan başka bir sistematik derlemede, engelli bireylere yönelik adaptif giyim konusunda 51 bilimsel makale incelendi.<br />
Araştırmacılar kullanıcı merkezli tasarım yaklaşımlarının literatürde giderek daha fazla ele alındığını, ancak farklı engel türleri, kültürel ihtiyaçlar, araştırma yöntemleri ve kullanıcı tercihleri açısından önemli bilgi boşluklarının sürdüğünü bildirdi.<br />
Bu bulgular, herkese uyan tek bir adaptif kıyafet modelinin bulunmadığını gösteriyor.<br />
Bir kullanıcı için giysiyi tek elle açabilmek öncelik olabilirken, bir başkası için kıyafetin yatakta daha kolay değiştirilebilmesi daha önemli hâle gelebiliyor.<br />
Giyinmek öz bakımın bir parçası<br />
Giyinme, temel günlük yaşam aktiviteleri arasında yer alıyor.<br />
Applied Ergonomics’da 2020 yılında yayımlanan kapsam taramasında fiziksel engeli bulunan kişilerin kıyafet deneyimlerini ele alan 57 bilimsel makale ile adaptif giyime ilişkin 88 çevrim içi kaynak değerlendirildi.<br />
Araştırmada kıyafetin özellikle hareketlilik ve öz bakım alanlarıyla ilişkili olduğu görüldü.<br />
Bu durum adaptif tasarım açısından önemli bir ayrımı ortaya çıkarıyor. Amaç, kişinin yapabildiği işleri onun yerine gerçekleştirmek değil; mümkün olduğu kadar kendi başına yapabilmesini kolaylaştırmak.<br />
El ve parmak hareketleri kısıtlanan bir kişi için küçük bir düğmeyi ilikleyememek basit bir kıyafet sorunu gibi görünebilir. Günlük yaşamda ise bu durum her giyinme sırasında başka bir kişiden yardım alma ihtiyacına dönüşebilir.<br />
Diyaliz hastalarının kıyafet ihtiyacı da araştırıldı<br />
Kıyafetin tedavi sırasında oluşturduğu pratik güçlüklerin araştırıldığı gruplardan biri diyaliz hastaları oldu.<br />
Disability and Rehabilitation’da yayımlanan nitel çalışmada diyaliz tedavisi gören kişiler ve bakım verenlerle 15 yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirildi. Araştırmacılar ayrıca iki diyaliz merkezinde gözlem yaptı.<br />
Çalışmada tedavi sırasında damar erişim bölgesine ve tansiyon ölçümü yapılacak kola ulaşılması gerekirken hastaların aynı zamanda rahat, işlevsel ve gündelik kıyafet görünümünü koruyan giysilere yönelik beklentileri bulunduğu görüldü.<br />
Katılımcı sayısının küçük olması nedeniyle bu sonuçlar tüm diyaliz hastalarına genellenemiyor.<br />
Araştırma buna karşın sıradan bir kıyafetin tıbbi işlem sırasında nasıl bir kullanım engeline dönüşebileceğini hasta ve bakım veren deneyimleri üzerinden göstermesi açısından önemli veri sağlıyor.<br />
Tek tip kıyafet her hastaya uymuyor<br />
Omuz ameliyatı geçiren bir hasta ile diz hareketleri kısıtlanan kişinin giyinme ihtiyaçları aynı değil.<br />
Diyaliz hastasında damar erişim bölgesine ulaşılması gerekebilirken, uzun süre yatakta kalan bir hastada kıyafetin kişiyi mümkün olduğunca az hareket ettirerek değiştirilebilmesi ön plana çıkabilir.<br />
El hareketleri kısıtlı kişilerde ise küçük düğmeler veya bazı fermuar sistemleri giyinmenin önünde engel oluşturabilir.<br />
Bu nedenle adaptif tasarımın merkezinde belirli bir ürün ya da kıyafet modeli değil, kişinin günlük yaşamda karşılaştığı somut güçlük yer alıyor.<br />
Bilimsel literatürde öne çıkan kullanıcı merkezli yaklaşım da kıyafetin kişinin fiziksel kapasitesine, bakım ortamına ve günlük yaşamına göre değerlendirilmesini destekliyor.<br />
Adaptif kıyafet tedavi değildir<br />
Adaptif sağlık giysilerinin sınırlarının doğru çizilmesi gerekiyor.<br />
Bu kıyafetler ilaç değildir, hastalığı tedavi etmez ve tıbbi tedavinin yerine geçmez.<br />
Bir giysinin daha kolay açılması ameliyat yarasının daha hızlı iyileşeceğini göstermez. Belirli bir kumaşın kullanılması enfeksiyonu önlediği anlamına gelmez. Hastanın daha kolay giydirilebilmesi de tek başına klinik iyileşme kanıtı değildir.<br />
Bir ürünün enfeksiyon oranını azalttığı, yara iyileşmesini hızlandırdığı veya belirli bir sağlık sonucunu iyileştirdiği ileri sürülüyorsa, bu iddianın ürüne ve kullanım alanına özgü klinik verilerle desteklenmesi gerekir.<br />
Mevcut bilimsel literatürün daha güçlü biçimde desteklediği alanlar; kullanılabilirlik, giyinme kolaylığı, hareket, öz bakım, mahremiyet, rahatlık ve sağlık çalışanlarının gerekli vücut bölgelerine erişimidir.<br />
Bilimsel kanıtların sınırı var<br />
Adaptif giyim alanındaki bilimsel yayınların önemli bir bölümünü kullanıcı deneyimleri, tasarım araştırmaları, gözlemsel çalışmalar, nitel görüşmeler ve literatür incelemeleri oluşturuyor.<br />
Bu nedenle mevcut kanıtlarla belirli bir adaptif kıyafetin hastanede yatış süresini kısalttığını, komplikasyonları azalttığını, enfeksiyonu önlediğini veya iyileşmeyi hızlandırdığını söylemek mümkün değil.<br />
2024 yılında yayımlanan 51 makalelik sistematik derleme de farklı engel grupları, yöntemler ve kullanıcı ihtiyaçları konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç bulunduğuna işaret ediyor.<br />
2026 tarihli 40 çalışmalık sistematik derleme ise daha temel bir tablo ortaya koyuyor: Hasta kıyafeti yalnızca sağlık çalışanının hastaya erişmesini sağlayan bir araç değil; hareketi, rahatlığı, mahremiyeti ve kişinin sağlık hizmeti sırasındaki günlük deneyimini etkileyebilecek bir unsur.<br />
Hasta merkezli bakım açısından temel mesele yalnızca kıyafetin nasıl açıldığı değil, onu giyen kişinin ihtiyaçlarına ne kadar uyum sağlayabildiği.<br />
KAYNAKLAR<br />
• Frontiers in Health Services – Beyond the Hospital Gown: A Systematic Review of the Common Characteristics and Design Challenges of Patient Clothing Across Healthcare Departments, 6 Temmuz 2026<br />
• International Journal of Consumer Studies – Adaptive Apparel for People with Disabilities: A Systematic Literature Review and Future Research Agenda, 2024<br />
• Applied Ergonomics – The Role of Clothing on Participation of Persons with a Physical Disability: A Scoping Review, 2020<br />
• Disability and Rehabilitation – One Size Does Not Fit All: A Qualitative Study Exploring the Apparel Wants and Needs of People on Dialysis</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/hastane-onlugunun-otesinde-hasta-merkezli-kiyafet-tasarimi-gundemde</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/hasta-kiyafetleri-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="47904"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ALS’nin Genetik Formunda Faz III Başarısı: Fonksiyon ve Sağkalım Birlikte İyileşti]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/alsnin-genetik-formunda-faz-iii-basarisi-fonksiyon-ve-sagkalim-birlikte-iyilesti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/alsnin-genetik-formunda-faz-iii-basarisi-fonksiyon-ve-sagkalim-birlikte-iyilesti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[FUS mutasyonuna bağlı nadir ALS türünde geliştirilen ulefnersen, Faz III çalışmada fonksiyon ve sağkalımı birlikte değerlendiren ana hedefi karşıladı. Tedavi henüz hiçbir ülkede onaylı değil.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Nadir ve çoğu zaman hızlı ilerleyen genetik bir ALS türünü doğrudan hastalığın moleküler kaynağından hedefleyen deneysel tedaviden dikkat çekici Faz III sonucu geldi.</p>

<p>Ionis Pharmaceuticals ve Otsuka tarafından açıklanan FUSION çalışmasında RNA hedefli ulefnersen, FUS mutasyonuna bağlı amyotrofik lateral sklerozda fonksiyon kaybı ve sağkalımı birlikte değerlendiren birincil sonlanım noktasında plaseboya karşı istatistiksel olarak anlamlı fayda sağladı.</p>

<p>Ana sonuç için p değeri 0,0005 olarak bildirildi.</p>

<p>Bununla birlikte ulefnersen henüz FDA, EMA veya başka bir düzenleyici kurum tarafından onaylanmış değil. Sonuçlar şirketler tarafından açıklanan topline Faz III verileri niteliğinde; ayrıntılı etki büyüklükleri henüz hakemli bilimsel makale olarak yayımlanmadı.</p>

<p>FUS-ALS nedir?</p>

<p>Amyotrofik lateral skleroz, beyin ve omurilikte istemli kas hareketlerini kontrol eden motor nöronların ilerleyici biçimde kaybıyla seyreden nörodejeneratif bir hastalık.</p>

<p>Kas güçsüzlüğü zamanla ilerleyerek hareket etme, konuşma, yutma ve solunum işlevlerini etkileyebiliyor.</p>

<p>ALS'nin tamamı aynı biyolojik nedenden kaynaklanmıyor.</p>

<p>FUS-ALS olarak adlandırılan alt tip, FUS genindeki hastalık yapıcı genetik varyantlarla ilişkili.</p>

<p>Bu alt tipin bütün ALS vakalarının yaklaşık yüzde 0,6'sını oluşturduğu tahmin ediliyor.</p>

<p>Ancak FUS mutasyonları özellikle çocukluk ve gençlik döneminde başlayan ALS vakalarında daha sık görülüyor. Şirketlerin aktardığı literatür verilerine göre pediatrik ve juvenil ALS vakalarının yaklaşık yüzde 43–52'sinde FUS mutasyonları bulunabiliyor.</p>

<p>Erken başlayan bazı FUS-ALS vakaları son derece hızlı ilerleyebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ulefnersen nedir?</p>

<p>Ulefnersen, FUS-ALS'nin altında yatan genetik mekanizmayı hedeflemek amacıyla geliştirilmiş deneysel bir antisens oligonükleotid tedavisi.</p>

<p>Antisens oligonükleotidler, hücre içindeki belirli RNA moleküllerine bağlanmak üzere tasarlanan kısa sentetik nükleik asit dizileri.</p>

<p>Ulefnersen, FUS proteininin üretilmesinden önceki aşamada FUS pre-mRNA'sına bağlanıyor.</p>

<p>Amaç FUS mRNA düzeylerini azaltmak ve böylece hem normal hem de hastalıkla ilişkili mutant FUS proteininin üretimini düşürmek.</p>

<p>FUS mutasyonlarının motor nöronlarda toksik FUS proteini birikimine yol açarak nörodejenerasyona katkıda bulunduğu düşünülüyor.</p>

<p>Dolayısıyla ulefnersen yalnız ALS belirtilerini kontrol etmeyi değil, FUS-ALS'nin genetik mekanizmasının daha yukarısındaki bir noktaya müdahale etmeyi hedefliyor.</p>

<p>Tedavi doğrudan merkezi sinir sistemine ulaşması amacıyla intratekal, yani omurilik sıvısına enjeksiyon yoluyla uygulanıyor.</p>

<p>FUSION nasıl bir çalışma?</p>

<p>FUSION, global, çok merkezli, randomize, çift kör ve plasebo kontrollü Faz I–III klinik geliştirme programı.</p>

<p>Çalışmanın randomize bölümünde FUS-ALS hastaları 72 hafta boyunca ulefnersen veya plasebo aldı.</p>

<p>Ardından katılımcılar tüm hastaların ulefnersen alabildiği açık etiketli uzatma dönemine geçti.</p>

<p>Çalışmaya toplam 89 kişinin dahil edildiği bildirildi.</p>

<p>Önceden belirlenmiş birincil etkinlik analizi ise randomize Faz III bölümündeki 73 hastadan oluşan primer analiz popülasyonunda gerçekleştirildi.</p>

<p>Fonksiyon ve sağkalım birlikte değerlendirildi</p>

<p>FUSION çalışmasının birincil sonlanımı klasik olarak yalnız ALSFRS-R skorundaki ortalama değişime dayanmıyordu.</p>

<p>Araştırmacılar hastanın fonksiyonel durumuyla ciddi klinik olayları aynı analiz içinde birleştiren ortak sıralama yöntemi kullandı.</p>

<p>Analizde üç temel unsur birlikte değerlendirildi:</p>

<p>Ölüm veya kalıcı solunum desteğine kadar geçen süre,</p>

<p>Kurtarma tedavisine geçiş süresi,</p>

<p>Başlangıçtan 505. güne kadar ALS Functional Rating Scale-Revised, yani ALSFRS-R skorundaki değişim.</p>

<p>ALSFRS-R; konuşma, yutma, el kullanımı, yürüme, günlük yaşam aktiviteleri ve solunum gibi ALS'den etkilenen işlevleri değerlendiren klinik ölçek.</p>

<p>Bu birleşik analizde ulefnersen plaseboya karşı istatistiksel olarak anlamlı üstünlük gösterdi.</p>

<p>P değeri 0,0005 olarak açıklandı.</p>

<p>Bu sonuç ne anlama geliyor?</p>

<p>P=0,0005 güçlü bir istatistiksel sonuç.</p>

<p>Ancak bu rakam tek başına tedavinin hastalık ilerlemesini yüzde kaç yavaşlattığını veya yaşam süresini ne kadar uzattığını göstermiyor.</p>

<p>Şirketler ilk topline açıklamada medyan sağkalım sürelerini, ölüm için hazard oranını veya ALSFRS-R skorundaki mutlak tedavi farkını yayımlamadı.</p>

<p>Bu nedenle bugün için:</p>

<p>“Ulefnersen yaşam süresini yüzde X uzattı”</p>

<p>veya</p>

<p>“ALS ilerlemesini yüzde X yavaşlattı”</p>

<p>şeklinde bir rakam vermek mümkün değil.</p>

<p>Bilinen sonuç, fonksiyon ve sağkalım bileşenlerini birlikte değerlendiren önceden belirlenmiş primer analizin ulefnersen lehine ve istatistiksel olarak anlamlı çıkması.</p>

<p>Nörodejenerasyon biyobelirteci de olumlu sonuç verdi</p>

<p>Çalışmanın önemli sekonder sonlanımlarından biri serum nörofilament hafif zinciri, yani NfL düzeyindeki değişimdi.</p>

<p>NfL, sinir hücrelerinde meydana gelen hasarla birlikte kan ve beyin-omurilik sıvısında yükselebilen bir nörodejenerasyon biyobelirteci.</p>

<p>Ulefnersen kullanan hastalarda serum NfL değişimi de plaseboya kıyasla istatistiksel olarak anlamlı biçimde tedavi lehine sonuçlandı.</p>

<p>Ancak şirketler bu ilk açıklamada NfL'nin ne kadar azaldığına ilişkin sayısal etki büyüklüğünü paylaşmadı.</p>

<p>İkinci önemli klinik sonuç da olumlu</p>

<p>FUSION çalışmasındaki diğer önemli sekonder sonlanım;</p>

<p>ölüm,</p>

<p>kalıcı ventilasyon,</p>

<p>kurtarma tedavisine geçiş</p>

<p>veya hastalığın ilerlemesi nedeniyle çalışmadan ayrılma</p>

<p>olaylarından ilkine kadar geçen süreydi.</p>

<p>Bu birleşik klinik sonuç da ulefnersen lehine istatistiksel olarak anlamlı bulundu.</p>

<p>Fonksiyonel değerlendirme, ciddi klinik olaylar ve nörodejenerasyon biyobelirtecinin aynı yönde sonuç vermesi tedavinin hastalık seyrini değiştirebileceği hipotezini güçlendiriyor.</p>

<p>Ancak “hastalığı modifiye eden tedavi” şeklindeki kesin sınıflandırma için ayrıntılı verilerin ve düzenleyici değerlendirmelerin görülmesi gerekiyor.</p>

<p>Güvenlik sonuçları nasıl?</p>

<p>Şirketlerin ilk açıklamasına göre ulefnersenin güvenlik ve tolerabilite profili genel olarak olumlu bulundu.</p>

<p>Advers olayların büyük bölümünün hafif veya orta şiddette olduğu bildirildi.</p>

<p>Ancak ciddi advers olayların ayrıntılı oranları, tedavi bırakma oranları ve ulefnersen ile plasebo arasındaki kapsamlı güvenlik karşılaştırması henüz kamuya açıklanmadı.</p>

<p>Ulefnersen intratekal uygulandığı için ilacın kendisine ait güvenlik profilinin yanında lomber ponksiyonla ilişkili risklerin de klinik uygulamada değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Tedavi FDA tarafından onaylandı mı?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Ulefnersen halen araştırma aşamasındaki bir ilaç.</p>

<p>FDA veya başka bir düzenleyici kurum FUS-ALS tedavisi için pazarlama ruhsatı vermiş değil.</p>

<p>FDA daha önce ulefnersene FUS-ALS için Fast Track statüsü verdi.</p>

<p>Ayrıca ALS için FDA, EMA ve Swissmedic tarafından yetim ilaç statüleri bulunuyor.</p>

<p>Fast Track statüsü ilacın etkinliğinin kanıtlandığı veya onaylandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bu statü, ciddi hastalıklarda önemli karşılanmamış ihtiyacı hedefleyen tedavilerin geliştirme ve değerlendirme süreçlerinde düzenleyici kurumla daha yakın çalışılmasına olanak sağlıyor.</p>

<p>Şimdi ne olacak?</p>

<p>Otsuka ve Ionis, FUSION sonuçlarını FDA ve diğer ülkelerin sağlık otoriteleriyle görüşeceklerini açıkladı.</p>

<p>Şirketler olası hızlandırılmış ruhsat başvuru yollarını değerlendirmeyi planlıyor.</p>

<p>FUSION'ın ayrıntılı sonuçlarının gelecekte bir bilimsel kongrede sunulması ve hakemli bir dergide yayımlanması da planlanıyor.</p>

<p>Açık etiketli uzatma çalışması devam ettiği için ulefnersenin daha uzun süreli etkinlik ve güvenlik verileri de toplanacak.</p>

<p>Neden önemli?</p>

<p>FUS-ALS çok nadir olsa da hastalığın özellikle genç yaşta başlayan formları son derece agresif seyredebilir.</p>

<p>Bugüne kadar FUS-ALS'nin altında yatan genetik nedeni doğrudan hedefleyen onaylı bir tedavi bulunmuyor.</p>

<p>FUSION çalışmasının önemi yalnız Faz III hedefinin karşılanması değil.</p>

<p>Ulefnersen, hastalığa yol açan mutant proteinin üretim sürecini RNA düzeyinde azaltmaya çalışan genetik olarak hedeflenmiş bir yaklaşım.</p>

<p>Bu nedenle sonuç, ALS'nin bütün türleri için yeni bir tedavi bulunduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Ulefnersen yalnız FUS genindeki hastalık yapıcı varyantlarla ilişkili ALS için geliştiriliyor ve uygun hastaların belirlenmesi genetik doğrulama gerektiriyor.</p>

<p>Buna karşılık FUS-ALS gibi moleküler olarak tanımlanmış küçük hasta gruplarında genetik nedeni doğrudan hedefleyen tedavilerin başarılı olabilmesi, ALS'nin gelecekte tek bir hastalık yerine farklı moleküler alt tiplerin ayrı ayrı hedeflendiği bir tedavi modeline doğru ilerleyebileceğine ilişkin önemli bir kanıt oluşturuyor.</p>

<p>Şimdilik en önemli eksik bilgi ise gerçek etki büyüklüğü.</p>

<p>FUSION'ın ayrıntılı verileri açıklandığında ulefnersenin ALSFRS-R kaybını ne kadar yavaşlattığı, sağkalım ve ventilasyon sonuçlarını ne ölçüde değiştirdiği ve faydanın hangi hasta gruplarında en belirgin olduğu daha net anlaşılacak.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Bu içerik yeni bir klinik araştırmayı haberleştirmek amacıyla hazırlanmıştır. Ulefnersen araştırma aşamasındadır ve FUS-ALS tedavisi için henüz onaylanmamıştır. ALS tedavisi ve genetik değerlendirme nöroloji uzmanları tarafından kişiye özel planlanmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Ionis Pharmaceuticals, FUSION Faz III Topline Sonuçları, 22 Eylül 2026</p>

<p>Otsuka Pharmaceutical, FUSION Faz III Sonuçları, 22 Eylül 2026</p>

<p>FUSION Faz I–III Klinik Çalışması, NCT04768972 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim &amp; Teknoloji</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/alsnin-genetik-formunda-faz-iii-basarisi-fonksiyon-ve-sagkalim-birlikte-iyilesti</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1201.jpeg" type="image/jpeg" length="64401"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[RF Negatif Ama Anti-CCP Pozitif: Romatoid Artrit Olabilir mi?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/rf-negatif-ama-anti-ccp-pozitif-romatoid-artrit-olabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/rf-negatif-ama-anti-ccp-pozitif-romatoid-artrit-olabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anti-CCP, romatoid artrit değerlendirmesinde kullanılan bir otoantikor testidir. 20, 50, 100 ve 200 gibi sonuçların anlamı kullanılan yönteme göre değişir; yüksek pozitiflik tek başına romatoid artrit tanısı koydurmaz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ANTİ-CCP NEDİR?</p>

<p>Anti-CCP, siklik sitrüline peptitlere karşı gelişen antikorları ölçen kan testidir. Romatoid artrit şüphesinde kullanılan en önemli otoantikor testlerinden biridir ve çoğu zaman romatoid faktör (RF) ile birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Anti-CCP pozitifliği romatoid artrit olasılığını güçlendirebilir ancak tek başına tanı koydurmaz. Eklem şişliği, sabah tutukluğu, muayene bulguları, RF, CRP ve ESR gibi diğer veriler birlikte değerlendirilir.</p>

<p>ANTİ-CCP KAÇ OLMALI?</p>

<p>Anti-CCP için tek bir evrensel normal sınır yoktur. Kullanılan test yöntemi ve laboratuvarın referans aralığı önemlidir.</p>

<p>Örneğin Mayo Clinic Laboratories’in kullandığı yöntemde:</p>

<p>20 U altı: Negatif<br />
20–39,9 U: Zayıf pozitif<br />
40–59,9 U: Pozitif<br />
60 U ve üzeri: Güçlü pozitif</p>

<p>Bu değerler bütün laboratuvarlara uygulanamaz. Sonuç mutlaka kişinin kendi raporundaki referans aralıklarıyla karşılaştırılmalıdır.</p>

<p>ANTİ-CCP 20 NE DEMEK?</p>

<p>Mayo Clinic Laboratories’in referans sisteminde 20 U, zayıf pozitifliğin başladığı düzeydir.</p>

<p>Ancak 20 gibi sınırda bir sonuç tek başına romatoid artrit anlamına gelmez. Eklem şişliği, sabah tutukluğu ve diğer laboratuvar sonuçları klinik anlamı belirler.</p>

<p>ANTİ-CCP 50 NE DEMEK?</p>

<p>Aynı yöntemde 50 U pozitif aralıkta yer alır.</p>

<p>Bu sonuç romatoid artrit olasılığını destekleyebilir ancak yalnızca anti-CCP değerine bakılarak tanı konulmaz. Özellikle eklemlerde kalıcı şişlik ve inflamatuvar yakınmalar varsa romatolojik değerlendirme önem kazanır.</p>

<p>ANTİ-CCP 100 NE DEMEK?</p>

<p>100 U, bu referans sisteminde güçlü pozitif anti-CCP sonucudur.</p>

<p>Yüksek anti-CCP değerleri romatoid artritle daha güçlü biçimde ilişkilidir. Bununla birlikte 100 sonucu hastalığın kesin bulunduğunu, ne kadar aktif olduğunu veya mutlaka ağır seyredeceğini tek başına göstermez.</p>

<p>ANTİ-CCP 200 NE DEMEK?</p>

<p>200 U da güçlü pozitiflik düzeyindedir.</p>

<p>Sonucun 100 yerine 200 olması otomatik olarak hastalığın iki kat ağır olduğu anlamına gelmez. Anti-CCP, hastalık aktivitesini sayısal olarak takip etmek için CRP gibi doğrudan bir aktivite göstergesi değildir.</p>

<p>ANTİ-CCP POZİTİF NE DEMEK?</p>

<p>Anti-CCP pozitifliği, kanda sitrüline proteinlere karşı otoantikor bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Bu antikor romatoid artrit için RF'ye göre daha özgül bir belirteçtir. Bununla birlikte başka otoimmün hastalıklarda veya bazı diğer klinik durumlarda da nadiren pozitiflik görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle “pozitif Anti-CCP = kesin romatoid artrit” denklemi doğru değildir.</p>

<p>ANTİ-CCP POZİTİFSE ROMATOİD ARTRİT KESİN Mİ?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Romatoid artritin tanısını tek başına doğrulayan bir kan testi yoktur. Anti-CCP tanıyı güçlü biçimde destekleyebilir ancak hastanın eklemleri, yakınmalarının süresi, inflamasyon bulguları ve diğer test sonuçları birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Özellikle el ve ayakların küçük eklemlerinde simetrik şişlik, uzun süren sabah tutukluğu ve hassasiyet varsa pozitif Anti-CCP'nin klinik önemi artar.</p>

<p>RF NEGATİF AMA ANTİ-CCP POZİTİF NE DEMEK?</p>

<p>Bu kombinasyon mümkündür.</p>

<p>Romatoid faktör negatif olsa bile Anti-CCP pozitifliği romatoid artrit olasılığını destekleyebilir. MedlinePlus da pozitif CCP ve negatif RF sonucunun erken romatoid artrit veya ileride gelişebilecek romatoid artritle ilişkili olabileceğini belirtmektedir.</p>

<p>Ancak yalnızca bu test kombinasyonuna dayanılarak tanı konulmaz.</p>

<p>ANTİ-CCP VE RF İKİSİ DE POZİTİFSE NE DEMEK?</p>

<p>Her iki testin birlikte pozitif olması, özellikle tipik eklem bulguları bulunan bir kişide romatoid artrit olasılığını daha fazla destekler.</p>

<p>RF'nin başka hastalıklarda ve bazı sağlıklı kişilerde de pozitif olabilmesi nedeniyle Anti-CCP bu ayrımda özellikle değerlidir.</p>

<p>ANTİ-CCP NEGATİFSE ROMATOİD ARTRİT YOK MU?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Anti-CCP negatifliği romatoid artrit olasılığını azaltabilir ancak hastalığı tamamen dışlamaz.</p>

<p>Bazı romatoid artrit hastalarında hem Anti-CCP hem de RF negatif olabilir. Bu durum seronegatif romatoid artrit olarak değerlendirilebilir ve tanı klinik bulgulara dayanır.</p>

<p>ANTİ-CCP YÜKSEKLİĞİ NEDEN OLUR?</p>

<p>Anti-CCP yüksekliği en güçlü biçimde romatoid artritle ilişkilidir.</p>

<p>Bununla birlikte Sjögren hastalığı veya lupus gibi bazı otoimmün hastalıklarda ve daha nadiren tüberküloz ya da kronik akciğer hastalıklarında da CCP antikorları saptanabilir.</p>

<p>Bu nedenle sonuç kişinin tüm klinik tablosuyla birlikte yorumlanır.</p>

<p>ANTİ-CCP YÜKSEKLİĞİ HASTALIĞIN ŞİDDETİNİ GÖSTERİR Mİ?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tam olarak değil.</p>

<p>Yüksek Anti-CCP düzeyleri romatoid artritli bazı hastalarda eroziv eklem hastalığı riskinin daha yüksek olmasıyla ilişkilendirilebilir.</p>

<p>Ancak değer tek başına o anda hastalığın ne kadar aktif olduğunu göstermez. Aktivite değerlendirmesinde eklem muayenesi, CRP, ESR ve klinik belirtiler daha önemlidir.</p>

<p>ANTİ-CCP NASIL DÜŞÜRÜLÜR?</p>

<p>Tedavinin amacı Anti-CCP rakamını düşürmek değildir.</p>

<p>Romatoid artrit tanısı varsa hedef eklem inflamasyonunu kontrol etmek, ağrıyı ve şişliği azaltmak ve kalıcı eklem hasarını önlemektir.</p>

<p>Anti-CCP değeri yüksek diye özel bir besin, takviye veya ilaçla yalnızca antikor değerini düşürmeye çalışmak doğru değildir.</p>

<p>SIK SORULAN SORULAR</p>

<p>Anti-CCP 20 yüksek mi?</p>

<p>Kullanılan yönteme göre değişir. Mayo Clinic Laboratories sisteminde 20 U zayıf pozitifliğin başlangıcıdır; kendi laboratuvarınızın referans aralığı esas alınmalıdır.</p>

<p>Anti-CCP 100 romatoid artrit mi?</p>

<p>100 U bazı test sistemlerinde güçlü pozitif kabul edilir ve romatoid artriti destekler. Ancak tanı yalnızca bu rakamla konulmaz.</p>

<p>Anti-CCP 200 çok mu yüksek?</p>

<p>Birçok test sisteminde belirgin pozitif bir sonuçtur. Bununla birlikte 200 olması hastalığın mutlaka çok ağır olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Anti-CCP pozitif ama RF negatif olabilir mi?</p>

<p>Evet. Bu durum özellikle erken romatoid artrit değerlendirmesinde görülebilir ve klinik bulgularla birlikte yorumlanır.</p>

<p>Anti-CCP negatif olup romatoid artrit olunur mu?</p>

<p>Evet. Bazı romatoid artrit hastalarında Anti-CCP ve RF negatif olabilir.</p>

<p>TIBBİ UYARI</p>

<p>Anti-CCP sonucuna yalnızca rakam üzerinden hastalık tanısı konulmamalıdır. Özellikle birkaç haftadan uzun süren eklem şişliği, sabah tutukluğu veya el-ayak küçük eklemlerinde simetrik yakınmalar varsa romatoloji değerlendirmesi geciktirilmemelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Mayo Clinic Laboratories — Cyclic Citrullinated Peptide Antibodies, IgG, Serum</p>

<p>MedlinePlus — CCP Antibody Test </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Tahliller</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/rf-negatif-ama-anti-ccp-pozitif-romatoid-artrit-olabilir-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 17:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/genel/i-m-g-7337.jpeg" type="image/jpeg" length="96920"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Manas Üniversitesinden Türk Dünyasına Ortak Bilimsel Üretim Çağrısı]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/manas-universitesinden-turk-dunyasina-ortak-bilimsel-uretim-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/manas-universitesinden-turk-dunyasina-ortak-bilimsel-uretim-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinde Orhun Değişim Programı’yla ağırlanan akademisyenlere, ziyaret dönemini aşan ortak araştırmalar, projeler ve bilimsel yayınlar geliştirme çağrısı yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk dünyasındaki üniversiteler arasında akademik hareketlilik sağlayan Orhun Değişim Programı, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinde (KTMÜ) yeni bilimsel ortaklıklar gündemiyle ele alındı. Konuk akademisyenlerle buluşan Rektör Prof. Dr. Alpaslan Ceylan, programın kazanımlarının ortak araştırma ve yayınlarla kalıcı hale getirilmesini istedi.</p>

<p>Tanışma toplantısında Ceylan’a, Dış İlişkiler Ofisi Koordinatörü Prof. Dr. Serkan Yıldırım eşlik etti. Farklı üniversitelerden gelen akademisyenlerle, KTMÜ’de yürütebilecekleri çalışmalar ve geliştirebilecekleri iş birlikleri üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.</p>

<p>Program bitecek, bilimsel ilişkiler sürecek</p>

<p>Ceylan’ın konuk akademisyenlere verdiği mesajın merkezinde, değişim süresi tamamlandıktan sonra da devam edecek bilimsel ilişkiler vardı. Kırgızistan’ın kültürünü ve coğrafyasını tanımanın değerli bir deneyim olduğunu belirten Ceylan, bu sürecin araştırmacılar arasında yeni çalışma alanlarının belirlenmesine de katkı sağlamasını istediklerini söyledi.</p>

<p>Akademisyenleri üniversitedeki meslektaşlarıyla doğrudan temas kurmaya davet eden Ceylan, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Akademisyenlerimizle bir araya gelin, ortak çalışma alanlarınızı belirleyin, birlikte araştırmalar, projeler ve yayınlar geliştirin. Burada başlayan akademik ilişkinin program sona erdikten sonra da devam etmesini önemsiyoruz.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ceylan’a göre, ortak projeler ve araştırmacı ağlarıyla sürdürülen ilişkiler, Türk dünyası üniversitelerinin birlikte bilim üretme kapasitesini güçlendirebilir.</p>

<p>Yaklaşık 6 bin 500 öğrencili üniversitede öncelik nitelik</p>

<p>Toplantıda KTMÜ’nün eğitim anlayışına da değinen Ceylan, üniversitede yaklaşık 6 bin 500 öğrencinin öğrenim gördüğünü belirtti. Kurumsal gelişimde önceliklerinin eğitim, araştırma ve akademik hizmetlerin niteliğini yükseltmek olduğunu ifade etti.</p>

<p>Öğrencilerle akademik ve idari personel arasındaki yakın iletişimin üniversitenin güçlü yönlerinden biri olduğunu söyleyen Ceylan, bilimsel başarının gelişmesinde çalışma ortamı kadar kurum kültürünün de etkili olduğunu vurguladı. Konuk akademisyenlerin kendi deneyimlerini paylaşarak bu ortama katkı sunmalarını beklediklerini kaydetti.</p>

<p>Araştırmacının çalışmasını kolaylaştıran yönetim yaklaşımı</p>

<p>Bilimsel üretimi destekleyen koşulların önemine işaret eden Ceylan, akademisyenlerin kendi disiplinlerine ve çalışma düzenlerine uygun biçimde araştırma yapabilmelerini desteklediklerini anlattı. İdari süreçlerin etkin yürütülmesi ve gereksiz bürokrasinin azaltılmasının da bu yaklaşımın parçaları olduğunu belirtti.</p>

<p>Türkiye ile Kırgızistan’ın ortak iradesiyle kurulan KTMÜ’nün farklı akademik gelenekleri buluşturduğunu ifade eden Ceylan, üniversitenin bu yapısının uluslararası hareketlilik ve ortak çalışmalar için imkân sunduğunu söyledi.</p>

<p>Konuk akademisyenlere “Manas ailesi” mesajı</p>

<p>Ceylan, program katılımcılarının üniversitenin akademik ve sosyal yaşamına katılmalarını önemsediklerini belirterek, “Burada bulunduğunuz süre içerisinde kendinizi misafir olarak değil, Manas ailesinin bir parçası olarak görmenizi istiyoruz.” dedi.</p>

<p>Akademisyenlerin öğrencilerle ve üniversitenin farklı birimleriyle kuracakları temasların yeni iş birliklerine zemin hazırlamasını istediklerini dile getiren Ceylan, katılımcılara verimli bir çalışma dönemi diledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/manas-universitesinden-turk-dunyasina-ortak-bilimsel-uretim-cagrisi</guid>
      <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 17:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/09/i-m-g-1200.jpeg" type="image/jpeg" length="99186"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="96998"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="85104"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="29918"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="31579"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="24240"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="47903"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
